SİNEMA KİTAPLIĞI

Fransız Sineması Üzerine
ŞENOL ERDOĞAN

Bu eser http://genclikcephesi.blogspot.com tarafından yayınlanmaktadır.

http://genclikcephesi.blogspot.com

1

Fransız Sineması Üzerine
KISACA ...

Elinizde tuttuğunuz bu kitap; Fransa’da gerçek anlamda sinemadan bahsedilebilecek ve bu yoğunluğun yaşandığı dönemi; yönetmen ve filmler ağırlıklı olarak bir anlamda kronolojik bir yapıyla sergilemektedir.

Amaç; irdelenmiş bir Fransız Sineması ortaya koymak değil, daha çok Fransız Sinemasının genel yapısını gözden geçirerek, önemi genel kabul görmüş bazı noktaları da genişletmektir. Bundan dolayı da; bu kitapta uzun metinlerle kendilerinden bahsedemeyeceğimiz isimleri, yaptıkları önemsenecek işlerden dolayı küçük pasajlar şeklinde bir tablo içerisinde toplamayı –daha– uygun gördük; böylelikle de onlara değinmeden geçmemiş olarak; kendimizi ve “bu neden yok?” sorusunu yöneltebilecek okuyucuyu rahatlatmış olduk. Eser bir anlamda iki ana bölümden oluşmaktadır; kitabın birinci kısmı diyebileceğimiz yanı; Fransa’da sinemanın endüstri açısından doğumu ve gelişimi ve daha sonralarıysa çeşitli sebeplerle nasıl durakladığını ve dış piyasanın iç sektöre yaptığı olumsuz dokunmaları; ardından da sessiz film yıllarından başlayıp sesli filme uzanan ve doksanlara değin filmleri ve yönetmenleri anlatarak gelen tarihi aktarırken; Fransız sineması içerisinde doğan akımları ve söz etmenin kaçınılmaz olduğu isimleri de içine almaktadır. Kitabın ikinci diye adlandırabileceğimiz son kısmında ise; en başından sonuna değin Fransız sinemasında adına rastlanan ve sinema adına gerçekten önemli olan kişilere değiniler yapacağız. Fransa’ya belki sanatın doğduğu yer diyemeyiz ama şu bir gerçek ki sanat olarak sinemanın doğduğu ve sanatın tüm anlamıyla yaşadığı, yaşandığı, önemlisi; sanatçının da beslendiği bir yer olmuştur hep. Sanat anlamında ilkleri yaşamış bir ülke olan Fransa, sinemada da ilkleri yapmış bir ülke olarak ilgi sınırlarımızdadır şu an. Sanırım öncelikle sinemanın fotoğrafçılık kaynağına bir göz atarak doğumunu kutsayıp daha sonraysa doğan bu çocuğun gelişim safhalarını izlemek en iyisi olacaktır.

Fransa’da Sinemanın Oluşumu
“Her şey, Lumiere Kardeşlerin fotoğrafçılıkla uğraşırken "sinematographe"ı bulmaları ve
geliştirmeleri ile başlamıştır” sözcüğü pek doğru değildir: Kimse sinemanın Lumiére’lerin bir icadı olduğunu öne süremeyeceği gibi, kimse de sinemanın başlangıcına ilişkin bir noktalama yapamaz.
http://genclikcephesi.blogspot.com

2

Şöyle ki; sinemanın önceliğine doğru bir bakış yaptığımız da karşımıza çıkacak olan şey ana hatları belirli bir tablo ya da bir tarih olmayacak bunun yerine bir süreç ile karşı karşıya kalacağızdır. Ne Edison’un 1891’de patent aldığı Kinetescope’u, ne Robertson’ın 1798’ deki Phantasmagoria’sı, ne de Reynaud’nun 1892’de yaptığı Pantomimes’si ve 1890’lara kadar gelen değişim süreci sinema için bir patlama noktası olmamış, başta da belirttiğimiz gibi bir sinema evrimi ortaya koymuştur diyebiliriz. 1880 senesinde Adriano de Paiva konuyla ilgili olan çalışmalarını yayımlamış; Rignoux ise 1909 senesinde gerçek bir aktarımı başarabilmiştir. Gene de sinema için film gösterebilir hale gerçek anlamda gelene dek icat edilmedi cümlesi kurulmuştur, kurabiliriz. Tarihe

baktığımız zaman Kinetescope’un sadece bir gösteri-m kutusu olduğunu gördüğümüzden dolayı onu sinema olarak elbet kabul edemeyiz, zira bu aygıt sadece bir kişiye sunum yapabiliyor ve bu da sadece mevzu kutunun içine sabit bir şekilde bakmakla sağlanabiliyordu. Bu aygıt Viktoryan dönemin Zoetrope’un dan farklı bir şey değildi. Yıl 1895’ e geldiğinde icatçıların filmi aralıklı bir şekilde akıtan aygıtlar yaptığını görebiliyoruz. Lumiére’lerin yaptığı da böyle bir şeydi zaten ve filmlerin sürelerinin çok kısa oluşundan dolayı süreklilik anlamında pek bir sorun yaşanmıyordu. İhtiyaç duyulan tek şey gösterimin duraksatılmasını ya da kesilmesini engellemek ve bir akışkanlık sağlamaktı. 1897’li yıllarda Woodville Latham ve R.W Paul’un buluşları ile bu sorun ortadan kalkıyordu. 1905 yılına gelindiğindeyse sinema tarihinde Malta Haçı adını almış olan teknikle bu problemler tamamen ortadan kalkıyor; icat 1905’lerde tüm kusurlarından arınıyordu ve bu biçim hâlâ 35 mm projeksiyonunda da kullanılmaktadır. Bir hareket noktası olarak Lumiere Kardeşler ile devam edecek olursak; buldukları bu icatla çektikleri görüntüleri daha sonra halka gösteriyorlardı ki bunlar genellikle; kısa belgesel, haber, ve komedilerden oluşan filmlerdi. Lumiere'lerin bu işi ileri götürmeleriyle -ki bunda yeterince ilgi görmelerinin de payı büyüktü - sinema gösterileri farklı tarzlarda ve konularda çekilmeye başlandı. İşin aslı yaptığımız girişe çok ters doğrusu; zira Lumiere'ler sinemanın eğlenceden öte geçebileceğine değil inanmak bunu akıllarına dahi getirmiş değillerdi oysa. Birkaç yıl sonraysa sinematografı ve patentini Pathé'ye (ilerleyen safhalarda Pathé hakkında bir hayli yazacağız) sattılar.
Fransız sineması dünya ilklerini gerçekleştirmiştir” gibi bir sözcüğü hiç tereddüt etmeden kurabiliriz; gerçek anlamda bir çok yeniliğin doğum yeri olmuştur Fransız Sineması: Max Linder’ın komedileri, Sanat Filmi kavramının doğuşu, dizi filmlerin çekilmeye başlanması, ilk canlandırma filmlerin Emile Cohl öncülüğünde çekilişi, Sürreal noktalarla ağırlık kazanacak olan AvantGarde’ın sinemaya girişi; fotojeni, hızlı ritim ve heyecanı öne çıkaran Louis Delluc, Abel Gance, Rene Clair, Jean Renoir, Jean Vigo, Jean Gabin gibi yönetmenlerin ortaya çıkıp Fransız İzlenimcileri’ni var etmesi gibi sinemayı var eden olguların gerçekleşmesine sahiplik etmiştir. Evet, yapılması gereken bu sunumlardan sonra en başta da bahsettiğimiz çizgiyi izleyecek olan kitabımıza başlayabiliriz.

FILM D’ART

http://genclikcephesi.blogspot.com

3

Kuklalar Arasında Bir Ağlatı’yı ortaya koydu. 1938 senesinde sefalete yakın bir çizgide öldüğünde ardında önemli şeyler bırakmıştı. Kamelyalı Kadın. Klée. Sefiller. L’assommoir. Üç Silahşörler. Lafitte’ler: Lavedan. Le Mystere de Paris. Don Quichotte. 1906’da La Vie du Christ. sanat ve felsefe oluşumlarına ve kurumlarına değil bu öğelere bir bütün olarak yani savaşı baz almadan. Emile Cohl’a gelecek olursak: 1857 doğumlu sanatçı önce ünlü karikatürist André Gill’den dersler almış sonrasında ise mizah dergilerinde çizimler yapıp sinema tutkusunu Gaumont’da senarist ve yönetmen olarak ortaya koymuştur. 1912’de A. Miro. ahlak. Le Roi s’amuse. Seyirci kitlesi baştan belli ve hazırdı. Comédie Française ise ortak düşüncelerinden dolayı piyasadan farklı olduklarını düşündükleri oyuncu ve yönetmenler konusunda onlara destek sağlayacaktı. Rostand gibi senaristlere Film d’Art. Belki bu tarzın doğması için olumlu olarak şunu söylemek mümkündü: Sinema sadece bir eğlence aracı bir oyuncak olmadığı gibi. Arp. L’ Assassinat du Duc de Guise. Germinale. Kukla film deneylerini ve Don Quichotte’u yaptı. Canlandırma Sineması ve bu dalın yegane ismi Emile Cohl olacaktır. Sanat Filmi adını alsa da. özellikle tiyatro yazarlarına verilen siparişlerden de etkilenerek ortaya bir théâtre film akımı doğurmuştu ve sinema Méliés’ten sonra yeniden tiyatro ile gölgelenmişti. Rigoletto. Film D’Art sonrasında bahsedilecek diğer önem noktası ise. İlk filmleri 1908 tarihli. 1920’li yıllarda ise animatörler Fransız Edebiyatından uyarlamalar yapmışlardır. Ardından basit ve çocuksu çizgi stillerine sahip olan: Les allumettes animées.D’ye geçti ve Baby Snookums adlı ünlü çizgisini gerçekleştirdi. Ama ülkesine döndüğünde artık ilgi çekmeyecekti. Sanat Filmi adı altında (kurdukları bir şirketle) senaryo siparişleri verdiler. Drame chez les fantoches. Canlı Kibritler. salt ayak takımına indirgenecek bir olgu da değildi. Bir akım olarak Dadahttp://genclikcephesi. İşte soyluların sinemaya yönelik bu tutumları sayesinde belki de sinema biraz kişilik bulmuş olacaktı.Sinema elbet ilgi çekecekti ve bu ilgi tabakalara göre farklılık gösterecekti. öncesi ve sonra-sıyla saçma ve usdışı-ötesi olarak daha iyi bir tabirle çılgınlık diyebileceğimiz bir uslupla ayak diremişler ve yeni bir oluşum ortaya koymuşlardı. Macbeth. Guise Dükünün Öldürülüşü oldu. Bu tarz kesinlikle Courtet ve Cohl ile başlamış ve bir süre sonra Fransa’da kabul görmüş ve sevilmiştir diyebiliriz. Paris'te Club des Amis du 7 e Artı kuran Ricciotto Canudo'nun sanat sineması üzerine kaleme aldığı eleştirel yazılarla kendini hissettirmeye başlamıştır.com 4 . Bu oluşumun tabanında ressam ve şairler yer almaktaydı. insanların yaşama. Séries d’animaux comiques ile uğraştı. Büyük yönetmenler. Neşeli Mikroplar oldu. Leamitre.blogspot. İsa’nın Yaşamı yapılmıştır. Picasso gibi sür-real-ist'ler ilk sergilerini düzenlemişlerdi bile. Reynaud’nun çalışmalarına değin dayanan Canlandırma Sineması için kullanabileceğimiz en eski tarih 1844 yılıdır. Emile Cohl ve de Jean Durand'ın çalışmalarından etkilenmiştir. Bu arada Komik Hayvanlar Dizisi. Ernst. soylu ve kültürlü tabaka! Bu yapımın ortaya çıkışı ve eserin kabulü ile birlikte ünlü eserler ve ünlü oyuncular süreci başlamış oldu. Bu arada Pathé sonrasında ise Eclair şirketlerine geçiş yaptı. Avant-Garde Sinema 1908 yılında. Savaşın ardından -daha öncede belirttiğimiz gibiküçük oluşumlar söz konusu olmuştu ve bu oluşumların arasında deneyselliğe taban olacak. Sardou. Tanınmasını sağlayan yapımı Les Joyeux Microbes. 1908’de ilk yapımı olan Fantasmagorie’yi ortaya koydu. aydınlar tarafınca oluşturula gelen küçük çaplı yapım evleri oluşmuştu. Ray. Carmen. Üçüncü önem noktası olarak ise Fransız Sinemasının belki de en özel dönemi olan Avant-Garde Sinema’dan söz açmamız gerekiyor. ünlü oyuncular ve isim yapmış besteciler kullandılar. Elbetteki bu eksenin merkez noktası Paris olacaktı. dünyaya bakışlarında ki farklar gibi sinemaya olan bakışlar da her yönden farklı olacaktı. Oliver Twist. Film D’Art’ın başlıca örnekleri şunlar olmuştur: Manon Lescaut. Onlar sadece savaş sonrası ortaya yayılmış olan ideolojilere. 1888 senesinde yapılan Zavallı Pierrot bir çıkış noktası olarak alınmıştır. Böyle bir hareketi ilkin Lafitte Kardeşler gerçekleştirecekti. süreç. Notre Dame’ın Kamburu. l’ Arlesienne. 1918’e değin yüzlerce kısa film yaptı.B. tıpkı aydın sınıfın bakış açısının halktan ayrılım noktası gibi. Belirtmeliyiz ki bu sadece işin teorik safhasıdır.

bu tarih için ‘sinema yılı’ denebilirdi gerçekten. Marcel Duchamp'ın Anaemic Cinéma'sı. sürecin öne çıkan sinemacısı olarak Louis Delluc isminden başkası olmayacak. Avant-Gard çizgisine ait örnekleri sıralayacak olursak: Henry Chomette'un Cing Minıtes de Cin"ma Pure'u. kamera teknikleri geliştiren bir grup doğmuştu. Jean Gremillon'ın PhotogéniqueMécanique'i. Delluc. Orphée ve Le Testament d’Orphée’ile bitirdiği üçlemesi temsil etmiştir. Bu arada bahsetmezsek olmaz. Söz konusu çoğul üretim olduğunda bu pazarın merkez noktasına oturan bir tek isim söz konusuydu. Elouard gibi şairler de bu süreçte isim yapmışlardır. aralarına giren soğukluğa rağmen Bunuel. bunun yanı sıra sayabileceğimiz teknik ekipmanın tümünü sağlayan Pathé idi. buna bağlı olarak gölge. Dulac. Kirsanov. O tüm bu düşünceleri doğrultusunda yazdığı sinema yazılarıyla gerçek anlamda bir ünvana kavuşuyordu. ortaya koyduğu filmlerlede sinemacılığını gerçek anlamda ispat etmişti. Sinema sanatçısı yönetmenin. Bunların sonucunda da sinemanın bir sektör olması kaçınılır değildi. 1920 ila 30 arasındaki zamanı kapsayacaktı. Breton. Menilmontat bu çizgi insanlarının başlıcalarıydı. Deneysel Sinemada gerçeküstücü kulvarda ise Fransayı kesinlikle Luis Bunuel'in Un Chien Andalou'su ve onun kadar ol-a-masa da L'age dor yapıtı. Delluc bir eleştirmen ve kuramcıydı.blogspot. Ama etki bununla sınırlı kalmamış anlaşılan ki yeni çekim. Eugéne Deslaw'ın La Marche des Machines si Ferdinand Léger'in Le Ballet Mécanique'i önde duran örneklerdendir.com 5 . büyümesi http://genclikcephesi. günde kırkbin metre film pozitifi. ay da ikiyüzelli kamera. Bunuel'in Un Chien Andalou'su senaryoya Salvador Dali'nin ortak düşmesi bakımıyla da ünlenmiş. Sinema olarak Avant-Garde. Bu öylesi bir atmosferdi ki bu ortamı oluşturan yegane yapı sinemaya geleceği sınırsız bir dal olarak bakılmasıydı. Soupalt. bu. Elbetteki sektörün beslenmesi. filmlerinden biri olan Fiévre ile Vigo ve Carne'ı etkileyecekti . Epstein. Ray'in Emak Bakia'sı ve Cocteau'nun Le sang d’un poéte ile başladığı.izm. Apollinaire. zamanı şekillendirme ve zihnin belirlediği hissini sağlayan görüngüler yaratma konusunda öne çıkıyordu. kaçınılır olmadığı gibi bu alanda bir yatırım patlaması yaşanması da beklenenin olması olarak açıklanabilir ancak. Çok değil birkaç yıl sonra bu rakamlar nerden bakılsa iki katına ulaşmış olacaktı. elindeki en önemli malzemenin ışık. Aragon. Fransa’da Sinemanın Endüstrileşme Süreci ve Sessiz Sinema Yılları 1907-1922 Tarihin 1907’yi gösterdiği zamanlardı ve sinema Fransa’da kendisine bir ‘yıl’ edinmişti. yapacaktı da. Tüm bu oluşumların sinema üzerinde bir etki yapmaması kimse tarafından düşünülemezdi elbet. Sanırım genel kabul gören kanı. insan yüzü ve tüm nesneler olduğunu söylemekteydi. herhangi özelliği bulunmayan bir nesnenin bir liriksellik sergilemesine sebep olan görüngü biçimi dedi. kurgu. peki Delluc ne yapmıştır: Işık ve ritmin yaratıcı bir şekilde kullanılması gerektiğini ve kullanabileceğini söyleyen bu adam Photogénie kelimesini irdeledi. Anlam olarak bu sözcüğe. Sinemanın tinselliğin formülasyonunda önemli bir nokta olduğunu biliyor ve psikolojik alanın yaratılması. ilkinden çok uzak ikinci sürreal çalışmasında genede yaratıcılığını Dali'nin yaptığı bir sahneyi filme koymuştur.

Komedi furyası almış başını ilerlemiş olsun bir diğer yandan da sektörel basının da yoğun çalışma ve yardımlarıyla Fransa’da sinemanın saygın bir kültürel kimlik kazanması için çabalanıyordu. Yıl 1911’i gösterdiği dönemlerde Fransız filmleri metrajları bakımından kesinlikle bir kalıplaşma yaşıyordu. Bu arada Pathé tarafından dağıtımı yapılan iki komedi yapımı olan Charles Prince’in yer aldığı Rigadin ve Max Linder’li La Petite Rosse bu komedi furyasının içerisinde fark atanlar olarak göze battı. Bu listeye daha sonraları bambaşka açılımlara kapılar açan Eclair de eklenecek ve bunun ardını küçük şirketler takip edecekti. Beyaz Eldivenli Adam tarzında melodram yapımların yanı sıra Ruse de mari. 1911’li yıllara gelindiğinde üç ve daha fazla makaralık metrajlı filmlerin sinemada yerini aldığını görmekteyiz. Pour un collier gibi Grand Guignol yapımları geliyordu. birbirlerinin gelişimini omuzlayan şirketlerdi de. bir diğer anlamla biri olmadan bir diğerini düşünmek imkanın dışında kalan bir şeydi. Burada belirtilmesi gereken şey şu ki : büyüyen sadece Fransa’da sinema değil. dağıtım ve gösterime değin aktivitesi yüksek bir şirketti. 150 metrelik yarım makara tipi komedi tarzı filmlerin standartlarını belirliyordu. Bu bahsi edilen ölçüler sonraki birkaç yıl içinde sabitliğini koruyacaktı ve bu süreç içerisinde yapılan: Scénes de la vie telle qu’elle est dizisinin ilki olan Louis Feuillade’in Les Vipérés’i. 1909’lu yıllara geldiğimizde. Kılpayı Kurtuluş. Şimdi. Bunlardan büyük paya yaklaşabilecek.com 6 . koreografıyla dikkat çeken Le Coupable gibi filmlerde yoğunlaştırılmış öykü anlatımının olağanüstü bir aracı olduğu anlaşılmış oldu. ikinci olarak sayabileceğimiz şirket Léon Gaumont’dan başkası değildi.için gereken şeydi ve bu beslenmenin harcında olmazsa olmaz en önemli şey başta Paris olmak kaydıyla Fransa’da yeni sinema salonlarının inşaa edilmesiydi. Bu filmlerde karşımıza çıkan değişiklik diyebileceğimiz önemli nokta kameraların gelişen ve değişen çekim planlarıydı.blogspot. buna kameranın giderek çok yönlülüğü daha fazla kullanmaya başlaması da diyebiliriz. Elbetteki bu girişimlerin ardından yeni şirket oluşumları gelecekti ve geldi de. Korsanlar. Bu süreç için sayabileceğimiz filmlerin başında: La Loi du pardon. Gaumont tarafından yapılan bir komedi dizisi olan ve artık Fransa’da standartlaşmanın kesin belirtisi olarak baz alınabilecek bir noktayı gösteren Calino dizisi çekiliyordu ve bunu bir yıl aradan sonra yani 1910 yılında René Dary’nin rol aldığı Bébé dizisinin izleyiciye sunulması izledi. Bu süreç için söylenebilecek yegane şey Fransa’da komedinin alabildiğine popülerliğini arttırmış olmasıydı. İlk dönem diye isim verebileceğimiz zaman dilimimde gösterimi yapılan filmlerin ardından (ki bunlar güncellik üzerine kurulu atraksiyon filmleriydi) 1907’li yıllara baktığımızda. İlerleyen ama yakın tarihlerde Pathé dünya çapında tam anlamıyla tüm kollarıyla yaygınlaşmış bir şirket halini alıyordu. ciddi ve öyküsel diye nitelendirilen yapımlar için 300 metrelik tek makara tipi kullanılırken. René Leprince tarafınca yapılan. Le Cheval emballé gibi komedi türü yapımlarda tatmin edici sonuçlara varmışlardı. Pathé tarafından piyasaya sunulan bu filmlerin neler olduğuna bir bakalım: Tarihsel bir melodram niteliğinde olan ve Capellani’ce yapılan Le Courrier de http://genclikcephesi. Aynı zamanda. ardından 1911 yılında yapımına başlanan oyunculuğunu Ernest Bourbon’un yaptığı Onésime dizisi geldi. Şimdi doğup hızla gelişen ve muazzam bir ağa ulaşan sektörü az da olsa kenara koyup sektörde yer alan filmlere yönelelim. Film ekipmanından yapıma. ağırlıkla yönetmenliğini Albert Capellani’nin yaptığı drama ve gerçekçilik başlıkları üzerine oturtulmuş anlatısalcılığa dayalı yapımların bu dönemin öncesini kapsayan ve klişe yakınlığa varmış olan komedi filmlerinin yerini aldığı gözlemiyle karşılaşıyoruz. Bu yapıyla çekilmiş filmlere baktığımızda. Bununla birlikte gösterim alanları hızla gelişiyor yani kitle büyüyordu. yönetmenliğini Léonce Perret’in yaptığı Sur les rails.

ilk sürülen filmlerle maddi kazanç sağlayıp sağlamayacakları üzerine tereddüt yaşayan şirket bu son iki filmle aynı zamanda bu maddi kaygılarındanda kurtulmuş oluyorlardı. Şirket sadece uzun metrajlı yapımları desteklemekle yetinmedi. ortada çoğunluk uzun metrajlı filmlerin artık çağdaş konuları ele almadığı gerçeği boy göstermekteydi. Gaumont için aynı şeyleri söylemek mümkün değildi ancak. La Nouvelle Mission de Judex izledi. ABD ye kaymasından kaynaklanan ürün kısma modunu benimsemek zorunda kaldı. Artık sebebi nedendir bilinmez<?> ama bir şekilde Fransa artık gülmekten vazgeçtiğinde (ki bu onların sineması için iyi olacaktı) tarih 1918’ e varmış bulunuyordu ve ortada neredeyse hiç denecek kadar komedi filmi dolaşıyordu. Ayrıca gözden kaçırmamamız gereken bir konuda Pathé tarafından Film d’art’a önemli finansal destek sağlandı. Artık heryerde Charlie Chaplin filmleri gösterilmeye başlan-mıştı<bile>. bilinen şuydu ki zaten savaş öncesinde de Fransız film piyasası ağır ağır bir gerileme dönemini yaşamaya başlamış ve Amerikan film piyasası karşısında güç yitirmişti. başarırsa nasıl Fransız olacak?” Aslında herşey olabildiğince http://genclikcephesi. Rigadin’e devam ederken. Tüm bunların ardından klasik melodramlar ve savaş öncesi sokak tiyatrolarından yapılan uyarlamalar geldi.com 7 . Ve bu döneme ait. Amerikan ve İtalyan filmleriyle dolmasıda cabasıydı. 1913 yılının sonlarına gelindiğinde film sayısı ve metraj bakımından Fransızlar kendi topraklarında liderliği ABD’nin eline vermişlerdi. Réjane tarafından yapılan Madame Sans-Géne. Fransa’nın önde gelen dört film şirketi 1915 başında üretime yeniden başladılar başlamasına da ortadaki performans düşüklüğü ilerisi için pek hoş şeyler müjdelemediği gibi salonların ithal filmlerle. Delluc’nun o müthiş sorusu kalıyordu akıllarda: “Fransız sineması hayatta kalmayı nasıl başaracak. Savaş sona erdiğinde Fransa tek kelimeyle ABD’nin sinema sömürgesi haline gelmişti. Her ne kadar işlerin her yönden olumlu seyrettiği düşünülse de hatta salonlarda tam oniki makaralık bir yapım olan Les Misérables yer alsa da. bunu: Judex. Elbetteki bu mevzu filmlerin çok büyük çoğunluğunun dağıtımı Amerikan <destekli> şirketleri tarafından yapılmaktaydı. Ama bu Pathé’den sonra hâlâ ikinci büyük güç olmasını engellemedi. Pathé. Alınan başarılardan dolayı diziler Film d’art için önemli bir hale geldi. 1911’li yıllarda Amerika’da piyasaya sürülen filmlerin toplam tablosunda Pathé ’nin aldığı pay büyük düşüşler yaşamış ve %10’lara kadar varmakla kalmamış ilerleyen zamanlarda bunun da altına düşmüştü.Lyon ve Gérard Bourgeois’in toplumsal dramı Victimes d’alcool sonrasında ise. Gaumont’da Bout-de-Zan’a devam etti.blogspot. Bahsettiğimiz bu son iki filmin tek özelliği büyük edebiyat uyarlamaları olmakla sınırlı değildi. Ortada olan gerçeklerden biride mevzu edilecek olan savaşın Fransız film sektörüne darbe vuran tek etken olmayışıydı. sektör için yeni oluşumlar peşinde koşup yeni sinemacılar da buldu. Ne var ki bundan da kötüsü gelecekti. 1914 Ağustos’unda ilan edilen genel seferberlik Fransa film endüstrisini tek kelimeyle donduracaktı. o. Ne var ki tüm olumsuzluklara ve şirketler arasındaki stratejik kavgalara rağmen (ki Pathé çalışanlarından dahi firma değiştirip ABD şirketlerine geçenler olmuştu) Fransız yapımlarının yegane dağıtımcısı olarak Pathé kaldı. İlerleyen yıllara baktığımız zaman uzun metrajlı yapımların yavaş yavaş sinema salonlarında haftalık programlar halinde yer aldığını görecektik. bunu kadınlara daha önce hiç verilmemiş bir öncülük takip etti ki bu tamamen ideolojik noktalara temas eden bir meseleydi. Gaumont bu süreç içerisinde yeniden suç filmlerine yöneldi ve bunu da Les Vampires’le başlattı. Notre Dame de Paris.

Franco-Film ve Société Générale des Films firmalarının çıkışı takip etti. Yıl 1922’ye geldiğinde yılda 130 uzun metrajlı Fransız yapımı ortaya konsada bu ABD ve Alman yapımlarının ortaya koyduğu rakamın çok altında kalmaktaydı. Almanya’da hatırı sayılır sayıda Fransız yapımı gösterime sokulmaktaydı. Aslında bu birleşmeden önce Birleşik Devletlerle yapılacak ortak çalışmaların düşünceleri doğmuş ama gelgelelim böyle bir birleşme mümkün olamamıştı. Diğer yapımlara göz atmaya devam ettiğimizde. Le Tournoi de olduğu gibi Le Miracle des loups yolu takip edildi. Yeni bir dönem söz konusuydu ve bu dönemde şirketler bir takım yeniliklere gitmişlerdi ki gitmekte zorundaydılar. aslını isterseniz Fransız sineması için övünç duyulacak bir şey değildi. Almanya ile bir işbirliği söz konusu edilecekti ve böylece uluslararası film yapımı diye aktarabileceğimiz bir stratejiye yöneldiler. filmde kullanılan kamera hareketlerinde ve çoklu perde uygulamasında kaygı gütmeden yapılan deneyselliklerin başarıya ulaşmasıydı. Dreyer’in bu filmi gerçektende Rauen mahkemesinin kayıtlarına dayanıyor ve karşıt zaman ve mekan sürekliliği sürecinde alınan çekimler simgesel bir aktarıyıda benimsiyordu.kötüye gidiyordu ve bu sırada yani 1920’lerin başında ufak yapım şirketlerinin oluşturduğu bir aile şirketi mantığı çıktı ortaya ve bir anlamda bu düşüşe karşı bir karşı duruş başlamış sayıldı. Zaten düşünülen Alman ittifakı da Amerikan yatırımının Alman sinemasına kaymasıyla imkansızlaşmış oldu. Bernard’ın Le Joueur d’echecs’i Fransız Devrimi öncesi Polonya’nın Rus monarşisine karşı elde ettiği bağımsızlık mücadelesini anlatıyor ve hatırı sayılır bir ölçüde de gişe yapıyordu. Savaş sonrası Fransa. bunun yanısıra. Cinéromans’ın Films de France serisini ürettiğini görüyorduk ki bunu Paramunt’a bağlı dört firmanın daha sektöre girmesi izleyecekti. Aynı yıllar söz konusu edildiğinde gişe gelirlerininde önemli bir derecede artış sağladığı gerçeği karşımızda durmaktadır. değildi zira bunu sağlayan bir gerçek vardı ortada o da popülerleşen Amerikan sinemasının salonlarda gördüğü yoğun ilgiydi ki bu dönemlere baktığımızda vizyonda Ben-Hur ve Robin Hood dikilecekti karşımıza.com 8 . Bu değişimin genel yapısına göz attığımızda. Albatros’un Feyder ve Clair ile yollarını birleştirdiği. Bunları. Amerikan filmlerine boğulurken Amerika’da Fransız sinemasının şansı olduğu söylenemez. Lévy ve Epstein ile yeni bir kadrolaşmaya gittiği. Film d’art’ın Duvivier. Fakat işler genede pek yolunda gidiyor sayılmazdı zira bu yıllar aynı zamanda ABD şirketlerinin Fransa’da kendi ofislerini açtığı yıllardı. Her ne kadar Gance’ın Napoléon’u proto-faşist olarak genel kabul görür bir etiket yesede ortada kabul görmesi gereken bir diğer şeyde. İstatistiklere baktığımızda: savaşın ardından 1444 olan salon sayısı 1922’lerde 2400’e ve iki yıl sonrasında ise neredeyse bu rakamın ikiye çıktığını görecektik. Popülerliğini koruyan ve hemen hiç vazgeçilmeyen dizi sektörü ardından gelen filmler Fransız tarihine ya da Çarlık Rusyası’na yönelik konuların işlendiği yapımlar oldu. Bu iyimser rakamların ardında yatan gerçek. Diğer yapılanmalara baktığımızda ise Monte Cristo’da olduğu gibi izlenen bir Cinéromans dizi dönemi söz konusuydu. ama 1927’ye ulaşıldığında bu durumunda sona erdiği ve Fransa’da gösterime giren Alman yapımlarının sayıca Fransızların toplam üretiminin üzerine çıktığı görülecekti. La Merveilleuse Vie de Jeanne d’Arc. Dreyer ise bekleneni yapmayıp Jeanne d’Arc’ın ruhsal yapısı ağırlıklı atmosferi bir o kadar da siyasi ağırlıkla ve çatışmalarla miksajlayıp ortaya koyuyordu. Aynı zamanda Fransız dağıtımcılarla da güç birleştirme modelide kullanılmıyor değildi. Bu arada atlamamamız gereken yegane figür elbetteki Napoléon idi. 1923 yılına gelindiğinde Fransa tarihini görsel olarak anlatan Société des Films Historiques’nin büyükçe bir bütçeyle Grineff imzası taşıdığını görüyoruz.blogspot. Fransa’ya pek az Alman yapımı girerken. Aynı zamanlarda Raymond Bernard’ın Le Miracle des loups’da gösterime sokuluyordu. Fransız sinema sektörü bu durumdan kurtulmayı amaçlayan bir düşünce geliştirme peşine düştü ve geliştirdi de. söz konusu ülke Almanya olduğunda durum farklılaşmaktaydı. Bu arada adını anmamız gereken önemli bir diğer yapıtta elbetteki http://genclikcephesi.

com 9 . daha başka kentlerde süregiden yaşama da sosyo ekonomik değiniler yapıldığını görüyoruz. Zaman ilerliyordu ve meldoramanın kökeni diye nitelendirilen tiyatrodan öyküye doğru bir geçiş süreci görülüyor. Antoine. Ve artık Fransız Sinemasına ses geliyordu. Duvivier’in Brüksel çekimi Le Mariage de Mlle Beulemans’ı. bu türe dair çekilen görkemli modern stüdyo filmleri hızla yapılmaya ve kendi kitlesince olağan bir ilgi görmeye başlamıştı. Feuillade. Pouctal’ın Travail’i. kısa metrajlı ve deneysel niteliklere sahip filmler dirense ve öne çıksada bu yıllarda. Birisi Amerikan uyarlaması Fransız komedi sahası. Delluc. olabilecek kadar -kitlesi bakımından dabir sinema ruhundan yoksundu ve Fransız kültürünün özgünlüğünü yok etme eğiliminde olan bir hareketti. popülerliğe dönük macera filmleri haricinde. Piorier’in Le Penseur’ü (1920). Epstein. http://genclikcephesi. Boudrioz. Montmartre’ın Benoit-Levy’si. Ne olursa olsun komedi. Max Linder’in başrol aldığı Le Petiti Café olağan üstü sayılabilecek bir ilgi görmüştü.blogspot. ortada tam anlamıyla “Fransız” denebilecek filmler sektör tarafından artık yapılmıyordu. Poirer tarafından tarım alanları malzeme olarak kullanılıyordu. Bu yapımlar. sömürge ülke topraklarındaki hakimiyetlerde düşünülürse Binbir Gece Masalları etkileşimlerinin altı boş kalmıyor ve biraz daha ilerlenip fantaziye ayak basılıyordu. gene Epsteın tarafından kanallar ve mavna yaşamları ana öğeler olarak ele alınıyordu. Gastyne’nin La chatelaine du Liban’ı (1926). Bu burjuvaist ve özenti hareket. Fransa Alpler’i Feyder tarafınca kullanılıyor.aynı derecede ilgi gören ve olağan üstü set düzeneği ve kostüm-dekorasyonuyla da ilgi çeken Casanova idi. Grémillon filmlerine malzeme oluyor. Bunların yanısıra tüketici kapitalizm mantığıyla örtüşen bir sözde iyi yaşam felsefesi söz konusuydu Fransa’da. Ortada çif eksende dönen bir komedi piyasası vardı. Yüzyılın bitimine gelindiğinde. Clair’in Le Fantomé du Maulin Rouge’u (1925). Epstein’ın La Chute de la maison Usher’ı (1928) bu dönemde yapılan filmlerin başlıcalarıydı. görkemli stüdyo filmlerinin hakimiyeti söz konusuydu. Epstein’in Coeur fidélé’si. Bu dönemde Dulac. Savaş sonrasında sektörü besleyen türlerden biri de Bulvar Melodramıydı. tür olarak Fransa’daki yerini bir şekilde hep muhafaza etti. Mevzu ettiğimiz bu alanlarada kent ve kırsal olarak bir ikilenme görülüyor ve bu filmlerde de bu şekilde kullanılıyordu. Gerçekçi çizgide ilerlemeye devam edersek. Türevlerinin tersine bu süreç içinde gelişimine ara vermeyen bir tür varsa o da gerçekçi drama idi. Renoir’in Le Bled’i (1929). Tarihsel filmler kendi içerisinde bir tekrar yaşarken zenginler için hazırlanmış diye nitelediğimiz ve öncede bahsettiğimiz abartılı stüdyo tipi burjuvaziye hizmet sunan filmler yerini buluyordu. bu süreçe dair saymamız gereken yapımlar arasında yer almaktadır. Yer yer küçük bütçeli. Delluc’un Fievre’si. diğeri de kente gelen taşrayı güncelleştirerek sunan komedi sahası. ritim farklılığı gösteren montaj çeşitleri. La Raue yapıtlarında Gance eliptik sekanslar. benzerlik gösteren kadın filmlerinin aynılarını yapmayı sürdürdü ve El Dorado ile tarzının doruğuna ulaştığına yönelik kritikler aldı. özgün manzara yapılarını ve mekanı tekil ya da çoğul karakter için iç yaşam zemini olarak kullanırken yabancılar içinde kültürel alan olarak özellik taşıyorlar ve bu özellikleriyle belirginleşiryorlardı. J’accuse. çağrışımsal kurgu gibi tekniklerle retorik düşünme şekillerini deneyledi. Ayrıca. Baroncelli. Geyder’in Crainqebille’si. Örnekleyecek olursak Britanya Kıyısı L’Herbier.

hâlâ faydalandığımız güzel insan..DÖNEMİN ÖNEMLİ YÖNETMENLERİ GEORGES MELIES “Sinema üzerinde deneysellikten bahsettiğimiz zaman.com 10 . Ben burada sanatçının aile yapısına ona uygulanan babasal yaptırımlara falan girmeden ağırlığı sinema olarak belirleyip ilgili kesitlere değineceğim onun yaşamından. sihirbaz olarak sınıflandırabiliriz. gazeteci. Melies bu arada evlenir ve baba olur. Bir yıl sonra Paris'e döner. Londra'da öğrendiği sihirbazlık numaralarını aile. aktör. Bunların dışında kuzenince yayımlanan La Griffe gazetesinde Geo Smile adıyla çizimler yapmaktaydı. Lyon'dan Paris'e oğulları tarafından icat edilmiş yeni bir aleti göstermek için gelmiştir. bu sözcükler dizinini burada da ele alarak bu ifadenin somut gösterimini Georges Melies denen büyük adamın yaşamıyla ortaya koymak istiyoruz.hareketlendirilen fotoğrafların projeksiyonuyla sona ererdi. o doğal-ç-. Gustave Moreau'nun atölyesinde genç bir kızla tanışıp evlenmek istemesi ve yine ailesinin reddi ile evlilik işini unutmak zorunda bırakılır ve babasının bir arkadaşının yanına çalışması için Londra'ya gönderilir. Sonsuz hüner sahibi bu sanat ve zanaat adamının çok yönlülüğünü. güzel sanatlar fikrinden vazgeçmemiştir elbet ama babası onu ağabeylerinin yanına. deney-im-lemek olduğu. Görevlendirildiği satış departmanından ziyade ileride kendi kameralarını yapmakta faydalanacağı teknik bilgileri edineceği makinelere ilgi duydu ve onlarla ilgilendi.öyle bir işçiydim ki.. Şayet böyle bir kitaba girişten sonra konu edilecek bir isim varsa bu sinemanın ulu ruhu Georges Melies olacaktır. Ama asıl istemlerini hiç unutmuyordu. dekor ve makyaj ustası. Güzel Sanatlar Okulu’na devam etmek istese de babasınca zorla bastırılır bu isteği ama o sembolist Gustave Moreau'dan ders almaya başlamayı becerecektir genede. aslında. “. Melies 1861’de dünya ile Paris’te kucaklaşıp 1938’de çekip gidiyor.” Evet. Bu optikle donatılmış. Ortalama bir öğrenci olan Melies. ressam. heykeltıraş. prodüktör. senarist. kendinden bir avant garde idi.. Liseyi doğal olarak zorlukla bitiren Melies .blogspot. avant garde diye sözcüklerden haberi yoktu. üç ayak üzerine http://genclikcephesi. sinemasız bir dünyaya ve maddi feraha çektiği hareketle de o bir avant garde idi.ki bu Molteni'nin lanterni tarafından aydınlatılan bir aletin içinden pelikülde sabitlenmiş imajların geçirilmesiyle . karikatürist. elbette Melies’in deneysellik. ayakkabı fabrikasına çalışmaya gönderilir. bizlere sinemacılığı bırakan. Gösterileri o zamanki teknikle . yönetmen. akışkan. sinemanın başlayabilmesi için gösterilen -tüm teknik icat uğraşı safhası da dahil..kesin bir gözle görmekteyiz. ticaret yaşamından çekilen babasınca kendisine bırakılan mal varlığını nakit olarak kardeşlerine satar ve eline geçen parayla Robert Houdin tiyatrosunu satın alır. yaşamıyla da. David Devan adlı büyük sihirbazın gösteri dünyasıyla tanışır ve sahne ile birlikte sihirbazlık arzusunun sarsılmaz temelleri burada atılır. Ama o burada.. Tiyatrosunun müdürü ve sihirbazıdır artık. okulda defterlerine sürekli çizdikleri ve öğretmenlerinin yaptığı karikatürlerini sınıfta dolaştırması nedeniyle okul hayatınca sürekli cezalandırılır.” G. eş-dost arasında ileride ise Galeri Vivienne'de halka sergilemeğe başladı. 1895 Ekiminde Antoine Lumiere adlı bir adam Robert Houdin tiyatrosunun bir kaç kat üzerinde bir fotoğraf stüdyosu kiralar. sinemanın başlangıcının ve öncesinin başlı başına bir deneysellik olduğu. özel efektlerin kaşifi.çabanın deneyselliğin ta kendisi olduğu ve sinemanın tabanının deneysellikten geçtiğini – oluştuğunu. tüm yaşamımı ve tüm gücümü hayal ettiklerimi imkansızda olsalar seyredilebilir kılmaya adadım.

gerzek beyinlerce kendi yaratısı fantastik bir dünyaya gömülü. Bu sonuca ulaşabilmeleri için buldukları yeni fikir bir aletin içine yerleştirilmiş delikli pelikülün düzenli şekilde takılmış olduğu dişliler sayesinde dönmesiyle elde ediliyordu. Sinematograf adı verilen bu aletle ilk film çekilmişti. Melies. "Lyon'daki Fabrikadan Çıkış". birdenbire adamların. maket kullanma. 50 saniye süren bu filmde ilk defa kameraya doğru yürüyen insanlar görülebiliyordu. Yaşamının son dönemlerini büyük zorluklarla geçiren bu değeri biçilmez insanın her neye yarar bilinmese de 1929'da Paris'te Pleyel Salonunda büyük sanatçı kişiliği ödüllendirilmiştir. koyacağı yeri olmadığı için 16 senelik sinema hayatında çektiği 520 filmini evinin bahçesinde yakar. Bu sinemanın resmi olarak doğum günüydü.blogspot. Sonradan çekilen filmi gördüğümde.Yarım saat süren gösteride şaşkına donmuş bir izleyicilere 10 kısa film gösterildi.com 11 . üst-üste bindirme. Melies izleyici kitlesini düşünerek filmlerinin hikayelerini hayal ediyordu. Adamımızın amaç olarak Robert Houdin tiyatrosunda uyguladığı sihirbazlık gösterilerini sinemaya aktarmak istemesi sinemada özel efektlerin keşfi anlamına gelmekteydi. ve Kodak'tan çok büyük miktarlarda film satın alır. Öyle bir isçiydim ki. karartma. Benim için o zaman çok büyük bir rakam olan 10000 franka kadar para teklif ettim. Sinema doğmuşsa işte bu da sinemacının doğuşudur.Bundan dolayı kendini hep ilginç. elle renklendirilen filmin yapım yılı 1896’dır. zamanla gözden yitirme. fotografik tiyatrodan gerçek sinemaya doğru bir yolculuktur. kadınlara. renklendirme. Günümüzde seyredileceğiniz 200 kadar film zamanında dünyanın dört bir yanına ulaşmış kopyalardan bizlere ulaşabilenlerdir. Tiyatrosunda ilk filmlerinden biri olan Escamotage d'une dame chez Robert Houdin/ Robert Houdin'de Bir Kadının El Çabukluğuyla Gözden Kaybedilişi’ni çeker. bu gösteri için sonradan şunları söyleyecekti: "Seans biter bitmez tiyatromdaki gösterilerde kullanmak üzere Bay Lumiere'e makineyi bana satması için önerilerde bulundum. ellerim çok becerikliydi. eksantrik. Ama kabul etmediler. Paris'te Opera’yı filme aldığı esnada şans eseri durdurma tekniğini buluşunu şöyle aktarır Melies: “Her zamanki gibi denemek için çekim yaparken. bir grup bilim adamının bindikleri mermiye benzer uzay aracıyla fırlatılarak aya gönderildiği sahne sanki dünyadan aya değil. sinemanın ve avant garde-ın babası Melies. takılıp ilerlemeyen film tekrar yerine takılıncaya dek epey bir süre geçti. cenaze arabasına dönüştüğünü gördüm. Martinik'teki Volkan Patlaması filmleri ile dönemin olaylarını belge filmlemiştir. özel efektlerin detaylarını çizim olarak hazırlardı. Anılarında. çoklu çevrim gibi tüm film aldatmaca tekniklerini keşfetti ve filmlerinde kullandı. Melies’in sanatı. Kuzey Kutbunun Keşfi gibi masrafı çok fazla olan bir projenin altına girerek tüm mal varlığını filminin ilgi görmemesiyle ipotekte yitiren büyük insan. tüm yaşamımı ve tüm gücümü hayal ettiklerimi imkansız da olsalar seyredilebilir kılmaya adadım. sinematografın sahnede gerçekleştiremeyeceği hayaller alemini gerçeğe dönüştürebileceğinin farkındadır. dünya gerçekleriyle ilintisiz olmakla suçlanmış ve sadece 16 yaşından küçüklere film yapmakla boş ve aptalca eleştirilip suçlanmıştır. Georges Melies de izleyiciler arasındaydı. Dreyfus Davası. Daha sonra yaptığı La Civilization A Travers Les Ages filminde çağlar boyunca bir türlü uygarlaşamayan insan toplumundaki hoşgörüsüzlüğe ve şiddete karşı cephe alan sanatçı bu filminin yanında ki Saat İçinde Paris-MonteCarlo yapıtıyla sinemanın en güzel yol filmlerinden birini dahası en güzel ilkini yapmıştır. Edison'un Kinetoscopelarindan satın alarak sorununu giderir. inşa ettirdiği stüdyo tamamen camdan kaplıydı. Nihayetinde 1902’de Aya Seyahat filmini yapar. değişik görüntüler bulmak zorunda hisseden Melies." Melies. Eduard VII'in Krallık Tacını Giyişi. Filmde. Mayıs 1896'da otuzdort yasındayken Montreuil'deki bahçesinde ilk küçük filmlerini çekmeye başlar. hem entelektüel hem de el isçisiydim.oturtulmuş kübik tahta kutu hareket eden her şeyi kayıt edebiliyor ve kaydettiklerini ekrana yansıtabiliyordu." FİLMOGRAFİSİ 1896 http://genclikcephesi. -!. Sinema o dönemde insanlar için bir panayır eğlenceliğiydi. yolcu arabasının. Şöyle demiştir Georges Melies: “Sanatçı ruhlu biri olarak doğdum. 28 Aralık 1895 günü paralı ilk halk gösterisi 14 Boulevard des Capucines'de Paris'te Grand Cafe'nin altında yapıldı.” Melies. yaratıcı ve yaratılıştan komedyendim. 1896’da Eylül ayında dünyanın ilk sinema stüdyosunu kurdurdu. Filmlerini çekmeden önce hiçbir zaman yazı yazmazdı fakat önceden dekorlarını. yetenekliydim.

20 m Cortège du Tzar allant à Versailles .20 m Panorama pris d'un train en marche .20 m Guillaume Tell et le http://genclikcephesi.20 m Un petit diable .20 m Un lycée de jeunes filles .20 m (Gare de Joinville) Salut malencontreux .20 m Le bivouac .20 m Batteuse à vapeur .20 m (Porte de Madrid) Sauvetage en rivière .20 m Danse serpentine .40 m Bataille de confettis .20 m Bateaux-mouches sur la Seine .20 m Dessinateur .20 m Boulevard des Italiens .20 m Montagnes russes nautiques -20 m Damnation de Faust .20 m La malade imaginaire .20 m Le château hanté .20 m Tourneur en poterie .20 m Baignade en mer 20 m Enfants jouant sur la plage Dix chapeaux en soixante secondes -20 m Effet de mer sur les rochers .20 m La gare Saint-Lazare 20 m Grandes manoeuvres .20 m Plage de Villers par gros temps .20 m Combat dans une rue aux Indes .20 m Le cabinet de Méphistophélès .20 m (2ème partie) Jour de marché à Trouville .20 m Gugussse et l'automate -20 m Entre Calais et Douvres .20 m Devant .20 m Attaque d'un poste anglais .20 m (1ère partie) Sauvetage en rivière .20 m Tom Old Boot .20 m Chirurgien américain .20 m Dessinateur .20 m Massacres en Crète .20 m Place du théatre français .40 m Auguste et Bibb .20 m Bébé et fillettes 20 m Défense d'afficher .40 m (Explosion du cuirassé "Le Maine") Visite de l'épave du "Maine" .20 m Place de la Concorde .20 m L'hallucination de l'alchimiste .40 m Les rayons X .20 m Tempête sur la jetée du Tréport .20 m Paulus chantant : derrière l'omnibus .20 m Libération des territoriaux .20 m Place de l'Opéra .20 m (ponts et tunnels) Corvée de quartier accidenté .20 m Le papier protée .com 12 .20 m Les haleurs de bateaux .20 m Sortie des Ateliers Vibert . dentiste américain .20 m Danseuses au jardin de Paris .20 m (Reine Victoria) Réunion d'officiers .20 m Jetée et plage de Trouville .20 m L'école des gendres 20 m Episode de guerre .20 m Paulus chantant : duelliste marseillais 20 m Défilé de pompiers .20 m Le régiment .20 m Les blanchisseuses 20 m Arrivée d'un train en gare de Vincennes -20 m Une bonne farce .20 m Carrefour de l'Opéra .Une partie de cartes .20 m Bois de Boulogne .20 m Panorama du Havre .20 m Les quais à Marseille .20 m Sac au dos ! .20 m La cigale et la fourmi -20 m Ascension d'un ballon .20 m Le musulman rigolo .20 m L'auberge ensorcelée .20 m La voiture du potier .20 m L'indiscret aux bains de mer .20 m Match de boxe .Thiers) Les forgerons .20 m Combat naval devant Manille .20 m Cortège du Tzar au Bois de Boulogne .20 m (1ère partie) Barque sortant du port de Trouville .20 m 1898 Magie diabolique .20 m Escamotage d'une dame chez Robert-Houdin -20 m Le fakir .20 m Exécution d'un espion . Boulevard des Italiens .20 m L'arroseur .40 m Cortége du boeuf gras.20 m Le manoir du diable .20 m (gigue anglaise) Départ des automobiles .20 m Les apprentis militaires .60 m Figaro et l'Auvergnat .20 m Déchargement de bateaux .20 m Vente d'esclaves au harem .20 m (Touring Club) Bois de Boulogne .40 m Danse au sérail .20 m Place SaintAugustin .20 m Une nuit terrible .20 m Place de l'Opéra .20 m (Ecole de Joinville) Vision d'ivrogne .20 m Miss De Vère .20 m (Ecole de joinville) Le maçon maladroit .20 m Sur les toits .20 m Couronnement de la rosière .20 m Dessinateur .20 m Revue navale à Cherbourg .20 m Visite sous-marine du Maine .20 m Dessinateur express -20 m (M.20 m Jardinier brûlant des herbes .20 m Départ des officiers .20 m Pygmalion et Galathée .20 m Après le bal .20 m Séance de prestidigitation .20 m Retour au cantonnement .20 m Le magnétiseur 20 m Le modèle irascible .20 m La prise de Tournavos .20 m 1897 Le cortége du boeuf gras passant Place de la Concorde .blogspot.20 m (scène à transformations) Sorti sans permission .20 m Arlequin et le charbonnier .20 m Les chevaux de bois .20 m Faust et Marguerite .20 m Dans les coulisses .20 m Marée montante sur brise-lames .20 m Illusions fantasmagoriques .40 m Les dernières cartouches .20 m Passage dangereux -20 m (Mont-Blanc) Combat naval en Grèce .20 m Une altercation au café -20 m Les ivrognes .20 m Paulus chantant : coquin de printemps .20 m (Von Bismarck) Les indiscrets .20 m Cortège de la mi-carême .20 m Le cauchemar .20 m Jetée et plage à Trouville .20 m Arrivée d'un train .20 m L'hôtel empoisonné .20 m (plongeurs et poissons vivants) Assaut d'escrime .20 m En cabinet particulier .20 m (Chamberlain) Place de la Bastille .20 m Chicot.20 m Collision et naufrage en mer -20 m Quais de la Havane .20 m Campement de bohémiens .20 m Une cour de ferme .20 m (scène militaire comique) Le magicien .20 m Plus fort que le maître .20 m (vue d'atelier) Tribulations d'un concierge .

20 m Richesse et misère ou la cigale et la fourmi .20 m La pierre philosophale -20 m Le miroir de Cagliostro .20 m L'homme-orchestre .40 m Les deux aveugles .20m La tour maudite -60 m La chrysalide et le papillon .20 m Le sinfortunes d'un explorateur .20 m Dédoublement cabalistique -20 m Tentation de Saint Antoine .20 m L'ile du diable .20 m Combat de coqs .40 m L'homme protée .20 m Le Christ marchant sur les flots .20 m Excelsior ! .40 m Le portrait mystérieux .20 m L'impressionniste fin de siècle .20 m Vue panoramique prise de la Seine : panorama général du Vieux-paris .com 13 .20 m Attentat contre Me Labori .20 m Le fou assassin .20 m Entrevue de Dreyfus et de sa femme à Rennes .20 m Une noce au village .20 m Atelier d'artiste -20 m Un homme de têtes .20 m Débarquement de voyageurs.160 m L'antre des esprits .40 m Le Congrés des Nations en Chine -20 m Les mésaventures d'un aéronaute .20 m Le livre magique .20 m Bagarre entre journalistes .20m La pyramide de Triboulet . le prince et le bon génie -40 m Ne bougeons plus! .35 m 1901 La maison tranquille . port de Jersey .160 m Gens qui pleurent et gens qui rient . port de Granville .40 m Cléopâtre .20 m La vengeance du gâte-sauce .clown .20 m Débarquement à Quiberon .20 m Panorama circulaire : Champ de Mars 20 m Panorame circulaire : Trocadéro .20 m Le diable au couvent .20 m Un intrus dans une loge de figurantes .20 m Neptune et Amphitrite .20 m L'avenue des Champs-Elysées et le Petit Palais des Beaux-Arts .30 m Le déshabillage impossible .20 m L'illusioniste double et la tête vivante .40 m La dégradation .20 m Suicide du Colonel Henry .20 m La chirurgie de l'avenir .40 m Le tonneau des Danaïdes .30 m Le charlatan .20 m L'artiste et le mannequin .20 m L'homme aux cent trucs -50 m Guguste et Belzébuth .20 m Affaire Dreyfus.20 m Une mauvaise plaisanterie – 20 m Le savant et le chimpanzé .60 m Prenez garde à la peinture .20 m Cendrillon -120 m La statue de neige .20 m Rêve d'artiste .20 m Panorama circulaire : les Invalides .60 m Le prisonnier récalcitrant -20 m Le rêve du Radjah ou la forêt enchantée .20 m Panorama circulaire : Pont d'Iena .20 m Le chevalier mystère .70 m Rêve de Noël .20 m Le chevalier démontable et le Général Boum .40 m Duel politique .20 m Panorama pris du trottoir roulant : Le Champ de Mars .40 m Jeanne d'Arc .50 m Chez la sorcière .20 m Evocation spirite .35 m le temple de la magie .20 m * Films dans le cadre de l'Expositon Universelle de 1900 * La porte monumentale .20 m Panorama du port de Saint-Hélier .20 m Spiristisme abracadabrant .20 m Panorama semicirculaire pris du haut du Trocadéro .Brunot" Film publicitaire "Picon" Film publicitaire " Robert" Film publicitaire "Vicat" Film publicitaire "Dewar's" Les miracles du Brahmine .35 m Le petit chaperon rouge .20 m La caverne maudite .250 m Les sept péchés capitaux .80 m Farce de marmitons . La dictée du bordereau .20 m 1900 Film publicitaire "Bornibus" Film publicitaire "Veuve c.40 m Charmant voyage de noces .20 m Coppélia ou la poupée animée .25 m Le malade hydrophobe .40 m Panorama de la Seine .20 m Le trottoir roulant -20 m Vue panoramique prise de la Seine : le Pavillon des Armées de Terre et de Mer 20 m Vue panoramique prise de la Seine : les Palais Etrangers .40 m Bouquet d'illusions .20 m Panorama circulaire : Palais des Beaux-Arts .70 m Le repas fantastique .20 m Un bon lit .20 m Création spontanée .60 m Vue de remerciements au public .20 m Panorama pris du trottoir roulant : la Place des Invalides .20 m Automaboulisme et autorité .20 m Tom Whisky ou l'illusionniste truqué .20 m Le songe d'or de l'avare .20 m Luttes extravagantes .20 m Entrée d'un paquebot.20 m Dreyfus allant du lycée à la prison .20 m Rêve du pauvre .20 m Force doit rester à la loi .20 m Fatale méprise .40 m Le réveil d'un homme pressé .60 m Danse du feu .20 m Le sorcier.20 m Le conseil de guerre en séance à Rennes .20 m L'ours et la sentinelle .60 m Le chimiste repopulateur .20 m 1899 Salle à manger fantastique .40 m http://genclikcephesi.20 m Dislocation mystérieuse .40 m Nouvelles luttes extravagantes .20 m Les visiteurs sur le trottoir roulant .40 m Le coucher de la mariée ou triste nuit de noces .Vue panoramique prise du train électrique .20 m Pickpocket et policeman .20 m La crémation .20 m Funérailles de Félix Faure .20 m Panorama de la Seine .blogspot.20 m Le spectre .20 m Les trois bacchantes .20 m Le conférencier distrait .20m Mise aux fers de Dreyfus .20 m La lune à un mètre .

40 m La femme volante 40 m L'équilibre impossible .40 m L'école infernale .70 m Le parapluie fantastique 55 m Tom Tight et Dum Dum .60 m Le baquet de Mesmer .65 m Le palais des mille et une nuits 440 m Le compositeur toqué .40 m Le mélomane .85 m Le cadre aux surprises .20 m Siva l'invisible .70 m Le miroir de Venise .50 m La providence de Notre-Dame-des-Flots -100m La fête au Père Mathieu -65m Le barbier de Séville .30 m Les trésors de Satan .50 m Le tonnerre de Jupiter .70 m Le diable noir .30 m Le bataillon élastique .80 m Les filles du diable .50 m Bob Kick. l'enfant terrible .65 m 1906 http://genclikcephesi. boit-sans-soif .55 m Jack le ramoneur .70 m Un feu d'artifice improvisé .35 m Le sorcier .320 m Le chaudron infernal .65 m Les chevaliers du chloroforme .30 m Le portrait spirite .260 m La clownesse fantôme .40 m Le rosier miraculeux .85 m Le système du Docteur Souflamort .blogspot.L'omnibus des toqués ou blancs et noirs . S.210 m Le chapeau à surprises .45 m Les apaches .40 m 1903 Un malheur n'arrive jamais seul .40 m Le roi du maquillage .50 m Une indigestion .40 m La danseuse microscopique .55 m Damnation du Docteur Faust .85 m La planche du diable -40m Le diner impossible -40 m La sirène . Latourte .20 m Voyage dans la lune .40 m Un miracle sous l'Inquisition .45 m Le rêve de l'horloger .100 m La statue animée .60 m La légende de Rip Van Vinckle .60 m Le rêve du paria .50 m Le monstre .90 m Sorcellerie culinaire .280 m La corbeille enchantée .100 m Le rêve du maître de ballet .40 m Nain et géant . .50 m Mariage par correspondance -40m Voyage à travers l'impossible .145 m Le bourreau turc .25 m La guirlande merveilleuse .374 m Le juif errant -60m La cascade de feu -60m La grotte aux surprises -35m Détresse et charité -190m Les cartes vivantes-50m 1905 Le roi des tireurs .85 m Le voyage de Gulliver à Lilliput et chez les géants .20 m 1902 Film de commande Le sacre d'Edouard VII L'armoire des frères Davenport .60 m Le peintre barbouillard et le tableau diabolique .V.70 m Le phénix ou le coffret de cristal .45 m Au clair de la lune ou Pierrot malheureux .20 m L'homme à la tête en caoutchouc -50 m Le diable géant ou le miracle de la madone .50 m Les transmutations imperceptibles .60 m Le merveilleux éventail vivant .405 m Le cauchemar du pêcheur ou l'escarpolette fantastique .30 m Barbe-Bleue .90 m Le tripot clandestin .20 m L'oeuf du sorcier .90 m Le menuet lilliputien .40 m Le revenant .70 m Les mésaventures de M.60 m La dame fantôme .55 m Un prêté pour un rendu .Monte-Carlo en deux heures -200 m L'île de Calypso .70 m Les apparitions fugitives .60 m Eruption volcanique à la Martinique .100 m La tour de Londres ou les derniers moments d'Anne de Boleyn 135 m La chaise à porteurs enchantée .30 m 1904 Le coffre enchanté .260 m Le joyeux prophète russe .50 m Les mousquetaires de la reine -50 m Le puits fantastique .30 m Douche du colonel .50 m L'homme-mouche .65 m L'oracle de Delphes .402 m Les costumes animés .60 m Un peu de feu.50 m Les invités de M.320 m Le maestro Do-Mi-Sol-Do .65 m Les piqueurs de fûts .80 m Les aventures de Robinson Crusoë .30 m Catastrophe du ballon .50 m Phrénologie burlesque .45 m Benvenuto Cellini ou curieuse évasion .30 m La libellule .55 m Le raid Paris .70 m L'auberge du bon repos .50 m La flamme merveilleuse .com 14 .60 m La lanterne magique .40 m Match de prestidigitation .55 m Le dirigeable fantastique ou le cauchemar d'un inventeur .70 m Jack et Jim .50 m L'enchanteur Alcofribas .60 m Le thaumaturge chinois .50 m Le cake-walk infernal -100 m La boîte à malice .20 m La fontaine sacrée ou la vengeance de Bouddha .50 m Faust aux enfers .50 m Le royaume des fées .60 m Une chute de cinq étages .25 m Le pochard et l'inventeur .40 m Illusions funambulesques .P.

53 m Le quiproquo .110 m La photographie électrique à distance .180 m Le roi des médiums .110 m La colle universelle .115 m La cuisine de l'ogre .345 m Fin de réveillon .120 m Les illusions fantaisistes -100 m Si j'étais roi !!! .71 m Trop vieux ! .135 m La civilisation à travers les âges .195 m The match of catchy songs .150 m Le tambourin fantastique .40m 1911 Les hallucinations du Baron de Münchausen .270 m Le conseil du Pipelet ou un tour à la foire .88 m Le trait d'union .103 m La fée libellule ou le lac enchanté .115 m Le delirium tremens ou la fin d'un alcoolique .60 m Les incendiaires .103 m Conte de la grandmère et rêve de l'enfant .90 m La boulangerie modèle .192 m Pour l'étoile S.380 m Sortie sans permission .277 m La toile d'arignée merveilleuse . .60 m La fée Carabosse ou le poignard fatal .Paris en automobile .170 m Le raid New York .115 m The forester's remedy .com 15 .118 m French interpreter policeman .155 m Oriental black art .143 m Le serpent de la rue de lune -153 m High-life taylor 62 m Lully ou le violon brisé .Film de commande Vers les étoiles La magie à travers les âges -72 m L'honneur est satisfait .120 m Un homme comme il faut .150 m Le jugement du garde-champêtre .297 m L'avare .364 m Le carton fantastique .170 m Le placard infernal .149 m Anaïc ou le balafré . le bûcheron ou le miracle de Saint Hubert .176 m La curiosité punie ou le crime de la rue du Cherche-Midi à quatorze heures .240 m Le locataire diabolique .72 m L'alchimiste Parafaragaramus ou la cornue infernale .260 m La bonne bergère et la mauvaise princesse .110 m La perle des servantes .243 m Pour les p'tiots .P.72 m Les quat' cents farces du diable .105 m Nuit de carnaval .110 m François 1er et Triboulet .174 m la fontaine merveilleuse 168 m L'ascension de la rosière .blogspot.236 m Robert Macaire et Bertrand.60 m 1908 Le génie du feu .100 m Eclipse de soleil en pleine lune .142 m Le tunnel sous la Manche ou le cauchemar anglo-français .75 m Les bulles de savon animées .138 m Le mariage de Thomas Poirot .95 m Il y a un dieu pour les ivrognes .90 m Ali Barbouyou et Ali Bouf à l'huile .276 m Le génie des cloches ou le fils du sonneur .208 m Tartarin de Tarascon .175 m Love and molasse .320 m Torches humaines .105 m Pauvre John ou les aventures d'un buveur de whisky .278 m Hallucinations pharmaceutiques ou le truc du potard .115 m La prophétesse de Thèbes .100 m Satan en prison .105 m La cardeuse de matelas .280 m La poupée vivante .140 m 1909 Hydrothérapie fantastique .Salon de coiffure .80 m Le mariage de Victorine .95 m Why that actor was late .137 m L'habit ne fait pas Lemoine u fabricant de diamants .105 m Mariage de raison et mariage d'amour .115 m La marche funèbre de Chopin . les rois des cambrioleurs .167m Papillon fantastique -80m La gigue merveilleuse .175 m Bernard.305 m La nouvelle peine de mort .135 m Hamlet .75 m Deux cent milles sous les mers ou le cauchemar du pêcheur .265 m Les fromages automobiles .75 m L'hôtel des voyageurs de commerce ou les suites d'une bonne cuite .195 m The woes of roller skaters .65 m Le fakir de Singapour -105 m Two crazy bugs .128 m Pochardiana ou le rêveur éveillé .V.75 m Les affiches en goguette .70 m 1907 La douche d'eau bouillante .75 m The hotel mix-up .165 m Le nouveau seigneur du village .175 m A tricky painter's fate .40 m Le fantôme d'Alger .95 m The mischances of a photographer .175 m Le rêve d'un fumeur d'opium .235 m 1912 http://genclikcephesi.444 m Le rastaquouère Rodriguez y Papaguanas .280 m L'anarchie chez Guignol .140 m La mort de Jules César .34 m Rivalité d'amour .135 m .

Bir çiftçi çocuğu olarak doğdu Linder ve gerçek adı Gabriel Leveille’idi. Max toréador 1912. 1921’de Chaplin’in ısrarlarıyla Amerika’ya dönecek ve üç uzun metraj yapacaktı. Les Débuts d’un patineur 1907. Max pédicure 1914. Max in Taxi 1917. Çalışmalarında aldığı sahne eğitiminin faydalarını görüyor ve bunları elinden geldiğince kullanıyordu. The Three Must-Get-Theres 1922. Dönemdaşı diğer tiplerden zarifliği ile ayrıldı.400 m 1913 Le voyage de la famille Bourrichon .405 m MAX LINDER Chaplin onun için “ben herşeyi ona borçluyum. kalabilmeyi becere-bilen Linder. Max professeur du tango 1912. Dönemin komedi yıldızı olan André Deed’in Itala Studios’a geçmesiyle Linder başrollere kavuştu. Linder arkasında hatırlanacak şu filmleri bırakmıştı: La Premiére Sortie d’un collégien 1905. o yakışıklı ve genç bir karekter çizmekteydi. Ama çalışmalarını terk etmedi. Viyana’da çektiği bu son filmi ile neredeyse kariyeri tamamen bitti. MAN RAY http://genclikcephesi. Ana konu yakışıklı karekterin kadınlar etrafında yaşadığı maceralar olarak ortaya konmaktaydı. Karım Ol. Sirkin Kralı. Max veut fair du théâtre 1911. Au secours! 1923. İlk öğrenimini Bordeaux Konservatuvarı’nda alan Linder. Max prend un bain 1910. kendisinden Chaplin’in yerini alması istenmişti. Le Petit Café 1919. Amerika’da aldığı başarısızlıklar savaş sırasında aldığı fiziksel yaralardan daha çok ruhunu zedeledi. aynı yıl içinde. 1924 senesine vardığında.com 16 . Max victime de quinquina 1911. o bir deha” diyordu. Sahnedeyken gerçek anlamda doğal olabilmeyi. Kısa bir süre zarfında bir komedyen olarak ün yaptı. İmdat adlı korku komediyi yaptığında sene 1923 idi. Le Roi du cique’i çekti. Seven Years Bad Luck 1921. Essanay Company tarafından kendisine Amerika teklifi yapıldı ve sözleşmeyi kabul etti. Les Débuts du Max au cinéma 1910. gerçek anlamda bir yaratıcılık barındır-dığından aynı konuları rahatlıkla çeşitleyip başkalışım-larını sahneye dökebiliyordu.blogspot. Sahneye olan sevgisi çocukluğundan itibaren hep onda varolan bir şeydi. Lakin Fransa’ya döndüğünde isminin Chaplin’in ünü altında ufalandığını gördüğünde gerçekten ruh sağlığı bozuldu.A la conquète du pôle Cendrillon ou la pantoufle merveilleuse -615 m Le chevalier des neiges . Be My Wife 1921. 1921 yılında. Max Linder sadece bir oyuncu değildi. Onun yetenekleri gerçek anlamda sinema tarihinin geleceği için önem taşıyordu ve yeteneği gerçek anlamda hâlâ hakkında yazabileceğimiz kadar iyi idi. 1910’lu yıllarda artık bir Max karekterinden söz edilmekteydi. Yedi Yıllık Kötü Şans. Gance ile beraber Au secours!. Yıl 1905 iken Pathé ’de çalışmaya başladı ve ismini de bu süreçte gizlemek adı altında değiştirdi. Aşık olduğu 17 yaşında ki sevgilisiyle beraber trajik bir ölümle (bir otel odasında Linder ve sevgilisinin bilekleri kesilmiş olarak cesetleri bulunmuştu) yaşamı sona erdiğinde yıl 1925’ti. 1922 senesinde ise Üçü Bir Yerde’yi gerçekleştirdi. ilk olarak Paris’te Ambigu kumpanyasında yer aldı. 1910 senesinde yaptığı Max prend un bain muhteşem olarak nitelendiriliyordu.

Ray. http://genclikcephesi.Kocamanlaştırılacak bir isim olan Ray ve sanatı keşke sinema adı altında çok-çok daha ürün vermiş bir isim/oluşum olsa idi. Avant garde sanat yaşamını filmleriyle deneylememesi elbette ki düşünülemezdi. Tam anlamıyla soyut olan film 17 dakikalık bir uzunluğa sahip ve nesnelerin pelikül üzerindeki yansımalarından meydana geliyordu. New York dada oluşumunun temel taşı olur kendileri ve çok hızlı bir şekilde gerçeküstücülükle kucaklaşır[doğal olarak] ve oluşumun ağır abisi.blogspot. kullandığı aynalar vasıtası ile çarpıtarak oluşturduğu filmi tabanda bir aşk hikayesi anlatısı olmakla beraber arayazıları şair Roberto Desnos’un şiir alıntılarınca oluşturulmuştur. Görüntüleri. gerçeküstücülüğün. sanatçımız iki film dışında oyunculuğunun yanı sıra başka isimlerin senaryo metinlerine de yazılımcı olarak bulaştırmıştır kendisini. Dikkat çeken ikinci filmini Brumes d’Automme adıyla ilkinden iki yıl sonra gerçekleştiren Kirsanov. Noailles Visconte’unun şatosunda geçirdiği tek gecelik misafirliğinde oluşuyor. KIRSANOV Bir Estonya’lı olarak dünyaya gelen Dimitri Kirsanov. filmleri tablolarının devamıdır şeklinde kullanılan tanımlama çok doğru bir yaklaşımdır. 1924 te Emak Bakia’sını yapıyor. Ray. Tam dört sene sonra sanatçı. son filmini 1929 da çekiyor. dadacılığın besleyicisi. ilgi çekici montajı ile dikkat çeken ve yönetmenin kaale alınan ilk filmi olan Ménilmontent 1924 de gerçekleşiyor. Kaçınılmaz olarak sinemasında ressamlığını kullanan Duchamp için. Les Mystéres de Château de Dé ismini alan 22 dakikalık film.com 17 . filmini tamamlamasının hemen ertesi gününde dadacı bir gösterimde ilk sunuma sokar. DUCHAMP Kübizmin. L’Etoile du Mer’i ortaya koyuyor. aranan ismi olur. 1925 de Anaemic Cinéma’sını. Man Ray.sinema ile sanatının sınırlarını genişletmek istemiştir. sokar sokmasına da gördüğü tepkiler öylesi inanılmaz olur ki henüz gösterimdeyken durdurulur film. bu işi alışkanlık haline getirip daha sonra ki filmlerinde de eşini başrolde kullanıyor. Philedelphia doğumlu fotoğraf manyağı filmlerinde olduğu gibi fotografide de avant garde tavrın sahibi idi. Duchamp sineması çok genişlemiş olmasa da. O -aslında. 76 da ölüyor ve 29 da yaptığı bu son filminden sonra film denemesinde bulunmuyor. 1934 de Rapt filminde uzun metraj kullanarak görsellik-işitsellik karşıtlığını irdeliyor. Fotograf tekniğiyle tipik benzeşim içindeki üç dakikalık ilk filmi Le Retour a la Raison’u 1923 senesinde gerçekleştiren Ray. 27 de ise Abstract’ını yaptı. Filmde eşine başrol veren Dimitri. Kamera kullanımındaki özgünlük. avant garde film yaşamına 1923 senesinde Paris’te başlıyor. Blainville/Fransa da 1887 senesinde doğdu.

son filmini 1938’de çekip 41 yılında yaşama elveda demiştir.D ye göç ettiğinde yıl 1930 idi. 1923-5 zarfında saf sinema dahilinde avant garde tavırlı Jeux des Reflets et de la Vitesse Cing Minutes de Cinéma Pure gibi filmler yapan sanatçı 1927de Modemoiselle.Kariyeri. Dünya savaşı döneminde annesi ile İngiltere’ye göçer ve 19 yaşında Fransa’ya döndüğünde aklından hiç çıkarmadığı sanat yaşamına bırakır kendini.1931 Pur sang -1931 La Pente 1931 Le Fils du rajah -1931 Buster se marie -1932 Un client sérieux -1932 Le lombier moureux -1932 La Peur des coups -1932 Monsieur le duc -1932 Invite monsieur a îner -1932 Le Gendarme est sans pitié -1932 L’Athléte incomplet -1933 Ciboulette 1938 L’Affaire du courrier de Lyon -1938 Le Ruisseau -1939 Fric-Frac -1939 The ysterious Mr Davis -1942 Le Mariage de chiffon -1942 Lettres d’amour -1943 Douce -1945 Sylvie et le fantôme -1946 Le Diable au corps -1949 Occupe-toi d’Amélie -1951 L’Auberge rouge -1952 Les Sept péchés capitaux -1953 Le Bon Dieu sans confession -1954 Le Blé en herbe -1954 Le Rouge et le noir -1955 Marguerite de la nuit -1956 La Traversée de Paris -1958 En cas de malheur -1958 Le Joueur -1959 La Jument verte -1960 Les Régates de san Francisco -1960 Le Bois des amants 1961 Vive Henri IV. yaşamını geçtiğimiz dört sene öncesinde yitirdi.B. AUTAN-LARA 1901 Paris doğumlu Lara. LOUİS DELLUC http://genclikcephesi.com 18 . yarı ve tam ticari filmlerden oluşsa da yönetmenimiz... Arriére Saison La Mort du Cerf filmleriyle avant garde yanını ortaya koyuyor ve 1957 de dünyayı terkediyor. Sinema ile La Carnaval des Vérites filminin dekor ressamlığını yaptığı sıralarda tanışır. bu kuvvetlenmenin ürünü 1927 de yaptığı deneysel bir London uyarlaması Construire un Feu oldu.blogspot. İlk [deneysel] filmini Fait Divers adıyla 1923 senesinde çeken yönetmen Clair’in asistanlığını yapmağa başlamasıyla avant garde yönünü kuvvetlendirmeğe başlamış oldu.vive l’amour! -1961 Tu ne tueras point -1961 Le Comte de Monte Cristo -1963 Le Meurtrier -1964 Umorismo nero -1964 Le Magot de Josefa -1965 Le Journal d’une femme en blanc -1966 Une femme en blanc se révolte -1967 Le Plus vieux métier du monde -1968 Les Franciscain de Bourges 1969 Les Patates -1972 Le Rouge et le blanc -1977 Gloria CHOMETTE Kendileri René Clairin ağabeyleri olup 1896 Paris doğumludur. Deux Amis. 1936 Donogoo gibi konvansiyonel filmlere imza atmış. Bu tarihten itibaren 1977’ye dek film çeken Lara’nın oldukça kalabalık filmografyası aşağıdadır: 1923 Fait divers-1926 Vittel -1929 Construire un feu. Yönetmen A.

Yönetmenin Antonin Artaud’nun Düşleri olarak isimlendirdiği 45 dakikalık yapıtı. Fumée noire 1920. Delluc’un edebiyata olan düşkünlüğü haliyle sinema paradigmasına da yansımış ve Fransız İzlenimcilerinin edebiyata bağlılıkları da bu şekilde açıklanmıştır. Gazeteciler 1937'de mevsimin en iyi filmi ödülüne onun adını vermişlerdir. amaçları doğrultusunda eşini terkeden kadın doktorun anlatıldığı bir yapıt olan La Mort du Sleil. Sinemaya gerçek anlamda katkıları olan bu önemli isimin yaptığı büyük işlerden biri de kurduğu ciné-clup’ler olmuştur ki onun etkisiyle dünyanın bir çok ülkesinde de bu klüpler kurulmuştur. Fransa’nın ikinci kadın yönetmeni olmuştur. Ticarete ve http://genclikcephesi. La féte Espagnole filminde. fotojeni idi. Le Tonnerre 1921. “Sinema” der Delluc: “Tiyatrodan daha fazla bir ti-yatroluk barındırır içinde. bu etkileyici iki filmde kişileri. Sonrasındaysa. O buna sinema ile fotoğrafın uyuşması diyordu.blogspot. La Coquille et le Clergyman. “Şayet ki filmde salt güzelliği yaratma amacı.” İşte bu sözleri seyrettiği ve etkilendiği. (Düşman Kardeşler) yapımıyla çekti. Delluc adına her sene düzenlenen bir ödül töreni vardır. Film d’Art ve de düz öykü tarzı yapımlar onu sinemadan uzak tutmaya yetmiştir. aşk ve ölüm tragedyası üzerinde durdu. Tüm bir kentin izleyici olarak katıldığı Yunan Tiyatrosundan bu yana ölmüş sayabileceğimiz topluluk sanatına sinema yeniden yakınlaştırır bizi. belirli bir topluluk ya da halka değil. Fransız sinemasını güçsüz bırakan birinci dünya savaşının sonunda ilk öncü akım Louis Delluc'un etrafında oluşmuştur. Geneli bir denizci barı dekoru içinde geçen Fièvre ve rüzgarın hareketlendirdiği doğal bir dekorda çekilen La Femme de nulle part. fotoğrafın önüne geçerse orta da film diye bir şey kalmaz” düşüncesiyle hareket ediyordu.Filmografisine bakacak olursak: Le Silence 1920. Fransız İzlenimciliği diye adlandırılmış olan dönemin yaratılış sürecinde büyük rol oynayan Delluc aynı zamanda ilk sinema eleştirmenlerinden-dir. Aslında bir gazeteci olan Delluc. Mille’in The Cheat. (Güneşin Ölümü) idi. 1922 yılında çektiği filmi ise tüberküloz üzerine yarı belgesel nitelikli. Le Chemin d'Ernoa 1921. (İlki Alice Guy’dır) La Française dergisinin başına geçtiğinde dönemin en önde gelen feministlerinden biri olarak isim bıraktı. 1923 tarihli La Souriante Madame Beudet. GERMAINE DULAC Avant-Garde Sinemada ve Fransa sinemasının yeniden yapılanmasında yeri olan isimlerden biri. Dans l’Ouragan de la Vie. Dulac.1890 yılında Cadouin'de doğdu ve 1924'te Paris'te öldü.com 19 . hava ve ışığın ana etken olarak kullanıldığı. (Gülümseyen Bayan Beudet) ve 1927’de yaptığı La Coquille et le Clergyman. feminist eğilimini. bir savaş sırası filmi olma özelliğini taşıyan Les Soeurs ennemies. İlk senaryosu Germaine Dulac tarafından 1919'da perdeye taşınmıştır ve 1924'te (33 yaşındaydı) ölmeden önce yedi kişisel film gerçekleştirme imkanı bulmuştur. İş hayatına gazetecilik ve tiyatro eleştirmenliği ile başlayan yönetmen. L'Inondation 1924. Aldatma (1915)’sını izledikten sonra sinemaya ilgi duymaya başlamasıyla dile getirir. Geo le Mysterieux. Yönetmenin Avant-Garde çizgiyle anılmasını ise. Ames de Fous ve Delluc’un senaristliğini yaptığı La féte Espagnole’un yönetmenliğini yaptı. Yazdıklarıyla kendisinden sonra gelecek olan kuşak içinde gerçektenten büyük önem taşıyan bu isim 34 gibi genç bir yaşta vefat etmesine rağmen eleştiri ve estetiğe getirdiği açılımlar çok önemlidir. kavranamayan kurguyu gerçeğin bir kanıtı yapmıştır. La Femme de nulle part 1922. Sinema dünyanın tümüne seslenir. Yukarıda Avant-Garde başlığı altında da değindiğimiz gibi Delluc için kilit nokta. Fièvre 1921. film. ilk zamanlarda sinema ile ilgili biri değildi. (Deniz Kabuğu ve Din Adamı) adlı ilk gerçeküstücü film ünvanını alan yapıtında dahi ortaya koymuştur. Dulac’ın erkek egemenliğine karşı tepkisini bir izlenimci olarak ortaya koymaktaydı. bir din adamının bilinçaltında bastırdığı cinsel arzularının karabasan olarak dışa vurumunu anlatmaktaydı ve İngiltere’de gereksiz bir film olarak damgalanıp sansüre uğramasından ziyade kendi çevresince de tepkiyle karşılandı. (Deniz Kabuğu ve Din Adamı) filmleri sağladı. Dikkatleri üzerine 1915 tarihli. karışık ruh hallerini yansıtan bir ortama koyarak.

Les Batisseurs. Zaten bunları böyle yapmak zorundadır. en küçük bir mırıldanmayı algılayıp aynı insansı doğrultuda (gerçeğin olduğu gibi) anlatıyı ortaya koyar. az belirgin. (Kanlı Han) ve ardından René Clair’in büyülendiğini söyleyeceği Coeur Fidéle’i (Sadık Kalp) çekmiştir. olgu ve duyguların ardıllaşmış. görsellik ve ses aktarımını başkalaşıma uğramış bir bakış açısıyla yerleşik değerlere karşı kullanarak algısallık dahilinde yeni duygusal noktalar geliştirmek. bir kronolojikleşme. Beyazperde de yalan. Zira gerçekte uzayın içerisinde geçerliliği olan da tiyatronun değil sinemanın yaklaşımıdır. 1922 senesinde ise önemli başarı kazanan ilk filmini Pasteur’ü yapmıştır. Epstein. üç-beş metrelik bir mesafeden duyulan ve bu amaçla yazılan Jean Giraudoux’nun bir metni. “sanat simgesel olmadığı sürece sanat değildir” ifadesiyle filmlerine vereceği rotayı da çizmiş oluyordu. sabitleşmiş ele alındığı hikâyeler anlatılır ki? Bu bakış açısı salt algısal yanıltılardır. 1942’de öldü. Sadece öncesi ve sonrası olmayan durumlardır aslında söz konusu edilebilecek olan. Bunun açılımı. Avant-Garde çizgiyi şöyle tanımlayacaktı: “teknik. JEAN EPSTEIN 1897 doğum tarihli Epstein’de bir Delluc Okulu ismi. Filmdeki öykünün sonsuz. Mesela. öykülerden oluşmuş da değildir ve hiçte böyle olmamıştır.öyküye dayanan sinemanın gerçek sinemayı katlettiğini düşünen yönetmen duygu ve akla seslenen tüm görseliteyi kullanmaktan yanaydı. Sinema adına ilk ürünü 1921 yılında. kişinin omuz çekimi ile aktarıldığında çok daha görkemli bir tablo çıkar ortaya. izleyicilerin yakından kendisini incelemesine izin verir. O. (Sinemanın Ruhu) olarak sıralayabiliriz. yüzdeki en ufak bir ürpertiyi. Bunun ardından yaptığı filmler arasında önem kazanabilen yapımı sadece 1927’de yaptığı La Glace a trois faces. çok daha doğal. (Etna’nın Sinemayı Görüşü. bu kitapları. (Şeytanın Sineması) ve de 1955 tarihli L’Esprit du Cinéma. onun başvurduğu sunilik az süslü. Bir tıp okulu mezunuydu fakat hep farkında olduğu sinemanın yaşamına girmesi pek zor olmamıştı. Epstein şöyle demiş ve bu söylediklerini de filminde bire bir işlemişti: “Neden bir düzenek ile kalıp-laştırılmış olaylar. Mercek ve mikrofon ise. Bu film Epstein’ın daha öncelerde kaleme aldığı düşüncelerinin görsel ispatı niteliğindeydi. Chanson d’Armor. konu bize ne kadar yakınlaştırılırsa o kadar coşturucu olur. 1922’de yaptığı ve tabanını Balzac’tan alan uyarlaması L’Auberge Rouge. Yaşam böyle kurulmuş değildir.blogspot. uzaysal boyutun ruhsal yapısının ortaya çıkmasına yarar. filmleriyle olduğu kadar. sinema okullarında verdiği dersler ve yayınlanan kitaplarıyla da etkili olan bir isimdi. kuramsal-eleştirel yazılarını topladığı Bonjour Cinéma.” 1925 senesinde Fransız Sinema Klüpleri Fedarasyonu’nun kurucu başkanlığına geçen Dulac 1927 senesinde Le Cinéma Service de l’Histoire. (Üç Yüzlü Ayna) olmuştur. tükenmezcesine bir konuyu gerektiren estetiğini kavrayan bu içsel http://genclikcephesi. bir yıl sonrasında ise Thémes et Variations ve Disque 927 isimli ses ve görüntü oyunları içeren deneysel filmler ortaya koydu. Seyirciye sunulan zaman ve uzaklık onlar tarafından anlaşılabilir olmalıdır. tiyatro gibi olayların karşısında durup onları sabit bir uzaklıkta ve klişe bir zamansal ritm içinde göstermez. özellikle yazdıklarını da bakacak olursak Epstein’de bu çizgiden pek uzakta değildir: Epstein et photogenie -Epstein ve Fotojeni-si üzerine kendi betimlemesi: “Şu bir gerçektir ki. Tiyatroyu bir düz <yüz>ey oyunu olarak düşünürsek sinema (mekansal olarak ) bir uzay sanatıdır. La Réve. Coeur de Gueux. aksine.com 20 . Artéres de France.” Simgeciliğin gelişimini etkileyen 1928 yapım yıllı La Chute de la Maison Usher. L’Or des Mers. (Tarihin Hizmetinde Sinema) isimli bir derleme. doğru olmak zorunluluğunda bulunmamak için. Sinema sürek halinde değişen “yakınlık sanatı”dır. (Günaydın Sinema) olmuştur. Les Bercaux. daha içsel bir yalan<cılık>dır. (Usherlar’ın Çöküşü) ardından yönetmen sesli sinema dönemine girmiş ve filmler çekmiştir. ve son filmi Les Feux de la Mer. 1936’da basılan Le Cinéma vu de I’Etna. sanat olan sinemanın tüm sunilikleri kendinden dışarı atmak amacı olduğu değil. Delluc için photogenie’nin öneminden bahsetmiştik. Beyazperde ise bu anlatının.) 1947’de yayınladığı Le Cinéma du Diable.

1922’de bilinçli olarak meydana getirilen görüntü bozukluklarını psikolojik araştırmalarla desteklediği Anatol France’dan uyarladığı adli sisteme bir yergi niteliğindeki Crainquebille’i sonrasında 1923 senesinde Visages d’enfants. 1943'te Nazi istilası yüzünden Fransa'dan kaçtı. Filmin başarısı 6 saatlik uzunluğu ve filmi gösterecek projeksiyon ekipmanlarının ve uzmanının yetersizliği nedeniyle gölgelendi. uzayın içine yerleşme tarzını.H. İlk çıkışını İskandinav bir atmosfere sahip L’homme du Large. (İnsanlık Dışı)’nı yaptı. I. Sesli sinema döneminde varlığını sürdüremeyen yönetmen önemi dünyaca bilinen I. (Enginlerin Adamı)’yla 1920’de yaptı. 1925’e gelindi-ğindeyse Pirandello’dan uyarladığı Feu Mathias Pascal. Hukuk ve sosyal bilimler eğitimi almıştır fakat ilgi alanı olarak seçtiği edebiyatla isim yaptı.com 21 . 1960'da film yapımcılığı kariyerine Austerlitz gibi tarihi dramalar yaparak devam etti. öykünün usul ve öncül olayları ise. MARCEL L’HERBİER Bir diğer Delluc Okulu ve Avant-Garde üyesi. yani sinemaya özgü tarzı.C sinema okulunu kuran kişidir. 1911'de yaptığı La Digue filmi diğer ilk dönem filmleri gibi başarısızdı.” ABEL GANCE Fransız yönetmen Abel Gance 1889'da evlilik dışı bir çocuk olarak doğmuştur.1981'de Christopher Columbus hakkında epik bir film yapma arzusunu gerçekleştiremeden öldü. 1954’den yaşamının sonuna dek televizyon dramaları yapmıştır. (Rahmetli Mathias Pascal)’ı simgesel görsel bakışının öğelerini taşıyordu.gerçekçilikte belge filmlere duyulan arzu gibi bir şey vardır. Gance.D. Sarah Bernhardt ile oynayacağı 5 saatlik filmi Victoire de Samothrace. Zamanının çoğunu. 1928 senesinde Berlin’e giden yönetmen. 1923 tarihli Don Juan et Faust ardından Alman Dışavurumcu Sinemasından faydalanmayı denedi ve izle-nimci-simgeci noktalar taşıyan 1924 tarihli L’Inhumaine. Ailesi kariyerine avukat olarak başlaması yönünde cesaretlendirmişse de o genç yaşlardan itibaren tiyatroya tutkundu. 1911'de kendi film şirketini kurmadan önce oyunculuğa ve senaryo yazarlığına devam etti. eski sessiz filmlerini zenginleştirerek.blogspot. sessiz filmlerden sesli filmlere geçişte pek başarılı değildi. Sonrasındaysa ilgi toplamayı beceren filmi 1921 yapımı El Dorado’yu çekti. Dünya Savaşı'nın başlaması ile iptal edildi. dış çekimleri için aylarca çöl ortamında kalarak o güne kadar yapılmamış bir olayı gerçekleştirdiği yapıtı L’Atlantide ile devam etmiştir. 1. JACQUES FEYDER 1885 ile 1948 yıllarında yaşamış olan Fransız Avant-Garde Sinemasının bir diğer ismi olan Feyder. Dünya Savaşı esnasında ordunun sinema kısmında görev almasıyla senaryo yazmaya da başlayıp sinemaya atıldı. sinema yaşantısına kısa filmler çekerek başlamış. 1929’da çektiği L’Argent yönetmenin en önemli filmi olarak kabul edilir. 1925te L’Image ve Gribiche’i yapmış ardından ise bir Carmen versiyonu çekmiştir. burada bir Zola uyarlamsıyla çıkar http://genclikcephesi. Gance. sağlığının bozukluğu nedeniyle savaşın büyük bölümünden kaçındı ve 1919'da daha başarılı olarak film yapımcılığına döndü. meydana koymak mecburiyetindedir. I. Uzun yıllar boyunca film yapmaya devam etmesine rağmen asla 1920'lerdeki sessiz film dönemindeki şöhret ve çoşkuyu devam ettiremedi. J'Accuse'da yenilikçi yönetmenin 1927 yılında yaptığı muazzam Napoléon filminde geliştireceği deneysel teknikler kullanıldı. Sahneye ilk kez 19 yaşında Brüksel'de aktör olarak çıktı ve 1909'da Moliére'de ilk film oyunculuğunu gerçekleştirdi. (Yazım Hatası). bir hareketi.Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru gerçekleşen çarpışmaları içeren 3 saatlik güçlü bir savaş karşıtı epik olan J'Accuse filmi ile uluslararası ün kazandı. J'Accuse ve Napoléon gibi eski şaheserlerinin sesli versiyonlarını yaparak geçirdi. Konu. 1921 tarihli.E. 1917’de çektiği Konuk Evinin Yaşlı Kadınlarının ardından kariyerine 1919da La Faute d’Ortographe.

karşımıza; Therese Raquin. Aynı yıl çektiği Les Nouveaux, (Yeni Baylar) filminde kent soylu politikleri hicvettiği filmi hakkında Carné filmin önemli bir yapım olduğunu ve ilgi çekici bulduğunu söylemiştir. 1929’da son sessiz filmi The Kiss’i, ardındansa 1930’da Anna Christie’yi çeken yönetmen Amerika’da çektiği değeri bulunmayan filmlerinden sonra tekrar Fransa’ya döndü ve dönüşünün ardından; 1934’de Le Grand Jeu ve Pension Mimosas’yı 1935’de ise en başarılı yapıtı görülen La Kermesse Héroique’i yaptı.
RENE CLAIR

1898 doğumlu Clair; mizah ve bürlesk’in yanısıra fantastik ve gerçeküstü filmleri ile öne çıkmayı başarmış bir yönetmendir. O, film yapmayı sadece bir şey-i anlatmak değil onu aynı zamanda sinemasal olarak keşfetmek olarak algılamış ve bunu bu şekilde dile getirmiştir. Clair filmleri ne gerçekçi ne de gerçeğin dışıdır ama gerçeğe öykünerek onun hayalini yansıtırlar. I. Dünya Savaşı sonrasında gazetecilik, şarkı sözü yazarlığı, eleştirmenlik yaparak yaşamını idame etmiştir. Sinemaya oyunculukla başlayıp; senaryo yazarlığı ve yönetmen yardımcılığı yapmıştır. 1919 civarında Paris’te oluşan Littérature dergisi etrafında; Aragon, Breton, Fargue, Gide, Valery gibi isimlerle birlikte olup dadaist toplanımlarda katılımcı olarak bulunmuştur. İlk çıkışını 1923 tarihli Paris qui Dort, (Uyuyan Paris) ile yapan Clairin bu filmi için Charensol: “Jarry ve Apollinaire ile beslenmiş ve dada ile sarılmış” ifadesini kullanmıştır. 1924 yılında yaptığı ikinci filmi Entr’acte Eric Satie’nin bir bale yapıtının perde aralarında sunulmak için hazırlanmıştır. Film Avant-Garde’ın önemli eserlerinden biri olarak görülmüştür. Clair’in bu filmi; insanı şaşırtan me-taforlarla bezeli, dadaist şiir geleneğine bağlı ve amaçsız görüntülerin gaglarla desteklenmesinden oluşan bir yapıttır. Bu
eser Mayokovski’ye varasıya çok ismi etkilemiştir. 1925 senesinde sırada Voyage Imaginaire, (Düşsel Yoculuk) sonrasında ise bir uyarlama olan Un Chapeau de Paille d’İtalie, (İtalyan Hasır Şapkası) vardır. 1928 yılında çektiği Les Deux Timides, (İki Sıkılgan) filminde de başarısını sürdürmüştür. Sesli sinema sürecinin başlaması bir çok isimde olduğu gibi Clair’de de tereddütler yaratmıştır ama o bunun üstesinden gelecektir. Görüntünün büyük önemini vurgulamış ve sesi sadece gerekli olduğuna inandığı yerlerde kullanarak kariyerine devam etmiştir. Bu süreç ardından 1930’da kendini Sous les toits de Paris, (Paris Çatıları Altında) filmiyle ispatlamıştır. Ardından 1931 senesinde Le Million’u yapmış ve başarı çıtasını yükseltmiştir. 1934’de ise A nous La Liberté gelmiştir. Clair, 14 Juillet ile bu sefer 1932’de Paris’in tam anlamıyla içine girer. Yergisini kuvvetlendirdiği eseri Le Dernier Millardaire 1934 senesinde çekilmiş ardındansa 1935 senesinde İngiltere’ye gitmiş ve büyük beğeni toplayan The Ghost Goes West, (Hayalet Batı’ya Gidiyor)’u çekmiştir. 1940’da Alman işgali sebebiyle A.B.D’ye geçen yönetmen The Flame of New Orleans komedisiyle başarıya ulaşamamıştır. 1942’de işler biraz daha düzelir ve I Married a Witch ile ilgi görür. Başarılı olarak kabul edilen filmi, bir fantastik güldürü olan It Happened Tomorrow’u 1944’de gerçekleştirdi. Amerika’da ki son işi Agatha Christie uyarlaması olan And Then There Were’den sonra yurduna döndü. Bunun sonrasında Paris çocukluk günlerine göndermeler yapan Le Silence est d’Or, (Sükut Altındır)’ı 1947’de gerçekleştirdi 52 se-nesindeyse taşralı, utangaç bir kişiliğin kadınlarla düşlerinde yaşadığı öyküleri anlattığı Les Belles de Nuit, (Gece Güzelleri)’ni, 55 ve 57 yıllarında ise Les Grandes Manoeuvres, (Hileli Aşk) ve Portre de Lilas’yı yaptı. Son filmleri

olarak ise sırasıyla La Française et l’Amour, Tout l’Or de Monde, Les Quatre Verités, Les Fétes Galantes gelmiştir.
FERNAND LÉGER

1881-1955 yıllarında yaşam sürmüş bir isim Léger. Sanatçı, ressam; ölümünden sonra unutulmayan ve eserlerini sergilemek maksatlı, Fransa Biot’da kendisi için bir müze açılan üretken yaratıcı bir insan. O tıpkı Delluc gibi -ama ondan çokça farklı bir çizgide- gerçek bir Avant-Garde sanatçısı. 1955 senesinde öldüğünde son ve ikinci filmi olacak olan ama olamayan Le Ballet des Couleurs, (Renklerin Balesi) öncesinde sadece bir tek filmi ardında
http://genclikcephesi.blogspot.com

22

bırakmıştır: 1924’de yaptığı Le Ballet Mécanique. Léger 1908’de kübizm doğduğunda Avant-Garde eğilimleri gözlemlemiş ve onlara katılmıştı. O zamanlar da Léger; izlenimcilik ve fovizm öğeleri ile bezeli resimler yapmakla meşguldü. İlk savaş sonrasında ilgisini silindir etrafında yoğunlaştırdı ve savaşın ardından resimlerine hakim olan mekanik görüntüleri aktardığı makine dönemine giren Léger bu dönemden, pürizme ilgi duyarak kopacaktı ve bu süreçte de Mekanik Bale ortaya çıkacaktı. Bu anlatısız, öyküyü yok sayan film; biçimler ve ritm ile yoğunlaşan bir deneydir. Léger filmin öncesinde Chaplin filmlerini ve bunlar üzerine açılımlar yapan Delluc yazılarını okumuştu ve bu etkiyle sinemaya yönlendi. Zaten Léger bu etkiyi doğrulayan bir belirtiyi filmin başlangıcına yerleştirmiştir: Bir Şarlo figürü şapkasını çıkarır, kafasını sallar ve perde de Şarlo Mekanik Bale’yi Sunar ifadesi okunur. AvantGarde’ın sıkı yapımlarına karşı beğenilerini hep sunmuş olan Eisenstein, Léger’in bu senaryosuz, üçyüz çekimden oluşan ve ondört dakika süren; mekanik, insan ve dünya üçlemini görsel düzenlemeler, deneysel fotoğraf görüntüleri ile simgesel bir yapıda anlatmayı amaçlayan filmi için taktir ve beğenilerini sunmuştur. Yapıtını yedi dikey bölümden oluşturan Léger bunu; prizmalar yordamıyla görüntü kırılganlığı, yansıtıcı özellikli yüzeylerin deneysel fotoğraf çalışmaları, geometrik desenlemeler, bilumum mutfak eşyaları ve ‘şeyler gibi görünümlerin mekanik ama canlı ve eğlenceli, görsel bir dans kurgulamasıyla sunarak ortaya koymuştur.
JEAN RENOİR

1894 doğumlu yönetmen, “en Fransız yönetmen” gibi bir nitelendirmeyle anıldı. Kendisinden önceki kuşağı yok sayan ve suçlayan Yeni Dalga’cıların önemsediği tek yönetmen olmak gibi bir özelliği vardır. Dönemin isim yapmış empresyonist ressamı Auguste Renoir’in oğludur. Sinemayı seçtiğinde yıl 1924’tür. Aynı yıl içerisinde Une Vie sans Joie isimli ilk filmini ardından da bir melodram olan La Fille de L’Eau’yü yaptı, film; içerdiği rüya sekanslarıyla dikkat çekti. 1920 senesinde en iyi Zola uyarlaması ünvanını hak edecek olan Nanayı çeker. 1927’de yaptığı Marquitta ile dönemin dansı Charleston izlerini aktarmaktadır perdeye. Aynı tarihte yaptığı ve gerçek üstü bir atmosfere büründürdüğü filmi La Petite Marchande d’Allumettes, (Küçük Kib-ritçi Kız)’ı yapar. Bir uyarlama olan On Purge Bébé ve La Nuit de carrefour ardından La Chinne’i 1931 senesinde gerçekleştirir. 1932’de Yeni Dalga’nın habercisi sayılacak olan Boudu sauvé des eaux, (Sulardan Kurtarılan Boudu) gerçekleştirir. 34’de ise İtalyan Yeni Gerçekçiliğini etkileyecek olan Toni’yi yapan yönetmen filminde İspanya’dan Fransa’nın Province bölgesine gelen göçmen işçilerin yaşayışını konu edinmiştir. Renoir’in karamsarlığının son eseri olarak gösterilen ve patron
ile işçi ilişkisini konu alan 1935 yapımı Le Crime de M.Lange, (M.Lange’ın Suçu) filmi Halk Cephesi damgasını taşıyan ve patronların sistemini yeren bir film olarak dikkat çeker. Fransız Komünist Partisi’nin isteğiyle yapılan ve Halk Cephesi Hükümetini savunan La Vie est a Nous, (Yaşam Bizimdir) ise 1936’da hayat bulur. Film bir süreliğine de olsa sansüre takılacaktır. Gene 36 senesinde, yönetmen; Une Partie de Campagne filmini yapıp, söylendiği gibi siyaseti sanattan üstün görmediğini ortaya koyacaktı. 1936’da yaptığı Les Bas-Fonds (Ayak Takımı), başarıya ulaşamamış bir Gorki uyarlamasıdır. Bunun bir yıl sonrasında ise La Grande Illusion yapımıyla klasikler listesine bir film eklemiş olur. 1789 Devriminin aktarıldığı La Marseillaise, (Marsilyalı Kız) filmini 38’de çeker Renoir. Aynı tarihlerde nazi faşizminin yükselişe geçişi ona bir Zola uyarlaması olan Le Béte Humaine, (Hayvanlaşan İnsan)’ı yaptırır. 39’a geldiğinde ise dünyaya bir baş yapıt kazandıracaktır: La Régle du Jeu, (Oyunun Kuralı). Film Şiirsel Realizmin doruğu diye de adlandırılacaktır. Savaş sebebiyle kaçınılmaz olarak ülkesini terk eden Renoir Amerika’ya göç eder ve orada 1941-46 yılları arasında; Swamp Water, The Southerner, Diary of a Chamber Maid, The Woman on the Beach filmlerine imza atar. 1951’de ise bu kez Hindistan’da The River ile orada yaşayan İngilizleri konu edinen filmini yapar. Ülkesine dönüşünün ilk filmi olan French Cancan’ı 1955’de çekecek ve bu yapımıyla 1956 senesinde Sinema Akademisi Ödülü’nü alacaktır. Ödülün ardınca bir romantik güldürü olan Elena et les Hommes’yi ardındansa şiirsel Le Dejeuner Sur l’Herbe, (Kırdaki Kahvaltı)
http://genclikcephesi.blogspot.com

23

ve 58 tarihli deneysel televizyon filmi Le Testament du Dr.Cordelier’i yapacaktır. 71 senesinde sinema yaşantısını anlattığı Jean Renoir’ın Küçük Dünyası’nı filme aldı. 79 yılında ölmeden önce; Renoir, Les Cahiers du Capitaine Georges, Ma Vie et mes films kitaplarını yayımlamıştır. JEAN VIGO Sürdüğü yaşam doğrultusunda doğal olarak yaşama erken veda eden 1906 doğumlu Vigo 1934 senesinde yaşamını yitirmiştir. Onun yaşamı mutsuz, fakir ve hasta bir yaşantıdır. İlk belgesel filmini Nice’e yerleştikten sonra 1930’da A Propos de Nice, (Nice Üstüne) ismiyle kameraya almıştır. İkinci yapımı ise ünlü yüzücü Jean Taris üzerine yaptığı 1931 tarihli Jean Taris, Champion de Natation olmuştur. Bu yapım onun Avant-Garde sinemacılığının sinyallerini verdiği eseri olmuştur. Diğer önemli çekimi ise 1933 yılında gerçekleştirdiği ve sansür kurumunca sakıncalı görülüp yasaklatılan Zéro de Conduite, (Hal ve Gidiş Sıfır) olmuştur. Bu filminde Vigo ortaya iki farklı yaşam şekli ortaya koyar; bunlardan biri; çocukların ve halkın dünyası diğeri ise; olgun kişilerin ve burjuvanın dünyasıdır. Yapıtın kökeni Vigo’nun yaşadığı çocukluktur elbette; çocuk ahlakına not veren bir konumdan bakan sistemin bir yergisidir ortaya konan, bir baş kaldırı filmi... Tahmin etmesi güç olmayacağı gibi filme tepkilerden ziyade saldırılar olduğunda, yönetmen bu bağnazlığa karşı bir savunma olarak 1934’te L’Atalante’ı koydu ortaya. Filmin ilk gösterimi başarısız bir şekilde sunulur ve kısa bir süre sonrada yönetmen hayata veda eder. Film gösteriminin devamında bazı değişikliklere uğratılarak sunuma devam ettirilir; yakın tarihlerde İngiliz Film Arşivinde bulunabilen özgün kopyası baz alınarak yeniden basılıp gösterime sokulur. Sürreal alt yapılı filmde bu olgu başarılı bir şekilde romantizm ve komedi öğeleri ile harmanlanıp sunulur izleyiciye. Vigo’nun sinema yaşamı kısa ama yoğun bir yaşamdır, dört filminin toplam süresi dahi kısa denecek bir süreye sahip olmuştur. Günümüzde yönetmen, meraklısı olan için hâlâ keşfedilecek noktaları kendinde barındırmaktadır. MARCEL CARNÉ

Şiirsel Realizmin öncüsü olarak adını geride bırakan Carné bir marangoz çocuğu olarak Paris’te 1909 yılında dünyaya geldi. Sinemaya duyduğu ilgiyi tam anlamıyla fark edene dek bir sanat okulunda sanat yaşamına başladı. Sonrasında ise bir film teknisyeni olarak yoluna devam etti. Askerlik süreci ardından Carné hemen sinemaya atılamayacak ve başka işlerle meşgul olacaktı. Sinemayla ilintili ilk işini 1920 sonlarında yönetmen yardımcısı olarak yapmaya başladı. 1929 yılında ilk filmini çektiğinde kullandığı kamerayı bir arkadaşından ödünç olarak almıştı. Yaptığı bu film; Marne nehri kıyısında Pazar pikniği yapan insanlara değinen bir belgesel çalışmaydı ve Nogent-Eldorado adını almıştı. Bunları; Cinémagazine ve Hebdo Film dergilerinde eliştirmen olarak çalışması ve A.B.D’ ye gönderilmesi izleyecekti. 1936 yılında Feyder, bir melodram olan Jenny’nin rejili-ğini Carné ’a devredince ciddi anlamda yönetmenliğe adımını atmış oluyordu. Yıl 1938’ e geldiğinde Carné ileride çok anılacak bir yapıtla başbaşaydı; Quasi des brumes, (Sisler Rıhtımı). Geçirdiği bir sinir krizi sırasında cinayet işlemiş olan asker kaçağı Jean, sisler içindeki liman kentine gelir ve rıhtımdaki bir meyhanede tanıştığı Nellie'ye âşık olur. Kızın nişanlısını katletmiş olan hain koruyucusu Zabel, kızı da yıldırmıştır. Jean yeraltı dünyasına karışır; bu arada yerel bir çetenin başı olan Lucien, dikkatini Nellie'nin üzerinde yoğunlaştırır. Jean, polisi atlatmak için, intihar eden bir ressamın pasaportunu kullanır ve Venezüella'ya giden bir geminin mürettebatına katılır. Nelly'ye tecavüz etmeye kalkışan Zabel'i öldürmek zorunda kaldıktan sonra, tam gemi hareket etmek üzereyken, kendisi de Lucien tarafından vurulup öldürülür… Aynı yıl yaptığı Hotel du Nord, (Kuzey Oteli) ise Sisler Rıhtımına nazaran duygusallığı birazda olsa fazla basan bir yapıttı. Filmde birlikte intihar etme kararı alan genç sevgililerin portresi çizilir, genç adam kıza ateş eder fakat sonrasında kendisini vuracak güç ve cesareti kendisinde bulamaz ve hapisaneye girer. Hapis yaşamının sonunda iki sevgili (kız ölmemiştir) tüm olanlara rağmen mutlu bir yaşama kavuşurlar. Giderek kasvetli bir anlatıma yönelen Carné 1939 yılındaysa Le jour se léve, (Gün Doğuyor)’u yaptı. Film pesimistik
http://genclikcephesi.blogspot.com

24

L’Affaire Mauriuzus. Sonrasındaysa 1932-39 yılları arasında kendisinin klasikleri olacak filmleri: Poil de carotte. L’Amant de Lady Chatterly. Un drole de dimanche.D’ye giden yönetmen 1942 tarihli filmi The Tales of Manhattan’ı. ilkin tiyatro ile ilintili çalışmalarda bulunmuş sonrasında ise l’Herbier ve Feuillade gibi isimlere asistanlık yapmış ve senaryo denemelerinde bulunmuştur. 1920’li yıllarda çektiği yirmi kadar filmlede başarıyı sağlayamamıştır. Savaş sonrası ise yönetmenimiz için pek parlak olmayacaktı aslında.com 25 . Dünya Savaşı sırasında tekrar A. Sois belle et tais-toi. Bir çok kişi tarafından felsefi olarak değerlendirildi. Les Petites du quai aux fleurs. 1940lı yıllarında Carné çektiği filmlerde konusal olarak umutsuz aşka ve iyi ile kötünün savaşımına yöneliyordu. 1929 senesinde yönetmen bu kara perdeyi yırtarak Au Bonheur des dames. Yönetmen. Herşeye rağmen ilerleyen yıllarda çokça aşk filmi çevirdi. Mam’zelle Nitouche. L’Homme a L’imperméable. Le Diable et les Dix Commandements filmleri izler. 1967 senesinde ölen yönetmen Beş Büyük Yönetmen olarak adlandırılan sıralamanın içerisinde olmuş. 1996’da içsel bir yaşam sürerken yaşama veda eden Carné ölümünden önce ise şu filmlere imzasını atmıştı: Zola’nın sinemaya uyarlanan yapıtı. 1948’de İngiltere’de Anna Karenina’yı yapar. Kendisinden yıldız keşfeden yönetmen olarak bahsedilmesini sağlayacak isimleri oynatmış filmlerinde. VE SİNEMAYA SES GELİYOR http://genclikcephesi. Le Petit monde de Don Camillo (bu filmiyle Venedik Film Festivali’nde ödül almıştır). Savaş sonrası ülkesine döndüğünde başarılı yapıtlar ortaya koyar. Yenilenen bir dönemi şimdiki zamanın aşırı değişken yapısını perdeye aktarmakta güçlük çekti Carné. Soğuk bir kişiliğin altında üretken bir yapı barındırmış. Orage. JULIEN DUVIVIER 1896 doğumlu yönetmen bir cizvit okulunda öğrenim görmüş. Ne olursa olsun o meşhur Carné kasvetini Cennetin Çocukları’ nda da bulmak mümkündü. Duvivier 38 senesinde Hollywood’a çağrılır ve Johann Strauss’un yaşamını kameralayan The Great Waltz’ı yapar. Bunları 1950-67 arasında yaptığı: Sous le ciel de Paris. altmış civarı film ortaya koymuştur. La Femme et le Pantin. Les tricheurs(1958).sürecinden dolayı İkinci Dünya Savaşı sırasınca psikolojiyi bozucu olduğu gerekçesiyle ilgili makamlarca yasaklatıldı. Thérése Raquin(1953). L’Abominable Homme des douanes filmlerini gerçekleştirmiş 1973 senesinde yaşama veda etmiştir.blogspot. Şiirsel Gerçekçiliğe dahil edilen filmleriyle sinema tarihinde kendisine yer bulmuştur. (Hanımların Mutluluğu) filmini yapmış ve üne kavuşmuştur. sonrasında. Maria Chapdelaine. Filmleri genellikle iyi ve kötünün savaşımı konulu ilerlemiştir.B. (Cennetin Çocukları) 19. II. sinema yaşamı belgesellerle başlamış bir isim. Güldürü sinemasına çokça ağırlık veren Duvivier 1919’da yaptığı ilk filmi Haceldema ile bir ilgi uyandıramadığı gibi. Pepe le Moko. Bir pantomim sanatçısının yaşam öyküsünü anlattığı 190 dakikalık yapıtı Les enfants du paradis. Entrées des Artistes bu tarihlerde bahsedebilecek filmlerinden olmuştur. MARC ALLEGRET 1900 doğumlu bir yönetmen Allegret. Un Carnét de bal’ı yapmıştır.yy Paris tiyatro dünyasında geçmekteydi. Lac aux Dammes. Lunegarde. Şiirsel Realizmin babalığını yapmış olan Carné için kimileri bu filmin Şiirsel Gerçekçilikten kopuş olduğunu söylese de film tam anlamıyla akımdan uzakta değildi. 1944’de ise Flesh and Fantasy sonrasında ise aynı yıl içerisinde The Impostor’ı gerçekleştirir. Les assassins de l’ordre ve La Bible(1977). 1930’lu yıllarda belgesel haricinde filmlerine girişmiş. (Gece Ziyaretçileri) adlı Ortaçağda geçen yapıtında şeytanın aşk için bir engel olabileceğini fakat asla onu yenemeyeceğini anlattı. Petrus. 1942 yılında yaptığı Les visiteurs du soir.

ucuzluk ve haliyle kalitesizlik olarak görülüyordu. Clair. Elbetteki bu tür salt yeni uyarlamalardan ibaret kalmayacaktı.Fransa sineması seslenmişti seslenmesine ama bu ani gelişe biraz hazırsız yakalanılmış ve bilim adamları gerekli aygıtlar –ses cihazları. L’Herbier gibi sessiz kuşağın nitelikli isimleri sorun yaşamadan yeni sürece geçiş yapan yönetmenlerdi. gene aynı tarihli Le Collier de la Reine karşımıza çıksada Fransız sesli filminin önünü açan yapım kesinlikle René Clair’in filmi (ki Epinay stüdyolarında Alman şirketi Tobis için çekilmişti) Sous les toits de Paris’dir. Marcel L’Herbier’nin Le Bonheur’su. Sesin sinemaya girmesinden sonra doğal olarak tiyatro tabanlı filmler ve daha popüler bir şekilde müzikaller poplaşan değerler olarak öne çıkmıştı. Epstein. Seçenekler arasında yer alan filmleştirilmiş tiyatro giderek daha fazla seyirci çekmeye başlamıştı ve bir anlamda bulvar komedisinin yerini almıştı. Bu sahada da öne çıkan belirginleşmiş iki isim göze çarpıyordu. La Porte du large (1936). Müziğin gerçekten yaratıcı bir şekilde kullanıldığı film sonralarda ise Fransa’da bir çok filme yol çizecek ve vizyonun gerçekten poplaşmasını sağlayacaktı. aksine yeni melodram türleri ortaya çıkacaktı. Daha öncede belirtmiştik. Ama gelgelelim şu meşhur Hollywood tehlikesi karşısında bu düzen büyük bir başarı ve kazanç sağlamaktaydı. almıştı çünkü alt yapıları buna dayanmaktaydı. http://genclikcephesi. Lévy. Bu dönemden sonra listeye önemli iki isim daha girecekti ki bunlar Vigo ve Carné ’dan başkası değildi. onlarda: Marcel Pagnol ve Sacha Guitry idi. Gance.com 26 . Renoir.üzerinde ki çalışmalarını başarıyla tamamlamış olsalarda Fransa film dünyasında yabancı patentli malzeme hakimiyeti söz konusuydu. Abel Gance’ın Paradis perde’su sayılabilirdi. Aslında ortaya çıkan ürünlere sinema filmi demenin sinema etiği açısından ne kadar doğru olduğu tartışılırdı zira bunlar sadece filme alınmış dahası filmleştirilmiş tiyatro ya da opera çalışmalarıydı. A nous la liberté ve Quatorze juillet diğer yapımlar arasından sıyrılabili-yorlardı. zira ürettikleri teknik malzemeye patent henüz al-a-mamışlardı. Le Million. Feyder. Jacques Prévert. Charles Spaak isimleriye karşılaşırken Yves Mrande ve Louis Verneuil gibi daha bir çok yönetmeninde senaryolaştırılmış tiyatro filmleri çektiklerini görüyorduk. Bu arada Guitry’nin filmlerinde her zaman başrolü kendisine ayırdığını da belirtmeden geçmemek gerekir. Lakin bunun istisnası olarak ortaya çıkan Clair’e ait. İlk yapılan Fransız sesli filmine baktığımızda 1929 yapım yılına sahip L’Eau du Nil. Bu dönemin öne çıkmış senaryo yazarlarına baktığımızda: Marcel Achard. İlk başlarda yapılan filmler daha öncelerde yapılan melodramların yeni versiyonlarıydı bir diğer anlamda bunlar melodramın XIX. bir anlamda Avant-Garde’ın sona erişi anlamındaydı. Önemle belirtilmesi gereken bir nokta da bu süreç içerisinde ki senaryo yazarlarının Fransız sinemasında önemli yerlere geleceğinin nişaneleride ortaya çıkmıştı. Ortaya çıkan bu eğlence -sinema kültürü.blogspot. İsim altında toplamak gerekirse bu tür kendi içinde: Sosyete Dramı. Gremillon. önem taşıyan bir türde şüphesiz ki gerçekçi melodramdı. Bu değerler doğrultusunda ortaya çıkan gösterimlere uyum sağlayan küçük sayılamayacak bir izleyici kitlesi söz konusuydu ve bu durumdan rahatsızlık duyanlar varsa onlarda eleştirmenlerdi. yy’dan bu yeni zamana dönüştürülmesiydi. Dünyada kabul görüp başarı kazanan bir film olmasına rağmen ilginç bir şekilde Fransa’da ilk başlarda hiç ilgi görmemişti. Bu büyük adamlar aynı şekilde otuzlu yıllarada isimlerini bırakabilecek kadar başarı kazanacaklardı. sesin gelmesi. Henri Jeanson. Duvivier. Fransa’ya ait sinema dünyasında bahsedilmesi gereken. Şayet bunlara örnek vermemiz gerekecekse: Double Crime sur la ligne Maginot (1937). Bu arada vazgeçilmez gibi duran komedi bu yeni düzenede uyum sağlamakta hiç gecikmemiş ve ortaya komik müzikhol şarkıcılarının oynadığı ucuz işler çıkmaya başlamıştı.

şiirsellik ve gerçekçilik. çevre seçimi ve film karakterlerinin davranışlarında yatmaktadır: Islak caddeler sisli limanlar ve benzeşik öğeler ana atmosferi oluştururken. Ama film piyasasında bir Fransız hakimiyetinden söz edilebilirdi çünkü.Slaw Melodramı. Kısa bir dönem süren şiirsel realistik sinema. Pétain hükümeti sırasınca kurulan COIC (Sinematografik Endüstrilerin Organizasyon Komitesi). Bu da Fransız Sineması’nın tıpkı toprakları gibi işgali anlamına geliyordu. Sinema sektöründe. dahası Fransa’da kalanlar ve de sorunsuz bir şekilde kariyer ve yaşamlarına devam edenler –de. Asker Melodramı gibi isimler almıştı. Şiirsel Gerçekçilik akımıyla hemen hemen özdeşleşmiş olan Marcel Carné’nin bu akımın tek temsilcisi olduğu ileri sürülse de bu pek doğru bir iddia değildi zira akımın ortaya çıkışında Jean Vigo. Akım adından da ortada olduğu gibi iki ana noktadan oluşmaktaydı. mali destek ve kısa film çalışmalarına yatırıma değin. Pagnol’un La Fille du puisatier’si. Gelgelelim herkes bir yerlere göç edip işkenceye maruz kalmıyordu. Grémillon’ın Le Ciel est a vous’u çıkmaktaydı. oyunculardan ve yönetmenlerden bu dönemde ABD’ye göç edenler olurken bazılarıda faşist bir takım baskıcı kurallar altında zor zamanlar geçirmeye başlamışlardı.blogspot. İşte Almanların Fransa’yı işgali. bu sıralar yapılan filmlere bakacak olursak karşımıza: Abel Gance’ın La Vénus aveugle’u. İleride bir başka bölüm halinde sunmaktansa burada pekişmesi muayetinde konudan fazla uzak düşmemek amacıyla sınırlı bir şekilde şiirsel gerçek-çi-lik ten bahsetmek faydalı olacaktır. az sayıda İtalyan ve Alman filmini saymazsak. Yeni film okullarından tutunda. İngiliz ve Amerikan filmleri tamamen gösterim yasağına tabi tutulmuştu. Majinot savunmasını yararak Fransa’ya girip 1940’ın 14 Haziran’ında Paris’e ulaştı. romantik. VICHY DÖNEMİ ÜZERİNE Nazi ordusu. karakterlerin karşısına çıkan ve yaşamın simgesi olan polisler ve gangsterlerin varlığıdır söz konusu olan. Fransız sineması için gerçekten gereken ve iyi sonuçlar doğuran bir adım olmuştu. haliyle Fransız sineması üzerinde sağlam bir etkiye sebep olmuştu. Akımın ilk defa ortaya çıkışı Fransa’da olmuştu ve yıl 1930’u göstermekteydi. Bu savaş dönemi sinemasına baktığımızda ortaya konan yapımların önemli bir kısmını edebi uyarlamalar oluştururken Cocteau’nun da imzasını taşıyan ama az sayıdaki fantezi filmlerden söz etmek mümkündü. sözkonusu Alman hakimiyetinin sınırlarını daraltmaya çaba gösterdi. Gerçekçilik yönüne gelecek olursak. Her ne kadar parasal sancılar çeksede Fransız sinemasının iyileştiği söylenebilirdi. Hollanda ve Belçika’ya saldırdıktan sonra. ümitsiz bir sinema örneği olarak tarihteki yerini alacaktır. karakterler ise asker kaçaklarından. Fakat bu dönem filmlerinin Alman’ların sansür kurulu Vichy tarafından denetlendiğini de unutmamalıyız. Marcel L’Herbier ve Julien Duvivier gibi yönetmenlerinde etkileri vardı elbet. Naziler için mükemmel bir propaganda aracıydı ve bunu her açıdan kullanacaklardı. Sinema. Pétain Hükümeti ise ateşkes adı altında Fransa’yı resmen Nazilere teslim etti. Böylelikle sinemada sansür http://genclikcephesi. duygusal. Stelli’nin Le Voile bleu’su. Şiirsel yön. çok önemli adımlar atıp uğraşlar veren bu kurum. Fakat şu varki bu yıllara hakim olacak tür olarak olarak seçilen bu melodramlar değil Şiirsel Gerçekçilik olacaktır.com 27 . psikolojinin hastalık taraflarında dolaşan katil tiplemelerinde yer alan erkek oyuncular ve yaptığı evlilikle mutluluğu bulamamış kadın tiplemelerinden oluşturmuştur.oldu –elbet-. Ortaya çıkan ve hafiften bir ağırlık kazanan kadın filmleride aynı dönemde etkinleşmeye başlamıştı. Yaşamı etkileyen her şey dahası dünyayı etkileyen her şey doğal olarakta en başından sonuna sinemayı etkilemiş ve etkileyecektir.

Le Voyageur de la Toursaint. Yukarıda da belirttiğimiz gibi önemli bir diğer isimse Becker’di. Aynı kategoride yer alacak bir diğer isimse. (Evdeki Yabancılar). o da Clouzot ile aynı kaderi paylaşacaktı. Le premier de cordée ’yi yaptı. Dönem içinde film yapımına hiç izin verilmiyor değildi fakat bu filmler. Film kendisine Fransız direnişçileri suçlayan ve yeren bir konu edinmişti ve Fransa bu filme ve haliyle yönetmenine öyle bir tepki verdi ki Nazilerin filmi gösterimden kaldırıp. ortada olanı yansıtacaklardı perdeye. İşgalin yaklaşmasından önce vatanlarını terk eden yönetmenler olmuştu zaten ama bu süreç terkedimi hızlandırmış. önceden çektiği Ceux du rail belgeseliyle desteklediği ve savaş katılımcısı direnişçi demiryolu işçileriyle röportajları ve onların anılarını da içeren film. Savaş döneminde varolan bir sinemacı olan Bresson’da 1943’de ilk filmi olan Les Anges du Peche. bazı filmlerin tamamı Nazi propagandası niteliği taşımaktaydı. Müthiş bir dönek olan Jean Delannoy Nazilerin sevgisini kazanan L’Eternel Retour. Grémillon’ın 39’da başladığı Remorques’u ve 43’de yaptığı Lumiére d’Eté ’i bu sınıfa dahil edilen yapımlardandı. Hemen ardından Continental kurumu tüm Fransız film dünyasını eline aldı. sinema seyircisini oyalamaya yönelik yapımlar olmaktaydı. (Günah Melekleri)’ni yapmıştır. Zaten. hiçbir önem ve değeri olmayan. bu filmler yaşanan gerçeği. realizmi tam anlamıyla ortaya koyan Daquin’se: Nousles Gosses. Autant Lara olacaktır.blogspot. ilkin İşbirlikçi Filmler’e bakabiliriz: 1942 tarihli Clouzot’nun yazıp Decoin’in yönettiği Les Inconnus dans la maison. Yönetmen son çektiği Douce ile direnişe açıkça methiye düzüyordu. Fransız izleyici bu olay karşısında tepkisiz kalmamış aksine taşkınlık derecesinde bir karşı koyuş sergilemiştir. Nazi dönemi sinemasını kategorilere ayırmak doğru olabilir.com 28 . Grémillon bu filminde örgütlü bir ulusun neleri gerçekleştirebileceğini koyuyordu ortaya. Schmidt getirildi. Yönetmen. Tüm bunların ardındansa İşgal Sonrası Direniş Filmleri geldi. (Gece Ziyaretçileri) ve Les Enfants du Paradis. Madame et la Mort. Yahudi karşıtı bir film olarak karşımıza çıkacaktır. paraya dolayısıyla burjuvaziye sıkı eleştiriler giydiriyordu. faşist eğilimli yönetmen 1948’e değin Fransa tarafından affedilmeyecekti. Yönetmenin daha açık ve ağır filmi Le ciel est a vous 1944 yılında çekilecekti.uygulamaları başladı ve bu görevin başına da Dr. 42’de Letters D’Amour ve 43’de Douce. Elbette ki gösterimde ki filmlerin bir kısmı. Söz konusu ettiğimiz Vichy süreci içerisinde ortaya bir de Gerçekçi Filmler çıkacaktı. bir ulusun direncinin yok olamayacağının ispatı olarak bu döneme damgasını vurmuştur. 1941’de yaptığı Le Mariage de Chiffon. tarzıyla dikkat çekti. Bir diğer faşizan isimse Sacha Guitry idi. Zaten http://genclikcephesi. René Clémentin 1946’da çektiği La Bataille du rail filmidir. (Karga) filmiyle yönetmenlik sandalyesinde görecektik. bunların taban konusunu işgal sürecinde ortaya konan mücadele oluşturmaktaydı. Becker: 1943’de Le Dernier a’tout. Bu filmler. Aktif direnişin göstergecisi olan. burjuvaist değerlerle ve Mareşal Pétain’le ciddi bir şekilde dalga geçiyordu. sayılarını ise arttırmıştı. yönetmeninde film yapma yetkisini elinden almaları gerekti. bunlar: Louis Daquin ve Jacques Becker’di. Söz konusu yönetmenlerden iki isim diğerlerine nazaran daha bir öne çıkacaktı. Bunun için verilebilecek en uygun örnek. Pierre Prevert’in yönetmenliğini yaptığı 1943 tarihli Adieu Léonard. Bir diğer kategori ise Vichy dönemine yönelik çekilen Karşıt Filmlerdi: İlk dikkat çeken yapımlar Carné ’ın Les Visiteurs du soir. 43’de ise Clouzot’ yu bu sefer Le Corbeau. 45’de Goupi Mains Rouges ve aynı yılda işgal altında ki Paris halkını anlatan Falbalas’yı çekti. (Ebedi Dönüş) filmini 42 senesinde çekecekti. (Paradideki Çocuklar)’ı olmuştur.

Clément gibi.blogspot.Truffaut tarafından bir hayli sert dille eleştirilip suçlanmıştı. Ve bu kişiler Fransız sinemasının kalite geleneğinden de uzaklaşıp ödün vermiş değildiler.com 29 . Bazin bir eleştirmenden öte bir kişilikti. Les Diaboliques’i 55’te. 49’da Une si jolie petite plage’ı. La Vérité ’i ise 60 yılında yapmıştı. dönemin tüm mevcut dergilerinde yazılarını bulmak mümkündü ve sert eleştiri üslubuyla dikkat çekmekteydi.Cannes’da da Altın Palmiye’ye layık görüldü. Tüm bunların yanısıra Les Cahiers de cinéma’yı kurup geleceğin akımı olacak olan Yeni Dalga yönetmenleri için ortam hazırlamış oldu. Modern sinema sözcüğünün gerçek anlamda fiiliyata geçişi André Bazin tarafından götürülen ciné club hareketinin hız kazanmasıyla tam anlamıyla destek bulmaktaydı. Savaş öncesi film yapan yönetmenlerden savaş sonrası tekrar film yapmaya başlayanlar olduğu gibi yeni isimlerde savaş sonrası yönetmenleri olarak bunlara eklendiler. Bu kuşak F. haklıydı-da. çalışkan ve dolayısıyla üretken bir yapıya sahipti. Sadece film çekimleri bakımından değil sinema salonlarının mimarisi açısından da yapılan yenilikler söz konusuydu. Fransız piyasasında Amerikan filmlerinin hortlayışı bu sorunların en başında gelmişti. devam edecek olduğumuzda. Quai des Orfevres’yi 47’de Le Salaire de la peur’yu 53’te. Ama çok geçmedi ki Fransız sineması o hiç yabancı olmayan problemlerle yeniden yüzyüze gelmişti. yeni salonların inşası ve mevcutların yenilenmesi gibi. Audiard. Prévert gibi alışıldık senaristler üretkilerine devam etselerde bahsi geçen süreç içerisinde. Carné’nin Thérése Raquin’i gibi. Aurenche. 1946’ da Demir Yolu Savaşını çekti bu uzun metraj yarı belgesel nitelikler taşımaktaydı. Truffaut’a gelecek olursak. söz konusu yönetmenlere ait filmlerin karanlık ahlaki yapısını uygunsuz görmekteydi. Clément. Jeanson. Bunun ardından (dahası buna bağlı olarak) polisiye ve gerilim filmlerinin yükselişi söz konusu olurken Fransa http://genclikcephesi. Böylesi etki-ler yaratmasa da sayılmadan geçilmesi dönemin sinema tarihi açısından hata olacak birkaç direniş filmi daha söz konusudur: Bresson: Un condamné a mort s’est é chappe -1956 Cayette: Le passage du Rhin -1960 Chabrol: La Ligne de Demarcation -1966 Melville: L’Armé” des Ombres -1969 Tüm bu olanları Fransız sinemasının kurtuluşuna yönelik kurulan komite ve L’écran Français dergisinin yayın hayatına başlaması izledi. Bost gibi senaristler dönemi kendilerine mal edebildiler. Becker. Bu yıllarda izleyici sayısındaki artış dörtyüzmilyonla dikkat çekecek boyutlara gelmişti. 50’de Manéges’i yaparken Clouzot. Les Grandes Familles. 1950’lere doğru sinema Fransa’da en popüler dönemine erişmişti. Autant-Lara.zira şiirsel realizm iyiden iyiye azalım gösterse de kara film geleneği gitgide bir belirginlik kazanmıştı. o. Ama genede şiirsel realizmi benimseyen ve işleyen filmler yapılmadı değil: Allégret. COIC çalışmalarını genişleterek sürdürmekte ve ticari olmayan sinemanın gelişimine destek sağlamaktaydı ve modern Fransız sinemasının temelleri artık atılmıştı. Savaşın her türlü aksaklıklarını ortadan gidermek için çaba veren ülkede savaş ve benzeşikliğine bağlı konularda belgesel çekimlerinin ortaya çıkması da olası bir durumdu. Daha önce bahsettiğimiz faşist tabanlı baskılardan kaynaklanan sebeplerden dolayı topraklarını terk eden Yahudi tabanlı sinemacıların geri dönmesi de sinemayı gerçek anlamda güçlü göstermekteydi. 48 yılında Dédée d’Anvers. Clouzot. Christian-Jaque. La Vérité sue Bébé Dongé. En cas de malheur gibi filmlerse ahlak ve sınıf pratiklerine yönelik sosyolojik eleştirilerde odaklaştılar.

Ellili yıllara doğru baktığımızda kostümlü dramanın gerçek anlamda ağırlık sağladığı ve gerçektende çok sayıda bu türe ait çalışmalar üretildiği görülüyordu. zira dışarıda kara film ve gerilim tarzıyla bilinip takip edilirken Fransa içerisinde dram ve komedi ağırlık kazanıyordu. FİLMLER VE YÖNETMENLER JEAN MAURICE EUGENE CLEMENT COCTEAU O. Fransa’ya ait toplum yapısı ve dil göz önüne alındığında ve ortaya çıkan yapımlar da bu yönde içerik kazandığından Fernadel ve daha bir çoğunun mizahının yurt dışına çıkması pek söz konusu olamazdı. Jour de féte. Daha sonraları Bardot’yu piyasanın komedi filmlerinde de görecektik. küçük bir İtalyan köyünde geçen bir diğer komedi filmi de bir Fransızİtalyan ortak yapımı olarak gişede başarı sağlamışlardı. küçük ekiplerle çalışmış ve kendi çizgisini oturtmuştu ve Tati başarıyla yurt dışındaydı. Les Belles de nuit. Ve Tanrı Kadını Yarattı filmiyle kariyerini başlatmış oluyordu. Le Rouge et le noir. Jacques Tati kaba güldürüye yakın bir mizah tarzıyla konuşma dilini bir homurtuya. Lakin bu Fransız yapının dışında tutulabilecek bir ortak yapım söz konusudur: Henri Verneuil. (bahsi geçen Don Camillo dizisi 1951 de başlatılmış Duvivier tarafından da yönetilmişti. anlamsızlığa dönüştürdü ve vücudunu komedisine efekt unsuru olarak kullandı. bu çok yönlülüğünü sinemada belki de en iyi şekilde yansıtacaktı insanlara. Parisli Kız bunlardan önemlileriydi. evet. Les Misérables. Tati özgündü zira alternatif bir grup oluşturmuş. Lakin bu türe asıl ait olan bir isim değildi. gerçek anlamda komediye dönecek olursak karşımıza. Nana verilebilirdi. Bu yönetmenlere bakıldığında. Bardot. Almanya’da yaptığı bir kısım çalışmalarla örneğimizi teşkil edecektir. Tanrı ile konuşan ve köyün komünist papazına savaş açan. Fernandel’den başkası değildi bu. dış çekimlere ağırlık vermiş. Gervaise. Alain Resnais. gibi isimler savaş sonrası dönemde ortaya çıkacaklardı. Pierre Melville. Francis Blanche isimleri çıkıyordu. Bourvil gibi kariyerinin zirvesinde olan bir komedyen daha söz konusuydu. Louis Malle. ana akım endüstrisine muhalefetliklerinden dolayı ortak sayılabilecek olsalar da. o http://genclikcephesi.sineması kendi topraklarında ve dış ülkelerde farklılık gösteren bir sinema portresi çiziyordu. Önemlisi bu önemli isimler ileride Yeni Dalga akımının öncüleri ve modelleri olarak kabul göreceklerdi. estetik anlayışları ve ideolojik yapıları bakımından apayrı yönetmenler oldukları görülecekti. SAVAŞ SONRASI DÖNEMDE. Bir Fransız savaş mahkumu ile bir ineğin hikayesi olan İnek ve Mahkum filmi ve yanısıra. Ayrıca bu dönemde Bourvil’in yükselişe geçişi söz konusuydu.blogspot. sadece bir şair değildi elbet. ve tarih ellileri gösterirken sahneyi Brigitte Bardot alacak deyim yerindeyse kaplayacaktı.) Fernandel’in komedi de topraklarının dışına çıkamadığını belirtmiştik. filmin yönetmenliğini Roger Vadim yapmıştı. Agnés Varda. Filmografyasına bakacak olursak gözümüze.com 30 . Ama bu demek değildi ki bir başkası bunu başaramayacak. Mon oncle takılacaktır. NoélNoél. Les Vacances de Monsieur Hulot. gerçek anlamda çok yönlü sanat adamıydı kendisi. Robert Bresson. Darry Cowl. Papatya Falı. Bu sıralarda cinselliğin ön safhaya çıkıp bu unsurla parlayan kadın yıldızların da ortaya çıktığını görüyoruz. EĞİLİMLER. bunların öne çıkış yapmış olanlarını sayacak olursak örnek olarak: Fanfan la Tulipe. teknikleri. “ben bir şairim” diyecekti hep.

müziğin ve resmin karışımı olarak kabul ettiği sinematografi zihniyetiyle yapmıştır filmlerini. Katolik romancı Georges Bernanos'dan perdeye aktardığı Bir Köy Papazının Güncesi bütün dünyada büyük rağbet gördü. Usta. Kral Arthur. film çekiyorum ondan da rahatsız oluyorlar. Bir eşcinseldi Cocteau ve yaşam arkadaşının ölümüyle ileride bir kitabına da isim olacak olan afyona başladı ve ciddi bir bağımlılık sürecinden sonra zorlu bir tedavi dönemi geçirip hayata yeniden selam verdi. Kendi üretkisi olan trajik tiyatro eseri L’aigle a deux tétes. Journal d!un curé de http://genclikcephesi. Hep ağırlık verdiği görüntüleri burada arka planda bırakıp diyaloglara yöneldi. Au hazard Balthazar. bir Tolstoy uyarlaması olan Para ile karanlık. Bir yıl süren savaş esirliğinin ardından. İlk filmi olan Le sang d’un poéte.com 31 . Filminde Yunan felsefesini Paris sokaklarına taşıdı. onun filmleri görsel bir kitap ve şölen gibidir. intiharın tek çıkış yolu olduğu bir dünyada aşkın ve mutluluğun imkansızlığını resmetti. Procés de Jeanne d’Arc (1962). Herhalde Şeytan'ın’ dan sonra Bresson. Quatre nuits d’un réveur (1971). resim yapıyorum rahatsız oluyorlar. Filmografisine bakacak olduğumuzda: Argnet (1983). Gölün Lancelot'su filminde. sert ve acımasız tavrını sürdürür. Film. Un condamné a mort s’est échappé ou Le vent souffle ou il veut (1956). İsa'nın kayıp kasesinin aranışı çerçevesinde resmeder.” diyecekti. Azize Jeanne d'Arc'ın.rahatsız etmeyi amaç edinmemişti ama günlüğünde: “Ne yaparsam yapayım insanlar rahatsız oluyor. İlk fimiyle bağıntılı olarak yaptığı Orphée onun en ünlü yapıtı sayıldı. Bir katolik olan ve bu inancına tam anlamıyla bağlı olan Bresson. 30'lu yıllarda bir dizi sinemacıya asistanlık yapan yönetmen 1934'de Les Affaires Publiques’i gerçekleştirdi. Maisons-Laffitte’ de doğdu Cocteau. Orfeus’un Vasiyetini çekip üçlemesini tamamladı. 1959’a gelindiğindeyse Le Testament d’Orphée. İspanyol yönetmen olarak anılsa da bizim tamamen Fransız hissettiğimiz usta yönetmen Luis Buñuel’den etkilendi. Pick pocket (1959). görüntüyü deyim yerindeyse perdeye yazabilen ender bir sinema ze-kasıydı. Dostoyevski'den esinlendiği Yankesici de dünya çapında beğeni toplayan bir yapım olmayı başardı. karısı ve şovalye Lancelot arasındaki yasak aşk geometrisini. tam anlamıyla kişisel bir yapıttı. geçen yüzyılın sonlarında dünyaya gözlerini kapadı. Eric Satie il I. (İki Başlı Kartal)’ı 1948de sinemaya uyarladı. Yapıtlarıyla yüzyıla kesinlikle damgasını vurmuş bir yönetmendir. Bresson. Ünlü direnişçi Andrea Devigny'in idamdan kurtulmak için hapishaneden kaçışını öyküleyen Bir İdam Mahkumu Kaçtı’da Bresson. Académie Française üyesi de olan büyük sanatçı 74 yaşında Paris yakınlarında dünyayı terketti. Une femme douce (1969). Dünya Savaşı yıllarında tanışıp Paris entelektüel yaşamına girdi. ROBERT BRESSON Bresson için kuşku götürmez bir şekilde bir yaratıcı ve efsane ifadelerini kullanabiliriz. göstermelik yargılanışını ve yakılarak öldürülmesini anlatan Jeanne d'Arc'ın Yargılanmasının ardından. Mouchette (1967).blogspot. Lancelot du Lac (1974). Filmin senaryosunu kendi yazmış. Diable probablement (1977). Dönemin ünlü isimlerini görmenin mümkün olduğu film. Ama gel gelelim tüm birikimlerini sarf edeceği sinemayı seçecektir Bresson. Yapıtında Cocteau dramatizeyi ifade ediş gücü bakımından güçlendirmek için sıkça yakın plan çekimler kullandı. 80'lerin başlarında. (Şairin Kanı) 1930 yılında ortaya kondu. Bresson. Zaten filmlerinde sıkça ger-çeküstücü sekanslar kullanmaktaydı. 1943'de Nazi işgali yaşayan Paris'te Les Anges du Peche (Günah Melekleri)'i çekti. İlk zamanlarında bir ressam olmak için yoğun çabalar harcayan usta yönetmen aynı zamanda felsefe eğitimi de görmüştür. 1948 senesinde Les Parents Terribles. Gel gelelim bu sayıyla tam anlamıyla Bresson tarzını yaratmıştır. yönetmenliğinin dışında kurgusunu da üstlenmişti. uzun süreli bir film hayatına sahip gibi gözükse de sadece 13 film gerçekleştirmiştir. kitap yazıyorum rahatsız oluyorlar. Tüm bunların ardından 1929 yılında kendisini büyük bir istek ve zevkle sinemaya verdi. trük çekimleri ve yabancılaştırma efektleriyle büyük beğeni kazandı. firar eylemini her türlü duygusallıktan uzak bir tavırla kendine özgü bir şekilde canlandırdı. Bresson. Hayalcinin Dört Gecesi’nde Bresson. (Müthiş Aile) adlı tiyatro eserini uyarladı.

Liebelei. buralarda on kadar uzun metraj çalışması yaptı. Bunu senaryo çalışmaları ve yardımcı yönetmenlik deneyimleri izledi. Maximillian Oppenhemier olan yönetmen 1923 senesinde sahne yapıtları yönetmenliğine geçiş yaptı. Hollanda ve İtalya’ya vardı. Neredeyse tüm büyük yönetmenlerde olduğu gibi o da sinema yaşamından önce başka işlerle meşgul oldu. MAX OPHULS Ticaret yapan Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Saarbrücken’de doğdu. iki buçuk saatlik film yönetmen tarafından iki bölüme ayrıldı. Clouzot 1907’de Niort’da doğdu.com 32 . gelecek vaadeden bir kişilik olduğunu. HENRI GEORGES CLOUZOT Sinema tarihinde onu tanımlamak için söylenmiş klasik bir ifade var: Fransız Hitchcock. Lakin İsviçre’ye kabul edilmemesinin sonucunda Amerika’ya göç etmek mecburiyetindeydi. egosantrik (ben içinci) bir erkeğe aşık olan ve bu sebeptende yaşamı mahvolan bir hayatı perdeye taşıdı. Clouzot bu filmiyle gerçek anlamda dünya çapında bir üne kavuşuyordu. Başlangıç filmi 1950 tarihli La Ronde olmuştu. Yahudi kökenli olmasından dolayı Alman hükümeti tarafından çıkarılan zorluklarla uğraştı ve sonunda Almanya’yı terk edip Fransa’ya. Filmin finansmanlığını yapan şirket bir Alman kuruluşu olduğu için savaş sonrası vatan hainliği ile suçlanıp arkadaşlarıyla bir meslekten men edildiler.campagne (1951). bu durum 1947’ ye dek sürdü. Quai des Orfévres. Asıl adı. (Meçhul Bir Kadından Mektup) isimli aşk trajedisini çekti. Ophüls adını da burada aldı. Ophüls. 60 yılında da La véritée. Alman işgali esnasında Clouzot ülkesinin önde gelen yönetmenleri arasında sayılmaktaydı. 1923’e değin tiyatro oyunculuğu yaptı. Film müzikleriyle ilgi çektiği kadar karmaşık ve akıcı kamera teknikleriyle de önemli bir yapıttı. Yönetmen son film olarak 1968 yılında La prisonniére adlı melodramda ruh hastası. (Katil Kim?) filmi ile sinemaya yeniden merhaba dedi. 1933 yılında yeniden bir uyarlamayla. Onun en çok bilinen yapıtıysa 1952’de yaptığı Le salaire de la peur. Bu başarı getiren çalışmalar ardından yönetmen. Paris’e göç etti. Ahlaka uygunsuzluğu öne http://genclikcephesi. 1949’dan sonra sinema yaşamının doruğuna Fransa’da erişecekti. Bunun ardı sıra gelen 1943 yapım yılına sahip Le corbeau. Gerçek ortaya kondu. polisyeyi toplumsal eleştiri ile miksledi. 49’da ise Kara Dizi türevinde The Reckless Moment filmini çevirdi. 1946 yılına. Fransa’da seyircinin polisiyeye olan ilgisi yönetmenle örtüşecekti. Filminde Fransa’nın adalet sisteminin yanlış işleyen mekanizmasını eleştirdi. (Satılmış Nişanlı) ile 1932 senesinde ilgi çekmeyi hemen başarmıştı Ophüls. Dames du Bois de Boulogne (1945). Bir opera uyarlaması olan ilk filmi Die verkaufte Braut. kendisini fark edip filmlerinden de etkilenmiş olan yönetmen Preston Sturges ona destek çıkana değin sinema dünyasında işsiz kaldı. Filmleri için seçtiği coğrafya Fransa ile sınırlı kalmayıp. Bu tarihte Clouzot. Gazetecilikle yaşamını sürdürmeye devam etti ve sinemaya bir kurgucu olarak atıldı. 1949 yılından sonra Ophüls. Filmi besleyen diğer öğelerse kullanılan ışık ve gölge düzenlemeleri ile dekorlara gösterilen özen olmuştu. Bu zaman diliminde çıkardığı işlerin içinden en çok tutulanı La signora di tutti isimli yapıtı oldu. Bu yapımlarıyla ana olgusu olan. Bunları Pierre Boileau ve Thomas Nerjecac’ın romanından uyarlanan Les diaboliques. Yıl 77 iken Paris’te yaşamı son buldu. Affaires pupliques (1934). 1938 yılında ise uyruğu Fransız olarak değişti. Alman işgali altında kalan Fransa’da duramayacağını bilen yönetmen. aşk nereye kadar gerçekleştirilebilir? sorusuna yöneldi. (Şeytan Ruhlular) 1954 yılında takip etti. ailesi ile birlikte İsviçre’ye kaçmak zorunda kaldı. 1942 senesinde L’assassin habite au 21 isimli ilk filminde gerilimi tam anlamıyla ortaya koymayı başarmıştı. 1948 senesinde Letter from an Unknown Woman. (Dehşetin Yolcuları) oldu. Sinemaya gerçek adımını Berlin’de attı. (Karga) onun usta bir yönetmen olarak kabulünü sağladı.blogspot. Agnes du péché (1943). Fransa’ya pekte bir şey yapamamış olarak dönecek ve gerçek kariyerini burada sağlayacaktı. Flört filmi ile ortaya koydu.

58 yılında yaptığı Mon oncle modern yaşamın saçmalığının ispatı niteliğindeydi. Le Sang des bétes adlı 1949 yılında yaptığı belgesel http://genclikcephesi. Tv için yaptığı son filmide tüm filmleri gibi insanla makinanın savaşıdır. Play Time. Modern yaşamın kargaşasını tebessümle izleyen bu adam. Melville’i seyircisi nazarında büyük yapan film gene bir kriminal çalışma olan 1970 yapımı Le cercle rouge.sürülürek birkaç ülkede de yasaklanan film aslında neşeli ve romantik bir aşk filmiydi. Modernitenin teknolojik getirilerinin karşısına eskiyi koymuştur Tati. İlk uzun metrajlı filmi bir edebi uyarlamaydı. Trafic’de diğerlerinden farklı bir tabakaya dayanmıyordu elbet. Bu arada gelen teklifleri geri çevirdi.L’Ecole des facteurs. GEORGES FRANJU Geleneksel sinema ile Yeni Dalga arasında köprü görevi alan filmler yapan yönetmen bu anlamda önemli bir konuma sahiptir. Yukarıda ki sıralamada da ilk sırada olan birinci filmi ile sinema yaşamına merhaba diyen Tati. büyük hiciv ustası denmiştir. yapımın aşırı derecede beğenilmesiyle onu kısa metrajdan uzun metraja çevirme kararı alıp Jour de féte’yi ortaya çıkardı. zengin bir aile çocuğu olarak Pariste doğdu. Yönetmen. Gerçek soyadı olan Grumbach’ı Herman Melville’de esinlenerek değiştirdi. yönetmen. Bu filmiyle film noir türüyle tanınmaya başladı. (Denizin Sessizliği) adlı yapıtını aynı adla 1947 yılında filme almıştı. ‘Sinemeskop geniş ekran’ kullandığı bu film dönemin tüm teknik ekipmanlarının son zerresine kadar kullanılması ile ilgi çekti. 1962’de Melville. aynı zamanda dostu da olan Jean Cocteau’nun bir romanı olan Les enfants terribles. (Kırmızı Daire)’dir. Korkunç bir karmaşa dünyası ortaya koyan bu film Yeni Dalga yönetmenlerinin üzerinde bir hayli etkili oldu. Savaş sırasında İngiltere’de bulunan Melville. (Şef) bir önceki filmiyle stil açısından aynıdır ve konu gene o bildik Melville çizgisi etrafında gezinmektedir. bir modernite eleştirmeni.com 33 . 1947-73 yılları arasında yaptığı -az sayıda da olsa. Bu andan itibaren Tati.Hulot. Melville bu yapımlarından sonra filmlerinde konu olarak umutsuz aşkları ele alacaktı. (İkinci Nefes)’te yönetmen gene aynı gangster atmosferini solutuyordu. Jour de féte. 1945 yılında bir film şirketi kurup yönetmeye başladı. Dünya Savaşı’na yöneldi ve L’armée des ombres. Onun baş yapıtı olarak billenen eseri Play Time olacaktı. Yıl 73’e geldiğinde yönetmen 55 yaşında yaşama veda eder. Bay Hulot yaratısıyla Yeni Dalga ile bağıntılandı. filmlerinde hem oyuncu hem yönetmen hem de yazar oldu. Mon oncle. Lara’nın filminde hayalet olarak rol aldı. 1967 yılında yaptığı Le samourai filmiyle dünya çapında bir üne kavuşmaya başladı. ilk gangster filmini Georges Simon’un bir romanından sinemaya uyarladı.blogspot. Bu filmin bir diğer özelliği ise 60’lı yılların sonlarına doğru ortaya çıkan road-movies’in öncüsü ve habercisi olmasıdır. JEAN-PIERRE MELVILLE Gangster filmlerinin Fransa’da en bildik ismi olan ve Yeni Dalga’yı etkileyen Melville. Les Vacances de M. Filmin tamamlanmasının ardından iki yıl geçtikten sonra yönetmen hayata veda etti. (Müthiş Çocuklar)’ı 1949’da sinemaya uyarlayacaktı. yergicisi. Yaptığı son filmi olan 1972 tarihli Un flic. Parade filmleriyle dünya sinemasının unutmayacağı bir isim oldu. orada askerlere gösterilen filmlerden etkilenerek sinemaya ilgi duymaya başladı. JACQUES TATI Onun için. Trafic. 1966’da yaptığı Le deuxiéme souffe. Büyük hicvinin karakteri Hulot’dan sonra beş senelik bir bekleme süreci yaşadı. Fransız yazar Vercor’un La silence de la mer. Le doulos ile kasvetli bir gangster filmi daha koyar önümüze. Sene 69’a vardığında Melville yeniden dahası ikinci bir defa II. bu mekanik yaşamla gene alay yollu uğraşmaktaydı Tati. 1955’te çektiği son filmi Lola Montez’ de hayatı skandallarla dolu gizemli bir dansözün yaşamını anlattı Ophüls. Filmde Alman işgalcilerce şantaja uğrayan direnişçi bir kadının kendi arkadaşlarınca öldürülmesi anlatılır. İkinci filmi gene edebi kaynaklı olacaktı. (Göldeki Ordu)’yu bu tarihte çekti. Savaş dönemi öncesi ticaret ile uğraştı ve ünlü bir mağazanın müdürlüğünde bulundu.

Monsieur et Madame Curie. hatta tek bir filmle dahi adını bahsedilmesi gereken konuma getiren ve bazılarının da gerçekten de –çok. Buduzim. Başarıya ulaşan filmlerinden biri olan Casque d’or ile ilgi toplamayı başaran yönetmen 54 tarihli Touchez pas au grisbu ile bu kez polisiye bir http://genclikcephesi.blogspot. Le Risques du Métier gibi orta halli filmlerinin ardından René Barjevel romanından perdeye uyarladığı 1969 tarihli Les Chemins de Katmandou filminde. 60’da Yeni Dalga’ya özenip kendini yok ettiği filmi Plein Soleil’de ki düşüşünü 1967’de ki Paris Yanıyor mu? filmine değin düzeltemedi. etkilenimleri belirli bir mesafede tutarak kendi özgün stilini kollayan ender kişiliklerden biridir. ANDRE CAYETTE Bir hukukçu olduğundan olsa gerek çıkış filmi 1950 tarihli. Notre-Dame Cadhetrale de Paris gerçekten harika belgesellerdi. bu yönetmenleri bir bütün halinde bir arada sunmaktaki amacımız. Sinemada. 1971’e geldiğinde bir gerilim sineması örneği olan Le passager de la pluie’yu filme aldı. Le dossier noir. Gene aynı doğrultuda ilerleyen diğer filmini iki yıl sonra Nous sommes tous des assassins adıyla çekmiştir. Son olarak 1983’te TV için Princess and a Photographer’ı yaptı. 49’da yaptığı savaş sonrası gençliğin değişimi konulu filmi Rendez-vous de juillet filmi sonrasında. hukuk sistemine getirilen bir yergi niteliğinde ki Justice est faite olmuştu-r. 51 tarihli Edouard et Caroline geldi. A Chacun son Enfer’in ardından son yapımları olan La Raison d’Etat Justice. 71 senesinde temelini bir yaşanmışlıktan alan Mourir d’Aimer ile düzenli gidişine devam eder Cayette. Zaten ardından da FIAF -Uluslararası Film Arşivleri Federasyonu. 55 tarihli Le saumon atlantique ve 57’de yaptığı.genel sekreterliğine getirildi. JACQUES BECKER: Kötümserlik karşısında iyimserliği kendine konu edinen Becker 1947’de Antoine et Antoinette’i filme aldı.önemli olduğu isimler söz konusudur. Le passage du Rhin yerini sağlamlaştırdığı filmleri olmuştur. 53’de çektiği. Almanya’da esir kamplarında yaşam sürmüş olan Fransız askerleri üzerine yaptığı ve Venedik’te Büyük Ödüle layık görülen filmi. L’Amour en Question gelir. Bir yıl sonra La Course du Liévre a travers les Champs’ı yaptı. Daha sonra çektiği uzun metrajlarda yönetmen anarco-nihilist bir kimlik sergileyerek bir türün içine dahil edilemezliğini sürdürdü. Filmlerinde suçun kişiye yüklenmesinden ziyade toplumun bu suçta azar azar da olsa pay sahibi olduğunu anlatmaktadır Cayette. 1996’da öldü. Önemli özelliklerinden birisi de Fransa Sinematek’ini kurmasıydı.çalışmasıyla hemen dikkat çekti. Le Glaive et la Balance. Bu yapıtların neredeyse tümü gelecek olan Yeni Dalga’yı etkileyecekti. Şimdi bu önemli kişilere ve bu bahsettiğimiz dönem içerisinde yapa geldiklerine kısa kısa –pasajlarla-göz atalım: RENE CLEMENT: 1949’da İtalyanlarca şiirsel gerçekçilik barındıran kara film olarak önem gösterilen Au-dela des grilles filminden önce Cocteau ile birlikte bir denemede bulunan Clement. Jeux Interdits filmi ile 1952 senesinde çocuk bünyesi ağırlıklı olmak üzere savaşın insanlar üzerindeki etkisine yönelik bir çalışma gerçekleştirdi. İsmini duyurması için yeterli olan bu çalışmanın ardından Franju. kimyasallar. hem onların yaptıklarını görmezden gelmemek hem de her hangi bir noktasından dolayı okuyucunun ilgisini çekebilecek bir ismi ortaya koyarak kişinin bu isim üzerine de başka kaynaklardan yoğunlaşmasını sağlayabilmektir. 58’de yaptığı Le barrage sur Pacifique Yeni Dalga öncesi filmlerindendi. Sıraladığımız bu yönetmenlerin dışında az işle ya da yazdığı kitaplarla.com 34 . 34 senesinde Le Métro adlı ilk kısa filmini Henri Langlois’le beraber yaptı.Ripois’i İngiltere’de gerçekleştiren yönetmen Zola uyarlaması Gervaise’i yaptı. kozmik aşk gibi dönemin önemli olgularına dokunan Katmandu yolculuğunu konu almıştır. Beat Kuşağı ile Hippy dönem arasında gidip gelen. Avant la déluge. 54 yılında tuhaf güldürüsü Knave of HeartsM.

Rocombale’dir. Le mur de L’Atlantique. L’oiseau du monde. ilk iş olarak öğretmenliği denemiştir. 1957’de La Meilleure Part. Otalia de Bahia. La Duchesse de Langeais. La Conquéte de l’Agleterre. 49’da Gigi. (Altı Haziran Şafakta) ve sonrasında 49 tarihli filmi Beyaz Ayaklar. 1951’de öldüğünde ardında 76 film bırakmıştı. Le Pére Goriot ve Pécheurs d’Island uyarlamalarıyla çıkış yapmıştır. Crainquebille. gösteri nitelikli ve Camus’ ya Cannes ve Venedik’te ödül getirip ismini uluslararası alana taşıyan 1959 tarihli Orfeu Negro ise yönetmenin en başarılı yapımı olmuştur. YVES ALLEGRET: Kara filmleriyle tanınan yönetmen. ANDRE MALRAUX: Savaş öncesinde çekimine başlayıp savaş sonrasında bitirebildiği filmi kendisine ait isim yapmış romanı L’Espoir’den perdeye taşıyan Malraux. belgesel sinemanın etkisinde kalan bir yönetmendi. JEAN GREMILLON: Yönetmen. http://genclikcephesi. Tüm yönetmenlerde görülen noir ya da edebi uyarlama ikileminden edebi uyarlamayı benimseyen Audry. JACQUELINE AUDRY: Sinemaya isim yapmış yönetmenlere asistanlık yaparak başlamış olan yönetmen. Michel Strogoff. 63 senesinde Zola’nın yapıtı Germinal’i uyarlayana dek adından bahsettirecek şu filmleri yaptı: 1953 tarihli Nez de cuir. (Öylesine Güzel Bir Plaj) ve Ménages. La Fugue de Mahmoud. Yeni Dalga’yı da etkilemiş bir film olan. ROGER LEENHARDT: Yaptığı Les Derniéres Vacances. Çinhindi’nde ki savaşa yönelik uzun metrajlı protestosu Mort en Fraude ile 1956 senesinde ilk filmini gerçekleştirmeden önce Feyder ve Buñuel gibi isimlere asistanlık yapmıştır. Filmlerini edebi uyarlamalar üzerine oturtan yönetmenin sayılabilecek diğer filmleri ise: La femme et le Pantin. savaşı gerçek anlamda yaşamış olan Normandiya için 1946’da yaptığı belgesel filmi Le Six Juin a l’Aube. 60-76 arasında yaptığı diğer filmleri şunlardır: Os bandeirantes. Onu. Malraux 39 senesinde Bir Sinema Psikolojisinin Eskizi isimli inceleme niteliğinde ki kitabını yayımladı. JACQUES DE BARONCELLI: 1881 doğumlu edebi uyarlamacı sinemadan önce senaristlik ve gazetecilik ile uğraşnış. Fransız sinema dünyasının en önemli filmlerinden biri sayılan Leenhardt. Vivre la Nuit. MARCEL CAMUS: Sinemaya geçişinden önce plastik sanatlar eğitimi almış olan Camus. Savaşın sonrasında yönetmenliğe yönlenen Camus. 54’de bir masal uyarlaması olan Alı baba et les 40 voleurs ardınca Les Aventures d’Arséne Lupin’i ve Modigliani’nin yaşamını aktardığı Montparnasse 19’u yapan Becker son olarak Le trou filmini 1960’da gerçekleştirdi.com 35 . Le Rendez-vous de minuit filmlerini gerçekleştirmiştir. Victor Hugo. 1954’de Les Orgueilleux. Les Pattes Blanches’i çekerek savaş sonrasının eğilimlerini filmlerine konu alan yönetmenler arasında kendinden bahsettirdi. 1951’de Olivia filmlerini yaptı. Une si jolie petite plage. (Atlı Karınca) filmleriyle 1950 başlarında ismini tanıttırmayı başardı. 1943 senesinde yaptığı Les malheurs de Sophie filmiyle tam anlamıyla sinema yaşamına başlamıştır. la jeune Folle.blogspot. 1954 yapım yıllı Sartre uyarlaması Huis Clos ve de Colette uyarlaması Mitsou’yu ortaya koydu. Yeni Gerçekçi İtalyan Sineması’nın habercisi olarak görenler olmuştur. İlk filmi ardından 1948 senesinde Sombre Dimanche.yapımla başarı bulmuş oldu. Le chant du monde.

Renoir’ı dışında tutarak son yirmi yılın tüm üretilen filmlerinin yapmacık ve baştansağma olduğunu ve ülke sinemasının çok gerilerde kaldığını ve artık bir değiştirici etkene gereksinim olduğunu öne sürmekteydi. Şimdi isterseniz bu yeni soluğa kısmen bir göz atalım: Akımın 59 yılında Fransa'da doğduğunu biliyoruz. GILLES GRANGIER: Sinema yaşamının en başından itibaren ticari filmlere yöneldi. L’Age ingrat. 1950 sonrasında yaptığı filmler durağan ve zevksiz bir tablo çizmiştir. YENİ DALGA GENEL BAKIŞ Beşinci cumhuriyete geçiş sürecine denk düşen Yeni Dalga akımının dönemin siyasal ve ekonomik değişimiyle de filmsel kargaşası açısından örtüştüğü görülmekteydi. Madame Sans-Gene. Televizyon kültürünün halk bazında yer edinmesiyle seyirci sayısının büyük ölçüde azaldığını ve prodüksiyonların düşükleşti-ğini biliyoruz. Yeni Dalga’nın başlıca özelliği olarak romanların ve tiyatro eserlerinin sinemaya uyarlanması. Yönetmenliğini yapıp ta isim bırakmış çalışmaları şunlardır: Le Gentleman d’Epsom. La Cuisine au Beurre. François Truffaut ve Alan Resnais’yi saymamız gerekecektir. Bahsedilecek filmleri arasında: Carmen. La Seconde Verité yer alır. Si ous les gars du monde. yaptığı filmler arasında özellikle ilk dönem filmleri isim yapmasını sağladı. 56 yılında Roger Vadim “Ve Tanrı Kadını Yarattı”yla umulmadık bir başarı sağlamıştır.com 36 . La tulipe noir. mesleğe 50’lerin başında Fransız film dergisi Cahiers du Cinéma’ da eleştirmen olarak başladıklarını biliyoruz. Bu filmlerin dünya çapında büyük beğeni kazandığı bir gerçektir. Yönetmenlerimize dönecek olursak.JAQUE CHRISTIAN: Pek çok meslektaşı gibi o da gazetecilikle uğraştı. Banlieu Sud Est. Gross Paris. Ama gerek ticari gerekse sanatsal gücü sayesinde yeni bir oluşum olan Yeni Dalga 60’ların sonuna gelindiğinde değerini kaybetmeye başlamıştı. Fanfan la tulipe. gerçek anlamda adını Les Disparus de Saint-Agil ile 1938’de duyurdu. Akımın yönetmenleri olarak Jean Luc Godard. Babette s’en va-t-en guerre. Fakat bu kadar film demek iyi film demek değildir elbet. L’Eternel Retour filmleriyle duyuran yönetmen yetmiş civarında film gerçekleştirmiştir. Akım. JEAN DELANNOY: Adını. Gabin’in bir çok filmine yönetmenlik yaptı. lakin bu başarı Fransız sineması için uzun sürmeyecektir. Akımın önemli özelliklerinden biri klasik Hollywood öykülemelerinden farklı olarak sahnelerin birbirini anlamlı bir biçimde izlemesi yerine seyircinin asla nerede ne olacağını anlayamayacağı tarzda hareket etmesiydi. Fransız film endüstrisinin akıma çabuk alıştığını söylemek mümkündür. Une Cave.. mesela. bu isimlere de ileride değinmeden. Les Bons Vivants.blogspot. komik bir sahne rahatlıkla bir cinayetle sona erebi-lirdi. Lucrece Borgia. Yeni Gerçekçiliğin tersine akım bireyi konu almaktadır. Hollywood kültürüne karşı çıkılması ana faktörler olarak sayılmaktadır. seyirciye neredeyse anlamsız gelecek bir şekilde sadece http://genclikcephesi. Dieu a besoin des hommes. Bu filmler genellikle çok az net kapanışla sona ererler. Yeni Dalga için modern film hareketinin ilk örneklerindendir demek doğru olacaktır. dahası onlara kısa bir bölüm ayırmadan elbette geçmeyeceğiz. 1959 yılında yapılan filmlerin yönetmenlerinin 130’u ilk kez film çeken yönetmenlerdi. La Syemphonie pastorale.

Eric Rohmer. Chabrol’un filmleri. ama bir gerçek varsa o da. Claude Chabrol. Bu arada Piyanisti Vurun’u yapan Truffaut bunun ardından da Jules et Jim ve La Peau douce filmlerinde daha klasik bir kalıba yöneldi. Genel kabullerden biriside Chabrol’un en üretken yönetmen oluşuydu. Godard.(1969) Chabrol her ne kadar üretken olarak belirlenmişse elbette bir de en az üretken seçmek mümkündür. Jean Luc Godard’ı sayabiliriz. 1960 yılında Paris bize aittir ile Jacques Rivette. Gel gelelim akım bir ekol olup varlığını sürdürememiştir. Bu insanlar Sinemayı sinema yapan yegane ve gerçekten çok önemli kişiler olarak sinema tarihindeki yerlerini aldılar. Vahşi Çocuk (1965) ve Gecenin Ötesi (1972) yapımlarıydı) kendisi yer alan Truffaut. Yeni Dalga akımıyla bağdaştırılan yönetmen ve filmlerine bir bakacağız. ve 1959’da yaptığı Altı aşık için bir oyun’la Jacques Doniol-Valcroze. Jacques Rivette’dir.biterlerdi. Ayrıca savaş sonrasında ki daha önce bahsettiğimiz durgun yapının kırılmasını sağlayarak Fransız sinemasının ihtiyacı olan hareketlenmeyi ortadan kaldırdı. Rivette filmleri çok uzun ve kurgusalbelgesel öğelerle bezeli yapımlardır ve doğaçlamaya dayanmışlardır. devamında da kimlerin hangi filmlere imza attığına.blogspot. bu verimsiz üyesi ise. François Truffaut. (La Femme infidéle-(1968). Dönemin ünlü yönetmenleri olarak ise daha önceden de belirttiğimiz gibi: Claude Chabrol. uzun metrajlı Hiroshima mon amour’u yapması Yeni Dalga teriminin çok farklı noktalara ulaşıp onları kapsayacağını da göstermiş oldu. Yeni Dalga’yla ilgili olarak sonuç açısından şunları söylemek mümkündür: Yeni Dalga. 59... yeni oluşum ve arayışlara bıraktı. Les Cousins (1959) ile karşımıza çıkacaktır ve bunun ardından da 1959’da Dörtyüz Darbe ( Les Quatre cents coups) ile malumunuz Truffaut gelmektedir. dahası buna gerçek anlamda hak kazandılar. A bout de souffle (1959) ile görülmektedir. Ama her şeyin sona erdiği noktaya onlarda varacaklardı elbet ve bu 68 yılında gerçekleşecekti. Alan Resnais. Bu filmlerin senaryosundan kurgusuna değin üzerlerinde ki değişim dahası serbestlik ve gevşeklik ortaya çıkan ve ağır basan diğer etkenlerdi. İçerik olarak en iyi diye belirtilen filmlerinde (ki bunlar. psikolojik gerilim tarzıyla anaakım sinemasına geçiş yapan ilk yönetmendi. sonrasındaysa. Etkileri o kadar ötelere vardı ki üçüncü dünya sinemalarına kadar varıp onların dahi açılımlar yapmasını sağlamış oldular. Le Beau Serge (1958). Cannes Film Festivali’nde en iyi film ödülünü almıştır. Ne var ki Alain Resnais’nin. Akımın belirsizliğinin en önemli örneği Truffaut’nun çektiği 400 darbe filmi. Bu yönetmenlerin ve yaptıkları filmlerin ortak noktaları. görevini tamamlayarak yeni akımlara. Le Boucher. Filmleri üzerinde düşünülmesini http://genclikcephesi. bir çok sinema tutkununa düşüncelerinde yeni boyutlara ulaşma şansını verdiği gibi akım ve öncüleri sayesinde bu insanlar yeni filmler yaptı. Özellikle Jean-Luc Godard bu grup üzerinde daha etkili oldu. Fransız ve dünya sinemasındaki yerini. Bu kullanımın ne kadar doğru olup olmadığı ve bu terimin kapsama alanı tartışıldı. Şimdi burada akımın başlangıç filmlerine. Les Noces rouges-(1972). sinemanın kendisi olmuştu ve içsel yaşamlarını sinemayla pekiştirirken amaçları sinemadan kazanıp hayatlarını daha hareketli ve kolay hale getirmek olmamıştı hiç. gerçek ve kurgu arasındaki ilişkiyi araştırmakla nitelendirdi. sinemanın ana akım kurallarına karşı kaygısızlık ilk dikkat çeken unsur olacaktır. Çin Hindi'ndeki çatışmalar gibi olaylar üstüne filmler yapıldı. Bu iki ismi akımın bir başka eleştirmen yazarı olan Eric Rohmer.com 37 . burjuvaya karşı duyduğu nefret. böylelikle kendisini yönetmen ve film. onlardan ne kadar iğrendiğinin gösterimi ve kadınlara yönelik sağduyu-suz bakış açısını yansıtmıştır. Afrika kabilelerinin gelenek ve görenekleri belgesellere alındı. Sanat olarak sinemaya olumlu katkıları olduğu genel kabul gören bir gerçektir. Cezayir savaşı. Ardındansa daha pek çok türe el atacaktı. Onların sevdiği. Akımı başlatan filmler olarak Fransa film tarihine geçmiş yapımlara bakacak olursak. Le Signe du lion ile gene 1959 yılında izledi.

kullandığı karakterlerin.(1974). 1960 ve 1970 lerin başlarında bir çok uzun metrajlı filmler yapmaya devam etti. Une aussi longue absence (1961). Bunlardan daha iyi konumda. gibi anılanlar ama etkili olamayanlar söz konusudur. L’Année derniére a Marienband (1961) Cahiers grubuyla neredeyse bir ilişkisi bulunmasada Yeni Dalga ile anılan yönetmenlerden biridir Louis Malle. Zaten yönetmenin tabu konusunda sürekli bir eğilimi söz konusuydu. Cavalier’e bakacak olursak: meslek hayatına 1961’de yaptığı Le Combat dans l’ile ve de 1964 tarihli L’Insoumis ile başlamıştır. La Vie a l’envers (1964) Henri Colpi. Adieu Philippine (1962) Alain Jessua. La Gerre est finie (1966). Demy ’nin ilk uzun metraj yapımı 1961 tarihli Lola ilgi görmeyi başarabilmiş bir yapıt sayılmıştır.(1973). söz yerindeyse daha iyi yönetmenler de söz konusudur elbette: Bunların arasında özgünlükleriyle öne çıkmış olan Jacques Demy ve Alain Cavalier var mesela. birde varlığı ve yokluğu belli olmayanlar olarak bu çatalın arasında kalmış olanlar vardı. Film. Dışarıda biri var: Hayalet. 1978’de Güzel Bebek filminde çocuk fahişeliğine değin uzanmıştı. Céline ve Julie’nin Vapur Gezisi. Les Demoiselles de Rochefort gibi yapıtlarında yönetmen tüm müzikal alt yapının sorumluluğunu üzerine almıştır. Ayrıca 1961’de Bardot için Vie privvé ’i çekti ve bu filmde Bardot’yla birlikte oynadı.blogspot. şimdi irili ufaklı tüm bu yönetmenlere bir göz atalım: Jean-Gabriel Albicocco. kent ile kır. 1971’de çektiği Le souffle au ceoeur konu olarak kendisine ensesti seçerken.(1990) Cahiers’in kıdemli ismi Eric Rohmer ise fimlerinde. En son olarak Trois places pour le 26 ya imza atmıştır ve yıl 1988’dir. Mon oncle d’Amérique (1979). Stavisky (1974). Belgesel sinemacı olarak yol yapmış bir başka isim daha burada karşımıza çıkacaktır. Yapıtları genellikle sürrealiteyle besili bir karamsarlık içinde kasvetli bir biçimde oluşa gelmişlerdir. La Vie est un roman (1982). Providence (1976). aile ile bireysel bağlılıklar arasında gitgelleşen duygularını. La Belle Noiseuse. zaten bu filmler dialogların da müzikler eşliğinde söylenen şarkılardan oluştuğu müzikallerdi.isterken sanatçı ve model arasındaki bağa değinir ve irdeler. cinsel dürtüleri ve ahlaksal yapıyı aldatıcı bir basitlikle inandırıcı bir şekilde betimleme yoluna gider. Ellili yıllarda konularını zamansal gelgitler ve bellek-imgelem bağlamı olan bir takım kısa filmlerle gündeme gelmiş olan yönetmen. Les Parapluies de Cherbourg. 1960’lı yıllarda karşımıza çıkan bir isimse yönetmenlik denemesini Duvarlara Vurulan Baş adlı uzun metrajıyla 1959 yılında yapmış olan ve bunun öncesinde de bir çok önemli sayılabilecek belgesele imza atmış olan Georges Franju’dır. Mélo (1985). Ve bir birine yakın filmler olan: Martin et Léa (1978) Un étrange voyage (1980) http://genclikcephesi.com 38 . La Fille aux yeux d’or (1960) Jacques Rozier. iş ile tatil. Elbette ki bu kadar yönetmenle sınırlı değildi bu kocaman dünya ama gelgelelim her yönetmende kendisinden böyle seneler sonra bahsedebilecek konuma yük-selemiyordu elbet. Alain Resnais. Hroshima adlı uzun metraj filmiyle yer edinmeyi başara bilmiştir. Filmleri genellikle modern kent yapısının ardındaki banliyö yaşamının ayrıntılı tasvirlerini sunar. Yoğun dialoğa rağmen yapıtları sinematografik ağırlık kazanmayı başarabilmiştir. döneme göre ağır gelecek cinsel betimlemelerden dolayı skandalla sonuçlandı. 1957’de İdam Sehpası’yla mesleğe başladı Malle. Muriel ou le temps d’un retour (1963).

Ayı ve Kukla filmleriyle kadınların aşk yaşamlarına odaklandığı filmlerle çıkış yaptı Michel Deville. Au Hasard Balthazar. Classe tous risques (1959). Dien Bien Phu (1992) filmleriyle Pierre Schoendoerffer. Benzer bir şekilde. Melville ise polisiye türündeki yazarlık konumuna devam etti. ama görülen o dur ki Renoir artık ağırlığını kitap yazmaya ve televizyona vermiştir.blogspot. http://genclikcephesi. Sırada üretken olmasına rağmen başarıyı pek yakalayamamış bir yönetmen var. Le Dossier 51 ve Le Lectrice filmleriyle film hayatına devam etti. L’Honneur d!un capitaine (1980) filmleriyse sömürgeci bir Fransa’yı işlemekteydi. Vietnam savaş deneyimini aktarırken. Gérard Oury. L’Arme a gauche (1965) yapımlarıyla Claude Sautet geliyordu ve sonrasında yaptığı filmlerleyse duyarlı bir anaakımcı olarak hatırlandı. La 317éme Section (1964).Thérése (1986) ile yoluna devam etmiştir. Bu sıralarda Edouard Molinaro içinde vazgeçilmez bir türdü komedi. Hemen tüm filmlerinde değişik olgulara yönlerek kaba taşlamalarını ekrana yansıttı: Un drole de paroissien (1963) La Grande Frousse (1964) La Grande Lessive (1968) A mort l’arbitre ! (1983) Truffaut ve Chabrol’un asistanlığıyla bu işe başlasada kendi çizgisi için yeni dalgadan uzaklaşan bir isim olarak karşımıza çıkar Broca. mesleğe 50’li yılların sonunda başlayan Jean-Pierre Mocky tüm filmlerinde komedi dünyasının ünlü ismi Bourvil’i oynatamak gibi bir tuhaflığa sahiptir. bu filmler: La Guerre des boutons (1961) ve La Gloire de monpére (1988) dir. Yeni Dalga geldiği vakit anaakıma ait olan ve zaten kariyer yapmış olan yönetmenlerde vardı ve bunlar çalışmalarını sürdürdü. Le Diable probablement adlı eşsiz filmleriyle hak ettiği noktaya ulaşan ve bugün de o noktayı kollayan ve sinematografiye getirdikleriyle asla atlanamaz olan ve günümüz ozanlarından birinin tabiriyle: “Eşsiz bir görüntü yazarıdır Bresson” ve filmlerinin yanı sıra hacmi küçük ama okumasını bilecekler için çok büyük olan sinemetograf üzerine notlar kitapçığınıda bizlere bırakmıştır. Hem oyuncu hem de yönetmen olan Yves Robert yaptığı filmlerle gişe başarısını yakalayacaktı. Diğer yandan aksiyon ve aksiyona yakın bir çizgide seyreden isimlere şahit olmaktaydı Fransız sineması. Mouchette. Bahsedilecek en önemli isimlerden biri hiç şüphesiz (hiçbir akıma da dahil edilemeyen) Robert Bresson: Jeanne d’Arc. Yeni Dalga öncesinin bildik yönetmenlerinden Clément. Sevimli Yalancı. L’ Homme de Rio ile ismini uluslararası yapmayı başardı. Jacques Deray. Le Crabe Tambour (1976).com 39 . Clouzot ve de Verneuil gibi isimler yaptıklarıyla kariyerlerini gündemde tutabildiler. Le Corniaud (1964) ve La Grande Vadrouille (1966) adlı komedi filmleriyle çıkış yapan bir isim olarak görülecektir. Bu dönem içerisinde. Pierre Granier-Deferre polisiyeye yönelen yönetmenler olarak tarihteki yerlerini almışlardır. 1964 yılında bir polisiye olan Compartiment tueurs ile müthiş bir çıkış yapan Costa Gavras ilerleyen yıllarda da siyasal baskı alt yapılı filmleriyle profesyonelleşiyordu. Alt yapıları egzotik hafif ve hoş komedilerle öne çıktı. Une femme douce. Popüleriteye yönelen bir çok yönetmende Yeni Dalga sonrasında çıkacaktı ortaya. Plein Soleil. Aktif sinema yaşamına devam eden Renoir burada da karşımıza çıkacaktır. Le Passager de la pluie ile. ve Mocky ile dönemdaş sayılır.

İlk uzun metrajı olan Le beau Serge’yi çekti. Varda. Rohmer. YENİ DALGA ÜZERİNE Önde gelen isimlerin en başında yer alan Truffaut. bunlar: Chabrol. İlginç bir şekilde (karısının mirasına konarak) zengin olan Chabrol. Marker. son iki yıl içerisinde ortaya çıkmış olan elli ismin dahil olabilmesi için basınca ortaya konmuş ortak bir slogandır o. Film. Yeni Dalga için şöyle bir beti sunar: “Yeni Dalga için ne bir akım. Godard. sosyo-kültürel etkenleri ana noktalarıyla şöyle sıralamıştır: Cezayir’in bağımsızlık ilanı. Vadim. izleyici sayısı düşen ama film ve yönetmen sayısı artan bir sinemadır. Kazandığı parayla kendi yapım şirketini kurdu. bir diğer grup olarak. Hitchcock hayranı. Gene maddi problemlerden dolayı televizyona yöneldiğinde tarih 1975’i göstermekteydi. Albert Camus’nün Nobel alışı.yazıları. Boris Vian’ın sarsıcı eserleri. yeni şeylere aç-ık bir toplulukça ortaya konmuştur. Rouch. Yeğenler adlı ikinci filmi izleyicinin büyük beğenisini kazandı. 1960 yapım yıllı Les bonnes femmes filmleriyle cinayet işleyip gözden uzak kalabilen psikopatları konu edindi. Rozier gibi yönetmenlerin haricinde son grup olan tabandan yetişen Profesyonel Sinemacılar olarak nitelenen. her yıl onlarca yönetmenden sadece bir kaçına kapısını açar. ‘‘auter’’ kuramı ilk defa hayata geçmiş oldu. 68 sonrasında çektiği filmlerle bir anlamda ilk dönemini tekrara düştü. Sinema tarihi bize bu gurubu-n oluşumunu-etkileyen siyasi. onun niceselliği. ‘‘auter’’ kavramı öncüsü Astruc’un varlığı ve de oluşumu ve yayılımı hızla gelişmiş olan sinema klüpleri. film çekmek için çok şeye ve çok paraya zorunluluk hissetmeyen. Velcroze’dur. Kuramca. Yeni Dalga yönetmenlerinin eleştiri grubunda yerini aldı. halkla ilişkiler görevlisi olarak çalıştı. André Bazin ve Cahiers du Cinéma’nın –özellikle Truffaut ve Godard’la renklenen. burjuvaizmin maskesini indirmeyi kendisine görev edinmişti ve bunu başaracaktı. siyah beyaz bir dramdı ve Yeni Dalga’yı başlattı. Rivette. Astruc sayılmıştır. Truffaut. 1959’da yaptığı A double tour.Yeni Dalga eleştirmenlerinin pekte tutmadığı Dellanoy.” Ortadaki sinema. Seine’in Sol Yaka Yönetmenleri olarak isimlendirilen: Franju. ne bir okul ne de bir grup diyemeyiz. YENİ DALGA EŞİĞİNDE CLAUDE CHABROL Yeni Dalga’nın ilk ürünü olarak kabul görülen filmi yapan. eleştirmenlikten yapımcılığa geçti. Malle. Tati olağanüstü modernite taşlamaları ve gaglarıyla bu dönemde de önemli bir yerdeydi. Oyun Vakti ve Trafik yapımlarıyla 1960’ların başı ve sonunda çıkıştaydı. İlkin edebiyat ve eczacılık eğitimi gördü. Carné gibi yönetmenler önemsiz birkaç denemede bulundular. filmin yaratıcısı olarak görülmekteydi. şöyle ki.blogspot. Resnais. Bir değişime duyulan ihtiyaç noktasında. sinemacı yazar Malraux’un Kültür Bakanlığına gelişi. Ticari açıdan beslenmek için sipariş filmler yaptığı dönemde kariyerinde hoş olmayan isimler bırakacak olan kötü casusluk ve gerilim filmleri yaptı. Duvivier.yönetmenleridir.com 40 . bunlardan ilki: Şu meşhur Cahier Grubu –etrafında toplanan. Chabrol. 1930 Paris doğumlu yönetmen. Decoin. yönetmen. Kadın katili Landru’nun yaşamını anlattığı filmi tutulmadı ve Chabrol kendisini maddi sıkıntının içinde buldu. İlerici stilini diğer filmlerinde de kullanmaya devam edecekti. Démy. Ölüme giden yaşamla-rıyla Parisli iki öğrencinin yaşamını anlattığı 1958 tarihli Les Cousins. http://genclikcephesi. yeni bir ahlak yapısı ve yeni bir sinema anlayışıyla. Yeni Dalga Yönetmenlerini farklı üç kategoride saymak mümkündür.

. Les liens de sang. 1977. 1992. 1959. A double tour. Les Godelureaux Les sept péchés capitaux (episode L'avarice) L'oeil du malin. Le cri du hibou. 1995. Les biches.blogspot. Folies bourgeoises. Le tigre se parfume à la dynamite. Poulet au vinaigre. Le scandale. Khâ. Les noces rouges. 1974. Que la bête meure. 2000 Merci pour le chocolat. Violette Nozière. L'enfer em. Bunun ardından tam anlamıyla Hıtchcock tarzı üç film yapan yönetmen 88 sonrasında kadın anlatılarına yöneldi. Docteur Popaul. 1970. Le boucher. 1960. 1994. Inspecteur Lavardin.. La route de Corinthe. Masques. 1961. Le fils de Gascogne Gascogne'un Oğlu 1997 Rien ne va plus. 1984. 1967. Jours tranquilles à Clichy. Une partie de plaisir. L'oeil de Vichy ( belgesel). Les innocents aux mains sales. 1999 Au coeur du mensonge. 1975. 1985. Ophélia Landru. 2003 La fleur de mal ROGER VADIM http://genclikcephesi. 1962. 1969. Alice ou la dernière fugue. 1990. La rupture. 1971. Tigre aime la chair fraîche. Filmografisini oluşturan filmler: 1958. 1963. 1965. Les bonnes femmes. Betty. 1993. Nada. La ligne de démarcation. Le beau Serge. Juste avant la nuit. Une affaire de femmes.com 41 . 1973. 1976. 1989. Bu dönemde öne çıkan yapıtı Une affaire de femmes. La cérémonie. Les magiciens. Marie-Chantal contre le Dr. La femme infidèle. 1972. Madame Bovary. Les cousins. 1991. 1980 Le cheval d'orgueil. 1978. La décade prodigieuse. 1983.1982de Les fantomes du chapelier ile tam anlamıyla bir geri dönüş yaptı. 1988. Les plus belles escroqueries du monde (episode "L'homme qui vendit la tour Eiffel"). 1964. 1986. Les fantômes du chapelier. 1982. 1968. 1966. 1987. Bir Kadının Hikayesi oldu. Docteur M. Le sang des autres. (episode "La muette"). Paris vu par.

1957’ye gelindiğinde artık kendisine ait bir prodüksiyon şirketi vardı. ardından da Le Vice et la Vertu gibi başlıca filmlerini gerçekleştirdi. 1971’de değişik ve yeni biçimlerle ortaya koyacağı aşk konusuna Les deux Anglaises et le continent ile başladı. bir yıl sonrasında. Truffaut öldüğünde 52 yaşındadır.1956’da ilk filmine varasıya kadar televizyon yapımcılığı. 1964 senesinde çektiği La Ronde’un ardından bir bilim kurgu uyarlaması olan 1968 tarihli Barbarella geldi. Le dernier Métro’da 1980’de Alman işgali sırasında bir tiyatroda yaşananları anlattığı filmi ile eski tiyatroya karşı olan sevgisini ortaya koydu. And God Created Women’ı sonrasında ise Une Femme Fidéle’i 1980 senesinde kameraladı. Hollywood’a yönelik bir tutku yerel sinemasına ise eleştirel bir tutum sergiledi. Les Repos du guerrier. Yakın http://genclikcephesi. İlk filmi Les quatres cents coups’da otobiyografik olarak çocukluğunu sergiledi. 1951’de Cahiers du Cinéma dergisinde çalışmaya başladı ve sıkı bir eleştirmen ünvanını acımasız tarzıyla pekiştirdi.com 42 . 1977 yılında yaptığı ve kadın bacağı fetişti olan bir adamın öyküsünü anlattığı L’homme qui amait les femmes adlı komedi filmini yaptı. 1956’da Rossellini’ye reji asistanlığını yaptı ve ilk pratik deneyimlerini kazandı. Bunun ardından dört film daha çekerek inanılmaz bir biyografi dizisi yaratmış oldu. 1967’de Hitchcock ve Chabrol’un etkisinde La Mariée était en noir’ i yaptı. Bu filmden sonra Truffaut içerik ve teknik açısından başkalaşımlara yöneldi. La nuit americaine yapıtında sinema saygısını perdeye yansıttığında yıl 1973 idi. (Tehlikeli İlişkiler) filmini yapan yönetmen 1961’de La Bride sur la cou. Ray Bradbury’nin romanı Fahrenheit 451’i uyarlayıp bilim kurguyu denedi. La gazette du cinéma’nın kuruluşuna yardım eden Godard yaşamını tuhaf işler yaparak kazandı.blogspot. 1978’de yaptığı felsefi eseri La chambre verte’de ölümden sonra süren aşkı söz konusu etti. Kısa film denemelerinin ardından senaryolar üretti. JEAN LUC GODARD Üst sınıf bir aile bireyi olarak doğdu Godard. İlgi çekici filmlerinden biri olan Pretty Maids All in a Row’u 1971’de gerçekleştiren Vadim. Pariste ve ileride vatandaşı da olacağı İsviçre’de aldı eğitimini. USTALAR FRANÇOIS TRUFFAUT Bir ressam çocuğu olarak Paris’te doğan Truffaut okuldan nefret eden ve onun yerine sinemayı tercih eden asi bir çocuktu. Aşkın karmaşıklığını yaşayan bir insanı anlattığı Jules et Jim’i 1961’de yaptı. Truffaut zaman içerisinde etkisini yitirmeyen filmler yaratan bir yönetmendi. L’histoire d’Adéle Hde de görüldüğü gibi tam anlamıyla tutkulu aşka yöneldi. 1959 yılında Les Liaisons Dangereuses. Don Juan 1973 ardından Amerika mahsülü olan Night Games ile (Ve Tanrı Kadını Yarattı)’nın Amerikan versiyonu olan. (Ve Tanrı Kadını Yarattı) ile olay yarattı ve Yeni Dalga’yı etkileyecek bir diğer isim oldu. Okulda aldığı cezaların neticesinde birkaç kez islahevi hayatını tattı. Film renkli sinemaskop kullanımıyla da öne çıktı. Truffaut’un son filmi siyah beyaz bir çalışma olan Vivement dimanche bir sekreterin öyküsünü anlatmaktadır. Zanaat olarak sinemada kendi kendine yetkin bir hal aldı. gazetecilik ve asistanlık yapan Vadim daha öncelerde de belirttiğimiz gibi Et Dieu créa la femme. Sorbon’da her ne kadar etnoloji okusuda zamanını film izlemeye ayırmakla meşgul olurken sene 1950’ydi. Amerikalıların 1940lı yıllardaki kara dizisine dayanan Piyanisti Vurunu 1960’da gerçekleştirdi. ‘auter’ filmi tarzını savundu. Onun tüm filmlerinde öne çıkan şey kadın cinselliği ve erotizm olmuştur.

La Gai Savoir. Lear Sauve qui peut Passion Prémon Carmen Je vous saule. 1968. Six fois deux 1978 France/tour/détour/deux enfants 1980. Kronik astımından dolayı II. 1960. 1976. 1964. Godard’ın sineması ilerleyen zamanlarda ticari başarıda yakalayacak ve siyasal ağırlıkta kazanacaktır ancak onun filmleri genelleme yapacak olursak. 1985. 1981. Le vent d’est 1972 Tout va bien. 1967. 1975. cinsellik. Tiyatro aktörlüğü üzerine çalıştı ve 1940'ta Paris'e giderek Yüksek Sinema Araştırmaları Enstitüsü'nde sinema eğitimi aldı. para. 1963. hakkında yazılanları okuyup. Meslek olarak sinemaya kurgucu olarak başladı.blogspot.com 43 . Made in USA. Letter to Jane or İnvestigation about a Still 1974. Une Femme mariée Alphaville: une étrange aventure de Lemmy Caution. varoluşçu bir marksist ve bir anti gerçekçidir. Godard. 1984. A bout souffle Le Petit Soldat Une Femme est une femme Vivre sa vie Les Carabiniers. Varlıklı bir eczacının oğlu olarak 1922’de Fransa. siyaset olguları etrafında kuvvet bulmuştur. 1969. Savaştan sonra 16 mm'lik kısa ve orta uzunlukta filmler yaptı. Weekend Un film comme les autres. Dünya Savaşı'nda cepheye alınmadı. http://genclikcephesi. King 1990 Nouvelle Vauge 1994 Historie<s> du Cinéma ALAIN RESNAIS Fransız Yeni Dalga akımıyla ortaya çıkan en önemli yönetmenlerden biri olan Alain Resnais. 2 ou 3 choses que je sais d’elle La Chinoise ou plutot a la chinoise. Hiroşima Sevgilim ve Geçen yıl Marienbad'da gibi önemli filmlere iz bıraktı. Pierrot le fou Masculin féminin. Le Mépris Bande a part. Marie Détective Grandeur et décadence d’un petit commerce de cinéma 1987 Soigne ta droite. 1961. 1983. 1962. 1966. Pravda. romantik bir materyalist. 1965. İlginçtir ama ilk film denemesini 8 mm ile henüz 14 yaşında gerçekleştirdi. başkalarının ne düşündüğünü duymak yerine yapılacak en iyi şey Godard filmlerini ardı ardına izlemek olacaktır. 1982. Ici et ailleurs Numéro deux Comment ça va Sur et sous la communication. Ustanın arşivine doğru bakacak olursak gözümüze ilk takılacaklar şöyle bir filmografi ortaya koyacaktır: 1959. One plus one British Sounds. Uzun metrajlı filmlerinde genel olarak suç ve kadın cinselliğinin gizine yöneldi. Tamamıyla kendine yöneldiği yalnız bir çocukluk yaşadı. Vannes’de dünyaya geldi.zamanda Yeni Dalga’nın diğer önemli figürleri arasında ki yerini alacaktı. Pek az sayıda ki yönetmen için söylenebilecek bir söz Godard içinde söylenebilir.

Bu onun çok yönlülüğünden kaynaklanmaktaydı. İkinci konulu filmi L'Annee Derniere a Marienbad. Sorbonne’da iktisad deniyor fakat yarım bırakıp Paris Yüksek Sinema Akademisi’ne geçiş yapıp bitiremeden ayrılıyor. 1984’de ise Aloma Bay’ı yaptı. Yeni Dalga yönetmenleri arasında saygınlık kazandı. (Hiroşima Sevgilim) ile konulu filmlere yöneldi. (Güzel Bebek)’i yaptı. insanın kendine yabancılaşmasını kavradığını gösterdi. Oscar alıyor. 1987 yılında yaptığı Au revoir les enfants. (Sessiz Dünya). (Aşıklar). 1979’da Atlantic City’yi. İlerleyen 9 yıl süresince Van Gogh. (İdam Sehpası) (1957) tipik bir Yeni Dalga filmi sayıldığı gibi. (Fransa'nın Şatoları) ile 1947’de görsel sanatlar üzerine bir dizi kısa filme giriş yapmış oldu. senaryoyu bir edebiyat yapıtı olarak yazmaya yönlendirdi. Malle 1960 yılında Zazie dans le métro. Street filmlerini yapan Malle. Bu yapıtıyla Raymond Queneau’nun bir dil eleştirisi romanını filme uyarlamış oldu. Her ne kadar bir kategoriye dahil etmesek de 1957 sonrası filmleri istese de istemese de Yeni Dalga’ya uygun düşmekteydi. Malle 1977’de A. (Geçen yıl Marienbad'da) ile 1961 Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan ödülünü aldı. (Aldatıcı Işık)’ı çekti. Le monde du silence. 1992 yılında. aktüel ve kışkırtıcı bir sinemaya sahip olan yönetmen 1932 Kuzey Fransa doğumlu ve sanayici bir ailenin oğlu. Gauguin ve Picasso'nun "Guernica" tablosu gibi konularda birçok kısa film yaptı. Filmlerinde kendi başıboş barbarlığıyla karşılaşan insanı en duyarlı haliyle betimledi.Fransa’yı dolaşarak çektiği Chateaux de France. 1959'da Hiroshima Mon Amour. uluslararası film festivallerinde ödüllere uygun görüldü. (Ölesiye). 1970’lerin ortasına değin Malle türler arasında gidip gelen bir adam olarak kendini ortaya koydu. İlkin film eleştirmenliği ile işe başlayan Rohmer. Yıl 1959 idi ve Chabrol’un film şirketince http://genclikcephesi. Belgesele yakın bu çalışmalarında. Cousteau’nun gemisinde kameraman olarak görev yapmaya başlıyor.D’de Pretty Baby. Çektiği siyasal amaçlı ve propaganda filmlerinin de sanatsal yönü güçlüydü. (Zazie Metroda). sonra da onların imgelemini kendi zengin üslubuyla sinema diline aktardı.B. Resnais düzenli olarak Marguerite Duras ve Alain RobbeGrillet gibi Fransa'nın önemli edebiyatçı-larıyla çalıştı. Filmografisi şöyledir: 1955 Nuit et Brouillard 1966 La Guerre est Finie 1977 Providence 1980 Mon Oncle d'Amérique 1983 La Vie est un Roman 1993 Smoking/No Smoking 1997 On Connaît la Chanson LOUIS MALLE Bir türe. filminde yabancılaştırma efektleri ve sinema tarihinden metinler kullandı. 1994’te Vanya on the 42.blogspot. 1958 yılında yaptığı Les amants. melankolik bir atmosfere sahipti. 1955 yılında yönetmenliğini yaptığı belgesel film. Sonraki filmlerinin hemen hepsi. savaş. Bu yıllarda Malle. Amerikan Kara Dizisi içinde uygunluk barındırıyordu. İlerleyen zamanlarda ise Truffaut ve Chabrol’un da içinde olduğu Cahiers du Cinéma adlı dergide yayın yaşamını sürdürdü. 1996 yılında öldü. Pariste doğan yönetmenlerden. o bir film zanaatçısıydı. bu o’nun yapımcılığını üstlenmediği ilk filmiydi. siyasal kişilikler gibi konuları ele aldığı filmleri birçok kez devlet sansürüne takıldı. Yeni Dalga’nın temsilcilerinden farklı olarak. Toplama kamplarını konu alan Nuit et Brouillard.com 44 . Film ahlak dışı görüntüler içerdiği için <?> bir takım zorluklar da yaşadı. Bu son filmi ırkçılığın oluşumunu irdeleyen önemli bir yapıt. (Gece ve Sis) adlı belgeselle kariyerinin zirvesine ulaştı. Tam anlamıyla her şeyini üstlendiği ilk filmi L’ascenseur pour l’echafaud. (Hoşçakalın Çocuklar) filmiyle içerik olarak yüzünü tekrar Avrupa’ya döndü. Ardından gelen eseri 1989 yapımı Milou en mai. ERICH ROHMER Sadelik ve doğallık bağlamından filmlerinde hiç uzaklaşmayan ve Yeni Dalga’nın ilk yönetmenlerinden biri olan Rohmer. Damade. bu filmle. bir toplumsal araştırmaydı. (Mayıs’ta Milou) şiirsel. Onları. Paramount’dan bir teklif aldı ve kabul etti. bir yıllık bir yayın hayatı olacak olan La gazete du Cinéma isimli dergiyi Godard ve Rivette ile birlikte çıkardı. akıma sokulamayan. Sömürgecilik. 1963 yılında en fatalist filmi olan Le feu follet. yönetmeni uluslararası üne kavuşturdu.

Les Doigts dans la téte’i çekmişti. 68 ETKİSİ ÜZERİNE GENEL BAKIŞ: 1968 Mayısı dünyada çok şeye etkin olmuştu. 1960’lı yılların başında Rohmer ahlak öyküleri konulu filmler üretme kararı almıştı. 1991 tarihli Conte d’hiver. 1995 senesinde diziye ara vermeye devam ederek Les rendez-vous de Paris’i çeken yönetmen. Noroît. Her yapıtında aynı konuya ayrı bir açı ile bakmaktaydı. Truffaut’dan ise parayı ödünç alarak çektiği Paris Nous Appartient ilk uzun metrajıdır. 1960’da Chabrol’dan kamerayı. Filmleri. (İlkbahar Öyküsü). Godard. La Bande des Quatre. kişisel. Diğer bir dikkat çeken yapıtı ise 1987 tarihli Quatre aventures de Reinette et Mirabelle gelmektedir. La Maman et la putain’i yaparken.yapımcılığı üstlenilen ilk uzun metrajını çektiği birkaç kısa filmden sonra gerçekleştirecekti Rohmer. Jean la Pucelle: Les Batailles-Les Prisons çalışmaları gelir. JACQUES RIVETTE Rohmer ve Godard ile Gazette du Cinéma ve Cahiers du Cinéma’da beraber olan yönetmen. 1998de ise Conte d’automne. http://genclikcephesi. 1990’ da yaptığı Conte de printemps. uzun ve ussal filmlerin ağırlıkta olduğu bir filmografi çizdi. René Allio La Vieille Dame indigne’sini 1964’de. Le Pont du Nord. Coup pour coup’u yapacaktı. (Maudelerdeki Gecem) ile en iyi senaryo dalında Oscar adayı oldu. şehvet. Rivette. Diziyi kapayan ya-pıtsa 1987 yılında gerçekleşen L’ami de mon amie. Paris’te bir türlü başarıyı yakalayamayan bir müzisyeni anlatan Le signe du lion. 68’in değişimleri kendisini göstermeye devam ediyordu ve bunun sonuçlarından biri olarak hard-porno türevi filmlerdeki sansür ortadan kaldırılıyordu. Maurice Pialat ve André Téchiné ’dır. sonrasında ise: Céline et Julie Vont en Bâteau. Merry Go Round. şeytana uyma ve karşı koyma gibi konuları başka başka açılardan mizah dolu zevkli diyaloglarla ele alıyordu. 70’lerin başında bir çok yönetmen ilk filmlerini yapma fırsatı bulurken bir çok kadın yönetmende gene bu dönemde ilk denemelerini yapacaklardı. Bir türlü başarıyı yakalayamayan yönetmen 1969 yapım yıllı filmi Ma nuit chez Maude. 68 hareketinin toplum yapısındaki meydana getirdiği değişiklikleri anlatan filmlerde doğal olarak bu tarihlerde kameraya alınıyordu. (Kış Öyküsü) ile süren dizi 1993’te çevrilen L’arbe. üretiminden içeriğine Fransız Sineması da etkilenecekti bu önemli tarihten. Lamour par Terre. Yıl 1990a geldiğinde Rohmer dört mevsim dizisine başlamıştı. (Kız Arkadaşımın Arkadaşı) olmuştur. (Pauline Plajda) sayılmıştır. Retour a Marceille’i 1978’de meydana koymuşlardı. le maire et la médiathéque ile bölünmüştür. Gorin’le beraber Tout va bien’i yaparken. aşk. René Vautier ile Nicole Le Garrec’in Quand tu disais Valéry’si 1975’te. Out One gibi uzun televizyon filmleri.com 45 . Dönemin önümüze çıkardığı diğer yönetmenlerse. Duelle. Jacques Doillon. 1963’de derginin editörlüğüne geçti. Filmlerine bakacak olursak: La Religuese. Yine bu yıllarda. (Yaz Öyküsünü.blogspot. (Güz öyküsü)’nü çekerek mevsimi kapatmış oldu. Ahlaksal öyküler dizisini oyunlar ve atasözleri dizisiyle sürdürme kararı aldı ve bunu ilk diziyle bağıntıladı. (Aslan Burcu) adlı film tam anlamıyla bir Yeni Dalga mahsülüydü. 1996’da Conte d’été. Hurlevent. Karmitz. La Belle Noiseuse. Dizinin en iyi filmi olarak 1983 yapımı Pauline a la plage. Yönetmenlik öğretmeni olan Renoir’in ve Truffaut’un kameramanlığını yaptı. Ve son olarakta burada saymamız gereken bir isim. Jean Eustache.

Bu ekole bağlı genç Kuzey Afrikalılar filmlerinin eksenini kendi yaşamlarına odaklanmış konularla belirlemişlerdir. Yine bu tarihlerde karşımıza çıkan yeni bir oluşum söz konusu olmuştur. Fransız sinemasında kendisine büyük bir yer edinmiş değildir. JeanJacques Beineix. 68’ler geride kalmış ve ortaya post-modern’den bahseden bir gençlik çıkmış. 1983 yılında yaptığı. serbest çalışmayı tercih ederek kadın sineması düşüncesinde uzak düşmüşlerdir. Plaisir d’amour filmiyle gerçeküstücü bir mizah kullanarak erkek egosuna saldırmaya devam etmiştir. L’Amour violé (1977). Yeni sinemacılar sinema dünyasındaki yerini almaya devam ederken bildik yönetmenler de gişesi kuvvetli olan yapımlarla varlıklarını sürdürdü.com 46 .her ne kadar bir amerikan sineması hayranı olsa ve de Yeni Dalga’ya ters düştüğü söylense de bu akımdan çeşitli şekillerde faydalanmayı bilmiş olan Bertrand Tavernier ve hemen aynı kulvarda olduklarını söyleyebileceğimiz bir diğer isimse Yves Boisset’dir. 1982’de Çöpteki Ay’ı yapacaktı. yönetmenler. 1990 yılındaysa sinematografyasını gerilimle birlikte Nikita’ya taşıdı ve ortaya başarılı bir şiddet sanatçısı portresi çıkardı. Kadın yönetmenler genellikle feminizm konusuna el atmışlar. Un monde sans pitié ’le 1988de. 1986 yılında. Daha önce de belittiğimiz gibi 68 akımından sonra sinemaya yavaşça da olsa kadınların eli deymeye başlamıştı ve bu sayı 1970’lerden sonra artış sağlamıştı. La Fiancée du pirate yapımıyla feminist film sürecini başlatmış oldu. çıkmış ve bu yönetmenlerin filmlerini) sahiplenmiştir. 1970’lerin sonuna doğru bu konunun Fransa’da önemini tamamıyle yitirmesiyle birlikte. Elbette ki. Bunu 1985’de Kötü Kan. L’Amour nu (1981). Beur argoda Arap sözcüğünün karşılığı olarak kullanılmıştır. çekerek büyük gişe yaptı. Adı anılacak bir diğer yönetmen ise. Doksanlara doğru karşımıza yeni yönetmenler ve filmleri gelmeye devam etmekteydi. Coline Serreau ise 3 hommes et un couffin (1985) komedisiyle büyül başarı elde etti ve bunu. Pourquoi pas? (1977). Annaud 400 reklam filmi çekerek ve uzun metrajlı bir filmle kariyerine devam eden yönetmenlerden biridir. Dedik ya değişen değerler söz konusuydu ve artık gerçekten çok şey değişmiş. 1992’de ise Marguerite Duras’ın otobiyografisi olan L’Amant’ı çekmiştir.blogspot. 8 mm ile kameraya alınmışlardır. Mehdi Charef in Le Thé au harem d’Archimede’i. Banliyölere hafif bir komedi karıştırarak genelde alt yapıyı oluştururlar. Marie Poiré ’sa 1983 yılında yaptığı Papy fait de la Résistance filmiyle sayılabilirler. Çektikleriyle ruh hali arasında anlamlı köprüleri bulunan Carax ise. Ki bu yönetmenler gerçektende göz ardı edilmesi imkansız hale getireceklerdir kendilerini. tarih artık sekseni göstermektedir ve elbette gündemde yeni isimler vardır. Cyrıl Collard 1991 tarihli Les Nuits fauves’iyle. Beur’a ait filmler genelde düşük bütçeli olup. ve de Luc Besson’dan bahsediyoruz. (birilerince) anlaşılması zor. yeni ve ilginç bir oluşumdur bu: Cinéma beur. dar bütçeli bir siyah beyaz olan Oğlan Kızla Tanışırı yaptı. Besson’sa 1984 yılında tüm şaşırtı-cılığıyla Metroyu. Kadın yönetmenler arasında büyük bir http://genclikcephesi. Etienne Chatiliez 1987de yaptığı La Vie est une longue fleuve tranquille ile. bu yüzden de ne kadar akım terimini hak eder tartışılır. Godard’dan etkilenen ve gerçek anlamda tuhaflıkları olan bir yönetmendi. İnsanlar ve yunuslarla ilgili güzel ve masalımsı Derinlik Sarhoşluğunu (1987). Fransız sineması durmayan bir sinemadır. Romuald et Juliette (1988). Akım. Eric Rochant. Leos Carax. 1985 yapımı ve dünyanın tanıdığı adıyla Betty Blue kült olma başarısını gösteren bir film olacaktı ama Beineix öncesinde 1979’da Diva’yı. yeni teknikler. La Crise (1992) fimleri takip etti. La Triche (1983) son olarak Les Enfants du Désordre filmleriyle Yannick Bellon’dur. 1990’da ise Köprüüstü Aşıkları izledi. Annaud ayrıca 1989’da Ayı. yeni akımlar. Rachid Bouchareb’in 1990da çektiği Cheb’i türün öne çıkmış filmlerindendir. Abel Gance’nin asistanlığını yapmış olan Nelly Kaplan.

Sonrasındaysa resim ve heykel eğitimi almak amacıyla Dekoratif Sanatlar Okulu'na yazılmıştır. bir yeraltı melodramı Büyük Riziko (1960). Polonski.com 47 . Patrick Dewaere. 1960 Classe tout risque / The Big Risk / Büyük Riziko.çoğunluğun otobiyografik filmlere kaydığı da görülmektedir. Holland. romantik öykülerinin arasında Cesar ve Rosalie (1972). Binoche.) ÇAĞDAŞ FRANSIZ SİNEMASININ YÖNETMENLERİ CLAUDE SAUTET 1924'te doğmuş ve temel eğitimini devlet okullarında tamamlamıştır. Sautet yapıtlarında. 1951'de deneysel yapılı kısa filmi Artık Ormana Gitmeyeceğiz’i çekti. Ben ve Diğerleri (1974). Michel Blanc. Christian Clavier olarak sayabiliriz. Bu süreç içinde film setlerinde dekoratör olarak çalışmaya başlamış ve kurgu stajı yapmıştır. Diane Kurys’in 1979 tarihli Coup de foudre ve 1977 tarihli Diabolo Menthe bu filmlere yegane örnektir. Thierry Lhermitte. Wajda. Funés. senaristinden teknik ekibine kadar bir bütün olarak çalışabilmeyi her zaman başarabildiği gibi kapılarını da birçok dünya yönetmenine açarak sinema tarihine damgasını vuran filmlerin yapılmasına ön ayak olmuştur. Gabin. Dönemin diğer filmlerine bakacak olursak. Sautet'nin kariyeri 1969’ yaptığı Hayat Bağları'na değin yoluna girmedi. Delon. Gérard Jugnot. dramı. Gerçekten de 60-93 yılları arasında Fernandel. Bahsetmemiz gereken bir diğer konuda 1970’li yılların gerçekten de önemli oyuncular ortaya çıkardığıdır. Dominique Lavanant. Filmografisine bakacak olursak: 1951 Nous n'irons plus au bois / We Won't Go to the Woods Anymore / Artık Ormana Gitmeyeceğiz 1956 Bonjour sourire / Günaydın Tebessüm. Ruiz. ile kendisinden daha genç Yeni Dalga’cıların arkasında kaldı. Bunuel. Özenle incelediği orta sınıftan insanları anlatan. Bir trafik kazası sonrasında orta yaş bunalımına giren bir adamın öyküsünü anlatan filmiyle 1970'de LouısDelluc Ödülü'nü kazandı.blogspot. (ki birçok sinema sever tarafından Bunuel tam anlamıyla bir Fransız sinemacısı sayılmıştır. izleyiciyi derinden etkileyen tüm unsurları karmayı başarmış. Depardieu. Mado (1976) ve Garson'u (1983) sayabiliriz. İlk önemli başarısı olan. Yönetmenliğinden önce senaristliğiyle isim yaptı. Fransız sineması gerçek anlamda. Bu oyuncuları yönetmenlik de yapmış olan Balasko’yu da sayarak Miou Miou. Bourvil. Adjani. Borowczyk. Dalle gibi yetenekleri önemsenecek oyuncular varolmuştur.Deneuve. Akerman bu yönetmenlerden en önemlileriydi. Marais. Belmando. dostluğu. http://genclikcephesi. aşkı. Euzhan Palcy’nin Rue Cases-Négres ve Siméon’u göze çarpar. Véra Belmont’un Rouge Baiser’i. Gitgide artan sinema arzusu ağır bastı ve 1948'yılında iki yıl sürecek olan IDHEC'e yaşamına başladı. Sen. kısacası yaşamı oluşturan her konuyu eşsiz üslubuyla perdeye yansıtmıştır.

000 yıl öncesinin ilkel insanını benzersiz bir hikayeyle anlatan. Paul et les autres / Vincent.blogspot. Bu film kendi ülkesinde ona fazla kazandırmamış fakat en iyi yabancı film olarak Oscar almıştır. 1992 Un coeur en hiver / Heart in Winter / Ayazda Bir Yürek. Arnaud / Nelly ve Mösyö Arnaud. 1974 Vincent. 1976 yılında yaptığı ilk filmi olan Black and White in Color’da Afrika Camereon’da yaptığı askerlik hizmeti sırasında edindiği kendi deneyimlerinden faydalanmıştır. 1976 Mado. ona en iyi film ve en iyi yönetmen dallarında Fransız Cesar Ödülü’nü kazandıran bir yapıttır. Arnaud / Nelly and Mr.com 48 . JEAN JACQUES ANNAUD Jean Jacques Annaud 1960’ların sonları ve 1970’lerin başlarında yüzlerce televizyon reklamı yöneterek kariyerine başlayan ve uluslararası arenada tanınan bir film yapımcısıdır. Ben ve Diğerleri. 1971 Max et les ferrailleurs / Zafer Yolu. Filmografisi şöyledir: http://genclikcephesi. François. 80. 1983 Garçon! / Waiter! / Garson! 1987 Quelques jours avec moi / Few Days with Me / Benimle Birkaç Gün. Umberto Eco’nun meydan okuyucu romanı The Name of the Rose’un bir uyarlamasında Sean Connery’i yöneten Annaud daha sonra 1989’da iki hayvanın dostluğunu anlatan The Bear filmi ile ayı yavrusundan uluslararası yıldızlar yaratmıştır. Sonraki filmi Quest for Fine (1981). 1980 Un mauvais fils / A Bad Son / Kötü Evlat. Paul and the Others / Sen. 1979’da bu filmini takip eden Hot Head ününü Fransa’da pekiştirmiştir. François. 1972 César et Rosalie / César and Rosalie / César ve Rosalie. 1978 Une histoire simple / A Simple Story / Basit Bir Öykü. 1995 Nelly et M.1970 Les choses de la vie /The Things of Lif e / Hayat Bağları. 1992’de ki son filmi olan The Lover 1920’lerin Fransız Hindi-Çin’inde bir Fransız kızıyla zengin bir Çinli arasındaki romansın kışkırtıcı ve seksüel tanımlaması ile büyük karmaşa yarattı.

La Vie. Le Chat et la Souris. La Mort filmini yapan yönetmen 1973 senesinde La Bonne Année adlı aşk öyküsüyle gündeme geldi. 1979 À Nous Deux.1976 Noirs et blancs en couleur 1979 Coup de tête 1981 Guerre du feu. Loin du Vietnam. Si C'Etait à Refaire. Vivre Pour Vivre. Un Homme et une Femme ile 1966’da Cannes’da Altın Palmiye alan yönetmen kendini yazar sineması oluşturmak isteyen bir yönetmen olarak tanımladı. 1972. 1977.. Kısa filmlerle sinemaya başladığında 19 yaşındaydı Lelouch. 1974’de yaptığı Toute une vie filminde farklı bir Lelouch ortaya koymayı amaç edindi. 1985. Smic. ortaya çıkan filmin bir sanat yapıtı olması gerektiğine ve bunun içinde bireysel gerekliliğe inandı. Le Voyou. 1974 Mariage. La Femme Spectacle. 1975’de Le chat et la souris. Les Uns et Les Autres’i çeken yönetmenin bu filmlerini 1983 tarihli Edith et Marcel. Viva la Vie! Partir. Revenir. Ily a des Jours. Le Bon et les Méchants. 1993.. 2002. Vivre Pour Vivre ile geniş coğrafyalara taşıdığı kamerasıyla sosyo-siyasi belge film ortaya koydu. 1967. 1984. L’ 1991 Amant. 1992. 1970. 1971. 1976. Attention Bandits! 1988 Itinéraire d'un Enfant Gaté. Une Fille Et Des Fusils. 1963.. 1967’ de çektiği. Un Autre Homme Une Autre Chance. Treize Jours en France. Aynı tarihte çektiği Le Voyou’dan sonra. L’Amour. 1965.blogspot.Et des Lunes. Robert et 1981 Les Uns et les autres. Robert. 1990 Il y a des Jours. La 1986 Name der Rose Der 1988 Ours. la Mort. Smoc. bir kitap yazım süreci gibi serbestçe meydana getirilmesi gerektiğini ifade eden Lelouch. Bir filmin. La Belle Histoire. 1974. l'Amour. 1974’de Mariage. 1962. Smac. 1966. Enemy at the Gates Two Brothers 2001 C LAUDE LELOUCH 1937 doğumlu yönetmen en son olarak 11 Eylül Olayı üzerine yapılan 11 yönetmenden 11 dakikalık filmler derlemesinde yer aldı. A Man and a Woman. Filmografisinin geneline baktığımızda: 1960 Le Propre De L'Homme. 1973. Ardınca. Aventure C'est L'Aventure.. La Vie. A Man and a Woman. 1975. Turkıye.. 1983. La Bonne Année. L’ 1995 Wings of Courage 1997 Seven Years in Tibet 2001. 1969.. Tout Ça... Visions of Eight. Un Homme Qui Me Plait. 1986. L'Amour Avec Des Si.Et des Lunes ve 1992 tarihli La Belle Histoire izledi.Pour Ça! http://genclikcephesi. Edith et Marcel. Toute Une Vie. 1968.com 49 .

Aveu. Lumière and Company. 1969’da Z filminde uluslararası film yapımcılığı topluluğunu da işaret ederek Yunan cunta sistemini suçlayan politik bir hikayeyi anlatmak için korku tekniklerini kullanmıştır. Stupeur et tremblements-2003. Camus gibi bir çok yönetmene asistanlık yapmış. Film yabancı dilde en iyi film dalında Oscar kazanmış ve Gavras en iyi yönetmen ve yardımcı yazar dalında aday olmuştur. Gavras dünyayı dolaşmış ve baskıcı yönetimlere karşı filmler yapmıştır. 73’de ilk uzun metrajı France Société Anonyme beğeni toplamış bir çalışma olmuştur. 1982’de ilk Hollywood filmi olan Missing’de Gavras tartışmalara neden olmaya devam etmiş ve önde gelen Amerikalı yıldızlar Jack Lemmon ve Sissy Spacek’in yardımlarıyla yardımcı yazar olarak Oscar kazanmıştır.September 11. Le Nouveau monde-1995. Gavras’ın filmogra-fisi ise şöyledir: 1958 Rates. ALAIN CORNEAU IDHEC’li bir yönetmen olan Corneau. 2000 Une Pour Toutes. 1983’deki Hanna K filmi Filistin yanlısı tutumuyla çok kişiyi öfkelendirmiştir. Les 1965 Compartiment tueurs 1967 Un homme de trop 1969. Gavras. Ardından çektiği filmlerini filmografisinde yazacağımız yönetmen. 1995. Les Enfants de Lumière-1995. Hommes. Missing Hanna K. 2002 11'09"01 . La Menace-1977.1994. Fransa’da filmcilik okumuş ve sağlam bir geleneksel korku olan The Sleeping Car Murder’i 1965 orada çekmiştir. Betrayed 1989. 1977’de Simone Signoret’in oynadığı Oscar kazanan Mademe Rosa filminde rol aldı. 1998 Hasards ou Coïncidences. Femmes. Contre l'oubli-1991. Le Môme-1986. L’ 1973 État de siège 1975 Section spéciale 1979 Clair de f emme 1982. yaşamında hep caz olan bir isim.com 50 . 1991’de yaptığı Tous le Matins du Monde ile Louis Delluc Ödülü almıştır. Amerikan polisiye sinemasına bir gönderme niteliğindeki Polis Python 357’ı 75’de çeken Corneau. Yönetmen 1988’deki Betraet ve 1990’daki Music Box filmleri dahil olmak üzere sonraki filmlerinde de sıcak konulara değinmeye devam etti ancak bunlar öncekiler kadar güçlü ve tutkulu değildi. Les Misérables. 1996. Le Cousin-1998. Le Prince du Pacifique-2000. Le Voleur et la Menteuse. COSTA GAVRAS Filmciliğin tartışmalı ilk politik polemikcisi Costas Gavras. Filmografisi: France société anonyme-1973.blogspot. 1973’de ki Satete of Siege adındaki Uruguay çalışması. 1986 Conseil de f amille 1988. Music Box 1991 Conte l’oubli 1993 Petite apocalypse http://genclikcephesi. 1983. Le Choix des armes-1981. Nocturne indien-1989. 1993’de The Little Apocalypse filmini yönetti ve yardımcı yazarlığını yaptı. anti-amerikancılığıyla itham edilmiş ve politik terörizmin onaylanması olarak görülmüştür. Z 1970. 77’de La Menace ile çıkar karşımıza. Police Python 3571976.

bir yıl sonra da Calmos ile yönetmenliğini sürdürdü. RENE ALLIO: Fransa sinemasının Brechtyen uygulayımcısı. Matelot. Rude Journée Pour la Reine. 1996’da My Man’i. Canlı resim filmi olan La meule’ü Gogol’dan uyarlayarak oluşturdu. MAURICE PIALAT: Ressamlık denemeleri ardından oyunculuk yapan Pialat. 1968’de çektiği Model Shop sonrasında bir uyarlama olan Peau D’Ane’ı 1970 senesinde gerçekleştirdi. belgesel filmleri sonrasında bir nazi yadsıması.blogspot. La Caveleur. On a volé la cuisse de Jupiter-(1980).(1986). Bunun ardından ilk filmini bir üçlemeye dönüştürecek olan komedi unsurlarla bezenmiş L’ Homme de Rio ve Les tribulations d’un chinois en Chine’ı çekti.(1978). Amerikan müzikâllerini anımsatan yapıtın. Lumière et compagnie 1997 Mad City 2002 Amen Bu listede adından bahsedilmesi gereken diğer yönetmenlere ve filmlerine bakacak olursak: JACQUES DEMY: 1961’de önemli çıkışı olan Lola’yı gerçekleştirdi. şiirsel gerçekçiliğe yakın bu filmin ardından. röpörtaj filmi olan Hitler connais pas’ı 1963 senesinde gerçekleştirdi. Moi.(1979). Son olarak 1992’de Van Gogh’u yönetti. Chouans. ma soeur et mon frére. televizyon http://genclikcephesi. Tenue de Soirée filminde (çok filminde olduğu gibi) cinsellik üzerine bir denemede bulunmuş olan Blier. Sözde hamile kalan bir adamın hikâyesi olan L’événement le plus important depuis que l’homme a marché sur la lune 1973 senesinde gerçekleşir. Chabrol ve Truffaut’ya asistanlıkta yapan yönetmen 1961’de ilk filmi Cartouche’yi yaptı. L’heure exquise. 1966 yılında Rochefort ile gündeme gelen yönetmen.(1988) gibi filmleri yer almaktadır. Sayılabileceğimiz diğer filmleri ise şunlardır: Les Camisards. 1969’da yaptığı Le Diable par le Queue -degüldürü alt tabanlı bir filmdir. Bir yıl sonrasında yaptığı Notre Histoire fantezi-düşümsel öğelerle besiliyidi. 1989’da Trop Belle Pour Toi ile evlilikte ihanete değişik bir açıdan değindi. Bir film taslağı. Altı sene sonra ise Japonya ile bir ortak proje olan Lady O hayat bulur. PHILIPPE DE BROCA: belgeselci bir tabana sahip olan.alt yapılı filmi Trans-Europe-Express’i sonrasında ise.com 51 . onu ele alışlarının aktarı/anlatım değil bir araştırmacı niteliğinde olması gerektiğini düşünmüş ve dile getirmiştir. L’Homme qui ment. Trois Places Pour le 26 ve Table tournante’ı çektiğinde yıl 1988’i bulmuştu ve ortada gene müziğin kokusu vardı. Retour a Marseille. İkinci filmi olan L’Une et L’Autre’ın ardından 1969’da Pierre et Paul geldi. La Gitane. Ressamlık denemeleri ardı sıra Comédie Française’de yer aldı.hakkında konuşulanların imgelemi üzerine. İlk uzun metrajı 1967’de çektiği L’Enfance Nue sonrasından önce. Yönetmenin 1974 tarihli filmi eğlenceye dayalı bir ajan serüveni olan. En İyi Yabancı Film Oscar’ını aldığı Préparez vos Mouchoirs’i 1979’da gerçekleştiren yönetmen 1981’de Beau-pére’yi 1983’de ise La femme de mon pote’u. Dört yıl sonra yaptığı Si J’étais un espion ardından tam yedi sene film çekmedi. ayant égorné ma mere. İlk uzun metrajını 1964’de La Vieille ile gerçekleştiren yönetmen bu filmini Brecht’ten öyküleniyordu. Pierre Riviere. Müzikleriyle ilgi toplayan. Glissements progressifs du plaisir. L’Eden et aprés. yazarların sinemaya bakışlarının. la suite. 1997’de Mon Homme’u Buffet Froid / The Return of Martin Gusse’u yönetti. Le jeu avec le feu filmlerini yapar. 1958 senesinde kısa filmler çekmeğe başladı. yine müziği ön planda tutmuş ve ilk filminde olduğu gibi yapıtı kullanılan müziklerle ilgi uyandırmıştır. Le magnifique’nin ardından Dear Dedectiv. çekti. Bu süreç bitiminde Les valseuses. 1962 senesinde ülkemizde de (İstanbul) film çeken (Immortelle) yönetmen filmleriyle genelde yergi edinmiş bir isim olmuştur. BERTRAND BLIER: Georges Lauther’in asistanlığı sürecinin ardından yönetmenliğe başlayan Blier.1995 À propos de Nice. ALAIN ROBBE-GRILLET: 1950’lerde Fransa’da ortaya çıkan Yeni Roman akımının kuram-temsilcilerinden olan Grillet.

(1986). aynı yıl Une Semaine de vacances’i. bu lirikselliğinde daha da derinleşti. 1964 yılında La Chance et l’amour filminin yönetmenliğinin bir kısmını gerçekleştirdi. 1981’de Coup de Torchon’u. 2003’de. Nickel Odeon Sinema Klübü’nün kurucularından oldu. 1986’ya geldiğinde ise gerçek caz yaşantılarını aktardığı Autor de minuit’i çekti. 1996’da Captaine Conan’ı 1998’de De L’Autre Cote Du Periphe 1999’da Ça Commence aujourd’hui 2000’de All Stars to day 2002’de Safe Conduct’u yönetti. Godard gibi ustalara asistanlıkta bulundu.için çalıştı.(1972). film <de. bunu başaramadı ve Cahiers du Cinéma’da yazmaya başladı. Yönetmen. Film Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülü’nü aldı. Mortelle Randonnee ve L’effren’ce’u yönetti. Sex Shop. Miller> Hitchcock’un İp filminin etkileşimlerini barındırmaktaydı. Sevgi üzerine yapılmış karanlık ve şiddetli bir trajedi olarak adlandırılan 1987 tarihli La Passion Beatrice’i çeken yönetmen. 1987’de Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye alan Sous le Soleil de Satan’dan önce 1980’de Loulou ve 1983 tarihli Police’i. 45. La Meilleure Façon de Marcher filmiyle dikkat çeken yönetmen. http://genclikcephesi. Baiser de Judas ile yönetmen olarak sürdürmeye devam etti. Yönetmen. 1972’de de Nous Ne Vieilleons Pas Ensemble’ı. J.(1970). 1986 senesinde çektiği Cour d’Assier sonrasında yaptığı Travelling Avant ile Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale ödülünü aldı. Que la Fete Commence’ı çekti. L’Amant. onun yaşamının en önemli sürecinin bir yansımasını taşımaktaydı. BERTRAND TAVERNIER: Sorbonne Üniversitesi’n-de hukuk okudu. La Mort en Direct’i bilim kurgu öykü içeriğiyle sunan Tavernier. ödül sonrası ilk filmi 1991 tarihli Van Gogh’u çekti. Germinal yer alır. ANDRE TECHINE: Neredeyse bir IDHEC’li olacak olan Techine. ilk Delluc Ödülü’nü almak gibi bir özelliği bulunan Tavernier’in bu filmi 1973 tarihli L’Horloger de Saint-Paul idi. bir uyarlama polisiye olan Dites-Lui Que je l’Aime’i çektikten sonra. Jean Florette. 1973’de Voyage en grande Tortorie’yi ilk filmi olarak gerçekleştirdi. Sinema yazarı yönetmen. Le Lieu Crime’i 1986’da çeken Techine. Arkadaş çevresiyle birlikte sinema degisi çıkarmaya başlar. 1998’de Class Trip’i. 1986’da L’Effrenttée’i kameraya alır. 1977’de Le Pays Blue’yu. La Premiére Fois. bir Bost uyarlaması olan Un Dimanche a la Campagne’yi. Berri. bir romandan yola çıktığı L’Accompagnatrice’i yapar. Film –haliyle. son filmi Les voleurs’u 1995’de beyaz perdeye taşıdı. Le Cinéma de Papa. psikolojik anlatı niteliğinde ki Garde a Vue’yü gerçekleştirdi. Carné. Le Juge et l’Assassin. lirik-duygusal bir atmosfer yarattı.com 52 . 1975’de ise. Dames Golontes’i yaptı. CLAUDE BERRI: 1966 yılında Le Vieil Homme et L’Emfent ile beğeni kazanarak sinemaya başlayan Berri’nin sayabileceğimiz filmleri arasında. sonrasında. Cousine’i 1975’de çeken Tacchella. Ayrıca. Borocco’da bunu ortaya koydu. 1988’de Les Innocents. Bunları sinema üzerine yazdığı yazıları takip etti. 1969’da ilk filmi olan Paulines en Va. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazandığı filmi L’Appat’ı çektiğinde sene 1995’e gelmişti. İsim yaptığı filmi Cousin.erotik yapısından dolayı tepki aldı. Hôtel des Ameriques. 1991’de J’embrasse Pas’ı gerçekleştirdi. Manon des Sources.Pierre Coursoden ile ortak çalışma olarak ortaya koydukları Amerikan sineması üzerine: Trente ans du Cinéma Americain kitabını hazırladı.(1977). 1973’de La Gueule Ouverte ve Passe Ton Bac D’Abord’u çekti. Senaristlikle başladığı sinema hayatını 1963’de yaptığı Les Baisers. 15. Bunların ardından bir roman çıkışlı Les Soeurs Bronte ve 1985 tarihli Rendez-Vous’yu gerçekleştirdi. CLAUDE MILLER: IDHEC öğrenimi alan Miller. Daha sonra Mortelle Randonnée’yi çeken Miller. 1978’de Il y a longtemps que je t’aime’i 1981’de Croque la vie’yi ve 1985’de Escalier C’yi yaptı. ve hemen ardından Souvenirs d’en France’ı yaptı. 2002’de Betty Fisher and other stories Alias Betty. Le Male du Siécle-(1975). 1990’da ise kadınlara adadığı filmi. Yönetmen 92 senesine geldiğinde. Des Enfants Gates gibi çağdaş yaşamın sorunlarına yönelen filmlere imza attı. Bundan 2 yıl sonra gerçekleştirdiği Le Sourire. JEAN-CHARLES TACCHELLA: Yeni Dalga’ya ön ayak oluşturacak bir sinema klübünün kuruluşunda bulundu. 1989’da ise La Vie et Rien d’Autre’ı beyaz perdeye taşıdı. Kendi filmlerini yönetmeye 1975 senesinde başladı. 1980 yılında. Bresson. Nabakov’un Lolita’sını anımsatmaktaydı. Van Gogh.blogspot.

Filmleri arasında: Le Petit Garçon de l’Ascenseur. 1980’li yıllarda da. Yönetmenliğe Coplan sauve sapeau ile başlayan Boisset. Rue du départ. Léve-toi ve Blue comme l’Enfer’i çekerek ismini korudu. La prutaine. Adieu Poulet. bu filmi ile Locarno Ödülü aldı. PIERRE GRANIER-DEFERRE: Önce asistanlık yapan Deferre. ARIANNE MNOCHKINE: Aslen tiyatrocu olan Mnochkine. le Femme Flic. Un Conde ile 1970’de ilgi çekebildi. L’ Apprenti salaud.com 53 . Le Voyage en Douce.. Bu iki film. Le Dossier 51. FABRICE CAZANEUVE: Edebiyat. Creezy Le Fils.B. Onikinci son filmi The Housekeeper’i 2003’te yönetmiştir. Bye Bye Barbara. Les Bronzes font duski. La Métamorphese des Clopertes. JEANNE MOREAU: Aslında bir oyuncu. belgeseller yönetti. La Petite Bonde. Trois Années filmi ile iyice tanındı. Eugéne Saccomano uyarlaması. 1972’de l’Attendat’ı 1973’de RA. Flic. Cours Privé. La horse. LAdolescente gibi çektiği filmlerle kategoriye girebilmiştir. Uyarlamalara yoğunlaştığı dönemde bir çok yazarı sinemaya kazandırdı. Les veces étaient fermés de l’interieur ile sinemaya başladı. 2002’de Almost Peaceful son yönetmenlik denemesi oldu. Paltoquet. Peril en la Demeure. L’ Appartement des Filles. Companeez ile birlikte La Femme en Bleu’yu yaptı. La fille de Quinze filmlerini yönetmiştir.. 1994’te son sinema çalışması L’Ours en Peluche’yi yaptı.Jean de Florette. tiyatro da görevler aldı. L’Ours et la Popuee. Fransa ve İngiltere’de En İyi Film ödülünün yanı sıra. Le Chat. 1975’de Foller a tuer’u. PATRICE LECONTE: O da bir çokları gibi IDHEC eğitimi aldı. Raphael ou la dé bauche. La Bourqeoue. TONY GATLIF: Cezayir doğumlu yönetmen. ilk sahnelediği oyun olan 1789. Le Roi de la Chine ile ismini duyurdu... Harmonie. La femme qui pleure. JACQUES DOILLON: Sinemayla. 1971’de le saut de l’ange’ı. Borsalino. Güldürüleri ile tanındı. La Voix. La fille prodigue. ilk filmini 1975’de La tete en ruines adıyla çekişinden önce kısa da olsa oyunculukta bulundu. Comédie. Marcel Pagnol’dan uyarlanmıştır. Les Doigts dans la Tete. Yönetmen Théatre du Soleil’in kurucusudur. La terre au ventre. Nuit d’été en ville başlıca filmleridir. televizyon. Les Bronzes.D’de Altın Küre almıştır.S’i. bir çok yönetmenle çalışıp Lumiére. sinema. Une femme a sa Fenetre . Son yönetmenliğini 1990’da Double Identiti ile yapmıştır. LAmi de Vincent. A cause d’une femme. JACQUES DERAY: Kariyerine Le Gigolo ile 1960’da başlayan Deray’ın sayılabilecek filmleri arasında: Par un Beau Matin sacré.blogspot. kurgu ile tanıştı. Archipel yer alır. Les Eaux profondes. Pleure pas my Love filmlerini yönetti. Resnais ve Rouch’un katkı sağladığı ilk uzun metrajı L’an 01’i 1972’de çekti. Benjamin. Les Princes gibi filmleriyle dikkat çekti. Tendres Requins. Martin Soldat. La Piscine. Espion. Doucement les Basse -devamı niteli-ğinde^Borsalino and Co. Un sac de billes. La Vie de Famille. Moliére gibi tiyatroda da sahneye koyduğu eserleri sinemaya aktardı. La Tentation de İsabelle. kısa filmler denedi. A. Manon des Sources ile uluslararası başarı sağlamış. MICHEL DEVILLE: Decoin’e asistanlık yapan Deville ilk uzun metrajını 1958’de Une Balle dans le Canon adıyla çekti. Le prix du Danger’ı. Le Marginal yer alır. http://genclikcephesi. La Veuve Couderc. Les Anentures de Salavin adlı uzun metrajını 1961’de kameraya aldı. La Couleur du vent. YVES BOISSET: Siyasal-toplumsal olgu ve olayları filme almasıyla adını duyurdu. La Drolesse. Le Gang. Kısa filmler yaptı. L’ Etoile du Nord. 1976’da le Sherifi. le Taxi Mauve’ı. 1974’de Dupont Lajoie’yu. Paris au Mois d’Août.

Beau Travil. Trouble Ever Day. IP5 (L’Ile aux pachydermes). Jean. Voyage de noce. Philippe Djian’nın metnini okuyarak. Qu’est-ce qu’on attend pour etre heureux bir diğer yapımıdır. Zenzibar ile adını gündeme getirdi. önce ünlü Les saintes chéries (1964-1967) dizisinde Jean Becker’in sonra da 1970’te Claude Berri’nin Le Cinéma de papa’sında yönetmen yardımcısı olarak mesleğe atılmıştır. Et Pourquoi Pas ile ilk uzun metrajını 1976 senesinde yaptı. 1985’de 3 Men and a Cradle 1990’da Mama. YENİ AKIM JEAN JACQUES BEINEIX Yönetmen. Jean-Jacques Beineix.Viens chez moi j’habite chez. CHRISTINE PASCAL: Oyunculuk ve senaristlik yaptı. Monsieur Hire. I can’t Sleep. Friday Nigh filmlerindeki direktörlüğü ile 2003’e ulaşmıştır. henüz tanınmayan Béatrice Dalle’in başrolde oynadığı 37°2 le matin filmini gerçekleştirmeye karar verdi. 1989’da Roselyne et les Lions filmindeki esas rol (role-titre) için Isabelle Pasco’yu seçmiş olmasına rağmen başarı kazanmamıştır. Défense de savoir. Yves Montant’ya son oyunculuğunu veriyor. NADINE TRINTIGNANT: Sinemaya geçişini Mon amour. Le parfum dYvonne çektiği filmlerdendir. 1978’den 2003’e değin direktörlük yapan Leconte’nin son yönetmenlik filmi 2003 tarihli Man on the Train’dir. ETIENNE CHATILIEZ: Yazarlık ve reklam filmciliği yaptı. ikinci yönetmen asistanı. La garce. There’s a Man in Your Bed 2003’te Chaos’un direktörlüğünü yapmıştır. Yönetmenin filmografyası ise şöyledir: http://genclikcephesi. La vie est un long fleuve tranquille ile dikkat topladı. On yıllık bir süre boyunca René Clément’nin La Course du lièvre à travers les champs (1971). Bu filmin oyunculuğundaki başarısı sayesinde Beatrice Dalle’i star yapmıştır. No die. 1982 yılında dört Cesar ödülü ile popüler bir başarı elde etti. Nenette and Boni. diyalogist. Les spécialistes. Tatie Danielle yönetmenin diğer filmidir. No fear. mon amour ile 1996 senesinde gerçekleştirdi. 1977’de Claude Zidi’nin L’Animal ’inde yönetmen yardımcılığı yapmıştır. CLAIRE DENIS: IDHEC’li. COLINE SERREAU: Bir reklam filmcisi olan Serreau. Jarmush gibi devlere yardımcılık yaptı.com 54 . Tango. ilk kısa filmini 1973’de gerçekleştirdi. Diğer filmleri arasında: Le voleur de crimes. Michel ile Trouville festivalinde birincilik ödülünü aldığı ilk kısa metrajını gerçekleştirdi: 1980’de gerçekleştirdiği ilk uzun metrajı olan Diva. Aynı yılda Le Chien de M. 1988’de Chocolat filmini gerçekleştirdi. 1993’te. Une copine. 1984 yılında. Felicite. Ma femme s’appale reviens. 08 Ekim 1946’da Paris’te doğdu. Wenders.blogspot. prodüktör. Gavras.Pierre Cattegno’nun pisikoanalitik polisiyesi olan Mortel Transfert’i adapte ederek olumsuz eleştiri ve ticari sorunlara maruz kalmıştır. Circulez y a rien a voir. Fransız senarist. İkinci filmi La Lune dans le caniveau. Premier voyage yer almaktadır. birinci. Le mari de la coiffeuse. 1983 yılında Cannes festivali için seçilmiş olmasına rağmen başarısızlığa uğradı. Ça n’arrive qu’aux autres.

Özellikle Hollywood sinemasına karşı Fransız sinemasını ayakta tutmaya özen gösteren yönetmen. Michel 1980 Diva 1983 La Lune dans le caniveau 1985 37˚2 le matin 1989 Roselyne et les Lions 1991 IP5 (L’lle aux pachydermes) 1994 Otaku: fils de l’empire du virtuel 2000 Mortel transfert LEOS CARAX Yönetmen. 1987.com 55 . 1999.1972 Une journée bien remplie. 1997. House Pola X Pierre ou les Ambiguites 2000 Strangulations Blues LUC BESSON 18 Mart 1959’de Paris. 21 Kasım 1960’ta doğdu. benzeri olmayan. Fetiş oyuncusu olan Denis Lavant ile çektiği Les Amants du Pont-Neuf filmini gerçekleştirmek için yeterli imkanlara sahiptir. The Day the Clown cried 1976.Neuf. Romantik ve gizemli. senarist. çok stilize ve yüksek bütçeli filmlerin yönetmeni olarak adını duyurdu. Ülkesinde Steven Spielberg’le eş değer tutulan Luc Besson. Filmografisini ise şöyle sıralayabiliriz: 1981 L'Avant dernier http://genclikcephesi. Filmografisi ise şu filmlerle oluşmaktadır: 1983 Boy meets girl 1986. Les Amants du Pont. oyuncu. pek çok filmin yapımcılığını üstlendi. Mauvais sang King Lear Les Ministere de l’art. hırslı veya megaloman bir yaratıcı olarak kendini kabul ettirmiştir. 1988. 1998. Yeni Akım’ın (Nouvelle Vague) uzaktaki sürgünü olmuştur. Üç filmi ile. L’Aile ou la cuisse Le Chien de M. Filmin çekimi birçok defa kazaya uğramış ve mesleğine üç yıl boyunca heyecan vermiştir. büyük bilgin ve aynı zamanda Dreyer’den Welles’e sinema ustalarının hayranıdır.blogspot. Fransa’daki sinema endüstrisinin geliştirmek için Hollywood kurallarını uyguluyor. Fransa’da doğdu. Yönetmenliğin yanı sıra yazarlık ve yapımcılık da yapan Besson. hızlı kurgusu olan. 1977.

film en iyi eşcinsel yapım seçilip Teddy Bear ödülü aldı.Thomas reconstituê-1992. İzleyicisini şaşırtmayı daha doğrusu şoke etmeyi seven ve bilen Ozon filmlerinde bu ögeye sıkıca sarılarak yapı taşlarından birini oluşturuyor. Sinema üzerine kafapatlatan kesimin ifadesiyle. X2000 filmlerinde sessizlik hakimiyeti ana olgu konumunda yer alır. Sitcom-1998. Sous Le Sable filmi ile artık özel yeri olan yönetmenler arasına girmeyi başarmıştı bile. ensest. İlk uzun metrajında profesyonel izleyicinin dikkatini. A Summer Dress filmi Locarno Film Festivali’nde ona Léopard de Demain ödülünü getirdi. sexualite. kendine ait bir tarzı/stili olan bir yönetmen. Ozon. 24.Une goutte de sang-1991. Yakın zamana değin Türkiye’de özel bir kesim harici pek bilinen bir isim değildi kendisi. bitirdiği sinema okulu ardından gittiği yüksek prestijli bir okul olan FEMIS sonrasında filmlerinin çoğu kısa film festivallerinde gösterime sunuldu. La Femme Nikita / Nikita Atlantis . Criminal Lovers da cinseliteyi ve bu bağlamda güç dengelerini öne sürerek sunduğu hikayesi pek kuvvetli değildi. Saydığımız bu iki unsur Ozon filmlerinde birbirini destekler bir şekilde yer almaktadır. zira bunu kısa filmlerinde de ortaya koymuş ve uzun metrajlarında da ortaya ne koyacağının işaretlerini vermiş bir isim. intihar ve sadomazoşist ögelere yöneldi. peşinden sunuldu. doğrudur da. aslını isterseniz yeni yeni insanlar Ozon ismi hakkında birşeyler söyleyebilmeye başladı. 1998 de ilk uzun metrajı olan Sitcom’ın premiyeri yapıldı. Gouttes d'eau sur pierres brûlantes ile takdir toplayan yönetmen. Fransan’nın en cesaretli ve yenilikçi yönetmeni Ozon. Swimming Pool-2003. kim filmlerinin tamamını görmüştür sorusuna tebessümle karşılık veririm ben. duyarlılığın ve içgörünün nadir bir karışımının kendisinde bulunması olmuştur. Une rose entre nous-1994. cinayet. Scênes de lit-1998. mizahın. ve artık tam anlamıyla çıkışını yapmış yönetmenler arasına dahiloldu. filmlerinde.1983 Le Dernier combat / The Final Combat / The Last Battle 1986 Subway / Metro 1988 Le Grand bleu / The Big Blue 1990.Deux plus un-1991. Les-1998. Amants criminels. Ozon ve eserlerine uluslar arası ün getiren yeganelik..Mes parents un jour d’êtê1990. Sous le sable-2000. Sea the Sea filmi ile Cannes Kritik Haftası’nda eleştirmenlerin karşısına çıktı.Trou madame. Yapıtaşı modundaki ikinci Ozon ögesi ise çalışmalarında önemli yer kaplayan sessizlik halleri.Peau contre peau-1991.blogspot. Victor-1993.. Les-1999. Petite mort. Action vêritê1994. 8femmes-2002.La-1995.Photo de famille-1988 http://genclikcephesi. Le-1991. hatta. X 2000-1998. Une robe d’êtê-1996. FİLMOGRAFİSİ: 5x2-2004.Doigts dans le ventre.Le creature del mare / Atlantis 1994 Léon / Léon: The Professional / Leon: Sevginin Gücü 1997 The Fifth Element / Beşinci Güç 1999 Jeanne d'Arc / The Messenger: The Story of Joan of Arc SON FRANSIZ AUTEUR 1967 Paris doğumlu François Ozon’dan bahsediyoruz. üzerinde ki Buñuel etkilenimleri çekmişti.com 56 . Sea the Sea . Criminal Lovers yapımını 1999 da premiye etti ve 6 ay sonra Water Drops on Burning Rocks. Gouttes d’eau sur pierres brûlantes-2000. Regarde la mer-1997. 1991. Jospin s’êclaire-1995.

Luis Bunuel'in eserinden daha özgür. keskin bir gülmece.Cet obscur objet du désir / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1975: Italian National Syndicate of Film Journalists .. Rüzgarlı Bayır. Gerçeküstücülük Bunuel'in tüm filmlerinde alttan alta da olsa kendini duyurur..Belle de jour 1968: French Syndicate of Cinema Critics . veya tek bir filmin yapısı içinde hepsini birden irdeleyen. İspanya’da dünyaya gelen gerçeküstücülüğün büyük üstadı 29 Haziran 1983’te yaşamına veda etmiştir. Nazarin .Best Non-American Film . öldüren. mahveden tutkuları..vakidir. Luis Bunuel üstüne bir inceleme kitabı yazmış olan sinema tarihçisi Ado Kyrou: "Tüm sinema tarihinde.Foreign Film Le Fantôme de la liberté 1974: BAFTA Film Award Best Screenplay .blogspot. Ödülleri: 1972: OSCAR. daha doğrusu ironi duygusunun hiç bir zaman ortadan silinmediği filmler. Bazen toplumsal gerçeklikleri..EK I LUIS BUNUEL Luis Buñuel Portolés: 22 Şubat 1900’de Calanda. Bunuel'e göre ikisi de hep içiçe yaşarlar .com 57 .Career Golden Lion 1978: NSFC Award . Bu Bahçede Ölüm. akıldışıda. daha kişisel bir yaratış yoktur.dışlı olan Bunuel'in sinemasında. Fransa’nın bu büyük İspanyol yönetmeni sinema tarihindeki büyük öneminden dolayı özel bir ek olarak buradaki yerini alıyor.La Voie lactée 1968: Bodil . onulmaz. bazen tutkuları. gülmecenin çeşitli alanlarıyla da içli .üstücü devrim. büyük.Best Director ..Silver Ribbon . önceden bilinemezde son derece rahat olan. sinemasal geleneklere onunki denli karşı çıkmış. bazen ise bireysel inanç ve vicdanla katolik kilisesinin dogmaları arasındaki çatışmayı." der.Best Director . Alışılmamışta..Critics Award -Best Film .Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1973: French Syndicate of Cinema Critics . Gerçekle düşün kesin kesişme noktaları yoktur çünkü. En İyi Yabancı Film : Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1982: Venice Film Festival .Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1973: NSFC Award . bir emri .Best Director . El. Archibald de la Cruz 'un Suçlu Yaşamı. Kalıplara onunki denli uymayan.Best Director . sanatının ayrılmaz bir olgusudur .Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1969: Berlin International Film Festival -FIPRESCI Award + Honorable Mention + Interfilm Award . alttan alta açık bir kilise düşmanlığının ve katolik inanç eleştirisinin kendini duyurduğu ve kara. gerçek. bireyin ve toplumun tabularını yıkmaya çalışan niteliktedir. her türden tabuya onunki denli egemen olan bir sinema da yoktur.Cet obscur objet du désir / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1977: NBR Award . Bunuel filmleri yenilikçi.Critics Award http://genclikcephesi. kışkırtıcı ve insanoğlunu düşünmeye iten. Unutulmuşlar.

Belle de jour 1967: Venice Film Festival .Golden Palm .Best Non-European Film / Best American Film Nazarín 1960: Cannes Film Festival .Golden Ariel+Silver Ariel (Best Direction+Best Original Story+Best Screenplay) . Mexico .blogspot.Pasinetti Award .Golden Ariel+Silver Ariel (Best Direction+Best Screenplay) .Susana Yönetmen Filmografisi 1977: Cet obscur objet du désir / That Obscure Object of Desire / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1974: Le Fantôme de la liberté / The Phantom of Liberty / Özgürlük Hayaleti 1972: Le Charme discret de la bourgeoisie/ The Discreet Charm of the Bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1970: Tristana 1969: La Voie lactée / The Milky Way 1967: Belle de jour http://genclikcephesi.Nazarin 1956: Academy Awards.Los Olvidados / Unutulmuşlar 1951: Cannes Film Festival .Jury Special Prize .Special Mention .Best Director .Los Olvidados / Unutulmuşlar 1950: Cannes Film Festival . Mexico .Best Non-European Film / Best American Film El Ángel exterminador 1961: Cannes Film Festival .Belle de jour 1965: Venice Film Festival .Best Film .Best Avantgarde Film .Golden Lion .com 58 .La Joven 1959: Cannes Film Festival .Simón del desierto 1963: Bodil .FIPRESCI Award + Special Jury Prize .Belle de jour 1967: Venice Film Festival .Best Film .Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1951: Academy Awards.Viridiana 1961: Bodil .

com 59 .blogspot.1965: Simón del desierto / Simon of the Desert / Çöl Azizi Simon 1964: Le Journal d'une femme de chambre / Diary of a Chambermaid 1962: El Ángel exterminador / The Exterminating Angel / Öldürücü Melek 1961: Viridiana 1960: La Joven / White Trash-The Young One 1959: La Fièvre monte à El Pao / Fever Rises in El Pao / Günah Cumhuriyeti 1958: Nazarín 1956: La Mort en ce jardin / Death in the Garden / Bu Bahçede Ölüm 1955: Cela s'appelle l'aurore 1955: Ensayo de un crimen / The Criminal Life of Archibaldo de la Cruz / Archibaldo de la Cruz un Suçlu Yaşamı 1954: El Río y la muerte / The River and Death / Nehir ve Ölüm 1954: Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1953: La Ilusión viaja en tranvía / Illusion Travels by Streetcar 1952: El Bruto / The Brute 1952: Él /This Strange Passion 1952: Subida al cielo / Mexican Bus Ride 1951: La aHija del engaño / Daughter of Deceit 1951: Una Mujer sin amor / A Woman Without Love 1950: Susana / The Devil and the Flesh 1950: Los Olvidados / The Young and the Damned / Unutulmuşlar 1949: El Gran Calavera / The Great Madcap 1947: En el viejo Tampico / Gran Casino 1940: El Vaticano de Pio XII 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1930: L'Âge d'or / The Golden Age /Altın Çağ 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği Senaryo Filmografisi 1998: La Novia de medianoche 1977: Cet obscur objet du désir / That Obscure Object of Desire / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1974: Le Fantôme de la liberté / The Phantom of Liberty / Özgürlük Hayaleti 1972: Le Charme discret de la bourgeoisie/ The Discreet Charm of the Bourgeoisie/ Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1972: Le Moine / The Monk 1972: Una Historia decente (book/kitap) 1970: Tristana 1969: La Voie lactée / The Milky Way 1967: Belle de jour 1965: Simón del desierto / Simon of the Desert / Çöl Azizi Simon 1964: Le Journal d'une femme de chambre / Diary of a Chambermaid 1962: El Ángel exterminador / The Exterminating Angel / Öldürücü Melek 1961: Viridiana 1960: La Joven / White Trash-The Young One 1959: La Fièvre monte à El Pao / Fever Rises in El Pao / Günah Cumhuriyeti 1958: Nazarín 1956: La Mort en ce jardin / Death in the Garden / Bu Bahçede Ölüm http://genclikcephesi.

Yeni gösterime çıkan popüler filmleri para kazanma tekil politikasıyla tüketime sunulduğu sinemaların aksine.blogspot. yo sí (story/hikaye) 1936: España 1936 / Madrid 1936. geçmişe özlem duyarak ama günümüze uyum sağlamak için de çaba harcayarak sabırla. Onlar. eskinin canlı.1955: Cela s'appelle l'aurore 1955: Ensayo de un crimen / The Criminal Life of Archibaldo de la Cruz / Archibaldo de la Cruz un Suçlu Yaşamı 1954: Abismos de pasión / Wuthering Heights 1954: El Río y la muerte / The River and Death / Nehir ve Ölüm 1954: Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1953: La Ilusión viaja en tranvía / Illusion Travels by Streetcar 1952: El Bruto / The Brute 1952: Él /This Strange Passion 1952: Subida al cielo / Mexican Bus Ride 1951: Una Mujer sin amor / A Woman Without Love 1950: Susana / The Devil and the Flesh 1950: Los Olvidados / The Young and the Damned / Unutulmuşlar 1950: Si usted no puede. Aşağıda bu sinemalardan bir kaçının kısa tanıtımı var. La / Juan Simon's Daughter 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği EK II Paris'teki Bağımsız Sanat Sinemaları Üzerine* Paris'te. 1936: Centinela. pop-corn sinemaları olarak adlandırılan ticari sinema dünyasının dışında kalmış büyük sinema dağıtım zincirleriyle bağlantısı olmayan sinemalara verilen genel isim. 1936: Centinela.com 60 . * Web’den Aysun Akarsu yazısı http://genclikcephesi. salonlarında kendini evinde gibi hissettiği sanat evleri. İçlerinde ayin yapılan tapınak-si-nemalar. daha amatör ve sanatçı bir ruhla film gösterilen mekanlar. neşeli. parlak günlerinin geri gelmeyeceğini bilerek. Herbirinin kendilerine özgü politikaları. Şimdilerde. anlatacak güzel hikayeleri var. bağımsız sanat sinemaları. kültürleri. alerta! 1936: Quién me quiere a mí? / Who Loves Me? 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1930: L'Âge d'or / The Golden Age /Altın Çağ 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği Prodüktörlük Filmografisi 1970: Tristana 1936: España 1936 / Madrid 1936. alerta! 1936: Quién me quiere a mí? / Who Loves Me? 1935: La Hija de Juan Simón. tarihleri. özveriyle varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. gerçek bir cinephile'in adreslerini evinin adresi kadar iyi bildiği. sinema tarihi dersleri veren okul-sinemalar ya da sinematografik-tiyatro olarak adlandırılanlarından tutun da sadece bir kültüre veya bir tek filme adanmış sinemalar bile var.

sinema salonunda fanların yanlarında bulunan prinçleri etrafa saçarken. Doğal olarak kült filmlere gönlünü kaptırmış bu tapınak-sinemanın en sevdiği afişler mi? "Brazil". Aslında zengin bir Fransızın uzakdoğu gezilerinden etkilenip orada gordüğü ve hoşuna giden mimari tarzı kendi ülkesine taşımak istemesi nedeniyle inşa edilmis. Yapı olarak bağımsız sinemalar içinde estetik olarak en güzeli. Bir sinemaya adanmış bir film olabilir ama tersinin olabileceğinin en canlı örneği “Studio Galande”. Pagode'un sözlük anlamı budist tapınağı olmasına rağmen gerçek anlamda uzak-doğu tarzı herhangibir yapıyı tanımlamak için kullanılıyor. 14 milyonu aşan izleyici sayısı bırakmış olarak devam ediyor. karşınızda görüverince saşkınlık gibi bir kelimenin hissetiklerinizi anlatmak için ne kadar yetersiz kalabileceğini anlıyorsunuz. 1938'de başladığı sanat yaşamına o yıldan günümüze arkasında dört nesil. İki güzel salonu olan bu sinemada şimdilerde uzak-doğu kültüründen filmler gösteriliyor. Şaşırtıcılığı hem yapının güzelliğinden hem de 7. Studio Galande'in tek gösterimi neyse ki sadece bu film değil. Michelangelo Antonioni'nin toplu film gösterilerine kadar zengin ve çeşitli bir program bulmak mümkün. Lars Von Trier'in tüm filmleri ve yeni yeni "Matrix".com 61 . yy sonunda gerçekleştirilen yapı. yapımında çalışan işçisinden. yine yanlarında getirdikleri sularla fanların birbirlerini ve heryeri güzelce ıslatarak sırılsıklam yapması gibi. Action Sinemaları Grand Action Action Ecoles Action Christine http://genclikcephesi. filmi anmak için bir ayin düzenlemek üzere bu sinemaya gelirler. La pagode 1931 yılında sinema olarak kullanılmaya başlamış. Yeni Dalga’nın özellikle Francois Truffaut ve Claude Chabrol'un en sevdiği. Şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcı. Son derece sulu olan bu törenden fanlar kadar sinema salonu ve ekranı da nasibini almaktadır.La Pagode Sinema bir dinse ve yeryüzünde ona tapınmak için bir tapınak aranıyorsa bu tapınak mutlaka "La Pagode" olmalı. bölge gibi çok sık bir bölgede yüzlerce dört beş katlı hantal apartmanların arasında kalmasından ileri geliyor. "La Pagode" kesinlikle mimari açıdan bir şaheser. gemiyle parça parça taşınmış olmayıp stili ve ruhu dışında. Bu sinemasal ayinin başka bir ülkede örneği var mı tam bilinmiyor. Üstelik bir de bunun bir sinema olması. Le Champo -Espace Jacques Tati İşte bağımsız sinemalardan bahsederken görmezlikten gelinemeyecek bir tarihi-sinema. Studio Galande Bu sinema kesinlikle "Rocky Horror Picture Show" filmine adanmış bir tapınak-sinemadır. Her Cuma ve Cumartesi 22:30'da tekrarlanan bu ayinin içeriği kısaca şöyle: Film repliklerinin ve şarkılarının hep bir ağızdan bağıra bağıra filmle birlikte söylenmesi. Paris gibi son derece düzenli yapılanmiş bütünlüğe çok önem verilen bir kentte kırk yıl düşünseniz onca apartmanın içinde birinin böyle uzakdoğu tarzı bir bina inşa etmiş olduğu aklınıza gelmeyecekken ve biri söylese buna asla inanmayacakken. "La Champo" 2000 yılında sadece sinema olmayı aşıp tarihsel anıtlar kaydına girmeyi de başarmış. kullanılan betonuna Fransızlara ait bir eser. Tim Burton'unun. Her haftasonu bu kült filmin fanları. Jean Cocteau "Testament D'Orphee" nin premiere'ini burada yapmış! Yeni Dalga geldiğinde onlara ev sahipligi yapmış ve onları yüreklendirmiş. "Hana-bi". 19. Joel kardeslerin. Örneğin geçen yıl "In the Mood for Love" filmi hiç afişlerinden inmemişti.blogspot. en sık uğradığı sinemalardan olan bu tarihi-sinemanın programında yeni gösterime çıkan filmler olduğu kadar sürekli değişse de Monthy Python serilerinden.

Grande Action. filmi de seyretmeyi unutmayın !" Le Cinema du Pantheon Pantheon Paris'in en eski sineması olmakla epeyce övünür Doğumu 1907 olan bu yaşlı sinemanın diğer bir özelliği de artık sinemalarda çok nadir bulunan bir de balkonunun olması. http://genclikcephesi. sinemayı çok seven Parislilerin kalbindeki özel yerini 1988'de yapılan yenilenmeye borçlu. Quartier Latin bölgesinin kalbinde yer alan. 1960’li yılların sinema çılgınlığı döneminden kalmış iflah olmaz bir cinephile. Max Linder Panorama İsmini unutulmaz sinema dehası Max Linder’den alan bu sinema gerçek bir sinematografiktiyatrodur. 1920'de Parislilere kapılarını açmış olmasına rağmen. sinema tarihinde yer etmiş. 650 kişilik koltuğu.com 62 . Action Ecole ve Action Christine olmak üzere üç tane olan action sinemaları sinema dersleri almak isteyenlerce sıkça ziyaret edilir. “Max Linder”'in izleyicilere film başlamadan önce söyleyeceği tek bir cümle var: "Bu salona ilk girişinizse.Action sinemaları gerçek birer okul-sinemadırlar.blogspot. salsa pratik edebilirsiniz. klasik yüzlerce filmden birini görebileceğiniz bu sinemanın sahibi Jean Max. Sorbonne Üniversitesinin hemen yanıbaşındaki Pantheon sineması. Bunu sağlamak için yönetmenlerle buluşmalar düzenlediği gibi düzenli olarak Jean Douchet'nin katıldığı sinemakulübü gibi bilgi verici konfereranslara da ev sahipliği yapmaktadır. hızınız kesilmezse gidip bir de dans salonunda tango. Her gün değişik bir filmle sürekli gösterimde olan "sinemanın en büyük filmleri" kuşağına ek olarak düzenlenen sadece bir yönetmenin ya da sadece bir aktörün toplu filmleri kuşağı da zaman zaman gösterimde yer almakta. Max Linder. sanatın buluşma yeri olma politikasıyla işlevine devam etmekte. Yapılan yenilik mi? Çok abartılacak bir şey değil. Pantheon bir tartışma ve entellektüel alışveriş mekanı olma amacını da gütmektedir. Sadece Latin kaynaklı filmleri göstermeye çalışsada arada sırada klasik filmler kuşağına veya genç sinemacıların filmlerine de yer vermeye çalışıyor. 200 metrekarelik bir ekrancık ve THX numerik ses!!! Bu güzel ve şık sinemanın büyük ekranı. bir tane sanat galerisi ve dans salonuyla eşi benzeri olmayan bir yer. yönetmenlerle buluşmalar düzenlemek de özel ilgi alanlarına giriyor. Latina Le Latina sadece Latin filmlerine adanmış bir Latin-sineması. Genellikle yeni gösterime giren filmlerin sunulduğu bu koca tiyatronun sinema geceleri. İki tane salonu. Bu sinemada bir film izleyebilir. seyircileri her türlü ışık yansımasından korumak üzere kaplanmış siyah kadifeden yer halısıyla 3 katlı orkestra balkon asmakatı ve böylece filmi görmek için sağladığı 3 değişik görüş açısıyla Avrupa’da benzeri yok. Hergün değişen programında. izleyiciler ve 7. Western filmlerine olan tutkusu da zaman zaman sinemasının onünde yer alan afişlerden belli oluyor. restaurantında Latin Amerika yemeklerini tadabilir.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful