P. 1
Fransız Sineması Üzerine

Fransız Sineması Üzerine

|Views: 105|Likes:
Yayınlayan: sose2012
Film Studies
Film Studies

More info:

Published by: sose2012 on Mar 12, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

03/12/2013

pdf

text

original

SİNEMA KİTAPLIĞI

Fransız Sineması Üzerine
ŞENOL ERDOĞAN

Bu eser http://genclikcephesi.blogspot.com tarafından yayınlanmaktadır.

http://genclikcephesi.blogspot.com

1

Fransız Sineması Üzerine
KISACA ...

Elinizde tuttuğunuz bu kitap; Fransa’da gerçek anlamda sinemadan bahsedilebilecek ve bu yoğunluğun yaşandığı dönemi; yönetmen ve filmler ağırlıklı olarak bir anlamda kronolojik bir yapıyla sergilemektedir.

Amaç; irdelenmiş bir Fransız Sineması ortaya koymak değil, daha çok Fransız Sinemasının genel yapısını gözden geçirerek, önemi genel kabul görmüş bazı noktaları da genişletmektir. Bundan dolayı da; bu kitapta uzun metinlerle kendilerinden bahsedemeyeceğimiz isimleri, yaptıkları önemsenecek işlerden dolayı küçük pasajlar şeklinde bir tablo içerisinde toplamayı –daha– uygun gördük; böylelikle de onlara değinmeden geçmemiş olarak; kendimizi ve “bu neden yok?” sorusunu yöneltebilecek okuyucuyu rahatlatmış olduk. Eser bir anlamda iki ana bölümden oluşmaktadır; kitabın birinci kısmı diyebileceğimiz yanı; Fransa’da sinemanın endüstri açısından doğumu ve gelişimi ve daha sonralarıysa çeşitli sebeplerle nasıl durakladığını ve dış piyasanın iç sektöre yaptığı olumsuz dokunmaları; ardından da sessiz film yıllarından başlayıp sesli filme uzanan ve doksanlara değin filmleri ve yönetmenleri anlatarak gelen tarihi aktarırken; Fransız sineması içerisinde doğan akımları ve söz etmenin kaçınılmaz olduğu isimleri de içine almaktadır. Kitabın ikinci diye adlandırabileceğimiz son kısmında ise; en başından sonuna değin Fransız sinemasında adına rastlanan ve sinema adına gerçekten önemli olan kişilere değiniler yapacağız. Fransa’ya belki sanatın doğduğu yer diyemeyiz ama şu bir gerçek ki sanat olarak sinemanın doğduğu ve sanatın tüm anlamıyla yaşadığı, yaşandığı, önemlisi; sanatçının da beslendiği bir yer olmuştur hep. Sanat anlamında ilkleri yaşamış bir ülke olan Fransa, sinemada da ilkleri yapmış bir ülke olarak ilgi sınırlarımızdadır şu an. Sanırım öncelikle sinemanın fotoğrafçılık kaynağına bir göz atarak doğumunu kutsayıp daha sonraysa doğan bu çocuğun gelişim safhalarını izlemek en iyisi olacaktır.

Fransa’da Sinemanın Oluşumu
“Her şey, Lumiere Kardeşlerin fotoğrafçılıkla uğraşırken "sinematographe"ı bulmaları ve
geliştirmeleri ile başlamıştır” sözcüğü pek doğru değildir: Kimse sinemanın Lumiére’lerin bir icadı olduğunu öne süremeyeceği gibi, kimse de sinemanın başlangıcına ilişkin bir noktalama yapamaz.
http://genclikcephesi.blogspot.com

2

Şöyle ki; sinemanın önceliğine doğru bir bakış yaptığımız da karşımıza çıkacak olan şey ana hatları belirli bir tablo ya da bir tarih olmayacak bunun yerine bir süreç ile karşı karşıya kalacağızdır. Ne Edison’un 1891’de patent aldığı Kinetescope’u, ne Robertson’ın 1798’ deki Phantasmagoria’sı, ne de Reynaud’nun 1892’de yaptığı Pantomimes’si ve 1890’lara kadar gelen değişim süreci sinema için bir patlama noktası olmamış, başta da belirttiğimiz gibi bir sinema evrimi ortaya koymuştur diyebiliriz. 1880 senesinde Adriano de Paiva konuyla ilgili olan çalışmalarını yayımlamış; Rignoux ise 1909 senesinde gerçek bir aktarımı başarabilmiştir. Gene de sinema için film gösterebilir hale gerçek anlamda gelene dek icat edilmedi cümlesi kurulmuştur, kurabiliriz. Tarihe

baktığımız zaman Kinetescope’un sadece bir gösteri-m kutusu olduğunu gördüğümüzden dolayı onu sinema olarak elbet kabul edemeyiz, zira bu aygıt sadece bir kişiye sunum yapabiliyor ve bu da sadece mevzu kutunun içine sabit bir şekilde bakmakla sağlanabiliyordu. Bu aygıt Viktoryan dönemin Zoetrope’un dan farklı bir şey değildi. Yıl 1895’ e geldiğinde icatçıların filmi aralıklı bir şekilde akıtan aygıtlar yaptığını görebiliyoruz. Lumiére’lerin yaptığı da böyle bir şeydi zaten ve filmlerin sürelerinin çok kısa oluşundan dolayı süreklilik anlamında pek bir sorun yaşanmıyordu. İhtiyaç duyulan tek şey gösterimin duraksatılmasını ya da kesilmesini engellemek ve bir akışkanlık sağlamaktı. 1897’li yıllarda Woodville Latham ve R.W Paul’un buluşları ile bu sorun ortadan kalkıyordu. 1905 yılına gelindiğindeyse sinema tarihinde Malta Haçı adını almış olan teknikle bu problemler tamamen ortadan kalkıyor; icat 1905’lerde tüm kusurlarından arınıyordu ve bu biçim hâlâ 35 mm projeksiyonunda da kullanılmaktadır. Bir hareket noktası olarak Lumiere Kardeşler ile devam edecek olursak; buldukları bu icatla çektikleri görüntüleri daha sonra halka gösteriyorlardı ki bunlar genellikle; kısa belgesel, haber, ve komedilerden oluşan filmlerdi. Lumiere'lerin bu işi ileri götürmeleriyle -ki bunda yeterince ilgi görmelerinin de payı büyüktü - sinema gösterileri farklı tarzlarda ve konularda çekilmeye başlandı. İşin aslı yaptığımız girişe çok ters doğrusu; zira Lumiere'ler sinemanın eğlenceden öte geçebileceğine değil inanmak bunu akıllarına dahi getirmiş değillerdi oysa. Birkaç yıl sonraysa sinematografı ve patentini Pathé'ye (ilerleyen safhalarda Pathé hakkında bir hayli yazacağız) sattılar.
Fransız sineması dünya ilklerini gerçekleştirmiştir” gibi bir sözcüğü hiç tereddüt etmeden kurabiliriz; gerçek anlamda bir çok yeniliğin doğum yeri olmuştur Fransız Sineması: Max Linder’ın komedileri, Sanat Filmi kavramının doğuşu, dizi filmlerin çekilmeye başlanması, ilk canlandırma filmlerin Emile Cohl öncülüğünde çekilişi, Sürreal noktalarla ağırlık kazanacak olan AvantGarde’ın sinemaya girişi; fotojeni, hızlı ritim ve heyecanı öne çıkaran Louis Delluc, Abel Gance, Rene Clair, Jean Renoir, Jean Vigo, Jean Gabin gibi yönetmenlerin ortaya çıkıp Fransız İzlenimcileri’ni var etmesi gibi sinemayı var eden olguların gerçekleşmesine sahiplik etmiştir. Evet, yapılması gereken bu sunumlardan sonra en başta da bahsettiğimiz çizgiyi izleyecek olan kitabımıza başlayabiliriz.

FILM D’ART

http://genclikcephesi.blogspot.com

3

Paris'te Club des Amis du 7 e Artı kuran Ricciotto Canudo'nun sanat sineması üzerine kaleme aldığı eleştirel yazılarla kendini hissettirmeye başlamıştır. Reynaud’nun çalışmalarına değin dayanan Canlandırma Sineması için kullanabileceğimiz en eski tarih 1844 yılıdır. Savaşın ardından -daha öncede belirttiğimiz gibiküçük oluşumlar söz konusu olmuştu ve bu oluşumların arasında deneyselliğe taban olacak. 1888 senesinde yapılan Zavallı Pierrot bir çıkış noktası olarak alınmıştır. İşte soyluların sinemaya yönelik bu tutumları sayesinde belki de sinema biraz kişilik bulmuş olacaktı. Bu arada Komik Hayvanlar Dizisi. Ama ülkesine döndüğünde artık ilgi çekmeyecekti. Germinale. Avant-Garde Sinema 1908 yılında. 1918’e değin yüzlerce kısa film yaptı. Tanınmasını sağlayan yapımı Les Joyeux Microbes. Sardou. sanat ve felsefe oluşumlarına ve kurumlarına değil bu öğelere bir bütün olarak yani savaşı baz almadan. Bu arada Pathé sonrasında ise Eclair şirketlerine geçiş yaptı. Büyük yönetmenler. 1908’de ilk yapımı olan Fantasmagorie’yi ortaya koydu. aydınlar tarafınca oluşturula gelen küçük çaplı yapım evleri oluşmuştu. Belirtmeliyiz ki bu sadece işin teorik safhasıdır. öncesi ve sonra-sıyla saçma ve usdışı-ötesi olarak daha iyi bir tabirle çılgınlık diyebileceğimiz bir uslupla ayak diremişler ve yeni bir oluşum ortaya koymuşlardı. Drame chez les fantoches. Film D’Art sonrasında bahsedilecek diğer önem noktası ise. Emile Cohl’a gelecek olursak: 1857 doğumlu sanatçı önce ünlü karikatürist André Gill’den dersler almış sonrasında ise mizah dergilerinde çizimler yapıp sinema tutkusunu Gaumont’da senarist ve yönetmen olarak ortaya koymuştur. Sanat Filmi adını alsa da. Don Quichotte. dünyaya bakışlarında ki farklar gibi sinemaya olan bakışlar da her yönden farklı olacaktı. Picasso gibi sür-real-ist'ler ilk sergilerini düzenlemişlerdi bile. Üçüncü önem noktası olarak ise Fransız Sinemasının belki de en özel dönemi olan Avant-Garde Sinema’dan söz açmamız gerekiyor. Elbetteki bu eksenin merkez noktası Paris olacaktı. Carmen. Ernst. Notre Dame’ın Kamburu. süreç. Le Mystere de Paris. Canlandırma Sineması ve bu dalın yegane ismi Emile Cohl olacaktır. Séries d’animaux comiques ile uğraştı. tıpkı aydın sınıfın bakış açısının halktan ayrılım noktası gibi. Bu tarz kesinlikle Courtet ve Cohl ile başlamış ve bir süre sonra Fransa’da kabul görmüş ve sevilmiştir diyebiliriz. Belki bu tarzın doğması için olumlu olarak şunu söylemek mümkündü: Sinema sadece bir eğlence aracı bir oyuncak olmadığı gibi. Klée. özellikle tiyatro yazarlarına verilen siparişlerden de etkilenerek ortaya bir théâtre film akımı doğurmuştu ve sinema Méliés’ten sonra yeniden tiyatro ile gölgelenmişti. Oliver Twist. 1920’li yıllarda ise animatörler Fransız Edebiyatından uyarlamalar yapmışlardır. 1912’de A.D’ye geçti ve Baby Snookums adlı ünlü çizgisini gerçekleştirdi. Kamelyalı Kadın. Lafitte’ler: Lavedan. Ray. 1906’da La Vie du Christ. Bir akım olarak Dadahttp://genclikcephesi. ahlak. L’ Assassinat du Duc de Guise. salt ayak takımına indirgenecek bir olgu da değildi. Sefiller.Sinema elbet ilgi çekecekti ve bu ilgi tabakalara göre farklılık gösterecekti.com 4 . Kukla film deneylerini ve Don Quichotte’u yaptı. Onlar sadece savaş sonrası ortaya yayılmış olan ideolojilere. Film D’Art’ın başlıca örnekleri şunlar olmuştur: Manon Lescaut. Canlı Kibritler. Kuklalar Arasında Bir Ağlatı’yı ortaya koydu. Üç Silahşörler. Leamitre. Le Roi s’amuse. Neşeli Mikroplar oldu. Böyle bir hareketi ilkin Lafitte Kardeşler gerçekleştirecekti. Guise Dükünün Öldürülüşü oldu. Seyirci kitlesi baştan belli ve hazırdı. Macbeth.blogspot. Bu oluşumun tabanında ressam ve şairler yer almaktaydı. İsa’nın Yaşamı yapılmıştır. Miro. Comédie Française ise ortak düşüncelerinden dolayı piyasadan farklı olduklarını düşündükleri oyuncu ve yönetmenler konusunda onlara destek sağlayacaktı. 1938 senesinde sefalete yakın bir çizgide öldüğünde ardında önemli şeyler bırakmıştı. ünlü oyuncular ve isim yapmış besteciler kullandılar. insanların yaşama. l’ Arlesienne.B. soylu ve kültürlü tabaka! Bu yapımın ortaya çıkışı ve eserin kabulü ile birlikte ünlü eserler ve ünlü oyuncular süreci başlamış oldu. Arp. L’assommoir. Sanat Filmi adı altında (kurdukları bir şirketle) senaryo siparişleri verdiler. İlk filmleri 1908 tarihli. Emile Cohl ve de Jean Durand'ın çalışmalarından etkilenmiştir. Rigoletto. Ardından basit ve çocuksu çizgi stillerine sahip olan: Les allumettes animées. Rostand gibi senaristlere Film d’Art.

Marcel Duchamp'ın Anaemic Cinéma'sı. Ama etki bununla sınırlı kalmamış anlaşılan ki yeni çekim. günde kırkbin metre film pozitifi. Çok değil birkaç yıl sonra bu rakamlar nerden bakılsa iki katına ulaşmış olacaktı. peki Delluc ne yapmıştır: Işık ve ritmin yaratıcı bir şekilde kullanılması gerektiğini ve kullanabileceğini söyleyen bu adam Photogénie kelimesini irdeledi. Anlam olarak bu sözcüğe. sürecin öne çıkan sinemacısı olarak Louis Delluc isminden başkası olmayacak. kaçınılır olmadığı gibi bu alanda bir yatırım patlaması yaşanması da beklenenin olması olarak açıklanabilir ancak. Delluc bir eleştirmen ve kuramcıydı. bu tarih için ‘sinema yılı’ denebilirdi gerçekten. buna bağlı olarak gölge. Kirsanov. Sinemanın tinselliğin formülasyonunda önemli bir nokta olduğunu biliyor ve psikolojik alanın yaratılması. ortaya koyduğu filmlerlede sinemacılığını gerçek anlamda ispat etmişti. kamera teknikleri geliştiren bir grup doğmuştu. ilkinden çok uzak ikinci sürreal çalışmasında genede yaratıcılığını Dali'nin yaptığı bir sahneyi filme koymuştur. Sanırım genel kabul gören kanı. Tüm bu oluşumların sinema üzerinde bir etki yapmaması kimse tarafından düşünülemezdi elbet. Menilmontat bu çizgi insanlarının başlıcalarıydı. Elouard gibi şairler de bu süreçte isim yapmışlardır.blogspot. O tüm bu düşünceleri doğrultusunda yazdığı sinema yazılarıyla gerçek anlamda bir ünvana kavuşuyordu. ay da ikiyüzelli kamera. Delluc. Dulac. Jean Gremillon'ın PhotogéniqueMécanique'i. bunun yanı sıra sayabileceğimiz teknik ekipmanın tümünü sağlayan Pathé idi. Eugéne Deslaw'ın La Marche des Machines si Ferdinand Léger'in Le Ballet Mécanique'i önde duran örneklerdendir. zamanı şekillendirme ve zihnin belirlediği hissini sağlayan görüngüler yaratma konusunda öne çıkıyordu. Epstein. Breton. insan yüzü ve tüm nesneler olduğunu söylemekteydi. Bunuel'in Un Chien Andalou'su senaryoya Salvador Dali'nin ortak düşmesi bakımıyla da ünlenmiş. Deneysel Sinemada gerçeküstücü kulvarda ise Fransayı kesinlikle Luis Bunuel'in Un Chien Andalou'su ve onun kadar ol-a-masa da L'age dor yapıtı. yapacaktı da. Fransa’da Sinemanın Endüstrileşme Süreci ve Sessiz Sinema Yılları 1907-1922 Tarihin 1907’yi gösterdiği zamanlardı ve sinema Fransa’da kendisine bir ‘yıl’ edinmişti. Sinema olarak Avant-Garde. elindeki en önemli malzemenin ışık. Aragon. Bu öylesi bir atmosferdi ki bu ortamı oluşturan yegane yapı sinemaya geleceği sınırsız bir dal olarak bakılmasıydı. herhangi özelliği bulunmayan bir nesnenin bir liriksellik sergilemesine sebep olan görüngü biçimi dedi. Soupalt. Orphée ve Le Testament d’Orphée’ile bitirdiği üçlemesi temsil etmiştir. bu. büyümesi http://genclikcephesi. Apollinaire. kurgu. Avant-Gard çizgisine ait örnekleri sıralayacak olursak: Henry Chomette'un Cing Minıtes de Cin"ma Pure'u.com 5 . Bunların sonucunda da sinemanın bir sektör olması kaçınılır değildi. Ray'in Emak Bakia'sı ve Cocteau'nun Le sang d’un poéte ile başladığı. Elbetteki sektörün beslenmesi. Bu arada bahsetmezsek olmaz. 1920 ila 30 arasındaki zamanı kapsayacaktı. aralarına giren soğukluğa rağmen Bunuel.izm. Sinema sanatçısı yönetmenin. filmlerinden biri olan Fiévre ile Vigo ve Carne'ı etkileyecekti . Söz konusu çoğul üretim olduğunda bu pazarın merkez noktasına oturan bir tek isim söz konusuydu.

Bu listeye daha sonraları bambaşka açılımlara kapılar açan Eclair de eklenecek ve bunun ardını küçük şirketler takip edecekti. Korsanlar. Elbetteki bu girişimlerin ardından yeni şirket oluşumları gelecekti ve geldi de. Gaumont tarafından yapılan bir komedi dizisi olan ve artık Fransa’da standartlaşmanın kesin belirtisi olarak baz alınabilecek bir noktayı gösteren Calino dizisi çekiliyordu ve bunu bir yıl aradan sonra yani 1910 yılında René Dary’nin rol aldığı Bébé dizisinin izleyiciye sunulması izledi. yönetmenliğini Léonce Perret’in yaptığı Sur les rails. Pour un collier gibi Grand Guignol yapımları geliyordu.blogspot. ciddi ve öyküsel diye nitelendirilen yapımlar için 300 metrelik tek makara tipi kullanılırken. Şimdi doğup hızla gelişen ve muazzam bir ağa ulaşan sektörü az da olsa kenara koyup sektörde yer alan filmlere yönelelim. ağırlıkla yönetmenliğini Albert Capellani’nin yaptığı drama ve gerçekçilik başlıkları üzerine oturtulmuş anlatısalcılığa dayalı yapımların bu dönemin öncesini kapsayan ve klişe yakınlığa varmış olan komedi filmlerinin yerini aldığı gözlemiyle karşılaşıyoruz. ikinci olarak sayabileceğimiz şirket Léon Gaumont’dan başkası değildi. Komedi furyası almış başını ilerlemiş olsun bir diğer yandan da sektörel basının da yoğun çalışma ve yardımlarıyla Fransa’da sinemanın saygın bir kültürel kimlik kazanması için çabalanıyordu. 1909’lu yıllara geldiğimizde. Bu süreç için söylenebilecek yegane şey Fransa’da komedinin alabildiğine popülerliğini arttırmış olmasıydı. birbirlerinin gelişimini omuzlayan şirketlerdi de. Beyaz Eldivenli Adam tarzında melodram yapımların yanı sıra Ruse de mari. Bununla birlikte gösterim alanları hızla gelişiyor yani kitle büyüyordu. Bu arada Pathé tarafından dağıtımı yapılan iki komedi yapımı olan Charles Prince’in yer aldığı Rigadin ve Max Linder’li La Petite Rosse bu komedi furyasının içerisinde fark atanlar olarak göze battı. ardından 1911 yılında yapımına başlanan oyunculuğunu Ernest Bourbon’un yaptığı Onésime dizisi geldi. Bu filmlerde karşımıza çıkan değişiklik diyebileceğimiz önemli nokta kameraların gelişen ve değişen çekim planlarıydı. Kılpayı Kurtuluş. İlerleyen ama yakın tarihlerde Pathé dünya çapında tam anlamıyla tüm kollarıyla yaygınlaşmış bir şirket halini alıyordu.com 6 . Bu bahsi edilen ölçüler sonraki birkaç yıl içinde sabitliğini koruyacaktı ve bu süreç içerisinde yapılan: Scénes de la vie telle qu’elle est dizisinin ilki olan Louis Feuillade’in Les Vipérés’i. Bunlardan büyük paya yaklaşabilecek. René Leprince tarafınca yapılan. Film ekipmanından yapıma. Aynı zamanda. 150 metrelik yarım makara tipi komedi tarzı filmlerin standartlarını belirliyordu. 1911’li yıllara gelindiğinde üç ve daha fazla makaralık metrajlı filmlerin sinemada yerini aldığını görmekteyiz. Bu süreç için sayabileceğimiz filmlerin başında: La Loi du pardon. bir diğer anlamla biri olmadan bir diğerini düşünmek imkanın dışında kalan bir şeydi. dağıtım ve gösterime değin aktivitesi yüksek bir şirketti.için gereken şeydi ve bu beslenmenin harcında olmazsa olmaz en önemli şey başta Paris olmak kaydıyla Fransa’da yeni sinema salonlarının inşaa edilmesiydi. Bu yapıyla çekilmiş filmlere baktığımızda. koreografıyla dikkat çeken Le Coupable gibi filmlerde yoğunlaştırılmış öykü anlatımının olağanüstü bir aracı olduğu anlaşılmış oldu. buna kameranın giderek çok yönlülüğü daha fazla kullanmaya başlaması da diyebiliriz. Burada belirtilmesi gereken şey şu ki : büyüyen sadece Fransa’da sinema değil. Pathé tarafından piyasaya sunulan bu filmlerin neler olduğuna bir bakalım: Tarihsel bir melodram niteliğinde olan ve Capellani’ce yapılan Le Courrier de http://genclikcephesi. İlk dönem diye isim verebileceğimiz zaman dilimimde gösterimi yapılan filmlerin ardından (ki bunlar güncellik üzerine kurulu atraksiyon filmleriydi) 1907’li yıllara baktığımızda. Şimdi. Yıl 1911’i gösterdiği dönemlerde Fransız filmleri metrajları bakımından kesinlikle bir kalıplaşma yaşıyordu. Le Cheval emballé gibi komedi türü yapımlarda tatmin edici sonuçlara varmışlardı.

Artık sebebi nedendir bilinmez<?> ama bir şekilde Fransa artık gülmekten vazgeçtiğinde (ki bu onların sineması için iyi olacaktı) tarih 1918’ e varmış bulunuyordu ve ortada neredeyse hiç denecek kadar komedi filmi dolaşıyordu. Gaumont bu süreç içerisinde yeniden suç filmlerine yöneldi ve bunu da Les Vampires’le başlattı. 1913 yılının sonlarına gelindiğinde film sayısı ve metraj bakımından Fransızlar kendi topraklarında liderliği ABD’nin eline vermişlerdi. Pathé. Fransa’nın önde gelen dört film şirketi 1915 başında üretime yeniden başladılar başlamasına da ortadaki performans düşüklüğü ilerisi için pek hoş şeyler müjdelemediği gibi salonların ithal filmlerle. Ortada olan gerçeklerden biride mevzu edilecek olan savaşın Fransız film sektörüne darbe vuran tek etken olmayışıydı. bunu kadınlara daha önce hiç verilmemiş bir öncülük takip etti ki bu tamamen ideolojik noktalara temas eden bir meseleydi. 1911’li yıllarda Amerika’da piyasaya sürülen filmlerin toplam tablosunda Pathé ’nin aldığı pay büyük düşüşler yaşamış ve %10’lara kadar varmakla kalmamış ilerleyen zamanlarda bunun da altına düşmüştü. Delluc’nun o müthiş sorusu kalıyordu akıllarda: “Fransız sineması hayatta kalmayı nasıl başaracak.Lyon ve Gérard Bourgeois’in toplumsal dramı Victimes d’alcool sonrasında ise. İlerleyen yıllara baktığımız zaman uzun metrajlı yapımların yavaş yavaş sinema salonlarında haftalık programlar halinde yer aldığını görecektik. Ayrıca gözden kaçırmamamız gereken bir konuda Pathé tarafından Film d’art’a önemli finansal destek sağlandı. Elbetteki bu mevzu filmlerin çok büyük çoğunluğunun dağıtımı Amerikan <destekli> şirketleri tarafından yapılmaktaydı. Gaumont için aynı şeyleri söylemek mümkün değildi ancak. ABD ye kaymasından kaynaklanan ürün kısma modunu benimsemek zorunda kaldı. Şirket sadece uzun metrajlı yapımları desteklemekle yetinmedi. Rigadin’e devam ederken. Notre Dame de Paris. bunu: Judex. 1914 Ağustos’unda ilan edilen genel seferberlik Fransa film endüstrisini tek kelimeyle donduracaktı. Amerikan ve İtalyan filmleriyle dolmasıda cabasıydı.com 7 . Gaumont’da Bout-de-Zan’a devam etti.blogspot. Bahsettiğimiz bu son iki filmin tek özelliği büyük edebiyat uyarlamaları olmakla sınırlı değildi. sektör için yeni oluşumlar peşinde koşup yeni sinemacılar da buldu. Ama bu Pathé’den sonra hâlâ ikinci büyük güç olmasını engellemedi. Tüm bunların ardından klasik melodramlar ve savaş öncesi sokak tiyatrolarından yapılan uyarlamalar geldi. ortada çoğunluk uzun metrajlı filmlerin artık çağdaş konuları ele almadığı gerçeği boy göstermekteydi. bilinen şuydu ki zaten savaş öncesinde de Fransız film piyasası ağır ağır bir gerileme dönemini yaşamaya başlamış ve Amerikan film piyasası karşısında güç yitirmişti. Ne var ki bundan da kötüsü gelecekti. Her ne kadar işlerin her yönden olumlu seyrettiği düşünülse de hatta salonlarda tam oniki makaralık bir yapım olan Les Misérables yer alsa da. Alınan başarılardan dolayı diziler Film d’art için önemli bir hale geldi. La Nouvelle Mission de Judex izledi. Ve bu döneme ait. Artık heryerde Charlie Chaplin filmleri gösterilmeye başlan-mıştı<bile>. ilk sürülen filmlerle maddi kazanç sağlayıp sağlamayacakları üzerine tereddüt yaşayan şirket bu son iki filmle aynı zamanda bu maddi kaygılarındanda kurtulmuş oluyorlardı. başarırsa nasıl Fransız olacak?” Aslında herşey olabildiğince http://genclikcephesi. o. Savaş sona erdiğinde Fransa tek kelimeyle ABD’nin sinema sömürgesi haline gelmişti. Ne var ki tüm olumsuzluklara ve şirketler arasındaki stratejik kavgalara rağmen (ki Pathé çalışanlarından dahi firma değiştirip ABD şirketlerine geçenler olmuştu) Fransız yapımlarının yegane dağıtımcısı olarak Pathé kaldı. Réjane tarafından yapılan Madame Sans-Géne.

Fransız sinema sektörü bu durumdan kurtulmayı amaçlayan bir düşünce geliştirme peşine düştü ve geliştirdi de. Bunları. Fakat işler genede pek yolunda gidiyor sayılmazdı zira bu yıllar aynı zamanda ABD şirketlerinin Fransa’da kendi ofislerini açtığı yıllardı. Albatros’un Feyder ve Clair ile yollarını birleştirdiği. İstatistiklere baktığımızda: savaşın ardından 1444 olan salon sayısı 1922’lerde 2400’e ve iki yıl sonrasında ise neredeyse bu rakamın ikiye çıktığını görecektik. 1923 yılına gelindiğinde Fransa tarihini görsel olarak anlatan Société des Films Historiques’nin büyükçe bir bütçeyle Grineff imzası taşıdığını görüyoruz. aslını isterseniz Fransız sineması için övünç duyulacak bir şey değildi. Le Tournoi de olduğu gibi Le Miracle des loups yolu takip edildi. Franco-Film ve Société Générale des Films firmalarının çıkışı takip etti. Diğer yapılanmalara baktığımızda ise Monte Cristo’da olduğu gibi izlenen bir Cinéromans dizi dönemi söz konusuydu. Aynı yıllar söz konusu edildiğinde gişe gelirlerininde önemli bir derecede artış sağladığı gerçeği karşımızda durmaktadır. Lévy ve Epstein ile yeni bir kadrolaşmaya gittiği. Savaş sonrası Fransa. Bu iyimser rakamların ardında yatan gerçek. Film d’art’ın Duvivier. söz konusu ülke Almanya olduğunda durum farklılaşmaktaydı. Yıl 1922’ye geldiğinde yılda 130 uzun metrajlı Fransız yapımı ortaya konsada bu ABD ve Alman yapımlarının ortaya koyduğu rakamın çok altında kalmaktaydı. Bu arada adını anmamız gereken önemli bir diğer yapıtta elbetteki http://genclikcephesi. Zaten düşünülen Alman ittifakı da Amerikan yatırımının Alman sinemasına kaymasıyla imkansızlaşmış oldu. Amerikan filmlerine boğulurken Amerika’da Fransız sinemasının şansı olduğu söylenemez. Dreyer ise bekleneni yapmayıp Jeanne d’Arc’ın ruhsal yapısı ağırlıklı atmosferi bir o kadar da siyasi ağırlıkla ve çatışmalarla miksajlayıp ortaya koyuyordu. La Merveilleuse Vie de Jeanne d’Arc. Bu değişimin genel yapısına göz attığımızda. Aynı zamanlarda Raymond Bernard’ın Le Miracle des loups’da gösterime sokuluyordu. Almanya’da hatırı sayılır sayıda Fransız yapımı gösterime sokulmaktaydı. değildi zira bunu sağlayan bir gerçek vardı ortada o da popülerleşen Amerikan sinemasının salonlarda gördüğü yoğun ilgiydi ki bu dönemlere baktığımızda vizyonda Ben-Hur ve Robin Hood dikilecekti karşımıza.kötüye gidiyordu ve bu sırada yani 1920’lerin başında ufak yapım şirketlerinin oluşturduğu bir aile şirketi mantığı çıktı ortaya ve bir anlamda bu düşüşe karşı bir karşı duruş başlamış sayıldı. Cinéromans’ın Films de France serisini ürettiğini görüyorduk ki bunu Paramunt’a bağlı dört firmanın daha sektöre girmesi izleyecekti.com 8 .blogspot. Popülerliğini koruyan ve hemen hiç vazgeçilmeyen dizi sektörü ardından gelen filmler Fransız tarihine ya da Çarlık Rusyası’na yönelik konuların işlendiği yapımlar oldu. Diğer yapımlara göz atmaya devam ettiğimizde. Almanya ile bir işbirliği söz konusu edilecekti ve böylece uluslararası film yapımı diye aktarabileceğimiz bir stratejiye yöneldiler. bunun yanısıra. Bernard’ın Le Joueur d’echecs’i Fransız Devrimi öncesi Polonya’nın Rus monarşisine karşı elde ettiği bağımsızlık mücadelesini anlatıyor ve hatırı sayılır bir ölçüde de gişe yapıyordu. Her ne kadar Gance’ın Napoléon’u proto-faşist olarak genel kabul görür bir etiket yesede ortada kabul görmesi gereken bir diğer şeyde. Aslında bu birleşmeden önce Birleşik Devletlerle yapılacak ortak çalışmaların düşünceleri doğmuş ama gelgelelim böyle bir birleşme mümkün olamamıştı. Yeni bir dönem söz konusuydu ve bu dönemde şirketler bir takım yeniliklere gitmişlerdi ki gitmekte zorundaydılar. filmde kullanılan kamera hareketlerinde ve çoklu perde uygulamasında kaygı gütmeden yapılan deneyselliklerin başarıya ulaşmasıydı. Aynı zamanda Fransız dağıtımcılarla da güç birleştirme modelide kullanılmıyor değildi. Dreyer’in bu filmi gerçektende Rauen mahkemesinin kayıtlarına dayanıyor ve karşıt zaman ve mekan sürekliliği sürecinde alınan çekimler simgesel bir aktarıyıda benimsiyordu. Fransa’ya pek az Alman yapımı girerken. Bu arada atlamamamız gereken yegane figür elbetteki Napoléon idi. ama 1927’ye ulaşıldığında bu durumunda sona erdiği ve Fransa’da gösterime giren Alman yapımlarının sayıca Fransızların toplam üretiminin üzerine çıktığı görülecekti.

