P. 1
Dinle Kucuk Adam

Dinle Kucuk Adam

|Views: 47|Likes:
Yayınlayan: sose2012
Philosophy
Philosophy

More info:

Published by: sose2012 on Mar 11, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/27/2013

pdf

text

original

DİNLE KÜÇÜK ADAM

WILHELM REICH

Resimleyen: William Steig

İngilizceden çeviren: ŞEMSA YEĞİN
Sevgi, çalışma ve bilgi yaşamımızın tükenmez kaynaklandır. Dolayısıyla, yaşamı onların yönetmesi gerekir. Wilhelm Reich.

Siz, beni horgören büyük adamlar! Nerden beslendi politikanız, Dünyayı yönettiğiniz sürece? Hançer yaralarından ve cinayetlerden! Charles de Coster, Ulenspiegel

DİNLE KÜÇÜK ADAM, bilimsel bir belge değil, konusu insan olan bir çalışmadır. 1954 yılı yazında, yayımlanma amacı güdülmeden, Acun-sal Yaşam Enerjisi Kurumu Belgelikleri için yazılmıştır. Bu kitap, birkaç onyıl boyunca, sokaktaki Küçük Adamın kendine neler yaptığını önce çocuksu bir saflıkla, daha sonra büyük bir şaşkınlıkla ve nihayet dehşet içinde izleyen bir doğabilimci ve tıp doktorunun içindeki fırtınaların ve çatışkıların ürünüdür: Sokaktaki Küçük Adam, nelere katlanmak durumunda kalmakta, nasıl isyan etmektedir? Düşmanlarını el üstünde tutmasının, dostlarınıysa öldürmesinin sebepleri nelerdir? Bu Küçük Adam, «halkın bir temsilcisi» olarak, belli bir gücü ele geçirdiği durumlarda bu yetkisini nasıl boşa harcamakta, ziyan etmekte, yanlış kullanmaktadır? Neden, aynı gücü daha önce elinde bulunduran ve onu, Küçük Adamı ezmek için kullanan üst tabakaların sadist bireyleri gibi davranmakta, eline geçirdiği o yönetme gücünü nasıl olup da acımasız bir baskı aracı haline getirmektedir?
o

büyüklükte ve eldeğmemiş hazineler vardır; bu değerler, insanoğlunun umutlarının gerçekleştirilmesi yolunda kullanılmak üzere hazır beklemektedirler. İşte bu konuşma —ayrıca--- bu hazinelere olan büyük güveni dile getirmektedir. İnsanların içinde bulunan «yaşamı temsil eden şey», toplumsal ve insansal karşılıklı ilişkiler içinde son derece doğal ve saftır; bu yüzden, koşulların insana egemen olduğu durumlarda tehlikeye düşer, İnsanın içindeki «yaşayan şey», kendi türünden olan bir insanın da, yaşamın yasalarına kendisi gibi uyduğunu, doğal, yardımsever ve özverili olduğunu varsayar. Sağlıklı çocuklara ya da ilkel insanlara özgü olan bu doğal temel davranış, coşkusal veba varolduğu sürece, insanın akılcı bir yaşam düzeni sağlama savaşımında en büyük tehlike olarak boygösterecektir. Çünkü vebalı birey de kendi türünden olan canlıların, kendi düşünme ve davranış biçiminin özelliklerini taşıdığını varsayacaktır. Doğal ve bozulmamış birey, bütün insanların doğal olduğuna inanır ve ona göre davranır. Vebalı bireyse, bütün insanların yalan söylediğine, çalıp çırptığına, başkalarını dolandırdığına ve üstünlüğü ele geçirme çabası içinde çırpındığına inanır. Açıkça görülüyor ki, insanın içindeki «yaşayan şey» zayıftır; tehlikelere karşı dayanıksız durumdadır. Vebalı bireye elini uzatsa, kolunu kaptıracak, varı-yo-ğu alınacak, sonra da kendisiyle alay edilecek ya da ihanete uğrayacaktır; güvendiği herkes onu aldatacaktır. 12

Bu böyle gelmiştir; ancak böyle gitmemelidir. İnsanın içindeki «yaşamı temsil eden şey»in korunma ve gelişmesi savaşımında, katılık gerektiği durumlarda katı olunmasının zamanı gelmiştir; insan, hakikatlere korkmadan tutunduğu sürece katı davranmakla doğallığını yitirecek değildir. Kitle içinde yaşayan bireyin zırhlarla kaplı yapısında bulunan karanlık ve tehlikeli dürtüleri harekete geçirip, onları örgütlü siyasal cinayetler işlemeye götürerek öldürücü kötülüklere neden olan ölümcül vebalı bireyler, verimli, çalışkan, aklıbaşında milyonlarca insan arasında her zaman için çok küçük bir azınlığı oluşturmaktadır; bu olgu umut vericidir. Kitlenin bir parçası haline gelen bireyde bulunan coşkusal vebanın mikroplarına karşı yalnızca tek bir panzehir vardır: bireyin, kendi içinde bulunan «yaşamı temsil eden şey» in canlılığını duyması. Bu «yaşamı temsil eden şey», güç elde etmeyi değil, gücün insan yaşamında oynaması gereken rolü üstlenmesini ister. İnsan yaşamı, sevgi, çalışma ve bilgiden oluşan üç temel direk üzerine kurulmuştur. İçindeki «yaşamı temsil eden şey»i coşkusal vebaya karşı korumak durumunda olan insan —coşkusal veba tarafından yanlış biçimde ve kötüye kullanıldığı gibi iyiye de kullanılan— konuşma özgürlüğünden yararlanmasını öğrenmelidir. Görüşleri açıklamada eşit hak tanındığı sürece akılcı görüşlerin en sonunda her şeyi yenmesi gerekir. Bu, büyük ve önemli bir umuttur. 13

ya da kötüniyetli güçsüz adamlara seni temsil etme yetkisini veriyorsun. kendini bu yönde eğitmeme ve kendini eleştirmeme özgürlüğüne sahipsin. ancak bunu anladığında. Şöyle bir yakınmayı hiç duymadım senin ağzından: «Gelecekte kendimin ve dünyamın efendisi olmak yolunda yürütüyorsunuz beni. Bunu sana söyleyen. avucunun içinde alev alev yanan bir elmastır. ağlamadın. işini doğru dürüst yapmak ve yaşamını kazanmak için. şu yeryüzünde yönetici rolü oynamaya başlamış bulunuyorsun. «Sıradan İnsan» diyorlar. her ayakkabıcı. anadan doğma çıplak. Benim karşımda hiç yakınmadın. koltuklanmış işçi liderleri.DİNLE. Seni iyi tanıyorum ve an15 . Yeni doğmuş bir bebek gibi. insanın nasıl kendi kendisinin efendisi olacağını anlatmıyorsunuz hiç. Geleceğini eline veriyor. don gömlekle kalmış bir mareşal kadar çıplak halini gördüm. hiç sesini çıkarmıyorsun. kentsoylu ailelerin tövbekar evlâtları. beni dinle. filozoflar söylüyor sana bunu. senin düşüncelerine ve senin yapacağın şeylere bağlıdır. benim. maskesiz. Korkunç bir geçmişin mirasçısısın sen Küçük Adam. hem bedensel çıplaklığın içinde. hem ruhsal. sevgini ve acılarını bir kez olsun açmadın bana. İnsanlığın geleceği.» Yönetimi elinde tutan kişilerin. Her doktor. devlet adamları söylüyor. seni kendi geleceğine egemen olma yetisi verebilecek yönde eleştiren ve bu eleştiriyi dile getirme yürekliliğini gösteren tek kişi yok. aslında nasıl düşündüğü14 nü ve gerçekte ne olduğunu söylemiyorlar sana. Seni çok iyi anlıyorum. Birkaç onyıldır. «Küçük Adamı» yönetmelerine izin veriyorsun. etiketsiz. geçmişinden hiç sual etmiyorlar. Yönetimi elinde tutan güçlülere. teknisyen ya da eğitimci. Çünkü seni binlerce kez çıplak gördüm. elinde bir partinin üyelik kartı bile olmaksızın bir «tanınmıştık» kılıfına bürünmemiş halinle gördüm seni. özlemlerini hiç dile getirmedin. Bunu söyleyen sen değilsin Küçük Adam. Ama öğretmenlerin ve efendilerin. Mirasın. eksikliklerini bilmek zorundadır. Yalnız bir anlamda «özgürlüğe sahip »sin sen: kendi yaşamını yönetmeyi öğrenmeme. «Sıradan İnsan Çağı» başladı diyorlar. büyük ulusların Başbakanları. peki ama. KÜÇÜK ADAM! Sana «Küçük Adam». iş işten geçmiş oluyor. Ama sen. Onlar söylüyor bunu. Her seferinde aldatıldığını anlıyorsun. düşünce ve davranışlarımdaki yanlışları bana söylemiyorsunuz. yeni bir çağ.

Gelecek. Bu sözcüklerin çifte anlamını kavrıyorsun. Demek ki. taktikler uygulamak yerine açık davranmak. ne zaman ve hangi alanda küçük adam olduğunu bilir. Kendine bakma yürekliliğini göster! «Bana bunları söylemeye ne hakkın var?» Kuşkulu ve kavrayışlı bakışlarında bu soruyu okuyorum. Führer'lerinin sana utanmadan söylediği şu sözlere aldırma: Sen "küçük. Kendi küçüklüğünü ve yetersizliğini. çünkü büyük bir geleceğin olduğuna içtenlikle inanıyorum. Kendini küçümsüyorsun. buna hiç kuşku yoktur. büyük adam. başkalarının gücü ve büyüklüğünün kendisinde uyandırdığı güç ve büyüklük görüntüleriyle örter. her şeyden önce kendine bak bir. bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. sıradan bir insan"sın. küçük olduğunu bilmez ve bunu bilmekten korkar. Küçük Adam. Saygısız ağzından bu sözcüklerin döküldüğünü duyuyorum. kendi yaşamımı kendim saptayacak ve dünyanın benim olduğunu açıklayacakmışım. senindir. Sana nasıl olduğunu anlatacağım Küçük Adam. eleştiriden 16 korkuyorsun Küçük Adam. Küçük Adam. Kendisinde 17 .» diyorsun. sıradan bir insanısın Sen. sana vereceklerini vaat ettikleri yetkiden korktuğun gibi korkuyorsun. Öyleyse gel. Kendisi için çok değerli olan bazı şeyleri yitirmeyi göze alarak kendi küçüklüğünün ve önemsizliğinin taşıdığı tehlikeyi giderek daha iyi sezmeyi öğrendi. Başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: Koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak. sen kim oluyorsun da kendi yaşamın üzerinde hak sahibi olmak isteyeceksin? Kim olduğunu şimdi söyleyeceğim sana: Gerçekten büyük olan insandan seni ayıran tek bir nokta var: Büyük adam da bir zamanlar çok küçük bir adamdı. «küçük. Haklısın. değil mi: «küçük» ve «sıradan». Küçük Adam. ama kendisiyle övünmez. Büyük generalleriyle övünmektedir. «Ben kim oluyorum da kendi görüşüm olacakmış.lıyorum. Kaçma. Kendine bakmaktan korkuyorsun. Bu yetkiyi nasıl kullanacağını bilemezsin. ama bir tek önemli yetenek geliştirdi: Düşünce ve davranışlarında küçük olduğu noktaları görmeyi öğrendi. Gerçekte olduğu gibi gör kendini.

Bunu bilmiyordun. Krupp ya da Ford olduğunu söylüyorlar. değil mi? Kurtarıcıların. kendi aklına gelmeyen düşünceye hayrandır. bu gerçeği epeydir biliyordum. Viyana Savaşı'nın sonu Hitler'e. Paris'teki savaşının sonu Pétain ve Laval'e. ona bekçilik etmektense kazanmak gerektiğini ve de bunu sağlamanın yolunu pekâlâ bilirdin sen. Morgan. aynı zamanda yaşam-kurtancıdır. Tek sorumlu sensin. Ancak. Sana kendi içimdeki Küçük Adamı anlatmakla işe başlayacağım: Tam tamına yirmi beş yıl boyunca. ama hiç kimse değil. Nikolaus. seninle ilgili hakikati söylemeye gelince çekiniyorum. Katıksızlığın ve hakikatin savaşçısı olduğumu savunuyorum. En az anladığı şeylere en çok inanır ve kolayca anladığı fikirlerin doğru olduğunu kabul etmez. seni köle yapan şeyin ne olduğunu buldum: SEN KENDİ KENDİNİ KÖLELİĞE MAHKUM EDİYORSUN. her seferinde çalışıp didinip bir bataklıktan çıkmayı başardıktan sonra hemen bir başka bataklığa saplanmanın nedenini anlayamıyordum. seni baskı altında tutanların. Seninle ilgili hakikati söylemek yaşamı tehlikeye sokmak demektir. sana. senin bu dünyada mutlu olmayı hakettiğini savundum. Stalin deniyor. Napolyön. Rusya'daki savaşının sonuysa Sta-lin'e vardı. Hitler. Ben.varolan düşünceye değil. ne var 19 . Hakikat. çünkü Sen kendi kendini köleliğe mahkûm ediyorsun senden ve senin hakikate karşı olan tutumundan korkuyorum. Köleliğinin tek sorumlusu. Mussolini. yalnız ve yalnız sensin başka hiç kimse. «Kurtarıcıların »ın adına da. Sonra yavaş yavaş ve el yordamıyla. kendin ve başkaları adına korumak. Bak ben ne diyorum: Senden başka hiç kimse senin kurtarıcın olamaz! Bu tümceyi söylemeye çekindim biraz. Wilhelm. kendine ait olan şeye sahip çıkma yetisinden yoksun olmakla suçladım seni. Amerika'daki köleliğin kaldırılması savaşında ya da Rus Devrimi'nde elde ettiklerine sahip çıkmamakla suçladım. 18 Yırmisekizinci Papa Gregory. Amerika'daki savaşının sonu da Ku-Klux-Klan yönetimine varabilirdi. sonra Paris ve Viyana barikatlarındaki kanlı çarpışmalarda. Oysa şimdi. Özgürlüğü.

konut yapımı. bu durumda ve bu yerde bulunmayacaktın. Şimdi işi gücü bırak. Zengin olmak. eğitim. doğanın işleyiş yasaları üzerinde çalış!» İşte. Öğrencilerin se. adın dünyanın her yanında duyulacaktır. Küçük Adam'ın perişanlığı üzerine 150 makale ve on iki kitap yazdın. İngiltere.. Yaptıkların yeter de artar bile. yaptığın ünün zevkini çıkar. derneğinin sekreteri olmak istiyor Küçük Adam. Bulguların ve kuramların üniversitelerde okutuluyor. Ama coşkusal vebaya tutulanlar peşindeler. 'Kültürel değerlerin kurtarıcıları' senden nefret ediyor. Yüzyıllardır yapılan bulguların en büyüğünü yaptın. bir Küçük Adam olarak kalmak. çünkü Acunsal Yaşam Enerjisini ve yaşamın işleyiş yasaların! keşfettin. Küçük Adam kendisiyle ilgili hakikati duymak istemiyor ki! Kendisinin olan büyük sorumluluğu üstlenmek istemiyor ki! O.ki.» İçimdeki Küçük Adam diyor ki: «Sen. senin çok büyük bir adam olduğunu söylüyor. Öteki büyük ve yalnız adamlar. hakikatler yağmalanmakta. araştırma. Şimdi şöyle bir arkana yaslan. trafik. çünkü hakikati söyledin. Kanseri anlaşılır hale getirdin. benim içimde bulunan Senden başka hiç kimse senin kurtarıcın olamaz! ya da küçük. kendini incelemelerine ver. Çabalarının meyvalarını topla. Bilim tarihinin entellektüel devlerinden biri sayılıyorsun.» İçimdeki Küçük Adamsa şöyle diyor: «Küçük Adama gerçek yüzünü göstermek. sen. O ülke senin. Aklım bana şunu söylüyor. Yaşamın sefaleti. Küçük Adam. İşinin sorumluluklarını yerine getirmek. Amerika. ya da bir parti lideri. çetelerin ganimeti haline gelmektedir.«Her ne pahasına olursa olsun hakikati söyle. sen olmayacak. bir büyük adam olmak istiyor. ona açılmak ve acımasına başvurmak aptallıktır. Komünistler sana savaş açtı.. yönetim ya da herhangi bir başka alanda üstüne düşen sorumluluğu üstlenmek istemiyor. bu ülke benim dolaştın. Filistin ve diğer yerlerde tanınmış bir büyük adam oldun. ni çok seviyor. Birkaç yıla kalmaz. Bu böyle olmasaydı. bir bölük kumandanı ya da kötülükleri ortadan kaldırma 20 21 . Avusturya. yiyecek sağlamak. İskandinav Ülkeleri. Almanya. Eski hastaların sana hayranlık duyuyor.

gerçekten büyük bir adamın önderliğinde bir parti kurar. Bir şeyi ne denli az anlarsan. onun karşısında boyun eğiyorsun. Bu durumda kişi. sana yardım etmek istiyorum. getir-götürcüler toplamak zorundadır. Sigmund Freud'-dan daha önemlidir. İşlerini kolaylaştırmak için çevresinde küçük adamlar. insan önce tek bir sömürücüyü. Bu kez. diyelim. Napolyon'u da Pestalozzi'den daha iyi tanıyorsun. o denli çok saygı gösteriyor. Ve yavaş yavaş. Gerçekten büyük olan adam. Sana göre bir kral. çünkü sana gerçekten yardım edebildiğimi ve genellikle gözlerin yaşararak benden yardım istediğini gördüm. senin yerine savundum onları. yardımcılar. kendisine saygı göstermeni — ne olduğu konusunda şu ka-darcık fikrin olmaması nedeniyle önünde eğildiğin «yüksek matematik»e gösterdiğin saygıyı bekledi içimdeki Küçük Adam. herhangi birinin ya da herkesin kölesi olma özgürlüğün uğruna ölme gönüllülüğünden vazgeçtim. çünkü bu büyük işi tek ba23 22 . Bu durum karşısında hiç sesini çıkarmadın. Bendeki kendini ve kendin- deki beni keşfedebilir. seni kazanmak. seni «kurtarmak» istedi. Artık tefe bir efendinin kölesi olmaktan kurtulmak. Seni «özgürlüğe götürecek şey» içimdeki Küçük Adam olacaksa. senin adına savaştım. Führer'in araçlarıyla kazanmak isterdi.ve senden korkan Küçük Adam bunları söylüyor bana. onları izledin. Herkesin kölesi Ben söylediğimi anlayamayacağını biliyorum: «Herhangi bir kimsenin kölesi olma özgürlüğü» öyle kolay anlaşılır bir şey değil. İçimdeki Küçük Adam seni herkesin yöntemiyle. Hitler'i Nietzsche'-den. senin özgürlüğünü son derece ciddiye alır. sonra da korkup benim içimdeki kendini öldürebilirdin. senden korkarım o zaman. çünkü senin yaşamını kendi deneylerimden biliyorum ve çünkü. İçimdeki Küçük Adam. Çarlığı ortadan kaldırmak zorundadır. Bu nedenle senin. senin Führer'in ya da kurbanın olarak ortadan yitmeden sana nasıl yardım edebileceğimi öğrenmek için sürdürdüm seninle olan ilişkimi. Derken senin Führer'lerin çıkagel-di ve çalışmalarımı yerle-bir etti. Seninle olan ilişkimi sürdürdüm. ama verdiklerimi savunma yetisinden yoksun olduğunu gördüm. herhangi bir kimsenin kölesi olmak için. Çok uzun bir süredir seninle yakın bir ilişki içindeyim. Ben. benim yardımımı almaya hazır.

insanın. senin mutluluğun için özveride bulunmanın. adam yerine koymazsın. Damları samanla örtülü. senin saflarından gelen küçük adamlar. Üstelik. vb. ya da bir damla hakikat. bu bedelin. senin adına güçler ve yetkiler ele geçirir. bir kenara iter. ona güvenmezsin çünkü. Bir «mutlu gelecek» ya da bir «Uçüncü Reich» uğruna pılı pırtı içinde dolaş mayı sürdürürsün. Kendisine yeni efendi rolü verilmiş olan büyük adam büyüklüğünü yitirir. Ama kültür sarayınla övünmektesin. senin saflarından gelmektedirler. bir dahaki savaşa ve yeni efendilerinin koltuklarını yitirmesine dek sürecektir. ya da yeni. Birçok küçük büyük adamı bir arada tutabilmek. bilim ve sanat alanlarında büyük gö24 revlere atanırken sen olduğun yerde. şeyler yazar. derin bir aydın yalnızlığı içinde. senin yeni köleliğini satın almak için çok yüksek olduğunu öğrendiler. senin bu egemenliğin. zahmete değmeyeceğini. bu süreci kısalttılar: Bunu açık açık ve daha büyük bir acımasızlık içinde yaptılar. yeni efendini ortaya çıkarmış olursun. hükümet. Bir sürü küçük büyük adamla çevrilmiş olarak. onun sözünü sakınmazlığından. daha iyi bir inanç bulur sana. Özgürlük elde etme yolunda çalışmalar yapan ve gerçekten büyük adamlar olan düşünürlerin yüz yıl içinde ortaya koydukları şeyler ve çektikleri acılar. malikânelerden değil. sadeliğinden. saraylardan. duvarları tezekle sıvalı pis evlerde yaşamayı sürdürürsün. senin güvenini yitirmemek için gerçekten büyük olan bir adam. sendeki bu herhangi bir kimsenin kölesi olma itkisini büyük çabalarla inceledi ve böylece. dışişleri. senin onu erişilmez bir Tanrı'ya dönüştürmene gözyummak zorundadır. 25 .şına yürütemez. sen onu anlamaz. senden ve gürültü patırtıdan uzak ama aynı zamanda senin yaşamınla yakın bir ilişki içinde. Onlar da senin gibi açlık ve acı çektiler. İçinde bulunduğun toplumsal bataklıktan çıkarır seni. kendi ellerinle. beş yıldan az bir zaman içinde ortadan kaldırılabilirdi. Olduğu gibi. çevresine küçük büyük adamlar toplamasa. özgürlük yasaları. kafasını birazcık kullanarak nasıl küçük bir büyük adam olabileceğini saptadı. Eski ulusların küçük adamları. hattâ yaşamlarını feda etmenin. sen. dilediğin biçime soktuğun «yanılsama»dan hoşnutsun şimdilik — ancak. Sana öncülük edebilmek için. yani bataklıkta kalırsın. Senin özgürlüğünü nasıl sağlayacağın yolunda yüzyıl kafa yormanın. yürekliliğinden ve yaşamla arasındaki gerçek ilişkiden gelmekteydi. elde edebildiği büyüklüğünden her gün bir parça vermek. Bu küçük büyük adamlar. Efendi değiştirme süreçlerini kısalttı bu adamlar. özveride bulunmak zorundadır. sade bir insan olarak kalsa. onu olağandışı bir insan olarak görmek istersin. Bunun üzerine. kendisini ayakta tutacak olan senin yardımın ve ciddiliğindir. Sayfalar dolusu söylevler yazar. çünkü bu büyüklük. elinde evlenme cüzdanı olmadığı halde bir kadını sevebilen bir adam olsa. Büyüklüklerini büyük adamdan sağlamış olan küçük büyük adamlar. Böylece. Dllediğince çekip çevirdiğin. diyelim. maliye.

senin ve yaşamının. seni zevkten dört köşe etmekte. Ama paçanı bu 27 . horgörüyorlar seni. «kişisel özgürlük» ve «kişisel büyüklük». Bu Küçük Adamlardan hiçbiri gerçek özgürlüğün fiyatını ödemez.doğrusu maskelerini indirmeleri nedeniyle onları besleyen sensin. soyut birer kavramdan başka bir şey değildir. bütün maskelerini-indirmiş olmalarına karşın — ya da daha. Evet. Küçük Adam. Senin en kötü yanlarını. kişisel büyüklük değil. Hastasın sen. Onlar seni sevmiyor. «Yeni Kurtarıcılar» ve bağırıyorsun: *Heil! Heil!» «Viva! Viva!» İşte bu yüzden senden korkuyorum. ulusal büyüklük vaat ediyorlar. seni bir simgeye feda ettiler. ama senden çok daha iyi biliyorlar. sana kaç kez söylediler: «Hiçbir sorumluluğu olmayan önemsiz. aptal. Küçük büyük adamlar. Senden korkuyorum. sen kendin getirdin bulundukları yere'. sense onları seni yönetecek yerlere getirip koydun. Size 26 özgüven değil. sen. sana bir yığın söz söyleyerek. en büyük zayıflıklarını. Bir Rockefeller ya da Torilerin tanıdığından çok daha iyi tanıyorlar seni. sen kendini horgördüğün için. Size kişisel özgürlük değil ulusal özgürlük vaat ediyorlar. aşağılık bir varlıksın sen ve böyle kalacaksın. kendinden kaçıyorsun Küçük Adam. Yalan mı. Efendileri. Küçük Adam.» demediler mi? Sense onlara «Kurtarıcılar» diyorsun. -ulusal özgürlük» ve «devletin çıkarları» söz-cükluriyse. devlete saygı. Bu senin suçun değil. çünkü kendinden kaçtığın gibi dünyada hiçbir şeyden kaçmıyorsun. Çünkü insanlığın geleceği senin elinde. çok korkuyorum. köleliğe elverişli ve başkalarının kullanacağı birer insan olduğunuzu söylüyorlar. ailenin ve çocuklarının birer hiç olduğunu anlatıyorlar.Küçük büyük adam Üstelik. çok hastasın Küçük Adam. bu yüzden hemen bu sözcüklere sarılıyorsun. Sana göre. senin bilmen gerektiği gibi. insanın size dilediği işlemi uygulayacağını haykırıyorlar.

Kendi Küçük Adamlarını seni sömürenler ha28 line getirdiğini anlamalısın artık. ama («anayurdun onurundan» sorumlu olmak yerine) kendi yaşamından senin. günlük yaşamında kendine azıcık saygılı davransaydın. tabanlarını yağlayıp Savcıya koşacaksın. yalnızca senin sorumlu olduğunu söylemedi hiç. onu sevdiğim ve istediğün için kucaklarım. Ne Mormon'um ne de çokeşlilik savunucusuyum. Ama iyi bir nişan-cıyımdır. bir Yahudi. senin için çalıştıklarını aklından geçirmediğini kabul et. aç gözünü ve gerçekten büyük olan adamlarını kurban ettiğini gör. yaşamın sensiz bir saatçık bile sürmeyeceğini azıcık sezseydin. on ikiden vurmayı severim. onları bir an bile düşünmediğini. bunu anla artık. ya da Müslüman değilim. balık avlamam. anarşist ya da boksör de değilim ben. FBI'a. yaşamın boyunca yaptıklarını kime borçlu olduğun konusunda hiçbir fikrin yok. Öğretilerim doğruysa kendi kendilerine yayılacaklardır. onları çarmıha gerdiğini. bir ceylanı ya da tavşanı vurmam. Çalışmalarımı herhangi bir sağlık bakanlı- 29 . eşcinsel. canlarını aldığını. Diyeceksin ki. Bir Hıristiyan değilim ben. dünyadaki hiçbir güç seni ezecek kadar güçlü olamazdı.hastalıktan kurtarmak senin görevin. «Sana inanmaya kalkmadan ünce yaşam felsefeni bilmek isterim. açlıktan öldürdüğünü anla artık. ya da belki yalnızca koşacaksın. ya da «Amerika' ya Karşı Etkinliklerle Savaş Komitesi »ne. Baskıya gözyummasaydın ve bir- Yeni Kurtarıcılar kaç kez de etkin bir biçimde baskıyı destekle-meseydin seni ezenleri çoktan silkip atardın. ne bileyim. Ku-Klux-Klan'a ya da «Dünya Proleterlerinin Liderleri »ne koşacaksın. Senin şu kadarcık özsaygın olsaydı. Sana «Dünya Proleteri» dedi. Oysa: Ben bir Kızıl ya da Kara değilim. Briç oynamam. Karımı elimde bir evlenme cüzdanı olduğu için ya da cinsel açlıktan kıvrandığım için değil. GPU'ya ya da «Sarı Basın»a.» Yaşam felsefemin ne olduğunu duysan. Beyaz ya da Sarı değilim. Çocukları dövmem. kuramlarımı yaymak için kokteyl partileri de vermem. «Kurtarıcın» sana bunu söyledi mi? Hayır. senin sorumluluğun.

Küçük Adam. senin ne kadar ağır bir hasta olduğunu ve hastalıklı halinle ne kadar tehlikeli olduğunu görmeyi öğrendim. Küçük Adam. senin kendi öz coşkusal hastalığın olduğunu. bedenini sürekli olarak kasılı ve gergin tutması gerektiğine inanmıyorum. bir hiç olmadığını.) Çocukların ve gençlerin sevgiden doğan bedensel mutluluğu yaşamalarını ve bunu yaptıkları için hiçbir tehlikeyle karşılaşmamalarını istiyorum ben. Senden çok korkuyorum. (Savcıya koşma hemen Küçük Adam. sonra da bu bilgiyi seni daha iyi. Büyük adamın nasıl olduğu. bedensel ve ruhsal bir yoksulluğa gömülmesi. ama senin düşündüğün gibi değil: Tanrıyı. Sonra doğabilimci ve bir tıp doktoru oldum. korurum. günün her saatinde bir alet gibi kullanır. utanmadan yanıt veremeyeceği yalın ve açık sorular sorarım ona. Senin «Tanrı» dediğin şeyin gerçekten varolduğunu biliyorum. bu dünyada bir anlam taşıdığını bilen bir kimseyim. 31 . Bunun. ama katı ya da anlamsız kural ve yasalarla savaşırım. Kendime göre görüşlerim var benim. Çünkü senin perişanlığını deneylerle öğrenmek. bir dışsal güçten kaynaklanmadığını biliyorum. seni ezen şeyleri çoktan yenerdin. tıbbi ve eğitsel çalışmalarıma burnunu sokmaya kalkana. Gerçekten büyük bir adamı algılayacak duyu organı yok sende. daha çok ezmek için kullanmak bir hayli küçüklük gerektirir. insanın ciğerini oku30 yabilen ve çalışan bir kimseyim. Hangi sudan bahaneyle olursa olsun. Çünkü ben. böylesine korkmazdım önceleri. Özünde canlı ve sağlıklı olsaydın. geçmişte nasıl toplumun üst katmanlarından geldiyse şimdi de senin öz saflarından gelmektedir. kullandıktan sonra da aynı bir alet gibi temizler. çünkü kendini bilen biriyse o da aynı şeyi yapıyordur.ğı yetkilisine sunmam. Akla uygun olduğu sürece bütün yasalara uyarım. Milyonlarca Küçük Adam arasına karışmış bir Küçük Adamdım ben de çünkü. çalışmanın dünyayı yönetmesini İstiyorum ben. herhangi bir dışsal baskı söz konusu olmaksızın günün her saatinde ve de saatlerin her dakikasında bu hastalığın seni ezdiğini biliyorum. yüreğindeki içtenlik olarak. ölünceye dek söylediklerinin utancıyla yaşayacaktır. Kamuya açık her mahkemede. yalanla hakikati birbirinden ayırmasını bilirim. evrendeki ilk acunsal enerji olarak. Çalışma konusundaki görüşlerin değil. Eskiden böyle değildi. Ve bulgularımın içerdiği bilgi ve karmaşıklıkları kimin daha iyi bildiğini. Çünkü ben. senden bile küçüktür. senin gövdendekî sevgi. Seni ezenler. ne özlemler duyduğu. nasıl acı çektiği. bir hasta ya da çocukla arama girmeye çalışana anında kapıyı gösteririm. hakikati. içindeki ve çevrendeki doğayı benliğinde duyabilmek olarak görüyorum ben. bunu yapmam için bu yetkilinin konuyu benden daha iyi bilmesi gerekir. Sözcüğün gerçek ve doğru anlamıyla dindar olabilmek için. kimin bu konularda usta olduğunu da ben saptarım. insanın sevgi yaşamını yoket-mesi. Yanıt verse de. Onlar.

senden uzaklaşıyor ve en kötüsü. onun yaşama olan yakınlığından. insanların yazgısı karşısında duydukları acıyla bakarlar. Bu dünyada seni ezmek ya da sömürmek yetisinden yoksun. senin özgür olmanı gerçekten isteyen. bakar. düpedüz bir yaşayan hayvan olarak. Sen.öfkeden nasıl kudurduğu ve senin için yaptığı savaş. bu büyük adamların gerçekten büyük olduğunu sana söylediği zaman. çünkü yaşamı sevmektedir büyük adam. yaşayan bir canlı olarak sever. Onlar yalın ve dolaysız insanlardır. yaşama karşı duyduğu sevgiden korkarsın sen. yalnızca bir yaşayan . Büyük adamdan korkarsın. sana benze-mez. Sana küçümsemeyle değil. Büyük adam seni. ya da kızlarını toplumsal konumu iyi birileriyle doğru dürüst evlendirmek. bir dâhi olmadığını. Sen onlara ancak şöyle sahip çıkarsın. içinde bulunduğun durumun ve beş para etmezliğinin verdiği acıyla bir kenara çekiliyorlar. adının başına bir yığın büyük sözcükler eklemek ya da Nobel Ödülü almak değildir. Gerçekten büyük olan adamları. senin acılardan. diyelim bir Lombroso olsaydın. büyük adama. yaşamının amacı yığın yığın para biriktirmek. gevezeliklerle dolu «parti»lerin na benzemediğinden ona bir «dâhi» ya da «garip» dersin. sana göre taktik neyse. Bu kadın ve erkeklerden hoşlanmazsın. ya da bir siyasal göreve atanmak. sana acımaya başlıyorlar.canlı olduğunu söyleyecek33 32 . Binlerce yıl dırdır ettiğin yetmiyormuş gibi durmadan dırdır etmeni istemez. alçaklık ve rezilliklerden arınmanı ister. bir çeşit suçlu damgası vururdun. Küçük Adam: Öteki Küçük Adamlar. ya da «sinirceli» derdin ona. yani içinde gerçek ve içtenlikli bir istek duyan kadınların ve erkeklerin de yaşadığını anlayamazsın. seni kücümseyecek hale getiriyorsun. İçinin görüldüğünü sezer. Çünkü büyük adam. Oysa o. ya işlemek istediği sucu gerçekleştirememiş bir suçiu. ve içini görürler. Bu nedenle. çünkü onlar sana yabancıdır. Seni bir yük hayvanı olarak görmek istemez. Binlerce yıl acı çektiğin yetmiyormuş gibi durmadan acı içinde kıvranmam istemez. büyük adam sa- Senin bombok. sana yabancı. Küçük Adam bir ruhbilimci. bir tehlikenin geldiğini anlarsın. onlara göre hakikat odur.

dürüst olarak düşündün mü hiç Küçük Adam? Şöyle bir an olsun durup da. unutursun Küçük Adam. ister sarayda olsun yaşadığı hayatı çekilmez kılan sensin. ya da dürüstlüğün sana çok . ya da deney odasına kapanıp çalışmayı yeğlemiştir. yalnızca bunu. Sen. insandan kaçan biri gözüyle bakarsın. senin bomboş. yalnızca NEDEN BÖYLESİNE BAYAĞI DAVRANIŞLARDA 35 . senin normallik ölçülerine uymadığını görüyorsun. ama önemli bir fikir elde etti mi de. sakına sakına düşünür. Onu kendi beş para etmez terazine koyuyorsun. Böylece büyük adamı yalnızlığa ittikten sonra. Gerçekten büyük olan bir adam. dolaysız bir insanı. onu bu hale koyan sensin. Onu parya yapmakla. Ken di düşüncelerin önemsiz ve geçici olduğu hal de. «normalliğin» bir basamak aşağısında bulunan kendinle. ister yapay düşüncelerin. çünkü büyük adam. «kamuoyu» ve «toplumsal bilinç»sin. Küçük Adam.paraya pat layıp patlamayacağını sordun. sen kendine yalnızca bunu sordun. içine o korkunç yalnız lık tohumunu dikmiş oluyorsun. acı çektirdikten sonra bu duruma sokan kim? Sensin Küçük Adam. öç alır. düşünceleri doğru ve uzun ömürlü olan bü yük adamı bir parya yapan sensin. Küçük Adam. Bun ların sana yüklediği dev sorumluluğun ne ol duğunu içtenlikle. İşte Küçük Adam. Sen. ister onyıllık bir toplumsal gelişme boyunca bile yaşayamayan «sarsılmaz aksiyomların» yüzünden olsun. komşunun düşüncelerin hakkında ne' söyleye ceğini. Yalnızca Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasmda geçen birkaç yıllık süre içinde doğru olduğuna ant içtiğin şeyleri düşün. Sana karşı büyük bir sevgi besleyen. ister dargörüşlülüğün nedeniyle olsun. kaç sözünü geri aldın? Hiçbirini. bir başka saçmalık yumurtladın. bir başka derin yara açtın. Kalktın. uzun vadeli düşünür. Onu. onlarca yıl gücendirdikten. sana yardım etmeye hazır olan büyük adamı toplumsal yaşamdan çıkaranın kendin olduğunu göremiyorsun Küçük Adam. gevezeliklerle dolu «parti »lerine gitmektense çalışma odasına kapanıp düşünceleriyle baş-başa kalmayı. Ona «toplumdışı». Sanma ki. ona yaptıklarını unuttun gitti. Bunu yapmak yerine. doğası gereği unutmaz. senin tara fından yanlış anlaşılmaktan ve kötü işlem gör mekten korkma tohumudur bu. doğa ya da insanlığın yaptığı büyük işler. dik34 katle. İster sorumsuzluğun. Ama büyük adam. düşüncelerinin yanlış olup olmadığını sormadın kendine hiç. İster bir han odasında. Çünkü sen «halk». "homo nor-malis"le kıyaslayarak «anormal» sayıyorsun. yalın. Büyük işler üreten bir yalnızlık tohumu değil. bir başka küçük bayağılık yaptın. Parasını senin gibi hisse senedine yatırmayıp bilimsel araştırmalarına harcadığı için deli dersin ona. uzun vadeli toplumsal olgular üzerine.. Küçük Adam.tir. sanma ki. kin besler büyük adam. başka hiç bir şeyi değil. o karanlık ve dipsiz yozlaşmışlığın içinde. diyelim İsa'nın yaptıkları üzerine doğru düşünüp dü şünmediğini —içtenlikle— sordun mu kendine? Hayır. Bunların kaç tanesinin yanlış olduğunu içtenlikle kabul ettin.

düşmek üzere olan birine bir çelme de sen takıyorsun. hakikati söylemenin gerekli olduğu durumlarda yalan söylüyorsun ve neden yalana karşı olacağına hakikate karşı koyuyorsun.BULUNDUĞUNU ANLAMAYA çalışır. onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini 36 37 . Biliyor musun. Büyük Adam bunları bilmek ister. senden isteneni veriyorsun da neden sana sevgiyle verilen şeye karşılık vermiyorsun. Bu söylediklerim senin duygu ve düşüncelerine yabancıdır. yaptığın yanlışlardan ötürü senin yerine acı çeker. Seni düşkırık- lığına uğrattı diye eşini neden suçluyorsun. beş para etmez bir komşunu hoşnut etmedi diye neden çocuğuna işkence ediyorsun. ya da düşmüşü tekmeliyorsun. bin kez. sona verileni alıyor. neden. her zaman ha- Komşunun düşüncelerin hakkında ne söyleyeceğini ya da dürüstlüğün sana çok paraya patlayıp patlamayacağını sordun Değerli. büyük adam. sen. milyon kez acı versen. doğallığını yaşayan bir insana neden ters bakıyor ve onu sömürüyorsun. Ama inan ki: Yüz kez. Seni bu gibi şeyleri yapmaya iten nedenleri bilmek ister. biliyorum. —yaptığını bir an sonra unutsan da— kapanamayacak yaralar bile açsan. küçük ve değersiz olmalarından dolayı acı çeker. bu yanlışların büyük olmasından değil.

Başkalarında — çocuklarında. evde yaşayan birinin herhangi bir büyük iş başaracağına inanamazsın. insan ancak sana değgin düşünür. çocuklara göre bir şey değil. anlasan da anlama-san da olduğu gibi inanırsın. kendini küçük gördüğün içindir ki senin dostun olan birine saygı duyamazsın. Aslında için- Havadaki mikroplar 38 den kendini küçük görüyorsun. Küçük Adam. kendini senin düzeyine indirmek. kocanda. gerçek ve sade olmayacaktır. Bak. senin dilini kullansa. «Çocuklara gözle bakılır ama söylediklerine kulak verilmez. gırtlakladın. kocana inanmazsın. Dünyasını keşfetmekte olan çocuğuna bir ana olarak şunu söylersin: «O. dostluğunu kazansa. beni dinle. Küçük Adam.» Bir biyoloji profesörü olarak şunu söylersin. düşünmek çok güçtür. Boğdun bu iyi duyguları. havadaki mikropların varlığına inanmamak olur mu?» Ve bir öğretmen olarak.kikate karşı olandan yanasındır. onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini. senin hoşuna gitmek için. artık büyük. ama gazetelerde yazanlara. 39 . karında. Küçük Adam: İçinde bulunan iyi ve değerli şeyleri duyamaz oldun artık.da özellikle— değerli. Senin bir dostunun büyük bir başarı sağlayacağını sanmaz. senin o beş para etmez dostluğunu kazanmak için. Büyük Adam. Seninle aynı masaya oturan ya da seninle aynı. Kanıt mı istersin. hattâ —ya. seninle birlikte değil. senin gibi konuşmak zorundadır. senin özelliklerine bürünmek zorundadır.«Aklı başında bir öğrenciye yakışır mı bu. Küçüksün sen ve küçük kalmak istiyorsun..» dersin. Senin yalan çevrende.«Hıh! Bulguy-muş! Bıktım senin bulgularından! Herkes gibi gidip bir yerde çalışsan da doğru dürüst para kazansan olmaz mı!» Kendi görüşünü böylece dile getirmekten sakınmazsın. senin dilediğin gibi konuşan dostların asla birer büyük adam olmadılar. Ama senin özelliklerine sahip olsa. geniş kapsamlı düşünceleri gırtlaklarsın sen. Küçük Adam. babanda -ve ananda— bulunduğunu sezinlediğin an kalkıp onlardaki iyi şeyleri de öldürüyorsun. buna inanmazsın. Evli bir kadın olarak şöyle söylersin. Çünkü büyük düşünceleri.

Aslında yüreğinin derinliklerinde nelerin bulunduğunu. İçindeki insanı aşmak için seni bir •Übermensch». Okuduğun gazetelere ya da kötü yürekli komşudan duyduğun geçersiz görüşlere değil de kendine inanmanı istiyorum. açıklığa ittim. İçinden geldiği gibi davranmaya karşı kendini nasıl savunduğunu biliyorum. Artık bir Untermensch olmayı bırakmanı ve kendin olmanı istiyorum. Ne var ki. «mutluluktan başının döndüğü» anlar da var. koca bir orduda bir er. sevdiğin ozan ya da inandığın filozof ya da akıl hocan neyse. Ama daha yükseklere uçacak. bir ceylan ya da senin Tanrın. seni küçüklüğünden kurtardım. «sevinçten uçtuğun» anlar. sen de osun. yükseklerden ve derinliklerden korkuyorsun 41 . «Büyük anlar» da var yaşamında. Sense *Untermensch* (aşağı insan) olarak kaldın. Uçmaktan korkuyorsun.Ama gazetelerde yazanlara anlasan da anlamasan da olduğu gibi inanırsın Bunları nerderı biliyorsun diye soruyorsun ha? Anlatayım: Seni denedim. bir üstün insan yapmaya çabaladı. Küçük Adam. senin içinde bulunan kendimle deney yaptım. bir eğitimci olarak çoğu kez seni dürüstlüğe. içinden geldiği gibi davranmaya. kendinin gerçekte nasıl olduğunu bilmiyorsun. biliyorum. bir ruh doktoru ve sağaltıma olarak. seninle deney yaptım. gerçek varlığının sesini dinlemen istendiğinde nasıl büyük bir korkuya kapıldığını biliyorum. Nietzsche yıllar önce çok daha güzel söyledi bunu sana. Onun »Über40 mensch» dediği senin «Hitler» in oldu. mutluluğunu artıracak direnç yok sende. bovling kulübünün ya da Ku-Klux-Klan ÖrUçmaktan korkuyorsun. yükseklerden ve derinliklerden korkuyorsun sen. O derinliklerde. Yalnız ve yalnız küçük değilsin sen.

nasıl olduğunu öğrenmek mi istiyorsun. Bu. Gece kulüplerinde sahnelere çıkan güldürücülerin anlattığı sana değgin fıkralara dikkat ettin mi hiç? Sana değgin. çok üzücü bir şeydir bu. kendisine. Böyle sanıyorsun ve bu yüzden böyle davranıyorsun. Ama onların uyutucu yanlarını duymazsın hiç nasılsa. üzücü. ve bütün bu küçük sefil dünyaya değgin şakalarını iyice dinledin mi? Sen git müshil ilacı reklamlarını dinle. Küçük Adam. küçük kötü şakalar yapıyor ve bunlara «halk güldürüsü» 43 . Yaşamdan mutluluk istiyorsun. Almanya'da Heinrich Mann söyledi sana bunu. Bu da sana başkaları tarafından söylenmiştir: Ta yirmi beş yıl önce. Dinle. Güvenliğin uğruna belini kırmaya. canını vermeye hazırsın-dır. Haydutlar şampiyonunu ve Al Capone'u bilirsin sen yalnızca. Küçük Adam. Küçük Adam: İnsan varlığının sefaleti. kim olduğunu. bilemezsin. Senin kulağına çalınmak için yapılmış olan bu şeylerin sonsuz aptallığını ve iğrenç kötülüğünü dinlememişsindir. Dos Passos ve daha başka kimseler de söyledi. Kitaplığa gitmekle kavga izleme arasında seçme yapmak durumunda kalsan. nasıl bir varlık olduğunu öğrenirsin. Ama sen ne Mann'ı ne de Sinc-lair'i tanıyordun. onun tadını çıkarmayı ve korumayı hiçbir zaman öğrenmemiş olduğundan. senin gibilerin durumunun düzelmesi umudunu biraz daha uzaklara itiyor. başı dik bir bireyin yürekliliği nedir. ama güvenlik çok daha önemli sana göre. Bu üzüntüyü duymamak için. bu ufak tefek şeylerin her biriyle biraz daha aydınlanıyor.gutunun bir üyesi sanıyorsun kendini. hiç kuşkusuz kavgayı seçersin. gün ışığına çıkıyor. Amerika'da Upton Sinclair söyledi. Mutluluk yaratmayı. Senin yap42 Yafamdan mutluluk istiyorsun ama güvenlik çok daha önemli sana göre tığın bütün bu ufak tefek önemsiz şeyler. ağlanacak bir durumdur. diş macunu ve ter kokusu giderici reklamları dinlersin. Sen. Radyoda müshil ilacı.

Pek ayıramam. insanların kendilerine güldüğünü. Almanlara benziyorlar. — Peki ya Alman nedir? — Alman. filmlerde ne denli gülünç ve saçma tipler olarak gösterildiği dikkatini çekti mi hiç? İnsanların sana neden güldüğünü söyleyeceğim şimdi Küçük Adam. — Peki öyleyse Yahudi nedir? Kanın görü nümünde bir ayrılık yok. yürekten ve böylesine büyük. — Sen hiçbir Fransız ya da İtalyan'ı bir Yahudi'yle bir arada gördün mü? Üçünü bir birinden ayırabilir misin? — Yani. kıvrık bir burnu ve keskin gözleri vardır. Milyonlarca Küçük Adam. Kendine değgin şakaları duyuyor ve başkalarıyla birlikte bunlara kahkahalarla gülüyorsun. diye yanıtlıyorsun sorumu. göstereyim sözlerimin doğru olduğunu. çoktan kendi kendinin efendisi olurdun.adını veriyorsun. Küçük Adam? «İnsanların». çünkü seni çok ama çok ciddiye alıyorum ben.Dalgacı bir keskin nişancı nasıl hep on ikinin az dışından vurursa senin düşüncelerin de her seferinde hakikati kıl payı kaçırıyor.. nasıl ki Alman ırkı varsa. hakikatin doğrultusunda olsaydı.. uzun. Sen hiç Alman Yahudilerini gördün mü? — Elbette.. ırk nedir? — Irk mı? Bunu bilmeyecek ne var. Ama sen. Kendine değgin şakaları duyuyor ve başkalarıyla birlikte bunlara kahkahalarla gülüyorsun ♦Yani Yahudi ırkı demek istemiştim. bir de Yahudi ırkı vardır. — Damarında Yahudi kanı bulunan kimse.. gülünecek halde olduğunu bilmiyorsun. — Yahudi ırkının özellikleri nelerdir? — Canım işte. gülünecek halde olduklarını bilmiyorlar. İnsanlar sana neden böyle açık açık. — Peki. kurnaz ve iğrenç bir zevkle gülüyor yüzyıllardır. İnanmadın mı bu söylediğime? Bak. ha.. sakınımlı bir tavırla şu yanıtı veriyorsun. — Yahudi kanıyla başka kan arasında ne ayrım var peki?» Bu soru karşısında afallıyorsun.. diyorsun. 45 44 . Yahudiler çok hırslı ve anamalcıdırlar. Nordik Ari ırkındandır. Kendinle alay ettiğinden gülüyor değilsin. Düşünme biçimin. Küçük Adama gülüyorsun sen. kafan karışıyor. şu biçimde düşünüyorsun: «Bütün suç Yahudilerde. Fransız ya da İtalyan' dan değişik bir görünümü yok. Yahudi'nin saçları siyahtır. — Yahudi nedir? diye soruyorum. ama kendine güldüğünü.

çünkü gerçekten de duyguların acınacak durumda. — Roosevelt'e Hollandalı demiyorsun da Davut'un soyundan gelenlere neden Yahudi di yorsun? — Yahudiler başka. hem de kültürel açıdan bir melezim ve tüm sınıfların. — Elbette Yahudi var.D.» diyorsun. tutkulu bir yurtseveri. Hiçbir buyurganla ortak yanım olmadığı gibi. Duyguların perişan. Saçmalarından silâhlı kuruluşlar oluşturuyor ve bir Yahudi'nin ne olduğunu bile söyleyemeyen sen. sana bu hakkı tanımıyorum ben. Bu sana değgin hakikatin yalnızca küçücük bir parçası. senin gibi bütün ulusların.» İşte sen böyle saçmalıyorsun. Ben.Y. sünnetli olmadığı gerekçesiyle bir Yahudi teknisyeni sınırdan çevirdiğinizi duydum. Başkanlarından Roosevelt'in ataları Hollandalıdır. — Başka olan nedir? — Bilmiyorum. ırkların ve ulusların zihinsel ve fiziksel ürünü olmaktan gurur duyuyorum. Yahudi buyurganlarla da hiçbir duygu ve düşünce birliğim yok. Bu «Yahudi» sözcüğünü. — Ş. ya da senin gibi «katıksız bir sınıf» in üyesi olmadığım için gurur duyuyorum. çünkü Yahudi'yle birlikte katlettiğin şeyin ta kendisisin. — Tamam. Kimin «Yahudi» olduğu senden so-rulurmuş gibi. ey Küçük Yahudi. güvenli bir tavırla «bu Yahudidir. Hıristiyan ve Müslüman varsa. on milyon insanı. batağa saplanıyorsun. Filistin'de. İnsan bu yüzden sana gülüyor. — Onlar da Nordik mi? — Hayır. ve sınıfların küçük buyurganı. senin gibi «safkan» olmadığım. Yahudi nedir bilmiyorsun. on milyon «Yahudi »yi doğruyorsun.— Amerikan Yerlileri de Ari ırkından mı? — Elbette. plazmanın ka- 47 . Yahudilerin dini demek istemiş tim. başka hiç kimse değil. nasıl ki. — Roosevelt Hollandalı* mıydı peki? — Hayır. Sende yeterinden az ya da çok saygı uyandıran bir kimseye «Yahudi» diyorsun. — Yahudi diye bir şey var ama. Bu olguyu yakınlarda ortaya çıkardım. Küçük Adam. ırkların. — Sarışın mı? — Hayır. Benim kim olduğumu saptama hakkına bu dünyada yalnız ve yalnız ben sahibim. görkemli ve aşağılayıcı bir tavırla söylediğinde kendi küçüklüğünü biraz daha az duyuyorsun. «Yahudi» sözcüğünü söylerken kendini üstün insan sanıyorsun. Yahudi de var. milliyetçisi olmadığım için gurur duyuyorum. — Bak gördün mü. Küçük Adam. bu yüzden ciddi bir işi olduğunda sana bulaşmamaya çabalıyor ve bu yüzden sen. bu sözcüğü söylemek * A. neden atalarına dönüyorsun da protoplazmaya dönmüyorsun? Bana göre yaşam. Ama ister bir Küçük Ari ol ister bir küçük Yahudi. hem biyolojik. 46 sana üstünlük duygusu veriyor. Ama.B. Buna gereksinmen var. Alman nedir.

Sendeki deniz- bir dâhi» dedin. Pasteur ya da Freud olduğumu da söyledin. iki ayaklı hale geldiğin andan sonra tam altı bin yılda eksikliklerini ancak giderdi.sılmalarıyla başlar. yeni bir önder aradığın günlerde oldu bu. bir hahamın odasında değil. içindeki deniz-anasını bir kez daha bulman için yüz. Hani anımsarsın. Bunu ilk duyduğunda bana «yeni 48 . İskandinavya' da. İçindeki doğayı yeniden keşfetmen.İsa! İsa! diye bağırmayı bırakırsan sen de benim gibi konuşabilir ve yazabilirsin! Çünkü bu utkulu haykırış aklını köreltmekte Seni denizanası durumundan karada yaşayan iki ayaklı bir yaratık durumuna sokmak. seni geliştirmek milyonlarca yıl aldı anasını keşfettim ben ve açık bir dille bunu sana anlattım. Ama benim yapacak daha önemli işlerim vardı ve yeni dâhilik rolünü geri çevirdim. beş yüz belki de beş bin yıl gerekecek. Yıllar önce şunu da söyledim sana. Biyolojik yapın. Benim yeni bir Darwin. ya da Marx. seni geliştirmek milyonlarca yıl aldı. Seni denizanası durumundan karada yaşayan iki ayaklı bir yaratık durumuna sokmak.

Kabızsın. hiç farkında olmadan. içindeki «insan»ı kanıtlamak için yalnızca «üstüne çıkmak» istiyorsun. cansız ve bomboş hissediyorsun. Çünkü sana göre hakikat nedir ki. o senin evlilik yasalarının zincirlerine Proleter General vuran şeyin kendi cinsel sorumsuzluğun ve cinsel açlığın olduğundan haberin bile yok. tarih ya da kendi özgürlüğün için savaşmak nedir ki! Ayrıca.ve yaratıcılığını felce uğratmaktadır. Kendini sefil. küçük. «Yasal olmayan bir çocuk» olarak dünyaya gelmiş olan İsa'yı. Aslında.sefil bir Küçük Adamsın! Otomobillerini ve trenlerini büyük Galileo' nun bulduğu köprüler üzerinde işletiyorsun. elinde evlilik cüzdanı olmayan bir anadan doğmadır. İsa. yasal olmayan çocuk tanımayan Tanrının Oğlu yaptın. miskin. Galileo'ya bu nedenle de işkence eden sen değil miydin? Bütün bunlardan haberin yok senin. Sevgi nedir bilmiyorsun. Çocuk-İsa' ya verdiğin değerle. boyuna müs51 50 . sen bir görüş sahibi olacak adam mısın ki! Seni. güçsüz. Kadının yok. Küçük Adam? «Nikâh bağı»yla doğmuş «yasal» çocuklarla «ni-kâhsızlar»dan doğmuş «yasal olmayan» çocuklar arasında katı bir ayrım gözeten sen değil misin? Ah zavallı yaratık. «Yasal olmayan bir ana»yı ahlâksız bir varlık olarak mahkûm eden sen değil misin. sen kendi ağzından çıkan sözlerin anlamını bilmiyorsun: İsa'ya tapıyor. cinsel özgürlüğe karşı duyduğun özleme tapıyorsun sen ey Küçük Kılıbık Adam. Ama daha sonra. duygusuz. Büyük Galileo'nun üç çocuk babası olduğunu ve elinde bir evlilik cüzdanı bulunmadığını biliyor muydun Küçük Adam? Bunu okullardaki çocuklarına anlatmazsın. Sen . ona büyük saygı gösteriyorsun. Aziz Paul gibi gerçek sevgiden doğan çocukları mahkûm etmeye ve gerçek kinden doğan çocuklara dinsel yasalarının korumasını sunmaya başladın. ya da eğer varsa.

Ama sen ne yapıyorsun? «Cinsellik bir küçük-kentsoylu uydurmacasıdır. ama senin gözün. sen bunu da anlamadın. Yaşamdan zevk almak için iktisadî koşulları iyileştirmen gerektiğini sana anlatabilmek için bilge bir insan canla başla çalıştı. Bir bilge adam. çocuğunu kucağına aldığında onun varlığını duyamıyorsun. «dünya proleterlerinin Führeri» olabilecek birisin. Bütün düşüncelerin bu rahatsızlığının denetimi altındaydı.» diyorsun. Küçük Devrimci. Aldatılmış kitleler senden kaçıyor. Küçük Adam. bilge adam senin örgütünü dağıttı. Yersiz kuruntularla dolusun. Büyük bir heves ve umutla dinliyorlar beni. Senin örgütlerinde toplaşıyorlar. Karını kollarında çaresizlik içinde kıvranır görmek yerine mutlu görmek istiyor. «Yaşamda daha önemli şeyler vardır. bu yüzden itilip kakılacak bir enik gibi davranıyorsun ona.» diyorsun. «Cinsellik her şey değil. sıkıntıdan boğulur gibisin. tersine yanakları al al olsun. Bu adam. senin devlerinden korumak amacını güdüyordu. Gündüzleri cinsel düşüncelerden arınık olabilmen ve böylece işini yapabilmen için geceleri cinselliğini yaşamanı sağlamak istiyor bu kimse. senin iktisadî kurtuluşunu bilimsel temeller üzerine oturtmayı kendine görev edindi. sen. başka yola saptan. sense «Durun. İlkin. Bu hakikat yolunu gösterenin ilk girişimi başarılı oldu. Kendisine sevgi verme yeteneğinden yoksun olduğun için karın seni bıraktı. İşinde de görülüyordu bu güçsüzlüğün getirdiği eksiklik. İkincisindey-se hakikat yolunu gösteren bilge adam artık ölmüştü. seni hep rahatsız etti bu eksikliğin. Karnı aç bireylerin kültürü geliştiremeyeceğini anlat- 53 .hil ilacı alıyorsun.» diyorsun. Ya da bir «profesyonel devrimci»sin. onu ölüm açlığına bıraktın.» Ama kalkıp Van de Velde'nin Cinsel Teknik kitabını okuyorsun. Hiç. onlara küçük yaşamlarının sefaletini gösteriyorum. cinsel düzenlilik sözünün edildiğini duyunca. bunu göremedi. cildin yapış yapış. Böylece karşına çıkan ilk hakikat yolunu tıkayarak yaşamın yasalarından koptun. Kötü kokuyorsun. bu yolda canını verdi. «Önemli olan iktisadi etkenlerdir. Onun toplumbilimi senin toplumunu. ama hiçbir şey anlamadın sen! Senin o sözünü ettiğin «iktisadi etkenlerinle bile bir şey beceremiyorsun. Ama sen. Sen böylesin işte. Seni anlayan ve sana yardım etmek isteyen biri cinsel düzenlilikten söz ediyor. çünkü orada beni bulmayı umuyor onlar. Çocuklarının benzi soluk olmasın. «Durun ey kitleler! Sizin kurtarıcınız olduğumu göremiyorsunuz!» Senin kitlelerinle 52 konuşuyorum ben. sen. bu yüzden sana karşı koyacak durumda değildi. sinirlisin. davranışları acımasız değil sevgi dolu olsun istiyor. durun!» diye bağırarak peşlerinden koşuyorsun. değerler yaratan yaşama gücünün senin çalışmanda bulunduğunu gözler önüne serdi. Dünyayı çektiği acılardan kurtarmak istiyorsun. kalkıp ondan yönetimi devraldın ve böylece onu ikinci kez öldürdün. Cinsel güçsüzlüğün yaşamın boyunca yakanı bırakmadı. Düşüncelerin hep cinsellik çevresinde dönüyor.

milyonların ayaklanması demek. senin. değil mi Küçük Adam? Bak dinle: Bir araştırmacı kendi bilim dalı ya da makinası ya da toplumsal 55 . Bu bilge adamın bir küçük ihmalinden dev bir yalanlar dizgesi oluşturdun. gel baştan alalım: Yaşamda ve sevgide mutlu olmanın «iktisadî koşulları »nı «makinalar»la karıştırıyorsun. seni aydınlatmaya çabalarken yalnızca bir tek yanlış yaptı. ozan ve bilgeler kendi mutluluklarını korumak için senden kaçtılar. İşte sen böylesin. bütün yaşam koşullarının iktisadî duruma bağlı olduğunu. kurtarman gerektiğini anlattı sana. Şimdi.» mi diyorsun? Peki. durmadan Heil! Heil! Heil! diye bağırıyorsun. Tam bir özgürlük içinde mutluluğun tadını çıkardığın olmadı hiç. çocuk bakımıyla «yurtseverler soyu yetiştirme »yi bir tutuyorsun. «devletin büyüklüğü»yle sağlanır sanıyorsun. yoksulluğu önlemek için yoksul. Küçük Adam. seni Üçüncü Reich'a ve senin türünden altmış milyon insanı mezara götüren küçük. zayıf ve çaresizleri ortadan kaldırmak gerektiğine inanıyorsun-. onu koruyabileceğine inandı. doğum denetimiyle 54 «on çocuklu analara» madalya vermeyi birbirine karıştırıyorsun. şu talihsiz küçük sözcük. bir çiftçinin ürünlerini yetiştirdiği. bu «on çocuklu ana» fikrinin kurbanı değil misin sen sanki? Başka ülkelerde de. ve senin küçük olmanı istiyorlar. Çünkü senden korkuyorlar Küçük Adam. onlara gereken besini verdiği gibi beslemeyi öğrenmekten yoksun bıraktılar seni.maya çabaladı. Kendi mutluluğunu yiyip bitiren sensin. sevginin bağımsızlığa kavuşmasını. bu bilge adam. Sonra da kalkmış. işkencelerden. nasıl olduğunu biraz daha iyi anlamaya başlıyor musun. Bir yanlış daha yaptı bu adam: Senin «diktatör» olmana izin verdi. ispiyonculuk ve ihbarcılıktan. Yalanlardan. Senin kafandan çıkan. güçsüz. cellâtlardan. insanların kurtuluşu. kendini ve toplumunu her türlü baskı yönetimlerinden bağımsız kılman. «diktatörlük» sözcüğü kulaklarında yankılandı. Ama kimse sana neye benzediğini söylemeye cesaret edemiyor. gizli polislerden. Evet. Bu yüzden büyük bir oburluk içinde kendi mutluluğunu yiyorsun ve mutluluk sağlama. Senin çevrende. üniformalardan. top arabalarının geçit töreni yapmadı demek diye düşünüyorsun. onu koruma sorumluluğunu hiç üstlenmiyorsun. Almanya'ya geldiğinde elini uzatabileceğin her kadının ırzına geçmekle karıştırıyorsun. onu. senin yörende mutluluğu yiyip bitirmek kolay ama onu korumak çok güçtür Küçük Adam. Neden söz ettiğimi bilmiyorsun. Büyük araştırmacılar. Özgürlüğünü. copçulardan. bir kez ele geçirdikten sonra bırakmayacağına. bir bahçıvanın çiçeklerini. Oralarda bu sözcüğe şatafattı üniformalar giydirdin ve kendi içinden. Küçük Adam? «Pek değil. Mutluluğunu korumayı. suçlamalardan. mareşallardan ve madalyalardan oluşan bir yalanlar düzeni kurdun — bunların dışındaki her şeyi fırlatıp attın. gizemli ve sadist subayı yarattın. kendini kurtarma yeteneğine sahip olduğuna inandı.

Onun yaşamsal işlevleri onu bunu yapmaya ittiği için bu yolda çalışmaktadır. Bana yardımcı olmana bir katkıda bulunabilir miyim?» Hayır. yılbaşı ikramiyesi vermez ve bir elin yağda bir elin balda yaşamanı sağlayamaz. tersine "güçleştirirsin. ya da bir büro ya da maden ocağında aptal aptal köleliğini sürdürürsün. Benim makinam. Uzun yıllardır şundan şundan yakınıyorum. Ama yardımcına yardıma koşmazsın hiçbir zaman. benim evim. Ne var ki. Kâr dağıtmaz. ama hiç işi56 ni kolaylaştırmaz. Senin için tasalanmayı ve sana acımayı parti önderlerine ve din adamlarına bırakmış- 57 . Küçük Adam. toplu sözleşme yapmaz. yanlışlarla dolu küçük fikir ve ideallerinin doğurduğu sonuçlara katlanmak. yirmi ya da otuz yıl. Neden biliyor musun? Çünkü. ve tasa duyuyorsun çünkü. onların yerine kendi yargı ve bulgularını koymak zorundadır. her şeyden önce. bu yanlışları anlayıp çözümlemek ve sonunda. yardım elini uzatmamak ya da yardım etmemekle kalsan. ya da bir horoz dövüşünde avazın çıktığınca bağırırsın. Örneğin şunları söyleyemezsin: «Bak dostum. yeterinden çok kaygı. şeyi yoktur. ücret yükseltmez. Yeni bulguların ağır yükünü tek başına taşımak zorundadır. hiç durmadan çalışır. ama bu dertlerden kurtulmayı başaramadım. bir araştırmacının sana düşüncelerinden başka verecek hiçbir. Hiç. benim çocuğum. yalnızca uzak durmakla. Yalnızca kaygı verebilir bir araştırmacı. benim karım. benim dostum.Kendi mutluluğunu yiyip bitiren sensin fikri üzerinde on yıl. Senin aptallıklarının. Ne de olsa o senin için düşünüyor. yardımcına yardım etmeye kalkmadın hiçbir zaman. durumları düzeltmek için ne kadar çok çalıştığını görüyorum. O bunları yaparken sen ona hiç yardımcı olmazsın Küçük Adam. benim tarlalarım konusunda çalıştığını da anlıyorum. tasalanıyor ve araştırmalarını «senin için» yapıyor değildir. araştırmacı senin bu tavrından dolayı mutsuz olmayacaktır. İskambil oynarsın sen ancak. sense kaygı istemiyorsun.

tır. çünkü kendi öz duygularına güvenmiyorsun. koşarak gelir yardım istersin. Ama sen yardım etmemekle kalmıyorsun. şehvet düşkünü. bu yüzden kendi öz duygularına güvenemezsin işte. senin adına ya da senin yerine yapılan işi çirkince bozuyorsun. ya da bir ağırlığın kaldırılmasını. Daha dün sahtekâr dediğin. Araştırmacı uzun ve zorlu bir çalışmadan sonra karına neden mutluluk veremediğini. Seni küçük gören kimseye saygı duyuyor. kendini düşünebilme. Küçük Adam. yardım etmemekle kalmıyorsun. balon gibi patlıyor. çok. çevreye tükrükler saçıyorsun. senin sonunda kendi kendine bakabilme. ya da hastalarının yaşamını kurtarmak için senin büyük bir gereksinme duyduğun şeyi onun bulduğunu kabul etmektense. Sen. kendini küçük görüyorsun. bu yüzden senden kaçıyor o da. yürüyerek değil. Küçük Adam. Araştırmacı. uğrunda çalışılmasını gerektirir. bir Kanser Patolojisi Profe-sörüysen. ama pek çok kanserli hastanın öldüğünü görmeyi yeğleyeceksin. Onun istediği tek şey. diyelim belli hastalıkların iyileştirilmesini. hakikatten ve öğrenmekten çok daha önemlidir. zamanla. Oysa sen mutluluğu yalnızca yalayıp yutmak istiyorsun. kendin için tasalanma yetisini geliştirdiğini görmektir. ya da ışınların maddenin içine geçmesini sağlayarak maddenin içinin görülebilmesini olası kıldığına birçok insanı inandırmayı başarır. Ya da bir araştırmacı insanların neden kitleler halinde kanserden öldüklerini keşfetmiş de. Artık ona bir «dâhi» diyorsundur. bir dâhi ne59 . . gazetede okumadan bunlara inanmazsın Küçük Adam. onu neden yürekten sevemediğini ortaya çıkardığında. ya da «senin» kanser sorunun. yoksa bir yabancı mı olduğunu soracaksın. ya da onun bir Yahudi mi. kayaların parçalanmasını. mutluluk gökten yağmaz. Sana göre meslek onurun ya da bankada58 ki hesabın ya da radyum sanayisi ile olan ilişkin. Yani demek istiyorum ki. senin çözemediğin sorun üzerinde çalışma yetkinliği olup olmadığını saptamak için onu muayene etmeye kalkacaksın. Şimdi anlıyor musun mutluluk neden senden kaçıyor? Mutluluk. araştırmacının bir sahtekâr olduğunu ya da havadaki mikroplar konusunda hiçbir şey bilmediğini. İşte bu yüzden çok küçük ve sefilsin. Kendi içindeki şehvet düşkününü gözden ırak tutmak için bunu söylediğini ve sevme yeteneğinden yoksun olmanın nedeninin bu olduğunu aklından geçirmiyorsun. araştırmaları için çok para harcadığını ya da aldığını söyleyeceksin. hele güzelce bir aylığın da varsa. senin kendisini kemirmeni. «hakikat» ya da «mutluluk» nedir bilmediğin gibi. Ama araştırmacının bulgusu gazetelere geçtiğinde. kalkıp bu araştırmacının kendisinin bir şeh-vet düşkünü olduğunu öne sürüyorsun. şarlatan ya da kamu ahlâkını hiçe sayan tehlikeli bir adam diye andığın araştırmacının bir «dehâ» olduğunu ilan edersin. yutmanı istemiyor. kazanılır. bu bulgusunu açıklamışsa ve sen. «Yahudi» nedir bilmediğin gibi. bulgularının kullanım değeri olduğuna.

yalnızca sömürmek çok kötüdür. kepçe daldırmayı iyi beceriyorsun ama yaratma yetisinden yoksunsun. daha önce olduğundan çok daha kolay iyileştirebilirsin onları ve çok daha fazla para kazanabilirsin. Kısıtlı. kasabalarının sokaklarında utkulu tavırlarla dolaştırabileceğin. kalktın öl60 dürmede kullanılan makinalar yaptın. dürüst ve iyi çalışarak para kazanmakta hiçbir kötülük yok kuşkusuz. kanatlan kırpılmış ve süslenip püslenmiş bir dâhi istiyorsun sen. onun ortaya koyduğu mutluluğu yiyip bitirmek senin için daha kolaydır. Anlıyorum. dâhi» diye bağırmaya başlar. Olasılıkları görmüyorsun çünkü görüşün yok. Küçük Adam. çünkü sen yalnızca 61 . şu ya da bu biçimde onlara zarar verdin. yaşamın kendisi ağır hasar gördü.canlıları da makina yerine koydun.dir bilmiyorsun. ehlileşmemiş bir dâhi değil.» diyeceksin Küçük Adam. çünkü canlıları makina yerine koyduğun andan sonra —onurunu ya da profesörlüğünü. Buluşun gelişmesine katkıda bulunacak hiçbir şey yapmıyorsun. o buluşa hiçbir şey vermemek. kanser hastalığında mikroorganizma arar ve böylece onlarca yıllık araştırmayı yok sayarsın. sırtına deli gömleği geçirir gibi parmağına evlilik yüzüğü geçiliyorsun. Onun getirdiği yeni olasılıkları ya da kısıtlamaları görmüyorsun. Senin yaptığın budur işte. yüz binlerce bilim işçisinin kafasında kök saldı. Doğru. Bu yanlışı üç onyıl değil. terbiyeli bir dâhi. aptalca kabulleniyorsun bulguyu.. üç yüzyıl sürdürdün. onu korumamak. çılgınlıkları olmayan. öyle mi Küçük Adam? Jack London'ın Martin Eden adlı kitabında sana söylediği sözlerle açıklayayım bunu da: "Dâhi". bankadaki hesabını ya da kişilik zırhını korumak için— yaşama işlevleri göstermeye başlayan herkesi suçladın. Gelişme yok sende. ölçülü ve uyarlanmış bir dâhi istiyorsun. Zaten bu yüzden böylesin. kural tanımaz. çiğniyorsun. haklısın. «Dâhi. yaşamın boyunca sıkıcı bir büroya ya da bir resim masasının başına kapanıyorsun. kısacası halim selim. Eğer bir doktor ya da bakteriyolog olarak tifo ya da koleranın bulaşıcı hastalıklar olduğunu biliyorsan. Çünkü artık pek çok küçük adam çıkar ve seninle birlikte. Ama. onlara gereken saygıyı göstermeye de razısın. bütün engel ve kısıtlamaları çiğneyen. yeni bir düşünce geliştirmene olanak yok. Kaşık atmayı. Bir doktorsan eğer. Eğer (daha dün bir «şeh-vet düşkünü» ya da «deli» olan) araştırmacı bir «dâhi»yse. Mekanik bir biçimde oburca. yanlış kavramlar. İnsanlar artık akın akın gelmekte. Uysal. kısıtlamalarıysa görüyor ama kabullenmiyor. ürünlerini avucu-nun içinden yemektedirler. insanın satışa çıkardığı ürünlerinin üzerine yapıştırdığı bir markadır. Ama iyi bir dâhi istiyorsun sen. insan içine çıkarmaktan utanmayacağın bir dâhi istiyorsun. Ve bu yüzdendir ki çocuklardan nefret eden bir öğretmensin. bu yüzdendir ki. İşte sen böylesin. makinaların belli yasalarla çalıştığını gösterdi sana. dinini. hastaların çoğalacaktır. dahası. Bir keresinde bir büyük adam. katlettin. «dâhillerin olsun istiyorsun. «Bunda ne kötülük var sanki.

çünkü için- Kanatları kırpılmış. Yalnızca bir tüketici ve yurtsever gibi görünmek istiyorsun. kendi dinine inanmak istiyorsun. «Dinsel hoşgörü »den yanasın değil mi. Haydaa! İyi güzel ama. Kendi dinine karşı hoşgörülüsün. Bir şey yaratamaz. ya da gerçekten öğrenmek istediğine inanmıyorsun. yalnız almasını bilirsin sen. anlamak istemiyorsun. çünkü kendini boş. Gene aynı nedenle hakikatten kaçıyorsun. Hakikat. aç. ya da ruhsal-akılsal sağlığının en bozuk olduğu anda geldin bana. anlatmakta yetersiz kaldığım şeyleri gösterecektir çünkü. mutlu olma yetisinden yoksun olmanın nedenlerini sakin sakin anlatmama neden izin vermiyorsun? Gözlerinde korku görüyorum-. Büyük bir boşluk ya da güçsüzlük duyduğun. tepkesini salıverir diye kaçıyorsun ondan. o kadar. burada sana benim göstermek istediğim. Sen yalnızca çorbaya kepçe daldırmasını bilirsin. Sense bunu istemiyorsun Küçük Adam. İyi ediyorsun. seni o halinle gördüm. ve onun özü olan ailenin koruyucusu yurtseverliği yadsıyor! Bu adamı susturmak gerek!» Sendeki ruhsal kabızlıktan sözedildiğini duyunca böyle bir yaygara koparıyorsun işte. Bağırmak istiyorsun yalnızca. Bunun neden böyle olduğunu anlayamıyorum diyorsun öyle mi? Ama başka türlü olamaz ki? Bunun nedenlerini ben söyleyebilirim sana. Dilediğin dine. bir başkasının gümüş tepside sunduğu şeyi kaşıkladın yalnızca. veremezsin. bilgiyle doldurmak istiyorsun. Küçük Adam. sokaklarda utkulu tavırlarla dolaştırabileceğin. Küçük Adam: İçinde bulunan sevgi. insan içine çıkarmaktan utanmayacağın bir dâhi istiyorsun 62 de gerçek ve doğal sevgi ve verme duygusu uyandığında birden paniğe kapılıyorsun. bir hayvan gibi huysuz bir halde bana geldiğinde tanıdım seni. seni tanıdım. Böylece.aldın bugüne dek. mutlulukla. Sendeki alma eyleminin temelde yalnızca bir anlamı var: Kendini büyük bir oburluk içinde parayla. Çünkü temel bedensel davranışın sürekli olarak kendini tutmanı ve kin gütmeni gerektiriyor. Ama bu kadarla kalmıyorsun ki? Kendi dininden başka din olmasın istiyorsun. «Şuna da bak! Yurtseverliği yadsıyor bu adam! Devletin. Buna bir diyeceğim yok. bu soru seni çok ilgilendirmişe benziyor. çünkü sen. mutsuz hissediyorsun Küçük Adam. gerçekten bilgili saymıyorsun kendini. kaçınılmaz olarak. ama baş63 . Bu sözleri dinlemek.

Geleneksel düşman bir on yıl sonra geleneksel dost olur. Sen de bir şehvet düşkünüsün çünkü ve bundan korkuyorsun. ey büyük isyancıların küçük torunu.kalarınınkine karşı hiç de hoşgörülü değilsin. Sevgiye hasretsin. askerî havalar «bağırırlar». Ne var ki. Uzun vadede. Karl Liebknecht. Ama gene de kendine göre bir yurtsever olmaktan vazgeçmedin. benim bilgimle. ruhsal kabızlığından kaynaklanıyor Küçük Adam. her on yılda bir falan değiştirdikleri «geleneksel düşman »ları vardır onlann. İsa gibi. ve bu yüzdendir ki. işini seviyor ve ekmek paranı ondan kazanıyorsun. üniforma tanımaz. Şu senin yurtsever dediklerine bir göz atalım: Onlar yürümez. çalışmanın ve bilginin anayurdu yoktur. Küçük Adam. bu yaptıkların seni alaşağı etti. Evli çiftler artık bir arada yaşayamayacaklarını anladığında. Onlar. Sendeki tutucu yurtseverlik. onların «üstüne çıkar» gecede şu kadar «sefer» şunu. asker gibi uygun adım giderler. geçmişte pek çok gerçek dostuna yaptığın gibi gebertirsin beni. sonra gene geleneksel düşman. Kendi mutluluğunu aydınlıktan ürken bir gece hırsızı gibi çalıyorsun 65 . Lincoln ve daha birçok-. Biri kalkıp da bir kişisel Tanrı yerine doğaya hayranlık duysa. gümrük denetiminden geçmez bunlar. Rat-henau. işine karşı olan sorumluluğundan. boşanmak için geçerli neden saymıyorsun sen. ve doğayı anlamaya çalışsa. sen küçük bir yurtsever olmak istiyorsun. Bu yüzdendir ki sen yalnızca başkalarının sevgisini. seni aşağılamak için değil. Bu yüzdendir ki. eşlerden birinin ötekini dava etmesini. Türkü söylemezler. kasılmalarından. bir aynada. çalışma ve bilgisini sömürmekten başka bir şey yapamazsın. Hakikati söyleyen dostlarını kılıçtan geçiriyorsun ama gene de. şunu «yaparlar. elle tutamayacağın bir yerde görmek istiyorsun. bedensel katılığından. evrenseldir ve bütün insanlığı kapsar. baş-kalannın mutlu olduğunu gördüğünde kıskançlıktan çatlarsın. karısını ya da kocasını ahlâksızlıkla. Hakikati. Karşılıklı verilmiş uygar bir ayrılma kararını. Kadınlarını kucaklamazlar. bilgiden korkuyorsun. Almanya'da buna 64 «alaşağı etmek» diyordunuz. kabalıkla suçlamasını istiyorsun.» Benim hakikatim karşısında yapabileceğin hiçbir şey yok. senin işin. Olsa olsa. ları gibi öldürebilirsin beni. gerçek sevgiden korkuyorsun çünkü. kendi mutluluğunu aydınlıktan ürken bir gece hırsızı gibi çalıyorsun. bunlan kendin asla yaratamazsın. öfkeden kuduruyorsun. Düşmandan nefret etmezler. Sevginin. dostun olduğum için söylüyorum bunları. ve başkalarının bilgisiyle beslenmektedir.

sessizce gideceksin. Onun bedenini öldürdün ama aklını öldüreme-din. bugün bile bu yaptığının farkında değilsin ve bu yüzden hâlâ bataklıktasın. Neden bağırıyorsun böyle. sinsi sinsi öldürüyorsun. Anadan doğma bir göçmensin sen. «Düzen»in çıkarları uğruna öldürmeyi sürdürüyorsun. Küçük Adam. ulusun onurunu lekelemektedir!» Evet. Aslında ne devlet senin umurunda ne de ulusun onuru. Bu dünyaya bir rastlantı sonucu gelmişsin. hasta bakım odamda gördüğüm haliyle kamuya açıklayacağım diye ödün kopuyor. Amerikalı.«Susturun şu adamı! Yabancı uyruklu o! Bir göçmen! Oysa ben bir Almanım. Bedeninin kaskatı kesildiğini. biliyor musun? Korkuyorsun da ondan. hasta çocuğundan yaknııyor. hangimizin açık saçık yayınla- Neden bağırıyorsun böyle. ona da aynı şeyi yaptılar. Bu yüzden bana bir siyasal suç yüklemenin. seni ilgilendiren tek şey. Sokrat zamanında da böyleydi. Danimarkalıyım. Sokrat'ı sen öldürdün. ama benden hiçbir şeyini gizleyemez. hangimizin şehvet düşkünü. Beni herkesin önünde ahlâksızlıkla suçlarken doğrudan gözlerimin içine bakamazsın. Norveçliyim!» Bırak bu sözleri Küçük Adam! Sen hem bir Amerikan göçmeni hem de bir dünya göçmenisin. İşte bu yüzden korkuyor ve yardım çağırıyorsun. Küçük Adam. Ama sana yardıma gelenlerde de benim hakikatimi bastıracak güç yok ki? Senin yardımcıların bile bana gelip karısından.' okkalı bir «dava» yakalayıp. Küçük Savcı Yardımcılarının istediği tek şey budur işte. giderek kuruduğunu hissediyorsun. yurttaşı ya da yasaları korumak umurunda bile değil. ey zavallı Küçük Adam. evraklarım tamam ve vergimi tümüyle ödedim. Diyelim bir Savcı Yardımcısısın. O bugün de senin o kurallarını hiçe sayıyor. korkudan tir tir titriyorsun. gerekli tüm işlemleri yaptırdım. Çünkü hangimizin daha ahlâksız. Gösterişli giysilerini kuşandığında içindeki insanı gizliyor O. ama korkakça. ve geldiğin gibi. Sokrat'ı senin iyi ahlâkını hiçe saymakla suçladın. Senin doğal yapını. onu da çırılçıplak gördüm ben. Bu adam devlet için bir tehlikedir. bir an önce Başsavcılığa atanmaktır. polise kaydımı yaptırdım. soruşturun. biliyor musun? Korkuyorsun da ondan 66 67 . Seni iyi tanırım. Ama tarihten ders almazsın ki sen. «Polise kaydını yaptırmış mı? Evrakları tamam mı? Vergilerini düzenli ödemiş mi? Araştırın. beni yıllarca parmaklıklar ardına kapatmanın yollarını arıyorsun.

o bir kişi bendim. Bu sözlerime inanıp inanmayacağın umurumda değil. ya da önemsiz konumda olursan ol. Hangi önemli. senin kişiliğinin kabuk bağlamış olması nedeniyle iktidara geldiğini gördüm. Küçük Adam. Başkanın. yapış yapış ve hain. İyisi mi sesini çıkarma sen. bunların hangi kaynaktan geldiğini de biliyorum. Yok. Rol bölümü yapılmış. sen de istekliliğini sürdürdün. 1933 yılında.nn hayranı olduğunu çok iyi biliyorsun. bir Hitler'i nasıl ürettiğini gösteriyordu. sen kendi varlığını şöyle yıkıyorsun: 1924 yılında insan kişiliğinin bilimsel bir incelemesinin yapılmasını önerdim. Bak. Sende makinah tüfek. 69 Uzayan hasret 68 . bunu adım gibi biliyorum. kitabı yokumsayarak öldürmeye kalktın. Ama bak. bendeyse bilgi var evet. kötü bir sesle söyleyebilirsin bu sözcükleri. Bunu ancak sen becerebilirsin. özel bir ses tonuyla. açık saçık fıkralardan pek hoşlanıyorsun Küçük Adam. Kimin suçlu çıkacağı belli olmaz. Küçük Adam. biliyorum. 1928'de çalışmalarımız ilk somut sonuçlarını vermeye başladı. Hitler iktidara yeni gelmişti. Gene büyük bir heves ve isteklilik gösterdin. çünkü «Başkan» ın kitaba karşı olduğunu açıklamıştı. Biri sayıları kabarık olan tanışları arasında açık saçık fıkra anlatmayan tek bir kişi olduğunu söylemişti. ya da bir kadınla eyalet sınırını geçmekle ya da sokaktaki bir çocukla tatlı tatlı konuşmakla suçlayabilirsin beni. Bu yukarıdaki üç tümce. Hevesli göründün. Kitabı kendi yayınevinde basmayı kabul etmedin. Ama bu kez susarak. ben sana benzemem ve bu konularda hiçbir zaman sana benzemedim. gelir vergimi yüz dolar eksik tuttuğumu kanıtlamayı başarabilirsin. çünkü kitap. senin. Ve başka hiçbir şey bilmediğinden. Hitler'in. Kitap gene de yayımlandı. benim de sana benzediğimi sanırsın. bana onursal rektörlük sanı bile verdin. aldığım bu sonuçları senin yayınevlerinden birinde kitap haline getirmek istedim. ancak senin ağzında bir suçlama niteliğine bürünebilir.

çünkü yasak. şu ya da bu belalara dolanmalarının zihin ve bedenlerinin kaskatı kesilmesinden. Ve binlerce yıl nasıl davrandınsa. Ve bir tıp doktoru olarak içinde bulunduğun bataklıktan çıkamıyorsun. Tasımdaki hoşafın tanelerini ayıklayıp yemeye varsın ama güllerimin dikenine katlanamazsın. Ama işi. Tam on iki yıl sustun. Bunu ilk söylediğim günden yirmi iki yıl sonra. ruhsal-sağaltımın teknisyeni olan sen böyle davranıyorsun. hakikate yeğ tutuyorsun. Acun-sal Yaşam Enerjisi'ni bulduğumu duyduğunda. çocuklarının. bireysel sağaltımın değil. nasıl olur? İşte. kalkmış dostlarına. ama motorla pervanenin gizlerinden hiç söz etmese. bugün. milyonların yaşamına malolduğu gerçekliğini daha ne kadar görmezlikten geleceksin? Güvenliğini. sevgi duyma. Bireysel sağaltımın değil. 1946'da kitap ikinci basımını yaptı. İnsanların gövdesinin. uçma tekniklerini açıklasa. Onun bir «klasik» olduğunu ilan ettin. Cinsel yoksulluk sözcüklerini ağzına bile almıyorsun. «Akıl hastalıklarını önlemek» istiyorsun. Bugün bile hâlâ tutuyorsun kitabımı. zihinsel bozuklukların önlenmesinin önemli olduğunu söylüyorsun. övgünü kazanan kitabımdan hiç söz etmedin. Ancak. zihinsel bozuklukların (akıl hastalıklarının) önlenmesinin önemli olduğunu sana öğretmeye başladığım günden bugüne tam' yirmi iki uzun. cinsel organlarında duydukları heyecanların bastırılması gerektiğini ve bunun için de onları soluklarını tutmaya alıştırmaları için zorlamalarını söylüyordu. ha? Bana «bedensel boşalma peygamberi» diyen sen değil misin? Ha. sevme ve bunun tadını çıkarma yetisinden yoksun olmalarından kaynaklandığını öğrettim sana. «Bu ne işe yarar? Hastaları nasıl iyileştirir?» diye sormadın. Yirmi iki yıl boyunca. ha? Daha ne kadar ağırbaşlılık dediğin o şeyi tıbbi yükümlülüklerine yeğ tutacaksın? Kullandığın taktiklerin. insanların şu ya da bu çılgınlığa düşmelerinin. buna benzer bir soru duymadım senden. İnsan kitlelerinin sevisel yaşamından söz edemiyorsun. sevme edimi sırasında başka hayvanlarınki gibi kasılıp gevşeyememe-si nedeniyle bunun böyle olduğunu anlatmaya çalıştım. Beni pis fıkralarına konu eden sen değil misin. zararsız ve ağırbaşlı sözcükler bunlar sana göre. Korkaksın sen. Bunu 70 söylemekte sakınca görmüyorsun. sıkıntılı ve olaylarla dolu yıl geçti. Bir zamanlar ilgini çeken. gene öyle davranıyorsun: Varılacak hedefin ne olduğunu söylüyor ama ona nasıl erişileceğini açıklamıyorsun. boy gösteren cinsel yoksulluğa dokunmadan yapmak istiyorsun. Küçük ruh doktoru? Bedenleri güçsüz kocalar tarafından hırpalanan genç gelinlerin yakınmalarını duymadın mı hiç? Duydukları sevginin gereğini yerine getirememekten çatlayan ergin çocukların çektiği acıya tanık olmadın mı hiç? Gene de güvenliğinin hastalarından daha önemli olduğunu söylüyorsun.ayrıca analara. Bir teknisyen kalksa. Yok. beğeniyorsun. «Maine eyaletinde doktor71 .

: gebertin! Öğrencilerim mikroskoplarının başına çökmüş. o kadar.luk yapma ruhsatı var mıymış» diye sordun. içindeki Küçük Adamın nasıl davrandığını anlatacağım sana. Bu «harikulade fikir» çok hoşuna gitti. küçültmek değil amacım. Coşkusal vebanın ve yaşam enerjisinin bulgucusu olarak bu dünyanın her yanında bir anlam ifade ettiğimi. gelelim senin şu özgürlük sarhoşluğuna. Sense 73 72 . Bir kerecik olsun kendini ayna karşısına diksene! «Öldürün. Seni aşağılamak. kısa keseceğim: Bir rastlantı sonucu özgür bir durum içinde bulunduğunda. benden fazla bilgisi olmayan hiç kimsenin beni sınayamayacağını. Diyelim çocuk ve erginlerde cinsel sağlığın sağlanma ve korunması üzerine çalışmalar yapan bir Enstitüde öğrencisin. neden bugüne dek özgürlüğünü elde edemediğini ya da elinde tutamadığını göstermek istiyorum. Küçük Adam. «Şuna da bakın! Dünya proleterlerinin devrimci dalgasına dil uzatıyor! Demokrasiye dil uzatıyor! Gebertin şu karşı-devrimciyi! Kahrolsun karşı-devrimciler!» Dur. Küçük Adam. dur. Benim enstitümde şöyle bir olay oldu: Öldürün. yaşam zerreciklerini inceliyorlardı. denetleyemeyeceğini bilmiyorsun. öldürün!» Pekâlâ. Bugüne dek hiç kimse. neden kendine özgürlük sağlayamadığını. değil mi. Bunu öğrenmek istemez misin. Senin o küçük ruhsatlarının benim çalışmalarımı bozmaktan —ama azıcık bozmaktan— başka işe yaramayacağını. İnsanları «duvar dibine dikmekle» özgürlüğüne kavuştuğunu sanıyordun. ha? «Öldürün. gebertin. senin Parti Kongrelerinde alacağın on binlerce karardan çok şu bir sorunun yanıtlanmasına bağlıdır. savaşa katılmak istedin. yalnızca. Şimdi. «Gebertin şunu! Ulusun ve devrimci proletaryanın onurunu lekeliyor! Kurşuna dizin! Haydi duvar dibine!» Ne "Viva!" diye haykırman. Bana kalırsa. gelecekte sahip olacağın gerçek özgürlük. heyecanlanma birden. ya da sağladınsa neden hemen bir yeni efendiye teslim ettiğini sormadı. sen ey demokratların ve bütün dünya proleterlerinin küçük Führer'i. gebertin!» Dur bir dakika. ne de "Gebertin!" diye bağırman seni amacına bir adım bile yaklaştıracak değildir. çalışmalarımı engelleyemeyeceğini bilmiyorsun.

.» Bu sözleri çok duyduk. «dünya proleterlerinin askerleri» seni öyle bir lekelediler ki. bir şey mi dedin? «Proletaryayı bozan kentsoylulardır. dostlarınla sevgi konusunda konuştuğunda. Enstitüye ve onun temel fikrine karşı büyük bir kin ve aşağılama duyduğunu ve bu yüzden öyle uygunsuz davrandığını anladın. daha yüzyıllarca taşıyacaksın alnındaki bu karayı. bir kez daha bataklığın içindeki yerini korudun. Gelip senin de incelemelere katılmanı önerdim. mutsuzluğunun nedenini anlamayı ve bunu ortadan kaldırmayı öğrenmeni sağlayabilecek örgütler kurdum. ağzından yalnızca açık-saçık fıkraların çıktığını. Seni harekete geçiren dürtünün ne olduğunu ancak bir hayli zaman sonra anladım. aklının yalnızca iğrenç ve açık-saçık şeylere çalıştığını herkes gibi. Sen ve dostların. Senin o «devrimci onur» şampiyonları. İşte bu yüzden kalktı bu örgütler ve sen. çıplaktın. hep bir ağızdan şöyle bağırdığınızı duydum: «Kadın istiyoruz! Kadın istiyoruz!» Geleceğinden kaygı duyduğum için. Küçük Adam. senin bunu anlamamanın nedenini kavrayamamıştım. bu örgütlere böylesi iğrenç düşüncelerle yaklaştığın için dağıttım hepsini. Çok geçmeden. Böyle bir örgütün toplantısında bir kızla tanışmakta bir kötülük gördüğümden değil. Bense kendi payıma. Bir gece. Özgürlüğünü poker fişi gibi harcadığına bir başka örnek vereyim. yumruklarıyla temizleyecekler. Hem ayrıca. seninle yaptığım ayrıntılı bir tartışma sonunda. bu toplantılara oluk oluk akın ettiniz. kendine kolay yoldan bir kız bulacağını. yaşantını iyileştirmek için büyük bir istek duyduğunu. Bunu anlayınca aslında senin yaşantını iyileştirmene yardımcı olmak için kurulmuş olan bu örgütleri dağıttım. toplama aygıtından çırılçıplak kalktın. Bunu sen de biliyorsun. Buranın değişik türden yeni bir genelev olduğunu sandın. Ne o. Seni hemen azarladım. Yaşamının her anında büyük bir cinsel açlık içinde bulunduğunu. kısacası. toplantılara bu yüzden geldiğini sandım. kızların ve kadınların arasında tüm çıplaklığını sergiledin. cinsel sağlığı savunan bir Enstitüde. arkadaşlarınla sokakta yürüyordunuz. proletaryanın cinsel sorunları kendiliğinden çözümlenecek. üstelik beş para bile vermeden gününü gün edeceğini umdun. Bunun sonucu Berlin'de görüldü: Proletaryanın askerleri gece sabahlara dek kadınların ırzına geçtiler. Daha sonra. Bunun üzerine. benim gibi.. Bu pisliği askeri güçle. ama neden azarlamakta haklı olduğumu anlayamıyordun.Acunsal Yaşam Enerjisi toplayan aygıtta oturu-yordun. Bu gibi olaylar «yalnızca savaşta 75 . sen de biliyorsun. Proleterlerin anayurdunda da böyle yapmışlardı: cinsel sorunların kendiliğinden çözümlenmesini beklemişlerdi. karşı cinsten olan herkese büyük bir doymakbilmez-likle baktığını artık şu kadarcık çocuklar bile biliyor. bu türden bir özgürlük olmasını beklediğini itiraf ettin. Proletaryanın Führer'leri bu bozukluğu giderecek.. Bunun sebebi neydi acaba Kü74 çük Adam? Başlangıçta bunun içtenlikli bir davranış olduğunu sandım.

önünüze geleni becerin. insanin kendisinin sevgi denen şeyin ne olduğunu bilmesi ve sevgiyi yaşaması gerekmektedir. çekicilikten ve sevme yetisinden yoksun oluşunu bir erdem saymak ve —eğer bir «ilerici okul »da çalışıyorsan— içindeki acı kinle çocuklarda bulunan sevgi'yi öldürmekle suçluyorum seni. Çocukların cinselliğini doğru bir biçimde yönlendirebilmek için. acı bir kinle nefret etmen için yalnız bu durumun yeter. Eğitimi ciddiye alacak olursak. bu uğraşı seçmenin tek nedeni buysa eğer. çocukların cinselliğini doğru bir biçimde yönlendirmek demektir. çekici bedenlerden derin.olur» diyorsun. yalnızca kendi çocuğun yok diye öğretmenlik ediyorsan. sen de insanlığa cinsel bağımsızlığa kavuşmayı öğrettin: 'Gidin. çocukları eğitmek demek. çocuklarda bulunan sevme yetisini anlamadığın nedeniyle de suçlamıyorum. Bana geldi ve şunları söyledi: «Harikasın sen. Sağlıklı çocukların içinde bulunan sevgiyi. demişim.'» Ben. Senin görevin çocukları eğitmektir. biçimsiz bir görünümün var. verdiğin zararların haddi hesabı yok demektir. hiçbir özel nitelik ve yeteneğin olmadığı halde. her şeyi ters anlarsın. Yaşam dolu. sağlıklı babalarına yabancılaştırdı77 76 . dedin onlara. ha? Öyleyse gel bir başka öykü anlatayım sana: Proletaryanın diktatörlüğüne büyük bir coşkuyla inanan. Sen. Küçük Kadın. Neyle suçluyorum. Küçük Adam. cinsel düzenlilik konusunda da inançlı görünüyordu. Führer niteliklerine sahip biri. Seni şişman ya da çekicilikten yoksun olmakla suçluyor değilim! «Sevgi»nin tadını çıkaramamakla da suçluyor değilim seni (bunu sana verecek sağlıklı bir erkek görmedin). Oysa sen şişmansm. Eğer sen. böyle. Karl Marx nasıl insanlara ekonomik bağımsızlığa kavuşmanın yolunu gösterdiyse. Bu bir cinayettir işte çirkin Küçük Kadın. senin yaşamında iğrenç bir yatak serüveni haline gelir. Neden söz ettiğimin bile farkında değilsin. İşte bu yüzdendir ki tekrar tekrar ve de gidip gidip batağa saplanıyorsun. biliyor musun. Benim sevgiyle sarılma de- diğim şey. çekicilikten yoksunsun. Küçük Adam.

Küçük Adam. Benden bilgi almak. bulgularımı bilimin hizmetine sunan bir kişi oldun. bir başka ülkede. Bütün bunları sevinerek veririm sana Küçük Adam. yapaylığını sahte gülümsemenin ardına gizliyorsun 78 79 . bir fıçı gibi düşündüğün. Ama sen kalkıp.ğın için zararlı senin varlığın. tanınmamış bir pratisyen doktor olarak kalacaktın. küçük bir kasaba ya da köyde. Küçük Adam: Büyük çabalarla durmadan çalışarak vardığım sonuçların ne olduğunu ve ne uğruna savaştığımı öğrenmek için bana geliyorsun. küçüksün. Ama özgürlü- Fıçı gibi olduğun. günün her dakikasında nasıl engellendiğini. Ve sen Küçük Adam. Karşılığında hiçbir şey istemem. Özgürlüğün. Alçakgönüllülük gösterip bir köşeye çekilmek yerine o fıçı görünümünü ve yapaylığını sahte gülümsemenin ardına gizlediğin acı kinini bu yaşama zorla kabul ettirmeye. Buna hiçbir diyeceğim yok. benim çalışmalarımı anlatan. bütün bunları yaşatmaya çabaladığın için zararlısın. çünkü kendi başına ve kendi olanaklarınla gelişme yetisinden yoksunsun. sorumlu bir konuma getirildin. ve dünya. bu yüzden böyledir. bir fıçı gibi sağda solda yuvarlandığın. Sana bilgimi vererek. bir fıçı gibi eğittiğin için. sağlıklı çocukları böylesi kadınların eline teslim ettiğin. iyileştirme yöntemlerimi öğreterek büyük bir doktor olmanı sağladım. Dürüstlüğüne. Bak sen nasılsın. böylece kendine özgüven sağlamak. Ama sen için için kendini bana bağımlı hissediyorsun. Gittin. Özgürlük konusunda terbiyesizlik ediyorsun. içtenliğine güvenim var. özgürlükten yoksun olma durumunun nerelerden beslendiğini öğrettim sana. bu yüzden böyle yaşıyorsun. bir çocukta bulunan sağlıklı sevgiyi hastalık belirtisi olarak gördüğün için zararlı. Ben olmasam. geleceği görebilmek ve her şeyden de önemlisi gelişmek için bana gereksinmen var. Bu yüzden böyle düşünüyor. içlerinde bulunan acılığı ve zehirlerini sağlıklı ruhlara dökmesine gözyumduğun içindir ki. Dilediğini yapmakta. Fıçı gibi olduğun için. bir fıçı gibi eğittiğin için zararlısın sen. sana verdiğim bilgiyi dilediğin yerde kullanmakta özgürsün. bir fıçı gibi düşündüğün. benim «ırzına geçtiğimi» söylüyorsun.

81 . Bir kartal. işte bu yüzden böyle. Kartal bu durumda. yumurtalardan kartal yavruları çıkacağını. yumurtalardan civciv çıkıyor. kendisi gibi çook çok yükseklerdeki yuvasından bakıp uzaklıkları görebilecek. Üzgün ve yalnız kartalı yumurtalardan çıkan tavuk ve civcivleri yemekten alıkoyan şey yalnızca bu küçücük umuttur. bir gün küçük bir kartal olabileceği. Tek başına kalmış kartal gibi uzaklara bakmazlar. sonuç aynı. bunları büyütüp büyük kartallar yetiştireceğini sanır. Yağmur yağdığında ya da fırtına koptuğunda onun güçlü kanatlan altında ısınmakta. onlar bir kartalın kuluçkaya yatması sonucu dünyaya geldiklerinden habersizdirler. Kartalsa kendi gövdesini fırtınaya siper etmekte. Bir de bakar ki. civcivlerin büyüyüp kartal olacağını umar gene de. Nemli. Bir kez daha kuluçkaya yatar. karanlık vadilerde çook çok yükseklerde sarp kayaların üzerinde yaşadıklarından habersizdirler. büyüyüp kendisi gibi yetenekli. herhangi bir korumadan yoksun bulunmaktadır. Tavuklara ve yavrulara gelince. Yani bu civcivlerden birinin. Çaresizlik içinde bulunan kartal. Onu yemekten alıkoyan tek şey küçük bir umuttur. yeni düşünceler ve yeni yaşama biçimleri bulunduğunu anlayıp bunları arayabilecek büyük bir kartal olabileceği umudu. tavuk yumurtaları üzerine kuluç80 kaya yatsa ne olur. biliyor musun Küçük Adam? Başlangıçta kartal. Kartalın kendilerine getirdiği yiyecekleri tıkınıp durmaktadırlar boyuna. bağımsızsın — işbirliği etmekten ve sorumluluktan bağımsız.Kartalın altından çıkan civcivler ğü küstahlıkla karıştırmak köleliğin özgün özelliklerindendir. gıdaklayan tavuklarla civcivleri yeme itkisini bastırmak için çok uğraşmıştır. Özgürsün çünkü. çalışmaların konusunda rapor yazmaktan kaçmıyorsun. İşte bu yüzden küçüksün sen Küçük Adam ve dünya. böylece yeni dünyalar. korunmaktadırlar. durmadan gagalamakta ve karınlarını doyurmaktadırlar. Özgür olduğunu öne sürerek ve buna sığınarak.

Şimdi büyük kitleler halinde açlıktan kıvranıyor ve ölüyorsun. gelip gelip aynı soruları soruyorsun-. Umutlarını yitirdiler. ama gene de senin yumurtalarına kuluçkaya yatan kartallardan korkuyorsun. çalıp çırpıyor. gün gelir. beni hiç sevmiyor. Çünkü senin tavuklarından bazıları da akbaba yumurtaları üzerine kuluçkaya yattı. kültürün ve uygarlığın. daha iyi geleceklere götürmek isteyen kartallara karşı olan Führ«rler haline geldi. onlara acımaya başlar. Sana bir de «Heil. civcivler çıkarmayı sürdürmektedir. bilimin ve tekniğin. yüzyıllardır aynı soruyu soruyorsun. Ve akbabalar. akimi derslerine veremiyor. bugün bile umudunu yitirmiş değildir. taşlar atmaktadırlar. kabızlık çekiyor. Kartallardan korkuyorsun. bu yalnız önünü gören ve gıdaklamaktan. bilmek de istemiyorsun. Büyük Akbaba!» diye haykırmayı öğrettiler. sevgin ve çocuklarına verdiğin eğitim. yürekli ve yalnız olan birçok adam. siperler ardına gizlenerek ona ucu sivri kaya parçaları. Heil. Büyük. Küçük Adam. Milyonlarca insan yiyecekten yoksun. Belki. ölüm açlığı içindeler. benzi soluk. Küçük Adam: Evini bir kum tepeciğinin üzerine kurmuşsun. Akbabalar sana leş yemeyi ve birkaç buğday tanesiyle yetinmeyi öğretti. bu yüzden de akbabalara yem oluyorsun. Hakikati güvenliğe yeğ tutan bir yaşam biçimi içinde elde edilen büyük başarı ve bulgunun yazgısı şudur: Senin tarafından büyük bir açgözlülükle yalanıp yutulmak ve sonra gene senin tarafından dışkı olarak atılmak. yüreği katı. Ne yapmalıyım? Söyle!» Ya da: «Yeni ve çok daha öldürgen. geceleri karabasanlarla uyanıyor. her şeyi kırıp döküyor. Yalnız kartal. Yaptığın her şey eğreti. Bunu bilmiyorsun. korkunç bir savaş patladı. birbirlerini öldürüyor. senden kalabalık olan sürüler tarafından da yutuluyorsun. yaşamın. sana bunu söyleyen büyük adamı da öldürüyorsun. insanlıktan çıkıyorlar. Sen bir kartal olmak istemiyorsun. kartallara. oysa biz tüm savaşları önlemek için yapmıştık son savaşı.Daha da kötüsü. hep eğ82 reti. ne yapman gerektiğini çoktan söyledi sana. Şimdi ne yapacağız?» Ya da: «Varlığıyla övündüğüm uygarlık. Bana işkence ediyor. Ne yapmalıyız?» «Ne yapmalıyım?» «Ne yapabilirim?» Sonsuz geçmişten beri. sinir nöbetlerine tutuluyor. enflasyon nedeniyle çöküyor. bir yığın erkekle geziyor. Onların kendisine kötülük yaptığını anlayan kartal ilkin bu tavukları parçalama isteği duyar. diye umar. seni daha ileriye. bu tavuklar ona tuzaklar kurmakta. Ama düşünür. bu yüzden sürüler halinde yaşıyor. Ne yapmalıyım? Bana yardım et!» Ya da: «Karım bana karşı cinsel istek duymuyor. Büyük bir bunalım içinde. Bu yüzden kuluçkaya yatmayı. yalayıp yutmaktan başka bir şey bilmeyen civcivler arasından kartal gibi olma yetisine sahip bir yaratık çıkar. On83 . «Çocuğum çok inatçı.

kültürel uyarlama kuramı arasında bir seçme yapman gerekti. küçük yanlışı seçtin.» Ama onların sözlerine kulaklarını tıkadın. Küçük Adam. çünkü gerçek düşünme eylemi. doğallığa dayanamazsın çünkü. sev. Sorunu yanıtlarsam. senin korkunç boşluğun içinde. sense bedeninden korkarsın. Her seferinde. coşkusal hastalıkların çekirdeğinin cinsellik olduğu yolundaki açıklamasıyla. hakikati işittiğinde önüne geleni öldürecek denli öfkeleneceksin: Evini derme-çatma kurdun ve bütün bunları böyle yaptın. hiçbir özgür. Heil! diye haykırdın ve Untermensch'i seçtin sen. elini değdirdiğin her konuda büyük doğruyu değil. hiçbir canlı ifadeye. Sana hiçbir dayanak noktası tanımayan kültür felsefesini seçtin. korkuyor ve şunu soruyorsun: «Bay Jones ne der? Yargıç Smith ne der acaba?» Düşünürken de korkak davranıyorsun. çünkü çocuklarındaki sevgiyi daha doğmadan öldürüyorsun. Söylenenler uçsuz bucaksız çöllerde yitti. büyük hakikati değil de küçücük yanlışı yaşamının yolgöstericisi olarak gördün. sağırdın sen. Bunu neden yaptığını soruyorsun. kırıp döktün ve onları ortadan kaldırdın. yani kısacası. bedensel duygularla birarada gerçekleşir. Demokratik bir anayasayla Stalin'in diktatörlüğü arasında bir seçme yapman gerekti. hiçbir özgür. 85 . doğal davranışa karşı hoşgörülü davranamazsın. Stalin'in diktatörlüğünü seçtin. Hıristiyanlıkta. onları ters tarafından yakaladın. hakikati söyleyen yalnızların sesiyse. çünkü kulakların bu sözlerden sağır olmuştu. doğal davranışa karşı hoşgörülü davranamazsın Nietzsche'nin seni Übermensch'liğe (Üstüninsan'lığa) yükseltmesiyle Hitler'in Untermensch' liğe (Aşağıinsan'lığa) alçaltması arasında bir seçme yapman gerekti. cinsellik kuramını bir kenara attın. 84 Hiçbir canlı ifadeye. ha? Bu sorunun ciddi olduğunu sanmıyorum. toplumbilim öğretisinde. çünkü içinde yaşamı duyma yetisinden yoksunsun. Halkın egemenliği konusunda. Dayanamadığm için de.ların öğretilerini çarpıttın. Freud'un. Pek çok büyük adam söyledi sana: «Aslına dön — içinden gelen sesi dinle — gerçek duygularının buyruğuna uy — sevgiyi yeşert. gene onun. senin çöllerinde yokoluyor Küçük Adam.

çocuğunu. Fransız Devrimi sırasında acımasız Robes-pierre ile büyük Danton arasında bir seçme yapman gerekti. İsa'nın. yoksa «Slav» mı olduğunu açıklığa kavuşturmaktan başka derdin yok. seninse ömürboyu ve de zorunlu olarak evli kalman konusundaki yasası arasında bir seçme yapman gerekti. karını ya da ananı kurtarabilecek bilgi konusunda suskun kalıyorsun. Sen. bir yanda Liebknecht. onur kırıcı sözler söylemeye zorlayarak işkence içinde öldürdün. Akıl hastalıklarının belli bir açıdan değer86 lendirilmesiyle şok uygulamalı sağaltım arasında seçme yaptın. Julius Streicher ve Walter Rathenau arasında bir seçme yaptın: Rathenau' yu katlettin. Kendi öz sefaletinin dev boyutlara vardığını anlamak zorunda kalmayasın diye. Landau ve Mülsham vardı. Küçük İtalyan ve sen Küçük Tries-teli Slav. Hindistanlı Küçük Adam. pılı pırtı içinde dolaşıyorsun ama Tri-este'nin «İtalyan» mı. o vakit ne düşünüyordun? Düzinelerle ceset oturup düşünmen için yeterli neden değil miydi? İnsanlığının kıpırdanması için milyonlarca ceset mi gerekliydi? Bu küçüklüklerin. Kanser hücresi konusundaki bilgisizliğini. kalkmış onları asıyorsun. yurdunda milyonlarca insan açlık çeker. Kanser konusundaki saçmalıklarını gazete ve dergilerde durmadan yineliyorsun. Papazların bekarlığını ve zorunlu evliliği seçtin. gözlerini dört açmak. Sen. nesnelerin değerini üreten tek şey olan sendeki yaşayan işgücünün üretkenliğini sağlama fikri ile devlet fikri arasında bir seçme yapmak durumunda kaldın. «Neden bütün bunları 87 . insan adlı hayvanın dev yoksulluğunu aydınlatıyor. Marx'ın. Engizisyon yöntemlerini bir kez daha dirilttin. Himmler'i emniyet müdürü yaptın ve gerçek dostlarını öldürdün. papazların ömürboyu bekar. büyüklüğü ve inceliği darağacına gönderdin. Ben de şu Trieste'yi. onun gizleri konusunda yaptığım ve milyonlarca insanın yaşamını kurtaracak olan açıklamalarımı dinlemeye yeğ tuttun. dünyanın her yanından gelen gemilerin bir limanı sanırdım! Hitler'cilerin milyonlarca insanı öldürmelerinden sonra. Almanya'da. Çocuk İsa'yı salt sevgisiyle doğuran yalın anasını bir kenara attın. kendi içindeki «yaşayan şey»i tümüyle bir kenara. Şu yirminci yüzyılda. Bulgularından yararlanmakta olduğun büyük Galileo'yu. ineklerin kutsallığı konusunda Müslümanlarla çekişiyorsun. Acımasız Engizisyonla Galileo'nun hakikati arasında seçme yaptın. ölürken. atarak devlet fikrini seçtin. Diyeceksin ki.İsa'nın görkemli sadeliği ile Paul'ün. bakışlarını bulandır-mamak gerekliyken kör kalabilmek için şok yöntemini seçtin. yanlardan birini seçmek durumunda kaldın. Milyonları öldürmelerinden önce nerdeydin peki. benim. Acımasızlığı seçtin. önemsiz şeylerin her biri. Lodge ile Wilson arasında bir seçme yaptın: "Wilson'u öldürdün. bir yanda Goering ve Himmler.

ona dayak zoruyla öğrettiğin «disiplin ve düzen» nutukları çekmeyi sürdürüyorsun. karını kucaklamak için kimseden izin belgesi isteme. evin derme-çatma ve sanki bir kum tepeciği üzerinde duruyor. Su boruları patlamış. Ve en önemlisi. rüzgâr içeri doluyor. Rus ve Yahudi onurları!» diye bağırıyorsun. içinden gelen şeyi dinle. komşun da bundan hoşnut olacaktır. dünya çok daha başka olurdu ve senin büyük dostların. DOĞALLIĞINI YAŞA! Olduğun gibi görün. büyük Doktorum!» diyorsun. Bütün dünyadaki çalışanlara. DOĞRU DÜŞÜN. Kaya dediğim şudur: Senin içinde bulunan ama öldürdüğün doğal yapındır kaya. çocuğun boğuluyor. artık seni sömüreni. değerli. Çalışma konusunda yol gösterici durumuna geldin-se. Cellatlarının ipine koşup idam edileceğine. hele seçtiğin Führerlerin eline sakın verme onu. Hiçbir sorumluluk yüklenmediğin içindir ki. sorumluluklarının şu kadarcığını yerine getirsey-din. insan yaşamının ve iyi şeylerin korunması için bir yasa yarat. yerine hakikatin bir parçasını koy. Eğer sen. Sırtındaki smokini. ben de hastayım. karının düşlediği sevgi. doyumsuz kadın ve erkeklere karşı koru.ciddiye alıyorsun? Bütün kötülüklerin sorumlusu sen misin bu dünyada?» Bunu söylemekle kendini mahkûm ediyorsun. «Yahudi saçması» sayıyorsun. çocuğum ve karım hasta. ne yapacağım?» Yanıtım şu: Evini kayaların üzerine oturt. Küçük çocuklarının sevgisini. diyorsun. çünkü onlar da. iyi ve kötü yanlarıyla sana benziyorlar. ondan daha fazla sömürme yarışını bırak. Karın zatürreden yatıyor ve sen Küçük Adam. «Benim iyi. kimseye güvenip de bir başkasının. Yaşasın Alman. içinden gelen ve seni tatlı tatlı okşayan sesi dinle. milyonlarca insandan biri olan sen. «Heil. «proleterlik onurum» ya da «ulusal onurum» sağolsun. bütün meslekdaşlarına. eğlenceler merkezi Coney Island'a gideceğine yabancı ülkelere git. Komşu88 na boşver. artık ölüm için çalışmayacağını bildir. Bırak çocuğun doğa (ya da «tanrı») nın yarattığı gibi büyüsün. 89 . evinin altındaki kayanın bir parçası olacaktır. Tavan başına çöküyor ama sen. yalnızca yaşam için çalışmaya kararlı olduğunu. on altı yaşındayken kurduğun yaşam düşleridir. kafandaki silindiri fırlat bir kenara. Pek çok büyük adam söyledi sana böyle davranman gerektiğini. şehvet-düşkünü. Doğayı düzeltmeye kalkışma. Dedikodu kumkumalarını eleştir. Böyle bir yasa. Başka ülkelerdeki insanlarla ilişki kur. büyük Fuhrer. onu anlamaya ve korumaya çabala. Yanılsamalarını kaldır at. Yaşamını kendi ellerinde tutuyorsun. Koşa koşa bana geliyor. Altındaki döşeme çöküyor ama sen düşerken bile. «Ne yapmalıyım şimdi? Evim çöküyor. onu herkese göster. Boks maçı yerine kitaplığa. Bunun yerine. üzerine yaşamını kuracağın kayalardan oluşan sağlam bir temeli. çocuğunun bedensel sevgisi. tanıt ya da sevgiye hasret yetişkinler okuluna değil de bir ıslahaneye gönder. Küçük Adam. yaptığın ufak tefek küçüklüklerden dolayı yaşamlarını yitirmezlerdi. ama sen.

cellatların yardımıyla sağlayacağına inanacaksın. dostunu — 91 . Çünkü önümüzdeki yüzyıllar boyunca dostlarını öldürecek. ilk kez kendi içine baktığında. ya şamın korunması gereken durumlarda kan dökeceksin ve özgürlüğü. Bilmediğin ve de bilmek istemediğin tek bir şey var: Kendi zavallılığını saatten saate. bütün halkların. özgüvenlerinin. sonunda sen ve senin gibiler. bunu yaparken de. Her geçen gün. ya da «devlet». köreltiyorsun. ince. öteki efendiyi göklere çıkaracaksın. varlığının korkunçluğu ve çirkinliği. her geçen onyıl. onları yönetmek.Eğlenceler merkezi Coney Island Dinle. «bilmem ne» uğruna. günden güne yaratmakta olan kendinsin. zayıf bir kıvılcım halinde belirecek. genel bir toplumsal sefalet sonucu kitle halinde öleceksiniz. sevgiyi çalıyorsun. çok korkuyorsun. »efendi» olabilmek için kapında köpek besliyorsun. güçlü olmak için can atıyorsun. proleterlerin ve tüm ülkelerin Führerlerini. Yüzyıllar boyunca. yürekliliklerinin. ya da «Tanrının büyüklüğü» uğruna yaptığına inanacaksın. Yüzyıllar boyunca yolunu sapıtacaksın. Çünkü yaşamdan korkuyorsun. delikanlılarının perişanlığını. iktidar delisisin sen. efendilerin olarak selâmlayacaksın. Sonra. kadın ve erkeklerinin özlemlerini işit90 meyeceksin. çocuklarını anlamıyorsun. Bu senin içinde yanan ilk kıvılcım olacak. başkalarına üstün olmak. İşte bütün bunları bilmiyorsun sen Küçük Adam. böylece kendini tekrar tekrar aynı bataklığın içinde bulacaksın. kentsoylu bireyciliği deyip geçeceksin. Yaşamı öldüreceksin. bu arada kendi bebelerinin yakarılarını. yavaş yavaş giderek ve karanlıkta el yordamıyla yolunu bulan biri gibi. duymayacaksın. bir efendiyi bırakıp. kendilerini bir şey sanan lâf ebelerinin dediklerini yapacaksın ve YAŞAM. Yüzyıllar boyunca. şimdi sana birkaç ciddi ve önemli kehanette bulunacağım: Bütün dünyanın yönetimini eline geçirmektesin ve bu yüzden korkudan tir tir titremektesin. Küçük Adam. sonunda. Küçük Adam. SENİN YAŞAMIN seni çağırdığında sağır kesilecek. her geçen hafta. ya da işitsen bile. istemlerinin gelişmesine fırsat vermeden öldürüyorsun onları. hırslısın. «ulusal onur» uğruna.

çalışma ve bilgi üzerine kurulduğuna inanan adamı aramayı öğreneceksin. aşağılık ve alçaklıkların. Belli bir ereğe varmak için her türlü aracın. seni de kötü ya da insanlıkdışı yapmakta ve böylece ereğe varmanı da olanaksız kılmaktadır. kötü ve aşağılık yöntemlerle varılmaz. ona varmak için yürüdüğün yoldadır. «Peki. Ve alçakgönüllülüğün. onu anlamayı ye ona saygı duymayı öğreneceksin. sağlıklı bir özgüvenin ulusal bilinçten daha önemli olduğunu. ereklerime nasıl varacağım?» Senin o Hıristiyan sevgin. 93 . senin yaşamını baskı altında tutan. Hıristiyan sevgisini yeşertme. Yanılıyorsun: Amaç. TOPLUMSAL SORUMLULUĞUN olan işine ne gözle baktığına. sana anayasayla verilen özgürlükleri yanlış kullanıyor. ama. anayasanın günlük yaşamda kökleşmesini sağlayacak biçimde davranmak yerine. 92 sokaklarda tören yürüyüşü yapmaktan daha önemli olduğunu.Yaşamdan korkuyorsun yaşamın sevgi. Bundan sonra yaşamın için kitaplığın boks maçından daha önemli olduğunu anlamaya başlayacaksın. eşini nasıl kucakladığına. birtakım boş naralardan daha iyi olduğunu anlamaya başlayacaksın. onu ortadan kaldırma yolu'nda çaba harcıyorsun. seni sömüren kişi gibi olmamak yolunda ne gibi çabalar harcadığına bağlıdır. Amerikan Anayasası'nı uygulama. vb. Küçük Adam. her gün ne yaptığına. çirkin yöntemlerin bile geçerli olduğunu sanıyorsun. senin yarınki yaşamındır. Amerikan Anayasan. ormanda düşüne düşüne yürümenin. her saat ne düşündüğüne. iyileştirmenin öldürmekten. iğrençliği ya da insancıllıktan uzak oluşu. Ereğe giden yolun kötülüğü. Hiçbir büyük ereğe. Bugün attığın her adım. ve çocuğuna nasıl davrandığına. Yaptığın her toplumsal devrim bunun doğruluğunu gösterdi. Ama sen.

kendi çocuklarının açlığını milyon kez artırdığını bilmiyorsun. bilmezsin sen. her zamankinden daha hırslı bir biçimde yeşermekte. Küçük meselelerde sen böylesin işte. evin kadını çalınmaz. «Bir çocuk gibi açlık içinde kıvrandım. Bir yeteneğin tanınması ne demek. bütün açlar arasından. elde edilen büyük başarılara saygı gösterilir.Bir Alman göçmeni olarak. Yüzyıl önce sömürü vardı evet. kendi yaşamını daha da acımasızca horgörmeye başladın. insanın aşağılanmasını önlemek ve haklarını savunmak için kavgaya durdun. konuklar ne isterse dilediği kadar alıyorlar. insan yaşamının hörgörülmesini. kızıl. İsveçlilerin. Ama smörgasbord'u çaldığın zaman tüm açları doyuracağını söyleyen sen. evet. büyük şeyler veren. smörgas-bord dedikleri geleneği anımsıyorsun. onları tanıman halinde. büyük yetenekler kabul edilirdi... Sana göre bu yeni ve değişik bir şeydi. çünkü seni ölüm açlığı çekerken gördüm ve ben de açlığın ne olduğunu bilirim. haklarınsa hiç mi hiç tanınmıyor. buna karşılık. başarıya saygı denen şey tümüyle ortadan kalktı. ama aynı zamanda. Küçük Adam? Kendi küçük Führer'lerini nerede başa ge-tirdinse. insan yaşamına değer verilmez. Oysa biz biliyoruz ki insan denen tüm memeli hayvanla94 rın açlık çeken tek bir organizması vardır. Konuksever bir evde insanın yapmaması gereken şeyler vardır: örneğin sofrasındaki gümüş kaşık çalınmaz.» dedin. ya da Rus ya da Çinli olamayacağını sanıyorsun. Savaşa durdun da ne oldu. ve «yardım»cılara kartını gösteremediğin için böyle yaptıklarını söyledin bana. değil mi? Birçok yiyecek ve nefis yemekler ortaya konuluyor. iyilikbilmezlik vardı. beyaz ve kara olan açları ayırdedebiliyor demek. Biliyorum. orada senin gücün yüzyıl öncekinden daha ağır bir biçimde sömürüldü. bunun yerine. Alman felaketinden sonra açlıktan ölmek üzere bir parkta yatarken gördüm seni. Çirkin bir sevinç içinde. O günlerde yeryüzündeki tüm ezilen halkların Füh-rer'i olma yolundaydın. çünkü bu gibi şeylere saygı göstermen. yani smörgas-bord hiç çalınmaz. Ortadan kaldırmak amacıyla uğrunda kavgaya durduğun şey. büyük dostlarının yaptığı yorucu çalışmaların meyvalarını çalma olgusu başgösterdi. Küçük Adam. artık özgür bir Amerikalı. nasıl oluyor da insanların dürüstlüğüne bunca inanılıyor. kendi özyaşamın gibi korumak ve savunmak durumunda olduğun şeyi ortadan 95 . bir türlü anlamıyordun. insanlar horgörülürdü. ya da konukseverlik. Kendi Führer'lerini iş başına getirmeye hâlâ çabaladığın durumlarda. büyük şeyler ortaya koyan kimseye sahip çıkılır. akşam bedava yemekten bol bol tıkınabilmek için bütün gün yemek yemediğini söyledin bana. Senin Führer' lerin. İsveç konukseverliğini nasıl kötüye kullandığını gördüm. Büyüfe meselelerde de böylesin: Sanayileşme çağının getirdiği sömürüler karşısında kollan sıvayıp bu sömürülere son vermek. bir kitabının arasında bulunan parti üyelik kartını kitapla birlikte yitirdiğin. Partinin «Kızıl Yardım »ının sana el uzatmadığını.

Tepetaklak duruyorsun. Senin sinirsel perişanlığını iyileştiriyorum. yellenme sesi. senin küçük Sağlık Bakanın farelerle deney yapmamı yasaklıyor. Başkalarına saldırmaya bayılıyorsun. seni hekimsel 97 . Doktorlarına. «Özgürlük ve Barış» sağlamak için 96 yapılan savaş. Çünkü sana bir şey verenden ça-lıyor. Onlar sana yol gösterebilirler. yelleniyorsun ve menekşe kokusu saldığını sanıyorsun. ulusun onur ve saygınlığını lekeliyor. özgürlük türküsünün eşliğinde danset-tiğini sanıyorsun. ama özgürlük sağlayamazlar. Hekimler Birliği ona karşı savaş açmış. Eleştirmeye her an hazırsın. Gördüğün bu karabasandan uyanacaksın Küçük Adam ve göreceksin ki. kes artık Küçük Adam.kaldırdın. seni soyana bir şeyler veriyorsun. «Şuna da bakın! Yurtseverliğime dil uzatıyor. büyük bir hırsla yıkmayı sürdürüyorsun. Bağlılığı «duygusallık» ya da «küçük-kentsoylu alışkanlığı» olarak nitelendiriyorsun. böyle durmakla. Bütün savaşlara son vermek üzere yapı- Pasaport lan ikinci savaşın bitiminden yıllar sonra. çaresizlik içinde yerde yatmaktasın. on ayrı ulusun konsolosluğundan izin almak zorundasın. bu şeyi bit gibi sardılar başına. Avrupa'da üç yüz kilometre kadar dolaşmak mı istiyorsun. Küçük Adam. Birinci «Dünya Savaşı »ndan önce. Kanserinin nedenlerini buluyorum. Konuşma ve eleştirme özgürlüğüyle sorumsuz gevezelik ve adi şakaları birbirine karıştırıyorsun. her zaman gizli bir siperden saldırıyorsun. ama eleştirilmek istemiyorsun ve bu nedenle de başkalarından kopu-yorsun. Saygısızlık göstermen gereken yerde el-etek öptüğünden. pasaport denen şeyi çıkardı.» Dostlarının sana bir yaran olmaz. başarılara karşı saygılı olmayıysa kölece bir el-etek öpme sayıyorsun. bugün bile bu böyle. bağlılık göstermen gereken yerde nankörlük ettiğinden haberin bile yok. uluslararası gezmelerde pasaport aranmıyordu. İki tür ses tonu vardır: Dağların doruklarından esen fırtınaların uğultusu ve bir de senin yellenmen. Ve tüm-savaşlara-son-vermek-için yapılacak olan üçüncü savaştan ve bilmem kaçıncı savaştan sonra da bu böyle kalacaktır. yatağından yuvarlanmış. ve hızını almış gidiyor. Seninki. Bu yüzdendir ki. ama saldırı karşısında kalmaya dayanamazsın. Çünkü sen özgürlüğünü kendi ellerinle yokettin. dilediğin yere gidebilirdin.» Eeh. «Koşun! Yetişin! Bunun pasaportunda bir eksiklik yok mu? Gerçekten bir Tıp Doktoru mu? Adı KİM KİMDİR kitabında yok. sen kalkmış KİM KİMDİR adlı kitapta adımın geçip geçmediğini soruyorsun.

Alman değilim. yüz ya da bin yıl içinde kendi ellerinle ortaya çıkarıp ondan yararlanacaksın. ben bu «gezegene ait» bir doktorum. ama sırtında beyaz bir gecelik. sevgini ve yaşama sevincini temsil ediyorum. başın sıkışınca. Hastaneler Genel Denetimcisi denen ama aslında kendi halinde bir zavallı olan birini beni denetlemeye atadı. Başına koyduğun yetkililerin. oysa onlar tıpkı Ortaçağlarda insanları zincir ya da kamçıyla «adam ettikleri» gibi elektrik şoku veriyorlar sana. Onu bana kimse veremez. zevk duymanın işlevini yadsımaya kalkışarak. elindeki ip kendi boynuna dolandığında başka öğretiler karşısında nasıl hindi gibi kabarıp öttünse. Kendinden korkma duygundan kurtulmanı istiyorum. Geçmişte. Yahudi. bu bilim dalını da on. o vakit senden korkuyordum da. çünkü binlerce yılın bakış açısından görebiliyorum seni. Seni kurtarmak istiyor değilim. hastalığını bilimin ellerine teslim etmişsin.açıdan anlamayı öğrettim. sesini çıkaracak halin yok. Senin gücün bana yetmez. Benim bulduğum hakikati bilmek yürekliliğini gösterebilseydi bir etkisi olurdu. senin doktorunum. senin Hekimler Bir-liği'n kalktı beni polise ihbar etti. karına. «evlilik gereği» işkence yapmak yerine onu mutlu etmeni istiyorum. suratında maske. Senin Sağlık Bakanının benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur. Küçük Adam. hayır. Kes sesini Sevgili Küçük Adam. Böyle iyileştirecekler seni. sana bu konuşmayı yazıyorum Küçük Adam. Yaşamın çok sefil. Bir zamanlar sana gereğinden çok inanıyordum ya hani. güçlülerin nice güçsüz olduğunun başka kanıtlarını da ister misin? Senin yetkili kişilerin. Bense. sen bu gezegende yaşadığına göre. Yok. Amerika'da bir akıl hastanesine konuldum. bu denetleyici. Şimdi seni aştım. Küçük Adam. Ama bu yüreklilik yok onda. Çünkü ben. senin insanlığını. ya da İtalyan değilim. değil mi! . Ben. acımasız. kanlı elinde bir iple beni asmaya bile gelsen. sana söyleyeceklerimi. çocuklarından nefret etmek yerine onları sevmeni. Oysa sana 98 göre yeryüzünde melek Amerikalılar ve canavar Japonlardan başka kimse yok. Sağlık Bakanların ve Profesörlerin. dünya'nın yurttaşıyım ben. Sonunda senin yaşamını açıklayan yeni bir bilim dalı' kurdum. bu konuşmamı tamamlayacağım. Akıl hastası-sın. canlı. Kendi boynunu ipe dolamadan beni asamazsın sen Küçük Adam. yaşayan bir bedenin olsun istiyorum. senin yaşamını. Daha mutlu ve daha insana yaraşır bir yaşam sürmeni istiyorum. Hıristiyan. «Tutun! Yakalayın şunu! Muayene edin! Akıl hastası mı? Doktorluk ruhsatı var mı? Özgür ülkemizin kralının izni olmadan doktorluk yapamayacağı yolunda bir Krallık Yasası çıkarın! Benim zevk işlevlerim konusunda deneyler yapıyor! Hapse tıkın! Ülkeden atın!» Dilediğim etkinliği göstermek için gerekli izni ben kendimden aldım. dünyayı içinde duymanı. beni öldüremezsin. çok perişan. binlerce yıl geçmişten ve binlerce yıl gelecekten bakıyorum sana. senin kanserinin anlaşılmasını engellemek için koydukları yasaklamaları yürüte99 . Sağlık Bakanı. deneylerimin doğru olmadığını açıkladı. Kasılmış bir beden yerine.

kafanı ve iyiyi algılama yetini alıp götüren ideallerini yıkıyorum Küçük Adam. «Hele ben. Sevginin tadını çıkarmayı bilseydi böyle bir korku beslemeye- Sevişmek yasak! çekti yüreğinde. bir Küçük Adamdı. Benim işimi önemsemeyip İngiltere ve Fransa'lara gitmeleri fayda etmedi. bütün proleterlerin Führerini Almanya'da iktidara getireyim. sonsuz umudu yalnızca aynada. beni evinden çıkarmanı istedi. Bak anlatayım bu iş nasıl oldu: Küçük yaşlı bir kadın farelerden korkuyordu. Benim ev sahibim de senin gibi biri. bütün o sonsuz ideallerin ve ahlâklarınla geldin. zavallı korkak kadın sana geldi. beni evden çı101 100 . mikroskopla incelemelerimi. çözümleme deneylerimi kesmedim. «Sınırdışı edin şunu! Dirlik ve düzeni umursamıyor. Fare etekliğinin altına ve ayaklarının arasına girecek diye ödü kopuyördu. Küçük Adam. Kendisi komşumdu ve evimin bodrumunda deney fareleri beslediğimi biliyordu. elinle tutamayacağın bir yerde görmek istiyorsun. birçok kez senin yaşamını kurtardım. görsün o. Onların yasaklamalarına karşın çalışmalarımı sürdürdüm. bütün o yürekliliğin. patoloji'de saplanıp kaldılar. Sendeki kanserli çürümenin nedenlerini anlamayı bu fareler sayesinde öğrendim ben Küçük Adam. duvarın dibine dikeceğiz bunu! Proleter gençliğimizi zehirliyor! Proletaryanın da tıpkı kentsoylu gibi sevme yetisinden yoksun olduğunu söylüyor! Gençlik örgütlerini geneleve çeviriyor. Daima bulundukları yerde. Değişmez düşmanımın ülkesinden gelme bir casus bu. Seni bu dünyanın efendisi yapacak olan tek hakikat. İnsanın bir hayvan olduğunu söylüyor! Sınıf bilincimi yıkıyor!» Evet. Moskova'dan (ya da belki Berlin'den?) gelen parayla kendine ev aldı!» Anlamıyorsun Küçük Adam. Sen. Öte yandan ben. sıktığın yumruğun içindedir. Sen.mediler.

ya da dönüp. öylesine sefil ve perişan bir görünümün vardı ki. Daha sonra. insanlığını kışkırtıyorum. çünkü onların haklarını korumak yerine. Kızıl Köpek!» Ben halkı değil. mesleğinde ilerlemek için ünlü bir «tehlikeli adam»ı kullanmak istedin. Daha önce hiç duymamıştın böyle bir açıklama. bir Rus casusu olduğumu söyledin. Goethe ve Napolyon'un ve de Casanova'nın kitaplarının da bulunduğunu söyledim sana. bir zavallı İnsan Hakları savunucususun. Bu kez Bronx ilçesinin küçük bir Yargıcı kılığındaydın Daha yüksek bir kürsüde oturma isteğin doyurulmamış bulunuyordu. bu yüzden bütün bu kitaplar var bende. Ama seninle aynı masaya oturmam. Ama duruşmalarımda oturup tepeden tırnağa kızarmana değmezdi bu yaptığın doğrusu. Bunu da sana birçok büyük adam söyledi. Senin iyiliğin için fareleri inceleyebilmek. bir kitaplığın ne işe yaradığını bilmezsin Küçük Adam. Gizli ajanların da gelip evimde «casusluk kanıtları araması» yaptıktan sonra senin hakkında pek iyi şeyler söylemediler. Küçük Yargıç. Çünkü istediğin tek şey. Alman olduğumu. Kitaplığımda Lenin ve Troçki'nin kitaplarını bulundurmakla suçladın beni. Sana. sen de buna dayanamıyorsun. Küçük Yargıç. daha bü103 Kanser Araştırmaları 102 . Buda'nm ve İsa'nın. senin özgüvenini. Seninle briç oynayabilir. Kitaplığımda Hitler'in.. ama onların kitaplarını hiç okumazsın ki sen? Onlara hakikati söylemek gibi büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğum zaman. senin ve korkaklığın tarafından rahatsız edilmeden çalışabilmek için bir ev satın almak zorunda kaldım. seninle gene karşılaştık. Çünkü sen. diye açıkladım. kendi mesleğinde ilerlemeyi amaçlıyorsun. Çünkü sen. insanlara saygı duyuyorum. «Troçkist bu! Hapse tıkın! Halkı kışkırtıyor. şakalaşabilirim. Halkı horgören asıl sensin. devletin bir küçük memuru olan sana acıdım. «Bunu hapse tıkın! Bu bir Faşisttir! Halkı horgörüyor!» Sen «halk» değilsin ki. oy toplamak. Hiçbir şey anlamadın sözlerimden.kardın. Bundan sonra ne yaptın. İnsanın coşkusal veba denen şeyi anlaması için onu bütün yanlarıyla ve çok yakından tanıması gereklidir. Beni hapse koydun. Küçük Adam? Görevsever ve hırslı bir Başsavcı olarak..

önderinin karşısında sigara içme izni verilmiyordu. dünyanın boynuna geçirilmiş bir ilmiktir. gazetelerin bana karşı savaş açmalarını sağlayan ve onları kışkırtan ikiyüzlülerden biri sendin. kendi umutlarından korkmakla öldürdün onu. işe almamı önermişti. çalışmalarımı on yıl ileriye götürdü. Özgürlüğünü kötüye kullanmana birkaç gün göz yumdum. önce benim seni selâmlamamı bekliyordun. sorulmadan bir şey söylemen yasaklanmıştı. Sonra gittin. Wilson'a. Ancak şu anda seni bir yol arkadaşı olarak göremiyorum. seninle ilgileniyorum diye yavaş yavaş işkence edilerek öldürülmek istemiyorum. Başına geleni unutmadın umarım: Özgürlükten deli oldun. seni düşünüyorum. bu büyük. senin geleceğinin bir parçasıdır. «halkın sömürücüsü »ydü. çünkü sana ve «görevine» inanıyordum. böyle biri olup çıkıyorsun işte. sen Temyiz Mahkemeleri Yargıcı. aldırmazlığın yüzünden. değil mi? Sen bir deneyodası yardımcısıydın. işinden çıkarmadım. Ağzında pipon. çünkü ben. iyi yürekli insana ne yaptın? Sen Bronx'lu Yargıca göre Wilson bir «düşçü»ydü. anımsıyorsun. senden bir süre için ayrılıyorum. çalışmalarım. Artık sana hizmet etmeyeceğim. Anlayış gösterdim. İşsiz kalmıştın. Az daha beni de öldürüyordun. Küçük Adam! Ama biri benim selâm vermemi beklerse öfkelenirim. Adli Tıpta görevli. Daha önceki işinde sana. İspiyonluk eden Sen'din. Seni gelecekte neyin beklediğini azıcık bilsen. Onu öldürdün Küçük Adam. sana gerçek özgürlük verildiğinde küstahlık ettin. korkudan ödün patlardı. kışkırtıcı bir tavır takındın. «büyüğün» ve «patronun »um. Gittiğim uzak yerlere dek izleyemezsin beni. On yıl önce benim bir deneyodam vardı. Gözlerinde yaşlarla 104 bu yeni düzen içinde ne yapacağını bilemediğini itiraf ettin. Bulgularım. yani sana göreyse. Küçük Adam. Bu yüzden. hiçbir iş yapmadığını gözlemledim. İnsanları selâmlamaktan hoşlanırım. benim gittiğim yer-deyşe başıma ne gibi çoraplar öreceğin hiç belli olmaz. Küçük Adam. her alanda ve de tümüyle özgürdün. günlerce ortalıkta dolaştığını. Özgürlüğe alışık değildin. ben Sokaktaki Ada105 . senin kafana göre. Sabahleyin deneyodasına geldiğinde. «Gebertin şunu! Benim. Senin tasarılarının tersine bu savaşımlar. bütün proleterlerin Führer'i olacak nitelikteki bir Küçük Adama. dünyadan elini eteğini çekmiş bir ruh doktoruna benim deneylerimden söz ettin. sonra seninle bir konuşma yaptım. biri seni eşsiz bir toplumcu ve iktidardaki partinin bir üyesi diye bana tanıtmış. Küçük Adam. Dünyanın yönetimini devralıyorsun çünkü. Bir arkadaş olarak. İyi bir aylık alıyordun. yalnızca meyhanede senden zarar gelmez. Senin adalet ve Führerlik anlayışın. Eline özgürlük verildi mi. bütün proleterlerin Führer'i olacak adama. boş sözlerinle. Bütün görüşme ve tartışmalara katılmanı sağladım. beni susturmak için gösterilen çabalar. Ama şimdi.yük bir koltuğa oturmaktır. ya da tüm proleterlerin Füh-reri olmak sevdasındasın yalnızca.

ne gücüm var da. yüzlerce kez duydun bu sözü. gerçek görev duygusundan. patronumun dediğini yaparım. zararsız boyuneğmişliğin öyleyse? Yok. Ayrıca. Ama soruma kulak ver: Biri 106 sana yaptığın işten sorumlu olduğunu. Aklı başında efendilerinden yalnızca birkaçı kurdu bu uygarlığı. korkak. ya da çocuklarına dayak atmamanı. özgür de değilsin Küçük Adam. Biri sana kurduğun şeyin sorumluluğunu almanı söylediğinde. Bir kurma işinin içine girdiğinde. büyük siyaset meselelerine burnumu sokmam. 107 Büyüklerine saygı gösterebilmek için. onları bir kaide üzerine. Filmlerin. ya da diktatörlerin izinde gitmemeni söylediği zaman neden görevini yapmıyorsun? Nerde kaldı senin görev-severliğin. Bu uygarlığı kuran sen değilsin. kendi görüşü olmayan zavallı bir şeytansın sen. yalnızca gürültülere kulak vermeyi yeğliyorsun. öyle mi Küçük Adam? Öylesine zararsızsın ki. «Heil!» diye bağırıyorsun. ne yetkim.» Binlerce erkek.mm kurduğu uygarlığı küçümsüyor! Ben. Özgürlük içinde yaşamasını bilemezsin bile. beni yani Küçük Adamı suçluyor! Ben kim oluyorum. Yaşasın!» Sen hiçbir şey değilsin. Bilgili kimseye öykünmeyi beceremiyorsun ama soyguncuya öykünmeyi çok iyi beceriyorsun. radyo programların. Küçük Adam. politikaya burnunu sokacak adam değilsin ki? Biliyorum. neler olup bittiğini bile bilmiyorsun. hain ve zalimsin. insan olmak ve insanlığı korumak sorumluluklarını duyma yetisinden yoksunsun. Özgürlüğün ne olduğu konusunda hiçbir fikrin yok. coşkusal vebayı utkuya götüren kimdi? Sen. gerçekler ses verdiğinde dinlemiyorsun. onu «proletaryaya ihanet etmek »1e suçluyor ve sana sorumluluk almamanı söyleyen «tüm Proleterlerin Babası» na koşuyorsun. «güldürü kitapların» hep cinayetlerle dolu. hem de hiçbir şey. Birleşik Devletler Başkanlığını etkileyeceğim? Ben. Söyleyecek sözü. Sen. Küçük Adam. Avrupa'da. Sonra. demokrasiyle yönetilen özgür bir ülkenin özgür bir insanıyım. Ya Amerika'da? Wil-son'a oynadığın oyunu düşün! «Şuna bakın. Küçük Adam. kadın ve çocuğu gaz odalarına götürürken de sana söylenenleri yapıyordun yalnızca. görevimi yaparım. neyi kurmakta olduğun konusunda hiçbir fikrin yoktur. yerden yükseğe koyuyorsun .

«Megaloman bu! Delirdi. Peki öyleyse. bu sefaletin suçlusu kim? Sen değilsin elbet. hepsini kendi imgendeki «normal» insanoğluna benzetebilmek için onlara nasıl işkence ettiğini gözümün önüne getirince. onları bir kaide üzerine. tanıyabilirsin. Küçük Adam. bu cinayeti işlemeni önlemek için yakınına gelmeye kalkıyorum. beni öldü-remezsin ve uzağında olursam benim çalışmalarıma daha çok saygı gösterirsin. normal insanlar bu dünyayı yönetiyorlar. kendine bakabilme ve kendini tanıyabilme yetisine sahip olduğunu kanıtlarsan. Çünkü uzağında olursam. ev yapan bir yapımcı işi bitirdiğini belirtmek için nasıl 109 tHomo normalis» 108 . Benim haklı olduğumu. «halkın iradesinin temsilcisi» kimliğine büründüğünde. kendini ve değersizliğini yüzyıllar boyunca çeke çeke sürüklemen gerekecek. Sana yakın olan şeyi aşağılıyorsun. kendini her yerde kolayca bulabilir. Seni şu dünyada bir yürüyüşe çıkarmak.Kendi kendinin efendisi olabilmen için. «Hey! Şuna da balon! Onurumu zedeliyor! Görevimi lekeliyor!» Böyle bir şey yaptığım yok. çok sevineceğim. Ancak. büyük adamların senden uzak durmasının nedeni budur. Delileri kilit altına koydun. Ama yeni doğmuş çocuklarını düşündüğümde. delilik tanısını koymak- ta ne usta olduğunu biliyorum. Küçük Adam. Büyüklerine ya da üstlerine saygı gösterebilmek için. Aynı zamanda şunu da iyi biliyorum ki. Viyana'da. Kendini bir "ho-mo normalis" olarak görüyorsun. Asıl önemli olan sen değilsin. Küçük Adam. Londra ve Berlin' de. iyice akimi yitirdi!» Biliyorum. gerçekte ne olduğunu sana göstermek istiyorum. yerden yükseğe koyuyorsun. sen kim oluyorsun ki kendine ait bir görüşün olacak? Biliyorum. hem. tarihini yazmaya başlayalı beri. Senin geleceğine daha iyi hizmet edebilmek için kendimi senden ayırıyorum. Dünya. bir din örgütünün üyesi kimliğine büründüğünde neye benzediğini. hoşlanmadığın bir gerçekle karşılaştığında. yinelemene gerek yok. Eğitim Bakanlığı dediğin kurumla kendini çok iyi korumuş bulunuyorsun. Kendine bakma yürekliliğine sahipsen ister Fransız. geçmişte ve şimdi. sen yalnızca görevini yaparsın. Alman ya da ister Güney Afrikalı bir yerli ol. yanına yaklaşmak kolay değil.

yıllarımı aldı. makinalar kuran ve ruhların varlığını yadsıyan fizikçilere öykünmeyi öğrendin. beş para etmez gazetelere yazı yazarlar. Ama sen. sayısız uykusuz ve acılı gece yaşadım. öyle büyük bir tehlike de yok bunlara bakmakta. sen de insanlığın geleceğinin senin ellerinde olduğunu kanıtlamak zorundasın. Gömlek değiştirir gibi karar değiştirirler. «Onurumu zedeliyor!» diye bağırmaz bir yapımcı. ama son derece yararlı. Çirkin bu re-'simler. Çalışmalarımın meyvasın-dan yararlanasın diye seni otuz yıl beklediğim gibi torununu da bekleyeceğim. Ben. anlattıklarımı dinlemeni beklerken. Senin geleceğini düşünmeyi sürdüreceğim eskisi gibi. hepsini kendi imgendeki «normal» insanoğluna benzetebilmek için onlara nasıl işkence ettiğini gözümün önüne getirince somut bir kanıt — yani yapıyı göstermek zorun-daysa. Dediğim gibi. Kalkıp da somut evler yapmak yerine. «Saçma!» dedin sen. «Ulusal onur»u-na ya da «proletarya»ya sığınmış bir hain olarak gizlenemezsin artık. sana senin ruhunu gösterdi. Yüzyıl kadar önce. yarın. Çünkü kendini çok fazla açığa vurdun. ancak ruhunla bedenin arasındaki bağlantıyı bilememişti. sana birkaç resmini göstereceğim. somut bir kanıt göstermelisin. para için. «'Ruhçözümlemesi' de ne oluyormuş! Şarlatanlık! İdrar çözümlemesi yapılabilir ama ruhun neresini çözümleyeceksin. Bunu ya110 pabilmek. Sonra bir büyük adam çıktı. Kaçma. Senin tüm proleterlerin Führeri olacak nitelikteki adamların böylesine karmaşık değillerdir. Bugün Führerlerin olanlar. Küçük Adam. Senin torunlarının torunları benim çalışmalarımın mirasçısı olacak. Bunu biliyorum. kendine yakın olan birine saygı gösterme yetisinden yoksun olduğundan aramıza belli bir uzaklık koydum. Küçük Adam. seni bırakıyorum. Peşimden gel şimdi. Gün gelin . sen «Kahrolsun Anamalcılık!» ya da «Kahrolsun Amerikan Anayasası!» diye bağırıp duruyordun. Ben böyle değilim. çünkü ben de savaştım. Senin bu düşüncenle savaşmak kırk yıl kadar sürdü. Aynı biçimde. sen de öyle. içinde oturulabilir bir ev olmalı.Ama yeni doğmuş çocuklarını düşündüğümde. Evi gözümle görmeliyim.» Tıpla ilgili olarak idrar tahlilinden başka bir şey bilmediğin içindir ki bu sözleri söylüyordun. yalnızca «ev yapma işi»nden söz ettiği-ni kendisine açıkladığında.

Korktuğun zamansa. unutmuşsundur elbet. senin yaşam enerjinin bir işlevi olduğunu. enerjiyi gösterdiğim kişilerin de benim gördüğümü gördüklerini saptadım. bunu başkalarına göstermeyi de öğrendim ve bu deneyimin sonunda. 112 Zihnin. Yüreğinde saplantılarından doğan kuşkuların karanlık korkusu varsa. değil mi? «Demek artık garsonların tepsilerindeki bardaklar düşecek?» diye pis pis alay ettin. Yerkürenin belli bir yerde kımıltısız durmadığı ve uzayda dönüp hareket ettiği olgusu bulunduğunda ne söylediğini anımsıyorsun. aşağılayacak. Ruhun varlığını. 1984 yılında. Darwin'den. hiç oralı olmadan. «doğaya dönmek istediği»dir. Acunsal Yaşam Enerjisi sayesinde bir yığın para kazanacak ve gene aynı umursamazlık içinde. ona inançsızlık gösterecek ve onu susmakla öldüreceksin. ilerleme olanağı sağladığını saptadım. zihin denen şeyin varlığına inanmaya başladın. Küçük Adam. iki uzun yıl boyunca her gün. bakımımın başarılı olmasının nedeni olarak «telkin» yöntemini kullandığımı söyleyeceksin. Ve onca yıl sonra. Bu noktadan hareketle. buluşlarımdan söz etmedin hiç. havada da bulunduğunu saptadım. sustun. başka bir deyişle bedenle zihin arasında bir birlik bulunduğunu saptadım. Giderek. Hiç değişmedin. yalnız ve yal113 . sen gene. gene aynı biçimde. Yaşam enerjisini bulmuştum. iyileştirdiğim hastalardan birine. Küçük Adam. Sen böylesin işte.di. Newton konusunda bütün bildiğin. 1945 yılında da ondan gene aynı umutsuzlukla söz ediyorsun. bedeninle ilgili bilgilerini sessizce geliştirmişti. senin yaşam enerjini bulduğumu tekrar tekrar kanıtlayabilmek için. iç salgı bezlerinin salgısından oluştuğunu kabul eden bir doktorsan. senin bedeninin dışında. «bir elmanın ağaçtan düştüğünü gördüğü». Tam on beş yıl. Rousseau'ya değgin bildiğin tek şeyse. Sen iskambil oynar. zihnin ve Acunsal Yaşam Enerjisinin bulunması karşısında yaptığın gibi bir başka hakikati lekeleyecek. çocuğunun canına okurken ben. orda burda Heil! Heil! diye bağıran ve «hiçbir şeyi beğenmeyen» bir Küçük Adam olarak kalacaksın. Bu arada bilim. ya da karına işkence eder. Zihninin çalışmasının. Bu olguları buldum ve açıkladım. Aradan birkaç yüzyıl geçti. onu orada tutuyordun. yaşamı sevdiğin zamanlarda yaşam enerjinin sana gelişme. kendini iyi hissettiğin. Bunun için bir hastanın birkaç yıl süresince her gün bir saatliğine sana gelmesini sağlamak ve her saat için ondan belli bir ücret istemek yetiyordu. Bu durumu keşfettiğin an ve yalnız ve yalnız o an. hasta insan zihninin bir doktora çok para kazandırabileceğini keşfettin. Küçük Adam. Ama ben aynı yolu izlemeyi sürdürdüm ve «Acunsal Yaşam Enerjisi» diye adlandırdığım bu yaşam enerjisinin. Bu enerjiyi karanlıkta görebilmeyi ve onu büyütüp ısıtan bir gereç yapmayı başardım. bu enerjiyi bedeninin merkezine çekiyor. saatlerce karanlık bir odada oturdum. 1920 yılında nasıl umutsuzlukla yadsıdınsa. az önce izlediğin görüngünün (yaşam enerjisinin gözle görünmesinin) «telkin» sonucu olduğunu ve kendini bir ruh çağırma seansında sandığını söyleyeceksin.

çünkü senin bedenindeki vebayı iyileştirmeyi gerçekten öğrendim. benim için şöyle demişsin: «Bir kimsenin deneyler yapma yolunda bunca para harcaması için. onu hemen «becermek» isteği duymamak kavramı sana nasıl yabancıysa. ama ruhsal kabızlık çektiğinden. Yalnızca alırsın sen. İşte bu yüzden bataklıktan çıkmıyorsun. Temel olan şeyden sıyrılmayı ve yanlışları benimsemeyi çok iyi beceriyorsun. şu altın köstekli küçük adam. Zekisin. Vermeye gönüllü. onun iliğini kemiğini kurutuyorsun. eliaçık birinin peşini hiç bırakmıyor. 'Yaptığım bu büyük özveri hiç de boşa gitmedi. boş ve hayvansı bir yaratıksın sen işte Küçük Adam. cinsel edimi izlettiğim söylentisini yaymıştın? Küçük çocukların. mutluluğu. Öylesine aptal. ona deli ya da şarlatan diyorsun. Bir başka seferinde (o vakitler de Berlin'de bilmem hangi «kültürel örgütün» başkanıydın) yeniyetme kızları otomobillerle gezdirdiğim. (bilimsel derneğin başkanıyken) kendi çocuklarıma. onları ormana 115 . kendi kökeninin maymundan geldiğini değil. bir kimsenin ya 114 şamdan. öğrendin. anımsıyor musun. tersine sen onun kan-emici olduğunu söylüyorsun. bir kemiği çalıyor. Senin o ardında zorunlu askerlik eğitiminden başka bir şey bırakmadan yitip giden Napolyon'un. Hani. Kanını emen sensin. şu «çocukları baştan çıkarma» sözünü etmişken. Bu yüzdendir ki. bu yolda didindiğimi ve koca bir serveti bu yolda feda ettiğimi sana açıklamak durumunda kalıyorum. Bu nedenle karşı cinsten biriyle bir arada olup da. Çünkü duyduğuma göre.nız «koşullara uyarlanan ve güçlü olan canlının yaşamını sürdürebildiğini». Küçük Adam. Bir kedi matematikten ne anlarsa. Şimdi. Ama küçük. bu konuda çaldığın karaya da değinelim. sana saygı duyardım. bunları'anlamana olanak yoktur. yararsız. Kendi mutluluğunu çalma konusunda büyük olmayı becerebilseydin. üreme organlarıyla oynamasının yasaklanmaması gerektiği konusunda bir yazı yazmam üzerine çıkarmıştın bu söylentiyi. Oysa sen buna inanmıyorsun. küçük çocukları baştan çıkarmakla suçluyorsun onu. yerde sürünerek bir deliğe tıkılıyor. Hemencecik. Bu yüzden Freud'un da sana bir kez söylediği üzere. hırsızlık yaptıktan sonra onurunu korumak için sana «veren »i lekeliyor. Ya da. dayanılmaz bir koku salıyorlar. sözcüğün tam anlamıyla deli olması gerekir. yaratma yetisinden yoksunsun. rahat rahat alıntılar yaptığın Faust'undan da sen onu anladın ancak. Acunsal Yaşam Enerjisinin varlığını sana «önerebilmek» için yirmi yıl süresince durup dinlenmeden çalıştığımı. vermezsin. Küçük Adam.» Bunu anlıyorum: kişiyi kendin gibi biliyorsun. gizlice. büyüklüğüyle ükabasa tıkmıyorsun ama yuttuklarını sindiremiyorsun. ama senin kökeninin acun-sal olduğunu öngören Kepler'imi hiçbir kitabe-vinde görmeye olanak yoktur. «vermek»le tat alabileceği kavramı da öylece yabancıdır. kitabevlerinde altın harflerle sergileniyor. Onun bilgisi. Nor-veç'de. Goethe' nin. onu orada kemiriyorsun. korkak bir hırsızsın sen. olduğu gibi çıkarıyorsun bunları. sonra da öte yanda.

yeniyetme kızları yaşa-mımın hiçbir anında baştan çıkarmadım Küçük Adam. sen. dedesi Afrika Zencilerini zincirlere vurup Amerika'ya sürüklemekle zengin olan bir Kuzeyli ya da Güneylisin 116 Şu ya da bu devrimin kızı sen. o zavallı. şoföründen. kocasından aldığından daha çok cinsel haz duyan zavallı «ırzına saldırılmış» kadın. Film yıldızıyla yatmak istedin ama yatmanın getireceği sorumluluğu yüklenecek kadar yürekli değildin. karını sevme yetisinden yoksun olan. Mayflower gemisiyle geldiler bu ülkeye. bir Zenci karşısında hiçbir cinsel istek duymuyorsun. bu yüzden de küçük kızları ormanda baştan çıkarmaktan hoşlanan ve bunu dileyip isteyen sensin. falan ya da filan devrimin zavallı kızları. köle avcılarından oluşan hasta bir ırkın binlerce gü-vençli Aztek'i tuzağa düşürüp.götürüp baştan çıkardığım söylentisini yaydın. anımsıyor musun? Ben. çaresiz yaratığı. ninelerin her iki durumda da gidip yıldızın ellerini öpeceklerdir. perişan bir korkaksın sen. orada. bir film yıldızını düşlemiyor musun sanki? Onun resmini koynuna alıp yatmıyor musun? On sekiz yaşına bastığın yalanını uydurarak onu baştan çıkarmıyor musun? Sonra? Sonra yargı organlarına başvurup onu ırzına saldırmakla suçlamıyor musun? Film yıldızı. Ben. küçük Beyaz kadın? Sonra da. Bu yüzden onu suçladın. «aşağı» bir «ırkın» kurbanını ırzına saldırmakla suçlayan sen değil misin? Ah. Bunu ancak sen yaparsın. Yaşamın boyunca yalnızca bir kez. suçlu ya da suçsuz bulunabilir. za-vallı ve hakkı yenmiş kızcağız! Ya da sen. Siz. Beyazsın. ben değilPeki ya sen. zavallı küçük kadın. Sen ne denli zararsız. yeniyetme genç kız. bir erkeğe sevgi verme yetisi gösterseydin. evet. ben değil. ataların. birçok Zenci. Sefil. ne denli katıksız ve de bembeyaz bir kadınsın. Yahudi ya da işçinin yaşamı kurtarılmış 117 . katıksız bir yaratıksın. Cinselliğini daha sağlıklı yaşayan Zenci şoförünü baştan çıkaran sen değil misin. Köleliğin kaldırılması konusunda ne biliyorsunuz? Ne anladınız bu işten? Amerikan devrimcilerinin çabalarından ne anlarsınız? Sonradan «serbest rekabet piyasasına» devrettiğiniz köleleri sizin adınıza özgür bırakan Lincoln' den ne anlarsınız siz? Aynaya bakın ey devrimin kızları. gizlendiği siperinden sıktığı kurşunlarla öldüren acımasız ve kalleş bir Cortes'in soyundansın sen. 'Rus devriminin Kızları»nı hemen tanıyacaksınız. sevgilimi ya da karımı severim. «Falan ya da Filan Devrimin Kızısın» sen.

küçük. ceketli ve de üniformalar kuşanmış olan gergin ve kasılmış bedenli yaratıklarına bırakıyorum. Falan ya da filan ülkeden cinsel açlık çeken birinin «düzdüğü» Güney Denizi Adalarının kıvrak. sincapları çok severim. küçük adımlarla da. Saf Alman Irkının bakiresi olarak gördüğün işlev. falan ya da filan devrimin kızı. doktor ve de fabrika işçisi'dir. sağlıklı kız ve oğlanlar sevginin tadını çıkarmaya ve onu 118 korumaya başlayınca. öğretmen. Bilmiyorum. Rusya'nın gözde bakiresi ya da Devrimin Evrensel kızı olarak yaşamını sürdürüyorsun. bilsen! Yook. yüzyıllar boyunca kulaklarda çınlayacak. yetiyor ona. katıksız. Denver'de bir genelevde sana verilenle bir tuttuğunu bilmeyen kızlardan söz ediyorum. devrimin kızı. ya da. «Toplum» benim. sesini yüzyıllara çevirmiştir çünkü. Gel gör ki. gerek bunu. aklı başında olan hiç kimseyi ilgilendirmez. karşında bir hukukçu ya da polis kesilecek değilim. ceylanları. doğru. Nasıl ki kendi yaşamını çocuklarında öldürüyorsan. Ama sen toplum değilsin ki. büyük adımlarla da ilerliyor. Atalarından kalma haz duyma yetilerini. ama onun adı. Marian Anderson. diye soruyorum kendi kendime. Kanserli Kadın? Senden geriye tek bir iz kalmayacak. Lüks bir kalenin içine kapanıp dünyadan elini eteğini çekmenin nedenini anlı119 . Yahudi ve Hıristiyan gazetelerinde her gün açıklıyorsun toplum olduğunu. Beşyüz ya da bin yıla kalmaz. yaşamın kendisiyle doyuyor «yaşayan şey». sömürüldüğünü ve horgörüldüğünü şimdilik daha anlamamış olan o canlıların yerinde olmak isterdin. Zencilere çok yakın olan kuşları. kancası ve kurşunuyla yuttu bu saldığın oltayı. biliyorum. ne uçsuz bucaksız bir iğrençlik. senin Küçük Adam'ın da. (yaşayan şey) senin içinde yaşamıyor. ama bu. Toplum budur işte. yoksa. toplum marangozdur. gerek kızının bir erkeğe ne vakit sarılacağını ilân edip duruyorsun. Anderson. düşüncelerini de yüzyıllara çevirmiş midir. Küçük. Bu işi. Yaşam. onun çarpık görüntüsüsün. kalçalarında lop lop sallanan yağa dönüştüren şişko Zenci kadından söz etmiyorum. Ancak o. Sözünü ettiğim Zenciler kolalı gömlekler ve bobstil giysiler kuşanan Harlem Zencileri değil. yumuşak bedenlerinden söz ediyorum. işlerliğini yitirdi. tertemiz sevgilerini. Gergin ve kasılmış duran üreme organlarında ne büyük. Evet. Küçük Kadın. ne büyük bir rezalet besliyorsun. insanların içindeki «yaşayan şey »in sesi olan bu kadına konser salonlarını kapatan sen değil miydin. yabanıl ormanlarda yaşayan Zencilerdir. Ben «TOPLUM»un kendisiyim diye bir masal uydurdun. çocuğuna o da sevgiyi yasaklıyor mudur. bahçıvan. saçma bir anıdan başka bir şey kalmayacak senden geriye. ipiyle. gergin kaslı. senin bir ayağın çukurda. kanserli.olacaktı. Marian Anderson'a. suratı maskeleşmiş kadın değildir. Sen yaşam değil. Küçük ve Kanserli Kadın. sevme yetilerini de anlamsız ve de açık saçık şehvetseverliğini de böylece Zencilerde öldürüyorsun. kravatlı. çünkü insandaki «yaşayan şey». Acaba. bunu yaydın Küçük Kadın.

yutmam. ne haber. bahçıvanların. seni çıplak gördüm çünkü. Ne söyleyeceğini biliyorum Küçük Kadın. yani. Yok Küçük Kadın. romatizmadan kıvrandığından. Devrimin Küçük Kızı. senden çok daha güçlüdür. ya da yeğenin. «ülkeyi savunman gerekiyordu» falan. Şu anda böyle yapmıyorlarsa. Vergi Denetleme memurunun yardımcısı. «Hurrah. yaşamı yokumsadığından küçük ve değersizsin. Bundan beşyüz yıl sonra. Onu çaya çağırıp kulağını bükmen. mein Kaiser!» diye bağırdığını duydun mu? Duymadın ha? Tasalanma ama. sonunda Hiroşima'ya. Başkanlar doğurdun ama onlara ancak küçük ve değersiz olma yeteneği verebildin. 120 tüm ırkını bombalayarak. seni haklı çıkaracak birçok neden var. Biliyorum. Oğulların serseri. her zaman da böyleydin. 121 . lüks bir kalenin içinde yaşıyorsun. Küçük Kanserli Kadın. Bu nedenle. tüm sınıfını. Kabızlık çektiğinden. bunun nedenini. erkek ve çocukları uyaracak insanlık yoktu sende. ne yaptın. ve bir «yasa ve düzen» kurbanı aramaktadır. yâlnız ve yalnız dünyanın içinde bulunduğu sefil ve perişan durumda aramak gerekir. İnsanlar göğüslerine madalyalar takılırken fotoğraflar çektiriyorlar. sessiz bir mezara gömdün. Benim hakikatim. Küçüklüğün ve değersizliğin kemiklerine işlemiş bulunuyor. Bana hiçbir masal uyduramazsın. bu yaptıklarına şaşacak. İnsan olmak büyüklüğünü gösteremedin. Korkaksın. Her şey senden yana. Çünkü Hiroşima ve Nagazaki'deki kadın. filan. Hiç. kocalarının «işi bittiği». Nagazaki'ye atom bombalarını attın. İnsanlığın mutluluğu senin ellerindeydi. öğretmen ve fabrika işçilerinin küçüklüğü. denize atılan küçük bir taş gibi sessizce ortadan kalkacaksın sen. Viyanalı bir arabacının. senden korkmuyorum. senin oğlun attı bu bombaları yeryüzüne demek istiyorum. bir daha dirilmemecesine gömdün üstelik. önemsizliği karşısında başka ne yapabilirdin ki? Böyle bir veba karşısında yapılabilecek en akıllı işi yaptın. doktorların. Küçük Kadın.yorum elbet. ikiniz de aynı havayı çalıyorsunuz. Ancak bu türden şeylerle kendini kurtaramazsın. yüzüne tonlarla boyadan oluşan bir maske koyduğundan. Şu anda ne düşündüğün ya da ne söylediğin hiç önemli değil. onu duymak için kendini dinlemen yeterli. bana hiçbir şey yapamazsın. Sen de kendi mezar taşını yeryüzüne attın. Bu sözleri çok eskiden. ben. haline gülecekler. Devrim'in Kızı. kızların da orospu olduğu için. ama karaya kara beyaza beyaz diyebilmeye yürekleri yok. Marangozların. Bu işlerin nasıl yürüdüğünü biliyorum. Eski Avusturya'da duydum. sonsuza dek öyle kalacakmış gibi gülümsüyorlar. Amerikan Devrimi'nin Küçük Kızı! Dünya senin ellerindeydi. bana değgin bir iki söz söylemen yeterli. O da zaten Başsavcı ya da Baş Denetleyici olmak istiyordur. Küçük Kadın. ama küçüksün. damadın Başsavcı yardımcısı. Bu bir tek bombayla. Servetler içinde yüzüyorsun. poker fişi gibi harcadın onu. yaşamın ve onunla birlikte bedenindeki dokuların da çürüyüp kokuştuğu için mutsuzsun zavallı Küçük Kadın.

bunu yaşam-ölüm sorunu yapıp. Uygarlığın kölelere gereksinmesi olduğunu söylüyorlar. Bu yetmiyormuş gibi «ırk». bir dine bağlı olma zorunluluğu ve sevginin yasaklanması gibi aptallıklarına bir bitin hayvan postuna yapışması gibi yapışıyorsun. İnsan kültürü henüz varlık göstermiş bile değil. Heil! diye bağırıyorsun 123 . Bu korkunç yirminci yüzyıl. sendeki bu gelişme açısından düşünmeyi öğrenmek zorundasın. On ya da yirmi yıl önce olan şeyleri anımsayacak bir bellekten yoksunsun. çözmeye başlıyoruz. yaptığımız bu «Küçük Adamla Konuşma» ya da günümüzün herhangi bir doğru dürüst kitapçığı da bin ya da beşbin yıllık kültüre göre odur. Sana aptal olduğunu söylüyorlar. «sınıf». Sana insan toplumunun süprüntüsü diyorlar. Heil! diye bağırıyorsun. Platon'dan bu yana ortaya çıkan her kültürel kuramı anlamsız hale getirdi. bugünün Dizel lokomotifine göre neyse. Önemsiz biri olsaydın. Bataklıktaki bir kurbağanın guaklaması bile yaşama senin bağırmandan daha yakındır. Ben. «ulus» gibi. Küçük Adam! İnsan denen hayvanın korkunç sapmasını ve hastalıklı yozlaşmasını daha yeni yeni anlamaya. Binlerce yıl öncesi bulunan ilk tekerlek.«işte sana tek-yanlı bir bağnazlık! Benim bu toplumda hiçbir işlevim yok mu yani?» Sana yalnızca hangi alanlarda küçük ve beş para etmez olduğunu gösterdim Küçük Adam ve de Küçük Kadın. iki ayağı üzerinde yürüyebilen ama gene de doğru dürüst düşünemeyen insan adlı memeli hayvan haline gelmene değin geçen süreç açısından. Zavallılığının bataklığında ne denli derinlere battığını görme yürekliliğini gös-teremiyorsun. 122 Arada bir bataklıktan basını çıkarıp. seninle böyle konuşur muydum sanıyorsun? Önemli olduğun ve çok büyük sorumluluklar taşıdığın içindir ki. bu yüzden iki bin yıl önce söylediğin aptallıkları yineleyip duruyorsun. Geriye doğru yüzyıllar ve ileriye doğru da binlerce yıl çerçevesi içinde düşünmeyi öğrenmelisin. ilk canlı hücreden. Çok kısa dönemler sınırı içinde —kahvaltıyla yemek saati arasında geçen zamanda— düşünürsün sen her zaman Küçük Adam. Yararlılığını ve önemini anlatmadım henüz. Yaşa- yan canlı açısından. Arada bir bataklıktan başını çıkarıp. Bense akıllı ama korkak olduğunu söylüyorum. Bense onun tohumu olduğunu söylüyorum. küçüklüğün ve anlamsızlığın son derece tehlikeli ve korkunç. hiçbir uygarlığın kölelerle kurulamayacağını söylüyorum.

varını yoğunu verdin. ayrıntıları tartışalım!» diye bağırıyorlar. açlık grevlerine katıldım. çünkü orada her zaman «Temel sorunları bırakın! Temel-olmayan konuları. mesleksel güvenliğimi ve ailemin. Yalnızca büyük ve yalnız yüreklerin sana öfkelenmeden. Evet. Sense. bütün dünyayı. Şimdi de bana hakaret ediyorsun!» Ben seni içinde bulunduğun bataklıktan çıkaramam. yirmi beş yıldır senin için savaşıyorum. Kendi içindeki «yaşayan şey»den ölesiye korktuğunu öğrendim çünkü. benden yalnızca aldın. sen. ama tek bir milimetre İLERİ kımıldamadın! Fransızların kurtuluşuyla kumar oynadın. senin örgütlerine oldukça fazla para verdim. her seferinde bir işe doğru başlamana ve onu yanlış sonuçlandırmana neden oluyor. Küçük Adam. savaş başlamazdan önce bulunduğun yerdeydin. çünkü bu arada. gösteri yürüyüşlerine. iyimserim ben ve 125 . «ah. ciğerlerini patlatırken ben ordan oraya koştum. daha doğru düşünmene ve o zaman yaptığından daha doğru davranmana olanak bulunmadığını çok iyi anlıyorum. parlamentolarıma. ondan daha sonra gelen Rusların yaptıklarını da dünyanın en büyük korkusu haline getirdin. aldığın hiçbir şeyi de geri vermedin. Belki «sağ »dan çok. iyileştirici söz etmedin. seni aşağılamadan anlayabileceği bu korkunç başarısızlığın. Hiçbir karşılık almadan binlerce saat doktorluk ettim sana. Umudu yalnızca kendi içine pompalıyorsun. Siyasal vebaya karşı verilen savaşta. ölümlerle dolu bir yarım yüzyıl boyunca yalnızca yavan sözler çıktı ağzından. tek bir aklı başında. Bunu yapabilecek tek kişi sensin. Doğru.«Neden beni bataklıktan çıkarmıyorsun? Neden benim parti toplantılarıma. Şimdi. Bütün bu korkunç yıllar boyunca. Bu yüzden de. devrimi poker fişi gibi harcadın. gösteri yürüyüşü yapan çocuklarını çeşitli saldırılardan korumaya yardım ettiğimde de ölümü göze almıştım. Bilginin umut'a. doğru. yuvamın sıcaklığım senin uğrunda feda ettim. Senin toplantı ve konferanslarına hiç katılmadım. diplomatik konferanslarıma katılmıyorsun peki? Sen bir hainsin! Benim için savaştın. sana yardım etmek. bu korku senin. ikinci büyük savaş sona erdiğinde. senin için o ülke senin bu ülke benim dolaştım. senin hastalığını daha da iyi ve derinlemesine anlamayı öğrenmiş bulunuyordum. içinden dışarıya değil. umudumu yitirmedim. vah» diye bağırır. yeniklik duygusuna kapılmadım. Yalnızca kurtarılmak istiyordun. acı çektin. doğru. seni iyileştirmek için bütün paramı akıl sağlığı klinikleri kurmaya yatırdığımda da ölümü göze almıştım. kendi dünyan tümüyle yıkıldığı içindir ki. senin uğruna düpedüz ölmeye hazırdım. bana «iyimser» diyorsun. ama coşkusal vebanın kol gezdiği 124 otuz korkunç yıl boyunca tek bir yararlı düşünce geçmedi aklından. Ben. yolaçtığını anlamıyorsun. çoğu kez sen. senin uğrunda her şeyini feda etmeye hazır olan dünyayı büyük bir umutsuzluğa düşürdü. ölüm cezası başımda Demoklesin kılıcı gibi asılı dururken seni otomobilime aldığımda. azıcık «sol »a gitmiştin.

Küçük Adam. dağ yarıklarından atladığımı da anladın. beni yoketmek için kazdığın derin çukurların üzerinden atladığım gibi. çünkü insanda azıcık bir kendine karşı dürüst olma erdemi kırıntısı varsa. hırsızlık yapan bir kimse. ancak peşimden gelemeyeceğini biliyordun çünkü. benim sonumun geldiğini sandın. yaşamını tehlikeye sokmadan başkasına karaçalamaz. her zamankinden daha kararlı ve kesin bir tavırla karşına dikildiğimde korkudan ölecektin nerdeyse. senin hastalığına karşı duyduğum anlayış'ın. Ölmeden önce de. Sen. son bir tekme daha indirdin bana. kin ve aşağılama duygularımı bastırmasını sağlamayı öğrendim. bir küçük ruh doktoruydun sen. bir hacıyatmaz gibi ve de daha güçlü. vaktiyle gençlik hareketlerine katılmış ve iktidarsız olman nedeniyle yakında kalp hastalığından kıvranacak olan bir ruh doktoru. Başlangıçta bir aşağılama ve kin duygusu sardı her yanımı. Küçük Adam. yıllar sonra. O zamanlar.yüreğim. bana da söylediler. senin dar-görüşlülüğün tekrar tekrar yüzüme bir şamar gibi iniyordu. bunun kaçınılmaz olarak böyle olması gerektiğini anlamaya başladım. elini kolunu sallayarak sokaklarda dolaşamaz. örgütteki dürüst kişiler bunu biliyordu. Sana yardım ettiğimde bana yaptıklarını binlerce kez unuttum ve sen hasta olduğunu bana binlerce kez anımsattın. benim için orda burda «Delidir» diye bağırırken. Yaşamı olduğu gibi yaşamana binlerce yıl engel olunduğu nedeniyle. Kendi «önlemli» örgütlerinde. Daha sonra kederden öldün. Dostunu tepip düşmana yamandığında. ben yaşayan canlının işleyiş yasalarını buldum. Dünyaya egemen olma yolunda yaptığın ilk gi- rişimde uğradığın zavallı başarısızlıktan ötürü sana kızmıyordum artık. her şeyim gelecekle dolu. benim öğretilerimin sana ait olduğunu söyleyen sen değil misin? Bak. Neden mi? Anlatayım: Yukarda anlattığım halinle —ki şimdi de öylesin— sana tutunduğum sürece. ordan bili127 Sonunda gözlerimi açıp doğrudan yüzüne baktım 126 . Ama giderek. Ruhunun bir köşesinde böyle bir dürüstlük kırıntısı vardı. doğru yolda olduğumu. çok derin ve geniş uçurumlardan. Sonra. Sonunda gözlerimi açıp doğrudan yüzüne baktım.

senin çevrende. Yirmi beş yıldır yapmakta olduğum dev yanlışı daha dün ortaya çıkardım: sen'in yaşamı temsil ettiğine. Birisini öldürmeye karar verdiği anda. İnsanlığından değil. Bunu gördükten sonra senin dargörüşlülüğün ve küçüklüğün içinde yokolmamaya karar verdim. Çünkü bu arada. «Yaşayan şey»i buldum ben. işlevlerini ve özelliklerini. sırtından bıçaklanmadan ve alnına karaçalınmadan hakikati savunmak olanaksız olduğundan kendimi senden uzaklaştır-dım. bu ikisini birbirine karıştırmıyorum. insanlıkdışılığından ve beş para etmez-liğinden kopardım kendimi. Küçük Adam. Seni yadsımaya yürek ister. Küçük Adam. Ama sana acımadığım için ve senin zavallı Füh-rerlerin gibi küçük bir büyük adam olma isteği duymadığım içindir ki. Yalnızca yaşayan yaşam uğruna her türlü özveriye gene hazırım. Yapılacak önemli işlerim var çünkü. Kısa bir süredir. Küçük Adam. Senden. Polonya'ya saldırmaya karar verildiği anda. işin ve başarılarınla. taktikler insanı ancak ve ancak vakitsiz kazılmış bir mezara götürür. Küçük Adam.yorum. kendisine uygulanan yanlış işlem karşısında. kendini bu eleştirilere göre geliş129 . sağlıklı yaşamı. Polonya'yı. Gene söylüyorum: senin geleceğinden değil. «yaşayan şey». geleceğe yönelik çalışmalarımı sürdürebilirim. başkaldırmaya başladı. senin büyük geleceğinin yüce başlangıcı ve bütün küçük adamların tüm küçüklük ye yararsızlıklarının korkunç sonudur. askeri saldırı hazırlıkları içinde bulunmakla suçluyor coşkusal veba. senin yaşam biçiminden açıkça ve kesinlikle ayı128 rırsam. sefil ve acınası yüzünün ardında ne olduğu iyice görüldü. Hepsi de ortadan yitti. «cinsel hayvanlık» olmakla suçluyor coşkusal veba. coşkusal vebanın nasıl işlediğini kavramış bulunuyoruz. Benim gibi daha birçok dürüst. dürüst olduğuna. senin varlığından. dolambaçsız ve içten-likli insan «yaşayan şey»i senin içinde bulmayı umdu. Ne vakit açık saçık yayınlar yapılsa. biliyorum. geleceğin ve umudun sen olduğuna inandığım için kendi yaşamımı sana ve senin yaşamına adamıştım. ama artık senin için özveride bulunmayacağım. Bu. yalnız ve yalnız o zaman. Senin ne mal olduğun artık anlaşıldı. içinde bulunduğun durumdan uzaklaştırdım kendimi. o kişide öldürme eğiliminin başgös-terdiğini öne sürüyor hemen. Başkalarından yaşamın yasalarına uymasını istediğin gibi. içimde duyduğum ve senin içinde aradığım «yaşayan şey»ie senin arandaki ayrımı çok iyi biliyor. «Yaşayan şey»i. Yok. bir buyurgan yöneticiyi indirip yerine daha kötüsünü başa geçirmen istenmiyor. artık senin de her zamankinden daha sıkı bir biçimde yaşamın yasalarına uymanı istemeye başlıyorlar. dünyanın gidişini saptaman isteniyor. başkalarında eleştirdiğin şeyleri yapmaman. «yaşayan şey »in ve senin geleceğinin iyice ve derinlemesine incelenmesine önemli bir katkıda bulunabilirim. Şimdi artık. Yaşam için tehlikeli olman nedeniyle.

Neyse. buzlu ve sodalı viski içiyordum. «Huysuz köpekleri sevmem. kısacası. sen. gerçek yüzünü ortaya çıkarmaman olanaksız. bu kez bir oduncu Dostsever.tirmen bekleniyor. Yarım gün yanımda kalıp da. arada bir içki içmeyi severim ama içkici değilimdir). senin bedensel katılığın canımı sıkmıştı da çalışma yerimden kalkıp bir bara gitmiştim. Köpeğim seni kokladı.» Ey zavallı küçük oduncu.. iş aramaya bana geldiydin. Ne büyük dedikoducu olduğunu. bir yabancı ülkeden yeni gelmiştin. proletaryanın ya da Dördüncü Reich'ın geleceğini ellerinde tutan sen..» dedim. doymakbilmezliğini. Küçük Adam. Sonra. huysuzlaşsın. havlasın? Bu köpek gereğinden çok dostluk gösteriyor insana. Senin binlerce yıllık gizinin kapısını açacak anahtarı bulduk. geçmişte olduğundan daha az başarı göstereceksin. bunu duymaktansa. anımsadın mı? Hani. çok yavaş. bu güzel dünyayı pis pis kokutan genel hastalığını herkes tanıyor.» «Zincire vurulmuş bir huysuz köpek istemiyorum ben. bak. yavaş yavaş.» Elinle de nasıl yapacağını gösteriyordun. Biliyorum. Sense. herkese dostça davranan. neşeyle zıpladı. birazcık da sarhoştun. sohbetsever maskenin ardında son derece kaba bir yaratık var 130 kılığında. onu bozmak istemiyorum.. sohbetsever maskenin ardında son derece kaba bir yaratık var. Hani yağmurlu bir pazar günü. bir köpeğe acı çektirmek. Küçük Adam. bir masaya oturup viski içmiştim (yo.. Ama inancım odur ki. Dostsever. biliyor artık. bu dünyada senden çok daha fazla düşmanım var ama gene de. Küçük Adam. anılarını tazeliyeyim: Güzel bir öğle sonrası. Garson sözlerini onayladığını belirten bir tavırla başını salladı ve bu kahramansı erkekli131 . Heill diye bağırmayı yeğlersin. sorumluluktan kaçtığını (bağımsız olduğunu). «çirkin maymunlar» diye söz ettiğini duydum.. hasta iyileştirme odamda çok sık gördüğüm ve iyi tanıdığım bir yüz anlatımıyla şunları söyledin: «Şu batı kıyılarındaki Japonlara ne yapmak gerek. böyle. Japonlardan. İyi cins bir köpek olduğunu hemen anladın ve şöyle dedin: «Onu zincire vursana. düşmanlardan korunmak için bile olsa. İnanmıyor musun bu dediğime? Gel. doğallığını yaşayan bir köpeği yeğliyorum. bu işte. yavaş yavaş.. ama hemen çabucak değil. ilmiği her beş dakikada bir biraz daha küçülterek. biliyor musun? Hepsini birer birer ipe çekeceksin.

İngiliz Monarşistlerini ve Yunan Direnişçilerini geberteceksin. yardıma gereksinme duymasından yararlanıp. senden kıyasıya nefret eden bu adamın sana bakmasıydi. öyle dediler. sesini çıkarmıyor diye yıllarca sömürmüştünüz. ne bağırsaklarındaki kabızlığı ne de kafandaki kabızlığı ge-çirmeyecek Küçük Adam. bunları bana yüklemiş oluyordun. Yeni doğmuş bir Japon bebeğini kollarına aldın mı hiç Küçük Yurtsever? Hayır. daha yüzyıllarca Japon casuslarını ipe çekecek. tek umudun budur.yüreğini senden bağımsız kılacak kadar güçlü olmadığından. buna gereksinmen yoktu. «yalnız»sın. Bunu söylemekle. değil mi? Daha yüzyıllarca sürecek sendeki bu istek. Şöyle bir kendine bak. çalışıyordun. kendi varlığına bile dayanamıyorsun. gerçek bilim gibi sanat da zincirlere karşı hoşgörülü değildir. ya da bana böylece gözdağı verdin. Küçük Kadın. bunların hiçbiri sevme yeteneğinden yoksun olduğun olgusunu değiştirmeyecek. Ne kurşun sıkma ne de darağacına çekme seni içinde bulunduğun bataklıktan çekip çıkaramaz. kendi kötü niyetlerini sergilemiş. yaşama sevgisine tutundu. İşte bu yüzden kocanın yaşamını da yıkıyorsun ya. ne yapacağını bilmez haldesin. ama bunların hiçbiri.sanıyorsun? «Benim her şeyimi bilen. ya da akıl hastalığına iyi gelmeyecek. kuzen ve yeğenlerinle bir-likte yıllar yılı kan kusturmuştunuz adama. beni yakından tanıyan» toplumcularla tanışmışsın. çünkü bu bağımsız olmak anlamına gelirdi: yıllar yılı yalnızca nefret ettiğin adamdan bağımsız olamazdın. aylığının üçte birini sana vermeye razıydı. Büyük bir sa132 natçıydı o çünkü. biliyorum. içinde duyduğun nefretten nefret ediyorsun. gerekçen şuydu: Onun çaresizliğinden. Biliyorum. Kurtuluşunun tek yolu. Öfkelendin. bana geldi. Oysa senin istediğin tek şey. bu konuda kafa yorsan olmaz mı? Olmaz. özgürlüğü seviyordu. Sen bir tip'sin. Bütün akrabalarına o bakıyordu. romatizmalarına. Amerikalı kaçakları kurşuna dizecek. Alman subaylarını. Kafanda böyle kötü tasarımlara yer vereceğine kendini mesleğinde geliştirmenin yollarını araşan. «anacığının dizinin dibinden ayn-lamaz»sın ve de «çaresiz»sin. yasaların öngördüğü nafakayı. Küçük Adam. Günümüzde herkesin genellikle yaptığı gibi yaşamın se133 . elektrikli sandalyeye oturtacak ya da gaz odalarına tıkacaksın. teyzelerin. Sonunda canına tak etti.ğine hayran kaldı. içinde kalan son yaşama isteği kırıntısının verdiği güçle ipini kopardı. aslında senin mesleğin vardı. «zayıf»sın. Özgürlük sevgisi duymasının bedeli olarak.. zavallı Küçük Kadın. onları vuracak. anlamıyor musun. bütün parasını almak istiyormuşum. Rus köylü kadınlarını. değil mi Küçük Kadın? Annen. Onu haketmediği yükümlülüklerden kurtarmada kendisine yardım edeceğimi biliyordun. Polis çağırmaya kalktın. bu dünyayı yıkıma sürükleyen milyonlarca benzerin var. Böyle davranmakla yeni bir dünya kurabileceğini mi . yani bu durumda. kendine bak! Senden ayrılan erkeğe karşı duyduğun kin ve öfkeyle iyileştirme odamda ateş püskürdü-ğün günü anımsarsın. birinin.

bunlar arasında. Rousseau konusunda da bildiğin tek şey. Sen namuslu ev kadını. bir görevli şu soruyu yöneltiyor bana: «Bur-da garip bir durum göze çarpıyor. halimi. akşamları 135 . Aslında seni ilgilendiren benim perdelerim değil. Uluslararası Poligamy Derneği'nin Onur Üyesi olduğunuz yazılı. dürüst yurttaşlar! Bu adam bir Felsefe Profesörüdür. Neden 134 durup durup da o saatte indirdi perdesini? İçerde ne yapıyor sanıyorsunuz? Biliyorum. Küçük Adam. gençlerimize hocalık etmesi için ona bir kürsü verecektir. Doğru mu?» Yaptığın bu küçük yanlış. Eh.line kapılmış gidiyorsun. Federal Mahkemenin tutanak yazmanı Küçük Kadm. Polis. Bu işte bir iş var!» Hakikate böyle yöntemlerle karşı koymak sökmez artık. «Duyduk duymadık demeyin! Ahlâk denen şey sizi ilgilendiriyorsa dinleyin: Köşe başındaki evde bir ana-kız oturur. ya da özgür davrandığı. yalnızca çalıştığı ve seni biç umursamadığı gerekçesiyle masum komşunu hapse attırmak için fitnelik etmek istiyorsun. neden herkesin benim için kötü şeyler söylediğini anlıyor musun? Benim yaşama biçimimden ötürü değil. ikimizi de güldürüyor. senin gerçeklikdışı düşüncelerin. Uluslararası Plasmogeny Derneği'nin de bulunduğunu söylüyorum. Rusya ve demokrasiye değgin düşüncelerimi kâğıda geçiriyorsun. çünkü güzeî şeyleri değil yalnızca çirkin şeyleri görüyor ve duyuyorsun. dur hele. çocuklarına boş-verip onları yetimler yurduna gönderdiğidir. Yanıtımı etkileyici buluyor herkes. «doğaya dönmek» istediği. Kız. mal-mülk konusundaki görüşlerimi. ya da nazik olduğu nedeniyle. İspiyonculuk etme ve karaçalına görevlerini sürdürmek istiyorsun. hakikatimin yeşermesini engellemek asıl derdin. değil mi? «Ey. dört bin yıllık doğa felsefesinden daha güçlüsün ha? Ama artık ne mal olduğunu anlamaya başlıyor insanlar. kapı dinleyip duyduğun yarım yamalak sözleri insanlara karaçalmada kullanıyorsun. kötüsün. İyi. Bir sonraki duruşmada. üç bilimsel ve yazınsal birliğin onur üyesi olduğumu. Çok da meraklısın. senin gibi ispiyoncuların adını açıklamadığı için kendini güvenlikte sayıyorsun. Elbet. çünkü içinde bulunduğun sefil durumdan nasıl sıyrılacağını onlar da bilmemektedirler. yurtseverler doğuran saygıdeğer kadm. er-geç susturulacaksın. ey Düşsever Küçük Kadın! Şimdi. o hiç kapamaz perdelerini. salt yaşama biçimini beğenmediğin. Yargıçlar da Savcılar da senden yana çıkacaktır. Artık hepsini biliyoruz. Dosyada. değil mi? Sen. senin düşse-verliğin yüzünden. Kentimizdeki büyük bir üniversite. şunu da biliyorum ki. Buna izin vermeyin!» Doğru-dürüst ev kadınlarınız ve sadık yurttaşlarınız bu hakikat öğretmenine karşı bir dilekçe yazıyor ve profesör işe alınmıyor. Toplumsal konumumun ne olduğu soruluyor. «Bak ne diyeceğim! Gecenin birinde perdelerini indirdiğini gördüm bu adamın. hâlâ gözümün önündesin: geçmişimi. yüzeyselliğin yüzünden öyle diyorlar bana.

Yeni yetişen kız ve erkek evlâtlarının sevgisine karşı anlayış gösteren ve onu koruyan aklı başında ve yürekli ana-babalara saygı göstermek istiyoruz. börek yerken boğuldu. hem de yanında bir kadın vardı!» Sen. perdeler de hep çekikti. «N'olmuş. duydunuz mu! Delikanlının biri rahatsızlığını geçirmek için buna gitmiş. Yoksa kız neden evden koşarak çıksın ve gitsin? Kızla aynı evde oturuyordu. değil mi Küçük Adam? Biliyor musun ki. Küçük Adam? Sen. delikanlıya saldırmış. Prens Rudolf'un. müthiş bir pisboğazdı. Caddede gördüm onu. Ne mal olduğunu öyle açık bir biçimde ortaya koydun ki. şu köydeki öğretmenin bir âşığı var diyen sen değil misin? Bunları söyleyen sen değil misin. duyumları sağlıklı. «Ya buna ne dersiniz: bu adam sekreterine saldırdı. sen yirminci yüzyılın Güçsüz Küçük Adamının pis uydurmacalarından hiçbirini aklından geçirmeyen. yaşamını binlerce yıl poker fişi gibi harcamışsın ve bunca yıldır bataklığa saplanmış duruyorsun! «Yakalayın şunu! Bir Alman casusu bu. ömrümde bir kadının ırzına geçmedim —senin gibi— ve tek bir gün bile senin gibi kabızlık çekmedim. KARANLIK ÇIKMAZ SOKAKLARDA ANLATMALARINI DEĞİL. New York'da. uçkurunu toplaya toplaya kaçmak zorunda kalmış. ahlâkımızın korunmasını istiyoruz. halktan biriyle evlendiğini söyleyen sen değil miydin. geleceğin bedenleri sağlıklı. senin gibi. şu. senin kafandaki pis düşüncelerden hiçbiri yok bende Küçük Adam. diyen sen değil miydin. neden biliyor musunuz. senin gibi eşcinsel özlemler bes136 lemedim hiçbir zaman. bu «olay» senin dışkının içinden çıkmıştır. zavallı küçük adam. küçük kızları ayartma isteği duymadım. senin gibi sevgi hırsızlığı yapmadım ömrümde. «ahlâk ve düzen» anlayışını çok iyi biliyoruz artık.eve erkek arkadaşını alıyor! Kadını ev işletmekten mahkemeye verin! Fuhuş yapıyorlar! Polis. SEVMENİN MUTLULUĞUNU AÇIK AÇIK. bu. evren ışıklarının etkisiyle doğan o göz137 . 86. Eleanor Roosevelt için vidaları gevşek. falan Üniversitenin Rektörü için karısını başka bir adamla yakalamış diyen sen değil miydin. yetişin!» Sen. kendimi. ya da belki Rus casusu! Belki de İzlanda casusudur! Bir gün saat tam üçte. SEVGİLERİNİ BİRBİRLERİNE MERDİVEN ARALARINDA. Bu babalarla analar. pisliklerden arınık kuşağının çekirdeğidirler. Mrs. sabahın üçüne dek ışık yanardı evde!» De La Mettrie için de. başkalarının karyola gıcırtısına kulak kabarttığın için bu ana cezalandırılıyor. RAHAT RAHAT YAŞAMALARINI İSTİYORUZ. onunla cinsel ilişkide bulunmak istemiş!» Bu «olmuş olay»ı anlatırken şehvetsever ağzının suları akıyor. ahlâklı Küçük Adam? KIZLARIMIZLA OĞULLARIMIZIN. senin yaptığın gibi «sergilemedim». Küçük Adam. Garson kızların poposuna çimdik atan sen değil misin. Bir kadın yalnızca beni istediği ve ben de onu istediğim için sarıldım ona. bu dünyanın perişan yurttaşı.

göstermelik bir adalet değil. yaşamın korunması için çok katı yasalar konacak ve sen. aklı başında. çeşit çeşit dalavereler çevirecek. erişilemeyecek denli derinliklerinde bulunan kendi öz «temizlik». Küçük Adam? Hayır mı dedin? «Evet» yanıtını beklemiyordum senden zaten. Onlar seni ancak köleleştirdiler. dürüst insanlarm yüzüne pislik attığında seni tımarhaneye tıkacaklar. içinde bulunan temizlik. beş ya da on yüzyıl. insanların yüzüne karaçalacak. onlara karşı ne denli kin duyarsan duy. seni elde etmeyi ne bir Kaiser. gerçek adalet ve incelik anlayışı içinde çalışacak değişik türden yargıçlar ve savcılar olacak bu dünyada. onun bunun yüzüne gülüp ardından hançer saplayacak. başlangıçta çok acıklı olacak. Nasıl ki. engizisyonlarını yaşatacaksın. ama ciddi ciddi düşünmeye başlayacaksın. Bunu adım gibi biliyorum Küçük Adam. gizli saklı sevişecek. arılık duyguna yenileceksin. Senin de küçücük bir kuşkun olmasın. ettiğim bu düşünme. ne bir Çar ya da ne bir «tüm proleterlerin babası» başarmış değildir. — hakikat ve sevginin korunması için çok sıkı yasalar konacak. 139 . Ama sonunda.Solcu ahlâk uzmanı Acunsal Yaşam Enerjisini denetliyor kamaştırıcı Kuzey Işığında bir tahtakurusunu inceledin mi hiç. beni iyi dinle. arılık duygusudur. daha üç. coş-kusal vebadan kıvranacaksın. Biliyorum. gün gelecek. Seni elde edecek olan tek şey. ama hiçbiri seni o küçüklüğünden. Bak. yaşama karşı duyduğun özlemdir sana gerçekten egemen olabilecek tek şey. yanlışlarla dolu. Sözüm-ona. bir ıvır-zıvır olmaktan kurtaramadı. sen bugün seven de138 likanlıları ıslahanelere tıkıyorsan. Sözünü. Küçüklüğünden ve değersizlik duygusundan arındığında. şu anda kendi yapının derinliklerinde. düşünmeye başlayacaksın. amaçsız bir düşünme olacak. Gün gelecek. tahtakurusuna benzeyen insanlar olunmasını önleyecek güçlü yasalar. bu yasalara uymak zorunda kalacaksın.

O durumlar üzerine düşündüğün şeylerin tümden yanlış olduğunu görmek. Umarız artık. bir papağan gibi davrandığın gerçeğini görecek ve işte bu gerçeği kabullenmeyi uzun süre onuruna yediremeyeceksin. Bulduğum Acunsal Yaşam Enerjisiyle Ay'a mı çıkarsın. nerden olacak! «Şuna da bakın! Aklını benim derinliklerimden alıyormuş! Lâf! Benim derinliğim yok 141 . Önüne sürülen bütün bu hileleri. Küçük Adam. torunlarının torunları senin geçmişini okuyup öğrenme felaketinden korunabilir umuduyla avunacaksın belki. bir ağacın büyümesini çabuklaştıramazlarsa. kendini düşünmenin getirdiği acılara dayanmayı ister istemez öğreneceksin. seni düşündürecek. Kendi gazetelerinin. Gerçi senin bu küçüklüğün. allanıp pullanma. bilemem. herhangi bir «Koca Petro»ya dönüşmekten başka sonuç vermeyen bir büyük devrimi sahneye koyma olanakların ortadan kalkmış olur. senin uzak gelecekte neler yapacağını da söyleyemezler. madalyalar. Bu durumları yüzyıllar boyunca bir maymun gibi benimsediğin. ustalıklı hileler. «Adama da bakın! Amma da düşsever! Neleri yapmayacağımı biliyor! Diktatör müdür nedir! » Hiç de diktatör değilim. sen de. yüze gülüp ardından sövmeler. seferberlikler. ama ben diktatör olacak adam değilim. Geleceğinin nasıl olacağını söyleyemem sana. bin ya da beş bin yıl içinde neleri ARTIK YAPMAYACAĞINI bilebilirim. savaş talimleri ve bombalamalardan başka bir şey yazmadıklarını görecek. şaşkınlıktan ağzın bir karış açık kalacak.Başkaları sana değgin düşünürken duydukları acıya nasıl yıllarca dayandılar. anlayacaktın bütün bunları. Bir kez düşünmeye başladın mı. Geçmişinden utanç duyacaksın. ipe çekmeler. ateşkesler. sessiz sessiz dişlerini sıkıp durdularsa. bunun nasıl olduğunu. Bizim duyduğumuz bu acı. kurşun sıkmalar. Senin diktatörlerin. Ama önümüzdeki beşyüz. güçsüzlüğün karşısında diktatör olmam işten bile değildi. geceleri evini aydınlatmak için güneş ışığı kullanıp kullanmayacağını da bilemem. işte o vakit. o yalancı dolmaları koyunsu bir sabırla yemekten başka bir işe yarasaydın. doğru sandığın o düşüncelerinin ve tüm o yanlış fikirlerinin yalnızca bir yurtseverlik olduğunu görmek seni çılgına çevirecek. anlaşmalar. «Peki ya senin bu akıllılığın nerden geliyor?» Senin insan mantığının derinliklerinden geliyor benim akıllılığım. gaz odasına gönderilmemek için neleri yapamayacağını söyler sana yalnızca. Ama nasıl ki. Bizim umudumuz da bu140 dur. sonra gene seferberlikler. şimdiki zaman içinde. Uzay gemilerinin nasıl uçacağını ya da nasıl konacağını da bilemem. GELECEĞE BÎR BAKIŞ. başına gelecek felâketleri nasıl da sezinlemediğini bir türlü anlayamayacaksın. bilmiyorum. Mars'a mı. son dört bin yıllık kendi «uygarlık »mı da ölçüp biçmeye başlayacaksın. tören yürüyüşleri.

yanlışlarını görecek. bu yüzden onu duymuyor. yaptıklarına inanamayacağın için belli şeyleri yapmayacaksın. senin büyük geleceğindir. Bu yüzdendir ki. Eğer içinde. Küçük Adam. Senin içindeki bu derinliği biliyorum. pekâlâ. Dört bin yıllık kültürsüzlük çağında olanları nasıl yaptığını bir türlü anlayamayacağın. bir doktor olarak taşıdığın kaygılan anlatmak üzere bana geldiğinde keşfettim o derinliği. Kendine varmak için elinden geleni yaptığında bile. gelecekte artık neleri kesinlikle yapmayacağını söyleyebilirim sana. Şimdi biraz anladın mı sıradan bir düşçü olmadığımı? Dinleyecek misin beni şimdi? «Eh. var ama sen bilmiyorsun. Düşüp «bireyselliğini» yitirmekten korkuyorsun. Güzel düşleri dinlemekten za- Bedensel boşalma gücü? Herhalde Sende derinlik olmaz mı hiç! Var. Kendi derinliklerinden ölesiye korkuyorsun. Seninle oturup bunları konuşmazdım. obur ve hırsız ruhlu adama tosluyorsun. Bu yüzden derinliğe baktığında başın dönüyor ve bir uçurumun ke-narındaymışsın gibi dişlerin birbirine vuruyor. yani derinliklerinde bir derinlik olmasaydı.ki? Hem. bu 'derinlik' dediği şey ne mene bir bireyci sözcük!» bu konuşmayı kaleme almazdım. oysa kendini bırakmalısın. gidip gidip aynı yere. küçük. İçindeki bu derinlik. Küçük Adam. görmüyorsun. onları yinelemeyeceksin. 142 Ben kim oluyorum ki kendi görüşüm olacakmış? 143 . acımasız. kıskanç.

Özel.. ya da değişik bir şey yapacak değilsin. çekicini indir. çünkü yaşamın seline kapılmaktan ve her şey bir yana çocukların ve onların çocukları uğruna yüzmek zorunda kal-mak'tan korkuyorsun. Ben. yeter. kaçma. Bütün bunları yapıyorsun aslında. benim güzel doktorum.rar gelmez ya! Ama bil ki. silâh değil eşya ya da pabuç üretmeye yaradığını. Bu korku yüzünden doğru görüşler dile getirilmez. asıl. Ama bunların önemsiz olduğunu. sokaklarda sürünen.. kendini. Sen. kendine özgü görüşleri olmayan.. zavallı bir Küçük Adamım ve böyle kalacağım. Örneğin sen artık «Adamdan sayılmadığına» inanmayacaksın. yani tarlalann buğday vermeye. tarlalarını sür. İnsan toplumunun doğumundan sorumlu olmak öylesine korkulacak bir şey değil. Korkma be Küçük Adam. Her Küçük Adam ve Küçük Kadının doğru ve yanlış görüşleri vardır. doğanın gizlerine her zamankinden daha yoğun bir biçimde eğil. «İnsan toplumunun doğurucusu olmak için ne yapmalıyım?» Hiçbir şey. Prens Şişinikus'un savaş yapmak ve beni askere almak. İnsan toplumunu doğuran ve geliştiren kişinin sen olduğunu öğrenecek ve bu bilgini 144 savunacaksın.» Bak. bildiğini savunsaydm. çocuklarını okula ya da oyun bahçelerine götür. hastalarına bak. Senin görüşlerin var ve gelecekte bunların varlığını bilmemeyi. Yanlış görüşleri vardır. tarlalarımı mayın tarlasına çevirmek. Kaçma.. Şimdiye dek yaptıklarını sürdür. çünkü başka Küçük Adam ve Küçük Kadınların yanlış görüşlerinden korkmaktadırlar. fabrikaların. günün olaylarını gazetene yaz. bundan utanacaksın. onları giz olmaktan çıkarmaya çalış. Küçük Adam. «Ama benim görüşlerim konusunda kamuoyu ne der? Kendi fikrimi söyleyecek olsam bir meyva kurdu gibi ezerler beni!» Bak. Kral Bezeni-kus ya da pırıl pırıl zırh kuşanmış Şövalye Prens Şişinikus'un yaptıkları önemlidir sanıyorsun. onları savunmamayı ve açıklamamayı büyük bir ayıp sayacak. Ben kim oluyorum da. kendine özgü görüşü olmayan ve «Ben kim oluyorum da. senin «kamuoyu» dediğin şey. tarlalarla fabri-kalann yakılıp yıkılmak için o hale getirilme145 . deneyodamı ya da çalıştığım yeri delik deşik etmek için yetiştirilmiş askerleri ve de silâhlan bulunduğunu bilmiyormuş gibi konuşuyorsun!» Askere alındığında ve fabrikaların delik deşik edildiğinde Heil diye bağırdığın içindir ki. değişecek hiçbir şey yok. fabrikaların kurşun yağmuruna tutuluyor. bütün Küçük Adam ve Küçük Kadınların görüşlerinin toplamıdır. beni dinle: Küçük Adam efsanesinin ardına gizleniyorsun. askere alınıyorsun ve böyle bağırdığın içindir ki. Artık yapmayacağın şeylerden en birincisi.» sözlerini dilinden düşürmeyen bir Küçük Adam olarak görmemektir. «Amma da düşseversin be doktor! Kral Bezenikus'un.

Barbarlar ya da Almanlar. milyonlarca ceset yığılıyor sokaklarda. öksüz çocuklarının sokaklarda açlıktan ölmesine neden olan. «Ben kim oluyorum. çünkü tek bir gün bile tarlada.» diyen bir Küçük Adamdır. «İyi güzel ama.) 147 . çocuklarının mutluluk içinde büyümesini engelleme. Toprağımı işlemekten başka dileğim yok benim. Bu sorulara yanıt vermek için diplomatlara gereksinmen olmayacak artık. onlar da tıpkı senin gibi adamdan sayılmadıkla-nna inanmakta ve «Ben kim oluyorum ki kendi görüşüm olacakmış?» demektedirler.. askere alınıp cepheye gönderildiğimde karım hüngür hüngür ağlıyor. Bunu gerçekleştirmek için ne yapmalıyım?» Her zaman yaptığın ve yapmak istediğin şeyi. kendi soruna kendin yanıt vereceksin. işim bittikten sonra çocuklarımla oynamak. GÖĞSÜNÜ GERE GERE YAPTIĞIN AN. tüm proleterlerin anayurdunun cinsel açlıktan kıvranan askerlerinin acımasına bırakan. yuvamı savunacak değil miyim?» Haklısın Küçük Adam. Ruslar ya da bilmem-kimler zorla üzerime saldırır. karımı sevmek istiyorum. onlara özgüveninle ve çalışma bilinciyle karşı koymalısın.diğini söyleseydin. çalıp oynamak istiyorum. Küçük Adam. işini yap. yaşama hizmet etmek durumunda olduğunu anladığın. Prens Şişinikus. çalış. bir kimse olduğunu bildiğin. öyle dalıp dalıp gitmene neden olan SAVAŞ OLMAYACAKTIR. proleter orduları topraklarımı kuşattığında çocuklarım ölüm açlığı çekiyor. İtalya dağlarında savaşırken tanıdım onu. senin. ya da tüm proleterlerin Mareşalinin sendeki ulusal bilinci ayağının altında ezmesine izin vermek yerine. Japonlar. İŞTE BUNLARI BÜTÜN İÇTENLİĞİNLE. karını sev.. pırıltılı zırhlar kuşanmış bir Şövalye olan Prens Şişinikus'un askerleri de olmazdı. «Peki ben ne yapayım? Savaştan nefret ediyorum. (Senin o «Meçhul Asker»ini de çok iyi tanırım. ben işim için. çook uzaklardaki bir «zafer meydanında» dolu dolu gözlerle gökyüzüne bakmana. silâhları da. senin bu işi çocuklarının karnını doyurmak. buna inandığın an. Ama bak sen şunu anlamıyorsun bir türlü: Tüm ulusların «Barbarlar»ı ömründe hiç çalışmamış olan Prens Şişinikus'un savaş çağrısı üzerine Heil! diye bağırıp duran milyonlarca Küçük Adamdan başka bir şey değildir. Alman ya da proletarya ana-yurdunun onuru için yaptığını sanmaktadırlar. fabrikada ya da laboratuarda çalışmış değillerdir. Senin Kral Bezenikus'un ya da Şişinikus'un bu gibi şeyleri bilmezler. sırtını giydirmek için değil. Pazar günleri ezgiler söylemek.» diye sormadığın. bu bilince vardığın an. kendi görüşü olduğunu kabul etmeyen ve «Hem ben kim oluyorum da. karım ve ço146 cuklarım için yaşamak isterken. bana savaş açarsa ne yapacağım? Evimi. Heil! diye bağırmak ve «Meçhul Asker» anıtlarına çiçekler koymak yerine. karını. tarla ya da fabrikanın ölüme değil. kendi görüşünün doğru. Şu ya da bu ulusun Barbarı sana saldırdığında tüfeğine yapışacaksın. O da senin gibi.

Savaşa gidip gitmemek. deneyodamda başladı yeni bir çağ. işlemez hale getirirdin. çünkü yolun bulunduğu yöne bakmıyorsun. Eğer sen. ancak mikroskopla seçilebilen bir cisim kadar küçük bir adam olmasaydın. o bu işten anlamaz. artık Heil! diye bağırmayacaksın. anlıyor musun. Yani. atom bombası yapmayı bırakmak yerine Heil! diye bağıran Küçük Adamların elinden çıkıyor onlar. baba ya da koca olarak yapman gereken iş konusundaki doğru görüşünü ona anlatabilir. «Yaşasın kültür ve teknik!» Ama bak. ama ölürken bile. Benim Acunsal Enerjimin çeşitli hastalıkları iyileştirebileceğini söyledim sana. kesin bir dille ona karşı koyar. çıkış yolunu bir türlü bulamıyorsun. yani Japonya. bombayı. bu yeryüzündeki tüm Küçük Adamların iyi ve kötü yönleriyle. tümüyle senin elinde. etkini kullanır. suskunluğunla boğuyor ve kanserden ölmeye devam ediyorsun. o uğursuz atom enerjisinin kanserlerini ve romatizmalarını iyileştireceğini vaat ediyorsun Küçük Adamlara. dönüp dolaşıp aynı şeye. bir yıkma bilinci yerine yapma bilinci geliştirir ve atom bombasının bu dünyayı paramparça etmesini önleyecek yollan bulurdun. Ama duymazlıktan. Sen sanıyor musun ki. Küçük Adam: Göz göre göre kendi mezarını kendin kazdın. ya da. Öte 148 yanda. hoş. kırık bir yürekle. «atom enerjisi çağı» başladı sanıyorsun. söylediklerimi yapmıyor. Senin cehenneminde değil. Bunun için yalnızca. bilmezlikten geliyor. bir tek atom bombası yüz binlerce insanı bir anda öldürebilir!» Daha hâlâ doğru düşünmüyorsun Küçük Adam. Küçük Adam. Bunun için yalnızca. Kendi yarattığın labirentin içinde dönüp duruyor. ama şimdi bunlar bir de atom bombası çıkardılar. sana dayanıyor iş. «İyi. Başladı evet. açık seçik. doktor. kişinin işini doğru dürüst yapması ve doğru dürüst sevmesi olduğuna inandırabilirsin onu. bulduğun şeyin öldürücü bir silâhtan başka bir şey olmadığını çok iyi bildiğin halde. Bunu yapmakla. Çin. bunu biliyorsun Küçük Adam. sana ve senin doğru ya da yapay düşünmene bağlı her şey. pırıl pırıl zırhlar kuşanmış bir Şövalye olan Prens Şişinikus* un yapıyor o senin atom bombalarını? Hayır. yaşam için çalıştığını bilmen gerek. savaşların çıkmasını önlemek için yapılacak tek şeyin. yaptıkları iyi ve kötü işlerle.Kardeşini. sıkıntıdan ölmeye devam ediyorsun. senin o fizik biliminin vardığı çıkmaz sokağa girmiş oluyorsun. ama senin düşündüğün gibi değil. «Heil» diye bağırıyorsun. gün gelecek. böylesine küçük. Yeni bir çağ. Er ya da geç —bu da sana bağlı— gün gelecek. şunu şuraya yazıyorum. yirminci yüzyılın en büyük bilim adamı olan sen. bunu yapamamışsan. tarlalarını. çiftçi. ya da herhangi bir Barbarlar ülkesindeki Küçük Adamı tanıyabilir. Amerika'nın bir ucunda bulunan son derece verimli. buğdayını talan etmeleri için 149 . Küçük Adam. bir işçi. son nefesinde. ölüm için değil. doğru düşünmüyorsun. tıpatıp sana benzediğini bilmen gerek.

İlle de bir «grev» yapmak istiyorsan. Küçük Adam. bilemem. yalnızca yaşam için çalışacaksın. kadınla erkek arasındaki sevgiye. Hangi konularda yanlış düşündüğünü —bugün olduğu gibi yaptığın yanlış ona-rılmaz hale gelmeden— vaktinde yakalarsan. «Genel greve gideyim mi. gün gelecek. çünkü bunun sonucu olarak kendi çocuklarının ve karının açlıktan ölmesine yolaçabi-lirsin. Gün gelecek. eğer artık Heil! diye haykırmasan. karın ya da sevgilin. çekicin ve stetoskobun senin elinde. güvenlikten daha büyük anlam taşıdığı vakit yaşamın güzel ve güvenlikli olacak. oysa biz çalışmaktan söz ediyoruz. Genel grev dediğin şey kötü bir savaşma aracı olsa gerek. grev yapmayacaksın. Görüyo150 rum. Bunun yanıtı. düşüncelerin uyumlu. Onu mu yaparsın. bu dediklerimi yapabilirsin. ölüm için değil. Özel yeteneklerini zamanında gördüğün ve artık yaşlandığını zamanında kabul ettiğin vakit. ürünlerin ya da çiftliğin için çalışarak grev yap. Onların savaşlarına ayıracak vaktin olmadığını. başka bir şey mi yaparsın. çocuğun. çocuklarının yaşamı. bu sorumluluğun nice büyük olduğunu gösteremezsin. Grevdeyken. senin varlığının tümünün ruhsal durumu olduğu an (bu. çalışma grevi yap.» diyorsun içinden. Her şey — yaşamın. birbirlerini öldürsünler. Beethoven ya da Bach'ın ruhsal durumu. senin içinde var. ya da belki «bir Kızıl bu. hakikatleri duyduğunda yüreğinde bir canlılık. savaş isteyenleri içine koy. Canlılık. varlığının bir köşesinde. toplumun. özgünlüğün. İşte Küçük Adam. bir düşsever. biçimsel ve yapmacık kurallardan kaçarsan. ne zaman güvenlik içinde olacağını soruyorsun. ha?» Orasını ben bilmem. çalışmıyorsun. toplumunun iyiliğinden ve kötülüğünden kendinin sorumlu olduğunu. Er ya da geç. çocuklarının öğretmenlerine politikacılardan çok daha fazla ücret verildiği an. büyük savaşçıların yaptığı kötülükleri değil de. Dünya denen bu kentin dışına. parti çizgisinden ya da kamuoyundan daha önemli. bir evlenme cüzdanına gösterdiğinden daha büyük bir saygı duyduğun zaman güzel olacak yaşamın. derinlere gömülü olarak duruyor) güzel olacak yaşamın-. fabrikalarının kurşunlarla delik deşik edilmesi için çalışmayacaksın. Grev yapmakla. duyguların tutarlı olduğunda. paradan önemli. çok daha önemli işler yapmakta olduğunu söyle onlara. büyük bir alanın çevresine dikenli tel çek.sürmeyecek. yalnızca kendi yaşamın için ÇALIŞACAKSIN. senin gözünde. içinde bir aydınlık duyar. bırak orda teketek dövüşsün. Kendin. Küçük Adam. yeni yetişmiş kızının 151 . olmaz anlamında başını iki yana sallıyorsun. büyük adamların düşüncelerini içinde duyabildiğin an. içinde bulunduğun duruma hiç uymaz. iş arkadaşlarınla diplomatlar aracılığıyla değil de doğrudan doğruya ilişki kurduğun an. sevgi. Ne zaman doğru dürüst bir yaşam süreceğini. eğer bir hiç olduğunu ve kendi görüşünün bulunamayacağını sanmaktan vazgeçsen.

sevgiden duyduğu mutluluk seni öfkelendirmek yerine sevindirirse, insanların, sevme organlarıyla oynayan çocukları cezalandırdıkları günler çok gerilerde kalmış ve sen "«hey gidi günler» diyerek başını sallıyorsan, sokaktaki tüm insanların yüzünden özgürlük pkunduğu, üzüntü ve sefalet yerine canlılık ve neşe fış-kırdığı gün, insanlar, bu dünya üzerinde artık içeri çekilmiş, kasılmış karınlan ve ölü cinsel organlarıyla yürümediği gün yaşamın mutlu olacak. Akıl istiyorsun, ne yapayım diyorsun, Küçük Adam. Binlerce yıl boyunca, iyi kötü akıl veren, sana yol gösteren oldu. İçinde bulunduğun zavallılığın nedeni sana gösterilen yolların iyi olmamasından değil, senin küçük, beş para etmez bir adam olmandan geliyor. Sana önerilerde bulunabilirim, yol gösteririm, ama sen sen olduğun ve belli bir düşünme biçimine sahip olduğun için duyduklarını, herkesin çıkarına olacak biçimde uygulayacak yetenekten yoksunsun. Diyelim, şu diplomatlığı artık kesmeni, bunun yerine, bütün ülkelerin ayakkabıcıları, marangoz, makinist, teknisyen, doktor, eğitimci, yazar, yönetici, madenci ya da çiftçileriyle mesleksel ve kişisel bir kardeşlik kurmanı önersem, tüm Çinli çocukların ayağına en rahat uyacak pabucun nasıl olması gerektiği konusunda tüm dünyanın ayakkabıcıları ortak karar verse, insanların donmaktan nasıl korunacağını düşünme işini dünyanın madencilerine bıraksan, ye152

ni doğmuş çocukların olası güçsüzlük, akıl hastalığı gibi şeylere karşı nasıl korunması gerektiği konusunda bütün ülkelerin ve ulusların eğitimcileri karar verse, ne dersin? İnsan yaşamında çok doğal ve gerekli olan bu tür şeylerle karşılaşsan, ne yaparsın, Küçük Adam? (Bunları söyledim diye beni hemen «Kızıl» damgasıyla hapse tıkmamışsan), bana, ya doğrudan doğruya, ya da parti, kilise, hükümet ya da sendikanın bir sözcüsü aracılığıyla şunu söyleyeceksin kuşkusuz: «Ben kim oluyorum ki? Uluslararası diplomatik ilişkilerin yerine uluslararası çalışma, iş ve toplumsal gelişme ilişkileri kuracak adam mıyım ben?» Ya da: «Ulusların iktisadî ve kültürel gelişme alanlarındaki ayrılıklarını ortadan kaldıramayız.» Ya da: «Faşist Alman ya da Japonlarla, Komünist Ruslar ve anamalcı Amerikalılarla mal değiş tokuşu mu yapacaktık yani? Bunu mu istiyorsun?» Ya da: «Beni her şeyden önce, kendi Rus, Alman, Amerikan, İngiliz, Yahudi ya da Arap anavatanım ilgilendirir.» Ya da: «Benim işim başımdan aşmış, yaşamımı bir düzene sokmak, kendi terziler sendikamla aramı bozmamak için yapmam gereken bir yığın iş var. Diğer ulusların terzileriyle başkaları uğraşsın.» Ya da: «Şu Anamalcının, Bolşevik, Faşist, Troçkist, Entemasyonalist, Seksüalist, Yahudi, 153

Yabancı, Aydın, Düşsever, Düşçü Demagog, Çılgın, Bireyci ya da Anarşistin sözlerine kulak asma. Sende hiç Amerikan, Rus, Alman, İngiliz, Yahudi, vb. bilinci yok mu? Safsatadan bıktık!. İnsan ilişkilerinin düzenlenmesinde üstüne düşen sorumluluktan kaçmak için bu sloganlardan birini kullanacağına kalıbımı basarım. Küçük Adam. «Ben adam değil miyim peki? Söylediğim hiçbir şeye inanmıyor, yaptığım her şeyin yanlış olduğunu söylüyorsun! Vargücümle çalışıyorum, karıma ve çocuklarıma bakıyorum, doğru dürüst bir yaşam sürüyor, ülkeme hizmet ediyorum. Bu kadar da kötü müyüm ben yani!» Dürüst, aklı başında, çalışkan, verimli bir varlık — örneğin bir arı ya da karınca gibi— olduğunu biliyorum. Ben yalnızca senin yaşamını zehir eden, onu yüzyıllardır yıkan ve yıkmakta olan Küçük Adamı günışığına çıkarmak istemiştim. Küçük ve beş para etmez olmadığın zamanlar BÜYÜKSÜN sen Küçük Adam. İşte bu büyüklük, senin tek umudundur, kurtuluşun yalnız ve yalnız bu büyüklüğünle gerçekleşecektir, Küçük Adam. Bir ticaret adamı olarak işini severek yaptığında, tahta oymaktan, binalar kurmaktan, boya yapmak, vitrin düzenlemek, tarlanı sürmekten hoşlandığında, bu işleri severek yaptığında, çok büyüksün; mavi gökyüzüne, bir ceylana, yeşil çimenleri örten kırağı taneciklerine sevgiyle, hoşnutlukla baktığında büyüksün; müzikten, danstan hoşlanır-

ken, çocuklarının gelişmesini tatlı tatlı izler, kadınının ya da erkeğinin güzel bedeninden zevk alırken büyüksün; güneş ve gezegenler dizgesinin yaptığı hareketleri gösteren aracın başına geçip, tependeki gökyüzünde olup bitenleri öğrenmek istediğinde, ya da kitaplığına gidip,

Ben adam değil miyim?

başka kadın ve erkeklerin yaşam üzerine neler düşündüğünü okumak istediğinde büyüksün. 155

Bir büyükbaba olarak torununu dizine oturtup, çook eski günlerde olanları ona anlattığında, bilinmez bir geleceğe, onun çocuksu merakı ve inancıyla baktığında büyüksün. Bir ana olarak, bebeğine ninni söylediğinde, gözlerin dolu dolu, yüreğinin tüm içtenliğiyle onun gelecekte mutlu olmasını dilediğinde, onu büyüttüğün yıllar boyunca, her saat onun geleceğini kurduğun, o mutlu geleceği yavrunun içinde her an yarattığın, yeşerttiğin zaman büyüksün. Eski halk türkülerini söylediğinde büyüksün, Küçük Adam, bir akordeonun ezgilerine uyarak hoplaya zıplaya dansederken büyüksün, halk türküleri sıcaktır, insanın yüreğini okşar çünkü ve onlar, bütün dünyada aynıdır; evrenseldir halk ezgileri. Ve dostuna şunları söylediğinde büyüksün: «İyi bir yazgım olduğu, pisliklerden ve oburluktan uzak bir yaşam sürebildiğim için sevinçliyim, çocuklarımın büyümesini ve gelişmesini, ilk agularından, emekleme, yürüme ve oynamalarına dek yakından izleyebildiğim, onların sorularını ilgiyle dinleyebildiğim, kahkahalarını duyduğum, sevgilerine tanık olduğum için sevinçliyim. Baharı ve onun tatlı rüzgârlarını, evin az ilerisindeki ırmağın türkülerini yüreğimde duyabildiğim, kötüniyetli komşuların dedikodularına katılmadığım, eşimi kucaklarken derin bir mutluluk duyduğum, bedenimden akıp giden yaşamın sesini, coşkusunu, canlılığını duyabildiğim için sevinçliyim; güçlüklerle karşılaştığımda, hangi yolu seçeceğimi bilebildiğim, yön duygumu yitirmediğim için, yaşamımın bir 156

anlamı olduğu için sevinçliyim. Böylesine mutlu bir yaşam sürebildim, çünkü, her zaman, ama her zaman, içimdeki şu sesi dinledim: 'Önemli olan tek bir şey vardır: Sakıngan ve korkak kimselerin yürüdüğü yoldan başka bir yönü gösterse, seni sürüden ayırsa bile, yüreğinden gelen sesi dinle.' Yaşam, zaman zaman sana dayanılmaz acılar verse de, küsme, kaba davranma ona karşı. Günlük işimi yaptıktan sonra, akşamın sessizliğinde evimin önündeki çimenler üzerine karım ve çocuğumla oturduğumda, doğanın solumasını içimde duyduğumda, bir ezgi çalınıyor kulağıma, geleceğin ezgisi: 'Eyy, siz milyonlarca insan, sizi kucaklıyorum, bütün dünyanın öpücüğüyle kucaklıyorum sizi!' İşte o an, bu yaşamın, bu yaşamın içinde olan her şeyin haklarına sahip çıkmasını, dünyayı top sesleriyle dolduran korkak ve katı ruhları değiştirmesini istiyorum; dayanılmaz bir istek bu. Durdurun şu top seslerini. Bu insanlar, yaşam karşısında kendilerini çaresiz gördükleri için geçiyorlar top tüfek başına. Oysa çaresiz değiller... 'Baba, güneş battı. Nereye gitti? Gene gelecek mi?' diye soruyor oğlum; onu kucaklıyorum ve yanıtlıyorum: 'Evet oğlum, gelecek, az sonra gelip bizi ısıtacak.'»
***

Seninle yaptığım konuşmanın sonuna geldim, Küçük Adam. Daha sana söyleyeceğim öyle çok şey var ki. Ama bu konuşmayı dikkatle ve içtenlikle okudunsa, benim işaret etmediğim 157

çöplüklerde türeyen kurtlar. Benim en büyük ödülüm budur.yerlerde bile bir Küçük Adam gibi davrandığını göreceksin. Buyurganlar. Bu bağlılığımdan bir an bile ayrılmadım. aynıdır. . bugüne dek yalnızca makinala-rı yönetmeyi beceren insanoğluna. ya da gelecekte yapacakların hiçbir şeyi değiştirmez. küçük olacaksın. ister akıl hastanesine tık. kurnazlar. Çünkü senin beş para etmez davranış ve düşüncelerini doğuran şey. yaşamını yönetebileceği bir alet sunduğumu anlamaya. benim izimde yürüyecek ve insan doğasının iyi birer mühendisi olacaklardır. senin acunsal doğanın uçsuz bucaksız alanlarını gözler önüne serdim. binlerce Nuh gemisi şu sözlerimi yankılatacak: Ekilen tohumlar Ürün verecek. bu gerçeği kabul etmeye götürecek seni. zorunluluklar ergeç canlıların yaşama yasalarını bulduğumu. her ne yapsan. Çok geçmeden kötülükler silinecek Savaşçılar ölecek Taşlar toprak olacak. ister kurtarıcın olarak sarıl bana. 158 Çok geçmeden anlı şanlı krallar Kuru güz yaprakları gibi savrulacak: Her tufanda. Beni ister bir dâhi olarak göklere çıkar. Bugüne dek bana yaptıkların. Sende o nitelik olduğu sürece. ister casus diye darağacında sallandır. bir bilgenin bir zamanlar öngördüğü şu ■ yazgıdan kurtulamayacaklardır: Kutsal sözcüklerin tohumunu ektim yeryüzüne. açıkgözler. zehir saçanlar. İçinde bulunan «yaşayan şeyin. aç koca kurtlar. Senin organizmanın sadık bir mühendisiyim ben. bilinçli bir erekle. Çocuklarının çocukları.

No: 51 Cağaloğlu . 889 Sirkeci/İstanbul Tel.İstanbul P. : 528 44 09 — 511 82 33 .K.PAYEL YAYINEVİ — Cağaloğlu Yokuşu Evren Han Kat 3.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->