SİNEMA KİTAPLIĞI

Fransız Sineması Üzerine
ŞENOL ERDOĞAN

Bu eser http://genclikcephesi.blogspot.com tarafından yayınlanmaktadır.

http://genclikcephesi.blogspot.com

1

Fransız Sineması Üzerine
KISACA ...

Elinizde tuttuğunuz bu kitap; Fransa’da gerçek anlamda sinemadan bahsedilebilecek ve bu yoğunluğun yaşandığı dönemi; yönetmen ve filmler ağırlıklı olarak bir anlamda kronolojik bir yapıyla sergilemektedir.

Amaç; irdelenmiş bir Fransız Sineması ortaya koymak değil, daha çok Fransız Sinemasının genel yapısını gözden geçirerek, önemi genel kabul görmüş bazı noktaları da genişletmektir. Bundan dolayı da; bu kitapta uzun metinlerle kendilerinden bahsedemeyeceğimiz isimleri, yaptıkları önemsenecek işlerden dolayı küçük pasajlar şeklinde bir tablo içerisinde toplamayı –daha– uygun gördük; böylelikle de onlara değinmeden geçmemiş olarak; kendimizi ve “bu neden yok?” sorusunu yöneltebilecek okuyucuyu rahatlatmış olduk. Eser bir anlamda iki ana bölümden oluşmaktadır; kitabın birinci kısmı diyebileceğimiz yanı; Fransa’da sinemanın endüstri açısından doğumu ve gelişimi ve daha sonralarıysa çeşitli sebeplerle nasıl durakladığını ve dış piyasanın iç sektöre yaptığı olumsuz dokunmaları; ardından da sessiz film yıllarından başlayıp sesli filme uzanan ve doksanlara değin filmleri ve yönetmenleri anlatarak gelen tarihi aktarırken; Fransız sineması içerisinde doğan akımları ve söz etmenin kaçınılmaz olduğu isimleri de içine almaktadır. Kitabın ikinci diye adlandırabileceğimiz son kısmında ise; en başından sonuna değin Fransız sinemasında adına rastlanan ve sinema adına gerçekten önemli olan kişilere değiniler yapacağız. Fransa’ya belki sanatın doğduğu yer diyemeyiz ama şu bir gerçek ki sanat olarak sinemanın doğduğu ve sanatın tüm anlamıyla yaşadığı, yaşandığı, önemlisi; sanatçının da beslendiği bir yer olmuştur hep. Sanat anlamında ilkleri yaşamış bir ülke olan Fransa, sinemada da ilkleri yapmış bir ülke olarak ilgi sınırlarımızdadır şu an. Sanırım öncelikle sinemanın fotoğrafçılık kaynağına bir göz atarak doğumunu kutsayıp daha sonraysa doğan bu çocuğun gelişim safhalarını izlemek en iyisi olacaktır.

Fransa’da Sinemanın Oluşumu
“Her şey, Lumiere Kardeşlerin fotoğrafçılıkla uğraşırken "sinematographe"ı bulmaları ve
geliştirmeleri ile başlamıştır” sözcüğü pek doğru değildir: Kimse sinemanın Lumiére’lerin bir icadı olduğunu öne süremeyeceği gibi, kimse de sinemanın başlangıcına ilişkin bir noktalama yapamaz.
http://genclikcephesi.blogspot.com

2

Şöyle ki; sinemanın önceliğine doğru bir bakış yaptığımız da karşımıza çıkacak olan şey ana hatları belirli bir tablo ya da bir tarih olmayacak bunun yerine bir süreç ile karşı karşıya kalacağızdır. Ne Edison’un 1891’de patent aldığı Kinetescope’u, ne Robertson’ın 1798’ deki Phantasmagoria’sı, ne de Reynaud’nun 1892’de yaptığı Pantomimes’si ve 1890’lara kadar gelen değişim süreci sinema için bir patlama noktası olmamış, başta da belirttiğimiz gibi bir sinema evrimi ortaya koymuştur diyebiliriz. 1880 senesinde Adriano de Paiva konuyla ilgili olan çalışmalarını yayımlamış; Rignoux ise 1909 senesinde gerçek bir aktarımı başarabilmiştir. Gene de sinema için film gösterebilir hale gerçek anlamda gelene dek icat edilmedi cümlesi kurulmuştur, kurabiliriz. Tarihe

baktığımız zaman Kinetescope’un sadece bir gösteri-m kutusu olduğunu gördüğümüzden dolayı onu sinema olarak elbet kabul edemeyiz, zira bu aygıt sadece bir kişiye sunum yapabiliyor ve bu da sadece mevzu kutunun içine sabit bir şekilde bakmakla sağlanabiliyordu. Bu aygıt Viktoryan dönemin Zoetrope’un dan farklı bir şey değildi. Yıl 1895’ e geldiğinde icatçıların filmi aralıklı bir şekilde akıtan aygıtlar yaptığını görebiliyoruz. Lumiére’lerin yaptığı da böyle bir şeydi zaten ve filmlerin sürelerinin çok kısa oluşundan dolayı süreklilik anlamında pek bir sorun yaşanmıyordu. İhtiyaç duyulan tek şey gösterimin duraksatılmasını ya da kesilmesini engellemek ve bir akışkanlık sağlamaktı. 1897’li yıllarda Woodville Latham ve R.W Paul’un buluşları ile bu sorun ortadan kalkıyordu. 1905 yılına gelindiğindeyse sinema tarihinde Malta Haçı adını almış olan teknikle bu problemler tamamen ortadan kalkıyor; icat 1905’lerde tüm kusurlarından arınıyordu ve bu biçim hâlâ 35 mm projeksiyonunda da kullanılmaktadır. Bir hareket noktası olarak Lumiere Kardeşler ile devam edecek olursak; buldukları bu icatla çektikleri görüntüleri daha sonra halka gösteriyorlardı ki bunlar genellikle; kısa belgesel, haber, ve komedilerden oluşan filmlerdi. Lumiere'lerin bu işi ileri götürmeleriyle -ki bunda yeterince ilgi görmelerinin de payı büyüktü - sinema gösterileri farklı tarzlarda ve konularda çekilmeye başlandı. İşin aslı yaptığımız girişe çok ters doğrusu; zira Lumiere'ler sinemanın eğlenceden öte geçebileceğine değil inanmak bunu akıllarına dahi getirmiş değillerdi oysa. Birkaç yıl sonraysa sinematografı ve patentini Pathé'ye (ilerleyen safhalarda Pathé hakkında bir hayli yazacağız) sattılar.
Fransız sineması dünya ilklerini gerçekleştirmiştir” gibi bir sözcüğü hiç tereddüt etmeden kurabiliriz; gerçek anlamda bir çok yeniliğin doğum yeri olmuştur Fransız Sineması: Max Linder’ın komedileri, Sanat Filmi kavramının doğuşu, dizi filmlerin çekilmeye başlanması, ilk canlandırma filmlerin Emile Cohl öncülüğünde çekilişi, Sürreal noktalarla ağırlık kazanacak olan AvantGarde’ın sinemaya girişi; fotojeni, hızlı ritim ve heyecanı öne çıkaran Louis Delluc, Abel Gance, Rene Clair, Jean Renoir, Jean Vigo, Jean Gabin gibi yönetmenlerin ortaya çıkıp Fransız İzlenimcileri’ni var etmesi gibi sinemayı var eden olguların gerçekleşmesine sahiplik etmiştir. Evet, yapılması gereken bu sunumlardan sonra en başta da bahsettiğimiz çizgiyi izleyecek olan kitabımıza başlayabiliriz.

FILM D’ART

http://genclikcephesi.blogspot.com

3

Kuklalar Arasında Bir Ağlatı’yı ortaya koydu. 1906’da La Vie du Christ. ünlü oyuncular ve isim yapmış besteciler kullandılar. Ama ülkesine döndüğünde artık ilgi çekmeyecekti. Emile Cohl’a gelecek olursak: 1857 doğumlu sanatçı önce ünlü karikatürist André Gill’den dersler almış sonrasında ise mizah dergilerinde çizimler yapıp sinema tutkusunu Gaumont’da senarist ve yönetmen olarak ortaya koymuştur. İlk filmleri 1908 tarihli. Belki bu tarzın doğması için olumlu olarak şunu söylemek mümkündü: Sinema sadece bir eğlence aracı bir oyuncak olmadığı gibi. salt ayak takımına indirgenecek bir olgu da değildi. Miro. Notre Dame’ın Kamburu. İsa’nın Yaşamı yapılmıştır. Germinale. Oliver Twist. Rostand gibi senaristlere Film d’Art. Lafitte’ler: Lavedan. Avant-Garde Sinema 1908 yılında.Sinema elbet ilgi çekecekti ve bu ilgi tabakalara göre farklılık gösterecekti. Macbeth. L’ Assassinat du Duc de Guise. soylu ve kültürlü tabaka! Bu yapımın ortaya çıkışı ve eserin kabulü ile birlikte ünlü eserler ve ünlü oyuncular süreci başlamış oldu. Drame chez les fantoches. Kukla film deneylerini ve Don Quichotte’u yaptı. Üçüncü önem noktası olarak ise Fransız Sinemasının belki de en özel dönemi olan Avant-Garde Sinema’dan söz açmamız gerekiyor. öncesi ve sonra-sıyla saçma ve usdışı-ötesi olarak daha iyi bir tabirle çılgınlık diyebileceğimiz bir uslupla ayak diremişler ve yeni bir oluşum ortaya koymuşlardı. Ardından basit ve çocuksu çizgi stillerine sahip olan: Les allumettes animées. Le Roi s’amuse. Film D’Art sonrasında bahsedilecek diğer önem noktası ise. Sanat Filmi adı altında (kurdukları bir şirketle) senaryo siparişleri verdiler. Büyük yönetmenler. sanat ve felsefe oluşumlarına ve kurumlarına değil bu öğelere bir bütün olarak yani savaşı baz almadan. Sardou. Reynaud’nun çalışmalarına değin dayanan Canlandırma Sineması için kullanabileceğimiz en eski tarih 1844 yılıdır. Ernst. Rigoletto. Üç Silahşörler. özellikle tiyatro yazarlarına verilen siparişlerden de etkilenerek ortaya bir théâtre film akımı doğurmuştu ve sinema Méliés’ten sonra yeniden tiyatro ile gölgelenmişti. Arp. Belirtmeliyiz ki bu sadece işin teorik safhasıdır. Carmen. Kamelyalı Kadın. Emile Cohl ve de Jean Durand'ın çalışmalarından etkilenmiştir. Sefiller. İşte soyluların sinemaya yönelik bu tutumları sayesinde belki de sinema biraz kişilik bulmuş olacaktı. 1918’e değin yüzlerce kısa film yaptı. Bir akım olarak Dadahttp://genclikcephesi. Picasso gibi sür-real-ist'ler ilk sergilerini düzenlemişlerdi bile. Le Mystere de Paris.com 4 . Bu oluşumun tabanında ressam ve şairler yer almaktaydı. aydınlar tarafınca oluşturula gelen küçük çaplı yapım evleri oluşmuştu. Don Quichotte. ahlak. Klée. Sanat Filmi adını alsa da. 1888 senesinde yapılan Zavallı Pierrot bir çıkış noktası olarak alınmıştır. l’ Arlesienne.B. Guise Dükünün Öldürülüşü oldu. Neşeli Mikroplar oldu. Bu tarz kesinlikle Courtet ve Cohl ile başlamış ve bir süre sonra Fransa’da kabul görmüş ve sevilmiştir diyebiliriz. Leamitre. Ray. 1908’de ilk yapımı olan Fantasmagorie’yi ortaya koydu. Canlandırma Sineması ve bu dalın yegane ismi Emile Cohl olacaktır. Savaşın ardından -daha öncede belirttiğimiz gibiküçük oluşumlar söz konusu olmuştu ve bu oluşumların arasında deneyselliğe taban olacak. süreç. 1938 senesinde sefalete yakın bir çizgide öldüğünde ardında önemli şeyler bırakmıştı. Canlı Kibritler. Böyle bir hareketi ilkin Lafitte Kardeşler gerçekleştirecekti.blogspot. Elbetteki bu eksenin merkez noktası Paris olacaktı. 1920’li yıllarda ise animatörler Fransız Edebiyatından uyarlamalar yapmışlardır. Bu arada Pathé sonrasında ise Eclair şirketlerine geçiş yaptı. Paris'te Club des Amis du 7 e Artı kuran Ricciotto Canudo'nun sanat sineması üzerine kaleme aldığı eleştirel yazılarla kendini hissettirmeye başlamıştır. Séries d’animaux comiques ile uğraştı. 1912’de A. Onlar sadece savaş sonrası ortaya yayılmış olan ideolojilere. dünyaya bakışlarında ki farklar gibi sinemaya olan bakışlar da her yönden farklı olacaktı. Comédie Française ise ortak düşüncelerinden dolayı piyasadan farklı olduklarını düşündükleri oyuncu ve yönetmenler konusunda onlara destek sağlayacaktı. insanların yaşama. Film D’Art’ın başlıca örnekleri şunlar olmuştur: Manon Lescaut.D’ye geçti ve Baby Snookums adlı ünlü çizgisini gerçekleştirdi. Tanınmasını sağlayan yapımı Les Joyeux Microbes. L’assommoir. tıpkı aydın sınıfın bakış açısının halktan ayrılım noktası gibi. Seyirci kitlesi baştan belli ve hazırdı. Bu arada Komik Hayvanlar Dizisi.

Söz konusu çoğul üretim olduğunda bu pazarın merkez noktasına oturan bir tek isim söz konusuydu. ay da ikiyüzelli kamera. buna bağlı olarak gölge. günde kırkbin metre film pozitifi. Bunların sonucunda da sinemanın bir sektör olması kaçınılır değildi.blogspot. ilkinden çok uzak ikinci sürreal çalışmasında genede yaratıcılığını Dali'nin yaptığı bir sahneyi filme koymuştur. büyümesi http://genclikcephesi. Delluc. Dulac. herhangi özelliği bulunmayan bir nesnenin bir liriksellik sergilemesine sebep olan görüngü biçimi dedi. bu. Menilmontat bu çizgi insanlarının başlıcalarıydı. Jean Gremillon'ın PhotogéniqueMécanique'i. Anlam olarak bu sözcüğe. bunun yanı sıra sayabileceğimiz teknik ekipmanın tümünü sağlayan Pathé idi. Soupalt. kamera teknikleri geliştiren bir grup doğmuştu. Sinema sanatçısı yönetmenin. Apollinaire. Marcel Duchamp'ın Anaemic Cinéma'sı. aralarına giren soğukluğa rağmen Bunuel. Delluc bir eleştirmen ve kuramcıydı. zamanı şekillendirme ve zihnin belirlediği hissini sağlayan görüngüler yaratma konusunda öne çıkıyordu. Orphée ve Le Testament d’Orphée’ile bitirdiği üçlemesi temsil etmiştir. Bu öylesi bir atmosferdi ki bu ortamı oluşturan yegane yapı sinemaya geleceği sınırsız bir dal olarak bakılmasıydı. yapacaktı da. Çok değil birkaç yıl sonra bu rakamlar nerden bakılsa iki katına ulaşmış olacaktı. peki Delluc ne yapmıştır: Işık ve ritmin yaratıcı bir şekilde kullanılması gerektiğini ve kullanabileceğini söyleyen bu adam Photogénie kelimesini irdeledi. Tüm bu oluşumların sinema üzerinde bir etki yapmaması kimse tarafından düşünülemezdi elbet. elindeki en önemli malzemenin ışık. filmlerinden biri olan Fiévre ile Vigo ve Carne'ı etkileyecekti . Deneysel Sinemada gerçeküstücü kulvarda ise Fransayı kesinlikle Luis Bunuel'in Un Chien Andalou'su ve onun kadar ol-a-masa da L'age dor yapıtı. O tüm bu düşünceleri doğrultusunda yazdığı sinema yazılarıyla gerçek anlamda bir ünvana kavuşuyordu. Ray'in Emak Bakia'sı ve Cocteau'nun Le sang d’un poéte ile başladığı. Ama etki bununla sınırlı kalmamış anlaşılan ki yeni çekim. Avant-Gard çizgisine ait örnekleri sıralayacak olursak: Henry Chomette'un Cing Minıtes de Cin"ma Pure'u. Epstein. Sanırım genel kabul gören kanı. Breton. sürecin öne çıkan sinemacısı olarak Louis Delluc isminden başkası olmayacak. Sinemanın tinselliğin formülasyonunda önemli bir nokta olduğunu biliyor ve psikolojik alanın yaratılması.com 5 . Eugéne Deslaw'ın La Marche des Machines si Ferdinand Léger'in Le Ballet Mécanique'i önde duran örneklerdendir. Aragon. Kirsanov. 1920 ila 30 arasındaki zamanı kapsayacaktı. Fransa’da Sinemanın Endüstrileşme Süreci ve Sessiz Sinema Yılları 1907-1922 Tarihin 1907’yi gösterdiği zamanlardı ve sinema Fransa’da kendisine bir ‘yıl’ edinmişti. kaçınılır olmadığı gibi bu alanda bir yatırım patlaması yaşanması da beklenenin olması olarak açıklanabilir ancak. Sinema olarak Avant-Garde. Bu arada bahsetmezsek olmaz. Elbetteki sektörün beslenmesi.izm. kurgu. Elouard gibi şairler de bu süreçte isim yapmışlardır. insan yüzü ve tüm nesneler olduğunu söylemekteydi. bu tarih için ‘sinema yılı’ denebilirdi gerçekten. ortaya koyduğu filmlerlede sinemacılığını gerçek anlamda ispat etmişti. Bunuel'in Un Chien Andalou'su senaryoya Salvador Dali'nin ortak düşmesi bakımıyla da ünlenmiş.

Bu süreç için söylenebilecek yegane şey Fransa’da komedinin alabildiğine popülerliğini arttırmış olmasıydı. buna kameranın giderek çok yönlülüğü daha fazla kullanmaya başlaması da diyebiliriz.blogspot. Şimdi doğup hızla gelişen ve muazzam bir ağa ulaşan sektörü az da olsa kenara koyup sektörde yer alan filmlere yönelelim. Pathé tarafından piyasaya sunulan bu filmlerin neler olduğuna bir bakalım: Tarihsel bir melodram niteliğinde olan ve Capellani’ce yapılan Le Courrier de http://genclikcephesi. Korsanlar. ikinci olarak sayabileceğimiz şirket Léon Gaumont’dan başkası değildi. Bununla birlikte gösterim alanları hızla gelişiyor yani kitle büyüyordu. Pour un collier gibi Grand Guignol yapımları geliyordu. Bu yapıyla çekilmiş filmlere baktığımızda. René Leprince tarafınca yapılan. 1909’lu yıllara geldiğimizde. Film ekipmanından yapıma. İlk dönem diye isim verebileceğimiz zaman dilimimde gösterimi yapılan filmlerin ardından (ki bunlar güncellik üzerine kurulu atraksiyon filmleriydi) 1907’li yıllara baktığımızda. Komedi furyası almış başını ilerlemiş olsun bir diğer yandan da sektörel basının da yoğun çalışma ve yardımlarıyla Fransa’da sinemanın saygın bir kültürel kimlik kazanması için çabalanıyordu. İlerleyen ama yakın tarihlerde Pathé dünya çapında tam anlamıyla tüm kollarıyla yaygınlaşmış bir şirket halini alıyordu. Şimdi. Bunlardan büyük paya yaklaşabilecek. Kılpayı Kurtuluş. Le Cheval emballé gibi komedi türü yapımlarda tatmin edici sonuçlara varmışlardı. Burada belirtilmesi gereken şey şu ki : büyüyen sadece Fransa’da sinema değil. koreografıyla dikkat çeken Le Coupable gibi filmlerde yoğunlaştırılmış öykü anlatımının olağanüstü bir aracı olduğu anlaşılmış oldu. 1911’li yıllara gelindiğinde üç ve daha fazla makaralık metrajlı filmlerin sinemada yerini aldığını görmekteyiz. 150 metrelik yarım makara tipi komedi tarzı filmlerin standartlarını belirliyordu.com 6 . ağırlıkla yönetmenliğini Albert Capellani’nin yaptığı drama ve gerçekçilik başlıkları üzerine oturtulmuş anlatısalcılığa dayalı yapımların bu dönemin öncesini kapsayan ve klişe yakınlığa varmış olan komedi filmlerinin yerini aldığı gözlemiyle karşılaşıyoruz. dağıtım ve gösterime değin aktivitesi yüksek bir şirketti. birbirlerinin gelişimini omuzlayan şirketlerdi de. yönetmenliğini Léonce Perret’in yaptığı Sur les rails. Bu arada Pathé tarafından dağıtımı yapılan iki komedi yapımı olan Charles Prince’in yer aldığı Rigadin ve Max Linder’li La Petite Rosse bu komedi furyasının içerisinde fark atanlar olarak göze battı. bir diğer anlamla biri olmadan bir diğerini düşünmek imkanın dışında kalan bir şeydi. Gaumont tarafından yapılan bir komedi dizisi olan ve artık Fransa’da standartlaşmanın kesin belirtisi olarak baz alınabilecek bir noktayı gösteren Calino dizisi çekiliyordu ve bunu bir yıl aradan sonra yani 1910 yılında René Dary’nin rol aldığı Bébé dizisinin izleyiciye sunulması izledi. ciddi ve öyküsel diye nitelendirilen yapımlar için 300 metrelik tek makara tipi kullanılırken. Bu listeye daha sonraları bambaşka açılımlara kapılar açan Eclair de eklenecek ve bunun ardını küçük şirketler takip edecekti. Bu süreç için sayabileceğimiz filmlerin başında: La Loi du pardon. Bu filmlerde karşımıza çıkan değişiklik diyebileceğimiz önemli nokta kameraların gelişen ve değişen çekim planlarıydı.için gereken şeydi ve bu beslenmenin harcında olmazsa olmaz en önemli şey başta Paris olmak kaydıyla Fransa’da yeni sinema salonlarının inşaa edilmesiydi. Bu bahsi edilen ölçüler sonraki birkaç yıl içinde sabitliğini koruyacaktı ve bu süreç içerisinde yapılan: Scénes de la vie telle qu’elle est dizisinin ilki olan Louis Feuillade’in Les Vipérés’i. Beyaz Eldivenli Adam tarzında melodram yapımların yanı sıra Ruse de mari. Yıl 1911’i gösterdiği dönemlerde Fransız filmleri metrajları bakımından kesinlikle bir kalıplaşma yaşıyordu. Elbetteki bu girişimlerin ardından yeni şirket oluşumları gelecekti ve geldi de. Aynı zamanda. ardından 1911 yılında yapımına başlanan oyunculuğunu Ernest Bourbon’un yaptığı Onésime dizisi geldi.

Delluc’nun o müthiş sorusu kalıyordu akıllarda: “Fransız sineması hayatta kalmayı nasıl başaracak. La Nouvelle Mission de Judex izledi. Gaumont için aynı şeyleri söylemek mümkün değildi ancak. Ne var ki tüm olumsuzluklara ve şirketler arasındaki stratejik kavgalara rağmen (ki Pathé çalışanlarından dahi firma değiştirip ABD şirketlerine geçenler olmuştu) Fransız yapımlarının yegane dağıtımcısı olarak Pathé kaldı. 1911’li yıllarda Amerika’da piyasaya sürülen filmlerin toplam tablosunda Pathé ’nin aldığı pay büyük düşüşler yaşamış ve %10’lara kadar varmakla kalmamış ilerleyen zamanlarda bunun da altına düşmüştü. Savaş sona erdiğinde Fransa tek kelimeyle ABD’nin sinema sömürgesi haline gelmişti. Her ne kadar işlerin her yönden olumlu seyrettiği düşünülse de hatta salonlarda tam oniki makaralık bir yapım olan Les Misérables yer alsa da. 1913 yılının sonlarına gelindiğinde film sayısı ve metraj bakımından Fransızlar kendi topraklarında liderliği ABD’nin eline vermişlerdi. o. Ayrıca gözden kaçırmamamız gereken bir konuda Pathé tarafından Film d’art’a önemli finansal destek sağlandı. Gaumont bu süreç içerisinde yeniden suç filmlerine yöneldi ve bunu da Les Vampires’le başlattı. Fransa’nın önde gelen dört film şirketi 1915 başında üretime yeniden başladılar başlamasına da ortadaki performans düşüklüğü ilerisi için pek hoş şeyler müjdelemediği gibi salonların ithal filmlerle. bilinen şuydu ki zaten savaş öncesinde de Fransız film piyasası ağır ağır bir gerileme dönemini yaşamaya başlamış ve Amerikan film piyasası karşısında güç yitirmişti. Ama bu Pathé’den sonra hâlâ ikinci büyük güç olmasını engellemedi. Şirket sadece uzun metrajlı yapımları desteklemekle yetinmedi. ortada çoğunluk uzun metrajlı filmlerin artık çağdaş konuları ele almadığı gerçeği boy göstermekteydi. bunu kadınlara daha önce hiç verilmemiş bir öncülük takip etti ki bu tamamen ideolojik noktalara temas eden bir meseleydi. Ve bu döneme ait. Pathé. Réjane tarafından yapılan Madame Sans-Géne. Gaumont’da Bout-de-Zan’a devam etti. Notre Dame de Paris. sektör için yeni oluşumlar peşinde koşup yeni sinemacılar da buldu. İlerleyen yıllara baktığımız zaman uzun metrajlı yapımların yavaş yavaş sinema salonlarında haftalık programlar halinde yer aldığını görecektik. başarırsa nasıl Fransız olacak?” Aslında herşey olabildiğince http://genclikcephesi. ilk sürülen filmlerle maddi kazanç sağlayıp sağlamayacakları üzerine tereddüt yaşayan şirket bu son iki filmle aynı zamanda bu maddi kaygılarındanda kurtulmuş oluyorlardı.com 7 . bunu: Judex. Ortada olan gerçeklerden biride mevzu edilecek olan savaşın Fransız film sektörüne darbe vuran tek etken olmayışıydı. Artık sebebi nedendir bilinmez<?> ama bir şekilde Fransa artık gülmekten vazgeçtiğinde (ki bu onların sineması için iyi olacaktı) tarih 1918’ e varmış bulunuyordu ve ortada neredeyse hiç denecek kadar komedi filmi dolaşıyordu. Amerikan ve İtalyan filmleriyle dolmasıda cabasıydı. Elbetteki bu mevzu filmlerin çok büyük çoğunluğunun dağıtımı Amerikan <destekli> şirketleri tarafından yapılmaktaydı. Artık heryerde Charlie Chaplin filmleri gösterilmeye başlan-mıştı<bile>. Alınan başarılardan dolayı diziler Film d’art için önemli bir hale geldi. Bahsettiğimiz bu son iki filmin tek özelliği büyük edebiyat uyarlamaları olmakla sınırlı değildi. Ne var ki bundan da kötüsü gelecekti. ABD ye kaymasından kaynaklanan ürün kısma modunu benimsemek zorunda kaldı. Tüm bunların ardından klasik melodramlar ve savaş öncesi sokak tiyatrolarından yapılan uyarlamalar geldi.Lyon ve Gérard Bourgeois’in toplumsal dramı Victimes d’alcool sonrasında ise. 1914 Ağustos’unda ilan edilen genel seferberlik Fransa film endüstrisini tek kelimeyle donduracaktı. Rigadin’e devam ederken.blogspot.

bunun yanısıra. değildi zira bunu sağlayan bir gerçek vardı ortada o da popülerleşen Amerikan sinemasının salonlarda gördüğü yoğun ilgiydi ki bu dönemlere baktığımızda vizyonda Ben-Hur ve Robin Hood dikilecekti karşımıza. Dreyer ise bekleneni yapmayıp Jeanne d’Arc’ın ruhsal yapısı ağırlıklı atmosferi bir o kadar da siyasi ağırlıkla ve çatışmalarla miksajlayıp ortaya koyuyordu. Savaş sonrası Fransa. aslını isterseniz Fransız sineması için övünç duyulacak bir şey değildi. Lévy ve Epstein ile yeni bir kadrolaşmaya gittiği. Her ne kadar Gance’ın Napoléon’u proto-faşist olarak genel kabul görür bir etiket yesede ortada kabul görmesi gereken bir diğer şeyde. Le Tournoi de olduğu gibi Le Miracle des loups yolu takip edildi. Diğer yapımlara göz atmaya devam ettiğimizde. Aslında bu birleşmeden önce Birleşik Devletlerle yapılacak ortak çalışmaların düşünceleri doğmuş ama gelgelelim böyle bir birleşme mümkün olamamıştı. Bunları. Film d’art’ın Duvivier. Cinéromans’ın Films de France serisini ürettiğini görüyorduk ki bunu Paramunt’a bağlı dört firmanın daha sektöre girmesi izleyecekti. Bu arada atlamamamız gereken yegane figür elbetteki Napoléon idi. Bu iyimser rakamların ardında yatan gerçek. 1923 yılına gelindiğinde Fransa tarihini görsel olarak anlatan Société des Films Historiques’nin büyükçe bir bütçeyle Grineff imzası taşıdığını görüyoruz.blogspot. Zaten düşünülen Alman ittifakı da Amerikan yatırımının Alman sinemasına kaymasıyla imkansızlaşmış oldu. Dreyer’in bu filmi gerçektende Rauen mahkemesinin kayıtlarına dayanıyor ve karşıt zaman ve mekan sürekliliği sürecinde alınan çekimler simgesel bir aktarıyıda benimsiyordu. İstatistiklere baktığımızda: savaşın ardından 1444 olan salon sayısı 1922’lerde 2400’e ve iki yıl sonrasında ise neredeyse bu rakamın ikiye çıktığını görecektik. Yıl 1922’ye geldiğinde yılda 130 uzun metrajlı Fransız yapımı ortaya konsada bu ABD ve Alman yapımlarının ortaya koyduğu rakamın çok altında kalmaktaydı.kötüye gidiyordu ve bu sırada yani 1920’lerin başında ufak yapım şirketlerinin oluşturduğu bir aile şirketi mantığı çıktı ortaya ve bir anlamda bu düşüşe karşı bir karşı duruş başlamış sayıldı. Aynı zamanda Fransız dağıtımcılarla da güç birleştirme modelide kullanılmıyor değildi. ama 1927’ye ulaşıldığında bu durumunda sona erdiği ve Fransa’da gösterime giren Alman yapımlarının sayıca Fransızların toplam üretiminin üzerine çıktığı görülecekti. Diğer yapılanmalara baktığımızda ise Monte Cristo’da olduğu gibi izlenen bir Cinéromans dizi dönemi söz konusuydu. Fransa’ya pek az Alman yapımı girerken. Albatros’un Feyder ve Clair ile yollarını birleştirdiği. Bu değişimin genel yapısına göz attığımızda. Yeni bir dönem söz konusuydu ve bu dönemde şirketler bir takım yeniliklere gitmişlerdi ki gitmekte zorundaydılar. La Merveilleuse Vie de Jeanne d’Arc. söz konusu ülke Almanya olduğunda durum farklılaşmaktaydı. Franco-Film ve Société Générale des Films firmalarının çıkışı takip etti. Fransız sinema sektörü bu durumdan kurtulmayı amaçlayan bir düşünce geliştirme peşine düştü ve geliştirdi de. Aynı zamanlarda Raymond Bernard’ın Le Miracle des loups’da gösterime sokuluyordu. Popülerliğini koruyan ve hemen hiç vazgeçilmeyen dizi sektörü ardından gelen filmler Fransız tarihine ya da Çarlık Rusyası’na yönelik konuların işlendiği yapımlar oldu. Aynı yıllar söz konusu edildiğinde gişe gelirlerininde önemli bir derecede artış sağladığı gerçeği karşımızda durmaktadır. Amerikan filmlerine boğulurken Amerika’da Fransız sinemasının şansı olduğu söylenemez.com 8 . filmde kullanılan kamera hareketlerinde ve çoklu perde uygulamasında kaygı gütmeden yapılan deneyselliklerin başarıya ulaşmasıydı. Bernard’ın Le Joueur d’echecs’i Fransız Devrimi öncesi Polonya’nın Rus monarşisine karşı elde ettiği bağımsızlık mücadelesini anlatıyor ve hatırı sayılır bir ölçüde de gişe yapıyordu. Bu arada adını anmamız gereken önemli bir diğer yapıtta elbetteki http://genclikcephesi. Almanya’da hatırı sayılır sayıda Fransız yapımı gösterime sokulmaktaydı. Almanya ile bir işbirliği söz konusu edilecekti ve böylece uluslararası film yapımı diye aktarabileceğimiz bir stratejiye yöneldiler. Fakat işler genede pek yolunda gidiyor sayılmazdı zira bu yıllar aynı zamanda ABD şirketlerinin Fransa’da kendi ofislerini açtığı yıllardı.

Ne olursa olsun komedi. çağrışımsal kurgu gibi tekniklerle retorik düşünme şekillerini deneyledi. Birisi Amerikan uyarlaması Fransız komedi sahası. sömürge ülke topraklarındaki hakimiyetlerde düşünülürse Binbir Gece Masalları etkileşimlerinin altı boş kalmıyor ve biraz daha ilerlenip fantaziye ayak basılıyordu. La Raue yapıtlarında Gance eliptik sekanslar. benzerlik gösteren kadın filmlerinin aynılarını yapmayı sürdürdü ve El Dorado ile tarzının doruğuna ulaştığına yönelik kritikler aldı. Grémillon filmlerine malzeme oluyor.aynı derecede ilgi gören ve olağan üstü set düzeneği ve kostüm-dekorasyonuyla da ilgi çeken Casanova idi. popülerliğe dönük macera filmleri haricinde.blogspot. kısa metrajlı ve deneysel niteliklere sahip filmler dirense ve öne çıksada bu yıllarda. Montmartre’ın Benoit-Levy’si. J’accuse. Yüzyılın bitimine gelindiğinde. görkemli stüdyo filmlerinin hakimiyeti söz konusuydu. Epstein’in Coeur fidélé’si. olabilecek kadar -kitlesi bakımından dabir sinema ruhundan yoksundu ve Fransız kültürünün özgünlüğünü yok etme eğiliminde olan bir hareketti. Poirer tarafından tarım alanları malzeme olarak kullanılıyordu. Duvivier’in Brüksel çekimi Le Mariage de Mlle Beulemans’ı. bu süreçe dair saymamız gereken yapımlar arasında yer almaktadır. bu türe dair çekilen görkemli modern stüdyo filmleri hızla yapılmaya ve kendi kitlesince olağan bir ilgi görmeye başlamıştı. Türevlerinin tersine bu süreç içinde gelişimine ara vermeyen bir tür varsa o da gerçekçi drama idi. Feuillade. Max Linder’in başrol aldığı Le Petiti Café olağan üstü sayılabilecek bir ilgi görmüştü. daha başka kentlerde süregiden yaşama da sosyo ekonomik değiniler yapıldığını görüyoruz. Mevzu ettiğimiz bu alanlarada kent ve kırsal olarak bir ikilenme görülüyor ve bu filmlerde de bu şekilde kullanılıyordu.com 9 . Fransa Alpler’i Feyder tarafınca kullanılıyor. tür olarak Fransa’daki yerini bir şekilde hep muhafaza etti. http://genclikcephesi. Bu dönemde Dulac. Tarihsel filmler kendi içerisinde bir tekrar yaşarken zenginler için hazırlanmış diye nitelediğimiz ve öncede bahsettiğimiz abartılı stüdyo tipi burjuvaziye hizmet sunan filmler yerini buluyordu. Zaman ilerliyordu ve meldoramanın kökeni diye nitelendirilen tiyatrodan öyküye doğru bir geçiş süreci görülüyor. özgün manzara yapılarını ve mekanı tekil ya da çoğul karakter için iç yaşam zemini olarak kullanırken yabancılar içinde kültürel alan olarak özellik taşıyorlar ve bu özellikleriyle belirginleşiryorlardı. Gerçekçi çizgide ilerlemeye devam edersek. Clair’in Le Fantomé du Maulin Rouge’u (1925). Ortada çif eksende dönen bir komedi piyasası vardı. Delluc’un Fievre’si. Bu burjuvaist ve özenti hareket. ritim farklılığı gösteren montaj çeşitleri. Savaş sonrasında sektörü besleyen türlerden biri de Bulvar Melodramıydı. gene Epsteın tarafından kanallar ve mavna yaşamları ana öğeler olarak ele alınıyordu. Örnekleyecek olursak Britanya Kıyısı L’Herbier. Baroncelli. Bu yapımlar. Yer yer küçük bütçeli. Delluc. diğeri de kente gelen taşrayı güncelleştirerek sunan komedi sahası. Geyder’in Crainqebille’si. Epstein’ın La Chute de la maison Usher’ı (1928) bu dönemde yapılan filmlerin başlıcalarıydı. Bunların yanısıra tüketici kapitalizm mantığıyla örtüşen bir sözde iyi yaşam felsefesi söz konusuydu Fransa’da. Pouctal’ın Travail’i. Epstein. Antoine. ortada tam anlamıyla “Fransız” denebilecek filmler sektör tarafından artık yapılmıyordu. Ayrıca. Ve artık Fransız Sinemasına ses geliyordu. Piorier’in Le Penseur’ü (1920). Boudrioz. Renoir’in Le Bled’i (1929). Gastyne’nin La chatelaine du Liban’ı (1926).

hâlâ faydalandığımız güzel insan.öyle bir işçiydim ki. sinemanın başlayabilmesi için gösterilen -tüm teknik icat uğraşı safhası da dahil. Lyon'dan Paris'e oğulları tarafından icat edilmiş yeni bir aleti göstermek için gelmiştir. Tiyatrosunun müdürü ve sihirbazıdır artık. Bunların dışında kuzenince yayımlanan La Griffe gazetesinde Geo Smile adıyla çizimler yapmaktaydı.kesin bir gözle görmekteyiz.com 10 . tüm yaşamımı ve tüm gücümü hayal ettiklerimi imkansızda olsalar seyredilebilir kılmaya adadım. Ama asıl istemlerini hiç unutmuyordu. Melies bu arada evlenir ve baba olur. aktör. avant garde diye sözcüklerden haberi yoktu. Melies 1861’de dünya ile Paris’te kucaklaşıp 1938’de çekip gidiyor. Ben burada sanatçının aile yapısına ona uygulanan babasal yaptırımlara falan girmeden ağırlığı sinema olarak belirleyip ilgili kesitlere değineceğim onun yaşamından. Ama o burada. Londra'da öğrendiği sihirbazlık numaralarını aile. güzel sanatlar fikrinden vazgeçmemiştir elbet ama babası onu ağabeylerinin yanına. üç ayak üzerine http://genclikcephesi. Liseyi doğal olarak zorlukla bitiren Melies . Bu optikle donatılmış. okulda defterlerine sürekli çizdikleri ve öğretmenlerinin yaptığı karikatürlerini sınıfta dolaştırması nedeniyle okul hayatınca sürekli cezalandırılır. senarist.” G. Görevlendirildiği satış departmanından ziyade ileride kendi kameralarını yapmakta faydalanacağı teknik bilgileri edineceği makinelere ilgi duydu ve onlarla ilgilendi. elbette Melies’in deneysellik. özel efektlerin kaşifi. Gösterileri o zamanki teknikle .. Şayet böyle bir kitaba girişten sonra konu edilecek bir isim varsa bu sinemanın ulu ruhu Georges Melies olacaktır. bizlere sinemacılığı bırakan. akışkan. yaşamıyla da. Gustave Moreau'nun atölyesinde genç bir kızla tanışıp evlenmek istemesi ve yine ailesinin reddi ile evlilik işini unutmak zorunda bırakılır ve babasının bir arkadaşının yanına çalışması için Londra'ya gönderilir. gazeteci.çabanın deneyselliğin ta kendisi olduğu ve sinemanın tabanının deneysellikten geçtiğini – oluştuğunu. sinemasız bir dünyaya ve maddi feraha çektiği hareketle de o bir avant garde idi. Bir yıl sonra Paris'e döner.DÖNEMİN ÖNEMLİ YÖNETMENLERİ GEORGES MELIES “Sinema üzerinde deneysellikten bahsettiğimiz zaman.... kendinden bir avant garde idi. sihirbaz olarak sınıflandırabiliriz. heykeltıraş. “. Güzel Sanatlar Okulu’na devam etmek istese de babasınca zorla bastırılır bu isteği ama o sembolist Gustave Moreau'dan ders almaya başlamayı becerecektir genede. Sonsuz hüner sahibi bu sanat ve zanaat adamının çok yönlülüğünü.. bu sözcükler dizinini burada da ele alarak bu ifadenin somut gösterimini Georges Melies denen büyük adamın yaşamıyla ortaya koymak istiyoruz. ticaret yaşamından çekilen babasınca kendisine bırakılan mal varlığını nakit olarak kardeşlerine satar ve eline geçen parayla Robert Houdin tiyatrosunu satın alır. Ortalama bir öğrenci olan Melies. deney-im-lemek olduğu. ayakkabı fabrikasına çalışmaya gönderilir. eş-dost arasında ileride ise Galeri Vivienne'de halka sergilemeğe başladı. aslında.blogspot. ressam. o doğal-ç-. dekor ve makyaj ustası.ki bu Molteni'nin lanterni tarafından aydınlatılan bir aletin içinden pelikülde sabitlenmiş imajların geçirilmesiyle . sinemanın başlangıcının ve öncesinin başlı başına bir deneysellik olduğu. David Devan adlı büyük sihirbazın gösteri dünyasıyla tanışır ve sahne ile birlikte sihirbazlık arzusunun sarsılmaz temelleri burada atılır. yönetmen.hareketlendirilen fotoğrafların projeksiyonuyla sona ererdi. 1895 Ekiminde Antoine Lumiere adlı bir adam Robert Houdin tiyatrosunun bir kaç kat üzerinde bir fotoğraf stüdyosu kiralar.” Evet. prodüktör. karikatürist.

Sinema o dönemde insanlar için bir panayır eğlenceliğiydi. Yaşamının son dönemlerini büyük zorluklarla geçiren bu değeri biçilmez insanın her neye yarar bilinmese de 1929'da Paris'te Pleyel Salonunda büyük sanatçı kişiliği ödüllendirilmiştir. Martinik'teki Volkan Patlaması filmleri ile dönemin olaylarını belge filmlemiştir.blogspot. çoklu çevrim gibi tüm film aldatmaca tekniklerini keşfetti ve filmlerinde kullandı. kadınlara. Paris'te Opera’yı filme aldığı esnada şans eseri durdurma tekniğini buluşunu şöyle aktarır Melies: “Her zamanki gibi denemek için çekim yaparken. 1896’da Eylül ayında dünyanın ilk sinema stüdyosunu kurdurdu. Günümüzde seyredileceğiniz 200 kadar film zamanında dünyanın dört bir yanına ulaşmış kopyalardan bizlere ulaşabilenlerdir. inşa ettirdiği stüdyo tamamen camdan kaplıydı. Melies. Sinema doğmuşsa işte bu da sinemacının doğuşudur.” Melies. yetenekliydim. elle renklendirilen filmin yapım yılı 1896’dır. Daha sonra yaptığı La Civilization A Travers Les Ages filminde çağlar boyunca bir türlü uygarlaşamayan insan toplumundaki hoşgörüsüzlüğe ve şiddete karşı cephe alan sanatçı bu filminin yanında ki Saat İçinde Paris-MonteCarlo yapıtıyla sinemanın en güzel yol filmlerinden birini dahası en güzel ilkini yapmıştır. 28 Aralık 1895 günü paralı ilk halk gösterisi 14 Boulevard des Capucines'de Paris'te Grand Cafe'nin altında yapıldı. -!. Filmlerini çekmeden önce hiçbir zaman yazı yazmazdı fakat önceden dekorlarını.Bundan dolayı kendini hep ilginç. Filmde. Sonradan çekilen filmi gördüğümde. maket kullanma. Öyle bir isçiydim ki. sinematografın sahnede gerçekleştiremeyeceği hayaller alemini gerçeğe dönüştürebileceğinin farkındadır. Anılarında. dünya gerçekleriyle ilintisiz olmakla suçlanmış ve sadece 16 yaşından küçüklere film yapmakla boş ve aptalca eleştirilip suçlanmıştır.Yarım saat süren gösteride şaşkına donmuş bir izleyicilere 10 kısa film gösterildi. Dreyfus Davası. sinemanın ve avant garde-ın babası Melies. Şöyle demiştir Georges Melies: “Sanatçı ruhlu biri olarak doğdum." Melies.oturtulmuş kübik tahta kutu hareket eden her şeyi kayıt edebiliyor ve kaydettiklerini ekrana yansıtabiliyordu. Tiyatrosunda ilk filmlerinden biri olan Escamotage d'une dame chez Robert Houdin/ Robert Houdin'de Bir Kadının El Çabukluğuyla Gözden Kaybedilişi’ni çeker. hem entelektüel hem de el isçisiydim. Benim için o zaman çok büyük bir rakam olan 10000 franka kadar para teklif ettim. "Lyon'daki Fabrikadan Çıkış". Bu sonuca ulaşabilmeleri için buldukları yeni fikir bir aletin içine yerleştirilmiş delikli pelikülün düzenli şekilde takılmış olduğu dişliler sayesinde dönmesiyle elde ediliyordu. renklendirme.com 11 . Melies’in sanatı. zamanla gözden yitirme. koyacağı yeri olmadığı için 16 senelik sinema hayatında çektiği 520 filmini evinin bahçesinde yakar. bu gösteri için sonradan şunları söyleyecekti: "Seans biter bitmez tiyatromdaki gösterilerde kullanmak üzere Bay Lumiere'e makineyi bana satması için önerilerde bulundum. ve Kodak'tan çok büyük miktarlarda film satın alır. takılıp ilerlemeyen film tekrar yerine takılıncaya dek epey bir süre geçti. karartma. gerzek beyinlerce kendi yaratısı fantastik bir dünyaya gömülü. Edison'un Kinetoscopelarindan satın alarak sorununu giderir." FİLMOGRAFİSİ 1896 http://genclikcephesi. Kuzey Kutbunun Keşfi gibi masrafı çok fazla olan bir projenin altına girerek tüm mal varlığını filminin ilgi görmemesiyle ipotekte yitiren büyük insan. değişik görüntüler bulmak zorunda hisseden Melies. özel efektlerin detaylarını çizim olarak hazırlardı. Adamımızın amaç olarak Robert Houdin tiyatrosunda uyguladığı sihirbazlık gösterilerini sinemaya aktarmak istemesi sinemada özel efektlerin keşfi anlamına gelmekteydi. Sinematograf adı verilen bu aletle ilk film çekilmişti. yaratıcı ve yaratılıştan komedyendim. tüm yaşamımı ve tüm gücümü hayal ettiklerimi imkansız da olsalar seyredilebilir kılmaya adadım. Melies izleyici kitlesini düşünerek filmlerinin hikayelerini hayal ediyordu. Eduard VII'in Krallık Tacını Giyişi. fotografik tiyatrodan gerçek sinemaya doğru bir yolculuktur. birdenbire adamların. ellerim çok becerikliydi. üst-üste bindirme. yolcu arabasının. Nihayetinde 1902’de Aya Seyahat filmini yapar. eksantrik. Bu sinemanın resmi olarak doğum günüydü. Ama kabul etmediler. cenaze arabasına dönüştüğünü gördüm. Georges Melies de izleyiciler arasındaydı. bir grup bilim adamının bindikleri mermiye benzer uzay aracıyla fırlatılarak aya gönderildiği sahne sanki dünyadan aya değil. 50 saniye süren bu filmde ilk defa kameraya doğru yürüyen insanlar görülebiliyordu. Mayıs 1896'da otuzdort yasındayken Montreuil'deki bahçesinde ilk küçük filmlerini çekmeye başlar.

20 m Arlequin et le charbonnier .20 m Place de l'Opéra .20 m Baignade en mer 20 m Enfants jouant sur la plage Dix chapeaux en soixante secondes -20 m Effet de mer sur les rochers .20 m (Porte de Madrid) Sauvetage en rivière .Thiers) Les forgerons .20 m Un petit diable .20 m Place de l'Opéra .20 m (2ème partie) Jour de marché à Trouville .20 m (Chamberlain) Place de la Bastille .40 m Les dernières cartouches .20 m Faust et Marguerite .20 m Jetée et plage de Trouville .20 m Batteuse à vapeur .20 m Le papier protée .20 m L'indiscret aux bains de mer .20 m Place du théatre français .20 m 1897 Le cortége du boeuf gras passant Place de la Concorde .40 m Cortége du boeuf gras.20 m Le manoir du diable .20 m Danseuses au jardin de Paris .20 m Chirurgien américain .20 m Pygmalion et Galathée .20 m Arrivée d'un train .20 m Chicot.20 m Collision et naufrage en mer -20 m Quais de la Havane .20 m Sac au dos ! .20 m Guillaume Tell et le http://genclikcephesi.20 m Dessinateur .20 m (plongeurs et poissons vivants) Assaut d'escrime .20 m L'école des gendres 20 m Episode de guerre .20 m Panorama pris d'un train en marche .20 m (Von Bismarck) Les indiscrets .20 m Sur les toits .Une partie de cartes .20 m Jetée et plage à Trouville .20 m Les quais à Marseille .20 m L'hôtel empoisonné .20 m Le château hanté .20 m (1ère partie) Barque sortant du port de Trouville .20 m La voiture du potier .20 m Dessinateur express -20 m (M.20 m Match de boxe .com 12 .20 m Danse serpentine .20 m (Ecole de joinville) Le maçon maladroit .20 m Dans les coulisses .20 m Le magnétiseur 20 m Le modèle irascible .20 m Séance de prestidigitation .20 m Vente d'esclaves au harem .20 m Après le bal .20 m Le régiment .20 m Carrefour de l'Opéra .20 m (Gare de Joinville) Salut malencontreux .20 m Départ des officiers .20 m Escamotage d'une dame chez Robert-Houdin -20 m Le fakir .20 m Un lycée de jeunes filles .20 m Exécution d'un espion .40 m Bataille de confettis .20 m Combat naval devant Manille .20 m Tempête sur la jetée du Tréport .20 m (1ère partie) Sauvetage en rivière .20 m Dessinateur .60 m Figaro et l'Auvergnat .20 m Les haleurs de bateaux .20 m Bateaux-mouches sur la Seine .20 m Le cauchemar .40 m Auguste et Bibb .20 m Les chevaux de bois .20 m (Ecole de Joinville) Vision d'ivrogne .20 m Cortège du Tzar au Bois de Boulogne .20 m Campement de bohémiens .20 m Bébé et fillettes 20 m Défense d'afficher .20 m Combat dans une rue aux Indes .20 m Place de la Concorde . dentiste américain .20 m La gare Saint-Lazare 20 m Grandes manoeuvres .20 m Dessinateur .20 m L'arroseur .20 m Gugussse et l'automate -20 m Entre Calais et Douvres .20 m (ponts et tunnels) Corvée de quartier accidenté .40 m Danse au sérail .20 m Le bivouac .20 m Bois de Boulogne .20 m Visite sous-marine du Maine .20 m Revue navale à Cherbourg .20 m La prise de Tournavos .40 m Les rayons X .20 m Boulevard des Italiens .20 m Cortège de la mi-carême .20 m Marée montante sur brise-lames .20 m Une nuit terrible .20 m Déchargement de bateaux .20 m La malade imaginaire .20 m Massacres en Crète .20 m Sortie des Ateliers Vibert .20 m (vue d'atelier) Tribulations d'un concierge .20 m Le musulman rigolo .20 m Jardinier brûlant des herbes .20 m Cortège du Tzar allant à Versailles .20 m Illusions fantasmagoriques .20 m Devant .20 m Les blanchisseuses 20 m Arrivée d'un train en gare de Vincennes -20 m Une bonne farce .20 m Retour au cantonnement .20 m Paulus chantant : duelliste marseillais 20 m Défilé de pompiers .20 m Tourneur en poterie .20 m Une altercation au café -20 m Les ivrognes .20 m Tom Old Boot .20 m Attaque d'un poste anglais .20 m En cabinet particulier .20 m Une cour de ferme .20 m Panorama du Havre .20 m (scène militaire comique) Le magicien .40 m (Explosion du cuirassé "Le Maine") Visite de l'épave du "Maine" .20 m (Touring Club) Bois de Boulogne .20 m Paulus chantant : coquin de printemps .20 m Place SaintAugustin .20 m Libération des territoriaux .20 m Le cabinet de Méphistophélès .20 m La cigale et la fourmi -20 m Ascension d'un ballon . Boulevard des Italiens .20 m Plage de Villers par gros temps .20 m (gigue anglaise) Départ des automobiles .blogspot.20 m (scène à transformations) Sorti sans permission .20 m L'auberge ensorcelée .20 m 1898 Magie diabolique .20 m Montagnes russes nautiques -20 m Damnation de Faust .20 m Plus fort que le maître .20 m (Reine Victoria) Réunion d'officiers .20 m Miss De Vère .20 m Les apprentis militaires .20 m L'hallucination de l'alchimiste .20 m Couronnement de la rosière .20 m Paulus chantant : derrière l'omnibus .20 m Passage dangereux -20 m (Mont-Blanc) Combat naval en Grèce .

20m La pyramide de Triboulet .20 m Panorama circulaire : Champ de Mars 20 m Panorame circulaire : Trocadéro .20 m 1899 Salle à manger fantastique .20 m Panorama circulaire : les Invalides .20 m Panorama semicirculaire pris du haut du Trocadéro .20 m Le chevalier démontable et le Général Boum .20 m Un intrus dans une loge de figurantes .20 m Débarquement de voyageurs.20 m Le songe d'or de l'avare .20 m Dreyfus allant du lycée à la prison .20 m Le conseil de guerre en séance à Rennes .25 m Le malade hydrophobe .20 m Rêve du pauvre .20 m Les trois bacchantes .20 m Le sorcier.20 m Panorama du port de Saint-Hélier .20 m Affaire Dreyfus.clown .20 m Cendrillon -120 m La statue de neige .20 m Automaboulisme et autorité .20 m Dédoublement cabalistique -20 m Tentation de Saint Antoine .20 m Pickpocket et policeman .20 m Luttes extravagantes .20 m L'ile du diable .40 m Nouvelles luttes extravagantes .20 m L'impressionniste fin de siècle .20 m Le diable au couvent .160 m Gens qui pleurent et gens qui rient .40 m Le coucher de la mariée ou triste nuit de noces .20 m Panorama circulaire : Palais des Beaux-Arts . le prince et le bon génie -40 m Ne bougeons plus! . port de Jersey .20 m La caverne maudite .40 m Cléopâtre .Brunot" Film publicitaire "Picon" Film publicitaire " Robert" Film publicitaire "Vicat" Film publicitaire "Dewar's" Les miracles du Brahmine .20 m Bagarre entre journalistes .20 m L'illusioniste double et la tête vivante .30 m Le déshabillage impossible .20 m Les visiteurs sur le trottoir roulant .20 m Le sinfortunes d'un explorateur .40 m http://genclikcephesi.20 m La crémation .20 m 1900 Film publicitaire "Bornibus" Film publicitaire "Veuve c.20 m Création spontanée .20 m Panorama pris du trottoir roulant : Le Champ de Mars .20 m Le conférencier distrait .20 m Une mauvaise plaisanterie – 20 m Le savant et le chimpanzé .20 m L'homme-orchestre .35 m 1901 La maison tranquille .250 m Les sept péchés capitaux .20 m Suicide du Colonel Henry .40 m La dégradation .20 m La lune à un mètre .20 m Le Christ marchant sur les flots .70 m Rêve de Noël .35 m le temple de la magie .20 m Neptune et Amphitrite .40 m Le réveil d'un homme pressé .20 m Atelier d'artiste -20 m Un homme de têtes .20 m L'ours et la sentinelle .60 m Le prisonnier récalcitrant -20 m Le rêve du Radjah ou la forêt enchantée .20 m Le chevalier mystère .60 m Prenez garde à la peinture .20 m Excelsior ! .20 m Le livre magique .40 m Panorama de la Seine .20 m Tom Whisky ou l'illusionniste truqué .40 m Le portrait mystérieux .60 m Danse du feu .20 m La chirurgie de l'avenir .20m La tour maudite -60 m La chrysalide et le papillon .20 m La pierre philosophale -20 m Le miroir de Cagliostro .40 m Le Congrés des Nations en Chine -20 m Les mésaventures d'un aéronaute . port de Granville .20 m Panorama circulaire : Pont d'Iena .20 m Panorama pris du trottoir roulant : la Place des Invalides .160 m L'antre des esprits .20 m Combat de coqs .20 m Entrevue de Dreyfus et de sa femme à Rennes .20 m L'avenue des Champs-Elysées et le Petit Palais des Beaux-Arts .com 13 .20 m Un bon lit . La dictée du bordereau .50 m Chez la sorcière .20 m Richesse et misère ou la cigale et la fourmi .Vue panoramique prise du train électrique .80 m Farce de marmitons .blogspot.20 m L'artiste et le mannequin .20 m Entrée d'un paquebot.20 m Funérailles de Félix Faure .20 m Une noce au village .20 m Panorama de la Seine .20 m Dislocation mystérieuse .20 m Spiristisme abracadabrant .20 m Le spectre .20 m Rêve d'artiste .40 m Le tonneau des Danaïdes .20 m Evocation spirite .60 m Vue de remerciements au public .40 m L'homme protée .20 m Force doit rester à la loi .40 m Duel politique .35 m Le petit chaperon rouge .20 m Débarquement à Quiberon .40 m Charmant voyage de noces .40 m Bouquet d'illusions .20m Mise aux fers de Dreyfus .20 m Attentat contre Me Labori .20 m * Films dans le cadre de l'Expositon Universelle de 1900 * La porte monumentale .40 m Jeanne d'Arc .30 m Le charlatan .20 m Le fou assassin .20 m Coppélia ou la poupée animée .20 m Le trottoir roulant -20 m Vue panoramique prise de la Seine : le Pavillon des Armées de Terre et de Mer 20 m Vue panoramique prise de la Seine : les Palais Etrangers .20 m Vue panoramique prise de la Seine : panorama général du Vieux-paris .60 m Le chimiste repopulateur .20 m Fatale méprise .20 m L'homme aux cent trucs -50 m Guguste et Belzébuth .70 m Le repas fantastique .40 m Les deux aveugles .20 m La vengeance du gâte-sauce .

70 m Le diable noir .50 m Les mousquetaires de la reine -50 m Le puits fantastique .65 m L'oracle de Delphes . Latourte .80 m Les aventures de Robinson Crusoë .com 14 .50 m L'enchanteur Alcofribas .70 m Le phénix ou le coffret de cristal .L'omnibus des toqués ou blancs et noirs .60 m Eruption volcanique à la Martinique .50 m Phrénologie burlesque .V.40 m Illusions funambulesques .90 m Le menuet lilliputien .60 m Le merveilleux éventail vivant .50 m Le royaume des fées .55 m Un prêté pour un rendu . .402 m Les costumes animés .260 m La clownesse fantôme .40 m Un miracle sous l'Inquisition .100 m La tour de Londres ou les derniers moments d'Anne de Boleyn 135 m La chaise à porteurs enchantée .35 m Le sorcier .100 m Le rêve du maître de ballet .50 m La flamme merveilleuse .85 m Le système du Docteur Souflamort .30 m La libellule .50 m Une indigestion .65 m 1906 http://genclikcephesi.25 m La guirlande merveilleuse .40 m 1903 Un malheur n'arrive jamais seul .50 m Mariage par correspondance -40m Voyage à travers l'impossible .40 m Le revenant .40 m Nain et géant .50 m La providence de Notre-Dame-des-Flots -100m La fête au Père Mathieu -65m Le barbier de Séville .P.60 m Le thaumaturge chinois .30 m Les trésors de Satan .45 m Le rêve de l'horloger .20 m La fontaine sacrée ou la vengeance de Bouddha .20 m L'homme à la tête en caoutchouc -50 m Le diable géant ou le miracle de la madone .50 m Le tonnerre de Jupiter .30 m Douche du colonel .blogspot.70 m Les apparitions fugitives .100 m La statue animée .30 m 1904 Le coffre enchanté .60 m La lanterne magique .40 m La femme volante 40 m L'équilibre impossible .30 m Barbe-Bleue .50 m Les transmutations imperceptibles .40 m Le rosier miraculeux .60 m Une chute de cinq étages .85 m Le voyage de Gulliver à Lilliput et chez les géants .70 m Le parapluie fantastique 55 m Tom Tight et Dum Dum .50 m Les invités de M.50 m L'homme-mouche .70 m L'auberge du bon repos .70 m Le miroir de Venise .20 m Voyage dans la lune .Monte-Carlo en deux heures -200 m L'île de Calypso .90 m Le tripot clandestin .30 m Catastrophe du ballon .374 m Le juif errant -60m La cascade de feu -60m La grotte aux surprises -35m Détresse et charité -190m Les cartes vivantes-50m 1905 Le roi des tireurs .260 m Le joyeux prophète russe .65 m Le palais des mille et une nuits 440 m Le compositeur toqué . l'enfant terrible .45 m Au clair de la lune ou Pierrot malheureux .40 m Le roi du maquillage .320 m Le maestro Do-Mi-Sol-Do .70 m Jack et Jim .30 m Le bataillon élastique .20 m L'oeuf du sorcier .80 m Les filles du diable .40 m Match de prestidigitation .145 m Le bourreau turc .60 m Le rêve du paria .55 m Damnation du Docteur Faust .60 m La dame fantôme .20 m 1902 Film de commande Le sacre d'Edouard VII L'armoire des frères Davenport .70 m Les mésaventures de M.40 m La danseuse microscopique .85 m La planche du diable -40m Le diner impossible -40 m La sirène .40 m L'école infernale .50 m Le monstre .55 m Le raid Paris .280 m La corbeille enchantée .210 m Le chapeau à surprises .320 m Le chaudron infernal .45 m Benvenuto Cellini ou curieuse évasion .405 m Le cauchemar du pêcheur ou l'escarpolette fantastique .20 m Siva l'invisible .85 m Le cadre aux surprises .25 m Le pochard et l'inventeur .60 m Le baquet de Mesmer .40 m Le mélomane .30 m Le portrait spirite .50 m Le cake-walk infernal -100 m La boîte à malice . S.60 m Un peu de feu.55 m Jack le ramoneur .60 m Le peintre barbouillard et le tableau diabolique .45 m Les apaches .65 m Les piqueurs de fûts . boit-sans-soif .50 m Faust aux enfers .65 m Les chevaliers du chloroforme .60 m La légende de Rip Van Vinckle .90 m Sorcellerie culinaire .55 m Le dirigeable fantastique ou le cauchemar d'un inventeur .70 m Un feu d'artifice improvisé .50 m Bob Kick.

276 m Le génie des cloches ou le fils du sonneur .72 m L'alchimiste Parafaragaramus ou la cornue infernale .297 m L'avare .120 m Un homme comme il faut .105 m Pauvre John ou les aventures d'un buveur de whisky .243 m Pour les p'tiots .345 m Fin de réveillon .Paris en automobile .115 m La prophétesse de Thèbes .34 m Rivalité d'amour .195 m The match of catchy songs .305 m La nouvelle peine de mort .95 m The mischances of a photographer .118 m French interpreter policeman .60 m 1908 Le génie du feu .105 m Mariage de raison et mariage d'amour .com 15 .176 m La curiosité punie ou le crime de la rue du Cherche-Midi à quatorze heures .137 m L'habit ne fait pas Lemoine u fabricant de diamants .88 m Le trait d'union .150 m Le tambourin fantastique .270 m Le conseil du Pipelet ou un tour à la foire .115 m La marche funèbre de Chopin .72 m Les quat' cents farces du diable .Salon de coiffure .110 m François 1er et Triboulet .80 m Le mariage de Victorine .380 m Sortie sans permission .115 m The forester's remedy .138 m Le mariage de Thomas Poirot .236 m Robert Macaire et Bertrand.444 m Le rastaquouère Rodriguez y Papaguanas .75 m Deux cent milles sous les mers ou le cauchemar du pêcheur .235 m 1912 http://genclikcephesi.180 m Le roi des médiums . le bûcheron ou le miracle de Saint Hubert .95 m Il y a un dieu pour les ivrognes .192 m Pour l'étoile S.75 m Les bulles de savon animées . les rois des cambrioleurs .149 m Anaïc ou le balafré .103 m La fée libellule ou le lac enchanté .142 m Le tunnel sous la Manche ou le cauchemar anglo-français .135 m Hamlet .60 m Les incendiaires .195 m The woes of roller skaters .120 m Les illusions fantaisistes -100 m Si j'étais roi !!! .40m 1911 Les hallucinations du Baron de Münchausen .128 m Pochardiana ou le rêveur éveillé .175 m A tricky painter's fate .40 m Le fantôme d'Alger .110 m La perle des servantes .70 m 1907 La douche d'eau bouillante .174 m la fontaine merveilleuse 168 m L'ascension de la rosière .V.150 m Le jugement du garde-champêtre .110 m La colle universelle .265 m Les fromages automobiles .155 m Oriental black art .71 m Trop vieux ! .208 m Tartarin de Tarascon .260 m La bonne bergère et la mauvaise princesse .277 m La toile d'arignée merveilleuse .240 m Le locataire diabolique .Film de commande Vers les étoiles La magie à travers les âges -72 m L'honneur est satisfait .75 m Les affiches en goguette .75 m The hotel mix-up .167m Papillon fantastique -80m La gigue merveilleuse .175 m Love and molasse .53 m Le quiproquo .115 m Le delirium tremens ou la fin d'un alcoolique .170 m Le raid New York .140 m La mort de Jules César .90 m La boulangerie modèle .105 m La cardeuse de matelas .280 m La poupée vivante .364 m Le carton fantastique .170 m Le placard infernal .320 m Torches humaines .280 m L'anarchie chez Guignol .105 m Nuit de carnaval .P.103 m Conte de la grandmère et rêve de l'enfant .100 m Eclipse de soleil en pleine lune . .110 m La photographie électrique à distance .90 m Ali Barbouyou et Ali Bouf à l'huile .165 m Le nouveau seigneur du village .60 m La fée Carabosse ou le poignard fatal .65 m Le fakir de Singapour -105 m Two crazy bugs .175 m Le rêve d'un fumeur d'opium .100 m Satan en prison .95 m Why that actor was late .115 m La cuisine de l'ogre .175 m Bernard.143 m Le serpent de la rue de lune -153 m High-life taylor 62 m Lully ou le violon brisé .278 m Hallucinations pharmaceutiques ou le truc du potard .75 m L'hôtel des voyageurs de commerce ou les suites d'une bonne cuite .blogspot.140 m 1909 Hydrothérapie fantastique .135 m La civilisation à travers les âges .135 m .

kalabilmeyi becere-bilen Linder. Max toréador 1912. Max in Taxi 1917. Le Petit Café 1919. Çalışmalarında aldığı sahne eğitiminin faydalarını görüyor ve bunları elinden geldiğince kullanıyordu. Les Débuts d’un patineur 1907. Seven Years Bad Luck 1921. Ana konu yakışıklı karekterin kadınlar etrafında yaşadığı maceralar olarak ortaya konmaktaydı. Lakin Fransa’ya döndüğünde isminin Chaplin’in ünü altında ufalandığını gördüğünde gerçekten ruh sağlığı bozuldu. 1922 senesinde ise Üçü Bir Yerde’yi gerçekleştirdi. 1910 senesinde yaptığı Max prend un bain muhteşem olarak nitelendiriliyordu.com 16 . Onun yetenekleri gerçek anlamda sinema tarihinin geleceği için önem taşıyordu ve yeteneği gerçek anlamda hâlâ hakkında yazabileceğimiz kadar iyi idi. Essanay Company tarafından kendisine Amerika teklifi yapıldı ve sözleşmeyi kabul etti. İlk öğrenimini Bordeaux Konservatuvarı’nda alan Linder. İmdat adlı korku komediyi yaptığında sene 1923 idi. Amerika’da aldığı başarısızlıklar savaş sırasında aldığı fiziksel yaralardan daha çok ruhunu zedeledi. Sahnedeyken gerçek anlamda doğal olabilmeyi.blogspot. Au secours! 1923. 1910’lu yıllarda artık bir Max karekterinden söz edilmekteydi. Bir çiftçi çocuğu olarak doğdu Linder ve gerçek adı Gabriel Leveille’idi. 1924 senesine vardığında. Yıl 1905 iken Pathé ’de çalışmaya başladı ve ismini de bu süreçte gizlemek adı altında değiştirdi.400 m 1913 Le voyage de la famille Bourrichon . Viyana’da çektiği bu son filmi ile neredeyse kariyeri tamamen bitti. Gance ile beraber Au secours!. ilk olarak Paris’te Ambigu kumpanyasında yer aldı. 1921 yılında. Ama çalışmalarını terk etmedi. Karım Ol. Max professeur du tango 1912. Yedi Yıllık Kötü Şans. Max victime de quinquina 1911. Les Débuts du Max au cinéma 1910.A la conquète du pôle Cendrillon ou la pantoufle merveilleuse -615 m Le chevalier des neiges . Le Roi du cique’i çekti. Max veut fair du théâtre 1911. o bir deha” diyordu. MAN RAY http://genclikcephesi. kendisinden Chaplin’in yerini alması istenmişti. Dönemin komedi yıldızı olan André Deed’in Itala Studios’a geçmesiyle Linder başrollere kavuştu. Sirkin Kralı. The Three Must-Get-Theres 1922. Linder arkasında hatırlanacak şu filmleri bırakmıştı: La Premiére Sortie d’un collégien 1905. aynı yıl içinde. Sahneye olan sevgisi çocukluğundan itibaren hep onda varolan bir şeydi. Max prend un bain 1910. o yakışıklı ve genç bir karekter çizmekteydi.405 m MAX LINDER Chaplin onun için “ben herşeyi ona borçluyum. 1921’de Chaplin’in ısrarlarıyla Amerika’ya dönecek ve üç uzun metraj yapacaktı. Aşık olduğu 17 yaşında ki sevgilisiyle beraber trajik bir ölümle (bir otel odasında Linder ve sevgilisinin bilekleri kesilmiş olarak cesetleri bulunmuştu) yaşamı sona erdiğinde yıl 1925’ti. Max pédicure 1914. Be My Wife 1921. Kısa bir süre zarfında bir komedyen olarak ün yaptı. Max Linder sadece bir oyuncu değildi. Dönemdaşı diğer tiplerden zarifliği ile ayrıldı. gerçek anlamda bir yaratıcılık barındır-dığından aynı konuları rahatlıkla çeşitleyip başkalışım-larını sahneye dökebiliyordu.

kullandığı aynalar vasıtası ile çarpıtarak oluşturduğu filmi tabanda bir aşk hikayesi anlatısı olmakla beraber arayazıları şair Roberto Desnos’un şiir alıntılarınca oluşturulmuştur. Philedelphia doğumlu fotoğraf manyağı filmlerinde olduğu gibi fotografide de avant garde tavrın sahibi idi. Duchamp sineması çok genişlemiş olmasa da. Noailles Visconte’unun şatosunda geçirdiği tek gecelik misafirliğinde oluşuyor. Man Ray. sokar sokmasına da gördüğü tepkiler öylesi inanılmaz olur ki henüz gösterimdeyken durdurulur film. O -aslında. 27 de ise Abstract’ını yaptı. sanatçımız iki film dışında oyunculuğunun yanı sıra başka isimlerin senaryo metinlerine de yazılımcı olarak bulaştırmıştır kendisini. ilgi çekici montajı ile dikkat çeken ve yönetmenin kaale alınan ilk filmi olan Ménilmontent 1924 de gerçekleşiyor. 76 da ölüyor ve 29 da yaptığı bu son filminden sonra film denemesinde bulunmuyor. son filmini 1929 da çekiyor. Tam dört sene sonra sanatçı. http://genclikcephesi. Dikkat çeken ikinci filmini Brumes d’Automme adıyla ilkinden iki yıl sonra gerçekleştiren Kirsanov. filmleri tablolarının devamıdır şeklinde kullanılan tanımlama çok doğru bir yaklaşımdır. 1925 de Anaemic Cinéma’sını.com 17 . avant garde film yaşamına 1923 senesinde Paris’te başlıyor. 1934 de Rapt filminde uzun metraj kullanarak görsellik-işitsellik karşıtlığını irdeliyor. DUCHAMP Kübizmin. aranan ismi olur. New York dada oluşumunun temel taşı olur kendileri ve çok hızlı bir şekilde gerçeküstücülükle kucaklaşır[doğal olarak] ve oluşumun ağır abisi. KIRSANOV Bir Estonya’lı olarak dünyaya gelen Dimitri Kirsanov. dadacılığın besleyicisi. Blainville/Fransa da 1887 senesinde doğdu. Fotograf tekniğiyle tipik benzeşim içindeki üç dakikalık ilk filmi Le Retour a la Raison’u 1923 senesinde gerçekleştiren Ray. Tam anlamıyla soyut olan film 17 dakikalık bir uzunluğa sahip ve nesnelerin pelikül üzerindeki yansımalarından meydana geliyordu. Ray. gerçeküstücülüğün.blogspot. Kamera kullanımındaki özgünlük. bu işi alışkanlık haline getirip daha sonra ki filmlerinde de eşini başrolde kullanıyor. Görüntüleri. Ray.sinema ile sanatının sınırlarını genişletmek istemiştir. Les Mystéres de Château de Dé ismini alan 22 dakikalık film. Kaçınılmaz olarak sinemasında ressamlığını kullanan Duchamp için. filmini tamamlamasının hemen ertesi gününde dadacı bir gösterimde ilk sunuma sokar. Filmde eşine başrol veren Dimitri. 1924 te Emak Bakia’sını yapıyor.Kocamanlaştırılacak bir isim olan Ray ve sanatı keşke sinema adı altında çok-çok daha ürün vermiş bir isim/oluşum olsa idi. Avant garde sanat yaşamını filmleriyle deneylememesi elbette ki düşünülemezdi. L’Etoile du Mer’i ortaya koyuyor.

İlk [deneysel] filmini Fait Divers adıyla 1923 senesinde çeken yönetmen Clair’in asistanlığını yapmağa başlamasıyla avant garde yönünü kuvvetlendirmeğe başlamış oldu. son filmini 1938’de çekip 41 yılında yaşama elveda demiştir. 1936 Donogoo gibi konvansiyonel filmlere imza atmış.1931 Pur sang -1931 La Pente 1931 Le Fils du rajah -1931 Buster se marie -1932 Un client sérieux -1932 Le lombier moureux -1932 La Peur des coups -1932 Monsieur le duc -1932 Invite monsieur a îner -1932 Le Gendarme est sans pitié -1932 L’Athléte incomplet -1933 Ciboulette 1938 L’Affaire du courrier de Lyon -1938 Le Ruisseau -1939 Fric-Frac -1939 The ysterious Mr Davis -1942 Le Mariage de chiffon -1942 Lettres d’amour -1943 Douce -1945 Sylvie et le fantôme -1946 Le Diable au corps -1949 Occupe-toi d’Amélie -1951 L’Auberge rouge -1952 Les Sept péchés capitaux -1953 Le Bon Dieu sans confession -1954 Le Blé en herbe -1954 Le Rouge et le noir -1955 Marguerite de la nuit -1956 La Traversée de Paris -1958 En cas de malheur -1958 Le Joueur -1959 La Jument verte -1960 Les Régates de san Francisco -1960 Le Bois des amants 1961 Vive Henri IV.D ye göç ettiğinde yıl 1930 idi.vive l’amour! -1961 Tu ne tueras point -1961 Le Comte de Monte Cristo -1963 Le Meurtrier -1964 Umorismo nero -1964 Le Magot de Josefa -1965 Le Journal d’une femme en blanc -1966 Une femme en blanc se révolte -1967 Le Plus vieux métier du monde -1968 Les Franciscain de Bourges 1969 Les Patates -1972 Le Rouge et le blanc -1977 Gloria CHOMETTE Kendileri René Clairin ağabeyleri olup 1896 Paris doğumludur. 1923-5 zarfında saf sinema dahilinde avant garde tavırlı Jeux des Reflets et de la Vitesse Cing Minutes de Cinéma Pure gibi filmler yapan sanatçı 1927de Modemoiselle.. Sinema ile La Carnaval des Vérites filminin dekor ressamlığını yaptığı sıralarda tanışır.com 18 . Bu tarihten itibaren 1977’ye dek film çeken Lara’nın oldukça kalabalık filmografyası aşağıdadır: 1923 Fait divers-1926 Vittel -1929 Construire un feu. Dünya savaşı döneminde annesi ile İngiltere’ye göçer ve 19 yaşında Fransa’ya döndüğünde aklından hiç çıkarmadığı sanat yaşamına bırakır kendini.blogspot. Deux Amis.. LOUİS DELLUC http://genclikcephesi.Kariyeri. AUTAN-LARA 1901 Paris doğumlu Lara. yaşamını geçtiğimiz dört sene öncesinde yitirdi. yarı ve tam ticari filmlerden oluşsa da yönetmenimiz. Arriére Saison La Mort du Cerf filmleriyle avant garde yanını ortaya koyuyor ve 1957 de dünyayı terkediyor.B. Yönetmen A. bu kuvvetlenmenin ürünü 1927 de yaptığı deneysel bir London uyarlaması Construire un Feu oldu.

Le Chemin d'Ernoa 1921. (Güneşin Ölümü) idi. (Gülümseyen Bayan Beudet) ve 1927’de yaptığı La Coquille et le Clergyman. La Coquille et le Clergyman. bu etkileyici iki filmde kişileri. Dulac. O buna sinema ile fotoğrafın uyuşması diyordu. fotoğrafın önüne geçerse orta da film diye bir şey kalmaz” düşüncesiyle hareket ediyordu.com 19 . Ames de Fous ve Delluc’un senaristliğini yaptığı La féte Espagnole’un yönetmenliğini yaptı. Dulac’ın erkek egemenliğine karşı tepkisini bir izlenimci olarak ortaya koymaktaydı. Fransız İzlenimciliği diye adlandırılmış olan dönemin yaratılış sürecinde büyük rol oynayan Delluc aynı zamanda ilk sinema eleştirmenlerinden-dir. ilk zamanlarda sinema ile ilgili biri değildi. İlk senaryosu Germaine Dulac tarafından 1919'da perdeye taşınmıştır ve 1924'te (33 yaşındaydı) ölmeden önce yedi kişisel film gerçekleştirme imkanı bulmuştur.Filmografisine bakacak olursak: Le Silence 1920. (Deniz Kabuğu ve Din Adamı) filmleri sağladı. belirli bir topluluk ya da halka değil. amaçları doğrultusunda eşini terkeden kadın doktorun anlatıldığı bir yapıt olan La Mort du Sleil. Gazeteciler 1937'de mevsimin en iyi filmi ödülüne onun adını vermişlerdir. karışık ruh hallerini yansıtan bir ortama koyarak. Tüm bir kentin izleyici olarak katıldığı Yunan Tiyatrosundan bu yana ölmüş sayabileceğimiz topluluk sanatına sinema yeniden yakınlaştırır bizi. aşk ve ölüm tragedyası üzerinde durdu. 1922 yılında çektiği filmi ise tüberküloz üzerine yarı belgesel nitelikli. Aldatma (1915)’sını izledikten sonra sinemaya ilgi duymaya başlamasıyla dile getirir. L'Inondation 1924. La féte Espagnole filminde. Delluc’un edebiyata olan düşkünlüğü haliyle sinema paradigmasına da yansımış ve Fransız İzlenimcilerinin edebiyata bağlılıkları da bu şekilde açıklanmıştır. Dikkatleri üzerine 1915 tarihli.1890 yılında Cadouin'de doğdu ve 1924'te Paris'te öldü. Yukarıda Avant-Garde başlığı altında da değindiğimiz gibi Delluc için kilit nokta. Yazdıklarıyla kendisinden sonra gelecek olan kuşak içinde gerçektenten büyük önem taşıyan bu isim 34 gibi genç bir yaşta vefat etmesine rağmen eleştiri ve estetiğe getirdiği açılımlar çok önemlidir. (Düşman Kardeşler) yapımıyla çekti. Delluc adına her sene düzenlenen bir ödül töreni vardır. (İlki Alice Guy’dır) La Française dergisinin başına geçtiğinde dönemin en önde gelen feministlerinden biri olarak isim bıraktı. Fièvre 1921.” İşte bu sözleri seyrettiği ve etkilendiği. Sinema dünyanın tümüne seslenir. 1923 tarihli La Souriante Madame Beudet. Mille’in The Cheat. Geneli bir denizci barı dekoru içinde geçen Fièvre ve rüzgarın hareketlendirdiği doğal bir dekorda çekilen La Femme de nulle part. GERMAINE DULAC Avant-Garde Sinemada ve Fransa sinemasının yeniden yapılanmasında yeri olan isimlerden biri. Sinemaya gerçek anlamda katkıları olan bu önemli isimin yaptığı büyük işlerden biri de kurduğu ciné-clup’ler olmuştur ki onun etkisiyle dünyanın bir çok ülkesinde de bu klüpler kurulmuştur. kavranamayan kurguyu gerçeğin bir kanıtı yapmıştır. Fransız sinemasını güçsüz bırakan birinci dünya savaşının sonunda ilk öncü akım Louis Delluc'un etrafında oluşmuştur. La Femme de nulle part 1922. “Şayet ki filmde salt güzelliği yaratma amacı. Yönetmenin Avant-Garde çizgiyle anılmasını ise. “Sinema” der Delluc: “Tiyatrodan daha fazla bir ti-yatroluk barındırır içinde.blogspot. Dans l’Ouragan de la Vie. hava ve ışığın ana etken olarak kullanıldığı. Fransa’nın ikinci kadın yönetmeni olmuştur. Geo le Mysterieux. bir savaş sırası filmi olma özelliğini taşıyan Les Soeurs ennemies. İş hayatına gazetecilik ve tiyatro eleştirmenliği ile başlayan yönetmen. feminist eğilimini. Ticarete ve http://genclikcephesi. fotojeni idi. film. Sonrasındaysa. Yönetmenin Antonin Artaud’nun Düşleri olarak isimlendirdiği 45 dakikalık yapıtı. (Deniz Kabuğu ve Din Adamı) adlı ilk gerçeküstücü film ünvanını alan yapıtında dahi ortaya koymuştur. Aslında bir gazeteci olan Delluc. Film d’Art ve de düz öykü tarzı yapımlar onu sinemadan uzak tutmaya yetmiştir. Le Tonnerre 1921. Fumée noire 1920. bir din adamının bilinçaltında bastırdığı cinsel arzularının karabasan olarak dışa vurumunu anlatmaktaydı ve İngiltere’de gereksiz bir film olarak damgalanıp sansüre uğramasından ziyade kendi çevresince de tepkiyle karşılandı.

Epstein. Mesela. sabitleşmiş ele alındığı hikâyeler anlatılır ki? Bu bakış açısı salt algısal yanıltılardır. sinema okullarında verdiği dersler ve yayınlanan kitaplarıyla da etkili olan bir isimdi. filmleriyle olduğu kadar. Les Batisseurs. Chanson d’Armor. “sanat simgesel olmadığı sürece sanat değildir” ifadesiyle filmlerine vereceği rotayı da çizmiş oluyordu. kişinin omuz çekimi ile aktarıldığında çok daha görkemli bir tablo çıkar ortaya. konu bize ne kadar yakınlaştırılırsa o kadar coşturucu olur. çok daha doğal. (Etna’nın Sinemayı Görüşü. Tiyatroyu bir düz <yüz>ey oyunu olarak düşünürsek sinema (mekansal olarak ) bir uzay sanatıdır. sanat olan sinemanın tüm sunilikleri kendinden dışarı atmak amacı olduğu değil. JEAN EPSTEIN 1897 doğum tarihli Epstein’de bir Delluc Okulu ismi. Beyazperde ise bu anlatının. 1936’da basılan Le Cinéma vu de I’Etna. Zira gerçekte uzayın içerisinde geçerliliği olan da tiyatronun değil sinemanın yaklaşımıdır. Bunun açılımı. görsellik ve ses aktarımını başkalaşıma uğramış bir bakış açısıyla yerleşik değerlere karşı kullanarak algısallık dahilinde yeni duygusal noktalar geliştirmek.com 20 . Sinema adına ilk ürünü 1921 yılında. Sadece öncesi ve sonrası olmayan durumlardır aslında söz konusu edilebilecek olan. (Tarihin Hizmetinde Sinema) isimli bir derleme. bir kronolojikleşme. daha içsel bir yalan<cılık>dır. kuramsal-eleştirel yazılarını topladığı Bonjour Cinéma. Bu film Epstein’ın daha öncelerde kaleme aldığı düşüncelerinin görsel ispatı niteliğindeydi. az belirgin. Beyazperde de yalan. uzaysal boyutun ruhsal yapısının ortaya çıkmasına yarar. Coeur de Gueux. özellikle yazdıklarını da bakacak olursak Epstein’de bu çizgiden pek uzakta değildir: Epstein et photogenie -Epstein ve Fotojeni-si üzerine kendi betimlemesi: “Şu bir gerçektir ki. öykülerden oluşmuş da değildir ve hiçte böyle olmamıştır. (Usherlar’ın Çöküşü) ardından yönetmen sesli sinema dönemine girmiş ve filmler çekmiştir. en küçük bir mırıldanmayı algılayıp aynı insansı doğrultuda (gerçeğin olduğu gibi) anlatıyı ortaya koyar. 1922’de yaptığı ve tabanını Balzac’tan alan uyarlaması L’Auberge Rouge. Zaten bunları böyle yapmak zorundadır.öyküye dayanan sinemanın gerçek sinemayı katlettiğini düşünen yönetmen duygu ve akla seslenen tüm görseliteyi kullanmaktan yanaydı. yüzdeki en ufak bir ürpertiyi. Bir tıp okulu mezunuydu fakat hep farkında olduğu sinemanın yaşamına girmesi pek zor olmamıştı. tükenmezcesine bir konuyu gerektiren estetiğini kavrayan bu içsel http://genclikcephesi. Mercek ve mikrofon ise. aksine. (Sinemanın Ruhu) olarak sıralayabiliriz.) 1947’de yayınladığı Le Cinéma du Diable. (Kanlı Han) ve ardından René Clair’in büyülendiğini söyleyeceği Coeur Fidéle’i (Sadık Kalp) çekmiştir. Epstein şöyle demiş ve bu söylediklerini de filminde bire bir işlemişti: “Neden bir düzenek ile kalıp-laştırılmış olaylar. L’Or des Mers. Bunun ardından yaptığı filmler arasında önem kazanabilen yapımı sadece 1927’de yaptığı La Glace a trois faces. (Günaydın Sinema) olmuştur. üç-beş metrelik bir mesafeden duyulan ve bu amaçla yazılan Jean Giraudoux’nun bir metni. Delluc için photogenie’nin öneminden bahsetmiştik. 1922 senesinde ise önemli başarı kazanan ilk filmini Pasteur’ü yapmıştır. (Üç Yüzlü Ayna) olmuştur. (Şeytanın Sineması) ve de 1955 tarihli L’Esprit du Cinéma. izleyicilerin yakından kendisini incelemesine izin verir.” Simgeciliğin gelişimini etkileyen 1928 yapım yıllı La Chute de la Maison Usher. onun başvurduğu sunilik az süslü. Artéres de France. bir yıl sonrasında ise Thémes et Variations ve Disque 927 isimli ses ve görüntü oyunları içeren deneysel filmler ortaya koydu.” 1925 senesinde Fransız Sinema Klüpleri Fedarasyonu’nun kurucu başkanlığına geçen Dulac 1927 senesinde Le Cinéma Service de l’Histoire. 1942’de öldü. bu kitapları. Yaşam böyle kurulmuş değildir. tiyatro gibi olayların karşısında durup onları sabit bir uzaklıkta ve klişe bir zamansal ritm içinde göstermez. Seyirciye sunulan zaman ve uzaklık onlar tarafından anlaşılabilir olmalıdır. Les Bercaux. La Réve. O. Avant-Garde çizgiyi şöyle tanımlayacaktı: “teknik. Sinema sürek halinde değişen “yakınlık sanatı”dır.blogspot. ve son filmi Les Feux de la Mer. Filmdeki öykünün sonsuz. olgu ve duyguların ardıllaşmış. doğru olmak zorunluluğunda bulunmamak için.

1925te L’Image ve Gribiche’i yapmış ardından ise bir Carmen versiyonu çekmiştir. Sahneye ilk kez 19 yaşında Brüksel'de aktör olarak çıktı ve 1909'da Moliére'de ilk film oyunculuğunu gerçekleştirdi. bir hareketi. eski sessiz filmlerini zenginleştirerek.Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru gerçekleşen çarpışmaları içeren 3 saatlik güçlü bir savaş karşıtı epik olan J'Accuse filmi ile uluslararası ün kazandı. dış çekimleri için aylarca çöl ortamında kalarak o güne kadar yapılmamış bir olayı gerçekleştirdiği yapıtı L’Atlantide ile devam etmiştir.D. J'Accuse'da yenilikçi yönetmenin 1927 yılında yaptığı muazzam Napoléon filminde geliştireceği deneysel teknikler kullanıldı. İlk çıkışını İskandinav bir atmosfere sahip L’homme du Large. Gance. 1911'de yaptığı La Digue filmi diğer ilk dönem filmleri gibi başarısızdı.blogspot. 1960'da film yapımcılığı kariyerine Austerlitz gibi tarihi dramalar yaparak devam etti.1981'de Christopher Columbus hakkında epik bir film yapma arzusunu gerçekleştiremeden öldü. 1943'te Nazi istilası yüzünden Fransa'dan kaçtı. meydana koymak mecburiyetindedir.com 21 . J'Accuse ve Napoléon gibi eski şaheserlerinin sesli versiyonlarını yaparak geçirdi. Konu. 1922’de bilinçli olarak meydana getirilen görüntü bozukluklarını psikolojik araştırmalarla desteklediği Anatol France’dan uyarladığı adli sisteme bir yergi niteliğindeki Crainquebille’i sonrasında 1923 senesinde Visages d’enfants. uzayın içine yerleşme tarzını. Filmin başarısı 6 saatlik uzunluğu ve filmi gösterecek projeksiyon ekipmanlarının ve uzmanının yetersizliği nedeniyle gölgelendi. (Rahmetli Mathias Pascal)’ı simgesel görsel bakışının öğelerini taşıyordu. 1923 tarihli Don Juan et Faust ardından Alman Dışavurumcu Sinemasından faydalanmayı denedi ve izle-nimci-simgeci noktalar taşıyan 1924 tarihli L’Inhumaine. sinema yaşantısına kısa filmler çekerek başlamış. 1954’den yaşamının sonuna dek televizyon dramaları yapmıştır. öykünün usul ve öncül olayları ise. Hukuk ve sosyal bilimler eğitimi almıştır fakat ilgi alanı olarak seçtiği edebiyatla isim yaptı.E. I. Zamanının çoğunu. Uzun yıllar boyunca film yapmaya devam etmesine rağmen asla 1920'lerdeki sessiz film dönemindeki şöhret ve çoşkuyu devam ettiremedi.gerçekçilikte belge filmlere duyulan arzu gibi bir şey vardır. Sesli sinema döneminde varlığını sürdüremeyen yönetmen önemi dünyaca bilinen I.H. sessiz filmlerden sesli filmlere geçişte pek başarılı değildi. I. 1921 tarihli. 1911'de kendi film şirketini kurmadan önce oyunculuğa ve senaryo yazarlığına devam etti. Sarah Bernhardt ile oynayacağı 5 saatlik filmi Victoire de Samothrace. (İnsanlık Dışı)’nı yaptı. (Yazım Hatası). (Enginlerin Adamı)’yla 1920’de yaptı. sağlığının bozukluğu nedeniyle savaşın büyük bölümünden kaçındı ve 1919'da daha başarılı olarak film yapımcılığına döndü. 1917’de çektiği Konuk Evinin Yaşlı Kadınlarının ardından kariyerine 1919da La Faute d’Ortographe. 1928 senesinde Berlin’e giden yönetmen. Ailesi kariyerine avukat olarak başlaması yönünde cesaretlendirmişse de o genç yaşlardan itibaren tiyatroya tutkundu. JACQUES FEYDER 1885 ile 1948 yıllarında yaşamış olan Fransız Avant-Garde Sinemasının bir diğer ismi olan Feyder. burada bir Zola uyarlamsıyla çıkar http://genclikcephesi. 1925’e gelindi-ğindeyse Pirandello’dan uyarladığı Feu Mathias Pascal. MARCEL L’HERBİER Bir diğer Delluc Okulu ve Avant-Garde üyesi. Dünya Savaşı esnasında ordunun sinema kısmında görev almasıyla senaryo yazmaya da başlayıp sinemaya atıldı.C sinema okulunu kuran kişidir. Gance.” ABEL GANCE Fransız yönetmen Abel Gance 1889'da evlilik dışı bir çocuk olarak doğmuştur. yani sinemaya özgü tarzı. Dünya Savaşı'nın başlaması ile iptal edildi. 1929’da çektiği L’Argent yönetmenin en önemli filmi olarak kabul edilir. 1. Sonrasındaysa ilgi toplamayı beceren filmi 1921 yapımı El Dorado’yu çekti.

karşımıza; Therese Raquin. Aynı yıl çektiği Les Nouveaux, (Yeni Baylar) filminde kent soylu politikleri hicvettiği filmi hakkında Carné filmin önemli bir yapım olduğunu ve ilgi çekici bulduğunu söylemiştir. 1929’da son sessiz filmi The Kiss’i, ardındansa 1930’da Anna Christie’yi çeken yönetmen Amerika’da çektiği değeri bulunmayan filmlerinden sonra tekrar Fransa’ya döndü ve dönüşünün ardından; 1934’de Le Grand Jeu ve Pension Mimosas’yı 1935’de ise en başarılı yapıtı görülen La Kermesse Héroique’i yaptı.
RENE CLAIR

1898 doğumlu Clair; mizah ve bürlesk’in yanısıra fantastik ve gerçeküstü filmleri ile öne çıkmayı başarmış bir yönetmendir. O, film yapmayı sadece bir şey-i anlatmak değil onu aynı zamanda sinemasal olarak keşfetmek olarak algılamış ve bunu bu şekilde dile getirmiştir. Clair filmleri ne gerçekçi ne de gerçeğin dışıdır ama gerçeğe öykünerek onun hayalini yansıtırlar. I. Dünya Savaşı sonrasında gazetecilik, şarkı sözü yazarlığı, eleştirmenlik yaparak yaşamını idame etmiştir. Sinemaya oyunculukla başlayıp; senaryo yazarlığı ve yönetmen yardımcılığı yapmıştır. 1919 civarında Paris’te oluşan Littérature dergisi etrafında; Aragon, Breton, Fargue, Gide, Valery gibi isimlerle birlikte olup dadaist toplanımlarda katılımcı olarak bulunmuştur. İlk çıkışını 1923 tarihli Paris qui Dort, (Uyuyan Paris) ile yapan Clairin bu filmi için Charensol: “Jarry ve Apollinaire ile beslenmiş ve dada ile sarılmış” ifadesini kullanmıştır. 1924 yılında yaptığı ikinci filmi Entr’acte Eric Satie’nin bir bale yapıtının perde aralarında sunulmak için hazırlanmıştır. Film Avant-Garde’ın önemli eserlerinden biri olarak görülmüştür. Clair’in bu filmi; insanı şaşırtan me-taforlarla bezeli, dadaist şiir geleneğine bağlı ve amaçsız görüntülerin gaglarla desteklenmesinden oluşan bir yapıttır. Bu
eser Mayokovski’ye varasıya çok ismi etkilemiştir. 1925 senesinde sırada Voyage Imaginaire, (Düşsel Yoculuk) sonrasında ise bir uyarlama olan Un Chapeau de Paille d’İtalie, (İtalyan Hasır Şapkası) vardır. 1928 yılında çektiği Les Deux Timides, (İki Sıkılgan) filminde de başarısını sürdürmüştür. Sesli sinema sürecinin başlaması bir çok isimde olduğu gibi Clair’de de tereddütler yaratmıştır ama o bunun üstesinden gelecektir. Görüntünün büyük önemini vurgulamış ve sesi sadece gerekli olduğuna inandığı yerlerde kullanarak kariyerine devam etmiştir. Bu süreç ardından 1930’da kendini Sous les toits de Paris, (Paris Çatıları Altında) filmiyle ispatlamıştır. Ardından 1931 senesinde Le Million’u yapmış ve başarı çıtasını yükseltmiştir. 1934’de ise A nous La Liberté gelmiştir. Clair, 14 Juillet ile bu sefer 1932’de Paris’in tam anlamıyla içine girer. Yergisini kuvvetlendirdiği eseri Le Dernier Millardaire 1934 senesinde çekilmiş ardındansa 1935 senesinde İngiltere’ye gitmiş ve büyük beğeni toplayan The Ghost Goes West, (Hayalet Batı’ya Gidiyor)’u çekmiştir. 1940’da Alman işgali sebebiyle A.B.D’ye geçen yönetmen The Flame of New Orleans komedisiyle başarıya ulaşamamıştır. 1942’de işler biraz daha düzelir ve I Married a Witch ile ilgi görür. Başarılı olarak kabul edilen filmi, bir fantastik güldürü olan It Happened Tomorrow’u 1944’de gerçekleştirdi. Amerika’da ki son işi Agatha Christie uyarlaması olan And Then There Were’den sonra yurduna döndü. Bunun sonrasında Paris çocukluk günlerine göndermeler yapan Le Silence est d’Or, (Sükut Altındır)’ı 1947’de gerçekleştirdi 52 se-nesindeyse taşralı, utangaç bir kişiliğin kadınlarla düşlerinde yaşadığı öyküleri anlattığı Les Belles de Nuit, (Gece Güzelleri)’ni, 55 ve 57 yıllarında ise Les Grandes Manoeuvres, (Hileli Aşk) ve Portre de Lilas’yı yaptı. Son filmleri

olarak ise sırasıyla La Française et l’Amour, Tout l’Or de Monde, Les Quatre Verités, Les Fétes Galantes gelmiştir.
FERNAND LÉGER

1881-1955 yıllarında yaşam sürmüş bir isim Léger. Sanatçı, ressam; ölümünden sonra unutulmayan ve eserlerini sergilemek maksatlı, Fransa Biot’da kendisi için bir müze açılan üretken yaratıcı bir insan. O tıpkı Delluc gibi -ama ondan çokça farklı bir çizgide- gerçek bir Avant-Garde sanatçısı. 1955 senesinde öldüğünde son ve ikinci filmi olacak olan ama olamayan Le Ballet des Couleurs, (Renklerin Balesi) öncesinde sadece bir tek filmi ardında
http://genclikcephesi.blogspot.com

22

bırakmıştır: 1924’de yaptığı Le Ballet Mécanique. Léger 1908’de kübizm doğduğunda Avant-Garde eğilimleri gözlemlemiş ve onlara katılmıştı. O zamanlar da Léger; izlenimcilik ve fovizm öğeleri ile bezeli resimler yapmakla meşguldü. İlk savaş sonrasında ilgisini silindir etrafında yoğunlaştırdı ve savaşın ardından resimlerine hakim olan mekanik görüntüleri aktardığı makine dönemine giren Léger bu dönemden, pürizme ilgi duyarak kopacaktı ve bu süreçte de Mekanik Bale ortaya çıkacaktı. Bu anlatısız, öyküyü yok sayan film; biçimler ve ritm ile yoğunlaşan bir deneydir. Léger filmin öncesinde Chaplin filmlerini ve bunlar üzerine açılımlar yapan Delluc yazılarını okumuştu ve bu etkiyle sinemaya yönlendi. Zaten Léger bu etkiyi doğrulayan bir belirtiyi filmin başlangıcına yerleştirmiştir: Bir Şarlo figürü şapkasını çıkarır, kafasını sallar ve perde de Şarlo Mekanik Bale’yi Sunar ifadesi okunur. AvantGarde’ın sıkı yapımlarına karşı beğenilerini hep sunmuş olan Eisenstein, Léger’in bu senaryosuz, üçyüz çekimden oluşan ve ondört dakika süren; mekanik, insan ve dünya üçlemini görsel düzenlemeler, deneysel fotoğraf görüntüleri ile simgesel bir yapıda anlatmayı amaçlayan filmi için taktir ve beğenilerini sunmuştur. Yapıtını yedi dikey bölümden oluşturan Léger bunu; prizmalar yordamıyla görüntü kırılganlığı, yansıtıcı özellikli yüzeylerin deneysel fotoğraf çalışmaları, geometrik desenlemeler, bilumum mutfak eşyaları ve ‘şeyler gibi görünümlerin mekanik ama canlı ve eğlenceli, görsel bir dans kurgulamasıyla sunarak ortaya koymuştur.
JEAN RENOİR

1894 doğumlu yönetmen, “en Fransız yönetmen” gibi bir nitelendirmeyle anıldı. Kendisinden önceki kuşağı yok sayan ve suçlayan Yeni Dalga’cıların önemsediği tek yönetmen olmak gibi bir özelliği vardır. Dönemin isim yapmış empresyonist ressamı Auguste Renoir’in oğludur. Sinemayı seçtiğinde yıl 1924’tür. Aynı yıl içerisinde Une Vie sans Joie isimli ilk filmini ardından da bir melodram olan La Fille de L’Eau’yü yaptı, film; içerdiği rüya sekanslarıyla dikkat çekti. 1920 senesinde en iyi Zola uyarlaması ünvanını hak edecek olan Nanayı çeker. 1927’de yaptığı Marquitta ile dönemin dansı Charleston izlerini aktarmaktadır perdeye. Aynı tarihte yaptığı ve gerçek üstü bir atmosfere büründürdüğü filmi La Petite Marchande d’Allumettes, (Küçük Kib-ritçi Kız)’ı yapar. Bir uyarlama olan On Purge Bébé ve La Nuit de carrefour ardından La Chinne’i 1931 senesinde gerçekleştirir. 1932’de Yeni Dalga’nın habercisi sayılacak olan Boudu sauvé des eaux, (Sulardan Kurtarılan Boudu) gerçekleştirir. 34’de ise İtalyan Yeni Gerçekçiliğini etkileyecek olan Toni’yi yapan yönetmen filminde İspanya’dan Fransa’nın Province bölgesine gelen göçmen işçilerin yaşayışını konu edinmiştir. Renoir’in karamsarlığının son eseri olarak gösterilen ve patron
ile işçi ilişkisini konu alan 1935 yapımı Le Crime de M.Lange, (M.Lange’ın Suçu) filmi Halk Cephesi damgasını taşıyan ve patronların sistemini yeren bir film olarak dikkat çeker. Fransız Komünist Partisi’nin isteğiyle yapılan ve Halk Cephesi Hükümetini savunan La Vie est a Nous, (Yaşam Bizimdir) ise 1936’da hayat bulur. Film bir süreliğine de olsa sansüre takılacaktır. Gene 36 senesinde, yönetmen; Une Partie de Campagne filmini yapıp, söylendiği gibi siyaseti sanattan üstün görmediğini ortaya koyacaktı. 1936’da yaptığı Les Bas-Fonds (Ayak Takımı), başarıya ulaşamamış bir Gorki uyarlamasıdır. Bunun bir yıl sonrasında ise La Grande Illusion yapımıyla klasikler listesine bir film eklemiş olur. 1789 Devriminin aktarıldığı La Marseillaise, (Marsilyalı Kız) filmini 38’de çeker Renoir. Aynı tarihlerde nazi faşizminin yükselişe geçişi ona bir Zola uyarlaması olan Le Béte Humaine, (Hayvanlaşan İnsan)’ı yaptırır. 39’a geldiğinde ise dünyaya bir baş yapıt kazandıracaktır: La Régle du Jeu, (Oyunun Kuralı). Film Şiirsel Realizmin doruğu diye de adlandırılacaktır. Savaş sebebiyle kaçınılmaz olarak ülkesini terk eden Renoir Amerika’ya göç eder ve orada 1941-46 yılları arasında; Swamp Water, The Southerner, Diary of a Chamber Maid, The Woman on the Beach filmlerine imza atar. 1951’de ise bu kez Hindistan’da The River ile orada yaşayan İngilizleri konu edinen filmini yapar. Ülkesine dönüşünün ilk filmi olan French Cancan’ı 1955’de çekecek ve bu yapımıyla 1956 senesinde Sinema Akademisi Ödülü’nü alacaktır. Ödülün ardınca bir romantik güldürü olan Elena et les Hommes’yi ardındansa şiirsel Le Dejeuner Sur l’Herbe, (Kırdaki Kahvaltı)
http://genclikcephesi.blogspot.com

23

ve 58 tarihli deneysel televizyon filmi Le Testament du Dr.Cordelier’i yapacaktır. 71 senesinde sinema yaşantısını anlattığı Jean Renoir’ın Küçük Dünyası’nı filme aldı. 79 yılında ölmeden önce; Renoir, Les Cahiers du Capitaine Georges, Ma Vie et mes films kitaplarını yayımlamıştır. JEAN VIGO Sürdüğü yaşam doğrultusunda doğal olarak yaşama erken veda eden 1906 doğumlu Vigo 1934 senesinde yaşamını yitirmiştir. Onun yaşamı mutsuz, fakir ve hasta bir yaşantıdır. İlk belgesel filmini Nice’e yerleştikten sonra 1930’da A Propos de Nice, (Nice Üstüne) ismiyle kameraya almıştır. İkinci yapımı ise ünlü yüzücü Jean Taris üzerine yaptığı 1931 tarihli Jean Taris, Champion de Natation olmuştur. Bu yapım onun Avant-Garde sinemacılığının sinyallerini verdiği eseri olmuştur. Diğer önemli çekimi ise 1933 yılında gerçekleştirdiği ve sansür kurumunca sakıncalı görülüp yasaklatılan Zéro de Conduite, (Hal ve Gidiş Sıfır) olmuştur. Bu filminde Vigo ortaya iki farklı yaşam şekli ortaya koyar; bunlardan biri; çocukların ve halkın dünyası diğeri ise; olgun kişilerin ve burjuvanın dünyasıdır. Yapıtın kökeni Vigo’nun yaşadığı çocukluktur elbette; çocuk ahlakına not veren bir konumdan bakan sistemin bir yergisidir ortaya konan, bir baş kaldırı filmi... Tahmin etmesi güç olmayacağı gibi filme tepkilerden ziyade saldırılar olduğunda, yönetmen bu bağnazlığa karşı bir savunma olarak 1934’te L’Atalante’ı koydu ortaya. Filmin ilk gösterimi başarısız bir şekilde sunulur ve kısa bir süre sonrada yönetmen hayata veda eder. Film gösteriminin devamında bazı değişikliklere uğratılarak sunuma devam ettirilir; yakın tarihlerde İngiliz Film Arşivinde bulunabilen özgün kopyası baz alınarak yeniden basılıp gösterime sokulur. Sürreal alt yapılı filmde bu olgu başarılı bir şekilde romantizm ve komedi öğeleri ile harmanlanıp sunulur izleyiciye. Vigo’nun sinema yaşamı kısa ama yoğun bir yaşamdır, dört filminin toplam süresi dahi kısa denecek bir süreye sahip olmuştur. Günümüzde yönetmen, meraklısı olan için hâlâ keşfedilecek noktaları kendinde barındırmaktadır. MARCEL CARNÉ

Şiirsel Realizmin öncüsü olarak adını geride bırakan Carné bir marangoz çocuğu olarak Paris’te 1909 yılında dünyaya geldi. Sinemaya duyduğu ilgiyi tam anlamıyla fark edene dek bir sanat okulunda sanat yaşamına başladı. Sonrasında ise bir film teknisyeni olarak yoluna devam etti. Askerlik süreci ardından Carné hemen sinemaya atılamayacak ve başka işlerle meşgul olacaktı. Sinemayla ilintili ilk işini 1920 sonlarında yönetmen yardımcısı olarak yapmaya başladı. 1929 yılında ilk filmini çektiğinde kullandığı kamerayı bir arkadaşından ödünç olarak almıştı. Yaptığı bu film; Marne nehri kıyısında Pazar pikniği yapan insanlara değinen bir belgesel çalışmaydı ve Nogent-Eldorado adını almıştı. Bunları; Cinémagazine ve Hebdo Film dergilerinde eliştirmen olarak çalışması ve A.B.D’ ye gönderilmesi izleyecekti. 1936 yılında Feyder, bir melodram olan Jenny’nin rejili-ğini Carné ’a devredince ciddi anlamda yönetmenliğe adımını atmış oluyordu. Yıl 1938’ e geldiğinde Carné ileride çok anılacak bir yapıtla başbaşaydı; Quasi des brumes, (Sisler Rıhtımı). Geçirdiği bir sinir krizi sırasında cinayet işlemiş olan asker kaçağı Jean, sisler içindeki liman kentine gelir ve rıhtımdaki bir meyhanede tanıştığı Nellie'ye âşık olur. Kızın nişanlısını katletmiş olan hain koruyucusu Zabel, kızı da yıldırmıştır. Jean yeraltı dünyasına karışır; bu arada yerel bir çetenin başı olan Lucien, dikkatini Nellie'nin üzerinde yoğunlaştırır. Jean, polisi atlatmak için, intihar eden bir ressamın pasaportunu kullanır ve Venezüella'ya giden bir geminin mürettebatına katılır. Nelly'ye tecavüz etmeye kalkışan Zabel'i öldürmek zorunda kaldıktan sonra, tam gemi hareket etmek üzereyken, kendisi de Lucien tarafından vurulup öldürülür… Aynı yıl yaptığı Hotel du Nord, (Kuzey Oteli) ise Sisler Rıhtımına nazaran duygusallığı birazda olsa fazla basan bir yapıttı. Filmde birlikte intihar etme kararı alan genç sevgililerin portresi çizilir, genç adam kıza ateş eder fakat sonrasında kendisini vuracak güç ve cesareti kendisinde bulamaz ve hapisaneye girer. Hapis yaşamının sonunda iki sevgili (kız ölmemiştir) tüm olanlara rağmen mutlu bir yaşama kavuşurlar. Giderek kasvetli bir anlatıma yönelen Carné 1939 yılındaysa Le jour se léve, (Gün Doğuyor)’u yaptı. Film pesimistik
http://genclikcephesi.blogspot.com

24

Un drole de dimanche. Güldürü sinemasına çokça ağırlık veren Duvivier 1919’da yaptığı ilk filmi Haceldema ile bir ilgi uyandıramadığı gibi. Şiirsel Gerçekçiliğe dahil edilen filmleriyle sinema tarihinde kendisine yer bulmuştur. sonrasında.yy Paris tiyatro dünyasında geçmekteydi. Dünya Savaşı sırasında tekrar A. Les Petites du quai aux fleurs. 1940lı yıllarında Carné çektiği filmlerde konusal olarak umutsuz aşka ve iyi ile kötünün savaşımına yöneliyordu. Savaş sonrası ülkesine döndüğünde başarılı yapıtlar ortaya koyar. 1967 senesinde ölen yönetmen Beş Büyük Yönetmen olarak adlandırılan sıralamanın içerisinde olmuş. L’Abominable Homme des douanes filmlerini gerçekleştirmiş 1973 senesinde yaşama veda etmiştir.blogspot.sürecinden dolayı İkinci Dünya Savaşı sırasınca psikolojiyi bozucu olduğu gerekçesiyle ilgili makamlarca yasaklatıldı. Les assassins de l’ordre ve La Bible(1977). ilkin tiyatro ile ilintili çalışmalarda bulunmuş sonrasında ise l’Herbier ve Feuillade gibi isimlere asistanlık yapmış ve senaryo denemelerinde bulunmuştur. Le Petit monde de Don Camillo (bu filmiyle Venedik Film Festivali’nde ödül almıştır). (Gece Ziyaretçileri) adlı Ortaçağda geçen yapıtında şeytanın aşk için bir engel olabileceğini fakat asla onu yenemeyeceğini anlattı. Un Carnét de bal’ı yapmıştır.com 25 . 1930’lu yıllarda belgesel haricinde filmlerine girişmiş. sinema yaşamı belgesellerle başlamış bir isim. 1929 senesinde yönetmen bu kara perdeyi yırtarak Au Bonheur des dames. Bir çok kişi tarafından felsefi olarak değerlendirildi. Kendisinden yıldız keşfeden yönetmen olarak bahsedilmesini sağlayacak isimleri oynatmış filmlerinde. Sonrasındaysa 1932-39 yılları arasında kendisinin klasikleri olacak filmleri: Poil de carotte. altmış civarı film ortaya koymuştur. Maria Chapdelaine. 1948’de İngiltere’de Anna Karenina’yı yapar. Orage. Bunları 1950-67 arasında yaptığı: Sous le ciel de Paris. Şiirsel Realizmin babalığını yapmış olan Carné için kimileri bu filmin Şiirsel Gerçekçilikten kopuş olduğunu söylese de film tam anlamıyla akımdan uzakta değildi. La Femme et le Pantin. Petrus. Mam’zelle Nitouche. 1996’da içsel bir yaşam sürerken yaşama veda eden Carné ölümünden önce ise şu filmlere imzasını atmıştı: Zola’nın sinemaya uyarlanan yapıtı. Lac aux Dammes. Filmleri genellikle iyi ve kötünün savaşımı konulu ilerlemiştir.B. (Hanımların Mutluluğu) filmini yapmış ve üne kavuşmuştur. Pepe le Moko. (Cennetin Çocukları) 19. Lunegarde. L’Affaire Mauriuzus. JULIEN DUVIVIER 1896 doğumlu yönetmen bir cizvit okulunda öğrenim görmüş. 1942 yılında yaptığı Les visiteurs du soir. Bir pantomim sanatçısının yaşam öyküsünü anlattığı 190 dakikalık yapıtı Les enfants du paradis. II. 1944’de ise Flesh and Fantasy sonrasında ise aynı yıl içerisinde The Impostor’ı gerçekleştirir. Yenilenen bir dönemi şimdiki zamanın aşırı değişken yapısını perdeye aktarmakta güçlük çekti Carné. VE SİNEMAYA SES GELİYOR http://genclikcephesi. 1920’li yıllarda çektiği yirmi kadar filmlede başarıyı sağlayamamıştır. Entrées des Artistes bu tarihlerde bahsedebilecek filmlerinden olmuştur.D’ye giden yönetmen 1942 tarihli filmi The Tales of Manhattan’ı. MARC ALLEGRET 1900 doğumlu bir yönetmen Allegret. Savaş sonrası ise yönetmenimiz için pek parlak olmayacaktı aslında. L’Homme a L’imperméable. Ne olursa olsun o meşhur Carné kasvetini Cennetin Çocukları’ nda da bulmak mümkündü. Duvivier 38 senesinde Hollywood’a çağrılır ve Johann Strauss’un yaşamını kameralayan The Great Waltz’ı yapar. Les tricheurs(1958). Sois belle et tais-toi. L’Amant de Lady Chatterly. Thérése Raquin(1953). Le Diable et les Dix Commandements filmleri izler. Herşeye rağmen ilerleyen yıllarda çokça aşk filmi çevirdi. Yönetmen. Soğuk bir kişiliğin altında üretken bir yapı barındırmış.

Fransa sineması seslenmişti seslenmesine ama bu ani gelişe biraz hazırsız yakalanılmış ve bilim adamları gerekli aygıtlar –ses cihazları. Charles Spaak isimleriye karşılaşırken Yves Mrande ve Louis Verneuil gibi daha bir çok yönetmeninde senaryolaştırılmış tiyatro filmleri çektiklerini görüyorduk. Le Million. Daha öncede belirtmiştik. Elbetteki bu tür salt yeni uyarlamalardan ibaret kalmayacaktı. almıştı çünkü alt yapıları buna dayanmaktaydı. Ortaya çıkan bu eğlence -sinema kültürü. Bu arada Guitry’nin filmlerinde her zaman başrolü kendisine ayırdığını da belirtmeden geçmemek gerekir. Önemle belirtilmesi gereken bir nokta da bu süreç içerisinde ki senaryo yazarlarının Fransız sinemasında önemli yerlere geleceğinin nişaneleride ortaya çıkmıştı. Gance. onlarda: Marcel Pagnol ve Sacha Guitry idi. Marcel L’Herbier’nin Le Bonheur’su. Şayet bunlara örnek vermemiz gerekecekse: Double Crime sur la ligne Maginot (1937). Clair. Bu arada vazgeçilmez gibi duran komedi bu yeni düzenede uyum sağlamakta hiç gecikmemiş ve ortaya komik müzikhol şarkıcılarının oynadığı ucuz işler çıkmaya başlamıştı. Bu dönemin öne çıkmış senaryo yazarlarına baktığımızda: Marcel Achard.blogspot. Ama gelgelelim şu meşhur Hollywood tehlikesi karşısında bu düzen büyük bir başarı ve kazanç sağlamaktaydı. Henri Jeanson. sesin gelmesi. Epstein. önem taşıyan bir türde şüphesiz ki gerçekçi melodramdı. Bu sahada da öne çıkan belirginleşmiş iki isim göze çarpıyordu. Bu dönemden sonra listeye önemli iki isim daha girecekti ki bunlar Vigo ve Carné ’dan başkası değildi. İlk yapılan Fransız sesli filmine baktığımızda 1929 yapım yılına sahip L’Eau du Nil. Seçenekler arasında yer alan filmleştirilmiş tiyatro giderek daha fazla seyirci çekmeye başlamıştı ve bir anlamda bulvar komedisinin yerini almıştı. L’Herbier gibi sessiz kuşağın nitelikli isimleri sorun yaşamadan yeni sürece geçiş yapan yönetmenlerdi. Lévy. bir anlamda Avant-Garde’ın sona erişi anlamındaydı. Abel Gance’ın Paradis perde’su sayılabilirdi. gene aynı tarihli Le Collier de la Reine karşımıza çıksada Fransız sesli filminin önünü açan yapım kesinlikle René Clair’in filmi (ki Epinay stüdyolarında Alman şirketi Tobis için çekilmişti) Sous les toits de Paris’dir. Sesin sinemaya girmesinden sonra doğal olarak tiyatro tabanlı filmler ve daha popüler bir şekilde müzikaller poplaşan değerler olarak öne çıkmıştı. Jacques Prévert. ucuzluk ve haliyle kalitesizlik olarak görülüyordu. zira ürettikleri teknik malzemeye patent henüz al-a-mamışlardı. Renoir. Duvivier. Lakin bunun istisnası olarak ortaya çıkan Clair’e ait. La Porte du large (1936). Feyder. A nous la liberté ve Quatorze juillet diğer yapımlar arasından sıyrılabili-yorlardı. İsim altında toplamak gerekirse bu tür kendi içinde: Sosyete Dramı. İlk başlarda yapılan filmler daha öncelerde yapılan melodramların yeni versiyonlarıydı bir diğer anlamda bunlar melodramın XIX. Müziğin gerçekten yaratıcı bir şekilde kullanıldığı film sonralarda ise Fransa’da bir çok filme yol çizecek ve vizyonun gerçekten poplaşmasını sağlayacaktı.com 26 . Fransa’ya ait sinema dünyasında bahsedilmesi gereken. http://genclikcephesi. Bu değerler doğrultusunda ortaya çıkan gösterimlere uyum sağlayan küçük sayılamayacak bir izleyici kitlesi söz konusuydu ve bu durumdan rahatsızlık duyanlar varsa onlarda eleştirmenlerdi. Gremillon. Aslında ortaya çıkan ürünlere sinema filmi demenin sinema etiği açısından ne kadar doğru olduğu tartışılırdı zira bunlar sadece filme alınmış dahası filmleştirilmiş tiyatro ya da opera çalışmalarıydı. Dünyada kabul görüp başarı kazanan bir film olmasına rağmen ilginç bir şekilde Fransa’da ilk başlarda hiç ilgi görmemişti. yy’dan bu yeni zamana dönüştürülmesiydi.üzerinde ki çalışmalarını başarıyla tamamlamış olsalarda Fransa film dünyasında yabancı patentli malzeme hakimiyeti söz konusuydu. aksine yeni melodram türleri ortaya çıkacaktı. Bu büyük adamlar aynı şekilde otuzlu yıllarada isimlerini bırakabilecek kadar başarı kazanacaklardı.

Şiirsel yön. İngiliz ve Amerikan filmleri tamamen gösterim yasağına tabi tutulmuştu. bu sıralar yapılan filmlere bakacak olursak karşımıza: Abel Gance’ın La Vénus aveugle’u. Pétain hükümeti sırasınca kurulan COIC (Sinematografik Endüstrilerin Organizasyon Komitesi). sözkonusu Alman hakimiyetinin sınırlarını daraltmaya çaba gösterdi. Marcel L’Herbier ve Julien Duvivier gibi yönetmenlerinde etkileri vardı elbet. Her ne kadar parasal sancılar çeksede Fransız sinemasının iyileştiği söylenebilirdi. Kısa bir dönem süren şiirsel realistik sinema. Böylelikle sinemada sansür http://genclikcephesi.com 27 . Pétain Hükümeti ise ateşkes adı altında Fransa’yı resmen Nazilere teslim etti. çok önemli adımlar atıp uğraşlar veren bu kurum. VICHY DÖNEMİ ÜZERİNE Nazi ordusu. Gerçekçilik yönüne gelecek olursak. psikolojinin hastalık taraflarında dolaşan katil tiplemelerinde yer alan erkek oyuncular ve yaptığı evlilikle mutluluğu bulamamış kadın tiplemelerinden oluşturmuştur. Bu savaş dönemi sinemasına baktığımızda ortaya konan yapımların önemli bir kısmını edebi uyarlamalar oluştururken Cocteau’nun da imzasını taşıyan ama az sayıdaki fantezi filmlerden söz etmek mümkündü. haliyle Fransız sineması üzerinde sağlam bir etkiye sebep olmuştu. Fransız sineması için gerçekten gereken ve iyi sonuçlar doğuran bir adım olmuştu.Slaw Melodramı. ümitsiz bir sinema örneği olarak tarihteki yerini alacaktır. duygusal.oldu –elbet-. Naziler için mükemmel bir propaganda aracıydı ve bunu her açıdan kullanacaklardı. Majinot savunmasını yararak Fransa’ya girip 1940’ın 14 Haziran’ında Paris’e ulaştı. şiirsellik ve gerçekçilik. Bu da Fransız Sineması’nın tıpkı toprakları gibi işgali anlamına geliyordu. Şiirsel Gerçekçilik akımıyla hemen hemen özdeşleşmiş olan Marcel Carné’nin bu akımın tek temsilcisi olduğu ileri sürülse de bu pek doğru bir iddia değildi zira akımın ortaya çıkışında Jean Vigo. Yaşamı etkileyen her şey dahası dünyayı etkileyen her şey doğal olarakta en başından sonuna sinemayı etkilemiş ve etkileyecektir. romantik. İleride bir başka bölüm halinde sunmaktansa burada pekişmesi muayetinde konudan fazla uzak düşmemek amacıyla sınırlı bir şekilde şiirsel gerçek-çi-lik ten bahsetmek faydalı olacaktır. Akımın ilk defa ortaya çıkışı Fransa’da olmuştu ve yıl 1930’u göstermekteydi. Fakat şu varki bu yıllara hakim olacak tür olarak olarak seçilen bu melodramlar değil Şiirsel Gerçekçilik olacaktır. Ama film piyasasında bir Fransız hakimiyetinden söz edilebilirdi çünkü. Yeni film okullarından tutunda. Hollanda ve Belçika’ya saldırdıktan sonra. Akım adından da ortada olduğu gibi iki ana noktadan oluşmaktaydı. Asker Melodramı gibi isimler almıştı. Gelgelelim herkes bir yerlere göç edip işkenceye maruz kalmıyordu. Sinema. mali destek ve kısa film çalışmalarına yatırıma değin. karakterler ise asker kaçaklarından.blogspot. dahası Fransa’da kalanlar ve de sorunsuz bir şekilde kariyer ve yaşamlarına devam edenler –de. oyunculardan ve yönetmenlerden bu dönemde ABD’ye göç edenler olurken bazılarıda faşist bir takım baskıcı kurallar altında zor zamanlar geçirmeye başlamışlardı. Grémillon’ın Le Ciel est a vous’u çıkmaktaydı. çevre seçimi ve film karakterlerinin davranışlarında yatmaktadır: Islak caddeler sisli limanlar ve benzeşik öğeler ana atmosferi oluştururken. Pagnol’un La Fille du puisatier’si. Sinema sektöründe. İşte Almanların Fransa’yı işgali. Fakat bu dönem filmlerinin Alman’ların sansür kurulu Vichy tarafından denetlendiğini de unutmamalıyız. Stelli’nin Le Voile bleu’su. Ortaya çıkan ve hafiften bir ağırlık kazanan kadın filmleride aynı dönemde etkinleşmeye başlamıştı. karakterlerin karşısına çıkan ve yaşamın simgesi olan polisler ve gangsterlerin varlığıdır söz konusu olan. az sayıda İtalyan ve Alman filmini saymazsak.

Nazi dönemi sinemasını kategorilere ayırmak doğru olabilir.com 28 . 42’de Letters D’Amour ve 43’de Douce. Aynı kategoride yer alacak bir diğer isimse. 45’de Goupi Mains Rouges ve aynı yılda işgal altında ki Paris halkını anlatan Falbalas’yı çekti. Savaş döneminde varolan bir sinemacı olan Bresson’da 1943’de ilk filmi olan Les Anges du Peche. Zaten. Yönetmen son çektiği Douce ile direnişe açıkça methiye düzüyordu. (Ebedi Dönüş) filmini 42 senesinde çekecekti. Elbette ki gösterimde ki filmlerin bir kısmı. Grémillon bu filminde örgütlü bir ulusun neleri gerçekleştirebileceğini koyuyordu ortaya. Bir diğer faşizan isimse Sacha Guitry idi. paraya dolayısıyla burjuvaziye sıkı eleştiriler giydiriyordu. 43’de ise Clouzot’ yu bu sefer Le Corbeau. İşgalin yaklaşmasından önce vatanlarını terk eden yönetmenler olmuştu zaten ama bu süreç terkedimi hızlandırmış. Yahudi karşıtı bir film olarak karşımıza çıkacaktır. Yönetmen. hiçbir önem ve değeri olmayan. Zaten http://genclikcephesi. (Evdeki Yabancılar). bu filmler yaşanan gerçeği. Bunun için verilebilecek en uygun örnek. ortada olanı yansıtacaklardı perdeye. Yönetmenin daha açık ve ağır filmi Le ciel est a vous 1944 yılında çekilecekti. sinema seyircisini oyalamaya yönelik yapımlar olmaktaydı. Söz konusu ettiğimiz Vichy süreci içerisinde ortaya bir de Gerçekçi Filmler çıkacaktı.uygulamaları başladı ve bu görevin başına da Dr. Film kendisine Fransız direnişçileri suçlayan ve yeren bir konu edinmişti ve Fransa bu filme ve haliyle yönetmenine öyle bir tepki verdi ki Nazilerin filmi gösterimden kaldırıp. tarzıyla dikkat çekti. (Gece Ziyaretçileri) ve Les Enfants du Paradis. Söz konusu yönetmenlerden iki isim diğerlerine nazaran daha bir öne çıkacaktı. Schmidt getirildi. Aktif direnişin göstergecisi olan. (Karga) filmiyle yönetmenlik sandalyesinde görecektik. Bu filmler. önceden çektiği Ceux du rail belgeseliyle desteklediği ve savaş katılımcısı direnişçi demiryolu işçileriyle röportajları ve onların anılarını da içeren film. Tüm bunların ardındansa İşgal Sonrası Direniş Filmleri geldi. bir ulusun direncinin yok olamayacağının ispatı olarak bu döneme damgasını vurmuştur. Fransız izleyici bu olay karşısında tepkisiz kalmamış aksine taşkınlık derecesinde bir karşı koyuş sergilemiştir. (Günah Melekleri)’ni yapmıştır. burjuvaist değerlerle ve Mareşal Pétain’le ciddi bir şekilde dalga geçiyordu. ilkin İşbirlikçi Filmler’e bakabiliriz: 1942 tarihli Clouzot’nun yazıp Decoin’in yönettiği Les Inconnus dans la maison. Le premier de cordée ’yi yaptı. faşist eğilimli yönetmen 1948’e değin Fransa tarafından affedilmeyecekti. Pierre Prevert’in yönetmenliğini yaptığı 1943 tarihli Adieu Léonard. Bir diğer kategori ise Vichy dönemine yönelik çekilen Karşıt Filmlerdi: İlk dikkat çeken yapımlar Carné ’ın Les Visiteurs du soir. realizmi tam anlamıyla ortaya koyan Daquin’se: Nousles Gosses. 1941’de yaptığı Le Mariage de Chiffon. bazı filmlerin tamamı Nazi propagandası niteliği taşımaktaydı. yönetmeninde film yapma yetkisini elinden almaları gerekti. Becker: 1943’de Le Dernier a’tout. Grémillon’ın 39’da başladığı Remorques’u ve 43’de yaptığı Lumiére d’Eté ’i bu sınıfa dahil edilen yapımlardandı. René Clémentin 1946’da çektiği La Bataille du rail filmidir. Dönem içinde film yapımına hiç izin verilmiyor değildi fakat bu filmler. bunların taban konusunu işgal sürecinde ortaya konan mücadele oluşturmaktaydı. Hemen ardından Continental kurumu tüm Fransız film dünyasını eline aldı. Le Voyageur de la Toursaint. o da Clouzot ile aynı kaderi paylaşacaktı. sayılarını ise arttırmıştı. Autant Lara olacaktır.blogspot. (Paradideki Çocuklar)’ı olmuştur. Müthiş bir dönek olan Jean Delannoy Nazilerin sevgisini kazanan L’Eternel Retour. Madame et la Mort. bunlar: Louis Daquin ve Jacques Becker’di. Yukarıda da belirttiğimiz gibi önemli bir diğer isimse Becker’di.

Jeanson. Aurenche.blogspot. Carné’nin Thérése Raquin’i gibi. Audiard. Christian-Jaque. dönemin tüm mevcut dergilerinde yazılarını bulmak mümkündü ve sert eleştiri üslubuyla dikkat çekmekteydi. Becker. 49’da Une si jolie petite plage’ı. La Vérité ’i ise 60 yılında yapmıştı. La Vérité sue Bébé Dongé. 50’de Manéges’i yaparken Clouzot. COIC çalışmalarını genişleterek sürdürmekte ve ticari olmayan sinemanın gelişimine destek sağlamaktaydı ve modern Fransız sinemasının temelleri artık atılmıştı.com 29 . Bu kuşak F. söz konusu yönetmenlere ait filmlerin karanlık ahlaki yapısını uygunsuz görmekteydi. Daha önce bahsettiğimiz faşist tabanlı baskılardan kaynaklanan sebeplerden dolayı topraklarını terk eden Yahudi tabanlı sinemacıların geri dönmesi de sinemayı gerçek anlamda güçlü göstermekteydi. haklıydı-da. Bu yıllarda izleyici sayısındaki artış dörtyüzmilyonla dikkat çekecek boyutlara gelmişti.Cannes’da da Altın Palmiye’ye layık görüldü. Savaş öncesi film yapan yönetmenlerden savaş sonrası tekrar film yapmaya başlayanlar olduğu gibi yeni isimlerde savaş sonrası yönetmenleri olarak bunlara eklendiler. Böylesi etki-ler yaratmasa da sayılmadan geçilmesi dönemin sinema tarihi açısından hata olacak birkaç direniş filmi daha söz konusudur: Bresson: Un condamné a mort s’est é chappe -1956 Cayette: Le passage du Rhin -1960 Chabrol: La Ligne de Demarcation -1966 Melville: L’Armé” des Ombres -1969 Tüm bu olanları Fransız sinemasının kurtuluşuna yönelik kurulan komite ve L’écran Français dergisinin yayın hayatına başlaması izledi.Truffaut tarafından bir hayli sert dille eleştirilip suçlanmıştı. Clément. Ve bu kişiler Fransız sinemasının kalite geleneğinden de uzaklaşıp ödün vermiş değildiler. Prévert gibi alışıldık senaristler üretkilerine devam etselerde bahsi geçen süreç içerisinde. Modern sinema sözcüğünün gerçek anlamda fiiliyata geçişi André Bazin tarafından götürülen ciné club hareketinin hız kazanmasıyla tam anlamıyla destek bulmaktaydı. Fransız piyasasında Amerikan filmlerinin hortlayışı bu sorunların en başında gelmişti. yeni salonların inşası ve mevcutların yenilenmesi gibi. Bunun ardından (dahası buna bağlı olarak) polisiye ve gerilim filmlerinin yükselişi söz konusu olurken Fransa http://genclikcephesi. Clément gibi. Les Diaboliques’i 55’te. Autant-Lara. 1950’lere doğru sinema Fransa’da en popüler dönemine erişmişti. Savaşın her türlü aksaklıklarını ortadan gidermek için çaba veren ülkede savaş ve benzeşikliğine bağlı konularda belgesel çekimlerinin ortaya çıkması da olası bir durumdu. 48 yılında Dédée d’Anvers. 1946’ da Demir Yolu Savaşını çekti bu uzun metraj yarı belgesel nitelikler taşımaktaydı. En cas de malheur gibi filmlerse ahlak ve sınıf pratiklerine yönelik sosyolojik eleştirilerde odaklaştılar. Quai des Orfevres’yi 47’de Le Salaire de la peur’yu 53’te. o. Ama çok geçmedi ki Fransız sineması o hiç yabancı olmayan problemlerle yeniden yüzyüze gelmişti. Les Grandes Familles. çalışkan ve dolayısıyla üretken bir yapıya sahipti. Tüm bunların yanısıra Les Cahiers de cinéma’yı kurup geleceğin akımı olacak olan Yeni Dalga yönetmenleri için ortam hazırlamış oldu. Ama genede şiirsel realizmi benimseyen ve işleyen filmler yapılmadı değil: Allégret. Bazin bir eleştirmenden öte bir kişilikti. Truffaut’a gelecek olursak. Clouzot. devam edecek olduğumuzda. Sadece film çekimleri bakımından değil sinema salonlarının mimarisi açısından da yapılan yenilikler söz konusuydu. Bost gibi senaristler dönemi kendilerine mal edebildiler.zira şiirsel realizm iyiden iyiye azalım gösterse de kara film geleneği gitgide bir belirginlik kazanmıştı.

Ayrıca bu dönemde Bourvil’in yükselişe geçişi söz konusuydu. estetik anlayışları ve ideolojik yapıları bakımından apayrı yönetmenler oldukları görülecekti. “ben bir şairim” diyecekti hep. Ama bu demek değildi ki bir başkası bunu başaramayacak. Papatya Falı. Jacques Tati kaba güldürüye yakın bir mizah tarzıyla konuşma dilini bir homurtuya. Nana verilebilirdi. Le Rouge et le noir. bunların öne çıkış yapmış olanlarını sayacak olursak örnek olarak: Fanfan la Tulipe. Robert Bresson. Les Misérables. o http://genclikcephesi. ana akım endüstrisine muhalefetliklerinden dolayı ortak sayılabilecek olsalar da. gerçek anlamda komediye dönecek olursak karşımıza. Parisli Kız bunlardan önemlileriydi. Les Vacances de Monsieur Hulot. Tanrı ile konuşan ve köyün komünist papazına savaş açan. Bourvil gibi kariyerinin zirvesinde olan bir komedyen daha söz konusuydu. Bardot. Jour de féte. sadece bir şair değildi elbet. filmin yönetmenliğini Roger Vadim yapmıştı. Bu yönetmenlere bakıldığında. (bahsi geçen Don Camillo dizisi 1951 de başlatılmış Duvivier tarafından da yönetilmişti. Pierre Melville. dış çekimlere ağırlık vermiş. küçük bir İtalyan köyünde geçen bir diğer komedi filmi de bir Fransızİtalyan ortak yapımı olarak gişede başarı sağlamışlardı. Bir Fransız savaş mahkumu ile bir ineğin hikayesi olan İnek ve Mahkum filmi ve yanısıra. Fernandel’den başkası değildi bu. Gervaise. Almanya’da yaptığı bir kısım çalışmalarla örneğimizi teşkil edecektir. bu çok yönlülüğünü sinemada belki de en iyi şekilde yansıtacaktı insanlara.sineması kendi topraklarında ve dış ülkelerde farklılık gösteren bir sinema portresi çiziyordu. Bu sıralarda cinselliğin ön safhaya çıkıp bu unsurla parlayan kadın yıldızların da ortaya çıktığını görüyoruz. Fransa’ya ait toplum yapısı ve dil göz önüne alındığında ve ortaya çıkan yapımlar da bu yönde içerik kazandığından Fernadel ve daha bir çoğunun mizahının yurt dışına çıkması pek söz konusu olamazdı. Les Belles de nuit. zira dışarıda kara film ve gerilim tarzıyla bilinip takip edilirken Fransa içerisinde dram ve komedi ağırlık kazanıyordu. EĞİLİMLER. Ellili yıllara doğru baktığımızda kostümlü dramanın gerçek anlamda ağırlık sağladığı ve gerçektende çok sayıda bu türe ait çalışmalar üretildiği görülüyordu. Lakin bu türe asıl ait olan bir isim değildi. Tati özgündü zira alternatif bir grup oluşturmuş. evet. küçük ekiplerle çalışmış ve kendi çizgisini oturtmuştu ve Tati başarıyla yurt dışındaydı. gibi isimler savaş sonrası dönemde ortaya çıkacaklardı. FİLMLER VE YÖNETMENLER JEAN MAURICE EUGENE CLEMENT COCTEAU O. gerçek anlamda çok yönlü sanat adamıydı kendisi. Darry Cowl. Mon oncle takılacaktır. Lakin bu Fransız yapının dışında tutulabilecek bir ortak yapım söz konusudur: Henri Verneuil.) Fernandel’in komedi de topraklarının dışına çıkamadığını belirtmiştik. ve tarih ellileri gösterirken sahneyi Brigitte Bardot alacak deyim yerindeyse kaplayacaktı. Önemlisi bu önemli isimler ileride Yeni Dalga akımının öncüleri ve modelleri olarak kabul göreceklerdi. Daha sonraları Bardot’yu piyasanın komedi filmlerinde de görecektik. anlamsızlığa dönüştürdü ve vücudunu komedisine efekt unsuru olarak kullandı.com 30 . SAVAŞ SONRASI DÖNEMDE. Louis Malle. Francis Blanche isimleri çıkıyordu. Ve Tanrı Kadını Yarattı filmiyle kariyerini başlatmış oluyordu. Alain Resnais.blogspot. NoélNoél. teknikleri. Filmografyasına bakacak olursak gözümüze. Agnés Varda.

Filmografisine bakacak olduğumuzda: Argnet (1983). İlk filmi olan Le sang d’un poéte. Usta. Eric Satie il I. Azize Jeanne d'Arc'ın. sert ve acımasız tavrını sürdürür. Quatre nuits d’un réveur (1971). (Şairin Kanı) 1930 yılında ortaya kondu. Bresson. Lancelot du Lac (1974). göstermelik yargılanışını ve yakılarak öldürülmesini anlatan Jeanne d'Arc'ın Yargılanmasının ardından. firar eylemini her türlü duygusallıktan uzak bir tavırla kendine özgü bir şekilde canlandırdı. trük çekimleri ve yabancılaştırma efektleriyle büyük beğeni kazandı. Yapıtlarıyla yüzyıla kesinlikle damgasını vurmuş bir yönetmendir. resim yapıyorum rahatsız oluyorlar. 1948 senesinde Les Parents Terribles. Katolik romancı Georges Bernanos'dan perdeye aktardığı Bir Köy Papazının Güncesi bütün dünyada büyük rağbet gördü. Orfeus’un Vasiyetini çekip üçlemesini tamamladı. Une femme douce (1969). Académie Française üyesi de olan büyük sanatçı 74 yaşında Paris yakınlarında dünyayı terketti. ROBERT BRESSON Bresson için kuşku götürmez bir şekilde bir yaratıcı ve efsane ifadelerini kullanabiliriz. 1943'de Nazi işgali yaşayan Paris'te Les Anges du Peche (Günah Melekleri)'i çekti. Maisons-Laffitte’ de doğdu Cocteau. Diable probablement (1977). Gel gelelim bu sayıyla tam anlamıyla Bresson tarzını yaratmıştır.rahatsız etmeyi amaç edinmemişti ama günlüğünde: “Ne yaparsam yapayım insanlar rahatsız oluyor. Yapıtında Cocteau dramatizeyi ifade ediş gücü bakımından güçlendirmek için sıkça yakın plan çekimler kullandı. Hep ağırlık verdiği görüntüleri burada arka planda bırakıp diyaloglara yöneldi. Journal d!un curé de http://genclikcephesi. 80'lerin başlarında. Bir yıl süren savaş esirliğinin ardından.com 31 . Gölün Lancelot'su filminde. kitap yazıyorum rahatsız oluyorlar. Zaten filmlerinde sıkça ger-çeküstücü sekanslar kullanmaktaydı. Filminde Yunan felsefesini Paris sokaklarına taşıdı. Pick pocket (1959). Bir katolik olan ve bu inancına tam anlamıyla bağlı olan Bresson. (İki Başlı Kartal)’ı 1948de sinemaya uyarladı.” diyecekti. geçen yüzyılın sonlarında dünyaya gözlerini kapadı. Dostoyevski'den esinlendiği Yankesici de dünya çapında beğeni toplayan bir yapım olmayı başardı. karısı ve şovalye Lancelot arasındaki yasak aşk geometrisini. uzun süreli bir film hayatına sahip gibi gözükse de sadece 13 film gerçekleştirmiştir. Ünlü direnişçi Andrea Devigny'in idamdan kurtulmak için hapishaneden kaçışını öyküleyen Bir İdam Mahkumu Kaçtı’da Bresson. İspanyol yönetmen olarak anılsa da bizim tamamen Fransız hissettiğimiz usta yönetmen Luis Buñuel’den etkilendi. Bir eşcinseldi Cocteau ve yaşam arkadaşının ölümüyle ileride bir kitabına da isim olacak olan afyona başladı ve ciddi bir bağımlılık sürecinden sonra zorlu bir tedavi dönemi geçirip hayata yeniden selam verdi. Procés de Jeanne d’Arc (1962). İlk fimiyle bağıntılı olarak yaptığı Orphée onun en ünlü yapıtı sayıldı. Kendi üretkisi olan trajik tiyatro eseri L’aigle a deux tétes. bir Tolstoy uyarlaması olan Para ile karanlık. görüntüyü deyim yerindeyse perdeye yazabilen ender bir sinema ze-kasıydı.blogspot. Mouchette (1967). yönetmenliğinin dışında kurgusunu da üstlenmişti. film çekiyorum ondan da rahatsız oluyorlar. tam anlamıyla kişisel bir yapıttı. Un condamné a mort s’est échappé ou Le vent souffle ou il veut (1956). Film. Au hazard Balthazar. Herhalde Şeytan'ın’ dan sonra Bresson. Filmin senaryosunu kendi yazmış. müziğin ve resmin karışımı olarak kabul ettiği sinematografi zihniyetiyle yapmıştır filmlerini. Ama gel gelelim tüm birikimlerini sarf edeceği sinemayı seçecektir Bresson. Kral Arthur. İlk zamanlarında bir ressam olmak için yoğun çabalar harcayan usta yönetmen aynı zamanda felsefe eğitimi de görmüştür. İsa'nın kayıp kasesinin aranışı çerçevesinde resmeder. Dünya Savaşı yıllarında tanışıp Paris entelektüel yaşamına girdi. onun filmleri görsel bir kitap ve şölen gibidir. Dönemin ünlü isimlerini görmenin mümkün olduğu film. 30'lu yıllarda bir dizi sinemacıya asistanlık yapan yönetmen 1934'de Les Affaires Publiques’i gerçekleştirdi. Tüm bunların ardından 1929 yılında kendisini büyük bir istek ve zevkle sinemaya verdi. 1959’a gelindiğindeyse Le Testament d’Orphée. Hayalcinin Dört Gecesi’nde Bresson. Bresson. Bresson. intiharın tek çıkış yolu olduğu bir dünyada aşkın ve mutluluğun imkansızlığını resmetti. (Müthiş Aile) adlı tiyatro eserini uyarladı.

Yönetmen son film olarak 1968 yılında La prisonniére adlı melodramda ruh hastası. Bir opera uyarlaması olan ilk filmi Die verkaufte Braut. Asıl adı. Gazetecilikle yaşamını sürdürmeye devam etti ve sinemaya bir kurgucu olarak atıldı. Clouzot 1907’de Niort’da doğdu. Fransa’da seyircinin polisiyeye olan ilgisi yönetmenle örtüşecekti. Bu tarihte Clouzot.campagne (1951). Yıl 77 iken Paris’te yaşamı son buldu. 49’da ise Kara Dizi türevinde The Reckless Moment filmini çevirdi. Filmin finansmanlığını yapan şirket bir Alman kuruluşu olduğu için savaş sonrası vatan hainliği ile suçlanıp arkadaşlarıyla bir meslekten men edildiler. Gerçek ortaya kondu. Clouzot bu filmiyle gerçek anlamda dünya çapında bir üne kavuşuyordu. 1949’dan sonra sinema yaşamının doruğuna Fransa’da erişecekti. Flört filmi ile ortaya koydu. (Dehşetin Yolcuları) oldu. (Katil Kim?) filmi ile sinemaya yeniden merhaba dedi. ailesi ile birlikte İsviçre’ye kaçmak zorunda kaldı. HENRI GEORGES CLOUZOT Sinema tarihinde onu tanımlamak için söylenmiş klasik bir ifade var: Fransız Hitchcock.blogspot. Başlangıç filmi 1950 tarihli La Ronde olmuştu. 1946 yılına. Dames du Bois de Boulogne (1945). 1948 senesinde Letter from an Unknown Woman. Bu başarı getiren çalışmalar ardından yönetmen. Hollanda ve İtalya’ya vardı. Liebelei. Bunu senaryo çalışmaları ve yardımcı yönetmenlik deneyimleri izledi. Neredeyse tüm büyük yönetmenlerde olduğu gibi o da sinema yaşamından önce başka işlerle meşgul oldu. Filmi besleyen diğer öğelerse kullanılan ışık ve gölge düzenlemeleri ile dekorlara gösterilen özen olmuştu. Fransa’ya pekte bir şey yapamamış olarak dönecek ve gerçek kariyerini burada sağlayacaktı. (Meçhul Bir Kadından Mektup) isimli aşk trajedisini çekti. Alman işgali altında kalan Fransa’da duramayacağını bilen yönetmen. Affaires pupliques (1934). (Şeytan Ruhlular) 1954 yılında takip etti. 1942 senesinde L’assassin habite au 21 isimli ilk filminde gerilimi tam anlamıyla ortaya koymayı başarmıştı. Agnes du péché (1943). bu durum 1947’ ye dek sürdü. (Satılmış Nişanlı) ile 1932 senesinde ilgi çekmeyi hemen başarmıştı Ophüls. Alman işgali esnasında Clouzot ülkesinin önde gelen yönetmenleri arasında sayılmaktaydı. 1949 yılından sonra Ophüls. Paris’e göç etti. Onun en çok bilinen yapıtıysa 1952’de yaptığı Le salaire de la peur. 1923’e değin tiyatro oyunculuğu yaptı. polisyeyi toplumsal eleştiri ile miksledi. Yahudi kökenli olmasından dolayı Alman hükümeti tarafından çıkarılan zorluklarla uğraştı ve sonunda Almanya’yı terk edip Fransa’ya. 1938 yılında ise uyruğu Fransız olarak değişti. Ahlaka uygunsuzluğu öne http://genclikcephesi. Bu yapımlarıyla ana olgusu olan. Quai des Orfévres. Ophüls. Film müzikleriyle ilgi çektiği kadar karmaşık ve akıcı kamera teknikleriyle de önemli bir yapıttı.com 32 . gelecek vaadeden bir kişilik olduğunu. Sinemaya gerçek adımını Berlin’de attı. Filminde Fransa’nın adalet sisteminin yanlış işleyen mekanizmasını eleştirdi. Lakin İsviçre’ye kabul edilmemesinin sonucunda Amerika’ya göç etmek mecburiyetindeydi. Maximillian Oppenhemier olan yönetmen 1923 senesinde sahne yapıtları yönetmenliğine geçiş yaptı. MAX OPHULS Ticaret yapan Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Saarbrücken’de doğdu. iki buçuk saatlik film yönetmen tarafından iki bölüme ayrıldı. Bunun ardı sıra gelen 1943 yapım yılına sahip Le corbeau. egosantrik (ben içinci) bir erkeğe aşık olan ve bu sebeptende yaşamı mahvolan bir hayatı perdeye taşıdı. 60 yılında da La véritée. aşk nereye kadar gerçekleştirilebilir? sorusuna yöneldi. Ophüls adını da burada aldı. Bunları Pierre Boileau ve Thomas Nerjecac’ın romanından uyarlanan Les diaboliques. buralarda on kadar uzun metraj çalışması yaptı. (Karga) onun usta bir yönetmen olarak kabulünü sağladı. kendisini fark edip filmlerinden de etkilenmiş olan yönetmen Preston Sturges ona destek çıkana değin sinema dünyasında işsiz kaldı. 1933 yılında yeniden bir uyarlamayla. Filmleri için seçtiği coğrafya Fransa ile sınırlı kalmayıp. Bu zaman diliminde çıkardığı işlerin içinden en çok tutulanı La signora di tutti isimli yapıtı oldu.

Lara’nın filminde hayalet olarak rol aldı. yergicisi. 1966’da yaptığı Le deuxiéme souffe. ilk gangster filmini Georges Simon’un bir romanından sinemaya uyarladı. Melville’i seyircisi nazarında büyük yapan film gene bir kriminal çalışma olan 1970 yapımı Le cercle rouge. Bu andan itibaren Tati. bu mekanik yaşamla gene alay yollu uğraşmaktaydı Tati. Les Vacances de M. Bu arada gelen teklifleri geri çevirdi. Sene 69’a vardığında Melville yeniden dahası ikinci bir defa II. Yıl 73’e geldiğinde yönetmen 55 yaşında yaşama veda eder.Hulot. Bay Hulot yaratısıyla Yeni Dalga ile bağıntılandı. Mon oncle. 1945 yılında bir film şirketi kurup yönetmeye başladı. filmlerinde hem oyuncu hem yönetmen hem de yazar oldu. Dünya Savaşı’na yöneldi ve L’armée des ombres. Filmin tamamlanmasının ardından iki yıl geçtikten sonra yönetmen hayata veda etti. (İkinci Nefes)’te yönetmen gene aynı gangster atmosferini solutuyordu. Onun baş yapıtı olarak billenen eseri Play Time olacaktı. Korkunç bir karmaşa dünyası ortaya koyan bu film Yeni Dalga yönetmenlerinin üzerinde bir hayli etkili oldu. Savaş sırasında İngiltere’de bulunan Melville. (Denizin Sessizliği) adlı yapıtını aynı adla 1947 yılında filme almıştı. Jour de féte. (Kırmızı Daire)’dir.sürülürek birkaç ülkede de yasaklanan film aslında neşeli ve romantik bir aşk filmiydi. aynı zamanda dostu da olan Jean Cocteau’nun bir romanı olan Les enfants terribles. 1967 yılında yaptığı Le samourai filmiyle dünya çapında bir üne kavuşmaya başladı. JEAN-PIERRE MELVILLE Gangster filmlerinin Fransa’da en bildik ismi olan ve Yeni Dalga’yı etkileyen Melville. zengin bir aile çocuğu olarak Pariste doğdu. İkinci filmi gene edebi kaynaklı olacaktı. Filmde Alman işgalcilerce şantaja uğrayan direnişçi bir kadının kendi arkadaşlarınca öldürülmesi anlatılır. GEORGES FRANJU Geleneksel sinema ile Yeni Dalga arasında köprü görevi alan filmler yapan yönetmen bu anlamda önemli bir konuma sahiptir. Le doulos ile kasvetli bir gangster filmi daha koyar önümüze. 1962’de Melville.com 33 . Modern yaşamın kargaşasını tebessümle izleyen bu adam. Melville bu yapımlarından sonra filmlerinde konu olarak umutsuz aşkları ele alacaktı. Büyük hicvinin karakteri Hulot’dan sonra beş senelik bir bekleme süreci yaşadı. Savaş dönemi öncesi ticaret ile uğraştı ve ünlü bir mağazanın müdürlüğünde bulundu. yönetmen. Trafic’de diğerlerinden farklı bir tabakaya dayanmıyordu elbet. Bu filmin bir diğer özelliği ise 60’lı yılların sonlarına doğru ortaya çıkan road-movies’in öncüsü ve habercisi olmasıdır. Parade filmleriyle dünya sinemasının unutmayacağı bir isim oldu. Yönetmen. Trafic. Yukarıda ki sıralamada da ilk sırada olan birinci filmi ile sinema yaşamına merhaba diyen Tati. Fransız yazar Vercor’un La silence de la mer. bir modernite eleştirmeni. ‘Sinemeskop geniş ekran’ kullandığı bu film dönemin tüm teknik ekipmanlarının son zerresine kadar kullanılması ile ilgi çekti. Tv için yaptığı son filmide tüm filmleri gibi insanla makinanın savaşıdır. Gerçek soyadı olan Grumbach’ı Herman Melville’de esinlenerek değiştirdi. Le Sang des bétes adlı 1949 yılında yaptığı belgesel http://genclikcephesi. yapımın aşırı derecede beğenilmesiyle onu kısa metrajdan uzun metraja çevirme kararı alıp Jour de féte’yi ortaya çıkardı. orada askerlere gösterilen filmlerden etkilenerek sinemaya ilgi duymaya başladı. (Göldeki Ordu)’yu bu tarihte çekti. (Müthiş Çocuklar)’ı 1949’da sinemaya uyarlayacaktı. 1955’te çektiği son filmi Lola Montez’ de hayatı skandallarla dolu gizemli bir dansözün yaşamını anlattı Ophüls. büyük hiciv ustası denmiştir.L’Ecole des facteurs. Yaptığı son filmi olan 1972 tarihli Un flic. JACQUES TATI Onun için. 58 yılında yaptığı Mon oncle modern yaşamın saçmalığının ispatı niteliğindeydi. İlk uzun metrajlı filmi bir edebi uyarlamaydı.blogspot. (Şef) bir önceki filmiyle stil açısından aynıdır ve konu gene o bildik Melville çizgisi etrafında gezinmektedir. Modernitenin teknolojik getirilerinin karşısına eskiyi koymuştur Tati. Bu filmiyle film noir türüyle tanınmaya başladı. Play Time. 1947-73 yılları arasında yaptığı -az sayıda da olsa.

Almanya’da esir kamplarında yaşam sürmüş olan Fransız askerleri üzerine yaptığı ve Venedik’te Büyük Ödüle layık görülen filmi. Daha sonra çektiği uzun metrajlarda yönetmen anarco-nihilist bir kimlik sergileyerek bir türün içine dahil edilemezliğini sürdürdü. Notre-Dame Cadhetrale de Paris gerçekten harika belgesellerdi. 51 tarihli Edouard et Caroline geldi. Bu yapıtların neredeyse tümü gelecek olan Yeni Dalga’yı etkileyecekti.Ripois’i İngiltere’de gerçekleştiren yönetmen Zola uyarlaması Gervaise’i yaptı. hatta tek bir filmle dahi adını bahsedilmesi gereken konuma getiren ve bazılarının da gerçekten de –çok. hukuk sistemine getirilen bir yergi niteliğinde ki Justice est faite olmuştu-r. İsmini duyurması için yeterli olan bu çalışmanın ardından Franju. Avant la déluge. Le Risques du Métier gibi orta halli filmlerinin ardından René Barjevel romanından perdeye uyarladığı 1969 tarihli Les Chemins de Katmandou filminde. Sinemada. 54 yılında tuhaf güldürüsü Knave of HeartsM. 55 tarihli Le saumon atlantique ve 57’de yaptığı. Filmlerinde suçun kişiye yüklenmesinden ziyade toplumun bu suçta azar azar da olsa pay sahibi olduğunu anlatmaktadır Cayette. L’Amour en Question gelir. Başarıya ulaşan filmlerinden biri olan Casque d’or ile ilgi toplamayı başaran yönetmen 54 tarihli Touchez pas au grisbu ile bu kez polisiye bir http://genclikcephesi. 53’de çektiği. kozmik aşk gibi dönemin önemli olgularına dokunan Katmandu yolculuğunu konu almıştır. bu yönetmenleri bir bütün halinde bir arada sunmaktaki amacımız. Buduzim. Monsieur et Madame Curie. kimyasallar. 1971’e geldiğinde bir gerilim sineması örneği olan Le passager de la pluie’yu filme aldı. Son olarak 1983’te TV için Princess and a Photographer’ı yaptı.genel sekreterliğine getirildi. hem onların yaptıklarını görmezden gelmemek hem de her hangi bir noktasından dolayı okuyucunun ilgisini çekebilecek bir ismi ortaya koyarak kişinin bu isim üzerine de başka kaynaklardan yoğunlaşmasını sağlayabilmektir. Önemli özelliklerinden birisi de Fransa Sinematek’ini kurmasıydı.blogspot. 34 senesinde Le Métro adlı ilk kısa filmini Henri Langlois’le beraber yaptı. Le Glaive et la Balance. Şimdi bu önemli kişilere ve bu bahsettiğimiz dönem içerisinde yapa geldiklerine kısa kısa –pasajlarla-göz atalım: RENE CLEMENT: 1949’da İtalyanlarca şiirsel gerçekçilik barındıran kara film olarak önem gösterilen Au-dela des grilles filminden önce Cocteau ile birlikte bir denemede bulunan Clement. Bir yıl sonra La Course du Liévre a travers les Champs’ı yaptı. Jeux Interdits filmi ile 1952 senesinde çocuk bünyesi ağırlıklı olmak üzere savaşın insanlar üzerindeki etkisine yönelik bir çalışma gerçekleştirdi. JACQUES BECKER: Kötümserlik karşısında iyimserliği kendine konu edinen Becker 1947’de Antoine et Antoinette’i filme aldı. etkilenimleri belirli bir mesafede tutarak kendi özgün stilini kollayan ender kişiliklerden biridir. 49’da yaptığı savaş sonrası gençliğin değişimi konulu filmi Rendez-vous de juillet filmi sonrasında.com 34 . 1996’da öldü. 58’de yaptığı Le barrage sur Pacifique Yeni Dalga öncesi filmlerindendi.önemli olduğu isimler söz konusudur. Le dossier noir. 71 senesinde temelini bir yaşanmışlıktan alan Mourir d’Aimer ile düzenli gidişine devam eder Cayette. Gene aynı doğrultuda ilerleyen diğer filmini iki yıl sonra Nous sommes tous des assassins adıyla çekmiştir.çalışmasıyla hemen dikkat çekti. Sıraladığımız bu yönetmenlerin dışında az işle ya da yazdığı kitaplarla. A Chacun son Enfer’in ardından son yapımları olan La Raison d’Etat Justice. ANDRE CAYETTE Bir hukukçu olduğundan olsa gerek çıkış filmi 1950 tarihli. Le passage du Rhin yerini sağlamlaştırdığı filmleri olmuştur. Zaten ardından da FIAF -Uluslararası Film Arşivleri Federasyonu. 60’da Yeni Dalga’ya özenip kendini yok ettiği filmi Plein Soleil’de ki düşüşünü 1967’de ki Paris Yanıyor mu? filmine değin düzeltemedi. Beat Kuşağı ile Hippy dönem arasında gidip gelen.

Le chant du monde. Onu. belgesel sinemanın etkisinde kalan bir yönetmendi. Le Pére Goriot ve Pécheurs d’Island uyarlamalarıyla çıkış yapmıştır. ANDRE MALRAUX: Savaş öncesinde çekimine başlayıp savaş sonrasında bitirebildiği filmi kendisine ait isim yapmış romanı L’Espoir’den perdeye taşıyan Malraux. İlk filmi ardından 1948 senesinde Sombre Dimanche. Yeni Gerçekçi İtalyan Sineması’nın habercisi olarak görenler olmuştur. Malraux 39 senesinde Bir Sinema Psikolojisinin Eskizi isimli inceleme niteliğinde ki kitabını yayımladı.com 35 . ilk iş olarak öğretmenliği denemiştir. (Altı Haziran Şafakta) ve sonrasında 49 tarihli filmi Beyaz Ayaklar. Çinhindi’nde ki savaşa yönelik uzun metrajlı protestosu Mort en Fraude ile 1956 senesinde ilk filmini gerçekleştirmeden önce Feyder ve Buñuel gibi isimlere asistanlık yapmıştır. Rocombale’dir. JEAN GREMILLON: Yönetmen. 1951’de Olivia filmlerini yaptı. 1951’de öldüğünde ardında 76 film bırakmıştı. 63 senesinde Zola’nın yapıtı Germinal’i uyarlayana dek adından bahsettirecek şu filmleri yaptı: 1953 tarihli Nez de cuir. L’oiseau du monde. Le Rendez-vous de minuit filmlerini gerçekleştirmiştir.blogspot. 1954’de Les Orgueilleux. Fransız sinema dünyasının en önemli filmlerinden biri sayılan Leenhardt. MARCEL CAMUS: Sinemaya geçişinden önce plastik sanatlar eğitimi almış olan Camus. 1957’de La Meilleure Part. Otalia de Bahia. Michel Strogoff. (Öylesine Güzel Bir Plaj) ve Ménages. http://genclikcephesi. Crainquebille. La Conquéte de l’Agleterre. gösteri nitelikli ve Camus’ ya Cannes ve Venedik’te ödül getirip ismini uluslararası alana taşıyan 1959 tarihli Orfeu Negro ise yönetmenin en başarılı yapımı olmuştur. 49’da Gigi. 1943 senesinde yaptığı Les malheurs de Sophie filmiyle tam anlamıyla sinema yaşamına başlamıştır. (Atlı Karınca) filmleriyle 1950 başlarında ismini tanıttırmayı başardı. JACQUES DE BARONCELLI: 1881 doğumlu edebi uyarlamacı sinemadan önce senaristlik ve gazetecilik ile uğraşnış. Savaşın sonrasında yönetmenliğe yönlenen Camus. Le mur de L’Atlantique. Les Pattes Blanches’i çekerek savaş sonrasının eğilimlerini filmlerine konu alan yönetmenler arasında kendinden bahsettirdi. la jeune Folle. 1954 yapım yıllı Sartre uyarlaması Huis Clos ve de Colette uyarlaması Mitsou’yu ortaya koydu. ROGER LEENHARDT: Yaptığı Les Derniéres Vacances. La Duchesse de Langeais. 60-76 arasında yaptığı diğer filmleri şunlardır: Os bandeirantes. Tüm yönetmenlerde görülen noir ya da edebi uyarlama ikileminden edebi uyarlamayı benimseyen Audry. Filmlerini edebi uyarlamalar üzerine oturtan yönetmenin sayılabilecek diğer filmleri ise: La femme et le Pantin. savaşı gerçek anlamda yaşamış olan Normandiya için 1946’da yaptığı belgesel filmi Le Six Juin a l’Aube. Victor Hugo. 54’de bir masal uyarlaması olan Alı baba et les 40 voleurs ardınca Les Aventures d’Arséne Lupin’i ve Modigliani’nin yaşamını aktardığı Montparnasse 19’u yapan Becker son olarak Le trou filmini 1960’da gerçekleştirdi. Yeni Dalga’yı da etkilemiş bir film olan. Une si jolie petite plage. La Fugue de Mahmoud.yapımla başarı bulmuş oldu. Vivre la Nuit. YVES ALLEGRET: Kara filmleriyle tanınan yönetmen. JACQUELINE AUDRY: Sinemaya isim yapmış yönetmenlere asistanlık yaparak başlamış olan yönetmen.

Fanfan la tulipe. La Cuisine au Beurre. Yeni Dalga için modern film hareketinin ilk örneklerindendir demek doğru olacaktır. gerçek anlamda adını Les Disparus de Saint-Agil ile 1938’de duyurdu. Babette s’en va-t-en guerre. La tulipe noir. Fakat bu kadar film demek iyi film demek değildir elbet. Renoir’ı dışında tutarak son yirmi yılın tüm üretilen filmlerinin yapmacık ve baştansağma olduğunu ve ülke sinemasının çok gerilerde kaldığını ve artık bir değiştirici etkene gereksinim olduğunu öne sürmekteydi. La Seconde Verité yer alır. Une Cave.JAQUE CHRISTIAN: Pek çok meslektaşı gibi o da gazetecilikle uğraştı. 1959 yılında yapılan filmlerin yönetmenlerinin 130’u ilk kez film çeken yönetmenlerdi. Lucrece Borgia. Bahsedilecek filmleri arasında: Carmen. komik bir sahne rahatlıkla bir cinayetle sona erebi-lirdi. seyirciye neredeyse anlamsız gelecek bir şekilde sadece http://genclikcephesi.. Les Bons Vivants. Madame Sans-Gene. Fransız film endüstrisinin akıma çabuk alıştığını söylemek mümkündür. 56 yılında Roger Vadim “Ve Tanrı Kadını Yarattı”yla umulmadık bir başarı sağlamıştır. L’Eternel Retour filmleriyle duyuran yönetmen yetmiş civarında film gerçekleştirmiştir. Akım. YENİ DALGA GENEL BAKIŞ Beşinci cumhuriyete geçiş sürecine denk düşen Yeni Dalga akımının dönemin siyasal ve ekonomik değişimiyle de filmsel kargaşası açısından örtüştüğü görülmekteydi. 1950 sonrasında yaptığı filmler durağan ve zevksiz bir tablo çizmiştir. Gabin’in bir çok filmine yönetmenlik yaptı. yaptığı filmler arasında özellikle ilk dönem filmleri isim yapmasını sağladı. Banlieu Sud Est. mesleğe 50’lerin başında Fransız film dergisi Cahiers du Cinéma’ da eleştirmen olarak başladıklarını biliyoruz. JEAN DELANNOY: Adını. mesela. Gross Paris. Hollywood kültürüne karşı çıkılması ana faktörler olarak sayılmaktadır. Şimdi isterseniz bu yeni soluğa kısmen bir göz atalım: Akımın 59 yılında Fransa'da doğduğunu biliyoruz. Ama gerek ticari gerekse sanatsal gücü sayesinde yeni bir oluşum olan Yeni Dalga 60’ların sonuna gelindiğinde değerini kaybetmeye başlamıştı. Bu filmlerin dünya çapında büyük beğeni kazandığı bir gerçektir. Bu filmler genellikle çok az net kapanışla sona ererler. Yeni Gerçekçiliğin tersine akım bireyi konu almaktadır. Si ous les gars du monde. bu isimlere de ileride değinmeden. La Syemphonie pastorale.blogspot. dahası onlara kısa bir bölüm ayırmadan elbette geçmeyeceğiz. GILLES GRANGIER: Sinema yaşamının en başından itibaren ticari filmlere yöneldi. Televizyon kültürünün halk bazında yer edinmesiyle seyirci sayısının büyük ölçüde azaldığını ve prodüksiyonların düşükleşti-ğini biliyoruz. Yeni Dalga’nın başlıca özelliği olarak romanların ve tiyatro eserlerinin sinemaya uyarlanması. Akımın önemli özelliklerinden biri klasik Hollywood öykülemelerinden farklı olarak sahnelerin birbirini anlamlı bir biçimde izlemesi yerine seyircinin asla nerede ne olacağını anlayamayacağı tarzda hareket etmesiydi. lakin bu başarı Fransız sineması için uzun sürmeyecektir. François Truffaut ve Alan Resnais’yi saymamız gerekecektir. Dieu a besoin des hommes. Yönetmenlerimize dönecek olursak. L’Age ingrat. Akımın yönetmenleri olarak Jean Luc Godard.com 36 . Yönetmenliğini yapıp ta isim bırakmış çalışmaları şunlardır: Le Gentleman d’Epsom.

Les Cousins (1959) ile karşımıza çıkacaktır ve bunun ardından da 1959’da Dörtyüz Darbe ( Les Quatre cents coups) ile malumunuz Truffaut gelmektedir. Chabrol’un filmleri. uzun metrajlı Hiroshima mon amour’u yapması Yeni Dalga teriminin çok farklı noktalara ulaşıp onları kapsayacağını da göstermiş oldu. devamında da kimlerin hangi filmlere imza attığına. Genel kabullerden biriside Chabrol’un en üretken yönetmen oluşuydu. (La Femme infidéle-(1968). A bout de souffle (1959) ile görülmektedir. Cezayir savaşı. Eric Rohmer. Akımın belirsizliğinin en önemli örneği Truffaut’nun çektiği 400 darbe filmi. Ne var ki Alain Resnais’nin. Alan Resnais. Vahşi Çocuk (1965) ve Gecenin Ötesi (1972) yapımlarıydı) kendisi yer alan Truffaut. sinemanın kendisi olmuştu ve içsel yaşamlarını sinemayla pekiştirirken amaçları sinemadan kazanıp hayatlarını daha hareketli ve kolay hale getirmek olmamıştı hiç. dahası buna gerçek anlamda hak kazandılar. bu verimsiz üyesi ise. Sanat olarak sinemaya olumlu katkıları olduğu genel kabul gören bir gerçektir. François Truffaut.biterlerdi. Şimdi burada akımın başlangıç filmlerine. 1960 yılında Paris bize aittir ile Jacques Rivette. Ama her şeyin sona erdiği noktaya onlarda varacaklardı elbet ve bu 68 yılında gerçekleşecekti. Afrika kabilelerinin gelenek ve görenekleri belgesellere alındı. görevini tamamlayarak yeni akımlara. ama bir gerçek varsa o da. Bu arada Piyanisti Vurun’u yapan Truffaut bunun ardından da Jules et Jim ve La Peau douce filmlerinde daha klasik bir kalıba yöneldi. Yeni Dalga akımıyla bağdaştırılan yönetmen ve filmlerine bir bakacağız. burjuvaya karşı duyduğu nefret.. Akımı başlatan filmler olarak Fransa film tarihine geçmiş yapımlara bakacak olursak. ve 1959’da yaptığı Altı aşık için bir oyun’la Jacques Doniol-Valcroze. Ayrıca savaş sonrasında ki daha önce bahsettiğimiz durgun yapının kırılmasını sağlayarak Fransız sinemasının ihtiyacı olan hareketlenmeyi ortadan kaldırdı. Bu filmlerin senaryosundan kurgusuna değin üzerlerinde ki değişim dahası serbestlik ve gevşeklik ortaya çıkan ve ağır basan diğer etkenlerdi. Le Beau Serge (1958). 59. sinemanın ana akım kurallarına karşı kaygısızlık ilk dikkat çeken unsur olacaktır. Özellikle Jean-Luc Godard bu grup üzerinde daha etkili oldu. gerçek ve kurgu arasındaki ilişkiyi araştırmakla nitelendirdi. Gel gelelim akım bir ekol olup varlığını sürdürememiştir. Yeni Dalga’yla ilgili olarak sonuç açısından şunları söylemek mümkündür: Yeni Dalga. Bu yönetmenlerin ve yaptıkları filmlerin ortak noktaları.. Bu iki ismi akımın bir başka eleştirmen yazarı olan Eric Rohmer. Onların sevdiği. Fransız ve dünya sinemasındaki yerini. Etkileri o kadar ötelere vardı ki üçüncü dünya sinemalarına kadar varıp onların dahi açılımlar yapmasını sağlamış oldular. Les Noces rouges-(1972). Godard.(1969) Chabrol her ne kadar üretken olarak belirlenmişse elbette bir de en az üretken seçmek mümkündür. İçerik olarak en iyi diye belirtilen filmlerinde (ki bunlar. Bu kullanımın ne kadar doğru olup olmadığı ve bu terimin kapsama alanı tartışıldı. böylelikle kendisini yönetmen ve film. Ardındansa daha pek çok türe el atacaktı. Çin Hindi'ndeki çatışmalar gibi olaylar üstüne filmler yapıldı.com 37 . Dönemin ünlü yönetmenleri olarak ise daha önceden de belirttiğimiz gibi: Claude Chabrol. Claude Chabrol. Cannes Film Festivali’nde en iyi film ödülünü almıştır. Jean Luc Godard’ı sayabiliriz.blogspot. onlardan ne kadar iğrendiğinin gösterimi ve kadınlara yönelik sağduyu-suz bakış açısını yansıtmıştır. bir çok sinema tutkununa düşüncelerinde yeni boyutlara ulaşma şansını verdiği gibi akım ve öncüleri sayesinde bu insanlar yeni filmler yaptı. Jacques Rivette’dir. sonrasındaysa. psikolojik gerilim tarzıyla anaakım sinemasına geçiş yapan ilk yönetmendi. Bu insanlar Sinemayı sinema yapan yegane ve gerçekten çok önemli kişiler olarak sinema tarihindeki yerlerini aldılar. yeni oluşum ve arayışlara bıraktı. Rivette filmleri çok uzun ve kurgusalbelgesel öğelerle bezeli yapımlardır ve doğaçlamaya dayanmışlardır. Le Boucher. Filmleri üzerinde düşünülmesini http://genclikcephesi. Le Signe du lion ile gene 1959 yılında izledi.

isterken sanatçı ve model arasındaki bağa değinir ve irdeler. Hroshima adlı uzun metraj filmiyle yer edinmeyi başara bilmiştir. Mélo (1985). La Vie a l’envers (1964) Henri Colpi. söz yerindeyse daha iyi yönetmenler de söz konusudur elbette: Bunların arasında özgünlükleriyle öne çıkmış olan Jacques Demy ve Alain Cavalier var mesela. 1960’lı yıllarda karşımıza çıkan bir isimse yönetmenlik denemesini Duvarlara Vurulan Baş adlı uzun metrajıyla 1959 yılında yapmış olan ve bunun öncesinde de bir çok önemli sayılabilecek belgesele imza atmış olan Georges Franju’dır.(1973). Ellili yıllarda konularını zamansal gelgitler ve bellek-imgelem bağlamı olan bir takım kısa filmlerle gündeme gelmiş olan yönetmen. şimdi irili ufaklı tüm bu yönetmenlere bir göz atalım: Jean-Gabriel Albicocco. zaten bu filmler dialogların da müzikler eşliğinde söylenen şarkılardan oluştuğu müzikallerdi. kent ile kır. 1960 ve 1970 lerin başlarında bir çok uzun metrajlı filmler yapmaya devam etti. Dışarıda biri var: Hayalet. Ayrıca 1961’de Bardot için Vie privvé ’i çekti ve bu filmde Bardot’yla birlikte oynadı. Elbette ki bu kadar yönetmenle sınırlı değildi bu kocaman dünya ama gelgelelim her yönetmende kendisinden böyle seneler sonra bahsedebilecek konuma yük-selemiyordu elbet. 1957’de İdam Sehpası’yla mesleğe başladı Malle. Les Parapluies de Cherbourg. Yoğun dialoğa rağmen yapıtları sinematografik ağırlık kazanmayı başarabilmiştir. birde varlığı ve yokluğu belli olmayanlar olarak bu çatalın arasında kalmış olanlar vardı. Filmleri genellikle modern kent yapısının ardındaki banliyö yaşamının ayrıntılı tasvirlerini sunar. Alain Resnais. aile ile bireysel bağlılıklar arasında gitgelleşen duygularını. Les Demoiselles de Rochefort gibi yapıtlarında yönetmen tüm müzikal alt yapının sorumluluğunu üzerine almıştır. La Belle Noiseuse. cinsel dürtüleri ve ahlaksal yapıyı aldatıcı bir basitlikle inandırıcı bir şekilde betimleme yoluna gider.(1974). Yapıtları genellikle sürrealiteyle besili bir karamsarlık içinde kasvetli bir biçimde oluşa gelmişlerdir. Providence (1976). Muriel ou le temps d’un retour (1963). En son olarak Trois places pour le 26 ya imza atmıştır ve yıl 1988’dir. La Gerre est finie (1966). Demy ’nin ilk uzun metraj yapımı 1961 tarihli Lola ilgi görmeyi başarabilmiş bir yapıt sayılmıştır.blogspot. Belgesel sinemacı olarak yol yapmış bir başka isim daha burada karşımıza çıkacaktır. Adieu Philippine (1962) Alain Jessua. 1971’de çektiği Le souffle au ceoeur konu olarak kendisine ensesti seçerken. iş ile tatil. kullandığı karakterlerin. Une aussi longue absence (1961). döneme göre ağır gelecek cinsel betimlemelerden dolayı skandalla sonuçlandı. Film.com 38 . La Vie est un roman (1982).(1990) Cahiers’in kıdemli ismi Eric Rohmer ise fimlerinde. 1978’de Güzel Bebek filminde çocuk fahişeliğine değin uzanmıştı. Zaten yönetmenin tabu konusunda sürekli bir eğilimi söz konusuydu. gibi anılanlar ama etkili olamayanlar söz konusudur. Céline ve Julie’nin Vapur Gezisi. Ve bir birine yakın filmler olan: Martin et Léa (1978) Un étrange voyage (1980) http://genclikcephesi. Bunlardan daha iyi konumda. Stavisky (1974). Mon oncle d’Amérique (1979). L’Année derniére a Marienband (1961) Cahiers grubuyla neredeyse bir ilişkisi bulunmasada Yeni Dalga ile anılan yönetmenlerden biridir Louis Malle. Cavalier’e bakacak olursak: meslek hayatına 1961’de yaptığı Le Combat dans l’ile ve de 1964 tarihli L’Insoumis ile başlamıştır. La Fille aux yeux d’or (1960) Jacques Rozier.

Thérése (1986) ile yoluna devam etmiştir. Bahsedilecek en önemli isimlerden biri hiç şüphesiz (hiçbir akıma da dahil edilemeyen) Robert Bresson: Jeanne d’Arc. Le Corniaud (1964) ve La Grande Vadrouille (1966) adlı komedi filmleriyle çıkış yapan bir isim olarak görülecektir. Classe tous risques (1959). Gérard Oury. Yeni Dalga geldiği vakit anaakıma ait olan ve zaten kariyer yapmış olan yönetmenlerde vardı ve bunlar çalışmalarını sürdürdü. Une femme douce. Bu sıralarda Edouard Molinaro içinde vazgeçilmez bir türdü komedi. L’Arme a gauche (1965) yapımlarıyla Claude Sautet geliyordu ve sonrasında yaptığı filmlerleyse duyarlı bir anaakımcı olarak hatırlandı. Vietnam savaş deneyimini aktarırken. http://genclikcephesi. Sevimli Yalancı.blogspot. Le Passager de la pluie ile. mesleğe 50’li yılların sonunda başlayan Jean-Pierre Mocky tüm filmlerinde komedi dünyasının ünlü ismi Bourvil’i oynatamak gibi bir tuhaflığa sahiptir. Alt yapıları egzotik hafif ve hoş komedilerle öne çıktı. Aktif sinema yaşamına devam eden Renoir burada da karşımıza çıkacaktır. La 317éme Section (1964).com 39 . Bu dönem içerisinde. Pierre Granier-Deferre polisiyeye yönelen yönetmenler olarak tarihteki yerlerini almışlardır. Yeni Dalga öncesinin bildik yönetmenlerinden Clément. bu filmler: La Guerre des boutons (1961) ve La Gloire de monpére (1988) dir. Clouzot ve de Verneuil gibi isimler yaptıklarıyla kariyerlerini gündemde tutabildiler. Hemen tüm filmlerinde değişik olgulara yönlerek kaba taşlamalarını ekrana yansıttı: Un drole de paroissien (1963) La Grande Frousse (1964) La Grande Lessive (1968) A mort l’arbitre ! (1983) Truffaut ve Chabrol’un asistanlığıyla bu işe başlasada kendi çizgisi için yeni dalgadan uzaklaşan bir isim olarak karşımıza çıkar Broca. Hem oyuncu hem de yönetmen olan Yves Robert yaptığı filmlerle gişe başarısını yakalayacaktı. Sırada üretken olmasına rağmen başarıyı pek yakalayamamış bir yönetmen var. Mouchette. Benzer bir şekilde. 1964 yılında bir polisiye olan Compartiment tueurs ile müthiş bir çıkış yapan Costa Gavras ilerleyen yıllarda da siyasal baskı alt yapılı filmleriyle profesyonelleşiyordu. Plein Soleil. Le Crabe Tambour (1976). L’Honneur d!un capitaine (1980) filmleriyse sömürgeci bir Fransa’yı işlemekteydi. Au Hasard Balthazar. Dien Bien Phu (1992) filmleriyle Pierre Schoendoerffer. L’ Homme de Rio ile ismini uluslararası yapmayı başardı. Diğer yandan aksiyon ve aksiyona yakın bir çizgide seyreden isimlere şahit olmaktaydı Fransız sineması. Le Dossier 51 ve Le Lectrice filmleriyle film hayatına devam etti. ve Mocky ile dönemdaş sayılır. Le Diable probablement adlı eşsiz filmleriyle hak ettiği noktaya ulaşan ve bugün de o noktayı kollayan ve sinematografiye getirdikleriyle asla atlanamaz olan ve günümüz ozanlarından birinin tabiriyle: “Eşsiz bir görüntü yazarıdır Bresson” ve filmlerinin yanı sıra hacmi küçük ama okumasını bilecekler için çok büyük olan sinemetograf üzerine notlar kitapçığınıda bizlere bırakmıştır. Jacques Deray. Ayı ve Kukla filmleriyle kadınların aşk yaşamlarına odaklandığı filmlerle çıkış yaptı Michel Deville. Popüleriteye yönelen bir çok yönetmende Yeni Dalga sonrasında çıkacaktı ortaya. ama görülen o dur ki Renoir artık ağırlığını kitap yazmaya ve televizyona vermiştir. Melville ise polisiye türündeki yazarlık konumuna devam etti.

Yeni Dalga eleştirmenlerinin pekte tutmadığı Dellanoy. İlginç bir şekilde (karısının mirasına konarak) zengin olan Chabrol. Yeğenler adlı ikinci filmi izleyicinin büyük beğenisini kazandı. ne bir okul ne de bir grup diyemeyiz. 1960 yapım yıllı Les bonnes femmes filmleriyle cinayet işleyip gözden uzak kalabilen psikopatları konu edindi. Kazandığı parayla kendi yapım şirketini kurdu. YENİ DALGA EŞİĞİNDE CLAUDE CHABROL Yeni Dalga’nın ilk ürünü olarak kabul görülen filmi yapan. şöyle ki. Yeni Dalga yönetmenlerinin eleştiri grubunda yerini aldı. İlk uzun metrajı olan Le beau Serge’yi çekti. 1930 Paris doğumlu yönetmen. Bir değişime duyulan ihtiyaç noktasında. Rohmer. bunlar: Chabrol. Varda. Hitchcock hayranı. Kuramca.yazıları.blogspot. Truffaut. Gene maddi problemlerden dolayı televizyona yöneldiğinde tarih 1975’i göstermekteydi. sosyo-kültürel etkenleri ana noktalarıyla şöyle sıralamıştır: Cezayir’in bağımsızlık ilanı. Boris Vian’ın sarsıcı eserleri. Yeni Dalga Yönetmenlerini farklı üç kategoride saymak mümkündür. her yıl onlarca yönetmenden sadece bir kaçına kapısını açar. 1959’da yaptığı A double tour. ‘‘auter’’ kuramı ilk defa hayata geçmiş oldu. Malle. halkla ilişkiler görevlisi olarak çalıştı. Decoin. Rouch. filmin yaratıcısı olarak görülmekteydi. http://genclikcephesi. Chabrol. Ölüme giden yaşamla-rıyla Parisli iki öğrencinin yaşamını anlattığı 1958 tarihli Les Cousins. Yeni Dalga için şöyle bir beti sunar: “Yeni Dalga için ne bir akım. Sinema tarihi bize bu gurubu-n oluşumunu-etkileyen siyasi. bunlardan ilki: Şu meşhur Cahier Grubu –etrafında toplanan. İlkin edebiyat ve eczacılık eğitimi gördü. Ticari açıdan beslenmek için sipariş filmler yaptığı dönemde kariyerinde hoş olmayan isimler bırakacak olan kötü casusluk ve gerilim filmleri yaptı. Rozier gibi yönetmenlerin haricinde son grup olan tabandan yetişen Profesyonel Sinemacılar olarak nitelenen. Carné gibi yönetmenler önemsiz birkaç denemede bulundular. Resnais. Velcroze’dur. onun niceselliği. yeni bir ahlak yapısı ve yeni bir sinema anlayışıyla. 68 sonrasında çektiği filmlerle bir anlamda ilk dönemini tekrara düştü. izleyici sayısı düşen ama film ve yönetmen sayısı artan bir sinemadır. Tati olağanüstü modernite taşlamaları ve gaglarıyla bu dönemde de önemli bir yerdeydi. yönetmen. YENİ DALGA ÜZERİNE Önde gelen isimlerin en başında yer alan Truffaut. ‘‘auter’’ kavramı öncüsü Astruc’un varlığı ve de oluşumu ve yayılımı hızla gelişmiş olan sinema klüpleri. Duvivier. burjuvaizmin maskesini indirmeyi kendisine görev edinmişti ve bunu başaracaktı. eleştirmenlikten yapımcılığa geçti. İlerici stilini diğer filmlerinde de kullanmaya devam edecekti. Kadın katili Landru’nun yaşamını anlattığı filmi tutulmadı ve Chabrol kendisini maddi sıkıntının içinde buldu. Godard. Albert Camus’nün Nobel alışı. Seine’in Sol Yaka Yönetmenleri olarak isimlendirilen: Franju.” Ortadaki sinema. Démy. Oyun Vakti ve Trafik yapımlarıyla 1960’ların başı ve sonunda çıkıştaydı.yönetmenleridir. Marker. bir diğer grup olarak. Astruc sayılmıştır. siyah beyaz bir dramdı ve Yeni Dalga’yı başlattı. sinemacı yazar Malraux’un Kültür Bakanlığına gelişi. Rivette. yeni şeylere aç-ık bir toplulukça ortaya konmuştur. Vadim. Film.com 40 . film çekmek için çok şeye ve çok paraya zorunluluk hissetmeyen. son iki yıl içerisinde ortaya çıkmış olan elli ismin dahil olabilmesi için basınca ortaya konmuş ortak bir slogandır o. André Bazin ve Cahiers du Cinéma’nın –özellikle Truffaut ve Godard’la renklenen.

Nada. 1994. La décade prodigieuse. Masques. 1976. Docteur Popaul. Poulet au vinaigre. Filmografisini oluşturan filmler: 1958. 1974. 1969. Que la bête meure. Le fils de Gascogne Gascogne'un Oğlu 1997 Rien ne va plus. Les liens de sang. 1983. Bu dönemde öne çıkan yapıtı Une affaire de femmes. 1972. Tigre aime la chair fraîche. Paris vu par. La rupture. Bir Kadının Hikayesi oldu. 1989. Alice ou la dernière fugue. 1991. Juste avant la nuit.. Violette Nozière. Une affaire de femmes. 1968. 1975. 1965. 2003 La fleur de mal ROGER VADIM http://genclikcephesi. Le tigre se parfume à la dynamite. Le scandale. 1992. 1988. 1987. La cérémonie. Docteur M. 1978. La route de Corinthe. A double tour.1982de Les fantomes du chapelier ile tam anlamıyla bir geri dönüş yaptı. Inspecteur Lavardin. Ophélia Landru. 1973. 1970. 1963. Le boucher.com 41 . 1980 Le cheval d'orgueil. 1990. Une partie de plaisir. 1959. Bunun ardından tam anlamıyla Hıtchcock tarzı üç film yapan yönetmen 88 sonrasında kadın anlatılarına yöneldi. La femme infidèle. 1967. 1962. Les biches. 1961. Jours tranquilles à Clichy. Les cousins. La ligne de démarcation. Betty. 2000 Merci pour le chocolat. L'oeil de Vichy ( belgesel).blogspot.. 1977. Les magiciens. 1964. 1995. 1966. Les noces rouges. 1985. 1982. Les bonnes femmes. Le sang des autres. 1971. Le beau Serge. 1960. 1999 Au coeur du mensonge. Khâ. L'enfer em. Les plus belles escroqueries du monde (episode "L'homme qui vendit la tour Eiffel"). (episode "La muette"). Les Godelureaux Les sept péchés capitaux (episode L'avarice) L'oeil du malin. Folies bourgeoises. 1986. Le cri du hibou. Les innocents aux mains sales. 1984. Les fantômes du chapelier. 1993. Madame Bovary. Marie-Chantal contre le Dr.

Don Juan 1973 ardından Amerika mahsülü olan Night Games ile (Ve Tanrı Kadını Yarattı)’nın Amerikan versiyonu olan. gazetecilik ve asistanlık yapan Vadim daha öncelerde de belirttiğimiz gibi Et Dieu créa la femme. 1967’de Hitchcock ve Chabrol’un etkisinde La Mariée était en noir’ i yaptı. USTALAR FRANÇOIS TRUFFAUT Bir ressam çocuğu olarak Paris’te doğan Truffaut okuldan nefret eden ve onun yerine sinemayı tercih eden asi bir çocuktu. ‘auter’ filmi tarzını savundu. Yakın http://genclikcephesi. And God Created Women’ı sonrasında ise Une Femme Fidéle’i 1980 senesinde kameraladı. L’histoire d’Adéle Hde de görüldüğü gibi tam anlamıyla tutkulu aşka yöneldi.1956’da ilk filmine varasıya kadar televizyon yapımcılığı. Truffaut’un son filmi siyah beyaz bir çalışma olan Vivement dimanche bir sekreterin öyküsünü anlatmaktadır. Truffaut öldüğünde 52 yaşındadır. Amerikalıların 1940lı yıllardaki kara dizisine dayanan Piyanisti Vurunu 1960’da gerçekleştirdi. Okulda aldığı cezaların neticesinde birkaç kez islahevi hayatını tattı. Aşkın karmaşıklığını yaşayan bir insanı anlattığı Jules et Jim’i 1961’de yaptı.com 42 . Pariste ve ileride vatandaşı da olacağı İsviçre’de aldı eğitimini. Kısa film denemelerinin ardından senaryolar üretti. 1971’de değişik ve yeni biçimlerle ortaya koyacağı aşk konusuna Les deux Anglaises et le continent ile başladı. Zanaat olarak sinemada kendi kendine yetkin bir hal aldı. 1951’de Cahiers du Cinéma dergisinde çalışmaya başladı ve sıkı bir eleştirmen ünvanını acımasız tarzıyla pekiştirdi. Le dernier Métro’da 1980’de Alman işgali sırasında bir tiyatroda yaşananları anlattığı filmi ile eski tiyatroya karşı olan sevgisini ortaya koydu. Bunun ardından dört film daha çekerek inanılmaz bir biyografi dizisi yaratmış oldu. Film renkli sinemaskop kullanımıyla da öne çıktı. La nuit americaine yapıtında sinema saygısını perdeye yansıttığında yıl 1973 idi. Sorbon’da her ne kadar etnoloji okusuda zamanını film izlemeye ayırmakla meşgul olurken sene 1950’ydi. 1977 yılında yaptığı ve kadın bacağı fetişti olan bir adamın öyküsünü anlattığı L’homme qui amait les femmes adlı komedi filmini yaptı. Ray Bradbury’nin romanı Fahrenheit 451’i uyarlayıp bilim kurguyu denedi. Onun tüm filmlerinde öne çıkan şey kadın cinselliği ve erotizm olmuştur. 1959 yılında Les Liaisons Dangereuses. ardından da Le Vice et la Vertu gibi başlıca filmlerini gerçekleştirdi. JEAN LUC GODARD Üst sınıf bir aile bireyi olarak doğdu Godard.blogspot. Les Repos du guerrier. 1978’de yaptığı felsefi eseri La chambre verte’de ölümden sonra süren aşkı söz konusu etti. 1964 senesinde çektiği La Ronde’un ardından bir bilim kurgu uyarlaması olan 1968 tarihli Barbarella geldi. İlgi çekici filmlerinden biri olan Pretty Maids All in a Row’u 1971’de gerçekleştiren Vadim. 1956’da Rossellini’ye reji asistanlığını yaptı ve ilk pratik deneyimlerini kazandı. (Ve Tanrı Kadını Yarattı) ile olay yarattı ve Yeni Dalga’yı etkileyecek bir diğer isim oldu. Truffaut zaman içerisinde etkisini yitirmeyen filmler yaratan bir yönetmendi. La gazette du cinéma’nın kuruluşuna yardım eden Godard yaşamını tuhaf işler yaparak kazandı. İlk filmi Les quatres cents coups’da otobiyografik olarak çocukluğunu sergiledi. Bu filmden sonra Truffaut içerik ve teknik açısından başkalaşımlara yöneldi. 1957’ye gelindiğinde artık kendisine ait bir prodüksiyon şirketi vardı. (Tehlikeli İlişkiler) filmini yapan yönetmen 1961’de La Bride sur la cou. bir yıl sonrasında. Hollywood’a yönelik bir tutku yerel sinemasına ise eleştirel bir tutum sergiledi.

1982. La Gai Savoir. 1967. 1975.zamanda Yeni Dalga’nın diğer önemli figürleri arasında ki yerini alacaktı. Pierrot le fou Masculin féminin. Le vent d’est 1972 Tout va bien. Tamamıyla kendine yöneldiği yalnız bir çocukluk yaşadı. Kronik astımından dolayı II. Weekend Un film comme les autres. Varlıklı bir eczacının oğlu olarak 1922’de Fransa. siyaset olguları etrafında kuvvet bulmuştur. Meslek olarak sinemaya kurgucu olarak başladı. King 1990 Nouvelle Vauge 1994 Historie<s> du Cinéma ALAIN RESNAIS Fransız Yeni Dalga akımıyla ortaya çıkan en önemli yönetmenlerden biri olan Alain Resnais.blogspot. 1969. başkalarının ne düşündüğünü duymak yerine yapılacak en iyi şey Godard filmlerini ardı ardına izlemek olacaktır. Lear Sauve qui peut Passion Prémon Carmen Je vous saule. Six fois deux 1978 France/tour/détour/deux enfants 1980. Letter to Jane or İnvestigation about a Still 1974. 1976. 1966. Vannes’de dünyaya geldi. Ici et ailleurs Numéro deux Comment ça va Sur et sous la communication. 1985. 1960. 1981. http://genclikcephesi. Une Femme mariée Alphaville: une étrange aventure de Lemmy Caution.com 43 . romantik bir materyalist. Ustanın arşivine doğru bakacak olursak gözümüze ilk takılacaklar şöyle bir filmografi ortaya koyacaktır: 1959. para. 1962. Pravda. A bout souffle Le Petit Soldat Une Femme est une femme Vivre sa vie Les Carabiniers. Godard’ın sineması ilerleyen zamanlarda ticari başarıda yakalayacak ve siyasal ağırlıkta kazanacaktır ancak onun filmleri genelleme yapacak olursak. İlginçtir ama ilk film denemesini 8 mm ile henüz 14 yaşında gerçekleştirdi. hakkında yazılanları okuyup. Uzun metrajlı filmlerinde genel olarak suç ve kadın cinselliğinin gizine yöneldi. 1963. 1968. Le Mépris Bande a part. Hiroşima Sevgilim ve Geçen yıl Marienbad'da gibi önemli filmlere iz bıraktı. Dünya Savaşı'nda cepheye alınmadı. 1965. Marie Détective Grandeur et décadence d’un petit commerce de cinéma 1987 Soigne ta droite. Savaştan sonra 16 mm'lik kısa ve orta uzunlukta filmler yaptı. Made in USA. One plus one British Sounds. Pek az sayıda ki yönetmen için söylenebilecek bir söz Godard içinde söylenebilir. Godard. 1984. 1961. varoluşçu bir marksist ve bir anti gerçekçidir. Tiyatro aktörlüğü üzerine çalıştı ve 1940'ta Paris'e giderek Yüksek Sinema Araştırmaları Enstitüsü'nde sinema eğitimi aldı. 1983. 2 ou 3 choses que je sais d’elle La Chinoise ou plutot a la chinoise. 1964. cinsellik.

bir toplumsal araştırmaydı.D’de Pretty Baby. Filmografisi şöyledir: 1955 Nuit et Brouillard 1966 La Guerre est Finie 1977 Providence 1980 Mon Oncle d'Amérique 1983 La Vie est un Roman 1993 Smoking/No Smoking 1997 On Connaît la Chanson LOUIS MALLE Bir türe. insanın kendine yabancılaşmasını kavradığını gösterdi. 1959'da Hiroshima Mon Amour. Malle 1977’de A.blogspot. 1970’lerin ortasına değin Malle türler arasında gidip gelen bir adam olarak kendini ortaya koydu. Amerikan Kara Dizisi içinde uygunluk barındırıyordu. İlerleyen 9 yıl süresince Van Gogh. (Güzel Bebek)’i yaptı. yönetmeni uluslararası üne kavuşturdu. Street filmlerini yapan Malle. 1984’de ise Aloma Bay’ı yaptı. Her ne kadar bir kategoriye dahil etmesek de 1957 sonrası filmleri istese de istemese de Yeni Dalga’ya uygun düşmekteydi. Pariste doğan yönetmenlerden.Fransa’yı dolaşarak çektiği Chateaux de France. (İdam Sehpası) (1957) tipik bir Yeni Dalga filmi sayıldığı gibi. siyasal kişilikler gibi konuları ele aldığı filmleri birçok kez devlet sansürüne takıldı. Le monde du silence. Sorbonne’da iktisad deniyor fakat yarım bırakıp Paris Yüksek Sinema Akademisi’ne geçiş yapıp bitiremeden ayrılıyor. Paramount’dan bir teklif aldı ve kabul etti. (Aldatıcı Işık)’ı çekti. Filmlerinde kendi başıboş barbarlığıyla karşılaşan insanı en duyarlı haliyle betimledi. 1994’te Vanya on the 42. Resnais düzenli olarak Marguerite Duras ve Alain RobbeGrillet gibi Fransa'nın önemli edebiyatçı-larıyla çalıştı. (Geçen yıl Marienbad'da) ile 1961 Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan ödülünü aldı. akıma sokulamayan. (Sessiz Dünya). İlkin film eleştirmenliği ile işe başlayan Rohmer. İkinci konulu filmi L'Annee Derniere a Marienbad. o bir film zanaatçısıydı. senaryoyu bir edebiyat yapıtı olarak yazmaya yönlendirdi. Cousteau’nun gemisinde kameraman olarak görev yapmaya başlıyor.B. bir yıllık bir yayın hayatı olacak olan La gazete du Cinéma isimli dergiyi Godard ve Rivette ile birlikte çıkardı. 1955 yılında yönetmenliğini yaptığı belgesel film. Gauguin ve Picasso'nun "Guernica" tablosu gibi konularda birçok kısa film yaptı. Çektiği siyasal amaçlı ve propaganda filmlerinin de sanatsal yönü güçlüydü. Bu yıllarda Malle. (Zazie Metroda). filminde yabancılaştırma efektleri ve sinema tarihinden metinler kullandı. (Ölesiye). Bu onun çok yönlülüğünden kaynaklanmaktaydı. 1996 yılında öldü. (Hiroşima Sevgilim) ile konulu filmlere yöneldi. ERICH ROHMER Sadelik ve doğallık bağlamından filmlerinde hiç uzaklaşmayan ve Yeni Dalga’nın ilk yönetmenlerinden biri olan Rohmer. Bu yapıtıyla Raymond Queneau’nun bir dil eleştirisi romanını filme uyarlamış oldu. (Hoşçakalın Çocuklar) filmiyle içerik olarak yüzünü tekrar Avrupa’ya döndü. uluslararası film festivallerinde ödüllere uygun görüldü. aktüel ve kışkırtıcı bir sinemaya sahip olan yönetmen 1932 Kuzey Fransa doğumlu ve sanayici bir ailenin oğlu. Ardından gelen eseri 1989 yapımı Milou en mai. (Aşıklar). 1987 yılında yaptığı Au revoir les enfants. Film ahlak dışı görüntüler içerdiği için <?> bir takım zorluklar da yaşadı. Belgesele yakın bu çalışmalarında.com 44 . İlerleyen zamanlarda ise Truffaut ve Chabrol’un da içinde olduğu Cahiers du Cinéma adlı dergide yayın yaşamını sürdürdü. Oscar alıyor. (Gece ve Sis) adlı belgeselle kariyerinin zirvesine ulaştı. 1979’da Atlantic City’yi. bu filmle. Yeni Dalga yönetmenleri arasında saygınlık kazandı. (Mayıs’ta Milou) şiirsel. Toplama kamplarını konu alan Nuit et Brouillard. Sonraki filmlerinin hemen hepsi. Malle 1960 yılında Zazie dans le métro. Yıl 1959 idi ve Chabrol’un film şirketince http://genclikcephesi. 1958 yılında yaptığı Les amants. bu o’nun yapımcılığını üstlenmediği ilk filmiydi. melankolik bir atmosfere sahipti. Onları. sonra da onların imgelemini kendi zengin üslubuyla sinema diline aktardı. 1963 yılında en fatalist filmi olan Le feu follet. 1992 yılında. Sömürgecilik. (Fransa'nın Şatoları) ile 1947’de görsel sanatlar üzerine bir dizi kısa filme giriş yapmış oldu. Damade. Yeni Dalga’nın temsilcilerinden farklı olarak. Bu son filmi ırkçılığın oluşumunu irdeleyen önemli bir yapıt. Tam anlamıyla her şeyini üstlendiği ilk filmi L’ascenseur pour l’echafaud. savaş.