Piorier’in Le Penseur’ü (1920). popülerliğe dönük macera filmleri haricinde. Epstein’ın La Chute de la maison Usher’ı (1928) bu dönemde yapılan filmlerin başlıcalarıydı. Yüzyılın bitimine gelindiğinde. çağrışımsal kurgu gibi tekniklerle retorik düşünme şekillerini deneyledi. özgün manzara yapılarını ve mekanı tekil ya da çoğul karakter için iç yaşam zemini olarak kullanırken yabancılar içinde kültürel alan olarak özellik taşıyorlar ve bu özellikleriyle belirginleşiryorlardı. Savaş sonrasında sektörü besleyen türlerden biri de Bulvar Melodramıydı.com 9 . Ve artık Fransız Sinemasına ses geliyordu. Geyder’in Crainqebille’si. tür olarak Fransa’daki yerini bir şekilde hep muhafaza etti. Mevzu ettiğimiz bu alanlarada kent ve kırsal olarak bir ikilenme görülüyor ve bu filmlerde de bu şekilde kullanılıyordu. gene Epsteın tarafından kanallar ve mavna yaşamları ana öğeler olarak ele alınıyordu. ritim farklılığı gösteren montaj çeşitleri. sömürge ülke topraklarındaki hakimiyetlerde düşünülürse Binbir Gece Masalları etkileşimlerinin altı boş kalmıyor ve biraz daha ilerlenip fantaziye ayak basılıyordu. Birisi Amerikan uyarlaması Fransız komedi sahası. Tarihsel filmler kendi içerisinde bir tekrar yaşarken zenginler için hazırlanmış diye nitelediğimiz ve öncede bahsettiğimiz abartılı stüdyo tipi burjuvaziye hizmet sunan filmler yerini buluyordu. benzerlik gösteren kadın filmlerinin aynılarını yapmayı sürdürdü ve El Dorado ile tarzının doruğuna ulaştığına yönelik kritikler aldı. Bunların yanısıra tüketici kapitalizm mantığıyla örtüşen bir sözde iyi yaşam felsefesi söz konusuydu Fransa’da. Epstein’in Coeur fidélé’si. Duvivier’in Brüksel çekimi Le Mariage de Mlle Beulemans’ı.blogspot. http://genclikcephesi. Zaman ilerliyordu ve meldoramanın kökeni diye nitelendirilen tiyatrodan öyküye doğru bir geçiş süreci görülüyor. ortada tam anlamıyla “Fransız” denebilecek filmler sektör tarafından artık yapılmıyordu. Clair’in Le Fantomé du Maulin Rouge’u (1925). Feuillade. La Raue yapıtlarında Gance eliptik sekanslar. Epstein. Montmartre’ın Benoit-Levy’si. Yer yer küçük bütçeli. Boudrioz. bu süreçe dair saymamız gereken yapımlar arasında yer almaktadır. Bu burjuvaist ve özenti hareket. Grémillon filmlerine malzeme oluyor. olabilecek kadar -kitlesi bakımından dabir sinema ruhundan yoksundu ve Fransız kültürünün özgünlüğünü yok etme eğiliminde olan bir hareketti. Delluc’un Fievre’si. bu türe dair çekilen görkemli modern stüdyo filmleri hızla yapılmaya ve kendi kitlesince olağan bir ilgi görmeye başlamıştı. Gastyne’nin La chatelaine du Liban’ı (1926). Türevlerinin tersine bu süreç içinde gelişimine ara vermeyen bir tür varsa o da gerçekçi drama idi. J’accuse. Ayrıca. daha başka kentlerde süregiden yaşama da sosyo ekonomik değiniler yapıldığını görüyoruz. diğeri de kente gelen taşrayı güncelleştirerek sunan komedi sahası. Fransa Alpler’i Feyder tarafınca kullanılıyor. kısa metrajlı ve deneysel niteliklere sahip filmler dirense ve öne çıksada bu yıllarda. Renoir’in Le Bled’i (1929). Gerçekçi çizgide ilerlemeye devam edersek. Ne olursa olsun komedi. Pouctal’ın Travail’i. Max Linder’in başrol aldığı Le Petiti Café olağan üstü sayılabilecek bir ilgi görmüştü. Bu yapımlar. görkemli stüdyo filmlerinin hakimiyeti söz konusuydu. Delluc. Ortada çif eksende dönen bir komedi piyasası vardı. Antoine.aynı derecede ilgi gören ve olağan üstü set düzeneği ve kostüm-dekorasyonuyla da ilgi çeken Casanova idi. Bu dönemde Dulac. Poirer tarafından tarım alanları malzeme olarak kullanılıyordu. Baroncelli. Örnekleyecek olursak Britanya Kıyısı L’Herbier.

deney-im-lemek olduğu.çabanın deneyselliğin ta kendisi olduğu ve sinemanın tabanının deneysellikten geçtiğini – oluştuğunu.öyle bir işçiydim ki. eş-dost arasında ileride ise Galeri Vivienne'de halka sergilemeğe başladı. karikatürist. yaşamıyla da. Ortalama bir öğrenci olan Melies.” G. Gösterileri o zamanki teknikle . aslında. elbette Melies’in deneysellik. Lyon'dan Paris'e oğulları tarafından icat edilmiş yeni bir aleti göstermek için gelmiştir. Ama o burada. tüm yaşamımı ve tüm gücümü hayal ettiklerimi imkansızda olsalar seyredilebilir kılmaya adadım.” Evet. sinemanın başlangıcının ve öncesinin başlı başına bir deneysellik olduğu. sihirbaz olarak sınıflandırabiliriz. Liseyi doğal olarak zorlukla bitiren Melies . güzel sanatlar fikrinden vazgeçmemiştir elbet ama babası onu ağabeylerinin yanına. Melies bu arada evlenir ve baba olur. ticaret yaşamından çekilen babasınca kendisine bırakılan mal varlığını nakit olarak kardeşlerine satar ve eline geçen parayla Robert Houdin tiyatrosunu satın alır. Ama asıl istemlerini hiç unutmuyordu.. o doğal-ç-. bizlere sinemacılığı bırakan. Sonsuz hüner sahibi bu sanat ve zanaat adamının çok yönlülüğünü. aktör. prodüktör. Ben burada sanatçının aile yapısına ona uygulanan babasal yaptırımlara falan girmeden ağırlığı sinema olarak belirleyip ilgili kesitlere değineceğim onun yaşamından. avant garde diye sözcüklerden haberi yoktu.. Bir yıl sonra Paris'e döner. David Devan adlı büyük sihirbazın gösteri dünyasıyla tanışır ve sahne ile birlikte sihirbazlık arzusunun sarsılmaz temelleri burada atılır. Londra'da öğrendiği sihirbazlık numaralarını aile. senarist. Güzel Sanatlar Okulu’na devam etmek istese de babasınca zorla bastırılır bu isteği ama o sembolist Gustave Moreau'dan ders almaya başlamayı becerecektir genede. dekor ve makyaj ustası. bu sözcükler dizinini burada da ele alarak bu ifadenin somut gösterimini Georges Melies denen büyük adamın yaşamıyla ortaya koymak istiyoruz.hareketlendirilen fotoğrafların projeksiyonuyla sona ererdi. ressam. kendinden bir avant garde idi.kesin bir gözle görmekteyiz..ki bu Molteni'nin lanterni tarafından aydınlatılan bir aletin içinden pelikülde sabitlenmiş imajların geçirilmesiyle . Gustave Moreau'nun atölyesinde genç bir kızla tanışıp evlenmek istemesi ve yine ailesinin reddi ile evlilik işini unutmak zorunda bırakılır ve babasının bir arkadaşının yanına çalışması için Londra'ya gönderilir. heykeltıraş. özel efektlerin kaşifi.com 10 . Bunların dışında kuzenince yayımlanan La Griffe gazetesinde Geo Smile adıyla çizimler yapmaktaydı. hâlâ faydalandığımız güzel insan. ayakkabı fabrikasına çalışmaya gönderilir.. Görevlendirildiği satış departmanından ziyade ileride kendi kameralarını yapmakta faydalanacağı teknik bilgileri edineceği makinelere ilgi duydu ve onlarla ilgilendi.DÖNEMİN ÖNEMLİ YÖNETMENLERİ GEORGES MELIES “Sinema üzerinde deneysellikten bahsettiğimiz zaman.. okulda defterlerine sürekli çizdikleri ve öğretmenlerinin yaptığı karikatürlerini sınıfta dolaştırması nedeniyle okul hayatınca sürekli cezalandırılır. Melies 1861’de dünya ile Paris’te kucaklaşıp 1938’de çekip gidiyor. yönetmen. akışkan. gazeteci. sinemasız bir dünyaya ve maddi feraha çektiği hareketle de o bir avant garde idi. 1895 Ekiminde Antoine Lumiere adlı bir adam Robert Houdin tiyatrosunun bir kaç kat üzerinde bir fotoğraf stüdyosu kiralar. üç ayak üzerine http://genclikcephesi.blogspot. Bu optikle donatılmış. sinemanın başlayabilmesi için gösterilen -tüm teknik icat uğraşı safhası da dahil. Şayet böyle bir kitaba girişten sonra konu edilecek bir isim varsa bu sinemanın ulu ruhu Georges Melies olacaktır. “. Tiyatrosunun müdürü ve sihirbazıdır artık.

Yaşamının son dönemlerini büyük zorluklarla geçiren bu değeri biçilmez insanın her neye yarar bilinmese de 1929'da Paris'te Pleyel Salonunda büyük sanatçı kişiliği ödüllendirilmiştir. dünya gerçekleriyle ilintisiz olmakla suçlanmış ve sadece 16 yaşından küçüklere film yapmakla boş ve aptalca eleştirilip suçlanmıştır. bu gösteri için sonradan şunları söyleyecekti: "Seans biter bitmez tiyatromdaki gösterilerde kullanmak üzere Bay Lumiere'e makineyi bana satması için önerilerde bulundum. Bu sonuca ulaşabilmeleri için buldukları yeni fikir bir aletin içine yerleştirilmiş delikli pelikülün düzenli şekilde takılmış olduğu dişliler sayesinde dönmesiyle elde ediliyordu. Şöyle demiştir Georges Melies: “Sanatçı ruhlu biri olarak doğdum. sinematografın sahnede gerçekleştiremeyeceği hayaller alemini gerçeğe dönüştürebileceğinin farkındadır. Georges Melies de izleyiciler arasındaydı. 1896’da Eylül ayında dünyanın ilk sinema stüdyosunu kurdurdu. Melies. "Lyon'daki Fabrikadan Çıkış". Tiyatrosunda ilk filmlerinden biri olan Escamotage d'une dame chez Robert Houdin/ Robert Houdin'de Bir Kadının El Çabukluğuyla Gözden Kaybedilişi’ni çeker. takılıp ilerlemeyen film tekrar yerine takılıncaya dek epey bir süre geçti. yolcu arabasının. fotografik tiyatrodan gerçek sinemaya doğru bir yolculuktur. Ama kabul etmediler. sinemanın ve avant garde-ın babası Melies. gerzek beyinlerce kendi yaratısı fantastik bir dünyaya gömülü. yetenekliydim. Eduard VII'in Krallık Tacını Giyişi. birdenbire adamların. hem entelektüel hem de el isçisiydim. cenaze arabasına dönüştüğünü gördüm. elle renklendirilen filmin yapım yılı 1896’dır. Öyle bir isçiydim ki. Filmde. maket kullanma. üst-üste bindirme. Filmlerini çekmeden önce hiçbir zaman yazı yazmazdı fakat önceden dekorlarını. 28 Aralık 1895 günü paralı ilk halk gösterisi 14 Boulevard des Capucines'de Paris'te Grand Cafe'nin altında yapıldı.oturtulmuş kübik tahta kutu hareket eden her şeyi kayıt edebiliyor ve kaydettiklerini ekrana yansıtabiliyordu. Sinematograf adı verilen bu aletle ilk film çekilmişti. eksantrik. Dreyfus Davası. Sinema doğmuşsa işte bu da sinemacının doğuşudur. özel efektlerin detaylarını çizim olarak hazırlardı. inşa ettirdiği stüdyo tamamen camdan kaplıydı. 50 saniye süren bu filmde ilk defa kameraya doğru yürüyen insanlar görülebiliyordu. Benim için o zaman çok büyük bir rakam olan 10000 franka kadar para teklif ettim. bir grup bilim adamının bindikleri mermiye benzer uzay aracıyla fırlatılarak aya gönderildiği sahne sanki dünyadan aya değil. Adamımızın amaç olarak Robert Houdin tiyatrosunda uyguladığı sihirbazlık gösterilerini sinemaya aktarmak istemesi sinemada özel efektlerin keşfi anlamına gelmekteydi. Günümüzde seyredileceğiniz 200 kadar film zamanında dünyanın dört bir yanına ulaşmış kopyalardan bizlere ulaşabilenlerdir. Anılarında. Edison'un Kinetoscopelarindan satın alarak sorununu giderir. tüm yaşamımı ve tüm gücümü hayal ettiklerimi imkansız da olsalar seyredilebilir kılmaya adadım.com 11 .Bundan dolayı kendini hep ilginç." Melies. ve Kodak'tan çok büyük miktarlarda film satın alır. Melies izleyici kitlesini düşünerek filmlerinin hikayelerini hayal ediyordu. Melies’in sanatı. kadınlara. değişik görüntüler bulmak zorunda hisseden Melies. zamanla gözden yitirme.blogspot. Paris'te Opera’yı filme aldığı esnada şans eseri durdurma tekniğini buluşunu şöyle aktarır Melies: “Her zamanki gibi denemek için çekim yaparken. Nihayetinde 1902’de Aya Seyahat filmini yapar. Sonradan çekilen filmi gördüğümde. ellerim çok becerikliydi. Kuzey Kutbunun Keşfi gibi masrafı çok fazla olan bir projenin altına girerek tüm mal varlığını filminin ilgi görmemesiyle ipotekte yitiren büyük insan.Yarım saat süren gösteride şaşkına donmuş bir izleyicilere 10 kısa film gösterildi. Bu sinemanın resmi olarak doğum günüydü. yaratıcı ve yaratılıştan komedyendim. çoklu çevrim gibi tüm film aldatmaca tekniklerini keşfetti ve filmlerinde kullandı. Sinema o dönemde insanlar için bir panayır eğlenceliğiydi." FİLMOGRAFİSİ 1896 http://genclikcephesi. Martinik'teki Volkan Patlaması filmleri ile dönemin olaylarını belge filmlemiştir. Mayıs 1896'da otuzdort yasındayken Montreuil'deki bahçesinde ilk küçük filmlerini çekmeye başlar. karartma. koyacağı yeri olmadığı için 16 senelik sinema hayatında çektiği 520 filmini evinin bahçesinde yakar.” Melies. -!. renklendirme. Daha sonra yaptığı La Civilization A Travers Les Ages filminde çağlar boyunca bir türlü uygarlaşamayan insan toplumundaki hoşgörüsüzlüğe ve şiddete karşı cephe alan sanatçı bu filminin yanında ki Saat İçinde Paris-MonteCarlo yapıtıyla sinemanın en güzel yol filmlerinden birini dahası en güzel ilkini yapmıştır.

Boulevard des Italiens .60 m Figaro et l'Auvergnat .40 m Danse au sérail .20 m Le papier protée .20 m Séance de prestidigitation .20 m Bébé et fillettes 20 m Défense d'afficher .20 m Place SaintAugustin .20 m Retour au cantonnement .20 m Sortie des Ateliers Vibert .20 m Arlequin et le charbonnier .20 m (1ère partie) Barque sortant du port de Trouville .20 m Les chevaux de bois .20 m Jetée et plage à Trouville .20 m La voiture du potier .20 m Danse serpentine .20 m Place de l'Opéra .20 m La prise de Tournavos .20 m Cortège du Tzar allant à Versailles .40 m Les dernières cartouches .20 m Boulevard des Italiens .40 m Cortége du boeuf gras.20 m Une nuit terrible .20 m Arrivée d'un train . dentiste américain .20 m Sac au dos ! .20 m Jetée et plage de Trouville .20 m L'école des gendres 20 m Episode de guerre .40 m Les rayons X .20 m Après le bal .20 m (Chamberlain) Place de la Bastille .20 m Pygmalion et Galathée .20 m Le musulman rigolo .20 m Le cauchemar .20 m Passage dangereux -20 m (Mont-Blanc) Combat naval en Grèce .20 m Le cabinet de Méphistophélès .20 m Bateaux-mouches sur la Seine .20 m Place de l'Opéra .20 m (Gare de Joinville) Salut malencontreux .20 m Les quais à Marseille .20 m Départ des officiers .20 m Dans les coulisses .20 m Exécution d'un espion .20 m Les apprentis militaires .20 m Devant .20 m (scène à transformations) Sorti sans permission .20 m Panorama du Havre .40 m (Explosion du cuirassé "Le Maine") Visite de l'épave du "Maine" .20 m (Touring Club) Bois de Boulogne .20 m Escamotage d'une dame chez Robert-Houdin -20 m Le fakir .20 m Marée montante sur brise-lames .20 m Dessinateur .20 m 1898 Magie diabolique .20 m L'hallucination de l'alchimiste .20 m Les blanchisseuses 20 m Arrivée d'un train en gare de Vincennes -20 m Une bonne farce .20 m Combat dans une rue aux Indes .20 m Paulus chantant : derrière l'omnibus .Thiers) Les forgerons .20 m Le château hanté .20 m Tom Old Boot .40 m Auguste et Bibb .20 m Le magnétiseur 20 m Le modèle irascible .20 m Cortège de la mi-carême .Une partie de cartes .20 m L'indiscret aux bains de mer .20 m (vue d'atelier) Tribulations d'un concierge .20 m Une altercation au café -20 m Les ivrognes .20 m (Porte de Madrid) Sauvetage en rivière .com 12 .20 m Revue navale à Cherbourg .20 m (2ème partie) Jour de marché à Trouville .20 m L'hôtel empoisonné .20 m La malade imaginaire .20 m Faust et Marguerite .20 m Un lycée de jeunes filles .blogspot.20 m Cortège du Tzar au Bois de Boulogne .20 m Carrefour de l'Opéra .20 m Illusions fantasmagoriques .20 m 1897 Le cortége du boeuf gras passant Place de la Concorde .20 m Guillaume Tell et le http://genclikcephesi.20 m (Ecole de joinville) Le maçon maladroit .20 m Campement de bohémiens .20 m (Von Bismarck) Les indiscrets .20 m Le bivouac .20 m Le régiment .20 m Libération des territoriaux .20 m L'auberge ensorcelée .20 m Place de la Concorde .20 m (1ère partie) Sauvetage en rivière .20 m Batteuse à vapeur .20 m Vente d'esclaves au harem .20 m Panorama pris d'un train en marche .20 m Visite sous-marine du Maine .20 m Tourneur en poterie .20 m Montagnes russes nautiques -20 m Damnation de Faust .20 m Une cour de ferme .20 m Plage de Villers par gros temps .20 m La gare Saint-Lazare 20 m Grandes manoeuvres .20 m Le manoir du diable .20 m Match de boxe .20 m Miss De Vère .20 m Couronnement de la rosière .20 m (scène militaire comique) Le magicien .20 m Paulus chantant : duelliste marseillais 20 m Défilé de pompiers .20 m Sur les toits .20 m Bois de Boulogne .20 m Attaque d'un poste anglais .20 m Dessinateur express -20 m (M.20 m Chicot.20 m Massacres en Crète .20 m Place du théatre français .20 m Chirurgien américain .20 m Jardinier brûlant des herbes .20 m Dessinateur .20 m Les haleurs de bateaux .20 m (gigue anglaise) Départ des automobiles .20 m Tempête sur la jetée du Tréport .20 m Plus fort que le maître .20 m En cabinet particulier .40 m Bataille de confettis .20 m (Reine Victoria) Réunion d'officiers .20 m Baignade en mer 20 m Enfants jouant sur la plage Dix chapeaux en soixante secondes -20 m Effet de mer sur les rochers .20 m L'arroseur .20 m (plongeurs et poissons vivants) Assaut d'escrime .20 m (Ecole de Joinville) Vision d'ivrogne .20 m Dessinateur .20 m Paulus chantant : coquin de printemps .20 m (ponts et tunnels) Corvée de quartier accidenté .20 m Gugussse et l'automate -20 m Entre Calais et Douvres .20 m Un petit diable .20 m Déchargement de bateaux .20 m Collision et naufrage en mer -20 m Quais de la Havane .20 m Danseuses au jardin de Paris .20 m La cigale et la fourmi -20 m Ascension d'un ballon .20 m Combat naval devant Manille .

20 m L'ours et la sentinelle .20 m Le songe d'or de l'avare .20 m L'illusioniste double et la tête vivante .40 m Panorama de la Seine .20 m L'impressionniste fin de siècle .20 m Rêve du pauvre .20 m Un intrus dans une loge de figurantes .20 m Combat de coqs .40 m Le tonneau des Danaïdes .20 m Une mauvaise plaisanterie – 20 m Le savant et le chimpanzé .20m La pyramide de Triboulet .40 m Nouvelles luttes extravagantes .20 m Le fou assassin .20 m Richesse et misère ou la cigale et la fourmi .20 m Coppélia ou la poupée animée .20 m Panorama circulaire : Champ de Mars 20 m Panorame circulaire : Trocadéro .20 m L'homme-orchestre .20 m 1900 Film publicitaire "Bornibus" Film publicitaire "Veuve c.20 m Panorama circulaire : Palais des Beaux-Arts .40 m Le coucher de la mariée ou triste nuit de noces .20m La tour maudite -60 m La chrysalide et le papillon .60 m Vue de remerciements au public .20 m Cendrillon -120 m La statue de neige .20 m Le conseil de guerre en séance à Rennes .20 m Bagarre entre journalistes .40 m Duel politique .20 m Automaboulisme et autorité .250 m Les sept péchés capitaux .20 m Le chevalier mystère .20 m Pickpocket et policeman .40 m Les deux aveugles .20 m Le sinfortunes d'un explorateur .60 m Prenez garde à la peinture .40 m Bouquet d'illusions .20 m La lune à un mètre .20 m Dédoublement cabalistique -20 m Tentation de Saint Antoine .20 m L'avenue des Champs-Elysées et le Petit Palais des Beaux-Arts .20 m Un bon lit .20 m Le Christ marchant sur les flots .20 m Entrée d'un paquebot. La dictée du bordereau .40 m Le portrait mystérieux .20 m Luttes extravagantes .20 m Panorama circulaire : Pont d'Iena .40 m La dégradation .20 m Rêve d'artiste .20 m Le diable au couvent .40 m Le réveil d'un homme pressé .20 m La pierre philosophale -20 m Le miroir de Cagliostro .20 m Panorama du port de Saint-Hélier .20 m Les visiteurs sur le trottoir roulant .40 m http://genclikcephesi.20 m Panorama semicirculaire pris du haut du Trocadéro .160 m Gens qui pleurent et gens qui rient .20 m Funérailles de Félix Faure .Vue panoramique prise du train électrique .20 m Affaire Dreyfus.com 13 .20 m La vengeance du gâte-sauce .30 m Le déshabillage impossible .40 m Le Congrés des Nations en Chine -20 m Les mésaventures d'un aéronaute .20 m Création spontanée .35 m Le petit chaperon rouge .60 m Le prisonnier récalcitrant -20 m Le rêve du Radjah ou la forêt enchantée .20 m Evocation spirite .20 m Vue panoramique prise de la Seine : panorama général du Vieux-paris .20 m Débarquement de voyageurs.20 m Le conférencier distrait .20 m La caverne maudite .20 m L'ile du diable .160 m L'antre des esprits .70 m Le repas fantastique .20 m Le chevalier démontable et le Général Boum .20 m Force doit rester à la loi .30 m Le charlatan .20 m L'artiste et le mannequin .20m Mise aux fers de Dreyfus .50 m Chez la sorcière .clown .40 m Charmant voyage de noces .blogspot.20 m La crémation . port de Jersey .20 m Fatale méprise .20 m Le sorcier.35 m le temple de la magie .80 m Farce de marmitons .20 m Dislocation mystérieuse .20 m Atelier d'artiste -20 m Un homme de têtes .20 m Spiristisme abracadabrant .60 m Le chimiste repopulateur .20 m Panorama pris du trottoir roulant : la Place des Invalides .35 m 1901 La maison tranquille .20 m Excelsior ! .20 m L'homme aux cent trucs -50 m Guguste et Belzébuth .20 m Panorama circulaire : les Invalides .20 m Neptune et Amphitrite .20 m Les trois bacchantes .20 m Entrevue de Dreyfus et de sa femme à Rennes .20 m Attentat contre Me Labori .20 m Une noce au village .70 m Rêve de Noël .20 m * Films dans le cadre de l'Expositon Universelle de 1900 * La porte monumentale .40 m Jeanne d'Arc .20 m Dreyfus allant du lycée à la prison .40 m L'homme protée .20 m Panorama de la Seine .20 m Le livre magique .20 m Panorama pris du trottoir roulant : Le Champ de Mars .20 m La chirurgie de l'avenir . le prince et le bon génie -40 m Ne bougeons plus! .20 m Suicide du Colonel Henry .20 m Le trottoir roulant -20 m Vue panoramique prise de la Seine : le Pavillon des Armées de Terre et de Mer 20 m Vue panoramique prise de la Seine : les Palais Etrangers . port de Granville .20 m Tom Whisky ou l'illusionniste truqué .25 m Le malade hydrophobe .40 m Cléopâtre .Brunot" Film publicitaire "Picon" Film publicitaire " Robert" Film publicitaire "Vicat" Film publicitaire "Dewar's" Les miracles du Brahmine .20 m 1899 Salle à manger fantastique .20 m Le spectre .20 m Débarquement à Quiberon .60 m Danse du feu .

55 m Jack le ramoneur .70 m Un feu d'artifice improvisé .85 m Le système du Docteur Souflamort .100 m La tour de Londres ou les derniers moments d'Anne de Boleyn 135 m La chaise à porteurs enchantée .40 m Le revenant .60 m Le rêve du paria .60 m Le baquet de Mesmer .45 m Benvenuto Cellini ou curieuse évasion .60 m La légende de Rip Van Vinckle .60 m La lanterne magique .Monte-Carlo en deux heures -200 m L'île de Calypso .145 m Le bourreau turc .60 m Le thaumaturge chinois .65 m L'oracle de Delphes .40 m La danseuse microscopique .50 m La flamme merveilleuse .402 m Les costumes animés .320 m Le chaudron infernal .50 m Le monstre .70 m Les mésaventures de M.260 m Le joyeux prophète russe .70 m Les apparitions fugitives .70 m Le parapluie fantastique 55 m Tom Tight et Dum Dum .50 m Phrénologie burlesque .80 m Les aventures de Robinson Crusoë .30 m Douche du colonel .com 14 .85 m La planche du diable -40m Le diner impossible -40 m La sirène .30 m Les trésors de Satan .V.65 m Le palais des mille et une nuits 440 m Le compositeur toqué .374 m Le juif errant -60m La cascade de feu -60m La grotte aux surprises -35m Détresse et charité -190m Les cartes vivantes-50m 1905 Le roi des tireurs .50 m Le tonnerre de Jupiter .100 m Le rêve du maître de ballet .20 m L'oeuf du sorcier .90 m Le menuet lilliputien .50 m Mariage par correspondance -40m Voyage à travers l'impossible .50 m L'enchanteur Alcofribas .50 m Les invités de M. Latourte .30 m Le bataillon élastique .25 m Le pochard et l'inventeur .40 m Nain et géant .50 m Le cake-walk infernal -100 m La boîte à malice .100 m La statue animée .35 m Le sorcier .40 m Illusions funambulesques .60 m Eruption volcanique à la Martinique .20 m 1902 Film de commande Le sacre d'Edouard VII L'armoire des frères Davenport .30 m 1904 Le coffre enchanté .55 m Le dirigeable fantastique ou le cauchemar d'un inventeur .320 m Le maestro Do-Mi-Sol-Do .60 m Le merveilleux éventail vivant .70 m Jack et Jim .90 m Le tripot clandestin .40 m Le roi du maquillage .30 m La libellule .55 m Un prêté pour un rendu .60 m Un peu de feu.40 m Un miracle sous l'Inquisition .65 m 1906 http://genclikcephesi.85 m Le cadre aux surprises .60 m Une chute de cinq étages .40 m 1903 Un malheur n'arrive jamais seul .60 m Le peintre barbouillard et le tableau diabolique .60 m La dame fantôme .65 m Les chevaliers du chloroforme .50 m La providence de Notre-Dame-des-Flots -100m La fête au Père Mathieu -65m Le barbier de Séville .70 m L'auberge du bon repos .30 m Barbe-Bleue .80 m Les filles du diable .40 m La femme volante 40 m L'équilibre impossible .20 m Siva l'invisible .40 m Match de prestidigitation .20 m L'homme à la tête en caoutchouc -50 m Le diable géant ou le miracle de la madone . S.45 m Le rêve de l'horloger .30 m Le portrait spirite .70 m Le phénix ou le coffret de cristal .50 m Bob Kick.P.45 m Au clair de la lune ou Pierrot malheureux .85 m Le voyage de Gulliver à Lilliput et chez les géants .70 m Le miroir de Venise .55 m Le raid Paris .40 m Le mélomane .25 m La guirlande merveilleuse .50 m Les transmutations imperceptibles .50 m Les mousquetaires de la reine -50 m Le puits fantastique .90 m Sorcellerie culinaire .blogspot.210 m Le chapeau à surprises .50 m Faust aux enfers .40 m Le rosier miraculeux . l'enfant terrible .50 m L'homme-mouche .260 m La clownesse fantôme .405 m Le cauchemar du pêcheur ou l'escarpolette fantastique . .20 m Voyage dans la lune .40 m L'école infernale .L'omnibus des toqués ou blancs et noirs .50 m Le royaume des fées .50 m Une indigestion .70 m Le diable noir .30 m Catastrophe du ballon .55 m Damnation du Docteur Faust . boit-sans-soif .20 m La fontaine sacrée ou la vengeance de Bouddha .45 m Les apaches .280 m La corbeille enchantée .65 m Les piqueurs de fûts .

240 m Le locataire diabolique .40m 1911 Les hallucinations du Baron de Münchausen .137 m L'habit ne fait pas Lemoine u fabricant de diamants .115 m Le delirium tremens ou la fin d'un alcoolique . le bûcheron ou le miracle de Saint Hubert .95 m The mischances of a photographer .100 m Eclipse de soleil en pleine lune .72 m L'alchimiste Parafaragaramus ou la cornue infernale .115 m La cuisine de l'ogre .105 m Pauvre John ou les aventures d'un buveur de whisky .Paris en automobile .blogspot.278 m Hallucinations pharmaceutiques ou le truc du potard .170 m Le raid New York .175 m Bernard.270 m Le conseil du Pipelet ou un tour à la foire .60 m Les incendiaires .277 m La toile d'arignée merveilleuse .60 m 1908 Le génie du feu .444 m Le rastaquouère Rodriguez y Papaguanas .80 m Le mariage de Victorine . .115 m The forester's remedy .110 m La perle des servantes .95 m Why that actor was late .Film de commande Vers les étoiles La magie à travers les âges -72 m L'honneur est satisfait .34 m Rivalité d'amour .75 m Les affiches en goguette .143 m Le serpent de la rue de lune -153 m High-life taylor 62 m Lully ou le violon brisé .100 m Satan en prison .192 m Pour l'étoile S.180 m Le roi des médiums .V.280 m L'anarchie chez Guignol .65 m Le fakir de Singapour -105 m Two crazy bugs .235 m 1912 http://genclikcephesi.90 m La boulangerie modèle .103 m La fée libellule ou le lac enchanté .195 m The woes of roller skaters .165 m Le nouveau seigneur du village .com 15 .364 m Le carton fantastique .138 m Le mariage de Thomas Poirot .320 m Torches humaines .150 m Le tambourin fantastique .Salon de coiffure .118 m French interpreter policeman .149 m Anaïc ou le balafré .75 m The hotel mix-up .140 m La mort de Jules César .P.115 m La prophétesse de Thèbes .110 m La photographie électrique à distance .297 m L'avare .120 m Un homme comme il faut .128 m Pochardiana ou le rêveur éveillé .72 m Les quat' cents farces du diable .110 m François 1er et Triboulet .150 m Le jugement du garde-champêtre .305 m La nouvelle peine de mort .105 m Nuit de carnaval .110 m La colle universelle .174 m la fontaine merveilleuse 168 m L'ascension de la rosière .75 m Deux cent milles sous les mers ou le cauchemar du pêcheur .135 m La civilisation à travers les âges .135 m Hamlet .155 m Oriental black art .60 m La fée Carabosse ou le poignard fatal .176 m La curiosité punie ou le crime de la rue du Cherche-Midi à quatorze heures .105 m Mariage de raison et mariage d'amour .142 m Le tunnel sous la Manche ou le cauchemar anglo-français .260 m La bonne bergère et la mauvaise princesse .175 m Love and molasse .71 m Trop vieux ! .40 m Le fantôme d'Alger .120 m Les illusions fantaisistes -100 m Si j'étais roi !!! .208 m Tartarin de Tarascon .175 m Le rêve d'un fumeur d'opium .140 m 1909 Hydrothérapie fantastique .280 m La poupée vivante .276 m Le génie des cloches ou le fils du sonneur .115 m La marche funèbre de Chopin .236 m Robert Macaire et Bertrand.243 m Pour les p'tiots .75 m L'hôtel des voyageurs de commerce ou les suites d'une bonne cuite . les rois des cambrioleurs .135 m .53 m Le quiproquo .167m Papillon fantastique -80m La gigue merveilleuse .103 m Conte de la grandmère et rêve de l'enfant .70 m 1907 La douche d'eau bouillante .265 m Les fromages automobiles .345 m Fin de réveillon .170 m Le placard infernal .90 m Ali Barbouyou et Ali Bouf à l'huile .380 m Sortie sans permission .95 m Il y a un dieu pour les ivrognes .105 m La cardeuse de matelas .175 m A tricky painter's fate .75 m Les bulles de savon animées .195 m The match of catchy songs .88 m Le trait d'union .

