SİNEMA KİTAPLIĞI

Fransız Sineması Üzerine
ŞENOL ERDOĞAN

Bu eser http://genclikcephesi.blogspot.com tarafından yayınlanmaktadır.

http://genclikcephesi.blogspot.com

1

Fransız Sineması Üzerine
KISACA ...

Elinizde tuttuğunuz bu kitap; Fransa’da gerçek anlamda sinemadan bahsedilebilecek ve bu yoğunluğun yaşandığı dönemi; yönetmen ve filmler ağırlıklı olarak bir anlamda kronolojik bir yapıyla sergilemektedir.

Amaç; irdelenmiş bir Fransız Sineması ortaya koymak değil, daha çok Fransız Sinemasının genel yapısını gözden geçirerek, önemi genel kabul görmüş bazı noktaları da genişletmektir. Bundan dolayı da; bu kitapta uzun metinlerle kendilerinden bahsedemeyeceğimiz isimleri, yaptıkları önemsenecek işlerden dolayı küçük pasajlar şeklinde bir tablo içerisinde toplamayı –daha– uygun gördük; böylelikle de onlara değinmeden geçmemiş olarak; kendimizi ve “bu neden yok?” sorusunu yöneltebilecek okuyucuyu rahatlatmış olduk. Eser bir anlamda iki ana bölümden oluşmaktadır; kitabın birinci kısmı diyebileceğimiz yanı; Fransa’da sinemanın endüstri açısından doğumu ve gelişimi ve daha sonralarıysa çeşitli sebeplerle nasıl durakladığını ve dış piyasanın iç sektöre yaptığı olumsuz dokunmaları; ardından da sessiz film yıllarından başlayıp sesli filme uzanan ve doksanlara değin filmleri ve yönetmenleri anlatarak gelen tarihi aktarırken; Fransız sineması içerisinde doğan akımları ve söz etmenin kaçınılmaz olduğu isimleri de içine almaktadır. Kitabın ikinci diye adlandırabileceğimiz son kısmında ise; en başından sonuna değin Fransız sinemasında adına rastlanan ve sinema adına gerçekten önemli olan kişilere değiniler yapacağız. Fransa’ya belki sanatın doğduğu yer diyemeyiz ama şu bir gerçek ki sanat olarak sinemanın doğduğu ve sanatın tüm anlamıyla yaşadığı, yaşandığı, önemlisi; sanatçının da beslendiği bir yer olmuştur hep. Sanat anlamında ilkleri yaşamış bir ülke olan Fransa, sinemada da ilkleri yapmış bir ülke olarak ilgi sınırlarımızdadır şu an. Sanırım öncelikle sinemanın fotoğrafçılık kaynağına bir göz atarak doğumunu kutsayıp daha sonraysa doğan bu çocuğun gelişim safhalarını izlemek en iyisi olacaktır.

Fransa’da Sinemanın Oluşumu
“Her şey, Lumiere Kardeşlerin fotoğrafçılıkla uğraşırken "sinematographe"ı bulmaları ve
geliştirmeleri ile başlamıştır” sözcüğü pek doğru değildir: Kimse sinemanın Lumiére’lerin bir icadı olduğunu öne süremeyeceği gibi, kimse de sinemanın başlangıcına ilişkin bir noktalama yapamaz.
http://genclikcephesi.blogspot.com

2

Şöyle ki; sinemanın önceliğine doğru bir bakış yaptığımız da karşımıza çıkacak olan şey ana hatları belirli bir tablo ya da bir tarih olmayacak bunun yerine bir süreç ile karşı karşıya kalacağızdır. Ne Edison’un 1891’de patent aldığı Kinetescope’u, ne Robertson’ın 1798’ deki Phantasmagoria’sı, ne de Reynaud’nun 1892’de yaptığı Pantomimes’si ve 1890’lara kadar gelen değişim süreci sinema için bir patlama noktası olmamış, başta da belirttiğimiz gibi bir sinema evrimi ortaya koymuştur diyebiliriz. 1880 senesinde Adriano de Paiva konuyla ilgili olan çalışmalarını yayımlamış; Rignoux ise 1909 senesinde gerçek bir aktarımı başarabilmiştir. Gene de sinema için film gösterebilir hale gerçek anlamda gelene dek icat edilmedi cümlesi kurulmuştur, kurabiliriz. Tarihe

baktığımız zaman Kinetescope’un sadece bir gösteri-m kutusu olduğunu gördüğümüzden dolayı onu sinema olarak elbet kabul edemeyiz, zira bu aygıt sadece bir kişiye sunum yapabiliyor ve bu da sadece mevzu kutunun içine sabit bir şekilde bakmakla sağlanabiliyordu. Bu aygıt Viktoryan dönemin Zoetrope’un dan farklı bir şey değildi. Yıl 1895’ e geldiğinde icatçıların filmi aralıklı bir şekilde akıtan aygıtlar yaptığını görebiliyoruz. Lumiére’lerin yaptığı da böyle bir şeydi zaten ve filmlerin sürelerinin çok kısa oluşundan dolayı süreklilik anlamında pek bir sorun yaşanmıyordu. İhtiyaç duyulan tek şey gösterimin duraksatılmasını ya da kesilmesini engellemek ve bir akışkanlık sağlamaktı. 1897’li yıllarda Woodville Latham ve R.W Paul’un buluşları ile bu sorun ortadan kalkıyordu. 1905 yılına gelindiğindeyse sinema tarihinde Malta Haçı adını almış olan teknikle bu problemler tamamen ortadan kalkıyor; icat 1905’lerde tüm kusurlarından arınıyordu ve bu biçim hâlâ 35 mm projeksiyonunda da kullanılmaktadır. Bir hareket noktası olarak Lumiere Kardeşler ile devam edecek olursak; buldukları bu icatla çektikleri görüntüleri daha sonra halka gösteriyorlardı ki bunlar genellikle; kısa belgesel, haber, ve komedilerden oluşan filmlerdi. Lumiere'lerin bu işi ileri götürmeleriyle -ki bunda yeterince ilgi görmelerinin de payı büyüktü - sinema gösterileri farklı tarzlarda ve konularda çekilmeye başlandı. İşin aslı yaptığımız girişe çok ters doğrusu; zira Lumiere'ler sinemanın eğlenceden öte geçebileceğine değil inanmak bunu akıllarına dahi getirmiş değillerdi oysa. Birkaç yıl sonraysa sinematografı ve patentini Pathé'ye (ilerleyen safhalarda Pathé hakkında bir hayli yazacağız) sattılar.
Fransız sineması dünya ilklerini gerçekleştirmiştir” gibi bir sözcüğü hiç tereddüt etmeden kurabiliriz; gerçek anlamda bir çok yeniliğin doğum yeri olmuştur Fransız Sineması: Max Linder’ın komedileri, Sanat Filmi kavramının doğuşu, dizi filmlerin çekilmeye başlanması, ilk canlandırma filmlerin Emile Cohl öncülüğünde çekilişi, Sürreal noktalarla ağırlık kazanacak olan AvantGarde’ın sinemaya girişi; fotojeni, hızlı ritim ve heyecanı öne çıkaran Louis Delluc, Abel Gance, Rene Clair, Jean Renoir, Jean Vigo, Jean Gabin gibi yönetmenlerin ortaya çıkıp Fransız İzlenimcileri’ni var etmesi gibi sinemayı var eden olguların gerçekleşmesine sahiplik etmiştir. Evet, yapılması gereken bu sunumlardan sonra en başta da bahsettiğimiz çizgiyi izleyecek olan kitabımıza başlayabiliriz.

FILM D’ART

http://genclikcephesi.blogspot.com

3

Lafitte’ler: Lavedan. İlk filmleri 1908 tarihli. Ray. 1920’li yıllarda ise animatörler Fransız Edebiyatından uyarlamalar yapmışlardır.D’ye geçti ve Baby Snookums adlı ünlü çizgisini gerçekleştirdi. Paris'te Club des Amis du 7 e Artı kuran Ricciotto Canudo'nun sanat sineması üzerine kaleme aldığı eleştirel yazılarla kendini hissettirmeye başlamıştır. Üçüncü önem noktası olarak ise Fransız Sinemasının belki de en özel dönemi olan Avant-Garde Sinema’dan söz açmamız gerekiyor. Séries d’animaux comiques ile uğraştı. ünlü oyuncular ve isim yapmış besteciler kullandılar. Emile Cohl ve de Jean Durand'ın çalışmalarından etkilenmiştir. Bu arada Pathé sonrasında ise Eclair şirketlerine geçiş yaptı. Klée.com 4 . 1918’e değin yüzlerce kısa film yaptı. Neşeli Mikroplar oldu. İşte soyluların sinemaya yönelik bu tutumları sayesinde belki de sinema biraz kişilik bulmuş olacaktı.B. soylu ve kültürlü tabaka! Bu yapımın ortaya çıkışı ve eserin kabulü ile birlikte ünlü eserler ve ünlü oyuncular süreci başlamış oldu. dünyaya bakışlarında ki farklar gibi sinemaya olan bakışlar da her yönden farklı olacaktı. insanların yaşama. L’ Assassinat du Duc de Guise. Bu arada Komik Hayvanlar Dizisi. Bir akım olarak Dadahttp://genclikcephesi. öncesi ve sonra-sıyla saçma ve usdışı-ötesi olarak daha iyi bir tabirle çılgınlık diyebileceğimiz bir uslupla ayak diremişler ve yeni bir oluşum ortaya koymuşlardı. Büyük yönetmenler. Guise Dükünün Öldürülüşü oldu. Rostand gibi senaristlere Film d’Art. Elbetteki bu eksenin merkez noktası Paris olacaktı. Kukla film deneylerini ve Don Quichotte’u yaptı. tıpkı aydın sınıfın bakış açısının halktan ayrılım noktası gibi. Le Mystere de Paris. Belirtmeliyiz ki bu sadece işin teorik safhasıdır. 1938 senesinde sefalete yakın bir çizgide öldüğünde ardında önemli şeyler bırakmıştı. Emile Cohl’a gelecek olursak: 1857 doğumlu sanatçı önce ünlü karikatürist André Gill’den dersler almış sonrasında ise mizah dergilerinde çizimler yapıp sinema tutkusunu Gaumont’da senarist ve yönetmen olarak ortaya koymuştur. Oliver Twist. L’assommoir. Sardou. Don Quichotte. İsa’nın Yaşamı yapılmıştır. Canlı Kibritler. Ardından basit ve çocuksu çizgi stillerine sahip olan: Les allumettes animées. Sanat Filmi adı altında (kurdukları bir şirketle) senaryo siparişleri verdiler. süreç. Arp. Notre Dame’ın Kamburu. Miro. Ama ülkesine döndüğünde artık ilgi çekmeyecekti. Carmen. 1906’da La Vie du Christ. aydınlar tarafınca oluşturula gelen küçük çaplı yapım evleri oluşmuştu. Avant-Garde Sinema 1908 yılında. ahlak.blogspot. Le Roi s’amuse. Drame chez les fantoches. Onlar sadece savaş sonrası ortaya yayılmış olan ideolojilere. Belki bu tarzın doğması için olumlu olarak şunu söylemek mümkündü: Sinema sadece bir eğlence aracı bir oyuncak olmadığı gibi. Leamitre. salt ayak takımına indirgenecek bir olgu da değildi. Savaşın ardından -daha öncede belirttiğimiz gibiküçük oluşumlar söz konusu olmuştu ve bu oluşumların arasında deneyselliğe taban olacak. Kuklalar Arasında Bir Ağlatı’yı ortaya koydu. Böyle bir hareketi ilkin Lafitte Kardeşler gerçekleştirecekti. l’ Arlesienne. Germinale. Picasso gibi sür-real-ist'ler ilk sergilerini düzenlemişlerdi bile. 1908’de ilk yapımı olan Fantasmagorie’yi ortaya koydu. Tanınmasını sağlayan yapımı Les Joyeux Microbes. Rigoletto. 1888 senesinde yapılan Zavallı Pierrot bir çıkış noktası olarak alınmıştır. Kamelyalı Kadın. Reynaud’nun çalışmalarına değin dayanan Canlandırma Sineması için kullanabileceğimiz en eski tarih 1844 yılıdır. Sanat Filmi adını alsa da. Film D’Art’ın başlıca örnekleri şunlar olmuştur: Manon Lescaut. 1912’de A. Bu tarz kesinlikle Courtet ve Cohl ile başlamış ve bir süre sonra Fransa’da kabul görmüş ve sevilmiştir diyebiliriz. Film D’Art sonrasında bahsedilecek diğer önem noktası ise. özellikle tiyatro yazarlarına verilen siparişlerden de etkilenerek ortaya bir théâtre film akımı doğurmuştu ve sinema Méliés’ten sonra yeniden tiyatro ile gölgelenmişti.Sinema elbet ilgi çekecekti ve bu ilgi tabakalara göre farklılık gösterecekti. Canlandırma Sineması ve bu dalın yegane ismi Emile Cohl olacaktır. Macbeth. Ernst. Bu oluşumun tabanında ressam ve şairler yer almaktaydı. Seyirci kitlesi baştan belli ve hazırdı. Sefiller. sanat ve felsefe oluşumlarına ve kurumlarına değil bu öğelere bir bütün olarak yani savaşı baz almadan. Comédie Française ise ortak düşüncelerinden dolayı piyasadan farklı olduklarını düşündükleri oyuncu ve yönetmenler konusunda onlara destek sağlayacaktı. Üç Silahşörler.

Elouard gibi şairler de bu süreçte isim yapmışlardır. Jean Gremillon'ın PhotogéniqueMécanique'i. insan yüzü ve tüm nesneler olduğunu söylemekteydi. bu tarih için ‘sinema yılı’ denebilirdi gerçekten. Delluc. Delluc bir eleştirmen ve kuramcıydı. Sinema sanatçısı yönetmenin. Ray'in Emak Bakia'sı ve Cocteau'nun Le sang d’un poéte ile başladığı. Apollinaire. Eugéne Deslaw'ın La Marche des Machines si Ferdinand Léger'in Le Ballet Mécanique'i önde duran örneklerdendir. Tüm bu oluşumların sinema üzerinde bir etki yapmaması kimse tarafından düşünülemezdi elbet.izm. aralarına giren soğukluğa rağmen Bunuel. günde kırkbin metre film pozitifi. O tüm bu düşünceleri doğrultusunda yazdığı sinema yazılarıyla gerçek anlamda bir ünvana kavuşuyordu. Fransa’da Sinemanın Endüstrileşme Süreci ve Sessiz Sinema Yılları 1907-1922 Tarihin 1907’yi gösterdiği zamanlardı ve sinema Fransa’da kendisine bir ‘yıl’ edinmişti. Söz konusu çoğul üretim olduğunda bu pazarın merkez noktasına oturan bir tek isim söz konusuydu. büyümesi http://genclikcephesi. Ama etki bununla sınırlı kalmamış anlaşılan ki yeni çekim. Aragon. ilkinden çok uzak ikinci sürreal çalışmasında genede yaratıcılığını Dali'nin yaptığı bir sahneyi filme koymuştur. Sinema olarak Avant-Garde. Orphée ve Le Testament d’Orphée’ile bitirdiği üçlemesi temsil etmiştir. Elbetteki sektörün beslenmesi. bu. ay da ikiyüzelli kamera. filmlerinden biri olan Fiévre ile Vigo ve Carne'ı etkileyecekti . herhangi özelliği bulunmayan bir nesnenin bir liriksellik sergilemesine sebep olan görüngü biçimi dedi. peki Delluc ne yapmıştır: Işık ve ritmin yaratıcı bir şekilde kullanılması gerektiğini ve kullanabileceğini söyleyen bu adam Photogénie kelimesini irdeledi. Sinemanın tinselliğin formülasyonunda önemli bir nokta olduğunu biliyor ve psikolojik alanın yaratılması. Deneysel Sinemada gerçeküstücü kulvarda ise Fransayı kesinlikle Luis Bunuel'in Un Chien Andalou'su ve onun kadar ol-a-masa da L'age dor yapıtı. Çok değil birkaç yıl sonra bu rakamlar nerden bakılsa iki katına ulaşmış olacaktı. kamera teknikleri geliştiren bir grup doğmuştu. bunun yanı sıra sayabileceğimiz teknik ekipmanın tümünü sağlayan Pathé idi. Sanırım genel kabul gören kanı. elindeki en önemli malzemenin ışık. Breton. kaçınılır olmadığı gibi bu alanda bir yatırım patlaması yaşanması da beklenenin olması olarak açıklanabilir ancak. kurgu.com 5 . buna bağlı olarak gölge. Marcel Duchamp'ın Anaemic Cinéma'sı. Bunların sonucunda da sinemanın bir sektör olması kaçınılır değildi. Dulac. yapacaktı da. ortaya koyduğu filmlerlede sinemacılığını gerçek anlamda ispat etmişti. 1920 ila 30 arasındaki zamanı kapsayacaktı. Anlam olarak bu sözcüğe. Bu arada bahsetmezsek olmaz. Epstein. Soupalt.blogspot. Kirsanov. Bunuel'in Un Chien Andalou'su senaryoya Salvador Dali'nin ortak düşmesi bakımıyla da ünlenmiş. Bu öylesi bir atmosferdi ki bu ortamı oluşturan yegane yapı sinemaya geleceği sınırsız bir dal olarak bakılmasıydı. zamanı şekillendirme ve zihnin belirlediği hissini sağlayan görüngüler yaratma konusunda öne çıkıyordu. Menilmontat bu çizgi insanlarının başlıcalarıydı. sürecin öne çıkan sinemacısı olarak Louis Delluc isminden başkası olmayacak. Avant-Gard çizgisine ait örnekleri sıralayacak olursak: Henry Chomette'un Cing Minıtes de Cin"ma Pure'u.

Şimdi. Bu süreç için sayabileceğimiz filmlerin başında: La Loi du pardon. Şimdi doğup hızla gelişen ve muazzam bir ağa ulaşan sektörü az da olsa kenara koyup sektörde yer alan filmlere yönelelim. ardından 1911 yılında yapımına başlanan oyunculuğunu Ernest Bourbon’un yaptığı Onésime dizisi geldi. Yıl 1911’i gösterdiği dönemlerde Fransız filmleri metrajları bakımından kesinlikle bir kalıplaşma yaşıyordu. buna kameranın giderek çok yönlülüğü daha fazla kullanmaya başlaması da diyebiliriz. Bu filmlerde karşımıza çıkan değişiklik diyebileceğimiz önemli nokta kameraların gelişen ve değişen çekim planlarıydı. 1909’lu yıllara geldiğimizde. koreografıyla dikkat çeken Le Coupable gibi filmlerde yoğunlaştırılmış öykü anlatımının olağanüstü bir aracı olduğu anlaşılmış oldu. Beyaz Eldivenli Adam tarzında melodram yapımların yanı sıra Ruse de mari. Bu süreç için söylenebilecek yegane şey Fransa’da komedinin alabildiğine popülerliğini arttırmış olmasıydı. Aynı zamanda. Bu yapıyla çekilmiş filmlere baktığımızda. Gaumont tarafından yapılan bir komedi dizisi olan ve artık Fransa’da standartlaşmanın kesin belirtisi olarak baz alınabilecek bir noktayı gösteren Calino dizisi çekiliyordu ve bunu bir yıl aradan sonra yani 1910 yılında René Dary’nin rol aldığı Bébé dizisinin izleyiciye sunulması izledi. ikinci olarak sayabileceğimiz şirket Léon Gaumont’dan başkası değildi. Burada belirtilmesi gereken şey şu ki : büyüyen sadece Fransa’da sinema değil. İlerleyen ama yakın tarihlerde Pathé dünya çapında tam anlamıyla tüm kollarıyla yaygınlaşmış bir şirket halini alıyordu. bir diğer anlamla biri olmadan bir diğerini düşünmek imkanın dışında kalan bir şeydi. Le Cheval emballé gibi komedi türü yapımlarda tatmin edici sonuçlara varmışlardı. ağırlıkla yönetmenliğini Albert Capellani’nin yaptığı drama ve gerçekçilik başlıkları üzerine oturtulmuş anlatısalcılığa dayalı yapımların bu dönemin öncesini kapsayan ve klişe yakınlığa varmış olan komedi filmlerinin yerini aldığı gözlemiyle karşılaşıyoruz. Pour un collier gibi Grand Guignol yapımları geliyordu. Bu bahsi edilen ölçüler sonraki birkaç yıl içinde sabitliğini koruyacaktı ve bu süreç içerisinde yapılan: Scénes de la vie telle qu’elle est dizisinin ilki olan Louis Feuillade’in Les Vipérés’i. Elbetteki bu girişimlerin ardından yeni şirket oluşumları gelecekti ve geldi de. Bu arada Pathé tarafından dağıtımı yapılan iki komedi yapımı olan Charles Prince’in yer aldığı Rigadin ve Max Linder’li La Petite Rosse bu komedi furyasının içerisinde fark atanlar olarak göze battı. İlk dönem diye isim verebileceğimiz zaman dilimimde gösterimi yapılan filmlerin ardından (ki bunlar güncellik üzerine kurulu atraksiyon filmleriydi) 1907’li yıllara baktığımızda. Bununla birlikte gösterim alanları hızla gelişiyor yani kitle büyüyordu.blogspot. Pathé tarafından piyasaya sunulan bu filmlerin neler olduğuna bir bakalım: Tarihsel bir melodram niteliğinde olan ve Capellani’ce yapılan Le Courrier de http://genclikcephesi. Korsanlar.için gereken şeydi ve bu beslenmenin harcında olmazsa olmaz en önemli şey başta Paris olmak kaydıyla Fransa’da yeni sinema salonlarının inşaa edilmesiydi. Film ekipmanından yapıma. Komedi furyası almış başını ilerlemiş olsun bir diğer yandan da sektörel basının da yoğun çalışma ve yardımlarıyla Fransa’da sinemanın saygın bir kültürel kimlik kazanması için çabalanıyordu. birbirlerinin gelişimini omuzlayan şirketlerdi de. yönetmenliğini Léonce Perret’in yaptığı Sur les rails. René Leprince tarafınca yapılan. Bunlardan büyük paya yaklaşabilecek. Bu listeye daha sonraları bambaşka açılımlara kapılar açan Eclair de eklenecek ve bunun ardını küçük şirketler takip edecekti. Kılpayı Kurtuluş. 150 metrelik yarım makara tipi komedi tarzı filmlerin standartlarını belirliyordu. 1911’li yıllara gelindiğinde üç ve daha fazla makaralık metrajlı filmlerin sinemada yerini aldığını görmekteyiz. ciddi ve öyküsel diye nitelendirilen yapımlar için 300 metrelik tek makara tipi kullanılırken.com 6 . dağıtım ve gösterime değin aktivitesi yüksek bir şirketti.

Réjane tarafından yapılan Madame Sans-Géne. Pathé. Ama bu Pathé’den sonra hâlâ ikinci büyük güç olmasını engellemedi. 1911’li yıllarda Amerika’da piyasaya sürülen filmlerin toplam tablosunda Pathé ’nin aldığı pay büyük düşüşler yaşamış ve %10’lara kadar varmakla kalmamış ilerleyen zamanlarda bunun da altına düşmüştü. ortada çoğunluk uzun metrajlı filmlerin artık çağdaş konuları ele almadığı gerçeği boy göstermekteydi. Ayrıca gözden kaçırmamamız gereken bir konuda Pathé tarafından Film d’art’a önemli finansal destek sağlandı. Rigadin’e devam ederken. ABD ye kaymasından kaynaklanan ürün kısma modunu benimsemek zorunda kaldı. İlerleyen yıllara baktığımız zaman uzun metrajlı yapımların yavaş yavaş sinema salonlarında haftalık programlar halinde yer aldığını görecektik. 1914 Ağustos’unda ilan edilen genel seferberlik Fransa film endüstrisini tek kelimeyle donduracaktı. Ne var ki tüm olumsuzluklara ve şirketler arasındaki stratejik kavgalara rağmen (ki Pathé çalışanlarından dahi firma değiştirip ABD şirketlerine geçenler olmuştu) Fransız yapımlarının yegane dağıtımcısı olarak Pathé kaldı. Tüm bunların ardından klasik melodramlar ve savaş öncesi sokak tiyatrolarından yapılan uyarlamalar geldi. ilk sürülen filmlerle maddi kazanç sağlayıp sağlamayacakları üzerine tereddüt yaşayan şirket bu son iki filmle aynı zamanda bu maddi kaygılarındanda kurtulmuş oluyorlardı. bunu kadınlara daha önce hiç verilmemiş bir öncülük takip etti ki bu tamamen ideolojik noktalara temas eden bir meseleydi. Şirket sadece uzun metrajlı yapımları desteklemekle yetinmedi. Savaş sona erdiğinde Fransa tek kelimeyle ABD’nin sinema sömürgesi haline gelmişti. Bahsettiğimiz bu son iki filmin tek özelliği büyük edebiyat uyarlamaları olmakla sınırlı değildi. Alınan başarılardan dolayı diziler Film d’art için önemli bir hale geldi. bunu: Judex. Gaumont bu süreç içerisinde yeniden suç filmlerine yöneldi ve bunu da Les Vampires’le başlattı. Fransa’nın önde gelen dört film şirketi 1915 başında üretime yeniden başladılar başlamasına da ortadaki performans düşüklüğü ilerisi için pek hoş şeyler müjdelemediği gibi salonların ithal filmlerle. sektör için yeni oluşumlar peşinde koşup yeni sinemacılar da buldu. bilinen şuydu ki zaten savaş öncesinde de Fransız film piyasası ağır ağır bir gerileme dönemini yaşamaya başlamış ve Amerikan film piyasası karşısında güç yitirmişti. Elbetteki bu mevzu filmlerin çok büyük çoğunluğunun dağıtımı Amerikan <destekli> şirketleri tarafından yapılmaktaydı. Ortada olan gerçeklerden biride mevzu edilecek olan savaşın Fransız film sektörüne darbe vuran tek etken olmayışıydı. La Nouvelle Mission de Judex izledi. Delluc’nun o müthiş sorusu kalıyordu akıllarda: “Fransız sineması hayatta kalmayı nasıl başaracak. Amerikan ve İtalyan filmleriyle dolmasıda cabasıydı. o. Artık heryerde Charlie Chaplin filmleri gösterilmeye başlan-mıştı<bile>. Notre Dame de Paris.com 7 . 1913 yılının sonlarına gelindiğinde film sayısı ve metraj bakımından Fransızlar kendi topraklarında liderliği ABD’nin eline vermişlerdi. Gaumont’da Bout-de-Zan’a devam etti. Her ne kadar işlerin her yönden olumlu seyrettiği düşünülse de hatta salonlarda tam oniki makaralık bir yapım olan Les Misérables yer alsa da.Lyon ve Gérard Bourgeois’in toplumsal dramı Victimes d’alcool sonrasında ise.blogspot. başarırsa nasıl Fransız olacak?” Aslında herşey olabildiğince http://genclikcephesi. Gaumont için aynı şeyleri söylemek mümkün değildi ancak. Ve bu döneme ait. Ne var ki bundan da kötüsü gelecekti. Artık sebebi nedendir bilinmez<?> ama bir şekilde Fransa artık gülmekten vazgeçtiğinde (ki bu onların sineması için iyi olacaktı) tarih 1918’ e varmış bulunuyordu ve ortada neredeyse hiç denecek kadar komedi filmi dolaşıyordu.

Albatros’un Feyder ve Clair ile yollarını birleştirdiği. Le Tournoi de olduğu gibi Le Miracle des loups yolu takip edildi. La Merveilleuse Vie de Jeanne d’Arc. Diğer yapılanmalara baktığımızda ise Monte Cristo’da olduğu gibi izlenen bir Cinéromans dizi dönemi söz konusuydu. Yeni bir dönem söz konusuydu ve bu dönemde şirketler bir takım yeniliklere gitmişlerdi ki gitmekte zorundaydılar. Bunları. Yıl 1922’ye geldiğinde yılda 130 uzun metrajlı Fransız yapımı ortaya konsada bu ABD ve Alman yapımlarının ortaya koyduğu rakamın çok altında kalmaktaydı. 1923 yılına gelindiğinde Fransa tarihini görsel olarak anlatan Société des Films Historiques’nin büyükçe bir bütçeyle Grineff imzası taşıdığını görüyoruz. Popülerliğini koruyan ve hemen hiç vazgeçilmeyen dizi sektörü ardından gelen filmler Fransız tarihine ya da Çarlık Rusyası’na yönelik konuların işlendiği yapımlar oldu. Franco-Film ve Société Générale des Films firmalarının çıkışı takip etti. Diğer yapımlara göz atmaya devam ettiğimizde. filmde kullanılan kamera hareketlerinde ve çoklu perde uygulamasında kaygı gütmeden yapılan deneyselliklerin başarıya ulaşmasıydı. Aynı yıllar söz konusu edildiğinde gişe gelirlerininde önemli bir derecede artış sağladığı gerçeği karşımızda durmaktadır. Film d’art’ın Duvivier.com 8 . Bu değişimin genel yapısına göz attığımızda. İstatistiklere baktığımızda: savaşın ardından 1444 olan salon sayısı 1922’lerde 2400’e ve iki yıl sonrasında ise neredeyse bu rakamın ikiye çıktığını görecektik. Fransız sinema sektörü bu durumdan kurtulmayı amaçlayan bir düşünce geliştirme peşine düştü ve geliştirdi de. Almanya’da hatırı sayılır sayıda Fransız yapımı gösterime sokulmaktaydı.kötüye gidiyordu ve bu sırada yani 1920’lerin başında ufak yapım şirketlerinin oluşturduğu bir aile şirketi mantığı çıktı ortaya ve bir anlamda bu düşüşe karşı bir karşı duruş başlamış sayıldı. söz konusu ülke Almanya olduğunda durum farklılaşmaktaydı. Cinéromans’ın Films de France serisini ürettiğini görüyorduk ki bunu Paramunt’a bağlı dört firmanın daha sektöre girmesi izleyecekti. ama 1927’ye ulaşıldığında bu durumunda sona erdiği ve Fransa’da gösterime giren Alman yapımlarının sayıca Fransızların toplam üretiminin üzerine çıktığı görülecekti. Bu arada adını anmamız gereken önemli bir diğer yapıtta elbetteki http://genclikcephesi. Amerikan filmlerine boğulurken Amerika’da Fransız sinemasının şansı olduğu söylenemez. Dreyer’in bu filmi gerçektende Rauen mahkemesinin kayıtlarına dayanıyor ve karşıt zaman ve mekan sürekliliği sürecinde alınan çekimler simgesel bir aktarıyıda benimsiyordu. Almanya ile bir işbirliği söz konusu edilecekti ve böylece uluslararası film yapımı diye aktarabileceğimiz bir stratejiye yöneldiler. Bernard’ın Le Joueur d’echecs’i Fransız Devrimi öncesi Polonya’nın Rus monarşisine karşı elde ettiği bağımsızlık mücadelesini anlatıyor ve hatırı sayılır bir ölçüde de gişe yapıyordu. Aynı zamanlarda Raymond Bernard’ın Le Miracle des loups’da gösterime sokuluyordu. Dreyer ise bekleneni yapmayıp Jeanne d’Arc’ın ruhsal yapısı ağırlıklı atmosferi bir o kadar da siyasi ağırlıkla ve çatışmalarla miksajlayıp ortaya koyuyordu. Her ne kadar Gance’ın Napoléon’u proto-faşist olarak genel kabul görür bir etiket yesede ortada kabul görmesi gereken bir diğer şeyde. Aynı zamanda Fransız dağıtımcılarla da güç birleştirme modelide kullanılmıyor değildi. aslını isterseniz Fransız sineması için övünç duyulacak bir şey değildi. Bu iyimser rakamların ardında yatan gerçek. değildi zira bunu sağlayan bir gerçek vardı ortada o da popülerleşen Amerikan sinemasının salonlarda gördüğü yoğun ilgiydi ki bu dönemlere baktığımızda vizyonda Ben-Hur ve Robin Hood dikilecekti karşımıza. Fransa’ya pek az Alman yapımı girerken. Aslında bu birleşmeden önce Birleşik Devletlerle yapılacak ortak çalışmaların düşünceleri doğmuş ama gelgelelim böyle bir birleşme mümkün olamamıştı. bunun yanısıra. Bu arada atlamamamız gereken yegane figür elbetteki Napoléon idi. Fakat işler genede pek yolunda gidiyor sayılmazdı zira bu yıllar aynı zamanda ABD şirketlerinin Fransa’da kendi ofislerini açtığı yıllardı. Lévy ve Epstein ile yeni bir kadrolaşmaya gittiği. Zaten düşünülen Alman ittifakı da Amerikan yatırımının Alman sinemasına kaymasıyla imkansızlaşmış oldu.blogspot. Savaş sonrası Fransa.

kısa metrajlı ve deneysel niteliklere sahip filmler dirense ve öne çıksada bu yıllarda. Fransa Alpler’i Feyder tarafınca kullanılıyor. Delluc. ritim farklılığı gösteren montaj çeşitleri. bu süreçe dair saymamız gereken yapımlar arasında yer almaktadır. Birisi Amerikan uyarlaması Fransız komedi sahası. Gerçekçi çizgide ilerlemeye devam edersek. görkemli stüdyo filmlerinin hakimiyeti söz konusuydu. Renoir’in Le Bled’i (1929). Bu yapımlar. Yer yer küçük bütçeli. Montmartre’ın Benoit-Levy’si. Ve artık Fransız Sinemasına ses geliyordu. Baroncelli. benzerlik gösteren kadın filmlerinin aynılarını yapmayı sürdürdü ve El Dorado ile tarzının doruğuna ulaştığına yönelik kritikler aldı. daha başka kentlerde süregiden yaşama da sosyo ekonomik değiniler yapıldığını görüyoruz. Max Linder’in başrol aldığı Le Petiti Café olağan üstü sayılabilecek bir ilgi görmüştü. Duvivier’in Brüksel çekimi Le Mariage de Mlle Beulemans’ı. Epstein. Ortada çif eksende dönen bir komedi piyasası vardı. gene Epsteın tarafından kanallar ve mavna yaşamları ana öğeler olarak ele alınıyordu. bu türe dair çekilen görkemli modern stüdyo filmleri hızla yapılmaya ve kendi kitlesince olağan bir ilgi görmeye başlamıştı. Clair’in Le Fantomé du Maulin Rouge’u (1925). Boudrioz. ortada tam anlamıyla “Fransız” denebilecek filmler sektör tarafından artık yapılmıyordu. Delluc’un Fievre’si. Bu burjuvaist ve özenti hareket. sömürge ülke topraklarındaki hakimiyetlerde düşünülürse Binbir Gece Masalları etkileşimlerinin altı boş kalmıyor ve biraz daha ilerlenip fantaziye ayak basılıyordu. Tarihsel filmler kendi içerisinde bir tekrar yaşarken zenginler için hazırlanmış diye nitelediğimiz ve öncede bahsettiğimiz abartılı stüdyo tipi burjuvaziye hizmet sunan filmler yerini buluyordu. J’accuse.aynı derecede ilgi gören ve olağan üstü set düzeneği ve kostüm-dekorasyonuyla da ilgi çeken Casanova idi. Feuillade. http://genclikcephesi. Ayrıca. Grémillon filmlerine malzeme oluyor. Gastyne’nin La chatelaine du Liban’ı (1926). La Raue yapıtlarında Gance eliptik sekanslar. Yüzyılın bitimine gelindiğinde. tür olarak Fransa’daki yerini bir şekilde hep muhafaza etti. Poirer tarafından tarım alanları malzeme olarak kullanılıyordu. özgün manzara yapılarını ve mekanı tekil ya da çoğul karakter için iç yaşam zemini olarak kullanırken yabancılar içinde kültürel alan olarak özellik taşıyorlar ve bu özellikleriyle belirginleşiryorlardı. Mevzu ettiğimiz bu alanlarada kent ve kırsal olarak bir ikilenme görülüyor ve bu filmlerde de bu şekilde kullanılıyordu. Savaş sonrasında sektörü besleyen türlerden biri de Bulvar Melodramıydı.blogspot. çağrışımsal kurgu gibi tekniklerle retorik düşünme şekillerini deneyledi. Örnekleyecek olursak Britanya Kıyısı L’Herbier. Antoine. Türevlerinin tersine bu süreç içinde gelişimine ara vermeyen bir tür varsa o da gerçekçi drama idi. Ne olursa olsun komedi. diğeri de kente gelen taşrayı güncelleştirerek sunan komedi sahası. Bunların yanısıra tüketici kapitalizm mantığıyla örtüşen bir sözde iyi yaşam felsefesi söz konusuydu Fransa’da. olabilecek kadar -kitlesi bakımından dabir sinema ruhundan yoksundu ve Fransız kültürünün özgünlüğünü yok etme eğiliminde olan bir hareketti. Bu dönemde Dulac. Epstein’ın La Chute de la maison Usher’ı (1928) bu dönemde yapılan filmlerin başlıcalarıydı. Piorier’in Le Penseur’ü (1920). Geyder’in Crainqebille’si. popülerliğe dönük macera filmleri haricinde. Zaman ilerliyordu ve meldoramanın kökeni diye nitelendirilen tiyatrodan öyküye doğru bir geçiş süreci görülüyor. Pouctal’ın Travail’i. Epstein’in Coeur fidélé’si.com 9 .

ayakkabı fabrikasına çalışmaya gönderilir. Ama asıl istemlerini hiç unutmuyordu. yaşamıyla da. senarist. avant garde diye sözcüklerden haberi yoktu. bu sözcükler dizinini burada da ele alarak bu ifadenin somut gösterimini Georges Melies denen büyük adamın yaşamıyla ortaya koymak istiyoruz. elbette Melies’in deneysellik.hareketlendirilen fotoğrafların projeksiyonuyla sona ererdi. “. dekor ve makyaj ustası. Ben burada sanatçının aile yapısına ona uygulanan babasal yaptırımlara falan girmeden ağırlığı sinema olarak belirleyip ilgili kesitlere değineceğim onun yaşamından.” G. 1895 Ekiminde Antoine Lumiere adlı bir adam Robert Houdin tiyatrosunun bir kaç kat üzerinde bir fotoğraf stüdyosu kiralar. aktör. sinemanın başlangıcının ve öncesinin başlı başına bir deneysellik olduğu.com 10 .” Evet. Ama o burada. Londra'da öğrendiği sihirbazlık numaralarını aile.öyle bir işçiydim ki. Bunların dışında kuzenince yayımlanan La Griffe gazetesinde Geo Smile adıyla çizimler yapmaktaydı. Gösterileri o zamanki teknikle .blogspot. Tiyatrosunun müdürü ve sihirbazıdır artık. eş-dost arasında ileride ise Galeri Vivienne'de halka sergilemeğe başladı. özel efektlerin kaşifi. David Devan adlı büyük sihirbazın gösteri dünyasıyla tanışır ve sahne ile birlikte sihirbazlık arzusunun sarsılmaz temelleri burada atılır.çabanın deneyselliğin ta kendisi olduğu ve sinemanın tabanının deneysellikten geçtiğini – oluştuğunu.kesin bir gözle görmekteyiz. Görevlendirildiği satış departmanından ziyade ileride kendi kameralarını yapmakta faydalanacağı teknik bilgileri edineceği makinelere ilgi duydu ve onlarla ilgilendi.DÖNEMİN ÖNEMLİ YÖNETMENLERİ GEORGES MELIES “Sinema üzerinde deneysellikten bahsettiğimiz zaman. tüm yaşamımı ve tüm gücümü hayal ettiklerimi imkansızda olsalar seyredilebilir kılmaya adadım. o doğal-ç-. güzel sanatlar fikrinden vazgeçmemiştir elbet ama babası onu ağabeylerinin yanına. Melies bu arada evlenir ve baba olur. Şayet böyle bir kitaba girişten sonra konu edilecek bir isim varsa bu sinemanın ulu ruhu Georges Melies olacaktır. Ortalama bir öğrenci olan Melies. Melies 1861’de dünya ile Paris’te kucaklaşıp 1938’de çekip gidiyor. deney-im-lemek olduğu. ressam.ki bu Molteni'nin lanterni tarafından aydınlatılan bir aletin içinden pelikülde sabitlenmiş imajların geçirilmesiyle . okulda defterlerine sürekli çizdikleri ve öğretmenlerinin yaptığı karikatürlerini sınıfta dolaştırması nedeniyle okul hayatınca sürekli cezalandırılır. üç ayak üzerine http://genclikcephesi.. Sonsuz hüner sahibi bu sanat ve zanaat adamının çok yönlülüğünü. hâlâ faydalandığımız güzel insan. sinemasız bir dünyaya ve maddi feraha çektiği hareketle de o bir avant garde idi. gazeteci.. karikatürist. Liseyi doğal olarak zorlukla bitiren Melies .. ticaret yaşamından çekilen babasınca kendisine bırakılan mal varlığını nakit olarak kardeşlerine satar ve eline geçen parayla Robert Houdin tiyatrosunu satın alır. Bu optikle donatılmış. Güzel Sanatlar Okulu’na devam etmek istese de babasınca zorla bastırılır bu isteği ama o sembolist Gustave Moreau'dan ders almaya başlamayı becerecektir genede. sinemanın başlayabilmesi için gösterilen -tüm teknik icat uğraşı safhası da dahil. akışkan. Lyon'dan Paris'e oğulları tarafından icat edilmiş yeni bir aleti göstermek için gelmiştir. kendinden bir avant garde idi. bizlere sinemacılığı bırakan. aslında.. sihirbaz olarak sınıflandırabiliriz. prodüktör. heykeltıraş. Bir yıl sonra Paris'e döner. yönetmen. Gustave Moreau'nun atölyesinde genç bir kızla tanışıp evlenmek istemesi ve yine ailesinin reddi ile evlilik işini unutmak zorunda bırakılır ve babasının bir arkadaşının yanına çalışması için Londra'ya gönderilir..

yolcu arabasının. Benim için o zaman çok büyük bir rakam olan 10000 franka kadar para teklif ettim. Dreyfus Davası. Öyle bir isçiydim ki. renklendirme. Sonradan çekilen filmi gördüğümde.” Melies. Daha sonra yaptığı La Civilization A Travers Les Ages filminde çağlar boyunca bir türlü uygarlaşamayan insan toplumundaki hoşgörüsüzlüğe ve şiddete karşı cephe alan sanatçı bu filminin yanında ki Saat İçinde Paris-MonteCarlo yapıtıyla sinemanın en güzel yol filmlerinden birini dahası en güzel ilkini yapmıştır. Mayıs 1896'da otuzdort yasındayken Montreuil'deki bahçesinde ilk küçük filmlerini çekmeye başlar. 1896’da Eylül ayında dünyanın ilk sinema stüdyosunu kurdurdu. dünya gerçekleriyle ilintisiz olmakla suçlanmış ve sadece 16 yaşından küçüklere film yapmakla boş ve aptalca eleştirilip suçlanmıştır. ve Kodak'tan çok büyük miktarlarda film satın alır. Melies izleyici kitlesini düşünerek filmlerinin hikayelerini hayal ediyordu. bu gösteri için sonradan şunları söyleyecekti: "Seans biter bitmez tiyatromdaki gösterilerde kullanmak üzere Bay Lumiere'e makineyi bana satması için önerilerde bulundum.Yarım saat süren gösteride şaşkına donmuş bir izleyicilere 10 kısa film gösterildi. zamanla gözden yitirme. inşa ettirdiği stüdyo tamamen camdan kaplıydı. kadınlara. 28 Aralık 1895 günü paralı ilk halk gösterisi 14 Boulevard des Capucines'de Paris'te Grand Cafe'nin altında yapıldı. birdenbire adamların. bir grup bilim adamının bindikleri mermiye benzer uzay aracıyla fırlatılarak aya gönderildiği sahne sanki dünyadan aya değil. Bu sonuca ulaşabilmeleri için buldukları yeni fikir bir aletin içine yerleştirilmiş delikli pelikülün düzenli şekilde takılmış olduğu dişliler sayesinde dönmesiyle elde ediliyordu.Bundan dolayı kendini hep ilginç. Filmlerini çekmeden önce hiçbir zaman yazı yazmazdı fakat önceden dekorlarını.com 11 . Sinema o dönemde insanlar için bir panayır eğlenceliğiydi." Melies.oturtulmuş kübik tahta kutu hareket eden her şeyi kayıt edebiliyor ve kaydettiklerini ekrana yansıtabiliyordu. karartma. maket kullanma. Günümüzde seyredileceğiniz 200 kadar film zamanında dünyanın dört bir yanına ulaşmış kopyalardan bizlere ulaşabilenlerdir. yaratıcı ve yaratılıştan komedyendim. -!. Edison'un Kinetoscopelarindan satın alarak sorununu giderir. Yaşamının son dönemlerini büyük zorluklarla geçiren bu değeri biçilmez insanın her neye yarar bilinmese de 1929'da Paris'te Pleyel Salonunda büyük sanatçı kişiliği ödüllendirilmiştir. Sinematograf adı verilen bu aletle ilk film çekilmişti. değişik görüntüler bulmak zorunda hisseden Melies. Martinik'teki Volkan Patlaması filmleri ile dönemin olaylarını belge filmlemiştir. tüm yaşamımı ve tüm gücümü hayal ettiklerimi imkansız da olsalar seyredilebilir kılmaya adadım. Şöyle demiştir Georges Melies: “Sanatçı ruhlu biri olarak doğdum. Kuzey Kutbunun Keşfi gibi masrafı çok fazla olan bir projenin altına girerek tüm mal varlığını filminin ilgi görmemesiyle ipotekte yitiren büyük insan. Melies’in sanatı. Filmde. sinemanın ve avant garde-ın babası Melies. Nihayetinde 1902’de Aya Seyahat filmini yapar. "Lyon'daki Fabrikadan Çıkış". Bu sinemanın resmi olarak doğum günüydü. fotografik tiyatrodan gerçek sinemaya doğru bir yolculuktur. Georges Melies de izleyiciler arasındaydı. hem entelektüel hem de el isçisiydim. sinematografın sahnede gerçekleştiremeyeceği hayaller alemini gerçeğe dönüştürebileceğinin farkındadır. Tiyatrosunda ilk filmlerinden biri olan Escamotage d'une dame chez Robert Houdin/ Robert Houdin'de Bir Kadının El Çabukluğuyla Gözden Kaybedilişi’ni çeker. elle renklendirilen filmin yapım yılı 1896’dır. koyacağı yeri olmadığı için 16 senelik sinema hayatında çektiği 520 filmini evinin bahçesinde yakar. cenaze arabasına dönüştüğünü gördüm. ellerim çok becerikliydi." FİLMOGRAFİSİ 1896 http://genclikcephesi. 50 saniye süren bu filmde ilk defa kameraya doğru yürüyen insanlar görülebiliyordu. özel efektlerin detaylarını çizim olarak hazırlardı.blogspot. Eduard VII'in Krallık Tacını Giyişi. eksantrik. Paris'te Opera’yı filme aldığı esnada şans eseri durdurma tekniğini buluşunu şöyle aktarır Melies: “Her zamanki gibi denemek için çekim yaparken. çoklu çevrim gibi tüm film aldatmaca tekniklerini keşfetti ve filmlerinde kullandı. takılıp ilerlemeyen film tekrar yerine takılıncaya dek epey bir süre geçti. Sinema doğmuşsa işte bu da sinemacının doğuşudur. yetenekliydim. Adamımızın amaç olarak Robert Houdin tiyatrosunda uyguladığı sihirbazlık gösterilerini sinemaya aktarmak istemesi sinemada özel efektlerin keşfi anlamına gelmekteydi. gerzek beyinlerce kendi yaratısı fantastik bir dünyaya gömülü. üst-üste bindirme. Anılarında. Melies. Ama kabul etmediler.

20 m Attaque d'un poste anglais .20 m (ponts et tunnels) Corvée de quartier accidenté .20 m Massacres en Crète .20 m Libération des territoriaux .20 m Match de boxe .20 m Danseuses au jardin de Paris .20 m L'hôtel empoisonné .20 m Place de l'Opéra .20 m Paulus chantant : derrière l'omnibus .20 m Baignade en mer 20 m Enfants jouant sur la plage Dix chapeaux en soixante secondes -20 m Effet de mer sur les rochers .20 m (Touring Club) Bois de Boulogne .20 m Les quais à Marseille .20 m Cortège de la mi-carême .20 m Dessinateur . dentiste américain .Thiers) Les forgerons .20 m L'école des gendres 20 m Episode de guerre .20 m Les haleurs de bateaux .20 m Tempête sur la jetée du Tréport .20 m Le cabinet de Méphistophélès .20 m Plage de Villers par gros temps .20 m Une altercation au café -20 m Les ivrognes .20 m Guillaume Tell et le http://genclikcephesi.20 m Panorama du Havre .20 m La prise de Tournavos .20 m Cortège du Tzar au Bois de Boulogne .20 m Les blanchisseuses 20 m Arrivée d'un train en gare de Vincennes -20 m Une bonne farce .20 m (Reine Victoria) Réunion d'officiers .20 m Panorama pris d'un train en marche .20 m (Von Bismarck) Les indiscrets .20 m Une cour de ferme .20 m Pygmalion et Galathée .20 m Dans les coulisses .40 m Cortége du boeuf gras.20 m Combat dans une rue aux Indes .20 m Miss De Vère .20 m (Gare de Joinville) Salut malencontreux .20 m Après le bal .20 m Le manoir du diable .20 m Les chevaux de bois .20 m (scène à transformations) Sorti sans permission .20 m Exécution d'un espion .40 m Bataille de confettis .20 m La voiture du potier .40 m Danse au sérail .20 m Gugussse et l'automate -20 m Entre Calais et Douvres .Une partie de cartes .20 m Départ des officiers .20 m Vente d'esclaves au harem .20 m Arlequin et le charbonnier .20 m Marée montante sur brise-lames .20 m Le régiment .20 m Place de la Concorde .20 m Carrefour de l'Opéra .20 m Déchargement de bateaux .20 m (2ème partie) Jour de marché à Trouville .20 m Chicot.20 m Dessinateur .20 m Dessinateur express -20 m (M.20 m (1ère partie) Sauvetage en rivière .20 m (Ecole de Joinville) Vision d'ivrogne .20 m 1898 Magie diabolique .20 m Jetée et plage à Trouville .20 m (gigue anglaise) Départ des automobiles .20 m Plus fort que le maître .20 m Danse serpentine .20 m Place de l'Opéra . Boulevard des Italiens .20 m (vue d'atelier) Tribulations d'un concierge .20 m Faust et Marguerite .20 m Sur les toits .20 m Sortie des Ateliers Vibert .20 m Séance de prestidigitation .20 m Tom Old Boot .20 m Passage dangereux -20 m (Mont-Blanc) Combat naval en Grèce .20 m (Chamberlain) Place de la Bastille .20 m Le musulman rigolo .20 m Montagnes russes nautiques -20 m Damnation de Faust .20 m L'arroseur .20 m Jetée et plage de Trouville .20 m Bébé et fillettes 20 m Défense d'afficher .20 m Cortège du Tzar allant à Versailles .20 m Batteuse à vapeur .20 m Paulus chantant : coquin de printemps .com 12 .20 m Tourneur en poterie .20 m Arrivée d'un train .20 m (Ecole de joinville) Le maçon maladroit .20 m Jardinier brûlant des herbes .20 m (1ère partie) Barque sortant du port de Trouville .20 m Bois de Boulogne .20 m La gare Saint-Lazare 20 m Grandes manoeuvres .20 m Visite sous-marine du Maine .20 m L'indiscret aux bains de mer .20 m (plongeurs et poissons vivants) Assaut d'escrime .20 m Campement de bohémiens .20 m En cabinet particulier .20 m Paulus chantant : duelliste marseillais 20 m Défilé de pompiers .20 m 1897 Le cortége du boeuf gras passant Place de la Concorde .20 m Les apprentis militaires .20 m Sac au dos ! .20 m Combat naval devant Manille .20 m Un petit diable .20 m Le bivouac .20 m Un lycée de jeunes filles .40 m Auguste et Bibb .20 m Dessinateur .20 m Chirurgien américain .20 m Devant .20 m L'auberge ensorcelée .20 m Le magnétiseur 20 m Le modèle irascible .20 m Le cauchemar .40 m (Explosion du cuirassé "Le Maine") Visite de l'épave du "Maine" .20 m La malade imaginaire .20 m L'hallucination de l'alchimiste .20 m Illusions fantasmagoriques .20 m Une nuit terrible .20 m Place du théatre français .20 m La cigale et la fourmi -20 m Ascension d'un ballon .40 m Les rayons X .blogspot.20 m Collision et naufrage en mer -20 m Quais de la Havane .20 m Couronnement de la rosière .20 m (Porte de Madrid) Sauvetage en rivière .20 m Bateaux-mouches sur la Seine .20 m Place SaintAugustin .20 m Le château hanté .20 m Revue navale à Cherbourg .20 m Retour au cantonnement .20 m (scène militaire comique) Le magicien .20 m Escamotage d'une dame chez Robert-Houdin -20 m Le fakir .20 m Boulevard des Italiens .20 m Le papier protée .40 m Les dernières cartouches .60 m Figaro et l'Auvergnat .

20 m L'artiste et le mannequin .20 m Panorama pris du trottoir roulant : Le Champ de Mars .20 m Panorama du port de Saint-Hélier .blogspot.40 m Nouvelles luttes extravagantes .20 m Coppélia ou la poupée animée .clown .40 m Le réveil d'un homme pressé .20 m Débarquement à Quiberon .20 m L'ours et la sentinelle .20 m Affaire Dreyfus.35 m Le petit chaperon rouge .20 m Les trois bacchantes .35 m le temple de la magie .20 m Cendrillon -120 m La statue de neige .20 m Funérailles de Félix Faure .80 m Farce de marmitons . port de Jersey .20 m Evocation spirite .20 m Vue panoramique prise de la Seine : panorama général du Vieux-paris .60 m Danse du feu .20 m * Films dans le cadre de l'Expositon Universelle de 1900 * La porte monumentale .20 m Le conseil de guerre en séance à Rennes .20 m Panorama circulaire : les Invalides .40 m Le coucher de la mariée ou triste nuit de noces .60 m Prenez garde à la peinture .20 m Panorama pris du trottoir roulant : la Place des Invalides .20 m Pickpocket et policeman .20 m Entrée d'un paquebot.40 m L'homme protée .20 m Force doit rester à la loi .20 m La crémation .35 m 1901 La maison tranquille .20 m L'ile du diable .40 m Bouquet d'illusions .20 m Suicide du Colonel Henry .20 m 1899 Salle à manger fantastique .20 m Le spectre .20 m Panorama circulaire : Pont d'Iena .30 m Le charlatan .40 m http://genclikcephesi.20 m Le fou assassin .20 m Panorama semicirculaire pris du haut du Trocadéro .20m La tour maudite -60 m La chrysalide et le papillon .250 m Les sept péchés capitaux .60 m Vue de remerciements au public .60 m Le prisonnier récalcitrant -20 m Le rêve du Radjah ou la forêt enchantée .20 m Combat de coqs .com 13 .20 m Le sorcier.20 m La pierre philosophale -20 m Le miroir de Cagliostro .20 m Attentat contre Me Labori .20 m Luttes extravagantes .20 m Débarquement de voyageurs.20 m Dislocation mystérieuse .20 m Le sinfortunes d'un explorateur .20 m La caverne maudite .20 m La chirurgie de l'avenir .20 m L'avenue des Champs-Elysées et le Petit Palais des Beaux-Arts .70 m Le repas fantastique .20 m L'impressionniste fin de siècle . port de Granville .20 m Le chevalier mystère .20 m Le diable au couvent .40 m Jeanne d'Arc .20 m Un bon lit .20 m Excelsior ! .20 m Bagarre entre journalistes .20 m 1900 Film publicitaire "Bornibus" Film publicitaire "Veuve c.40 m Charmant voyage de noces .20 m Fatale méprise .20 m Dreyfus allant du lycée à la prison .20 m Tom Whisky ou l'illusionniste truqué .20 m Un intrus dans une loge de figurantes .Vue panoramique prise du train électrique .160 m Gens qui pleurent et gens qui rient .50 m Chez la sorcière .20 m Les visiteurs sur le trottoir roulant .40 m Le Congrés des Nations en Chine -20 m Les mésaventures d'un aéronaute .20 m Le conférencier distrait .40 m Panorama de la Seine .20 m Entrevue de Dreyfus et de sa femme à Rennes .20 m Une mauvaise plaisanterie – 20 m Le savant et le chimpanzé .Brunot" Film publicitaire "Picon" Film publicitaire " Robert" Film publicitaire "Vicat" Film publicitaire "Dewar's" Les miracles du Brahmine .40 m Duel politique .20 m Automaboulisme et autorité .20 m Richesse et misère ou la cigale et la fourmi .60 m Le chimiste repopulateur .20 m Rêve du pauvre .20 m Le Christ marchant sur les flots .20 m La lune à un mètre .20 m L'illusioniste double et la tête vivante . le prince et le bon génie -40 m Ne bougeons plus! .20 m Neptune et Amphitrite . La dictée du bordereau .20 m Panorama circulaire : Palais des Beaux-Arts .20m La pyramide de Triboulet .30 m Le déshabillage impossible .20 m Spiristisme abracadabrant .20 m Le trottoir roulant -20 m Vue panoramique prise de la Seine : le Pavillon des Armées de Terre et de Mer 20 m Vue panoramique prise de la Seine : les Palais Etrangers .70 m Rêve de Noël .20 m Dédoublement cabalistique -20 m Tentation de Saint Antoine .20 m Atelier d'artiste -20 m Un homme de têtes .20 m L'homme-orchestre .20 m Le livre magique .20 m L'homme aux cent trucs -50 m Guguste et Belzébuth .20 m Création spontanée .20 m Une noce au village .20 m Le chevalier démontable et le Général Boum .40 m Le tonneau des Danaïdes .160 m L'antre des esprits .40 m Cléopâtre .25 m Le malade hydrophobe .20 m Le songe d'or de l'avare .40 m La dégradation .20 m Panorama de la Seine .20 m Panorama circulaire : Champ de Mars 20 m Panorame circulaire : Trocadéro .20 m Rêve d'artiste .40 m Les deux aveugles .40 m Le portrait mystérieux .20m Mise aux fers de Dreyfus .20 m La vengeance du gâte-sauce .

70 m Le parapluie fantastique 55 m Tom Tight et Dum Dum .30 m Douche du colonel .50 m Le tonnerre de Jupiter . .65 m 1906 http://genclikcephesi.40 m 1903 Un malheur n'arrive jamais seul .45 m Le rêve de l'horloger .60 m Le thaumaturge chinois .30 m Le portrait spirite .50 m L'enchanteur Alcofribas .45 m Les apaches .280 m La corbeille enchantée .60 m La dame fantôme .40 m L'école infernale .70 m Le diable noir .50 m Le monstre .65 m L'oracle de Delphes .60 m Eruption volcanique à la Martinique .55 m Le dirigeable fantastique ou le cauchemar d'un inventeur .45 m Au clair de la lune ou Pierrot malheureux .V.60 m Un peu de feu.70 m Le miroir de Venise .30 m Catastrophe du ballon .70 m Les apparitions fugitives .50 m L'homme-mouche .40 m Le revenant .320 m Le maestro Do-Mi-Sol-Do .65 m Les chevaliers du chloroforme .20 m L'oeuf du sorcier .30 m Les trésors de Satan .20 m Siva l'invisible .50 m Une indigestion .25 m La guirlande merveilleuse .320 m Le chaudron infernal .50 m Les mousquetaires de la reine -50 m Le puits fantastique .374 m Le juif errant -60m La cascade de feu -60m La grotte aux surprises -35m Détresse et charité -190m Les cartes vivantes-50m 1905 Le roi des tireurs .50 m Bob Kick.40 m Nain et géant .60 m Le rêve du paria .85 m La planche du diable -40m Le diner impossible -40 m La sirène .40 m Le mélomane .P.85 m Le voyage de Gulliver à Lilliput et chez les géants .100 m La tour de Londres ou les derniers moments d'Anne de Boleyn 135 m La chaise à porteurs enchantée .50 m Les invités de M.85 m Le système du Docteur Souflamort .80 m Les filles du diable .30 m Barbe-Bleue .25 m Le pochard et l'inventeur .20 m 1902 Film de commande Le sacre d'Edouard VII L'armoire des frères Davenport .70 m Le phénix ou le coffret de cristal .260 m La clownesse fantôme .50 m Faust aux enfers .40 m Le roi du maquillage .50 m Phrénologie burlesque . S.260 m Le joyeux prophète russe .50 m La providence de Notre-Dame-des-Flots -100m La fête au Père Mathieu -65m Le barbier de Séville .65 m Le palais des mille et une nuits 440 m Le compositeur toqué .35 m Le sorcier .20 m La fontaine sacrée ou la vengeance de Bouddha .40 m La femme volante 40 m L'équilibre impossible .30 m 1904 Le coffre enchanté .20 m L'homme à la tête en caoutchouc -50 m Le diable géant ou le miracle de la madone .210 m Le chapeau à surprises .90 m Sorcellerie culinaire .55 m Damnation du Docteur Faust .20 m Voyage dans la lune .70 m Jack et Jim .60 m Une chute de cinq étages .60 m Le peintre barbouillard et le tableau diabolique .90 m Le menuet lilliputien .70 m L'auberge du bon repos .402 m Les costumes animés .100 m Le rêve du maître de ballet .55 m Le raid Paris .65 m Les piqueurs de fûts .40 m Un miracle sous l'Inquisition .60 m La légende de Rip Van Vinckle . l'enfant terrible .100 m La statue animée .com 14 .40 m Le rosier miraculeux .70 m Les mésaventures de M.50 m Les transmutations imperceptibles . Latourte .50 m La flamme merveilleuse .145 m Le bourreau turc .40 m Match de prestidigitation .60 m La lanterne magique .80 m Les aventures de Robinson Crusoë .60 m Le baquet de Mesmer .45 m Benvenuto Cellini ou curieuse évasion .Monte-Carlo en deux heures -200 m L'île de Calypso .50 m Le cake-walk infernal -100 m La boîte à malice . boit-sans-soif .60 m Le merveilleux éventail vivant .30 m Le bataillon élastique .90 m Le tripot clandestin .405 m Le cauchemar du pêcheur ou l'escarpolette fantastique .55 m Jack le ramoneur .85 m Le cadre aux surprises .30 m La libellule .L'omnibus des toqués ou blancs et noirs .70 m Un feu d'artifice improvisé .50 m Le royaume des fées .40 m Illusions funambulesques .blogspot.50 m Mariage par correspondance -40m Voyage à travers l'impossible .40 m La danseuse microscopique .55 m Un prêté pour un rendu .

115 m The forester's remedy .90 m La boulangerie modèle .138 m Le mariage de Thomas Poirot .128 m Pochardiana ou le rêveur éveillé .240 m Le locataire diabolique .277 m La toile d'arignée merveilleuse .192 m Pour l'étoile S.140 m 1909 Hydrothérapie fantastique .72 m Les quat' cents farces du diable .150 m Le tambourin fantastique .195 m The woes of roller skaters .175 m A tricky painter's fate .167m Papillon fantastique -80m La gigue merveilleuse .345 m Fin de réveillon .297 m L'avare .72 m L'alchimiste Parafaragaramus ou la cornue infernale .115 m La cuisine de l'ogre .120 m Les illusions fantaisistes -100 m Si j'étais roi !!! .75 m The hotel mix-up .180 m Le roi des médiums .71 m Trop vieux ! .170 m Le raid New York .140 m La mort de Jules César .175 m Bernard.236 m Robert Macaire et Bertrand.243 m Pour les p'tiots .235 m 1912 http://genclikcephesi.103 m La fée libellule ou le lac enchanté .115 m La prophétesse de Thèbes .95 m The mischances of a photographer .305 m La nouvelle peine de mort .143 m Le serpent de la rue de lune -153 m High-life taylor 62 m Lully ou le violon brisé .65 m Le fakir de Singapour -105 m Two crazy bugs .105 m Nuit de carnaval .320 m Torches humaines .60 m 1908 Le génie du feu .155 m Oriental black art .364 m Le carton fantastique .115 m La marche funèbre de Chopin .53 m Le quiproquo .280 m L'anarchie chez Guignol .276 m Le génie des cloches ou le fils du sonneur .150 m Le jugement du garde-champêtre .105 m La cardeuse de matelas .135 m .P.Paris en automobile .165 m Le nouveau seigneur du village .103 m Conte de la grandmère et rêve de l'enfant .270 m Le conseil du Pipelet ou un tour à la foire .75 m Les affiches en goguette .265 m Les fromages automobiles .Salon de coiffure .88 m Le trait d'union .176 m La curiosité punie ou le crime de la rue du Cherche-Midi à quatorze heures .90 m Ali Barbouyou et Ali Bouf à l'huile .100 m Eclipse de soleil en pleine lune .com 15 .100 m Satan en prison . .110 m La photographie électrique à distance .75 m Deux cent milles sous les mers ou le cauchemar du pêcheur . les rois des cambrioleurs . le bûcheron ou le miracle de Saint Hubert .95 m Why that actor was late .75 m Les bulles de savon animées .110 m La colle universelle .40 m Le fantôme d'Alger .175 m Le rêve d'un fumeur d'opium .137 m L'habit ne fait pas Lemoine u fabricant de diamants .280 m La poupée vivante .110 m François 1er et Triboulet .278 m Hallucinations pharmaceutiques ou le truc du potard .115 m Le delirium tremens ou la fin d'un alcoolique .260 m La bonne bergère et la mauvaise princesse .120 m Un homme comme il faut .118 m French interpreter policeman .142 m Le tunnel sous la Manche ou le cauchemar anglo-français .135 m Hamlet .208 m Tartarin de Tarascon .Film de commande Vers les étoiles La magie à travers les âges -72 m L'honneur est satisfait .70 m 1907 La douche d'eau bouillante .175 m Love and molasse .135 m La civilisation à travers les âges .444 m Le rastaquouère Rodriguez y Papaguanas .170 m Le placard infernal .60 m Les incendiaires .174 m la fontaine merveilleuse 168 m L'ascension de la rosière .149 m Anaïc ou le balafré .80 m Le mariage de Victorine .105 m Mariage de raison et mariage d'amour .blogspot.110 m La perle des servantes .75 m L'hôtel des voyageurs de commerce ou les suites d'une bonne cuite .V.95 m Il y a un dieu pour les ivrognes .40m 1911 Les hallucinations du Baron de Münchausen .195 m The match of catchy songs .60 m La fée Carabosse ou le poignard fatal .380 m Sortie sans permission .34 m Rivalité d'amour .105 m Pauvre John ou les aventures d'un buveur de whisky .

