P. 1
382-Turk Mitolojisi Ansiklopedik Sozluk (Celal Bedili) (Cheviri-Eran Ercan) (2004)

382-Turk Mitolojisi Ansiklopedik Sozluk (Celal Bedili) (Cheviri-Eran Ercan) (2004)

|Views: 146|Likes:

More info:

Published by: Zıpdiye Çıktımeret on Mar 12, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

07/10/2013

pdf

text

original

Ansiklopedik Sözlüğü

Türk mitolojisi ve Türk mitolojik ıliiııyıt modelinin temelim. A/tay. Yakıtı veya herhangi bir Türk topluluğunun dinî-miıolajik görüşlerinde görmek, bir Hakas tapmağından konuşmak kadar yanlıştır. Çünkü Türk mitolojik sisteminin varıılılması, Türk birliği çağı\Uı sınırlanır. Farklı Türk halklarının dinî-mitolajik görüş ve düşüncelerinin temelinde, Türk mitolojik dünya modelinin oluşuma hnin/ıın; Bu anlamdı: 'Piri. mitolojisinde:: bahsedilirken, eski Türklerin mitolojik görüş re düşüncelerinin toplamı olup, "kök dil" çağlarında yaşadıkları -öntürk" dönemin anısı kastediliyor. Semboller ile gerçek bir düşünce sistemi olan bıı mitolojik görüşlerin bütünlük oluşturması. ııvgar/ık bilincinin genel kanısına göre. "kök dil" zurnalıma oiı olduğu kabul edilir. "I'rolürk" dimeminde şimdiki Türk dillerinden hiçbiri mevcut değildi. Sadece ulu ve alalar Türkçeri dcnilebilen en eski dönemin ortak Türkçesi (Kök Türkçe) vardı. İşlek bir sistem gibi Türk mitolojisi bu dönemin düşüncesini aklanı: Bunun için de Türk halklarının mitolojik dünya modeli ve t.-,"'. oluşum zamanı. kuHandohiicı ek tek düzgün

Kitap Üzerine Yurt Kitap-Yayın Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük'ü yayımlayarak bu alandaki büyük bir boşluğu doldurmuştur. Tarih boyunca dünyanın geniş bölgelerine yayılmış olan Türklerin destanları, efsaneleri, hikâyeleri ve farklı kültürel öğeleri, mitoloji dediğimiz bilim dalının geniş bir parçasının İçeriğini oluşturmaktadır. Özellikle Türkiye dışında, Orta Asya'da yaşayan Türk topluluklarının mitolojik öğeleri çok zengindir. Bu eser ile bu zengin kültürün d a h a iyi anlaşılabileceğini, genç kuşakların geçmişlerini ve düşünsel miraslarının köklerini daha iyi kavrayabileceklerini umut ediyoruz. Yazar Üzerine 1964 Yılında Azerbaycan'da doğdu. 1989 yılında Bakü Devlet Üniversitesi Filoloji Fakültesinden mezun oldu. 1989-1991 yılları arasında Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatı öğretmenliği yapan Beydili, 1992-1994 yıllan arasında Azerbaycan Bilimler Akademisi Edebiyat Enstitüsünde Yüksek Lisans Eğitimi gördü ve 1995 yılında Filoloji Bilimleri dalında doktorluk unvanı aldı. 1994-1996 yıllarında Ankara'da TC Dışişleri Bakanlığı'na bağlı TİKA Başkanlığı'nda "Ortak Türk Yazı Dili" projesinde yabancı uzman olarak görev aldı. 1997 yılında doçent olduktan sonra, 1998-2000 yılları arasında Azerbaycan Bilimler Akademisi Folklor Enstitüsü'nde çalışan Celal Beydili 2001 yılından itibaren Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Humanİter Siyaset Şubesi'nde danışman olarak görevini sürdürmektedir.

© 2003 Celal Beydili

Orjinal Adı Türk Miföloji Sözlüyü

2004 Yurt Kitap-Yayın Çeviri Eren Ercan

Yurt Kltap-Yaym IRV Ansiklopedik Sözlük Dizisi 01

Kapak Ali İmren Cantekin Matbaası. Ankara (Kapak Bant Düzeni Serdar Toka]

Yurt Kltap-Yaym Konur Sokak No: 26/3 Kızılay-ANKARA Teh (0 312) 417 35 49 Fax: [0312)425 36 40 www.yu rtkitap.com e-mail: yurtkitap@yurtkitap.com

ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK
CELAL BEYDİLİ
ansiklopedik sözlük

Çeviren Eren Ercan

EDİTÖR'ÜN NOTU

Türk milli mitoloji sisteminin köklü sorunlan halen tam anla­ mıyla araştınlmadığı ve yeteri kadar üzerinde çalışılmadığı için, bu ansiklopedik sözlük hazırlanırken de Türk mitolojisinin anla­ yışlarını bütün genişliği ile sınııiandırabilmek henüz m ü m k ü n ol­ mamıştır. Bununla birlikte, Türk dünyası mitoloji modelinin orta­ ya çıkması y ö n ü n d e g ü n ü m ü z e kadar yerli-yabana Türkologlardan ve mitologlardan ibaret çeşitli kimselerin bu anlamda gör­ düğü işler sayesinde, Türk mitolojisinin bir sözlük haline gelmesi kaçınılmaz olmuştur. Eğer bir milletin mitolojisi sözlük ve ansik­ lopedik çalışmalarla desteklenmiyorsa, o mitolojinin anlaşılır ve çerçeveli olması mümkün değildir. Elinizde bulunan "Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük" adlı eser, bu İhtiyacın sonunda ortaya çıkmıştır ve bu çalışma bir ilktir. Dünyadaki Türk halklannın, tek söyleyişle Türk Dünyasının mistik ve dinsel dünya görüşünü toparlayan, mitoloji manzarası­ nı aksettiren yüzlerce efsanevi varlık adı, deyim, anlatma, yan tann, iyi ve kötü ruh inanandan yalnızca bir bölümü bu çalışma­ da ortaya konabildi. Bu yayından sonra inanıyorum ki Türk mito­ lojisinin genel anlayışına ilişkin araştırmalar ve çalışmalar artacak, yorumlar gelişecek, mevcut veriler ışığında yeniden g ö z d e n ge­ çirilecektir. Aslında bu ansiklopedik sözlüğü hazırlayan Doç. Dr. Celal Beydili (Memmedov) çalışmasını Türk halk kültürü ve Türk mito­ lojisinin sorunlarıyla ilgilenenler için ortaya koymuştur. Ama ça­ lışması ilerledikçe, Türk mitolojisinin ne kadar öksüz ve hatta ye­ tim bırakıldığını görerek. Türle mitolojisine ağırlık vermiştir. Çalış5

masının bir bölümünü Türkiye'de gerçekleştirmiş, binlerce kay­ nak kanştırmış, s o n u n d a 2 0 0 3 yılında Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Nizami Edebiyat Enstitüsü ve Folklor Enstitüsü'nün İlim adamlannın denetim ve gözetiminde Bakü'de yayımlanmıştır. Yurt Kitap-Yayın, Bakü'de basılan kitabı, birkaç konu m a d d e ­ si, şekil ve resimler ekleyerek yeniden baskıya hazırlamıştır. Mitoloji, belli bir kavme ait efsaneleri inceleyen bir bilim dalı anlamına gelir. Ancak bu anlayış artık değişti. G ü n ü m ü z d e hatta uzun bir süreden beri mitoloji, yalnızca bir kavme veya millete ait efsane, masal ve mitik anlatmalar değil, dünyadaki bütün ef­ sane, masal ve inanışlan ele alarak; inceleyen, araştıran, derle­ yen ve çözümleyen bir bilim olarak kabul edilmektedir. Mitolojinin metodlan da artık çok gelişti. Artık efsaneleri ve masallan başka milletlerin inanışları ve anlatılan ile karşılaştırmak da mitolojinin metod ve ana amaçlan içerisine girmiştir. Bitıda bu çalışmalar hayli gelişmiştir. Bizde İse halen emekleme safha­ sındadır. Tük mitolojisiyle ilgili bağımsız kitap sayısı bir elin parmaklannı geçmemektedir. Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Prof. Abdülkadir İnan, Murat Uraz, Doç. Dr. Yaşar Çoruhlu gibi mitologlann çalışmalan olmasaydı acaba ne yapardık ki?.. Mitolojimizle ilgili araştırma yapan ve makaleler yazanlann sayısı da yirmiyi geçmemektedir. Bu ihmâl ve kendi kültürümüze olan İlgisizliğimiz affedilemez a m a zamanın geçtiğine İnanıp da her şeyi bırakalım mı? Hayır!.. Mitoloji bir milletin düşüncesidir. Türk mitolojisi çok zengindir, çeşitlidir ve kaynaklan çok eskilere dayanır. "Zarann neresinden dönülürse kardır" anlayışıyla yüz yıllann ihmâlini kısa sürede ka­ patabiliriz. Nasıl mı? Pek çok yolu ve çaresi var. Üniversiteleri­ mizde Mitoloji bölümleri kurarak, araştırmalanmızı Türk mitoloji­ sine yönlendirerek, bu araştırmalan yapanlan destekleyerek, çalışmalannı yayınlayarak vs. vs. Danasını söylemek mümkün. A m a zaman geçirilmemelidir. Artık şu bir gerçek ki dünya mitolojisinin pek çok konusu, Türk inana ve Türk insanına aittir. Batılı mitologlar. Tarihte yaşa6

mış kişiler, hakanlar, beyler, krallar mitolojinin dışında bırakılma­ lıdır. Bunlar edebiyatın ve folklorun alanına girer. Bırakınız bun­ larla folklorcular ve edebiyatçılar ilgilensin" diyerek, özellikle bi­ zim mitoloji ile ilgimizi kesmektedirler. Ama bunlan söyleyen batılı bilim adamlan, Türk dünyasının destanlarını, masallannı, inançlannı didik didik ederek araştırmaktadırlar. Türk mitolojisinin bir özelliği vardır. Bizdeki tarihi kişiler mito­ lojik anlatılar çerçevesinde ortaya konmaktadır. Mesela; G e n ç Osman Destanında; G e n ç O s m a n tarihi bir kişiliktir a m a destan­ daki anlatımlar mitik öğeler taşır. Manas Destanı da böyle, O ğ u z Kağan Destanı da. Eğer bunlan yalnızca edebiyat ve folklorun il­ gi alanı içerisine koyarsak geçmişimizle bağ ve bağlantısı kesil­ miş olur. Gerçi mitolojide tarih yoktur. Mitolojik kahramanlar kutsal varlıklardır ve hatta bazen de Tannlardır. Ama Türk mito­ lojisinin bazı kahramanlan yaşamıştır, tarihi kişiliklerdir. O ğ u z Ka­ ğ a n gibi, Alper ErTunga gibi... Prof. Dr. Bahaeddin Ögel şunlan söylemektedir: "Türk mito­ lojisi, Türk ailesi, Tüık cemiyet düzeni ile Türk ahlâk ve adetleri­ nin bir aynası gibidir. Türk mitolojisi diğer dünya mitolojilerinde olduğu gibi, ölü fikir ve anlayışlardan meydana gelmemiştir. Türk mitolojisi bir hayat yoludur. Cemiyeti düzenleyen ve g ü d e n canlı düşüncelerin bir toplamıdır." Bu ansiklopedik sözlük; sadece Türkiyede yaşayan Türklerin değil, bütün Türk dünyasının bir eseridir. Doç. Dr. Celal Beydili'yi. Yurt Kitap-Yayın ve çalışanlannı kutlanm, başanlannın deva­ mını dilerim.

Hayrettin İvgin A rastı rmaa-Yazar

1

I

ÖNSÖZ

Türk Mitolojisi Araştırmaları B a ğ l a m ı n d a Türk Mitolojisi A n s i k l o p e d i k Sözîüğü'nün Yeri v e O n e m l Ü z e r i n e Türk mitolojisi, Türk kültür ekolojisinin meydana gelişinin te­ mel nedenidir. Bir başka ifadeyle, e ğ e r bugün binlerce yıllık za­ m a n ve Saha (Yakut) Elinden, Irak'ta Türkmeneline, Kosova'da Balkanlı Türk topluluklarına ve Moskova yakınlanndaki Çuvaş Türklerine kadar uzanan son derece geniş bir coğrafyada, mekân ayrılıklarına rağmen 200 milyonu aşkın bir insan topluluğu ken­ dilerini "Türk" üst kimliğine bağlayarak ifade ediyor ve yaratıp yaşattıklan ve yaşadıkları kültürel ekoloji, "Latin Dünyası, Anglo­ sakson Dünyası, Arap Dünyası" gibi nitelemeler türünden bir adlandırmayla 'Türk Dünyası" olarak adlandınlıyorsa, bu en azın­ dan 10.000 yıllık bir geçmişten kaynaklanan Türk mitolojisinin bir sonucudur. Söz konusu zaman ve mekândan kaynaklanan olumsuzlukla­ ra bir de çoğunlukla yaptığımız bir yanlışlıkla Türk eşittir Müslü­ man" gibi yanlış bir kabulün tam tersine Türkler, tarihsel olarak kısmen veya büyük topluluklar halinde neredeyse bütün büyük dünya dinlerini kabul etmişlerdir. G ü n ü m ü z d e d e , büyük bir kıs­ mı Müslüman olmakla birlikte, Gagavuz ve Urumlu (Azak Urumlan) Türkleri Hıristiyan; Karay ve Kıpçak Türkleri Musevî; San Uygurlar Budist; Tuva Türkleri Lamaist; Saha (Yakut), Altay, Hakas, Urenha, Şor ve Beltir Türkleri ise Kamlık (Şamanist) Dini'ne mensupturlar. Dinlerin dünya görüşü oluşturmadaki rolleri düşünüldüğünde hiçbir şekilde bir araya gelemeyecek zihniyet­ lere sahip olması beklenilen Türk topluluklarının sosyal hayatlan-

nı d ü z e n l e m e d e sözcük, değer, bağlam ve anlam yönlerinden t a m a m e n aynı atasözlerini kullanmaları ortak zihniyet ve dünya görüşüne sahip olduklannın en sağlam delili olarak karşımıza çıkmaktadır'. Hiç şüphesiz bu durum, aynı kökenlerden ve mi­ tolojik geçmişten kaynaklanan ve zaman içinde bu kökler üze­ rinde çeşitlenmelere ve zenginleşmelere uğrayarak adeta dallı budaklı bir ç n a r gibi devasa bir hale dönüşen Türk mitolojik dü­ şüncesinin yansımasından başka bir şey değildir. Yakın zamanlarda yapılan çalışmalar gösteriyor ki** biz Türk­ ler, hangi dine girersek girelim, bizi biz kılan ve bize Türk kimlionıi veren temel unsur olan mitolojik dünya görüşümüzü tama­ men reddetmediğimiz gibi o n u yeni girdiğimiz dinlerin yok edi­ ci tesirinden de korumanın bir yolunu bulmuş ve bu sayede de devletimizin olmadığı veya devletimizin kabul edilen dinlerin son d e r e c e ağır tesirleri altında bulunduğu durumlarda da özü­ müzü, milliyetimizi ve kendimizi ifade ettiğimiz dilimizi, Türkçemı/ı ve dolayısıyla Türklüğümüzü koruyabilmişiz. Bizim biraz uzunca da olsa iki cümleyle irade ettiğimiz bu v ,**!çekler, Türk kültür tarihinin bir özetidir. Dahası. Türk mitolojisi meselesi açıkça görülüyor ki, bir ulus olarak yeryüzünde vücut bulma, yer tutma ve var olma mücadelesinden başka bir şey de'.ıK İn H e m de Atatürk'ün "kendimiz olarak ve kendimiz kalarak. Aydınlanma, çağdaşlaşma ve insanlık ufkundan bir g ü n e ş gibi doğarak yannın dünyasını aydınlatma" hedefini gösterdiği Türk ulusunun hiçbir zaman vazgeçemeyeceği temel bir kaynak ve mesele olarak karşımızda durmaktadır.
1

Ancak, özeleştiriyi pek sevmeyen biz Türkiyeli Türk aydınlan ı 1 u.ılv link mitolojisi konusunda 20. yüzyıl boyunca neler yaptıoımı/ı .ıslında yapmadığımızı- anlamak için uzun boylu araşOr* / tu k. >ı ıı ıyU ı itgW olarak yalanlarda yaptığımız bir çalışmamız için bkz. Özkult,,>İKiıu<filtı Hiık Dünyası Ortak Atasözleri Sözlüğü. Ankara. AKM Yay. '' hakinin gclrneksel Türk dünya görüşünü ve dinini pek çok din değiştirnırlrıtnr lağmcn koıumalan konusunda bkz. /. Roux. Türklerin ve Moğolların I hkllUnl. İstanbul. I^ırvt Yay. (1999).

ın

Bu konuyu başlık yaparak yayınlanan kitap sayısı İse sadece üçtür. Buna bir de bizim gibi konuya İlgi duymakla birlikte henüz kitap çapında eser vermemiş/verememiş ancak makaleler yazmış ve yazmaya devam e d e n en fazla on. o kadar. Türk mitolojisinde yer alan kahraman. Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük.. elinizde tutuğunuz kitap. Bu da bir konuyu diyelim ki. Her şeyden ön­ ce. Türkiye'de yeterince bilinmeyen özellikle Rus­ ça kaynaklann kaynakçası da uzmanlaşmaya yönelecekler açısın­ dan son derece yararlıdır. Bugün Türkiye'de Türk mitolojisini profesyo­ nel bir araştırma alanı olarak seçmiş insan sayısı bir elin parmaklannı geçmez. bilemediniz on beş isim ekle­ nebilir. Evet yukanda Türk mitolojisinin ö n e m i n e dair kurduğu­ m u z iri iri cümlelere rağmen kitap çapında sadece üç çalışma. Kitapta yer alan m a d d e başlıklan aynı z a m a n d a Türk mitolojisinin alt çalışma alanlannı ve problemlerini göstermesi bakımından da yol gösterici ve ufuk açıcı mahiyettedir. karakter ve tipleri ve bunlann çeşitli Türk boylan arasında aldığı şekilleniş ve çeşitlen­ meleri de vermesi nedeniyle karşılaştırmalı verilere sahiptir. Bu bağlamda. Türk Mitolojisi An­ siklopedik Sözlük" büyük bir ö n e m taşımaktadır. Türk mitolojisi araştırmalan konusundaki ihmalimiz ve tembelliğimiz. Ö t e yandan Türk mitolojisine ait verile­ rin bir sözlük sistematiğinde sunulmakta oluşu konunun uzmanı olmayan ve böyle bir amacı da olmayan okuyucuyu sıkmadan 11 . bütün gplakiıgryla ortadadır.. Türkiyeli araştırmacılann çoğunlukla ikinci elden kaynaklar vasıtasıyla kullandığı ve mito­ lojik geçmişimizle ilgili son derece önemli kaynaklar olan Rusça kaynaklan ve Türk dünyasında yapılmış alan araştırmalanndan el­ de edilen sonuçlan içermesi bakımından konuya uzmanlaşma amacıyla ilgi duyacaklara kaynak niteliği taşımaktadır. Aynı şekil­ d e .maya gerek yoktur. "albastı" veya "al karısı" gibi bir konu­ yu ele alacak olan araştırmacılara motif veya tip bazında konu­ nun sosyo-kültürel evriiiş ve şekilleniş çizgilerini takip e t m e ve mukayese e t m e imkânını vermektedir. Rahmetli Bahaeddin Ögel ve Murat Uraz'ın çalışmalanna son yıllarda Yaşar Çoruhlu'nun çalışması katılmıştır.

Dolayısıyla bu kitap uzmanlaşma niyeti olma­ yan okuyucu için de son derece önemli ve yararlı bir kaynaktır. Bu nedenlerle. Küreselleşme­ yi bir kader gibi dayatan günümüzün sosyo-kültürel ve siyasal konjonktüründe böylesi gelişmeler. geçtiğimiz yıl Bakü'de Türk Mifoloji Sözlüyü" adıyla gkan bu çalışmayı. TürkiyeTürkçesine aktartarak yayınlayan. yukanda işaret ettiğimiz eksikliklerimizin giderilmesi sürecinde araştırmacılanmtzı harekete geçirerek Türk mitolojisi araştırmalannı hızlandıncı ve derinleştirici bir katalizör İşlevi yüklenmesine yönelik beklentilerimizdir. başanlannın devamını diliyorum. "olmazsa olmaz" hüviyetin­ dedir ve "kendimiz olarak ve kendimiz kalarak çağdaşlaşmamı­ zın" yolu da buradan geçmektedir. kardeş Kuzey Azerbaycan Türklerinin görkem­ li alimi Celal Beydili'yi bu örnek çalışması için kutluyorum. Türk Mitoloji­ si Ansiklopedik Sözlük.istediği m a d d e y e yönelik olarak derli toplu bilgi alabilmesini ko­ laylaştırmaktadır. mito­ loji dünyasına ait pek çok popüler ve akademik çalışmayı birbiri ardınca yayınlayan ve bu alanda uzmanlaşan Yurt Kitap-Yayın'ı tebrik ediyor. Dr. Aynı şekilde. Özkul Çoban oğlu Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tük Halkbilimi Bölümü Öğretim Üyesi 12 . Prof. yazın ve film formlannda ortaya çıkması mümkün olabilecektir. Bu sürecin hızlanmasryla birlikte. heykel ve isterse müzik. birkaç Örneğini Atatürk'ün d ö n e m i n d e gördü­ ğ ü m ü z Türk mitolojisinden alınan ilhamla ortaya konulmuş sanat eserlerinin. ister resim. Dahası ve belki de en önemlisi bu özellikleriyle.

Onlann nefeslerinden otlar yeşerir. Aan Darhan Hatun. ağaç­ lar çiçek açar. bir yer sahibesi.derin üzüntü du­ yup ağlar. hem de baş­ ka bir deyişle. Bazı metinlere göre de onun Ereke-Cereke adlı bir oğlu ve Kırbadahın Kırkıttar adında bir de kızı vardır. ışıklı bir yüze. O. Dünya­ nın üç kata ayrıldığına inanan kozmolojik görüşlere göre ise Orta Dünya olarak adlandınlan dünyanın belirtisi olan ruhun adı. danalann ve diğer besi hayvanlann artması onun sayesin­ de mümkün olur. yaşlı büyük ağacın (soyun kutsal 13 . hem Ulu Ana (Yer Ana) motifinin bir görüntüsü. temiz kalpli bir variık olan Aan Alahçın Hatun. Aan Alahçın Hatun'un büyük kayın ağaçlan üzerinde ya­ şadığına inanılır. İnanışa göre o. "soyun kutsal ağacTnda yaşadığına inanılır. İyi niyetli. İnsanlann mutlu ve varlıklı yaşamalan. ruhlann en büyüğü ve en görkemlisi sayılır. Yaz geldiğinde. ağaçlann ve bitkilerin ruhudur. Yakutlann geleneksel dinî-mitolojlk görüşlerinde O. O. yer ilahesidir. ilahesi veya ruhudur. düz yeşil alanlarda küçük kasırgalar halinde do­ laşır. otlann. ağaçlan kınp telef ettiklerinde.iyi olmalarını isteyen ve onlara yardım eden mistik bir güçtür. otlann. O. Aan Darhan Hatun. insanlann yanlış hareket ettikleri zamanlarda -örneğin doğaya zarar verdik­ leri veya bitkileri. aynı zamanda Aan Darhan Hatun olarak da anılır. bitkilerin ve ağaçların büyüyüp boy atmalan için. beyaz saçlara sa­ hip yaşlı kadın görünüşünde hayal edilip. onlan korur.görüntüsü sayılan ruhun adı. Bu çocuklar. doğada ne varsa hepsinin insanların ve diğer tüm canlıların.AAN ALAHÇIN HATUN: Sakalarda (Yakutlarda) yer yüzünün İnsanların yaşadığı yer katının. koyunlann. Aan Alahçın Hatun.

Yakutlann inançlanna göre koruyucu olup aynı zamanda gelecekten haber ve­ ren biridir. bu ağaçta saklıdır ve onun için de bu ağacın dallannı kırmak yasaktır. yol göstereni ve koruyucusu olarak ortaya çıkar. Onun müthiş bir güce sahip olduğu ha­ beri Ulu Yaratan'a ulaşır. AAN ARKIL OYUN: Yakut şaman inanışına göre. Aan Arkıl Oyun. Reşiddettin'in kaleme aldığı Oğuzname'de. şaman aıhlan yaratılır. Orhun Türklerinin etkisi albnda yaşamış ve onlann birçok geleneklerini koruyup saklayan Buıyatlarda son çağlara ka­ dar yaşadı ve Onkon'un önünde okunan ilahilerde hatırlandı. lrkıl Hoca olmuştur. "Irkıl" inanışı. onu ateşe attınr ve onun yandığı bu ateşten. "Sen bu gücü nereden aldın? Yaptığın tüm bu mucizeler hangi inananın ürünüdür?" diye sorar.hiçbir tann tanımayan bu ilk şaman. onunla ilgili şu cümle yer alıyor: Türle töre ve âyinlerinin temelini atan bilge. O da "Ben hiçbir yüce güç tanımıyorum. Oğuz destanlannın bazılannda "lrkıl Ata" veya "lrkıl Hoca" olarak da geçmektedir. Aslında şaman halk kültüründe tanımlanan diğer samanlardan. farklılık göstermeyen Aan Arkıl Oyun. çok güçlü bir samandır (gam/kam). Yakutlann inanışına gö­ re -şaman metinlerinde de yer aldığı gibi. Bu yanıta sinirlenen Ulu Yarana." Ebülgazi ise 14 . Aan lrkıl Oyun. ilk şamanın adıdır. Kahramanlık destanlannda.A A N ARKIL OYUN ağaa) altında ona kurban kesilir. yer tannçası olan Aan Alahçın Hatun (Aan Darhan Hatun) hikâyenin baş kahramanının danışmanı. Böyle bakıldığında Aan Arkıl Oyun da Ulu Ana'yı sembolize etmektedir. Hayatın sonsuzluğunun ve kâinatın döngüsünün şifresi. Şaman efsanelerine göre O. İlk çağlarda. Bazen ona sadece "Arkıl" (lrkıl) da denir. işlevleri açısından. gökte yaşadıklanna inanılan ilk şamanlar ise Ulu Ananın (Yer Ananın) toplu­ luğunu sembolize ediyordu. tannya karşı gelen ve onunla mücadele etmeye kalkışan ilk şaman grubuna dahildir. hatta üç yıl önce ölenleri bile diriltmeye ve körlerin göz­ lerini açmaya kadir biridir. Ulu Yaratan (Ürünk Ayn Toyon) onu yanına çağırıp. kendi gücüm ve inanamın sayesin­ de yapıyorum!" diye yanıtlar. Ne yapıyorsam.

kötü ruhlardan koruyup saklayan bir ruhtur. Radlov Sözlüğü'nde de "İrk" sözcüğünün talih anlamına geldiği göste­ riliyor.) Böylece. "Irk Bitik" adı verilmesi de bundandır). "lrkıl Hoca" İradesinde yaşıyor. beyaz saçlı. ateş ve ocak sahibi. İnana göre Latinlerin "Orakul"lan da Türk mitolojisine aittir ve "Orakul" sözcüğü de "ırk" kökünden gelmektedir. "Ettöhfetüzzekiyye"de "ırkıl" sözcüğünün karsısına. buna göre hastayı tedavi etmeye çalışırlardı). "ırala" sözcüğü. lrkıl Ata'nın bir Türk bilgesi olduğunu yazıyor. ev ruhu. AAN DARHAN TOYON: Yakutlann mitolojik görüşlerine göre. Kazandan çkan İlk lokma onundur. Kaşgarî. Yakutlar. Aan Darhan Toyon'un dilini. fala bakmak anlamına gelirdi. Kısa boylu. Tannalık ve Şamanizmle bağlı eski inanışlarda da denemeler toplamı sayılan fal kitabına. şecere geleneğindeki "lrkıl Hoca"nın adında yaşayan "Arkıl" adı "lrkıl" adının türemişi olup. (Eski Türkçe'de "ırk bakmak". Ancak bu sadece bir varsayımdır. sadece bazı insanların 15 . gizli olaylan su yüzüne çıkarma. "Divan-ı Lügat-it Türk" adlı eserinde ise "ırk" sözcü­ ğünü "kahinlik. şecere geleneğindeki. Yakutça'da olan. İlk şamanın adı olan "Arkıl" da "lrkıl" adının özüdür ve "ırk" kökünden gelir. talih" gibi anlamlarda kullanmıştır. hastalan iyileştirmeye geldikle­ ri zaman ellerindeki tokmaklarını atarak fala bakar. eski Türkçe'de "fal" anlamın­ da kullanılmış olan "ırk" sözcüğünden gelmektedir. M. Ancak saygısızlık gördüğü takdirde insanlara çeşitli aalar verir ya da her yeri yakar.AAN DARHAN TOYON Türk Şeceresi" adlı eserinde. ve 15. "ırk" sözcüğü. Aileyi. Pekarski Sözlüğü'ne göre. (Tuva samanları. yaşlı görünümünde hayal edilirdi. Buna göre de onu her gün beslerler.) V. İlk şamanlar. "ileriyi görmek. olacaklan bilmek ve gelecekten haber vermek" an­ lamına gelirdi. (A. "uğursuz" seklinde yazılan agklama tam olarak anlaşılamıyor. (Ancak 14. gerçekten da daha çok laladırlar. (Örneğin Irkım açıldı: talihim. bahtım apldı. yüzyıllara ait.) Eski Türkçe'de "rai" anlamında kullanılmış olan.

Çağırdıkları za­ man da ona sadece hoşuna gidecek adlarla hitap ederlerdi. ABAASI-ABAAHI: Yakutlann dinî inançlannda geniş yer tutan ve yeraltında yaşadıklarına inanılan kötü ruhlara verilen genel ad. leş gibi kokan şeylerden oluşur. kö­ tü ruhlar olan Abaasılar veya samanlara bağlarlardı. cinayete sü­ rüklerler. Onlann bir özelliği de yeryüzünden gelenleri görememeleridir. (Bazı metinlerde bu yuvaya beşik de denilmiştir). genelde insan vücudu. Onlan yer­ yüzünde sadece büyücüler görebilir. Bu ruhlardan en çok bilinenleri ise Arsan-Duolay ve Hara Suorun'dur. "Albastı" (Hal Anası) ismiyle anılan benzer varlıklar alıyor. insanlardan farklı olarak arka arkaya yürürler. Bu da yine onlann. hepsi bu varlıklann ürünüdür.anlayabileceğine inanırlardı. Bu ruhlar. bu şekilde gelen canlan saklamak için aynlmış yerler bulunur. Abaasıla16 . Abaasılann (bu ad bazı edebiyat metinlerinde abaahı şeklinde gösterilmiştir) çoğu. Kendileri de yeryüzüne gknklannda görünmez olurlar. onlardan korunmak için kurban verirler. Abaasılann başka bir özelliği de insanlann ruhlarını alıp götürmektir. Birinin yetmiş yaşından önce ölmesini. Diğer Türk halklannın İnançlannda buna benzer varlıklann yerini. Abaasılann yemekleri. Şaman mitolojisine gö­ re yeraltında. Şaman efsanelerine göre ruhlar. Onlar. Yaradılış itibariyle kötülük verici olan Abaası ruhlar. tek gözlü ve kel varlıklardır.A B A ASI-AB A AHİ özellikle de samanların. Böylece can karşılığında can vermiş olurlar. insanlan yolundan alıkoyup. bazen iyilik yapsalar da bunu iyi olduklan için değil. insanın aklını elinden alıp deliye çevirebilme gücüne sahipler. Zararlı ve iğrenç görünümlü bitki ve hayvan ne varsa. dinî-mitoloji inançlara göre. Yakutlann inanı­ şına göre ise kopuz sesine düşkün olan Abaasılar. şaman olacağı kesin olan insa­ nın ruhunu alıp yeraltı dünyasına götürürler. insanlara zarar vermek amaayla yeryüzüne çıkarlar. bir insanın ömrünün en az yetmiş yıl olduğunu düşünürlerdi. Eski zamanlardaki Yakutlar. kendi çıkartan için yaparlar. bö­ cek. karanlık yeraltı dün­ yasına özgü değişken huylu varlıklar olmalanndan kaynaklanmakta­ dır. Tek ayaklı. İnsanlar.

Aba­ asılar bu evlerinde. dokuz kötü ruh arasında üç defa bölünür. efsanevî bir kuş tarafından bes­ lenip. Bu süre dolduğunda. Doğ­ ranmış bu parçalar. bir anlamda tazelenen gelecek şaman. Bunun için önce onun başını kesip.ABAASI-ABAAHİ nn vergi olarak verdikleri bu canlar. Bedeni doğranıp yenildikten sonra kemikleri yeni etlerle örtü­ len. Veda zamanı geldiğinde de gelecek şamanın bedenini yanp. Bu hali ruhunun tutsak kaldığı sürece devam eder ve sadece geceleri uyurken yeraltı dünyasında olabilir. yetiştirilir. Yakutlann dinî-mitolojik inanışlannda. Abaasılar. beşik denilen evde bir yere toplayarak. bu varlıklar kökenlerine göre. belâyla karşılaştığında. Bazı şamanlann anlatûklanna göre.sa­ yılırlar. Bu arada söylemek gerekiyor l<i sadece Abaası ruhlan olan şamanlann bedenleri parçalanır. gelecek şamanın geçeceği yollara atılır. Ruhu çalınıp yeraltı­ na götürülmüş olan kimse. tüm "ulu şamanlar"ın anası sayılır. Zayıf şamanlannki ise bir yıl. Gele­ cekte güçlü şaman olacak birinin bedeni tüm kötü ruhlara yeter. bu süre içerisinde deliler gibi dolaşır. tekrar yeryü­ züne dönüp ayrıldığı cisme yeniden kavuşurlar. geleceğin samanlarının manevî atalan -yaratıcılan. 17 . onu büyüyle tekrar dirilttiğinden söz edilir. onlan saklayan ve geleceğin şamanı olarak yetiştiren bir kadın vardır. kötü ruhlardan hangisine yetişmezse. Bu şaman. Bu kadın. bede­ ninin nasıl parçalandığını gözleriyle görebilsin diye yüksek bir ağa­ cın üstüne koyarlar. Yeraltı dünyasındaki o evin sahibi de yine Abaasılardır. yeraltı dünyasında üç yıl sakla­ nır. Bir Yakut efsanesinde ise Büyük Abaası'nın. bu süre içinde kendi evinde ağır hasta şeklinde yatar ve ölümle yaşam arasında kalır. başka ruhlardan farklılaşırlar ve onlarla tamamen zıt bir kutupta değerlendirilirler. parça parça doğrarlar. "kut" denilen şaman ruhlannı terbiye edip yetiş­ tirirler. kendi öz oğlunun kemiklerini. Geleceğin güçlü samanının ruhu. Gelecek şamanın bedeni bölüş­ türülünce. o kötü ruhun ya­ rattığı hastalık ve belâ karşısında aciz kalır. Sonra bu beden. belâyı yaratan tüm ruhlann yolunu bilir ve bu belâyı rahatlıkla giderir.

Omeğin. Onlara aar. d a ğ keçile­ ri arasında dolaşıp onlan korur. bunu o Abdal götürmüş demektir. kendini Allah yolunda kur­ ban eden sûfl veya erenlere denir. ancak verdiği nasihatlerin de dinlenmesini ister. eğer dokuz aylık bebek. Avcılar onun adına dua edip kurban verirlerse avlan uğurlu olur. a b d a l l a r M a mur ve dombras.n. Bugünkü Saka Türkçesinde. felsefeyle olan yakınlığından ve aynca mitolojiden kaynaklanmıştır. . bazı müstesna varlıklar dışında kimseye görünmezler. Abdal. Eğer bunu yap­ mazlarsa ne kadar usta ava olurlarsa olsunlar o avdan eli boş döne­ cekleri kesindir. Halk sûfiliğinde. Türk halk inanışlannda da kendine yer edinmiştir. Abdal hakkındaki görüşler. çalarken ' V 2 M»*"*».ABDAL ABIDAL ABDAL-ABIDAL: Tasavvuf edebiya­ tında. Kimselere görünmez. ölmüş dağ keçisini dirilttiği ve yeniden hayat verdiği bile an­ latılmıştır. abdalların istedikleri zaman istedikleri mekanda olabile­ ceklerine inanılır. ° . Allah yedi ikli­ mi yedi Abdal aracılığıyla gösteriyor. maddiyata olan bağlılıklardan kurtulup. Onlar. ^reketin artması ve tüm belâlardan ko­ runmak İçin Allah'tan ne dilerlerse kabul edilir. İnanışa göre gizli güç­ leri olan ve büyü gücüne sahip olan 1 Abdal Köse. Şeytana binmiş . erkek samanlara verilen lakap olarak 18 . an­ ne rahminde ölmüşse. Bu sözcüğün tasavvuftaki anla­ mı. İnsanlann yalvanşlannı dinler. dağlarda yaşar. Söyle­ nenlere göre uzun ak sakallı olan Abdal. Bazı mitolojik metinlerde Ab­ dal'ın. Dağıstan'da yaşayan Türk topluluklanndan bir kısmında yaygın olan inanışa göre. Yani zaman ve mekân sınıriannı aşabilme gücüne sahip olduklanna inanılır. Ibn-i Arabi'ye göre.

evin avlusunda veya bahçesinde yaşadığına inanılan bir ruhtur. 15. yüzyıllarda kaleme alınmış edebî metinlerde "derviş".A B Z A R İYASE "Abidal" şeklinde bir sözcük vardır. Hazar Denizi'nin gü­ ney kıyısında yaşayan Türkmen boylannda Abdal adını taşıyan in­ sanlara rastlanabilmesi. (Anadolu Abdallanna. Geçmişte Abdalan-i Rum denilen ve halk arasında büyük şöhretleri olan bu kimseler. Kızıl başlarda Abdallık kültürünün varlığı. Ay­ rıca abdal-aptal sözü. ve 14. çoğu zaman inançlan bozuk. 19 . ahırlarda. yüzyıla ait metinlerde ise "divane" anlamında kullanılmıştır. Bu sözcüğün. bu yüzden çok yerde kabul görmeyen. Ki­ mi zaman onlardan bahsedildiğinde de "ışık" sözcüğü kullanılmış­ tır. kâinatın yaratıası sayılan Ülgen'e veri­ len adlardan biri. Abdal adında bir şehir bile var. şeriat düşmanı olarak lanse edilmişlerdir. Köroğlu masallannı söylemekte meşhur olma­ ları. ABIYAŞ KAN: Altay uygarlığı çevresinde yaşayan bir g a i p Türk hal­ kının mitolojik metinlerinde. kimi zaman Müslümanlıkla uyuşmayan. Daha sonralan Bektaşiliğin onu içine aldığı. daha çok göçebe hayatı sürerek. Azerbaycan'da bir zamanlar âşıklar yetiştirmekle ünlü olmuş. gerçekten de bu sözcüğün derin tarihî kökleri olduğunu gösteriyor. "Abdal" sözcü­ ğüne benzerliği de dikkat çekicidir. türkücü ve masala olmalan. Muharrem ayrnda Kerbelâ şehitlerine yas tutmalan. en çok Alevilerin sıklıkla yaşadığı yerler­ de rastlanır) ve bunlar gibi birçok ömek. İran'da 11. Abdallann gizli dillerinin olması. gerçekte de İslam'dan önceki yüzyıllara ait eski Türk inançlannı yaşatırlar. Çünkü Alevi olarak bilinen bu zümre. çalgıa. serseri dervişler olarak gösterilmiş. Anado­ lu'daki Abdallann. Değişik kaynaklardan edinilen bilgilere göre bu sözcük. kendilerine Alevi diyen bu insanlann Ehli-Beyt'in kullan olduklannı söylemeleri. (bak: Ülgen) ABZAR İYASE: Kazan Tatarlannın inançlarına göre. bir kısmını değiştirdi­ ği ve hatta erittiği yönünde de görüşler vardır. tarihte "Ağ Hun" adıyla bilinen Eftalitlerin adıyla da bağlantılıdır.

Başkurd ve diğer Türk halklarının mitolojik görüşlerinde yer alan bu varlığın adı. Abzar İyase. ölümün mecazî olduğunu gösteriyor. mecazî olarak "Aç göz" anlamına gelir. Çok yemek. Altay inananda. onlan hemen satmayı tercih ederler. diğer dünyada akmakta olan ırmağın adı­ nın "Doymadım" (Joymadım) olması da açgözlülüğün. insanların gözüne ancak uzaktan uzağa. mitolojik kahramanlann övülen bir özelliğidir. AÇGÖZLÜLÜK: Açgözlülük veya çok yemek yemek. Batı Sibiıya Tatarian'nın mitolojik görüşlerindeki "Mal Sahibi". atın kuyruğunu örmek onun sevdi­ ği işlerden biridir. insan kılığında veya değişik hayvan şekillerine bürünerek görünebilir. yedikçe de doymamak. mitolojik kahramanlar için bir ayncalıktır. Örne­ ğin Köroğlu gibi mitolojik kahramanın çok yemesi. İnsan­ lar bu hayvanlann Abzar İyase tarafından öldürüleceğini düşündük­ leri için. mistik varlıklann özelliklerinden biridir. Ev hayvanlanndan bazılannı sever. Bu motif başlangıçta (daha önceki çağlarda) o kahramanın diğer dünyada tılsıma düşmüş olduğunu gösterir. Bura­ da aynca mitolojik kahramanın düştüğü geçici durum. Mitolojik kökenli efeane ve hikâyelerin kahramanlannda da ola­ ğanüstü bir şekilde yemek yemek özelliği görülür. Freydenberg'e göre. tılsıma düşmüş bir kahramanın ne kadar yerse yesin doymadığı ya­ zılıdır. Büyülü bir Azerbaycan hikâyesinde. O. 20 . "Zengi Baba" gibi varlıklara yakınlığı ile tanınır. onun öbür dünyadaki alacağı şekil olarak kendini gösterir. Ancak sevmediği ev hayvanlan da vardır. Batıl inanca göre. Bu bakımdan Karaçay-Balkariann dilinde "geleceği gören ve bilen" mitolojik obu­ run adıdır. Bu. onun kahraman­ lığının bir parçası gibi övülür. mecazî anlamda ölümü ifa­ de eder. Bu kahramanın açlığı sadece tılsımın etkisinden kurtulduktan sonra giderilebilir. açgözlülük.AÇGÖZLÜLÜK En çok "Ev Sahibi" adıyla anılan ruhla karşılaştırmıştır. Genellikle Türk destanlanndaki kahramanlar da çok yemek yemeleriyle bilinirler. Örneğin.

Çünkü adı olmayan bir şeyin kendisi de yok sayılırdı. ad­ landırma (nominasyon) yoluyla yaratılmıştır. Eski inanışlara göre de bir nesnenin oluşabilmesi ve varolması için öncelikle ona ad verilmesi gerekiyordu. sözle. kâinattaki her şeyin adını.. "Ağ Ana"nın buyruğu ile Ülgen. Mitolojik adlann birçoğunun ayn ayrı bugüne kadar gelişleri tesadüf değildir. Varlığın kendisi de onda ve onunla yaşayabilirdi. düzensizliğin kaynağı olup. Sonralan. bir kimsenin veya nesnenin adının olması. Ona 21 . Çünkü bu düşünce. kaosa ve karmaşaya yol açabilirdi.. varlığın ifadesini ve mahiyetini oluştu­ rurdu. bir şeyin veya insanın adının yok olması. Müslümanlıkta­ ki yaratılış hikâyesine benzer. İslam'a göre başlangıcı ve sonu olma­ yan eşsiz yedi kat yer. önceleri her şeyin adsız olduğu yazılır. Adın. Yakutlarda ise ad verme İşlevi Ulu Ana'nın bir görevidir. şa­ hıs veya eşyayla birlikte ifade edilen mitolojik düşüncede. Eski mitolojik düşüncede "Gerçekliğin". adla eşya veya ki­ şiler arasında özdeşlik kuruyordu. o adı taşıyanın da yok olmasını be­ raberinde getirir. baştan başa sularla kaplı so­ nu olmayan bu dünya. Bolsın kıl. Sümer mitolojisinde. Azerbaycanlılar arasında dolaşan bir rivayete göre. Adın doğru düzgün seçilmemesi. Adem'in yaratılışı da ona kutsal adların öğretilmesiyle başlamıştır. Sonra "Gök yaratılsın!" demiş ve gök yaratılmıştır. Sayan-Altay Türklerinin mitolojik inançianna göre de kâinat. adlandınlarak ve başka bir deyişle anlamlandınlarak yaratılmıştır. "Oğuzname"deki". onun var olduğunun başlıca göstergesidir. yer ve gök diye bir şey yokken. yedi kat gök ve on sekiz bin âlem. adla ve adlandır­ mayla yaratıldığına inanılırdı. Allah'ın "Ol" <Kün!) demesiyle yaratılmıştır.AD AD: Mitolojik görüşlerin temelinde. Bu adlar. mitolojik sis­ tem hakkında fikir yürütmek için biricik kaynak sayılır. Ad ile talih arasında kınlmaz bir bağ olmasına da o yüzden inanılmıştır." hükmü de içerik itibariyle. "Korkut Ata" vermiştir.. Türk yaratılış mitolojisine göre. Her şey sağır ve ses­ sizken. "yer yaratılsın!" demiş ve yer yaratıl­ mıştır. Ad ile varlık iç içe sayılırdı.. Ad. her şeye bir ad vermiş ve böylece dünya yaratılmıştır. Bil­ gelik ve Su Tannsı olan "Enki".

gizil tutulurdu. Bir yaş döneminden diğerine geçilmesi. onun toplumsal statüsünü belirleyecektir. ça­ buk büyüyen çocuklar. o ailede ondan sonra doğacak çocuğa "Adsız" adını koyarlardı. Sihirli hikâyelerde bazen kahramanın adı. adının anlaşılması ve ruhunun yerinin be­ lirlenmesiyle yenilir. Eski Türklerin ilk çağlarda taşıdıklan adlar. birbirine bağlıdırlar. yeniden doğmakla aynı anlama geliyordu. Şor destanlannda. elinde kımız dolu bir kapla dağ başına çıkıp kendisine ad verilmesini ister. onu Öz adıyla çağırmasına dö­ n ü p baksaydı. adsız yaşamak istemeyen kahraman. Arkaik motiflerini koruyan Türk destanlannda. eğer bir çocuk doğmadan ölürse. cehennem ve yeraltı ölüler saltanatının hakimi) er­ demini gösteren "Er" adını almak. kendilerine tanrıdan ad isterler. kişinin yay çekip ok atmaya başladığı zaman verilirdi. aklını yitirip ölürdü. Orta devirler tarihinde. onun ruhunun yerleştiği yeri gösterebilir. "adsız" adıyla birçok kişinin varlığı. öbür dünya variıklanndan olan "Dağ Sahibfnin. bir kimsenin adı vasıtasıyla iyilik veya kötülük yapılabileceği de mümkün sayılırdı. ellerini kaidınp şöyle dua ederler: "Bu ad. sayılı ve uğurlu olmalıydı. Şorlann görüşüne göre bir kimse. Yakut gelenek­ lerinde de ikinci gerçek ad. bu yiğide kutlu olsun!" Çünkü ad. başka bir adla anılırdı. BaO Sibirya Tatarlan'nın dinî inançlannda kadın dnsinden olan 22 . Eskiden kutsal olarak bilinen adlar. adı olmayanlann adsızlıktan çektik­ leri aalar anlatılır. bu inanışın bir ürünüdür. bu adlan taşıyan varlıklar. Bu destanlarda. Eski Türklerde. bu adı taşıyacak İnsanın varlığı ve içeriğiyle çakışmak. "Dede Korkut" kitabında büyük Oğuz beyleri. erlik (Erlik. Ruhunun olduğu yer gizli kaldığı sürece yenilmez olan kahraman. bir günde bir yaşında olan yiğitler ve atalannın tek evladı olan kahramanlar. Bu adlann seslendirilmesi yasak olduğundan. ö l ü m e teslim olur. Bu İnanışta adla can. Çün­ kü bu ad.AD göre. etnik geleneklerle bağlı olmuştur. ad almakla mümkün olduğundan ve ad verme yaratmakla eş anlama geldiğin­ den. Çocuğun bu adla daha çok yaşayacağına inanılırdı. Bu nedenle gönlüne ilham edilen "Korkut Ata" da gönlüne doğan İyi bir İşarete göre ad verir.

Bir başka anlatımla.. Böylece ad. "Alvız". Bu yüzden. canlı ve İnsan benzeri olduklan düşünülen bu varlıklann. diğeri Kurt ise boy ve soy mensupluğunu gösteriyordu. Türkmen boylannın büyükleri genellikle yırtıcı hayvan ve kuş J A ^ \ adlan taşıyorlardı. yıröa kuş adlan(lir. Yani. Etnik bilimdlerin gözlemlerine göre. Türklerin demonolojlk (Şeytan) inançlannda bu varlığın adına ba­ zen "Kurt Kadın". doğal bir yerin adı mitolojik ba­ kımdan neyi ifade ediyorsa. aynı anda doğaya pjjgr ^P^S olan yakınlığın ifadesiydi. sahibi ol­ duğu yerde yaşamaktadır.. dualara ve yalvanşlara cevap verebileceklerine inanılır. Doğal mekanlara verilen adlar. dinî-mltolojlk içerik taşıdığından. yabanaya benzemek demekti. başlangıa olan. bazen de "Adamcıl" denilir. ve 18. ADAMCIL KURT: İnanışa göre geceleri kurt derisine giren kadın. çay ve göl adlan mitolojik İnançlara sahip bir Türkün gözünde. Bu. Çağn ve Beykun'un adlan. Müslümanlığı ka­ bul etmiş olan Oğuzlarda ise iki ad oluyor\0 du. güya geceleyin başı açık dışan çıkmalandır. Bu bakımdan var ol­ manın da koşuludur. Örneğin.ADAMCIL KURT korkunç bir ruha "Adsız" (Attsıs) adının ve­ rilmiş olması. "Bizden İyiler" adıyla bilinen varlıklardan olduklanna inanılır. İlk Selçuklu beylerinden olan Tuğrul. Figürlü At K Çünkü yabana adın taşınması yabana gibi ol<>şumu Süsü mak. mitolojik dü­ şüncede. Onlar gündüz- 23 . Bu adlann ilki yeni Müslüman adı. bir dağın adıdır. yerin sahibi olan ruhun adı olarak da dü­ şünülürdü. ad anlayışının mitolojik düşün­ ce İçin ne demek olduğunun anlaşılması için dikkat çekici bir örnektir. Kadınlann kurt olmalannın sebebi. 11. yüzyıllar arasında. yalnız coğrafi bir ad değil. Dağ sahibinin adı da Alvız'dır. Çünkü dağ ruhu Alvız'ın kendisi de aynı dağda. bir ruh neyin sahibi ise onda da yaşar. dağ. anlamlandıran şeydi. aynı şeyin taşıyıası da olur.

Elbisesinin kokusunu alan kadın bağınr ve sonra rahatlar. Sakalann. doğanın başlıca yarana gücünü kendinde toplayarak. geceler ise gi­ dip insan yerler. tann Ülgen'e yaratma gücü ve ilhamı vermiştir. Türk demonolojisinde. "Ulu Yaratan Ana" (Olo Jaratkan Ana) anlayışı vardı. iyiliksever bir ruh saydıklan "Umay Ana "ya "Uluk Ak İne" (Ulu Ağ Ana) adı vermeleri de yaratılış efsanesine göre Tann'ya yaratma ilhamı veren Ağ Anaya yakınlığıyla dikkat çekicidir. kopup geldiği mitolojik kültürün kendisi kadar çok eski bir inanışın izlerini taşımaktadır. "Ulu Ağ Ana". Müslümanlık'a kadar olan eski inanışlan arasında. bir anlamda şuuraltı ezelî sim da sembolize eder. tandıra atılarak yakılır. yaşamın döngüsünü omuzlannda taşıyan olarak düşünül­ müştür. Tatarlann. Kumuklarda. Bir anlamda. Yan şeytan varlıklar ise canlı insanlarla ruhlar arasında bir karakter olarak mitolojik karakterler arasında yerlerini alırlar. melek ve koruyucu bir ruhtur. hayatın başlangıa olan ne varsa hepsine ruh ve­ rerek. Bu ad aynı anda "Umay"ın "Ulu Ana" topluluğuna bağlılığının ve bu mitolojik varlığın değişmiş hali olduğunun göstergesidir. ışıktan bir kadın hayalî olan (varlığı ışıktan yogıulan) Ağ Ana. AG ANA: Adına en çok yaratılış efsanesinde rastlanan ulu varlık. "Pay Ice". "Albastı" motifinin izlerini taşı24 . Altay Türklerinin inanana göre. Yer. "AdamHun Dönemine Ait İlâhi Kurt Figürü al Kurt" ifadesini. 'May Ice" ve "Imay Ice" denilen ve hayır se­ ven bir ruh olarak bilinen Umay ilahesi gibi.AĞ ANA leri gelip kendi İşlerini görürler. Onlann kurt elbisesi bulunup. yan şeytan varlıklar olarak bilinen karakter arasın­ da saymak. gök yaratılmadan önce de var olup hayali gökte dolaştığına inanılan "Ağ Ana". Ulu Ana'ya bağlantılı olduğu düşünülen. O.

sadece Türk mitolojisinde değil tüm dünya halklannın mitolojilerinde rastlanabilir.AĞAÇ yan mitolojik varlığın adının "Ağ Kadın" (Ak katın) olması da yine dikkat çekicidir. İnanışa göre. buradaki Ağ Ana motifinin. Ağaca tapınma denilen olay. "Bay Terek". ilk insan dokuz budaklı bir ağacın altında yaratılmışnr. Bu nedenle Türklerdeki ağaç sevgisi ve saygısını hiçbir zaman tapınmak olarak görmemek gerekir. "Ak Ene"dlr (Ağ Ana). kutsal" diye de tercüme Yüzüne Kutsal Bir Çehre Verilmiş Bir Büyük Anne edilmiştir. yani (yaratan ana) adını da taşımaktadır. Türk düşüncesinde yaratılış nedeninin başlıca motifle­ rinden biri olarak gösteriliyor. aslında çoğu zaman Oğuzların ağaca gösterdikleri saygının bir ifa­ desidir. Altay şaman metinlerin­ de ve buna benzer diğer me­ tinlerde bu sözcük. Temir Kavak** veya "Hayat (Dünya) Ağacı" deni­ len kutsal "Evliya Ağaç" inanışına. "mübarek yüzlü. yüce dağlar gibi 25 . (bak: Ulu Ana. Kazakların "Goroğlu'sunda İse kahrama­ nın anası. "Evliya Ağaç". aynı anda "Ene-yayaçT. Bu düşünceye göre. "Ağ Ana" (Ak Ana) adını taşı­ maktadır. tanrıya kavuşmanın yoludur. en eski Ulu Ana veya onun farklı bir şekli olan Ulu Ağ Ananın değişik bir versiyonu okluğu kanaa­ tine varılabilir. Türk mitolojisinde. O. önemli bir yer tu­ tan ağaç miti. bu kutsal ananın adı. Yer Ana) AĞAÇ: Türk Tanrıcılık sisteminde Gök-Tann'nın simgelerinden biridir. Goroğlu'nun gök oğlu olduğı düşünülürse. Türk etnlk-kültürel geleneğine baktığımızda. "Ağ Ana" adındaki "Ağ" sözcüğü İse bu varlığın kut­ sal olduğuna işaret etmekte­ dir. Teleutlarda.

Oğuzlardan bahsederken verdiği bilgilere göre. yalnız ağaç kutsal bilinmiş ve onu kesmek gü­ nah sayılmıştır.ı gözle ^ölünmeyecek kadar göklere yükselir ve göklerde olduğu sanılan ışık dolu cennet âlemine ulaşır. ölümsüzlüğü sembolize etmesi. "Evliya Ulu Ağaç" Türk düşüncesinde Tann'nın ilahî Özel­ liklerinin maddî dünyadaki sembolü haline gelmiş. Bu kutsal "Evliya Ağaç­ lar" zaman geçtikçe Tann'nın gözle görülebilen yanına çevrilmiştir. Bu özellikler.AĞAÇ bazı kutsal ağaçların Kıskın d. Ertuğrul Bey'in adıyla bağlantılandınlan bu uykudaki ağaç motifi. Türk halklannın geleneksel dünya görüşlerinde. Tek ve benzersiz olması. Cennet ise Ulu Tann'nın yaşadığı mekândır. dokunulmaz ve kutsal saydıklan ağaca.. yer sahibi motifiyle ilintilidir. 26 . Tenkrihan" adını vermeleri gibi çok sayıda bilgiler. Ağaç. Türklerin gözünde Ulu Ağaç'ın. insanlann birbirleriyle ve doğanın insanlarla bağını Dünya Ağacı ve Kuşlar. Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Gazl'nln uykusuna girip. Bunun için. Böylelikle. Türk destan kültürüne de çok uygun düşüyor. haki­ miyetinin nerelere kadar uzanacağını söyleyen. sığınacak yer ol­ ması v. Burada ağaç. M. Bazı kaynaklarda. Derbent yakınlannda yasayan Kumuklann. aynı anda "Ulu Göy-Tann"nın taşıdığı özel­ liklerdir. Tann Dağı" gibi. Hah Motifi. Tann'yı sembolize eden kutsal Evliya Agaçlan'nın. her tarara dal-budak salan ve budaklannın gölgesi dört bir yanı örten de ağaçtı. Kaşgarî'nİn. Böylelikle. onlann yüksek bir dağla yakınlıkianna ve "gözlerine ulu görünen" büyük bir ağaca Tankn" dediklerini söyler. Türk mltolojisindekl tanımına uygunluğu açısından birçok özelliği vardır. Ulu Ana'mn yaşadığı ve kahramanlara memesinden süt verdiği yerdir. Sayan Altay halk kültüründeki ağaç motifi.b. Tann'nın ilahî vasıflannı taşıdığını gösteriyor. başka bir deyişle onu sembolize etmiştir. "Evliya Ağaç" da Türk mitolojisindeki Tannalıkta Tann'yı temsil etmektedir.

önemli unsurdu. a talan n hayattan bu ağaçla bağlanırdı. -gök.iyililerinde yer alır. Yerle göğü birbirine bağlayan Dünya Ağaa'nın zirvesinde. "Bay Kayın" derlerdi. Hakaslar. Büyük olasılıkla Tann'nın tekliğini simgelediği için. Al taylarda şaman ». Tann'yla kulu arasında ilahî bir köprü gibi düşünülürdü. gökleri korumaktır. "Evliya Ağaç" mitolojisine dair edebiyatlarda. İnsanlar yaratıldıklan zaman ilk Kayın a ğ a a da Umay Anayla beraber yere inmiştir. iki başlı bir kartal yuva kurmuştur. göğün yere ağlan kapısıdır. kayın ağacının yerin derinlikle­ rine İşlemiş köklerinde. Toprağın ruhunun da yoğun Kayın Ağaa'nda olduğuna inanıl­ mıştır. yalnız ağaçlar. Kutsal sayıldığı için de "Bay Kayın" denilen bu ağaç. "Bay-Terek" ve benzeri adlar görülür. Şamanlar kendi ilâhîlerinde. yeraltı dünyasındaki atalar alemiyle bağlı gücün İfadesini görürler. Şamanı besleyip. Hakaslann geleneksel görüşlerinde ağaç. adına tören yapılan kadının ailede çocuklann dünyaya ge­ leceğine inanılırdı.inlerinde.birbiri­ ne bağlamaktadır. "Şaman Ağaa". Altay Türk mitolojisinde "BayKayınk". mitolojik inanışlarda önemli yer tut­ muşlardır. Kayın Ağaa. tören bittiğinde götürüp ormana dikerlerdi. Hakaslann yaşlıları. "Imay Toyı" adını verdikleri törenlerde kullandıktan ağaa. Dünya halklannın mitolojisinde "Hayat Ağaa". Ağaç motifi olan Kayın. 'Ara Ağaç'tı. "insanın canı" ve "soy" anlamlarıyla da bağlantılıdır. "Kayın" ağaadır. Eğer bu ağaç kunımazsa. Dünyanın tam ortasında yükselen bu a ğ a a n kökleri yeraltına İner. göğün en üst katında olup. düğün ve bayramlarda. Altay şamanlannın İnancına göre. Şoriar da dağ ve su 27 . tören ve âyinlerin başlıca unsuru olan Kayın Ağaa'na. büyüten a ğ a a n adı. dünyanın her üç katını. bütün şaman . Bu kartalın işi. aynı /amanda "insan". Yakutlara göre. dallan İse dünya dağının zirvesine yükselir. hikâyelerde ise Tamir Terek" adlan da geçmektedir. Böylece bu kutsal ağaç.AĞAÇ sembolize eder. Türk halklannda ulu ağaçlann evliya adla­ rıyla anılması da çok yaygındır. doğum. Eski­ lerde. Şamanist Türklerin en kutsal bildikleri ağaç. "Dünya AgacT. yer ve yeraltı dünyalannı.

öbür dünyada her yaprağı bu dünyadaki bir İnsana ait olan bir ağaç vardır. kuş ve benzeri şeylerin yanında bir de ağaç tâyin etmişti. kutsal bir a ğ a a n dibinde ak-boz bir at derisinin üzerine oturur. Kayın Ağaa'nın altında geçirir­ lerdi. kut­ sal a ğ a a n ilahî özellik taşıdığını belirtmek için bu ağaçlara ' D e d e Ağaa" denilirdi. yalnız a ğ a a n (veya suyun) yanında geceleyip kurban keserlerdi. çiçeklenen ağaç görmenin. Kayın Ağaa'nın altinda geceledikten sonra ad alır. "Genç Oğlan" adlı hikâyenin kahramanı. agaçlann bereketli olması veya birkaç yıl ürün vermeyen agaçlann ürün vermesi İçin. Tapınılan ağaca ant İçilir. Türk halklannda.AĞAÇ ruhlarının şerefine yaptıkları Ayinleri. Buna göre de kutsal ağaca zarar veren veya dallannı kıran birine zeval geleceğine inanılmıştır. Oguzname'deki "Kıpçak" efsanesinde de ağaçtan söz edilmektedir. Kırgız ve Kazaklarda ise kı­ sır kadınlar. Uykuda. "Er Sokotoh" destanında. "Cengizname"ye göre. her boya bir işaret olarak ayn ayn damga. Mitolojik inanışa göre. kar­ deşine yenilmez güç vermek İçin onu emzirir. yaprağı saranp yere düş­ tüğü zaman ölür. Kadir Gecelerinde ise sular du­ rur ve ağaçlar secdeye giderler. Cengiz. her yıl bir kurban kesilirdi. Yakutlarda. ağlayıp sızlayarak. Yer Sahib i n d e n çocuk isterlerdi. dünyaya çocuk geleceği şeklinde. çocuğu olmayan kadınlar. Altay halk biliminde. (ağaç korkutmak) gibi adlar­ la bilinen gelenekler vardır. Er Sokotoh'un ablası sekiz budaklı ağaç. O insan. Bu İnanışlara göre. her a ğ a a n birer canlı varlık ol­ duğuna inanılmıştır. 1^ Altaylarda. yıkılan ağaç görülmesinin de ölümün işareti olarak yorumlanması da ağaçlara bağlı eski inanışlann bir ürünüdür. Türk etnik-kültürel geleneğinde. Küçük Asya Kızılbaşlannda. Kayın Ağa2S iskitlerde Hayat Agaa .

»I lakalli yaşlı motifler gömıek mümkündür. Âşık Paşaoğlu tarihinde. bir yer adı olarak kayda almıştır. "Kaba" sıratı. ağır olduğu düşünerek.A Ğ A Ç KİŞİ a'ndan inip. yeni doğmuş çocuğa ad veren. Bütün bunlar. kutsal a ğ a a n küçük bir dalını bile kesmeye kimse cesaret edemez. Kutsal Ağaç) gibi adlar verilmiştir. Kahramanlar ağaç yoluyla < rnnet'ten gelirler. günah sa­ yılırdı. tannsal özellikler taşıyan Ulu Ağaç'ın di­ binde de oturmazlardı. KazaUMan'daki birçok doğal obje ve yere "Aulie Akaş" {Evliya Ağaç. ı . kutsallığına işaret 14arak görülebilir. genellikle günah sayılmış ve sadece mecbur kalındığında bu y< >l. u t . görkemli ağaç karşısında baş eğip. AĞAÇ KİŞİ: Karaçayların (ve Azerbaycanlılann) mitolojik görüşlerin­ de. İnanışa göre. M n e geleneğiydi. lurk kültüründe. bu şekliyle. "Devletli Kaba Ağaç" iradesine rastlanı­ lır. Ağaç. Bu ağaç kesildiği taktirde. 29 . meyveli ığa< m altında yatmazlar. yılda bir kez orada tören yaparak kurban keserlerdi. Ağaca tapınmanin bir başka iradesi ise evin temeli atıldığında ağaca kurban ı . insanlara yardım eden. Azerbaycanlılann inanışlanna göre. ağacın Türk uygarlıklarındaki yerine işaret etmekte. Meyve getiren a ğ a a n kesilmesi. "Bay Yığaç'ı. ı başvurulmuştur. Kaşgarî. Türk mitoloji­ mi U\ ağaçtan doğma motifi görülmez. Kızılbaşlar. Geleneksel görüşlere göre ağaç kesmek. M. şeytanî bir karakterdir. kesinlikle yakılmazlardı. dedeı MI ta ruhlan gününde. onun kutsallık yönünü bildirmek­ le. "Orman Adamı" olarak yer alan. "Dede Korkut Kita­ bı' nda da geçer. Buradaki "Kaba Ağaç" anlayışı. Azerbaycan dekoratif sanatında ortaya koı un örneklerin tamamında da hayatın başlangıç sembollerinden biri • tlarak yer almaktadır. Anadolu'daki Kızılbaş Şiilerinln ziyaret ettikleri şeylerden en önemlisi ağaçlardır. lir. ağaan ululuğuna. ne olursa olsun kesilemezdi. Ağaç Sahibinin insana zarar vere< rgi düşünülürdü. hube ve mezariann başında olan ağaçlar da kutsal sayıldığın. Ancak.

"dea" sözcüğünden türemiş olan. oğul. ("Han Kazan aydır: Oğul. Tövbe" gibi İzah edilmiştir. Namaz kıldı. "dua etmek. ormanlarda yaşadığına inanılmıştır. görüntü İti­ bariyle. hetonik kökenli şeytan gibi onun da öbür dünya ile bağlı ol­ duğunu gösterir. Bazen de İnsanlann attıklan elbiseleri götürüp. "ağlan'la aynı kökten gelir. "dua" anlamında kullanılan bir sözcük. Böyle pis kokması.AGAN I lem kadın hem de erkek dnsinden ol«hıo. Yakut dilinde kayıda aldığı "ruhlan çağırmak" anlamında kul­ lanılan "Agal" sözcüğünün de "Ağan" ile aynı kökten olduğu düşü­ nülmektedir. Bu da Arap dilindeki. Kadir Tann'dan hacet diledi. ay oğul! Sen gidell. Dede Korkut Oğuznamelerinin dilinde de İşlenmiş­ tir.ıı düşünülen bu varlığın. Ağladı. "Dede Kokut KİtabTnaa. Onun köpek­ likitlerde Hayat Ağaa lerden korktuğuna inanılır. Pekarski'nin. Araştirmaalann bir çoğu. çağırmak" gibi Türkçe söz­ cüğü şeklinde. insanla maymun arasında bir varlık­ tır. Bu sözcük. Ağaç Kişi. K. yere İndi". E. Kötü ve mide bulandına bir kokuya sa­ hiptir. "Eski Türk Sözlüğ u ' n d e . bazı araştırmacı­ lar tarafından yanlış olarak "göz yaşı dökmek" anlamında olan "Ağ­ la" fiiliyle bağlantılı gösterilmiştir. Vücudu baştan Uışa sık tüylerle kaplı olan Ağaç Kişi. Ağaç Kişi ile ilgili minen. "Irk Bitîk"te de aynı anlamda kullanılmaktadır. giyer.") AĞI: (bak: Yuğ) 30 . ağlamağım gökteyken. AĞAN: Türk dillerinde. "Ağ alnını yere koydu. "Kardan Adam" hikayelerinin lo­ kal bir versiyonu olarak değerlendirirler. soru işaretiyle. çağırmak" anlamın­ da olup. Aslında ise buradaki "ağla" fiili: "dua etmek. yemek bulmak için bağlan bostanlan dolaşır.

Bu görüş. Bu dönüşler. kıyame­ tin kopması. Elbette. Dede Korkut Kitabında. dünyadaki yaşamın. reni Müslümanlığı ve onunla beraber bu dünyadaki hayatın fani ol(lıığunu kabul etmiş olan Türklerde. onunla hiç de aynı olmayan bir anlayış gibi görülür. ancak ondan pek de ayn sayılmaz. diğer dinlerle temasta olan Türk iıalklannda -örneğin Çuvaşlarda." denilir. "Ahır za­ man" anlayışı. "ahır zaman". •• >ı IU olan bir dönüşüm dönemi olduğuna inanılır. • Türklerde. farklı Türk halklannda..AHIR Z A M A N AHİR ZAMAN (ZAMANIN SONU): Kıyamet.. zamanın sonuyla İlgili İslam kaynaklı görüşler. Buradaki "Ahır Zaman" anlayışıy­ la. dinler tarihî ve mitolojideki dünyanın sonu anlayışıyla derin bağlantılıdır. bu manada. dünyanın son günlerini bildirir. Ancak. mahşer. ayn ayn terimler olarak karşımıza gkmaktadır. Kuran-ı Kerime göre ise ahır zamanın ve kıyametin ne za31 . Ulam edebiyatındaki "ahır zaman" anlayışı. dün­ yanın sonu. zamanın dönüuı nlü olduğuna inanan dinlerde bile içinde yaşadığımız zamanın. zamanın dönüşünü kabul eden dinlerde ebediyete kat lar devam eder. Karakalpakça'da 'Ahırğı Zaman". Dünyanın fani olduğunu ve zamanın düz bir çiz­ gide akıp gittiğine inanan dinlerde ise hem dünyanın hem de za­ manın bir sonu olduğu görüşü hakimdir. Arap kökenli olup. "Ahır Zaman" sözcüğü. "Ahır zaman olup. "Zamanın sonu" anlayışı Kuranda yoktur. Ancak dinî hayatın zayıflaması ve ahlakın çöküşü şeklinde ortaya akan işaretlerden İMhsedilen hadislerde. kıyametten önceki son zamanlan anlatılır. dünyanın sonu hakkındaki görüşlerle iç içe olup. ahret. I lııistiyanlık'taki mahşer günü ise kıyamet ve dünyanın sonu gibi günler hakkında olan görüşlerin etrafında cereyan eder. Ohirat". dünya­ nın sonuyla aynı değil. ahır zamanın gelişiyle. birbirine bağlı olarak düşünülmüştür. "ahır zaman" ifadesi yer almaktadır. daha sonraki çağlarla aittir. kıyamete yaklaşan son devreyi. kıyamet kopunca. Ancak.sonraki etkileşmelerden ileri gelir. Özbekçe'de "Ohir Zamon. Çuvaşça'da Ahar Samana" ve buna benzer terimler olarak Türk dilleri aracılı­ ğıyla Kafkas dillerine geçen bu anlayışın bir kaynağı da eski Türkleıııı dinî-mitolojik görüşleridir.

hicretten kıyamete kadar devam edecek olan bir dev­ re vardır. Anadolu Türklerinin İnanana göre. insanoğlunun bilgisi dışındadır. (bak: Dünyanın sonu) AK-KARA: (bak: Zıtlık) AL AVRADI: (bale Al Kansi. depremlerin çoğalması. "Karabasan" veya "Karamat" adında da olduğu gibi her türlü kötülük ve eziyetin. "Al basar". hayalet görmeye başlar. Al Kızları.. Bu devre­ ler içerisinde. şeytanlarla ilgili olduğunu gösterir. 'ne zaman kopacaktır?' diye. göğün yanlıp parçalanması. Albastı. Kıyametin ise ne zaman kopacağı bilin­ memektedir. ahır zaman işaretlerine Örnek gösterilebilir: "Atalar dururken. "Al Kansı" (Hal Anası). De ki: Onun haberi Rabbimdedir. birkaç zaman devresinden bahsederler. bu saatin hiç kimse tarafından bilinemeyeceği anlatıl­ mıştır. Hal Anası) AL BASMASI: Al Ruhuyla bağlı bir hastalık. küçüklerin konuşması. Oguzname'deki sözler. "ahır zaman" denilebilir. analar dururken kızlann konuşma­ sı. Onu zamanı geldiğinde. zinanın çoğal­ ması ve buna benzer geleneksel Türk ahlak anlayışına aykın olan ne varsa ahır zaman işareti gibi görülmüştür. Son peygamber olduğu için de Hz. "O saat hak­ kında. "Ahır Zaman Peygamberi" denilmiştir. oğullann konuşması. Kıyametin kopacağı an. En çok korktuğu şeyler. Kuran da "saat" sözcüğüyle irade edilmiş. Bu devre kıyamete kadar sürecektir. Bu bakımdan. Ayet) islam alimleri. Büyüklerin olduğu yerde. denizlerin kaynayıp birbirine kanşması ve benzeri şekillerde görmemişler. doğal felaketlerin artması. senden soruyorlar. kıyameti ve dünyanın sonu­ nu.". "kadınla erkeğin aynı giysiyi giymesi. Muhammed'e." (Kuran: El Araf Suresi 187. sadece o yapacaktır. gözünün önüne gelir. o sırada 32 . es­ ki Türkler. hamile kadın çok kan kaybettiği zaman. "Al basmış" kadın.. Bu sonuncu devreye. fakirliğin çoğalması." Böyle bakıldığında. diğer dinlerde olduğu gibi.AK KARA man olacağını bilmek. baygın halde olur. Hamile kadın yalnız kaldığında korktuğundan.

üzerinde Kuran okunur. yenilmez yiğitlerin sonradan dağa dönüşerek. "Al" basmış kadının. Köroğlu destanında Alı Kişi motifinde beliriyor) ve dolaysıyla da mistik va­ tan hamisine bağlılığı gösterir. "Al OcağTna götürülür ya<la buna benzer adetler uygulanırdı.ıhlamaya başlar ama konuşamaz. Azerl »ayt anın Tovuz Bölgesi'ndeki "Al Dede" ocağının adı da bu ruhla ı' tolantılıdır. yemez. (bak: Al. vatanın koruyucusu imajını canlandıran Al Dede" İnanışı. gerçekten de bir vatan koruyucusudur. Tam bu sırada. Türk halklannın efsanelerinde. sonradan "Al" Dede motifine dönüşmesi. ("Aldedede olur möcüzat zührur"/ Âşık Ali Asker) Al Dede'yle İlgili bir efsanede bir kurt. Sibirya ve Yakut destanlannda da di­ kenin koruyucusu gibi ortaya çkan ruhlann. ana kut'unun. I ki bir mitolojik topluluk sayılan Ulu Ana motifinden aynlış ve Al I lal Ana motifinin. hamile kadının dğerlni çıkanp götürür ve yıkayarak yemek ister. "Al-Hal" inanışryla aynı kökten gelir. korku İçinde kalır ve üstünde ağırlık olduğu Kin sayıklar. AzerUıyran efsanelerinde.«İlan. genellikle "Al" kökündendlr. Hal) Al DEDE: Al-Hal İnananın. bu anlamda. yurdu yağmaalardan korudukları şekline dönüşmüştür. Dağın yurt koruyucusu olı luğuna ve ili koruduğuna dair eski mitolojik İnanış. içmez ve nefesi daralır. "Al basması" hali de bu anlamda. n. Sonradan yurt hamisi. "Al".AL DEDE onun göğsüne çöküp. onun oğlu olan Köroğlıı'nu. Alı) 33 . nefesini keser. beşikli dağda süt vererek besler. O olup biten her şeyi . "Al Kadını" ve benzeri adlarla biiın. Albastı. Yurdun koruyucu­ su olduğu İnanan iradesi olan "Al Dede" pirinin adındaki "Al" kökü dr Ulu Ana'nın parçalannı taşıyan dağ ruhuna (Bu ruh. "Al basmış" hamile. yurt koruyuculannın . bir çeşit korku halidir. Bu durumlar. "Hal Anası". "Al kansı". O. ata kültüne geçişi şeklinde de açıklanabilir. "Al basması". şeytani motifin adıylabağlantılıdır. geleneksel yonişlerde şeytanî güçlerle ilişkilendirilir. mitolojik Ulu Ana motifinden koparak aldığı bir şddl. bu hastalık­ tan kurtulması İçin. (bak: Al.

Al KansTyia ilgili çok sayıda mitolojik rivayet vardır. erotik-seksüel göstergelerle bağlan­ tılıdır. Ayaklan da tersindendir. ıssız yerlerde ve ahırlarda yasayan peri kızı gibi bir varlık. "Albız".AL KARISI AL KARISI: Anadolu Türklerinin inançlanna göre. Çünkü onun mensup olduğu varlıklar gru­ bu. O n u yakalayanlar. Söylenen her şeyin tersini yapar. Bazı metinlerde yazılanlara göre. İnanışlara göre. "Hal Anası" ve benzeri adlarla da tanınır. bazen de eteğine iğne batırıldığı anda kendiliğinden 34 . "Al Kansı" genelde. Değişik şekillerde. bağlı olduğu gruba dön­ mek için suya dönermiş. Bu karşılaşmalar. evin tüm temizlik işlerini hiç kimse g ö r m e d e n yaparmış. Çirkin. Bu da geleneksel demonolojik görüşlerde ortaya çıkan değişiklikler açısından önemlidir. Alıp e v e getirilen "Al Kansı". kaçamaması için. çoğunlukla İnsanoğlunun. "Al Kansı". kayalık dağlarda. uzun elbise giyen bu çok saçlı "Al Kansı"nı. Saçlannın dağınık ve yapışık olması ise motifin bağlı olduğu mi­ tolojik topluluğun özelliği olan. orada yaşarmış. en çok da cadı şeklinde göze görünür. genellikle kırmızı. varlığı ya­ kalaması ama belâlardan da kurtulamaması sonucuyla biter. Yakasındaki iğne çkanldığı anda da hemen yok olurmuş. Yaklaşık son yüzyılda ise birinin onu yakalamasından söz edilmiyor. yakasına iğne saplatmış. "Albas". Ama artık insanlar arasından olduğu ve "üstü­ ne insan kokusu sindiği" İçin. "Al Kansı". en çok sevdiği şeylerden biri­ ni yaparken. içine gi­ rerek yok olabilirmiş. "Al Kansı" bazen de kuyunun kapağını agp. güçlü kuvvetli ve bazılanna göre de­ veyle yanşacak kadar uzun boyludur. bu korkunç görünümlü. siyah. Diğer Türk halklannda "Al". Onun için de böyle ka­ dınlar yalnız bırakılmaz ve yattı klan yere Kuran ve bıçak konulur. Bu metinle­ rin ana ekseninde. "Al Kansı". grubu tarafından kabul edilmez ve öldürülürmüş. cay kenarlannda. bu şeytanî varlıkla insanoğlunun karşılaşma sah­ nesi yer alır. "Al­ mış". Değişken tabiatlıdır. yani atın kuyruğunu örerken yakalamak mümkün olur­ muş. avurttan göçmüş. yeni d o ğ u m yapmış kadınlann yanına gelir ve onlan yalnız bulduğunda ciğerlerini yer.

İnanışa göre. Bu varlığın. İnsanlar onun öldürüldüğünü. Anadolu'da bu varlık. Bir diğer inanışa göre ise "Al KansT'nın okluğu yere büyük bereket gelir ve bu yerdeki hiçbir şey eksilmezmlş. çayın suyunun kırmızıya boyanmasından anlariarmış. yedi derde derman evelik. "Al Kızlan" adıyla da bilinir. yedi yıl kaldım. kan koca olarak geçmiştir. neye dermandı diye sormadı İnsanoğlu!" Gerçekte de İyi­ leşmek bilmeyen. Al Kansı'nın diğer adlan: "Hal Kansı". hasta çocuklara geleneksel tıpt ilâç olarak kullanı­ lan ve kurutulmuş yapraklardan yapılan bir çorba olan evelik yediriHr ve böylece çocuğun iyileşeceğine inanılırdı. onlar bereket ve nzk kaynağıdır. Anadolu'nun bazı yörelerindeki İnanışa göre "Al Kansı". onlar da pey­ gamber ve evliyalar gibi. Anlatılanlara göre. -ığ ve sol bileklere siyah boncuk takmak gerekir. Almaş. "Al Kansı'ndan korunmak içinse. bazı hastalık!ann ilaanı bildiklerine de inanılmıştır. kültürel olarak Şamanizm görüşleriyle ilgilidir. onun sudan korktuğu şeklinde yorumlanır. "Al Kansı". Bir Yakut metninde. Albastı. diğerlerinden farklı bir şekilde. "İyilerden" sayılırlar. sımnı insanoğluna söylerse. Periler ve dnler İse onlardan değiller. Aslında çoğu zaman lıayra yorulan "Al" ruhunun sahibi olanların. de­ mirden ve kırmızı renkten korkar. Anadolu Türkleri arasındaki bir lıvınışa göre. evelik. sana ne yapacağımı bilirdim!" diyen bu doğa üstü varlık. Elleri değdiği şey tükenmek bilmez. Bazı metinlere göre. ülkenin koruyucu ruhlan olan "Alay Toyon" ve "Alay Hatun". Bu adlardaki "Alay" kelimesi de dikkat çekiddir. mitolojik kaynağı neticesinde suya olan bağlığı. Hangi Al Kızı. Almış) ALAY: Teleutiarda. Al Kızlarını yakalamak için. dnler onu hemen öldürür. meşaleli insanlardan. "Al kızı".ALAY suya dönüşürmüş. "Karakura" ve bunun gibi adlardır. korkulu ruhlardan birinin adıdır. insanoğluna yakalanmışsa. su ile ilintisi olan hatta çatıştığında insanoğ­ luna: "Eğer bu su olmasaydı. Kaybolduğu zamansa tabip samanlara göre şöylc denilmeliymiş: "Evelik. (bak: Al. Pekarskİ 35 I . döndüğünde öldürülecek demekmiş. at sırtına katran sürdürülmüştür. "Hal". silah sesinden.

Azerbaycan şi­ velerinde. "gür ışık saçan" anlamında kullanılmıştır. Katanov. Bu bakımdan Yakut metinlerinde karşılaşılan ve ülkenin koruyucu ruhu olan. "albız" ve benzeri adlarla bilinen mi­ tolojik variıklann adlanndaki "Al" ile aynı kökten olduğu bellidir. Anadolu'nun bazı yerlerinde. şaman. "Al" ru­ hunun. Radlov'un. Burada da "Alaz­ lama" bir tedavi şeklidir. "Al Anası". ALAZLAMA: Bazı Türk halklannda geniş bir şekilde yayılmış olan bir tören şekli. "alaz alaz" diye dolaştınlarak yapılır. "Alay". onun eski Şamanizm ve ateş kültü ile derin bağlantılı olduğunu ortaya çıkarmaktadır. kan alay" bölümünün karşısına şöyle bir not düşmüştür: "Ruh. "Alazlama" akşam karanlığında yanan İlk ışığa bakılarak yapılar. Altay'ı himaye eden ruh.ALAZLAMA Sözlüğü'nde. Anadolu uygarlıklanna dair araştırmalar. Altay ve Yenisey şamanlan. N. Bu daha çok bir tedavi şeklidir. ateşle bağlantısı olduğu kanaatini uyandırmıştır. "yurt koruyucusu" anla­ mıyla bağlılık taşıdığı dikkate alınarak. Ardıç veya kutsal bir başka a ğ a a n parçasını duman içine atıp yakar. hastalanmak anlamında kullanılan "Alızdamak" sözü de "Alazlama" ve dolaysıyla da "Al" ruhuyla bağlantılıdır. araştırmacılarda. "Alıy Darhan Hatun" adlı varlığın adındaki "Al" kökü de dik­ kat çekicidir. V. 36 . Anadolu Türkle­ rinde "alazlama". cildinin alfabetik sıralamasını yapan. kırmızı bir bez par­ çası yakılıp hastanın başının etrafında. törenin başlama zamanında. Radlov'un agklamasından anlaşıldığına göre. Altay ve Yenisey Türklerinde ise merasim başlayacağı zaman. Alaz'ın Sami dilindeki anlamı. Başkurtlar ve Oğuzlardaki "Alazlama" töreni. buradaki "Afin.'" "Alay"daki "Al" kısmına gelince. 'Türk Toplulukları Halk Edebiyatı Omekleri'nin 1. sözün. kızgın demirle dağlamak anlamına gelir. "Alay. "Amin" demektir. güneşe bağlı bir şeymiş gibi. "Albastı" "Almaş". Altay'ı koruyan ruh. "Al" sözcüğüyle aynı kökten olma fikri. "Alaz" diye bağınrlardı. "Al Kansı". V.

Bu anlam. Moğol dillerine girmiş olan. "Alpas". doğum ve bereketin koruyucusudur ve bazı çocuklan dertlerden ve belâlardan korur. bedbaht ruh" anlamında kullanı­ lan. Türk dillerinde. su­ da yaşadığına inanılır. Kazak). "Albaslı" (Karakalpak. "Alpas". "Abaahı" (Yakut) v. anla37 . onun başlıca özelliğidir. "Alpasta". Balkar. dünyadaki en güzel kadından bin kat daha güzel olduğu anlatılır. Nogay. kadın olsa da "Baş Albastılar". Azeıt>aycan Türklerinin geleneksel demonolojik görüşlerinde anla­ tıldığı kadar kötü niyetli olmayan "Albastı". Değişken tabiatlı olması. Yazann verdiği bilgiye göre. başlannda kımız kâsesi kadar iri gözleri olan. Büyük olasılıkla Altay dil birliği çağında. "Al".b. Kumuk). motifin en eski devrelerdeki "Ulu Ana"dan kopup geldiğinin bir işaretidir. g e n ç kızlara ise erkek olarak görünür. demonolojik görüş­ lerde geniş yer tutan. çirkin görünüşlü bu şeytanî varlığın. Bu mitolojik varlığın adı. çok farklı adlarla kullanılmıştır: "Albastı" (Türkmen). Adıyla bağlı birçok metindeki görüntüye göre. bu ruh geldi­ ğinde. "Alpastı" olarak geçiyor. "Almaş" sözcüğü de Halha-Moğolcada cadı. Yani. Kazaklarda. eziyet verid ruh. genç erkeklere. ev ani ve doğum sırasında zarar veren kötü ruh" gibi anlamlarda kullanılan "Albastı" motifi. erkek "Albastilar"dır. "Olbostı" (Özbekistan). "Alpasta" sözcüklerine de rastlamak mümkündür. kız görünümünde. "AIbarstı" (Kırgız). gerçekte var olduğu düşünülen bu şeytanî motifin. Bazı sözlüklerde. dizlerine kadar uzanan iri göğüsleri vardır. omuzlanndan geriye attığı. Aşmarin Sözlüğü'nde.ALBASTI ALBASTI: Türk halklarının inançlanndan olup. "korkulu ruh. Bazı mitolojik metinlerde ise onun. "korkulu ruh. küp kansı. buradaki "Albastı" motifi. şeytanî bir varlık. İnanışa göre. Altaylardaki "Şulmışlar" gibi hem erkek ve hem kadın olarak görülüyorlar. "Albıs" (Tuva). "cadı kadın" ve "küpegiren kan" anla­ mında kullanılır. baştan aşağı demir giyinişli. "Albastı" (Karaçay. Geceleri görünen karabasanlann onunla ilgili olduğu düşünülür. Bir grup inanışlarda. yeraltı ölüler saltanatı ve sular alemiyle bağlantılı olup. N. "Alvasti" (Uygur). "Albastı" adı. Kazaklann demonolojik görüşlerindeki "Albastılar.

eğri büğrü parmaklı uzun elleri olan ve dişleri gıcırdayan. anlamında kullanıyorlar. su perisi anlamına gelen. Rus dilinde: "boyu yerden göğe kadar uzanan. "K'ulbastı" şekliyle. yeraltı ve ölüler dünyasının da temsilcisi olup. "Albasta". da­ ğınık saçlı. Eski Bulgariardaki bir grup kaynağa göre. kadın görünümündeki şeytanî varlığını koruyup saklamıştır. "Albastı" veya "Al" ruhunun adı. "Lobosta". "Albastı". iri başlı. kötü niyetli ruh. Türk dilinden geçtiği bir baş­ ka dil de Rusçadır. Volgaboyu'nda yaşayan Türklerden alıp. solgun renkli" mitolojik bir varlık anlamına ge­ liyor. kara bulut gibi ortaya çkıp. sular sattanatryla bağlantılıdır. bir orman kadı­ nından bahsediliyor. Onunla karşılaşmak. "Albastı" ve "Al AnasTnın bu dillere çevrilmiş halidir. Bu sözcüğün. mitolojik görüşlere göre. yapışık saçlı. Bu sözcük. Yazılı Moğol dillerindeki. 38 . "Modariol" sözcüğü. kulak yırtıa bir sesle gülmeye başlar. kasırga koptuğu zamanlarda ve şiddetli kar yağdı­ ğı dönemlerde. Dağıstan halklanndan olan Avarlann kültüründe. azıcık bir değişimle Rus diline. "orman sahi­ bi" İşlevlerinden kalmadır. Bu "Albastfnın "orman hamisi". "Arvasti" şekline getirdikleri bu motifi. Afgancadaki. "Almaş Emegen" de yine bu anlayışla bağlantılıdır. (bak: Almaş) "Albastı". "Albastıy".ALBASTI mında kullanılmış. "Albasta". Karkas ve Iran dillerine de geçen "Al" köklü "Albastı". yeraltı dünyasının ruhu ve sahibinin adi: "Alp-AlbastTdır. Bu sözcük. Fln-Ugor halklarından olan Mailler ve UdmurtJar. Slav kö­ kenli olmayan "Lobosta". AdıgeyÇerkes dillerinde ve "AlmesOn" şekliyle de Kabardincede kullanıl­ mıştır. alındığı dilde olduğu gibi. Türk dillerinden Kafkas dillerine de geçmiştir. "Lopastıy". "Alvasta". "Lobastıy". "Lobasta". "LopasO" şekillerinde kullanılmıştır. Ölümle sonuçlanır. küçük bir değişiklik geçire­ rek. Rusçada. korkulu ruh. "küpegiren kan" an­ lamlı. ifrite. dizlerine kadar sallanan göğüsleri olan ve "Albaşti" denilen mitolojik bir karakterden. Slbİryanın birçok Türk dilinde mevcut olup. Tacik dillerindeki "Albasti-AlbastT da Türk menşelidir. biçimsiz görünüşlü. Buna pa­ ralel olarak. dn ve şeytan anlamında.

yeni doğum yapmış kadınlann ciğerini alıp götürür ve suya atar. "Albastı. bolluk ve üretim tapınışıyla ilgili olarak. "AlbastTnın siyah ve san olarak İki şekli var­ dır. Baş şaman. bazen alnının ortasında bir tek gözü olan. Siyah "Albastı"yı ise ateşli insanlardan başka kimse göre­ mez. hakimleri de tek gözlü varlıklardır. bolluk ve üreticilik hamisi olan mitolojik topluluğa olan bağlılığından geliyor. Kazaklarda. Bu da onun koruyucu ruh olduğu görüşünü daha da güçlendiriyor. korkulu ve za­ rarlı ruhlar kategorisine ait olan "Albastı". Divayev'ln kaleme aldığı metinde "Albastı". şehvet düşkünlüğünün ve şehvanî duygulann koruyucusu sayılıyor. inanışa göre san "AlbastTIar mollaların okumasryla def olup gi­ derler. bu motifin bağlı olduğu mitolojik kü­ meden gelmektedir. Hem hayat veriddir hem de ölüm getirici. mitolojik sembolizmler bakımından onu. "Albastı"lann. iğrenç görünüşlü varlık gibi tasvir edilir. inanı­ şa göre. bolluk ve hayatın döngüsünü sağlayan varlık yapıyor. onlara memesinden süt verir ve böylece onlan öldürür. İs­ lam'a kadar kl inan ıslan na göre. herhalde. şehvete oları açgözlülüğüyle de tanıtılıyor. "Albastı"nın olması gerekliydi. onun adına "Cin Albastı" olarak da rastlamak mümkündür. 39 . yani ruhlan olan insanlar görebilirdi. Yakutlarda bu özel­ lik. Bir san kız olan bu ruh. Bu mitolojik kümenin uğradığı değişimin doğal bir sonucu­ dur. Arvasti" uzun boylu bir kadına nazar ettiğinde. "Al bastı "yı görse görse "Aruah"lar. onun da birbirine aykın özellikleri vardır. d o ğ u m sı­ rasında. Bahalar veya ateşli insanlar onu yakala­ yıp dğeri tekrar yerine koydururlar. Bazı inanışlara göre. Başka bir inanışa göre. A. Kırgız-Kazaklarda. çocuklan kaçnp. Ulu Ana veya İlahe Ana'nın değişiklik geçirmiş motifi gibi. Farklı Türk halklannın demonolojik hikâyelerinden anlaşıldığı gi­ bi. baş şamana ait gösteriliyor. Şan Kızı Destanı'nda "Albastı" aynı zamanda.ALBASTI Bazı metinlerde. "AlbastTnın da şehvet­ teki açgözlülüğü. O. o kadının karnındaki çocuk ölürdü. Bu Özel­ lik onun. Şeytanî bir varlık gibi. Kazak metinlerinde.yetmiş memeli varlık olarak tasvir edilmektedir. Genellikle "AlbastTnın hem koruyucu ruh olup hem de bunun aksine ölüm getiridsi olması.

araştır­ malara göre. bu ruhun ateş İle bağlı oldugunuda gösteriyor. Hains'e göre.ALBASTI Kazan Türklerinin inanışlanna göre "Albastı". Asur ve Babillerde. Saka Türklerinde. Saçlarının uzun ve dağınık olması. Ulu Ana ve Yer Ananın bir özelliği olduğu düşünülürse. V. Akadcadaki. bu ruhlar kö­ tü ve açgözlüdürler. Örneğin. yeraltı dünyasıyla bağlı olun kötülük verici ruhlardan­ dır.taşıdığını gösteriyor. bugünkü İnanışlardan farklı olarak. Bu ruhlar yeraltı dünyasında cehennem ve yeraltı ölüler saltana­ tının hakimi olan. sözcüğünden doğduğu olasılığı da Arapçadaki Allah sözcüğündeki "Al" kökünden gelmesi veya eski Yahu­ di dilinde tann anlamına gelen "El" kökünden gkması yahut yiğit. "Eriik"İn hizmetinde olan ve "Almış" adı taşı­ yan korkulu ruhlar da "Albastı" motifine bağlıdırlar. daha çok koruyucu ruh olduğuna dair fikirler de vardır. "AbasTdır. şer İsteyen bir ruh­ tur. bir yandan bu varlığın doğanın başlangıana dayandığını işaret ederken. bilimsel metinlerde de geçmektedir. Açgözlülüğün. bu onun da Ulu Ana kümesine dahil olduğunu gösterir. saçlan dağınık bir kocakan görünümünde düşünürler. kötü bir ruh değil. "Al" sözcüğü. Yakutlarda aile ocağının ateşine "Al Ateş" denilir. "Lamassu". en çok hançer kınından korkar. diğer yandan da hayat verid olduğunu ve seksüel -erotik belirtiler. pek doğru bir düşünce değildir. perişan. yeni doğmuş çocuklann ölümüne sebep olan. bu motifin mitolojik anla40 . "Iççi" ve "Ayıı" ruhlannın tersine. Iran kaynaklı eski Al Tanrısı (?) ve Türk dillerindeki "Bastu" (korku basmak). İğrenç şeytanî varlık anlamına gelmektedir. Nogaylara göre ise o. Yolculan yolundan etmek onun yaptiklanndan biridir. Tdeutlann. onun Akadcadan geldiği. "Lamastu" şeklinin "Albastı"ya dönüşmesinin mümkün olmadığı. Altaylann inançlannda da "Albastı". Fergana Özbekleri "Albastı"yı. onu hatırlatan mo­ tifin adı. "Albastı" motifinin köklerine gelince. Bu sözcüğün. onun eski çağlarda. cesur anlamına gelen "Alp" sözcüğüyle ilişkili gösterilmesi hatta renk bildiren bir sırat olarak gösterilmesi. "Erlik"in hizmetine girerler. gelenek­ sel görüşlerine göre.

İnanışa göre. ruh an­ lamına yakın bir anlam içermesi. kendi ruhi an olan "AldacTlan. Vakıf ın şürindekl. "Al" hecesiyie birlikte anlam tandı­ rı labilen "bastı" tarafı. ölümü doğal bir sonuç olarak değil de kötü ruhlann etkisine bağlayan eski Türklerdeki "Ölüm Meleği" inana. Sadece. çoğu zaman olduğu gibi. "MasTnin. bu adın birinci kısmı olan "Al"ı sehven. "Albastı" adının İkind hecesini "başlı" gibi değil. olarak yapılan değişimin doğru ola­ bileceğini gösteriyor. P. Böyle­ ce öten insanlann ruhlarını. ona daha yakın anlamlan olan sözcüklerle açıklamak daha uygun olur. cehennem ve yeraltı ölüler saltanatının hakimi olan "Erlik". Bu araştırmacılar. "basti" sözcüğünün ruhla olan anlamdaşlığı. Bazı araştırmacılar. Iran veya Kafkas kaynaklı. yabana dillerin etkisiyle oluşmuştur. Şüphesiz. Araştırmacılara göre. ikind kısım içinse hiçbir yorum yapmamışlardır. "Aldaa" ruhlar insanlann ruhlarını alarak onlann hayatına son verirler. "Karibatu" ruh adının "batu" kısmı veya "Labas tu" ruh adının "bastu" kısmı yahut eksi On Asya'da kullanılan "Bağ-maştu" adındaki "maştu" kısmıyla açıklamak daha sağlam so­ nuçlar alınmasını sağlar. 41 . yine sadece kelime­ nin şekline bakarak yorumlanıyor.ALDACI mim agklamaktan uzaktır. ikinci kısmını da Türk­ çe kaynaklı gösterirler. Burada korkulu ruh. Bu da adın "Al Ruhu" içeriği taşıdığı fikrini perçinleyecektir. yeryüzüne görıderir. Bu bakımdan klasik Azerbaycan şairlerinden M. bu sözün kökünün eski Türk dille­ rinde aranması gerektiğini ortaya koyuyor. şeytan ve dn an­ lamına gelen "Al" kökü ile Tungus-Macar dillerinde en eski dinîmitolojik motif olarak kalan "Masi" kullanılmıştır. ALBIS-ALVIZ: (bak: Almas-Almıs) ALDACI: Komandinlerde ölüm meleğine verilen ad. Al-masi > Almas(l) > Albas(i) > Albastı şekline gelmesi daha mantıklı bir yaklaşımdır. Örneğin. Bu sözün geçirdiği değişiklikler ve onun. böyle bir yorumun yani maştu > mastı > bastu > bastı. bu "AldacTlann götürdüğüne inanılır. Akadlardaki. "Ya hurisin ya meleksin ya bastl" mısrasının.

yağ küpüne. Bu anlamda. beyaz tenli ve çplak olarak düşü­ nülen kadın dnsinden mitolojik bir varlık. hepsinin adı sembolik olarak def­ terden silinir. gözyaşı gibi akmaya başlarlar. biri bu sudan götürüp. "Al ey banı "yı tutabiliriermiş. ırmaklar. "Âlemin yattığı vakit" denilen o bir anlık zaman. edebî yaşayışı canlandıran bir semboldür. bir anını ken­ dinde saklamıştır ve bunun için de doğanın sonsuz Ölüp-dirilmeler zindrinde. yaratılış anını sem­ bolize eder. Bu anlayış. hamur yoğurursa. (bak: Nevruz) ALEYBANI: Oldukça uzun boylu. ölüp dirilmesiyle. onlann ikind veya üçüncü babalan. "Âlemin Yattığı Vakit" denilen bu anda. Bu inanışa göre. uyanması. kışın sonu ve yazın başlangıç anını gösteren mistik bir zaman. ekmek kabına ve­ ya evin köşe bucağına koyarsa ekmek bol olur. Bu görüşlere göre Nevruz Bayramı'na açılacak gecenin gündüze dönüştüğü anda. âlemin yatma vakti yılın son çarşambasına denk düşer. yılın değiştiği anda sular da değişir ve bir anda durulup. doğanın. ölüp dirilme anlayışı üzerine kurulu olan Türk Tanncılık görüşlerinin izlerini taşımaktadır. dünya sanki yeniden yara­ tılır ve buna göre de yaratılışın başlangıç anını. eski ne varsa bir anda uykuya dalıp. Halk İnanışına göre. yaratılışın tazelenip yeniden canlanmasını sembolize eder. Yani "âlemin yattığı vakit**te. "Alemin yatbğı vakit" inanışında.ALEMİN YATTIĞI VAKİT ÂLEMİN YATTIĞI VAKİT: Azerbaycan halk inanışlarında. doğanın ve yaratılışın devamlılığına dair eski düşünceden gelir. sonra tekrar akmaya başlarlar. "Alemin yattığı vakit" denilen o bir anlık vakit. canlı ve cansız âlemde ne varsa hepsi bir anlık uykuya dalar ve hemen uyanırlar. O anda kim ne dilerse olur. kaostan evrene ebedî geçişin. baş­ langıçta gerçekleşen. örneğin. Başka bir deyişle ölüp dirilir­ ler. Mitolojik görüşlerde. Gü42 . çaylar yani akarsular bir anlığına durur. baş­ ka bir deyişle. Bu anlamda. dereler. Bu varlıkla ilgili bati inançlara sahip olan bir sürü İnsana göre. sudaki ufak taşlardan getirip. aslında yaratılış zamanından beri tüm zamanlan içinde banndıran bir zamandır. Böyle bir zamanın her geldiğinde. ölüp dirileceği anla­ yışı hakimdir.

Tatar ve Sibirya Türklerinde. Bu ruh Türk hal klan arasında. "Eleybanı" seklinde de geçiyor. acayip görünüşlü bir kadın olarak dü­ şünülür. Al-Hal Anası motifinin versiyonlanndan olduğunu gösteri­ yor. Al ruhu. "Al kan­ s ı " A I D I Z " . Ortak bir inanışa bağlılığı yansıttığı İçin de bütün Türk halklaıında işlevsel ve mitolojik köken itibariyle benzerlik gösterir. 43 . Azerbaycan Türk şivelerinde. görkemli. Çe­ şitli yerler ve çeşitli zamanlarda yazılan mitolojik metinlerden de anlaşıldığı üzere bu ruhun. "Almış". Mitolojik İşlevleri ve yapısal-anlamsal özellikle­ ri onun. Ba­ zen kuş kılığında da zannedilen "Al". karanlıkta beliren. "Al Anası". sadece İstediği zaman insanlara gö­ rünür. Bu adamlara Anadolu Türkmenlerinde yine "Al" sözcüğüyle aynı kökenden olan "Alg" denilirdi. (bak: Al. "Abaası" v e benzer ruhlar olarak bili­ nir. Ancak bu inanış. dizlerine kadar sallanan göğüslerini. O. dağ ve yer objeleriyle bağlanan mitolojik bir varlık. omuzlarının üstün­ den geriye atan. artık zayıflamaya yüz tutmaktadır. o gerçekte de vardır. Kuleybanı-Kulyabanı) Al HAL: Türk halklannın demonolojik görüşlerinde geniş yer tutan ıı. çocukian kagnp kayadan atarak öldürür. "Gavur Al". çoğu zaman karanlıkta kadın şeklinde görünen. kanşık saçlı. belirsiz bir yüzdür. "Al Anası" denilen bu mitolojik varlıktan koru­ mak için. aynca adamlar olurdu. (Bu mitolojik motife hikâyelerde ara sıra rastlanmasının bir sebebi de onunla ilgili inanışlann azaldığı ile bağlantılı olsa gerek) Al ile bağlı İnanışa göre o. etnlk-kültürel geleneklerde gerçekten var olduğuna İnanılmıştır. Kadınlan. Bu şeytanî varlığın adı. "Albastı". "Albıs". "Müslü­ man Al" ise insanlar dara düştüğü zaman yardıma gelir. dünyanın en büyük servetini elde etmek demektir.AL-HAL ya onun göğsüne iğne saplandığı zaman artık hiçbir yere kımıldayamazmış. doğum yapmakta olan anneye veya doğmakta olan çocuğa zarar verir. İnanışa gö­ re "ATı tutmak. acayip bir peri şeklinde gelip. "Albastı" (Jalbastı) adını ta­ şır. Tuva mitolojik metinlerinde ise tek gözlü olarak tanımlanır. Kazak. Ancak İnsanlar açısından.

"Al". Kazaklar ve bir ölçüde diğer Türk topluluklannın inançlanna göre. İna­ nışa göre. Boş gönderi­ len "Al" ruhu. demir eşyalardan korktuğuna inanan Başkurtiar da ölünün göğsünün üzerine bıçak. demirciyi temsilen bir erkek durup doğum sırasında demire vururdu. ateşten ve tek gözlü olarak yaratıl­ dı. "sahipler" ve "dnler" hakkındaki görüşlerle tamamen ilgilidir. Doğum sırasında ölen kadın varsa da bunun sebebi "Al" ruhu olarak görülür. Ermenilerin şeytanî varlık olarak gördükleri "Alk" motifi. bazı inanışlarda zayıflıktan kemikleri görünen kadın görü­ nüşünde zannedilir. demirddir. "Al" diye geçmesi. Onu ele geçirmek için demir bir şeyleri yakasına saplamak gerekir. Al motifi. boş gönderilmezdi. "Al" ruhu­ nun. do­ kunduğu ne varsa tükenmez olur. Hz. "Al" ruhunun korktuğu tek insan.) "Al". kandan yaratılmış bir varlıktı ve bunun için de "Al" tarafından sevilmedi. "Al". bereketin kaynağı sayılır. intikam İçin geri gelecekti. bu adın "Alk" değil de aslına uygun olarak. Türkmenlerin "Al" motifi. onun ölüler saltanatına bağlılığın­ dan kaynaklanmaktadır. "Al" ruhunun korktuğu bir başka şey de at ve mavi bon­ cuktur. komşu halklann demonolojik görüşlerinde de etkisini göstermiş ama işlevsel açıdan sınırlı (çalmıştır. O. bu varlığın adı. Onun İçin de hamile kadının yanında. en çok yeni doğum yapmış kadınla­ rın gözlerine görülür. makas ve çekiç gibi şeyler koyarlardı. rastlantı değildir. mitolojik bir varlık olarak gösterilmiştir.AL-HAL Çünkü onun olduğu yer. ona arkadaş olsun diye. Bir görüşe göre Tann. Onunla karşılaşan insan. Bu görünüş. Türkmenlerin geleneksel demonolojik görüşlerinde de korkunç ve iğrenç görüntüsünü her zaman değiştiren. onlann bir yerde yaşayamayacaklannı gördü ve bunun İçin de Havva'yı yarattı. Kaldığı evde. Adem ise etten. örneğin. Al ruhu. "Al" ruhu kovulduğunda. "derin uçurum" gibi anlamlandınl44 . Al. o zamandan beri de Havva'yla düşman oldu ve ondan doğacak olanlann başına belâ kesildi. aklını yitirip. Bu dilde. deli olabilir. Tann. (Metinde. Türk mitolojisindeki "Al" motifinin etkisiyle şekillenmiştir. bu saplananlan çkanp atma gücüne sahip değildir. Adem'i yarattığı zaman. "ATı da yarattı.

"Alacan" sözcüğünün de aynı bölgeye alt olduğunu düşünmek mümkündür). Sümerlerde. susmayı terdh ediyorlar. M.AL-HAL ıniştir. Elam mitolojisinde. "Al" motifinin adı. Gürcü dilinde "Alkali".000 yılın başlangıcına alt olan Hint efeunlannı İçeren. "Al" motifi konusunda. zaman zaman Tann sözcüğü bile kullanılmıştır. bu motifin Türk menşeli olduğu konusunda hemfikirler. Çadır Motifi. onun hangi etnik-sosyal •. (Tungus-Mancur dillerindeki. Bu motif hakkında yazan tarihçiler. işlevsellik bakımından "Al" ibadetiyle ya45 . Elama düşman olan Akkadlarda ise en korkulu kötü ruh olarak kabul edilir. Bu ilahe. insanlann göğsüne zarar veren. kadın dnsinin koruyucusu olan. Talış dilinde "Ala jen": U'zglcede "Alpab". bu ruha "Alİnşa" adı verilmiştir. "Lamastu" adında bir ilaheye rastla­ nıyor. "Al Kansı" ibadetiyle bağlı olarak. "Al" tanrısı. belâ yayan bir varlıktı. komşu bir dil ailesinden geldiğine inandıktan. "Korkulu Ruh" anlamında kullanılmıştır. • "Al" motifinin adı. indten ruhtan korumak İçin okunan duada. P a z . Ö. Şamanizmin de izlerini banndıran bir anlayış olarak. Bu İse lı ıık dinî-mitolojik dünya görüşünün. Bu şeytanî varlığın adı. 1. bir olasılığa göre. Çeçen ve Inguşlann dilinde İse "Almaz" seklin­ de kullanılmıştır. doğru değildir. "Atharvaveda"da. "Alardı". n k Kur "Al". Alinşa'nın (duadaki şekliyle). Pamir grubu dil­ lerine de Türkistan dilinden geçmiştir. Uygur­ ca'da. Osetinlerde küçük bir değişiklikle. Atharvaveda uzman lan. Iran tarihî hakkın­ da yazanların hepsi. İnanışa bağlı sözcüğün köklerinin On Asya uygarlıktannda aran­ ması. yeni doğum yap­ mış kadınlan. "Köks" anlamına gelen. Hint-Avrupa kö­ kenli saymayıp. "Al Kansı" ruhunun adı. her zaman için daha uygun görülmüştür.istemden alındığı konusunda. İnguşlarda ise "Kalerdi" olarak karşımıza çıkmaktadır. "Doğum llâhesf'nin adı olmuştur. eski Türklerin InaS™> niş sistemlerinde. İç dinamiği bakımından.

aynı mitolojik anlama. "Al Bürü" adı verilirdi. Azerbaycan Türkçesinde. Doğrudur. Altay mitolojisinde. "il­ han'ın Çuvaşça'dakl anlamı. Türkologlar. uygarlığın varlığının ge­ rektirdiği koşullardandır. birbirine bağlı olduğu dü­ şüncesini savunuyorlar. bir­ birine ters mitolojik anlamlar yüklenmesi. Lamaştu. ayn etnik-sosyal sistemi yaşatan kültürlerde. Bu ad. "Al" kökünün. gerçekte İs­ lam dinî etkisiyle İzah olunabilir. Lamassu). bu bakımdan istisna değildir. eski Türkçe'deki. ve Ma­ car dilindeki "Atvilak" (yeraltı saltanat) gibi sözcüklerin anlamlannı. "Alış d'er" sözcüğünün de aslı. "Al" sözcüğüne dayanır. "Al" kökünden türe­ tilmiş. Azerbaycan hikâyelerinde derviş adı olarak karşımıza çıkan "Al" ve aynı şekilde şivelerde karşımıza çıkan. "Al Kansı" ve benzeri iradelerde de korunup saklan­ mıştır. Moğol. Çuvaş dilindeki "ilhan". "Alka"nın. ruh adından geldiğine dair görüşe bakmayarak. "Al apardı". Sözcüğün sessel açıdan değişebilmesi. "Al" inanışının izleri. yıl. Zira. FinUgor. bayraklann adı ise "Al" ruhunun adıyla İlgilidir.AL-HAL kınlık ve çakışmasını göz önüne alarak. Tadk ve Rus dillerine geçen "Al" köklü sözcüğün. "Hal anası". şeytanî "Al" ruhunun. "Al" kökünün mitolojik anlamıyla ilişkilendlriyorlar. ay­ nı şeytanî varlığa. Mitolojik anlamlı "Al" motifinin bu dildeki azlığı. Kafkas. "Al anası". Altay Türk destanla­ nnda. yal. "Al vursun". hasta anlamındaki "Alız" sözcüğü. ilahî kökenli korkunç kurtlara. "dua etmek" şeklinde olan anlamıyla tam ters olup. Arap dilindeki "Allah" ve eski Yahudi dilindeki 'Tann" anlamlı "El" köküyle ilgili gösterme fikri ise bilimsel temelden yoksundur. "lanet okumak" anlamındadır. Akadca'daki. onun bu uygarlığa ve bu düşünceye yabana olduğu gösterilmiştir. Fars. "Eriik'in yaşadığı yer" anlamına gelen. kurt motifiyle yakınlığı bakımından da ilgi çekiddir. "Al" ruhunun adının tüm sessel versiyonlannın (Lamastu. Bu sözcüklerin de "Al" ruhuyla bağlantılı olabileceği şimdilik olasılık dahilindedir. Alman dilinde de "ruhlann ortaya çıkması" anlamına gelen "Alben" ve buna benzer birçok mitolojik sözcük vardır. Şamanizmde ruhlann şerefine dikilen ve Altaylarda "Yalama" olarak adlandınlan. il 46 . Yakut dilindeki "Alkış".

en geniş anlamıyla düşünüldüğünde. 19. Bu olumlu ve olumsuz İşaretler sürekli değişmiştir. Yeri gelmişken. ilahî güç ve ana ecdadına ibadet gibi kabul edilen bu sahnenin görüntüsünü. ibade­ tin ve saygının yerini. iri göğüslü. iri sarkık göğüslerini omuzlannın üzerinden arkasına at­ mış kadın gibi düşünülüp. "Bakıa" kadar. Tüm bunlar. Azerbaycandaki Gobustan Kaya Resimleri içinde rast­ lanan. farklı yönleri (işlevsel parçalan) göz önüne alınmadan. yüzyılda.Ö. bereket sembolü sayılan ka­ dın ana görüntüleriyle ilintilendirmektedirler. bir grup sözlüklerde. "Al" ibadeti İle bağlılı­ ğının ifadesi olup. "Yallı" dans sahnesi ise uygarlık araştırmaalan tarafından İl­ giyle karşılanmaktadır. Bu anlamda. "Al" motifinin mitolojik sembolizmini tam olarak ortaya koymaya olanak vermiyor. "Al" anlayışının da Şamanizm ile bağlılığının bir ifadesidir. iri kalçalı. ve 6. "Al" tannnın aşağı seviyeli "Al" ruhuna -Hal kadı­ nına.AL-HAL w il gibi ses versiyonlarının ortaya çıkmasını mümkün kılmıştır. mahsûl bayramı ve kitlesel şenlikler zamanı oynanan "Halay" oyununun adı da Al/Yal İle aynı kökten gelir. Nevruz. Yallı oyun adının. kalın ba­ caklı ve dinsel törendeki yeri İtibariyle tüm bedeni örtülü olan kadın görüntülerine rastlanır. 7. Yallı oyununun. ifrite" gibi anlam­ landırılan "ATın Arap kökenli olarak gösterilmesi doğru değildir. bazen de bir bütün ola­ rak mitolojik topluluklara taşınmıştır.dönüştüğüne dair fikir. Onlar. olumlu ve olum­ suz göstergelerle yüklüdür. Türk halk İnanışlannda. dinamik bir şekilde . HAlbasN(tı) ve "Al Kansı" olarak adlandınlan mitolojik varlığın adıyla ilişkilendirilme fikri. Türkmenlerin Ahıl vilayetinde. "Al". Bu kadın görüntüleri de bolluk ve bereket sembolü sayılır. Aslında "Al" motifi. Bu ad. ululuğunu yitirerek alçalması. Inanışlardaki "Al Tann'nın. Bu motifin farklı yönleri (işlevsel parçalan). "kin ve korkunun" alması ve sonuçta demo­ nolojik sistemde. onun eski ibadet anlamından gelir. Gobustan'ın M. "küpegiren kadın. bir "Al bakıa" vardır. yüzyıllara ait kaya resimlerinde. bu bakımdan dikkat çekicidir. Yallı oyunlannın tarihsel anlamı da onun eski "Al" ruhu ve "Al" ibadetiyle bağlılığından haber verir. Bazen birbirine geçmiş halde.

"Al" sözcüğü. eski mitolojik hikâyenin unutulup.. Eski mitopoetik (şiirsel mitoloji) düşüncede. Köroğlu da Dağ Ruhu. sonralan bu karakter öyle yorumlan48 . Türk halklan tanışık olduğunu gösterir. doğal alarak uygarlık taşryıalan tarafından tam olarak anlaşılamadığından. Bu anlamda motifin tarihî yapısından gelen birçok özelliğin halâ yaşaması. "Al" ruhu. Ya­ şı bin yıllarla ölçülebilen Yallı Oyunlan da ritüel olup. adlann görünür­ deki benzerliğine dayanarak. (bak: Albastı. "Al" ruhu onu­ runa düzenlenen bir tören dansı gibidir. halk bili­ minde ve halk sanat örneklerinde derin İz bıraktığı gözlemlenir.ALİ KİŞİ içeriden birbiriyle bağlı olmuştur. Almaş. "Ocak ve Ateş Tannsı" olarak da yazı­ lır. Almaş. Yani. sonraki dönemlerin etkisiyle ge­ len yanılsamadır. kahramana şarkı söyle­ me ve aşıklık yeteneği verdiğine İnanılırdı. geleneksel görüş ve dü­ şüncelerden silinmesi sonucunda. Koşabulak'ın suyundan içer ve ona tann vergisi olarak âşıklık verilir. yenilene yenilene var olduğunu. ilk çağlarda. Aynı şekilde. "Ateş Ruhu" anlamına gelir. Kafkas ve benzeri dillere geçmiştir. "Kırat"ı. Alı Kişinin körlüğü. Alı Kişi'nin kör edilmesi ve Köroglu'nun da "kör edilmiş kişinin oğlu ol­ ması". bütün işlevleriyle. izleri Sümerlerde bile bulunan "Al Ruhu" farklı an­ lamlarıyla (Albastı. "Köroğlu" destanında rastlanan bir varlık. Türk mitolojik fikirlerinde. destan kahramanı Köroğlünun atasıdır. Ancak Köroğlu Destanı'nda da görüldüğü gibi. Köroğlu"na hediye eden de aslında odur. Alı Ki­ şi. Saka Türkçesinde. "Al" inanışlannın. Alı Kişl'nin sözüyle. Almaz. Dağ Ruhu'nun.) Türk dillerinden. Hal Anası) AU KİŞİ: Mitolojik kaynaklı unsurlarla dolu. Bu da motifin. Dağ Ruhu. sürekli bir yaratıcılık İçerisinde olmasını ve nihayet etnik-sosyal kültürdeki variığını ve sürekliliğini sağlamıştır. Türk mitolojisinde zengin bir yeri olan "Al Ruhu'nun adı ve işlevsel yönlerine. O. araştırmalarda. Mitolojik kaynaklı. kör olarak düşünülen dağ ruhu ve mistik koruyucudur. Azerbaycan Türk inanışlannda ve demonolojik görüşler­ de rastlanabilir.. Alı Kişi.

onu kutsal dünyayla bağlantılı. kutsal sınav törenlerinin ana İçeriğini oluşturan görüşlerden ayn düşünülemez. kanatlı atlar yüzünden kör ı lılmiştir. O. her tulde. kendi kökleri itibanyla. Buradaki kahraman. destan kahramanı Köroğlu'nun sınavdan geçmesi eşmesiyle de bağlıdır. görünmeyenlerle ilgili gizli bilgilere aşina olması. Sihirli atlarla. Bu işaret. korda doğması da bunun bir İşaretidir. Onun. Ancak. hepsini bilir. Köroğlu da yasak bilgilerle dolu bu âlemle olan bağlılığının bir göstergesidir. farklı metinlerde yaşamaya devam etmiştir. aslını la öbür dünyaya özgü atlardır ve sınavdan geçtikten sonra gerçek­ l e n güzel atlara dönüşürler. Alı Kişinin körlüğü. Normal ölümlülerin bilmediği bilgiler. bu törenlerin koruyucu motifine de bağlıdır. Raslano değildir ki. mucizevî bir şekilde kordan doğacağı haberi. mitolojik bir variık olarak görmeyi gerektirir. "Neofif'in ruhen ve cis­ men tazelenerek yeniden bu dünyaya dönüşü İçin. Bu demektir ki Alı Kişi'nin kör olması­ nın atlarla bağlantılı görülmesi. yüzeysel bir görüştür ve bu bağlılı­ ğın kökleri çok derinlerdedir. Çünkü geçit töreniyle ilgili ne varsa o. güya çirkin atlar yüzünden kör edilmiştir. Çünkü. yani ruhlar alemiyle bağlantılıdır. bir başkasına değil. Köroğlu'nun. At çobanı olan (aslında at sürüsü koruyucusu olan) Alı Kişi.ALİ KİŞİ mistir. gelecek kahramanın babasına hem de uykul la veriliyor. Hiç şüphesiz bu motif. kendisi de bu âlemle ve dolaylı olarak da öbür âlemle. "AJpamış" destanının Özbek versiyonun­ da karşımıza gkıyor. Buna benzer bir motif. Alı Kişi motifi. atlann da şeytanî doğalan olduğu İşareti vardır. Türkmen " Köroğlu "nda da açık olduğu gll»ı. mitolojik semboller açısından. Sınav merasimlerinin başlıca karakteri olan bu varlık. sembolik olarak 49 . kutsallıktan uzak kalması ise sonraki olaydır. Çirkin görünen bu atlar. Halbuki burada. yeraltı ölü­ ler saltanatı veya atalar âleminden gelebilir. koruyucu ruh olduğundan. atın kanat bağlaması için dinsel törenin hangi koşullanna uyulması gerektiğini iyi bilir. mitolojik çizgilerini yitirip. "Suret" âlemini görme­ yen ve sadece "Anlam" âleminden habercUr olan Alı Kişiye açıktır. körlük arasında mitolojik düşünceden kay­ nağını alan bu bağlılık.

Hayatın dönüşümlü olduğu düşüncesinden gelen bu motif. Misri Kılıç v. "Köroğlu" ola­ rak değiştirerek "karanlıktan doğulan" imajını veren. Altaylann İnanışına göre. Alı Kişi de ÇenlibeTde yaşayıp. Şamanizmdeki anlamıyla değerlendirilirse. kadın-ana çizgileri taşımakta ve or­ man sahibi olarak hayvanların koruyucusu şeklinde ortaya çıkmak­ tadır. "Köroglu"nun eski bir versiyonundan da anlaşılryor. "manevî atası" (ecdadının) körlüğüne işaret ediyor. Koşabulak. mitolojik "Al 5ü . Kırat. Alı Kişi'nin körlüğü. aslında bir ata veya manevî ruh rolündeki Alı Kişi'nln. dolayısıyla da güneşe. Böylece. Adın "Al" kökünden geldiği doğrudur. Çenlİbel. bolluk ve bereket fikriyle bağlı olarak. aynı zamanda onu. onun "bu dünya İnsanı" olmadığını gösteriyor. babasının değil dedesinin kör olması. aygır atiann konıyucusudur. hakkında Köroğlu'na verdiği bilgiler olarak yer alıyor. Tören koruyucusu motifi ise yeraltı ölüler saltanatına bağlı ve kör olarak düşünülen mitolojik varlık idi. (Çenlibel'in değişime uğramış şekli). Epik hikâyelerde kahramana sihirli yardıma güçler bahşeden ka­ dın veya ihtiyar bilgiç motifine de yakınlaşıyor. Lakin İlk mitolojik an­ lamlandırmaya göre. "Ateş" ve "Alev" sözcüğündekl "Al" köküne. Alı Kişi'nin Dağ Ruhu olduğu. yani öbür dünyada olduğunu bildirir. Bir tek mitolojik kahramana ad vermesi bile. Mitolojik kahramanın gençlikteki "Rövşen" adını. "Cembil"dir. dağlann zirvesinde yaşayan Dağ Ruhu. Türkmen ve Özbek destanlannda. Burada kahramanı dünyaya getiren varlığın adı. sınav törenlerinde olduğu gibi yeniden yaratan da yine Alı Kişi'nin ta kendisidir. Dağ Ruhu da çoğu zaman kör ve yaşlı olarak düşünülmüştür. Alı Kişl'in. Tam o za­ manda da Neofit'in önünde kutsal bilgilerin kapısı açlır ve bir anda her şeyi bilir gibi olur. Yeraltı karanlık dünyayla bağ­ lantılı mitolojik variıklann ve şeytanî güçlerin bir özelliği de körlüktür. en derinliklerinde. onun törenlere bağlılığından gelir.b. ışığa bağlanmıştır. at sürü­ lerini korur. "Atadan babadan dnsim Kö­ roğlu" diyen kahramanın.ALI KİŞİ geçici ölümünü. verdiği fiziki güç ve bilgilerle. Tüm bunlar destanda.

Eski ve mitolojik düşüncede. Müslüman Türk halklannın efsane ve rivayet­ lerinde derin İz bırakmıştır. Ulu Ana) ALİ KÜLTÜ: Bu İnanç. (bak: Al-. "Almaz" versiyonlanndakl "Al" kısmıyla. Burada sadece. "Hazreti Ali" kültünün oluşumunda mitolojik yapılan­ malar önemli bir rol oynamıştır. "Albin" adını taşı­ ması. Ulu Ana'nın adlanndan biri alan "Al" adını. bu anlamda -dolaylı yoldan da olsa. "Dağ Ruhu" olduğu görüşünü İspatlamaktadır. Bu. eski Türk inanana oldukça ya­ kınlaşan Alevi inançlannda açık bir şekilde görülür. Göçebe Türkler51 . Ulu Ana'nın ülke koruyucusu ol­ duğu üzerine kurulu eski görüşlerin ve dağı. "Al Kansı".Ulu Ana mo­ tifine bağlanır. Alı Kişi motifi. kadın-ana işaretinin üstünlüğün­ den söz edilebilir. ölüp< inilme. "Al" kökünden gelmektedir. "AI-AI Kadın" ve onun başka Türk halkianndaki. Seyidov. Dağ Ruhu'nun taşıması. Alı Kişi motilinin ilk şekildir. "Albastı". "Al Ruhu'nun. aynı köktendirler. iyilik sever Dağ Ruhu'nun. Alı Kişi örneğinde ol­ duğu gibi. "Al­ kış". Tören hamisi motifi de aynı kümeden kopmuştur. Şüphesiz. d a ğ yaradılışın başlangıcı ve dünyanın yüzeyi olarak düşünülmüştür.daha önemli olduğundan. "Al Kişi" nx>tifinin köklerini araştınrken. I luyuflu tarafından yayınlanan Köroğlu Destanı'nda dağın adının yi­ ne "Al" kökenli "Alvız" olması. Dağ Ana'nın adının "Al" kökünden gelme "AMz" olması.ALI KÜLTÜ Anası" motifiyte aynı kümeden geldiği düşüncesi ispatlanmış sayı­ labilir. Sibir-Yakut destanlannda da ülkeyi kon/yan ruhlann ve yurt ha­ milerinin adlan. "Al Anası" sureti. yurdu sembolize etti­ ğine bağlı inançlann sonucudur. kırk halk biliminde. ölümsüzlük. "Almış". V. kaynaklarda Kafkas Dağı'nın adının "Yalbuz-Albuz" olarak geçmesi ve başka birçok yerdeki veriler. bereket ve hayatın durmakM/ın devamlılığı fikri -bu fikir kendi başına. Al+bİr kişi­ nin adındaki "Al". ölümden kaçma ve ölümle mücadele gibi motifleri de bir­ leştirir. başlan­ gıçta aynıymış. aynı bir kümeden koparak aynlan ve sonradan farklı koruyucu ruhlara çevrilebilen mitolojik varlığın kökü. bolluk. Yani. M.

Şirvanşahlar Sarayı. Bazı Kızılbaş rivayetlerine göre "Hızır". Türk mitolojisindeki "Hızır" motifinin işlev­ lerinin bir kısmının. islam'ı kabul eden Türkler daha sonra bu adı "AIi"ye çevirdiler. "Bin bir adı vardır.ALİ KÜLTÜ Üzerine Ali Yazılmış Madalyon. bazı rivayetlerde "Ali'ye verildiği açıkça görü­ lür. "Dede Ali Asker"e verginin sade­ ce "Hazreti Ali" tarafından verildiğini anlatan rivayetler de vardır. "Hazreti Ali"nin. mitolojik görüşlerden gelen bağlılığın bir başka iradesi de Pîr Sultan'a isnat olunan bir şiir­ de. "Hızır" ve "Ali" motifleri arasındaki bağlılığın başka bir iradesi de Tebriz ve Azerbaycan'daki bayram adlannda kendini gösterir. Pelüo'nun kanıtlanması zor görünen görüşüne göre. Azerbaycan aşk hikâyelerinin kahramanlanna da buta ve­ ren. onlan hak âşığına çeviren de çoğu zaman "Hazret! Alİ"dir. Bazı 52 . "Hazret! Ali". ister nur yüzlü bir ihtiyar. İn­ san. "Muhammet Peygamberden de üstün tutulması bir rastlantı değildir. den Kargaylann gözünde. Türklerde islamiyet'ten önce "Alı" adı vardı. Türkmen "Köroğlu"sunda. tüm durumlarda. Bu söz­ ler aynen "Aşık Garip" destanının Türkmen versiyonunda (Şah Se­ nem ve Garip) da Hızır Peygamber İle aynı yere konulan "Ali" hak­ kında da söylenebilir. Tebriz'deki Türk aşiretlerinin "Nebi Bayramı" dedikleri Hızır Nebi Bayramı'nın adına Güney Azerbaycan'da "Ali Hayder Bayramı" de­ nilir. Darda kalan âşıklan da çoğu zaman o kurtanr. "Hazreti Ali" kültüyle bağlıdır. bir adı Hızır" şeklinde kendini bulur. efsanelerde de yaşamaktadır. XfV-XV. Hızır ve "Hazret! Ali" kültleri arasında. "Ali"nin adlanndan biri de "Hı­ zındır. "Hızır"ın adı "Ali" ile aynı yerde kullanılır. kahramanın dilinden anlatılır. Alevi-Bektaşi şairlerinin şiirlerinde. kırklar olsun veya Hızır. ister derviş olsun. Hatta ban Alevi rivayetlerinde. "Hazreti Ali" kültünün izleri. Yüzyıl) (Bakü. "Hazret! Ali'nin ölümü dolayısıyla "Ehl-i beyt'e başsağlığı dilemiştir.

kaleme alınmasının ardında. Ehl-1 Beyt'e olan M*vgi. AH". Bu nedenle Şiilere göre. Müslümanlara göre gerçekten de tam bir evliya vasft kazanmıştır. Bazı araştırmalar­ da. "mitolojik özellikli bir teoloji" olarak tanımlanmıştır. İnsanlar daha sonra bu izleri ziyarete gider vr oralara dokunarak dua ederlerdi. Başka destan­ la» la aynı İşlevi. o günün en aziz gün olduğu inananı llade eden eski gelenek ve "Hazreti Ali" İnana vardır. aynı zamanda "Ali"nin simgesi ••ayrılışlardır. tarihteki "Hazreti Ali'den farklı olarak kutsallık dolu yeri.. sırtının izi kaiırmış. dualardaki anlatımlar mecazî gibi görünse de aslında mecaz olmayan sözün bir nev'i yaratılması ve 53 . "Hazreti Ali" inananın Alevilik'teki yeri. ALKIŞ (DUA): Sözün çekim gücüne inanan. "Hazreti Şah'ın avazıluma denen bir kuştadır" der. Ali'nin "Allah sevimlisi. "Ali"nin bir vasft da "Şah-I Vilayet". okla dağı vurup uçuran çoojğa. "Şah-I Evliya" olmuştur. IrakTürkmenlerinde de Perşembe günleri­ ne.»l. kılıç kesmez yapan yine "Hazreti Alfdİr. Kutsal bilinen Nevruz gününün. Göçebe Türk halk İnanışlannı yaşatan Anadolu Alevileri. göçebeı <anlı simgesi bildikleri turnayı. Birçok keramet sahibi gibi ünlenen "Erenler Sultanı. I lak sûflzmindeki 'Tarikat Ali'den kalmış" formülü. Tann dostu" gibi "Veli Allah" olarak tanınması. Alevilik'teki "Hazreti Alfnin. Ali Günü" adı verilir. daha sonralan onun bu vashnın evli­ yalık anlamı kazanmasına da yol açmıştır. "Hazreti Alfnin doğduğu veya tahta aktığı gün gibi. yüzyılın büyük kişiliği olan "Şah lsmail"in adıyla ilgilidir. söze eski tarihlere bağ­ lılık duygusunu veren. "AH yolu"na itilen antta korunmuştur. eski mitolojik özellikli metin tipi. Hızır. Bu yüzden de Pîr Sultan Abdal. halk inançlannda ve yabana edebiyatlarda Hızır'ın işlevlerini kendi üzerine toplayan bir "Ali" tipini yaratmıştır. Kendine has bir tür olan dua metinlerinin kökleri mitolojik dü­ şüncenin ilk evrelerine dayanır. bayrama dinî bir hava verme isteğinden çok. "Alpamış" adı veren.ALKIŞ ı-Kınrlcır göre. derviş ve Kırk Erenler yerine getiriyorlar. araştırmalarda bir de 14. dini sırtına sürdüğü çocuğu ok tatmaz.ı. "Hazreti Ali" o kadar güçlüymüş W yaslandığı ka. Yedi yaşındayken.

dua metinleri. Efsun. doğayı anlama­ daki acizlikle açıklanamaz. F. bu bitkilerin. O. hayat verid gücünün artacağı­ na inanırlardı. yön belirten "Al" zarfı ile bağlantılı düşünür­ ken. Tann'ya ve doğal güçlere yönelmek ve ulu varlık­ lara yalvarış olan dua. bu günün insanının bilgisin­ den kat kat daha üstündü. dinsel törenlerle bire bir bağlıdır ve onun te­ mel unsurianndan birini teşkil eder. Altaylar. tanımladığı asimden ayn değildi. "alkış" sözcüğünün. bedduasının da beddua olduğu. değişik anlamlan olan "Al" fiilinin köküyle bağlı görmüşlerdir.ALKIŞ dünyaya getirilmesi gibi bir gücü olduğuna dair. Çünkü eski İnançlarda söz. Dede Korkut Oğuznamelerindeki. Mitolojik sihirli dünya görüşünde. daha çok mito­ lojik varlık bildiren "Al" anlamıyla ilgilidir. Macar dilindeki "alka" ve ben­ zer sözcüklere çekmiştir. eski uygarlıklardaki en arkaik mitolojik görüşlerin bir iradesidir. onun İşaret ettiği cismi tam olarak anlattığı zaman dua sayılırdı. Buna göre de dua­ da. mitolojik görüşler bütünlüğünü ortaya çıkarması ve tarihsel unsurlann anlamlarının açıklanması bakımından güvenilir kaynaklardır. G. mitolojik varlık bildiren "Al" sözcüğünün versiyonu olabileceğine işaret etmiş ve bu bakımdan dikkati. Oğuz beylerinin duasının dua. Başlıca çizgisi. "İlhan" (beddua). efeun ve yemin ola­ rak korunması. ışıklı ruhlann adına ya Ağ Şaman ya da çok saygı değer bir ihtiyar okurdu. duası. şarkı söyleyip. satmak için topladıklan şifalı bitkileri satacaklan zaman. sözün gücü­ ne dair derin bir inanç var. Bu inanç. söz. bu anlamda. dualar tutarak. doğal olaylar hakkındaki bilgisi. (bak: Ant. diğer dil bilimdleri. dua metinlerinde. "Ol Zamanlar"dan bahsedili­ yor. hiçbir koşulda. Çünkü mitolojik gelenek taşıyıcısı olan insanın. zaman zaman araştırmaalann dikkatini çekmiştir. Ağasıoğlu'na göre Yakut dilindeki "Alkış" (ef­ sun ve yemin) ve Çuvaş dilindeki. sözden cismin kendisine doğrudan geçiş görünmektedir. Söz) 54 . Ve sözün kendisi de cismani olarak algılanırdı. Saka Türkçesinde. Vamberi bu sözcüğü. duanın eski anlamlannın. Yakutlarda Isıah Merasimi yapıldığı zaman.

akla. Simit. etnografi bi­ liminin a g g a çıkardığı faktörlerin karşısında. Ancak bu inanışlar tarih boyunca deği­ şikliklere uğradığından.dinsel sistemlerde. 19. tüm ulu kutsal güçlere inanan oluşşeyn 5 ^ Türbesinde Allah Motifi (Erbil. yaratılış nedeni­ nin O ' n u n adıyla bağlantılı gösterilmesi de sonraki çağlann etkisiyle v is«kleşmiştir. ulu varlık olarak. Tarih ve /aman. "Allah"ın eski motifinin olduğu­ nu kanıtlamaya çalışmıştır. XVI. V. C Lebbok ve Y. "Allah" temsil edebilirdi. Krimm ve M. din tarihî ve mitolojiye dair araşnrmaiann defalarca konusu ol­ muştur. Viyana Etnografik Okulu öncülerinden. Tay­ lor. Müller gibi mitolojik ekolün temsildleri İse "Allan"ı genellikle doğal güçler ve olaylann sembolü sayıyorlar­ dı. "Allah" anlamının gerçek ifa. hangisinin kökte ve kaynakta değişikliğe uğradığını. uygarlıklann din anlayışlannda da kagnılmaz etkisini göstermiştir. Uygarlıklar tarihinde. Çünkü yaratılış nedeni. Lippert. Ancak bu akım. başta "Allah" olmak üzere. Birçok mitolojik metinde. hem Avrupalılann hem de onlann ikrahla. Y. duyguya ve düşünce­ ye sığmaz. Böyle bir yaratıcı gücü ••adete. "Allah" veya Tann'nın kaynağı soI U S U . evrim teorisini savunanlardan E. "geri kalmış" diye adlandırdıklan halk­ ların inançlannda. yüzyılın sonlannda etkisini yitirdi. bilinen en ulu güç ve olağa­ nüstü varlık.-sine hiç rastianamaz. hangisinin ilk haliyle bugünlere kadar geldiğini sapta­ mak oldukça zordur. Eski mitolojik sistemlerde.ALLAH ALLAH: Mitolojik. her zaman ilk yaratıa sayı­ lan olağanüstü bir güç ile bağlantılı gösterilir. Yegane ezelî ve ebedî varlık olarak. Yüzyıl Nakışlanndan) 55 . l.

Daha sonraki yıllarda. korkutucu. göklerin yüksekliğinde var olduğuna ina­ nılan meleklerden biridir. "Allah" hakkındaki görüşlerin or­ taya çıkmasındaki kaynaklardan biri. "Küpegiren Kan" ve "cadı" anlamına gelen "Almaş Emeğen" ve Kalmukça'daki. Halha-Moğolca'da bu sözcük "Cadı ve Küpkansı" anlamlannda kullanılmaktadır. ikisi arasında da İnsanoğlu yaratılmıştır" denilmekte­ dir. dinsd-mitolojik görüşlerin en son aşaması olarak görürler. sadece bir varsayımdır. "Küpegiren Kan" ve "Cadı Kan" anlamlannda geçmektedir. Bu teorinin bir başka şekli de "Allah" anlayışını. Aliallahı (Şiilerin ilk imamı olan Ali'ye. bağ­ lamak olarak ortaya çıktı. Tann katındaki meleklerden birinin adı olarak geçmektedir. Sadece. Ör­ neğin. rüştünü tamamlamamış ve tek göğüslü düşünü56 .es­ ki "Al" inanışına bağlı. "Almaş" adındaki mitolojik varlık. Kordlevski'nin yazdık!anna bakılırsa. geçiş tö­ renlerinden bilinen. Yazılı Moğol dilindeki. eski cemiyetierdekl.ALMAŞ-ALMIŞ masını. göğü ve tüm insanlığı kimin ya­ ratmış olduğu açıkça söylenmem ektedir. Emil Durkhaim. "Allah" anlayışında. mitolojik inançlar âleminden gelen bu varlık. Bu anlamda "Almaş". Z. "Gök ve yer yara­ tıldığı zaman. V. Frezer. Bazı sistemlerde ise genellikle bu konuda. insana etki yapan ve et­ ki yapağı için de anlaşılmaz olan toplumsal güçlerin varlığını görü­ yordu. Q. "Allah" motifinin oluşmasıyla ilgili C. Freyd. "Allah"a has bir aşkla tapanlara verilen bir ad) Karakoyunlu Türkmenlere ait bir rivayette. "Allah" motifi ileri sayılan dinsel-mitolojik sistemlerde. kendi anlamsallığı içinde çok karmaşıktır. koruyucu ruh motifi sayılmaktadır. "Almaş Eme" de yine Türk kaynaklı "Almaş" ile ilgi­ lidirler. şer bir ruhun adı. Moğol halklannın kahra­ manlık kUtünde. atalara (ecdat). Göktürk metinlerinde de yeri. (bak: Tann) ALMAŞ-ALMIŞ: Bazı Türk halklannda -örneğin Kumand ini erde. Durkhaim ve ni­ ce bilim adamı tarafından çok sayıda teori ve fikir ortaya aöldı. Uzener. E. belirgin bir görüş yoktur. herkesin kabul ettiği bir fikir değil. Ancak bu. Bu sözcük. büyük olasılıkla Altay dil birliği çağlannda kullanılan Moğol dilinde.

Altay ve Yenisey Türklerinde "Su EzT (Su Sa­ hibi) olarak bilinenler de yine "Almış" adını taşımaktadır. Al mas-Almış. Albıs ve benzeri şekiller­ de rastlanır. "Albas"ın. ruhu bedeninden çıkıp Ölürmüş. keçi gibi bağıran "Albas" adlı bu varlıklarla ilgili inanan. sırtJanna attı klan çok İri ve uzun göğüslerinden avalara süt verir. diğer Türk halklannın inançlannda da aynı işlevsel-anlamlılık özellikli motifllerie Albas. avın uğurlu geçmesine yardım ederler. kızıl renginde bir de tarağı vardır. değişken şeytanî varlığın adına. V. Ana­ dolu'daki Türkmen Oymaklan arasında "Su Perisi". vücuttan tüyle kaplı olan insanlar" diye kaydetmiştir. Nogaylann geleneksel inançlanndaki mitolojik ka­ rakterlerden bahseden araştirmaalar. Bir diğer anlamını ise "rivayete göre. Karahol'da yaşayan Türk hal Harındaki efsaneye göre.A L M A Ş ALMIŞ lür. ilk önce kadın görünüşlü olan "Albaslf lann çoğalmasını şöyle anlatırlar: Ölümünün geldiği saati hisseden "Albaslı". bu sözcükle Al pasta-Al bastı sözcükleri arasında do­ ğal olarak bağlılık görüyorlar. "Alpassem" olarak rastlanır. kendini yaralar. evlenmeyen bir kadından dünyaya geldiğine inanılır. Şorlann mitolojik inançlannda. Hint-Aiman halkianndan Türklere geçtiği fikri yanlıştır. Tuvalarda. Kazanlılarda "Su Anası". bu "Albas"lar. Çuvaş dilinde bu varlığın adına. "Albas". Kızıl renginde. şeytanî bir varilk gibi. Kim bu tarağı eline alırsa. "Almış*' şekliyle kaydettiği bu sözcüğün bir anlamını. Radlov. Türk Lehçelerinin Sözlüğü"nde. Su Sahibi'nin adını bildi­ rir. uzun zamandan beri. uzun saçları olan bu su anasının. Ortak "Al" inan­ cıyla bağlı olduğu İçin. "Albas". daha sonra onun çocuğuna dönüşür. İnanışa göre. Kumsal ve kayalarda yaşayıp. "A!bas"lar. Söylemeliyiz ki diğer Tüık hal klan nda bu anlayışın benzerine rastlanmamıştır. Altay'da yaşayan. Bu ya­ radan akan kan. Araştirmaalar. Bu da onun kjlık değiştirebilen motifler silsilesine dahil olduğu­ nu gösteriyor. Başkurdlu. avalaria nikahsız yaşar. "Eriik'ln (yeraltı dünyasının sul­ tanı) hizmetinde olanlar. korkutucu ruhlar" olarak yer vermiştir. V. Radlov'un derlediği "Altay Yaratılış 57 . Kaburgalanndan kestikleri etleri onlara yedirirler.

TolÖslerin ata­ larının "Albıs" olduğu söylenir. ruhlar alemiyle bağlantı kurmaya hazırlayan. sadece "Albıs Ham" denilen şamanlar tedavi edebilirlerdi. şaman dualarında da san kızlar olarak geçer. şaman halk biliminde. Şamanı. "stepnaya deva" anlamında kullanılır. Tuva halk inanışlanna göre bazı şamanlann asıl kökü. şeytanî doğaya sahip mitolojik bir varlık olan "Albıs'a dayanır. "Albıs" sözcüğü. dni tutmak" anlamında da "Albısta" fiili mevcuttur. "Albıs" kökünden gelerek. Bu anlamda. kadınlarda ise 13-18 yaşlan arasında görülürdü. Şaman söy­ lemlerinde. Rus dilindeki. Uryanhay samanlanna göre. "Albıs" (bir hastalık olarak bilinen. Kendine has bir hastalık olan "Albıstaar".ALMAŞ-ALMIŞ Destanı"nda. "Önler. "Albıstaar" adı verilen bu hastalığı. Tuva Türkçesinde. mitolojik Ulu Ana'nın sembolik motifi sayılır. İlginçtir ki sevgi destanlannda da geleceğin âşıklanna -kahramanlanna. koruyucu ve atalann ruh çizgileri de ken­ dini gösterir. ancak aslında bir vergi ver­ me olayı olan bu şaman azan). bu kötü ruhun adı. Çünkü o. işlevleri sadece insanlara zarara ver­ mek olan üç kötü ruh vardır ve bunlardan biri de "Albıs" ruhudur. şamanlann ulu soyudur. "Şulbus" sözcüğü ve "Deli olmak. Q. Altay halk bilimi metinlerine dayanarak. Ulu Ana'nın izlerinin taşıyıcısı gibi ortaya gkar. sözcüğün eski mitolojik anlamını koruyup saklayan. Bununla bir­ likte. "Albıs'' ruhlarından gelir. sözü geçen dilde. Ayn bir ruhlar kategorisi oluşturan "Albıslar"."buta" verilmesi olayı. . "Albıslar" tarafından emzirmeleriyie kar­ şılaştırılır. "Al tasların şaman lan emzirmeleri mitolojik bir gerçektir. O zaman da o İnsanın aklı başından gider­ di. "Albıs" olarak geçmektedir. Ulu Ana'nın izlerini taşıyan yeraltı dünyası kızlan da yine bu "Albıstılar"dır. erkeklerde 20-25 yaşlan nda. araştınnalarda. Bu da "Albıs" ve aynı mitolojik anlamın taşıyıcısı olan "Kuiyabanr İle aynı anlam irade ediyor. "Albıs". Şeytanlar" anlamında. samanlara süt veren "Albıs". şamanlann. Altaylann veTuvalılann dinî görüşle­ rinde. Mi­ tolojik "Albıs" motifinde. Potanin'in kayıtlanna göre "Albıs". ancak erkek veya kadınlann vücu­ dunda yaşayabiliyordu. Ama çevredekiler onun çıldırdığını düşünürlerdi. "Albıstaar" sözcüğünün kökü.

Hatta bazı merasimlerin varlığı bile sadece "Am­ bar-ona" adıyla bağlantılıdır. "Ambar-ona" motifinin oluşumuyla ilgili bir olasılığa göre. albrz sözcüğü de yine eski Türk mitolojisiyle bağlı olup. bu motifin kaynağı. 59 .jsyona uğramış halidir. "Al Kansı". dağ ruhu olarak bilinen. Yakut un yazdığına göre. Motifin bu haliyle de ta­ şıdığı anlam bakımından bir uyum vardır. Azerbaycan Türk halk bilimindeki "Dağ Ana" motifinin de "Alvız" adını taşıması. bilişalbızyegrür!" masaltndaki. "Ambar-ona" eski tarihlerde. kadınlan ve onlann uğraşlannı ko­ ruyan varlık. ANANKLAR: Harezm Özbeklerinin Islama kadarki inanışlannda mevcut olan mitolojik varlıklar. (bak: Al/Hal: Albasn) ALPER TONGA: (bak: Efrasiyab) AMBAR-ONA: Özbekler ve Harezm Vadlsi'nde yaşayan diğer lulklann mitolojik görüşlerinde. "Albıs" . Türk epik geleneğinde zaman zaman Dağ Kuhu motifine dönüşebilir. Oguznarnenin. Edirneli Nazmi Divanı'nda. ıı tının Albız-Arvız-Yalbız şekillerindeki sessel versiyonu veya derornı. y^ytan sözü yerine. "Albıs" motifi de bu Dağ Ruhu'nın İzleri­ ni taşır. Şaman kadınlar. Bu ad hiç şüphesiz. Harezm dışındaki uygarlıklar­ da bu motifle ilgili bir görüş yoktur. "Albız" denilmektedir. "Yad firişteden (melekden). rastlantı olamaz. onun ölümünden sonra da Zengi Baha'nın eşi olmuştur. Ik>lluk İlahesi hakkındaki tipik tanımlamalar da bazen onun adıyla bağlantılı olarak düşünülür.ANANKLAR Mitolojik Ulu Ana. mamacalar ve bahıa kadınlar bile zaman za­ man bir koruyucu ruh olarak yardım etmesi için "Ambar-ona"ya başvururlar. eski zamanlarda "Kaf Dağı"na " û bürz" denirdi. "Ambar-ona"nın şerefine yapılan ve su törenleriyle bağlantılı bir­ çok merasim var. Albastı" ve şer ruh anlamında kullanılır. Hakim Ata'nın. Avesta'daki Bolluk İlahesi olan "Anahife dayanır.

Tüm çevremiz bu varlıklarla dolu­ dur. insanlara yarar getiren varlıklardır. güçlü bir din adamının on lana çarpıştığı vakitlerde. duysun. Bu dönemlerde doğa. "Yalan söylersen. İnanışa göre. Anankiann "Allah" tarafından sevilen var­ lıklar olduğu hakkında da görüşler vardır. Ananklar onun yardımına giderek suyla doyururlar. Avesta'daki eski Türk sözcükleri arasında. Anadolu Türk şivelerinde. onları kendi tabiiyeti altına geçirebilirler. ruh­ larla birlikte bir âlem olarak düşünülür. onlar selleri oluşturur. suda yaşa­ dığına İnanılan ve geleneksel birçok olay gibi batıl inanç olarak gö­ rülen Erenlerin. on­ lann birden daha fazla olduklannın göstergesidir. Onlar çöllerde de görülebilirler ama İnanışa göre. "Andır" sözcüğünün bulunduğunu yazıp. Kayberen) ANDIR: Araştırmacılar. bu sözcükle aynı köke sahip. Erenler ve onlann "Su Ruhu'yla bağlılığı. Ananklan kimse görememesine rağmen. Çaylann hızlı veya yavaş akması ve seller onlann iste­ ğiyle olur. Tüm bunlarla birlikte.ve gizli kutsal güçlere sahip olanlar.ANDIR Ananklar. Bu deyim. sulann akışına hükmederler. Harezm evliyalanndan Sultan Hubbi. İnanışa göre. ne olursa ol­ sun suyla olan bağlantılannı koparmazlar. Bu görüşlere göre onlar. kutsal İnsanlardan birkaçı -örneğin. onu "Cehennem Hakimi" gibi anlamlandınriar. beddua niyetiyle 60 . Ananklar ile aynı kümeye ait olduklan düşünülebilir. "ender kalmak" deyimi vardır. Efsanelere göre. göze görünmezler ve nasıl bir görüntüleri olduğu hakkında da bir bilgi yoktur. susuzluktan ölüm aşamasına gelmişse. Eren yardımına koşsun". Bu da sözcüğün bugünkü anlamıyla uygunluk göstermektedir. Örneğin. Ananklar hak­ kındaki inanışlann. Azerbaycan Türklerinin geleneksel görüşlerine göre. bi­ risi çölde yolunu kaybedip. Ananklara karşı akıp. Adlannın çoğul olarak kullanılması. Amuderya ve ona bağlı çaylan dolduran bu ruhlar. se­ ni suyun Erenleri vursun. onlar her şeyi görüp haberdar olurlar. İnanışa göre." (bale Eren. ta Orta Asya inançlannın en eski dönemlerine kadar geriye gittiğine dair fikirler vardır. Azerbaycan Türklerinin di­ lindeki bazı söylemlerle de ilk mitolojik işlevini korumuş görülür: "Suya söyle.

ANT: Eski mitolojik görüşlere bağlı olup. mecazî anlamda İri. uzun boyunlu bir kuş olarak betimlenmiştir. Ancak bu söz. yerden g ö ğ e kadar yükselen Dünya Agacı'nın zirvesiydi. tasavvura da kazandırdığı sembolvarlıklardan biri. sözün kutsal gücüne ina­ nışı ve eski bağlılık duygusunu veren mitolojik yapılı metin tipi. bunun için de sözle cismi bir arada gören eski düşün61 . Eski dü­ şüncelere göre. ANKA: Doğu halklannın mitolojik düşüncesinde ismi olup. Mitolojinin. "Zümrüt-ü Anka" diye birlikte kullanırlar. adına bazen 'Bay Terek" bazen de "Bay Kavak" denilen. Mitolojide. mantıklı görünüyor. hakkın gerçeğini anlamlandıran manevî bir değer kazanmıştır.uklerin her ikisinin de aynı kökten gelmesi. onun bildirdiği obje arasında büyük bir fark olduğuna inanmayan. bazen "An­ ka". "kahrolsun" ve "lanet olsun" anlamlann­ da kullanılır. gizli olan ne varsa. diğeri ise "KaT dağın­ da (Anka Simurg) yaşayan İki kuşun adını. sofizmde o. tasavvura da­ hil edilmiştir. bazen de "Semender Kuşu" denilmiştir. "Anka'yla karşılaştınlmışör. Rengârenk tüyleri vardır. Sözle. kara ve çirkin in-ııı hakkında kullanılan. maddî temellere dayanan birçok anlayış. daha sonralan mecazî gömlekler giydirilip sembolize edilerek. şimdilik sadece bir olasılık olabilir. dsmi olmayan büyük bir kuş. bu deyimin karşılığı. Ve normal gözle görünmeyen. Azerbaycan Türklerinin dilinde. "gözü kör olsun". 'An­ ka" nın yaşadığı yer. Yüzü İnsan yüzüne benzeyen "Anka". Efsaneye göre. Adına bazen "Simourg". Azerbaycan Türk dilinde. "andıra kalmak" şeklindedir. temiz aşkla kıyaslanarak. "Enter" sözünün kökünü "Andır" ile bagLıııiılı düşünmek.ANT "«Üşün". biri "Elbruz" dağında (Zümrüt Kuşu). "Anka" sığınak olarak "KaF dağının kayalanndan birini seçerdi. İrak'ın Kerkük dolaylannda yaşayan Türkmenler.

ant işareti de obje­ nin kendisi gibi algılanıp. ant içen taraflar. eski düşünceden ötürü. Türk epik geleneğindeki bir başka şekli de -Başkurt halk destanlannda olduğu gibi. makrokozmoz (büyük âlem) ve mikrokozmozun (küçük Alem) birlikteliği 62 Bilge Tonyukuk Yazıtı . Mitolojik zamanla bağlantılı bu mit­ lerde. kanlannı bir kaba akıttıktan sonra siiahlannı o kana batırır. Bu her­ halde. "Sözünde durmazsan. kanına boyansın!" derlerdi. Ant içtikleri zaman. kılıç.yer kazmak şeklindedir. Bazı metinlerde ise dünyanın yaratıl­ ma nedeni. öne koyar. anlatılanın tüm insan lan mı yoksa belli bir halkımı kapsadığı anlaşılamıyor.. M. soylann nasıl ortaya çktığını an­ latır. belli anlamda "ilk insan" de­ mek olan birind antropomorf varlığın ölümüyle bağlantılı gösteriliyor. Azerbaycan'da sancağın dibinde kılıca içilen ant. okuma saplanın. Bu anlamda. insanlığın mitolojik çağı da kapanır ve bundan son­ raki insanlar artık ölümlü olur.ANTROPOGONİK MİTLER ceyi içerir. Çünkü onun ölümüyle. nesnellik kadar gerçek yaşanırdı. andın sözleri­ ni tekrar ederek. kendi bedenlerini hafifçe yaralayıp. Kırgız. Kurana içilen antla eşdeğer sayılırdı... Kaşgari Divanı'na göre.. İskitler hakkında bilgi veren tarihî kaynaklara göre. Kıpçak ve başka boylann insanlar. AINTTROPOGONİK MİTLER: İlk yaratılışla ilgili oluşmuş mitolojik metinler silsilesinden olup ilk İnsanın. Yabaku. Burada yer kazmak. bu kaptaki kandan içerlerdi. ilk ölümlü olarak bah­ sedilir.kılıcıma dolaşın. ilk İnsandan. ". boylann. sembolik olarak mezar kazmayı İra­ de eder." gibi sözler söyleyen Dede Korkut Oguzlan. ant içtikleri zaman kılıcı çkanp. Ant içmenin. kara çelik kılıçlannın altından geçen günahkarlann günahlarını affederlerdi. onlar ant İç­ tiklerinde. Bununla birlikte bir grup antropogonik metinler­ de.

aslında evreni •. Hint mitolojisindeki "Purusa" ve benzer varlıklar da bu gruba dahildir. insanın sözün gücüyle yaratılması olayına da rastlanır. hepsi başlangıçta İnsanmış. En sonunda da topraktan çamur yapıp insanı yarattı ve ona ruh verdi. bir za­ manlar yenilmez yiğitletmiş. örneğin dağl. insan olduğuna. dünyanın yaratılmasının en son aşama­ sıdır. Türk halklannın kozmogonik görüş­ lerini anlatan bir mitolojik metinde. eşya ve doğa varlı klan varsa. İskandinav mitolojisin­ deki "Imlr". birçok söz söy­ lenmesi ve bu şekilde onlann dirileceğine olan inanç eski metinler­ de yerini korumuştur. ne kadar canlı. bazı mitolojik geleneklerde. yer­ yüzünün tamamen suyla kaplı olduğu zanvuılarda. Antropogonik metinlere göre. Orhun Abideleri Çok sayıda antropogonik metinlerdeki bilgilere göre. Ardından bu topraktan bitkileri ye­ şertti. Sonra bu çamuru kurutup toprak yaptı.mn Kahramanlar olduğu hakkındaki görüşler de bu gruba dahildir.ıkilIciKİiriyoriar. Veya kış. Ölülerin başı üzerine dayanarak. Çünkü bu varlıklar. İnsanın yaratılmaM. kendi kozmik ölçüleriyle. güneş eskiden bir kız ve ay bir oğlan çocuğuymuş. Türk halklan arasında yaygın olan bir inanışa göre dağlar. Sözün kutsal gücüne olan inanç. bu görüşün izlerine rastlamak mümkündür.A N T R O P O G O N İ K MİTLER Hkriıxten ileri gelir. Onlar daha sonra ruhlanyla birlikte ta­ şa dönüşüp dağlan oluşturmuşlar.. Efsanelere göre. eski mitolo­ jik görüşlerde güçlü olsa da insanın sözün gücüyle yaratılması dü­ şüncesi. Bir grup coğrafi objelerin çok eskilerde.evirdi. Azerbaycan Türklerinin İnançlannda. Antropogonik metinlerde. Onlann ruhlan da bu dağlarda yaşamaktadır. eski mitolojik sistemlerde kabul görülen bîr fikir değildir. "Allah" bu suyu önce balçığa <. kocakan görünümünde tasvir edilmiştir. {bak Kozmogonik Mitler) 63 .

Kır64 . Mitolojik dünya görüşünde. "küçük âlem" ve "büyük âlem" aynılaşarak. gerçeklikle­ rin ve doğal olaylann anlaması ve yorumlanması için kendine özgü bir yol kil. insanla doğa. eski uygarlıkların bir belirtisidir. "avakay" ve Kumukçada eski anlamını koruyup "ana" sözcüklerinin de aslı olan "Apa'ya dayanıyor. İnsana özgü özelliklerin. me­ cazî olarak ortaya çkmaktadır. zoomorf çizgiler de taşryabilmlştlr.ANTROPOMORFİZM ANTROPOMORFİZM: Mitopoetik (şiirsel mitoloji) düşünceye özgü bir özellik. "Melike" anlamında kullanılan "Abakıy". kışın yaşlı kadın. görüşlerini değiştirip kılıktan kılığa girebilirler. Antropomorfizmde olduğu gibi. yazılı edebiyatın ortaya çıkmasıyla bu kadar güncellik kazanmıştır. Ancak burada. Bu görüşte. ve mitolojik varlıklar. bilinen tüm varlıklara. Bu da onlann öbür dünya güçleri olan. şiirsel mitolojik düşünceden de daha sonralan. Tuva dilinde "ha­ nım" elemek olan. Bu sırf bu anlamda da eski düşünceden ötürü mecazî bir olay değil. Şiirsel mitolojik düşünce­ nin sistematiği bakımından. etkin gücünü artıran bir yapı olarak yardım alınmıştır. kendini ifadesini evrensel zooantropomorf anlayışında bulur. olağanüstü varlıklarla bağlantıya girip. Buna uygun olarak da mitolojik me­ tinler ve törenlerde hem ruhlar hem de doğal olaylar insan biçimin­ de düşünülmüştür. güneşin kadın ve lalenin eskiden güzel bir kız ol­ duğu düşünülmüştür) Bütün bunlarla birlikte. İlişki kurmalannı sağlar. (Örneğin. ayın erkek. İnsanlar (örneğin. olaylara ve tüm canlıla­ ra ait olması. Altaycada. kar­ şılıklı bir İletişim içerisinde düşünülmüştür. Adamcıl Kurt). şiirsel dille ifade olunan fikrin. APA-AMA: Eski Türklerde "Api" olarak kullanılan bu sözcük. bu kişileştirme. canlı-cansız. hem ata tarafından "Nene"yi hem de kutsal kadın motifini bildiriyor. insan ve onun çevresini saran doğal ob­ jeler. doğayla uygariık. doğal nesnelere de atfedilmiştir. doğal objelere. Şiirsel mitolojik yaşamın. derin içeriği olan bir semboldür. Dinî-mitolojlk içerikli ki­ şileştirme ile bu şekil kişileştirmenin farklılaşması. Bu anlam. İnsana özgü birçok Özellik.

E. Aslında doğru olan bu fikir. Daha çok dinsel metinlerde işlenilen "Ama" sözcüğü.Sakalardaki yer ilahesinin adının "Api" şeklinde kaydedilip.ı/ metinlerinde. Altaylarda: "arbış" ve Orta As­ ya Türk lehçelerinde: "arbağ" olarak söylenir. efsunlamak ve efsunlanmak anlamına gelen. eski Çuvaş İlahesi olan Ama". "Api" ve onun başka bir söylenftf şekli olan. Ama" adındaki ilâhi varlığın adıyla. Bu sözcüğün Çuvaş dilindeki karşılığı "abi" şeklindedir. "Api". Heredot. kadın anlamında kullanılan. "Umay" ilâhesiyle. Divan-ı Lügat-İt Türk'te. Türk hal klan arasında oldukça yaygın olup çocuklann koru­ yucusu olarak bilinen. bu sözcüğe. Nevayı*nin bir şiirinde. en eski motiflerden biri sayılır. 63 . onun gerçekten de "Umay" motifi ve dolaysıyla da mitolojik Ulu Ana İle bağına işaret ediyor. İskitierdekl yer ruhu. (Kam arvaş avradı * şaman efsun yaptı). Sergeyev'e göre. Çuvaşlarda. onu kınadı). "yılan arbağı" olarak geçmekte­ dir. Buna göre "Api" sözı ügü. Yılan efsunu ise gerçekte de Türk hal klan arasında çok yaygındı. Aşmarin Sözlüğü'nde de rastlanabilir. "Bütün kâinatın yaratıcısı ve ulu anası olan ilalıe" anlamında. "Apa" arasında bir bağlantı olduğu da düşünülebilir. "ebry" şeklini koru­ muştur.ARBA-ARVA y. Kıp­ çak grubu Türk boylan nda: "arbav". yüzyıla kadar "Havva Ana" ve "İlk kadın" anlamında kull. ı1 Uvva şehvetti azdı Tann Bayat. Çok sayıda argümanda -örneğin eski IskitJerde. V. bütün dünyanın ve tüm yaratılanlann anası sayılan. Sadece halk biliminde rastianabilen ve normal dilde çok az kullanı­ lan "Ama" sözcüğüne. "Apa-Ama" İle I uglantılı olma olasılığından da söz edilebilir. "arva" şeklinde rastlanır. bu sözcük. genetik bağlılığı vardır. "Havva Ana" ve "ilk kadın" anlamında kullanılmıştır. "Api" adının karşılığını "Geya" şeklinde vererek onu yer İlahesi ile karşılaştırmıştır. ARBA-ARVA: Efsun ve efsunlama konusunu içeren bir anlayış. "Kutadgu Bi­ limde.uıılmıştır. "Ebeyhan-Abi-han" adının. 11. bazı kaynaklar­ daki işlevine uygun olarak "Yer İlahesi" gibi anlamlandırması. ne yazık ki tam olarak temele oturtulmamışür. Başkurt kültüründeki.

"Arçun" aynı zamanda erkek görünüşünde de düşünülür. ARÇURI: Çuvaşlann eski dinî-mitolojik İnanışlannı aktaran metin ve rivayetlerde. Söy­ lenenlere göre bu ruh. "Arba" koruyucu ruh olarak algılanmıştır. kara görünümlü ve tüm vücudu tüylerle kaplı düşü­ nülen bu şeytanî varlığın ikisi önde. avın uğurlu geçip geçmemesi. insanları öldürmez. İri. "Arçun" eski zamanlarda kötü bir ruh değilmiş ve kötü ruha dönüşmesi. "Arçun" motifine. Cüppenin bir yanında. 66 . Paasonen Sözlüğünde. üç eli ve üç de ayağı vardır.ARÇURI Abuşka Sözlüğünün yazan Nevayı. O. özel dualar bilen ve adlanna "Aıbaga" denilen kişilerinin işidir. motifin İlk ru­ hunu yitirip. şöyle tanımlanmaktadır: Uzun boyu ve yere değecek kadar uzun saçlan var. ikisi arkada olmak üzere dört gözü. İnanışa göre. "Tös"leri yedirmek. Hakaslarda İse bu koruyucu ruhlann adı. onunun hem kadın hem de erkek görünümünde olduğuna dair görüşler. Böylece. Uzun saçlı. Hıristiyanlığın kabulünden sonra gerçekleşmiştir. "Yutpa" denilen bir yeraltı canavannın şekli. Bundan dolayı. sadece onlann bedenle­ rine zarar verir. Altay şamanlannın cüppelerindeki sembolik şekillerden bir de "Arba"dır. onun elindeydi. T ö s " olarak geçmektedir. uzun ve sallanan göğüslerini omuzlan üzerinden geriye atar. An­ cak bu açıklama. şeytanî bir varlığın adı. "yılanı yuvasından çıkarmak veya zehrinin etkisini yok etmek için okunan efsun" olarak açıklıyor. Ancak halkın geleneksel görüşlerinde. daha çok mitolojik rivayetlerde rastlanır. "Orman Ruhu" olarak bilinen ve ormanlarda yaşadığı­ na İnanılan. şeytanî motifin geleneksel halk biliminin kendi İçe­ risinden gelen sistematiğinin göz ardı edilmesinden kaynaklanmak­ tadır. şürindeki "arbağ" sözcüğünü. diğer yanında da adına "Arba" denilen ve ölüler salta­ natının denizinde yaşadığına inanılan bir canavann şekli yer alır. sonralan erkek ruhuna transfer olmasryla agklanır. İnanışa göre.

erkek ve insan anlamını İfade eder. "Arçun"da değişkenlik becerisi vardır. n .şeytanî doğaya sahip mitolojik karakterin başlan­ gıç zamanlara bağlandığına işaret ediyor. " Arçun "lar İle Başkurtlardaki. onu rahatsız edid bir sesle.ARÇURI KıııUın talep eden bu varlığın rahatını bozmak tehlikeli olurdu. doğası İtibariyle zarar veren kötü ruh olsa da hiç beklen­ i n . İnsanl. "Gulyabanı" gibi bir varlık olan "Arçun" da bu kümeye dahildir. "Ar-Er". çok eski bir kümeye veya mitolojik karaktere bağlıdır. göz açıp kapavıı M . İstediğinde ı sakallı adam. En çok zevk aldığı vey. OrHi M M Lı. Sözcüğün İkind kısmı olan. tokat sesine benzer sesiyle. kendi köı. "Al kansı" ve 'Tepegöz dev" ile benzer şeylanı özellikleri vardır. zamansız ölenlerin veya kemli eceliyle Ölmeyenlerin ruhlan. şeytani doğaya özgü mitolojik bir motif oldu­ ğu anlamına gelir. M N I M yakalayıp gıdıklayarak öldürürdü.-nı itibariyle. birbirini çağıranlan aklında tutar. "çun" İse yan anlamı ifade eder. İstediğinde balina olabilen bu varlık. tek gözlü ve tek boynuzlu olduğuna inanılan şeytanî ruhlar kümesi vardı. Onun bu sesine birisi dönüp bakarsa onu tutup yerM I K Mr grup mitolojik metinlere bakılırsa. bu motifin adı. yan erkek anlamına gelir. Yani. An. I I5ze görünmeyenlerden olan "Arçun'nın. Bu da asi­ metrik görünüşüyle. tek gözlü I tek ayaklı varlık arasında yakınlık var. Hakaslardakl "Huu-lney". ürpertici bir kahkaha atarak. Tatarlardaki "Şurele". Hikâyelere göre onlar. "Arçun" kılığına girerler. İnanışa göre. Çünkü böyle bir görünüş -eksik ve bedenin tüy­ lerle kaplı olması. yan insan. 67 . Dağlık Şortardaki "KuuI ilkken" ve bunlar gibi mitolojik karakterlere dönüşmüş olan eski yapılı motife. 'Arcun"nın elbisesini kim ele geçirirse. kısa zamanda zengin olur. Efsanelere göre. "Arçun" motifi.ıi sırtında dolaşmaktan çok hoşlanırlardı. bazen su kenarında saçlannı tarayan kızlar da rastlamışlardı. ge• • ı. "Albastı".»ya kadar birçok nesnenin kılığına girebilir.uı viğırmaktır. Mitolojik anlamına göre. Yaıımtığ". <lik zamanlarda insanlann yardımına gelebilir. onlar Öldükten sonra. Adın birind tarafi olan. Gözleri kırmızı olan I ıı ı varlığa. Urai-Volgaboyun'da yaşayan halklann geleneksel görüşlerinde.un".

Mit ya­ ratıcılığı süreci de bu anlamda. inanışlarda. İlk motiflerdendirler. Yung. nasıl ortaya çıktıklan tam olarak bilinmemektedir. mit. İlginçlikler. en çok işletilen anlayışlardan bi­ ridir. "uygar kahraman". bilinçaltında hiçbir şey yok olmaz. K. 6S . sonraki dönemlerin. İlkel cemiyetlerdeki şaman motifine bağlıdır. "evrensel karşıdurma" ve benzeri eski sem­ bollerin araştinlması İşine katkısını yapmıştır. Psİkologlann var­ dı klan sonuçlara bakılırsa. mitolojik düşüncedeki arkaik. Yung. genel. an­ lam şeklinde anlaşılmıştır." Ör­ neğin. fikirlerin varlığını inkar etmiyor. Yung'a göre. Arketlp. İsviçreli psikoanalitik ve mitaraştırmacısı. mitler­ de. Ruhun daha derinlerinde de toplumsal görüşler kendini daha açık bir şekilde gösterir. Q. Ama bu yanlıştır. Bu gösterişlerin adını. fantezi dünyasında kendilerini sembolik formda gös­ terirler. "Arketip"ler veya "ilk mo­ tifler" İse onun kendi iradesiyle. Bu İlk motifler.ARKETİP ARKETİP: Mitolojik düşünce kalıplannın genel adı. Bu ilk motiflerin. ilk psikoanalltik tahlilini yaptığı. K. Mitoloji ve sembollerinin sosyal bilimler açısından araştinlması. eski motiflerin değişiminden başka bir şey değildir. Yung'un eski çağ­ lan kapsayan tarihsel araştırmalan. edebiyatta. değişim tabiatlı Arketip modellerinin tam teorisini hazırlamıştır. analitik psikolojinin yaratıcısının da anlattığı gibi. bilimsel bir önem kazanması. Bu bakımdan. din ve edebiyat araşörmalannda da etkili olmuştur. kendi kökleri açısından. mito­ lojinin teorik problemlerinin İçinde. bilgiç ihtiyar Arketip'İ. estetik eserlerde ve rüyalarda. sosyal bilimdlik. İnsanın İç dünyasında. Arketipier. Arketip terimi. Onlann estetik yaratıcılık bakımından da önemleri büyüktür. "İlkin ata". çoğu zaman belli mitolojik motif veya konulan bildiren. eski uygarlıklara ait çok sayıda sembol gizJi kalmıştır. "dünya ağaa". kendi görüntüsünü bulur. Ancak. "uzak geçmişlerin kalıntılandır. Yung a bağlıdır. En eski çağlardan kalma olup birçok anlam İçerir. "Arketlp" koyuyor. Yung'ın. Anlayış olarak. "evren". Sadece şekil değiştirerek yaşamaya devam eder.

ıı. Bu ruhlar çeşitli acılar .AŞAPATMAN AHSAN DUOLAY: Yakutların demonolojik görüşlerine göre. daha çok uyanık bir yaşlı kadın görünümünde düuııülür.tMtKİa yaşayan kötü ruhlann lideri. Araştırmacılar tarafından. Çuvaş dilinde birkaç yerde karşımıza 69 .ıtırlar. "iğrenç kokulu". "gölgesiz" ve lwiı/rr adlarla anılır. Bu acılardan korunmak için. "Arsan-Duolay" motifinin başka versiyonlaniHİ. ASİMETRİK: (bak: Değişkenlik) AŞAPATMAN: Çuvaş domonolojisinde rastlanan mitolojik bir varlık Aşapatman. Bazı durumlarda.ty". yeraltı • iı M ly. N. Onun geçtiği birçok metin. "Buor Man kalay" gibi ı iı c»işik şekillerde de rastlanabilir. ara hekim olarak bile kategorileştirme imkanı veri­ yor. Azar belâdan kurtulmak için okunan efsun metinlerinde mitolojik bir varlık gibi Aşapatman'ın da adının geçtiği belirtilmiştir. y-yiani güçlerle bağlantısının bir İşareti olarak. onlara kanlı hayvan kurbanlak ıııı verilmesi gerekir. onu Ihayırsever ruhlardan biri ve falaiaria bahıalann koruyucusu hatta bazı durumlarda. "Arsanl l.t l>u ruhun adına. Aşmarin'e göre onun adına sadece. Onunla İlgili görüşlerde. sayısız hesapsız servete sahip olan. araştırmacılara. belâyı hastanın vücudundan kovar ve onu hastalıktan kurtanr. "Buor Malahay Toyon".ımlır. epik ve mitolojik verslyonlan arasında aynm yapılmamaktadır. "Aşapatman Karçak". boynuzlu ve saı ıiiı i »laıak düşünülen. Bu oğullardan her Mu l>ıı kötü ruh grubunun başında bulunur. Araştı imalarda da bu motifin. aslında lam bir açıklık yoktur. Kansı ve yedi oğlu vardır. sahip olduğu sihirli güç yardımıyla. Genellikle. Bu kadın. hikâye. ı MI ı timin çekilmesinden korkulduğu İçin adının söylenmesinden ı . yeraltı dünyasının en derin katında yaşayan bir varlıktır. yani Aşapatman kan(cık). "Arsan-Duolay" adının bir diğer şekil de "Adağalaah Ala Buuray loyon"dur. Ancak araştumacıların bir kısmı bu görüşe katılmıyor. Aşapatman motifinin adı. Bu nedenle de "sakallı". şeklinde rastlanabiliyor. lalalar ve bahıcılar bile onu yardıma çağırırlar.

Bu Çuvaş halk bi­ limindeki Aşapatman. sihirli güçler verir. "Neceb Oğlan" halk hikâyesinde. Âşık Aydın. ondan farklılaşarak yeni bir adla ortaya çıktığı daha eski bir motifler kümesi vardır. onlara âşıklık. insanlan her türlü belâdan koruyan. yine de yanlış olarak bu adı. Hazerlerdeki mutluluk anlamını içeren "şad" köküne bağlamışlardır. Ancak böyle apklamalann pek kabul edilir bir yanı yoktur. Aşık Cünun kadar. ilk şa­ man motifinin bir şeklidir. çrağına hayır duası edip. anlamsal türemelerinden biri sayıl­ malıdır. İnanışa göre Aşık. Köroğlu Destanı'nın Türkmen versiyonunda. Yani iki tarihî varlığın adı. O. mezan üstünde yatanlann rüyalanna gi­ rip. Denlsev ve onun ardından M. Bu adlar Tatarcaya da "AyşeFatma" olarak geçmiştir. Ancak Çuvaş demonolojisindeki bu eski motifin. günümüzde bile ziyaretgah olarak yerini koruyor. çevresi sık ormanla kaplanmış bir gölün içinde yaşayan. Bu anlamda. gaipten haber veren. Zerdüştlük île bağlantılı olarak yer alır. Fatmey-i Zehra) ÂŞIK AYDIN: Harezm vadisi Türklerinin (Türkmen ve Özbeklerin). (bak: Fat­ ma Ana. Skvorsov. Aşık Aydının mezan. P. bir kadın olarak düşünülmektedir. şairlik ve samanlık gücü verir. Bazı agklamalarda bu ad. ortaya çıkış sebebini tam olarak açkiamasa da bu mitolojik varlığın adının. N. Aşapatman adıyla ilgili yorumlarsa farklıdır. Aşık Aydın. sairlerin ve şamanlann hepsi Aşık Aydın sayılır. mitolojik görüşlerinde müzisyenlerin. Âşık Aydın motifi de tarihsel anlamda. Koruyucu ruhlardan olan "lrkıl Hoca"nın ve "Uluk Türk" obrazı70 . ind dişli. Aşmarin. Bazıları nda ise sadece sözün görünüşteki benzerliği esas alınır. tek bir motif şeklini almış ve sonuç olarak da "Bibi Fatma" gibi karışık bir şekle girmiştir.ÂŞIK AYDIN akmaktadır. Muhammed Peygamberin eşi Ayşe'nin ve kızı Fatma'nın adlarıyla bağlantılı olarak göstermiştir. çok işlevi! bir mitolojik motif ola­ rak bilinen Köroğlu karakterinin. Çuvaşlann dinî görüşlerinde birbirine karışarak. Azerbaycan Köroğlu'sundaki Aşık Cünun'la aynı konuma sahiptir. kızıl saçlı.

AT um yeniden doğuşu gibi ortaya gkan Aşık Aydın (ve Âşık Cünun) ıı M mil. ASİNA: (bak: Kamgan) Al: I layab at sırtında gecen bir topluluğun İnsanlaıııun gözünde. evin önünde. ı ıhiz'in yazdığına göre: Türkün hayan. (Ulu çok at sırtında geçer. rüyada at görmek. M I M »itaya g k m a s n da sağlamıştır. bir dereden yedi kez geçerse ona hiçbir sihir etki etmez.ın<. ata binen adamın öleceğinin habercisi gibi yorulurdu. boz ai. nazardan korunmak İçin. I M Ş I eve doğru bağlanırsa. "Ağaç At" denilmesi. kendisiyle beraber başka ın. eğer birisi. b *». A I L U M U halk inançlanna göre. Atın uğur getireceğine olan inanç. Yüzyıl 71 ." Bu yaşam tarzı. At hakkındakl <skl görüşlerin izleri.erbaycan Türklerinin inanışına göre.lann doğmasına da vesile olmuştur. Örneğin at. uzun IM)Vlııluk göstergesi ve murada ermenin işareti olarak yorumlanır. atın neresi­ nin hastalıktan gidereceğine ve at olan eve Şeytanın girmeyeceği­ ne İnanılırdı. Atlann. Türk destan geleneğine göre. halk inan ıslan şeklinde hâlâ da yaşamak tal İn A/. güneş doğmadan. "Dede Korkut" motifine de yakındır. Atın kuyruğunu kesmek Türk­ lerde matem işareti sayılmıştır. o eve bereket getireceğine. Atlar. ölenlerin ru­ hunu öbür dünyaya götürdüklerine inanıl­ mıştır. Ve şamanlann deflerine bazen. Çelimsiz atın mitolojik kökenli olduğuna dair görüşler d e kaynağını eski Türk inanışlaB o y n u z l u M At . ruhlar dünyasryla bağlantıda bir araç olarak düşünül­ müştür. bu İnanan bir izidir.— *. bazı OVİerln çatısına atın kara tası asılırdı. uyku­ da (»irinin bindiği atın kuyruğunu eksik veya kesik olarak görmek.kl Türklerin düşüncelerinde çok sayıda görü. Kara Kalpaklarda tabuta. "ş man atı" denilmiştir. taşıdığı birçok iz itibariyle.ı İMiıip. V-N. Bu inançlann etkisiyle. at ve Türklük birbirinin tamamlaV" IM gibi görünür.ö.

Ebülgazi Ba­ hadır Han. Ve buna benzer şeyler. kırk gün karanlık bir ahırda beslenecek ve gün ışığı görmeyecektir. öbür âleme yol alabilir. ne yapılması gerektiğini öğrenmek için. Hikâyelere göre. onlann kökenleriyle ilgili bir konudur. inanışa göre. Bu şekilde geçen üç ayaklı at motifi. üç ayaklı ata dönüşür. çelimsiz bir görünüm almalıdır. Kırat ve Dürat. İnsan gözü de onu görmeyecektir. Bu inanış Köroğlu destanın­ da da kendi yerini bulmuştur. kuş şekline dönebilen kansı Huma'nın. normal atlarla. Kırat ve benzeri isimler alacaktır. sihirli ağ-boz atin ağzından alınan köpük sayesinde düzelir. Türk halklannda bir çoğunun kültürlerinde ve hikâyelerinde vardır. At. Şamanlar. güneş diyanndan gönderilmiştir. Yakut destan kahramanlannın atlan. genelde asimetriktirler. Şeytanî kökenli atın çelimsiz olması. öbür dünyadaki şeytanî varlıklara has atın çiftleşmesinden dünyaya gelir. Cengiz'in hanlığa çıktığı zaman. Cennet Aö'na emir verildiğinde. destan kahramanryla birlikte şeytanî mekana yol aldığı için. Normal ölümlüler dünyasına özgü anlayıştan habersiz olan des­ tan kahramanlan da görünüş İtibariyle çelimsiz atlan seçerler. kah­ ramanın atinin göklerden gönderildiğine ve dağ yahut su ruhu tara­ fından beslendiğine inanırlardı. görünüş itibanyla çe­ limsiz olan atlar. Bu atlar doğuştan beri çelimsizdirler ve bu. "at sürüsü ko­ ruyucusu" tarafından. Onlann güzel atlara çevrilmeleri ise belli bir sınavdan geçtikten sonra müm­ kün olacaktır. Sihirli bir hikâyenin kahramanı olan Şeytan'ın üç ayaklı bir aO olur. atlardan yardım isterler. Ural Batır'ın. denizde yaşayan üç ayaklı bir at ile denizin öbür tarafına veya aslında. Orada tanınmamak için bu şarttır. sınavdan geçtikten sonra ise bulunduğu kötü görüntüden kurtulup. kahraman. Altay ve Yakut İnanışlarına göre. bu mekana özgü görünüşü de kabul edip. deniz aygın ile normal atin çiftleşmesinden dünyaya gelmişlerdir. şeytanî dünyaya men­ sup olmasının şartıdır.AT nndan alır. Atın denizle olan bağlılığı da mitolojide yerini bulmuştur. At bu sınavda. Bu hikâyelerde geçen atlar. Böyle atiar asimetrik olabilirler. At. Gökçe'nin göklerden 72 . Altaylar. âyin zamanında dua ederken. yolun­ muş kanatlan.

"Kırgız Ata" ruhu gibi). U<yaz kanatlı bir at yaratırlar. İslam geleneklerine göre Göktürk Kaya Resimlerinde Atlılar I M * Allah şimdiki adan. ahret dünyası ve ahret dünyası sakinleri olan varlıklarla ilişki­ liydi. İlk cet. büyük saygı işareti olarak. "Ata" motifinde. Ibn Hordadbeh. (Kırgızlan koruyan. Erkin Han'ın bir adı da "Ata"dır. halk inançianndaki Türk evüyalann çoğu zaman bu adla adlandırılması rastlantısal değildir. Ahretle bağ­ landığından. Karaimlerin dlnî-mitolojlk görüşlerindekl koru­ yucu ruhlardan biri de "Kırgıl Ata" adındaki bir mitolojik varlıktır. menevî-ruhanî yaratıcı olan Ata'nın başlangıçtaki bir özelliği de atalar dünyasına kopmaz bağ­ larla bağlı olan merasim koruyucu motifine alt olmasıydı. Tann katı­ na sıktığını yazar. atalar hakkındaki görüşleri a g k bir ykilde ortaya koyuyor." "Ata". Şiilerin sonuncu imamı için yapılan tapınak.ın kahramanı için. El Binini de dağdan çıkan ilâhî kökenli aygırlardan < lunyaya gelen atlardan söz etmişler. TdeutJarda ise yeraltı dünya ruhlanndan olan. medeni kahraman ve belli bir ölçüde de yaratan çizgileri açık bir şekilde görülür. Yani Ata". Zaten "Ata" adının kendisi. kendi eserine şu sözlerle başlamaktadır: "Hızır İlyas atam var. Harezm'de. ATA: Mitolojik düşüncede. Daha sonraları. Şoriann desı. "Atam" denirdi. "Kayıp Ata" adını taşımaktadır. gölden çıkan atlardan. koruyucu ruhun kendisidir. Sagay mitlerine göre. "Hudaylar" adı verilen ilâhî varlıklar. ahret dünyası ve bu anlamda da atalar dünyasıyla bağlantılıdır. Türk etnik-kültürel geleneğinde. medeni kahraman. atalar sınavındaki. Çünkü. "Erlik'e. "Hekim" adıyla bilinen Süleyman Bakirganî. Hızır Peygamber'in kutsallık ver­ diği.ATA yHı-n bir ata binip. (Ada) 73 . insanlan belâlardan koruyan ruhtur. Hazreıı Adem'in Kabe toprağından yaratmıştır. merasim koruyucusu olarak bilinen Korkut Ata ve İrkıl Ara gibi mitolojik zeminde oluşmuş ve bu adla adlandınlan birçok motif vardır.

Daha sonralan. şeyh­ lere. Örneğin. Türkistan'ın çeşitli bölgelerinde ve Kırgız çöl­ lerinde. kuyu yoluyla 74 . Türk ata anlayışında. eski bahıcılann devamı saymak. mitolojik görüş ve düşüncelerde. N. Demird Ata ve benzeri. yeni Türkler İçerisinde bir akım gibi güçlendikçe. Üçayaklı At'a binerek çayı -veya denizi. mitolojik yapılara bağlı bir unsur. Çuvaşlardaki bu mltolojik-şeytanî varlıklar arasına girdiği.ATLAMA Kutsallığa bürünüp. han­ gi aşamalardan geçerek. bilimsel temellerden pek de yoksun sayıl­ maz. Türkmenlerde destan söyleyenler mektebi liderinin başka bir adı da "Ata bahsi" idi. aziz adamlanna. Mansur Ata. kuş veya başka bir hayvan kılığına girmek. kökünde ata anlamı yatan. yani suyu atlamak. M. Örneğin. Atlama unsuruna. 'Türk Şeceresi" adlı eserinde şöyle yazıyor: Türk halkı. Allah" gibi an­ lamlar verilmiştir ki bu yanlıştır. coğrafi adlar. Hakim Süleyman Ata." "Ata" adını taşıyan varlıklann bilgiç olmalan. Bu hikâyelerde öbür dünyaya atlamanın birçok yolu vardır. Aşmarin'in "Çuvaş Dili Sözlüğü"nde. Tann. müdrik.geçmek. hikmet sahibi. Hekim Ata. hikmet sahibi olan şahıslara ve keramet sahibi evliya ve derviş­ lere de "Ata" adı verilmeye başlandı. bu dünyayla diğer dünya arasındaki sının sembolize eden engelin ortadan kalkmasını işaret eder. "hekim. oralarda mezartan olan Türk evliyaların adla­ rıyla bağlantılıdır. sofilik. ata der. Ebülgazİ Bahadır Han. Çünkü ilk insan olan Adem'in. ATLAMA: Sihirli hikayelerde. Yer adlan nda ise "Pfr" ve "Ocak" gibi anlamlar bulmak mümkündür. genellikle sihirli hikayelerde rastlanır. Zengi Ata. Kaşkarî Divanı'nda. halk sûfiliği ruhuyla şiir yazan Ata unvanlı sûfileri. Çoban Ata. bilgiç" olarak apkJanmıştır. "Ata" unvanı da bazen "Baba" unvanı gibi. onlann görünmez­ ler dünyasıyla bağlantısından gelir. Bunlar arasında. halk arasında büyük saygı kazanan ulu ozanlar ve şamanlar da "Ata" adını taşıyanlardan sayılırlar. "Ata Sagun" sözcüğü. ata ile aynı kökten gelen "Atam" sözüne. "bir ilah. Seyit Ata. At­ lama unsuru. ulu dağlann adlandırmasında kullanılmıştır. onun kutsallığından gelen "ecdat ruhu" ve "evliya" İçeriği vardır. kendi başına bile tam belli değil.

AY: Yaratılışla bağlı. Bu metinlere göre. Azerbaycan Türklerin İnanışında "pir". yardıma gibi anılmaktadır. kutsal yerlere.ılııamanın mekânda yer değiştirmesinin en mümkün hali olan .unanları. adıyla da mitolojinin kutsallanndan biri. uzun süre sadece hikâye karakteri gibi ta­ nınan Ava Pİrim'In. Ancak eski Türklerin dinî-mltolojik görüşlerinde.ılı olmanın bir göstergesi olsa da genelde sihirli hikâyelerin ı ıiu. Bu dağın rtegiiKİen çıkan sıcak suyun tapınışı da onunU İlgilidir. bu motifin adının neden "Ava Pîrim" oluğu da dikkat sekiyor.tiUma" unsuru. "Ay"ı yaratan ulu tannnın varlığına da inanılmıştır. bir motif oUrak eski mitolojik görüşlerin ardın< lan yaratıldığını söylemek mümkün olur. Bu ve diğer < »/ellikler dikkate alınarak. onun adının geç­ tiği hikâyeleri İnceleyen araştirmaalar. O. doğaya yakın olan bu ava. Müslümanlığın sembolüne dönüşmüştür.1)1 lım». bu varlığın mitolojik bir motif olduğu kanısına varmışlar.yolunu seçerler. Bu anlamda. avcılıkla ı MgUntıh mitolojik Özellikli bir motif. kozmogonik görüşler sisteminde. bilgiçlere ve evliyalara denilirdi. 75 . başka mekâna atlamak için çevrilme veya elbise de0. dünyayı gr/lp dolaşmış ve dağlann üstünde kocaman bir kayanın dibinde kendine kurduğu sığınak mağarada yüz yıl yaşamıştır.AY t M M ılık dünyaya inmek gibi yollar vardır. (bak: Öbür Dünya) AV( I PİRİM: Azerbaycan Türklerinin inanç dünyasında. şamanlar taralından akarsuyun bir kenanndan diğer keıı. ocak­ lara. onun mahiyetiyle ilgili olduğu tezini düşünerek. K. Sonralan da yanmay şeklinde. Anlatılanlara göre O. Mitolojik bir varlığın adının. Yılanlar Padişahı'nın ağzına tükürmesi tayrslnde bütün kuşlar ve hayvanlann dilini billrmlş ve bu yüzden ılr I »ayvanlar ondan kaçmazlarmış.ıııı uı geçirilmesinden söz ediliyor. Azerbaycan sihirli hikayelerinde ve mitolojik metinlerinde rastlanır. şaman metinlerinde de yerini buluyor ve ölenlerin n ıhlannın. Görünmeyen öbür dünı . Onun adına. nur yüzlü İhtiyar olduğu kanaatini doğuruyor.

Anadolu'daki. tüm varlıklann yaratıcısı olan. O. dünyayı yakacaklar ve o zaman kıyamet kopacaktır. Oğuz'u dünyaya getirmesi. meleklerin onlann önünde kanat açması içindir. da ayın tutul­ ması. AYII: Saka Türklerinde. yaratılış ve hayırseverliğin başlangıa olarak kabul edilen ilâhî varlıkların ve meleklerin genel adı. Ayın tutulması da kıtlık ve ölümün işareti sayılmıştır. Kutsal kökene bağ­ lılığın bir göstergesi gibi. "Ay"a övgü. başlıca iba­ detlerden biri olmuştur. Yakutlarda da ayla ilk kadın arasında bağlantı kurulduğu için. Irak Türkmenlerinin inanana göre. Bununla birlikte. ondan af diler. sokak­ larda ve evlerde teneke çalarlar. bir gün ayla güneş birle­ şip. her sabah çadırdan gkarken. şaman mitolojisinde. Türk halklannın inanışlanna göre ay veya güneş tutulmasının sebebi. Ay neneyi tutup" diyerek. Bunu önlemek için de "Div. "Gök oğlu") olduğu fikrine götürür. hayırsever bir güçtür. Birçok araştır­ macıya göre burada. ayın tutulması savaş olacağını haber verir.AYII Eski Hunlarda. Ay Kağanın. Moğol efsanelerinde d e vardır. geceleri de "Ay"a sec­ de edermiş. güneşe. Eski Çin kaynakla­ rına göre Hun Hakanı. onun bir Tann oğlu" (daha doğrusu. meleklerin. rüyada ay görmek hayra yorumlanmıştır. Karaçay-Balkariarda. "Jelmauz" adında bir devin onu yutmak istemesi olarak yo­ rumlanır ve belâ habercisi sayılır. "Oğuz Kağan Destanı "nda "Ay". ay ışığından ha­ mile kalma motifi. Türk halk inanışlannda. ayla bağlı halk inançlanndan birine göre. güçlü şamanlann ecdadı sayıl­ mıştır. ilk kadın gibi sunulur. ay ruhuna yakanp. aya ve güneşe âşık olduklan da söylenir. Yıldızlar ve Gûnej Figürü kadın. Eski Türk mitolojik metinlerinden nispeten daha iyi saklanmış olan Yakut me76 . eski mudzeli doğum motifine uygun bir şekil­ de. günahkâr bir Türklerde Ay. Dolunay.

Ancak Yakutlar. 'Ayn" ile "Abaası" değişik kökenlerden gelen varlıklar •ı w . İnanışa göre. bu gölden bir damla su ve süt getirip çocu­ ğun boğazına döker. gökte süt gölü vardır. İnsanlara can verirler. < *ı/rllik İlahesi "Ayıısıt". Böylece i la Ayıısıt"ın gücü sayesinde.. adının anlamı. Bu damla. topraklann bereketlenmesine ve mallann verimli ol­ un . "Umay" görünüşüne ve aynca Kıpçak boylanndaki. Yakutlann mitolojik görüşlerinılı dünyanın yaratıcısı sayılan "Urüng Ayıı Toyon". 1 ski şamanlann mitolojik inanışlanna göre. tüm İn ıı kahramanlannı bu ruhlar sırasına dahil etmiyorlar. Ulu ToyiMi da onlann kümesine dahil edilmiyor. çocuğun ruhu ve cam dur. yaratmak ve türet­ mek aııl. onlann büyüğü«itu ı layııscver ruhlar şeklinde düşünülen bu İlahî varlıklar. onun yanı başında durur. Yakutlardaki görünüşü. "Ayıısıt" ilahesinin ona iyi şeyler vere• rginin bir işareti sayılırdı. çocuklalogıışuna.ı İr. I l< l'ekarski'nln fikrine göre "Ayıı" sözcüğü. 77 .unını taşıyan "ay-" fiilinden gelmiştir. Çığırgan kuğu kuşuyla. "yaratan. ' n »ektedir.ma yardım edip. Bir görüşe göre. "Umay'a verilen adlardan biridir. ilahe "Ayıısıf'ın temsildsl sayılmışlardır. göze görünmcdcıı gökten inip gelir ve hamile kadının doğum agnlannı hafif­ letmek için. Ay" adıyla adUuKİınlan. Kaçın. kutsallık renginde olan beyaz turna. Altay Türklerin­ den olan. Söylemek gerekiyor ki Ayn n ıhların kaynağını ortaya gkarmak. insanlar. o kadının bir afln sonra Ivımile kalacağına inanılırdı. Çocuk doğduktan üç gün •Oim da yurdu terk edip gider. zor ve karmaşık bir iştir. hayatın devamlılığı temin edilir. çocuğa can veren v e yeni doğmuş kadının yardımına gelen mitolojik bir varlık. hayvanlar ve bitkiler. yaratıcı (kadın)" demek olan "Ayıısıt". "D'ayıkın'ın görünüşüne uyar.AYIISIT AYIHIT HATUN n. Ve bu işaretle. Tdeut ve Sonardaki. "Ayıısıt"ın. /vvilSlf AYUHH HATUN (AYZTT HATUN): Yakutlarda çocuklann k n n ı y i K u ruhu olarak bilinen. İnanışa göre. hamile kadın doğum arifeslndeyken. bazen de yanlışlıkla Tanrılar" denilen bu II llıl vatlıklar tarafından yaratılmıştır. "Ayıısıt" merasimi sırasında bir ka­ ilinin yüksek sesle gülmesi.

yolu üzerinde ateşli deniz olan (Cehennem) Şeytan. yaratan" anlamına gelen bu adlar. ona yakın söz olarak "aynası tutkun". bu ruhlann etkisiyle. ruhlann rahat bırakmayıp. ona eziyet edip hastalandınriar. Altay destanlann­ da. "Ayna Çer" (Aynalann Yeri) olarak adlandınlır "Erlik". melek anlamlı bir sözcük Şorlann mitolojik ve geleneksel dinî görüşlerine göre. Abakan Tatarian ve Altay halk biliminde. şaman görevlen­ dirilir ve onlann yanına yollanır. çocuk çalması çok yaygın inançlardan­ dır. sözü var) iradesini edil­ gen cümle hesap etmesi. Donidzen. Hastanın İyileşmesi İçin. İnanışa göre. şer güç­ lerle mücadeleyi anlatan eski görüşlere bağlıdır. kendi yerinden çıkıp insanlann arasına gelmez. kendi yerine bu aynalan gönderir. gerçekten de eski görüşlerin İzi olarak sa­ yılabilir. Türk halklarından Uyranhay. hikaye ve metinler geniş yer nıtmaktadır. şaman merasimi başlamadığı sü7S . onlar da İnsanlann ruhunu çalıp. "Ayna Han" adını taşır.AYNA Araştırmacılara göre. "Ayna­ lar". "Ayna"nın. şaman olma arifesinde göze görünme­ den gelirler. "Ayıısıt" adı. aslında "Yaratılışın başlangıcı ve "yaratıcı başlangıç" anlamına gelen. onun ruhunu mahvederler ve böylece kendisini de ortadan kaldırmış olurlar. Çalınmış olan ço­ cuklar. AYNA (1): Farklı Türkçelerde. "Aynalar. Altayiardaki. mitolojik görüşlerde. gece yansı uyanıp kendine gelemeyen. yani şer güçleri. Q. Yeraltı dünyası. İnanışa göre. Her ikisi de "Yaratıcı. Sözün Azerbaycan Türkçeslndeki "ahval" anlamı da "Ay­ na" nın anlamsal ağdan geçirdiği değişimin sonucu olup. birbirine zıt iki anlamı. "Aynayla ilgili destan. "Ayıı" sözcüğünün köküne dayanır. "D'ayug" (Yayuçi) adıyla aynı köktendir. Veya ruhu yiyip. sahibini öldürürler. Hakaslarda. Vergi verme anını yaşayan. "Ayna"nın ruhu her zaman başka yerdedir. olduğu yerde yıkılıp ölü gibi kalan insan. dn ve Şeytan'ı ve hayır sever variıklan tem­ sil eden. götürerek. Hakasçadaki "aynam tutca" (Azerbaycan Türkçesinde. "Eriİk"in yeraltındaki saltanatında yaşayan kötü ruhlatdır. verdiği azaptan. Tann'nın yardımıyla.

Bu dildeki l a l M I Ayna" ifadesi d e "iblis" demektir. Burada da "Ayna-Adna" sözcü­ ğünün ruhlar Alemiyle ilişkisi ortaya çıkmaktadır. Hakaslar dilindeki " d n . "Eyn" sözcüğü de hiç kuşkusuz.iliv. ruh. "Ettuhfet-üz Zekiyye" abidesinde bu söz. dede-baba ruhlannın yad olduğu Cuma günlerine. Hakasça.1. Batı Sibirya Tataıİannın dilinde. "Cuma akşamı" anlamında "Kesayne kin" ve "Cuma" anlamında " Ayne kin" sözlerinde de "Ayna'nın ataiann ruhlanyta bağlılığı açıkça görülür. ayna görkli-Ayna güni okuyanda. Dede Korkut Kitabının Dresden nüshasındaki. ruh" anla­ mında kullanılan. Böylece "Ayna"lar vergi verilme • «(ayıyla da İlgilidirler. lürk dilinin kurailanna bakıldığında. Tobol Tatarlan dilinde " d n ve peri". "yeraltı saltanatının hakimi. Bumda. Azerbay' mm bazı yörelerinde. Bu sözcükle Rus halk bili11 ılı w Irki efsanevî Koşşeye benzer bir motif düşünülür. "yeraltı saltanatı hakim" anlamında kullanılan "Erlik Ayna" ı / H i K ' d e rastlanır. "Cuma Günü" anlamındaki "Ayne" şeklinde kullanılmıştır. Eski Ugorca'da. Altay.ı m <lillerinde ise "Abaası" sözcükleriyle İfade edilmiştir. Millere göre bu söz. gösteriIm . Hakas ve Şor dillerine alt lehçelerde kullanıl­ ın . şeytan" anlamı bugün de I • M i l i ı' İli IŞtllI. > I Millerin 18. bu sözcüğün "Adna" versiyonu karşımıza çıkıyor. Karaimlerde de haftanın günlerine verilen adlar arasında.» iblis" anlamına gelen "Hara Ayna" deyimi vardır. V Radlov Sözlüğünde. yürek . Ad79 . "can. Tomsk Taı llt»imin dilinde "yek ve cet". "Sagışgününde. "Ayna"nın. ilk mitolojik anlamı korunmuştur. Türk halklannın dilinde "can.AYNA ıv* t İni ruhlardan kurtulamazdı.ııılamda. Batı Sibirya Türk lehçelerJndl "korkutucu ruh ve şeytan" anlamlannda kullanıldığı yer alır.m lUşkurt ve Kuznetsk Tataıİannın dilinde "Şeytan". yüzyılda. "Ayna" sözcüğü­ nün M-ssel bir versiyonudur. "şeytan" anlamına ge­ len. "Ayna"nın. cin • İMK" anlamlan taşKİıgını yazmıştır. Halk arasında. kutbe görkll" metninde de "AyI M " sözcüğünün. Şeytan.il" anlamında kullanılan bu sözün. d-y ses paralelliği sonucun­ da. ı . "Adna günleri" derler. Baü^ibirya Türk lehçelerinden topla­ dığı metinlerde. Türk halklanndan olan.

yanında ayna 80 . ölülerin ruhlan. şaşıp kalmak" anlamında kullanılan "Aynıh" sözü de aynı kökten gelmektedir. görünmezler dünya­ sının gözle görünmeyen varlıklannı ölümlülerin görünen dünyasının Insanlanna gösterir. "Ayna" veya "Adna"dan. sadece. Bazı geleneklerde ise ayna. Yakut şaman lan bazen aynaya bakarak gelecekten haberler verirlerdi. Pirlerin. Bu. "Adna" adryla bağlılığı. bağımsız bir şekilde AzlzJenme'de kullanılan diğer örnekler de mevcuttur. "karışmak. Aynca acıklı demonlann gerçek yüzlerinin aynada görüldüğüne İnanılırdı. Azerbaycan halk İnanışına göre. Onun için de Mİşariarda. bu dünya ile öbür dünya arasındaki sının sembolize eder. Ayna genellikle karanlık dünya güçleriyle İlintili düşünülmüş. lehçe farklılığıyla ilgilidir. ruhlar alemine açılan pencereyi sembolize eder. Bir Türk lehçesinde "Ayna" olarak kullanılan sözcük. haftanın beşind günü ise "Atna kün" olarak adlandınlır. hangi­ sinin daha eski olduğu sorusu da çok önem arz etmiyor. Bu Türk lehçelerindeki. haftanın dördüncü günü. Moğollarda yeraltı saltanatı hakimi sayılan "Erlik". isteyen herkes kamlığı taklit edebilir ancak ayna sadece şamanda olabilir. Anlam açısından "Ayna'yla bağlantılı olup. kadın adı olarak kul­ lanılan "Ayna" adı da "melek. aydaki resminde kendi ruhunu görürdü. Azerbaycan ve diğer Türk lehçelerinde.AYNA na günü İle ilgili birçok dinî İnanış ve görüş vardır. onun aracılı­ ğıyla. AYNA (2): Şiirsel mitolojik düşüncede. kendi evlerine uğramaya gelirler. Bu sözcüğün versiyonlanndan. "Atna kıç" veya "Kçi Atna" (küçük adna). Hakaslara göre. bir ev­ de aynanın kırılması hayra yorulmamış ve o evden birinin başına bir iş geleceğine inanılmıştır. başka bir yerde "Adna" olarak seslendiril­ miştir. O. aynanın marjinal karakterli olmasından kaynaklanır. Ayrıca Kumandin dilinde. Eski inanışlara göre İnsan. "Ayna'nın ruhlar ve atalar dünyasıyla bağlı­ lığının aynısıdır. o günün akşamı hava karar­ dığında. Aynayla merasim yapan şaman. huri" anlamlı "Ayna" sözcüğünden türemiştir. koruyucu ruhlarla İlişkiye girebilir.

yerde veya yeraltın­ da yaşayan korkutucu ve kötülük verid bir ruhtur. Bir Kırgız destanında devin elinden kaçan Mı kız. Aı. Kurban Bayramında bir insan yattığı zaman yanına ayna « MI koyarsa rüyasında bahtını görebileceğine inanırlardı. Anadolu'da 20. "lanet şeytana. de­ lin merasimlerinde mezara tersinden bir ayna koyarlardı.AZA /•İnildi ve bu aynada İnsanlann girdikleri tüm günahlan görürdü.uılık çöktükten sonra öbür dünya güçlerinin faaliyetlerinin artüftıiM inanıldığı için deTüık halk İnanışlannda. yeraltı dünyasıyla bu dünyayı birbirin­ den ayıran sınırdır. Kazan Tatarlan. Bu dağlan sadece "Simurg" atabilir. ı..u. Deniz. Dünyayı gösteren ve olaylann gizil içeriğini aktaran o ayna­ yı elde etmek İçin aynı yoldaki ulu a ğ a a n az ilerisinde yaşayan ve "Simurg"un yavrulannı yiyen ejderhayı öldürmek gerekir. Onlardan ba­ zıları hatta aynalannın gökten geldiğine ve her türlü belânın onlann hükmü altında olduğuna inanırlardı. olaylar ve nesut'lcrin gizil. Kızı şamanlar.u/ olarak kabul edilmiştir. yüzyılın ortalanna kadar. hikayelerdeki tiksindirme olayının ayna karşısında rt«-ı s rklcşmeslni de mitolojik görüşlerle İlgili düşünüyorlar.»stırmacılar. Türk halklannın sihirli hikâyelerinde. Ahıska lurkleri. Sibirya ve Kazan Tatariannın dilinde. Tuva Türkçesind e . firtına koptuğu 81 . Anadolu inik hikâyelerinde ayna. öbür dünyada doruğu gökvı ı/üne dokunan iki dağ arasındaki sandıkta bulunan ve bütün dün­ yayı gösteren bir aynadan bahsedilir. Orta As­ ya şamanlan da ruhi an çağırmak istedikleri zaman su dolu cam ve­ ya aynaya bakarlardı. sihirli içeriğinden haber verdiği İnananı aktarıyor. elindeki aynayı arkasına atarak devle arasında bir denizin Oluşmasını sağlıyor. anormal aynalanyla ünlenmişlerdir. geceleyin aynaya bak­ mak m'ur. yeraltındaki karanlık mekanlarda yaşayan varlıklara verilen genel ad. lanete gelesin ve lanet olsun" anlamlannda kul­ lanılan. "Aza alzın" deyimi vardır. öbür dünya güçlerinden kurtulmak için kullanılan sihirli bir araçtır. Türklerin aynayla ilgili çok sayıda inançlan onun. "Aza". AZA: Sibirya Türkleri arasında yaygın olan inanışa göre.

Mo­ ğol dillerinde ve bir grup Sibirya Türkçelerinde kötü ruh ve Şeytan anlamlanndaki az. şeytanlan insanlann üzerlerine göndererek. Eski Türkçe'de. "Albıs" kadar korkutucu olan ruhlar. "Aza"lar. ada sözcükleriyle birlikte. Kumandinlerin geleneksel görüşlerinde. Kırgız dilinde. insan bedenine nuruz ederek. Bu sözcük Oyrot Türk dilinde da on üç korkutucu ruhun adını bildirir. Tuvalılann görüşlerinde. aynı anlamı içeren "Aza" sözcüğü de kullanılmaktadır. "Aza-şul-bus" ve "Aza-hortan" şekillerinde rastlanabilir. Insanlan öldürebilir. İn­ sanlar tüm bu azaplardan ancak kurban vererek kurtulabilirler.AZA zaman. İnanışlara göre "Aza" ruhlan. Sibirya'daki. "Aza" şeklinde işlenmiştir. dn ve şeytan anlamına gelir). şamanlann bir kısmının soyu da kötü "Aza" ruhlanndan gelir. V. bu sözcüğü Arap kökenli saymıştır. Radlov. Yeni Mogolca'daki karşılığı "ada"dır. Altay. çeşitli zararlar verebilen. onlara her türlü eziyet ve azap verirler. Moğol dilindeki aynı anlama gelen "ad" ve "ada" şe­ killerinden meydana geldiği fikrini ileri sürmüştür. "Aza" sözcüğü. yeni doğmuş çocuklann ruhlann çalıp götürmek isteyen ve May-ene (Umay Ana) ile savaşan kötülük verid ruh anlamını korumuştur. Yudahln. "Aza-buk" (buradaki "buk". "Aza" denilen varlıklardır. Hakas ve Tuvalarda da kullanılan bu sözcük. Türkçe'deki uyum kurallan sonucunda. K. "aza kuptı" (Aza koptu) derler. Tuva Türkçesinde "Aza" anlamı. Şa­ manlann görevleri ise bu şeytanlan yenmek ve "Aza"lar için hayvan kurban ederek onlann verecekleri zararian azaltmaktır. "Çertegri-aza" ve "Şorat-aza" adlaS2 . bununla bağlı olarak. korkutucu ruh. matem ve yas tutma anlamına gelen. Bu sözcüğün. sa­ d e c e şamanlann görebildiği ve sadece onlann savaşabildiği. "Azalarla olan savaşlannda on lan yenerek. ruhu çalınmış insanın ruhunu geri getirip yerine koymak İçin uğraşırlar. Tuva şaman mitolojisinde. kötü güç. Geleneksel görüşlere göre. belâ ve felaket anlamlannı bildiren. Şamanlar. karanlık güçlerle bağlı olup. şeytanî anlam ifade eden. d-z ses farkryla. "Aza" sözcüğünün. atlara zarar veren. bedbahtlık. "Aza"nın "Ada" şekil de ortaya çıkmıştır.

iıı > imanlar sayılır.11 bile* yasamaktadır. Sonuç olarak. Bu . ta­ lihlerine boyun eğerek. uzak bir yerde. h r v . •gökyüzü" anlamına gelmesi ve çoğul ı . Azeri sözü hakkında yazdığı yazısında da bu met­ nin o/etine gönderme yapmaktadır. Soylan bu "Azariar"dan gelen şamanlar. bir Tibet n metninde korunmuştur. yeni dünyanın yapısının yaratılma zamanı gel­ diğinde. aşari ve Azeri adı. lekk-rin birbirine seslendiği en eski sözcük olarak ortaya çjkmaki" in K. Bunun sonucunda.111nı bir çoğunun da kökenine aydınlık getirebilen. Bu zamaıxla. Asanlar. Tuva şamanlaI I M I M inanışına göre. Bu metinde azar. Asanlar arasında karışıklık hâlâ sürmektedir. "Azarlar" şeklinde. İlahlar" anlamına gelmesi. O zaman.AZAR iı il ı M ıh vardır. her ikisinin de adında taşıtlıflı a/a' I »ecesi. savaşlar ve başka günahlan yüzünden. eski mekanlannı terk etmek zorunda kalırlaı. Asanlar dağılır ve onlann yıkıntılan üzerin­ de yedi yeni kat ve padişahlık kurulur. ayrıca. tekrar şiddetli çatışmalar başlar. Asan tannlannın egemenliğinde yaşamaya başlarlar. gökyüzünün kattan arasında "Azarlar" ılı nilı-n nıhlann ve meleklerin yaşadığı bir kat vardır. asar. yukan dünyadan kaçak düşen tannlann sayısı artmaya başlar. Mitolojiye göre. Bu şeytanî varlıkların.. Ancak. eski meleklik özel­ liklerini yavaş yavaş yitirirler. Kurban. Onlann büyük bir bölümü. en M. Uzun zaman dört bir yanı gezdikten sonra. genişçe bir arazi­ ye karanlık çöker ve karışıklık olur. taşıdığı mitolojik anlamla da bir bütün oluşturur. Dada Tann'dan yaratılan meleklerin de birçok yenilgileri olur ve sonunda. Asan tannlannın eski n ı< kanı olan gökyüzünde büyük bir kavga çıkar ve bu kavga savaşa dönüşür. A/aı'ın mitolojik sözcükler kümesine dahil olduğunu gösterir. m. daha sonralan da yedi altın dağın başına 83 .«lın gökyüzüne bağlı kutsallığını ifade eden İçeriği. önceleri Sümer Dağı'nın dört basamağına. "Azartar" adını taşryan bir n . şiddetli bir kasırga kopar. gökyüzünde. "melekler. Türk IMII• 1.ak. ı V""anizmine göre. A/AK: luva Türkçeslnde. Uzun yıllar geçer ve Asan göçmenle­ rinden üç ve otuz tannnın devleti kurulur ve Sümer Dağı'nın geniş tepesine yerleşirler.

Cennette karışıklık daha da artar. dünya sisteminin orta sütununda ahali yerleş­ miş olur. Son Çarşamba. AZAR BEZAR: Azerbaycan Türkçesinde. Sümer Dağı ve çevresindeki çöllerde kimse yaşamadığın­ dan kaçak tannlar oralara yerleşip. Erlik Han'ın kendi vahşiliğiyle seçtiği İki kara kö­ peğinin adı" anlamında "kazar-pazar". Şeytanî tabiatlı ruhlann adlannın sonradan hastalık anlamında kullanılması. Çuvaş dilinde "kötülük verid güç. Tatar dili lehçesinde "eser-meser". Bu za­ manlar. hastalık!ann kişileştirilmesi de demonolojik sistemin başlıca kaynaklanndan birini teşkil etmiştir. bu insanlardan biri. Azerbaycan Türkçesinde el değmemiş şekliyle kalması. güneş gibi ışık saçabilir ve istedikleri her yere gidebilirlerdi. a a " anlamında kullanıldığını gösterir. "azara tutulmak" ve kötü ruhlann insan canını ele geçirmesine bağlarlar. "Azanm-bezanm. insanlar kendi meleksi yönlerini koruyorlardı. Bir gün. mitolojik dünya görüşünün bir sonucudur. "her nevi hastalık" anla­ mına gelir. tüm evlerin önünde ateş yakılır ve herkes ateşin üstünden atlayarak. herhangi şekilde bir hastalanmayı. Onlar. ona açıklık getirmek isteyen araştırmacı lan diğer Türk dille­ rine ve özellikle de Ural-Altay dilindeki metinlere baş vurmak zo­ nanda bırakmıştır. İlk zamanlarda. Ancak mitolojik kay­ naklı bu iradenin. dökül bu ateşin üstüne" der. şeytanî ruhlann adlannın. gökteki yerlerin­ den aşağı düşe düşe sonunda toprakta yaşamaya başlarlar. "asar-piser".AZAR BEZAR toplanırlar. Çünkü eski görüşler. yer küresinin ilk sakinlerini oluş­ tururlar. kötü nah" anlamına gelen. Ağızlarda ise "ezer-kezer" 84 . Buradaki "Azar-bezar". İnsanlar kendi meleksi doğalannı tamamryla yiti­ rirler. Aşariler. Kırgız ve Karakalpak Türkçesinde "azar-bezar" ve Altay dilinde "yeraltı dünyasının sahibi. Diğerleri de onun yaptığı­ nın aynısı yapınca. toprağın getirdiği bal gibi lezzetli olan bir meyveden tadar. Azar-Bezar. havaya yükselebilir. sonradan "her tür­ lü ağn. Eski düşünce­ de. Böylece.

Fars dilindeki. insanı azdınp uçuruma. onun A/rıİMycan dilinde kazandığı anlamlardır. her İki söz de kaynağını Hlnt-lran mitor »(İsindeki Asura-Ahuru ve Mizre-Mİtra Tann adlanndan alır. I una eski çağlarla ait bu motifin. onlara en yakın kişiler şeklinde görülür. araşörmacılann son görüşüne göre. hangi istemden ötekine geçtiği hakkında bir fikir vermiyor. Ancak İnsanlara. Çünkü.AZIKTI ıtV-Yiınk'tiiKİen de görüldüğü gibi. I I I H . Adının anlamı da bununla bağlıdır.ululır. En çok güneyde yaşayan Kırgızlar arasında yayılmış olan "Azrtkf.gı-niş yer edinen ve birbiriyle sıkr bağı bulunan iki değişik moillln .u. Gerçekten de Iran mitolojisinden farklı olarak. Bununla birlikte. Sözün İkind kısmı olan "bezar"ın. geleneksel demonolojik görüşlere göre. Tuvalılann sözel dillerinde gökyüzü" anlamında kullanılan "azar" sözcüğünden farklı bir yol l/İrmektedir. Türk dillerindeki "Azar-Bezar" ve onun versiyonlanı m t Iran mitolojisiyle hiçbir bağlılığ yoktur. Hint mitolojisiyle ilişkisi hakkın< la da görüşler vardır.u ıl. kılıktan kılığa girebilir. Araşnım. "biıı 't Un -ılınmış olduğuna dair görüşün. dağa veya ça­ ya götürerek ölüme sürükler. kötülük veri­ ci güçler gibi ortaya gkar. Yani. hastalık anlamında kullanılan bu sözcük. Türk ve Moğol mitolojisinde geniş yer tutan. Asar (A/ar Kazar) ve Pasar (Pazar-Bizer-Bezer) motifleriyle İlgili bilimsel nıHinlerdeki fikirlere göre. bu bağlamda. Bu şekilde kılıktan kılığa giren "Azıtkı". Türk mitoloji düşüncesinde kerv . Çağdaş Azerbaycan Türkçesinde. AZIKTI: Kırgızlann ve Özbeklerin Müslümanlığa kadarkl İnanışlannda yer tutan şeytanî tabiatlı bir varlık. onun I ürklerden Hint-Arilere mi yoksa onlardan mı Türklere geçtiği hak­ kında elde bir veri yoktur. 85 . hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. bu mitolojik sistemlerin her İkisinde de Azar ve Bezar. lUı deyimin ilk kısmı olan "Azar". <prnellikle. Ancak şimdiki bilgiler bu motifin. "Azar-Bezar"dakl "Bezar"ın taşıdığı anlamlar. Urai-Altay ve Hint-İran mitolojileri arasın­ la ilişkinin bir izini görürler. en eski zamanlarda birbiriyle sıkı ilişki İçinde olan iki mitolojik varlığın adı olmuştur.

AZMİÇ "Azıtkı" sözcüğünün anlamı. Radlov. Türk dillerindeki t-d-s-z-y ses değişimlerini. mitolojik anlamına göre. O insan dönüp cevap verirse bu ruhun buyruğu altına gir­ miş olur. Bu durumda "Azmıç". "ayna" ile birlikte kullanıldığını yazar. az-aza sözcükleri kullanılır. azdırmak fiillerinin kökü olan "az" ile aynı kökten geliyor ve "azdıran" anlamını içerir. Türk hal klan nın ortak inançlanndan olan. Araştirmaalar.) motifi arasında da yakınlık görürler. Hal Anası v. Araştırmaalar. "yol azdıran" şeklinde anlamlanır. 86 . şer ruh ve şeytan anlamında. dn ve şeytan anlamına gelen. V. "Azmıç"ın adı.b. bir kural gibi kabul ederek. insanlarla düşmanlık içinde olan bir varlık­ tır. AZMİÇ: Karaçay-Balkanlann demonoloji görüşlerinde karşılaşı­ lan şeytanî bir ruh. as­ lında kötü ruhla bağlı. Tora ve diğer Türk topluluklannın dilinde. azmak. Diğer şeytanî varlıklar gibi onun da belli bir gö­ rüntüsü yoktur. onlan tanıyan birinin sesiyle çağınr. Sibirya'da yaşayan Altay. "az" köküyle bağlantılı olup. aynca Moğol dillerinde kötülük verid ruh. "Azmıç" bu insanlan. Halk inanışlanna göre bu şeytanî ruhun kurbanı. "Albastı" (Al. bir şeytan olup. Miller. kayadan aşağı atar. insanlan azdıran "Azıtkfnın adının. Tuva. Moğol dillerindeki aynı anlamda kullanılan ad ve ada sözlerinden ortaya çıktığını savunur. "ayna" sözünün de aslında "ad-az"dan türediğini mümkün saymaktadırlar. "aza" söz­ cüğünün. "az" kökünden geldiğini düşünmek müm­ kündür. tek başına yola çıkan insanlardır. Q. bu sözün "asa" şek­ liyle Kangrat lehçesinde. Böylece. "Azıtkı" motifiyle. "Azmıç". bu insanı alıp.

O.u. Kutsal bilinip. ağır adlardan sayılırdı ve sadece. Bazı edebî metinlerde. çocukiann koruyucusu olan Z ayaçı da ""Bayana" adı­ nı taşırdı. Potanin'e göre. Ayn dillerde onun tam karşılığı yoktur. Aslında Altaylann kendileri de onlar hakkında belirgin bir fikre sahip değillerdir. "Baay Bayanay" adı. BABA: Türk halklannın geleneksel dünya görüşünde. dua ederek ondan. bir yaşlı görü­ nümündedir. hayanay". lUıy Bayanay". Q. ruh hayatı (mâna âlemi) ile bağı olan evliya. onlann aynı varlık olma olasılığı da yok de­ ğildir. "Bayarvay'a verilen adın özü idi. 87 . Kıy Bayana" şeklinde gösterilen bu ruhun adı. orman ruhu olarak bilinen Tıa Bayanay". | d utların inanışına göre. lUny Bayanay". tan çok sayıda çizgiler vardır. "Bayanay" denilen ruhi um sayısı yedidir. Yakutlann dilindeki. gösteremediklerine bağlıydı. Altaylarda. Yakutlann geleneksel görüşlerine göre. İnsanlar ateş . bu ruhlann en başında yer alır.1 ip. koruyucu ruh ve benzer varlıklann adlannda işlenen bir tamamlayıadır. "Baay Bayanay". aviannın uğurlu geçmesini dilerler. avalann gözüne en çok hayvan kılığında görünuıdiı. bedeni beyaz tüylerle kaplı. diğeri İse su sahibi sayılan. avalann ve balıkalann koruyucu ruhlannın genel adıdır. Bu ruhlardan biri. ant İçildiği zaman onun adı söylenebilirdi.Ju ruhlardan biri olduğu için. "Baay Bayanay'la Zayaçı'nın ikisine de ait . bir orman ruhudur. "Uu Bayanay'dır. en ı.B HA AY HA YANAY: Yakutlarda koruyucu ruhlara verilen adlardan biri. Bu bakımdan. Avalan korur. Avın uğurlu geçip geçmeyeceği de isteğine ve İnsanlann • ma saygı gösterip.

"Babay-Papay"in adı da mitolo­ jik motif olarak. nine ve benzeri sözcüklerle birlikte. ancak ço­ cuklara anlatılan bu fantastik varlık. Eski Türkçe'de. San Baba. İskit mitolojisindeki Gök Tanrısı. "Babani" şeklinde. çocuk. XX . tarihin derinliklerinden gelir ve tarihî kutsal törenlere bağlı inanışlann izlerini yaşatır. Araştırmacılara göre. türbeler ve mezariann ad lan nda kullanılır. "Babay" şekli ise Kuzey Rusların demonolojik görüşlerde. zamanında kalkmazsa. soy büyüğünün ve ulusun ak sakallılannın ruhuna tapmanın bir iradesidir. Rüzgâr Baba. Baba sözcüğünün dağ kültüyle bağlı anlamı. Buradaki eski ocaklann türbe ve pirlerin taşıdığı Gngir Baba. geleneksel görüşlere uygun olarak uyduru­ lan hayalî bir motifin adıdır. küçük çocuklan korkutmak İçin. Baba Dağı. za­ man zaman hatta çocuk masal lan nda da rastlanır.BABA Burkut Baba. yükseklikten. Baba Kamber. kutsal sayılan motifler. eski ta­ rihe mal olmuş. "Baba" kısmına sık sık rastlanır. "Baba" içeriği. adlannda "baba" sözcüğü olan pirlerin bü­ yük bir çoğunluğu. Zengi Baba. ipe sapa gelmezse. çeşitli Türk dillerinde. Hazret Baba ve Şeyh Baba adlannda görüldüğü gibi ecdadın. Karaltı Baba. "Babay" motifine. Ancak tüm bu tip karakterlerde olduğu gibi. ata ruhuyla bağlı bir anlam İfade etmiştir. "Babay" hakkındaki bilgiler yeteri! ve açık değildir. davranış kurallanna uy­ mazsa. Ata. pirlerin ve ocaklann adlannda. şeyh. Ak Baba ve Atlı Baba gi­ bi adlar. Gerçekte olmayan. yaramazlık yaparsa. Ulu Ata anlamını koruyarak. anlamsal yapı ağsından "Baba" ile karşılaştınlabilir. Kırklar Baba. "Babay" şeklinde de kullanılmış olan kutsal IçerikJi bu sözcük. Bu da Dağ Ruhuna olan inançla bağlıdır. Urartu dilinde de geçmiştir. "Baba" sözcüğü de evliya gözüyle bakılan. Diri Baba. dede. Azerbaycan Türklerinin inanç sisteminde geniş yer tutan. Babagil. büyüklerin sözünü dinlemezse ve zamanında yatıp. Çiftçi Baba ve Rüzgar Baba gibi koruyucu ruhların ve mitolojik varlıkiann adlan nda rastla­ nır. dağ ve kayalardandır. gelip çocu­ ğu götürür ya da başka türlü bir zarar verir. pîr ve ocak adlan olan. Korkunç görünüşlü "Babay"ın mitolojik bir varlık olarak belirli işlevleri vardır.

Hint-Avrupa kaynaklı bir köke. Slavyan !• . M. "boh" ve "blg" şekillerinde rastianan vr ilk anlamı "bogat" sözcüğüyle ilişkilendirilerek. çok sayıda şekli de var. Türkçe'den gelir.ı I -. Sablr'ln. ı ıfneUikJe Türk halklannın Şamanizmle karışmış. "Bag" sözcüğünün geçirdiği anlamsal aynşma bakımından. "bog". "Bag" (Bay) köküne bağla­ nan çok sayıda mitolojik varlık. Türk dillerindeki. Tannalık inana­ nın İzini taşıyan. "Bahıa" sözleri de dikkat çekiddir. eski Şama­ nizm! n izini taşımaktadır. Bunu. "bay".>/. Slav dillerinde. "ded" ve UıU. "Bağıa" (Büyücü).. FasmerSözlüğüne göre. oı-. "beg" (bey) ve benzeri.. "Bag-maştu" şeklinde işlen11 »i'.. •. Blsüiıın'uıı eski adı "Bagastan" da yine bu kökten türemiştir. Mitolojik ağdan 11. nenem bag dokuyan" sözlerindeki "bağ do­ kuyan" da bu anlamda "Bag-Bag" anlamıyla ilişkili olup.ninni çoğunda. "boğ". "Bağı" (Bü­ yü). milattan önceki yüzyıllara ait Ön Asya yazılann<İa. uklcri kullanılır. geleneksel görüşlerde. (bak: Papay) AAt.lılıgını koruyan bu sözcük. Türk illilerinde. Slav veya Iran dilli bir kaynağa bağlanan bu sözıl I llnt-Avrupa hal klan nın daha önceki dönemlerde Türklerle te­ masla olmuş Doğu kanadındaki dillerinde rastlanır. şaman üstat. atalarını anmak istedikleri zaman. Urartu'da ise böyle bir İlâhî varlığın eşi de yine "Bag" sözcü­ sünden ortaya çkmış adla: "Bag-Bartu" şeklinde anılıyor. E.imlen biri olarak izah etmek mümkündür. Azerbaycan halkının ortaya çıkış zam "una dayanan Türk asıllı boylann ve soylann dilinde de kullanıl­ mıştır. Bag" sözcüğü. ruh ve doğal objelerin adlan mev< uttur.ki Ön Asya kaynaklan nda kaydedilen bir sözcük. I»llinen en ulu ilâhî varlığın adında. İlk dlnî-mltolojlk anlamından ne kadar uzaklaşsa da kutsallığa UıO.BAG Adımlan da anlaşıldığı gibi. Bilimsel edebiyatJardaki "Mag" (Maglya) 89 . Türk kaynaklı baIM lk* bağlantılıdır.111. "Hanblbİm falç. vurgusu ikinci heceye n "Baba" ve "Babay" sözcükleri. yalnız Slavyan dillerindeki Türı | .ını geçirip anlamsal olarak dallara ayn lan bu sözcümün.. "Babay" sözcüğü.. âşık anlamlı "Bag-çı" (Bagşı).ılr.

Şamanizmin izini yaşatan BAHİCJ. "Bahşı" sözü. yanlış olarak. Kazaklar ve Kırgızlardaki "Bahşı". Her açıdan şaman benzeri olan. Büyücü ve efsun okuyucusu olan "Bahşılar"ın. Bununla birlikte. başlıca işlevlerinden biri tabiplik90 . "Bahşı-Baksı" sözcüğüne rastlamak mümkündür. Moğolcadan alınma sayılır. "Mag" İle bir yuvaya giren. bahşılığın temsildsi ve Kazak-Kırgız bahşılannın pîri sayılan ulu bir varlıktır. Ebülgazl'nin Şecereyi Terakime adlı eserinde. müzisyen ve şairlere verilen ad olarak karşımıza çıkıyor. BAHSİ. onun gibi. büyük hayat tec­ rübesi ve sihir gücü olan şahıslara. Uygurca'da. (bak: Bay) BAHAR BAYRAMİ: (bak: Nevruz) Türk dillerinde. bugüne kadar da şaman kalmıştır. "Mog" (kahin. Sözcüğün Uygur metinlerinde "din adamı. Orta Asya uygariıklannda bu anlayış. halk hekimlerine. eski çağlardaki "Bahşılar". Bu sözcüğün.BAHAR BAYRAMI anlayışının kökü de "Bag-Mag" temeline dayanır. rivayetlerin. destan ve hikâyelerin bilgid olarak geçiyor. BAKSI: anlayışlardan biri. kutsal din adamı veya dualarıyla hastalan iyileştiren bir hekimdi. "Uygur alfa­ besini bilen mirza" buna benzer anlamlan ise hiç şüphesiz daha sonraki dönemlere aittir. kopuz­ la efsunlar okuyan "Bahşı". çalgıa" anlamlan da onun İlk anlamryla ilgilidir. gerçekte de ruhlarla ilişki içinde olan. Maniheylerin Piş­ manlık Duasında. Kazak ve Kırgız efsanelerinde Dede Korkut. Ulu Tann anlamlı "Bayat" sözcüğünün (Bay-at) te­ meline dayanır. Teonimin sonraki sessel şekli olan "Bay". Türk di­ linde çok sayıda türemesi olan bu sözcük. İslam'ın kabulünden önce bir şaman tipi olan Orta Asya bahşişi. bilgiç. daha sonralan şaman statüsünden uzaklaştı. rala ve hekim anlamında. bü­ yücü. din adamı. rahip": Budist metinlerde "Budist rahibi". Türkmenlerdeki "koşmalar okuyan halk şairi" ve Buhara'da seyyahlar tarafından kaydedilmiş "halk şairi. aynı zamanda derin an­ lamsal kategorileşmeler geçirmiştir. Budizm'in kabulünden önce. büyü­ cü) sözcüğü bu açıdan bir istisna değildir.

Ya­ ni. son zalara kadar koruyorlardı. çalgıa v e «il h ı olarak görür. Şeytan'la İlişkide olduğuna da inanılırdı. I »iıler. '. "Ba!)uıname"ye bakılırsa. I I H I . Bu terapi >H<ll. müzisyen. ölü olduğu yerde bulunmaıııalan konusunda sert bir yasaklama vardır. Türkmenistan'da. Ancak şimdiki Türk11 M-ıı bahşılar. parçalandı. onun eski işlevini sürdürmeye devam ı . kararlaştırılmış kural ve yasalan olmadığı için. l u m I M I I I C I . Korkut efsanelerine göre. Araştırmalara göre. Fadime'dir. hekimle etsuncu. bahşılar ve sananaıını koruyan da yine O'dur. "Bahşılar". yazılı hül umleri. hem şair hem müzisyen. olu­ nu ıı ı K< nkut Ata'ya yakın durabilmesi de anlamlıdır.ıı IkıhvıUr "ın piri olan Korkut Ata'nın hastalan yah/artmadan tedaı • ıılglne dair rivayetlerin de temeli vardır. Bu sanat Hz. Hz. Örneğin. sonraki döiM-nık'iln geleneklerinde açık bir şekilde yer almaktadır. "Bahşılık Kiia|>çığı"na göre.ın giden müzisyenin kırmızı elbise giymesi şarttı. on lan sadece. I hekimdiler. kopuzlanyla. geniş serbest yaratıcılık olanaklanna sahip olan bahşılar. hem münecdm. hem d e hekimdiler. M | > I h. I ski Türk bahşılan da aynı zamanda. dedebaba ruhunda yetişen kimselerdir. Türkmen bahşılannın. Fadime'den kalmıştır. Bahşılann. Ltnograflann izlenimlerine göre bahşılar. hem efsuncu. {bak: Kam) K.tııiHİan bahseden birçok yazar. bu tablp-şaman İşlevini.ıhsılar"ın psikanallst işlevini yerine getirmeleri. Babür Şah zamanında Moğolla91 . genellikle kopuzdan bir ı«*«Lıvl araa olarak yararlanıp. "Bahşı" adı. "Bahşılar". Onlann irk İMşlanna yapakları görevler. şairle büyücü birbirinden ayn değildi. müzikle tedavi ve bunun gibi gelenekler. Türkmen bahşıl. M>ıı zamanlara kadar yaygındı. İslam'a kadarki inançlann taşıyıcılan olup. Onun için d e "Bahşılar" v e samanlara tabip İl nilmlştir. Müslüman terbiyesi görenler değil. geleneklere büyük bağlı­ lık gösterirlerdi. Halk yanında efsanevî bir şekle bürünen eski bahşılann kerametleri. sonradan dağılıp. kopuz çalındığı zaman. bu yasaklamanın nereden geldiği hakkında fikir sahibi i Irglller. evliyalar ve şeyhler arasında dağıtıldı. Çünkü şamanlar aynı < I I I I .livalardı. bu sanatın pîri.

"Bahşı" denilmesi. hastalann tedavisi İçin yaptıklan törenlerin adı da "Bak" kökünden gelen. Şamanizmle bağlantılı olduğunu ve sonralan da onun bir kolunu oluştur­ duğunu gösterir. şaman ve "Bahşı" adlanna verilen anlamlardan da görülür. gelecekten haber veren tüm varlıklara. Kı­ nkglara. Bahşılık. Eski Soktca'daki. Ulug Türk ve Reşideddin metinlerindeki "lrkıl Ata" motifleri de bazı araştırmalarda. korkulu kâbuslar gördükten sonra. Dede Korkut boylarından da anlaşıldığı gibi ozan. Kırgıziarda. Çağatay'ca söz­ lüklerde. Sinir yıpranması. "Bag" veya onun daha sonraki şekli olan "Behş" ile değil. bir çeşit görünmezler dünyasından haber veren "BahşTdır. Özbek samanlarının. "BahşTnın diğer anlamlarıyla birlikte. Bununla beraber "Bahşı" sö­ zünün. Bu veri çok ilgi çekidir. Ancak bu yorumu onaylayacak verilerin yeterli kadar olmaması onu hâla tartışmalı bir pozisyonda tutuyor. Uygur harfleriyle kaleme alınmış Oğuz efsanesi ndekl. Şamanlar.BASTIRIK nn kınkglara verdikleri bir ad olmuştur. Bu gibi iddialar. "Bahşılar"la bir tu­ tulmadığı yazılır. Osmanlı ve Azerbaycan topraklannda ne halk dilinde ne de edebî dilde yerleşebilmişör. vergiyle olurdu. ortaya atılan fikirlerden biri de sözcüğün "Kör Şaman" şeklinde­ ki yorumudur. "Bahşı" denilirdi. olaylan bir bütün olarak görme­ menin bir sonucudur. verginin İşaretleri arasında sayılır. kınkglıgın. yaşlı bir bahıa olarak görülür. tabip. Bu adın "Bakmak" köküyle bağlı olması olasılığı da yok değil. Türk halklannda. aynı zamanda hekimdiler. eski anlamla­ rıyla. vücudunda halsizlik 92 . yürek burkulmalan ve yüzün gülmemesi gibi haller. insanın. "Bakım"dır. Bu. eski Türkçe"deki "Bag-Bağ" ile bağlılığı daha inandınadır. en eski evrelerde. hekim ve cer­ rah anlamlan da görülmektedir. Bazı araştırmalarda ise genellikle şamanlann. Araştırmacılara göre bu anlayış. (bale Bag) BASTIRIK: Karaçay-Balkanlann geleneksel demonolojik görüşlerin­ de var olan şeytanî bir ruh. "Bahşı" sözcüğünün açıklamasıyla ilgili yazılan bilimsel metinler­ de.

w ak gücü olmaz. kutsal yüzlü ve yasak edilmiş içeriği bildiren. "Bayan"dan daha çok. mitolojik objelerin ve variıkı. Aynca altında dağ ruhuna 11 ıı Um kesilen kutsal "Bay Kayınk" gibi ağaç adlannda da "Bay" kıs­ mı kutsallığı irade eder. kökleri ise Erlik Han'ın yeıaliı saltanatına kadar uzanan ve adına "Bay Terek" denilen mitolo|lk dünya ağaanın adında da mevcuttur. "Bay" kökünden gelen "Baytala". varlıklı. Ülgen ve onun oğullan gibi. MAY: lürk etnik-kültürd geleneğinde. bazen kedi. Dağlık Altay veTuva'dakl ulu baş­ langıç olarak bilinen. hakim-şaman İşlevlerine olduk­ la yakın olan motifin adı. "Bay lunkiiı" ve "Bay Kuş" adlannda da vardır. uzağı gören ve gelecekten haber en "DuburvBuyan" adı. • IMH'SI. İlginçtir ki Kumuklarda da ev sahibine." Bastı nk" denilir. Bay-tag" ve "Bay-goo" gibi adlarda da kendini gösterir. zengin ağa anlamındaki. soy a ğ a a anlamına gelir. Yaşlıların söylediklerine göre. Eski Moğol metinlerinde.ııeİHİir. en ulu ilâhî arlıkların ve en güçlü şaman ruhlannın adlarıyla birlikte yer alır. "Bastınk"ta İnsan ne olduğunu anlar ama yerinden kıpırday. "Bayındır" olarak geçiyor. efsunla­ mak ve büyülemek anlamına gelen "Bay-Bag" köküne yakındır. "Basünk"ın belli bir görüntüsü soktur. Ü. "Bay" sözcüğü. N. şaman ruhunun yardımcısına verilen bir addı. Altaylarda "Bay Ağaç". Örneğin.1 I* ıstınk" denilen bir şeytanî gücün etkisiyle bağlantılı göıtlluıdü. Bu sözcük şaman dualannda yer alan. Korsun dediği gibi. Kıy" kökünün kutsallık içerdiği. Melioranskİ'nin söylediği anlamda zengin. Kıy" sözcüğü. AltaySayan halkları arasında yapılan saman törenlerinde. kutsal dağlara ve göllere verilen "Bay-tuu". bazen de diğer canlılann kılığı­ na y. Aziz günler sayılan ve Uı/ı yasaklara uyulması gereken günlere de "baylu gün" ve "bay gun" denilmiştir. anlamlı "Bay" dan veya F.»dlannda kutsallık içeriğini bildiren bir kısım. 93 . varlık­ lı. MKvıllıkla ilişkiyi irade eder. P. "Bay" köküne dayanan.BAY uyanıkken ağzının burnunu kuruyup vücudunun hissizı .ııın . Dede Korkut Kitabında "işlevleri.Baskakov'un söylediği gibi. başı göklere değen. bazen İnsan.

hem Türk. bilimsel olmayan tedavi). efsuncu ve büyücü) ve Rus metinlerindeki "Bait" (efsunlamak. büyücü. hem de Moğol halklannda "Boyan". "Bayalink. bahıa. Eski Rus dilinde. eski Slav­ lar. "Bay Atlas" (büyücü. göze görünmez ilâhî güçlerin taşıdıklan dinîkutsal içerikli söz gibi. "Bayan" adında ruhlara rastlanabilir. efsun. geleceği bilen. bayram ve ben­ zeri anlayışlarla bağlılık içindeler. fala. "Baylu" sözü. Bu anla­ yış. Igor Alayı Destanı'nda. Hıristiyanlık'tan önceki görüşlere. büyü. gelecekten haber veren ve uzağı görebilen şarkıcı anlamında. Bu motif hem Slav. efsuncu. Bay. geleceği gören. "Boyan" adında da açık bir şekilde görülür. " b a ğ a " sözü. Aynı ad "Boyan". hem Eski Slavyanca'da. şölen. efsun. Teleutiann dilinde. Örneğin. Danyal Peygamber'in Kitabında büyücü. mitolojik şartocı gibi tanıtı­ lan. saygıyla andı klan Av Koruyucusu'na. alsıma düşürmek. fala bakmak ve tedavi etmek). "bayıbayıg" sözü. "Bayan". büyü anlamına gelir. dokunulmaz. kutsal ve yasak d a n anlamına gelir. tılsıma düşürmek. bilgiç anlamında karşımıza qkmaktadır. "Bayatİ" (büyülemek. "Bu­ yan" ve "Poyan" gibi kişi adlarıyla korunmuştur. ata ve koruyucu anlamında yo­ rumlanması İse dddl verilere gereksinim duyar.BAY "Bay" kökü. "Bayçomard" adı verirler. 94 . Bu ad yine "Bay" kökünden gelir. hem da Sırp-Hırvatça'da kullanılan. bayan" (fala bakan. Karaçay-Balkaıiarda. Onlar. Altaylarda. tüm anlamlarıyla bir arada kullanmalandır. ise şeytanî ruhun adı "Bayça"dır. Örneğin. Dikkati çeken bir konu da Slavlann bu sözcüğü neredeyse. ef­ sunlamak. as­ lında kutsallık bildiren "Bay/Bag" sözüyle aynı kökten gelirler. anlamında kullanılır. Değişken tabiatlı olup. Anadolu Türkçesin­ d e . Çağatayca'da. özellikle de Şamanizme bağlı düşünülen bu varlığın adını. dua ve bunlann aracılığıyla da kurban. efsuncu. eski Türklerden veya Bulgarlardan almışlardır. anlam itibariyle şaman İşlevleri. Tuva'nın güneyindeki kutsal bilinen Bayan-Tandı dağ silsileleri­ nin adında da vardır ve kutsallık İrade eder. sihir. bahıa ve halk hekimi). Bu adın kökü de sahipliği anlatan "Bay "dan gelmektedir. Araştirmaalar tarafından bu sözün. Hakasçadakl "pay" sözü ve Türk dilindeki "bayram" sözü. Zadonşina Destanı'nda. pay ve may kökü.

Kumandinler. hatta "Umay"ın adına bile. ilahe anlamı İfade «•(mistir. "Ulu Tannnın Adı" anlamına geldiğini de kaydetmiştir. "Rebb" sözcüklerinin yanı sıra. İdi. "Bayana" adının diğer paraleli olan. Bu sözcük. bu sözcüğün. yüzyıla alt atasözleri ve deyimler topluluğü'ndakl. Ulu semavî ruhlardandır. Y. Altaylarda. "Ba­ yat yumından baymışlar" deyiminde de bu söze rastlanır. ~ Bayana. Kaşgarî. 95 . yaşlılann ve yeni dünyaya gelen çocukJann koruyucu ruhunun adı. Teleutfaıda. Tayana Umay" olarak ek­ lenmiştir. hayırsever luhLvdan birinin adıdır. "Bayana" adının. bu halklann görüşlerinde hiçbir zaman kötü ruhlar için kullanılmamıştır. argo dilinde. soyun koruyucu ıvıhlannı adlandınr. Bu tuh şaman resimlerinde sembolik olarak. Bu ruhlardan bazılannın kendi isimleri de vardır. şimşek çaktıran ve dolu yağdıran ruhun adı. T o t o y Payana"dır. onlan saf gök ruh lan arasına dahil ederler. Örneğin. Balasagunlu. bulut şeklinde çizilir. "Bayat Tann" İradesini de kullanmıştır.Pay ana" sözü bazen. Teleutiarda da geniş bir şekilde yayılarak. "Kutadgu Bilig" adlı eserinde Tann. T a y a n a " şekli de Al­ taylarda.Payana" diye adlandın lan bu ruhlar silsilesine dahil olmuştur. "15. Eski Umay ilahesinin taşıdığı 'May Ene" adının tahrife uğramış şekli olduğunu düşünmek de mümkündür. Oğuz lx>ylanndan birinin adı olduğunu yazmakla beraber. "Ene-Yayaç" denilen ve yeni doğanlan koruyan ruh da " Bayana . Çocuğun beşiği başında bağlanan kumaş parçasını da böyle adlandınrlar. Ugan ve Arap kaynaklı. "Bayana-Payana" İçeriği. 'Tös" veya "Bayana" adıyla.BAYAT »AYAN: (bak: Bay) BAYANA-PAYANA: Türk halklannın dinî-mitolojik inançlannda var olan hayırsever ruhlardan biri. Bu v>zcük. "Dtvan-ı Lügat-it Türk"de. Ve "Bayat adı birle sözüm başladım" şeklinde ver­ miştir. Şamanist inanca sahip (»lan TeleutJar ve Çelkanlar arasında. iyiliksever ruhlann tamamını anlatır. (bak: Baay Bayanay) BAYAT: M. Ulu güç sayılan "Ülgen"İn hizmetinde çalışan. Altay-Sayan Türklerinden.

Kutsal zaman­ larda geçirilen bayramlarda. ilk çağlara gönderme yapılarak.BAYRAM "Zengin ve nimeti bol olan" gibi de anlamlandırılan bu sözcük hakkında. BAYRAM: Şiirsel dinî-mltolojik eski gelenekte. A. kutsaldinî kökenden gelirler. Normal günlerden farklı olan bayram zamanı. Kutsallık da onun başlıca özelliğidir. Ebülgazi Bahadır Han. mitolo­ jik zamanın yeniden caniandınldıgı düşünülür. "zengin" demektir diye yazıyor. her yıl başında ecdadını yad ederek. dinî âyinler niteliği taşıyorlardı. Kaşgarl. Başlangıçta bayramlar. 11. Tann vasıflanndan biri oklu­ ğunu gösteriyor. yaz ve sonbaharda geçirilen iki büyük bayramının yeri ayrıdır. Onun sonundaki "t". kendi tarihi kutsal anlam ve değeriyle belirginleşir. çok sayıda Türk halklarıyla birlikte. Gök Tanrısı ve Yer ruhlanna kurbanlar kesip. beşind ayın İkind yansında. "suyla bağlı eren ve Tann" an­ lamlan üzerinde durulsa da bu anlamlann. Çn kaynaklanna göre. Oğuzlann "eyd" gününe "Bayram" (Bed'hrem) dedik96 . Nevruz Bayramı ile bağlı İlk bayram gecesi her şey bir anlık dayandığına dair inanç. Türk mitolojik kaynaklı bayramlar arasında. hangi inanışlarla İlgili ol­ duğu hakkında tam bir açıklık yoktur. Türklerde. halk. kaostan meydana geldiği zamanın sınıriannı belirlemektedir. Aynı kaynaklara göre. eski zamanın (Kaosun) bitip. "Bayat" sözcüğü. "Bayat". Adın anlamsallığı da onun mitolojik anlamının. büyük bayram ederlerdi. yüzyılda. N. Bazı bay­ ramlar. görünüşte dinî içerik taştmasalar bile köken itibariyle. kutsal merasim yaparlardı. Azerbaycan Türkleri­ nin de taptıklan Ulu Tann'nın vasıflanndan biri olmuştur. elde geniş bir bilgi yoktur. kutsal ideale son derece bağlılığryla tanımlanan zaman kesimi. Şamoyloviç'e göre. Bazı araştırmalarda. Müslümanlığın kabulünden önce. M. Bayram kendi yapısıyla evrenin. GöktürkJerdeki asil soylular. yeni zamanın "Başlangıç"ı olan zamanın (Evren) başladığını anlatmaktadır. zengin anlamı veren "Bayan"dan ortaya gkmıştır. eski Türkçe'deki çoğul işaretidir. hangi bayram gün­ lerinin var olduğuna dair.

»Kıydı. "Bayram" sözcügüH * kadar eskiye dayandığını söyleyebilmek zordur. "Subantuyı" denilen bahar Uıyramının adındaki. Kınm Türklerinde ekindlikle bağlı.!. "Bayram" sözcüğünün kaynağı hakkındaki bilimsel metinlerde l '* ı Mizcüğün. ı ı ı ş ı n n i n söyledikleri ilginçtir: "Müslümanlıktan önce. İniklerde. bu fikrin • ı< ıgıuluk olasılığını artırıyor." Ibn Mühenna dahil birçok ıı Havram" anlayışını. Büyük Turkoloğun bu sözcüğün kaynağıyla ilgili olarak söy|ı . ı . "Bag-Bay" kökünden olduğu yönünde fikirler de varı in Mitolojik düşüncede. Bunlardan biri. M. Uygurca.. delin merasimine. Çünkü bu 0CÛ hırslardan da duydum. Azerbaycan Türk dilinde.iıo.ayin (örneğin. İniklerin. İslam'la bağlı kullanmışlardır. Türklerde. "tuy" (toy) sözcüğü de yine bayram anlamın­ dadır. dinî izlerini kısmen yitirmiş olsalar da ulusal destanlarda. Bu bakımdan. değişik anlatımlar da kullanılır. "toy" sözüdür.BAYRAM ıcvlnc ve eğlence dolu geçirdiklerini yazmış ve eklemiş: il ıı." Bu söz. Müslümanlığın kabulünden sonra. "ülem tuyı" denilir) anlamına gelen "toy" sözcü­ yü. eğlence... Çünkü. Bununla birlikte. derdi ki adı da olsun" ve "Müslüman bayramı yoktu. Bu sözcüğün aslında ne olduğunu bilmiyorum. bayramlann taşıdığı kutsal içerik. "eyd"in karşılığı olan bu "bayram" anlayıy olmasaydı. Oğuzlarda bu anlamı alamazdı. İslâm içerikli bir bayramlannın olmadığı şeklinde anlaşılmalıdır. "bayram". Oğuzlar bayram güi H i n o . Başkurtlarda ad koyma merasimine "isim tuyı". bayram" anlamlannda kullanıl­ mıştır. bunu bütün Türkler bilirdi. bayram' derlerdi" sözü d e merak uyandırıyor. Eski Türk âdetleri de daha sonralan Müslü­ man Uıyramlarda yaşamaya devam etmiştir. Müslümanlıktan önce. evlenme merasimini bildiren. • Mide korunmuştur. diğer Türk dillerinde ise herhangi bir merasim . Kırgızca ve Kazakça'da. adı da olsun. Araştırmaıi um likrlne göre. "düğün" anlamını bildiren. "toy-düğün" ve herkesin katıldığı şenlik. Farklı Türk lehçeleri ve agızlannda. bayram bilmezlerdi ki. bayram bil. "Bayram"ı ifade et­ mek için. "Bay" kökünün. kutsallıkla ilinti­ li Keriği var. 97 . islam'a kadarid • »ı ı ılar.

gök kubbesinin tüm katiannı yarar geçer. varlık âleminde her ne varsa hepsi hareket halindedir ve hepsinin de dünyada benzeri vardır. "Bay-Terek". bay blyçe / Yalvannm. aynı zamanda 98 . ölenlerin ruhuna dualar okunurdu. Can ise ölenin kırkından sonra evi terk edip gidebilir. dünya agaanı temsil eder. en eski mitolojik motiflerden olan. çocuk dileğiyle dizi dizi baynm yerlerine giderken. "Baynm" kavramıyla bağlı pirlere. Böylece. aslında en ulu güç bilinen. BAY-TEREK: Kazak bahşılannın görüşlerine göre. "Bay-Terek". Gök Tepe yükselir. Hıristiyanlığın kabulünden sonra bu motifle ka­ rışmış ama tamamen blrieşmemiştir. Ruh da bu yapraklann İçinden kendi yaprağını bulup. dileğimi kabul et / Koç kurban ederim / Toprağa yağış ve­ ren / Kişilere güç veren / Senin İlâhî gücüne inanınm" diye yaivanrlar. bol bol adak adanır. Buradaki "Baynm blyçe". dünyanın tam ortasında.BAYRIM BAYRIM: Balkarlar arasında oldukça yaygın olan bir kavram. "Bay-Terek"in gövdesi boyunca canlar yere inip. güvercin kılığryla bedeni terk edip. Çocuğu olmayan kadınlar. bu katlan birleştiren kutsal a ğ a a n adıdır "Bay-Terek". uçarak "Bay-Terek"İn yanına gider. Bu anlamda. insanlann adlan yazılıdır. Gökyüzünün katiannı ayakta tutan da "BayTerek"^ dallandır. "Umay biyçe". bir görüşe göre. kadınlann rah­ mine düşerek yeni hayatın başlangıa olurlar. sulann derinliklerine kadar uzanır. ezelden yaratıl­ mış. "Baynm". yerin tüm katianndan geçip. "Umay-biyçe" İle birlikte yaşayan. Karaçay-Balkariann mitolo­ jik görüşlerinde. "Bay-Terek"in dört dalı. İnsan ölmeden kırk gün önce ruh. bu Gök Tepenin zirvesinde yükselir. Teyri" ile neredeyse aynı güce sahip olan bir varlık sayılır. onun üzerine ko­ nar. "Bay-Terek"ln dökülüp. Aralık Dünya ve Yeraltı Alemi. sonra yeniden boy alan yapraklannda. iki ilahe ana motifinden biri­ dir. "Bay-Terek" (Bay Direk). Karaçay-Balkariann kutsal Meryem Ana'ya verdikleri addır. "Baynm blyçe. "Bay-Terek"ln kökü. "Bayram bryçe". Bahşılann yaranlış hak­ kındaki görüşlerine göre. dünya üç kattan oluşur: Gökler Alemi.

"İnsanlara veya hayvanlarla gelen azar. Çıkıp gitmeyen "lirdik "i. Akşamlan. O. Azerbaycan Türklerinin sözlü edebiyatında. Aslında hem "Behlül" hem de "Divane" adlan. dirilmeler şeklinde. »u sözcüğün Kazak dilinde birkaç anlamı var. hastanın evinde veya avlusunda toplanan gençler. halk içinde. eski bir mnasim adı. geniş bir şekilde yayılmış bir halk kültürü karakteri. "Bedlk"ten ya avludan çkıp gitmesini ya da geldiği yere dönmesini veya en ttmdan komşu avluya göçmesini rica ederlerdi. dünya halk bilimindeki.BEHLÜL «.iliksiz. Bllglçliğiyle ayırt edilen "Behlül" motifi. büyü gücüne sahip "Bedik'in gözünü korkutarak çekip gitmesini sağlamaktı.nuıa çeşitli zararlar verirler. bu eğlenceli merasim şarkılarını okur. "deli görünüşlü akıllı"lann doğu versiyo­ nudur. insanlara ve ev hayvanı. İnanışa göre. »nlarılan biridir. merasim sarkılan .eklinde okunurdu. IIFHLÜü Yakındoğu kültüründe. bahşı dualan yumuşatılıp eğlenceli kılarak. yanlışlıkla adlandınldığı gibi. aynı anlam içermek­ ledirler. şeytanî varlıklara takılan bir addır. onu halk sofiliğine ve dervişler âlemine de 99 . "akıllı ahmak"lardan değil. bu azan gönderen ve onu koruyun ruh". "Bedlk" adının zaman geçtikçe. Bu varlıklar. (bale Ağaç) m ı>İK: Kazaklarda yakın geçmişe kadar korunup gelmiş. ebedî varolmayı -kainattaki de­ nliliği sembolize eder. geleneksel halk bili­ minin kendi içindeki mistik gücü yansıtır. Sonra bunun y ı i n i tehditkar sözler alırdı. önce terbiyeli ve ölçülü bir şekilde rica minnetle ikna etıneye < alışırlardı. kötü ruhlar grubuna dahil olup. Hastalığa yakalananlann kurtulması Kin.»man terbiyesiz ve hakaret içeren sözler de söylenmeye başlardı.. "Divane" adı. "Bedik". ölüp. "Behlül Danende" (Bilgiç Behlül) ile ilgili çok sa­ yıda fıkra vardır. buradaki amaç. . Araştırmaalara göre. Hatta o /. "Dfvane Behlül" olarak da tanınır. merasim oyunlann ı*ıı | urçası haline dönüşerek yaşamaya devam etmesi ilginçtir. Bazen tarihî bir kişilik olduğu da söylenir. Arap halk kültürüyle bağlı bu motif.

görünüş itibariyle akıllıdan çok de­ liye benzeyen "BehlüTün. Onlann fikrine göre. mezarlıklarda yaşar. bir daha kendilerine gelemeyen bile vardır. mecnun ve meczup gibi. halk sofiliği önemli bir rol oynamıştır. "Behlül" denilen insanlar. Üstü başı döküntü. Tann'ya olan kulluk borcunu bilinçli bir şekilde yerine getirmek gerekir. aklını nasıl yitirip. "Behlül". kahkaha atıp gülmek. Bazen kaşlannı çatıp. gaflette olmalanna ve cahilliklerine bakıp anlamlı anlamlı gülerdi. Bunun kendisi de Şamanizmden gelir. dert­ li dertli gezen Behlüller olsa da hiçbir sebep yokken. deli olduğunu sorduğu zaman. harabelerde. İnanışa göre. bu bilgiden mah­ rum insanlann davran ıslan na. Behlüllerden birine.BEHLÜL bağlar. daha sonralan -tahminen sekizind yüzyılda. ilâhî cazibeye tutul­ duktan sonra. İnsanlara göre. Bu davranış tarzı da etnik kültürel ge­ leneklerde kendi iradesini "Divane" adında bulmuştur. Şamanlann bir za­ manlar "Divane" adıyla cağınlmalan rastlantı değildir. "Behlül" adını taşıyan kişilerin en belirgin özelliğidir. "Behlül". Mecnunluk ve 100 . Mecnun olan "Behlül". kahkaha atıp gülmüş ve "Asıl deli olan sensin ki aklı olmayan birine. Onlann İçerisinde. "Behlül" ctenilirmiş. Mecnunluk ve divanelik bir kusur­ dur. İslam. "Behlül" motifinin şekillenmesinde. fıkıh ve kelam alimleri. İbn Arabî. yalnızlığı sever. yıkık dökük yerlerde. bazı evliyalara verilen bir addır. şiirle hikmetli sözler söyleyebildiği için hikmet sahibi ve bilgiç insan gibi de tanınmıştır. "Behlül". başından beri karşı çkmaktadıriar. Tann sevgisinden deli divane olan sûfi. Bu adın sözcük anlamı. "Behlül".evliyalara verilen ad oldu. "Behlül". her türlü fazilet ve iyilik severiigi kendinde toplayan se­ çilmiş insanlara. aklını nasıl yitirdiğini soruyorsun!" diye cevap vermiş. dalgın. görünmeyen âlemden haberler verebilir. kutsallık makamına çıkan İmasına ve "Al­ lah'a yakın evliya olarak görülmesine. Bu anlamda "Behlül". başkalannın bilmedikleri gerçekleri ve ge­ lecekte olacak hadiseleri bildiğine İnandığı için. İlk önceleri. komik İnsan" demektir. Tanndan kalplerine ge­ len ışıktan akıllannı yitirirler. "Güler yüzlü. Bu yüzden peygamberlere divane denilemez. şaşkın ve üzüntülü halde dolaşır.

Kırgız bahşılannın dilinden şöyle bir söz aktanlmaktadır: "Başınıza dolanım. Divayev'ln yazdığı metinlerde. Bu yüzden de Behlüllerl. Türklerde beyliğin insanlara bir Tann vergisi olarak düşünülmeslyle agklık kazanıyor. "Bey" sözcüğü­ nün. "beyer" sözcüğü de "Allah ve İlâhi" gibi anlamlandınlmıştır. "Bey") İle bağlılığı ise şüpheye yer bırakmayacak ka­ dir doğrudur. kurucu. Kutsallıkla bağlılığı çok sonralan bile."ında. "Behlül" adı. "Big" şekliyle. Bu anlamda. kutsallıkla bağlı içeriği olan bir anlayış. yeraltı ölüler saltanatı­ nın sahibi sayılan ve görünüşçe.. (Beg)" ve Mogollann "Beki" şeklinde kullan­ ıl ıklan bu kavram. dinî törenlerin yürütücüsü olmuştur. koruyucu ruhlar olduğu açıktır. Yegorov'a göre.eten ancak daha sonralan anlamsal açıdan değişiklikler geçiren Bag" ("Beg". özel İsim olarak da kullanılmıştır. biglerim. Uy­ gurca olduğu belirtilen. dlvlerim-Başınıza dolanım. ilk ön­ ce ata. V. önceleri Tann anlamına y. Kodeks Kumanikus'da. Ebu Heyyan'ın. "Beyimiz Tengri" ifadesi kullanılmıştır. evliyalıkla da bir araya gelemez." Bu sözler­ de kastedilenin. V. sembolize olmuş şekli saymak mümkündür. Yani soyun lideri olan "Bey".BEY divanelik. "Koruyan" anlamını ifade ettiği de bazı yazarlar tarafından kaydedilmiştir. "Umay-beg" ifadesine rastlanır. "Bey" sözcüğü. ivhlül Danende" (Bilgiç Behlül) motifini. Altun Göl metninde. anlamında işlenmiş ve bili­ nen diğer anlamlanna daha sonralan kavuş- m Mm «S* 101 . bu bakımdan da anlamsal olarak başından beri kut­ sal bir içerik taşımıştır. "BehlüT'lerin genelleşlp. önceki zamanlarda kâhin. Tuva-Kljilerin demonolojik görüşlerinde. Türk Tanrıcılık kanu­ nunun yürütücüsü idi. "Kitab el idrak. E. BEY: İlk anlamıyla. «•vlryalığın en yüksek kanarında görmemişlerdir. "Bey". "bay" köküyle ilişkili olarak. Bartold'a göre. Sözcüğün. Türklerin "Bey-Biy . "Al-Hal" motifine yakın olan "Yerlik Biy" adında da "Bey" kökene rastlanabilir. eski Türkçe'de.

beyaz giyinip. Moğol lan n ayını. Cengiz Han. "Pîrier" denilen kötü ruhlann değişik bir şekildir. kırmızı giyimli ve her iki dnsten olan varlıklardı.BEYER muştur. bu ruhlann verdiği rahatsızlıktan dolayı evlerini terk edip gittikleri bile görülürdü. Başkurtiarda ise onlar.) Tatar-Mlşartarda. Batı Sibirya Tatarlannda. dinî âyinlerini icra edendi ve so­ yun diğer üyelerinden. anlamsal genişleme geçiren ve kutsal katta Tann anlamına gelen. giydiği özel beyaz giysisi sayesinde aynlırdı. "Usun a da bu namı ver­ mişti. daha sonra da bu İnsanlara yardım edip zengin yaptı kl an na İnanılır. Onlann bodrum veya hamamlarda yaşadı klan na inanılır. Türk halklannın ortak inanışlanndan olan. (bak: Bag. Eski Türklerin "Bey" sözü. Tatarlarda bazen. Bazı söylentilere göre. Tatarlar bu kötü ruhlan. Bu ruhlann. onlar her evde bulunmazlar. "Al-Hal" ruhu­ nun adlanndan biridir. ("San Saç". buyruğu İtibarıyla. Bilmecelerin dün102 . so­ yun ak sakallısıydı. "Biçura". beyaz at binen. kısa boylu kadın görünümünde anlatır­ lar. onun İçin özel bir yer ve gece yemesi için özel bir yemek ayınriardı. Evlerde bazen. ev halkının varlıklı olmasına yardıma olurlardı. her yıl yapı­ lan kurban merasiminin yürütücüsü "Baki" (Bey) namını taşıyan. ormanın derinliklerinde dolaşoklanna azan insanlan razı edip. ilk cağlarda "Bey". BİLMECE (TAPMACA): Kaynağı itibariyle mitolojik metinler ve ritüeller kökeninden gelen halk kültürünün bir türü. kısa boylu. yılını be­ lirleyen ve kurban merasimlerini yürüten. Bay) BEYER: (bak: Bey) BİÇURA: Kazan. "San Sas" (San Saç) denilen ruhlar uygun gelirdi. "Bİçura" ruhlanna. en yüksek yerde oturan. bu ruhlar evlerde kargaşa yaratır bazı söylen­ tilere göre de iyilik yapıp. Yani. Tatar ve Başkurt halklannın mitolojik görüşlerinde şeytanî ruhlara verilen bir ad. "Ev Sahibfnden farklı olarak. Türk kökenli "Bag"dan türemiştir. onlarla yaşadıklanna. OyrotJar ve Mekit boylannda son zamanlara kadar.

ona ritüelden ayn bir güncellik kızandırarak. cevabını bulma • •V'IMH. eski çağlarda düğün törenlerinin vazgeçilmez bölümünü oluşturuyorlar­ dı. Sanatsal şekline göre "kiritle­ m e " tipli metinler arasına halk kültürü gibi Yakutlarda korunup ka11)3 . I H I anlamda bilmece olayını.nni sürcdni anlatan mitolojik bir metnin sonradan bilmeceye ılnnuyİHİmcsi olayına bir örnek. KozV. ritüel ve özellikle de düğün törenlerinde söylenen türkülerle sıkı İMglantı içindedir. "Kiritleme" sözcüğü. Bu süreçte söz de manâ anla­ mını yaratarak. ve insanlann yalatılıikisı aralıksız olarak gözienilirdi. yarana güçlerle.H Mİığı zamanlarda oynanırdı. Bilmecelerin düğün törenleriyle bağlılığına dair Türk halklannın kültürel geleneğinde de çok sayıda etnografik veriler vardır. Altaylann halk kültürü geleneğin. dinî-mitolojik anlam içerirlerdi. inisiasiya törenleriyle bağlıydı. dünyanın temeli gibi ortaya çıkardı. bitkilerin. dağıtıa güçler arasındaki mücadelenin ya>. "gizli anlamlı. dünyanın sözün gücüyle yaratılması < dayıyla karşılaştınyoriar. dünya­ nın yaratılışında yaşanan aralıksızlık tekrarlanır.BİLMECE IMI yaratıldığı zamanla kökten gelen derin bir bağlığı var. Diğer özelliği d a n İki anlamlılık ve üstü örtülü anlatım İse onu ritüelle doğrudan ilintllendlriyor. sonra hayvanlann. içerik olarak mitolojik inanışlara dayanan bilmecelerde. Çünkü ritüelde de başka alemle ilişki göstergeler ve çift anlamlı bir sembolize bir dille ger­ çekleşiyordu. "Kıfilbend" veya bağlamalann da büyük bir kısmı. sakral içerikli söz" anlamına gelir ve bu anlamına gö­ re de Azerbaycan Türkçesindeki "bağlama" ve "kıhibend" sözlerine yakındır. rastlanır. Eski yılın yeni yıla dönüştüğü zaman. doğa. Dünya ve yaratılış süreci hakkındaki somlar u/nine kurulan bilmecenin sohbet niteliğinden çok. Düğünlerde ayn bir yeri olan bilmeceler. Kumuklarda adına "kiritleme" (kilitleme) denilen dügün-tören bilmeceleri. Araştirmaalar. I «ılı ı lece oyunu için iyi bir zamandı. Kökeni aynca yasaklarla da llintilendirilen bilmece. sakral içeriği önemlidir. yaratılış. Bilmecenin bu özelliği. tören türküle­ ri. halk kültüründe Özel bir yer kazandırmıştır. Yani önce yerin.1. yıldızlann. gö|0n. Bazı geleneklerde bilmeceyi söyleyip. kainatın kuruluşu ve yılın mevsimleri gibi konular hakkında olup. ayın.

Halk görülerine göre. kalabalıklar ve bunlar gibi doğanın sınınnda yaşama!an.BİZDEN İYİLER lan. "Bizden iyiler" de insanlarla birlikte oturup yerler. ayak alt dahil yerin her karışında olduğuna ama insanlara gözükmediklerine inanı­ lır. onlann tılsımlı ve karanlık güçler elin­ de olduklannı gösteriyor.." sözü bu türkünün içeriği. İnanışa göre "Bizden İyiler". karanlık yerler. kazanını çalar. Halk inanışında. karanlık-ışık ve benzeri İkilemlerde. Çocuğa bağınldığı zamanlarda da "Bizden İyiler". Onlarla "Bizden İyi­ ler" arasındaki fark var: "Bizden iyiler" hiçbir şeyin sahibi değildirler. elbiselerini giyip oynarlar. diğer Türk halklarıyla birlikte Azerbaycan halk türküleri arasında da rastlanır: "Sen bir kızıl alma olup-Sandığa girmeli olsan. doğa-uygarlık. Bu varlıklar. Konusu itibariyle bir birini tılsıma düşürme ve çevrilmeler üzerinde kurulmuş olan "Ohhay" adlı Azerbaycan hikayesinin 1920'deki bas­ kısında şiir şeklinde de yer almıştır. Çünkü. dnleri tanımlamak İçin kullanılan bir anlayış. BİZDEN İYİLER: Azerbaycan Türklerinin demonolojik görüşlerinde. Ağaç altı. sırlı. koruyucu ruhlar olan "sahipler" de göze görünmezler. yağını pişirip yerler. Geleneksel halk görüşlerinde "Bizden iyilerin. "Bismillah" denildiğinde. daha erken çocuğa yeti104 . Yani koruyucu ruh sayılmazlar. insanlann malını. su kenan. kaos ve karanlıkla ilgili şeytanî güçlerin izlerini taşı nar. onun ilk mitolojik anlamı­ nın değişkenlik ve çevrilme anlayışıyla bağlılığ olasılığını doğurur. "gizli. ekmek yenildiği zaman "Bismillah" demek ge­ rekiyor. onlar sofradan kalkıp glderleımiş. Kısacası. yasak" anlamlan bildiren "tuyuk'u da dahil etmek mümkündür. kaos-evren. Neyin sahibiyseler onda yaşarlar. doğa. kapalı. Bilmecelerin düğün törenlerinde şarkıyla bağlı soru-cevap şek­ linde gerçekleştirilmesi. insa­ noğluna devamlı zarar verirler. Bu şeytanî varlıklar İğne gibi demir nesnelerden korkarlar ve bunun İçin de demir çalındığı zamanlarda korkar kaçarlar.. pi­ rinan!.

"Bos­ tana Dede". Bu gibi özel­ likler. Onun uçan kuşlarla yakınlığı vardır. su döken insanı döverler. (bak: Dağ. Atın böyle asimetrik göıüntüsü de onun öbür dünyayla İlişkisinin ve şeytanî dünyayla bağlılığının bir İşaretidir. onunla ilgili karakterin hakkında sessiz kalınmıştır. 105 . Dövülen insanın ağzı bumu eğilir. "Bostana Dede"nin sihirli bir an vardır. Yeg) BODUN İNLİ: Eski Türklerin. "Bostana Dede". "Ülkeyi Koruyan Ruh" adı verdikleri dağın Çince'deki adı.BOSTANCI DEDE şip onu döverierTniş. Ötüken) BOSTANCİ DEDE: Anadolu Türklerinde rastlanan ve mitolojik çizgi­ lerini koruyan bir karakter. (bak: Çak. Çinlilerin eski Türklere bağlı verdikleri bilgilerden biri gibi. kartal gibi kuşlar bilir. "Baba Dehgan" motifi. onunla doğanın bolluk güçleri. insan gibi konuşabilir. "Bostana Dede" istediğinde. "Bostana D e d e y e yakınlığı ile tanınır. kendi dillerine çevirip. Türk halklannın tapındıklan dağlara. yurdun koruyucusu gözüyle baktıklannı gösteriyor. bir yerden. Böyle durumlarda sinirlenen "Bizden İyiler". Esasen Orta ve Doğu Anadolu'da yaygın olan bu mitolojik varlığın "Yedi Başlı Dev" ve "Orman Ruhu" motifiyle belli bir anlamda yapısal-işlevsel yakınlığı vardır. yazıya aldıklan bu ad. "Bismillah" denilmelidir. saç-sakalı birbirine karışmıştır. Onun nerede olduğu­ nu. "Bizden ryiler"in korkup kaçmalan için. destan kahraman!annın karşısına bu atının sırtında çıkar. Kanatlan olan bu at. Ancak mitolojik tabiatlı bu destan karakte­ rinin gücü sınırlıdır. başka bir yere havada gidebilir. Su içmek için eğildiğinde de yine. Türk halk kültüründen bahsedilen araştır­ malarda. Yere sıcak su döktüğünde. Bedeni sık tüylerle kaplı. Türk halklannın geleneksel görüşlerindeki motiflerden. "Bizden lyiler"in çocuklan yanabilir. yani hayatı yaratan güçler ara­ sındaki bağlığı sembolize eder. görünüş İtibariyle de mitolojik karakterleri hatırlatır.

Gök şamanlannın boynuzlu olarak tanımlanmalan. "İki Boynuzlu Ata" hükümdar motifinin ilk ver­ siyonuna. yi güçlü samanlardı. da3T ha sonraki çağlarda. Dev. Su Sahibinin de boynuzlan olduğu belirtilir. boy­ nuzlu olarak çizilmişler. Şaman davullanndakl resimler arasında. sistematik bir şekilde kendini gösteren dinsel-mitolojik bir unsur. "Osmanlı Sülalesinin Tarihi" adlı eserin yazan Rüstem Paşa. Altay şaman metinlerinde. 1/ Boynuz. Türk mitolojik sisteminde sürekli karşı­ mıza çıkmaktadır. "Gök Oglu"nun başlıca özelliklerinden biri sayılır. Dağ Ruhu ve diğer tüm mitolojik varlık ve motiflerin boynuzlu olarak ta­ nımlanması. Oğuz ve oğullan. Türk mitolojisinde rastlandığına dair fikirler var. egemenlik ve güç anlayışları İle İlgilidir. Şor halk bilimi metin­ lerinde. eski Türk etnik uygariıklannda. Oğuz Han'dır. Araştırmacılar. boynuzlu ecdadın büyük yer tutuğunu vurguluyorlar. boynuzlu insan resimleri geniş yer tutar. İskender Zülkerneyn'in Makedonyalı İskender olmasına itiraz ede­ rek şöyle diyor: "Kuran"da "iki boynuzlu" adıyla ha­ tırlanan. Mitolojik çağın boynuzlu ola­ rak betimlenen kahramanı. Umay Ana. Gök Oğlu ve aynı zaman­ da ilk samandı. gökten yağmur yağdıracağına İnandıklan Kosa gelinini süsler­ ken. Birçok Türkistan ve Al4Ly tay şamanı da boynuzlu resmedilir. üç boy­ nuzlu d a ğ ruhunun adı geçer. İran'ın Fars bölgesindeki Türk asıllı Kaşkaylar.BOYNUZ BOYNUZ: Türk etnik-kültürel geleneğinde. merasime katılan şamanlann boynuzlu 106 . eski âlemle bağlılığı gös1/ terir. Türk mitolojisinde boynuz. başına da iki boynuz takarlar. /Mitolojik anlamına göre bu unsur. şaman metinlerinde. Boynuzlu şamanlar F/f hem gök hem de yeraltı dünyasıyla bağlantı kurabilen. jalmauz. Bunun için de Orta Çağ minyatürlerinde. Erlik.

çoğu zaman boynuzlu betimle­ nen mitolojik varlıklardan birkaçıdır. Şamanizmle ilişkisi olan Türk tarikatJannda da şeyh ve müritlerin başlarına boynuzlu şapka takmalan bu İnanan göster­ gesidir. efsane ve destanlannda. "Calmauz" ve "Yalmauz" gibi adlarla bilinen mitolojik varlık da çoğu zaman boy­ nuzlu olarak düşünülür. iyiden kötüye değişerek. Kısır kadınlann. boynuzlannın sayı­ sına göre değişir. Karanlık dünya­ nın sembolü olarak düşünülen tek boynuzlu varlıklar. Yakuüardaki yeraltı dünya hakimi "Arsan Duolay" ve Karaçay-Balkarlarda "Teyri Kızı" denilen "Umay-Biyçe". Türk etnik-kültürel gelene­ ğinde. Türk mitolojisinde. yeraltı dünya sahiplerinin özellikleri haline gelmiştir.BOYNUZ başlık takmaları. tek kollu motifler gibi tek boynuzlu varlıklar da şeytanî güçlerle bağlantılıdırlar ve onlan temsil ederler. Bu­ nunla ilgili dikkat çeken başka bir konu da eski Türk dinî-mitolojik görüşlerine göre. çocuklan koruyan "Ulu Ağ Ana'nın (Umay Evliya) da boynuzlu betimlenmesidir. ikili boynuz: Evrensel düze­ nin. oradaki boynuzlara ip bağlayıp çocuk istemeleri de eski Türk Şamanizm'ıyie ilgilidir. Umay Ana'nın boynuzlu betimlen­ mesinden de görüldüğü gibi İlk kullanımı. Türklerin eski çağlara ait sanatsal metinlerinde de yılan şeklinde karşımıza çık­ maktadır. 107 . Kumuk efsanelerinde. Orta Asya Türk­ lerinin hikâye. tek boynuz ise şeytanî doğanın göstergesidir. Boynuzlu koruyuou ruh görün­ tüleri. Çuvaşlardaki "Arçun" ve ona benzer şeytanî motifler de bu gruba dahildirler. Araştırmaalara göre. Altay kültüründe geniş bir şekilde yayılmıştır. boynuzlu yılan motifine rastlamak müm­ kündür. en korkunç olanlandır. kutsal yerlere giderek. Altay mitolojisindeki yeraltı saltanatının sahibi "Erlik". Ulu Yer Ana'nın değişime uğramış versiyonlanndan biri olan "Yalmauz Kempir"in gücü. Müslüman Türklerde ise Şeytanın kendisi de kuy­ ruklu ve boynuzlu bir varlıktır. Yedi boynuzlu "Yalmauz Kempir'ler. Yılan motifi şeytanî doğaya sahip olup yeraltı dünya güçle­ rini temsil eder. tek gözlü. "Jalmauz". Ulu Ana topluluğuna da­ yanan boynuzun işlevsel göstergesinin.

mitolojik karakteri "Ateşli Mercimek" adını taşımakta ve adından da anlaşıldığı gibi. boyu bir kanş. Karanlık Dünya Padişahının küçük oğlu gibi gösterilir. yol göstericisi ve dürüstlük İşlevleriyle karşımıza çıkan.BOYU BİR KARIŞ BOYU BİR KARIŞ. Azerbaycan Türklerinin inanana göre. Yakutlarda ise küçük ak sakallı yaşlı biri şeklinde düşünülmüştür. Moğol dilindeki "Ortdan" anlamlı "Otuy" sözcüğünü. koruyucu. "Hal-Al" karakteri. yani ecdadın çağdaşı olan "Bozkurt". Ateş-Ooak koruyucusunun. çöllerde. "Kaldazın"dır. İnsan benzeri olan bu d n . Sibirya'nın Türk halklanndan olan Teleutlarda: Ateş Ruhu. Sakalı İki Kanş". "Karanlık Dünyası "nda yaşadıktan an­ latılır. bu karakterin adı. BOZKURT: Türk mitolojik düşüncesinde. Bu varlığın ateşle olan bağlılığı. par­ mak boyunda. Sakalı Yedi Kanş" olan devlerin. sakalı yedi kanş olan bir dn vardır. Destanlarda İse "Boyu Bir Kanş. "Gök Oğlu" denilir. Sinirli ruhlarla mücadele eden bu varlık. bu anlamda Türk etnik-kültürel geleneğinde yaratılış sürecinin kanlıması olan ilk ata ve bir kült kahramandır. açıklama imkanı vermiştir. etnikkültürel geleneğin doğasına uygun olarak. İlk Türklerin. Köken İtibariyle. ulu ata. tüm işlevleri de onun kült kahraman ve gökyüzü oğlu olduğundan kaynaklanıyor. "Boyu Bir Kanş. yerin yedi kat al­ tındaki kuyularda ve kısacası. mitolojik ata ve kült kahraman motifine bağlanan "Bozkurt"a. san bir samur. Anadolu Türk destanlannda "Boyu Bir Kanş. bir oktur. beş çeyrek sa­ kalı olan bir yaşlı"dır. Bu dnin sakalındaki tüylerden her biri. Oguzname motiflerinin en eskilerinden olan bu varlığın. mağaralarda. Sibirya Tatarlannda. harabelerde. kült kahraman sta­ tüsünde mitolojik bir motif. "bir çeyrek boyu. göze görünmez. Türk halklannın çoğunda unutul­ muştur. ateşle olan bağlılığını koru­ yup saklamaktadır. Bu 108 . Adı ateşle ilgili düşünülen. Yakut dilinde. SAKALI İKİ (YEDİ) KARIŞ: Ateşin koruyucusu. Azerbaycan Türk inançlannda da kısa boylu olarak düşünülmüştür. kısa boylu insanak olarak düşünülmesi araşnnalara. Sakalı Yedi Kanş" eski karak­ teri koruyan destanlarda.

Çünkü bir grup sistemlerde olduğu gibi. Göktürklerden kalma. sadece "Bozkurt"un. ilk ata ve koruyucu ruh gi­ bi işlevler yerine getiren "Bozkurt'un. "az kala Tann seviyesine kaldınlan!" bir motif olarak görmek. Araştırmalar. "Bizimkiler-Başkalan" karşılaşmasında. dağ koruyuculuğu ve dolaysryla vatan koruyuculuğu da dahildir. eski Türk düşüncesinin bir parçası olarak kabul edildiği gerçeğini ortaya koy­ maktadır.BOZKURT Ergenekondan Çıkış ve Yol Gösteren Bozkurt ad. "Bozkurt" destanının -Ergenekon Efsanesi. Türk mitoloji sisteminde. bu sistemde de d a ğ ruhu (koruyucusu). Onun için. Bunlara. başka birçok işlevleri de var­ dır.izleri. onun etnik-kültürel gelenekteki değerler kümesindeki yerini doğru belirieyememekten gelir. kutsal anlamlar hiyerarşisinde de yalnız onun yer aldığını göstermiştir. tüm kurtlann değil. "Bozkurt"u. kült kahraman. "Bozkurt"tan 109 . yadigar olarak bilinen Bugut Abidesi üzerinde. bizimkilerin yanın­ da duran "Bozkuıf'un kutsal sayıldığı etnik-kültürel metnin. onun kutsal bir varlık olduğunu da gösteriyor. aynı zamanda toprak ve vatan koruyu­ cusu olarak düşünülmüştür.

"Borteçino"yu (Bozkurt). belâlardan kurtulan bir savaş ru­ hu. Bozkurt. onun derbrmasyona uğramış şekliyle aksettirilmiştir. Türk kültürel geleneğinde kutsal sayılan "Bozkurt". "Oğuz Kağan Destanı"na göre. Bu yüzden de Türk kültürü araşarmacılanndan birçoğu. onun. Araştırmacılar. Göktürkler. Eğer o. gök bayraklan üzerine bile kazımışlardır.." Bu Türk mitolojik düşüncesinin kendinden doğan bir olaydır. "Ergenekon"un. "Bozkurt" ile ilgili yazılmış bu metin­ den anlaşıldığı üzere. Bozkurt'a her zaman inanmalısınız" sözleri ol­ dukça anlamlıdır. "Bozkurt" ile bağlı çok sayıda mitolojik inanışlar. Uygur alfabesiyle yazılmış olan. savaş ruhu anlamı içerir. Azerbaycan mitolojik metnine göre. ne ben olurdum ve ne siz. Oğuz'un dünyayı fet­ hetmesine. ilk Türk hakanı gibi sunarak. Genellikle. haklı olarak. Derin ta110 . Oğuz Türklerinin iskan etmesi hakkında. bizim kurtancımızdı. soyun özgürlük ruhunun sembolü gibi "Bozkurt" ortaya çıkar.BOZKURT süt emen. haklı olarak "Köroğlu" destanını da "Bozkurt" destanının bir versiyonu olarak değerlendirirler. Türk halk efsane­ si" adı altında kaydedilen. Moğol devri tarihçisi Reşideddin tarafından Moğollaştınlmış bir Göktürk Bozkurt destanı olduğunu yazarlar. savaştan önce bu koruyucu ruha taparlardı. "Bozkurt"un kurtancı motifi olan. yol göstermeseydi. kılavuzluk yapmıştır. Eski Türkçe metni elde olmayan "Ergenekon"da. kutsal yüzlü sandıklanndan. kollan kesik çocuk kabartmasında da yaşamaktadır. sosyal düzenin koruyucusu gibi önemli yerler tuttuğunu gösterir. Nuh Peygamber'in oğ­ ludur. savaş hamisi olarak yardım edip. "Bozkurt"u sa­ vaşın koruyucu sayan eski Türkler. Türk etnik-kültürel geleneğinde. eski Türk savaş ideolojisinin de temelinde yer almıştır. kutsal yüzlü "Bozkurt". Burada Türk'ün. Kut Da­ ğı efsanesinde de bir yol gösteriddir. Çünkü "Bozkurt".. Ordunun önünde giderek onlara yol göstermiştir. Bu anlamda. "Bozkurt. mutluluk getiren bir güç. yol gösterir ve kıla­ vuzluk yapar. Türk soyunun kötü gününde ve soyu bir şeylerin tehdit ettiği zaman. Türk'e kurtuluş yolunu gösteren "Bozkurt". kızı! başlı "Bozkurt"un resmini. Türk ulusunun savaş sembolü "Bozkurt" (Gök Bürü) ol­ muştur: "Bozkurt olsun bize uran. nesli çoğalırken söylediği. onun içindir ki. ? Altay dağlan etrafında.

. son dönemlere ka­ dar yaşayan bir İnanca göre.. "Cengiz-Şıngız" adının anlamı ise "Kurt Oğlu" de­ mektir. kurtancı misyonu taşımak­ tadır. Tuva (Uyranhay) Türkleri. Çünkü o. "Bozkurt"un gözü kuru­ tulup. "Moğollann Gizli Tarihi"nde ise dünyanın en bil­ giç hükümdan olan Cengiz in.. Böyle biri. şaman dualannda "Bozkurt"a yüz tutarak. eskiden taşıdığı sembo­ lizm açısından önemlidir. "Bozkurt" ile ilgili çok sayıda inanış mev­ cuttur. görünüş" anlamından ve Karaimce "yol" (talih). Göktürk halklannı da "Bozkurt"a benzetirler./ Bozkurt"um!. "Bozkurt" sıfatıyla karşımıza çıkan "Kayrahan". o göz iyi görür ve bir daha ağnmazmış. O. Oğuzlann düşüncelerinde "Bozkurt" motifinin az çok silindiği ve buna benzer iddialar asıl gerçeği yansıtmamaktadır. "Bozkurt"un dişini cebin­ de gezdiren kişiye nazar değmezmiş. Kök pörü erenim kayrahan!. "yolaylı" (mutlu). Bu bakım­ dan Dede Korkut Destanlan döneminde. Kitabın derin bilimdleri. sürme gibi göze sürülürse. Şüphesiz bu metinlerin çoğu. "Bozkurt"tur. Türk dillerinde "sırt" sözcü­ ğünün "yüz. tarihî Kurt Oğlu Cengİz'İn dünya­ ya gelişinden çok önceki çağlara aittir. burada Tann'nın müjdecisi olan ruhun adıdır. Bu anlamda "Bozkurt"un mi­ tolojik gelenekte 'Tann Müjdesi" olarak bilinmesi de kült kahra­ man. uy­ kusunda da sayıkJamazmış. Türk hal klan arasında. toz yapılarak. Ka111 . Nogayca "yollı" (mutiu)." diye seslenirlerdi. "Gök Yüzü Oğlu" gibi.BOZKURT rihî bîr geçmişten gelen bir gelenekle. Dede Korkut Kitabı'nın ^ ^ \ v ^ C ^ Vatikan nüshasında. Anadolu Yörükleri arasında. ". "Börteçino" de­ nilen "Bozkurt"tan doğmuştur adı da "Yılkı Yallı Gök Börü oğlu Cengiz Han'dır. "Sırtı Yoluk Boz­ kurt" ibaresi vardır.../ Tann'mın yakını. "Bozkurt" soyundan gelebileceği ya­ zar.. Bu metne göre onun ecdadı. İlk ata ve kurtancı olan bu varlığın.

"Bozkurt"a bu şekilde. toplumsal düzenin oluşumunda da faal rol oynayan "Bozkurt"un. "Kutsal Yüzlü Bozkurt" denilmesi. 112 . Bu anlam­ da. "Bozkurt. "kurt" sözcüğün­ den aynlmazdır ve bu anlamda "Bozkurt"la bağlı mitolojik hikâyeler de komşu Slavyanlara geçmiştir. Türklerdeki "Bozkurt" İbaresi. kurdun Türkçe'deki "Boz" tanımından kaynaklanıyor. Rusça'daki "Biryuk" (Yalkuzak) sözcüğünün de temelinde "Bo­ ru" vardır.. kült kahraman İşlevi. mutlu). bu dildeki karşılığı "Bosry Volk"dur. Eski Rus dilinde kurdun sıfatı gibi kullanılan "Bosıy" ve "Bosov" söz­ leri. destanın "Dresden" nüshasında. "Boz" sözcüğü. etnogonlk süreçlerin içinde yer alıp. "Igor Alayı Destanında da görüldüğü gibi "Bozkurt"un. önümüzde Türk şaman dünyasının kapılannı açıyor" diye yazmıştır.BOZKURT rakalpakça "çollı" (kutsal. Kordlevski. Böylece." şeklin­ de tekrarlanır. kutsal) ve benzeri sözcüklerin içinde korunan "yol" kökenine bağlı "yoluk" sözcüğünün de talihlillk ve saadet anlamlan bildirmesinden yola çıkarak. V. motifin mitolojik anlamıyla uy­ gun olup. A.. "Kurt yüzü kutsaldır. Peçenek ve Kıpçaklardan Ruslara geçmiştir. etnik-kültürel değerler sisteminde kendi yerini alır. buradaki "sırtı yoluk" terkibini doğru olarak "yüzü nur­ lu" "kutsal yüzlü" olarak yorumlamışlar. Yakutça "collak-dyollok" (talihli. Bu ira­ de.

"yan insan" olarak ta­ nımlanır. BURKUT: Türkmenler ve Kazaklarda. kurtana ve yol gösterid vasıflanyla taşlann bile aklına kazınan "Bozkurt" motifi. Türk ırkını bir bütün olarak birleştirir. önemli rol oynamıştır. "Abaası" denilen şeytanî variıklann soyundan gelen bu mitolojik karakter. Yeraltında. elindeki asayla. ateş kökenli olup. "Burkut Baba" motifinin kökleri. BURKUT bir grup Türk mitolojik metinlerinde korunup kalmıştır. bulutlan bir yerden başka bir yere taşıyan. Türklüğün ve Türk millet seveıiiğinin sembolü haline gelmiştir. gö­ rünüş itibariyle. Yazılanlara göre "Bura Donsun". Boynuzlu ve kuyruklu olarak betimlenen bu variıklann ne elleri ne de ayaklan vardır. Türkmen inanışlannda. ulusal duy­ gunun ortaya çıkış sürednde. Ulusal İdealin. daha çok bir totem şeklinde görünen "Bozkurt" motifinde. "Harahhaan Toyon"un saltanatına üç ayaklı atla gider. "Ölüm tohumu eken ve mutsuzluk getiren" "Bura Donsun". Tüm bunlarla birlikte. etnik birliklerin İç bölgesine hizmet eden totem­ lerin aksine. aslında totemizmin ne toplumsal ne de hukukî işaretleri var. yani "yan Abaası". Kuran'da ise yağmur yağdırmak ve şimşek çaktırmak "Allah"ın elindedir. ateşten yaratıl­ mıştır. yanlışlıkla. Tek eli. islam'dan önceki dönemlere 113 . içerdiği an­ lamla. yağmur koruyucusuna verilen ad. BURH. tek ayağı ve alnının ortasında bulunan tek gözü vardır. yan şeytan. Farslann inanışında da "Ali'ye ait olarak düşünülmüştür. bütün Türklerin kutsal saydıklan bu varlık.BURH. da­ ha sonralan da Türklerin İnanışlannı bir düzene sokarak. Yakut metinlerindeki "Abaasflara yakındır. onunla aynı kökten gelen başka varlıklar da var­ dır. Orta As­ ya'nın Türk halklannda meleklere. "Bu­ ra Donsun". Uzunca bir zaman. Totemizmde. Ulu ata. (bak: Kurt) BURA DOHSUN: Yakut metinlerinde geçen şeytanî bir varlık. yeraltı âleminin "Nes Ütügen" denilen bölümünde yaşar. yıldınm çaktıran "Burkuf'un bu işlevi.

"Burkuf'un kendinin çocuk vereceğini söylemesi. "Burkut" motifinin oluşmasının sonraki aşamasında. Ölüm Meleği. Bazı metinlerde. Bunun da kendi nedenleri vardır. Orta Asya Türk halklannın dilinde. o. önüne geçmeseydi. Sanki o. davranışlan da her zaman dnli olmak gibi anlaşılmış ve bu kimselere. hep yollarda olurmuş. Onun "Divane" adı. "Allah"tan çocuk vermesini talep etmesi. ger­ çekte de bir "Divane" gibi yaşar. Özellikle. "DrVaney-i Burh Sermest" şeklinde kullanılmıştır. efsanelerde rastlanan konulardır. uygarlığın kural lan gibi. Haz­ reti Musa. Bununla birlikte. İslam "Allah"ryla mücadelesi. Onun rolünün sınıriandınlması sonraki dönemlere rastlar. vergi verilen kimseler de ruhlann seçtik­ leri kişiler olduklan İçin. Bu adla çağınlmak onu. çocuğu olmayanlara. ekler: "Eğer Burh. "Devane" adıyla da çagnlır. bazı halk efsanelerine gö­ re "Allah" vermezse çocuğu olmayan kişiye. Efsanelerden birinde "Burhun" adı. divane" gibi adlar verilmiştir. "Burkut Baba" birçok rivayette. "AzraiPden ölülerin canını geri almak için nasıl savaştığı ve hatta Cehennem'i ortadan kaldırmaya çalıştığı da bazı metinlerde karşımıza çıkar. "Burkut Baha'nın "Divane" adıyla. sözcü­ ğün görünürdeki benzerliğine bakılarak yorumlanır. yerin altını üstüne getirirdi. Çoluk çocu­ ğu ve ailesi olmayan "BunY'un. Onun. Halk inanışlarında. "dnli. "Onu ben vermedim. Arapça'da delilik anlamına gelen "cünun" sözcüğü arasında yakın bir bağ vardır. Bu. efsanelerde tipik kutsal bir sûfi olarak gösterilir. "Allah"a. avare anlamındaki divaneliği bu ka­ dardır. Buradaki "sermest" sözcüğünün kökleri. yaşaması ve öl­ mesi üzerinde.BURH-BURKUT aittir. O. insanoğluna neden ev­ lat verdiğini sorduğunda "Allah". tasavvufun ve halk sofiliğinin olduğu yere de İşaret et­ mektedir. şairlerin ve şamanlann koruyucusu sayılır. "Burh'un. Burkut ver­ di!" diye cevaplayıp. İnsanlann doğması. rahatlıkla öbür dünyaya atlayabildiği 114 . O ba­ zen. bu evre­ deki uygarlığın öz doğasındaki mistik ruhtan gelir." Onun. "Burhun-Burkut Baba"nın etkili olduğu anlaşılır. sözüne sahip gkmayıp. Türkmen "Koroğlu"sundakJ İlk şaman olan "Âşık Aydın" ve Azerbaycan "Köroğiu"sundaki "Aşık Cünun" adlanyla aynı statü ve manâda görme İmkânı verir bize.

Yakutlar İse şamanlann "Berkut"lann so­ yundan geldiğine İnanırlar. Moğollarda ve Buryatlarda. Bu doğrudur. gök gürültüsünü yaratan ve yıldırımı çaktıran varlık. Şamanİst İnanışlarla ilgilidir. "Bürked" adını taşıyor­ du.BURH-BURKUT geçer. göklerde yaşadı klan inana da göklerde dolaşan "BurkuTlara uyuyor. İlk ata şamanlann. Ancak şamanın havaya etki yaparak yağmur ve kar yağdırabilmesi ile ilgili İnanış bazı Türk hal klan nda -Kazaklarda. "Burkut"un özellikleri ve mitolojik işlevleri konusunda yardıma olabilir. Ancak Kazak bahşılan. "Burtı" ve "Burkut" adlannı kendi koruyuçulan kategorisine dahil etmiyorlar. "Burkut Baha'yla bağlantılıdır. Kartal. Türkistan şamanlan. N. Kırgız etioloji. Ancak "Burkut Baba"nın öbür dünyayla bağlılığı. Kartalla bağlı efsanelerde onun da İlk şa­ man gibi ölüleri diriltecek kadar sihir gücü olduğuna dair anlatılar vardır. Onun. Ölülerin canını Azrail'in elinden alarak onlan tekrar hayata < löndürebilir. insanlann kaderine hakim olması ve diğer bazı özellikler. Yakutlarda. Bir zamanlar Q. şöyle bir fikir ortaya atmaktaydı: Gele­ neksel görüşlerde. Sibirya'nın bazı Türk halklannda. Türkmenlerin "Burkut Baba"sına yakındır. Altayıarda. şöyle bir hikâye anla115 . Buryatİardaki ilk ata şaman. şamanlann nah arkadaşı ve yardımcısı sayılmıştır. Potanin. mitolojik metinlerin birinde. çocuğu olmayan kadınlar. onu göklerde yaratan samandır. kısır İnsanlara çocuk verme gücü de yine çocuksuzlara çocuk bağış yapma gücü d a n şaman hakkındaki görüşleri hatırlatır. Bu bakımdan Buryatİardaki İlk şaman hakkındaki efsaneleri incelemek. işlevleri itibarıyla mitolojik İlk şamana çok yaklaşır. kutsal bildikleri bazı varlıklarla birlikte "Şayhı-BortYu (Şeyh Burh) yardıma vağınrlar. "Burkut Baba" motifi. Bu ad sessel ağdan. mitolojik metinlerde. çocuk vermesi için kartala dua ederlerdi. O. Moğol-Hakaslara göre yıldınm çaktıran. Şayhı-Burh. onunla şaman mitolojisi arasında paralellik arama imkânı veriyor. ahret üzerindeki hükümdarlığı. hiş şüphesiz. Türkmenlerin "Burkut Balxı"sı. açıktan açığa şaman izleri taşır.var olmuştur. sadece görünüşte de olsa bu inanışın İzlerini taşımaktadır.

şamanlann "Berkut" soyundan gelme İnançlan arasında. Bahaeddln ve Kövsülegzem gibi tarihî kişiliklerle İllşkilendirilmesi gerçeği de uygarlığın varoluşu ve devingenliğinin bir şeklidir. "Bur­ kut" ve "BunYun doğal olaylar üzerindeki gücüne dair inanışlar. V. hak vergisi veya Tann 116 . "Allah" ve Azrail'le mücadelesi de dünyanın tekrarianabilirliği fikrinden doğan ölümsüzlük iddiasından gelmektedir. Radlov'un sözü­ nü ettiği ~Merkut". sûfi ve şaman topluluğunun birçok unsurunu kendin­ de birleştirir. gerçekten de onun. Boyun büyükleri de daha sonralan "Burkut"tan doğan bu çocuklar arasından seçilirlerdi. "Markut-Merküt" adında bir kuş kullanılır. Bu destanlar. Radlov. "Burh-Burkut Baba" motifin İlk mitolojik şaman çiz­ gilerini de görmek mümkündür. Şamanizmle bağlı birçok unsur. "Burh"un ölüme karşı direnerek. sema kuşu "Markut" adının geçtiği bir şaman duası metninden söz ediyor. Halk hikâyelerinde. Onun bazı özelliklerinin. V. çadıra gelip yatağın çevresinde uçtuğunu görür. sonraki dönemlerin etkisi altında kalsa da halk inanışlannda.BUTA tılryor: Bir Kırgızın küçük esi uykusunda bir "Berkut" yani kartalın. yaşlılann derin İnançlannda yaşar ve yalnız adı anılanlan korkutur. Bunun ardından bu kadın hamile kalır. Türk-Müslüman görüşünde. Kötü ruhlan korkutmak amacıyla çağırılan "MerkütMarkut" adındaki bu kuş ile Türkmenlerdeki "Burkut Baba" ve Ya­ kutlann. mitolojik anlamsallık açısından derin bir yakınlık vardır. Bu motif. Anadolu Yörük Oymakları arasında çocuklan korkutmak İçin. gezgin derviş ve kalender olarak betimle­ nen "Burkut". BUTA: Şiirsel mitolojik yapıya sahip birçok tarihî unsur taşıyan şa­ man aşk destanlanndaki Tann vergisi olayı. bolluk ve bereketi temsil ettiğini gösteriyor. şaman mitolojisiyle ilişkili olduğunu göster­ mektedir. Altay dağlannda yaşayan şamanlann yaptı klan kurban merasiminden bahsederken. Kartal görünümünde düşünülen ata şaman ruhu "Bürked" ile il­ gili efsanelerde. İslâmî görüşlerden uzak bir şe­ kilde. göze görünmez ve yalnızca belli insanlar onu görebilir. Yağmur ko­ ruyucusu olması da onun.

Altay. "Buta" verilen aşık için de durum aynıdır. tamamıyla şaman izlerini hatırlatıyor. Tann kurbanlan arasına katılarak sonsuz manevî güce sahip hak âşığına dönüşür ve hakkın sözcülüğünü yapar. Artık "Kandan Mekân" ve ruhlar alemiyle bağlantı kurma yollan ağlan âşığın. Hızır veya Hazreti Ali'dir.verildiği mekân da ruhlar âlemi ve kutsallıkla bağ117 . ışık şarabı şeklinde içirilir. VI. onun "yeniden oluşmasının" sembolü olup normal bir İnsanın. "Buta"yı veren eren. bu olayın kutsal! bağlılığını ve aynı anda da tasavvufun oı üzerindeki etkisini gösteriyor. toprağa yattıktan sonra hastalanması." diyerek saz çalıp türkü söylemesi. Onun "Buta"den önceki mayışmış hali şaman azannın bir gösterge­ sidir ve "yeniden oluşmaya" işaret eder. "Buta" vermek şeklinde kullanılmıştır. Şamana vergi verildiği zaman. hak âşığı katına yükselmesini temsil eder. "Buta"dan sonraki hali arasında yerden göğe kadar fark vardır. kendinden geçmesi ve ağzının köpürmesi. üstüme geldi erenler. "Buta". M. "Buta". ruhlar tarafından sa­ manlık edip.Ö. Samanlara Tann vergisi verilmesi ola yı. uyandığında ise "Yat­ mıştım. "Buta"nın verildiği zamana kadar -şuurun yan kapalı olduğu uy­ ku zamanlan nda.. "Buta" olayıyla ilgili olan adlanr gözden geçirilmesi. "Âşığın göğsünü. çoğu zaman destanlardaki âşığa (geleceğin hak âşığına). gönlün viran olup. eski İnançlara sıkı bir şeklide bağlıdır.BUTA ihtiyaa olarak bilinen "Buta" olayı üze­ rinde kurulurlar. şaman kültünde. "Buta'dan önceki ha­ liyle. Bu duruma geçiş. Bu süreç. Yüzytl le. halden hale düşmesiyle birlikte adının değişip yeni ad alınmasıyla tamamlanır. aşk destanlannda. "Buta" verilen biri. düştüğü durum çevredekilere ne kadar delilik gibi görünüyorsa. kural ola- Butâ rak uykusunda verilen "Buta"nın etklsiy. onlann çağrısını kabul etmek için seçilmek anlamına gelir. kendi yapısı İti­ bariyle. demlrd finnı gibi yakan bu bâde". Âşığın.-IV. dinsel-mltolojik içerikli olup..

(bak: Hak Âşığı. uğur getirmek ve kötü gözlerden korumak gibi bir işlev görür. şaman Azan) BÜYÜ: (bak: Yazı) 118 . "Buta"nın verildiği mekanlar. pirlerin ve ataların mezar başlan ve bunun gibi yer­ lerdir. Vergi vermeyi temsil eden "Buta" halk inanışlannda.BÜYÜ lılığı ağsından dikkat çekicidir. genel­ likle mağaralar. Vergi.

at tüyü ve benzeri şeyler asılır. havaya fırlamaya başlar. O zaman. Merasim günü geldiğinde. İnsanlar o alana toplanır ve şamanın gelmesini bekler. bez parçası. "Calin" merasimi için. elindeki tokmak ve davuluyla at gibi kişneyip. Daha sonra burada temsili olarak bulunana Yer Ana'nın yanı­ na gelerek. Yer Ana'nın yanına gittiği zaman. Gelen in­ sanlan misafir etmek için önceden gerekli gıda hazırlanırdı. Sonra bu direklerin etrafi çitlerle çevrilir. ondan "Calin". şaman yerinden kalkıp ıslık çalmaya ve tokmağryla daireler çizmeye başlar. Bu iplere. bir temsil şekli olup. Direklerin çevresine. şamanı onlann elinden alırlar. Yer anadan "Calin" alan şaman. kötü ruhlan olein şamanlar bu mera­ simi geçiremezlerdi. O zaman. kadınlan kenara çekip. dünya ağacını temsilen. sık yapraklı. şamanın üzerine atlar­ lar. İnanışa göre. Yer Ruhu için ayn bir me­ rasim düzenlerlermiş. İnanışa göre "Calin Almak". Bu budaklann arası­ na da siyah ve beyaz yünden örülmüş. İhtiras yarana hareketler yaparlar. Ulu Ana'nın şerefine içilirdi. temsil edilir. Ulu Yer Ana.Yer Ana'nın şerefine. at gibi kişneyerek. kımız konulabilecek şekilde oyulur. yere üç direk saplanır. merasime katılan kadınlar da kahkaha atıp. Söylenenlere göre şamanlar geçmişte. Şaman. yani dnsel ihtiras gücü ister.c CALİN: Saka Türklerinde Yer Ruhu'nun şerefine yapılan merasimin adı. g e n ç toz a ğ a a (beyaz ka­ buklu. Bu merasimi. Bu kımız. elle­ rinde toz a ğ a a tutan otuz dokuz kız ve otuz dokuz oğlanla dansa başlar. Direklerin başı. ip çekilir. aynı yer­ de yaşayan birkaç kişi birleşerek bir arada gerçekleştirirdi. Böylece. Merasimdeki erkekler. 119 . dallı budaklı bir ağaan altında yer hazırlanıp. bol yapraklı bir ağaç) budaklan bastınlır. cinsel ihtiras yaratmak amacıyla yapılır.

canı en çok temsil eden sembollerdir. cansız nesnelerden sadece yumurtanın canlı oldu­ ğuna inanılır. Söylenenlere göre. Saygı­ değer ve tanınmış kadınlann katılmadığı bu merasim. bu merasim sırasında kadınlardan bol miktarda ter akar. olduğu gibi üç defa kadınlara doğru bırakır. elbiselerini gkanp gnl çıplak şamanın üzerine atlarlar. bütün aynntılanyla başka dillere aktarma olanağı yoktur. Ancak bu görüşleri. Şaman. Bunun et­ kisiyle coşan kadınlar. Şaman. Altaylarda bilinen bir inanışa göre. Yer A n a d a n al­ dığı "Calin"!. Başka dillerde bir tek sözcükle verilen bu anlayışın arkasında. Çocuk doğduğunda Tann. eski dlnî-mitolojlk görüşlerinin bir yaşantısı gibi. Batı Sibir­ ya Türklerinde. yanaldan kıpkırmızı olur. kadınlar kendilerine gelip. CAN: mitolojik inançlarda. ortak bir çalışma yapılmamıştır. adı ve kutsal anlamı İtibanyla.CAN Bu durumda. Bu inanan kökleri. onun ruhunu buradan alır ve bu ruhla ona can verir. Bu tür açıklamalar içerik olarak bir açıklama getirmediğinden. onunla İlgili geleneksel görüşler de bu yüzden eksik anlaşılmıştır. hiçbir bilgi veremiyor. Ancak şimdiki bilgilerle bunu ka­ nıtlayacak verilere sahip değiliz. Türklerin inanç ve düşüncelerindeki "can" anlayışı hem Müslü­ man hem de Hıristiyan yazartann eserlerinde çoğu zaman değişi­ me uğrayarak agklandığından. akşamdan başlar ve tanyeline kadar sürer. Din biliminde de "can" an­ layışıyla ilgili. eski Türklerin oldukça zengin ve renkli gö­ rüşleri yer alır. Şamanlann Yer Ruhu adına yaptı klan bu "Calin" merasimini. Ulu Yer ilahesi şerefine yapılan "Yallı" merasimi ile karşılaştırmak mümkündür. insanoğlunun canı göklerde. yılan ve balık. erkekler ve hayvanlara da fırlatır. nüfusun artması ve bereketin durmadan sürmesi için Yer Ana'dan aldığı "Calın"ı. yumurtanın hayatın kaynağıyla bağlı olduğuna dair eski düşünceden gelir. Her iki merasimin adı da "Al-Yal-Cal" kökünden olmalıdır. Türk halklannın "can"la bağlı. kuş. (Mitolojik İnanan yaşatı120 . sakinleşerek yerlerine otu­ rurlar. "Süt-Ağ" gölü denilen yerde olur.

Bir fikre göre eski Türkçe'de. canın bedeni terk etmesi gerekiyor. Sibirya Türk halklan ve Mogollann dilinde yaygın olan ve ruhla. eski Türkçe'de. İçeriği.") Aynca. Hikâyenin kahramanı da bu canı yok ederek. "kut" gibi değişik . Şamanlst düşünceye göre insan. dört kanadı olan kara bir berkut dolaşır. ağız veya burundan terk edebilir. Şamanlst düşüncede birbirinden farklı an­ lamlar içeriyordu. 121 . düşman ordusunu yenilgiye uğratabiliyor.. yumurtadan yavru çıkamazdı ki. (bale Tın: Ûzüt) CAN YERİNE CAN: Eski Türk tanncılığına sonradan kanşmış olan Şamanizmİn kalıntılanndan bir anlayış. Bir Altay hikâyesinde. İnsanın ölümü için. İnsanın ölmesi için. "Can Kuşu" olarak İfade edilen ve insanı hayata bağlayan bu "Öz". kuş şeklinde bedenden çıkıp gitmesi. "ÖzÖ s " (üz) sözünün kökü ise daha çok. İnsan görünüşünde düşünemedikleri İçin. ordu savaştığı sırada askerlerin üzerinde. canın diğer bir adı da "Öz-Ös" imiş. aynı zamanda hem ruh hem de can anla­ mında kullanılmıştır. eski Türklerde canın. can ile ilgili eski Türk dinî-mitolojik görüşleri zengin ol­ makla birlikte. Örneğin. özek. putlar da ya­ ratmamış olan eski Türkler. İnsan öldükten sonra bile ruhunun yaşa­ dığına ve ölümden sonra ikind bir hayatın varlığına İnanırlardı. Ruhları. bedene güç veren. bu konuda şöyle bir savunması var: "Canı olmasaydı. şaman hikâye ve efsanelerinde geniş yer tutmuştur. "can.. O kara berkut. Kuş şeklinde dü­ şünülen can. Çağdaş Türk dillerinin genelinde kullanılan bu "Öz-Ös" sözcüğü. canla bağlı anlamını koruyan "Uzat" teriminin temeline dayanır. onu harekete geçiren canın da uçup gitmesi gerekiyor­ du. dövüşen ordunun canını temsil ediyor. sadece mhun cismi terk etmesiyle öffnüyordu. Bu eski görüş. anlatıcıların. ruh.«İlan da vardı. Eski Türklerin dinî-mitolojik görüşlerine göre. "sur". Şiirsel deyim olan "Can Kuşu'nun kaynağı bu görüşlere daya­ nır. Azerbaycan Türkçesinde "ken­ dinden geçmek" ve "kendine gelmek" gibi deyimlerle korunmuş­ tur. bedeni. temeli" anlamlannda kullanılmıştır. Bu adlar. bir nesnenin özeği. ruhun değil. "tin". Canın.CAN YERİNE C A N «ısı ve taşıyıcısı olan. Mecazi bir şekilde.

hastanın özellikle de çocuklann başı etrafında dolaştınlıp. can kurban etmenin en belirgin göstergesidir. yaşlı birinin de­ ğil. Bir hastanın. kelime anlamı itibariyle. Benzer bir geleneğin adı. Bu mantığa göre. onun yerine kendi canlannı vermemelerini. Genel kanıya göre. Kazaklar ve Kırgızlarda. "Ne derdi varsa. bir hastayı ölümden kurtarmak için başka bir can feda edilmeli. onu kabul edemezdi. "can yerine can" verilmeliydi. onun canı özgür kalsın!" Türk Şamanist görüşlerine göre. çocuk doğurabilen ve ekin ekip biçebilen bir varlı­ ğın ölümü. "Başına dolanayım" ve benzeri deyimler.C A N YERİNE C A N "Dede Korkut Kitabrnın "Duna Koca Oğlu Deli Dumrul Boyu'nda. oğlu ise iyileşmiştir. kurban olarak kesilmesi ve bununla da şer güçlere karşılık verildi­ ğinden hastanın düzeleceğine ve ağrısının. ana-babasının ölümü. Şamanizmle bağlı. Dumrul. "Başına dolanayım" demektir. benzer gelenek ve âyinler. Babur Şah. acısının. Bu yüzden de mitolojik mantık. Allahtaala'nın emri böyle oldu ki. kurbanlık hay­ vana geçeceğine olan İnanca bağlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. mitolojik anlamsallık ve işlevsellik bakımından. mitolojinin kendi manüğı içinde açıklıyorlar. Kırgızlarda "Köçöt"tür. canı yerine can bulsun. Yani. yalnız genç. "Azizim. oğ­ lu Muhammet Hümayun hastalandığında. tekrar onu hayata geri getirebilirdi. Örneğin. Azerbaycan Türkçesindeki "Kurbanın olayım". hastanın bütün dertlerini kendi üzerine toplardı. hediyeyi alana mutlu122 . Başın etrafında çevirmek ve hediye vermek inananın izleri de "can yerine can" hakkındaki görüşlerle bağlı olmalıdır. Kır­ gızlarda. eti yenilebilen bir hayvanın. aalannın başka birine geçmesi için onun başına donup dolanmak. Araştırmacılar. ca­ nım" anlamına gelen bu anlayış. başı etrafinda üç kez do­ landırarak. "Kadanı ala­ yım". Deli Dum­ rul'un ölümünü engelleyemezdi. "Aynalu" veya "Aylanu" sözleriyle ifade edilir. Bunun ardından Babur Şah hastalanmış. Deli Dumrul'un anababasıntn. ben üstüme aldım" diye adak yapmış­ tır. başa dolandınlıp verilen hediyenin. Bu can. "Deli Dumrul Boyü'nda. Azrail'in dilinden şöyle der: "Mere Deli Dumrul.

imin aynlmaz parçalandırlar İçeriden birleşerek oyunun bütünlüğü­ nü oluştururlar. bu oyun­ da da taklit etme. Türkiye'nin Tekirdağ'ında. eğlence yönleri daha öne çıkmış bir şekilde. İki köyün delikanlılan. geleneğin ta kendisidir. dinsel eski merasimlerin bir kalıntısı gibi oldu­ ğundan kalıplaşmış davranışlarla doludur. Kınm Tatarian arasında. "Cemel Oyunu'nun. onu. Oyuna katılan bir erkeğin. müzik ve dans. Hatta bu kurban. Arapça'da de­ ve demektir) olan bu dinsel merasim. toprağın bereketli olması ve verimliği artırma amaanı taşımaktadır. ölen biri olsaydı bu ölüm şehitlikle bir tutulup. daha çok bilinir ve Balkanlarda da değişik vı-rsiyonlan vardır. mitolojik anlamsallığına göre. < l MEL RİTÜELİ (DEVE RİTÜELİ): Tarihî anlamsallığryla bilinen din kaynaklı bir oyun. her zaman dikkatle izlenir. kötü uıhlan kovmak için oynanılan bir efsun gibi değerlendirme imkânı vermiştir. "Nevruz" adıyla da yapılır. kut­ sal sayılırdı ve Tann'ya kurban verilmiş gibi değerlendirilirdi.CEMEL RİTÜELİ luk getireceğine İnanılır. içerik olarak bereket ve bolluk düşüncesiyle ilgili olup. Sihirli Ruhu'nun varlığı. Merasimde gösterilen oyunlann yazılı metni yoktur. Bu ve kalıplann dışına çı­ kılamaz. gelinlik giymesi de bolluk ve bereket anlayışryla bağlıdır. Günümüzde. Radlov da "Alasla" sözünün açıklamasını yaptığı zaman kaydetmiştir. âyin-oyun. 1520 yaşlarındaki gençler tarafından oynanan "Ceme!" oyunu. V. sonunun nasıl biteceği bilinmiyormuş gibi. bolluğun işareti olarak görülürdü. birbiriyle "Ce­ me!" oynarken. çoğu araştırmaalara. Bu inana. Merasim kaynak­ lı birçok oyun gibi. toprağa tohumun 123 . meM . Bu. Adının diğer bir şekli de "Deve Oyunu" (Ceme!. Oyunu yönlendiren. buyucu­ luk âyini.

aydınlığın karanlıktan dpğması gibi. bahşiş verilmeyen evin önünde. Sopanın dairesel hareketleriyle. "Deve Merasimi'nİn. "Cemel Oyunu"nun gerçekten de bolluk anlayışını canlandıran "buta". Anlancılann kendileri de oyun zamanında.CEMEL RİTÜELİ atıldığı İlk gün oynanması da onun uğur ve bereket amaayla yapı­ lan bir merasim olduğunun iradesidir. Bu da herhalde. Araştırmalar. "Cemel Oyunu". Bolluk-be re ket ve üreme anlayışlı eski dinsel törenlere olan bir bağlılığı da oyunun günün istenilen vaktinde değil. o yıl o evde bereketin olmaya­ cağına ve o evden bir ölünün çıkacağına İnanılırdı. Merasimdeki yaşlı kadın da işlevine göre. Oyunculann "çomak" adı verdikleri bir sopayı gezdirmeleri de onu kutsallıkla ilgili görme olanağını da verir. "Saya" olarak karşımıza çıkar. neden deve kılığına girildiğini bilmediklerini söy­ lüyorlar. "Saya". Gerçekte de kutsal içerikli oyunlarda sopa. Bununla bitlikte. hangi evin kapısında oynanırsa. Hatta oyunu oynayanlardan biri. toprağın verimliliğinin artacağına inanılırdı. "Ceme! Oyunu"na da bayram gözüyle bakılması ve "Bolluk Neşesi" veya "Bereket Şenliği" olarak görülmesi doğaldır. 124 . sadece geceleri oynanır ve Türkme­ nistan Şamanizminden kaynaklandığına inanılır. Cemel denilen oyuncu. ev­ renin kaostan yaratıldığının sembolüdür. Oyuna başlamak için gece yansının gelme­ si beklenir. çoğu durumlarda. "Sayacı" oyununa yakın ol­ duğuna işaret eder. Bu motif me­ rasim kaynaklı tüm oyunlarda karşımıza çkar. mitolojik Ulu Ana sembolü gibi işlev görür. Kaynağını doğanın bilinmeyen yönlerinin sembolü olan dinsel törenlerden alan bugünkü oyunlar. o yıl o evde bolluk ve be­ reket olacağına inanılır. Bu bakımdan. bolluk ve bereket getirilmesi fikrinin taşıyıcısı olup. Türkiye'nin bazı bölgelerinde ise bu oyunun adı. eski bayram­ lara Özgü çizgilerini korumuştur. dinsel tören kaynaklı olduğunu gösteren detaylardan biri de ölüp dirilme motifinin burada sık sık tekrarlanmasıdır. bereket ve hayatın devamlılığı fikrini sem­ bolize eden bir unsur olarak yer alır. sadece belli bir zamanda geçirilmesidir. "Sayaçbaşı" adını taşır. yıkılıp ölü gibi yatarsa.

tarihten bilinen ve adı milattan önceki ikind bin yılın en büyük kişileri arasında anılan "Cengiz Han"ın. çeşit çeşit gıdıklamalara girişilmesi. bazı düğün geleneklerinin oluşturucusu ve demirdliğin koruyucusudur. Ateşin meydana gelişi ve hatta bazı yerlerde adın konulması da onunla ilişkilendirilir. Birçok halk bilimi metninde de görüldüğü gibi "Cengiz Han". Buıyat rivayetierindeki kült kahraman. Tann Devleti" düşüncesi ve "Gök Oğlu" hakkındadır. genellikle Atalann ruhlan arasında tapınılan bir varlıktır. tarihteki faaliyetlerinin yanı sıra. Onun adına "Şıngıs" ve başka şekillerde de rastlanır. Merkezi Asya ve Sibiıya halklannın hanzalanna silinmez izler bırakan "Cen­ giz Han" adıyla bilinen mitolojik anlatımın. göklere gkmadan önce. çok sayıda versiyonu vardır. Moğol mitolojisinde. bereketin geleceğine inanılan bu oyunda bolluk. "Esege Ma­ lan Tengri" de ebedî gök tannsının oğlu veya sadece gök oğlu sayı­ lırdı. Ulu Tann'nın. bir gök oğlu olduğu gibi. kült kahraman işlevinin taşıyıasıdır. "Cengiz Han" motifi. sonradan ilâhîleştirilmiş olduğuna dair fikirleri de yanlış­ tır. ölümünden sonra Gök Oğlu Cengiz hakkındaki yazılar da etkili olmuştur. Gülmek için. Bu anlatılanlar. "Çngis-Kezer-Kayrakan" adında bir mitolojik 125 . öz evla­ dını yeryüzüne gönderdiğine dair mitolojik inanışlarda geçen kah­ ramanlardan biri. Gök Oğlu gibi. O. Uryanhaylarda. "Esege Malan Tengrfnin. CENGİZ: Yeryüzünde düzeni sağlamak için. onun ilkel çağlarda yapılan dinî merasimlerle bağlılığını görme imkânı verir. Bu ruhun adı­ nın "Cengiz Han"ın lakabını alması ise mitolojik düşüncenin gerekli­ liğidir. vcnlik naralan atılması ve garip sesler çıkarması. Moğol şaman inanışında da bir "Gök Oğlu"dur. hayatın dairesel olarak tekrarlanması ve ölüp dirilmeye olan gerçek İnana sembolize eden gülüş. hayvanlann taklidinin yapılması. Birçok araştırmaanın. yerde yaşadığına inanılırdı. Çünkü "Cengiz Han". önemli yer tutmaktadır.CENGİZ Oynanmasıyla. "Cengiz Han"ın ilâhîleştirilmesinde. O.

"Çino" ise kurt de­ mektir. Buradaki "Cengiz" adı. Banzarov. "Cengiz" sözcüğünün kökünde. düz) sözcüğüyle bağlantılıdır. Bu herhalde. Buradan Timuçin'in gök oğlu soyu ile ilgili olduğu anlaşılır. "Çingis-Çingiz"dir. adının anlamı. "güçlü. Üçüncü bir fikre göre ise Mo­ ğol kaynaklı olup. A. kurt gibi) olarak veriliyor. Timuçin'in mensup olduğu boyun adı da "Borçigin" (BÖrü tekin. Saka Türkçesinde. bütün dünyayı kapla­ yan sele kadar. Anohin'in verdiği bilgiler­ den de anlaşıldığına göre. yalnız halk biliminde kullanılan. talih ve felekle bağlantılı "Çıngıs Haan" adında bir ruh vardır. Kaynaklarda. Erlik'in yedi evladından birinin adı. Çn kökenli "çen" (sadık. Bu ruh. D. hiç şüphesiz. "Çıngıs" sözü vardır. tüm doğaya can verilip tekrar yaratılması. Cengiz'in adıyla ilişkilendiriiir. Şamanist Moğol geleneğinde ise "Hadr-Çingis-Tengri". Son dönemlerdeki araştırmalar. dayanıklı" demek olan "çingis" ile ilişkili­ dir. Göktürk * 126 . "Deniz-Tengiz" sözcüğüyle açıklanmıştır. Timuçin'in mensup olduğu so­ yun. "Borte". Timuçin'in şamanı "ButTengri"ye de belli olmuştu. tarihteki hiçbir kişilikle örtüşmez. Bu metinlerde adı gecen büyük selden sonra. "Kurt" (Börü) anlamlı "Çino"nun olduğunu kanıtlamıştır. Bu metin. "Gök Oğlu" demek olan. "Çİnıs Han" idi. "Çin'is" sözü. "Umman Denizi" anlamını koru­ muştur. Yakut mitoloji geleneğinde. boz. Tarihî kaynaklardaki. sözcüğün sonralan geçirdiği içeriksel değişim so­ nucunda kazandığı anlamdır.CENGİZ varlık kaydedilmiştir. tüm yeryüzünün sahibi olduğuna dair metinler var­ dır. Türk haJklanndan birçoğu. "CengizŞingiz" adlı bir ruhun varlığına inanır. Çağdaş Türk dillerinden Hakas metinlerinde. "denizlerin koruyucusu" gibi anlamlandırarak. gök oğullanndan olan bir ruhun adıdır. kahramanın adı. gökten doğan "Borte-çino" adında bir varlıktan başladığına dair mitolojik metinler mevcuttur. bir zamanlar Moğollarda yaşamış. Eski Türklerdeki "gök oğlu" motifinin versiyonlanndan birinde. yazılann birinde. Timuçin'in. "Han Tengiz-Cengiz"in. şöhret bildiren "Çingiz". Diğer bir fikre göre. "Çingis-Hadr-Tangriin-Hu" adında tanınmış bir şamandan bahsetmiştir.

"Kurt" demek olan. "çenli gudu şanyuy" lakabındakî "çenli" sözcüğünün.. "Cengizname" adıyla bilinen destanda. Böylelikle. Kurdun. kurt köklü soydan geldikleri. "Kurt" ve "Çingis". kendi resmini bulmuştur. "gudu"nun ise "oğlu" olarak anlamlandırılması. Gök Han'ın neslinden sayılması da bu balomdan anlamlıdır.ve Uygur hakanlannın 'Tengrid Bolmuş" (Gökten Doğmuş) lakabında. ilk ata ve kült kahraman özellikli "Gök Oğlu"ndan söz edildiği düşünül­ melidir. Bu inanç. Hunlarda İmparator lakabını anlatan. yani ilâhî düzenle devlet kuran Timuçin. Yakutlarda. "Cengiz'ln. "Cengiz Han"ın soyundan söz edilen metinlerde kurt. Oğuz Han'ın oğlu. "Çino" sözcü­ Hayvan Figürlerinden Bir Omek sünden gelen "Şana" soyuna bağlıyordu. "Gök Oğlu" inanana dayana­ rak. 127 . Hun Devleti'ni kuranlann. "çenlf'nin. "Gök Oğlu". aslında kurt demek olan. ve 13. 'Tann Oğlu" denilse bile bu ad altında. aynı anlamlan ifade etmişlerdir. Kendisi Hun ••oyundan gelen "Aşina"nın adı. Moğolca'daki "Cengiz" sözcüğüyle l<arşılaştırmalan da merak uyandınyor.CENGİZ 'Nvletinin kurucusu "Aşina"nın >yundan olduğuna ilişkin bilgiler de dikkat çekicidir. "Şanyu" sözcüğünü. Buna göre de Tann toprağında. "göğün oğlu" sayılır. "Bengü il". Çince'de aldığı şeklidir. "Cengiz'le aynı kökten olma görüşünü doğurur. İlk mitolojik metinlerde. kay­ naklarca da saptanmıştır. "Çino" sözı Uğunun. gökten. Türk dinî-mitolojik sisteminin kurallan bakımın­ dan doğru değildir. onun gök oğlu an­ lamına da açıklık getirir. Onun 'Tann Oğlu" gibi anlamlandırması. "gök". Çin kaynaklannda. yüzyıllarında Karahanlı Devleti'ndekİ hakim soy da hiç ı Türklerde Sıklıkla Kullanılan •üphesiz kendini. 10. eski Türk yazılannda -Göktürk. Sinologlann. Bu da belli bir ölçüde. mavi ışığın içinde iner. "Gök Oğlu" olarak adlandııması da kök itibariyle aynı inanıştan kaynaklanır. "Oğuz Kağan" destanındaki ta­ nıma göre kurt. "Çingis-Çingiz" lakabını taşımıştır. "Hallan uola" yani "Göğün Oğlu".

Tuva hikâyelerinde ise "Baldır-Beejek" olarak adlandınlır. Ateş-Ocak koruyucusunun kısa. Sakalı İki Kanş" motifi­ nin "Ateşli Mercimek" adı taşıması da bu motifin. Kılıktan kılığa girebilmeleri. "Glka Han". Anadolu hikâyelerindeki. yine "Glka Han'a yalvanlıp dua edilirdi. mitolojik asıllı bir motif. CİN: Eski ve geleneksel görüşlerde. cırtdanın boylu insancık olarak betimlenmesi. C1RTDAN: Azerbaycan hikayelerinin tanınmış kahramanı. Sakalı Yedi kanş" motifi. İnanışa göre. herhangi bir hastalıktan veya kazadan dolayı ölmezdi. Doğum koruyucusu olan ruh. Çünkü 128 . "Urüng Ayıı Toyon'un yarattığı varlıklar arasında değildir. "Cılka Han". Ateş Ruhuyla bağlılığının bir göstergesidir. hamam­ lar. "Boyu Bir Kanş. Adlarına "İns-Gns" de denilen bu varlıkiann en çok bulunduklan yer. çocuğun canını "Cılka Han"dan dilerlerdi.CET CET: (bak: Ecdat) CILKA HAN: Yakutlann mitolojik görüşlerinde. Havyarların telef olduğu veya kuraklık ol­ duğu zaman. onlann en belirgin özelliğidir. ahırlar ve köprüler gibi. var olduğuna İnanılan ancak gözle görülmeyen mitolojik bir varlık. iyiliksever tabiata sahip "Ayıı" ruhlar silsilesinden olan bir ruh. Moğol dilindeki "Otuy" sözcüğünün agklanmasına da yardıma oluyor. şeytanî yerlerdir. Şeytanî unsurian koruyan. çocuk doğduğunda onun kaderini belirler. kesinlikle Allah'n adını anmak gerekir. Ateş Ruhu'nun halk biliminde ortaya çıkan şekillerinden biridir. Türkmen hikayelerinde "Kalça Patır" (Kel Kahraman). onun eşi olan "Çınkıs"ın. karanlık dünya padişahının küçük oğlu olarak sunulur. çocuk vermediği zaman. Araştırmacılara göre. göklerde yaşadığı söylenir. Canını "Cılka Han"ın verdiği çocu­ ğun geleceği iyi olacaktır. Bu çocuk. Mitolojik metinlerde. yıkık dökük harabeler. Onun içindir ki öyle yerlere girildiğinde. Türk halk hikâyelerinde de "Boyu Bir Kanş. "Grtdan" karakteri.

Ana­ dolu Türklerinin inanışlanna göre de Kuran. Geleneksel görüşlere göre dnler. Türkistan. M. Eski Dönem Arap tarihçileri de İran tarihinin mitolojik dö­ nüşümünden söz ettikleri zaman. cinler "Allah'ın adından ve Kurandan korkarlar. anlam olarak "bilid" demekti.Şair bilinmeyenlerden haber verdiğj için. Bir inanışa göre. bu anlayışlarda karışıklıklara meydan verilmeyebilir. ınHek. Azerbaycan veya Anadolu halk İnançlanndaki dnin eski motifiyle aynı değildir. Arap dillerinde ise aynı anla­ mı bildirmek için. cinlerden ilham alırlardı. Bu dnlerin. Bunlardan birine ait özellikler. dnlerin kötülük seven ve iyilik sevenleri vardır. İslam'a getiri­ len din anlayışı. (hak: I Vrnon) Aslında "Gn". bazen hem "Gn" hem "Eönne" hem de "Albastı" denilen şeytanî variıkJara ait olabilir. Kuran olmaı ligi zamanlarda dnler gelip. "peri" ve "dev" sözlerinin karşılığı olarak kulla­ nılmıştır. " G n " diye tercüme etmişlerdir. bu oklardan korunmak için ge­ celeri dışan çıkmadıklannı yazıyor.) Büyüyle ilgili ne varsa hepsi. görünüşleri başta ol­ mak üzere. dindar ve kâfir destan­ lannda geçen varlık" anlamlannı irade eder. ("Şair" sözcüğü. ilâhî emirleri yerine getiren. şeytanî varlıklar olduklanndan. Bazı İstisna durumlarda İse bir ruhlar kategorisi anlamı İfade etııır. "Demon" (Şeytan) anlayışından yararlanırlar. Şeytana çok yakınlar ve hatta çoğu zaman aynı olurlar. çocuklan önlerden ko­ mi Yanında Kuran olmayan çocuk. İslam inançlanndaki "On". topluluk­ la dinî bir statü kazanırdı. "Divan-ü Lügat-itTürk"de. Gnler. yerli Türk halklanndakl ruhlann genel adını bildir­ miş. çocuklan değiştirebilirlermiş. her şeyiertyie dünyadaki variıklann tersini oluştururlar. "duygu yoluyla algılanamayan. "ÇıvTlardan bahsediyor. İnanışa göre. gizli olan". "Dev" sözcüğünü. İslam'da "Allah". şeytan ve dn anlayışlannın ölçüleri kesin olarak bilindiğin• l«n. zayıflamaya başlar. Arap dilinde "örtülü. dnle­ rin bir bölümü olan. " G n " söz> ugü. kâh "Şeytan" kâhsa.llr. geceleri birbirlerine ok attiklannı ve Türklerin. Fars dilindeki. eski Arap şairleri. Kaşgarî. 129 . dnler tara­ lından onlara yapılırdı. İç­ lerinden yüksek dereceye kalanlar da olmuştur.CİN M ı ıı ir-1 göçe.

her zaman insanlara kötülük yapmak isterler.CİN Örneğin. Grilerin demirden korkup kaçtıklanna inanılır. molla dua okuyup onlan karşısına toplar ve derdi ki. fala bakmak ve görünmeyenleri görmek) dni yakalar­ lardı. varolduklan haber verildiğine göre onlar. Azerbaycan Türklerinin yaşamakta olan inanışlanna göre d n . Mümkün olduğu kadar çok gürültü gkararak. harabelerde ve çöllerde yaşarlar." Gnler. Gnler. tas kurup (Tas Kurmak: İçi suyla dolu bir tasın içine bakarak. böyle yıkıkdökük harabeleri mesken tutarlar. "Bismillah"ör. o insana bir daha yaklaşmayacaklanna dair ant içerlerdi. "Falan insana dokunmuşsunuz. Kazak-Kırgızlar ve Karakalpaklarda. onlann topuklan önde. Yaratıcı tarafından. Bundan başka Türk halklannın demonolojik görüşlerine göre. Çünkü mavi gözlü dnler. Bu yerlere giden birini "Qn çar­ par. dnleri. bazen de adlanna "Ednne" deni­ len bu varlıklar. Gnİ yakalayanlardan biri molla. Geleneklerde. ara sıra da gökyüzüne yükselip güneşi veya ayı tuttuklanna. önüne örtü çekerek. Fala ise "Buradalar. hastalanmıştır. parmaklan arkada olur. Gndar hekim ise inanışa gö130 . cinler insan şekline girdikleri zaman. Bu inanı­ şın etkisiyle. Bunu önle­ mek için. geceleri seçerler. ger­ çekte var olanlardan sayılırlar. De­ ğişken kılıklı olduklanna inanılan. ne zaman ve nerede görünecekleri belli olmayan dnler. Grilerin. gökyüzüne kurşun sıkılır ve tencerelere vurulur. tek tek adlanyla çağırmaya başlardı. dnlerin korktuğu en önemli şeyse. insanoğlunun getirdiği altın. çocuklar. eğer dnlerin yaşadık­ tan yerlerden götürülmüşse kömüre döner. Genel görüşlere göre. diğeri de fala olurdu." "Gn çarpmış" birinin ya dili tutulur ya ağzı eğilirdi. bi­ rine zarar verdiğinde. ışığın yere düşmesini engellediklerine inanılır. Yani. İnanışa göre. ayaklan ters tarafta kalır. dnlerin korkup kaçmalan sağla­ nır. Gn efsaneleri hakkında konuşanlar da onlann varlığına İnanırlar. geceleri yalnız başlan na bakımsız ve harabe yerlere gidemezler. Molla bir kaba su döküp önüne koyar. çocuklann arkaya doğru yürümeleri iyi bir işaret sayılmaz ve yasaktır. bir yerden başka bir yere göç etmek için. toplu halde en çok da eski mezarlıklarda. Gnler gel­ diğinde. geldiler" diye haber verirdi.

hastalığın genellikle. onlan yakalaya­ bilirdi. Papağını kaybeden cin. Daha önceleri bu mekanda. Gerçekten de halk demonolojik görüşlerinde. ruhsal hastalığı olan çocuklara.CİN re. "cin" olarak adlandmlmasıdır. bu cinlerden faydalanarak. her türlü hastalık ve azar. Böyle biri. Azerbaycan'ın Zagatala'smda ise "Cİn-Pir" adını taşıyan ve bu adıyla Şamanizmin İzini yaşatan kutsal bir mekân vardır. Yılan olanlar yeraltı dünyasıyla. yüzyı­ lın ortalannda. iri göğüslerini omuzlan üzerinden arkaya atan bir kadın görünümünde tanımlanır. artık görünmezliğini kaybeder. Bazı halklarda. bir insanı götürüp. "Karane131 . Yılan ve kuş görünü­ münde olan cinler de vardır. bu yüzden de ölürdü. Çünkü cinler. Ancak burada dikkati çeken konu. delilik ve sara hastalığı gibi rahatsızlıklara yol açtıklanna ve büyücülerin. ruhsal hastalıdan te­ davi ediyorlardı. o papak sayesinde göze gö­ rünmezler. dağınık saçlı. Cin böylece. Cinler ise uzun boylu. şöyle yazmış: "Müslümanlarda. onlann dilini bilen biri tutabilirdi. cinlerin papağını ele geçirerek. bir canavar görünümünde betimle­ nen cinlerin. her hastalığın cinini bulup. Velihanov. Ç. metinlerde rast­ lanır. birçok hastalığın sembolü sayılırlar. hastalıklara ve azarbezara cin denir. hastadan uzaklaşırdı. Nogaylarda da cinlerle insanlar arasında bir yakınlık olabileceği inanana. bundan sonra efendisinin buyruğuna uyup. Şeytanî variıklann kendisi bile. Batı Sibirya Tataıİannın dinî İnanışlannda. Cinin. karan­ lık dünya güçleri olan şaytanlar ve cinlerle ilişkili düşünülmüştür. değiştirerek insanlıktan gkarabileceğine inanılmıştır. "Albastı" motifini hatırlatır. bu ruhlann Eriik'in karanlık dünyasından olan kısmına. Tüm dünyanın ruhlarla dolu olduğuna inanan eski Türklerin dilin­ de. cin çarpmış denilirdi. Yaşlılann inanana göre. kuş seklinde olanlarsa göklerle bağlantılıdırlar. kendine köle yapardı. cinleri sadece. insanlara ve hayvanlara zarar verebildiklerine inanılırdı. Bu görüntü. 19.

Azerbaycan Türklerinin inanışlannda. Şamanizm bu anlamda görünmeyenleri an­ lama pratiğidir. "Gn-Peri" deyimi kullanılır. kutsal doğaya sahip insanlar­ dırlar. "Şeytan" anlamını korumuştur. 132 . Bu durumda İradenin cisim üzerindeki hükmü yok olur. Mitolojik düşüncenin taşıyıcı olan geleneksel toplum insanlannın görüşüne göre. "Gn" adı altında toplan­ mıştır. Ruhanî âlemlerden geçmenin yolu olan "coşku". bu varlıklann kendi ruhlan yoktur. Etnolo­ jik metinlerde "coşma" olayı. "Coşku" hallerinin görünüşte delilik gibi kavranma­ sı. Maddî Alemle tüm bağlannı koparmış olan şaman. her yerde var olan. Ba­ zen hatta "On". Bu anlamda.COŞKU me'ler veya "yeg^ler denilirdi. Uyguriann dini metinlerinde de bu "yeg" sözcüğü. yan Şeytan varlıklar olarak kabul edilir. "Coşma" hail. bazen delilikle bile kanştınlır. "Qn" adı altında zaman zaman koruyucu ruh. halk sofiliğinin mistik doğasından gelen Aşıklara ve samanlara "divane" denilmesi ve vergi verilmenin " d n çarpması" gibi yorum­ lanmasında kendini açık bîr şekilde gösterir. "Gnlller". Her türlü hastalığın nedeni sayılan bu dnler. Baskınlarda ise her türlü dn anlamında. kendi benliğinden kurtulma olayı gibi verilir. "Bizden iyiler. ruhlar alemiyle temasa geçer. (bak: Bizden İyiler) Dİnî-mltolojlk düşünce sisteminde ayn bir yerleri olan bu varlık­ larda. Bu durama "mistik trans" da denilir. şaman ritüelinin de başlıca çizgisidir. Türkistan bahşı lan da her birinin kendi adı olan bu varlıklara yalvanrlar. "Albastı" veya başka mitolojik varlıklann birbirin­ den ayırt edilmesi mümkün olmuyor. "Gn vurmuşlar". "Bizden iyiler" adı altında bilinen varlıklara dahil edilirler. normal insanlann gözlerine görünmeyen ve İnsanlara zarar veren şeytanî varlıklardırlar. Türkmenlerin geleneksel halk inanışla­ nnda hem "Su Sahibi" hem de " G n " adını taşıyor. şaman taralından hastanın bedeninden uzaklaştırılırdı. Aynı mitolojik varlık. Çünkü. COŞKU: Şamanlzmde ruhlarla temas sırasında yaşanan hal. Geleneksel mitolojik görüşlerde var olan çok sayıda karakter daha sonralan. "Hemzatlar" da denilen dnler. sahip ve ben­ zeri özellikler de gizlenmiş olabilir.

"Coşku"yla gelen bilgiler. Bunun İçin de ta­ savvura göre. "Coşku" halinde söylenen sözler anlaşılmaz da olabilirler. Böyle bir insan kendinden geçer ve bu durum artık sembollere bürünmüş olan başka bir dün­ yayı yaşamak demektir. Burada "coşma"yı yaratan daha çok mü­ zikti. Mecnun. normalde söylemeye çekindikleri sözleri rahatlıkla söylerler. görünmeyenler dünyasından gelen bir ışık gibidir. "Coşku"nun yaşanmadığı bir Şamanizm yoktur. "coşku" halindeki bir İnsan yaptığı İşlerin ve söylediği sözlerin sorumluluğunu taşrmamaktadır. Müziğin gücüyle. sadece "coşku" halinde mümkün olur. meczup ve behlül. coşku verid gücü sayesinde tedavi özelliği taşır. İnsa­ nın normal bilinç hail olmayan "coşku". her zaman açık olan bir ilham kapısıdır. görünürdeki benzediğe bakarak bu hali Histerik ile aynı 133 . Bu bilgi sayesinde uygarlık perdeleri kal­ kar ve gönül gözünün açılmasıyla gizli gerçekler su yüzüne çkar. mistik kalıplarda doğurur ve parlatır. kopuzun tellerinden kopan bu mistik motiflerin es­ rarengiz gücünün etkisinde kalır. Bazı şaman sarkılan. ruhun göklere yükselmesi ve sonra yeraltına inmesiyle. Ruhun bedende bir anlam kazandığı "coşku" halinde. Türk Şamanizmlnde "coşa gelmek" İçin. Bahşılann pîri olan Korkut Ata'nın müziğini duyan bir bahşı. deli gibi görünen akıllılardan sayılırlar. Mistik içeriği itibariyle "coşku". "Coşku" halinde olan insanlar. Hızır'ın bilgi­ leri de bu gruba dahildir. Şamanlzmde. Bu da bir Hak vergisidir. "Coşku" halini inceleyen araş­ tirmaalar. Bu haldeki insan hiç­ bir şey görmez ve duymaz gibi görünür. "coşku" aynı anda gerçek­ leşir. şamanın dikkati kendi iç dünyasındaki mo­ tifler alemine toplanır. "Coşku"yu Tann'nın kulu­ na verdiği bir ödül sayan tasavvuf ehline göre ise "Coşku" sahipleri bu hail yaşadıklan sürece Allah tararından korunurlar. O. onu görünmezler âlemine kavuşturur. Çünkü Şamanizmde ruhlarla yakınlık. maddi dünyayla olan her tür bağlantı ortadan kalkar. Dünyayı kirve pisliklerden temizler. Onlar her görünen deli gibi değillerdir ve Tann'ya kavuşmaktan dolayı sarhoş olmuşlardır. evliya ve erenlere özgüdür.COŞKU ŞamanIzmin kendisi de arkaik "coşku" tekniği sayılmaktadır. herhangi bir halüslnasyondan yararlanılmazdı.

Bu halin heyecanlan. Farklı etnikkültürel geleneklerde "coşku" halleri arasında farklıklar olabilir. "Coş­ ku" şamanın mistik hayatının amacı değildir. CÜTÇÜ BABA: (bak: Dehgan Baba) 134 . "Coşku". "Coşku" halinde olanların anlatmak İstedikleri da semboller ve mecazlarla doludur.CÜTÇÜ B A B A saymışlardır. Şamanizmi arkaik "coşku" tekniği olarak adlandıran M. So­ nuç itibariyle "coşku" bir sırdır. asla onun ruhsal bozukluğunun bir gösterge­ si olamaz. Ancak sonunda aradığını bulur. Mitoloji uzmanlarına göre "coşku". çılgınlığa benzer ve bu süre İçinde fikir ve zihin işlevleri normalden çok farklı olur. Mistikler. bazı araştırmacılara göre mahiyet itibariyle delilikten ayırsa da "coşku"nun tekniğini tam olarak açabilmiş değildir. "coşku" halindeyken zihinlerinin bir ayna şeklini aldığı­ nı ve sadece gerçekleri yansıttığını kabul ederler. Bunun için de şamanın "coşku" halindeykenki davranışlan. Yaşadı klan halin ruhlarla yakınlık hali olduğunu açkça söyleyenler de vardır. Eliade bile. Şamanın inanç ve inanı­ şı ne ise "coşku"su da odur. arayanla aranan arasında bir âlemdir. Bu âlemi kalemle betimlemek ise olanak dışıdır. ilham ile ortaya çkan bir sırdır. Şaman "coşku" halindeyken kendin­ den geçer ve kendini bilmez.

Ta­ tarlar ve Çuvaşlann dilinde kullanılan. Çulım Şamanizminin başlıca karakterlerinden olan "çak"larla. Şeytan anlayışryla birlikte de kullanılan ve "Çek"in bir versiyonu olan "Çak" sözcüğünün açıklanması. bu varlıklann mitolojik doğası şimdilik öğrenilemediğinden. mitolojik içerikli "Yaka" arasında bir bağlantı görülebilir. Sözcüğün bu anlamlan. onun "kötü. ilginç sonuçlar doğurabilir. V. "yey-yeg" kısmıyla "çak-çek" arasında da yakın bir bağ sezilebilir. kendi tuttuklan koruyucu ruhlara verilen addır. Kumandİn ve Çelkanlarda işlendiği gibi. Şamanist görüşlerin sade bir şekilde görüldüğü Çulım Türkleri­ nin inanışına göre. Sö­ zün geçirdiği anlamsal ayrışmalar. yeraltı dünyasının sahibi sayılan on iki başlı bu Şeytanî varlık. Çirkin ve hırıltılı sesli. Çulım Türkçesindeki Şeytan olarak geçmesi birbirini ta135 . kötülük verid" •ve benzeri anlamlannı ortaya çkarmıştır. Mahmut Kaşgarî'nin "Divan-ı Lügat-it Türk"ü ile diğer kaynaklarda: Şeytan anlamında kulla­ nılması. bu yakınlık da yalnız varsayım olarak kalıyor. Radlov'un sözlüğünde de verilmiştir. Şamanist kültle birlikte kullanılan oldukça eski bir anlayıştır ve Çulım şamanlannın. "Yeg"in Garamin Türkçesinde: "ruh". Bundan başka. "Dua İle yapılan kurban merasimfni bildiren "Çök" (çak-çek) sözcüğü ve eski Uygur metinlerin• de rastlanan. Azerbaycan Türklerinin dnlere verilen "bizden yeyler" adındaki. taşıdı­ ğı işlevsel özellikler açsından. pis. "Çak" denilen ruhlann sayısı çoktur. Güney Sibirya'ya komşu Türk halkla­ nnın geleneksel dinî-mitolojik görüşlerindeki "Erlik" motifine ben­ zemektedir. Bu "Çak"lann başında ise bir "Ulu Çak" bulunur.ÇAK: Çulım Türklerinde. Ancak.

Onun için. (Suu-suv anası). Kazaklar "su perisi". Bu "su sahlbl"ni sinirlendirir ve İnsanlara zarar vermesine neden olur. Onun için. Diğer Türk hal klan nda. "Çay Ninesi". İnsanlara da hiçbir zarar vermezler. Ve onlann içerik olarak bir kökten geldiği ve aynı mitolo­ jik anlam İçerdiği fikrini güçlendiriyor. "su anası"na adak için demir para atar. Başı dönen İnsanın gözleri karanr ve çaya düşer. kendisiyle birlikte kuraklık ve hastalık getirir. Tobol Tatarian onu. "Su anası". Bu "Su Sahibi"nın adı­ na. Tobol Tatarlanna göre "su anası". şeytanî Al ruhuyla da ilgilidir. Kum ukl arda ve Karaçaylarda bu motifin adı. "Çay Ni­ nesi". in­ sanlann ayaklanndan tutup suya batıran kötü ruhlann lideridir. yaşlı bir kadın görünü­ münde resmederler. Özbekler de "su atvastisi" derler. (bak: Yeg) ÇAY NİNESİ: Azerbaycan Türklerinin geleneksel demonolojik gö­ rüşlerinde. sa­ bahlan suya gidildiğinde. nehirlerin derinliklerinde bir taşın altındadır. çayda (ırmakta) yaşadığına İnanılır. Ka­ zan ve batı Sibiıya Ta tarlan nda. Onlann yaşadıklan sarayın girişi. "su sahibi"ne selam verilmelidir. Tatar-Mişariarda. "Su(v) Anası" veya "su sahibi" hakkındaki görüş­ ler. "su sahibi" bu sahiplerin en üstün olanıdır. Suya pis su dökmek yasaktır. insanlan suda boğar. uzun. Sahiplerden biri olan "su anası" İse erkek kılığında düşünülür. Su Sahipleri'nin hepsi suda yaşarlar. Uzun kızıl saçlı "Albastı" da Sibirya Tatarlannda "Su Anası" olarak bilinir. "Albastı" gibi o da sadece çay kanarlannda insanlara görünür. beyaz ve dağınık saçlı. su merasimi ile bağlı olan mitolojik bîr varlık. koruyucu ruhlar olan Sahipler'le ilğli görüşle­ rine göre. ilk defa su doldurmaya gelen genç gelin. Tüıkmenler "suv adamı". (bak: Su. "Çay Ninesfne benzer motifler var. "Su Anası "dır.ÇAY NİNESİ marnlıyor. köprüden geçerken suya çok bakılırsa kızar ve insanın başını döndürür. Yaşlı kadın kılığında. BaşkurtJann görüşlerine göre. Azerbaycanlılann. Su Anası) 136 .

yine. Köroğ­ lu'nun yaşadığı yerin adıdır ve ülkeyi sembolize eder. "Çeek lmay" doyurulduktan sonra bile düzelmediği takdirde onun göğsüne küçük oklar şaplarlardı. "Cembil" şekliyle. ÇENÜBEL (ÇAMLIBEL): Türkmen Köroğlu'sunun bir versiyonunda. Bu. zamanında yedirilmezse. "Çenlibel" olması. oranın koru­ yucu olarak ana toprağı sembolize ettiğini gösterir. Bu mera­ simin amacı. O. mitolojik kurallara uygundur. "Çenlibel". Açgözlülük. aç gözlü. "Çeek lmay"ın açgözlülüğü de bağlı olduğu mitolojik toplulu­ ğun bir özelliğidir. "Çeek lmay" denilen. Ulu Ana. doymak bilmeyen bir varlık olarak düşünülen ruhu doyurup memnun etmekti. Eski olduğu düşünülen bir versiyonda ise onu dünyaya getiren varlığın adı "Cembil" olarak verilmiştir.ÇENLIBEL ÇEJEK IMAY: Hakaslardaki bir geleneğe göre. "Çeek lmay" adını verdikleri res­ mini hazırlarlardı. Merasim. h e m yer adıdır hem de kahramanı dünyaya getiren Ulu Yer Ana'nın adıdır. doy­ mak bilmeyen bu ruh. Hastalanan çocuk. hatta intikam bile alabilir­ di. sinirlenir ve ondan sonra artık çocuğa koruyuculuk yapmaz. "Çenlibel". körpe çocuğun iki üç aylığından başlayarak. Dağ Ana'dır. çocuklar sıkça hasta­ landıklarında. bir başka versiyonunda da Köroğlu'nu dünyaya getiren kadın ananın adı olarak rastlamak mümkündür. Bu ad. Sonradan Köroğlu'nun "Cembil-ÇenlibeTe sığınması. "Cembil". Köroğ­ lu'nun dağ ruhundan doğduğunun sembolik iradesidir. İki üç ya­ şına kadar her ayın yedinci gününde yapılırdı. topluluğuna bağlı motiflerin hepsinin açgözlülük özelliğini taşıması. "Umay ilâhesi"nin. Ulu Ana'nın özelliklerinden biridir. "ÇenlibeT adının değişik bir versiyonudur. "Cembil". İnanışa göre. Köroğlu Destanı'nın bir versiyonunda bir yer adı olarak. çocuğu hastalandıran ruhlann korkup kaçacağına İnanılırdı. insan kılığına sokulmuş bir varlığın adıdır. Kutlu Umay ile bağlı bir merasimdi. yani. kahramanın anasıdır ve bağlı olduğu mito­ lojik Ulu Ana'yı sembolize eder. bir evrenbilim unsuru olarak destansı dünyanın dilin137 . kişileştirilmiş. Bu yolla. Köroğlu'nu dünyaya getiren kadın. Onu dünyaya getiren varlığın adının "Cembil".

Bu dağın adının. 138 . "Kayrakan" ve "Abu Kaan" gibi adlarla adlandınlırlar. "Dirilik Su­ yu" da o dağdadır. "Çenlibel" de etnik-kültürel gelenekte. Tann Dağı" yani evliya dağı ve kutsal ulu dağ anlayışıyla bağlılığının açıklanabileceğini de g ö z ardı etmiyor. tek tanrıya iman getiren Hunlarda. kutsal gücü azami derecede kendinde toplayan mekandır.CIR de. evliya adlan taşımıştır. "Çenlibel" sözcüğünün. Bununla birlikte Türk İnanç sistemindeki kutsal dağlar. Geleneksel görüşle­ re göre bu dağlarda. dağ beli" ve "güne­ şin doğduğu yer" gibi açıklamalarında. Altay. su ve ağaç. Tann'nın büyüklüğünü ve ululuğunu sembolize ettiği İçin. "HanTengri". Tuva ve Hakas kahramanlık destanlannda da rastlanır. Doğu Türklerinde ulu ve kutsal bilinen dağ. "Çenli" şeklinde kullanılırdı. Türk halklannın kültüründe. Dört bir yanı dağlarla çevrili (çardaklı) mekândaki ata ve ana mo­ tifine. ulu bilinen ve İbadet yeri olan dağ­ lar. Köroğlu'nun atı bu dağdaki sudan içip ölümsüz­ lük kazanır. Eski Türk din düşüncesi için de geçerli olan bu üç unsur. hastalığın kişileştirilmesiyle geleneksel görüşlerde yaratılan şeytanî bir motif. "Çenlibel". Çin kaynaklanndan edinilen bilgelere göre. Bu yüzden de ona tapıp sığınırlar. Doğu Türkistan Türkleri İse Tann Daglan'nin içinde yer alan ve haritalarda Moğolca. Türk Tanrıcılığının başlıca üç unsuru bir arada bulunur: dağ. ebediyetin merkezi gibi kutsaldır. böyle bir dağı sem­ bolize eder. Altaylarda. Gök Tann'nın mekanı sayılmıştır. İlk mitolojik anlamının unutulduğu ise açkör. "dumanla kaplı. "Bokdoola" şeklinde kaydedilen ulu kutsal bir dağa "Tann Kut" adını vermişler. O hayatın başlangıcı ve kaynağı olduğundan. Uygur. Bütün bunlar. "Çenlibel" dağında bir yere toplanmıştır. Tann anlayışryla bağlantılı olan. Tann sözünün eski bir şekli olan Tengri". Tann Dağlan" adını taşımıştır. Türkistan'da ve Ana­ dolu'daki dağlann birçoğu. (bak: Dağ) ÇER: Kötü ruhlar taifesini oluşturan başlıca kaynaklardan biri gibi. sözün görünürdeki anlamı­ nın dışına çıkılmıştır.

Kaşgarî'nin " Drvan-ı Lügat-it Türk" ünde. korkutmuş. sakalı iki kanş" motifiyle olan işlevsel bağlılığı da ortaya çkmış olur. "Şeke-Şöke" diye adlandınriar. Çağdaş Azerbaycan Türkçesinde "çer" sözcüğüyle aynı kökten olan "çeriemek. Sekenin a ğ a a n altında yaşadığına inanılır. Türk halklannın eski mitolojik görüşlerine göre. bu sözcük için "at hastalığı" tanımı kullanılmıştır: "Bir de görürsün ki. Çuvaş destanlarına göre. Buradan onun ateş koruyucusu olduğu ve "boyu bir kanş. Kazan Tatarian. Haganlılann dilinde." (bak: Çor) ÇEVRİLME: ÇİKE: (bak: Değişkenlik) Çuvaşlarda. dört kez doğanın ÇİLE-ÇİLLE: 139 . "çer"in anlamı: "terlemiş ati sulamanın sonucun­ da onda oluşan romatizma iltihabı" gibi açıklanmaktadır. çerdeymiş ve çerendeymiş" gibi İfadeler de vardır. artdan boylu bu ihtivan. "erçerlendi" (ada­ mın bedeni agıriaşo). 'er özi çeriendi" (adam hastalandı. Kış mevsiminin başlangıandan sonuna kadar. Hayat işlevlerinin en aza indiği kış mevsimi. doğanın ölümü ve "zamansızlık" gibi algılanmış­ tır. Sözcüğün tarih boyunca geçirdiği anlamsal ayrışmalar. doğa­ nın faaliyeti baharda başlar. arkasına bakıyor. Atı götürüp mezarlıkta dolaştıracaksın. At çeri ediği zaman gırtlağından kan alınır. şarkı söyletir. yazın devam eder. yanına gelenlere destan anlattınp. "yel" ve diğer adlar altında bilinen kötü ruhlarla -burada ise ~çar"la. Gökçay Kead şivelerinde.bağlantılıdır. O zaman at çerden kurtulur. onun hastalıkla bağlı diğer anlamlannı da ortaya çıkarmıştır. Sonbaharda mahsul toplanır ve kışın. hazırlıklarla sona erer. at ürkek ürkek dönüp. bedenin ağırlığını bildi­ ren bir söz gibi kayda alınmıştır. İnsanın hastalanması ve bedeninin ağırlaşması ise geleneksel demonolojik görüşlere göre "yıg".M. bedeni ağırlaştı) deyimlerinde. "Çike Suhal" adını taşıyan ve "dirsek boyunda yaşlı biri" gibi betimlenen bir varlık. Azerbaycan Türklerinin dilinde. "Al­ bastı". Bil ki atı çer vurmuş.

"ölüp-dirilme" dönemi gibi bilinen zaman kesitine. Nevruz Bayramı'nda olur. sözcüğün anlamsallığına bir agklık getirmeden. Bereketini kıştan alan bahann gelişiyle. Kınm'da. "Küçük Çille" ve "Boz Çile" adın­ da üç evladı olan yaşlı bir kadın olarak betimlenmiştir. genellikle orta Asya ve Kazakistan bölgesinde yayılan ve kutsallan anlatan bir ad. "Kırklar" adıyla da bilinir. tekrar dirildiğine inanılır. "Çille-çile" dönemi adını vermişler. Bu üç aylık. 140 . sıkıntı" anlamlannda kullanılır. kökenine göre. yeni yıla adım atılırdı. "Hıdır Nebi" derier) ve kış mevsiminin son ayı alan "Boz Ay" ise Nevruz'a kadar sürer. "Büyük Çile". orta çağın ta­ savvuf geleneğiyle bağdaştı nrtar. Bunlann ayılması. Uç çille veya hatta bazen iki çille olarak gösterilse de (Büyük Çille ve Küçük Çille adında kız kardeşler şeklinde). "Çlle-Çile ayı" denilir. Krş aylannın. doğa yeniden canlanır. bereketini kıştan aldığı görüşünde olan geleneksel Türk düşüncesinde kış. Anadolu'nun değişik bölgelerinde. "eziyet çekmek. "kırk" gibi anlamlandınlır. kış mev­ simi bir bütün olarak düşünülür. "Çile" sözcüğü. Tannalık görüşlerinden ge­ lir. Türk halklannın çoğunda. Azerbaycan'da. Bu nedenle araştırma­ cılar. Türkiye ve benzer yerierde. Bahann. çoğu zaman da görece benzerlik temeli­ ne göre. Azerbaycan Türkleri de ona. Söz­ cüğün anlamı. donar.CIHANLAR ölüp. yılın en uzun gecesi olarak bilinen ve adına "Çille Gecesi" denilen geceyi. mitolojik düşüncenin mistik doğasından alır. mitolojik metinlerde "Çle" olarak adlandınlmasının kökleri. Çünkü. "Kışın oğlan çağı" da denilen "Küçük Çille" 20 gün (onun da ilk 10 gününe. her şey yatıp. özel merasimlerle toplu bir şekilde. Türk mitolojisinin başlıca konusunu oluşturan ve ölüp-dirilmeye gerçek inanışı yansıtan. ÇİLTANLAR: Şamanist görüşlerle bağlı olup. sözcüğün mitolojik anlamını da bu konumda. İnanışa göre kışın. Halbuki. "Karakış" da denilen "Büyük Çile" 40 gün. halk bayramı gibi geçirirlerdi. Bunlann için­ den. yatan lan dört haftada uyandınr. Sözcüğün bu anlamı aslında kaynağını. "Çile". Bahar geldiğin­ de. onu tasavvuf makamına kadar çıkanr. çekilen bu çilenin so­ na ermesiyle.

yerli dinî-mitolojik gelenek­ lerden gelmiştir. Yani. Türk halk bilimindeki "Kırklar" motifi de açık bir şekilde gösteriyor. Kırk Çiltanlar. Acemliler. Onlar. 'Çiltanlar" a rastlamak mümkündür. Bir düğün ya da bir şenlik olduğunda. "Çİltanlar'ın başka bir özelliği de onlann su merasimiyle ilişkili olmalarıdır. savaş zamanı şehit düşenlerin mezarian başına kocaman baş taşlan vardı. İbadet için her gün ge­ lirlerdi. tutmuş" derse. Uygur efsanelerine göre ise "Çiltanlar". "Kırk Çiltan. "Çiltanlar" motifi. Harezm Sahası'nda yer alan. Işığı da yalnız kalender soyundan gelmiş biri yakabilirdi. Iran ve Afganistan'da yaşayanlann geleneksel görüşlerinde. Orta Asya ve Kazakistan'daki "Çltanlar"la bağlı inanışlar ise İslam'a. "Aranglar" ile "Çiltanlar"ın farklı varlıklar olduğu görüşüne varmıştır. yeryüzün­ de ne olduğunu müzakere ederler. buna "Çltanan". Ancak "Aranglar" motifinin birçok özelliği. onlan "Çiltanlar"dan ayınr. yeryüzünü dolaşırlar. Q. onlar yılda bir kez kalendertıanede toplanıp. Yoksa bereket bulmak mümkün olmaz. aynı divane-kalendeıierdir. Bunu. Harezm'deki kalendertıanede. Türkistan Şamanizmindeki inanışa göre. bu iki motifin de işlevselanlamsal bakımdan aslında aynı varlıklar olduğu kanaatini güçlen141 . "Çiltanlar". derviş-kalender motifleriyle bağlan­ tılıdırlar. bir taraftan dünyayı idare edenler yani dünyanın sahipleri olarak kabul edilir. "Çiltanlar" her şeyden önce. karışık yapıda bir motiftir. "Qltanlar"ın hatınna kırk m u m yakarlardı. Snesaryev'in verdiği bilgiye göre.ÇİLTANLAR Bahçesaray'da. kalender görünümünde. "Çiltanlar Ocağı" deni­ len büyük bir ocak vardır. Bunun için de birçok araştırmaa. Bazı bölgelerde "Çiltanlar"la bağlı bir inanca göre. hastanın yakınlan kalenderhaneye gidip. Adam Oleari'ye göre ise Derbent*te. "Çiltanlar" hakkında olan görüşlerle yakınlık gösterir. Ancak daha sonralar elde edilen veriler. Bir çocuk veya hamile kadın hastalandığında bahıa. "Kırk Azizler" adında ünlü bir mezarlık vardır. küçük bir kurbanlıkla bile olsa onlan anmak gere­ kir. bütün insanlara koruyuculuk yapıp dertlerden ve belâlardan korurlar ve onlara mutluluk getirirler. "Aranglar" (erenler) deni­ len ve sulara hükmeden ruhlarla ilgili görüşler. Türkler ve Tatarlar ise "Kırklar" deyip.

"Kırkçiltanlar" adında bir varlıktır. Orta Asya halktan arasındaki yerini araştıran bilim adamlanna göre dinî kitaplarda. hastalık ve belâ gibi değişik izleri irade etmesi ağsından birden çok anlamı olan bir söz. Köroğlu'nun d o ğ u m haberini. yakında öleceğini söylerler. Altaycada da "kötü talih" anlamındaki "Şar" sözcüğü vardır. Ancak kordan bir oğlu olacağını ve bu oğlanın adını Köroğlu koyması gerektiğini söylerler. İnanışa göre "Çiltanlar". "hastalık. sulann koruyucusu. kahraman ölür. Bulgaristan Türkleri arasında yayılan bir versiyonunda. Orta Amuderya Türkmenlerinin görüşüne göre. Çuvaşçada. Türk dilinde. ona. Aranklar) ÇOR: Kötü ruhun. Kırgız dilinde yine hastalık anlamın­ da hastalık adı olan "Curu" olarak geçer. Türk halk bilimine ilişkin metinlerinde de za­ man zaman karşımıza çıkar. Hızır'ın yardımalandıriar. "Şllten'ln (Çiltan) diğer bir adı da "Rical el-gaib"dir. Kazaklann sözlü edebiyatında. azar-bezer getiren ruh" anlamında. "Köroğlu" karakterinin. Tatarcanın bazı metinlerinde. Ölmeden önce de tüm vannı yoğunu insanlar arasında paylaştırıp.ÇOR dirmlştir. 142 . Çuvaşçadaki. sonra ebedî yaşayan kutsal erenlere ve kırklara kanşır. "Çil tan lar" motifi. Burada şeytanî ad sayılan "Şilten". "Çiltanlar". de­ ğişken tabiatlı "GuryabanTyi anlatan "Çer" sözcüğünü de buraya dahil etmek doğru olur. ekindliğin koruyucu ruhunun adı niteliğiyle de "Şart" olarak kullanılır. göze görünmeyen variıklar-pîrier olarak bilinen bu erenlerin adı. Uyguriarda. "Kırk Çîltan" ol­ duğu söylenir. bedbahtlığı ta­ nımlarken "Şar". şamanlann koruyuculan veya pirlerin. 'iri boynuzlu hayvanlarda ve bitkilerde görünen bir hastalık" anlamına gelen "Çor". Ağ Ana'ya uykusunda verenler yine "Çiltanlar"dır. Müslümanlık dinî İle ilgili olmayıp. çoğu zaman "Cayıp iren kırk şilten" (görünmez âlemin erenleri kırk çlltan) şeklinde kullanılır. (bale Kayberen. Kazak "Koroğlu'sunda. "Çur" sözü kullanılmıştır. araştırmacılara göre. "Çiltanlar"ın. İslam'a kadarki çağlann düşüncesinin bir ürünüdür. Taşauz Türkmenleri de "Kırkçiltanlar"la 'Erenleri*' sık sık aynılaştınriar.

insanlara gelebilecek belâlan. sözcüğün. iyilik karşısında direnen. Araştırmaalann görüşüne göre. çeşitli hastalıklar yaratabileceğine inandıklan "Çertegri-Aza" ve "Şorat-Aza" adlannda ruhlan vardır. belâ" anlamına gelmesi eski mito­ lojik düşüncenin. eski Türklerde "ruhsal hastalık". Kumandinlerin. Gökalp de "çor'un. Bu gibi ruhlann ad­ lannda da "Çer-Şor" şekilleriyle. kötü talihli" olarak geçer. Rus dilinden geçtiğini yazar. "Çor" kökü açık bir şekilde görül­ mektedir. Araşormaalann görüşüne göre. insan vücuduna nüfuz ederek.ÇOR "Çor" sözcüğünün "hastalık. "Şeytan ve kötü ruh" anlamında "Çuort" ifadesi kullanılır. Rus dilindeki "Çert".sövüş ve beddua olarak agklanır. İnsan görünüşündedlr ancak 143 . Sözcüğün "Çer" versiyonu olduğu söy­ lenir. "eski varlı. "Çörek Uya" adında bir kötü ruh var­ dır. Bu versiyonu da çok kullanılanlardandır. "Cehennem"de yaşayan. bazen de başka bitkilerde görünen hastalık. bu sözcüğün. Tatar Türkçesİndeki "Çort" sözcüğü de aynı anlamda kullanılır. Türk şaman inanışla­ rında da kötü ruhlar. Radlov Sözlüğünde de "Çor"un değişik sessel ve anlamsal versi­ yonları kaydedilmiştir. "Çor" adını taşımışlardır. hayvanlara zarar verir. Yakutlann İnanışına göre. Azerbaycan Türklerinin mitolojik inançlanna göre. şer güçleri temsil eden. daha çok "kötü nah" anlamında kullanılmaktadır. Şortu:"bedbaht. Pekaıski. K. Azerbaycan dilinde bu sözcüğün anlamı: pamukta. Oğuzname'de. hastalıklan kötü ruh­ lara bağladığını ve şeytanî bir motif gibi canlandırdığını gösterir. şer: "uzun süren hastalık". Z. "hasta" anlamına gelen "çorlu" sözcüğü de bu bakımdan önemlidir. "Çert" sözcüğüyle kaışılaştınlabilir. "çorlü'nun ise "ruh hasta­ sı" anlamına geldiğini yazıyor. Yakut dilinde. kötü ruh. Şor: "bedbaht". doğaüstü varlık. sorlu: "bedbaht". Türk dillerindeki "Çor" sözcüğü (ve onun versiyonu olan "Çer"). V. Bu ruh. Sor: 'kötü talih". E. Şeytan ve iblis" anlamına geliyor. "arkadaş. Türk dillerinde bu içe­ rik. Rus dilindeki. beyaz ve si­ yah denilen iki çeşit "Çor" vardır. çorlu" ifadesindeki. kul ve yardıma" anlamlan da bu içerikten türemiştir.

"Şeytan". Belerusça'da kullanılan "Çort". Ancak "Çert" sözcüğünün. putperest bir tarikata da mensup idiler. yüzyılın sonlan nda kaleme alınan. "Çort" şekliyle de rastlanabilir. "Çöpçü" denilenler. Bu deyime. saygı gösterilip. Hazar Ülkesine gelen İsrail. "Çöpçu'nün türbesini yakmış. Hıristiyanlığa kadarki İnanç ve görüşlere bağlı idi. Hazarlarda daha doğrusu Savirierde. ÇÖPÇÜ: Azerbaycan Türklerinin dilinde. kötü ruh" anlamına geliyor. Gerçekten de Hıristiyanlığı yaymak için. bazı eski Azerbaycan kaynaklannda da rastlanır. eski inanç ve düşüncelerinin kökünü kazımak amacıyla. Onlann mezarlan ziyaret yeri idi.ÇOPÇU boynuzlu. külünü havaya savuımuştu. kuyruklu ve tırnaklı olarak tanımlanır. 144 . Demek oluyor ki böyle bir tarikat. burada yaşayan Savirlerin. aynı anlamıyla. çocuklann boğazına takılan çör-çöpü çkanrlardı. 7. Çöpçülük eden kadınlar. "şer güç" anlamı kazanması da Türk dillerinin etkisi sonucunda olmuştur. "Çöpçü" sözcüğüne. "Avlan Tarihi"nden anlaşıldığı üzere. Azerbaycan köylerinde. ara hekim ve geleneksel tedavi yöntemlerini kullanarak hekimlik yapan kadına verilen addır. son dönemlere kadar çöpçülük yapan kadınlar mevcuttu. dua okunurdu.

Etnogenetik metinlerde (ırklann genetik yapısını inceleyen bilim dalı) vurgulanan başka bir fikir de ilk ecdadın. "Yer Tannsı" olarak adlandınlır. dağlann kendi aralannda dövüştüklerinden söz edilir. Türklerin kutsal saydıklan dağ. ant yerleri olan bu dağda. Dağ. "Ulu Demir Da­ ğı'nın olduğuna inanılırdı. dağlar yıldan yıla büyürler. Gök Ruhu'na. Hatta Şor efsanelerine göre bir yerden başka bir yere bile gidebilirlermiş. dünyanın öz motifidir. Yâni dağ canlıdır. Doğu Türk Hakanlan ve halkı. mitolojik işlevine göre eski düşüncede. ülke­ deki bir dağı kutsal sayıp. da vatan koru­ yucusu ve mitolojik Ulu Anayla bağlı bu tapınışın izlerini a ç k bir şekilde yaşatmaktadır. Türk halklannın mitolojik geleneğin­ de sistemli bir şekilde korunması. Türk kozmik dünya mo­ deline göre. gök kökenli olmalan ve bu yüzden de dağla bağlılıklarıdır. Hakas ihtiyarlannın agklamasına göre. yüzyılda. Ulu Tann'nın yaşadığına inanırlardı. kök. kutsal g ü ç kaynağıydı. Kaynaklar. Türk dünyası efsanelerinde. 12. ulu dağlann üstün­ de dua ederlerdi. dağa tapınmanın Türk Tanncılığındaki yerini açık bir şeklide gösteriyor. soyun temeli ve anayurdun sembolü gibi algılan­ mıştır. Ünlü İslam coğrafyacısı Gardizin'in yazdığına göre Çigiller.D DAĞ: Şiirsel mitolojik dünya modelinde dağ. Ulu başlangıç. dünyanın tam merkezinde yükselen. mağara ve beşik gibi sözcüklerle bir­ likte bir anlam grubu yaratırdı. Evrensel düzenin bütün parametrelerini kendinde toplayan dağ. uzaklarda gökle yerin birleştiği yerde. 6. Bu anlamda dağlara tapınma. geçmişte yaygın olan bu görüşe göre. Arapça olarak yazılan ve yazan 145 . yüzyıl Çin kaynaklannda. Türk kozmogonik görüşler sis­ teminde de önemli bir yer tutmuştur. doğum yeri.

Sibirya Türklerinin de mitolojik görüş ve dinsel davranışlannda dağ. yer­ yüzünü yarattığı zaman. "Otüken Dağı "nda otururdu. Uygurlann. dağda ycnllemezmiş. insana arka olarak yaratılmıştır. " Buzüağ Ata". Göktürk Kağanı. Yer Tannsı adı verilmişti. Buradaki dağlann çoğu. çok sayıda dağ evliyaları vardır. selam verirler. Türkistan Türklerinin oldu­ ğu her bölgede. Tann Dağlan". GöktürkJere bağlı. dağlarla konuşur. Kahra­ man. çocuğu olmayan bir ka­ dın. kutsal yüzlü dağa çıkıp dua ederek çocuk sahibi olabileceğine inanırdı. "HanTann"nın orada kaldığına İnanı­ lırmış.DAĞ bilinmeyen coğrafyaya dair bir eserde. doğu Türklerindeki "Ötüken" gibi kutsal bilinip. dağ kültünün izine rastlanabilir. ulu kadın" anlamlan veren. "Dede Korkut KitabTnda da Oğuzlar. Batı Türklerinde. doğa unsuruydu. "Bayın Ula" ve benzeri adlarla bilinir. adaklar orada yapılırmış. Çin kaynaklannın verdiği bilgilere göre. zengin anlamlanyla belirginleşen. Telengitlerde. Dağlar aynı zamanda. "Han Tann". kutsal sayılırmış. Ana­ dolu'da. Altay Tatariannın destanlanna göre. ulu Ata. göklerde. dağlara dua edip ant icereler. dağın içinde doğardı. duygulardan yoğrulmuş gibi. ancak kesilmiş kurban. kızıldan olan dağda yaşamaya . "kutsal. "Kutlu Dağ"a. Daha sonralan da dağlar kutsal bilinip ocak sayılır. Ulu bayramlardan olan Nevruz'da dağlara gidlllrmiş. yüksek bir dağda dua okuyup kurban kestikleri ve her yıl bunu tekrar ettiklerini yazı­ yor. Ulu Tann "Bay Ülgen". Kurbanlar orada kesilirmiş.

Gök-Tann'ya kurban merasimi de kutsal bilinen böyle dağlarda yapılır. "Han-Tengri". Yani Türk mitolojik düşüncesinde Dağ Ruhu. İran mitolojisinde. Ancak. Uyguriann "Kut" da­ ğını. "Kayrakan". "Kara Dağ Sahibi" olduğuna inanılırdı. kahraman Ediğe. atası KutJukaya'nın dağda karşılaştığı ancak sonradan "Albastı" olduğu anlaşılan. Sibirya Türklerinde ise şamanlan esas koruyaniann. Çin kaynaklanndan anlaşıldığı üzere eski Türkler. "Ülkeyi Koruyan Ruh" gibi bakmışlar.DAĞ karar vermiştir. 147 . kutsal bildikleri için de kurban kesmeden önce asla ona gkmadıklan dağ da bu silsiledendir. üç defa diz çöker ve selam verirdi. Tann'nın yarattığına İnanılırmış. aynı anda toprağın ve yurdun koruyucusuydu. "Maaday-Kara Destanı "nda. Çinliler. Dağ Ruhu'nun ta kendisiymiş. Altaylar. Türkistan ve Anadolu'daki ulu dağlann çoğu. Tann anlayışıyla bağlılığı olan. Tann'ya şükür ve dua etmek için da­ ğa çıkar. tüm dağlann anası olarak bilinen. "Bodin İnli" da­ ğına. Şamanizmde karşılaşıl­ dığı şekliyle. dağlan. Dağ Ruhunun yaşadığı yer dağdır. Dağlar. Azerbaycan Türk halk biliminde. hile ile parçaladıklan zaman kuraklık başlamıştı. Saka Türklerinde gelinler. Dobruca Tatarlannın "Ediğe Baatır" destanına gö­ re. Eski Türklerde dağ. taşıyıcısı olduğu sembolik özelliklerinin de maddî iradedsiydi. buradaki "ata" sözcüğü. "Tura Tev" dedikleri. yüzü güne doğru. Bu "Albastı" kadın. yur­ du sembolize ederdi. Başkurtlann. "Elbruz" dağının adı da "Albız-AMz-Yalbuz" adının değişmiş şeklidir. "Kara dağ. bu yüzden de duygularla yoğrulan varlıklar gibi düşünülmüş­ lerdir. Kozmik dağın varlığına inanışın izlerini yaşatan Yakut halk biliminde de Tann'nın yedi katlı bir d a ğ üzerinde yaşadığından söz edilir. "Abu Kaan" gibi adlarla adlandınlmıştır. Bu kozmik bir dağ inanandan gelir. "Arviz" adında. ilk çağlarda Dağ Ruhlan gibi. bana ata oldu" diyerek atasının dağ olduğuna dikkat çeker. Cengiz Han. Her dağda bir eren olduğuna İnanılırdı. dağ zirvelerini kayınbaba olarak görürlerdi. Maddî dünyanın bir unsuru olan dağ. eski Türklerin ulu dağlara ata gözüyle baktıklan anlamında kullanılmamıştır. Geleneksel görüşlere göre. Göktürkler çağında. "Dağ Ana" motifi vardır. "Maaday Kara". mistik ve manevî güçleri olan. bir kızla evliliğinden dünyaya gelmiştir.

Dag Sahibi. Dag Sahibi. Altaylann animistik (ruhu yamanın temeli kabul eden. san saçlı kız görü­ nümüne bürünüp onlarla yaşadığına dair çok sayıda mitolojik riva­ yetler dolaşmaktadır. müzik ve kahramanlık hikayelerini çok severdi. aklını yitirip ölür. Şor folklor metinlerinden anlaşılıyor ki. bu adamın canını alır götürür. Dag Ruhu. Onlar çıplak kadın görünüşlü Su Ruhu'nu da Dag Ruhu'na ben­ zer düşünüyorlardı. şamardan koru148 . birini çağırdığında dönüp bakmak yasaktır.DAĞ Mitolojik metinlerde. Bu görünüş itibariyle onu. kendini koca yapmak istediği erkeğin yanına uza­ nıp onu kucaklar. Dag Ruhu'nun kızıyla evliliğin avalara uğur ge­ tireceği düşüncesi. İnanışa göre Dag Ruhu. Gezer dolaşır. suyunu "Kara Dag" denilen bir dağdan İçermiş. Bu görüşler unutulup. ölülerin ruhlannın canlanabileceği ne İnanan bir yaklaşım) görüşlerine göre. Dag Ruhu'nun. güzel müzik yapan avalara. Altay halklanndan olan Şoriarda olduğu gibi. "senden bana. Adam. Dag Sahibi'nin uzun büyük göğüsleri ol­ duğu belirtilir. "Buzdag" denilen bir dağdan ilham alırlardı. Dag Sahibi. Dag Ruhu. Dag Ruhu. ormanda yaşayan hayvanlara da sahip olduğuna inanılmıştır. koca olmaz" deyip çeker gi­ der. Şor Türklerinde şamanlar. normal ölümlüler Dag Ruhu'nu sadece uykulannda görebilirler. onun Dag Ruhu olduğunu anlarsa hemen sallanan İri göğüslerini tutup. Böyle ya­ pıldığında. Ondan sonra o adam. Sayan-Al tay hal klan arasında geniş bir şekilde yayılmıştır. "kamlık" etmeye başlar. aklını yitirip. geceleri insa­ nın yanına gelir. mitolojik "Al-Hal" motifi­ ne yaklaştırır. başının üstünden geri atar. Kumandinlere göre Dag Ruhu. hoşlan­ dığı hikayeler anlatan hikâyedlere vurulduğuna. daha çok erkek görünümünde betimlenmeye başlamış­ tır. Şamanizmln gelişiyle. "lotalarda İse bütün ruhlann Dag Sa­ hibi'nin hükmünde olduğuna inanılırdı. yerine başka görüşler geçtikçe. Eger ona karşı böyle yapılmazsa. sonunda da ölür. İnanışa göre Dag Ruhu. çagnsına dönüp bakanın canını alıp götü­ rür. Onun. Dag Ruhu'nun kadın gibi düşünülmesiyie bağlı inanan izleri Türk halklannın çoğunun efsane ve rivayetlerinde yaşamaktadır. Bu İnsan.

Kaşkarf nin "Divan-ı Lügat-it Türk"ünde Oğuzca olduğu kaydedilen bu sözcüğün. Bektaşilikte. bazı TürkçelerdekJ "orman" anla­ mına gelince. Türk dünya­ sındaki birçok dag adının "kurt" anlamı içermesi. Anadolu ve Azerbay­ can Türklerinde. Dag Ruhu'nun kor olduğuna dair görüşler İse Sibirya Türk halklan arasında da geniş bir şekilde yayılmıştır. kurt kafasıyla betimlerim iştir. Eski inanışlara bağlı olup. T ı a Bayanay"dır. "dag-daa" sözcüğüyle de "ormanlık dag". pîr ve ocak adlannda da çok kullanılan bir anla149 . tasavvuf sisteminde. DEDE: M. orman anlayışını bildirmiştir. Buradaki 'Tıa" sözügü. genellikle şamanlann yardıma ruhlan bile Dag Sahibi sayı­ lır. Aynı inanış. tarikatlarda hiyerarşik konum adı olarak da kullanılmıştır. Orman Ruhu. sembolik-irtanî özel­ likli olup. Yenisey Türklerinin inanışına göre. kör olarak düşünülen bu Dag Ruhu'nun bir sembolüdür. herhalde bu İnan­ an izlerini taşıyor. "Dede" denilir. Dag Ruhu. at yelesini örmekmlş. "Hal Anası" (bilimsel metinlerde. bütün canlı lan n sahibi olarak görürler­ di. araştırmaalann fikrine göre. Hakaslar ise Dag Ruhu'nu. ata" anlamı vardır. Yakutlarda. manevî-ruhanî ata özelliği taşır. Görünmezler dünyası ve ilâhî âlemle bağlılığın İşaretlerini ken­ dinde taşıyan bu sözcük. Sibirya Türklerinin geleneksel kültür­ lerinde. peygamber soyundan gelenlere. Soyun ak sakalı ve lide­ rinin ruhuna tapınmanın izlerini yaşatır. Dag Ruhu'nun en çok sevdiği eğlence. Burada Dag Ruhu. "dağlık yerdeki orman'ı. "cet.eski anlamı­ nı koruyarak. orman ve dag adlannın birbirine bağlı olduğunu. "dağlık yerlerdeki or­ man" anlayışının ifade edildiğini gösterir. Bu sözcüğün. bildirmesi İse anlam bakı­ mından onun geçirdiği değişimle ilgilidir. daha çok "Albas­ tı") adıyla bilinen mitolojik varlık İçin geçerlidir.DEDE yan ruhlann arasına katılmıştır. köre benzeOlirdi. Türk dille­ rinde hem dag hem de -Gagauzcadaki "Daa" şekliyle. Orman Sahibi'nin adı. Türk ve Moğol halklannın mitolojik görüşlerinde. eski çağlarda. "Dag" (tag-tıa-daa) sözünün. Köroğlu Destanı'ndaki Alı Kişi. "Dede" anlamı. çağdaş Türkçe'deki "dag-tag" sözü.

öbür dünyaya giden yolda bir sınır olduğu gibi şer güç­ leri ve demonun olduğu yer gibi de karşımıza çıkabilir. mitolojik körlük. köhne değirmen ve mezarlık gibi yerlerdir. DEDE KORKUT: (bak: Korkut Ata) DEĞİŞKENLİK: Bir mitolojik anlamlı halk bilimi motifi. mitolojik yapıdaki bir karakterin. Selçuklular zamanında Anadolu'da Islamlaşmış Türkmenlerin din büyüklerine. "Dede Ağaa" olarak bilinirler. Dede Korkut Kitabında. demonik doğaya sahip olmanın kendisinden gelen bir du­ rum gibi şeytanî varlıklann başlıca göstergesi olup. Küçük Asya Kızılbaşlannda da kutsal bilinen ağaçlar. Onun adı. kendi cildini büyü yoluyla değiştirmesi şek­ linde de görünür. Ör­ neğin. çay. transformasyona 150 . tanı­ nırlardı. eski. Değişken doğalı varlıkla­ nn ortak özelliği ise marjinalliktir. Bu mekânlar. Sonraki çaglann en saygın el Aşıklan da "Dede" adıyla bilinir. evliyalık katına yükselenlere ve din büyüklerine de verilirdi. "Değişkenlik". Evliya Korkut Atanın kendisi de bir dededir.DDE KORKUT yıştır. Demonik varlıklann. birkaç yerde. işlevsel bozulmayı sembolize eden. aslında onlann geçmişiyle bağlantılıdır. öbür dünyada yaşadıklarına ve baş­ ka bir yerden olduklarına inanılmıştır. millî-dinî efsane kahramanlanna. diğer yerlerde ise "Dede(m) Korkut" şeklinde kullanılmıştır. "Dede" adı. önemli bir yer tutan "değiş­ kenlik". Motifin işlevsel özellikleri arasında. Değişken doğaya sahip varlık­ lann en çok olduklan yer. Azerbaycan'ın Tovuz bölgesindeki "Aldede Ocağı" veya Şamahı'da kutsal tasının şifa dağına gücüne inanılan. Halk biliminde. hem de­ ğişken varlıklann olduğu yer hem de onlarla temas yeri olabilir. "Değişkenlik" demonik varlık­ lann görünüşü ve doğasında kendini göstermekle birlikte. "Korkut Ata" ola­ rak. "Baba" ve "Dede" denilirdi. dünyalar arasındaki sınıra işaret eder. aynı za­ manda. Değişken doğanın en belirgin özellikleri. Dede Güneş Pîri gibi. yanm insanalık ve görünmeziik gibi özelliklerdir. Öbür dünyanın başlıca özelliğidir.

onun İçin de bir gözünü hır elini kapatır veya bir ayağını katlar. Onlar. yine dönüşmeye. Vılyuy Yakuttan da Su Sahibi'nİn insan görünüşünde olmasına inanmış olsalar da onu normal insanlardan farklı olarak. Bu ise aynı zamanda aktüdliğini yitirip. değişken hayatla ölüm.DEĞIŞKENLIK uğramış motif gibi değişkenlik. Kendini ölü gibi gösteren. Asimetrik görünüşlü olup. acayip görünüşlü. karanlık dünyanın sakinleridirler. Örneğin. kınk döküklük ve yanmalık mitolojik inanışlarda. Tuvalılar ise bu şekil ağaçlan. Eski inanışlara göre. ge­ nellikle. aslında. Benzer şekilde. görünüş itibariyle biçimsiz olup. demonik varlıklar olan perilerin ne kulak!an ne burunlan ne de gözleri vardır. geçici özellikler taşır. sakalsız ve kel şeklinde betimlerierdi. sihlril-büyülü güçle­ ri ile bağlılığın göstergesi sayılmıştır. eğri büğrü agaan koruyucu ruhunun. demonikdeğişken doğaya sahip olmanın göstergesidir. karanlık dünyanın. insana çocuk verme gücü olduğuna ina­ nırlardı. Bu motif ise geçit merasimleri ve sınavlan ile ilgilidir. kaşsız. Türk halklannın ölüler dünyası ile bağlı geleneksel demonolojik görüşlerinde kendi paralelini bul­ ması. en çirkin ve en çe­ limsiz ne varsa. bir de mekânsal özellik taşır. epik bir motif. saçsız. görünüş İtibariyle acayiplik. doğurmuş olduğu konu ve motiflerin bir so­ nucudur. kılık değiştirmeye gerek vardır. şamanlann koruyucu veya yardıma ruhlan sayarlardı. Bunlann kendisi. kahra­ manın seçtiği (veya ata ruhlann ona bağışladığı). yeryüzünde bir anlam ira­ de etmeyecek varlıklardan seçilirler. bu dünyadakilerin gözünde tam bir anlamsızlığı ifade eden bu ruhlar. rastlantı olmamalıdır. şeytanî mekâna geçmeyi gösterir. Bu durumdan başka bir duruma veya herhangi bir sının ariayıp geçmek için. Yakutlar. bu dünya ile öbür dünya ara­ sındaki sının sembolize ederek. Böyle asimetrik görünüşün. Kötü bir ruh hakkında yazılan Yakut 151 . değişime uğ­ rayan eski inanışlann. demonik ruhlann birçoğu. Değişkenlik. Harezm'de yaşayan Ozbeklere göre. hikâyelere geçerken. Yani asimetriktik. en güzel ve en göze geleni de odur. Onun için hikâyelerde. yeraltı ölüler saltanatına aittirler veya kutsallıkla ilişkilidirler. Şeytanî aleme özgü bu varlık­ lann yedikleri de kirli ve pis şeylerdir.

Şaman halk biliminden anla­ şıldığına göre. tek kollu. bu de­ ğişken tabiatının izini açıkça yaşatmaktadır. tek ayaklı ve kel kadınla evlenir. "D'eblls Sokor" da değişken motiflerdendir. Türk halklan destanlannda. bu dünyada yapılanlann tersini yapmak. öbür dünyada hareket edebilmek için. An­ cak.DEĞİŞKENLİK hikâyesinde. Şeytanî kökenli 152 . kartal kıtığına giren Ana Hayvanın dünyaya getirdiği gelecek şamanın. tek elli ve kırmızı gözlü varlık gibi betimlerierdi. Kahramanın atı ise kel bir yavruya dönüşür. de­ ğişken tabiatlı olan. Yeraltı dünya ruhu olan cadı kadının dediklerine. iri gövdesiyle suyun önünü daha da keser. İçeriğine göre demonik kökenli­ dir. Çünkü. kahraman öbür dünyayı sembolize eden düşman sınınna vanrken. Onlar demonik doğaya sahip bir motif olan Çiçek Ruhu'nu da tek ayaklı. Altay metinlerin­ de de yeraltı dünyasının hakimi. tek ayaklı ve kel Abaası'lar da değişken tabiatlıdırlar. kör veya topaldır. çayın önünü kesen ejderhaya yolu açması için insanlar yalvanriar. Asimetriklik veya değişkenlik. öbür dünyada ne varsa hepsi. Demonolojideki "Şeytan". tek gözlü. Bir Karakalpak efsanesi. Çuvaşlann gelenek­ sel demonolo|ik görüşlerindeki ruhlardan biri. Orak ve Mamay'ın kahramanı. doğrudan de­ ğil. "Erlik"in oğlanlannın adlannda. yani öbür dünyanın İzlerini kabul etmek gerekiyor. eğitim almak İçin verildiği şaman kadının kendisi de tek ayaklı. tek gözlü anlamı İrade eden "Sokor" benzeri sözcük­ ler. acayip görünüşlü bir ço­ cuğa dönüşür. bu varlıklann değişken tabiatlı olduklannı gösterir. O bu­ nun tersini yapıp. buradakilerin tersidir. tek gözlü. Böylece. suyun önünü kapatması istendiğinde. yine tam tersini yapıp suyun önünü açar. bu ruhun sahipliğini yaptığı saltanatta ne varsa hepsi yanm bırakılmış ve eksiktir. tersine nallanır. Türk halklannın hikaye ve destanlannda. "Eriik"in yardımcısı olan tek gözlü ruh. Ondan da geleceğin kahramanlan doğar. sadece "Çurcan" yani "yanmcan" adını taşır. Bazen de atın nallan pkanlıp. tek gözlü ve tek kollu bir iblistir. Efsaneye göre. tersinden kulak vermek lazımdır. Yakut Inanışlanndaki kötü ruhlar olarak geçen.

Türkmen. sadece "oldu" sözcüğüyle de ifa­ de olunabilir (Örneğin. orta zamandaki dönüşmenin ruhun dönüşmesi oldu­ ğunu söylerken. "Albastaak" ve benzeri sözcüklerin. yani sonraki yıllarda bu şekli alsa da bir 153 . efsanelerde. Böylece. şekilsiz ve kınk dökük olurlar. V. Kırgızlann görüşüne göre o. "Al" ruhunun adıyla aynı kökten gelen. gerçek İçeriğin göz alıa şeklini. kültürel kahraman çizgileri var. İslam döneminde. örneğin Hakaslardaki "Huu-iney" (Ağ Ana) motifi de sahtekarlığın. Diğer Müslüman kutsallıklardan farklı olarak. Mitolojik metinlere göre. Onda. Adı. buradaki değişkenlillk. Ak çiçekten insan ya­ ni. S. epik metinlerin dilinde. Kırgız ve Kazaklarda) "Akrar" kültünün kalıntısı olan bir motif. yalana görünüş altında gizkmesidlr. kuş olup).m "ÜIgen"den farklı olarak. Yani. "hile ve aldatma" gibi an­ lamlan da bu varlıklann değişken tabiatlı olmalarıyla bağlantılıdır. 19. hoş görünüşlü ve oldukça sağlam vücutlu bir ihtiyar olarak tanımlanır. "Al­ bas". geleneksel halk biliminin ilginç bir parçası gibi değişkenlik motifi de kendi kaynağı itibariyle. Değişkenlik veya kılıktan kılığa girebilme. Propp. sade giyimli. (bak: Demonoloji. Körlük) DEHGAN BABA: Orta Asya hal klan nda (Özbek.DEHGAN B A B A • lan hlkAye kahramanları da asimetrik doğar. onun adına hiçbir mucize kaydedilmemiştir. kuş kılığında bir varlıktır. mitolojik düşünceden gelen bir grup eski görüş ve fikirlerle bağlıdır. Bazen Hıdır'la da aynı tutulan Dehgan Baba. yüzyılın sonlanna kadar onu sık sık Ademle de kanştınrlardı. herhangi bir dönüşümü. Neklyudov. ruhun çe­ şitli varlıklara aksettirilmesî şeklinde açıklamıştır. demonik tabiatlı varlıklar ol­ duğuna göre. Efsanelere göre hatta birind suvarma yolunu da "Dehgan Baba" çekmiştir. onu taklit edip İnsan yaratmaya kal­ kın kardeşi "Erllk'ln yarattığı İnsanlar. tarla sürmeye yarayan kotan adlı aleti ilk yapan "Dehgan Baba"dır. Demonik karakterlerden bazılan. uzun uzun agklamalara gerek kalmadığı yerlerde. Saka Türkçesinde. üçkağıtçlığın ve çok bilmişliğin sembolü olan "Kara Tilki" kılığına girebilir.

Tüm tarla işleri. "Dehgan Baha'nın eli olsun" derlerdi. Akrar merasimleri. İnsanlarla yüz yüze geldiği zaman. ekindliğin koruyucusu olan "Dehgan Baba"nın adıyla ilgili düşünülür. önce "Demir Tırnağı". "Dehgan Baha'yla ilişkili âyin ve görüşlere dayanarak bu motifin. 154 . güzel bir kadın görünüşünde betimlenirdi. demir tırnaklı. yan gerçek yari efsane bir varlıktır ve ormanlarda yaşar. demir burunlu. Karakalpaklar. Özbek. Araştirmaalar bu motifin. ardından da Tepegözü" öldürür. öküzleri tarla sürmede kullanan ilk ekinci olmuştur. "Dehgan Baba" motifinin bir paraleli de Cütçü Merasiminin kahramanı olan "Cütçü Baba"dır. Onun adına. Kır­ gız. ekindliğin kutsal koruyu­ cusunun adını Kazaklar da tohum ekildiği zaman anarlar. Karakalpak. Türkmen. Kotan yapmayı ve tarla sürmeyi de insanlara öğreten odur. burnunu saklardı. "Boboyi-Dehkan". Altay ve diğer versiyonlannda. "Baba-Dayhan" derler. Kırgızlar ve diğer Türk topluluklarında adına "Jeztımak".DEMİR TIRNAK ritüel-mitolojik motif olarak İslam'a kadarki inanışlara bağlıdır. 'Tepegözün" bazen kızı bazen kız kardeşi. Bu demon. ef­ saneye göre. "Bizim elimiz değil. DEMİR TIRNAK: Türk halklannın demonolojik görüşlerinde. Motifin. İlk insanı temsil eden bu varlık. zaman zaman rastlanan bir motif. araştırmaalarda. O. Özbekler ve komşu olduklan Tadkler. "Burkut Baba" ile "Dehgan Baba" motifleri arasında ilişki bulunduğu olasılığı üzerinde durmuşlardır. kültürel kahramanlar hakkındaki metinler­ le ilintisi de bir istisna değildir. "Dihan-Ata" ve Türkmenler. "Demir Tırnak". eski kült evresini canlandırdığını söylemek zordur. birind ekin zamanı tariaya buğday ektiklerinde. 'Tepegöz" efsanelerinin Kazak. nadir hallerde de kansı olarak geçmek­ tedir. Geleneklerde. ava gibi ortaya çıkan kahraman. Adına "DihanAta" da denilen kutsal yüzlü bu varlığın. Tüı kistan halklanndan Özbekler ona. "Gl Baba" ve daha sonralan ise "Ekind Baba" da denir. Ata kültü ile de bağlantılı olabileceğini ileri sürmüşlerdir. bazen de "Jez Tumşuk" (demir burun) olarak rastlanır.

demir tırnaklı ve bazen de demir vücutlu olaı. Demirdlikle. işlevlerine yakın bir işlevle yüklüdür. örneğin Yakutlarda. ülcre özgü bir sanat sayılmıştır. gerçekte. sanki üst üste düşmüş olduğu. Türklerde Boz­ kurt'un ata olduğunu gösteren. demir kollu. "Er­ lik" ve diğer yeraltı varlıklann kızlan da şaman efsanelerinde. "Demirurg" ile kıyaslamak mümkündür. saman­ lığın. onu kendilerinin manevî yaratıcısı saydıklan İçin. Kültürel kahramanın kendisi de bazen. Yakutlann Hıristiyanlığa kadarki dirü inanışlanna göre. Şamanla­ nn çoğu. (bak: jezomak) Dİ MİRCİLİK: Şamanizmle bağlı olup. insanlara bağışlayan. "Kıday Bahsi" adında bir hami ruh vardır. mitolojik bir varlık olarak. Ülgcn'in kızı arasında yapılan evlilikten doğan topal "Kurultay" gön­ derdi.tk İK'timlenirler. topal ve aksak da olabilir. "Demir-1 ile şamanın bir yuvadan olduklanna inanılır. "Demird" şeklinde ortaya çıkabilir. onun usta ve koruyucu ruh olduğunu gösteriyor. birbiri üzerinde oynadığı bir merasim vardı. Kuday Bahsı'nın oğluyum" derlerdi. "Allah"). "Demirurg"un (Eflatun'un idealist felseIrslne göre. (Adındaki "bahsi".DEMİRCİLİK l temlr Tırnak" motifi. Mitolojilerde. hiçbir doğaüstü gücün egemenliğinde sayılmayan bir ruhtur. Çin metinleriyle birlikte. Bu bakımdan.nı. "Ben. şeytanî motiflere olan yakınlığıyla da tanınır. I Hger mitolojik karakterlerden farklı olan "Demird" motifi. çoğu u ı ian. Demirdlik sanatını ve hatta samanlık etme becerisini. Bu ruh. Bu merasimi şaman yönetirdi. Bu yüz­ den de Türk halklan demiri ulu sayarlar. Türk mitolojik geleneğine gelince.) Göktürklerin atalan da demirdydi. "Demlrd"nin kılıcı verilirdi. ulu şaman ve demirdleri. aynı zamanda falalara ve bu­ zu. belli bir anlamda. "Demird"leri koruyan. Kumandinlerin inanışlanna göre onl. Bu bakımdan. kurdun. "Ergenekon" destanında 155 . görünüş İtibariyle. şaman mitolojisinden gelme sayılır. yine bu "Kıday Bahsi"dır. Sınavdan geçen şa­ mana. ilk demird olduğuna işaret eden yerler de vardır. Türk etnikkültürel geleneğinde. aralık dünyadan olan şamanla. "Demird". onun yerini.

demird anlamında. zindan üzerindeki kör demiri kağanın çekiçle vurmasıyla başlayan bu şenlik. kurtancı demirci motifinin kökleri. "Rus Dilinin Etimolojik Sözlügü"nde. eski Türklerin inananda. Hazreti Davud'un demircilerin pîri oldu­ ğuna ilişkin inanışlar da böylece demircilikle samanlık arasındaki ba­ ğı yaşatmıştır. "bil" ve "bilid" ile aynı köktendir. İlkbaharda. demirden yararlanmayı da insanlara İlk o öğretmiştir. Çağatayca-Farsça sözlüğünde de "Kam" sözcüğünün karşısına. Hazreti Davud. "bir işareti yorumlamak" anlamında kullanılan. 156 . Tomürdü" (Demird) adlı ustanın. Şamanlann demircilikle bağlı inana. Özbeklerde. Bilgiçlik aynı anda. yeni samanlık yapmaya başla­ yan biri. "Oğuz Ka­ ğan" destanında. Bazı kaynak­ larda. "tabip. hekim" anlamlannın yanı sıra "bilgiç" anlamı da eklenmiştir. Demir dağının eritilip. "Oğuz'un ol kişi tamam bilidsiydi" denmiştir. Hazreti Davud'un hayır duasını almak için. eski Bulgarcadan alındığı gösterilen "Balhçi" sö­ zü geçmektedir. demircinin aynı anda bir büyücü olduğunu kanıtiryor. Ev­ ren bilimine dayanan düşünceye göre. Bu. demirdlerin ko­ ruyucusu olarak tanınırdı. Bilinmeyen­ ler âleminden gelebilecek olan. Korkut Ata hakkında da bu yüzden. Orta Asya Türkleri arasında da yayılmıştı. "belgelemek" sözü. oradan yol açıldığı ve bu yolla ışıklı dünyaya girildiği gün. normalde bilgi yasaklanmıştı. bu bilgileri de sadece bilgiçler bilebilirdi. bilinmeyenler âlemi ve ruhlar alemiyle İlişkiyi de akla getirirdi. eski Türklerde ulusal ve dinî bayram sayılırdı. İnanışa göre. Örneğin. Orta Asya Türk hal klan arasında. Fasmer'in kaleme aldığı. Harezm'ln gü­ neyindeki eski bir kalede gecelemeliydi. demir kapıyı açması da "Ergenekon" destanını çağrıştırıyor. bayram olarak kayıtlara geçmiştir.DEMİRCİLİK rast gelinen. oldukça eski çağlara bağlanır.

"Usta. dar anlamda ise daha çok kötülük verid ruhlan tanımlar. Bu güç. antik çağda mitolojik-felsefî bir içerik kazan­ mıştı. evren ölçüsünde. ulu yaranadır. Mecazî anlamda İse "yaratıcı" yerine kullanılır. edebiyatlarda. tesisatlan yaratan. Aristo'ya göre ise evrenin koruyuçuşudur. "Demiurk"un faaliyeti. yaratılışın unsuriannı ve kültürel objelerini meydana getiı .r. Hatta "Demon" motifinde preanimizmin (ruh bilim öncesinin) evreleri görünür. ilâhî güç" anlamı­ na gelirdi. o güne kadar var olamayan nesneı« ıı yaratmak gibi bir işlev gördüğü için kültürel kahramanla karşıı. evrenin yardımcısı. Demonolojideki varlıklar da sonra­ dan. Platon'da "Demiurk". "Demon" anlayışında.tmlabilir.ıı. ilâhî güçlerle İnsanlar arasındaki arabuluculara da genel olarak bu ad verilmiştir. "herkese belirsiz. talih ile aynı tutulmuştur. "Demiurk" teri­ mi. Bu söz­ cük. Ayn ayn mi­ tolojik sistemlerden söz edildiği zaman.ıy> gibi. bu balomdan. Teo157 .DEMON in MİllRK: Yunan kökenli olup. Eski mitolojide. Örneğin. mitolojik kahraman anla­ mında kullanılmıştır. Olimp tannlanna da bazen "Demon" denilmiştir. Mitolojiye dair bilimsel-teorik eciebiyatlarcla genel içerikli bu anl. bu sistemlerdeki ilâhlar ve ruhian bildirmek için yararlanılmıştır. Knosllklere göre İse maddeyi yaratan. sözcük itibariyle. daha çok bir usta ve sa~ nalkann faaliyetine yakındır. bilimsel dilde aynı anlayışla irade olunmuşlardır. daha çok kocaman doğa unsurlarını yaratmak iş­ levini üstlenen mitolojik varlık olarak kullanılır. DEMON: Yunan mitolojisinde. O. "Demiurk" anlamı. Ancak çoğunlukla.»ısımıza çıkan kültürel kahramandan farklı olarak. sanatkâr" u ilamına geliyor. onun etkisi altında olduğuna göre "demon". "DemiunV'la kültürel kahraman aynı iş­ levleri yerine getirirler. İnsan hayatında tüm meydana gelenler. uygarlıklara bağlı sürecin kumcusu olarak ı . İnsana ve onun talihine kötü etki ya­ pan şer ruh olabilirdi. Bir anda görünüp aniden kaybolan bu demon ile herhangi bir yakınlık yasaklanmıştı. yeri ve göğü yaratandır.

dili de şiirsellikten uzak. âyin ve merasimlerin öğrenilmesi yolunda. Demonik karak­ terlerin canı dışarıda olur. onun canının yerleştiği yeri göstertir. demonik gücün adını bilmek. Gıdı kadını öldürüp. "Ruh" terimini de "Demon" terimiyle değiştirmeyi uygun görmüşlerdir. Demonlar alemi ile ilgili metinler. belli çevrede yürütülen araştırmalar hariç. şe­ kilsiz ve kalıpsızdır. atın slnebendinde süs olarak kullanmak. yüzyılın ikind yansında demonlar âlemi.DEMON nim ve Mlfönİmler kadar. kısa ve küçük hacimlidirler. "polidemonlzm" terimiyle değiştirme teklifiyle ortaya çıkan din tarihçileri ve etnograflardan bir grup. Bu nedenle demonlann adı. yapısal ağdan. varlığın içeriğiyle aynılaştıran tutucu arkaik görüşe göre. sadece canlanru ele geçirerek mümkün olur. halk bilimi bakımın­ dan. birbirinden kesin bir şekilde aynlmazsa da bu metinlerin sisteme oturtulup. canının bulunduğu yer gizli olduğu sü­ rece yenilmezdi. Bazen büyülü destan kahramanının adı. mitoloji ve et­ nograf! konulu bilimsel araştırmalann merkezinde yer almıştır. mitolojik görüşlerin yeniden yapılanması için bir başvuru kaynağı görevi görmüşlerdir. destan kahramanının özelliğini şeytanî suretten aksettirmek bakımından ilginçtir. Demonolojik varlıklar hakkındaki görüşlere göre. inanışlar. uzun zaman araştırma konulan arasına girmemiş. halk bilimi. Bazen de kılıcın kendisi. toparlanması. Yalnız 20. Adının anlamı açıklandığı za­ man. "Animizm" terimi­ ni. Estetik söze önem verilmediğine göre. halk bilimi. destan kahramanının ca158 . ruhunun saklandığı yer de belli olan ve bunun sonucunda da hayatı sona eren kahraman. An­ cak bu dönem demonolojlslyle ilgili materyaller ayn bir araştırma alanı oluşturmaktansa. Demonik varlıklarla ilgili toplanılan metinler. dikkat edilmemiştir. onun dğerini ve kal­ bini. Demon imler de eski onomastik sistemin kurulmasında kullanılan başlıca kaynaklardandır. onlann öğrenilmesinde temel oluşturmuşlardır. Halk demonolojisi ve demonlar âlemi ile İl­ gili ne varsa. onlan öldür­ mek. Bu metinler estetik kalite ağsından hikâye veya destanla kıyaslanamaz. onun üzerindeki hükmün geçerli ol­ masını sağlardı. "Ad"ı. özellikle efsun metin­ lerinde önemli rol oynar.

Veya devi öldürmek için. mitolojik varlık anlayışı hem demonolojik sistemin karakterlerine hem de hikâye ve destanlann bazı mitolojik kahramanlanna ait olabilir. "demonik (veya mitolojik) varlık". Kahramanlar ı«. Demonlann. belli bir nesnede. demonik varlıklann ve kötü ruhlann adına bağladığı gibi. Onlann başlıca bir Özelliği de ça­ lıp oynamaya meyilli drnaiandır. Dinler tarihine dair araştırmalarda İse "Ruh" terimini. Demon anlayışından farklı olarak. Ruh) 159 . Demonlann görünüşü. zaman geçtikçe unutulmuş. bu demonolojik güçlerin canını sembolize eden de bu Ofctur. Demonlann en çok faal olduklan zaman. bilimsel edebiyatta. Örneğin. hastalıklan. Bu da onlann anti-maddedliğin. halk inanışlannda geçen bir diğer özellikleri de grup olarak yaşamalandır. baygın halde yere yıkılır. <>nun köküyle ölüler âlemine bağlılığıdır. Tepegözü öldürmek idn. Kahıaman. "ruhlar" gibi anlayışlarla kullanılır. Bu grupta herhangi bir hiyerarşi yoktur. kaşsız. Arkaik düşünce. yani demonik varlıklann canlannın kendi I lı. tüysüz ve saçsızdır.mda bir kenarda olması. Tepegöz'ün canının sembolüdür. onlann demonik olduklannın bir göster­ gesidir. "Demon" anlayışıyla değiştirmek İMzen daha uygun görülmüştür. demonik varlığın başlıca işareti. Bazen. suya aülan İMhraman. korkunç doğal olay­ larını da on lana İlişki lend i rmiştir. Demon'un canının dış unsurlara bağlı olduğunu düşünen eski görüşler. Buna göre de kılıcı kınından gkanlıp. demonik karakterler için bir özelliktir. raftaki şişede. Geleneksel olarak. > I ter kılığa girebilen canın. Demonlar. (bak: Demonolojİ. güne­ şin doğduğu ve battığı zamandır. Geleneksel halk görüşlerinde. ortak bir kurul olarak değişken kılıklıdırlar.ln de geçerli olan bu hâl. gerçekte var olmadığını aksettirir. demonik güçlerin canı. onun canının oldu> u güvercinin başını koparmak gerekir. kuşta veya diğer bir varlıkta olması. 11 ugarada bulunan bir oktadır ve bu güç.DEMON ınnı lemsi! edebilir. sadece bu okla öldürüleI »illi Çünkü. Demon lan n adlannın anılması veya l laklannda düşünülmesiyie hazır bulunacaklan inana İse İnsanlan ru­ hen güzel düşünmeye sevk etmek İçindir. unutuldukça da Demonik göstergelere dönüşmüştür. "de­ mon". onun canını kendine köle et­ niklidir. bir hikâyede ok.

Halk bilimi. yaşariılığını yitirmelerine ve nice halk bilimi karakterinin ölüp gitmesine şahit olmuştur. her yerde aynı ölçüde gerçekleşmiyor. Ancak halk kültürü geleneklerinin unutu­ lup gitmesi. öbür dünya ile bağlı doğaüstü güçlerden. eğitici bilgiler verme işlevi güçlü olanlann üstünlük sağladığı dikkat çekiyor. yapısal bakımdan. dualar. demonolojik var­ lıklar hakkında olan mitolojik rivayetler. genel ola­ rak eski ve tarihî yaşantılara yakınlığı ve değişik ideolojik sistemlere banşçı yaklaşımı sayesinde mitolojinin en az değişen. Dinî-mitolojik sistemde. sürükleyici karakterler içerisinde. Bugün. Etkin halk bili­ mine ilgi azaldıkça. Bu metinlerin te­ meli. Halk demonolojisi. Bu tip metinler. anlam­ sal ve işlevsel özellikler olduğu gibi korunmuştur. Dünyanın oldukça hızlı değişimi karşısında. geleneksel mitoloji rivayetlerinden çok farklı değildirler. yaklaşık iki yüz yıllık tarihi boyunca nice klasik halk kültürü geleneklerinin göz göre göre. Mitolojik hikâyelerde yer alan bu güçlerin arasın160 . mitolojik anlatılar gibi gerçekli­ ğe kök salmış metinlerdirler. Anlancılık geleneğinin yapısının oluşmasından günümüze ka­ dar hep gelişmekte olup. Ruhlar ve demonolojik varlıklar hakkında. yeraltı karanlık dünyasıyla bağlı birçok varlık bulunabilir. karak­ terlerin görünüşünde değişiklikler olmuştur Önemli yapısal. en az de­ ğişikliğe uğramış halk bilimi metinleri de vardır. Onun başlıca kaynağını. doğal şartlarda. uzaylılar veya evre­ nin anormal varlıklarıyla karşılaşmaktan bahseden metinlerdir. sabitliğini en çok koruyan bölümüdür.DEMONOLOjİ DEMONOLOJI: Yeraltı karanlık dünya ile ilgili kötü ruhlar hakkındaki mitolojik görüş ve inanışlann tümü. içeriklerini değiştirmeden variıklannı koruyup saklayan demonolojik unsurlardır. Belli bir yerle bağlı efsaneler bu anlamda. korku. Sadece. beddualar ve onun gibi veriler oluşturur. Bu ise bütün dönemlerin ve uygaıiıklann taşıyıcılanna özgüdür. halk arasında dolaşan hikâyeler. şaşırma ve merak gibi insan duygulan na dayanır. Kural dışı olaylar­ dan. efsunlar. yaşamaya devam etmiştir. halk kültürünün bir parçası gibi aktüelliğini hâlâ korumuş­ tur. canlı bir şekilde hikâye ve destan dinlenebilecek yerlerin sayısı azalmıştır. Yapısı ve kuruluşu itibariyle.

ilâhî konu­ ma sahip değildirler ve yaratılış çağında da hiçbir katkılan olmamış­ tır. ruh. halk demonolojisi. halk gelene­ ğinde inanılan bir süreçtir. insan kılığında olanlar da olmayanlar da vardır. kendi egemenlikleri altına aldıklan. gidişatına ve gündelik hayata müdahale etmezler veya çok az ederler. Yeni dinî sistem oluştuğu zaman. Resmî kut ile olan ilişkisi olumsuz yönde değişir. Örneğin. Bu düzen. Onlann ortak özelliklerinin başında. Merkezi Asya'daki Budizm misyonerlerinin ehlileştirip. Demonolojinin temeli. Daima insanlarla ilişkide olan bu varlıklar. insanlann yaşadığı zaman ve mekândan uzak olmalan gelir. Benzer örneklerin sayısı. Bu değişen kılıklı varlıkla­ rın etkinlik çemberleri. temsil ettiği un­ surun kendisidir. şaman ruhlan. Yani bir doğa ruhu. Belli bir anlamda. bu dünyanın düze­ nine. Çoğu zaman. maddesel kavrayışına dayanır. Örneğin. bedbahtlığın ve buna ben­ zer şeylerin. Birinci gruba gi­ ren varlıklar. kazalann. Örneğin. ruhlara ibadetle İlgilidir. resmî ol­ mayan bir karaktere bürünür. demonolojiye ait olup. daha çok dinsel içeriği olmayan rivayetlerde yer alırlar. dağda gömülü olan bir ulu şa161 . Gerekli görmedikleri sürece. onlann etkinlik­ lerinin bir eseridir. Dinî-mitolojik sistemin ikind grubuna giren varlıklar. diğer dinî geleneklerde de az değildir. Onlar. bağlıltklannı uzun zaman korur­ lar. evrende ölümlülerin erişemeyeceği yerlerde yaşarlar. yüksek konumlu mitolojik kahramanlardan farklı olarak. uğurun. ilâhî kökenli sayılır.DEMONOLO|l da. in­ sanın ruhsal hallerinin. Atala­ rın ruhlan. mitolojik metinlerde değil. aynı zamanda mitolojik koruyucu ruhlarla akrabalığı olan ruhlar da vardır. Bu ruhlar insanoğ­ lu ile ilâhî güçler arasında aracılık yaparlar. Ölenlerin ruhlannın koruyucu ruhlara dönüşmesi. temsil ettiği olayla aynı düşünülür. Dağ Ruhu dağın. çevredeki bütün unsuriann. toplumsal ölçekte değil. mensup oldukları soya. sadece bir şahsın veya ailenin talihi ile sınırlıdır. Demonolojinin diğer bir bölümü. "San Din"e kıskançlıkla hizmet etmeye başlamışlardır. doğanın. Or­ man Sahibi ormanın aynısıdır. Zaman ağ­ sından da ilk yaratılış çağına bağlı olurlar.

gecenin karanlığında daha aktif olur­ lar. Değişken doğaya sahip olmak. Bu görüş­ lere göre. şeytanî ruhlardır. bu dünya varlıklanndan ayıran başlıca özellik. Demonolojik karakterlerin asimetrikllgi ve motifin böyle geniş yayılmasının kökleri de arkaik mitolojik görüşlerden gelir. onlann asimetrikllgi ve yanmalığıdır. bahıalar ve lal­ alardan oluşmaktadır. YakutJardaki "AbaahT. ruhlar âlemi. genellikle değişken doğaya sahip olmalandır. Güya ölen­ ler. karanlık bir dün­ yadır. öbür dünyada bu dünyadakinin tam tersi bir konumda olurlar. öbür dünya varlıklannın ayaklan tersinedir. öbür dünya variıklannı. insan kılıklı olduğuna inanılan. Öbür dünyanın güçleri. sözü edilen varlıklar ya aksak. tek gözlü. zamanla. Yeraltı dünyası. tek gözlü ve tek ayaklı kuşlar yaşar.D E M O N OLO|İ man ruhu. İnsanlann ruh­ sal halleriyle bağlı demonlar da şaman mitolojisinde çok rastlanan ruhlardır. Bu nedenden dolayı. tek ayaklı düşünülen. bu dünyanın sınırianndan ötede. büyücüler. Günün ortasında ise onlar görünmez dünyalanna çekilirler. bu dağı konjyan nıha dönüşür. geleneksel görüşlerde. körlükleri ve görünmez ol malan. gelecekten haber verenler. anormal özellikleriyle seçilen ve kutsal bilgilerin taşıyıcısı olan İnsan­ lar. De­ monolojik sisteme dahil olan. Güneşin battığı tarafta. Bir başka özellikse. Yani her iki dünya da birbiri­ ne etki yapmaktadır. bu dünyayla öbür dünya arasındaki ilişkiler. en önemli yeri tutar. Altaylardaki "Erlik". büyücü "Almaş" bile şeytanî güçlerdendirler. Halk denx>r>ok>jisindeki diğer bir grup. Aynca. bu dünyalar arasındaki sınınn göstergesidir. öbür göğsünü omuzu üzerinden geriye atan. topal ya da tek gözlü. öbür dünyadakilerin dilini. tek gözlü insanlar yaşa­ maktadır. "Bİrobiro" adındaki 162 . tek göğüslü olup. bu dünyadakiler anlayamaz. öbür dünya güçlerinin en belirgin özelliği. Hakaslardaki "Şulbus". Demonolojide. Demonolojik görüşler çerçevesinde. tek kanatlı. Bazı halklann görüşlerine göre. tek ayaklı ve tek elli varlıklar. şamanlar. sulann diğer tararında. gerçek hayatta yaşayan. Anadolu'nun güneyindeki Türkmenlerin görüşlerinde.

Bu. başka bir anlamı da ifade etmekte­ dir. birkaç demonun adı birlikte çagnlır. Çünkü onlan birbirinden ayırmanın. birbirinden aynlmaz olduklannı ve birbiriyle bağlılık içinde olduklannı göstermek için. onu gi »rünmez olana çevirdiği gibi. kısmen veya tamamıyla üst üste düşebilmesidir. Moğol hal klan nda. Burada işlevin. tam < >larak yanya bölünmüş bir şekilde tanımlanır. bu dünyadaki güçlere /ıt tarafta olan karanlık dünya güçlerinin bir özelliğidir. Karakterler görünüş itibariyle de büyük ölçüde şekilsizdirler. Mitolojide körlük. tek ayaklı. gelenek için hiçbir önemi yoktur ve hatta bazen bu ayırma. 16 * . Buna göre de örneğin. bu varlıklann adlannın. çeşitli adlar altında tanınan kötü ruhlar. demonun mitolojik körlüğü. Bu bakımdan. kör olan hem görmeyendir hem de görünmeyen. işlev ve görünüş olarak birbiriyle az farklık gös­ terseler de yine ayırt etmek mümkün olmuyor. onlann değişken doğasından kaynaklanıp. gelenek taşıyıcısının bir zorluğu da karak­ terlerin adlanyla ilgilidir. Onun için de demonolojiden bahsedildiği zaman. bu iki dünyanın sınınna yakın yerde yaşayan varlıklar için de genellikle geçerlidir. Ef­ sun niteliğindeki merasimlerde. Dikkat çeki d başka bir konuysa. objektif ve sübjektifliği açısından iki­ li anlam ifade eder. özellik üzerinde. Değişken tabiatiılık yanmalık ve topallık.DEMONOLOH korkunç şeytani motif. tek kollu ve tek gözlü. öbür dünyaya taşıyan demonik varlık da tek göz­ lü. demonlar âleminin. Şekilsiz ve biçim siz olmalarıyla tanınan bu varlıklann görünürdeki çizgilerini belirlemek çok zordur. Yani burada. yani. körlük mitolojisiyle bağlı olabilir. eğri burunlu ve keldir. Demonolojideki karakterlerin tek gözlülüğü. Mançu samanının hikâyesinde rastlanan ve bu < lünyadaki canlan. işlevi ve gö­ rünüşü hakkında konuşulduğunda. geleneğin doğasına aykın olur. Böyle bir gölunüş. tek kulaklı. Bizim ısıldı dünyamızla öbür dünya arasında bulunan "gör (ün)me" sının kolay aşılamaz. Halk demonolojisinde. Bir karakterin adı verilmeden. ona birkaç ad birlikte uyabilir. tam bir üstünlüğü var. tam olarak belirlen­ miş ve sabit bir yapısı yoktur. rahatlıkla değişim geçirebllmeleriyle ilgili­ dir.

ay­ dınlığı. Böylece demonolojh öbür dünyaya özgü varlıklarıyla. hayvan veya kuş görünüşlü halini aksettiren ilkelik de denebilir. herhangi bir dinî-mitolojik sistemde rastlanabilir. Onlar genellikle toplu halde hareket ederler. Buradaki karakterler. bu motif ve genellikle bu tür demonolojik varlıklar. demonolojideki bütün şeytanî motifler. köpek veya yırtıcı bir hayvanın kılığına girer. dogalan gereği. bulanık ve belirsiz bir dünyadır. şeffaflığı olmayan. Demonolojideki varlıklar.Demonlar dünyası. Buna. Demonolojlde. Ama. antropomorfik (Tannlan. hay164 . Hayvansal çizgili demonolojik motiflere. o metindeki inanışlara bağlılık da bir o kadar güçlü olur. burada baş verenlerin gerçekliğine de onsuz İnanıl­ mıyor. tekil-çoğul açısından. en çok. mitolojik rivayetler­ de önemli yer tutarlar. Genellikle. düzensiz ve kaotik bir âlem et­ kisi İçeriyor. karma karışık hareketleriyle. asla metnin gerçeklik ile ilişkisini yani oradaki fantezinin içeriğini değişti­ remiyor. onlann hayvansal çizgiler taşımasıdır. motifli seklide değilse. halâ durulmamış. keskin bir şekilde ayırt edilmiyor. Geleneksel bir metin ne kadar çok arkaik olursa. düzensiz. çok değişik hayvanlann kılı­ ğına girmeyi de başarırlar. İnsanlann düzenli dünyasına müdahale etmeye çalışırlar. Metnin niteliğini belirleyen başlıca şartlardan biri gibi de ortaya çıkarlar. bir destan metninde rastlanan "Hal" motifi. dinî-mitolojik sistemiyle. aktüel İnanışlara bağlı olan bazı kaotik varlıklara rastlanır. Örneğin. katı. "AlmastıAlbastr en çok kedi. gerçeklilikle ilişkisi bakımından. Şeytanî motiflerden olan. ka­ rakterleri belli bir hiyerarşiden uzak. değişken tabiatlı de­ monolojik motifin. Halk demonolojisindekl karakterlerin başlıca özelliklerinden biri. Kaotik başlangıcı tem­ sil ettiklerinden. Halbuki baş verenlerin.

Böylece zooantropomorf (hayvansal insan blçlmdliği) varlıkla­ nn demonizmi.«vlrm işler. Kafiyeli gibi görünüp. ikili tabiatlı olmasını da bununla izah etmek mümkün­ dür. Ancak bu çizgiler. aidini değişebilen ruhlardan. ilk çağ insanının. ilgili hayvanın izleriyle süslenerek. I etlenin tüylerle kaplılığı. insancılık ve benzeri motifler yaygınlaşı MI lir. İ M s l a n g ı ç t a kendiliğinden antropomorfdoğaya kavuşmuşlardır. ölmüşlerin ruhlanndan ve büyücülerden ayırmak gereki­ yor. bu dünyadakilere anlaşıl­ maz olan sözler söylemeyi severler. suskun durmalandır. bazı değişken varlıklar. yani sınırsal durumlarda oJduklannda kc»nuşmamalan. bu âlemin çizgilerinden birini ktbul etmekle mümkün olabiliyor. Bir grup İnanışlara göre. 165 . onun adamaI olması gibi şeytanî doğasına da işaret eder. terimorf özelliğine bürünerek tamam­ ı n ı n . Geçmişin derinliklerinde ise İnsanı doğadan ayıran sınır ya araşurmacılann şimdiye kadar iddia ettikleri yerde değildir ve yahut böyle bir sınır zaten yoktur. tabii ki ilk ata ve kültürel kahra­ man motiflerini. Demonun terimorf işareti. Burada. onlann şeytanî doğası. insan biçiminde ve İnsanî nitelikler sahip olarak tasarlayan insan biçimdlik. ko­ nuşma yeteneğini kaybederler. hayvan çizgileri taşıması. Öbür dünyadan gelen varlıklann hayvansal doğalannın açık İMI işareti de bedenlerinin tüyle kaplı olmasıdır. Bazı halklann inanışına göre ise dn ve şeytan gibi öbür dünya variıklannın kaçrdıklan çocuklar. ceza olarak. başka bir varlığa dönüştükleri za­ man.DEMONOLOIİ varılan ve nesneleri.doğanın başlangıcı ve hay­ vanlar âlemine bağlığın işareti olarak. Daha sonra yaptı klan işlerle tannlan kızdırdıklan İçin. hayvanlar daha önce insanmışlar. demonolojik karakterlerden. karakterin demonik mekanda yer değiştirmesi.) çizgide sunulur. kaosun başlangıcıyla aynı kökene bağlanır. kendini doğadan ayıramamasıyla ilgilidir. Şeytanî demonlar. -mitolojik geleneklerde. İna­ nı-» göre. tannlar onlan hayvana (. Demonik karakterin. Arkaik metinlerdeki başlı­ ca motiflerin. Bu bakımdan giyimin olmaması. Mitolojik halk bilimine göre. Demonolojideki şeytanî motiflerin diğer özel yönü. sının geçmeye çalıştıklan zaman. sairlere benzerler.

Daha sonralan bu bağlılık. görünür. efsun. gele­ neksel cemiyette. Türk­ çe'nin ortaya çıkışından beri kendini gösteren lehçe çeşitliliği ile de kıyaslanabilir. halk de­ monolojisinin. Hatta bu çeşitlilik. Demonoloji bu anlamda. başı boş gezip. bed166 . mitolojik karakterlere bağlı inanışlarda çeşitliliğe rastlanacaktır. Bu anlamda. mitolojik inanışlar. büyülü destanlar ve mitolojik rivayetlerle birlikte. mitolojik anlamsallık ve mitolojik dünya modelinin kuruluşu bakı­ mından son derece önemlidir. ihtiras ve şehvci düşkünü olmalanyla da ayırt edilirler. Böylece. halkın manevî kültüründe. Örneğin. etnikkültürel bilginin en dayanıklı unsurlannı içinde banndınıiar. Demonolojik görüş ve inanışlar. İlk mitolojik anlamını yitir­ miş ve giderek. herhan­ gi bir motifin adına bağlanabilirler. inanışlar sistemi gibi bütün geleneksel kültürle­ rin başlıca içeriğini oluşturur. Tuva inanışlannda. kadınlara İse erkek dnsinden olan "Şulbus"lar zarar verir. bu motifler. arkaik. mitolojik metinlere bağlanan kaynağı vardır. mitolojik sistemin öğrenilmesi bakımından. "Şulbus" denilen tek gözlü. Halk demonolojisinin araştinlması. uzun saçlı ve mağaralann derinliklerin­ de yaşayan demonik varlıklar hem erkek hem de kadın cinsinden olurlar. Demonolojik görüşlerinin öğrenilmesinde.DEMONOLOİİ Halk inanışlanna göre. Erkeklere kadın dnsinden olanlar. aktüel inanışlarla derin bağlılığ olan demonolojik gö­ rüşler. gerçek karakterlerin adlanna bağlı olmayarak. Bu görüşlerin. serbest dolaşırken. hangi mitolojik unsurlara ve sembollere dayandığını belli etmek. onun karşılıksız yeri olduğu gerçeğini or­ taya çıkarıyor. dua. dolaşırlar. oldukça gereklidir. Demo­ nolojideki öbür dünya varlıklannın. Mitolojik siste­ min en küçük birimleri olan bu motifler. heteroseksuel doğaya sahip olmalan da genel özellikJerindendir. Her zaman. halk hayatının pratikteki tüm sahnelerine dahil olabilir. halk demonolojisi sahnesine dönüşmüştür. Demonolojik motiflere gelince. koru­ yucu ruhlar ve benzerleri hakkında. demonik karakterler. mitolojik variıklann Türk dünyası ölçe­ ğinde karşılaştırmalı öğrenilme metodunun hazırlanması. Demonolojik sistemin öğrenilmesi. mitolojik sembolizm.

halk şairlerinin rüyalanna gelirdi. hikâye ve destan geleneğinde. hayalî varlık. son­ ra ortadan kaybolan derviş motifine de sihirli hikâye ve destanlarda rastlanabilir. Anadolu hikâyelerinde de üzerine kürk giymiş. Dirse Han'ın eşinin. aslında da "Hızır"ın la kendisi olan. (). Gerçekten de kararsız ve Ikirdkli . "Saçlı Derviş" denilen. çıngırak takmış «kıviş tipine rastlamak mümkündür. sihirli çubuguyla vurarak. çocuğa ad koyup. mitolojik düşünce kategorisiyle sıkı bir şekilde bağlı• lııl. onlan açık bir şe­ kilde. dervişlerin saygı ve rağbet görmeleri de onlann eski şaman gü­ lüşlerine bağlılıgıyla açklanabillr. Miıın öbür dünyaya özgü varlık olduğu da anlaşılır. şaman motifine yaklaştım. zamanla dervişe geçmiştir. ı ı ı motifinin izlerini taşır Marjinal durumuyla seçilen dervişin . "buta" veren derviş kay­ bolduktan sonra. Hızır gibi verilmesinden.DERVİŞ • i n i ve yasaklar da değerli kaynaklardır. tarih boyun­ ca. bu du­ nundan kurtarabilir. nur saçan İhtiyar. kaotik karakterli bir bölge olabilir. Bu görünüş.Msadığı yer. asimetılk bir şekilde doğan kahramanı.ası olan şamanın yerine getirdiği işlevlerin birçoğu. "Bamsı Beyrek" boyunun 167 . dervişin. Demonolojik sistemin büunsurları. Ulu Ana birliğinden gelme u n . "odadan amber ve mis kokusu gelir.lov. Anlden ortaya çıkan. .ıı (bale Değişkenlik) IMRVİy Destanlar âlemi ile bağlı olan. âşıklık geleneğine bağlı görüşlere gö­ re. kara giyimli dervişlere adak ver­ diği yazılmıştır. mitolojik motif. "Dirse Han oğlu Boğaç Han Boyu"nda. Anadolu Türklerinde. Bazı büyülü destanlanla. ak saçlı. Aşk destanlannın kahramanlanna "Işık Kadehi" içlrip." Dede Korkut Oguznamesi'nde. Tann'dan oğlan çocuk İs­ terken. Derviş. Anadolu'nun Türkmenleri arasında.

DEV Özbek versiyonunda. Anadolu topraklannda da kaydedilen metinlerde. Çocuklar doğduktan sonra da aynı garip derviş. (bale Şaman) DEV: Türk haklannın sözlü kültürlerinde. devin canı. kaosun taşıyıcısı. Eski ve geleneksel ce­ miyetlerin görüşünde. düşman kuvvet­ ler çoğu zaman. "insana bezeme^ yen korkunç bir mahluk' sayılan dev. Türkistan bölgesinde olduğu gibi. rüyada derviş gör­ mek. karanlı­ ğın temsilcisi gibi insan kılığına girmiş. görünür şaman birliğine ve dolayısıyla da üreme. doğasının araşönlmasının bir so­ nucu değildir. bayram zamanı yine gelip. "Düşmanlann kuşaktan kuşajÖ^ ğa verilmiş kâbuslarından başka bir şey olmadığı" şeklinde tanımlan­ ması ise devin bir mitolojik motifi gibi. Bir Özbek hikâyesinde. Tüne halklannın hikâyelerinde. Yani arkaik sembolizm. bazen dn anlamında da kullanılan devler. evlat isteyen kar­ deşlerin rüyalanna gelir ve onlann dileklerinin kabul olacağını. yedi başlı. sihirli destanlarda: üç başlı. "Ateşin Sahibi" gibi karşımıza çıkarlar. devler. zaman zaman T e p e g ö z Dev" olarak da adlandınlıriar. garip bir derviş. şeytanî bir varlık olarak betimlenmiştir. kırk başlı ve kocaman olarak betimlenen mitolojik karakterler­ den biri. nur yüzlü. lerin. ön­ ceden haber verir. bolluk ve bereket isteğine bağlılığından ötürü. Dervişliğin. Hint-Avrupa halklannın inanç sisteminde geniş yer tutan. açıktan açığa su ile bağlı gösteriliyor. çocuk sahibi olunacağı şeklinde yorumlanmıştır. Anadolu hikayelerinde de "Bamsı Beyrek"ln elçiliğini dervişler yapar. Halk edebiyattan nda. kolaylıkla düş168 . oğlana ve kıza ad koyar ve onlan birbiri­ ne nişanlar.

DEV m. Dev motifinin. diğerini de sağ o m 169 . daha eskilerde. üst dudağı g ö ğ e değen bir dev çkar.aglann belli bir tarihçesi aktanlmışör. Zerdüştlük ve "Avesta"dır. Gü­ neşle ilgili başlıca. Yanlışlıkla. eski dinî-mitolojik götüşlerin doğurduğu bir varlığın yapısına aydınlık getiremez. iyilik sever ruhlardan biri İken zulmetin yaratıcısı vıyılan ve başlangıçtaki İçeriklerinin tersini irade eden bir karaktere dönüşmenin sebebi ise herhalde. zarar veren şeytanî âleme özgü bir varlıkla aynılaştırn M . devler mitolojik bir ka­ rakter olup. koruyucu ruhlardan biri olmuştur.ın Mr motifi. Böylece. Zerdüştlükten önceki ve sonraki «. Türk lıalk bilimi metinlerindeki dev motifi ile Hint ve İran'dan gelen dev motifleri arasında birçok farkın olduğu. ışık. Dev analan. Bu karakterle. yalnız kahramanlara yar­ dım ettiği de dikkatten kaçmamalıdır. yerin titremesi ve aşağı İnen kara bulutun içinden koca bir dev kadının akması. ö g d tarafında kaydedilmiştir. Türk halklannın hikâyelerine göre. devler. dağlardaki büyük mağaralarda veya sularda yaşarlar. Yani. "Avesta" hükümleriyle bağlanan. derenin suyu ikiye aynlır ve içinden. vıklınm çakması. kökleri sadece "Avesta"da aranan dev motifinin. Anadolu'daki bir inanışa göre. şer bir güç olarak yorumlanmasıyla birlikte. onun aynı zamanda olumlu özellikler taşıdığı ve "Simurg" kuşu gibi. müzikle bile ilgili ol­ duğu söylenen dev motifinde. güneşe düşman olan doğa olaytan arasında bir bağlılık düşünülmüştür.. "Zulmefte. iyilik dağına güçtürler. alt dudağı yere. Ba­ zı hikâyelerde. zamanında B. büyük bir devin orta­ ya çıkacağına inanılırmış. güneş ve ateşle de ilgili olduğu düşünülür­ dü Eski inanışlarda. göğüslerinin birini sol omzuna. eskilerde güneş tutulduğu zaman ok atartarmış ve okun gidip saplandığı yerde. devin gelişi şöyle anlatılmıştır: Once gök gürlemesi. Iran dilli halklann görüşlerinde. yeraltı ka­ ranlığında. Mitolojiden gelen halk kültürü bir motifinin doğasını. güneşin tutulmasını devlere bağlarlardı. Bu karakter. I llkayclerde.tır. böyle me­ kanik bir bakış açısıyla İncelemek. şüphesiz.

iktidan tanndan alırlar" demektedir. Bu devlerin gücü. Devlere bağlı mitolojik görüşlerin biri de diğer de­ monik varlıklar ve ruhlar gibi. tek gözlülük gibi. Türkistan Şamanizm inde ise şamanlann koruyucu ruhlan sırasında.. Onun için de ünlü siyaset kitabı olan "Kutadgu Bilig"de. devlerin de var olduğunu düşünen görüşler mevcuttur. Azerbaycan ve diğer Türk halklannın destanlannda. şeytanî demonlar gibi tüyle kaplıdır. Bu yer. Yanm dünya boyunda kazanlan vardır. demirden korkmalandır. Onu sana Tann verdi. DEVLET KUŞU: Eski Türk devletlerinde.. sihirli yüzük. Devlerin en çok sevdikleri yiyecek.. Bu makama. mitolojik "Kaf Dağfnın ardındadır. devlerin kılık değiştirebilecek varlıklar olduğuna da inanılır. kahramana verirler. bir güvercinin İçi ve onun gi­ bi yerler olabilir. Halk da liderleri de hükümdarlık yolunun ondan geçtiğini düşünürlerdi. boynuzlan nın sayı­ sıyla anlaşılır.DEVLET KUŞU zuna atar. Bu tüyün. Devlerin bedenleri. Süleyman Peygamber"İn hükmünde olan devlerin bu mekanı. onun yeraltı dünyası ve bolluk koruyuculuğuyla ilgili olduğunu ve mitolojik Ulu Ana'nın değişime uğramış ve arkaik yapısının unsuriannı yüzünde korumamış versiyonlanndan biri olduğunu gösterir. raftaki bir şişe. halı ve aynanın da devlerde olduğuna inanılır. dev ananın omuzu üzerinden at­ tığı göğsünden süt emer ve bu şekilde onun oğlu olur. Hü­ kümdarlar. siyasî iktidar anlayrşı "Kut" ile irade edilmiştir. her zaman kendi dışın­ da bir yerdedir. bedenlerinden bir tüy kopanp.. "Kutadgu Bilig" ki170 . Kahramanlann aradığı sihirli her ne varsa hepsi devlerin meka­ nında bulunur. sen kendi gücün ve isteğinle gelmedin. Bazı doğu hikâyelerinde. "Her ne varsa. büyük bir sihir gücü vardır. Hikayelerdeki iyilik sever devler. Kahraman gizilce gelip. tılsıma dü­ şürdükleri İnsanlan kazana atıp kaynatırlar. çoğu zaman. kutun elinin altındadır. İnsandır. Ulu Ana birliği ile ilişkiyi gösteren boynuzun varlığı. devin taşıdığı bütün izler. Devin canı. bu kazanların çevresinde toplanıp. İri ve sallanan göğüsler. Devler. Süleyman Peygamberin adıyla ilgili olan. boynuzlu olduğu yazılır. dev motifi­ nin.

"Gökyü­ zünün Çocuklan" olarak adlandırmalannın başlıca sebebi de bu ol­ malıdır. "Kut" sözü de aynı anlamı ta­ şımaktadır. Onun bahtiyarlık ve mutluluk sembolüne dönüşmesi ise ayn bir olaydır. siyasî iktidar demek olan "kut". Türk tarihinin sonraki dönemlerinde. T a n n vergisi. iktidann. geçmişteki bu erenlik ruhun­ dan bir parça yaşamıştır. Yani. Azerbaycan hikâye ve efsanelerinde. Bu inanç. Ve Türk devletçilik tarihinin çok önemli belgelerinden 171 . Bazı halklarda. "Devlet Kuşu"nun uçurulması ve omzuna oturduğu insanın padişah seçileceği şeklinde yaşamaktadır. Tann iradesiyle ve "Kut"um (canım) olduğuna göre. Çok yaygın olan başka bir inanışa göre de "Devlet Kuşu" veya "Şahlık Kuşu" denilen "Hüma" kuşunun gölgesinin bir insanın başı üzerine düşmesi. aslında Türklerden. Bu­ n d a . "Devlet Kuşu'nun bir adı da "Cennet Kuşu". insanın öz yaratılışında olur. Eski Türklerin yazılı metinlerinde. Bu ruh. İktidann. siyasal egemenlik Ivtkkının. açıkça ifade edilmiştir. baht ve talih" anlamını içeriyor. Tann gücünden doğar. hakimiyetin gökten gelip. o in­ sanın dünyada çok bahtiyar biri olacağının. tüm büyük kişilerin dünyaya hakim olma düşüncesinde. taç giyeceğinin ve haki­ miyete ulaşacağının işareti sayılırdı. devlet sözcüğü. "karizma" da bir "Allah" vergisidir. Tann'dan geldiği gibi. Bu ne istemekle olur ne de ser­ vete bağlıdır. tarih yaratmaya sevk etmiştir. "Devlet Kuşu" adındaki. hakan oldum" denilmektedir. Çünkü Allah'tan gelir ve göklerden verilir. karizmatlk İnsanlann. bir Tann vergisi oldu­ ğuna dair bu inanç. halk arasında "Hüma" devlet kuşuyla ilgili dolaşan söylentilerde ko­ runmuştur. ryi kıs­ met.(abının adı da "Padişahlara layık bilim" olarak çevrilmiştir. "Devlet" verilmiştir. "Umay (Humay-Hümü) adıyla İlgili olduğu düşünülür. "Hüma"yla bağlı inanışlardan birine göre onu bi­ le bile öldüren biri. Tann vergisi oluğuna dair eski mitolojik inanan izleri. "Hüma" veya "Hümay'dır. onlan sonunun ne olacağını dü­ şünmeden. "Hümayun" teriminin. O. Hakimiyetin göklerden geldiğine. Bu hükümdarlık anlayışı. Osmanlı tarihinde bilinen. En eski ve cn ünlü sözlüklerde. kırk gün içerisinde ölecektir. Çinlilere bile geçmiştir. "Kut" sözcüğüne ilk anlam olarak. insana Tann'dan verildiği fikri.

Eren) DİN: İnsanla. insanlann bütün arzu ve isteklerini yerine getirebilirlermlş. "Devlet Kuşu"nun. sözcüğün başında gelen "Y~ sessiz harfinin düşmesi. doğa ve varlıklann yaratılması. inançlar sisteminin bütünü. kâinat arasındaki armoniyi yaratan. Türk dillerinin bir özelliği olarak. Ancak in­ sanlar. Ancak. İnsanlan. Mitolojik unsurlar. Bu varlıklar. yaratılışın başlangıcına benzer bir sırdır. Sözcüğün başında incelen "D" sessiz harfinin konulması. elerin bir duygu olan kutsal kaynaklı dinin ortaya çıkışı. D/Y şeklini ortaya çıkarmıştır. "Eren" ve onun bir varyantı sayılan "Yaren" sözü. bunun karşılığında onlan aldatıriarmış. Türk dilleri için bir özellik sayılıp. dinsel merasim ve semboller olmadan. paralellik oluşturur. din 172 . "Kutadgu Bilig'de de bu anlamda kullanılmıştır. İslamiyet'ten önceki çağlara alt Türk edebiyatIan nda. "D" tipli sessiz harfi. "Dllren" ile "Eren" (Yaren) arasında benzerlik olduğunu gösteriyor. "demon. şer ruh" anlamı­ na gelir. ilâhî gerçeklere götüren yoldur. Tiireng" ve Tıyren" şeklinde de rastlanır.PÜREN 1 1 ^ ^ " " " ^ « I B P PBP«P«PP^PB*BBBBBBh^_-^^_ bir olan. Da­ ha sonralan. "Di i ren-Yaren. "Eren" anlayışıyla pa­ ralellik taşır. İnsan biçimli varlıklar gibi de düşünülen bu ruhlann adına. "Dilren" adı. genellikle Azerbaycan konuşma dilinde "Y" sesine ağırlık verildiği İçin eski "D" sesi yalnız kalıntı şeklinde kalmıştır. "Y" şekline dönüşmüştür. Göktürk çağına ve genellikle. "Dllren" sö­ züyle. (bak: Hüma Kuşu) DİİREN: Tuva Türkçesinde. Tann'yla kul arasında bir aracı olduğuna inanılırdı. y sessel paralelliği. (bale Aranglar. Bu anlamda. Açktır ki "Öntürk" çağın son aşamasında. cin. Türkologlann fikrine göre. Tann gerçeğine. "d". lehçe farkJılıkJan arttıkça. bazı metinlerde. Din ilâhî menşeli olup. kötü ruh.paralelliğini ve böylece de "Yaren"in bir versiyonu olan "Eren" sözcüğünü ortaya çıkarmış­ tır. Mitolojik anlamsallıgına göre. Altay dilinin güney lehçelerinin bir özelliğidir. sözcüğün başında ge­ len.

Kutsal kitap Kuran'da. dinleri anlamaktan geçtiğini vurgu­ lular Bununla birlikte. millî. gele­ neksel cemiyetin doğasını anlamak mümkün olmaz. yalnızca bir alışkanlık olarak kabul edilebilir. insanı gerçekliğe bağlayan bir olaydır. tarihin belli bir çağıyla sınırlandırmak mümkün değil­ dir.ısında bir aynm yoktur. Hayat ve varlık âlemi bir bütünlük içeriı i H İ e v e insanlann yaşayışı da bu bütünlükle uyum halindedir.ıktan çok. dinî düşünce ve anlayışlan herhangi bir dönemle. İlk insan birliklerinde ise din. "Eski" sözü. Bu bakımdan. maddî olanla manevî olan . yüzyılda.11. Bu anlamda din. arkaik tipli dinîmitolojik anlayışlardır. 19. ırkının lahzasından süzülüp gelen. "millet" sözcüğü. "Din" ile yan yana kullanıl­ ması. Çok sonraki çağlann din düşüncesi ve ulusal düşünce arasındaki ilişkiyi izlemek bakımından. dinin ayn bir yeri vardı. milliyetçilik duygusuyla da içeri< len bağlıdır. Din araştırmaalanna göre. Gök Tannsı'nın koyduğu. Kolektif düşünceye sahip. Biz Müslü­ man'ız!" sözleri. enerji dolu. onu insan varlığının aynlmaz bir parçası sa­ yıp. bir Osmanlı Türkünün. Dinin dil üzerindeki etkisinin bir örneği de Uygur Türkleri olabilir.DİN Olmaz. ken­ diliğinden "Din" olayına ters gelir ve dini düşünce anlayışını bulanıklaşnnr. İlâhî ve ahlaki m . ilâhî gerçekliğin içeriği din sayesinde kavranır ve o kavranmadan. ilâhî bir gerçeklik • »im. "Biz Türk değiliz. Burada. En eski törenler bile ulusal olduğu kadar. çok ilginçtir. cemiyet. örneğin. din Olayından konuşurken. Dinler tarihinin günümüze kadar en tanınmış bilgiçleri. Din belli bir inanca sadakat gibi. Özellikle. tarihsel alana bakıldığı zaman. bunun için de bilime karşı olduğunu savunurlar. toplumsal bir olay gibi bakarlar. mlllî-dinî duygularla dil arasında da çok yakın bir bağlantı vardı. Amerika paradigma mektebinin temsildleri de dinin rasyonel olmayan (irrasyonel) kaMktcrier taşıdığını. din" anlamında kullanılmıştır. "Dinden önceki çağ" anlayışı da bu bakımdan doğar görünmü­ yor. "Büyük bir ahlak anlayışına" sahipti ve bu ahlak sisteminde. Bunun için de "eski" sözcüğünün. Onun için de etnik-kültürel birliğe dahil insanlann davranış ve düşüncelerine yön veren. kültürlerin anlama yolunun. dinî özellikler taşırlar. batı toplumbilimdleri dine. on beş yerde.

İnsanlar. kültürü yaratan bir güçtür. Dinî ekolojisinin araştinlması. bunu. korku değil belki biraz korkunun da kanştığı saygı yer alır. onun bir de kendi manevî dünyası vardır. ne kadar. Çaresizlik. uygarlıklann nüvesini oluşturan unsurlar arasında yer alırlar. âyin ve merasimler. çürümekten ve yok olmaktan kurtanp. dünyevi işlevler görerek. İnsan. Bunun için de gelenek taşıyıcılan. açıktan a g ğ a ol­ masa da bilinçaltında. bu güç sayesinde daha yüce fikirlere ulaşabilmişlerdir. toplumsal varlık olursa olusun. Arkaik dinsel fenomenler. doğal koşullarda sıkı bir bağlantı İçindeler. kutsal değil. eski dünya görüşüyle. Onun içinde değişmez olan yoktur. görünen ne varsa hepsi eskiden olandır. Gerçek din. dinin özel toplumsal kuruma dönüşememesi ile açklamaya çalışmışlar. Yani. merasim ve âyinlere önemli öl­ çüde etki yaptığını göstermiştir. çevre ve doğal şeridin.DİN düzendir. Geleneklerde. kültürün birçok unsurlanna. onun tek umudu dindir. çevre. Sivil toplum savunuculan. Din düşüncesiyle iç içe olan gelenek. uygarlığın nüvesini oluşturan unsurlar üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak etki gösterirler. Yani. korku ve felaketler karşısın­ da. es­ ki cemiyetlerde. onun bu ileriye doğru hareketinin göstergesi. ecdadın hayan yaşanır. Cemiyet ileriemişse. Bir anlamda doğadan uzaklaşmak olan uygarlık. dinsel bir ideal çevresinde toplanma­ yı. Dinî inanç. din düşüncesi bütün cemiyetlerde var olmuştur. din ol­ muştur. dinî anlayışlara. toplumsal yapılara bağlı olmuştur. insan topluluğunu. Türk cemiyetinde. doğanın içinden gelen bir yaratıcılık içermektedir. koru ve vahşet saçabileceğin! söylemişler. Fikir adamlan ise dinsizlik üzerine kurulan bir uygarlığın. toplumsal davranışlan dü­ zenlemişler. sa­ dece. topluluğun azim gücünü kat kat artıran bir durum olarak gör­ müşler. doğayla ne kadar yakın bir bağ­ lantı içindeyse tarihllllk faktörü onun için o derece önemsizdir. Buradaki inanış­ lar. esld Türklerin kendi dinlerine ayn bir ad vermediklerini yazıp. gelenek ve geleneksel olan ne varsa hepsi­ nin en uzak geçmişlerden bu yana mevcunuğuna inanırlar. Gerçekten de 174 . Bunun için de çevrede gerçekleşen değişiklikler. Bu düzenin temelinde. Büyük fikir sahiplerinin agkca ifade ettikle­ rine göre. Araştirmaalar.

kendi içerisinde. Böyle bir cemiyette. hiçbir şeye ibadet etmediklerini ı üstelik. din düşüncesidir. Bu esaslar. cemi­ yet lideriydi. dinin yerini anlamak ba­ kımından.ı gerek duyulmamıştır.DİN M ı. bu cemiyette bir resme veya İnsana tapınmıyor. Geleneksel cemiyet. din ve yaratıcı sorunu. Bu güç. neksel Türk cemiyeti." (Bu gerçeklik. ırkçı bir yaklaşımla. hakanlar. cemiyetin dü­ zen kaynağına dönüşür. alınyazısına inanır. inanışlannın ahlakî bir yönü olmadığını iddia etmek. dinle iç içe bir hayat yaşamıştır. kutsal bilinen doğal güçlere iman getiriliyordu.ışayanTürk cemiyetlerinin de düzen kaynağıydı. mitolojik dünya içinde yaşayan bu cemiyetin gündelik hay. Bunun ig'n de gele­ neksel cemiyet. din duygu­ sundan gelir. din dü­ şüncesinin başlıca uğraşıdır. beyler ve benzerleri olurlar. Türklerin pek d e dindar ruhlu olmadığına dair söyI. Böyle bir cemfyet İçin. özel olarak. ta11 yanlıştır. Yarada'ya karşı temiz duygularla doludur. Geleneksel Türk cemiyetinde. doğayla ahenk içinde bir hayat y. Eski Türk cemiyeti geleneksel bir cemiyetti. ahlak anlayışıyla iç içedir. Muhammed Peygamber'in dilinden. doğadan aldığı manevî güçle yaşar. I »m. derin bir şekilde. "Din. "ahlak.nen görüşler de buna dahildir. dinin başka bir halidir. Kadere inandığı İçin de bu cemiv tin ruhu. Din. Geleneksel cemiyet. < K-leneklerde yaşayan bu düşünce. bu cemiyet insanlannın hiçbir dine İman getirmediklerini. dinî düşüncelere dalmadıkUıından. Tann anlayışı. Geleneksel Türk cemiyetinde hai m ı olan en büyük manevî güç.»< l. Onun da tek kaynağı Tanndır.ıiının aynlmaz bir parçasıydı. Buradaki insanlann. Hıristiyanlık veya ı amaizm'de olduğundan farklı olarak. dinin ayn bir toplumsal kurum ve sosyal tesis şekli almasıı». din şuurunun taşıyıalan ve ö n d e gelen insanlan. bu verinin önemi büyüktür. daha çok dinî esaslar üzerine kurulur. 175 . Bu cemiyet­ te. Göktürk çağının dinî inan ıslan da yüksek bir din anlayışı üzerine dayanırdı. Tann adına yapılan merasim ve Tannalık inananın İcracısı. Bunun için de eski Türk cemiyetlerin­ den söz edildiğinde. en dddi sorundur. M i n e n Doğayla yaşayan cemiyet gelenekseldir ve ilâhî yasalanyla alemleri düzene sokan Yaratana ihtiyaa vardır. Aslında.

"Di­ rilik Suyu" sembolünde. "Dirilik Suyuna. kâinatı bir bütün olarak kavramak gibi bir anlayış vardır. Türk din düşüncesi sisteminden aynlmaz. yalnız birkaç kişinin adryla bağlantılı düşünülmüştür. Onun adıyla ilgili "Dirilik Suyu". Bunun için böyle bir cemiyet­ te. eski dünya uygartıklannda. Sonraki dönemlerin araştırmaları ise "Dirilik Suyu" ile bağlı aniatılann kökünün daha eski geleneklerde aranması ge­ rektiği fikrini doğrulamıştır. (bak: Mit ve Din: Tannalık) DİRİLİK SUYU (AB-I HAYAT): İçenleri ölümsüzlüğe kavuşturduğu­ na inanılan efsanevî su. dinden ayn bir yaşam tarzı düşünmediği gibi. Hızır ve llyas Peygamber olmuştur. suyun varlığa hayat veren 176 . Aslında ayn ayn mitolojik sistemlerde rastlanan bir anlayıştır. dirilik verme. Bu anlamda. Türk mitolojik sistemi. "Dirilik Suyu" ile ilgili aniatılann kökeninin Sümer oldu­ ğu anlaşılmıştır. din ve kültürün uyumundun söz etmek gerekir. ancak onu elde etmeyi başaramaz. ahlâki de­ ğerleri yüksek bir cemiyettir. Yüksek ahlakı bozulmayan. İskender de "Dirilik S u y u n u n peşinden "Zulmet'e kadar gider. "Dirilik Suyu". bu din ve bu ahlaktı. bu anlamda. Hızır'ın adryla bağlı ve Musa'nın hikâyesi anlatılırken rastla­ nır. efsaneler ve mitolojik metinlerden başka. çok sayıda anlatı olsa da bu anlatılar. Bu anlatılar arasındaki bağlılık araş­ tırdığında. Kuran'da. ilk su­ yun izlerini bulmak mümkündür. yaratılış mitinde olan başlangıç gibi. ebedî yaşatma. Rivayetlere göre bu suyu ilk içenler. sonsuz hayat aktanşıyla bağlı. Oğuz Han ve iskender Zülgemeyn gibi. Adına bazen de "Bengi" denilen. "Dirilik Suyu" ve ebedî. kendinde saklamıştır. ölüm­ süzleştirme işaretlerini alıp. inanışlanyla ilgiliydi. varlığın ve doğanın kendisinde olan bu uyumun arkasında. Kökleri. Yani. geleneğe bağlı bu ce­ miyetin kültürü. Eski Türk cemiyeti de dinden gelen değerlere büyük önem verirdi. Tanncılık anlayışında da görüldüğü gibi. "Zulmet" diye tanımlanan karanlık ve bilinmeyen bir dünyada gizlidir. Geleneksel cemiyeti yaşatan şey. geleneksel cemiyet.) Bu bakımdan. yaratıcı başlan­ gıç sayılan ilk kaostan (sudan).DIRILIK SUYU güzel ahlaktır" şekJinde ortaya çıkmıştır. Glgameş.

Orta çağlan n Çin kaynaklan ise bu çağın başlan na kadar. "Cünun" adı. çocuk sahibi olma konusunda araalık yapar ve epik 177 . "deli.DİVANE gücü. samanlara "dineve" denildiğini yazıyor. İslam'a kadarki düşüncelerde. bazı kahramanlann "Dirilik Suyu" içerek ölüm­ süzlük kazanmalan da sık görünür. nedir o zaman?" (bak Su) DİVANE: Türk halklannın mitolojik görüşlerinde. "Âşık Cünun" motifinin anlamına da açıklık getirebilir. "Köroğlu" des­ tanı ndaki. ebediyete kavuşturan ve Ölümsüzlük kazandıran güç olduğuna dair görüşlerin ortaya çıkma­ sına yol açmıştır. Des­ tan ve hikâyelerde. Ari<aik mitolojik metinlerde bu işlevi. İnanışlarda. hem den/işim. diğer yandan şeytanî güçlerle bağlı olan şamanlar topluluğu­ nun normal üyeleri. koruyucu ruh motifleri yerine getirirdi. onunla ilgili şöyle demişlerdiri. Aşık Ali As­ kerin dilinden seslenen. divane" olarak kabul edilirdi. Yani o da bir semboldür. tasavvuf ruhlu âşık anlamındaki kullanımı. karışık bir anlamı vardır. Bir yandan ruhlar âlemi. evliya ile eşdeğer sayılan. çocuğu ol­ mayanlara. "Hem abdalım. dirilik suyu (Ab-ı Hayat) değilse. ruhlar tarafından seçildiğini. "Drvane"lerin. deli-dnli gibi kabul edilmesi. Örneğin. . "dn çarpmış" değil. "di­ vane" anlamıyla aynıdır. Toprağı düşen adi tohu­ ma can veren su. "divane" motifinin mitolojik yar­ d ı m a işlevi olduğu görülür. "Dirilik Suyu"nun eski­ den gelen. "Dirilik S u y u n u n hayat verme gücü hakkındaki ilk düşüncelere hikâyelerde rastlanır. Tasav­ vuf şairleri. Görünmeyen âlemden ha­ berler verebilen bu "divane". "Alpamış Kahraman" gibi. inanılmaz güzelleşen kahramanın içtiği "İşık Kadehi'nın de "Dirilik Suyu" ile dolu olduğu söylenir. ona Tann vergisi verildiğini ve onun bir hak aşığı olduğunu gösteriyor. kalender tipli bir varlık. Fars-Tadk asıllı olup. âşığın. "buta" alarak. hem deli" sözündeki "delfnin. Aşk masallannda. ölen kahramanın üstüne su serpilmesiyle. rastlanan konulardan biridir. "dev-div" kökünden gelir. çeşitli inanç sistemlerinde onun. hapşınp ayağa kalkması. Araştırmacılara göre divane adı.

bazen de Nakşibendi tarikatının kurucusu. Onun açklamasına göre. "Divanelik'' anla­ yışında şamanın. eski geleneklerden dolayı verilmiştir. "divanelik" anlayışı da şamanın özelliklerinden biri­ dir. dh/aneJiğin olmadığı bir Şamanizm yoktur. "Behlül"ün de taşıdığı adlardan biriydi. Bu anlayışlardan hiçbirinin tam bir açıklaması olamamasına rağmen. ata ruhlannın ruhsal etki­ si demektir. M. Bu ad ona. Yazaıiann çoğu. Eliaden'le aynı zamanda. bir­ birine zıt anlayışlar olarak kabul ederler. "Divane". DİVANELİK: Araştirmaalar. "İlâhî aşkın etkisiyle hay­ rete düşen ve şaşkınlık içinde kalan" olarak tanımlanmaktadır. "Manas"ın adını da nereden geldiği bilinmeyen bir "divane" koyar. "Divane" ile coşkuyu. tanınmış evliyalar. ruhlan kendi varlığında sıgdırabilme gücü düşünü­ lür. Şa­ manlann hamisi olan. Şamanizmin olmazsa olmaz un­ suru değil ve başlangıçta Şamanlzme yabana bir kavramdı. aslında onlann her biri. Bunlar eş an­ lamlı terimler olarak kullanılmışlardır. Ancak "divanelik" anlayışı. Bu fikir. Tasavvufta İse "Divane" sözcüğü. Ancak. Eliaden'İn. "divanelik" anlayışıyla coşku ve trans ve böylece trans ve "divanelik" anlayışlan arasında hiçbir (ark bırakılmıyor. "Divane" olmak. şamanın diğer özellikleriyle bir arada değerlendirilmelidir. bir deli gibi derbeder ömür yaşamasından değil. Ona göre. divaneliği.DİVANELİK kahramanın yolundaki zorluklan ortadan kaldınr. Coşku ve ruhsal bozukluk gibi. âdeta adsız olur. Şimidt tarafından da ortaya 178 . Bahaüddin gibi gerçek tarihî kişilikler. divanelik. Divaneliği. di­ ğeri üzerinden açıklanır. edebiyata yaptığı hizmetlerden biri de bu İki anlayışa açıklık getirmesidir. ondan habersiz olan V. Burkut Baha'nın bir adı da "Divane-i Burk Sermest" idi. Burkut Ba­ ba gibi mitolojik varlıklar. şamanın ruhlarla olan ilişkisinde "coş­ ku" ve "divanelik'' anlayışlannı birbirinden ayınriar. Şamanizmin başlıca işaretlerinden biri sayan­ lar tarafından itirazla karşılaşmıştır. "Divane". Bazen. dervişlerin etnik-kültürel gelenekteki yerini gös­ teriyor. Şamanizmin başlıca göstergesi sayan araştırmaalara göre. bu adla adlandınlmıştır. İlginçtir ki aynı görüş. "Divane" motifinin bu kadar geniş bir şekilde yayılması.

"divane" ve onun gibi sıfatlar veril­ miştir. Araştırmacılara göre. boyun eski bolluk ve üreme tapınışı ve onun aynlmaz kolu olan. çoğu sistemlerde büyük yer tutar. kadının yerine. divaneliği. arkaik yapılı efsanelerde geçtiği gibi. İki dünya arasındaki İlişki. bir dünyadan diğerine gidip gelme. "Dumrul" adryla ilgili efsanelerin mitolojik anlamının arkasında. bütün bu anlayıştan birbiriyle bağlı saymaktadırlar. dirilmesini sembolize eder. daha eski me­ tinlerde ise bazen. doğadaki tazeliği sağladığı için. Onunla bağlı inanışlann. özellikle de şah şalı bir tören sırasında. şaman efsanelerindeki şamanın ölümle mücadelesi. Sü­ mer inanış sisteminden adı. "Divane".DUMRUL atılmıştır. Bazı lan. neredeyse hepsinde. kocası. kamlık edenlere. Aslında. Ölüp-dirilme fikri. başkasıyla değiştirilir. Bu inan ıslan aktaran. hayat durmaz ve bolluk olur. ölen kişinin ca179 . Gerçekten de "Divane" ve coşku halleri. genellikle. karşılıklı olarak birbiriyle bağlantı içindedirler. Ancak o. "Dumrul" İle aynı kökten olan. onun ölüp-dirilmeslnl bildirir ve ilk mitolojik anla­ mını yitirmiş İlkel motiftir. Şamanizm İnanışının başlıca fikridir. yaşam kendi yolunda devam eder. yeraltına götürülür. Şamanizmin ger­ çek işareti saymıştır. çoğu zaman "deli". ölüp-dirilme fikriyle bağlılığı inandıncıdır. Şaman efsanelerinden de anlaşıldığı gibi. "Dumuzi" de doğanın ve ayn ayn insanlann ölüp. coşku halini değil. "Deli Dumrul "un Az­ rail'le görüşmesi. Onlara göre. Zaman zaman ölüp-dirilme. ölüme mahkum edilmiş tan­ ımın canı. şamanın parçalanarak Öldü­ rülmesi ve ardından tekrar dirilmesi. derin trans halinde olduktan sonra ne olduğunu hiç hatiriamazmış. Diğer grup bilim adamlan. bu anlam­ lan n hangisinin temel teşkil ettiğini belli etmek mümkün olamaz. divaneliği. mitolojik karakterli Deli Dum­ rul boyunun kahramanı. Şamanizm için bir özellik olarak görmüşlerdir. DUA: (bale Alkış) DUMRUL: Dede Korkut boylarından. Güya.

mit. Türk tannalığında da geçerlidir ve onu. bunun için de kimin ne sözü varsa. Dünya modeli. Türk halklannın. üreme ve bereketin koruyucusu olduğu fikrine de açklık ge­ tirir.DÜNYA MODELİ nı yerine hayvan kurban edilmesi ve benzeri fikirler bulunur. Ural Batır'ın eceli ye­ nip. Dirilik Suyunu bulmak için. dünya hakkındaki görüşlerin bütünü. boydaki adı. "Dede Korkut Kitabındaki "Deli Dum­ rul" motifi. Sumerce'deki "Dumuzi" adı İse yine aynı anlam dairesine dahil olan. araştirmaalar tarafından kabul görüyor. eski Türk mitolojik düşüncesinde Tann-Insan İlişkile­ rinde. neslin artışını temin etmeye kadir değildir. Tann-kul ilişkilerinin de izlerini agk bir şekilde koruyup saklamıştır. Bu adlann her İki­ sinin de doğmak kökünden olması (tohum. sonraki tüm dinlerden farklı kılar. "ha­ yat yaratan. Sumerce'de "Doğum Evi" demek olan. Selçukname'de atasının. etnik kültürün aynlmaz bir parçası olan. başlıca anlayışı gibi. Mitolojik mantığa göre. yerin göğe yakın olduğu. Türk tek Tannalık İnanışına gö­ re de Tann'yia kulun arasına kimse giremez. "Duha Koca" (Kumuk versiyonunda. Bütün bunlarla birlikte. yürüttüğü mücadelenin ve Kor­ kut'un. nesil ve evlat veren" anlamında kullanılmıştır. Bu. "Aduku". kendlninki de Toğrul" olarak kaydedilmiştir. yarinin can vermesini de böyle açıklamak mümkündür. hikâye ve destanlannda. Tann-insan. artık. doğrudan "Allah'a söyleyebil­ mesi yazar. "Deli Dumrul" boyunda da korunmuştur. gündelik yasamda devam eden bu düzenli ölüp-dirilme inana. "Dumrul" yerine de yaşlı ana-babasının de­ ğil. Azerbaycan Türkçesindeki "tam" ve "tumurcuk" sözcükleriyle aynı köktendir. "Dumrul" mo­ tifinin. Bu bağlılık. Digenis Akrit'te İse "Duka" şeklindedir) yerine 'Tokuş Ko­ ca". dünyayı motifleştirme 180 . efsane. Mitolojik metinlerde daha önceleri. din düşüncesi­ nin. herhangi biraracrya ihtiyaç duyulmadığı fikrinin bir İzidir. sözcüğü de bu gruba aittir). ebedî ve ölümsüz düşünülen suya sığınmasının paralelidir. DÜNYA MODELİ: Belli bir etnik-kültürel gelenek dahilinde. Bu ad. "Dell Dumrul"un Azrail'le verdiği savaş. Bu fi­ kir. yaşlı olan biri. Artım İlahesi ile bağlı olup. "Duku" için de aynı açıklama geçerlidir.

Mitolojik meiın konulannm temeline dayanan bu dünya modeli. onu göstergeler sistemine çeviren mitolojik düşünce tipiyle bağlı bir olaydır. Herhangi bir ulusal mitolojiye ait dünya modelinin oluşumu. Mito­ lojik dünya modelini şekillendiren düşünce tipi. Mitolojik dünya modelinin tam bir iradesine herhangi bir metin­ de rastlamak mümkün değil. etnik kültür taşryıcılannın davranışlannın çeşitli şekillerinde ve bu davranışların sonucunda gerçekleşir. etnik-kültürel •. mera­ simlerde ve maddî kültürel örneklerinde korunur. Dünyanın motifi gibi şiirsel mitoJo|lk dünya modeli de bir göstergeler sistemidir ve gelenek taşryıalan hu göstergeler sisteminin (arkına bütünlüğüyle yaramayabilirler. bir sistem gibi aynı mitolojinin yapısal temelini oluşturan unsurlar ara­ sındaki işlevsel-anlamsal bağlılıklara da açıklık getirilmesini bir ge­ reklilik olarak ortaya koyuyor. açık veya gizli şekilde de olsa. Ancak ayn ayn metinlerden derlene­ rek mümkün olabilir. bilimsel edebiyat­ larda. "kosmoloji" veya "mitopoetik" çağ olarak adlandınlır. "mantığa kadarki". durağan ve düz bir şekil çizdiği dönem. "kozmoloji" ve başka adlar altında kaydedilir.DÜNYA MODELİ yoluyla tanımlayarak. Dünya modelinin ortaya çıkış anlayışı. görece. aynca dünya 11 ¥ »lifinin düşüncedeki yansımasıdır. Şiirsel dünya modeli bakımından. çevre âlemle olan tüm ilişkilerini düzenler. her bir insan topluluğu. Mitoloji denildiği zaman. mitolojiyle tam bir bağlılık içerisinde olduğundan. çeşitli halk bilimi metinlerde. etkin bllimsel-teorik fikirde de belli bir mitolojik düşünce sistemi ve bu sistemle temsil olunan dünya modeli anlaşılır. Kabul gören bir fikre göre. dünya modelinin et­ nik-kültürel sistem bakımından. kendi­ ne ivts dünya görüşüne sahip olur. Mitolojik dünya modeli. Halk bilimi. 1X1 .istemin. her bir mitolojik sistemin kendine has olan iç yapısı ve bu yapıyı oluşturan unsurlar arasındaki işlevsel-anlamsal bağlılığa açık­ lık getirilmesini sağlamıştır. mitolojik dünya modelinin unsurian. Slstematiklik özelliğe sahip olan dünya modeli. "mitopoetik". Çünkü mitolojinin kendisi de ortaya gkışı son­ radan gerçekleşen bir sistemdir.

Türklerin devlet teşkilatı arasında bir bağlantı vardır. Şiirsel mitolojideki. çevrenin etkisinden. belli bir etnik-kültürel. lrkıl Hoca veya Korkut Ata gibi mitolojik variıklar. dünya görmüş ihtiyarlar gibi kahramanın bir yardımcısı olarak görünürierse de artık onlar şecere geleneğinde. arkaik düşüncenin İlk aşaması olarak. Eski Türkler. Her birinin kendine özgü zaman ve mekân ölçüleri olan bu dünyalar arasındaki İlişki ise "Dünya Ağaa" tarafından gerçekleşir. onun gücüyle kurtulabilir. ışıkkaranlık. Türk dünya düzeniyle. ulusal düşünceyi be­ lirleyen. koruyucu ruhlar destan geleneğinde. Dikey dünya modelinde ise kâinat: yer. Şiirsel mitolojik dünya modeli İçin böyle semboller­ den biri de "Dünya Ağaa" sayılır.kaos. İkili karşılaştırmalardan yararlanmışlardır. Kültürel sistemlerde değişmeyen bu evrensel gösterge bütünlükleri. kendi sistemine uygun dünya modeli ve özel etnik işaretleri vardır. doğadaki düzene uygun olarak kurul­ muştur ve buradaki dünya hakkına bilgiler gerçeklere dayanır. Iç-dış.DÜNYA MODELİ Mitolojik görüşlerdeki yatay dünya modeli daha bir eski model sayılır. üç kattan ibaret düşünü­ lür. Dünya hakkında her topluluğun. Türk dünya modelinin oluşumu problemi de istisna teşkil ermiyor. hayat-ölüm. Geleneksel Türk cemiyeti. kozmoloji dünya modelinin görüntüsünü verirken. onun meydana çıkmasına ortam hazırlayan bu model. Oğuz hanlannın vezirleri ve bir bilge gibi takdim olunurlar. Bunlann en önemlileri: ev­ ren. doğu-batı. sağ-sol. yukan-aşağı. yer üstü ve yeraltı dünyalan olmak üzere. Türk kozmik dünya modelinde. dünyayı anlamak için onu sınıflandırmaya çalış­ manın yoludur. her zaman ve her yerde. kültür-doğadır. kendin-başkası. Uluğ Türk. Her bir mitolojik geleneğinin kendine has dünya modelinin oluş­ ması. bugün bile mitoloji biliminin karşılaştığı en dddi problemler­ dendir. Yaratılış metinleri. Her bir mitolo­ jik anlatım İse bir bütün olarak. çağlar yoluyla gerçekleşir. ulusal olmasıyla belirlenir. "orta" ve "aşağı" dünyalar arasındaki İlişki. evrensel bir dünya modeli düşüncesi yaratsalar da bu dünya modelinin merke­ zinde. gelenek bulunur. Etnik-kültürel gele­ nek. Burada "yukan". dünya modelinin yaratılmasını ve 182 .

gerekse de Budizm'in etkisi ol­ muştur.DÜNYANIN SONU kurulmasını açıklar. bazı Türk halklannda rastlanma­ yabilir. Ve tüm bunlann bir sentezini ortaya çıkarmıştır. Türklerde kendi ifadesini. gök ve yerin yıkılıp çökme­ si. Bu bakımdan. farklı Türk halklannın. Budizm. O zaman. Cehennemin sahibi olan Erlik. Halbuki farklı Türk halklannda. Bu ise varlığın ölüp-dirilmeler zlndri gibi kavranıldığı Tanncılık dinî inana İçerisinde yaşayan eski Türklerin. "Kalkana Çağ" denilir. Bazı araştinrıalarda. (bak: Mit: Mitoloji) DÜNYANIN SONU: Dünyanın yaratılması sorununa oranla. kıyamet anlayışı şeklinde bulmuştur. dünyanın sonu İle ilgili görüşlerinde.uhğını söylemek doğru olmaz. hu modelin. Orhun metinlerinde. Bu İnanışa göre. Genel Türk dünya modeli birdir. farklı Türk halklannda rastlanan modeller. Hıristiyanlık ve İslam'ın etkisine manız kalmıştır. Herhangi bir Türk mitolojik metin ve merasiminde de çok sayıda dünya modelinin . özellikle de ilk çağlannı. aksettiren mitolojik dünya görüşü veya düşünceler hakkında yeteri kadar bilgi yoktur. ortadan kalkması hakkında sistemli bir düşün­ ceyi yansıtmaktan uzaktırlar. kötülük dünyayı saracak. sonuç olarak. insanlann yeryüzündeki sayrlannın azalacağı bir zaman gele­ cek. yaratılıştan daha çok merak duyduklan kanaatini doğurur. aynı anda birkaç modelin bulunduğunu söylemek doğru değildir. yeryüzüne yakınlaşacak. Ana model İse hem bir bütün olarak İK*m de ayn ayn unsurlarıyla. dünyanın sonu meselesine. dünyanın dağılıp.. kıyamet gününe. Buna bakmayarak. Türk halklannda bugüne kadar yaşamıştır. dddi bir değişikliğe uğramadan. dünya­ nın sonu sorusu ile ilgili geleneksel Türk dininin. mevcut hayat düzeninin bozulması ile bağlı işaretler olsa da bun­ lar. Gerçekten de Türklerin kıyamet hakkındaki dü­ şünceleri. Haynn başlangıa olan Tann Ülgen 183 . Bu. herhangi bir unsuruna. Altaylarda. Netice itibariyle Türk dünya modeli. temsil etti­ ği ve İfadedsi olduğu Türk mitolojisinin özünü oluşturur. Türk kültüründeki dünya modellerinin varlı­ sından söz edilir. gerek Hıristiyanlık. ana modelin versiyonlan sayılabilir.

İyi ruhlarla şer ruhlar savaşa tutuşacak. tartılar kurulup. "Ulug Kün" sözcüğünün de sonraki dönemlerin bir ürünü olduğu açıktır. Türklerin dünyanın sonu hak­ kındaki düşüncelerine açıklık getirebilecek İnanışlar da vardır. dünya• nın sonunun. bir gün ayla güneş birieşecek. dünyanın sonu ile ilgili görüşlere açıklık getirebilir. Bu İnanışlardan birine göre. "Sağış günün­ de. he­ sap günü^ kıyamet günü. Yaratılış. Anadolu'da ay ve güneşle ilgili inanışlar arasında. Dağlardakiler köylere. En sonunda Ülgen tek başına kalacak ve mahşeri başlatacak. kâinatta düzenin bozulması ' sonucunda olacağına inanan. bina ve zina artacak. her za­ man tazelenme ve yenilenme halindedir. Kıyame­ tin gelişinden sonra ise dünya büsbütün yenilenecektir. Dünyanın sonu anlayışı. ayna görklü" deyiminde de bu söze rastlanır. Bunun ardından dünyanın üzeri H dümdüz olacaktır. köylerdekiler ise şehirlere dolu­ şacaklar" sözleri de kıyamet anlayışına ve geleneksel Türk kültürün­ de. (bak: Eshatoloji Mitler) 1X4 .DÜNYANIN SONU unutulacak. Dünyanın sonu anla­ yışı da hayatın dönüşümü fikriyle yakından ilgilidir. hakların hesaplandığı ve hesap-kitap İstenen gündür. O za­ man kıyamet kopacaktır. kozmogonik görüşlerle ilişkitendirildiği için Ana Yer hakkındaki görüşlerle de bağlıdır. su­ lar kabaracak ve her tarafi sular kaplayaçaktır. dünyanın sonunu ve belirsiz geleceğini gösteren: "Kıyamet yaklaştığı zaman. Sağış günü. dünyayı yakıp kavuracaklardır. Bu tazelenmenin bir aşa­ ması da kaostan evrene geçiş anındaki benzer kıyamettir. Diğer taraftan ise Türklerin kıyamet anlayışıyla aynı anlamda kullandıkian. Ebu Hayyan'ın "Kitab el ldrak"ındaki. Bir başka inanışa göre de güneşin bandan doğduğu gün. saymakla ve hesapla ilgilendirilir. Bütün bunlar. Bunun için de kıyamet sözcüğü "Sağış"la. eski ve geleneksel düşüncenin ortaya gkış şeklidir. Anadolu'nun yaşlı yörüklerinin görüşlerinde.

Öbür dünyada İkind bir hayatın olduğuna ve ruhlann ebedîliğine inanan eski Türk düşüncesine göre. dünyalannı değiştirmiş ata ruhlan öldükten sonra bile aileleri korkutmaya devam ederler. gök. ECDAT: Kaynağını Türk etnogonik mitlerinden alan metinlerdeki kahra­ manlar. Genellikle bir grup geleneklerde olduğu gibi. Şoriann Kızılkaya soyunun kökü. var olmak için soyukökü bilmek ve ata hakkında fikir sahibi olmak gerekliydi. eski Türklerdeki ataerkil aile ilişkileriyle bağlandığına dair fikirler de vardır. ilk ecdadın gök kökenli olduklan ve dağlarla bağlılıktan vurgulanır. belli bir ırkın özellikle de siyasî açı­ dan var olmasının şartıdır. ağaç ve benzer kültlerin birbiriyle bağlılığında. Ahrete bağlanan ata. İnanışa göre. Etnogenetik mitlerde. 185 . in­ sanlara ateşten yararlanmayı öğreten bir ihtiyann adryla bağlanır. Asya Hunlannda her yıl mayıs ayının ortalarında. merasim süredndeki koruyucu ruhla aynı sayılmıştır. kendini tanımanın başlıca koşulu olarak günümüze dek yaşamaktadır. Türk etnik-kültürel geleneğinde de soy-kök ile bağlılığı. Örneğin. dağ. Yer. onlann en eski çağlardan beri ata kültüyle bağlı olmalan da etkili olabilir. Bir soyun ecdadı da kültürel kah­ raman çizgileri taşır. bir zamanlar dinî görüşlerin evri­ minde ilk aşama olarak düşündükleri ecdada tapınma. kendilerinden önce ecdadından konuşurlar ve hangi soy­ dan. Bunun. kökten geldiklerini anlatırlar. ata anlayışında önemli yer tu­ tardı. Etnik şuurda "Yedi göbek eskisini" tanıyıp bilmek anlayışı. ecdadın ruhu mutlu ol­ sun diye kurbanlar kesilirdi. Ecdadın adını bilip variığını kabul etmek. eski Türk inanış sisteminin de başlıca dayanaklanndandı.E Bazı araştırmacılara göre.

"Büt-Tüs" denilen bu "Büt-heykeTlerata kültüyle bağlılı­ ğın hatırasını yaşatır. yüzyıllarda tam yeni bir güçle gündeme gelmesi de onun bu kurtancı İşlevinden gelir. hastayı tedavi etmek istedikleri zaman "Ya atam-babam. Huluflu'nun "Köroğlu" destanının "Başlangıç Yerine" bölü­ münde kaydettiklerinden anlaşıldığına göre. Halk inanışlanna göre. ulu ecdadı olan "Bozkurt"u yardıma çağırmış ve "kutsal yüzlü Boz­ kurt metni. ec­ dadın görüntüsü ayarlanıp. halkın ce­ vabı şu olur: "İki yiğit insan" tanıyor. (bak: Apa. etnik kültürün bütünlüğünü koruyan başlı­ ca unsurlardan biri olarak yüzyıllar boyunca da yaşamıştır. Köroğlu'nda da kurtancı işlev vardır. Türk etnogonik efsanelerinden gelme başlıca konu ise ecdadın kurtancı olarak düşünülmesiyle bağlantılıdır. Bu sözcük. bu kez yeni tarihî koşullara uygun bir şekilde Köroğlu görkeminde ortaya çıkmıştır.ECDAT Tür1< tarihi. Kınm lehçesinde "Büt. Bu sözün temeli de "Aba" sözüne dayanır. Bunun göstergesi olarak. tapınaklarda saygıyla saklanır. Köroğlu'nun 16. Tuva şamanlannın bir bölümünü de ecdadı ve aslı şaman olanlar oluşturur. kurdun başka bir şeklidir. Örneğin. Haklan yenilen büyük bir Türkmen grubu vardı. Bu anlamda. "Koruyucu ruh" anlamını ko­ ruyarak. "Hangi hikâyeyi İsti­ yorsanız başlayayım" sözleriyle medise yüz tutan âşığa. değişken tabiatlı olup. "Abaki" şeklinde "Divan-i Lügat-it Türk" kitabı ve "nazar­ dan saklanmak için bostanlara konulan karton parçası" anlamında kullanılmıştır. Ama. sık sık değişebilen ata ruhunun bir işlevi de tarihî-mitolojik an­ lamına göre onun kurtancılığıdır. Son dö­ nemlere kadar Türkmenlerde göllerin hocalan. Bunun için de ona hep bir kurtan­ cı gözüyle bakılmıştır. semen" anlamlı "Abak" sözü de bu kültle bağlıdır. Bu yüzden de Köroglündan 186 . Ona göre ya Köroğlu'nun hikâyesine başla ya da Şah İsmail'in. Bu da onlann ata ruhuyla bağlılığını gösterir. Bazr ede­ biyatlarda. ve 17. yetişin!" derlerdi. Yani. Türk soyunun ecdadı kurttur. En güçzamanında. ecdada bağlı anıların kutsal bir emanet gibi korundu­ ğuna dair zengin bilgiler vermektedir. V. kültürel kahraman olan mitolojik Köroğlu motifi. Tös) Ecdat kültünün izleri.

Evin hanımı. Çünkü bu motif. âdet gereği onun için yemek ayınr. özel işaretIniylc seçilirler. Köroğlu havasının çalınmadığı bir in v«>ktu. İnanışa göre. Ednniler. Tadklerin inanışına göre.ıgının izi vardır. soylann öz köklerini bağladıklan ulu varlıklar. Onun düzelmesi İçin güne­ şe dua edip. ecinniler her yerde var olabilen demonik ruhlar­ dır. İslam'la birlikte ge­ len dnler ve ednniler hakkındaki görüşlerin incelenmesi onlann. çarpılan kişi Müslüman ise ednni onu hemen bağışlar. Azerbaycan Türklerinin mitolojik görüşlerine göre.mı varlık. kâfir olanı da..ECİNNİ ı iMMgrafin okunmadığı. pis bir kokusu olan bu şeyr. Azerbaycan v. tüyle kaplı vücuttan ve tersine duran ayaklan olur. Onlar at ahınnda kalmayı ve atin yelesini örme­ yi çok severler. Ancak ednnl ne kadar y e n e yesin o yemek azalmaz. Ednninln çarptığı İnsanın vü­ cudu moranr ve bir süre sonra da ölür. Ateşten yaratıldıklanna İnanılan bu varlıklann içerisinde. insanı ya hava kararma­ ya başladığında ya sudan geçerken ya su İçmek için eğildiğinde ya da ağaç altında otururken çarparlardı. Karakalpaklann. ednnilerin İri başlan.Anadolu Türklerinin. Türk Müslüman halklannda ednniyle ilgili eski inanışlara göre. Bizden Yeğler ve benzeri mitolojik karakterlerle bağlı görüşle187 . Çünkü böyle yapan kadının sütü kesilirdi. Rivayete göre. Demonolojik görüşlere göre. biçimsiz bir var­ lı o. Özbeklerin. birçok Türkmen tayfasının ulu babası »ayıları Salur Kazan'ın. tas kurarlar. at dışkısına dokunmaktan korkmalrydı. I Hu ata. krş günlerinde ısınmak için insanlann evlerine gelir. kendi varlığında ata nıhunu yaşatırlar. Onlar aynca göze görünmeden büyüyüp. Müslü­ man olanı da vardı. Kırgızlann ve biı ölçüde de Kazaklann demonolojik İnançlannda yer alan kötü ruh Kalabalık yerlerde yaşadığına inanılır ve kısa boylu olarak be­ timlenir. çocuk emziren kadın. 11İNNİ: Müslümanlığı kabul etmiş Türk halklanndan. ı dönüşebilen kadın görünüşünde de verilmiştir. Ecinnilere dahil olan bir ruh da "Vurgun'dur. Al ruhu. Türklüğün taşıyıcı olan bir topkılugözünde. sırtında Muhammed Peygamber'in beş paruı.

Hayyam'ın "Nevruzname"sindeki bilgilerden İse Türklerdeki bir­ çok hikmetli sözler ve öğütlerin "Efrasiyab"a ait olduğu anlaşılır. Anadolu Türklerinin demonik görüşlerindeki "Mekir" motifi de işlevsel bakımdan ednni motifine oldukça yakındır. "Alp Er Tonga" motifi zemininde oluşmuştur. Balasagunlu'nun "Kutadgu Bilig"inde de aslen Türk saydığı "Efrasi­ yab" ın adı geçiyor. Bazı Türk halklarının inanışında. eski Türk inançlannın izi­ ni yaşatan ve esrarengiz güçlere bağlı olduğu kabul edilen. "ednni" adıyla bilinen değişik yerler vardır. İskit Hakimi olan "Alp Er Tongaya "Efrasiyab" demişlerdir. Idi-lzi) EFRASİYAB (A1P ER TONGA): Anadolu ve Azerbaycan Türkleri. "Efrasiyab"ın Türkçe'deki adıdır. bu iki adın aynı kahramanı anlattığında şüphe bırakmıyor. Bu kitapta. (bak: Gn. eski Türklerin mitolojik görüşlerindeki "Analo­ ji" motifinden de çok sayıda özellikler alarak. "Efrasiyabi188 . yüzyıla kadar ya­ şamıştır. Kaşgarfnin "Drvan-ı Lügat-it Türk "ünde. M. ö. Nekir-Münkir) EE-EYE: (bak: İye. "Efrasiyab" motifi. Bu efsanevî kahramanın Türkistan Türk geleneklerindeki yerini göstertiyor. Divanda bu kahraman hakkında yazılan bölümde. Tadklerin ona T o n g a Alp Er" dedik­ leri anlatılır. Özbekler ve Türkmenlerin eskilerden kalma mitolojik görüşlerine göre. İranlılar. Türk halklannın efsanevî kahramanı.EE-EYE rin ve yerli inanışların bir anlamda kirlenmesinin bir sonucu olduğu­ nu gösterir. ecinninin tüm İşlevlerini cinler yerine getirir. "Efrasiyab" olarak gösterilmiştir. Türkiye'nin bazı yörelerinde. Türkçe'deki Tonga adının Arapça'ya çevirisinde Efrasryab olarak ve­ rilmesi. Daha güçlü ulusal düşünceye sahip Karahanlılar ve Selçuklular kendilerinin soy köklerini onun adına bağlamaktadırlar. "Alp Er Tonga" veya T o n g a Er Alp" aslın­ da. mitolojik ulu ecdadı. Kaynaklardan edinilen bilgilere göre. 11. "Alp Er Tonga" hakkındaki inanç. Türk asıllı ola­ rak geçen destan kahramanı "Alp Er Tonga". Türklerde soyun liderliğin­ de bulunan. Y.

Kanzak. "Efrasiyab"ın kızının adı. eski Iran (Avesta) kaynağına kadar götürürler. Bazı rivayetlerde onun şeceresini. "Kara benzer kızım. ve I I . O. El-Bİruni ve İbn Haldun'da onun soyu Yafes Oğlu Türkün adıyla ilintilendirilmiştir. "Efrasiyab"ın oğlu olarak göstermiştir. "Efrasiyab" adıyla bilinen bu varlık İran mitolojisinde. Bunlar. "Efrasiyab"ın atasının liderliği altında ol­ duğunu da yazmıştır. İran ulusal destanı "Şahname"de. V. Nahçivan ve benzeri yerlerdir. Doğrudur. ay ve yıldızlarla ışıklandınlır. Pritsak. "Bilge Kağan" soyuna bağlamış­ tır. Oğuz Han motifinin etkisi de kaçnılmazdır. Zerdüştlerin en katı düşmanı. gerçekte ise gö­ çebe hayatı yaşayan Türklerin -Turanlılann. Kum. ölümsüzlüğe kavuşacağına inanır ve bunun için 189 . "Efrasiyab". Şair 30 binlik cesur Türkmen'in. Kazvin. yeraltında duvarlan demirden bir kalenin içinde olan 100 sütunlu sarayda yaşar. "Efrasiyab" soy a ğ a a olarak göstermiş ve onun kökünü. gelinim" diye. Selçuklularda da otuz üçüncü atadan cetjerinin "Efrasiyab" oldu­ ğuna dair bir inanç vardır. İranlılarla aralıksız savaşlar yürüten ve yanlışlıkla Alilerin bir diğer kolu sayılan. Bu saray. yüzyıllar siyasî-toplumsal hayatında. Karahanlılann soy ağaanı. Eski Farsça olan "Avesta"da ise "Efrasiyab" adı. Alp Er Tonga'nın adı. Frengistan olarak gösterilir. şer tanrısı olan "Ehrimen'in yeryüzündeki temsilcisi sayılır. Bu anlamda "Efrasiyab" motifinin oluşmasında. Orta Asyalı araşürmaalann hiçbiri "Efrasiyab"ın Türk asıllı olduğu kanaatinde değillerdir. birçok yer adına da konulmuştur. Firdevsi. Bir grup orta çağ eserlerinde ölümden kaçmak iste­ yeni anlatan mitolojik karakter de "Efrasiyab"ın adıyla ilintilendirilir. "Efrasiyab" motifinin sonraki değişikliklerinde giderek da­ ha çok Oğuz epik kahramanı çizgileri kazanmasında etkili olmuştur. O. "Efrasiyab"ın soyundan geldikleri­ ne inanırlar. Radlov'un Hun Hakanı Mete'yi Alp Er Tonga ile çok sayıda araştırmaanın da Mete'yi Oğuz'la karşılaştırmalan da bu bakımdan anlamlıdır.lideridir. yapma güneş. Oğuz Türkmenlerinin hakim konumda olmalan. Ancak daha eski kaynaklardan Et-Tabari. efsanevî Oğuz Han'ın oğlu Kara Han'ı.EFRASİYAP ler" olarak da bilinen Karahanlılar. "Efrasiyab"ın Türk soyundan olduğu kaydedilir. Türkistan ve Horasan'ın 10. "Dede Korkut Kitabı"nda geçer.

arkaik çizgileri agk bir biçimde görünen. sınama ve benzeri kavramlarla birlikte. mitolojik metin tipi gibi. Ef­ sunun gücüyle şeytanın ruhu ele geçirilebilir. her­ hangi bir arzu ve dileğin ifadesi olup. âyin-törende şiirsel mitolojik konum ile en sıkı bağ­ lantıdadır ve onun en önemli unsurianndan birini oluştuıur. onu herhangi bir di­ nin daimî unsuru gibi de tanımlamışlardır. Böylece sözle cisim aynı yerde göründüğünden. Şamanizmdeki ölümden kaçmayı ve aynı anda Koca Korkutun ölümden kaçma isteğini hatırlatıyor. Hükümdarlık gücüne sahip olabilmek için. birkaç kez "Ferf'i ele geçirmeye çalışsa da başarılı olamıyor. eski ef­ sun kavramından bu kavramın gösterdiği d s m e doğaldan bir geçit görünür. aynı zamanda ulusal mitolojik siste­ min gerçek özelliklerini taşır. Efsunun gücüne olan inanç. herhangi bir cisme veya insana buiaşılabildiğine inanılırdı. Bazen en evrensel mitolojemlerle bağlanan efsunun nüvesinde çoğu zaman mitolojik motifler bulunur. efsunun araalığryia. şiirsel mitolojik dünya mo­ delinin ana eksenlerinin belirlenmesinde en Önemli kaynaklardan sayılırlar. din ve bilim olarak üç aşamaya ayıran C Frezer'in görüşüne göre. mitolojik metinle aynı mantık üzerine kurulur. Formül özelliği olan efsun. Mitolojik varlık ve ruhlann adlarıyla dolu. mitolojik içerikli metinlerin bir şekli. belli bir amaca yöneliktir. Bu anlamda ırkın davranış biçimlerinin göstergesi olmakta onun işlevi de efsane veya mitolojik metin ka­ dar önemlidir. EFSUN: Eski düşüncenin ürünü olup. **Ferr"e sahip olmak için yedi iklim dolaşır. Efsun. büyülü bir içerik taşı­ yan ve bu yüzden de bazen anlaşılmaz olabilen efsun. en eski dinî-mitolojik görüşlerdendir. "Efrasiyab"ın ölümden kaçma isteği. En eski çağlardan bahsedildiği zaman da efsunu doğadan ayırmak bile mümkün ola­ maz. Büyülü karakterli formüller olan bu kısa metinler.EFSUN kurbanlar verir. tanımladığı asim veya objenin dışında olmadığı için. Eski düşünce çağında söz. Düşüncenin gelişimini: efsun. yasak. Bu anlamda efsunlar. efsun dine kadar varlığını sürdürmüştür. Bazı araştirmaalar. 190 .

mitolojik metin­ lerin oluşumunda büyük önem kazanır. metin tipi olarak daha çok paralellik üzerinde kurulur. Bu­ rada. eski Farsça'yla ilişkilendirilse de mitolojik motif gibi bir doğaya sahip olduğundan. doğayla olan derin mistik bağlılığıdır. Çoğu zaman onlann anlamsal yapılannı belirlemek zor oluyor. zaman zaman rastlanan ve rengârenk mitolojik görüşlerle bağlı olup doğa olaylannı sembolize eden şeytanî varlık. Bütünlükle. smamalı. çoğu zaman görünüş itibariyle. Efsun. Doğayla insan arasında ilişkiler. efsunun be­ lirli ölçüler dahilinde ve belli zamanda (elin siğilinin geçmişi için. benzerlik ve paralellikler temeline kurulur. Böyle bir değişildik. yasaklar ve mitolojik inançlardan ayırt edilemiyorlar. doğayla insanın karşılıklı ilişkileri ve bağlılıklan söz konusudur. Aslında genellikle tören metinlerine bağlanıp. arkaik ritüelin kalıntısı olan bu metin tipleri. (bak: Söz) EJDERHA: Türk halklannın kültüründe. Kırgız­ ca'da "Ajıdaar". bir ritüeldir. mitolojik metin tipi olan efsunlar hakkında. onun gücünün azalması veya yok olması demektir. Türk halklannın dilinde adına h e m aynı anlamıyla hem de kötü ruh anlamıyla farklı farklı rastlamak mümkündür. Bu.EJDERHA Efsunlar. Ari kökenli Ejderha suretiyle bir ilgisi yoktur. İnsan doğaya benzetilir. sabit ve ortak bilimsel bir görüş yoktur. Tüm bunlarla birlikte. ayın on beşind gününde) söylenmesi. Türkmence'de "Ajder-Ajdarha". Tatarca'da "Ajdaha" ve 191 . sakral metin olduğundan onun değişik şekiller alabilme ölçüsü de asgarî sınırdadır. Efsun metinlerinde insanı çevreleyen gerçek dünyayla hayal dünyası arasındaki ilişkide kendi ifadesini bulur. kendini doğadan ayırmayan ve hiçbir durumda ona karşı koy­ mayan insanın. Mahiyetine göre. Bu metinlerin başlıca özelliği. Nogayca'da "Azdaa". kötü ruhlu bir motif. efsun metinleri mitolojik dünya modelinin tam görüntüsünü yaratmak için. "Avesta"daki "Aji-Dahaka" ile ilgili düşünülüp. gizli doğa güçleri ve göze görünmez ruhlara yah/anştan ibaret olmalandır. Yapısı itibariyle kutsal yasal tipli metinle­ re yakın olduğu için dokunulmazdır ve herhangi bir şekilde değişti­ rilmesi yasaktır.

Azerbaycan ve diğer Türk halklannın görüşlerine göre ise o. son derece büyük ve ko­ caman bir yılan gibi betimlenen bu varlık. doğacak çocuğu öldürür. Mitolojik düşüncelere göre "Ejderha". Bu da anlamsal bakımdan. Yılan. dağlarda cüyür (ceylana benzer. O. İnsanlar ve hayvanlan yutarak yerdi. büyük derelerde ve göl­ lerde yaşar. O. Özbek. Bu ad. hamile kadıniann içine gi­ rerek. Türkler tarafından "Ajdayya" ve "Ajder" şekillerinde Ball<anlarda yaşayan Slav halklanndan Sırplar ve Bulgariann diline de geçmiştir. doymak bilmeyen" anlamına gelir. suda yaşar. Farklı Türk halklannın İnanışlannda. Nisan 192 . Anadolu Türklerinin inanışına göre doğduğu zaman aniden büyür. Ağzından ateş püskürür ve etrafında olan her şeyi yakar. Çuvaş dilinde "Astaha" şeklini alan bu sözcüğün bir anlamı. "Ejderha'nın yaşadığı yer de birbirinden farklı gösteri­ lir. mitolojik bir varlıktır. onun yeraltındaki mağarada yaşadığı ve oradaki hazineyi koruduğu yazıyor. Söylenenlere göre ejder­ ha. "Ejderha"nın ormanda yaşadrğına inanılır. küçüt zarif bir hayvan) veya kel (öküz) İle çiftieşir. Onla­ nn çiftleşmesinden doğan ejder­ ha. Başkurtiarda son zamanlara kadar yaşayan görüşlerden birine göre de "Ejderha"nın yaşadığı gölün adı. Bat Sibirya Türklerinde. "dipsiz. insanlan ve hayvanlan yutarak yiyen. O. "hikâyelerde rastlanan kanatlı yılan". Çuvaş hikâye ve rivayetlerinde çok sayıda başı olan. yere indiğinde Tann. Başkurt demonolojisinde.EJDERHA "Az'd'akı" şeklinde kullanılmıştır. "Ejderha" adı taşıyan bu efsanevî varlığın Türkiye Türkçesindeki bir adı da "Evren"dir. büyük yılandan faydalanır. Altaylann inanışında şeytanî demon "Erlik" saltanatına yalcın bir yerde akan ve adı "Doymadım" anlamına ge­ len "Toybadım" ırmağını hatıriatryor. diğer bir anlamı ise "acıklı ruh"tur. bu mitolojik görüşlerin izini ya­ şatan hikâyelerde "Simurg"un yavrulannı yer. Türkmen ve Kazak mitolojik-halk bilimi metinlerinde.

Yung. Azerbaycan Terekemelerinin halı motiflerinde rastlanabilen bu varlık. ikin­ ci darbedense ölmek yerine tekrar canlanan bir ejderha motifi var­ dır. insanlığın kolektif hafizası ve yeryüzündeki hayvanat âleminin en eski temsildleriyle ilgili hatı­ ralar korunup saklanmıştır. sekiz başlı Ejderha'nın otuz göğsünden süt emer. Azerbaycan hikayelerinde ateşin içinden gkıp. mitolojik ulu ana bütünlüğünün birçok çizgilerini taşımaktadır. Burada insan nefsi. Bu bakımdan Ejderha motifi. Tibet mitolojisinde ise o. onu arkeolojik tipler sistemine dahil etmiştir. Zerdüştlükte karan­ lığı temsil ermiştir. ejderhaya benzetilmektedir. ay­ nı zamanda Ölümün ve karanlığın sembolüdür. Bunu göre de en eski uygarlıklann oluşumundan beri. susuzluk çeker. "Görelim. herhalde bu varlı­ ğın su konumuyla bağlılığına dayanır. Daha çok sıcaklığın ve kuraklığın sembolü sayılan "Ejderha". Altay destan kahramanlanndan olan "Kan-Sulutay". dünya malına İşa­ ret gibi yorularak. ağzından alevler püskürten. düzenli dünyaya karşı savaşı. her zaman insanlann düşüncelerini meşgul etmiştir. sulan hareketi geçirip. evrensel bir olay gibi son derece geniş bir şekilde yayılmıştır. Bir fikre göre. yağışsız kara bulutu temsil eder. yere rahmet yağmurian yağdıran iyiliksever bir güçtür. onun kaos dünyasıyla bağlı bir varlık oluşundan gelir. Tasavvufta. Kül-Tıgin Kitabesinde dikkati çe­ ken en önemli motif de kurt başlı ejderha motifidir. Yağan yağmurlann sulanndan dağlardan sel­ ler akmaya başlar ve bu seller ejderhayı götürüp öldürür. "Ejderha" hakkındaki mitolojik metinler. Hikayelerde verilen şekliyle. taştan yastı­ ğa baş koyup.EJDERHA Yağmurlan'nı yağdınr. Nedim'in. ab-ı hayat aktığın ejderhadan" sözleri. Mitolojik "Ejderha"nın. Anadolu hikâyelerinde İse birind darbeden yaralanan. "Ejderha". Hatta bunun için de İsviçreli psikanalist ve dindar tarihçi K. ağzından alevler püsküren ejderhanın yüzünden halk. kahramanın üzerine saldıran Ejderha motifine de rast­ lanabilir. evin koru­ yucusu olarak bile düşünülmüştür. Diğer bir fikre göre ise dünya halklan kültürün­ de çok yaygın olan "Ejderha" motifinde. 193 . dünya hevesini sembolize etmiştir.

Böylece. "Emeket" ruhu. hâlâ oluşumunu tamam­ lamamış. "Emeket"i olmayan şaman da olamaz. evrenin kaostan doğmasını sem­ bolize eder.EMEKET Din tarihçileri ve mitoloji bilimcileri için. mezann kirlen­ mesini Önler ve saygınlığını korur. kaosla evrenin mücadelesini ve kaosla evren arasındaki geçiş koridorunu sem­ Üzcrinde Ejderha ve Simurg Tasviri Bulunan Türk Halısı. bu sının bozanlara karşı durur. bolize ediyor. "Ejderha" motifinin geçirdiği evri­ min tüm aşamalannı İzlemek çok zordur. hâlâ ka­ os halinden kurtulmamış bir âlemi sembolize ediyordu. kamlık ederken şamana yol göstermektir. "Emeket'in başlıca işi. kökü derin geçmişlerden gelen "Ejderha" da bir semboldür. başlangıçta uçsuz bucaksız sulardan İbaret olan. XV. "Ejderha'nın yeraltı ölüler saltanatının koruyucu işleviyle tamamla­ nıyor. şekilsiz. Şamanist görüşlere göre. yapı­ şız ilk kaos motifinin potansiyel tüm hal­ lerini kendinde toplamıştır. Şaman öldüğünde de onun mezanru çevreleyen kuş görünüşünde ağaç olarak. Ona göre de yeraltında. Yaşamı sembollerle örülü eski mitolojik düşünceli insanın gözünde. Bu ruh. çift anlamlı arkaik demonik bir motif olup. biçimsiz güçleri temsil ediyor. Ancak bununla birlikte evreni ya­ ratacak sular âleminin de sembolüdür. biçimsiz özelliğiyle tanınır. Bu tanım. EMEKET: Yakut Şaman izm inin yardıma ruhlan İçerisinde. 194 . O. Bu İlk sudur ve bu anlamda da "Ejder­ ha". kendi sembolüne göre. Bu anlamda "Ejderha". "Ejderha". şamana en çok gerekli olan ruhun adıdır. kel ve par­ mak boyunda bir a d a m a k gibi betimlenir. "Ejderha" motifi. Yüzyıl. Onun için de yapışız olup. dağlar arkasında düşünülen öbür dünyanın sınınnda. şamanın varlığında kök salar.

ERDOV-ERDOY: Azerbaycan Türklerinin inanışında Su Ruhunu temsil eden mitolojik varlık. Göklerden mi indiği yoksa yerden mi çıktığı bilinmiyordu" sözleriyle başlar. yetiş­ tiren de bu kutsal ağaçtır. "Nine Ruh" demesinden de anlaşılıyor ki onu büyütüp. baş­ langıçtaki herhangi bir kahramanı değil. Bütün versiyonlarda "Er Sokotoh**un gök­ ten düştüğü anlatılır. yazın gelişi dolaysıyla yapılan kımız içme merasiminin kurucusu ve ilk İcracısı sayılır. Ateşi elde etmek. Hatta bazen Tann onun babası. "tek. Kültürel bir kahraman gibi. Azerbaycan'ın Batı bölgelerinde demonik "Guryabani" motifi İçin sayılan özellikler. onun mezan başında üç gün ışık yakılması inana da bu var­ lıkla ilgili inanışlarla bağlıdır. mitolojik ilk atayla ve ilk insanla aynı zamanda yaşamaktadır. İnsanlara hiçbir zararı dokunmaz. tek-tenha" anlamına gelmektedir ve "Er Sokotoh"un İlk ata ol­ duğunu irade eder. Yani. Kutsal ağaca yüz tutup. bazen de atası olarak verilir. Böylece "Er Sokotoh"un adı. "Erdov" ışık gördüğü mezara yaklaşmaz. "yalnız" kah­ ramanla. "Er Sokotoh adında bîri vardı. şimdiki Yakutlann hepsi ondan türe­ mişler. inanışa göre. "Er Sokotoh Elley" adıyla bili­ nen mitolojik kökenli bir varlık. "Erdov" ile de ilgili olarak düşünülür. Yakut destanlarının bu tanınmış kahramanının adındaki "Sokotoh" sözcüğü. yal­ nız. kültürel kahramanın başlıca özelliğidir. Onun adryla ilgili metinlerin en eski versiyonun­ dan biri. İlk ata olduğu için. 195 . Verslyonlanndan birinde. "Yalnız" kahraman. yeryüzüne düşen ilk İnsanı bildirmiştir. Ölü gömüldüğü zaman. Kendi kendinden yaratılan kahraman hakkında yazılmış olan Buryat metni "Alamji Mergen"den de anlaşıldığı gibi. mitolojinin ilk yaratılış çağı arasında açıktan açığa bir bağ­ lantı vardır. ateşi elde e t m e gerçeği. onun kültürel kahra­ man ve İlk ata olduğunu gösterir.ERDOV-ERDOY ER AD: (bak: Ad) ER SOKOTOH: Yakut mitolojisinde.

ona "Gel" demek istenildiği zaman. sansın.EREN Anadolu'nun Kars ilinde de "Erdoy" ile ilgili eski Türk inananın izlerine rastlanmaktadır. Kayra Han!" derlerdi. "Eren" sözcüğünün Farsça'daki "Yaren" şekliyle anlamsal bir bağlılığı yoktur. Türkmenlerde. Yani. işitsin. Göze görünmez demonik varlıklardır. Bu. kadın drv sinden. Onunla konuşulduğu zaman. geleneksel Türk halk demonik görüşlerinde. oldukça güzel ve bereketli bir varlıktır. "Gelme" denil­ meliydi. geleneksel görüşlere göre. Kazakça'daki "(aran" şekli de "Eren"in diğer Türkçelerdeki "i" veya "y" başlangıçlı olabilen. Allah ve evliyalara yakınlık şerefine nail ol­ muş insan anlamına gelmekle birlikte. bereket İle İlgili sözler tersine söylen­ melidir. onun eski mitolojik an­ lamından kaynaklanryor. İren-Yaren ve D'iiren şekilleriyle aynıdır. suda yaşadığına İnanılan hayalî bir varlık. eren yardı­ mına yetişsin". atlann beline katran sürüp. ilk mitolojik metinlerde. katranın içine iğne batırırlardı. sırf kültle bağlı bir irade olarak da kullanılır. EREN: Dinî inanışlarda. ata kültünün kalıntı lan arasına da girmektedir. seni suyun erenleri çarpsın" ve benzeri ifadelerle mitolojik anlamsallığını korumuştur. Azerbaycan Türklerinin dilinde. "Erdoy" ve Al-Hal motifleri. Türkistan halk kültüründe. "Gayıp iren. bu sözün kutsal anlamı. "Erdoy". Su Ruhu ile ilgili söyle­ nenler. "suya söyle. İğne battığı an "Erdoy'u yakalayabileceklerine İnanırlardı. "Gök börü erenim. ArJann yelesini örer. işlevsel yakınlıklarıyla ayırt edildikle­ rinden. ahırdaki atlara binip sabaha kadar koşturur ve kan ter içinde bırakır. geleneksel demonolojik görüşlerde. canını kurtaımak için İğneyi üstünden çkanp atmalıydı. "Erdoy" denilen bu güç. Buradaki inanca göre. çoğu zaman kanştınlırlar. kırk şilten" deyiminde rastlanır. Bu dil­ de "Eren". uzun boylu. "Erdoy"un suda yaşadığına inanılır. geceleri. "Eren" adı. At sahipleri onu tutmak için. Büyük olasılıkla. "yalan söylersen. Azerbay­ can Türklerinde suyla ilgili düşünülen ve suda yaşadığına inanılan 1% . büyük olasılıkla. "Erdoy". Tuva Türkleri de dua ederken.

iki tür eren vardır. koruyucu şaman ruhlannı da dahil edip dua ederken Erenlerden de yardım isterler. Bu ruhun görün­ tüsü. Anlam iti­ bariyle Arap kökenli "Evliya" anlayışı da Türkçe'nin "Eren" anlayışı­ nın tam karşrlığıdır. Bir Moğol boyu.". Uryanhay ve Soyonlarda. Araştırmaalara göre onun motifi. Buradaki "İrin". O . dilbilimi açısından olduğu gibi. AnadoluTürklerindeki "Yaren Baba" adının "Eren'le bağlılığı da şüphe götürmeyecek bir durumdur. Altaylardaki "D'ayık" motifine denk düşmektedir. ERLİK-YERLİK: Genel Altay mitolojisinde sıkça rastladığımız bir motif. Tuva ve Altay şamanlannın başlıca nişanlanndan sayılırdı.. Genellikle. Örneğin. Tuva şa­ man lan nın yardıma njhlan içerisinde. mitolojik sembo­ lizm açısından da geçerlidir. sadece "Ak Eren"ler sayesinde mümkün olabilirdi. kendi ecdadını. İnanışa göre. şöyle cevap vermiştir: "Şaman. "Ağ Eren" denilen ruhlara karşı ayn bir saygı gösterilirdi. Altay Türklerinin ve Moğol halklannın mitolojik görüşünü aksettiren 197 . Potaninin yazdığına göre onun. Altay dil birliği çağında Türklerden alın­ mıştır.. tuvalann mitolojik düşüncesinde "Eeren" adıyla bilinir. Mitolojik bir varlık olarak çizgilerini. sulan. "Yıldız". yerleri. "Eren n e demektir?" sorusu­ na. ateşi ve ocağı koruyan Rıhlar." Buryadarda "Yaaran" denilen Su Sahibi veya Su Ruhuyla bağlı varlıklar ise büyük olasılıkla. bu söz anlam bakımından "Ongon" ile aynı İçeriği ta­ şır. Türkistan bahşılan. yeddi san d'iirennerim" iradesinde de "d'iiren" olarak rastla­ nır. Uryanhayca'da. bir Telengit. Erenliğin. Gökte yasayan "Eren". bir Tuva samanının dilinde­ ki. Artaylarda "Dıldıs" c4arak söylenir. "İrin Sayn Mergen" adına bağ­ lıyordu. "D'iİren"in "Eren"leaynı olduğu gerçeği. "Eren" ile aynı ses uyumuna sahiptir. daha çok Güney Sibiıya. Şamanizm ve İslam değerlerini kendinde yaşattığı bili­ nir.ERL1K-YERLIK hayalî varlık gibi betimlenen "Eren'e. Biri yerde. şimşek çaktırandır. göklerle ilişki kurmak. Bu balamdan Eren-YerenDiren paralelliği. diğeri ise gökte yasar. erenler grubuna. dilbilimi aakJamalannda da karuöanmaktadır.

eski Türk tannalığına bağlasa da bu motifin köklü bir şekilde Türk orijinli bir mitolojik varlık olduğu fikri. Moğol şaman metinlerinde "Erlik Tann" diye adlandınlır. "Irie. bir görü­ şe göre adı ve işlevleri bakımından. Sagay efsanelerinde yeraltında bulunan bütün de­ monik güçlere verilen genel bir addır. yaratıcısı ve ilk İcracısıdır. "Erlik Kağan". Altay şaman duaiannda İse "Kayrahan" adryla da anılmıştır. "Yereşkigal" yeraltı dünyasının ağası sayılır. "Erlik Han". "Yer dünyasının sahibi" gibi anlamlandırılır. Macar Kıpçaklarda da rastlanır. geniş Avrasya kültürü zemininde olması onu. Onun Türk mitolojisiyle köklü bağlılığı. Güney Sibirya'da. erle" sözcüğüyle ilgili görünse de adın "Erlik-Yerlik" olarak bilinen bu mitolojik varlıkla ilgili olma olasılığı daha yüksektir. bazen de Bey diye de adlandınriardı. Eski Türkler arasında Budizm'in ve Budist 198 . "Ölülerin hanı imiş İne Han adlı bir han" denilir. Yenisey metinlerinin ve "Irk Bitig"in dikkatli bir şekilde tekrar okunmasından sonra tam olarak kanıtlan­ mış sayılabilir. ölülerin kaldıklan yerin ağasıdır. Minuslnsk Tatarianndan kalan bir mitolojik metinde. Türk mitolojik metinlerinden anlaşıldığına göre o. "Iriik" (Hakaslarda) ve benzeri şekiller­ de de rastlanan bu motif hakkındaki görüşler. bazen de "Erklik" olarak rastlanan bu varlık. Bu şeytanî güçlerin liderleri­ ne de Erlik Han adı verilir. "Erlik" motifiyle ilgili inanan izlerine. ilk insan kültü­ nün kumcusu. Bu varlığın adı "Yer-eşki-kal" şeklinde. birçok araştırmaa tarafindan yapılan çalışmayla henüz kesinlik kazanmamıştır. Buradaki "Irie Han" adı eski Türkçede "yer. bazı araştirmaalar tarafından şüpheyle karşılanmıştır. Türk mitolojisinde. San Uyguriarda da "Ertik-Yerlik" adı genellikle ölüler saltanatı. hayat değiştirenlerin yurdu anlamında kullanılmıştır. O. eski yazılmış Orhun abidelerinin. Sözlüklerde bazen adına "Yeraltı saltanatının hakimi" anlamıyla. "Erlik" sözü.ERLİK-YERLİK materyaJlerde korumuştur. Adına aynca. Onu bazen Ata. yurt" demek olan. Sumerdeki "YereşkigaTa karşı­ lık gelir. Ancak. "Yerlik Ayna". "Yeriiktin Hanı" (Yerligln Büyüğü). Ulu Ana'nın transformasyona uğramış ve birkaç konumdan geçmiş şekillerinden biri gibi olan "Erilk"in varlığı.

"Pudak" adında engeller vardır. derin sular saltanatı değil ışıklı gök ruhlan arasında sayılır. aynı anda ilk şa­ man sayılmaktaydı. Buryatçada "kan içen" anlamında kullanılır) Yakutlann eserlerinde de Erlik. dün199 . yeraltı saltanan hakimi "Erlik Han". Al taylarda ilk insan olarak bilinen. "Eriik"i temsilen bir put olma­ dığı gibi. Onun çelik mızrak şeklinde bir tılsımı olduğuna inanılırdı. Erlik Han'ın tek başına Budist-Lamaİst görüşlere bağlı olduğu anlamına gelmez. Ancak bu. Şaman bu engelleri büyük zorluklarla aşabilir. "Erlik" hakkında düşünen birine hastalık saracağına inanılırdı. Saka Türklerinin Şamanist görüşleri ile ilgili verilen bir bilgide "Erlik" adıy­ la hatırlanan bu varlık. Hikâyelerde. Cehennem Ruhu. "Erlik". Atlaylara göre dünyayı yöneten "iyi başlangıç" olarak bilinen Ülgen'den farklı olarak. kırk köşeli taş bir evde yaşar. tüm düşmanlannın üstesinden gelebilirdi. Bu mız­ rak.ERLİK YERLİK edebiyatının yayılmasından sonra Budizm'deki yeraio saltanat haki­ mi Yama'nın unvanı olarak kullanılmıştır. onun resmini çizmek de yasaktı. İnanışa göre Ölüm Meleği. yeraltındaki uçsuz bucaksız derin sular saltanatının. Hatta. en büyük felaketler en ağır hastalık­ lar onun adına bağlanırdı. Kaçinlerden toplanmış mitolojik metinlerden anlaşıldığına göre ise "Eriik". yeraltı dünyasındaki ırma­ ğın kenannda. Altayiann İplik gibi düşündükleri ruhu da o keserdi. herhangi bir ölümlünün eline geçtiğinde o insan. ("Erlik". Buryatiarda ahret dünyasının yeraltı saltanatının sahibi "Erlik Han" adını taşımaktadır kl "Erlik" adı ile aynı kökten olduğuna şüphe yok­ tur. baş­ langıçta Ülgen'ln dostu olduğu söylenen. Altaylarda. Aralanndaki mücadele ise insanlann canı içindir. İn­ sanlığın yaratıcısı sayılabilir. "Eriik"in buyruğu altında yaşar­ lardı. "Eriik"e giden yolda. bir ihtiyar görünümünde tanımlanmıştır. Fakat. Bu yüzden de Altaylarda. "Erlik". Bazı geleneksel Altay inanışlanna göre onu Ülgen'in kendisi yaratmıştır. yüksek bir dağın eteğinde. bir de ulu ata işlevi vardır. bu tılsımın yardımıyla. O. Diğer bir bölümde ise onlann kardeş ol­ duğu yazılmaktadır. "kötü başlangıcı" temsil ediyor. ilk insanın. Bu bakımdan "Erlik". mavi denizlerin sahibi olan bir ruhtur. "Kara Nine" denilen kötü ruhlar.

Şamanizmdeki görün­ tüyle uyuşur. "Körmos". "Erlik" ve onun saltanatının Altay metinlerindeki görüntüsü. Kazaklann "Albastı"sı. Onun dokuz kızı var ve bunlardan hiçbiri­ nin de adı yoktur. "Er­ lik Haan".ERLİK-YERLİK yanın yaratılış sürecinde de rol oynamıştır. onun hükümranlığı altındadır. işi gücü insanlara zarar vermek olan bir varlık değildir. "Erlik Haan" adını taşryan bu varlık. Tuvalara göre "Erlik". O. onu ve oğullannı yardıma ruhlar olarak görürler. "Yeek". Türk hakiannın görüşüne göre şaman. insan kafatasını kullanır. Kötü bir insan öldüğü zaman onun ruhu "Eriik"ln saltanatına düşer. ölünün veya hastanın ruhunu geri getirmek için yeraltı dünyasına gittiğinde. yeşil demirden bir kılıç ve insan kemiklerinden yapılma bir âsa vardır. en kötü ruhlardan sayılmıştır. Şamanlann birçoğu. diğer kötü ruhlardan korunmalan İçin oğullannı onlann yardımına gönderir. çirkin ve ahlaksız olarak betimlenir. Şoriarda yeraltı dün­ yasında yaşayan varlıklann lideri sayılırdı. motifin kendi kendine şekil­ lendirdiği ve kendini oluşturan geleneksel sistemde geçirdiği evri­ min sonucudur. "Eriik"in kendisi de kötü ruhlann lideri sayrlır. "Şulmus" ve "Yetker" gibi bütün kötü ruhlar. her köyün kapısını. yeraltı dünyasının ağası. Bu karışık görünüm. onun göz kapaklan bir kanş. utanmak bilmeyen. İşlevleri bakımından kanşıkgibl görünen "Erlik". "Aza". Bedenini baştan aşağı yılanlar sarmıştır. 200 . karanlık dünyanın büyücüsü sa­ yılır. Bir yerden başka bir yere giderken. onlara zarar vermek yerine. görünüş itibariyle Kazaklann "Albastfsına benziyor. Aİtaylann inanışına göre. O bir şey içmek için. domuz boynuzlu öküzün sırtında gider. onun bir veya iki oğlu korur. Eğer insanlar kurbanlannı zamanında verirlerse. TuvaKijllerde de yeraltı ölüler saltanatının sahibi sayılan "Erlik". Aİtaylann inanışlanna göre "Erlik"in. Onun elinde. Epik metinlerdeki yaklaşıma göre. aslın­ da karışık değildir. yüzü kan gibi kıpkırmızı ve saçlan dimdiktir. Şaman övgülerinde "Eriik"in kızlan. Altay Türklerinde. çok iri ve uzun göğüslerini omuzlan üzerinden arkasına atarak ge­ zen bir yaşlı kadın görünümünde betimlenir. yüzünü "Eriik'e gösterirse ölür. insanlardan istediği başlıca bir şey var: kurban.

"Erlik'in oğullannın adlanndaki sözcükler. "Erlik"in oğullanndan birinin adıdır. rüzgâr eser. balina gibi biri değildir. tam bir d ö n e m oluştu­ rur. "İlk İnsan" sureti İle karşılaştınlan ve önceleri Ülgen'in dostu ol­ duğu söylenen "Erlİk'İn. 201 . Ancak anormal dere­ cede uzun kirpikleri gözlerinin üstünü örtmüştür. Kazak hikâyelerinde. Yakut demonolo­ jisi nde. Bu bakım­ dan da Yakutlann Tann tarafından göklerden yere kovulmuş Tenha Adam" motifleriyle kıyaslanabilir. Tuva-Kijİlerin görüşlerine göre de kadın görünümünde olup. beyaz sakallı İhtiyar bir din adamı olarak düşünü­ len "Erlik". mekanik dünya görüşü sayesinde ortaya çıkmıştır ve motifin. hatta işgald bir han ola­ rak ortaya çkan "Erlik"in gökten yere atılması motifi. Yer-Töstük hikâyelerinde yeraltı dünyasının hakimi. onlann değişken tabiatlı ol­ duklannı gösterir. Aİtaylann mitolojik dünya görüşlerinde ise "Temir Han". fırtına kopar ve yer sarsılmaya başlar. saklamışnr. Tann Evladı" denilen gök oğlunun yere atılmasıyla benzerlik gösterir. uzun göğüsleri olan Al Anasına benzer bir varlıktır. ejderha görünü­ münde betimlenen ve İnsanlann canlannı alan yedi oğlu vardır. Altay Türklerinin görüşlerinde de "Şulmuslar". Hiç kuşkusuz bu yorum. Altay kahramanlık destanlanndaki. 'Temir Han" ta­ şır. yeraltı saltanatının hakimi olan mitolojik motif de eski Türklerdeki "Eriik"İn birçok izini koruyup. demonik gücün. tek gözlü. h e m kadın ve hem erkek görünüşünde düşünülmüşlerdir. yeraltı dünyasının hakimi "Arsan Duolay" da böyle betimle­ nenlerdendir. Sayan-Altay halklannın inanışına göre. Aslında "Erlik'in. daha sonralan göklerden yere. Altay inanışlanna göre. Bu durum. Değişime uğrayan Altay metinlerinde. yeraltı ölüler saltanatının hakimi olması işlevine uygun düşmektedir.ERLİK-YERLİK Zaman zaman. an­ lamsal yapısını agklayamryor. oradan da yeraltına indirildiğine dair bir yorum vardır. Sibirya Türklerinde yeraltı dünyanın tannsı sayılan "Yeriik"in. ölüler saltanatının sahibi olan "Erlik". tek gözlü Kahra­ man Erliğin her gelişiyle âleme karanlık çöker. gökten yere atılma­ sı ve ilk insan veya insanlığın ecdadı olması.

"Al-Eıvah" iradesini de kullanıyorlar. Acıklı ruhlardan söz edildiği zaman. Bu fikre göre. Türk etnik-kültürel gelenekleriyle bağlı görüşleri kendinde yaşatmaktadır. islam'ın kabulünden sonra almışlardır. Yani. dünya değiştirmiş ecdadın ruhları. ata kültüyie bağlı olan bir anlayış. Türkmencede "Aıvah" gibi kullanılmıştır. Kırgızcada "Arbak". Müslüman-Türk halklanndan birçoğunun inanışlannda. "Avesta"daki Fravaşlarla da ilgili olduğu yer alır. Çuvaş di­ linde ise bu söz "Ruh. burada evrenden kaosa doğru ters bir süreç işler. Türkmen dilinde. bu varlıklar En/ah adı­ nı. Ancak 202 .ERVAH ERVAH: Eski Türk dilinin temellerinden olan. Kazakçada "Eruah". mahşer gününden ve evrensel kaza­ dan bahsedilir. ölenlerin ruhlan olan bu ervah. kökenine göre. atalann ruhlanyla ilgili inanışlara. (bak: Cet) ESHATOLOJİ: (bak: Dünyanın Sonu. ruhlar. "Ruh"un çoğul hali "Ervah"dır. Bu sözcük Arap kökenlidir. aslında kozmogonik mitlerin değişik şek­ lidir. dünya üzerinde yaşayaniann onlara dikkat etmesini ve kurban vermesini isterler. d n . Türk haklannın inanışına göre. Al gibi güçlü. "acıklı ruhlar. Dinî-mitolojik içerikli bir sözcük gibi "Ervah". can" anlamına gelen "Arpah-sarpah" şekline dönüşmüştür. şeytanlar" anlamına gelen "Arvah-jın" şekli de vardır. Günlük yaşamın tüm zor anlannda yine onlara yüz tutulurdu. Eshatolojik Mitler) ESHATOLOjİK MİTLER: Eshatolojik mitlerde dünyanın sonunu sembolize eden işaretlerden. Türl<menlerin inanışında. Arapçadaki "Ruh" sözcüğü bulunur. göze gö­ rünmezleri sadece ervahı olanların görebileceğine inanılırdı. her şeye kadir ve iste­ dikleri zaman şekillerini değiştirebilen varlıklardır. Bir grup saygın kaynaklarda. Türk halklanna komşu olan Tadklerde de rastlanabilir. Ervah­ lar. Bu anlamda evrenbilimi modelinin son sınınnın göstergesi ola­ rak ortaya gkan bu mitler. Bir merasim adının içinde de kullanı­ lan bu ifadenin temelinde. Tatarcada "Arbah".

ESHATOLOIİK MİTLER yaratılış. Eshatoloji mitlerde. Dünyanın sonu hakkındaki eshatolojik görüşler bu anlamda deveran eden zaman düşüncesinden kaynaklanıp. Bu anlamda. eshatolojik mitlerde dünyanın sonunu geti­ ren bir semboldür. Bu metinde. Türk eshatolojik modelinde karşılaştığımız çok sayıda metinler içerisinden. "bahşılar pîri" ve görünmeyenler dünyasından haber veren evliya Korkut Ata'nın adıyla bağlanan metin parçalan. Bu metinlerin başlıca içeriğini görünmeyenler dünya­ sından haberler oluşturur. yeryüzünde birçok olumsuzluklar ortaya çı­ kıp dünya düzeni bozulur. dünya düzeninin bozulması. Dede Korkut'un geleceği gördü­ ğü yazılıdır. Yani burada dünya düzeni herhangi bir evrensel felaketle değil. Onun için de yaratılış mitlerinde kainatı yara­ tan bir sembol olan su. hemen ardından dünyanın tazelenmesini getiren bir devre olarak da kavranabilir. Şeytanî dünya güçlerinin fallaşması sonucunda. diğer yandan da dünyanın so­ nu fikrinin eski Türklerin düşüncelerini yaratılış sorunu kadar meşgul etmemesine bağlıyorlar. Şamanın gelecekten verdiği haberlerden hiçbir farkı olmayan bu 203 . düzenleyici kaosla dağına kaos arasındaki savaşın ortasında dururlar. Türk mitolojisinde. adaletsizliği yapan güçler. Araştirmaalar bunun sebebini bir yandan Tannalık ve Şamanizmdeki ölüp-dirilmeye bağlarken. evrensel felaketlerle görünmesi olayına arada sırada rastlansa da bunlar a ç k bir şekilde yabana etki­ lerin izini taşırlar. yaratılış çağından beri dünyanın dengesini ve düzeni­ ni bozmaya çalışan güçlerdir. Eski Türk yazılı abidelerinde de esha­ toloji düşüncesini doğru düzgün bir şekilde anlatan bölümler yok­ tur. koz­ moloji modeli çerçevesinde yine de kozmolojik mitlere bağlanır. Türk mitolojik düşüncesinde de dünya­ nın sonu böyle varsayılır. eshatoloji ile ilgili düşünceleri aktaran mitolo­ jik metinlere pek rastlanmaz. daimî bir gelişme ve yenilenme halinde düşünüldüğünden kıyamet. toplumsal düzenin bozulması şeklinde kendini gösterecektir. Türk eshatoloji metinlerinde yalnız toplumsal ahlakî değerlerin bo­ zulması şeklinde yansımasını bulur. kaosu temsil eden ve ahlaksızlığı. Kıyametin. Bu güçler. Özel bir önem kazanıyor.

Evin eşiği­ ne vardığın zaman. Geleneksel görüşlerde mitolojik anlamlarla yüklenmiştir.EŞİK metin. bir insanın başka bir İnsanın yanında saygısının kalma­ ması. evin eşiğinde durur ama göze görünmez. yerle­ şik hayata geçmek. "Eşik Cini" onu vurabilir. "ilaveler" bölümünde yer alır. Eşiğe böyle sembolik anlamlar kazandırılması onun. bir evliyanın dilinden bir şehrin başına neler gelebileceği anlatılır. "Kara Çuha". analar dururken kızlann buyur etmeleri. aile içindeki düze­ nin bozulmasından ayn düşünülemez. uygarlıktan sayılan ev ve benzeri şeylerle doğa âlemi sayılan çevre arasındaki sembolik sınır. Akşam üstü. "Kara Çuha "ya selam vermelisin. eşikte görüşmek veya karanlık başlayacağr zaman eşikte otur­ mak iyiye yorulmaz. oğula-kıza şefkat ve merhametinin olmaması. ataya-anaya. Gökyayın. tam olarak O. bu sıralarda eşikte kim durmuşsa. "Bizden İyiler" denilen şeytanî ruhlar daha aktif olurlar. toplumsal-ahlakî değerlerle paralel şekilde betimlenir. dirilerle ölüler arasındaki bir sınır olduğuna yönelik düşünce­ lerden gelir. EŞİK: Mitolojik görüşlere göre. Azerbaycanlılann geleneksel görüşlerine göre bir evliya olan.. Burada ortaya çkaçak doğal felaketler de etnik-manevî. Söylenenlere göre. İnsanın do­ ğanın İşlerine el atarak onun düzenini bozması. hava kararmaya başladığı zaman eşikte otur­ mak veya eli koynunda durmak olmaz. doğa-uygarlık karşılaşnnlmasında. "Astana Gni"dir. Bu varlığın adı. Çünkü bu sıralarda. Bu davranışlann gelecek belâlann habercisi olduğunu söyler: "Ol günleri görmeden söyledim ben Dede Korkut. Bir diğer ina­ nışa göre de eşiğin kendi sahibi vardır. Burada. Ş. Allah'ın emriyle. Oğuz cemiyeti­ nin geleneksel değerler bakımından ahlak ve terbiyeye zıt sayılabilen davranışlannı tek tek sayar. göçebe kültürünün taşıyıcısının gözünde nasıl bir feiaketse. o günleri görmek istemediğini açıkça ifade eder. Örne­ ğin. "Dedem Korkutun Kitabfnda." diye. Burada Dede Korkut.. Göçebelikten. 204 . atalar dururken oğullann söz söylemesi de gelecek büyük felaketlerin işaretidir.

iyilerle ters konumda olan "Bizden Yeğler" için de geçerlidir. Selam verilmediği zaman onlar küser gider ve evin bereketini de götürürler. Bunun mitolojik çerçevedeki iradesi "Oz-Ozge" olarak karşımızı çıkar. İlginçtir ki bu inanış. Mevcut metinlerde ise ilk ata olarak. toplumsal düzenin kurulması. Etnogonik mitlerde. İnanışa göre. daha çok Türkün adı geçmektedir. Onlar selam verilmediğinde küser giderler ve 205 . örneğin evin ışığını sönmüş gördüğünde. her evin bir iyesi (sahibi) vardır. Ken­ dilerine verdikleri adlann anlamlanndan da görüldüğü gibi. evdekilere zarar vermesin diye. kozmogonik sürecin yani evrenin kaostan aynlma olayının sonuncu aşaması toplumsal düzenin kurulmasıdır. eve her girildiğinde "selam" vermek gerekir. mitolojik gelenek taşıyıcısı olan halk­ lar ve etnik birlikler. yalnız kendilerini düşünmüşlerdir. Çünkü evde her zaman "Biz­ den Yeğler" vardır. Ev harabeye dönüşür.EV İYESİ ETNOGONİK MİTLER: Dünyanın yaratılması sürecini aksettiren mi­ tolojik metinlere göre. Çünkü toplumsal düzenin oluşumu ve kuruluşunda. Bir mitolojik metinde. ilk ata anlayışıyla bağlıdır. bütün insanlığı kendilerinde görmüşlerdir. "Ev İyesi". "Ev İyesf'nin adına bazen "Ev Gni" de denilir. Mitolojik araştırmacılann. mitolojik ata ve ilk kahramanlar aktif rol oynarlar. si­ nirlenir. Hem evin bereketli olması hem de o. Çünkü "Ev İyesi". dünyanın düze­ ne girmesinin son aşamasıdır. boş eve girildiği zaman bi­ le selam verilmesi gerektiği yazıyor. bir melek olduğu için göze görünmez. Bazen onun kısa boylu bir erkek şeklinde betimlendiğine dair bilgiler vardır. "insan­ lar" denilince. mitolojik sistemin ge­ nel kurallan çerçevesinde bu metinlerin varlığını mümkün görüyorlar. herhangi bir başka ırkı değil. EV İYESİ (EV SAHİBİ): Azerbaycan Türklerinin geleneksel görüşleri­ ne göre. her zaman evin içindedir. etnogonik mitler üzerinde yaptıktan araştırma!ann sonucuna göre. Etnogonik mitler. Türk etnogonik mitinin ilk şeklini gösteren belli bir metin elde olmasa da araştirmaalar. sahibi olduğu eve her gün gelen "Ev İyesi" hoşuna gitmeyen bir durum olduğunda.

Ömegin. "Ev. Nogaylardan farklı olarak. mitolojik düşüncenin İç yasalan gibi değerlendirilme­ lidir. motifin iş­ levsel-anlamsal özelliğidir. hayatta ne varsa hepsinin yerini değiştirir ve dünyayı kanştınr. böyle bir görüşün hem iyelere hem de "Bizden Yeğler'le ilinrjlendirilmesi. Batı Sibirya Tatar­ lan nın Sibirya görüşlerinde ise garip görünüşlü. karanlık bir köşede oturur. Zayıflıktan kemikleri görünen bu ihtiyar kadın. Başkurtlarda. İdi-İzi) EVLİYA: Türk halklannın inanışlannda görünmezler alemiyle bağlı­ lıkta olduğu düşünülen varlık. Bazen iyi bazen de kötü güç olarak ortaya çıkabilirler. birbirine ters anlamlarla anılabilirler. sinirleri bozacağına ve deliliğe yal açacağına inanılır. zararlı bir ruh ve İnsanlara düşman olan demo­ nik bir varlıktır. diğer Türk halklannın geleneksel gö­ rüşlerinde de yer alır. Ev ryesi'yie ilgili inanışlar. "Uy İyesi" denilen bu demonik güç: kötü. gelecekten haber verebildiklerine. kadın kılığındadır ve sık sık "Abzar İyase" ile kanştınlır. iyiliksever bir ruh olarak tanımlanmıştır. İyesi". Görüldüğü gibi. Geleneksel dinî-mitolojik düşüncelerde evliyalann mucize yaratabildlklerine. Ona göre de bir evde "Ev İyesi" bulunursa. Boş yerlerde olduğu gibi. ona görünmezler âleminden gelen bir ışık gibi ilham verdiği için. orada yaşayan herkes hastalanacak veya ölecektir. aynı etnik-kültürel gelenekte aynı ad altında bi­ linen demonik varlıklar. kötü huylu bir küp kansı ruhudur. Önemli olan. Adına "Oy İyesi" denilen bu varlık aileyi korur ve gelebi­ lecek belâlardan onlan haberdar eder. akşam olduğu zaman. Onunla karşılaşma­ nın. O "ne derse olur!" çalışmakla evliya olunmaz. hastalan tedavi 206 . kalbinde açılan kapryla keramet sahibi olan insandır. (bak: İye. "Ev İyesi". Bu durum bir yanlışlık sonucu ortaya çıkma­ dıysa. Hiç beklenme­ diği bir zamanda bağırarak insanlan korkutur. Kazan Tatarlan ve BaşkurtJann demonolo­ jik görüşlerine göre o. Al­ lah'ın. Bunun etnik-kültürel gelenekte kendine has agklaması vardır. insanlann yaşadığı yerler­ de de mesken tutabilirdi.EVLİYA ev harabeye dönüşür. Nogaylarda. Allah taralından gönlüne ilham veri­ len evliya.

Daha sonralan ata kültüyle üst üste gelen evliya kültü. kült konusu olmamıştır. yardıma" anlamın­ da kullanılan "veli" sözcüğünün çoğul halidir. Türk insanının gözünde ruhanî bakımdan bir sığınak yeri olmuşlar. Tann katında yardıma olacaklan düşüncesini doğuruyordu. Ecdat ruhlanyla bağlılığın iradesi olarak kabul edilen evliya moti­ finin oluşumunda eski Türk inançlannın. başka bir evliyanın külte dönüşe­ bilmesi konusu ise o ırkın bazı toplumsal psikolojik gerçekleriyle bağlı bir konudur. "Evliya" kavramı. hatta ölüleri diriltebileceklerine İnanılmıştır. On­ lar halkın gözünde "Hak'tan yaratılmışlar" olarak görünürlerdi. Türk dillerinde ise te­ kil bildiren sözcük olarak kullanılmıştır.EVLİYA edip. Türk-Müslüman evliya tiple­ ridirler. "ölmeyen bir ölü" olan evliya. Burak Baba. onlara peygambere yakın bir konum kazandırdı. Çünkü ona karşı yapı­ lacak herhangi bir saygısızlığın cezasız kalmayacağına inanılırdı. zaman zaman halk Müslümanlığının da böyle bir anlayış etrafında oluştuğuna kanaat getirirler. "Kayıp Erenler'' denilen varlıklar da göze görünmeyen evli­ yalardır. On­ lann türbelerine insanlar giderken içlerinden niyet tutarak giderler207 . Onun adı sağlığında bile efsanelere bürünebilirdi. halkın inandığı tüm dinî-ruhanî ve ahlakî değerlerin sembolüydü. Hızır ve Hazreti Ali. Peygamberlerin evliyalardan ayn ve daha üs­ tün olduklannı gösterme İsteğinden. Tann'nın evliyalan her türlü beladan koruduğuna ve onlann dedikle­ rini kabul ettiğine inanılmıştır. arkadaş. Elbette evliyalann hepsi. Dede Korkut. 9. Din toplumbilimdleri. Ölümünden son­ ra da onun gücünün devam ettiğine inanılırdı. Evliyalann keramet sahibi olduklanna dair inanç. Kam­ ber. halk ona korkuyla karışık bir saygı gösterirdi. Islam-Türk tasavvufunun ve halk sûfiliginin büyük rolü olmuştur. Arapça'da "dost. yüzyılda "Hatem-ül Enbi­ yaca benzer bir şeklide "Hatem-ül Evliya" anlayışı ortaya çıkmıştır. Ancak onun Türk halk inanışlannda kazandığı anlam İle Kurandaki "veli" veya "evliya" anlayıştan arasında derin bir bağlılık görünmüyor. Bunun için de evliyalar. Onun sağlığında. Evliyalann ruhanî gü­ cü. halk Müslümanlığının temelini oluşturmuş­ tur. Bir evliyanın öldükten sonra unutulduğu halde.

Türk halklannın en eski ve en köklü inanışlanndan olan ata kültü. evliya kültünün oluşumundaki en önemli yeri Şaman izme kadarki eski Türk dinî inanışlann başlıca kaynaklan olan ata kültü alıyor. Sonraki çağlann Müslüman-Türk halk inançlanndaki ilk Türk evliyaİan da cet ruhunun iradesi olan "ata" adıyla çağınlmışlar. Bana da Hak'tan bir evlat ver!" diye yarvanrlardı. Ancak İslâmiyet'in Türk halklan arasında yayılmaya başladığı dönemlerde. Bu mezar veya türbenin normal mezarlıklarda değil.EVLİYA di. Qrenard farklı bölgelerde evliya kültüyle ilgili gördüklerini ve şahit olduğu zi­ yaret ve kurban törenlerini araştırarak. Çünkü orası genelde ziyarete gidilen. İslâm'a kadarki eski Türk inanıştan oluşturur. hastalan iyileştiren. yüzyıldan itiba­ ren artık Müslüman Türk evliya tipinin oluşumu için zemin hazırlan­ mıştı. Tann'nın sevgi. yardım ve des­ teğine layık olmuş evliyanın mezan veya türbesinin varlığı bile bu evliyaya gösterilen saygının bir gös­ tergesidir. Evliya kültünün oluşumunda Şamanizmin etkisi de yadsına­ maz. Türklerin evliya ile bağlı dinî düşüncelerinin kaynağını. Bütün bunlarla birlikte. Onun için 208 . da­ ha dikkat çeken yerlerde olması da tanrısal bağlantının diğer bir göstergesidir. Örneğin. kısır kadınlar. ata ruhlanna olan inanışlann yerini tutmuşlar. Gelecekten haber veren. 1890larda Türkistan'ı dolaşan Fransız tarihçi F. Bektaşî ve diğer tarikat çevrelerinde yazılmış metinlerde anlatılan evliyalar da sahiptir. mezarlan dokunulmaz bilinirdi. Mitolojik düşüncede ahret dünyası ve bu anlamda da atalar ile bağlılığ olan evliyalar. "Sen Hak'tan yaratılmışsın. göklerde uçabi­ len ve ateşte yanmayan Türk şamanlanyia bağlı özelliklere. tören yapılan ve kurban kesilen yerdir. evliya bildikleri San Âşık'ın mezan başına gidip. buradaki evliya kültlerinin es­ ki ata kültleriyle bağlı olduğu kanaatine varmıştır. Bu yüzden de ata ruhlanna kurbanlar kesilir. yani 5. ata ruhlannın kutsal bilindiği düşünceye dayanır.

O. Korkut Ata'nın varlığında kendi yansımasını bul­ muştur. Şor Türkleri "May Ezi". Anadolu'daki Van harabeleri içerisinde ve Azerbaycan'ın Kuba ilçesindeki Hangah köyünde olduğu söylenir. "Manas" destanında 209 . bu düşünceyle tam olarak açıklanamıyor. görünmezler âleminden türlü haberler verir. Arkaik ve geleneksel halk kültürü doğ?sının gözden geçirilmesi. evliyalaşan Yunus Emre için de geçerlidir. Korkut Ata. Türkistan bahşılannın adına "Ata Korkut Evliya" dedikleri ulu cet ruhu olan "Dede Korkut". gerçekten de evliyalık ve keramet sahibi olduğu için. Çünkü Allah'ın günlüne İlham verdi­ ği bir evliya ve keramet sahibidir. Korkut Ata'nın mezan nın Sır Derya sulannın aşağısında. Derbent yakınlannda. geleneksel kültürle yaşayan halkın düşüncesini. kopuzlu bahşılann yardım diledikleri bir evliyadır. Bu düşünce. Onun için de Korkut Ata evliyalığının içeriği.EVLİYA bazı kaynaklarda örneğin. Gence yakınlannda yıkık dökük bir mezar vardı. Cet ruhuna tapmanın bir iradesi olan Korkut Ata. Aslında ise Korkut Ata da bir evliya olarak geleneksel Türk düşüncesinde görünmezler alemiyle bağlıdır. Örneğin. Yani sözel gele­ nek. ha­ diselerin gerçekte olup olmadığı. Bu "kerametli" türbenin. (bak: Korkut Ata) Hızır'ın da birkaç yerde mezan olduğu söylenir. Azerbaycan'a onur getiren büyük şair Nİzamî'nin mezan olduğunu Dilenlerin sayı­ sı çok azdır. tarihî bilgileri koruyup saklamak yolunu seçmiyor. Müslüman Türk inanışlanndaki gerçek evliya tipi. göstermiştir ki. Dede Korkut Kitabı'nda onun hakkında "Vilayet İssi" deniliyor. Bütün bunlar. aynntılan. Kısır kadınlann ço­ cuk diledikleri bir şeyhe aitti. Görünmezler âlemine olan inanç. sırası veya karakterleri­ nin gerçekte yaşayıp yaşamadıklan ilgilendirmiyor. "Derbent Oğuzlan arasında yaşamış şeyh" olarak adlandınlır. Gizli doğa güçleri olan iyeler ve melekler de geleneksel Türk düşüncesinde bazen evliya sayılmışlar. tüm dinî inanış sistemlerinin temelidir. Dediği şeylerin olduğu Korkut Ata. kutsal bilinen bu varlığın belâlardan koruyucu olduğuna olan inanç­ tan gelir. İslâm düşüncesinde görünmezler âlemini bilmek sadece Yaratan Allah'a aittir. bir "Vilayet lssi"dir. koruyucu ruh olun Humay llâhesi'ne.

. 210 . Kazakistan'daki bir grup doğal objelerin "Aulie Agaş" (Evliya Ağaç) adını taşıması da geleneksel düşüncelerde evliya anlayışının nasıl bir yer tuttuğunu öğrenmek açısından önemlidir. Türk-Müslüman halklardakl evliya İnancıyla. bir evliya olarak bilinir. Melek kılıklı bili­ nen evliyalann bir cet ruhu olup." (Umay Ana feriştah) ve Kazakistan'ın batı bölgesinde "May Eulie" (Umay Öviiya) denilmiştir. bu evliya­ lann ölümsüz olmalannın dolaylı yolla onayıdır.EVLİYA "Umay Ene Perişte.. belâlardan koruduklanna inanıl­ mıştır. Azerbaycan Türklerinin mitolojik görüşlerindeki "Kara Çuha". Türk-Müslüman evliyalanndan birçoğunun mezan belli olsa da yardım İstendiği zaman yetişmeleri. Türkistan'ın çeşitli bölgelerinde ve Kırgız çöl­ lerinde "Evliya Ata" gibi coğrafi adlar. oralarda mezarian bulunan Türk evliyalann adlanyla bağlantılıdır. doğa güçlerine olan inanan iradesi sayılan "izi-rye" kültü arasında da derin bir bağlılık vardır.

doğan bütün kızlan Hal Anası'ndan ve cinlerden korur. O bakımdan falcılık önemliydi. Aynca. Bu "Falbin"ler. Yeni doğmuş bir kadın eğer "Fadime-i Zehra'yı yardıma çağınrsa. Hazreti Fadime sayılır. Falcılığın temelini. evrensel inanç ve düşünceler oluşturur. "Bahşılık Risalesi'negöre. insanın kendi kaderi hakkında bilgi sahibi olabileceği inana. falalığın temelini oluşturur. Falbin'in işlevi. Geleneksel cemiyetler. Belirli koşullara uyulduğu takdirde. insanın önceden bildikleriyle örtüşen haber vermekle inandı nalık kazanır. O variıklarsa oldukça gizli olurdu. rastlantı so­ nucu olanlan dünyadan kovmaya çalışırdı. gelecek hakkında bilgi elde etmeyi amaçlayan kutsal bir merasim. daha doğru bilgi verdiği gibi. gelecekte neler olacağını bilmek için. bahşılığın pîri. bir sistem olarak sonraki çağlarda Şamanizmden ayn lan başlı başına bir sanattır. gerçekliği bile değiştirir.F FADİME-İ ZEHRA: Azerbaycan Türklerinin mitolojik inançlarına gö­ re. öbür dünya güçlerinin verecekleri bilgilere her zaman ihtiyaç duy­ muşlardır. Eski çağ insanı. (bak: Fat­ ma Ana. Belli ruhsal hal yaratır ve gelecekle ilgili. Mitolojik ve halk kültürüyle ilgili metinlerin araştinlması ve şa211 . Hal Anası ve cinlerin ona hiçbir zaran dokunamaz. Aşapatman) FALCILIK: Öbür dünya güçleriyle ilişki kurularak. Bahşılan ve onlann sanatını koruyan da yine odur. Türkistan samanının bir adı olan "Falbin". mitolojik görüşlü bir insanın gözünde. Orta Asya Türkleri arasında da şamanın işlevlerini yerine getirmektedir­ ler. lalalıkla Şamanizmin aynı kökten olduğunun açık bir göstergesidir. Bu anlamda fal.

Eski Uygur Türkçesinde. Eski Çağatay edebiyatlannda da "Fala bakmak ve yağmur yağdırmak" anlamında kullanılan "Elmi Yay" ifadesi yer almaktadır. Uyguriardaki fal kitabı. anlamsal olarak. Han'ın yaptığı âşık falı hakkındaki hikâyeden bahseder. Azerbaycan Türkçesindeki "Gö­ rücü" sözcüğüne yakındır. bilinmeyen bir şeyden haber vermek ve bunun gibi şeyler. büyü yapmak ve yaptırmak. Tuva şamanlan hastayı iyileştirmeye geldikleri zaman. "Irk Bitig" idi. İlk şaman olan "Aan Arkıl Oyun" ve Oğuzun bilgiç veziri olan "lrkıl Han" adlannın temeli de "Fal" an­ lamına genel "Irk" sözcüğüne dayanmaktadır. islâm nomılanyla bir araya sığdınlamamıştır. yıldızlara bakan. 2)2 . Falalık. kâfirlerle bir tutulmuştur. Tann'ya saygısızlık ola­ rak görülmüş ve "Böyle bir insanın namazı. Saz çalmanın daha sonra Allah'a ibadet gibi göründüğü de bu temele dayanmaktadır. falın gösterdiği doğmltuda hareket eden Türk hükümdarlanndan bahsedilir. Buradaki "ırk" sözcüğü. kırk gece kabul edil­ mez" denilmiştir. Bu sözcük. sazla fala bakması olayı da yazılanlar arasındadır. Onun için de İslâmda lalalığın cezası. ok ve yay ile fala bakmalan da bunu kanıtlıyor. Dua yazmak ve yazdırmak. hastanın gelecek talihini bu yolla belirlemeye çalışırlardı. nazardan korunması için çocuklann üstüne bir şeyler dikmek. münecdm. "Selçukname" ve "Kitab-i Diyarbekriyye" eserlerinde de savaştan önce âşık falı atıp. A. ilk şamanlann daha çok fala olduklannı gösterir. Azerbaycan bölgesinde âşığın. tokmaklannı atarak fala bakıp. kâhin" anlamında kulla­ nılırdı. inan. hayvan kemiği. d n d l e r v e lalalar yerine getirir. Semerkant vilayetini kuşatıp orduyu saldırıya hazırladığı zaman. rü­ ya. kılıçla öldürmek olarak belirlenmiş ve onun sözlerini doğru kabul edip uyanlar.FALCILIK man metinlerinde önemli bir yer tutan falcılığın doğasının öğrenil­ mesi. Şamanlann. Türk göçebeleri arasında âşıkla fala bakma âdeti vardır. Şamanizmin benzer işlevini. "uyku. fal" anlamındaki "Körüm" kökenden gelen "Körmükç"" sözü vardı ve "fala. es­ ki Türkçede fal anlamına gelirdi. Azerbaycan Türklerinin halk kültüründe bahalar. görücüler.

Birçok gelenekte de dünyanın yaratılmasıyla ilintili mitolojik inanışlarda fallık kültünün açık İzine rastlanmaktadır. fellik kültünün izine rastlamak mümkündür. geceden hazırlanmış olan Fallus. Merasim karakterli oyunlarda her zaman Fallus olayına rastlanır. oynanan Kosa oyununda boru şeklindeki bir kemiğe bez dolanıp Fallus haline getirilerek. Kosa ro­ lünde oyuna katılırsa. bolluk ve üremeye bağlı olan bu kült. fellik figürleri yer alır. Daha sonralan aynı figürler üzerleri bezenerek.FALLIK KULTU FALLIK KÜLTÜ: Eski uygarlıklarda inanılmaz bir gücü. dans edilir ve kadınlara doğru çev­ rilirdi. çocuğu olamayan biri. Fallus ve dansla toprağın bereketli olacağına inanılır. mevsimlerin değişmesiyle ilgili yapılan "Fallık" merasimlerinde bulmuştur. Azerbaycanlılann Kosa oyununda da fallık özellikli danslar oldu­ ğunu söylemek yanlış olamaz. Dionis geleneklerinin bir kalıntısı gibi gösterilmiştir. "Kut Ata" denilen ağaçtan yapılan Fallus heykelciği de fallık kültünün kalınölanndan sayılır. Başkurtlarda. açık bir şekil­ de. En son çağlara kadar oynanan maskeli oyunlarda. boyunlarına Fallus'a benzer bir atkı atarlardı. Bere­ ket amaçlı bu merasimin evrensel bir karaktere sahip olmasını. arkeo­ lojik kazılar sonucunda ortaya gkmıştır. göçebe ruhlu uygarlıklara yabana sayılır. Kazan Tatarlannın yaşadığı yerlerde. Kosa oyunuyla ilgili halk arasında yaşayan bir inanışa göre. en çok rastlanan ak­ sesuarlardan bir de Fallustu. Bu oyunlarda Falluslu oyuncunun. erkekler bir erkeklik göstergesi ola­ rak. ar­ keolojik. yaratma be­ cerisi olan gücü sembolize eden arkaik bir kült. Bezen Fallus'a benzer sopalardan da yararlanılırdı. kuraklık toprağı Fal213 . islâm motifleriyle örtülmüştür. Bolluk ve bereket tapınışı da kendi pratik anlamını. Ancak bu oyun. Başkurtlarda. Kosa motifinin bereket ve bereketi sembolize ettiğini gösterir. bazı araştırmalara göre. onun oğlu olurmuş. Toprakla. Bu oyun da bereket ve bolluk için oynanırdı. tarihî ve etnografik araştırmalar da ortaya çıkarmıştır. Doğayla birlikte yaşayan çağın kalıntısı olan kutsal merasim kay­ naklı tüm oyanlarda. Bu inanış. Üzeri buğdayla dolu. Pfrierde ve ocaklarda. Bir zamanlar Azerbaycan'ın bazı böl­ gelerinde. yanlış olarak. İbn-i Fadlan'ın yazılanndan anlaşıldığına göre.

Azerbaycanlı kadınlann çoğu. fallık kültünün bir kalıntısı olup kişi Fallusunu sembolize eder. en fazla da canı sem­ bolize ermektedir. Şaman davullannda ise kozmoloji görüşleri anlatan resimler içe­ risinde. Muhammet Peygamber'in kızı Fadime'nin adıyla ilgili olarak ortaya çıkmıştır. çocuklan olacağına inanırlar. oldukça büyük beyaz bir Fallus taşınırdı. tavuğu veya kuşu kesmek istedikleri zaman. duvarda asılı duran asa şeklinde bir ağaç vardır. üzeri balık ve yılan resimleriyie bezenmiş bu ağaca yüzleri­ ni dokundurarak. Mito­ lojik düşüncenin mantığı içinde Umay Ana motifiyle onun arasında kaynaşma gerçekleşerek İslâm geleneğinde mitolojik kılığa bürün­ müştür. Onun adına yapılan merasimlerde. fallık kültünü sembolize eden bir nesne olarak. Tarihten bilinen Fadime'nin hayatı o kadar da olaylarla dolu geçmemiş olabilir ama Müslüman rivayetlerinde onun evliyalık ke214 .FATMA A N A lus'u kovup oturma sahnesi çok görünürdü. V. Ctyuncular ellerindeki Fallusla değişik oyunlar oynar. ayaklan arasına oklava koyup öyle keserler. Konya'daki tekkesinde. arkaik anlamına göre Umay kültü ile bağlı mitolojik bir motif. Yer ve gök katiannı ayıran ve birleştiren Dünya Ağaa da fallığı sembolize etmektedir. şiirsel mitolojik inanışlarda. Fallus. kısır kadınlann Fallus görünüşlü olup kutsal göstergeler taşıyan taşın yanına gelerek çocuk dilemeleri de yazı­ lanlar arasındadır. okun resmi bulunurdu. herhan­ gi bir Yunan etkisi sonucunda değil fallık kültünün kalıntısı olarak yaşamaktadır. Çocuğu olmayan kadınlar. Asa şeklindeki bu a ğ a a n üzerini süsleyen balık ve yı­ lan şekilleri ise evrensel sembollerden olup. Kordlevskİ'nin verdiği bil­ giye göre. bu yolla toprağın verimliliğinin arta­ cağına inanırlardı. "Fatma Nine" adı. İslâm geleneğinde kadına hayvan kesmek yasaklandığından. hem de Fallus İlâhı idi. Yunanlılardaki Dionis hem Verimlilik Tannsı. Bu oklava. yeni varlıklar yaratmanın me­ cazî haliydi. Araştırmaalara göre. FATMA ANA (FATMA NİNE): Azerbaycan Türklerinin geleneksel inanışlannda. Balkanlarda. "Mevlana"nın mürşidi "Şems"in. Bu tipik olay.

Başka bir mitolojik metne göre de "Fatma Ana"nm dokuduğu şey. su kirlendiğinde de "İrak Fatma suyundan" der­ ler. Onlann ölü yıkamak için kullandıklan lif. Fatma Anayı işlevsel ve yapısal bakımdan. Bu tanım. nenin Örgüsü" derler.FATMA A N A rametlerinden söz edilir. Bu deyim bir dua yerine kullanılır. "Gök Kuşağı" yerine. Azerbaycan'ın bazı şehirlerinde kadın cesedini yıkayan kadınlar olur. Halk inananda. Dinî-mitolojik inanışlara göre. halk arasında bazen "Kan Nİ-. Azerbaycan mitolojik inanışlannda Fatma Kan. dnsiyet değiştirir. Müslümanlığı kabul etmiş Türk halklannın dinî-mitolojik görüşlerinde. bir elinde cen­ nette ayna tutmuş halde düşünülür. Azerbaycan ve Anadolu Türklerinin dilinde bir de "Benim elim değil. kim eteğini taşla doldurup onun evinin altından geçerse. belinde oku ve yayı olan bir varlık şeklinde de betimlenmiştir. insan­ lan aaklı ruhlardan ve belâlardan koruduğuna İnanılır. "Fatma Ana" dünyanın anasıdır. Erkek geçerse kız olur. etnik-kültürel geleneğin gelişim kurallan çerçevesinde. 215 . "Fatma Ana" dokuma tezgâhının başında çalışırken. "Fatma Ananın S a ç " diye adlandınlır. Fatma Ananın elidir" diye bir deyim vardır. etegindeki taşlann hepsi altına dönüşür. Buradaki "kan nine"nin yerine bazı yerlerde de "Fatma Nine-Ana" denilmiştir. kız geçerse erkek. onun Umay motifiyte kaynaşması yaşanmıştır. Anadolu'nun bazı yerlerinde ise Fatma Ana. Çünkü "Fatma ArvTnın elinin. dünyanın kuşağıdır. Umay Ana'ya daha da yakınlaştınr. Yağmur yağdığında çiçeklerin rengini kendine çeken ve gökte parlayan bu kuşağın al­ tından kim geçerse.

.

"Fatma" motifiyle aynı düşünülüp. Gökkuşağının vurduğu birini sadece o teda­ vi edebilir. Tann. "Fatma Kannın Önnenİ" ve "Fatma ninenin kuşa­ ğı" denir ve dünyanın anası olarak bilinen "Fatma" motifiyle ilişkilendirillr. Yan Su vadisinde yaşayan Tadklerin inanışlannda av­ dan geri dönmüş "Baba Kamberin astığı yay olarak düşünülürmüş. Gökkuşağına dokunan birinin aklı başından gider. Gökkuşağı. yer evladı olan bir insanı kendisi için kurbanlık olarak götür­ mek isterse. Müslümanlığın kabulünden sonraki dönemlerde. Sibirya Türkleri ara­ sında yayılan bir inanışa göre ve aynca şamanlann dualannda da görüldüğü gibi. küçük çocuklan korumak için gökten yere bu kuşak aracılığıyla inerdi. Tannalık) GÖKKUŞAĞI: Azerbaycan Türklerinde adına "Gövsi Gezen". Böyle bir hastanın başına. Türkmenlerin mitolojik inanışlannda izleri kalmış olan "Baba Kamber" motifiyle gökkuşağı arasındaki bağlantı bakımından ilginç 217 . uzun beyaz-kırmızımsı saçlı ka­ dın gibi betimlenen iyilik yapan "Umay Ana". yağmur yağdıktan sonra gökkuşağı ile yere inerdi. maviye yakınsa da havanın kötüleşeceği anlamına gelir.G GOR: (bak: Kor) GOROĞLU: (bak: Köroğlu) GÖK TANRI: (bak: Gökyüzü. Bu. Tuva şamanlan hakkında yazılmış olan metinlerde şaman. "Kan Ninenin Örmeni". Her parçası bir renkte olan kuşağın genel rengi yeşile ya­ kınsa çok yağmur yağacağı. gök menşeli olan ve "Azarlar" denilen gök ruhlan soyundan gelen şamanı çağınriar.

İnsa­ na can verenin de gökyüzü olduğuna inanılırdı. "gökkuşağı" şeklinde açıklamıştır. Kordlevski. Anadolu Türklerinde "Gökkuşağı". Burada gökyüzü ve bir bütün olarak sonsuz gökle. Kalbindeki özgürlük duygusu. Karaçay-Balkanlarda "Can Kılıç". "yaa" (yay) sözcüğünün anlamını. Türk halklanndan bazılannda kılıçla. örneğin El Bakuvî'nin "Abidelerin Özetf'nde. Gökyüzünün iradesi en üstün sayılmıştır. bazılannda şafakla. Azerbaycan Türklerinin "Kan Nine Yayı" ile ilgili inanışlanna göre de "Fatma Kan" yayın ucunu gökyüzüne doğru tuttuğunda bolluk. Tann'nın bir sembolü. V. gökyüzüne tapınma büyük yer tutardı. Kumuklarda "Enem Jaya" (Kan Ninenin yayı). evrensel düzenin bir göstergesi gibi.GOKYUZU bir yeri niteliğindedir. Kırgızlarda "Asmandağı Jaa" (gökyüzündeki yay). yeryüzüne tuttuğunda ise kıtlık olurmuş. BaşkurtJarda "Yeyğor". Valihanov. Karakalpaklarda "Heziret Eliydin Kılışı" (Hazreti Alinin Kılıcı). gökkuşağı görüldüğü zaman. GÖKYÜZÜ: Eski mitolojik düşüncede. Hakaslarda Tigir Huri" ve "Kügürt Çolf (gök gürültüsünün yolu). Gökkuşağı. gökyüzüne tapınma geleneğinin Türk-Moğol Şamanizminde de önemli bir yer tuttuğunu yazar. Dağıstan Terekemeleri ise gökkuşağını "Kan Ninenin OkYayı" diye adlandınriardı. sade­ ce gökyüzünün derinliği ve maviliğin sonsuzluğuydu. Bu düşünce218 . kendi­ lerine ve göklere olan bu sevgiden dolayı. Ekindlikle uğraşan haiklann gözü yerdeyse. Tatar dilinde İse "Kan Ninenin Ok Yayr" ve benzer adlannı taşımıştır. Ç. Oğuzlann sevinip çığlık attıkian ve bayram havasına büründükleri yazılıdır. bazılannda ise "Kan Kuşa­ ğı" ile kıyaslanın ıştır. Göçe­ be Türklerinin dinî inanış sisteminde. yaşam tar­ zıyla tamamlanan eski Türkün düşüncesini meşgul eden şey. Türkler. dağlarda ve ovalarda öz­ gür yaşamayı yeğlerler. Özbeklerde "Uk-Yoy" (ok-yay). Türk mitolojik düşüncesinde gökyüzü. atlı göçebe Türklerin gözleri ve düşünceleri göklerdeydi. sade­ ce doğanın ve evrenin bir parçası değildir. Ortaçağ kitaplannın bazılarında. Tann adlan birbirini tamamlıyordu. Bu adlar Dağıstan Terekemelerindeki "Kan Ninenin Ok Yayı" ve benzer ifadelerle benzerlik göster­ mektedir.A.

eski Türklerin kainat hakkındaki görüşlerinin temeline yerleşti. kendileri yaratılmış olan kutsal varlıklardır. yüzyılda. Eski Türk inanışlannda gökyüzünün maddî olarak kavranılmasryla. onun manevî güç kaynağı olması şeklinde düşünülmesi arasında çok bir fark yoktu. Gökyü­ zünün kendisini yaratıcı güç olarak gören Çinlilerden farklı olarak. Yani gökyüzü maddî olduğu kadar. Gök Türklerde. Eski Türkler gökyüzünün her şeyi görüp. ayın ve yıldızlardan her birinin bir iyesi vardır. yer ve insan üçlüsünü birleştirerek. başlangıçta yerle gök bölünmez bir bütünü oluştururdu. Her şeyi o yarat­ mıştır. ulusal vicdanlı bir devletin adının "Gök Türk" olması ise devletin en yüce ve güçlü çağının bir kalıntısıdır. "Moğoliann Gizli Tarihi'ndeki "Tengri" sözü de "Gökyüzü" olarak çevrilmiştir.GOK YUZU ye göre. "Hızır"ın benzeri sayılan kutsal varlık. eski Türk inanç ve düşüncesinde bir­ lik vardı. "Kâfirler gökyüzüne Tann diyorlar" demiştir. Onlan yaratanın ise tek Tann olduğuna inanılırdı. Müslüman olmayan Türkleri kastede­ rek. Bu birlik. GökTannsfnı dünyanın sahibi bilmiş ve insanlar içinde ortaya çıkan her şeyin. Türklerin düşüncesinde. onun üzerinde dolaşan güne­ şin. Esld Türk­ lere göre. gökyüzü kökenli ve kutsal varlıklardır. hakanlık "kut"unun göklerden geldiğine inanılırdı. Gökyüzünün rengi kutsal sayılmıştır. Yemin edildiğin­ de. Algının yetemeyeceği sonsuz yüksek­ likte olması onu. "GökTann'sı şekliyle Türk Tann'sına çevirmiştir. yere de gökyüzüne de birlikte yemin edilirdi. bildiğine inanmış. Yani hem gökyüzü hem de yer. bu düşüncenin bir ifadesidir. sonsuz mavi gökyüzünün. Türk milletinin yarattığı. Eski Türkler bu iki güçten aynı anda yardım isterlerdi. kültürel kahraman "Bozkurt'a da "Gök Börü" denilmiştir. gök219 . Türk mi­ tolojik sisteminde gökyüzünün rengini taşıyan motifler. Tek Tann'ya inanıldığı için. Kaşgarî 1 1 . "Gök renginde sakalı olan ihtiyar" idi. Mitolojik metinlerde. gökyüzünün İradesiyle olduğuna inanmıştır. dinsel-ruhsal ağdan da önemliydi. eskiden gökyüzünün yere yakın olduğunun anlatılması. Her ikisi de kutsaldı ve her ikisi de birine bağlıydı. gökyüzünü yaratan başka bir ilâhî güç var­ dır. M. Müs­ lüman olmayan Türklerde. gökyüzü. İlk ata. Bu düşünceye göre.

"Tann" ve "Gökyüzü" kavramlannın aynı sözle ifade edilmesi. Tengri tek Tengri" sözünün "Gök gibi gök" şeklindeki açıklaması anlamsızdır. Altay ve Sibirya şamanlan da eski Türkler gibi gökyüzünü katlara ayrnriardı. Bunlann yanın­ da. Eski Ön Asya halklanndan Kassilerin dilinde ise Turuh-me" sözcüğünün. Gökyüzü kültü. başlangıçta gökyüzü yere yakındı. Ancak gökyüzü. sonraki çağlarda da Türk halklannın inanç siste­ minde önemli bir yer tutmuştur. Yani. Akarça220 . yer ve insanlık tek bir vücut gibi olup. Bu sözü. Bu anlamda. Syunnulann gökyüzüne "Than-riy" dedikleri anlaşılır. insanlara mutsuzluk vermek. F. yüksek ve uludur. diğer taraftan da dağ ve ağaç kültüyle ilgilidir. Yüce Tann'nın kaldığı farklı bir kat daha vardı. Tengride Dolmuş" yani "Gökte doğmuş" olarak gösterirlerdi. Tann sade­ ce gökyüzünü değil bütün kâinatı sarmıştır. Ancak Fars mitolojisinde. yerin işi. Göktürkler. kutsal doğaya sahip gökyüzüyle ilgilidir. Tann sinirlenip gökyüzünü yerden uzaklaştırmıştır. uyum içindedirler. Onlann yaratanı İse ken­ dileridir. Daha sonralan insanlar kan dök­ tükleri için ve bereketin değerini bilmedikleri için. Miller gibi Ögel de "Yüce Tann" anlamında kabul ediyor. Eski Türklere göre güneşin. Gökyüzü kültünün Yer Ana küllüyle bağlılığını ka­ nıtlayan çok sayıda mitolojik ve arkeolojik kayıt vardı. Bu düşünceye göre bu ikisinin de gücü aynıdır ve onlardan daha büyük ve daha kutsal başka bir güç yoktur. Türk halklannın eski görüşlerini yaşatan mitolojik metinlerden de anlaşıldığı gibi. gökyüzünün ise mutluluk getirmek olarak düşünülürmüş. Türk düşüncesinde. Gökyüzü kül­ tü. Eski çağlarda. gökyüzüyle yerin yani Hürmüz ile Ehrimen'in daima bir savaş halin­ de olduğuna İnanan İran düşüncesinden farklı olarak. ayın ve yıldızlann dolaştığı ayn ayn yer katlan vardı. gökyüzü. "Gökyüzü" kültünün Türk inanç siste­ mindeki yerini ve önemini a ç k bir şekilde göstermektedir. Milattan önceki bin yıla ait "Han Şu" adlı Çin salnamesinden. hakanlannı çoğu zaman. Tanrı. Tann'nın kendisi olarak görülmemiştir.GÖKYÜZÜ yüzüyle yer aynyken yaratıcılık güçleri yoktur.

O. Türkler de kendi ecdadının gökyüzünden geldiğine inanmışlardır. Göktürk ve Uygur hakanlannın. Aynca herkesin gökyüzünde bir talih taşı olması inana da mevcuttur.G Ö K Y Ü Z Ü N Ü N OĞLU daki "Seme. insanlara bağışlanması da ona bağlanır. Aslında Ülgen'in kendisi de bir "Gök Oğlu"dur ve onun bir adının da "Ebedi Gök" olması rastlantı değil. çar­ dak kurmayı öğretir. Çinlilerin imparatorları hakkında kullandıklan "Gök Oğlu" anlayışın­ dan farklıdır. insanlan şer ruhlardan korur. Ancak Türk mitolojik geleneğindeki "Gök Oğlu" anlayışı. "Gökçe" adı taşıması da eski mitolojik inanışlan yaşatan geleneksel düşüncede. GÖKYÜZÜNÜN OĞLU: Manzum Türk mitolojisinde ulu ecdadın ta­ şıdığı adlardan biri. kendi kök­ lerini mitolojik görüşlerle gökyüzüne bağlamıştır. Azerbaycan di­ linde beddua olarak en çok kullanılan "İpin kinisin!" (İpin kopsun) deyimi de kökünü bu İnanıştan alryor. Azerbaycan Türklerinin arasında yaygın olan halk inanışlanna göre. herkesin hayatı. başlangıçtaki gökyüzün­ den inmiştir. Eski Türkierdeki "Gök Oğlu" inananın İzleri. Onun başlıca işlevi ise kurtanalıktır. Halk arasındaki baş­ ta bir İnanışa göre. bir grup şamanlann kökü de gökyüzüne dayanmaktadır. gökyüzü insanoğlunun ulu ecdadıdır. kâinatın ve zamanın düzenlendiği çağın evladıdır. hepsinin kökü. "Tengride Bolmuş" (Gökten Doğmuş) adında görün­ mektedir. Yaradılışla ilgisi bulunun mitolojik metinlere göre o. Ateşin yere gönderilip. her insanın gökyüzünde bir yıldızı vardır. onlara silah yapmayı. Kurultayda Timuçin'e "Cengiz" adını veren şamanın "gökyüzü" anlamına gelen. Bu ip koptuğunda o İnsanın hayatı da sona erer. Gökyüzü" anlamında kullanılırdı. onun talih yıldızıdır. Araştırmacılara göre bu. bir şamanın adının gökyüzü kültüyle bağlılığı açısından anlamlıdır. o yıldıza çok bakarsa ölür. eski Türklerin neden kendilerini "Göktürk" olarak adlandırdıklan sorusuna da bir cevap bulabilir. Onlann inanışına göre. Tuvalardaki inanı­ şa göre. Ve yeryüzünde bitki ve hayvan adına ne varsa. yeryüzünün birçok halkı. gizli bir iple gökyüzüne bağlı­ dır. Yıldızın sahibi olan insan. Bu yıldız. Göktürk devletinin hakan lan Tann'dan can almışlardı" 221 .

T a n n kızlan" adını taşır ve "Gök Kızlan" olarak bilinirler.GÖZE GELME ama Tann'nın oğlu değillerdi. ölülerin ruhlanyla periler ve dnle­ rin yaşadıklan bir âlemin var olduğuna inanılırdı. "Gök Oğlu" metninin bir versiyonu sayılır. O. Bu yüzden de onlann bakışlannın çok güçlü ve za­ rarlı olduğu düşünülürdü. belâlan savasın" denilen sözlerin temelinde de bu inanç vardır. "Köroğlu" destanının Özbek versi­ yonunda "Köroğlu" kendini "Göğün Elçisi" olarak adlandınr. Tann sözcüğünün "Gökyüzü" anlamına geldiği de düşünülürse bilimsel edebiyatlarda kullanılan Tann Oğlu" iradesinin "Gökyüzü­ nün Oğlu" olarak yorumlanmasının nedeni de anlaşılır. "Gök Oğlu" ise yalnız ulu ata veya birind hakan olmuştur. "Bozkurt"a benzerliği bir rastlantı değildir. Anne­ sinin rahmine gün ışığında düşmesi de onun aslının göklerden ol­ duğunun bir göstergesi olarak da yorumlanabilir. sihirli destanlann kahramanlannda değişik tarzlarda karşımızı çıkmaktadır. Bu "kötü g ö z ' d e n (nazardan) korunmak gibi mitolojik inanan İzleri günümüze kadar sürmüştür. Yakutlarda. Halk arasın­ da nazara gelmiş biri iç'n üzerlik otu yakıp. O Tann'ya benzetilse de O'nun yer­ deki gölgesi sayılmıştır. ışık şeklinde yere düşerler. Gelenek taşıyıalannın birçok hâllerde gerçek olarak kabul ettikleri bu âleme bağlı olan insanlann. "Gök Oğlu'nun başka bir özelliği de onun fiziksel güçle. İna­ nışa göre üzerlik otu. Türk halk kültüründeki "Gök Oğlu" karakterinin ateşle bağlılığı. "her yerde sen olasın. gök oğlu anlamına gelen "Hallan uola" adı kurda verilmiştir. nazar değmiş insanı 222 . büyü bilgisini kendinde birleştirmesidir. Gelenekler göre. "Bosko" adındaki "Bos" (Boz) hecesi olarak karşı­ mıza akan kurdun adının. "Gök Oğlu" olarak tanımlanan mitolojik kahra­ manlar. Onlar mitolojik kültürel kahra­ man ve ilk ata olarak görülürler. GÖZE GELME: Eski çağlarda. "Bosko" adlı Yakut destanı. özellikle de büyücülerin gözlerinde kötü ruhlann yerleşti­ ğine inanırlardı. nazara karşı durup. düzenli dünyayı ancak fiziksel gücü ve büyü bilgisi sayesinde şeytanî güçlere karşı koruyabilir. Altay mitolojisinde Ulgen'in kızlan.

(bak: Nazarlık) GULYABANİ: Bazı Türk halklannın geleneksel de­ monolojik görüşlerine göre. Kaşgarf. Eski çağlardan günümüze kadar yaşamakta olan bir inanışa gö­ re. "atın boynuna takılan değerli taş. evlerini nazardan korumak için kapının eşiği­ ne kurumuş ceylan kellesi asarlar. aslan tırnağı. Divan-ı Lügat-it Türk'te. üzüm bağ ve bostan­ larda dikilen nazarlık. Gündüzleri mezara girer. Son Çarşamba'da. "boncuk" sözcüğünün açklamasında. Tatar dilinde "yola götürülen nazar boncuğu. Vücudu tüyle kaplı. ilk anlamının "nazar boncuğu. kocaman ve pis kokulu bu acayip varlığın ayaklan tersinedir. eski tuğlardaki boncuğun nazar boncuğu yerine kabul edildiğini gösterir. "koruyan" anlamında kullanılıyordu. "Guleybanı" ve Aleybanf şeklinde de rastlanır. göz bon­ cuğu" diye yazıyor. nazardan koruyan nazar­ lık" olduğunu söylemeye imkân verir. At binmeyi ve at kuyruğu örmeyi ve çocuklan 223 . her zaman kadın kılığın­ da olduğuna inanılan mitolojik bir varlık. Azerbay­ can Türklerinin İnançlannda zaman zaman kötü • Su Ruhu Ardov'la da kanştınlır. karanlık zamanlannda çölde ve mezarlık­ larda koşan birinin gözüne canlı gibi görünür. Araştırmalar. korkunç bir varlık olup. kötü gözlü biri. Geceleri ise hornayıp akar. M." "Kut" sözcüğü Kırgızcada. "Kotaz" sözünün kut-hut kökü ile bağlılığı. "Kösgük" sözcüğünün karşısında. Şamanizmin de izini taşıyan bir agklamayla şöyle denil­ mektedir: "Göz değmesinden korunmak için. kendi biyoenerjisi ile en sert cisimleri bile çatlata­ bilir.GULYABANİ belâlardan korur. Irak Türkmenleri. ateşin üzerinden atlarken de ateşin İçine üzerlik otu atılır ve böylece ailenin yıl boyu nazardan korunacağına İnanılır. Adı hurafeler­ im le ilgili olan "Gulyabani". nazarlık" anlamına ge­ len "yol kot" (korJuk) iradesi vardı. çocuğu nazardan korumak içinse boğazına nazar boncuğu takarlardı.

aynı anda çöllerin ve harabelerin iyesiydi. "Al Anası" ve "Al kadını" olduğu düşünülür. "Guryabani" sessizce çekip gider. Pamir KırgızJannın mitolojik metin ve efsanelerinde bu şeytanî varlığın adına "Gul" veya "Gul-i Biyaban" şeklinde de rastlanır. her tarafından su­ lar akmakta. yüce Allah bu bağ224 . bu sözcüğün Arapça'dakl "gul" ve Farsçadaki "biyaban" sözlerinden türedlğl görüşü­ nü İleri sürerler. Bir şeyler is­ ter sonra onlara güreş yapmayı önerir. O. Adına bazen "Gülsen Bağı".CÜLUSTAN-İ BAĞ-İ İREM çok sever. Avalar yaklaşıp onlarla insan gibi konuşur. Dört bir yanı göklere uzanan çamlarla dolu. Sonra da ölünceye kadar kanını içer. yolculan yollanndan dön­ dürüp mahvederdi. bazen "İrem". O. d a ğ yamaçlannda ve kimsenin olmadığı çöllerde akşam üstü ortaya çkar. "Issız yerin ruhu" gibi anlamlandınlan bu şeytanî varlık. bazen de "Bağ-i İrem" denilen bu efsunlu bağın. GÜLÜSTAN-İ BAĞ-İ İREM: Türk halklannın birçok efsane ve sihirli hikâyesinde. her taraf çiçeklerle bürünmüş. "Cennet Bağı" anlamında rastlanan bir anlayış. Bütün vüaıdu san-kırmızı tüylerle kaplı bu insana benzer çirkin varlık. Ama eğer O kazanırsa ava. Ava kazanırsa. Bir oyundan çıkarak. "Kar Adam" efsanelerinin yayılmasıyla yeni bir hayat kazanmıştır. Dünyada ne kadar güzellik varsa. Veya çöllük ve harabe bir yerde yalnız başına ya­ tan birinin ayağının altını yalaya yalaya kan çıkacak kadar İnceltir. Araştirmaalar bu varlığı en eski Arap ri­ vayetlerine de bağlıyorlar. Hazreti Süleyman'a özel olduğuna inanılırdı. güzelliği insanın aklını başından alır. "Cennef'in bir köşesi gi­ bidir. aralanndakl benzerlik veya tam yakınlıktan ileri gelir. onlan güldürmeye çalışır. "Guryabani" sözcüğünün edebiyat dilindeki şeklinin "Gul-i Biyaban" olduğunu söyleyen bazı araştirmaalar. Efsanelere göre. Bu görüş. "Kaf dağının ortasında veya doğusunda olduğu varsayılan "Gülüstan-i Bağ-İ İrem". "dünyanın en güzel yeri". uzun zaman hasta yatacak demektir. Etnik-kültürel gelenekte ise bazen onun "Al Ruhu".

Müslümanlann Cennet hakkındaki düşüncelerinin bir örneği olan "Gülüstan-i Bağ-i İrem" ile ilgili başka bir görüş de kızgın gü­ neş altında yanan harabelerin ortasındaki bir dağın eteğinde bağlık bir yer olmasıdır. Cennet e benzeyen "Gülüstan-I İrem" de olduğunu öğrenmiş ve oraya doğru yola çıkmıştır. Devlerin bile. Suriye Hıristiyanlannın Cenneti betimleyen bir grup du­ var resimlerinin etkisiyle oluşturulduğu hakkında fikirler de vardır. şa­ man doğum esnasında güler. Azerbaycan halkı arasında var olan eski bir efsaneye göre. Çünkü. çünkü inanışa göre bu gülüş. can dermanı da burada bulunur. Genellikle. bu bağın benzerini bir daha yaratmamıştır. "Dirilik Suyü'nu içmek isteyen İskender Zülkameyn. bereket. Çelimsiz yaratıklann bekçiliğini yaptığı bağın toprağına ayağı değen bir insan yüz adım kenara fırlatılır. ne çiçek varsa hepsi bu­ rada bulunur. arkaik düşüncenin bir kuralı olarak. GÜLÜŞ: Şiirsel mitolojik düşüncede "gülüş". Fallık merasimlerinde de kitlesel gülüş ve mutluluk hakim olur­ du." Güneş neslinden olan periler ve cinlerden başka. bolluk.GÜLÜŞ da toplamıştır. Örneğin. insanın doğuştan sa­ hip olduğu sihirli bir unsurdur. Çünkü gülüş. Dünyada ne meyve varsa. Türklerin geleneksel 225 . Sihirli gülüşün. yerin bereket gücüyle. kadınlann doğa güçlerini canlandırarak. toprağın verimlilik gücünü artıracağına inanılırdı. hiç kimsenin o baga girmeye cesareti yoktur. tokgözlülük ve ölüp-dirilme gibi sembolik anlamlan vardır. canlı varlıklann türemesi arasın­ da bir farklılık yoktur. Hıristiyan mitolojisindeki "İrem Bağfna çok ben­ zeyen "Edam Bağı "nın adı geçiyor. Yüce Al­ lah. Çin Türkmenlerinde ekin için topra­ ğı erkekler hazırlar ancak tohumu toprağa kadınlar serperdi. Gülüşle doğa kültü ara­ sında da derin bir bağlantı vardır. hamilelik ve doğum için İlk başlangıçtır. toprağın bereket gücü ve ürünün bolluğunu getirecekti. "Gülüstan-i Bag-l İrem'in yanında bir harabeye benzer. Cennet. Bir Yakut mitolojik metnine göre. Kuş sütü. Gülüşün hayat verid gücüne olan inanç. bu su­ yun Şirvan denilen bir diyarda. Kuran'daki Cennetle ilgili gö­ rüntünün.

yüksek sesle gülmesi. kahramanın 226 . ürün vermesine yardıma olmaktır. Bu merasimlerden bi­ ri. eski Yakutlar. dünyanın yaratılış nedeniyle de ilgiliydi. Propp. Gülünç oyunlann oynanma­ sı ve çeşitli komedilerin yapılması. büyük ihtimalle. Gülüş. evde kalan kadınlar canı yutup.GÜLÜŞ görüşlerinde geniş yer tutar. Y. "Ayıısıf'ın ona yardım edece­ ği ve en kısa zamanda çocuk sahibi olacağı anlamına gelirdi. tarihin derinliklerinde gülüşün ekinci­ likle ilgili olduğuna şüphe bırakmıyor" demektedir. Hakaslarda ise erkekler dağda "can isteme merasimi" geçirdikleri za­ man. yazın gelişi ve ekin zamanının başlamasıyla ilgili "Kos Kosa" tipli halk oyunudur. ekincilik bayramıyla ilintiliydi. "Ayıısıt" merasiminde bir kadı­ nın krize girip. Bazı halkların arasında yaygın olan cinsel yetişkinlikle ilgili yapılan merasimlerde. toprağın "hamileliği" ve "doğu­ m u " için zemin ve ortam olarak düşünülürdü. yaşam ile ölüm karşılaşmasını ortadan kaldıran bir araçtır ve kökleri kutsal kaynağa bağlıdır. Halk kültürünü anlatan metinler­ den anlaşıldığı gibi. Buradaki gülüşün arkaik bir işlevi de toprağı etkile­ yip. eğitimler arasında gülüşe yer verilen tek eğitim "Dzen"di. Buradaki gülüş. Kumandinlerde de "bolluk ve bereket isteme me­ rasimi "nde gülüş motifi çok görülürdü. Gülüş. kadınla toprak arasındaki bağlılık. ölüleri diriltme gücü olduğuna bile inanılırdı. "ölümden önceki gülüş". bazı me­ rasim karakterli oyunlarda kendini gösteriyor. Gülüşte. Araştırmacıların görüşüne göre. doğum sırasın­ da hamile kadına güçlü gülüşüyle yardım ettiğine inandıkları Do­ ğ u m İlahesi "İyehsite'ye taparlardı. ölenleri aralıksız gülüş sesleriyle toprağa vermenin kökleri böyle bir inanca dayanmaktadır. tüm Ortaçağ bayram lan nda da yer alırdı. Verimlilik açısından. "İnsanların ekin zamanında gülmelerine dair elimizde bilgi yoktur. V. Bazı halk­ larda. 'Dzen' taliminde. Örneğin. öleni dirilterek. hamile kalsınlar diye kahka­ hayla gülerlerdi. Buradaki gülüş de eski inanışlann kalıntısı olup. kahramanın diğer dünyaya geçişi de bazen gü­ lüşlerle birlikte olurdu. merasime katılanların yüksek sesle gülmesi de yeniden doğuşu sembolize ederdi. Ancak "Dzen" taliminin öğrenilmesi.

din düşün­ cesinin temel anlayışı olan Tann sözcüğünün önüne bir "Gün" (Kün) veya "Ay" sözcükleri ekleyerek. insanlan korumakla yükümlü olan "Suyla" adlı ruh da güneşin kınntılanndan yaratılmıştır. GÜNEŞ: Türk mitolojik düşüncesinde. onun yeni varlığının doğuşunu sembolize ediyor olabilir. Ulu ata Oğuz Han'ın oğullanndan birinin adı da "Gün Han"dı. kurbanlar verirlerdi. güneş soyundan gelirdi. "Gün tengride olmuş kağan­ lar" ve bunun gibi unvanlar ise Mani dini ve benzeri yabana dinle­ rin etkisiyle oluşmuştur. düğünden önce. kutsal evrensel bir obje. Azerbaycan dilinde "bahtı aç!' Yüzy. Eski Türkler aya tapmadıklar mazlardı.GÜNEŞ yeni mekâna atlayarak. Çocuğun doğmasından tutun da sınav merasimle­ ri ndeki sembolik yeniden doğuş motiflerine kadar. "güneşe saygı" merasimi yapılırdı. Es­ ki Türkler doğan güneşi. "alnına gün doğmak" deyiminin kökleri de bu eski inanışa dayanıyor olmalıdır. Cengiz Han. hayat veren gücü vardır. güneşin kutsallık taşımasının bir göstergesidir. Aya saygı gösteren Hunlar. yiğitlerin güneş ve ayın deste­ ğinden yararlandıklan söylenir. Bu. "Gün Tann" (Kün Tengri) ve "Ay Tann" motiflerini oluşturmuşlardır. tüm doğma motifleri gülüşle birlikte gerçekleşir. Türk şaman dualannda. gökyüzünün yedind katında "Gün Ana" mesken tutmuştur. Türk halklannın geleneksel dü227 . Mani dinini kabul eden Türkler. üç veya dokuz kez Altay Güneş Sembolü < M a V N V selamlarlardı. Türk destan geleneğine göre yiğitler yemin ederken.. Türklerde doğuya doğru. "Güneş bizi korur" derlerdi. Altay Türk düşüncesine göre.) mak" anlamında kullanılan. güneşin hareket yönünde yi hakanın çadırının kapısı doğuya doğru açlırd doğuşunu bu şekilde selamlamış olurlardı. Çünkü onun. Daha önceleri Kızıllarda (Kuzey Hakaslarda). Türklerin yaratılış destanının bir versiyonuna göre. Ancak güneş Türk mitolojik inana ne unsurlardandır. g saygı gösterip.

cinler ve ejderhalar güneşin düşmanıdırlar ve onu boğmaya çalışırlar.dışan vermek olmaz. pirincini. gü­ neşin tutulduğu zamanki kırmızılığı da bu yüzdendir.GÜNEŞ şüncelerinde. Güneşin değ­ diği yer murdar olmaz. Günbatımından sonra evin bereketini -ununu. İnanışa göre. Günbatmına bakmak iyi karşılanmaz. Azerbaycan dilindeki "güneş hakkı" yemini ve "gün ışığına çıkmayasın" bedduası gibi mitolojik düşünceyi gösteren deyimler de güneşle İlgili eski İnanışlann kalmasıdır. bir insanın kötü yola düşeceğinin İşaretidir. "Dede Güneş" ve "Gündoğdu Baba" gibi pîr ve ocak tapınaklarının adlan da bunun kanıtıdır. hamile kadın rüyasında güneş görürse kızı olur. tuzunu ve ekmeğini. Gün­ batımında çöp atmak. Mitolojik inançlan aktaran metinlere göre. 22S . Örne­ ğin. güneşle İlgili çok sayıda inanış yaşamaktadır.

Ruhlann dilinde şarkılar söyleyebilen şaman gibi yetenek verilen "hak âşığı". İlâhî aşka kadar yükselen. hakkın dilin­ den söyleyen ve mistik içerikli kilitleri İlâhî gücü sayesinde açabilen.H HAK ÂŞIĞI: Türklerin (daha çok Azerbaycan ve Türkiye'de) aşk destanlannda. Onlann bâde içirdikleri herkes "hak âşığı" olur ve kara sevdaya düşer. "hak aşığı" olacağına inanılırdı. Geleneksel halk inanışlannda. Tomurcuk verilen geleceğin "hak aşığı". Hızır. Hakkın konuşturduğu ve dinlediği bu âşığın daha usta âşıklara galip gelmesi de ona hak tarafından yetenek verilmek­ le açıklanabilir. bu haliyle yetenek veren şamana oldukça yakındır. onun gözünün önündeki gaflet perdesi kenara çekilir ve o. Hakkın sözlerini söyler. kırklar elinden bâde İçenin. Kırklar. kırklar ve nuranî ihtiyardır. Çünkü. "Hak âşığı" olan İnsana dünyadaki tüm bilimlerin kapısı açlır. Onun artık kötü ruhlardan korunacak bir gücü vardır. "Kandan mekâna yolculuk yapan" ve Tann katındaki menzillerin en üsttekine (ariflerin olduğu mekâna) yükselen "hak âşığı". "Hak aşığı" anlayışı. Bundan sonra Tann kurbanlan arasına katlan "hak âşığı". Bâde içmiş adam. gizli konulan anlayan ve dağla taşla konuşan bu aşığa yetenek ve­ ren Hazreti Ali. kırk gün ağzı köpürmüş halde yüzükoyun yatar. artık ne zehir kuyusu ne kılıç ne de ok etki edemez. erenler ve kırklar elinden bade içip. Onlar göze görünmezler. yetenek ilâhî kaynaklı olduğunu gösterir. Mana âleminin bilgici olan "hak âşığı" motifinin ortaya gkı229 . ilâhî bir aşkla Tann'ya seslenen kahraman ve saz şairi. Sonsuz manevî güce sa­ hip olan "hak âşığfna. âlemin tüm sırianndan haberdar olur. evliyadırlar ve "iyilerden" sayılır­ lar. kötü ruhlardan korunacaktır. başkalanndan farklı olur ve seçilir.

onun yetenek ve bereket idealinden geldiğini gösterir. yeni doğum yapmış gelinin bulunduğu evin bacasına ge­ lir ve gelinin yatmasını bekler. ahır. "Hal Ninesi. Kuzu başı büyüklüğünde olan gö­ ğüsleri dizlerine kadar uzanır. (bak: Buta. uzun boylu ve beyaz giyimlidir. kadından dünyaya gelmiştir" denilir. kendi çocuğunu yemiştir. halk demonolojik görüşlerine göre. "gel" denilirse gider. "hak âşıgf nın taşıdığı adlarda bile kendini bulur. Mitolojik inanışlarda. Sağ göğsünü sol omzuna. Aynı inanışla­ ra göre o. büyük başlı. Çeşme kenannda olur. "Hal Ninesi". Vergi) HAL ANASI: Azerbaycan Türk inanışlarında geniş bir şekilde yayıl­ mış olan mitolojik varlıklardan biri. eski değir­ menler. hamile kadınlann düş­ manıdır. Keskin tırnaklı ve dağınık saçlı bu şeytanî varlık. yerin altında yaşayan cinlerin anasıdır. O. O. hak sofizminin de kaynağını oluşturan Şamanizmİn izleri açık bir şekilde görünüyor. Onun en çok yaşadığı yerler. yıkıntılar. geceleri "Hal Anası" olması. "Git" denilirse gelir. yeni doğ­ muş çocukları öldürür. Al. Türk halklarında. yeraltı dünyası ve ölüler saltanatıyia İlintili­ dir. Şaman Azan. Albastı gibi adlar altında da bilinen "Hal Anası". 230 . koca burunlu. "Çay Ninesi" ve "Al Kadını" gibi ad­ larla da anılan "Hal Anası" dağınık saçlı. aşk destanlannın kahramanı olan "hak âşığı" motifiyle şaman arasında açık bir şeklide görünen bir yakınlık var. İri göğüslü olarak betimlenmesi. su kenan ve koz ağacının dibidir. Bebeğin kırkı çkana kadar. Sonra onun ciğerini çıkanp su kenanna götürür ve yıkadıktan sonra da yer. Bu sûfilik katı. "Hal Anası". sol göğsü­ nü sağ omzuna atarak gezen şeytanî bir varlıktır ve göze görün­ mez. Şeytanî bir varlık olan "Hal Anası". Şamanizm temeli üzerine oluştuğu için. Sûfilik sırf bu yakınlık üzeri­ ne kurulur. transformasyonu olduğu arkaik yapılı mitolojik motifin. Karanlık dün­ yadan gelme bütün varlıklar gibi o da söylenenlerin tersini yapar. onun değiş­ ken tabiatlı ve kötü ruh olduğunun bir göstergesidir. yani Ulu Ana bütünlüğünün işlevsel-yapısal özelliklerini taşır.HAL ANASI şında. yeni doğmuş hayvanın yanı. su dibinde yaşar. yeni doğmuş kadının yanı. Kendi çocuğunu yemesi ve gündüzleri normal kadın. Bu anlamda o. karanlık çök­ tüğünde.

HAL DİLİ annenin su kenarına gidip çamaşır yıkamasına izin vermezler. Yeni doğmuş gelinin dğerini çok seven "Hal Anası", onu su kenannda görürse, hemen götürür. Ciğeri götürülüp suya tutulan kadının öle­ ceğine İnanılırdı. "Hal Anası"nı korkutmak İçin, yakınlardaki çayı kı­ lıçla yararlardı. Çünkü, "Hal Anasfnın suyla bağlantılı olduğunu dü­ şünürlerdi. "Hal Anası"nın yakınlaşmaması için de yeni annenin ba­ şının altına eski süpürge, ekmek, soğan veya ayağının altına makas, bıçak, tüfek gibi şeyler koyar, yakasına İğne takarlardı. Bazen de yastığın altına tuz ve ekmek koyup, yattığı yerin çevresine beyaz bir çizgi çizer veya eşya sererlerdi. "Hal Anası "nın boynundaki bon­ cuğun alınıp saklandığı eve bir daha "Hal Anası" yaklaşmayacağına İnanılırdı. Ahıska Türklerinde "Hal Anasfnın bastığı insanı kurtar­ mak için, "Al Kemiği" veya "Al Boncugu"ndan yararlanılırdı. Canlı geleneklerde var olduğuna inanılan ve bu yüzden de halk inanışlanyla sıkı bağlantı içinde olan motiflerin hikâye ve destanlara konu olma olasılığı azdır. "Hal Anası" da halk inanışlanyla sıkı ilişki­ de olan bir variıknr. Azerbaycan halk inanışlannda, Hal'la ilgili "Hai'ı biz görmedik ama babam gördüğünü söylerdi" gibi sözler söylenir ve hatta onlardan "Nesli tükenmiş akrabalar" olarak bahsedilirdi. Onlardan kalma yerler olarak da harabelere yakın büyük ocak yerle­ ri ve mezarlıklar gösterilirdi. Ancak bazı hikâyelerde "Hal Anası"nı mezarlıkta yakalayıp yakasına iğne saplayarak etkisiz hale getirdik­ ten sonra onu evine getirip kendine kadın yapan adamlardan da bahsedilir. Hatta bu adamların daha sonra bu "Hal Anasondan ej­ derha kadar kocaman çocuklan olması da hikâyelerde işlenen ko­ nulardandır. Sonralan. "Al Dede" inana da "Hal Anası "na bağlı olarak eski mitolojik inanışlar içinde yerini almıştır, (bak: Al: Albastı; Almaş) HAL DİLİ: Hal veya Al dili tersine olan bir dildir. Şeytanî varlıklarla tersine konuşulur. Eski inanışlara göre, öbür dünya variıklannın yaşayışlan, görünüşleri ve yaptıklan gibi, konuştuklan dil de bu dünyadakinin tam tersidir. Azerbaycan'ın bazı yö­ relerinde ters iş gören bir kadına. "Hal dnsinden misin?" derler. 231

HÂMİ RUH Azerbaycan Türklerinin demonolojik görüşlerinde geniş yer tu­ tan "Hal-AI Anası" motifiyle bağlı inanışlara göre, bu varlık insanın söylediklerinin tersini anlar. Onun gelmesini istediğin zaman "git", gitmesini istediğin zaman ise "gel" demek gerekir. Saka Türkçesinde "Al" ile aynı kökten olan "Albın" sözünün an­ lamı "hile"dir. Bu anlamda "Al" kökünden gelen "aldatmak", "al­ danmak" ve "yalan" gibi sözler sırf terslik bildirir, (bak: Tersine Ol­ mak) HÂMİ RUH (KORUYUCU RUH): Türklerin eski dinî-mitolojik dünya görüşünde, hami ruh anlayışı geniş yer tutardı. Bir düşünceye göre, çok tutucu ve değişmez olan geleneksel Türk şuurundan. Tanrıcılığın kolay kolay silinmeyen eski tannlan, halkın belleğinde uzun zaman hami ruhlar olarak yaşamaya devam edip daha sonralan ise destan kahramanlarına çevrilirler. Q. Ksenofbntov, böyle bir sürecin izini, en eski tann saydığı kurtta görür. As­ lında geleneksel Türk düşüncesinde kurt. hiçbir zaman Tann maka­ mına yükselmem iş. Her şeyin yaratıcısı olarak algılanan, zamana ve mekâna sığmayan tek Tann'ya hiçbir zaman ortak düşünülmemiştir. Türklerin dinî-mitolojik dünya görüşlerindeki koruyucu ruhların doğalannın anlaşılması bakımından, V. Bogoraz'ın, söyledikleri önem­ lidir: "Yakut tannlan tek bir sistemde birleşmez ve tapınak oluştur­ mazlar. Sadece yan yana dizilirler. Ürüng Ayıı Toyon ve Uluu Toyon, daha aşağı seviyedeki tannlan oluşturucu merkez değiller." V. Bogoraz'ın bu sözleri şüphesiz, İççi ve benzer adlarla bilinen koru­ yucu ruhlarla ilgiliydi. Mitolojik tabiatlı bu varlıklar, çeşitli şekillerde betimlenmişlerdir. Örneğin, Karamurt Özbeklerinden olan bir bah­ sinin verdiği bilgiye göre, onun koruyucu ruhlanndan biri, reyhan kokusunu çok severmiş. Bu kısa boylu ruh, her zaman reyhanın ko­ kulu dalıyla gezip, "Ben Gülistan Bağının adamıyım" dermiş. Şamanizmde, şamanın koruyucu ruhlanyla aynı işlevi, destan kahramanlarının yardımcısı olarak karşımıza çıkan "Kel" karakteri yerine getirir. Bu balomdan Şamanizmdeki şamanla, onun yardıma ruhlan arasındaki ilişkiyi, sihirli destanlardaki kahramanlarla onlann 232

HAN yardımcıları arasındaki ilişkiye benzetmek mümkündür. Bir Altay şamanı, kendinin konryucu ruhu olan göze görünmez "Gök Hatu­ nu" hakkında konuştuğu zaman. "Onsuz ben nasıl şaman olabilirim ki?" demektedir. Bu koruyucu ruhlar, şamanın Öbür dünyaya giden ruhu gibi anlaşılırlar. Başka bir deyişle, şamanın ruhlar alemindeki varlığı olarak kavranırlar. Şamana göğsünden süt veren ve onu ruh­ larla ilişkiye hazırlayan, yeraltı dünyasının kızlan olan ruhlar, daha sonra onun koruyucusu olurlar. İçerik itibariyle de şamanın kendi ruhuyla konryucu ruhlan, aynı işlevi yerine getiriyorlar. Hakaslarda son zamanlara kadar, iki d n s koruyucu ruhtan bahsedilirdi: Dağ (Tağ Eezi) ve Su (Suğ Eezi) ruhlanndan. Şoriann inançlarına göre ise şamana en çok yardım göste­ ren ruh, Dağ Ruhuydu. Koruyucu ruhlann Şorlar dilindeki adı. T ö s " ve Şolganlardaki ise Tengri" idi. Koruyucu ruhun kendisi, ona verilen kurbanla aynı izleri taşır. Araştırmacılann, Güney Sibiıya'da elde ettikleri veriler, ruhlar ve ko­ ruyucu ruhlann, baş yerine boynuzcuk ve garip şekilleri olduğunu göstermektedir, (bak: İye; İççi; Ruh) HAN: Türk dinî-mitolojik sisteminde bazı varlıklann adlarıyla birlikte kullanılan bir unvan. Bu sözcüğün diğer bir şekli de "Kaan'dır. E. Pekarski'ye göre "Kaan": "Ulu, büyük, saygı gösterilen, hürmet edilen" demektir. Si­ birya Türklerinin Şamanizmle ilgili inançlannı aktaran bir rivayette, gökyüzünün en üst katanda. T e n g e r e Kayra Kan" adında bir ruh yaşarmış. Bu ruhun adındaki "Kan-Han" kısmı da a ç k bir şekilde görünüyor. Yakut yazılannda ise "Kaan Targara" adına rastlanır. An­ cak bilimsel metinlerde bu adda bir mitolojik varlık kaydedilmemiş­ tir. Büyük olasılıkla bu, "Ayn" denilen iyilik sever ruhlardan birinin adıdır. "Han-Kan" sözcüğü, Yakut dilindeki metinlerde Orman Ru­ hu'nun adı olan "Utugen Kaan" şeklinde, Yakut şamanlannın dilin­ de ise "İblis Kaan" adındaki "Savaş Ruhu" olarak karşımıza çıkıyor. Kuşkusuz bu adlardaki "Kaan" unvanı, adı geçen ruhlann mitolojik 233

HAN özellikleriyle İlgilidir ve bu motiflerin yapısal-anlamsal özelliklerini aktanr. Türk halk demonolojik görüşlerine göre en acıklı ruhlardan sayılan "Erlik", Altay Türklerinde "Erlik Kaan" adıyla bilinir. "KanHan" ile aynı kökten gelen "Kanım" da Sibirya Şamanist inançlı Türklerin dinsel uygulamalarında, boylan ve soylan koruyan ruhlann liderine verilen bir addı. Sibirya şamanlan dua ederken Umay Ana'nın adına "Imay İçe Kayrahan" derlerdi. "Kaan" unvanının kullanılması bakımından, T a n n Han" deyimi de ilginçtir. Ancak buradaki "Han" anlayışını, "hiyerarşik tanrılar sis­ temi İçindeki lider konum" olarak agklamak doğru olmaz. Çünkü Türklerde birden fazla Tann vardı ve bu tannlann hiyerarşik bir siste­ mi yoktu. Karaçay-Balkarlarda da Ulu Tann'nın adlanndan biri "Han TeyrTdir. Bu Tengri, Tengir ve benzeri adlar altında bilinen en ulu ilâhî varlığın adlanndan biri olan Tengri Han" şeklinin aynısıdır. Bu unvanla anılması, "Han Teyrf'nin her şeyi yapmaya kadir güç olma­ sının yan ısı ra O'nun birer ruh olan diğer fevrilerden farklı olduğunu da gösterir. Halkın inanışına göre, hiçbir şey Teyri Han"den haber­ siz ve O'nun iradesi dışında olmaz. 7. yüzyıla ait "Ah/an Tarihi"nde, Savirierin (Hazerierin), Allah bi­ lip kurban kestikleri Tangri Han" denilen kocaman bir varlıktan söz ediliyor. 12. yüzyılın yazarianndan olan Suriyeli Mikail'in verdiği bil­ giye göre, Türkler 5. ve 7. yüzyıllarda "Kan Tangri" adında bir Gök­ yüzü Tann'sına İnanırlardı. "Kan" onlann dilinde "Gökyüzünün ren­ gi, göğün maviliği" demekti. Suriyeli Mikail'in "Kan Tangri" hakkın­ da verdiği bu bilgiler, "AlvanTarihi'ndeki Tangri Han" ile ilgili veri­ len bilgelerle tam örtüşür. Buradaki "Han" sözcüğünü, dünyevî an­ lamda "Han, Hakan" gibi yorumlayarak, ilâhî bir varlığa insan biçimci çizgiler vermiş olduklan gibi bir iddiada bulunmak da yanlış­ tır. Başka bir yanlış fikre göre ise ilk Türk hakanlanndan biri, bu adı taşımıştır ve bu hakanın adı daha sonra tann adıyla kanştınlabilirdi. Halbuki, Altay Şamanizminin kendisinde bile gökyüzünün katJannın şeklinin çizilmesine rağmen Tann'nın şekli hiçbir zaman çizilmedi. Türk mitolojik görüşünde kâinat, bir bütün olarak Tann gibi dü­ şünüldüğünden, ulu dağlar ve ağaçlann her biri Tann'yı temsil ede234

HAYDAR rek ilâhî değer taşımışlardır. Kutsal içerik taşıyan Teng(e)ri" anlayı­ şının, Orhun Türk yazılı abidelerinde "sonsuz gökyüzü" anlamında kullanılmasının yanı sıra, "yüksek dag" ve "büyük ağaç" anlayışlannı da içermesi, bu fikrin doğru olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Sa­ yan dağlanndakİ Tuva Türklerinin dilinde, tannnın adı, "Han Tengır", Moğol şaman metinlerinde ise "Han Tengri" olarak geçmektedir. Tyan Şan'ın Kırgızistan sınınndaki en yüksek zirvelerinden birinin adı, "Han Tengri "di r. Kazakistan'da Çİngis dağlannın merkezi bölü­ mü "Hançingis" adıyla bilinir. Derbend yakınlarındaki Kayakent'te ise yerlilerin 'Tengrihan" adı verdikleri kutsal, dokunulmaz bir ağaç var. Mitolojik Tann Han", Türk etnik-kültürel geleneklerinin kurallan bakımından, kâinatın yapısal-anlamsal bütünlüğüyle gösterilen bir anlayıştır. "Han" sözcüğünün bu şekilde T a n n " adıyla birlikte kulla­ nılması, kâinatın birliği, bütünlüğü ve ululuğunu anlatır. Bu da aslın­ da Türk Tanncılık sisteminin olmazsa olmazlanndandır. HAN ÇİNGİS: (bak: Cengiz) HAYDAR: Azerbaycan Türklerinde yaygın olan mevsim ve mera­ sim sarkılan İçerisinde, harman savrulduğunda rüzgân çığırmak için okunan harman sarkılan nda adı geçen varlık. O merasimlerde, "Hayder, Hayder, es de gel'-yedi harman bas­ ta da gel!" veya "Hayder, Hayder, ekmek ver'.-kişilere yürek verlharmanlan yığmaya-serin serin rüzgâr ver" diye okunur sonra da "Hayder baba, gel payını götür!" diye çağınlırdı. Kazaklar da har­ man savurduklan zaman rüzgâr olmazsa, "Rüzgâr Sahibi" olarak bi­ linen ve adına "Mir Hayder" dedikleri ruhu şöyle çağınrlar: "Mir Hayder, Mir Hayder, gel Mir Hayder!" Ancak birbirine bağlı bu iki motifin işlevleri, karakteristikleri veya mitolojik açıdan temsil ettikleri semboller hakkında şimdilik tam bir fikir yürütmek zordur. Bununla birlikte, bu adın Tann'nın Aslanı" la­ kabıyla bilinen Hazreti Ali'nin adlanndan biri olan "Haydar" ile İlgili olduğu ancak mitolojik bir varlık olarak ondan aynldığına şüphe yoktur.
235

HELVA Aşağı Sırderya boyunda yaşayan ekinci Kazaklar da rüzgânn kontrolünü elinde bulunduran ")alanaş Ata" (Yalın Ata) adında bir varlığın olduğuna inanırlardı. Bunun için de harman savurduklan za­ man, rüzgâr estirsin diye ona yüz tutarlardı. Azerbaycan Türklerinin geleneksel görüşlerinde de rüzgâr estirmekle görevli "Yel Baba" motifi bulunur, (bak: Yel Baba) HELVA: Yas merasimlerinde helva pişirilmesi, eskilerden beri, onun mitolojik görüş ve âyinlerle bağlılığının bir göstergesidir. Bu âdetin kökleri, hiç şüphesiz, mitolojik düşüncenin ilk çağlanna kadar uza­ nır. Yasta helva verilmesinin, ölümü, kaosu ve düzensizliği temsil eden kötü güçlere karşı dayanmak için güç verdiğine olan inanç, tamamıyla onun yaşam gücüne ve yaratıcı özelliğine olan inanıştan kaynaklanmaktadır. Bu olayın, sırf ölme-dirilme üzerine kurulu bir Azerbaycan destanında anlatılması da rastlantı değildir. Araştırmacılar bunu. uygarlığın bir göstergesi olarak görüyorlar. Yani, uygarlıklar sisteminin değişmeyen dengeleri arasında, çiğin pişmesi, kaosun evrene ve doğanın uygarlığa dönüşmesini bildiren bir göstergedir. Bu anlamda, helvanın pişmesi, ondaki hayat gücü­ nü gösterir. Doğanın ölüp-dirilmesini ifade eden, sembollerle dolu "Bahar Bayramında da "Semeni Hervasf nın pişirilmesi, aslında ka­ ostan evrene geçişi sembolize ediyor. Yaratılış sürecinin gerekli bir ürünü olduğu içindir ki, geleneksel düşüncede, helva, sağlamlığın ve diriliğin kaynağı sayılır. HETONİK VARLIKLAR: Yunan dilindeki "Hteonos" sözünden gelir. Bu gruptaki mitolojik varlıklann, yerin veya suyun hayat verici gücü, bolluk gücü ile birlikte aynı zamanda ölüm getiren yeraltı güçlerle de bağlılığını bildirir. Bu anlamda şeytanî varlıklar, topraktan yaratıl­ mış, yerin dibinde, mağaralarda ve kuyularda yaşayan demonik güçler veya yeraltı dünyasıyla ilgili olanlardır. Bu tip varlıklar, başta yılan olmak üzere suda veya karada yaşayan hayvaniann görünen çizgilerini taşırlar ve genellikle de çirkin ve biçimsiz olurlar. Tek göz­ lü, kör ve eksik olurlar. Bu asimetrik görüntü, onlann ilkelllğiyle
236

HIB1LIK bağlıdır. Bu varlıklann kötülükleri, ancak yok olmalaA W nyla ortadan kalkabilir. l Mitolojide, Deminjrg'a karşı çıkan ve yeraltı saltanatına sahiplik yapan güçler de iki yönlülük özellikleX» riyle tanınan şeytanî varlıklardır. Sihirli hil<âyelerdeki şeytanî variıklar. öz mekânlan olan "Şeytan memleketi"nin dışında güçsüzdürler. Hikâye kahramanı, bu varlıklann yaşadıklan mel<ândan bu dünyaya atlayana kadar arkasına bakmamalıdır. Onun için de bu şeytanî kö­ kenli demon, hikâye kahramanına "Eğer seni kendi toprağımızda yakalasaydık, ele gelmeyecek karar küçük parçalara ayınrdık" der. Hetonik varlıklar, görünüş itibanyla marjinal varlıklara benzeseler de işlevsel-anlamsal özellikleri bakımından onlardan aynlıriar. Bu varlıklar temel olarak, toprağın derinliklerindedir. Dünya Ağaa'nın yeraltı âlemine ait kısmı ve ilk yaratılış çağıyla ilgilidirler. Bu bakım­ dan, insanlann topraktan yaratıldıkJan hakkında birçok İnanrş vardır. Yeryüzü de birçok gelenekte, şeytanî bir varlık gibi düşünülmüştür. Mitolojik görüşlerde, şeytanî varlıklarla evliliğin ilginç bir yeri vardır. Ulu Ana mitolojik bütünlüğü, hem hayat verid başlangıç hem de ölüm getiren güç gibi, kendinde şeytanî âleme özgü bir­ çok iz taşır, (bak: Demonoloji; Değişkenlik) HIBILIK: Türkiye'nin bazı yörelerinde yaşayan insanlann demo­ nolojik görüşlerine göre, görünüş itibanyla "Al Kansı" şeklinde olan demonik bir varlık. Ona "gıbılık" da denilmiştir. Ancak "hıbılık'ın ondan bir farkı vardır. "Al Kansı" sadece yeni doğmuş kadınlan ra­ hatsız eder ama "hıbılık" kadın, erkek hiç kimseye rahat vermez. "Hıbılık" genellikle yalnız kadın görünüşündedir ancak erkek görü­ nüşlüsü de vardır. O, yanına gittiği kişinin göğsüne çöker ve neresi kesilip ölene kadar boğazını sıkar. İnanışa göre, "hıbılık", onu yakalayan birine bol bol altın verir. Bazı yörelerdeki görüşlere göre, "hıbılık", uykudayken insanlann üzerine çöken kötü ruhtur. "Hıbılık" kimi basarsa, o insan yerenden kıpırdayamaz, dili tutulur ve ter basar. 237

HIZIR "Hıbılık", bastığı insanın gözüne kedi seklinde gözükür. "Hıbıİık"ın başında sihirli bir şapka vardır. O şapkayı ele geçiren birinin zengin olacağına inanılır. HIZIR: Efeanelere göre, karanlık dünyadaki "Dirilik Suyu"ndan içip daimî yaşayan ve ölüp-dirilebilen doğayı sembolize ederek ebedi­ yetin göstergesiyle çevrilen mitolojik varlık. Orta Asya Türkleri ona "Kidir" derler. Onun adına aynca "Hızır Ata" de denilir ve dara dü­ şüldüğü zamanlar ondan yardım istenir. Sofi inançlannda "Hızjr"ın bir evliya olduğu düşünülür. Halk inançianna göre ise her devrin bir Hızır'ı vardır. Bazı inanışlarda. "Hızır" kültü, ilkel dinlerde rastianabilen Bitki Tanrısı ile ilgili düşü­ nülür. Ancak hatta Müslümanlıktaki "Hızır"ın bile, onunla derinden bir bağlantısı olmadığına İlişkin görüşler var. "Hızır" adının, "Bilgamıs" (Glgameş) destanındaki "Hasisatra" adının Arapça! aştın İmiş şekli olduğu hakkında da görüşler var. islam kaynaklannda, doğruluğuna İlişkin tartışmalar halâ bitme­ miş olan rivayetlerde, "Hızır"ın kişiliği hakkında çeşitli fikirler ileri sürülmektedir ve "Hızır'la "Iryas"ın farklı kişiler olduğu söylenmek­ tedir. Şiilikte önemli bir yeri olan "Hızır", "Hazreti AJi"nin ölümü dolayısıyla "Ehl-i Beyt"e başsağlığı dilemiş, 'Hazreti Hüseyin'in şe­ hit olmasının ardında da mevlit okutmuştur. "Hızır"ın birkaç yerde mezan olduğu söylenir. Bu durum, onun mitolojik düşüncede ger­ çek varlık gibi kavranan koruyucu ruh ve evliya olmadığından ileri gelir. "Hızır'ın, kıyamete kadar yaşayacağı söylenir. "Hızır"ın adı. bazı Alevi-Bektaşi şairlerinin şiirlerinde "Ali'yle birlikte kullanılır. Bazı Kı­ zılbaş rivayetlerinde de "Hızır'ın rolü açık bir şeklide "Hazreti Ali'ye verilir. Bazı Alevilere göre, "Hazreti AIİ"nİn adlanndan biri de "Hı­ zır'dır ve dünyada bu adla yaşar. Rr Sultana ait olduğu düşünüten bir şiirde, "Bin bir adı vardır, bir adı da Hızır" denilmektedir. Kuranı yorumlayanlar, Kehf süresindeki hikâyenin "Hızır'a ait ol­ duğunu kabul ederler. İslâm alimleri, onun peygamber, evliya veya melek olduğu hakkında çeşitli fikirler yürütmüşlerdir. Kuran terslrcl238

HIZIR lerinin birçoğunda, "Hızır"ın onlara görünüp, yol gösterdiğini hatta "Isnvi Âzam"ı öğrettiği söylenir. O. genellikle İslam dinî sistemin­ deki bütün peygamberlerin ölümlü, "Hızır"ınsa ölümsüz olduğun­ dan, ölümün Haktan geldiğini kabul eden İslam dinî sisteminin dı­ şında kalır. "Hızır"ın "Dirilik Suyu" içip, ölümsüzleştiği ve ebedî yaşadığını kabul edenlere göre, O. Hazreti Adem'den beri yaşamaktadır, Nuh Tufanı'ndan sonra, Hazreti Adem'in, o zamana dek korunan cesedi­ nin defnine yardım etmiş. Muhammet Peygamber ve Hazreti Ali'yle da görüşmüştür. Azerbaycan'da yolculuk yaparken "Hızır Zinde" adında bir pîri ziyaret eden E. Çelebi, oradaki türbede yatan "Hızır" adında birinin İlk günkü gibi tazeliğini koruduğunu yazmış. Tasavvuf kaynaklarına göre. Musa Peygamber'in ilâhî sırtar ve gerçekleri anlamasını "Hızır" sağlamıştır. Bu ilâhî varlık, kimin karşı­ sına gkarsa, onun gözünde varlığın sır perdesi aralanır. Bu kaynak­ larda "Hızır" şekilden şekle grip. bazen çocuk, bazen de yaşlı biri olur, bazen kuş gâh tavşan kılığına girer. Bir göz açıp kapanıncaya kadar çok uzak mesafelere gider. Havada dolaşır, su üstünde yürür. Doğadaki tüm varlıklan kendi emrine alabilir. Ölenleri bile diriltme­ ye gücü yeter. Birçok din adamına göre, "Hızır'ın ölümsüzlüğüyle ilgili en güçlü kanıt, Kuran-ı Kerim'in El Enbiya suresinin 34. ayetin­ de verilmektedir: "Biz senden önce hiçbir İnsana ölümsüzlük ver­ medik. 1 ' Halk inanışında bir kült seviyesine yükselmiş olan "Hızır", hava­ da dolaşabilen bir vatlıktır. Gsimsiz ve göze görünmeyen bu varlık, istediği zaman görünebilir ancak kendini tanıtmadığı sürece, kimse onu tanıyamaz. Türk halk kültüründeki "Hızır"la ilgili inanışlann bü­ yük bir kısmı, doğu kaynaklarıyla örtüşür. Bu inanışlara göre. bir peygamber olarak kabul edilen "Hızır", darda kalanlann yardımına koşan kutsal yüzlü bir varlıktır. Bereketli olup, çabuk tükenmeyen para ve benzeri şeyler hakkında "Hızır'ın eli değmiş" denilir. Bu onun başlangıçtaki bir işlevinin de bolluk koruyucusu olduğunu gösterir. Anadolu Türklerinin İnanışına göre, "Hızır"ın "llyas"la görüştüğü
239

HIZIR günde, kâinat yenilenir, bereket gelir. Bu inanışa göre. "Hızır'a Ka­ dir Gecesi'nde rastlanabilir. "Hızır"ın ateşle bağlığı konusunda elde bir veri yoktur. O su ile ilgili bir motiftir. Nogaylann geleneksel demonolojik görüşlerini aktaran bazı metinlere göre, Su Sahibİ'nin adı "Ilyas"tır. Bu, dolaylı bir yoldan olsa da bereket düşüncesinin taşıyı­ cısı olan "Hızır'la su arasındaki bağlantıyı gösterir. "Hızır"ın ölüm­ süz betimlenmesine dayanak olan motiflerden biri de ebediyet ve ölümsüzlüğü sembolize eden su ile olan bağlılığıdır. Kazaklar arasında yaygın olan bir inanca göre, bir eve girildiğin­ de, içeride insan varsa da yoksa da selam vermek gerekir. Çünkü, evin en yüksek yerinde "Hızır" oturmuş olabilir ve saygı gördüğü eve bereket gönderir. Azerbaycan Türklerinde de aynı inanç vardır, ancak "Hızır"ın yerine Ev Sahibi motifi vardır. Kazaklar arasındaki di­ ğer bir İnanca göre de insanoğlu hayatı boyunca "Hızır" ile üç defe karşılaşırmış, ancak onu tanımak kolay bir şey değilmiş. Ama eğer tanryabilseymiş, ömür boyu mutluluk içinde yaşarmış ve talihi her zaman yüzüne gülermiş. Devletşah Tezkeresi'ne göre ise savaştan savaşa seslenen ve kurt gibi, yalnız liderin gözüne görünebilen var­ lık da "Hızır'dır. Halk geleneğinde, onun bir eve gelmesinin bolluk getireceğine İnanılır. Aksakalı, uzun boylu, nur yüzlü, tatlı dilli, bazen yoksul, üs­ tü başı dağınık hatta çirkin betimlenen daha çok derviş kılığında gö­ rünen bu varlık, insanlan sınavdan geçirir; onu kötü karşılayanlan yoksul bırakır, hoş karşılayanlan ise zengin yapar. Ancak bu zengin­ liğin sim açığa çıktığı an bereket kesilir. Anadolu Kızılbaş ve Bektaşileri arasında yaygın olan bir İnanca göre, koyun sürüsüne kurt girerse, bunu berekete yormak gerekir. Çünkü aslında o kurdun "Hızır" olduğuna İnanılırdı. İslâm'a kadarki çağlann kalıntısı olan bu inanç, Türk etnik-kültürel sisteminde, kurt ve "Hızır" motifleri arasında anlamsal-yap isal yakınlığın bir sonucu­ dur. Adının "Hızır" olması ise yattığı her yerde yeşil ot çıktığı içinmiş. "Hızır" motifi. Türkistan inanışlannda da önemli yer tutar, tslamTürk inanışlanna göre, her beş yüzyılda bir, onun cismi baştan başa yenilenir. "Hızır" yeşil giyinir, boz ata biner, sık sık gökyüzü meclis240

HIZIR lerine katılır, coşa gelir. Tabii ki burada onun evliyalık yönü daha güçlüdür. Ahmet Yesevî'nin müritlerinden olan Süleyman Ata'nın ağzına tükürmek yoluyla hikmetler söyleme yeteneğini de "Hızır" vermiştir. Buna göre de Süleyman Bakirgani "Hızır Ilyas atam var" demektedir. Özbek Hanname'sinde, Cengiz Han'ın adını da o ver­ miştir. Hatta Hakanî ve Nizamîye yol gösteren, Hatayî'nin elinden tutan ve Fuzulî'ye İlham veren de bu evliyadır. "Hızır"ın, geleceğin âşıklan olacak insanlann uykusuna girip, on­ lara buta verip aşk badesi içirmesi motifi, Türk halk kültüründe ge­ niş yer tutmaktadır. "Hızır", Türk destanlanndaki kahramanlann kcruyucusudur. Onlara hayırlı dualarda bulunur ve onlan muratJanna erdirir. Kayın ağacından güçleri tükenmiş olarak inen yiğitlere de yardım eden ilâhî kökenli ihtiyar motifi. Türk "Hızır" anlayışının ken­ dine Özgü prototipi sayılır. Dede Korkut Kitabı kahramanlanndan olan "Boğaç Han", yarala­ nıp yıkıldığı zaman, yanında hazır olan boz atlı "Hızır", yarasını ken­ di elleriyle sararak, "Sana bu yaradan ölüm yokur. Dağ çiçeği, ana­ nın sütüyle, yarana merhemdir" der ve kaybolur. Böylece O, hasta­ lara şifa verirdi. Manas destanına göre, Manas doğduğu günden beri "Hızır", onun için dua ediyor. "Şah ismail ve Gülizar" destanın­ da babası, Şah İsmail'in gözüne mil sokmak isterken, 'Tahlr ve Zöhre" destanının kahramanı "Tahir" zindana atıldığında yetişip onlan kurtaran yine Hızır'dır. "Saltukname'ye göre. San Saltuk'u alevler­ den kurtaran da "Hızır"dır. Türkmen "Koroğlu'sunda ise "Hızır" (Hıdır), "nefes oğlumuz" dediği kahraman "Rövşen"in yeniden tarih sahnesine gkmasında rol oynar ve ona "Köroğlu" adını kendisi ve­ rir. O, "Adlar ve ZÖhre" adlı Başkurt halk destanında ise baştan aşa­ ğı yasaklı bir kahraman gibi betimlenir. "Hızır" bazı hikâyelerde derviş adryla da anılmıştır. Halk şairleri­ nin oryasına giren hayalî varlıklar arasında, evliya olan saçlı derviş bir kadın vardır. Bu kadınla ilgili rivayetlerin sonunda, onun "Hızır" olduğu söylenir. Bu motif köken olarak, boUuk-bereket koruyucusu olan Ulu Ana mitolojik motifiyle ilintilidir. Yer Ruhu'nun şerefine ya­ pılan merasimlerde. Şamanın kadın giysisi giymesi ve genellikle 241

HIZIR bolluk, bereket fikriyle ilgili olması gibi veriler, bu motifin sembolü olduğu İdeal konusuna bir açıklık getirebilir. "Hızır'ın adı. Bazı ansiklopedilerde, Arap kökenli "Kidir" olarak geçmektedir. "Kidir", Hazreti Musa zamanında yaşadığı ve ilâhî bil­ gilere sahip olduğuna inanılan bir kişidir. Araştırmalara göre, "Hızır" kültü, ne kadar Doğu-lslâm fikirlerinin izleri yönünden zengin olsa da aslında bir Türk fikrinin ürünüdür. Bir efsaneye göre "Hızır", Kuranı, üstadının mezarında öğrenir. Bu efsane, onun ölüler saltanatı ve atalar âlemine bağlılığını gösterir. Kazak sihirli hikâyelerinde kardeşlerinin ihaneti yüzünden kuyu­ ya düşen (aslında ise kuyu aracılığıyla yeraltı dünyasına atlayan) kahraman, burada bir ihtiyan görür. Bu ihtiyar, kuş olup kahramanı ışıklı dünya üzerine çıkanr. Bu ihtiyar yine "Hızır'dır. "Hızır"ın en çok sevdiği renk beyazdır. Bu renk ölüler dünyası­ nın sembolüdür. Bolluk, bereket ve zenginliğin sembolü olan "Hı­ zır", bazı metinlerde kör olarak betimlenir. O görmez okluğu gibi. aynı zamanda görünmezdir de. Dünyadaki tüm sırlara vâkıf olan bu varlığın körlüğü, onu yeraltı dünyası, Ölüler saltanatı ve atalar ruhlannın olduğu öbür dünyaya bağlıyor. Türk Tannalıgında peygamberlik anlayışı olmadığı için, "Hızır'ın peygamber konumunda olduğunu düşünmek, Tanncılık görüşleriy­ le çelişir. Bu anlamda koruyucu ruh olan "Hızır", Türk etnik-kültürel geleneğinde, evliya, eren anlayışıyla ifade olunan mitolojik varlıklann tanımlanna daha uygun düşer. Ölüp-dirilme düşüncesiyle olan bağlılığı da onun Tanncılık görüşleri ışığında incelenmesini müm­ kün kılıyor. Bu incelemeler. "Hızır'ın dünyayı dolaşarak darda ka­ lanlara yardım etmesi başta olmak üzere, tüm işlevlerinin Tann'nın varlığından kaynaklandığı kanaatini içerir. Merasim içerikli Hıdır Nebi ve Hıdırellez inana da yine "HızırHıdır" motifi çerçevesinde oluşmuş ve Türk halklannda bahann geli­ şiyle İlişkili olan bir inançtır. Tebriz'deki Türk aşiretlerinin "Nebi Bay­ ramı" dedikleri bu bayramın adı. Güney Azerbaycan'da "Ali Hayder Bayramf'dır. Kos-Kosa gibi merasim kaynaklı oyunlar. "Hızır'ın adı­ na bağlı olan Hıdır Nebi günlerinde oynanırmış. Bu merasimle ilgili 242

bir­ çok önlem alırlardı. "Hıdır llyas" ve "Hıdırellez" olarak İki karakterde düşünülür. evlerde temizJik ve toparlanma yaşanır. Halkın İnanışına göre. 243 . "Hıdır llyas" suda batanlara yar­ dım eder. Şeytan anlamına gelen "Aza" şeklinde. Türk halklannın Hıdırellez günüyle ilgili geleneksel görüşlerinde çok sayıda İnançlar olduğu gibi. "Hızır"m yolu düşer diye. suda "Hıdır llyas" ve kuruluk­ ta da "Hıdır Nebi" çagınlır. yol ve su İle ilgilidir. Tuva Türkçesinde "Aza-buk" ve "Aza-şulbus" gibi ka­ ranlık güçlere bağlı olarak. HORTLAK: Azerbaycan Türklerinin demonolo|ik görüşlerine göre. Ölülerin hortlayabileceğini düşündükleri için. Tüm bunlar. Bazen ha­ yalet olarak da bilinen demonik varlıklann adlannın. Bazı yerlerde. "Görünüşü insanı korkutan nesne" gibi mecazî bir anlam kaza­ nan bu söz. Onlara göre. Halk İnanışlannda "Hıdır"ı görmek büyük saadet sayılır. HıdıreJİez'in yaklaşmasıyla. Bu inanışa göre. O. Azerbaycan dili lehçelerinde "Hayvanlarda olan bir has­ talık" anlamındaki "Hortlama" sözüyle. "Hıdır İTyas" ve "Hıdır Nebi" üç kardeşler. Bu sözcüğe. geceleri canlanıp mezardan çıkarak İnsanlara zarar veren ölü. İlk çağlarda sadece ka­ dınlar tarafından yapıhrmış. eski Türklerde ruhun ölümsüz­ lüğü ve geri dönebileoegne olan inananın izleridir. bazı yerlerde de "Aza-Hortan" şeklinde rastlanır. birinin işinde zorluk çkngında "Hıdır Zlnda". Bir görüşe göre. daha sonralan çeşitli hastalık adlan na çevrilmesi. O yılın bereketli geçmesi için "Hızır"ı karşılama merasimleri düzenlenir.HORTLAK d a n çok sayıda şarkı sözü günümüze kadar korunmuştur. "Hıdır Nebi" merasimi. Bu yüzden. "Hıdırellez" İse darda kalanlara ve yolculara yardım edip onlan her türlü beladan kurtanr. insanlan korkutan şeylere de bu sıfat verilir. şiirsel mitolojik düşünceye uygun bir olaydır. Daha çok ölümü zor olan birinin ölüsünün hort­ layabileceğine inanılırdı. bazı yasaklar da mevcuttur. hayalî bir varlık. Bu yüzden de su başlan nda ve yollarda daha çok görülebilir. Ahıska Türklerinde "Hıdır". "Hıdır Zlnda". aynı kökten gelir.

Kırgız. "Kuday"ın adına "Kayra Kaan Kuday" şeklinde rastlanır. şamana yardım eder. Kıyametin olacağı çağdan söz edilen rivayette. Q. "Kuday". "Huday" ile aynı kökten gelen "Kuday-Kıday" sözcüğüne bol bol rastlanır. Türk halklanndan Karakalpak. Onlann inanışlannda "Kuday". Sibirya"nın Türk kökenli halklannın inanışında. Altaylarda "Kudan" şeklinde "ruh. dünyadaki iki yüzlüler gibi ve evrenle kaosun mücadelesini canlandınrcasına biri hayat yaratarak. şamanın önünde gider.HUDA(Y) HUDAÎY): Türk etnik-kültürel geleneğinde Ulu Yaratanın taşıdığı adlardan biri. köken itibarıyla "Huda" İle ilintilidir. Başkurt ve benzer uygarlıklann dilinde. Lebedin Tatariannın mitolojik görüşlerine göre. "Huday" ve "Guday" şeklin­ de kullanılıp. O. Aaklı ruhlan izler ve âlemlerin kaderi onun elindedir. gökyüzünde dolaştığı zaman. "Gökyüzü Tanrısı" anlamında kullanılan "Hudayı Asman" iradesine rastlanır. Potanin'in yazdıklanna göre. Altay. ilah" anlamına gelen sözcük. Salar Baba Gülalioğlunun "Oğuzname"sinde. "Kuday"ın tek olduğuna inanırlardı. Tuvalarda "Ulu Kayrakan" veya "Kuday Kayrakan" adında Yıldınm Ruhunun varlığına inanılırdı. diğer elinde kırbaç kamlık yaptığı za­ man. "Yayaklar" denilen gökyüzü ruhlannın li­ deriydi. her şeye kadir olan olağanüstü bir varlıktır. İnanışa göre. Adına bazen "Kıday Tegrezi" denilen bu Gök­ yüzü Ruhu. Hakaslann tüm etnik gruplan. Altay şamanlannın davullanndaki resimler arasında "Kıday Kan" denilen bir motifin resim­ lerine de rastlanırdı. Kumandinlerin Şamanist görüşlerinde de gökyüzü ruhlan sırasına ait olunan bir "Kıday Kan" vardır. yerin ve hayvanlann yaratıcısı olarak bildikleri "Kuday"ın varlığına inanırlardı. hayırsever Ülgen ile aaklı Erlik. 244 . Bu halk­ larda tapınılan en ulu ilâhî güç ve bilinen en kutsal varlığın adı da "Kuday"dır. Şoriarda ise Ulgen'e "Kuday" denilirdi ve çocuklannın ca­ nının "Kuday"a geri döndüğüne inanılırdı. diğeri ise ölüm getirerek birbiriyle çarpışırlar. "Kuday Bay Ülgön-Huday Bay Ülgen"dir. Telengitler. Tann" anlamını İfade eder. her şeyi yaratan ilk atalar. "Allah. bir elinde kılıç. Sagaylann inançlannda "Kuday".

"Huda-Huday" şeklinin. Iran dilinde ise "Huda". "Huda-Huday" sözcüğüne. Araştirmaalar. at sırtında göklerden inen "Kuday" motifi­ ne rastlanır. hayvanlarla konuşur. bu­ rada yer altına sürülmüştür. kendiliğinden var olan. birkaç işlev yürüten mitolojik motiflerin temsil ettik­ leri semboller bakımından kanşık anlamsal bir şebeke yarattığını ve bu sebepten dolayı da bazı zamanlarda sistemdeki bazı olay lan n yorumsuz kalıp. Kırgız-Kazaklara göre ise "Huday" acıklı bir ruhun adıydı. varlıklar ve benzeri elementler. Bu sözcük. Diğer sistemlerden alınan mitolojik unsurlar. onun resminin çizileceği bile düşünülmemiş­ tir. Bu ulu varlığın evladı olduğuna dair inanç. Bu. gökyüzü saltanatında yaşadığına inanılan "Huda". onun düşmanı olduğuna inanır­ lardı. Onun Erllk'ten daha üstün ve daha güçlü olduğuna inanılır. Köklü Türk dinî-mitolojik düşüncesinde Ulu Tann'nın evladı olmadığı gibi. Türk mitolojik dünya modelinde ar­ kaik yapılı olup. onun İran kökenli olma ihti­ malini İleri sürüyorlar. aakiı ruh­ lar gibi verilir. Bu varlıklardan biri de mitolojik "Huda" motifidir. Germen dillerinde "God" ve "Gott" olarak rastlanabilir. (bak: Kut) 245 . insanlara yardım eder. O. yurduna döndüğü zaman tüm sevdik­ lerinin öldüğünü gören kahraman. Buradaki hudaylar. Ancak bu fikrin şimdiye kadar kanıtlanmış bir yönü yoktur. eski On As­ ya'da kullanılan "Kut" sözcüğüyle ilgili olduğunu düşünüyorlar.HUDA(Y) Aİtaylann geleneksel dinî-mitolojik görüşlerinde. gökleri dolaşıp. Bunu göz önünde bulunduran araştirmaalar. Al taylar. Görüldüğü gibi. "Kara Baar" adlı Sagay destanında. bazı geleneklerde Göklerin Tanrısı olarak bilinip. zaten örümcek ağı gibi karmaşık olan sistemi daha da karmaşık bir hale getirmiş ve içinden çıkılmayacak bir şekle sok­ muştur. "Hoda" şeklini almıştır. Bu da bu sözcüğün başka dillerden alındığını gösteriyor. Ancak "Pragermen" kökenli olduğu gösterilen "Gott" un Avrupa dilinde bir anlamı olmadığı da yazılmıştır. hiç şüphesiz başka dinlerin etkisi altında oluşmuştur. sadece kaydedilebileceğinin olası olduğunu gösterir. yeraltındaki hudaylaria savaşır ve bunun sonucunda sevdikleri dirilir. "Körmös-Kürmös"ün.

Sibirya'nın Türk-Moğol halklarıyla ilgili araştırmalar­ da. Şeytanî doğa başlangıcından haber veren bu özellik. "Altın Ank" destanı çok önem­ li bir kaynaktır. bazen ihtiyar kadın. Metinden. Gerçekte de motifin bu özelliği onun kurt doğasına işaret ediyor. şüphesiz. Ancak gelenek taşryıalann gözünde o. "Menim Yurdum" der. Ulu Ana motifinin izlerini ta­ şıdığını gösterir. Ancak bütün bunlarla birlikte. Alıp Han ulusunun koruyuçuşudur ve Alıp Han'ın yurduna. onun kurt kökenli olduğunun göstergesidir. bazen de kara tilki. "Huu İney". Destanda. Umay Ana) HUU İNEY: Hakas kahramanlık destanlarında rastlanan mitolojik bir varlık. "Huu Püür İney" şeklinde olduğunun kanısındalar. Araştırmacılar. demonik kadın çizgileri kazanmıştır. en çok ak kurt kılığına girmesi. onun yapısal özelliğini gös­ terir. Motifin en eski çizgilerinin açklanması bakımından. "Huu İney". Kurt derisine bürünmek. Bu özellik. Ancak tüm bu kılık değişim­ leri içinde belirleyici olan. Yani. yeraltında kara sulann dibinde yaşar ve epik kahramanlara karşı savaşır. demonik varlık olarak yalnız hatırlanmaktadır. silkinip kurt görünümüne bürünmek.HUMAY HUMAY: (bak: Umay. "Huu İney". önemli derecede değişime uğramış sonraki karak­ terlerde. onun kurt kılığına girebilmesidir. Kurt doğası ise onun yeraltı dünya saltanatının hakimi. acayip bir varlık olup. (Buradaki "Püür". İnanışa göre. destan kahramanının ruhundan doğmaktadır ve bunu motifin kurt başlangıcına yormak sonraki İştir. Bu destanda. sadece kötü özellikleriyle değil çelişkili doğasıyla da tanımlanan şeytanî bir varlıktır.) "Altın Ank" destanında O. sonralan yurt korucusuna çevrilen gizli doğa gücü olan Yer Ana bütünlüğünde 246 . O'nun ezelden beri bu yerleri koruduğu anlaşılır. kurt anlamına gelen "Bo­ ru" ile aynıdır. bu merhametsiz ve çok şey bilen hilekar kadın. onun ilk adlanndan birinin "ak kurt kan" veya "ak kurt ana" anlamına gelen. bazen ak kurt kılığında. moti­ fin özelliğinden değil. motifin değişken tabiatlı bir varlık ol­ duğu da görülüyor. aynı anda onun ilk mi­ tolojik anlamına gönderme yapıyor.

Hakaslann geleneksel görüşlerine göre. O dağ ve kayanın ruhudur. sadece O'nun İsteğine bağlıdır. mitolojik varlıklann doğasını anlamak bakımından önemlidir. bulduğu Dirilik Suyu ile yurdun Kahramanını diriltip. O'nun izleri de oldukça farklıdır. normal ölümlülerden hiç kim­ senin bu suyu bulamayacağını söyler. O'nu kültürel kahraman . Uzun yıllar aradıktan sonra. ondan başka. çok sayıda Türk boyu ve soyu. mitolojik düşüncenin evladı olan "Huu İney"ln. O'nu ilk başlangıç bilmiş ve köklerini de O'na bağlamıştır. Eline demirden asa alıp dolaşan "Huu İney'in gücü. Halbuki. "Huu İney". on yıl denizin dibinde yaşayıp büyücülüğün tüm sırlannı öğrenir. Bazı metinlerde onun ahlâksız ve bozgun kadın gibi gösterilme­ si de "Huu İney"İ seksüelliği iıe bilinen yeraltı dünya varlıklan arası­ na sokma firsatı verir. Hatta kül­ türel kahraman çizgilerini bile taşır.H U U İNEY de var. Beşiği "Ak Kaya" olan "Huu İney". Kayanın göze görünmez kapılan sadece onun sesiyle açılır. Eski çağlardan beri. yal­ nız "Huu İney" gibi yeraltı dünyasıyla bağlı olan kadınlar koca arar­ lar. motifin geçmişindeki seksüelliği ile bağlıdır. Herhangi kuş veya hayvan kılığına girebilir. yeryüzünde onun haberdar olmadığı hiçbir şey yoktur. Bu. bin türlü bereketin olması. bir Azerbaycan Türk hikâyesi olan "Ohhayın Hikâyesfnde. onun Dirilik Suyu­ nu elde etmesi ve bazı âdet-geleneklerin kurucusu olması dikkat çekicidir. dağı ulu atalar saymış. O'nu yurdun korucusu bilmiş ve kurban mera­ simlerini kutsal bildiği bu yerlerde yapmıştır. Bu anlamda. Kahra­ man ve onun atını diriltmek için de O. Dirilik Suyu ile ilgili bu özellik. İnanışa göre. "Huu İney" motifinin ayn ayn metinlerde karşımıza çıkan değişik versiyonlan. Bunun da bereket ve hayatın dönüşümü gibi bir anlamı var ve arkaik mitolojik düşüncenin kendi kaynağından gelir. kayanın içine çekilip kaybol­ mazdır. "Huu İney". Bu bakımdan. yeniden haya­ ta döndürür.M 7 . burada onun ahlaksız ve bozgun gibi verilmesi. onun koruyuculuk özelliği için gereklidir. dağ ve kayayla olan bağlılığı anlamlıdır. onun her şeyi bildiğinden kaynaklanır. yurdu acıklı ruhlar olan "Aynalar"dan korur. Bilinmezler âlemini bilir.

Bunun için "Huu İney". Albastı ve benzeri motiflerin geçirdikleri evrime benzer bir süreç yaşamıştır. Yer İle köklü bir bağlılığı olan bu motif. A. tutsak etmesidir. "Ak" anlamına gelir. Bu sözcük.HUU İNEY gibi g ö r m e olanağı verir. kendi adının anlamı bakımın­ dan. demonik doğa acısından Umay. Böylelikle bu mitolojik varlık. "Altın Ank"ta da bu özellik. 248 . en eski evrelerde. "Huu İney "e oldukça ya­ kın görünen Hal Anası. diğer bir yerde İse demonik ruhlu varlık gibi göstermiştir. kahramanlık cesareti gibi yorumlanır. kutsal ruhlu bir varlık oldu­ ğunun göstergesidir. "çıplak"ta ise sanki motifin şeytanî doğasına gizil bir işaret vardır. su ile bağlılığı vardır ve suda yaşadı­ ğına bile inanılır. Burada zıtlık ara­ mak doğru değil ve geleneğin doğasına aykjndır. Al Kadını veya Albastı adlarıyla bilinen mi­ tolojik motifin bir adı da "Ak Gelin'dir. Sözcüğün diğer bir anlamı olan. "Huu İney". işlevleriyle araştırmacılara şamanlann koruyucu ruhlanndan olan Su Sahibi'ni hatırlatır. Yani gele­ nek. bereket düşün­ cesinin taşıyıcısı olduğundan. Tann'ya yaratmak İçin il­ ham veren. Renklerin en temizi olan beyazı bildirir. Işlevsel-anlamsal özelliklerine göre. "Huu İney" veya "Huu Hat"ı Al-Hal motifine yakınlaştıran şey. Bu demonik varlığın. doğal olarak. onun da çocuklan kaçınp. "kuğu" kuşu anlamın­ daki "ku" sözcüğüyle ilgili göstermesi doğru değildir. Çünkü mitolojik varlığın adı. "Huu" aslında "Ak" demektir. gerçekten de uygarlığın iç mekanizminin bir özelliğidir ve daimî ya­ ratıcılık içerisinde olan etnik-küitürel geleneğinin kendi doğasından kaynaklanır. mitolojik anlamı bakımından onun İçerik olarak neyi İfade ettiğini açıkça gösterir. "Huu" sözcüğünü. yaratılış hakkında yazılan metinlerde. Bu Ulu Ana motifinin mitolojik anlamına uygun olmuyor. "İney" kısmı ise bazı Türk dillerinde "Ana" anlamını İfade eder. motifin kutsal yüzlü. Bu evrim olayı. O n u bir yerde koruyucu ve yaratıcı bir motif olarak. kutsal yüzlü ve kutsal ruhlu Ulu Ağ Ana motifine yak­ laşmış olur. Şifher'in. "Huu İney" adının birinci bölümü olan "Huu". bazı metinlerde "ak ka­ dın" demek olan "Huu Hat" adını taşır ve en çok da su İle ilgili gös­ terilir.

sadece sihirli ak-boz atın ağzından alınan köpü. o padişah seçi­ lirdi. onun İranlıların "Hüma"sryla ilgi­ li olduğu fikrini doğru bulur. Başkurtiann İnanana göre. "Umay" ilahesini anlatan birçok araştırmacı. Egemenliğin göklerden geldiğine ve Tann vergisi olduğuna dair mitolojik inanan izleri. Ural Baor'ın hatunu olan ve sonradan beyaz kuşa çevri­ len mitolojik kaynaklı bir motif olarak geçer. insan taç giyecek yani hükümdar olacaktır. o ij. "Cennet Kuşü'dur.HÜMA KUŞU HÜMA KUŞU (UMAY KUŞU): Rivayete göre Kıpçak çöllerinde. "Humay"ın adına.v' \. padişahı be­ lirlemek için. kuşlann ve diğer hayvanlann Ural Dağlannı mesken tutmalannda "Humay'ın büyük emeği olmuştur. Bu inanış bir başka şekliyle Azerbaycan hikâye ve efsanelerin­ de de görülür. devamlı yenilenme" anlamına gelen "Feniks" denilirdi. "Devlet Kuşu" uçurulurdu ve bu kuş kimin omzuna konarsa. onun adına "devamlı tazelenme. . Onun yavrulannı vurmanın yasak olması da bu İnanışla ilintilidir. nup uçurumdan atıldığı İçin.ı? Türk halklannda bu saadet kuşu ile ilgili inanışlardan biri $\f»'i de onu bile bile öldüren insanın kendisinin de kırk gün İçe­ risinde öleceğine inanılmasıdır. "Humay" en eski ata ve koruyucu ruhtur. Eski Yunanlılarda. bir insanın başına düşerse. . denilen "Humay'ın gölgesi. Kanatlan yolu. Burada "Umay". Çin'de ve Hindistan'da yasayan mitolojik efsanevî bir kuş. Başkurtiann "Ural Ba­ tıranda da rastlanır. İnanışa göre insanlann. Kuşlar Padişahı Samraun'un kızı. Onun saadet ve bahtiyarlık sembolü­ ne dönüşmesi de daha sonralan gerçekleş­ miş bir olaydır ancak bu olaylar arasında da derin bir bag vardır. Bu efsanelerde işlendiği şekliyle. artık uçamayan "Humay"ın ^'*Jjİ kanatlan. "Hüma Kuşu". halk arasında "Hüma Kuşu" ile ilgili dolaşan İnanışlarda da yaşamaktadır. Yabanalar arasında oldukça yaygın olan çok eski bir inanışa göre de "Devlet Kuşu" j v r .' J J / * gün gücüyle iyileşebilir.

H Ü M A KUŞU Osmanlı tarihi deyimlerinden olan "Hümayun" da hiç şüphesiz. "Hüma Kuşu" ile ilgili eski mitolojik görüşlerle ilintilidir. Emir Teymur'un bir lakabı da "Hümayun'du. (bak: Devlet Kuşu: Umay-Umay Ana) 230 . Bu sözcüğün kökü yine ege­ menlik ve Tann kutunun göklerden geldiği inananın iradesi olan "Hüma Kuşu'ndan gelmektedir.

"kutsal. "Izık" adını verip onu Erlik Han'a kurban eder­ lerdi. kutsal-mitolojik kült anlamsal lığına da uygun düşer. "ıdıkıduk". "lduk"un ilk mitolojik anlamı. "aaklı ruhlara ait mekân" ve "topluluğun sağlamlığını koruyan güç" anlamına gelir. Tann adına verilen kurban merasimleri de yazın başlangıcında "İdik Dağfnın başında. "lzıh". Burada kaydolunan "ıduk". kurbanlık" anlamlarında kul­ lanılır.I Mitolojik anlamı olan bu sözcük. hür­ met edilen. "İdik Bay" kayın ağacı­ nın yanında yapılırdı. Kurbanlığın pişirildiği ateşin adı bile "Idık"o. kutsal yüzlü ve uğurlu" gibi sözlerle ifade olunur. Kuran'da "Hrm" ve "Tbrk" ile ifade olunan anlayışlara uygundur. yünü kırpılmayan hayvan" olarak gösterilir. "sahibinin kurbanlık için sakladığı. 1DIK-IDUK: "lduk" sözcüğü. "lduk". Tuva Türkçeslnde "idik". kutsal bilinen. bu anlayışın eski. uğurlu" anlamlan da vardır. Bazı Sibirya Türk halk metinlerine göre. İnanışa göre. 251 . mal. Kaşgarî'nin "D'rvan-ı Lügat-it Türk'ünde de "kutlu ve mübarek yüzlü olan her nesne" anlamında kaydedilmiştir. kutsal sayılmıştır. esrarengiz. bu at isteseydi. kutsal yüzlü. Tann tarafından gönderilmiş olduğuna inanıldığından. Sayan Altay Türklerinin geleneksel görüşlerinde. aaklı ayna ruhlan bu atın sahibi­ ne zarar verebilirlerdi. eski za­ manlarda en iyi ata. M. Bu ta­ nım. tedavi edici. "gizil. "saygı gösterilen. Kaynağını kendi değerlerinden alan ve kutsallık bildiren "idik". Tann'nın "lduk" vasfiyla anılmasına da ilk olarak "Hoytu Tamir" yazılannda rastlanır. Günümüzde. Hakasçada "ızıh". yük yüklenmeyen. Saka Türkçesinde "ıtık" şekillerinde kullanılan bu sözcüğün. Çağdaş Türkçe'de sözün bu mitolojik anlamlan korunmuştur. Tevrat'ta "Qds".

Diğer kitabelerde de "öz yerim. ev sahibinin İsteğine 252 . İnanışa göre bu ruh. kutlu" olan anlamı­ na gelip Türklerin ilk yazılı abidelerinde. ıtık) ile ilgili olduğu zannedilir. Dağ veya çeşme adlarıyla birlikte kullanıldığı zaman da o yerler gerçekten bir kutsallığa sahip olmasalar da aynı derece­ de saygıyla yad edilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum.1DIK-ıDUK hayvanın koruyucusu ve onlann bereketli olmasını sağlayan güçtür. lduk. V. Abakan şivelerinde "ızık" gibi seslendirilen bu anlayışı göz önünde bulundurarak şöyle der: "Ben 'ıdug'u. "Yereh Ruhu" vardır. Geleneksel kültür araştırmacılan. Orhun Abidelerini okurken. "Ötüken" kült adının taşıdığı aniamsal-kutsal örgü de onun "lduk" ile ilgisini de düşünme olanağı verir. lök) sözcü­ ğüyle ilintilidir. 710 yılında. onu Türk mitolojik sisteminde Tann ve Umay'dan sonra ge­ len "üçüncü dereceli bir kült" gibi değerlendirmişlerdir. idıh. mekân bildiren "ken-kan" ile birlikte kullanılmaktadır. "IdıkBora" adını taşır. Araştırmacılar Kaçin ve Sagaylarda ruhlara kurban verilen atlann ko­ ruyucusu (mal eezi) olan ve Sayan'ın zirvesinde yaşayan "lzıh Han'dan bahsedilir. Yakutçada "ıük". Göktürk yazılarındaki "lduk Yır Sub" anlayışına rastlanır. yanlış olarak. Altay şivelerinde "itık". Aslında "Otken" adının "ıduk-ızık" kökünden olup. Hakasya'daki "lzıh" dağ adı da "Izık" ile olan bağlantısı açısından ilginçtir. Daha eski Türk metinlerinde O. Türk dinî-mitolojik dünya görüşünde önemli yeri olan Tengri" ve "Umay" adlanndan sonra geldiğine göre. kurt görünüşünde düşü­ nülen Dağ Ruhuna da gönderme yapılmaktadır. her yerde." Bir Tuva kahramanlık hikayesinde. mübarek yüzlü. izık. "kutsal. lduk yerim" denilir. kutsal veya aziz diye ter­ cüme ederim. Uygurca'da "ıdık-ıduk". "Iduk Ötüken" şeklinde kullanılmıştır. Bu ruhun adının "ıduk" (lyık. Bu ruhun adı da "lzıh" (ryık. Tomsen. Türgişler üzerine yapılan baskıdan söz edildiğinde. "lduk Yer Sub" iradesinde Türk dinî inanışının izlerini görmüş. çay ve dağ ruhlan ile iliş­ kidedir. Çuvaşlann demonolojik görüşlerinde de aileyi ve evi koruyan. aynı zamanda mitolojik su. Buradaki "Bora" sözüyle. "Idık-lduk". kutsal sayılan dağ.

şamanın kendisine uzun uzun yalvarmasından sonra. yeni doğum yapmış kadına çocuğun "kuf'unu "İmay tce" getirirdi. "süt emen çocuğun canı" anlamında kullanılır. "Umay" adından gelen "İmay" sözcüğünü de kullanırlar. zaman zaman da kötü ruh olarak düşünülmüş. her ailede "İmay Ene"nin resmi olurdu. Hakaslar. <335wCve beyaz kuş kılığına girebildiğine inanılan "Umay Ana" (umaylİâhesl. "İmay İce". çocuk 2-3 yaşına bastığında "kut"a çevrilirdi. Bu "İmay". Sagaylarda kutsal sayılması. "Kiremet (Karamat) Ruhu'nun bir­ çok işlevlerinin taşıyıcısı gibi ortaya çıkmıştır. körpe çocuğun iki-üç aylığından başlar ve iki-üç yaşı253 . şamanı dağın içerisine götü­ rürdü. "İmay İce Hayrahan" derlerdi.IMAY İCE göre komşuya hastalık getirebilirdi. Hakas halkının gö­ rüşüne göre. beyaz saçlı. umay ice). Sagaylann dilinde ise "göbek bağı" anlamına gelir. daima pembe bulutlanır arasında dolaşır. Sagaylann dilinde "Pay İce" şeklindedir. Mamaça'nın icra ettiği "İmay Toyu" adlı merasimden de anlaşılır. yani "Ulu Ak Ana" derler. Hakaslann dilinde "imay". yeni doğmuş çocuğun canı hakkında konuşurken. Sayan Altay'da yaşayan Türk halklanndan Kaçinlerin dilinde Emgeyi. çift" anlamında kullanılırdı. küçük çocuklann canlannı "İmay Tashıl" denilen dağda korurdu. çocuklann dünyaya gelişlerini izlerdi ve onlan kötülüklerden korurdu. Burada­ ki "Hayrahan". Insanlann gözüne görünmeden. Sagayiar "Ulug Ah İne". Hayırsever ana olarak bilinen "İmay lce"ye. IMAY İCE: Hakaslann dilinde. Şamanlar dualannda ona. Yaşlılann söylediğine gö­ re. topluca bir kadındı. bir de "son. Bu. duvarlan çocuk canlarıyla dolu çok sayıda beşik asılı olan "İmay Tashıl"dan çkar. Altaylarda Ulu Tann adıyla yan yana gelerek Tengri Kayragan" şeklinde kullanılmıştır. Merasim. "Yereh Ruhu". Son ve çiftin. Ha­ kaslann düşüncesinde "İmay Ene". Bununla birlikte Sagaylarda "İmay" sözcüğü. Hakas-Kaçinlerde. Umay ilahesinin taşıdığı ad.

bahar merasimlerini yaparlardı. Yakutlarda her yılın nisan ayında ya­ pılan bu bayramın İncelenmesi. gü. eski Türklerde Gök Tan254 Isıah Tören Sûtunlan . "Yaratılış Destanı'nın V.IRKIL ATA na kadar sürer. Buradaki gülüş. ^ Yeryüzü yeşilliğe büründüğü zaman. diğerinde ise "May Ene" şeklindedir. merasimin bolluk ve be­ reket amaçlı olduğunu gösterir. "*^9 Sonra daire şeklinde toplanılıp kımız içilir­ di ve meydanda yakılan odunun üzerin­ den atlanırdı./ J ^ K cünün aşıp taştığını gösteren bir bayram. Pay Ice" diyen şamanın merasimdeki söylediklerinden. ^hÖr ağaç akına toplanılıp kurbanlar kesilirdi. "lmay Ice" sözcüğünün ikind kısmı olan "Ice". "lmay Ice" adı. yalnız yaşlılar ve kadınlar katılırlar. Çocuk uykusunda korkup ağlamaya başlarsa. "lmay İce" İle "Ot Ice'nln (OtRuhu) iki kız kardeş olduğu anlaşılır. "Ezi". Ulu Ana Havva'nın adı da "EçTdir. Bu bayram. Çağatayca'da "ana" anlamında "ece" sözcüğü kullanılmaktaydı. Radlov versiyonunda. "ene" ve "ice" aynı anlama gelirler ve "ana" merhumunu İrade ederler. / «tfv ^ Yakutlar çok eski zamanlardan beri. (bale UmayUmay Ana) ATA: (bak: Aan Arkıl Oyun) ISI AH: Baharda doğanın tazelenmesini. "lmay Ice. Merasimin amacı "Çeek lmay" denilen açgözlü ve doymak bilmeyen varlığı doyurup memnun etmektir. "eye-yiye" ile bağ­ lantılıdır. "lmay lce"nin ko­ ruyuculuğunu kestiği ve artık ona yardım etmeyeceği anlaşılırdı. Her ayın yedind gününde yapılır. Ulu Gök Tannsı'nın şerefine yapılırdı. Doğan çocuk erkek ise onun adına üç ok hediye edilir. Bir kural ola­ rak bu merasimde herkes gülmcliydi ve kimsenin yüzünden gülü­ cükler eksik olmamalıydı. araştırmaalara onu. Bu merasime. bir gelenekte "May Ezi".

Türk yaratılış metninin bir versiyonuna göre uçsuz bucaksız sular­ dan çıkıp. kendi yurdun­ da kutlamıştır. başlatıcısı olduğu bu bayramın dinî merasimle bağlı bölümünü. "Köroğlu" destanının bir versiyonuna göre. "isıah" bayramı. Tann'ya "Yarat!" dedikten sonra tekrar sulara gömülen varlık da ışıktan bir kadın hayalî olan Ak Anadır. "İsıah" bayramında da başlıca Yer ve Gökyüzü Ruhlanna ve Ulu Yer Ananın adına dualar okunur. Yakutlardaki rivayetlere gö­ re. O. Kazaklann ilkbaharda kutladıklan "Kımız Murunduk" denilen bayrama da çok benzemektedir. Oğuz da güneş ışığın­ dan ortaya çıkan Bozkurt'un öncülüğünde dünyayı fethetmeye kal­ kışır. kült nitelikli bayramın tipik bir örneğidir. IŞIK: Türk destan geleneğinde sık sık rastlanan mitolojik bir unsur. gökten karanlıklan yanp inen mavi bir ışıktan dünyaya gelmişlerdir. doğanın yeniden uyanıp dirilmesini sembolize eden. "İsıah". Başlangıçta dinî-ruhanî âyin içeriği taşıyan tüm eski merasimler gibi. bu bayram ilk cet olan "Elley"in adıyla da İlintilidir. Türk devlet gelenekleri ve toplumsal davranışlannı aktaran "Oğuz Kaan" destanına göre. Büyük Türk destan kahramanlan. "Ay" ve "Yıldız" adındaki oğullan. Eski Türk düşünce­ sine göre gökyüzünde olduğu sanılan ve "Uçmak" adı verdikleri cennet de ışık dolu bir âlemdir. görünmeyenler dünyasından gelen bir ışığa benzetilir. Oğuz'un "Gün".nsı adına yapılan dua merasimleriyle karşılaştırma olanağı vermiştir. Işıkla karanlık arasındaki zıtlık. Ulu Yer İlâhesl'nden merhamet hissini güçlendirmesini iste­ mek ve buna benzer istekler. ilâhî bir ışıktan doğarlardı. Gökyüzü ışığının içinde yere İnen kut da Türk mitolojisinde ışıkla bağlı kutsal ve gök kökenli varlıklardandır. Bu ışık ancak 255 . Tasavvufta da peygamberlerin ve evlryalann lütfü olan "ilham". dün­ yayı anlamak için mitolojik ayrışmanın yoluna çıkan en eski ve en köklü zıtlıktır. "İsıah" merasimlerinin birkaç amacı vardır: Yer Ruhlannı memnun kılmak. "Goroğlu" da ana­ sının kamına güneş ışığından düşer.

IZIH: (bak: Idık-Iduk) 256 .IŞIK-İŞIH kötülüklerden büsbütün temizlenmiş kalplere doğar ve yalnız orada parlar. "Hayderi" ve "Kalender" adlan birbirinin yerine kul­ lanılmıştır. yüzyılda ise Anadolu metinlerinde bunlardan en çok "Abdal" ve "lşık-lşıh"a rastlanmaktadır. ışığım. gezgin Şii dervişler. Bu kitapta sakal kesmek âdetinin bile yabancılardan geldiği söylenir." Işıklardan olduğu bilinenler. Orada fikra diye verilen "Danişment azarsa.. ışık olur. Ona göre de adıyla ilgili kaynaklarda ken­ di dilinden şöyle demektedir: "Ben bu dünyada âşığrm-Âşık deği­ lim. "İşık" sözcüğü. IŞIK-İŞIH: 15. Sünnî olmayan dervişler anlamında kul­ lanılmıştır. "Işık-lşıh". sadece Bektaşi den/İşlerine değil. Anadolu "Köroğlu"sunun kahramanı olan "Köroğlu" da bu baba dervişlerin epik çizgilerle yüklü motifidir. Dil ve üslup bakımından Dede Korkut Kitabına yakın olan Aşık Paşaoğlu Tarihi'nde. Işık azarsa şeytan olur" sözü dikkat çekicidir.." sözüyle başlayan bir atasözü vardır. 16. Bir fikre göre. Kızılbaşlar ve benzer göçebe Oğuzlardan İdiler. Oguzname'de "Işuklara irişenin adıyla sanı yeter. Anadolu Türk sûflliğinln banşmaz ve ihtilalci kolunu oluşturan baba dervişlere de "Işık-lşık" denilirdi. V. kalenderlere de "Işık" denilirmlş. Qprdlevski'nin verdiği bilgile­ re göre. yüzyıldan başlayarak Osmanlı kaynaklan nda "Ab­ dal".

Tuva Türkçesinde de rastlanır. Eski zamanlardaki tayfalar. Karşılığında da onlara karşı saygılı davranılmasını isterler. Şaman metinlerinden anlaşıldığına göre güçlü şamanın. her bir dağın. Onlara savaşta cesaret vermesi ve savaş silahlarının uçlannı kırmızı kana boyanması için ondan yardım istenirdi.I İBLİS KAAN: Yakutiann geleneksel görüşlerinde Savaş Ruhu ve Muharebe Hamisi'ne verilmiş bir ad. İÇÇİ: Eski Yakutiann inanışlanna göre. Bu tören­ de. Savaş. 257 . Yakut samanının dilinde bu ruhla ilgili. Gökyüzünün karanlık güç­ lerinden olan "İblis Kaan'ın adıyla ilgili mitolojik unsurlar. Türk etnik-kültürel geleneğinde Tann kavramıyla uyuşma­ dığı içinse savaş hamisi olan bir ruhun adını "Muharebe Tanrısı" ola­ rak açıklamak yanlıştır. Bu ruhlann genel adı "iççi"dir. kahra­ manlık destanlarında geniş biçimde kullanılmıştır. "Ey insanlan deli eden. Bu Savaş Ruhu'nun adını bildiren sözcüğe. onlara attığı oklar bile dönüp kendi vücutianna saplanırmış. kanlı geçecek büyük savaşlar öncesinde tören yaparlardı. akıllanın başlanndan alan İblis Kaan!" şeklinde çagnlara da rastlanabilir. akarsuyun ve ormanın kendi koruyucusu vardır. Şaman bile düşmanının mah­ volması için üç gün üç gece kamlık yapıp İblis"ten yardım isterdi. Savaş Hamisi'ni düşmanlann İçine salması sayesinde. Savaş Ruhu "lblis"in düşman yüreğine girerse düşmanın yenil­ mesinin kaçınılmaz olduğuna inanılırdı. Aslında sahipler sistemiyle bir çizgide birleşen bu ruhlar iyiliksever olup İnsanlara yardım ederler. Saygısızlık gördükleri zaman da o insana zarar verebilirler.Ruhu "İblis" çağırılırdı.

hem de "Ot içe" adını taşır. Saka Türkçesinde "iççi" olarak kullanılan bu ad. "eezi" ve "izzi" şeklinde de kullanılır. Hakaslarda. malik. İye) İDİ-İZİ: Türk dinî-mitolojik düşünce tarihi boyunca bilinen en eski anlayışlardan biri olup belli doğal objeleri koruyan. Dag Ruhu (Haya İçite) ve Göl Sahibi (Küel Içite) ruhlardır. "yiye". "sahip. Yol Koruyu­ cusu (Suol tçite). Buradan. Nesnelerin İçerisinde olan o mistik güçlerin doğasını bilmekle bu eşyalardan nazar boncuğu ve üzerlik gibi de yararianılabilinirdi. Şor Türklerinde İse "May İçe" denilirdi. Türk lehçelerinin ses özelliklerine göre. olağanüstü doğa­ sını aktaran güç" anlamında kullanırlar. "eye". Vİlayetname'de "içe" şeklinde geçen sözcüğü Oğuz dilini kaynak göstererek "evliya" diye açıklıyor. Hakaslarda ateşin sahibi. Araş­ tirmaalar. (bak: İdi-İzi. içerik. başka bir yerde "May Ezi" ve bir di­ ğer yerde de "May Ene" olarak adlandırılması bunun bir kanıtıdır. "İççi" kavramının "ezi. İççi ve içe anlayışlan arasındaki bağlılık ö n e çıkmış olur. maya" gibi birçok anlamda kullanılmaktadır. başlangıç. eezi ve issl" ile aynı anlama geldiğini ifade ediyor. A.İDİ-İZİ Yakut dilinde "içel** sözcüğü. Gölpınariı. Bir melek veya evliya olarak bilinen "Humay-Umay Ana"nın bir yerde "lmay Ice". onlann sembolü 25X . izi. Türk halklannın koruyucu ruhlar olarak bildikleri. Bu. Umay'a "lmay İçe". Yakutlarda "iççiler" içerisinde en çok saygı görenler. "İççi" sözcü­ ğü. dinî-mitolojik görüşlerle ilgili çalışmalannda "iççi" sözcü­ ğünü "nesnelerin içinde olup onun gizli gücünü. Melek veya evliya olarak tanınan tek bir varlığa hem "içe-iça" hem "ezi" hem de "ene" denilmektedir. hem "Ot İne". temeli Şamanizm çağlannda atıldığı ileri sü­ rülen evliya kültüyle. Onlann gazabına uğramamak ve gönüllerini hoş tutmak için çeşitli kurbanlar verilirdi. görünmez güçlere verilen addır. "iye". koruyucu. yeryüzünün her kanşını kapladıklanna ve bulunduklan yerin sahibi olduklanna inandıklan. bir nesnenin içindeki gizli güç. Bu mitolojik variık-ruh adlanna eklenen "İççite" sözcüğü­ nün aynısıdır. farklı eş­ yalarda olup onlara sahip olan ruh.

Kaşgarî aynca. sahip ve Tann anlam lan nda kullanılmıştır. bazen "z" ile yazılır. sonraları ise Şamanlzme karışmıştır. yüzyıllara art Türkistan TerslrTnde. *Lügat-i Çagatay-İ veTürkl-i Osmani"de ve diğer abidelerde de "idi". İzi ve Tann 259 . M. Ugan'la Tann kavramlan arasında hangi ilişki varsa. "Ugan Tengri" ifadesin­ d e . "izi" şeklinde kullanılan bu sözcü­ ğün "sahip. "IdiIzl" sözcüğü. Mitolojik varlıklar gibi. "Murwbbetname"de. hem sistem içinde gitmiş hem de sözün farklı sessel versiyonlannı türetmiştir. Genellikle Ülgen. Tann anlayışını ne ölçüde temsil edebiliyorsa. 12. ve 13. sahip" anlamında rastlanır. Türk lehçelerinde bunlara "t" ve "y" de ek­ lenebilir. Bu Dede Korkut Kitabı'ndaki Tann taala" ve "Allah taala" gibi terkiplerin aynısıdır. "ey izimiz" olarak çevril­ miştir. bazen "d". metinlerde "Idl-lzi". "izi" (Idhi) şekliyle geç­ miş ve "sahip. iye" ve T a n n " anlamında kullanılmıştır. 1917ye kadarki dinî metinlerde "Idzi ta'la" (izi taala) şekline rastlanır. Karahanlı ve Harezm Türkçesinde olan kaynaklarda (örneğin "Kutadgu Billg"de).İDÎ İZİ olan "eye-iye-yiye" olarak bilinen mitolojik varlıklann daha çok İslâm devri Türk metin ve sözlüklerinde rastlanan seklidir. "Idzi-lzzi" (izi) sözcüğü hem "sahip" hem de "Allah" anlamında kullanılmıştır. Görüldüğü gibi. Kaşgarî nin "Divan-ı Lügat-it Türk"ünde. Kayarkan veya Bayat anlayışı Yaratanın kendini değil. Türk lehçelerinin Özelli­ ğinden kaynaklanmaktadır. ' Kıssa-yı Yusuf da. Türk lehçelerinde farklı seslenme şekilleriyle yaygın­ laşmış olan bu anlayışın mitolojik a ğ d a n geçirdiği anlamsal aynşma. Tann" anlamında olduğu gösterilir. "İdi dergahı" İfadesiyle "Idl-lzi" anlayışındaki "Yaratana özgü olan sahiplik" anla­ yışı anlatılırdı. bu koruyucu ruhlarla İlgili inanışlar da ön­ celeri Tannalık dünya görüşü ile bağlı olmuş. T a n n "ya da "İzi" denilirdi" diye yazmıştır. Bu ses farklılığı karışıklıktan değil. Kütb'ün "Hüsrev ve Şirin"inde ise "izi atı birle başla sözünü" (İzi-Yaratanın adıyla başla sözünü) denilip. Kuranın es­ ki Türkçe baskı lan nda İse "Rabbena" sözü. "Atabet-ül Hakayık'da. "idi" şekliyle 'Tann. "IzT anlayışı da Tann kavramını o Ölçüde temsil etmektedir.

Onlann bütün aktiviteleri mi­ tolojik zamanla İlişkili olur. eski Türk dilinde Gökyüzü Tanrısının bir vasfıdır. onun sahiplik anlamından türemiş olduğunu düşünmek mümkündür. 26(1 . "İzi". Eski şekli "es" olarak da gösterilen İdi-!zi"yie ilgili başka bir fik­ re göre. Bazen ilk etapta demiurg veya kültürel kahramanlan birbirinden ayırmak zor olur. Ona göre. bu sözcüğün ilk şekli bazen "Edi" gibi gösterilir ve onun sessel verslyonlan. Bu kayda göre. Bu görüşün temelinde küçük âlemle (mikrokozm). Türk dilindeki "İdİ-lzl" kavramının dlger dillerde tam karşılığı olmadığı İçin. boylann ve soylann ulu ecdadı olarak bilinen mitolojik varlık. Bazı araştırmacılara göre. Türk dilindeki Tann adlan. "sahip. idi/izzi/izi sözcüğü. bu sözün Tann anlamıyla birlikte. büyük âlem ara­ sındaki uygunluk ve benzerlik olduğuna dair eski düşünce yatmak­ tadır. Türkler arasında kul­ lanılan Tann adlanndan. Abidelerdeki "İzi" sözcüğü de Tann kavramının tam karşılığı degll.İLK ATA kavranılan arasında da aynı İlişki vardır. yüzyıl Türk bilim adam lan nda n olan Fahrettin Mübarekşah'ın "Şecere-i Ensab" adlı eserindeki bir kayıt oldukça ilginçtir. T a n n " demektir. (bak: iye) İLK ATA: Mitolojik sistemlerde İlk insanlar. daha çok ""Onun Yaratan gibi sahipliğini. z. Arap ve Fars dilindeki Allah adlan na karşılık olarak kullanılan adlardan farklıdırlar. "İye-lssi" kavramına gelince. Kaynaklarda. yeryüzündeki ilk İnsanla bile aynı düşünülebilir. Bu bakımdan 12. ma­ lik" anlamında kullanıldığı gösterilir. en eski şekli "İdi" olan bu sözcük. Yaratılışla bağlı mitolojik görüşlerde ilk ata. onunla Arapça ve Farsça'daki karşılıklan arasında anlam farkiıklan var. Arapça ve Farsça'daki Allah adının karşılığı aşağıdaki gibidir: Tengri > Allah * Ulu Tengri > Hudavend • İdi > Hudavend Türklerin kendi dillerinde başlangıçta varolan Allah adlan na sa­ dık kalmadı klan "m anlatan bu kayda göre. idi>lyl>ü>i şeklinde sırala­ nır. yerin ve gökyüzünün sahipliğini" anlatır. Ancak İdi-İzİ"nin Tann anlamının. s değişmesiyle idi>izi>isi haline gel­ miştir.

hastalan iyileştirme hatta ölü­ mün elinden kurtarma.. Tann ilk şamanı gökyüzünde yaratmış. doğal ve kültürel kurumların korunmasında. yakılmak istendiği ateşin içinden sağ salim çıkabilme. yansı at. ölümden kaçma veya tannyla mü- '""'jipl w. herhangi bir doğan nesne veya ruha çevrilebilirler. Kültürel Kahraman) İLK SU: (bak: Su) İLK ŞAMAN: Yakut mitolojisine göre. yansı in­ san şeklinde gökten inmiş bir varlıktır. İslâm inanana göre de ilk insan aynı zamanda ilk peygamberdir. ilk cet sonradan kurtana işlevine kavuşabilir.H v'GTfc? Tf-f^l kut Atanın ölümden kaçma moti^ y a Üzerine İşlenmiş Atlı Şaman Tasviri fidir. 26> . İlk şaman. cadele şeklini almıştır. sonralan uzun ömürlülüge dcVıüşmekle birlikte. (bak: Cet.İLK Ş A M A N İlk ata da kültürel kahramanlar veya demiurgiar gibi dünyanın yaratılması sürecinde. İlk ata motifleri destan kahramanlannın en eski tipini oluşturur­ lardı. Yakutiann köke­ ni hakkındaki bir efsaneye göre. cemiyet hayatının düzene sokulmasında. evliya Kor. onlann ilk ceddi. ırmağın üzerinden uçarak g e ç m e gibi ola­ ğanüstü becerilere sahipti. törenlerin oluşmasında ve yasaların konulmasında iştirak etmişlerdir. Gökteki şaman * ebediyen yaşadığı için. onun ağacı da solmadan ebediyete kadar yaşayacakmış. bahşılann piri. Yani destan kahramanı aynı zamanda köken olarak ilk cetti. Destanlarda. Onlar öldükleri zaman. Bunun bir örneği. İlk şamanlann ölümsüz oldukları inana. mitolojik zeminde oluşan "Köroğlu" motifidir. onun evinin kapısının karşısında sekiz budaklı bir d e ağaç dikmiştir. Bunun bir OPir/örneğini.

N. körlerin gözünü açabilir ve ruh hastalannı tedavi edebilirdi. daha sonra hastalan tedavi etmeye başlarlar­ dı. Yakut­ lann İlk ecdadından olan "Ellek"ln oğluydu. ilk baharda görünüp. Kıpçak ve Nogay dillerinde görülmektedir. h e m ilk fala h e m de gelecekten ve bilinmeyenlerden haber veren ilk samandı. titrek ışık saçarak gökyüzüne yükselen bir yer ruhudur. yaş. Yakut şamanlan merasime başlamadan önce. Sonra oradan buzlann üzerine düşerek onlan eritir ve tekrar yerin içine girer. Bulgar karakterli "Zemire" adında bir motif mevcuttur. bu ruhun adını Kumuk dilinde "nem. Dmitriyev. O. su" anlamına gelen 262 . varlığıyla mitolojik Ulu Anayı sembolize etmiş veya Yer Ruhunu kendinde temsil etmiştir. Yaşlı insanlar da geleneksel olarak tarla işlerine "Emi­ n i n i n gelişinden sonra başlarlardı. Bunun sonucunda ısınmış topraktan buhar kalkar. İlk şaman. Imre. Adının "fal" anlamına gelen "ırk" kökünden de anlaşıldığı gibi Arkıl. göklere yollanan İlk şaman. Kumuk halk kültüründe. Bir mitolojik metne göre. Ölüp ditilen şamanlar hakkın­ daki görüşler de ilk şamanlann ölümsüz olduklanna dair İnançlar ze­ mininde oluşmuştur. kendi koruyucu ruhlannın yanına gitmiştir. Bu kavramın başka versiyonlan da Anlaut. (bak: Kam. Ekin işlerine bundan sonra başlanır ve hayvanlar ancak bundan sonra ot­ lağa gkartılır. Şaman metinlerinde. Adına sadece "Arkıl" da denilen bu ulu şaman ölüleri diriltebi­ lir. İnsanlann gözüne gö­ rünmez olduğuna inanılırdı. Ulu Ana İse mitolojik görüş­ lerde ölümsüz olarak betimlenmlştir. İmere veya Emire. koruyucu ruh olan bu ilk şa­ manı yardıma çağınr. "z" sesiyle. herkesten habersiz yola çıkmıştır ve hakkında söylenenlere göre. buhar. Şaman) İMRE-İMERE: Volga boyunda yaşayan Tatarlann geleneksel demo­ nolojik görüşlerindeki bir mitolojik motifin adı. ilk şamanın göklerden indiğine ilişkin gö­ rüşler yer aldığı gibi şamanlann göklere yükselme olayına da rastla­ nabilir.İMRE-İMERE Yakut İnanışlannda İlk şaman olarak "Aan Arkıl Oyun"un adı ge­ çer. Nogaylarda da "Emlre" adryla bilinen bu demonik varlığın.

sonra suda. Azerbaycan Türklerinin yaratılışla ilgili eski mitolojik Inançlanndan gelen ve Nevruz Bayramından önce. emlre" köküyle bağlıdır ve bazı sözlüklerde gösterildiği gibi. İNE K1IL: (bak: İye Kul) İNİSİASİYA: Pslkologlann. arkaik ve geleneksel cemiyetlerde kişilik sorunu inisiasfya merasimi­ nin başlıca içeriğini oluştururdu. Bu anlamda psikoterapistin şimdi gördüğü işi. eski Türkçede "duman. Bu kuramlann işlevi. Bazı araştirmaalar da bu temele daya­ narak aynı sözcüğü. Bireyi daha çok talihin ümidine bırakan ve onun iç dünyasında ortaya çkan değişmelere pek önem vermeyen teknokratçı kültür taşryıalan olan şimdiki cemiyetlerden farklı olarak. ikind cemre bundan 7 gün sonra suya. Halk takvimine göre birind cemre. Büyük olasılıkla buradaki "cemle" de köken itibanyla "imir. psikanalistlerin. eski cemiyetlerde bir "hayat laboratuan" niteliğinde olan Inlsiasiya me­ rasimleri yerine getirirdi. sis: kara bulut" anlamı­ na gelen "Emir" ile karşılaştırmışlardır. filozof ve ilâhîyatçılann da dikkatini çeken ilkel çağ Inlsiasiya merasimleri. onlann diğer insanlarla ilişkilerini belir­ leyerek. Eski uygariıklann her birin­ de cemiyet üyesinin manevî âleminin kaygısını duymanın iradesi olan ayn kurumlar vardır. 263 . şubatın 20'sinde havaya. kişiliklerin oluşumu ve cemiyette kendi yerini alması sorunu İle doğrudan bağlıdır. üçüncü cemre ise martın 6*sı nda toprağa düşer. Imere. önce hava­ da. onun Arap dilinden geldiğini söylemek doğru olmaz. Kısacası psi kanal ist bir içerik taşır. en sonunda da toprakta meydana geldiği zannedi­ len sıcakJığın artması" şeklinde açıklanan "cemre" sözcüğü var. Bu merasimlerin önemli bir bölü­ münü ise mitolojik metinler oluştururdu. cemiyetin ruhsal dengesini sağlamaktır.İNİSÎASİYA "Zemre"yle ilişkili vermiştir. bireylere toplumsal davranış normlannı aşılamak. psikoterapistlerin. Anadolu Türklerinin dilinde "Şubat ayının başlan nda. yılın son çar­ şamba gününde yapılan "boz ayın dört çarşambası "m bildiren "cemle" sözcüğü de "cemre" ile aynı sözcüktür.

boyun ve soyun kutsal tarihinden. kutsal merasim ve oyunlardan ve buna benzer unsurlardan ibaret olurdu. çırağın Öbür dünyada olduğunu sembolik olarak can­ landırıyordu. öbür dünyaya gidip dönmek ve ölüp-dirilmek gibi algılanırdı. Evrensel kültürel bir olay gibi.İNİSİASİYA Geçiş yaşıyla İlgili inisiasiya merasimleri. Çırağa yeni bir konum kazandıran bu bilgiler onun toplumsal konumunun temelini oluştururdu. kutsal dünyayla bağlı bilgilerin kazanılması ve Tann vergisi olayı olarak al­ gılamaktaydılar. Bu da çırağın konuma geçmeden ön­ ceki konumunun geçici olarak yitirilmesi ve ardından farklı bir top­ lumsal konuma yükselmek İçin. yani cismen yenilenmesi. Ölüm motifi şu şekilde canlandınlırdi: Önce şekilsiz bir varlık. kemale ermiş. "kuş dili" şeklindeydi. Sembolik olarak yaratılış çağını yeniden can­ landıran bu bilgiler. Bu bakımdan inisiasiya merasimleriyle mi­ tolojik metinler arasında yapı ve anlam itibariyle yakınlık vardır. çırağı yutardı. Çırağın sembolik ölümü ve ardından yeni haliyle dirilişi. ulu ata ve mitolojik kahramanlann faaliyetlerin­ den. ruhlann adlanndan. geniş bir anlayıştı. yakınlannı tanıyamaması ve yiyip içmeyi bile becerememesi gibi durumlar. ruhen de yeniden 264 . Merasime katılan çırak. olanlan hatırlamaması ve başka bir deyişle hafızasını yitir­ mesi. atalar dünyası ve gaip âlemle ilgili gizli bilgilerin verilmesiydi. Onun bilincinin yitirilmesi. mera­ sim boyunca geçiş aşamasını yaşardı ve bu olay sembolik bir şekil­ de kendi ifadesini çırağın toplumsal İlişkiden mahrum kalarak tek başına yaşamasında bulurdu. dönü­ şümlü zaman düşüncesiyle yaşayan eski Türklerde. Kutsal dünyayla ilgili bu bilgi kapılannın çırağa açılması. ejderha veya dev. Geleneksel kültürlerin taşıyıcıları. yeni bir dünyanın eşiğinde dayan­ dığını sembolize ederdi. Sonra onu büyü­ müş. atalar dünyasında büyülü güç ve kutsal enerjinin olduğuna inanılırdı. Tüm bunlar ise bir gizli dil. yetişkin biri olarak geri verirdi. İnisiasiya merasimlerinin başlıca özelliklerinden biri çırağa. bireyin toplumsal konu­ mundaki değişikliği temsil ediyordu. bu sembolik ölümü. Çünkü. Hem inisiasiyadan geçen grağın ölüp dirilmesi. İnisiasiya merasimi sü­ recindeki bu ölüm. inisiasiya merasiminin başlı­ ca içeriğini oluştururdu.

Bu olay çırağın. grağın ruhsal yeniden kurulma yolunda attığı her adımın kendine özgü anlamı vardır. içerik olarak ilkel cemiyetin kendi kültürel tarihî deneyimleri­ dir. Adın değişimi. sihirli güçlerin taşıyıcısı rolüne bürünür. artık adi ölümlüler dünyasıyla kut­ sal olanları arasında. kutsal tarihinin koruyucusuna dönüşür ve bundan böyle. karaya takılanlardan tutun da bedende çizilen resimlere kadar hepsinin sembolik anlamlan ya­ nında.İNİSİASİYA kurulması hem de olağanüstü güçlerden eğitim alması için öbür dünyayla İlişkide olduğu anlamını taşır. Çünkü. Çünkü bu gücün kendisi de kaynağına göre atalar dünyasına bağlıydı ve gücünü oradan alırdı. Bu kri­ zin yetişkinlik çağına adım atmakla ilgili olup. Çırağın yeni toplumsal konumunu be­ lirleyen Inisiasiya merasiminin unsurlanndan bir kısmı. Bu bilgilere sahip olan kimse. Kültürel gelenekleri oluşturan İlk atayla bağı mito­ lojileri canlandıran ve ilk yaratılış çağını yeniden sembolize eden bilgiler. Törenin önemli bir parçasını oluşturan bu semboller. Bu ad. Gerçekten de inisiasrya merasiminde boyuna asılanlardan. düğün mera­ simlerine de geçmiştir. sadece gizli ve kutsal olmalanyla ölçülmüyor. Inisiasiya merasimi zamanı kapısı arağın yüzüne açılan kutsal âlem bil­ gileri. Inlslasiyada topluluğun kat ettiği hayat yolu. olmaması ise soru265 . onun toplumsal konumundaki değişikliği de aktanr. ce­ miyetin geleceğiyle ilgili sorumluluk taşır. dünyanın bütün görünümünü aynı biçimde kavramaması için gerekliydi. törendeki sembol­ ler yardımıyla temsil edilen ömür yoluyla kesişir ve bireyin yalnız­ ken sürdürdüğü yaşamına toplumsal anlam kazındınlır. ırkın davranış normlarını ve cemiyetin kendine özgü kültü­ rel değerlerini belirleyip düzenlediği İçin değerlidir. artık bu gizli bilgilerden ibaret. ayrıca müptedinin iç âleminden ortaya gkan değişiklikleri de sembolize eder. Müptedinin yeni toplumsal konumunu oluşturan işaretlerden bi­ ri de onun yeni ad almasıdır. Geçiş yaşı ile ilgili merasimler ruhsal İçeriği itibariyle kriz özelliği taşırlar. İnislasiya merasiminden geçen grak. "aziz ve kutsal geçmişle bağlı" bu bilgilerin değeri. insanın İç âleminin ye­ niden kurulmasında bir psikoterapi görevi görür.

bu an­ lamda inisiasiya merasiminin psikoterapik özelliği dikkat çeker. Tüm inisiasiya merasimleri. Bütün bunlar araştırmacılara. Gençler cemiyetin tam hukuklu vatandaşı olmak için sınavdan geçirilirler. bugünkü psikoterapide kullanılan psikodramlan bir tutmak şüphesiz doğru olamaz. eski inisiasiya merasimlerinde yaşananlar da ne geçmişteki ne de gelecekteki gerçeklerle ilgilenmiyordu ve tek ilgilenilen gerçek. Burada edinilen bilgilerin adi ölümlü­ ler dünyasına sızdınlmasının. eski cemiyetler kayıtsız kalmıyorlardı. Örneğin. yaşam tarzı ve hayat şartlanndan kaynaklanır. Bugünün psikoterapik psi kod ramında olduğu gibi. Azerbaycan hikâyelerinde. İlkel psi kod ramlarla. Çırağa aktanlan bilgiler gizli bilgiler. ağrılı sınavlardan geçmek ise eski cemiyetin kendi doğasın­ dan. ergenlik çağının kendisiyle birlikle getirdiği krizlere. Motifli düşünce tarzının hakim olduğu İlkel cemiyetlerde. Cemiyetin "tam hukuklu" üyesi olacak biri. sembolik olarak ölüler saltanatında olmaktan çok. günümüzdeki topluluk­ lardan farklı olarak. "aziz ve kutsal geç­ miş" ile bağlı olduğundan. toplumsal değerler edinmenin yoludur ve bu yolda yeni şekilde doğmak için. Kökleri itibariyle inisiasiya merasimlerine bağlanan çok sayıda hikâye motifleri var. Eski cemiyetlerde dinsel hayatın başlıca içeriklerinden birini er­ genlik çağına geçmek İçin yapılan inisiasiya merasimleri oluşturur­ du ve topluluk üyesinin gelecek hayatının nasıl olacağını da bu me­ rasimler belirlerdi. toplumsal değer taşırlar. ilkel İnsan gözünde ne gibi felaketlere yol açabileceğini düşünmek bile mümkün değildir. bir hikâyeye gö266 .İNİSİASİYA nun başka bir tarafıdır. Ancak ortada olan bir gerçeğe göre. kahramanın belli bir yaşa ka­ dar ışık olmayan yerde yetiştirilmesi veya kuyuya sallanması motifi de köklerini bu merasimden almaktadır. Ancak bu bilgi­ leri tam olarak sözle ifade etmek mümkün olmadığından daha çok hareketlerden yardım alınırdı. Acı verici. gerçekte oradaymış gibi kavranı­ lır. şimdi yaşanmakta olandı. İnisiasi­ ya töreni. sembolik olarak yeniden başlangıca dönmek gerekir. cismen ve ruhen yenilenmeliydi. Ancak genel çizgilerinden söz etmek mümkündür. İnisiasiya merasim­ lerinde psikodramanın eski versiyonlannı görmek olanağı vermiştir.

Bu olay da inisiasiya merasimiyle ilgilidir. aklrnı yitirmiş halde uzanır. Bu ölüm kendi ardından nitelik olarak yeniden doğmayı getirir. ruhlar şaman adayının bedenini parçalayarak kazana atıp pişirirler. Gelecek şamanın doğranması sonuç olarak. Bu. Şa­ man halk kültüründen anlaşıldığına göre. Hatta atası tara­ fından bedeninin parçalandığı bile geçmektedir. Çünkü bu bağlılık. Yeni­ den doğmak ise bolluk ve bereket düşüncesinin bir iradesi olup. Şamanizm!. Propp. Sonra onun organlannı çıkanp yeraltı dünyası ve gökyüzüne bağlanabilecek şeklide yeniden kurar­ lar. V. destan ve hikâyelerde kahramanın dağın başına tırmanması şeklinde rastlanır. görünürde farklı uygulamalan olan inisiasiya İle 267 . yeni konumunu ise daha bulmamıştır. Kahraman geçmişini yitirmiş. inisiasiya merasiminin bir sonraki aşaması olarak agklamıştır. anlamlan hafızalardan silindiği İçin açıklanamayan bazı kutsal işaretlere rastlanır. Ancak bu işretlerin ilkel merasimlerde sembolik anlamlan olmuştur.İNİSİASİYA re. kam olarak seçilecek in­ san. fnisiaslya merasiminden önce hastalanır ve bir süre ruhlann emrini yerine getirmekten kaçınır. Inlsiasiya merasimine. Türk sûfiliğinde sonra­ lan "bedenin dünya kokusundan kurtulması" gibi anlamlandırılan bu süredn sonucunda. geçici ölüm olarak kavranılan olayın İzidir. Inlsiasiya merasimlerinde zaman zaman. Bu da Şamanizmin kendi ideolojisine uygundur. Sihirli hikâyelerde kendi adını bilmeyen kahramanlara da rastla­ nır. İçindeki ejderhayı boğan bir sufi kadar. Bilim adamlan. şaman da dünya kirinden kurtulmaya çalışır. geleceğin şamanı görünen âlemle olan bağ­ lılığından kurtulur. Sonra kemiklerinden ayırarak yerler. Böyle bir kahraman çeşitli canlı varlıklann kılığına girebilir. onun yeni konumunun oluşma­ sını sağlamaktadır. Çırağın Inlsiasiya merasimindekl durumu. Şah ismail'in gözlerini çıkanrlar. Şamanizmde hastalık olarak kavranır. gizil ve kutsal dünyayla ilişki­ ye girmenin önündeki en büyük engeldir. kuyuya sallarlar. Dağın zirvesine vardığında. şaman olacak çırağın ba­ şını kesip yüksek bir yere koyarlar. Çünkü kahraman ge­ çiş aşamasındadır ve buna göre de kendi adını hâlâ bilmemektedir. hayat yaratım gücünü temsil eder. Veya. Ruhlar.

inisiasiya merasimleriyle kryaslanamaz. Hatta bazı yorumculara göre. işlevseldir. kültürün kendi içinden gelerek inisiasi­ ya merasiminin doğasını gerçek bir şekilde aktanr. Psikologlann da vardığı sonuca göre. insanın ruhen yaşadığı İkinci doğuşudur.Mitolojik Bütüncül) İSKENDER ZÜLKARNEYN: Türk halk kültürü geleneğinde Dirilik Su­ yu. Mitolojik görüşlere göre. insanın cismen olan birinci doğuşu. Buradaki bağlılık genetik değil. Ancak hiç şüphesiz onun gelişiminde O ğ u z Kaan motifi. psikoterapi: İnisiasiya me­ rasiminin şimdiki şeklidir.İNVARİANT psikoterapi arasındaki bağlılıktan defalarca söz etmişlerdir. kişinin yeni ruhsal doğuşunu kolaylaştırmak amaanı güdüyordu. daha önceleri Oğuz'a ait olan İşlev ve özelliklerin zaman içinde İs­ kender'e ait olunması da bu görüşü onaylar. Araştırmaalann kanaatine göre. ölümsüzlük ve ebedî hayat arayışryla ilgili karakterlerin adlarıyla ilişkilendirilen mitolojik bir motif. Vani Mehmet Efendi "Araisül-Kuran ve Nefaisül-Fürgan" adlı Arapça vaaz kitabında. itici rol oynamıştır. Psikoterapi. İnisiasiya merasimleri de eski cemiyetlerde. iskender Zülkameyn ile tarihten bildiğimiz Makedonyalı İskender arasında bir ilişki yoktur. Kırgıziarda da benzer tipli geçiş merasimine verilen "gözünü açma" anlamlı ad. İskender Zülkameyn'in Oğuz Han olduğunu söylemektedir. eski ve geleneksel cemiyetlerde inisiasiya merasiminin doğasını anla­ mak bakımından etnik-kültürel sistemin içinden gelen adlan incele­ menin de büyük önemi vardır. Onun için. Türk kültürel geleneğinde. İsmail Hakkı Danİşmend de bu fikre katılanlardandır. İNVARİANT: (bak. Kesin ve son do­ ğuş. yaşla ilgili geçiş dönemlerin­ de kişinin psikolojik yapısının yeniden kurulmasına yardım a m a a taşır. Bu motifin oluşmasında hikayelerdeki unsuriann rolü büyük olmuştur. Hatta kişiliği yeniden oluşturarak onun karşısına gkardığı olanaklar bakımından psikoterapi. onun gerçek doğuşu değildir. cemiyet hayatında oynadığı rol g ö z önünde tutulduğunda. Birçok Türk halkında olduğu gibi. Kuran'da Zülkameyn (iki boynuzlu) 268 .

iskender vermiştir. i (Sagaycada). ize (Koybal Türkçesinde). ece (Türk ağızlannda) ve benzerleri. efsa­ nevî kahraman iskender motifini yaratırken en çok Türk efsanevî ge­ leneğine dayanmışlardır. Böylece iskender motifinin oluşumunun temelinde Oğuz Kaan motifi bulunur. Eski Türkçe söz­ lükte. Türk Tannalık görüşleriyle ilintilendlımektedlr. belli doğal objelerin koruyuculan veya sahipleri sayılan varlıklann genel adı. e g e (Altay metinlerinde). Sonralan bütün Oğuzlara ait olunan bu adın Türkmenlere verilmesi. Nevaî ve Kaşgarî gibi yazarlar. "İdi" şeklinde rastlanan "İye" sözü. (bak: Oğuz) İYE: Eski Türk dinî-mitolojik düşüncesindeki gizli doğa güçlerine olan inana anlatan. eye (Başkurtlarda). Örneğin. İzi-iye sözcüğünün idi ve ige versryonlan gösterilir. Mete Oğuz Han'dır. ike (Kazak metinlerinde). çağdaş Türk lehçelerinde değişik şekillerde kullanılmıştır. Nizamî. Yesevî. İskender de Oğuz gibi boynuzlu betim­ lenir ve her ikisi de dünyayı fethederler. Kısacası koruyucu ruhlar. birer koruyucu ruh olan iyeler İnananı. büyük Türk hakanı. is. eski Oğuzname'nin kahrama­ nı olan Oğuz Kaan motifiyle bağlı olduğunu yazmıştır. Kazak ve Nogay Türkçesinde). Oğuzlann bir kısmına Türkmen" adını. ryka. iskender'in başlangıçta ilk ulu cet Oğuz Han motifiyle ilintililiğinin bir göstergesidir. Eski Türk yazılı abidelerinde. Dirilik Suyu'nun ardından karanlık âleme gider.İYE adıyla hatırlanan kişi. Tatar ve Altay metinlerinde. ee (Aİtaylar ve Türkmenlerde). M. yiye-eye (Azerbaycan Türkçesinde). eke (Uygurca'da). eka (Özbeklerde). İye (Tatarlarda). İe (Kırgız. Bu inanan Şamanlzmle il­ gisi. ike (Özbek ağızlannda). issi (eski Osmanlıca'da). Kaşgarf nin "Divan-i Lügat-it Türk"ünde geçen hikâye ve ri­ vayetlerden de anlaşıldığı gibi. Mitoloji uzmanları. le fjuva Türkçesinde). içel (Saka Türkçesinde). Geleneksel efsanelerde. "sahibi" anlamında. ezi (Hakasça. Türk âlimi Kocatürk de İskender motifinin. sonraki çağlara aittir. es (Kumuk dilinde). Çünkü soylara ad verme olayı kültürel kahraman ve ilk cet olan Oğuz'a özgü bir işlev­ di. Oğuz bütünlüğünden türe­ me olan iskender. iye (Karakalpakcada). 269 .

bağın sahibidir ve bağda yaşar. çok tutumlu olan bu varlıklar. başındaki "y" harfiyle abi­ delerde rastlamak mümkün değildir. Mitolojik anlamsallığına gelince. Ancak iyeler­ le. evi abat edip. Her zaman insan lan n malı­ nı çalıp. köken olarak. Çünkü. Bağ iyesi. neyin İyesi iseler onun sahibi de olup onunla yaşarlar. Bu sözcüğe. "yeryüzünde. Her şeyin kendi iyesi var. Azerbaycan mitolojik metinlerinde İyelerin yaratılış itibariyle ha­ yırsever olduklan anlatılır. Bunlar yüksek sesle de söylenebilir. Bu iyeler bize görünmezler. "Bizden Yeğler" ise her yerde yaşarlar. hoşlanacak ve bu insana her zaman yardım edecektir. Geleneksel dinî-mitolojik görüşlere göre. ağaç alönda ve su başında. pirincini. Su İyesi'dir. iyilik ve kötülük yanlısı olmak üzere İki gruba aynlmıyoriar. ses ar­ tımıyla ilgili bir olay olabilir. Her şeyin kendi iyesi vardır. Onlar çok iyiliksever varlıklardır. çkarken ise "Selamet kal ey Bağ İyesi. ev sakinlerini mutluluk içinde yaşatacaktır. "Bizden Yeğler" İnsanlara her zaman zarar verirler. yine geleceğim" denilir. En çok da karanlık. Onla­ rın yanına gidildiğinde "selam" verilip. yolu uğurlu yapacak. Kısacası.İYE "Izi-issi" anlayışına Kumukçacla "yeye". iyelerle konuşmada belirli gelenekler korunur. O. Örneğin. yaratlışlan itibarıyla hayır­ sever olduklanndan.. Bağ İyesi olmaz. Ancak "İyeler" öyle değiller. Bağ İyesi hep­ sini duyacaktır. hara­ be yerlerde." "Bizden Yeğler" de görünmüyor. Gözümüzle gördüğümüz her şeyin bir iyesi vardır. Burada sözün başındaki "y". İyelerin en önemlisi. kutsal ve aziz olanla bağlıdırlar. ürünü bol yapacak. bir şeylerini alırken izin istenilirse. içten de. ey Bağ İyesi. Ama iyeler. "Bizden Yeğler". aynlırken "selamet kal" de­ nilirse. suda yaşar. Sabahlan erken270 . Suda veya dağda. Bağ İyesi. Sadece onlara karşı saygıyla davranıldığı zaman. Bunun için. "Selam.. Saygısızlık gördükleri zaman da zarar verirler. yağını götürüp pilav yapıp yer. Azerbaycan Türkçesinde ise "yiye'' şeklinde rastlanabilir. "Bizden Yeğler" arasında fark var. bir kanş yer bile ryesiz değil. hiçbir şeyin sahibi değiller. Örneğin. ben gittim. Ev İyesine İyi davranılırsa.". bağını suvarmaya geldim. Yol İyesi. hayır getirirler. giysisini çalıp giyer. Bir bağa girilirken.

Onla­ nn gerçek görünüşlerini şamanlann kendileri bile göremezler. Ancak "İye Kul" onlara dahil değildi ve şamanın yaptığı merasimlere katılmazdı. [yelerin zararsız olanı da vardır. baş koruyucu ruhlan olan "İn KııPın normal İnsanlann gözü­ ne görünmemeleri için insanlann gözlerini dumanlandınp karartır­ lar. cinlerden farklı olarak insan kılığında olan ruhlar vardır. in­ sanlann gözüne her türlü hayvan kılığında görünebilir. örneğin Su ryesi'ni hiç kimse gelmemiştir ve nasıl olduğunu da kimse bilmez. Dağ İyeleri ise İnsandan çok çok büyük olurlar. Şamanın yardıma ruhlan çok olabilirdi. Türkmenlerin geleneksel demonolojik görüşlerine göre. (yelerin adlan. Diğer Türk halklanndan Hakaslann inanışında İse bu iyelerin ço­ ğunu. Şa­ manlar. koruyucu ruhlarla aynı işleve sahipti. Onlara 'İye". ona selam verilir. Onun İşi. jye) İYE KIIL-İNE KIIL: Yakutlarda şamanın öbür dünyada yaşayan ruhu­ nun adıdır. Hiçbir zaman suya tükürülmez. Şaman mitolojisinde baş koruyucu ruhun taşıdığı addır. İyelerin olduklan yerin sa­ hibinin ve ruhunun adıdır. Türk mitolojik düşüncesinde. şaman efsane ve söylemlerine göre. Suya pissu bırakılmaz. İnsanlan ormanda kaybettirten iyeler. Adına "İne Kııl" olarak da rastlanan bu ruh. daha sonralan acıklı ruhlara dönmüşlerdir. Bazı anlatımlara göre. Ama genel olarak bu iyiler. Önceleri iyi­ liksever olan bu ruhlar. vahşi hayvan görünümündedir. Kirplksiz ve kaşsız olan bu varlıklar. belli yerleri koruyan. dnlerie bir tutulur. şamanın sağ­ lığını korumaktı. (bak. herhangi bir hayvanın kılığına girebilirler. şaman efsanelerine göre. gizli doğa güçle­ rine inanan bir ifadesi olan ve birbirine çok yakın veya hatta aynı İş­ levleri yürüten iyeler hakkındaki görüşler. İnsanlann yüksek sesli gülmesinden ise nefret ederler. Bu özellik ru271 .İççi: İdi-lzi. avcılann hikâye anlatmasını severler. farklı Türk halklannda ol­ dukça zengin ve rengarenk sembollerle doludur. olduklan yerlere ise "İyeli" denilir.İYE KIIL-İNE KUL den suya gidildiğinde. Su İyesi küserse. Bir bütün olarak. sadece bir ad değildir. Baş koruyucu ruh olan "İne Kııl". insanlara zarar verebilir. Şamanın kendi ruhu.

Şaman yumurtadan çkar gkmaz. dağlarda. Ama dayanama­ yıp bir yıl yatarsa yumurtadan çıkacak şaman. Şaman ruhunun terbi• yedsi olan "fye Kııl"ın rolü. şamanın hayvan şeklinde betimlenen canıdır. eski inisiasiya merasimindeki ana kültü­ nün oynadığı role benzer. taşlarda gizlen­ miştir ve oralarda da yatar. onun "İye Kııl"ını hiç kimse bulamaz. demir gagalı kocaman bir kuş olur. ancak kendisinin bile net açıklayamadığı "İye Kııl" kavramı. Etnograflar ve Türk din tarihçileri tarafından dikkati çeken "İne K J I I " kavramının Yakut Şamanlzminde neyi ifade ettiği sorusunun yanıtı hâlâ tam olarak bulunmuş değildir. İnan. "ana hayvan" onu. "ine Kııl" şamanın istediği hayvan kılığına girip onun gözüne görünür. O. Şaman metinlerine göre şamanı dünyaya getiren. "İye Kufin başına gelen her şey. "İye Kııl" yaralanırsa. Sonra bu kuş yumurtanın üstüne yatarak şaman doğurur. tek kollu ve tek gözlü iblis şaman kadına verir. şama­ nın da başına gelir. Bu konuyu araştıran A. Yakutiann inanana göre. bir "ana hay­ v a n d ı r . İlk V. "Ana hayvan" kartala dönüşüp. mümkün olduğu kadar yerlerini belli etmemeye çalışmalandır. "İye KııTın bir versiyonu sayıyordu. yetiştirilmesi için tek ayaklı. Seroşevski'ye bunu anlatan Tüspüt" adında bir samandır. yuvaya oturup yumurtlar. çok güçlü olur. "Divan-1 Lügatıt Türk'teki "Perl-eş" ve bugünkü Kazak-Kırgızlann "Arvak-eş" de­ dikleri "hayvan ruh" ile çok yakın bağlılığı olduğunu tahmin etmek­ teydi. Kuş yumurtanın üs­ tünde üç yıl yatarsa doğan şaman. 272 . Altay Şamanizminde "Yula" denilen ve cesetten aynlarak yaşayabildiğine inanılan ruhu. Şamanın hayvan kılığında betimlenen ruh arkadaşı "İye Kııl". Ya­ kut Şamanizminde hem şaman ruhunun terbiyecisi hem de şama­ nın ruhsal yol arkadaşı olarak düşünülmüştür. O. dal lan nda yuvalar kuru­ lu olan bir çam a ğ a a uzar. O şamanın söylediğine göre. Bu kavramın tam açıklamasının bulun­ maması ndaki bir sebep de şamanlann kendi "İye Kııl"lannı gizli tu­ tup. Seroşevski'nin tespit ettiği. şaman vücudunun bir yer­ lerinde ağnlar duyar. Yakut "İye Kııl"ının. Yani. Uzak Kuzey'dekî bir anlatıma göre.İYE K1IL-İNE KUL hun taşryıcısı olan samandan kaynaklanır. zayıf bir şaman olur. Onun ölümü de şamanın ölümüdür. O.

bu ruhu yaratan. Türk etnik kültürünün kendi doğasından kaynaklanır. dokunulmaz. belli doğal objeleri temsil etmişler. kutsal ve nur yüzlü olanla bağlı ilk anlamını ve başlangıçtaki mitolojik İçeriğini koruyan. tannlar ve ilâhlar gibi iradele­ rin kullanılması. Yunan ve ya Rumlann dilinde olduğu gibi tannlar grubu oluşturarak. mitolojik "ana hayvan" saltanatında ve onun koruyuculuğu ile hayata geçirilir. yeni bir nite­ likte dirilmesini sembolize eder. doğuran veya yetiştiren koruyucu ruh. koruyucu ruhlann etnikkültürel gelenekte taşıdıklan "sahip" anlamlı adın diğer bir şekli. "Dag Tanrısı". "Yer İlâhi". İYE-YİYE: Türk halklannın geleneksel demonolojik dünya görüşün­ de önemli bir yer tutan göze görünmez. Bu anlamda "izi-iye" olarak bilinen varlıklara "Su İlahesi". Nogaylarda su iyesi "suv iyesi". İYEHSIT: Eski Yakutlann doğum ilahesi olarak taptıklan mitolojik bir varlık. İnanışa göre bu İlahe.İYE-YİYE Çırağın inisiasiya merasimine katılması. Mitolojik anlayış gi­ bi kendi ölçüleri olan "izi-iye" yerine. hamile kadınlara d o ğ u m zamanında. Böylece Yakutlann "rye Kııl"ı Şamanın öbür dünyada yaşayan ruhudur. Allahlar veya tannlar olarak verilen bu mistik güçler. Buna benzer işlevi "rye Kııl" da yerine getirir. Gelenekte bu anlayışın yerine "Su İyesi". onun ölüp. Türk din düşüncesini doğru olarak tanımlayamadığı gibi. yer iyesi "yer iyesi" ve gök ruhu "kök iyesi" olarak adlandınlmıştır ve 273 . "Ön Türk" ça­ ğından bu yana aziz. ev İyesi "uy İyesi". bir­ birine benzetilir ve şaman bu ruh aracılığıyla öbür dünyaya atlayabilir. ona putperestlik şeklinde çoktannlı bir din görünüşü verir. ölümlüler dünyasıyla ilgili anlamlan daha sonralan ortaya çıkan ve bugün bile geleneksel düşüncede yaşayarak eski "idi-izi" ile genetik yakınlığını koruyan bü mitolojik varlıklar. güçlü gülüşlertyle yardım eder. Aynı süreç. tek genel bir sistemde birieşmiyor. "Yer İyesi" ve "Dağ İyesi" gibi adlar var. Geniş bir şekilde yayılmasından da anlaşıldığı gibi. Yanlış olarak ilâhlar. Örneğin. Çırağı terbiye ederek yeniden ku­ ran ve yeni nitelikler kazandıran da "İye Kııl"dır. şamanın kendi ruhuyla. "Yol Tanrısı" gibi adlarla hitap edilmesi.

Köprülü. tüm yaratıImışlann yaratıcısı olan en ulu varlığın "Ee Kayrakan" adında korunmuştur. " e e " şekliyle Bu rya t şamanlar topluluğunda. Eski Türkler. Bu "iyelerin" adlan çoğu zaman Tann niteliğinde kullanılmış ve yanlışlıkla "tannlar. Yaratılış süreciyle bağlı bu ruhun. "egf. "ertrusk" yazılanndaki "leşi" sözcüğünü de "iyesi" şeklinde anlamlandırmışlar. Çünkü bunlardan hiçbir kötülük gelemezdi" derken. "İye" anlayışının ilk anlamı olan "koruyucu ruh". aslında tannlar pante­ onunun uzun bir zaman halk hafızasında korunmuş eski tannlan ol­ duğuna dair görüş de yanlıştır. Bu yüzden de Türklerin çok sayıda tannya inandıklan İddia edilmiştir. Kaynaklarda ve sözlüklerde ("EtTöhfetüz Zekiye"de). Her biri. sahab) anlayışı. hiyerarşik bağlılığ içerir. Ve hakkında ko­ nuşulan bu mitolojik varlıklar da koruyucu ruhlar. bir 'Tann" veya "Tannça" yahut ikinci dereceli bir ilâh değil.İYE-YİYE bu iyelerden her birinin de kendi nitelikleri vardır. Altun-Yarung abidelerinde "rya" şeklinde kullanılmıştır. Koruyucu ruh olarak bilinen bu varlıklann. "Kelile ve Dimne"de de "Idl-lzi" ile ay­ nı kökten olan "Is" sözcüğü ve Moğol sözlüğü olan "Mükaddimetül Edeb"de ise "sahip" anlamına gelen "i" harfi var. evliyalar veya "iyelerdirler. Türk dinî-mitolojik düşüncesinde sehven "ilâh" veya "tan­ rıça" denilen ve aslında doğal unsurlan sembolize eden mitolojik varlıklar olan "iye"ler arasında herhangi bir hiyerarşi yoktur. Örneğin. doğada var olduğuna inandı klan gizli güçleri "İdiİzl-lye" adıyla adlandınrlardı. "İzi-lssi" anlayışıyla bağlı olduğunu söylemek mümkündür. her tarafta varlığı hissedilen "lezi" adında bir ruhun adı geçmektedir. Türkler. koruyucu ruhtur. F. herhalde "idi" kavramından "rye"yi kastederek bahsetmiştir. Türk etnik274 . Teleut halk kültüründe dünyanın yaratıldığı çağdan bahsedildiği zaman. "rye" anlayışı. Umay ve Al. Eşe­ ğe Malaan dahil. ruhlar" denilmiştir. sahip olduğu yerde yaşar. eye. Araştirmacılar. Yani. Panteon. "idi" ve "iye" gibi rast­ lanan "İye" (yiye. adı neyi İfade ediyorsa. Tann'yı ve ikinci dereceli ilâhlar olan idi'leri kor­ kunç görmüyorlardı. kendisi de odur. Halbuki. doğal objelerin temsilcisi olup. onlann sembolik iradesi sayılan mitolojik varlıklara bağlı olmuştur. melekler.

"su". arkaik efsane. onun ardından orada hizmetinde olan varlıklar da yere serpildiler. örneğin. Arkaik düşünceye göre. Mitolojik doğalan itibariyle. Bu İye­ ler olduklan yerin sahibi sayılırlar. Orhun-Yenisey yazı lan ndaki "idi" için de geçerli olabilir ml?" diye sorar. boş" anlamında kullanılan "ıssız" sözcüğü­ nün de temelinde "iye. Aksi halde onlann gazabının kurbanı olunabilirdi. bu yüzden de bazen melek. evliya ve benzeri adlarla karşımıza gkarlar. "Yer iyesiz olmaz" deyimi de bu yüzdendir. E. dua ve beddua gibi halk kültürü olan metinlerde korunmuştur. ruh" anlam­ lannda geçen bu varlıklann kökenlyle bağlı bir Aitay-Sayan mitolo­ jik metninde şöyle deniliyor: "Erlik göklerden İndirildiği zaman. yüzyıllara alt "Ibn Kabir Tarihfnde de "issi" ve "iye" eşanlamlı söz­ ler olarak kullanrlmışür. İnanışa göre." Bu sözcük. "iye" sözcüğünün "ega" köküne bağlandığını savunur ve "Bu söz. Değirmenler ve hamamlann iyesi. Güçlü şamanlann gömüldükleri yerlerin sahibi olup. Bunlarla ilgili inanışlar. dnler ve "lyeTer arasında faik var. malik" anlamında "iye" ve "is" şekillerinde kullanılmıştır: "Kanturalı Cemal ve Kemal iyesi yiğit idi" Ve "Zira Dede Koıkut vilayet issi İdi. dag düşen ise "dag" İyesi oldu. bu arazilerin İyesi sayılmışlar. rivayet. Nedp. Kör olarak betimlenen dağ ruhu veya dağ iyesinin ta kendisidir. Bu anlam­ da Tuva ve Saka Türkçesindeki "iye" İle Hakas ve Baraba Türkçeslndekl "İne" sözcüklerinin aynı kökenden olabilmeleri İhtimali de yok 275 . ef­ sun. "rye-izi" anlayışının "ana" olarak anlamsal bölünmesi de Türk dinî-mitolojik düşüncenin iç dinamizminin bir gerçeğidir. "iye"leri sinirlendirmek veya saygısızlık etmek ol­ mazdı. 16. hikâye. Dede Korkut Kitabı nda da "sahip." Azerbaycan Türk dilinde "sahipsiz.İYE-YİYE kültürel geleneğindeki "iye"ler. gözle görünen ne varsa. pirler. hepsinin bir ruhu veya perisi var ve bugünkü dilde bunlara "iye" denilir. Suya düşen. Sözcüklerde "peri. ocaklar ve evliyalar da koruyucu ruh bilinip. Köroğlu destanındaki Alı Kişi. sahip" anlamlı "ıs" kökü yatmaktadır. dnler ve periler sayılırdı. o yerleri belâlardan koruduklarına İnanıldığı gibi.

deli" anlamlı "iyeler" sözcüğünde de korunmuştur. Eldeki dil unsuru ve etnografik verilere sistemli bir şekilde yaklaşılmadıgından dolayı da çoğu zaman yanlış sonuçlar elde edil­ miştir. çocuksuzlar ve derman bulamayanlann hücumuna uğra­ mıştır. Anadolu ve Ahıska gibi birçok yerin Türklerin­ de. Geleneksel halk görüşlerine göre. Ahmetyanov da "iye. Idl-lzi) İYİLER: Azerbaycan. bereket isteği­ nin taşıyıcısı olan. Çuvaş Türkçesindeki "iyileşemeyen bir hastalığa tutulmuş kişi. İnanışa göre. "İyelerin doğası hakkında yetirince açık ve kesin bilimsel bir veri yoktur. Saka Türkçesindeki "iye" ve benzer şeklileri. sonraki dönemlere ait Türk düşüncesine de etkisiz kalmamıştır. Hint-Ari dillerine da­ yanır" diye tanımlaması ise yanlış bir görüşün iradesidir. bu İyilerin adlarıyla bağ­ lantılıdırlar. "İye" sözcüğünün Şamanizmle bağlı İçeriği. peygamberle­ rin. Doğanın içinden gelen eski bir düşüncenin yarattığı bir varlık olan "rye"leri. N. eye" anlayışının eski Türkçedeki "ege" formuyla bağlı olabileceğini düşünüyordu. "ryiler"İn uyuduğu yer olarak düşünülen mezarlar. bolluk. ziyaretgâh gibi algılanmış. hastalar. Iççi. yaradılışın düzenleyici başlangıcı ile bağlı mitolo­ jik varlıklar da "iyiler" grubuna dahil edilirler. (bak: İye. 276 . "büyük bir olasılıkla. evliya veya eren olarak bilinen varlıklara verilen ad.İYİLER değil. bir Şamanizm terimi gibi korun­ muştur. Kutsal sayılan türbeler ve mezarlıklar. şamanın öbür dünyadaki ruhuna verilen "iye kııl" adında da "iye" sözcüğü. Ancak periler ve dnler. Sibirya ve Merkezi Asya Türk halklannın efsaneleri için kutsal motifler sayarlar ve eski mitolojik inanış­ lardan gelen bu varlıklarda şamanın birer tecessümünü görürler. Yakut Şamanizminde. bazı araştırmacılar. cinli. meleklerin ve evliyalann da aynı gruba ait olduğuna inanırlar. bu gruba ait değillerdir. R. elleri be­ reketli olduğu İçin dokunduklan ne varsa tükenmek bilmeyen "Al Kızlan" gibi varlıklar da bu gruptandırlar. Anlatıcılar. "İyiler" inana. eski mitolojik düşünce kalıplanndan olup. Yegorov'un. Tuva Türkçesindeki "ie". kutsal.

çoğu zaman boynuzlu betimlenir. Q. Karaçay-Balkanlarda "Celmauuz". gerçekten de onu ye­ raltı dünyasına bağlayan izlerden biridir. yeraltı ka­ ranlık dünyada Ulu Ana'nın kamında yeniden doğarak bu kez "Manâ âlemi" ile bağlı olarak dünyaya gelişini sembolize eder. bir Yeraltı Ruhu olarak da anlamlandırılır. Mitolojik anlamsallığına göre bu. Sibirya Tatarlarında "Yılmagus" adryla tanınır ve "Küpegiren kan.J JE1MOGUZ: Tatarlarda "Yalmavız". Ateş koruyucusu olarak kendini gösteren bu varlığın. Çuvaşlarda "Yelmeves". Ulu Ana'nın mecazianndan biri gibi açgözlülükle ilgili olması. en korkunç ola­ nıdır. "jalmauz Kempir"in gücü onun boynuzlarının sayısında saklıdır. Potan'in. eski sınav merasimini sembolize eder ve bu merasimden geçenin. Mitolojik anlamsallığının. destan ve efsanelerinde adına "Yalmauz". "Acıklı ejderha. "Albastı" karakteriyle ilintisi hakkında da bilimsel yazılarda fikirler vardır. Kıgızlarda "Jalmooz" ve "jelmogus". 277 . "jalmauz" veya "jelmoguz" bazen de "Mıstan Kem pir" biçiminde rastlanan bu kötü huylu mitolojik motif. Bazı Kazak hikâyelerinde "jalmauz Kempir". Taşıdığı İşlevler de onun ölüler saltanatryla bağlı olduğunu düşünme olanağı verir. Orta Asya Türklerinin hikâye. if­ rite" anlamında kullanılır. Altay hlkâyelerindekl anormal varlık olup insan yiyen "D'elbegen-Ytlbegen" ve mitolojik "Yelmegen" motifiyle uygunluk oluş­ turduğunu yazmıştır. kötü dev" anlamlannda da kullanılan bu anlayışa Altay hikâyelerinde "Calmaus" şeklinde rastlanır. Yedi boynuzlu "Jalmauz Kempir". No gaylarda " Yelmavız". Kazaklar ve Karakalpaklarda "jalmauz". "Jelmoguz-Calmaus" denilen bu varlığın adı. bir zamanlar Kırgız diline dahil ettiği bu söz­ cüğün. kahramanı yutar sonra haykırarak tükürüp atar.

. Kırgızcadaki "Jalmauz-Jelmogus" adı ve onun diğer Türkçelerdekİ paralelleri. büyük olasılık­ la Al-Hal kökünden türemiştir. Tuvalann dilinde aynı anlama gelen "amırga.. Moğolcadaki "mongas"ın anlamı "ej­ derha. S. M. Radlov. Türk dillerinde mitolojik anlam taşıyan "mangıs. şamanın yar­ d ı m a ruhunun adı olarak kalmıştır. Adın birinci tarafı. magıs. iki sözcükten ibaret olan bir deyimdir. Altayiardaki "mongus-mogus" sözcüğünde de görülür. Uygur dilinde de "Şeytan. bu açıklamaya dayanmıştır. Araştırmaalara göre. ("er yelpindi" yani "adamı dn çarptı") buradaki "yıl". Tuva Türkçesinde "mongıs"ın "hortlak. İb­ lis" anlamına gelen "mangs" sözcüğü mevcuttur. denizden dilini gkara­ rak insanlan yiyebllen "An dal ma muus" ve Moğol mitolojisinde "ejderha. mogus" şeklinde rastlanan sözcükle İlgilidir. Mitolojik dev ve ejderha anlamı. "Jalmauz" adını "Jalma+auz" (ağız) şeklinde açıklamıştır. dev" demektir. Bu ruh yeni doğum yapmış kadınların ciğerlerini alıp suya atar. amırga moos" gibi sözcükler de vardır. V. hortlak" anlamına gelen "Yelmüngüs" sözcüğünden söz ettiği zaman. Kırgızcadaki "jeimogus" şeklinde de görüldüğü gibi. Kaşgart'nln "Divan. kötü ruh" anlamına gelen de­ monik İçerikli "yel-JeT sözcüğü oluşturur. ejderha. Maiov da Uygurca'da "yedi başlı cadı."ında " d n " anlamında kullanılan "yel" şekliyle rastlanabilir. mangıs. Bu söze. açgözlü ve akılsız bir kahraman motifi yer alır. San Uygurlann dilinde İse "yil" şeklinde. "aaklı. Bu adlarla "mangıs. dev" gibi anlamlan vardır. hortlak" anlamlanna gelen "mogus"un. "Yel Mogus'dur. güçlü. Kalmıkcadakl "mangas". V. Yakut hikâyelerinde "mogus kini" adını taşıyan. "İn­ san yiyen dev. adın ikind tarafı olan "mpgus". Bu sözcük Hakaslar ve TeleutJerde şive farkıyla "çil" şeklinde "çJl-ass" denilen kötü ruhun adı olarak da korunmuştur. Verbitski. Al-Hai motifi de aynı ölçüde suyla ilgilidir. Türk dilindeki şekli ve taşıdığı anlamlann paraleli Moğol ve TungusMançur dillerinde mevcuttur. mongus. Erlİk'İn yarattıklarından olup. hikayelerdeki "ej278 . mongus. ejderha. dev" anlamına gelen "Kara Mangıs" adlanın kaydetmiştir. mogus moos" kökleriyle ilgilidir.IELMOĞUZ "Er Töstük" destanında da yırtılmış ciğerden gkan devin adı.

Bazen yeraltı dünyasıyla olan bağlanndan öte. en az 19. Başlıca özellikleri. Ç. hayvancılık işiyle uğraşırdı. tüm özellikleriyle mitolojik Ulu Ana bütünlüğünün değişime uğra­ mış versiyonu gibi görünüyor. Bu sözcük. Şor. Altay.IEZT1RNAK derha. JEZTIRNAK: Kazak-Kırgrzlann demonolojik İnançlannda değişken tabiatlı bir motif. Moğol halklannın efsanevî dünya görüşünün başlıca karakterle­ rinden biri olarak karşımıza çıkan "manguslar". kadın görünüşünde olduğuna inanılan bu varlığın tüm vücudu şeytanî kö­ kenden olmanın bir göstergesi olarak kılla kaplıdır. "leztımak". Salar. yüzyılın sonlan na kadar bu şeytanî varlığın gerçekte var olduğuna inandıklannı gösteriyor. Temel renk­ leri siyah ve sandır. dev" anlamını. Tungus-Mançur dillerinden Evenk diline "mangi" şekliyle geçerek "hikaye kahramanı. Onlar dünyanın sonunda yaşarlar ve kocaman cüsselerl vardır. Kazak ve Kırgız!ardaki "jeztırnak"la İlgili rivayetler ve bu rivayetlerin ürkütücü bir halde anlatıl­ ması. Ancak geniş bir şekilde yayıl­ masına karşın onunla karşılaşma macerasını anlatan metinlerin hep­ si aynıdır. Derisi koyu kah27") . Anlatılanlara göre. şeytan.yüzyılın ortalannda yazdığı Tengri" adlı makalesinden anlaşıldığı üzere. koca­ man: iblis. Tuva ve Yakut halk kültürünün yaygın karakterlerinden olan bu şeytanî motifin asıl kökeni belli değil ve adının açklanması da tam olarak yapılmamıştır. ata ruhu. çok sayıda başlan olmasıdır. Bununla birlikte. dlger şeytanî karak­ terlerden farklıdırlar. Velihanov'un 19. bu dünya variıklan olarak da kabul edilirler. Kazaklar tüm şeytanî varlıklarda olduğu gibi "|eztımak"la "Albastı" motiflerini de birbirin­ den ayıramryorlardı ve kadın görünümlü bir ruh olan "AlbastTya "leztımak" olarak da hitap ediyorlardı. Uygur. Normal İnsanlar gibi gi­ yinip. Buryatİardaki "mangadhay" da "çok başlı ej­ derha" anlamını ifade eder. Yer Ruhu" anlamlarını kazanmıştır. yüksek dağlık yerlerde veya ormanlarda yaşadığına inanılan olağanüstü ve sihir dolu bir varlıktı. Kendilerine özgü adlan yoktur ve takma adlarla ta­ nınırlar. Onun görünüşüyle ilgili tam açık­ layıcı veriler elde yoksa da İnsana benzer.

"Jir Anası". O. onlann giderek hikâye kahramanlarına dönüş­ tüğünü gösterir. Bu varlıklar göze görünmezler ve İnsanlara gündüzleri zarar ver­ mezler. Erkekleri baştan çıkarmak istediğinde ise güzel bir kız görüntüsüne bürünür. İnsana benzer bir varlık olarak betim­ lerim iştir. Anado­ lu Türkierindeki Tarla Bekçisi motifi de "jir ryase"ye yakın motifler­ dendir. ekin yerle­ ri ve tarlalan koruyan bir ruh. Onun merhametini kazanmak için her yıl ekinden önce kurban merasimi yapılırdı. diğer Türk halklannın geleneksel görüşlerinde de rastlanır. "jir lyase "ye yakın motiflere. hayadan boyunca intikam alırlar. "}ezamak'"la karşılaştırma sahnesini canlandıran mitolojik riva­ yetlerin araştınlması. Ayak tır­ naklan ise keçi tırnağıydı. Bunlardan biri Karaçay-Balkarlardaki (er İyesi'dir. Halk demonolojisine göre "Jezümak"lann aileleriyle yaşadı klan bir yerleri vardır. toprağın her karışında olduğuna inanılan ruhtu. (bak Demir Tırnak) |İR İYASE: Tatar-Mİşarlann mitolojik inanışlarında geçen. Geleneksel halk görüşlerinde onlara cinler ve feriştahlar da denilir. Insanlan hastalık ve belâya düşürebilirdi. Bir hikâyede ise "Jezömak'tan tekgözlünün kızı diye bahsedilir. çelik gibi tırnaklara sahip olduğu içindi. Genel olarak "(ir lyase" adıyla bilinen bu varlık bazı yerler­ de. Bedeni insan bedenine benzese de kafası köpek kafası­ na benzer. O. yılan kılığında tarlalan koruyan ruhtur. (bak: Yer Ana) 2X0 .[İR İYASE verengidir. İnanı­ şa göre "Jir lyase". "jir Atası". El tırnaklan bakırdandı ve tüm gücü de elindeydi. Azerbaycan Türklerinde. Liderleri olan bu varlıklann kendileri veya ailelerine birinin zaran dokunursa. Tırnaklan açıldığında kartalın tırnaklanna ben­ zerdi. Ancak karanlık bastığında onlara dikkat etmek gerekir. adlanyla da karşımıza çıkmaktadır. Bunun başlıca sebebi "jeztımak" ruhunun güncel inanışlara bağlılığının zayıflamasıdır. Adının "(eztımak" olması. Yer İyeleri hakkında da görüşler vardır.

dünya­ da bir yıl boyunca olacaklan o gece belirlediğinden dolayı "Kadir (değer) Gecesi" olarak da adlandınlan bu gecede. Ramazanın hangi gecesine denk düştüğü de tam olarak bilinmiyor. Efsanevî Anka kuşunun burada ya­ şadığına inanılır. Müslümanlara göre. Kuran "Kadir Gece­ s i n d e yeryüzüne nazil olmuştur ve bu gece. Allah'ın izniyle meleklerin yere indiği o gece. Müslümanlıkta her yıl yenilenen sema olayını sembolize e d e n "Kadir GecesTnin. bütün dağlar değişik şekillerde yeraltından "Kaf dağına bağlıdırlar. anında yerine getirilir. Müslümanlarda ise Ramazan ayının bîr gecesidir. bu dağlardan birini harekete geçirir ve depremler oluşturur. ölüme çare araya araya "Kaf' dağına gelir ve burada süt gölüne rastlar. Mi­ tolojik bir varlık gibi canlandırılan bu gece. Tann. kim sabahlayarak ibadet ederse değerli olur. sadece iyi ve hayırsever insanlann gözüne görünür ve bu insanlar ne dilek tutarlarsa. Türk halklan efsanelerinde Hızır. 281 . bin geceden daha ha­ yırlıdır. Bu gece her şey baş aşağı durur. KAF DAĞI: Müslüman Türk halklannın sözel kültürel geleneğinde yer alan mitolojik bir dağ motifi.K KADİR GECESİ: Azerbaycan Türklerinin geleneksel dinî-mitolojik görüşlerine göre. bütün dağlann anası olarak düşü­ nülmüştür. İnanışa göre. halk inanışlanna göre. Cevahirden yaratıldığı ve çevresini bir kuşak gibi sulann sardığına inanılan bu dağ. "Kadir Gecesi". Tann dünyanın herhangi bir noktasını yerle bir etmek isterse. sağlık dolu bir gecedir. Başka bir efsaneye göre. yılın son çarşambasında olur.

ilk çağlarda dünyayı anlamaya çalışan dinî-mitolojik dü­ şünce. Dağlann Anası olarak karşımıza çıkar. dünyanın yaratılış çağında. aynı zamanda Türk soyundan gelip. peri ruhlarının mekânı gibi gösterilir. sadece Hıristiyanlar ve başka dine Inananlan de­ ğil. başka dinden olan Hıristiyan ve başkalannı değil. etnik-kültürel değerlerin en eski çağlarda ulusal olduğu kadar dinî özellikler taşıdığını da gösterir. Anadolu yörelerindeki T e p e g ö z " efsanesine göre. eskilerde ona "Elbürz" denilirmiş. Bu ad herhalde "Albız". onu ayrıştırmaya çalışır ve bunun için de zıtlıklardan yararla­ nırdı. Klasik edebiyat­ larda "Kaf dağının adı Turi Sine" olarak geçmektedir. suyun su oklu­ ğu zaman Müslüman ve kâfir olarak ikiye aynim ıslardır. yerle göğü birleştiren d a ğ olmuş. Olumlu ve olumsuz kutuplara aynlan bu ayrışmada "biz2X2 . Dede Korkut Krtabı'nda. Iran mitolojisindeki "Elbürz" dağı da bütün dağlann anası sayılmıştır. bozkır geleneklerinin ta­ şıyıcısı olan Türk asıllı gayr-l Müslimler İçin de kullanılmıştır. "Kaf dağı anlayışının. Türk mitolojisindeki demir dağı anla­ yışıyla "Kaf dağı anlayışını karşılaştırmıştır.KÂFİR "KaF dağını geçtikten sonra adlarına "Yecuc-Mecuc" denilen aca­ yip İnsanlara rastlanır. "Arvız" veya "Yalbuz" adlannın değişikliğe uğramış şekil­ dir. İslâm'ı kabul etmiş Türklerin dilende. ancak hâlâ tektannlığı kabul etmeyen Türkler için de kullanılırdı. "sası dinli" (İğrenç dinli) olarak vurgulanan "kâfir". yerin yer. Bu kavram. B. Orta Asya şamanlannın dualarında "Kaf dağı. liderleri Te­ pegöz olan tek gözlüler taifesi de "Kaf dağında yaşarmış. Örneğin. Kırgızlann dilindeki "Köykap" sözcüğü de "Kaf dağının Farsça'daki "Kuh-1 Gaf deyişinin değişikliğe uğramış şekildir. Manas Destanı'na göre dünyada yaşayan halklar. AMz dağı mitolojik metinlerde "Kaf dağı gibi. Yakutun yazdığına göre. nefis temizliği ve ma­ nevî yükselişi temsil etmesi de bir rastlantı değildir. Mitolojik düşünce çağının İncelenmesi. Demir dağı. adına da "Demir Kazık" denilmiştir. ÖgeJ. KÂFİR: Kuran-ı Kerim'de ebedî olarak Cehennem ateşinde yanacak insanlar şeklinde bir anlam vardır.

19. Mitolojik inançlardaki "kaftarkis" de erkekten dönme. Bu olayın bazen etnik-kültürel değil de siyasî karakterli ol­ ması da İstisna oluşturmuyordu. dini ayn olan cemiyetler de istisnasız bu "başkası" kutbunda yer alırlardı. yüzyılda bile Ziya Paşa. "başkalan" kutbuna dahil olabilirdi. dünyayı bu kalıba uygun görür ve "mülki-lslâm" ve "küfür" olarak ikiye ayınr. Hatta bu Türklere birçok kaynakta "putlara tapanlar" adı verilmiştir. Ancak tarihin be­ lirli bir döneminden sonra. Dili ayn olduğu gibi. Yere gir­ miş kâfirler. etnik bakım­ dan Türk olan Budist Uygurianna "kâfir Türk" demişlerdir. O zaman "başka­ sı" kutbuna toplananlar. Bu. Etnik ola­ rak "blz"den kabul ettikleri onlan. d n " olan ama giderek "büyücü. Onlann taptığı en ulu varlığa "Allah" yeri­ ne Tengri" gibi isimlerle hitap edilirdi. Aynı dönemde bir Osmanlı Türkünün "Biz Türk değiliz. Tann anlamına uygun gelir. aslın­ da ulusal aidiyet bakımından Kaşgari'nin de ait oluğu Türk ırkından olanlardır. Karahanlılar bu yüzden. dinsel olarak onlarla aynı dini paylaşma­ dığı İçin aynı soydan gelmesine rağmen "blz"den saymayıp. daha sonraki zamanlarda millet kavramıyla din kav­ ramını zaman zaman aynı anlamda kullanmıştır. M. en eski ve en köklü olanlardandı. ef­ suncu kadın" anlamlan kazanan bir kavram. Dünyayı Müslüman olan ve olmayanlardan ibaret gören kutsal kitap Kuran'da. Bunlar İslâm ve tek tannlığı kabul etmeyerek eski dinî inançlannı korumuşlardır.KÂFTAR başkası" zıtlığı. Bu düşünce. KÂFTAR: Temel anlamı "büyü. gökyüzüne Tengri derler" cümlesindeki "kâfirler". boynuzlu bir varlıktır. dinsel olarak "başkası" gibi görü­ yorlardı. Yani belli bir etnik birlik köken olarak diğer bir birlikle aynı olabilirdi. millet sözcüğü defalarca "din" anlamında kullanıl­ mıştır. Kaşgari'nin Tengri-uca. kaosun ve yanmcılığın belirtilerini taşırlardı. milliyet duygusunun din duygusuyla bağlı olduğunu gösterir. O geceleri 283 . Biz Müslümanız" demesi ne kadar bilgisizlik olarak gözükse de dinî düşün­ cenin belirli bir anlamda ulusal düşünceyi kendi içinde erittiğini gösteriyor. ölümün. doğanın.

Arkeolojik metinler. Yakut Şamanizminde şaman kamlık yaptı­ ğı zaman devamlı onun yanında bulunan ruhun adına "keleni" de­ nirdi. Volga boyu halklannın ruh hayatına yayılmış adlanndan biri olduğu tahmin ediliyor. Onunla bağlı "kel­ tegey hamıyah" kavramı. Saka Türkçesinde bu ruhun adına "Keltegey" denilirdi. Yakut mitolojik İnanışlannda "kel-hel" aynı zamanda "iye kııl" (mitolojik ana hayvan) şeklinde kendini göstermektedir. Kumandinlerin Şa­ manizm inananı aktaran mitolojik bir metinde.KALDAZ İNE mezarlıklara gidip. Dağıstan halklannın demonolojik inançlannda da bu karaktere yakın "Kuşkâftar" motifi vardır. yeni gömülmüş ölüyü mezardan akanr. Onlar geceleri çocukları kaçınp yerler. Bu kadınları gören herkes kendinden geçip. yeraltı dünya varlıklan olan Abaahılann işaretidir. Sonra cesedi sırtına atıp götürür ve yer. (bak: Kel-Kal) KAL-KEL: Türk etnik-kültürel geleneği çerçevesinde mitolojik varlıklann adlannda rastlanın bir kavram. Uzun karışık saçJan ve iri göğüsleri olan bu kötü görünümlü. Pekarski'ye göre. beş çeyrek sakalı olan ihtiyar" tarifiyle. "topallık. Ona Sibirya Tatarlannın hikâyelerinde "bir çeyrek boyu. Mişar Tatarian ve Başkurtiarda "mal. aaklı ruhlara karşı savaşan "Kaldazın" adıyla rastlanır. keskin dişli kâftar kadın. Bilimsel metinlere göre bu mitolojik varlık. KALDAZ İNE: Mitolojik Ulu Ana motifinin. kutsal sembolizme bağlıyor. "kâftar" sihirbaz kadınlara veri­ len bîr addı. Bu da yeraltı dünyasıyla ilintili. kızlarıyla birlikte ormanda yaşar. Ibn-i Batuta'nın yazdığına göre. değişken tabiatlı şeytanî variıklann bir özelliğidir. hayvan koruyucu" olarak bilinen "Kaldazinese" ve "Kaldaz-İne" adıyla tanınıyor ve köken olarak Manlslerin Tatarlardan aldıklan Doğum ve Bereket Hamisi İle aynı kökten geli­ yor. Yakutlarda mezara konulacak nesnelerin kınlarak konulmasını. Bu kâftar da onların ciğerlerini çkanp yermiş. ulu Gök Ruhu Ül284 . bir taşa yaslayıp boynuzuyla vurur. ölü gibi yere yıkılırmış. yanmalık" ifade etmiştir. "kel" köküyle bağlanan "keltegey" sözcüğü.

Türkmenlerde "kalça"." Köroğlu"ndaki "Kel Hamza"nın bir adı da "Keioğlan"dır. Hem Budizm'i hem de Manihaizm'i kabul etmiş olan Uyguriarda ise "kam" sözü. Hükümdar ile mucizevî bir dille konuşur ve her defasında da galip gelir. hilekârlığı ile diğerlerinden aynlır. Kumandln ve diğer Türk topluluklannın dilinde kullanılmıştır. adryla ilgili hikâyelerde. Koybal. Kahramanın öbür dünyaya ait olan sihirli atı. "kam­ gam" sözcüğü. bilgiç" gibi anlamlarda kullanılan bir anlayış. "efsuncu. geleceği bilen" anlamlannı sadece erkeklere veri­ len bir sıfat olarak korumuştur. Kazak ve Kırgızlarda "kam" yerine "baksı". cadı" anlamlan 285 . Bu efsa­ nenin Karakalpak versiyonunda ise onun adı "Asim kal" olarak kar­ şımıza akıyor. Macar halklannın bazı yörelerinde de "bakıa. Al­ tay inanışlanna göre. Türklerde ise "keloğ­ lan. "Gam" ve "ham" şekil­ lerinde Altay. Diğer Türk halklannın anla­ tımlarında onunla aynı kökten gelen varlıklara rastlamak mümkün­ dür. tabip. "Kelke" adında kel bir öküzdür. "Kaldar Bay" adını taşır.KAM gen'İn kızıyla yer evladı samanın evliliğinden doğan. Kırgız efsanelerinde Cengiz Han'ın yakın dostu olan vezir. Rivayete göre Ülgen. fala. yeraltı dünyasının sahibi olan Eriik'in bindiği hayvan. Aynı izler. peltek oğlanın adı da "Keley"dir. KAM: Türk halklannda eskiden "kâhin. eski Kartuklarda ise "sagun" denilirdi. büyücü. Bu da kel-kal ve aynca "kelniyyat" ile aynı köktendir. Şor. Özbeklerin "Alpamış" efsanesinde Alpamış'ın yardımcısı "Kaygubad kal"dır. büyücü. Altaylann birind samanına. Özbeklerde "kal". Sagay. O. "bundan böyle senin adın "Kam" olacak" demiştir. Tuva hikâyelerinde de vardır. Araştrmaalara göre. İslâm dinine inanan Sibirya Tatarlannın dilinde de yüzyıllar boyunca şaman anlamını korumuştur. "Kalçap kıskıT adını taşıyordu. efsuncu. Şah Abbas'ın veziri veya yardımalann başı olarak tanımlanır ve bilgiçliği. şaman. büyücü. Teleut. Türk kaynaklı "kam-ham" söz­ cüğü. Başka bir Kırgız efsanesinde atiann koruyucusu olarak bilinen "Kalçabay" adının kökü de aynıdır. âlim. Kel motifinin Azerbaycan halk kültüründeki diğer bir adı da aynı kökten türeme "Kelnlyyat"tir.

8. Ta tarlan n sihir ve efsun yoluyla yakardı klan "Itoga" tannsına Komanlar "Kam" adını vermişlerdi. Fars tarihçisi Cüveyni'nin yazdığına göre de putlara tapan Uygurlar büyücülük bilgilerini bilip. bu işle uğraşanlara "kam" derlerdi. Eski Türk dili abidelerinden. Türkçe Turtan metinlerinde. "Kam kamlamak". Bunlardan biri hangi yıllann ve hangi aylann halk için uğurlu olacağını belirlemekti. Tuva Türkçesinde bu sözcüğe "ham" şeklinde rastlanır. buradaki Itoga. Sözcük anlamıyla "şaman ata" veya "ata şaman" de­ mek olan bu ad. Kitap El Idrak'da ve benzer kaynaklarda "kam" sözcüğü geçmektedir. Herhalde bu da "kam" demektir. Onun birçok işlevi vardı. silah arkadaşı" anlamına gelirdi. "Kam"la ilgili diğer bir unvan da "eş kam"dı. Harva'nın yazdığına göre. Bunlardan biri "Ata kam "dır. Eberhard'a göre Çin kaynaklanndan KırgızJann şamana "gan" dedikleri anlaşılır. yüzyılın gezginlerinden olan V. Kumandinlerde Ülgen'in kızlanndan birinin şamanla evliliğini anlatan mitolojik metinde "Kamerek" diye bir ulu şamanın adı geçiyor. "devlet yönetme işinde hakanın arkada­ şı. hastalıklan tedavi etmek için. şamanın âyin yapması demekti. hekimler ve tabiplerle birlikte "kam­ lar" da olurmuş. Baş şamana verilirdi. Moğollardaki Ötükendir. Rus dilinde "şaman törenlerinin tümü" anlamında kullanılan "kamlanie" sözcüğü de "kamlık yapmak" fiilinin temelini oluşturan "kam" kökündendir.KAM nı irade etmiş ve genellikle de din adamları için kullanılmıştır. (Banzarov'un görüşüne gö­ re. Tarihçi Prisk'in verdiği bilgilerden de Hunlarda "kam" sözcüğünün üst sınıflardan insanların adlanna takılan bir unvan olduğu anlaşılır. Bu. Tuvalann inanana göre "Ütügen" (ötügen) denilen kutsal dağın "Kam Naml" adında bir sahibi vardı. Rubruk da "sihirbaz" anlamında "kam" sözcüğünü kaydetmiştir. Bu sözcüğün temelinde de büyük olasılıkla "kam" kökü bulunur. Yani tabiple "kam" bazen değişik kişilikler olabilir286 . Kutadgu Blllg'te. Bu adı taşıyanlardan biri Attila'nın kayınbabasıydı. Divan-ı Lügat-İt Türk'te. Kutadgu Bllig'teki anlatılanlara göre.) San Uygurlarda sa­ manların koruyucu ruhlanna verilen adlardan biri de "Kamorten"dl. Plano Karpinl'nin verdiği bilgi­ lere göre.

Örneğin. Azerbay­ can'daki "kam" pîrlnln adı da bu sözcüğün kutsallık içeriğini açıklıyor. Gerçekten de ruhlann anlayabileceği bir dille konu­ şan "kamlar". "Kam" sözcüğünün "kum" şekli eski Ön Asya halklannın dilin­ de "kutsal" anlamında yaygın bir şekilde kullanılmaktaydı. ara hekim" gibi anlamlan da dikkat çekicidir. Vamberi. Şimdi bile Orta Asya şamanlan nın taşıdıktan adlardan biri de "tabip". Kam kamlamanın önemli bir bölümünü gelecekten haber verme oluştururdu. Türk dillerindeki "gelecekten haber vermek" anlamındaki "kamlamak" sözcüğünü. Kırgız şamanlanndan söz eden bilinmeyen bir Müslüman yazar. "Kam" sözcüğü. "hekim" dir. Eski Türklerde "kamlar" gerçekte de bir psikoterapist görevi gö287 . Kam lama töreni de yapısı itibariyle değişimden uzak kalamamışor. efsun ve büyüyle de olsa hastalan tedavi etmeye çalı­ şırlardı. Araştırmaalara göre bazı el yazması kaynaklarda tabip olarak gösterilen kişiler de Türk "kamlar"dır. "Çagatayca-Farsça Lügati"nde "kam"ın "bil­ giç" anlamıyla birlikte "tabip. Bahşılar pîri Korkut Ata'nın tabiplik işleviyle ilgili diğer rivayetlere rastlamak mümkündür. birçok sözlükte de etnik-kültürel gelenek­ teki tabiplik İşlevine uygun olarak "hekim" olarak geçmektedir. genellikle şamanın ruhlar âlemine gidişini sembolize eder. sihirbaz" anlamlarıyla birlikte. "Kam" sözcüğünün. hekim" olarak açıklanır ve "kamlamak" sözü de "hekimlik yapmak" olarak açıklanır. Kırgız şamanlan hakkında tabip diyor. Süleyman Efendi'nin Çağatay Lüga­ ti'nde de "kam" sözcüğü aynen "tabip. hekim" anlamlannın da geçmesi. şa­ manın: Türk etnik-kültürel geleneğindeki yerini tanımlamasının yanısıra Şamanizme bütün bir din olayı olarak bakılabilcceğini gösteri­ yor. Ebu Havyanın Ibn-i Mühenna Lügati'nde geçen "tabip. "büyücü. Konuşmaya dayalı bir âyin olan "kamlık". Eski Türklerde din adam lan na verilen "kam" adının "hekim" şeklinde açıklanması da bu anlamda dikkat çekiddir.KAM miş. "sihirbazlık yapmak" ve "hastayı tedavi etmek" anlam­ lannda da kullanmıştır. Kaynaklarda geçen bu açıklama da Türk dinine Şamanizm adı verilmesinin bilimsel gerçeklerle Örtüşmedigİnİn başka bir göster­ gesidir.

Oğuzlar hekimleri çok ulu bilirlerdi ve onlan gördüklerinde yere kapanırlardı. falalık ve gelecekten haber vermek ile ilintili olmuş­ tur. "Kamlık etmek". Ora­ da verilen bilgiye göre. Müslüman rivayetlerinde Halife Ali'nin hizmetçisi gibi gösterilen "Kamber" motifinin böyle yaygın­ laşmasına. cerrah" olarak geçiyor. Bazı araştırmacılar bu kültün Orta Asya'ya İslâm'la geldiğini düşünürler. Bu. cemiyetin ruhsal dengesinin bekçiliğini yaparlardı. Karalmlerde İse "şaman" anlamında Türk versiyonlanndaki "kam" sözcüğü değil. onun Türkistan kutsallanndan biri ol­ duğunun kanıtıdır. Türk etnlk-kültürel geleneğinde kamlığın temel görevi: bü­ yücülük. Bu da her iki sözcü­ ğün de aynı doğrultudaki anlamsal genişlemeden ileri gelir. onlara her­ hangi bir büyücüden daha fazla değer verilmiyordu. ersun. müzisyenlerin ve şarkıcılann genel adı. Fergana Vadlsi'nde. Adındaki "ata" sözcüğü. hiç şüphesiz Ali kültünün kendisi de sebep olmuştur. Yakutçada "kamlık et­ mek" anlamına gelen "kamma" sözcüğü vardır ve bu dildeki başka bir sözcük olan "kamıyak" da "çatal kaşıkla fala bakmak" anlamında kullanılırdı. kamlann Moğollar zamanında da büyük etkiye sahip olduklannı yazar. Uygur ülkesinde "kamlar"ın büyük yeri vardı ancak Budizm ve İslâm'ın kabulünden sonraki dönemlerde. 20. Budizm'in ka­ bulünden önce. "Hüdudül Alem"de Oğuzlardan söz edilmesinin nedenini de açıklar.KAMBER ATA rüp. (bak: Şaman) KAMBER ATA: Türkmenlerde. Bu kamlann toplumsal yerini anlama bakımından önemli bir veridir. "Kam" ile aynı anlam yüklü olan "bakşı-baksı" adının da bir anla­ mı sözlüklerde "tabip. Yenisey Kırgız!anndaki tabipler hakkında konuşan araştırmacılar da Türk "kamlan" hakkındaki bilgi­ lerle aynı bilgileri verirler. "kamçu" şekli kullanılırdı. Drvan-ı Lügat-it Türk'teki örneklerden de görüldü­ ğü gibi. "nesiller boyunca toplanan geleneksel görüş ve Inançian yaşatmak" anlamına da gelirdi. Kaynaklar. "Kamber'e ait olduğu düşünülen ayak izleri ve 288 . yüzyılın araşormalan "kam kamlama"nın psikoterapik özelliğinin pslkodram ile yakın olduğunu göstermiştir. Bunlar­ la birlikte.

"Kamber" "dütar"ın (iki telden oluşan. "Baba Kamber"! kendi kutsal koruyuculan olarak bilip. Korkut Ata da bir za­ manlar ölümsüz olarak düşünülmüştü. av­ dan geri dönmüş "Kamber"in astığı yaydır. "Baba Kamber" de müzik hamişidir. Tadk mitolojisiyle ilgili ba2K9 . Kırgızlar ve Uy­ gurlar da "Kamber Ata'yı atçılığın koruyucusu olarak görürlerdi. "Kamber" motifi Türk halk inanışlannda yeni çizgilerle zenginle­ şerek at bahıcılannın koruyucusuna dönüşmüştür. "Kamber'slz düğün olamaz" ifadesinde de kendini göstermektedir. Kazaklarsa onun adına: "|ılkışı Ata Kamber" (at bahıcısı ata kamber) derlerdi. "Baba Kamber"in uykulanna girdiğini ve onlara hayır duası ettiğini söylerler. Yak Su Vadlsi'nde yaşayan Tadklerin inanışına göre gökkuşağı. Ne zaman ve nerede öldüğü hakkında ise bir bilgi yoktur. Kor­ kut ilk samandır. Türkmenler arasında yayılan efsanelere göre. Korkut da "saz"ı. bazen de Şeytan'la ilgili bir durum olarak değerlendirilir. Anadolu Türklerinin her toplantı için şakayla kanşık söylenen. Bu mezar bir ziyaret yeridir. Türkmenlerin "Baba Kamber" hakkında söyledikleri. Motifin Türkmenlerde yaygın olan şekli de islâm Öncesi inanışlarla ilgilidir. İyileşmek umuduyla hastalar ve çocuk isteyen ana-babalann uğrak yeridir. onunla kendi aralan nda ruhani bağlar ol­ duğuna inanırlar. "Baba Kamber"in kutsal bili­ nen mezan hakkında söylenenlere göre de toprak yanlmış ve O içi­ ne girip kaybolmuştur. "Kamber"in müzikle ilgisi. O "dütar"ı yaratmıştır. Yok oluş şekli de onu ölüm­ süzlük idealine yaklaşflnyor.KAMBER ATA adıyla anılan mezan bulunur. Onun d utan yaratması. O bahşılann da piridir. Bütün Türkmenistan'da müzik hamisi sayılan "Baba Kamber" kültündeki bazı çizgiler paralelini ancak Müslüman olamayan halk­ larda bulabilir. hâlâ yaşamaktadır. Kazaklann Korkut Dede hakkında söylediklerine çok yakındır. Bahşılann birçoğu. Sonralan kutsal bilinen yerde toprak yanlmış ve O. İçine girmiştir. saza benzer biz müzik aleti) yaratıcısıdır. Kara Teginlerde "Kam­ ber Bozi" adında bir çocuk oyunu vardır. Tadkler arasındaki "Kamber"le ilgili inanışlar da dikkat çekiddir. Hatta bazılanna göre O. Her ikisi de çalgı aletlerini şeytanın anlattığı gibi yaratmışlardır. Türkmen Bahşı lan.

Mitolojik-törensel geleneklerde. bu anlamıyla. "Köroğlu" destanının Türkmen versiyonunda rastlanan ve doğa­ sı itibariyle Sibirya ve Altay destanlanndaki yeraltı dünyasının kadı­ nını hatırlatan "Zülman Kempir" denilen mitolojik kökenli varlığın adındaki "Kempir" bölümünün. şamanlann "göğe çıkma" tö­ renlerine çok benzemekteydi. "yağmur ve yıldırım İlâhı "nın adı gibi açıklanır. Bu onun g ö ğ e çıkmasını. O. "Kamber" motifinin derinlerde Şamanlzmle ilintisi de şüphesizdir. Ancak O'nun Türkmen "Kamberinden farklı okluğu ve sadece bir isim bezerliği olduğu görüşü de yersiz değildir. dinî-sihlril ve dünyevî egemenlikler arasındaki bağlılı2t><) . "Kamber" İle ilgili olabileceği görü­ şü mevcuttur. tşlevsel-anlamsal bakımdan de Korkut. O doğal olaylar üzerinde etkili olabilirdi. hakan aynı anda ilin ulu din adamı sayı­ lırdı. adalet ve törenin taşıyıcısıydı. hak. Bu unvan. Böy­ lece Kamgan'ın işlevi. rüzgâr çkarmak gibi işlevler de onunla ilgili sayılırdı. Burkut ve "Kamber" motifleri­ nin temelini aynı mitolo|İk bütüncüllük oluşturmaktadır. dokuz kat göğü aşıp Tann'ya ulaştığını ve Tann'dan kağanlık "kut"unu al­ dığını sembolize ediyordu. Aslında hakanın tahta çıkmasının da dinsel taraflan vardı. dünyadaki düzenin onun adıyla ilgili olduğu gibi. KAMGAN: Eski Türklerde. Tahta ÇJkanlan ha­ kanı bir keçe üzerine oturtup. tarihî olmaktan çok. Yani. ata ruhlanna adanan törenler yapardı. O. din ve dünya egemenliğini birlikte içeriyor­ du. güneşin doğduğu yönden battığı yö­ ne doğru dokuz kez çevirirlerdi. Eskiden gezgin dervişlere ve şairlere de "Kamber" denilirdi.KAMGAN zı araştırmalarda "Kamber". doğal olayiann da liderden kay­ naklandığına inanılırdı. Bu tören. "Kam" İle ilgili diğer bir unvan olan "Eş Kam" ise "devleti yönet­ m e d e hakanın arkadaşı. Göktürk devletinin kurucusu olan Aşina. aynı zamanda hem devletin lideri hem de ilk samanıydı ve şaman törenlerini gerçekleştirirdi. yağmur yağdırmak. kozmoloji sürecinin katılımalığıyla ilgiliydi. silah arkadaşı" anlamına gelirdi. Mitolojik metinlerde kağan (hakan) aynı zamanda kam işlevini yürüten ilk insandı. Eski Türk hakanı.

hakanın sihirli gücünden İleri geliyor­ du. KAN: İlk mitolo|ik düşüncede hayat gücünün taşıyıcısı olan İlâhî içerikli bir sembol. Bu şekilde yemin eden İn­ sanlan hiçbir gücün ayıramayacagına inanılırdı. "Moğollann Gizli Tarihi "ne göre. B. kanlannı bir kaba damlattıktan sonra silahlannı o kana batınrlardı. hatta öldüklerinden sonra da birbirlerine bağlı kalacaklanna İnanılırdı. Köroğlu destanında yemin etmenin "bâde içmek" şeklinde geçmesi bu inançJann kalm­ asıdır. Bu anlamda Türk etnik bilindnde devletin gücünün. Y. Vladİmlrsov'un verdiği bilgilere göre. Yani hem hakan hem de din âyinlerini yöneten bir kâhin pozisyonundaydı. İskitler yemin ettikleri zaman kendilerini hafifçe yaralayıp. Birçok kültürel gelenekte hayat verid güç gibi düşünülen sihirli güçlü olarak bilinir ve bazen candan ayn düşünü­ lürdü. yüzyılda Herodot'un verdiği bilgilere göre. hakanın si­ hirli gücünden kaynaklandığı fikri hakimdi. Manas adlı kahramanın doğu­ mu anlatjrlıken de eli kanlı doğduğu yazılır. Kanlan birbirine kanşmış insanlann hayattan boyunca. Kam Böre'nln oğlu Bamsı Beyrek boyunda da atanın ağlamaktan kör olan gözleri. ata ruhlannın anısına yapılan törenlerin yürütücüsüydü. Cengiz Han. "kanını içmek" deyimi mecazi olarak kanda insanın canının var olduğuna dair eski Şamanizm görüşünü aktar­ maktadır. Beyrek'ln parmağının kanryla ıslanmış mendilin gözüne sürülmesiyie aglır. işlevi eski Oğuzlarda yaygın şaman işlevine yakın olan Bayındır Han'ın atasının "Kamgan" adı. İlin.KAN ğı gösterir. devletin gücü. Türklerin efsanelerinde de kahramanlann bir bölümü. Dede Korkut Oğuznamelerinde. Türk hakanı. Sonra her iki taraf da adlannı söyleyerek bu kandan içerdi. onun Türklerde hem dinî hem de dünyevî egemenliği kendi içerisinde taşıyan olduğunu gösterirdi. Mi­ lattan Önce 5. avucunda âşık ke­ miği kadar bir kan pıhtısıyla doğar. Tann'ya kurban töreninden sonra dünyaya gelirler ve doğduktan zaman avuç] an nda kan olur. Dede Korkut kitabındaki "Kamgan" da bu eski görüşlerin izini yaşatırdı. 291 .

kendini yaralar ve bu yaradan akan kan d a m lal an daha sonra onun çocuklanna dönüşür. kendi­ sinden kendisini yaratır. Ancak mitolojik şuurda. KAOS: Yunan mitolojisinde. şaman mitolojisinde rastlanan bir mo­ tiftir. Bu varlık öldürüldüğü taktirde de her dam­ la kanından kendisi gibi bir şeytanî varlığın ortaya çıkacağına da ina­ nılır. Kaos anlayışının kökü. Kaosun. dünya ilk kaostan yaratılmıştır. Genellikle şeytanî karakterlerin kendi kendilerini yaratmalan. düzenin kendi içinde bile yer tutup. evrenin kaostan yaratılma sürecinin özünü oluşturur. Bu hikâye şeytanî karakterlerin. kurban kesilen hayvanın kanından azıcık götürülüp çocu­ ğun ağzına sürülürse çocuğun üzerindeki tüm dert ve hastalıklar çıkmış olur. Yani O. Güney Azerbaycan'daki Karakoyunlu Türkmenler ise ata-baba geleneği olarak her Bahar Bayramı'nda (Nebi Bayramı) kestikleri kurbanlann kanlannı tarlalann toprağına serperler.KAOS Türk halklarından olan Irak Türkmenlerinin geleneksel inanışları­ na göre. Ge­ leneksel cemiyetin mesken tuttuğu yer. Ecelinin yaklaştığını hisseden Albaslı. Eski ve geleneksel cemiyetlerde. şeytanî varlık olan kadın görünümündeki Albaslı'nın çoğalmasıyla ilgili ilginç bir hikâye anlatıyorlar. dünya düze­ ni. kutsal enerjinin en çok top292 . bütün varlığın yaratıldığı sonsuz kütle­ yi bildirir. Kaosun hiçbir zaman yok olmadığını. şeytanî âlemin kendisinden ya­ ratıldıklarını bir kez daha gösteriyor. Dünyanın düzeni. diğeri d a ğ ı t a olmak üzere ikili bir doğası vardır. biri yaratıa. Nogayiann geleneksel inançlanndaki mitolojik karakterlerden söz eden araştırmacılar. Öbür dünya hakkında düşün­ celerin taşıyıcısı kan motifiyle ilgili yazılmış olan Azerbaycan Türkle­ rine ait "Çaça" destanında anlatıldığına göre. anında dirilir. bu anlamda düşüncenin mitolojik kaynaklı çağlarından gelir. onun kanının bir damlası hangi ölünün burnuna damlatılırsa. Ancak bu inanışa benzer bir görüşe diğer Türk halklannın demonolojik inanışında rastlanmamıştır. çevre âlem küçük bir evren gi­ bi düşünülür ve her karışında kutsal enerji ve mistik güç vardır. onun derinliklerinde var olduğunu savunan yaratılış idealine göre. daimî gelişim ve şekil­ lenme içinde olan bir süreçtir.

20. Avrupa geleneğinde İlk kez Hesİodus tarafından ortaya atılmıştır. birbirinin tamamlayıcısı olarak dü­ şünülür. yüzyılın başlannda. yaratılış çağından bahsedildiği za­ man. kaos ve düzen: bir bütünün birbiri­ ne ihtryaa olan iki parçası olarak. Bütün mitolojik sistemlerde yansımasını bulan kaos fikri. kaos çınlayışı artık olumsuz anlam kazandı ve bununla birlikte aklın yolunda engeller oluşturmaya başlandı. Kaosun tekrar hatırlanması. düzene ve toparlanmaya ihtryaa var. onun evrene. Bu yenilenmelerin hepsinde. 20. artık ya­ ratılışın ilk kaynağı olamazdı. Kaosta. Prigojin'in adıyla ilgili olan bu geri dönüş fikrine göre. orta çağlara rastlar. Dünyanın göbeği bilinen bu yeri çevreleyen daire içerisinde ne varsa. Sonra defalarca ondan çıkıp yenilenir ve yine ona d ö n ü p gömülür. daha çok suyla bağlannlandırmıslardır. evrenin kendi içinde gö­ mülüdür. Kutsal enerjinin top­ landığı bu daireden uzaklaştıkça. dünyanın tam ortasındadır. olanın biri. Hıristiyanlık devrinin başlamasın­ dan sonra. Blblrya"ya (Kutsal Hıristiyan metinleri) göre dünya. kaosun İlk su İle bağlılığının düşünülmesi de evrenin temelin­ de kaosun dayandığından haber verir. Daha uzak yerler ise demonik güçlerin şeytanî mekânı olarak kabul edilir. hiçliğin ve yokluğun sembolü değildi. Kaos. Mitolojiye göre. Kaos. Kaostan türe­ miş olan evren bir an mahvolur. yüzyılın ikind yansında oldu. Antik ça­ ğın birçok filozofu da yaratılışın başlangıa olan bu ilk kaosu. I. Kaosun bu şekilde anlamlan­ dı nlması. yabana mekanlara dahil olunur. Evrenin parçası olup onu kutsal yapanlar hariç. kaosu dönüp onun İçine gömülür. çağdaş bilimin kaosla İlgili geldiği son noktayla örtüşür. bir hiçten yaratılmıştı. Kaos anlayışının son dönüşü. Artık burada kaos:manoksızlığın. Buna göre.KAOS landığı yerdir. sanatsal ve hümanist düşüncede olsa da yeniden kaosa dönüldü. karışıklıklar âlemi ve rastlantılar293 . evrenin ebedî başlangıa olarak kaos işlev görür. evreni oluşturan kaos. yara­ tılışın güç kaynağı. Ancak zaman geçtikçe yine unutuldu ve birkaç yüz­ yıl geçtikten sonra. evrenin kenarında ne varsa kaostur. Mitolojik sistemlerde. düzenli dünyanın temsilcisidir. Anlaşılabilmesi için. diğerinden seçilmez.

yararsız ve gereksiz yapılan ken­ di içinde eritip yok eder. ışık karanlıksız olamadığı gibi. artık yaşama gücü olmayan.KAOS dan ibaret bir dünyadır. dünyanın başlangıcı hakkın­ daki tüm metinlerde. baştan başa bir tek denizden. Evren ve düzen. O mutJak dagıöa veya şer başlangıcı değildir. sistemin genel yapısı içerisinde kendine yer bulamayan. karanlıktaki güç olan kaostan ve onun yoklukta banndırdığı olanaklardan geçer. Kaos. yapısızlığı açık bir şekilde irade ediyor. Kaosla İlgili olduğu düşünülen ilk su. İl­ ginçtir ki böyle düşünüldüğünde "Kader" anlayışına da yol görünür. dağıtıcı sayı­ lan doğasıyla. mümkün olabilecek kadar yapılandına başlangıç da vardır. Bu anlamda kaosun. Bu anlamda dünyanın ve yaratılışın özünde. Bu anlamda kaos dünyanın düzenini sağlayan bir olaydır. Sırf kaosun sayesinde. onun derinliklerindeki düzenleyi­ ci doğasının bir ürünüdür. dünya durmadan ye­ nilenir. yaratıldığı kaosun izini taşır. İlk yarana başlangıç olarak kaos görünür. evren de kaostan aynlamaz ve bazen düzen kendi başlangıcını inanılmaz şekilde karışık doğaya sahip olan kaostan alır. Her an değişen ve her an yenilenen dünyanın yaratılışında. 294 . TengizTenİz" denlllrmiş. Yani dünya baş­ langıçta. Yapısal bakımdan su ve denizle bağlı olan bu an­ layış. Mitolojik düşüncede de kaosun. evrenle olan aralıksız mücadelesi. baştan basa bir sular âlemi olarak düşünülmüştür. yaratılışın düzene girmeden önceki kaos haline. Düzen ve kaos anlayıştan birbirinden ayn değillerdir. Türk Tannalık dünya görü­ şünde. Dünyanın düzene gir­ mesi ve düzenli bir sistemin yaratılmasının yolu. sular âleminden veya başka bir deyişle kaostan ibaretti. ka­ osla evrenin rolü eşittir. Bununla birlikte. Bu metinlerde şeytanî başlangıç olarak sadece suyun izlerine rastlanır. Mitolojik metinlerden anlaşıldığına göre. Çünkü kaderin kendisi de yokluktaki olanaklann birbiri ardından sı­ rayla var olması demektir. Çünkü ezelî yeryüzü. Arkaik mitolojik görüşleri aktaran. O. temizlen­ me sürecinin gerekli bir yönüdür. kaos anlayışının ayn bir yeri vardır. düzen yaratıcı gücü vardır. Kaosun içinde. bazı mitolojik sistemlerde ev­ renin bir Önceki halini anlatır.

Bu varlıklar kedi gibi hafiften ve sakin sakin gezen can­ lı biçiminde betimleniyordu. yaratılışı onsuz düşünmek yanlış sonuçlara yol açabilir. Azerbaycan Türklerinin dilinde "kara kura basmak" İradesi var­ dır. A. Yapısaialık anlayışı da sistemin ayn ayn unsurian arasındaki bağlantının ta ken­ disidir. adının bu anlamı. onu karanlık dünyanın şey­ tanî güçlerine bağlıyor. kaos anlayışı düzensizlik ve karmakanşıkiık anlayışının sembolü olmaktan akıp. kaosu dağına başlangıç hesap edip. acıklı. evliya olarak da bilinen demonolojik bir varlık. dgerleri alıp götürürmüş. dünyanın başlangıayla il­ gili düşüncelerin aynlmaz unsurudur. Böylece mitolojideki kaos anlayışı. yeni doğum yapmış kadınlan korkutarak dğerierinl gkanp götüren varlık Albastı değil. Sonra nefes almalannı engelleyerek ses akaımalannı Önler. V. eski çağlarda İnsanlan uykuda yakalayıp üstlerine çökerek korkutulmuş. şekilsiz ve bi­ çimsiz düşünülen bir varlıktır. Gerçekte de yapı adına ne varsa. İnanışlara göre. "Kara Kura'nın adıy­ la bile çocuklan korkuturlar. KaraçayBalkariann demonolojik görüşlerine göre ise insanlara korkulu kâbuslan ve karabasanlan gönderen d e O ' d u r . o insanın bahtı yatmıştır" ve "talan kesin çuhası 295 . KARA ÇUHA: Azerbaycan Türkleri arasında göze görünmezlerden olduğuna inanılan. Bu yüzden de bilimsel yazılarda. Anadolu Türklerindeki bazı inanış­ lara göre. /Mito­ lojik bir varlık olarak. "Kara Kura" ifadesine Dede Korkut Kitabında da rastlanır. "Kara Kura" ruhudur. "Karabasan" da bu kötü ruhun özellik­ lerine bağlı olarak yaratılmıştır. insanlann ardın­ dan gezip dolaşır ve onlara yardım eder. KARA-KURA: Türk halklannın geleneksel dünya görüşlerinde yer alan. "Kara Çuha bir İnsanla ge­ zip dolaşmıyorsa.KARA Ç U H A Evrenin içinde var olan bir güç iken. "Kara Kura-Kara Kuru". Qprdlevski'nin görüşüne göre. Baht ve talih kavramlanyla ilgilidir. şeytanî bir ruhun adı. hepsi kaos denilen şeyin İçinden dog(ul)muştur. yapısaialık ve düzenlilik anlayışıyla bağlı bir içerik kazanmıştır. "Kara Kura".

Ev kapısının eşiğinde durur ama göze gö­ rünmez. Kumandinlerd e . Ve insandan yüzünü çevirmemelidir. KARA KUŞ: Türk şamanlan "kara kuş'a yardıma ruhlan gözüyle bakıp.KARA KIRNAK yatmıştır" şeklinde cümleler vardır. Onun için de eski zamanlarda çocuklannın suda oy­ namasından ve boğulacaklanndan korkan anneler. evliyadır. onlan "Kara Kır­ nak" ile korkuturlardı. Her zaman hayırlı işler yapar. adına bazen "Su Sahi­ bi". Onlar "kara kuş"u Erlik'in oğullanndan biri bilirlerdi. A. yüz tutarlardı. Azerbaycan Türklerinin inandıklan "Kara Çuha"nın bir melek olduğu geçer. Ancak onun hakkındaki inanışlar belli yerlerle sınırlıdır ve Türkmenlerin tamamın­ da pek fazla yayılmamıştır. Teleut samanının davulunda da bir "de­ mir tırnak kara kuş" resmi yer alırdı. İyi İnsanın "Kara Çuha "sı hiçbir zaman ona yüz çevirmez. Mitolojik metinlerde. İnanışlara göre "Kara Kırnak": kadına benzeyen. iki dünyanın sının ve marjinal bir mekân olarak yorumlandığından bu göze görünmez varlığın da ay­ nı şekilde her İki âlemle de ilişkisi vardır. bazen de dn denilir. Ül296 . Altay Şamanist Türklerine göre. Eşik ise kendi mitolojik anlamına göre. Suda olan bir insanın üstüne gelip. bedeni baştan başa kıllarla örtülü bir varlıktır. Ondan söz edilirken. Birinin başına bir kaza gelirse "Kara Çuhası yattı. ömrü battı" denilir. "Allah hiç kimsenin Kara Çuhasını yatırmasın" derler. KARA KIRNAK: Türkmenlerin demonolojik görüşlerinde. zarar verebilir. "talan kesin Kara Çuhası dik duruyor" derler. şaman lan n olağanüstü güce sahip olan yardıma ruhlannın ba­ şında "kara kuş" geliyordu. Şorlann görüşlerinde de yar­ d ı m a ruhlann lideri "kara kuş" adını taşırdı. Ama birinin "Kara Çuhası" yatmamışsa. Divayev'in kaleme aldığı şaman şarkıların­ da bahsinin "kara kuş"a başvurması olayına rastlanır. İnanışa gö­ re: "Kara Çuha. ırmaklar ve bu anlamda suyla bağlı olan şeytanî bir karakter. Ama "Kara Çuha" yüz çevirirse iş bo­ zulur. Salavat okuduklannda da "Kara Çuhanın yüzünün nuruna salavat!" derler. Evin eşiğine vardığında selam vermelisin" denilir.

Bu durumda şaman çağınlıp. "Kara Umay"ın o e v d e mesken tuttuğuna kanaat getirilirdi." Bu motif. Ka­ ra kuşun yavrulan. V. "Umay" adı Şoriarda da aynı anlama gelirmiş. onun hem evrenle hem de kaosla bağlantısı olduğu düşünülebilir. mitolojik bir varlık olan "Sumorg" kuşunun aynısıdır. ölenin ruhunu ağırlayan" an­ lamındadır. (bak: Sİmurg) KARA UMAY: Hakaslann inanışında.KARA U M A Y g e n i n bir oğlu "kara kuş'tu ve o. "Kara Umay" herhalde Umay motifinin kendisinden kopup aynlmıştır. Analann çocuklan korkutmak İçin anlattıklan "Çocuk Umosu" da Anadolu Türklerindekl " O m a a " motifi de "Umay" motifinin eski yapısında şeytanî mekân ve kaos yaratan güçlerle bağlılığının izlerini taşırlar. kara kuşun kamından sağ kurtulur ve gülümseyerek tekrar dünyaya döner. "Umay Enzi" (Umay Içezi). Bir Bereket İlahesi olarak evrenle ve bir Ölüm Meleği olarak kaosla ilgilidir. Bu verilere göre. V. Sami Lügatinde. "Umay" hakkında "küçük yaştakileri korkut­ mak İçin. 297 . "anne dev yılanın ağ­ zından bizi o kurtardı" derler ve böylece d e Er Töstük. göklere akağı zaman samanlara yardım ederdi. Eski mitolojik bütüncüllüğün değişime uğramış şekil gibi. Ş. ^tay * * * * * n ^ "Kara kuş" adı. anlam olarak "Sumorg'la aynı içeriği taşır ve o da yapısal-anlamsal özelliklerine göre. ölüm meleği. Manas destanında şöyle bir hikâye an­ latılıyor: "Kara kuş. aslında ulu şamanın ölüp-dirilme motifinin destan ve hikâyelerde değişime uğramış halidir. bir evde arka arkaya çocuklar ölürse. "Kara Umay"ı o evden kovmak için tören yapılırdı. cahillik yüzünden uydurulan korkunç bir varlık" gibi bir açıklama yer alıyor. "çocuklan koruyan hayırsever ruh. Radlov'un sözlüğüne göre. ErTöştük'ü yutar. Verbltski Umay'ın ölüm meleği anlamı taşıdığı verileri de aktarmıştır.

Birinin keyfi İyi olmadığı zamanlarda "onu karamat basmışör" denilir. Bu kavram Kazaklarda "kara basö" olarak bilinir. Bu. "karamat basmak" deyiminde korunup kalmışör. bu ruhlan mem­ nun etmek için değişik kurbanlar verirlerdi. "Çuvaş Dilinin Etimolojik Sözlügü"nde "kiremet" şeklindeki bu söz­ cüğün anlamı "kinli. "karamat basö" gibi şekilleri vardır. Azer­ baycan Türkçesinde ise "kara basö". koruyucu ruh" anlamına gelmektedir. "Karabasan" ve benzer şekilleri. Azerbaycan dilindeki "karamat basö" ifadesinin bir rastJanö sonu­ cunda ortaya gkmadığını da göstermektedir. Kırgızlarda çocuk doğduğu zaman annenin ölümü. Umay İlahe­ si'nin görüntüsünü hazırlarlardı. Türkologlann Albasti hakkında verdikleri anlam ve işlevlere çok yakındırlar. Eski Azerbaycan Türk­ leri de "Karibatu"nun kötü ruh olduğuna ve Albasö'ya (Lamastu) yakın bir işlev gördüğüne inanırlardı. Başka Türk dillerinde hem deyim olarak hem de tek ba298 . aaklı ruh" olarak geçiyor. Bu yüzden de korkulu rüyalar karabasan olarak yorumla­ nır. çocuklar sık sık hastalandıkları zaman. Barbin Tatarlan ve Çuvaşlar. Bir za­ manlar Akadlann nefret ettikleri varlığın ilgili "Karibatu" inana da iş­ levsel yönüyle "karabasana yakın durur ve bu bakımdan Azerbay­ can Türklerinin mitolojik inan ıslan nda kendi izlerini korumuştur. Uygurcada "karabasma" sözcüğü. Karamat) KARAMAT: Eskiden kötü ruh olarak bilinen mitolojik bir varlık.KARABASAN Hakaslar. en korkunç kötü ruhlardan olan Kara Albastı'ya bağlanır ve "kara bastı" denilir. "Karamat" kültü Voigaboyu Türk halklannın mitolojik dünya gö­ rüşlerinde geniş yer tutar. Başkurdarda yaşayan Tatarlann dilinde ise "kiremet". (bak: Kara Kura. Bu. (bak: Çeek İmay) KARABASAN: Genel anlamı göze korkunç bir şeylerin görünmesi demektir. anlamsal olarak. mavi renkte giydirilen ve pek de büyük olmayan bir oyuncaktı ve "Çeek İmay" adını taşırdı. "Al basma" yerinde kullanılan bir kavramdır. Çağdaş Azerbaycan Türkçesinde de bu eski şeytanî varlığın adı. "hayırsever ata ruh.

Azerbaycan dilinde bu deyimde kalıplaşmıştır. Bilimsel yazılarda onun Arapça'daki "keramet" sözünden geldi­ ğine dair görüşler vardır. Üstelik "kötü nah. kötü ruh" anlamı. kurban kesme" anlamına gelir. tamamıyla kötü ruhlan tanımlayan başlıca kaynaklardandır. "Karamatkiremet" kültünün Saka Türklerinde var olması bile. keramet" yönünde bir anlamsal geçiş yapması da mümkün görünmüyor. Sözcüğün sadece görsel benzerliğine bakılarak Arapçada "mucize. Dil­ bilgisi yorumlan. Akadlar "karibatu". kötü gücün taşıyıcısı olan karaktere dönüşür ve değişim geçirerek demc>nolopdeki karakterlere yakınlaşır. Bu sözcük. Araştırmacılara göre. "Karamat" sözcüğünün kökünde bulunan "kara"nın "kötü güç. Yakutçadakl "uğursuz. Eski bir inanan izini taşı­ yan mitolojik kaynaklı bir ifadedir ve eski Akadlardaki "Karibatu" adlı kötü ruhla İlintiyi gösterir. Demonolojik hastalıklann kişileştirilmesi. kökleri milattan önceki 2. Türk dillerinde B şer güç. Türkler ise "kara­ mat" dedikleri kötü ruhun varlığına gerçekten de inanmışlardı. Ancak bu fikirler hiç de dddl verilere da­ yanmıyor. bin yıllara dayanan bu iki mitolojik varlığın adlannın bir kaynaktan geldiğini kanıtlıyor. "karamat/kiremet" kültü. şer güç" anlamı İfade eden bu kavramın "mudze.. evliyalann gösterdiği mucize" anlamına gelen "kera­ met" sözcüğüyle ilgili gösterilmesi doğru olamaz. Akad mitolojisindeki İki kötü ruhtan biri olan "karamat" ruhu. Azerbaycan Türkçesİndeki "karamat bastı" deyimi de rastlantı sonucu oluşmamıştır. lanet edilmiş" anlamında kul­ lanılan "kanmmıt" sözcüğü de anlamsal olarak "karamaf'la ilgilidir. . haça tapan Tatarlann dilinde "kiremet" olarak kullanılır ve "kurban.Karamat" ın genel anlamı da hastalıkla ilintilidir ve diğer anlamlan da bu tanımın tü­ revleridir. onun ilk anla­ mını gösterir. Kişileştigi objeyle bağlılığı ko­ pan motif. aynı mitolojik sistemdeki Lamastu-Albasti ruhuyla İşlevsel bakım­ dan benzerlik gösterir.KARAMAT şına kullanılan "karamat" sözcüğü. eski Ön Asya halklannın mitolojik dünya görüşüyle doğrudan bağlantılı­ dır. onun Arap kay­ naklan na bağlamanın mümkün olmadığını gösteriyor. 299 . Türkologlann bir görüşüne göre. 3.

KARATABAN: Azerbaycan Türkleri arasında eski çağlardan kalma İnanışlara göre. Azerbaycan'ın birçok yerinde. eski mitolojik görüş ve Inanışlan yaşatan bir­ çok deyimde olduğu gibi. Kargış. betimlenenle arzu edilen olaylar arasın­ da paralellik üzerine kumludur. gerçekle hayal dünyasının karşılıklı bağlılığı. Bu­ nun için de kargış denildiği zaman. Kargış lan n temelini. KARGIŞ (BEDDUA): Büyü karakterli metin formülleridir. ona uygun törenler de anlaşılmalıdır. hangi işe başlarsa so­ nu uğursuz olurdu.KARATABAN şer güç" anlamlanndan meydana gelen "korku" anlamı da vardır. Kargışlar­ dan amaç. son dönemlere kadar. Kargış metinleri. kargışın gücünü üzerlerinden atmak için. Azıcık bile değiştirilmiş kargışın büyü gücü­ nün kaybolacağına İnanılırdı. doğal güçlere ve diğer objelere yüz tutmaktır. Metin olarak kargışlar. Kargış her şeyden önce dinsel törenlerle bağlantılıdır ve onun başlıca bölümünü oluşturur. çok bilgiler içer­ diklerinden. mescitlere giderlerdi. Bu sözcük. Onlara yalvarmak veya bir şeyin olmasını istemektir. İnsanlar. İçerik itibariyle ritüeidir. arzulanan sonuca ulaşmaktır. kar­ gış metninin üzerinde herhangi bir değişikliğin yapılamayacağıma da kendini gösteriyor. Azerbaycan Türklerinin dilindeki "dönelgesi dönmüş" veya "ipin kinisin" gibi. Böyle biri­ nin ayağı uğurlu olmazdı ve nereye giderse. gece doğan bir kişi "karataban" sayılırdı. Çuvaşçada "ka:rav" şeklindedir ki onun da 'karamat"la bağlı olduğu düşünülebilir. Bu metin formüllerinin başlıca çizgi­ si yaratana. bü­ yük âlemle küçük âlemin (makrokozm ve mikrokozm) ilişkileri ve bunlar gibi fikirler oluşturur. sözün etki gücünden yararlanarak. kargışın sadece sözel metni de­ ğil. 300 . insanla doğa arasındaki aynılık ve onlann birbirini tamamlaması. eski kültürlerin araştınlması için çok önemli kaynaklar­ dır. Onun ritüellikle ilintisi. zamana ve mekana göre ve belii söyleyiş kaynaklanna bağlı olarak. Örneğin. "Karamat" kavramının ikinci bölümü olan "mat" ise araştırmaalarca hâlâ çözülememiştir. pirlere.

sabahlan ve akşamlan suyun başına gelirken selam vermek gerekiyor. şeytanî bir motif olduğundan dolayı da yeraltı dünyasıyla bağlantılıdır. üreme. "Kan Nine" diye bir varlığın suda yaşadığına ve kızarsa insanlara zarar verebileceğine inanırlardı. kısırlara çocuk sahibi olmak için yardım etmek veya çocuklann koruyuculuğunu yapmak gibi bir İşlevler yürütürken. tutsak ettiği insanlan ağır zindrlerle duvarla­ ra bağlamak gibi İşlerinden anlamak mümkündür. Mitolojiyle ilgilenen bilim adamlan bir dönem g ö ğ e yükselip. onun neyi sembolize ettiğini anlamaya pek olanak sağlamıyor. eski yapısal ve anlamsal olarak geniş potansi­ yellere sahip Ulu Ana bütüncüllüğüne bağlılığının bir göstergesi de onun su İle olan bağlılığında ortaya çıkmaktadır. verimlilik ve bereketi sembolize eden mitolojik bir bütüncüllükten gelmektedir.KARI KARI: Mitolojik zeminde oluşmuş bir destan kahramanı. Türk etnik-kültürel geleneğinde mitolojik Ulu Ana'nın en eski örneklerin­ den biridir. dağıtıcı başlangıçla da ilgili gösterilmiştir. bir koyun ve bir de İnsan yer. Mitolojik bütüncül­ lükten gelen bir motife böyle bir bakış. İlahe Ana ve benzer adlarla bilinen İlk mitolojik bütün­ cüllükten kopup ayn lan motiflerin mitolojik anlam bakımından zıt yönlerde değişim geçirmeleri de mitolojik kurallara tabidir. İçerik olarak bağlandığı Ulu Ana bütüncüllüğünün birçok izini taşır. "Kan" motifi de bu yapıda bir motiftir. Yani. "Küpe giren ka­ rt" da aynı Tepegöz gibi. Bu motif. Azerbaycan Türkle­ rinin mitolojik inanışlanna göre. Ve yeraltı saltanatının sahibi olarak karşımıza çıkar. diğer yan­ dan da çocuklan kaçınp yiyebilirler. mitolojik temeline göre. "küpe giren kan "nın ölüler dünyasıyla ilintisi vardır. Bu motifin. her gün bir İnek. Çünkü onlar. 301 . Ulu Ana. aslında bir kara bulut veya duman olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlardı. kahramanlara tılsım yapan bu motifin. "Yiğit ve Küpe giren" adındaki Kazak hikayesinde. bu bütüncüllük ve ondan kopan koruyucu ruh motifleri bir yandan ör­ neğin. Orta dünyayla ye­ raltı dünyası arasındaki kuyudan çıkan "küpe giren kan"nın yeraltı saltanatı sahibi olduğu. ölüm geti­ ren. "Kan" motifi. "Kan" motifi.

Azerbaycan hikayelerinde sihirli. mitolojik "kan" motifinin. İnsanlara sa­ d e c e zaran dokunan şer güç "İfrite" de "küp kansı "dır. Dünyanın sonundan söz eden mitolojik metinlerde "kan" motifine rastlanması. Küp. bahşılık yapmaya zorlayan. O her şeyi görür ve bilir. yaratılış sürecindeki "ulu ağ ana" motifini andı­ rıyor. Azerbaycan Türklerinin mitolojik görüş­ lerinde ihtiyar bir kan şeklinde betimlenirdi. Azerbaycan mitolojik me­ tinlerinde anlatılanlara bakılırsa. Birçok Türkistan bahşişinin uykusuna gelen. tekrar dünyaya geleceğine ina­ nılırdı. onlara davul götü­ rüp. Bununla birlikte dünya seliyle ilgili Türk hal klan arasında yaşamakta olan mitolojik hikâyelerde de "kan" motifine rastlanır. üreme. Ölülerin konulduğu kil küpler. "Küp kansı" ifadesi aslında Ulu Ana motifinin izlerine de işaret ediyor. mitolojik bü­ tüncüllüğün kendi doğasından gelen özellikler bulunmaktadır. dizleri ve başı göğsüne doğru bükülü vaziyette konulurdu ve yer ananın kamından tekrar doğup. beyaz sakallı kan motifi vardır. çocuğun ana kamında olduğu gibi.KARI Kan motifiyle ilgili Azerbaycan Türk hikayelerinde kullanılan "küp kansı" iradesi de onun şeytanî varlık olmasından kaynaklanı­ yor. Bütün bunlar. halklann büyük bir bölümü­ nün gözünde "ana rahmini. Geriye kalan bir "kan nine". Küp mezara konulan ölü. Eski çağlarda küpten defin kabı olarak yaraıianmalan da bu anlayışla bağlıdır. bu konuların kozmogonik metinler İçerisinde olması bakımından. sembolik ağdan. verimlilik ve ölüp-dlrilme (veya ölüp-geri dönme) kavramlannı kendinde birleştiriyor. Sami Lü­ gatinde "dnlerin en korkuncu" olarak verilir. kadının hayat verici organını" semboli­ ze ediyor. bir de kurt ola­ caktır. Kış mevsiminin kendisi. tılsımlı ve oldukça kötü betim­ lenen. kadınlara doğum zama­ nında yardım eder ve onlan korur. Bu beyaz saçlı kan. bazen göze görünen. dünyanın sonu geldiğinde bütün canlılar ölüp gidecektir. bazense görünmez olan. Azerbaycan mitolojik metinleri içerisinde evrensel kazayı an­ latan mitolojik metinlerdeki "kan" ise öl üp-d iril meyi gösteren yer­ yüzünü sembolize ediyor. Ş. 302 . "Kan" motifinin ikili işlevinin te­ melinde herhangi bir kültürel geleneğin etkisi değil.

İnsa­ nın varlığı gökyüzüyle ilgili düşünülürdü. hayvan iyesi ve koruyucu olduğuna ilişkin görüşler. "Kayberen"in mal. Ve o ipin kınlmasryla insanın ömrü sona erer. çiltanlar da "kayberenler" gibi dağlarda yaşayıp. Onun İçin. taşlarda yaşayan ve hayvanlan koruyan bu ruhlar. " kayberen" ler hakkında agk bir fikri yoktu. insanlann talihini kanştinr. sanki Dağ Ruhu inana ve Çiltan motifiyle kaynayıp kans­ ın ıştır. araştı rmaalara on­ larla ilgili bazı bilgiler kazandırmıştır. Allah onlara. yaşlanıp güçten düştüklerinde. "kayp eren" veya "kayıp eren" adlanyla andıklan ruh­ lar. kırk çiltan. yazılı edeblyatiardaki bir şekil de yedi ır­ maktan ötede. Mitolojik İnanışlarda. Kırgızlann İnanana gö­ re bu ruhlar. uğurlu geçmesi için "kayberen"den yardım İsterler. Son zamanlara kadar yaşlı lan n bile. dağlarda yaşarlar ve hayvanlan korurlar. hayvan lan n artıp çoğalmasını sağlarlar. hayvanlan korurlardı. Kayberenler gelip onlan yedirir. Bunun İçin de ava çık­ madan önce. yardım eti" derdi.KAYBEREN yaratılış sürecindeki mitolojik İlahe Ana l^tüncüllüğünden geldiğini ve onun izlerini taşıdığını gösterir. dağdayken bir tehlikeyle karşılaşan Kırgız. Dağlarda. Yaşlı çift. "Kan nine" motifinin. Bu "Zamane Kan" motifi. Ancak kızdınldıklan zaman da hayvanlan telef edebilirler. Ömürleri boyunca çocuk sahibi olmak için Al­ lah'a yarvanriar. kırk evlat verir. Kırgızlann görüşlerine göre. Ancak tüm anlatılan lan incelemek. herkesin hayati gizil bir iple gökyüzüne bağlıdır. aynı zamanda yaşadı klan yerin iyesidirler. "kayberen"den yardım ister ve "Başına dolanayım kayberen. Onlann sayısı kırk olduğu için de onlara "kırk çiltan" denilir. yedi dağın arkasında yedi tılsımın içinde oturup ge­ ce gündüz yün eğirmenini döndüren "Zamane Kan" motifidir. içirir ve büyütür. Kayberen hakkındaki bir rivayette şöyle deniliyor: "Bir kan koca­ nın hiç evladı yoktu. bu çocuklara bakamaz ve onlan götürüp dağa bırakırlar. Bu kırk 303 . KAYBEREN: Kırgızlann iyiliksever ruhlar arasına dahil ettikleri ve "kayberen". Dünyadaki bütün karmaşalar da ondan kaynaklanmaktadır. Azerbaycan Türklerinin inanışlanna göre.

Kayberen inana ata kültüyle bağlıdır. sayılan kırk olup. ırmak kenarında oturup. Bunun için de yoldan giden insanlan aldatıp. Sonra kayış ayaklan m onun beline ooiayıp. Yerli halk tarafından her yılın yazı ve sonbahannda "kayberenler" için kurbanlar kesilir. O. Eren. Onun adına. Türk halklarının birçoğunda rastlanabilir. en çok "çıkanlar" ve "kırk çiltan" anlamında kullanılmıştır. İnsanlar onlara saygısızlık etmekten korkarlar. Anadolu ve Azerbaycan Türkleri arasında çocuklan korkutmak için uydurulan bir varlık Anadolu Türkleri ve Kazaklann "Kayış Bacak" adı verdikleri "Kayış Baldır". (bak: Eren. onun boynuna biner." Nur yüzlü eren olarak bilinen. Kırk Erenler-Kııklar) KAYIP ERENLER: (bak: Aranklar. evliyalar hakkındaki görüşlerden kaynaklanan bir anlayışı irade eder. Elsiz ve ayaksız bir İhtiyar görünümünde olan bu varlık. insanlann gözü­ ne görünmeden onlann arasında yaşayan ve doğaüstü güçlere sa­ hip olduklanna inanılan "çiltan" motifleri Orta Asya'nın diğer halklannda da vardır. gariban bir görünüş sergileyerek. "Göze görünmez" anlamında olan "kayıp" ve "kutsal. "Baba tükti şaştı aziz-Kayıp iren kırk şilten" iradesinde karşımıza çıkmaktadır. eviiyalann insan kılığına girmiş ruhlarıdır­ lar. kendi ayaklan üzerinde du­ rup yürüyemez. yolu bi­ tinceye kadar onun bırakmaz.KAYIP ERENLER çocuk büyüdükten sonra. Göze görünmeyen bu eviiyalann yaşadı klanna. "kayberen" adı iki söz­ cükten oluşuyor. Kayberen) KAYIŞ BALDIR: Irak Türkmenleri. daha çok dağ başlan nda olduklanna ve yaşadıktan yerin çevresindeki İnsanlan ko­ ruduktan na İnanılır." Kazak halk kültüründe göze görünmeyen varlıklar veya şeytan­ lar olarak bilinen "kayıp İren" adı. nur yüzlü" anlamına gelen "eren. "kayb eren") kavramı. Bu İna­ nışa göre "kayberenler". "Kayıp erenler" ("kayberenler". Anadolu Türklerinde "kayb erenleri" şeklinde rastlanır ve eski Inanışlann bir izi gibi. ayaklan kayıştan olan gulyabanidir. oradan geçen304 . insanlann gözüne görünmeyen koruyu­ culara dönüşürler.

yıldınm çakbnr. şaman dualannda Erilk'ln kendisi de "Kayra Han" adryla anılır. Bu yıldınm kimin başı­ na düşerse. Kim onu omzuna alırsa. Kazaklar arasında Kayırhan bahşişi olan ve sonsuzluğa çare bu­ lan şamanın adının "Kayrakan" olması da dikkat çekiddir. evliya Umay Ana'nın Slblıya şaman dualanndakl adlanndan bir de "lmay İçe Kayrahan"dır. Söylenenlere göre "Kayış Baldır" uzadıkça uzanan. böyle bir hikâye anlatılarak. kışı yeryüzünde. Altaylar yıldınm çaktığı zaman "kayrakan" derlerdi.. Eliade'ye göre. Yakutlarda Gök Tann'sının izi olan Tangra Kayrakan" ile şaman çok fazla birbiriyle uğraşmazlar. O. Tann'nın müjdecisi olan "Kayrakan" veya "Kayra Han" adı. Gök Börü erenim Kayrahan!. yazı ise göklerde geçirir. onu omzuna alarak ırmağın diğer kıyısına geçirmelerini rica eder. o insan şaman olur. Elleriyle de sıkı sıkıya sanlıp. "Ne dersem. Boz kurdum!" Altay şaman m e ­ tinlerine göre ulu "Kayrakan". akşam ezanından sonra ortaya çıkar. Uryanhay ve Soyonlar ise İki tür eren olduğu gibi İki tür "kayrakan" olduğuna İna­ nırlardı. KAYRA KAN: Şamanizm dünya görüşüyle yaşayan Altay Türkleri­ nin mitolojik inançlannda "Kaargan" (Kagir gan) adında bir varlık yer almaktadır. O. Koru­ yucu ruh. "Kayış Baldı r~ın kamından bir anda yılana benzer üç arşın uzunluğunda iki ayak çkıp. Bir yoruma göre. onun yapacak­ sın" diyerek. Tuva Türklerinin dualannda geçer: "Tann'mın kayı­ nı!. başı bulutlara değen korkunç bir canlıdır. Aynca. Potanİn'İn yazdığına göre. Nevruz Bayramı ile ilgili şarkı sözlerinde "Kayrahan" deni­ len bir aaklı ruhun adının geçmesi de oldukça anlamlıdır. değişik renklerde yıldınm çaktınr. çocukJann akşam ka­ ranlığında evden gkmalannın ve yaramazlık yapmalannın önüne geçilmek isteniliyormuş. 305 . Bunlardan biri yerde diğeri ise gökyüzünde yaşar. mitolojik sözlüklerde Arap halk kültürüyle de açıklanır.KAYRAKAN lerden. Q. On yedi yolun kesiştiği yerde yaşar ve Ülgen'le Erlik arasında aracılık yapar. M. o insanı kendi kölesi yapar. Gökyü­ zünde yaşayan.. Bununla birlikte. yolcunun bedeni­ ne sanlır. "Kayış Baldır" motifi.

ölenleri diriltir. inisiasiya merasimleriyle ilintili düşünüyor. mitolojik ya­ pılı. "küçük. alaya bir kahraman motifi. Tazşa" (kel anlamındaki "daz" sözcü­ ğünden türeme). Altay efsanelerinde kel şaman kadın motifi var­ dır. araştırmaalan. sevimli" anlamına gelmesi de dikkat çekicidir. Moğollann tapındıklan dağlara verdikleri sırat olarak bilinen "Kainhan"ın. Propp. kahramanın kafasına keçi derisi geçirerek geçici olarak kendini kel görünümüne sokmasını. İslâm'daki Allah'ın "Rahman. himaye etmek" anlamındadır. saklamak. kahramanın kendisinin kele dönüşerek öbür dün­ yaya gitmesi. Eski Tuvalılar. öbür dünyayla olan ilintilerinin bir göstergesidir. Bu sözcük Türk dillerinde geniş bir yer bulan "kavra­ mak" fiilinden türemiştir. Yaratılış destanında Tann Karahan" de­ nilen ve yeryüzünün yaratıcısı sayılan Tann. en büyük yarana ve en ulu güç olarak gölcyüzüne taparlardı ve onun ululuğunu "Kayırakan" diye­ rek gösterirlerdi. güneşli bir günde firtına gkanp. Mitolojik Ulu Ana Bütünlüğünün unsurlannı ta­ şıyan "Küpegiren" ve büyücü kan gibi motiflerin kel betimlenmesi. Çokbilmiş olmakla birlikte. Şamanizmdekİ şamanın koruyucu ruhlanyla aynı İşlevi yerine getirir. kel motifinin de diğer yardıma karak­ terler gibi kahraman motifinden türediği fikrine götürmüştür. Halik" gibi vasıflanna uygundur ve Taala" kavramına yakın bir anlam ifade eder. tüm gök ruh lan n adına eklenen bir sırattı. KEÇEL (KEL): Türk halklan kültüründe geniş yer tutan. hilekârlık özelliği de vardır. V. Bu özellik. kar yağdırarak 306 . Rahim. Müslümanlığın kabulünden sonra.KEÇEL Altay Türklerinin Tengri Kayrakan" dedikleri varlık. ulu Tann'dır ve buradaki "Kayrakan" sözü "korumak. Esas kahramanın yardımcısı gibi or­ taya çıkar. Hakaslann geleneksel görüşlerindeki "Kayrakan" anlayışı. Bir Kazak hikâyesinde. Kel karakteri. Savaşan ordunun ardından gelir ve elindeki davulla kamlık ede­ rek. Ülgen ile aynı olduğu düşünülen ilk yaratılış çağındaki dinî-mitolojik varlık olarak bilinen Tengri Kayrakan"ın kendisi olabilir. Allah'a ait olmuştur. Bazı destanlarda. sihirli hikâyelerde. Bu.

Azerbay­ can halk kültüründeki "Kelniyyat"tir. Mitolojik motiflerle zengin "Altaln Sayın Süme" destanında da kahraman bir kel oğlan olup. 307 . (bak: Kellik) KELEENİ: Yakut Şamanizmlne göre kamlık yaptığı zaman şamanın yanında hazır bulunan bir ruh. Ke­ loğlan (Türk) gibi adlarla bilinen motifin ana gkış noktası. kelça (Türkmen). Araştırmacılara göre. kel Tan­ n'nın küçük oğlu. yanmcılıgı bildiren "Keltegey" lakabı kullanılır. Azerbaycan Türklerinin güneşi çağırma merasimlerinde de "Kel Kız" motifine rastlanır. bir yere akın etmeye hazırlanırken. beni zengin eti" denilir. Bu ruhlar göklerden yere inen bulut kız­ lan nın insanoğlu ile dnsel temasından türemişlerdir. şaman davuilannda daha çok hilal şeklinde çizilirdi. "Işığı malan Tengri "nin çevirisidir. gökyüzünün yedi katını ve yıldızlan dolaşır. Konuştuklan zaman acayip bir şekilde kekelerler. Şehvet duygusu yaratıp cinsel istek uyandıran ruh gibi tanınan "Keleeni" tek gözlüdür ve her iki ayağı da topaldır. Colay Han. kel (Özbek). Şaman İnanış­ lanna göre. bu ad artında bilinen tüm ruhlar. Tanrıyla haberle­ şen" Targıl Taz" adındaki kahine sırt kemiği ile fal baktınr. Kekemelik demonik dünyayla bağlılığın veya insanlarla ruhlar ara­ sında aracılığın bir göstergesidir. Saka Türkçesinde bu ruhun adryla bir­ likte çoğu zaman onun bir özelliği gibi olan. Araştırmacılar Tazşa"yı diğer demonik varlıklarla karşılaştırdıklannda benzer özellikler buluyorlar. Manas destanındaki bir sahnede. gülünç görünüşlü ve peltek dillidirler. Bunun için de kel karakteri öbür dünyaya özgü varlıklarla ilgilidir. Köroğlündaki "Kel Hamza"nın bir adı da "Keloğlan"dır. Haddinden fazla kıskanç bir koca görünümünde düşünülen "Ke­ keni". Moğol inanışında -Sulum" denilen şeytan da keldir. Bu adın anlamı da "kel" de­ mektir. Sibirya şamanlannın dualannda da "Ata kel Tann. Diğer Türk halklannda. Sibirya Tatariannın geleneksel görüşlerindekl firtına yaratan şeytanî ruh da kel bir kadındır. Kazak çocuklan da kar fırtınası olduğu zaman Tazdın üyine g e t " (Kelin evine git) derler. bu­ radaki "Ata kel Tann" Moğol kökenli olan.KELEENİ her tarafı toz duman içinde bırakır.

Buryat inanışlannda baş Tann olan. bu varlıklann öbür dünyayla ilgilerinin bir göstergesidir. Propp. Atlarıyla birlikte kel kılığına giren Türk hikaye ve destan kahramanlan. Yeraltı dünyasının lideri olan Erlik'İn bindiği öküzün bîr özelliği de kel olmasıdır. Yakut inanışına göre kötü ruhlar olan Abaasılar. kaçan yardıma ruhlan geri getirmek için. demonik tabiatlı. Kel olmalan. Kozı Körpös'e. Orta Asya'daki Avar (Juan juan) imparatorluğunu kuran sülalenin ceddi de kel karalı biri sayılırdı. Kahramanlar göklerdeki savaşlarda güç bulmak için kel olur­ lar. Proto-Moğol halkı­ nın İnanışlanna göre. 308 . kahramanın kele dönüşmesini motiflerin en eskisi sayar. "gider gelmez"e yollanan kahramanlar bu yeraltı dünyasının işaretlerini ka­ bul edip. tek gözlü ve keldirler. kılığını değiştirip kel olması İçin öğüt verir. bu yolla "ilâhî güç"e kavuşmuş sa­ yılırlar. Orak ve Mamay destanının kahramanı. Öbür dünyaya veya hikayelerdeki deyimle. dünyalar arasındaki engelleri aşabilirler. onun yan diri olması gibi açıklanmıştır. Bunun dışında genellikle "Keleenİ" her zaman şamanın sözünü dinlemez ve işini her zaman vicdanla yapmaz. Ve bulduktan bu güçle. Sibirya'nın Türk halklannda kahramanın veya atının mu­ cizevî bir şekilde kele dc^üşmesryle benzerdir. tek elli ve tek ayaklı kel bir kadınla evlenir. bazı araştırmaalar taralın­ dan.KELLEGÖZ Yazılanlara göre samanlar. Bazı destanlarda kahramanın kel bir çocuğa dönüşmesi. kele dönüşürler. Azerbaycan Türk hikâyelerinde kahramanın kel görünüşünü ka­ bul etmesi. tek ayaklı. KELLEGÖZ: (bak: Tepegöz) KELLİK: Türk mitolojisinde demonik varlıklann oldukça yaygın İşa­ retlerinden biri. Altay Inanışlannda da baş tann seviyesinde tutulan (aslında İse koruyucu ruh olan) T a z Kaan" (Kel Han) da bu özelliği taşıyanlardandır. tek gözlü. "KeleenTyi gönderirlerdi. onlann ulu ecdadı kel biriymiş. V. yaşlı bir kadın. Böylece hastalık yaratan ruhlan aramaktan bazen çekinir veya onlan korumak için bile bile yalanlar söyler.

"ker" (hahr) ve "yutpa" (yutma) sözcüklerinden oluşmuştur. ölümünün ardından yeniden doğuşunu sembolize ediyordu. dünya­ nın tam ortasında yükselen "Pustag" dağının altındaki sulardan olu­ şan âlemde yaşar. Yeryüzünde yaşayan "Ker Yutpa" koca bir yılan. "KerYupa" oldukça eski bir motiftir ve sembolik olarak. Şimdiye kadar yuttu klan tüm insanlar ve hayvanlar ora­ dadır. Onun diğer bir adı da "Ker Balık'tır.KIDAY BAHSİ Karada saç olrnarnası. Burada gülüş. son bahan ve kışı getirir. Onun her kıpırdadığında yer titrer. İnanışa göre onlann İçleri karanlık bir âlemdir. dünyaya gelişin ve doğuşun sembolü sa­ yılırdı. Geçid ölüm gibi sembolize edilen inisiasiya merasiminde prağın sagnın kesilmesi. Al­ tay şamanlan nın cüppelerinin bir yerine. Diğer çenesi ise sıcağı ve yazı. Yakutlann ge­ leneksel görüşlerinde önemli yer tutar. hayvanlann "kut"u ve çocuklann "yula" denilen ruhu. Türk halklann geleneklerinde çocuklann saçlarının kesilmesi inisiasiya özelliği taşımıştır ve destan kahramanının İnisiasiya merasiminde olduğunu gösteren kellik özelliğiyle ilgilidir. (bak: Saç) KEMBER: (bale Kamber Ata) KER YlflPA: Yılbegen'ie birlikte Altay metinlerinde de sık sık rastla­ nan mitolojik bir karakter. hiçbir olağanüstü varlığın 309 . Güney Sibirya Türklerinin inanışına göre. "Ker Balık" ise koca bir balık şeklinde betimlenir. KIDAY BAHSİ: Yakutlann Hıristiyanlığa kadarki dinî inançlannda ye­ raltı dünyasıyla Hİntilendirilen mitolojik bir varlığın adı. "Ker Balık". karanlığı ve kötülüğü temsil eder. kaosu. dünyanın tam merkezindeki dağın zirvesinde yaşa­ yan "Ker Balığın" kamında korunurdu. O. İlk arkaik anlamlarıyla kendini gösterir. Alt çenesi yere değerken üst çenesi gökyüzüne dokunan bu balık benzeri canavann çenelerin­ den biri soğuğu. Şeytanî tabi­ atlı olan ve adına "Kıday Mahsıın" da denilen bu nah. adına "Yutpa" denilen bez parçası asılırdı ve yeraltı dünyası canavarlannı temsil ederdi. Şoriann geleneksel dinî görüşlerine göre. Bu ad. kellik ve d o ğ u m kavramlan. başlangıa.

Demircilikle saman­ lığın birleştiği bu töreni. İnanışa göre. Kıpçak ve başka boylann halklannın demiri ulu saydıklan ve kutsal bildikleri için ona yemin ettikleri yazıyor. Ancak yeraltında yaşadığı İçin de sonuçta kötü ruh gibi tanınmıştır. Orta Asya'nın Türk hal klan na göre. O. Ergenekon destanındaki kurtancı demirci motifi de kökleri itiba­ riyle oldukça eski çağlarla İlişkilendirilir. Harezm'in güneyindeki eski bir kalede gecelemeliydi. Yakutlar. Hazreti Da310 . Onun yeraltında demirden bir ev­ de yaşadığına İnanılır. Bugün. Hazreti Davut'un hayır duasını alabilmek için. Dtvan-ı Lügat-it Türk'te ise Kırgız. İnanışa göre. Aleyüsselam" derlerdi. ona "Darhan-Tarhan" diye­ rek başvururlar. bir işe başlamadan önce genellikle. İnanışa göre "Kıday Bahsi". diğer Türk halklannda da vardır. Demircilik sanatını ve hat­ ta samanlık yapma becerisini İnsanlara veren de "Kıday Bahsi" ol­ muştur. Hıristiyan me­ tinlerinden gelen ve Türk Müslüman halklan arasında da adı yayılan Hazreti Davut. demircilerin koruyucusudur. bayram sayıl­ mıştır. üstat ve de koruyucu olduğunu gösterir. Onun İçin de demirci us talan. Adındaki "bahsi" unvanı onun ilk öğreten. aynı zamanda hayırsever bir varlık olarak düşünülür. O. demirciliğin ko­ ruyucusu sayılırdı.KIDAY B A H S İ egemenliği atana girmeyen koruyucu bir ruhtur. "Hazreti Davut. O. Türk halklan da bugünü dinî ve ulusal bayram saymıştır ve İlkbaharda zindan üzerinde demir döverek bu bayramı kutlamakta­ dırlar. demirden yararlanmayı insanlara İlk öğreten de O'dur. Örneğin. onu manevî yaratıcılan olarak görürler ve "Ben Kıday Bahsı'nın oğluyum" derler. Özbeklerde yeni samanlık yapmaya baş­ lamış birisi. Kırgızlann Manas Destanında da demirci ustaya "Darkan" denilmektedir. burada hiç durmadan demircilikle uğraşır. Samanlığın demircilikle ilintilendirilmesi inana. demirciyle şamanın aynı kökenden olduğuna inanırlar. Ve ancak törenden başanlı bir şekilde geçtikten sonra onlan bu zararlardan kurtarırdı. şaman yönetirdi. demirciliğe kabul olunma törenine katılan insanlara zarar verirdi. Şam an lan n çoğu. Yabaku. Demircinin karısına da saygı göstererek. demir dağı erimiş ve oradan ışıklı dünyaya yol açılmıştır.

Kılıçla sembolize edilen Savaş Ruhu için kurban mera­ simi. eğilip kı­ lıcı öpmek suretiyle yemin edilirdi. mutluluk" anlamlan na gelir. Kılıca kurban verme töreni şu şekil­ de gerçekleşirdi: Hunlar her şeyden önce kutsal bildikleri bir a ğ a a n dal budağını bir araya yığıp. Kaşgari'nin "Divan-1 Lügat-it Türkçünde şöyle yazıyor: Kırgız. (bale Kut) KILIÇ: Eski Türklerde "kılıç" kutsal sayılırdı. Yemin edildiğinde. 311 . Yabaku. hayat gücü. baba ocağından asla uzaklaştınlmazdı. "Kıday Bahsi" veya "Kuday Bahsi" şeklinde kullanılabilen bu kavramın ilk kısmı olan "Kıday-kuday". Hunlann en çok saygı gösterdikleri ruhlardan birinin adı­ nın anlamı kılıçtı. "Huday" ve "Huda" gibi sözcüklerde de rastlanan "kut" sözcüğünün birçok Türk topluluk! an nda "Tann. kılıa Tann'nın bir sembolü olarak gösterirler­ di. o zamanlann silahlannın en önemlisi olan kılıçla gerçekleşiyordu. Ancak bu düşünce. Nesilden nesile aktanlıp. Dede Korkut Kitabında da Oğuzlann en kutsal yeminlerinden biri "kılıama toğranayım" olarak yer alıyor. can. "Kuday".uğur. Sonra birçok âyinle birlikte kurban kesme merasimini gerçekleştirirlerdi. Kut ise "ruh. Attila'nın kılıcına Tengri Kılıcı" derlerdi. Dilbilgisi uzmanlannın çoğu. Bazı kaynaklardan edinilen bilgi­ lere göre. Kıpçak ve diğer boy­ lann insanlan yemin ettikleri zaman kılıa gkanp ön­ lerine koyarlar ve "yeminini tutmaz İsen bu kılıç ka­ na boyansın!" derierdi.KILIÇ vut'un demircilerin pîri olması hakkındaki inanışlarda da demircilik­ le samanlık arasındaki ilişki gözlenmektedir. onun Fars dilinden gelme olduğunu söylerler. kanıtlardan yoksundur. iskitler de bununla İlgili olarak. Kılıç Savaş Ruhu'nun sembolü sayılırdı ve kılıç kurban verme tö­ reni de onun şerefine yapılırdı. Bu tören. Onlar kılıcı tannnın bir nimeti görürlerdi. M. yüksek bir tepe oluştururlardı ve üzeri­ ne de kılıa koyarlardı. Allah" anlamı vardır. aslında "kut" köküne daya­ nır. Tann'nın Türklere savaşta yardım etmesi amacryla ya­ pılırdı.

ersunlanmış kılıç gü­ cüyle büyülü engelleri ortadan kaldırabilir. Ağ-boz atın sözüyle krvıkım saçan kılıa göle vurur ve gölde bir yol açlır. başka hiçbir kılıca benzemez ve gökten düşmüş yıldınm parçasından ya­ pılmıştır. Köroğlu efsanesinde. babası. Hakaslann Altın Ank destanında İse taştan doğan kahraman. Gökten gelen böyle silahlar. Yıldınm Hamisi tarafından gönderildiğine inanıldığı için kutsal bilinirlerdi. Anadolu ve Azerbaycan'da üzerine kılıç resimleri işlenmiş mezar taşlanna da rastlamak mümkündür. Kurana ye­ min etmekle eşdeğer sayılırdı. Âşık Paşaoğlu tarihinde. Bu kılıçla ecelden başka her şeyi yenmek mümkün­ dür. kılıcıyla birlikte doğar. Bu hikâyelerde kılıa belinden düşen kahraman. Sihirli hikayelerdeki kılıç. Altay ve Yakut halklan arasında yaygın olan bir ina­ nışa göre. kahramana özel olan "Misri Kılıç"ı. Şamanlann da âyinler sı­ rasında kullandıklan nesnelerden biri tahta kılıç olurdu. Ural Batır'ın devamı olan "Ağ-boz At" destanında da Şülgen. Köroğlu'nun 312 . Destanın bir versiyonunda kanadı olarak betimlenir. KIRAT: KÖroğlu destanının. Eceli yenmeyi hedef edinmiş Ural Batır'a. onun kötü ruhlarla savaşması İçin gerekliydi. kahramanın canını da temsil edebilir. yere öyle bir vurur ki yerden su çı­ kar. atlar gökyüzündeki güneşten inmişlerdir. halkının susuzluktan perişan olduğunu görünce el­ mas kılıa başının üstüne kaldınp. Ural Batır. Bazı des­ tanlarda ise kahramanın sadece efsunlu bir kılıçla şeytanî güçlerin üstesinden gelebileceği anlatılır. Bu. ölmezlik suyu­ nu bulması gerektiğini öğütler ve atadan kalma kıvılcım saçan el­ mas kılıcı verir. Kanatlı at motiflerine Türk halk kültürü ve inan ıslan nda da sık rastlanır. Osman Gazi'nin atadan kalma kılıandan ve Osmanlı Hanedanı'ndan padişah olanIann bu kılıa ziyaret etmeleri gerektiğinden söz edilir. ölümcül halde yere yığılır ve ancak tekrar kılıç beline bağlandığında dirilebilir. Kahraman. kahramanın temel yardıma güçlerin­ den bir olan mitolojik at.KıRAT Azerbaycan'da İslâm'ın en güçlü olduğu zamanlarda bile cami­ lerin bahçesinde bulunan hayat ağacına yemin etmek.

su. Bu İnanan izlerini Azerbaycan Türk hikâyelerinin birçoğunda. her an her yerde bulunabilen "Kırk Erenler". Sonraki zamanlarda ise bu varlıklar Müslümanlığın görünür kalıplannı kabul etmiş ve İslâm fbrmlanna bürünmüştür. "Kırat"ın belli bir süre karan­ lık yerde tutulması. altı ayaklı. 313 . koyu boz renginden olan "Kırat"ın. tek gözlü veya iki boynuzlu at şeklinde görulur. Hakaslarda "kır" söz­ cüğü "boz" anlamını korumuştur.. KIRK ERENLER-KIRKLAR: Türk halklannın mitolojik görüşlerinde sonsuza kadar yaşayacaklanna inanılan varlıklar. Azerbaycan Türk Halk Şiveleri Lügatj'nde "Kırat". Bu özellik "kır" sözcüğü için de geçerlidir. inisiasiya olayını sembolize ediyor. öbür dünya­ ya özgü atlann çiftleşmesinden doğan atlar. onlann yenilmezliğini sağ­ layarak karakterlerini tamamlayabilirler. Şeytanî dünyaya alt olan mitolojik doğaya sahip at­ lar.KIRK ERENLER-KIRKLAR "Kırat"ı ise deniz aygınyla çöl atının ilişkisinden doğan bir attır. "boz. Hak'ka kavuşmuş kimseleri ve seçilmiş İnsanlan kendi saflanna dahil ederier. araştırmaalarda. görünüş olarak çirkin olurlar. Dede Korkut'un büyüsü sayesinde gerçek anlamda "Kırat" olur. Mitolojik âlemle ilgili Köroğlu gibi efsanevî bir kahramanın. ancak inislaslyadan geçtikten sonra olağanüstü doğuşla kahraman lan n atianna dönüşüp. Mitolojide ise boz ve ağ-boz aflar gökyüzüyle ilintilendirilir. Göze görünmez olup. koyu mavi ve kül renginde bir at" olarak tanımlanır. "Kırat" gibi atlar. Türk halklannın bir İnanışına göre de normal atlarla. Şamanizmle halk sûfiliğinln kesiştiği yerde duran "Kırklar" veya "kayıp eren" ruhlannın koruyuculuk işlevi İslâm öncesi çağlann İnançlanyla İlgilidir. Bu birleşmeden doğan çirkin yavru. "Kırat" da normal dışı bir kaynaktan olduğu İçin böyle bir at­ tır. asimetriktirler. Böyle mitolojik bir atan sürünün içinde yer alması ise onun marji­ nal doğasıyla ilgilidir. Kaynaklarda "kır" sözcüğünün "gökyüzü" anlamına gelmesi ve di­ ğer bazı veriler. yiğitlik göstergesi olan "Kırat"ı da asimetrik görünüşlü ve çelimsizdir. toprak ve gökyüzüne bağlı mitolojik kökenli bir at olduğu kanaatini doğurmuştur. kül rengi.

Onlar eve hayır ve bereket getirir. Nogaylann geleneksel görüşlerinde adı geçen demonik karakterler arasında "Kir Köylek" adında demonik bir varlığa rastlanır. Türkİslâm düşüncesinde "Kırklar" kültünün dinî tutumuyla ilgilidir. "Kırklann" elinden aldığı badeyi içmekle birlikte. Q. Kuş kılığında İn­ sanlann uykusuna gelir. yüksek yerlerde kurbanlar verilirdi. İlk anlamı anlaşılamadıgı İçin. Ancak bu görüşlere bakılarsa. "Albasö" denilen bu varlığın erkek görüşünde olanıdır. Bu varlık çok uzun boyludur ve genellikle insanlann gözüne görünmez. "Kir Köylek". Nogaylann "Albastı" hakkındaki görüşleri İse belirsizdir. "iren" ve "yaren": gökten İnmiş olan güçlü şamanlann adıydı. Erenlik İse Şamanizmdekl "eren-iren" kültünden gelir. Bu ruhlar genel olarak "abaasılar" adı altında toplanır­ lar. Türk destanlannda geniş ölçüde korunmuştur. 314 . (bak: Kayıberen) KİMSENE: Türk dinî-mitolojik dünya görüşünde koruyucu ruhlar sis­ temine İllntilendirilen mitolojik bir varlık Azerbaycan Türklerinde bu varlıkla İlgili geleneksel inanışı aktaran bir metinde şöyle denilir: "Evde insan olmasa da içeri girildiğinde selam verilir. demonik tabiatlı "Albastı" motifiyle ilişkilidir. Potanin'in Altay ve Uryanhayiar hakkında yazdığı metinlerden anla­ şıldığına göre "eren". "kir" adıyla hitap ederdi." KİR: Saka Türklerinin inanışlanna göre. Tür­ kistan'daki "Kırk Çiltanlar" ve "Kayıp Erenler" adlarıyla bilinen "Kırk Erenler". tek ayak­ lı. bahşılar. Tasavvufta dünyayı yöneten erenlerin sayısı kırktır. Bu şaman lan n şerifine. Saka Türkleri bu ruhlara. büyük olasılıkla yanlış adlandınlan bu motif. Köroğlu'nun gözleri önündeki gaflet perde­ si aralanır. yeraltında yaşayan. Evde kimse­ ler var denilir. tek gözlü ve kel varlıklar olarak betimlenen değişken tabiatlı kötü ruhlar vardır.KİMSENE Hazreti Ali ve Hızır'ın da "Kırk Erenler" arasında sayılması. âşıklar ve çalgıalann koruyucusu olarak ortaya gkmışlar. Uykuda "Kırklar"ın elinden bâde alıp içmekle vergi verilmesi olayı.

bu durumda 315 . Tö­ renin ve adının kökeniyle ilgili. üzeri şekillerle süslenmiş bir maske var. bolluklu ve verimli olması dileğiyle yapılır. Bu tören. kişiler arasında dar bir çevrede yapılan törenin erotik kısmını anlatmıştır. Aynntilannın öğrenilmesi zor olan bu törene verilen "Koça" adı hakkında. başka bir bilgiye göre ise kendisi de aslında şaman olan "Koça Kan". Bir inanışa göre. D. "Koca kan" töreni. P. Bu törene öz­ gü eşyalar arasında ağaçtan yapılmış "Fallus" da yer alır. bu adla erotik bir tören yaparlar. "Koça Kan"ın kendisi de bereket ve bolluğu temsil eden bir varlıktır. Şorlar sonbaharda ürünü topladıktan sonra "Paktıgan" adında özel bir tören yaparlardı. L. başka Türk halklannda da rastlanır. Bu törenle ilgili ilk bilgilere V. J. törenin aynnülannı ondan gizlemiş­ lerdir. bilimsel edebiyatlarda kararlaştırılmış bir kanı yoktur. Bununla doğanın yaz dönemindeki yeniden uyanışı sembolize edi­ lir. "Koça Kan'ı. törene katılıp şaman soyundan gelen ve hem de "Koça Kan"ın şar­ kı lan nı ezbere bilen birinin üstüne atar. Verbitski'nin yazılannda rastlanabilir. Şaman kamük yaptığı zaman görünmeden onu çıkarıp törene katılanlardan birinin yüzüne takar. zaman zaman "Paktıg Kan" ile birlikte aynı hikayelerde yer alır. Potapov'un anlattığına göre. Bu törenle ilgili daha geniş bilgiye D. (Aslında sadece "Koça Kan"ın maskesini atar. Ülgen'e at kurban edildiği zaman yapılan törende "Koça Kan". birbiriyle zıt fikirler vardır. Ancak Kumandinler. Kumandlnlerde ise bu törenin adı "Koçagan"dı. Etnik edebi­ yatlarda erotikllğlyle bilinen Tayılga" töreninin benzerine. Şaman ondan kurtulmaya çalışır. bereket anlayışıyla ilgili olup bolluk ve verimlilik amacıyla yapılır. gökyüzünün birlnd katında şamanın karşısına gkar ve onun yolunu keser. Ülgen'ln kızıyla şamanın evliliğinden dünyaya gelen. Yüzüne maske takılan kişi coşup sağa sola vurmaya başlar. be­ yaz kabuklu toz ağacının kabuğundan yapılan ve adına "Koça" de­ nilen. Onun anlattıklanna göre. Sonunda o. bereketli.) Kumandlnlerin inanışına göre. Zelenin'in makalesinde rastlanır. Al taylar Ülgen'e kurban verir­ ken. Zelenin de at kurbanlık edildiği zaman.K O Ç A KAN KOÇA KAN: Kumandinlerde eski bir tören ve bu törenle ilgili mito­ lojik varlığın adı.

K O Ç A KAN "Koça Kan'ın ruhu bu kişiye geçer ve o kişi coşarak bir aygır gibi hareket etmeye başlar. Sonra sağ eline bir asa, sol elinde İse Fail usu temsilen bir ağaç alır ve dolaşarak "Koça Kan" oyununu oynamaya başlar. Onun arkasına da öç dört kişi takılır. "Koça Kan" her evin penceresi önünde durur, zıplayarak şarkısını söylemeye başlar. Son­ ra onun ardından gelen çocuklardan biri eve girip, "Koça Kan'ın payını alır. Sonra "Koça Kan" başka bir eve gider ve yine aynı şarkı­ yı söylemeye başlar. Tüm köyü böyle dolaştıktan sonra komşu kö­ ye geçer. Karşısına gkan biri olursa onu durdurur, Fallusunu ayaklannın arasına alıp, sevişme taklidi yapar. Bu hareket "Koça Kan"ın ruhundan cinsel güç ve becerinin kazanılmasını sembolize eder. Böyle yapıldığı sürece, yoldan geçenlerin hiçbiri onu bırakıp kaçma­ malıdır. Kadınlar ve kızlar ise onunla karşılaşmamaya çalışırlar.'Ama karşılaştıktan taktirde de "Koça Kan", elindeki Fallusu sadece onlann koltuklarının altına koyup bırakırdı. Komşu köyleri gezip dolaştıktan sonra, akşama doğru döner. Arkadaşlanyla topladıklan hediyeleri bir yere yığıp bayram şenliği düzenlerler. Sonra gençler İki gruba aynlıp, ahlaksız sözleri olan şarkılar söyleyerek oyun oynamaya baş­ larlar. Her şarkıdan sonra kaybeden taraftan biri, diğer gruba dahil olur. Bu oyun, evliliği ve nikahı sembolize eder. Sibirya Türklerinde, dinî inanışlan pratikte öğrenmek açısından da önemli olan bu tören. Kutsal Kayın Ağacının tapınma işaretlerini de kendinde korumuştur. Yakında akrabası ölenler hariç herkes bu törene katılır. Tüm bunlann yapılmasındaki amaç: ürünün bol olması, avın uğurlu geçmesi ve ev ahalisinin mutJuk İçinde yaşamasıdır. Böyle erotik törenler, Tuvalar. Çel kanlar ve güneyde yaşayan A (taylar arasında da yaygındı. Kurban ve diğer törenlerin erotik İçerik taşımasına, Kumandinlerde olduğu gibi, Şoriarda ve Teleutlarda da rastlanmaktaydı. Şorlarda bu tören-oyun, kurban verilen at olan "Koçigan" adıyla anılır ve bereket, bolluk a m a a taşır. Teleutlarda ise böyle hareketler Ülg e n ' e kurban verilen törenlerde görülür. "Koça Kan"ın ata ruhunu ve hatta ata şaman ruhunu sembolize ettiği de düşünülebilir. "Koça Kan"ın başka bir özelliği de maske ile olan ilintisldir. "Ko­ ça" adının "maske" anlamına geldiği de söylenir. Azerbaycan halk
316

KODU oyunlar tarihî araşürmacılan, "Kosa Oyunu"dakl bu maskeyi, haklı olarak, bereket ve bollukla ilişkili düşünüyorlar. Bereket amaayla yapılan eski törenlerin ItJd gücü olan "koça" motifinin, "maske" an­ lamına gelmesi, bu görüşü doğruluyor. "Koça" ve "kosa" adlannın arasındaki yakınlığı anlamak içinse sessel yakınlığının dışında, arkaik kutsallık anlamlan, kutsal görevleri ve temsil ettikleri semboller ağ­ sından da araştınlmalıdır. KODU: Nevruz bayramına birkaç gün kala gerçekle­ şen ve âyin kökenli bir oyun olan. "Kodu kodu "da geçen mitolojik bir motif adı. "Kodu"nun başına ge­ çirilen keçe veya deriden (bazen de kağıttan) yapılmış şiş şeklinde bir şapka, büyük olasılık­ la boynuzu sembolize ediyordu. "Kodu"nun ölüp-dlrilmesi de Türk Tanrıcılık sistemi açısın­ dan mitolojik bir içerik taşır. "Kodu'nun bir motif olarak canlandınldığı bu tören-oyunun Nev­ ruzdan önce yapılması da rastlantı gereği olma­ mıştır. Nevruz bayramı, doğanın kıştan sonra yazın yeniden dirilmesiyle İlgili, ölüp-dirilmeler zindri şeklinde ortaya çıkan hayatın dönüşümKodu lülüğünü ve ebedî hayat kavramını aktaran zengin kavramlar sistemi üzerine kurulmuştur.

G

(Qodu)

"Kodu kodu" oyunu. Nevruz bayramını karşılamakla birlikte, ke­ sintisiz yağmurlar yağdığında güneşi çağırmak İçin de oynanır. Bu. "Kodu'nun güneşle ilgili olabileceği fikrini doğurmuştur. Zaten "Kodu'nun Nevruz bayramıyla bağlı ilk şekil de güneşten ayn de­ ğildir. Yusuf Vezirin görüşüne göre, "Kodu" aslında güneşin benzeri ve onun sembolü şeklinde yapılmıştır. "Kodu" kavramı gerçekten de ateş İle ilgiliyse, o zaman Sumerierdeki "Utu" ile de karşılaştınlabilir. Başka bir görüşe göre de "Kodu". Farsçadaki "Huda" sözcü­ ğüyle İlgilidir ve Güneş llahesi'nin adını çağnştınr. M. H. Tahmasib ise bu sözcüğünü anlamının hâlâ açıklanamadığını yazıyor. 317

KOPUZ KOPUZ: En eski Türklerde, bahşı-ozanlann ağıt yakarken, destanlar anlatırken ve dinî âyinlerde kullandıklan oldukça eski bir müzik ale­ ti. Müzik, mitolojik görüşlerde genellikle, ruhlar dünyasıyla ilintili düşünüldüğü gibi, "kopuz" da ritüel bir özellik taşımıştır. M. Kaşgarî'nin "Divan-ı Lügat-it Türk"ünde, "kobzamak, kobzatmak" şek­ linde bir ifadeye rastlanır. V. Radlov'a göre ise Kırgız şamanlan da­ vul yerine "Kopuz" çalarlardı. Kahramanlık hikâyelerini anlatanlar da bunu "kopuz" eşliğinde gerçekleştirirlerdi. 17. yüzyıldan sonraki Türk edebiyatında, "kopuz" ve "kopuz" çalanlara pek rastlanmıyor. Kazak samanlığına dair verilerde ise havada uçan ve çarpışmada at­ lan ölen "kopuzlara" bile rastlanır. Çok eski zamanlarda "kopuz at" motifi, güçlü ve büyük şamanlar hakkındaki rivayetler için önemli bir motifti. Bakşılar da âyin zamanlannda "kopuz"dan yararlanırlardı. Kazak­ lar ve Karakalpaklar arasında dolaşan rivayetlere göre, "kopuz"un yaratıcısı Evliya Korkut Atadır. Bunun için de O, "kopuzun pîri" sa­ yılır. Ç. Velihanov'a göre şamanlar, bahşılann pîri olan Korkut Ata'nın kopuzundan, tören zamanlannda ritüel bir çalgı aleti olarak yararlanırlardı. Şaman mitolojisini anlatan efsane­ lerde bu bilgi doğrulanıyor. Al taylar, Kırgızlar ve Hakaslarda da hastalann tedavisi için "kopuz"dan yararlanılıyordu. "Kopuz"un ritüel anlamı, şamanlann kendi yar­ d ı m a ruhlannı çağırmak için onun sesini kullanmalarryla da kendini göstermiş oluyor. Türkistan bahşılannın söylediklerine göre de yardıma ruhlan olan cinler, sadece "kopuz" un sesiyle çağırdı klan za­ man onlann yardımına gelirdi. "Kopuz'un bezen­ mesi de bu anlamda estetikten çok dinî anlam taşır. Çünkü "kopuz'a takılan her bir nesnenin kendi anlamı vardır. Şamanlar, başkalannın eli değmesin diye, dokunulmaz bildikleri "ko­ puz" lan nı kendi yavruları gibi korurlardı. Kır­ gız-Kazaklarda, bir bahsinin "kopuz"unu baş318

KOR
ka birinin eline alması günah sayılırdı. Böy­ le bir günahı işlemiş olan insan, bahşılann yardıma ruhlan olan cinlerden zarar göre­ cek demekti. Dede Korkut Kitabı'nda adına "Kolca i Kopuz" denilen ve daha çok "Dede Kor­ kut Kopuzu" olarak anılan bu çalgı aleti, 9 gizli-kutsal konumdadır. Oğuz yiğitleri, M düşmanın elinde kopuz gördükleri zapj man, "Dede Korkut Kopuzu"na saygı olarak düşmana bile dokunmazlardı. Dede Korkut/la ilgili rivayetlerde, ölüw mün bile "kopuz"dan korkup. Korkut Ata'ya yakla­ şamadığı yazıyor. "Kopuz" sesindeki kutsallık duyulduğu sürece Ölüm. Korkut Ata'ya yanaşamaz ve Ölünün canını almak için "ko­ puz" un susmasını bekler. Başka bir rivayette de "kopuz"un yıllarca Korkut Ata'nın mezan başında aaklı sesler gkardığı geçer. Bu da "kopuz"un Türk halklan arasında kutsal bilindiğinin bir işaretidir. Bu aynca. Sibiryalı Türklerin şamanın gömüldüğü mezann yanındaki ağaca onun davulunu asmalan olayıyla da yakınlık göstermektedir. KOR (GOR): Mitolojik dünya modeli bakımından, yeri, yeraltı âlemini, ölümü ve geniş anlamıyla kaosu sembolize ediyor. SumerAkad mitolojisinde de yeraltı karanlık dünyasının bir adı, "Kur"dur. Bazen şahıslaştınlmış bir varlık olarak kullanılan ve ilk anlamı "Dağ" olan "Kur" sözcüğü, anlam bakımından "Kor" ile yakınlık içindedir ve bu anlamda Sumer-Türk dil paralelliği açısından da ilgi çekmek­ tedir. Mitolojik düşüncenin kuralları açısından "Kor" doğum yeri ola­ rak düşünüldüğünden, dağ, mağara ve beşik anlayışlarıyla bir grup oluşturmuştur. Mitolojik düşüncede vergi verilmesi, aynı zamanda Ulu Ana ve onun değişikliğe uğramış hali olan koruyucu ruh motif­ lerinin adıyla ilgilidir. Yani vergi verilmesi, öbür dünya güçlerinin müdahalesiyle açıklanıyordu. Şiirsel (manzum) mitolojinin kuralla319

K O R K U T ATA nndan biri gibi, "Kor" motifi de yerin ta kendisi-olarak düşünülmüştür. Örneğin, Sİnszyan Kazaklan arasında son cağlara kadar süren bir İnanışa göre, tambur çalmayı öğrenmek isteyen biri, tamburunu dine alıp, "Kor"da yatıp sabahlaımış. Kazak efsanelerinin bir versiyonunda "Korkut", "Kor"dan akmış olan devden doğuyor. Bu anlamda hiç şüphesiz, "Korkut" adı "Kor" motifiyle bağlıdır. "Köroğlu" destanının Türkmen versiyonun­ da da kahraman "Kor"da doğduğu için, "Köroğlu" adını alır. Yeraltı Âlemi ve yeri sembolize eden "Kor", birçok Türk halklannın inanışla­ nnda, yiğidin ve kahramanın anası, veya ona güç veren ana gibi düşünülmüştür. Orta Asya rivayetlerinden birinde, "Koroğlu"nun doğumu şöyle anlatılır: Güzel okluğu için. atası tarafından hiç kimse görmesin diye, demirden bir sarayda saklanan, ancak gün ışığından hamile kalıp, bunun için de öldürülen bir kızdan, hem de "Kor"da dünyaya gelir. Onun için de adına "Köroğlu" denilir. Aslında bu ri­ vayette, kainatın bir bütün olarak kavrandığı eski çağlann inanışla­ nyla bağlı, "Koroğlu"nun Gök Oğlu olduğuna dair İşaretler vardır. Bir diğer Türkistan rivayetinde ise kahraman, mezarda diri diri gö­ mülen hamile kadından, evliyalann yardımıyla doğar. Onun yenil­ m e z olması için, "yerin içinde", yani "Kor"da doğması gerekiyordu, (bak Köroğlu; Sinoğlu) Harezm Vadisi Türklerinin inananda, müzisyenlerin, âşıklann ve şamanlann koruyucusu olan "Aşık Aydın"ın mezan, ziyaret yeridir. Aşık, mezan üstüne yatanlann rüyasına gelip, onlara âşıklık yetene­ ği, şairlik veya samanlık gücü verirdi. KORKUT ATA: Türk mitolojisinin arkaik yapılı bir motifi, "islâm'ın bile kopuzuyla birlikte Müslüman evliya olarak kabul etmeye mec­ bur olduğu" mitolojik bir varlık. "Gerçek Türk ruhunun taşryıası olan" bu varlığın bağlı bulunduğu mitolojik bütüncüllük, etnikkültürel geleneğin en derin katlanna kadar İşlemiştir. İlk yapısını ko­ ruyup sakJayabilen "Korkut Ata", etnik-kültürel gelenekte, bir evliya ve keramet sahibi ulu atadandır. Eski Türk destanlannda adlan na rastlanan Hızır. Bozkurt, Ulug Türk. Domrul ve benzeri mitolojik 320

KORKUT ATA varlıklarla O'nun arasındaki yap isal-anlamsal benzerlikler, bu mito­ lojik motifin arkaik özellikli olduğunu gösterir. Bu benzerliklerin te­ melinde ise işlevsel bakımdan bu motifleri birbirine yakınlaştıran ve hatta bazen aynı İşlevlerle yükleyen arkaik yapılı Ulu Ana motifi gi­ bi, "ezelî bir formül" bulunur. "Korkut Ata" motlflndekl kültürel kah­ raman çizgileri, onun 'Tören Hamisi" motifine olan bağlılığını da açıkça gösterir. Oğuznamedekl bir atasözünde "Geleceği Allah'tan başka kimse bilmez" denilmektedir. Ancak Dede Korkut Kitabına göre. Korkut Ata, Oğuzlann bilgicidir. Dediği her şey olur ve gelecekten haberler verir. Allah, onun gönlüne ilham verir. Bütün Oğuznamelerin so­ nunda. Korkut Ata, gazl-erenlere başına gelenleri anlatır. Gönlünün coştuğu zamanlarda söyledikleri ise ata ruhlu atalann sözleridir. Dede Korkut Kitabı'nın önsözünün ilk cümlesinde, O'nun Mu­ hammet Peygamber zamanına yakın bir zamanda Bayat boyundan koptuğu yazılıdır. Kazaklar arasında dolaşan halk hikayelerinin bir versiyonunda onun peri kızından doğduğu irade ediliyor. Başka bir versiyonda ise "annesi mezardan çıkmış bir dev" olarak gösterili­ yor. "Ala gözlü dev kızından" doğulduğu söylenen Korkut Ata'nın mucizevî bir şekilde dünyaya gelmesi, O'nu Gök Oğlu motifine de yaklaştı nr. O, Korkut Ata'nın adının geçtiği kaynaklarda, maddî olarak kavranabilen gerçekmiş gibi düşünülen tarihî bir karakter çizgileri taşı­ yor. Hızır gibi. onun da birkaç yerde mezannın olduğuna dair inanç, gerçek maddî varlık ve güç olarak kavrandığını gösteriyor. Orta As­ ya'nın yazılı abidesi olan "Dost Sultan Tarihi "ne göre Korkut, bahşılann ve putperestlerin peygamberiydi. E. Nevayî, "büyük ilham sa­ hibi" olarak tanımladığı O n u n , tanıtmaya ihtiyacı olmayan ünlü biri olduğunu ve gelecekten haber verdiğini yazar. Müneccimbaşı'nın Arapça olarak yazdığı Tarih'te, Türkmenler arasında Korkut Ata adlı bir evliyanın varlığından söz edilir. Başkurtlarda "Korkut Ata Evliyasfna Ufa vilayeti Başkurtlanndakl Kırgız cemiyetinin ulu babası ve ecdadı gözüyle bakılırdı. Başkurt tören türkülerinde O. bir büyücüdür ve aaklı ruhlan kovacak büyülü 321

KORKUT ATA bir güce sahiptir. Türkistan bahşılan O'nu daha çok, "Ata Korkut Ev­ liya" adryla bilirlerdi. Kazak ve Kırgızlann geleneksel görüşlerinde ise Korkut Ata, ilk Kırgız samandır ve kopuz çalmayı ve türkü söyle­ meyi de İlk O öğretmiştir. Kazak köylerinde. Korkut Ata'nın kuşlann dilini bildiğine inanılırdı. O aynı zamanda insanlan hastalıklardan ve belâlardan koruyan ulu ruhtu. Bahşılar, "Çağırdığım zaman gel, pirim!" diyerek, bu koruyucu ruhu yardıma çağırırlardı. Türkmen "Şahsenem ve Garip"inin Çovdır versiyonunda Şahsenem, ata ru­ huyla ilgili ulu Korkut Ata'dan, bir evliya gibi Garip'i her türlü belâdan korumasınr İstiyor. Korkut Ata'nın adryla İlgili metinleri İnceleyen araştırmacılar, ölümden kaçmasını göz önünde bulundurarak, onun şaman oldu­ ğunu da söylüyorlar. Gerçekten de Kazak-Kırgızlann inanışlannda en büyük evliyalardan sayılan Korkut Ata, bahşılann pîri olarak bili­ nirdi. E. Dfvayev, Kırgızlar arasında Müslüman bir kutsallık taşıyan Korkut Ata'nın mezannın, şife bulmak amacıyla en uzak yerlerden gelen ziyaretçilerin uğrak yeri olduğunu yazar. Korkut adıyla ilgili efsanelerin büyük çoğunluğunda, ölümden kaçma motifinin değişik versiyonlanna rastlanır. Korkut Ata, bu ef­ sanelerden birinde, ozanlann koruyucusu olarak geçerken, diğer bir efsanede kopuzun yaratıcısı olarak karşımıza akıyor. O bir kültürel kahraman, demiurg ve kültürel süredn başlatıasıdır. Değişik efsa­ nelerde evliya, şaman, tabip, şeyh ve d e d e gibi adlarla geçen, mo­ tifler dünyasından gelen bu kahraman daima ölümsüzlüğü aktanr. Korkut Ata hald<ındakl tarihî bilgiler, mitolojik metinler ve efsa­ neler, bu motifin Türk karakteri taşıdığını gösterir. Dede Korkut Kitabı'nda, şecerelerde, efsanelerde ve Oğuz atalan sözlerinde yaşayan Korkut Ata, içerik olarak tek olan bir varlığın değişik şekillerde su­ nuluşudur. Yani onun samanlığı, şeyhliği, tabipliği ve evliyalığı bir­ birini tamamlar ve her biri diğerine bağlıdır. Bu motifin bilgiçlik sembolü halini alması, daha sonralan gerçekleşen bir olaydır. Oğuznameler de O'nun adına bağlanarak, bu adla birlikte anılmış­ tır.
323

KORKUT ATA Azerbaycan Türkleri arasından kaydedilen bir inanışa göre, dün­ yadaki her şeyin adını Korkut Ata koymuştur. Yiğitlere de "er" adı veren korkut atanın bu özelliği, onu bir demiurg ve kültürel kahra­ man makamına yükseltiyor. Onda, temeli söze dayanan anlam âleminin yaratıcısı motifini göımek mümkündür. Onun her şeyi bilmesi, gelecekten türlü haberler vermesi ve ay­ rıca tören hamisi olması olayı, onu Gök Oğlu motifine de yakınlaştınr. Şaman dualarında onun hakkında "Su Ayağı Er Korkut" denil­ mesi de eskilerde bir hami ruh olduğuna dair inanan kalmasıdır. Su şiirsel mitolojik düşüncede yeraltı dünyasının unsuru olduğundan. Er Korkut'u da yeraltı dünyasına bağlıyor. Bahşılar, felaketlerden koruyabilecek güçte olduğuna inandıkları bu ulu varlık hakkında "Ölü dersem, ölü değil. Diri dersem, diri de­ ğil. Ata Korkut evliya" derler. Bu sözler, sonralan şaman motiflerine dönüşen Gök Oğullannın ölümsüzlüklerine de işaret ediyor. Korkut Ata'nın adı. V. Radlov'un kaleme aldığı bahşı metninde, İslâm bü­ yükleriyle bir yerde kullanılır. "Ata Korkut Evliya" adlandmlması. onun t a n n a Türkün gözünde ata ruhunun taşıyıcısı, İslâm'ı kabul et­ miş Türkün gözünde İse evliya olduğunu gösterir. Korkut motifinin gelecekten haber vermek- jff 5jk ten tutun da ad koymaya kadar. Oğuzname\\ leri yaratmaktan, tabipliğe kadar ve hatta evliya fonksiyonunda birçok işlevle karşımıza gkması da yine buradan kaynaklanmakta­ dır. Bir tabip olup, hastalan tedavi eden Korkut Ata, aynı anda Oğuz ilinin baş bilgicidir. Olmuşlan ve olacaklan ha­ ber verir ve bu anlamda etniktoplumsal belleğin koruyucusudur. Onun ölümden kaçma motifi İse İlk şamanın ölümle mücadelesinin başka bir şeklidir ve İslâm'la bir alâkası yoktur. Korkut Ata'nın kendi ölüm haberini uykusunda alması da
324

*\

K O R O O S U N ATA normal ölümlülere yasak olan gizli bilgilerin ona acık olduğunun göstergesidir. Öldükten sonra ise mezannın bir ziyaret yerine dö­ nüşmesi ve hasta!ann tedavi için geldiği bir ümit yeri olması da onun koruyucu ruh olduğunun kanıtıdır. Onun mezannın Sir Derya'da, Derbend'de, Van'da ve başka birçok yerde gösterilmesi (Ka­ zakistan'ın her vilayetinde bile onun bir mezan var) de onun. belâlardan koruyan hami nah olduğunun geleneksel görüşlerdekj ifadesidir. Ölümden kaçarak dünyanın dört bir yanını dolaşan ve hiçbir yer­ de rahat edemeyen Korkut Ata. rahatlığı sadece evrensel düzenin başlayıp, bittiği yer olan dünyanın merkezinde, sulann üzerinde bu­ lur. Çünkü orası, kutsal gizli dünyayla bağlanan yerdir. Galiba daha sonralan, ölümden kaçma motifi dikkate alınmadan ve İlk mitolojik anlamı göz önünde bulundurulmadan, sırf "Korkut" adının zahiri benzerliği temel alınarak ve ölümden korkup kaçtığı varsayılarak, halk düşüncesinde bu deyim "korku" ve "korkmak" sözcüğüyle ilişkilendirilmiştjr. Korkut Ata. destan ve şecere geleneğinde de güzel sözler söyleyip yol gösteren bir bilgiç ve danışmanlık yapan bir ak­ sakaldır. Salır Baba Oğuznamesi'nde Korkut Ata'nın şairliğine gön­ derme yapan yerler de onun ozanlığından haber verir. Türk etnik-kültürel geleneğinde evrensel düzenin dağılmasıyla ilgili eshatolojik modele bağlı fikirler de ilk ozan, bahşılann piri, ge­ leceği bilen büyük şaman ve Evliya Korkut'un adıyla İlişkilendlrillr. Bu da Türk etnik-kültürel geleneğindeki Dede Korkut unsurianyta bir bütüncüllük içindedir. Korkut Ata motifi, canlı âlemin olaylanna benzer bir şekilde İçeri­ den hareket halinde, kendiliğinden oluşan bir olay olmuş, evrimi boyunca da geleneksel kültürün kural lan içerisinde kendi kendine şekillenmiştir. KOROOSUN ATA: K. Yudahin'in "Kırgızca-Rusça Sözlügü"nde, bu ad "Koroson Ata" veya sadece "Koroson" şeklinde kaydedilmiştir. Mitolojik kökenli olduğu belirtilen bu kavram, Kırgızlarda Çiçek Ru­ hu'nun adını bildirir. Eski ve geleneksel kültürlerde hastalı klan tem325

KOSA
sil eden değişik motifler vardı. Bunun İçin de bu aaklı ruhlann zararlannı engellemek için, dinî uygulamalarda bazı tedavi yöntemlerine başvurulurdu. Kırgızlarda. Çiçek Ruhu olarak tanınan "Koroosun Ata" motifi de onlardan biriydi. Halk inanana göre, ç'çek hastalığı yedi kardeş olurmuş. Bu has­ talığın bir ailede ortaya çıkması, ailenin tüm fertleri ve hatta o kö­ yün tamamında büyük korku ve heyecan yaratırdı. Böyle bir za­ manda "çiçek" sözcüğünü ağzına almaya kimse cesaret etmezdi. Onun yerine "Koroosun Ata evliyam, bize misafir gelmiştir" derler­ di. Sonra da "Koroosun Ata"nın adına kurban kesilip dua okunurdu. Ardından da hızlıca başka bir yere göç edilirdi. İnanışa göre ırmağın akar yönünde yani aşağıya doğru göç edilirse. Çiçek Ruhu da onlar­ la birlikte gelir. Çiçek hastalığına tutulmuş olanlan ise daha önce kendisi de çiçek hastalığına tutulmuş, elden ayaktan düşmüş İhtiyar bir kadınla yurtta bırakırlardı. Çiçek hastalığına tutulan ailenin reisi de çiçek ruhundan affedil­ melerini diler ve hastası düzeldiği taktirde en çok sevdiği hayvanı "Koroosun Ata'ya kurban vereceğine söz verirdi. Bununla birlikte hasta düzelsin diye on gün boyunca, günde üç kez çeşitli törenler yapılıp "Koroosun Ata"dan yardım istenirdi. Kırgızlar, Çiçek Ruhunun gönlünü kazanmak için başka dinsel törenlere de başvururlardı. Hayırsever Nur yüzlü bir ihtiyar olarak betimlenen Çiçek Ruhu "Koroosun Ata'ya kurbanlık olarak koç ke­ silirdi.

KOSA: Erotik içerikli tören-âyin v e inanışlar, geleneklerin takvimle
bağlı dönemleriyle İlgili düşünülürdü. Bu bakımdan doğanın bahar mevsiminde uyanışını sembolize eden "Kos kosa" veya "Koşa oyu­ nu" karakteristiktir. Nevruz Bayramı günlerinde bahann gelişi dola­ yısıyla oynanan, kışın ölümünü, bahann gelişini gülünç bir biçimde canlandıran bu oyun, zenginliği ve rengarenkiiğiyle tanımlanır. Bu oyunda, bayrama birkaç gün kala, mahalle çocuklan evlerin önlerin­ de oynayarak seyircilerden para ve gıda malzemeleri toplarlar. Dans etmeyi bilen bir çocuğun üzerine ters çevrilmiş bir kürk giydi326

KOSA rilir. yüzüne kağıttan yapılmış maske takılır, kafasına da şeker kâğıdından yapılmış uzun bir şapka takılır, beline çıngıraklı bir kemer bağlanır, boynuna da çın­ gırak asılır. Bu "kosa "yı mahalle çocuklan bir araya alıp, evleri dolaşarak şarkı-türkü söylerlerdi. "Kosa" da bu şarkılarla dans ederdi. Bu oyun başlangıçtaki arkaik kutsal ka­ rakterlerini son dönemlere kadar açık bir şekilde korumuştur. Zaman zaman "Kodu kodu" adını da taşıyan bu oyun halk tiyatrosu niteliği kazanmıştır. Araştirmaalar, "kosa"nın giyiminden kuşamına, boynundaki çngıraktan kafasındaki şiş şapkaya ka­ dar şamanın giyiminin sembollerini görmüşlerdir. Azerbaycan'da çok sayıda versiyonu bulunun bu halk oyunu, Anadolu'ya da yayılmıştır. Van'da "Kosa Oyunu" de­ nen bu oyun, her yıl mart ayının 20'sinde oynanır. Başlıca kaynağını doğanın tam olarak bilinmeyen yönlerini sembolize eden kutsal un­ surlardan alan bu oyuna katılanlar, kurt, tilki, çakal gibi hayvanların kılığına girerler. Bu doğanın başlangıanın sembolüdür, inanışa gö­ re, "kosa" kimin evine girerse, aynı yıl o eve hayır ve bereket gelir­ di. Onun için de evlere gelen "kosa" oyuncularına, ev sahipleri ek­ mek, yağ, un veya para hediye ederlerdi. Oyuncular bu şekilde kö­ yün bütün evlerini tek tek gezerdi. Köyün bütün halkı bu olaya sevi­ nip gülerdi. Buradaki işlevlerinde de görüldüğü gibi "kosa". İlkel çağ törenlerindeki büyücü, efsuncu veya din adamının gördüğü işi görürdü. "Kosa"nın geldiği eve bereket getirmesi, aslında onun bolluk, kazanç ve bereketle ilintili mitolojik görüşlerden geldiğini gösterir. Bereket kavramının kadın başlangıcıyla ilintili olması, bu oyunun ba­ zı yörelerde kadınlar arasında oyıvınmasındandır. Bu durumda, "kosa" motifini erkek kılığına girmiş bir kadın canlandınr. Bolluk amacryla oynanılan bu oyunda, "kosa"nın etrafında sekiz-on kadın dolaşır. Bunlar "kosa"nın kanlandır. Bu durum, mitolojik yorumda "kosa"nın dnsel gücünün çokluğunun göstergesidir. Genel olarak. 327

"Kosa"nın gülünç sözler söyleyerek eşekten inip. mitolojik sembolizmine göre. En son çağlara kadar oynanan kutsal kaynaklı maskeli oyunlarda da en çok rastlanan un­ surlar içerisinde Fallus yer alır. onu Fallus haline getir­ mesi ve geleneksel metinlerde rastlanan diğer veriler. tarihsel ve toplumsal araştırma­ larda kanıtlanmıştır. "Kosa kosa" oyunundaki "kosa'nın fellikdanslan. Gerçekten de gülüşün kutsal bir yönü vardır. Fail usun üreme amacı taşımasının ev­ rensel karakterli olması. Beline çngıraklı kemer tak328 . şaka yapması­ nın ve seyircilerin gülerek ona katılmasının üreme kavramıyla ilişkisi vardır. Bu da oyunun bereket ve bolluk kavramından kaynaklandığının göstergesidir. şeytanî mekana bağlayan bir aynntı gibi yorumlanabilir. Umay'a tapmanın oğlu ola­ cak şeklindeki eski inanışla işlevsel olarak yakınlık içindedir. bu oyunun bir Fallus içerikli oyun olduğunu da gösterir. arkeolojik. Çirkin ve çelimsiz olması. Yüzüne taktığı maskede Doğa Ruhuna olan inanan izleri yaşa­ dığı gibi. "kosa"nın kürkü tersine giymesinin de kutsal anlamı var. "Kosa"yı oynayanın bahtının açlacağı inanışı da üreme kavramıyla iliş­ kilidir. oynak ve komik hareketlerden ibarettir. ölümsüzlük. Her yeni hayat gülüşle başlar. Bu inanış. Dlonlsls'in fallık danslarıyla ilintilendirilmlştir. ço­ cuğu olamayan biri. "Koşa" oyununun fellik özellikli danslarla bağlılığı da dikkat çeki­ cidir.KOSA hayatın dönüşümlülüğü. "kosa" rolünde sahneye çakarsa. ölüp-dirilme veya çogalım kavram!an etrafında birleşen motiflerde seksüellik dikkat çeken özelliklerdendir. Doğanın değişimiyle İlgili oynanan kutsallık içeren tören karakterli oyunlarda Fallus olayına her zaman rastlanır. Bu onu gizli dünyaya. Fallus. fellik hareket ve dansla toprağın verimliliğinin artırılacağına inanılırdı. Azerbaycan halkı arasında yaşamakta olan bir inanışa göre. oğlu olurmuş. Ancak yanlış olarak bu danslar. Azerbaycan'da uzun zaman "kosa" rolünü oynayan şahsın bo­ ru şeklindeki kemiğe bez parçası dolayıp. şen şakrak. pantomim ha­ reketler. sadece etraftakileri güldürmek için uydu­ rulan zahiri bir kusur değil.

Bu aynı zamanda ritim ve dönüşüm kav­ ramıyla ilgilidir. yüzüne un serpip. "Kosa" veya "Kosa gelin" oyununda. Kaşgay aşiretleri ara­ sında "Kosa gelinim. Ölüp-dirilme motifi. Bunun adına "Kosa Gelin" derler. yün sakal takar­ lar. Bazen de "akıllı. hazır yazılı metni olmayan. yaşlı "kosa"nın tek gözlü betimlenmesi. Bu da "kosa"nın üreme ve bereket ile İlgili olduğunun başka bir örneğidir. Eski­ den ilkbahar gününde. tatlı isterim" diyen "Kosa Gelin" araaA A z i m z a ö e n i n hğryla göklerden yağmur yağacağına İnanılırdı. yağmur Azeri Ressam C getirdim. geceyle gündüzün eşit olduğu günde şenlik gibi yapılan bu tören de "kosa"nın adryla anılırdı. Tasvirleri K ö s c 329 . onlann fallık anlamı taşıdığına İşaret olarak değerlendirilir. Eski yılın gidip. atan boynuzlum. Her ça­ dırdan ona yiyecek verilmelidir. ku­ raklık olduğunda. Güney Azerbaycan'da "kosa" oyununa "Ak KosaKara Kosa" denilir ve bu geleneğin Hazreti İbrahim'e kadar uzandığı söylenir. kutsal tören kaynaklı oyunlann hepsinde vardır. yeni yılın gelişini sembolize eden bu oyunda.KOSA ması ve boynuna çıngırak asması. çoğu zaman mantıksal bağlantılardan uzak olaylar dizisinden ibaret. "Kosa" adının bazı kaynaklarda. eski yılın kovulması ve yeni yılın gelişiyle ilgilidir. mitolojik dünyada kutsal içerikle oyun gibi. yağmur yağmasını istedikleri zaman birine keçe bîr yelek giydirip. Hemedan'da oynanan oyunda ise "Ko­ sa geldi" sözlerini "Hoş geldi" diyenler. daha sonra İki ki­ şinin bir ağızdan "Ne getirdi?" demesinin cevabın­ da "bereket" derler. onun şeytanî dünyayla olan bağlılığından ha­ ber verir. İran'ın Fars bölgesinde yaşayan Kaşgaylar. hilekar kadın" anlamıyla Arap­ ça'dan g e ç m e olduğu yazılır. Çadır sahipleri onun başına su dökerler. "sakalı akmayan veya seyrek olan" anlamında Farsça'dan alınma olduğu gösterilir. Sembolik olan "kosa" adıyla ilgili çok sayıda oyun. kafiyeli sözlerin sıklıkla söylenmesi dikkat çeker. kafasına da İki boynuz ta­ karlar.

en so­ nunda da onlara ruh verilir. Kaos. Örneğin bir geleneğe göre. eski yılın bitip. sonra ilk insanın vücudundan ayn ayn doğal objeler yaratılır. üreme ve ölümsüzlük kavram lan nı kendi içinde birleş­ tiren bir bütünlükten geldiğini gösterir. yaratılışla ilgili metinler. KOSMOGENEZ: Mitolojide dünyanın yaratılmasıyla ilgili inançlar sistemi. Kaosun evrene dönüşme süreci­ nin aşama aşama gerçekleştiğini düşünmek mümkündür. Birçok kozmogonik metin­ de. sonra bu topraktan çamur yapılıp. Onun başlıca işaretleri düzensizlik. ye­ ni yılın girmesiyle yapılan takvim törenlerinde yeniden canlandırı­ yor. Kozmogonide bu kaos âlemi. ardından bu topraktan bitkiler yeşertilir. yokluk. sonra ilk insan yaratılır. Veya önce gökyüzü yerden uzaklaştırı­ lır.KOSMOGENEZ Kuzey İrak'taki "Kosa" oyunu ise aynı zamanda bir öiüp-dirilme oyunudur. bu İlk varlıklar. Bu inançların temel irade şekli. kaosu temsil eden güçler ve şeytanî varlıklar olan ejderhalarla savaşırlar. önce ilk sudan balçık ya­ ratılır. Bu oyunda da "kosa"nın ölüp. Sonra erkek ve kadın dans edip. Buradaki öiüp-dirilme ve cinsel ilişkinin taklidi. sonradan dirilme motifi korunmuştur. Her bir geleneğin yaratılış ve kozmogoni hakkında kendine has İnançlar sistemi vardır. hiçbir şeyin olmadığı bir boşluk. "Kosa" oyununa benzer bir oyun Türkiye'de Kırşehir kentinde Çiçekdağı bölgesinde oynanır ve adı "Kosa Gezdirme"dlr. sonra kurutulup toprak yapılır. yapısızlık ve her şeyin karma karışık ol­ masıdır. Bu metinlerin başlıca İçeriği kaosun evrene dönüşmesidir. İnsanlar yaratılır. şeytanî varlık­ lardan ve yeryüzünün baştan başa sulardan ibaret olduğuna kadar. değişik şekillerde tanımlanmıştır. "kosa" motifinin de öiüp-dirilme. sonra ilk kültürel semboller oluşturulur ve kültürel kahramanlar meydana getirilir. karanlık dolu bir hiçlikten başlayarak. herhangi bir kozmogonik olayın başlangıç yeridir. "Kosa" çıktığı zaman soğukların duracağına inanılırdı. 330 . Bu yaratılış süreci. Bu oyunda ölen kişinin üzerine su dökülerek diriltilir. baş­ ka bir deyişle kozmogonik metinlerdir. cinsel ilişkinin taklidini yaparlar.

Eski Türklerde yaratılış anlayışı dddi şekilde yabancılann etkisine manız kalmıştır. Böylece. yukarıda gök. "Koz­ molojik metinler" olarak da adlandınlabilen bu metinlerin. Yaratılış metinlerinden de gö­ rüldüğü gibi. Bu fikirler aslında tek yönlüdür. Tüm mitolojik sistemlerde yer alan kozmogonik metinlerde yaratılış 331 . bazı kozmogonik metinlerde de olduğu gi­ bi sözle adlandırma şeklinde de gerçekleşmiş olabilir. gökyüzü ve yeryüzü birbirini tamamlayan İki unsurdur. Böylece mitolojik kozmogoni. Bazı yazarlar abartarak bu anlayışı "yaratmak" gibi anlamlandırma hatasına düşüyorlar. Hıristiyanlık ve benzeri din unsuriannın etkisiyle karışık bir özellik kazanmıştır. Hindu­ izmde ve benzeri dinlerde görmek mümkündür. Türklerin yaratılışla bağlı dinî-mitolojik gö­ rüşlerinde. şiirsel mi­ tolojik dünya görüşünün diğer şekilleri arasında Özel bir yeri vardır. Araştırmacılann büyük çoğun­ luğu eski Türklerin dünyanın yaratılması sorununa o kadar da merak göstermediklerini söylüyorlar. Ancak bazı evren­ sel özellikli unsurlar da vardır. Türk kozmo­ gonisinde. Sonuç olarak Türk kozmogonisinde ikili (duallsm) bir anlayışın hakim olmasından söz etmek mümkün olmaz. dünyanın yaratılışı hakkındaki mi­ tolojik görüşler sistemidir. Yani. Bir nesnenin yaratılması için. (bak: Kosmogonik Metinler) KOZMOGONİK METİNLER: Kozmoloji görüşlerin ifadesi olup. ona sadece ad vermek yeterlidir. dünya sözle veya sözden yaratılmıştır. kainatın mekan zaman parametrelerinin görüntüsünü verir. islâm. Gerçekten de eski Türklerde dünyanın oluşumu ve İnsanın yara­ tılış ryla ilgili açık bir fikir oluşmamıştır. "yaratmak" şeklinde agklanan "Kılın­ mak" anlamının altında "yoktan var etme"nin yaşanıp yaşanmadığı belli olmuyor. aşağıda yer ve bu ikisi arasında İnsanoğlunun yaratıImasından konuşulurken verilen bilgilerden anlaşıldığı gibi. Bu unsurian Sami dinlerde. yaratılış süreci. Eski Türk yazılı abidelerinde (Kültigin ve Bilge Ka­ ğan kitabelerinin başlangıcında). Tann'nın yarana olmasıyla ilgili düşünce.K O Z M O G O N İ K METİNLER Bu görüşlerin içinde en yaygınlanndan biri de Gök Ata ve Yer Ana İle İlgili görüşlerdir.

dünyanın yaratılışından ön332 . Çünkü kaos ile ilk su aynı şey gibi görünmüştür. Cemi­ yetin faaliyet mekanizmasının kendisi de şiirsel mitolojik düşüncey­ le belirlenir. M. Eliade'ye göre. bir halk İçin başlangıç. Bu boşluk. zamanın başlangıanda yaratı­ lışın başladığı mekân. Kozmogonik metinlere göre evren. yeni düzen içinde olan ve düzenli İlişkiler üzerine kurulmuş dünya. Bütün etnik-kültürel sistemlerde ve halklann yarattığı kozmogo­ nik metinlerde. doğa ve İnsanı birbiriyle İlişkİlendirir. rivayetlerin. yaratılışın şimdiki durumu da şiirsel mitolojik düşüncede onun oluşumuyla İlintilidir. Kozmolojik görüşlerle birlikte kozmogonik metin­ ler de önemli ölçüde diğer metinlerin. diğeri için karanlık. dün­ yaya benzerliğiyle kozmolojik sistemin unsurlanndan biridir. biçimsiz su ortamından yerin yaratılması. kozmogonik gö­ rüşlerin hepsini içermeyebilir. Bu kurallann haricinde ne varsa. efsanelerin ve bazı halk kültürel anlatılannın yapısını belirlemiştir. şiirsel düşüncenin yüksek değerler sistemi içinde yer almaz. Şiirsel mitolojinin kurallan da sadece dlnt-törensel içe­ rikle dünyada geçerlidir. Bu düşünce. Mitolojik geleneklerde. ilk başlangıç hep kaos olmuştur. Dünyanın yaratılışını anlatan bu metinler. Şiirsel mitolojik bilinç bakımından. dünyanın toparlanması konusunda en önemli aşama olarak kozmogonik metinlerde yerini almışür. Neden-sonuç ilişkisinde olduğu kadar. yerleşmenin kendi ya­ pısı bile mitolojik kozmogonik süreci aktarabilir. kaosun kendisinden türe­ miştir.KOZMOGONİK METİNLER süreci anlatılır. hepsi te­ sadüflerin hakim olduğu kaostur. Yapışız kaostan düzenli evrene geçiş. şiirsel mitolojik bilinç olayı olan kaostan evrene geçişi tekrarlamaktadır. başka bir halk içinse yapısal yara­ na başlangıç sayılan su olmuştur. Kozmogonik metinler çoğu zaman. Ba­ har Bayramı ve yeni yılın karşılanması töreni. Kozmolojik inanışlar ve kozmogonik metinler de bu koordinatlarla bağlıdır. Genellikle herhangi bir metin kozmogonik özellik taşıyabi­ lir. mitolojik iç anlam ve içeriğini oluşturur. geleneksel cemiyette. İnsan yaratılışın unsurlanndan yaratılmıştır. en yüksek dlnî-kutsal içerik taşır. Bu anlam ve içerik de en eski kozmogonik metinlerde korunup saklanmıştır. İnsan. İnsan ha­ yatının günlük uğraşılan.

örneğin Şor kahramanlık hikâyelerinin başlangıç bölümlerinde.K O Z M O G O N İ K METİNLER ceki kaotik çağın görüntüsünü vererek başlar. her yeri baştan başa kaplayan ezelf deniz ve denizin dibindeki toprak. Daha sonra güneş. daha sonra da göğün yerden aynlmasryla yeraltı dünya. mitolojik dünya modeli canlandınlır ve hikâye evrenin kaostan yarat İması sürednin anlatılmasryla başlar. Burada yara­ tılışın başlangıa olarak ilk su gösterilir. Elde olan metinlerde de yoktan var olma (ve­ ya var edilme) ve hiçlikten yaratılma süredne rastlanır. daha sonra da zaman. mekânın gerçek unsurlarla doldurulması ve bü­ tün yaratılanlann temelinde bir yaratıa olması fikri vardır. Dünyanın yaratılmasının kendisi de bir düzen içerisinde ortaya akar. Yani. Mitolojik sistemlerin çoğunda gökle sular âleminin başlangıçta aynı olduklan fikri hakim olmuştur. bilim adamlanna göre. hiç de Türk kozmogonik metninin en arkaik şekil değil. yaratılış süredne ka­ dar olan çağın olaylannı özel olarak vurgulamadan. ay. geçmişten şimdiye doğru yön belirler. bitkiler ve di­ ğer canlılar ortaya çkar. Yaratılış süreciyle ilgili başlıca kozmogonik olaylar arasında. ilk ezelî madde­ dirler. evrensel mekânın yaratılması. Bu metin tipleri farklı geleneklerde oldukça birbirine benzer ve yakın durur. Hatta biri di­ ğerinin tekranymış gibi gelir. Bununla birlikte yaratılışın böyle bir görüntüsünü veren me­ tinler. Yerin sular âleminden. Başlangıçta kaos vardır. daha eski bir modelin değişim geçirmiş hâli ola­ rak kabul edilebilir. yıldızlar. Genellikle farklı halklarda yaratılış düşüncesini aktaran kozmogonik metinler görü­ nüş olarak ne kadar yakın gözükseler de her ulusal mitolojik siste­ min kendine has yapisal-anlamsal özelliğini ifade eder. Onunla birlikte yerin gökten ayn İması gerçekleşir. Türk mitolojisinde yaratılış sürecini anlatan kozmogonik metinle­ rin sayısı çok değildir. gökyüzünün yerden ayrılıp aralanması. Metinlerin çoğu. yeryüzü ve gök­ yüzü olmak üzere üçlü dünya yaratılmış olur. Tann ve kültürel kah333 . Bundan sonraki en önemli adım yerin yaratılmasıdır. Bazı Türk halk kültürel metinlerinde. Yeni kozmogonik metinlerde dünyanın ya­ ratılması zıtlıklann birbiri ardına yerleştirilmesinin sonucu olarak gö­ rülür. Metinlerdeki zaman oku. dünyanın aşa­ ma aşama nasıl yaratıldığını anlatmaya başlarlar.

Kozmoloji modelinin başlan­ gıç anını nasıl kozmogonik metinler anlatıyorsa.. Sayan-AItay Türklerinin kozmogonik metinlerinin bir versiyo­ nuna göre. Aslında. belli bir zaman ve mekân sınırlan içinde tekrarlanan bir olaydır. daha son rai an Türk tasav­ vurunda da yerini bulmuştur. Çünkü. dünyanın sonuyla ilgili mitolojik metinleri de kozmogo­ nik özellikli metinler içerisine dahil etmek mümkündür. Türk yaratılış metinleri arkaik çağdan gelme anlam ve yapısını koruyabil­ miştir. Kafkas ve Anadolu Türklerinden yazıya alınmış olan yaratılış metinlerinde de değişik dinlerin etkisi görünmektedir." sözleri. Tüm bunlara rağmen. gerçekten de koz­ mogonik ve etnogonik süreçlerin mitolojik gelenekte tek bir süreç olarak kavranılmasının ürünüdür. mi­ tolojik düşünceden ötürü yaratılış süreci. tuttu dhanı serbeser (baştan başa). Türkistan.. O zaman yaratılış sözle gerçekleşir ve bir anlık olur. Ancak bu tip metinlerde eski Türkün yaratılış hakkında­ ki görüşünün tam olarak yansıdığını söylemek zor olur. kainat adlandırma yoluyla. Örneğin. "Yukanda gök Tann." yani dünya­ nın yaratıldığı çağda. yani sözle anlamlandırarak yaratılmıştır. kozmogonik metinlerde as­ lında dünyanın ilk başlangıcının su olduğu hakkındaki düşüncenin başka bir şekilde verilişidir. Türklerin gerçek tarih! babalannın insanoğullan üzerinde lider konumunda olmalan düşüncesi.. Ör­ neğin. aşağıda boz yer yaratılanda..KOZMOGONİK METİNLER ramanlann bu dünyadaki faaliyetleri sonucunda dünya düzene gir­ miş olur. Dünyanın sözden. Seyit Neslmrnin "Derya-i muhit coşa geldi-gökle mekan huruşa (kaynama) geldi" veya Şah Hatâyı" nin "Yer yok İken.Cevherin bir tanesinden İleri pergel idİm-Cevheri ab eyledim. gök yok iken ta ezelden var idim. Bu anlamda da kozmolojik mode­ lin izini taşır. Sibirya ve Altay Türklerinde olduğu gibi. Çok eski çağlarda ortaya çıkan ve dünyanın sudan yaratılması şeklinde yaşayan bu mitolojik düşünce. yani adlandırma yoluyla yaratılması olayına da rastlanır. dünyanın sonuyla İlintili "Ahır zaman"ın görüntüsünü de eshatolojik (dünyanın sonu334 .

Kozmosun bu kendi kendine olu­ şum sürednde. Kozmosun kaostan oluşması. Bu geri dönüşte. onu değişikliğe uğratarak. KOZMOS (EVREN): Mitolojiye göre. dünyanın kozmolojik modelinin görüntüsünü veren mitolojik metinlerin başlıca konusunu. zamanın başlangıcıyla yerin merkez noktası üst üste d ü ş e r Bu. her defasında da kozmosun başlangıa olmaya devam eder. (bak: Eshatolojik Metinler) Böylece. tören yoluyla şimdiden geçmişe bir geri dönüştür. onu kutsal yapanlar dışında. ya­ radılış anını canlandırmak için. Yunan mitolojik metinlerinde. Kâinat. Çünkü kozmosu yaratan bu kaos. kozmosun çevresinde ne varsa kaostur. onun üzerinde oluşur.KOZMOS nu anlatan) metinler vermektedir. (bak: Kaos) Sistemlerin kendilerini nasıl ileri götürdüklerine yönelik araştır­ malara göre. Böylece hem kozmogonik hem de eshatolojik metinler tek bir kozmolojik model etrafında birleşmiş gibidirler. haya­ tın kaynağı böyle bir boşluk olan karanlık kaostur. Kaos. dagıtıa kaotik başlangıcın savaşı". bir hiçlik değildir. âlemlerin yaratılması ve doğal objelerin oluşması gibi kavramlar oluşturur. kozmos kaostan türemedir. kaosa dönüp. mitolojik düşüncenin kurallan açısın­ dan gereklidir. Kozmos kaosun kendisinde. Tekrar tekrar ondan aynlıp yenilenir. kaos merkezden kenara sıkıştınlır. "düzenleyid evrensel başlan­ gıçla. Çünkü kaos bir karanlık gibi tüm olabilirlikleri kendinde birleştirir. Kozmosun parçası olup. dünya bu kendi kendine oluşum ve kendi kendine temizleme sürednde dur­ maksızın yenilenir. ona gömülür. Bu zaman kaos. Mitolojik sistemlerin birçoğunda ilk suyun kaos­ la ilintili olduğunu düşünmek de bir bakıma kozmosun kaostan ya­ ratıldığını gösteriyor. Öyle bir hiçlik ki en bü­ yük boşluk gibidir ve mitolojik düşüncenin kurallan açısından da İl­ kel düşünce İçin anlaşılmazdır. Kaostan türemiş olan kozmos dağılır. Bu. bazı törenlerde canlandınlır. sonra yine ona döner. kozmos düzenini oluşturacak 335 . kozmos ve kaos kendi kendine düzenlemenin ve ken­ dini kuımanın yoludur. karışıklıklar âlemi ve rastlantılardan ibaret bir dünyadır.

karı­ şıklıklar türetmeye. Bizim bir an eski gördüklerimiz. İki zıt yönde süreç yaşanır: biri onun yapısını dağıtıp. Düzenin kaostan 336 . Daimî surette ardı ardına yapılan bir hareket vardır ve bu hareket. Hayat bir su gibi yeniliğe doğru akar. Bu yenilenme varlığın temelini oluşturur. Varlık. sadece birinin gerçekleşmesi zorunluluktur. Evrimin son a m a a da nesnelerin ilk doğasına özgü olan bütünlüğe varmaktır. Ancak bu gerçeğin kendisi bile bir rastlantıdır. çok sa­ yıdaki olabilirliklerden ancak biri gerçek olur. Ancak bir taraftan da her şey ezelî yaratılış çağın­ da olduğu gibi kalmaktadır. bir yok olma gibidir. parçalara oran­ la daha hızlı bir gelişim geçirir. Ve bu bütün. Çünkü mümkün olanlann arasından o anda. parçalan birbiriyle birleştirip bir bütün oluşturur. Bütünde görülebilen gerçeğin içeriği parçalarda görülmez. diğeri ise düzene sokmaya yöneliktir.KOZMOS evrim yollarının seçiminde uziasOna rol oynar. Yapışız ilk kaos motifi potansiyelde var olan olabilir fbrmlann bütün şekillerini ken­ dinde toplamıştır. dünyanın daimî yaratılış halinde olduğu gerçeğini de ifade eder. Dünya her an yaratıcılık içerisindedir. Bunlann hiçbiri bir an önceki değildir. her an da yeniden dirilir. çün­ kü gerçeğin kendisi de içerik olarak bir bütündür. Kaostan kozmosa geçişin dinamizmi bundan ibarettir kl. Varlık her an ölüp. Sanki o. Bütünün İçeriğini bir parçada anlamak zordur. Mitolojik bilinçte dünyanın düzene girmesi. kozmos veya to­ parlanmayla bir bütün halindedir. Bunun so­ nucunda da düzenin kendisi kaosla karşılıklı ilinti içinde yaratılır. Düzen ve kaosun yan yana olduğu her bir sis­ temde. Kozmosun kaostan oluşma fikri. yani oluşum süreci kozmogenezdir. bir an sonra yenilenir. Her an yeni bir yaratı­ lış vardır. Dünya da düzen. Bu yenilenme­ nin kendisi de bir var olma. var olanlann öz İçeriği­ dir. Bütün içinde var olanlann hepsinin İçeriği birdir ve aynı kökten gelir. Düzen ve evren bu anlamda sürekli gelişim içinde olan canlı bir süreçtir. variığa daimî bir ye­ nilik getirir. Bütünlük. Kaosun kozmostan nasıl ortaya çktığını anlatan bu mistik düşünce bakımından da mitoloji ve görüşün çiz­ diği manzaralar birbirine çok yakındır. Birinin yerini dai­ ma diğeri alır. Kozmosun kaostan dogmasıdır. her an tazelenir ve değişir.

Sema için oturduklannda. Çünkü.KOZMOS rastgde bir yolla oluştuğu. sıranın bozula­ cağına İnanılırdı. kozmos ve yaratılışa bağlı görüşlerinin bir İfadesi sayrlabilir. Azerbaycan Türkle­ rinin mitolojik görüşlerine göre. benzer hallerde gerçekleşebilecekler içinden tek mümkün olan değil. eski görüşlerde kaosun "Doğurup yarana. yaratılmanın ve kaostan kozmosa geçişin sembolüdür. Böylece. kaosun de­ rinliklerine iner. Semahaneye giren dervişlerin cüppelerinin siyahlığı. kaostan kozmosa geçiş halindeki her bir olay. Böylece mitolojik âlemin dinamizmi. Örneğin. Buradaki "yasa" kö­ kü: "kurmak. Başka bir anlamda İse zo­ runluluk. Kaos. Farklı Türk dillerinde "yasa" sözcüğü. düzen. dağına başlangıçtır. Eski şiirsel mitolojik ve geleneksel dünya görüşünde kâinatın kendi düzeni ve kendi toparlanışı vardı. toparlamak. "kanun. Bu düzen içinde herhangi bir nesne yerinden kıpırdasaydı veya sırası bozulsaydı. 337 . Aynı anda da yarada güçtür. karanlığı. düzene sokmak" anlamındadır. Eski Türklerin kozmosla İlgili inançlannın temelinde. Bu yüzen rastlantıyla zorunluluk. Böylece "Yasagan Tandnm" eski Türkün dünya dü­ zeni. İlk kahraman. yaratılışı ve bütün kâinatın nasıl kurulduğunu sembolize eder. Eski bir Uygur metninde de "yasak" sözü. aslında kaostan koz­ mosa geçişle belli olur. Mevlana tarikatına mensup dervişlerin "Sema" oyunu. Kazak Türkçe­ sinde "Yasagan Tannm" diye bir deyim vardır. gökyüzünde turnalar sürüsü uçtuklan zaman yerdeki taşa bile dokunmazlardı. yaratılışın yenilenmesi uğuruna. düzen" anlamında kulla­ nılmış. bütünlük olarak düzenin bozulacağına inanılırdı. yerle göğün bölünmez bir bütün oluşturduklan düşüncesi yatar. mümkün olabilenin ger­ çekliğe çevrilebi İm esinin değişik yollandır. gerçekleşebilenlerden yalnızca biri­ dir. yokluğu ve kaosu temsil eder. cüppelerini çıkarmalan ve beyaz giyimle ayağa kaikmalan da varlığın. Kaosun. dağıtıp mahvedid" doğasıyla ilintilidir. anla­ mında kullanılır. kendili­ ğindendir ve belli bir anlamda rastlantıdır. "kanun. kozmosun yapılarıyla ilişkisinde İkili rol oynaması.

görünmez olduğu gi­ bi. Hikâyelerde mitolojik Ulu Anayı sem­ bolize eden motiflerden biri olan dev kanlan da çoğu zaman Kör olarak betimlenirler. geriye dönmeme yasağına boyun eğilmelidir. aslında öbür dünya ile ilgili mitolojik bir varlıktır. körlüğün sembolik temsilidir. öbür dünyanın variıklanndan ayıran bir özelliktir. araştırmacılar haklı olarak gerçek hayat olaylarıyla değil. Buradaki körlük ölüm konumunda olmanın bir gös­ tergesidir. Mitolojik körlüğün başka bir anlamı da "marjinal bölge"nin (Zo­ nanın). Yeraltı dünyasının ve atalar saltanatının sular âleminden ibaret olduğuna dair görüşler. Altaylarda yeraltı dünyası sahibi olan Erlik'e şeytanî asimetriliğini göstermek için "Sokor Körmös" derlerdi. yalnız görmeyen değil aynı zamanda görülmeyendir de. Hızır. orada yaşayan şeytanlardan korunmak için görünmez olurlar. onlann gözsüz ve kör olduklannı anlatırlardı. en önemli işaretlerden olup. İskitler ile ilgili anlattığı rivayette. 338 . görünmeyle. aynı zamanda görmeyendir. Mitolojik körlüğün doğasının anlaşılması bakımından. mitolojik körlük arasında derinlerden gelen bir ilinti vardır.KORLUK KORLUK: Mitolojide. görmezlikle birlikte görünmezİİği de sembolize ediyor. Herodot'un. bolluk ve bereket sembolü olan "Hızır"ın bile zaman zaman kör şeklinde betimlenmesi dikkat çekicidir. Kör. görünmemek için. Mitolojik özellikli Türk halk kültürü kahramanlan. görünmeme sınınnı belirlemektedir. atalann ruhlanndan söz ettiklerinde. Görme gücü. değişken tabiatlı. Al­ tay şamanian. Buradaki tek gözlülük. Başlangıcını yeraltı dünyası ruhu olan Ulu Ana Bütünlüğü'nden alan eski yapılı motifle. öbür dünyaya gönderildikleri zaman. yeraltı karanlık dünyasryia ilgili mitolojik var­ lıklann bir özelliği. Bu yüzden de yeraltı dünyasına gönderilen bir kahraman öbür dünya ruhlan için görünmezdir. Örneğin. Buradaki körlük. Dünyadaki tüm sırlann bilicisi olan Hızır. il çobanlannın körlüğünü. Hakas hikâyelerindeki Ateş iyesi de tek gözlü ve tek "kollu bir varlıktır. orta dünyada yaşayanlan. demonik motiflerin bir özelliğidir. körlüğün su ile ilintisini gösterebilir. Onun bir adı da "Görmez" (ve aynı zamanda görünmez) anlamına gelen "Kürmös"tü. Körlük mitolojik bîr gösterge gibi.

Samson. Şamanın giysisinde. Demodok ile birlikte bazı yerlerde Homer'İn de kör olarak betimlenmesi. kör olan çoğu motifler için de söylemek mümkündür. Aynı sözleri. normal ölümlülerin göremediklerini görmesi ve öbür dün­ ya varlıklarıyla bağlantı kurabilmesi olanağı sağlanmış olur. Yakov. manevî göz ile içeriği görme ve algılama yeteneği veriyor. ona gelece­ ği görme gibi ilâhî bir vergiyle birlikte verilmiştir. Tiresi hakkında şöyle yazıyor: "Körlük. Bu yüz­ den de kör samanlara ayn bir saygı gösterilirdi. Buna göre. Böyle bir yorum. kör insanlann olağanüstü güçlere sahip olduklanna inanırlar. asıl anlamını görebilen ve normal insanlann göremediklerini görebilen biri kör olmalıdır. bilgiç insan. Antik heykel sanatı nda da "Homer". görünürdeki körlüğün karşılığında. Marnn.KÖRLÜK mitolojik geleneklerle ilinnlendiriyorlar. kör bir ihtiyar olarak gösterilir. Tiresi. Halklann birçoğu. Azerbaycan Türk dilinde "bakşı" sözcüğüyle ilgili. "Büyü hikâyedsi" olarak tanımladığı "Homer" sözcüğü­ nün. Küçük Asya Yunanlılan İle ilgili yazan N. Propp un dikkatinden kaçmamıştır. O. Y. V. Yunan edebiyatında. varlıklann içeriğini. Çulum Türklerinde alnına bağlanan örtünün uçlan şamanın gözlerini kapa­ tarak onun görmesini engeller ve bununla onun körlüğü sembolize edilerek. Y. Ksenefbn'un aktardığı mantığa göre. Çünkü onlarda gele­ ceği görme ve bilinmeyenlerden haberdar olma yeteneği olduğu­ na inanırlardı. 339 . Küçük As­ ya'daki Hios adasında "Homeridler" olarak bilinen efsanevî şarkıalar destanının anlattığı "Homer" hakkında da aslında aynı sözler söylenir. Tann o bireye. Araştirmaalar. Ve böylece geçmiş ve gelecekten haber vermesi mümkün oluyor. İsaak. "Kör" anlamına gelmesini yazması. gözleri kapa­ lı." Homer ise Demodok'u Şer İlahesi Muza'nın kör ettiğine İnanırdı. şamanın hem İlk "kâhin" özelliğini hem de büyü hikâyedsi veya "kam-ozan" işlevini kendinde birleştiren bahşı-bahsı-bagş sözcüğünü "Kör Şa­ man" gibi yorumluyorlar. onun yüzünü örtüp gözlerini kapatan başlığın olması da onun körlüğünü sembolize eder. aslında "llyada" ve "Odysseia" yazannı da Kör düşünülmesinin eski geleneklerle ilişkili oldu­ ğunu gösteriyor. onun mitolojik sembo­ lizmine de denk düşüyor.

Mitolojik körlük motifi.KÖRMÖS "bakıa" sözünün de kökü körlük sözcüğüne bağlanır. aynı zamanda iyilikse­ ver temiz ruhlardan sayılırlar. orada başka İnsanlar da görür. Aynca bu "saf canlar saltanat" ile ilgili gördüklerini başkasına anlatırsa kör olacağı da ona söylenir. bu gördüklerinin gelecekte doğacak İnsanlann ve artık ölmüş olanlann canlan olduğu söylenir. İnsanlan koruyan bu görünmez varlıklar. İnsanlann yaşadıklan yerleri. Körmös) KÖRMÖS: Altaylar. Ya­ sağa uymayıp. (bak: Değişkenlik. Dağ Ruhu'nun izleri Türklerin. O da "bak" İle aynı kaynaktan gelir. Erlik'in bir adı da "Körmös Erlik" olmuştur. Semerkant evliyalanndan Şah-i Zinda hakkın­ da söylenenlerden etkilenen Emir Teymur. İnanışa göre. Eski inanışlarda Dağ Ruhu da kör olarak düşünülürdü. daha sonralan halk kültüründe cezalan­ dırma şeklini almıştır. mitolojik motiflerle zengin kahramanlık des­ tanı olan "Köroglu'ndaki "Alı Kişi" motifinde korunmuştur. yeraltı dünyası sakinleri olan ruhlara "Körmös" (görmez) derlerdi. Bir rivayete göre. Altay Türkçesinde aaklı ruh anlamına gelen bir de 'kal körmös" vardır. evleri ve aileleri korurlar. Mağara aracılığıyla öbür dünyaya atlayan ve Şah-İ Zinda'yı bir beyaz ışık şeklinde gören bu kişi. bu evliyanın gerçekten de yeraltı dünyasında olup olmadığını öğrenmek için birini gönde­ rir. Yakut mitolojik metinlerinde. Öbür dünya ile İnanışlann izini açıkça yaşatan bu rivayetten de anlaşıldığı gibi. mitolojik körlük. gördüklerini anlatan elçi de anında kör olur. " Aruu körmös" ve "Yaman Körmös" denilen "körmös"ler de vardır. Ancak Teymur o kişiye. gördüklerini anlatması için baskı yapar. Normal ölümlülerle ÜlgenKurbustan arasında araalık ederler. yaşamda önemli gereçlerin ve İsıah töreni­ nin yaraöası sayılan Er Elley de Dağ Ruhunun evladı sayılardı ve onun da atası kör bir ihtiyardı. Günahkar ve ayıplı insanlann ruhlannın dönüştüğü "yaman körmös"ler ise mesken tuttuklan ye340 . İyi insanlann canlan "aruu körmös"lere çevrilir. Ona. Onlar "körmös"ü Erlik'in hizmetinde olan varlık­ lar olarak görürlerdi. öbür dünyayla ilintinin göstergesi­ dir.

Ölen adamlann yakınlan da "körmös"ten çok korkarlardı. en çok gün batımı ve karanlığın çöktüğü za­ manda aktif olurlar. daha sonra "körmös"lerin yaşadığı yerlere dönüşür. kuruluşuyla İlgili olarak ne şamanlann geleneğin­ de ne kahramanlık efsanelerinde ne de mitolojik metinlerde düzen­ li bir görüntü verilmiyor. bir insanın bedeninden aynlan ruhu demonik ruh "körmös" ele geçirdiği zaman. "Körmös'* sözcüğünün aynı anda "görünmez" anlamı içerdiği de açıktır. İnanışa göre onlar. dnli" anlamına gelen "körmöstü" (körmöslü) sözcüğü de bu anlayışın ürünüdür. ölümünden sonra "körmös'e dönüşürdü. bu benzerlik nedeniyle kendi "körmüs"leriyle ka­ rıştırmışlardır. Aslında farklı bir mitolojik sisteme bağlı bu anlayışın.KORMOS ralO dünyasının aaklı sahibi Eriik'in hizmetçiliğini yaparlar. köken itibariyle "körmös"le bir ilgisi yoktur. "Körmös"le ilgili irvınışlardan biri de küçük çocuğun canını bile çalıp götürebllmesiydi. Bunun içinde yaOldığında canın bedeni terk et­ tiğine inanan Türkler. normal dünyaya ait olan gö­ rünürlükten farklı olarak. yeraltı dünyası. bu sıralarda çocuklann ağlaması da yasaktı. Altay halk kültürü ve etnik araştirmalanndan da anlaşıldığı üze­ re. Görmezlik ve görünmezlik. Dünya değiştirmiş şamanlann yaşadıklan yer. gizli dünyaya art olan şeytanlann ve şey­ tanî güçlerin bir özelliği olarak kendini gösterir. Demonolojik görüşlere göre. Aitayiar onu. Aİtaylann dilinde "deli. "Körmösle aynı köktenden olup olmadığı bilinmeyen Tdeutiardaki Ev Koruyucusu "Kürmüş"ün adr da dikkat çekicidir. Sibirya Tataıİannın demonolojik inançlannda var olup. V. o insan değişik hastalıklara kapılır. "Kör­ mös" ün İçerdiği görünmezlik anlamı da canın maddî olmamasına . "körmös" sözcüğü "hörmüz" sözcüğüyle de ilgili­ dir. Radlov'un görüşüne göre. "körmös" canı çalıp götürmesin diye gün ba­ tarken kimsenin uyumasına izin vermezlerdi. Bununla birlikte Aİtaylann inanışlanna göre her insanın canı. sihirli hikâyelerde karşımıza çıkan aaklı ruh "Kürmets Han" adı da "kör­ mös"!^ aynı köktendir. Aaklı ruhlann dikkati­ ni çekmesin diye.

artık görünür olur ve bu yüzden de ölür. O. Kaşgar Türklerinin "Köroğlu aramızda 342 Köroğlu . kaynağını öbür dünya ile İl­ gili inanışlardan alır. Şapkasını kaybeden cin. dünyalann sının ro­ lünü oynayanlardan biri de aynadır. Örneğin. Geleneksel inan ıslan yaşatan Türk halklannın büyük birçoğunlugu gö^ünmeziikle ilgili ilginç görüşlere sahiptirler. Metinlerde "Goroglu" adıyla da bilinmektedir. Onlar bu şap kalan sayesinde görünmez olurlar. Onu ilk cet. Şa­ man dualarından anlaşılıyor ki onlar da emirlerini "Kurbus" (Kör­ mös) dedikleri bir varlıktan alıyorlar. kültürel kahraman ve­ ya Demiurg işleviyle bağlayan çiz­ giler açıkça görünür ve bu çizgiler onu mitolojik dünyaya bağlıyor. Sonuç olarak görünmezlik gizli dünyaya ait olan varlıklann bir özelliğidir. bir kurtanadır. Çünkü evliya ve melek gibi bu varlıklar da maddî değildirler ve bu yüzden de görünmezler. Türk efsane geleneğinde. KÖROGLU: Türk halk kültürü me­ tinlerinde efsanevî kahraman gibi yer alan. Şiirsel mitolojik düşüncede. Genellikle mitolojik varlıklann görünmez olduklan görüşü yaygındır. ancak kaynağını mitoloji­ den alıp. Örneğin. mitolojik izleri açıkça ta­ şıyan bir motif. Nogaylarda cinlerin sihirli bir şapkalan vardır. "Köroğlu". görünmez dünya variıklannı görünür kılar.KÖROGLU İşaret ediyor ve onun bir mecazi hali olarak karşımıza çıkıyor. Bu varlıklar hem görmeyen hem de görünmeyendirler. Bu kahramanlardan biri Baba Emlr'dir. Ancak onlar maddî olarak da düşünülürler. Azerbaycan Türkleri arasında dolaşan halk kültürü örneklerinde de sihirli şapkasını başına taktığı an görünmez olan destan kahramanlarına rastlanır. "Körmös"teki görünmezlik anlayışı.

bazı Türk soylannın. ışığın oğludur. "Cembil" hem yer adı hem de kahramanı dünyaya getiren Ulu Ana olarak cisim­ lendirilmiş ve insan kılığına sokulmuş bir varlıktır. Türki­ ye'de bu yer "Çamlıbel" olarak adlandınlır. Özbek versiyonunda ise "Köroğlu". Kazak ve Özbek halklannda korunmuştur. Böyle bir doğuş hikâyesi. "KöroğIu"nun ilk cet olması. yurdu sembolize eder. O. Mitolojik çizgilerini belli bir ölçüde korusa da tarihsellik özelliğiyle öne çıkan Azerbaycan versiyonunda ise atası­ nın gözleri çıkanldığından. Onu dünyaya getiren varlığın "Cembil" (Çenlibel) olarak adlandınlması. ışıklı yurda gktığında" "Rövşen"(aydınlık. Bu sonradan oluşmuş bir yorum olmalıdır. Çenlibel ise "Köroğ­ lu'nun yaşadığı yerin adıdır ve ülkeyi. Türkmen "Goroglu"sunun bir versiyonunda "Goroglu"nu dünya­ ya getiren dağdır. Bu motifin kökeni aynca ata-baba ruhuna bağlanmaktadır. bu anlamda "Kö­ roğlu'nun Dağ Ruhu'ndan doğduğunun İradesidir. Orta Asya versiyonunda ise o esasen mitolojik çizgileri ağır ba­ san bir kahramandır. Bu da "Goroglu"nun Dağ Ruhu'ndan doğması­ nın bir işaretidir. mudzevî bir şekilde mezarda doğar. Eski olduğu düşünülen bir versiyonda ise onu dün­ yaya getiren varlığın adı "Cembil" olarak geçiyor. Bu motiflerin İkisi de birbiriyle bağlantılıdır. Etnik-kültürel gelenekte "Bozkurt" ve onun yeni şekli olarak "Köroğlu". Bu ise herhalde inisiasiya sürednin sembolizminin unutulması sonucunda sonradan ortaya çkan ve görünürdeki benzerliği temel alarak yapılan bir yorumdur. "Karanlık yutan. Her ikisinin de kurtancılığı mitolojik cet olmalanndan kaynaklanır. ışık) adını taşıyan kahramanın adının ışılda lllntilenmesi de sonraki bir olaydır. onun kültürel kahraman ve ilk cet motifinden gelen kurtanalık göreviyle İlgilidir. bozulmuş düzeni onarmak için gelir.KÖROĞLU yasıyor. gelecek kahraman "Köroğlu" adını alır. Bu ad aslında "Çenlibel" adının değişikliğe uğramış şeklidir. onun mitolojik Yer Anayla bağlılığını gösterir. Köroğlu'nun doğumu ayn bir destan gibi Türkmen. 343 . bizleri yaşatıyor ve koruyor" şeklindeki söylemleri. kendi kök­ lerini ona bağlamalan şeklinde de görmek mümkündür. ölmüş anasının göğsünü emerek büyür.

mitolojik anlamına göre. O. elini üç defe onun sırtına sürer. onu koruyacaklannın bir sembolü olarak sırtına el pençesinin izini koyarlar. "Köroğlu"nun mezarda doğması. "Köroğlu"nu şaman olma olayıyla yakınlaşönr. inisiasiya törenlerine bağlanır. sonradan ışıklı dünyaya çkması. Erenler. Bu törende çrak ölür ve yeni­ den doğardı. babası mezarda doğmuş gelecek kahramanı alıp yeıyüzüne getirdiğinde. bilinmeyenler âleminin kapılannın kahra­ manın üzerine açılması motifi de inisiasiya törenlerinden gelir. Ali'nin ve erenle­ rin bu mitolojik ameliyatından sonra yenilmez kahraman olarak or­ taya çıkması. köken İtibariyle hem hikaye hem de gerçek olarak. "Köroğ­ lu" destanlan. Üç kez de ağzına üfleyerek. İçerik olarak bu. yeraltı dünyasına ait mitolojik bir varlıktır. Şaman olmak isteyenler de buna yakın bir aşamadan geçerler. Böyle bir doğum motifinin geniş bir dairede yayılmış olması. on altı yaşına kadar kahramanın ne adla çağınldığı bilin­ miyor. inisiasiya töreninin yeniden doğuş olayıyla da yakınlık İçindedir. Destan şiirselliğinin gere­ ğine uygun olarak sonraki yorumlar değişmiştir. Efsaneler­ den anlaşıldığına göre. ak sakallı bir ihtiyar gibi görünerek. "Köroğlu" adını ancak on altı yaşından sonra alıyor. şa­ manın yeraltı dünyasında manevî atadan (koruyucu ruhtan) eğitim alıp. Mucizevî bir şekilde. "Kırk çiltanlar" bu yeni yetme gelecek kahramanı alıp gö­ türür ve kendinden geçirerek kamını yarar. Zaki ver­ siyonunda. kamlık öğrenmesine benzemektedir. "Bizim nefes oğlumuz ol­ sun" der. Burada da "Rövşen" adı "KöroğIu"na dönüşüyor. Onun mezarda do­ ğup. Ulu Ana'nın evladıdır ve genellikle de ölümsüzdür. Bu ölüp-dirilmeyi grağın yeni bir ad alması tamamlı­ yordu. içini boşaltıp nur ile dol­ durur. şaman olma töreninin aynısıdır. Hızır'ın. Türkmen "Goroğlu'suna göre. Türkmen "Goroglu"nda bu geçiş tö­ renler korunup saklanmıştır. Sonra her bir organını kutsal suyla yıkayıp yerine koyar ve kamını tekrar dikerler. "Köroğlu" destanının 1913 yılında yayınlanmış olan R. Gizli 344 . temizler ve tekrar ye­ rine koyarlar. Horasan'da yaygın olan "Gurzad" (mezarda doğmuş) destanında da görülüyor. gelecekte peygamber olacak Muhammed'in bedenini de melekler parçalara ayınr.KÖROĞLU "Köroğlu". evliya Hızır.

"Köroğlu-Goroglu'nun gelecek hayat arkadaşı. peri eşleri "Yunus" ve "Mıskal" onun adını sonsuza dek yaşatacaklanna söz vermişler. yârine kavuşuyor.KÖROĞLU bilgilerle donanması. insanlann yaşadığı yerlerden çok çok uzaklardadır. Kaf Dağında ya­ şar. Tann'nın aslanı Hazreti Ali ona yardım ediyor. "Goroğlu"nun sevgilisi güzel "Yunus" peri de bu diyar­ dandır. Onun yolunu bir ejderha kesiyor ve bura­ dan kurtulması için. Gerçekte de yalnız bu törenden geçtikten sonra çırak yeni bir ad alır ve böylece evlenme hakkı kazanır. çırağın "gözünü açan" bu törenlerin ana ama­ cıdır. Bura­ sı başka bir dünyadır. Türkmen "Goroğlu"su bu geçiş töreninin bazı unsuriannı sembolik olarak da değil. Ve onun yardımıyla "Goroğlu". "Goroğlu" Ölmek üzereyken. Burada sıradan ölümlüler değil. Müslüman mito­ lojik inanışlannda efsanevî dağ olarak kabul edilen. olduğu gi­ bi alıp korumuştur. "Goroğlu'nun sevgilisinin ardından gitme sahneleri sihirli hikâyeleri andırıyor. Hikayelerdeki kahramanlar gibi o da çok uzak mesafeleri yakın ediyor. Bu iki peri bahşıla- 345 . İnanışa göre. periler ve ruhlar yaşar. Burası.

"Köroğlu'nun 146 . "atamın adı Kor.KÖROĞLU nn gönlüne İnip. "Köroğlu" destanının kaynağında mitolojiyle tarih İç içedir. Sümerlerde de ölüler dünyasının adı olan "Kur". Kazak-Kırgızda-el seven bir ünlüydü Köroğlu" derlerdi. ne tarihten bildiğimiz Âşık Kö­ roğlu ile ne de Celali Köroğlu'su ile bir bağlantısı yoktur. anamın adı Horişan" denmektedir. Başka versiyonlann birinde kahraman. Mitolojik metinlerde bazı doğal objelerin adlannın "Köroğlu"ndan alındığına dair bilgi var. onu ilklik ve kültürel kahramanlık kavramıyla karşılaştır­ ma olanağı verir. Bu anlamda mitolojik motif olan "Köroğlu"nun. "Köroğlu-Goroğlu'nun mezarda doyulmasından tutun da te­ mizlenerek yeniden oluşturulması ve güzel sevgilisine varmasına kadar. Sümer mitolojisinde yeraltı ölüm dünyasının korku saçan sinirli tanrısının ve orada akan ırmağın adı "Kür"dür. "dağ" anlamını İfade ediyor. Onun İçin de bu destanlar bugüne kadar söylene söylene yaşa­ mıştır. Yanlış ola­ rak onun yol kesen bir eşkıya olduğu bile söylenmiştir. O. Bu adın birind kısmındaki "Kür". Türkistan'da ünlü olan bahşılar. "Köroğlu" destanını söylerken. bazı ideolojik etkiler sonucunda mitolojik motiften. tarihî çizgili des­ tan kahramanına dönüşen bir süreç yaşamıştır. Özbekde. Bu adlann her İkisinin içinde de "Kor-Gor" açık bir şekilde görü­ lür. Türkmende. h e m "kör" hem de "Gor" (Mezar) Ue ilgili olabilir. Ha­ rezm rivayetinde "Köroğlu"nun atası "Kürdobil" adını taşır. Bu da "Köroğlu'nun Dag Ruhu olması bakı­ mından dikkat çekiddir. hepsi inisiasiya törenini ve oradaki çırağı andırıyor. Bu olay hikaye bazında kahramanın sevgilisinin peşinden öbür dünyaya gönderilmesi şeklinde karşımıza çıkar. Azerbaycan ve Ana­ dolu versiyonlannda doğumunu anlatan bölümlerin olmaması da motifin tarihleşmeye maruz kaldığı fikrini doğruluyor. Türkmen "Goroglu"sunun bir versiyonunda "Goroğiu"nun kıllı olarak verilmesi de mitolojik anla­ mı itibariyle. Türk halklan efsanelerinde kuşlann ve hayvanlann dilini "Köroğlu'na öğreten Hızır Peygamber ve Kırklar olmuştur. "Goroglu" destanlarını onlann İçlerine yerleştirmiş­ ler.

Avrasya boyunca yayılmış olan "Köroğlu" motifleri. işlevsel yakınlıklan bakımından birbirinin yerine geçebilirler. Her İki motifte de kültürel kahraman çizgileri belirgindir. Bulardan biri "Âşık Cünun'dur. Onun aynca Meşhed'de olduğu belirtilen mezan Hızır ve Kor­ kutun mezarian kadar gerçek olup. "Köroğlu". bun­ lardan biridir. O. haklan yenilmiş göçebe Türkmenlerin inti­ kamını alan Alevi bir derviş gibi kavranmıştır. yenilmezliği ve kutsallıkla 347 . Etnik-kültürel sistemin eski yapısında da bu iki motif. ba­ zen değirmenci. yeni kültürel çevrede. bozkurt. "Köroğlu"nun erenliği. Araşnrmacılara göre.KÖROĞLU lUkan dağlan nda olduğuna inanılan kutsal mezan ise hastalan iyil<*ştirirmiş. destanın yeni kültürel çev­ rede kurulması ve Oğuz Alplık düşüncesinin tüm yönlerinin erenlik üzerine geçirilmesiyle. "Köroğlu". "Köroğlu'nun yapısında onun kültürel kahraman olmasından kaynaklanan değişken tabiatiılık belirtileri vardır. Lâtin halklannın "Herkül" motifinde yeni çizgiler kazan­ mıştır. "Köroğlu" bir geçiş motifi gibi oluşmuştur. "Köroğlu". değişken tabiatlılık ve başka motifleri birleştiren anlamsal potansiyeli geniş olan bir karakterdir. Yatmış "Geya"nın göğsünden "Herkül'un süt emmesi. kültürel kahraman. "Kö­ roğlu" motifini çok yönlü bir karakter olarak görme İmkânı verir. onun hak âşıklığı. "Köroğlu" motifinin ortaya pkışında tasav­ vufun etkisi de güçlüdür. Bu fikre göre. defalarca kendini kurda benze­ tir. şaman. Daha son rai an bu işlevler parçalanıp aynlarak. onlara uygun motifler de ortaya çıkmıştır. belalardan koruyucu ruhun maddi olarak kavranmasıyla ilgilidir. ona vergi verilmesi. Bunun için de efsanevî kahraman bazen âşık. Bu olay onun kültürel kahraman olmasının sem­ bolü gibi yorumlanabilir. bazen bekçi. mitolojiyle yakın genetik ve yapısal bağlan olan efsanevî bir kahraman olarak. destanlann birinde. Allah'ın emriyle "KaT dağı ülke­ sine gökten indiğini ve onun dediklerine boyun eğmenin gerekli olduğunu söyler. Araştırmaalara göre. Mitoloji ile ilgilenen bilim adamlannın geldikleri son nokta. bazen de çoban olarak karşımıza çıkıyor.

Onu başkalanndan ayıran üstün veya seçkin bir özelliği olmalıydı.KURBAN olan İlişkisi. Onun gizli ve agk dünyalar arasında ilişki kurduğuna dair de fikirler var. O. Bazı filozoflann dediği gibi. Bu işlev. ölümsüz Kırklara karışıp yok olur. derinliklerden. Fransız filozof ve toplumbilimd Jirar'ın görüşüne göre. Onun doğanın mevsimlik yenilen­ mesiyle bağlılığı da doğanın üreme gücünü koruyup sak­ lamasından ileri gelir. kötülüğün kaosa doğru sürükleyen adımlannın önüne geçmek ve dünya düzenini koruyup saklamak­ tan ibarettir. Saka Türkçesinde "kurban" anlamına gelen "kereh" sözcüğü vardır. Bulgar versiyonunda. onun bahşılann pîri makamına yükseldiğini gösterir. Coşkuya ben­ zer bir duygu olan bu rahatlık. Türkmen "Goroğlu"su genellikle sûftstik şiirlerle doludur. En eski geleneklerin incelenmesi. 348 Alt *y A r Kurb n * T ö r e n i . KURBAN: Kurbanda. Kurban getirildiğinde. Yoksa güçlerinin manevra gücü artardı ve bu da dünya düzeni için tehlike yaratabilirdi. li Eskilerde kurbanın seçilme olayı rastgele olamazdı. Anadolu'da Türküler ve oyun havalan nda "Köroğlu" figürlerinin yer alması. evrenin ritmiyle uyum içinde olmaktan gelen bir duygudur. büyülü bir güç olarak. kurban olayının evrensel olduğu fikrine ulaştınr. Türkmenlerde adının bahşılar listesinin başında gelmesi. onlann halk sûfi törenlerinin başlıca işareti olduğunun da bir kanıtıdır. kurban vermenin korku. te­ reddüt veya bir günahın verdiği utanma duygusuyla hiçbir ilgisi yoktur. kurtarıcı gökyüzü oğlu motifinin tasavvuftaki görünüşü­ dür. Bunun aracılığıyla toprak ve İnsan kutsal gizil güçlerle İlişkide olur. aksilik pkmasın diye çok dikkat edilirdi. mitolojik düşünceyle yaşayan insanın ruhuna rahatlık getiren bir yön vardır. Kurban kesilmesinin ritüel anlamıyla ilgili değişik yorumlar var. arkaik cemiyette kurban verilmesi koruyu­ cu bir işlev taşımıştır. Bir kabahat ortaya ak­ ağı zaman da kurban törenine bağlarlardı.

Örneğin. Birçok araştırmacı bu sözcüğün kökeninin Farsçadan geldiği konusunda likir sahibidir. deveden buğra ve koyundan koç. M. Kanlı kurban ise geleneksel Türk dinî dünya görüşünde ibade­ tin bir göstergesi olarak daha önemli yer tutmuştur. kötü ruhlardan korun­ mak amacıyla kurbanlar keserlerdi. ırmaklara ve göllere kurban verme törenleri dua ile birlikte gerçekleştirilirdi. "saçı" denilirdi. Kaşgarî. Dişiler ise kurban dışı tutulmuşlardır. M. Kırgız-Kazaklar ise kurban töreni için "hudayi" sözcüğünü kullanır­ lardı. Diğer kurbanlık hay­ vanlarda da erkek hayvanlar üstün sayılmıştır. Bir gelenek olarak. Diğer bazı halklarda olduğu gibi Moğollarda da görülen böyle bir gelenek.Ö. Eski Türkler ilahî varlıklarla yakınlık kurabileceklerine inanarak. yeryüzüne. 349 . "GÖktürklerde düş­ man ordusu liderlerinin kurban edildiklerine" dair iddialan ise hiçbir bilimsel veriye dayanmayan görüşlerdir. kur­ ban verilen hayvandan söz ettiği zaman "yağış" sözcüğünü kullanı­ yor. Hunlar çağında da kurbanlar atalara. birçok İskeletin bulunması da bundandır. "ölüm" anlamıyla ilişkilendirilen "kergek" ı sözünden gdir. ruhlara ve Tan­ Kabanas Dağı. At kurbanı kanlı kurbanlann en önemlisi olmuştur. eski Türkle­ rin bahar bayramlannın başlıca olayı sayılırdı. Altaylardaki Kurganlar ve Pazınklarda. Kurban töreni. ruhlar için kurbanlar verirlerdi. Dağlara. Dede Korkut Ki tabı'nda kurban olarak at­ tan aygır. aslında çiftçilik kültürüyle bağlı bir olaydır. En büyük kurban ise göçebe ruhlu Türkün. kesilmesi gerektiği ya­ zıyor. Eski Türkler. Türk lıalklannda kansız kurban vermeye. bozkır kültürü ve eski Türklerle ciddî bir bağlılığı yoktur. Bazı araşörmacılann. kutsal bir duyguyla sanldığı atı olmuştur. Kurban Taşt gökyüzüne.KURBAN Araştırmacılara göre eski Türk yazılarında bu. İnsan kurbanı ise eski Türklerde hiçbir zaman olmadığından bir gelenek haline de gelmemiştir. I4O0 rı ya verilirdi.

Türklerin inanışlannda Savaş Ru­ h u d a kurt görünümündeydi. kurbanlık hayvanın kemikleri toplanıp bir kaba ko­ nulur ve ocağın üstüne asılırdı. yasaklama ve sınamalar vardır. ha­ kanlığın işareti gibi. çadııiann önüne altın kurt başlı bayrak dikerlerdi. KURBİSTAN: Altaylarda "Kuday'a verilen adlardan biri. VI. (bak: Huday) KURT: Türk mitolojik geleneğinde önemli bir yer tutan varlık. Aziz ve kutsal yüzlü bilinen kurtla ilgili Türk mitolofık-âyinsel geleneğin­ de.KURBİSTAN inanışa göre. Kurban verilme olaylı doğası İtibariyle kolektif karakterlidir ve toplu olarak yapılır. Böyle kitlesel kurban törenleri. Ö. Göktürk hakanları atalan nın hatırasına saygı olarak. Çıldır yöresinde kurban bayramında kurban olarak kesilen hayvanın ke­ mikleri ekin ekilecek zamanına kadar temiz bir yerde saklanırdı. çok sayıda inanış. Türk asıllı olmayan halklar. kurdu kendi ulu atalan olarak beliriemişlerdir. Anadolu'daki Kür vadisinde. Sayan-Aitaylarda son zamanlara kadar korunmuştu ve sadece Tann adına kurban ve­ rilirdi. K^ yüzyıla ait bir Türk taş abidesi üzerinA l t a y p ^ n k K u r g a n l a n d e kurttan süt emen bir çocuğun resM. hem Boz­ kurt'un şahsında bir kültürel kahraman hem de insanlan hastalıklar­ dan koruyan kurtana bir güçtür. Bazı özel âyinlerden sonra. Irak Türk­ menleri. Eski Çin kaynaklannda bile. Kemikler kıyılıp gömülürdü. evde kestikleri kurbanın kanından parmak ucuyla alıp. 6 . O yıl bu topraklann verimli ve bereketli olacağına inanılırdı. kurban edilen hayvanın kemikleri kınlmaz ve kö­ peklere yedirilmezdi. Yüzyıl 350 . "kurttan türe­ me değiller** diye aynlıriardı. ço­ cuklann ağzına sürerlerdi ve böylece çocuk üzerindeki bdâlann gi­ deceğine inanırlardı. O. Eski Türklerden kökünü kurda bağ­ layan Aşina soyu.

Bozkurt'un Türklerde ata olduğunu gösteren Çn metinleriyle birlikte kurdun ilk demirci olduğuna işaret eden metinler de var. onun aynca değişken tabiatlı varlıklardan olduğu anlaşılır.ı kurttan İnsana zarar gelemeyeceği. Türk halklannın mitolojik inançlannda dişi kurt. Kurt motifinin verimlilik ve bolluk kavramıy­ la Uığlılığı da açıkça görülür. ilâhî kökenli ve y/»klcrden gelme okluğunu gösterir.uduşlar atalannı. Altay şamanlannı gökyüzüne yükselten atlar da çoğu zaman kurt başlı olarak karşımıza çıkarlar. l. "Kök Böri" adıysa kutsal götyüzüyle İlgili kurdun. Türk ve Moğol halklannın efsanevî geleneğinden. yani erenlerden sayılırlar. kurda çevrilmesi motifine de rast­ lanır. öbür dünyanın sahibi gibi ılıışünülürdü. düş­ manla mücadele eden şamanın. Yakut metinlerindeki değişken tabiatlı kurt motifleri ise genellikle karanlık «Innyayia ilgili kötü ruhturlar. Manas gibi Türk efsanelerinde. "Şan Kızı DestanTnda eski putperest Hulgarlardaki "Yeraltı Su Dünyası Tanrısı" olan "Alp Tun Buri" deniI.n ruhun adındaki "buri-bura" sözcüğü de bu karakterin kurt özelllp. temel düşünceydi. 351 . Moğollar ise Dağ Ruhu'nu kurt başlı betimlerierdl. Onlar şamardan koruyucu ruhlan olarak hatırlar. Altay kahramanlık efsanesi olan "Maaday Kara"da kurtlardan bahsedildiği zaman. Bütün bunlarla birlikte Türk halklannıl. Hakas halk kültüründeki Ulu Ana Huu Incy'in başlıca şekil kurttur. Şaman metinlerinde. kurtla da ikili bir ilişki vardı.iMk kurtla İlgili eski mitolojik görüşler içinde kendi yerini alır. ilk zamanlarda şamanın gizli dünyayla olan bağlığında da önemli rol oynardı.KURT mi vardır. Kazak bahşılan ise dualannda sık sık altı ağızlı bir kurdu anarlar­ dı. pîrler. koruyucu ruhlar ve evliya­ lar zaman zaman kurt kılığına girerler. Tuvalarda kurtlar samanların yardıma ruhlanndan. Bu resim. Altaylann Umay motifinde de kurtla benzerlik görünmektedir. İki dünya arasın­ daki bağlığı sağlayan kurt. Türk efsanelerinin merkezinde yer alan motif • »J.l taşıdığını gösteriyor. tüm gizli-kutsallarla olduğu gi­ bi. Şaman davullannın vazgeçilmez resimlerinden biri kurttu. Altaylann "Ak Topçf destanında kahramanı Erlikten saklayıp. I ski çaglann göçebe halklarında. onlara "yer ruhlan" (yer sahipleri) denmekte­ dir.

dişi kurdun dnsel organını gezdiren birinin üreme gücünün artacağına ve neslinin ço­ ğalacağına inanılırdı. Bu. kurt İnsanlann dilini çın­ lardı ve sonsuzluğun bile karşısına gkacak gücü vardı. Altay. eski Türk çağlannda. Dağ Hamisi. Ka­ zaklarda ise kurdun koyun ahınna girmesi iyiye yorulurdu. Yer Ruhu. Aynca kurt soyuna bağlı olduklan içindir ki "Koblandı Batr" gibi Türk efsane kahramanlannın birçoğu. Gerçekten de adı. in­ sanlann canlannı koruyacağı ve hayvanlann çoğalacağının işareti olarak görülürdü. kurda saygıyla bakılır ve Gök Oğlu denilir. "Kül Tıgin" kitabesi üzerindeki ejderhanın da kurt başlı olması dikkat çekiddir. Semerkant ve Karşga-deıya'da yaşayan Özbekler arasında. Derbend'de eskiden beri kutsal bilinen dağ da "kurt"la ilişkiliydi. Azerbaycan Türklerinde de kurtla ilgili çok sayrda inanış korunmaktadır. Çıldırmış çocuğun da düzelmesi 352 . aynı adı taşıyan kurtla birlikte olurlar. ağn. "Cengizname"de Cengiz'in soyu güneş ışını ve Bozkurt'la İlintilenir. Aynı nedenle bebeğin beşiğinden de kurt dişi veya aşığı asılırdı. Başkurt ve Yakut efsanelerinin kahramanlan zaman za­ man kurt kılığına girmişlerdir. Kurda küfür et­ mek yasaktı. Alı Kişi'nin adının geldiği kök olan "Al". vatanın ve devletin ko­ ruyucusu sayılan bir "Ötüken" kültü vardı. Bazı Türk halklannın eski inanışına göre.KURT kurtaran bir kurttur. Uykuda kurt görmek işlerin iyiye gideceği­ nin. bazı inanışlarda kurt şekJinde düşünülmüştür. Eski Türk destan kahramanlan genellikle kendi soylannı kurda bağlarlardı. Hamile kadının da nazardan koruması için yastı­ ğının altına kurt derisi konulurdu. Bir Yakut hikâyesinde. Bağı. Tibetlilerin ulu ata bilip tapüklan ve "Odegun" adıyla yaşattı klan bu ruh. adı kurtlara bağlanan dağa taparlardı. kurt görünümünde betimlenen Dağ Ruhu'nun oğlu olduğu fik­ rinden gelir. eski Türkün dinî inançlanndan bahseden Çin kaynaklan nda kurt başlı olarak tanımla­ nır. aa çekilmeyeceğinin göstergesi sayılırdı. Kırgızlarda kurtla karşılaşmanın uğur getireceğine inanılırdı. Eski Hunlar. Mitolojik Köroğlu'nun ise "kurt oğluyum" deme­ si. Geleneksel görüşlere göre. Daha eskilerde. bostanı kötü gözlerden korumak içinse ağaca kurt kellesi asılırdı. dişi kurt insanı na­ zardan da saklardı.

Bir Başkurt rivayetine göre kurt. Anadolu'da yasayan Kızılbaş v e Bektaşiler arasında yaygın Cad/r Süslemelerinde Bir Kurt Flgüri) Kullanılan olan bir inanışa göre. Bu metne göre "Başkurt". Daha sonra u r u ğ u n ömrü uzasın diye hu derinin altından geçirilirdi. Tann'dan gelen kut.KURT Kin. Kurdun ulu mitolojik ata olduğu düşüncesi Başkurtiann kökenleriyle ilgili metinlerinde kendini gös­ terir. ona kurt sütü vererek tedavi etmişlerdir. başkurtiann atalan nın önüne düşerek onlara yol göstermiştir. Dağ Ruhu'nun kendisidir. kunıturdu. Bu inanış. etnik-kültürel gelenekte "Kurt Oyunu" adryla bilinir. etnik-kültürel siste­ min art katlan nda birbirinin aynısı gibi karşımıza akan motiftirler ve birbirlerinin yerine de konulurlar. Aldede'nin oğlu Köroğlu'na süt verip onu besleyen kurt.ıı U\şka inanışta ise kurdun %«*nesi etrafındaki deri soyu­ lup. Azerbaycan'da Aldede ile ilgili bir efsanede. Aslında her İki­ si de kültürel kahramanlar olan Köroğlu ve kurt. AhıskaTürklerinin inanı>ıiHİa uykuda veya gerçekte ı »ıı görmek uğurlu sayılırdı. Türk efsanelerinde Türklerin atası olan "Yafes" (Cenglzname'ye göre ona "Abuica-Ebülce Han" de denilebilir) hastalandığında. Azer­ baycan Türk dilinde uzun Ömür yaşamanın sembolü gibi kullanılan "Kurt ile kıyamete kalmak" deyimi de kaynağını eski inanışlara da­ yanan Türk mitolojisinden alır. yani kurdun. Çünkü kurdun Hızır'ı sembolize ettiğine Inanıhıdı. kahramanın oğlunu kurt koruyor. kurdun koyun sürüsüne girmesini berekete ye ırmak gerekiyordu. Türk etnik-kültürel sisteminde kurt ve Hızır'rn anlamsal-işlevsel yakınlığının sonucunda oluşmuştur. Bilimsel metinlerde eski Türklerin dövüş sanatını bildiren Turan Taktikası" anlayışı. öne düşüp getirdiği halk demektir. 353 . p. Köroğlu destanının "Köroğlu ile Aypara" bölümünde. onu kurt çenesi veya İM m ağzının altından geçirirIrnli.

1964'te yazdığı TürkJerdeki kurtlar konulu araştırmasında. Ancak araştırmacılar kült içerikli bu sözcüğün ilk kökünü "kur" şeklinde göstererek onu. eski Kıpçak dillerindeki "kur-gan" ve Altaylardaki yeraltı saltanatı sahibi Erlik'in hizmetinde olan "körmös" adıyla ilgili göstermeleri ise inandıncı görünmüyor. Türk ve Moğol halklarında Totemizmin yeniden incelenmesinin önemine dikkat çekilmiş ve incelemeler. Sözcüğün temelini oluşturan "ku­ rum". Sözcüğün "kurum" şekli. Dede Korkut Kitabı'nda. 354 . Kloson. Uy­ gurca ve Azerbaycan Türkçesinde bu sözcük kendi eski anlamından çok uzak anlamlar kazanmıştır. (bak: Bozkurt) KURUMSAK: "Öntürk" kaynaklı sayılan bu sözcüğün kült anlamı sadece Çağatay dilinde korunmuştur. Q. Dede Korkut Oğuznamelerinin Vatikan nüshasında da görülür. Moğol yazılı dilinde "Kurim" şek­ lini alan sözcük: "bayram. kurbanlık" anlamını irade eder. Kurttan d o ğ m a üzerine kurulu kökenle ilgili efsanelerin doğru yorumlanna dayanan ve zengin etnografik verilerle beslenen daha sonraki araştırmalarda. Kazan Han. Çağatayca'da bu sözcük "kurban. "Kurt yüzü mübarektir" de­ nilmesi. kendi kökünü de kurda bağlar. D. Türklerde kurdun totem olduğu fikrine şüpheyle bakmaktadır. Yani. bu kültün etnik-kültürel örneklerinden biridir. "Yüzü müba­ rek" (nur yüzlü) deyimi. daha sonralan Moğol veTungus-Macar dillerine de geçmiştir. Tam tersine bir totem olmadığını gösterir. Potanin bile şüphe etmiyor. Yakutça'da "düğün. "kurumsak" sözünün veya onun temelini oluşturan "kurum" sözcüğünün "kurbanlık" anlamına geldiği filerini güçlendirir. "kurban töreninde yenilmek için düşünülen kurbanlık hayvan" tanımı. sözcüğün ilk an­ lamına uygundur. Kumukça. ziyaret. Ancak tüm bu anlatılanlar. düğün için kurbanlık kesilecek olan hayvan" anlamlarına gelir ve sonuncu tanım. kurdun bir totem olduğu anlamına gelmez. tantana" anlamlarına gelir. boylann kahramanı olan Kazan Bey'in dilinden. tantana.KUMURSAK Bir zamanlar Türklerde kurdun bir kült oluğuna. Özbekçe. Burada bu deyim. ulu ata ve kurtancı olan Bozkurt için söylenir. kurtla bağlı inanışlann To­ temizm özelliği taşımadığını ortaya çıkarmıştır.

varlıklann değişik konumlarıyla ilişki kurma­ nın.hu yeniden doğuşla yeni özellikler kazanmasıyla. balinanın onu yutması için kendisi çaba gösterir. onunla anlaşabilmenin. Sonra •» Msaglam. Bu [uva hikâyesinde. Genellikle hikâyelerde sihir ve Uıyııylr lx»ğiı güçler yılanlarla ilişkilendirilir. ayaklan yerinde bir şekilde geri getirir. çırağın ejderha kamında olmasıyla aynı anlama geliyor. o kötü variıklar. sihirli güçlere kavuşacağı inana ise kökleıini eski inisiasiya törenlerinden alıyor. İnanışa gör*. aslında eski törenlerdeki ata ruhu ve tören hamisi motiflerinin ilk mitolojik anlamını yitirerek de­ mişime uğramış halleridir. Görüldüğü gibi . sihir ve büyü gücüne kavuşmanın bir İrade şeklidir. kahramana kuş dili öğretmek İçin onu yutar. çırağın semboiıi ı »l. Bu i m i »ıilliı kutsal-gizliliğini yitirmiş ve hayal dünyasına ait olmuş bir . "Kaievala"daki kahraman. Yılan eti yiyen insanın. onun hetı »ıılk mekana ait olduğundandır.'ilitı<. yaratılışın bütün tarihini anlatır ve her şeyi bilme gücünü ona bağışlar.KUŞ DİLİ Kll^ ini ı Kuş dili bilme motifi. Azerbaycan mitolojik metinlerinde adına rastlanan "Ava mi bütün kuşlann ve hayvanlann dilini bilir.uak ejderha veya koca bir yılan tarafindan yutulup geri gkması . ayağı olmayan kahramanı bir cadı yutar. balina ve benzer moiı!l<r şeklinde rastlanan sihirli güçler. Hikayelerdeki ejderha. mitolojik anlayış gibi var­ lığın anlaşılma yolunun. yaratılışın sırlannı öğrenen ve bunlar gibi motiflerin hikâye dilinde maddî şekli alan iradesidir. kaynağını eski törenlerden alır. Hikâye kahramanın yeraltında olı n . Bu sihirli gücü ona •ıslayan da Yılanlann Padİşahfdır. Balina ona bu üç sözü öğretir. Yılanlar Padişahı'nın ağzına 355 . Burada Yılanlann Padişahı. ejderha. O törenlerde.I hikayelerde rastlanan büyücü kadın. kuş dili bilme gücünü.de sihirli hikâyelerde rastlanır. Herhalde bu. Kuş dili bilmek. Ava Pîrim. kılınmana kuşlann ve hayvanlann dilini bilme gücü verir. hayırsever bir varlığa dönüşür. Bu tasavvuf diline yakın bir yorumla bakılırsa. ı ı . Yani ona her şeyi görebilme gücü vermek ve gözleri önün­ deki perdeyi kaldırmak için onu önce yutar sonra geri getirir. Çünkü onun kamında üç sihirli söz öğrenme­ lidir. doğanın bir parçası gibi.

Kuş dili bilmek. Allah onun gönlüne İlham vermiştir ve varlıklann ayn ayn katlan arasında bağlılık yaratan kuşun dilini bilmek de bu nedenle müm­ kün oluyor. yüksek katlarla insan varlığı arasında yakınlık yarat­ mak anlamına gelir. semboller dünyasının ve manevî dünyanın semboller dolu dilinin değerini çok özel bir şekilde bilen eski dü­ şüncelerin taşıyıcısı bir insan gözüyle bakmak gerekiyordu. Nesimî ve diğer tasavvuf ruhunu yaratan şairlerin ve dervişlerin dilinde manevî dünyayla bağlı yerini almıştır. Örneğin. Bu kuşlann yeri. 16.KUŞ KILIKLI RUHLAR tükürmesiyle kazanır. KUŞ KILIKLI RUHLAR: Şiirsel mitolojik gelenekte kuşlar. burada da inisiasiya törenleriyle ilişkilidir. Sonralan ise tasavvuf edebiyatına geçe­ rek. bazı şiirsel mitolojik geleneklerde. Emre. kuş çizgileri taşıyan çok sayıda şeytanî ruh veya görünmez varlık vardır. Mitolojik anlamda bu dil. İlk sem­ bolik anlamının tam olarak anlaşılmadığı sonraki çağlarda. Hakasçada "Kuday Kuş" denilirdi. evrensel bölgeler arasında bağlılık kuran. Y. Dünya Ağacı'nın en yukanlandır. Melek kılığında olup. ölenlerin canı­ nı sembolize eden güverdne. Korkut Ata'nın kendisi de kuşlar ve hayvani an n dilinden anlardı. yüzyılın Türkmen tarihçisi Salar Baba Gül Alioğlu'nun Oğuzname'sine göre. "gökyüzü" anlamına gelir. Avrasya mitolojik sistemlerindeki kuş. dilini bildiği kuşlar ve hayvanlar üzerinde iktidan olunduğu bi­ le söylenmiştir. ilahî İçeriğin sembolleri gibi karşı­ mıza çıkarlar. Mitoloji ve halk kültüründe kuş dili bilmek. "Duman" adı verdiği kahraman. Kazak efsanelerine göre. Buradaki "Kuday". bu motif yeni bir anlama bürürımüştür ve bilgiçlik konumuna gelmenin yolu gibi karşımıza çkmaktadır. tüm kuşlann dilini bilir. uçanlann taşıdıklan adlarda da görünür. doğayla özel bir yakınlıklan olup. Bu düşünce­ nin Türk halklannın dilindeki izleri. Bu olaya aslında. Korkut Ata'nın kuşlann ve hayvanlann dilinden anlama olayında ruh haya­ tinin ilk yaratılış çağındaki gücü yaşatan geleneklerin bir izi görünür. sihirli güç sahibi olan karakterlere özgüdür. kâinatın birbi­ rinden ayn iki konumu arasındaki aracı rolünü oynardı. 356 . Eski avcılık çağına bağlı olan bu mitolojik var­ lığın. Bayat boyundan olan Korkut'un.

KUŞ KILIKLI RUHLAR I UkavHcrdc onlar. Sözcük anlamı "çocuk ımısı" 557 It-Kuş Resmi .'kutsal kuş ana" motifine de rastlanır. Orta Asya halklannın Baba Dehgan'ı da kuş görünümünde betimlenmiştir. Yakutlarda aynca. Kanadı İlahe kadınla "kut" anlayışı hakkındaki görüşler acayip şekilde birbirine yakındır. Onu adı. Umay ilahe gibi bazı ruh­ lum kuş kılığında veya kanatlı kadın görünümünde betimlenmesi ile bununla ilgilidir. Aİtaylann şaman mitolojisindeki "Payana" adryla bili­ nen ruhlar grubu da kanatlı varlıklardır. Tuva şamanlan dua okuyup çağı­ rırken kuş kılığına girmiş Albastılar. Si­ mi uy. San Kı/ denilen mitolojik varlık ise geceleri kuş olup uçar. seM ağaçlannın üzerinde oturup kurbanlık ister. ölen bir insanın ruhu kuş kılıoıua girer ve tüm kainatı saran Dünya Ağaa'nın dallannın birinde nu-skcn tutar. ve l>cnzcri adlarla karşımıza akarlar. Yakutlarda "Oğu Imıta" adında bir ilahe kaydedilmiştir. çocuk n ıhı ıı nın bir kuş şeklinde gökler­ im geldiğine de inanılırdı. (Eski Birllüstrasyon) Sayan-Altay mitolojik metinlerin• l«. Başkurtıarda Ural Batir'ın kansı olan "Umay" da kus kılığına girebilir. İnanışa yi »i*-. Başka bir inanışa göre. Ulu varlık "Ülken"ın adına başka yerlerde "Ülken Kuş" şeklinde de rasaamr. Hatta I lakaslar ve Yakutlarda "kufun kendisi bile kuş görünümünde dü­ şünülürdü. lürk halklannda ölen birinin rulııınıın kuş şeklinde uçup gittiğine İnanılırdı. Kara Kuş. Anadolu Yörük oymaklan arasında çocuklan korkutmak için "Maricut-Kerküt" adında bir kuş motifi kullanılırdı. tutkun havada girdikleri kara bulutiann ipnden uçuşup gelirler. Anadolu Yörüklerinin inananda dağınık saçlı ı »ıı mh olup elindeki boncuğuyia istediği eve istediği yerden girebiletl Al Kansı da ağzında sihirli taş olan kuş kılığında betimlenir. eski bir ruh olan "Burkut"un adından alınmadır.

Anadolu'daki Sivas yöresindeki âşıklık gele­ neğinden anlaşıldığına göre. Orta Asya halklan da insanın ruhunun gü­ vercin veya başka bir kuş görkeminde olduğuna ve ata ruhiannın kuş şeklinde yaşamaya devam ettiğine inanırlardı. Bu şamanın ruhuyla birlikte bir kuş gibi göklere uçacağı fikrinden doğmuştur. eve bereket getiren "Kimsene" adlı ruhlar da kuş kılığına girip. kuş kılığına girebilirdi. Müslüman kızı olan bir kadın şamanın. ziyaret yerlerinde uykuya dalan gele­ ceğin âşıklar.KUŞ KILIKLI RUHLAR \ ^ *r Hun Dönemine Alt Av ve Mitolojik Kartallar & demek olan ve Umay kültüyle ilişkisi şüphe götürmeyen bu mitolo­ jik varlığın. insanlann uykusuna gelirler. Eski Türk yazılı abidelerinde "öldü" anlamına gelen "uça barmıs" (uçup gitmiş) İfadesi vardır. Menkıbelere göre. Halk inanışlanndakl kötü "Şeşe" ise bilinmezler dünyasından gelen bir kuştur. ancak rüyalarına kuş kılığında Cebrail veya Mi kail gir­ dikten sonra âşık olurlar. Birçok Altay hal klan nda şamanlann giyimi kuş motifini hatırlatır­ dı. ruhlann kuş kılı­ ğında olduğuna dair görüşlerin izlerini taşıyorlar. gözlerden kaybolması da Şa358 . onun neslini hayırlı ve bereketli kılacağına İnanılırdı. Ban Sibirya Tatarlannın dilinde "o öldü" demek yerine "o uçup gitti" denilirdi. Uçan Kuşlann koruyu­ cusu olan Kamber Ana kültü de onun adıyla ilgili olarak oluşmuştur. çocuğun başı üstünde bir kuş gibi öterek. Türkistanlı sûfi şair Süleyman Bakirganî'nin Kamber adındaki eşi. İnanışa göre. Miraç olayında Cebrail. Bu iradeler. Azerbaycan Türklerinin gele­ neksel inanışına göre. Muhammet Peygamber'e Hakim Ata'nın ruhunu bir kuş görkeminde gösterir. şaman bu giysileri giydiği zaman kuşa dönüşebilirdi. kâfirle evlen­ dirilmemek için doğan kuşa dönüşüp.

canın ve ruhun kuş kılığında olduğuna dair es­ ki mitolojik görüşlerden kaynaklanmaktadır.. Hızır llyas kuş kılığına girerek kuyudan çıkanr ve ışıklı dünyaya götürür. Azerbaycan Türk dilinde "birini özle. Dünyanın eski halklannın birçoğunda talih anlayışının kendisi de "kuş" şeklinde düşünülürdü.* mek. Vilayetname'de Doğrul Baba. Bir Kazak hikâyesinde. adem oldum bahane-Güverdn d o ­ nunda geldim a n a n a " demektedir. Bektaşi pir Abdal Musa ise "Ali oldum. Bu sözcük Türkiye Türkçesinde. gövdem onun kafesiılir. bolluk.. Yunus I. E. başlan­ gıç. "tanndan gelen bir hayat gücü. bereket. Kafkas ve diğer birçok Türk halklannın geleneksel görüşlerinde "hayat gücü. Hikâyelerde devlerin güverdn kılığın(lak! canlan şişelerde tutulur. Tüm bu örnekler. can. Eski Türkçede "kurJug" sözcüğünün "kutsal. ayıı ruhlar. hain kar­ deşlerin kuyuya atöklan kahramanı. Türkmenistan. hayat verid. Ruhun kuş kılığında olduğuna dair inanışlann İzleri. KUT: Sibirya." Ahmet Yesevî de zaman zaman turna kılığına girerdi. uğur. Dede Korkut boylan nda var. doğan kuşun vücuduna girip. yu­ vasına konduğunda. Yakut mitolojik düşüncesine göre.mre'nin dilinden bir İradede de ruhun kuş kılığında olması inancı­ nın izleri görünür: "Benim canım bir kuştur ki. Rakibin güverdn kılığına girerek canını kurtarması. saadet. güverdn kılığında Urum a ucan Haa Bektaş'i takip eder. mutluluk" anlamına gelen anla­ yış. Türk halk kültüründe sık sık rastlanan bir motiftir. başlangıç" anlamını bildirirdi. Tahı. canı çekmek" anlamında kullanılan "kuşu konmak" deyimi var. mukaddes" anlamı vardır." Babumame'de de "Şeyh Ömer şongal bol­ du" {Şeyh Ömer doğan kuşu oldu) denir. ruh. Buradaki "şongan boldu" /cüğünün anlamı "öklü" demektir. Doğan kuşu. mutluluk gibi anlamlarda kullanıl359 .KUT manizme ait hikâyeler arasındadır. Bu kitaptaki bir bölümde şöyle deniliyor: "Hazreti Sahipgıran'ın kutsal ruhunun yükseklerde ucan şahini. aaklı ruhlar ve­ ya şamanlar tarafından çalınması hastalık ve ölümle sonuçlanan "kut". Azrail de güverdn kılığında uçar.ıni'nin yazdığı Akkoyunlulann tarihini anlatan "Kitab-i Diyarbekiriyye" kitabında da görülür.

Bu kavram Azerbaycan Türk edebî dil örneklerinde "kutsal. N. Hakaslara göre ise yeni doğ­ muş kadına "kut"u gönderen. "kut'u Altay'ın verdiğine ina(KmİP^fl nılırdı. 15. Karakalpakçadaki "kutum kaçtı" deyimi. uğurlu" anlamlan nda da kullanılmıştır. "Kut oyun" adındaki efsanevî bir şaman hakkında rivayet var­ dır. Yakut Şamanizminde kam. Altay Türklerinin inanışına gö­ re. Sayan-Altay halklannda çocuğu olamayan kan-koca hakkında "kudı yok kiji" denilirfşHîKH ^i. çocuklara kut bağışladığına inanılırdı. genellikle ilk olarak Sayan-Altay Türklerinin etN J İ j ^ p W ^ ~ nografik unsuriannın yaygın olduğu şaman gelene­ ğinde araştınlmıştır. aynı dilde 'Tann. Ksenolbntov'un kaleme aldığı şaman metinler içeri­ sinde. Teleutlarda da göğün dördüncü katında yaşa­ yan "Enem DayuçTnın (Yaratan Ana). çivi yazı lan nda da "can" anlamıyla "kut-kud" şeklinde görül­ mektedir. "saadet" anlamı. Baskakcrv'un dilbilimi açısından Altay köküne bağladığı "kut". hayatî bütünlükte "kut" ile bağlan­ mıştır ve düşmanın bu "kut"u mahvetmesiyle şamanın hayatının da sona ereceğine İnanılırdı. yüzyılda yazıldığı tahmin edilen "Behçet er ruh" risalesinin di­ ğer bir adı da "ruhlann dayağı. doğu Türkleriyle eski ilişkileri aktaran genel bir anlayıştır. "bahtım yaver gitmedi" demektir. Güney Altaylarda. aslında çocuklann koruyucusu olan İmay Içe'nin kendisidir. Çuvaşçada "kıt" seklinde geçmiştir. Farklı Türkçeterde "gut-hut" versiyonları da olan bu sözcüğün. Bir anlayış gibi dinî-kutsal uygulamalarda geniş bir şekilde korunan "kut"un mitolojik anlam ve iş­ levi. ruhlann gücü" anlamına gelen "Kut el Ervah "tır. Muğam tarihiyle ilgili. İlâh" anlamı veren "kuduilu" sözcüğünün de temelini oluşturur. Azerbaycan Türk şivelerinde "kut"un "hayat verici. Yakutiann inanana göre de canlı varlıklann bir bölümünde Uygur Rahibi i m 360 .İnsan doğmadan önce gök­ yüzünde var olur. hayırlı. can" anlamlan korunmuştur. Q. Bu sözcük. Koreya mitolojisinde rastla­ nan "kut" da şamanın kamlık erme törenini bildirerek. insanın ruhu -kutu.KUT maktadır.

can" anlamlanyla. İnsan canının sağlamlığının sembolüdür. Sibirya'nın Türk hakiannm geleneksel İna­ nışlannda süt İle "kut" arasında derin bir bağlantı sezilir. Azer­ baycan Türkçesindeki "yüreğinde kut olmak" deyiminde "kut"un bu iradeye yakın bir anlamı vardır. Kazaklann dilinde "kut anay" diye bir sözcük vardır. "iye kut" gibi değişik I »Kimlerde olabilir. Ayna ruhlar bir İnsanın "kut"unu yerlerse. "Kut" kav­ ramının anlamsal çerçevesi de akıalık. İstediği zaman insanı tehlikeye sokai'iindi.KUT i -i ıl. 361 . s a d e c e ıh|) götürürierse o zaman da "kut"un sahibi olan kişi hastalanır. Hakasi. o İnsan mutlu değil demektir. yaratılışın İlk (emelini oluşturan yapısal özelliklere göre. su gibi duruluğu olan "kut". o "kut'u yemeyip. bu sözün eski evrelerdeki İçeriği korunmuştur. eski di'ışüncede üreme. Şarap gibi akıalığı. Erllk'ln yardımcılanndan herhangi biri. "İye kut" kendi ı M'. yarada başlangıa İfade etmesinden kaynaklanır. Şoriann geleneksel dinî İnanışlannda "kut" denilen canı Erlik ya­ nılmıştır. "salgın kut". Ruhlar ve şamanlar ona zarar vere­ bilirler. Kut. Bu dilde "kuf'un yemekle bağ­ lı anlamı herhalde onun "hayat verid güç". duruluk ve yumuşaklıkla İlgi­ lidir.tı. kut"un bedenden çıkmasryla ölümün g e l e c e ğ i n e inanılırdı. bolluk ve bereket idealleriyle ilinrjlendirilerek düşünülürdü. insanın canının vıglamlığı "kut"tan kaynaklanır. "buor kut". Bu "kut"lar Allah 1. bir İnsanın ruhu dışarılarda g e z i p dolaşıyorsa. Ayna ruhlar. Bu söz­ cüğün anlamı: "Ruh.ına sahibinin bedeninden aynlamazdı. "Kut" adı taşıyan bu g ü ç sa­ yesinde bu varlıklar ışıklı dünyada yaşayabilirler.1iarından verilir. "Kut".ı göre.'tirilmesi sadece Erlik'in izniyle mümkün olur. Bunun için de şa­ man Eriik'e yah/anr ve "kut"u geri göndermesi İçin ona kurbanlık vaat eder. Böylece mitolojik ve geleneksel dinî görüşlerde. "Görücü" diye tanımlanan insanlar "buor kut' unu küçük İnsan görünümünde görebilirlerdi. can" demektir. Kut geri geldiği taktirde o insan yine sağlığına kavuşabilir.ua hayat veren gizli bir güç vardır. o insan ölür ve "ayna kutunu yedi" denilir. Kırgız Türkçesinde "kut"un "ha­ yat gücü. Tüm bunlarla birlikte. ruh. "Kut"un geri v.

yüzyıla ait bir Manihey yazısında "il Ötüken kutı" (Ötüken ilinin kutu) iradesi kullanılmıştır. R. Arat. "kutsal ruhun res­ minin yardımıyla aaklı hastalık verid ruhu kovmak" gibi bir anlam İrade etmektedir. "kutu" şekliyle Tungusçaya ve "hutu" şekliyle Mancur diline geçmiş ve "can. Bilge Kağan Kitâbesi'nde de açık bir şekilde "kutum oldu­ ğu için kağan oldum" denilmektedir. Araştırmaalara göre bunun İzleri Türk dillerindeki "kuday" ve "hozay". "Kuf'un göklerden gel­ diği inana Hun Hakanı'nın. aslında bu gün anladı­ ğımız "servet. eski Türk şiirinden söz ettiği zaman. aaklı ruh" anlamında korunmuştur. taşıdığı Tengri kutu" unvanına da açık­ lık getirir. T a n n tarafından verilen iyi kısmet. dünya malı" anlamında değil. Doğu Türklerinde daha çok Şamanizmle bağlı olup. Devlet Kuşu adındaki "devlet" sözcüğü. 9. "Kut-gut" eski Ön Asya metinlerinde kullanılmıştır. Bu dilde. tanrısal içerikli bu sözcüğün kökünün Türk halklannın Azerbaycan topraklanna yerleştiği. "can. "yir suv kutı" sö­ zünü "yer su ruhu" şeklinde çevirmiştir. Kumık Türkçesinde " k u t kuymak" {kut kovmak) deyimi vardır. Sümer ve Kassi dillerinde) rastlanmasından. İran dillerin­ deki "huda" ve "hoda". Bu kavram bir ihtimale göre Bul­ gar çağında Lezgî dilinden "k'uts" şeklinde geçmiş ve mitolojik an­ lamını korumuştur. Ancak bu sözcüğün pragermen kökenli olduğu söylense de "kott" sözcüğünün bu dilde anlamı pek de agk değil­ dir. KUUÇU: Kuzeyde yaşayan Kırgızlann İnanışlannda "Kara Albastı" üzerine sözü geçen ve kötü ruhlan görebilen özel yetenekleri olan 362 . ilk ata yurdunun oluştuğu eski Ön Asya'ya bağlı ol­ duğu anlaşılır. Bereket Ilâhesi'nin adı olan "Kudurbay"ın temelinde de "kut" vardır. Altay dil birliği zamanında "kutag" şekliyle Moğol diline. baht" gibi anlaşılma­ lıdır.KUUÇU R. "kut" kavramıyla bağ­ lılıkta olup. Bu deyim. Bu sözcük en eski çağlarda. Devlet Kuşunun "Şahlık Kuşu" olarak adlandınlması da bura­ dan kaynaklanır. ruh" şeklinde bir anlam ifade eden "kut" sözcüğüne hâlâ milattan Önceki asırlarda (Hatti. Germen dillerindeki "kod" ve "kott" şekil­ lerinde kalmıştır.

Bunun için de d o ğ u m yapmış kadıHil. • m «loğum yapmış kadına "Kara AlbastTnın zarar vermesini enıı. Kırgızlann inanışına göre. o kadın ölecek demekti. "kuuçu" denilen bu insanlar hem Kara Albastı hem de San Albasti'yı korkutmak gücüne sahip sayılırlardı. Çünkü Kara Albastı'nın "kuuçu"nun giyiminden bile korktuğuna inanılırdı. Bu saçın konulabileceği tek yerin de K U ­ L U M U ici olduğuna İnanlılardı. Bu -.»/• ııl. Ondan başka herhangi bir yere konull ıı-. dr "kuuçu" ile aynı köktendir. 363 .. Onun orada bulunması Albasti'yı korkutup kaçır­ maya ve kadının sağlıklı bir şekilde doğum yapması için yeterliydi. keçi ve benzer hayvan görünüşlerin­ di IH in ı ilenen bu kötü ruh. yeni doğum yapmış kadının ciğerini çıkanp ırmağa götüİÜ I >nu engelleyen çkmasaydı ve götürdüğü ciğeri ırmağa at­ lı.ı. daha sonralan Şamanizmle ilintilendirilmiş ve bu kötü ruhlan kovabilme gücü de Bahşılarda görülmüştür. Geleneksel görüşlerine göre. "Kuuçu"lar arasında tedavi yöntemleri sayılabilecek bir şey yok­ lu Kırgızlara göre "Kuuçü'nun yeni doğmuş kadının yanında bu­ lunması yeterliydi. Bazen doğum sırasında herhangi bir nedenden dolayı "kuuçu" ge|ı mediği taktirde. Bu in>ı ılaı. Bu insanlara "kuuçu" (kovucu) denilirdi. Kırgızlann gözünde "Kara Albastı" gerçekten de korkunç ve un l>ir güçtü. Kara Albastı'yla ilgili bu demonolojik İnaı ıişlar. Albastı onu bulup tekrar alacaktı. onun giysisi veya hatta başlığının getirilmesi bile yeterli görünürdü. San köpek. Güneyli KırMi/Utın dilinde ise bu insanlar "kuugunçu" diye adlandınlırdı. 11 ırk için. bu insanlar O'nu doğum yapılmış evden kovarlardı. doğum zamanında kadına zarar verebi­ lin II O. Albasti'yı yakaladıktan sonra o kadar dövmeleri gerekiyordu ki.lığı taktirde ise o "kuuçu" artık Kara Albasti'yı göremeyecek demrkti. yalnız en az bir kez Albaslı yi yakalamış olan insanlar "kuuçu" olmaya hak kazanırlardı. Alkıştı iyice hırpalanmış olsun ve bağışlanmak için başından bir koparıp onlara versin.il hu nünün sorumlusu olarak "Kara Albastı" görülürdü.KUUÇU Ilı vardı. Kırgızlarda var olan bir inanışa göre. Bu saç Albastı tarafından çaiıı ı.

ırmağı geçmesini ve kış günü ırmağın buzu üzerinde ateş yakılmasını sevmez ve böyle yapanlara kin besler. Kazak halk kültüründe "kultarkaç" adıyla bilinen ve "güldürücü. suyun temizliğini korur. Küöh Bolloh Toyon (Ukulaan Ayıı). yakını ölmüş birinin yedi gün boyunca balık avına çıkmasını. O. Anadolu hikâyelerinde onlara büyük yollan kesen varlıklar gibi rastlanır. KÜP KARISI: (bak: Kan) 364 . suyun kirlenmesini ve göllerin kurutulmasını sevmez ve bu işi yapanlara karşı kin besler. Yakutlar balık tutmaya çıkmadan önce bu Su Ruhuna dua edip ondan avlarının uğurlu geçmesini dilerlerdi. balıkJann çoğal­ masını sağlar. O. gölü. KÜÖH BOLLOH TOYON (U KULA AN AYII): Yakut Inanışlanna gö­ re. ormanlar ve çöllerde yaşarlar ve omuzlan üzerinden geri atacak kadar büyük göğüsleri olan kızlardır. Su Ruhu'nun adıdır.KÜLDÜRCİŞ KÜLDÜRGİŞ: Kazak-Kırgız halk kültüründe yaygın bir motif. komed­ yen" sayılan bu varlıklar.

L I (>KMAN: Yakın Dogu halklannda ve onlardan biri olan Müslüman lıırk lıalklannın kültüründe efsanevi hekim motifi. Azerbaycan sözel h»lk kültüründe de bütün hastalıklara derman bulabilen Lokman adıyla ılyjli ata sözü hükmünde iradeler. "ilaç v-ıpan" anlamında kullanılan "otağ" sözcüğü ve aynı kökten olan "otucu". İlaç yapabilmenin yanışın bil de bilici sayılır. Lokman Hekim motifi doğuda. Kuranda da adı geı. M Kaşgarînin " Divan-» Lügat-it Türk'ünde. bilici" anlamlarında kullanılmıştır. Azerbaycan Türk dili lehçelerinde "çok bilen.ı-f Adma aynca efsane ve rivayetlerde rastlanır. 365 . hikmetli sözler ve benzeri deyimler korunmuştur.

.

Dagım nın altındaki derin bir mağaranın içine girip. Atalann ruhunun şerefine yapılan bu merasimlere Kağan'ın kendisi baş kâhin gibi katılırdı. A/lagara kaotik ve karanlık or'. kurdun da girdiği atalar mağara­ mı ziyaret ederdi. Eski Azerbaycan'da tapınaklann çoğu mağaralarda bulunur.»ktürk devletinin kurucusu olur. Kağan her yıl . Glzli-kutsal âlemle bu yer dün. orada on erkek yavru • iıınyaya getirmiştir. ilâhî kökene bağlı olan kurt. Aşina daha sonra t . Kıpçak efsanelerine göre ise ulu ata-ana mağarada doğmuş­ tu ı Yakutlar da atalann ruhlanna verdikleri kurban lan mağarada keserler. r ı arasında uzanan geçidi temsil eder. yapışız ve şekilsiz haliyle. İnanışa göre.MAG: (bak: Bag) M ACARA: Mitolojik inançlarla bağlıdır. I m kaynaklan na göre. İlk şaman olarak • la bilinir. O. Atalar Kaya Resimleri. Tann. Caralont-Bayan Moğolistan 367 . şiirsel mitolojik düşüncede öbür ı im ıya ve yeraltı ölüler saltanatının parçası gibi görünmüştür. Bu yavrulardan biri "Aşina"dır. aynı zamanda. u-vlct büyükleriyle bir araya gelerek.nnıyla. eski Türklerde gökyüzüne ve Tann'ya verilen kuıUuılar mağaralarda kesilirdi.

Mitolojik motiflerin kendileri de semboldürler. O. Azerbaycan'da kısır kadınlar Azıh mağarasına gelip. Bundan sonra çocuk olursa. yeraltı dünyasına ağlan kapılar olarak betimlenir. tavandan damlayan suyu içerler. Altay hikayelerinde daha çok. MANÂ ALEMİ: Mitolojinin kendisi bir semboller âlemidir. Mağara genellik­ le Türk halk kültüründe kuyu. Araştırmacılara göre. Her firsatta sembolizme eğilimli olduğunu gösteren şiirsel mitolojik düşünce çağı insanının gözünde. Çünkü tüm tapınak Altay Kaya Resimleri yerlerine oranla mağara ocaklan daha çok koru­ naklı olmuşlardır. var olan her şey aslın­ da manâ âleminin birer maddî motifler şeklindeki iradesidir.M Â N A ÂLEMİ ruhlarının gezip dolaştığı yerler olarak etnik hafızaya kaydolan. sadece mağarada yattık­ tan sonra sağlığına kavuşmuştur. Bunun bir İzi bazı destanlarda ko. sembollerle dü­ şünür. mağara ve oradaki suyun verdiğine inanırlar. şiirsel mitolojide mezarla aynı * düşünülmüştür. "şaman azan" diye bir hastalığa tutulan destan kahramanı Kurbaniye. Bu bakımdan 36S .^ runmuştur. orman. Evrenin ya­ pısı da sembolik resimlerle kendini bulur. Onun bü­ tün yaşayışı baştan başa sembollere bürünmüştür. Demir dağlarında bulunan mağaralar. "Mağara Adam lan" anlamına gelen "Ashabül Kehf ocağının adı İslâmlaşmasına rağmen arkaik inanış çiz­ gilerini koruyabi İm iştir. Eski Türklerin halk sanatı üze­ rinde rastlanan resimler bile hiçbir zaman süs amaçlı olmayıp. tarihin en değişik devreleilgili böyle tapınak yerleri olarak mağara­ (c^ ca * * ^^^^^^^^ riyle ' a r a Türk etnik-kül türel geleneklerinin yaşadığı birçok bölgede rastlanabilir. Azerbaycan'da mağara kültüyle ilgili eski inan ıslan aktaran çok sayıda mağara-pîr abide­ leri vardır. dinsel ve sembolik anlamlar taşımışlardır. Şamanın davulu üzerindeki resimler de sembolik anlamlı olup manâ âleminin bir ifadesidir. /Mağara. yeraltı dünyası gibi yerlerle birlik­ te kötü şeytanların mekânı olarak düşünülmüştür. onlarla yaşar ve çevresindeki dünyayı semboller yığını gibi kav­ rayıp bir manâ âlemi olarak kabul eder.

sözcük. Türk etnik-kültürel geleneğinde tüm nesnelere Korkut Ata'nın ad veımesiyle ilgili inanışın varlığı. Her bir adda ve sözde anlam yüklüdür. onu böyle bir manâ âleminin yaratıcısı ı İnak görme imkânı verir. "manâ âlemi"nde birer gerçeklik oluşturuyorlar. Daha sonralan sofilerin "mana Alemi" dedikleri dünya. Sayan-Altay Türkk m un yaratılış metinlerinin bir versiyonunda âlem adlandırma yoluyla v. Gerçeklikse sözle ve adlayaMiıl.düştürür. Evrensel • iı ı. onu semboller Alrınlne çevirerek anlamlandırıyor. Gözle görünen tüm âlem. Bu varlıklar içerik itibariyle tem­ sil ettikleri sembolik Özelliklerin maddî iradecisidirier.ıyla insanın iç içe olduğu bir çağa ait düşüncede. dağ ve ağaç gibi varlıklar kendi başlanna ilâhî değer taşryıalan ve Tann'ya ka­ vuşmanın yolu olan ilâhî semboldürler. Böyle olduğunda ise ad ve söz.thılir. bu âlemin maddî temeliı ıi .msa "manâ âlemPdir. I ıO. Bilinç altından gelenler bile onun iradesiiıı llu âlem sözle yaratıldığına göre. bir nesnenin var olabilmesi için. Manâ âlemi ruhanî güçle yaratılır. Bilincin değişik hali­ nin bir ifadesi olan bu âlemde her söz ve ad. baştan başa semboller Alemidir. 369 . sadece I ılı sesler yığını değil. bir I Hininiuk içinde olan semboller âleminin sadece bir görüntüsüdür.ünce bakımından gönlüne ilham edilenden gelir.imanda maddî dünyanın temelidir. fizikî dünyanın temeline • lı »ııüşür. insan düşüncesinin bir ı nünü sayılsa da onlar. söz ve ad.M Â N A ÂLEMİ (um İnanç sistemleri dünyanın görünümünü verinken.ıuhlmıştır. bu J ı/icı ve adlarla yaratılan dünyadır.iyin /. ışık. liöyie bir temel üzerine kurulu dünya. Beffi bir anlamda insanın ruhsal enerjisinin faaliyetinin bir sonucu olan -unan ruhlan da bu bakımdan yüksek manevî-ruhanî gücün iradesidirler. anlam ve içeriğin ta içinden gelendir. . Eski inanışlara göre. Çünkü o. Bu âlemdeki her nesnenin bir adı vardır. Sümer mitolojik metinlerinde de dünyanın yaratılII MM süreci nesnelere a d vermeyle gerçekleşmiştir. ruhlar ve var olan her şey.. Tarihî düşüncelerden güç alan bu âlemin adına bazen "İmaj âlemi". Ger«. Görünürdeki âlem (suret âlem).rk • >l. bazen de "sembol­ ler alemi" elenir. ona ad verilmesi gerekiyor. sadece ait olduğu nesne Kin geçerlidir ve organik olarak yalnız ona özeldir. şeytanlar. Bu manâ âleminde. Bozkurt.

ilâhî bilgiler bu kalplere daha çabuk girer. 370 . kuşun sesini taklit eder ve "Gağag gag! Kam ay!" diye bağınr. "Sema kuşu Markut"un adı geçen bir kam duası metnini de kaydetmiştir: "Gök kuşlan beş Markut. Uzun kuyruk]an yelpaze gibiSol kanadı ayı örter.. Şah HatayTnin "Ravü minü zal ile idrak kıl ma­ hiyeti. O sadece adı anılan lan kor­ kutur. "Sibirya'dan" adlı eserinde. MARKUT: Anadolu'da geleneksel Türk kültürünün taşıyıalanndan olan Yörük boylan arasında yaramazlık yapan çocuklan korkutmak için.. Tann. Bacadan kolunu salla. Örneğin. Roma'ya yakla­ şır ve "manâ âlemf'nden Roma erenlerine selam verir. görünmezler dünyasına yönlendik­ lerinden. Sağ kanadı güneşi-Ey dokuz kartalın anası! Yayığı geçerken şaşmaz-ldil üstünde yorulmaz. Tann'nın ilham verdiği er­ demli insanlara Özgüdür. Altay dağlannda yaşayan sa­ manlardan ve kurban törenlerinden bahsederken.. Sofilikte "manâ âlemi" gerçektir.MARKUT • • • ıı ^^^t—^mmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm Tasavvuf bakımında gönlü coşkuyla dolmuş insanlar. ruh halindeki bu kalpleri öyle yaratmış­ tır ki bu insanlar istedikleri zaman tenden srynlıp "manâ âlemi"ne dala­ bilirler. Bilinmezler âlemi ise göze görünmezlerden iba­ ret bir manevî âlemdir. Tırnaklan bakırdan-Ayın tırnağı bakırdan.. Çünkü ten ve maddfyatia ilişkiyi kesen bu insanlann hayal kurma güçleri de son de­ rece aktif olduğundan bilinmezler âleminin sırlannı öğrenmeye yaratı­ lıştan beri elverişliler. Ayın gagası buzdan-Geniş kanatlan muhteşem hareketli.. Yaratılışlann gerçekliği sembollere saklanmıştır ve ancak sembollerle anlaşılabilir. Aslında bu hayalî denilen varlığın kökü. ulu dil birliği çağına kadar gider. Bu mitolojik varlık hakkında Yörükler arasın­ da şöyle denilir: "Markut Markut. Öterek gel sen banalOynayarak gel sen sağ gözüme! Sağ omzumun üstüne kon!" Şaman "Markut" kuşunu bu yolla çağırdıktan sonra cevap verdiği zaman. uy­ durulan hayalî bir varlık." Yaşlılann derin inanışlanna göre. "Markut" bir kuştur. Radlov. Bu inanış kendi ifadesini birçok ri­ vayette bulur. Bilinmezleri bilmek." (mahiyeti sembol ile idrak et) sözlerinde bu inanışın izlerini görmek mümkündür. gözle görü­ nen gerçek maddî âlemden srynlıp.. vllayetname'ye göre. V. hünkar Hacı Bektaşî Veli.

Ama çocuk ölürse.(Kuklannı orada dünyaya getirir. Radlov'un sözünü ettiği "Markut". bu "May Ene" denilen askıyı dlger çocuftun beşiğine asarlardı. l" ıruyuaı ruh anlamına gelir.-. bu yay-ok ile yeni doğmuş çocuğu acıklı ruhlardan ko­ mutu. I büyük kuşun taşımasının ne kadar zor olduğunu göstermek İçin boynunu büker. Meut samanlarının davullarında yer alan resimlerden biri de "UT . (bale Burkut Baba) M A Y ENE: Kazak Türkçesinde "Umay Ana"nın adının. bu kumaş parçasını yakıp. bir de okla yay asılırdı. BöyU-i ı.MAY ENE ' M K . Azerbaycan 'evliya" sözcüğüyle aynı olup. "Merküt" (Markut) I rryla Türkmen terdeki "Burkut Baba" adı arasında da mitolojik anlam .'MiKİan derin bir bag vardır. Teleutiar ise "May Ene"yi gü­ müş saçlı genç bir kadın gibi betimlerierdi. "Kumayık"ın. İnanışa göre May Ene". çocuklan koruyan "May İçe" adlı ruhun kendisidir. Bu. Şor Türklerinin görüşüne g İre. "May Ene" dedikleri bir kumaş parçasını oka bağlıyorlardı. göze görünmez ve kötü ruhlan korkutmak için çagınlır. Hint-lran mitolojisindeki "Hu371 ı . aynı etnikkültürel sistemin binlerce kilometre uzağında yaşayan başka bir geleiM-glnde -Anadolu'nun yanm göçeri.aklan koruyan hayalî bir varlık şeklini almıştır. »madaki "Eulie" sözcüğü. kırk başlı bir kadın varlıktır. Al taylara göre bir evde körpe çocuklar varsa. vtini başka bir parça koyarlardı. Efsaneye göre "May Ene".Altay-Sayan şamanlannın dünya görüşünde kamlık zamanı ulu Ül• I M * yoldaşlık yapan nur yüzlü kuşun adı da "Merküt" olmuştur. Çoı uk sag salim büyüdüğünde. onlan kuruyan görünıı M / I hayırsever ruh "May Ene" de oradadır. Sibirya'dan çok uzaklarda. Bu mitolojik "Merküt" kuşu. Bu kuşu ancak belli insanlar görebilir. Aİtaylann inanışına göre Mıy Ene". "İye" de "İççi" İle aynı anlamdadır ve motıiın Türk mitolojisindeki yerini anlama bakımından büyük önem taşır. Çocuğun beşiğinin başına l < ı mhun beyaz kumaştan bir resmî. yan göçebe Yörüklerinin dilindeII . Rus hikayelerindeki "Kamayun" ve KırRizlardaki "Kumay".n kuşu Bay MÖrküt" adında büyük kartal görünüşlü bir kuştur. Kazakistan'ın Utiı bölgelerinde Umay'a aynı zamanda "May Eulie" adıyla yakan nar. evini havada kurar ve hiç yere inmeden (. "May Ana" ver•Jyonuyla birlikte kullanılan diğer bir şekli.

onu Ulu Yer Anaya olan ina­ nışla ilişkilendirmektedir.MEHRİKAN may". MISTAN: 372 . geceyle gündüzün aynı olduğu zamanda yapılırdı. eski Azerbaycan'da Nevruz Bayramı kadar bü­ yük ve tantanalı yapılırdı. MEHRİKAN: Mehrikan-Mihrican Bayramı. "Hamayun"dan geldiği fikri de Türk mitolojisindeki Umay "in bu kadar yayılma sebebiyle çelişki oluşturur ve motifin içeriğine bir açıklık kazandırmaz. Evliya) Kırgızların demonolojik görüşlerinde "Maştan Kempir" adın­ da demonolojik bir motife rastlanır. in­ sanlann kanını topuklanndan emer ve yeraltı dünyasında esir olarak sakladığı insanlan yer. Çirkin suratlı bir küp kansı olan "Mıstan Kempir". bağ. Araştırmacılara göre bu bayram sonbaharda. {bak: Umay) Türk mitolojik düşünce sistemi çerçevesinde yapılan ve emik-kültürel geleneklerdeki en büyük iki bayramdan biri. Türk halklan arasında değişik adlarla bilinen bu bayramın. ihtiyar bir kadın görünümündedir. Ancak Çin kaynaklannda Hunlarda da böyle bir bayram olduğuna ve Yer Ruhuna kurban ver­ mek için ibadet yerlerine geldiklerine dair bilgiler var. bahçenin yaprak dökümü zama­ nına denk gekligi için bazı kaynaklarda adına "Hazan Bayramı" şeklin­ de de rastlanır. Zerdüştlük takvimindeki Mitra (Güneş) ile ilişkilidir. "jelmoguz Kembir"in aynısıdır. Bayram zamanı oyunlar oynanırdı. Eski adı Mahsul Bayramıydı. Ortaçağ yazarlan. İnanışa göre O. Mitolojik anlam itibariyle O. sonbahann başın­ da yapılan bu bayram. Metinlerde adı "Mehrikan-Mihrican" şeklinde yazılan bu bayram. Düğünler de gelenek olarak bu dönemlere denk getirilirdi. Bu adın Türk uygar­ lıklarına başka sistemlerden geçtiği açıktır. MEJJLK: (bak: İye. Mehrikan Bayramı'nın oluşumundan ve onunla bağlı âdet ve gele­ neklerden geniş bir şekilde bahsetmişler. Bahar Bayram'ı kadar eski olduğu söylenir. Birkaç gün devam eden "Mehrikan" bayramında yapılan âyinler. Ürün toplama işi bittiği zamanlarda.

onun köktend temelidir. mitler­ dir. Türklerle tarihsel-kültüreJ ilişkileri olan halklardan bazısında. Çağdaş insanın teknolojiden doğan korkulan sürekli artar. onu bir bütün olarak kavrama imkanı verir. Dünyanın mitolojik olarak anlaşılması içerik itibariyle rasyonel değildir. Din düşüncesinin bile mitten türediğine dair görüşler vardır. bu anlamda antropolojik bir olaydır ve sonraki çağlann relsefi-antıopolojik görüşlerine de güçlü etki yap­ mıştır. Etnik-kültürel gelenek çerçevesinde. "Bistan" . Dünya ve yara­ tılış hakkındaki ilkel görüşlerin aynlmaz bir par­ çası olan mit. onu tüm anlamlardan mahrum etmek demektir. O. do­ ğayı prensip olarak kabul etmenin ve ondan öğrenmenin ön planda ol­ duğu mitolojik çağın düşüncesi. (bak: Jelmoguz) MİT: Gerçekliğin. düşüncede dünyayı kaostan ev­ rene çevirip. doğa yasalanna uymanın.MİT "MLstan Kempir" Kırgızların İslâm öncesi inanışlanyla bağlı olan Mite" motifine çok yakındır. dünya ve yaratılış hakkında belli mecazi görüşler sistemidir ve bu anlamda mitin misyonu yaratılışla ilgilidir. bir metin türünden çok bilinç 373 . insan davranışlannın bütün önemli örneklerini yaratan mit. Mitsiz bir uygarlığın düşünülmesi.Kİında bir motife rastlanır Ağzından alevler çıkaran bir ejderha görü­ nümünde düşünülen bu varlığın adından. etnik-kültürd geleneği oluşturan karı­ şık bir yanm sistem gibidir. mitolojik kültürün kendisi değil. Köken itibariyle de Ulu Ana motifine ilin­ tilidir. Kültür bakımından insan uygarlığının ulaş­ mak İstediği bir aşama sayılan mit. eski kültürlerde sembolik-motifli şeklinde bilinen tek . çocuklan korkutmak için ya­ rarlanılırdı.»tıklaması. Bu insanın düşünce tarzıyla kıyaslanırsa. mitolojik bir varlık gibi daha çok sihirli hikayelerde korunup kılmıştır. Cöktürklerde Kullanılan Mitolojik Tann Figürleri Manevi olanın bile maddî olarak kavranıldıgı mit. Çünkü o. En eski cemiyetlerdeki hakim kültürel şekil.

Birçoklannın mecaz gördükleri mitler. gerçek dünya ve doğa olaylarının nasıl kavranılacağı. Mitolojinin karşılaştırmalı tarihsel şekilde incelen ilmesi. F. dünyayı kavramanın eski bir tarzıdır. Mitolojik çağı doğrudan anlama yeteneğine sahip olan insan. Böylece nesillerin arasındaki manevî bağ sağlanır. Dünyanın. Böylece mitin yardımıyla geçmiş. duygusallıklarla dolu mecazî düşünce tarzı olup. onlann da mitlerle dolu olduğu gerçeğini ortaya koymuştur. başka bir deyişle farklı halklann birbirinden habersiz aynı yoldan gidip aynı sembolleri kullandıklan gerçeğini ortaya çıkanr. etnograflann verdiği bilgilere göre. hem diakronik (geçmiş hakkında hikâyeler) hem de sinkronik (şimdi ve gelecek ara­ sındaki ilişki) olmakla her iki durumu da İçinde banndınr. O. tarihî olaylann yansıması olmaktan da çok uzaktır. evrimlerin ilk çağını yaşayan cemiyetlerde daha çok sözcük anlamında kavranıl374 . Frezer'in "törenleri açıklayan il­ kel bilim" olarak tanımladığı mit. mutlak bir gerçekliktir ve onda uydurma yoktur.MİT sürecinin ta kendisidir. gerçekliğin doğrudan kavramlısı. yaratılışın sıriannı bilimsel verilere kıyasla daha derinden duyar ve bilir. A. bir mecaz da değildir. İlkçağ insanın yaratılışı. Dünya dinlerinin araşti­ nlması. Bir başka kaynağı da ritüeller olan mit. Aslında bir enerji olup kararsız düşünceleri yansıtan mit. yaratılışı ve doğanın mitolojik-sembolik kavran ısıyla elde edilen verilerin bilimsel olduğu. başlıca mi­ tolojik konu ve motiflerin farklı dünya halklannda tekrarlandığını. doğa üstü varlıkların oluşturduğu mit. sonraki dönemlerin araştırmalannda kanıtlanmıştır. duygusal­ lık ve motiflik olan bu fenomen. ilkçağlarda inanç ve inanışla iç içe yoğrulmuştur. İlkel kültürlerin vazgeçilmez parçası olan mit. Ancak mit. ancak bu sürecin anlaşılmasıyla mümkün olur. En eski çağlann ilk mitleri doğal olarak yazıya dökülemedikleri için arkaik şekillerinin kavranılması da mümkün olmamıştır. dünyada olup bitenleri açkJar. Onun yaratılışı korkudan kaynaklanmaz. bir zamanlar düşünüldüğü gibi sözlerin ilk anlamlannın yitirilmesinden de kaynak­ lanmamıştır. Losev'e göre mit. eski düşüncenin itici gücü olarak karşımıza çkar. günümüz ve gelecek arasında bağlantı kurulur. Temel görevi izah etmek de­ ğilse de en önemli özelliği. Karakterlerini.

Kozmogoni ile kozmolojinin çakıştığı mitler ve mitolojik görüşler. düşünce. İlkel ve arkaik cemiyetler için varlığını kavrayış anlaıııında her şey demek olan mit. yasaklar ve efsane­ ler. Çün­ kü mitolojik düşüncenin kendine özgü mantığı vardır. Yani mit. yüzyıl dilinde gerçekliğin dışına çkan her şeye mit adı verilirdi. cemiyet hayatı ve doğal ı toylar hakkında sinkretik bir görüştür. Ancak son derece farklı görüşlerin olmasına rağ­ men ve mit kuramlannın zengin tarihine rağmen mitin ne olduğu hak­ kımla genel bir kanı yoktur. "mitanlayışı. I1 thofen'in mitte halkın hayatındaki olayların dinî inanışlar ışığındaki görüntüsünü görmesinden. Ancak mit konulan. ken­ di ifadesini bulur. düşüncemizin keyfimize bağlı birtürüdür" der. bilinç altından gelen bir uyı lı uma. tür veya psikolojik fe­ nomen gibi kabul edilen mit. Mitlerin. zamanın başlangıcındaki mutlak tarif ı • insan davranışının örneği olarak kabul edilirdi. K. arkaik ya­ zılı edebî-kültürel abideler ve sanat eserlerinin temelini oluşturabilir. uydurma. Mitolojik görüş­ lerin zengin sembolizmi. psikanalitik ekolünün temsilcilerinin mitin İçeriğinde bilincin değişik hallerini görmelerine kadar farklı görüşler m»-voıttur. sık sık rbrmel mantığın yasalan ihlal edilir. Levi Stross. söz veya rivayet olduğudur. Mitolojinin ölçülı ıınin dışında ve yanlış bakıldığında. uykularla da < İdinden gelen bir ilişkisi vardır. mitolojik rivayetler. ımryia anlaşılan bilgi kazanmak değil. O. motif.MİT mistir. dinî inançla Ugili bir olay değildir. insan uygarlığının ilk bilgileri ve ilk dini inanışlan yansımasını bulur. Bilginin bir başlangıç şekli olan mit. Bu metinler içerisinde. Bu model ise mitolojik metinler. Aslında mitle ilgili ne kadar derin bilgiler . sınamalar. konuşulan bir tarihçe ı legil. Bu görüşlerden biri de mitin. aslında mitle kanşık türlerdir.l< te edilirse bir o kadar da karmaşık sorunlar ortaya çıkmıştır. kesinlikle dağınık 375 . 18. yaratılışın tüm özelliklerini içererek bütün olarak "mitolojik dünya modelfnin temelini oluşturur. Mitte. bir dünya görüşüdür. geleneksel mi. insanın kendi kendini kavrayışının çeşitli şekilleri. aslında kendi kendini yaratan bir sistem gibi doğadaki genetik hanza mekanizmasını hatırlatır. Mitteki kavrayış anlayışı. Gerçekten de mitte. yaşanılan bir tarihçedir. Böylece M ııi konulannda. eski topluluklan günümüzdeki topluluklardan ayıran en önemli işaretti.

başka geleneklerden ayıran mitolojik karakterler mevcuttur. 376 . Bu bakımdan da millî medenî sistemin araştın İması nda önemli bir fonksiyon üstlenmeyebilir. dünyanın ve zamanın oluşmasını. Onda olan ne varsa geçmiştedir. Yani herhangi bir etnik-medenf sisteme özgü bir ifade değildir. mitolojiyi dilin dfvesi olarak görmüştür. Mitin işlevi ise tüm bunlan izah etmektir. Yani mit. etnogonik mitler ve takvim mitleri olarak aynlmıştır. kainatın sonunu. Gerçekte de mitle dil arasında bir ilişki vardır ve bu iliş­ ki kendini mecazi düşüncede gösterir. mitin kendi nüvesini bir şekilde konar. evrensel nitelik taşır. nitelik itibariyle bu aynşmanın inanç. içerdiği bütün versiyonlarla birlikte varolabilir. Buna uygun olarak. geçmişi. Bu mecaz. Levi Stross'a göre mit. K. insan soyunun nasıl ortaya çıktığını. Mitolojik bakımdan. Belli bir konu etrafında birleşen bilgi yüklü metinler silsilesidir. dünyanın düzene girmesi ve yaratılışın tamamlanmasıdır. etiolojik İçerik taşır. günümüzü ve geleceği aynı oranda açıklar. her bir geleneğin içinde onu. kaosun dağılıp evrenin oluşu­ mu. kozmogo­ nik mitler. Bir zamanlar sorun. Buna rağmen. Değişimleri.MİT değildir. Dünya halklanndaki mit metinleri şekil yönünden aynı olup. Bu anlamda. mitle dil arasındaki ilintiyi sağlar ve bu yüzden de mecazın kaynağı. İlk yapısal­ lığın ifadesi olan mitin başlıca konusu. Ör­ neğin ateşin elde edilmesi veya ilk kaosu temsil eden ejderha veya devlerle mitolojik kahramanın mücadelesi gibi konular. Şellinq. Araştır­ malar. ölümü ve kültürel sayılan ne varsa hepsi­ ni açıklar. tapınış ve törenleri yansı­ tan bütün mit metinlerini kapsadığını gösterir. mitlere mutlak gerçekliğin sözcüklerle anlatımı şeklinde bakılır. her zaman bir mitten başka bir mit doğabilir. Gerçekten de mit ve dil başlangıçta ayrılmaz bir ilişki içindelerdi. Her bir halk kendi mitolojik dünya görüşünü değişik yol lana yaşatmaktadır. Arkaik gelenekler açtsrtdan mitin gerçek gücü vardır ve onun ger­ çekliğine inanç. bazen dilin oluşumuy­ la bazen de mitolojik hayalle ilintilendirilir. büyük taşkını. O. dilin mitten önce yaratıldığı konusu olup mitin dilin bir ürünü olduğu kanısı hakimdi. Bir tür olayı olmayan mitin kendi içinde birçok işlevi mevcuttur. ilk yaratılış çağından bahseden mit. mitolojik karakterlerin gerçekte de varolduktan na dair inançta kendini gösterir.

Toplumsal değerler sisteminin şartlandı­ rın etkeni olarak kişiye. in*-uı davranışlannın kalıplarını şekillendirmektir. İMİM M. insan psikolojisi ve uygarlıklann aynlmaz parçası olduğundan kaynaklanır Mitler bu anlamda. sadece ya3 7 7 . Halk kültürü ve diğer edebî metinlerde mitoHik l>ilgi bazen de dolaylı olarak korunabilir. i ı>ın-tleri her zaman kendini korur. Eiizade'ye göre. cemiyetten ve kendi bireyselliğinden gelebilecek kriz anlannı rahat geçirebilmesi için yardım eder.b. efsane metinleri pareomiolojik yapılar ve benzeri metinlerdir.. Mil. Psikoanalitik toplumbilimdligin temsikilerinin araştırmalan. ptr ve . mecazdan ve soyut anlayışlardan eser yoktur. Geleneksel cemiyette bile bu metinler. Bu bilgiler. olabilir. doğadan.inde değildir. Böylece ilk dönemlerde bireyin ve toplumun • lı ıı ıya ve yaradılış hakkındaki tüm bilgi ihtiyacını karşılayan mitler. mimari eserler. Mitlerin dilinin. Ondaki bilginin ger­ çeklik derecesi de yüksektir. geliş­ miş cemiyetlerde kültürün hakim şekli olmaktan çıkan mit. Bu ise dünyanın mitolojik kavranışının. semboller v. kahinler. dinsel-büyüsel inik kültürü örnekleri. . Mit. peygamberler veya diğer ıı a Urla insanlara ulaştırmasrdır. halk l ıılhnıinün kaynağıdır. Yani bu bilgi metnin ken­ di K. Şiirsel dilin anlamsallığı bu bakımdan mitolojik semU illerle yüktü görünür. genellikle insanla­ nn davranış kurallannı belirler. kültürde mevcut olan metinleıin < legişiklik derecesinden kaynaklanır ve geleneğin en farklı seviyeleniHİf görülür. An. sembolleştirme potansiyeli yönünden oldukça güçlü olduğu. sonraki çaglann kültürlerinde ise bu bilgiler oldukça değişik metinlerde korunmuştur.«k gibi doğal unsurtar. Ancak başlangıçta onun içeriğinde.\U IHI süreç içinde onun ilk şekli tamamen bozulabilir ama ayırt < . bir anlamda tannnın sıradan ölümlülere yasak olan bilinmezler ılOnvası ile ilgili bilgileri şamanlar.Mh. kendi kendini yaratan veya kendi kendini kuran sözel geleneğin dogaMnın araştinlmasryia kanıtlanmıştır. . istenilen halde yine de tamamen yok olmamış ve insan bilindnin bilinçaltı yapılannda eski motif şeklinde yaşamaya devam ettiğini göstermiştir. mitin geleneksel anlamda en önemli işlevi.ıı. Mit metinlerinde korunan mitolojik ıifiin y/>stergeleri İse görsel sanat örnekleri.

birbirini geçersiz kılan fikirler ve görüşler olabilir. Dinin içinde hiç kuşkusuz. her bir mit. Mitle dinin birbirinden ayrılması. Mitolojik düşüncede her za­ man İnanç süreci İşler. Dinle mit arasındaki derin bağlılık.MİT v e DİN zısız geleneklerin. Çünkü cemiyetin gelişiminin ilk çağlarında. O. bir­ birinden ayn fikir ve düşüncelerden ibaret kaos görünümü yaratabilir. (bak: Mitolojik Düşünce. Ancak inanan bu gizli yönleri. manevî hayatın bir parçası olmayıp. İlahi hikmet olağanüstü ve bilinç ötesidir. etnik-kültürel düşünceye güç veren enerji kayna­ ğı olarak birlikte hareket etmişlerdir. Kült sistemine bağlı olduğundan. bütünlükte kültürün canına. uzak geçmişten bugüne taşınan normal bir mirası veya kuru bir kalıntısı değildir. İnsan uygarlığında normal mantı­ ğın kurallanna en az uyan olay. bizi doğayla diyalog kurmaya ve olağanüstü güçlerle yakınlığı ko­ rumaya çağınr. içinde dinî İçerik de taşır. mitolojik düşün­ ceyle yaşayan bir topluluğun ruh hayatını anlama olanağını ortadan kaldınr. Mitoloji) MİT VE DİN: Mit genellikle. Mitolojik Metin. Ancak her durumda din. Onun için de sadece aklın ve zekanın gücüne dayanarak inanan gizli yönlerini ortaya çıkarmak mümkün değildir. kanına sinmiştir. Mit uydurma gibi görünür an­ cak buradaki uydurma bilinçal­ tında gerçekleşen bir süreçtir. bir kültür şekli olarak ve mitoloji de bir bi­ lim olarak dinden aynlamaz. Doğada mitin açıklayamayacağı veya her­ hangi bir şekilde aydınlık geti­ remeyeceği bir olay yoktur. mitolojiyle din bir bütünlük içinde olup. sağlam bir zekayla da çelişki içinde değildir. Mitin gerçek temelini düşünce ve fi­ kirden çok duygusal yön ve duygu yükü oluşturur. Mit ve il- Kötü Ruhlan Kovan Bir Uygur Savaşçısı . her yer­ de kendini gösterir. mit ve din olayıdır. Mit ilk bakışta.

Eski Türklerin dinî inanç sistemleri Tanncılık olarak ka­ imi edilmiştir. Tören ise aslında dinin bir göstergesidir.ık bu değişimler sonsuz da değildir. İler şey değişim içindedir. parçalanamaz bir bütün halinde kavranılır. Aradan yüzyıllar geçse de sürekli gel işen-değişen edebi gelenekte.1l ı k Mil ve İlkel din anlayışlan arasındaki bağlılık.«Lu arasında engeller varsa bile aşılmaz değillerdir. 379 . Bu anlamda din ve mit arasında gözardı edilemeyecek İMI bağlılık vardır. Sanatsal irade. evrimin gereğidir. lUmlann hiçbiri diğerinden ayn olmamakla birlikte. arkaik düşüncenin beliıleyk isidir. mitolojik görüşlerle genetik bağ içindedir. MİT VE EDEBİYAT: Kültür. doğa oiaylannda da olduğu gibi içeriden olan bir bağ­ lılıkın Burada ne varsa. Burada durgun olan hiçbir yy yoktur. Mitolojik düşünce hayatın bu­ lun şekillerini birbirine bağlı olarak götürür. mitolojiden gelen konulara ve motiflere rastlanı­ lır. bilinçaltı-sanatsal tipli. Her şey her an yeni bir şekle bürünür. aralanndaki bağlılık 1 11 1 kuralanyia açıklanamaz. söz sanatının kaynağını oluşturur. Sihirli hikayelerin içinde geçen birçok motif i s e inisiasiya törenin­ den gelir. Edebî konulann temelinde de mitolojik motifler bulunur. yani şiirsel mitolojik Özellikli bir düşünce tipi olmuştur. Parı . törenlerinden ayn düşünülemez. Mitolojik inanışlar ve ko­ nular farklı haJklann sözlü yaratıcılığının önemli bir bölümünü oluşturur. Sihirler ve hayvanlar hakkındaki hikayelerin ilk kaynağını da mitler oluş­ turur. Bu. Onun için Türk mitolojisinin temeli de Tanrıcılığa dayanır. Herhalde bu aşamada bütün toplumsal bilinç.MET ve EDEBİYAT kH dm. mitolojiyle edebiyat arasındaki bir aşama niteliğini taşır. tarih boyunca oluşan mitolojik miras ile kar­ şılıklı ilişkide olmuştur ve bu bakımdan edebiyat da bir istisna oluştur­ maz. . Mit ezeli yaratılış çağında potansiyel din olarak ortaya gkmıştır. Mit. Hatta onlardan bi­ linin diğerine olan geçiş. Ancak arkaik aşamada herhangi bir irade veya sanatsal dü­ şünceden bahsetmek mümkün olmaz. Mit. Böylece mitolojik bilinçle dinî düşünce arasında önemli bir farklık yoktur. Bu bakımdan lıalk kültürü. 1. A I K . Edebiyatın bütün tarihi boyunca. hiçbir zaman birbirlerinden ayn iki oiay gibi aigılanarnazlar.

mitleri aklın kanunlarına uygun bir sisteme sokmak için çok çaba göstermişlerdi. yüzyılda özellikle Alman. belirti ölçüde de İngiliz Romantizm'i antik. Mitolojiden. edebî metinlerin temelini oluşturdu. Ovidi ise tam tersini ya­ parak. Indl'den. Bu durumda mitle edebiyatın ilişkisi. mit için bir arada düşünülemez ve çakışmaz. belli mitolojik konu­ lar ve objeler vardır. güzel sanatlar. Örneğin. 18. dünyanın birbirinden oldukça farklı iki görün­ tüsünü verir. başlangıç ve son anlayışlan. mitin edebiyata "akıp gelmesi" şeklinde kendini gösterir. Vagner'in müziği. yüzyıl öncesine kadar. Kuran'dan ve Budizm'den gelen geleneksel konular 18. kutsal âyinler ve benzeri araçlarla gerçeklesin Mitoloji ve edebiyat. doğrudan edebî metinlerin konusunu oluşturur.MİT ve EDEBİYAT yeni bünindügû anlamlara bakılmaksızın yasayan. Hıristiyan ve doğu mitolojilerine büyük ilgi göstermeye başladı. Mitolojik dünya görüşü ise Yunan trajedisinin şekillendiği çağda bile etkisiz kalmadı ve mitolojik konulardan yararla­ nılma şeklinde kendini gösterdi. Nisşen'in "Hayat Felsefe380 . iki şekilde oluşur: Bİrind şekil. Mitolojik inançlann gizlilik ve kutsallığını yitir­ mesi ve mitlerin geniş açıklamalara maruz kalması. Mit edebiyatın kendisini iradede en önemli bö­ lümdür. batı edebiyatında hakim konumda olup. Eski Yunan şairleri. R. tarihin felsefi anlayışıyla bağlar. Edebiyatla mitin karşılıklı ilişkisi bakımından son yüzyılların edebî metinleri de oldukça zengin­ dir. Yani. mitolojiyi dinsel içeriğinden anndınr. Roma şiirinde kendini bulur ve tannsal vergili mitleri. Örneğin. Edebiyatla mitolojinin karşılıklı ilişkisi. Doğuda ise bu olaya çok sonralan rastlanmaktadır. Ancak ona tamamıyla yeni felsefî anlamlar yüklediler. hikâyelerinin oluşumunda mitolojik konulardan daha çok yararlandılar. İkind ilişki ise dolaylı ilişkidir. 19. Yazılı edebiyat İçinse aynı şey geçerli değil­ dir. Yazıya kadar olan çaglann kültürüne. Modemist akımlar bu mitolojilere olan me­ rakı hat sayfaya çıkardı. doğrudandır. mitolojik konulu metinler. mitolojik bilinç hakimdi. Bu yüzyılın son lan nda ise felsefe ve güzel sanatlarda. Mitle ilişkilerin yeni şekli. yüzyılın irfan karışımlı edebiyatının temsildleri. Bu ilişki. onlara sanatsal göstergeler sisteminin unsurlan olma yolunu açtı.

bazı halklann ata-kahramanlan hakkında olan mıiok>jik metinler arasında yaptsal benzerlik görmektedirler. Kirş. adı geçen bu eserle sanatsal ı. Coys bu edebiyatın klasikJerindendir. 4u>nınjlur. gerçekliğin resmî olan miti ters çevirir. Hakverdiyev. G. Bunun yanısıra "roman-mit" türü ortaya gkar. Mitolojik motifler ve dünyanın mitolojik mantıkla kavranması. Ancak bu yüzyılın mitolojik romanU I H H U . yüzyıl dünya edebiyatında. Markez ve Bulgakov gibi isimlerde kendini tetir. Sembolizm ve Neo Romantizm. Mitin ilk felsefesi ise Şelling tarafından bu dönem ı. I ve özellikte de hikaye ve romanda T. Latin Amerika ve Afrika sanatglannın yaratıcılığında gerçekleşen <. "Sihirli Dag" adlı eserinde sırf mitolojik değil. Kafka'nın yaratıcılığında İse ys leneksel mitolojik metinler agk bir şekilde değil. Friş. Coys'un "Uliss" eserinde kahramanın Dublin sokakLuıiKla başına gelenterie. genellikle. Markuez'İn "Yüzyıllık Yalnızlık" romanı ise mitoloji ve halk kültürüyle kaynaşıp kansan bir eserdir.ı>ıtıyoriar. Jirodu. C. Coys.1. yüzyılın ilk yılın. mrtololiııiu etkisi. Mit ve edebiyat ilişkileri bakımından 19. biraz farklı olarak Sovyet edebiyatında da kullanılmıştır. Paund. mitolojik konu ve unsuriann. 20.«£<Ia> Modemizm. Bu olanaktan mahrum olan Avrupa ve Ku/ • Amerika yazarlan. Aytmatov'un 381 . d ram ada Khodel. v. Anuy. şiirde Elıot. Gogol'un "Vry" hikâyesi Örnek sayla ı -un ı itigu Slav mitolojisindeki "Vry" motifi hakkında Ukraynalılar ara­ ndı 19. esere peri. Dilbilimcileri. C.l. Mann. F. Ayinsel modellerden de yararlanmıştır. bu inin lininleridir. sadece antik ve bibüya konulanndan yararlana•y l»hy<xlar ve bu anlamda mitolojik metinleri efsane metinlerin içinde y. *l< -ı »yalı örneklerinden olan N..ın geniş bir şekilde yararlanılıyor. ters çevrilmiş halde kullanılır. A/rıİMycan yazartanndan olan E. yüzyılın Rus . Mann ve C. 20. eski mitolojik ihtirastan eser kalmamıştır. Mann. Aılık 20. Bu dönemde.ıiın bir parçası olmuştur.»/«lıgı "Peri Cadu" trajedisinde de mitten yararlanarak. iri «fy. buralarda yaşamakta olan halk kültürü gelenekiertyte hır arada yaşamaktadır. G. II41 »k-rviş ve cin gibi mitolojik kökenli motifler dahil etmiştir. yüzyılın modemist edebiyatı.u|x*nter( Asturais. T. yüzyıla kadar korunan efsane.MIT ve EDEBIYAT »I V \ol< ıvyov'un dinî felsefesi. Merıil K. Coys'dan laikli olarak T. Yets.

A. Buradaki destan. Mite kıyasla. Şamanizmle de bağlanan tören içerikli efsaneler de genellikle takvim mitleri üzerinde oluşmuştur. onun hayal kaynağı ve gücünü artıran en önemli etkendir. Bulgakov'un eserleriyle birlikte bu dönemin belirgin örneklerinden sayılabilirler. kozmogonik ve etnogonik mitlerle kahramanlık efsaneleri arasında ay­ nı denecek kadar bir yakınlık vardır. Isa Muganna Hüseyinov'un "Mahşer" romanı büyük çağda mitolojik unsurlar içerir. güzel sanattann gelişiminde mitin oynadığı ro­ lü ortaya çıkarmıştır. S. Losev ise daha çok antik unsurlar arasında. Bu konular. Mitoloji üzerinde çalışan bilim adamlarının vardığı sonuca göre.MİT ve EFSANE "Gün Var Asra Beraber" ve "Cellat Kötüydü" eserleri. mitolojik ze­ minde oluştuğu için. Lotman ve benzeri yazarlann eserierinde de işlenmiştir. Averinsev. Bu yakınlık kuşkusuz her koşulda aynı özellik taşımaz. V. efsanevî anlatıcılık kültürünün kendi yasalan çerçevesindedir. Türk destan kültürel geleneğinin doğu kolunu oluşturan Altay. Bunun için de efsane. mitin. Freydenberg. sadece sanatsal bir kaynaktır. Meletinski. Mit ve edebiyatın problemlerini araştıran geçmiş Sovyetlerin mito­ lojik bilimdlerinden olan O. antik edebiyatın farklı konu ve tarzlanna dönüşme süredni anlatmıştır. Azerbaycan edebiyatında Y. Bu efsanelerde toplanan tarihî bilgilerle birlikte. Evrensel modeli koruyan arkaik efsanelerdeki kahraman motifleri. (bak: Neomitolojik Düşünce) MİT VE EFSANE: Kahramanlık efsanelerinin en önemli kaynağı mitler­ dir. 1960-70 yıllan arasında yazılmış Y. ilk ata ve kültürel kahraman tipleriyle genetik bağlılık içindedirler. Yani. V. Tu382 . mitolojik katlan ve canlandırdığı talih mitolojisiyle dikkat çeker. Türk efsanesi bu anlamda uygarlığın en üst katlannda konumlarım ıştır. M. mitolojik dünya görüşüne çok yakındır ve mito­ lojik görüşlerin oluşumu zamanında da destan ve efsaneye başvurulur. Atlı göçebe bir ırk İçin destan. mitolojik bilgi. Y. içerik itibariyle mitin bir şeklidir. Ivanov. ilk atalar ve kültürel kahramanlar hakkında yazılan mitolojik hikâyelerdir. efsanenin şiirsel yapısı da farklıdır. efsane ilk aşamasında. mitolojik kaynaklı olup. tarih değil. Efsanenin en eski tipi. Toporov. Samedoğlünun "Cinayet Günü" romanı.

mitolojik özellik taşır. şaman mi|ı (fisinde olduğu kadar güçlü yer aldığı bu destanlarda. Burada büyü gücü ve şeytanî görüşler en önemli yeri tutar. kaderin hükmüne bo­ yun eğmez ve şeytanlarla savaşır. bu destanM laiml karakterleridirler. Ölüp-dirilme kavramının. kötü ruhlarla çarpışma ve benzeri mitol< >|ik unsurlar da batı Türk destan tipinde yoktur veya hissedilmeyecek kadar azdır. Gök ruhlanyla agkça ilişki kurabilir. araa şamanın işlevine yakındır. Erlik. Türk destan geleneğinin batı kolunu oluşturan Oğuz. ister arkaik batı. 383 . w Kartuklarda ise daha alt kanardadır. batı destanının da İlk çağlarda mitolojik-törensd ö/ellik taşıdığını gösteriyor. Oğuznameler Oğuz ilinin salnamesi gibi şölen. Örneğin. Tüm bu yönleriyle bu destanlar sihirli hikâyelere «»Iı hıkça yakındırlar. Gök şamanı Kızı uı I Hu şaman Ruhlan ve Ulu Toyon gibi mitolojik motifler. büyülü gl ı«. Böylece Türk destanlarının yapısal-anlamsai özellikleri arasında. Ancak şamanlann ve bahşılann hastalan tedavi etmesi gibi etnografik veriler. mi­ lin tuttuğu yer bakımından. Doğu geleneğindeki mitolojik özellikli zıtlıklann yerini ise burada artık etnik zrtlrklar alır.ılınmaktadır. ölümle hayat arasındaki sınır neredeyse silinir. Törensel-mitolojik unsurlannın alt katlarda korunduğu bu destanlar. Kuday. isterse klasik doğu destan kollan kendini gösterir. Doğu Türk destan tiplerindeki kılık değiştirme. gökyüzü ve yeraltı) da istediği gibi doi ı ıblllr. O. Batı Türklerinin destan lan nın mit ve törenlerle bağlılığı üst katlarda ki . ilâhî unsurian koruyamaması nedeniyle daha çok etnik özel­ likler taşır.MİT ve EFSANE • Vakur. Ülgen. Kip­ ini. düğün ve şenlik törenlerinde okunarak ırkın istek ve duygulannı yüksekte tutma­ yı amaçlıyordu. Bu anlamda "Gök Oğlu"yla şeytanî güçleıln vı-1 vrenle kaosun zıtlığı. Şor.i'-vı. İlk insan ve ilk ata olan bu kahran ı M ı her üç dünyada (yeryüzü. ölüp-dirilme. Hakas ve benzer soyların destanları arkaik tipli destanUıdıı Burada şaman mitolojisi ve dünya görüşünden gelen unsurlar yn/evdedlr. Ersane kahramanının ı. sahibi olma. Çok eski cağlarda bu desı u <ı " • ıvlarda okunurdu ve avlann uğurlu geçmesi için koruyucu ruhlan memnun etmeyi amaçlıyordu.

Bu metinler için önemli olan. "Mitoloji Mektebi" temsilcilerinden tu­ tun. mitlerle en eski hikâyelerin yakınlığından kaynaklanır. Bu zorluk. dünya görüşüyle bağlı bir olaydır ve en önemli işlevi açıklamaktır. "dinm*y sel-dinsel olmayan" seklinde karşılaştırmalarla da açıklanma­ ya çalışılmıştır.MİT ve HİKAYE MİT VE HİKAYE: Hikaye ile mit anlayışları arasındaki sınınn belirlenme­ si. mitle rdır. mitoloji hakkındaki çeşitli yazılarda de­ falarca söylenilmiştir. Çünkü mitin kendisi. Hikâyenin motifleri. edebiyat bilgisi ölçüleri içerisin­ de sorunun çözümüne çalışmışlardır. Mit. "Neo Mitoloji Mektebi'nin temsilcilerine kadar çok sayıda araştır­ macı bu konuyla ilgili görüş bildirmiş ve bazı durumlarda halk kültürü­ nün özellikleri hiç dikkate alınmayarak. Propp. Böylece ortada bir terim karmaşası var ve bu karmaşa da aslında. İlkel halk kültürü çerçevesinde mitle hikayenin sınıriannın belirlen­ mesi oldukça zordur. taşıdıklan toplumsal işlevdir. mitle hikâye arasındaki İlişkiler "gerçek-ı t-uydurma". sinkretik tabiatlı ilkel uygarlık sorunuyla doğrudan bağlı bir konudur. o kadar üst üste gelir ki etnografide de halk kültüründe de sadece hikaye olarak adlandırılabilir. Bundan başka. Ban araştırmacılar da ilkel zamanlann tüm hikayelerini mit sayarlar. bu İki farklı anlayışın karşılaştın imasj ise genellikle yanlıştır. çok eski­ lerde arkaik çağının mitolojik dü384 . hikayenin değişmiş şekli olarak görmektedir. V. içeriğinde mitle bağlı olduğu için sihirli hikayeleri mitolojik olarak görü­ yor. mrti hikâyeden farklı kılan gerçek kriterlerin belirlenmesi önem kazanmıştır. Pratik bakımdan İse eski uygarlıklarda hikayelerin. teori ve pratik ağsından da önemli sayılır. doğası itibariyle ne kadar bir hikâye şekline sokulsa da ondaki hikâyeligln belirli Ölçüleri vardır. Bundan başka. Çünkü bu ikisi bazen. İlkel halk kültü­ ründen bahsedildiği zaman. Halk kültürü (halk bilimi) konusu bir bilim olarak ortaya çıkmaya başladığı zamandan beri. Hikaye ise anlarjcılık kültürüyle bağlıdır ve doğrudan hikâye veya efsa­ ne anlatımıyla ilgilidir. Teorik bakımdan önemli­ dir çünkü: bu. Bazıları ise miti. mide ve mitolojik rivayetlerle derin bağlılığına yöneliktir.

1 ülığı. Hikaye harmanının işlevleri. anlatılanlara olan inanç gücünü de zayıfla­ tır. 1 1 m i t l e r . ı. dinsel ol­ mayan içeriklere bürünmesi. kendi yorumunu sadıve j| mitolojik anlamı ışığında bulabilir. u mtıin yansımasını ve hatta belli bir ölçüde onun bir parçasını görürler. onun şaman çizgileıini «İr ortaya çıkanr. hikâyelerde sanatsal tuıUtımın kurallarına uygun hale getirilip öldüren hâline çevrilebilir. Efsanevî halk kültüMHMHI m (»nemli tünerinden olan hikayeyle. Mftlerdeki yasaklann giderek ortadan kaJdmlması..ıln Örneğin. Gizlilik ve dinsel değerlerini yitirmesi. kendi hayal gücünün ürü385 . kutsal törenin yorumunu verip içeriğini açıklayan mitlerin ıvmktle bağlılıktan nın kopması. Bu da mitin dinsel-kutsal içeriğinden srynİması için atılacak en önemli adım­ dır.. Dinsel büyü işlevi layyan hikâyenin beslendiği kaynak ise geçiş törenleriyle birlikte çeşitli . Gizliliğini ve kutsallığını yitirerek. lartışrnanın başka bir konusu ise mitin âyinsellikle olan bağlılığının. Iıir yerlerde hikâyeyi yaratır. hikâyelerin önemli bir bölümünün oluşumunda etkin rol •V " " " > " ' Hayvanlar hakkındaki sihirli hikâyelerde ise hayvan biçimd ııMrıın ı/k-ri agk bir şeklide görünür.görüşlerle ilgilidir. i i T e n s e l özellik taşımayan mitler d e yok değildir.. ı . Çok sayıda hikaye motifi. hikâyede tersine dö. Mm hikâyeden ayıran başlıca özellikleri: törensel değeri. nen ılryv tüm dünya halklannda benzer şekillerdedir. şiirsel yapısı ftibariyle. Kültürel kahramanlar hak'... imimle olmuştur. taşıdıktan mitolojik kaı ıi'iııiı-ı v«. Mitolojik İnançlar. onu dinle­ yenlerin arasına kadınlann ve çocuklann da dahil olması ve daha eğkiKİirid olabilmesi için bazı aynnnlar eklenmesiyle gerçekleşir. mitin hikâyeye dönüşmesi için gereken ortamı hazırlar. tarilısel olarak öldürülmüş biri. onun hikâyeye çevrilmesi yolunda ilk şart sayıyorlar. Hikâyelerin millî özellikleri. . mutlak özellik taşıyıp taşımamasıdır. 11. Sihirli hikayelerin birçoğunun ı.MİT ve HİKÂYE " Unlanır. Neo mitoloji araştırmacı lan mitte.. Ilı unın için de mitin tÖreseUikten aynlmasını. onlann hikâyeye çevrilmesi İçin ilk adımdır. Mi­ ti Ai nık dünya görünümüyle aktüel insanlann arasındaki baglann kop­ ması. Ancak tören kay­ naklı olan. gizliliği. gerçekmiş gibi kavranılması oluşturuyor. inisiasiya ve geçiş törenleri yatar. Daha sonra eğlenceli olması için anlatıcı.

örneğin. Hikâyedeki fanteziyle. Birbirine oldukça yakın içerikteki metinler ise farklı ırklarda farklı şekillerde yorumlanabilir. Sonuç olarak anlatılanlar. ilkel mit. kutsal ve dinsel içe386 . Buradaki her bir olay. Tüm bunlar. Ondaki ırksal karakter tam olarak belli olmadığından. içerik itibariyle ırksal işlev taşır. hem mit hem de hikâyenin İşlevlerini taşır ve evreni aynı ölçüde açık­ lar. kahra­ manın kişisel talihi ile bağlantılıdır ve herhangi bir evrensel özellik taşı­ maz. sihirli hikâyelerin klasik şeklini oluşturur.hikâyelerin analiz yöntemlerini oluşturmasını zorunlu kılıyor. Mitin en önemli özelliği yaratılış çağında ortaya çıkanlarla bağlılığıdır. Mitolojik kökenli olma olayı. hâlâ hikâye demek değildir. Örneğin. Hangi metnin mit. hikâyede hayvan biçimci varlığın gücüyle olur. O. kınlmaz bağ­ larla birbirine bağlıdır. bazı inanışlar arasında yaşanan aynlık. inisiasiya töreninden geçerek ve ruhlann koruyuculukian sayesinde kavuşur. O. Hikâyelerde ise durum farklıdır. Çok sayıda metin. Mitteki temel konu İnisiasiya töreniyle ilgilidir. dünyanın oluşumu. Genellikle arkaik halk kültürü çerçevesinde mitolojik yapı itibariyle mit ve hikâye arasındaki ilişki belirsizlik İçerisindedir. Mitolojik zaman ve etioloji. Tüm bunlara rağmen. mitolojik kahramanın dogasındadır. Ancak böyle bir özellik. herhangi bir İnanışın izini yaşatan mitolojik rivayetterdeki varlıklar­ dan farklıdır. Ayinsel törenlerle bağlılığı ve gizli. Bu anlamda hayvan kılığında olan varlıklarla ilgili metinler daha belirgindir. hikâyelerde anormal şekilde doğma olayma dönüşür. dünyanın merkezine dayanan ırkın hayatıyla ilgilidir. büyülü güce. hikâyedeki mitolojik varlık­ lar.MİT ve HİKÂYE nü olan unsurlar ilave eder. Yeri geldiğinde de bu güçten mah­ rum edilebilir. hangisinin hikâye olduğunu anlamak bazen zor olur. kozmogonik özellikte olup. gökyüzünün yerden ayn İması ve ateşin bu­ lunması gibi olaylan açıklar. Hikâye kahramanı. Mitte tüm bunlar kültürel kahramanın gücüyle gerçekleşirken. o ırkın nüvesiyie ne derece bağlı olduğunu kestirmek zordur. mitolojik çağm ilk ya­ ratılışı. kutsallığını yitirmiş mit. ateşin çalınması. artık "yaratılış ça­ ğının gerçek kutsal tarihi" veya gerçekte yaşanmış olan "aziz geçmişi­ miz" değildir.

MİT ve RİTÜEL ıik ı.un olarak belirlenemiyor. yumurta mı?" sorununu hatırlatıyor. Onun için mu hikayenin.m. ad ve motif gibi "ritüeTden daha eskidir ve onu doğurandır.ıyı.l. MİT VE RİTÜEL (ÂYİN): Mit ve tören.ıtnası. ger­ çek canlılık olup.. Bu yö­ nüyle bir ölçüde ünlü.. ruhsal olmaktan çok. kendi irade-I • n sadece teorik olarak değil. mitolojik kahramanların yerini normal insanlann tuttııftıı ve ırksal özelliklerin kaybolduğu bir dönemde. Mitoloji araştırmacı lan. bit metnin türünü belirlemeye yetmez. çağdaş kultürde mitle "ritüel"in birincil sorunu t. Mitolojik dünya görüşü. Tören kendi açklamasını tabii ki mitte bulabilir. Mitin anlattı klan na ı i k U M m kalmadığı. kendine İnana talep eder. eski kültürlerde işlevsel ve yapı•» olarak bir bütünlük içindelerdi. Ancak bu sorun tam olarak aydınlığa kavuş­ muş değildir. en eski ve ilk mitolojik yapı ola­ rak gören bazı araştırmacılara göre mit. tarihsel özellik taşır. Karakterlerin mitolojik özellik taşı­ nı. Ancak bu araştırmaların bilimvl dayanağı olmadığından. Mit. "ritüel" kanalıyla gek-neğin dayanıklılığını destekliyor. mitin başlıca özelliğidir. Bu anlamda hikayenin başlıca kaynağını da mit oluşturmuştur denilebilir. Mitolo­ jik konu da "ritüel"in kendisini açıkKandil Tutan Bir Uygur Tannçası 387 . mitin mi /g yoksa "ritüer'in ml dalıa önce olduğunu saptaıııaya çalışıyorlar. onun sihirli lOkayeye dönüşmesi İçin ilk şartlar oluşmuş demektir.«I. Ancak buradaki gerçekliğe inanç . Bu yüzden de ilkel topluluklann gözünde mit. hikaye ise mitin köklerine gitmek için anahtar rol oyna­ yabilir Hikaye ve mit ilişkisinin belirlenmesinde mitolojik rivayetler de «lıorrli kaynaklar sayılırlar.r. pratik olarak da ayinUl iı »tenlerde bulurdu. Adı. "tavuk mu (inceydi.

Aristotes. bu eserlerde evrenbilimi anlayışı ve şiirsel mitoloji hakimdi. kendini bir de ritüei-âyin özellikli mito­ lojik inanışlarda gösterir. Tarihin Atası" bilinen Herodot'u "mitolog" olarak adlandırıyor. ritüel-törenler de kültürün nü­ vesini oluştururlar. onun kaynaklanndan birini oluşturarak. tarih bi­ lincinin oluşumu bakımından büyük önem taşır. Fukidid ve Polibi zamanın dönemsel ligi kavra­ mından yola çıkryorlar. Tarih bilincinin iradesi olan eserlerin oluştuğu ilk zamanlarda. Şiirsel mitolojik gelenek. tarihî kaynakların yerini doldurur. ilk insan gruplan ile yaşayan in388 . Din tarihçilerine göre. inanışlar gibi. Tüm dln-büyü İçerikli ritüelin temelini oluşturacak unsurlar mitte mevcuttur. Tarihî rivayetler mitle tarih arasındaki ilişkinin ifade şekillerinden biridir. Dünyanın. Bu anlamda ritüel İle karşılıklı bağlılıkta olan mit. bazen netleşemiyor. Farklı mitolojik görüş ve inanışlar. Doğanın ritminden kopan tarih blllnd. Halk kültürü motifleri de ritüeller ve onlarla bağlı mitlerin izlerini taşırlar. mitin rol oynamadığı ritüel yoktur. Ritüel) MİT VE TARİH: Mitler hiçbir zaman ölmez ve her bir ırk. Mitle ritüelin bağlılığı. belli âyin-törenlerin açıklaması­ nı veren "tören m ineri" anlayışında kendini gösterir. (bak: Mit. kendi mitolo­ jik dünya görüşünü değişik yollarla yaşatmaktadır. ritüelin anlamı gibi. onun aynlmaz bir unsurudur. Ancak ta­ rih de başlangıa itibariyle evrenbilime bağlanmakla kalmayıp. Eski uygarlıklarda. Mit. Bu yollardan biri mitlerin tarihî gerçekler içererek halk hikâyelerine çevrilmesinden İba­ rettir. belli bir dönem evrensel düşüncenin devamıymış gibi ortaya çkryor. sonraki çağlarda bile. herhangi bir dinin aynlmaz parçasına çevrilir. Hatta ilk coğ­ rafî konulu eserlere. âyin-törenlerde yaşamaya devam edebilir. Bu yüz­ den de mitlerle tarihî rivayetler arasındaki sınırlar. An­ cak bu bağlılık çift yönlü olmayabilir. Mitle ritüel arasındaki derin bağlılık. Bununla birlikte ilk insan birliğinin davranış tipini belirleyen bilgi­ ler kümesi gibi. evrensel mekânın tanımıyla başlanryor.MİT ve TARİH lar. Antik Yunan yazarla­ rından olan Herodot. mitolojik içerikli kaynaklar. insanın ve doğal un­ surların yaratıImasryia ilgili ritüellerle bağlı olamayan çok sayıda mit vardır.

Onlar bitterle uğraşırken de kendisi onlann diz ka389 . bütün tarihî gerçeklikler. Sonraki zamanlarda da bu Uıolıhk zayıflamaz ancak en derinlerde korunduğuna göre. Millî mitoloji etnik-kültürel y. (ıcnelde üstünden başından pislik akan. Mitin tarihle ilişkisinin kendi Ölçütleri vardır. tarihle de sıkı Ur İlişki içindedir. Bu da mitle tarih arasındaki ilişkinin başka bir ifadesidir.MİTE san gruptannı bir araya getirir. Yani. ihtiyar bir kadın kılığında be­ timlenir. sadece Türk kültürlerinde rastlanan ve rastlantı sayılabilecek bir olay değildir. Mitolojik varlıklarla özdeşleşen motiflerin tarihinin. İnanışlara göre insan ayağının değdiği yellerden uzak onnaıılarda ve dağlarda ya şar. Görünüş olarak normal insanlardan î fark edilemez ve bunun sayesinde de irv O sanlann içinde dolaşarak karşılaştığı genç ve saf kızlan kandırarak kendi evine götürür ve her gün birkaç kez onlan. Onun gerçekte de var olduğuna ve insanlara zarar verebildiğine inanılmıştır. mitolojik dünya görüşüı»ün değişik yollarla yaşadığının bir başka yolu da tarihî gerçekleri içeım mitlerin halk hikayelerine çevrilmesidir. ilk bakışta Köze çarpmayabilir. Bazen ise 12-13 yaşlan nda bir ço­ cuk boyunda düşünülen bu şeytanî varlık.Heneginin tüm alanlarıyla yakından bağlı olduğu gibi. MİTE: Kırgız halk kültüründe sık sık rastlanan şeytanî bir motif. Türk etnik-kültürel geleneğinde mit ve tarih bilinci arasındaki ilişkilerin araştmirnası açısından mitolojik unsurlaria zengin olan "şecereler" de oldukça değerli kaynaklardır. Çünkü •i'emin de birbiriyle genetik bağı vardır. Ne olursa olsun. Tarih geleneğinin binasını kuran ilk atalar motifleri de mitten kalmadır. Bazen ı-lli bir etnik-cografl mekanla bağlı olarak cereyan eden tarihî süreçJerfn. başındaki J bitleri temizlemeye mecbur eder. ilk çağlarda bü­ tünlükle mitolojik mirasın üzerinde yükselir. nilhiyetinde hazır mitolojik kalıpiannın ölçülerine sığdın labtl ir. mitlerle bağlı olduklanna İlişkin mitolojik görüşler ohjşabilir. Tarihî bilinç ve millî tarih geleneği. belli kişilerin ad­ larıyla ilintilendirilmesi.

Araştırmacıların görüşüne göre. neyi ifade ettiğine yönelik tam ve kesin bir fikir sahibi oluna­ mayan terim. onlann dil ve etnik bağlılıkla­ rı . yayılma alanı azdır ve sadece Kazak demonolojisiyle sınırlıdır. mitolojik metinle olan bağlılığında o motif bir mrtotojemdir. Onun bir anlamı herhangi bir tarihsel-kültüreJ geleneğe ait olan mit metinleri­ nin toplamı demektir. "jelmoguz Kempir" adıyla bilinen demonolojik varlıklardan farklı olarak. Örneğin. bilimsel yazılarda birkaç anlamda kullanılır. mitolojem de aynı anlamı ifade eder. dinamik göstergeler sistemidir. bazen mitolojik metnin tüm içeriğini anlatabilir. Bir zamanlar hatta felsefede bile. Mitolojinin başlıca anlamını. İslam öncesi demonolojik görüşlerin ürünüdür. daha derinlerdeki içerik pianındadır. mitolojik metinle mitotojern arasındaki ilişki yorumun en üst yü­ zeyinde değil. "Mite" motifi.MfrOLOlEM paklarından kanlarını emer. İlk felsefi sistemler bile kaynağını mitolojiden alırlar. Türk etnik-kültürel geleneğini oluş­ turan metinler arasında. MİTOLOJİ: Millî-geleneksel kültürün kaynağı ve tarihsel olarak en eski şekli. motif hangi anlamı ifade edi­ yorsa. Mitoloji anlayışı. Birkaç gün içinde çok kan kaybeden bu kız düşüp ölür ve "Mite" de onu yer. Her bir mitolojem. mitolojik metine olan ilişkisinde. "Mite" admm anlamı. sadece dünyanın anlaşılması fikri yer alıyordu. O zaman herhangi bir mitolojiyi sistem olarak diğer geleneklerden ayırt edebilmek için. O. Yani. Mitolojiye dair etkin bil imsel-teorik düşüncede mitolojik yorum tekilliğini bildiren bir anlayıştır. sözlüklerde bazen "hortlak" olarak geçmektedir. Halk kültürü metinleriyle ilişkisinde. MİTOLOJEM: Mitolojik araştırmalarda rastlanan. ancak gerçeklikten uzak olup. yaradılışı kendine has kanunlarla agklayan. etnik-kültürel gele­ nek taşryrcılannın düşünce potansiyelleri ve davranış biçimlerini düze­ ne sokan. eski mitolojemleri tam olarak ifade eden me­ tinlere pek rastlanmıyor. Bu anlamda mito­ lojem kavramı. kendi içinde mitolojik düşüncenin birçok evrelerini koruyup saklayabilir. kaosun evrene çevrilmesi oluşturur. Halk kültürü metinlerinde ölüp-dirilme motifinden bahsedilirse.

Paradigmasal bir bakışla baI-ılırsa mitoloji. arkaik Sinkretizm'in başlıca koşulu olduğu gi­ bi. onu oluşturan yapı-ıl unsurlar arasındaki karşılıklı bağlılıklarla tanımlanır. dünya görüşü ve dünyayı kavramanın özel formülünü İMkiirmesi. aynı zamanda mitleri ve mitolo­ jik sistemleri araştıran bilimin adını oluşturur. bütün se­ mavî dinlerin kutsal yazısının kaynağını oluşturmuştur. Uy­ garlıklar. sonraki dönemlerin geleneksel söz sanatında da görüntü sisteminin temelini ve millî edebiyatın içeriğini oluşturmuştur. yüzyılın pozitiviz­ minden farklı olarak. Bilimin ise 19. buradaki mitolojik sistem. Geleneksel düşünce ve davranış şekille­ rinin temelini de bu kurallar oluşturur. Belli bir bilgiyi. mitolojik düşünceden kalma sözler dünyasında yaşamakta olan mitolojiyi. Ancak bir sistem olarak onun da oluşması gerekiyor. birbirine karşı olan iki ekol çerçevesinde. bu anlamryla mit anlayışına yakın ve hatta onunla aynı . incil'i "edebî arketiplerin dil bilgisi" olarak tanımlıyor. yazının keşfiyle. ikinci grubun çevresi. Bu bilimin tarihi. farklı araştırmacılann farklı tanım ve yo­ rumlan vardır. Mitolojik anlayış hakkında. "yazılı" ve "yazısız" uygarlıklar olarak ikiye aynldılar. vü/yılın ikinci yansından başlar.uılam ifade etmektedir. (bak: Mitolojik Kuramlar) Bir semboller bilimi olup. arkaik halk kültürünün de temelini oluşturur. 391 . Yani bu kavram. Onun sembolleri sözlerdir. mistik anlamlar içeren mitoloji. "mitoloji" ve "antropoloji" olarak 19. Bu bakış. Mitolojik Sembolizm. giderek daralmaktaydı. Mitoloji. mitoloji deyiminin üçüncü bir anla­ mını da ortaya koyar. ruh haya­ tından doğmuştur. Çağdaş bilimseliı-orik görüşte. sıkıştınp ortadan kaldırmaya güce yetmez. Edebiyat bili­ mindeki ritüel mitoloji mektebinin öncülerinden N. mitolojinin ikinci bir anlamıdır. düşünülür ve davranılır. mitolojinin kural lan çerçevesinde ya­ şanır.MİTOLOJİ niK lan yola çıkılır. yazılı uygarlıkla birlikte ve onun içerisinde kendisine ayn bir or­ tam yaratarak yaşamaya devam etmektedir. Fary. Yani. Çağdaş bilimde İse mitolojik denildiği zaman. aynı zamanda birkaç dille ifade edebilmek gibi bir özelliği olan mitoloji. önce her­ hangi bir mitolojik sistem ve bu sistemin temsil ettiği dünya modeli düşünülür. Mitolojik dü­ şünce. Çünkü metinlerin hiçbirinde mitolojik düşünce bir bütün olarak yansıtılmıyor. tik inanış sistemleri ça­ ğında yaratılmış sözler yaşadıkça.

O. MilR duygu ve din düşüncesiy­ le. Dil ve geleneksel kültür. her zaman kendi içinde mi­ tolojinin en derin İzlerini taşır. Millî ka­ rakterinin oluşum sorunuyla ilgili. Millî karakterin içeriğini irade etmekle kalmayıp.-Çünkü öğrendin Arabî-gitti dinin hepisi" sözleri de mitolojik dünya modelinin temeline dayanıp. tören folkloru ve bilmecelere kadar tüm halk kültürü türlerinin kaynağı mitolojidir. millî mitoloji ve onun temeline dayanan dünya modelidir. belli bir kültürel geleneğe ait dünya mo­ delinin görüntüsünü veren metinlerde. Arkaik mitolojik efsanelerden başlayarak sihirli hikayeler. dil ile olan bağlılığını sadece bu şekilde gösterir. Geleneksel kültürün Öğrenilmesinin en önemli kaynağı hiç şüphesiz dildir. Kişiliğin de yapısal temeline dayanan bu karakter. sistemin temeline dayanarak onun yapısını belirtiyor. Çünkü dil. Etnik-kültürel birliğin din duygusu. onun millîlik özelliğini belirleyen dil etke­ ninin millî din duygusuyla ne kadar iç İçe olduğunu gösterir. Mitoloji. herhangi bir etnik kültüıün aktif kaynağı gibi. mitolojik dünya modeli­ nin millîliğini de belirleyen ilk etkendir. onu biçimlendiren de yine. milC karakteri oluşturan şey millî mantalitedir. ne baö ne de Rus biliminde sabit bir 392 • . tarihin derinlikleri ve uzak geçmişlerle bağlı.MİTOLOJİ Ancak bu sistemin unsurları. bazen açık bazense dolaylı bir şekilde dağılmıştır. Aynı etnikkültürel geleneğin taşıyıcısı olan insanlann düşünce ve davranış model­ lerini düzene sokan da odur. tamamıyla tarihî-millî karakterin oluştuğu belli bir dünya modelinin oluşma. enerji yüklü dil arasındaki bağlılığın gücünü de yine bu etken belir­ ler. yaşama ve işleme mekanizmasını aktanr. Açıktır ki. hal­ kın edebî. eski millîmanevî değerler sistemi olarak kalmıyor. her zaman karşılıklı İlişki içindedirler. halk kültüyle derin ve sis­ temli bir bag içerisinde olup. Bu yüzden de herhangi bir dünya modeli. Halk kültürünün hem içerik hem de yapısal-anlamsal olarak bağlandığı mitoloji. doğrudan millî karakterle bağlı bir olay olup. Oğuzname'deki. "Çünkü öğrendin FarsI-gitti dinin ya­ nsı. Onun için de sırf bu metinlere dayanarak sistem oluşturmak olanaksız oluyor. Halk kültürü. millî kültürün örneklerinde. felsefi ve güzel sanat eserlerinde kendini gösterir. her zaman ve her yerde milllliğiyle seçilir. Onun dış etkenlere karşı tepkisi de tamamıyla onun milliyetçiliğinden ileri gelmektedir.

Ancak her lulkın sadece kendine has milli motifleri vardır. kodlanan ve programlanan başlıca çizgileri. Mitoloji.MİTOLOİİ görüş yoktur. güçlü kalır. millî karakterin elitlerin karakteriyle belir­ lendiği fikrini ileri sürmektedirler. mayalan nda mi­ tolojik unsurlan yaşatmakla birlikte onunla farklılaştyorlar. sistematik görünen mitoloji. Bu motiflerin davranış biçimleri de millî karakteri belirler. din sisteminin mitolojiyle ortak kökenli olmasından ve mitle dinin köklerinin birbirine bağlı olmasından kay­ naklanır. Millî kültürün kaynağı olan mitoloji. dinsel ve felsefî dü­ şüncenin de başucunda bulunur. Yani. Aynı et­ n i k kültürel sisteme dahil olup. Türk mitolojisinin temelinde Tanrıcılık bulunur. Halkın ruhu sayılan bu millî mantaliı«* ise bu halkın bütün üyeleri için aynı olan inanç ve inanışlar toplamryLı mitoloji ve onun irade ettiği dünya modeliyle belirlenir. Arkaik mitolojik dünya görüşünü yaşatan etnik-kültürel gelenek taşryı393 . Diğerleri ise millî karakter anlayışını. Hem de Tanrıcılıktan eski Türk dinî sistemi olarak bahsedilir. bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçekliktir. halk varolduğu sürece. bilimsel. Ancak bu sistemler. temeli olmayan bir varsayım saymaktadırlar. Bu bir çelişki değil. Diğer dünya dinlerinin de mitolojiyle dolu olması. bütün­ lükte ne dindir ne felsefedir ne de bi­ lim. Bugün bile belli bir topluluğun temsilcileri ve etnikkültürel birliklerinin düşünce ve davranış biçimlerinin temelinde mito­ lojiden gelen formlar ve mitolojik dünya modelinin kalıplan yatar. aynı zamanda her bir kültürün içeriğini ve kuruluşunu belirleyen düşünce olayıdır. mit ve ona bağlı halk kültüründe arkaik çağ insanlarının düşüncelerdeki izler gibi yaşamakla kalmayıp. aynı etnik-kültürel geleneğinin değerle­ n i l i n taşıyıcısı olan insanlann düşünce ve davranış kalıplan da yine mi­ tolojiyle belirlenir. Elbette herhangi Ur milli karakterin içinde zıtlıklann olabilmesi mümkündür. Örneğin.uılamda etnik-kültürel geleneğin mitolojide belirginleşen. Bu . edebiyat veya başka bir yanm sistemde olduğu gibi. Ve gerçek etnik-kültürel birlikler de bu çizgilerle diğerlerinden aynlırlar. Hatta bazıları. hilimdışı.

Ancak bunlann kökenini agğa çı­ karmak bazen zor oluyor. belki tam bir mitoloji değildir. Böylece onlan sırf "kök dil" dönemindeki adlarıyla an­ mak. varlık ve anlayış vardır. Mitolojinin canlı bir organizma gibi doğup. mitolojik türlerin özelliklerini belirleyen parametreler bulunur. doğru sonu­ ca varma olanaklannı sınırlandım. genel Türk geleneğinin oluşu­ munda ilave materyallerin işe yarayabileceğini söylemek yanlış olmaz. Bu "alınma" sadece ad şeklinde de olmayabilir. Ona göre de etnik-kültürel geleneğin 394 . Bugüne kadar gelip geçenler. Bugüne kadar farklı mito­ lojilere bağlı toplanan veriler.MİTOLOJİ cılannın gözünde. soruna doğru bakış açısıyla yaklaşmanın tek yoludur. Bu bakımdan. gerekliliği ve sistemin istekleri­ ne cevap verebiliriiğine göre bu geleneğe alınmasıdır. etnosemiotik bakımdan değerli olan çok sayıda mi­ tolojik konu. alınmış bir mitolojik motif veya konu. bu motif veya konunun. bilimselteorik düşünceyi en çok meşgul eden sorun. Burada dikkat edil­ mesi gereken. Mitoloji ise semboller aracı­ lığıyla Türkün hayat felsefesi ve düşüncesinde her zaman düzen yarat­ mıştır. kendine has karakteris­ tik özelliklerini de getirebilir ve hatta bazen. bilimde herkes tarafından kabul edilen fikre göre. eksik ve dağınıktır. Türk halklannın ağız edebiyat. eski Türk düşüncesinin sem­ boller halinde kalmış bugünkü izlerini taşır. yaşaması. Bu sistemler. diğerlerinin etkisini kendi üzerinden atıp annmış kalan herhangi bir mi­ tolojik sisteme rastlamak mümkün değildir. evrensel sistem olarak tam bir işlevlik kazanması ve güncellik elde etmesi de dönem itibariyle bu "kök dil" çağına rastlamaktadır. Şüphesiz bugün. oldukça eski çağlara bağlı bir olaydır. "kök dil" (atalar dili) çağında oluşmaya başlamış ve değerli faaliyetini tam da "kök dil" döneminde şekillendirmiştir. Etnik-kültürel geleneğinin tarihî gelişiminin temelinde. dünya modelinde iradesini bulan sistem gibi. artık bu geleneğin malı olmuştur. mitolojiye özgü düşünce tarzının oluşum sorunudur. Mitoloji. Onun için. Mitolojiyi sistematik bir şekilde incelerken "alınmış" materyallerle "millî" olarak var olan materyalleri karşı karşıya getirmek. etnik-kültürel gelenekte dünyanın nasıl açıklanacağı konu­ sunda yerli materyallerden daha az önemli olmaz. Bu motif. Bir motif bir geleneğe geldiğinde. Ancak buradaki sembollerin kendileri birçok şeyi anlatırlar.

Ancak her sistem.k-p.niş ve düşüncelerinin toplamı olup.il. Türk birliği vağryta sınırlanır. Bunun İçin de Türk halklannın mitolojik dünya modı-li ve arkaik düşünce sisteminin oluşum zamanı.ün bir Türk mitografik geleneğinden bahsetmek mümkündür. eski Türklerin mitolojik g . Türk mitolojisi ve Türk mitolojik dünya ma İdinin temelini. uygarlık bi IIIK inin genel kanısına göre. 1 1 ilamda Türk mitolojisinden bahsedilirken. Mitolojik bir sistemde. bilimsel gerçekliğe uygun olmadıgın.»lnı/ ı Iluy. Her bir millî mitolojinin ise . Türk dil birliğini irade eden bir anlayışla acüandınlabilecek şekil­ di-.MİTOLOJİ Mı sistem gibi. işlek bir sistem gibi Türk mitolojisi bu dönemin «Iı ıv» incesini aktanr. istisnalara göre değil.itini olan bu mitolojik görüşlerin bütünlük olustunnası. ılmavanlar da bulunabilir. Türk mitolojik dünya modelinin oluşumu bulunur. kullanılabilecek tek ılı ı/gün Türk Mitolojisi"dir.. Türk mitolojisryıe ilgili bilgile­ n i l ı-ski tarihli okluğunu gösterir. m s* >runun içeriğini saptınr. Türk mitolojik geleneğinde evrensel 395 . hoiurk" döneminde şimdiki Türk dillerinden hiçbiri mevcut değildi. eski Türk dinî-mitolojik sisteminden kalma . I M özgü dünya modelinin oluşumu. Bununla birlikte yazılı ve sözel kaynaklar. Ikyylece. "kök dil" çağlan nda yaşadıkları I Hitürk" dönemin anısı kastediliyor. Semboller ile gerçek bir düşünce ı . ond. Kazak Tatar. Yakut veya herhangi bir Türk topluluğunun ı Ilı n mitolojik görüşlerinde görmek. bir Özbek. .. geldiği mitolojinin dil ailelerinin parçalandığı farklı diller vr <||| gruplannın adıyla anılması. Altay. ı. ' N * ki e ukı ve atalar Türkçesi denilebilen en eski dönemin ortak Türk. Çünkü Türk mitolojik sisteminin yaratılması.rsl (Kök Türkçe) vardı. bu sistemi kuran ve yapısı m tıeiiricyen unsurlar arasındaki işlevsel-anlamsal bağlılığın da yüze sıkınasını talep eder. Karaim veya bir Oğuz mitolojisi .ı. Ur Türk mitolojisi vardır. bir Hakas tapınağından konuşmak ı i.ıı yanlıştır. Farklı Türk halklannın dinî-mitolojik görüş ve düşünce­ ldi 1nın temelinde.ıkı ilk ve kalıcı unsurlar sayesinde tanınır.ıjHLınn unsurlan arasında. "kök dil" zamanına ait olduğu kabul edilir. alınma unsuriannın varlığı istisna değildir. Bu . Bu bi ıkımdan hem göçebe hem yan göçebe hem de yerleşik hayat tar­ zı yasayan farklı Türk halklannın canlı geleneklerinde yerleşik mitolojik y.

mitolojisOeri şu görüşte birleştiımiştir: "Genel Türk" mitoloji modeli. üstelik ideolo­ jik içerikli olan değişik "iznY'lerin kalıbından baktığı için. Kazım Bey. onun m illi-kültürel değerlerinin anlaşılmasını zorlaştıran. bu anlamda ulu Göktürk çağına ait mitolojik dünya modelinin versiyonlan olarak kabul edilmek­ tedir. teorik genelle396 . Yan uygar halklarda İnançla­ rın temelini. ***** M Efsanesiz halk ve rivayetsiz ülke olamaz. Bilgilenmiş halklarda ise halkın kutsal mirası olarak hayal kurmak İçin zengin kaynaklar oluşturur. devam etmektedir. Bunun için de kültürün bi­ tip tükenmeyen ışık ve enerjisine ve mitolojiye dair elerin ve bilimsel araştırmalara ihtiyaç vardır. Bu halklann kültürel Pazınk Kurganı gelenekleri. bunun İçin de sistemi köklü bir şekilde kavrayabil meyi engelleyen. yüz elli yıl önce doğuda mitolojinin gerekli şekilde sistematize olmadığını da vurguluyor ve yalnız sistematik mitolojik araştırmalar yü­ rüterek etnik-kültürel değerleri ortaya çıkarmanın mümkün olduğunu savunuyor.MİTOLOJİ karakterli tüm mitolojik konu ve kav­ ramların varlığı bu geleneğin bütün­ lük ve sistemlilik özelliğini gösteriyor A \ >İ ve ondan bitmiş bir sistem gibi söz etme olanağını sağlıyor. Çünkü mitoloji. edebiyat ve tarihlerin oluşu­ munu belirler. aralıksız ortaya çıkıp Türk kültürüne yabana olan. Ancak etnik-kültürel geleneğin bel kemiği­ ni oluşturan Türk mitolojisini. sistemli ve teorik olarak bir bütün şeklin­ de öğrenmek yerine. M. bugün hem bir bütün hem de unsurlar şeklinde ciddî bir deği­ şikliğe uğramadan. bun lan kayde­ derken. Farklı Türk haiklannın kültürel geleneklerinin yaklaşık 50 yıllık bir zaman zarfında araştınlması. çağımızdaki fark­ lı Türk halklan arasında yasamaya Saç Tokast. Bunlar göçebelerde sözel hikâyeler şeklinde kuşaktan kuşağa geçer. yazılann en önemli içeriğini. millî kültür ve etnik-kültürel değerlerin doğru anlaşılması bakımından ilk kaynaktır.

çevre ortama uygun oluria. Düzenle kaos. Türk mitolojik dünya modelinin en ciddî bi'. Tüm bunlarla birlikte. evrim geçirdikçe. Çağdaş bilimsel bilgilere göre. m Tanncılıgın oluşturduğu kanısına ulaştırmıştır. kâinatın başka bir noktasında sonsuz derecede büyük bir de­ ğişikliğe sebep olabilir. Canlı organizmaların DNA'lannda kodlanmış olan genetik hafızası. liriğine göre mitolojik bütüncülükle ilgili motiflerin değişim yollan. hayatın kenı lısi gibi içerik itibariyle bir yaratıcılık sürecidir. Kvant kuramına göre. arkaik yapısını tamamıyla koruyamaz ve elindeki olanaklan değişime uğramış motiflerde tek tek gerçekleşti397 . Bazı rastLmtısal uygunluk veya uzlaşmalar. canlı var­ lıklann değişik şekilleri arasından en genel olanı ortaya çıkarmaya çalı­ şır. genel mitin değişiminden türerler. Bu kazara oluşan rastlantılar sonucunda hayret verici yeni şekiller ortaya çıkar. on< laki i m kan lan n bir şekilde gerçekleşmesidir. mitologlan son olarak. Onun evrimi. O zaman yeni hayat formüllerinin ortaya çıkması için olanaklar yara­ tılmış olur. yeni formüllerin ortaya gkışını sağla­ yabilir. Ut rastlantı sonucu oluşur. Bu nuıtasyonlar yararlı olur ve ortaya gkan tür. ilk bütüncülükten bağımsız gerçekleşemezler. O ruh. Bu anlamda mitolojik rxrtüncülügün evrimi. Değişik mitler uyumun belli kuralla­ rına uyarak. Yani. Bu da rastlantısal mutasyonlar yaratır. (bak: Tanrıcılık) •• ı MİTOLOJİK BÜTÜNCÜLÜK: İlk ve bütün olanaklan kendinde topladıftmdan. bu İlk olanaklardan geçer. Çünkü rastlantısal olayla­ rın kendisi bunun için her an yeni gerekli koşullan yaratabilir. aynı zamanda görünür. Bir mitten başka bir mite geçiş olanağı veren kurallar vardır. Bu ku­ ral lann kaynağı mitlerin kendisidir. kâinatta her şey birbirine bağlıdır.r. genel bir dünya görüşü ve mitolojik görüşler sistemi gibi Türk mitolojisinin temelini ve başlıca içen . herhangi bir yerde gerçeklesen en küçük bir değişiklik. Ancak bu formüller. doğadaki toparlan­ ma ve dünya düzeninin kendisi de belli bir ölçüde rastlantıların ürünü­ dürler.ıı n d c araştıniması. sonraki tüm değişmelerine bakılmayarak korunan ana yapı. Bütüncül.MİTOLOJİK BÜTÜNCÜ LÛK mHere temel yaratma İmkanı vermeyen bir sürü araştırma gerçekleşn.lir. Eski mi­ tolojik düşüncenin doğasında da birleştirici ruh vardır.

sabit mitten daha zengin görünebilir. belli anlamda programlaştınlan da sürecin sonucu değil. doğa kanunlanna ters düşmeyen örümcek ağı gibi ilişkiler şebekesi yaratır. Burada rastlantı denilen durum. Burada kazara 398 . Çünkü bu bağlılık bozulamaz. Bu anlamda evrim. Ve bu kendiliğinden olur. genellikle anlaşılmamış olan durumdur. onu bir bütün ha­ linde görmektir. İlk bütüncül. Bu bakımdan. İlk olanaklar. daha çok ev­ rim sürednin belli yasalar çerçevesinde hareket edebilmesi için bir yol­ dur. En değişik versiyonlarda bile. Evrimi tüm doğaya Özgü bir şeklide kendiliğinden gerçekleşen bu bütüncül. Bu da evrimin belli kurallan dahilinde olur. sadece yeni bir şeyin ortaya çıkması demek değildir. bir süredn bütünlüğünün etkisini bı­ rakırlar. Çünkü yapısal olarak bir bü­ tünden aynlan parçalar olduklan için. bu İç uyumdadır. Bu unsur sayesinde sabit yapıyı oluştur­ mak mümkün olur.MfrOLOlİK BÜTÜNCÜ LÛ K rir. evrimin belli yasalan çerçevesinde kendi kendini oluştu­ ran sistemde ortaya çıkar. Bununla birlikte bu mitolojik bütün cülükte. dağılıp parçalanır. değişime uğrayıp dönüştü­ ğünde bile. kendindeki tüm işaretleri gerçeği dönüştüre dönüştüre sabit yapıyla olan bağını korur. Oluşan versiyonlar üst üste geldiklerinde. Temelde. Ancak bu versiyonlardan hiçbiri ayn ayn onunla eşdeğer olamaz. rastlantı eseri de­ ğildir. Yani aslında bir süreç olan ve ne olursa olsun gerçekleşecek yapılann sonu görünmüyormuş gibi sonsuz görünen versiyonlar labirenti oluşur. Daha doğrusu. Bu süre İçinde gerçekleşenlerden hiçbiri. Rastlantı olarak görünenlerin içerisinde bile bir iç uyum söz ko­ nusudur. sonradan aynlacak bölümlerin işaretleri toplanmış olduğu gibi. Sabit yapı. değişenlerin toplamı sonucunda ortaya çıkma fırsatı bulur. gerçek bir program değil. mitolojik bütüncülüğün değişik versryonlan. sonradan aynlacak bölümlerde bu ilk bütüncülün işaretlerini kendi İçin­ de yaşatır. İlk bütüncüldeki olanaklar. Bu labirentte ilk olanaklar. değişimler karşılıklı bağlılık içinde gerçekleşir. İlk canlı varlıkların genetiğinde onlann bütün gelişimi ve evrimi en ufak aynntılanna kadar yazılmıştır. Etnikkültürel sistemin gücü ve dayanıklılığı. yönüdür. bu evrimin kendi içerisinden gelen bir uyum vardır. temel mitteki önemli unsurlar­ dan en az biri korunup kalır. Bu süred anlamanın en doğru yolu.

Mantığın yapısından farklı ola­ rak. O düşünceler. küçük evrenle. Her biri de başka bir faaliyet alanı ka­ zanmıştır.luynuş hiçbir şey yoktur. sembolik ve mecaz tabiatlıdır.ıvnlan unsurlar. Korkut Ata. "ilkel" ve "geri kalmış" saydığı topluluklar­ da bile ilkel uygarlığa özgü mitolojik düşüncenin uzun bir zaman canlı • »ineklerini görmüştür. kaynağını kolektif ılıısünceden alır ve ona dayanır.MİTOLOJİK DÜŞÜNCE ı . (bak: Ulu Ana) MİTOLOJİK DÜŞÜNCE: İçeriğine göre mistik olup. Onlar sabit yapıdan gelen ve mümkün oiaı 'il»*t ek şekillerdir. bazen de • -i Ana adıyla bilinen bütüncüldür. Bu "kozmoloji çağı"nın şiirsel mito­ lojik dünya görüşü. Dünyanın anlaşılmasının ve zıtlıklann çözü399 . "mantığa kadarki" düşünce veya bilinç" olarak tanımlıyor. "varlığın eşrefi" olarak bakılıp. Hızır. Ulu Ağ Ana. Mitolojik dü•. Bu. mitolojik sembolizmine uygun bir şekilde gerçekleşir. L. ilkel görüşlerin hakim olduğu bilinç: "şiirsel mitolojik dünya görüşü". değişik işlevleri yerine getirebilirler. Ona göre de aynı mitolojik bütüncülükten kopan motif. farklılaştıkça bağımsız koruyucu ruhlar gibi bir işlev taşıyan \^ »/kurt. Levi Brül. Ulug Türük. büyük evren arasındaki oldukça ya­ kın bir ilişkiden ortaya gkar. gizli doğa güçleri ve ı mlarta yakınlığı korumak anlamında mistik bir İçerik taşır ve nesneyle o ıtesne hakkındaki görüşler birbirinden ayn düşünülemez. Avrupa merkezli bilinç. mitolojik düşüncenin temelini "zıtiık"lar oluşturur. Nuranî Derviş ve benzer) motifler ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda o I «ıtüncülün değişik görünen unsurlan da zaman zaman birbirleriyle yer 11*'iliştirip. Irkıl Hoca.unce dünyasında insan. Bir köke bağlı olan sabit yapıda ise bu bütüncülden kopup .. yapısal-anlamsal bakımdan birinin işlevlerini yerine getirebiliıler.m üstün tutulmaz. Mitolojik semboit/nu' göre bu motiflerin en zengini Ulu Ana. yaşadığımız bilinç çağı İse "şiirsel mitolojik" veya "kozmoloji çağı" olarak adlandınlır. bir yerde "ana" olarak karşımıza çıkarken diğer yerde "ata" olaUlu Türk mitolojisinde birçok arkaik yapılı motif vardır. diğer variıklar< l. Mitolojik manlık. doğayla dostane ilişkileriyle ayırt • •dilen eski mitolojik düşünce tipini. Birkaç kez değişime uğrayan bu bütüncül.

tarih ve bilimsel düşünce tipine dayanan özel düşünce tipi gibi de tanımlanır. çevredeki herhangi bir ağaan. Millî varlığın en saf ve şeffaf çağını -mitolojik düşünce çağını. Daha sonralan tasavvuf şiirin­ de ve dervişlerin dilinde "on sekiz bin âlemi bir zerrecikte görmek" şeklinde görülen bu mistik düşüncenin. birçok bakımdan daha gü­ zel düşünürler. doğanın sırlan. Ölüp-dirilmeye olan inan­ an temelinde böyle bir zaman anlayışı yatar.MİTOLOJİK D Ü Ş Ü N C E münün temel yolunun mitlerden geçtiğini savunan bu düşünceye gö­ re. İlk insanlara göre birçok şey daha aydındır. Doğanın sır­ lan bizlere göre daha az gizlidir. aslında şiirsel mitolojik bilince yakındır ama aynısı değil­ dir. mitolojik düşüncenin kurallan bakımından kendi sembolik özelliklerinin aktancısına çevrilirler. Bu anlamda. her şey. Maddî âlemde olan dağ. arkaik düşüncenin nedensonuç ilişkisinden mahrum olması ve geçmişle şimdinin sembolize ol­ ması gibi özellikler olduğu açktır. ağaç ve benzeri doğal unsurlar. Mitin her zaman aktif olması sayesinde. arkaik cemiyetlerden itibaren bütün ırklar. dağıtıcı kaotik başlangıcın mücadelesi"nin görüntüsünden İbarettir. Ancak mitolojik düşünceyi şekillendiren. Bu bakımdan mitoloji içerik olarak. Mitolojik düşünceyle yaşayan insan İçin. Ancak mitolojik düşünce. İşaret bilimi ağsından. mitolojik düşünce günümüz insanının hayatında da kendini hissettiriyor. Kopuk anlayışlann yok denecek ka­ dar az olmasıyla dikkat çeken mitolojik düşüncenin başka bir özelliği de zamansal döngüsünün olmasıyla ilgilidir. Günümüz insanıyla ilk insanlan kıyaslarsak. Antografik araştırmalara göre. Dün­ ya Agaa'nı veya herhangi bir akarsuyun ilk Suyu sembolize edebilme­ si de mitolojik araştırmalann konusunu oluşturmuştur. Şüphesiz. Mitolojik dünya mode­ linin temelini evren ve kaos hakkındaki düşünceler oluşturur. "düzenleyici evrensel baş­ langıçla. kozmolojik bilinç çağından kal­ ma bir kaynağı vardır. 400 . saf bir mitolojik düşüncenin kendisi de somut bir anlayış­ tır. her şeyde mesken tutmuştur. bir milletin fikir ve düşün­ ce tarihi gibi. sadece mitler sistemi ola­ rak değil. ırmak.anla­ tan metinlerin içeriği. tarihî bi­ linçle yaşayan sonraki çağlann insanlan kadar gizli ve kapalı değildir. her şeyden önce dünyayı mitolojik modeller arasında düşünmüş ve yaşamışlardır.

Pazsnk Kurganı pa geleneğinin bir ürünü gibi ortaya çıkıp. Başlangıç olmayana bir anlam vermeyen ve onu yok sayan mitolojik düşünce İçin. bu düşünce tarzıyla yaşayan insanlann dünyayı anlamakta. Çağdaş dünya görüşünden farklı olarak. Arkaik ve geleneksel halk kültürü incelen­ diğinde. mitolojik düşünce çağından gelen kökleri vardır. Var olan lıer şey. dünyada yeni dönem Avru­ Bir İşleme Örneği. Kendi içinde bir mantık güden mitol« >'jik düşüncenin doğasının araştinlması. Bu anlamda mitolojik gelenek. milli mitolojik sorunlann öğrenilmesini zoriaş(ır. (bak Mit. Onun için de bir Türk mitolojisinden bah-dildiği zaman. Millilik ve halkın kendini anlama duygusu.MİTOLOJİK D Ü Ş Ü N C E Gerçekliğe. mitolojik düşüncenin kendine has bir yaklaşım tarzı var. dünyada durağan hiçbir şey yoktur. Millî dil ile din duygusunun. deney. oluşum < kli ve değişim süred temeldir. kökeni mitolojik ve şiirsel mitolojik dü­ şünce tarzında olan geleneğin. mitolojik düşüncenin başlıca tföstergelerindendi r. millî dilde de var olur. duygu ve düşünce. millî mito­ lojik düşüncenin öğrenilmesine engel olan hipotez ve faraziyeler do­ ğurur. Mitolojik düşünce. millî karakterin temeline ı Uyandığına göre. Mitoloji) 401 .ın yabana teori ve görüşlerin ölçütlerinden yola çıkılması. asla bireysel duygu. tarihî bilgileri koru­ yup saklamadığı görülür. herhangi bir nesnenin veya olayın kendisi değil. mitolojik düşünce sistemi içinde kar­ şılığını bulur. başlangıçtan sona ve sondan başlangıca doğru daimî bir hare­ ke! halindedir. düşünce ve görüşlerin anlatıcısı değildir. İlkel çağın arkaik ve mito­ lojik düşüncesine göre. günümüz insanından birçok bakımdan < lal w üstün olduğu kanaatini doğurmaktadır. Onlann her birinin birbirine benzer karşılıklan vardır. Kolektif ruh.

"Mitolojik inançlar" deyimini bazen "rai. Bunlarla birlikte. sembolik di­ lin değerini bilen eski çağ İnsanlanndan çok uzaklardayız. dağılıp parçalanmış. Araştırmacılar. artık var olmayan ina­ nışlar sisteminden bahsederken bu anlayı­ Hun Boğa Figürü şa başvururlar. Bu anlamda biz. her sistemin ana kanunu. ancak hurafenin varlığı göründüğü kadar da önemsiz değildir. hem yaşamayı başanr hem de gelişme gösterebilir. Parçalanmış bir sistemin ne derece mevcut bir sistem sayılabileceği agk değildir. sınama" anlayışlarına ya­ kın.MİTOLOJİK İNANÇLAR MİTOLOJİK İNANÇLAR: Daha çok halk kül­ türü ve etnograrî bilimcilerinin ve bazen de din ve mitoloji uzmanlannın açıklama zorluğu yaşadıklannda başvurdukları bir anlayıştır. yok olup gittiği görülmüş­ tür. etnografik araştırmalar ve anket usulü elde edilen verilere dayanan metinlerdir. kendini korumaya ça­ lışması ve dış etkenlere tepki göstermesidir. Çok sayıda inanan kökleri mitolo­ jik düşüncenin ilk çağlanna kadar uzanır. Bazı hurafe­ lerin ömrünün bittiği ve kökünün kuruduğu. Böyle bir özelliğe sahip olan bir sistem. herhangi yazılı. Böylece bu anlayış daha çok ya dinî sistemin eşanlamlısı olarak ya da önceleri mevcut olup. onlan mit veya dinle bağlamak daha doğru olur. Çün­ kü. dar bir anlamda da kullanıyorlar. Çok sayıda eski sistemin günümüze kadar korunup geldiğine bakmaksızın. Bunun nedeni ise metinlerin kendi içeriğinden kaynaklanır. Mitolojik inançlar için geçerli olan metin tipi. Dünyayı anlamlı kılan şeyin. Yorumların standart ana fikrini oluşturan mitolojik inançlar veya ina­ nışlar. rivayet. Gerçekte. mitolojik bilgilerin taşryıasıdıriar. ne zaman ve nerede isterse dolaşabilen ruh. mitolojik inançlarla ilgili bilgi taşıyarak mitolojik görüşlerle bağlı olabilir. sınama ve efsun gibi şekillerde yaşayabilirler. Mitolojik bilgi taşıyıcısı olan bu inanç ve inanışlar daha çok. resim ve hatta giyim. sözlü ve görüntülü bir malzeme. sonralan ise dağılıp parçalanmış eski sistemin kalıntı lan anlamında kullanılır. sem402 . istediği zaman. bu inançlann etki gücü olduğuna inanılmıştır.

doğada olan bazı güçlere ve olaylara saygı duy­ muşlardır. Çünkü tüm etnikkültürel gelenekler. Gelenek. dn ve l>enzeri motifler gibi geleneksel mitolojik inançlardan kaynaklanan var­ lıklar olduğu söylenir. bu inanış sistemiyle. Ancak bunlardan birine saygı gösterilmesi ve hatta kutsallık özelliği verilmesiyle. onu Tann olarak görmek. farklı olaylardır. İnançlar. Bazen halisünasyon halinde yaşananların içeriğinde bile al. Dış unsurların etkisi de istisna teşkil etmez. belli bir mitolojik görüşler l^tünlüğünü bildirir." (R. Şamanizm arasında bir bağlantı kurmaya çalışırlar. te403 . halk inanışları ve mitolojik inançlann. Bu unsurlardan hangisinin ömrü biterse anında devre dışı bırakılır. Belli bir mitolojik inançla bağlanan ve ondan türeyen mi­ tolojik bir terimdir. Onlara geçmişin kalıntılan gibi bakmak. Türkler tarih boyunca. bir dönemin araştırmalarını oldukça olumsuz etkilemiştir. Ancak bu anlayışlardan "inanış"ın dindeki karşılığı­ nın "iman" veya "inam". yitirdikleri tüm anlamlan ve ilk yaratılıştaki güçlerini onlara geri kazandırabilir. Mitolojik inançlarla ilgili "sınama" kavramı da kullanılır. Çünkü etnik-kültürel sistemde her şey içeriden birbirine bağlıdır ve bu bağlılık sayesinde de bütün bir yapı oluşur. ılıür şeklidir. onlar her zamanki güçlerini korumuşlar ve bu güçle yaşamaya da devam etmektedirler. Araştıımaalann gözünde.yine geleneğin kendisi düzenler. onlara hurafe ve geçmişin kalıntılan gözüyle bakmak yanlış olur. Genon) Araştirmaalar bu anlamda. Bu­ nu da. sadece işk*vsel bakımdan onun varlığını temin edecek unsurlan koruyup saklar. ırkın öz doğasından gelen bir kaynağı vardır. kendi kendini oluşturup koruyan bir sistem olarak. Eski Türk mitolojik inanışlarından bahseden birçok araştırmaa. ona tapınmak arasında önemli bir fark vardır. lıalk arasında "sınak" adryla da bilinen "sınama" ise onun gerçek bir te/. Ate­ şe saygı gösterilip aziz tutulmasıyla. Madem ki onlar anlam itibariyle yaşryor. bunlar anlam itibariyle yakın olan ama birbirinden fark­ lı terimlerdir. Ancak araşf ırmaalara göre. Mitolojik inanç­ ları yaşatan gücün. etnik kültürel yapıyı belirtiyor ve ırk ihtjyaçlanna cevap veriyor. ömrü bitmiş olan hiçbir şeyi yaşatmaya çalışmaz. eskilerin kalıntısı ve ölüme mahkum olduklan fikrine katılmıyorlar. "inanç"ın ise "itikat" olduğuna dair fikir.MİTOLOJİK İNANÇLAR lx>ller ve törenlere yeni hayat vererek.

yüzyılın PozitMst anlayışında. mitolojik geleneklerle doğrudan bir bağlılık için­ de olup. Bu bakımdan sembolistler. yüzyılın maarifçiligi olduğunu göstermiştir.MfrOLO)İK KURAMLAR rimler arasındaki sının belirlemeyi zorlaştırır. Bu yüzyılın Tayio ve Long ile temsil olunan klasik İngiliz antropolojisinde. 19. Psikanalistler de genellikle mitolojik metinlere olumlu değer biçerler. Ritüel fikirleri aktaran bu mektebin teo404 . 17. mitin nerede bittiği ve dinin nerede başladığı şeklindeki bir sorun. araştırmaalar. onlar arasından da A. mitolojik metinler çoktan yok olup git­ miş. Blok ve V. rvanov gibi Rus sembolistler öne çıkıyordu. Dinin gelişmiş şekli ve milli edebiyatın kaynağı olan mitolojik metinlerin araştın İması. Çünkü mitolojik inançlar­ dan bahsedildiği zaman. yüzyılın sonlarına kadar batı edebiyatında geleneksel mitolojik konulardan ya­ rarlanılırdı. halk kültürünün en eski evrelerinin öğrenilmesi açısından oldukça önemlidir. filozoflar. mecaz ve hatta inisiasiya törenleri­ nin izini görmek mümkündür. mitolojik metinlere karşı yeni ilgilerin oluşumunu sağladı. yüzyılın başlan nda ise mitolojik metinlere olan merak dddl bir şekilde arttı. Sonuç olarak mitolo­ jik İnançlar. Edebiyatın mitolojiyle etkilenme süreci. Bu ilginin başka bir iradesine de intuitrvist (doğrudan. MİTOLOJİK KURAMLAR: Mitolojik metinlerin doğasını. kaynaklannı mitolojiden aldıklannı gösteriyor. Modemist yazarlann bazı eserlerinde mitoloji. sembol. yüzyılın sonu ve ZO. Ancak edebiyat ve felsefe tarihinde. bu sürecin zirvesinin 18. Yazarlar. hurafeler ve ya­ lanlarla karıştırılırdı. yapısını ve iş­ levlerini inceleyip açıklayan kuramlardır. köklü yanlışlıklara götürebilir. Birçok yazann eserlerinde mitolojik motif. halk kültürü ve eski edebiyatların. edebiyat bilimi ortamına da yansır ve ritüei-mitoioj'ık eleştiri mektebi ortaya çıkar. gelenek ve göreneklerin kalıntı lan ve İnsan algısının bilim öncesi aşamasında çevre âlemi açıklamasının arkaik usulü olarak gösterilirdi. mitolojinin giderek kendi içeriğinden uzaklaşması. 19. Bu dönemde mitoloji. direkt ve anlık algıya ina­ nan yaklaşım) Bergson'da rastlanır. psikanalizinle birlikte kullanılır. Bu görüşe o zamanlar sadece vlko karşı çıktı. toplum­ bilimciler ve etnolog lan saran bu merak. mitolojik metinler sadece etnograflann dikkatini çekerdi.

mitolo­ jik metin anlayışını oldukça derinleştirmiştir. Ayman'in eserleriyle temsil edilmiştir. Klasik etnografî. Hatta o. Frayın'ın "Eleştirinin Anatomisi" (1957) ve benzer eserler bu konudaki örneklerdendir. Duglas'a göre. Çeyzin'in "Mitolojik Metin Aktanşian" adlı eseri (1949). yalanı ve yalan beyanı bildiren bir anla­ yışa çevrilmiştir. Fray'ın gözünde bir Yung ve Frenzer toplamının olması de rastlantı değildir. Çeyz. yüzyılda kendi karşıtını doğuracak kadar genişlemiştir. Mitolojik metinlere olan yeni yaklaşım ise iradesini. Klasik filoloji ise edebiyat ve güzel sanatiann etnolojileştirilmesinin başlandığı alan olmuştu. Ona göre mitolojik düşünceye geri dönmenin mümkün olmadığından mi­ tolojik metinlerin kavramlarıyla maniple etmek için yollar açılır. bir yandan da estetik bir olay sayarak onu edebiyatla eş tutar. Lord Reglan ve H. po­ lemik bir anlam içerir. Tüm zıtiıklann tek yönlülüğüyle 20. İlkel insa­ nın korkunç doga güçleri karşısında kendi manevî doğasını tatmin edip merakını gidermek ihtiyacından kaynaklanan mitolojik metinler­ de. Mitolojik metin artık genetik değil. Öykülemenln kökü de ritüele dayanır. mitolojik metni. Levi BrüTün "Kolektif Görüşler" ku405 . Malinovskl'nin rirüelist fonksiyonalizminde. Eski kültürleri öğrenme alanında analitik psikolojiyle ritüel mitolojik yön arasındaki sentez de bunun sonucunda ortaya akar. Mitolojik metinle ritüelin ve mitolojik metinle arketipin (ilk motifin) mutlak birliğine inanan Fray'a göre İse bütün edebi metinler ve türlerin kökü mitolojik metinler ve arketiplerden gelir. yüzyılın etnograf bilimi. Amerikalı araştırmacı Rav ise mitolojik metnin idealleştirilmesinde tarih karşısındaki korkunun iradesini görmektedir. Frezer'in "Kızıl Budak" eseri­ ni ve Yung'un libidonun sembolleri hakkındaki araştırmasını edebiyat biliminin ana kitabı sayardı. daha çok dünyanın bilim öncesi veya bilim karşıtı açıklamasını gö­ rürdü. Bu eserlerde de ritüel-mrtolojik modeller sanatsal ha­ yal gücünün kaynağı olarak değil. O. Frezer hem etnograf hem de klasik filoloji uzmanıydı. yapısı olarak öğrenilir. N. Mitolojik metinlerle edebiyat arasındaki sınrrlann kaldınrrnası mito­ lojik metin anlayışını büyük ölçüde genişletir. mitolojik metnin anlamı 20.MİTOLO|İK KURAMLAR risyenlerinden olan R. Fray kendine bas edebi antropolojisinin hazırlanmasını teklif ederdi. Ritüel-mitolojik kuram.

Qusdorf ve Losev gibi yazarlann eserlerinde bulur. Fırkandt. 20. Marett. Mitolojik metin. EtnograrKİe işlevsel mektebin kurucusu olan Malinovski. yapısal temel üzerine kurulduğunu kanıtlamıştır. yüzyıl etnografisindeki görüşlerden uzaklaşmıştır. bu olayda Frezer in katkısının büyük olduğunu ortaya çıkarmışlardır. zıtlıklara son derece ilgisiz yak406 . ritüele eşdeğer bir yönü olmayan mitolojik metinlerin oldu­ ğunu ve mitolojik metinlerle törenler arasındaki birlikteliğin genetik de­ ğil. takvim dönemleriyle bağlı tören kökenli mitolojik me­ tinler üzerinde yaptıklan araştırmalarda. Stanner de inandına bir şekilde. Boas. O da Frezer. dini bütüncülde büyüye ayır­ dığı yerle.MİTOLOJİK KURAMLAR ramında. mitolojik metinlere böyle bir bakış açısıyla yeni bir tarzda yaklaşırdı. Onun görüş­ lerini Eliade. ilkel düşüncenin özelliklerine dair bazı görüşlerinde Levi Brül'e ve Levi Stross'a katlıyordu. ilkel mitolojiye dair düşünceleri daha da derinleştirmiştir. Şmidt. Kassirer'in Mantıklı Sembolîzmi'nde. mitolojinin Öğrenilmesini ritüel maceraya yöneltti ve birçok türün temelinde ritüel modellerin yerini oluşturma olanağı verdi. kabul edilmezdir. Levi Strossun Yapısal Anallz'inde. Dümezil. Bazı önemli fikirlerle ortaya çıkan ve mitolojide sos­ yolojik görüşü öne çıkaran Durkheim de Malinovski gibi mitolojinin agklayıcı amacı olduğuna dair 19. Eliade. Durkheim. büyü ve törenle bağlı olup. O zaman dramın ritüel-mitolojik köklerinin ne kadar derinde olduğu da ortaya çıktı. İlkel düşünce ve onunla birlikte mitolojik düşüncenin Özellik soru­ nunu ilk kaldıran Levi Brül olmuştur. düşüncenin ilkel ve srvilize şekillerini prensip benzerliği üzerine kurar. Kempbell. O. yüzyılın başlangıcında. Radin. Elbette ritüelin mitolojik metin üzerindeki üstünlüğü kuramı. ona yakın olan Rus etnograflardan Bogoraz ve Stemberg gibi. Ritüelistler. Qusdorf gibi isimler geliştirmişler. Iliyade'nın fikirleri. "kolektif görüşler" İradesini bilimsel anlayışlar dönemi­ ne dahil etmiştir. Yung'un Psikolojik Sembolizmi'nde. Onun 20. yüzyıl mitolojik metinler yaratıcılığı bakımından özellikle önemli olan döngülü zaman konsepti ise mitolojik değil. Taylor Animizminin aksine. O. Fransız sosyoloji mektebinin kurucusu olan Durkheim. eski cemiyetlerde doğal ve toplumsal dü­ zenin korunup. saklanmasının araodır. tören içeriklidir.

Mitolojik metni yapısakı açıdan in­ celeyen Stross. mitolojinin de kültürün sembolik şekli gibi görünmesinden ibaretti. Allegorizm­ den uzaklaşmakla Yung. Otto ve H. Yung gerçekleştirdi. ilkel bilindn yarattı­ ğı mitolojik motifleriyle karşılaştmlırdı. Langer'dlr. mito­ lojik düşüncenin özelliğini. mitolojik metindeki sembolizmin daha derin­ den anlaşılmasına yardım etmiştir. Mitolojik metin kuramındaki önemli bir ilerleyiş de Fransız etnolog Klod Levi 50055*un adıyla bağlıdır. mi­ tolojik düşünce ve mitolojik sembolizmin birçok köktend yapısını yüze gkarmakO. Fransız sosyoloji mektebinin "Kolektif Düşünce­ lerinden yararlanan Yung'un kuramında arketipler. Burada başlıca prensip. dil ve güzel sanatlarla birlikte. Böylece Freydvari. nesneyle motifi v. te­ mel olarak en önemli psikolojik konumlann ifadesini görürlerdi. Riklin ve Roheym). Mitolojik bilincin öğrenilmesinde bir sonraki adım. kendi mitolojik metin felsefesi sistemini hazırla­ mıştı. Mitolojik düşüncenin Levi Stross tarafından hazırlanan bu yeni yapı­ sal analizi. Malinovski. aynmlan görememesinde biliyordu. onun gerçekle ideali. bu geleneklerle lingvistik yapısaialık ve enformasyon ku­ ramından gelen yeni düşünceleri birieştirebilmiş ve sonuç olarak yapı­ sal antropolojiyi ve ona uygun olarak da mitolojik metinler hakkındaki kendi kuramını yaratmıştır. K. Kassirer usulü sembolizme geçişi ise psikoloji alanında K. mitolojik metinde. Kassirer"in en önemli hizmeti.MİTOLOJİK KURAMLAR kısarak.b. Durkhetm. İlkel sı407 . birçok bakımdan Levi Brül'ün görüşleriyle uyuşmaz. Uzener'in antik mitoloji ile ilgili araştırmalannı temel alan Kassirer. Allegorizmden (sa­ natsal ifade). "Sembolik Formlann Felsefesi" adlı kitabının ikinci cildini oluşturan bu eserde Marett. ilkd düşünceyi. İlk önce bireyin psikolojisini temel alırdı. Freydistler (Freyd. Levi Bıül. Rank. R. kolektif düşüncelerin mantık Öncesi karakterini farz olarak kabul * Mm iştir. Karrirer'in "Mi­ tolojik Düşünce" (1925) eseri oldu. Kassirer'in yolunu devam edenlerden biri de S. Çok sonra meydana gkan neofreydistler de mitolojiyle çok az uğraştılar. Levi Stross. Fransız sosyoloji mektebinin yetişti rdikJerindendir. Kassirer. kolektifbilinçalta gibi açıklar. Freydizm. Aynı zamanda Amerikan kültürel antropolojisinin etkisini de üzerinde hisse­ den antolog.

geleneksel bir kural olarak. kısa ve açık ifadesidir. Y. Kültürel olarak geri kalmış halklarda ise kozmogonik mitlere daha az rastlanır. Levi Strossun paradigmasryia V. Günümüzde ise K. zıtlıkların rolünü belirleyen Levi Strossun başka bir hizmeti de mitolojik metne olan eski bakışlarla. Frank Kamenetskin'in. bu metinler aynca halk kültürü gibi de öğrenilebilir. Freydenberg ve I. Gelişmiş mitolojik sistem­ lerde. Gelişimin daha yüksek aşamasının bir ürü408 . ilk yaratılış çağıyla bağlı kutsal. Ancak mitin kendisi bir tür olayı değil­ dir ve tür ölçütleri içinde ona yaklaşılamaz. Mitolojik metnin şi­ irsellik sorunu Y. dokunulmaz ve sakral sayılanlar hakkın­ daki hikâyelerdir. Meleri nski ve onun mektebine üye bilim adam lan ta­ rafından durmaksızın araştınlmıştır. Üstelik sa­ natsal düşüncenin gelişim kaynağı ve belki bütün zamanlarda kalıbı ol­ duğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. mitolojik anlam yüklü bu metinlerin kendi iç dinamizmleri vardır. mitolojik metin. Öbür dünya ve talih hakkındaki mitolojik görüşler ise daha geç oluşmuşlardır. Aynca O. ye­ ni bakışlan birleştirebilmekolmuştur. mitolojik metinlerin en önemli bölümünü insan ve dünyanın yaratılışryla ilgili mitler oluşturur.MİTOLOJİK METİN nıftandırmalar ve genelleştirmelerde. Bazı araştırmacılann fikrine göre. yüzyıldaki mitolojik kuramlar. mitolojinin anlamıyla ilgili araştı rmalan da Levi Stross'un bu tarz araştırmalarının önüne geçiyordu. Çünkü folklor ve mitolojik metinlerin yapısal görünüm kriterleri­ ni oluşturmak bakımından Propp'un "Hikayenin Morfolojisi" adlı eseri oldukça önemli bir rol oynamıştır. anormal doğum ve ölümün kökeni hakkındaki mitlerdir. mitolojik düşünceler ve dünya görüşünün toparlanmış. onun işlevleri ve yapısı hakkında anlayış. Bu bakımdan Fransız Qreymas'ın araştırmalan dikkat çe­ kicidir. Bilgi taşıyan. Lotman'ın mitolojik metinle bağ­ lı anlamsal çerçevede yaptığı araştırmalar da çağdaş bilimsel-teorik fi­ kirlere etkisi bakımından da dikkat çekicidir. ZO. MİTOLOJİK METİN: Mitolojik metin. Propp'un sintagmasını birleştirmek yönünde bazı cabalar vardır. Konulan içeri­ den birbirine bağlanan mitolojik metinler. bireysel ve yaratıcılık psikolojilertyle ilgisine da­ ir düşünceleri büyük bir ölçüde genişletip derinleştirmiştir. En yaygın mitolojik motifler.

Ancak koruyup sakladığı mitolojik bilgi bakımından bu metinler. Dua. eski halk kültürlerinin araştınlnı. /. Tören metinleri. ocak başında. Bunun için de her u m a n geleneksel metin gibi kavranmazlar. doğumdan önce okunan dualar. 409 . Yerine ve zamanına uygun olarak söylenmeyen metinlerin sakrallık ve büyülü içeriğini yitireceğine kalİH-n inanan gelenek taşıyıcısı. bu bilgilerin ilk anlamlannın unutulup.MİTOLOJİK METİN mı olarak ortaya gkan eshatolojik mitler İse aslında kozmogonik mitler dom-mine aittir. oımanda ateş Kışında. mitolojik rivayetlerin. tan yeri ayırdığında ve Umun gibi koşullarda okunulmalıdırlar. bu büyülü İçerikli metin parçalarının olmamasının bir nedeni de anlatıcının o efsane veya hikâyeyi elverişsiz koşullarda anlatmaya mecbur edildiğinden kaynaklanmaktadır. herhangi bir güldürü metni veya millî giyim. • »mi'gin. buralarda hikaye veya «•Kine yoktur. Mitolojik metin gibi halk inanışlannın. arkaik efsaneler ve sihirli hikâyeler şeklinde formlar sayılabi­ lir. etnografîk bakım dan mitolojik anlamla yüklenmiş olup. IM bakımından.beddua. şaman dualan ve efsaneler de bu açıdan değerlendiri­ lebilirler. .tman geçtikçe efsane kılığına bürünebilir. millî mitolojik kaynaklar arasına d. eski gelenekte öğüt gibi amaçlar taşır­ dı O zaman yazıya alınmış birçok halk kültürü metninin girişinde ve vMiunda. oldukça değerli kaynaklar sayılırlar. Çünkü onun kaynağı yine mitolojidir. Mitolojik kahramanlar ve onlarla ilgili mitolojik çağ olaylan. efsun. Bu metinler ve dualar sakral ve büyülü içeriğini yitirmemesi için belirli koşullarda okunmalıdırlar. Bütün bunlarla İmlikte. Bu • i u-(inlerdeki bilgilerin bölük pörçük ve bazen de çelişkili olmasının en önemli nedenlerinde biri. Mitolojik metinler yapısal olarak çok sade olurlar. bundan korktuğu Içfcl bu mitolojik metinleri anlatmaktan çoğu zaman çekinmiştir. yitiril- mı-sidir. sınamaLııın ve rüya tabirlerinin kalıplaşmış bir şekli yoktur. yüzyılda Al taylardan hikaye ve efsane metinleri toplamaya gi­ di -n Rus doğubilimdlerinin anlattı klan na göre. Çünkü mitolojik bilgi taşıyıcısı ı >Lın bu metinlerin söylenmesi. ınisiasiyayla İlgili metinler ve ayinler vardır. 19.hil olabilir. Efsane. aslında mitle karışık bir türdür. Form bakımından mitolojik n tyerier.

edebî eser metinlerini fantezi ve sanatsal hayal ürünü olarak kabul ettikleri halele. Dünya modeli ve onunla ilgili mitolojik bil­ giler. mitolojik motifler. Doğaüstü varlıklar hakkındaki hurafe içerikli bu hikâyeler. gerçekte yaşanmış bir olay. insanlann demonolo­ jik ruhlar ve doğaüstü var­ lıktan karşılaştırması oluştu­ ran mitolojik rivayetler (demo410 . Çünkü demonolojik düşün­ celerin ürünü olan bu metinler. mecaz olmadan var olamaz. Mecazın ön planda olduğu edebi metinlerden.' sini. Dünyayı anlayıp. irade etme bakımından onlar arasında ciddî farklar vardır. Dünya mo­ delinin temelini oluşturan bu bilgiler arasındaki sistematik! iği oluşturan bağlılığı da ancak arkaik düşüncenin yaşanası ve taşryıası olan mitolo­ jik metinlerin oluşumu sırasında ortaya çıkarmak mümkün olabilir. dağınık olup. edebî uydurma veya genelleştirme yoluyla yaratılabllen sanatsal motiflerden farklıdırlar.MİTOLOJİK RİVAYET Mitin kendisi bir tür olayı olmadığı için. sakral v e ^ „ ^ 3 f * ' ! i \ ritüel özellikli olanla ilintisi ko­ runan eski inanışlan halkın bilincinde yaşatır. r= <» Konusunun ana ç i z g i . Mitolojik metinde anlatılan ne varsa. mecaz anlamda anlatımına yer yoktur. ayn ayn mitolojik metinlere serpilmiştir. halk inanışlan ve halk dernonoloj'ısinin öğrenilmesinde başlı­ ca kaynaklardandır. Ancak herhangi bir mitolojik metinde. dünya modelinin ifadesini görmek mümkün değildir. Buna göre. Mitolojik metinde İse gerçekliğin. Etnik-kültürel gele­ nek taşryıalan. mitolojik metinleri gerçekliğin ta kendisi olarak görmüşlerdir. mitolojik metin de bir edebi metin parçası değil. sanatsal hayal. (bale Mit) MİTOLOJİK RİVAYET: Mitolojik metnin dejenere olmuş. onu ayıran en önemli özellik de bundan ibarettir. yaşanmış bir gerçeklik gibi kavranır. belli bir an­ lamda bozulmuş halidir. « ^_ ^ temelinde dayanan. Edebi eser.

U şüphesi olmaz.MİTOLOJİK RİVAYET ı* >l<>jık güçlerle gerçeklesen bu karşılaşmalar genellikle yorgun ve uy­ kulu /«imanlarda veya korku hissi yaşanan zamanlarda olur ve bunun M. Genellikle mitolojik metinlerde olduğu gibi. mitolojik rivayetlerin doğasını ve anlamsal yapısını anlamaya yardım edebilir. bir tür olarak ortaya tıkması. Yalntz..»Merebilir. Olaylar bazen üçüncü şahsın dilinden de ınLıtıkıbilir. Olaylarla ilgili anlatılanlara.ın mitolojik rivayetler. etnik-kültürel sistemin doğasını anlamaya engel olur. Çoğu zaman da •plzot etkisi bırakırlar. belirli anlamda inisiasiya töım ve törelerinin kalıntılarını da aktanriar. bitinde ikintı veya üçüncü Kıbasının bir gulyabaniyi tutup sakladığını anlator. yani öbür dünyanın korkunç demonik varlıklarıyla karşılaşmalar genellikle birind kişi olan kahramanın dilinden anlatılır.. yakın geçmişte ve gerçekten yaşan­ mış olaylardan oluşur. Anlaoa bazen birilerini şahit bile '. Temel özelliği bilgi vermek olan mitolojik rivayetle­ rin. konu bakımından çok kısadır.ın de çoğu zaman acı sonuçlar doğurur). Bu metinlerin anlatımı. içerik bakımından arkaik çizgili ol­ duğu da açık bir şekilde görülmektedir. Ancak rivayetin belli bir yerinden sonra artık o üçüncü -. Kumandinlerin halk kültürü metinlerinde de rastlanır. sınırlı sayıda motiflerden > »luşur. doğanın ahengiyle ya-ıvan bir ırkın geleneksel kültürünün doğal tarihsel-kültürel akışı için411 . Onun mantığı yanlışlık gibi kabul etmesi İse geleneğin canlılığından ve tamamıyla Kılk kültürünün kendi doğasından gelir. Burada konu. anlatıcının zerre ka< I. anlanalara ve verilen bilgilere karabalan veya geçmişin kalıntı lan gözüyle bakarak hazır kalıplara sokmaları. Bu metinlerin konusu. Örneğin.-ıhsın dilinden değil de sanki kendisi yaşamış gibi anlatmaya başlar ve İMİylece kendi anlattıklanna bilinçaltında inandığını gösterir. bu metinlerde de belli Ur söz sanatına rastlanır. Araştirmaalarm. an lana bu olayı kimden duyduğunu ı *K eden söyler. Kaynağı itibariyle mitolojik v'ı »nişler sistemiyle ilgili olup. buradaki olaylar. kendine özgü bir türün özelliklerini taşı. Bu duru­ ma. anlatıcının özel bir ha­ zırlığını gerektirmez. Anlatılanlar ise ya an lana nın kendisinin Kışına gelmiştir ya da tanıdığı birinin. Bu. Geleneğin bir taşryıası olan anlatıa. mitolojik dünya görüşünün kriterleri temelinde oluşabilm mitolojik rivayetlerin konularının. Çünkü. anlattıklannı yeriyle ve adıyla iı*k tek gösterir. Böyle olduğu zaman.

Az-çok toplanan verilerde de kültürel gelenek taşıyıcılann ilişkisi bir kenara bırakılarak. Çünkü. Mitolojik inançlan aktaran böyle metinlerin dilindeki estetik ritüel anlamının unu­ tulduğu. "Gerçek­ lik hakkında bilgi" ve gerçekte yaşanmış olanlar hakkında . Türk halk kültürünün oldukça az öğrenilmiş ve genel­ likle ciddî araştırmalann konusu olmamış tünerinden biridir. Kültürün canlılığını koruyan bu halk kültürü olaylanndan biri de mitolo­ jik rivayetlerdir. farklı kuram lan n ölçütleri çerçe­ vesinde yaklaşılmıştır. Tüm geleneksel cemiyetlerde. diğer birçok halkta ciddî bilimsel değer taşımadığından. mitolojik rivayetler tipinden olan halk kültü­ rü örneklerine. doğayla iç içe yasayan halklann önemli bir kültürel parçasıdır. kültür 412 . Bu irade. Sonuç ola­ rak. daha sonraki çağlarda gerçekleşmiştir.MfrOLOlİK RİVAYET de. bu olaylardan her birinin belli bir yeri ve yorumu vardır. kendi doğal haliyle yaşayan halklann et­ nik-kültürel geleneksel değerler sisteminde. Halbuki mistik yaşantılar gibi değerlendi­ rilebilmesi mümkün olan bu ruhsal durumlann anlatıldığı mitolojik riva­ yetler. Buna göre de etnik-kültürel sistemde onun ayn bir yeri vardır. Yazıya alınmış olmasının. "şın polgan" (gerçek olanlar) adı verilir. onun etnograflk yönde araştın İmasını tamamlıyor. halk kültürü yönünden yaklaşma tarzı. canlı geleneğin faktörü olan bu metin tipleri. canlılığına hiçbir etkisi olma­ yan bu tür. Mi­ tolojik rivayetler. Arkaik ritüel anlamı an­ laşılmadığı zaman ise bu metinler rahatlıkla hikaye konusunun temelini oluşturabilir.bilgi tipi olan mitolojik rivayetler. ruhsal hastalık­ lar arasına dahil edilmişlerdir. neredeyse tamamıyla toplanama­ mış olarak kalmıştır. Şor Türklerinin dilinde. onu içeriğine gölge düşürmek gibi görünse de bu yaklaşım. bazen demonolojik hikâyeler ve benzer adlar altın­ da da anılırlar. her bir etkenin yeri bilinir. Burada anlatılan olay ve verilen bilgi ise çoğu zaman halisünasyon ve karabasan gibi değerlendirilip. gerçekten olmuş bir olay gibi kavranır. halk inanışlannı canlı bir şekilde ayakta tutan her bir etnik-kültürel sistem etkenine. En arkaik motiflerin ve ilk mitolojik ilintilerinin kendini gösterdiği mitolojik rivayetlerde gecenler. geleneksel bir olay gibi dikkat edilmiştir. hikâyelerden bile daha arkaik sayılır. İlk önce etnograffk ağdan öğrenilen bu tip metinlere.

y. met­ nin canlı geleneğinin içindeki anlama ve onun işlevseJ-morfolojik özel­ liklerine uygun düşer. tam bir koşullanmış karak­ ter taşır. ger<<k olarak kavrananlann ve olmuş gibi sanılanlann üzerine kurulur. en eski çağlarda olduğu gibi. Halk dilinde mitolojik rivayet an­ layışının olmaması. daha çok söylendiği zamanla ilgilidir. Burada hangi gerçeğin betimlen­ mesi. Onun tür sınırlan. feu metinlerin şiirselliği. Bu ad. canlı gelenekte gerçekten de olmuş bir olay gibi kavranır. bu gerçekle hangi ilişkinin kurulması ve bu ilişkinin ne şekilde irade edilmesi gibi halk kültürü türk*rinin oluşum kriterleri. bilgi yüklü­ dürler.ck olduğuna tam olarak İnanır. birkaç kuşak önceki çağlarda yaşananlann anla­ tıldığı bu halk kültürü örnekleri. Bu . Bunlar. arkaik halk kültürü için tür anlayışı. Sanatsal söz ritüeline gerek duyulmadığından. mitolojik düşüncenin dinamizminin ögMfiiımesi bakımından değerlidirler. Yani burada bir türün kuruluşu ve yapısı. hazır ve kalıba sokulmuş bir şekli de yoktur.MİTOLOJİK RİVAYET laku ürünün etnik-kültürel değerler sistemindeki yerini gerçek bir şekil­ de gösteriyor. Gerçekten de mitolojik rivayetlerin içeriği. anlattıkiannın yaşanmış bir ger(. Halk inanç ve inanışlannı bozulmaktan kurta­ rarak yaşatan bu metin tiplerinde anlatılanlar. ne anlatıcıyı ıneraklandınr ne de dinleyiciyi.anlamda mitolojik rivayetlerin anlatıcısı. metindeki cümlelerin estetikliği ve sanatsal açıdan güçlü olup olmaması. bu gerçeğin nasıl değerlendirilmesi. "Bu gerçekten olmuştur ve efsane değil" ve "Kendi gözle413 . bu sürecin kendisiyle U-lirlenir. sözü edilen tür veya halk kültürü örneğinin canlı gelenekte ait olduğu bütüncüle. Yakın bir geçmişte.erçekten daha çok tahmine dayanır. Başlıca ölçüsü. i -i ııadakİ mitolojik motifler de sözcük anlamıyla. mitolojik rivayetlerin içinde olan her şeye. Söz sanatı içermeyen bu tip metinler genellikle. Çünkü. Daimî bir şekilde değişerek yaşama ve yenilenme süreci geçirdi­ ğinden. kendi acık iradesini bulur. maddî olarak anlaşılır­ ın Onlar kinaye veya sembol değiller ve gerçek anlamlarda kavranırlar. anlaulanlann gerçek olduğu inanana dayanan böyle rivayetler. Mitolojik rivayetlerin tür özellikleri de süreç içinde olan rblkl< ııık bir olaydır ve bu türün kuruluşu da belirli zamanda bir süreci ge­ rektirir. sık bağlılığından ileri gelebilir. 11 ır gibi. mitolojik rivayette kendi gerçek güçlerini ve etkilerini koruyup sakla­ mış inanç ve inanışlardır.

"Zmey Konnıç" ve "Baba Yağa" gibi mitolojik motifler. Arçun (Çuvaş). bu tip motiflere rastlamak mümkün olmaz. dev ve peri motiflerine mitolojik rivayet­ lerde rastlanamadığı gibi. guryabani de gerçekte aynıdır. Rastlanan bu varlıklann içerisinden birçoğunun. Sakrallığını yitirerek estetik işlev taşıyan hikâye. Ancak burada da istis­ nalar yok değildir. mitolojik rivayetlerde sık sık karşılaşılan Kara Çuha.. Omegin. Rus halk demonolojisinde önemli bir yer tutmazlar. Kara Çuha. bağlı bu­ lunduğu gerçek etnografik anlamsallıktan kopup aynlmadıkça ve ad etrafında dönen mitolojik inançlar varlığını yitirip unutulmadıkça. Bu metinlerden bazı lan. Bu varlıklann adlan etrafında da çok sayıda metin oluş­ muştur. Rus hikâyelerindeki "ölmez Kaşey". Hal. bu halklann herblrinin canlı halk kültürü gelene­ ğinde. mitolojik şifreyle okunan metnin bilgi verici olmasıdır. Adama! Kurt (Azerbaycan) gibi mitolojik variıklan vardır. Çünkü mitolojik inançlar güncel olduklan sürece. Tepegöz. Bunun tersine. herhangi bir mitolojik veya demonik varlığın sembolizminin açıklanması ve temelinin araştinlması konusun­ da açk bir şeklide yardıma oluyor. Örneğin. Azerbaycan Türk halk kültüründe ejderha. dn ve benzeri varlıklara da destan ve hikâyelerde rastlamak mümkün değildir. bu metin tipleri belli gele­ nek. dn ve benzeri mito­ lojik varlıklarla birlikte.. dn. altı çeşit değil kl„. bu inançlar etrafında oluşmuş mitolojik rivayetierdeki varlıklann yollan hikâye ve diğer halk kültürü metinlerine kapalı olur. Araştırmalardan edinilen bilgilere göre. Yani burada önemli olan. metnin sonunda. kendine özgü KüMdürgis. 414 .MİTOLOJİK RİVAYET rimle gördüm" benzeri cümlelerle başlarlar. anlatıa Hal Anası yla ilgili yaşanmış bir olayı anlatırken. etnik-kültürel gele­ neğin en derinlerine kadar girmiş olması ve yaygınlığının başlıca sebe­ bi. fezömak (Kazak). Al Kadını da beş. yer ve inanış ile oldukça sıkı bir bağlantı içindedirler. destan ve diğer halk kültürü metinlerinde bir kural ola­ rak. Bazı Türk halk kültüründe yaygın olan Hal Anası." der ve böylece kültürün içinden gelen bir yorum gibi kavranır. Yanmtıg (Başkurt). kendi arkaik yapılarını ve İlk bütüncüllükle daha yakın kuruluşunu koruyup saklayabilmelerinden geliyor. guryabani ve Su Perisi gibi mitolojik motiflere ise az da olsa hikâyelerde rastlanırlar. bir Kara Çuha motifinin herhangi bir metine girmesi mümkün değildir. "bu gerçekten olmuş­ tur.

bir dnin ve bunlar gibi »/Artıkların yaşadığına hâla en içten inananlar vardır.ıty. Doğa ve canlı gelenekle bağlarını koparmamış bir cemiyette ise kaynağını dinî-mitolojik * lüşüncelerden alan ina­ nışlar. (• nıonik varirklar haklannda konuşulduğu zaman bunu an tartarmış. mi­ li * >|ik rivayetlerdir.l.İ M I metinlerde ifade bulurlar. mayasında bu inanışlann bulunduğu mitolojik rivayetler ve ı mlarda gerçek okluklaıııM inanılan varlıklar. Bazen bir anlatıcı. Bu mistik güçlere «.I laik inanç ve inanışlarının öğrenilmesinde ilk kaynaklardan biri.kle canlılığını yitirmesi ve insanın doğayla olan ilk ilişkisinden artık •KT kalmaması sonucunda. yt»-emişin kalıntılan olaHun Dönemine Ait Kanal Pençeli Kurtlar ıak kabul edilemez. Şüphesiz millî değerlerin eriyip gitmesi üzerinde tekIM »kıasinin kurulması. Böylece de mitolojik rivayetler kadar canlı gelem-kk-ri ve bu geleneklerdeki inançlar sistemini bütün canlılığıyla koru­ yup yaşatan benzer ikind bir metin tipine rastlanıyor. o kadar güçlüdür ki bazılan. son yüzyılda örneğin Hal Anasının yakalanma­ dığını vurguluyorlar. ı hııın için de anlatıa onlann dikkatini kendi üzerine çekmekten çekin­ diği için anlatmak istemez. 415 . Geleneğin y. onun hayatındaki programlaştır­ ma dili olmasıdır. onlarla karşılaşmamak için ka­ nlılığa kalmamaya çalışırlar. Geleneği yaşatan inanışlar sistemi bütün genişliğtyl < U. Mitolojik rivayet­ inin canlı dinlenmesinin giderek zorlandığı bir gerçektir. Bu metinlerin başlıca işlevi ise ırkın davflftntş şekillerini ifade etmekle birlikte. « >/Hlıkle de yaşlılar arasında bir Hal Anasırım. akşam karanlık çöker­ ken başına gelenleri anlatmaktan kaçınır.ın inanç. I latta bazı metinler. diğer yandan iv bu metinlerde anlatılanlara hurafeler ve geçmişin kalıntılan gibi ba­ kıyor. bu inanç ve İnanışlar üzerinde etki bırakmaktadır. bir taraftan inanç ve inanışların süreç kpn• i« zayıflamasıyla bilinçaltı unsurtann batağına saplanıyor. çünkü onun inanana göre.

tür ölçüleri olmayan veya oldukça değiş­ ken olan metin tipleridirler. bu tip metinlerin özelliklerini ve yasalannı belirleyen de bulunduktan bu konumdur. Mitolojik rivayetler.MİTOLOJİK VARLIK Çünkü. Halbuki böyle bir iç dinamizm yoktur. yaratan bilincinin bir ürünü olup. ortak bir görüş mevcut değildir. Mitolojik varlığın özellikleri çeşitli nedenlerden dolayı. şekil ile şekilsiz­ lik arasında bir yerde dururlar. Halk kültürü hikayeciliği geleneğini anlamak için de değerli kaynak­ lar sayılan bu metinler hakkında. Birçok araştırmacının kaydettiği gibi. Canlı doğada önemli bir rol oynayan rastlantılar. zaman için­ de değişebilir. mitolojik rivayetin tarihsel-kültürel seyrinde hangi halk kültürü türüne geçebileceği ve bir tür olarak hangi değişikliklere uğrayabileceği sorunu araştınlmamıştır. basmakalıp bir tarzda yaklaşarak ve aslında yanlış olan baş­ ka bir görüş ise mitolojik rivayetin hikaye ve hatta destana çevrilmesini kölelik sistemini atlayarak. mitolojik görüşler bütüncürügüyle zengin bu metinlerin araştınlması. bu gün bile bilimsel. İçe­ rik! erindeki esrarengizi i kleriyle sihirli hikayelere olan yakınlığı. mitolojik rivayetlerin özelliklerinden biridir. görünen ve görün­ meyen ne varsa tüm varlıklann. etnografı. ataerkil kabile kuruluşundan doğrudan feo­ dalizme geçen cemiyetteki halk kültürü İçin bir iç dinamizm olarak gö­ rüyor. Eski inantşiann ortadan kalkmasıyla mitolojik rivayetlerin de yok olup veya hikâyeye çevrilmesi fikri de eksiktir ve soruna hiçbir agklık getirmez. çoğu zaman birbirinin tekranymış gibi bir etki bırakırlar. ırksal hafızanın taşryıası. Smırlı konulan işleyen bu metinler. Arkaik motiflerle dolu. Aynca. Bu türe. Çünkü. şiirsel mitolojiden gelen gücün sayesinde doğayla iç içe yaşa­ yan geleneksel cemiyette. Ancak bir tür olarak. MİTOLOJİK VARLIK: Mitolojik metin. mitolo­ ji ve hatta ilkel dinleri Öğrenen alanlar arasındaki barajların yakılmasını talep eder. konu bakımından arkaik yapı­ daki hikayelerle paralellik gösteren mitolojik rivayetler. halk kültürü. sonsuz versi­ yonlar labirentinde değişik şekillerde gerçekleşir. iyelerin ve ecdat ruhlannın yaşadığına İnanır. duygusal-mekânsal kavrayışlann herhangi bîr gerçek formda tezahürü­ dür. mitolo416 .

Fantastik varlıklann demonolojide bir yeri yoktur ama demonolojideki karakterler ara sıra hikâye konulanna dahil olabilirler. Mitolojik varlıftı. Mitolojik bir karaktere Ünlen (azla ad uygun gelebilir. birbirine örülmüş yapılan vardır. Aynı tür metinlerde. kültürel geleneğin tüm şahitliğiyle hıılikte. Kara Kuş: yukan dünyada y. Tabii ki tüm hikaye kahramanlan da 417 . Geleneksel kültürün taşıyıcısı İse kes­ kin bir şekilde birbirinden ayınr. kurbanlannı zamanında aldıktan sürece) insanlara zarar vermeyebilirler. I llgen'in oğullan arasında gösterilir. Onlar cisimden ve maddeden mahrum oklukları için ölmezler veya ölmeleri canlı insan ölümünden farklı olur. Örneğin Sibirya'nın Türk halklarından olan güneyli Altaylann geleneksel dini görüşlerine göre. Kumandinlerde ise Kırgız Han adındaki ruh. mitolojik bk varlığın varlığı. değişik mitolojilerde rastlanır ve evrensel bir karakter taşır. diğer bir mitolojik varlığın varlığı için sebep rolünü (r/nar.ışayan Ülgen'in oğludur.ındıklanna bağlıdır. Mitolojik varlıkların. Şorlarda ise bu varlıklann İkisi de I ılik'in oğullan olarak bilinirdi. Böyle bir özellik. Yani. Âlemin ruhlarla dolu olduğu düşüncesine. zarar getiren ruhlar da sinirlenmedikleri sürece (örneğin. aslında aynı işlevi yerine getirirler. Tum bunlar da spontane bir şekilde gerçekleşir. "içeriden onlann ge­ netik veya yapısal-işlevsel bağlılığından ileri gelebilir. Bu­ ut m için de onun şimdiki çizgileriyle. I u anlamda da bir mitolojik varlık ölümsüz olabilir. Tüm mitolojik kalakterler. ne kadar elastik doğaya sahip olduğunu ve ne kadar kendi kendini yenileyen bir olay olduğunu açıkça gösteriyor. V Doğadaki olaylann. insanlann onlarla nasıl ilişki kurduğuna ve nasıl davı. İyi olarak bilinenler. etnik-kültürel gelenek çerçevesindeki değişiminde de aynı şeyi "izle­ mek mümkündür.MİTOLOJİK VARLIK |ll varlıklann bazı İşlevlerinin yüklenmesi sürecinde de etkili olurlar. mutlak kötü veya iyi olmalan durumuna nadi­ ren rastlanır. Bu. Bu. doğalan itibariyle ne iyi ne de kötüdürler. Mitolojik varlıklar farklı tarihsel i ionemlerde farklı yorumlara maruz kalabilirler. Bu. Böylece de onun belli anlamda yapısal özellik taşımasını şartlan­ dırır. Ş. yüzyıllar önceki gelenekte varolan şeklinin aynı olacağını düşünmek yanlış olur. zarar verebildikle­ ri gibi. aynı metin türlerindeki bir karakter sistemini ortaya çıkarma olanağı verir. çeşitli motifler birbirinin yerine rahatlıkla geçebilirler. Şirokogorov'a göre doğaüstü varlıklar.

hikâyelere. maddî olarak kavranılması ve gerçekmiş gibi dü­ şünülmesidir. Örneğin. Tokarev'e göre. İnsanlan bu varlıklardan büyü ve tılsım korur. mitolojik karakterin ön önemli göstergesi. bü­ yücüler gibi varlıklar da dahildir. Mitolojik varlığın karakteri halk kültüründe de görünür. Mitolojik varlığın ayırt edici göstergele­ rinden biri de onun. Mitolojik varlıklar. Motif. Mitolojik düşünceler. buradaki mitolojik varlıklann doğasından bahsetmek zordur. Onun işlevleri. Aynı anlamsal grupta olduklan için. bazen bir grup şeytanî veya mi­ tolojik varlıklar arasında ciddî fark konulmayabilir. İnsanlara sadece zaran dokunan var­ lıklar da var. Bu kötülük verici güçler grubuna. bir hikâyede rastlanan Hal motifiyle bir mitolojik rivayetteki Hal motifi ara­ sında fark vardır. İkinci göstergesi ise onun inancınm var olmasıdır. Aynı karakterin değişik versiyonlarla farklı türlere girmesi onlann farklı şekillerinin oluşmasını sağlar. On­ lar. varlığı bir bütün olarak gören mitolojik düşünce oluşturur. mitolojik varlıklann etrafında şekillenerek. Mitolojik karakterin temelini. Hikâye karakterlerinin kökeniyle halk demonolojisindeki mitolojik varlıklann kökeni farklı olabilir. İyiliksever ve kötülük verici gücü temsil ettikleri­ ne dair düşüncelerden yola çıkarak. tipoloji bakımından farklıdırlar. güçlü hikâye ve efsanelerin etkisi altında olduklanndan. kendi yapılanna göre seçildiklerinden. mitolojik sembolizmi rahatlıkla kurulabilir.MİTOLOJİK VARLIK kültür kalıntılarına taşınamaz. inanış konusu olmaktan gkngı zaman. ister istemez insanlara zarara veren topal insanlar. Ancak bu durumda bile onun. Bu da insanlann ritüel ve geleneksel davranrş normlarına uymalanyla belirlenir. törenoyunlara ve başka türlere doğru yönelir. kendi­ ne özgü karakter sistemi vardır. Onlar. karakterlerin kişiliklerini deği­ şime uğratırlar. mitolojik varlıklann insanla ikili ilişki içine girdiği düşünülür. mitolojik motiflere göre de gruplaştınlabilirler. olağanüstü özelliklere sahip olmasıdır. destanlara. Bazen tek başına ad bile. kendi iradesini dalıa gerçekg' bir şekilde mitolojik varlıklarda bulur. Çünkü mitolojik varlıklarla bağlı olan her türün. Mi­ tolojik rivayetler. 418 . görünüşü ve izleri de onu karakterize eden etkenlerdendir. S. onun mitolojik doğasını belirlemeye yeter.

mitolojik adlar iki anlamlı ola­ bilirler. Yani onun ölümü. değişkendir. Bu olay. onlann hayvan biçimö olmalan hakkındaki inançlar da çok yaygındır. mitolojik karakterler halinde yaşatmıştır. "Düşünce ve motifin içerik olarak aynı­ laşması üzerine kurulan mitolojik rantezi"nin doğurduğu "mitolojik motifler". bu sisteme dahil olan mitolojik objeler ve varlıkların aslına uygun adlandın İma kriterini ortaya çıkarma olanağı verir. birer semboldürler. Örneğin. sözün maddi anlamıyla kavra­ nırlar. maddî olarak anlamadığı herhangi bir olayı. araştırmacının karşısına ad ve anlayış arasındaki ilişki bakımından birçok sorun çıkanr. Yani herhangi bir mitolojik karakterin temelinde. Yakut­ lar. Bunun için de onlann ilk gerçek anlam lan nı ortaya çıkarmak zor olabilir. Mitolojik motifler. Mitolojik var­ lıklann sembolizmi sabit değil. Eski insanın tüm yaşamı sembollere büründügü için. bu âlemdeki yaşayışa veya lıerhangi kötü bir değişikliğe sebep olmalıdır. Anlaöalann aynı mitolojik varlık hakkında verdikleri bilgiler zaman zaman çelişkili olabi­ lir. Eski insan. insanlann karşılıklı ilişkisinin karakterini aktanr. Mitolojik inançlar.MİTOLOJİK VARLIK Mitolojik motirse karakterler bütüTKÜlüguyte ilgilidir. Çiçek Ruhunu hikaye karakterieriyie aynı yerde görmezler. gelenekte ken­ di ölçüleriyle fark edilirler ve geleneksel taşryıalan onlann bu özellikle­ rinden dolayı hikâye karakterlerinden ayırt edebilirler. Aslında sorunun İçeriği başka türlüdür. Mitolojiden gelen mo419 . sembollerle düşünür ve kendisini çevrele­ yen âlemi semboller yığını olarak kavrar ve kabul ederdi. Mitolojik varlıklann madde ve asimden mahrum ol­ malarıyla birlikte. ayn karakterlerin aynı adla anılması sorunudur. doğal veya maddî bir varlık bulunmaktadır. Gerçekte var olduklanna inanılan mitolojik varlıklar. doğaüstü güçlerle. değişik amaçlarla gerçekleşebilir. Demonolojik sistemlere bağlı mitolojik varlıklann sembolizminin araşOnimasında karşılaşılan zorluklardan biri de aynı varlığın farklı leh­ çelerde farklı adlarla anılması veya tam tersine. mecaz veya kinayeyle değil. Mitolojik karakterli sözler arasında. Mitolojik varlığın öldürülmesi veya ortadan kaklınlması. Mitolojik sistemdeki tipolojik genellemelerin belirlenmesi ve genel anlamsal karşılaştırın al an n analizi.

mitolojideki dünya modelinde bu yönüyle belli bir benzerlik vardır. litosferdeki kristaller ve biyosferdeki canlı varlıklar gibi. etnografi ve halk biliminin birçok sorununun çözülmesine yar­ dıma olabilir. düzenlemekse yaratjalık İçerisinde olan doğal süredn izidir. Bu yapılann gözden geçirilmesi. ulu dil çağında doğan ve tam işlevsel­ liği de bu cağla sınırlı kalan mitolojiye dayanır. farklı görünüşlerde. onlann formülünü akıllannda tutarlar. di­ ğer unsurlann var olmasının neden olduğu bu yapılann. Mitolojik yapılar da bu yapılara yakın bir şekilde daimî bir yaranalık içerisindedirler. Destan okumak istedikleri zaman da bu formülleri gerçek dil unsurlarıyla doldururlar. Mitolojik metinler. eski mitolojik metinler hakkında belirli fikirler edinmeye yardıma olur. ozanlar binlerce mısradan oluşan şiirleri ezberlemek yerine. Onun dayanıklılığını sağlayan özelliği de de­ ğişmezliği değil. bu şekillerin değişebilmelerinin de belli bir sının vardır. mitolojik metinlerin ölümüyle kaybolup gitmezler. Türk din bilimi. Her bir unsurunun. tam tersine ilk temelini koruyarak yeni yeni şekiller yaratan oluşumudur. kültürel gelenek boyunca bir kalıp olarak kalır. mitolojinin ölümünden sonra da bilme. canlı organiz­ malara benzer bir sistem olarak. Lord'un formül hakkında söylediği gibi. motifler ve konular ola­ rak serpilip. (bale Demon. Böylece mitolojik yapılar. kendi kendilerini oluşturabilecek olan yapılar vardır. Ken­ di kendini oluşturup. Sonraki dö­ nemlerin arkaik mitolojik metinlerinden kurtulmuş kültürlerinde ve sa­ natsal edebiyatın örneklerinde mitolojik adlar. insan bilind için öyle karakteristik fikirler arasın­ dan türemektedir ki. Semboller yerine geçen bu yapılar. rye) MİTOLOJİK YAPILAR: Etnik-kültürel birliği içerden bağlayan mitolojik yapılar. Çün420 . Elbette sonraki dönemlerde bu yapılann üzerine yeni benimsenmiş yapılar oluşur.MtTOLOlİK YAPILAR tiflerin işlevsel-anlamsal yapılan ve sembollerinin araştinlması. olası şekilleri­ nin sonsuz görünmesine rağmen. Atmosferdeki kasırgalar. zaman-mekân ilişkisinde. Einstein'in görecelik kuramından bildiğimiz. tanıma ve anlatma amacıyla yapılan aynılaştırma operasyonunda karakteristik ya­ pılar olarak kalırlar. onun art yapılan gibi yaşamaya devam ediyorlar.

Gelenek taşıyıcıları. Anormal bir baş­ langıca gönderme yapan bu motif. ilk insanlann yaratılışryla ilgili ina­ nışlardan ve reankamasyon inanandan alır. Yani yap*. Ezelî for­ mül veya tarihî değişimlerden uzakta kalan temel fikirlerdir. ancak kültürel geleneğin bir parçası olan mitolojik yapılar. (bak Mitolojik Metin. Eski Türklerin ilk dünya duyumunu oluşturan mitolojik metinler. Mitotojik motifler ve arketipik konular. halk kültürü geleneği ve halk Inanışlan alanında varlığını sürdürür. bazen onun mi­ tolojik anlamının farkına bile vara­ mazlar ama bunlann hepsinin mito- k>jık anlamlan vardır. da­ yanıklılığı ve dagılmazlıgı ise evrimin iç dinamizmlerinden kaynaklan­ maktadır. Arkaik mitolojik formlar bir ke­ nara bırakılırsa. Slnerjetik anlayışa göre. değişikliklere maruz kalsalar da adlar ve detaylar kendilerine bir yer bularak. Mitolojik yapılar sayesinde. bu eski yapılar. me­ caz ve unvan olarak kononabilirler. halk kültüründe farklı sembol. belli ölçülerde yaşamayı becerirler. kendi kayna­ ğını eski dinî-mitolojik görüşlerden. kuruluş ve yapı. sürecin kendisini belirler. kendi başına bir süreçtir. Kolektif düşünceler. yalnız yeniden yapılandırmayla yüze çıkanlabilir. sonraki zamanlarda ne kadar unutulup. Mit) MUCİZEVİ DOĞUŞ: Kahramanın mucizevi bir şekilde doğması. yazılı edebî metinlere geçerek günümüze kadar korunmuşlar. ilk örneklerdir. Türk ve dünya halk kültüründe yaygın motiflerden biridir. Bu motif. en değişik şekilleriyle bile birbirine bağlıdır ve biri. ötekini belirli bir ölçüde açıklar. olarak kendi kendine oluşur ve düzenlenir. Etnik-kültürel geleneğin gücü. Çünkü arkaik mitolojik yapılar. metinlerde yaşamaya devam ederler. Bu görüşlerin etkisiyledir ki 421 . Ancak eski yazılı metinlerdeki arkaik mitolojik metinlerin yapısı. etnik-kültürel gelenek.MUCİZEVİ DOĞUŞ Atlılar kü onlar. sistem . kültürel-tarihsel koşulların et­ kisiyle değişikliğe uğrayabilir.

Burada. Bu motif. bir yapraktan. ağaçtan.MUCİZEVİ D O Ğ U Ş kadınlar kısırlıktan kurtulmak için. büyücünün ağız suyundan. eviiyalann duasryla doğmuştur. uyguladıklan ilkel büyü yöntemleri olarak bazen üstünde yatmak. mitolojik metinlerden hikayelere de geçmiştir. ilk insan yani Gök Oğlu oldu­ ğundan. "Albastı" denilen ruhlann soyundan olduğuna inanırdı. su ve bunlar gibi ruhlardan doğma şeklinde veril­ miştir. "Bir ağzı dualının duasryla doğulma" motifi. efsanevî gelenekte dağ. Mucizevî doğuş motifinin mitolojik temelini bir de ruhlarla cinsel temastan doğuşlar oluşturmaktadır. "Dede Korkut Kİtabf nda yer alır. Daha sonralan bu olay. Bunlann bir kısmı dişi kurtla evlilikten. Türk mitolojisinde anormal doğumlu birçok motife rastlamak müm­ kündür. ana-baban m katkısı olmadan doğar. Birçok şaman. Kahramanın duayla dogması. dervişin. yer. adakla ve yarvan şiarla dünyaya gelir. Bir yudum sudan. Manas Han. su üzerindeki bir parça köpük­ ten. dolu tanesin­ den ve bunlar gibi unsurlardan doğan kahramanlardır. mucizevî doğuş motifi tüm dünya dillerinde vardır. Arkaik Türk destanlannda kahraman. Cengiz Han'ın doğumunu anlatan efsane de bu tip bir efsanedir. kurbanla. "ala gözlü dev kızından doğan" Korkut Atayı dahil etmek gerekiyor. İlahî kökenli ve anor­ mal doğumlu böyle varlıklar arasına. güneş ışığından. Türkistan rivayetlerinde Köroğlu anasının rahmine güneş ışığından düşer. Mucizevî bir şe­ kilde dünyaya gelen bu varlıklar. Bu kahramanlardan bir kısmı. arkaik çağ düşüncesinde sözün büyü gücüne olan inanan ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. su kenarlarında gecelemek ve ırmaktan geçmek gibi yöntemlerle çocuk sahibi olabileceklerine inanmışlardır. bir nefesten veya kuru kele tozundan ana rahmine dü422 . Isa ve Muhammed'in doğumuyla ilgili efsanelerde de gf> rüldüğü gibi. Bu olaya sürekli bir şekilde rastlan masa da Şamanizmde görülmektedir. bir elma veya nar yemekten. Sihirli kahraman­ lık hikayeleri genellikle anormal başlangıçlı kahramanın doğusuyla bas­ lar. Dervişin ver­ diği elmadan doğma da Türk halk edebiyatı örneklerinde geniş yer tu­ tar. çoğu zaman mitolojik ulu atalar ve li­ derler olurlar. Türk halklannın hikayelerindeki kahramanlar da genellikle anormal doğarlar. Birçok hikaye kahramanı da Hızır'ın duasryla dünyaya gelmiştir.

uygarlığın kendi iç dinamizmi gibi karşımıza gkar ve bazen ilk şaman motifine yakınlaşır. Hikayelerde ise kahraman beden siz dünyaya gelir. Göçebe Türklerin destanlannda. Türk halklannın etnografisinde. MÜDRİK HOCA: Mitolojik sistemlerde rastlanan arkaik yapılı bir motif. Onlar adeta öbür dünyanın İzlerini taşırlar. Yung"un ilk psikanalist yazılarında. sakral dünyanın o cemiyete göndereceği belanın sembolü sayılmıştır. kökleri itibariyle ilkel cemiyetierdeki şa­ man motifine bağlanır. halk kültü­ rü ve tarihsel-arkeolojik abidelerinde hiçbir izine rastlanmayan ve aslın­ da bir tarihsel aşama olarak hiçbir zaman var olmayan "eski anaerkil" ilişkilere bağlamak ve "ana hukukunun esas olduğu çağlann hafıza ve bllinçlerindeki kalıntılar" olarak saymak doğru değildir. ilk motif anlayışına yakın bir anlam ifa­ de eder. güçleri tükenen yiğitlere yardım eden ilâhi kökenli ak sakallı ihtiyar motifler vardır. Anormal doğum. Onun için de bu cemiyetlerde. Oğuz Kağandaki Ulu Türk. ilâhî kökenli kahramanın özelliklerini belirginleştirir. gün geçtik­ çe olağanüstü büyümek ve başka birçok anormal özelliklere sahip olur­ lar. 423 . mito­ lojik motif ve unsurian bu anlamda koruyup saklamış olan sihirli hikayelerde. Bu bakımdan Oğuzname'de rastlanan Müdrik Hoca. daha çok şaman motifine yakınlığı ile ayırt edilir. Bu da o motifin ölü­ ler dünyasıyla bağlı olduğunun göstergesidir. Anormal doğuş motifini. mitolojik dünyadan geldikJeri için. Eski cemiyetlerde özürlü doğan çocuklar. Türk kültürel geleneğinde Müdrik Hoca motifi. kayn ağacından inip. Kor­ kut Ata veya lrkıl Hoca gibi. şeriat hükümlerine asla uymayan kahramanlara daima bir "ak sakallı semavî er" yardım eder. Müdrik Hoca motifinde de ilk şaman mo­ tifinin izleri açıkça görünür. bu şekilde doğan çocuklar öldürülürdü.MÜDRİK H O C A şüp doğan kahramanlar. Türk efsanevî geleneğinde. On­ lar bu kültürel gelenekteki Hızır anlayışının kendine has prototipi sayılııiar. İçeriğindeki belirsizliğe rağmen. Bu Müdrik Hoca motifleri salname geleneğinde de vezir işlevini yerine getirir. "uzak geçmişlerin kalıntıla­ rından biri" olan Müdrik Hoca. Altay ve Yenisey destanlannda da bu "gök erenlerTne rastlanır. sakral dünyayla ilintilendirilmiş ve böyle doğumlar.

.

yani sakral gücün merkezi ve mistik enerjinin daha yüksek olduğu bir mekan an­ layışı ile bağlı eski mitolojik inançta kendine uygun nkra diliyle yerini bulur. Mi­ tolojik kaynaklı birçok halk kültürü ürünü gibi latifeler de Türk mitolojik modelin kuruluşu için değerli materyaller içerir. Mitolojik kökleri olan Nasrettin Hocanın latifelerinde de en eski çağlardan başlayarak bu za­ mana kadar bütün dönemlere ait olan mitolojik inanç ve inanışlann de­ rin izleri korunmuştur. Etkin bazı görüşlere göre de zamanın her anının diğer anlanyla eşdeğer olduğu gibi. eski mitolojik düşünceden gelen. "Nereden bildin?" sorusuna ise "İnanmıyorsa­ nız ölçün!" cevabını verir. mekanın her noktası da diğer noktalarla aynıdır.N NASRETTİN HOCA: Türk mitolojik zemininde yaratılmış bir motif. Bu metinde. "Burası" der. birçok mitolojik sis­ temlerdeki kategorilerden biri gibi rastlanan ve evrensel düzenin kay­ nağı sayılan "yeryüzünün Göbeği" veya "Dünyanın Ortası". 425 . Çok sayıda eski kültürlerin kainatla ilgili geleneksel düşüncelerinde. Bu an­ layışla ilgili bir Nasrettin Hoca fıkrasında şöyle geçmektedir: Bir gün Hoca dan sorarlar. "dünyanın ortası neresidir?" diye. sakral enerjinin en çok toplandığı yer sayılan ve adına "Dünyanın Merkezi" denilen bir anlayış vardır. Hoca topuğunu yere vurup.

Etnik kökenli metinlerde nazarlığın gücü­ ne olan inanç. yaratılış. motifin adıyla ilintilendirilen bazı fikralann temelinde. karanlık olan gecelerde pkar. Şimdi siz söyleyin. Bu yakınlık. neşeli danslarda acayip şekilde el. hiçbir estetik kaygı gütmeyen ve dinî tören­ lerde serbestlik gösteren sûfi ve şamanlann davranışlan arasında da görünmektedir. Bu anlamda. Bu. Şamanizm ve hatta Sûfiligin izlerini yaşatan bu fıkralar.NAZAR Nasrettin Hoca fıkraları nda dünya. çoğu zaman geleneksel dinî inantşlann taşıyı­ cısı olan insanlar tarafından mucizevî gücüne İnanılarak. Olağanüstü sihirli etki gücü ol­ duğuna inanılan nazarlık. yüzük 42n İşlemeli Nazarlık . Nasrettin Hoca ve sûfi davranışlan arasında da tipolojik yakınlık agkça görülmektedir. kökü çok eskilere dayanan bir gelenektir. 'Güneş ancak gündüzleri çıkar. Gündüzler onsuz da her taraf ışıktır. Hoca'nın adıyla ilgili hkralann birinde şöyle anlatılır: "Bir gün bir meclis­ te herkes bir şekilde güneşin faydalannı anlatıyormuş. Hoca bunlan dinler sonra 'bana kalırsa ay ondan daha faydalıdır' der. yoksa ay mı?'" Bu örnekte mitoloji araştırmacı lan. azar-bala ve başka is­ tenmeyen olaylardan korunmak için taşınılan bir nesnedir. Tanrıcılık. Güneş mi daha faydalı. ilkel büyü ve fetişizmle ilgili gösterilmiştir. Hoca. Nedenini so­ rarlar. baş ve beden oynatarak. Türk mitolojik dünya modelinin "ters yüzden" okunuşudur. Örneğin. araştırmacıların yazdıkları gibi. NAZAR: (bak Göze Gelme) NAZARLIK: Batıl inanç denilmesine rağmen. bazen de bilezik. nazar. büyü. mitolojik inançlar yatar. ay ve güneşle bağlı inançlann "ters yüzden" okunmasının tipik ifadesini görmektedirler. Âdet olarak üste gi­ yilen giysiye takılır. hayat ve ölüm hakkın­ daki eski görüşlerin "ters yüzden" okunuşu da yerini bulur. Ama ay.

"bizim nefes oğlumuz" iradesinde de kullanılır.ınlayış. "ne­ fes" kavramının mistik anlamıyla ilgilidir. Üzerine Kuran kelimeleri yazılmış kutsal sayılan eşyalan.NEKİR M Ü N K İ R gibi süs eşyası niyetine gezdirilir. Küçüklü büyüklü herkesin. onun suyu da durulur. Yeni bir konum kazandınlarak ı\ıhlar âleminin sırlarından haberdar edilecek arak hakkında söylenen bu sözler. "Nefes" anlayışındaki mistik içerik de bundan iba­ rettir. mezarda ölüleri sorgulayan iki meleğin adının. Ruh kirlerden kurtulma­ ya başladığında bu ırmağın suyu bulanır. tem izlendikçe de gül yaprağı gibi olur. Yaygın bir anlamı. manevî-ruhanl huzura kavuşmak içindir. destanın Türkmen versiyonunda Hı­ zır'ın dilinden. her şeyin öz aslına doğru geri götürür. Bu temizliğin kendisi bir "nefes"tir ve bu "nefes". Müslüman âdetlere göre. onun köküyle ve aslıyla bir olduğu görülür. ölü gömüldüğü gece vahşet duası okunur. Çünkü nefes" içeriden gelir ve temizdir. Bu. her nesneyi öz aslı­ na. Bu dua aslında büyücülükle bağlıdır. Varlık ne kadar değişik görünse de görünüş itibariyle ne kadar farklı olsa da bu "nefes*le. NEFES: Tahn Dağından akıp gelen bir ırmak vardır. halk müziğine yakın olup. Akşam namazına NEKİR-MÜNKİR (İNKİR-MİNKİR): 427 . Çeşitli bon» uklar. Ruh kirden kurtuldukça. nazarlık c vlarak taşıma adeti birçok yerde hâlâ görülmektedir. Ruh pisliklerden bir bir kurtuldukça temizlenir. Türk tasavvuf mu­ sikisinde ilâhî gibi bir şiir şeklini bildiren "nefes". Köroğlu'na "Nefes Oğlu" denilmesi de onun. vücut değil. İslâm demonolojisini aktaran dini efsanelere göre. Yani. halk ağzındaki şekli. nazarlığın örneklerini oluştu­ rur. (bak: Göze Gel­ me) Ruh âlemi veya manâ alemiyle bağlı ilgili bir anlamsal lığı olan . ilk mayasına ve yaratılış çağındaki temizliğine geri götüren manâ âlemine olan bağlılığındandır. nazarlığın yardımıyla nazardan ve büyüden korunacağına inanılırdı. renkten renge girer ve pis ko­ kular yaymaya başlar. onun sakral çevreyle ilintilendiginin göstergesidir. Bu anlamda "nefes". bu mistik-egzotik an­ lamında Köroğlüyla bağlı olarak. ruh kirden arınmış ve temizlenmiştir. göz resimleri ve sembolik şekiller.

bütün uygarlık boyunca klasik ve arkaik mitolojik metinlerin öğrenilmesinin büyük önem kazan­ maya başlamasından ibarettir. yüzyılda mitolojik bilinci araştıran psikanalitik. Neomitolojik düşüncenin başlıca özelliği. tamamıyla 19. Levi Stros. post yapısala (R. suale başlamak" anlamındaki "hinkir. Azerbaycan Türk dilinin bir­ çok şivesinde. ölünün gömül­ düğü gece. "sorgu. Müslüman efsanelerine göre. 20. Propp) ve akademik Mamn dil hakkındaki yeni öğretisini izleyenlerin (O. Eliade. yapısala (K. 42K . yüzyılın kültürlerinin en önemli yönelişlerinden biri. Bu düşünce. Onun mayası hâla 19. Levi Brül). M. Mitolojik metnin araştınlmasında. cini ve şeytanı mezardan kovma­ sı için Allah'a yaivanlır. yüzyılın Pozitivizm düşüncesiyle olan ilişkinin bir ifadesidir. Fuko) ve benzer adlarla ondan fazla yaklaşım tarzı kaydolunmuştur. Frezer). ritüel-mitolojik (B. ölünün yü­ künü hafifletmeye çalışırlar. "lnkir" ve "Minkir" adlı bu iki melek. Bart. minkir başlamak" deyimi de buradan gelir. M. yüzyılda Dostoyevski'nin roman lan nda ve Vagner'in son dö­ nem operalannda kendini gösterir. Ölünün yakınlan da Allah'a dua edip. sembolik {E. V. Neomitotojinİn ikinci özelliği ise mitolojik konu ve motiflerin sanat­ sal edebiyatın unsuru gibi geniş bir kullanım alanına sahip olmasıdır. etnografik (L. C. Temer). onun başının üs­ tünde bulunup sorguya çe­ keller.NEOMİTOLOİİK DÜŞÜNCE kadar okunan bu duada. Rus bilim adamlanndan "fbrmel mektep"in (V. Malinovski. Freydenberg) büyük katkı­ sı olmuştur. Kassirer). NEOMİTOLOfİK DÜŞÜNCE: Sembolizm'den Postmodemizm'e kadar 20.

Folkner'in "Çığlık ve Kin" romanında da İndl'in mitolojik metinlerinin konu ve motiflerinden yararlanılmıştır. yüzyılın edebî-sanatsal metinlerinin özelliğini gösteren bir nok­ ta da geleneksel mitolojide olan konu ve motiflerin. Mann'ın "Sihirli Dağ'ında ömrünün yedi yılını İlahe Venera ile sihirli dağda geçiren şar­ kıcı 'Tangeyzer" hakkında mitolojik metinlerden yararlanılmıştır. "Proses" eserinin temelinde Indl'deki lova yatar. "Ka­ sıldaki "Yerölçen K. F. G. yüzyılın Av­ rupa edebiyatında yaratılan roman-mitolojik metnin parlak örneklerin­ dendir. dinlen Tann hak­ kında Mısır ve İncil'deki mitolojik metinlerden. mitolojik me­ tinler açık bir şekilde kendini göstermiyor ve dolaylı yoldan iradesini buluyor. Ancak o. Rus edebiya­ tında neomitolojik düşüncenin en açık şeklini A. sanatsal metnin dokusuna işlemiştir. Yine aynı yazann "Yusuf ile Kardeşleri" eserinde de ölüp. T. Neomitolojik düşüncenin 20. Bu bakımdan G. hiç şüphesiz. Bulgakov'un "Usta ve Margarira"sında da yine İncil mitolojisinden ya­ rarlanılmıştır. Savaştan sonraki dönemde İse Neomitolojizm. Neomitolojik düşüncenin en karmaşık şekli Kafka'nın eserlerin­ de görülüyor. tüm edebî eserlerin konu sınınnın çizilmesinde direkt veya dolaylı yolla mi­ tolojik metinlerden yararlanmaya başlanmıştır. M. yazann kattığı yeni çizgilerle orijinal tarzda yeni bir anlam kazanmasıdır. Araştırmacılann fikrine göre. 1920'lerde Modem izm "in çiçek açtığı zamanlardan itibaren. Bulgakov'un "Usta ve Margarita"sı ise tamamıyla 20. bir zamanlar "abartılı bireyselci" ve "bilinçaltı edebiyatı­ nın ilk örneği" gibi değerlendirilen bu eserde. Mann'ın "Dok­ tor Faustus"udur. Mitolojizm'in derin olduğu bu eserlerde. Kamyun'un eserlerinde kendi felsefi yorumunu bul­ dular. Belry'ın "Petersburg" romanında görmek mümkündür. yüzyılın ede­ biyatında bir de A. M. İdeolojik neden­ lerden dolayı. Kafka'nın "Proses" ve "Kasır" eserlerinde İncil ve antik mitolojik metinlerin konulanndan. Coys'un "Uliss" eseridir. T. Marguez'in "Yüzyıllık Yalnızlık" romanı iyi bir örnektir. 20.NEOMİTOLOJİK DÜŞÜNCE Bunun en belirgin Ömegi C. Odysseia ve onlarla uzak veya yakın ilgisi olan mitolojik metinlerin konulanndan yararlanılmıştır. Sizif mitolojik metinler 20. artık 4< 2> ."nin abes çabalarında ise edebiyatçılar Sizif mitolo­ jik metinlerin izlerini görürler. yüzyılda en entelektüel tarzda ve en zarif şekliyle ifadesini bulduğu eser.

Eski Türklerin geleneksel inanışlannda Nevruz Bayramı'yla ilgili mi­ tolojik görüş ve inançlar sistemi. "Naurus". "Bozkurt Çağan". yüzyılın ortalannda onu oynadığı rolden mahrum edip. İlk ansiklopedik Türk sözlüğü olan "Divan-ı Lügat-it Türk'te bahann gelişi: "sellerin. Doğayla bağlılıktan gelen ve ona duyulan sevgiden oluşan Nevruz Bayramı ile ilgili Türk halk inançlan. hayvanlann do­ ğurması" şeklinde tanımlanır. Eski Türklerde ona. "yengi gün"de denilirdi. On iki hayvanlı Türk takviminde ise yılın başlangıcı ve bahann ilk günü Nevruz'dur.NEVRUZ alışılmış bir akımdır. Bahar Bayramı ve Yaz Bayramı olarak da bili­ nir." (bak: Mit ve Edebiyat) NEVRUZ: En eski zamanlardan beri Türklerin ulusal-dinsel özellikli bay­ ramı. bir deyişle "yerine oturttu. yeryüzüne yemyeşil İpek kumaşın serilmesi. Sözcüğün aslı. C. Apdayk'ın "Kentavr"ı ve ona benzer basit eser­ lerin yapısı. "Sultan Nevriz" ve 430 . dağ zirvelerinin gö­ rünmeye başlaması. Eski Türk imparatorlan çağında. Takvimleri ol­ mayan Tukyular. renk renk çiçeklerin açması. Yeni Gün Bayramı. devletin resmî bayramlan olduğuna ilişkin bilgiler. Yani onlann düşüncesinde yeni yıl. Çin kaynaklarında da yer alır. neomitolojik düşünceyi canlandırmasına rağmen. doğanın yeşillenmesiyle baş­ lardı. Farsça'da "yeni gün" anlamına ge­ len "nev-ruz"dan gelir. etnik-kültürel geleneğin ardından oluştuğu için. her birinin arkaik ritüel anlamsallığından gelen öz yoru­ mu vardır. yıllann hesabını agaçlann yeşillenmesine göre yapar­ lardı. Mitolojik metinlerde yaratılışın İlk günü Nevruz Bayramı'yla ilintilendirilir. 20. tarih boyunca Türk ırkının hayatında da bir dönüş ve tazelenme noktası olarak düşünülmüştür. Postmodemizm. böyle bir Neomitolojizm'in üzerine kurulmuştur. Adet ve gelenekleri oldukça renkli­ dir. "Nooruz". Türk milletinin hayat felsefesinden ve doğa düşüncesinden doğ­ muş Nevruz Bayramının her gelişi oldukça büyük coşku içerisinde kar­ şılanır. ilk ve sonbahar bayramlannın. sulann çağlaması. dünyanın neresinin ısınması. kariann eriyip. farklı Türk halklannda "Ulu Kün". Doğadaki değişiklik. "Ergenekon" olarak da bilinen bu eski bayram.

başka bir deyişle de "yaranlış anı" yeniden canlanır. böylece törenle canlandınlır. Bu geçmişte. insanlarsa sabahın ağarma srvia çeşme başına gidip. bir şiirsel mitolojik olayı gibi. tüm kaplar. kaostan evrene geçişi sembolize eder. O. Doğanın dirilişi ve hayatın uyanışının sembolü olan Nevruz Bayramı geldiğinde. ağaç da. dört hafta olur. Eski dünya düze­ ni dağılır ve onun yerine yenisi yaratılır. suyun üstünden atlarlar ve eve yeni su getirirler. Kaostan evrene geçiş ve yaratılışın düzene girmesin­ den ibaret bu kosmogonik süreç. su da yatar. Akarsular bile durur. Bu uyanma Nevruz Bayramında olur. Yani. yaratılışın ilk çağına dönülür." Bahann gelişi ve yeni yılın karşılanması töreni.NEVRUZ lx'nzeri şekillerde kullanılan Nevruz günü. Bu yüzden de evdeki eski su. dünyanın yaratılışı bu şekilde canlandınlır. dünyanın merkezi­ nin belirlenmesi şarttır. Su­ lar bir an durup. Bu gerçekleşirken sanki. geceleyin atılıp. Tüm zamanlan kendine sığdıran bu anda "dünyanın ezdi çağ­ daki ilk manzarası ve yaranlışın ilk anı". Evrenin kaostan oluş­ ma süred. Onun için de Nevruz Bayramı. ellerini ve yüzlerini yıkarlar. İnanışa göre kışın her şey yatıp donarmış. eski yıldan ve ona bağlı olan ne varsa sem­ bolik olarak hafızalardan silinir. Geceyle gündüzün eşit olduğu bu zamanda do­ ğada olan her şey tazelenir. Ağaçlar başlannı yere degdirir. başka bir iradesini de Dağıstan Terekemelerinin Nevruza verdikleri adda bulur: "Kışı Yola Salan Bayram. eskiden. yeni yılın ilk gününü bildir­ miştir. Bunun belir­ lenmesi için de zaman kesintisi yaşanır. Ulug Bey takviminde de yılın ilk günü olma özelliğini koru­ muştur. taze suyla yıkanmalıdır. Her yıl. eski yılın son çarşamba gecesi de do­ ğadaki her şey yatmış olur. kaostan evrene ebedi geçişin bir sembolüdür. kaosun derinliklerinde eriyip yok olur. Bazı Türk halklannda Nevruz Bayramı'nın adına "Ulusun Ulu Günü" de denilir. Çoklu tören ve âyinlerin yapıldığı kutsal Nevruz akşamında sulann bir anlık durması. Yaratılış sürednİn yeniden canlandırılmasını sağlamak için. sonra tekrar akmaya başlar. Yaz gelip bunlan dört kez uyandınr. zamanın ve mekanın başlangıç noktalan belli şartlar altında üst üste düşer. Eski yılın neresinin dokunduğu ne varsa. Her şey bir anlığına durur. Burası yaratılışın başladığı noktadır. Gezvini. şimdi­ den geçmişe. Alemin yattığı vakit. "Nevruz gü431 .

dünya sanki yeniden yaratılır. Azerbaycan'da Son Çarşamba günü. "Kosa" adıyla bilinen çok sa­ yıda oyun da eski yılın kovulması ve yeni yılın gelişiyle ilintilendirilir. başlangıçtan sona doğru hareket eden tarihsel bilinç yerine. Nevruzda evler temizlenir. Çünkü mitolojik dü­ şüncede ilk kaos. Evin duvarlan beyazlatılır. Tüm bunlar. Yeniden yaratıldığı andır. bir zamanlar kaos ile ilintiliymiş. kışın ölümünü ve yazın yol­ da olduğunu komik bir şekilde canlandıran bu oyun. insanlar havanın nasıl olduğu­ na bakmayarak tarlaya gidip ekine başlayıp çift sürerler. Her yeni yılla. yılın mevsimleri­ nin dönemsel olarak değişmesini ve geceyle gündüzün sırayla yer de­ ğiştirmesini gören eski çağın insanı. Ve dünya her an yeniden yaratılmaktadır. Yaratılışın başlangıç anından bugüne kadar hiçbir şey değişmemiştir. Nevruz günü oynanan ve bahann gelişini. ilk kaosu sembolize eder. sulardan ibaret bir âlem olarak düşünülmüştür ve ev­ ren de o sudan yaratılmıştır. Çünkü. yazın yeniden uyanan doğayı. "Semeni" ise doğanın uyanmasını. Bayram sofrasında "Semenfnin yanına mum konulurdu ve eski yılın bittiği ve yeni yılın başladığı anda yakılırdı. Bu bayram çiftçilikle ilgili içeriğini daha sonralan kazanmıştır. zenginliği ve renkliliğiyle göze çarpar. Hayatın tüm argümanları formlar halinde bir bütün olarak birleşir. Azer­ baycan'da eskiden ailenin fertlerinin sayısı kadar ağaç dikilirdi. Yu­ murtalar güzel renklerle ve çiçek motifleriyle boyanır. dökük ne varsa tamir edilir. Bunu yapmaya gücü olmayanlar hiç olmazsa iki üç kez toprağı bellemelidirler. Kışın uykuya dalıp. Onun için de bu gün. Bu. Aslında ise her gelen an.NEVRUZ nünde Allah ölüleri diriltip yeniden canlandırır. Bu ise yumurta­ nın hayatın başlamasındaki rolünü ve canlıların yaratılmasının sembolü olarak kabul edilmesiyle ilintilidir. Bayram ateşinin yükselmesi de yaratılışı sembolize ediyor. su dökmek gibi bir gelenek vardır. toparlanır ve yı­ kık. yaratılışın başlangıç anıdır. Nevruz Bayramının kök­ lerinin eski düşünceyle yaşayan insanın doğanın ölüp-diriimesi hakkın­ daki düşünceleriyle bağlandığını gösterir. bahann gelişini ve yeşilliği sembolize eder. başlangıç ve sonu bir noktada birleştirip ye432 . ev­ renbilimi açısından eski olan her şey. Gökyüzüne yağmur yağdııması için emir verir" der.

Bahar Bayramı'yla bağlı Kazak halk efsanesinin bir versiyonuna göre. Tann tarafından affedilen Adem ve Havva. bu büyük günü. bahann gelişi. Hazret Alinin doğduğu ve(ya) tah­ ta çıktığı günün. dünyayı geceyle gündüzün eşit olduğu Nevruzda yaratmıştır. her yıl ölüp. âlemi ve Ademi ol gün­ de halk eyledi" denilir. Bahann gelişini ilk haber veren ise gök gürültüleri olurdu. Türklerin Ergenekon'dan çıktı klan bu kurtuluş günü. Nevruz olarak verilmesinin temelinde.NEVRUZ niden yeniden tekrarlanan döngûlü zaman düşüncesini oluşturmuştur. Martın 22si ne. kurban törenleriyle yeniden dinlen bir canlı varlık biçiminde betimlenmektedir. tüm yıldızlara kendi çevresinde dolanmalannı da Nevruz günü emret­ miştir. Hunlaria Türkler. Türklerin gözünde en büyük olay­ lardan biriydi ve onun için de ulusun bu ulu günüyle ilgili. Altay Dağlan etrafında Türklerin yerleşmesiyle ilgili Türk halk efsa­ nesine göre. İnanışa göre Ulu Tann. Tann. bu gün yapılan kötü işler. başka günlere kıyasla büyük bir günah sayılmıştır. Eski Türk destanlarına göre. bu büyük doğa olayı. Altay Dağlan'nın yalçın kay alan arasından. en bü­ yük bayram gibi kutlarlardı. Onun İçin de "Burhan-ı KatVde "Cenab-i Hak. Nevruz gü­ nünde Arafat'ta görüştürülmüşlerdir. Çin salnameleri­ ne göre. kurultaylan da Bahar Bayramı şenlikleri döneminde yapar­ lardı. sonra pişman olduklanndan ötürü. Bu bahar bayramlannın en büyük olayı ise kurultay törenleriydi. Türkler. yılın beşind ayında büyük bir bayram yapar­ lardı. Göktürkler. yaşlannın hesaplan­ masında da gördükleri baharlann sayısını esas alırlardı. İnsanla­ nn ulu atası sayılan Adem'in balçığı. farklı efsanevi varlıklann ve tarihi ki­ şiliklerin adlarıyla ilişkilendirilmiştir. Nevruz Bayramı günleri yılın en aziz günleri sayıldığından. En eski çağlardan beri. Daha önceleri Cennet'te yaşarken. Hazreti Nuh'un yere ayak bastığı gün de Nevruz günüydü. ilk bahann gelişiyle başlardı. bayrama dinsel bir renk katmaktan çok. Eski Türklerde yeni yıl. Nevruz Bayramı'nın ilk gününe ve doğanın en adaletli gününe denk gelir. Türkler ara­ sında birçok inanç vardır. Bozkurt'un kurtuluş yolunu göstererek kurtardığı Türkler. Nevruz gününde yoğrulmuştur. inanışa göre. Kutsal bilinen Nevruz günü. haram mey­ veden yedikleri için cezalandırılan. o günün en aziz gün olduğuna bilinçaltı inana 433 .

434 . bütün tanrıcılığa bağlandığı için. araşormaalann derin merakını uyandırmıştır. TürkTannalığı ışığında daha geniş bir biçimde mümkün olacaktır. Nevruz Bayramı. eski gelenekler yatmaktadır. Yaz Bayramlan'nın arkaik ritüel anlamsallığını kavra­ mak.NEVRUZ ifade eden. doğanın ölüp-dirilmesini sembolize etmekle. Böyle bir yaklaşım tarzıyla bakıldığı zaman.

O. Sonra et pişene kadar. Son dönemlere kadar Balkanlarda yaygın olan demonolojik inanış­ lara göre. her gün dağın başında toplanırlar ve geceleyin yattığı yerden kagnp getir­ dikleri insanı doğrayıp etini kazana atarlar. insanlara zarar verebilmek İçin. insanlara her türlü zaran dokunabilir. Toms Tatarlannın demonolojik görüşlerinde ise "OburUbır" motifiyle ilgili inanışlar. koyunlan yakalayıp parçalarlar. üzerlerindeki elbisele­ ri çkanr. Albastı hakkındaki inanışlarla kanşmıştır. Gagavuzlardaki bu "Obur" motifi. bulaşıa hasta­ lıklar dahil olmak üzere. kaza435 . köpek ve başka hayvan kılıklanna da girebilirler. istediği anda uçabilir. kumun üstünde yuvarlanırlar. Ölen biri­ nin Obur olduğu anlaşıldığı anda. istedikleri zaman istedikleri şekle dönüşebi­ len insanlara ait bir anlayıştı. "Obur" (Hobur) geceleri mezardan çı­ karak etrafi dolaşıp insanlan rahatsız eder ve eline geçen her şeyi yiyip yutar. geceleri ırmağın kenarına gelip. mezan açılır ve üzerine çivi çakılır. "Obur" anlayışı. mezarda ya­ şayan bir hayvan şekline döneceği inana bulunur. Başkurtlann İnanışlannda "Obur-Ubır". Hortlağa çok yakın bir varlıktır. iri başlı. "Ubır" şekliyle kulla­ nılan Başkurtlarda ise ölen büyücünün ruhunu bildirir. Sonra kurt kılığına girerek. Onlar. ağzından ateş püskürtür ve hareketsiz kaldığı gibi. hem yerde hem de havada dolaşabilirler. hortlayıp çkmasın diye. O'nun korkup çekindiği hiç kimse yoktur.o Gagavuz Türklerinde ölen günahkar bir kimsenin. Anadolu'nun değişik yerlerinde "Hortlak" ve Azerbaycan Türklerinin dilinde "Hor­ dan" denilen şeytanî varlığa daha yakındır. Onlar. Tüm oburlar. ke­ di. şeytanî bir doğaya sahiptir ve kötülük verici ruhlardan sayılır. OBUR: Gagavuzlann inanışına göre. Yaşlılann inan ıslan na göre ise bu "Obur" denilen varlıklar. uzun kuyruklu kocaman bir varlıktır. Onun.

kemiklerini üst üste toplarlar ve sonra birlikte üfurürier. da­ ha sonra tekrar dirilir ve yatmaya devam eder. Fınugor halklannın dilinde ve Rus dilinde rastlamak mümkündür. Burada bu şekilde yenilen insan. ölen birisinin "obur" (vampir) olmaması için. Bu insan. Bu sözcüğün Azerbaycan Türk şrVelerindeki "efsuncu" anlamı da bu ba­ kımdan dikkat çekicidir. Bu şeytanî varlığın adına. sabahleyin kalktığında tüm vücudunun agnlar içinde olduğunu hisseder. Karaçay-Balkariann dilinde ise bu sözcük. yılan motifi. Et piştiği zaman yiyip. Azerbaycan Türklerinin geleneksel görüşlerinde. zengin mitolojik anlamsallıgı vardır. Mitolojik metinlerde. Türk halklannın birçoğunda. Mitolojik geleneklerde insanı bir varlık olarak diğer canlılar âleminden ayıran en önemli gösterge "ateş"tir. Çağdaş Türkçelerde "ocak" anlayışı: hem soy. nesil hem tarikat liderlerinin adı hem de belli hastalıklan tedavi gücüne sahip olup bu işi meslek edinen insanlara verilen bir addır. Onun arkaik düşünceden gelen. Ocak evin simgesi olduğu için her zaman temiz tutulurdu. bir iradesini de kutsal yerler. ancak olanlar hakkında hiçbir şey hatırlamaz. Oburlar. Kökeni Rus diline bağ­ landığı gibi. mecazî olarak "açgöz" anlamını irade eder. bilen" anlamına da gelir. 436 . "geleceği gören.OCAK-ATEŞ nın çevresinde dans ederler. Yakutlar. Ocak İyesi inananın yaşadığı bir gelenek de insanlann yemek yemeden ön­ ce bir parça eti ocağa atıp. OCAK-ATEŞ: Eski çağlardan beri Türk düşüncesinde kutsal bilinen an­ layışlardan biri de "ocak"tır. Romanya'daki Müslümanlar. cenazeyi mezara koyma­ dan önce güçlü bir alevin altından geçirirler. "Ocağın sönmesin!" sözü deTüıklerin en büyük duasıdır. değişik ses rarklıklanyla. bu insanı nere­ den almışlarsa^ yine aynı yere götürüp bırakırlar. üzerine su dökmezlerdi. Taş devrinden beri yaşamakta olan "ocak" kültü. Ocak Ruhunu beyaz saçlı bir kadın görünüşünde dü­ şünürlerdi. "Doyurduk!" demeleri şeklinde kendini gösterir. en kutsal ziyaret yerleri olarak bilinen ocaklığın bir işareti olarak kabul edil­ miştir. Azerbaycan Türkleri "ocak"ta melek olduğuna inandıklan için. tapınaklar ve pirlere verilen adlarda "ocak" adında bulur. Türk kökenli olduğu da varsayılan "Obur".

Sibirya halklannda Isıgı Malan Tengri'nin küçük oğlu da Otkan adını taşımaktadır. "Ateş" ve "ocak'ın da bir sahibi. Abkan Tatarlannda da görülür. Türk halklarındaki "Umay '* ruhuyla ilgili inanışlar da "ateş" ruhuyla derin bağlılık içindedir. Türk halk kültürü ve emografîsinde "ateş"le ilgili hâla yaşamakta olan inana anlatan verilerden anlaşıldığı gibi. gök yerden aynldığı zaman yaratıldığına inanılmıştır. Ay ve küçüğünün adı da Ateş'tir. Türk etnik-kültürel geleneğinde "ateş". insanlara "ateş'i getiren. Yakut mitolojik metinlerinde 'Tann'nın Oğlu". "Ateş"in koruyucusunun. Tann'nın küçük oğlu olması düşüncesi. Yıldınm Tannsı tarafindan yaratıldığı fikri. keyfinden taşlan birbirine çaka­ rak ateş yakar. Rivayetlerin birinde bir kartal. or­ tancanın adı. Ateşin yakıldığı yer kutsal bilinirdi. insanlığın atası olan ilk insan hakkındaki metinlerle benzerlik içinde­ dir. Bu yangını görmeye gelen insanlar da bu şekilde taşlan birbirine çakarak ateş yap­ mayı öğrenirler. Altay mitolojik metinlerine göre ise ilk ateşi büyük Ülgen {Bay Ülgen) yakmış. Ancak onun {Ateş Ana'nın). Onun için de taş devrinin en büyük keşiflerinden biri olarak kabul edilen ve dört un­ surdan biri sayılan "ateş". Tann'nın küçük oğludur. Yakut inanışlanna göre. bir evliya kadar değerli sayılan güçtür. Bu ateş yüzünden yeryüzünü yangın bürür. her zaman saygı görmüştür ve onun hasta­ lıklardan koruyabilecek gücü olduğuna ve gelecekten haber verebile­ ceğine inanılmıştır. Ateşin. Oğuzlarda ise bu iki kavram bazen birbirine kanşır ve hatta bazen kaynaşır. koruyucu ruhu ve iyesi vardır. Türklerdeki "ateş" ve "ocak" sahibi hiç de Tann değildir. sonra da ocağı kurup insanlara vermiştir. ulu cet Türk tarafindan keşfedildi­ ğini anlatır. Altaylann yara­ tılış hakkındaki inanışlarında "ateş'in yaratıcısı sayılan ve göğün doku­ zuncu katında oturan "Yalkın Ezzi" adında bir ruhun varlığından bahse­ dilir. geleneksel inanışına göre onu. başka bir deyişle "Gök Oğlu" olan Ateş Hamisi ile ilgili metin­ ler. Türk halklan arasında yaygın olan inanışlar­ dandır. 437 . Tann tarafindan gönderilmiş sayılan "ateş" hakkındaki diğer bir rivayet de onun. Gök Tann'sı vermiştir.OCAK-ATEŞ "ateş-in kültürel l<ahraman tarafindan çalınıp insanlara getirilmesi motifi geniş yer tutar. Onlann mitolojik metinleri­ nin birinde ihtiyar Yıldınm'ın üç oğlundan büyüğünün adı Güneş.

son dönemlere kadar Ateş Hamisi' ni "Ot Ana" olarak adlandırıyorlardı. Ateş Ruhu sayılır. Tuvalılar. Altay Şamanlan dua ederken "ateş"e "Alır Od" ve "Al Yalgın" diye hitap ederlerdi. Neresi dumandır. Çuvaş kahramanlık hikâyelerinde onun adına. Altaylar. vergi (istidat) verilen ve ge­ leceğin şamanı olarak görülen insanı. Şaman inisiasiyalannda "ateş" kültünün yeri genellikle çok güçlüdür. Ateş Ruhu canlı gibi betimlenir. parmak boyunda olan san samur. Ateş Ruhu'nun kendi payını istemesi veya pişirilen yemekten onun payının verilmesi gibi bir tören unsuru görür­ ler. "Ateş"le ilintilendirilen Hal/Al karakteri. Kırgızcadakl "Derişte" ve Tatar dilindeki "teres­ te" adlanyla aynıdır. Araştirmaalar hikâyelerde. Yedigiyse kuru odun. Yorganı da küldür. ona alnında beyaz sakalı olan keçi kurban ederlerdi. 438 . araştırmacılara Moğol dilindeki "On­ dan" anlamlı "Otuy" sözcüğünü açıklama olanağı verir. Ateş Ruhu'nun ufak insancık gibi düşünülmesi. Azerbaycan Türk inanışlannda da bazen ufak boylu gibi düşü­ nülürdü. Ufak boylu Ateş Hamlsi'nln kadın görünüşlü oluğu fikri. atasının O n u cezalandırarak yere gönderdiği de yazar. dumandan kararmıştır. ruhen ve dsmen yenileştirmek için. "ateş-te pişirirlerdi. Uygurcadaki "perişte". Ateş Ruhuna "Kalçan" adı verip. "Ateşli Mercimek" adını taşır ve böylece "ateş'le olan bağlılığını korumuş sayılır. Azerbaycan Türkçesinde "melek" anlamına gelen "ferişte". İnanışa göre. Anadolu Türk hikâyelerinde "Boyu bir kanş. Arkaik tören unsurlannı koruyan Hakas düğünlerinin eski bir bölümü de "ateş'e tapma âyini idi.OCAK-ATE$ Yakut inanç ve mitolojisinde Tann'nın küçük oğlu. Bu sebep­ ten dolayı da kötü ruhlann yarattığı hastalıktan tedavi etmek için bu temizleyid güçten yararlanırlardı. Bu fikir. daha arkaik sayılır. Teleunar ve Kırgızlar. sakalı iki kanş" sıfatıyla tanınan mitolojik karakter. "Rresti" şeklinde rastla­ nır. Şamanizmde ise "ateş'in saflaştıncı gücüne inanılmıştır. Bazı metinlerde. Yatağı. Bu Tann. Türk halk kültürünün örneklerinde korunmuştur. onun Ateş Sahibi değil hikâye kahramanına düşman gibi verilmesinde. Yakutlar­ da ise ufak beyaz sakallı bir ihtiyar şeklinde düşünülür. Tdeutlarda Ateş Ruhu. Aal Okhon ve Aal Uot Iççite adlannı taşımıştır. Bu ad. Okhon. Ya­ kutlann gözünde.

OĞUZ Türk kültürü çerçevesinde "ateş anlayışının taşıdığı anlam. Bu da bilinen bir motiftir. O. Oğuz motifinin arkaik olması ve kültürel kahraman özelliğinden gelir. Mazdeizm e göre "ateş". Sumerierin "Gılgameş" ile onun arasında köklü yakınlığın olduğunu ortaya çrkanr. ilk ata cet ve kültürel kahra­ man çizgileri açıkça seçilen mitolojik bir varlık. bedeninin bu şekilde ilklik ve anormal gücü ifade eden sık tüylerle kaplı olması da kanıtlıyor. "ateş'in üzerinden atlar. Kültürel gelenek. göıünüşüyle de Gök Oğlunun izlerini taşır. Oğuz Kağan 439 . OĞUZ: Türk etnik-kültürel geleneğinde. Bozkurt destanının bir versiyonu sayılan ve Oğuz Han hakkındaki daha eski düşünceleri koruyan "Oğuz Kağan&quo