Karım Ol. gerçek anlamda bir yaratıcılık barındır-dığından aynı konuları rahatlıkla çeşitleyip başkalışım-larını sahneye dökebiliyordu. Amerika’da aldığı başarısızlıklar savaş sırasında aldığı fiziksel yaralardan daha çok ruhunu zedeledi. 1922 senesinde ise Üçü Bir Yerde’yi gerçekleştirdi. Max in Taxi 1917. Viyana’da çektiği bu son filmi ile neredeyse kariyeri tamamen bitti. Les Débuts d’un patineur 1907. 1921’de Chaplin’in ısrarlarıyla Amerika’ya dönecek ve üç uzun metraj yapacaktı. o bir deha” diyordu. Bir çiftçi çocuğu olarak doğdu Linder ve gerçek adı Gabriel Leveille’idi. Ama çalışmalarını terk etmedi. Au secours! 1923. Essanay Company tarafından kendisine Amerika teklifi yapıldı ve sözleşmeyi kabul etti. Max veut fair du théâtre 1911. Max professeur du tango 1912. Le Roi du cique’i çekti. Max pédicure 1914. ilk olarak Paris’te Ambigu kumpanyasında yer aldı. Sirkin Kralı. 1910’lu yıllarda artık bir Max karekterinden söz edilmekteydi. Max toréador 1912. Aşık olduğu 17 yaşında ki sevgilisiyle beraber trajik bir ölümle (bir otel odasında Linder ve sevgilisinin bilekleri kesilmiş olarak cesetleri bulunmuştu) yaşamı sona erdiğinde yıl 1925’ti.com 16 . Dönemdaşı diğer tiplerden zarifliği ile ayrıldı. Be My Wife 1921. Yedi Yıllık Kötü Şans. İmdat adlı korku komediyi yaptığında sene 1923 idi. Seven Years Bad Luck 1921. Yıl 1905 iken Pathé ’de çalışmaya başladı ve ismini de bu süreçte gizlemek adı altında değiştirdi. Linder arkasında hatırlanacak şu filmleri bırakmıştı: La Premiére Sortie d’un collégien 1905. Max Linder sadece bir oyuncu değildi. The Three Must-Get-Theres 1922. o yakışıklı ve genç bir karekter çizmekteydi. Dönemin komedi yıldızı olan André Deed’in Itala Studios’a geçmesiyle Linder başrollere kavuştu. Sahneye olan sevgisi çocukluğundan itibaren hep onda varolan bir şeydi. Les Débuts du Max au cinéma 1910. İlk öğrenimini Bordeaux Konservatuvarı’nda alan Linder. Max prend un bain 1910. kendisinden Chaplin’in yerini alması istenmişti.405 m MAX LINDER Chaplin onun için “ben herşeyi ona borçluyum.400 m 1913 Le voyage de la famille Bourrichon . Ana konu yakışıklı karekterin kadınlar etrafında yaşadığı maceralar olarak ortaya konmaktaydı. aynı yıl içinde. Gance ile beraber Au secours!. Çalışmalarında aldığı sahne eğitiminin faydalarını görüyor ve bunları elinden geldiğince kullanıyordu. MAN RAY http://genclikcephesi. 1924 senesine vardığında. Onun yetenekleri gerçek anlamda sinema tarihinin geleceği için önem taşıyordu ve yeteneği gerçek anlamda hâlâ hakkında yazabileceğimiz kadar iyi idi.blogspot. 1910 senesinde yaptığı Max prend un bain muhteşem olarak nitelendiriliyordu. kalabilmeyi becere-bilen Linder. Le Petit Café 1919.A la conquète du pôle Cendrillon ou la pantoufle merveilleuse -615 m Le chevalier des neiges . 1921 yılında. Lakin Fransa’ya döndüğünde isminin Chaplin’in ünü altında ufalandığını gördüğünde gerçekten ruh sağlığı bozuldu. Sahnedeyken gerçek anlamda doğal olabilmeyi. Kısa bir süre zarfında bir komedyen olarak ün yaptı. Max victime de quinquina 1911.

gerçeküstücülüğün. filmleri tablolarının devamıdır şeklinde kullanılan tanımlama çok doğru bir yaklaşımdır.sinema ile sanatının sınırlarını genişletmek istemiştir. Noailles Visconte’unun şatosunda geçirdiği tek gecelik misafirliğinde oluşuyor. Tam anlamıyla soyut olan film 17 dakikalık bir uzunluğa sahip ve nesnelerin pelikül üzerindeki yansımalarından meydana geliyordu. Görüntüleri.blogspot. Les Mystéres de Château de Dé ismini alan 22 dakikalık film. Duchamp sineması çok genişlemiş olmasa da. Avant garde sanat yaşamını filmleriyle deneylememesi elbette ki düşünülemezdi. aranan ismi olur. Blainville/Fransa da 1887 senesinde doğdu. filmini tamamlamasının hemen ertesi gününde dadacı bir gösterimde ilk sunuma sokar. Tam dört sene sonra sanatçı. L’Etoile du Mer’i ortaya koyuyor.Kocamanlaştırılacak bir isim olan Ray ve sanatı keşke sinema adı altında çok-çok daha ürün vermiş bir isim/oluşum olsa idi. O -aslında. DUCHAMP Kübizmin. New York dada oluşumunun temel taşı olur kendileri ve çok hızlı bir şekilde gerçeküstücülükle kucaklaşır[doğal olarak] ve oluşumun ağır abisi. sanatçımız iki film dışında oyunculuğunun yanı sıra başka isimlerin senaryo metinlerine de yazılımcı olarak bulaştırmıştır kendisini. ilgi çekici montajı ile dikkat çeken ve yönetmenin kaale alınan ilk filmi olan Ménilmontent 1924 de gerçekleşiyor. avant garde film yaşamına 1923 senesinde Paris’te başlıyor. bu işi alışkanlık haline getirip daha sonra ki filmlerinde de eşini başrolde kullanıyor. kullandığı aynalar vasıtası ile çarpıtarak oluşturduğu filmi tabanda bir aşk hikayesi anlatısı olmakla beraber arayazıları şair Roberto Desnos’un şiir alıntılarınca oluşturulmuştur. dadacılığın besleyicisi. 1934 de Rapt filminde uzun metraj kullanarak görsellik-işitsellik karşıtlığını irdeliyor. Ray. son filmini 1929 da çekiyor. KIRSANOV Bir Estonya’lı olarak dünyaya gelen Dimitri Kirsanov. Ray. 1924 te Emak Bakia’sını yapıyor. Dikkat çeken ikinci filmini Brumes d’Automme adıyla ilkinden iki yıl sonra gerçekleştiren Kirsanov. Philedelphia doğumlu fotoğraf manyağı filmlerinde olduğu gibi fotografide de avant garde tavrın sahibi idi. 76 da ölüyor ve 29 da yaptığı bu son filminden sonra film denemesinde bulunmuyor. Man Ray. 1925 de Anaemic Cinéma’sını.com 17 . Kaçınılmaz olarak sinemasında ressamlığını kullanan Duchamp için. Fotograf tekniğiyle tipik benzeşim içindeki üç dakikalık ilk filmi Le Retour a la Raison’u 1923 senesinde gerçekleştiren Ray. Filmde eşine başrol veren Dimitri. Kamera kullanımındaki özgünlük. http://genclikcephesi. sokar sokmasına da gördüğü tepkiler öylesi inanılmaz olur ki henüz gösterimdeyken durdurulur film. 27 de ise Abstract’ını yaptı.

Dünya savaşı döneminde annesi ile İngiltere’ye göçer ve 19 yaşında Fransa’ya döndüğünde aklından hiç çıkarmadığı sanat yaşamına bırakır kendini.1931 Pur sang -1931 La Pente 1931 Le Fils du rajah -1931 Buster se marie -1932 Un client sérieux -1932 Le lombier moureux -1932 La Peur des coups -1932 Monsieur le duc -1932 Invite monsieur a îner -1932 Le Gendarme est sans pitié -1932 L’Athléte incomplet -1933 Ciboulette 1938 L’Affaire du courrier de Lyon -1938 Le Ruisseau -1939 Fric-Frac -1939 The ysterious Mr Davis -1942 Le Mariage de chiffon -1942 Lettres d’amour -1943 Douce -1945 Sylvie et le fantôme -1946 Le Diable au corps -1949 Occupe-toi d’Amélie -1951 L’Auberge rouge -1952 Les Sept péchés capitaux -1953 Le Bon Dieu sans confession -1954 Le Blé en herbe -1954 Le Rouge et le noir -1955 Marguerite de la nuit -1956 La Traversée de Paris -1958 En cas de malheur -1958 Le Joueur -1959 La Jument verte -1960 Les Régates de san Francisco -1960 Le Bois des amants 1961 Vive Henri IV. 1923-5 zarfında saf sinema dahilinde avant garde tavırlı Jeux des Reflets et de la Vitesse Cing Minutes de Cinéma Pure gibi filmler yapan sanatçı 1927de Modemoiselle. Sinema ile La Carnaval des Vérites filminin dekor ressamlığını yaptığı sıralarda tanışır.vive l’amour! -1961 Tu ne tueras point -1961 Le Comte de Monte Cristo -1963 Le Meurtrier -1964 Umorismo nero -1964 Le Magot de Josefa -1965 Le Journal d’une femme en blanc -1966 Une femme en blanc se révolte -1967 Le Plus vieux métier du monde -1968 Les Franciscain de Bourges 1969 Les Patates -1972 Le Rouge et le blanc -1977 Gloria CHOMETTE Kendileri René Clairin ağabeyleri olup 1896 Paris doğumludur. 1936 Donogoo gibi konvansiyonel filmlere imza atmış. son filmini 1938’de çekip 41 yılında yaşama elveda demiştir. Deux Amis.B. Bu tarihten itibaren 1977’ye dek film çeken Lara’nın oldukça kalabalık filmografyası aşağıdadır: 1923 Fait divers-1926 Vittel -1929 Construire un feu. yaşamını geçtiğimiz dört sene öncesinde yitirdi.com 18 .Kariyeri. LOUİS DELLUC http://genclikcephesi.. AUTAN-LARA 1901 Paris doğumlu Lara. İlk [deneysel] filmini Fait Divers adıyla 1923 senesinde çeken yönetmen Clair’in asistanlığını yapmağa başlamasıyla avant garde yönünü kuvvetlendirmeğe başlamış oldu. yarı ve tam ticari filmlerden oluşsa da yönetmenimiz. Arriére Saison La Mort du Cerf filmleriyle avant garde yanını ortaya koyuyor ve 1957 de dünyayı terkediyor.blogspot. bu kuvvetlenmenin ürünü 1927 de yaptığı deneysel bir London uyarlaması Construire un Feu oldu. Yönetmen A.D ye göç ettiğinde yıl 1930 idi..

(Deniz Kabuğu ve Din Adamı) filmleri sağladı. Yazdıklarıyla kendisinden sonra gelecek olan kuşak içinde gerçektenten büyük önem taşıyan bu isim 34 gibi genç bir yaşta vefat etmesine rağmen eleştiri ve estetiğe getirdiği açılımlar çok önemlidir.Filmografisine bakacak olursak: Le Silence 1920. Aldatma (1915)’sını izledikten sonra sinemaya ilgi duymaya başlamasıyla dile getirir. Yukarıda Avant-Garde başlığı altında da değindiğimiz gibi Delluc için kilit nokta. L'Inondation 1924.” İşte bu sözleri seyrettiği ve etkilendiği. Dans l’Ouragan de la Vie. Fransız İzlenimciliği diye adlandırılmış olan dönemin yaratılış sürecinde büyük rol oynayan Delluc aynı zamanda ilk sinema eleştirmenlerinden-dir. Le Chemin d'Ernoa 1921. Geneli bir denizci barı dekoru içinde geçen Fièvre ve rüzgarın hareketlendirdiği doğal bir dekorda çekilen La Femme de nulle part. Le Tonnerre 1921. Gazeteciler 1937'de mevsimin en iyi filmi ödülüne onun adını vermişlerdir. (Gülümseyen Bayan Beudet) ve 1927’de yaptığı La Coquille et le Clergyman. 1922 yılında çektiği filmi ise tüberküloz üzerine yarı belgesel nitelikli. fotoğrafın önüne geçerse orta da film diye bir şey kalmaz” düşüncesiyle hareket ediyordu. amaçları doğrultusunda eşini terkeden kadın doktorun anlatıldığı bir yapıt olan La Mort du Sleil. bir din adamının bilinçaltında bastırdığı cinsel arzularının karabasan olarak dışa vurumunu anlatmaktaydı ve İngiltere’de gereksiz bir film olarak damgalanıp sansüre uğramasından ziyade kendi çevresince de tepkiyle karşılandı. film. Film d’Art ve de düz öykü tarzı yapımlar onu sinemadan uzak tutmaya yetmiştir.1890 yılında Cadouin'de doğdu ve 1924'te Paris'te öldü. Ames de Fous ve Delluc’un senaristliğini yaptığı La féte Espagnole’un yönetmenliğini yaptı. Fransa’nın ikinci kadın yönetmeni olmuştur.blogspot. La Femme de nulle part 1922. Aslında bir gazeteci olan Delluc. GERMAINE DULAC Avant-Garde Sinemada ve Fransa sinemasının yeniden yapılanmasında yeri olan isimlerden biri. (Güneşin Ölümü) idi. Tüm bir kentin izleyici olarak katıldığı Yunan Tiyatrosundan bu yana ölmüş sayabileceğimiz topluluk sanatına sinema yeniden yakınlaştırır bizi. “Şayet ki filmde salt güzelliği yaratma amacı. O buna sinema ile fotoğrafın uyuşması diyordu. 1923 tarihli La Souriante Madame Beudet. (Düşman Kardeşler) yapımıyla çekti. (İlki Alice Guy’dır) La Française dergisinin başına geçtiğinde dönemin en önde gelen feministlerinden biri olarak isim bıraktı. İş hayatına gazetecilik ve tiyatro eleştirmenliği ile başlayan yönetmen. karışık ruh hallerini yansıtan bir ortama koyarak. feminist eğilimini. kavranamayan kurguyu gerçeğin bir kanıtı yapmıştır. belirli bir topluluk ya da halka değil. Dulac. Fransız sinemasını güçsüz bırakan birinci dünya savaşının sonunda ilk öncü akım Louis Delluc'un etrafında oluşmuştur. Dikkatleri üzerine 1915 tarihli. Sinema dünyanın tümüne seslenir. La féte Espagnole filminde.com 19 . Yönetmenin Antonin Artaud’nun Düşleri olarak isimlendirdiği 45 dakikalık yapıtı. Dulac’ın erkek egemenliğine karşı tepkisini bir izlenimci olarak ortaya koymaktaydı. fotojeni idi. hava ve ışığın ana etken olarak kullanıldığı. aşk ve ölüm tragedyası üzerinde durdu. ilk zamanlarda sinema ile ilgili biri değildi. Sonrasındaysa. Delluc’un edebiyata olan düşkünlüğü haliyle sinema paradigmasına da yansımış ve Fransız İzlenimcilerinin edebiyata bağlılıkları da bu şekilde açıklanmıştır. Yönetmenin Avant-Garde çizgiyle anılmasını ise. bu etkileyici iki filmde kişileri. La Coquille et le Clergyman. Fièvre 1921. Sinemaya gerçek anlamda katkıları olan bu önemli isimin yaptığı büyük işlerden biri de kurduğu ciné-clup’ler olmuştur ki onun etkisiyle dünyanın bir çok ülkesinde de bu klüpler kurulmuştur. “Sinema” der Delluc: “Tiyatrodan daha fazla bir ti-yatroluk barındırır içinde. İlk senaryosu Germaine Dulac tarafından 1919'da perdeye taşınmıştır ve 1924'te (33 yaşındaydı) ölmeden önce yedi kişisel film gerçekleştirme imkanı bulmuştur. (Deniz Kabuğu ve Din Adamı) adlı ilk gerçeküstücü film ünvanını alan yapıtında dahi ortaya koymuştur. bir savaş sırası filmi olma özelliğini taşıyan Les Soeurs ennemies. Delluc adına her sene düzenlenen bir ödül töreni vardır. Geo le Mysterieux. Ticarete ve http://genclikcephesi. Fumée noire 1920. Mille’in The Cheat.

sinema okullarında verdiği dersler ve yayınlanan kitaplarıyla da etkili olan bir isimdi. Yaşam böyle kurulmuş değildir.” 1925 senesinde Fransız Sinema Klüpleri Fedarasyonu’nun kurucu başkanlığına geçen Dulac 1927 senesinde Le Cinéma Service de l’Histoire. Bir tıp okulu mezunuydu fakat hep farkında olduğu sinemanın yaşamına girmesi pek zor olmamıştı. öykülerden oluşmuş da değildir ve hiçte böyle olmamıştır. en küçük bir mırıldanmayı algılayıp aynı insansı doğrultuda (gerçeğin olduğu gibi) anlatıyı ortaya koyar. (Tarihin Hizmetinde Sinema) isimli bir derleme. Epstein şöyle demiş ve bu söylediklerini de filminde bire bir işlemişti: “Neden bir düzenek ile kalıp-laştırılmış olaylar. onun başvurduğu sunilik az süslü. Mercek ve mikrofon ise.öyküye dayanan sinemanın gerçek sinemayı katlettiğini düşünen yönetmen duygu ve akla seslenen tüm görseliteyi kullanmaktan yanaydı. 1922 senesinde ise önemli başarı kazanan ilk filmini Pasteur’ü yapmıştır. Filmdeki öykünün sonsuz. kuramsal-eleştirel yazılarını topladığı Bonjour Cinéma. (Üç Yüzlü Ayna) olmuştur. La Réve. görsellik ve ses aktarımını başkalaşıma uğramış bir bakış açısıyla yerleşik değerlere karşı kullanarak algısallık dahilinde yeni duygusal noktalar geliştirmek. özellikle yazdıklarını da bakacak olursak Epstein’de bu çizgiden pek uzakta değildir: Epstein et photogenie -Epstein ve Fotojeni-si üzerine kendi betimlemesi: “Şu bir gerçektir ki.com 20 . ve son filmi Les Feux de la Mer. Beyazperde de yalan. Les Bercaux. Delluc için photogenie’nin öneminden bahsetmiştik. sabitleşmiş ele alındığı hikâyeler anlatılır ki? Bu bakış açısı salt algısal yanıltılardır. (Günaydın Sinema) olmuştur. JEAN EPSTEIN 1897 doğum tarihli Epstein’de bir Delluc Okulu ismi.) 1947’de yayınladığı Le Cinéma du Diable. Tiyatroyu bir düz <yüz>ey oyunu olarak düşünürsek sinema (mekansal olarak ) bir uzay sanatıdır. 1922’de yaptığı ve tabanını Balzac’tan alan uyarlaması L’Auberge Rouge. filmleriyle olduğu kadar. konu bize ne kadar yakınlaştırılırsa o kadar coşturucu olur. daha içsel bir yalan<cılık>dır. Epstein. tükenmezcesine bir konuyu gerektiren estetiğini kavrayan bu içsel http://genclikcephesi. kişinin omuz çekimi ile aktarıldığında çok daha görkemli bir tablo çıkar ortaya. uzaysal boyutun ruhsal yapısının ortaya çıkmasına yarar. Sadece öncesi ve sonrası olmayan durumlardır aslında söz konusu edilebilecek olan. doğru olmak zorunluluğunda bulunmamak için. Artéres de France. üç-beş metrelik bir mesafeden duyulan ve bu amaçla yazılan Jean Giraudoux’nun bir metni. L’Or des Mers. Mesela. bu kitapları. aksine. yüzdeki en ufak bir ürpertiyi. tiyatro gibi olayların karşısında durup onları sabit bir uzaklıkta ve klişe bir zamansal ritm içinde göstermez. çok daha doğal. Bu film Epstein’ın daha öncelerde kaleme aldığı düşüncelerinin görsel ispatı niteliğindeydi. (Sinemanın Ruhu) olarak sıralayabiliriz. Coeur de Gueux.blogspot. Sinema adına ilk ürünü 1921 yılında. Zira gerçekte uzayın içerisinde geçerliliği olan da tiyatronun değil sinemanın yaklaşımıdır. Sinema sürek halinde değişen “yakınlık sanatı”dır. Beyazperde ise bu anlatının. az belirgin. Zaten bunları böyle yapmak zorundadır. “sanat simgesel olmadığı sürece sanat değildir” ifadesiyle filmlerine vereceği rotayı da çizmiş oluyordu. 1936’da basılan Le Cinéma vu de I’Etna. (Etna’nın Sinemayı Görüşü.” Simgeciliğin gelişimini etkileyen 1928 yapım yıllı La Chute de la Maison Usher. (Usherlar’ın Çöküşü) ardından yönetmen sesli sinema dönemine girmiş ve filmler çekmiştir. olgu ve duyguların ardıllaşmış. Bunun açılımı. Seyirciye sunulan zaman ve uzaklık onlar tarafından anlaşılabilir olmalıdır. (Kanlı Han) ve ardından René Clair’in büyülendiğini söyleyeceği Coeur Fidéle’i (Sadık Kalp) çekmiştir. Bunun ardından yaptığı filmler arasında önem kazanabilen yapımı sadece 1927’de yaptığı La Glace a trois faces. Les Batisseurs. bir kronolojikleşme. bir yıl sonrasında ise Thémes et Variations ve Disque 927 isimli ses ve görüntü oyunları içeren deneysel filmler ortaya koydu. Avant-Garde çizgiyi şöyle tanımlayacaktı: “teknik. O. sanat olan sinemanın tüm sunilikleri kendinden dışarı atmak amacı olduğu değil. izleyicilerin yakından kendisini incelemesine izin verir. (Şeytanın Sineması) ve de 1955 tarihli L’Esprit du Cinéma. 1942’de öldü. Chanson d’Armor.

(Rahmetli Mathias Pascal)’ı simgesel görsel bakışının öğelerini taşıyordu.” ABEL GANCE Fransız yönetmen Abel Gance 1889'da evlilik dışı bir çocuk olarak doğmuştur. Uzun yıllar boyunca film yapmaya devam etmesine rağmen asla 1920'lerdeki sessiz film dönemindeki şöhret ve çoşkuyu devam ettiremedi.1981'de Christopher Columbus hakkında epik bir film yapma arzusunu gerçekleştiremeden öldü. Filmin başarısı 6 saatlik uzunluğu ve filmi gösterecek projeksiyon ekipmanlarının ve uzmanının yetersizliği nedeniyle gölgelendi. Sesli sinema döneminde varlığını sürdüremeyen yönetmen önemi dünyaca bilinen I. Zamanının çoğunu. 1928 senesinde Berlin’e giden yönetmen. dış çekimleri için aylarca çöl ortamında kalarak o güne kadar yapılmamış bir olayı gerçekleştirdiği yapıtı L’Atlantide ile devam etmiştir. (İnsanlık Dışı)’nı yaptı. JACQUES FEYDER 1885 ile 1948 yıllarında yaşamış olan Fransız Avant-Garde Sinemasının bir diğer ismi olan Feyder. Hukuk ve sosyal bilimler eğitimi almıştır fakat ilgi alanı olarak seçtiği edebiyatla isim yaptı. MARCEL L’HERBİER Bir diğer Delluc Okulu ve Avant-Garde üyesi. 1. Gance.C sinema okulunu kuran kişidir. 1925te L’Image ve Gribiche’i yapmış ardından ise bir Carmen versiyonu çekmiştir.H. (Enginlerin Adamı)’yla 1920’de yaptı. sağlığının bozukluğu nedeniyle savaşın büyük bölümünden kaçındı ve 1919'da daha başarılı olarak film yapımcılığına döndü. (Yazım Hatası).gerçekçilikte belge filmlere duyulan arzu gibi bir şey vardır. 1911'de kendi film şirketini kurmadan önce oyunculuğa ve senaryo yazarlığına devam etti. sessiz filmlerden sesli filmlere geçişte pek başarılı değildi. sinema yaşantısına kısa filmler çekerek başlamış. İlk çıkışını İskandinav bir atmosfere sahip L’homme du Large. uzayın içine yerleşme tarzını. 1917’de çektiği Konuk Evinin Yaşlı Kadınlarının ardından kariyerine 1919da La Faute d’Ortographe. bir hareketi. J'Accuse'da yenilikçi yönetmenin 1927 yılında yaptığı muazzam Napoléon filminde geliştireceği deneysel teknikler kullanıldı. I.com 21 . Ailesi kariyerine avukat olarak başlaması yönünde cesaretlendirmişse de o genç yaşlardan itibaren tiyatroya tutkundu. burada bir Zola uyarlamsıyla çıkar http://genclikcephesi.blogspot. 1922’de bilinçli olarak meydana getirilen görüntü bozukluklarını psikolojik araştırmalarla desteklediği Anatol France’dan uyarladığı adli sisteme bir yergi niteliğindeki Crainquebille’i sonrasında 1923 senesinde Visages d’enfants.E. 1960'da film yapımcılığı kariyerine Austerlitz gibi tarihi dramalar yaparak devam etti. 1943'te Nazi istilası yüzünden Fransa'dan kaçtı. 1921 tarihli. I. Konu. Sarah Bernhardt ile oynayacağı 5 saatlik filmi Victoire de Samothrace. Gance. yani sinemaya özgü tarzı. 1954’den yaşamının sonuna dek televizyon dramaları yapmıştır. 1911'de yaptığı La Digue filmi diğer ilk dönem filmleri gibi başarısızdı. J'Accuse ve Napoléon gibi eski şaheserlerinin sesli versiyonlarını yaparak geçirdi.D. öykünün usul ve öncül olayları ise. 1925’e gelindi-ğindeyse Pirandello’dan uyarladığı Feu Mathias Pascal. 1929’da çektiği L’Argent yönetmenin en önemli filmi olarak kabul edilir. Sonrasındaysa ilgi toplamayı beceren filmi 1921 yapımı El Dorado’yu çekti. Sahneye ilk kez 19 yaşında Brüksel'de aktör olarak çıktı ve 1909'da Moliére'de ilk film oyunculuğunu gerçekleştirdi. Dünya Savaşı esnasında ordunun sinema kısmında görev almasıyla senaryo yazmaya da başlayıp sinemaya atıldı. meydana koymak mecburiyetindedir. eski sessiz filmlerini zenginleştirerek.Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru gerçekleşen çarpışmaları içeren 3 saatlik güçlü bir savaş karşıtı epik olan J'Accuse filmi ile uluslararası ün kazandı. Dünya Savaşı'nın başlaması ile iptal edildi. 1923 tarihli Don Juan et Faust ardından Alman Dışavurumcu Sinemasından faydalanmayı denedi ve izle-nimci-simgeci noktalar taşıyan 1924 tarihli L’Inhumaine.

karşımıza; Therese Raquin. Aynı yıl çektiği Les Nouveaux, (Yeni Baylar) filminde kent soylu politikleri hicvettiği filmi hakkında Carné filmin önemli bir yapım olduğunu ve ilgi çekici bulduğunu söylemiştir. 1929’da son sessiz filmi The Kiss’i, ardındansa 1930’da Anna Christie’yi çeken yönetmen Amerika’da çektiği değeri bulunmayan filmlerinden sonra tekrar Fransa’ya döndü ve dönüşünün ardından; 1934’de Le Grand Jeu ve Pension Mimosas’yı 1935’de ise en başarılı yapıtı görülen La Kermesse Héroique’i yaptı.
RENE CLAIR

1898 doğumlu Clair; mizah ve bürlesk’in yanısıra fantastik ve gerçeküstü filmleri ile öne çıkmayı başarmış bir yönetmendir. O, film yapmayı sadece bir şey-i anlatmak değil onu aynı zamanda sinemasal olarak keşfetmek olarak algılamış ve bunu bu şekilde dile getirmiştir. Clair filmleri ne gerçekçi ne de gerçeğin dışıdır ama gerçeğe öykünerek onun hayalini yansıtırlar. I. Dünya Savaşı sonrasında gazetecilik, şarkı sözü yazarlığı, eleştirmenlik yaparak yaşamını idame etmiştir. Sinemaya oyunculukla başlayıp; senaryo yazarlığı ve yönetmen yardımcılığı yapmıştır. 1919 civarında Paris’te oluşan Littérature dergisi etrafında; Aragon, Breton, Fargue, Gide, Valery gibi isimlerle birlikte olup dadaist toplanımlarda katılımcı olarak bulunmuştur. İlk çıkışını 1923 tarihli Paris qui Dort, (Uyuyan Paris) ile yapan Clairin bu filmi için Charensol: “Jarry ve Apollinaire ile beslenmiş ve dada ile sarılmış” ifadesini kullanmıştır. 1924 yılında yaptığı ikinci filmi Entr’acte Eric Satie’nin bir bale yapıtının perde aralarında sunulmak için hazırlanmıştır. Film Avant-Garde’ın önemli eserlerinden biri olarak görülmüştür. Clair’in bu filmi; insanı şaşırtan me-taforlarla bezeli, dadaist şiir geleneğine bağlı ve amaçsız görüntülerin gaglarla desteklenmesinden oluşan bir yapıttır. Bu
eser Mayokovski’ye varasıya çok ismi etkilemiştir. 1925 senesinde sırada Voyage Imaginaire, (Düşsel Yoculuk) sonrasında ise bir uyarlama olan Un Chapeau de Paille d’İtalie, (İtalyan Hasır Şapkası) vardır. 1928 yılında çektiği Les Deux Timides, (İki Sıkılgan) filminde de başarısını sürdürmüştür. Sesli sinema sürecinin başlaması bir çok isimde olduğu gibi Clair’de de tereddütler yaratmıştır ama o bunun üstesinden gelecektir. Görüntünün büyük önemini vurgulamış ve sesi sadece gerekli olduğuna inandığı yerlerde kullanarak kariyerine devam etmiştir. Bu süreç ardından 1930’da kendini Sous les toits de Paris, (Paris Çatıları Altında) filmiyle ispatlamıştır. Ardından 1931 senesinde Le Million’u yapmış ve başarı çıtasını yükseltmiştir. 1934’de ise A nous La Liberté gelmiştir. Clair, 14 Juillet ile bu sefer 1932’de Paris’in tam anlamıyla içine girer. Yergisini kuvvetlendirdiği eseri Le Dernier Millardaire 1934 senesinde çekilmiş ardındansa 1935 senesinde İngiltere’ye gitmiş ve büyük beğeni toplayan The Ghost Goes West, (Hayalet Batı’ya Gidiyor)’u çekmiştir. 1940’da Alman işgali sebebiyle A.B.D’ye geçen yönetmen The Flame of New Orleans komedisiyle başarıya ulaşamamıştır. 1942’de işler biraz daha düzelir ve I Married a Witch ile ilgi görür. Başarılı olarak kabul edilen filmi, bir fantastik güldürü olan It Happened Tomorrow’u 1944’de gerçekleştirdi. Amerika’da ki son işi Agatha Christie uyarlaması olan And Then There Were’den sonra yurduna döndü. Bunun sonrasında Paris çocukluk günlerine göndermeler yapan Le Silence est d’Or, (Sükut Altındır)’ı 1947’de gerçekleştirdi 52 se-nesindeyse taşralı, utangaç bir kişiliğin kadınlarla düşlerinde yaşadığı öyküleri anlattığı Les Belles de Nuit, (Gece Güzelleri)’ni, 55 ve 57 yıllarında ise Les Grandes Manoeuvres, (Hileli Aşk) ve Portre de Lilas’yı yaptı. Son filmleri

olarak ise sırasıyla La Française et l’Amour, Tout l’Or de Monde, Les Quatre Verités, Les Fétes Galantes gelmiştir.
FERNAND LÉGER

1881-1955 yıllarında yaşam sürmüş bir isim Léger. Sanatçı, ressam; ölümünden sonra unutulmayan ve eserlerini sergilemek maksatlı, Fransa Biot’da kendisi için bir müze açılan üretken yaratıcı bir insan. O tıpkı Delluc gibi -ama ondan çokça farklı bir çizgide- gerçek bir Avant-Garde sanatçısı. 1955 senesinde öldüğünde son ve ikinci filmi olacak olan ama olamayan Le Ballet des Couleurs, (Renklerin Balesi) öncesinde sadece bir tek filmi ardında
http://genclikcephesi.blogspot.com

22

bırakmıştır: 1924’de yaptığı Le Ballet Mécanique. Léger 1908’de kübizm doğduğunda Avant-Garde eğilimleri gözlemlemiş ve onlara katılmıştı. O zamanlar da Léger; izlenimcilik ve fovizm öğeleri ile bezeli resimler yapmakla meşguldü. İlk savaş sonrasında ilgisini silindir etrafında yoğunlaştırdı ve savaşın ardından resimlerine hakim olan mekanik görüntüleri aktardığı makine dönemine giren Léger bu dönemden, pürizme ilgi duyarak kopacaktı ve bu süreçte de Mekanik Bale ortaya çıkacaktı. Bu anlatısız, öyküyü yok sayan film; biçimler ve ritm ile yoğunlaşan bir deneydir. Léger filmin öncesinde Chaplin filmlerini ve bunlar üzerine açılımlar yapan Delluc yazılarını okumuştu ve bu etkiyle sinemaya yönlendi. Zaten Léger bu etkiyi doğrulayan bir belirtiyi filmin başlangıcına yerleştirmiştir: Bir Şarlo figürü şapkasını çıkarır, kafasını sallar ve perde de Şarlo Mekanik Bale’yi Sunar ifadesi okunur. AvantGarde’ın sıkı yapımlarına karşı beğenilerini hep sunmuş olan Eisenstein, Léger’in bu senaryosuz, üçyüz çekimden oluşan ve ondört dakika süren; mekanik, insan ve dünya üçlemini görsel düzenlemeler, deneysel fotoğraf görüntüleri ile simgesel bir yapıda anlatmayı amaçlayan filmi için taktir ve beğenilerini sunmuştur. Yapıtını yedi dikey bölümden oluşturan Léger bunu; prizmalar yordamıyla görüntü kırılganlığı, yansıtıcı özellikli yüzeylerin deneysel fotoğraf çalışmaları, geometrik desenlemeler, bilumum mutfak eşyaları ve ‘şeyler gibi görünümlerin mekanik ama canlı ve eğlenceli, görsel bir dans kurgulamasıyla sunarak ortaya koymuştur.
JEAN RENOİR

1894 doğumlu yönetmen, “en Fransız yönetmen” gibi bir nitelendirmeyle anıldı. Kendisinden önceki kuşağı yok sayan ve suçlayan Yeni Dalga’cıların önemsediği tek yönetmen olmak gibi bir özelliği vardır. Dönemin isim yapmış empresyonist ressamı Auguste Renoir’in oğludur. Sinemayı seçtiğinde yıl 1924’tür. Aynı yıl içerisinde Une Vie sans Joie isimli ilk filmini ardından da bir melodram olan La Fille de L’Eau’yü yaptı, film; içerdiği rüya sekanslarıyla dikkat çekti. 1920 senesinde en iyi Zola uyarlaması ünvanını hak edecek olan Nanayı çeker. 1927’de yaptığı Marquitta ile dönemin dansı Charleston izlerini aktarmaktadır perdeye. Aynı tarihte yaptığı ve gerçek üstü bir atmosfere büründürdüğü filmi La Petite Marchande d’Allumettes, (Küçük Kib-ritçi Kız)’ı yapar. Bir uyarlama olan On Purge Bébé ve La Nuit de carrefour ardından La Chinne’i 1931 senesinde gerçekleştirir. 1932’de Yeni Dalga’nın habercisi sayılacak olan Boudu sauvé des eaux, (Sulardan Kurtarılan Boudu) gerçekleştirir. 34’de ise İtalyan Yeni Gerçekçiliğini etkileyecek olan Toni’yi yapan yönetmen filminde İspanya’dan Fransa’nın Province bölgesine gelen göçmen işçilerin yaşayışını konu edinmiştir. Renoir’in karamsarlığının son eseri olarak gösterilen ve patron
ile işçi ilişkisini konu alan 1935 yapımı Le Crime de M.Lange, (M.Lange’ın Suçu) filmi Halk Cephesi damgasını taşıyan ve patronların sistemini yeren bir film olarak dikkat çeker. Fransız Komünist Partisi’nin isteğiyle yapılan ve Halk Cephesi Hükümetini savunan La Vie est a Nous, (Yaşam Bizimdir) ise 1936’da hayat bulur. Film bir süreliğine de olsa sansüre takılacaktır. Gene 36 senesinde, yönetmen; Une Partie de Campagne filmini yapıp, söylendiği gibi siyaseti sanattan üstün görmediğini ortaya koyacaktı. 1936’da yaptığı Les Bas-Fonds (Ayak Takımı), başarıya ulaşamamış bir Gorki uyarlamasıdır. Bunun bir yıl sonrasında ise La Grande Illusion yapımıyla klasikler listesine bir film eklemiş olur. 1789 Devriminin aktarıldığı La Marseillaise, (Marsilyalı Kız) filmini 38’de çeker Renoir. Aynı tarihlerde nazi faşizminin yükselişe geçişi ona bir Zola uyarlaması olan Le Béte Humaine, (Hayvanlaşan İnsan)’ı yaptırır. 39’a geldiğinde ise dünyaya bir baş yapıt kazandıracaktır: La Régle du Jeu, (Oyunun Kuralı). Film Şiirsel Realizmin doruğu diye de adlandırılacaktır. Savaş sebebiyle kaçınılmaz olarak ülkesini terk eden Renoir Amerika’ya göç eder ve orada 1941-46 yılları arasında; Swamp Water, The Southerner, Diary of a Chamber Maid, The Woman on the Beach filmlerine imza atar. 1951’de ise bu kez Hindistan’da The River ile orada yaşayan İngilizleri konu edinen filmini yapar. Ülkesine dönüşünün ilk filmi olan French Cancan’ı 1955’de çekecek ve bu yapımıyla 1956 senesinde Sinema Akademisi Ödülü’nü alacaktır. Ödülün ardınca bir romantik güldürü olan Elena et les Hommes’yi ardındansa şiirsel Le Dejeuner Sur l’Herbe, (Kırdaki Kahvaltı)
http://genclikcephesi.blogspot.com

23

ve 58 tarihli deneysel televizyon filmi Le Testament du Dr.Cordelier’i yapacaktır. 71 senesinde sinema yaşantısını anlattığı Jean Renoir’ın Küçük Dünyası’nı filme aldı. 79 yılında ölmeden önce; Renoir, Les Cahiers du Capitaine Georges, Ma Vie et mes films kitaplarını yayımlamıştır. JEAN VIGO Sürdüğü yaşam doğrultusunda doğal olarak yaşama erken veda eden 1906 doğumlu Vigo 1934 senesinde yaşamını yitirmiştir. Onun yaşamı mutsuz, fakir ve hasta bir yaşantıdır. İlk belgesel filmini Nice’e yerleştikten sonra 1930’da A Propos de Nice, (Nice Üstüne) ismiyle kameraya almıştır. İkinci yapımı ise ünlü yüzücü Jean Taris üzerine yaptığı 1931 tarihli Jean Taris, Champion de Natation olmuştur. Bu yapım onun Avant-Garde sinemacılığının sinyallerini verdiği eseri olmuştur. Diğer önemli çekimi ise 1933 yılında gerçekleştirdiği ve sansür kurumunca sakıncalı görülüp yasaklatılan Zéro de Conduite, (Hal ve Gidiş Sıfır) olmuştur. Bu filminde Vigo ortaya iki farklı yaşam şekli ortaya koyar; bunlardan biri; çocukların ve halkın dünyası diğeri ise; olgun kişilerin ve burjuvanın dünyasıdır. Yapıtın kökeni Vigo’nun yaşadığı çocukluktur elbette; çocuk ahlakına not veren bir konumdan bakan sistemin bir yergisidir ortaya konan, bir baş kaldırı filmi... Tahmin etmesi güç olmayacağı gibi filme tepkilerden ziyade saldırılar olduğunda, yönetmen bu bağnazlığa karşı bir savunma olarak 1934’te L’Atalante’ı koydu ortaya. Filmin ilk gösterimi başarısız bir şekilde sunulur ve kısa bir süre sonrada yönetmen hayata veda eder. Film gösteriminin devamında bazı değişikliklere uğratılarak sunuma devam ettirilir; yakın tarihlerde İngiliz Film Arşivinde bulunabilen özgün kopyası baz alınarak yeniden basılıp gösterime sokulur. Sürreal alt yapılı filmde bu olgu başarılı bir şekilde romantizm ve komedi öğeleri ile harmanlanıp sunulur izleyiciye. Vigo’nun sinema yaşamı kısa ama yoğun bir yaşamdır, dört filminin toplam süresi dahi kısa denecek bir süreye sahip olmuştur. Günümüzde yönetmen, meraklısı olan için hâlâ keşfedilecek noktaları kendinde barındırmaktadır. MARCEL CARNÉ

Şiirsel Realizmin öncüsü olarak adını geride bırakan Carné bir marangoz çocuğu olarak Paris’te 1909 yılında dünyaya geldi. Sinemaya duyduğu ilgiyi tam anlamıyla fark edene dek bir sanat okulunda sanat yaşamına başladı. Sonrasında ise bir film teknisyeni olarak yoluna devam etti. Askerlik süreci ardından Carné hemen sinemaya atılamayacak ve başka işlerle meşgul olacaktı. Sinemayla ilintili ilk işini 1920 sonlarında yönetmen yardımcısı olarak yapmaya başladı. 1929 yılında ilk filmini çektiğinde kullandığı kamerayı bir arkadaşından ödünç olarak almıştı. Yaptığı bu film; Marne nehri kıyısında Pazar pikniği yapan insanlara değinen bir belgesel çalışmaydı ve Nogent-Eldorado adını almıştı. Bunları; Cinémagazine ve Hebdo Film dergilerinde eliştirmen olarak çalışması ve A.B.D’ ye gönderilmesi izleyecekti. 1936 yılında Feyder, bir melodram olan Jenny’nin rejili-ğini Carné ’a devredince ciddi anlamda yönetmenliğe adımını atmış oluyordu. Yıl 1938’ e geldiğinde Carné ileride çok anılacak bir yapıtla başbaşaydı; Quasi des brumes, (Sisler Rıhtımı). Geçirdiği bir sinir krizi sırasında cinayet işlemiş olan asker kaçağı Jean, sisler içindeki liman kentine gelir ve rıhtımdaki bir meyhanede tanıştığı Nellie'ye âşık olur. Kızın nişanlısını katletmiş olan hain koruyucusu Zabel, kızı da yıldırmıştır. Jean yeraltı dünyasına karışır; bu arada yerel bir çetenin başı olan Lucien, dikkatini Nellie'nin üzerinde yoğunlaştırır. Jean, polisi atlatmak için, intihar eden bir ressamın pasaportunu kullanır ve Venezüella'ya giden bir geminin mürettebatına katılır. Nelly'ye tecavüz etmeye kalkışan Zabel'i öldürmek zorunda kaldıktan sonra, tam gemi hareket etmek üzereyken, kendisi de Lucien tarafından vurulup öldürülür… Aynı yıl yaptığı Hotel du Nord, (Kuzey Oteli) ise Sisler Rıhtımına nazaran duygusallığı birazda olsa fazla basan bir yapıttı. Filmde birlikte intihar etme kararı alan genç sevgililerin portresi çizilir, genç adam kıza ateş eder fakat sonrasında kendisini vuracak güç ve cesareti kendisinde bulamaz ve hapisaneye girer. Hapis yaşamının sonunda iki sevgili (kız ölmemiştir) tüm olanlara rağmen mutlu bir yaşama kavuşurlar. Giderek kasvetli bir anlatıma yönelen Carné 1939 yılındaysa Le jour se léve, (Gün Doğuyor)’u yaptı. Film pesimistik
http://genclikcephesi.blogspot.com

24

Güldürü sinemasına çokça ağırlık veren Duvivier 1919’da yaptığı ilk filmi Haceldema ile bir ilgi uyandıramadığı gibi. Kendisinden yıldız keşfeden yönetmen olarak bahsedilmesini sağlayacak isimleri oynatmış filmlerinde. Savaş sonrası ise yönetmenimiz için pek parlak olmayacaktı aslında. L’Amant de Lady Chatterly. 1940lı yıllarında Carné çektiği filmlerde konusal olarak umutsuz aşka ve iyi ile kötünün savaşımına yöneliyordu. 1967 senesinde ölen yönetmen Beş Büyük Yönetmen olarak adlandırılan sıralamanın içerisinde olmuş. JULIEN DUVIVIER 1896 doğumlu yönetmen bir cizvit okulunda öğrenim görmüş. La Femme et le Pantin. L’Affaire Mauriuzus. Şiirsel Gerçekçiliğe dahil edilen filmleriyle sinema tarihinde kendisine yer bulmuştur. Les assassins de l’ordre ve La Bible(1977). Lunegarde. L’Abominable Homme des douanes filmlerini gerçekleştirmiş 1973 senesinde yaşama veda etmiştir. Soğuk bir kişiliğin altında üretken bir yapı barındırmış. Bir pantomim sanatçısının yaşam öyküsünü anlattığı 190 dakikalık yapıtı Les enfants du paradis. Savaş sonrası ülkesine döndüğünde başarılı yapıtlar ortaya koyar. ilkin tiyatro ile ilintili çalışmalarda bulunmuş sonrasında ise l’Herbier ve Feuillade gibi isimlere asistanlık yapmış ve senaryo denemelerinde bulunmuştur. Entrées des Artistes bu tarihlerde bahsedebilecek filmlerinden olmuştur. Le Petit monde de Don Camillo (bu filmiyle Venedik Film Festivali’nde ödül almıştır). Petrus. altmış civarı film ortaya koymuştur. II. (Hanımların Mutluluğu) filmini yapmış ve üne kavuşmuştur. sinema yaşamı belgesellerle başlamış bir isim. Le Diable et les Dix Commandements filmleri izler. L’Homme a L’imperméable.B.com 25 . 1942 yılında yaptığı Les visiteurs du soir. 1948’de İngiltere’de Anna Karenina’yı yapar. Lac aux Dammes. (Gece Ziyaretçileri) adlı Ortaçağda geçen yapıtında şeytanın aşk için bir engel olabileceğini fakat asla onu yenemeyeceğini anlattı. Yönetmen. Yenilenen bir dönemi şimdiki zamanın aşırı değişken yapısını perdeye aktarmakta güçlük çekti Carné. Herşeye rağmen ilerleyen yıllarda çokça aşk filmi çevirdi. Thérése Raquin(1953). Sois belle et tais-toi. sonrasında. 1929 senesinde yönetmen bu kara perdeyi yırtarak Au Bonheur des dames. Les tricheurs(1958). Dünya Savaşı sırasında tekrar A. Filmleri genellikle iyi ve kötünün savaşımı konulu ilerlemiştir.blogspot. Sonrasındaysa 1932-39 yılları arasında kendisinin klasikleri olacak filmleri: Poil de carotte. (Cennetin Çocukları) 19. 1920’li yıllarda çektiği yirmi kadar filmlede başarıyı sağlayamamıştır.yy Paris tiyatro dünyasında geçmekteydi. 1996’da içsel bir yaşam sürerken yaşama veda eden Carné ölümünden önce ise şu filmlere imzasını atmıştı: Zola’nın sinemaya uyarlanan yapıtı. MARC ALLEGRET 1900 doğumlu bir yönetmen Allegret. VE SİNEMAYA SES GELİYOR http://genclikcephesi. 1944’de ise Flesh and Fantasy sonrasında ise aynı yıl içerisinde The Impostor’ı gerçekleştirir. Un Carnét de bal’ı yapmıştır. Pepe le Moko. Maria Chapdelaine. Un drole de dimanche. Bir çok kişi tarafından felsefi olarak değerlendirildi. Ne olursa olsun o meşhur Carné kasvetini Cennetin Çocukları’ nda da bulmak mümkündü.D’ye giden yönetmen 1942 tarihli filmi The Tales of Manhattan’ı. Şiirsel Realizmin babalığını yapmış olan Carné için kimileri bu filmin Şiirsel Gerçekçilikten kopuş olduğunu söylese de film tam anlamıyla akımdan uzakta değildi. Duvivier 38 senesinde Hollywood’a çağrılır ve Johann Strauss’un yaşamını kameralayan The Great Waltz’ı yapar. Bunları 1950-67 arasında yaptığı: Sous le ciel de Paris. Orage. 1930’lu yıllarda belgesel haricinde filmlerine girişmiş. Mam’zelle Nitouche.sürecinden dolayı İkinci Dünya Savaşı sırasınca psikolojiyi bozucu olduğu gerekçesiyle ilgili makamlarca yasaklatıldı. Les Petites du quai aux fleurs.

Bu değerler doğrultusunda ortaya çıkan gösterimlere uyum sağlayan küçük sayılamayacak bir izleyici kitlesi söz konusuydu ve bu durumdan rahatsızlık duyanlar varsa onlarda eleştirmenlerdi. Marcel L’Herbier’nin Le Bonheur’su. Fransa’ya ait sinema dünyasında bahsedilmesi gereken. Ortaya çıkan bu eğlence -sinema kültürü. zira ürettikleri teknik malzemeye patent henüz al-a-mamışlardı. Le Million. L’Herbier gibi sessiz kuşağın nitelikli isimleri sorun yaşamadan yeni sürece geçiş yapan yönetmenlerdi. La Porte du large (1936). İlk başlarda yapılan filmler daha öncelerde yapılan melodramların yeni versiyonlarıydı bir diğer anlamda bunlar melodramın XIX. onlarda: Marcel Pagnol ve Sacha Guitry idi. Müziğin gerçekten yaratıcı bir şekilde kullanıldığı film sonralarda ise Fransa’da bir çok filme yol çizecek ve vizyonun gerçekten poplaşmasını sağlayacaktı. Lévy. Ama gelgelelim şu meşhur Hollywood tehlikesi karşısında bu düzen büyük bir başarı ve kazanç sağlamaktaydı.blogspot.Fransa sineması seslenmişti seslenmesine ama bu ani gelişe biraz hazırsız yakalanılmış ve bilim adamları gerekli aygıtlar –ses cihazları. Gremillon. Aslında ortaya çıkan ürünlere sinema filmi demenin sinema etiği açısından ne kadar doğru olduğu tartışılırdı zira bunlar sadece filme alınmış dahası filmleştirilmiş tiyatro ya da opera çalışmalarıydı. Bu sahada da öne çıkan belirginleşmiş iki isim göze çarpıyordu. Sesin sinemaya girmesinden sonra doğal olarak tiyatro tabanlı filmler ve daha popüler bir şekilde müzikaller poplaşan değerler olarak öne çıkmıştı. Şayet bunlara örnek vermemiz gerekecekse: Double Crime sur la ligne Maginot (1937). almıştı çünkü alt yapıları buna dayanmaktaydı. Clair. Bu büyük adamlar aynı şekilde otuzlu yıllarada isimlerini bırakabilecek kadar başarı kazanacaklardı.üzerinde ki çalışmalarını başarıyla tamamlamış olsalarda Fransa film dünyasında yabancı patentli malzeme hakimiyeti söz konusuydu. Bu arada Guitry’nin filmlerinde her zaman başrolü kendisine ayırdığını da belirtmeden geçmemek gerekir. Bu dönemin öne çıkmış senaryo yazarlarına baktığımızda: Marcel Achard. Abel Gance’ın Paradis perde’su sayılabilirdi. A nous la liberté ve Quatorze juillet diğer yapımlar arasından sıyrılabili-yorlardı. http://genclikcephesi. gene aynı tarihli Le Collier de la Reine karşımıza çıksada Fransız sesli filminin önünü açan yapım kesinlikle René Clair’in filmi (ki Epinay stüdyolarında Alman şirketi Tobis için çekilmişti) Sous les toits de Paris’dir. sesin gelmesi. İsim altında toplamak gerekirse bu tür kendi içinde: Sosyete Dramı. Önemle belirtilmesi gereken bir nokta da bu süreç içerisinde ki senaryo yazarlarının Fransız sinemasında önemli yerlere geleceğinin nişaneleride ortaya çıkmıştı. önem taşıyan bir türde şüphesiz ki gerçekçi melodramdı. Renoir. Daha öncede belirtmiştik. Duvivier. Bu arada vazgeçilmez gibi duran komedi bu yeni düzenede uyum sağlamakta hiç gecikmemiş ve ortaya komik müzikhol şarkıcılarının oynadığı ucuz işler çıkmaya başlamıştı. ucuzluk ve haliyle kalitesizlik olarak görülüyordu.com 26 . İlk yapılan Fransız sesli filmine baktığımızda 1929 yapım yılına sahip L’Eau du Nil. Seçenekler arasında yer alan filmleştirilmiş tiyatro giderek daha fazla seyirci çekmeye başlamıştı ve bir anlamda bulvar komedisinin yerini almıştı. Charles Spaak isimleriye karşılaşırken Yves Mrande ve Louis Verneuil gibi daha bir çok yönetmeninde senaryolaştırılmış tiyatro filmleri çektiklerini görüyorduk. Feyder. Lakin bunun istisnası olarak ortaya çıkan Clair’e ait. yy’dan bu yeni zamana dönüştürülmesiydi. Henri Jeanson. bir anlamda Avant-Garde’ın sona erişi anlamındaydı. Bu dönemden sonra listeye önemli iki isim daha girecekti ki bunlar Vigo ve Carné ’dan başkası değildi. Jacques Prévert. Gance. Dünyada kabul görüp başarı kazanan bir film olmasına rağmen ilginç bir şekilde Fransa’da ilk başlarda hiç ilgi görmemişti. aksine yeni melodram türleri ortaya çıkacaktı. Elbetteki bu tür salt yeni uyarlamalardan ibaret kalmayacaktı. Epstein.

Pétain hükümeti sırasınca kurulan COIC (Sinematografik Endüstrilerin Organizasyon Komitesi). Pagnol’un La Fille du puisatier’si. Şiirsel Gerçekçilik akımıyla hemen hemen özdeşleşmiş olan Marcel Carné’nin bu akımın tek temsilcisi olduğu ileri sürülse de bu pek doğru bir iddia değildi zira akımın ortaya çıkışında Jean Vigo. ümitsiz bir sinema örneği olarak tarihteki yerini alacaktır. Şiirsel yön.Slaw Melodramı. Marcel L’Herbier ve Julien Duvivier gibi yönetmenlerinde etkileri vardı elbet.oldu –elbet-.blogspot. romantik. Sinema sektöründe. Sinema. Fakat şu varki bu yıllara hakim olacak tür olarak olarak seçilen bu melodramlar değil Şiirsel Gerçekçilik olacaktır. az sayıda İtalyan ve Alman filmini saymazsak. Akımın ilk defa ortaya çıkışı Fransa’da olmuştu ve yıl 1930’u göstermekteydi.com 27 . psikolojinin hastalık taraflarında dolaşan katil tiplemelerinde yer alan erkek oyuncular ve yaptığı evlilikle mutluluğu bulamamış kadın tiplemelerinden oluşturmuştur. Majinot savunmasını yararak Fransa’ya girip 1940’ın 14 Haziran’ında Paris’e ulaştı. Ortaya çıkan ve hafiften bir ağırlık kazanan kadın filmleride aynı dönemde etkinleşmeye başlamıştı. çevre seçimi ve film karakterlerinin davranışlarında yatmaktadır: Islak caddeler sisli limanlar ve benzeşik öğeler ana atmosferi oluştururken. mali destek ve kısa film çalışmalarına yatırıma değin. Hollanda ve Belçika’ya saldırdıktan sonra. İleride bir başka bölüm halinde sunmaktansa burada pekişmesi muayetinde konudan fazla uzak düşmemek amacıyla sınırlı bir şekilde şiirsel gerçek-çi-lik ten bahsetmek faydalı olacaktır. Gerçekçilik yönüne gelecek olursak. Ama film piyasasında bir Fransız hakimiyetinden söz edilebilirdi çünkü. Asker Melodramı gibi isimler almıştı. Böylelikle sinemada sansür http://genclikcephesi. Grémillon’ın Le Ciel est a vous’u çıkmaktaydı. duygusal. Yaşamı etkileyen her şey dahası dünyayı etkileyen her şey doğal olarakta en başından sonuna sinemayı etkilemiş ve etkileyecektir. İşte Almanların Fransa’yı işgali. İngiliz ve Amerikan filmleri tamamen gösterim yasağına tabi tutulmuştu. Kısa bir dönem süren şiirsel realistik sinema. bu sıralar yapılan filmlere bakacak olursak karşımıza: Abel Gance’ın La Vénus aveugle’u. sözkonusu Alman hakimiyetinin sınırlarını daraltmaya çaba gösterdi. karakterlerin karşısına çıkan ve yaşamın simgesi olan polisler ve gangsterlerin varlığıdır söz konusu olan. Yeni film okullarından tutunda. oyunculardan ve yönetmenlerden bu dönemde ABD’ye göç edenler olurken bazılarıda faşist bir takım baskıcı kurallar altında zor zamanlar geçirmeye başlamışlardı. Akım adından da ortada olduğu gibi iki ana noktadan oluşmaktaydı. Stelli’nin Le Voile bleu’su. Pétain Hükümeti ise ateşkes adı altında Fransa’yı resmen Nazilere teslim etti. şiirsellik ve gerçekçilik. Naziler için mükemmel bir propaganda aracıydı ve bunu her açıdan kullanacaklardı. VICHY DÖNEMİ ÜZERİNE Nazi ordusu. haliyle Fransız sineması üzerinde sağlam bir etkiye sebep olmuştu. Gelgelelim herkes bir yerlere göç edip işkenceye maruz kalmıyordu. Her ne kadar parasal sancılar çeksede Fransız sinemasının iyileştiği söylenebilirdi. Bu da Fransız Sineması’nın tıpkı toprakları gibi işgali anlamına geliyordu. dahası Fransa’da kalanlar ve de sorunsuz bir şekilde kariyer ve yaşamlarına devam edenler –de. Fransız sineması için gerçekten gereken ve iyi sonuçlar doğuran bir adım olmuştu. Bu savaş dönemi sinemasına baktığımızda ortaya konan yapımların önemli bir kısmını edebi uyarlamalar oluştururken Cocteau’nun da imzasını taşıyan ama az sayıdaki fantezi filmlerden söz etmek mümkündü. Fakat bu dönem filmlerinin Alman’ların sansür kurulu Vichy tarafından denetlendiğini de unutmamalıyız. çok önemli adımlar atıp uğraşlar veren bu kurum. karakterler ise asker kaçaklarından.

Fransız izleyici bu olay karşısında tepkisiz kalmamış aksine taşkınlık derecesinde bir karşı koyuş sergilemiştir. Le premier de cordée ’yi yaptı.com 28 . hiçbir önem ve değeri olmayan. Becker: 1943’de Le Dernier a’tout. Schmidt getirildi. o da Clouzot ile aynı kaderi paylaşacaktı. Nazi dönemi sinemasını kategorilere ayırmak doğru olabilir. Madame et la Mort. Müthiş bir dönek olan Jean Delannoy Nazilerin sevgisini kazanan L’Eternel Retour.uygulamaları başladı ve bu görevin başına da Dr. Grémillon’ın 39’da başladığı Remorques’u ve 43’de yaptığı Lumiére d’Eté ’i bu sınıfa dahil edilen yapımlardandı. bunların taban konusunu işgal sürecinde ortaya konan mücadele oluşturmaktaydı. Hemen ardından Continental kurumu tüm Fransız film dünyasını eline aldı. sayılarını ise arttırmıştı. (Ebedi Dönüş) filmini 42 senesinde çekecekti. 43’de ise Clouzot’ yu bu sefer Le Corbeau. (Karga) filmiyle yönetmenlik sandalyesinde görecektik. İşgalin yaklaşmasından önce vatanlarını terk eden yönetmenler olmuştu zaten ama bu süreç terkedimi hızlandırmış. Tüm bunların ardındansa İşgal Sonrası Direniş Filmleri geldi. 45’de Goupi Mains Rouges ve aynı yılda işgal altında ki Paris halkını anlatan Falbalas’yı çekti. Bunun için verilebilecek en uygun örnek. Söz konusu yönetmenlerden iki isim diğerlerine nazaran daha bir öne çıkacaktı. Le Voyageur de la Toursaint.blogspot. Yukarıda da belirttiğimiz gibi önemli bir diğer isimse Becker’di. Pierre Prevert’in yönetmenliğini yaptığı 1943 tarihli Adieu Léonard. burjuvaist değerlerle ve Mareşal Pétain’le ciddi bir şekilde dalga geçiyordu. Aktif direnişin göstergecisi olan. Aynı kategoride yer alacak bir diğer isimse. Grémillon bu filminde örgütlü bir ulusun neleri gerçekleştirebileceğini koyuyordu ortaya. Yönetmenin daha açık ve ağır filmi Le ciel est a vous 1944 yılında çekilecekti. Zaten. René Clémentin 1946’da çektiği La Bataille du rail filmidir. (Günah Melekleri)’ni yapmıştır. bunlar: Louis Daquin ve Jacques Becker’di. önceden çektiği Ceux du rail belgeseliyle desteklediği ve savaş katılımcısı direnişçi demiryolu işçileriyle röportajları ve onların anılarını da içeren film. (Paradideki Çocuklar)’ı olmuştur. (Evdeki Yabancılar). Yönetmen. Savaş döneminde varolan bir sinemacı olan Bresson’da 1943’de ilk filmi olan Les Anges du Peche. bu filmler yaşanan gerçeği. Film kendisine Fransız direnişçileri suçlayan ve yeren bir konu edinmişti ve Fransa bu filme ve haliyle yönetmenine öyle bir tepki verdi ki Nazilerin filmi gösterimden kaldırıp. Bir diğer kategori ise Vichy dönemine yönelik çekilen Karşıt Filmlerdi: İlk dikkat çeken yapımlar Carné ’ın Les Visiteurs du soir. faşist eğilimli yönetmen 1948’e değin Fransa tarafından affedilmeyecekti. Bir diğer faşizan isimse Sacha Guitry idi. Autant Lara olacaktır. Dönem içinde film yapımına hiç izin verilmiyor değildi fakat bu filmler. Yahudi karşıtı bir film olarak karşımıza çıkacaktır. realizmi tam anlamıyla ortaya koyan Daquin’se: Nousles Gosses. Yönetmen son çektiği Douce ile direnişe açıkça methiye düzüyordu. yönetmeninde film yapma yetkisini elinden almaları gerekti. bir ulusun direncinin yok olamayacağının ispatı olarak bu döneme damgasını vurmuştur. ilkin İşbirlikçi Filmler’e bakabiliriz: 1942 tarihli Clouzot’nun yazıp Decoin’in yönettiği Les Inconnus dans la maison. Söz konusu ettiğimiz Vichy süreci içerisinde ortaya bir de Gerçekçi Filmler çıkacaktı. Elbette ki gösterimde ki filmlerin bir kısmı. paraya dolayısıyla burjuvaziye sıkı eleştiriler giydiriyordu. Bu filmler. Zaten http://genclikcephesi. tarzıyla dikkat çekti. bazı filmlerin tamamı Nazi propagandası niteliği taşımaktaydı. sinema seyircisini oyalamaya yönelik yapımlar olmaktaydı. 42’de Letters D’Amour ve 43’de Douce. (Gece Ziyaretçileri) ve Les Enfants du Paradis. 1941’de yaptığı Le Mariage de Chiffon. ortada olanı yansıtacaklardı perdeye.

Les Grandes Familles. 50’de Manéges’i yaparken Clouzot. COIC çalışmalarını genişleterek sürdürmekte ve ticari olmayan sinemanın gelişimine destek sağlamaktaydı ve modern Fransız sinemasının temelleri artık atılmıştı. Ama çok geçmedi ki Fransız sineması o hiç yabancı olmayan problemlerle yeniden yüzyüze gelmişti. Daha önce bahsettiğimiz faşist tabanlı baskılardan kaynaklanan sebeplerden dolayı topraklarını terk eden Yahudi tabanlı sinemacıların geri dönmesi de sinemayı gerçek anlamda güçlü göstermekteydi. haklıydı-da. söz konusu yönetmenlere ait filmlerin karanlık ahlaki yapısını uygunsuz görmekteydi. 48 yılında Dédée d’Anvers. Ve bu kişiler Fransız sinemasının kalite geleneğinden de uzaklaşıp ödün vermiş değildiler. Ama genede şiirsel realizmi benimseyen ve işleyen filmler yapılmadı değil: Allégret. Christian-Jaque. Sadece film çekimleri bakımından değil sinema salonlarının mimarisi açısından da yapılan yenilikler söz konusuydu. Les Diaboliques’i 55’te. La Vérité ’i ise 60 yılında yapmıştı. o. Fransız piyasasında Amerikan filmlerinin hortlayışı bu sorunların en başında gelmişti. Clouzot. 1946’ da Demir Yolu Savaşını çekti bu uzun metraj yarı belgesel nitelikler taşımaktaydı. Tüm bunların yanısıra Les Cahiers de cinéma’yı kurup geleceğin akımı olacak olan Yeni Dalga yönetmenleri için ortam hazırlamış oldu. Savaşın her türlü aksaklıklarını ortadan gidermek için çaba veren ülkede savaş ve benzeşikliğine bağlı konularda belgesel çekimlerinin ortaya çıkması da olası bir durumdu. 1950’lere doğru sinema Fransa’da en popüler dönemine erişmişti.com 29 . Böylesi etki-ler yaratmasa da sayılmadan geçilmesi dönemin sinema tarihi açısından hata olacak birkaç direniş filmi daha söz konusudur: Bresson: Un condamné a mort s’est é chappe -1956 Cayette: Le passage du Rhin -1960 Chabrol: La Ligne de Demarcation -1966 Melville: L’Armé” des Ombres -1969 Tüm bu olanları Fransız sinemasının kurtuluşuna yönelik kurulan komite ve L’écran Français dergisinin yayın hayatına başlaması izledi. Bost gibi senaristler dönemi kendilerine mal edebildiler.blogspot. dönemin tüm mevcut dergilerinde yazılarını bulmak mümkündü ve sert eleştiri üslubuyla dikkat çekmekteydi. Prévert gibi alışıldık senaristler üretkilerine devam etselerde bahsi geçen süreç içerisinde. Bazin bir eleştirmenden öte bir kişilikti. Autant-Lara. Becker. Bu yıllarda izleyici sayısındaki artış dörtyüzmilyonla dikkat çekecek boyutlara gelmişti. En cas de malheur gibi filmlerse ahlak ve sınıf pratiklerine yönelik sosyolojik eleştirilerde odaklaştılar.zira şiirsel realizm iyiden iyiye azalım gösterse de kara film geleneği gitgide bir belirginlik kazanmıştı. Jeanson. Truffaut’a gelecek olursak. Aurenche. Audiard. 49’da Une si jolie petite plage’ı. Quai des Orfevres’yi 47’de Le Salaire de la peur’yu 53’te.Cannes’da da Altın Palmiye’ye layık görüldü. La Vérité sue Bébé Dongé. Clément gibi. devam edecek olduğumuzda. Carné’nin Thérése Raquin’i gibi. Savaş öncesi film yapan yönetmenlerden savaş sonrası tekrar film yapmaya başlayanlar olduğu gibi yeni isimlerde savaş sonrası yönetmenleri olarak bunlara eklendiler. çalışkan ve dolayısıyla üretken bir yapıya sahipti. Modern sinema sözcüğünün gerçek anlamda fiiliyata geçişi André Bazin tarafından götürülen ciné club hareketinin hız kazanmasıyla tam anlamıyla destek bulmaktaydı.Truffaut tarafından bir hayli sert dille eleştirilip suçlanmıştı. Clément. yeni salonların inşası ve mevcutların yenilenmesi gibi. Bunun ardından (dahası buna bağlı olarak) polisiye ve gerilim filmlerinin yükselişi söz konusu olurken Fransa http://genclikcephesi. Bu kuşak F.

Bu yönetmenlere bakıldığında. Robert Bresson. Filmografyasına bakacak olursak gözümüze. NoélNoél. Ve Tanrı Kadını Yarattı filmiyle kariyerini başlatmış oluyordu. anlamsızlığa dönüştürdü ve vücudunu komedisine efekt unsuru olarak kullandı. Tati özgündü zira alternatif bir grup oluşturmuş. Les Belles de nuit. Jour de féte. Tanrı ile konuşan ve köyün komünist papazına savaş açan.com 30 . Bu sıralarda cinselliğin ön safhaya çıkıp bu unsurla parlayan kadın yıldızların da ortaya çıktığını görüyoruz. Darry Cowl. (bahsi geçen Don Camillo dizisi 1951 de başlatılmış Duvivier tarafından da yönetilmişti.sineması kendi topraklarında ve dış ülkelerde farklılık gösteren bir sinema portresi çiziyordu.blogspot. Bir Fransız savaş mahkumu ile bir ineğin hikayesi olan İnek ve Mahkum filmi ve yanısıra. Le Rouge et le noir. Fransa’ya ait toplum yapısı ve dil göz önüne alındığında ve ortaya çıkan yapımlar da bu yönde içerik kazandığından Fernadel ve daha bir çoğunun mizahının yurt dışına çıkması pek söz konusu olamazdı. dış çekimlere ağırlık vermiş. gibi isimler savaş sonrası dönemde ortaya çıkacaklardı. Fernandel’den başkası değildi bu. küçük bir İtalyan köyünde geçen bir diğer komedi filmi de bir Fransızİtalyan ortak yapımı olarak gişede başarı sağlamışlardı. Nana verilebilirdi. zira dışarıda kara film ve gerilim tarzıyla bilinip takip edilirken Fransa içerisinde dram ve komedi ağırlık kazanıyordu. Pierre Melville. teknikleri. Alain Resnais. o http://genclikcephesi. gerçek anlamda komediye dönecek olursak karşımıza. Ayrıca bu dönemde Bourvil’in yükselişe geçişi söz konusuydu. Francis Blanche isimleri çıkıyordu. Jacques Tati kaba güldürüye yakın bir mizah tarzıyla konuşma dilini bir homurtuya. Parisli Kız bunlardan önemlileriydi. Mon oncle takılacaktır. Ellili yıllara doğru baktığımızda kostümlü dramanın gerçek anlamda ağırlık sağladığı ve gerçektende çok sayıda bu türe ait çalışmalar üretildiği görülüyordu. FİLMLER VE YÖNETMENLER JEAN MAURICE EUGENE CLEMENT COCTEAU O. gerçek anlamda çok yönlü sanat adamıydı kendisi. Louis Malle. ve tarih ellileri gösterirken sahneyi Brigitte Bardot alacak deyim yerindeyse kaplayacaktı. Önemlisi bu önemli isimler ileride Yeni Dalga akımının öncüleri ve modelleri olarak kabul göreceklerdi. Agnés Varda. filmin yönetmenliğini Roger Vadim yapmıştı. Ama bu demek değildi ki bir başkası bunu başaramayacak. Gervaise. Les Misérables.) Fernandel’in komedi de topraklarının dışına çıkamadığını belirtmiştik. Daha sonraları Bardot’yu piyasanın komedi filmlerinde de görecektik. SAVAŞ SONRASI DÖNEMDE. Bourvil gibi kariyerinin zirvesinde olan bir komedyen daha söz konusuydu. EĞİLİMLER. bunların öne çıkış yapmış olanlarını sayacak olursak örnek olarak: Fanfan la Tulipe. Bardot. Papatya Falı. sadece bir şair değildi elbet. estetik anlayışları ve ideolojik yapıları bakımından apayrı yönetmenler oldukları görülecekti. ana akım endüstrisine muhalefetliklerinden dolayı ortak sayılabilecek olsalar da. evet. bu çok yönlülüğünü sinemada belki de en iyi şekilde yansıtacaktı insanlara. Almanya’da yaptığı bir kısım çalışmalarla örneğimizi teşkil edecektir. Les Vacances de Monsieur Hulot. Lakin bu türe asıl ait olan bir isim değildi. küçük ekiplerle çalışmış ve kendi çizgisini oturtmuştu ve Tati başarıyla yurt dışındaydı. “ben bir şairim” diyecekti hep. Lakin bu Fransız yapının dışında tutulabilecek bir ortak yapım söz konusudur: Henri Verneuil.

Tüm bunların ardından 1929 yılında kendisini büyük bir istek ve zevkle sinemaya verdi.blogspot. Katolik romancı Georges Bernanos'dan perdeye aktardığı Bir Köy Papazının Güncesi bütün dünyada büyük rağbet gördü. Azize Jeanne d'Arc'ın. Dönemin ünlü isimlerini görmenin mümkün olduğu film. Bir katolik olan ve bu inancına tam anlamıyla bağlı olan Bresson. karısı ve şovalye Lancelot arasındaki yasak aşk geometrisini. Dostoyevski'den esinlendiği Yankesici de dünya çapında beğeni toplayan bir yapım olmayı başardı. İlk fimiyle bağıntılı olarak yaptığı Orphée onun en ünlü yapıtı sayıldı. tam anlamıyla kişisel bir yapıttı. Ünlü direnişçi Andrea Devigny'in idamdan kurtulmak için hapishaneden kaçışını öyküleyen Bir İdam Mahkumu Kaçtı’da Bresson. resim yapıyorum rahatsız oluyorlar. İspanyol yönetmen olarak anılsa da bizim tamamen Fransız hissettiğimiz usta yönetmen Luis Buñuel’den etkilendi. Mouchette (1967). Filminde Yunan felsefesini Paris sokaklarına taşıdı. 1959’a gelindiğindeyse Le Testament d’Orphée. (Şairin Kanı) 1930 yılında ortaya kondu. film çekiyorum ondan da rahatsız oluyorlar. İlk filmi olan Le sang d’un poéte. kitap yazıyorum rahatsız oluyorlar. Hayalcinin Dört Gecesi’nde Bresson. firar eylemini her türlü duygusallıktan uzak bir tavırla kendine özgü bir şekilde canlandırdı. İlk zamanlarında bir ressam olmak için yoğun çabalar harcayan usta yönetmen aynı zamanda felsefe eğitimi de görmüştür. Une femme douce (1969). trük çekimleri ve yabancılaştırma efektleriyle büyük beğeni kazandı. Orfeus’un Vasiyetini çekip üçlemesini tamamladı. Bir eşcinseldi Cocteau ve yaşam arkadaşının ölümüyle ileride bir kitabına da isim olacak olan afyona başladı ve ciddi bir bağımlılık sürecinden sonra zorlu bir tedavi dönemi geçirip hayata yeniden selam verdi. Yapıtlarıyla yüzyıla kesinlikle damgasını vurmuş bir yönetmendir. Diable probablement (1977). Usta. 30'lu yıllarda bir dizi sinemacıya asistanlık yapan yönetmen 1934'de Les Affaires Publiques’i gerçekleştirdi. sert ve acımasız tavrını sürdürür.” diyecekti. Lancelot du Lac (1974). Académie Française üyesi de olan büyük sanatçı 74 yaşında Paris yakınlarında dünyayı terketti. uzun süreli bir film hayatına sahip gibi gözükse de sadece 13 film gerçekleştirmiştir. Ama gel gelelim tüm birikimlerini sarf edeceği sinemayı seçecektir Bresson. Bresson. Bir yıl süren savaş esirliğinin ardından. Zaten filmlerinde sıkça ger-çeküstücü sekanslar kullanmaktaydı. Bresson. Au hazard Balthazar. Journal d!un curé de http://genclikcephesi. Quatre nuits d’un réveur (1971). Kendi üretkisi olan trajik tiyatro eseri L’aigle a deux tétes. ROBERT BRESSON Bresson için kuşku götürmez bir şekilde bir yaratıcı ve efsane ifadelerini kullanabiliriz. Eric Satie il I. Film. bir Tolstoy uyarlaması olan Para ile karanlık. Yapıtında Cocteau dramatizeyi ifade ediş gücü bakımından güçlendirmek için sıkça yakın plan çekimler kullandı. Gel gelelim bu sayıyla tam anlamıyla Bresson tarzını yaratmıştır. Dünya Savaşı yıllarında tanışıp Paris entelektüel yaşamına girdi. (İki Başlı Kartal)’ı 1948de sinemaya uyarladı. 1943'de Nazi işgali yaşayan Paris'te Les Anges du Peche (Günah Melekleri)'i çekti. göstermelik yargılanışını ve yakılarak öldürülmesini anlatan Jeanne d'Arc'ın Yargılanmasının ardından. Herhalde Şeytan'ın’ dan sonra Bresson. İsa'nın kayıp kasesinin aranışı çerçevesinde resmeder. 1948 senesinde Les Parents Terribles. Procés de Jeanne d’Arc (1962). Hep ağırlık verdiği görüntüleri burada arka planda bırakıp diyaloglara yöneldi. görüntüyü deyim yerindeyse perdeye yazabilen ender bir sinema ze-kasıydı. Pick pocket (1959). Filmin senaryosunu kendi yazmış.rahatsız etmeyi amaç edinmemişti ama günlüğünde: “Ne yaparsam yapayım insanlar rahatsız oluyor. Gölün Lancelot'su filminde. müziğin ve resmin karışımı olarak kabul ettiği sinematografi zihniyetiyle yapmıştır filmlerini. Filmografisine bakacak olduğumuzda: Argnet (1983).com 31 . geçen yüzyılın sonlarında dünyaya gözlerini kapadı. 80'lerin başlarında. Maisons-Laffitte’ de doğdu Cocteau. (Müthiş Aile) adlı tiyatro eserini uyarladı. onun filmleri görsel bir kitap ve şölen gibidir. Kral Arthur. Bresson. intiharın tek çıkış yolu olduğu bir dünyada aşkın ve mutluluğun imkansızlığını resmetti. Un condamné a mort s’est échappé ou Le vent souffle ou il veut (1956). yönetmenliğinin dışında kurgusunu da üstlenmişti.

Fransa’da seyircinin polisiyeye olan ilgisi yönetmenle örtüşecekti. Filmleri için seçtiği coğrafya Fransa ile sınırlı kalmayıp. Filmi besleyen diğer öğelerse kullanılan ışık ve gölge düzenlemeleri ile dekorlara gösterilen özen olmuştu. 1949 yılından sonra Ophüls. 1948 senesinde Letter from an Unknown Woman. buralarda on kadar uzun metraj çalışması yaptı. (Meçhul Bir Kadından Mektup) isimli aşk trajedisini çekti. Gazetecilikle yaşamını sürdürmeye devam etti ve sinemaya bir kurgucu olarak atıldı. Bunun ardı sıra gelen 1943 yapım yılına sahip Le corbeau. 1933 yılında yeniden bir uyarlamayla. 49’da ise Kara Dizi türevinde The Reckless Moment filmini çevirdi. ailesi ile birlikte İsviçre’ye kaçmak zorunda kaldı. Bu başarı getiren çalışmalar ardından yönetmen. Liebelei. 1949’dan sonra sinema yaşamının doruğuna Fransa’da erişecekti. 60 yılında da La véritée. Bu tarihte Clouzot. 1946 yılına.campagne (1951). Başlangıç filmi 1950 tarihli La Ronde olmuştu. kendisini fark edip filmlerinden de etkilenmiş olan yönetmen Preston Sturges ona destek çıkana değin sinema dünyasında işsiz kaldı. Onun en çok bilinen yapıtıysa 1952’de yaptığı Le salaire de la peur. Fransa’ya pekte bir şey yapamamış olarak dönecek ve gerçek kariyerini burada sağlayacaktı. Yönetmen son film olarak 1968 yılında La prisonniére adlı melodramda ruh hastası. Lakin İsviçre’ye kabul edilmemesinin sonucunda Amerika’ya göç etmek mecburiyetindeydi. MAX OPHULS Ticaret yapan Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Saarbrücken’de doğdu. (Şeytan Ruhlular) 1954 yılında takip etti.blogspot. iki buçuk saatlik film yönetmen tarafından iki bölüme ayrıldı. (Katil Kim?) filmi ile sinemaya yeniden merhaba dedi. Ophüls.com 32 . Bu zaman diliminde çıkardığı işlerin içinden en çok tutulanı La signora di tutti isimli yapıtı oldu. Alman işgali altında kalan Fransa’da duramayacağını bilen yönetmen. Filminde Fransa’nın adalet sisteminin yanlış işleyen mekanizmasını eleştirdi. Maximillian Oppenhemier olan yönetmen 1923 senesinde sahne yapıtları yönetmenliğine geçiş yaptı. HENRI GEORGES CLOUZOT Sinema tarihinde onu tanımlamak için söylenmiş klasik bir ifade var: Fransız Hitchcock. Agnes du péché (1943). Paris’e göç etti. Filmin finansmanlığını yapan şirket bir Alman kuruluşu olduğu için savaş sonrası vatan hainliği ile suçlanıp arkadaşlarıyla bir meslekten men edildiler. Ophüls adını da burada aldı. 1938 yılında ise uyruğu Fransız olarak değişti. (Satılmış Nişanlı) ile 1932 senesinde ilgi çekmeyi hemen başarmıştı Ophüls. Yahudi kökenli olmasından dolayı Alman hükümeti tarafından çıkarılan zorluklarla uğraştı ve sonunda Almanya’yı terk edip Fransa’ya. Quai des Orfévres. Affaires pupliques (1934). bu durum 1947’ ye dek sürdü. Bir opera uyarlaması olan ilk filmi Die verkaufte Braut. Hollanda ve İtalya’ya vardı. egosantrik (ben içinci) bir erkeğe aşık olan ve bu sebeptende yaşamı mahvolan bir hayatı perdeye taşıdı. Alman işgali esnasında Clouzot ülkesinin önde gelen yönetmenleri arasında sayılmaktaydı. Film müzikleriyle ilgi çektiği kadar karmaşık ve akıcı kamera teknikleriyle de önemli bir yapıttı. Flört filmi ile ortaya koydu. Neredeyse tüm büyük yönetmenlerde olduğu gibi o da sinema yaşamından önce başka işlerle meşgul oldu. Clouzot 1907’de Niort’da doğdu. Bu yapımlarıyla ana olgusu olan. (Karga) onun usta bir yönetmen olarak kabulünü sağladı. Clouzot bu filmiyle gerçek anlamda dünya çapında bir üne kavuşuyordu. 1942 senesinde L’assassin habite au 21 isimli ilk filminde gerilimi tam anlamıyla ortaya koymayı başarmıştı. Gerçek ortaya kondu. Ahlaka uygunsuzluğu öne http://genclikcephesi. 1923’e değin tiyatro oyunculuğu yaptı. Yıl 77 iken Paris’te yaşamı son buldu. aşk nereye kadar gerçekleştirilebilir? sorusuna yöneldi. gelecek vaadeden bir kişilik olduğunu. Asıl adı. (Dehşetin Yolcuları) oldu. Dames du Bois de Boulogne (1945). Bunu senaryo çalışmaları ve yardımcı yönetmenlik deneyimleri izledi. polisyeyi toplumsal eleştiri ile miksledi. Sinemaya gerçek adımını Berlin’de attı. Bunları Pierre Boileau ve Thomas Nerjecac’ın romanından uyarlanan Les diaboliques.

Bu arada gelen teklifleri geri çevirdi. JEAN-PIERRE MELVILLE Gangster filmlerinin Fransa’da en bildik ismi olan ve Yeni Dalga’yı etkileyen Melville. İlk uzun metrajlı filmi bir edebi uyarlamaydı. Le Sang des bétes adlı 1949 yılında yaptığı belgesel http://genclikcephesi. GEORGES FRANJU Geleneksel sinema ile Yeni Dalga arasında köprü görevi alan filmler yapan yönetmen bu anlamda önemli bir konuma sahiptir. 1945 yılında bir film şirketi kurup yönetmeye başladı. Bay Hulot yaratısıyla Yeni Dalga ile bağıntılandı. büyük hiciv ustası denmiştir. 1962’de Melville. Filmde Alman işgalcilerce şantaja uğrayan direnişçi bir kadının kendi arkadaşlarınca öldürülmesi anlatılır. Lara’nın filminde hayalet olarak rol aldı. Melville bu yapımlarından sonra filmlerinde konu olarak umutsuz aşkları ele alacaktı. Trafic. aynı zamanda dostu da olan Jean Cocteau’nun bir romanı olan Les enfants terribles. 58 yılında yaptığı Mon oncle modern yaşamın saçmalığının ispatı niteliğindeydi. İkinci filmi gene edebi kaynaklı olacaktı. Yukarıda ki sıralamada da ilk sırada olan birinci filmi ile sinema yaşamına merhaba diyen Tati. Savaş sırasında İngiltere’de bulunan Melville. (Göldeki Ordu)’yu bu tarihte çekti. Parade filmleriyle dünya sinemasının unutmayacağı bir isim oldu. (Denizin Sessizliği) adlı yapıtını aynı adla 1947 yılında filme almıştı. Savaş dönemi öncesi ticaret ile uğraştı ve ünlü bir mağazanın müdürlüğünde bulundu. Les Vacances de M. bu mekanik yaşamla gene alay yollu uğraşmaktaydı Tati. filmlerinde hem oyuncu hem yönetmen hem de yazar oldu. zengin bir aile çocuğu olarak Pariste doğdu.com 33 . yergicisi. Modernitenin teknolojik getirilerinin karşısına eskiyi koymuştur Tati. (Müthiş Çocuklar)’ı 1949’da sinemaya uyarlayacaktı. Yönetmen. (Kırmızı Daire)’dir. Sene 69’a vardığında Melville yeniden dahası ikinci bir defa II. Filmin tamamlanmasının ardından iki yıl geçtikten sonra yönetmen hayata veda etti. Mon oncle. Bu andan itibaren Tati. 1947-73 yılları arasında yaptığı -az sayıda da olsa.Hulot.sürülürek birkaç ülkede de yasaklanan film aslında neşeli ve romantik bir aşk filmiydi. 1955’te çektiği son filmi Lola Montez’ de hayatı skandallarla dolu gizemli bir dansözün yaşamını anlattı Ophüls. Trafic’de diğerlerinden farklı bir tabakaya dayanmıyordu elbet. Dünya Savaşı’na yöneldi ve L’armée des ombres. Korkunç bir karmaşa dünyası ortaya koyan bu film Yeni Dalga yönetmenlerinin üzerinde bir hayli etkili oldu. Bu filmin bir diğer özelliği ise 60’lı yılların sonlarına doğru ortaya çıkan road-movies’in öncüsü ve habercisi olmasıdır. Jour de féte. ilk gangster filmini Georges Simon’un bir romanından sinemaya uyarladı. yapımın aşırı derecede beğenilmesiyle onu kısa metrajdan uzun metraja çevirme kararı alıp Jour de féte’yi ortaya çıkardı. Bu filmiyle film noir türüyle tanınmaya başladı.L’Ecole des facteurs. Büyük hicvinin karakteri Hulot’dan sonra beş senelik bir bekleme süreci yaşadı. Fransız yazar Vercor’un La silence de la mer. Yaptığı son filmi olan 1972 tarihli Un flic. bir modernite eleştirmeni.blogspot. ‘Sinemeskop geniş ekran’ kullandığı bu film dönemin tüm teknik ekipmanlarının son zerresine kadar kullanılması ile ilgi çekti. Le doulos ile kasvetli bir gangster filmi daha koyar önümüze. Onun baş yapıtı olarak billenen eseri Play Time olacaktı. Modern yaşamın kargaşasını tebessümle izleyen bu adam. Play Time. orada askerlere gösterilen filmlerden etkilenerek sinemaya ilgi duymaya başladı. JACQUES TATI Onun için. (İkinci Nefes)’te yönetmen gene aynı gangster atmosferini solutuyordu. 1967 yılında yaptığı Le samourai filmiyle dünya çapında bir üne kavuşmaya başladı. Melville’i seyircisi nazarında büyük yapan film gene bir kriminal çalışma olan 1970 yapımı Le cercle rouge. (Şef) bir önceki filmiyle stil açısından aynıdır ve konu gene o bildik Melville çizgisi etrafında gezinmektedir. Tv için yaptığı son filmide tüm filmleri gibi insanla makinanın savaşıdır. Yıl 73’e geldiğinde yönetmen 55 yaşında yaşama veda eder. yönetmen. Gerçek soyadı olan Grumbach’ı Herman Melville’de esinlenerek değiştirdi. 1966’da yaptığı Le deuxiéme souffe.

54 yılında tuhaf güldürüsü Knave of HeartsM. 1996’da öldü. Gene aynı doğrultuda ilerleyen diğer filmini iki yıl sonra Nous sommes tous des assassins adıyla çekmiştir. bu yönetmenleri bir bütün halinde bir arada sunmaktaki amacımız. 49’da yaptığı savaş sonrası gençliğin değişimi konulu filmi Rendez-vous de juillet filmi sonrasında. 34 senesinde Le Métro adlı ilk kısa filmini Henri Langlois’le beraber yaptı.blogspot. A Chacun son Enfer’in ardından son yapımları olan La Raison d’Etat Justice. Başarıya ulaşan filmlerinden biri olan Casque d’or ile ilgi toplamayı başaran yönetmen 54 tarihli Touchez pas au grisbu ile bu kez polisiye bir http://genclikcephesi. Le passage du Rhin yerini sağlamlaştırdığı filmleri olmuştur.Ripois’i İngiltere’de gerçekleştiren yönetmen Zola uyarlaması Gervaise’i yaptı. Le Risques du Métier gibi orta halli filmlerinin ardından René Barjevel romanından perdeye uyarladığı 1969 tarihli Les Chemins de Katmandou filminde. Almanya’da esir kamplarında yaşam sürmüş olan Fransız askerleri üzerine yaptığı ve Venedik’te Büyük Ödüle layık görülen filmi. Filmlerinde suçun kişiye yüklenmesinden ziyade toplumun bu suçta azar azar da olsa pay sahibi olduğunu anlatmaktadır Cayette. Beat Kuşağı ile Hippy dönem arasında gidip gelen. hukuk sistemine getirilen bir yergi niteliğinde ki Justice est faite olmuştu-r. ANDRE CAYETTE Bir hukukçu olduğundan olsa gerek çıkış filmi 1950 tarihli. Jeux Interdits filmi ile 1952 senesinde çocuk bünyesi ağırlıklı olmak üzere savaşın insanlar üzerindeki etkisine yönelik bir çalışma gerçekleştirdi. Son olarak 1983’te TV için Princess and a Photographer’ı yaptı. İsmini duyurması için yeterli olan bu çalışmanın ardından Franju. 60’da Yeni Dalga’ya özenip kendini yok ettiği filmi Plein Soleil’de ki düşüşünü 1967’de ki Paris Yanıyor mu? filmine değin düzeltemedi. Zaten ardından da FIAF -Uluslararası Film Arşivleri Federasyonu. Le Glaive et la Balance.önemli olduğu isimler söz konusudur. Önemli özelliklerinden birisi de Fransa Sinematek’ini kurmasıydı. Daha sonra çektiği uzun metrajlarda yönetmen anarco-nihilist bir kimlik sergileyerek bir türün içine dahil edilemezliğini sürdürdü. L’Amour en Question gelir.com 34 . Sinemada. kimyasallar. Buduzim. 58’de yaptığı Le barrage sur Pacifique Yeni Dalga öncesi filmlerindendi. hatta tek bir filmle dahi adını bahsedilmesi gereken konuma getiren ve bazılarının da gerçekten de –çok. 53’de çektiği.genel sekreterliğine getirildi. Monsieur et Madame Curie. 55 tarihli Le saumon atlantique ve 57’de yaptığı. Bir yıl sonra La Course du Liévre a travers les Champs’ı yaptı. 71 senesinde temelini bir yaşanmışlıktan alan Mourir d’Aimer ile düzenli gidişine devam eder Cayette. etkilenimleri belirli bir mesafede tutarak kendi özgün stilini kollayan ender kişiliklerden biridir. Sıraladığımız bu yönetmenlerin dışında az işle ya da yazdığı kitaplarla. hem onların yaptıklarını görmezden gelmemek hem de her hangi bir noktasından dolayı okuyucunun ilgisini çekebilecek bir ismi ortaya koyarak kişinin bu isim üzerine de başka kaynaklardan yoğunlaşmasını sağlayabilmektir. Avant la déluge.çalışmasıyla hemen dikkat çekti. kozmik aşk gibi dönemin önemli olgularına dokunan Katmandu yolculuğunu konu almıştır. 1971’e geldiğinde bir gerilim sineması örneği olan Le passager de la pluie’yu filme aldı. Şimdi bu önemli kişilere ve bu bahsettiğimiz dönem içerisinde yapa geldiklerine kısa kısa –pasajlarla-göz atalım: RENE CLEMENT: 1949’da İtalyanlarca şiirsel gerçekçilik barındıran kara film olarak önem gösterilen Au-dela des grilles filminden önce Cocteau ile birlikte bir denemede bulunan Clement. Notre-Dame Cadhetrale de Paris gerçekten harika belgesellerdi. Le dossier noir. Bu yapıtların neredeyse tümü gelecek olan Yeni Dalga’yı etkileyecekti. 51 tarihli Edouard et Caroline geldi. JACQUES BECKER: Kötümserlik karşısında iyimserliği kendine konu edinen Becker 1947’de Antoine et Antoinette’i filme aldı.

Une si jolie petite plage. savaşı gerçek anlamda yaşamış olan Normandiya için 1946’da yaptığı belgesel filmi Le Six Juin a l’Aube. 60-76 arasında yaptığı diğer filmleri şunlardır: Os bandeirantes. Le chant du monde. JACQUES DE BARONCELLI: 1881 doğumlu edebi uyarlamacı sinemadan önce senaristlik ve gazetecilik ile uğraşnış. 1954’de Les Orgueilleux. İlk filmi ardından 1948 senesinde Sombre Dimanche. JEAN GREMILLON: Yönetmen. http://genclikcephesi. 1957’de La Meilleure Part. Yeni Gerçekçi İtalyan Sineması’nın habercisi olarak görenler olmuştur. Yeni Dalga’yı da etkilemiş bir film olan. MARCEL CAMUS: Sinemaya geçişinden önce plastik sanatlar eğitimi almış olan Camus. JACQUELINE AUDRY: Sinemaya isim yapmış yönetmenlere asistanlık yaparak başlamış olan yönetmen. Le mur de L’Atlantique.com 35 . YVES ALLEGRET: Kara filmleriyle tanınan yönetmen. Crainquebille. Victor Hugo. Le Rendez-vous de minuit filmlerini gerçekleştirmiştir. gösteri nitelikli ve Camus’ ya Cannes ve Venedik’te ödül getirip ismini uluslararası alana taşıyan 1959 tarihli Orfeu Negro ise yönetmenin en başarılı yapımı olmuştur. L’oiseau du monde.blogspot. (Öylesine Güzel Bir Plaj) ve Ménages. 54’de bir masal uyarlaması olan Alı baba et les 40 voleurs ardınca Les Aventures d’Arséne Lupin’i ve Modigliani’nin yaşamını aktardığı Montparnasse 19’u yapan Becker son olarak Le trou filmini 1960’da gerçekleştirdi. 63 senesinde Zola’nın yapıtı Germinal’i uyarlayana dek adından bahsettirecek şu filmleri yaptı: 1953 tarihli Nez de cuir. La Duchesse de Langeais. (Atlı Karınca) filmleriyle 1950 başlarında ismini tanıttırmayı başardı. Le Pére Goriot ve Pécheurs d’Island uyarlamalarıyla çıkış yapmıştır. (Altı Haziran Şafakta) ve sonrasında 49 tarihli filmi Beyaz Ayaklar. 1951’de öldüğünde ardında 76 film bırakmıştı. Onu. ilk iş olarak öğretmenliği denemiştir. Tüm yönetmenlerde görülen noir ya da edebi uyarlama ikileminden edebi uyarlamayı benimseyen Audry. La Fugue de Mahmoud. 1943 senesinde yaptığı Les malheurs de Sophie filmiyle tam anlamıyla sinema yaşamına başlamıştır. Çinhindi’nde ki savaşa yönelik uzun metrajlı protestosu Mort en Fraude ile 1956 senesinde ilk filmini gerçekleştirmeden önce Feyder ve Buñuel gibi isimlere asistanlık yapmıştır. Vivre la Nuit. Savaşın sonrasında yönetmenliğe yönlenen Camus. ROGER LEENHARDT: Yaptığı Les Derniéres Vacances. Fransız sinema dünyasının en önemli filmlerinden biri sayılan Leenhardt.yapımla başarı bulmuş oldu. 1951’de Olivia filmlerini yaptı. la jeune Folle. belgesel sinemanın etkisinde kalan bir yönetmendi. Otalia de Bahia. Filmlerini edebi uyarlamalar üzerine oturtan yönetmenin sayılabilecek diğer filmleri ise: La femme et le Pantin. ANDRE MALRAUX: Savaş öncesinde çekimine başlayıp savaş sonrasında bitirebildiği filmi kendisine ait isim yapmış romanı L’Espoir’den perdeye taşıyan Malraux. Malraux 39 senesinde Bir Sinema Psikolojisinin Eskizi isimli inceleme niteliğinde ki kitabını yayımladı. La Conquéte de l’Agleterre. 49’da Gigi. Rocombale’dir. 1954 yapım yıllı Sartre uyarlaması Huis Clos ve de Colette uyarlaması Mitsou’yu ortaya koydu. Les Pattes Blanches’i çekerek savaş sonrasının eğilimlerini filmlerine konu alan yönetmenler arasında kendinden bahsettirdi. Michel Strogoff.

L’Eternel Retour filmleriyle duyuran yönetmen yetmiş civarında film gerçekleştirmiştir. Renoir’ı dışında tutarak son yirmi yılın tüm üretilen filmlerinin yapmacık ve baştansağma olduğunu ve ülke sinemasının çok gerilerde kaldığını ve artık bir değiştirici etkene gereksinim olduğunu öne sürmekteydi. 1950 sonrasında yaptığı filmler durağan ve zevksiz bir tablo çizmiştir. Dieu a besoin des hommes. Une Cave. 56 yılında Roger Vadim “Ve Tanrı Kadını Yarattı”yla umulmadık bir başarı sağlamıştır. Si ous les gars du monde.. Yeni Dalga için modern film hareketinin ilk örneklerindendir demek doğru olacaktır. bu isimlere de ileride değinmeden. lakin bu başarı Fransız sineması için uzun sürmeyecektir. JEAN DELANNOY: Adını. yaptığı filmler arasında özellikle ilk dönem filmleri isim yapmasını sağladı. Bahsedilecek filmleri arasında: Carmen.com 36 . Fakat bu kadar film demek iyi film demek değildir elbet. Banlieu Sud Est. Şimdi isterseniz bu yeni soluğa kısmen bir göz atalım: Akımın 59 yılında Fransa'da doğduğunu biliyoruz. Televizyon kültürünün halk bazında yer edinmesiyle seyirci sayısının büyük ölçüde azaldığını ve prodüksiyonların düşükleşti-ğini biliyoruz. Yeni Dalga’nın başlıca özelliği olarak romanların ve tiyatro eserlerinin sinemaya uyarlanması. komik bir sahne rahatlıkla bir cinayetle sona erebi-lirdi. Gabin’in bir çok filmine yönetmenlik yaptı. Babette s’en va-t-en guerre. Yeni Gerçekçiliğin tersine akım bireyi konu almaktadır. La Seconde Verité yer alır. seyirciye neredeyse anlamsız gelecek bir şekilde sadece http://genclikcephesi. Yönetmenlerimize dönecek olursak. mesleğe 50’lerin başında Fransız film dergisi Cahiers du Cinéma’ da eleştirmen olarak başladıklarını biliyoruz.JAQUE CHRISTIAN: Pek çok meslektaşı gibi o da gazetecilikle uğraştı. La Cuisine au Beurre. 1959 yılında yapılan filmlerin yönetmenlerinin 130’u ilk kez film çeken yönetmenlerdi. Les Bons Vivants. Bu filmler genellikle çok az net kapanışla sona ererler. YENİ DALGA GENEL BAKIŞ Beşinci cumhuriyete geçiş sürecine denk düşen Yeni Dalga akımının dönemin siyasal ve ekonomik değişimiyle de filmsel kargaşası açısından örtüştüğü görülmekteydi. Lucrece Borgia. dahası onlara kısa bir bölüm ayırmadan elbette geçmeyeceğiz. La Syemphonie pastorale. GILLES GRANGIER: Sinema yaşamının en başından itibaren ticari filmlere yöneldi. Hollywood kültürüne karşı çıkılması ana faktörler olarak sayılmaktadır. Bu filmlerin dünya çapında büyük beğeni kazandığı bir gerçektir. gerçek anlamda adını Les Disparus de Saint-Agil ile 1938’de duyurdu. Madame Sans-Gene. Yönetmenliğini yapıp ta isim bırakmış çalışmaları şunlardır: Le Gentleman d’Epsom. Fransız film endüstrisinin akıma çabuk alıştığını söylemek mümkündür. François Truffaut ve Alan Resnais’yi saymamız gerekecektir. Ama gerek ticari gerekse sanatsal gücü sayesinde yeni bir oluşum olan Yeni Dalga 60’ların sonuna gelindiğinde değerini kaybetmeye başlamıştı. Gross Paris. La tulipe noir. Akımın önemli özelliklerinden biri klasik Hollywood öykülemelerinden farklı olarak sahnelerin birbirini anlamlı bir biçimde izlemesi yerine seyircinin asla nerede ne olacağını anlayamayacağı tarzda hareket etmesiydi. Fanfan la tulipe. Akımın yönetmenleri olarak Jean Luc Godard. Akım. mesela.blogspot. L’Age ingrat.

. Chabrol’un filmleri. bu verimsiz üyesi ise. Bu kullanımın ne kadar doğru olup olmadığı ve bu terimin kapsama alanı tartışıldı. Les Noces rouges-(1972). yeni oluşum ve arayışlara bıraktı. Sanat olarak sinemaya olumlu katkıları olduğu genel kabul gören bir gerçektir. Vahşi Çocuk (1965) ve Gecenin Ötesi (1972) yapımlarıydı) kendisi yer alan Truffaut. ama bir gerçek varsa o da. Onların sevdiği. Filmleri üzerinde düşünülmesini http://genclikcephesi. Yeni Dalga’yla ilgili olarak sonuç açısından şunları söylemek mümkündür: Yeni Dalga. Afrika kabilelerinin gelenek ve görenekleri belgesellere alındı. Le Beau Serge (1958).(1969) Chabrol her ne kadar üretken olarak belirlenmişse elbette bir de en az üretken seçmek mümkündür. onlardan ne kadar iğrendiğinin gösterimi ve kadınlara yönelik sağduyu-suz bakış açısını yansıtmıştır. Ayrıca savaş sonrasında ki daha önce bahsettiğimiz durgun yapının kırılmasını sağlayarak Fransız sinemasının ihtiyacı olan hareketlenmeyi ortadan kaldırdı. Cezayir savaşı. Le Boucher. (La Femme infidéle-(1968). Jacques Rivette’dir. sonrasındaysa. Alan Resnais. bir çok sinema tutkununa düşüncelerinde yeni boyutlara ulaşma şansını verdiği gibi akım ve öncüleri sayesinde bu insanlar yeni filmler yaptı. Ne var ki Alain Resnais’nin. sinemanın kendisi olmuştu ve içsel yaşamlarını sinemayla pekiştirirken amaçları sinemadan kazanıp hayatlarını daha hareketli ve kolay hale getirmek olmamıştı hiç. Ardındansa daha pek çok türe el atacaktı. Gel gelelim akım bir ekol olup varlığını sürdürememiştir. Akımın belirsizliğinin en önemli örneği Truffaut’nun çektiği 400 darbe filmi. dahası buna gerçek anlamda hak kazandılar. Dönemin ünlü yönetmenleri olarak ise daha önceden de belirttiğimiz gibi: Claude Chabrol. görevini tamamlayarak yeni akımlara. Les Cousins (1959) ile karşımıza çıkacaktır ve bunun ardından da 1959’da Dörtyüz Darbe ( Les Quatre cents coups) ile malumunuz Truffaut gelmektedir. ve 1959’da yaptığı Altı aşık için bir oyun’la Jacques Doniol-Valcroze. Jean Luc Godard’ı sayabiliriz. Çin Hindi'ndeki çatışmalar gibi olaylar üstüne filmler yapıldı. Bu yönetmenlerin ve yaptıkları filmlerin ortak noktaları. Özellikle Jean-Luc Godard bu grup üzerinde daha etkili oldu. Bu arada Piyanisti Vurun’u yapan Truffaut bunun ardından da Jules et Jim ve La Peau douce filmlerinde daha klasik bir kalıba yöneldi. Rivette filmleri çok uzun ve kurgusalbelgesel öğelerle bezeli yapımlardır ve doğaçlamaya dayanmışlardır. Bu filmlerin senaryosundan kurgusuna değin üzerlerinde ki değişim dahası serbestlik ve gevşeklik ortaya çıkan ve ağır basan diğer etkenlerdi. Eric Rohmer. Şimdi burada akımın başlangıç filmlerine. 59. gerçek ve kurgu arasındaki ilişkiyi araştırmakla nitelendirdi. İçerik olarak en iyi diye belirtilen filmlerinde (ki bunlar. Le Signe du lion ile gene 1959 yılında izledi. uzun metrajlı Hiroshima mon amour’u yapması Yeni Dalga teriminin çok farklı noktalara ulaşıp onları kapsayacağını da göstermiş oldu.. burjuvaya karşı duyduğu nefret. Claude Chabrol. Godard. Ama her şeyin sona erdiği noktaya onlarda varacaklardı elbet ve bu 68 yılında gerçekleşecekti.biterlerdi. Akımı başlatan filmler olarak Fransa film tarihine geçmiş yapımlara bakacak olursak. sinemanın ana akım kurallarına karşı kaygısızlık ilk dikkat çeken unsur olacaktır. Yeni Dalga akımıyla bağdaştırılan yönetmen ve filmlerine bir bakacağız. François Truffaut. psikolojik gerilim tarzıyla anaakım sinemasına geçiş yapan ilk yönetmendi. Genel kabullerden biriside Chabrol’un en üretken yönetmen oluşuydu. devamında da kimlerin hangi filmlere imza attığına. böylelikle kendisini yönetmen ve film.blogspot. Bu iki ismi akımın bir başka eleştirmen yazarı olan Eric Rohmer.com 37 . 1960 yılında Paris bize aittir ile Jacques Rivette. Bu insanlar Sinemayı sinema yapan yegane ve gerçekten çok önemli kişiler olarak sinema tarihindeki yerlerini aldılar. Etkileri o kadar ötelere vardı ki üçüncü dünya sinemalarına kadar varıp onların dahi açılımlar yapmasını sağlamış oldular. Fransız ve dünya sinemasındaki yerini. A bout de souffle (1959) ile görülmektedir. Cannes Film Festivali’nde en iyi film ödülünü almıştır.

Bunlardan daha iyi konumda. kent ile kır. Une aussi longue absence (1961). birde varlığı ve yokluğu belli olmayanlar olarak bu çatalın arasında kalmış olanlar vardı. Dışarıda biri var: Hayalet. zaten bu filmler dialogların da müzikler eşliğinde söylenen şarkılardan oluştuğu müzikallerdi. Belgesel sinemacı olarak yol yapmış bir başka isim daha burada karşımıza çıkacaktır. Film.blogspot. 1960 ve 1970 lerin başlarında bir çok uzun metrajlı filmler yapmaya devam etti. Adieu Philippine (1962) Alain Jessua. La Fille aux yeux d’or (1960) Jacques Rozier. Les Demoiselles de Rochefort gibi yapıtlarında yönetmen tüm müzikal alt yapının sorumluluğunu üzerine almıştır. Mélo (1985). Elbette ki bu kadar yönetmenle sınırlı değildi bu kocaman dünya ama gelgelelim her yönetmende kendisinden böyle seneler sonra bahsedebilecek konuma yük-selemiyordu elbet. Céline ve Julie’nin Vapur Gezisi. Ve bir birine yakın filmler olan: Martin et Léa (1978) Un étrange voyage (1980) http://genclikcephesi. La Gerre est finie (1966).(1990) Cahiers’in kıdemli ismi Eric Rohmer ise fimlerinde. Cavalier’e bakacak olursak: meslek hayatına 1961’de yaptığı Le Combat dans l’ile ve de 1964 tarihli L’Insoumis ile başlamıştır. Mon oncle d’Amérique (1979). 1971’de çektiği Le souffle au ceoeur konu olarak kendisine ensesti seçerken. Providence (1976). Les Parapluies de Cherbourg. Yoğun dialoğa rağmen yapıtları sinematografik ağırlık kazanmayı başarabilmiştir. Yapıtları genellikle sürrealiteyle besili bir karamsarlık içinde kasvetli bir biçimde oluşa gelmişlerdir. La Vie a l’envers (1964) Henri Colpi. iş ile tatil. L’Année derniére a Marienband (1961) Cahiers grubuyla neredeyse bir ilişkisi bulunmasada Yeni Dalga ile anılan yönetmenlerden biridir Louis Malle. Ayrıca 1961’de Bardot için Vie privvé ’i çekti ve bu filmde Bardot’yla birlikte oynadı. şimdi irili ufaklı tüm bu yönetmenlere bir göz atalım: Jean-Gabriel Albicocco. Alain Resnais. cinsel dürtüleri ve ahlaksal yapıyı aldatıcı bir basitlikle inandırıcı bir şekilde betimleme yoluna gider. 1978’de Güzel Bebek filminde çocuk fahişeliğine değin uzanmıştı. Stavisky (1974). kullandığı karakterlerin. Hroshima adlı uzun metraj filmiyle yer edinmeyi başara bilmiştir. La Vie est un roman (1982). Ellili yıllarda konularını zamansal gelgitler ve bellek-imgelem bağlamı olan bir takım kısa filmlerle gündeme gelmiş olan yönetmen. aile ile bireysel bağlılıklar arasında gitgelleşen duygularını. 1957’de İdam Sehpası’yla mesleğe başladı Malle.com 38 . gibi anılanlar ama etkili olamayanlar söz konusudur. Filmleri genellikle modern kent yapısının ardındaki banliyö yaşamının ayrıntılı tasvirlerini sunar. La Belle Noiseuse. 1960’lı yıllarda karşımıza çıkan bir isimse yönetmenlik denemesini Duvarlara Vurulan Baş adlı uzun metrajıyla 1959 yılında yapmış olan ve bunun öncesinde de bir çok önemli sayılabilecek belgesele imza atmış olan Georges Franju’dır.(1973). döneme göre ağır gelecek cinsel betimlemelerden dolayı skandalla sonuçlandı. Demy ’nin ilk uzun metraj yapımı 1961 tarihli Lola ilgi görmeyi başarabilmiş bir yapıt sayılmıştır. En son olarak Trois places pour le 26 ya imza atmıştır ve yıl 1988’dir. Muriel ou le temps d’un retour (1963). Zaten yönetmenin tabu konusunda sürekli bir eğilimi söz konusuydu. söz yerindeyse daha iyi yönetmenler de söz konusudur elbette: Bunların arasında özgünlükleriyle öne çıkmış olan Jacques Demy ve Alain Cavalier var mesela.isterken sanatçı ve model arasındaki bağa değinir ve irdeler.(1974).

Sevimli Yalancı. Dien Bien Phu (1992) filmleriyle Pierre Schoendoerffer. Plein Soleil. Bu sıralarda Edouard Molinaro içinde vazgeçilmez bir türdü komedi. Classe tous risques (1959). Clouzot ve de Verneuil gibi isimler yaptıklarıyla kariyerlerini gündemde tutabildiler. Le Dossier 51 ve Le Lectrice filmleriyle film hayatına devam etti. Le Crabe Tambour (1976). L’ Homme de Rio ile ismini uluslararası yapmayı başardı. Bu dönem içerisinde. ve Mocky ile dönemdaş sayılır. Pierre Granier-Deferre polisiyeye yönelen yönetmenler olarak tarihteki yerlerini almışlardır.com 39 . Au Hasard Balthazar.blogspot. Mouchette. Gérard Oury. ama görülen o dur ki Renoir artık ağırlığını kitap yazmaya ve televizyona vermiştir. Bahsedilecek en önemli isimlerden biri hiç şüphesiz (hiçbir akıma da dahil edilemeyen) Robert Bresson: Jeanne d’Arc. Diğer yandan aksiyon ve aksiyona yakın bir çizgide seyreden isimlere şahit olmaktaydı Fransız sineması. mesleğe 50’li yılların sonunda başlayan Jean-Pierre Mocky tüm filmlerinde komedi dünyasının ünlü ismi Bourvil’i oynatamak gibi bir tuhaflığa sahiptir. Vietnam savaş deneyimini aktarırken.Thérése (1986) ile yoluna devam etmiştir. Melville ise polisiye türündeki yazarlık konumuna devam etti. La 317éme Section (1964). Sırada üretken olmasına rağmen başarıyı pek yakalayamamış bir yönetmen var. Popüleriteye yönelen bir çok yönetmende Yeni Dalga sonrasında çıkacaktı ortaya. Le Passager de la pluie ile. Une femme douce. Yeni Dalga geldiği vakit anaakıma ait olan ve zaten kariyer yapmış olan yönetmenlerde vardı ve bunlar çalışmalarını sürdürdü. Le Diable probablement adlı eşsiz filmleriyle hak ettiği noktaya ulaşan ve bugün de o noktayı kollayan ve sinematografiye getirdikleriyle asla atlanamaz olan ve günümüz ozanlarından birinin tabiriyle: “Eşsiz bir görüntü yazarıdır Bresson” ve filmlerinin yanı sıra hacmi küçük ama okumasını bilecekler için çok büyük olan sinemetograf üzerine notlar kitapçığınıda bizlere bırakmıştır. Yeni Dalga öncesinin bildik yönetmenlerinden Clément. L’Honneur d!un capitaine (1980) filmleriyse sömürgeci bir Fransa’yı işlemekteydi. Alt yapıları egzotik hafif ve hoş komedilerle öne çıktı. Hemen tüm filmlerinde değişik olgulara yönlerek kaba taşlamalarını ekrana yansıttı: Un drole de paroissien (1963) La Grande Frousse (1964) La Grande Lessive (1968) A mort l’arbitre ! (1983) Truffaut ve Chabrol’un asistanlığıyla bu işe başlasada kendi çizgisi için yeni dalgadan uzaklaşan bir isim olarak karşımıza çıkar Broca. Aktif sinema yaşamına devam eden Renoir burada da karşımıza çıkacaktır. Benzer bir şekilde. http://genclikcephesi. Jacques Deray. Hem oyuncu hem de yönetmen olan Yves Robert yaptığı filmlerle gişe başarısını yakalayacaktı. Ayı ve Kukla filmleriyle kadınların aşk yaşamlarına odaklandığı filmlerle çıkış yaptı Michel Deville. bu filmler: La Guerre des boutons (1961) ve La Gloire de monpére (1988) dir. Le Corniaud (1964) ve La Grande Vadrouille (1966) adlı komedi filmleriyle çıkış yapan bir isim olarak görülecektir. 1964 yılında bir polisiye olan Compartiment tueurs ile müthiş bir çıkış yapan Costa Gavras ilerleyen yıllarda da siyasal baskı alt yapılı filmleriyle profesyonelleşiyordu. L’Arme a gauche (1965) yapımlarıyla Claude Sautet geliyordu ve sonrasında yaptığı filmlerleyse duyarlı bir anaakımcı olarak hatırlandı.

Decoin. Gene maddi problemlerden dolayı televizyona yöneldiğinde tarih 1975’i göstermekteydi. yeni bir ahlak yapısı ve yeni bir sinema anlayışıyla.” Ortadaki sinema.com 40 . Resnais. burjuvaizmin maskesini indirmeyi kendisine görev edinmişti ve bunu başaracaktı. Ticari açıdan beslenmek için sipariş filmler yaptığı dönemde kariyerinde hoş olmayan isimler bırakacak olan kötü casusluk ve gerilim filmleri yaptı. Yeni Dalga Yönetmenlerini farklı üç kategoride saymak mümkündür. YENİ DALGA EŞİĞİNDE CLAUDE CHABROL Yeni Dalga’nın ilk ürünü olarak kabul görülen filmi yapan. filmin yaratıcısı olarak görülmekteydi. film çekmek için çok şeye ve çok paraya zorunluluk hissetmeyen. Yeni Dalga yönetmenlerinin eleştiri grubunda yerini aldı. Kuramca. 1959’da yaptığı A double tour. Oyun Vakti ve Trafik yapımlarıyla 1960’ların başı ve sonunda çıkıştaydı. Malle. Truffaut. bunlardan ilki: Şu meşhur Cahier Grubu –etrafında toplanan. İlerici stilini diğer filmlerinde de kullanmaya devam edecekti. Seine’in Sol Yaka Yönetmenleri olarak isimlendirilen: Franju. André Bazin ve Cahiers du Cinéma’nın –özellikle Truffaut ve Godard’la renklenen. Velcroze’dur.yönetmenleridir. Kadın katili Landru’nun yaşamını anlattığı filmi tutulmadı ve Chabrol kendisini maddi sıkıntının içinde buldu. Kazandığı parayla kendi yapım şirketini kurdu. Rouch. YENİ DALGA ÜZERİNE Önde gelen isimlerin en başında yer alan Truffaut.yazıları. Boris Vian’ın sarsıcı eserleri. Sinema tarihi bize bu gurubu-n oluşumunu-etkileyen siyasi. Démy. Marker. Rozier gibi yönetmenlerin haricinde son grup olan tabandan yetişen Profesyonel Sinemacılar olarak nitelenen. yönetmen. Godard. eleştirmenlikten yapımcılığa geçti. Tati olağanüstü modernite taşlamaları ve gaglarıyla bu dönemde de önemli bir yerdeydi. Chabrol. halkla ilişkiler görevlisi olarak çalıştı. http://genclikcephesi. Rivette. Rohmer. sinemacı yazar Malraux’un Kültür Bakanlığına gelişi. her yıl onlarca yönetmenden sadece bir kaçına kapısını açar. Albert Camus’nün Nobel alışı.Yeni Dalga eleştirmenlerinin pekte tutmadığı Dellanoy. Yeğenler adlı ikinci filmi izleyicinin büyük beğenisini kazandı. İlginç bir şekilde (karısının mirasına konarak) zengin olan Chabrol. Duvivier. İlk uzun metrajı olan Le beau Serge’yi çekti. yeni şeylere aç-ık bir toplulukça ortaya konmuştur. son iki yıl içerisinde ortaya çıkmış olan elli ismin dahil olabilmesi için basınca ortaya konmuş ortak bir slogandır o. bir diğer grup olarak. Vadim. Ölüme giden yaşamla-rıyla Parisli iki öğrencinin yaşamını anlattığı 1958 tarihli Les Cousins. 68 sonrasında çektiği filmlerle bir anlamda ilk dönemini tekrara düştü. Yeni Dalga için şöyle bir beti sunar: “Yeni Dalga için ne bir akım. 1960 yapım yıllı Les bonnes femmes filmleriyle cinayet işleyip gözden uzak kalabilen psikopatları konu edindi. 1930 Paris doğumlu yönetmen. sosyo-kültürel etkenleri ana noktalarıyla şöyle sıralamıştır: Cezayir’in bağımsızlık ilanı. ‘‘auter’’ kuramı ilk defa hayata geçmiş oldu. onun niceselliği. ‘‘auter’’ kavramı öncüsü Astruc’un varlığı ve de oluşumu ve yayılımı hızla gelişmiş olan sinema klüpleri. Carné gibi yönetmenler önemsiz birkaç denemede bulundular. şöyle ki. Film. İlkin edebiyat ve eczacılık eğitimi gördü. ne bir okul ne de bir grup diyemeyiz. Hitchcock hayranı. Bir değişime duyulan ihtiyaç noktasında. siyah beyaz bir dramdı ve Yeni Dalga’yı başlattı. izleyici sayısı düşen ama film ve yönetmen sayısı artan bir sinemadır. bunlar: Chabrol. Astruc sayılmıştır. Varda.blogspot.

2003 La fleur de mal ROGER VADIM http://genclikcephesi. 2000 Merci pour le chocolat. Les noces rouges. Le tigre se parfume à la dynamite. La décade prodigieuse. 1970. 1983. Inspecteur Lavardin. Bunun ardından tam anlamıyla Hıtchcock tarzı üç film yapan yönetmen 88 sonrasında kadın anlatılarına yöneldi. 1962. Docteur Popaul. Le beau Serge. 1968. Nada. 1959. Poulet au vinaigre. 1969. Tigre aime la chair fraîche. Les liens de sang. Bir Kadının Hikayesi oldu. La femme infidèle. 1986. 1993. Marie-Chantal contre le Dr. Madame Bovary. Ophélia Landru. Alice ou la dernière fugue. Violette Nozière. 1984. La rupture. Que la bête meure. 1990. 1971. 1991.1982de Les fantomes du chapelier ile tam anlamıyla bir geri dönüş yaptı. Le scandale. Juste avant la nuit. Une affaire de femmes. Les bonnes femmes. A double tour. 1982. 1999 Au coeur du mensonge. Docteur M. Folies bourgeoises. 1967. Le sang des autres. 1973. L'enfer em. Les biches. Les plus belles escroqueries du monde (episode "L'homme qui vendit la tour Eiffel"). Le fils de Gascogne Gascogne'un Oğlu 1997 Rien ne va plus. Bu dönemde öne çıkan yapıtı Une affaire de femmes. 1978. La cérémonie. 1964. 1985. Jours tranquilles à Clichy. (episode "La muette"). Le cri du hibou. 1960. L'oeil de Vichy ( belgesel). 1975.com 41 . Masques. Les Godelureaux Les sept péchés capitaux (episode L'avarice) L'oeil du malin. Khâ. 1972.. 1995. 1987. Les cousins. Une partie de plaisir. 1963. 1965. Filmografisini oluşturan filmler: 1958. Les magiciens.. La ligne de démarcation. Paris vu par. 1988. 1994. La route de Corinthe.blogspot. 1961. 1977. 1976. 1966. 1980 Le cheval d'orgueil. 1989. Les innocents aux mains sales. Betty. 1992. Les fantômes du chapelier. 1974. Le boucher.

ardından da Le Vice et la Vertu gibi başlıca filmlerini gerçekleştirdi. gazetecilik ve asistanlık yapan Vadim daha öncelerde de belirttiğimiz gibi Et Dieu créa la femme. Aşkın karmaşıklığını yaşayan bir insanı anlattığı Jules et Jim’i 1961’de yaptı.1956’da ilk filmine varasıya kadar televizyon yapımcılığı. La nuit americaine yapıtında sinema saygısını perdeye yansıttığında yıl 1973 idi. Bunun ardından dört film daha çekerek inanılmaz bir biyografi dizisi yaratmış oldu. 1956’da Rossellini’ye reji asistanlığını yaptı ve ilk pratik deneyimlerini kazandı.com 42 . İlk filmi Les quatres cents coups’da otobiyografik olarak çocukluğunu sergiledi. 1977 yılında yaptığı ve kadın bacağı fetişti olan bir adamın öyküsünü anlattığı L’homme qui amait les femmes adlı komedi filmini yaptı. bir yıl sonrasında. Truffaut’un son filmi siyah beyaz bir çalışma olan Vivement dimanche bir sekreterin öyküsünü anlatmaktadır.blogspot. Ray Bradbury’nin romanı Fahrenheit 451’i uyarlayıp bilim kurguyu denedi. İlgi çekici filmlerinden biri olan Pretty Maids All in a Row’u 1971’de gerçekleştiren Vadim. Amerikalıların 1940lı yıllardaki kara dizisine dayanan Piyanisti Vurunu 1960’da gerçekleştirdi. Film renkli sinemaskop kullanımıyla da öne çıktı. (Tehlikeli İlişkiler) filmini yapan yönetmen 1961’de La Bride sur la cou. Hollywood’a yönelik bir tutku yerel sinemasına ise eleştirel bir tutum sergiledi. Onun tüm filmlerinde öne çıkan şey kadın cinselliği ve erotizm olmuştur. 1964 senesinde çektiği La Ronde’un ardından bir bilim kurgu uyarlaması olan 1968 tarihli Barbarella geldi. USTALAR FRANÇOIS TRUFFAUT Bir ressam çocuğu olarak Paris’te doğan Truffaut okuldan nefret eden ve onun yerine sinemayı tercih eden asi bir çocuktu. La gazette du cinéma’nın kuruluşuna yardım eden Godard yaşamını tuhaf işler yaparak kazandı. 1971’de değişik ve yeni biçimlerle ortaya koyacağı aşk konusuna Les deux Anglaises et le continent ile başladı. L’histoire d’Adéle Hde de görüldüğü gibi tam anlamıyla tutkulu aşka yöneldi. JEAN LUC GODARD Üst sınıf bir aile bireyi olarak doğdu Godard. 1959 yılında Les Liaisons Dangereuses. Don Juan 1973 ardından Amerika mahsülü olan Night Games ile (Ve Tanrı Kadını Yarattı)’nın Amerikan versiyonu olan. 1957’ye gelindiğinde artık kendisine ait bir prodüksiyon şirketi vardı. Truffaut zaman içerisinde etkisini yitirmeyen filmler yaratan bir yönetmendi. Sorbon’da her ne kadar etnoloji okusuda zamanını film izlemeye ayırmakla meşgul olurken sene 1950’ydi. Pariste ve ileride vatandaşı da olacağı İsviçre’de aldı eğitimini. And God Created Women’ı sonrasında ise Une Femme Fidéle’i 1980 senesinde kameraladı. Truffaut öldüğünde 52 yaşındadır. Zanaat olarak sinemada kendi kendine yetkin bir hal aldı. Le dernier Métro’da 1980’de Alman işgali sırasında bir tiyatroda yaşananları anlattığı filmi ile eski tiyatroya karşı olan sevgisini ortaya koydu. ‘auter’ filmi tarzını savundu. (Ve Tanrı Kadını Yarattı) ile olay yarattı ve Yeni Dalga’yı etkileyecek bir diğer isim oldu. Bu filmden sonra Truffaut içerik ve teknik açısından başkalaşımlara yöneldi. 1967’de Hitchcock ve Chabrol’un etkisinde La Mariée était en noir’ i yaptı. Okulda aldığı cezaların neticesinde birkaç kez islahevi hayatını tattı. 1978’de yaptığı felsefi eseri La chambre verte’de ölümden sonra süren aşkı söz konusu etti. 1951’de Cahiers du Cinéma dergisinde çalışmaya başladı ve sıkı bir eleştirmen ünvanını acımasız tarzıyla pekiştirdi. Yakın http://genclikcephesi. Kısa film denemelerinin ardından senaryolar üretti. Les Repos du guerrier.

varoluşçu bir marksist ve bir anti gerçekçidir. Made in USA. Ustanın arşivine doğru bakacak olursak gözümüze ilk takılacaklar şöyle bir filmografi ortaya koyacaktır: 1959. Vannes’de dünyaya geldi. 1969. para. Meslek olarak sinemaya kurgucu olarak başladı. http://genclikcephesi. Weekend Un film comme les autres. 1966. 2 ou 3 choses que je sais d’elle La Chinoise ou plutot a la chinoise. Six fois deux 1978 France/tour/détour/deux enfants 1980. 1961. 1960. 1983. romantik bir materyalist. Tamamıyla kendine yöneldiği yalnız bir çocukluk yaşadı. 1964. Uzun metrajlı filmlerinde genel olarak suç ve kadın cinselliğinin gizine yöneldi.com 43 . Letter to Jane or İnvestigation about a Still 1974. Le vent d’est 1972 Tout va bien. 1976. Pierrot le fou Masculin féminin. Pravda. Varlıklı bir eczacının oğlu olarak 1922’de Fransa. Dünya Savaşı'nda cepheye alınmadı. Marie Détective Grandeur et décadence d’un petit commerce de cinéma 1987 Soigne ta droite. cinsellik. hakkında yazılanları okuyup. İlginçtir ama ilk film denemesini 8 mm ile henüz 14 yaşında gerçekleştirdi. siyaset olguları etrafında kuvvet bulmuştur. Ici et ailleurs Numéro deux Comment ça va Sur et sous la communication. 1981. One plus one British Sounds. Godard. başkalarının ne düşündüğünü duymak yerine yapılacak en iyi şey Godard filmlerini ardı ardına izlemek olacaktır. Savaştan sonra 16 mm'lik kısa ve orta uzunlukta filmler yaptı. 1963. 1984. 1985. Pek az sayıda ki yönetmen için söylenebilecek bir söz Godard içinde söylenebilir. Hiroşima Sevgilim ve Geçen yıl Marienbad'da gibi önemli filmlere iz bıraktı. King 1990 Nouvelle Vauge 1994 Historie<s> du Cinéma ALAIN RESNAIS Fransız Yeni Dalga akımıyla ortaya çıkan en önemli yönetmenlerden biri olan Alain Resnais. 1962. A bout souffle Le Petit Soldat Une Femme est une femme Vivre sa vie Les Carabiniers.blogspot. Kronik astımından dolayı II.zamanda Yeni Dalga’nın diğer önemli figürleri arasında ki yerini alacaktı. Lear Sauve qui peut Passion Prémon Carmen Je vous saule. 1967. 1965. Une Femme mariée Alphaville: une étrange aventure de Lemmy Caution. Tiyatro aktörlüğü üzerine çalıştı ve 1940'ta Paris'e giderek Yüksek Sinema Araştırmaları Enstitüsü'nde sinema eğitimi aldı. La Gai Savoir. Godard’ın sineması ilerleyen zamanlarda ticari başarıda yakalayacak ve siyasal ağırlıkta kazanacaktır ancak onun filmleri genelleme yapacak olursak. 1982. Le Mépris Bande a part. 1968. 1975.

Oscar alıyor. Sömürgecilik. senaryoyu bir edebiyat yapıtı olarak yazmaya yönlendirdi. 1958 yılında yaptığı Les amants. Yeni Dalga’nın temsilcilerinden farklı olarak. 1987 yılında yaptığı Au revoir les enfants. 1955 yılında yönetmenliğini yaptığı belgesel film. Çektiği siyasal amaçlı ve propaganda filmlerinin de sanatsal yönü güçlüydü. İkinci konulu filmi L'Annee Derniere a Marienbad. Bu yapıtıyla Raymond Queneau’nun bir dil eleştirisi romanını filme uyarlamış oldu.D’de Pretty Baby.B. 1970’lerin ortasına değin Malle türler arasında gidip gelen bir adam olarak kendini ortaya koydu. 1984’de ise Aloma Bay’ı yaptı. Cousteau’nun gemisinde kameraman olarak görev yapmaya başlıyor. Film ahlak dışı görüntüler içerdiği için <?> bir takım zorluklar da yaşadı. Filmlerinde kendi başıboş barbarlığıyla karşılaşan insanı en duyarlı haliyle betimledi. (Aşıklar). Sorbonne’da iktisad deniyor fakat yarım bırakıp Paris Yüksek Sinema Akademisi’ne geçiş yapıp bitiremeden ayrılıyor. Pariste doğan yönetmenlerden. (İdam Sehpası) (1957) tipik bir Yeni Dalga filmi sayıldığı gibi. uluslararası film festivallerinde ödüllere uygun görüldü. melankolik bir atmosfere sahipti. Onları. 1992 yılında. bir yıllık bir yayın hayatı olacak olan La gazete du Cinéma isimli dergiyi Godard ve Rivette ile birlikte çıkardı. Yıl 1959 idi ve Chabrol’un film şirketince http://genclikcephesi. Le monde du silence. Her ne kadar bir kategoriye dahil etmesek de 1957 sonrası filmleri istese de istemese de Yeni Dalga’ya uygun düşmekteydi.blogspot. (Geçen yıl Marienbad'da) ile 1961 Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan ödülünü aldı. 1996 yılında öldü. İlerleyen zamanlarda ise Truffaut ve Chabrol’un da içinde olduğu Cahiers du Cinéma adlı dergide yayın yaşamını sürdürdü. bu filmle.Fransa’yı dolaşarak çektiği Chateaux de France. (Fransa'nın Şatoları) ile 1947’de görsel sanatlar üzerine bir dizi kısa filme giriş yapmış oldu. savaş. filminde yabancılaştırma efektleri ve sinema tarihinden metinler kullandı. (Aldatıcı Işık)’ı çekti. (Gece ve Sis) adlı belgeselle kariyerinin zirvesine ulaştı. 1959'da Hiroshima Mon Amour. 1979’da Atlantic City’yi. ERICH ROHMER Sadelik ve doğallık bağlamından filmlerinde hiç uzaklaşmayan ve Yeni Dalga’nın ilk yönetmenlerinden biri olan Rohmer. Damade. (Zazie Metroda). Belgesele yakın bu çalışmalarında. Amerikan Kara Dizisi içinde uygunluk barındırıyordu. Gauguin ve Picasso'nun "Guernica" tablosu gibi konularda birçok kısa film yaptı. (Ölesiye). insanın kendine yabancılaşmasını kavradığını gösterdi. Paramount’dan bir teklif aldı ve kabul etti. (Hoşçakalın Çocuklar) filmiyle içerik olarak yüzünü tekrar Avrupa’ya döndü. Tam anlamıyla her şeyini üstlendiği ilk filmi L’ascenseur pour l’echafaud. bu o’nun yapımcılığını üstlenmediği ilk filmiydi. 1994’te Vanya on the 42. İlkin film eleştirmenliği ile işe başlayan Rohmer. aktüel ve kışkırtıcı bir sinemaya sahip olan yönetmen 1932 Kuzey Fransa doğumlu ve sanayici bir ailenin oğlu. (Güzel Bebek)’i yaptı. Street filmlerini yapan Malle. 1963 yılında en fatalist filmi olan Le feu follet. Filmografisi şöyledir: 1955 Nuit et Brouillard 1966 La Guerre est Finie 1977 Providence 1980 Mon Oncle d'Amérique 1983 La Vie est un Roman 1993 Smoking/No Smoking 1997 On Connaît la Chanson LOUIS MALLE Bir türe. (Sessiz Dünya). Toplama kamplarını konu alan Nuit et Brouillard. sonra da onların imgelemini kendi zengin üslubuyla sinema diline aktardı. (Hiroşima Sevgilim) ile konulu filmlere yöneldi. Malle 1960 yılında Zazie dans le métro. Bu onun çok yönlülüğünden kaynaklanmaktaydı. (Mayıs’ta Milou) şiirsel. İlerleyen 9 yıl süresince Van Gogh. bir toplumsal araştırmaydı. Sonraki filmlerinin hemen hepsi. Yeni Dalga yönetmenleri arasında saygınlık kazandı. yönetmeni uluslararası üne kavuşturdu. Bu son filmi ırkçılığın oluşumunu irdeleyen önemli bir yapıt. Bu yıllarda Malle. o bir film zanaatçısıydı. akıma sokulamayan. Resnais düzenli olarak Marguerite Duras ve Alain RobbeGrillet gibi Fransa'nın önemli edebiyatçı-larıyla çalıştı. Ardından gelen eseri 1989 yapımı Milou en mai. Malle 1977’de A.com 44 . siyasal kişilikler gibi konuları ele aldığı filmleri birçok kez devlet sansürüne takıldı.

Bir türlü başarıyı yakalayamayan yönetmen 1969 yapım yıllı filmi Ma nuit chez Maude.com 45 . Noroît. Dönemin önümüze çıkardığı diğer yönetmenlerse. Le Pont du Nord. René Allio La Vieille Dame indigne’sini 1964’de. Jean Eustache. La Belle Noiseuse. Yıl 1990a geldiğinde Rohmer dört mevsim dizisine başlamıştı. Maurice Pialat ve André Téchiné ’dır. Filmleri. (Yaz Öyküsünü. René Vautier ile Nicole Le Garrec’in Quand tu disais Valéry’si 1975’te. uzun ve ussal filmlerin ağırlıkta olduğu bir filmografi çizdi. aşk. 1963’de derginin editörlüğüne geçti. Rivette.yapımcılığı üstlenilen ilk uzun metrajını çektiği birkaç kısa filmden sonra gerçekleştirecekti Rohmer. Yönetmenlik öğretmeni olan Renoir’in ve Truffaut’un kameramanlığını yaptı. Duelle. Merry Go Round. Out One gibi uzun televizyon filmleri. 1998de ise Conte d’automne. Diziyi kapayan ya-pıtsa 1987 yılında gerçekleşen L’ami de mon amie. Jacques Doillon. Hurlevent. Les Doigts dans la téte’i çekmişti. üretiminden içeriğine Fransız Sineması da etkilenecekti bu önemli tarihten. Ve son olarakta burada saymamız gereken bir isim. 1991 tarihli Conte d’hiver. (Maudelerdeki Gecem) ile en iyi senaryo dalında Oscar adayı oldu. Gorin’le beraber Tout va bien’i yaparken. Lamour par Terre. Karmitz. JACQUES RIVETTE Rohmer ve Godard ile Gazette du Cinéma ve Cahiers du Cinéma’da beraber olan yönetmen. (Kız Arkadaşımın Arkadaşı) olmuştur. Coup pour coup’u yapacaktı. 70’lerin başında bir çok yönetmen ilk filmlerini yapma fırsatı bulurken bir çok kadın yönetmende gene bu dönemde ilk denemelerini yapacaklardı. şeytana uyma ve karşı koyma gibi konuları başka başka açılardan mizah dolu zevkli diyaloglarla ele alıyordu. La Maman et la putain’i yaparken. sonrasında ise: Céline et Julie Vont en Bâteau. 68’in değişimleri kendisini göstermeye devam ediyordu ve bunun sonuçlarından biri olarak hard-porno türevi filmlerdeki sansür ortadan kaldırılıyordu. şehvet.blogspot. 1960’lı yılların başında Rohmer ahlak öyküleri konulu filmler üretme kararı almıştı. Her yapıtında aynı konuya ayrı bir açı ile bakmaktaydı. 1990’ da yaptığı Conte de printemps. Truffaut’dan ise parayı ödünç alarak çektiği Paris Nous Appartient ilk uzun metrajıdır. Retour a Marceille’i 1978’de meydana koymuşlardı. (Pauline Plajda) sayılmıştır. 1995 senesinde diziye ara vermeye devam ederek Les rendez-vous de Paris’i çeken yönetmen. (Aslan Burcu) adlı film tam anlamıyla bir Yeni Dalga mahsülüydü. Ahlaksal öyküler dizisini oyunlar ve atasözleri dizisiyle sürdürme kararı aldı ve bunu ilk diziyle bağıntıladı. le maire et la médiathéque ile bölünmüştür. Dizinin en iyi filmi olarak 1983 yapımı Pauline a la plage. La Bande des Quatre. Paris’te bir türlü başarıyı yakalayamayan bir müzisyeni anlatan Le signe du lion. Yine bu yıllarda. (İlkbahar Öyküsü). Diğer bir dikkat çeken yapıtı ise 1987 tarihli Quatre aventures de Reinette et Mirabelle gelmektedir. kişisel. 68 ETKİSİ ÜZERİNE GENEL BAKIŞ: 1968 Mayısı dünyada çok şeye etkin olmuştu. 68 hareketinin toplum yapısındaki meydana getirdiği değişiklikleri anlatan filmlerde doğal olarak bu tarihlerde kameraya alınıyordu. 1960’da Chabrol’dan kamerayı. 1996’da Conte d’été. Jean la Pucelle: Les Batailles-Les Prisons çalışmaları gelir. (Kış Öyküsü) ile süren dizi 1993’te çevrilen L’arbe. Godard. http://genclikcephesi. Filmlerine bakacak olursak: La Religuese. (Güz öyküsü)’nü çekerek mevsimi kapatmış oldu.

Leos Carax. Yine bu tarihlerde karşımıza çıkan yeni bir oluşum söz konusu olmuştur. 1982’de Çöpteki Ay’ı yapacaktı. serbest çalışmayı tercih ederek kadın sineması düşüncesinde uzak düşmüşlerdir. Annaud ayrıca 1989’da Ayı. Abel Gance’nin asistanlığını yapmış olan Nelly Kaplan. tarih artık sekseni göstermektedir ve elbette gündemde yeni isimler vardır. 8 mm ile kameraya alınmışlardır. Elbette ki. Romuald et Juliette (1988). Akım. Yeni sinemacılar sinema dünyasındaki yerini almaya devam ederken bildik yönetmenler de gişesi kuvvetli olan yapımlarla varlıklarını sürdürdü. 1990’da ise Köprüüstü Aşıkları izledi. Coline Serreau ise 3 hommes et un couffin (1985) komedisiyle büyül başarı elde etti ve bunu. JeanJacques Beineix. Adı anılacak bir diğer yönetmen ise. Beur’a ait filmler genelde düşük bütçeli olup. La Crise (1992) fimleri takip etti.com 46 . Beur argoda Arap sözcüğünün karşılığı olarak kullanılmıştır.her ne kadar bir amerikan sineması hayranı olsa ve de Yeni Dalga’ya ters düştüğü söylense de bu akımdan çeşitli şekillerde faydalanmayı bilmiş olan Bertrand Tavernier ve hemen aynı kulvarda olduklarını söyleyebileceğimiz bir diğer isimse Yves Boisset’dir. Fransız sinemasında kendisine büyük bir yer edinmiş değildir. Kadın yönetmenler genellikle feminizm konusuna el atmışlar. Eric Rochant. Bunu 1985’de Kötü Kan. 1986 yılında. yeni akımlar. L’Amour nu (1981). Annaud 400 reklam filmi çekerek ve uzun metrajlı bir filmle kariyerine devam eden yönetmenlerden biridir. çekerek büyük gişe yaptı. 1983 yılında yaptığı. Doksanlara doğru karşımıza yeni yönetmenler ve filmleri gelmeye devam etmekteydi. Marie Poiré ’sa 1983 yılında yaptığı Papy fait de la Résistance filmiyle sayılabilirler. Kadın yönetmenler arasında büyük bir http://genclikcephesi. L’Amour violé (1977). Ki bu yönetmenler gerçektende göz ardı edilmesi imkansız hale getireceklerdir kendilerini. Plaisir d’amour filmiyle gerçeküstücü bir mizah kullanarak erkek egosuna saldırmaya devam etmiştir. bu yüzden de ne kadar akım terimini hak eder tartışılır. Banliyölere hafif bir komedi karıştırarak genelde alt yapıyı oluştururlar. dar bütçeli bir siyah beyaz olan Oğlan Kızla Tanışırı yaptı. İnsanlar ve yunuslarla ilgili güzel ve masalımsı Derinlik Sarhoşluğunu (1987). Daha önce de belittiğimiz gibi 68 akımından sonra sinemaya yavaşça da olsa kadınların eli deymeye başlamıştı ve bu sayı 1970’lerden sonra artış sağlamıştı. 1970’lerin sonuna doğru bu konunun Fransa’da önemini tamamıyle yitirmesiyle birlikte. Etienne Chatiliez 1987de yaptığı La Vie est une longue fleuve tranquille ile. Godard’dan etkilenen ve gerçek anlamda tuhaflıkları olan bir yönetmendi. La Triche (1983) son olarak Les Enfants du Désordre filmleriyle Yannick Bellon’dur. 1990 yılındaysa sinematografyasını gerilimle birlikte Nikita’ya taşıdı ve ortaya başarılı bir şiddet sanatçısı portresi çıkardı. Bu ekole bağlı genç Kuzey Afrikalılar filmlerinin eksenini kendi yaşamlarına odaklanmış konularla belirlemişlerdir. 68’ler geride kalmış ve ortaya post-modern’den bahseden bir gençlik çıkmış.blogspot. (birilerince) anlaşılması zor. Mehdi Charef in Le Thé au harem d’Archimede’i. Un monde sans pitié ’le 1988de. Cyrıl Collard 1991 tarihli Les Nuits fauves’iyle. yönetmenler. Fransız sineması durmayan bir sinemadır. Pourquoi pas? (1977). La Fiancée du pirate yapımıyla feminist film sürecini başlatmış oldu. yeni ve ilginç bir oluşumdur bu: Cinéma beur. Dedik ya değişen değerler söz konusuydu ve artık gerçekten çok şey değişmiş. 1985 yapımı ve dünyanın tanıdığı adıyla Betty Blue kült olma başarısını gösteren bir film olacaktı ama Beineix öncesinde 1979’da Diva’yı. yeni teknikler. Besson’sa 1984 yılında tüm şaşırtı-cılığıyla Metroyu. Rachid Bouchareb’in 1990da çektiği Cheb’i türün öne çıkmış filmlerindendir. çıkmış ve bu yönetmenlerin filmlerini) sahiplenmiştir. 1992’de ise Marguerite Duras’ın otobiyografisi olan L’Amant’ı çekmiştir. Çektikleriyle ruh hali arasında anlamlı köprüleri bulunan Carax ise. ve de Luc Besson’dan bahsediyoruz.

Funés. Gitgide artan sinema arzusu ağır bastı ve 1948'yılında iki yıl sürecek olan IDHEC'e yaşamına başladı. Sautet'nin kariyeri 1969’ yaptığı Hayat Bağları'na değin yoluna girmedi.com 47 . Ben ve Diğerleri (1974). Polonski. romantik öykülerinin arasında Cesar ve Rosalie (1972). Wajda. Depardieu. Sonrasındaysa resim ve heykel eğitimi almak amacıyla Dekoratif Sanatlar Okulu'na yazılmıştır. Fransız sineması gerçek anlamda. ile kendisinden daha genç Yeni Dalga’cıların arkasında kaldı. Dominique Lavanant. Özenle incelediği orta sınıftan insanları anlatan. aşkı. Dalle gibi yetenekleri önemsenecek oyuncular varolmuştur. Bu oyuncuları yönetmenlik de yapmış olan Balasko’yu da sayarak Miou Miou. Véra Belmont’un Rouge Baiser’i. Ruiz. Bourvil.blogspot. 1960 Classe tout risque / The Big Risk / Büyük Riziko. kısacası yaşamı oluşturan her konuyu eşsiz üslubuyla perdeye yansıtmıştır. Delon. Holland. 1951'de deneysel yapılı kısa filmi Artık Ormana Gitmeyeceğiz’i çekti. Gabin. Marais. Belmando. Adjani. Michel Blanc. Sautet yapıtlarında. Dönemin diğer filmlerine bakacak olursak. Bunuel. izleyiciyi derinden etkileyen tüm unsurları karmayı başarmış. Thierry Lhermitte. Akerman bu yönetmenlerden en önemlileriydi. Patrick Dewaere. Gérard Jugnot. Bir trafik kazası sonrasında orta yaş bunalımına giren bir adamın öyküsünü anlatan filmiyle 1970'de LouısDelluc Ödülü'nü kazandı. dostluğu. senaristinden teknik ekibine kadar bir bütün olarak çalışabilmeyi her zaman başarabildiği gibi kapılarını da birçok dünya yönetmenine açarak sinema tarihine damgasını vuran filmlerin yapılmasına ön ayak olmuştur. Christian Clavier olarak sayabiliriz. Bu süreç içinde film setlerinde dekoratör olarak çalışmaya başlamış ve kurgu stajı yapmıştır. Binoche. Filmografisine bakacak olursak: 1951 Nous n'irons plus au bois / We Won't Go to the Woods Anymore / Artık Ormana Gitmeyeceğiz 1956 Bonjour sourire / Günaydın Tebessüm. bir yeraltı melodramı Büyük Riziko (1960). Mado (1976) ve Garson'u (1983) sayabiliriz. İlk önemli başarısı olan. Borowczyk. dramı. Euzhan Palcy’nin Rue Cases-Négres ve Siméon’u göze çarpar. Gerçekten de 60-93 yılları arasında Fernandel.Deneuve. Diane Kurys’in 1979 tarihli Coup de foudre ve 1977 tarihli Diabolo Menthe bu filmlere yegane örnektir. Yönetmenliğinden önce senaristliğiyle isim yaptı. Bahsetmemiz gereken bir diğer konuda 1970’li yılların gerçekten de önemli oyuncular ortaya çıkardığıdır.çoğunluğun otobiyografik filmlere kaydığı da görülmektedir.) ÇAĞDAŞ FRANSIZ SİNEMASININ YÖNETMENLERİ CLAUDE SAUTET 1924'te doğmuş ve temel eğitimini devlet okullarında tamamlamıştır. Sen. (ki birçok sinema sever tarafından Bunuel tam anlamıyla bir Fransız sinemacısı sayılmıştır. http://genclikcephesi.

François.blogspot. Arnaud / Nelly ve Mösyö Arnaud. Umberto Eco’nun meydan okuyucu romanı The Name of the Rose’un bir uyarlamasında Sean Connery’i yöneten Annaud daha sonra 1989’da iki hayvanın dostluğunu anlatan The Bear filmi ile ayı yavrusundan uluslararası yıldızlar yaratmıştır. 1980 Un mauvais fils / A Bad Son / Kötü Evlat. 1992 Un coeur en hiver / Heart in Winter / Ayazda Bir Yürek. Paul et les autres / Vincent. ona en iyi film ve en iyi yönetmen dallarında Fransız Cesar Ödülü’nü kazandıran bir yapıttır. 1979’da bu filmini takip eden Hot Head ününü Fransa’da pekiştirmiştir. 1971 Max et les ferrailleurs / Zafer Yolu. Arnaud / Nelly and Mr. Bu film kendi ülkesinde ona fazla kazandırmamış fakat en iyi yabancı film olarak Oscar almıştır. 1976 Mado. 1978 Une histoire simple / A Simple Story / Basit Bir Öykü. 1974 Vincent. 1976 yılında yaptığı ilk filmi olan Black and White in Color’da Afrika Camereon’da yaptığı askerlik hizmeti sırasında edindiği kendi deneyimlerinden faydalanmıştır. Paul and the Others / Sen. 1992’de ki son filmi olan The Lover 1920’lerin Fransız Hindi-Çin’inde bir Fransız kızıyla zengin bir Çinli arasındaki romansın kışkırtıcı ve seksüel tanımlaması ile büyük karmaşa yarattı. 80. Sonraki filmi Quest for Fine (1981). 1995 Nelly et M. 1972 César et Rosalie / César and Rosalie / César ve Rosalie.1970 Les choses de la vie /The Things of Lif e / Hayat Bağları. Filmografisi şöyledir: http://genclikcephesi.com 48 . JEAN JACQUES ANNAUD Jean Jacques Annaud 1960’ların sonları ve 1970’lerin başlarında yüzlerce televizyon reklamı yöneterek kariyerine başlayan ve uluslararası arenada tanınan bir film yapımcısıdır.000 yıl öncesinin ilkel insanını benzersiz bir hikayeyle anlatan. 1983 Garçon! / Waiter! / Garson! 1987 Quelques jours avec moi / Few Days with Me / Benimle Birkaç Gün. François. Ben ve Diğerleri.

Enemy at the Gates Two Brothers 2001 C LAUDE LELOUCH 1937 doğumlu yönetmen en son olarak 11 Eylül Olayı üzerine yapılan 11 yönetmenden 11 dakikalık filmler derlemesinde yer aldı. 1974. Loin du Vietnam. La Belle Histoire. 1968.. Viva la Vie! Partir. A Man and a Woman. Robert et 1981 Les Uns et les autres. 1990 Il y a des Jours. Vivre Pour Vivre ile geniş coğrafyalara taşıdığı kamerasıyla sosyo-siyasi belge film ortaya koydu. Revenir. 1979 À Nous Deux. La Vie. 1974’de yaptığı Toute une vie filminde farklı bir Lelouch ortaya koymayı amaç edindi.Pour Ça! http://genclikcephesi. A Man and a Woman.. 1967. 2002. 1972.Et des Lunes ve 1992 tarihli La Belle Histoire izledi. L’Amour. L’ 1991 Amant.. 1965. 1992. Une Fille Et Des Fusils. Vivre Pour Vivre. Edith et Marcel. Le Voyou. 1971. 1969.1976 Noirs et blancs en couleur 1979 Coup de tête 1981 Guerre du feu. Aynı tarihte çektiği Le Voyou’dan sonra.. Bir filmin. l'Amour. 1983.. Tout Ça. bir kitap yazım süreci gibi serbestçe meydana getirilmesi gerektiğini ifade eden Lelouch.blogspot. Un Homme et une Femme ile 1966’da Cannes’da Altın Palmiye alan yönetmen kendini yazar sineması oluşturmak isteyen bir yönetmen olarak tanımladı. 1974 Mariage. 1966. Turkıye. 1985. la Mort. Si C'Etait à Refaire. Attention Bandits! 1988 Itinéraire d'un Enfant Gaté. ortaya çıkan filmin bir sanat yapıtı olması gerektiğine ve bunun içinde bireysel gerekliliğe inandı. La Femme Spectacle. Un Homme Qui Me Plait. Le Bon et les Méchants. La 1986 Name der Rose Der 1988 Ours.. La Bonne Année. Smac. L'Amour Avec Des Si.com 49 . 1986. Treize Jours en France. 1973. La Vie. Toute Une Vie. 1977. Filmografisinin geneline baktığımızda: 1960 Le Propre De L'Homme. 1970. Ily a des Jours. 1962. Visions of Eight. 1976. 1963. 1974’de Mariage. Un Autre Homme Une Autre Chance. Ardınca. 1993. Les Uns et Les Autres’i çeken yönetmenin bu filmlerini 1983 tarihli Edith et Marcel. Smoc. 1967’ de çektiği. Kısa filmlerle sinemaya başladığında 19 yaşındaydı Lelouch. L’ 1995 Wings of Courage 1997 Seven Years in Tibet 2001.. Le Chat et la Souris. Robert. Smic. 1984.Et des Lunes. La Mort filmini yapan yönetmen 1973 senesinde La Bonne Année adlı aşk öyküsüyle gündeme geldi.. 1975. 1975’de Le chat et la souris. Aventure C'est L'Aventure.

Ardından çektiği filmlerini filmografisinde yazacağımız yönetmen. Le Choix des armes-1981. Les Enfants de Lumière-1995. L’ 1973 État de siège 1975 Section spéciale 1979 Clair de f emme 1982.September 11. Music Box 1991 Conte l’oubli 1993 Petite apocalypse http://genclikcephesi.blogspot. Gavras. 1986 Conseil de f amille 1988. 1993’de The Little Apocalypse filmini yönetti ve yardımcı yazarlığını yaptı. Les Misérables. 73’de ilk uzun metrajı France Société Anonyme beğeni toplamış bir çalışma olmuştur. Amerikan polisiye sinemasına bir gönderme niteliğindeki Polis Python 357’ı 75’de çeken Corneau. 1996. Camus gibi bir çok yönetmene asistanlık yapmış. 1995. Fransa’da filmcilik okumuş ve sağlam bir geleneksel korku olan The Sleeping Car Murder’i 1965 orada çekmiştir. 1983’deki Hanna K filmi Filistin yanlısı tutumuyla çok kişiyi öfkelendirmiştir. Betrayed 1989. 2000 Une Pour Toutes. Contre l'oubli-1991. Yönetmen 1988’deki Betraet ve 1990’daki Music Box filmleri dahil olmak üzere sonraki filmlerinde de sıcak konulara değinmeye devam etti ancak bunlar öncekiler kadar güçlü ve tutkulu değildi. 1991’de yaptığı Tous le Matins du Monde ile Louis Delluc Ödülü almıştır. Film yabancı dilde en iyi film dalında Oscar kazanmış ve Gavras en iyi yönetmen ve yardımcı yazar dalında aday olmuştur. Femmes. Le Nouveau monde-1995. Le Prince du Pacifique-2000. 1983. ALAIN CORNEAU IDHEC’li bir yönetmen olan Corneau. 1998 Hasards ou Coïncidences. Le Môme-1986. Missing Hanna K. Z 1970. Hommes. Gavras dünyayı dolaşmış ve baskıcı yönetimlere karşı filmler yapmıştır. Lumière and Company. Stupeur et tremblements-2003. 1969’da Z filminde uluslararası film yapımcılığı topluluğunu da işaret ederek Yunan cunta sistemini suçlayan politik bir hikayeyi anlatmak için korku tekniklerini kullanmıştır. La Menace-1977. Le Cousin-1998. Le Voleur et la Menteuse. 77’de La Menace ile çıkar karşımıza. yaşamında hep caz olan bir isim. anti-amerikancılığıyla itham edilmiş ve politik terörizmin onaylanması olarak görülmüştür. Aveu. 1973’de ki Satete of Siege adındaki Uruguay çalışması. Police Python 3571976.com 50 . Nocturne indien-1989. 2002 11'09"01 .1994. Les 1965 Compartiment tueurs 1967 Un homme de trop 1969. 1977’de Simone Signoret’in oynadığı Oscar kazanan Mademe Rosa filminde rol aldı. 1982’de ilk Hollywood filmi olan Missing’de Gavras tartışmalara neden olmaya devam etmiş ve önde gelen Amerikalı yıldızlar Jack Lemmon ve Sissy Spacek’in yardımlarıyla yardımcı yazar olarak Oscar kazanmıştır. COSTA GAVRAS Filmciliğin tartışmalı ilk politik polemikcisi Costas Gavras. Gavras’ın filmogra-fisi ise şöyledir: 1958 Rates. Filmografisi: France société anonyme-1973.

Canlı resim filmi olan La meule’ü Gogol’dan uyarlayarak oluşturdu. Matelot. Altı sene sonra ise Japonya ile bir ortak proje olan Lady O hayat bulur. İlk uzun metrajı 1967’de çektiği L’Enfance Nue sonrasından önce. Glissements progressifs du plaisir. yazarların sinemaya bakışlarının. Ressamlık denemeleri ardı sıra Comédie Française’de yer aldı. ayant égorné ma mere. Tenue de Soirée filminde (çok filminde olduğu gibi) cinsellik üzerine bir denemede bulunmuş olan Blier. L’Homme qui ment. Sözde hamile kalan bir adamın hikâyesi olan L’événement le plus important depuis que l’homme a marché sur la lune 1973 senesinde gerçekleşir. la suite. Chabrol ve Truffaut’ya asistanlıkta yapan yönetmen 1961’de ilk filmi Cartouche’yi yaptı. Amerikan müzikâllerini anımsatan yapıtın. Le magnifique’nin ardından Dear Dedectiv.(1988) gibi filmleri yer almaktadır.1995 À propos de Nice.(1978). Bunun ardından ilk filmini bir üçlemeye dönüştürecek olan komedi unsurlarla bezenmiş L’ Homme de Rio ve Les tribulations d’un chinois en Chine’ı çekti. BERTRAND BLIER: Georges Lauther’in asistanlığı sürecinin ardından yönetmenliğe başlayan Blier. Le jeu avec le feu filmlerini yapar. şiirsel gerçekçiliğe yakın bu filmin ardından. bir yıl sonra da Calmos ile yönetmenliğini sürdürdü. Bir yıl sonrasında yaptığı Notre Histoire fantezi-düşümsel öğelerle besiliyidi.hakkında konuşulanların imgelemi üzerine. 1969’da yaptığı Le Diable par le Queue -degüldürü alt tabanlı bir filmdir. Chouans. 1997’de Mon Homme’u Buffet Froid / The Return of Martin Gusse’u yönetti. Lumière et compagnie 1997 Mad City 2002 Amen Bu listede adından bahsedilmesi gereken diğer yönetmenlere ve filmlerine bakacak olursak: JACQUES DEMY: 1961’de önemli çıkışı olan Lola’yı gerçekleştirdi. RENE ALLIO: Fransa sinemasının Brechtyen uygulayımcısı. On a volé la cuisse de Jupiter-(1980). 1962 senesinde ülkemizde de (İstanbul) film çeken (Immortelle) yönetmen filmleriyle genelde yergi edinmiş bir isim olmuştur. Retour a Marseille. Trois Places Pour le 26 ve Table tournante’ı çektiğinde yıl 1988’i bulmuştu ve ortada gene müziğin kokusu vardı.(1986). röpörtaj filmi olan Hitler connais pas’ı 1963 senesinde gerçekleştirdi. Müzikleriyle ilgi toplayan. La Gitane. L’Eden et aprés. Sayılabileceğimiz diğer filmleri ise şunlardır: Les Camisards. ma soeur et mon frére.alt yapılı filmi Trans-Europe-Express’i sonrasında ise. yine müziği ön planda tutmuş ve ilk filminde olduğu gibi yapıtı kullanılan müziklerle ilgi uyandırmıştır. belgesel filmleri sonrasında bir nazi yadsıması. 1989’da Trop Belle Pour Toi ile evlilikte ihanete değişik bir açıdan değindi. İlk uzun metrajını 1964’de La Vieille ile gerçekleştiren yönetmen bu filmini Brecht’ten öyküleniyordu. MAURICE PIALAT: Ressamlık denemeleri ardından oyunculuk yapan Pialat. İkinci filmi olan L’Une et L’Autre’ın ardından 1969’da Pierre et Paul geldi.com 51 .(1979). onu ele alışlarının aktarı/anlatım değil bir araştırmacı niteliğinde olması gerektiğini düşünmüş ve dile getirmiştir. Bir film taslağı. 1996’da My Man’i. La Caveleur. çekti. Bu süreç bitiminde Les valseuses. Rude Journée Pour la Reine. Son olarak 1992’de Van Gogh’u yönetti. 1958 senesinde kısa filmler çekmeğe başladı. PHILIPPE DE BROCA: belgeselci bir tabana sahip olan. L’heure exquise. ALAIN ROBBE-GRILLET: 1950’lerde Fransa’da ortaya çıkan Yeni Roman akımının kuram-temsilcilerinden olan Grillet. televizyon http://genclikcephesi. 1968’de çektiği Model Shop sonrasında bir uyarlama olan Peau D’Ane’ı 1970 senesinde gerçekleştirdi. Dört yıl sonra yaptığı Si J’étais un espion ardından tam yedi sene film çekmedi. Yönetmenin 1974 tarihli filmi eğlenceye dayalı bir ajan serüveni olan. Moi. 1966 yılında Rochefort ile gündeme gelen yönetmen. En İyi Yabancı Film Oscar’ını aldığı Préparez vos Mouchoirs’i 1979’da gerçekleştiren yönetmen 1981’de Beau-pére’yi 1983’de ise La femme de mon pote’u. Pierre Riviere.blogspot.

(1970). Que la Fete Commence’ı çekti. Nickel Odeon Sinema Klübü’nün kurucularından oldu. 1973’de Voyage en grande Tortorie’yi ilk filmi olarak gerçekleştirdi. 1998’de Class Trip’i. 1986’ya geldiğinde ise gerçek caz yaşantılarını aktardığı Autor de minuit’i çekti. 1969’da ilk filmi olan Paulines en Va. Des Enfants Gates gibi çağdaş yaşamın sorunlarına yönelen filmlere imza attı. 1981’de Coup de Torchon’u. bunu başaramadı ve Cahiers du Cinéma’da yazmaya başladı. 1990’da ise kadınlara adadığı filmi. Dames Golontes’i yaptı. http://genclikcephesi. Yönetmen. 1987’de Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye alan Sous le Soleil de Satan’dan önce 1980’de Loulou ve 1983 tarihli Police’i. 2003’de. Daha sonra Mortelle Randonnée’yi çeken Miller.için çalıştı. ANDRE TECHINE: Neredeyse bir IDHEC’li olacak olan Techine. Sinema yazarı yönetmen. Ayrıca. Le Male du Siécle-(1975). Jean Florette. Cousine’i 1975’de çeken Tacchella. L’Amant. 1978’de Il y a longtemps que je t’aime’i 1981’de Croque la vie’yi ve 1985’de Escalier C’yi yaptı. son filmi Les voleurs’u 1995’de beyaz perdeye taşıdı. 1975’de ise. bu lirikselliğinde daha da derinleşti. Le Juge et l’Assassin. bir romandan yola çıktığı L’Accompagnatrice’i yapar. Yönetmen 92 senesine geldiğinde. 2002’de Betty Fisher and other stories Alias Betty. CLAUDE MILLER: IDHEC öğrenimi alan Miller. Film –haliyle.com 52 . Arkadaş çevresiyle birlikte sinema degisi çıkarmaya başlar. Bresson. Miller> Hitchcock’un İp filminin etkileşimlerini barındırmaktaydı. film <de. Germinal yer alır. Senaristlikle başladığı sinema hayatını 1963’de yaptığı Les Baisers. Carné.blogspot. Sex Shop. Film Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülü’nü aldı. ve hemen ardından Souvenirs d’en France’ı yaptı. Bundan 2 yıl sonra gerçekleştirdiği Le Sourire. 1989’da ise La Vie et Rien d’Autre’ı beyaz perdeye taşıdı.(1977). Hôtel des Ameriques. Le Cinéma de Papa. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazandığı filmi L’Appat’ı çektiğinde sene 1995’e gelmişti. bir Bost uyarlaması olan Un Dimanche a la Campagne’yi.(1986). 1972’de de Nous Ne Vieilleons Pas Ensemble’ı. Sevgi üzerine yapılmış karanlık ve şiddetli bir trajedi olarak adlandırılan 1987 tarihli La Passion Beatrice’i çeken yönetmen. psikolojik anlatı niteliğinde ki Garde a Vue’yü gerçekleştirdi. 45. lirik-duygusal bir atmosfer yarattı. İsim yaptığı filmi Cousin. aynı yıl Une Semaine de vacances’i. Yönetmen. Le Lieu Crime’i 1986’da çeken Techine. 1986 senesinde çektiği Cour d’Assier sonrasında yaptığı Travelling Avant ile Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale ödülünü aldı.(1972). Godard gibi ustalara asistanlıkta bulundu. CLAUDE BERRI: 1966 yılında Le Vieil Homme et L’Emfent ile beğeni kazanarak sinemaya başlayan Berri’nin sayabileceğimiz filmleri arasında.erotik yapısından dolayı tepki aldı. Borocco’da bunu ortaya koydu. Berri. Nabakov’un Lolita’sını anımsatmaktaydı. ilk Delluc Ödülü’nü almak gibi bir özelliği bulunan Tavernier’in bu filmi 1973 tarihli L’Horloger de Saint-Paul idi. Bunları sinema üzerine yazdığı yazıları takip etti. 1991’de J’embrasse Pas’ı gerçekleştirdi. bir uyarlama polisiye olan Dites-Lui Que je l’Aime’i çektikten sonra. Mortelle Randonnee ve L’effren’ce’u yönetti. sonrasında. 1964 yılında La Chance et l’amour filminin yönetmenliğinin bir kısmını gerçekleştirdi. Manon des Sources. Van Gogh.Pierre Coursoden ile ortak çalışma olarak ortaya koydukları Amerikan sineması üzerine: Trente ans du Cinéma Americain kitabını hazırladı. La Meilleure Façon de Marcher filmiyle dikkat çeken yönetmen. 1977’de Le Pays Blue’yu. 15. 1986’da L’Effrenttée’i kameraya alır. La Mort en Direct’i bilim kurgu öykü içeriğiyle sunan Tavernier. Bunların ardından bir roman çıkışlı Les Soeurs Bronte ve 1985 tarihli Rendez-Vous’yu gerçekleştirdi. 1973’de La Gueule Ouverte ve Passe Ton Bac D’Abord’u çekti. 1988’de Les Innocents. Kendi filmlerini yönetmeye 1975 senesinde başladı. La Premiére Fois. JEAN-CHARLES TACCHELLA: Yeni Dalga’ya ön ayak oluşturacak bir sinema klübünün kuruluşunda bulundu. Baiser de Judas ile yönetmen olarak sürdürmeye devam etti. 1980 yılında. BERTRAND TAVERNIER: Sorbonne Üniversitesi’n-de hukuk okudu. 1996’da Captaine Conan’ı 1998’de De L’Autre Cote Du Periphe 1999’da Ça Commence aujourd’hui 2000’de All Stars to day 2002’de Safe Conduct’u yönetti. onun yaşamının en önemli sürecinin bir yansımasını taşımaktaydı. ödül sonrası ilk filmi 1991 tarihli Van Gogh’u çekti. J.

TONY GATLIF: Cezayir doğumlu yönetmen. Paris au Mois d’Août. televizyon. Yönetmenliğe Coplan sauve sapeau ile başlayan Boisset. JEANNE MOREAU: Aslında bir oyuncu. Manon des Sources ile uluslararası başarı sağlamış. La fille de Quinze filmlerini yönetmiştir.. Son yönetmenliğini 1990’da Double Identiti ile yapmıştır.com 53 . LAmi de Vincent. La horse. La Drolesse. Pleure pas my Love filmlerini yönetti. Fransa ve İngiltere’de En İyi Film ödülünün yanı sıra. Le Roi de la Chine ile ismini duyurdu. ARIANNE MNOCHKINE: Aslen tiyatrocu olan Mnochkine. kısa filmler denedi. 1975’de Foller a tuer’u. Le Voyage en Douce. Paltoquet. le Femme Flic. sinema. Martin Soldat. 2002’de Almost Peaceful son yönetmenlik denemesi oldu. Archipel yer alır. Nuit d’été en ville başlıca filmleridir. Filmleri arasında: Le Petit Garçon de l’Ascenseur. Peril en la Demeure. JACQUES DERAY: Kariyerine Le Gigolo ile 1960’da başlayan Deray’ın sayılabilecek filmleri arasında: Par un Beau Matin sacré.. tiyatro da görevler aldı. La Couleur du vent. http://genclikcephesi. Companeez ile birlikte La Femme en Bleu’yu yaptı. A cause d’une femme. Le Marginal yer alır. La Bourqeoue. Creezy Le Fils. Yönetmen Théatre du Soleil’in kurucusudur. La Voix. Flic. Léve-toi ve Blue comme l’Enfer’i çekerek ismini korudu. Le Dossier 51. 1994’te son sinema çalışması L’Ours en Peluche’yi yaptı. L’ Apprenti salaud. MICHEL DEVILLE: Decoin’e asistanlık yapan Deville ilk uzun metrajını 1958’de Une Balle dans le Canon adıyla çekti. Kısa filmler yaptı. Un Conde ile 1970’de ilgi çekebildi. 1976’da le Sherifi. JACQUES DOILLON: Sinemayla. Borsalino. L’Ours et la Popuee. La Vie de Famille. bir çok yönetmenle çalışıp Lumiére. Tendres Requins. Les Bronzes font duski. Adieu Poulet.S’i. PIERRE GRANIER-DEFERRE: Önce asistanlık yapan Deferre. PATRICE LECONTE: O da bir çokları gibi IDHEC eğitimi aldı.B.blogspot. belgeseller yönetti. kurgu ile tanıştı. 1980’li yıllarda da. bu filmi ile Locarno Ödülü aldı. Güldürüleri ile tanındı. Uyarlamalara yoğunlaştığı dönemde bir çok yazarı sinemaya kazandırdı. La Petite Bonde. La femme qui pleure. Les Eaux profondes. L’ Etoile du Nord. FABRICE CAZANEUVE: Edebiyat.. La prutaine. Les Bronzes. YVES BOISSET: Siyasal-toplumsal olgu ve olayları filme almasıyla adını duyurdu. Harmonie. Resnais ve Rouch’un katkı sağladığı ilk uzun metrajı L’an 01’i 1972’de çekti. A. Benjamin. Moliére gibi tiyatroda da sahneye koyduğu eserleri sinemaya aktardı. Le Chat. le Taxi Mauve’ı. Les veces étaient fermés de l’interieur ile sinemaya başladı. La Piscine. Un sac de billes. LAdolescente gibi çektiği filmlerle kategoriye girebilmiştir. Espion. Le Gang. L’ Appartement des Filles. La Tentation de İsabelle. ilk filmini 1975’de La tete en ruines adıyla çekişinden önce kısa da olsa oyunculukta bulundu. Bye Bye Barbara. Marcel Pagnol’dan uyarlanmıştır. Bu iki film. Eugéne Saccomano uyarlaması. ilk sahnelediği oyun olan 1789. Cours Privé. 1974’de Dupont Lajoie’yu. 1971’de le saut de l’ange’ı. Les Princes gibi filmleriyle dikkat çekti. La fille prodigue.. La Métamorphese des Clopertes. 1972’de l’Attendat’ı 1973’de RA.D’de Altın Küre almıştır. Le prix du Danger’ı. Doucement les Basse -devamı niteli-ğinde^Borsalino and Co. Onikinci son filmi The Housekeeper’i 2003’te yönetmiştir. Une femme a sa Fenetre .Jean de Florette. Rue du départ. Trois Années filmi ile iyice tanındı. Les Doigts dans la Tete. Comédie. La terre au ventre. Les Anentures de Salavin adlı uzun metrajını 1961’de kameraya aldı. Raphael ou la dé bauche. La Veuve Couderc.

mon amour ile 1996 senesinde gerçekleştirdi. henüz tanınmayan Béatrice Dalle’in başrolde oynadığı 37°2 le matin filmini gerçekleştirmeye karar verdi. 1984 yılında. prodüktör. önce ünlü Les saintes chéries (1964-1967) dizisinde Jean Becker’in sonra da 1970’te Claude Berri’nin Le Cinéma de papa’sında yönetmen yardımcısı olarak mesleğe atılmıştır. Philippe Djian’nın metnini okuyarak. Yönetmenin filmografyası ise şöyledir: http://genclikcephesi. Ça n’arrive qu’aux autres. CLAIRE DENIS: IDHEC’li. Gavras. Défense de savoir. Et Pourquoi Pas ile ilk uzun metrajını 1976 senesinde yaptı.Pierre Cattegno’nun pisikoanalitik polisiyesi olan Mortel Transfert’i adapte ederek olumsuz eleştiri ve ticari sorunlara maruz kalmıştır. Jean-Jacques Beineix. Wenders. 1988’de Chocolat filmini gerçekleştirdi. Voyage de noce. Beau Travil. Premier voyage yer almaktadır. Qu’est-ce qu’on attend pour etre heureux bir diğer yapımıdır.Viens chez moi j’habite chez. There’s a Man in Your Bed 2003’te Chaos’un direktörlüğünü yapmıştır. Zenzibar ile adını gündeme getirdi. Diğer filmleri arasında: Le voleur de crimes. Trouble Ever Day. ilk kısa filmini 1973’de gerçekleştirdi. Nenette and Boni. 1983 yılında Cannes festivali için seçilmiş olmasına rağmen başarısızlığa uğradı. Aynı yılda Le Chien de M. CHRISTINE PASCAL: Oyunculuk ve senaristlik yaptı. 1977’de Claude Zidi’nin L’Animal ’inde yönetmen yardımcılığı yapmıştır. Jarmush gibi devlere yardımcılık yaptı. Yves Montant’ya son oyunculuğunu veriyor.blogspot. 1982 yılında dört Cesar ödülü ile popüler bir başarı elde etti. Fransız senarist. İkinci filmi La Lune dans le caniveau. On yıllık bir süre boyunca René Clément’nin La Course du lièvre à travers les champs (1971). Michel ile Trouville festivalinde birincilik ödülünü aldığı ilk kısa metrajını gerçekleştirdi: 1980’de gerçekleştirdiği ilk uzun metrajı olan Diva. Monsieur Hire. ETIENNE CHATILIEZ: Yazarlık ve reklam filmciliği yaptı. NADINE TRINTIGNANT: Sinemaya geçişini Mon amour. Tatie Danielle yönetmenin diğer filmidir. 1989’da Roselyne et les Lions filmindeki esas rol (role-titre) için Isabelle Pasco’yu seçmiş olmasına rağmen başarı kazanmamıştır. Le parfum dYvonne çektiği filmlerdendir. Les spécialistes. Le mari de la coiffeuse. Une copine. YENİ AKIM JEAN JACQUES BEINEIX Yönetmen. diyalogist. 08 Ekim 1946’da Paris’te doğdu. Bu filmin oyunculuğundaki başarısı sayesinde Beatrice Dalle’i star yapmıştır. No die. Jean. Ma femme s’appale reviens. Felicite. IP5 (L’Ile aux pachydermes). Friday Nigh filmlerindeki direktörlüğü ile 2003’e ulaşmıştır. Tango.com 54 . No fear. birinci. La garce. 1985’de 3 Men and a Cradle 1990’da Mama. I can’t Sleep. ikinci yönetmen asistanı. 1978’den 2003’e değin direktörlük yapan Leconte’nin son yönetmenlik filmi 2003 tarihli Man on the Train’dir. COLINE SERREAU: Bir reklam filmcisi olan Serreau. La vie est un long fleuve tranquille ile dikkat topladı. 1993’te. Circulez y a rien a voir.

Ülkesinde Steven Spielberg’le eş değer tutulan Luc Besson. 1987. Filmografisini ise şöyle sıralayabiliriz: 1981 L'Avant dernier http://genclikcephesi.blogspot. benzeri olmayan. Fransa’daki sinema endüstrisinin geliştirmek için Hollywood kurallarını uyguluyor. 1977. House Pola X Pierre ou les Ambiguites 2000 Strangulations Blues LUC BESSON 18 Mart 1959’de Paris. çok stilize ve yüksek bütçeli filmlerin yönetmeni olarak adını duyurdu. Yönetmenliğin yanı sıra yazarlık ve yapımcılık da yapan Besson. Filmin çekimi birçok defa kazaya uğramış ve mesleğine üç yıl boyunca heyecan vermiştir. Mauvais sang King Lear Les Ministere de l’art. Yeni Akım’ın (Nouvelle Vague) uzaktaki sürgünü olmuştur. The Day the Clown cried 1976. pek çok filmin yapımcılığını üstlendi.com 55 . Michel 1980 Diva 1983 La Lune dans le caniveau 1985 37˚2 le matin 1989 Roselyne et les Lions 1991 IP5 (L’lle aux pachydermes) 1994 Otaku: fils de l’empire du virtuel 2000 Mortel transfert LEOS CARAX Yönetmen. 1999. Romantik ve gizemli. Özellikle Hollywood sinemasına karşı Fransız sinemasını ayakta tutmaya özen gösteren yönetmen. Üç filmi ile. 1997. Les Amants du Pont. Fransa’da doğdu. 1988. Fetiş oyuncusu olan Denis Lavant ile çektiği Les Amants du Pont-Neuf filmini gerçekleştirmek için yeterli imkanlara sahiptir.1972 Une journée bien remplie. senarist. Filmografisi ise şu filmlerle oluşmaktadır: 1983 Boy meets girl 1986. L’Aile ou la cuisse Le Chien de M.Neuf. 21 Kasım 1960’ta doğdu. büyük bilgin ve aynı zamanda Dreyer’den Welles’e sinema ustalarının hayranıdır. hırslı veya megaloman bir yaratıcı olarak kendini kabul ettirmiştir. 1998. hızlı kurgusu olan. oyuncu.

Le-1991. ensest. Amants criminels. 1998 de ilk uzun metrajı olan Sitcom’ın premiyeri yapıldı.. Ozon ve eserlerine uluslar arası ün getiren yeganelik. Action vêritê1994. sexualite.blogspot. Victor-1993.Photo de famille-1988 http://genclikcephesi. FİLMOGRAFİSİ: 5x2-2004. Fransan’nın en cesaretli ve yenilikçi yönetmeni Ozon.Mes parents un jour d’êtê1990. A Summer Dress filmi Locarno Film Festivali’nde ona Léopard de Demain ödülünü getirdi. peşinden sunuldu.La-1995. Regarde la mer-1997. Sous Le Sable filmi ile artık özel yeri olan yönetmenler arasına girmeyi başarmıştı bile. Sinema üzerine kafapatlatan kesimin ifadesiyle. intihar ve sadomazoşist ögelere yöneldi. üzerinde ki Buñuel etkilenimleri çekmişti. 8femmes-2002. Les-1999. film en iyi eşcinsel yapım seçilip Teddy Bear ödülü aldı. Sous le sable-2000. Criminal Lovers da cinseliteyi ve bu bağlamda güç dengelerini öne sürerek sunduğu hikayesi pek kuvvetli değildi. cinayet. İzleyicisini şaşırtmayı daha doğrusu şoke etmeyi seven ve bilen Ozon filmlerinde bu ögeye sıkıca sarılarak yapı taşlarından birini oluşturuyor. La Femme Nikita / Nikita Atlantis . Une robe d’êtê-1996. Gouttes d’eau sur pierres brûlantes-2000. Jospin s’êclaire-1995. aslını isterseniz yeni yeni insanlar Ozon ismi hakkında birşeyler söyleyebilmeye başladı.Trou madame. filmlerinde. 1991. Une rose entre nous-1994. X2000 filmlerinde sessizlik hakimiyeti ana olgu konumunda yer alır. bitirdiği sinema okulu ardından gittiği yüksek prestijli bir okul olan FEMIS sonrasında filmlerinin çoğu kısa film festivallerinde gösterime sunuldu. Yapıtaşı modundaki ikinci Ozon ögesi ise çalışmalarında önemli yer kaplayan sessizlik halleri. zira bunu kısa filmlerinde de ortaya koymuş ve uzun metrajlarında da ortaya ne koyacağının işaretlerini vermiş bir isim.1983 Le Dernier combat / The Final Combat / The Last Battle 1986 Subway / Metro 1988 Le Grand bleu / The Big Blue 1990.Deux plus un-1991. Scênes de lit-1998. Saydığımız bu iki unsur Ozon filmlerinde birbirini destekler bir şekilde yer almaktadır. Sea the Sea filmi ile Cannes Kritik Haftası’nda eleştirmenlerin karşısına çıktı. 24. Sitcom-1998. Swimming Pool-2003. kim filmlerinin tamamını görmüştür sorusuna tebessümle karşılık veririm ben. kendine ait bir tarzı/stili olan bir yönetmen.Doigts dans le ventre. Ozon.Le creature del mare / Atlantis 1994 Léon / Léon: The Professional / Leon: Sevginin Gücü 1997 The Fifth Element / Beşinci Güç 1999 Jeanne d'Arc / The Messenger: The Story of Joan of Arc SON FRANSIZ AUTEUR 1967 Paris doğumlu François Ozon’dan bahsediyoruz. duyarlılığın ve içgörünün nadir bir karışımının kendisinde bulunması olmuştur. Petite mort. Sea the Sea . Les-1998.Thomas reconstituê-1992. hatta.Peau contre peau-1991. doğrudur da. Gouttes d'eau sur pierres brûlantes ile takdir toplayan yönetmen. Yakın zamana değin Türkiye’de özel bir kesim harici pek bilinen bir isim değildi kendisi. İlk uzun metrajında profesyonel izleyicinin dikkatini.Une goutte de sang-1991..com 56 . mizahın. ve artık tam anlamıyla çıkışını yapmış yönetmenler arasına dahiloldu. X 2000-1998. Criminal Lovers yapımını 1999 da premiye etti ve 6 ay sonra Water Drops on Burning Rocks.

Cet obscur objet du désir / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1975: Italian National Syndicate of Film Journalists . veya tek bir filmin yapısı içinde hepsini birden irdeleyen..Cet obscur objet du désir / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1977: NBR Award ..EK I LUIS BUNUEL Luis Buñuel Portolés: 22 Şubat 1900’de Calanda. her türden tabuya onunki denli egemen olan bir sinema da yoktur. gülmecenin çeşitli alanlarıyla da içli . Fransa’nın bu büyük İspanyol yönetmeni sinema tarihindeki büyük öneminden dolayı özel bir ek olarak buradaki yerini alıyor. Gerçeküstücülük Bunuel'in tüm filmlerinde alttan alta da olsa kendini duyurur.Silver Ribbon . Bunuel filmleri yenilikçi. sinemasal geleneklere onunki denli karşı çıkmış.dışlı olan Bunuel'in sinemasında.. En İyi Yabancı Film : Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1982: Venice Film Festival . akıldışıda. onulmaz. daha doğrusu ironi duygusunun hiç bir zaman ortadan silinmediği filmler.Career Golden Lion 1978: NSFC Award . Luis Bunuel'in eserinden daha özgür. bir emri .Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1973: French Syndicate of Cinema Critics .vakidir. Bazen toplumsal gerçeklikleri.üstücü devrim. Rüzgarlı Bayır.Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1969: Berlin International Film Festival -FIPRESCI Award + Honorable Mention + Interfilm Award .La Voie lactée 1968: Bodil . alttan alta açık bir kilise düşmanlığının ve katolik inanç eleştirisinin kendini duyurduğu ve kara. gerçek. mahveden tutkuları.. İspanya’da dünyaya gelen gerçeküstücülüğün büyük üstadı 29 Haziran 1983’te yaşamına veda etmiştir.Foreign Film Le Fantôme de la liberté 1974: BAFTA Film Award Best Screenplay . bazen ise bireysel inanç ve vicdanla katolik kilisesinin dogmaları arasındaki çatışmayı.Best Director . sanatının ayrılmaz bir olgusudur .Best Director . Kalıplara onunki denli uymayan. Bu Bahçede Ölüm. büyük.Best Director . Archibald de la Cruz 'un Suçlu Yaşamı. Bunuel'e göre ikisi de hep içiçe yaşarlar .Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1973: NSFC Award ." der. bireyin ve toplumun tabularını yıkmaya çalışan niteliktedir. Alışılmamışta.Best Non-American Film .com 57 . öldüren.Critics Award http://genclikcephesi. bazen tutkuları. Nazarin .Best Director . Unutulmuşlar.blogspot. Luis Bunuel üstüne bir inceleme kitabı yazmış olan sinema tarihçisi Ado Kyrou: "Tüm sinema tarihinde.. kışkırtıcı ve insanoğlunu düşünmeye iten.Belle de jour 1968: French Syndicate of Cinema Critics . keskin bir gülmece. Gerçekle düşün kesin kesişme noktaları yoktur çünkü. El.. Ödülleri: 1972: OSCAR. önceden bilinemezde son derece rahat olan. daha kişisel bir yaratış yoktur.Critics Award -Best Film .

Belle de jour 1967: Venice Film Festival . Mexico .Los Olvidados / Unutulmuşlar 1951: Cannes Film Festival .FIPRESCI Award + Special Jury Prize .Los Olvidados / Unutulmuşlar 1950: Cannes Film Festival .Best Non-European Film / Best American Film El Ángel exterminador 1961: Cannes Film Festival .Best Film .Susana Yönetmen Filmografisi 1977: Cet obscur objet du désir / That Obscure Object of Desire / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1974: Le Fantôme de la liberté / The Phantom of Liberty / Özgürlük Hayaleti 1972: Le Charme discret de la bourgeoisie/ The Discreet Charm of the Bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1970: Tristana 1969: La Voie lactée / The Milky Way 1967: Belle de jour http://genclikcephesi.blogspot.Special Mention .Best Film .Golden Lion .Best Avantgarde Film .Belle de jour 1967: Venice Film Festival .Simón del desierto 1963: Bodil .Nazarin 1956: Academy Awards.Pasinetti Award .Best Director .Golden Ariel+Silver Ariel (Best Direction+Best Original Story+Best Screenplay) .Golden Ariel+Silver Ariel (Best Direction+Best Screenplay) .Golden Palm .Viridiana 1961: Bodil .com 58 . Mexico .Best Non-European Film / Best American Film Nazarín 1960: Cannes Film Festival .La Joven 1959: Cannes Film Festival .Belle de jour 1965: Venice Film Festival .Jury Special Prize .Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1951: Academy Awards.

blogspot.com 59 .1965: Simón del desierto / Simon of the Desert / Çöl Azizi Simon 1964: Le Journal d'une femme de chambre / Diary of a Chambermaid 1962: El Ángel exterminador / The Exterminating Angel / Öldürücü Melek 1961: Viridiana 1960: La Joven / White Trash-The Young One 1959: La Fièvre monte à El Pao / Fever Rises in El Pao / Günah Cumhuriyeti 1958: Nazarín 1956: La Mort en ce jardin / Death in the Garden / Bu Bahçede Ölüm 1955: Cela s'appelle l'aurore 1955: Ensayo de un crimen / The Criminal Life of Archibaldo de la Cruz / Archibaldo de la Cruz un Suçlu Yaşamı 1954: El Río y la muerte / The River and Death / Nehir ve Ölüm 1954: Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1953: La Ilusión viaja en tranvía / Illusion Travels by Streetcar 1952: El Bruto / The Brute 1952: Él /This Strange Passion 1952: Subida al cielo / Mexican Bus Ride 1951: La aHija del engaño / Daughter of Deceit 1951: Una Mujer sin amor / A Woman Without Love 1950: Susana / The Devil and the Flesh 1950: Los Olvidados / The Young and the Damned / Unutulmuşlar 1949: El Gran Calavera / The Great Madcap 1947: En el viejo Tampico / Gran Casino 1940: El Vaticano de Pio XII 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1930: L'Âge d'or / The Golden Age /Altın Çağ 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği Senaryo Filmografisi 1998: La Novia de medianoche 1977: Cet obscur objet du désir / That Obscure Object of Desire / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1974: Le Fantôme de la liberté / The Phantom of Liberty / Özgürlük Hayaleti 1972: Le Charme discret de la bourgeoisie/ The Discreet Charm of the Bourgeoisie/ Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1972: Le Moine / The Monk 1972: Una Historia decente (book/kitap) 1970: Tristana 1969: La Voie lactée / The Milky Way 1967: Belle de jour 1965: Simón del desierto / Simon of the Desert / Çöl Azizi Simon 1964: Le Journal d'une femme de chambre / Diary of a Chambermaid 1962: El Ángel exterminador / The Exterminating Angel / Öldürücü Melek 1961: Viridiana 1960: La Joven / White Trash-The Young One 1959: La Fièvre monte à El Pao / Fever Rises in El Pao / Günah Cumhuriyeti 1958: Nazarín 1956: La Mort en ce jardin / Death in the Garden / Bu Bahçede Ölüm http://genclikcephesi.

1936: Centinela. daha amatör ve sanatçı bir ruhla film gösterilen mekanlar. Onlar. salonlarında kendini evinde gibi hissettiği sanat evleri. La / Juan Simon's Daughter 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği EK II Paris'teki Bağımsız Sanat Sinemaları Üzerine* Paris'te. Herbirinin kendilerine özgü politikaları. 1936: Centinela.1955: Cela s'appelle l'aurore 1955: Ensayo de un crimen / The Criminal Life of Archibaldo de la Cruz / Archibaldo de la Cruz un Suçlu Yaşamı 1954: Abismos de pasión / Wuthering Heights 1954: El Río y la muerte / The River and Death / Nehir ve Ölüm 1954: Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1953: La Ilusión viaja en tranvía / Illusion Travels by Streetcar 1952: El Bruto / The Brute 1952: Él /This Strange Passion 1952: Subida al cielo / Mexican Bus Ride 1951: Una Mujer sin amor / A Woman Without Love 1950: Susana / The Devil and the Flesh 1950: Los Olvidados / The Young and the Damned / Unutulmuşlar 1950: Si usted no puede. eskinin canlı. parlak günlerinin geri gelmeyeceğini bilerek. Şimdilerde. tarihleri. yo sí (story/hikaye) 1936: España 1936 / Madrid 1936. bağımsız sanat sinemaları. kültürleri.blogspot. geçmişe özlem duyarak ama günümüze uyum sağlamak için de çaba harcayarak sabırla. İçlerinde ayin yapılan tapınak-si-nemalar. Aşağıda bu sinemalardan bir kaçının kısa tanıtımı var. neşeli. gerçek bir cinephile'in adreslerini evinin adresi kadar iyi bildiği. sinema tarihi dersleri veren okul-sinemalar ya da sinematografik-tiyatro olarak adlandırılanlarından tutun da sadece bir kültüre veya bir tek filme adanmış sinemalar bile var. Yeni gösterime çıkan popüler filmleri para kazanma tekil politikasıyla tüketime sunulduğu sinemaların aksine. alerta! 1936: Quién me quiere a mí? / Who Loves Me? 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1930: L'Âge d'or / The Golden Age /Altın Çağ 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği Prodüktörlük Filmografisi 1970: Tristana 1936: España 1936 / Madrid 1936. özveriyle varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. pop-corn sinemaları olarak adlandırılan ticari sinema dünyasının dışında kalmış büyük sinema dağıtım zincirleriyle bağlantısı olmayan sinemalara verilen genel isim. * Web’den Aysun Akarsu yazısı http://genclikcephesi.com 60 . anlatacak güzel hikayeleri var. alerta! 1936: Quién me quiere a mí? / Who Loves Me? 1935: La Hija de Juan Simón.

İki güzel salonu olan bu sinemada şimdilerde uzak-doğu kültüründen filmler gösteriliyor. Action Sinemaları Grand Action Action Ecoles Action Christine http://genclikcephesi. Lars Von Trier'in tüm filmleri ve yeni yeni "Matrix". Yapı olarak bağımsız sinemalar içinde estetik olarak en güzeli. Şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcı. Doğal olarak kült filmlere gönlünü kaptırmış bu tapınak-sinemanın en sevdiği afişler mi? "Brazil". Yeni Dalga’nın özellikle Francois Truffaut ve Claude Chabrol'un en sevdiği. "Hana-bi". Michelangelo Antonioni'nin toplu film gösterilerine kadar zengin ve çeşitli bir program bulmak mümkün. Şaşırtıcılığı hem yapının güzelliğinden hem de 7. Studio Galande'in tek gösterimi neyse ki sadece bu film değil. filmi anmak için bir ayin düzenlemek üzere bu sinemaya gelirler. Le Champo -Espace Jacques Tati İşte bağımsız sinemalardan bahsederken görmezlikten gelinemeyecek bir tarihi-sinema. Aslında zengin bir Fransızın uzakdoğu gezilerinden etkilenip orada gordüğü ve hoşuna giden mimari tarzı kendi ülkesine taşımak istemesi nedeniyle inşa edilmis. 14 milyonu aşan izleyici sayısı bırakmış olarak devam ediyor.com 61 . Studio Galande Bu sinema kesinlikle "Rocky Horror Picture Show" filmine adanmış bir tapınak-sinemadır. Her Cuma ve Cumartesi 22:30'da tekrarlanan bu ayinin içeriği kısaca şöyle: Film repliklerinin ve şarkılarının hep bir ağızdan bağıra bağıra filmle birlikte söylenmesi. Paris gibi son derece düzenli yapılanmiş bütünlüğe çok önem verilen bir kentte kırk yıl düşünseniz onca apartmanın içinde birinin böyle uzakdoğu tarzı bir bina inşa etmiş olduğu aklınıza gelmeyecekken ve biri söylese buna asla inanmayacakken. gemiyle parça parça taşınmış olmayıp stili ve ruhu dışında. sinema salonunda fanların yanlarında bulunan prinçleri etrafa saçarken. Tim Burton'unun. yine yanlarında getirdikleri sularla fanların birbirlerini ve heryeri güzelce ıslatarak sırılsıklam yapması gibi. "La Champo" 2000 yılında sadece sinema olmayı aşıp tarihsel anıtlar kaydına girmeyi de başarmış. "La Pagode" kesinlikle mimari açıdan bir şaheser. en sık uğradığı sinemalardan olan bu tarihi-sinemanın programında yeni gösterime çıkan filmler olduğu kadar sürekli değişse de Monthy Python serilerinden. Örneğin geçen yıl "In the Mood for Love" filmi hiç afişlerinden inmemişti. Pagode'un sözlük anlamı budist tapınağı olmasına rağmen gerçek anlamda uzak-doğu tarzı herhangibir yapıyı tanımlamak için kullanılıyor. 1938'de başladığı sanat yaşamına o yıldan günümüze arkasında dört nesil. Son derece sulu olan bu törenden fanlar kadar sinema salonu ve ekranı da nasibini almaktadır. Her haftasonu bu kült filmin fanları. Joel kardeslerin. La pagode 1931 yılında sinema olarak kullanılmaya başlamış. 19. Bu sinemasal ayinin başka bir ülkede örneği var mı tam bilinmiyor. yy sonunda gerçekleştirilen yapı. kullanılan betonuna Fransızlara ait bir eser. yapımında çalışan işçisinden. Üstelik bir de bunun bir sinema olması. karşınızda görüverince saşkınlık gibi bir kelimenin hissetiklerinizi anlatmak için ne kadar yetersiz kalabileceğini anlıyorsunuz. bölge gibi çok sık bir bölgede yüzlerce dört beş katlı hantal apartmanların arasında kalmasından ileri geliyor.blogspot. Jean Cocteau "Testament D'Orphee" nin premiere'ini burada yapmış! Yeni Dalga geldiğinde onlara ev sahipligi yapmış ve onları yüreklendirmiş.La Pagode Sinema bir dinse ve yeryüzünde ona tapınmak için bir tapınak aranıyorsa bu tapınak mutlaka "La Pagode" olmalı. Bir sinemaya adanmış bir film olabilir ama tersinin olabileceğinin en canlı örneği “Studio Galande”.

Sadece Latin kaynaklı filmleri göstermeye çalışsada arada sırada klasik filmler kuşağına veya genç sinemacıların filmlerine de yer vermeye çalışıyor. seyircileri her türlü ışık yansımasından korumak üzere kaplanmış siyah kadifeden yer halısıyla 3 katlı orkestra balkon asmakatı ve böylece filmi görmek için sağladığı 3 değişik görüş açısıyla Avrupa’da benzeri yok. Action Ecole ve Action Christine olmak üzere üç tane olan action sinemaları sinema dersleri almak isteyenlerce sıkça ziyaret edilir. yönetmenlerle buluşmalar düzenlemek de özel ilgi alanlarına giriyor. restaurantında Latin Amerika yemeklerini tadabilir. izleyiciler ve 7. Bunu sağlamak için yönetmenlerle buluşmalar düzenlediği gibi düzenli olarak Jean Douchet'nin katıldığı sinemakulübü gibi bilgi verici konfereranslara da ev sahipliği yapmaktadır. sanatın buluşma yeri olma politikasıyla işlevine devam etmekte. filmi de seyretmeyi unutmayın !" Le Cinema du Pantheon Pantheon Paris'in en eski sineması olmakla epeyce övünür Doğumu 1907 olan bu yaşlı sinemanın diğer bir özelliği de artık sinemalarda çok nadir bulunan bir de balkonunun olması. “Max Linder”'in izleyicilere film başlamadan önce söyleyeceği tek bir cümle var: "Bu salona ilk girişinizse. Her gün değişik bir filmle sürekli gösterimde olan "sinemanın en büyük filmleri" kuşağına ek olarak düzenlenen sadece bir yönetmenin ya da sadece bir aktörün toplu filmleri kuşağı da zaman zaman gösterimde yer almakta. İki tane salonu. 200 metrekarelik bir ekrancık ve THX numerik ses!!! Bu güzel ve şık sinemanın büyük ekranı. Sorbonne Üniversitesinin hemen yanıbaşındaki Pantheon sineması. Max Linder. http://genclikcephesi. bir tane sanat galerisi ve dans salonuyla eşi benzeri olmayan bir yer.Action sinemaları gerçek birer okul-sinemadırlar. sinemayı çok seven Parislilerin kalbindeki özel yerini 1988'de yapılan yenilenmeye borçlu. Latina Le Latina sadece Latin filmlerine adanmış bir Latin-sineması. Hergün değişen programında.blogspot. Max Linder Panorama İsmini unutulmaz sinema dehası Max Linder’den alan bu sinema gerçek bir sinematografiktiyatrodur. Bu sinemada bir film izleyebilir.com 62 . hızınız kesilmezse gidip bir de dans salonunda tango. Western filmlerine olan tutkusu da zaman zaman sinemasının onünde yer alan afişlerden belli oluyor. Pantheon bir tartışma ve entellektüel alışveriş mekanı olma amacını da gütmektedir. klasik yüzlerce filmden birini görebileceğiniz bu sinemanın sahibi Jean Max. Yapılan yenilik mi? Çok abartılacak bir şey değil. salsa pratik edebilirsiniz. Genellikle yeni gösterime giren filmlerin sunulduğu bu koca tiyatronun sinema geceleri. Grande Action. Quartier Latin bölgesinin kalbinde yer alan. 1960’li yılların sinema çılgınlığı döneminden kalmış iflah olmaz bir cinephile. 650 kişilik koltuğu. 1920'de Parislilere kapılarını açmış olmasına rağmen. sinema tarihinde yer etmiş.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->