Karım Ol. 1922 senesinde ise Üçü Bir Yerde’yi gerçekleştirdi. ilk olarak Paris’te Ambigu kumpanyasında yer aldı. o bir deha” diyordu. Les Débuts du Max au cinéma 1910.405 m MAX LINDER Chaplin onun için “ben herşeyi ona borçluyum.A la conquète du pôle Cendrillon ou la pantoufle merveilleuse -615 m Le chevalier des neiges . Max in Taxi 1917. Le Roi du cique’i çekti. Bir çiftçi çocuğu olarak doğdu Linder ve gerçek adı Gabriel Leveille’idi. gerçek anlamda bir yaratıcılık barındır-dığından aynı konuları rahatlıkla çeşitleyip başkalışım-larını sahneye dökebiliyordu. Max victime de quinquina 1911. Au secours! 1923. The Three Must-Get-Theres 1922. İlk öğrenimini Bordeaux Konservatuvarı’nda alan Linder. Lakin Fransa’ya döndüğünde isminin Chaplin’in ünü altında ufalandığını gördüğünde gerçekten ruh sağlığı bozuldu. Ama çalışmalarını terk etmedi. o yakışıklı ve genç bir karekter çizmekteydi. 1921’de Chaplin’in ısrarlarıyla Amerika’ya dönecek ve üç uzun metraj yapacaktı. 1924 senesine vardığında.com 16 . Dönemdaşı diğer tiplerden zarifliği ile ayrıldı. 1910 senesinde yaptığı Max prend un bain muhteşem olarak nitelendiriliyordu. Dönemin komedi yıldızı olan André Deed’in Itala Studios’a geçmesiyle Linder başrollere kavuştu. Kısa bir süre zarfında bir komedyen olarak ün yaptı. Sirkin Kralı. Seven Years Bad Luck 1921. Max toréador 1912. Amerika’da aldığı başarısızlıklar savaş sırasında aldığı fiziksel yaralardan daha çok ruhunu zedeledi. Çalışmalarında aldığı sahne eğitiminin faydalarını görüyor ve bunları elinden geldiğince kullanıyordu. İmdat adlı korku komediyi yaptığında sene 1923 idi. Max professeur du tango 1912. Max pédicure 1914. Les Débuts d’un patineur 1907. kendisinden Chaplin’in yerini alması istenmişti. Be My Wife 1921.blogspot.400 m 1913 Le voyage de la famille Bourrichon . Max veut fair du théâtre 1911. Essanay Company tarafından kendisine Amerika teklifi yapıldı ve sözleşmeyi kabul etti. aynı yıl içinde. 1910’lu yıllarda artık bir Max karekterinden söz edilmekteydi. Aşık olduğu 17 yaşında ki sevgilisiyle beraber trajik bir ölümle (bir otel odasında Linder ve sevgilisinin bilekleri kesilmiş olarak cesetleri bulunmuştu) yaşamı sona erdiğinde yıl 1925’ti. 1921 yılında. Sahneye olan sevgisi çocukluğundan itibaren hep onda varolan bir şeydi. MAN RAY http://genclikcephesi. Sahnedeyken gerçek anlamda doğal olabilmeyi. Le Petit Café 1919. Onun yetenekleri gerçek anlamda sinema tarihinin geleceği için önem taşıyordu ve yeteneği gerçek anlamda hâlâ hakkında yazabileceğimiz kadar iyi idi. Linder arkasında hatırlanacak şu filmleri bırakmıştı: La Premiére Sortie d’un collégien 1905. Gance ile beraber Au secours!. Yedi Yıllık Kötü Şans. Max prend un bain 1910. Max Linder sadece bir oyuncu değildi. Yıl 1905 iken Pathé ’de çalışmaya başladı ve ismini de bu süreçte gizlemek adı altında değiştirdi. Ana konu yakışıklı karekterin kadınlar etrafında yaşadığı maceralar olarak ortaya konmaktaydı. Viyana’da çektiği bu son filmi ile neredeyse kariyeri tamamen bitti. kalabilmeyi becere-bilen Linder.

Tam anlamıyla soyut olan film 17 dakikalık bir uzunluğa sahip ve nesnelerin pelikül üzerindeki yansımalarından meydana geliyordu. Ray. Man Ray. New York dada oluşumunun temel taşı olur kendileri ve çok hızlı bir şekilde gerçeküstücülükle kucaklaşır[doğal olarak] ve oluşumun ağır abisi. Dikkat çeken ikinci filmini Brumes d’Automme adıyla ilkinden iki yıl sonra gerçekleştiren Kirsanov. http://genclikcephesi. O -aslında. gerçeküstücülüğün. Noailles Visconte’unun şatosunda geçirdiği tek gecelik misafirliğinde oluşuyor. Filmde eşine başrol veren Dimitri. son filmini 1929 da çekiyor. bu işi alışkanlık haline getirip daha sonra ki filmlerinde de eşini başrolde kullanıyor. Kamera kullanımındaki özgünlük.blogspot. Avant garde sanat yaşamını filmleriyle deneylememesi elbette ki düşünülemezdi. kullandığı aynalar vasıtası ile çarpıtarak oluşturduğu filmi tabanda bir aşk hikayesi anlatısı olmakla beraber arayazıları şair Roberto Desnos’un şiir alıntılarınca oluşturulmuştur. Philedelphia doğumlu fotoğraf manyağı filmlerinde olduğu gibi fotografide de avant garde tavrın sahibi idi. 1924 te Emak Bakia’sını yapıyor. 76 da ölüyor ve 29 da yaptığı bu son filminden sonra film denemesinde bulunmuyor.com 17 . 1934 de Rapt filminde uzun metraj kullanarak görsellik-işitsellik karşıtlığını irdeliyor. Les Mystéres de Château de Dé ismini alan 22 dakikalık film.Kocamanlaştırılacak bir isim olan Ray ve sanatı keşke sinema adı altında çok-çok daha ürün vermiş bir isim/oluşum olsa idi. filmini tamamlamasının hemen ertesi gününde dadacı bir gösterimde ilk sunuma sokar. aranan ismi olur. Fotograf tekniğiyle tipik benzeşim içindeki üç dakikalık ilk filmi Le Retour a la Raison’u 1923 senesinde gerçekleştiren Ray. Kaçınılmaz olarak sinemasında ressamlığını kullanan Duchamp için. avant garde film yaşamına 1923 senesinde Paris’te başlıyor. Ray. 1925 de Anaemic Cinéma’sını. dadacılığın besleyicisi. filmleri tablolarının devamıdır şeklinde kullanılan tanımlama çok doğru bir yaklaşımdır. Blainville/Fransa da 1887 senesinde doğdu.sinema ile sanatının sınırlarını genişletmek istemiştir. KIRSANOV Bir Estonya’lı olarak dünyaya gelen Dimitri Kirsanov. L’Etoile du Mer’i ortaya koyuyor. Görüntüleri. Tam dört sene sonra sanatçı. ilgi çekici montajı ile dikkat çeken ve yönetmenin kaale alınan ilk filmi olan Ménilmontent 1924 de gerçekleşiyor. sanatçımız iki film dışında oyunculuğunun yanı sıra başka isimlerin senaryo metinlerine de yazılımcı olarak bulaştırmıştır kendisini. DUCHAMP Kübizmin. Duchamp sineması çok genişlemiş olmasa da. 27 de ise Abstract’ını yaptı. sokar sokmasına da gördüğü tepkiler öylesi inanılmaz olur ki henüz gösterimdeyken durdurulur film.

LOUİS DELLUC http://genclikcephesi.1931 Pur sang -1931 La Pente 1931 Le Fils du rajah -1931 Buster se marie -1932 Un client sérieux -1932 Le lombier moureux -1932 La Peur des coups -1932 Monsieur le duc -1932 Invite monsieur a îner -1932 Le Gendarme est sans pitié -1932 L’Athléte incomplet -1933 Ciboulette 1938 L’Affaire du courrier de Lyon -1938 Le Ruisseau -1939 Fric-Frac -1939 The ysterious Mr Davis -1942 Le Mariage de chiffon -1942 Lettres d’amour -1943 Douce -1945 Sylvie et le fantôme -1946 Le Diable au corps -1949 Occupe-toi d’Amélie -1951 L’Auberge rouge -1952 Les Sept péchés capitaux -1953 Le Bon Dieu sans confession -1954 Le Blé en herbe -1954 Le Rouge et le noir -1955 Marguerite de la nuit -1956 La Traversée de Paris -1958 En cas de malheur -1958 Le Joueur -1959 La Jument verte -1960 Les Régates de san Francisco -1960 Le Bois des amants 1961 Vive Henri IV. 1923-5 zarfında saf sinema dahilinde avant garde tavırlı Jeux des Reflets et de la Vitesse Cing Minutes de Cinéma Pure gibi filmler yapan sanatçı 1927de Modemoiselle.com 18 .Kariyeri. Sinema ile La Carnaval des Vérites filminin dekor ressamlığını yaptığı sıralarda tanışır..vive l’amour! -1961 Tu ne tueras point -1961 Le Comte de Monte Cristo -1963 Le Meurtrier -1964 Umorismo nero -1964 Le Magot de Josefa -1965 Le Journal d’une femme en blanc -1966 Une femme en blanc se révolte -1967 Le Plus vieux métier du monde -1968 Les Franciscain de Bourges 1969 Les Patates -1972 Le Rouge et le blanc -1977 Gloria CHOMETTE Kendileri René Clairin ağabeyleri olup 1896 Paris doğumludur.B. yaşamını geçtiğimiz dört sene öncesinde yitirdi. Deux Amis. AUTAN-LARA 1901 Paris doğumlu Lara. Arriére Saison La Mort du Cerf filmleriyle avant garde yanını ortaya koyuyor ve 1957 de dünyayı terkediyor. Bu tarihten itibaren 1977’ye dek film çeken Lara’nın oldukça kalabalık filmografyası aşağıdadır: 1923 Fait divers-1926 Vittel -1929 Construire un feu.. son filmini 1938’de çekip 41 yılında yaşama elveda demiştir.blogspot.D ye göç ettiğinde yıl 1930 idi. İlk [deneysel] filmini Fait Divers adıyla 1923 senesinde çeken yönetmen Clair’in asistanlığını yapmağa başlamasıyla avant garde yönünü kuvvetlendirmeğe başlamış oldu. yarı ve tam ticari filmlerden oluşsa da yönetmenimiz. 1936 Donogoo gibi konvansiyonel filmlere imza atmış. Yönetmen A. Dünya savaşı döneminde annesi ile İngiltere’ye göçer ve 19 yaşında Fransa’ya döndüğünde aklından hiç çıkarmadığı sanat yaşamına bırakır kendini. bu kuvvetlenmenin ürünü 1927 de yaptığı deneysel bir London uyarlaması Construire un Feu oldu.

Gazeteciler 1937'de mevsimin en iyi filmi ödülüne onun adını vermişlerdir. L'Inondation 1924. Fièvre 1921. (Deniz Kabuğu ve Din Adamı) filmleri sağladı. fotoğrafın önüne geçerse orta da film diye bir şey kalmaz” düşüncesiyle hareket ediyordu. O buna sinema ile fotoğrafın uyuşması diyordu. Delluc adına her sene düzenlenen bir ödül töreni vardır. fotojeni idi. Fransız İzlenimciliği diye adlandırılmış olan dönemin yaratılış sürecinde büyük rol oynayan Delluc aynı zamanda ilk sinema eleştirmenlerinden-dir. Geneli bir denizci barı dekoru içinde geçen Fièvre ve rüzgarın hareketlendirdiği doğal bir dekorda çekilen La Femme de nulle part. Film d’Art ve de düz öykü tarzı yapımlar onu sinemadan uzak tutmaya yetmiştir. Dikkatleri üzerine 1915 tarihli. İlk senaryosu Germaine Dulac tarafından 1919'da perdeye taşınmıştır ve 1924'te (33 yaşındaydı) ölmeden önce yedi kişisel film gerçekleştirme imkanı bulmuştur. (İlki Alice Guy’dır) La Française dergisinin başına geçtiğinde dönemin en önde gelen feministlerinden biri olarak isim bıraktı. Ticarete ve http://genclikcephesi. Yönetmenin Antonin Artaud’nun Düşleri olarak isimlendirdiği 45 dakikalık yapıtı. Sinemaya gerçek anlamda katkıları olan bu önemli isimin yaptığı büyük işlerden biri de kurduğu ciné-clup’ler olmuştur ki onun etkisiyle dünyanın bir çok ülkesinde de bu klüpler kurulmuştur. kavranamayan kurguyu gerçeğin bir kanıtı yapmıştır. Tüm bir kentin izleyici olarak katıldığı Yunan Tiyatrosundan bu yana ölmüş sayabileceğimiz topluluk sanatına sinema yeniden yakınlaştırır bizi. 1923 tarihli La Souriante Madame Beudet. film. La Coquille et le Clergyman. bu etkileyici iki filmde kişileri. aşk ve ölüm tragedyası üzerinde durdu. Yukarıda Avant-Garde başlığı altında da değindiğimiz gibi Delluc için kilit nokta. (Deniz Kabuğu ve Din Adamı) adlı ilk gerçeküstücü film ünvanını alan yapıtında dahi ortaya koymuştur. Fransız sinemasını güçsüz bırakan birinci dünya savaşının sonunda ilk öncü akım Louis Delluc'un etrafında oluşmuştur. Sinema dünyanın tümüne seslenir. ilk zamanlarda sinema ile ilgili biri değildi. “Sinema” der Delluc: “Tiyatrodan daha fazla bir ti-yatroluk barındırır içinde. (Gülümseyen Bayan Beudet) ve 1927’de yaptığı La Coquille et le Clergyman. Dans l’Ouragan de la Vie. Delluc’un edebiyata olan düşkünlüğü haliyle sinema paradigmasına da yansımış ve Fransız İzlenimcilerinin edebiyata bağlılıkları da bu şekilde açıklanmıştır. La féte Espagnole filminde. Yazdıklarıyla kendisinden sonra gelecek olan kuşak içinde gerçektenten büyük önem taşıyan bu isim 34 gibi genç bir yaşta vefat etmesine rağmen eleştiri ve estetiğe getirdiği açılımlar çok önemlidir. GERMAINE DULAC Avant-Garde Sinemada ve Fransa sinemasının yeniden yapılanmasında yeri olan isimlerden biri. (Güneşin Ölümü) idi. “Şayet ki filmde salt güzelliği yaratma amacı. Sonrasındaysa. Dulac. Fransa’nın ikinci kadın yönetmeni olmuştur.1890 yılında Cadouin'de doğdu ve 1924'te Paris'te öldü. amaçları doğrultusunda eşini terkeden kadın doktorun anlatıldığı bir yapıt olan La Mort du Sleil. Le Chemin d'Ernoa 1921. belirli bir topluluk ya da halka değil. Le Tonnerre 1921.com 19 .blogspot. feminist eğilimini.Filmografisine bakacak olursak: Le Silence 1920. (Düşman Kardeşler) yapımıyla çekti. 1922 yılında çektiği filmi ise tüberküloz üzerine yarı belgesel nitelikli. karışık ruh hallerini yansıtan bir ortama koyarak. Mille’in The Cheat. Aldatma (1915)’sını izledikten sonra sinemaya ilgi duymaya başlamasıyla dile getirir. bir savaş sırası filmi olma özelliğini taşıyan Les Soeurs ennemies. İş hayatına gazetecilik ve tiyatro eleştirmenliği ile başlayan yönetmen. Ames de Fous ve Delluc’un senaristliğini yaptığı La féte Espagnole’un yönetmenliğini yaptı. Aslında bir gazeteci olan Delluc.” İşte bu sözleri seyrettiği ve etkilendiği. bir din adamının bilinçaltında bastırdığı cinsel arzularının karabasan olarak dışa vurumunu anlatmaktaydı ve İngiltere’de gereksiz bir film olarak damgalanıp sansüre uğramasından ziyade kendi çevresince de tepkiyle karşılandı. Fumée noire 1920. Dulac’ın erkek egemenliğine karşı tepkisini bir izlenimci olarak ortaya koymaktaydı. La Femme de nulle part 1922. hava ve ışığın ana etken olarak kullanıldığı. Geo le Mysterieux. Yönetmenin Avant-Garde çizgiyle anılmasını ise.

bir yıl sonrasında ise Thémes et Variations ve Disque 927 isimli ses ve görüntü oyunları içeren deneysel filmler ortaya koydu. tükenmezcesine bir konuyu gerektiren estetiğini kavrayan bu içsel http://genclikcephesi. özellikle yazdıklarını da bakacak olursak Epstein’de bu çizgiden pek uzakta değildir: Epstein et photogenie -Epstein ve Fotojeni-si üzerine kendi betimlemesi: “Şu bir gerçektir ki. kişinin omuz çekimi ile aktarıldığında çok daha görkemli bir tablo çıkar ortaya.” Simgeciliğin gelişimini etkileyen 1928 yapım yıllı La Chute de la Maison Usher. Seyirciye sunulan zaman ve uzaklık onlar tarafından anlaşılabilir olmalıdır. Beyazperde de yalan. JEAN EPSTEIN 1897 doğum tarihli Epstein’de bir Delluc Okulu ismi. Sadece öncesi ve sonrası olmayan durumlardır aslında söz konusu edilebilecek olan.öyküye dayanan sinemanın gerçek sinemayı katlettiğini düşünen yönetmen duygu ve akla seslenen tüm görseliteyi kullanmaktan yanaydı. Mercek ve mikrofon ise.blogspot. Sinema sürek halinde değişen “yakınlık sanatı”dır. (Sinemanın Ruhu) olarak sıralayabiliriz. Epstein şöyle demiş ve bu söylediklerini de filminde bire bir işlemişti: “Neden bir düzenek ile kalıp-laştırılmış olaylar. tiyatro gibi olayların karşısında durup onları sabit bir uzaklıkta ve klişe bir zamansal ritm içinde göstermez. Chanson d’Armor. sanat olan sinemanın tüm sunilikleri kendinden dışarı atmak amacı olduğu değil. konu bize ne kadar yakınlaştırılırsa o kadar coşturucu olur. bu kitapları. O. L’Or des Mers. az belirgin. (Etna’nın Sinemayı Görüşü. Beyazperde ise bu anlatının. 1922’de yaptığı ve tabanını Balzac’tan alan uyarlaması L’Auberge Rouge. Bunun ardından yaptığı filmler arasında önem kazanabilen yapımı sadece 1927’de yaptığı La Glace a trois faces. Yaşam böyle kurulmuş değildir. bir kronolojikleşme. (Üç Yüzlü Ayna) olmuştur. Bir tıp okulu mezunuydu fakat hep farkında olduğu sinemanın yaşamına girmesi pek zor olmamıştı.) 1947’de yayınladığı Le Cinéma du Diable.com 20 . kuramsal-eleştirel yazılarını topladığı Bonjour Cinéma. Epstein. görsellik ve ses aktarımını başkalaşıma uğramış bir bakış açısıyla yerleşik değerlere karşı kullanarak algısallık dahilinde yeni duygusal noktalar geliştirmek. izleyicilerin yakından kendisini incelemesine izin verir. Tiyatroyu bir düz <yüz>ey oyunu olarak düşünürsek sinema (mekansal olarak ) bir uzay sanatıdır. 1942’de öldü. Les Bercaux. (Günaydın Sinema) olmuştur. öykülerden oluşmuş da değildir ve hiçte böyle olmamıştır. aksine. Coeur de Gueux. (Usherlar’ın Çöküşü) ardından yönetmen sesli sinema dönemine girmiş ve filmler çekmiştir. Les Batisseurs. onun başvurduğu sunilik az süslü. sinema okullarında verdiği dersler ve yayınlanan kitaplarıyla da etkili olan bir isimdi. olgu ve duyguların ardıllaşmış. çok daha doğal. ve son filmi Les Feux de la Mer. Filmdeki öykünün sonsuz. daha içsel bir yalan<cılık>dır. üç-beş metrelik bir mesafeden duyulan ve bu amaçla yazılan Jean Giraudoux’nun bir metni. La Réve.” 1925 senesinde Fransız Sinema Klüpleri Fedarasyonu’nun kurucu başkanlığına geçen Dulac 1927 senesinde Le Cinéma Service de l’Histoire. filmleriyle olduğu kadar. Delluc için photogenie’nin öneminden bahsetmiştik. (Kanlı Han) ve ardından René Clair’in büyülendiğini söyleyeceği Coeur Fidéle’i (Sadık Kalp) çekmiştir. uzaysal boyutun ruhsal yapısının ortaya çıkmasına yarar. (Tarihin Hizmetinde Sinema) isimli bir derleme. Bunun açılımı. 1922 senesinde ise önemli başarı kazanan ilk filmini Pasteur’ü yapmıştır. en küçük bir mırıldanmayı algılayıp aynı insansı doğrultuda (gerçeğin olduğu gibi) anlatıyı ortaya koyar. 1936’da basılan Le Cinéma vu de I’Etna. Avant-Garde çizgiyi şöyle tanımlayacaktı: “teknik. doğru olmak zorunluluğunda bulunmamak için. Zaten bunları böyle yapmak zorundadır. Bu film Epstein’ın daha öncelerde kaleme aldığı düşüncelerinin görsel ispatı niteliğindeydi. yüzdeki en ufak bir ürpertiyi. (Şeytanın Sineması) ve de 1955 tarihli L’Esprit du Cinéma. Sinema adına ilk ürünü 1921 yılında. “sanat simgesel olmadığı sürece sanat değildir” ifadesiyle filmlerine vereceği rotayı da çizmiş oluyordu. sabitleşmiş ele alındığı hikâyeler anlatılır ki? Bu bakış açısı salt algısal yanıltılardır. Artéres de France. Mesela. Zira gerçekte uzayın içerisinde geçerliliği olan da tiyatronun değil sinemanın yaklaşımıdır.

D.1981'de Christopher Columbus hakkında epik bir film yapma arzusunu gerçekleştiremeden öldü. eski sessiz filmlerini zenginleştirerek. bir hareketi. öykünün usul ve öncül olayları ise. (Rahmetli Mathias Pascal)’ı simgesel görsel bakışının öğelerini taşıyordu. 1922’de bilinçli olarak meydana getirilen görüntü bozukluklarını psikolojik araştırmalarla desteklediği Anatol France’dan uyarladığı adli sisteme bir yergi niteliğindeki Crainquebille’i sonrasında 1923 senesinde Visages d’enfants. Sarah Bernhardt ile oynayacağı 5 saatlik filmi Victoire de Samothrace. 1954’den yaşamının sonuna dek televizyon dramaları yapmıştır. yani sinemaya özgü tarzı. uzayın içine yerleşme tarzını.com 21 . (Enginlerin Adamı)’yla 1920’de yaptı. Sesli sinema döneminde varlığını sürdüremeyen yönetmen önemi dünyaca bilinen I. 1911'de kendi film şirketini kurmadan önce oyunculuğa ve senaryo yazarlığına devam etti. 1928 senesinde Berlin’e giden yönetmen. I. Sahneye ilk kez 19 yaşında Brüksel'de aktör olarak çıktı ve 1909'da Moliére'de ilk film oyunculuğunu gerçekleştirdi. İlk çıkışını İskandinav bir atmosfere sahip L’homme du Large. 1923 tarihli Don Juan et Faust ardından Alman Dışavurumcu Sinemasından faydalanmayı denedi ve izle-nimci-simgeci noktalar taşıyan 1924 tarihli L’Inhumaine. J'Accuse ve Napoléon gibi eski şaheserlerinin sesli versiyonlarını yaparak geçirdi.” ABEL GANCE Fransız yönetmen Abel Gance 1889'da evlilik dışı bir çocuk olarak doğmuştur.H.blogspot. sessiz filmlerden sesli filmlere geçişte pek başarılı değildi. Gance. burada bir Zola uyarlamsıyla çıkar http://genclikcephesi. (İnsanlık Dışı)’nı yaptı.C sinema okulunu kuran kişidir. I. Ailesi kariyerine avukat olarak başlaması yönünde cesaretlendirmişse de o genç yaşlardan itibaren tiyatroya tutkundu. 1917’de çektiği Konuk Evinin Yaşlı Kadınlarının ardından kariyerine 1919da La Faute d’Ortographe.Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru gerçekleşen çarpışmaları içeren 3 saatlik güçlü bir savaş karşıtı epik olan J'Accuse filmi ile uluslararası ün kazandı. 1960'da film yapımcılığı kariyerine Austerlitz gibi tarihi dramalar yaparak devam etti. Uzun yıllar boyunca film yapmaya devam etmesine rağmen asla 1920'lerdeki sessiz film dönemindeki şöhret ve çoşkuyu devam ettiremedi. Konu. MARCEL L’HERBİER Bir diğer Delluc Okulu ve Avant-Garde üyesi. Dünya Savaşı'nın başlaması ile iptal edildi. sağlığının bozukluğu nedeniyle savaşın büyük bölümünden kaçındı ve 1919'da daha başarılı olarak film yapımcılığına döndü. Zamanının çoğunu. 1925’e gelindi-ğindeyse Pirandello’dan uyarladığı Feu Mathias Pascal. meydana koymak mecburiyetindedir. 1925te L’Image ve Gribiche’i yapmış ardından ise bir Carmen versiyonu çekmiştir.E. dış çekimleri için aylarca çöl ortamında kalarak o güne kadar yapılmamış bir olayı gerçekleştirdiği yapıtı L’Atlantide ile devam etmiştir. Dünya Savaşı esnasında ordunun sinema kısmında görev almasıyla senaryo yazmaya da başlayıp sinemaya atıldı. JACQUES FEYDER 1885 ile 1948 yıllarında yaşamış olan Fransız Avant-Garde Sinemasının bir diğer ismi olan Feyder. Hukuk ve sosyal bilimler eğitimi almıştır fakat ilgi alanı olarak seçtiği edebiyatla isim yaptı. Sonrasındaysa ilgi toplamayı beceren filmi 1921 yapımı El Dorado’yu çekti. 1921 tarihli. Gance. 1943'te Nazi istilası yüzünden Fransa'dan kaçtı. (Yazım Hatası). 1911'de yaptığı La Digue filmi diğer ilk dönem filmleri gibi başarısızdı. 1929’da çektiği L’Argent yönetmenin en önemli filmi olarak kabul edilir.gerçekçilikte belge filmlere duyulan arzu gibi bir şey vardır. J'Accuse'da yenilikçi yönetmenin 1927 yılında yaptığı muazzam Napoléon filminde geliştireceği deneysel teknikler kullanıldı. 1. Filmin başarısı 6 saatlik uzunluğu ve filmi gösterecek projeksiyon ekipmanlarının ve uzmanının yetersizliği nedeniyle gölgelendi. sinema yaşantısına kısa filmler çekerek başlamış.

karşımıza; Therese Raquin. Aynı yıl çektiği Les Nouveaux, (Yeni Baylar) filminde kent soylu politikleri hicvettiği filmi hakkında Carné filmin önemli bir yapım olduğunu ve ilgi çekici bulduğunu söylemiştir. 1929’da son sessiz filmi The Kiss’i, ardındansa 1930’da Anna Christie’yi çeken yönetmen Amerika’da çektiği değeri bulunmayan filmlerinden sonra tekrar Fransa’ya döndü ve dönüşünün ardından; 1934’de Le Grand Jeu ve Pension Mimosas’yı 1935’de ise en başarılı yapıtı görülen La Kermesse Héroique’i yaptı.
RENE CLAIR

1898 doğumlu Clair; mizah ve bürlesk’in yanısıra fantastik ve gerçeküstü filmleri ile öne çıkmayı başarmış bir yönetmendir. O, film yapmayı sadece bir şey-i anlatmak değil onu aynı zamanda sinemasal olarak keşfetmek olarak algılamış ve bunu bu şekilde dile getirmiştir. Clair filmleri ne gerçekçi ne de gerçeğin dışıdır ama gerçeğe öykünerek onun hayalini yansıtırlar. I. Dünya Savaşı sonrasında gazetecilik, şarkı sözü yazarlığı, eleştirmenlik yaparak yaşamını idame etmiştir. Sinemaya oyunculukla başlayıp; senaryo yazarlığı ve yönetmen yardımcılığı yapmıştır. 1919 civarında Paris’te oluşan Littérature dergisi etrafında; Aragon, Breton, Fargue, Gide, Valery gibi isimlerle birlikte olup dadaist toplanımlarda katılımcı olarak bulunmuştur. İlk çıkışını 1923 tarihli Paris qui Dort, (Uyuyan Paris) ile yapan Clairin bu filmi için Charensol: “Jarry ve Apollinaire ile beslenmiş ve dada ile sarılmış” ifadesini kullanmıştır. 1924 yılında yaptığı ikinci filmi Entr’acte Eric Satie’nin bir bale yapıtının perde aralarında sunulmak için hazırlanmıştır. Film Avant-Garde’ın önemli eserlerinden biri olarak görülmüştür. Clair’in bu filmi; insanı şaşırtan me-taforlarla bezeli, dadaist şiir geleneğine bağlı ve amaçsız görüntülerin gaglarla desteklenmesinden oluşan bir yapıttır. Bu
eser Mayokovski’ye varasıya çok ismi etkilemiştir. 1925 senesinde sırada Voyage Imaginaire, (Düşsel Yoculuk) sonrasında ise bir uyarlama olan Un Chapeau de Paille d’İtalie, (İtalyan Hasır Şapkası) vardır. 1928 yılında çektiği Les Deux Timides, (İki Sıkılgan) filminde de başarısını sürdürmüştür. Sesli sinema sürecinin başlaması bir çok isimde olduğu gibi Clair’de de tereddütler yaratmıştır ama o bunun üstesinden gelecektir. Görüntünün büyük önemini vurgulamış ve sesi sadece gerekli olduğuna inandığı yerlerde kullanarak kariyerine devam etmiştir. Bu süreç ardından 1930’da kendini Sous les toits de Paris, (Paris Çatıları Altında) filmiyle ispatlamıştır. Ardından 1931 senesinde Le Million’u yapmış ve başarı çıtasını yükseltmiştir. 1934’de ise A nous La Liberté gelmiştir. Clair, 14 Juillet ile bu sefer 1932’de Paris’in tam anlamıyla içine girer. Yergisini kuvvetlendirdiği eseri Le Dernier Millardaire 1934 senesinde çekilmiş ardındansa 1935 senesinde İngiltere’ye gitmiş ve büyük beğeni toplayan The Ghost Goes West, (Hayalet Batı’ya Gidiyor)’u çekmiştir. 1940’da Alman işgali sebebiyle A.B.D’ye geçen yönetmen The Flame of New Orleans komedisiyle başarıya ulaşamamıştır. 1942’de işler biraz daha düzelir ve I Married a Witch ile ilgi görür. Başarılı olarak kabul edilen filmi, bir fantastik güldürü olan It Happened Tomorrow’u 1944’de gerçekleştirdi. Amerika’da ki son işi Agatha Christie uyarlaması olan And Then There Were’den sonra yurduna döndü. Bunun sonrasında Paris çocukluk günlerine göndermeler yapan Le Silence est d’Or, (Sükut Altındır)’ı 1947’de gerçekleştirdi 52 se-nesindeyse taşralı, utangaç bir kişiliğin kadınlarla düşlerinde yaşadığı öyküleri anlattığı Les Belles de Nuit, (Gece Güzelleri)’ni, 55 ve 57 yıllarında ise Les Grandes Manoeuvres, (Hileli Aşk) ve Portre de Lilas’yı yaptı. Son filmleri

olarak ise sırasıyla La Française et l’Amour, Tout l’Or de Monde, Les Quatre Verités, Les Fétes Galantes gelmiştir.
FERNAND LÉGER

1881-1955 yıllarında yaşam sürmüş bir isim Léger. Sanatçı, ressam; ölümünden sonra unutulmayan ve eserlerini sergilemek maksatlı, Fransa Biot’da kendisi için bir müze açılan üretken yaratıcı bir insan. O tıpkı Delluc gibi -ama ondan çokça farklı bir çizgide- gerçek bir Avant-Garde sanatçısı. 1955 senesinde öldüğünde son ve ikinci filmi olacak olan ama olamayan Le Ballet des Couleurs, (Renklerin Balesi) öncesinde sadece bir tek filmi ardında
http://genclikcephesi.blogspot.com

22

bırakmıştır: 1924’de yaptığı Le Ballet Mécanique. Léger 1908’de kübizm doğduğunda Avant-Garde eğilimleri gözlemlemiş ve onlara katılmıştı. O zamanlar da Léger; izlenimcilik ve fovizm öğeleri ile bezeli resimler yapmakla meşguldü. İlk savaş sonrasında ilgisini silindir etrafında yoğunlaştırdı ve savaşın ardından resimlerine hakim olan mekanik görüntüleri aktardığı makine dönemine giren Léger bu dönemden, pürizme ilgi duyarak kopacaktı ve bu süreçte de Mekanik Bale ortaya çıkacaktı. Bu anlatısız, öyküyü yok sayan film; biçimler ve ritm ile yoğunlaşan bir deneydir. Léger filmin öncesinde Chaplin filmlerini ve bunlar üzerine açılımlar yapan Delluc yazılarını okumuştu ve bu etkiyle sinemaya yönlendi. Zaten Léger bu etkiyi doğrulayan bir belirtiyi filmin başlangıcına yerleştirmiştir: Bir Şarlo figürü şapkasını çıkarır, kafasını sallar ve perde de Şarlo Mekanik Bale’yi Sunar ifadesi okunur. AvantGarde’ın sıkı yapımlarına karşı beğenilerini hep sunmuş olan Eisenstein, Léger’in bu senaryosuz, üçyüz çekimden oluşan ve ondört dakika süren; mekanik, insan ve dünya üçlemini görsel düzenlemeler, deneysel fotoğraf görüntüleri ile simgesel bir yapıda anlatmayı amaçlayan filmi için taktir ve beğenilerini sunmuştur. Yapıtını yedi dikey bölümden oluşturan Léger bunu; prizmalar yordamıyla görüntü kırılganlığı, yansıtıcı özellikli yüzeylerin deneysel fotoğraf çalışmaları, geometrik desenlemeler, bilumum mutfak eşyaları ve ‘şeyler gibi görünümlerin mekanik ama canlı ve eğlenceli, görsel bir dans kurgulamasıyla sunarak ortaya koymuştur.
JEAN RENOİR

1894 doğumlu yönetmen, “en Fransız yönetmen” gibi bir nitelendirmeyle anıldı. Kendisinden önceki kuşağı yok sayan ve suçlayan Yeni Dalga’cıların önemsediği tek yönetmen olmak gibi bir özelliği vardır. Dönemin isim yapmış empresyonist ressamı Auguste Renoir’in oğludur. Sinemayı seçtiğinde yıl 1924’tür. Aynı yıl içerisinde Une Vie sans Joie isimli ilk filmini ardından da bir melodram olan La Fille de L’Eau’yü yaptı, film; içerdiği rüya sekanslarıyla dikkat çekti. 1920 senesinde en iyi Zola uyarlaması ünvanını hak edecek olan Nanayı çeker. 1927’de yaptığı Marquitta ile dönemin dansı Charleston izlerini aktarmaktadır perdeye. Aynı tarihte yaptığı ve gerçek üstü bir atmosfere büründürdüğü filmi La Petite Marchande d’Allumettes, (Küçük Kib-ritçi Kız)’ı yapar. Bir uyarlama olan On Purge Bébé ve La Nuit de carrefour ardından La Chinne’i 1931 senesinde gerçekleştirir. 1932’de Yeni Dalga’nın habercisi sayılacak olan Boudu sauvé des eaux, (Sulardan Kurtarılan Boudu) gerçekleştirir. 34’de ise İtalyan Yeni Gerçekçiliğini etkileyecek olan Toni’yi yapan yönetmen filminde İspanya’dan Fransa’nın Province bölgesine gelen göçmen işçilerin yaşayışını konu edinmiştir. Renoir’in karamsarlığının son eseri olarak gösterilen ve patron
ile işçi ilişkisini konu alan 1935 yapımı Le Crime de M.Lange, (M.Lange’ın Suçu) filmi Halk Cephesi damgasını taşıyan ve patronların sistemini yeren bir film olarak dikkat çeker. Fransız Komünist Partisi’nin isteğiyle yapılan ve Halk Cephesi Hükümetini savunan La Vie est a Nous, (Yaşam Bizimdir) ise 1936’da hayat bulur. Film bir süreliğine de olsa sansüre takılacaktır. Gene 36 senesinde, yönetmen; Une Partie de Campagne filmini yapıp, söylendiği gibi siyaseti sanattan üstün görmediğini ortaya koyacaktı. 1936’da yaptığı Les Bas-Fonds (Ayak Takımı), başarıya ulaşamamış bir Gorki uyarlamasıdır. Bunun bir yıl sonrasında ise La Grande Illusion yapımıyla klasikler listesine bir film eklemiş olur. 1789 Devriminin aktarıldığı La Marseillaise, (Marsilyalı Kız) filmini 38’de çeker Renoir. Aynı tarihlerde nazi faşizminin yükselişe geçişi ona bir Zola uyarlaması olan Le Béte Humaine, (Hayvanlaşan İnsan)’ı yaptırır. 39’a geldiğinde ise dünyaya bir baş yapıt kazandıracaktır: La Régle du Jeu, (Oyunun Kuralı). Film Şiirsel Realizmin doruğu diye de adlandırılacaktır. Savaş sebebiyle kaçınılmaz olarak ülkesini terk eden Renoir Amerika’ya göç eder ve orada 1941-46 yılları arasında; Swamp Water, The Southerner, Diary of a Chamber Maid, The Woman on the Beach filmlerine imza atar. 1951’de ise bu kez Hindistan’da The River ile orada yaşayan İngilizleri konu edinen filmini yapar. Ülkesine dönüşünün ilk filmi olan French Cancan’ı 1955’de çekecek ve bu yapımıyla 1956 senesinde Sinema Akademisi Ödülü’nü alacaktır. Ödülün ardınca bir romantik güldürü olan Elena et les Hommes’yi ardındansa şiirsel Le Dejeuner Sur l’Herbe, (Kırdaki Kahvaltı)
http://genclikcephesi.blogspot.com

23

ve 58 tarihli deneysel televizyon filmi Le Testament du Dr.Cordelier’i yapacaktır. 71 senesinde sinema yaşantısını anlattığı Jean Renoir’ın Küçük Dünyası’nı filme aldı. 79 yılında ölmeden önce; Renoir, Les Cahiers du Capitaine Georges, Ma Vie et mes films kitaplarını yayımlamıştır. JEAN VIGO Sürdüğü yaşam doğrultusunda doğal olarak yaşama erken veda eden 1906 doğumlu Vigo 1934 senesinde yaşamını yitirmiştir. Onun yaşamı mutsuz, fakir ve hasta bir yaşantıdır. İlk belgesel filmini Nice’e yerleştikten sonra 1930’da A Propos de Nice, (Nice Üstüne) ismiyle kameraya almıştır. İkinci yapımı ise ünlü yüzücü Jean Taris üzerine yaptığı 1931 tarihli Jean Taris, Champion de Natation olmuştur. Bu yapım onun Avant-Garde sinemacılığının sinyallerini verdiği eseri olmuştur. Diğer önemli çekimi ise 1933 yılında gerçekleştirdiği ve sansür kurumunca sakıncalı görülüp yasaklatılan Zéro de Conduite, (Hal ve Gidiş Sıfır) olmuştur. Bu filminde Vigo ortaya iki farklı yaşam şekli ortaya koyar; bunlardan biri; çocukların ve halkın dünyası diğeri ise; olgun kişilerin ve burjuvanın dünyasıdır. Yapıtın kökeni Vigo’nun yaşadığı çocukluktur elbette; çocuk ahlakına not veren bir konumdan bakan sistemin bir yergisidir ortaya konan, bir baş kaldırı filmi... Tahmin etmesi güç olmayacağı gibi filme tepkilerden ziyade saldırılar olduğunda, yönetmen bu bağnazlığa karşı bir savunma olarak 1934’te L’Atalante’ı koydu ortaya. Filmin ilk gösterimi başarısız bir şekilde sunulur ve kısa bir süre sonrada yönetmen hayata veda eder. Film gösteriminin devamında bazı değişikliklere uğratılarak sunuma devam ettirilir; yakın tarihlerde İngiliz Film Arşivinde bulunabilen özgün kopyası baz alınarak yeniden basılıp gösterime sokulur. Sürreal alt yapılı filmde bu olgu başarılı bir şekilde romantizm ve komedi öğeleri ile harmanlanıp sunulur izleyiciye. Vigo’nun sinema yaşamı kısa ama yoğun bir yaşamdır, dört filminin toplam süresi dahi kısa denecek bir süreye sahip olmuştur. Günümüzde yönetmen, meraklısı olan için hâlâ keşfedilecek noktaları kendinde barındırmaktadır. MARCEL CARNÉ

Şiirsel Realizmin öncüsü olarak adını geride bırakan Carné bir marangoz çocuğu olarak Paris’te 1909 yılında dünyaya geldi. Sinemaya duyduğu ilgiyi tam anlamıyla fark edene dek bir sanat okulunda sanat yaşamına başladı. Sonrasında ise bir film teknisyeni olarak yoluna devam etti. Askerlik süreci ardından Carné hemen sinemaya atılamayacak ve başka işlerle meşgul olacaktı. Sinemayla ilintili ilk işini 1920 sonlarında yönetmen yardımcısı olarak yapmaya başladı. 1929 yılında ilk filmini çektiğinde kullandığı kamerayı bir arkadaşından ödünç olarak almıştı. Yaptığı bu film; Marne nehri kıyısında Pazar pikniği yapan insanlara değinen bir belgesel çalışmaydı ve Nogent-Eldorado adını almıştı. Bunları; Cinémagazine ve Hebdo Film dergilerinde eliştirmen olarak çalışması ve A.B.D’ ye gönderilmesi izleyecekti. 1936 yılında Feyder, bir melodram olan Jenny’nin rejili-ğini Carné ’a devredince ciddi anlamda yönetmenliğe adımını atmış oluyordu. Yıl 1938’ e geldiğinde Carné ileride çok anılacak bir yapıtla başbaşaydı; Quasi des brumes, (Sisler Rıhtımı). Geçirdiği bir sinir krizi sırasında cinayet işlemiş olan asker kaçağı Jean, sisler içindeki liman kentine gelir ve rıhtımdaki bir meyhanede tanıştığı Nellie'ye âşık olur. Kızın nişanlısını katletmiş olan hain koruyucusu Zabel, kızı da yıldırmıştır. Jean yeraltı dünyasına karışır; bu arada yerel bir çetenin başı olan Lucien, dikkatini Nellie'nin üzerinde yoğunlaştırır. Jean, polisi atlatmak için, intihar eden bir ressamın pasaportunu kullanır ve Venezüella'ya giden bir geminin mürettebatına katılır. Nelly'ye tecavüz etmeye kalkışan Zabel'i öldürmek zorunda kaldıktan sonra, tam gemi hareket etmek üzereyken, kendisi de Lucien tarafından vurulup öldürülür… Aynı yıl yaptığı Hotel du Nord, (Kuzey Oteli) ise Sisler Rıhtımına nazaran duygusallığı birazda olsa fazla basan bir yapıttı. Filmde birlikte intihar etme kararı alan genç sevgililerin portresi çizilir, genç adam kıza ateş eder fakat sonrasında kendisini vuracak güç ve cesareti kendisinde bulamaz ve hapisaneye girer. Hapis yaşamının sonunda iki sevgili (kız ölmemiştir) tüm olanlara rağmen mutlu bir yaşama kavuşurlar. Giderek kasvetli bir anlatıma yönelen Carné 1939 yılındaysa Le jour se léve, (Gün Doğuyor)’u yaptı. Film pesimistik
http://genclikcephesi.blogspot.com

24

altmış civarı film ortaya koymuştur. Savaş sonrası ülkesine döndüğünde başarılı yapıtlar ortaya koyar. JULIEN DUVIVIER 1896 doğumlu yönetmen bir cizvit okulunda öğrenim görmüş. L’Abominable Homme des douanes filmlerini gerçekleştirmiş 1973 senesinde yaşama veda etmiştir. Yenilenen bir dönemi şimdiki zamanın aşırı değişken yapısını perdeye aktarmakta güçlük çekti Carné. Kendisinden yıldız keşfeden yönetmen olarak bahsedilmesini sağlayacak isimleri oynatmış filmlerinde. MARC ALLEGRET 1900 doğumlu bir yönetmen Allegret. (Hanımların Mutluluğu) filmini yapmış ve üne kavuşmuştur. 1930’lu yıllarda belgesel haricinde filmlerine girişmiş. L’Homme a L’imperméable. Un drole de dimanche. Lac aux Dammes. L’Amant de Lady Chatterly. Bunları 1950-67 arasında yaptığı: Sous le ciel de Paris. Dünya Savaşı sırasında tekrar A. 1944’de ise Flesh and Fantasy sonrasında ise aynı yıl içerisinde The Impostor’ı gerçekleştirir. Les Petites du quai aux fleurs. Petrus. Orage. 1996’da içsel bir yaşam sürerken yaşama veda eden Carné ölümünden önce ise şu filmlere imzasını atmıştı: Zola’nın sinemaya uyarlanan yapıtı. Les tricheurs(1958). Sonrasındaysa 1932-39 yılları arasında kendisinin klasikleri olacak filmleri: Poil de carotte. sinema yaşamı belgesellerle başlamış bir isim. Savaş sonrası ise yönetmenimiz için pek parlak olmayacaktı aslında. Yönetmen. Güldürü sinemasına çokça ağırlık veren Duvivier 1919’da yaptığı ilk filmi Haceldema ile bir ilgi uyandıramadığı gibi. 1942 yılında yaptığı Les visiteurs du soir. VE SİNEMAYA SES GELİYOR http://genclikcephesi. (Gece Ziyaretçileri) adlı Ortaçağda geçen yapıtında şeytanın aşk için bir engel olabileceğini fakat asla onu yenemeyeceğini anlattı. Le Petit monde de Don Camillo (bu filmiyle Venedik Film Festivali’nde ödül almıştır).com 25 . Herşeye rağmen ilerleyen yıllarda çokça aşk filmi çevirdi. Lunegarde. ilkin tiyatro ile ilintili çalışmalarda bulunmuş sonrasında ise l’Herbier ve Feuillade gibi isimlere asistanlık yapmış ve senaryo denemelerinde bulunmuştur. Un Carnét de bal’ı yapmıştır. 1920’li yıllarda çektiği yirmi kadar filmlede başarıyı sağlayamamıştır. Şiirsel Realizmin babalığını yapmış olan Carné için kimileri bu filmin Şiirsel Gerçekçilikten kopuş olduğunu söylese de film tam anlamıyla akımdan uzakta değildi. 1940lı yıllarında Carné çektiği filmlerde konusal olarak umutsuz aşka ve iyi ile kötünün savaşımına yöneliyordu. Thérése Raquin(1953). Duvivier 38 senesinde Hollywood’a çağrılır ve Johann Strauss’un yaşamını kameralayan The Great Waltz’ı yapar. 1948’de İngiltere’de Anna Karenina’yı yapar. L’Affaire Mauriuzus. 1929 senesinde yönetmen bu kara perdeyi yırtarak Au Bonheur des dames. Ne olursa olsun o meşhur Carné kasvetini Cennetin Çocukları’ nda da bulmak mümkündü.D’ye giden yönetmen 1942 tarihli filmi The Tales of Manhattan’ı. Soğuk bir kişiliğin altında üretken bir yapı barındırmış.B. 1967 senesinde ölen yönetmen Beş Büyük Yönetmen olarak adlandırılan sıralamanın içerisinde olmuş. (Cennetin Çocukları) 19. Pepe le Moko. Mam’zelle Nitouche. sonrasında. Le Diable et les Dix Commandements filmleri izler. Entrées des Artistes bu tarihlerde bahsedebilecek filmlerinden olmuştur. II. Bir çok kişi tarafından felsefi olarak değerlendirildi. Les assassins de l’ordre ve La Bible(1977).sürecinden dolayı İkinci Dünya Savaşı sırasınca psikolojiyi bozucu olduğu gerekçesiyle ilgili makamlarca yasaklatıldı. Sois belle et tais-toi.yy Paris tiyatro dünyasında geçmekteydi. Filmleri genellikle iyi ve kötünün savaşımı konulu ilerlemiştir.blogspot. La Femme et le Pantin. Şiirsel Gerçekçiliğe dahil edilen filmleriyle sinema tarihinde kendisine yer bulmuştur. Maria Chapdelaine. Bir pantomim sanatçısının yaşam öyküsünü anlattığı 190 dakikalık yapıtı Les enfants du paradis.

Abel Gance’ın Paradis perde’su sayılabilirdi. Gremillon. gene aynı tarihli Le Collier de la Reine karşımıza çıksada Fransız sesli filminin önünü açan yapım kesinlikle René Clair’in filmi (ki Epinay stüdyolarında Alman şirketi Tobis için çekilmişti) Sous les toits de Paris’dir. Önemle belirtilmesi gereken bir nokta da bu süreç içerisinde ki senaryo yazarlarının Fransız sinemasında önemli yerlere geleceğinin nişaneleride ortaya çıkmıştı.Fransa sineması seslenmişti seslenmesine ama bu ani gelişe biraz hazırsız yakalanılmış ve bilim adamları gerekli aygıtlar –ses cihazları. L’Herbier gibi sessiz kuşağın nitelikli isimleri sorun yaşamadan yeni sürece geçiş yapan yönetmenlerdi. Jacques Prévert. Bu büyük adamlar aynı şekilde otuzlu yıllarada isimlerini bırakabilecek kadar başarı kazanacaklardı. Marcel L’Herbier’nin Le Bonheur’su. Henri Jeanson. http://genclikcephesi. Bu dönemin öne çıkmış senaryo yazarlarına baktığımızda: Marcel Achard. Fransa’ya ait sinema dünyasında bahsedilmesi gereken. Duvivier. Lakin bunun istisnası olarak ortaya çıkan Clair’e ait. La Porte du large (1936). Charles Spaak isimleriye karşılaşırken Yves Mrande ve Louis Verneuil gibi daha bir çok yönetmeninde senaryolaştırılmış tiyatro filmleri çektiklerini görüyorduk. Lévy. sesin gelmesi. İlk başlarda yapılan filmler daha öncelerde yapılan melodramların yeni versiyonlarıydı bir diğer anlamda bunlar melodramın XIX. önem taşıyan bir türde şüphesiz ki gerçekçi melodramdı. Aslında ortaya çıkan ürünlere sinema filmi demenin sinema etiği açısından ne kadar doğru olduğu tartışılırdı zira bunlar sadece filme alınmış dahası filmleştirilmiş tiyatro ya da opera çalışmalarıydı. almıştı çünkü alt yapıları buna dayanmaktaydı. bir anlamda Avant-Garde’ın sona erişi anlamındaydı. İsim altında toplamak gerekirse bu tür kendi içinde: Sosyete Dramı. Daha öncede belirtmiştik. Bu dönemden sonra listeye önemli iki isim daha girecekti ki bunlar Vigo ve Carné ’dan başkası değildi. Müziğin gerçekten yaratıcı bir şekilde kullanıldığı film sonralarda ise Fransa’da bir çok filme yol çizecek ve vizyonun gerçekten poplaşmasını sağlayacaktı.blogspot. Dünyada kabul görüp başarı kazanan bir film olmasına rağmen ilginç bir şekilde Fransa’da ilk başlarda hiç ilgi görmemişti. Bu sahada da öne çıkan belirginleşmiş iki isim göze çarpıyordu. Şayet bunlara örnek vermemiz gerekecekse: Double Crime sur la ligne Maginot (1937). Bu değerler doğrultusunda ortaya çıkan gösterimlere uyum sağlayan küçük sayılamayacak bir izleyici kitlesi söz konusuydu ve bu durumdan rahatsızlık duyanlar varsa onlarda eleştirmenlerdi. Feyder. ucuzluk ve haliyle kalitesizlik olarak görülüyordu. Seçenekler arasında yer alan filmleştirilmiş tiyatro giderek daha fazla seyirci çekmeye başlamıştı ve bir anlamda bulvar komedisinin yerini almıştı. A nous la liberté ve Quatorze juillet diğer yapımlar arasından sıyrılabili-yorlardı. zira ürettikleri teknik malzemeye patent henüz al-a-mamışlardı. Ama gelgelelim şu meşhur Hollywood tehlikesi karşısında bu düzen büyük bir başarı ve kazanç sağlamaktaydı. onlarda: Marcel Pagnol ve Sacha Guitry idi. Epstein. Renoir. Sesin sinemaya girmesinden sonra doğal olarak tiyatro tabanlı filmler ve daha popüler bir şekilde müzikaller poplaşan değerler olarak öne çıkmıştı. aksine yeni melodram türleri ortaya çıkacaktı.üzerinde ki çalışmalarını başarıyla tamamlamış olsalarda Fransa film dünyasında yabancı patentli malzeme hakimiyeti söz konusuydu. yy’dan bu yeni zamana dönüştürülmesiydi.com 26 . Bu arada vazgeçilmez gibi duran komedi bu yeni düzenede uyum sağlamakta hiç gecikmemiş ve ortaya komik müzikhol şarkıcılarının oynadığı ucuz işler çıkmaya başlamıştı. Ortaya çıkan bu eğlence -sinema kültürü. Clair. Gance. Le Million. İlk yapılan Fransız sesli filmine baktığımızda 1929 yapım yılına sahip L’Eau du Nil. Elbetteki bu tür salt yeni uyarlamalardan ibaret kalmayacaktı. Bu arada Guitry’nin filmlerinde her zaman başrolü kendisine ayırdığını da belirtmeden geçmemek gerekir.

Slaw Melodramı. VICHY DÖNEMİ ÜZERİNE Nazi ordusu. İşte Almanların Fransa’yı işgali. mali destek ve kısa film çalışmalarına yatırıma değin. bu sıralar yapılan filmlere bakacak olursak karşımıza: Abel Gance’ın La Vénus aveugle’u. oyunculardan ve yönetmenlerden bu dönemde ABD’ye göç edenler olurken bazılarıda faşist bir takım baskıcı kurallar altında zor zamanlar geçirmeye başlamışlardı. Pagnol’un La Fille du puisatier’si. Pétain hükümeti sırasınca kurulan COIC (Sinematografik Endüstrilerin Organizasyon Komitesi). Gerçekçilik yönüne gelecek olursak.blogspot. dahası Fransa’da kalanlar ve de sorunsuz bir şekilde kariyer ve yaşamlarına devam edenler –de. Akım adından da ortada olduğu gibi iki ana noktadan oluşmaktaydı. duygusal. Şiirsel yön.oldu –elbet-. Stelli’nin Le Voile bleu’su. çevre seçimi ve film karakterlerinin davranışlarında yatmaktadır: Islak caddeler sisli limanlar ve benzeşik öğeler ana atmosferi oluştururken. Ama film piyasasında bir Fransız hakimiyetinden söz edilebilirdi çünkü. karakterler ise asker kaçaklarından. Yeni film okullarından tutunda. Asker Melodramı gibi isimler almıştı. Kısa bir dönem süren şiirsel realistik sinema. Gelgelelim herkes bir yerlere göç edip işkenceye maruz kalmıyordu. romantik. şiirsellik ve gerçekçilik. Yaşamı etkileyen her şey dahası dünyayı etkileyen her şey doğal olarakta en başından sonuna sinemayı etkilemiş ve etkileyecektir. Sinema. Pétain Hükümeti ise ateşkes adı altında Fransa’yı resmen Nazilere teslim etti. Her ne kadar parasal sancılar çeksede Fransız sinemasının iyileştiği söylenebilirdi. Hollanda ve Belçika’ya saldırdıktan sonra. çok önemli adımlar atıp uğraşlar veren bu kurum. ümitsiz bir sinema örneği olarak tarihteki yerini alacaktır. Fakat bu dönem filmlerinin Alman’ların sansür kurulu Vichy tarafından denetlendiğini de unutmamalıyız. Böylelikle sinemada sansür http://genclikcephesi. İngiliz ve Amerikan filmleri tamamen gösterim yasağına tabi tutulmuştu. Bu savaş dönemi sinemasına baktığımızda ortaya konan yapımların önemli bir kısmını edebi uyarlamalar oluştururken Cocteau’nun da imzasını taşıyan ama az sayıdaki fantezi filmlerden söz etmek mümkündü. Fakat şu varki bu yıllara hakim olacak tür olarak olarak seçilen bu melodramlar değil Şiirsel Gerçekçilik olacaktır. Grémillon’ın Le Ciel est a vous’u çıkmaktaydı.com 27 . karakterlerin karşısına çıkan ve yaşamın simgesi olan polisler ve gangsterlerin varlığıdır söz konusu olan. Naziler için mükemmel bir propaganda aracıydı ve bunu her açıdan kullanacaklardı. Ortaya çıkan ve hafiften bir ağırlık kazanan kadın filmleride aynı dönemde etkinleşmeye başlamıştı. haliyle Fransız sineması üzerinde sağlam bir etkiye sebep olmuştu. Sinema sektöründe. İleride bir başka bölüm halinde sunmaktansa burada pekişmesi muayetinde konudan fazla uzak düşmemek amacıyla sınırlı bir şekilde şiirsel gerçek-çi-lik ten bahsetmek faydalı olacaktır. Akımın ilk defa ortaya çıkışı Fransa’da olmuştu ve yıl 1930’u göstermekteydi. az sayıda İtalyan ve Alman filmini saymazsak. Majinot savunmasını yararak Fransa’ya girip 1940’ın 14 Haziran’ında Paris’e ulaştı. Şiirsel Gerçekçilik akımıyla hemen hemen özdeşleşmiş olan Marcel Carné’nin bu akımın tek temsilcisi olduğu ileri sürülse de bu pek doğru bir iddia değildi zira akımın ortaya çıkışında Jean Vigo. Marcel L’Herbier ve Julien Duvivier gibi yönetmenlerinde etkileri vardı elbet. sözkonusu Alman hakimiyetinin sınırlarını daraltmaya çaba gösterdi. psikolojinin hastalık taraflarında dolaşan katil tiplemelerinde yer alan erkek oyuncular ve yaptığı evlilikle mutluluğu bulamamış kadın tiplemelerinden oluşturmuştur. Fransız sineması için gerçekten gereken ve iyi sonuçlar doğuran bir adım olmuştu. Bu da Fransız Sineması’nın tıpkı toprakları gibi işgali anlamına geliyordu.

(Karga) filmiyle yönetmenlik sandalyesinde görecektik. Autant Lara olacaktır.blogspot. Film kendisine Fransız direnişçileri suçlayan ve yeren bir konu edinmişti ve Fransa bu filme ve haliyle yönetmenine öyle bir tepki verdi ki Nazilerin filmi gösterimden kaldırıp. Savaş döneminde varolan bir sinemacı olan Bresson’da 1943’de ilk filmi olan Les Anges du Peche. Yukarıda da belirttiğimiz gibi önemli bir diğer isimse Becker’di. (Gece Ziyaretçileri) ve Les Enfants du Paradis. Bir diğer faşizan isimse Sacha Guitry idi. Aynı kategoride yer alacak bir diğer isimse. Fransız izleyici bu olay karşısında tepkisiz kalmamış aksine taşkınlık derecesinde bir karşı koyuş sergilemiştir. Grémillon bu filminde örgütlü bir ulusun neleri gerçekleştirebileceğini koyuyordu ortaya. faşist eğilimli yönetmen 1948’e değin Fransa tarafından affedilmeyecekti. Bunun için verilebilecek en uygun örnek. sayılarını ise arttırmıştı. ortada olanı yansıtacaklardı perdeye. sinema seyircisini oyalamaya yönelik yapımlar olmaktaydı. hiçbir önem ve değeri olmayan. tarzıyla dikkat çekti. (Günah Melekleri)’ni yapmıştır. önceden çektiği Ceux du rail belgeseliyle desteklediği ve savaş katılımcısı direnişçi demiryolu işçileriyle röportajları ve onların anılarını da içeren film. 45’de Goupi Mains Rouges ve aynı yılda işgal altında ki Paris halkını anlatan Falbalas’yı çekti. Müthiş bir dönek olan Jean Delannoy Nazilerin sevgisini kazanan L’Eternel Retour. ilkin İşbirlikçi Filmler’e bakabiliriz: 1942 tarihli Clouzot’nun yazıp Decoin’in yönettiği Les Inconnus dans la maison. Bir diğer kategori ise Vichy dönemine yönelik çekilen Karşıt Filmlerdi: İlk dikkat çeken yapımlar Carné ’ın Les Visiteurs du soir. Le Voyageur de la Toursaint. paraya dolayısıyla burjuvaziye sıkı eleştiriler giydiriyordu. Yahudi karşıtı bir film olarak karşımıza çıkacaktır.uygulamaları başladı ve bu görevin başına da Dr. bir ulusun direncinin yok olamayacağının ispatı olarak bu döneme damgasını vurmuştur. Söz konusu ettiğimiz Vichy süreci içerisinde ortaya bir de Gerçekçi Filmler çıkacaktı. o da Clouzot ile aynı kaderi paylaşacaktı. (Evdeki Yabancılar). Yönetmen. Yönetmen son çektiği Douce ile direnişe açıkça methiye düzüyordu. realizmi tam anlamıyla ortaya koyan Daquin’se: Nousles Gosses. 43’de ise Clouzot’ yu bu sefer Le Corbeau. burjuvaist değerlerle ve Mareşal Pétain’le ciddi bir şekilde dalga geçiyordu. Dönem içinde film yapımına hiç izin verilmiyor değildi fakat bu filmler. Yönetmenin daha açık ve ağır filmi Le ciel est a vous 1944 yılında çekilecekti. yönetmeninde film yapma yetkisini elinden almaları gerekti. Grémillon’ın 39’da başladığı Remorques’u ve 43’de yaptığı Lumiére d’Eté ’i bu sınıfa dahil edilen yapımlardandı. Schmidt getirildi. Le premier de cordée ’yi yaptı. bunların taban konusunu işgal sürecinde ortaya konan mücadele oluşturmaktaydı. Pierre Prevert’in yönetmenliğini yaptığı 1943 tarihli Adieu Léonard. Nazi dönemi sinemasını kategorilere ayırmak doğru olabilir. bunlar: Louis Daquin ve Jacques Becker’di. Aktif direnişin göstergecisi olan. Hemen ardından Continental kurumu tüm Fransız film dünyasını eline aldı. bu filmler yaşanan gerçeği. Zaten. Bu filmler. (Ebedi Dönüş) filmini 42 senesinde çekecekti. Madame et la Mort. Elbette ki gösterimde ki filmlerin bir kısmı. Becker: 1943’de Le Dernier a’tout.com 28 . İşgalin yaklaşmasından önce vatanlarını terk eden yönetmenler olmuştu zaten ama bu süreç terkedimi hızlandırmış. 42’de Letters D’Amour ve 43’de Douce. Zaten http://genclikcephesi. 1941’de yaptığı Le Mariage de Chiffon. Söz konusu yönetmenlerden iki isim diğerlerine nazaran daha bir öne çıkacaktı. bazı filmlerin tamamı Nazi propagandası niteliği taşımaktaydı. René Clémentin 1946’da çektiği La Bataille du rail filmidir. Tüm bunların ardındansa İşgal Sonrası Direniş Filmleri geldi. (Paradideki Çocuklar)’ı olmuştur.

Bunun ardından (dahası buna bağlı olarak) polisiye ve gerilim filmlerinin yükselişi söz konusu olurken Fransa http://genclikcephesi. Fransız piyasasında Amerikan filmlerinin hortlayışı bu sorunların en başında gelmişti. söz konusu yönetmenlere ait filmlerin karanlık ahlaki yapısını uygunsuz görmekteydi. Les Diaboliques’i 55’te. dönemin tüm mevcut dergilerinde yazılarını bulmak mümkündü ve sert eleştiri üslubuyla dikkat çekmekteydi. La Vérité sue Bébé Dongé. Jeanson. o. Becker. yeni salonların inşası ve mevcutların yenilenmesi gibi. 1946’ da Demir Yolu Savaşını çekti bu uzun metraj yarı belgesel nitelikler taşımaktaydı. 48 yılında Dédée d’Anvers. Ama genede şiirsel realizmi benimseyen ve işleyen filmler yapılmadı değil: Allégret. Prévert gibi alışıldık senaristler üretkilerine devam etselerde bahsi geçen süreç içerisinde. Savaş öncesi film yapan yönetmenlerden savaş sonrası tekrar film yapmaya başlayanlar olduğu gibi yeni isimlerde savaş sonrası yönetmenleri olarak bunlara eklendiler. Daha önce bahsettiğimiz faşist tabanlı baskılardan kaynaklanan sebeplerden dolayı topraklarını terk eden Yahudi tabanlı sinemacıların geri dönmesi de sinemayı gerçek anlamda güçlü göstermekteydi. Christian-Jaque. Bazin bir eleştirmenden öte bir kişilikti.Cannes’da da Altın Palmiye’ye layık görüldü. Clouzot. Audiard. devam edecek olduğumuzda. haklıydı-da.com 29 . 50’de Manéges’i yaparken Clouzot. Ama çok geçmedi ki Fransız sineması o hiç yabancı olmayan problemlerle yeniden yüzyüze gelmişti. Carné’nin Thérése Raquin’i gibi. Truffaut’a gelecek olursak. Savaşın her türlü aksaklıklarını ortadan gidermek için çaba veren ülkede savaş ve benzeşikliğine bağlı konularda belgesel çekimlerinin ortaya çıkması da olası bir durumdu. Sadece film çekimleri bakımından değil sinema salonlarının mimarisi açısından da yapılan yenilikler söz konusuydu. Ve bu kişiler Fransız sinemasının kalite geleneğinden de uzaklaşıp ödün vermiş değildiler. Autant-Lara. Les Grandes Familles. çalışkan ve dolayısıyla üretken bir yapıya sahipti.zira şiirsel realizm iyiden iyiye azalım gösterse de kara film geleneği gitgide bir belirginlik kazanmıştı.Truffaut tarafından bir hayli sert dille eleştirilip suçlanmıştı. 49’da Une si jolie petite plage’ı. Modern sinema sözcüğünün gerçek anlamda fiiliyata geçişi André Bazin tarafından götürülen ciné club hareketinin hız kazanmasıyla tam anlamıyla destek bulmaktaydı. En cas de malheur gibi filmlerse ahlak ve sınıf pratiklerine yönelik sosyolojik eleştirilerde odaklaştılar. Clément gibi. COIC çalışmalarını genişleterek sürdürmekte ve ticari olmayan sinemanın gelişimine destek sağlamaktaydı ve modern Fransız sinemasının temelleri artık atılmıştı. Clément. Böylesi etki-ler yaratmasa da sayılmadan geçilmesi dönemin sinema tarihi açısından hata olacak birkaç direniş filmi daha söz konusudur: Bresson: Un condamné a mort s’est é chappe -1956 Cayette: Le passage du Rhin -1960 Chabrol: La Ligne de Demarcation -1966 Melville: L’Armé” des Ombres -1969 Tüm bu olanları Fransız sinemasının kurtuluşuna yönelik kurulan komite ve L’écran Français dergisinin yayın hayatına başlaması izledi. Aurenche. La Vérité ’i ise 60 yılında yapmıştı. Bu kuşak F.blogspot. Quai des Orfevres’yi 47’de Le Salaire de la peur’yu 53’te. Tüm bunların yanısıra Les Cahiers de cinéma’yı kurup geleceğin akımı olacak olan Yeni Dalga yönetmenleri için ortam hazırlamış oldu. Bost gibi senaristler dönemi kendilerine mal edebildiler. Bu yıllarda izleyici sayısındaki artış dörtyüzmilyonla dikkat çekecek boyutlara gelmişti. 1950’lere doğru sinema Fransa’da en popüler dönemine erişmişti.

bu çok yönlülüğünü sinemada belki de en iyi şekilde yansıtacaktı insanlara. Robert Bresson. Tanrı ile konuşan ve köyün komünist papazına savaş açan. anlamsızlığa dönüştürdü ve vücudunu komedisine efekt unsuru olarak kullandı. Agnés Varda.sineması kendi topraklarında ve dış ülkelerde farklılık gösteren bir sinema portresi çiziyordu. Papatya Falı. Bourvil gibi kariyerinin zirvesinde olan bir komedyen daha söz konusuydu. EĞİLİMLER. Jour de féte. Jacques Tati kaba güldürüye yakın bir mizah tarzıyla konuşma dilini bir homurtuya.com 30 . Louis Malle. Nana verilebilirdi. Alain Resnais. Lakin bu türe asıl ait olan bir isim değildi. zira dışarıda kara film ve gerilim tarzıyla bilinip takip edilirken Fransa içerisinde dram ve komedi ağırlık kazanıyordu. Pierre Melville. Bardot. Ellili yıllara doğru baktığımızda kostümlü dramanın gerçek anlamda ağırlık sağladığı ve gerçektende çok sayıda bu türe ait çalışmalar üretildiği görülüyordu. küçük bir İtalyan köyünde geçen bir diğer komedi filmi de bir Fransızİtalyan ortak yapımı olarak gişede başarı sağlamışlardı. küçük ekiplerle çalışmış ve kendi çizgisini oturtmuştu ve Tati başarıyla yurt dışındaydı. Fernandel’den başkası değildi bu. Parisli Kız bunlardan önemlileriydi. “ben bir şairim” diyecekti hep. sadece bir şair değildi elbet. Les Belles de nuit. Ama bu demek değildi ki bir başkası bunu başaramayacak. SAVAŞ SONRASI DÖNEMDE. gerçek anlamda çok yönlü sanat adamıydı kendisi. gibi isimler savaş sonrası dönemde ortaya çıkacaklardı. evet. Les Vacances de Monsieur Hulot.) Fernandel’in komedi de topraklarının dışına çıkamadığını belirtmiştik. Darry Cowl. Ayrıca bu dönemde Bourvil’in yükselişe geçişi söz konusuydu. (bahsi geçen Don Camillo dizisi 1951 de başlatılmış Duvivier tarafından da yönetilmişti. ve tarih ellileri gösterirken sahneyi Brigitte Bardot alacak deyim yerindeyse kaplayacaktı. teknikleri.blogspot. dış çekimlere ağırlık vermiş. Les Misérables. o http://genclikcephesi. Daha sonraları Bardot’yu piyasanın komedi filmlerinde de görecektik. Bir Fransız savaş mahkumu ile bir ineğin hikayesi olan İnek ve Mahkum filmi ve yanısıra. Tati özgündü zira alternatif bir grup oluşturmuş. Le Rouge et le noir. Ve Tanrı Kadını Yarattı filmiyle kariyerini başlatmış oluyordu. Bu yönetmenlere bakıldığında. Francis Blanche isimleri çıkıyordu. Lakin bu Fransız yapının dışında tutulabilecek bir ortak yapım söz konusudur: Henri Verneuil. Fransa’ya ait toplum yapısı ve dil göz önüne alındığında ve ortaya çıkan yapımlar da bu yönde içerik kazandığından Fernadel ve daha bir çoğunun mizahının yurt dışına çıkması pek söz konusu olamazdı. Almanya’da yaptığı bir kısım çalışmalarla örneğimizi teşkil edecektir. estetik anlayışları ve ideolojik yapıları bakımından apayrı yönetmenler oldukları görülecekti. Gervaise. gerçek anlamda komediye dönecek olursak karşımıza. FİLMLER VE YÖNETMENLER JEAN MAURICE EUGENE CLEMENT COCTEAU O. filmin yönetmenliğini Roger Vadim yapmıştı. Mon oncle takılacaktır. ana akım endüstrisine muhalefetliklerinden dolayı ortak sayılabilecek olsalar da. Önemlisi bu önemli isimler ileride Yeni Dalga akımının öncüleri ve modelleri olarak kabul göreceklerdi. bunların öne çıkış yapmış olanlarını sayacak olursak örnek olarak: Fanfan la Tulipe. Filmografyasına bakacak olursak gözümüze. Bu sıralarda cinselliğin ön safhaya çıkıp bu unsurla parlayan kadın yıldızların da ortaya çıktığını görüyoruz. NoélNoél.

Orfeus’un Vasiyetini çekip üçlemesini tamamladı. onun filmleri görsel bir kitap ve şölen gibidir. uzun süreli bir film hayatına sahip gibi gözükse de sadece 13 film gerçekleştirmiştir. film çekiyorum ondan da rahatsız oluyorlar. Ünlü direnişçi Andrea Devigny'in idamdan kurtulmak için hapishaneden kaçışını öyküleyen Bir İdam Mahkumu Kaçtı’da Bresson.” diyecekti. ROBERT BRESSON Bresson için kuşku götürmez bir şekilde bir yaratıcı ve efsane ifadelerini kullanabiliriz. 80'lerin başlarında. Hep ağırlık verdiği görüntüleri burada arka planda bırakıp diyaloglara yöneldi. karısı ve şovalye Lancelot arasındaki yasak aşk geometrisini. trük çekimleri ve yabancılaştırma efektleriyle büyük beğeni kazandı. İspanyol yönetmen olarak anılsa da bizim tamamen Fransız hissettiğimiz usta yönetmen Luis Buñuel’den etkilendi. Yapıtlarıyla yüzyıla kesinlikle damgasını vurmuş bir yönetmendir. İsa'nın kayıp kasesinin aranışı çerçevesinde resmeder. Diable probablement (1977). sert ve acımasız tavrını sürdürür. Dostoyevski'den esinlendiği Yankesici de dünya çapında beğeni toplayan bir yapım olmayı başardı. İlk fimiyle bağıntılı olarak yaptığı Orphée onun en ünlü yapıtı sayıldı.rahatsız etmeyi amaç edinmemişti ama günlüğünde: “Ne yaparsam yapayım insanlar rahatsız oluyor. geçen yüzyılın sonlarında dünyaya gözlerini kapadı. Quatre nuits d’un réveur (1971). müziğin ve resmin karışımı olarak kabul ettiği sinematografi zihniyetiyle yapmıştır filmlerini. Bresson. tam anlamıyla kişisel bir yapıttı. göstermelik yargılanışını ve yakılarak öldürülmesini anlatan Jeanne d'Arc'ın Yargılanmasının ardından. 1948 senesinde Les Parents Terribles. yönetmenliğinin dışında kurgusunu da üstlenmişti.com 31 . Bir yıl süren savaş esirliğinin ardından. Bresson. Maisons-Laffitte’ de doğdu Cocteau. Kendi üretkisi olan trajik tiyatro eseri L’aigle a deux tétes. Gel gelelim bu sayıyla tam anlamıyla Bresson tarzını yaratmıştır. Bir eşcinseldi Cocteau ve yaşam arkadaşının ölümüyle ileride bir kitabına da isim olacak olan afyona başladı ve ciddi bir bağımlılık sürecinden sonra zorlu bir tedavi dönemi geçirip hayata yeniden selam verdi. bir Tolstoy uyarlaması olan Para ile karanlık. İlk filmi olan Le sang d’un poéte. Kral Arthur. Bresson. Mouchette (1967). Un condamné a mort s’est échappé ou Le vent souffle ou il veut (1956). Au hazard Balthazar. Hayalcinin Dört Gecesi’nde Bresson. (Müthiş Aile) adlı tiyatro eserini uyarladı. Usta. görüntüyü deyim yerindeyse perdeye yazabilen ender bir sinema ze-kasıydı. İlk zamanlarında bir ressam olmak için yoğun çabalar harcayan usta yönetmen aynı zamanda felsefe eğitimi de görmüştür. Filmografisine bakacak olduğumuzda: Argnet (1983). Lancelot du Lac (1974). Procés de Jeanne d’Arc (1962). 1959’a gelindiğindeyse Le Testament d’Orphée. Filmin senaryosunu kendi yazmış. 30'lu yıllarda bir dizi sinemacıya asistanlık yapan yönetmen 1934'de Les Affaires Publiques’i gerçekleştirdi. Dönemin ünlü isimlerini görmenin mümkün olduğu film. Bir katolik olan ve bu inancına tam anlamıyla bağlı olan Bresson. Herhalde Şeytan'ın’ dan sonra Bresson. Eric Satie il I. Journal d!un curé de http://genclikcephesi. Académie Française üyesi de olan büyük sanatçı 74 yaşında Paris yakınlarında dünyayı terketti. Yapıtında Cocteau dramatizeyi ifade ediş gücü bakımından güçlendirmek için sıkça yakın plan çekimler kullandı. firar eylemini her türlü duygusallıktan uzak bir tavırla kendine özgü bir şekilde canlandırdı.blogspot. 1943'de Nazi işgali yaşayan Paris'te Les Anges du Peche (Günah Melekleri)'i çekti. resim yapıyorum rahatsız oluyorlar. (İki Başlı Kartal)’ı 1948de sinemaya uyarladı. Filminde Yunan felsefesini Paris sokaklarına taşıdı. Dünya Savaşı yıllarında tanışıp Paris entelektüel yaşamına girdi. Tüm bunların ardından 1929 yılında kendisini büyük bir istek ve zevkle sinemaya verdi. Azize Jeanne d'Arc'ın. Pick pocket (1959). Film. Une femme douce (1969). Katolik romancı Georges Bernanos'dan perdeye aktardığı Bir Köy Papazının Güncesi bütün dünyada büyük rağbet gördü. Ama gel gelelim tüm birikimlerini sarf edeceği sinemayı seçecektir Bresson. intiharın tek çıkış yolu olduğu bir dünyada aşkın ve mutluluğun imkansızlığını resmetti. (Şairin Kanı) 1930 yılında ortaya kondu. Gölün Lancelot'su filminde. kitap yazıyorum rahatsız oluyorlar. Zaten filmlerinde sıkça ger-çeküstücü sekanslar kullanmaktaydı.

Ahlaka uygunsuzluğu öne http://genclikcephesi. Filmin finansmanlığını yapan şirket bir Alman kuruluşu olduğu için savaş sonrası vatan hainliği ile suçlanıp arkadaşlarıyla bir meslekten men edildiler. Bu tarihte Clouzot. Filmleri için seçtiği coğrafya Fransa ile sınırlı kalmayıp. kendisini fark edip filmlerinden de etkilenmiş olan yönetmen Preston Sturges ona destek çıkana değin sinema dünyasında işsiz kaldı. Bunun ardı sıra gelen 1943 yapım yılına sahip Le corbeau. Agnes du péché (1943). egosantrik (ben içinci) bir erkeğe aşık olan ve bu sebeptende yaşamı mahvolan bir hayatı perdeye taşıdı. Bu zaman diliminde çıkardığı işlerin içinden en çok tutulanı La signora di tutti isimli yapıtı oldu. Asıl adı. Bu yapımlarıyla ana olgusu olan. Bu başarı getiren çalışmalar ardından yönetmen. Liebelei. Maximillian Oppenhemier olan yönetmen 1923 senesinde sahne yapıtları yönetmenliğine geçiş yaptı. Yahudi kökenli olmasından dolayı Alman hükümeti tarafından çıkarılan zorluklarla uğraştı ve sonunda Almanya’yı terk edip Fransa’ya. Hollanda ve İtalya’ya vardı. aşk nereye kadar gerçekleştirilebilir? sorusuna yöneldi. Bir opera uyarlaması olan ilk filmi Die verkaufte Braut. Film müzikleriyle ilgi çektiği kadar karmaşık ve akıcı kamera teknikleriyle de önemli bir yapıttı. Yıl 77 iken Paris’te yaşamı son buldu. Gazetecilikle yaşamını sürdürmeye devam etti ve sinemaya bir kurgucu olarak atıldı.com 32 . (Katil Kim?) filmi ile sinemaya yeniden merhaba dedi. (Dehşetin Yolcuları) oldu. 1933 yılında yeniden bir uyarlamayla. gelecek vaadeden bir kişilik olduğunu. Lakin İsviçre’ye kabul edilmemesinin sonucunda Amerika’ya göç etmek mecburiyetindeydi. Dames du Bois de Boulogne (1945). Alman işgali esnasında Clouzot ülkesinin önde gelen yönetmenleri arasında sayılmaktaydı. Sinemaya gerçek adımını Berlin’de attı. (Meçhul Bir Kadından Mektup) isimli aşk trajedisini çekti. bu durum 1947’ ye dek sürdü. Fransa’ya pekte bir şey yapamamış olarak dönecek ve gerçek kariyerini burada sağlayacaktı. Alman işgali altında kalan Fransa’da duramayacağını bilen yönetmen. (Karga) onun usta bir yönetmen olarak kabulünü sağladı. Ophüls adını da burada aldı. 1946 yılına. (Satılmış Nişanlı) ile 1932 senesinde ilgi çekmeyi hemen başarmıştı Ophüls. Clouzot 1907’de Niort’da doğdu. 1942 senesinde L’assassin habite au 21 isimli ilk filminde gerilimi tam anlamıyla ortaya koymayı başarmıştı. HENRI GEORGES CLOUZOT Sinema tarihinde onu tanımlamak için söylenmiş klasik bir ifade var: Fransız Hitchcock. 1949’dan sonra sinema yaşamının doruğuna Fransa’da erişecekti. 60 yılında da La véritée. Paris’e göç etti. Filmi besleyen diğer öğelerse kullanılan ışık ve gölge düzenlemeleri ile dekorlara gösterilen özen olmuştu. Filminde Fransa’nın adalet sisteminin yanlış işleyen mekanizmasını eleştirdi. polisyeyi toplumsal eleştiri ile miksledi. 49’da ise Kara Dizi türevinde The Reckless Moment filmini çevirdi. Fransa’da seyircinin polisiyeye olan ilgisi yönetmenle örtüşecekti. Ophüls. Başlangıç filmi 1950 tarihli La Ronde olmuştu. Clouzot bu filmiyle gerçek anlamda dünya çapında bir üne kavuşuyordu. Onun en çok bilinen yapıtıysa 1952’de yaptığı Le salaire de la peur. (Şeytan Ruhlular) 1954 yılında takip etti. Flört filmi ile ortaya koydu. Neredeyse tüm büyük yönetmenlerde olduğu gibi o da sinema yaşamından önce başka işlerle meşgul oldu. 1948 senesinde Letter from an Unknown Woman. 1923’e değin tiyatro oyunculuğu yaptı. Bunu senaryo çalışmaları ve yardımcı yönetmenlik deneyimleri izledi. Bunları Pierre Boileau ve Thomas Nerjecac’ın romanından uyarlanan Les diaboliques. Quai des Orfévres. 1938 yılında ise uyruğu Fransız olarak değişti. buralarda on kadar uzun metraj çalışması yaptı. Gerçek ortaya kondu. Yönetmen son film olarak 1968 yılında La prisonniére adlı melodramda ruh hastası. iki buçuk saatlik film yönetmen tarafından iki bölüme ayrıldı. ailesi ile birlikte İsviçre’ye kaçmak zorunda kaldı. MAX OPHULS Ticaret yapan Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Saarbrücken’de doğdu. Affaires pupliques (1934).blogspot.campagne (1951). 1949 yılından sonra Ophüls.

Play Time. Savaş dönemi öncesi ticaret ile uğraştı ve ünlü bir mağazanın müdürlüğünde bulundu. Les Vacances de M. (Denizin Sessizliği) adlı yapıtını aynı adla 1947 yılında filme almıştı. Trafic. Jour de féte. zengin bir aile çocuğu olarak Pariste doğdu.blogspot. 1945 yılında bir film şirketi kurup yönetmeye başladı. Le doulos ile kasvetli bir gangster filmi daha koyar önümüze. Gerçek soyadı olan Grumbach’ı Herman Melville’de esinlenerek değiştirdi. İlk uzun metrajlı filmi bir edebi uyarlamaydı. 1967 yılında yaptığı Le samourai filmiyle dünya çapında bir üne kavuşmaya başladı. (Kırmızı Daire)’dir. Yaptığı son filmi olan 1972 tarihli Un flic. büyük hiciv ustası denmiştir.L’Ecole des facteurs. Bu filmin bir diğer özelliği ise 60’lı yılların sonlarına doğru ortaya çıkan road-movies’in öncüsü ve habercisi olmasıdır. (Şef) bir önceki filmiyle stil açısından aynıdır ve konu gene o bildik Melville çizgisi etrafında gezinmektedir. (Müthiş Çocuklar)’ı 1949’da sinemaya uyarlayacaktı. 1947-73 yılları arasında yaptığı -az sayıda da olsa. Filmin tamamlanmasının ardından iki yıl geçtikten sonra yönetmen hayata veda etti. bir modernite eleştirmeni. Bay Hulot yaratısıyla Yeni Dalga ile bağıntılandı. Melville’i seyircisi nazarında büyük yapan film gene bir kriminal çalışma olan 1970 yapımı Le cercle rouge. 1962’de Melville. Lara’nın filminde hayalet olarak rol aldı. Trafic’de diğerlerinden farklı bir tabakaya dayanmıyordu elbet. Mon oncle. Onun baş yapıtı olarak billenen eseri Play Time olacaktı. aynı zamanda dostu da olan Jean Cocteau’nun bir romanı olan Les enfants terribles. 58 yılında yaptığı Mon oncle modern yaşamın saçmalığının ispatı niteliğindeydi. Korkunç bir karmaşa dünyası ortaya koyan bu film Yeni Dalga yönetmenlerinin üzerinde bir hayli etkili oldu. yönetmen. Savaş sırasında İngiltere’de bulunan Melville. 1955’te çektiği son filmi Lola Montez’ de hayatı skandallarla dolu gizemli bir dansözün yaşamını anlattı Ophüls. orada askerlere gösterilen filmlerden etkilenerek sinemaya ilgi duymaya başladı. Filmde Alman işgalcilerce şantaja uğrayan direnişçi bir kadının kendi arkadaşlarınca öldürülmesi anlatılır. Melville bu yapımlarından sonra filmlerinde konu olarak umutsuz aşkları ele alacaktı. 1966’da yaptığı Le deuxiéme souffe. Yıl 73’e geldiğinde yönetmen 55 yaşında yaşama veda eder. Bu filmiyle film noir türüyle tanınmaya başladı.sürülürek birkaç ülkede de yasaklanan film aslında neşeli ve romantik bir aşk filmiydi. Yukarıda ki sıralamada da ilk sırada olan birinci filmi ile sinema yaşamına merhaba diyen Tati. yapımın aşırı derecede beğenilmesiyle onu kısa metrajdan uzun metraja çevirme kararı alıp Jour de féte’yi ortaya çıkardı. Dünya Savaşı’na yöneldi ve L’armée des ombres. bu mekanik yaşamla gene alay yollu uğraşmaktaydı Tati. JEAN-PIERRE MELVILLE Gangster filmlerinin Fransa’da en bildik ismi olan ve Yeni Dalga’yı etkileyen Melville. Bu andan itibaren Tati.Hulot. (Göldeki Ordu)’yu bu tarihte çekti. Parade filmleriyle dünya sinemasının unutmayacağı bir isim oldu. Tv için yaptığı son filmide tüm filmleri gibi insanla makinanın savaşıdır. ilk gangster filmini Georges Simon’un bir romanından sinemaya uyarladı. Fransız yazar Vercor’un La silence de la mer. Bu arada gelen teklifleri geri çevirdi. Yönetmen. yergicisi. Le Sang des bétes adlı 1949 yılında yaptığı belgesel http://genclikcephesi. (İkinci Nefes)’te yönetmen gene aynı gangster atmosferini solutuyordu. Modernitenin teknolojik getirilerinin karşısına eskiyi koymuştur Tati. Büyük hicvinin karakteri Hulot’dan sonra beş senelik bir bekleme süreci yaşadı. JACQUES TATI Onun için. GEORGES FRANJU Geleneksel sinema ile Yeni Dalga arasında köprü görevi alan filmler yapan yönetmen bu anlamda önemli bir konuma sahiptir.com 33 . Modern yaşamın kargaşasını tebessümle izleyen bu adam. ‘Sinemeskop geniş ekran’ kullandığı bu film dönemin tüm teknik ekipmanlarının son zerresine kadar kullanılması ile ilgi çekti. Sene 69’a vardığında Melville yeniden dahası ikinci bir defa II. İkinci filmi gene edebi kaynaklı olacaktı. filmlerinde hem oyuncu hem yönetmen hem de yazar oldu.

kozmik aşk gibi dönemin önemli olgularına dokunan Katmandu yolculuğunu konu almıştır. hem onların yaptıklarını görmezden gelmemek hem de her hangi bir noktasından dolayı okuyucunun ilgisini çekebilecek bir ismi ortaya koyarak kişinin bu isim üzerine de başka kaynaklardan yoğunlaşmasını sağlayabilmektir. 51 tarihli Edouard et Caroline geldi. 1996’da öldü. 34 senesinde Le Métro adlı ilk kısa filmini Henri Langlois’le beraber yaptı. Le dossier noir. Notre-Dame Cadhetrale de Paris gerçekten harika belgesellerdi. Gene aynı doğrultuda ilerleyen diğer filmini iki yıl sonra Nous sommes tous des assassins adıyla çekmiştir. L’Amour en Question gelir. Bir yıl sonra La Course du Liévre a travers les Champs’ı yaptı.com 34 . 58’de yaptığı Le barrage sur Pacifique Yeni Dalga öncesi filmlerindendi. Şimdi bu önemli kişilere ve bu bahsettiğimiz dönem içerisinde yapa geldiklerine kısa kısa –pasajlarla-göz atalım: RENE CLEMENT: 1949’da İtalyanlarca şiirsel gerçekçilik barındıran kara film olarak önem gösterilen Au-dela des grilles filminden önce Cocteau ile birlikte bir denemede bulunan Clement. 71 senesinde temelini bir yaşanmışlıktan alan Mourir d’Aimer ile düzenli gidişine devam eder Cayette.blogspot. 53’de çektiği.genel sekreterliğine getirildi.önemli olduğu isimler söz konusudur. Sıraladığımız bu yönetmenlerin dışında az işle ya da yazdığı kitaplarla. 54 yılında tuhaf güldürüsü Knave of HeartsM. JACQUES BECKER: Kötümserlik karşısında iyimserliği kendine konu edinen Becker 1947’de Antoine et Antoinette’i filme aldı. Bu yapıtların neredeyse tümü gelecek olan Yeni Dalga’yı etkileyecekti. Buduzim. Le Risques du Métier gibi orta halli filmlerinin ardından René Barjevel romanından perdeye uyarladığı 1969 tarihli Les Chemins de Katmandou filminde. Beat Kuşağı ile Hippy dönem arasında gidip gelen. Önemli özelliklerinden birisi de Fransa Sinematek’ini kurmasıydı. hatta tek bir filmle dahi adını bahsedilmesi gereken konuma getiren ve bazılarının da gerçekten de –çok. İsmini duyurması için yeterli olan bu çalışmanın ardından Franju. bu yönetmenleri bir bütün halinde bir arada sunmaktaki amacımız. Almanya’da esir kamplarında yaşam sürmüş olan Fransız askerleri üzerine yaptığı ve Venedik’te Büyük Ödüle layık görülen filmi. kimyasallar. hukuk sistemine getirilen bir yergi niteliğinde ki Justice est faite olmuştu-r.Ripois’i İngiltere’de gerçekleştiren yönetmen Zola uyarlaması Gervaise’i yaptı. ANDRE CAYETTE Bir hukukçu olduğundan olsa gerek çıkış filmi 1950 tarihli. Le Glaive et la Balance. Zaten ardından da FIAF -Uluslararası Film Arşivleri Federasyonu. A Chacun son Enfer’in ardından son yapımları olan La Raison d’Etat Justice. Filmlerinde suçun kişiye yüklenmesinden ziyade toplumun bu suçta azar azar da olsa pay sahibi olduğunu anlatmaktadır Cayette. Sinemada. Le passage du Rhin yerini sağlamlaştırdığı filmleri olmuştur. 60’da Yeni Dalga’ya özenip kendini yok ettiği filmi Plein Soleil’de ki düşüşünü 1967’de ki Paris Yanıyor mu? filmine değin düzeltemedi. etkilenimleri belirli bir mesafede tutarak kendi özgün stilini kollayan ender kişiliklerden biridir. 1971’e geldiğinde bir gerilim sineması örneği olan Le passager de la pluie’yu filme aldı. Jeux Interdits filmi ile 1952 senesinde çocuk bünyesi ağırlıklı olmak üzere savaşın insanlar üzerindeki etkisine yönelik bir çalışma gerçekleştirdi. Son olarak 1983’te TV için Princess and a Photographer’ı yaptı. Avant la déluge. Monsieur et Madame Curie. 49’da yaptığı savaş sonrası gençliğin değişimi konulu filmi Rendez-vous de juillet filmi sonrasında. Daha sonra çektiği uzun metrajlarda yönetmen anarco-nihilist bir kimlik sergileyerek bir türün içine dahil edilemezliğini sürdürdü. Başarıya ulaşan filmlerinden biri olan Casque d’or ile ilgi toplamayı başaran yönetmen 54 tarihli Touchez pas au grisbu ile bu kez polisiye bir http://genclikcephesi. 55 tarihli Le saumon atlantique ve 57’de yaptığı.çalışmasıyla hemen dikkat çekti.

YVES ALLEGRET: Kara filmleriyle tanınan yönetmen. ilk iş olarak öğretmenliği denemiştir. 1951’de Olivia filmlerini yaptı. 1943 senesinde yaptığı Les malheurs de Sophie filmiyle tam anlamıyla sinema yaşamına başlamıştır. 54’de bir masal uyarlaması olan Alı baba et les 40 voleurs ardınca Les Aventures d’Arséne Lupin’i ve Modigliani’nin yaşamını aktardığı Montparnasse 19’u yapan Becker son olarak Le trou filmini 1960’da gerçekleştirdi. la jeune Folle. Malraux 39 senesinde Bir Sinema Psikolojisinin Eskizi isimli inceleme niteliğinde ki kitabını yayımladı. belgesel sinemanın etkisinde kalan bir yönetmendi. Victor Hugo. (Atlı Karınca) filmleriyle 1950 başlarında ismini tanıttırmayı başardı. 63 senesinde Zola’nın yapıtı Germinal’i uyarlayana dek adından bahsettirecek şu filmleri yaptı: 1953 tarihli Nez de cuir. 1954’de Les Orgueilleux. Rocombale’dir. MARCEL CAMUS: Sinemaya geçişinden önce plastik sanatlar eğitimi almış olan Camus. 1957’de La Meilleure Part. Le chant du monde. (Altı Haziran Şafakta) ve sonrasında 49 tarihli filmi Beyaz Ayaklar. Tüm yönetmenlerde görülen noir ya da edebi uyarlama ikileminden edebi uyarlamayı benimseyen Audry. Crainquebille. 1954 yapım yıllı Sartre uyarlaması Huis Clos ve de Colette uyarlaması Mitsou’yu ortaya koydu. Filmlerini edebi uyarlamalar üzerine oturtan yönetmenin sayılabilecek diğer filmleri ise: La femme et le Pantin. İlk filmi ardından 1948 senesinde Sombre Dimanche. Le mur de L’Atlantique. La Conquéte de l’Agleterre. Michel Strogoff. savaşı gerçek anlamda yaşamış olan Normandiya için 1946’da yaptığı belgesel filmi Le Six Juin a l’Aube. Yeni Gerçekçi İtalyan Sineması’nın habercisi olarak görenler olmuştur. La Duchesse de Langeais. (Öylesine Güzel Bir Plaj) ve Ménages. JACQUELINE AUDRY: Sinemaya isim yapmış yönetmenlere asistanlık yaparak başlamış olan yönetmen. Savaşın sonrasında yönetmenliğe yönlenen Camus. JEAN GREMILLON: Yönetmen. La Fugue de Mahmoud. Une si jolie petite plage. Otalia de Bahia. Vivre la Nuit. 1951’de öldüğünde ardında 76 film bırakmıştı. gösteri nitelikli ve Camus’ ya Cannes ve Venedik’te ödül getirip ismini uluslararası alana taşıyan 1959 tarihli Orfeu Negro ise yönetmenin en başarılı yapımı olmuştur. Le Pére Goriot ve Pécheurs d’Island uyarlamalarıyla çıkış yapmıştır. Yeni Dalga’yı da etkilemiş bir film olan. 60-76 arasında yaptığı diğer filmleri şunlardır: Os bandeirantes. Onu. Le Rendez-vous de minuit filmlerini gerçekleştirmiştir. Çinhindi’nde ki savaşa yönelik uzun metrajlı protestosu Mort en Fraude ile 1956 senesinde ilk filmini gerçekleştirmeden önce Feyder ve Buñuel gibi isimlere asistanlık yapmıştır. http://genclikcephesi.blogspot. JACQUES DE BARONCELLI: 1881 doğumlu edebi uyarlamacı sinemadan önce senaristlik ve gazetecilik ile uğraşnış. ROGER LEENHARDT: Yaptığı Les Derniéres Vacances. 49’da Gigi.com 35 . ANDRE MALRAUX: Savaş öncesinde çekimine başlayıp savaş sonrasında bitirebildiği filmi kendisine ait isim yapmış romanı L’Espoir’den perdeye taşıyan Malraux.yapımla başarı bulmuş oldu. Fransız sinema dünyasının en önemli filmlerinden biri sayılan Leenhardt. L’oiseau du monde. Les Pattes Blanches’i çekerek savaş sonrasının eğilimlerini filmlerine konu alan yönetmenler arasında kendinden bahsettirdi.

. Gross Paris. Renoir’ı dışında tutarak son yirmi yılın tüm üretilen filmlerinin yapmacık ve baştansağma olduğunu ve ülke sinemasının çok gerilerde kaldığını ve artık bir değiştirici etkene gereksinim olduğunu öne sürmekteydi. La Syemphonie pastorale.blogspot. gerçek anlamda adını Les Disparus de Saint-Agil ile 1938’de duyurdu.JAQUE CHRISTIAN: Pek çok meslektaşı gibi o da gazetecilikle uğraştı. Akımın önemli özelliklerinden biri klasik Hollywood öykülemelerinden farklı olarak sahnelerin birbirini anlamlı bir biçimde izlemesi yerine seyircinin asla nerede ne olacağını anlayamayacağı tarzda hareket etmesiydi. La tulipe noir. Bu filmlerin dünya çapında büyük beğeni kazandığı bir gerçektir. Les Bons Vivants. Akım. mesleğe 50’lerin başında Fransız film dergisi Cahiers du Cinéma’ da eleştirmen olarak başladıklarını biliyoruz. seyirciye neredeyse anlamsız gelecek bir şekilde sadece http://genclikcephesi. Yeni Gerçekçiliğin tersine akım bireyi konu almaktadır. Bahsedilecek filmleri arasında: Carmen. bu isimlere de ileride değinmeden. mesela. Dieu a besoin des hommes. Banlieu Sud Est. Babette s’en va-t-en guerre. Şimdi isterseniz bu yeni soluğa kısmen bir göz atalım: Akımın 59 yılında Fransa'da doğduğunu biliyoruz. GILLES GRANGIER: Sinema yaşamının en başından itibaren ticari filmlere yöneldi. JEAN DELANNOY: Adını. lakin bu başarı Fransız sineması için uzun sürmeyecektir. Fakat bu kadar film demek iyi film demek değildir elbet. François Truffaut ve Alan Resnais’yi saymamız gerekecektir. Si ous les gars du monde. Yönetmenliğini yapıp ta isim bırakmış çalışmaları şunlardır: Le Gentleman d’Epsom. Yeni Dalga için modern film hareketinin ilk örneklerindendir demek doğru olacaktır. Gabin’in bir çok filmine yönetmenlik yaptı. L’Age ingrat. yaptığı filmler arasında özellikle ilk dönem filmleri isim yapmasını sağladı. Lucrece Borgia. 56 yılında Roger Vadim “Ve Tanrı Kadını Yarattı”yla umulmadık bir başarı sağlamıştır. komik bir sahne rahatlıkla bir cinayetle sona erebi-lirdi. Une Cave. 1950 sonrasında yaptığı filmler durağan ve zevksiz bir tablo çizmiştir.com 36 . Televizyon kültürünün halk bazında yer edinmesiyle seyirci sayısının büyük ölçüde azaldığını ve prodüksiyonların düşükleşti-ğini biliyoruz. Bu filmler genellikle çok az net kapanışla sona ererler. Hollywood kültürüne karşı çıkılması ana faktörler olarak sayılmaktadır. Yönetmenlerimize dönecek olursak. La Seconde Verité yer alır. Akımın yönetmenleri olarak Jean Luc Godard. L’Eternel Retour filmleriyle duyuran yönetmen yetmiş civarında film gerçekleştirmiştir. Fransız film endüstrisinin akıma çabuk alıştığını söylemek mümkündür. Fanfan la tulipe. Ama gerek ticari gerekse sanatsal gücü sayesinde yeni bir oluşum olan Yeni Dalga 60’ların sonuna gelindiğinde değerini kaybetmeye başlamıştı. La Cuisine au Beurre. Yeni Dalga’nın başlıca özelliği olarak romanların ve tiyatro eserlerinin sinemaya uyarlanması. 1959 yılında yapılan filmlerin yönetmenlerinin 130’u ilk kez film çeken yönetmenlerdi. dahası onlara kısa bir bölüm ayırmadan elbette geçmeyeceğiz. Madame Sans-Gene. YENİ DALGA GENEL BAKIŞ Beşinci cumhuriyete geçiş sürecine denk düşen Yeni Dalga akımının dönemin siyasal ve ekonomik değişimiyle de filmsel kargaşası açısından örtüştüğü görülmekteydi.

Ardındansa daha pek çok türe el atacaktı. ama bir gerçek varsa o da. Godard. Yeni Dalga’yla ilgili olarak sonuç açısından şunları söylemek mümkündür: Yeni Dalga. Cannes Film Festivali’nde en iyi film ödülünü almıştır. Bu filmlerin senaryosundan kurgusuna değin üzerlerinde ki değişim dahası serbestlik ve gevşeklik ortaya çıkan ve ağır basan diğer etkenlerdi. Ne var ki Alain Resnais’nin.com 37 . psikolojik gerilim tarzıyla anaakım sinemasına geçiş yapan ilk yönetmendi. Vahşi Çocuk (1965) ve Gecenin Ötesi (1972) yapımlarıydı) kendisi yer alan Truffaut. uzun metrajlı Hiroshima mon amour’u yapması Yeni Dalga teriminin çok farklı noktalara ulaşıp onları kapsayacağını da göstermiş oldu. Çin Hindi'ndeki çatışmalar gibi olaylar üstüne filmler yapıldı.. Özellikle Jean-Luc Godard bu grup üzerinde daha etkili oldu. gerçek ve kurgu arasındaki ilişkiyi araştırmakla nitelendirdi. Les Noces rouges-(1972). François Truffaut. Claude Chabrol. Onların sevdiği.blogspot. 1960 yılında Paris bize aittir ile Jacques Rivette. ve 1959’da yaptığı Altı aşık için bir oyun’la Jacques Doniol-Valcroze. 59. sonrasındaysa. A bout de souffle (1959) ile görülmektedir. Jean Luc Godard’ı sayabiliriz.. Bu insanlar Sinemayı sinema yapan yegane ve gerçekten çok önemli kişiler olarak sinema tarihindeki yerlerini aldılar. yeni oluşum ve arayışlara bıraktı. Filmleri üzerinde düşünülmesini http://genclikcephesi. Le Boucher. Eric Rohmer. Jacques Rivette’dir. İçerik olarak en iyi diye belirtilen filmlerinde (ki bunlar. Bu arada Piyanisti Vurun’u yapan Truffaut bunun ardından da Jules et Jim ve La Peau douce filmlerinde daha klasik bir kalıba yöneldi. Chabrol’un filmleri. Etkileri o kadar ötelere vardı ki üçüncü dünya sinemalarına kadar varıp onların dahi açılımlar yapmasını sağlamış oldular. Dönemin ünlü yönetmenleri olarak ise daha önceden de belirttiğimiz gibi: Claude Chabrol. Afrika kabilelerinin gelenek ve görenekleri belgesellere alındı. Le Beau Serge (1958). bu verimsiz üyesi ise. Le Signe du lion ile gene 1959 yılında izledi. Yeni Dalga akımıyla bağdaştırılan yönetmen ve filmlerine bir bakacağız. Alan Resnais. Rivette filmleri çok uzun ve kurgusalbelgesel öğelerle bezeli yapımlardır ve doğaçlamaya dayanmışlardır. bir çok sinema tutkununa düşüncelerinde yeni boyutlara ulaşma şansını verdiği gibi akım ve öncüleri sayesinde bu insanlar yeni filmler yaptı. Les Cousins (1959) ile karşımıza çıkacaktır ve bunun ardından da 1959’da Dörtyüz Darbe ( Les Quatre cents coups) ile malumunuz Truffaut gelmektedir. Bu iki ismi akımın bir başka eleştirmen yazarı olan Eric Rohmer. Ama her şeyin sona erdiği noktaya onlarda varacaklardı elbet ve bu 68 yılında gerçekleşecekti. Ayrıca savaş sonrasında ki daha önce bahsettiğimiz durgun yapının kırılmasını sağlayarak Fransız sinemasının ihtiyacı olan hareketlenmeyi ortadan kaldırdı. Cezayir savaşı. Şimdi burada akımın başlangıç filmlerine.(1969) Chabrol her ne kadar üretken olarak belirlenmişse elbette bir de en az üretken seçmek mümkündür. sinemanın kendisi olmuştu ve içsel yaşamlarını sinemayla pekiştirirken amaçları sinemadan kazanıp hayatlarını daha hareketli ve kolay hale getirmek olmamıştı hiç. dahası buna gerçek anlamda hak kazandılar. böylelikle kendisini yönetmen ve film. burjuvaya karşı duyduğu nefret. görevini tamamlayarak yeni akımlara. sinemanın ana akım kurallarına karşı kaygısızlık ilk dikkat çeken unsur olacaktır. (La Femme infidéle-(1968). Genel kabullerden biriside Chabrol’un en üretken yönetmen oluşuydu. Fransız ve dünya sinemasındaki yerini. onlardan ne kadar iğrendiğinin gösterimi ve kadınlara yönelik sağduyu-suz bakış açısını yansıtmıştır. Gel gelelim akım bir ekol olup varlığını sürdürememiştir.biterlerdi. Akımı başlatan filmler olarak Fransa film tarihine geçmiş yapımlara bakacak olursak. Akımın belirsizliğinin en önemli örneği Truffaut’nun çektiği 400 darbe filmi. devamında da kimlerin hangi filmlere imza attığına. Bu kullanımın ne kadar doğru olup olmadığı ve bu terimin kapsama alanı tartışıldı. Sanat olarak sinemaya olumlu katkıları olduğu genel kabul gören bir gerçektir. Bu yönetmenlerin ve yaptıkları filmlerin ortak noktaları.

L’Année derniére a Marienband (1961) Cahiers grubuyla neredeyse bir ilişkisi bulunmasada Yeni Dalga ile anılan yönetmenlerden biridir Louis Malle.(1973). Cavalier’e bakacak olursak: meslek hayatına 1961’de yaptığı Le Combat dans l’ile ve de 1964 tarihli L’Insoumis ile başlamıştır. 1957’de İdam Sehpası’yla mesleğe başladı Malle. La Vie est un roman (1982). La Fille aux yeux d’or (1960) Jacques Rozier. şimdi irili ufaklı tüm bu yönetmenlere bir göz atalım: Jean-Gabriel Albicocco. kent ile kır. Ellili yıllarda konularını zamansal gelgitler ve bellek-imgelem bağlamı olan bir takım kısa filmlerle gündeme gelmiş olan yönetmen. Belgesel sinemacı olarak yol yapmış bir başka isim daha burada karşımıza çıkacaktır. söz yerindeyse daha iyi yönetmenler de söz konusudur elbette: Bunların arasında özgünlükleriyle öne çıkmış olan Jacques Demy ve Alain Cavalier var mesela. Demy ’nin ilk uzun metraj yapımı 1961 tarihli Lola ilgi görmeyi başarabilmiş bir yapıt sayılmıştır. 1971’de çektiği Le souffle au ceoeur konu olarak kendisine ensesti seçerken. En son olarak Trois places pour le 26 ya imza atmıştır ve yıl 1988’dir. kullandığı karakterlerin. Muriel ou le temps d’un retour (1963). 1960’lı yıllarda karşımıza çıkan bir isimse yönetmenlik denemesini Duvarlara Vurulan Baş adlı uzun metrajıyla 1959 yılında yapmış olan ve bunun öncesinde de bir çok önemli sayılabilecek belgesele imza atmış olan Georges Franju’dır. 1960 ve 1970 lerin başlarında bir çok uzun metrajlı filmler yapmaya devam etti. Alain Resnais. Hroshima adlı uzun metraj filmiyle yer edinmeyi başara bilmiştir. Yapıtları genellikle sürrealiteyle besili bir karamsarlık içinde kasvetli bir biçimde oluşa gelmişlerdir. Adieu Philippine (1962) Alain Jessua. Mélo (1985).(1974). Les Parapluies de Cherbourg. Stavisky (1974). Film. gibi anılanlar ama etkili olamayanlar söz konusudur. Les Demoiselles de Rochefort gibi yapıtlarında yönetmen tüm müzikal alt yapının sorumluluğunu üzerine almıştır. Ve bir birine yakın filmler olan: Martin et Léa (1978) Un étrange voyage (1980) http://genclikcephesi. Ayrıca 1961’de Bardot için Vie privvé ’i çekti ve bu filmde Bardot’yla birlikte oynadı. Providence (1976). zaten bu filmler dialogların da müzikler eşliğinde söylenen şarkılardan oluştuğu müzikallerdi. La Gerre est finie (1966).isterken sanatçı ve model arasındaki bağa değinir ve irdeler. La Vie a l’envers (1964) Henri Colpi.blogspot.(1990) Cahiers’in kıdemli ismi Eric Rohmer ise fimlerinde. Céline ve Julie’nin Vapur Gezisi. La Belle Noiseuse. 1978’de Güzel Bebek filminde çocuk fahişeliğine değin uzanmıştı. Elbette ki bu kadar yönetmenle sınırlı değildi bu kocaman dünya ama gelgelelim her yönetmende kendisinden böyle seneler sonra bahsedebilecek konuma yük-selemiyordu elbet. döneme göre ağır gelecek cinsel betimlemelerden dolayı skandalla sonuçlandı. Mon oncle d’Amérique (1979). Dışarıda biri var: Hayalet. Zaten yönetmenin tabu konusunda sürekli bir eğilimi söz konusuydu. iş ile tatil. Bunlardan daha iyi konumda. cinsel dürtüleri ve ahlaksal yapıyı aldatıcı bir basitlikle inandırıcı bir şekilde betimleme yoluna gider. Yoğun dialoğa rağmen yapıtları sinematografik ağırlık kazanmayı başarabilmiştir.com 38 . Filmleri genellikle modern kent yapısının ardındaki banliyö yaşamının ayrıntılı tasvirlerini sunar. aile ile bireysel bağlılıklar arasında gitgelleşen duygularını. birde varlığı ve yokluğu belli olmayanlar olarak bu çatalın arasında kalmış olanlar vardı. Une aussi longue absence (1961).

ama görülen o dur ki Renoir artık ağırlığını kitap yazmaya ve televizyona vermiştir. Pierre Granier-Deferre polisiyeye yönelen yönetmenler olarak tarihteki yerlerini almışlardır. mesleğe 50’li yılların sonunda başlayan Jean-Pierre Mocky tüm filmlerinde komedi dünyasının ünlü ismi Bourvil’i oynatamak gibi bir tuhaflığa sahiptir. Alt yapıları egzotik hafif ve hoş komedilerle öne çıktı. Le Passager de la pluie ile. Clouzot ve de Verneuil gibi isimler yaptıklarıyla kariyerlerini gündemde tutabildiler. Ayı ve Kukla filmleriyle kadınların aşk yaşamlarına odaklandığı filmlerle çıkış yaptı Michel Deville.blogspot. Yeni Dalga geldiği vakit anaakıma ait olan ve zaten kariyer yapmış olan yönetmenlerde vardı ve bunlar çalışmalarını sürdürdü. Bu sıralarda Edouard Molinaro içinde vazgeçilmez bir türdü komedi. Gérard Oury.Thérése (1986) ile yoluna devam etmiştir. ve Mocky ile dönemdaş sayılır. Une femme douce. Sırada üretken olmasına rağmen başarıyı pek yakalayamamış bir yönetmen var. Aktif sinema yaşamına devam eden Renoir burada da karşımıza çıkacaktır. Jacques Deray. Benzer bir şekilde. Hemen tüm filmlerinde değişik olgulara yönlerek kaba taşlamalarını ekrana yansıttı: Un drole de paroissien (1963) La Grande Frousse (1964) La Grande Lessive (1968) A mort l’arbitre ! (1983) Truffaut ve Chabrol’un asistanlığıyla bu işe başlasada kendi çizgisi için yeni dalgadan uzaklaşan bir isim olarak karşımıza çıkar Broca. Le Dossier 51 ve Le Lectrice filmleriyle film hayatına devam etti. Hem oyuncu hem de yönetmen olan Yves Robert yaptığı filmlerle gişe başarısını yakalayacaktı. 1964 yılında bir polisiye olan Compartiment tueurs ile müthiş bir çıkış yapan Costa Gavras ilerleyen yıllarda da siyasal baskı alt yapılı filmleriyle profesyonelleşiyordu. http://genclikcephesi. Sevimli Yalancı. Le Corniaud (1964) ve La Grande Vadrouille (1966) adlı komedi filmleriyle çıkış yapan bir isim olarak görülecektir. bu filmler: La Guerre des boutons (1961) ve La Gloire de monpére (1988) dir. La 317éme Section (1964). Bu dönem içerisinde. Dien Bien Phu (1992) filmleriyle Pierre Schoendoerffer. Popüleriteye yönelen bir çok yönetmende Yeni Dalga sonrasında çıkacaktı ortaya.com 39 . Bahsedilecek en önemli isimlerden biri hiç şüphesiz (hiçbir akıma da dahil edilemeyen) Robert Bresson: Jeanne d’Arc. Diğer yandan aksiyon ve aksiyona yakın bir çizgide seyreden isimlere şahit olmaktaydı Fransız sineması. L’ Homme de Rio ile ismini uluslararası yapmayı başardı. Au Hasard Balthazar. Vietnam savaş deneyimini aktarırken. Classe tous risques (1959). L’Honneur d!un capitaine (1980) filmleriyse sömürgeci bir Fransa’yı işlemekteydi. L’Arme a gauche (1965) yapımlarıyla Claude Sautet geliyordu ve sonrasında yaptığı filmlerleyse duyarlı bir anaakımcı olarak hatırlandı. Mouchette. Yeni Dalga öncesinin bildik yönetmenlerinden Clément. Le Diable probablement adlı eşsiz filmleriyle hak ettiği noktaya ulaşan ve bugün de o noktayı kollayan ve sinematografiye getirdikleriyle asla atlanamaz olan ve günümüz ozanlarından birinin tabiriyle: “Eşsiz bir görüntü yazarıdır Bresson” ve filmlerinin yanı sıra hacmi küçük ama okumasını bilecekler için çok büyük olan sinemetograf üzerine notlar kitapçığınıda bizlere bırakmıştır. Melville ise polisiye türündeki yazarlık konumuna devam etti. Le Crabe Tambour (1976). Plein Soleil.

Ölüme giden yaşamla-rıyla Parisli iki öğrencinin yaşamını anlattığı 1958 tarihli Les Cousins. Boris Vian’ın sarsıcı eserleri. halkla ilişkiler görevlisi olarak çalıştı. son iki yıl içerisinde ortaya çıkmış olan elli ismin dahil olabilmesi için basınca ortaya konmuş ortak bir slogandır o. eleştirmenlikten yapımcılığa geçti. her yıl onlarca yönetmenden sadece bir kaçına kapısını açar. Marker. Truffaut. sinemacı yazar Malraux’un Kültür Bakanlığına gelişi. izleyici sayısı düşen ama film ve yönetmen sayısı artan bir sinemadır. 1960 yapım yıllı Les bonnes femmes filmleriyle cinayet işleyip gözden uzak kalabilen psikopatları konu edindi. 68 sonrasında çektiği filmlerle bir anlamda ilk dönemini tekrara düştü. siyah beyaz bir dramdı ve Yeni Dalga’yı başlattı. Chabrol. Duvivier. Rouch. Astruc sayılmıştır. Kuramca. Godard. bunlar: Chabrol. Sinema tarihi bize bu gurubu-n oluşumunu-etkileyen siyasi. Gene maddi problemlerden dolayı televizyona yöneldiğinde tarih 1975’i göstermekteydi. İlkin edebiyat ve eczacılık eğitimi gördü. Rivette. Velcroze’dur.Yeni Dalga eleştirmenlerinin pekte tutmadığı Dellanoy. Rozier gibi yönetmenlerin haricinde son grup olan tabandan yetişen Profesyonel Sinemacılar olarak nitelenen. Kazandığı parayla kendi yapım şirketini kurdu. YENİ DALGA ÜZERİNE Önde gelen isimlerin en başında yer alan Truffaut. bunlardan ilki: Şu meşhur Cahier Grubu –etrafında toplanan. Malle. Tati olağanüstü modernite taşlamaları ve gaglarıyla bu dönemde de önemli bir yerdeydi.yönetmenleridir. yeni şeylere aç-ık bir toplulukça ortaya konmuştur. Vadim. sosyo-kültürel etkenleri ana noktalarıyla şöyle sıralamıştır: Cezayir’in bağımsızlık ilanı. ‘‘auter’’ kavramı öncüsü Astruc’un varlığı ve de oluşumu ve yayılımı hızla gelişmiş olan sinema klüpleri. André Bazin ve Cahiers du Cinéma’nın –özellikle Truffaut ve Godard’la renklenen. İlginç bir şekilde (karısının mirasına konarak) zengin olan Chabrol. film çekmek için çok şeye ve çok paraya zorunluluk hissetmeyen. ‘‘auter’’ kuramı ilk defa hayata geçmiş oldu. İlk uzun metrajı olan Le beau Serge’yi çekti. http://genclikcephesi. şöyle ki. ne bir okul ne de bir grup diyemeyiz. yönetmen. burjuvaizmin maskesini indirmeyi kendisine görev edinmişti ve bunu başaracaktı. Yeni Dalga yönetmenlerinin eleştiri grubunda yerini aldı. onun niceselliği. Varda. Yeni Dalga Yönetmenlerini farklı üç kategoride saymak mümkündür. Decoin. Carné gibi yönetmenler önemsiz birkaç denemede bulundular. Yeğenler adlı ikinci filmi izleyicinin büyük beğenisini kazandı. YENİ DALGA EŞİĞİNDE CLAUDE CHABROL Yeni Dalga’nın ilk ürünü olarak kabul görülen filmi yapan. Hitchcock hayranı.blogspot. Oyun Vakti ve Trafik yapımlarıyla 1960’ların başı ve sonunda çıkıştaydı. Yeni Dalga için şöyle bir beti sunar: “Yeni Dalga için ne bir akım. Seine’in Sol Yaka Yönetmenleri olarak isimlendirilen: Franju. Albert Camus’nün Nobel alışı. filmin yaratıcısı olarak görülmekteydi.” Ortadaki sinema. Ticari açıdan beslenmek için sipariş filmler yaptığı dönemde kariyerinde hoş olmayan isimler bırakacak olan kötü casusluk ve gerilim filmleri yaptı.com 40 . Kadın katili Landru’nun yaşamını anlattığı filmi tutulmadı ve Chabrol kendisini maddi sıkıntının içinde buldu. Film. 1959’da yaptığı A double tour. Démy. yeni bir ahlak yapısı ve yeni bir sinema anlayışıyla. bir diğer grup olarak. Rohmer.yazıları. İlerici stilini diğer filmlerinde de kullanmaya devam edecekti. 1930 Paris doğumlu yönetmen. Bir değişime duyulan ihtiyaç noktasında. Resnais.

1999 Au coeur du mensonge. La rupture. Alice ou la dernière fugue. La route de Corinthe. 1975. 1987. 1961. Marie-Chantal contre le Dr. Juste avant la nuit. 1991. Le fils de Gascogne Gascogne'un Oğlu 1997 Rien ne va plus. 1964. 1973.1982de Les fantomes du chapelier ile tam anlamıyla bir geri dönüş yaptı. 1959. Les biches. Tigre aime la chair fraîche. Une affaire de femmes. Bir Kadının Hikayesi oldu. Bunun ardından tam anlamıyla Hıtchcock tarzı üç film yapan yönetmen 88 sonrasında kadın anlatılarına yöneldi. Le cri du hibou. 1972. 1984. Jours tranquilles à Clichy. Les fantômes du chapelier. 1995. Que la bête meure.. Paris vu par. Violette Nozière. Les magiciens. 1974. 1960. Folies bourgeoises. Betty. 1982. 2000 Merci pour le chocolat. 1977. Les noces rouges. 2003 La fleur de mal ROGER VADIM http://genclikcephesi. Une partie de plaisir.com 41 . 1970. 1967. 1976. L'oeil de Vichy ( belgesel). Le sang des autres. Le scandale. 1989. Filmografisini oluşturan filmler: 1958. 1971. 1962. La femme infidèle. 1985. A double tour. 1966. Les cousins. Le boucher.blogspot. Les innocents aux mains sales.. Inspecteur Lavardin. Bu dönemde öne çıkan yapıtı Une affaire de femmes. 1983. 1986. 1963. La cérémonie. Les Godelureaux Les sept péchés capitaux (episode L'avarice) L'oeil du malin. 1993. Docteur Popaul. Les liens de sang. Les plus belles escroqueries du monde (episode "L'homme qui vendit la tour Eiffel"). 1980 Le cheval d'orgueil. La décade prodigieuse. 1988. 1994. Nada. Poulet au vinaigre. Les bonnes femmes. Khâ. 1978. 1992. Le beau Serge. (episode "La muette"). 1968. 1969. 1965. Le tigre se parfume à la dynamite. Masques. La ligne de démarcation. Madame Bovary. Docteur M. L'enfer em. 1990. Ophélia Landru.

And God Created Women’ı sonrasında ise Une Femme Fidéle’i 1980 senesinde kameraladı.blogspot. 1977 yılında yaptığı ve kadın bacağı fetişti olan bir adamın öyküsünü anlattığı L’homme qui amait les femmes adlı komedi filmini yaptı. L’histoire d’Adéle Hde de görüldüğü gibi tam anlamıyla tutkulu aşka yöneldi. (Ve Tanrı Kadını Yarattı) ile olay yarattı ve Yeni Dalga’yı etkileyecek bir diğer isim oldu. Sorbon’da her ne kadar etnoloji okusuda zamanını film izlemeye ayırmakla meşgul olurken sene 1950’ydi. 1959 yılında Les Liaisons Dangereuses.com 42 . Don Juan 1973 ardından Amerika mahsülü olan Night Games ile (Ve Tanrı Kadını Yarattı)’nın Amerikan versiyonu olan. Hollywood’a yönelik bir tutku yerel sinemasına ise eleştirel bir tutum sergiledi. ardından da Le Vice et la Vertu gibi başlıca filmlerini gerçekleştirdi. 1957’ye gelindiğinde artık kendisine ait bir prodüksiyon şirketi vardı.1956’da ilk filmine varasıya kadar televizyon yapımcılığı. La nuit americaine yapıtında sinema saygısını perdeye yansıttığında yıl 1973 idi. Le dernier Métro’da 1980’de Alman işgali sırasında bir tiyatroda yaşananları anlattığı filmi ile eski tiyatroya karşı olan sevgisini ortaya koydu. Onun tüm filmlerinde öne çıkan şey kadın cinselliği ve erotizm olmuştur. bir yıl sonrasında. Truffaut’un son filmi siyah beyaz bir çalışma olan Vivement dimanche bir sekreterin öyküsünü anlatmaktadır. USTALAR FRANÇOIS TRUFFAUT Bir ressam çocuğu olarak Paris’te doğan Truffaut okuldan nefret eden ve onun yerine sinemayı tercih eden asi bir çocuktu. Truffaut zaman içerisinde etkisini yitirmeyen filmler yaratan bir yönetmendi. Aşkın karmaşıklığını yaşayan bir insanı anlattığı Jules et Jim’i 1961’de yaptı. Les Repos du guerrier. 1964 senesinde çektiği La Ronde’un ardından bir bilim kurgu uyarlaması olan 1968 tarihli Barbarella geldi. Pariste ve ileride vatandaşı da olacağı İsviçre’de aldı eğitimini. Ray Bradbury’nin romanı Fahrenheit 451’i uyarlayıp bilim kurguyu denedi. JEAN LUC GODARD Üst sınıf bir aile bireyi olarak doğdu Godard. Zanaat olarak sinemada kendi kendine yetkin bir hal aldı. 1951’de Cahiers du Cinéma dergisinde çalışmaya başladı ve sıkı bir eleştirmen ünvanını acımasız tarzıyla pekiştirdi. Truffaut öldüğünde 52 yaşındadır. Yakın http://genclikcephesi. 1967’de Hitchcock ve Chabrol’un etkisinde La Mariée était en noir’ i yaptı. 1956’da Rossellini’ye reji asistanlığını yaptı ve ilk pratik deneyimlerini kazandı. La gazette du cinéma’nın kuruluşuna yardım eden Godard yaşamını tuhaf işler yaparak kazandı. Film renkli sinemaskop kullanımıyla da öne çıktı. Bu filmden sonra Truffaut içerik ve teknik açısından başkalaşımlara yöneldi. Okulda aldığı cezaların neticesinde birkaç kez islahevi hayatını tattı. Bunun ardından dört film daha çekerek inanılmaz bir biyografi dizisi yaratmış oldu. (Tehlikeli İlişkiler) filmini yapan yönetmen 1961’de La Bride sur la cou. İlgi çekici filmlerinden biri olan Pretty Maids All in a Row’u 1971’de gerçekleştiren Vadim. 1971’de değişik ve yeni biçimlerle ortaya koyacağı aşk konusuna Les deux Anglaises et le continent ile başladı. 1978’de yaptığı felsefi eseri La chambre verte’de ölümden sonra süren aşkı söz konusu etti. Kısa film denemelerinin ardından senaryolar üretti. gazetecilik ve asistanlık yapan Vadim daha öncelerde de belirttiğimiz gibi Et Dieu créa la femme. Amerikalıların 1940lı yıllardaki kara dizisine dayanan Piyanisti Vurunu 1960’da gerçekleştirdi. ‘auter’ filmi tarzını savundu. İlk filmi Les quatres cents coups’da otobiyografik olarak çocukluğunu sergiledi.

com 43 . 1976. http://genclikcephesi. Pravda. Uzun metrajlı filmlerinde genel olarak suç ve kadın cinselliğinin gizine yöneldi. Savaştan sonra 16 mm'lik kısa ve orta uzunlukta filmler yaptı. 1962. Tiyatro aktörlüğü üzerine çalıştı ve 1940'ta Paris'e giderek Yüksek Sinema Araştırmaları Enstitüsü'nde sinema eğitimi aldı. Pek az sayıda ki yönetmen için söylenebilecek bir söz Godard içinde söylenebilir. Kronik astımından dolayı II.zamanda Yeni Dalga’nın diğer önemli figürleri arasında ki yerini alacaktı. 1981. Godard. Le Mépris Bande a part. Ustanın arşivine doğru bakacak olursak gözümüze ilk takılacaklar şöyle bir filmografi ortaya koyacaktır: 1959. Ici et ailleurs Numéro deux Comment ça va Sur et sous la communication. cinsellik. 1983. Pierrot le fou Masculin féminin. 1963. Une Femme mariée Alphaville: une étrange aventure de Lemmy Caution. Le vent d’est 1972 Tout va bien. 1961. 1985. hakkında yazılanları okuyup. Marie Détective Grandeur et décadence d’un petit commerce de cinéma 1987 Soigne ta droite. Godard’ın sineması ilerleyen zamanlarda ticari başarıda yakalayacak ve siyasal ağırlıkta kazanacaktır ancak onun filmleri genelleme yapacak olursak. 1969. Letter to Jane or İnvestigation about a Still 1974. 1967. La Gai Savoir. Six fois deux 1978 France/tour/détour/deux enfants 1980. King 1990 Nouvelle Vauge 1994 Historie<s> du Cinéma ALAIN RESNAIS Fransız Yeni Dalga akımıyla ortaya çıkan en önemli yönetmenlerden biri olan Alain Resnais. başkalarının ne düşündüğünü duymak yerine yapılacak en iyi şey Godard filmlerini ardı ardına izlemek olacaktır. Meslek olarak sinemaya kurgucu olarak başladı. 1968. 1975. 2 ou 3 choses que je sais d’elle La Chinoise ou plutot a la chinoise. A bout souffle Le Petit Soldat Une Femme est une femme Vivre sa vie Les Carabiniers. One plus one British Sounds. Vannes’de dünyaya geldi. 1965. İlginçtir ama ilk film denemesini 8 mm ile henüz 14 yaşında gerçekleştirdi. 1984. romantik bir materyalist. 1964. 1960. Weekend Un film comme les autres. Varlıklı bir eczacının oğlu olarak 1922’de Fransa. 1982. siyaset olguları etrafında kuvvet bulmuştur. para. varoluşçu bir marksist ve bir anti gerçekçidir. Made in USA. 1966. Lear Sauve qui peut Passion Prémon Carmen Je vous saule. Tamamıyla kendine yöneldiği yalnız bir çocukluk yaşadı. Hiroşima Sevgilim ve Geçen yıl Marienbad'da gibi önemli filmlere iz bıraktı.blogspot. Dünya Savaşı'nda cepheye alınmadı.

Toplama kamplarını konu alan Nuit et Brouillard. filminde yabancılaştırma efektleri ve sinema tarihinden metinler kullandı.blogspot. ERICH ROHMER Sadelik ve doğallık bağlamından filmlerinde hiç uzaklaşmayan ve Yeni Dalga’nın ilk yönetmenlerinden biri olan Rohmer. 1970’lerin ortasına değin Malle türler arasında gidip gelen bir adam olarak kendini ortaya koydu. Filmografisi şöyledir: 1955 Nuit et Brouillard 1966 La Guerre est Finie 1977 Providence 1980 Mon Oncle d'Amérique 1983 La Vie est un Roman 1993 Smoking/No Smoking 1997 On Connaît la Chanson LOUIS MALLE Bir türe.com 44 . Yeni Dalga yönetmenleri arasında saygınlık kazandı. Onları. (Gece ve Sis) adlı belgeselle kariyerinin zirvesine ulaştı. 1994’te Vanya on the 42. bu filmle. (Hiroşima Sevgilim) ile konulu filmlere yöneldi. bir yıllık bir yayın hayatı olacak olan La gazete du Cinéma isimli dergiyi Godard ve Rivette ile birlikte çıkardı. (Güzel Bebek)’i yaptı. yönetmeni uluslararası üne kavuşturdu. İlerleyen 9 yıl süresince Van Gogh. Tam anlamıyla her şeyini üstlendiği ilk filmi L’ascenseur pour l’echafaud.B. 1955 yılında yönetmenliğini yaptığı belgesel film. (Aldatıcı Işık)’ı çekti. Cousteau’nun gemisinde kameraman olarak görev yapmaya başlıyor. Belgesele yakın bu çalışmalarında. Gauguin ve Picasso'nun "Guernica" tablosu gibi konularda birçok kısa film yaptı. savaş. (Geçen yıl Marienbad'da) ile 1961 Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan ödülünü aldı. akıma sokulamayan. 1979’da Atlantic City’yi. aktüel ve kışkırtıcı bir sinemaya sahip olan yönetmen 1932 Kuzey Fransa doğumlu ve sanayici bir ailenin oğlu. Bu yapıtıyla Raymond Queneau’nun bir dil eleştirisi romanını filme uyarlamış oldu. uluslararası film festivallerinde ödüllere uygun görüldü. (Zazie Metroda). bir toplumsal araştırmaydı. Sömürgecilik. Her ne kadar bir kategoriye dahil etmesek de 1957 sonrası filmleri istese de istemese de Yeni Dalga’ya uygun düşmekteydi. Ardından gelen eseri 1989 yapımı Milou en mai. Amerikan Kara Dizisi içinde uygunluk barındırıyordu. İlkin film eleştirmenliği ile işe başlayan Rohmer. sonra da onların imgelemini kendi zengin üslubuyla sinema diline aktardı. Yeni Dalga’nın temsilcilerinden farklı olarak. 1963 yılında en fatalist filmi olan Le feu follet. (Mayıs’ta Milou) şiirsel. Çektiği siyasal amaçlı ve propaganda filmlerinin de sanatsal yönü güçlüydü. 1996 yılında öldü. insanın kendine yabancılaşmasını kavradığını gösterdi. Malle 1960 yılında Zazie dans le métro. İkinci konulu filmi L'Annee Derniere a Marienbad. Bu yıllarda Malle. Filmlerinde kendi başıboş barbarlığıyla karşılaşan insanı en duyarlı haliyle betimledi. (İdam Sehpası) (1957) tipik bir Yeni Dalga filmi sayıldığı gibi. Le monde du silence. 1984’de ise Aloma Bay’ı yaptı. 1958 yılında yaptığı Les amants. Bu son filmi ırkçılığın oluşumunu irdeleyen önemli bir yapıt. Pariste doğan yönetmenlerden. 1987 yılında yaptığı Au revoir les enfants. Yıl 1959 idi ve Chabrol’un film şirketince http://genclikcephesi. (Ölesiye). (Sessiz Dünya). 1992 yılında. Malle 1977’de A. Bu onun çok yönlülüğünden kaynaklanmaktaydı. Oscar alıyor. Street filmlerini yapan Malle. o bir film zanaatçısıydı.D’de Pretty Baby. İlerleyen zamanlarda ise Truffaut ve Chabrol’un da içinde olduğu Cahiers du Cinéma adlı dergide yayın yaşamını sürdürdü. siyasal kişilikler gibi konuları ele aldığı filmleri birçok kez devlet sansürüne takıldı. Film ahlak dışı görüntüler içerdiği için <?> bir takım zorluklar da yaşadı. (Aşıklar). melankolik bir atmosfere sahipti. senaryoyu bir edebiyat yapıtı olarak yazmaya yönlendirdi. Damade. Sonraki filmlerinin hemen hepsi. Sorbonne’da iktisad deniyor fakat yarım bırakıp Paris Yüksek Sinema Akademisi’ne geçiş yapıp bitiremeden ayrılıyor. (Hoşçakalın Çocuklar) filmiyle içerik olarak yüzünü tekrar Avrupa’ya döndü. bu o’nun yapımcılığını üstlenmediği ilk filmiydi.Fransa’yı dolaşarak çektiği Chateaux de France. (Fransa'nın Şatoları) ile 1947’de görsel sanatlar üzerine bir dizi kısa filme giriş yapmış oldu. 1959'da Hiroshima Mon Amour. Resnais düzenli olarak Marguerite Duras ve Alain RobbeGrillet gibi Fransa'nın önemli edebiyatçı-larıyla çalıştı. Paramount’dan bir teklif aldı ve kabul etti.

68 ETKİSİ ÜZERİNE GENEL BAKIŞ: 1968 Mayısı dünyada çok şeye etkin olmuştu. Coup pour coup’u yapacaktı. Jacques Doillon. Hurlevent. Jean la Pucelle: Les Batailles-Les Prisons çalışmaları gelir.yapımcılığı üstlenilen ilk uzun metrajını çektiği birkaç kısa filmden sonra gerçekleştirecekti Rohmer. JACQUES RIVETTE Rohmer ve Godard ile Gazette du Cinéma ve Cahiers du Cinéma’da beraber olan yönetmen. (Kış Öyküsü) ile süren dizi 1993’te çevrilen L’arbe. Yine bu yıllarda. 68’in değişimleri kendisini göstermeye devam ediyordu ve bunun sonuçlarından biri olarak hard-porno türevi filmlerdeki sansür ortadan kaldırılıyordu. (Yaz Öyküsünü. 1960’lı yılların başında Rohmer ahlak öyküleri konulu filmler üretme kararı almıştı. Gorin’le beraber Tout va bien’i yaparken. Dönemin önümüze çıkardığı diğer yönetmenlerse. Noroît. (Pauline Plajda) sayılmıştır. Rivette. (Kız Arkadaşımın Arkadaşı) olmuştur. 1998de ise Conte d’automne. Duelle. üretiminden içeriğine Fransız Sineması da etkilenecekti bu önemli tarihten. Diziyi kapayan ya-pıtsa 1987 yılında gerçekleşen L’ami de mon amie. La Maman et la putain’i yaparken. René Allio La Vieille Dame indigne’sini 1964’de. Ve son olarakta burada saymamız gereken bir isim.blogspot. Bir türlü başarıyı yakalayamayan yönetmen 1969 yapım yıllı filmi Ma nuit chez Maude. http://genclikcephesi. Maurice Pialat ve André Téchiné ’dır.com 45 . Paris’te bir türlü başarıyı yakalayamayan bir müzisyeni anlatan Le signe du lion. Ahlaksal öyküler dizisini oyunlar ve atasözleri dizisiyle sürdürme kararı aldı ve bunu ilk diziyle bağıntıladı. Truffaut’dan ise parayı ödünç alarak çektiği Paris Nous Appartient ilk uzun metrajıdır. Les Doigts dans la téte’i çekmişti. le maire et la médiathéque ile bölünmüştür. 70’lerin başında bir çok yönetmen ilk filmlerini yapma fırsatı bulurken bir çok kadın yönetmende gene bu dönemde ilk denemelerini yapacaklardı. Dizinin en iyi filmi olarak 1983 yapımı Pauline a la plage. (Maudelerdeki Gecem) ile en iyi senaryo dalında Oscar adayı oldu. René Vautier ile Nicole Le Garrec’in Quand tu disais Valéry’si 1975’te. Diğer bir dikkat çeken yapıtı ise 1987 tarihli Quatre aventures de Reinette et Mirabelle gelmektedir. aşk. Out One gibi uzun televizyon filmleri. (Aslan Burcu) adlı film tam anlamıyla bir Yeni Dalga mahsülüydü. Yıl 1990a geldiğinde Rohmer dört mevsim dizisine başlamıştı. Merry Go Round. Lamour par Terre. 1960’da Chabrol’dan kamerayı. Yönetmenlik öğretmeni olan Renoir’in ve Truffaut’un kameramanlığını yaptı. La Belle Noiseuse. (Güz öyküsü)’nü çekerek mevsimi kapatmış oldu. 1990’ da yaptığı Conte de printemps. 1991 tarihli Conte d’hiver. 1963’de derginin editörlüğüne geçti. şeytana uyma ve karşı koyma gibi konuları başka başka açılardan mizah dolu zevkli diyaloglarla ele alıyordu. Jean Eustache. Retour a Marceille’i 1978’de meydana koymuşlardı. 68 hareketinin toplum yapısındaki meydana getirdiği değişiklikleri anlatan filmlerde doğal olarak bu tarihlerde kameraya alınıyordu. 1995 senesinde diziye ara vermeye devam ederek Les rendez-vous de Paris’i çeken yönetmen. şehvet. uzun ve ussal filmlerin ağırlıkta olduğu bir filmografi çizdi. Le Pont du Nord. Filmleri. kişisel. Her yapıtında aynı konuya ayrı bir açı ile bakmaktaydı. La Bande des Quatre. Filmlerine bakacak olursak: La Religuese. Karmitz. Godard. (İlkbahar Öyküsü). sonrasında ise: Céline et Julie Vont en Bâteau. 1996’da Conte d’été.

her ne kadar bir amerikan sineması hayranı olsa ve de Yeni Dalga’ya ters düştüğü söylense de bu akımdan çeşitli şekillerde faydalanmayı bilmiş olan Bertrand Tavernier ve hemen aynı kulvarda olduklarını söyleyebileceğimiz bir diğer isimse Yves Boisset’dir. serbest çalışmayı tercih ederek kadın sineması düşüncesinde uzak düşmüşlerdir. yönetmenler. Marie Poiré ’sa 1983 yılında yaptığı Papy fait de la Résistance filmiyle sayılabilirler. Besson’sa 1984 yılında tüm şaşırtı-cılığıyla Metroyu. Eric Rochant. 1982’de Çöpteki Ay’ı yapacaktı. İnsanlar ve yunuslarla ilgili güzel ve masalımsı Derinlik Sarhoşluğunu (1987). Bunu 1985’de Kötü Kan. 1985 yapımı ve dünyanın tanıdığı adıyla Betty Blue kült olma başarısını gösteren bir film olacaktı ama Beineix öncesinde 1979’da Diva’yı. La Crise (1992) fimleri takip etti. 1990’da ise Köprüüstü Aşıkları izledi. Beur’a ait filmler genelde düşük bütçeli olup. 1970’lerin sonuna doğru bu konunun Fransa’da önemini tamamıyle yitirmesiyle birlikte. La Fiancée du pirate yapımıyla feminist film sürecini başlatmış oldu. Fransız sinemasında kendisine büyük bir yer edinmiş değildir. yeni akımlar. 68’ler geride kalmış ve ortaya post-modern’den bahseden bir gençlik çıkmış. ve de Luc Besson’dan bahsediyoruz. La Triche (1983) son olarak Les Enfants du Désordre filmleriyle Yannick Bellon’dur. 8 mm ile kameraya alınmışlardır. Mehdi Charef in Le Thé au harem d’Archimede’i. 1990 yılındaysa sinematografyasını gerilimle birlikte Nikita’ya taşıdı ve ortaya başarılı bir şiddet sanatçısı portresi çıkardı. Ki bu yönetmenler gerçektende göz ardı edilmesi imkansız hale getireceklerdir kendilerini. Leos Carax. Adı anılacak bir diğer yönetmen ise. Godard’dan etkilenen ve gerçek anlamda tuhaflıkları olan bir yönetmendi. Kadın yönetmenler arasında büyük bir http://genclikcephesi. Doksanlara doğru karşımıza yeni yönetmenler ve filmleri gelmeye devam etmekteydi. Etienne Chatiliez 1987de yaptığı La Vie est une longue fleuve tranquille ile. Bu ekole bağlı genç Kuzey Afrikalılar filmlerinin eksenini kendi yaşamlarına odaklanmış konularla belirlemişlerdir. Fransız sineması durmayan bir sinemadır. Plaisir d’amour filmiyle gerçeküstücü bir mizah kullanarak erkek egosuna saldırmaya devam etmiştir. L’Amour violé (1977). Un monde sans pitié ’le 1988de. çıkmış ve bu yönetmenlerin filmlerini) sahiplenmiştir.blogspot. Dedik ya değişen değerler söz konusuydu ve artık gerçekten çok şey değişmiş. Coline Serreau ise 3 hommes et un couffin (1985) komedisiyle büyül başarı elde etti ve bunu. 1983 yılında yaptığı. Annaud ayrıca 1989’da Ayı. dar bütçeli bir siyah beyaz olan Oğlan Kızla Tanışırı yaptı. Çektikleriyle ruh hali arasında anlamlı köprüleri bulunan Carax ise. Cyrıl Collard 1991 tarihli Les Nuits fauves’iyle. Yine bu tarihlerde karşımıza çıkan yeni bir oluşum söz konusu olmuştur. Daha önce de belittiğimiz gibi 68 akımından sonra sinemaya yavaşça da olsa kadınların eli deymeye başlamıştı ve bu sayı 1970’lerden sonra artış sağlamıştı. Yeni sinemacılar sinema dünyasındaki yerini almaya devam ederken bildik yönetmenler de gişesi kuvvetli olan yapımlarla varlıklarını sürdürdü. çekerek büyük gişe yaptı. yeni ve ilginç bir oluşumdur bu: Cinéma beur. (birilerince) anlaşılması zor. Elbette ki. Romuald et Juliette (1988). 1992’de ise Marguerite Duras’ın otobiyografisi olan L’Amant’ı çekmiştir. Annaud 400 reklam filmi çekerek ve uzun metrajlı bir filmle kariyerine devam eden yönetmenlerden biridir. Pourquoi pas? (1977). bu yüzden de ne kadar akım terimini hak eder tartışılır. Kadın yönetmenler genellikle feminizm konusuna el atmışlar. JeanJacques Beineix. tarih artık sekseni göstermektedir ve elbette gündemde yeni isimler vardır. Abel Gance’nin asistanlığını yapmış olan Nelly Kaplan. Rachid Bouchareb’in 1990da çektiği Cheb’i türün öne çıkmış filmlerindendir. Beur argoda Arap sözcüğünün karşılığı olarak kullanılmıştır. yeni teknikler.com 46 . Banliyölere hafif bir komedi karıştırarak genelde alt yapıyı oluştururlar. 1986 yılında. L’Amour nu (1981). Akım.

Filmografisine bakacak olursak: 1951 Nous n'irons plus au bois / We Won't Go to the Woods Anymore / Artık Ormana Gitmeyeceğiz 1956 Bonjour sourire / Günaydın Tebessüm. senaristinden teknik ekibine kadar bir bütün olarak çalışabilmeyi her zaman başarabildiği gibi kapılarını da birçok dünya yönetmenine açarak sinema tarihine damgasını vuran filmlerin yapılmasına ön ayak olmuştur. Akerman bu yönetmenlerden en önemlileriydi. Ruiz. Gabin. İlk önemli başarısı olan. romantik öykülerinin arasında Cesar ve Rosalie (1972). Bu oyuncuları yönetmenlik de yapmış olan Balasko’yu da sayarak Miou Miou. Funés. Euzhan Palcy’nin Rue Cases-Négres ve Siméon’u göze çarpar. Dalle gibi yetenekleri önemsenecek oyuncular varolmuştur. Patrick Dewaere. Sonrasındaysa resim ve heykel eğitimi almak amacıyla Dekoratif Sanatlar Okulu'na yazılmıştır. Bunuel. Adjani. Christian Clavier olarak sayabiliriz. 1960 Classe tout risque / The Big Risk / Büyük Riziko. Bourvil. kısacası yaşamı oluşturan her konuyu eşsiz üslubuyla perdeye yansıtmıştır. Bu süreç içinde film setlerinde dekoratör olarak çalışmaya başlamış ve kurgu stajı yapmıştır. izleyiciyi derinden etkileyen tüm unsurları karmayı başarmış.Deneuve.) ÇAĞDAŞ FRANSIZ SİNEMASININ YÖNETMENLERİ CLAUDE SAUTET 1924'te doğmuş ve temel eğitimini devlet okullarında tamamlamıştır. Sautet'nin kariyeri 1969’ yaptığı Hayat Bağları'na değin yoluna girmedi. Binoche. aşkı. Fransız sineması gerçek anlamda. Özenle incelediği orta sınıftan insanları anlatan. Belmando. 1951'de deneysel yapılı kısa filmi Artık Ormana Gitmeyeceğiz’i çekti. Wajda. Diane Kurys’in 1979 tarihli Coup de foudre ve 1977 tarihli Diabolo Menthe bu filmlere yegane örnektir. http://genclikcephesi. Delon.çoğunluğun otobiyografik filmlere kaydığı da görülmektedir. ile kendisinden daha genç Yeni Dalga’cıların arkasında kaldı. Gerçekten de 60-93 yılları arasında Fernandel. Gitgide artan sinema arzusu ağır bastı ve 1948'yılında iki yıl sürecek olan IDHEC'e yaşamına başladı. Bahsetmemiz gereken bir diğer konuda 1970’li yılların gerçekten de önemli oyuncular ortaya çıkardığıdır. Gérard Jugnot. bir yeraltı melodramı Büyük Riziko (1960). Dominique Lavanant. Sen. Véra Belmont’un Rouge Baiser’i. Mado (1976) ve Garson'u (1983) sayabiliriz. Ben ve Diğerleri (1974). (ki birçok sinema sever tarafından Bunuel tam anlamıyla bir Fransız sinemacısı sayılmıştır. Polonski. Dönemin diğer filmlerine bakacak olursak. Holland. Sautet yapıtlarında. Thierry Lhermitte.blogspot. Bir trafik kazası sonrasında orta yaş bunalımına giren bir adamın öyküsünü anlatan filmiyle 1970'de LouısDelluc Ödülü'nü kazandı.com 47 . Michel Blanc. Marais. dramı. Depardieu. Borowczyk. Yönetmenliğinden önce senaristliğiyle isim yaptı. dostluğu.

1979’da bu filmini takip eden Hot Head ününü Fransa’da pekiştirmiştir. Paul and the Others / Sen. 1980 Un mauvais fils / A Bad Son / Kötü Evlat. 1976 Mado. 1971 Max et les ferrailleurs / Zafer Yolu. 1974 Vincent. Sonraki filmi Quest for Fine (1981). Filmografisi şöyledir: http://genclikcephesi. François. 1972 César et Rosalie / César and Rosalie / César ve Rosalie. 1992 Un coeur en hiver / Heart in Winter / Ayazda Bir Yürek. 1976 yılında yaptığı ilk filmi olan Black and White in Color’da Afrika Camereon’da yaptığı askerlik hizmeti sırasında edindiği kendi deneyimlerinden faydalanmıştır. 1992’de ki son filmi olan The Lover 1920’lerin Fransız Hindi-Çin’inde bir Fransız kızıyla zengin bir Çinli arasındaki romansın kışkırtıcı ve seksüel tanımlaması ile büyük karmaşa yarattı. François. ona en iyi film ve en iyi yönetmen dallarında Fransız Cesar Ödülü’nü kazandıran bir yapıttır. Ben ve Diğerleri. 1995 Nelly et M. Bu film kendi ülkesinde ona fazla kazandırmamış fakat en iyi yabancı film olarak Oscar almıştır. Paul et les autres / Vincent.1970 Les choses de la vie /The Things of Lif e / Hayat Bağları. Arnaud / Nelly ve Mösyö Arnaud. JEAN JACQUES ANNAUD Jean Jacques Annaud 1960’ların sonları ve 1970’lerin başlarında yüzlerce televizyon reklamı yöneterek kariyerine başlayan ve uluslararası arenada tanınan bir film yapımcısıdır. 80.blogspot. Arnaud / Nelly and Mr. 1983 Garçon! / Waiter! / Garson! 1987 Quelques jours avec moi / Few Days with Me / Benimle Birkaç Gün. Umberto Eco’nun meydan okuyucu romanı The Name of the Rose’un bir uyarlamasında Sean Connery’i yöneten Annaud daha sonra 1989’da iki hayvanın dostluğunu anlatan The Bear filmi ile ayı yavrusundan uluslararası yıldızlar yaratmıştır.com 48 . 1978 Une histoire simple / A Simple Story / Basit Bir Öykü.000 yıl öncesinin ilkel insanını benzersiz bir hikayeyle anlatan.

La 1986 Name der Rose Der 1988 Ours.. 1973. 1986. Vivre Pour Vivre ile geniş coğrafyalara taşıdığı kamerasıyla sosyo-siyasi belge film ortaya koydu. La Bonne Année. Ardınca. 1971. 1969. 1993.. 1975. L’ 1995 Wings of Courage 1997 Seven Years in Tibet 2001. Ily a des Jours.. 1992. 1965. Le Chat et la Souris.. Revenir. L'Amour Avec Des Si. A Man and a Woman. Smoc. 1990 Il y a des Jours. 1967. Aventure C'est L'Aventure. Smic. Robert. La Mort filmini yapan yönetmen 1973 senesinde La Bonne Année adlı aşk öyküsüyle gündeme geldi. Filmografisinin geneline baktığımızda: 1960 Le Propre De L'Homme. 1985. Edith et Marcel. Aynı tarihte çektiği Le Voyou’dan sonra. 1976.1976 Noirs et blancs en couleur 1979 Coup de tête 1981 Guerre du feu.. bir kitap yazım süreci gibi serbestçe meydana getirilmesi gerektiğini ifade eden Lelouch. 1977.com 49 .. Bir filmin. 1962. Si C'Etait à Refaire. 1984. Enemy at the Gates Two Brothers 2001 C LAUDE LELOUCH 1937 doğumlu yönetmen en son olarak 11 Eylül Olayı üzerine yapılan 11 yönetmenden 11 dakikalık filmler derlemesinde yer aldı. La Femme Spectacle. 1970. Treize Jours en France. Smac. Visions of Eight. Loin du Vietnam. 1974 Mariage.Pour Ça! http://genclikcephesi. Tout Ça. A Man and a Woman. L’ 1991 Amant. 1967’ de çektiği. Viva la Vie! Partir.Et des Lunes ve 1992 tarihli La Belle Histoire izledi. Kısa filmlerle sinemaya başladığında 19 yaşındaydı Lelouch. Le Bon et les Méchants. ortaya çıkan filmin bir sanat yapıtı olması gerektiğine ve bunun içinde bireysel gerekliliğe inandı. Attention Bandits! 1988 Itinéraire d'un Enfant Gaté. La Belle Histoire. L’Amour. la Mort. La Vie. Vivre Pour Vivre. 1974. Turkıye. Une Fille Et Des Fusils. Un Autre Homme Une Autre Chance. l'Amour. Robert et 1981 Les Uns et les autres. 1974’de yaptığı Toute une vie filminde farklı bir Lelouch ortaya koymayı amaç edindi. 1968. Un Homme Qui Me Plait. 2002. La Vie. 1966.blogspot. 1979 À Nous Deux. Le Voyou. 1972. 1983. 1963... 1975’de Le chat et la souris.Et des Lunes. Les Uns et Les Autres’i çeken yönetmenin bu filmlerini 1983 tarihli Edith et Marcel. Toute Une Vie. 1974’de Mariage. Un Homme et une Femme ile 1966’da Cannes’da Altın Palmiye alan yönetmen kendini yazar sineması oluşturmak isteyen bir yönetmen olarak tanımladı.

anti-amerikancılığıyla itham edilmiş ve politik terörizmin onaylanması olarak görülmüştür. Le Cousin-1998. Contre l'oubli-1991. 1969’da Z filminde uluslararası film yapımcılığı topluluğunu da işaret ederek Yunan cunta sistemini suçlayan politik bir hikayeyi anlatmak için korku tekniklerini kullanmıştır. Camus gibi bir çok yönetmene asistanlık yapmış. Les Enfants de Lumière-1995. 2000 Une Pour Toutes. Music Box 1991 Conte l’oubli 1993 Petite apocalypse http://genclikcephesi. Le Choix des armes-1981. 1973’de ki Satete of Siege adındaki Uruguay çalışması. Z 1970. La Menace-1977. Stupeur et tremblements-2003. 1996. 1993’de The Little Apocalypse filmini yönetti ve yardımcı yazarlığını yaptı. 1986 Conseil de f amille 1988. yaşamında hep caz olan bir isim. 1983.September 11. Film yabancı dilde en iyi film dalında Oscar kazanmış ve Gavras en iyi yönetmen ve yardımcı yazar dalında aday olmuştur. Yönetmen 1988’deki Betraet ve 1990’daki Music Box filmleri dahil olmak üzere sonraki filmlerinde de sıcak konulara değinmeye devam etti ancak bunlar öncekiler kadar güçlü ve tutkulu değildi. Filmografisi: France société anonyme-1973. Le Voleur et la Menteuse. Missing Hanna K. Gavras. ALAIN CORNEAU IDHEC’li bir yönetmen olan Corneau.com 50 .blogspot. Lumière and Company. Les 1965 Compartiment tueurs 1967 Un homme de trop 1969. 1983’deki Hanna K filmi Filistin yanlısı tutumuyla çok kişiyi öfkelendirmiştir. 1998 Hasards ou Coïncidences. Les Misérables. COSTA GAVRAS Filmciliğin tartışmalı ilk politik polemikcisi Costas Gavras. Betrayed 1989. Hommes. 73’de ilk uzun metrajı France Société Anonyme beğeni toplamış bir çalışma olmuştur. 1977’de Simone Signoret’in oynadığı Oscar kazanan Mademe Rosa filminde rol aldı. L’ 1973 État de siège 1975 Section spéciale 1979 Clair de f emme 1982.1994. Le Môme-1986. 2002 11'09"01 . Ardından çektiği filmlerini filmografisinde yazacağımız yönetmen. Police Python 3571976. Le Prince du Pacifique-2000. Le Nouveau monde-1995. Femmes. 1991’de yaptığı Tous le Matins du Monde ile Louis Delluc Ödülü almıştır. 77’de La Menace ile çıkar karşımıza. Aveu. 1995. Amerikan polisiye sinemasına bir gönderme niteliğindeki Polis Python 357’ı 75’de çeken Corneau. Gavras dünyayı dolaşmış ve baskıcı yönetimlere karşı filmler yapmıştır. Nocturne indien-1989. 1982’de ilk Hollywood filmi olan Missing’de Gavras tartışmalara neden olmaya devam etmiş ve önde gelen Amerikalı yıldızlar Jack Lemmon ve Sissy Spacek’in yardımlarıyla yardımcı yazar olarak Oscar kazanmıştır. Fransa’da filmcilik okumuş ve sağlam bir geleneksel korku olan The Sleeping Car Murder’i 1965 orada çekmiştir. Gavras’ın filmogra-fisi ise şöyledir: 1958 Rates.

La Caveleur. İlk uzun metrajını 1964’de La Vieille ile gerçekleştiren yönetmen bu filmini Brecht’ten öyküleniyordu.com 51 . Moi. Rude Journée Pour la Reine. En İyi Yabancı Film Oscar’ını aldığı Préparez vos Mouchoirs’i 1979’da gerçekleştiren yönetmen 1981’de Beau-pére’yi 1983’de ise La femme de mon pote’u. Yönetmenin 1974 tarihli filmi eğlenceye dayalı bir ajan serüveni olan. şiirsel gerçekçiliğe yakın bu filmin ardından. Ressamlık denemeleri ardı sıra Comédie Française’de yer aldı. Bu süreç bitiminde Les valseuses. RENE ALLIO: Fransa sinemasının Brechtyen uygulayımcısı. Le magnifique’nin ardından Dear Dedectiv. 1969’da yaptığı Le Diable par le Queue -degüldürü alt tabanlı bir filmdir. Chouans. Canlı resim filmi olan La meule’ü Gogol’dan uyarlayarak oluşturdu. PHILIPPE DE BROCA: belgeselci bir tabana sahip olan. 1962 senesinde ülkemizde de (İstanbul) film çeken (Immortelle) yönetmen filmleriyle genelde yergi edinmiş bir isim olmuştur. Tenue de Soirée filminde (çok filminde olduğu gibi) cinsellik üzerine bir denemede bulunmuş olan Blier. 1966 yılında Rochefort ile gündeme gelen yönetmen.alt yapılı filmi Trans-Europe-Express’i sonrasında ise. İlk uzun metrajı 1967’de çektiği L’Enfance Nue sonrasından önce.(1978). 1996’da My Man’i. L’Homme qui ment.(1988) gibi filmleri yer almaktadır. Amerikan müzikâllerini anımsatan yapıtın. Dört yıl sonra yaptığı Si J’étais un espion ardından tam yedi sene film çekmedi. yine müziği ön planda tutmuş ve ilk filminde olduğu gibi yapıtı kullanılan müziklerle ilgi uyandırmıştır. Lumière et compagnie 1997 Mad City 2002 Amen Bu listede adından bahsedilmesi gereken diğer yönetmenlere ve filmlerine bakacak olursak: JACQUES DEMY: 1961’de önemli çıkışı olan Lola’yı gerçekleştirdi. L’Eden et aprés. Müzikleriyle ilgi toplayan. Glissements progressifs du plaisir. Trois Places Pour le 26 ve Table tournante’ı çektiğinde yıl 1988’i bulmuştu ve ortada gene müziğin kokusu vardı.blogspot. 1997’de Mon Homme’u Buffet Froid / The Return of Martin Gusse’u yönetti.(1979).1995 À propos de Nice. 1989’da Trop Belle Pour Toi ile evlilikte ihanete değişik bir açıdan değindi. Le jeu avec le feu filmlerini yapar. Chabrol ve Truffaut’ya asistanlıkta yapan yönetmen 1961’de ilk filmi Cartouche’yi yaptı. Son olarak 1992’de Van Gogh’u yönetti. televizyon http://genclikcephesi. 1958 senesinde kısa filmler çekmeğe başladı. belgesel filmleri sonrasında bir nazi yadsıması. ayant égorné ma mere. Sözde hamile kalan bir adamın hikâyesi olan L’événement le plus important depuis que l’homme a marché sur la lune 1973 senesinde gerçekleşir. Bunun ardından ilk filmini bir üçlemeye dönüştürecek olan komedi unsurlarla bezenmiş L’ Homme de Rio ve Les tribulations d’un chinois en Chine’ı çekti. bir yıl sonra da Calmos ile yönetmenliğini sürdürdü. ma soeur et mon frére. Pierre Riviere. MAURICE PIALAT: Ressamlık denemeleri ardından oyunculuk yapan Pialat. Sayılabileceğimiz diğer filmleri ise şunlardır: Les Camisards. onu ele alışlarının aktarı/anlatım değil bir araştırmacı niteliğinde olması gerektiğini düşünmüş ve dile getirmiştir. 1968’de çektiği Model Shop sonrasında bir uyarlama olan Peau D’Ane’ı 1970 senesinde gerçekleştirdi. Retour a Marseille. çekti. La Gitane. L’heure exquise. Bir yıl sonrasında yaptığı Notre Histoire fantezi-düşümsel öğelerle besiliyidi. On a volé la cuisse de Jupiter-(1980).(1986). röpörtaj filmi olan Hitler connais pas’ı 1963 senesinde gerçekleştirdi. yazarların sinemaya bakışlarının.hakkında konuşulanların imgelemi üzerine. Altı sene sonra ise Japonya ile bir ortak proje olan Lady O hayat bulur. Matelot. la suite. Bir film taslağı. BERTRAND BLIER: Georges Lauther’in asistanlığı sürecinin ardından yönetmenliğe başlayan Blier. ALAIN ROBBE-GRILLET: 1950’lerde Fransa’da ortaya çıkan Yeni Roman akımının kuram-temsilcilerinden olan Grillet. İkinci filmi olan L’Une et L’Autre’ın ardından 1969’da Pierre et Paul geldi.

1969’da ilk filmi olan Paulines en Va. 1990’da ise kadınlara adadığı filmi. Film Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülü’nü aldı. La Meilleure Façon de Marcher filmiyle dikkat çeken yönetmen. Ayrıca. CLAUDE BERRI: 1966 yılında Le Vieil Homme et L’Emfent ile beğeni kazanarak sinemaya başlayan Berri’nin sayabileceğimiz filmleri arasında. 1991’de J’embrasse Pas’ı gerçekleştirdi. Baiser de Judas ile yönetmen olarak sürdürmeye devam etti. La Premiére Fois. Jean Florette. Germinal yer alır.(1977). Van Gogh. JEAN-CHARLES TACCHELLA: Yeni Dalga’ya ön ayak oluşturacak bir sinema klübünün kuruluşunda bulundu. L’Amant. Bresson. La Mort en Direct’i bilim kurgu öykü içeriğiyle sunan Tavernier. Borocco’da bunu ortaya koydu. ilk Delluc Ödülü’nü almak gibi bir özelliği bulunan Tavernier’in bu filmi 1973 tarihli L’Horloger de Saint-Paul idi. aynı yıl Une Semaine de vacances’i. son filmi Les voleurs’u 1995’de beyaz perdeye taşıdı. Miller> Hitchcock’un İp filminin etkileşimlerini barındırmaktaydı. 1975’de ise. 15. İsim yaptığı filmi Cousin. 1986 senesinde çektiği Cour d’Assier sonrasında yaptığı Travelling Avant ile Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale ödülünü aldı.için çalıştı. Sevgi üzerine yapılmış karanlık ve şiddetli bir trajedi olarak adlandırılan 1987 tarihli La Passion Beatrice’i çeken yönetmen. Senaristlikle başladığı sinema hayatını 1963’de yaptığı Les Baisers. Manon des Sources. Kendi filmlerini yönetmeye 1975 senesinde başladı. lirik-duygusal bir atmosfer yarattı. Le Juge et l’Assassin.erotik yapısından dolayı tepki aldı. 1973’de Voyage en grande Tortorie’yi ilk filmi olarak gerçekleştirdi. bu lirikselliğinde daha da derinleşti. 1986’ya geldiğinde ise gerçek caz yaşantılarını aktardığı Autor de minuit’i çekti. 1973’de La Gueule Ouverte ve Passe Ton Bac D’Abord’u çekti. Daha sonra Mortelle Randonnée’yi çeken Miller.com 52 . 1996’da Captaine Conan’ı 1998’de De L’Autre Cote Du Periphe 1999’da Ça Commence aujourd’hui 2000’de All Stars to day 2002’de Safe Conduct’u yönetti. Carné. psikolojik anlatı niteliğinde ki Garde a Vue’yü gerçekleştirdi. 1978’de Il y a longtemps que je t’aime’i 1981’de Croque la vie’yi ve 1985’de Escalier C’yi yaptı. 1986’da L’Effrenttée’i kameraya alır. Yönetmen. film <de. Godard gibi ustalara asistanlıkta bulundu. 1998’de Class Trip’i.blogspot. Des Enfants Gates gibi çağdaş yaşamın sorunlarına yönelen filmlere imza attı. bir romandan yola çıktığı L’Accompagnatrice’i yapar. Yönetmen 92 senesine geldiğinde. 1981’de Coup de Torchon’u.Pierre Coursoden ile ortak çalışma olarak ortaya koydukları Amerikan sineması üzerine: Trente ans du Cinéma Americain kitabını hazırladı. Dames Golontes’i yaptı. Le Male du Siécle-(1975). 1980 yılında. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazandığı filmi L’Appat’ı çektiğinde sene 1995’e gelmişti. http://genclikcephesi. bunu başaramadı ve Cahiers du Cinéma’da yazmaya başladı. Arkadaş çevresiyle birlikte sinema degisi çıkarmaya başlar. Yönetmen. 1989’da ise La Vie et Rien d’Autre’ı beyaz perdeye taşıdı. CLAUDE MILLER: IDHEC öğrenimi alan Miller. BERTRAND TAVERNIER: Sorbonne Üniversitesi’n-de hukuk okudu. Bundan 2 yıl sonra gerçekleştirdiği Le Sourire. Film –haliyle. 1972’de de Nous Ne Vieilleons Pas Ensemble’ı. Nabakov’un Lolita’sını anımsatmaktaydı. ANDRE TECHINE: Neredeyse bir IDHEC’li olacak olan Techine. Bunların ardından bir roman çıkışlı Les Soeurs Bronte ve 1985 tarihli Rendez-Vous’yu gerçekleştirdi. bir Bost uyarlaması olan Un Dimanche a la Campagne’yi. Sinema yazarı yönetmen. Hôtel des Ameriques. 1987’de Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye alan Sous le Soleil de Satan’dan önce 1980’de Loulou ve 1983 tarihli Police’i.(1972). Cousine’i 1975’de çeken Tacchella. Sex Shop. J. 1988’de Les Innocents. ve hemen ardından Souvenirs d’en France’ı yaptı. ödül sonrası ilk filmi 1991 tarihli Van Gogh’u çekti.(1986). Nickel Odeon Sinema Klübü’nün kurucularından oldu. bir uyarlama polisiye olan Dites-Lui Que je l’Aime’i çektikten sonra. Berri. Bunları sinema üzerine yazdığı yazıları takip etti. sonrasında. Le Lieu Crime’i 1986’da çeken Techine. 1964 yılında La Chance et l’amour filminin yönetmenliğinin bir kısmını gerçekleştirdi. Mortelle Randonnee ve L’effren’ce’u yönetti. 2003’de. Le Cinéma de Papa.(1970). onun yaşamının en önemli sürecinin bir yansımasını taşımaktaydı. Que la Fete Commence’ı çekti. 1977’de Le Pays Blue’yu. 45. 2002’de Betty Fisher and other stories Alias Betty.

Jean de Florette. Tendres Requins. Les Doigts dans la Tete. Comédie. Fransa ve İngiltere’de En İyi Film ödülünün yanı sıra. La Tentation de İsabelle. A cause d’une femme. Yönetmen Théatre du Soleil’in kurucusudur. YVES BOISSET: Siyasal-toplumsal olgu ve olayları filme almasıyla adını duyurdu. MICHEL DEVILLE: Decoin’e asistanlık yapan Deville ilk uzun metrajını 1958’de Une Balle dans le Canon adıyla çekti. Harmonie. JEANNE MOREAU: Aslında bir oyuncu. kısa filmler denedi. Bye Bye Barbara. ARIANNE MNOCHKINE: Aslen tiyatrocu olan Mnochkine. Uyarlamalara yoğunlaştığı dönemde bir çok yazarı sinemaya kazandırdı. le Taxi Mauve’ı. 1980’li yıllarda da. Rue du départ. Le Marginal yer alır. L’Ours et la Popuee. Espion. Flic. Une femme a sa Fenetre . Adieu Poulet. bu filmi ile Locarno Ödülü aldı. Les Bronzes. 1974’de Dupont Lajoie’yu. Martin Soldat. Eugéne Saccomano uyarlaması. La femme qui pleure. L’ Appartement des Filles. Les veces étaient fermés de l’interieur ile sinemaya başladı. Les Princes gibi filmleriyle dikkat çekti.blogspot. JACQUES DERAY: Kariyerine Le Gigolo ile 1960’da başlayan Deray’ın sayılabilecek filmleri arasında: Par un Beau Matin sacré. Léve-toi ve Blue comme l’Enfer’i çekerek ismini korudu. sinema. PIERRE GRANIER-DEFERRE: Önce asistanlık yapan Deferre. http://genclikcephesi. La Bourqeoue. LAmi de Vincent. Un sac de billes. Les Anentures de Salavin adlı uzun metrajını 1961’de kameraya aldı.com 53 . 1972’de l’Attendat’ı 1973’de RA. Moliére gibi tiyatroda da sahneye koyduğu eserleri sinemaya aktardı. La Voix. JACQUES DOILLON: Sinemayla. televizyon.. La prutaine.. le Femme Flic. Kısa filmler yaptı. Manon des Sources ile uluslararası başarı sağlamış. Le Dossier 51. LAdolescente gibi çektiği filmlerle kategoriye girebilmiştir. Creezy Le Fils. Archipel yer alır. La Piscine. Cours Privé. La Vie de Famille. L’ Etoile du Nord. ilk sahnelediği oyun olan 1789. Les Bronzes font duski. La fille prodigue. Nuit d’été en ville başlıca filmleridir. Pleure pas my Love filmlerini yönetti.. Peril en la Demeure.S’i. Le Voyage en Douce. La Drolesse. A. 1971’de le saut de l’ange’ı. Le Chat. FABRICE CAZANEUVE: Edebiyat. kurgu ile tanıştı. Resnais ve Rouch’un katkı sağladığı ilk uzun metrajı L’an 01’i 1972’de çekti. Doucement les Basse -devamı niteli-ğinde^Borsalino and Co. ilk filmini 1975’de La tete en ruines adıyla çekişinden önce kısa da olsa oyunculukta bulundu.B.. La Métamorphese des Clopertes. La fille de Quinze filmlerini yönetmiştir. Le prix du Danger’ı. PATRICE LECONTE: O da bir çokları gibi IDHEC eğitimi aldı. La Couleur du vent. Bu iki film. 1976’da le Sherifi. Borsalino. Son yönetmenliğini 1990’da Double Identiti ile yapmıştır. Companeez ile birlikte La Femme en Bleu’yu yaptı. bir çok yönetmenle çalışıp Lumiére. Marcel Pagnol’dan uyarlanmıştır. belgeseller yönetti. Onikinci son filmi The Housekeeper’i 2003’te yönetmiştir.D’de Altın Küre almıştır. Le Roi de la Chine ile ismini duyurdu. TONY GATLIF: Cezayir doğumlu yönetmen. 1975’de Foller a tuer’u. Raphael ou la dé bauche. Yönetmenliğe Coplan sauve sapeau ile başlayan Boisset. 2002’de Almost Peaceful son yönetmenlik denemesi oldu. Un Conde ile 1970’de ilgi çekebildi. Trois Années filmi ile iyice tanındı. Benjamin. Les Eaux profondes. 1994’te son sinema çalışması L’Ours en Peluche’yi yaptı. La horse. L’ Apprenti salaud. La Veuve Couderc. tiyatro da görevler aldı. Paris au Mois d’Août. Filmleri arasında: Le Petit Garçon de l’Ascenseur. Paltoquet. Le Gang. La Petite Bonde. Güldürüleri ile tanındı. La terre au ventre.

On yıllık bir süre boyunca René Clément’nin La Course du lièvre à travers les champs (1971). CLAIRE DENIS: IDHEC’li. Aynı yılda Le Chien de M. Tatie Danielle yönetmenin diğer filmidir. No die. 1993’te. Jarmush gibi devlere yardımcılık yaptı. 1983 yılında Cannes festivali için seçilmiş olmasına rağmen başarısızlığa uğradı. 1978’den 2003’e değin direktörlük yapan Leconte’nin son yönetmenlik filmi 2003 tarihli Man on the Train’dir. La garce. Les spécialistes. Felicite.Viens chez moi j’habite chez. 1989’da Roselyne et les Lions filmindeki esas rol (role-titre) için Isabelle Pasco’yu seçmiş olmasına rağmen başarı kazanmamıştır. diyalogist. Défense de savoir. 1985’de 3 Men and a Cradle 1990’da Mama. Fransız senarist. ikinci yönetmen asistanı. Wenders.com 54 . prodüktör. Philippe Djian’nın metnini okuyarak. ilk kısa filmini 1973’de gerçekleştirdi. önce ünlü Les saintes chéries (1964-1967) dizisinde Jean Becker’in sonra da 1970’te Claude Berri’nin Le Cinéma de papa’sında yönetmen yardımcısı olarak mesleğe atılmıştır. Premier voyage yer almaktadır. 1988’de Chocolat filmini gerçekleştirdi. birinci. Michel ile Trouville festivalinde birincilik ödülünü aldığı ilk kısa metrajını gerçekleştirdi: 1980’de gerçekleştirdiği ilk uzun metrajı olan Diva. YENİ AKIM JEAN JACQUES BEINEIX Yönetmen. Ma femme s’appale reviens. No fear. La vie est un long fleuve tranquille ile dikkat topladı. ETIENNE CHATILIEZ: Yazarlık ve reklam filmciliği yaptı. COLINE SERREAU: Bir reklam filmcisi olan Serreau. Jean. Qu’est-ce qu’on attend pour etre heureux bir diğer yapımıdır. CHRISTINE PASCAL: Oyunculuk ve senaristlik yaptı. Et Pourquoi Pas ile ilk uzun metrajını 1976 senesinde yaptı. henüz tanınmayan Béatrice Dalle’in başrolde oynadığı 37°2 le matin filmini gerçekleştirmeye karar verdi. 08 Ekim 1946’da Paris’te doğdu. Voyage de noce. Yönetmenin filmografyası ise şöyledir: http://genclikcephesi. Jean-Jacques Beineix. Diğer filmleri arasında: Le voleur de crimes. There’s a Man in Your Bed 2003’te Chaos’un direktörlüğünü yapmıştır. Yves Montant’ya son oyunculuğunu veriyor. Zenzibar ile adını gündeme getirdi. Friday Nigh filmlerindeki direktörlüğü ile 2003’e ulaşmıştır. Le mari de la coiffeuse. 1977’de Claude Zidi’nin L’Animal ’inde yönetmen yardımcılığı yapmıştır. Bu filmin oyunculuğundaki başarısı sayesinde Beatrice Dalle’i star yapmıştır. I can’t Sleep. Monsieur Hire. Nenette and Boni. Ça n’arrive qu’aux autres. Trouble Ever Day. IP5 (L’Ile aux pachydermes). 1982 yılında dört Cesar ödülü ile popüler bir başarı elde etti. Beau Travil. Gavras. mon amour ile 1996 senesinde gerçekleştirdi. İkinci filmi La Lune dans le caniveau.Pierre Cattegno’nun pisikoanalitik polisiyesi olan Mortel Transfert’i adapte ederek olumsuz eleştiri ve ticari sorunlara maruz kalmıştır.blogspot. Le parfum dYvonne çektiği filmlerdendir. Une copine. Tango. NADINE TRINTIGNANT: Sinemaya geçişini Mon amour. 1984 yılında. Circulez y a rien a voir.

Filmografisi ise şu filmlerle oluşmaktadır: 1983 Boy meets girl 1986. hızlı kurgusu olan. oyuncu. Özellikle Hollywood sinemasına karşı Fransız sinemasını ayakta tutmaya özen gösteren yönetmen. Yeni Akım’ın (Nouvelle Vague) uzaktaki sürgünü olmuştur. 1998. Filmografisini ise şöyle sıralayabiliriz: 1981 L'Avant dernier http://genclikcephesi. Filmin çekimi birçok defa kazaya uğramış ve mesleğine üç yıl boyunca heyecan vermiştir. çok stilize ve yüksek bütçeli filmlerin yönetmeni olarak adını duyurdu. Romantik ve gizemli. 1988. L’Aile ou la cuisse Le Chien de M. 1987. Les Amants du Pont. büyük bilgin ve aynı zamanda Dreyer’den Welles’e sinema ustalarının hayranıdır. benzeri olmayan. Yönetmenliğin yanı sıra yazarlık ve yapımcılık da yapan Besson. pek çok filmin yapımcılığını üstlendi. Michel 1980 Diva 1983 La Lune dans le caniveau 1985 37˚2 le matin 1989 Roselyne et les Lions 1991 IP5 (L’lle aux pachydermes) 1994 Otaku: fils de l’empire du virtuel 2000 Mortel transfert LEOS CARAX Yönetmen. Üç filmi ile. Fransa’daki sinema endüstrisinin geliştirmek için Hollywood kurallarını uyguluyor. 1977. 1997.com 55 . House Pola X Pierre ou les Ambiguites 2000 Strangulations Blues LUC BESSON 18 Mart 1959’de Paris.1972 Une journée bien remplie. hırslı veya megaloman bir yaratıcı olarak kendini kabul ettirmiştir.Neuf. Fetiş oyuncusu olan Denis Lavant ile çektiği Les Amants du Pont-Neuf filmini gerçekleştirmek için yeterli imkanlara sahiptir. Fransa’da doğdu. The Day the Clown cried 1976. Ülkesinde Steven Spielberg’le eş değer tutulan Luc Besson. senarist. 1999. Mauvais sang King Lear Les Ministere de l’art. 21 Kasım 1960’ta doğdu.blogspot.

Yakın zamana değin Türkiye’de özel bir kesim harici pek bilinen bir isim değildi kendisi. filmlerinde. 1991. 8femmes-2002. İzleyicisini şaşırtmayı daha doğrusu şoke etmeyi seven ve bilen Ozon filmlerinde bu ögeye sıkıca sarılarak yapı taşlarından birini oluşturuyor.Doigts dans le ventre. İlk uzun metrajında profesyonel izleyicinin dikkatini. Sous Le Sable filmi ile artık özel yeri olan yönetmenler arasına girmeyi başarmıştı bile. sexualite. doğrudur da. Yapıtaşı modundaki ikinci Ozon ögesi ise çalışmalarında önemli yer kaplayan sessizlik halleri. bitirdiği sinema okulu ardından gittiği yüksek prestijli bir okul olan FEMIS sonrasında filmlerinin çoğu kısa film festivallerinde gösterime sunuldu. Ozon. kendine ait bir tarzı/stili olan bir yönetmen. Sea the Sea . Les-1999. ve artık tam anlamıyla çıkışını yapmış yönetmenler arasına dahiloldu.1983 Le Dernier combat / The Final Combat / The Last Battle 1986 Subway / Metro 1988 Le Grand bleu / The Big Blue 1990. X 2000-1998. Une rose entre nous-1994. Criminal Lovers da cinseliteyi ve bu bağlamda güç dengelerini öne sürerek sunduğu hikayesi pek kuvvetli değildi. Sinema üzerine kafapatlatan kesimin ifadesiyle. Le-1991. 1998 de ilk uzun metrajı olan Sitcom’ın premiyeri yapıldı. Swimming Pool-2003.Une goutte de sang-1991. Fransan’nın en cesaretli ve yenilikçi yönetmeni Ozon.La-1995.Le creature del mare / Atlantis 1994 Léon / Léon: The Professional / Leon: Sevginin Gücü 1997 The Fifth Element / Beşinci Güç 1999 Jeanne d'Arc / The Messenger: The Story of Joan of Arc SON FRANSIZ AUTEUR 1967 Paris doğumlu François Ozon’dan bahsediyoruz. Action vêritê1994. aslını isterseniz yeni yeni insanlar Ozon ismi hakkında birşeyler söyleyebilmeye başladı. cinayet. Regarde la mer-1997. Scênes de lit-1998.com 56 .Photo de famille-1988 http://genclikcephesi.Deux plus un-1991. La Femme Nikita / Nikita Atlantis . zira bunu kısa filmlerinde de ortaya koymuş ve uzun metrajlarında da ortaya ne koyacağının işaretlerini vermiş bir isim. Sous le sable-2000. kim filmlerinin tamamını görmüştür sorusuna tebessümle karşılık veririm ben. Gouttes d’eau sur pierres brûlantes-2000. film en iyi eşcinsel yapım seçilip Teddy Bear ödülü aldı. Jospin s’êclaire-1995. Victor-1993.Thomas reconstituê-1992. Petite mort.. hatta. intihar ve sadomazoşist ögelere yöneldi. Saydığımız bu iki unsur Ozon filmlerinde birbirini destekler bir şekilde yer almaktadır. Ozon ve eserlerine uluslar arası ün getiren yeganelik. Une robe d’êtê-1996. 24. Amants criminels. A Summer Dress filmi Locarno Film Festivali’nde ona Léopard de Demain ödülünü getirdi. X2000 filmlerinde sessizlik hakimiyeti ana olgu konumunda yer alır. ensest. peşinden sunuldu.blogspot. duyarlılığın ve içgörünün nadir bir karışımının kendisinde bulunması olmuştur. Gouttes d'eau sur pierres brûlantes ile takdir toplayan yönetmen. Sea the Sea filmi ile Cannes Kritik Haftası’nda eleştirmenlerin karşısına çıktı. üzerinde ki Buñuel etkilenimleri çekmişti. mizahın.Mes parents un jour d’êtê1990.Peau contre peau-1991. FİLMOGRAFİSİ: 5x2-2004.. Les-1998. Sitcom-1998. Criminal Lovers yapımını 1999 da premiye etti ve 6 ay sonra Water Drops on Burning Rocks.Trou madame.

büyük. Kalıplara onunki denli uymayan. Alışılmamışta. Luis Bunuel'in eserinden daha özgür. bazen tutkuları.EK I LUIS BUNUEL Luis Buñuel Portolés: 22 Şubat 1900’de Calanda. Nazarin . bazen ise bireysel inanç ve vicdanla katolik kilisesinin dogmaları arasındaki çatışmayı.dışlı olan Bunuel'in sinemasında.Cet obscur objet du désir / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1975: Italian National Syndicate of Film Journalists .com 57 . En İyi Yabancı Film : Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1982: Venice Film Festival . daha doğrusu ironi duygusunun hiç bir zaman ortadan silinmediği filmler.Critics Award -Best Film . Bazen toplumsal gerçeklikleri. Bu Bahçede Ölüm. alttan alta açık bir kilise düşmanlığının ve katolik inanç eleştirisinin kendini duyurduğu ve kara.blogspot. Bunuel filmleri yenilikçi.Critics Award http://genclikcephesi.üstücü devrim. gerçek.. Luis Bunuel üstüne bir inceleme kitabı yazmış olan sinema tarihçisi Ado Kyrou: "Tüm sinema tarihinde. Gerçeküstücülük Bunuel'in tüm filmlerinde alttan alta da olsa kendini duyurur. Archibald de la Cruz 'un Suçlu Yaşamı. sanatının ayrılmaz bir olgusudur . Fransa’nın bu büyük İspanyol yönetmeni sinema tarihindeki büyük öneminden dolayı özel bir ek olarak buradaki yerini alıyor. veya tek bir filmin yapısı içinde hepsini birden irdeleyen.. her türden tabuya onunki denli egemen olan bir sinema da yoktur. önceden bilinemezde son derece rahat olan. daha kişisel bir yaratış yoktur.Belle de jour 1968: French Syndicate of Cinema Critics .Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1973: French Syndicate of Cinema Critics . Rüzgarlı Bayır.Best Director .Career Golden Lion 1978: NSFC Award ..Silver Ribbon . Bunuel'e göre ikisi de hep içiçe yaşarlar . mahveden tutkuları.. bir emri .Best Director .vakidir." der. İspanya’da dünyaya gelen gerçeküstücülüğün büyük üstadı 29 Haziran 1983’te yaşamına veda etmiştir. bireyin ve toplumun tabularını yıkmaya çalışan niteliktedir.Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1969: Berlin International Film Festival -FIPRESCI Award + Honorable Mention + Interfilm Award . onulmaz... öldüren.Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1973: NSFC Award .Cet obscur objet du désir / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1977: NBR Award . kışkırtıcı ve insanoğlunu düşünmeye iten. Ödülleri: 1972: OSCAR. sinemasal geleneklere onunki denli karşı çıkmış. El. keskin bir gülmece. Gerçekle düşün kesin kesişme noktaları yoktur çünkü. Unutulmuşlar. akıldışıda.La Voie lactée 1968: Bodil . gülmecenin çeşitli alanlarıyla da içli .Best Non-American Film .Foreign Film Le Fantôme de la liberté 1974: BAFTA Film Award Best Screenplay .Best Director .Best Director .

Belle de jour 1967: Venice Film Festival .FIPRESCI Award + Special Jury Prize .Pasinetti Award .Los Olvidados / Unutulmuşlar 1950: Cannes Film Festival .Jury Special Prize .Golden Lion .La Joven 1959: Cannes Film Festival .blogspot. Mexico .Best Avantgarde Film .Simón del desierto 1963: Bodil .com 58 .Nazarin 1956: Academy Awards.Susana Yönetmen Filmografisi 1977: Cet obscur objet du désir / That Obscure Object of Desire / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1974: Le Fantôme de la liberté / The Phantom of Liberty / Özgürlük Hayaleti 1972: Le Charme discret de la bourgeoisie/ The Discreet Charm of the Bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1970: Tristana 1969: La Voie lactée / The Milky Way 1967: Belle de jour http://genclikcephesi.Best Non-European Film / Best American Film El Ángel exterminador 1961: Cannes Film Festival .Golden Ariel+Silver Ariel (Best Direction+Best Original Story+Best Screenplay) .Best Film .Belle de jour 1965: Venice Film Festival .Special Mention .Golden Palm .Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1951: Academy Awards.Belle de jour 1967: Venice Film Festival .Viridiana 1961: Bodil .Best Non-European Film / Best American Film Nazarín 1960: Cannes Film Festival .Golden Ariel+Silver Ariel (Best Direction+Best Screenplay) .Best Film . Mexico .Best Director .Los Olvidados / Unutulmuşlar 1951: Cannes Film Festival .

blogspot.1965: Simón del desierto / Simon of the Desert / Çöl Azizi Simon 1964: Le Journal d'une femme de chambre / Diary of a Chambermaid 1962: El Ángel exterminador / The Exterminating Angel / Öldürücü Melek 1961: Viridiana 1960: La Joven / White Trash-The Young One 1959: La Fièvre monte à El Pao / Fever Rises in El Pao / Günah Cumhuriyeti 1958: Nazarín 1956: La Mort en ce jardin / Death in the Garden / Bu Bahçede Ölüm 1955: Cela s'appelle l'aurore 1955: Ensayo de un crimen / The Criminal Life of Archibaldo de la Cruz / Archibaldo de la Cruz un Suçlu Yaşamı 1954: El Río y la muerte / The River and Death / Nehir ve Ölüm 1954: Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1953: La Ilusión viaja en tranvía / Illusion Travels by Streetcar 1952: El Bruto / The Brute 1952: Él /This Strange Passion 1952: Subida al cielo / Mexican Bus Ride 1951: La aHija del engaño / Daughter of Deceit 1951: Una Mujer sin amor / A Woman Without Love 1950: Susana / The Devil and the Flesh 1950: Los Olvidados / The Young and the Damned / Unutulmuşlar 1949: El Gran Calavera / The Great Madcap 1947: En el viejo Tampico / Gran Casino 1940: El Vaticano de Pio XII 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1930: L'Âge d'or / The Golden Age /Altın Çağ 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği Senaryo Filmografisi 1998: La Novia de medianoche 1977: Cet obscur objet du désir / That Obscure Object of Desire / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1974: Le Fantôme de la liberté / The Phantom of Liberty / Özgürlük Hayaleti 1972: Le Charme discret de la bourgeoisie/ The Discreet Charm of the Bourgeoisie/ Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1972: Le Moine / The Monk 1972: Una Historia decente (book/kitap) 1970: Tristana 1969: La Voie lactée / The Milky Way 1967: Belle de jour 1965: Simón del desierto / Simon of the Desert / Çöl Azizi Simon 1964: Le Journal d'une femme de chambre / Diary of a Chambermaid 1962: El Ángel exterminador / The Exterminating Angel / Öldürücü Melek 1961: Viridiana 1960: La Joven / White Trash-The Young One 1959: La Fièvre monte à El Pao / Fever Rises in El Pao / Günah Cumhuriyeti 1958: Nazarín 1956: La Mort en ce jardin / Death in the Garden / Bu Bahçede Ölüm http://genclikcephesi.com 59 .

geçmişe özlem duyarak ama günümüze uyum sağlamak için de çaba harcayarak sabırla. 1936: Centinela. Yeni gösterime çıkan popüler filmleri para kazanma tekil politikasıyla tüketime sunulduğu sinemaların aksine.1955: Cela s'appelle l'aurore 1955: Ensayo de un crimen / The Criminal Life of Archibaldo de la Cruz / Archibaldo de la Cruz un Suçlu Yaşamı 1954: Abismos de pasión / Wuthering Heights 1954: El Río y la muerte / The River and Death / Nehir ve Ölüm 1954: Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1953: La Ilusión viaja en tranvía / Illusion Travels by Streetcar 1952: El Bruto / The Brute 1952: Él /This Strange Passion 1952: Subida al cielo / Mexican Bus Ride 1951: Una Mujer sin amor / A Woman Without Love 1950: Susana / The Devil and the Flesh 1950: Los Olvidados / The Young and the Damned / Unutulmuşlar 1950: Si usted no puede.blogspot. kültürleri. neşeli. Şimdilerde. eskinin canlı. tarihleri. anlatacak güzel hikayeleri var. yo sí (story/hikaye) 1936: España 1936 / Madrid 1936. özveriyle varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. 1936: Centinela. * Web’den Aysun Akarsu yazısı http://genclikcephesi. Aşağıda bu sinemalardan bir kaçının kısa tanıtımı var. İçlerinde ayin yapılan tapınak-si-nemalar.com 60 . bağımsız sanat sinemaları. alerta! 1936: Quién me quiere a mí? / Who Loves Me? 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1930: L'Âge d'or / The Golden Age /Altın Çağ 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği Prodüktörlük Filmografisi 1970: Tristana 1936: España 1936 / Madrid 1936. alerta! 1936: Quién me quiere a mí? / Who Loves Me? 1935: La Hija de Juan Simón. sinema tarihi dersleri veren okul-sinemalar ya da sinematografik-tiyatro olarak adlandırılanlarından tutun da sadece bir kültüre veya bir tek filme adanmış sinemalar bile var. parlak günlerinin geri gelmeyeceğini bilerek. pop-corn sinemaları olarak adlandırılan ticari sinema dünyasının dışında kalmış büyük sinema dağıtım zincirleriyle bağlantısı olmayan sinemalara verilen genel isim. salonlarında kendini evinde gibi hissettiği sanat evleri. Herbirinin kendilerine özgü politikaları. La / Juan Simon's Daughter 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği EK II Paris'teki Bağımsız Sanat Sinemaları Üzerine* Paris'te. gerçek bir cinephile'in adreslerini evinin adresi kadar iyi bildiği. daha amatör ve sanatçı bir ruhla film gösterilen mekanlar. Onlar.

La Pagode Sinema bir dinse ve yeryüzünde ona tapınmak için bir tapınak aranıyorsa bu tapınak mutlaka "La Pagode" olmalı. filmi anmak için bir ayin düzenlemek üzere bu sinemaya gelirler. gemiyle parça parça taşınmış olmayıp stili ve ruhu dışında. Michelangelo Antonioni'nin toplu film gösterilerine kadar zengin ve çeşitli bir program bulmak mümkün. "La Pagode" kesinlikle mimari açıdan bir şaheser. sinema salonunda fanların yanlarında bulunan prinçleri etrafa saçarken. yine yanlarında getirdikleri sularla fanların birbirlerini ve heryeri güzelce ıslatarak sırılsıklam yapması gibi. Her Cuma ve Cumartesi 22:30'da tekrarlanan bu ayinin içeriği kısaca şöyle: Film repliklerinin ve şarkılarının hep bir ağızdan bağıra bağıra filmle birlikte söylenmesi. İki güzel salonu olan bu sinemada şimdilerde uzak-doğu kültüründen filmler gösteriliyor. Son derece sulu olan bu törenden fanlar kadar sinema salonu ve ekranı da nasibini almaktadır. Joel kardeslerin. bölge gibi çok sık bir bölgede yüzlerce dört beş katlı hantal apartmanların arasında kalmasından ileri geliyor. Pagode'un sözlük anlamı budist tapınağı olmasına rağmen gerçek anlamda uzak-doğu tarzı herhangibir yapıyı tanımlamak için kullanılıyor. 14 milyonu aşan izleyici sayısı bırakmış olarak devam ediyor. Le Champo -Espace Jacques Tati İşte bağımsız sinemalardan bahsederken görmezlikten gelinemeyecek bir tarihi-sinema. Studio Galande'in tek gösterimi neyse ki sadece bu film değil. Bir sinemaya adanmış bir film olabilir ama tersinin olabileceğinin en canlı örneği “Studio Galande”. Doğal olarak kült filmlere gönlünü kaptırmış bu tapınak-sinemanın en sevdiği afişler mi? "Brazil". Yapı olarak bağımsız sinemalar içinde estetik olarak en güzeli. Şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcı. Bu sinemasal ayinin başka bir ülkede örneği var mı tam bilinmiyor. Jean Cocteau "Testament D'Orphee" nin premiere'ini burada yapmış! Yeni Dalga geldiğinde onlara ev sahipligi yapmış ve onları yüreklendirmiş. "Hana-bi". La pagode 1931 yılında sinema olarak kullanılmaya başlamış. Studio Galande Bu sinema kesinlikle "Rocky Horror Picture Show" filmine adanmış bir tapınak-sinemadır. 19. Yeni Dalga’nın özellikle Francois Truffaut ve Claude Chabrol'un en sevdiği. Paris gibi son derece düzenli yapılanmiş bütünlüğe çok önem verilen bir kentte kırk yıl düşünseniz onca apartmanın içinde birinin böyle uzakdoğu tarzı bir bina inşa etmiş olduğu aklınıza gelmeyecekken ve biri söylese buna asla inanmayacakken. 1938'de başladığı sanat yaşamına o yıldan günümüze arkasında dört nesil. kullanılan betonuna Fransızlara ait bir eser. Her haftasonu bu kült filmin fanları.com 61 .blogspot. Aslında zengin bir Fransızın uzakdoğu gezilerinden etkilenip orada gordüğü ve hoşuna giden mimari tarzı kendi ülkesine taşımak istemesi nedeniyle inşa edilmis. Üstelik bir de bunun bir sinema olması. Örneğin geçen yıl "In the Mood for Love" filmi hiç afişlerinden inmemişti. en sık uğradığı sinemalardan olan bu tarihi-sinemanın programında yeni gösterime çıkan filmler olduğu kadar sürekli değişse de Monthy Python serilerinden. "La Champo" 2000 yılında sadece sinema olmayı aşıp tarihsel anıtlar kaydına girmeyi de başarmış. Tim Burton'unun. yy sonunda gerçekleştirilen yapı. Lars Von Trier'in tüm filmleri ve yeni yeni "Matrix". Şaşırtıcılığı hem yapının güzelliğinden hem de 7. Action Sinemaları Grand Action Action Ecoles Action Christine http://genclikcephesi. yapımında çalışan işçisinden. karşınızda görüverince saşkınlık gibi bir kelimenin hissetiklerinizi anlatmak için ne kadar yetersiz kalabileceğini anlıyorsunuz.

Sadece Latin kaynaklı filmleri göstermeye çalışsada arada sırada klasik filmler kuşağına veya genç sinemacıların filmlerine de yer vermeye çalışıyor. 1960’li yılların sinema çılgınlığı döneminden kalmış iflah olmaz bir cinephile. Grande Action. sinema tarihinde yer etmiş. Bunu sağlamak için yönetmenlerle buluşmalar düzenlediği gibi düzenli olarak Jean Douchet'nin katıldığı sinemakulübü gibi bilgi verici konfereranslara da ev sahipliği yapmaktadır. Yapılan yenilik mi? Çok abartılacak bir şey değil. yönetmenlerle buluşmalar düzenlemek de özel ilgi alanlarına giriyor. hızınız kesilmezse gidip bir de dans salonunda tango. 650 kişilik koltuğu. Western filmlerine olan tutkusu da zaman zaman sinemasının onünde yer alan afişlerden belli oluyor.Action sinemaları gerçek birer okul-sinemadırlar.blogspot. Sorbonne Üniversitesinin hemen yanıbaşındaki Pantheon sineması. izleyiciler ve 7. 1920'de Parislilere kapılarını açmış olmasına rağmen. “Max Linder”'in izleyicilere film başlamadan önce söyleyeceği tek bir cümle var: "Bu salona ilk girişinizse. Hergün değişen programında. Her gün değişik bir filmle sürekli gösterimde olan "sinemanın en büyük filmleri" kuşağına ek olarak düzenlenen sadece bir yönetmenin ya da sadece bir aktörün toplu filmleri kuşağı da zaman zaman gösterimde yer almakta. Genellikle yeni gösterime giren filmlerin sunulduğu bu koca tiyatronun sinema geceleri. salsa pratik edebilirsiniz. restaurantında Latin Amerika yemeklerini tadabilir. Max Linder Panorama İsmini unutulmaz sinema dehası Max Linder’den alan bu sinema gerçek bir sinematografiktiyatrodur. sinemayı çok seven Parislilerin kalbindeki özel yerini 1988'de yapılan yenilenmeye borçlu. 200 metrekarelik bir ekrancık ve THX numerik ses!!! Bu güzel ve şık sinemanın büyük ekranı. filmi de seyretmeyi unutmayın !" Le Cinema du Pantheon Pantheon Paris'in en eski sineması olmakla epeyce övünür Doğumu 1907 olan bu yaşlı sinemanın diğer bir özelliği de artık sinemalarda çok nadir bulunan bir de balkonunun olması. Bu sinemada bir film izleyebilir.com 62 . Latina Le Latina sadece Latin filmlerine adanmış bir Latin-sineması. http://genclikcephesi. seyircileri her türlü ışık yansımasından korumak üzere kaplanmış siyah kadifeden yer halısıyla 3 katlı orkestra balkon asmakatı ve böylece filmi görmek için sağladığı 3 değişik görüş açısıyla Avrupa’da benzeri yok. Action Ecole ve Action Christine olmak üzere üç tane olan action sinemaları sinema dersleri almak isteyenlerce sıkça ziyaret edilir. Quartier Latin bölgesinin kalbinde yer alan. Max Linder. Pantheon bir tartışma ve entellektüel alışveriş mekanı olma amacını da gütmektedir. klasik yüzlerce filmden birini görebileceğiniz bu sinemanın sahibi Jean Max. bir tane sanat galerisi ve dans salonuyla eşi benzeri olmayan bir yer. İki tane salonu. sanatın buluşma yeri olma politikasıyla işlevine devam etmekte.