Le Pont du Nord.blogspot. 1996’da Conte d’été. Bir türlü başarıyı yakalayamayan yönetmen 1969 yapım yıllı filmi Ma nuit chez Maude. Yönetmenlik öğretmeni olan Renoir’in ve Truffaut’un kameramanlığını yaptı. sonrasında ise: Céline et Julie Vont en Bâteau. Coup pour coup’u yapacaktı. Hurlevent. Yıl 1990a geldiğinde Rohmer dört mevsim dizisine başlamıştı. (Yaz Öyküsünü. René Allio La Vieille Dame indigne’sini 1964’de. kişisel. Retour a Marceille’i 1978’de meydana koymuşlardı. Noroît. Out One gibi uzun televizyon filmleri. (Maudelerdeki Gecem) ile en iyi senaryo dalında Oscar adayı oldu. Ve son olarakta burada saymamız gereken bir isim. Diğer bir dikkat çeken yapıtı ise 1987 tarihli Quatre aventures de Reinette et Mirabelle gelmektedir. (Güz öyküsü)’nü çekerek mevsimi kapatmış oldu. Lamour par Terre. La Maman et la putain’i yaparken. 68 ETKİSİ ÜZERİNE GENEL BAKIŞ: 1968 Mayısı dünyada çok şeye etkin olmuştu. Duelle. 1995 senesinde diziye ara vermeye devam ederek Les rendez-vous de Paris’i çeken yönetmen. JACQUES RIVETTE Rohmer ve Godard ile Gazette du Cinéma ve Cahiers du Cinéma’da beraber olan yönetmen. le maire et la médiathéque ile bölünmüştür. Dönemin önümüze çıkardığı diğer yönetmenlerse. (İlkbahar Öyküsü). Ahlaksal öyküler dizisini oyunlar ve atasözleri dizisiyle sürdürme kararı aldı ve bunu ilk diziyle bağıntıladı. şeytana uyma ve karşı koyma gibi konuları başka başka açılardan mizah dolu zevkli diyaloglarla ele alıyordu. La Bande des Quatre. Her yapıtında aynı konuya ayrı bir açı ile bakmaktaydı. 68’in değişimleri kendisini göstermeye devam ediyordu ve bunun sonuçlarından biri olarak hard-porno türevi filmlerdeki sansür ortadan kaldırılıyordu. Gorin’le beraber Tout va bien’i yaparken. Les Doigts dans la téte’i çekmişti. Filmlerine bakacak olursak: La Religuese. 1963’de derginin editörlüğüne geçti. Merry Go Round. Godard. 1998de ise Conte d’automne. (Aslan Burcu) adlı film tam anlamıyla bir Yeni Dalga mahsülüydü.com 45 . Filmleri. Yine bu yıllarda. Truffaut’dan ise parayı ödünç alarak çektiği Paris Nous Appartient ilk uzun metrajıdır. (Kız Arkadaşımın Arkadaşı) olmuştur. 70’lerin başında bir çok yönetmen ilk filmlerini yapma fırsatı bulurken bir çok kadın yönetmende gene bu dönemde ilk denemelerini yapacaklardı. Paris’te bir türlü başarıyı yakalayamayan bir müzisyeni anlatan Le signe du lion.yapımcılığı üstlenilen ilk uzun metrajını çektiği birkaç kısa filmden sonra gerçekleştirecekti Rohmer. üretiminden içeriğine Fransız Sineması da etkilenecekti bu önemli tarihten. 68 hareketinin toplum yapısındaki meydana getirdiği değişiklikleri anlatan filmlerde doğal olarak bu tarihlerde kameraya alınıyordu. 1991 tarihli Conte d’hiver. aşk. uzun ve ussal filmlerin ağırlıkta olduğu bir filmografi çizdi. (Kış Öyküsü) ile süren dizi 1993’te çevrilen L’arbe. Jean la Pucelle: Les Batailles-Les Prisons çalışmaları gelir. (Pauline Plajda) sayılmıştır. 1960’lı yılların başında Rohmer ahlak öyküleri konulu filmler üretme kararı almıştı. http://genclikcephesi. Maurice Pialat ve André Téchiné ’dır. Dizinin en iyi filmi olarak 1983 yapımı Pauline a la plage. La Belle Noiseuse. Karmitz. Jacques Doillon. Jean Eustache. şehvet. 1990’ da yaptığı Conte de printemps. Rivette. Diziyi kapayan ya-pıtsa 1987 yılında gerçekleşen L’ami de mon amie. 1960’da Chabrol’dan kamerayı. René Vautier ile Nicole Le Garrec’in Quand tu disais Valéry’si 1975’te.

68’ler geride kalmış ve ortaya post-modern’den bahseden bir gençlik çıkmış. dar bütçeli bir siyah beyaz olan Oğlan Kızla Tanışırı yaptı. La Fiancée du pirate yapımıyla feminist film sürecini başlatmış oldu. yeni akımlar. Romuald et Juliette (1988). Eric Rochant. Dedik ya değişen değerler söz konusuydu ve artık gerçekten çok şey değişmiş. L’Amour violé (1977). Fransız sinemasında kendisine büyük bir yer edinmiş değildir. İnsanlar ve yunuslarla ilgili güzel ve masalımsı Derinlik Sarhoşluğunu (1987). yeni ve ilginç bir oluşumdur bu: Cinéma beur. çıkmış ve bu yönetmenlerin filmlerini) sahiplenmiştir. Plaisir d’amour filmiyle gerçeküstücü bir mizah kullanarak erkek egosuna saldırmaya devam etmiştir.blogspot. Beur’a ait filmler genelde düşük bütçeli olup. yeni teknikler. Bu ekole bağlı genç Kuzey Afrikalılar filmlerinin eksenini kendi yaşamlarına odaklanmış konularla belirlemişlerdir. JeanJacques Beineix. Kadın yönetmenler arasında büyük bir http://genclikcephesi. 1992’de ise Marguerite Duras’ın otobiyografisi olan L’Amant’ı çekmiştir. Banliyölere hafif bir komedi karıştırarak genelde alt yapıyı oluştururlar. Abel Gance’nin asistanlığını yapmış olan Nelly Kaplan. (birilerince) anlaşılması zor. Elbette ki. Etienne Chatiliez 1987de yaptığı La Vie est une longue fleuve tranquille ile. Yeni sinemacılar sinema dünyasındaki yerini almaya devam ederken bildik yönetmenler de gişesi kuvvetli olan yapımlarla varlıklarını sürdürdü. Mehdi Charef in Le Thé au harem d’Archimede’i.her ne kadar bir amerikan sineması hayranı olsa ve de Yeni Dalga’ya ters düştüğü söylense de bu akımdan çeşitli şekillerde faydalanmayı bilmiş olan Bertrand Tavernier ve hemen aynı kulvarda olduklarını söyleyebileceğimiz bir diğer isimse Yves Boisset’dir. 1983 yılında yaptığı. çekerek büyük gişe yaptı. Annaud 400 reklam filmi çekerek ve uzun metrajlı bir filmle kariyerine devam eden yönetmenlerden biridir. L’Amour nu (1981). La Crise (1992) fimleri takip etti. Yine bu tarihlerde karşımıza çıkan yeni bir oluşum söz konusu olmuştur. bu yüzden de ne kadar akım terimini hak eder tartışılır. Kadın yönetmenler genellikle feminizm konusuna el atmışlar. yönetmenler. serbest çalışmayı tercih ederek kadın sineması düşüncesinde uzak düşmüşlerdir. Ki bu yönetmenler gerçektende göz ardı edilmesi imkansız hale getireceklerdir kendilerini. Akım. Besson’sa 1984 yılında tüm şaşırtı-cılığıyla Metroyu. Un monde sans pitié ’le 1988de. Bunu 1985’de Kötü Kan. Daha önce de belittiğimiz gibi 68 akımından sonra sinemaya yavaşça da olsa kadınların eli deymeye başlamıştı ve bu sayı 1970’lerden sonra artış sağlamıştı. 1982’de Çöpteki Ay’ı yapacaktı. 1985 yapımı ve dünyanın tanıdığı adıyla Betty Blue kült olma başarısını gösteren bir film olacaktı ama Beineix öncesinde 1979’da Diva’yı. Rachid Bouchareb’in 1990da çektiği Cheb’i türün öne çıkmış filmlerindendir. Adı anılacak bir diğer yönetmen ise. Çektikleriyle ruh hali arasında anlamlı köprüleri bulunan Carax ise. Leos Carax.com 46 . ve de Luc Besson’dan bahsediyoruz. 1986 yılında. La Triche (1983) son olarak Les Enfants du Désordre filmleriyle Yannick Bellon’dur. Annaud ayrıca 1989’da Ayı. Godard’dan etkilenen ve gerçek anlamda tuhaflıkları olan bir yönetmendi. tarih artık sekseni göstermektedir ve elbette gündemde yeni isimler vardır. 1990’da ise Köprüüstü Aşıkları izledi. Fransız sineması durmayan bir sinemadır. Doksanlara doğru karşımıza yeni yönetmenler ve filmleri gelmeye devam etmekteydi. 8 mm ile kameraya alınmışlardır. Beur argoda Arap sözcüğünün karşılığı olarak kullanılmıştır. Marie Poiré ’sa 1983 yılında yaptığı Papy fait de la Résistance filmiyle sayılabilirler. Cyrıl Collard 1991 tarihli Les Nuits fauves’iyle. Coline Serreau ise 3 hommes et un couffin (1985) komedisiyle büyül başarı elde etti ve bunu. Pourquoi pas? (1977). 1990 yılındaysa sinematografyasını gerilimle birlikte Nikita’ya taşıdı ve ortaya başarılı bir şiddet sanatçısı portresi çıkardı. 1970’lerin sonuna doğru bu konunun Fransa’da önemini tamamıyle yitirmesiyle birlikte.

romantik öykülerinin arasında Cesar ve Rosalie (1972). ile kendisinden daha genç Yeni Dalga’cıların arkasında kaldı. Mado (1976) ve Garson'u (1983) sayabiliriz.com 47 . Delon. Yönetmenliğinden önce senaristliğiyle isim yaptı.çoğunluğun otobiyografik filmlere kaydığı da görülmektedir. bir yeraltı melodramı Büyük Riziko (1960). Wajda. 1951'de deneysel yapılı kısa filmi Artık Ormana Gitmeyeceğiz’i çekti. Holland. Bahsetmemiz gereken bir diğer konuda 1970’li yılların gerçekten de önemli oyuncular ortaya çıkardığıdır. Depardieu. Borowczyk. Bir trafik kazası sonrasında orta yaş bunalımına giren bir adamın öyküsünü anlatan filmiyle 1970'de LouısDelluc Ödülü'nü kazandı. Diane Kurys’in 1979 tarihli Coup de foudre ve 1977 tarihli Diabolo Menthe bu filmlere yegane örnektir.Deneuve. (ki birçok sinema sever tarafından Bunuel tam anlamıyla bir Fransız sinemacısı sayılmıştır. http://genclikcephesi. dramı. Thierry Lhermitte. İlk önemli başarısı olan. Véra Belmont’un Rouge Baiser’i. Sen. senaristinden teknik ekibine kadar bir bütün olarak çalışabilmeyi her zaman başarabildiği gibi kapılarını da birçok dünya yönetmenine açarak sinema tarihine damgasını vuran filmlerin yapılmasına ön ayak olmuştur. Sautet yapıtlarında. Gerçekten de 60-93 yılları arasında Fernandel.blogspot. Akerman bu yönetmenlerden en önemlileriydi. Bunuel. Bourvil. Gérard Jugnot. Gitgide artan sinema arzusu ağır bastı ve 1948'yılında iki yıl sürecek olan IDHEC'e yaşamına başladı. Michel Blanc. aşkı. dostluğu. Funés. Belmando. Ruiz. Fransız sineması gerçek anlamda. Özenle incelediği orta sınıftan insanları anlatan. Christian Clavier olarak sayabiliriz. Dalle gibi yetenekleri önemsenecek oyuncular varolmuştur. Ben ve Diğerleri (1974). Gabin. Sonrasındaysa resim ve heykel eğitimi almak amacıyla Dekoratif Sanatlar Okulu'na yazılmıştır. Bu süreç içinde film setlerinde dekoratör olarak çalışmaya başlamış ve kurgu stajı yapmıştır. Euzhan Palcy’nin Rue Cases-Négres ve Siméon’u göze çarpar. Marais. izleyiciyi derinden etkileyen tüm unsurları karmayı başarmış.) ÇAĞDAŞ FRANSIZ SİNEMASININ YÖNETMENLERİ CLAUDE SAUTET 1924'te doğmuş ve temel eğitimini devlet okullarında tamamlamıştır. Polonski. Filmografisine bakacak olursak: 1951 Nous n'irons plus au bois / We Won't Go to the Woods Anymore / Artık Ormana Gitmeyeceğiz 1956 Bonjour sourire / Günaydın Tebessüm. Dominique Lavanant. Patrick Dewaere. Dönemin diğer filmlerine bakacak olursak. 1960 Classe tout risque / The Big Risk / Büyük Riziko. Binoche. kısacası yaşamı oluşturan her konuyu eşsiz üslubuyla perdeye yansıtmıştır. Adjani. Sautet'nin kariyeri 1969’ yaptığı Hayat Bağları'na değin yoluna girmedi. Bu oyuncuları yönetmenlik de yapmış olan Balasko’yu da sayarak Miou Miou.

000 yıl öncesinin ilkel insanını benzersiz bir hikayeyle anlatan. JEAN JACQUES ANNAUD Jean Jacques Annaud 1960’ların sonları ve 1970’lerin başlarında yüzlerce televizyon reklamı yöneterek kariyerine başlayan ve uluslararası arenada tanınan bir film yapımcısıdır. 1971 Max et les ferrailleurs / Zafer Yolu. François. 1976 Mado. Umberto Eco’nun meydan okuyucu romanı The Name of the Rose’un bir uyarlamasında Sean Connery’i yöneten Annaud daha sonra 1989’da iki hayvanın dostluğunu anlatan The Bear filmi ile ayı yavrusundan uluslararası yıldızlar yaratmıştır. 80. 1978 Une histoire simple / A Simple Story / Basit Bir Öykü. Paul and the Others / Sen. 1972 César et Rosalie / César and Rosalie / César ve Rosalie.blogspot. 1980 Un mauvais fils / A Bad Son / Kötü Evlat. Ben ve Diğerleri. Paul et les autres / Vincent. 1992’de ki son filmi olan The Lover 1920’lerin Fransız Hindi-Çin’inde bir Fransız kızıyla zengin bir Çinli arasındaki romansın kışkırtıcı ve seksüel tanımlaması ile büyük karmaşa yarattı. Bu film kendi ülkesinde ona fazla kazandırmamış fakat en iyi yabancı film olarak Oscar almıştır. 1983 Garçon! / Waiter! / Garson! 1987 Quelques jours avec moi / Few Days with Me / Benimle Birkaç Gün. 1976 yılında yaptığı ilk filmi olan Black and White in Color’da Afrika Camereon’da yaptığı askerlik hizmeti sırasında edindiği kendi deneyimlerinden faydalanmıştır. 1995 Nelly et M. Arnaud / Nelly and Mr. ona en iyi film ve en iyi yönetmen dallarında Fransız Cesar Ödülü’nü kazandıran bir yapıttır.com 48 . 1974 Vincent. 1979’da bu filmini takip eden Hot Head ününü Fransa’da pekiştirmiştir.1970 Les choses de la vie /The Things of Lif e / Hayat Bağları. 1992 Un coeur en hiver / Heart in Winter / Ayazda Bir Yürek. François. Arnaud / Nelly ve Mösyö Arnaud. Filmografisi şöyledir: http://genclikcephesi. Sonraki filmi Quest for Fine (1981).

1986. Smoc. Smac. Kısa filmlerle sinemaya başladığında 19 yaşındaydı Lelouch. 1975. Ily a des Jours. 1963. Vivre Pour Vivre.Et des Lunes.. ortaya çıkan filmin bir sanat yapıtı olması gerektiğine ve bunun içinde bireysel gerekliliğe inandı. Un Autre Homme Une Autre Chance. Les Uns et Les Autres’i çeken yönetmenin bu filmlerini 1983 tarihli Edith et Marcel. Une Fille Et Des Fusils. 1984. Ardınca. Si C'Etait à Refaire. Turkıye. La Bonne Année. 1973. 1962. Un Homme et une Femme ile 1966’da Cannes’da Altın Palmiye alan yönetmen kendini yazar sineması oluşturmak isteyen bir yönetmen olarak tanımladı. 1965. 1974. La 1986 Name der Rose Der 1988 Ours. Robert et 1981 Les Uns et les autres. 1972. l'Amour. 1974 Mariage. 1969. Revenir. Aventure C'est L'Aventure... A Man and a Woman.. L'Amour Avec Des Si.. 1976. Smic. 1985. Viva la Vie! Partir. bir kitap yazım süreci gibi serbestçe meydana getirilmesi gerektiğini ifade eden Lelouch. L’ 1995 Wings of Courage 1997 Seven Years in Tibet 2001. Tout Ça. Enemy at the Gates Two Brothers 2001 C LAUDE LELOUCH 1937 doğumlu yönetmen en son olarak 11 Eylül Olayı üzerine yapılan 11 yönetmenden 11 dakikalık filmler derlemesinde yer aldı. La Belle Histoire. Loin du Vietnam. Bir filmin. 1977.blogspot. 2002. Le Voyou. Filmografisinin geneline baktığımızda: 1960 Le Propre De L'Homme. La Femme Spectacle. 1966. Treize Jours en France..com 49 . L’ 1991 Amant. Edith et Marcel. Le Chat et la Souris. Robert. Attention Bandits! 1988 Itinéraire d'un Enfant Gaté. 1990 Il y a des Jours. L’Amour.Pour Ça! http://genclikcephesi.Et des Lunes ve 1992 tarihli La Belle Histoire izledi. Visions of Eight. La Mort filmini yapan yönetmen 1973 senesinde La Bonne Année adlı aşk öyküsüyle gündeme geldi. 1974’de yaptığı Toute une vie filminde farklı bir Lelouch ortaya koymayı amaç edindi. 1993. Un Homme Qui Me Plait. La Vie. 1968. Le Bon et les Méchants. 1983. 1974’de Mariage. 1967. 1975’de Le chat et la souris. la Mort.1976 Noirs et blancs en couleur 1979 Coup de tête 1981 Guerre du feu. Toute Une Vie. 1971. A Man and a Woman. La Vie. Aynı tarihte çektiği Le Voyou’dan sonra. 1992.. 1979 À Nous Deux. Vivre Pour Vivre ile geniş coğrafyalara taşıdığı kamerasıyla sosyo-siyasi belge film ortaya koydu. 1967’ de çektiği. 1970..

Le Môme-1986. 77’de La Menace ile çıkar karşımıza. Les 1965 Compartiment tueurs 1967 Un homme de trop 1969. 1996. Le Voleur et la Menteuse. Ardından çektiği filmlerini filmografisinde yazacağımız yönetmen. 73’de ilk uzun metrajı France Société Anonyme beğeni toplamış bir çalışma olmuştur. Betrayed 1989. 1983’deki Hanna K filmi Filistin yanlısı tutumuyla çok kişiyi öfkelendirmiştir. Gavras’ın filmogra-fisi ise şöyledir: 1958 Rates. Hommes. yaşamında hep caz olan bir isim. Film yabancı dilde en iyi film dalında Oscar kazanmış ve Gavras en iyi yönetmen ve yardımcı yazar dalında aday olmuştur. anti-amerikancılığıyla itham edilmiş ve politik terörizmin onaylanması olarak görülmüştür. Music Box 1991 Conte l’oubli 1993 Petite apocalypse http://genclikcephesi. Femmes. 1969’da Z filminde uluslararası film yapımcılığı topluluğunu da işaret ederek Yunan cunta sistemini suçlayan politik bir hikayeyi anlatmak için korku tekniklerini kullanmıştır. Gavras. ALAIN CORNEAU IDHEC’li bir yönetmen olan Corneau. Filmografisi: France société anonyme-1973. Aveu. Le Prince du Pacifique-2000. Le Cousin-1998. Nocturne indien-1989. Yönetmen 1988’deki Betraet ve 1990’daki Music Box filmleri dahil olmak üzere sonraki filmlerinde de sıcak konulara değinmeye devam etti ancak bunlar öncekiler kadar güçlü ve tutkulu değildi. Police Python 3571976. Camus gibi bir çok yönetmene asistanlık yapmış.com 50 . Fransa’da filmcilik okumuş ve sağlam bir geleneksel korku olan The Sleeping Car Murder’i 1965 orada çekmiştir. 1993’de The Little Apocalypse filmini yönetti ve yardımcı yazarlığını yaptı. Missing Hanna K. Contre l'oubli-1991.September 11. 2002 11'09"01 . 2000 Une Pour Toutes. 1986 Conseil de f amille 1988.blogspot. 1983. COSTA GAVRAS Filmciliğin tartışmalı ilk politik polemikcisi Costas Gavras. 1982’de ilk Hollywood filmi olan Missing’de Gavras tartışmalara neden olmaya devam etmiş ve önde gelen Amerikalı yıldızlar Jack Lemmon ve Sissy Spacek’in yardımlarıyla yardımcı yazar olarak Oscar kazanmıştır. L’ 1973 État de siège 1975 Section spéciale 1979 Clair de f emme 1982. 1998 Hasards ou Coïncidences. Le Nouveau monde-1995. Gavras dünyayı dolaşmış ve baskıcı yönetimlere karşı filmler yapmıştır. 1991’de yaptığı Tous le Matins du Monde ile Louis Delluc Ödülü almıştır. 1995. Z 1970. Lumière and Company. 1977’de Simone Signoret’in oynadığı Oscar kazanan Mademe Rosa filminde rol aldı. Le Choix des armes-1981. Les Enfants de Lumière-1995. Stupeur et tremblements-2003. Les Misérables. Amerikan polisiye sinemasına bir gönderme niteliğindeki Polis Python 357’ı 75’de çeken Corneau. 1973’de ki Satete of Siege adındaki Uruguay çalışması.1994. La Menace-1977.

çekti. belgesel filmleri sonrasında bir nazi yadsıması. L’Eden et aprés. Rude Journée Pour la Reine. 1997’de Mon Homme’u Buffet Froid / The Return of Martin Gusse’u yönetti. 1966 yılında Rochefort ile gündeme gelen yönetmen. Bu süreç bitiminde Les valseuses. Pierre Riviere. Sözde hamile kalan bir adamın hikâyesi olan L’événement le plus important depuis que l’homme a marché sur la lune 1973 senesinde gerçekleşir. La Caveleur. 1968’de çektiği Model Shop sonrasında bir uyarlama olan Peau D’Ane’ı 1970 senesinde gerçekleştirdi. Müzikleriyle ilgi toplayan. MAURICE PIALAT: Ressamlık denemeleri ardından oyunculuk yapan Pialat. ayant égorné ma mere. Dört yıl sonra yaptığı Si J’étais un espion ardından tam yedi sene film çekmedi. Sayılabileceğimiz diğer filmleri ise şunlardır: Les Camisards. Le jeu avec le feu filmlerini yapar.(1979). 1969’da yaptığı Le Diable par le Queue -degüldürü alt tabanlı bir filmdir.blogspot. la suite. En İyi Yabancı Film Oscar’ını aldığı Préparez vos Mouchoirs’i 1979’da gerçekleştiren yönetmen 1981’de Beau-pére’yi 1983’de ise La femme de mon pote’u. On a volé la cuisse de Jupiter-(1980). Ressamlık denemeleri ardı sıra Comédie Française’de yer aldı.com 51 .(1988) gibi filmleri yer almaktadır.(1978). ALAIN ROBBE-GRILLET: 1950’lerde Fransa’da ortaya çıkan Yeni Roman akımının kuram-temsilcilerinden olan Grillet. Chabrol ve Truffaut’ya asistanlıkta yapan yönetmen 1961’de ilk filmi Cartouche’yi yaptı. televizyon http://genclikcephesi.(1986). 1962 senesinde ülkemizde de (İstanbul) film çeken (Immortelle) yönetmen filmleriyle genelde yergi edinmiş bir isim olmuştur. Amerikan müzikâllerini anımsatan yapıtın. Son olarak 1992’de Van Gogh’u yönetti. Altı sene sonra ise Japonya ile bir ortak proje olan Lady O hayat bulur. röpörtaj filmi olan Hitler connais pas’ı 1963 senesinde gerçekleştirdi. Bir film taslağı. Moi. Tenue de Soirée filminde (çok filminde olduğu gibi) cinsellik üzerine bir denemede bulunmuş olan Blier. RENE ALLIO: Fransa sinemasının Brechtyen uygulayımcısı. İlk uzun metrajını 1964’de La Vieille ile gerçekleştiren yönetmen bu filmini Brecht’ten öyküleniyordu. Glissements progressifs du plaisir. PHILIPPE DE BROCA: belgeselci bir tabana sahip olan. Le magnifique’nin ardından Dear Dedectiv. Yönetmenin 1974 tarihli filmi eğlenceye dayalı bir ajan serüveni olan. onu ele alışlarının aktarı/anlatım değil bir araştırmacı niteliğinde olması gerektiğini düşünmüş ve dile getirmiştir. Trois Places Pour le 26 ve Table tournante’ı çektiğinde yıl 1988’i bulmuştu ve ortada gene müziğin kokusu vardı.alt yapılı filmi Trans-Europe-Express’i sonrasında ise. yine müziği ön planda tutmuş ve ilk filminde olduğu gibi yapıtı kullanılan müziklerle ilgi uyandırmıştır. Retour a Marseille. 1996’da My Man’i. BERTRAND BLIER: Georges Lauther’in asistanlığı sürecinin ardından yönetmenliğe başlayan Blier. Chouans. Canlı resim filmi olan La meule’ü Gogol’dan uyarlayarak oluşturdu. Bunun ardından ilk filmini bir üçlemeye dönüştürecek olan komedi unsurlarla bezenmiş L’ Homme de Rio ve Les tribulations d’un chinois en Chine’ı çekti. Lumière et compagnie 1997 Mad City 2002 Amen Bu listede adından bahsedilmesi gereken diğer yönetmenlere ve filmlerine bakacak olursak: JACQUES DEMY: 1961’de önemli çıkışı olan Lola’yı gerçekleştirdi. ma soeur et mon frére. Bir yıl sonrasında yaptığı Notre Histoire fantezi-düşümsel öğelerle besiliyidi. İkinci filmi olan L’Une et L’Autre’ın ardından 1969’da Pierre et Paul geldi. 1989’da Trop Belle Pour Toi ile evlilikte ihanete değişik bir açıdan değindi. La Gitane. 1958 senesinde kısa filmler çekmeğe başladı. İlk uzun metrajı 1967’de çektiği L’Enfance Nue sonrasından önce. L’heure exquise. yazarların sinemaya bakışlarının.1995 À propos de Nice. L’Homme qui ment. bir yıl sonra da Calmos ile yönetmenliğini sürdürdü. Matelot.hakkında konuşulanların imgelemi üzerine. şiirsel gerçekçiliğe yakın bu filmin ardından.

Carné.için çalıştı. Sevgi üzerine yapılmış karanlık ve şiddetli bir trajedi olarak adlandırılan 1987 tarihli La Passion Beatrice’i çeken yönetmen. 2003’de. Des Enfants Gates gibi çağdaş yaşamın sorunlarına yönelen filmlere imza attı. 1975’de ise. ilk Delluc Ödülü’nü almak gibi bir özelliği bulunan Tavernier’in bu filmi 1973 tarihli L’Horloger de Saint-Paul idi. Que la Fete Commence’ı çekti. J. 1964 yılında La Chance et l’amour filminin yönetmenliğinin bir kısmını gerçekleştirdi. Jean Florette. bir uyarlama polisiye olan Dites-Lui Que je l’Aime’i çektikten sonra. JEAN-CHARLES TACCHELLA: Yeni Dalga’ya ön ayak oluşturacak bir sinema klübünün kuruluşunda bulundu. 2002’de Betty Fisher and other stories Alias Betty. Berri.blogspot. son filmi Les voleurs’u 1995’de beyaz perdeye taşıdı. 1986’ya geldiğinde ise gerçek caz yaşantılarını aktardığı Autor de minuit’i çekti. Yönetmen. Miller> Hitchcock’un İp filminin etkileşimlerini barındırmaktaydı. onun yaşamının en önemli sürecinin bir yansımasını taşımaktaydı. 1989’da ise La Vie et Rien d’Autre’ı beyaz perdeye taşıdı.(1970). 1986’da L’Effrenttée’i kameraya alır. 1988’de Les Innocents. 15.(1972). 1973’de La Gueule Ouverte ve Passe Ton Bac D’Abord’u çekti. Cousine’i 1975’de çeken Tacchella. Godard gibi ustalara asistanlıkta bulundu. aynı yıl Une Semaine de vacances’i. bir romandan yola çıktığı L’Accompagnatrice’i yapar. bir Bost uyarlaması olan Un Dimanche a la Campagne’yi. 1978’de Il y a longtemps que je t’aime’i 1981’de Croque la vie’yi ve 1985’de Escalier C’yi yaptı. 1991’de J’embrasse Pas’ı gerçekleştirdi.(1986). 1980 yılında. lirik-duygusal bir atmosfer yarattı. 1990’da ise kadınlara adadığı filmi. Germinal yer alır. Borocco’da bunu ortaya koydu. 1972’de de Nous Ne Vieilleons Pas Ensemble’ı. 45. Sinema yazarı yönetmen. Hôtel des Ameriques. Le Juge et l’Assassin. L’Amant. CLAUDE BERRI: 1966 yılında Le Vieil Homme et L’Emfent ile beğeni kazanarak sinemaya başlayan Berri’nin sayabileceğimiz filmleri arasında. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazandığı filmi L’Appat’ı çektiğinde sene 1995’e gelmişti. 1986 senesinde çektiği Cour d’Assier sonrasında yaptığı Travelling Avant ile Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale ödülünü aldı. Nabakov’un Lolita’sını anımsatmaktaydı. Ayrıca. Arkadaş çevresiyle birlikte sinema degisi çıkarmaya başlar. 1969’da ilk filmi olan Paulines en Va. bu lirikselliğinde daha da derinleşti. Film –haliyle. Manon des Sources. BERTRAND TAVERNIER: Sorbonne Üniversitesi’n-de hukuk okudu. 1973’de Voyage en grande Tortorie’yi ilk filmi olarak gerçekleştirdi. sonrasında. psikolojik anlatı niteliğinde ki Garde a Vue’yü gerçekleştirdi. Le Lieu Crime’i 1986’da çeken Techine.Pierre Coursoden ile ortak çalışma olarak ortaya koydukları Amerikan sineması üzerine: Trente ans du Cinéma Americain kitabını hazırladı. Senaristlikle başladığı sinema hayatını 1963’de yaptığı Les Baisers. Daha sonra Mortelle Randonnée’yi çeken Miller. Yönetmen 92 senesine geldiğinde. 1981’de Coup de Torchon’u. Film Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülü’nü aldı. http://genclikcephesi. 1998’de Class Trip’i. La Premiére Fois. La Meilleure Façon de Marcher filmiyle dikkat çeken yönetmen. Dames Golontes’i yaptı. Le Male du Siécle-(1975). CLAUDE MILLER: IDHEC öğrenimi alan Miller. ANDRE TECHINE: Neredeyse bir IDHEC’li olacak olan Techine. bunu başaramadı ve Cahiers du Cinéma’da yazmaya başladı. Le Cinéma de Papa. 1977’de Le Pays Blue’yu.erotik yapısından dolayı tepki aldı. Mortelle Randonnee ve L’effren’ce’u yönetti. Van Gogh. film <de. ve hemen ardından Souvenirs d’en France’ı yaptı. İsim yaptığı filmi Cousin. Sex Shop. Kendi filmlerini yönetmeye 1975 senesinde başladı. ödül sonrası ilk filmi 1991 tarihli Van Gogh’u çekti.(1977). Bunları sinema üzerine yazdığı yazıları takip etti.com 52 . Yönetmen. Baiser de Judas ile yönetmen olarak sürdürmeye devam etti. 1996’da Captaine Conan’ı 1998’de De L’Autre Cote Du Periphe 1999’da Ça Commence aujourd’hui 2000’de All Stars to day 2002’de Safe Conduct’u yönetti. Bresson. Bunların ardından bir roman çıkışlı Les Soeurs Bronte ve 1985 tarihli Rendez-Vous’yu gerçekleştirdi. Bundan 2 yıl sonra gerçekleştirdiği Le Sourire. 1987’de Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye alan Sous le Soleil de Satan’dan önce 1980’de Loulou ve 1983 tarihli Police’i. Nickel Odeon Sinema Klübü’nün kurucularından oldu. La Mort en Direct’i bilim kurgu öykü içeriğiyle sunan Tavernier.

LAdolescente gibi çektiği filmlerle kategoriye girebilmiştir. La horse. Cours Privé. Les veces étaient fermés de l’interieur ile sinemaya başladı. Comédie. Raphael ou la dé bauche. Moliére gibi tiyatroda da sahneye koyduğu eserleri sinemaya aktardı. Le Gang.. La fille de Quinze filmlerini yönetmiştir. Un Conde ile 1970’de ilgi çekebildi. Trois Années filmi ile iyice tanındı. FABRICE CAZANEUVE: Edebiyat. Rue du départ.. Manon des Sources ile uluslararası başarı sağlamış. Le Marginal yer alır. Harmonie. Tendres Requins. http://genclikcephesi. Creezy Le Fils. Léve-toi ve Blue comme l’Enfer’i çekerek ismini korudu. TONY GATLIF: Cezayir doğumlu yönetmen. La Couleur du vent. L’Ours et la Popuee. Fransa ve İngiltere’de En İyi Film ödülünün yanı sıra. Son yönetmenliğini 1990’da Double Identiti ile yapmıştır.D’de Altın Küre almıştır. Flic. belgeseller yönetti. La Petite Bonde. Pleure pas my Love filmlerini yönetti. Filmleri arasında: Le Petit Garçon de l’Ascenseur. bu filmi ile Locarno Ödülü aldı. Paltoquet. le Femme Flic. Bye Bye Barbara. Les Princes gibi filmleriyle dikkat çekti. 1975’de Foller a tuer’u. le Taxi Mauve’ı. Le Chat. 1974’de Dupont Lajoie’yu. 1980’li yıllarda da. 1972’de l’Attendat’ı 1973’de RA. kurgu ile tanıştı. A cause d’une femme. Eugéne Saccomano uyarlaması. L’ Etoile du Nord. Les Bronzes. Espion. Le prix du Danger’ı.S’i. Uyarlamalara yoğunlaştığı dönemde bir çok yazarı sinemaya kazandırdı.com 53 . Les Doigts dans la Tete. ARIANNE MNOCHKINE: Aslen tiyatrocu olan Mnochkine. Benjamin. LAmi de Vincent. L’ Appartement des Filles. tiyatro da görevler aldı. Le Dossier 51. La prutaine. Bu iki film. PATRICE LECONTE: O da bir çokları gibi IDHEC eğitimi aldı. JACQUES DOILLON: Sinemayla. ilk filmini 1975’de La tete en ruines adıyla çekişinden önce kısa da olsa oyunculukta bulundu. Une femme a sa Fenetre . La Métamorphese des Clopertes. La Voix.blogspot. televizyon. La fille prodigue. 1994’te son sinema çalışması L’Ours en Peluche’yi yaptı. La Tentation de İsabelle. Paris au Mois d’Août. A. 1976’da le Sherifi. Adieu Poulet. JEANNE MOREAU: Aslında bir oyuncu. Archipel yer alır. Nuit d’été en ville başlıca filmleridir. Yönetmenliğe Coplan sauve sapeau ile başlayan Boisset. ilk sahnelediği oyun olan 1789. MICHEL DEVILLE: Decoin’e asistanlık yapan Deville ilk uzun metrajını 1958’de Une Balle dans le Canon adıyla çekti. Les Eaux profondes. Le Roi de la Chine ile ismini duyurdu. Martin Soldat. 2002’de Almost Peaceful son yönetmenlik denemesi oldu. Yönetmen Théatre du Soleil’in kurucusudur. La Veuve Couderc.Jean de Florette. Le Voyage en Douce.B. Les Bronzes font duski. JACQUES DERAY: Kariyerine Le Gigolo ile 1960’da başlayan Deray’ın sayılabilecek filmleri arasında: Par un Beau Matin sacré.. Un sac de billes. Kısa filmler yaptı. La Drolesse. Borsalino. La Bourqeoue. La Vie de Famille. bir çok yönetmenle çalışıp Lumiére. 1971’de le saut de l’ange’ı. L’ Apprenti salaud. PIERRE GRANIER-DEFERRE: Önce asistanlık yapan Deferre. YVES BOISSET: Siyasal-toplumsal olgu ve olayları filme almasıyla adını duyurdu. Marcel Pagnol’dan uyarlanmıştır. Güldürüleri ile tanındı. Resnais ve Rouch’un katkı sağladığı ilk uzun metrajı L’an 01’i 1972’de çekti. sinema. Onikinci son filmi The Housekeeper’i 2003’te yönetmiştir. La Piscine.. La femme qui pleure. Les Anentures de Salavin adlı uzun metrajını 1961’de kameraya aldı. kısa filmler denedi. La terre au ventre. Doucement les Basse -devamı niteli-ğinde^Borsalino and Co. Companeez ile birlikte La Femme en Bleu’yu yaptı. Peril en la Demeure.

Wenders. Jean. I can’t Sleep. Nenette and Boni. CLAIRE DENIS: IDHEC’li. Le mari de la coiffeuse. CHRISTINE PASCAL: Oyunculuk ve senaristlik yaptı. Défense de savoir. Voyage de noce. Tango. No fear. 1988’de Chocolat filmini gerçekleştirdi. Jarmush gibi devlere yardımcılık yaptı.Pierre Cattegno’nun pisikoanalitik polisiyesi olan Mortel Transfert’i adapte ederek olumsuz eleştiri ve ticari sorunlara maruz kalmıştır. Une copine. Qu’est-ce qu’on attend pour etre heureux bir diğer yapımıdır. 1989’da Roselyne et les Lions filmindeki esas rol (role-titre) için Isabelle Pasco’yu seçmiş olmasına rağmen başarı kazanmamıştır. COLINE SERREAU: Bir reklam filmcisi olan Serreau. Philippe Djian’nın metnini okuyarak.com 54 . ETIENNE CHATILIEZ: Yazarlık ve reklam filmciliği yaptı. Felicite.blogspot. Monsieur Hire. Fransız senarist. 1983 yılında Cannes festivali için seçilmiş olmasına rağmen başarısızlığa uğradı. diyalogist. Bu filmin oyunculuğundaki başarısı sayesinde Beatrice Dalle’i star yapmıştır. henüz tanınmayan Béatrice Dalle’in başrolde oynadığı 37°2 le matin filmini gerçekleştirmeye karar verdi. Yves Montant’ya son oyunculuğunu veriyor. Michel ile Trouville festivalinde birincilik ödülünü aldığı ilk kısa metrajını gerçekleştirdi: 1980’de gerçekleştirdiği ilk uzun metrajı olan Diva. NADINE TRINTIGNANT: Sinemaya geçişini Mon amour. Et Pourquoi Pas ile ilk uzun metrajını 1976 senesinde yaptı. Beau Travil. Aynı yılda Le Chien de M. 1985’de 3 Men and a Cradle 1990’da Mama. IP5 (L’Ile aux pachydermes). Circulez y a rien a voir. önce ünlü Les saintes chéries (1964-1967) dizisinde Jean Becker’in sonra da 1970’te Claude Berri’nin Le Cinéma de papa’sında yönetmen yardımcısı olarak mesleğe atılmıştır. 1993’te. İkinci filmi La Lune dans le caniveau. YENİ AKIM JEAN JACQUES BEINEIX Yönetmen. 1978’den 2003’e değin direktörlük yapan Leconte’nin son yönetmenlik filmi 2003 tarihli Man on the Train’dir. birinci. La garce. ikinci yönetmen asistanı. Premier voyage yer almaktadır. Ça n’arrive qu’aux autres. Gavras. No die. Tatie Danielle yönetmenin diğer filmidir. Diğer filmleri arasında: Le voleur de crimes. Yönetmenin filmografyası ise şöyledir: http://genclikcephesi. prodüktör. ilk kısa filmini 1973’de gerçekleştirdi. Ma femme s’appale reviens. On yıllık bir süre boyunca René Clément’nin La Course du lièvre à travers les champs (1971). Friday Nigh filmlerindeki direktörlüğü ile 2003’e ulaşmıştır. 1984 yılında. There’s a Man in Your Bed 2003’te Chaos’un direktörlüğünü yapmıştır. 08 Ekim 1946’da Paris’te doğdu. Trouble Ever Day. Le parfum dYvonne çektiği filmlerdendir. La vie est un long fleuve tranquille ile dikkat topladı. Les spécialistes. 1982 yılında dört Cesar ödülü ile popüler bir başarı elde etti. 1977’de Claude Zidi’nin L’Animal ’inde yönetmen yardımcılığı yapmıştır. Jean-Jacques Beineix. mon amour ile 1996 senesinde gerçekleştirdi.Viens chez moi j’habite chez. Zenzibar ile adını gündeme getirdi.

Filmografisi ise şu filmlerle oluşmaktadır: 1983 Boy meets girl 1986. 1998. 1987. pek çok filmin yapımcılığını üstlendi. L’Aile ou la cuisse Le Chien de M.Neuf. hırslı veya megaloman bir yaratıcı olarak kendini kabul ettirmiştir. hızlı kurgusu olan. Romantik ve gizemli. 1988. Michel 1980 Diva 1983 La Lune dans le caniveau 1985 37˚2 le matin 1989 Roselyne et les Lions 1991 IP5 (L’lle aux pachydermes) 1994 Otaku: fils de l’empire du virtuel 2000 Mortel transfert LEOS CARAX Yönetmen. Fransa’da doğdu. 1997. The Day the Clown cried 1976. Fetiş oyuncusu olan Denis Lavant ile çektiği Les Amants du Pont-Neuf filmini gerçekleştirmek için yeterli imkanlara sahiptir. benzeri olmayan.com 55 .blogspot. Filmin çekimi birçok defa kazaya uğramış ve mesleğine üç yıl boyunca heyecan vermiştir. Les Amants du Pont. 21 Kasım 1960’ta doğdu. büyük bilgin ve aynı zamanda Dreyer’den Welles’e sinema ustalarının hayranıdır.1972 Une journée bien remplie. Özellikle Hollywood sinemasına karşı Fransız sinemasını ayakta tutmaya özen gösteren yönetmen. Ülkesinde Steven Spielberg’le eş değer tutulan Luc Besson. Üç filmi ile. senarist. 1977. Yeni Akım’ın (Nouvelle Vague) uzaktaki sürgünü olmuştur. Mauvais sang King Lear Les Ministere de l’art. House Pola X Pierre ou les Ambiguites 2000 Strangulations Blues LUC BESSON 18 Mart 1959’de Paris. oyuncu. Yönetmenliğin yanı sıra yazarlık ve yapımcılık da yapan Besson. 1999. Filmografisini ise şöyle sıralayabiliriz: 1981 L'Avant dernier http://genclikcephesi. Fransa’daki sinema endüstrisinin geliştirmek için Hollywood kurallarını uyguluyor. çok stilize ve yüksek bütçeli filmlerin yönetmeni olarak adını duyurdu.

Les-1999. Amants criminels. mizahın. Criminal Lovers yapımını 1999 da premiye etti ve 6 ay sonra Water Drops on Burning Rocks. zira bunu kısa filmlerinde de ortaya koymuş ve uzun metrajlarında da ortaya ne koyacağının işaretlerini vermiş bir isim. ensest. filmlerinde. Le-1991. Sea the Sea filmi ile Cannes Kritik Haftası’nda eleştirmenlerin karşısına çıktı. Fransan’nın en cesaretli ve yenilikçi yönetmeni Ozon. Saydığımız bu iki unsur Ozon filmlerinde birbirini destekler bir şekilde yer almaktadır. X2000 filmlerinde sessizlik hakimiyeti ana olgu konumunda yer alır. La Femme Nikita / Nikita Atlantis . Ozon. Une robe d’êtê-1996. ve artık tam anlamıyla çıkışını yapmış yönetmenler arasına dahiloldu. Swimming Pool-2003.Deux plus un-1991. Gouttes d’eau sur pierres brûlantes-2000. hatta. 24. Jospin s’êclaire-1995.La-1995. Sous Le Sable filmi ile artık özel yeri olan yönetmenler arasına girmeyi başarmıştı bile. kendine ait bir tarzı/stili olan bir yönetmen. Victor-1993.. Yapıtaşı modundaki ikinci Ozon ögesi ise çalışmalarında önemli yer kaplayan sessizlik halleri. Action vêritê1994. Sitcom-1998.Trou madame. Criminal Lovers da cinseliteyi ve bu bağlamda güç dengelerini öne sürerek sunduğu hikayesi pek kuvvetli değildi. Regarde la mer-1997. 8femmes-2002. İzleyicisini şaşırtmayı daha doğrusu şoke etmeyi seven ve bilen Ozon filmlerinde bu ögeye sıkıca sarılarak yapı taşlarından birini oluşturuyor.1983 Le Dernier combat / The Final Combat / The Last Battle 1986 Subway / Metro 1988 Le Grand bleu / The Big Blue 1990. üzerinde ki Buñuel etkilenimleri çekmişti. A Summer Dress filmi Locarno Film Festivali’nde ona Léopard de Demain ödülünü getirdi. Les-1998. duyarlılığın ve içgörünün nadir bir karışımının kendisinde bulunması olmuştur. peşinden sunuldu.Doigts dans le ventre. bitirdiği sinema okulu ardından gittiği yüksek prestijli bir okul olan FEMIS sonrasında filmlerinin çoğu kısa film festivallerinde gösterime sunuldu. Ozon ve eserlerine uluslar arası ün getiren yeganelik.Photo de famille-1988 http://genclikcephesi..Le creature del mare / Atlantis 1994 Léon / Léon: The Professional / Leon: Sevginin Gücü 1997 The Fifth Element / Beşinci Güç 1999 Jeanne d'Arc / The Messenger: The Story of Joan of Arc SON FRANSIZ AUTEUR 1967 Paris doğumlu François Ozon’dan bahsediyoruz. Petite mort. 1998 de ilk uzun metrajı olan Sitcom’ın premiyeri yapıldı. Sea the Sea . aslını isterseniz yeni yeni insanlar Ozon ismi hakkında birşeyler söyleyebilmeye başladı. X 2000-1998. Scênes de lit-1998.Peau contre peau-1991.blogspot.com 56 . kim filmlerinin tamamını görmüştür sorusuna tebessümle karşılık veririm ben. doğrudur da. Sinema üzerine kafapatlatan kesimin ifadesiyle. FİLMOGRAFİSİ: 5x2-2004.Thomas reconstituê-1992.Une goutte de sang-1991. film en iyi eşcinsel yapım seçilip Teddy Bear ödülü aldı. Yakın zamana değin Türkiye’de özel bir kesim harici pek bilinen bir isim değildi kendisi.Mes parents un jour d’êtê1990. Gouttes d'eau sur pierres brûlantes ile takdir toplayan yönetmen. cinayet. Sous le sable-2000. Une rose entre nous-1994. 1991. intihar ve sadomazoşist ögelere yöneldi. İlk uzun metrajında profesyonel izleyicinin dikkatini. sexualite.

üstücü devrim.blogspot.Foreign Film Le Fantôme de la liberté 1974: BAFTA Film Award Best Screenplay . İspanya’da dünyaya gelen gerçeküstücülüğün büyük üstadı 29 Haziran 1983’te yaşamına veda etmiştir. El. bireyin ve toplumun tabularını yıkmaya çalışan niteliktedir.Best Director ." der... gülmecenin çeşitli alanlarıyla da içli . sanatının ayrılmaz bir olgusudur .Career Golden Lion 1978: NSFC Award . En İyi Yabancı Film : Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1982: Venice Film Festival . bazen ise bireysel inanç ve vicdanla katolik kilisesinin dogmaları arasındaki çatışmayı.dışlı olan Bunuel'in sinemasında..Critics Award http://genclikcephesi. Kalıplara onunki denli uymayan.com 57 . Alışılmamışta. bir emri . Fransa’nın bu büyük İspanyol yönetmeni sinema tarihindeki büyük öneminden dolayı özel bir ek olarak buradaki yerini alıyor. Gerçeküstücülük Bunuel'in tüm filmlerinde alttan alta da olsa kendini duyurur.EK I LUIS BUNUEL Luis Buñuel Portolés: 22 Şubat 1900’de Calanda. Gerçekle düşün kesin kesişme noktaları yoktur çünkü. daha kişisel bir yaratış yoktur. kışkırtıcı ve insanoğlunu düşünmeye iten. sinemasal geleneklere onunki denli karşı çıkmış. gerçek. büyük.. akıldışıda.Belle de jour 1968: French Syndicate of Cinema Critics . Bunuel filmleri yenilikçi. Luis Bunuel'in eserinden daha özgür. Bu Bahçede Ölüm. Bunuel'e göre ikisi de hep içiçe yaşarlar . Unutulmuşlar. veya tek bir filmin yapısı içinde hepsini birden irdeleyen.Cet obscur objet du désir / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1977: NBR Award . mahveden tutkuları.Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1969: Berlin International Film Festival -FIPRESCI Award + Honorable Mention + Interfilm Award .Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1973: French Syndicate of Cinema Critics .Critics Award -Best Film . Archibald de la Cruz 'un Suçlu Yaşamı. her türden tabuya onunki denli egemen olan bir sinema da yoktur. Bazen toplumsal gerçeklikleri.Best Non-American Film .La Voie lactée 1968: Bodil . Luis Bunuel üstüne bir inceleme kitabı yazmış olan sinema tarihçisi Ado Kyrou: "Tüm sinema tarihinde. onulmaz. bazen tutkuları. alttan alta açık bir kilise düşmanlığının ve katolik inanç eleştirisinin kendini duyurduğu ve kara. Rüzgarlı Bayır.Le Charme discret de la bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1973: NSFC Award . daha doğrusu ironi duygusunun hiç bir zaman ortadan silinmediği filmler. Ödülleri: 1972: OSCAR.Cet obscur objet du désir / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1975: Italian National Syndicate of Film Journalists . keskin bir gülmece.Best Director ..Best Director .. öldüren. Nazarin .Best Director . önceden bilinemezde son derece rahat olan.vakidir.Silver Ribbon .

Los Olvidados / Unutulmuşlar 1951: Cannes Film Festival .Best Non-European Film / Best American Film Nazarín 1960: Cannes Film Festival . Mexico .Belle de jour 1965: Venice Film Festival .Simón del desierto 1963: Bodil .Viridiana 1961: Bodil .Pasinetti Award .Golden Lion .Susana Yönetmen Filmografisi 1977: Cet obscur objet du désir / That Obscure Object of Desire / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1974: Le Fantôme de la liberté / The Phantom of Liberty / Özgürlük Hayaleti 1972: Le Charme discret de la bourgeoisie/ The Discreet Charm of the Bourgeoisie / Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1970: Tristana 1969: La Voie lactée / The Milky Way 1967: Belle de jour http://genclikcephesi.FIPRESCI Award + Special Jury Prize .Best Film .Best Non-European Film / Best American Film El Ángel exterminador 1961: Cannes Film Festival .La Joven 1959: Cannes Film Festival .Best Avantgarde Film .Best Film .Golden Ariel+Silver Ariel (Best Direction+Best Original Story+Best Screenplay) .Best Director .blogspot.Nazarin 1956: Academy Awards.Golden Palm .Special Mention .com 58 .Belle de jour 1967: Venice Film Festival .Belle de jour 1967: Venice Film Festival .Los Olvidados / Unutulmuşlar 1950: Cannes Film Festival .Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1951: Academy Awards.Jury Special Prize .Golden Ariel+Silver Ariel (Best Direction+Best Screenplay) . Mexico .

1965: Simón del desierto / Simon of the Desert / Çöl Azizi Simon 1964: Le Journal d'une femme de chambre / Diary of a Chambermaid 1962: El Ángel exterminador / The Exterminating Angel / Öldürücü Melek 1961: Viridiana 1960: La Joven / White Trash-The Young One 1959: La Fièvre monte à El Pao / Fever Rises in El Pao / Günah Cumhuriyeti 1958: Nazarín 1956: La Mort en ce jardin / Death in the Garden / Bu Bahçede Ölüm 1955: Cela s'appelle l'aurore 1955: Ensayo de un crimen / The Criminal Life of Archibaldo de la Cruz / Archibaldo de la Cruz un Suçlu Yaşamı 1954: El Río y la muerte / The River and Death / Nehir ve Ölüm 1954: Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1953: La Ilusión viaja en tranvía / Illusion Travels by Streetcar 1952: El Bruto / The Brute 1952: Él /This Strange Passion 1952: Subida al cielo / Mexican Bus Ride 1951: La aHija del engaño / Daughter of Deceit 1951: Una Mujer sin amor / A Woman Without Love 1950: Susana / The Devil and the Flesh 1950: Los Olvidados / The Young and the Damned / Unutulmuşlar 1949: El Gran Calavera / The Great Madcap 1947: En el viejo Tampico / Gran Casino 1940: El Vaticano de Pio XII 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1930: L'Âge d'or / The Golden Age /Altın Çağ 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği Senaryo Filmografisi 1998: La Novia de medianoche 1977: Cet obscur objet du désir / That Obscure Object of Desire / Arzunun Şu Karanlık Nesnesi 1974: Le Fantôme de la liberté / The Phantom of Liberty / Özgürlük Hayaleti 1972: Le Charme discret de la bourgeoisie/ The Discreet Charm of the Bourgeoisie/ Burjuvazinin Gizli Çekiciliği 1972: Le Moine / The Monk 1972: Una Historia decente (book/kitap) 1970: Tristana 1969: La Voie lactée / The Milky Way 1967: Belle de jour 1965: Simón del desierto / Simon of the Desert / Çöl Azizi Simon 1964: Le Journal d'une femme de chambre / Diary of a Chambermaid 1962: El Ángel exterminador / The Exterminating Angel / Öldürücü Melek 1961: Viridiana 1960: La Joven / White Trash-The Young One 1959: La Fièvre monte à El Pao / Fever Rises in El Pao / Günah Cumhuriyeti 1958: Nazarín 1956: La Mort en ce jardin / Death in the Garden / Bu Bahçede Ölüm http://genclikcephesi.blogspot.com 59 .

1936: Centinela. yo sí (story/hikaye) 1936: España 1936 / Madrid 1936. İçlerinde ayin yapılan tapınak-si-nemalar. sinema tarihi dersleri veren okul-sinemalar ya da sinematografik-tiyatro olarak adlandırılanlarından tutun da sadece bir kültüre veya bir tek filme adanmış sinemalar bile var. geçmişe özlem duyarak ama günümüze uyum sağlamak için de çaba harcayarak sabırla. 1936: Centinela. neşeli. bağımsız sanat sinemaları. La / Juan Simon's Daughter 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği EK II Paris'teki Bağımsız Sanat Sinemaları Üzerine* Paris'te.1955: Cela s'appelle l'aurore 1955: Ensayo de un crimen / The Criminal Life of Archibaldo de la Cruz / Archibaldo de la Cruz un Suçlu Yaşamı 1954: Abismos de pasión / Wuthering Heights 1954: El Río y la muerte / The River and Death / Nehir ve Ölüm 1954: Las Aventuras de Robinson Crusoe / The Adventures of Robinson Crusoe 1953: La Ilusión viaja en tranvía / Illusion Travels by Streetcar 1952: El Bruto / The Brute 1952: Él /This Strange Passion 1952: Subida al cielo / Mexican Bus Ride 1951: Una Mujer sin amor / A Woman Without Love 1950: Susana / The Devil and the Flesh 1950: Los Olvidados / The Young and the Damned / Unutulmuşlar 1950: Si usted no puede. Şimdilerde. daha amatör ve sanatçı bir ruhla film gösterilen mekanlar.com 60 . * Web’den Aysun Akarsu yazısı http://genclikcephesi. Yeni gösterime çıkan popüler filmleri para kazanma tekil politikasıyla tüketime sunulduğu sinemaların aksine. alerta! 1936: Quién me quiere a mí? / Who Loves Me? 1935: La Hija de Juan Simón. alerta! 1936: Quién me quiere a mí? / Who Loves Me? 1932: Las Hurdes / Land Without Bread / Ekmeksiz Toprak 1930: L'Âge d'or / The Golden Age /Altın Çağ 1929: Un chien andalou / An Andalusian Dog /Bir Endülüs Köpeği Prodüktörlük Filmografisi 1970: Tristana 1936: España 1936 / Madrid 1936. Onlar. parlak günlerinin geri gelmeyeceğini bilerek. Herbirinin kendilerine özgü politikaları. tarihleri. Aşağıda bu sinemalardan bir kaçının kısa tanıtımı var. anlatacak güzel hikayeleri var. özveriyle varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. salonlarında kendini evinde gibi hissettiği sanat evleri. eskinin canlı. gerçek bir cinephile'in adreslerini evinin adresi kadar iyi bildiği.blogspot. kültürleri. pop-corn sinemaları olarak adlandırılan ticari sinema dünyasının dışında kalmış büyük sinema dağıtım zincirleriyle bağlantısı olmayan sinemalara verilen genel isim.

Jean Cocteau "Testament D'Orphee" nin premiere'ini burada yapmış! Yeni Dalga geldiğinde onlara ev sahipligi yapmış ve onları yüreklendirmiş. 1938'de başladığı sanat yaşamına o yıldan günümüze arkasında dört nesil. Le Champo -Espace Jacques Tati İşte bağımsız sinemalardan bahsederken görmezlikten gelinemeyecek bir tarihi-sinema. filmi anmak için bir ayin düzenlemek üzere bu sinemaya gelirler. "La Champo" 2000 yılında sadece sinema olmayı aşıp tarihsel anıtlar kaydına girmeyi de başarmış. Joel kardeslerin. Bir sinemaya adanmış bir film olabilir ama tersinin olabileceğinin en canlı örneği “Studio Galande”. Yeni Dalga’nın özellikle Francois Truffaut ve Claude Chabrol'un en sevdiği. bölge gibi çok sık bir bölgede yüzlerce dört beş katlı hantal apartmanların arasında kalmasından ileri geliyor. Son derece sulu olan bu törenden fanlar kadar sinema salonu ve ekranı da nasibini almaktadır. "Hana-bi". Tim Burton'unun. "La Pagode" kesinlikle mimari açıdan bir şaheser. La pagode 1931 yılında sinema olarak kullanılmaya başlamış. Lars Von Trier'in tüm filmleri ve yeni yeni "Matrix". Michelangelo Antonioni'nin toplu film gösterilerine kadar zengin ve çeşitli bir program bulmak mümkün. yine yanlarında getirdikleri sularla fanların birbirlerini ve heryeri güzelce ıslatarak sırılsıklam yapması gibi. Studio Galande Bu sinema kesinlikle "Rocky Horror Picture Show" filmine adanmış bir tapınak-sinemadır. Action Sinemaları Grand Action Action Ecoles Action Christine http://genclikcephesi. Studio Galande'in tek gösterimi neyse ki sadece bu film değil. Pagode'un sözlük anlamı budist tapınağı olmasına rağmen gerçek anlamda uzak-doğu tarzı herhangibir yapıyı tanımlamak için kullanılıyor. en sık uğradığı sinemalardan olan bu tarihi-sinemanın programında yeni gösterime çıkan filmler olduğu kadar sürekli değişse de Monthy Python serilerinden. Her Cuma ve Cumartesi 22:30'da tekrarlanan bu ayinin içeriği kısaca şöyle: Film repliklerinin ve şarkılarının hep bir ağızdan bağıra bağıra filmle birlikte söylenmesi. Şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcı. 19.com 61 .La Pagode Sinema bir dinse ve yeryüzünde ona tapınmak için bir tapınak aranıyorsa bu tapınak mutlaka "La Pagode" olmalı. kullanılan betonuna Fransızlara ait bir eser. Aslında zengin bir Fransızın uzakdoğu gezilerinden etkilenip orada gordüğü ve hoşuna giden mimari tarzı kendi ülkesine taşımak istemesi nedeniyle inşa edilmis. Yapı olarak bağımsız sinemalar içinde estetik olarak en güzeli. yy sonunda gerçekleştirilen yapı. Bu sinemasal ayinin başka bir ülkede örneği var mı tam bilinmiyor. 14 milyonu aşan izleyici sayısı bırakmış olarak devam ediyor.blogspot. Şaşırtıcılığı hem yapının güzelliğinden hem de 7. sinema salonunda fanların yanlarında bulunan prinçleri etrafa saçarken. Doğal olarak kült filmlere gönlünü kaptırmış bu tapınak-sinemanın en sevdiği afişler mi? "Brazil". Üstelik bir de bunun bir sinema olması. Paris gibi son derece düzenli yapılanmiş bütünlüğe çok önem verilen bir kentte kırk yıl düşünseniz onca apartmanın içinde birinin böyle uzakdoğu tarzı bir bina inşa etmiş olduğu aklınıza gelmeyecekken ve biri söylese buna asla inanmayacakken. İki güzel salonu olan bu sinemada şimdilerde uzak-doğu kültüründen filmler gösteriliyor. Her haftasonu bu kült filmin fanları. Örneğin geçen yıl "In the Mood for Love" filmi hiç afişlerinden inmemişti. gemiyle parça parça taşınmış olmayıp stili ve ruhu dışında. yapımında çalışan işçisinden. karşınızda görüverince saşkınlık gibi bir kelimenin hissetiklerinizi anlatmak için ne kadar yetersiz kalabileceğini anlıyorsunuz.

Action Ecole ve Action Christine olmak üzere üç tane olan action sinemaları sinema dersleri almak isteyenlerce sıkça ziyaret edilir. Bunu sağlamak için yönetmenlerle buluşmalar düzenlediği gibi düzenli olarak Jean Douchet'nin katıldığı sinemakulübü gibi bilgi verici konfereranslara da ev sahipliği yapmaktadır. Genellikle yeni gösterime giren filmlerin sunulduğu bu koca tiyatronun sinema geceleri. Western filmlerine olan tutkusu da zaman zaman sinemasının onünde yer alan afişlerden belli oluyor. 1960’li yılların sinema çılgınlığı döneminden kalmış iflah olmaz bir cinephile. klasik yüzlerce filmden birini görebileceğiniz bu sinemanın sahibi Jean Max. Her gün değişik bir filmle sürekli gösterimde olan "sinemanın en büyük filmleri" kuşağına ek olarak düzenlenen sadece bir yönetmenin ya da sadece bir aktörün toplu filmleri kuşağı da zaman zaman gösterimde yer almakta. Hergün değişen programında. izleyiciler ve 7. Max Linder. seyircileri her türlü ışık yansımasından korumak üzere kaplanmış siyah kadifeden yer halısıyla 3 katlı orkestra balkon asmakatı ve böylece filmi görmek için sağladığı 3 değişik görüş açısıyla Avrupa’da benzeri yok. Bu sinemada bir film izleyebilir.com 62 . sinemayı çok seven Parislilerin kalbindeki özel yerini 1988'de yapılan yenilenmeye borçlu. Grande Action. bir tane sanat galerisi ve dans salonuyla eşi benzeri olmayan bir yer. Yapılan yenilik mi? Çok abartılacak bir şey değil. hızınız kesilmezse gidip bir de dans salonunda tango. sinema tarihinde yer etmiş. filmi de seyretmeyi unutmayın !" Le Cinema du Pantheon Pantheon Paris'in en eski sineması olmakla epeyce övünür Doğumu 1907 olan bu yaşlı sinemanın diğer bir özelliği de artık sinemalarda çok nadir bulunan bir de balkonunun olması. yönetmenlerle buluşmalar düzenlemek de özel ilgi alanlarına giriyor. 650 kişilik koltuğu. Latina Le Latina sadece Latin filmlerine adanmış bir Latin-sineması. sanatın buluşma yeri olma politikasıyla işlevine devam etmekte. Sadece Latin kaynaklı filmleri göstermeye çalışsada arada sırada klasik filmler kuşağına veya genç sinemacıların filmlerine de yer vermeye çalışıyor.Action sinemaları gerçek birer okul-sinemadırlar. restaurantında Latin Amerika yemeklerini tadabilir. Sorbonne Üniversitesinin hemen yanıbaşındaki Pantheon sineması. 200 metrekarelik bir ekrancık ve THX numerik ses!!! Bu güzel ve şık sinemanın büyük ekranı. Max Linder Panorama İsmini unutulmaz sinema dehası Max Linder’den alan bu sinema gerçek bir sinematografiktiyatrodur. Quartier Latin bölgesinin kalbinde yer alan. http://genclikcephesi. salsa pratik edebilirsiniz. 1920'de Parislilere kapılarını açmış olmasına rağmen. Pantheon bir tartışma ve entellektüel alışveriş mekanı olma amacını da gütmektedir. İki tane salonu. “Max Linder”'in izleyicilere film başlamadan önce söyleyeceği tek bir cümle var: "Bu salona ilk girişinizse.blogspot.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful