SİNEMA KİTAPLIĞI

Fransız Sineması Üzerine
ŞENOL ERDOĞAN

Bu eser http://genclikcephesi.blogspot.com tarafından yayınlanmaktadır.

http://genclikcephesi.blogspot.com

1

Fransız Sineması Üzerine
KISACA ...

Elinizde tuttuğunuz bu kitap; Fransa’da gerçek anlamda sinemadan bahsedilebilecek ve bu yoğunluğun yaşandığı dönemi; yönetmen ve filmler ağırlıklı olarak bir anlamda kronolojik bir yapıyla sergilemektedir.

Amaç; irdelenmiş bir Fransız Sineması ortaya koymak değil, daha çok Fransız Sinemasının genel yapısını gözden geçirerek, önemi genel kabul görmüş bazı noktaları da genişletmektir. Bundan dolayı da; bu kitapta uzun metinlerle kendilerinden bahsedemeyeceğimiz isimleri, yaptıkları önemsenecek işlerden dolayı küçük pasajlar şeklinde bir tablo içerisinde toplamayı –daha– uygun gördük; böylelikle de onlara değinmeden geçmemiş olarak; kendimizi ve “bu neden yok?” sorusunu yöneltebilecek okuyucuyu rahatlatmış olduk. Eser bir anlamda iki ana bölümden oluşmaktadır; kitabın birinci kısmı diyebileceğimiz yanı; Fransa’da sinemanın endüstri açısından doğumu ve gelişimi ve daha sonralarıysa çeşitli sebeplerle nasıl durakladığını ve dış piyasanın iç sektöre yaptığı olumsuz dokunmaları; ardından da sessiz film yıllarından başlayıp sesli filme uzanan ve doksanlara değin filmleri ve yönetmenleri anlatarak gelen tarihi aktarırken; Fransız sineması içerisinde doğan akımları ve söz etmenin kaçınılmaz olduğu isimleri de içine almaktadır. Kitabın ikinci diye adlandırabileceğimiz son kısmında ise; en başından sonuna değin Fransız sinemasında adına rastlanan ve sinema adına gerçekten önemli olan kişilere değiniler yapacağız. Fransa’ya belki sanatın doğduğu yer diyemeyiz ama şu bir gerçek ki sanat olarak sinemanın doğduğu ve sanatın tüm anlamıyla yaşadığı, yaşandığı, önemlisi; sanatçının da beslendiği bir yer olmuştur hep. Sanat anlamında ilkleri yaşamış bir ülke olan Fransa, sinemada da ilkleri yapmış bir ülke olarak ilgi sınırlarımızdadır şu an. Sanırım öncelikle sinemanın fotoğrafçılık kaynağına bir göz atarak doğumunu kutsayıp daha sonraysa doğan bu çocuğun gelişim safhalarını izlemek en iyisi olacaktır.

Fransa’da Sinemanın Oluşumu
“Her şey, Lumiere Kardeşlerin fotoğrafçılıkla uğraşırken "sinematographe"ı bulmaları ve
geliştirmeleri ile başlamıştır” sözcüğü pek doğru değildir: Kimse sinemanın Lumiére’lerin bir icadı olduğunu öne süremeyeceği gibi, kimse de sinemanın başlangıcına ilişkin bir noktalama yapamaz.
http://genclikcephesi.blogspot.com

2

Şöyle ki; sinemanın önceliğine doğru bir bakış yaptığımız da karşımıza çıkacak olan şey ana hatları belirli bir tablo ya da bir tarih olmayacak bunun yerine bir süreç ile karşı karşıya kalacağızdır. Ne Edison’un 1891’de patent aldığı Kinetescope’u, ne Robertson’ın 1798’ deki Phantasmagoria’sı, ne de Reynaud’nun 1892’de yaptığı Pantomimes’si ve 1890’lara kadar gelen değişim süreci sinema için bir patlama noktası olmamış, başta da belirttiğimiz gibi bir sinema evrimi ortaya koymuştur diyebiliriz. 1880 senesinde Adriano de Paiva konuyla ilgili olan çalışmalarını yayımlamış; Rignoux ise 1909 senesinde gerçek bir aktarımı başarabilmiştir. Gene de sinema için film gösterebilir hale gerçek anlamda gelene dek icat edilmedi cümlesi kurulmuştur, kurabiliriz. Tarihe

baktığımız zaman Kinetescope’un sadece bir gösteri-m kutusu olduğunu gördüğümüzden dolayı onu sinema olarak elbet kabul edemeyiz, zira bu aygıt sadece bir kişiye sunum yapabiliyor ve bu da sadece mevzu kutunun içine sabit bir şekilde bakmakla sağlanabiliyordu. Bu aygıt Viktoryan dönemin Zoetrope’un dan farklı bir şey değildi. Yıl 1895’ e geldiğinde icatçıların filmi aralıklı bir şekilde akıtan aygıtlar yaptığını görebiliyoruz. Lumiére’lerin yaptığı da böyle bir şeydi zaten ve filmlerin sürelerinin çok kısa oluşundan dolayı süreklilik anlamında pek bir sorun yaşanmıyordu. İhtiyaç duyulan tek şey gösterimin duraksatılmasını ya da kesilmesini engellemek ve bir akışkanlık sağlamaktı. 1897’li yıllarda Woodville Latham ve R.W Paul’un buluşları ile bu sorun ortadan kalkıyordu. 1905 yılına gelindiğindeyse sinema tarihinde Malta Haçı adını almış olan teknikle bu problemler tamamen ortadan kalkıyor; icat 1905’lerde tüm kusurlarından arınıyordu ve bu biçim hâlâ 35 mm projeksiyonunda da kullanılmaktadır. Bir hareket noktası olarak Lumiere Kardeşler ile devam edecek olursak; buldukları bu icatla çektikleri görüntüleri daha sonra halka gösteriyorlardı ki bunlar genellikle; kısa belgesel, haber, ve komedilerden oluşan filmlerdi. Lumiere'lerin bu işi ileri götürmeleriyle -ki bunda yeterince ilgi görmelerinin de payı büyüktü - sinema gösterileri farklı tarzlarda ve konularda çekilmeye başlandı. İşin aslı yaptığımız girişe çok ters doğrusu; zira Lumiere'ler sinemanın eğlenceden öte geçebileceğine değil inanmak bunu akıllarına dahi getirmiş değillerdi oysa. Birkaç yıl sonraysa sinematografı ve patentini Pathé'ye (ilerleyen safhalarda Pathé hakkında bir hayli yazacağız) sattılar.
Fransız sineması dünya ilklerini gerçekleştirmiştir” gibi bir sözcüğü hiç tereddüt etmeden kurabiliriz; gerçek anlamda bir çok yeniliğin doğum yeri olmuştur Fransız Sineması: Max Linder’ın komedileri, Sanat Filmi kavramının doğuşu, dizi filmlerin çekilmeye başlanması, ilk canlandırma filmlerin Emile Cohl öncülüğünde çekilişi, Sürreal noktalarla ağırlık kazanacak olan AvantGarde’ın sinemaya girişi; fotojeni, hızlı ritim ve heyecanı öne çıkaran Louis Delluc, Abel Gance, Rene Clair, Jean Renoir, Jean Vigo, Jean Gabin gibi yönetmenlerin ortaya çıkıp Fransız İzlenimcileri’ni var etmesi gibi sinemayı var eden olguların gerçekleşmesine sahiplik etmiştir. Evet, yapılması gereken bu sunumlardan sonra en başta da bahsettiğimiz çizgiyi izleyecek olan kitabımıza başlayabiliriz.

FILM D’ART

http://genclikcephesi.blogspot.com

3

Sefiller. salt ayak takımına indirgenecek bir olgu da değildi. Don Quichotte. Tanınmasını sağlayan yapımı Les Joyeux Microbes. Ama ülkesine döndüğünde artık ilgi çekmeyecekti. Drame chez les fantoches. Belki bu tarzın doğması için olumlu olarak şunu söylemek mümkündü: Sinema sadece bir eğlence aracı bir oyuncak olmadığı gibi. Elbetteki bu eksenin merkez noktası Paris olacaktı. Film D’Art’ın başlıca örnekleri şunlar olmuştur: Manon Lescaut. 1938 senesinde sefalete yakın bir çizgide öldüğünde ardında önemli şeyler bırakmıştı. Böyle bir hareketi ilkin Lafitte Kardeşler gerçekleştirecekti. Le Roi s’amuse. L’ Assassinat du Duc de Guise.blogspot. İsa’nın Yaşamı yapılmıştır. Onlar sadece savaş sonrası ortaya yayılmış olan ideolojilere. Paris'te Club des Amis du 7 e Artı kuran Ricciotto Canudo'nun sanat sineması üzerine kaleme aldığı eleştirel yazılarla kendini hissettirmeye başlamıştır. Emile Cohl ve de Jean Durand'ın çalışmalarından etkilenmiştir. Bir akım olarak Dadahttp://genclikcephesi. ünlü oyuncular ve isim yapmış besteciler kullandılar. İşte soyluların sinemaya yönelik bu tutumları sayesinde belki de sinema biraz kişilik bulmuş olacaktı. aydınlar tarafınca oluşturula gelen küçük çaplı yapım evleri oluşmuştu. Sardou. Notre Dame’ın Kamburu. L’assommoir.Sinema elbet ilgi çekecekti ve bu ilgi tabakalara göre farklılık gösterecekti. Arp. Canlandırma Sineması ve bu dalın yegane ismi Emile Cohl olacaktır. Bu arada Pathé sonrasında ise Eclair şirketlerine geçiş yaptı. dünyaya bakışlarında ki farklar gibi sinemaya olan bakışlar da her yönden farklı olacaktı. sanat ve felsefe oluşumlarına ve kurumlarına değil bu öğelere bir bütün olarak yani savaşı baz almadan. Bu oluşumun tabanında ressam ve şairler yer almaktaydı. 1920’li yıllarda ise animatörler Fransız Edebiyatından uyarlamalar yapmışlardır. Guise Dükünün Öldürülüşü oldu. Üçüncü önem noktası olarak ise Fransız Sinemasının belki de en özel dönemi olan Avant-Garde Sinema’dan söz açmamız gerekiyor. 1918’e değin yüzlerce kısa film yaptı. süreç. l’ Arlesienne. Carmen. Canlı Kibritler. Klée. Bu arada Komik Hayvanlar Dizisi. Ernst. Ardından basit ve çocuksu çizgi stillerine sahip olan: Les allumettes animées. Savaşın ardından -daha öncede belirttiğimiz gibiküçük oluşumlar söz konusu olmuştu ve bu oluşumların arasında deneyselliğe taban olacak. 1888 senesinde yapılan Zavallı Pierrot bir çıkış noktası olarak alınmıştır. Bu tarz kesinlikle Courtet ve Cohl ile başlamış ve bir süre sonra Fransa’da kabul görmüş ve sevilmiştir diyebiliriz. Büyük yönetmenler. Reynaud’nun çalışmalarına değin dayanan Canlandırma Sineması için kullanabileceğimiz en eski tarih 1844 yılıdır. Séries d’animaux comiques ile uğraştı. 1906’da La Vie du Christ. Miro. Ray. soylu ve kültürlü tabaka! Bu yapımın ortaya çıkışı ve eserin kabulü ile birlikte ünlü eserler ve ünlü oyuncular süreci başlamış oldu. 1908’de ilk yapımı olan Fantasmagorie’yi ortaya koydu. Rigoletto. Picasso gibi sür-real-ist'ler ilk sergilerini düzenlemişlerdi bile. Üç Silahşörler. Kamelyalı Kadın.D’ye geçti ve Baby Snookums adlı ünlü çizgisini gerçekleştirdi. ahlak. Sanat Filmi adı altında (kurdukları bir şirketle) senaryo siparişleri verdiler. Film D’Art sonrasında bahsedilecek diğer önem noktası ise. Seyirci kitlesi baştan belli ve hazırdı. insanların yaşama. Germinale. Emile Cohl’a gelecek olursak: 1857 doğumlu sanatçı önce ünlü karikatürist André Gill’den dersler almış sonrasında ise mizah dergilerinde çizimler yapıp sinema tutkusunu Gaumont’da senarist ve yönetmen olarak ortaya koymuştur. Sanat Filmi adını alsa da.com 4 . Neşeli Mikroplar oldu. tıpkı aydın sınıfın bakış açısının halktan ayrılım noktası gibi. Rostand gibi senaristlere Film d’Art. özellikle tiyatro yazarlarına verilen siparişlerden de etkilenerek ortaya bir théâtre film akımı doğurmuştu ve sinema Méliés’ten sonra yeniden tiyatro ile gölgelenmişti. Avant-Garde Sinema 1908 yılında. öncesi ve sonra-sıyla saçma ve usdışı-ötesi olarak daha iyi bir tabirle çılgınlık diyebileceğimiz bir uslupla ayak diremişler ve yeni bir oluşum ortaya koymuşlardı. Oliver Twist.B. Leamitre. İlk filmleri 1908 tarihli. 1912’de A. Comédie Française ise ortak düşüncelerinden dolayı piyasadan farklı olduklarını düşündükleri oyuncu ve yönetmenler konusunda onlara destek sağlayacaktı. Belirtmeliyiz ki bu sadece işin teorik safhasıdır. Lafitte’ler: Lavedan. Kukla film deneylerini ve Don Quichotte’u yaptı. Kuklalar Arasında Bir Ağlatı’yı ortaya koydu. Le Mystere de Paris. Macbeth.

O tüm bu düşünceleri doğrultusunda yazdığı sinema yazılarıyla gerçek anlamda bir ünvana kavuşuyordu.com 5 . kurgu. Sinemanın tinselliğin formülasyonunda önemli bir nokta olduğunu biliyor ve psikolojik alanın yaratılması. sürecin öne çıkan sinemacısı olarak Louis Delluc isminden başkası olmayacak. ilkinden çok uzak ikinci sürreal çalışmasında genede yaratıcılığını Dali'nin yaptığı bir sahneyi filme koymuştur. kamera teknikleri geliştiren bir grup doğmuştu. Avant-Gard çizgisine ait örnekleri sıralayacak olursak: Henry Chomette'un Cing Minıtes de Cin"ma Pure'u. Fransa’da Sinemanın Endüstrileşme Süreci ve Sessiz Sinema Yılları 1907-1922 Tarihin 1907’yi gösterdiği zamanlardı ve sinema Fransa’da kendisine bir ‘yıl’ edinmişti. Delluc. insan yüzü ve tüm nesneler olduğunu söylemekteydi. buna bağlı olarak gölge. Bu arada bahsetmezsek olmaz. bu tarih için ‘sinema yılı’ denebilirdi gerçekten. Delluc bir eleştirmen ve kuramcıydı. Dulac. Bunuel'in Un Chien Andalou'su senaryoya Salvador Dali'nin ortak düşmesi bakımıyla da ünlenmiş.izm. Eugéne Deslaw'ın La Marche des Machines si Ferdinand Léger'in Le Ballet Mécanique'i önde duran örneklerdendir. Menilmontat bu çizgi insanlarının başlıcalarıydı. zamanı şekillendirme ve zihnin belirlediği hissini sağlayan görüngüler yaratma konusunda öne çıkıyordu. Bu öylesi bir atmosferdi ki bu ortamı oluşturan yegane yapı sinemaya geleceği sınırsız bir dal olarak bakılmasıydı. Breton. aralarına giren soğukluğa rağmen Bunuel. filmlerinden biri olan Fiévre ile Vigo ve Carne'ı etkileyecekti . Elbetteki sektörün beslenmesi. Sanırım genel kabul gören kanı. peki Delluc ne yapmıştır: Işık ve ritmin yaratıcı bir şekilde kullanılması gerektiğini ve kullanabileceğini söyleyen bu adam Photogénie kelimesini irdeledi. Jean Gremillon'ın PhotogéniqueMécanique'i. Marcel Duchamp'ın Anaemic Cinéma'sı. Deneysel Sinemada gerçeküstücü kulvarda ise Fransayı kesinlikle Luis Bunuel'in Un Chien Andalou'su ve onun kadar ol-a-masa da L'age dor yapıtı. Aragon. Ama etki bununla sınırlı kalmamış anlaşılan ki yeni çekim. Apollinaire. ay da ikiyüzelli kamera. Söz konusu çoğul üretim olduğunda bu pazarın merkez noktasına oturan bir tek isim söz konusuydu. Çok değil birkaç yıl sonra bu rakamlar nerden bakılsa iki katına ulaşmış olacaktı. Orphée ve Le Testament d’Orphée’ile bitirdiği üçlemesi temsil etmiştir. herhangi özelliği bulunmayan bir nesnenin bir liriksellik sergilemesine sebep olan görüngü biçimi dedi. Anlam olarak bu sözcüğe. günde kırkbin metre film pozitifi. bunun yanı sıra sayabileceğimiz teknik ekipmanın tümünü sağlayan Pathé idi. 1920 ila 30 arasındaki zamanı kapsayacaktı. elindeki en önemli malzemenin ışık. Elouard gibi şairler de bu süreçte isim yapmışlardır. Bunların sonucunda da sinemanın bir sektör olması kaçınılır değildi. Sinema sanatçısı yönetmenin. büyümesi http://genclikcephesi. Epstein. yapacaktı da. kaçınılır olmadığı gibi bu alanda bir yatırım patlaması yaşanması da beklenenin olması olarak açıklanabilir ancak. ortaya koyduğu filmlerlede sinemacılığını gerçek anlamda ispat etmişti. Soupalt. bu. Tüm bu oluşumların sinema üzerinde bir etki yapmaması kimse tarafından düşünülemezdi elbet.blogspot. Ray'in Emak Bakia'sı ve Cocteau'nun Le sang d’un poéte ile başladığı. Sinema olarak Avant-Garde. Kirsanov.

1911’li yıllara gelindiğinde üç ve daha fazla makaralık metrajlı filmlerin sinemada yerini aldığını görmekteyiz. Burada belirtilmesi gereken şey şu ki : büyüyen sadece Fransa’da sinema değil. Bu süreç için söylenebilecek yegane şey Fransa’da komedinin alabildiğine popülerliğini arttırmış olmasıydı. Yıl 1911’i gösterdiği dönemlerde Fransız filmleri metrajları bakımından kesinlikle bir kalıplaşma yaşıyordu. Bu filmlerde karşımıza çıkan değişiklik diyebileceğimiz önemli nokta kameraların gelişen ve değişen çekim planlarıydı. ağırlıkla yönetmenliğini Albert Capellani’nin yaptığı drama ve gerçekçilik başlıkları üzerine oturtulmuş anlatısalcılığa dayalı yapımların bu dönemin öncesini kapsayan ve klişe yakınlığa varmış olan komedi filmlerinin yerini aldığı gözlemiyle karşılaşıyoruz. Le Cheval emballé gibi komedi türü yapımlarda tatmin edici sonuçlara varmışlardı. ardından 1911 yılında yapımına başlanan oyunculuğunu Ernest Bourbon’un yaptığı Onésime dizisi geldi. Elbetteki bu girişimlerin ardından yeni şirket oluşumları gelecekti ve geldi de. Korsanlar. Beyaz Eldivenli Adam tarzında melodram yapımların yanı sıra Ruse de mari. Gaumont tarafından yapılan bir komedi dizisi olan ve artık Fransa’da standartlaşmanın kesin belirtisi olarak baz alınabilecek bir noktayı gösteren Calino dizisi çekiliyordu ve bunu bir yıl aradan sonra yani 1910 yılında René Dary’nin rol aldığı Bébé dizisinin izleyiciye sunulması izledi. Komedi furyası almış başını ilerlemiş olsun bir diğer yandan da sektörel basının da yoğun çalışma ve yardımlarıyla Fransa’da sinemanın saygın bir kültürel kimlik kazanması için çabalanıyordu. Bu süreç için sayabileceğimiz filmlerin başında: La Loi du pardon. dağıtım ve gösterime değin aktivitesi yüksek bir şirketti. Pathé tarafından piyasaya sunulan bu filmlerin neler olduğuna bir bakalım: Tarihsel bir melodram niteliğinde olan ve Capellani’ce yapılan Le Courrier de http://genclikcephesi.com 6 . Kılpayı Kurtuluş. ikinci olarak sayabileceğimiz şirket Léon Gaumont’dan başkası değildi. Şimdi. buna kameranın giderek çok yönlülüğü daha fazla kullanmaya başlaması da diyebiliriz. Bu arada Pathé tarafından dağıtımı yapılan iki komedi yapımı olan Charles Prince’in yer aldığı Rigadin ve Max Linder’li La Petite Rosse bu komedi furyasının içerisinde fark atanlar olarak göze battı.blogspot. bir diğer anlamla biri olmadan bir diğerini düşünmek imkanın dışında kalan bir şeydi. koreografıyla dikkat çeken Le Coupable gibi filmlerde yoğunlaştırılmış öykü anlatımının olağanüstü bir aracı olduğu anlaşılmış oldu. Bu yapıyla çekilmiş filmlere baktığımızda. Bununla birlikte gösterim alanları hızla gelişiyor yani kitle büyüyordu. yönetmenliğini Léonce Perret’in yaptığı Sur les rails. Şimdi doğup hızla gelişen ve muazzam bir ağa ulaşan sektörü az da olsa kenara koyup sektörde yer alan filmlere yönelelim. Bu bahsi edilen ölçüler sonraki birkaç yıl içinde sabitliğini koruyacaktı ve bu süreç içerisinde yapılan: Scénes de la vie telle qu’elle est dizisinin ilki olan Louis Feuillade’in Les Vipérés’i. Aynı zamanda. 150 metrelik yarım makara tipi komedi tarzı filmlerin standartlarını belirliyordu. Film ekipmanından yapıma. Bunlardan büyük paya yaklaşabilecek. René Leprince tarafınca yapılan. Bu listeye daha sonraları bambaşka açılımlara kapılar açan Eclair de eklenecek ve bunun ardını küçük şirketler takip edecekti. birbirlerinin gelişimini omuzlayan şirketlerdi de.için gereken şeydi ve bu beslenmenin harcında olmazsa olmaz en önemli şey başta Paris olmak kaydıyla Fransa’da yeni sinema salonlarının inşaa edilmesiydi. İlerleyen ama yakın tarihlerde Pathé dünya çapında tam anlamıyla tüm kollarıyla yaygınlaşmış bir şirket halini alıyordu. Pour un collier gibi Grand Guignol yapımları geliyordu. İlk dönem diye isim verebileceğimiz zaman dilimimde gösterimi yapılan filmlerin ardından (ki bunlar güncellik üzerine kurulu atraksiyon filmleriydi) 1907’li yıllara baktığımızda. ciddi ve öyküsel diye nitelendirilen yapımlar için 300 metrelik tek makara tipi kullanılırken. 1909’lu yıllara geldiğimizde.

Elbetteki bu mevzu filmlerin çok büyük çoğunluğunun dağıtımı Amerikan <destekli> şirketleri tarafından yapılmaktaydı. Ne var ki bundan da kötüsü gelecekti. başarırsa nasıl Fransız olacak?” Aslında herşey olabildiğince http://genclikcephesi. Rigadin’e devam ederken.Lyon ve Gérard Bourgeois’in toplumsal dramı Victimes d’alcool sonrasında ise. Fransa’nın önde gelen dört film şirketi 1915 başında üretime yeniden başladılar başlamasına da ortadaki performans düşüklüğü ilerisi için pek hoş şeyler müjdelemediği gibi salonların ithal filmlerle. İlerleyen yıllara baktığımız zaman uzun metrajlı yapımların yavaş yavaş sinema salonlarında haftalık programlar halinde yer aldığını görecektik. ortada çoğunluk uzun metrajlı filmlerin artık çağdaş konuları ele almadığı gerçeği boy göstermekteydi. Bahsettiğimiz bu son iki filmin tek özelliği büyük edebiyat uyarlamaları olmakla sınırlı değildi. bunu: Judex. Alınan başarılardan dolayı diziler Film d’art için önemli bir hale geldi. 1914 Ağustos’unda ilan edilen genel seferberlik Fransa film endüstrisini tek kelimeyle donduracaktı. ABD ye kaymasından kaynaklanan ürün kısma modunu benimsemek zorunda kaldı. o. 1913 yılının sonlarına gelindiğinde film sayısı ve metraj bakımından Fransızlar kendi topraklarında liderliği ABD’nin eline vermişlerdi. 1911’li yıllarda Amerika’da piyasaya sürülen filmlerin toplam tablosunda Pathé ’nin aldığı pay büyük düşüşler yaşamış ve %10’lara kadar varmakla kalmamış ilerleyen zamanlarda bunun da altına düşmüştü. Tüm bunların ardından klasik melodramlar ve savaş öncesi sokak tiyatrolarından yapılan uyarlamalar geldi. Ne var ki tüm olumsuzluklara ve şirketler arasındaki stratejik kavgalara rağmen (ki Pathé çalışanlarından dahi firma değiştirip ABD şirketlerine geçenler olmuştu) Fransız yapımlarının yegane dağıtımcısı olarak Pathé kaldı.blogspot. Her ne kadar işlerin her yönden olumlu seyrettiği düşünülse de hatta salonlarda tam oniki makaralık bir yapım olan Les Misérables yer alsa da. Gaumont için aynı şeyleri söylemek mümkün değildi ancak. Şirket sadece uzun metrajlı yapımları desteklemekle yetinmedi. sektör için yeni oluşumlar peşinde koşup yeni sinemacılar da buldu. Gaumont’da Bout-de-Zan’a devam etti. Savaş sona erdiğinde Fransa tek kelimeyle ABD’nin sinema sömürgesi haline gelmişti. La Nouvelle Mission de Judex izledi. Ve bu döneme ait. bunu kadınlara daha önce hiç verilmemiş bir öncülük takip etti ki bu tamamen ideolojik noktalara temas eden bir meseleydi. Ortada olan gerçeklerden biride mevzu edilecek olan savaşın Fransız film sektörüne darbe vuran tek etken olmayışıydı. Gaumont bu süreç içerisinde yeniden suç filmlerine yöneldi ve bunu da Les Vampires’le başlattı. Artık sebebi nedendir bilinmez<?> ama bir şekilde Fransa artık gülmekten vazgeçtiğinde (ki bu onların sineması için iyi olacaktı) tarih 1918’ e varmış bulunuyordu ve ortada neredeyse hiç denecek kadar komedi filmi dolaşıyordu. ilk sürülen filmlerle maddi kazanç sağlayıp sağlamayacakları üzerine tereddüt yaşayan şirket bu son iki filmle aynı zamanda bu maddi kaygılarındanda kurtulmuş oluyorlardı.com 7 . Notre Dame de Paris. Ama bu Pathé’den sonra hâlâ ikinci büyük güç olmasını engellemedi. Artık heryerde Charlie Chaplin filmleri gösterilmeye başlan-mıştı<bile>. Amerikan ve İtalyan filmleriyle dolmasıda cabasıydı. Réjane tarafından yapılan Madame Sans-Géne. Ayrıca gözden kaçırmamamız gereken bir konuda Pathé tarafından Film d’art’a önemli finansal destek sağlandı. bilinen şuydu ki zaten savaş öncesinde de Fransız film piyasası ağır ağır bir gerileme dönemini yaşamaya başlamış ve Amerikan film piyasası karşısında güç yitirmişti. Pathé. Delluc’nun o müthiş sorusu kalıyordu akıllarda: “Fransız sineması hayatta kalmayı nasıl başaracak.

Albatros’un Feyder ve Clair ile yollarını birleştirdiği. Almanya ile bir işbirliği söz konusu edilecekti ve böylece uluslararası film yapımı diye aktarabileceğimiz bir stratejiye yöneldiler. Savaş sonrası Fransa. Cinéromans’ın Films de France serisini ürettiğini görüyorduk ki bunu Paramunt’a bağlı dört firmanın daha sektöre girmesi izleyecekti. Fakat işler genede pek yolunda gidiyor sayılmazdı zira bu yıllar aynı zamanda ABD şirketlerinin Fransa’da kendi ofislerini açtığı yıllardı. Aynı zamanlarda Raymond Bernard’ın Le Miracle des loups’da gösterime sokuluyordu. Fransız sinema sektörü bu durumdan kurtulmayı amaçlayan bir düşünce geliştirme peşine düştü ve geliştirdi de. Bu değişimin genel yapısına göz attığımızda. Bu arada adını anmamız gereken önemli bir diğer yapıtta elbetteki http://genclikcephesi. Zaten düşünülen Alman ittifakı da Amerikan yatırımının Alman sinemasına kaymasıyla imkansızlaşmış oldu. Aynı zamanda Fransız dağıtımcılarla da güç birleştirme modelide kullanılmıyor değildi. Diğer yapılanmalara baktığımızda ise Monte Cristo’da olduğu gibi izlenen bir Cinéromans dizi dönemi söz konusuydu. söz konusu ülke Almanya olduğunda durum farklılaşmaktaydı. bunun yanısıra. Yeni bir dönem söz konusuydu ve bu dönemde şirketler bir takım yeniliklere gitmişlerdi ki gitmekte zorundaydılar. Diğer yapımlara göz atmaya devam ettiğimizde. La Merveilleuse Vie de Jeanne d’Arc. Her ne kadar Gance’ın Napoléon’u proto-faşist olarak genel kabul görür bir etiket yesede ortada kabul görmesi gereken bir diğer şeyde. İstatistiklere baktığımızda: savaşın ardından 1444 olan salon sayısı 1922’lerde 2400’e ve iki yıl sonrasında ise neredeyse bu rakamın ikiye çıktığını görecektik. Fransa’ya pek az Alman yapımı girerken. Bernard’ın Le Joueur d’echecs’i Fransız Devrimi öncesi Polonya’nın Rus monarşisine karşı elde ettiği bağımsızlık mücadelesini anlatıyor ve hatırı sayılır bir ölçüde de gişe yapıyordu. Popülerliğini koruyan ve hemen hiç vazgeçilmeyen dizi sektörü ardından gelen filmler Fransız tarihine ya da Çarlık Rusyası’na yönelik konuların işlendiği yapımlar oldu. filmde kullanılan kamera hareketlerinde ve çoklu perde uygulamasında kaygı gütmeden yapılan deneyselliklerin başarıya ulaşmasıydı. değildi zira bunu sağlayan bir gerçek vardı ortada o da popülerleşen Amerikan sinemasının salonlarda gördüğü yoğun ilgiydi ki bu dönemlere baktığımızda vizyonda Ben-Hur ve Robin Hood dikilecekti karşımıza. Yıl 1922’ye geldiğinde yılda 130 uzun metrajlı Fransız yapımı ortaya konsada bu ABD ve Alman yapımlarının ortaya koyduğu rakamın çok altında kalmaktaydı. Bunları. 1923 yılına gelindiğinde Fransa tarihini görsel olarak anlatan Société des Films Historiques’nin büyükçe bir bütçeyle Grineff imzası taşıdığını görüyoruz. Lévy ve Epstein ile yeni bir kadrolaşmaya gittiği. Aynı yıllar söz konusu edildiğinde gişe gelirlerininde önemli bir derecede artış sağladığı gerçeği karşımızda durmaktadır. Franco-Film ve Société Générale des Films firmalarının çıkışı takip etti. Amerikan filmlerine boğulurken Amerika’da Fransız sinemasının şansı olduğu söylenemez. Le Tournoi de olduğu gibi Le Miracle des loups yolu takip edildi. Bu arada atlamamamız gereken yegane figür elbetteki Napoléon idi.blogspot.kötüye gidiyordu ve bu sırada yani 1920’lerin başında ufak yapım şirketlerinin oluşturduğu bir aile şirketi mantığı çıktı ortaya ve bir anlamda bu düşüşe karşı bir karşı duruş başlamış sayıldı. aslını isterseniz Fransız sineması için övünç duyulacak bir şey değildi. Bu iyimser rakamların ardında yatan gerçek.com 8 . Aslında bu birleşmeden önce Birleşik Devletlerle yapılacak ortak çalışmaların düşünceleri doğmuş ama gelgelelim böyle bir birleşme mümkün olamamıştı. Film d’art’ın Duvivier. Dreyer’in bu filmi gerçektende Rauen mahkemesinin kayıtlarına dayanıyor ve karşıt zaman ve mekan sürekliliği sürecinde alınan çekimler simgesel bir aktarıyıda benimsiyordu. Almanya’da hatırı sayılır sayıda Fransız yapımı gösterime sokulmaktaydı. ama 1927’ye ulaşıldığında bu durumunda sona erdiği ve Fransa’da gösterime giren Alman yapımlarının sayıca Fransızların toplam üretiminin üzerine çıktığı görülecekti. Dreyer ise bekleneni yapmayıp Jeanne d’Arc’ın ruhsal yapısı ağırlıklı atmosferi bir o kadar da siyasi ağırlıkla ve çatışmalarla miksajlayıp ortaya koyuyordu.

Mevzu ettiğimiz bu alanlarada kent ve kırsal olarak bir ikilenme görülüyor ve bu filmlerde de bu şekilde kullanılıyordu. kısa metrajlı ve deneysel niteliklere sahip filmler dirense ve öne çıksada bu yıllarda. özgün manzara yapılarını ve mekanı tekil ya da çoğul karakter için iç yaşam zemini olarak kullanırken yabancılar içinde kültürel alan olarak özellik taşıyorlar ve bu özellikleriyle belirginleşiryorlardı. Boudrioz. Geyder’in Crainqebille’si. olabilecek kadar -kitlesi bakımından dabir sinema ruhundan yoksundu ve Fransız kültürünün özgünlüğünü yok etme eğiliminde olan bir hareketti. Montmartre’ın Benoit-Levy’si. La Raue yapıtlarında Gance eliptik sekanslar. Poirer tarafından tarım alanları malzeme olarak kullanılıyordu. Ne olursa olsun komedi. sömürge ülke topraklarındaki hakimiyetlerde düşünülürse Binbir Gece Masalları etkileşimlerinin altı boş kalmıyor ve biraz daha ilerlenip fantaziye ayak basılıyordu. ritim farklılığı gösteren montaj çeşitleri. Ve artık Fransız Sinemasına ses geliyordu. Gerçekçi çizgide ilerlemeye devam edersek.aynı derecede ilgi gören ve olağan üstü set düzeneği ve kostüm-dekorasyonuyla da ilgi çeken Casanova idi. bu süreçe dair saymamız gereken yapımlar arasında yer almaktadır. http://genclikcephesi. Ayrıca. Renoir’in Le Bled’i (1929). Savaş sonrasında sektörü besleyen türlerden biri de Bulvar Melodramıydı. Bu yapımlar. Ortada çif eksende dönen bir komedi piyasası vardı. Bunların yanısıra tüketici kapitalizm mantığıyla örtüşen bir sözde iyi yaşam felsefesi söz konusuydu Fransa’da. Clair’in Le Fantomé du Maulin Rouge’u (1925). görkemli stüdyo filmlerinin hakimiyeti söz konusuydu. Duvivier’in Brüksel çekimi Le Mariage de Mlle Beulemans’ı. Yer yer küçük bütçeli. Piorier’in Le Penseur’ü (1920). Örnekleyecek olursak Britanya Kıyısı L’Herbier. ortada tam anlamıyla “Fransız” denebilecek filmler sektör tarafından artık yapılmıyordu. Zaman ilerliyordu ve meldoramanın kökeni diye nitelendirilen tiyatrodan öyküye doğru bir geçiş süreci görülüyor. gene Epsteın tarafından kanallar ve mavna yaşamları ana öğeler olarak ele alınıyordu. çağrışımsal kurgu gibi tekniklerle retorik düşünme şekillerini deneyledi. Grémillon filmlerine malzeme oluyor. benzerlik gösteren kadın filmlerinin aynılarını yapmayı sürdürdü ve El Dorado ile tarzının doruğuna ulaştığına yönelik kritikler aldı. Epstein. Fransa Alpler’i Feyder tarafınca kullanılıyor. Birisi Amerikan uyarlaması Fransız komedi sahası. tür olarak Fransa’daki yerini bir şekilde hep muhafaza etti. Max Linder’in başrol aldığı Le Petiti Café olağan üstü sayılabilecek bir ilgi görmüştü.com 9 . Türevlerinin tersine bu süreç içinde gelişimine ara vermeyen bir tür varsa o da gerçekçi drama idi. diğeri de kente gelen taşrayı güncelleştirerek sunan komedi sahası. Delluc. daha başka kentlerde süregiden yaşama da sosyo ekonomik değiniler yapıldığını görüyoruz. J’accuse. Delluc’un Fievre’si. Epstein’ın La Chute de la maison Usher’ı (1928) bu dönemde yapılan filmlerin başlıcalarıydı. Feuillade. bu türe dair çekilen görkemli modern stüdyo filmleri hızla yapılmaya ve kendi kitlesince olağan bir ilgi görmeye başlamıştı. Yüzyılın bitimine gelindiğinde. Epstein’in Coeur fidélé’si. Baroncelli. Bu burjuvaist ve özenti hareket. Tarihsel filmler kendi içerisinde bir tekrar yaşarken zenginler için hazırlanmış diye nitelediğimiz ve öncede bahsettiğimiz abartılı stüdyo tipi burjuvaziye hizmet sunan filmler yerini buluyordu. popülerliğe dönük macera filmleri haricinde. Bu dönemde Dulac.blogspot. Antoine. Pouctal’ın Travail’i. Gastyne’nin La chatelaine du Liban’ı (1926).

akışkan. Bunların dışında kuzenince yayımlanan La Griffe gazetesinde Geo Smile adıyla çizimler yapmaktaydı. Bir yıl sonra Paris'e döner. David Devan adlı büyük sihirbazın gösteri dünyasıyla tanışır ve sahne ile birlikte sihirbazlık arzusunun sarsılmaz temelleri burada atılır. güzel sanatlar fikrinden vazgeçmemiştir elbet ama babası onu ağabeylerinin yanına. özel efektlerin kaşifi. Melies 1861’de dünya ile Paris’te kucaklaşıp 1938’de çekip gidiyor. sinemasız bir dünyaya ve maddi feraha çektiği hareketle de o bir avant garde idi. dekor ve makyaj ustası. hâlâ faydalandığımız güzel insan.hareketlendirilen fotoğrafların projeksiyonuyla sona ererdi. Ama o burada. Güzel Sanatlar Okulu’na devam etmek istese de babasınca zorla bastırılır bu isteği ama o sembolist Gustave Moreau'dan ders almaya başlamayı becerecektir genede. Ortalama bir öğrenci olan Melies. ressam. ayakkabı fabrikasına çalışmaya gönderilir. “. Ben burada sanatçının aile yapısına ona uygulanan babasal yaptırımlara falan girmeden ağırlığı sinema olarak belirleyip ilgili kesitlere değineceğim onun yaşamından. heykeltıraş.com 10 .” G. Ama asıl istemlerini hiç unutmuyordu. avant garde diye sözcüklerden haberi yoktu. elbette Melies’in deneysellik. yönetmen. aslında. Londra'da öğrendiği sihirbazlık numaralarını aile. Gustave Moreau'nun atölyesinde genç bir kızla tanışıp evlenmek istemesi ve yine ailesinin reddi ile evlilik işini unutmak zorunda bırakılır ve babasının bir arkadaşının yanına çalışması için Londra'ya gönderilir. kendinden bir avant garde idi. prodüktör.öyle bir işçiydim ki. senarist. sihirbaz olarak sınıflandırabiliriz. bizlere sinemacılığı bırakan. Görevlendirildiği satış departmanından ziyade ileride kendi kameralarını yapmakta faydalanacağı teknik bilgileri edineceği makinelere ilgi duydu ve onlarla ilgilendi. Sonsuz hüner sahibi bu sanat ve zanaat adamının çok yönlülüğünü.kesin bir gözle görmekteyiz. Liseyi doğal olarak zorlukla bitiren Melies .DÖNEMİN ÖNEMLİ YÖNETMENLERİ GEORGES MELIES “Sinema üzerinde deneysellikten bahsettiğimiz zaman. Melies bu arada evlenir ve baba olur. yaşamıyla da.çabanın deneyselliğin ta kendisi olduğu ve sinemanın tabanının deneysellikten geçtiğini – oluştuğunu. Bu optikle donatılmış.” Evet. deney-im-lemek olduğu. Gösterileri o zamanki teknikle . Lyon'dan Paris'e oğulları tarafından icat edilmiş yeni bir aleti göstermek için gelmiştir.. Tiyatrosunun müdürü ve sihirbazıdır artık. Şayet böyle bir kitaba girişten sonra konu edilecek bir isim varsa bu sinemanın ulu ruhu Georges Melies olacaktır. bu sözcükler dizinini burada da ele alarak bu ifadenin somut gösterimini Georges Melies denen büyük adamın yaşamıyla ortaya koymak istiyoruz. tüm yaşamımı ve tüm gücümü hayal ettiklerimi imkansızda olsalar seyredilebilir kılmaya adadım.. okulda defterlerine sürekli çizdikleri ve öğretmenlerinin yaptığı karikatürlerini sınıfta dolaştırması nedeniyle okul hayatınca sürekli cezalandırılır.blogspot. üç ayak üzerine http://genclikcephesi. ticaret yaşamından çekilen babasınca kendisine bırakılan mal varlığını nakit olarak kardeşlerine satar ve eline geçen parayla Robert Houdin tiyatrosunu satın alır. aktör. karikatürist. eş-dost arasında ileride ise Galeri Vivienne'de halka sergilemeğe başladı.. o doğal-ç-. 1895 Ekiminde Antoine Lumiere adlı bir adam Robert Houdin tiyatrosunun bir kaç kat üzerinde bir fotoğraf stüdyosu kiralar...ki bu Molteni'nin lanterni tarafından aydınlatılan bir aletin içinden pelikülde sabitlenmiş imajların geçirilmesiyle . sinemanın başlayabilmesi için gösterilen -tüm teknik icat uğraşı safhası da dahil. gazeteci. sinemanın başlangıcının ve öncesinin başlı başına bir deneysellik olduğu.

Yarım saat süren gösteride şaşkına donmuş bir izleyicilere 10 kısa film gösterildi. Ama kabul etmediler. özel efektlerin detaylarını çizim olarak hazırlardı. Bu sonuca ulaşabilmeleri için buldukları yeni fikir bir aletin içine yerleştirilmiş delikli pelikülün düzenli şekilde takılmış olduğu dişliler sayesinde dönmesiyle elde ediliyordu. sinemanın ve avant garde-ın babası Melies." FİLMOGRAFİSİ 1896 http://genclikcephesi. takılıp ilerlemeyen film tekrar yerine takılıncaya dek epey bir süre geçti. hem entelektüel hem de el isçisiydim. Melies’in sanatı.blogspot. 50 saniye süren bu filmde ilk defa kameraya doğru yürüyen insanlar görülebiliyordu. zamanla gözden yitirme. Anılarında. bu gösteri için sonradan şunları söyleyecekti: "Seans biter bitmez tiyatromdaki gösterilerde kullanmak üzere Bay Lumiere'e makineyi bana satması için önerilerde bulundum. -!. Filmlerini çekmeden önce hiçbir zaman yazı yazmazdı fakat önceden dekorlarını. Filmde. Adamımızın amaç olarak Robert Houdin tiyatrosunda uyguladığı sihirbazlık gösterilerini sinemaya aktarmak istemesi sinemada özel efektlerin keşfi anlamına gelmekteydi. eksantrik. gerzek beyinlerce kendi yaratısı fantastik bir dünyaya gömülü. Tiyatrosunda ilk filmlerinden biri olan Escamotage d'une dame chez Robert Houdin/ Robert Houdin'de Bir Kadının El Çabukluğuyla Gözden Kaybedilişi’ni çeker. çoklu çevrim gibi tüm film aldatmaca tekniklerini keşfetti ve filmlerinde kullandı. "Lyon'daki Fabrikadan Çıkış". karartma. Melies izleyici kitlesini düşünerek filmlerinin hikayelerini hayal ediyordu.oturtulmuş kübik tahta kutu hareket eden her şeyi kayıt edebiliyor ve kaydettiklerini ekrana yansıtabiliyordu. Benim için o zaman çok büyük bir rakam olan 10000 franka kadar para teklif ettim. yetenekliydim. elle renklendirilen filmin yapım yılı 1896’dır. Edison'un Kinetoscopelarindan satın alarak sorununu giderir. dünya gerçekleriyle ilintisiz olmakla suçlanmış ve sadece 16 yaşından küçüklere film yapmakla boş ve aptalca eleştirilip suçlanmıştır. maket kullanma. Georges Melies de izleyiciler arasındaydı. ve Kodak'tan çok büyük miktarlarda film satın alır. Eduard VII'in Krallık Tacını Giyişi. Paris'te Opera’yı filme aldığı esnada şans eseri durdurma tekniğini buluşunu şöyle aktarır Melies: “Her zamanki gibi denemek için çekim yaparken. Nihayetinde 1902’de Aya Seyahat filmini yapar. Mayıs 1896'da otuzdort yasındayken Montreuil'deki bahçesinde ilk küçük filmlerini çekmeye başlar. Martinik'teki Volkan Patlaması filmleri ile dönemin olaylarını belge filmlemiştir.” Melies. Yaşamının son dönemlerini büyük zorluklarla geçiren bu değeri biçilmez insanın her neye yarar bilinmese de 1929'da Paris'te Pleyel Salonunda büyük sanatçı kişiliği ödüllendirilmiştir. Sinema doğmuşsa işte bu da sinemacının doğuşudur. 1896’da Eylül ayında dünyanın ilk sinema stüdyosunu kurdurdu. değişik görüntüler bulmak zorunda hisseden Melies. Sinema o dönemde insanlar için bir panayır eğlenceliğiydi. üst-üste bindirme. Sonradan çekilen filmi gördüğümde. Bu sinemanın resmi olarak doğum günüydü. ellerim çok becerikliydi. koyacağı yeri olmadığı için 16 senelik sinema hayatında çektiği 520 filmini evinin bahçesinde yakar. renklendirme. birdenbire adamların. fotografik tiyatrodan gerçek sinemaya doğru bir yolculuktur. Öyle bir isçiydim ki. Kuzey Kutbunun Keşfi gibi masrafı çok fazla olan bir projenin altına girerek tüm mal varlığını filminin ilgi görmemesiyle ipotekte yitiren büyük insan. Melies. tüm yaşamımı ve tüm gücümü hayal ettiklerimi imkansız da olsalar seyredilebilir kılmaya adadım. 28 Aralık 1895 günü paralı ilk halk gösterisi 14 Boulevard des Capucines'de Paris'te Grand Cafe'nin altında yapıldı." Melies. yaratıcı ve yaratılıştan komedyendim. yolcu arabasının.com 11 . sinematografın sahnede gerçekleştiremeyeceği hayaller alemini gerçeğe dönüştürebileceğinin farkındadır. kadınlara. bir grup bilim adamının bindikleri mermiye benzer uzay aracıyla fırlatılarak aya gönderildiği sahne sanki dünyadan aya değil. Günümüzde seyredileceğiniz 200 kadar film zamanında dünyanın dört bir yanına ulaşmış kopyalardan bizlere ulaşabilenlerdir. Sinematograf adı verilen bu aletle ilk film çekilmişti. Dreyfus Davası. cenaze arabasına dönüştüğünü gördüm. inşa ettirdiği stüdyo tamamen camdan kaplıydı. Daha sonra yaptığı La Civilization A Travers Les Ages filminde çağlar boyunca bir türlü uygarlaşamayan insan toplumundaki hoşgörüsüzlüğe ve şiddete karşı cephe alan sanatçı bu filminin yanında ki Saat İçinde Paris-MonteCarlo yapıtıyla sinemanın en güzel yol filmlerinden birini dahası en güzel ilkini yapmıştır.Bundan dolayı kendini hep ilginç. Şöyle demiştir Georges Melies: “Sanatçı ruhlu biri olarak doğdum.

20 m Les blanchisseuses 20 m Arrivée d'un train en gare de Vincennes -20 m Une bonne farce .20 m Après le bal .20 m Boulevard des Italiens .20 m Bébé et fillettes 20 m Défense d'afficher .20 m Chicot.20 m Faust et Marguerite .20 m Sac au dos ! .20 m Baignade en mer 20 m Enfants jouant sur la plage Dix chapeaux en soixante secondes -20 m Effet de mer sur les rochers .20 m Place SaintAugustin .20 m Sur les toits .20 m Une nuit terrible .20 m L'école des gendres 20 m Episode de guerre .20 m (Ecole de Joinville) Vision d'ivrogne .40 m Bataille de confettis .20 m La voiture du potier .20 m Paulus chantant : duelliste marseillais 20 m Défilé de pompiers .20 m Bateaux-mouches sur la Seine .40 m Auguste et Bibb .20 m Tourneur en poterie .20 m Le régiment .com 12 .20 m (ponts et tunnels) Corvée de quartier accidenté .20 m (2ème partie) Jour de marché à Trouville .20 m Les quais à Marseille .20 m Pygmalion et Galathée .20 m L'hallucination de l'alchimiste .20 m La gare Saint-Lazare 20 m Grandes manoeuvres .20 m Jetée et plage à Trouville .20 m Collision et naufrage en mer -20 m Quais de la Havane .20 m Arlequin et le charbonnier .20 m Dessinateur .20 m Une altercation au café -20 m Les ivrognes .20 m En cabinet particulier .20 m Marée montante sur brise-lames .20 m Séance de prestidigitation .20 m Place de l'Opéra .20 m Revue navale à Cherbourg .20 m Combat dans une rue aux Indes .20 m La prise de Tournavos .20 m Panorama du Havre .40 m Les rayons X .20 m La cigale et la fourmi -20 m Ascension d'un ballon .20 m Paulus chantant : derrière l'omnibus .20 m L'hôtel empoisonné .20 m Bois de Boulogne .20 m Plage de Villers par gros temps .20 m Couronnement de la rosière .20 m Visite sous-marine du Maine .20 m Le magnétiseur 20 m Le modèle irascible .20 m Massacres en Crète .20 m (Von Bismarck) Les indiscrets .20 m Le château hanté .20 m (Porte de Madrid) Sauvetage en rivière .20 m Les apprentis militaires .blogspot.20 m Devant .20 m (1ère partie) Sauvetage en rivière .20 m Cortège du Tzar allant à Versailles .20 m Arrivée d'un train .20 m Départ des officiers .20 m (Chamberlain) Place de la Bastille .20 m Danse serpentine .20 m Dessinateur .20 m (Touring Club) Bois de Boulogne .40 m Les dernières cartouches .20 m (scène à transformations) Sorti sans permission .20 m Un lycée de jeunes filles .40 m Cortége du boeuf gras.20 m Escamotage d'une dame chez Robert-Houdin -20 m Le fakir .20 m (gigue anglaise) Départ des automobiles .20 m Guillaume Tell et le http://genclikcephesi.20 m Le manoir du diable .20 m Gugussse et l'automate -20 m Entre Calais et Douvres .20 m Le cabinet de Méphistophélès .20 m Campement de bohémiens .20 m Le musulman rigolo .20 m Sortie des Ateliers Vibert .20 m Exécution d'un espion .20 m 1898 Magie diabolique .20 m Un petit diable .40 m Danse au sérail .20 m Le papier protée .20 m Dessinateur express -20 m (M.20 m Libération des territoriaux .20 m (scène militaire comique) Le magicien .20 m 1897 Le cortége du boeuf gras passant Place de la Concorde .20 m (Ecole de joinville) Le maçon maladroit .20 m (1ère partie) Barque sortant du port de Trouville .20 m Jardinier brûlant des herbes .20 m Dessinateur .40 m (Explosion du cuirassé "Le Maine") Visite de l'épave du "Maine" .20 m Montagnes russes nautiques -20 m Damnation de Faust .20 m L'auberge ensorcelée .20 m Plus fort que le maître .20 m L'arroseur . Boulevard des Italiens .20 m Place de la Concorde .20 m Retour au cantonnement .20 m Vente d'esclaves au harem .20 m Cortège du Tzar au Bois de Boulogne . dentiste américain .20 m Carrefour de l'Opéra .20 m Attaque d'un poste anglais .20 m Chirurgien américain .20 m (plongeurs et poissons vivants) Assaut d'escrime .20 m Déchargement de bateaux .20 m L'indiscret aux bains de mer .20 m Cortège de la mi-carême .20 m Combat naval devant Manille .20 m La malade imaginaire .Thiers) Les forgerons .20 m Jetée et plage de Trouville .20 m Illusions fantasmagoriques .Une partie de cartes .20 m Match de boxe .20 m Tom Old Boot .20 m Paulus chantant : coquin de printemps .20 m (Gare de Joinville) Salut malencontreux .20 m Danseuses au jardin de Paris .20 m Dans les coulisses .20 m Place du théatre français .20 m (vue d'atelier) Tribulations d'un concierge .20 m Tempête sur la jetée du Tréport .20 m Le bivouac .20 m Les chevaux de bois .20 m Une cour de ferme .20 m Panorama pris d'un train en marche .20 m (Reine Victoria) Réunion d'officiers .20 m Miss De Vère .20 m Place de l'Opéra .20 m Batteuse à vapeur .20 m Le cauchemar .20 m Les haleurs de bateaux .60 m Figaro et l'Auvergnat .20 m Passage dangereux -20 m (Mont-Blanc) Combat naval en Grèce .

40 m Cléopâtre .20 m L'avenue des Champs-Elysées et le Petit Palais des Beaux-Arts .20 m Richesse et misère ou la cigale et la fourmi .40 m Les deux aveugles .20 m Création spontanée .70 m Le repas fantastique .20 m Panorama circulaire : Champ de Mars 20 m Panorame circulaire : Trocadéro .20 m L'illusioniste double et la tête vivante .20 m Cendrillon -120 m La statue de neige .20 m Le fou assassin .20 m Panorama circulaire : Pont d'Iena .20 m La crémation . La dictée du bordereau .40 m Nouvelles luttes extravagantes .20 m Le sorcier.40 m L'homme protée . le prince et le bon génie -40 m Ne bougeons plus! .20 m La chirurgie de l'avenir .40 m Bouquet d'illusions .20 m Evocation spirite .160 m Gens qui pleurent et gens qui rient .20 m Affaire Dreyfus.20 m Combat de coqs .25 m Le malade hydrophobe .40 m Le réveil d'un homme pressé .60 m Prenez garde à la peinture .80 m Farce de marmitons .20 m Entrevue de Dreyfus et de sa femme à Rennes .20 m Le conseil de guerre en séance à Rennes .20 m Spiristisme abracadabrant .20 m Le livre magique .20 m La pierre philosophale -20 m Le miroir de Cagliostro .20 m Vue panoramique prise de la Seine : panorama général du Vieux-paris .50 m Chez la sorcière .20 m Débarquement à Quiberon .40 m Jeanne d'Arc .35 m le temple de la magie .20 m L'ours et la sentinelle .40 m Panorama de la Seine .20 m La vengeance du gâte-sauce .40 m Charmant voyage de noces .20 m Dreyfus allant du lycée à la prison .20 m Panorama circulaire : les Invalides .20 m L'ile du diable .40 m La dégradation .30 m Le déshabillage impossible .20 m Rêve du pauvre .20 m Panorama semicirculaire pris du haut du Trocadéro .40 m Le portrait mystérieux .20 m * Films dans le cadre de l'Expositon Universelle de 1900 * La porte monumentale .20 m Dédoublement cabalistique -20 m Tentation de Saint Antoine .250 m Les sept péchés capitaux .20 m Un bon lit .20 m Panorama du port de Saint-Hélier .20 m Dislocation mystérieuse .20 m La lune à un mètre .40 m http://genclikcephesi.blogspot.20 m Le conférencier distrait .20 m Suicide du Colonel Henry .20 m Le chevalier mystère .20 m Débarquement de voyageurs.40 m Le Congrés des Nations en Chine -20 m Les mésaventures d'un aéronaute .clown . port de Jersey .20m La pyramide de Triboulet .20 m Le Christ marchant sur les flots .20 m Bagarre entre journalistes .35 m 1901 La maison tranquille .Brunot" Film publicitaire "Picon" Film publicitaire " Robert" Film publicitaire "Vicat" Film publicitaire "Dewar's" Les miracles du Brahmine .20 m Attentat contre Me Labori .20 m Automaboulisme et autorité .20 m L'artiste et le mannequin .40 m Le coucher de la mariée ou triste nuit de noces .20 m Rêve d'artiste .160 m L'antre des esprits .60 m Danse du feu .20 m Une noce au village .20 m Coppélia ou la poupée animée .20 m Panorama pris du trottoir roulant : la Place des Invalides .20 m Entrée d'un paquebot.20 m Neptune et Amphitrite .60 m Vue de remerciements au public .20 m Luttes extravagantes .20 m Un intrus dans une loge de figurantes .30 m Le charlatan .20 m Funérailles de Félix Faure .60 m Le chimiste repopulateur .20 m Fatale méprise .20 m Le songe d'or de l'avare .20 m Panorama de la Seine .20 m L'homme aux cent trucs -50 m Guguste et Belzébuth .20 m Une mauvaise plaisanterie – 20 m Le savant et le chimpanzé .20 m Panorama circulaire : Palais des Beaux-Arts .20 m 1899 Salle à manger fantastique .20 m Le sinfortunes d'un explorateur . port de Granville .20 m Excelsior ! .20 m 1900 Film publicitaire "Bornibus" Film publicitaire "Veuve c.20 m Force doit rester à la loi .20 m Le diable au couvent .20 m Atelier d'artiste -20 m Un homme de têtes .60 m Le prisonnier récalcitrant -20 m Le rêve du Radjah ou la forêt enchantée .20 m Le chevalier démontable et le Général Boum .Vue panoramique prise du train électrique .70 m Rêve de Noël .40 m Duel politique .35 m Le petit chaperon rouge .20 m La caverne maudite .20 m Le spectre .com 13 .20 m Pickpocket et policeman .20 m L'homme-orchestre .20m La tour maudite -60 m La chrysalide et le papillon .20 m L'impressionniste fin de siècle .20m Mise aux fers de Dreyfus .20 m Le trottoir roulant -20 m Vue panoramique prise de la Seine : le Pavillon des Armées de Terre et de Mer 20 m Vue panoramique prise de la Seine : les Palais Etrangers .20 m Les trois bacchantes .20 m Panorama pris du trottoir roulant : Le Champ de Mars .20 m Les visiteurs sur le trottoir roulant .20 m Tom Whisky ou l'illusionniste truqué .40 m Le tonneau des Danaïdes .

260 m La clownesse fantôme .45 m Au clair de la lune ou Pierrot malheureux .85 m Le système du Docteur Souflamort .45 m Benvenuto Cellini ou curieuse évasion .40 m 1903 Un malheur n'arrive jamais seul .25 m La guirlande merveilleuse .L'omnibus des toqués ou blancs et noirs .40 m Illusions funambulesques .50 m Les mousquetaires de la reine -50 m Le puits fantastique .com 14 .30 m Barbe-Bleue .65 m Le palais des mille et une nuits 440 m Le compositeur toqué .P.280 m La corbeille enchantée .40 m Le mélomane .50 m Le royaume des fées .30 m Catastrophe du ballon .40 m Le roi du maquillage .25 m Le pochard et l'inventeur .60 m Le baquet de Mesmer .50 m Le tonnerre de Jupiter . Latourte .70 m Un feu d'artifice improvisé .80 m Les aventures de Robinson Crusoë .60 m La légende de Rip Van Vinckle .50 m Faust aux enfers .65 m L'oracle de Delphes . .70 m Les apparitions fugitives .40 m Nain et géant .50 m Le monstre .50 m Les invités de M.20 m Voyage dans la lune .55 m Damnation du Docteur Faust .55 m Un prêté pour un rendu .70 m Le miroir de Venise .60 m Un peu de feu.Monte-Carlo en deux heures -200 m L'île de Calypso .20 m L'oeuf du sorcier . S.90 m Le menuet lilliputien .60 m Le merveilleux éventail vivant .70 m Le phénix ou le coffret de cristal .50 m La providence de Notre-Dame-des-Flots -100m La fête au Père Mathieu -65m Le barbier de Séville .40 m L'école infernale .55 m Le raid Paris .30 m Les trésors de Satan .70 m Le parapluie fantastique 55 m Tom Tight et Dum Dum .50 m La flamme merveilleuse .V.40 m La danseuse microscopique .60 m Une chute de cinq étages .374 m Le juif errant -60m La cascade de feu -60m La grotte aux surprises -35m Détresse et charité -190m Les cartes vivantes-50m 1905 Le roi des tireurs .90 m Sorcellerie culinaire .210 m Le chapeau à surprises .60 m La lanterne magique .85 m Le voyage de Gulliver à Lilliput et chez les géants .20 m 1902 Film de commande Le sacre d'Edouard VII L'armoire des frères Davenport .60 m La dame fantôme .70 m Jack et Jim .50 m L'enchanteur Alcofribas .70 m Le diable noir .50 m Mariage par correspondance -40m Voyage à travers l'impossible .60 m Le rêve du paria .65 m Les chevaliers du chloroforme .50 m Le cake-walk infernal -100 m La boîte à malice .20 m L'homme à la tête en caoutchouc -50 m Le diable géant ou le miracle de la madone .30 m Le portrait spirite .320 m Le chaudron infernal .40 m Le revenant .100 m La tour de Londres ou les derniers moments d'Anne de Boleyn 135 m La chaise à porteurs enchantée .30 m La libellule .20 m La fontaine sacrée ou la vengeance de Bouddha .45 m Le rêve de l'horloger . l'enfant terrible .85 m Le cadre aux surprises .65 m 1906 http://genclikcephesi.50 m Bob Kick.55 m Jack le ramoneur .40 m Match de prestidigitation .50 m L'homme-mouche .40 m La femme volante 40 m L'équilibre impossible .70 m L'auberge du bon repos .402 m Les costumes animés .55 m Le dirigeable fantastique ou le cauchemar d'un inventeur .60 m Le peintre barbouillard et le tableau diabolique .40 m Un miracle sous l'Inquisition .50 m Une indigestion .100 m Le rêve du maître de ballet .40 m Le rosier miraculeux .30 m Le bataillon élastique .60 m Le thaumaturge chinois .80 m Les filles du diable .50 m Phrénologie burlesque .320 m Le maestro Do-Mi-Sol-Do .blogspot.60 m Eruption volcanique à la Martinique .70 m Les mésaventures de M.50 m Les transmutations imperceptibles .65 m Les piqueurs de fûts .405 m Le cauchemar du pêcheur ou l'escarpolette fantastique .85 m La planche du diable -40m Le diner impossible -40 m La sirène .45 m Les apaches .35 m Le sorcier .145 m Le bourreau turc .260 m Le joyeux prophète russe .30 m Douche du colonel .20 m Siva l'invisible .100 m La statue animée .30 m 1904 Le coffre enchanté .90 m Le tripot clandestin . boit-sans-soif .

150 m Le jugement du garde-champêtre .320 m Torches humaines .142 m Le tunnel sous la Manche ou le cauchemar anglo-français .34 m Rivalité d'amour .170 m Le placard infernal .135 m Hamlet .88 m Le trait d'union .65 m Le fakir de Singapour -105 m Two crazy bugs .80 m Le mariage de Victorine .195 m The match of catchy songs .143 m Le serpent de la rue de lune -153 m High-life taylor 62 m Lully ou le violon brisé .115 m La prophétesse de Thèbes .60 m La fée Carabosse ou le poignard fatal .277 m La toile d'arignée merveilleuse .270 m Le conseil du Pipelet ou un tour à la foire .280 m L'anarchie chez Guignol .95 m Why that actor was late .90 m La boulangerie modèle .53 m Le quiproquo . les rois des cambrioleurs .103 m Conte de la grandmère et rêve de l'enfant .138 m Le mariage de Thomas Poirot .297 m L'avare .180 m Le roi des médiums .Salon de coiffure .100 m Satan en prison .364 m Le carton fantastique .71 m Trop vieux ! .105 m La cardeuse de matelas .110 m La photographie électrique à distance .280 m La poupée vivante .243 m Pour les p'tiots .115 m The forester's remedy .170 m Le raid New York .120 m Un homme comme il faut .140 m La mort de Jules César .278 m Hallucinations pharmaceutiques ou le truc du potard .103 m La fée libellule ou le lac enchanté . le bûcheron ou le miracle de Saint Hubert .105 m Nuit de carnaval .95 m The mischances of a photographer . .120 m Les illusions fantaisistes -100 m Si j'étais roi !!! .60 m 1908 Le génie du feu .115 m La cuisine de l'ogre .305 m La nouvelle peine de mort .265 m Les fromages automobiles .72 m Les quat' cents farces du diable .444 m Le rastaquouère Rodriguez y Papaguanas .115 m La marche funèbre de Chopin .240 m Le locataire diabolique .95 m Il y a un dieu pour les ivrognes .195 m The woes of roller skaters .235 m 1912 http://genclikcephesi.75 m L'hôtel des voyageurs de commerce ou les suites d'une bonne cuite .75 m Les bulles de savon animées .100 m Eclipse de soleil en pleine lune .P.175 m Le rêve d'un fumeur d'opium .110 m La perle des servantes .40 m Le fantôme d'Alger .260 m La bonne bergère et la mauvaise princesse .135 m .276 m Le génie des cloches ou le fils du sonneur .72 m L'alchimiste Parafaragaramus ou la cornue infernale .V.174 m la fontaine merveilleuse 168 m L'ascension de la rosière .150 m Le tambourin fantastique .165 m Le nouveau seigneur du village .70 m 1907 La douche d'eau bouillante .175 m Love and molasse .105 m Mariage de raison et mariage d'amour .167m Papillon fantastique -80m La gigue merveilleuse .208 m Tartarin de Tarascon .176 m La curiosité punie ou le crime de la rue du Cherche-Midi à quatorze heures .110 m François 1er et Triboulet .75 m Deux cent milles sous les mers ou le cauchemar du pêcheur .175 m Bernard.155 m Oriental black art .90 m Ali Barbouyou et Ali Bouf à l'huile .115 m Le delirium tremens ou la fin d'un alcoolique .75 m The hotel mix-up .380 m Sortie sans permission .com 15 .60 m Les incendiaires .75 m Les affiches en goguette .137 m L'habit ne fait pas Lemoine u fabricant de diamants .blogspot.105 m Pauvre John ou les aventures d'un buveur de whisky .Film de commande Vers les étoiles La magie à travers les âges -72 m L'honneur est satisfait .Paris en automobile .128 m Pochardiana ou le rêveur éveillé .110 m La colle universelle .118 m French interpreter policeman .192 m Pour l'étoile S.345 m Fin de réveillon .140 m 1909 Hydrothérapie fantastique .236 m Robert Macaire et Bertrand.40m 1911 Les hallucinations du Baron de Münchausen .149 m Anaïc ou le balafré .175 m A tricky painter's fate .135 m La civilisation à travers les âges .

ilk olarak Paris’te Ambigu kumpanyasında yer aldı. The Three Must-Get-Theres 1922. Max Linder sadece bir oyuncu değildi. kendisinden Chaplin’in yerini alması istenmişti.blogspot. o bir deha” diyordu. Çalışmalarında aldığı sahne eğitiminin faydalarını görüyor ve bunları elinden geldiğince kullanıyordu. o yakışıklı ve genç bir karekter çizmekteydi. aynı yıl içinde.com 16 . Ana konu yakışıklı karekterin kadınlar etrafında yaşadığı maceralar olarak ortaya konmaktaydı. Lakin Fransa’ya döndüğünde isminin Chaplin’in ünü altında ufalandığını gördüğünde gerçekten ruh sağlığı bozuldu. kalabilmeyi becere-bilen Linder. Les Débuts d’un patineur 1907. Le Roi du cique’i çekti. 1924 senesine vardığında. 1921 yılında. 1922 senesinde ise Üçü Bir Yerde’yi gerçekleştirdi. Ama çalışmalarını terk etmedi. gerçek anlamda bir yaratıcılık barındır-dığından aynı konuları rahatlıkla çeşitleyip başkalışım-larını sahneye dökebiliyordu. Viyana’da çektiği bu son filmi ile neredeyse kariyeri tamamen bitti. 1921’de Chaplin’in ısrarlarıyla Amerika’ya dönecek ve üç uzun metraj yapacaktı. Les Débuts du Max au cinéma 1910. Yıl 1905 iken Pathé ’de çalışmaya başladı ve ismini de bu süreçte gizlemek adı altında değiştirdi. İlk öğrenimini Bordeaux Konservatuvarı’nda alan Linder. Essanay Company tarafından kendisine Amerika teklifi yapıldı ve sözleşmeyi kabul etti. Max in Taxi 1917. İmdat adlı korku komediyi yaptığında sene 1923 idi. Au secours! 1923. Bir çiftçi çocuğu olarak doğdu Linder ve gerçek adı Gabriel Leveille’idi. Dönemin komedi yıldızı olan André Deed’in Itala Studios’a geçmesiyle Linder başrollere kavuştu. Max victime de quinquina 1911. Onun yetenekleri gerçek anlamda sinema tarihinin geleceği için önem taşıyordu ve yeteneği gerçek anlamda hâlâ hakkında yazabileceğimiz kadar iyi idi. Max pédicure 1914. Kısa bir süre zarfında bir komedyen olarak ün yaptı.405 m MAX LINDER Chaplin onun için “ben herşeyi ona borçluyum. Sirkin Kralı. Gance ile beraber Au secours!. Max veut fair du théâtre 1911. Aşık olduğu 17 yaşında ki sevgilisiyle beraber trajik bir ölümle (bir otel odasında Linder ve sevgilisinin bilekleri kesilmiş olarak cesetleri bulunmuştu) yaşamı sona erdiğinde yıl 1925’ti. 1910 senesinde yaptığı Max prend un bain muhteşem olarak nitelendiriliyordu. Sahnedeyken gerçek anlamda doğal olabilmeyi. MAN RAY http://genclikcephesi.A la conquète du pôle Cendrillon ou la pantoufle merveilleuse -615 m Le chevalier des neiges . Be My Wife 1921. Seven Years Bad Luck 1921. Amerika’da aldığı başarısızlıklar savaş sırasında aldığı fiziksel yaralardan daha çok ruhunu zedeledi. Max toréador 1912. Le Petit Café 1919. Max prend un bain 1910. Sahneye olan sevgisi çocukluğundan itibaren hep onda varolan bir şeydi. Linder arkasında hatırlanacak şu filmleri bırakmıştı: La Premiére Sortie d’un collégien 1905. Karım Ol. Dönemdaşı diğer tiplerden zarifliği ile ayrıldı.400 m 1913 Le voyage de la famille Bourrichon . 1910’lu yıllarda artık bir Max karekterinden söz edilmekteydi. Yedi Yıllık Kötü Şans. Max professeur du tango 1912.

Filmde eşine başrol veren Dimitri. sokar sokmasına da gördüğü tepkiler öylesi inanılmaz olur ki henüz gösterimdeyken durdurulur film.com 17 . http://genclikcephesi. Kaçınılmaz olarak sinemasında ressamlığını kullanan Duchamp için. Man Ray. Tam anlamıyla soyut olan film 17 dakikalık bir uzunluğa sahip ve nesnelerin pelikül üzerindeki yansımalarından meydana geliyordu. gerçeküstücülüğün. L’Etoile du Mer’i ortaya koyuyor. Duchamp sineması çok genişlemiş olmasa da. avant garde film yaşamına 1923 senesinde Paris’te başlıyor. aranan ismi olur. 1934 de Rapt filminde uzun metraj kullanarak görsellik-işitsellik karşıtlığını irdeliyor. 1924 te Emak Bakia’sını yapıyor. Ray. filmini tamamlamasının hemen ertesi gününde dadacı bir gösterimde ilk sunuma sokar. bu işi alışkanlık haline getirip daha sonra ki filmlerinde de eşini başrolde kullanıyor. KIRSANOV Bir Estonya’lı olarak dünyaya gelen Dimitri Kirsanov. ilgi çekici montajı ile dikkat çeken ve yönetmenin kaale alınan ilk filmi olan Ménilmontent 1924 de gerçekleşiyor. dadacılığın besleyicisi. Ray. Kamera kullanımındaki özgünlük. New York dada oluşumunun temel taşı olur kendileri ve çok hızlı bir şekilde gerçeküstücülükle kucaklaşır[doğal olarak] ve oluşumun ağır abisi. Dikkat çeken ikinci filmini Brumes d’Automme adıyla ilkinden iki yıl sonra gerçekleştiren Kirsanov. Tam dört sene sonra sanatçı. 1925 de Anaemic Cinéma’sını. Les Mystéres de Château de Dé ismini alan 22 dakikalık film. filmleri tablolarının devamıdır şeklinde kullanılan tanımlama çok doğru bir yaklaşımdır. Görüntüleri. Fotograf tekniğiyle tipik benzeşim içindeki üç dakikalık ilk filmi Le Retour a la Raison’u 1923 senesinde gerçekleştiren Ray. Blainville/Fransa da 1887 senesinde doğdu.blogspot. 76 da ölüyor ve 29 da yaptığı bu son filminden sonra film denemesinde bulunmuyor. Philedelphia doğumlu fotoğraf manyağı filmlerinde olduğu gibi fotografide de avant garde tavrın sahibi idi. 27 de ise Abstract’ını yaptı. DUCHAMP Kübizmin. kullandığı aynalar vasıtası ile çarpıtarak oluşturduğu filmi tabanda bir aşk hikayesi anlatısı olmakla beraber arayazıları şair Roberto Desnos’un şiir alıntılarınca oluşturulmuştur. Noailles Visconte’unun şatosunda geçirdiği tek gecelik misafirliğinde oluşuyor.sinema ile sanatının sınırlarını genişletmek istemiştir. sanatçımız iki film dışında oyunculuğunun yanı sıra başka isimlerin senaryo metinlerine de yazılımcı olarak bulaştırmıştır kendisini. O -aslında. son filmini 1929 da çekiyor.Kocamanlaştırılacak bir isim olan Ray ve sanatı keşke sinema adı altında çok-çok daha ürün vermiş bir isim/oluşum olsa idi. Avant garde sanat yaşamını filmleriyle deneylememesi elbette ki düşünülemezdi.

yarı ve tam ticari filmlerden oluşsa da yönetmenimiz. LOUİS DELLUC http://genclikcephesi. Deux Amis.. Bu tarihten itibaren 1977’ye dek film çeken Lara’nın oldukça kalabalık filmografyası aşağıdadır: 1923 Fait divers-1926 Vittel -1929 Construire un feu. yaşamını geçtiğimiz dört sene öncesinde yitirdi.vive l’amour! -1961 Tu ne tueras point -1961 Le Comte de Monte Cristo -1963 Le Meurtrier -1964 Umorismo nero -1964 Le Magot de Josefa -1965 Le Journal d’une femme en blanc -1966 Une femme en blanc se révolte -1967 Le Plus vieux métier du monde -1968 Les Franciscain de Bourges 1969 Les Patates -1972 Le Rouge et le blanc -1977 Gloria CHOMETTE Kendileri René Clairin ağabeyleri olup 1896 Paris doğumludur. AUTAN-LARA 1901 Paris doğumlu Lara. Sinema ile La Carnaval des Vérites filminin dekor ressamlığını yaptığı sıralarda tanışır. 1936 Donogoo gibi konvansiyonel filmlere imza atmış. Arriére Saison La Mort du Cerf filmleriyle avant garde yanını ortaya koyuyor ve 1957 de dünyayı terkediyor.D ye göç ettiğinde yıl 1930 idi.com 18 .1931 Pur sang -1931 La Pente 1931 Le Fils du rajah -1931 Buster se marie -1932 Un client sérieux -1932 Le lombier moureux -1932 La Peur des coups -1932 Monsieur le duc -1932 Invite monsieur a îner -1932 Le Gendarme est sans pitié -1932 L’Athléte incomplet -1933 Ciboulette 1938 L’Affaire du courrier de Lyon -1938 Le Ruisseau -1939 Fric-Frac -1939 The ysterious Mr Davis -1942 Le Mariage de chiffon -1942 Lettres d’amour -1943 Douce -1945 Sylvie et le fantôme -1946 Le Diable au corps -1949 Occupe-toi d’Amélie -1951 L’Auberge rouge -1952 Les Sept péchés capitaux -1953 Le Bon Dieu sans confession -1954 Le Blé en herbe -1954 Le Rouge et le noir -1955 Marguerite de la nuit -1956 La Traversée de Paris -1958 En cas de malheur -1958 Le Joueur -1959 La Jument verte -1960 Les Régates de san Francisco -1960 Le Bois des amants 1961 Vive Henri IV. Dünya savaşı döneminde annesi ile İngiltere’ye göçer ve 19 yaşında Fransa’ya döndüğünde aklından hiç çıkarmadığı sanat yaşamına bırakır kendini. bu kuvvetlenmenin ürünü 1927 de yaptığı deneysel bir London uyarlaması Construire un Feu oldu. 1923-5 zarfında saf sinema dahilinde avant garde tavırlı Jeux des Reflets et de la Vitesse Cing Minutes de Cinéma Pure gibi filmler yapan sanatçı 1927de Modemoiselle..B. İlk [deneysel] filmini Fait Divers adıyla 1923 senesinde çeken yönetmen Clair’in asistanlığını yapmağa başlamasıyla avant garde yönünü kuvvetlendirmeğe başlamış oldu. son filmini 1938’de çekip 41 yılında yaşama elveda demiştir.Kariyeri.blogspot. Yönetmen A.

“Şayet ki filmde salt güzelliği yaratma amacı. La Coquille et le Clergyman. Fransa’nın ikinci kadın yönetmeni olmuştur. amaçları doğrultusunda eşini terkeden kadın doktorun anlatıldığı bir yapıt olan La Mort du Sleil. O buna sinema ile fotoğrafın uyuşması diyordu. (Gülümseyen Bayan Beudet) ve 1927’de yaptığı La Coquille et le Clergyman. Yönetmenin Avant-Garde çizgiyle anılmasını ise. Dikkatleri üzerine 1915 tarihli. Fumée noire 1920. hava ve ışığın ana etken olarak kullanıldığı. (İlki Alice Guy’dır) La Française dergisinin başına geçtiğinde dönemin en önde gelen feministlerinden biri olarak isim bıraktı. Le Chemin d'Ernoa 1921. Aldatma (1915)’sını izledikten sonra sinemaya ilgi duymaya başlamasıyla dile getirir. film. aşk ve ölüm tragedyası üzerinde durdu.Filmografisine bakacak olursak: Le Silence 1920. bir din adamının bilinçaltında bastırdığı cinsel arzularının karabasan olarak dışa vurumunu anlatmaktaydı ve İngiltere’de gereksiz bir film olarak damgalanıp sansüre uğramasından ziyade kendi çevresince de tepkiyle karşılandı. (Güneşin Ölümü) idi. La féte Espagnole filminde. fotojeni idi. “Sinema” der Delluc: “Tiyatrodan daha fazla bir ti-yatroluk barındırır içinde. 1922 yılında çektiği filmi ise tüberküloz üzerine yarı belgesel nitelikli. Dulac. Yazdıklarıyla kendisinden sonra gelecek olan kuşak içinde gerçektenten büyük önem taşıyan bu isim 34 gibi genç bir yaşta vefat etmesine rağmen eleştiri ve estetiğe getirdiği açılımlar çok önemlidir. Yönetmenin Antonin Artaud’nun Düşleri olarak isimlendirdiği 45 dakikalık yapıtı. Tüm bir kentin izleyici olarak katıldığı Yunan Tiyatrosundan bu yana ölmüş sayabileceğimiz topluluk sanatına sinema yeniden yakınlaştırır bizi. belirli bir topluluk ya da halka değil. Ames de Fous ve Delluc’un senaristliğini yaptığı La féte Espagnole’un yönetmenliğini yaptı. L'Inondation 1924. Le Tonnerre 1921. İş hayatına gazetecilik ve tiyatro eleştirmenliği ile başlayan yönetmen. 1923 tarihli La Souriante Madame Beudet. Sinemaya gerçek anlamda katkıları olan bu önemli isimin yaptığı büyük işlerden biri de kurduğu ciné-clup’ler olmuştur ki onun etkisiyle dünyanın bir çok ülkesinde de bu klüpler kurulmuştur. Aslında bir gazeteci olan Delluc. Film d’Art ve de düz öykü tarzı yapımlar onu sinemadan uzak tutmaya yetmiştir. fotoğrafın önüne geçerse orta da film diye bir şey kalmaz” düşüncesiyle hareket ediyordu. Geo le Mysterieux. ilk zamanlarda sinema ile ilgili biri değildi. karışık ruh hallerini yansıtan bir ortama koyarak. Dulac’ın erkek egemenliğine karşı tepkisini bir izlenimci olarak ortaya koymaktaydı. İlk senaryosu Germaine Dulac tarafından 1919'da perdeye taşınmıştır ve 1924'te (33 yaşındaydı) ölmeden önce yedi kişisel film gerçekleştirme imkanı bulmuştur. bu etkileyici iki filmde kişileri. Geneli bir denizci barı dekoru içinde geçen Fièvre ve rüzgarın hareketlendirdiği doğal bir dekorda çekilen La Femme de nulle part. Gazeteciler 1937'de mevsimin en iyi filmi ödülüne onun adını vermişlerdir. Ticarete ve http://genclikcephesi. Sonrasındaysa. Yukarıda Avant-Garde başlığı altında da değindiğimiz gibi Delluc için kilit nokta. Fransız sinemasını güçsüz bırakan birinci dünya savaşının sonunda ilk öncü akım Louis Delluc'un etrafında oluşmuştur. (Deniz Kabuğu ve Din Adamı) adlı ilk gerçeküstücü film ünvanını alan yapıtında dahi ortaya koymuştur. Delluc’un edebiyata olan düşkünlüğü haliyle sinema paradigmasına da yansımış ve Fransız İzlenimcilerinin edebiyata bağlılıkları da bu şekilde açıklanmıştır. (Deniz Kabuğu ve Din Adamı) filmleri sağladı. bir savaş sırası filmi olma özelliğini taşıyan Les Soeurs ennemies. Sinema dünyanın tümüne seslenir. La Femme de nulle part 1922. kavranamayan kurguyu gerçeğin bir kanıtı yapmıştır. Fransız İzlenimciliği diye adlandırılmış olan dönemin yaratılış sürecinde büyük rol oynayan Delluc aynı zamanda ilk sinema eleştirmenlerinden-dir. (Düşman Kardeşler) yapımıyla çekti.1890 yılında Cadouin'de doğdu ve 1924'te Paris'te öldü.com 19 .blogspot. Dans l’Ouragan de la Vie. Fièvre 1921. feminist eğilimini. Delluc adına her sene düzenlenen bir ödül töreni vardır. Mille’in The Cheat.” İşte bu sözleri seyrettiği ve etkilendiği. GERMAINE DULAC Avant-Garde Sinemada ve Fransa sinemasının yeniden yapılanmasında yeri olan isimlerden biri.

Sadece öncesi ve sonrası olmayan durumlardır aslında söz konusu edilebilecek olan. 1922’de yaptığı ve tabanını Balzac’tan alan uyarlaması L’Auberge Rouge. Artéres de France. L’Or des Mers. Delluc için photogenie’nin öneminden bahsetmiştik.) 1947’de yayınladığı Le Cinéma du Diable. Seyirciye sunulan zaman ve uzaklık onlar tarafından anlaşılabilir olmalıdır. (Tarihin Hizmetinde Sinema) isimli bir derleme. Bir tıp okulu mezunuydu fakat hep farkında olduğu sinemanın yaşamına girmesi pek zor olmamıştı. JEAN EPSTEIN 1897 doğum tarihli Epstein’de bir Delluc Okulu ismi. onun başvurduğu sunilik az süslü. kuramsal-eleştirel yazılarını topladığı Bonjour Cinéma. (Üç Yüzlü Ayna) olmuştur. (Sinemanın Ruhu) olarak sıralayabiliriz. Epstein şöyle demiş ve bu söylediklerini de filminde bire bir işlemişti: “Neden bir düzenek ile kalıp-laştırılmış olaylar. O. tükenmezcesine bir konuyu gerektiren estetiğini kavrayan bu içsel http://genclikcephesi. en küçük bir mırıldanmayı algılayıp aynı insansı doğrultuda (gerçeğin olduğu gibi) anlatıyı ortaya koyar. bu kitapları. tiyatro gibi olayların karşısında durup onları sabit bir uzaklıkta ve klişe bir zamansal ritm içinde göstermez. Bunun açılımı. yüzdeki en ufak bir ürpertiyi. (Günaydın Sinema) olmuştur.” Simgeciliğin gelişimini etkileyen 1928 yapım yıllı La Chute de la Maison Usher.blogspot. Epstein. Les Bercaux. ve son filmi Les Feux de la Mer. sabitleşmiş ele alındığı hikâyeler anlatılır ki? Bu bakış açısı salt algısal yanıltılardır. konu bize ne kadar yakınlaştırılırsa o kadar coşturucu olur. olgu ve duyguların ardıllaşmış. filmleriyle olduğu kadar. izleyicilerin yakından kendisini incelemesine izin verir. öykülerden oluşmuş da değildir ve hiçte böyle olmamıştır. üç-beş metrelik bir mesafeden duyulan ve bu amaçla yazılan Jean Giraudoux’nun bir metni. bir kronolojikleşme. bir yıl sonrasında ise Thémes et Variations ve Disque 927 isimli ses ve görüntü oyunları içeren deneysel filmler ortaya koydu. sanat olan sinemanın tüm sunilikleri kendinden dışarı atmak amacı olduğu değil. Sinema sürek halinde değişen “yakınlık sanatı”dır. 1922 senesinde ise önemli başarı kazanan ilk filmini Pasteur’ü yapmıştır. sinema okullarında verdiği dersler ve yayınlanan kitaplarıyla da etkili olan bir isimdi. Yaşam böyle kurulmuş değildir. az belirgin. uzaysal boyutun ruhsal yapısının ortaya çıkmasına yarar. aksine. 1942’de öldü. çok daha doğal. (Usherlar’ın Çöküşü) ardından yönetmen sesli sinema dönemine girmiş ve filmler çekmiştir. “sanat simgesel olmadığı sürece sanat değildir” ifadesiyle filmlerine vereceği rotayı da çizmiş oluyordu. doğru olmak zorunluluğunda bulunmamak için.” 1925 senesinde Fransız Sinema Klüpleri Fedarasyonu’nun kurucu başkanlığına geçen Dulac 1927 senesinde Le Cinéma Service de l’Histoire. (Şeytanın Sineması) ve de 1955 tarihli L’Esprit du Cinéma. görsellik ve ses aktarımını başkalaşıma uğramış bir bakış açısıyla yerleşik değerlere karşı kullanarak algısallık dahilinde yeni duygusal noktalar geliştirmek. Zaten bunları böyle yapmak zorundadır. Avant-Garde çizgiyi şöyle tanımlayacaktı: “teknik. Zira gerçekte uzayın içerisinde geçerliliği olan da tiyatronun değil sinemanın yaklaşımıdır. Bunun ardından yaptığı filmler arasında önem kazanabilen yapımı sadece 1927’de yaptığı La Glace a trois faces. özellikle yazdıklarını da bakacak olursak Epstein’de bu çizgiden pek uzakta değildir: Epstein et photogenie -Epstein ve Fotojeni-si üzerine kendi betimlemesi: “Şu bir gerçektir ki. La Réve. Sinema adına ilk ürünü 1921 yılında.öyküye dayanan sinemanın gerçek sinemayı katlettiğini düşünen yönetmen duygu ve akla seslenen tüm görseliteyi kullanmaktan yanaydı. (Etna’nın Sinemayı Görüşü. Coeur de Gueux. Beyazperde ise bu anlatının.com 20 . Tiyatroyu bir düz <yüz>ey oyunu olarak düşünürsek sinema (mekansal olarak ) bir uzay sanatıdır. Filmdeki öykünün sonsuz. daha içsel bir yalan<cılık>dır. Bu film Epstein’ın daha öncelerde kaleme aldığı düşüncelerinin görsel ispatı niteliğindeydi. Les Batisseurs. Chanson d’Armor. Beyazperde de yalan. (Kanlı Han) ve ardından René Clair’in büyülendiğini söyleyeceği Coeur Fidéle’i (Sadık Kalp) çekmiştir. kişinin omuz çekimi ile aktarıldığında çok daha görkemli bir tablo çıkar ortaya. 1936’da basılan Le Cinéma vu de I’Etna. Mesela. Mercek ve mikrofon ise.

1923 tarihli Don Juan et Faust ardından Alman Dışavurumcu Sinemasından faydalanmayı denedi ve izle-nimci-simgeci noktalar taşıyan 1924 tarihli L’Inhumaine.” ABEL GANCE Fransız yönetmen Abel Gance 1889'da evlilik dışı bir çocuk olarak doğmuştur. 1911'de yaptığı La Digue filmi diğer ilk dönem filmleri gibi başarısızdı. Dünya Savaşı'nın başlaması ile iptal edildi. (Enginlerin Adamı)’yla 1920’de yaptı. (Rahmetli Mathias Pascal)’ı simgesel görsel bakışının öğelerini taşıyordu. 1929’da çektiği L’Argent yönetmenin en önemli filmi olarak kabul edilir. İlk çıkışını İskandinav bir atmosfere sahip L’homme du Large.blogspot. J'Accuse'da yenilikçi yönetmenin 1927 yılında yaptığı muazzam Napoléon filminde geliştireceği deneysel teknikler kullanıldı. 1922’de bilinçli olarak meydana getirilen görüntü bozukluklarını psikolojik araştırmalarla desteklediği Anatol France’dan uyarladığı adli sisteme bir yergi niteliğindeki Crainquebille’i sonrasında 1923 senesinde Visages d’enfants. sağlığının bozukluğu nedeniyle savaşın büyük bölümünden kaçındı ve 1919'da daha başarılı olarak film yapımcılığına döndü. Gance. 1. Uzun yıllar boyunca film yapmaya devam etmesine rağmen asla 1920'lerdeki sessiz film dönemindeki şöhret ve çoşkuyu devam ettiremedi. MARCEL L’HERBİER Bir diğer Delluc Okulu ve Avant-Garde üyesi. Sonrasındaysa ilgi toplamayı beceren filmi 1921 yapımı El Dorado’yu çekti. dış çekimleri için aylarca çöl ortamında kalarak o güne kadar yapılmamış bir olayı gerçekleştirdiği yapıtı L’Atlantide ile devam etmiştir. yani sinemaya özgü tarzı. (İnsanlık Dışı)’nı yaptı. Ailesi kariyerine avukat olarak başlaması yönünde cesaretlendirmişse de o genç yaşlardan itibaren tiyatroya tutkundu. Konu. eski sessiz filmlerini zenginleştirerek.com 21 . uzayın içine yerleşme tarzını.D.Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru gerçekleşen çarpışmaları içeren 3 saatlik güçlü bir savaş karşıtı epik olan J'Accuse filmi ile uluslararası ün kazandı. 1921 tarihli. 1917’de çektiği Konuk Evinin Yaşlı Kadınlarının ardından kariyerine 1919da La Faute d’Ortographe. 1960'da film yapımcılığı kariyerine Austerlitz gibi tarihi dramalar yaparak devam etti. 1925te L’Image ve Gribiche’i yapmış ardından ise bir Carmen versiyonu çekmiştir.1981'de Christopher Columbus hakkında epik bir film yapma arzusunu gerçekleştiremeden öldü. 1943'te Nazi istilası yüzünden Fransa'dan kaçtı. Filmin başarısı 6 saatlik uzunluğu ve filmi gösterecek projeksiyon ekipmanlarının ve uzmanının yetersizliği nedeniyle gölgelendi. sinema yaşantısına kısa filmler çekerek başlamış.E. JACQUES FEYDER 1885 ile 1948 yıllarında yaşamış olan Fransız Avant-Garde Sinemasının bir diğer ismi olan Feyder. Sahneye ilk kez 19 yaşında Brüksel'de aktör olarak çıktı ve 1909'da Moliére'de ilk film oyunculuğunu gerçekleştirdi. bir hareketi.C sinema okulunu kuran kişidir. 1954’den yaşamının sonuna dek televizyon dramaları yapmıştır. J'Accuse ve Napoléon gibi eski şaheserlerinin sesli versiyonlarını yaparak geçirdi. burada bir Zola uyarlamsıyla çıkar http://genclikcephesi. meydana koymak mecburiyetindedir.H. I. Zamanının çoğunu. I. 1928 senesinde Berlin’e giden yönetmen. öykünün usul ve öncül olayları ise. Sarah Bernhardt ile oynayacağı 5 saatlik filmi Victoire de Samothrace. Hukuk ve sosyal bilimler eğitimi almıştır fakat ilgi alanı olarak seçtiği edebiyatla isim yaptı. 1911'de kendi film şirketini kurmadan önce oyunculuğa ve senaryo yazarlığına devam etti. sessiz filmlerden sesli filmlere geçişte pek başarılı değildi. Sesli sinema döneminde varlığını sürdüremeyen yönetmen önemi dünyaca bilinen I. (Yazım Hatası). Gance.gerçekçilikte belge filmlere duyulan arzu gibi bir şey vardır. Dünya Savaşı esnasında ordunun sinema kısmında görev almasıyla senaryo yazmaya da başlayıp sinemaya atıldı. 1925’e gelindi-ğindeyse Pirandello’dan uyarladığı Feu Mathias Pascal.

karşımıza; Therese Raquin. Aynı yıl çektiği Les Nouveaux, (Yeni Baylar) filminde kent soylu politikleri hicvettiği filmi hakkında Carné filmin önemli bir yapım olduğunu ve ilgi çekici bulduğunu söylemiştir. 1929’da son sessiz filmi The Kiss’i, ardındansa 1930’da Anna Christie’yi çeken yönetmen Amerika’da çektiği değeri bulunmayan filmlerinden sonra tekrar Fransa’ya döndü ve dönüşünün ardından; 1934’de Le Grand Jeu ve Pension Mimosas’yı 1935’de ise en başarılı yapıtı görülen La Kermesse Héroique’i yaptı.
RENE CLAIR

1898 doğumlu Clair; mizah ve bürlesk’in yanısıra fantastik ve gerçeküstü filmleri ile öne çıkmayı başarmış bir yönetmendir. O, film yapmayı sadece bir şey-i anlatmak değil onu aynı zamanda sinemasal olarak keşfetmek olarak algılamış ve bunu bu şekilde dile getirmiştir. Clair filmleri ne gerçekçi ne de gerçeğin dışıdır ama gerçeğe öykünerek onun hayalini yansıtırlar. I. Dünya Savaşı sonrasında gazetecilik, şarkı sözü yazarlığı, eleştirmenlik yaparak yaşamını idame etmiştir. Sinemaya oyunculukla başlayıp; senaryo yazarlığı ve yönetmen yardımcılığı yapmıştır. 1919 civarında Paris’te oluşan Littérature dergisi etrafında; Aragon, Breton, Fargue, Gide, Valery gibi isimlerle birlikte olup dadaist toplanımlarda katılımcı olarak bulunmuştur. İlk çıkışını 1923 tarihli Paris qui Dort, (Uyuyan Paris) ile yapan Clairin bu filmi için Charensol: “Jarry ve Apollinaire ile beslenmiş ve dada ile sarılmış” ifadesini kullanmıştır. 1924 yılında yaptığı ikinci filmi Entr’acte Eric Satie’nin bir bale yapıtının perde aralarında sunulmak için hazırlanmıştır. Film Avant-Garde’ın önemli eserlerinden biri olarak görülmüştür. Clair’in bu filmi; insanı şaşırtan me-taforlarla bezeli, dadaist şiir geleneğine bağlı ve amaçsız görüntülerin gaglarla desteklenmesinden oluşan bir yapıttır. Bu
eser Mayokovski’ye varasıya çok ismi etkilemiştir. 1925 senesinde sırada Voyage Imaginaire, (Düşsel Yoculuk) sonrasında ise bir uyarlama olan Un Chapeau de Paille d’İtalie, (İtalyan Hasır Şapkası) vardır. 1928 yılında çektiği Les Deux Timides, (İki Sıkılgan) filminde de başarısını sürdürmüştür. Sesli sinema sürecinin başlaması bir çok isimde olduğu gibi Clair’de de tereddütler yaratmıştır ama o bunun üstesinden gelecektir. Görüntünün büyük önemini vurgulamış ve sesi sadece gerekli olduğuna inandığı yerlerde kullanarak kariyerine devam etmiştir. Bu süreç ardından 1930’da kendini Sous les toits de Paris, (Paris Çatıları Altında) filmiyle ispatlamıştır. Ardından 1931 senesinde Le Million’u yapmış ve başarı çıtasını yükseltmiştir. 1934’de ise A nous La Liberté gelmiştir. Clair, 14 Juillet ile bu sefer 1932’de Paris’in tam anlamıyla içine girer. Yergisini kuvvetlendirdiği eseri Le Dernier Millardaire 1934 senesinde çekilmiş ardındansa 1935 senesinde İngiltere’ye gitmiş ve büyük beğeni toplayan The Ghost Goes West, (Hayalet Batı’ya Gidiyor)’u çekmiştir. 1940’da Alman işgali sebebiyle A.B.D’ye geçen yönetmen The Flame of New Orleans komedisiyle başarıya ulaşamamıştır. 1942’de işler biraz daha düzelir ve I Married a Witch ile ilgi görür. Başarılı olarak kabul edilen filmi, bir fantastik güldürü olan It Happened Tomorrow’u 1944’de gerçekleştirdi. Amerika’da ki son işi Agatha Christie uyarlaması olan And Then There Were’den sonra yurduna döndü. Bunun sonrasında Paris çocukluk günlerine göndermeler yapan Le Silence est d’Or, (Sükut Altındır)’ı 1947’de gerçekleştirdi 52 se-nesindeyse taşralı, utangaç bir kişiliğin kadınlarla düşlerinde yaşadığı öyküleri anlattığı Les Belles de Nuit, (Gece Güzelleri)’ni, 55 ve 57 yıllarında ise Les Grandes Manoeuvres, (Hileli Aşk) ve Portre de Lilas’yı yaptı. Son filmleri

olarak ise sırasıyla La Française et l’Amour, Tout l’Or de Monde, Les Quatre Verités, Les Fétes Galantes gelmiştir.
FERNAND LÉGER

1881-1955 yıllarında yaşam sürmüş bir isim Léger. Sanatçı, ressam; ölümünden sonra unutulmayan ve eserlerini sergilemek maksatlı, Fransa Biot’da kendisi için bir müze açılan üretken yaratıcı bir insan. O tıpkı Delluc gibi -ama ondan çokça farklı bir çizgide- gerçek bir Avant-Garde sanatçısı. 1955 senesinde öldüğünde son ve ikinci filmi olacak olan ama olamayan Le Ballet des Couleurs, (Renklerin Balesi) öncesinde sadece bir tek filmi ardında
http://genclikcephesi.blogspot.com

22

bırakmıştır: 1924’de yaptığı Le Ballet Mécanique. Léger 1908’de kübizm doğduğunda Avant-Garde eğilimleri gözlemlemiş ve onlara katılmıştı. O zamanlar da Léger; izlenimcilik ve fovizm öğeleri ile bezeli resimler yapmakla meşguldü. İlk savaş sonrasında ilgisini silindir etrafında yoğunlaştırdı ve savaşın ardından resimlerine hakim olan mekanik görüntüleri aktardığı makine dönemine giren Léger bu dönemden, pürizme ilgi duyarak kopacaktı ve bu süreçte de Mekanik Bale ortaya çıkacaktı. Bu anlatısız, öyküyü yok sayan film; biçimler ve ritm ile yoğunlaşan bir deneydir. Léger filmin öncesinde Chaplin filmlerini ve bunlar üzerine açılımlar yapan Delluc yazılarını okumuştu ve bu etkiyle sinemaya yönlendi. Zaten Léger bu etkiyi doğrulayan bir belirtiyi filmin başlangıcına yerleştirmiştir: Bir Şarlo figürü şapkasını çıkarır, kafasını sallar ve perde de Şarlo Mekanik Bale’yi Sunar ifadesi okunur. AvantGarde’ın sıkı yapımlarına karşı beğenilerini hep sunmuş olan Eisenstein, Léger’in bu senaryosuz, üçyüz çekimden oluşan ve ondört dakika süren; mekanik, insan ve dünya üçlemini görsel düzenlemeler, deneysel fotoğraf görüntüleri ile simgesel bir yapıda anlatmayı amaçlayan filmi için taktir ve beğenilerini sunmuştur. Yapıtını yedi dikey bölümden oluşturan Léger bunu; prizmalar yordamıyla görüntü kırılganlığı, yansıtıcı özellikli yüzeylerin deneysel fotoğraf çalışmaları, geometrik desenlemeler, bilumum mutfak eşyaları ve ‘şeyler gibi görünümlerin mekanik ama canlı ve eğlenceli, görsel bir dans kurgulamasıyla sunarak ortaya koymuştur.
JEAN RENOİR

1894 doğumlu yönetmen, “en Fransız yönetmen” gibi bir nitelendirmeyle anıldı. Kendisinden önceki kuşağı yok sayan ve suçlayan Yeni Dalga’cıların önemsediği tek yönetmen olmak gibi bir özelliği vardır. Dönemin isim yapmış empresyonist ressamı Auguste Renoir’in oğludur. Sinemayı seçtiğinde yıl 1924’tür. Aynı yıl içerisinde Une Vie sans Joie isimli ilk filmini ardından da bir melodram olan La Fille de L’Eau’yü yaptı, film; içerdiği rüya sekanslarıyla dikkat çekti. 1920 senesinde en iyi Zola uyarlaması ünvanını hak edecek olan Nanayı çeker. 1927’de yaptığı Marquitta ile dönemin dansı Charleston izlerini aktarmaktadır perdeye. Aynı tarihte yaptığı ve gerçek üstü bir atmosfere büründürdüğü filmi La Petite Marchande d’Allumettes, (Küçük Kib-ritçi Kız)’ı yapar. Bir uyarlama olan On Purge Bébé ve La Nuit de carrefour ardından La Chinne’i 1931 senesinde gerçekleştirir. 1932’de Yeni Dalga’nın habercisi sayılacak olan Boudu sauvé des eaux, (Sulardan Kurtarılan Boudu) gerçekleştirir. 34’de ise İtalyan Yeni Gerçekçiliğini etkileyecek olan Toni’yi yapan yönetmen filminde İspanya’dan Fransa’nın Province bölgesine gelen göçmen işçilerin yaşayışını konu edinmiştir. Renoir’in karamsarlığının son eseri olarak gösterilen ve patron
ile işçi ilişkisini konu alan 1935 yapımı Le Crime de M.Lange, (M.Lange’ın Suçu) filmi Halk Cephesi damgasını taşıyan ve patronların sistemini yeren bir film olarak dikkat çeker. Fransız Komünist Partisi’nin isteğiyle yapılan ve Halk Cephesi Hükümetini savunan La Vie est a Nous, (Yaşam Bizimdir) ise 1936’da hayat bulur. Film bir süreliğine de olsa sansüre takılacaktır. Gene 36 senesinde, yönetmen; Une Partie de Campagne filmini yapıp, söylendiği gibi siyaseti sanattan üstün görmediğini ortaya koyacaktı. 1936’da yaptığı Les Bas-Fonds (Ayak Takımı), başarıya ulaşamamış bir Gorki uyarlamasıdır. Bunun bir yıl sonrasında ise La Grande Illusion yapımıyla klasikler listesine bir film eklemiş olur. 1789 Devriminin aktarıldığı La Marseillaise, (Marsilyalı Kız) filmini 38’de çeker Renoir. Aynı tarihlerde nazi faşizminin yükselişe geçişi ona bir Zola uyarlaması olan Le Béte Humaine, (Hayvanlaşan İnsan)’ı yaptırır. 39’a geldiğinde ise dünyaya bir baş yapıt kazandıracaktır: La Régle du Jeu, (Oyunun Kuralı). Film Şiirsel Realizmin doruğu diye de adlandırılacaktır. Savaş sebebiyle kaçınılmaz olarak ülkesini terk eden Renoir Amerika’ya göç eder ve orada 1941-46 yılları arasında; Swamp Water, The Southerner, Diary of a Chamber Maid, The Woman on the Beach filmlerine imza atar. 1951’de ise bu kez Hindistan’da The River ile orada yaşayan İngilizleri konu edinen filmini yapar. Ülkesine dönüşünün ilk filmi olan French Cancan’ı 1955’de çekecek ve bu yapımıyla 1956 senesinde Sinema Akademisi Ödülü’nü alacaktır. Ödülün ardınca bir romantik güldürü olan Elena et les Hommes’yi ardındansa şiirsel Le Dejeuner Sur l’Herbe, (Kırdaki Kahvaltı)
http://genclikcephesi.blogspot.com

23

ve 58 tarihli deneysel televizyon filmi Le Testament du Dr.Cordelier’i yapacaktır. 71 senesinde sinema yaşantısını anlattığı Jean Renoir’ın Küçük Dünyası’nı filme aldı. 79 yılında ölmeden önce; Renoir, Les Cahiers du Capitaine Georges, Ma Vie et mes films kitaplarını yayımlamıştır. JEAN VIGO Sürdüğü yaşam doğrultusunda doğal olarak yaşama erken veda eden 1906 doğumlu Vigo 1934 senesinde yaşamını yitirmiştir. Onun yaşamı mutsuz, fakir ve hasta bir yaşantıdır. İlk belgesel filmini Nice’e yerleştikten sonra 1930’da A Propos de Nice, (Nice Üstüne) ismiyle kameraya almıştır. İkinci yapımı ise ünlü yüzücü Jean Taris üzerine yaptığı 1931 tarihli Jean Taris, Champion de Natation olmuştur. Bu yapım onun Avant-Garde sinemacılığının sinyallerini verdiği eseri olmuştur. Diğer önemli çekimi ise 1933 yılında gerçekleştirdiği ve sansür kurumunca sakıncalı görülüp yasaklatılan Zéro de Conduite, (Hal ve Gidiş Sıfır) olmuştur. Bu filminde Vigo ortaya iki farklı yaşam şekli ortaya koyar; bunlardan biri; çocukların ve halkın dünyası diğeri ise; olgun kişilerin ve burjuvanın dünyasıdır. Yapıtın kökeni Vigo’nun yaşadığı çocukluktur elbette; çocuk ahlakına not veren bir konumdan bakan sistemin bir yergisidir ortaya konan, bir baş kaldırı filmi... Tahmin etmesi güç olmayacağı gibi filme tepkilerden ziyade saldırılar olduğunda, yönetmen bu bağnazlığa karşı bir savunma olarak 1934’te L’Atalante’ı koydu ortaya. Filmin ilk gösterimi başarısız bir şekilde sunulur ve kısa bir süre sonrada yönetmen hayata veda eder. Film gösteriminin devamında bazı değişikliklere uğratılarak sunuma devam ettirilir; yakın tarihlerde İngiliz Film Arşivinde bulunabilen özgün kopyası baz alınarak yeniden basılıp gösterime sokulur. Sürreal alt yapılı filmde bu olgu başarılı bir şekilde romantizm ve komedi öğeleri ile harmanlanıp sunulur izleyiciye. Vigo’nun sinema yaşamı kısa ama yoğun bir yaşamdır, dört filminin toplam süresi dahi kısa denecek bir süreye sahip olmuştur. Günümüzde yönetmen, meraklısı olan için hâlâ keşfedilecek noktaları kendinde barındırmaktadır. MARCEL CARNÉ

Şiirsel Realizmin öncüsü olarak adını geride bırakan Carné bir marangoz çocuğu olarak Paris’te 1909 yılında dünyaya geldi. Sinemaya duyduğu ilgiyi tam anlamıyla fark edene dek bir sanat okulunda sanat yaşamına başladı. Sonrasında ise bir film teknisyeni olarak yoluna devam etti. Askerlik süreci ardından Carné hemen sinemaya atılamayacak ve başka işlerle meşgul olacaktı. Sinemayla ilintili ilk işini 1920 sonlarında yönetmen yardımcısı olarak yapmaya başladı. 1929 yılında ilk filmini çektiğinde kullandığı kamerayı bir arkadaşından ödünç olarak almıştı. Yaptığı bu film; Marne nehri kıyısında Pazar pikniği yapan insanlara değinen bir belgesel çalışmaydı ve Nogent-Eldorado adını almıştı. Bunları; Cinémagazine ve Hebdo Film dergilerinde eliştirmen olarak çalışması ve A.B.D’ ye gönderilmesi izleyecekti. 1936 yılında Feyder, bir melodram olan Jenny’nin rejili-ğini Carné ’a devredince ciddi anlamda yönetmenliğe adımını atmış oluyordu. Yıl 1938’ e geldiğinde Carné ileride çok anılacak bir yapıtla başbaşaydı; Quasi des brumes, (Sisler Rıhtımı). Geçirdiği bir sinir krizi sırasında cinayet işlemiş olan asker kaçağı Jean, sisler içindeki liman kentine gelir ve rıhtımdaki bir meyhanede tanıştığı Nellie'ye âşık olur. Kızın nişanlısını katletmiş olan hain koruyucusu Zabel, kızı da yıldırmıştır. Jean yeraltı dünyasına karışır; bu arada yerel bir çetenin başı olan Lucien, dikkatini Nellie'nin üzerinde yoğunlaştırır. Jean, polisi atlatmak için, intihar eden bir ressamın pasaportunu kullanır ve Venezüella'ya giden bir geminin mürettebatına katılır. Nelly'ye tecavüz etmeye kalkışan Zabel'i öldürmek zorunda kaldıktan sonra, tam gemi hareket etmek üzereyken, kendisi de Lucien tarafından vurulup öldürülür… Aynı yıl yaptığı Hotel du Nord, (Kuzey Oteli) ise Sisler Rıhtımına nazaran duygusallığı birazda olsa fazla basan bir yapıttı. Filmde birlikte intihar etme kararı alan genç sevgililerin portresi çizilir, genç adam kıza ateş eder fakat sonrasında kendisini vuracak güç ve cesareti kendisinde bulamaz ve hapisaneye girer. Hapis yaşamının sonunda iki sevgili (kız ölmemiştir) tüm olanlara rağmen mutlu bir yaşama kavuşurlar. Giderek kasvetli bir anlatıma yönelen Carné 1939 yılındaysa Le jour se léve, (Gün Doğuyor)’u yaptı. Film pesimistik
http://genclikcephesi.blogspot.com

24

1920’li yıllarda çektiği yirmi kadar filmlede başarıyı sağlayamamıştır. 1942 yılında yaptığı Les visiteurs du soir.B. Bir çok kişi tarafından felsefi olarak değerlendirildi. (Hanımların Mutluluğu) filmini yapmış ve üne kavuşmuştur. 1967 senesinde ölen yönetmen Beş Büyük Yönetmen olarak adlandırılan sıralamanın içerisinde olmuş. (Gece Ziyaretçileri) adlı Ortaçağda geçen yapıtında şeytanın aşk için bir engel olabileceğini fakat asla onu yenemeyeceğini anlattı. Duvivier 38 senesinde Hollywood’a çağrılır ve Johann Strauss’un yaşamını kameralayan The Great Waltz’ı yapar. Savaş sonrası ülkesine döndüğünde başarılı yapıtlar ortaya koyar. Mam’zelle Nitouche. Bunları 1950-67 arasında yaptığı: Sous le ciel de Paris. Lunegarde. L’Affaire Mauriuzus. Orage. (Cennetin Çocukları) 19. Kendisinden yıldız keşfeden yönetmen olarak bahsedilmesini sağlayacak isimleri oynatmış filmlerinde. VE SİNEMAYA SES GELİYOR http://genclikcephesi.yy Paris tiyatro dünyasında geçmekteydi.sürecinden dolayı İkinci Dünya Savaşı sırasınca psikolojiyi bozucu olduğu gerekçesiyle ilgili makamlarca yasaklatıldı. Savaş sonrası ise yönetmenimiz için pek parlak olmayacaktı aslında. Le Petit monde de Don Camillo (bu filmiyle Venedik Film Festivali’nde ödül almıştır). 1929 senesinde yönetmen bu kara perdeyi yırtarak Au Bonheur des dames. L’Amant de Lady Chatterly. Lac aux Dammes. Şiirsel Gerçekçiliğe dahil edilen filmleriyle sinema tarihinde kendisine yer bulmuştur. altmış civarı film ortaya koymuştur. Pepe le Moko. Sonrasındaysa 1932-39 yılları arasında kendisinin klasikleri olacak filmleri: Poil de carotte. Un Carnét de bal’ı yapmıştır. La Femme et le Pantin. MARC ALLEGRET 1900 doğumlu bir yönetmen Allegret. Bir pantomim sanatçısının yaşam öyküsünü anlattığı 190 dakikalık yapıtı Les enfants du paradis. 1948’de İngiltere’de Anna Karenina’yı yapar. Yenilenen bir dönemi şimdiki zamanın aşırı değişken yapısını perdeye aktarmakta güçlük çekti Carné. Şiirsel Realizmin babalığını yapmış olan Carné için kimileri bu filmin Şiirsel Gerçekçilikten kopuş olduğunu söylese de film tam anlamıyla akımdan uzakta değildi. Dünya Savaşı sırasında tekrar A. L’Abominable Homme des douanes filmlerini gerçekleştirmiş 1973 senesinde yaşama veda etmiştir. L’Homme a L’imperméable. Ne olursa olsun o meşhur Carné kasvetini Cennetin Çocukları’ nda da bulmak mümkündü. Petrus.D’ye giden yönetmen 1942 tarihli filmi The Tales of Manhattan’ı. Thérése Raquin(1953). 1996’da içsel bir yaşam sürerken yaşama veda eden Carné ölümünden önce ise şu filmlere imzasını atmıştı: Zola’nın sinemaya uyarlanan yapıtı. II. sonrasında. Yönetmen. 1930’lu yıllarda belgesel haricinde filmlerine girişmiş. Güldürü sinemasına çokça ağırlık veren Duvivier 1919’da yaptığı ilk filmi Haceldema ile bir ilgi uyandıramadığı gibi. sinema yaşamı belgesellerle başlamış bir isim. Entrées des Artistes bu tarihlerde bahsedebilecek filmlerinden olmuştur. Le Diable et les Dix Commandements filmleri izler. Un drole de dimanche. Les assassins de l’ordre ve La Bible(1977). 1944’de ise Flesh and Fantasy sonrasında ise aynı yıl içerisinde The Impostor’ı gerçekleştirir. Herşeye rağmen ilerleyen yıllarda çokça aşk filmi çevirdi. JULIEN DUVIVIER 1896 doğumlu yönetmen bir cizvit okulunda öğrenim görmüş. Filmleri genellikle iyi ve kötünün savaşımı konulu ilerlemiştir. Maria Chapdelaine. Les tricheurs(1958). Soğuk bir kişiliğin altında üretken bir yapı barındırmış.blogspot.com 25 . Les Petites du quai aux fleurs. 1940lı yıllarında Carné çektiği filmlerde konusal olarak umutsuz aşka ve iyi ile kötünün savaşımına yöneliyordu. Sois belle et tais-toi. ilkin tiyatro ile ilintili çalışmalarda bulunmuş sonrasında ise l’Herbier ve Feuillade gibi isimlere asistanlık yapmış ve senaryo denemelerinde bulunmuştur.

Marcel L’Herbier’nin Le Bonheur’su. zira ürettikleri teknik malzemeye patent henüz al-a-mamışlardı. Bu dönemin öne çıkmış senaryo yazarlarına baktığımızda: Marcel Achard. Abel Gance’ın Paradis perde’su sayılabilirdi. Bu arada Guitry’nin filmlerinde her zaman başrolü kendisine ayırdığını da belirtmeden geçmemek gerekir. Bu arada vazgeçilmez gibi duran komedi bu yeni düzenede uyum sağlamakta hiç gecikmemiş ve ortaya komik müzikhol şarkıcılarının oynadığı ucuz işler çıkmaya başlamıştı. Charles Spaak isimleriye karşılaşırken Yves Mrande ve Louis Verneuil gibi daha bir çok yönetmeninde senaryolaştırılmış tiyatro filmleri çektiklerini görüyorduk. Müziğin gerçekten yaratıcı bir şekilde kullanıldığı film sonralarda ise Fransa’da bir çok filme yol çizecek ve vizyonun gerçekten poplaşmasını sağlayacaktı. Bu dönemden sonra listeye önemli iki isim daha girecekti ki bunlar Vigo ve Carné ’dan başkası değildi. önem taşıyan bir türde şüphesiz ki gerçekçi melodramdı. Jacques Prévert. Lévy. İlk başlarda yapılan filmler daha öncelerde yapılan melodramların yeni versiyonlarıydı bir diğer anlamda bunlar melodramın XIX. Epstein. Gremillon. İsim altında toplamak gerekirse bu tür kendi içinde: Sosyete Dramı.Fransa sineması seslenmişti seslenmesine ama bu ani gelişe biraz hazırsız yakalanılmış ve bilim adamları gerekli aygıtlar –ses cihazları.com 26 . Şayet bunlara örnek vermemiz gerekecekse: Double Crime sur la ligne Maginot (1937). almıştı çünkü alt yapıları buna dayanmaktaydı. Seçenekler arasında yer alan filmleştirilmiş tiyatro giderek daha fazla seyirci çekmeye başlamıştı ve bir anlamda bulvar komedisinin yerini almıştı. Clair. Lakin bunun istisnası olarak ortaya çıkan Clair’e ait. Ama gelgelelim şu meşhur Hollywood tehlikesi karşısında bu düzen büyük bir başarı ve kazanç sağlamaktaydı.blogspot. Önemle belirtilmesi gereken bir nokta da bu süreç içerisinde ki senaryo yazarlarının Fransız sinemasında önemli yerlere geleceğinin nişaneleride ortaya çıkmıştı. Duvivier. Renoir. sesin gelmesi. yy’dan bu yeni zamana dönüştürülmesiydi. gene aynı tarihli Le Collier de la Reine karşımıza çıksada Fransız sesli filminin önünü açan yapım kesinlikle René Clair’in filmi (ki Epinay stüdyolarında Alman şirketi Tobis için çekilmişti) Sous les toits de Paris’dir. http://genclikcephesi. Elbetteki bu tür salt yeni uyarlamalardan ibaret kalmayacaktı. Bu değerler doğrultusunda ortaya çıkan gösterimlere uyum sağlayan küçük sayılamayacak bir izleyici kitlesi söz konusuydu ve bu durumdan rahatsızlık duyanlar varsa onlarda eleştirmenlerdi. bir anlamda Avant-Garde’ın sona erişi anlamındaydı. Bu sahada da öne çıkan belirginleşmiş iki isim göze çarpıyordu. Feyder.üzerinde ki çalışmalarını başarıyla tamamlamış olsalarda Fransa film dünyasında yabancı patentli malzeme hakimiyeti söz konusuydu. Fransa’ya ait sinema dünyasında bahsedilmesi gereken. Henri Jeanson. onlarda: Marcel Pagnol ve Sacha Guitry idi. A nous la liberté ve Quatorze juillet diğer yapımlar arasından sıyrılabili-yorlardı. Bu büyük adamlar aynı şekilde otuzlu yıllarada isimlerini bırakabilecek kadar başarı kazanacaklardı. Sesin sinemaya girmesinden sonra doğal olarak tiyatro tabanlı filmler ve daha popüler bir şekilde müzikaller poplaşan değerler olarak öne çıkmıştı. L’Herbier gibi sessiz kuşağın nitelikli isimleri sorun yaşamadan yeni sürece geçiş yapan yönetmenlerdi. Ortaya çıkan bu eğlence -sinema kültürü. Gance. Daha öncede belirtmiştik. İlk yapılan Fransız sesli filmine baktığımızda 1929 yapım yılına sahip L’Eau du Nil. Aslında ortaya çıkan ürünlere sinema filmi demenin sinema etiği açısından ne kadar doğru olduğu tartışılırdı zira bunlar sadece filme alınmış dahası filmleştirilmiş tiyatro ya da opera çalışmalarıydı. La Porte du large (1936). Dünyada kabul görüp başarı kazanan bir film olmasına rağmen ilginç bir şekilde Fransa’da ilk başlarda hiç ilgi görmemişti. ucuzluk ve haliyle kalitesizlik olarak görülüyordu. aksine yeni melodram türleri ortaya çıkacaktı. Le Million.

sözkonusu Alman hakimiyetinin sınırlarını daraltmaya çaba gösterdi. Şiirsel Gerçekçilik akımıyla hemen hemen özdeşleşmiş olan Marcel Carné’nin bu akımın tek temsilcisi olduğu ileri sürülse de bu pek doğru bir iddia değildi zira akımın ortaya çıkışında Jean Vigo. karakterler ise asker kaçaklarından. Ama film piyasasında bir Fransız hakimiyetinden söz edilebilirdi çünkü. VICHY DÖNEMİ ÜZERİNE Nazi ordusu. psikolojinin hastalık taraflarında dolaşan katil tiplemelerinde yer alan erkek oyuncular ve yaptığı evlilikle mutluluğu bulamamış kadın tiplemelerinden oluşturmuştur. Bu da Fransız Sineması’nın tıpkı toprakları gibi işgali anlamına geliyordu.oldu –elbet-. oyunculardan ve yönetmenlerden bu dönemde ABD’ye göç edenler olurken bazılarıda faşist bir takım baskıcı kurallar altında zor zamanlar geçirmeye başlamışlardı. Grémillon’ın Le Ciel est a vous’u çıkmaktaydı. Naziler için mükemmel bir propaganda aracıydı ve bunu her açıdan kullanacaklardı. şiirsellik ve gerçekçilik. Akımın ilk defa ortaya çıkışı Fransa’da olmuştu ve yıl 1930’u göstermekteydi. Sinema sektöründe. Böylelikle sinemada sansür http://genclikcephesi. Gerçekçilik yönüne gelecek olursak. Yaşamı etkileyen her şey dahası dünyayı etkileyen her şey doğal olarakta en başından sonuna sinemayı etkilemiş ve etkileyecektir. Pagnol’un La Fille du puisatier’si. Sinema. çok önemli adımlar atıp uğraşlar veren bu kurum. haliyle Fransız sineması üzerinde sağlam bir etkiye sebep olmuştu. İngiliz ve Amerikan filmleri tamamen gösterim yasağına tabi tutulmuştu. Şiirsel yön. karakterlerin karşısına çıkan ve yaşamın simgesi olan polisler ve gangsterlerin varlığıdır söz konusu olan.com 27 . Fakat şu varki bu yıllara hakim olacak tür olarak olarak seçilen bu melodramlar değil Şiirsel Gerçekçilik olacaktır. Yeni film okullarından tutunda. Bu savaş dönemi sinemasına baktığımızda ortaya konan yapımların önemli bir kısmını edebi uyarlamalar oluştururken Cocteau’nun da imzasını taşıyan ama az sayıdaki fantezi filmlerden söz etmek mümkündü. romantik. dahası Fransa’da kalanlar ve de sorunsuz bir şekilde kariyer ve yaşamlarına devam edenler –de. Fakat bu dönem filmlerinin Alman’ların sansür kurulu Vichy tarafından denetlendiğini de unutmamalıyız. Ortaya çıkan ve hafiften bir ağırlık kazanan kadın filmleride aynı dönemde etkinleşmeye başlamıştı. Majinot savunmasını yararak Fransa’ya girip 1940’ın 14 Haziran’ında Paris’e ulaştı. Gelgelelim herkes bir yerlere göç edip işkenceye maruz kalmıyordu. Her ne kadar parasal sancılar çeksede Fransız sinemasının iyileştiği söylenebilirdi. bu sıralar yapılan filmlere bakacak olursak karşımıza: Abel Gance’ın La Vénus aveugle’u. İleride bir başka bölüm halinde sunmaktansa burada pekişmesi muayetinde konudan fazla uzak düşmemek amacıyla sınırlı bir şekilde şiirsel gerçek-çi-lik ten bahsetmek faydalı olacaktır. Hollanda ve Belçika’ya saldırdıktan sonra. duygusal. Akım adından da ortada olduğu gibi iki ana noktadan oluşmaktaydı. Asker Melodramı gibi isimler almıştı. az sayıda İtalyan ve Alman filmini saymazsak. Marcel L’Herbier ve Julien Duvivier gibi yönetmenlerinde etkileri vardı elbet. çevre seçimi ve film karakterlerinin davranışlarında yatmaktadır: Islak caddeler sisli limanlar ve benzeşik öğeler ana atmosferi oluştururken. ümitsiz bir sinema örneği olarak tarihteki yerini alacaktır. Pétain Hükümeti ise ateşkes adı altında Fransa’yı resmen Nazilere teslim etti. mali destek ve kısa film çalışmalarına yatırıma değin. Kısa bir dönem süren şiirsel realistik sinema. Stelli’nin Le Voile bleu’su.blogspot. Pétain hükümeti sırasınca kurulan COIC (Sinematografik Endüstrilerin Organizasyon Komitesi). Fransız sineması için gerçekten gereken ve iyi sonuçlar doğuran bir adım olmuştu. İşte Almanların Fransa’yı işgali.Slaw Melodramı.

Aktif direnişin göstergecisi olan. Bunun için verilebilecek en uygun örnek. Yönetmen. sinema seyircisini oyalamaya yönelik yapımlar olmaktaydı. ortada olanı yansıtacaklardı perdeye. Film kendisine Fransız direnişçileri suçlayan ve yeren bir konu edinmişti ve Fransa bu filme ve haliyle yönetmenine öyle bir tepki verdi ki Nazilerin filmi gösterimden kaldırıp. Dönem içinde film yapımına hiç izin verilmiyor değildi fakat bu filmler. Madame et la Mort. faşist eğilimli yönetmen 1948’e değin Fransa tarafından affedilmeyecekti. 43’de ise Clouzot’ yu bu sefer Le Corbeau. bunlar: Louis Daquin ve Jacques Becker’di. İşgalin yaklaşmasından önce vatanlarını terk eden yönetmenler olmuştu zaten ama bu süreç terkedimi hızlandırmış. bu filmler yaşanan gerçeği. Söz konusu yönetmenlerden iki isim diğerlerine nazaran daha bir öne çıkacaktı. bunların taban konusunu işgal sürecinde ortaya konan mücadele oluşturmaktaydı. Fransız izleyici bu olay karşısında tepkisiz kalmamış aksine taşkınlık derecesinde bir karşı koyuş sergilemiştir. ilkin İşbirlikçi Filmler’e bakabiliriz: 1942 tarihli Clouzot’nun yazıp Decoin’in yönettiği Les Inconnus dans la maison. Yahudi karşıtı bir film olarak karşımıza çıkacaktır. hiçbir önem ve değeri olmayan.uygulamaları başladı ve bu görevin başına da Dr. Söz konusu ettiğimiz Vichy süreci içerisinde ortaya bir de Gerçekçi Filmler çıkacaktı. 42’de Letters D’Amour ve 43’de Douce. bir ulusun direncinin yok olamayacağının ispatı olarak bu döneme damgasını vurmuştur. Zaten http://genclikcephesi. Becker: 1943’de Le Dernier a’tout. Bir diğer faşizan isimse Sacha Guitry idi. yönetmeninde film yapma yetkisini elinden almaları gerekti. Pierre Prevert’in yönetmenliğini yaptığı 1943 tarihli Adieu Léonard. Grémillon bu filminde örgütlü bir ulusun neleri gerçekleştirebileceğini koyuyordu ortaya. Bir diğer kategori ise Vichy dönemine yönelik çekilen Karşıt Filmlerdi: İlk dikkat çeken yapımlar Carné ’ın Les Visiteurs du soir. Autant Lara olacaktır. Aynı kategoride yer alacak bir diğer isimse. Yönetmen son çektiği Douce ile direnişe açıkça methiye düzüyordu. Schmidt getirildi. (Evdeki Yabancılar). realizmi tam anlamıyla ortaya koyan Daquin’se: Nousles Gosses. (Ebedi Dönüş) filmini 42 senesinde çekecekti. (Gece Ziyaretçileri) ve Les Enfants du Paradis. paraya dolayısıyla burjuvaziye sıkı eleştiriler giydiriyordu. (Paradideki Çocuklar)’ı olmuştur. Tüm bunların ardındansa İşgal Sonrası Direniş Filmleri geldi. o da Clouzot ile aynı kaderi paylaşacaktı. 45’de Goupi Mains Rouges ve aynı yılda işgal altında ki Paris halkını anlatan Falbalas’yı çekti. 1941’de yaptığı Le Mariage de Chiffon. Savaş döneminde varolan bir sinemacı olan Bresson’da 1943’de ilk filmi olan Les Anges du Peche. sayılarını ise arttırmıştı. (Karga) filmiyle yönetmenlik sandalyesinde görecektik. René Clémentin 1946’da çektiği La Bataille du rail filmidir. tarzıyla dikkat çekti. Elbette ki gösterimde ki filmlerin bir kısmı. Yönetmenin daha açık ve ağır filmi Le ciel est a vous 1944 yılında çekilecekti. Müthiş bir dönek olan Jean Delannoy Nazilerin sevgisini kazanan L’Eternel Retour. Bu filmler. Yukarıda da belirttiğimiz gibi önemli bir diğer isimse Becker’di. Zaten. (Günah Melekleri)’ni yapmıştır. Grémillon’ın 39’da başladığı Remorques’u ve 43’de yaptığı Lumiére d’Eté ’i bu sınıfa dahil edilen yapımlardandı. Le premier de cordée ’yi yaptı. Le Voyageur de la Toursaint.com 28 . Nazi dönemi sinemasını kategorilere ayırmak doğru olabilir.blogspot. burjuvaist değerlerle ve Mareşal Pétain’le ciddi bir şekilde dalga geçiyordu. bazı filmlerin tamamı Nazi propagandası niteliği taşımaktaydı. Hemen ardından Continental kurumu tüm Fransız film dünyasını eline aldı. önceden çektiği Ceux du rail belgeseliyle desteklediği ve savaş katılımcısı direnişçi demiryolu işçileriyle röportajları ve onların anılarını da içeren film.

La Vérité ’i ise 60 yılında yapmıştı. çalışkan ve dolayısıyla üretken bir yapıya sahipti. o.zira şiirsel realizm iyiden iyiye azalım gösterse de kara film geleneği gitgide bir belirginlik kazanmıştı.blogspot. Ama çok geçmedi ki Fransız sineması o hiç yabancı olmayan problemlerle yeniden yüzyüze gelmişti. COIC çalışmalarını genişleterek sürdürmekte ve ticari olmayan sinemanın gelişimine destek sağlamaktaydı ve modern Fransız sinemasının temelleri artık atılmıştı. Daha önce bahsettiğimiz faşist tabanlı baskılardan kaynaklanan sebeplerden dolayı topraklarını terk eden Yahudi tabanlı sinemacıların geri dönmesi de sinemayı gerçek anlamda güçlü göstermekteydi. söz konusu yönetmenlere ait filmlerin karanlık ahlaki yapısını uygunsuz görmekteydi. Ama genede şiirsel realizmi benimseyen ve işleyen filmler yapılmadı değil: Allégret. Prévert gibi alışıldık senaristler üretkilerine devam etselerde bahsi geçen süreç içerisinde. 48 yılında Dédée d’Anvers. La Vérité sue Bébé Dongé. 1950’lere doğru sinema Fransa’da en popüler dönemine erişmişti. Clément. 49’da Une si jolie petite plage’ı. Bost gibi senaristler dönemi kendilerine mal edebildiler. 50’de Manéges’i yaparken Clouzot. Bazin bir eleştirmenden öte bir kişilikti. devam edecek olduğumuzda. Becker.Truffaut tarafından bir hayli sert dille eleştirilip suçlanmıştı. Bu kuşak F. Truffaut’a gelecek olursak. Clément gibi. Clouzot. Tüm bunların yanısıra Les Cahiers de cinéma’yı kurup geleceğin akımı olacak olan Yeni Dalga yönetmenleri için ortam hazırlamış oldu. Christian-Jaque. Audiard. Bu yıllarda izleyici sayısındaki artış dörtyüzmilyonla dikkat çekecek boyutlara gelmişti. Quai des Orfevres’yi 47’de Le Salaire de la peur’yu 53’te. Les Diaboliques’i 55’te. Autant-Lara. Savaşın her türlü aksaklıklarını ortadan gidermek için çaba veren ülkede savaş ve benzeşikliğine bağlı konularda belgesel çekimlerinin ortaya çıkması da olası bir durumdu. Fransız piyasasında Amerikan filmlerinin hortlayışı bu sorunların en başında gelmişti. Bunun ardından (dahası buna bağlı olarak) polisiye ve gerilim filmlerinin yükselişi söz konusu olurken Fransa http://genclikcephesi. Ve bu kişiler Fransız sinemasının kalite geleneğinden de uzaklaşıp ödün vermiş değildiler. Modern sinema sözcüğünün gerçek anlamda fiiliyata geçişi André Bazin tarafından götürülen ciné club hareketinin hız kazanmasıyla tam anlamıyla destek bulmaktaydı. Sadece film çekimleri bakımından değil sinema salonlarının mimarisi açısından da yapılan yenilikler söz konusuydu. Les Grandes Familles. Carné’nin Thérése Raquin’i gibi. dönemin tüm mevcut dergilerinde yazılarını bulmak mümkündü ve sert eleştiri üslubuyla dikkat çekmekteydi. haklıydı-da. Savaş öncesi film yapan yönetmenlerden savaş sonrası tekrar film yapmaya başlayanlar olduğu gibi yeni isimlerde savaş sonrası yönetmenleri olarak bunlara eklendiler.Cannes’da da Altın Palmiye’ye layık görüldü. 1946’ da Demir Yolu Savaşını çekti bu uzun metraj yarı belgesel nitelikler taşımaktaydı. Aurenche.com 29 . Böylesi etki-ler yaratmasa da sayılmadan geçilmesi dönemin sinema tarihi açısından hata olacak birkaç direniş filmi daha söz konusudur: Bresson: Un condamné a mort s’est é chappe -1956 Cayette: Le passage du Rhin -1960 Chabrol: La Ligne de Demarcation -1966 Melville: L’Armé” des Ombres -1969 Tüm bu olanları Fransız sinemasının kurtuluşuna yönelik kurulan komite ve L’écran Français dergisinin yayın hayatına başlaması izledi. yeni salonların inşası ve mevcutların yenilenmesi gibi. Jeanson. En cas de malheur gibi filmlerse ahlak ve sınıf pratiklerine yönelik sosyolojik eleştirilerde odaklaştılar.

blogspot. Fernandel’den başkası değildi bu. Almanya’da yaptığı bir kısım çalışmalarla örneğimizi teşkil edecektir. Önemlisi bu önemli isimler ileride Yeni Dalga akımının öncüleri ve modelleri olarak kabul göreceklerdi. Lakin bu Fransız yapının dışında tutulabilecek bir ortak yapım söz konusudur: Henri Verneuil. Francis Blanche isimleri çıkıyordu. Les Belles de nuit. Bu sıralarda cinselliğin ön safhaya çıkıp bu unsurla parlayan kadın yıldızların da ortaya çıktığını görüyoruz. Les Vacances de Monsieur Hulot. Bir Fransız savaş mahkumu ile bir ineğin hikayesi olan İnek ve Mahkum filmi ve yanısıra.com 30 . Alain Resnais. Ayrıca bu dönemde Bourvil’in yükselişe geçişi söz konusuydu. Les Misérables. Lakin bu türe asıl ait olan bir isim değildi. anlamsızlığa dönüştürdü ve vücudunu komedisine efekt unsuru olarak kullandı. bunların öne çıkış yapmış olanlarını sayacak olursak örnek olarak: Fanfan la Tulipe. sadece bir şair değildi elbet. bu çok yönlülüğünü sinemada belki de en iyi şekilde yansıtacaktı insanlara. Louis Malle. “ben bir şairim” diyecekti hep. Gervaise. Daha sonraları Bardot’yu piyasanın komedi filmlerinde de görecektik. Filmografyasına bakacak olursak gözümüze. gerçek anlamda komediye dönecek olursak karşımıza. zira dışarıda kara film ve gerilim tarzıyla bilinip takip edilirken Fransa içerisinde dram ve komedi ağırlık kazanıyordu. filmin yönetmenliğini Roger Vadim yapmıştı. Le Rouge et le noir. gibi isimler savaş sonrası dönemde ortaya çıkacaklardı. evet. Nana verilebilirdi. Pierre Melville. NoélNoél. gerçek anlamda çok yönlü sanat adamıydı kendisi. Jacques Tati kaba güldürüye yakın bir mizah tarzıyla konuşma dilini bir homurtuya. ve tarih ellileri gösterirken sahneyi Brigitte Bardot alacak deyim yerindeyse kaplayacaktı. Bu yönetmenlere bakıldığında. Ellili yıllara doğru baktığımızda kostümlü dramanın gerçek anlamda ağırlık sağladığı ve gerçektende çok sayıda bu türe ait çalışmalar üretildiği görülüyordu.) Fernandel’in komedi de topraklarının dışına çıkamadığını belirtmiştik. o http://genclikcephesi. küçük bir İtalyan köyünde geçen bir diğer komedi filmi de bir Fransızİtalyan ortak yapımı olarak gişede başarı sağlamışlardı. Agnés Varda. FİLMLER VE YÖNETMENLER JEAN MAURICE EUGENE CLEMENT COCTEAU O. Ve Tanrı Kadını Yarattı filmiyle kariyerini başlatmış oluyordu. Bourvil gibi kariyerinin zirvesinde olan bir komedyen daha söz konusuydu. Fransa’ya ait toplum yapısı ve dil göz önüne alındığında ve ortaya çıkan yapımlar da bu yönde içerik kazandığından Fernadel ve daha bir çoğunun mizahının yurt dışına çıkması pek söz konusu olamazdı. (bahsi geçen Don Camillo dizisi 1951 de başlatılmış Duvivier tarafından da yönetilmişti. Bardot. Ama bu demek değildi ki bir başkası bunu başaramayacak. teknikleri. Parisli Kız bunlardan önemlileriydi. dış çekimlere ağırlık vermiş. Tanrı ile konuşan ve köyün komünist papazına savaş açan. EĞİLİMLER. ana akım endüstrisine muhalefetliklerinden dolayı ortak sayılabilecek olsalar da. Jour de féte. Robert Bresson. küçük ekiplerle çalışmış ve kendi çizgisini oturtmuştu ve Tati başarıyla yurt dışındaydı.sineması kendi topraklarında ve dış ülkelerde farklılık gösteren bir sinema portresi çiziyordu. Mon oncle takılacaktır. SAVAŞ SONRASI DÖNEMDE. estetik anlayışları ve ideolojik yapıları bakımından apayrı yönetmenler oldukları görülecekti. Papatya Falı. Tati özgündü zira alternatif bir grup oluşturmuş. Darry Cowl.

Bir katolik olan ve bu inancına tam anlamıyla bağlı olan Bresson. Mouchette (1967). geçen yüzyılın sonlarında dünyaya gözlerini kapadı. film çekiyorum ondan da rahatsız oluyorlar. Ünlü direnişçi Andrea Devigny'in idamdan kurtulmak için hapishaneden kaçışını öyküleyen Bir İdam Mahkumu Kaçtı’da Bresson. Tüm bunların ardından 1929 yılında kendisini büyük bir istek ve zevkle sinemaya verdi. Herhalde Şeytan'ın’ dan sonra Bresson. Zaten filmlerinde sıkça ger-çeküstücü sekanslar kullanmaktaydı. Filmin senaryosunu kendi yazmış. 1943'de Nazi işgali yaşayan Paris'te Les Anges du Peche (Günah Melekleri)'i çekti. Kendi üretkisi olan trajik tiyatro eseri L’aigle a deux tétes. Quatre nuits d’un réveur (1971). Dostoyevski'den esinlendiği Yankesici de dünya çapında beğeni toplayan bir yapım olmayı başardı. intiharın tek çıkış yolu olduğu bir dünyada aşkın ve mutluluğun imkansızlığını resmetti. Filminde Yunan felsefesini Paris sokaklarına taşıdı. Bresson. Pick pocket (1959). trük çekimleri ve yabancılaştırma efektleriyle büyük beğeni kazandı. bir Tolstoy uyarlaması olan Para ile karanlık. Bresson. Un condamné a mort s’est échappé ou Le vent souffle ou il veut (1956). Bresson. sert ve acımasız tavrını sürdürür. yönetmenliğinin dışında kurgusunu da üstlenmişti. Kral Arthur. Dönemin ünlü isimlerini görmenin mümkün olduğu film. 1948 senesinde Les Parents Terribles. İlk filmi olan Le sang d’un poéte. onun filmleri görsel bir kitap ve şölen gibidir. İsa'nın kayıp kasesinin aranışı çerçevesinde resmeder. Lancelot du Lac (1974). Journal d!un curé de http://genclikcephesi. Au hazard Balthazar. Filmografisine bakacak olduğumuzda: Argnet (1983). Une femme douce (1969). Yapıtında Cocteau dramatizeyi ifade ediş gücü bakımından güçlendirmek için sıkça yakın plan çekimler kullandı. İlk fimiyle bağıntılı olarak yaptığı Orphée onun en ünlü yapıtı sayıldı. Yapıtlarıyla yüzyıla kesinlikle damgasını vurmuş bir yönetmendir. tam anlamıyla kişisel bir yapıttı.” diyecekti. Azize Jeanne d'Arc'ın. Gel gelelim bu sayıyla tam anlamıyla Bresson tarzını yaratmıştır. 30'lu yıllarda bir dizi sinemacıya asistanlık yapan yönetmen 1934'de Les Affaires Publiques’i gerçekleştirdi. Académie Française üyesi de olan büyük sanatçı 74 yaşında Paris yakınlarında dünyayı terketti. Gölün Lancelot'su filminde. Hep ağırlık verdiği görüntüleri burada arka planda bırakıp diyaloglara yöneldi. Ama gel gelelim tüm birikimlerini sarf edeceği sinemayı seçecektir Bresson. (Şairin Kanı) 1930 yılında ortaya kondu. Film. uzun süreli bir film hayatına sahip gibi gözükse de sadece 13 film gerçekleştirmiştir. göstermelik yargılanışını ve yakılarak öldürülmesini anlatan Jeanne d'Arc'ın Yargılanmasının ardından. Bir yıl süren savaş esirliğinin ardından. 1959’a gelindiğindeyse Le Testament d’Orphée. firar eylemini her türlü duygusallıktan uzak bir tavırla kendine özgü bir şekilde canlandırdı. Procés de Jeanne d’Arc (1962). ROBERT BRESSON Bresson için kuşku götürmez bir şekilde bir yaratıcı ve efsane ifadelerini kullanabiliriz. İlk zamanlarında bir ressam olmak için yoğun çabalar harcayan usta yönetmen aynı zamanda felsefe eğitimi de görmüştür. Bir eşcinseldi Cocteau ve yaşam arkadaşının ölümüyle ileride bir kitabına da isim olacak olan afyona başladı ve ciddi bir bağımlılık sürecinden sonra zorlu bir tedavi dönemi geçirip hayata yeniden selam verdi. (Müthiş Aile) adlı tiyatro eserini uyarladı. (İki Başlı Kartal)’ı 1948de sinemaya uyarladı. Eric Satie il I.rahatsız etmeyi amaç edinmemişti ama günlüğünde: “Ne yaparsam yapayım insanlar rahatsız oluyor. Diable probablement (1977). Usta. Dünya Savaşı yıllarında tanışıp Paris entelektüel yaşamına girdi. resim yapıyorum rahatsız oluyorlar. Hayalcinin Dört Gecesi’nde Bresson. İspanyol yönetmen olarak anılsa da bizim tamamen Fransız hissettiğimiz usta yönetmen Luis Buñuel’den etkilendi. müziğin ve resmin karışımı olarak kabul ettiği sinematografi zihniyetiyle yapmıştır filmlerini.blogspot. kitap yazıyorum rahatsız oluyorlar. görüntüyü deyim yerindeyse perdeye yazabilen ender bir sinema ze-kasıydı. 80'lerin başlarında. karısı ve şovalye Lancelot arasındaki yasak aşk geometrisini. Maisons-Laffitte’ de doğdu Cocteau.com 31 . Orfeus’un Vasiyetini çekip üçlemesini tamamladı. Katolik romancı Georges Bernanos'dan perdeye aktardığı Bir Köy Papazının Güncesi bütün dünyada büyük rağbet gördü.

Fransa’ya pekte bir şey yapamamış olarak dönecek ve gerçek kariyerini burada sağlayacaktı. 1942 senesinde L’assassin habite au 21 isimli ilk filminde gerilimi tam anlamıyla ortaya koymayı başarmıştı. Gazetecilikle yaşamını sürdürmeye devam etti ve sinemaya bir kurgucu olarak atıldı. Filminde Fransa’nın adalet sisteminin yanlış işleyen mekanizmasını eleştirdi. 1923’e değin tiyatro oyunculuğu yaptı. Film müzikleriyle ilgi çektiği kadar karmaşık ve akıcı kamera teknikleriyle de önemli bir yapıttı. (Katil Kim?) filmi ile sinemaya yeniden merhaba dedi. 49’da ise Kara Dizi türevinde The Reckless Moment filmini çevirdi. iki buçuk saatlik film yönetmen tarafından iki bölüme ayrıldı. kendisini fark edip filmlerinden de etkilenmiş olan yönetmen Preston Sturges ona destek çıkana değin sinema dünyasında işsiz kaldı. Clouzot bu filmiyle gerçek anlamda dünya çapında bir üne kavuşuyordu. ailesi ile birlikte İsviçre’ye kaçmak zorunda kaldı. Bu yapımlarıyla ana olgusu olan. Yahudi kökenli olmasından dolayı Alman hükümeti tarafından çıkarılan zorluklarla uğraştı ve sonunda Almanya’yı terk edip Fransa’ya. HENRI GEORGES CLOUZOT Sinema tarihinde onu tanımlamak için söylenmiş klasik bir ifade var: Fransız Hitchcock. 1946 yılına. Bu tarihte Clouzot. Ophüls. Ahlaka uygunsuzluğu öne http://genclikcephesi. (Satılmış Nişanlı) ile 1932 senesinde ilgi çekmeyi hemen başarmıştı Ophüls. Filmi besleyen diğer öğelerse kullanılan ışık ve gölge düzenlemeleri ile dekorlara gösterilen özen olmuştu. Bunu senaryo çalışmaları ve yardımcı yönetmenlik deneyimleri izledi. 1949’dan sonra sinema yaşamının doruğuna Fransa’da erişecekti. Başlangıç filmi 1950 tarihli La Ronde olmuştu. Liebelei. egosantrik (ben içinci) bir erkeğe aşık olan ve bu sebeptende yaşamı mahvolan bir hayatı perdeye taşıdı. Maximillian Oppenhemier olan yönetmen 1923 senesinde sahne yapıtları yönetmenliğine geçiş yaptı. Bunun ardı sıra gelen 1943 yapım yılına sahip Le corbeau. bu durum 1947’ ye dek sürdü. Asıl adı. 1948 senesinde Letter from an Unknown Woman. 1949 yılından sonra Ophüls. (Şeytan Ruhlular) 1954 yılında takip etti. 1933 yılında yeniden bir uyarlamayla. MAX OPHULS Ticaret yapan Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Saarbrücken’de doğdu.com 32 . Ophüls adını da burada aldı.blogspot. Onun en çok bilinen yapıtıysa 1952’de yaptığı Le salaire de la peur. Clouzot 1907’de Niort’da doğdu. Sinemaya gerçek adımını Berlin’de attı. Dames du Bois de Boulogne (1945). 60 yılında da La véritée. Paris’e göç etti. Filmin finansmanlığını yapan şirket bir Alman kuruluşu olduğu için savaş sonrası vatan hainliği ile suçlanıp arkadaşlarıyla bir meslekten men edildiler. polisyeyi toplumsal eleştiri ile miksledi. Alman işgali altında kalan Fransa’da duramayacağını bilen yönetmen. Agnes du péché (1943). Bir opera uyarlaması olan ilk filmi Die verkaufte Braut. aşk nereye kadar gerçekleştirilebilir? sorusuna yöneldi. Affaires pupliques (1934). Bu zaman diliminde çıkardığı işlerin içinden en çok tutulanı La signora di tutti isimli yapıtı oldu. Yıl 77 iken Paris’te yaşamı son buldu. Flört filmi ile ortaya koydu. 1938 yılında ise uyruğu Fransız olarak değişti. buralarda on kadar uzun metraj çalışması yaptı. Hollanda ve İtalya’ya vardı. Fransa’da seyircinin polisiyeye olan ilgisi yönetmenle örtüşecekti. Gerçek ortaya kondu. Lakin İsviçre’ye kabul edilmemesinin sonucunda Amerika’ya göç etmek mecburiyetindeydi. Filmleri için seçtiği coğrafya Fransa ile sınırlı kalmayıp. Bunları Pierre Boileau ve Thomas Nerjecac’ın romanından uyarlanan Les diaboliques. gelecek vaadeden bir kişilik olduğunu. (Karga) onun usta bir yönetmen olarak kabulünü sağladı. Alman işgali esnasında Clouzot ülkesinin önde gelen yönetmenleri arasında sayılmaktaydı. Neredeyse tüm büyük yönetmenlerde olduğu gibi o da sinema yaşamından önce başka işlerle meşgul oldu.campagne (1951). (Dehşetin Yolcuları) oldu. Quai des Orfévres. Bu başarı getiren çalışmalar ardından yönetmen. Yönetmen son film olarak 1968 yılında La prisonniére adlı melodramda ruh hastası. (Meçhul Bir Kadından Mektup) isimli aşk trajedisini çekti.

sürülürek birkaç ülkede de yasaklanan film aslında neşeli ve romantik bir aşk filmiydi. (Kırmızı Daire)’dir. Le doulos ile kasvetli bir gangster filmi daha koyar önümüze. Jour de féte. filmlerinde hem oyuncu hem yönetmen hem de yazar oldu. 1947-73 yılları arasında yaptığı -az sayıda da olsa. Melville bu yapımlarından sonra filmlerinde konu olarak umutsuz aşkları ele alacaktı. Trafic’de diğerlerinden farklı bir tabakaya dayanmıyordu elbet. Yönetmen. Melville’i seyircisi nazarında büyük yapan film gene bir kriminal çalışma olan 1970 yapımı Le cercle rouge. (Denizin Sessizliği) adlı yapıtını aynı adla 1947 yılında filme almıştı. 1966’da yaptığı Le deuxiéme souffe. Savaş sırasında İngiltere’de bulunan Melville. büyük hiciv ustası denmiştir. yergicisi. 1955’te çektiği son filmi Lola Montez’ de hayatı skandallarla dolu gizemli bir dansözün yaşamını anlattı Ophüls. Bay Hulot yaratısıyla Yeni Dalga ile bağıntılandı. Bu andan itibaren Tati. yönetmen. Yaptığı son filmi olan 1972 tarihli Un flic. Sene 69’a vardığında Melville yeniden dahası ikinci bir defa II. Modern yaşamın kargaşasını tebessümle izleyen bu adam. Le Sang des bétes adlı 1949 yılında yaptığı belgesel http://genclikcephesi. Trafic. Bu arada gelen teklifleri geri çevirdi. GEORGES FRANJU Geleneksel sinema ile Yeni Dalga arasında köprü görevi alan filmler yapan yönetmen bu anlamda önemli bir konuma sahiptir.Hulot. Savaş dönemi öncesi ticaret ile uğraştı ve ünlü bir mağazanın müdürlüğünde bulundu. JACQUES TATI Onun için. ilk gangster filmini Georges Simon’un bir romanından sinemaya uyarladı. 1962’de Melville. Filmde Alman işgalcilerce şantaja uğrayan direnişçi bir kadının kendi arkadaşlarınca öldürülmesi anlatılır. Fransız yazar Vercor’un La silence de la mer. (İkinci Nefes)’te yönetmen gene aynı gangster atmosferini solutuyordu. 1945 yılında bir film şirketi kurup yönetmeye başladı.com 33 . Play Time. İlk uzun metrajlı filmi bir edebi uyarlamaydı. Filmin tamamlanmasının ardından iki yıl geçtikten sonra yönetmen hayata veda etti. İkinci filmi gene edebi kaynaklı olacaktı. bu mekanik yaşamla gene alay yollu uğraşmaktaydı Tati. Parade filmleriyle dünya sinemasının unutmayacağı bir isim oldu. yapımın aşırı derecede beğenilmesiyle onu kısa metrajdan uzun metraja çevirme kararı alıp Jour de féte’yi ortaya çıkardı.L’Ecole des facteurs. Korkunç bir karmaşa dünyası ortaya koyan bu film Yeni Dalga yönetmenlerinin üzerinde bir hayli etkili oldu. 58 yılında yaptığı Mon oncle modern yaşamın saçmalığının ispatı niteliğindeydi. (Göldeki Ordu)’yu bu tarihte çekti. Büyük hicvinin karakteri Hulot’dan sonra beş senelik bir bekleme süreci yaşadı. aynı zamanda dostu da olan Jean Cocteau’nun bir romanı olan Les enfants terribles. Dünya Savaşı’na yöneldi ve L’armée des ombres. (Müthiş Çocuklar)’ı 1949’da sinemaya uyarlayacaktı. Tv için yaptığı son filmide tüm filmleri gibi insanla makinanın savaşıdır. Yıl 73’e geldiğinde yönetmen 55 yaşında yaşama veda eder. Bu filmin bir diğer özelliği ise 60’lı yılların sonlarına doğru ortaya çıkan road-movies’in öncüsü ve habercisi olmasıdır. Bu filmiyle film noir türüyle tanınmaya başladı. Lara’nın filminde hayalet olarak rol aldı. JEAN-PIERRE MELVILLE Gangster filmlerinin Fransa’da en bildik ismi olan ve Yeni Dalga’yı etkileyen Melville. Mon oncle.blogspot. zengin bir aile çocuğu olarak Pariste doğdu. 1967 yılında yaptığı Le samourai filmiyle dünya çapında bir üne kavuşmaya başladı. Gerçek soyadı olan Grumbach’ı Herman Melville’de esinlenerek değiştirdi. orada askerlere gösterilen filmlerden etkilenerek sinemaya ilgi duymaya başladı. Modernitenin teknolojik getirilerinin karşısına eskiyi koymuştur Tati. bir modernite eleştirmeni. ‘Sinemeskop geniş ekran’ kullandığı bu film dönemin tüm teknik ekipmanlarının son zerresine kadar kullanılması ile ilgi çekti. Onun baş yapıtı olarak billenen eseri Play Time olacaktı. Les Vacances de M. Yukarıda ki sıralamada da ilk sırada olan birinci filmi ile sinema yaşamına merhaba diyen Tati. (Şef) bir önceki filmiyle stil açısından aynıdır ve konu gene o bildik Melville çizgisi etrafında gezinmektedir.

Daha sonra çektiği uzun metrajlarda yönetmen anarco-nihilist bir kimlik sergileyerek bir türün içine dahil edilemezliğini sürdürdü. Avant la déluge. 51 tarihli Edouard et Caroline geldi. Almanya’da esir kamplarında yaşam sürmüş olan Fransız askerleri üzerine yaptığı ve Venedik’te Büyük Ödüle layık görülen filmi.çalışmasıyla hemen dikkat çekti. Le Risques du Métier gibi orta halli filmlerinin ardından René Barjevel romanından perdeye uyarladığı 1969 tarihli Les Chemins de Katmandou filminde. Sinemada. 1971’e geldiğinde bir gerilim sineması örneği olan Le passager de la pluie’yu filme aldı. Buduzim. İsmini duyurması için yeterli olan bu çalışmanın ardından Franju. L’Amour en Question gelir. 34 senesinde Le Métro adlı ilk kısa filmini Henri Langlois’le beraber yaptı. Gene aynı doğrultuda ilerleyen diğer filmini iki yıl sonra Nous sommes tous des assassins adıyla çekmiştir. Beat Kuşağı ile Hippy dönem arasında gidip gelen. Le dossier noir.com 34 . Sıraladığımız bu yönetmenlerin dışında az işle ya da yazdığı kitaplarla. kozmik aşk gibi dönemin önemli olgularına dokunan Katmandu yolculuğunu konu almıştır. Filmlerinde suçun kişiye yüklenmesinden ziyade toplumun bu suçta azar azar da olsa pay sahibi olduğunu anlatmaktadır Cayette.önemli olduğu isimler söz konusudur. Jeux Interdits filmi ile 1952 senesinde çocuk bünyesi ağırlıklı olmak üzere savaşın insanlar üzerindeki etkisine yönelik bir çalışma gerçekleştirdi. JACQUES BECKER: Kötümserlik karşısında iyimserliği kendine konu edinen Becker 1947’de Antoine et Antoinette’i filme aldı. A Chacun son Enfer’in ardından son yapımları olan La Raison d’Etat Justice. Zaten ardından da FIAF -Uluslararası Film Arşivleri Federasyonu. etkilenimleri belirli bir mesafede tutarak kendi özgün stilini kollayan ender kişiliklerden biridir. 55 tarihli Le saumon atlantique ve 57’de yaptığı.Ripois’i İngiltere’de gerçekleştiren yönetmen Zola uyarlaması Gervaise’i yaptı. 60’da Yeni Dalga’ya özenip kendini yok ettiği filmi Plein Soleil’de ki düşüşünü 1967’de ki Paris Yanıyor mu? filmine değin düzeltemedi. hatta tek bir filmle dahi adını bahsedilmesi gereken konuma getiren ve bazılarının da gerçekten de –çok. Önemli özelliklerinden birisi de Fransa Sinematek’ini kurmasıydı. hukuk sistemine getirilen bir yergi niteliğinde ki Justice est faite olmuştu-r. Le Glaive et la Balance.genel sekreterliğine getirildi. 1996’da öldü. hem onların yaptıklarını görmezden gelmemek hem de her hangi bir noktasından dolayı okuyucunun ilgisini çekebilecek bir ismi ortaya koyarak kişinin bu isim üzerine de başka kaynaklardan yoğunlaşmasını sağlayabilmektir. 71 senesinde temelini bir yaşanmışlıktan alan Mourir d’Aimer ile düzenli gidişine devam eder Cayette. Şimdi bu önemli kişilere ve bu bahsettiğimiz dönem içerisinde yapa geldiklerine kısa kısa –pasajlarla-göz atalım: RENE CLEMENT: 1949’da İtalyanlarca şiirsel gerçekçilik barındıran kara film olarak önem gösterilen Au-dela des grilles filminden önce Cocteau ile birlikte bir denemede bulunan Clement.blogspot. Bu yapıtların neredeyse tümü gelecek olan Yeni Dalga’yı etkileyecekti. Le passage du Rhin yerini sağlamlaştırdığı filmleri olmuştur. 54 yılında tuhaf güldürüsü Knave of HeartsM. ANDRE CAYETTE Bir hukukçu olduğundan olsa gerek çıkış filmi 1950 tarihli. 53’de çektiği. Son olarak 1983’te TV için Princess and a Photographer’ı yaptı. Bir yıl sonra La Course du Liévre a travers les Champs’ı yaptı. bu yönetmenleri bir bütün halinde bir arada sunmaktaki amacımız. Başarıya ulaşan filmlerinden biri olan Casque d’or ile ilgi toplamayı başaran yönetmen 54 tarihli Touchez pas au grisbu ile bu kez polisiye bir http://genclikcephesi. Monsieur et Madame Curie. 49’da yaptığı savaş sonrası gençliğin değişimi konulu filmi Rendez-vous de juillet filmi sonrasında. Notre-Dame Cadhetrale de Paris gerçekten harika belgesellerdi. 58’de yaptığı Le barrage sur Pacifique Yeni Dalga öncesi filmlerindendi. kimyasallar.

Vivre la Nuit. Otalia de Bahia. Rocombale’dir. Le mur de L’Atlantique. La Conquéte de l’Agleterre. Tüm yönetmenlerde görülen noir ya da edebi uyarlama ikileminden edebi uyarlamayı benimseyen Audry. la jeune Folle. 1951’de Olivia filmlerini yaptı. gösteri nitelikli ve Camus’ ya Cannes ve Venedik’te ödül getirip ismini uluslararası alana taşıyan 1959 tarihli Orfeu Negro ise yönetmenin en başarılı yapımı olmuştur. Crainquebille. 54’de bir masal uyarlaması olan Alı baba et les 40 voleurs ardınca Les Aventures d’Arséne Lupin’i ve Modigliani’nin yaşamını aktardığı Montparnasse 19’u yapan Becker son olarak Le trou filmini 1960’da gerçekleştirdi. 63 senesinde Zola’nın yapıtı Germinal’i uyarlayana dek adından bahsettirecek şu filmleri yaptı: 1953 tarihli Nez de cuir. (Atlı Karınca) filmleriyle 1950 başlarında ismini tanıttırmayı başardı. MARCEL CAMUS: Sinemaya geçişinden önce plastik sanatlar eğitimi almış olan Camus. L’oiseau du monde. Une si jolie petite plage. savaşı gerçek anlamda yaşamış olan Normandiya için 1946’da yaptığı belgesel filmi Le Six Juin a l’Aube. 1957’de La Meilleure Part.blogspot. Victor Hugo. Les Pattes Blanches’i çekerek savaş sonrasının eğilimlerini filmlerine konu alan yönetmenler arasında kendinden bahsettirdi. Le Rendez-vous de minuit filmlerini gerçekleştirmiştir. Çinhindi’nde ki savaşa yönelik uzun metrajlı protestosu Mort en Fraude ile 1956 senesinde ilk filmini gerçekleştirmeden önce Feyder ve Buñuel gibi isimlere asistanlık yapmıştır. Michel Strogoff. ROGER LEENHARDT: Yaptığı Les Derniéres Vacances. 1954 yapım yıllı Sartre uyarlaması Huis Clos ve de Colette uyarlaması Mitsou’yu ortaya koydu. 60-76 arasında yaptığı diğer filmleri şunlardır: Os bandeirantes. Savaşın sonrasında yönetmenliğe yönlenen Camus. Le chant du monde. JEAN GREMILLON: Yönetmen. Fransız sinema dünyasının en önemli filmlerinden biri sayılan Leenhardt. Yeni Dalga’yı da etkilemiş bir film olan. La Fugue de Mahmoud. La Duchesse de Langeais. Le Pére Goriot ve Pécheurs d’Island uyarlamalarıyla çıkış yapmıştır. http://genclikcephesi. (Altı Haziran Şafakta) ve sonrasında 49 tarihli filmi Beyaz Ayaklar. 1943 senesinde yaptığı Les malheurs de Sophie filmiyle tam anlamıyla sinema yaşamına başlamıştır. ilk iş olarak öğretmenliği denemiştir. Onu. JACQUES DE BARONCELLI: 1881 doğumlu edebi uyarlamacı sinemadan önce senaristlik ve gazetecilik ile uğraşnış. 1951’de öldüğünde ardında 76 film bırakmıştı. YVES ALLEGRET: Kara filmleriyle tanınan yönetmen. (Öylesine Güzel Bir Plaj) ve Ménages. belgesel sinemanın etkisinde kalan bir yönetmendi.com 35 . Yeni Gerçekçi İtalyan Sineması’nın habercisi olarak görenler olmuştur. 1954’de Les Orgueilleux. İlk filmi ardından 1948 senesinde Sombre Dimanche. 49’da Gigi. JACQUELINE AUDRY: Sinemaya isim yapmış yönetmenlere asistanlık yaparak başlamış olan yönetmen.yapımla başarı bulmuş oldu. Filmlerini edebi uyarlamalar üzerine oturtan yönetmenin sayılabilecek diğer filmleri ise: La femme et le Pantin. Malraux 39 senesinde Bir Sinema Psikolojisinin Eskizi isimli inceleme niteliğinde ki kitabını yayımladı. ANDRE MALRAUX: Savaş öncesinde çekimine başlayıp savaş sonrasında bitirebildiği filmi kendisine ait isim yapmış romanı L’Espoir’den perdeye taşıyan Malraux.

Hollywood kültürüne karşı çıkılması ana faktörler olarak sayılmaktadır. lakin bu başarı Fransız sineması için uzun sürmeyecektir.JAQUE CHRISTIAN: Pek çok meslektaşı gibi o da gazetecilikle uğraştı. La Cuisine au Beurre. yaptığı filmler arasında özellikle ilk dönem filmleri isim yapmasını sağladı. Akımın önemli özelliklerinden biri klasik Hollywood öykülemelerinden farklı olarak sahnelerin birbirini anlamlı bir biçimde izlemesi yerine seyircinin asla nerede ne olacağını anlayamayacağı tarzda hareket etmesiydi. Banlieu Sud Est. Une Cave. Dieu a besoin des hommes.com 36 . Yeni Dalga için modern film hareketinin ilk örneklerindendir demek doğru olacaktır. mesleğe 50’lerin başında Fransız film dergisi Cahiers du Cinéma’ da eleştirmen olarak başladıklarını biliyoruz. komik bir sahne rahatlıkla bir cinayetle sona erebi-lirdi. 1959 yılında yapılan filmlerin yönetmenlerinin 130’u ilk kez film çeken yönetmenlerdi. Yeni Gerçekçiliğin tersine akım bireyi konu almaktadır. François Truffaut ve Alan Resnais’yi saymamız gerekecektir. Fanfan la tulipe. Bahsedilecek filmleri arasında: Carmen. Akım. L’Age ingrat. 56 yılında Roger Vadim “Ve Tanrı Kadını Yarattı”yla umulmadık bir başarı sağlamıştır.. dahası onlara kısa bir bölüm ayırmadan elbette geçmeyeceğiz. Yönetmenliğini yapıp ta isim bırakmış çalışmaları şunlardır: Le Gentleman d’Epsom. Madame Sans-Gene. Şimdi isterseniz bu yeni soluğa kısmen bir göz atalım: Akımın 59 yılında Fransa'da doğduğunu biliyoruz. Fakat bu kadar film demek iyi film demek değildir elbet. Ama gerek ticari gerekse sanatsal gücü sayesinde yeni bir oluşum olan Yeni Dalga 60’ların sonuna gelindiğinde değerini kaybetmeye başlamıştı. Bu filmler genellikle çok az net kapanışla sona ererler. Lucrece Borgia. JEAN DELANNOY: Adını. La Seconde Verité yer alır. Yönetmenlerimize dönecek olursak. Babette s’en va-t-en guerre. Gabin’in bir çok filmine yönetmenlik yaptı. 1950 sonrasında yaptığı filmler durağan ve zevksiz bir tablo çizmiştir. Akımın yönetmenleri olarak Jean Luc Godard. Gross Paris. gerçek anlamda adını Les Disparus de Saint-Agil ile 1938’de duyurdu. Televizyon kültürünün halk bazında yer edinmesiyle seyirci sayısının büyük ölçüde azaldığını ve prodüksiyonların düşükleşti-ğini biliyoruz. bu isimlere de ileride değinmeden. mesela.blogspot. YENİ DALGA GENEL BAKIŞ Beşinci cumhuriyete geçiş sürecine denk düşen Yeni Dalga akımının dönemin siyasal ve ekonomik değişimiyle de filmsel kargaşası açısından örtüştüğü görülmekteydi. La tulipe noir. Si ous les gars du monde. seyirciye neredeyse anlamsız gelecek bir şekilde sadece http://genclikcephesi. L’Eternel Retour filmleriyle duyuran yönetmen yetmiş civarında film gerçekleştirmiştir. La Syemphonie pastorale. Fransız film endüstrisinin akıma çabuk alıştığını söylemek mümkündür. Les Bons Vivants. Renoir’ı dışında tutarak son yirmi yılın tüm üretilen filmlerinin yapmacık ve baştansağma olduğunu ve ülke sinemasının çok gerilerde kaldığını ve artık bir değiştirici etkene gereksinim olduğunu öne sürmekteydi. Bu filmlerin dünya çapında büyük beğeni kazandığı bir gerçektir. Yeni Dalga’nın başlıca özelliği olarak romanların ve tiyatro eserlerinin sinemaya uyarlanması. GILLES GRANGIER: Sinema yaşamının en başından itibaren ticari filmlere yöneldi.

Şimdi burada akımın başlangıç filmlerine. Onların sevdiği. ama bir gerçek varsa o da. Akımı başlatan filmler olarak Fransa film tarihine geçmiş yapımlara bakacak olursak. Godard. Ayrıca savaş sonrasında ki daha önce bahsettiğimiz durgun yapının kırılmasını sağlayarak Fransız sinemasının ihtiyacı olan hareketlenmeyi ortadan kaldırdı. Le Boucher. Les Noces rouges-(1972). gerçek ve kurgu arasındaki ilişkiyi araştırmakla nitelendirdi. devamında da kimlerin hangi filmlere imza attığına. Ardındansa daha pek çok türe el atacaktı. 59.com 37 . Chabrol’un filmleri. dahası buna gerçek anlamda hak kazandılar. böylelikle kendisini yönetmen ve film. psikolojik gerilim tarzıyla anaakım sinemasına geçiş yapan ilk yönetmendi. Le Signe du lion ile gene 1959 yılında izledi. sonrasındaysa. Le Beau Serge (1958). (La Femme infidéle-(1968).. Sanat olarak sinemaya olumlu katkıları olduğu genel kabul gören bir gerçektir. Yeni Dalga’yla ilgili olarak sonuç açısından şunları söylemek mümkündür: Yeni Dalga. uzun metrajlı Hiroshima mon amour’u yapması Yeni Dalga teriminin çok farklı noktalara ulaşıp onları kapsayacağını da göstermiş oldu. Bu insanlar Sinemayı sinema yapan yegane ve gerçekten çok önemli kişiler olarak sinema tarihindeki yerlerini aldılar. yeni oluşum ve arayışlara bıraktı. Les Cousins (1959) ile karşımıza çıkacaktır ve bunun ardından da 1959’da Dörtyüz Darbe ( Les Quatre cents coups) ile malumunuz Truffaut gelmektedir. Ama her şeyin sona erdiği noktaya onlarda varacaklardı elbet ve bu 68 yılında gerçekleşecekti. Jean Luc Godard’ı sayabiliriz. Ne var ki Alain Resnais’nin. 1960 yılında Paris bize aittir ile Jacques Rivette.blogspot.(1969) Chabrol her ne kadar üretken olarak belirlenmişse elbette bir de en az üretken seçmek mümkündür.biterlerdi. François Truffaut. Bu filmlerin senaryosundan kurgusuna değin üzerlerinde ki değişim dahası serbestlik ve gevşeklik ortaya çıkan ve ağır basan diğer etkenlerdi. Özellikle Jean-Luc Godard bu grup üzerinde daha etkili oldu. Yeni Dalga akımıyla bağdaştırılan yönetmen ve filmlerine bir bakacağız. Jacques Rivette’dir. Alan Resnais. ve 1959’da yaptığı Altı aşık için bir oyun’la Jacques Doniol-Valcroze. A bout de souffle (1959) ile görülmektedir. Cannes Film Festivali’nde en iyi film ödülünü almıştır. Gel gelelim akım bir ekol olup varlığını sürdürememiştir. Dönemin ünlü yönetmenleri olarak ise daha önceden de belirttiğimiz gibi: Claude Chabrol. onlardan ne kadar iğrendiğinin gösterimi ve kadınlara yönelik sağduyu-suz bakış açısını yansıtmıştır. Claude Chabrol. bir çok sinema tutkununa düşüncelerinde yeni boyutlara ulaşma şansını verdiği gibi akım ve öncüleri sayesinde bu insanlar yeni filmler yaptı. görevini tamamlayarak yeni akımlara. Cezayir savaşı. Fransız ve dünya sinemasındaki yerini. Vahşi Çocuk (1965) ve Gecenin Ötesi (1972) yapımlarıydı) kendisi yer alan Truffaut. sinemanın kendisi olmuştu ve içsel yaşamlarını sinemayla pekiştirirken amaçları sinemadan kazanıp hayatlarını daha hareketli ve kolay hale getirmek olmamıştı hiç. Filmleri üzerinde düşünülmesini http://genclikcephesi. Bu yönetmenlerin ve yaptıkları filmlerin ortak noktaları. Afrika kabilelerinin gelenek ve görenekleri belgesellere alındı. Rivette filmleri çok uzun ve kurgusalbelgesel öğelerle bezeli yapımlardır ve doğaçlamaya dayanmışlardır. İçerik olarak en iyi diye belirtilen filmlerinde (ki bunlar. Eric Rohmer. bu verimsiz üyesi ise.. Bu kullanımın ne kadar doğru olup olmadığı ve bu terimin kapsama alanı tartışıldı. Bu iki ismi akımın bir başka eleştirmen yazarı olan Eric Rohmer. Genel kabullerden biriside Chabrol’un en üretken yönetmen oluşuydu. Etkileri o kadar ötelere vardı ki üçüncü dünya sinemalarına kadar varıp onların dahi açılımlar yapmasını sağlamış oldular. Bu arada Piyanisti Vurun’u yapan Truffaut bunun ardından da Jules et Jim ve La Peau douce filmlerinde daha klasik bir kalıba yöneldi. sinemanın ana akım kurallarına karşı kaygısızlık ilk dikkat çeken unsur olacaktır. burjuvaya karşı duyduğu nefret. Çin Hindi'ndeki çatışmalar gibi olaylar üstüne filmler yapıldı. Akımın belirsizliğinin en önemli örneği Truffaut’nun çektiği 400 darbe filmi.

L’Année derniére a Marienband (1961) Cahiers grubuyla neredeyse bir ilişkisi bulunmasada Yeni Dalga ile anılan yönetmenlerden biridir Louis Malle. döneme göre ağır gelecek cinsel betimlemelerden dolayı skandalla sonuçlandı. La Fille aux yeux d’or (1960) Jacques Rozier. Ellili yıllarda konularını zamansal gelgitler ve bellek-imgelem bağlamı olan bir takım kısa filmlerle gündeme gelmiş olan yönetmen. En son olarak Trois places pour le 26 ya imza atmıştır ve yıl 1988’dir. La Vie a l’envers (1964) Henri Colpi.(1973). Yoğun dialoğa rağmen yapıtları sinematografik ağırlık kazanmayı başarabilmiştir. Ve bir birine yakın filmler olan: Martin et Léa (1978) Un étrange voyage (1980) http://genclikcephesi. Les Parapluies de Cherbourg. birde varlığı ve yokluğu belli olmayanlar olarak bu çatalın arasında kalmış olanlar vardı. aile ile bireysel bağlılıklar arasında gitgelleşen duygularını. 1960 ve 1970 lerin başlarında bir çok uzun metrajlı filmler yapmaya devam etti. Dışarıda biri var: Hayalet. 1957’de İdam Sehpası’yla mesleğe başladı Malle. zaten bu filmler dialogların da müzikler eşliğinde söylenen şarkılardan oluştuğu müzikallerdi. Bunlardan daha iyi konumda.com 38 . kullandığı karakterlerin.isterken sanatçı ve model arasındaki bağa değinir ve irdeler. Mélo (1985). Une aussi longue absence (1961). Filmleri genellikle modern kent yapısının ardındaki banliyö yaşamının ayrıntılı tasvirlerini sunar. Alain Resnais. Elbette ki bu kadar yönetmenle sınırlı değildi bu kocaman dünya ama gelgelelim her yönetmende kendisinden böyle seneler sonra bahsedebilecek konuma yük-selemiyordu elbet. gibi anılanlar ama etkili olamayanlar söz konusudur. Ayrıca 1961’de Bardot için Vie privvé ’i çekti ve bu filmde Bardot’yla birlikte oynadı.(1990) Cahiers’in kıdemli ismi Eric Rohmer ise fimlerinde. 1978’de Güzel Bebek filminde çocuk fahişeliğine değin uzanmıştı. cinsel dürtüleri ve ahlaksal yapıyı aldatıcı bir basitlikle inandırıcı bir şekilde betimleme yoluna gider. Zaten yönetmenin tabu konusunda sürekli bir eğilimi söz konusuydu. Yapıtları genellikle sürrealiteyle besili bir karamsarlık içinde kasvetli bir biçimde oluşa gelmişlerdir. Providence (1976). Mon oncle d’Amérique (1979). iş ile tatil. Belgesel sinemacı olarak yol yapmış bir başka isim daha burada karşımıza çıkacaktır. Les Demoiselles de Rochefort gibi yapıtlarında yönetmen tüm müzikal alt yapının sorumluluğunu üzerine almıştır. söz yerindeyse daha iyi yönetmenler de söz konusudur elbette: Bunların arasında özgünlükleriyle öne çıkmış olan Jacques Demy ve Alain Cavalier var mesela. Adieu Philippine (1962) Alain Jessua. 1960’lı yıllarda karşımıza çıkan bir isimse yönetmenlik denemesini Duvarlara Vurulan Baş adlı uzun metrajıyla 1959 yılında yapmış olan ve bunun öncesinde de bir çok önemli sayılabilecek belgesele imza atmış olan Georges Franju’dır. La Gerre est finie (1966). şimdi irili ufaklı tüm bu yönetmenlere bir göz atalım: Jean-Gabriel Albicocco. 1971’de çektiği Le souffle au ceoeur konu olarak kendisine ensesti seçerken. Muriel ou le temps d’un retour (1963).(1974). Céline ve Julie’nin Vapur Gezisi. Film. Demy ’nin ilk uzun metraj yapımı 1961 tarihli Lola ilgi görmeyi başarabilmiş bir yapıt sayılmıştır. kent ile kır.blogspot. La Belle Noiseuse. Stavisky (1974). La Vie est un roman (1982). Cavalier’e bakacak olursak: meslek hayatına 1961’de yaptığı Le Combat dans l’ile ve de 1964 tarihli L’Insoumis ile başlamıştır. Hroshima adlı uzun metraj filmiyle yer edinmeyi başara bilmiştir.

Sevimli Yalancı. Bahsedilecek en önemli isimlerden biri hiç şüphesiz (hiçbir akıma da dahil edilemeyen) Robert Bresson: Jeanne d’Arc. La 317éme Section (1964). mesleğe 50’li yılların sonunda başlayan Jean-Pierre Mocky tüm filmlerinde komedi dünyasının ünlü ismi Bourvil’i oynatamak gibi bir tuhaflığa sahiptir. Melville ise polisiye türündeki yazarlık konumuna devam etti. Plein Soleil. Bu sıralarda Edouard Molinaro içinde vazgeçilmez bir türdü komedi. Le Dossier 51 ve Le Lectrice filmleriyle film hayatına devam etti. Vietnam savaş deneyimini aktarırken. Dien Bien Phu (1992) filmleriyle Pierre Schoendoerffer. Yeni Dalga geldiği vakit anaakıma ait olan ve zaten kariyer yapmış olan yönetmenlerde vardı ve bunlar çalışmalarını sürdürdü.com 39 . ve Mocky ile dönemdaş sayılır. L’ Homme de Rio ile ismini uluslararası yapmayı başardı. Jacques Deray. Mouchette. Gérard Oury. Ayı ve Kukla filmleriyle kadınların aşk yaşamlarına odaklandığı filmlerle çıkış yaptı Michel Deville. Le Passager de la pluie ile. Le Crabe Tambour (1976). Le Corniaud (1964) ve La Grande Vadrouille (1966) adlı komedi filmleriyle çıkış yapan bir isim olarak görülecektir. L’Arme a gauche (1965) yapımlarıyla Claude Sautet geliyordu ve sonrasında yaptığı filmlerleyse duyarlı bir anaakımcı olarak hatırlandı. Pierre Granier-Deferre polisiyeye yönelen yönetmenler olarak tarihteki yerlerini almışlardır. L’Honneur d!un capitaine (1980) filmleriyse sömürgeci bir Fransa’yı işlemekteydi. Diğer yandan aksiyon ve aksiyona yakın bir çizgide seyreden isimlere şahit olmaktaydı Fransız sineması. http://genclikcephesi. Hem oyuncu hem de yönetmen olan Yves Robert yaptığı filmlerle gişe başarısını yakalayacaktı. Une femme douce. Hemen tüm filmlerinde değişik olgulara yönlerek kaba taşlamalarını ekrana yansıttı: Un drole de paroissien (1963) La Grande Frousse (1964) La Grande Lessive (1968) A mort l’arbitre ! (1983) Truffaut ve Chabrol’un asistanlığıyla bu işe başlasada kendi çizgisi için yeni dalgadan uzaklaşan bir isim olarak karşımıza çıkar Broca. 1964 yılında bir polisiye olan Compartiment tueurs ile müthiş bir çıkış yapan Costa Gavras ilerleyen yıllarda da siyasal baskı alt yapılı filmleriyle profesyonelleşiyordu. Clouzot ve de Verneuil gibi isimler yaptıklarıyla kariyerlerini gündemde tutabildiler. Bu dönem içerisinde. Au Hasard Balthazar. Aktif sinema yaşamına devam eden Renoir burada da karşımıza çıkacaktır. Le Diable probablement adlı eşsiz filmleriyle hak ettiği noktaya ulaşan ve bugün de o noktayı kollayan ve sinematografiye getirdikleriyle asla atlanamaz olan ve günümüz ozanlarından birinin tabiriyle: “Eşsiz bir görüntü yazarıdır Bresson” ve filmlerinin yanı sıra hacmi küçük ama okumasını bilecekler için çok büyük olan sinemetograf üzerine notlar kitapçığınıda bizlere bırakmıştır.Thérése (1986) ile yoluna devam etmiştir. Classe tous risques (1959). Sırada üretken olmasına rağmen başarıyı pek yakalayamamış bir yönetmen var. Alt yapıları egzotik hafif ve hoş komedilerle öne çıktı. Benzer bir şekilde. Popüleriteye yönelen bir çok yönetmende Yeni Dalga sonrasında çıkacaktı ortaya.blogspot. Yeni Dalga öncesinin bildik yönetmenlerinden Clément. bu filmler: La Guerre des boutons (1961) ve La Gloire de monpére (1988) dir. ama görülen o dur ki Renoir artık ağırlığını kitap yazmaya ve televizyona vermiştir.

1930 Paris doğumlu yönetmen. ‘‘auter’’ kuramı ilk defa hayata geçmiş oldu. André Bazin ve Cahiers du Cinéma’nın –özellikle Truffaut ve Godard’la renklenen. son iki yıl içerisinde ortaya çıkmış olan elli ismin dahil olabilmesi için basınca ortaya konmuş ortak bir slogandır o.Yeni Dalga eleştirmenlerinin pekte tutmadığı Dellanoy. Sinema tarihi bize bu gurubu-n oluşumunu-etkileyen siyasi. Yeni Dalga için şöyle bir beti sunar: “Yeni Dalga için ne bir akım. yönetmen.blogspot. Tati olağanüstü modernite taşlamaları ve gaglarıyla bu dönemde de önemli bir yerdeydi. Rouch. Seine’in Sol Yaka Yönetmenleri olarak isimlendirilen: Franju. Malle. İlkin edebiyat ve eczacılık eğitimi gördü. Gene maddi problemlerden dolayı televizyona yöneldiğinde tarih 1975’i göstermekteydi. Duvivier.com 40 . Varda. Oyun Vakti ve Trafik yapımlarıyla 1960’ların başı ve sonunda çıkıştaydı. Ticari açıdan beslenmek için sipariş filmler yaptığı dönemde kariyerinde hoş olmayan isimler bırakacak olan kötü casusluk ve gerilim filmleri yaptı. filmin yaratıcısı olarak görülmekteydi. Film. siyah beyaz bir dramdı ve Yeni Dalga’yı başlattı. Astruc sayılmıştır. İlerici stilini diğer filmlerinde de kullanmaya devam edecekti. Chabrol. şöyle ki. Truffaut. YENİ DALGA EŞİĞİNDE CLAUDE CHABROL Yeni Dalga’nın ilk ürünü olarak kabul görülen filmi yapan. film çekmek için çok şeye ve çok paraya zorunluluk hissetmeyen. Velcroze’dur. her yıl onlarca yönetmenden sadece bir kaçına kapısını açar. Vadim.yönetmenleridir.yazıları. onun niceselliği. 1959’da yaptığı A double tour. Resnais. Godard. yeni bir ahlak yapısı ve yeni bir sinema anlayışıyla. Kuramca. YENİ DALGA ÜZERİNE Önde gelen isimlerin en başında yer alan Truffaut. Decoin. bunlardan ilki: Şu meşhur Cahier Grubu –etrafında toplanan.” Ortadaki sinema. ‘‘auter’’ kavramı öncüsü Astruc’un varlığı ve de oluşumu ve yayılımı hızla gelişmiş olan sinema klüpleri. Kazandığı parayla kendi yapım şirketini kurdu. İlk uzun metrajı olan Le beau Serge’yi çekti. http://genclikcephesi. Ölüme giden yaşamla-rıyla Parisli iki öğrencinin yaşamını anlattığı 1958 tarihli Les Cousins. Rozier gibi yönetmenlerin haricinde son grup olan tabandan yetişen Profesyonel Sinemacılar olarak nitelenen. ne bir okul ne de bir grup diyemeyiz. Hitchcock hayranı. bunlar: Chabrol. Boris Vian’ın sarsıcı eserleri. Albert Camus’nün Nobel alışı. izleyici sayısı düşen ama film ve yönetmen sayısı artan bir sinemadır. Bir değişime duyulan ihtiyaç noktasında. Marker. 1960 yapım yıllı Les bonnes femmes filmleriyle cinayet işleyip gözden uzak kalabilen psikopatları konu edindi. Yeni Dalga yönetmenlerinin eleştiri grubunda yerini aldı. eleştirmenlikten yapımcılığa geçti. 68 sonrasında çektiği filmlerle bir anlamda ilk dönemini tekrara düştü. Yeni Dalga Yönetmenlerini farklı üç kategoride saymak mümkündür. Démy. burjuvaizmin maskesini indirmeyi kendisine görev edinmişti ve bunu başaracaktı. Yeğenler adlı ikinci filmi izleyicinin büyük beğenisini kazandı. sinemacı yazar Malraux’un Kültür Bakanlığına gelişi. Carné gibi yönetmenler önemsiz birkaç denemede bulundular. Rohmer. yeni şeylere aç-ık bir toplulukça ortaya konmuştur. halkla ilişkiler görevlisi olarak çalıştı. Rivette. İlginç bir şekilde (karısının mirasına konarak) zengin olan Chabrol. bir diğer grup olarak. sosyo-kültürel etkenleri ana noktalarıyla şöyle sıralamıştır: Cezayir’in bağımsızlık ilanı. Kadın katili Landru’nun yaşamını anlattığı filmi tutulmadı ve Chabrol kendisini maddi sıkıntının içinde buldu.

1974. La cérémonie. 1987. 1960. 1969. Le scandale. Docteur M. 1962. Betty.com 41 . Filmografisini oluşturan filmler: 1958. 1990. 1994. 1970. 1963. 1959.blogspot.. 1961. Une partie de plaisir. 1964. 1986. Les magiciens. Les bonnes femmes.. 1985. Violette Nozière. Les fantômes du chapelier. La ligne de démarcation. La femme infidèle. 1971. 2003 La fleur de mal ROGER VADIM http://genclikcephesi. Le sang des autres. (episode "La muette"). Bunun ardından tam anlamıyla Hıtchcock tarzı üç film yapan yönetmen 88 sonrasında kadın anlatılarına yöneldi.1982de Les fantomes du chapelier ile tam anlamıyla bir geri dönüş yaptı. Les Godelureaux Les sept péchés capitaux (episode L'avarice) L'oeil du malin. 1965. Le fils de Gascogne Gascogne'un Oğlu 1997 Rien ne va plus. L'enfer em. Poulet au vinaigre. Alice ou la dernière fugue. Marie-Chantal contre le Dr. Le cri du hibou. 1991. 1972. 1976. 1999 Au coeur du mensonge. 1983. 1980 Le cheval d'orgueil. 1982. Le boucher. 1978. Inspecteur Lavardin. Les cousins. 1966. A double tour. 1968. 1977. 1975. 1995. Paris vu par. Masques. Madame Bovary. Khâ. Les plus belles escroqueries du monde (episode "L'homme qui vendit la tour Eiffel"). 1993. La route de Corinthe. Docteur Popaul. Nada. Folies bourgeoises. Une affaire de femmes. Bu dönemde öne çıkan yapıtı Une affaire de femmes. 1989. 2000 Merci pour le chocolat. 1967. Jours tranquilles à Clichy. Les biches. Ophélia Landru. Les liens de sang. Tigre aime la chair fraîche. Que la bête meure. 1992. La rupture. Les noces rouges. Le tigre se parfume à la dynamite. 1973. L'oeil de Vichy ( belgesel). Le beau Serge. 1984. Juste avant la nuit. Les innocents aux mains sales. 1988. La décade prodigieuse. Bir Kadının Hikayesi oldu.

La gazette du cinéma’nın kuruluşuna yardım eden Godard yaşamını tuhaf işler yaparak kazandı. Onun tüm filmlerinde öne çıkan şey kadın cinselliği ve erotizm olmuştur. Pariste ve ileride vatandaşı da olacağı İsviçre’de aldı eğitimini. La nuit americaine yapıtında sinema saygısını perdeye yansıttığında yıl 1973 idi. Don Juan 1973 ardından Amerika mahsülü olan Night Games ile (Ve Tanrı Kadını Yarattı)’nın Amerikan versiyonu olan. Truffaut zaman içerisinde etkisini yitirmeyen filmler yaratan bir yönetmendi. bir yıl sonrasında. USTALAR FRANÇOIS TRUFFAUT Bir ressam çocuğu olarak Paris’te doğan Truffaut okuldan nefret eden ve onun yerine sinemayı tercih eden asi bir çocuktu. (Ve Tanrı Kadını Yarattı) ile olay yarattı ve Yeni Dalga’yı etkileyecek bir diğer isim oldu. Amerikalıların 1940lı yıllardaki kara dizisine dayanan Piyanisti Vurunu 1960’da gerçekleştirdi. Film renkli sinemaskop kullanımıyla da öne çıktı. Le dernier Métro’da 1980’de Alman işgali sırasında bir tiyatroda yaşananları anlattığı filmi ile eski tiyatroya karşı olan sevgisini ortaya koydu. Yakın http://genclikcephesi. JEAN LUC GODARD Üst sınıf bir aile bireyi olarak doğdu Godard. And God Created Women’ı sonrasında ise Une Femme Fidéle’i 1980 senesinde kameraladı. Zanaat olarak sinemada kendi kendine yetkin bir hal aldı. İlk filmi Les quatres cents coups’da otobiyografik olarak çocukluğunu sergiledi.1956’da ilk filmine varasıya kadar televizyon yapımcılığı. Les Repos du guerrier.com 42 . (Tehlikeli İlişkiler) filmini yapan yönetmen 1961’de La Bride sur la cou. 1957’ye gelindiğinde artık kendisine ait bir prodüksiyon şirketi vardı. Okulda aldığı cezaların neticesinde birkaç kez islahevi hayatını tattı. Sorbon’da her ne kadar etnoloji okusuda zamanını film izlemeye ayırmakla meşgul olurken sene 1950’ydi. 1967’de Hitchcock ve Chabrol’un etkisinde La Mariée était en noir’ i yaptı. Aşkın karmaşıklığını yaşayan bir insanı anlattığı Jules et Jim’i 1961’de yaptı. 1964 senesinde çektiği La Ronde’un ardından bir bilim kurgu uyarlaması olan 1968 tarihli Barbarella geldi. Truffaut’un son filmi siyah beyaz bir çalışma olan Vivement dimanche bir sekreterin öyküsünü anlatmaktadır. Hollywood’a yönelik bir tutku yerel sinemasına ise eleştirel bir tutum sergiledi. 1956’da Rossellini’ye reji asistanlığını yaptı ve ilk pratik deneyimlerini kazandı. Kısa film denemelerinin ardından senaryolar üretti. 1977 yılında yaptığı ve kadın bacağı fetişti olan bir adamın öyküsünü anlattığı L’homme qui amait les femmes adlı komedi filmini yaptı. 1959 yılında Les Liaisons Dangereuses. Ray Bradbury’nin romanı Fahrenheit 451’i uyarlayıp bilim kurguyu denedi. 1978’de yaptığı felsefi eseri La chambre verte’de ölümden sonra süren aşkı söz konusu etti. gazetecilik ve asistanlık yapan Vadim daha öncelerde de belirttiğimiz gibi Et Dieu créa la femme. İlgi çekici filmlerinden biri olan Pretty Maids All in a Row’u 1971’de gerçekleştiren Vadim. L’histoire d’Adéle Hde de görüldüğü gibi tam anlamıyla tutkulu aşka yöneldi. ardından da Le Vice et la Vertu gibi başlıca filmlerini gerçekleştirdi. Truffaut öldüğünde 52 yaşındadır. 1951’de Cahiers du Cinéma dergisinde çalışmaya başladı ve sıkı bir eleştirmen ünvanını acımasız tarzıyla pekiştirdi. 1971’de değişik ve yeni biçimlerle ortaya koyacağı aşk konusuna Les deux Anglaises et le continent ile başladı. Bunun ardından dört film daha çekerek inanılmaz bir biyografi dizisi yaratmış oldu.blogspot. ‘auter’ filmi tarzını savundu. Bu filmden sonra Truffaut içerik ve teknik açısından başkalaşımlara yöneldi.

Hiroşima Sevgilim ve Geçen yıl Marienbad'da gibi önemli filmlere iz bıraktı. 1966. Vannes’de dünyaya geldi. La Gai Savoir. A bout souffle Le Petit Soldat Une Femme est une femme Vivre sa vie Les Carabiniers. 1965. Pravda. cinsellik. başkalarının ne düşündüğünü duymak yerine yapılacak en iyi şey Godard filmlerini ardı ardına izlemek olacaktır. Le Mépris Bande a part. 1983. Marie Détective Grandeur et décadence d’un petit commerce de cinéma 1987 Soigne ta droite. 1962. Weekend Un film comme les autres. 1963. Letter to Jane or İnvestigation about a Still 1974. 1967. Ici et ailleurs Numéro deux Comment ça va Sur et sous la communication. Ustanın arşivine doğru bakacak olursak gözümüze ilk takılacaklar şöyle bir filmografi ortaya koyacaktır: 1959.com 43 . Pierrot le fou Masculin féminin. Godard. One plus one British Sounds. Le vent d’est 1972 Tout va bien. siyaset olguları etrafında kuvvet bulmuştur. Meslek olarak sinemaya kurgucu olarak başladı. Six fois deux 1978 France/tour/détour/deux enfants 1980. hakkında yazılanları okuyup. Made in USA. Pek az sayıda ki yönetmen için söylenebilecek bir söz Godard içinde söylenebilir. Savaştan sonra 16 mm'lik kısa ve orta uzunlukta filmler yaptı. 1984. Godard’ın sineması ilerleyen zamanlarda ticari başarıda yakalayacak ve siyasal ağırlıkta kazanacaktır ancak onun filmleri genelleme yapacak olursak. Tiyatro aktörlüğü üzerine çalıştı ve 1940'ta Paris'e giderek Yüksek Sinema Araştırmaları Enstitüsü'nde sinema eğitimi aldı. 1981. Dünya Savaşı'nda cepheye alınmadı. 1960. varoluşçu bir marksist ve bir anti gerçekçidir. King 1990 Nouvelle Vauge 1994 Historie<s> du Cinéma ALAIN RESNAIS Fransız Yeni Dalga akımıyla ortaya çıkan en önemli yönetmenlerden biri olan Alain Resnais. Varlıklı bir eczacının oğlu olarak 1922’de Fransa. 1982. 1985. 1969. İlginçtir ama ilk film denemesini 8 mm ile henüz 14 yaşında gerçekleştirdi. 1964. 1975. 1968. 1961. Tamamıyla kendine yöneldiği yalnız bir çocukluk yaşadı. romantik bir materyalist. Une Femme mariée Alphaville: une étrange aventure de Lemmy Caution. Lear Sauve qui peut Passion Prémon Carmen Je vous saule.zamanda Yeni Dalga’nın diğer önemli figürleri arasında ki yerini alacaktı. 2 ou 3 choses que je sais d’elle La Chinoise ou plutot a la chinoise. 1976. http://genclikcephesi.blogspot. Kronik astımından dolayı II. Uzun metrajlı filmlerinde genel olarak suç ve kadın cinselliğinin gizine yöneldi. para.

Film ahlak dışı görüntüler içerdiği için <?> bir takım zorluklar da yaşadı. 1955 yılında yönetmenliğini yaptığı belgesel film. Le monde du silence. 1959'da Hiroshima Mon Amour. uluslararası film festivallerinde ödüllere uygun görüldü. Yeni Dalga yönetmenleri arasında saygınlık kazandı. Bu yıllarda Malle. aktüel ve kışkırtıcı bir sinemaya sahip olan yönetmen 1932 Kuzey Fransa doğumlu ve sanayici bir ailenin oğlu. (Zazie Metroda). Damade. siyasal kişilikler gibi konuları ele aldığı filmleri birçok kez devlet sansürüne takıldı. İlerleyen zamanlarda ise Truffaut ve Chabrol’un da içinde olduğu Cahiers du Cinéma adlı dergide yayın yaşamını sürdürdü. insanın kendine yabancılaşmasını kavradığını gösterdi. Paramount’dan bir teklif aldı ve kabul etti.blogspot. (Geçen yıl Marienbad'da) ile 1961 Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan ödülünü aldı. (Güzel Bebek)’i yaptı. İkinci konulu filmi L'Annee Derniere a Marienbad. Her ne kadar bir kategoriye dahil etmesek de 1957 sonrası filmleri istese de istemese de Yeni Dalga’ya uygun düşmekteydi. (Aldatıcı Işık)’ı çekti. Tam anlamıyla her şeyini üstlendiği ilk filmi L’ascenseur pour l’echafaud. bu o’nun yapımcılığını üstlenmediği ilk filmiydi. Malle 1960 yılında Zazie dans le métro. Sorbonne’da iktisad deniyor fakat yarım bırakıp Paris Yüksek Sinema Akademisi’ne geçiş yapıp bitiremeden ayrılıyor. (İdam Sehpası) (1957) tipik bir Yeni Dalga filmi sayıldığı gibi. Sonraki filmlerinin hemen hepsi. (Hoşçakalın Çocuklar) filmiyle içerik olarak yüzünü tekrar Avrupa’ya döndü. Malle 1977’de A. 1984’de ise Aloma Bay’ı yaptı. senaryoyu bir edebiyat yapıtı olarak yazmaya yönlendirdi. 1987 yılında yaptığı Au revoir les enfants. Toplama kamplarını konu alan Nuit et Brouillard. akıma sokulamayan. Gauguin ve Picasso'nun "Guernica" tablosu gibi konularda birçok kısa film yaptı. sonra da onların imgelemini kendi zengin üslubuyla sinema diline aktardı. Filmlerinde kendi başıboş barbarlığıyla karşılaşan insanı en duyarlı haliyle betimledi. bir yıllık bir yayın hayatı olacak olan La gazete du Cinéma isimli dergiyi Godard ve Rivette ile birlikte çıkardı. Belgesele yakın bu çalışmalarında. Sömürgecilik. Onları. Filmografisi şöyledir: 1955 Nuit et Brouillard 1966 La Guerre est Finie 1977 Providence 1980 Mon Oncle d'Amérique 1983 La Vie est un Roman 1993 Smoking/No Smoking 1997 On Connaît la Chanson LOUIS MALLE Bir türe. 1994’te Vanya on the 42. filminde yabancılaştırma efektleri ve sinema tarihinden metinler kullandı. melankolik bir atmosfere sahipti. Bu onun çok yönlülüğünden kaynaklanmaktaydı. 1992 yılında. İlerleyen 9 yıl süresince Van Gogh. ERICH ROHMER Sadelik ve doğallık bağlamından filmlerinde hiç uzaklaşmayan ve Yeni Dalga’nın ilk yönetmenlerinden biri olan Rohmer. Bu yapıtıyla Raymond Queneau’nun bir dil eleştirisi romanını filme uyarlamış oldu.D’de Pretty Baby. Pariste doğan yönetmenlerden. yönetmeni uluslararası üne kavuşturdu. Oscar alıyor. (Sessiz Dünya). 1970’lerin ortasına değin Malle türler arasında gidip gelen bir adam olarak kendini ortaya koydu.com 44 . (Aşıklar). 1996 yılında öldü. (Ölesiye). Ardından gelen eseri 1989 yapımı Milou en mai. Street filmlerini yapan Malle. bir toplumsal araştırmaydı. Cousteau’nun gemisinde kameraman olarak görev yapmaya başlıyor. 1979’da Atlantic City’yi.B. 1958 yılında yaptığı Les amants. Yeni Dalga’nın temsilcilerinden farklı olarak.Fransa’yı dolaşarak çektiği Chateaux de France. Çektiği siyasal amaçlı ve propaganda filmlerinin de sanatsal yönü güçlüydü. 1963 yılında en fatalist filmi olan Le feu follet. (Mayıs’ta Milou) şiirsel. savaş. Yıl 1959 idi ve Chabrol’un film şirketince http://genclikcephesi. İlkin film eleştirmenliği ile işe başlayan Rohmer. Resnais düzenli olarak Marguerite Duras ve Alain RobbeGrillet gibi Fransa'nın önemli edebiyatçı-larıyla çalıştı. Bu son filmi ırkçılığın oluşumunu irdeleyen önemli bir yapıt. bu filmle. (Gece ve Sis) adlı belgeselle kariyerinin zirvesine ulaştı. (Fransa'nın Şatoları) ile 1947’de görsel sanatlar üzerine bir dizi kısa filme giriş yapmış oldu. (Hiroşima Sevgilim) ile konulu filmlere yöneldi. Amerikan Kara Dizisi içinde uygunluk barındırıyordu. o bir film zanaatçısıydı.

sonrasında ise: Céline et Julie Vont en Bâteau. Retour a Marceille’i 1978’de meydana koymuşlardı. Diziyi kapayan ya-pıtsa 1987 yılında gerçekleşen L’ami de mon amie. 1960’lı yılların başında Rohmer ahlak öyküleri konulu filmler üretme kararı almıştı.yapımcılığı üstlenilen ilk uzun metrajını çektiği birkaç kısa filmden sonra gerçekleştirecekti Rohmer. (Kız Arkadaşımın Arkadaşı) olmuştur. şeytana uyma ve karşı koyma gibi konuları başka başka açılardan mizah dolu zevkli diyaloglarla ele alıyordu. Filmleri. Ve son olarakta burada saymamız gereken bir isim. Karmitz. La Bande des Quatre.com 45 . 1996’da Conte d’été. Jean Eustache. uzun ve ussal filmlerin ağırlıkta olduğu bir filmografi çizdi. Bir türlü başarıyı yakalayamayan yönetmen 1969 yapım yıllı filmi Ma nuit chez Maude. Jacques Doillon. Godard. La Belle Noiseuse. Yönetmenlik öğretmeni olan Renoir’in ve Truffaut’un kameramanlığını yaptı. le maire et la médiathéque ile bölünmüştür. kişisel. (Kış Öyküsü) ile süren dizi 1993’te çevrilen L’arbe. Filmlerine bakacak olursak: La Religuese. Les Doigts dans la téte’i çekmişti. Jean la Pucelle: Les Batailles-Les Prisons çalışmaları gelir. Coup pour coup’u yapacaktı.blogspot. Diğer bir dikkat çeken yapıtı ise 1987 tarihli Quatre aventures de Reinette et Mirabelle gelmektedir. 1960’da Chabrol’dan kamerayı. 68 hareketinin toplum yapısındaki meydana getirdiği değişiklikleri anlatan filmlerde doğal olarak bu tarihlerde kameraya alınıyordu. Hurlevent. Out One gibi uzun televizyon filmleri. http://genclikcephesi. 68 ETKİSİ ÜZERİNE GENEL BAKIŞ: 1968 Mayısı dünyada çok şeye etkin olmuştu. aşk. Lamour par Terre. René Vautier ile Nicole Le Garrec’in Quand tu disais Valéry’si 1975’te. Paris’te bir türlü başarıyı yakalayamayan bir müzisyeni anlatan Le signe du lion. 1991 tarihli Conte d’hiver. Dönemin önümüze çıkardığı diğer yönetmenlerse. Merry Go Round. (Yaz Öyküsünü. Noroît. 1998de ise Conte d’automne. şehvet. 1995 senesinde diziye ara vermeye devam ederek Les rendez-vous de Paris’i çeken yönetmen. Duelle. (Aslan Burcu) adlı film tam anlamıyla bir Yeni Dalga mahsülüydü. Ahlaksal öyküler dizisini oyunlar ve atasözleri dizisiyle sürdürme kararı aldı ve bunu ilk diziyle bağıntıladı. La Maman et la putain’i yaparken. (Güz öyküsü)’nü çekerek mevsimi kapatmış oldu. üretiminden içeriğine Fransız Sineması da etkilenecekti bu önemli tarihten. 1990’ da yaptığı Conte de printemps. 68’in değişimleri kendisini göstermeye devam ediyordu ve bunun sonuçlarından biri olarak hard-porno türevi filmlerdeki sansür ortadan kaldırılıyordu. 70’lerin başında bir çok yönetmen ilk filmlerini yapma fırsatı bulurken bir çok kadın yönetmende gene bu dönemde ilk denemelerini yapacaklardı. Maurice Pialat ve André Téchiné ’dır. (Maudelerdeki Gecem) ile en iyi senaryo dalında Oscar adayı oldu. Truffaut’dan ise parayı ödünç alarak çektiği Paris Nous Appartient ilk uzun metrajıdır. JACQUES RIVETTE Rohmer ve Godard ile Gazette du Cinéma ve Cahiers du Cinéma’da beraber olan yönetmen. Yıl 1990a geldiğinde Rohmer dört mevsim dizisine başlamıştı. (İlkbahar Öyküsü). Le Pont du Nord. Rivette. Yine bu yıllarda. 1963’de derginin editörlüğüne geçti. Dizinin en iyi filmi olarak 1983 yapımı Pauline a la plage. René Allio La Vieille Dame indigne’sini 1964’de. (Pauline Plajda) sayılmıştır. Her yapıtında aynı konuya ayrı bir açı ile bakmaktaydı. Gorin’le beraber Tout va bien’i yaparken.

çıkmış ve bu yönetmenlerin filmlerini) sahiplenmiştir. 1990 yılındaysa sinematografyasını gerilimle birlikte Nikita’ya taşıdı ve ortaya başarılı bir şiddet sanatçısı portresi çıkardı. dar bütçeli bir siyah beyaz olan Oğlan Kızla Tanışırı yaptı. 8 mm ile kameraya alınmışlardır. Abel Gance’nin asistanlığını yapmış olan Nelly Kaplan. 1983 yılında yaptığı. Banliyölere hafif bir komedi karıştırarak genelde alt yapıyı oluştururlar. Coline Serreau ise 3 hommes et un couffin (1985) komedisiyle büyül başarı elde etti ve bunu. 68’ler geride kalmış ve ortaya post-modern’den bahseden bir gençlik çıkmış. Beur’a ait filmler genelde düşük bütçeli olup. L’Amour violé (1977). L’Amour nu (1981). Dedik ya değişen değerler söz konusuydu ve artık gerçekten çok şey değişmiş. JeanJacques Beineix. 1986 yılında. Çektikleriyle ruh hali arasında anlamlı köprüleri bulunan Carax ise. yönetmenler. Leos Carax. Godard’dan etkilenen ve gerçek anlamda tuhaflıkları olan bir yönetmendi. yeni teknikler. Cyrıl Collard 1991 tarihli Les Nuits fauves’iyle.com 46 .blogspot. Besson’sa 1984 yılında tüm şaşırtı-cılığıyla Metroyu. Marie Poiré ’sa 1983 yılında yaptığı Papy fait de la Résistance filmiyle sayılabilirler. Pourquoi pas? (1977). ve de Luc Besson’dan bahsediyoruz. yeni ve ilginç bir oluşumdur bu: Cinéma beur. Fransız sineması durmayan bir sinemadır. 1992’de ise Marguerite Duras’ın otobiyografisi olan L’Amant’ı çekmiştir. 1970’lerin sonuna doğru bu konunun Fransa’da önemini tamamıyle yitirmesiyle birlikte. Adı anılacak bir diğer yönetmen ise. Etienne Chatiliez 1987de yaptığı La Vie est une longue fleuve tranquille ile. 1990’da ise Köprüüstü Aşıkları izledi. Daha önce de belittiğimiz gibi 68 akımından sonra sinemaya yavaşça da olsa kadınların eli deymeye başlamıştı ve bu sayı 1970’lerden sonra artış sağlamıştı. La Triche (1983) son olarak Les Enfants du Désordre filmleriyle Yannick Bellon’dur. Bunu 1985’de Kötü Kan. Ki bu yönetmenler gerçektende göz ardı edilmesi imkansız hale getireceklerdir kendilerini. Annaud ayrıca 1989’da Ayı. yeni akımlar. Elbette ki. tarih artık sekseni göstermektedir ve elbette gündemde yeni isimler vardır. Un monde sans pitié ’le 1988de. La Crise (1992) fimleri takip etti. Yeni sinemacılar sinema dünyasındaki yerini almaya devam ederken bildik yönetmenler de gişesi kuvvetli olan yapımlarla varlıklarını sürdürdü.her ne kadar bir amerikan sineması hayranı olsa ve de Yeni Dalga’ya ters düştüğü söylense de bu akımdan çeşitli şekillerde faydalanmayı bilmiş olan Bertrand Tavernier ve hemen aynı kulvarda olduklarını söyleyebileceğimiz bir diğer isimse Yves Boisset’dir. Romuald et Juliette (1988). 1985 yapımı ve dünyanın tanıdığı adıyla Betty Blue kült olma başarısını gösteren bir film olacaktı ama Beineix öncesinde 1979’da Diva’yı. Eric Rochant. Kadın yönetmenler arasında büyük bir http://genclikcephesi. 1982’de Çöpteki Ay’ı yapacaktı. (birilerince) anlaşılması zor. çekerek büyük gişe yaptı. Mehdi Charef in Le Thé au harem d’Archimede’i. Doksanlara doğru karşımıza yeni yönetmenler ve filmleri gelmeye devam etmekteydi. Fransız sinemasında kendisine büyük bir yer edinmiş değildir. Bu ekole bağlı genç Kuzey Afrikalılar filmlerinin eksenini kendi yaşamlarına odaklanmış konularla belirlemişlerdir. Yine bu tarihlerde karşımıza çıkan yeni bir oluşum söz konusu olmuştur. İnsanlar ve yunuslarla ilgili güzel ve masalımsı Derinlik Sarhoşluğunu (1987). Plaisir d’amour filmiyle gerçeküstücü bir mizah kullanarak erkek egosuna saldırmaya devam etmiştir. Rachid Bouchareb’in 1990da çektiği Cheb’i türün öne çıkmış filmlerindendir. Akım. La Fiancée du pirate yapımıyla feminist film sürecini başlatmış oldu. serbest çalışmayı tercih ederek kadın sineması düşüncesinde uzak düşmüşlerdir. Kadın yönetmenler genellikle feminizm konusuna el atmışlar. Beur argoda Arap sözcüğünün karşılığı olarak kullanılmıştır. Annaud 400 reklam filmi çekerek ve uzun metrajlı bir filmle kariyerine devam eden yönetmenlerden biridir. bu yüzden de ne kadar akım terimini hak eder tartışılır.

Polonski. İlk önemli başarısı olan. bir yeraltı melodramı Büyük Riziko (1960). Gérard Jugnot. Bunuel. 1960 Classe tout risque / The Big Risk / Büyük Riziko.blogspot. Ben ve Diğerleri (1974). Patrick Dewaere. senaristinden teknik ekibine kadar bir bütün olarak çalışabilmeyi her zaman başarabildiği gibi kapılarını da birçok dünya yönetmenine açarak sinema tarihine damgasını vuran filmlerin yapılmasına ön ayak olmuştur. Marais. Özenle incelediği orta sınıftan insanları anlatan. Gerçekten de 60-93 yılları arasında Fernandel. Sonrasındaysa resim ve heykel eğitimi almak amacıyla Dekoratif Sanatlar Okulu'na yazılmıştır. Dominique Lavanant.Deneuve. Sen. Sautet yapıtlarında. Bourvil. Holland. kısacası yaşamı oluşturan her konuyu eşsiz üslubuyla perdeye yansıtmıştır. Belmando. Véra Belmont’un Rouge Baiser’i. Sautet'nin kariyeri 1969’ yaptığı Hayat Bağları'na değin yoluna girmedi. http://genclikcephesi. Michel Blanc.com 47 .) ÇAĞDAŞ FRANSIZ SİNEMASININ YÖNETMENLERİ CLAUDE SAUTET 1924'te doğmuş ve temel eğitimini devlet okullarında tamamlamıştır. Binoche. ile kendisinden daha genç Yeni Dalga’cıların arkasında kaldı. Ruiz. (ki birçok sinema sever tarafından Bunuel tam anlamıyla bir Fransız sinemacısı sayılmıştır. Gitgide artan sinema arzusu ağır bastı ve 1948'yılında iki yıl sürecek olan IDHEC'e yaşamına başladı. Bir trafik kazası sonrasında orta yaş bunalımına giren bir adamın öyküsünü anlatan filmiyle 1970'de LouısDelluc Ödülü'nü kazandı. Thierry Lhermitte. Gabin. Filmografisine bakacak olursak: 1951 Nous n'irons plus au bois / We Won't Go to the Woods Anymore / Artık Ormana Gitmeyeceğiz 1956 Bonjour sourire / Günaydın Tebessüm. Bu süreç içinde film setlerinde dekoratör olarak çalışmaya başlamış ve kurgu stajı yapmıştır. Bahsetmemiz gereken bir diğer konuda 1970’li yılların gerçekten de önemli oyuncular ortaya çıkardığıdır. Delon. romantik öykülerinin arasında Cesar ve Rosalie (1972).çoğunluğun otobiyografik filmlere kaydığı da görülmektedir. 1951'de deneysel yapılı kısa filmi Artık Ormana Gitmeyeceğiz’i çekti. Borowczyk. Dönemin diğer filmlerine bakacak olursak. Christian Clavier olarak sayabiliriz. aşkı. dramı. Wajda. Dalle gibi yetenekleri önemsenecek oyuncular varolmuştur. izleyiciyi derinden etkileyen tüm unsurları karmayı başarmış. Adjani. Diane Kurys’in 1979 tarihli Coup de foudre ve 1977 tarihli Diabolo Menthe bu filmlere yegane örnektir. Akerman bu yönetmenlerden en önemlileriydi. Funés. Fransız sineması gerçek anlamda. dostluğu. Bu oyuncuları yönetmenlik de yapmış olan Balasko’yu da sayarak Miou Miou. Yönetmenliğinden önce senaristliğiyle isim yaptı. Depardieu. Mado (1976) ve Garson'u (1983) sayabiliriz. Euzhan Palcy’nin Rue Cases-Négres ve Siméon’u göze çarpar.

blogspot. 1974 Vincent. ona en iyi film ve en iyi yönetmen dallarında Fransız Cesar Ödülü’nü kazandıran bir yapıttır. 1971 Max et les ferrailleurs / Zafer Yolu. François. 1980 Un mauvais fils / A Bad Son / Kötü Evlat.com 48 . 1983 Garçon! / Waiter! / Garson! 1987 Quelques jours avec moi / Few Days with Me / Benimle Birkaç Gün. Paul and the Others / Sen. Umberto Eco’nun meydan okuyucu romanı The Name of the Rose’un bir uyarlamasında Sean Connery’i yöneten Annaud daha sonra 1989’da iki hayvanın dostluğunu anlatan The Bear filmi ile ayı yavrusundan uluslararası yıldızlar yaratmıştır. 1979’da bu filmini takip eden Hot Head ününü Fransa’da pekiştirmiştir. Arnaud / Nelly and Mr. 80.000 yıl öncesinin ilkel insanını benzersiz bir hikayeyle anlatan. JEAN JACQUES ANNAUD Jean Jacques Annaud 1960’ların sonları ve 1970’lerin başlarında yüzlerce televizyon reklamı yöneterek kariyerine başlayan ve uluslararası arenada tanınan bir film yapımcısıdır. 1976 Mado. 1992 Un coeur en hiver / Heart in Winter / Ayazda Bir Yürek. Arnaud / Nelly ve Mösyö Arnaud. Bu film kendi ülkesinde ona fazla kazandırmamış fakat en iyi yabancı film olarak Oscar almıştır. François.1970 Les choses de la vie /The Things of Lif e / Hayat Bağları. Sonraki filmi Quest for Fine (1981). Ben ve Diğerleri. 1995 Nelly et M. 1992’de ki son filmi olan The Lover 1920’lerin Fransız Hindi-Çin’inde bir Fransız kızıyla zengin bir Çinli arasındaki romansın kışkırtıcı ve seksüel tanımlaması ile büyük karmaşa yarattı. Paul et les autres / Vincent. 1972 César et Rosalie / César and Rosalie / César ve Rosalie. 1978 Une histoire simple / A Simple Story / Basit Bir Öykü. Filmografisi şöyledir: http://genclikcephesi. 1976 yılında yaptığı ilk filmi olan Black and White in Color’da Afrika Camereon’da yaptığı askerlik hizmeti sırasında edindiği kendi deneyimlerinden faydalanmıştır.

Si C'Etait à Refaire. 1967. Robert et 1981 Les Uns et les autres. Treize Jours en France. Enemy at the Gates Two Brothers 2001 C LAUDE LELOUCH 1937 doğumlu yönetmen en son olarak 11 Eylül Olayı üzerine yapılan 11 yönetmenden 11 dakikalık filmler derlemesinde yer aldı. 1972. 1986.Pour Ça! http://genclikcephesi. 1985.Et des Lunes. Un Homme et une Femme ile 1966’da Cannes’da Altın Palmiye alan yönetmen kendini yazar sineması oluşturmak isteyen bir yönetmen olarak tanımladı. A Man and a Woman. La Belle Histoire. Le Chat et la Souris. 1968. ortaya çıkan filmin bir sanat yapıtı olması gerektiğine ve bunun içinde bireysel gerekliliğe inandı. 1974 Mariage... Un Autre Homme Une Autre Chance. 1975. Toute Une Vie. Viva la Vie! Partir. Aynı tarihte çektiği Le Voyou’dan sonra. Une Fille Et Des Fusils. L’ 1991 Amant. bir kitap yazım süreci gibi serbestçe meydana getirilmesi gerektiğini ifade eden Lelouch. l'Amour. Tout Ça.. Visions of Eight.. Kısa filmlerle sinemaya başladığında 19 yaşındaydı Lelouch. Le Voyou. La Mort filmini yapan yönetmen 1973 senesinde La Bonne Année adlı aşk öyküsüyle gündeme geldi.. 1963. Les Uns et Les Autres’i çeken yönetmenin bu filmlerini 1983 tarihli Edith et Marcel. Filmografisinin geneline baktığımızda: 1960 Le Propre De L'Homme. 1993. L'Amour Avec Des Si.. 1969. 1990 Il y a des Jours. 1977.. 1966. 1973. Un Homme Qui Me Plait. Ardınca. L’ 1995 Wings of Courage 1997 Seven Years in Tibet 2001. 1979 À Nous Deux. 1975’de Le chat et la souris. La Vie. 1965. Smoc.. Loin du Vietnam. Edith et Marcel. Revenir.Et des Lunes ve 1992 tarihli La Belle Histoire izledi. Le Bon et les Méchants. Smic. Aventure C'est L'Aventure.com 49 . Vivre Pour Vivre ile geniş coğrafyalara taşıdığı kamerasıyla sosyo-siyasi belge film ortaya koydu. Vivre Pour Vivre. La Bonne Année. 1983. 1962. 1970. La Femme Spectacle. 1974’de yaptığı Toute une vie filminde farklı bir Lelouch ortaya koymayı amaç edindi. Ily a des Jours. la Mort. 2002. 1967’ de çektiği.1976 Noirs et blancs en couleur 1979 Coup de tête 1981 Guerre du feu. Smac.blogspot. 1976. 1974. 1984. La Vie. Bir filmin. Attention Bandits! 1988 Itinéraire d'un Enfant Gaté. 1974’de Mariage. L’Amour. 1992. Robert. A Man and a Woman. Turkıye. La 1986 Name der Rose Der 1988 Ours. 1971.

Le Môme-1986. Hommes. Stupeur et tremblements-2003.blogspot. 1996. Betrayed 1989. 73’de ilk uzun metrajı France Société Anonyme beğeni toplamış bir çalışma olmuştur. 1991’de yaptığı Tous le Matins du Monde ile Louis Delluc Ödülü almıştır. L’ 1973 État de siège 1975 Section spéciale 1979 Clair de f emme 1982. 2002 11'09"01 . Gavras’ın filmogra-fisi ise şöyledir: 1958 Rates. Amerikan polisiye sinemasına bir gönderme niteliğindeki Polis Python 357’ı 75’de çeken Corneau. Contre l'oubli-1991. Le Cousin-1998. Missing Hanna K. Le Voleur et la Menteuse. Police Python 3571976. Fransa’da filmcilik okumuş ve sağlam bir geleneksel korku olan The Sleeping Car Murder’i 1965 orada çekmiştir. Film yabancı dilde en iyi film dalında Oscar kazanmış ve Gavras en iyi yönetmen ve yardımcı yazar dalında aday olmuştur.com 50 . Z 1970. Ardından çektiği filmlerini filmografisinde yazacağımız yönetmen. 1983’deki Hanna K filmi Filistin yanlısı tutumuyla çok kişiyi öfkelendirmiştir. Aveu. 1977’de Simone Signoret’in oynadığı Oscar kazanan Mademe Rosa filminde rol aldı. yaşamında hep caz olan bir isim. 1973’de ki Satete of Siege adındaki Uruguay çalışması. 1995. 1983.1994. Music Box 1991 Conte l’oubli 1993 Petite apocalypse http://genclikcephesi. Lumière and Company. Le Prince du Pacifique-2000. Filmografisi: France société anonyme-1973. 1998 Hasards ou Coïncidences. 1969’da Z filminde uluslararası film yapımcılığı topluluğunu da işaret ederek Yunan cunta sistemini suçlayan politik bir hikayeyi anlatmak için korku tekniklerini kullanmıştır. COSTA GAVRAS Filmciliğin tartışmalı ilk politik polemikcisi Costas Gavras. 1993’de The Little Apocalypse filmini yönetti ve yardımcı yazarlığını yaptı. La Menace-1977. Les Misérables. anti-amerikancılığıyla itham edilmiş ve politik terörizmin onaylanması olarak görülmüştür. Nocturne indien-1989. Les Enfants de Lumière-1995. Gavras. 1982’de ilk Hollywood filmi olan Missing’de Gavras tartışmalara neden olmaya devam etmiş ve önde gelen Amerikalı yıldızlar Jack Lemmon ve Sissy Spacek’in yardımlarıyla yardımcı yazar olarak Oscar kazanmıştır. Le Nouveau monde-1995. Le Choix des armes-1981. Femmes. Gavras dünyayı dolaşmış ve baskıcı yönetimlere karşı filmler yapmıştır. Yönetmen 1988’deki Betraet ve 1990’daki Music Box filmleri dahil olmak üzere sonraki filmlerinde de sıcak konulara değinmeye devam etti ancak bunlar öncekiler kadar güçlü ve tutkulu değildi. 1986 Conseil de f amille 1988. Camus gibi bir çok yönetmene asistanlık yapmış.September 11. 2000 Une Pour Toutes. Les 1965 Compartiment tueurs 1967 Un homme de trop 1969. ALAIN CORNEAU IDHEC’li bir yönetmen olan Corneau. 77’de La Menace ile çıkar karşımıza.

Canlı resim filmi olan La meule’ü Gogol’dan uyarlayarak oluşturdu. Chouans. 1958 senesinde kısa filmler çekmeğe başladı. La Caveleur. ALAIN ROBBE-GRILLET: 1950’lerde Fransa’da ortaya çıkan Yeni Roman akımının kuram-temsilcilerinden olan Grillet. Le jeu avec le feu filmlerini yapar.hakkında konuşulanların imgelemi üzerine. Chabrol ve Truffaut’ya asistanlıkta yapan yönetmen 1961’de ilk filmi Cartouche’yi yaptı. yazarların sinemaya bakışlarının. Pierre Riviere. BERTRAND BLIER: Georges Lauther’in asistanlığı sürecinin ardından yönetmenliğe başlayan Blier. Müzikleriyle ilgi toplayan. Tenue de Soirée filminde (çok filminde olduğu gibi) cinsellik üzerine bir denemede bulunmuş olan Blier. L’heure exquise. Sözde hamile kalan bir adamın hikâyesi olan L’événement le plus important depuis que l’homme a marché sur la lune 1973 senesinde gerçekleşir. L’Homme qui ment. İkinci filmi olan L’Une et L’Autre’ın ardından 1969’da Pierre et Paul geldi. Matelot. Sayılabileceğimiz diğer filmleri ise şunlardır: Les Camisards. yine müziği ön planda tutmuş ve ilk filminde olduğu gibi yapıtı kullanılan müziklerle ilgi uyandırmıştır. Amerikan müzikâllerini anımsatan yapıtın. onu ele alışlarının aktarı/anlatım değil bir araştırmacı niteliğinde olması gerektiğini düşünmüş ve dile getirmiştir.blogspot. En İyi Yabancı Film Oscar’ını aldığı Préparez vos Mouchoirs’i 1979’da gerçekleştiren yönetmen 1981’de Beau-pére’yi 1983’de ise La femme de mon pote’u. Bunun ardından ilk filmini bir üçlemeye dönüştürecek olan komedi unsurlarla bezenmiş L’ Homme de Rio ve Les tribulations d’un chinois en Chine’ı çekti.(1986). 1962 senesinde ülkemizde de (İstanbul) film çeken (Immortelle) yönetmen filmleriyle genelde yergi edinmiş bir isim olmuştur. la suite. şiirsel gerçekçiliğe yakın bu filmin ardından. İlk uzun metrajı 1967’de çektiği L’Enfance Nue sonrasından önce. röpörtaj filmi olan Hitler connais pas’ı 1963 senesinde gerçekleştirdi. Bir yıl sonrasında yaptığı Notre Histoire fantezi-düşümsel öğelerle besiliyidi.1995 À propos de Nice. ma soeur et mon frére. La Gitane. Bir film taslağı. Yönetmenin 1974 tarihli filmi eğlenceye dayalı bir ajan serüveni olan. 1969’da yaptığı Le Diable par le Queue -degüldürü alt tabanlı bir filmdir. Bu süreç bitiminde Les valseuses.(1979). çekti.com 51 . Retour a Marseille. Dört yıl sonra yaptığı Si J’étais un espion ardından tam yedi sene film çekmedi. 1996’da My Man’i. ayant égorné ma mere. televizyon http://genclikcephesi. 1989’da Trop Belle Pour Toi ile evlilikte ihanete değişik bir açıdan değindi. bir yıl sonra da Calmos ile yönetmenliğini sürdürdü. 1968’de çektiği Model Shop sonrasında bir uyarlama olan Peau D’Ane’ı 1970 senesinde gerçekleştirdi. Ressamlık denemeleri ardı sıra Comédie Française’de yer aldı.(1988) gibi filmleri yer almaktadır. İlk uzun metrajını 1964’de La Vieille ile gerçekleştiren yönetmen bu filmini Brecht’ten öyküleniyordu. Glissements progressifs du plaisir. Rude Journée Pour la Reine. Le magnifique’nin ardından Dear Dedectiv.alt yapılı filmi Trans-Europe-Express’i sonrasında ise. Moi. Altı sene sonra ise Japonya ile bir ortak proje olan Lady O hayat bulur. 1966 yılında Rochefort ile gündeme gelen yönetmen. L’Eden et aprés. Son olarak 1992’de Van Gogh’u yönetti. belgesel filmleri sonrasında bir nazi yadsıması. On a volé la cuisse de Jupiter-(1980). RENE ALLIO: Fransa sinemasının Brechtyen uygulayımcısı. PHILIPPE DE BROCA: belgeselci bir tabana sahip olan. 1997’de Mon Homme’u Buffet Froid / The Return of Martin Gusse’u yönetti. MAURICE PIALAT: Ressamlık denemeleri ardından oyunculuk yapan Pialat. Trois Places Pour le 26 ve Table tournante’ı çektiğinde yıl 1988’i bulmuştu ve ortada gene müziğin kokusu vardı. Lumière et compagnie 1997 Mad City 2002 Amen Bu listede adından bahsedilmesi gereken diğer yönetmenlere ve filmlerine bakacak olursak: JACQUES DEMY: 1961’de önemli çıkışı olan Lola’yı gerçekleştirdi.(1978).

Miller> Hitchcock’un İp filminin etkileşimlerini barındırmaktaydı. Manon des Sources. 15. Godard gibi ustalara asistanlıkta bulundu. 1977’de Le Pays Blue’yu. Jean Florette. 1973’de Voyage en grande Tortorie’yi ilk filmi olarak gerçekleştirdi. Dames Golontes’i yaptı. 1978’de Il y a longtemps que je t’aime’i 1981’de Croque la vie’yi ve 1985’de Escalier C’yi yaptı. 1972’de de Nous Ne Vieilleons Pas Ensemble’ı. La Mort en Direct’i bilim kurgu öykü içeriğiyle sunan Tavernier. Nabakov’un Lolita’sını anımsatmaktaydı. 45. 1986 senesinde çektiği Cour d’Assier sonrasında yaptığı Travelling Avant ile Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale ödülünü aldı. Yönetmen.(1986). Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazandığı filmi L’Appat’ı çektiğinde sene 1995’e gelmişti. Sinema yazarı yönetmen. http://genclikcephesi. Senaristlikle başladığı sinema hayatını 1963’de yaptığı Les Baisers. CLAUDE MILLER: IDHEC öğrenimi alan Miller. Ayrıca. Daha sonra Mortelle Randonnée’yi çeken Miller. 2003’de. 1987’de Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye alan Sous le Soleil de Satan’dan önce 1980’de Loulou ve 1983 tarihli Police’i. JEAN-CHARLES TACCHELLA: Yeni Dalga’ya ön ayak oluşturacak bir sinema klübünün kuruluşunda bulundu. Sex Shop. 1988’de Les Innocents. Film –haliyle. 1981’de Coup de Torchon’u. Hôtel des Ameriques. Le Juge et l’Assassin. ANDRE TECHINE: Neredeyse bir IDHEC’li olacak olan Techine. Le Cinéma de Papa. 1989’da ise La Vie et Rien d’Autre’ı beyaz perdeye taşıdı. Mortelle Randonnee ve L’effren’ce’u yönetti.(1972). Germinal yer alır. bu lirikselliğinde daha da derinleşti. L’Amant. 1973’de La Gueule Ouverte ve Passe Ton Bac D’Abord’u çekti. son filmi Les voleurs’u 1995’de beyaz perdeye taşıdı. La Premiére Fois. 2002’de Betty Fisher and other stories Alias Betty. Borocco’da bunu ortaya koydu.(1970). Des Enfants Gates gibi çağdaş yaşamın sorunlarına yönelen filmlere imza attı. BERTRAND TAVERNIER: Sorbonne Üniversitesi’n-de hukuk okudu. aynı yıl Une Semaine de vacances’i. 1996’da Captaine Conan’ı 1998’de De L’Autre Cote Du Periphe 1999’da Ça Commence aujourd’hui 2000’de All Stars to day 2002’de Safe Conduct’u yönetti. bir Bost uyarlaması olan Un Dimanche a la Campagne’yi. İsim yaptığı filmi Cousin. ödül sonrası ilk filmi 1991 tarihli Van Gogh’u çekti. Film Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülü’nü aldı. 1998’de Class Trip’i. Bundan 2 yıl sonra gerçekleştirdiği Le Sourire. Arkadaş çevresiyle birlikte sinema degisi çıkarmaya başlar. Bunların ardından bir roman çıkışlı Les Soeurs Bronte ve 1985 tarihli Rendez-Vous’yu gerçekleştirdi. Yönetmen.(1977). bunu başaramadı ve Cahiers du Cinéma’da yazmaya başladı.erotik yapısından dolayı tepki aldı. Bunları sinema üzerine yazdığı yazıları takip etti. CLAUDE BERRI: 1966 yılında Le Vieil Homme et L’Emfent ile beğeni kazanarak sinemaya başlayan Berri’nin sayabileceğimiz filmleri arasında. 1964 yılında La Chance et l’amour filminin yönetmenliğinin bir kısmını gerçekleştirdi. Yönetmen 92 senesine geldiğinde. ve hemen ardından Souvenirs d’en France’ı yaptı. 1975’de ise. Sevgi üzerine yapılmış karanlık ve şiddetli bir trajedi olarak adlandırılan 1987 tarihli La Passion Beatrice’i çeken yönetmen. Nickel Odeon Sinema Klübü’nün kurucularından oldu.com 52 . Carné. Cousine’i 1975’de çeken Tacchella.blogspot.Pierre Coursoden ile ortak çalışma olarak ortaya koydukları Amerikan sineması üzerine: Trente ans du Cinéma Americain kitabını hazırladı. 1969’da ilk filmi olan Paulines en Va. 1986’ya geldiğinde ise gerçek caz yaşantılarını aktardığı Autor de minuit’i çekti. Le Male du Siécle-(1975). La Meilleure Façon de Marcher filmiyle dikkat çeken yönetmen. Kendi filmlerini yönetmeye 1975 senesinde başladı. 1991’de J’embrasse Pas’ı gerçekleştirdi. J. Van Gogh. 1990’da ise kadınlara adadığı filmi. Berri. Que la Fete Commence’ı çekti. sonrasında. ilk Delluc Ödülü’nü almak gibi bir özelliği bulunan Tavernier’in bu filmi 1973 tarihli L’Horloger de Saint-Paul idi. film <de. Le Lieu Crime’i 1986’da çeken Techine. psikolojik anlatı niteliğinde ki Garde a Vue’yü gerçekleştirdi. 1986’da L’Effrenttée’i kameraya alır. Bresson. onun yaşamının en önemli sürecinin bir yansımasını taşımaktaydı.için çalıştı. bir uyarlama polisiye olan Dites-Lui Que je l’Aime’i çektikten sonra. lirik-duygusal bir atmosfer yarattı. bir romandan yola çıktığı L’Accompagnatrice’i yapar. 1980 yılında. Baiser de Judas ile yönetmen olarak sürdürmeye devam etti.

Tendres Requins. belgeseller yönetti. L’ Apprenti salaud.. La prutaine.. Martin Soldat. televizyon. La Bourqeoue. Resnais ve Rouch’un katkı sağladığı ilk uzun metrajı L’an 01’i 1972’de çekti. Un sac de billes.S’i. PIERRE GRANIER-DEFERRE: Önce asistanlık yapan Deferre. Le Marginal yer alır. Bye Bye Barbara. Le Dossier 51. Cours Privé. Nuit d’été en ville başlıca filmleridir. Fransa ve İngiltere’de En İyi Film ödülünün yanı sıra. Marcel Pagnol’dan uyarlanmıştır. Une femme a sa Fenetre . Léve-toi ve Blue comme l’Enfer’i çekerek ismini korudu. La horse. Peril en la Demeure. A cause d’une femme. Les Doigts dans la Tete. Bu iki film. LAmi de Vincent. le Taxi Mauve’ı. L’ Appartement des Filles. Le Chat. Doucement les Basse -devamı niteli-ğinde^Borsalino and Co.B. Archipel yer alır. 1976’da le Sherifi. La Veuve Couderc. Borsalino. kısa filmler denedi. 1971’de le saut de l’ange’ı. Filmleri arasında: Le Petit Garçon de l’Ascenseur. sinema.Jean de Florette.. Son yönetmenliğini 1990’da Double Identiti ile yapmıştır. La Drolesse. MICHEL DEVILLE: Decoin’e asistanlık yapan Deville ilk uzun metrajını 1958’de Une Balle dans le Canon adıyla çekti. La Piscine. Pleure pas my Love filmlerini yönetti. Les Eaux profondes. Yönetmen Théatre du Soleil’in kurucusudur. Manon des Sources ile uluslararası başarı sağlamış. Le Voyage en Douce. Les Anentures de Salavin adlı uzun metrajını 1961’de kameraya aldı. L’Ours et la Popuee. Paris au Mois d’Août. Onikinci son filmi The Housekeeper’i 2003’te yönetmiştir. Trois Années filmi ile iyice tanındı. JACQUES DOILLON: Sinemayla. Companeez ile birlikte La Femme en Bleu’yu yaptı. Kısa filmler yaptı. 1994’te son sinema çalışması L’Ours en Peluche’yi yaptı. Le Roi de la Chine ile ismini duyurdu. La fille prodigue. kurgu ile tanıştı.com 53 . La Vie de Famille. Harmonie. PATRICE LECONTE: O da bir çokları gibi IDHEC eğitimi aldı. La fille de Quinze filmlerini yönetmiştir. LAdolescente gibi çektiği filmlerle kategoriye girebilmiştir. Raphael ou la dé bauche. Un Conde ile 1970’de ilgi çekebildi. Flic. 1974’de Dupont Lajoie’yu. http://genclikcephesi. La Voix. JACQUES DERAY: Kariyerine Le Gigolo ile 1960’da başlayan Deray’ın sayılabilecek filmleri arasında: Par un Beau Matin sacré. 1980’li yıllarda da. Le Gang. La Petite Bonde. La Tentation de İsabelle. 2002’de Almost Peaceful son yönetmenlik denemesi oldu. le Femme Flic. La terre au ventre. YVES BOISSET: Siyasal-toplumsal olgu ve olayları filme almasıyla adını duyurdu. La Métamorphese des Clopertes. 1975’de Foller a tuer’u. ilk filmini 1975’de La tete en ruines adıyla çekişinden önce kısa da olsa oyunculukta bulundu. Güldürüleri ile tanındı. Les Bronzes font duski. 1972’de l’Attendat’ı 1973’de RA. Rue du départ. A.blogspot. Les veces étaient fermés de l’interieur ile sinemaya başladı. JEANNE MOREAU: Aslında bir oyuncu. Uyarlamalara yoğunlaştığı dönemde bir çok yazarı sinemaya kazandırdı. Comédie. La femme qui pleure. Adieu Poulet. Paltoquet. bu filmi ile Locarno Ödülü aldı. ARIANNE MNOCHKINE: Aslen tiyatrocu olan Mnochkine. Benjamin. FABRICE CAZANEUVE: Edebiyat. bir çok yönetmenle çalışıp Lumiére.D’de Altın Küre almıştır. tiyatro da görevler aldı. Moliére gibi tiyatroda da sahneye koyduğu eserleri sinemaya aktardı. Espion. ilk sahnelediği oyun olan 1789. Les Bronzes. Creezy Le Fils. Eugéne Saccomano uyarlaması. La Couleur du vent. L’ Etoile du Nord. Yönetmenliğe Coplan sauve sapeau ile başlayan Boisset. Le prix du Danger’ı. TONY GATLIF: Cezayir doğumlu yönetmen.. Les Princes gibi filmleriyle dikkat çekti.

Yönetmenin filmografyası ise şöyledir: http://genclikcephesi.blogspot. Bu filmin oyunculuğundaki başarısı sayesinde Beatrice Dalle’i star yapmıştır. No fear. Voyage de noce. No die. henüz tanınmayan Béatrice Dalle’in başrolde oynadığı 37°2 le matin filmini gerçekleştirmeye karar verdi. Tatie Danielle yönetmenin diğer filmidir. COLINE SERREAU: Bir reklam filmcisi olan Serreau. 1982 yılında dört Cesar ödülü ile popüler bir başarı elde etti. Le parfum dYvonne çektiği filmlerdendir. There’s a Man in Your Bed 2003’te Chaos’un direktörlüğünü yapmıştır. Jean. Une copine. ikinci yönetmen asistanı. Felicite. İkinci filmi La Lune dans le caniveau. CHRISTINE PASCAL: Oyunculuk ve senaristlik yaptı. ilk kısa filmini 1973’de gerçekleştirdi. 1978’den 2003’e değin direktörlük yapan Leconte’nin son yönetmenlik filmi 2003 tarihli Man on the Train’dir. CLAIRE DENIS: IDHEC’li. YENİ AKIM JEAN JACQUES BEINEIX Yönetmen. Yves Montant’ya son oyunculuğunu veriyor. IP5 (L’Ile aux pachydermes). Fransız senarist. birinci. 1993’te. Et Pourquoi Pas ile ilk uzun metrajını 1976 senesinde yaptı. 1984 yılında. mon amour ile 1996 senesinde gerçekleştirdi. Aynı yılda Le Chien de M. Jarmush gibi devlere yardımcılık yaptı. Premier voyage yer almaktadır. Tango. 08 Ekim 1946’da Paris’te doğdu. Diğer filmleri arasında: Le voleur de crimes. 1977’de Claude Zidi’nin L’Animal ’inde yönetmen yardımcılığı yapmıştır. Qu’est-ce qu’on attend pour etre heureux bir diğer yapımıdır.com 54 . Zenzibar ile adını gündeme getirdi. 1983 yılında Cannes festivali için seçilmiş olmasına rağmen başarısızlığa uğradı. Le mari de la coiffeuse. Gavras. Ça n’arrive qu’aux autres. Philippe Djian’nın metnini okuyarak. Ma femme s’appale reviens. La vie est un long fleuve tranquille ile dikkat topladı.Viens chez moi j’habite chez. Nenette and Boni. diyalogist. prodüktör. Circulez y a rien a voir. NADINE TRINTIGNANT: Sinemaya geçişini Mon amour. 1988’de Chocolat filmini gerçekleştirdi. I can’t Sleep. Monsieur Hire. 1989’da Roselyne et les Lions filmindeki esas rol (role-titre) için Isabelle Pasco’yu seçmiş olmasına rağmen başarı kazanmamıştır. Michel ile Trouville festivalinde birincilik ödülünü aldığı ilk kısa metrajını gerçekleştirdi: 1980’de gerçekleştirdiği ilk uzun metrajı olan Diva. Wenders. On yıllık bir süre boyunca René Clément’nin La Course du lièvre à travers les champs (1971). Jean-Jacques Beineix. Trouble Ever Day. ETIENNE CHATILIEZ: Yazarlık ve reklam filmciliği yaptı. Friday Nigh filmlerindeki direktörlüğü ile 2003’e ulaşmıştır. 1985’de 3 Men and a Cradle 1990’da Mama. Défense de savoir. Les spécialistes. La garce.Pierre Cattegno’nun pisikoanalitik polisiyesi olan Mortel Transfert’i adapte ederek olumsuz eleştiri ve ticari sorunlara maruz kalmıştır. Beau Travil. önce ünlü Les saintes chéries (1964-1967) dizisinde Jean Becker’in sonra da 1970’te Claude Berri’nin Le Cinéma de papa’sında yönetmen yardımcısı olarak mesleğe atılmıştır.

Filmografisi ise şu filmlerle oluşmaktadır: 1983 Boy meets girl 1986. House Pola X Pierre ou les Ambiguites 2000 Strangulations Blues LUC BESSON 18 Mart 1959’de Paris.Neuf. Özellikle Hollywood sinemasına karşı Fransız sinemasını ayakta tutmaya özen gösteren yönetmen.com 55 . 1997. 1999. Üç filmi ile. oyuncu.1972 Une journée bien remplie. 1998. Les Amants du Pont. 1987. Mauvais sang King Lear Les Ministere de l’art. Fransa’da doğdu. Ülkesinde Steven Spielberg’le eş değer tutulan Luc Besson. Yeni Akım’ın (Nouvelle Vague) uzaktaki sürgünü olmuştur.blogspot. The Day the Clown cried 1976. çok stilize ve yüksek bütçeli filmlerin yönetmeni olarak adını duyurdu. benzeri olmayan. Filmin çekimi birçok defa kazaya uğramış ve mesleğine üç yıl boyunca heyecan vermiştir. Michel 1980 Diva 1983 La Lune dans le caniveau 1985 37˚2 le matin 1989 Roselyne et les Lions 1991 IP5 (L’lle aux pachydermes) 1994 Otaku: fils de l’empire du virtuel 2000 Mortel transfert LEOS CARAX Yönetmen. Fetiş oyuncusu olan Denis Lavant ile çektiği Les Amants du Pont-Neuf filmini gerçekleştirmek için yeterli imkanlara sahiptir. Filmografisini ise şöyle sıralayabiliriz: 1981 L'Avant dernier http://genclikcephesi. hırslı veya megaloman bir yaratıcı olarak kendini kabul ettirmiştir. 21 Kasım 1960’ta doğdu. Fransa’daki sinema endüstrisinin geliştirmek için Hollywood kurallarını uyguluyor. pek çok filmin yapımcılığını üstlendi. senarist. büyük bilgin ve aynı zamanda Dreyer’den Welles’e sinema ustalarının hayranıdır. 1988. 1977. hızlı kurgusu olan. L’Aile ou la cuisse Le Chien de M. Yönetmenliğin yanı sıra yazarlık ve yapımcılık da yapan Besson. Romantik ve gizemli.

Criminal Lovers yapımını 1999 da premiye etti ve 6 ay sonra Water Drops on Burning Rocks. intihar ve sadomazoşist ögelere yöneldi. film en iyi eşcinsel yapım seçilip Teddy Bear ödülü aldı. Fransan’nın en cesaretli ve yenilikçi yönetmeni Ozon. mizahın. Sous le sable-2000.Le creature del mare / Atlantis 1994 Léon / Léon: The Professional / Leon: Sevginin Gücü 1997 The Fifth Element / Beşinci Güç 1999 Jeanne d'Arc / The Messenger: The Story of Joan of Arc SON FRANSIZ AUTEUR 1967 Paris doğumlu François Ozon’dan bahsediyoruz. Victor-1993. peşinden sunuldu.Une goutte de sang-1991.Deux plus un-1991. Swimming Pool-2003. Les-1998. ensest. Saydığımız bu iki unsur Ozon filmlerinde birbirini destekler bir şekilde yer almaktadır. 24. kim filmlerinin tamamını görmüştür sorusuna tebessümle karşılık veririm ben. filmlerinde.La-1995. X2000 filmlerinde sessizlik hakimiyeti ana olgu konumunda yer alır. 1998 de ilk uzun metrajı olan Sitcom’ın premiyeri yapıldı. kendine ait bir tarzı/stili olan bir yönetmen. aslını isterseniz yeni yeni insanlar Ozon ismi hakkında birşeyler söyleyebilmeye başladı..Mes parents un jour d’êtê1990. Sous Le Sable filmi ile artık özel yeri olan yönetmenler arasına girmeyi başarmıştı bile. Ozon ve eserlerine uluslar arası ün getiren yeganelik. A Summer Dress filmi Locarno Film Festivali’nde ona Léopard de Demain ödülünü getirdi.. 8femmes-2002.Thomas reconstituê-1992. La Femme Nikita / Nikita Atlantis . Une rose entre nous-1994.com 56 . Jospin s’êclaire-1995. Scênes de lit-1998. duyarlılığın ve içgörünün nadir bir karışımının kendisinde bulunması olmuştur. Sea the Sea filmi ile Cannes Kritik Haftası’nda eleştirmenlerin karşısına çıktı. İlk uzun metrajında profesyonel izleyicinin dikkatini. FİLMOGRAFİSİ: 5x2-2004. Sea the Sea . Ozon. Les-1999. İzleyicisini şaşırtmayı daha doğrusu şoke etmeyi seven ve bilen Ozon filmlerinde bu ögeye sıkıca sarılarak yapı taşlarından birini oluşturuyor. doğrudur da. Amants criminels. bitirdiği sinema okulu ardından gittiği yüksek prestijli bir okul olan FEMIS sonrasında filmlerinin çoğu kısa film festivallerinde gösterime sunuldu.Trou madame.1983 Le Dernier combat / The Final Combat / The Last Battle 1986 Subway / Metro 1988 Le Grand bleu / The Big Blue 1990. Regarde la mer-1997. sexualite. üzerinde ki Buñuel etkilenimleri çekmişti. Le-1991. zira bunu kısa filmlerinde de ortaya koymuş ve uzun metrajlarında da ortaya ne koyacağının işaretlerini vermiş bir isim. Petite mort. Une robe d’êtê-1996. Criminal Lovers da cinseliteyi ve bu bağlamda güç dengelerini öne sürerek sunduğu hikayesi pek kuvvetli değildi. ve artık tam anlamıyla çıkışını yapmış yönetmenler arasına dahiloldu. Gouttes d'eau sur pierres brûlantes ile takdir toplayan yönetmen.blogspot. hatta.Peau contre peau-1991. 1991. Sitcom-1998.Photo de famille-1988 http://genclikcephesi. Yapıtaşı modundaki ikinci Ozon ögesi ise çalışmalarında önemli yer kaplayan sessizlik halleri. X 2000-1998. Sinema üzerine kafapatlatan kesimin ifadesiyle. Yakın zamana değin Türkiye’de özel bir kesim harici pek bilinen bir isim değildi kendisi. Gouttes d’eau sur pierres brûlantes-2000.Doigts dans le ventre. cinayet. Action vêritê1994.

Best Director . kışkırtıcı ve insanoğlunu düşünmeye iten. Luis Bunuel üstüne bir inceleme kitabı yazmış olan sinema tarihçisi Ado Kyrou: "Tüm sinema tarihinde. gerçek.Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1973: French Syndicate of Cinema Critics . daha kişisel bir yaratış yoktur.Cet obscur objet du désir / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1975: Italian National Syndicate of Film Journalists . Bu Bahçede Ölüm.com 57 . gülmecenin çeşitli alanlarıyla da içli .Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1973: NSFC Award .Critics Award -Best Film .Best Director .. Rüzgarlı Bayır.Best Director . büyük.Cet obscur objet du désir / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1977: NBR Award . Bunuel'e göre ikisi de hep içiçe yaşarlar . alttan alta açık bir kilise düşmanlığının ve katolik inanç eleştirisinin kendini duyurduğu ve kara. daha doğrusu ironi duygusunun hiç bir zaman ortadan silinmediği filmler. Gerçekle düşün kesin kesişme noktaları yoktur çünkü. Kalıplara onunki denli uymayan. sanatının ayrılmaz bir olgusudur .Belle de jour 1968: French Syndicate of Cinema Critics . bazen ise bireysel inanç ve vicdanla katolik kilisesinin dogmaları arasındaki çatışmayı. sinemasal geleneklere onunki denli karşı çıkmış. Unutulmuşlar. Luis Bunuel'in eserinden daha özgür. öldüren. bazen tutkuları.Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1969: Berlin International Film Festival -FIPRESCI Award + Honorable Mention + Interfilm Award . En İyi Yabancı Film : Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1982: Venice Film Festival . Gerçeküstücülük Bunuel'in tüm filmlerinde alttan alta da olsa kendini duyurur. El. mahveden tutkuları.blogspot.. Archibald de la Cruz 'un Suçlu Yaşamı.vakidir. Nazarin . veya tek bir filmin yapısı içinde hepsini birden irdeleyen. Fransa’nın bu büyük İspanyol yönetmeni sinema tarihindeki büyük öneminden dolayı özel bir ek olarak buradaki yerini alıyor. önceden bilinemezde son derece rahat olan.dışlı olan Bunuel'in sinemasında. bir emri .Critics Award http://genclikcephesi. akıldışıda.üstücü devrim. Alışılmamışta." der. Bunuel filmleri yenilikçi. onulmaz. Ödülleri: 1972: OSCAR. İspanya’da dünyaya gelen gerçeküstücülüğün büyük üstadı 29 Haziran 1983’te yaşamına veda etmiştir. Bazen toplumsal gerçeklikleri..Foreign Film Le Fantôme de la liberté 1974: BAFTA Film Award Best Screenplay . keskin bir gülmece.Best Non-American Film .. her türden tabuya onunki denli egemen olan bir sinema da yoktur..EK I LUIS BUNUEL Luis Buñuel Portolés: 22 Şubat 1900’de Calanda.Career Golden Lion 1978: NSFC Award .Silver Ribbon .La Voie lactée 1968: Bodil .. bireyin ve toplumun tabularını yıkmaya çalışan niteliktedir.Best Director .

Golden Ariel+Silver Ariel (Best Direction+Best Original Story+Best Screenplay) .Belle de jour 1967: Venice Film Festival .Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1951: Academy Awards.Best Film .Simón del desierto 1963: Bodil .Viridiana 1961: Bodil . Mexico .Belle de jour 1967: Venice Film Festival .Nazarin 1956: Academy Awards.Jury Special Prize .FIPRESCI Award + Special Jury Prize .Susana Yönetmen Filmografisi 1977: Cet obscur objet du désir / That Obscure Object of Desire / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1974: Le Fantôme de la liberté / The Phantom of Liberty / Özgürlük Hayaleti 1972: Le Charme discret de la bourgeoisie/ The Discreet Charm of the Bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1970: Tristana 1969: La Voie lactée / The Milky Way 1967: Belle de jour http://genclikcephesi.Los Olvidados / Unutulmuşlar 1950: Cannes Film Festival .Golden Ariel+Silver Ariel (Best Direction+Best Screenplay) .blogspot.com 58 .Los Olvidados / Unutulmuşlar 1951: Cannes Film Festival .Pasinetti Award .Belle de jour 1965: Venice Film Festival .La Joven 1959: Cannes Film Festival .Best Non-European Film / Best American Film El Ángel exterminador 1961: Cannes Film Festival .Best Avantgarde Film . Mexico .Special Mention .Best Non-European Film / Best American Film Nazarín 1960: Cannes Film Festival .Golden Lion .Best Director .Best Film .Golden Palm .

1965: Simón del desierto / Simon of the Desert / Çöl Azizi Simon 1964: Le Journal d'une femme de chambre / Diary of a Chambermaid 1962: El Ángel exterminador / The Exterminating Angel / Öldürücü Melek 1961: Viridiana 1960: La Joven / White Trash-The Young One 1959: La Fièvre monte à El Pao / Fever Rises in El Pao / Günah Cumhuriyeti 1958: Nazarín 1956: La Mort en ce jardin / Death in the Garden / Bu Bahçede Ölüm 1955: Cela s'appelle l'aurore 1955: Ensayo de un crimen / The Criminal Life of Archibaldo de la Cruz / Archibaldo de la Cruz un Suçlu Yaşamı 1954: El Río y la muerte / The River and Death / Nehir ve Ölüm 1954: Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1953: La Ilusión viaja en tranvía / Illusion Travels by Streetcar 1952: El Bruto / The Brute 1952: Él /This Strange Passion 1952: Subida al cielo / Mexican Bus Ride 1951: La aHija del engaño / Daughter of Deceit 1951: Una Mujer sin amor / A Woman Without Love 1950: Susana / The Devil and the Flesh 1950: Los Olvidados / The Young and the Damned / Unutulmuşlar 1949: El Gran Calavera / The Great Madcap 1947: En el viejo Tampico / Gran Casino 1940: El Vaticano de Pio XII 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1930: L'Âge d'or / The Golden Age /Altın Çağ 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği Senaryo Filmografisi 1998: La Novia de medianoche 1977: Cet obscur objet du désir / That Obscure Object of Desire / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1974: Le Fantôme de la liberté / The Phantom of Liberty / Özgürlük Hayaleti 1972: Le Charme discret de la bourgeoisie/ The Discreet Charm of the Bourgeoisie/ Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1972: Le Moine / The Monk 1972: Una Historia decente (book/kitap) 1970: Tristana 1969: La Voie lactée / The Milky Way 1967: Belle de jour 1965: Simón del desierto / Simon of the Desert / Çöl Azizi Simon 1964: Le Journal d'une femme de chambre / Diary of a Chambermaid 1962: El Ángel exterminador / The Exterminating Angel / Öldürücü Melek 1961: Viridiana 1960: La Joven / White Trash-The Young One 1959: La Fièvre monte à El Pao / Fever Rises in El Pao / Günah Cumhuriyeti 1958: Nazarín 1956: La Mort en ce jardin / Death in the Garden / Bu Bahçede Ölüm http://genclikcephesi.blogspot.com 59 .

tarihleri. neşeli. Onlar. daha amatör ve sanatçı bir ruhla film gösterilen mekanlar. La / Juan Simon's Daughter 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği EK II Paris'teki Bağımsız Sanat Sinemaları Üzerine* Paris'te. parlak günlerinin geri gelmeyeceğini bilerek. alerta! 1936: Quién me quiere a mí? / Who Loves Me? 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1930: L'Âge d'or / The Golden Age /Altın Çağ 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği Prodüktörlük Filmografisi 1970: Tristana 1936: España 1936 / Madrid 1936. salonlarında kendini evinde gibi hissettiği sanat evleri. Herbirinin kendilerine özgü politikaları. anlatacak güzel hikayeleri var. yo sí (story/hikaye) 1936: España 1936 / Madrid 1936.blogspot. Aşağıda bu sinemalardan bir kaçının kısa tanıtımı var. kültürleri. geçmişe özlem duyarak ama günümüze uyum sağlamak için de çaba harcayarak sabırla. eskinin canlı. Şimdilerde. gerçek bir cinephile'in adreslerini evinin adresi kadar iyi bildiği. alerta! 1936: Quién me quiere a mí? / Who Loves Me? 1935: La Hija de Juan Simón. 1936: Centinela. pop-corn sinemaları olarak adlandırılan ticari sinema dünyasının dışında kalmış büyük sinema dağıtım zincirleriyle bağlantısı olmayan sinemalara verilen genel isim. İçlerinde ayin yapılan tapınak-si-nemalar. bağımsız sanat sinemaları. Yeni gösterime çıkan popüler filmleri para kazanma tekil politikasıyla tüketime sunulduğu sinemaların aksine. sinema tarihi dersleri veren okul-sinemalar ya da sinematografik-tiyatro olarak adlandırılanlarından tutun da sadece bir kültüre veya bir tek filme adanmış sinemalar bile var. * Web’den Aysun Akarsu yazısı http://genclikcephesi. 1936: Centinela.com 60 .1955: Cela s'appelle l'aurore 1955: Ensayo de un crimen / The Criminal Life of Archibaldo de la Cruz / Archibaldo de la Cruz un Suçlu Yaşamı 1954: Abismos de pasión / Wuthering Heights 1954: El Río y la muerte / The River and Death / Nehir ve Ölüm 1954: Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1953: La Ilusión viaja en tranvía / Illusion Travels by Streetcar 1952: El Bruto / The Brute 1952: Él /This Strange Passion 1952: Subida al cielo / Mexican Bus Ride 1951: Una Mujer sin amor / A Woman Without Love 1950: Susana / The Devil and the Flesh 1950: Los Olvidados / The Young and the Damned / Unutulmuşlar 1950: Si usted no puede. özveriyle varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar.

Jean Cocteau "Testament D'Orphee" nin premiere'ini burada yapmış! Yeni Dalga geldiğinde onlara ev sahipligi yapmış ve onları yüreklendirmiş. Örneğin geçen yıl "In the Mood for Love" filmi hiç afişlerinden inmemişti. Joel kardeslerin. Şaşırtıcılığı hem yapının güzelliğinden hem de 7. Aslında zengin bir Fransızın uzakdoğu gezilerinden etkilenip orada gordüğü ve hoşuna giden mimari tarzı kendi ülkesine taşımak istemesi nedeniyle inşa edilmis. Tim Burton'unun. Yeni Dalga’nın özellikle Francois Truffaut ve Claude Chabrol'un en sevdiği. Michelangelo Antonioni'nin toplu film gösterilerine kadar zengin ve çeşitli bir program bulmak mümkün. karşınızda görüverince saşkınlık gibi bir kelimenin hissetiklerinizi anlatmak için ne kadar yetersiz kalabileceğini anlıyorsunuz. bölge gibi çok sık bir bölgede yüzlerce dört beş katlı hantal apartmanların arasında kalmasından ileri geliyor. Pagode'un sözlük anlamı budist tapınağı olmasına rağmen gerçek anlamda uzak-doğu tarzı herhangibir yapıyı tanımlamak için kullanılıyor. 19. sinema salonunda fanların yanlarında bulunan prinçleri etrafa saçarken. Her Cuma ve Cumartesi 22:30'da tekrarlanan bu ayinin içeriği kısaca şöyle: Film repliklerinin ve şarkılarının hep bir ağızdan bağıra bağıra filmle birlikte söylenmesi. Bu sinemasal ayinin başka bir ülkede örneği var mı tam bilinmiyor. Her haftasonu bu kült filmin fanları. gemiyle parça parça taşınmış olmayıp stili ve ruhu dışında. Action Sinemaları Grand Action Action Ecoles Action Christine http://genclikcephesi. Üstelik bir de bunun bir sinema olması. Yapı olarak bağımsız sinemalar içinde estetik olarak en güzeli. La pagode 1931 yılında sinema olarak kullanılmaya başlamış. 14 milyonu aşan izleyici sayısı bırakmış olarak devam ediyor. İki güzel salonu olan bu sinemada şimdilerde uzak-doğu kültüründen filmler gösteriliyor.com 61 . 1938'de başladığı sanat yaşamına o yıldan günümüze arkasında dört nesil. en sık uğradığı sinemalardan olan bu tarihi-sinemanın programında yeni gösterime çıkan filmler olduğu kadar sürekli değişse de Monthy Python serilerinden. "La Champo" 2000 yılında sadece sinema olmayı aşıp tarihsel anıtlar kaydına girmeyi de başarmış. Paris gibi son derece düzenli yapılanmiş bütünlüğe çok önem verilen bir kentte kırk yıl düşünseniz onca apartmanın içinde birinin böyle uzakdoğu tarzı bir bina inşa etmiş olduğu aklınıza gelmeyecekken ve biri söylese buna asla inanmayacakken. "La Pagode" kesinlikle mimari açıdan bir şaheser.blogspot. yy sonunda gerçekleştirilen yapı. Lars Von Trier'in tüm filmleri ve yeni yeni "Matrix". "Hana-bi". filmi anmak için bir ayin düzenlemek üzere bu sinemaya gelirler. yapımında çalışan işçisinden. Doğal olarak kült filmlere gönlünü kaptırmış bu tapınak-sinemanın en sevdiği afişler mi? "Brazil". Son derece sulu olan bu törenden fanlar kadar sinema salonu ve ekranı da nasibini almaktadır. Şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcı.La Pagode Sinema bir dinse ve yeryüzünde ona tapınmak için bir tapınak aranıyorsa bu tapınak mutlaka "La Pagode" olmalı. Le Champo -Espace Jacques Tati İşte bağımsız sinemalardan bahsederken görmezlikten gelinemeyecek bir tarihi-sinema. kullanılan betonuna Fransızlara ait bir eser. Studio Galande'in tek gösterimi neyse ki sadece bu film değil. Studio Galande Bu sinema kesinlikle "Rocky Horror Picture Show" filmine adanmış bir tapınak-sinemadır. Bir sinemaya adanmış bir film olabilir ama tersinin olabileceğinin en canlı örneği “Studio Galande”. yine yanlarında getirdikleri sularla fanların birbirlerini ve heryeri güzelce ıslatarak sırılsıklam yapması gibi.

restaurantında Latin Amerika yemeklerini tadabilir.com 62 . Max Linder. Bu sinemada bir film izleyebilir. salsa pratik edebilirsiniz. Yapılan yenilik mi? Çok abartılacak bir şey değil. Western filmlerine olan tutkusu da zaman zaman sinemasının onünde yer alan afişlerden belli oluyor. Hergün değişen programında. sinemayı çok seven Parislilerin kalbindeki özel yerini 1988'de yapılan yenilenmeye borçlu. yönetmenlerle buluşmalar düzenlemek de özel ilgi alanlarına giriyor. İki tane salonu. izleyiciler ve 7.blogspot. bir tane sanat galerisi ve dans salonuyla eşi benzeri olmayan bir yer. 1960’li yılların sinema çılgınlığı döneminden kalmış iflah olmaz bir cinephile. hızınız kesilmezse gidip bir de dans salonunda tango. Quartier Latin bölgesinin kalbinde yer alan. 650 kişilik koltuğu. 200 metrekarelik bir ekrancık ve THX numerik ses!!! Bu güzel ve şık sinemanın büyük ekranı. http://genclikcephesi. “Max Linder”'in izleyicilere film başlamadan önce söyleyeceği tek bir cümle var: "Bu salona ilk girişinizse. Genellikle yeni gösterime giren filmlerin sunulduğu bu koca tiyatronun sinema geceleri. seyircileri her türlü ışık yansımasından korumak üzere kaplanmış siyah kadifeden yer halısıyla 3 katlı orkestra balkon asmakatı ve böylece filmi görmek için sağladığı 3 değişik görüş açısıyla Avrupa’da benzeri yok. Pantheon bir tartışma ve entellektüel alışveriş mekanı olma amacını da gütmektedir. Sorbonne Üniversitesinin hemen yanıbaşındaki Pantheon sineması. filmi de seyretmeyi unutmayın !" Le Cinema du Pantheon Pantheon Paris'in en eski sineması olmakla epeyce övünür Doğumu 1907 olan bu yaşlı sinemanın diğer bir özelliği de artık sinemalarda çok nadir bulunan bir de balkonunun olması. Action Ecole ve Action Christine olmak üzere üç tane olan action sinemaları sinema dersleri almak isteyenlerce sıkça ziyaret edilir. sinema tarihinde yer etmiş. Grande Action. Max Linder Panorama İsmini unutulmaz sinema dehası Max Linder’den alan bu sinema gerçek bir sinematografiktiyatrodur. Sadece Latin kaynaklı filmleri göstermeye çalışsada arada sırada klasik filmler kuşağına veya genç sinemacıların filmlerine de yer vermeye çalışıyor.Action sinemaları gerçek birer okul-sinemadırlar. klasik yüzlerce filmden birini görebileceğiniz bu sinemanın sahibi Jean Max. Her gün değişik bir filmle sürekli gösterimde olan "sinemanın en büyük filmleri" kuşağına ek olarak düzenlenen sadece bir yönetmenin ya da sadece bir aktörün toplu filmleri kuşağı da zaman zaman gösterimde yer almakta. Bunu sağlamak için yönetmenlerle buluşmalar düzenlediği gibi düzenli olarak Jean Douchet'nin katıldığı sinemakulübü gibi bilgi verici konfereranslara da ev sahipliği yapmaktadır. sanatın buluşma yeri olma politikasıyla işlevine devam etmekte. Latina Le Latina sadece Latin filmlerine adanmış bir Latin-sineması. 1920'de Parislilere kapılarını açmış olmasına rağmen.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful