DİNLE KÜÇÜK ADAM

WILHELM REICH

Resimleyen: William Steig

İngilizceden çeviren: ŞEMSA YEĞİN
Sevgi, çalışma ve bilgi yaşamımızın tükenmez kaynaklandır. Dolayısıyla, yaşamı onların yönetmesi gerekir. Wilhelm Reich.

Siz, beni horgören büyük adamlar! Nerden beslendi politikanız, Dünyayı yönettiğiniz sürece? Hançer yaralarından ve cinayetlerden! Charles de Coster, Ulenspiegel

DİNLE KÜÇÜK ADAM, bilimsel bir belge değil, konusu insan olan bir çalışmadır. 1954 yılı yazında, yayımlanma amacı güdülmeden, Acun-sal Yaşam Enerjisi Kurumu Belgelikleri için yazılmıştır. Bu kitap, birkaç onyıl boyunca, sokaktaki Küçük Adamın kendine neler yaptığını önce çocuksu bir saflıkla, daha sonra büyük bir şaşkınlıkla ve nihayet dehşet içinde izleyen bir doğabilimci ve tıp doktorunun içindeki fırtınaların ve çatışkıların ürünüdür: Sokaktaki Küçük Adam, nelere katlanmak durumunda kalmakta, nasıl isyan etmektedir? Düşmanlarını el üstünde tutmasının, dostlarınıysa öldürmesinin sebepleri nelerdir? Bu Küçük Adam, «halkın bir temsilcisi» olarak, belli bir gücü ele geçirdiği durumlarda bu yetkisini nasıl boşa harcamakta, ziyan etmekte, yanlış kullanmaktadır? Neden, aynı gücü daha önce elinde bulunduran ve onu, Küçük Adamı ezmek için kullanan üst tabakaların sadist bireyleri gibi davranmakta, eline geçirdiği o yönetme gücünü nasıl olup da acımasız bir baskı aracı haline getirmektedir?
o

büyüklükte ve eldeğmemiş hazineler vardır; bu değerler, insanoğlunun umutlarının gerçekleştirilmesi yolunda kullanılmak üzere hazır beklemektedirler. İşte bu konuşma —ayrıca--- bu hazinelere olan büyük güveni dile getirmektedir. İnsanların içinde bulunan «yaşamı temsil eden şey», toplumsal ve insansal karşılıklı ilişkiler içinde son derece doğal ve saftır; bu yüzden, koşulların insana egemen olduğu durumlarda tehlikeye düşer, İnsanın içindeki «yaşayan şey», kendi türünden olan bir insanın da, yaşamın yasalarına kendisi gibi uyduğunu, doğal, yardımsever ve özverili olduğunu varsayar. Sağlıklı çocuklara ya da ilkel insanlara özgü olan bu doğal temel davranış, coşkusal veba varolduğu sürece, insanın akılcı bir yaşam düzeni sağlama savaşımında en büyük tehlike olarak boygösterecektir. Çünkü vebalı birey de kendi türünden olan canlıların, kendi düşünme ve davranış biçiminin özelliklerini taşıdığını varsayacaktır. Doğal ve bozulmamış birey, bütün insanların doğal olduğuna inanır ve ona göre davranır. Vebalı bireyse, bütün insanların yalan söylediğine, çalıp çırptığına, başkalarını dolandırdığına ve üstünlüğü ele geçirme çabası içinde çırpındığına inanır. Açıkça görülüyor ki, insanın içindeki «yaşayan şey» zayıftır; tehlikelere karşı dayanıksız durumdadır. Vebalı bireye elini uzatsa, kolunu kaptıracak, varı-yo-ğu alınacak, sonra da kendisiyle alay edilecek ya da ihanete uğrayacaktır; güvendiği herkes onu aldatacaktır. 12

Bu böyle gelmiştir; ancak böyle gitmemelidir. İnsanın içindeki «yaşamı temsil eden şey»in korunma ve gelişmesi savaşımında, katılık gerektiği durumlarda katı olunmasının zamanı gelmiştir; insan, hakikatlere korkmadan tutunduğu sürece katı davranmakla doğallığını yitirecek değildir. Kitle içinde yaşayan bireyin zırhlarla kaplı yapısında bulunan karanlık ve tehlikeli dürtüleri harekete geçirip, onları örgütlü siyasal cinayetler işlemeye götürerek öldürücü kötülüklere neden olan ölümcül vebalı bireyler, verimli, çalışkan, aklıbaşında milyonlarca insan arasında her zaman için çok küçük bir azınlığı oluşturmaktadır; bu olgu umut vericidir. Kitlenin bir parçası haline gelen bireyde bulunan coşkusal vebanın mikroplarına karşı yalnızca tek bir panzehir vardır: bireyin, kendi içinde bulunan «yaşamı temsil eden şey» in canlılığını duyması. Bu «yaşamı temsil eden şey», güç elde etmeyi değil, gücün insan yaşamında oynaması gereken rolü üstlenmesini ister. İnsan yaşamı, sevgi, çalışma ve bilgiden oluşan üç temel direk üzerine kurulmuştur. İçindeki «yaşamı temsil eden şey»i coşkusal vebaya karşı korumak durumunda olan insan —coşkusal veba tarafından yanlış biçimde ve kötüye kullanıldığı gibi iyiye de kullanılan— konuşma özgürlüğünden yararlanmasını öğrenmelidir. Görüşleri açıklamada eşit hak tanındığı sürece akılcı görüşlerin en sonunda her şeyi yenmesi gerekir. Bu, büyük ve önemli bir umuttur. 13

kentsoylu ailelerin tövbekar evlâtları. Ama öğretmenlerin ve efendilerin. iş işten geçmiş oluyor. anadan doğma çıplak. kendini bu yönde eğitmeme ve kendini eleştirmeme özgürlüğüne sahipsin. Şöyle bir yakınmayı hiç duymadım senin ağzından: «Gelecekte kendimin ve dünyamın efendisi olmak yolunda yürütüyorsunuz beni. şu yeryüzünde yönetici rolü oynamaya başlamış bulunuyorsun. beni dinle. Benim karşımda hiç yakınmadın. ya da kötüniyetli güçsüz adamlara seni temsil etme yetkisini veriyorsun. «Sıradan İnsan» diyorlar. peki ama. işini doğru dürüst yapmak ve yaşamını kazanmak için. hem bedensel çıplaklığın içinde. büyük ulusların Başbakanları. Geleceğini eline veriyor. KÜÇÜK ADAM! Sana «Küçük Adam». senin düşüncelerine ve senin yapacağın şeylere bağlıdır. koltuklanmış işçi liderleri. maskesiz. Mirasın. yeni bir çağ. Çünkü seni binlerce kez çıplak gördüm.» Yönetimi elinde tutan kişilerin. «Sıradan İnsan Çağı» başladı diyorlar. avucunun içinde alev alev yanan bir elmastır. eksikliklerini bilmek zorundadır. benim. Ama sen. hem ruhsal. etiketsiz. elinde bir partinin üyelik kartı bile olmaksızın bir «tanınmıştık» kılıfına bürünmemiş halinle gördüm seni. Her doktor. Bunu söyleyen sen değilsin Küçük Adam. özlemlerini hiç dile getirmedin. devlet adamları söylüyor. Korkunç bir geçmişin mirasçısısın sen Küçük Adam. Yönetimi elinde tutan güçlülere. Yeni doğmuş bir bebek gibi. don gömlekle kalmış bir mareşal kadar çıplak halini gördüm. Seni çok iyi anlıyorum. aslında nasıl düşündüğü14 nü ve gerçekte ne olduğunu söylemiyorlar sana. İnsanlığın geleceği. Her seferinde aldatıldığını anlıyorsun.DİNLE. ağlamadın. Seni iyi tanıyorum ve an15 . Birkaç onyıldır. seni kendi geleceğine egemen olma yetisi verebilecek yönde eleştiren ve bu eleştiriyi dile getirme yürekliliğini gösteren tek kişi yok. sevgini ve acılarını bir kez olsun açmadın bana. Bunu sana söyleyen. ancak bunu anladığında. filozoflar söylüyor sana bunu. her ayakkabıcı. hiç sesini çıkarmıyorsun. düşünce ve davranışlarımdaki yanlışları bana söylemiyorsunuz. Onlar söylüyor bunu. insanın nasıl kendi kendisinin efendisi olacağını anlatmıyorsunuz hiç. geçmişinden hiç sual etmiyorlar. Yalnız bir anlamda «özgürlüğe sahip »sin sen: kendi yaşamını yönetmeyi öğrenmeme. teknisyen ya da eğitimci. «Küçük Adamı» yönetmelerine izin veriyorsun.

» diyorsun. değil mi: «küçük» ve «sıradan». buna hiç kuşku yoktur. çünkü büyük bir geleceğin olduğuna içtenlikle inanıyorum. bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. Küçük Adam. kendi yaşamımı kendim saptayacak ve dünyanın benim olduğunu açıklayacakmışım. Haklısın. Demek ki. Bu yetkiyi nasıl kullanacağını bilemezsin. sana vereceklerini vaat ettikleri yetkiden korktuğun gibi korkuyorsun. Führer'lerinin sana utanmadan söylediği şu sözlere aldırma: Sen "küçük. Bu sözcüklerin çifte anlamını kavrıyorsun. Sana nasıl olduğunu anlatacağım Küçük Adam. ama kendisiyle övünmez. Büyük generalleriyle övünmektedir. sen kim oluyorsun da kendi yaşamın üzerinde hak sahibi olmak isteyeceksin? Kim olduğunu şimdi söyleyeceğim sana: Gerçekten büyük olan insandan seni ayıran tek bir nokta var: Büyük adam da bir zamanlar çok küçük bir adamdı. «küçük. Öyleyse gel.lıyorum. Gelecek. küçük olduğunu bilmez ve bunu bilmekten korkar. her şeyden önce kendine bak bir. Küçük Adam. «Ben kim oluyorum da kendi görüşüm olacakmış. büyük adam. ne zaman ve hangi alanda küçük adam olduğunu bilir. ama bir tek önemli yetenek geliştirdi: Düşünce ve davranışlarında küçük olduğu noktaları görmeyi öğrendi. eleştiriden 16 korkuyorsun Küçük Adam. Kendini küçümsüyorsun. Kendisinde 17 . Kendisi için çok değerli olan bazı şeyleri yitirmeyi göze alarak kendi küçüklüğünün ve önemsizliğinin taşıdığı tehlikeyi giderek daha iyi sezmeyi öğrendi. Kaçma. Gerçekte olduğu gibi gör kendini. senindir. Kendine bakma yürekliliğini göster! «Bana bunları söylemeye ne hakkın var?» Kuşkulu ve kavrayışlı bakışlarında bu soruyu okuyorum. sıradan bir insanısın Sen. taktikler uygulamak yerine açık davranmak. Kendine bakmaktan korkuyorsun. Küçük Adam. Kendi küçüklüğünü ve yetersizliğini. başkalarının gücü ve büyüklüğünün kendisinde uyandırdığı güç ve büyüklük görüntüleriyle örter. Başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: Koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak. sıradan bir insan"sın. Saygısız ağzından bu sözcüklerin döküldüğünü duyuyorum.

Oysa şimdi. Krupp ya da Ford olduğunu söylüyorlar. Sana kendi içimdeki Küçük Adamı anlatmakla işe başlayacağım: Tam tamına yirmi beş yıl boyunca. çünkü Sen kendi kendini köleliğe mahkûm ediyorsun senden ve senin hakikate karşı olan tutumundan korkuyorum. Katıksızlığın ve hakikatin savaşçısı olduğumu savunuyorum. Bak ben ne diyorum: Senden başka hiç kimse senin kurtarıcın olamaz! Bu tümceyi söylemeye çekindim biraz. ne var 19 . değil mi? Kurtarıcıların. Bunu bilmiyordun. Napolyön. Hakikat. senin bu dünyada mutlu olmayı hakettiğini savundum. bu gerçeği epeydir biliyordum. 18 Yırmisekizinci Papa Gregory. Morgan. yalnız ve yalnız sensin başka hiç kimse. sana. ona bekçilik etmektense kazanmak gerektiğini ve de bunu sağlamanın yolunu pekâlâ bilirdin sen. kendine ait olan şeye sahip çıkma yetisinden yoksun olmakla suçladım seni. Paris'teki savaşının sonu Pétain ve Laval'e. Köleliğinin tek sorumlusu. ama hiç kimse değil. seni baskı altında tutanların. kendin ve başkaları adına korumak. Ancak. seninle ilgili hakikati söylemeye gelince çekiniyorum. her seferinde çalışıp didinip bir bataklıktan çıkmayı başardıktan sonra hemen bir başka bataklığa saplanmanın nedenini anlayamıyordum. Özgürlüğü. seni köle yapan şeyin ne olduğunu buldum: SEN KENDİ KENDİNİ KÖLELİĞE MAHKUM EDİYORSUN. kendi aklına gelmeyen düşünceye hayrandır. Ben. Amerika'daki köleliğin kaldırılması savaşında ya da Rus Devrimi'nde elde ettiklerine sahip çıkmamakla suçladım. Rusya'daki savaşının sonuysa Sta-lin'e vardı.varolan düşünceye değil. Seninle ilgili hakikati söylemek yaşamı tehlikeye sokmak demektir. Mussolini. sonra Paris ve Viyana barikatlarındaki kanlı çarpışmalarda. Viyana Savaşı'nın sonu Hitler'e. Tek sorumlu sensin. Wilhelm. Hitler. Amerika'daki savaşının sonu da Ku-Klux-Klan yönetimine varabilirdi. «Kurtarıcıların »ın adına da. Nikolaus. Stalin deniyor. En az anladığı şeylere en çok inanır ve kolayca anladığı fikirlerin doğru olduğunu kabul etmez. Sonra yavaş yavaş ve el yordamıyla. aynı zamanda yaşam-kurtancıdır.

sen olmayacak. kendini incelemelerine ver. Bilim tarihinin entellektüel devlerinden biri sayılıyorsun. çünkü Acunsal Yaşam Enerjisini ve yaşamın işleyiş yasaların! keşfettin. Küçük Adam'ın perişanlığı üzerine 150 makale ve on iki kitap yazdın. Zengin olmak. senin çok büyük bir adam olduğunu söylüyor. Yaptıkların yeter de artar bile. Öteki büyük ve yalnız adamlar. İşinin sorumluluklarını yerine getirmek. çünkü hakikati söyledin. çetelerin ganimeti haline gelmektedir. derneğinin sekreteri olmak istiyor Küçük Adam. benim içimde bulunan Senden başka hiç kimse senin kurtarıcın olamaz! ya da küçük. yiyecek sağlamak. bu ülke benim dolaştın. yaptığın ünün zevkini çıkar. İngiltere. ni çok seviyor. ya da bir parti lideri. Almanya. Yüzyıllardır yapılan bulguların en büyüğünü yaptın. Avusturya.. Amerika. araştırma. eğitim. yönetim ya da herhangi bir başka alanda üstüne düşen sorumluluğu üstlenmek istemiyor. trafik. Şimdi işi gücü bırak.» İçimdeki Küçük Adamsa şöyle diyor: «Küçük Adama gerçek yüzünü göstermek. Bu böyle olmasaydı. Filistin ve diğer yerlerde tanınmış bir büyük adam oldun. hakikatler yağmalanmakta. Bulguların ve kuramların üniversitelerde okutuluyor. Öğrencilerin se. Şimdi şöyle bir arkana yaslan. bir büyük adam olmak istiyor. adın dünyanın her yanında duyulacaktır.ki. Eski hastaların sana hayranlık duyuyor. Ama coşkusal vebaya tutulanlar peşindeler. Yaşamın sefaleti. sen. O ülke senin. ona açılmak ve acımasına başvurmak aptallıktır. bu durumda ve bu yerde bulunmayacaktın. Komünistler sana savaş açtı. Çabalarının meyvalarını topla. bir Küçük Adam olarak kalmak.. Küçük Adam kendisiyle ilgili hakikati duymak istemiyor ki! Kendisinin olan büyük sorumluluğu üstlenmek istemiyor ki! O. konut yapımı. bir bölük kumandanı ya da kötülükleri ortadan kaldırma 20 21 . Kanseri anlaşılır hale getirdin. Aklım bana şunu söylüyor.» İçimdeki Küçük Adam diyor ki: «Sen. Küçük Adam. İskandinav Ülkeleri.«Her ne pahasına olursa olsun hakikati söyle. doğanın işleyiş yasaları üzerinde çalış!» İşte. 'Kültürel değerlerin kurtarıcıları' senden nefret ediyor. Birkaç yıla kalmaz.

Çok uzun bir süredir seninle yakın bir ilişki içindeyim. Bir şeyi ne denli az anlarsan. Bu nedenle senin. Sana göre bir kral. seni kazanmak. Ben. yardımcılar.ve senden korkan Küçük Adam bunları söylüyor bana. onun karşısında boyun eğiyorsun. İşlerini kolaylaştırmak için çevresinde küçük adamlar. insan önce tek bir sömürücüyü. senden korkarım o zaman. Seni «özgürlüğe götürecek şey» içimdeki Küçük Adam olacaksa. sonra da korkup benim içimdeki kendini öldürebilirdin. gerçekten büyük bir adamın önderliğinde bir parti kurar. getir-götürcüler toplamak zorundadır. senin Führer'in ya da kurbanın olarak ortadan yitmeden sana nasıl yardım edebileceğimi öğrenmek için sürdürdüm seninle olan ilişkimi. İçimdeki Küçük Adam. Derken senin Führer'lerin çıkagel-di ve çalışmalarımı yerle-bir etti. Napolyon'u da Pestalozzi'den daha iyi tanıyorsun. onları izledin. Hitler'i Nietzsche'-den. Bendeki kendini ve kendin- deki beni keşfedebilir. çünkü senin yaşamını kendi deneylerimden biliyorum ve çünkü. Bu durumda kişi. çünkü sana gerçekten yardım edebildiğimi ve genellikle gözlerin yaşararak benden yardım istediğini gördüm. Sigmund Freud'-dan daha önemlidir. Führer'in araçlarıyla kazanmak isterdi. ama verdiklerimi savunma yetisinden yoksun olduğunu gördüm. Artık tefe bir efendinin kölesi olmaktan kurtulmak. çünkü bu büyük işi tek ba23 22 . sana yardım etmek istiyorum. senin adına savaştım. kendisine saygı göstermeni — ne olduğu konusunda şu ka-darcık fikrin olmaması nedeniyle önünde eğildiğin «yüksek matematik»e gösterdiğin saygıyı bekledi içimdeki Küçük Adam. diyelim. İçimdeki Küçük Adam seni herkesin yöntemiyle. seni «kurtarmak» istedi. Bu durum karşısında hiç sesini çıkarmadın. Bu kez. herhangi birinin ya da herkesin kölesi olma özgürlüğün uğruna ölme gönüllülüğünden vazgeçtim. herhangi bir kimsenin kölesi olmak için. Çarlığı ortadan kaldırmak zorundadır. Herkesin kölesi Ben söylediğimi anlayamayacağını biliyorum: «Herhangi bir kimsenin kölesi olma özgürlüğü» öyle kolay anlaşılır bir şey değil. o denli çok saygı gösteriyor. benim yardımımı almaya hazır. senin özgürlüğünü son derece ciddiye alır. Seninle olan ilişkimi sürdürdüm. Ve yavaş yavaş. Gerçekten büyük olan adam. senin yerine savundum onları.

duvarları tezekle sıvalı pis evlerde yaşamayı sürdürürsün. yürekliliğinden ve yaşamla arasındaki gerçek ilişkiden gelmekteydi. Onlar da senin gibi açlık ve acı çektiler. onu olağandışı bir insan olarak görmek istersin. özveride bulunmak zorundadır. daha iyi bir inanç bulur sana. vb. beş yıldan az bir zaman içinde ortadan kaldırılabilirdi. sen onu anlamaz. senin onu erişilmez bir Tanrı'ya dönüştürmene gözyummak zorundadır. Dllediğince çekip çevirdiğin. ona güvenmezsin çünkü. Ama kültür sarayınla övünmektesin. senin saflarından gelen küçük adamlar. sadeliğinden. elde edebildiği büyüklüğünden her gün bir parça vermek. Bunun üzerine. senin güvenini yitirmemek için gerçekten büyük olan bir adam. bu süreci kısalttılar: Bunu açık açık ve daha büyük bir acımasızlık içinde yaptılar. Bir «mutlu gelecek» ya da bir «Uçüncü Reich» uğruna pılı pırtı içinde dolaş mayı sürdürürsün. kendisini ayakta tutacak olan senin yardımın ve ciddiliğindir. Kendisine yeni efendi rolü verilmiş olan büyük adam büyüklüğünü yitirir. Sana öncülük edebilmek için. Sayfalar dolusu söylevler yazar. onun sözünü sakınmazlığından. özgürlük yasaları. bilim ve sanat alanlarında büyük gö24 revlere atanırken sen olduğun yerde. çünkü bu büyüklük. sendeki bu herhangi bir kimsenin kölesi olma itkisini büyük çabalarla inceledi ve böylece.şına yürütemez. diyelim. Bir sürü küçük büyük adamla çevrilmiş olarak. senin mutluluğun için özveride bulunmanın. bir kenara iter. bir dahaki savaşa ve yeni efendilerinin koltuklarını yitirmesine dek sürecektir. bu bedelin. sen. Eski ulusların küçük adamları. Özgürlük elde etme yolunda çalışmalar yapan ve gerçekten büyük adamlar olan düşünürlerin yüz yıl içinde ortaya koydukları şeyler ve çektikleri acılar. Bu küçük büyük adamlar. yeni efendini ortaya çıkarmış olursun. elinde evlenme cüzdanı olmadığı halde bir kadını sevebilen bir adam olsa. Efendi değiştirme süreçlerini kısalttı bu adamlar. yani bataklıkta kalırsın. ya da yeni. sade bir insan olarak kalsa. Büyüklüklerini büyük adamdan sağlamış olan küçük büyük adamlar. saraylardan. senin yeni köleliğini satın almak için çok yüksek olduğunu öğrendiler. senin bu egemenliğin. hükümet. Olduğu gibi. Böylece. dışişleri. adam yerine koymazsın. Damları samanla örtülü. çevresine küçük büyük adamlar toplamasa. 25 . senden ve gürültü patırtıdan uzak ama aynı zamanda senin yaşamınla yakın bir ilişki içinde. zahmete değmeyeceğini. kendi ellerinle. senin adına güçler ve yetkiler ele geçirir. dilediğin biçime soktuğun «yanılsama»dan hoşnutsun şimdilik — ancak. şeyler yazar. İçinde bulunduğun toplumsal bataklıktan çıkarır seni. hattâ yaşamlarını feda etmenin. malikânelerden değil. Birçok küçük büyük adamı bir arada tutabilmek. kafasını birazcık kullanarak nasıl küçük bir büyük adam olabileceğini saptadı. Üstelik. maliye. Senin özgürlüğünü nasıl sağlayacağın yolunda yüzyıl kafa yormanın. ya da bir damla hakikat. senin saflarından gelmektedirler. insanın. derin bir aydın yalnızlığı içinde.

Bir Rockefeller ya da Torilerin tanıdığından çok daha iyi tanıyorlar seni. seni zevkten dört köşe etmekte.» demediler mi? Sense onlara «Kurtarıcılar» diyorsun. senin bilmen gerektiği gibi. Senin en kötü yanlarını.Küçük büyük adam Üstelik. Efendileri. Küçük büyük adamlar. Bu Küçük Adamlardan hiçbiri gerçek özgürlüğün fiyatını ödemez. Sana göre. sen kendini horgördüğün için. soyut birer kavramdan başka bir şey değildir. senin ve yaşamının. Küçük Adam. sen.doğrusu maskelerini indirmeleri nedeniyle onları besleyen sensin. «Yeni Kurtarıcılar» ve bağırıyorsun: *Heil! Heil!» «Viva! Viva!» İşte bu yüzden senden korkuyorum. ulusal büyüklük vaat ediyorlar. en büyük zayıflıklarını. -ulusal özgürlük» ve «devletin çıkarları» söz-cükluriyse. Hastasın sen. Onlar seni sevmiyor. sana bir yığın söz söyleyerek. Yalan mı. bu yüzden hemen bu sözcüklere sarılıyorsun. Ama paçanı bu 27 . Evet. «kişisel özgürlük» ve «kişisel büyüklük». sana kaç kez söylediler: «Hiçbir sorumluluğu olmayan önemsiz. bütün maskelerini-indirmiş olmalarına karşın — ya da daha. Çünkü insanlığın geleceği senin elinde. Küçük Adam. Bu senin suçun değil. devlete saygı. Size 26 özgüven değil. Size kişisel özgürlük değil ulusal özgürlük vaat ediyorlar. aşağılık bir varlıksın sen ve böyle kalacaksın. çünkü kendinden kaçtığın gibi dünyada hiçbir şeyden kaçmıyorsun. ailenin ve çocuklarının birer hiç olduğunu anlatıyorlar. sense onları seni yönetecek yerlere getirip koydun. aptal. ama senden çok daha iyi biliyorlar. horgörüyorlar seni. köleliğe elverişli ve başkalarının kullanacağı birer insan olduğunuzu söylüyorlar. insanın size dilediği işlemi uygulayacağını haykırıyorlar. çok hastasın Küçük Adam. kendinden kaçıyorsun Küçük Adam. sen kendin getirdin bulundukları yere'. seni bir simgeye feda ettiler. çok korkuyorum. kişisel büyüklük değil. Senden korkuyorum.

Baskıya gözyummasaydın ve bir- Yeni Kurtarıcılar kaç kez de etkin bir biçimde baskıyı destekle-meseydin seni ezenleri çoktan silkip atardın. Çocukları dövmem. Senin şu kadarcık özsaygın olsaydı. senin sorumluluğun. canlarını aldığını. «Kurtarıcın» sana bunu söyledi mi? Hayır. bunu anla artık. tabanlarını yağlayıp Savcıya koşacaksın. onu sevdiğim ve istediğün için kucaklarım. aç gözünü ve gerçekten büyük olan adamlarını kurban ettiğini gör. yaşamın sensiz bir saatçık bile sürmeyeceğini azıcık sezseydin. Karımı elimde bir evlenme cüzdanı olduğu için ya da cinsel açlıktan kıvrandığım için değil. senin için çalıştıklarını aklından geçirmediğini kabul et. Oysa: Ben bir Kızıl ya da Kara değilim. Briç oynamam. ne bileyim.» Yaşam felsefemin ne olduğunu duysan. on ikiden vurmayı severim. günlük yaşamında kendine azıcık saygılı davransaydın. anarşist ya da boksör de değilim ben. Ne Mormon'um ne de çokeşlilik savunucusuyum. ya da «Amerika' ya Karşı Etkinliklerle Savaş Komitesi »ne. Ku-Klux-Klan'a ya da «Dünya Proleterlerinin Liderleri »ne koşacaksın. yalnızca senin sorumlu olduğunu söylemedi hiç. bir ceylanı ya da tavşanı vurmam.hastalıktan kurtarmak senin görevin. eşcinsel. «Sana inanmaya kalkmadan ünce yaşam felsefeni bilmek isterim. onları çarmıha gerdiğini. FBI'a. balık avlamam. ama («anayurdun onurundan» sorumlu olmak yerine) kendi yaşamından senin. Diyeceksin ki. Beyaz ya da Sarı değilim. ya da Müslüman değilim. Bir Hıristiyan değilim ben. GPU'ya ya da «Sarı Basın»a. Çalışmalarımı herhangi bir sağlık bakanlı- 29 . Ama iyi bir nişan-cıyımdır. kuramlarımı yaymak için kokteyl partileri de vermem. bir Yahudi. Kendi Küçük Adamlarını seni sömürenler ha28 line getirdiğini anlamalısın artık. ya da belki yalnızca koşacaksın. yaşamın boyunca yaptıklarını kime borçlu olduğun konusunda hiçbir fikrin yok. Sana «Dünya Proleteri» dedi. açlıktan öldürdüğünü anla artık. dünyadaki hiçbir güç seni ezecek kadar güçlü olamazdı. onları bir an bile düşünmediğini. Öğretilerim doğruysa kendi kendilerine yayılacaklardır.

bedensel ve ruhsal bir yoksulluğa gömülmesi. çünkü kendini bilen biriyse o da aynı şeyi yapıyordur. senin ne kadar ağır bir hasta olduğunu ve hastalıklı halinle ne kadar tehlikeli olduğunu görmeyi öğrendim. Hangi sudan bahaneyle olursa olsun. Sözcüğün gerçek ve doğru anlamıyla dindar olabilmek için. insanın ciğerini oku30 yabilen ve çalışan bir kimseyim. Senin «Tanrı» dediğin şeyin gerçekten varolduğunu biliyorum. çalışmanın dünyayı yönetmesini İstiyorum ben. Seni ezenler. Çünkü ben. Özünde canlı ve sağlıklı olsaydın. Senden çok korkuyorum. Küçük Adam. senin kendi öz coşkusal hastalığın olduğunu. kimin bu konularda usta olduğunu da ben saptarım. bu dünyada bir anlam taşıdığını bilen bir kimseyim. (Savcıya koşma hemen Küçük Adam. Kamuya açık her mahkemede. Kendime göre görüşlerim var benim. Ve bulgularımın içerdiği bilgi ve karmaşıklıkları kimin daha iyi bildiğini. Sonra doğabilimci ve bir tıp doktoru oldum. bir hiç olmadığını. Çünkü senin perişanlığını deneylerle öğrenmek. Akla uygun olduğu sürece bütün yasalara uyarım. kullandıktan sonra da aynı bir alet gibi temizler. geçmişte nasıl toplumun üst katmanlarından geldiyse şimdi de senin öz saflarından gelmektedir. utanmadan yanıt veremeyeceği yalın ve açık sorular sorarım ona. Onlar. tıbbi ve eğitsel çalışmalarıma burnunu sokmaya kalkana. Bunun. nasıl acı çektiği. bir dışsal güçten kaynaklanmadığını biliyorum. 31 .) Çocukların ve gençlerin sevgiden doğan bedensel mutluluğu yaşamalarını ve bunu yaptıkları için hiçbir tehlikeyle karşılaşmamalarını istiyorum ben. daha çok ezmek için kullanmak bir hayli küçüklük gerektirir. içindeki ve çevrendeki doğayı benliğinde duyabilmek olarak görüyorum ben. senden bile küçüktür. ölünceye dek söylediklerinin utancıyla yaşayacaktır. sonra da bu bilgiyi seni daha iyi. Gerçekten büyük bir adamı algılayacak duyu organı yok sende. yalanla hakikati birbirinden ayırmasını bilirim. senin gövdendekî sevgi. yüreğindeki içtenlik olarak. ne özlemler duyduğu. bir hasta ya da çocukla arama girmeye çalışana anında kapıyı gösteririm. insanın sevgi yaşamını yoket-mesi. Yanıt verse de. evrendeki ilk acunsal enerji olarak. Çünkü ben. herhangi bir dışsal baskı söz konusu olmaksızın günün her saatinde ve de saatlerin her dakikasında bu hastalığın seni ezdiğini biliyorum. korurum. böylesine korkmazdım önceleri. ama katı ya da anlamsız kural ve yasalarla savaşırım. ama senin düşündüğün gibi değil: Tanrıyı. seni ezen şeyleri çoktan yenerdin.ğı yetkilisine sunmam. Küçük Adam. hakikati. bunu yapmam için bu yetkilinin konuyu benden daha iyi bilmesi gerekir. Eskiden böyle değildi. Büyük adamın nasıl olduğu. Çalışma konusundaki görüşlerin değil. bedenini sürekli olarak kasılı ve gergin tutması gerektiğine inanmıyorum. Milyonlarca Küçük Adam arasına karışmış bir Küçük Adamdım ben de çünkü. günün her saatinde bir alet gibi kullanır.

yaşama karşı duyduğu sevgiden korkarsın sen. bir dâhi olmadığını. ya da bir siyasal göreve atanmak. Büyük adam seni. alçaklık ve rezilliklerden arınmanı ister. Bu nedenle. gevezeliklerle dolu «parti»lerin na benzemediğinden ona bir «dâhi» ya da «garip» dersin. sana göre taktik neyse.öfkeden nasıl kudurduğu ve senin için yaptığı savaş. yaşayan bir canlı olarak sever. Seni bir yük hayvanı olarak görmek istemez. ya işlemek istediği sucu gerçekleştirememiş bir suçiu. onlara göre hakikat odur. bir çeşit suçlu damgası vururdun. bakar. Binlerce yıl acı çektiğin yetmiyormuş gibi durmadan acı içinde kıvranmam istemez. Sen. bir tehlikenin geldiğini anlarsın. senin acılardan. insanların yazgısı karşısında duydukları acıyla bakarlar. yani içinde gerçek ve içtenlikli bir istek duyan kadınların ve erkeklerin de yaşadığını anlayamazsın. ve içini görürler. Küçük Adam bir ruhbilimci. seni kücümseyecek hale getiriyorsun. Sen onlara ancak şöyle sahip çıkarsın. Çünkü büyük adam. onun yaşama olan yakınlığından. Gerçekten büyük olan adamları. senden uzaklaşıyor ve en kötüsü. çünkü yaşamı sevmektedir büyük adam. çünkü onlar sana yabancıdır. Bu dünyada seni ezmek ya da sömürmek yetisinden yoksun. Binlerce yıl dırdır ettiğin yetmiyormuş gibi durmadan dırdır etmeni istemez. Büyük adamdan korkarsın. ya da kızlarını toplumsal konumu iyi birileriyle doğru dürüst evlendirmek. Oysa o. büyük adama. sana yabancı. büyük adam sa- Senin bombok.canlı olduğunu söyleyecek33 32 . sana acımaya başlıyorlar. adının başına bir yığın büyük sözcükler eklemek ya da Nobel Ödülü almak değildir. bu büyük adamların gerçekten büyük olduğunu sana söylediği zaman. Bu kadın ve erkeklerden hoşlanmazsın. diyelim bir Lombroso olsaydın. senin özgür olmanı gerçekten isteyen. sana benze-mez. içinde bulunduğun durumun ve beş para etmezliğinin verdiği acıyla bir kenara çekiliyorlar. Onlar yalın ve dolaysız insanlardır. Sana küçümsemeyle değil. yaşamının amacı yığın yığın para biriktirmek. Küçük Adam: Öteki Küçük Adamlar. İçinin görüldüğünü sezer. ya da «sinirceli» derdin ona. yalnızca bir yaşayan . düpedüz bir yaşayan hayvan olarak.

dolaysız bir insanı. "homo nor-malis"le kıyaslayarak «anormal» sayıyorsun. İster bir han odasında. gevezeliklerle dolu «parti »lerine gitmektense çalışma odasına kapanıp düşünceleriyle baş-başa kalmayı. Onu. başka hiç bir şeyi değil. Sen. Ken di düşüncelerin önemsiz ve geçici olduğu hal de. Sanma ki. kin besler büyük adam. Küçük Adam. düşünceleri doğru ve uzun ömürlü olan bü yük adamı bir parya yapan sensin. Bunu yapmak yerine. ister yapay düşüncelerin. Büyük işler üreten bir yalnızlık tohumu değil. sakına sakına düşünür. Bun ların sana yüklediği dev sorumluluğun ne ol duğunu içtenlikle. Ona «toplumdışı».tir. Küçük Adam. dürüst olarak düşündün mü hiç Küçük Adam? Şöyle bir an olsun durup da. «normalliğin» bir basamak aşağısında bulunan kendinle. Kalktın. senin bomboş. ona yaptıklarını unuttun gitti. bir başka derin yara açtın. Parasını senin gibi hisse senedine yatırmayıp bilimsel araştırmalarına harcadığı için deli dersin ona. Böylece büyük adamı yalnızlığa ittikten sonra.paraya pat layıp patlamayacağını sordun. Çünkü sen «halk». ister sarayda olsun yaşadığı hayatı çekilmez kılan sensin. Onu kendi beş para etmez terazine koyuyorsun. doğası gereği unutmaz. diyelim İsa'nın yaptıkları üzerine doğru düşünüp dü şünmediğini —içtenlikle— sordun mu kendine? Hayır. yalın. o karanlık ve dipsiz yozlaşmışlığın içinde. sana yardım etmeye hazır olan büyük adamı toplumsal yaşamdan çıkaranın kendin olduğunu göremiyorsun Küçük Adam. çünkü büyük adam. sen kendine yalnızca bunu sordun. yalnızca NEDEN BÖYLESİNE BAYAĞI DAVRANIŞLARDA 35 . uzun vadeli toplumsal olgular üzerine. dik34 katle. kaç sözünü geri aldın? Hiçbirini. ister dargörüşlülüğün nedeniyle olsun. Ama büyük adam. «kamuoyu» ve «toplumsal bilinç»sin. onlarca yıl gücendirdikten.. acı çektirdikten sonra bu duruma sokan kim? Sensin Küçük Adam. Gerçekten büyük olan bir adam. yalnızca bunu. bir başka küçük bayağılık yaptın. Sana karşı büyük bir sevgi besleyen. ister onyıllık bir toplumsal gelişme boyunca bile yaşayamayan «sarsılmaz aksiyomların» yüzünden olsun. Küçük Adam. onu bu hale koyan sensin. insandan kaçan biri gözüyle bakarsın. öç alır. ya da dürüstlüğün sana çok . sanma ki. İşte Küçük Adam. bir başka saçmalık yumurtladın. içine o korkunç yalnız lık tohumunu dikmiş oluyorsun. senin tara fından yanlış anlaşılmaktan ve kötü işlem gör mekten korkma tohumudur bu. doğa ya da insanlığın yaptığı büyük işler. komşunun düşüncelerin hakkında ne' söyleye ceğini. Bunların kaç tanesinin yanlış olduğunu içtenlikle kabul ettin. düşüncelerinin yanlış olup olmadığını sormadın kendine hiç. ama önemli bir fikir elde etti mi de. Onu parya yapmakla. Yalnızca Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasmda geçen birkaç yıllık süre içinde doğru olduğuna ant içtiğin şeyleri düşün. senin normallik ölçülerine uymadığını görüyorsun. İster sorumsuzluğun. ya da deney odasına kapanıp çalışmayı yeğlemiştir. uzun vadeli düşünür. unutursun Küçük Adam. Sen.

milyon kez acı versen. Ama inan ki: Yüz kez. bu yanlışların büyük olmasından değil.BULUNDUĞUNU ANLAMAYA çalışır. sona verileni alıyor. her zaman ha- Komşunun düşüncelerin hakkında ne söyleyeceğini ya da dürüstlüğün sana çok paraya patlayıp patlamayacağını sordun Değerli. sen. yaptığın yanlışlardan ötürü senin yerine acı çeker. biliyorum. onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini 36 37 . Seni düşkırık- lığına uğrattı diye eşini neden suçluyorsun. Bu söylediklerim senin duygu ve düşüncelerine yabancıdır. düşmek üzere olan birine bir çelme de sen takıyorsun. Büyük Adam bunları bilmek ister. küçük ve değersiz olmalarından dolayı acı çeker. beş para etmez bir komşunu hoşnut etmedi diye neden çocuğuna işkence ediyorsun. ya da düşmüşü tekmeliyorsun. doğallığını yaşayan bir insana neden ters bakıyor ve onu sömürüyorsun. Biliyor musun. hakikati söylemenin gerekli olduğu durumlarda yalan söylüyorsun ve neden yalana karşı olacağına hakikate karşı koyuyorsun. Seni bu gibi şeyleri yapmaya iten nedenleri bilmek ister. —yaptığını bir an sonra unutsan da— kapanamayacak yaralar bile açsan. büyük adam. neden. bin kez. senden isteneni veriyorsun da neden sana sevgiyle verilen şeye karşılık vermiyorsun.

gerçek ve sade olmayacaktır. Senin bir dostunun büyük bir başarı sağlayacağını sanmaz. Büyük Adam. senin dilediğin gibi konuşan dostların asla birer büyük adam olmadılar. Evli bir kadın olarak şöyle söylersin. senin dilini kullansa.«Hıh! Bulguy-muş! Bıktım senin bulgularından! Herkes gibi gidip bir yerde çalışsan da doğru dürüst para kazansan olmaz mı!» Kendi görüşünü böylece dile getirmekten sakınmazsın.kikate karşı olandan yanasındır. Küçük Adam.da özellikle— değerli. Ama senin özelliklerine sahip olsa.. beni dinle. gırtlakladın. Çünkü büyük düşünceleri. karında. çocuklara göre bir şey değil. Küçük Adam. Aslında için- Havadaki mikroplar 38 den kendini küçük görüyorsun. kocana inanmazsın. evde yaşayan birinin herhangi bir büyük iş başaracağına inanamazsın. geniş kapsamlı düşünceleri gırtlaklarsın sen.» Bir biyoloji profesörü olarak şunu söylersin. senin o beş para etmez dostluğunu kazanmak için. kocanda. kendini senin düzeyine indirmek. Küçük Adam. onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini. buna inanmazsın. Boğdun bu iyi duyguları. Küçüksün sen ve küçük kalmak istiyorsun. senin hoşuna gitmek için. kendini küçük gördüğün içindir ki senin dostun olan birine saygı duyamazsın. «Çocuklara gözle bakılır ama söylediklerine kulak verilmez. Başkalarında — çocuklarında. anlasan da anlama-san da olduğu gibi inanırsın. havadaki mikropların varlığına inanmamak olur mu?» Ve bir öğretmen olarak. babanda -ve ananda— bulunduğunu sezinlediğin an kalkıp onlardaki iyi şeyleri de öldürüyorsun. Bak. Senin yalan çevrende. senin gibi konuşmak zorundadır.«Aklı başında bir öğrenciye yakışır mı bu. seninle birlikte değil. hattâ —ya. ama gazetelerde yazanlara. 39 . Dünyasını keşfetmekte olan çocuğuna bir ana olarak şunu söylersin: «O.» dersin. Seninle aynı masaya oturan ya da seninle aynı. insan ancak sana değgin düşünür. artık büyük. düşünmek çok güçtür. dostluğunu kazansa. Kanıt mı istersin. Küçük Adam: İçinde bulunan iyi ve değerli şeyleri duyamaz oldun artık. senin özelliklerine bürünmek zorundadır.

seninle deney yaptım. yükseklerden ve derinliklerden korkuyorsun 41 . Ne var ki. gerçek varlığının sesini dinlemen istendiğinde nasıl büyük bir korkuya kapıldığını biliyorum. İçinden geldiği gibi davranmaya karşı kendini nasıl savunduğunu biliyorum. «mutluluktan başının döndüğü» anlar da var. O derinliklerde. mutluluğunu artıracak direnç yok sende. açıklığa ittim. seni küçüklüğünden kurtardım. bir üstün insan yapmaya çabaladı.Ama gazetelerde yazanlara anlasan da anlamasan da olduğu gibi inanırsın Bunları nerderı biliyorsun diye soruyorsun ha? Anlatayım: Seni denedim. Küçük Adam. Yalnız ve yalnız küçük değilsin sen. «sevinçten uçtuğun» anlar. bir ruh doktoru ve sağaltıma olarak. Nietzsche yıllar önce çok daha güzel söyledi bunu sana. kendinin gerçekte nasıl olduğunu bilmiyorsun. sevdiğin ozan ya da inandığın filozof ya da akıl hocan neyse. Artık bir Untermensch olmayı bırakmanı ve kendin olmanı istiyorum. biliyorum. «Büyük anlar» da var yaşamında. Ama daha yükseklere uçacak. koca bir orduda bir er. yükseklerden ve derinliklerden korkuyorsun sen. bir eğitimci olarak çoğu kez seni dürüstlüğe. sen de osun. Aslında yüreğinin derinliklerinde nelerin bulunduğunu. Sense *Untermensch* (aşağı insan) olarak kaldın. senin içinde bulunan kendimle deney yaptım. bir ceylan ya da senin Tanrın. bovling kulübünün ya da Ku-Klux-Klan ÖrUçmaktan korkuyorsun. içinden geldiği gibi davranmaya. Uçmaktan korkuyorsun. Okuduğun gazetelere ya da kötü yürekli komşudan duyduğun geçersiz görüşlere değil de kendine inanmanı istiyorum. Onun »Über40 mensch» dediği senin «Hitler» in oldu. İçindeki insanı aşmak için seni bir •Übermensch».

Küçük Adam. Ama sen ne Mann'ı ne de Sinc-lair'i tanıyordun. üzücü. bu ufak tefek şeylerin her biriyle biraz daha aydınlanıyor. Ama onların uyutucu yanlarını duymazsın hiç nasılsa. kendisine. Haydutlar şampiyonunu ve Al Capone'u bilirsin sen yalnızca. Sen. Küçük Adam. Bu. başı dik bir bireyin yürekliliği nedir. Gece kulüplerinde sahnelere çıkan güldürücülerin anlattığı sana değgin fıkralara dikkat ettin mi hiç? Sana değgin. Kitaplığa gitmekle kavga izleme arasında seçme yapmak durumunda kalsan.gutunun bir üyesi sanıyorsun kendini. nasıl olduğunu öğrenmek mi istiyorsun. küçük kötü şakalar yapıyor ve bunlara «halk güldürüsü» 43 . ağlanacak bir durumdur. çok üzücü bir şeydir bu. Güvenliğin uğruna belini kırmaya. Senin yap42 Yafamdan mutluluk istiyorsun ama güvenlik çok daha önemli sana göre tığın bütün bu ufak tefek önemsiz şeyler. canını vermeye hazırsın-dır. Böyle sanıyorsun ve bu yüzden böyle davranıyorsun. Bu da sana başkaları tarafından söylenmiştir: Ta yirmi beş yıl önce. hiç kuşkusuz kavgayı seçersin. Bu üzüntüyü duymamak için. Almanya'da Heinrich Mann söyledi sana bunu. gün ışığına çıkıyor. bilemezsin. Yaşamdan mutluluk istiyorsun. Dos Passos ve daha başka kimseler de söyledi. ama güvenlik çok daha önemli sana göre. Amerika'da Upton Sinclair söyledi. nasıl bir varlık olduğunu öğrenirsin. Küçük Adam: İnsan varlığının sefaleti. kim olduğunu. ve bütün bu küçük sefil dünyaya değgin şakalarını iyice dinledin mi? Sen git müshil ilacı reklamlarını dinle. Dinle. Mutluluk yaratmayı. Senin kulağına çalınmak için yapılmış olan bu şeylerin sonsuz aptallığını ve iğrenç kötülüğünü dinlememişsindir. Radyoda müshil ilacı. onun tadını çıkarmayı ve korumayı hiçbir zaman öğrenmemiş olduğundan. senin gibilerin durumunun düzelmesi umudunu biraz daha uzaklara itiyor. diş macunu ve ter kokusu giderici reklamları dinlersin.

Milyonlarca Küçük Adam. — Yahudi nedir? diye soruyorum. 45 44 .. Sen hiç Alman Yahudilerini gördün mü? — Elbette. diye yanıtlıyorsun sorumu. insanların kendilerine güldüğünü. — Peki ya Alman nedir? — Alman. Düşünme biçimin. uzun. gülünecek halde olduklarını bilmiyorlar. çünkü seni çok ama çok ciddiye alıyorum ben. diyorsun. Ama sen. kurnaz ve iğrenç bir zevkle gülüyor yüzyıllardır. — Damarında Yahudi kanı bulunan kimse. ırk nedir? — Irk mı? Bunu bilmeyecek ne var. İnsanlar sana neden böyle açık açık. Nordik Ari ırkındandır. — Yahudi ırkının özellikleri nelerdir? — Canım işte. Almanlara benziyorlar. ama kendine güldüğünü. göstereyim sözlerimin doğru olduğunu. nasıl ki Alman ırkı varsa. — Yahudi kanıyla başka kan arasında ne ayrım var peki?» Bu soru karşısında afallıyorsun. Küçük Adama gülüyorsun sen. bir de Yahudi ırkı vardır. hakikatin doğrultusunda olsaydı. gülünecek halde olduğunu bilmiyorsun. yürekten ve böylesine büyük.adını veriyorsun. Yahudi'nin saçları siyahtır. ha.Dalgacı bir keskin nişancı nasıl hep on ikinin az dışından vurursa senin düşüncelerin de her seferinde hakikati kıl payı kaçırıyor. Kendinle alay ettiğinden gülüyor değilsin.. çoktan kendi kendinin efendisi olurdun. şu biçimde düşünüyorsun: «Bütün suç Yahudilerde.. sakınımlı bir tavırla şu yanıtı veriyorsun. — Peki öyleyse Yahudi nedir? Kanın görü nümünde bir ayrılık yok. Pek ayıramam.. filmlerde ne denli gülünç ve saçma tipler olarak gösterildiği dikkatini çekti mi hiç? İnsanların sana neden güldüğünü söyleyeceğim şimdi Küçük Adam. Yahudiler çok hırslı ve anamalcıdırlar. — Sen hiçbir Fransız ya da İtalyan'ı bir Yahudi'yle bir arada gördün mü? Üçünü bir birinden ayırabilir misin? — Yani. Kendine değgin şakaları duyuyor ve başkalarıyla birlikte bunlara kahkahalarla gülüyorsun ♦Yani Yahudi ırkı demek istemiştim... kıvrık bir burnu ve keskin gözleri vardır. Fransız ya da İtalyan' dan değişik bir görünümü yok. — Peki. İnanmadın mı bu söylediğime? Bak. Küçük Adam? «İnsanların». kafan karışıyor. Kendine değgin şakaları duyuyor ve başkalarıyla birlikte bunlara kahkahalarla gülüyorsun.

Küçük Adam. çünkü gerçekten de duyguların acınacak durumda. Bu «Yahudi» sözcüğünü. Yahudi nedir bilmiyorsun. tutkulu bir yurtseveri. Alman nedir. Bu sana değgin hakikatin yalnızca küçücük bir parçası. çünkü Yahudi'yle birlikte katlettiğin şeyin ta kendisisin. hem biyolojik. senin gibi «safkan» olmadığım. Bu olguyu yakınlarda ortaya çıkardım. Yahudi buyurganlarla da hiçbir duygu ve düşünce birliğim yok. — Yahudi diye bir şey var ama.» diyorsun. Kimin «Yahudi» olduğu senden so-rulurmuş gibi. — Ş. plazmanın ka- 47 . — Elbette Yahudi var. — Sarışın mı? — Hayır. Hiçbir buyurganla ortak yanım olmadığı gibi. on milyon «Yahudi »yi doğruyorsun.» İşte sen böyle saçmalıyorsun. Yahudilerin dini demek istemiş tim. Filistin'de.Y. görkemli ve aşağılayıcı bir tavırla söylediğinde kendi küçüklüğünü biraz daha az duyuyorsun. bu sözcüğü söylemek * A.D.B. Ama. Saçmalarından silâhlı kuruluşlar oluşturuyor ve bir Yahudi'nin ne olduğunu bile söyleyemeyen sen. ey Küçük Yahudi. Ben. — Başka olan nedir? — Bilmiyorum. senin gibi bütün ulusların.— Amerikan Yerlileri de Ari ırkından mı? — Elbette. Yahudi de var. başka hiç kimse değil. — Roosevelt Hollandalı* mıydı peki? — Hayır. sana bu hakkı tanımıyorum ben. milliyetçisi olmadığım için gurur duyuyorum. ve sınıfların küçük buyurganı. nasıl ki. Ama ister bir Küçük Ari ol ister bir küçük Yahudi. sünnetli olmadığı gerekçesiyle bir Yahudi teknisyeni sınırdan çevirdiğinizi duydum. — Onlar da Nordik mi? — Hayır. on milyon insanı. ya da senin gibi «katıksız bir sınıf» in üyesi olmadığım için gurur duyuyorum. neden atalarına dönüyorsun da protoplazmaya dönmüyorsun? Bana göre yaşam. Sende yeterinden az ya da çok saygı uyandıran bir kimseye «Yahudi» diyorsun. bu yüzden ciddi bir işi olduğunda sana bulaşmamaya çabalıyor ve bu yüzden sen. Benim kim olduğumu saptama hakkına bu dünyada yalnız ve yalnız ben sahibim. Başkanlarından Roosevelt'in ataları Hollandalıdır. Hıristiyan ve Müslüman varsa. Küçük Adam. — Roosevelt'e Hollandalı demiyorsun da Davut'un soyundan gelenlere neden Yahudi di yorsun? — Yahudiler başka. ırkların ve ulusların zihinsel ve fiziksel ürünü olmaktan gurur duyuyorum. 46 sana üstünlük duygusu veriyor. Duyguların perişan. hem de kültürel açıdan bir melezim ve tüm sınıfların. «Yahudi» sözcüğünü söylerken kendini üstün insan sanıyorsun. — Tamam. güvenli bir tavırla «bu Yahudidir. — Bak gördün mü. ırkların. İnsan bu yüzden sana gülüyor. Buna gereksinmen var. batağa saplanıyorsun.

Hani anımsarsın. Seni denizanası durumundan karada yaşayan iki ayaklı bir yaratık durumuna sokmak. bir hahamın odasında değil. seni geliştirmek milyonlarca yıl aldı.İsa! İsa! diye bağırmayı bırakırsan sen de benim gibi konuşabilir ve yazabilirsin! Çünkü bu utkulu haykırış aklını köreltmekte Seni denizanası durumundan karada yaşayan iki ayaklı bir yaratık durumuna sokmak. İçindeki doğayı yeniden keşfetmen. beş yüz belki de beş bin yıl gerekecek. iki ayaklı hale geldiğin andan sonra tam altı bin yılda eksikliklerini ancak giderdi. İskandinavya' da. Bunu ilk duyduğunda bana «yeni 48 . Biyolojik yapın. ya da Marx. yeni bir önder aradığın günlerde oldu bu. Yıllar önce şunu da söyledim sana. Ama benim yapacak daha önemli işlerim vardı ve yeni dâhilik rolünü geri çevirdim. Benim yeni bir Darwin. içindeki deniz-anasını bir kez daha bulman için yüz. Sendeki deniz- bir dâhi» dedin. Pasteur ya da Freud olduğumu da söyledin. seni geliştirmek milyonlarca yıl aldı anasını keşfettim ben ve açık bir dille bunu sana anlattım.sılmalarıyla başlar.

Büyük Galileo'nun üç çocuk babası olduğunu ve elinde bir evlilik cüzdanı bulunmadığını biliyor muydun Küçük Adam? Bunu okullardaki çocuklarına anlatmazsın. Aslında. İsa. Kabızsın. ya da eğer varsa. Çocuk-İsa' ya verdiğin değerle. Sevgi nedir bilmiyorsun. Kendini sefil. o senin evlilik yasalarının zincirlerine Proleter General vuran şeyin kendi cinsel sorumsuzluğun ve cinsel açlığın olduğundan haberin bile yok. Küçük Adam? «Nikâh bağı»yla doğmuş «yasal» çocuklarla «ni-kâhsızlar»dan doğmuş «yasal olmayan» çocuklar arasında katı bir ayrım gözeten sen değil misin? Ah zavallı yaratık.sefil bir Küçük Adamsın! Otomobillerini ve trenlerini büyük Galileo' nun bulduğu köprüler üzerinde işletiyorsun. sen kendi ağzından çıkan sözlerin anlamını bilmiyorsun: İsa'ya tapıyor. miskin. güçsüz. tarih ya da kendi özgürlüğün için savaşmak nedir ki! Ayrıca. elinde evlilik cüzdanı olmayan bir anadan doğmadır. Aziz Paul gibi gerçek sevgiden doğan çocukları mahkûm etmeye ve gerçek kinden doğan çocuklara dinsel yasalarının korumasını sunmaya başladın.ve yaratıcılığını felce uğratmaktadır. içindeki «insan»ı kanıtlamak için yalnızca «üstüne çıkmak» istiyorsun. Çünkü sana göre hakikat nedir ki. Sen . duygusuz. cansız ve bomboş hissediyorsun. sen bir görüş sahibi olacak adam mısın ki! Seni. Ama daha sonra. Galileo'ya bu nedenle de işkence eden sen değil miydin? Bütün bunlardan haberin yok senin. yasal olmayan çocuk tanımayan Tanrının Oğlu yaptın. «Yasal olmayan bir ana»yı ahlâksız bir varlık olarak mahkûm eden sen değil misin. boyuna müs51 50 . ona büyük saygı gösteriyorsun. Kadının yok. hiç farkında olmadan. küçük. cinsel özgürlüğe karşı duyduğun özleme tapıyorsun sen ey Küçük Kılıbık Adam. «Yasal olmayan bir çocuk» olarak dünyaya gelmiş olan İsa'yı.

sıkıntıdan boğulur gibisin. senin devlerinden korumak amacını güdüyordu. Seni anlayan ve sana yardım etmek isteyen biri cinsel düzenlilikten söz ediyor. cinsel düzenlilik sözünün edildiğini duyunca. değerler yaratan yaşama gücünün senin çalışmanda bulunduğunu gözler önüne serdi. Böylece karşına çıkan ilk hakikat yolunu tıkayarak yaşamın yasalarından koptun. Bu adam. Ama sen ne yapıyorsun? «Cinsellik bir küçük-kentsoylu uydurmacasıdır. Cinsel güçsüzlüğün yaşamın boyunca yakanı bırakmadı. durun!» diye bağırarak peşlerinden koşuyorsun. Dünyayı çektiği acılardan kurtarmak istiyorsun. başka yola saptan. sense «Durun. bu yolda canını verdi. cildin yapış yapış. Küçük Adam. Kötü kokuyorsun. bu yüzden itilip kakılacak bir enik gibi davranıyorsun ona. Yaşamdan zevk almak için iktisadî koşulları iyileştirmen gerektiğini sana anlatabilmek için bilge bir insan canla başla çalıştı. Gündüzleri cinsel düşüncelerden arınık olabilmen ve böylece işini yapabilmen için geceleri cinselliğini yaşamanı sağlamak istiyor bu kimse. Bu hakikat yolunu gösterenin ilk girişimi başarılı oldu. İlkin. Onun toplumbilimi senin toplumunu. Ya da bir «profesyonel devrimci»sin. «Yaşamda daha önemli şeyler vardır. bilge adam senin örgütünü dağıttı. Hiç. Küçük Devrimci.hil ilacı alıyorsun. Büyük bir heves ve umutla dinliyorlar beni. Yersiz kuruntularla dolusun. sen. Karnı aç bireylerin kültürü geliştiremeyeceğini anlat- 53 . Çocuklarının benzi soluk olmasın. çocuğunu kucağına aldığında onun varlığını duyamıyorsun.» Ama kalkıp Van de Velde'nin Cinsel Teknik kitabını okuyorsun. kalkıp ondan yönetimi devraldın ve böylece onu ikinci kez öldürdün. Senin örgütlerinde toplaşıyorlar. bunu göremedi. sinirlisin. «Önemli olan iktisadi etkenlerdir. İşinde de görülüyordu bu güçsüzlüğün getirdiği eksiklik. Kendisine sevgi verme yeteneğinden yoksun olduğun için karın seni bıraktı. sen bunu da anlamadın. «dünya proleterlerinin Führeri» olabilecek birisin.» diyorsun. Karını kollarında çaresizlik içinde kıvranır görmek yerine mutlu görmek istiyor. onlara küçük yaşamlarının sefaletini gösteriyorum. Aldatılmış kitleler senden kaçıyor. sen. onu ölüm açlığına bıraktın. ama senin gözün. İkincisindey-se hakikat yolunu gösteren bilge adam artık ölmüştü.» diyorsun. tersine yanakları al al olsun. seni hep rahatsız etti bu eksikliğin. Bütün düşüncelerin bu rahatsızlığının denetimi altındaydı. çünkü orada beni bulmayı umuyor onlar.» diyorsun. bu yüzden sana karşı koyacak durumda değildi. «Cinsellik her şey değil. Düşüncelerin hep cinsellik çevresinde dönüyor. Ama sen. davranışları acımasız değil sevgi dolu olsun istiyor. «Durun ey kitleler! Sizin kurtarıcınız olduğumu göremiyorsunuz!» Senin kitlelerinle 52 konuşuyorum ben. ama hiçbir şey anlamadın sen! Senin o sözünü ettiğin «iktisadi etkenlerinle bile bir şey beceremiyorsun. Sen böylesin işte. senin iktisadî kurtuluşunu bilimsel temeller üzerine oturtmayı kendine görev edindi. Bir bilge adam.

Kendi mutluluğunu yiyip bitiren sensin. ispiyonculuk ve ihbarcılıktan. milyonların ayaklanması demek. ve senin küçük olmanı istiyorlar. Evet. yoksulluğu önlemek için yoksul. gel baştan alalım: Yaşamda ve sevgide mutlu olmanın «iktisadî koşulları »nı «makinalar»la karıştırıyorsun. suçlamalardan. bu «on çocuklu ana» fikrinin kurbanı değil misin sen sanki? Başka ülkelerde de. bu bilge adam. değil mi Küçük Adam? Bak dinle: Bir araştırmacı kendi bilim dalı ya da makinası ya da toplumsal 55 . İşte sen böylesin. Bu bilge adamın bir küçük ihmalinden dev bir yalanlar dizgesi oluşturdun. seni aydınlatmaya çabalarken yalnızca bir tek yanlış yaptı. Tam bir özgürlük içinde mutluluğun tadını çıkardığın olmadı hiç. top arabalarının geçit töreni yapmadı demek diye düşünüyorsun. Küçük Adam. senin. ozan ve bilgeler kendi mutluluklarını korumak için senden kaçtılar. Şimdi. kendini kurtarma yeteneğine sahip olduğuna inandı. insanların kurtuluşu. Büyük araştırmacılar. bütün yaşam koşullarının iktisadî duruma bağlı olduğunu. mareşallardan ve madalyalardan oluşan bir yalanlar düzeni kurdun — bunların dışındaki her şeyi fırlatıp attın. Senin çevrende. Oralarda bu sözcüğe şatafattı üniformalar giydirdin ve kendi içinden. onu. bir çiftçinin ürünlerini yetiştirdiği. bir kez ele geçirdikten sonra bırakmayacağına. Neden söz ettiğimi bilmiyorsun.» mi diyorsun? Peki. sevginin bağımsızlığa kavuşmasını. Mutluluğunu korumayı. Almanya'ya geldiğinde elini uzatabileceğin her kadının ırzına geçmekle karıştırıyorsun. kurtarman gerektiğini anlattı sana. Yalanlardan. Ama kimse sana neye benzediğini söylemeye cesaret edemiyor. Özgürlüğünü. «devletin büyüklüğü»yle sağlanır sanıyorsun. copçulardan. durmadan Heil! Heil! Heil! diye bağırıyorsun. nasıl olduğunu biraz daha iyi anlamaya başlıyor musun. Bu yüzden büyük bir oburluk içinde kendi mutluluğunu yiyorsun ve mutluluk sağlama. «diktatörlük» sözcüğü kulaklarında yankılandı. Çünkü senden korkuyorlar Küçük Adam. senin yörende mutluluğu yiyip bitirmek kolay ama onu korumak çok güçtür Küçük Adam. Senin kafandan çıkan. gizemli ve sadist subayı yarattın. Sonra da kalkmış. üniformalardan. gizli polislerden. çocuk bakımıyla «yurtseverler soyu yetiştirme »yi bir tutuyorsun. onu koruyabileceğine inandı. Küçük Adam? «Pek değil. cellâtlardan. Bir yanlış daha yaptı bu adam: Senin «diktatör» olmana izin verdi. zayıf ve çaresizleri ortadan kaldırmak gerektiğine inanıyorsun-. onu koruma sorumluluğunu hiç üstlenmiyorsun. bir bahçıvanın çiçeklerini. şu talihsiz küçük sözcük. kendini ve toplumunu her türlü baskı yönetimlerinden bağımsız kılman. onlara gereken besini verdiği gibi beslemeyi öğrenmekten yoksun bıraktılar seni.maya çabaladı. seni Üçüncü Reich'a ve senin türünden altmış milyon insanı mezara götüren küçük. doğum denetimiyle 54 «on çocuklu analara» madalya vermeyi birbirine karıştırıyorsun. güçsüz. işkencelerden.

ya da bir büro ya da maden ocağında aptal aptal köleliğini sürdürürsün. O bunları yaparken sen ona hiç yardımcı olmazsın Küçük Adam. toplu sözleşme yapmaz. yanlışlarla dolu küçük fikir ve ideallerinin doğurduğu sonuçlara katlanmak. Onun yaşamsal işlevleri onu bunu yapmaya ittiği için bu yolda çalışmaktadır. tersine "güçleştirirsin. Kâr dağıtmaz. benim dostum. sense kaygı istemiyorsun. Senin aptallıklarının. Küçük Adam. bu yanlışları anlayıp çözümlemek ve sonunda. Hiç. yirmi ya da otuz yıl. Ne de olsa o senin için düşünüyor. yardım elini uzatmamak ya da yardım etmemekle kalsan. Örneğin şunları söyleyemezsin: «Bak dostum. şeyi yoktur. ama hiç işi56 ni kolaylaştırmaz. ama bu dertlerden kurtulmayı başaramadım. Ne var ki. onların yerine kendi yargı ve bulgularını koymak zorundadır. yalnızca uzak durmakla. Benim makinam. bir araştırmacının sana düşüncelerinden başka verecek hiçbir. yeterinden çok kaygı. ve tasa duyuyorsun çünkü. Yalnızca kaygı verebilir bir araştırmacı. Bana yardımcı olmana bir katkıda bulunabilir miyim?» Hayır. tasalanıyor ve araştırmalarını «senin için» yapıyor değildir. yılbaşı ikramiyesi vermez ve bir elin yağda bir elin balda yaşamanı sağlayamaz. yardımcına yardım etmeye kalkmadın hiçbir zaman. Uzun yıllardır şundan şundan yakınıyorum. benim tarlalarım konusunda çalıştığını da anlıyorum. benim karım. benim çocuğum.Kendi mutluluğunu yiyip bitiren sensin fikri üzerinde on yıl. ücret yükseltmez. Ama yardımcına yardıma koşmazsın hiçbir zaman. benim evim. İskambil oynarsın sen ancak. Neden biliyor musun? Çünkü. Yeni bulguların ağır yükünü tek başına taşımak zorundadır. araştırmacı senin bu tavrından dolayı mutsuz olmayacaktır. hiç durmadan çalışır. ya da bir horoz dövüşünde avazın çıktığınca bağırırsın. her şeyden önce. Senin için tasalanmayı ve sana acımayı parti önderlerine ve din adamlarına bırakmış- 57 . durumları düzeltmek için ne kadar çok çalıştığını görüyorum.

hele güzelce bir aylığın da varsa. kayaların parçalanmasını. balon gibi patlıyor. Sen. çok. kalkıp bu araştırmacının kendisinin bir şeh-vet düşkünü olduğunu öne sürüyorsun. çevreye tükrükler saçıyorsun. diyelim belli hastalıkların iyileştirilmesini. kendin için tasalanma yetisini geliştirdiğini görmektir. zamanla. yardım etmemekle kalmıyorsun. senin adına ya da senin yerine yapılan işi çirkince bozuyorsun. İşte bu yüzden çok küçük ve sefilsin. hakikatten ve öğrenmekten çok daha önemlidir. şehvet düşkünü. yutmanı istemiyor.tır. Sana göre meslek onurun ya da bankada58 ki hesabın ya da radyum sanayisi ile olan ilişkin. Ama sen yardım etmemekle kalmıyorsun. senin sonunda kendi kendine bakabilme. kendini küçük görüyorsun. bu yüzden kendi öz duygularına güvenemezsin işte. bu bulgusunu açıklamışsa ve sen. ya da hastalarının yaşamını kurtarmak için senin büyük bir gereksinme duyduğun şeyi onun bulduğunu kabul etmektense. bulgularının kullanım değeri olduğuna. Ya da bir araştırmacı insanların neden kitleler halinde kanserden öldüklerini keşfetmiş de. «Yahudi» nedir bilmediğin gibi. Seni küçük gören kimseye saygı duyuyor. kazanılır. Küçük Adam. bir dâhi ne59 . Yani demek istiyorum ki. . Şimdi anlıyor musun mutluluk neden senden kaçıyor? Mutluluk. şarlatan ya da kamu ahlâkını hiçe sayan tehlikeli bir adam diye andığın araştırmacının bir «dehâ» olduğunu ilan edersin. bu yüzden senden kaçıyor o da. Daha dün sahtekâr dediğin. ya da ışınların maddenin içine geçmesini sağlayarak maddenin içinin görülebilmesini olası kıldığına birçok insanı inandırmayı başarır. ya da bir ağırlığın kaldırılmasını. Küçük Adam. ama pek çok kanserli hastanın öldüğünü görmeyi yeğleyeceksin. Kendi içindeki şehvet düşkününü gözden ırak tutmak için bunu söylediğini ve sevme yeteneğinden yoksun olmanın nedeninin bu olduğunu aklından geçirmiyorsun. ya da «senin» kanser sorunun. Artık ona bir «dâhi» diyorsundur. araştırmacının bir sahtekâr olduğunu ya da havadaki mikroplar konusunda hiçbir şey bilmediğini. senin kendisini kemirmeni. Onun istediği tek şey. mutluluk gökten yağmaz. yoksa bir yabancı mı olduğunu soracaksın. Araştırmacı. Oysa sen mutluluğu yalnızca yalayıp yutmak istiyorsun. yürüyerek değil. uğrunda çalışılmasını gerektirir. Ama araştırmacının bulgusu gazetelere geçtiğinde. Araştırmacı uzun ve zorlu bir çalışmadan sonra karına neden mutluluk veremediğini. kendini düşünebilme. bir Kanser Patolojisi Profe-sörüysen. araştırmaları için çok para harcadığını ya da aldığını söyleyeceksin. onu neden yürekten sevemediğini ortaya çıkardığında. koşarak gelir yardım istersin. senin çözemediğin sorun üzerinde çalışma yetkinliği olup olmadığını saptamak için onu muayene etmeye kalkacaksın. «hakikat» ya da «mutluluk» nedir bilmediğin gibi. gazetede okumadan bunlara inanmazsın Küçük Adam. ya da onun bir Yahudi mi. çünkü kendi öz duygularına güvenmiyorsun.

öyle mi Küçük Adam? Jack London'ın Martin Eden adlı kitabında sana söylediği sözlerle açıklayayım bunu da: "Dâhi". bu yüzdendir ki. Buluşun gelişmesine katkıda bulunacak hiçbir şey yapmıyorsun. Küçük Adam. Bir doktorsan eğer. üç yüzyıl sürdürdün. onu korumamak. bütün engel ve kısıtlamaları çiğneyen. o buluşa hiçbir şey vermemek..canlıları da makina yerine koydun. Kısıtlı. dâhi» diye bağırmaya başlar. onlara gereken saygıyı göstermeye de razısın. Anlıyorum. yaşamın boyunca sıkıcı bir büroya ya da bir resim masasının başına kapanıyorsun. yüz binlerce bilim işçisinin kafasında kök saldı. dürüst ve iyi çalışarak para kazanmakta hiçbir kötülük yok kuşkusuz.» diyeceksin Küçük Adam. hastaların çoğalacaktır. kasabalarının sokaklarında utkulu tavırlarla dolaştırabileceğin. terbiyeli bir dâhi. yanlış kavramlar. Ama. makinaların belli yasalarla çalıştığını gösterdi sana. Eğer bir doktor ya da bakteriyolog olarak tifo ya da koleranın bulaşıcı hastalıklar olduğunu biliyorsan. yalnızca sömürmek çok kötüdür. İnsanlar artık akın akın gelmekte. Uysal. kalktın öl60 dürmede kullanılan makinalar yaptın. insanın satışa çıkardığı ürünlerinin üzerine yapıştırdığı bir markadır. haklısın. Zaten bu yüzden böylesin. kanser hastalığında mikroorganizma arar ve böylece onlarca yıllık araştırmayı yok sayarsın.dir bilmiyorsun. kural tanımaz. Gelişme yok sende. çılgınlıkları olmayan. Olasılıkları görmüyorsun çünkü görüşün yok. insan içine çıkarmaktan utanmayacağın bir dâhi istiyorsun. Onun getirdiği yeni olasılıkları ya da kısıtlamaları görmüyorsun. katlettin. Senin yaptığın budur işte. şu ya da bu biçimde onlara zarar verdin. Bir keresinde bir büyük adam. kepçe daldırmayı iyi beceriyorsun ama yaratma yetisinden yoksunsun. kanatlan kırpılmış ve süslenip püslenmiş bir dâhi istiyorsun sen. İşte sen böylesin. Mekanik bir biçimde oburca. Ve bu yüzdendir ki çocuklardan nefret eden bir öğretmensin. bankadaki hesabını ya da kişilik zırhını korumak için— yaşama işlevleri göstermeye başlayan herkesi suçladın. dinini. çiğniyorsun. onun ortaya koyduğu mutluluğu yiyip bitirmek senin için daha kolaydır. kısacası halim selim. aptalca kabulleniyorsun bulguyu. «Bunda ne kötülük var sanki. ürünlerini avucu-nun içinden yemektedirler. sırtına deli gömleği geçirir gibi parmağına evlilik yüzüğü geçiliyorsun. yaşamın kendisi ağır hasar gördü. Çünkü artık pek çok küçük adam çıkar ve seninle birlikte. yeni bir düşünce geliştirmene olanak yok. Eğer (daha dün bir «şeh-vet düşkünü» ya da «deli» olan) araştırmacı bir «dâhi»yse. «Dâhi. çünkü sen yalnızca 61 . «dâhillerin olsun istiyorsun. Bu yanlışı üç onyıl değil. Ama iyi bir dâhi istiyorsun sen. çünkü canlıları makina yerine koyduğun andan sonra —onurunu ya da profesörlüğünü. Kaşık atmayı. daha önce olduğundan çok daha kolay iyileştirebilirsin onları ve çok daha fazla para kazanabilirsin. ölçülü ve uyarlanmış bir dâhi istiyorsun. Doğru. ehlileşmemiş bir dâhi değil. dahası. kısıtlamalarıysa görüyor ama kabullenmiyor.

ya da ruhsal-akılsal sağlığının en bozuk olduğu anda geldin bana. bir hayvan gibi huysuz bir halde bana geldiğinde tanıdım seni. anlatmakta yetersiz kaldığım şeyleri gösterecektir çünkü. mutlu olma yetisinden yoksun olmanın nedenlerini sakin sakin anlatmama neden izin vermiyorsun? Gözlerinde korku görüyorum-. kaçınılmaz olarak. Sendeki alma eyleminin temelde yalnızca bir anlamı var: Kendini büyük bir oburluk içinde parayla. Çünkü temel bedensel davranışın sürekli olarak kendini tutmanı ve kin gütmeni gerektiriyor. Bir şey yaratamaz. yalnız almasını bilirsin sen. burada sana benim göstermek istediğim. çünkü sen. Gene aynı nedenle hakikatten kaçıyorsun. Dilediğin dine. veremezsin. çünkü kendini boş. Hakikat. Buna bir diyeceğim yok. Küçük Adam: İçinde bulunan sevgi. Büyük bir boşluk ya da güçsüzlük duyduğun. seni tanıdım. Haydaa! İyi güzel ama. seni o halinle gördüm. bu soru seni çok ilgilendirmişe benziyor. bir başkasının gümüş tepside sunduğu şeyi kaşıkladın yalnızca. gerçekten bilgili saymıyorsun kendini. Ama bu kadarla kalmıyorsun ki? Kendi dininden başka din olmasın istiyorsun. İyi ediyorsun.aldın bugüne dek. Küçük Adam. aç. çünkü için- Kanatları kırpılmış. bilgiyle doldurmak istiyorsun. sokaklarda utkulu tavırlarla dolaştırabileceğin. o kadar. kendi dinine inanmak istiyorsun. ya da gerçekten öğrenmek istediğine inanmıyorsun. anlamak istemiyorsun. Sen yalnızca çorbaya kepçe daldırmasını bilirsin. ama baş63 . insan içine çıkarmaktan utanmayacağın bir dâhi istiyorsun 62 de gerçek ve doğal sevgi ve verme duygusu uyandığında birden paniğe kapılıyorsun. tepkesini salıverir diye kaçıyorsun ondan. Kendi dinine karşı hoşgörülüsün. mutlulukla. Yalnızca bir tüketici ve yurtsever gibi görünmek istiyorsun. Bu sözleri dinlemek. ve onun özü olan ailenin koruyucusu yurtseverliği yadsıyor! Bu adamı susturmak gerek!» Sendeki ruhsal kabızlıktan sözedildiğini duyunca böyle bir yaygara koparıyorsun işte. «Dinsel hoşgörü »den yanasın değil mi. mutsuz hissediyorsun Küçük Adam. Böylece. Bağırmak istiyorsun yalnızca. Bunun neden böyle olduğunu anlayamıyorum diyorsun öyle mi? Ama başka türlü olamaz ki? Bunun nedenlerini ben söyleyebilirim sana. «Şuna da bak! Yurtseverliği yadsıyor bu adam! Devletin. Sense bunu istemiyorsun Küçük Adam.

Sevginin. Bu yüzdendir ki. Ama gene de kendine göre bir yurtsever olmaktan vazgeçmedin. sen küçük bir yurtsever olmak istiyorsun. Lincoln ve daha birçok-. kasılmalarından. boşanmak için geçerli neden saymıyorsun sen. Sen de bir şehvet düşkünüsün çünkü ve bundan korkuyorsun. ruhsal kabızlığından kaynaklanıyor Küçük Adam. ey büyük isyancıların küçük torunu. Sendeki tutucu yurtseverlik.» Benim hakikatim karşısında yapabileceğin hiçbir şey yok. Şu senin yurtsever dediklerine bir göz atalım: Onlar yürümez. Olsa olsa. Biri kalkıp da bir kişisel Tanrı yerine doğaya hayranlık duysa. Almanya'da buna 64 «alaşağı etmek» diyordunuz. asker gibi uygun adım giderler. öfkeden kuduruyorsun. dostun olduğum için söylüyorum bunları. kendi mutluluğunu aydınlıktan ürken bir gece hırsızı gibi çalıyorsun. bedensel katılığından. kabalıkla suçlamasını istiyorsun. bunlan kendin asla yaratamazsın.kalarınınkine karşı hiç de hoşgörülü değilsin. baş-kalannın mutlu olduğunu gördüğünde kıskançlıktan çatlarsın. Karşılıklı verilmiş uygar bir ayrılma kararını. gerçek sevgiden korkuyorsun çünkü. işini seviyor ve ekmek paranı ondan kazanıyorsun. şunu «yaparlar. Kendi mutluluğunu aydınlıktan ürken bir gece hırsızı gibi çalıyorsun 65 . her on yılda bir falan değiştirdikleri «geleneksel düşman »ları vardır onlann. ve doğayı anlamaya çalışsa. seni aşağılamak için değil. çalışmanın ve bilginin anayurdu yoktur. çalışma ve bilgisini sömürmekten başka bir şey yapamazsın. işine karşı olan sorumluluğundan. Hakikati söyleyen dostlarını kılıçtan geçiriyorsun ama gene de. Rat-henau. Sevgiye hasretsin. üniforma tanımaz. Karl Liebknecht. sonra gene geleneksel düşman. askerî havalar «bağırırlar». Küçük Adam. senin işin. bilgiden korkuyorsun. onların «üstüne çıkar» gecede şu kadar «sefer» şunu. Evli çiftler artık bir arada yaşayamayacaklarını anladığında. bu yaptıkların seni alaşağı etti. Ne var ki. benim bilgimle. karısını ya da kocasını ahlâksızlıkla. ve başkalarının bilgisiyle beslenmektedir. Onlar. Hakikati. Bu yüzdendir ki sen yalnızca başkalarının sevgisini. Türkü söylemezler. İsa gibi. gümrük denetiminden geçmez bunlar. ve bu yüzdendir ki. evrenseldir ve bütün insanlığı kapsar. Uzun vadede. Kadınlarını kucaklamazlar. ları gibi öldürebilirsin beni. bir aynada. Düşmandan nefret etmezler. eşlerden birinin ötekini dava etmesini. Geleneksel düşman bir on yıl sonra geleneksel dost olur. elle tutamayacağın bir yerde görmek istiyorsun. geçmişte pek çok gerçek dostuna yaptığın gibi gebertirsin beni.

' okkalı bir «dava» yakalayıp. gerekli tüm işlemleri yaptırdım. Norveçliyim!» Bırak bu sözleri Küçük Adam! Sen hem bir Amerikan göçmeni hem de bir dünya göçmenisin. Diyelim bir Savcı Yardımcısısın. Aslında ne devlet senin umurunda ne de ulusun onuru. Küçük Adam. O bugün de senin o kurallarını hiçe sayıyor. polise kaydımı yaptırdım. Sokrat zamanında da böyleydi. hangimizin açık saçık yayınla- Neden bağırıyorsun böyle. Seni iyi tanırım. Anadan doğma bir göçmensin sen. Bu yüzden bana bir siyasal suç yüklemenin. giderek kuruduğunu hissediyorsun. Beni herkesin önünde ahlâksızlıkla suçlarken doğrudan gözlerimin içine bakamazsın. bir an önce Başsavcılığa atanmaktır. Onun bedenini öldürdün ama aklını öldüreme-din. Danimarkalıyım. sessizce gideceksin. Ama tarihten ders almazsın ki sen. hasta bakım odamda gördüğüm haliyle kamuya açıklayacağım diye ödün kopuyor. Gösterişli giysilerini kuşandığında içindeki insanı gizliyor O. Küçük Adam.«Susturun şu adamı! Yabancı uyruklu o! Bir göçmen! Oysa ben bir Almanım. ama korkakça. ona da aynı şeyi yaptılar. Bu dünyaya bir rastlantı sonucu gelmişsin. Sokrat'ı senin iyi ahlâkını hiçe saymakla suçladın. ey zavallı Küçük Adam. «Polise kaydını yaptırmış mı? Evrakları tamam mı? Vergilerini düzenli ödemiş mi? Araştırın. hangimizin şehvet düşkünü. evraklarım tamam ve vergimi tümüyle ödedim. Küçük Savcı Yardımcılarının istediği tek şey budur işte. bugün bile bu yaptığının farkında değilsin ve bu yüzden hâlâ bataklıktasın. Ama sana yardıma gelenlerde de benim hakikatimi bastıracak güç yok ki? Senin yardımcıların bile bana gelip karısından. Sokrat'ı sen öldürdün. onu da çırılçıplak gördüm ben. sinsi sinsi öldürüyorsun. hasta çocuğundan yaknııyor. yurttaşı ya da yasaları korumak umurunda bile değil. ve geldiğin gibi. İşte bu yüzden korkuyor ve yardım çağırıyorsun. seni ilgilendiren tek şey. Çünkü hangimizin daha ahlâksız. korkudan tir tir titriyorsun. biliyor musun? Korkuyorsun da ondan 66 67 . Bu adam devlet için bir tehlikedir. Neden bağırıyorsun böyle. ama benden hiçbir şeyini gizleyemez. Bedeninin kaskatı kesildiğini. biliyor musun? Korkuyorsun da ondan. beni yıllarca parmaklıklar ardına kapatmanın yollarını arıyorsun. ulusun onurunu lekelemektedir!» Evet. soruşturun. «Düzen»in çıkarları uğruna öldürmeyi sürdürüyorsun. Amerikalı. Senin doğal yapını.

çünkü «Başkan» ın kitaba karşı olduğunu açıklamıştı. 1928'de çalışmalarımız ilk somut sonuçlarını vermeye başladı. sen kendi varlığını şöyle yıkıyorsun: 1924 yılında insan kişiliğinin bilimsel bir incelemesinin yapılmasını önerdim. özel bir ses tonuyla. Rol bölümü yapılmış. kitabı yokumsayarak öldürmeye kalktın. aldığım bu sonuçları senin yayınevlerinden birinde kitap haline getirmek istedim. Hevesli göründün. Hitler iktidara yeni gelmişti. Gene büyük bir heves ve isteklilik gösterdin. Bunu ancak sen becerebilirsin. o bir kişi bendim. Hangi önemli. ancak senin ağzında bir suçlama niteliğine bürünebilir. Küçük Adam. senin kişiliğinin kabuk bağlamış olması nedeniyle iktidara geldiğini gördüm. Küçük Adam. açık saçık fıkralardan pek hoşlanıyorsun Küçük Adam. ya da önemsiz konumda olursan ol. çünkü kitap. ben sana benzemem ve bu konularda hiçbir zaman sana benzemedim. Başkanın. Ve başka hiçbir şey bilmediğinden. Sende makinah tüfek. Bak. Ama bak. bunların hangi kaynaktan geldiğini de biliyorum. bana onursal rektörlük sanı bile verdin. Kitap gene de yayımlandı. bendeyse bilgi var evet. 1933 yılında. bir Hitler'i nasıl ürettiğini gösteriyordu. Bu sözlerime inanıp inanmayacağın umurumda değil. yapış yapış ve hain. Kimin suçlu çıkacağı belli olmaz. Hitler'in. kötü bir sesle söyleyebilirsin bu sözcükleri.nn hayranı olduğunu çok iyi biliyorsun. İyisi mi sesini çıkarma sen. Ama bu kez susarak. 69 Uzayan hasret 68 . bunu adım gibi biliyorum. sen de istekliliğini sürdürdün. Kitabı kendi yayınevinde basmayı kabul etmedin. ya da bir kadınla eyalet sınırını geçmekle ya da sokaktaki bir çocukla tatlı tatlı konuşmakla suçlayabilirsin beni. benim de sana benzediğimi sanırsın. Yok. Bu yukarıdaki üç tümce. senin. biliyorum. gelir vergimi yüz dolar eksik tuttuğumu kanıtlamayı başarabilirsin. Biri sayıları kabarık olan tanışları arasında açık saçık fıkra anlatmayan tek bir kişi olduğunu söylemişti.

boy gösteren cinsel yoksulluğa dokunmadan yapmak istiyorsun. hakikate yeğ tutuyorsun. Cinsel yoksulluk sözcüklerini ağzına bile almıyorsun. Bir teknisyen kalksa. 1946'da kitap ikinci basımını yaptı. çünkü yasak. sevme ve bunun tadını çıkarma yetisinden yoksun olmalarından kaynaklandığını öğrettim sana. milyonların yaşamına malolduğu gerçekliğini daha ne kadar görmezlikten geleceksin? Güvenliğini. İnsan kitlelerinin sevisel yaşamından söz edemiyorsun. çocuklarının. cinsel organlarında duydukları heyecanların bastırılması gerektiğini ve bunun için de onları soluklarını tutmaya alıştırmaları için zorlamalarını söylüyordu. ha? Daha ne kadar ağırbaşlılık dediğin o şeyi tıbbi yükümlülüklerine yeğ tutacaksın? Kullandığın taktiklerin. «Maine eyaletinde doktor71 . kalkmış dostlarına. «Bu ne işe yarar? Hastaları nasıl iyileştirir?» diye sormadın. Bunu ilk söylediğim günden yirmi iki yıl sonra. Küçük ruh doktoru? Bedenleri güçsüz kocalar tarafından hırpalanan genç gelinlerin yakınmalarını duymadın mı hiç? Duydukları sevginin gereğini yerine getirememekten çatlayan ergin çocukların çektiği acıya tanık olmadın mı hiç? Gene de güvenliğinin hastalarından daha önemli olduğunu söylüyorsun. Korkaksın sen. Ama işi. Tasımdaki hoşafın tanelerini ayıklayıp yemeye varsın ama güllerimin dikenine katlanamazsın. insanların şu ya da bu çılgınlığa düşmelerinin. Ancak. övgünü kazanan kitabımdan hiç söz etmedin. ruhsal-sağaltımın teknisyeni olan sen böyle davranıyorsun. Yirmi iki yıl boyunca. zararsız ve ağırbaşlı sözcükler bunlar sana göre. ama motorla pervanenin gizlerinden hiç söz etmese. Tam on iki yıl sustun. Bir zamanlar ilgini çeken. «Akıl hastalıklarını önlemek» istiyorsun. Onun bir «klasik» olduğunu ilan ettin. Bunu 70 söylemekte sakınca görmüyorsun. şu ya da bu belalara dolanmalarının zihin ve bedenlerinin kaskatı kesilmesinden. Beni pis fıkralarına konu eden sen değil misin. nasıl olur? İşte. bireysel sağaltımın değil. sevme edimi sırasında başka hayvanlarınki gibi kasılıp gevşeyememe-si nedeniyle bunun böyle olduğunu anlatmaya çalıştım. Acun-sal Yaşam Enerjisi'ni bulduğumu duyduğunda. zihinsel bozuklukların (akıl hastalıklarının) önlenmesinin önemli olduğunu sana öğretmeye başladığım günden bugüne tam' yirmi iki uzun. Bugün bile hâlâ tutuyorsun kitabımı. ha? Bana «bedensel boşalma peygamberi» diyen sen değil misin? Ha. sevgi duyma. zihinsel bozuklukların önlenmesinin önemli olduğunu söylüyorsun. gene öyle davranıyorsun: Varılacak hedefin ne olduğunu söylüyor ama ona nasıl erişileceğini açıklamıyorsun. bugün. beğeniyorsun. buna benzer bir soru duymadım senden. uçma tekniklerini açıklasa. Yok. Ve bir tıp doktoru olarak içinde bulunduğun bataklıktan çıkamıyorsun. sıkıntılı ve olaylarla dolu yıl geçti. Bireysel sağaltımın değil. İnsanların gövdesinin.ayrıca analara. Ve binlerce yıl nasıl davrandınsa.

çalışmalarımı engelleyemeyeceğini bilmiyorsun. İnsanları «duvar dibine dikmekle» özgürlüğüne kavuştuğunu sanıyordun. «Gebertin şunu! Ulusun ve devrimci proletaryanın onurunu lekeliyor! Kurşuna dizin! Haydi duvar dibine!» Ne "Viva!" diye haykırman. Şimdi. heyecanlanma birden. Coşkusal vebanın ve yaşam enerjisinin bulgucusu olarak bu dünyanın her yanında bir anlam ifade ettiğimi. gebertin. denetleyemeyeceğini bilmiyorsun. Küçük Adam. benden fazla bilgisi olmayan hiç kimsenin beni sınayamayacağını. yaşam zerreciklerini inceliyorlardı. Bugüne dek hiç kimse. savaşa katılmak istedin. Bunu öğrenmek istemez misin. Senin o küçük ruhsatlarının benim çalışmalarımı bozmaktan —ama azıcık bozmaktan— başka işe yaramayacağını. gelecekte sahip olacağın gerçek özgürlük.luk yapma ruhsatı var mıymış» diye sordun. ya da sağladınsa neden hemen bir yeni efendiye teslim ettiğini sormadı. öldürün!» Pekâlâ. neden kendine özgürlük sağlayamadığını. içindeki Küçük Adamın nasıl davrandığını anlatacağım sana. senin Parti Kongrelerinde alacağın on binlerce karardan çok şu bir sorunun yanıtlanmasına bağlıdır. küçültmek değil amacım. Bir kerecik olsun kendini ayna karşısına diksene! «Öldürün. neden bugüne dek özgürlüğünü elde edemediğini ya da elinde tutamadığını göstermek istiyorum. yalnızca. Küçük Adam. dur. o kadar. Sense 73 72 . ha? «Öldürün. ne de "Gebertin!" diye bağırman seni amacına bir adım bile yaklaştıracak değildir.: gebertin! Öğrencilerim mikroskoplarının başına çökmüş. kısa keseceğim: Bir rastlantı sonucu özgür bir durum içinde bulunduğunda. Bu «harikulade fikir» çok hoşuna gitti. gebertin!» Dur bir dakika. gelelim senin şu özgürlük sarhoşluğuna. «Şuna da bakın! Dünya proleterlerinin devrimci dalgasına dil uzatıyor! Demokrasiye dil uzatıyor! Gebertin şu karşı-devrimciyi! Kahrolsun karşı-devrimciler!» Dur. sen ey demokratların ve bütün dünya proleterlerinin küçük Führer'i. Benim enstitümde şöyle bir olay oldu: Öldürün. Seni aşağılamak. değil mi. Diyelim çocuk ve erginlerde cinsel sağlığın sağlanma ve korunması üzerine çalışmalar yapan bir Enstitüde öğrencisin. Bana kalırsa.

Bunun sonucu Berlin'de görüldü: Proletaryanın askerleri gece sabahlara dek kadınların ırzına geçtiler. aklının yalnızca iğrenç ve açık-saçık şeylere çalıştığını herkes gibi. Bunu sen de biliyorsun. Böyle bir örgütün toplantısında bir kızla tanışmakta bir kötülük gördüğümden değil. Gelip senin de incelemelere katılmanı önerdim. Sen ve dostların. Ne o. Bu pisliği askeri güçle. Enstitüye ve onun temel fikrine karşı büyük bir kin ve aşağılama duyduğunu ve bu yüzden öyle uygunsuz davrandığını anladın. Seni harekete geçiren dürtünün ne olduğunu ancak bir hayli zaman sonra anladım. sen de biliyorsun. yaşantını iyileştirmek için büyük bir istek duyduğunu. arkadaşlarınla sokakta yürüyordunuz. karşı cinsten olan herkese büyük bir doymakbilmez-likle baktığını artık şu kadarcık çocuklar bile biliyor. Proleterlerin anayurdunda da böyle yapmışlardı: cinsel sorunların kendiliğinden çözümlenmesini beklemişlerdi. hep bir ağızdan şöyle bağırdığınızı duydum: «Kadın istiyoruz! Kadın istiyoruz!» Geleceğinden kaygı duyduğum için. Yaşamının her anında büyük bir cinsel açlık içinde bulunduğunu.Acunsal Yaşam Enerjisi toplayan aygıtta oturu-yordun. Seni hemen azarladım. Senin o «devrimci onur» şampiyonları. mutsuzluğunun nedenini anlamayı ve bunu ortadan kaldırmayı öğrenmeni sağlayabilecek örgütler kurdum. Bu gibi olaylar «yalnızca savaşta 75 . kısacası.. ama neden azarlamakta haklı olduğumu anlayamıyordun. seninle yaptığım ayrıntılı bir tartışma sonunda. kendine kolay yoldan bir kız bulacağını. Proletaryanın Führer'leri bu bozukluğu giderecek. bir kez daha bataklığın içindeki yerini korudun. dostlarınla sevgi konusunda konuştuğunda. çıplaktın. senin bunu anlamamanın nedenini kavrayamamıştım. bu türden bir özgürlük olmasını beklediğini itiraf ettin. ağzından yalnızca açık-saçık fıkraların çıktığını. toplama aygıtından çırılçıplak kalktın. daha yüzyıllarca taşıyacaksın alnındaki bu karayı. Çok geçmeden.. kızların ve kadınların arasında tüm çıplaklığını sergiledin. Bunu anlayınca aslında senin yaşantını iyileştirmene yardımcı olmak için kurulmuş olan bu örgütleri dağıttım. «dünya proleterlerinin askerleri» seni öyle bir lekelediler ki. Hem ayrıca. Bunun sebebi neydi acaba Kü74 çük Adam? Başlangıçta bunun içtenlikli bir davranış olduğunu sandım. üstelik beş para bile vermeden gününü gün edeceğini umdun. Bunun üzerine. Bir gece.» Bu sözleri çok duyduk. Daha sonra. Bense kendi payıma.. bir şey mi dedin? «Proletaryayı bozan kentsoylulardır. bu örgütlere böylesi iğrenç düşüncelerle yaklaştığın için dağıttım hepsini. bu toplantılara oluk oluk akın ettiniz. İşte bu yüzden kalktı bu örgütler ve sen. cinsel sağlığı savunan bir Enstitüde. yumruklarıyla temizleyecekler. Özgürlüğünü poker fişi gibi harcadığına bir başka örnek vereyim. benim gibi. proletaryanın cinsel sorunları kendiliğinden çözümlenecek. Buranın değişik türden yeni bir genelev olduğunu sandın. toplantılara bu yüzden geldiğini sandım. Küçük Adam.

böyle. senin yaşamında iğrenç bir yatak serüveni haline gelir. Neyle suçluyorum. insanin kendisinin sevgi denen şeyin ne olduğunu bilmesi ve sevgiyi yaşaması gerekmektedir. Yaşam dolu. demişim. cinsel düzenlilik konusunda da inançlı görünüyordu. Führer niteliklerine sahip biri.'» Ben. verdiğin zararların haddi hesabı yok demektir. Küçük Adam. çekici bedenlerden derin. acı bir kinle nefret etmen için yalnız bu durumun yeter. yalnızca kendi çocuğun yok diye öğretmenlik ediyorsan. Seni şişman ya da çekicilikten yoksun olmakla suçluyor değilim! «Sevgi»nin tadını çıkaramamakla da suçluyor değilim seni (bunu sana verecek sağlıklı bir erkek görmedin). çocuklarda bulunan sevme yetisini anlamadığın nedeniyle de suçlamıyorum. hiçbir özel nitelik ve yeteneğin olmadığı halde. çocukları eğitmek demek. ha? Öyleyse gel bir başka öykü anlatayım sana: Proletaryanın diktatörlüğüne büyük bir coşkuyla inanan. bu uğraşı seçmenin tek nedeni buysa eğer. Karl Marx nasıl insanlara ekonomik bağımsızlığa kavuşmanın yolunu gösterdiyse. Bana geldi ve şunları söyledi: «Harikasın sen. dedin onlara. Senin görevin çocukları eğitmektir. sağlıklı babalarına yabancılaştırdı77 76 . Benim sevgiyle sarılma de- diğim şey. Küçük Kadın. Oysa sen şişmansm. Sağlıklı çocukların içinde bulunan sevgiyi. sen de insanlığa cinsel bağımsızlığa kavuşmayı öğrettin: 'Gidin.olur» diyorsun. Bu bir cinayettir işte çirkin Küçük Kadın. önünüze geleni becerin. İşte bu yüzdendir ki tekrar tekrar ve de gidip gidip batağa saplanıyorsun. biliyor musun. çekicilikten yoksunsun. Eğer sen. çekicilikten ve sevme yetisinden yoksun oluşunu bir erdem saymak ve —eğer bir «ilerici okul »da çalışıyorsan— içindeki acı kinle çocuklarda bulunan sevgi'yi öldürmekle suçluyorum seni. Neden söz ettiğimin bile farkında değilsin. Sen. her şeyi ters anlarsın. Küçük Adam. Eğitimi ciddiye alacak olursak. Çocukların cinselliğini doğru bir biçimde yönlendirebilmek için. çocukların cinselliğini doğru bir biçimde yönlendirmek demektir. biçimsiz bir görünümün var.

sorumlu bir konuma getirildin. yapaylığını sahte gülümsemenin ardına gizliyorsun 78 79 . Küçük Adam: Büyük çabalarla durmadan çalışarak vardığım sonuçların ne olduğunu ve ne uğruna savaştığımı öğrenmek için bana geliyorsun. bir çocukta bulunan sağlıklı sevgiyi hastalık belirtisi olarak gördüğün için zararlı. içtenliğine güvenim var. Alçakgönüllülük gösterip bir köşeye çekilmek yerine o fıçı görünümünü ve yapaylığını sahte gülümsemenin ardına gizlediğin acı kinini bu yaşama zorla kabul ettirmeye.ğın için zararlı senin varlığın. Ama sen kalkıp. böylece kendine özgüven sağlamak. bulgularımı bilimin hizmetine sunan bir kişi oldun. ve dünya. Bu yüzden böyle düşünüyor. günün her dakikasında nasıl engellendiğini. sana verdiğim bilgiyi dilediğin yerde kullanmakta özgürsün. Karşılığında hiçbir şey istemem. Ben olmasam. bir fıçı gibi düşündüğün. Küçük Adam. özgürlükten yoksun olma durumunun nerelerden beslendiğini öğrettim sana. Benden bilgi almak. bir fıçı gibi eğittiğin için. küçüksün. sağlıklı çocukları böylesi kadınların eline teslim ettiğin. bu yüzden böyle yaşıyorsun. çünkü kendi başına ve kendi olanaklarınla gelişme yetisinden yoksunsun. bütün bunları yaşatmaya çabaladığın için zararlısın. Buna hiçbir diyeceğim yok. iyileştirme yöntemlerimi öğreterek büyük bir doktor olmanı sağladım. Özgürlüğün. Sana bilgimi vererek. bir başka ülkede. Özgürlük konusunda terbiyesizlik ediyorsun. Ama özgürlü- Fıçı gibi olduğun. Ama sen için için kendini bana bağımlı hissediyorsun. Bak sen nasılsın. bir fıçı gibi eğittiğin için zararlısın sen. bir fıçı gibi düşündüğün. bu yüzden böyledir. Gittin. Bütün bunları sevinerek veririm sana Küçük Adam. Dilediğini yapmakta. benim «ırzına geçtiğimi» söylüyorsun. Ve sen Küçük Adam. içlerinde bulunan acılığı ve zehirlerini sağlıklı ruhlara dökmesine gözyumduğun içindir ki. geleceği görebilmek ve her şeyden de önemlisi gelişmek için bana gereksinmen var. Fıçı gibi olduğun için. Dürüstlüğüne. tanınmamış bir pratisyen doktor olarak kalacaktın. bir fıçı gibi sağda solda yuvarlandığın. benim çalışmalarımı anlatan. küçük bir kasaba ya da köyde.

Tavuklara ve yavrulara gelince. böylece yeni dünyalar. Bir kez daha kuluçkaya yatar. Yağmur yağdığında ya da fırtına koptuğunda onun güçlü kanatlan altında ısınmakta. Özgürsün çünkü. karanlık vadilerde çook çok yükseklerde sarp kayaların üzerinde yaşadıklarından habersizdirler. onlar bir kartalın kuluçkaya yatması sonucu dünyaya geldiklerinden habersizdirler. bunları büyütüp büyük kartallar yetiştireceğini sanır. işte bu yüzden böyle. 81 . Bir de bakar ki. durmadan gagalamakta ve karınlarını doyurmaktadırlar. Çaresizlik içinde bulunan kartal. Bir kartal. yumurtalardan kartal yavruları çıkacağını. İşte bu yüzden küçüksün sen Küçük Adam ve dünya. Üzgün ve yalnız kartalı yumurtalardan çıkan tavuk ve civcivleri yemekten alıkoyan şey yalnızca bu küçücük umuttur. yumurtalardan civciv çıkıyor. biliyor musun Küçük Adam? Başlangıçta kartal. Nemli.Kartalın altından çıkan civcivler ğü küstahlıkla karıştırmak köleliğin özgün özelliklerindendir. Kartal bu durumda. civcivlerin büyüyüp kartal olacağını umar gene de. çalışmaların konusunda rapor yazmaktan kaçmıyorsun. gıdaklayan tavuklarla civcivleri yeme itkisini bastırmak için çok uğraşmıştır. korunmaktadırlar. bağımsızsın — işbirliği etmekten ve sorumluluktan bağımsız. Kartalsa kendi gövdesini fırtınaya siper etmekte. herhangi bir korumadan yoksun bulunmaktadır. Yani bu civcivlerden birinin. sonuç aynı. tavuk yumurtaları üzerine kuluç80 kaya yatsa ne olur. Kartalın kendilerine getirdiği yiyecekleri tıkınıp durmaktadırlar boyuna. Tek başına kalmış kartal gibi uzaklara bakmazlar. Onu yemekten alıkoyan tek şey küçük bir umuttur. Özgür olduğunu öne sürerek ve buna sığınarak. yeni düşünceler ve yeni yaşama biçimleri bulunduğunu anlayıp bunları arayabilecek büyük bir kartal olabileceği umudu. bir gün küçük bir kartal olabileceği. kendisi gibi çook çok yükseklerdeki yuvasından bakıp uzaklıkları görebilecek. büyüyüp kendisi gibi yetenekli.

On83 . geceleri karabasanlarla uyanıyor. enflasyon nedeniyle çöküyor. yüreği katı. hep eğ82 reti. Büyük bir bunalım içinde. yürekli ve yalnız olan birçok adam. Heil. yüzyıllardır aynı soruyu soruyorsun. bir yığın erkekle geziyor. bu yüzden sürüler halinde yaşıyor. Sana bir de «Heil. bugün bile umudunu yitirmiş değildir. Milyonlarca insan yiyecekten yoksun. Akbabalar sana leş yemeyi ve birkaç buğday tanesiyle yetinmeyi öğretti. Ama düşünür. Küçük Adam. ne yapman gerektiğini çoktan söyledi sana. Büyük Akbaba!» diye haykırmayı öğrettiler. daha iyi geleceklere götürmek isteyen kartallara karşı olan Führ«rler haline geldi. sana bunu söyleyen büyük adamı da öldürüyorsun. her şeyi kırıp döküyor. kartallara. sinir nöbetlerine tutuluyor. Yaptığın her şey eğreti. yaşamın. «Çocuğum çok inatçı. Hakikati güvenliğe yeğ tutan bir yaşam biçimi içinde elde edilen büyük başarı ve bulgunun yazgısı şudur: Senin tarafından büyük bir açgözlülükle yalanıp yutulmak ve sonra gene senin tarafından dışkı olarak atılmak. onlara acımaya başlar. diye umar. birbirlerini öldürüyor. gün gelir. seni daha ileriye. kültürün ve uygarlığın. sevgin ve çocuklarına verdiğin eğitim. oysa biz tüm savaşları önlemek için yapmıştık son savaşı. Bana işkence ediyor. gelip gelip aynı soruları soruyorsun-. Sen bir kartal olmak istemiyorsun. bilmek de istemiyorsun. benzi soluk. akimi derslerine veremiyor. Kartallardan korkuyorsun. bu yalnız önünü gören ve gıdaklamaktan. Bu yüzden kuluçkaya yatmayı. Ne yapmalıyım? Bana yardım et!» Ya da: «Karım bana karşı cinsel istek duymuyor. yalayıp yutmaktan başka bir şey bilmeyen civcivler arasından kartal gibi olma yetisine sahip bir yaratık çıkar.Daha da kötüsü. Küçük Adam: Evini bir kum tepeciğinin üzerine kurmuşsun. korkunç bir savaş patladı. Belki. Onların kendisine kötülük yaptığını anlayan kartal ilkin bu tavukları parçalama isteği duyar. Büyük. insanlıktan çıkıyorlar. Umutlarını yitirdiler. ama gene de senin yumurtalarına kuluçkaya yatan kartallardan korkuyorsun. Ne yapmalıyım? Söyle!» Ya da: «Yeni ve çok daha öldürgen. Bunu bilmiyorsun. ölüm açlığı içindeler. Şimdi büyük kitleler halinde açlıktan kıvranıyor ve ölüyorsun. taşlar atmaktadırlar. bu tavuklar ona tuzaklar kurmakta. Ve akbabalar. Çünkü senin tavuklarından bazıları da akbaba yumurtaları üzerine kuluçkaya yattı. bilimin ve tekniğin. bu yüzden de akbabalara yem oluyorsun. civcivler çıkarmayı sürdürmektedir. siperler ardına gizlenerek ona ucu sivri kaya parçaları. Ne yapmalıyız?» «Ne yapmalıyım?» «Ne yapabilirim?» Sonsuz geçmişten beri. çalıp çırpıyor. senden kalabalık olan sürüler tarafından da yutuluyorsun. Şimdi ne yapacağız?» Ya da: «Varlığıyla övündüğüm uygarlık. kabızlık çekiyor. Yalnız kartal. beni hiç sevmiyor.

hakikati işittiğinde önüne geleni öldürecek denli öfkeleneceksin: Evini derme-çatma kurdun ve bütün bunları böyle yaptın. çünkü kulakların bu sözlerden sağır olmuştu. Her seferinde. senin çöllerinde yokoluyor Küçük Adam. Heil! diye haykırdın ve Untermensch'i seçtin sen.» Ama onların sözlerine kulaklarını tıkadın. kırıp döktün ve onları ortadan kaldırdın. Pek çok büyük adam söyledi sana: «Aslına dön — içinden gelen sesi dinle — gerçek duygularının buyruğuna uy — sevgiyi yeşert. sense bedeninden korkarsın. çünkü içinde yaşamı duyma yetisinden yoksunsun. kültürel uyarlama kuramı arasında bir seçme yapman gerekti. yani kısacası. çünkü gerçek düşünme eylemi. onları ters tarafından yakaladın. Freud'un. bedensel duygularla birarada gerçekleşir. Demokratik bir anayasayla Stalin'in diktatörlüğü arasında bir seçme yapman gerekti. sağırdın sen. büyük hakikati değil de küçücük yanlışı yaşamının yolgöstericisi olarak gördün. korkuyor ve şunu soruyorsun: «Bay Jones ne der? Yargıç Smith ne der acaba?» Düşünürken de korkak davranıyorsun. 85 . Dayanamadığm için de.ların öğretilerini çarpıttın. doğal davranışa karşı hoşgörülü davranamazsın. Hıristiyanlıkta. doğallığa dayanamazsın çünkü. çünkü çocuklarındaki sevgiyi daha doğmadan öldürüyorsun. ha? Bu sorunun ciddi olduğunu sanmıyorum. coşkusal hastalıkların çekirdeğinin cinsellik olduğu yolundaki açıklamasıyla. elini değdirdiğin her konuda büyük doğruyu değil. Sorunu yanıtlarsam. hiçbir özgür. doğal davranışa karşı hoşgörülü davranamazsın Nietzsche'nin seni Übermensch'liğe (Üstüninsan'lığa) yükseltmesiyle Hitler'in Untermensch' liğe (Aşağıinsan'lığa) alçaltması arasında bir seçme yapman gerekti. Küçük Adam. Söylenenler uçsuz bucaksız çöllerde yitti. senin korkunç boşluğun içinde. hiçbir özgür. Bunu neden yaptığını soruyorsun. cinsellik kuramını bir kenara attın. toplumbilim öğretisinde. hakikati söyleyen yalnızların sesiyse. Sana hiçbir dayanak noktası tanımayan kültür felsefesini seçtin. gene onun. Stalin'in diktatörlüğünü seçtin. hiçbir canlı ifadeye. 84 Hiçbir canlı ifadeye. küçük yanlışı seçtin. sev. Halkın egemenliği konusunda.

ineklerin kutsallığı konusunda Müslümanlarla çekişiyorsun. «Neden bütün bunları 87 . Acımasızlığı seçtin. Milyonları öldürmelerinden önce nerdeydin peki. önemsiz şeylerin her biri. Almanya'da. Himmler'i emniyet müdürü yaptın ve gerçek dostlarını öldürdün. seninse ömürboyu ve de zorunlu olarak evli kalman konusundaki yasası arasında bir seçme yapman gerekti. ölürken. Landau ve Mülsham vardı. Sen. gözlerini dört açmak. dünyanın her yanından gelen gemilerin bir limanı sanırdım! Hitler'cilerin milyonlarca insanı öldürmelerinden sonra. papazların ömürboyu bekar. atarak devlet fikrini seçtin. bir yanda Liebknecht.İsa'nın görkemli sadeliği ile Paul'ün. insan adlı hayvanın dev yoksulluğunu aydınlatıyor. Engizisyon yöntemlerini bir kez daha dirilttin. yanlardan birini seçmek durumunda kaldın. Fransız Devrimi sırasında acımasız Robes-pierre ile büyük Danton arasında bir seçme yapman gerekti. benim. büyüklüğü ve inceliği darağacına gönderdin. Akıl hastalıklarının belli bir açıdan değer86 lendirilmesiyle şok uygulamalı sağaltım arasında seçme yaptın. Şu yirminci yüzyılda. onun gizleri konusunda yaptığım ve milyonlarca insanın yaşamını kurtaracak olan açıklamalarımı dinlemeye yeğ tuttun. Kanser konusundaki saçmalıklarını gazete ve dergilerde durmadan yineliyorsun. Marx'ın. Ben de şu Trieste'yi. onur kırıcı sözler söylemeye zorlayarak işkence içinde öldürdün. yoksa «Slav» mı olduğunu açıklığa kavuşturmaktan başka derdin yok. karını ya da ananı kurtarabilecek bilgi konusunda suskun kalıyorsun. Küçük İtalyan ve sen Küçük Tries-teli Slav. bir yanda Goering ve Himmler. yurdunda milyonlarca insan açlık çeker. kalkmış onları asıyorsun. Bulgularından yararlanmakta olduğun büyük Galileo'yu. o vakit ne düşünüyordun? Düzinelerle ceset oturup düşünmen için yeterli neden değil miydi? İnsanlığının kıpırdanması için milyonlarca ceset mi gerekliydi? Bu küçüklüklerin. Sen. pılı pırtı içinde dolaşıyorsun ama Tri-este'nin «İtalyan» mı. Çocuk İsa'yı salt sevgisiyle doğuran yalın anasını bir kenara attın. nesnelerin değerini üreten tek şey olan sendeki yaşayan işgücünün üretkenliğini sağlama fikri ile devlet fikri arasında bir seçme yapmak durumunda kaldın. Kendi öz sefaletinin dev boyutlara vardığını anlamak zorunda kalmayasın diye. Hindistanlı Küçük Adam. Kanser hücresi konusundaki bilgisizliğini. çocuğunu. İsa'nın. Papazların bekarlığını ve zorunlu evliliği seçtin. Julius Streicher ve Walter Rathenau arasında bir seçme yaptın: Rathenau' yu katlettin. Lodge ile Wilson arasında bir seçme yaptın: "Wilson'u öldürdün. bakışlarını bulandır-mamak gerekliyken kör kalabilmek için şok yöntemini seçtin. Diyeceksin ki. kendi içindeki «yaşayan şey»i tümüyle bir kenara. Acımasız Engizisyonla Galileo'nun hakikati arasında seçme yaptın.

hele seçtiğin Führerlerin eline sakın verme onu. 89 . Başka ülkelerdeki insanlarla ilişki kur. milyonlarca insandan biri olan sen. Bunun yerine. Küçük Adam. Ve en önemlisi. Su boruları patlamış. Çalışma konusunda yol gösterici durumuna geldin-se. «Ne yapmalıyım şimdi? Evim çöküyor. içinden gelen şeyi dinle. çünkü onlar da. DOĞRU DÜŞÜN. bütün meslekdaşlarına. kafandaki silindiri fırlat bir kenara. «Heil. Yaşamını kendi ellerinde tutuyorsun. iyi ve kötü yanlarıyla sana benziyorlar. Küçük çocuklarının sevgisini. Böyle bir yasa. DOĞALLIĞINI YAŞA! Olduğun gibi görün. Cellatlarının ipine koşup idam edileceğine. «Yahudi saçması» sayıyorsun. evin derme-çatma ve sanki bir kum tepeciği üzerinde duruyor. büyük Fuhrer. yalnızca yaşam için çalışmaya kararlı olduğunu. tanıt ya da sevgiye hasret yetişkinler okuluna değil de bir ıslahaneye gönder. şehvet-düşkünü. ondan daha fazla sömürme yarışını bırak. ben de hastayım. «proleterlik onurum» ya da «ulusal onurum» sağolsun. rüzgâr içeri doluyor. ona dayak zoruyla öğrettiğin «disiplin ve düzen» nutukları çekmeyi sürdürüyorsun. üzerine yaşamını kuracağın kayalardan oluşan sağlam bir temeli. insan yaşamının ve iyi şeylerin korunması için bir yasa yarat. Karın zatürreden yatıyor ve sen Küçük Adam. diyorsun. değerli. Sırtındaki smokini. on altı yaşındayken kurduğun yaşam düşleridir. çocuğunun bedensel sevgisi. çocuğum ve karım hasta. Eğer sen. ama sen. Yanılsamalarını kaldır at. kimseye güvenip de bir başkasının. Bırak çocuğun doğa (ya da «tanrı») nın yarattığı gibi büyüsün. onu anlamaya ve korumaya çabala. komşun da bundan hoşnut olacaktır. Komşu88 na boşver. «Benim iyi. Doğayı düzeltmeye kalkışma. Tavan başına çöküyor ama sen. Dedikodu kumkumalarını eleştir. yerine hakikatin bir parçasını koy. içinden gelen ve seni tatlı tatlı okşayan sesi dinle. onu herkese göster. Boks maçı yerine kitaplığa. Koşa koşa bana geliyor. dünya çok daha başka olurdu ve senin büyük dostların.ciddiye alıyorsun? Bütün kötülüklerin sorumlusu sen misin bu dünyada?» Bunu söylemekle kendini mahkûm ediyorsun. yaptığın ufak tefek küçüklüklerden dolayı yaşamlarını yitirmezlerdi. artık seni sömüreni. çocuğun boğuluyor. büyük Doktorum!» diyorsun. ne yapacağım?» Yanıtım şu: Evini kayaların üzerine oturt. Hiçbir sorumluluk yüklenmediğin içindir ki. evinin altındaki kayanın bir parçası olacaktır. karını kucaklamak için kimseden izin belgesi isteme. Pek çok büyük adam söyledi sana böyle davranman gerektiğini. Altındaki döşeme çöküyor ama sen düşerken bile. karının düşlediği sevgi. Bütün dünyadaki çalışanlara. eğlenceler merkezi Coney Island'a gideceğine yabancı ülkelere git. artık ölüm için çalışmayacağını bildir. Rus ve Yahudi onurları!» diye bağırıyorsun. doyumsuz kadın ve erkeklere karşı koru. Yaşasın Alman. Kaya dediğim şudur: Senin içinde bulunan ama öldürdüğün doğal yapındır kaya. sorumluluklarının şu kadarcığını yerine getirsey-din.

ilk kez kendi içine baktığında. Bu senin içinde yanan ilk kıvılcım olacak. sonunda. Her geçen gün. bütün halkların. bir efendiyi bırakıp. sevgiyi çalıyorsun. Yüzyıllar boyunca yolunu sapıtacaksın. başkalarına üstün olmak. proleterlerin ve tüm ülkelerin Führerlerini. Sonra. kendilerini bir şey sanan lâf ebelerinin dediklerini yapacaksın ve YAŞAM. onları yönetmek. köreltiyorsun. ya da işitsen bile. »efendi» olabilmek için kapında köpek besliyorsun. yavaş yavaş giderek ve karanlıkta el yordamıyla yolunu bulan biri gibi. duymayacaksın. güçlü olmak için can atıyorsun. delikanlılarının perişanlığını. Küçük Adam. ya şamın korunması gereken durumlarda kan dökeceksin ve özgürlüğü. Çünkü yaşamdan korkuyorsun. efendilerin olarak selâmlayacaksın. Yaşamı öldüreceksin. cellatların yardımıyla sağlayacağına inanacaksın. varlığının korkunçluğu ve çirkinliği. genel bir toplumsal sefalet sonucu kitle halinde öleceksiniz. bunu yaparken de. İşte bütün bunları bilmiyorsun sen Küçük Adam. sonunda sen ve senin gibiler. istemlerinin gelişmesine fırsat vermeden öldürüyorsun onları. çok korkuyorsun. Yüzyıllar boyunca. ya da «devlet». Çünkü önümüzdeki yüzyıllar boyunca dostlarını öldürecek. iktidar delisisin sen. böylece kendini tekrar tekrar aynı bataklığın içinde bulacaksın. her geçen hafta. kadın ve erkeklerinin özlemlerini işit90 meyeceksin. her geçen onyıl. günden güne yaratmakta olan kendinsin. SENİN YAŞAMIN seni çağırdığında sağır kesilecek. şimdi sana birkaç ciddi ve önemli kehanette bulunacağım: Bütün dünyanın yönetimini eline geçirmektesin ve bu yüzden korkudan tir tir titremektesin. ince. «ulusal onur» uğruna. hırslısın.Eğlenceler merkezi Coney Island Dinle. Küçük Adam. Bilmediğin ve de bilmek istemediğin tek bir şey var: Kendi zavallılığını saatten saate. Yüzyıllar boyunca. ya da «Tanrının büyüklüğü» uğruna yaptığına inanacaksın. zayıf bir kıvılcım halinde belirecek. yürekliliklerinin. bu arada kendi bebelerinin yakarılarını. özgüvenlerinin. öteki efendiyi göklere çıkaracaksın. kentsoylu bireyciliği deyip geçeceksin. dostunu — 91 . çocuklarını anlamıyorsun. «bilmem ne» uğruna.

onu ortadan kaldırma yolu'nda çaba harcıyorsun. Bugün attığın her adım. TOPLUMSAL SORUMLULUĞUN olan işine ne gözle baktığına. çalışma ve bilgi üzerine kurulduğuna inanan adamı aramayı öğreneceksin. Ve alçakgönüllülüğün. ona varmak için yürüdüğün yoldadır. ve çocuğuna nasıl davrandığına. Amerikan Anayasası'nı uygulama. aşağılık ve alçaklıkların. kötü ve aşağılık yöntemlerle varılmaz. sağlıklı bir özgüvenin ulusal bilinçten daha önemli olduğunu.Yaşamdan korkuyorsun yaşamın sevgi. seni de kötü ya da insanlıkdışı yapmakta ve böylece ereğe varmanı da olanaksız kılmaktadır. seni sömüren kişi gibi olmamak yolunda ne gibi çabalar harcadığına bağlıdır. Ama sen. anayasanın günlük yaşamda kökleşmesini sağlayacak biçimde davranmak yerine. Ereğe giden yolun kötülüğü. iğrençliği ya da insancıllıktan uzak oluşu. ormanda düşüne düşüne yürümenin. çirkin yöntemlerin bile geçerli olduğunu sanıyorsun. sana anayasayla verilen özgürlükleri yanlış kullanıyor. Belli bir ereğe varmak için her türlü aracın. Yaptığın her toplumsal devrim bunun doğruluğunu gösterdi. senin yaşamını baskı altında tutan. 92 sokaklarda tören yürüyüşü yapmaktan daha önemli olduğunu. Amerikan Anayasan. Yanılıyorsun: Amaç. Hıristiyan sevgisini yeşertme. senin yarınki yaşamındır. Bundan sonra yaşamın için kitaplığın boks maçından daha önemli olduğunu anlamaya başlayacaksın. Küçük Adam. eşini nasıl kucakladığına. her gün ne yaptığına. her saat ne düşündüğüne. 93 . Hiçbir büyük ereğe. vb. ereklerime nasıl varacağım?» Senin o Hıristiyan sevgin. «Peki. birtakım boş naralardan daha iyi olduğunu anlamaya başlayacaksın. onu anlamayı ye ona saygı duymayı öğreneceksin. iyileştirmenin öldürmekten. ama.

Alman felaketinden sonra açlıktan ölmek üzere bir parkta yatarken gördüm seni. «Bir çocuk gibi açlık içinde kıvrandım. ve «yardım»cılara kartını gösteremediğin için böyle yaptıklarını söyledin bana. Küçük meselelerde sen böylesin işte. ya da Rus ya da Çinli olamayacağını sanıyorsun. bütün açlar arasından. kızıl.Bir Alman göçmeni olarak. ama aynı zamanda. Savaşa durdun da ne oldu. Küçük Adam? Kendi küçük Führer'lerini nerede başa ge-tirdinse. kendi yaşamını daha da acımasızca horgörmeye başladın. yani smörgas-bord hiç çalınmaz. Ortadan kaldırmak amacıyla uğrunda kavgaya durduğun şey. kendi özyaşamın gibi korumak ve savunmak durumunda olduğun şeyi ortadan 95 .. çünkü seni ölüm açlığı çekerken gördüm ve ben de açlığın ne olduğunu bilirim. Çirkin bir sevinç içinde. büyük şeyler veren. bilmezsin sen. her zamankinden daha hırslı bir biçimde yeşermekte. Büyüfe meselelerde de böylesin: Sanayileşme çağının getirdiği sömürüler karşısında kollan sıvayıp bu sömürülere son vermek. Küçük Adam. ya da konukseverlik. Biliyorum. O günlerde yeryüzündeki tüm ezilen halkların Füh-rer'i olma yolundaydın. orada senin gücün yüzyıl öncekinden daha ağır bir biçimde sömürüldü. başarıya saygı denen şey tümüyle ortadan kalktı. insanın aşağılanmasını önlemek ve haklarını savunmak için kavgaya durdun. nasıl oluyor da insanların dürüstlüğüne bunca inanılıyor. Oysa biz biliyoruz ki insan denen tüm memeli hayvanla94 rın açlık çeken tek bir organizması vardır. artık özgür bir Amerikalı. Kendi Führer'lerini iş başına getirmeye hâlâ çabaladığın durumlarda. insanlar horgörülürdü. elde edilen büyük başarılara saygı gösterilir. iyilikbilmezlik vardı.. Bir yeteneğin tanınması ne demek. insan yaşamının hörgörülmesini. evet. insan yaşamına değer verilmez. kendi çocuklarının açlığını milyon kez artırdığını bilmiyorsun. İsveçlilerin. Senin Führer' lerin.» dedin. Partinin «Kızıl Yardım »ının sana el uzatmadığını. evin kadını çalınmaz. Konuksever bir evde insanın yapmaması gereken şeyler vardır: örneğin sofrasındaki gümüş kaşık çalınmaz. bunun yerine. büyük yetenekler kabul edilirdi. İsveç konukseverliğini nasıl kötüye kullandığını gördüm. büyük şeyler ortaya koyan kimseye sahip çıkılır. haklarınsa hiç mi hiç tanınmıyor. konuklar ne isterse dilediği kadar alıyorlar. değil mi? Birçok yiyecek ve nefis yemekler ortaya konuluyor. bir kitabının arasında bulunan parti üyelik kartını kitapla birlikte yitirdiğin. Sana göre bu yeni ve değişik bir şeydi. beyaz ve kara olan açları ayırdedebiliyor demek. büyük dostlarının yaptığı yorucu çalışmaların meyvalarını çalma olgusu başgösterdi. Yüzyıl önce sömürü vardı evet. Ama smörgasbord'u çaldığın zaman tüm açları doyuracağını söyleyen sen. buna karşılık. onları tanıman halinde. smörgas-bord dedikleri geleneği anımsıyorsun. çünkü bu gibi şeylere saygı göstermen. bir türlü anlamıyordun. akşam bedava yemekten bol bol tıkınabilmek için bütün gün yemek yemediğini söyledin bana.

seni soyana bir şeyler veriyorsun. Çünkü sen özgürlüğünü kendi ellerinle yokettin. kes artık Küçük Adam. özgürlük türküsünün eşliğinde danset-tiğini sanıyorsun. Küçük Adam. ama eleştirilmek istemiyorsun ve bu nedenle de başkalarından kopu-yorsun.» Dostlarının sana bir yaran olmaz. on ayrı ulusun konsolosluğundan izin almak zorundasın. ama özgürlük sağlayamazlar. «Özgürlük ve Barış» sağlamak için 96 yapılan savaş. İki tür ses tonu vardır: Dağların doruklarından esen fırtınaların uğultusu ve bir de senin yellenmen. ama saldırı karşısında kalmaya dayanamazsın. «Şuna da bakın! Yurtseverliğime dil uzatıyor. sen kalkmış KİM KİMDİR adlı kitapta adımın geçip geçmediğini soruyorsun. Onlar sana yol gösterebilirler. Ve tüm-savaşlara-son-vermek-için yapılacak olan üçüncü savaştan ve bilmem kaçıncı savaştan sonra da bu böyle kalacaktır. Gördüğün bu karabasandan uyanacaksın Küçük Adam ve göreceksin ki. yatağından yuvarlanmış. uluslararası gezmelerde pasaport aranmıyordu. Senin sinirsel perişanlığını iyileştiriyorum. «Koşun! Yetişin! Bunun pasaportunda bir eksiklik yok mu? Gerçekten bir Tıp Doktoru mu? Adı KİM KİMDİR kitabında yok. yelleniyorsun ve menekşe kokusu saldığını sanıyorsun.» Eeh. Avrupa'da üç yüz kilometre kadar dolaşmak mı istiyorsun. Kanserinin nedenlerini buluyorum. Tepetaklak duruyorsun. büyük bir hırsla yıkmayı sürdürüyorsun. yellenme sesi. çaresizlik içinde yerde yatmaktasın. Bağlılığı «duygusallık» ya da «küçük-kentsoylu alışkanlığı» olarak nitelendiriyorsun. Doktorlarına. böyle durmakla. bugün bile bu böyle. Saygısızlık göstermen gereken yerde el-etek öptüğünden. Bu yüzdendir ki. Birinci «Dünya Savaşı »ndan önce. Bütün savaşlara son vermek üzere yapı- Pasaport lan ikinci savaşın bitiminden yıllar sonra. dilediğin yere gidebilirdin. bu şeyi bit gibi sardılar başına. Çünkü sana bir şey verenden ça-lıyor. her zaman gizli bir siperden saldırıyorsun. ulusun onur ve saygınlığını lekeliyor. Eleştirmeye her an hazırsın. başarılara karşı saygılı olmayıysa kölece bir el-etek öpme sayıyorsun. Hekimler Birliği ona karşı savaş açmış. bağlılık göstermen gereken yerde nankörlük ettiğinden haberin bile yok. seni hekimsel 97 . Konuşma ve eleştirme özgürlüğüyle sorumsuz gevezelik ve adi şakaları birbirine karıştırıyorsun. Başkalarına saldırmaya bayılıyorsun. senin küçük Sağlık Bakanın farelerle deney yapmamı yasaklıyor. pasaport denen şeyi çıkardı. Seninki. ve hızını almış gidiyor.kaldırdın.

Yahudi. «evlilik gereği» işkence yapmak yerine onu mutlu etmeni istiyorum. senin yaşamını. karına. Onu bana kimse veremez. Yok. Böyle iyileştirecekler seni. ben bu «gezegene ait» bir doktorum. ama sırtında beyaz bir gecelik. çocuklarından nefret etmek yerine onları sevmeni. Oysa sana 98 göre yeryüzünde melek Amerikalılar ve canavar Japonlardan başka kimse yok. sana bu konuşmayı yazıyorum Küçük Adam. Sağlık Bakanların ve Profesörlerin. Kendi boynunu ipe dolamadan beni asamazsın sen Küçük Adam. «Tutun! Yakalayın şunu! Muayene edin! Akıl hastası mı? Doktorluk ruhsatı var mı? Özgür ülkemizin kralının izni olmadan doktorluk yapamayacağı yolunda bir Krallık Yasası çıkarın! Benim zevk işlevlerim konusunda deneyler yapıyor! Hapse tıkın! Ülkeden atın!» Dilediğim etkinliği göstermek için gerekli izni ben kendimden aldım. hayır. canlı. yaşayan bir bedenin olsun istiyorum. bu bilim dalını da on. binlerce yıl geçmişten ve binlerce yıl gelecekten bakıyorum sana. sesini çıkaracak halin yok. Alman değilim. ya da İtalyan değilim. çok perişan. o vakit senden korkuyordum da. Şimdi seni aştım. Daha mutlu ve daha insana yaraşır bir yaşam sürmeni istiyorum. senin insanlığını. yüz ya da bin yıl içinde kendi ellerinle ortaya çıkarıp ondan yararlanacaksın. sevgini ve yaşama sevincini temsil ediyorum. suratında maske. başın sıkışınca. Kasılmış bir beden yerine. Başına koyduğun yetkililerin. Sonunda senin yaşamını açıklayan yeni bir bilim dalı' kurdum. acımasız. Akıl hastası-sın. güçlülerin nice güçsüz olduğunun başka kanıtlarını da ister misin? Senin yetkili kişilerin. Hastaneler Genel Denetimcisi denen ama aslında kendi halinde bir zavallı olan birini beni denetlemeye atadı. bu konuşmamı tamamlayacağım. Hıristiyan. çünkü binlerce yılın bakış açısından görebiliyorum seni. Ben. Kendinden korkma duygundan kurtulmanı istiyorum. hastalığını bilimin ellerine teslim etmişsin. Ama bu yüreklilik yok onda. oysa onlar tıpkı Ortaçağlarda insanları zincir ya da kamçıyla «adam ettikleri» gibi elektrik şoku veriyorlar sana. bu denetleyici. Küçük Adam. sana söyleyeceklerimi. dünyayı içinde duymanı. Kes sesini Sevgili Küçük Adam. dünya'nın yurttaşıyım ben. Senin Sağlık Bakanının benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur. Bir zamanlar sana gereğinden çok inanıyordum ya hani. beni öldüremezsin. deneylerimin doğru olmadığını açıkladı.açıdan anlamayı öğrettim. Seni kurtarmak istiyor değilim. kanlı elinde bir iple beni asmaya bile gelsen. Bense. sen bu gezegende yaşadığına göre. Benim bulduğum hakikati bilmek yürekliliğini gösterebilseydi bir etkisi olurdu. Çünkü ben. Küçük Adam. Sağlık Bakanı. zevk duymanın işlevini yadsımaya kalkışarak. değil mi! . Yaşamın çok sefil. senin kanserinin anlaşılmasını engellemek için koydukları yasaklamaları yürüte99 . senin doktorunum. Amerika'da bir akıl hastanesine konuldum. senin Hekimler Bir-liği'n kalktı beni polise ihbar etti. Geçmişte. elindeki ip kendi boynuna dolandığında başka öğretiler karşısında nasıl hindi gibi kabarıp öttünse. Senin gücün bana yetmez.

patoloji'de saplanıp kaldılar. «Sınırdışı edin şunu! Dirlik ve düzeni umursamıyor. Fare etekliğinin altına ve ayaklarının arasına girecek diye ödü kopuyördu. bütün o yürekliliğin. çözümleme deneylerimi kesmedim. duvarın dibine dikeceğiz bunu! Proleter gençliğimizi zehirliyor! Proletaryanın da tıpkı kentsoylu gibi sevme yetisinden yoksun olduğunu söylüyor! Gençlik örgütlerini geneleve çeviriyor. Onların yasaklamalarına karşın çalışmalarımı sürdürdüm. birçok kez senin yaşamını kurtardım. İnsanın bir hayvan olduğunu söylüyor! Sınıf bilincimi yıkıyor!» Evet. Küçük Adam. bir Küçük Adamdı. beni evinden çıkarmanı istedi. «Hele ben. Sen. sonsuz umudu yalnızca aynada. Daima bulundukları yerde. Öte yandan ben. bütün proleterlerin Führerini Almanya'da iktidara getireyim. sıktığın yumruğun içindedir. Sevginin tadını çıkarmayı bilseydi böyle bir korku beslemeye- Sevişmek yasak! çekti yüreğinde. mikroskopla incelemelerimi. Bak anlatayım bu iş nasıl oldu: Küçük yaşlı bir kadın farelerden korkuyordu.mediler. Sendeki kanserli çürümenin nedenlerini anlamayı bu fareler sayesinde öğrendim ben Küçük Adam. Sen. Seni bu dünyanın efendisi yapacak olan tek hakikat. görsün o. beni evden çı101 100 . Kendisi komşumdu ve evimin bodrumunda deney fareleri beslediğimi biliyordu. elinle tutamayacağın bir yerde görmek istiyorsun. Değişmez düşmanımın ülkesinden gelme bir casus bu. Benim ev sahibim de senin gibi biri. Benim işimi önemsemeyip İngiltere ve Fransa'lara gitmeleri fayda etmedi. zavallı korkak kadın sana geldi. kafanı ve iyiyi algılama yetini alıp götüren ideallerini yıkıyorum Küçük Adam. bütün o sonsuz ideallerin ve ahlâklarınla geldin. Moskova'dan (ya da belki Berlin'den?) gelen parayla kendine ev aldı!» Anlamıyorsun Küçük Adam.

bu yüzden bütün bu kitaplar var bende. Küçük Yargıç. Kitaplığımda Hitler'in. Bu kez Bronx ilçesinin küçük bir Yargıcı kılığındaydın Daha yüksek bir kürsüde oturma isteğin doyurulmamış bulunuyordu. diye açıkladım. Küçük Yargıç. çünkü onların haklarını korumak yerine. Çünkü istediğin tek şey. Seninle briç oynayabilir. Ama seninle aynı masaya oturmam. insanlığını kışkırtıyorum. Senin iyiliğin için fareleri inceleyebilmek. İnsanın coşkusal veba denen şeyi anlaması için onu bütün yanlarıyla ve çok yakından tanıması gereklidir. Bundan sonra ne yaptın. daha bü103 Kanser Araştırmaları 102 . bir Rus casusu olduğumu söyledin. senin özgüvenini. bir kitaplığın ne işe yaradığını bilmezsin Küçük Adam. Gizli ajanların da gelip evimde «casusluk kanıtları araması» yaptıktan sonra senin hakkında pek iyi şeyler söylemediler. Kitaplığımda Lenin ve Troçki'nin kitaplarını bulundurmakla suçladın beni. «Troçkist bu! Hapse tıkın! Halkı kışkırtıyor. Çünkü sen. ya da dönüp. «Bunu hapse tıkın! Bu bir Faşisttir! Halkı horgörüyor!» Sen «halk» değilsin ki. sen de buna dayanamıyorsun. Alman olduğumu. devletin bir küçük memuru olan sana acıdım. kendi mesleğinde ilerlemeyi amaçlıyorsun. şakalaşabilirim. seninle gene karşılaştık.. Çünkü sen. bir zavallı İnsan Hakları savunucususun. Küçük Adam? Görevsever ve hırslı bir Başsavcı olarak. Beni hapse koydun.kardın. Hiçbir şey anlamadın sözlerimden. Daha sonra. mesleğinde ilerlemek için ünlü bir «tehlikeli adam»ı kullanmak istedin. Buda'nm ve İsa'nın. senin ve korkaklığın tarafından rahatsız edilmeden çalışabilmek için bir ev satın almak zorunda kaldım. Daha önce hiç duymamıştın böyle bir açıklama. öylesine sefil ve perişan bir görünümün vardı ki.. insanlara saygı duyuyorum. ama onların kitaplarını hiç okumazsın ki sen? Onlara hakikati söylemek gibi büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğum zaman. Kızıl Köpek!» Ben halkı değil. Bunu da sana birçok büyük adam söyledi. Goethe ve Napolyon'un ve de Casanova'nın kitaplarının da bulunduğunu söyledim sana. oy toplamak. Halkı horgören asıl sensin. Ama duruşmalarımda oturup tepeden tırnağa kızarmana değmezdi bu yaptığın doğrusu. Sana.

Bir arkadaş olarak. sana gerçek özgürlük verildiğinde küstahlık ettin. İşsiz kalmıştın. korkudan ödün patlardı. Onu öldürdün Küçük Adam. Senin adalet ve Führerlik anlayışın. dünyanın boynuna geçirilmiş bir ilmiktir. Ancak şu anda seni bir yol arkadaşı olarak göremiyorum. günlerce ortalıkta dolaştığını. önce benim seni selâmlamamı bekliyordun. senin geleceğinin bir parçasıdır. Adli Tıpta görevli. hiçbir iş yapmadığını gözlemledim. Seni gelecekte neyin beklediğini azıcık bilsen. boş sözlerinle. sonra seninle bir konuşma yaptım. Bu yüzden.yük bir koltuğa oturmaktır. önderinin karşısında sigara içme izni verilmiyordu. Sabahleyin deneyodasına geldiğinde. «Gebertin şunu! Benim. aldırmazlığın yüzünden. sorulmadan bir şey söylemen yasaklanmıştı. çalışmalarımı on yıl ileriye götürdü. bütün proleterlerin Führer'i olacak adama. Anlayış gösterdim. Bulgularım. Küçük Adam. Başına geleni unutmadın umarım: Özgürlükten deli oldun. Senin tasarılarının tersine bu savaşımlar. çünkü ben. İspiyonluk eden Sen'din. Gözlerinde yaşlarla 104 bu yeni düzen içinde ne yapacağını bilemediğini itiraf ettin. değil mi? Sen bir deneyodası yardımcısıydın. Eline özgürlük verildi mi. bu büyük. kendi umutlarından korkmakla öldürdün onu. çalışmalarım. dünyadan elini eteğini çekmiş bir ruh doktoruna benim deneylerimden söz ettin. çünkü sana ve «görevine» inanıyordum. seninle ilgileniyorum diye yavaş yavaş işkence edilerek öldürülmek istemiyorum. On yıl önce benim bir deneyodam vardı. yalnızca meyhanede senden zarar gelmez. beni susturmak için gösterilen çabalar. anımsıyorsun. kışkırtıcı bir tavır takındın. İnsanları selâmlamaktan hoşlanırım. işe almamı önermişti. Wilson'a. ya da tüm proleterlerin Füh-reri olmak sevdasındasın yalnızca. Gittiğim uzak yerlere dek izleyemezsin beni. Ağzında pipon. «büyüğün» ve «patronun »um. Küçük Adam! Ama biri benim selâm vermemi beklerse öfkelenirim. işinden çıkarmadım. İyi bir aylık alıyordun. Az daha beni de öldürüyordun. Ama şimdi. «halkın sömürücüsü »ydü. benim gittiğim yer-deyşe başıma ne gibi çoraplar öreceğin hiç belli olmaz. seni düşünüyorum. ben Sokaktaki Ada105 . senden bir süre için ayrılıyorum. yani sana göreyse. iyi yürekli insana ne yaptın? Sen Bronx'lu Yargıca göre Wilson bir «düşçü»ydü. Küçük Adam. Dünyanın yönetimini devralıyorsun çünkü. Daha önceki işinde sana. sen Temyiz Mahkemeleri Yargıcı. senin kafana göre. Özgürlüğünü kötüye kullanmana birkaç gün göz yumdum. Artık sana hizmet etmeyeceğim. Özgürlüğe alışık değildin. biri seni eşsiz bir toplumcu ve iktidardaki partinin bir üyesi diye bana tanıtmış. Sonra gittin. böyle biri olup çıkıyorsun işte. bütün proleterlerin Führer'i olacak nitelikteki bir Küçük Adama. Küçük Adam. gazetelerin bana karşı savaş açmalarını sağlayan ve onları kışkırtan ikiyüzlülerden biri sendin. Bütün görüşme ve tartışmalara katılmanı sağladım. her alanda ve de tümüyle özgürdün.

» Binlerce erkek. 107 Büyüklerine saygı gösterebilmek için. Özgürlüğün ne olduğu konusunda hiçbir fikrin yok. demokrasiyle yönetilen özgür bir ülkenin özgür bir insanıyım. patronumun dediğini yaparım. görevimi yaparım. «Heil!» diye bağırıyorsun. gerçekler ses verdiğinde dinlemiyorsun. korkak. radyo programların. Filmlerin. öyle mi Küçük Adam? Öylesine zararsızsın ki. Bir kurma işinin içine girdiğinde. ya da çocuklarına dayak atmamanı. büyük siyaset meselelerine burnumu sokmam. onları bir kaide üzerine. kendi görüşü olmayan zavallı bir şeytansın sen. Küçük Adam. Küçük Adam. Söyleyecek sözü.mm kurduğu uygarlığı küçümsüyor! Ben. ya da diktatörlerin izinde gitmemeni söylediği zaman neden görevini yapmıyorsun? Nerde kaldı senin görev-severliğin. ne yetkim. ne gücüm var da. kadın ve çocuğu gaz odalarına götürürken de sana söylenenleri yapıyordun yalnızca. özgür de değilsin Küçük Adam. Birleşik Devletler Başkanlığını etkileyeceğim? Ben. zararsız boyuneğmişliğin öyleyse? Yok. Ya Amerika'da? Wil-son'a oynadığın oyunu düşün! «Şuna bakın. Ayrıca. Sen. Özgürlük içinde yaşamasını bilemezsin bile. Avrupa'da. yalnızca gürültülere kulak vermeyi yeğliyorsun. Ama soruma kulak ver: Biri 106 sana yaptığın işten sorumlu olduğunu. Sonra. Yaşasın!» Sen hiçbir şey değilsin. hain ve zalimsin. neyi kurmakta olduğun konusunda hiçbir fikrin yoktur. neler olup bittiğini bile bilmiyorsun. insan olmak ve insanlığı korumak sorumluluklarını duyma yetisinden yoksunsun. Küçük Adam. hem de hiçbir şey. politikaya burnunu sokacak adam değilsin ki? Biliyorum. Bu uygarlığı kuran sen değilsin. «güldürü kitapların» hep cinayetlerle dolu. Biri sana kurduğun şeyin sorumluluğunu almanı söylediğinde. beni yani Küçük Adamı suçluyor! Ben kim oluyorum. gerçek görev duygusundan. Aklı başında efendilerinden yalnızca birkaçı kurdu bu uygarlığı. yerden yükseğe koyuyorsun . Bilgili kimseye öykünmeyi beceremiyorsun ama soyguncuya öykünmeyi çok iyi beceriyorsun. yüzlerce kez duydun bu sözü. onu «proletaryaya ihanet etmek »1e suçluyor ve sana sorumluluk almamanı söyleyen «tüm Proleterlerin Babası» na koşuyorsun. coşkusal vebayı utkuya götüren kimdi? Sen.

normal insanlar bu dünyayı yönetiyorlar. çok sevineceğim. kendine bakabilme ve kendini tanıyabilme yetisine sahip olduğunu kanıtlarsan. Sana yakın olan şeyi aşağılıyorsun. Aynı zamanda şunu da iyi biliyorum ki. tarihini yazmaya başlayalı beri. Kendini bir "ho-mo normalis" olarak görüyorsun. onları bir kaide üzerine. Büyüklerine ya da üstlerine saygı gösterebilmek için. Londra ve Berlin' de. bir din örgütünün üyesi kimliğine büründüğünde neye benzediğini. beni öldü-remezsin ve uzağında olursam benim çalışmalarıma daha çok saygı gösterirsin. Alman ya da ister Güney Afrikalı bir yerli ol. hem. Ama yeni doğmuş çocuklarını düşündüğümde. Ancak. iyice akimi yitirdi!» Biliyorum. «Megaloman bu! Delirdi. gerçekte ne olduğunu sana göstermek istiyorum. kendini ve değersizliğini yüzyıllar boyunca çeke çeke sürüklemen gerekecek. yanına yaklaşmak kolay değil. «halkın iradesinin temsilcisi» kimliğine büründüğünde. ev yapan bir yapımcı işi bitirdiğini belirtmek için nasıl 109 tHomo normalis» 108 . hoşlanmadığın bir gerçekle karşılaştığında. kendini her yerde kolayca bulabilir. büyük adamların senden uzak durmasının nedeni budur. Senin geleceğine daha iyi hizmet edebilmek için kendimi senden ayırıyorum. Küçük Adam. sen kim oluyorsun ki kendine ait bir görüşün olacak? Biliyorum. yerden yükseğe koyuyorsun. hepsini kendi imgendeki «normal» insanoğluna benzetebilmek için onlara nasıl işkence ettiğini gözümün önüne getirince. bu cinayeti işlemeni önlemek için yakınına gelmeye kalkıyorum. Küçük Adam. Eğitim Bakanlığı dediğin kurumla kendini çok iyi korumuş bulunuyorsun.Kendi kendinin efendisi olabilmen için. «Hey! Şuna da balon! Onurumu zedeliyor! Görevimi lekeliyor!» Böyle bir şey yaptığım yok. yinelemene gerek yok. Delileri kilit altına koydun. Seni şu dünyada bir yürüyüşe çıkarmak. Benim haklı olduğumu. tanıyabilirsin. Asıl önemli olan sen değilsin. delilik tanısını koymak- ta ne usta olduğunu biliyorum. geçmişte ve şimdi. Viyana'da. Küçük Adam. Çünkü uzağında olursam. Dünya. Peki öyleyse. bu sefaletin suçlusu kim? Sen değilsin elbet. Kendine bakma yürekliliğine sahipsen ister Fransız. sen yalnızca görevini yaparsın.

anlattıklarımı dinlemeni beklerken. sen de insanlığın geleceğinin senin ellerinde olduğunu kanıtlamak zorundasın. sen de öyle. «Onurumu zedeliyor!» diye bağırmaz bir yapımcı. Senin torunlarının torunları benim çalışmalarımın mirasçısı olacak. ancak ruhunla bedenin arasındaki bağlantıyı bilememişti. Ama sen. Bunu ya110 pabilmek. Peşimden gel şimdi. kendine yakın olan birine saygı gösterme yetisinden yoksun olduğundan aramıza belli bir uzaklık koydum. para için. Gün gelin . yıllarımı aldı. Küçük Adam.Ama yeni doğmuş çocuklarını düşündüğümde. çünkü ben de savaştım.» Tıpla ilgili olarak idrar tahlilinden başka bir şey bilmediğin içindir ki bu sözleri söylüyordun. Kalkıp da somut evler yapmak yerine. Gömlek değiştirir gibi karar değiştirirler. yalnızca «ev yapma işi»nden söz ettiği-ni kendisine açıkladığında. içinde oturulabilir bir ev olmalı. Bunu biliyorum. Senin bu düşüncenle savaşmak kırk yıl kadar sürdü. beş para etmez gazetelere yazı yazarlar. ama son derece yararlı. sana senin ruhunu gösterdi. sana birkaç resmini göstereceğim. «Ulusal onur»u-na ya da «proletarya»ya sığınmış bir hain olarak gizlenemezsin artık. seni bırakıyorum. öyle büyük bir tehlike de yok bunlara bakmakta. Ben. Evi gözümle görmeliyim. hepsini kendi imgendeki «normal» insanoğluna benzetebilmek için onlara nasıl işkence ettiğini gözümün önüne getirince somut bir kanıt — yani yapıyı göstermek zorun-daysa. Senin geleceğini düşünmeyi sürdüreceğim eskisi gibi. «'Ruhçözümlemesi' de ne oluyormuş! Şarlatanlık! İdrar çözümlemesi yapılabilir ama ruhun neresini çözümleyeceksin. Aynı biçimde. Yüzyıl kadar önce. Ben böyle değilim. Çünkü kendini çok fazla açığa vurdun. Kaçma. sayısız uykusuz ve acılı gece yaşadım. Çalışmalarımın meyvasın-dan yararlanasın diye seni otuz yıl beklediğim gibi torununu da bekleyeceğim. Çirkin bu re-'simler. «Saçma!» dedin sen. Dediğim gibi. yarın. Senin tüm proleterlerin Führeri olacak nitelikteki adamların böylesine karmaşık değillerdir. somut bir kanıt göstermelisin. sen «Kahrolsun Anamalcılık!» ya da «Kahrolsun Amerikan Anayasası!» diye bağırıp duruyordun. makinalar kuran ve ruhların varlığını yadsıyan fizikçilere öykünmeyi öğrendin. Bugün Führerlerin olanlar. Küçük Adam. Sonra bir büyük adam çıktı.

Korktuğun zamansa. enerjiyi gösterdiğim kişilerin de benim gördüğümü gördüklerini saptadım. yaşamı sevdiğin zamanlarda yaşam enerjinin sana gelişme. Aradan birkaç yüzyıl geçti.di. Bu noktadan hareketle. Tam on beş yıl. Ruhun varlığını. gene aynı biçimde. çocuğunun canına okurken ben. Bunun için bir hastanın birkaç yıl süresince her gün bir saatliğine sana gelmesini sağlamak ve her saat için ondan belli bir ücret istemek yetiyordu. ya da karına işkence eder. Sen böylesin işte. sen gene. Küçük Adam. 1920 yılında nasıl umutsuzlukla yadsıdınsa. unutmuşsundur elbet. iyileştirdiğim hastalardan birine. Newton konusunda bütün bildiğin. Yaşam enerjisini bulmuştum. «doğaya dönmek istediği»dir. bedeninle ilgili bilgilerini sessizce geliştirmişti. Bu arada bilim. Giderek. Acunsal Yaşam Enerjisi sayesinde bir yığın para kazanacak ve gene aynı umursamazlık içinde. bu enerjiyi bedeninin merkezine çekiyor. bunu başkalarına göstermeyi de öğrendim ve bu deneyimin sonunda. 1945 yılında da ondan gene aynı umutsuzlukla söz ediyorsun. 112 Zihnin. senin yaşam enerjinin bir işlevi olduğunu. «bir elmanın ağaçtan düştüğünü gördüğü». hiç oralı olmadan. Küçük Adam. değil mi? «Demek artık garsonların tepsilerindeki bardaklar düşecek?» diye pis pis alay ettin. havada da bulunduğunu saptadım. Darwin'den. ona inançsızlık gösterecek ve onu susmakla öldüreceksin. Sen iskambil oynar. Rousseau'ya değgin bildiğin tek şeyse. yalnız ve yal113 . Küçük Adam. senin bedeninin dışında. az önce izlediğin görüngünün (yaşam enerjisinin gözle görünmesinin) «telkin» sonucu olduğunu ve kendini bir ruh çağırma seansında sandığını söyleyeceksin. Zihninin çalışmasının. orda burda Heil! Heil! diye bağıran ve «hiçbir şeyi beğenmeyen» bir Küçük Adam olarak kalacaksın. Ve onca yıl sonra. ilerleme olanağı sağladığını saptadım. başka bir deyişle bedenle zihin arasında bir birlik bulunduğunu saptadım. kendini iyi hissettiğin. onu orada tutuyordun. hasta insan zihninin bir doktora çok para kazandırabileceğini keşfettin. iç salgı bezlerinin salgısından oluştuğunu kabul eden bir doktorsan. saatlerce karanlık bir odada oturdum. Yerkürenin belli bir yerde kımıltısız durmadığı ve uzayda dönüp hareket ettiği olgusu bulunduğunda ne söylediğini anımsıyorsun. Bu durumu keşfettiğin an ve yalnız ve yalnız o an. zihin denen şeyin varlığına inanmaya başladın. sustun. Bu olguları buldum ve açıkladım. Ama ben aynı yolu izlemeyi sürdürdüm ve «Acunsal Yaşam Enerjisi» diye adlandırdığım bu yaşam enerjisinin. senin yaşam enerjini bulduğumu tekrar tekrar kanıtlayabilmek için. zihnin ve Acunsal Yaşam Enerjisinin bulunması karşısında yaptığın gibi bir başka hakikati lekeleyecek. iki uzun yıl boyunca her gün. aşağılayacak. bakımımın başarılı olmasının nedeni olarak «telkin» yöntemini kullandığımı söyleyeceksin. buluşlarımdan söz etmedin hiç. Bu enerjiyi karanlıkta görebilmeyi ve onu büyütüp ısıtan bir gereç yapmayı başardım. Yüreğinde saplantılarından doğan kuşkuların karanlık korkusu varsa. Hiç değişmedin. 1984 yılında.

Yalnızca alırsın sen. Kanını emen sensin. Senin o ardında zorunlu askerlik eğitiminden başka bir şey bırakmadan yitip giden Napolyon'un. korkak bir hırsızsın sen. cinsel edimi izlettiğim söylentisini yaymıştın? Küçük çocukların. anımsıyor musun. sonra da öte yanda. çünkü senin bedenindeki vebayı iyileştirmeyi gerçekten öğrendim. yararsız. eliaçık birinin peşini hiç bırakmıyor. yaratma yetisinden yoksunsun. 'Yaptığım bu büyük özveri hiç de boşa gitmedi. olduğu gibi çıkarıyorsun bunları. benim için şöyle demişsin: «Bir kimsenin deneyler yapma yolunda bunca para harcaması için. Küçük Adam. Oysa sen buna inanmıyorsun. Küçük Adam.» Bunu anlıyorum: kişiyi kendin gibi biliyorsun. Vermeye gönüllü. İşte bu yüzden bataklıktan çıkmıyorsun. tersine sen onun kan-emici olduğunu söylüyorsun. rahat rahat alıntılar yaptığın Faust'undan da sen onu anladın ancak. hırsızlık yaptıktan sonra onurunu korumak için sana «veren »i lekeliyor.nız «koşullara uyarlanan ve güçlü olan canlının yaşamını sürdürebildiğini». bir kemiği çalıyor. gizlice. onları ormana 115 . bir kimsenin ya 114 şamdan. onun iliğini kemiğini kurutuyorsun. ama ruhsal kabızlık çektiğinden. Hemencecik. Temel olan şeyden sıyrılmayı ve yanlışları benimsemeyi çok iyi beceriyorsun. boş ve hayvansı bir yaratıksın sen işte Küçük Adam. öğrendin. yerde sürünerek bir deliğe tıkılıyor. kendi kökeninin maymundan geldiğini değil. Öylesine aptal. büyüklüğüyle ükabasa tıkmıyorsun ama yuttuklarını sindiremiyorsun. vermezsin. onu hemen «becermek» isteği duymamak kavramı sana nasıl yabancıysa. bu yolda didindiğimi ve koca bir serveti bu yolda feda ettiğimi sana açıklamak durumunda kalıyorum. Bu yüzdendir ki. Şimdi. «vermek»le tat alabileceği kavramı da öylece yabancıdır. Bir başka seferinde (o vakitler de Berlin'de bilmem hangi «kültürel örgütün» başkanıydın) yeniyetme kızları otomobillerle gezdirdiğim. şu altın köstekli küçük adam. ama senin kökeninin acun-sal olduğunu öngören Kepler'imi hiçbir kitabe-vinde görmeye olanak yoktur. Kendi mutluluğunu çalma konusunda büyük olmayı becerebilseydin. küçük çocukları baştan çıkarmakla suçluyorsun onu. Onun bilgisi. üreme organlarıyla oynamasının yasaklanmaması gerektiği konusunda bir yazı yazmam üzerine çıkarmıştın bu söylentiyi. Hani. Bir kedi matematikten ne anlarsa. onu orada kemiriyorsun. dayanılmaz bir koku salıyorlar. sana saygı duyardım. Ya da. Bu yüzden Freud'un da sana bir kez söylediği üzere. Acunsal Yaşam Enerjisinin varlığını sana «önerebilmek» için yirmi yıl süresince durup dinlenmeden çalıştığımı. Ama küçük. Çünkü duyduğuma göre. bunları'anlamana olanak yoktur. mutluluğu. şu «çocukları baştan çıkarma» sözünü etmişken. kitabevlerinde altın harflerle sergileniyor. (bilimsel derneğin başkanıyken) kendi çocuklarıma. sözcüğün tam anlamıyla deli olması gerekir. ona deli ya da şarlatan diyorsun. bu konuda çaldığın karaya da değinelim. Bu nedenle karşı cinsten biriyle bir arada olup da. Nor-veç'de. Goethe' nin. Zekisin.

ben değil. Film yıldızıyla yatmak istedin ama yatmanın getireceği sorumluluğu yüklenecek kadar yürekli değildin. Bu yüzden onu suçladın. ne denli katıksız ve de bembeyaz bir kadınsın. şoföründen. Beyazsın. ben değilPeki ya sen. Yaşamın boyunca yalnızca bir kez. 'Rus devriminin Kızları»nı hemen tanıyacaksınız. anımsıyor musun? Ben. Bunu ancak sen yaparsın. bu yüzden de küçük kızları ormanda baştan çıkarmaktan hoşlanan ve bunu dileyip isteyen sensin. Sen ne denli zararsız. za-vallı ve hakkı yenmiş kızcağız! Ya da sen. karını sevme yetisinden yoksun olan. Ben. dedesi Afrika Zencilerini zincirlere vurup Amerika'ya sürüklemekle zengin olan bir Kuzeyli ya da Güneylisin 116 Şu ya da bu devrimin kızı sen. Sefil. Köleliğin kaldırılması konusunda ne biliyorsunuz? Ne anladınız bu işten? Amerikan devrimcilerinin çabalarından ne anlarsınız? Sonradan «serbest rekabet piyasasına» devrettiğiniz köleleri sizin adınıza özgür bırakan Lincoln' den ne anlarsınız siz? Aynaya bakın ey devrimin kızları. çaresiz yaratığı. birçok Zenci. bir Zenci karşısında hiçbir cinsel istek duymuyorsun. sen. o zavallı. Cinselliğini daha sağlıklı yaşayan Zenci şoförünü baştan çıkaran sen değil misin. bir film yıldızını düşlemiyor musun sanki? Onun resmini koynuna alıp yatmıyor musun? On sekiz yaşına bastığın yalanını uydurarak onu baştan çıkarmıyor musun? Sonra? Sonra yargı organlarına başvurup onu ırzına saldırmakla suçlamıyor musun? Film yıldızı. falan ya da filan devrimin zavallı kızları. Yahudi ya da işçinin yaşamı kurtarılmış 117 . «Falan ya da Filan Devrimin Kızısın» sen. «aşağı» bir «ırkın» kurbanını ırzına saldırmakla suçlayan sen değil misin? Ah. köle avcılarından oluşan hasta bir ırkın binlerce gü-vençli Aztek'i tuzağa düşürüp. Siz. gizlendiği siperinden sıktığı kurşunlarla öldüren acımasız ve kalleş bir Cortes'in soyundansın sen. suçlu ya da suçsuz bulunabilir. evet. küçük Beyaz kadın? Sonra da. zavallı küçük kadın. kocasından aldığından daha çok cinsel haz duyan zavallı «ırzına saldırılmış» kadın. sevgilimi ya da karımı severim. bir erkeğe sevgi verme yetisi gösterseydin.götürüp baştan çıkardığım söylentisini yaydın. yeniyetme genç kız. perişan bir korkaksın sen. ninelerin her iki durumda da gidip yıldızın ellerini öpeceklerdir. Mayflower gemisiyle geldiler bu ülkeye. orada. yeniyetme kızları yaşa-mımın hiçbir anında baştan çıkarmadım Küçük Adam. ataların. katıksız bir yaratıksın.

Evet. yaşamın kendisiyle doyuyor «yaşayan şey». Anderson. Ama sen toplum değilsin ki. işlerliğini yitirdi. gerek kızının bir erkeğe ne vakit sarılacağını ilân edip duruyorsun. küçük adımlarla da. büyük adımlarla da ilerliyor. kravatlı. senin bir ayağın çukurda. bunu yaydın Küçük Kadın. bahçıvan. Küçük Kadın. diye soruyorum kendi kendime. Denver'de bir genelevde sana verilenle bir tuttuğunu bilmeyen kızlardan söz ediyorum. sevme yetilerini de anlamsız ve de açık saçık şehvetseverliğini de böylece Zencilerde öldürüyorsun. bilsen! Yook. Acaba. toplum marangozdur. Nasıl ki kendi yaşamını çocuklarında öldürüyorsan. sağlıklı kız ve oğlanlar sevginin tadını çıkarmaya ve onu 118 korumaya başlayınca. sesini yüzyıllara çevirmiştir çünkü. çocuğuna o da sevgiyi yasaklıyor mudur. Sen yaşam değil. düşüncelerini de yüzyıllara çevirmiş midir. Atalarından kalma haz duyma yetilerini. saçma bir anıdan başka bir şey kalmayacak senden geriye. Beşyüz ya da bin yıla kalmaz. gergin kaslı. Falan ya da filan ülkeden cinsel açlık çeken birinin «düzdüğü» Güney Denizi Adalarının kıvrak. Küçük. ceketli ve de üniformalar kuşanmış olan gergin ve kasılmış bedenli yaratıklarına bırakıyorum. Kanserli Kadın? Senden geriye tek bir iz kalmayacak.olacaktı. yabanıl ormanlarda yaşayan Zencilerdir. ama onun adı. biliyorum. karşında bir hukukçu ya da polis kesilecek değilim. yoksa. Marian Anderson'a. Lüks bir kalenin içine kapanıp dünyadan elini eteğini çekmenin nedenini anlı119 . yetiyor ona. katıksız. Yahudi ve Hıristiyan gazetelerinde her gün açıklıyorsun toplum olduğunu. insanların içindeki «yaşayan şey »in sesi olan bu kadına konser salonlarını kapatan sen değil miydin. çünkü insandaki «yaşayan şey». küçük. sömürüldüğünü ve horgörüldüğünü şimdilik daha anlamamış olan o canlıların yerinde olmak isterdin. aklı başında olan hiç kimseyi ilgilendirmez. ne büyük bir rezalet besliyorsun. ceylanları. doğru. (yaşayan şey) senin içinde yaşamıyor. Ancak o. Saf Alman Irkının bakiresi olarak gördüğün işlev. tertemiz sevgilerini. devrimin kızı. kalçalarında lop lop sallanan yağa dönüştüren şişko Zenci kadından söz etmiyorum. ne uçsuz bucaksız bir iğrençlik. Küçük ve Kanserli Kadın. doktor ve de fabrika işçisi'dir. Yaşam. falan ya da filan devrimin kızı. Bu işi. yumuşak bedenlerinden söz ediyorum. öğretmen. Gergin ve kasılmış duran üreme organlarında ne büyük. Rusya'nın gözde bakiresi ya da Devrimin Evrensel kızı olarak yaşamını sürdürüyorsun. gerek bunu. Bilmiyorum. ama bu. senin Küçük Adam'ın da. onun çarpık görüntüsüsün. ipiyle. sincapları çok severim. suratı maskeleşmiş kadın değildir. kancası ve kurşunuyla yuttu bu saldığın oltayı. Marian Anderson. Sözünü ettiğim Zenciler kolalı gömlekler ve bobstil giysiler kuşanan Harlem Zencileri değil. ya da. «Toplum» benim. Zencilere çok yakın olan kuşları. Ben «TOPLUM»un kendisiyim diye bir masal uydurdun. yüzyıllar boyunca kulaklarda çınlayacak. Toplum budur işte. kanserli. Gel gör ki.

Onu çaya çağırıp kulağını bükmen. İnsanlar göğüslerine madalyalar takılırken fotoğraflar çektiriyorlar. ne yaptın. ben. Küçük Kadın. ne haber. Bu nedenle. Bundan beşyüz yıl sonra. yaşamı yokumsadığından küçük ve değersizsin. Kabızlık çektiğinden. onu duymak için kendini dinlemen yeterli. filan. yâlnız ve yalnız dünyanın içinde bulunduğu sefil ve perişan durumda aramak gerekir. «ülkeyi savunman gerekiyordu» falan. bana değgin bir iki söz söylemen yeterli. doktorların. poker fişi gibi harcadın onu. Başkanlar doğurdun ama onlara ancak küçük ve değersiz olma yeteneği verebildin. erkek ve çocukları uyaracak insanlık yoktu sende. Hiç. İnsanlığın mutluluğu senin ellerindeydi. senin oğlun attı bu bombaları yeryüzüne demek istiyorum. bahçıvanların. O da zaten Başsavcı ya da Baş Denetleyici olmak istiyordur. ikiniz de aynı havayı çalıyorsunuz. ama küçüksün. yani. Biliyorum. Küçüklüğün ve değersizliğin kemiklerine işlemiş bulunuyor. Viyanalı bir arabacının. öğretmen ve fabrika işçilerinin küçüklüğü. ve bir «yasa ve düzen» kurbanı aramaktadır. kocalarının «işi bittiği». 121 . Küçük Kanserli Kadın. Bana hiçbir masal uyduramazsın. bu yaptıklarına şaşacak. ya da yeğenin. seni haklı çıkaracak birçok neden var. Vergi Denetleme memurunun yardımcısı. sessiz bir mezara gömdün. Çünkü Hiroşima ve Nagazaki'deki kadın. Eski Avusturya'da duydum. Devrim'in Kızı. Marangozların. kızların da orospu olduğu için. yaşamın ve onunla birlikte bedenindeki dokuların da çürüyüp kokuştuğu için mutsuzsun zavallı Küçük Kadın. Şu anda ne düşündüğün ya da ne söylediğin hiç önemli değil.yorum elbet. yüzüne tonlarla boyadan oluşan bir maske koyduğundan. bir daha dirilmemecesine gömdün üstelik. damadın Başsavcı yardımcısı. Bu işlerin nasıl yürüdüğünü biliyorum. sonunda Hiroşima'ya. Servetler içinde yüzüyorsun. romatizmadan kıvrandığından. tüm sınıfını. Benim hakikatim. sonsuza dek öyle kalacakmış gibi gülümsüyorlar. denize atılan küçük bir taş gibi sessizce ortadan kalkacaksın sen. senden korkmuyorum. Bu sözleri çok eskiden. seni çıplak gördüm çünkü. Nagazaki'ye atom bombalarını attın. Yok Küçük Kadın. bana hiçbir şey yapamazsın. ama karaya kara beyaza beyaz diyebilmeye yürekleri yok. lüks bir kalenin içinde yaşıyorsun. Bu bir tek bombayla. Ne söyleyeceğini biliyorum Küçük Kadın. Her şey senden yana. her zaman da böyleydin. önemsizliği karşısında başka ne yapabilirdin ki? Böyle bir veba karşısında yapılabilecek en akıllı işi yaptın. bunun nedenini. yutmam. Amerikan Devrimi'nin Küçük Kızı! Dünya senin ellerindeydi. Ancak bu türden şeylerle kendini kurtaramazsın. Küçük Kadın. Sen de kendi mezar taşını yeryüzüne attın. senden çok daha güçlüdür. Oğulların serseri. Şu anda böyle yapmıyorlarsa. Korkaksın. haline gülecekler. mein Kaiser!» diye bağırdığını duydun mu? Duymadın ha? Tasalanma ama. «Hurrah. Devrimin Küçük Kızı. 120 tüm ırkını bombalayarak. İnsan olmak büyüklüğünü gösteremedin.

Ben. bir dine bağlı olma zorunluluğu ve sevginin yasaklanması gibi aptallıklarına bir bitin hayvan postuna yapışması gibi yapışıyorsun.«işte sana tek-yanlı bir bağnazlık! Benim bu toplumda hiçbir işlevim yok mu yani?» Sana yalnızca hangi alanlarda küçük ve beş para etmez olduğunu gösterdim Küçük Adam ve de Küçük Kadın. Bu yetmiyormuş gibi «ırk». On ya da yirmi yıl önce olan şeyleri anımsayacak bir bellekten yoksunsun. Geriye doğru yüzyıllar ve ileriye doğru da binlerce yıl çerçevesi içinde düşünmeyi öğrenmelisin. Heil! diye bağırıyorsun. Yararlılığını ve önemini anlatmadım henüz. Bataklıktaki bir kurbağanın guaklaması bile yaşama senin bağırmandan daha yakındır. «ulus» gibi. Heil! diye bağırıyorsun 123 . küçüklüğün ve anlamsızlığın son derece tehlikeli ve korkunç. Önemsiz biri olsaydın. seninle böyle konuşur muydum sanıyorsun? Önemli olduğun ve çok büyük sorumluluklar taşıdığın içindir ki. bunu yaşam-ölüm sorunu yapıp. Sana insan toplumunun süprüntüsü diyorlar. Platon'dan bu yana ortaya çıkan her kültürel kuramı anlamsız hale getirdi. hiçbir uygarlığın kölelerle kurulamayacağını söylüyorum. Çok kısa dönemler sınırı içinde —kahvaltıyla yemek saati arasında geçen zamanda— düşünürsün sen her zaman Küçük Adam. bugünün Dizel lokomotifine göre neyse. Bu korkunç yirminci yüzyıl. 122 Arada bir bataklıktan basını çıkarıp. «sınıf». Arada bir bataklıktan başını çıkarıp. çözmeye başlıyoruz. bu yüzden iki bin yıl önce söylediğin aptallıkları yineleyip duruyorsun. Bense akıllı ama korkak olduğunu söylüyorum. sendeki bu gelişme açısından düşünmeyi öğrenmek zorundasın. Zavallılığının bataklığında ne denli derinlere battığını görme yürekliliğini gös-teremiyorsun. Uygarlığın kölelere gereksinmesi olduğunu söylüyorlar. Yaşa- yan canlı açısından. iki ayağı üzerinde yürüyebilen ama gene de doğru dürüst düşünemeyen insan adlı memeli hayvan haline gelmene değin geçen süreç açısından. Sana aptal olduğunu söylüyorlar. İnsan kültürü henüz varlık göstermiş bile değil. yaptığımız bu «Küçük Adamla Konuşma» ya da günümüzün herhangi bir doğru dürüst kitapçığı da bin ya da beşbin yıllık kültüre göre odur. Küçük Adam! İnsan denen hayvanın korkunç sapmasını ve hastalıklı yozlaşmasını daha yeni yeni anlamaya. Binlerce yıl öncesi bulunan ilk tekerlek. ilk canlı hücreden. Bense onun tohumu olduğunu söylüyorum.

Siyasal vebaya karşı verilen savaşta. savaş başlamazdan önce bulunduğun yerdeydin. Yalnızca büyük ve yalnız yüreklerin sana öfkelenmeden. içinden dışarıya değil. çoğu kez sen. devrimi poker fişi gibi harcadın. tek bir aklı başında. yeniklik duygusuna kapılmadım. bu korku senin. Şimdi. senin uğruna düpedüz ölmeye hazırdım. iyileştirici söz etmedin. yirmi beş yıldır senin için savaşıyorum. gösteri yürüyüşü yapan çocuklarını çeşitli saldırılardan korumaya yardım ettiğimde de ölümü göze almıştım. seni iyileştirmek için bütün paramı akıl sağlığı klinikleri kurmaya yatırdığımda da ölümü göze almıştım. ciğerlerini patlatırken ben ordan oraya koştum. gösteri yürüyüşlerine. Bilginin umut'a. açlık grevlerine katıldım. bütün dünyayı. doğru. aldığın hiçbir şeyi de geri vermedin. mesleksel güvenliğimi ve ailemin. ayrıntıları tartışalım!» diye bağırıyorlar. vah» diye bağırır. ama coşkusal vebanın kol gezdiği 124 otuz korkunç yıl boyunca tek bir yararlı düşünce geçmedi aklından. Senin toplantı ve konferanslarına hiç katılmadım. ama tek bir milimetre İLERİ kımıldamadın! Fransızların kurtuluşuyla kumar oynadın. senin için o ülke senin bu ülke benim dolaştım. iyimserim ben ve 125 . umudumu yitirmedim. yuvamın sıcaklığım senin uğrunda feda ettim. bana «iyimser» diyorsun. çünkü bu arada. Doğru. ölümlerle dolu bir yarım yüzyıl boyunca yalnızca yavan sözler çıktı ağzından. benden yalnızca aldın. sana yardım etmek. Bunu yapabilecek tek kişi sensin. ölüm cezası başımda Demoklesin kılıcı gibi asılı dururken seni otomobilime aldığımda. Kendi içindeki «yaşayan şey»den ölesiye korktuğunu öğrendim çünkü. ikinci büyük savaş sona erdiğinde. «ah. Ben. Yalnızca kurtarılmak istiyordun. doğru. çünkü orada her zaman «Temel sorunları bırakın! Temel-olmayan konuları. senin hastalığını daha da iyi ve derinlemesine anlamayı öğrenmiş bulunuyordum. ondan daha sonra gelen Rusların yaptıklarını da dünyanın en büyük korkusu haline getirdin. daha doğru düşünmene ve o zaman yaptığından daha doğru davranmana olanak bulunmadığını çok iyi anlıyorum. her seferinde bir işe doğru başlamana ve onu yanlış sonuçlandırmana neden oluyor.«Neden beni bataklıktan çıkarmıyorsun? Neden benim parti toplantılarıma. senin örgütlerine oldukça fazla para verdim. kendi dünyan tümüyle yıkıldığı içindir ki. Sense. Şimdi de bana hakaret ediyorsun!» Ben seni içinde bulunduğun bataklıktan çıkaramam. yolaçtığını anlamıyorsun. Hiçbir karşılık almadan binlerce saat doktorluk ettim sana. Bütün bu korkunç yıllar boyunca. seni aşağılamadan anlayabileceği bu korkunç başarısızlığın. acı çektin. parlamentolarıma. Evet. varını yoğunu verdin. Belki «sağ »dan çok. Küçük Adam. diplomatik konferanslarıma katılmıyorsun peki? Sen bir hainsin! Benim için savaştın. sen. Umudu yalnızca kendi içine pompalıyorsun. azıcık «sol »a gitmiştin. Bu yüzden de. senin uğrunda her şeyini feda etmeye hazır olan dünyayı büyük bir umutsuzluğa düşürdü.

doğru yolda olduğumu. her zamankinden daha kararlı ve kesin bir tavırla karşına dikildiğimde korkudan ölecektin nerdeyse. Başlangıçta bir aşağılama ve kin duygusu sardı her yanımı. Küçük Adam. dağ yarıklarından atladığımı da anladın. Ruhunun bir köşesinde böyle bir dürüstlük kırıntısı vardı. Neden mi? Anlatayım: Yukarda anlattığım halinle —ki şimdi de öylesin— sana tutunduğum sürece. benim için orda burda «Delidir» diye bağırırken. senin dar-görüşlülüğün tekrar tekrar yüzüme bir şamar gibi iniyordu. Ama giderek. çünkü insanda azıcık bir kendine karşı dürüst olma erdemi kırıntısı varsa. ben yaşayan canlının işleyiş yasalarını buldum. O zamanlar. yaşamını tehlikeye sokmadan başkasına karaçalamaz. Kendi «önlemli» örgütlerinde. benim sonumun geldiğini sandın. Küçük Adam. ancak peşimden gelemeyeceğini biliyordun çünkü. vaktiyle gençlik hareketlerine katılmış ve iktidarsız olman nedeniyle yakında kalp hastalığından kıvranacak olan bir ruh doktoru. bana da söylediler.yüreğim. Sonra. benim öğretilerimin sana ait olduğunu söyleyen sen değil misin? Bak. Dostunu tepip düşmana yamandığında. her şeyim gelecekle dolu. örgütteki dürüst kişiler bunu biliyordu. beni yoketmek için kazdığın derin çukurların üzerinden atladığım gibi. yıllar sonra. Daha sonra kederden öldün. senin hastalığına karşı duyduğum anlayış'ın. Sonunda gözlerimi açıp doğrudan yüzüne baktım. Sana yardım ettiğimde bana yaptıklarını binlerce kez unuttum ve sen hasta olduğunu bana binlerce kez anımsattın. çok derin ve geniş uçurumlardan. elini kolunu sallayarak sokaklarda dolaşamaz. bir küçük ruh doktoruydun sen. bir hacıyatmaz gibi ve de daha güçlü. hırsızlık yapan bir kimse. Sen. kin ve aşağılama duygularımı bastırmasını sağlamayı öğrendim. bunun kaçınılmaz olarak böyle olması gerektiğini anlamaya başladım. ordan bili127 Sonunda gözlerimi açıp doğrudan yüzüne baktım 126 . Ölmeden önce de. Yaşamı olduğu gibi yaşamana binlerce yıl engel olunduğu nedeniyle. son bir tekme daha indirdin bana. Dünyaya egemen olma yolunda yaptığın ilk gi- rişimde uğradığın zavallı başarısızlıktan ötürü sana kızmıyordum artık.

Seni yadsımaya yürek ister. askeri saldırı hazırlıkları içinde bulunmakla suçluyor coşkusal veba. Polonya'yı. Ama sana acımadığım için ve senin zavallı Füh-rerlerin gibi küçük bir büyük adam olma isteği duymadığım içindir ki. Küçük Adam. Yalnızca yaşayan yaşam uğruna her türlü özveriye gene hazırım. kendini bu eleştirilere göre geliş129 . yalnız ve yalnız o zaman. işin ve başarılarınla. Benim gibi daha birçok dürüst. Ne vakit açık saçık yayınlar yapılsa. Yaşam için tehlikeli olman nedeniyle. Küçük Adam. «Yaşayan şey»i buldum ben. sırtından bıçaklanmadan ve alnına karaçalınmadan hakikati savunmak olanaksız olduğundan kendimi senden uzaklaştır-dım. başkaldırmaya başladı. sefil ve acınası yüzünün ardında ne olduğu iyice görüldü. işlevlerini ve özelliklerini. Kısa bir süredir. Polonya'ya saldırmaya karar verildiği anda. taktikler insanı ancak ve ancak vakitsiz kazılmış bir mezara götürür. Başkalarından yaşamın yasalarına uymasını istediğin gibi. o kişide öldürme eğiliminin başgös-terdiğini öne sürüyor hemen. senin çevrende. Çünkü bu arada. dolambaçsız ve içten-likli insan «yaşayan şey»i senin içinde bulmayı umdu. geleceğe yönelik çalışmalarımı sürdürebilirim. Yok. artık senin de her zamankinden daha sıkı bir biçimde yaşamın yasalarına uymanı istemeye başlıyorlar. geleceğin ve umudun sen olduğuna inandığım için kendi yaşamımı sana ve senin yaşamına adamıştım. başkalarında eleştirdiğin şeyleri yapmaman. coşkusal vebanın nasıl işlediğini kavramış bulunuyoruz. dürüst olduğuna. Yapılacak önemli işlerim var çünkü. Senin ne mal olduğun artık anlaşıldı. içimde duyduğum ve senin içinde aradığım «yaşayan şey»ie senin arandaki ayrımı çok iyi biliyor. Küçük Adam. senin varlığından. «cinsel hayvanlık» olmakla suçluyor coşkusal veba. Gene söylüyorum: senin geleceğinden değil. içinde bulunduğun durumdan uzaklaştırdım kendimi. Yirmi beş yıldır yapmakta olduğum dev yanlışı daha dün ortaya çıkardım: sen'in yaşamı temsil ettiğine. dünyanın gidişini saptaman isteniyor. ama artık senin için özveride bulunmayacağım. İnsanlığından değil. Şimdi artık. «yaşayan şey »in ve senin geleceğinin iyice ve derinlemesine incelenmesine önemli bir katkıda bulunabilirim. kendisine uygulanan yanlış işlem karşısında. Birisini öldürmeye karar verdiği anda. sağlıklı yaşamı. bu ikisini birbirine karıştırmıyorum. insanlıkdışılığından ve beş para etmez-liğinden kopardım kendimi. Küçük Adam. Senden. «yaşayan şey». biliyorum. Bunu gördükten sonra senin dargörüşlülüğün ve küçüklüğün içinde yokolmamaya karar verdim.yorum. senin yaşam biçiminden açıkça ve kesinlikle ayı128 rırsam. bir buyurgan yöneticiyi indirip yerine daha kötüsünü başa geçirmen istenmiyor. Bu. «Yaşayan şey»i. Hepsi de ortadan yitti. senin büyük geleceğinin yüce başlangıcı ve bütün küçük adamların tüm küçüklük ye yararsızlıklarının korkunç sonudur.

«Huysuz köpekleri sevmem. hasta iyileştirme odamda çok sık gördüğüm ve iyi tanıdığım bir yüz anlatımıyla şunları söyledin: «Şu batı kıyılarındaki Japonlara ne yapmak gerek. İnanmıyor musun bu dediğime? Gel. iş aramaya bana geldiydin.. «çirkin maymunlar» diye söz ettiğini duydum. bir yabancı ülkeden yeni gelmiştin.tirmen bekleniyor. herkese dostça davranan. İyi cins bir köpek olduğunu hemen anladın ve şöyle dedin: «Onu zincire vursana. biliyor artık. Yarım gün yanımda kalıp da. sen.» «Zincire vurulmuş bir huysuz köpek istemiyorum ben. huysuzlaşsın.. Sense. sohbetsever maskenin ardında son derece kaba bir yaratık var 130 kılığında.» Ey zavallı küçük oduncu.» dedim. birazcık da sarhoştun. Küçük Adam. Biliyorum. bak.. proletaryanın ya da Dördüncü Reich'ın geleceğini ellerinde tutan sen. ilmiği her beş dakikada bir biraz daha küçülterek. onu bozmak istemiyorum. bu işte. çok yavaş. sohbetsever maskenin ardında son derece kaba bir yaratık var. böyle. Ama inancım odur ki. ama hemen çabucak değil. doğallığını yaşayan bir köpeği yeğliyorum. yavaş yavaş. yavaş yavaş. Garson sözlerini onayladığını belirten bir tavırla başını salladı ve bu kahramansı erkekli131 . doymakbilmezliğini. bunu duymaktansa. bir köpeğe acı çektirmek. kısacası. Heill diye bağırmayı yeğlersin. geçmişte olduğundan daha az başarı göstereceksin. biliyor musun? Hepsini birer birer ipe çekeceksin. Sonra. Ne büyük dedikoducu olduğunu. neşeyle zıpladı.. anılarını tazeliyeyim: Güzel bir öğle sonrası. bir masaya oturup viski içmiştim (yo. buzlu ve sodalı viski içiyordum. bu kez bir oduncu Dostsever. düşmanlardan korunmak için bile olsa.. bu dünyada senden çok daha fazla düşmanım var ama gene de. Neyse. anımsadın mı? Hani. Küçük Adam. gerçek yüzünü ortaya çıkarmaman olanaksız. Japonlardan. Köpeğim seni kokladı. Hani yağmurlu bir pazar günü.» Elinle de nasıl yapacağını gösteriyordun. bu güzel dünyayı pis pis kokutan genel hastalığını herkes tanıyor. Senin binlerce yıllık gizinin kapısını açacak anahtarı bulduk. senin bedensel katılığın canımı sıkmıştı da çalışma yerimden kalkıp bir bara gitmiştim. Dostsever. Küçük Adam. arada bir içki içmeyi severim ama içkici değilimdir). sorumluluktan kaçtığını (bağımsız olduğunu). havlasın? Bu köpek gereğinden çok dostluk gösteriyor insana..

kendi varlığına bile dayanamıyorsun. Bunu söylemekle. çünkü bu bağımsız olmak anlamına gelirdi: yıllar yılı yalnızca nefret ettiğin adamdan bağımsız olamazdın. gerekçen şuydu: Onun çaresizliğinden. Kurtuluşunun tek yolu. biliyorum. ne yapacağını bilmez haldesin. zavallı Küçük Kadın. bütün parasını almak istiyormuşum. Amerikalı kaçakları kurşuna dizecek. kendine bak! Senden ayrılan erkeğe karşı duyduğun kin ve öfkeyle iyileştirme odamda ateş püskürdü-ğün günü anımsarsın. anlamıyor musun. ne bağırsaklarındaki kabızlığı ne de kafandaki kabızlığı ge-çirmeyecek Küçük Adam. Polis çağırmaya kalktın. tek umudun budur. «yalnız»sın. aslında senin mesleğin vardı. bu dünyayı yıkıma sürükleyen milyonlarca benzerin var. «anacığının dizinin dibinden ayn-lamaz»sın ve de «çaresiz»sin. elektrikli sandalyeye oturtacak ya da gaz odalarına tıkacaksın. Alman subaylarını. İngiliz Monarşistlerini ve Yunan Direnişçilerini geberteceksin. çalışıyordun. romatizmalarına. «zayıf»sın. içinde kalan son yaşama isteği kırıntısının verdiği güçle ipini kopardı. Günümüzde herkesin genellikle yaptığı gibi yaşamın se133 . Sen bir tip'sin. onları vuracak. daha yüzyıllarca Japon casuslarını ipe çekecek. değil mi? Daha yüzyıllarca sürecek sendeki bu istek. yani bu durumda. Küçük Kadın.ğine hayran kaldı.. bana geldi. Biliyorum. Şöyle bir kendine bak. Büyük bir sa132 natçıydı o çünkü. değil mi Küçük Kadın? Annen. Sonunda canına tak etti.yüreğini senden bağımsız kılacak kadar güçlü olmadığından. Özgürlük sevgisi duymasının bedeli olarak. öyle dediler. bunların hiçbiri sevme yeteneğinden yoksun olduğun olgusunu değiştirmeyecek.sanıyorsun? «Benim her şeyimi bilen. birinin. ya da akıl hastalığına iyi gelmeyecek. içinde duyduğun nefretten nefret ediyorsun. buna gereksinmen yoktu. kendi kötü niyetlerini sergilemiş. senden kıyasıya nefret eden bu adamın sana bakmasıydi. aylığının üçte birini sana vermeye razıydı. beni yakından tanıyan» toplumcularla tanışmışsın. Kafanda böyle kötü tasarımlara yer vereceğine kendini mesleğinde geliştirmenin yollarını araşan. özgürlüğü seviyordu. bu konuda kafa yorsan olmaz mı? Olmaz. yaşama sevgisine tutundu. ya da bana böylece gözdağı verdin. Onu haketmediği yükümlülüklerden kurtarmada kendisine yardım edeceğimi biliyordun. kuzen ve yeğenlerinle bir-likte yıllar yılı kan kusturmuştunuz adama. Rus köylü kadınlarını. bunları bana yüklemiş oluyordun. Öfkelendin. teyzelerin. Böyle davranmakla yeni bir dünya kurabileceğini mi . ama bunların hiçbiri. Oysa senin istediğin tek şey. sesini çıkarmıyor diye yıllarca sömürmüştünüz. yardıma gereksinme duymasından yararlanıp. gerçek bilim gibi sanat da zincirlere karşı hoşgörülü değildir. Yeni doğmuş bir Japon bebeğini kollarına aldın mı hiç Küçük Yurtsever? Hayır. Küçük Adam. Ne kurşun sıkma ne de darağacına çekme seni içinde bulunduğun bataklıktan çekip çıkaramaz. Bütün akrabalarına o bakıyordu. İşte bu yüzden kocanın yaşamını da yıkıyorsun ya. yasaların öngördüğü nafakayı.

dört bin yıllık doğa felsefesinden daha güçlüsün ha? Ama artık ne mal olduğunu anlamaya başlıyor insanlar. Aslında seni ilgilendiren benim perdelerim değil. gençlerimize hocalık etmesi için ona bir kürsü verecektir. salt yaşama biçimini beğenmediğin. Elbet. İspiyonculuk etme ve karaçalına görevlerini sürdürmek istiyorsun. ikimizi de güldürüyor. o hiç kapamaz perdelerini. Dosyada. Çok da meraklısın. Artık hepsini biliyoruz. Bir sonraki duruşmada. ey Düşsever Küçük Kadın! Şimdi. Kız. İyi. dur hele. yüzeyselliğin yüzünden öyle diyorlar bana. dürüst yurttaşlar! Bu adam bir Felsefe Profesörüdür. değil mi? Sen. Rousseau konusunda da bildiğin tek şey. Bu işte bir iş var!» Hakikate böyle yöntemlerle karşı koymak sökmez artık. Yanıtımı etkileyici buluyor herkes. kötüsün. halimi. hâlâ gözümün önündesin: geçmişimi. neden herkesin benim için kötü şeyler söylediğini anlıyor musun? Benim yaşama biçimimden ötürü değil. yalnızca çalıştığı ve seni biç umursamadığı gerekçesiyle masum komşunu hapse attırmak için fitnelik etmek istiyorsun. er-geç susturulacaksın. bunlar arasında. Eh. şunu da biliyorum ki. hakikatimin yeşermesini engellemek asıl derdin. çünkü güzeî şeyleri değil yalnızca çirkin şeyleri görüyor ve duyuyorsun. Yargıçlar da Savcılar da senden yana çıkacaktır. akşamları 135 . «doğaya dönmek» istediği. yurtseverler doğuran saygıdeğer kadm. Toplumsal konumumun ne olduğu soruluyor. Küçük Adam. değil mi? «Ey.line kapılmış gidiyorsun. senin gibi ispiyoncuların adını açıklamadığı için kendini güvenlikte sayıyorsun. ya da nazik olduğu nedeniyle. senin gerçeklikdışı düşüncelerin. kapı dinleyip duyduğun yarım yamalak sözleri insanlara karaçalmada kullanıyorsun. senin düşse-verliğin yüzünden. Polis. «Bak ne diyeceğim! Gecenin birinde perdelerini indirdiğini gördüm bu adamın. mal-mülk konusundaki görüşlerimi. Sen namuslu ev kadını. ya da özgür davrandığı. çünkü içinde bulunduğun sefil durumdan nasıl sıyrılacağını onlar da bilmemektedirler. Rusya ve demokrasiye değgin düşüncelerimi kâğıda geçiriyorsun. Kentimizdeki büyük bir üniversite. Neden 134 durup durup da o saatte indirdi perdesini? İçerde ne yapıyor sanıyorsunuz? Biliyorum. Doğru mu?» Yaptığın bu küçük yanlış. Uluslararası Plasmogeny Derneği'nin de bulunduğunu söylüyorum. Buna izin vermeyin!» Doğru-dürüst ev kadınlarınız ve sadık yurttaşlarınız bu hakikat öğretmenine karşı bir dilekçe yazıyor ve profesör işe alınmıyor. üç bilimsel ve yazınsal birliğin onur üyesi olduğumu. «Duyduk duymadık demeyin! Ahlâk denen şey sizi ilgilendiriyorsa dinleyin: Köşe başındaki evde bir ana-kız oturur. çocuklarına boş-verip onları yetimler yurduna gönderdiğidir. Federal Mahkemenin tutanak yazmanı Küçük Kadm. Uluslararası Poligamy Derneği'nin Onur Üyesi olduğunuz yazılı. bir görevli şu soruyu yöneltiyor bana: «Bur-da garip bir durum göze çarpıyor.

Bir kadın yalnızca beni istediği ve ben de onu istediğim için sarıldım ona. börek yerken boğuldu. değil mi Küçük Adam? Biliyor musun ki. kendimi. ya da belki Rus casusu! Belki de İzlanda casusudur! Bir gün saat tam üçte. Yeni yetişen kız ve erkek evlâtlarının sevgisine karşı anlayış gösteren ve onu koruyan aklı başında ve yürekli ana-babalara saygı göstermek istiyoruz. senin gibi. onunla cinsel ilişkide bulunmak istemiş!» Bu «olmuş olay»ı anlatırken şehvetsever ağzının suları akıyor. neden biliyor musunuz. müthiş bir pisboğazdı. bu «olay» senin dışkının içinden çıkmıştır. yetişin!» Sen. Prens Rudolf'un. pisliklerden arınık kuşağının çekirdeğidirler. Garson kızların poposuna çimdik atan sen değil misin. bu dünyanın perişan yurttaşı. New York'da. falan Üniversitenin Rektörü için karısını başka bir adamla yakalamış diyen sen değil miydin. sen yirminci yüzyılın Güçsüz Küçük Adamının pis uydurmacalarından hiçbirini aklından geçirmeyen. delikanlıya saldırmış. Mrs. evren ışıklarının etkisiyle doğan o göz137 . zavallı küçük adam. hem de yanında bir kadın vardı!» Sen. senin gibi sevgi hırsızlığı yapmadım ömrümde. Eleanor Roosevelt için vidaları gevşek. duydunuz mu! Delikanlının biri rahatsızlığını geçirmek için buna gitmiş. şu. senin gibi eşcinsel özlemler bes136 lemedim hiçbir zaman. «Ya buna ne dersiniz: bu adam sekreterine saldırdı.eve erkek arkadaşını alıyor! Kadını ev işletmekten mahkemeye verin! Fuhuş yapıyorlar! Polis. 86. Küçük Adam? Sen. senin kafandaki pis düşüncelerden hiçbiri yok bende Küçük Adam. «ahlâk ve düzen» anlayışını çok iyi biliyoruz artık. Bu babalarla analar. sabahın üçüne dek ışık yanardı evde!» De La Mettrie için de. diyen sen değil miydin. duyumları sağlıklı. SEVGİLERİNİ BİRBİRLERİNE MERDİVEN ARALARINDA. KARANLIK ÇIKMAZ SOKAKLARDA ANLATMALARINI DEĞİL. senin yaptığın gibi «sergilemedim». «N'olmuş. Ne mal olduğunu öyle açık bir biçimde ortaya koydun ki. RAHAT RAHAT YAŞAMALARINI İSTİYORUZ. ahlâkımızın korunmasını istiyoruz. yaşamını binlerce yıl poker fişi gibi harcamışsın ve bunca yıldır bataklığa saplanmış duruyorsun! «Yakalayın şunu! Bir Alman casusu bu. ömrümde bir kadının ırzına geçmedim —senin gibi— ve tek bir gün bile senin gibi kabızlık çekmedim. küçük kızları ayartma isteği duymadım. SEVMENİN MUTLULUĞUNU AÇIK AÇIK. Yoksa kız neden evden koşarak çıksın ve gitsin? Kızla aynı evde oturuyordu. başkalarının karyola gıcırtısına kulak kabarttığın için bu ana cezalandırılıyor. bu. geleceğin bedenleri sağlıklı. uçkurunu toplaya toplaya kaçmak zorunda kalmış. Caddede gördüm onu. halktan biriyle evlendiğini söyleyen sen değil miydin. Küçük Adam. şu köydeki öğretmenin bir âşığı var diyen sen değil misin? Bunları söyleyen sen değil misin. ahlâklı Küçük Adam? KIZLARIMIZLA OĞULLARIMIZIN. perdeler de hep çekikti.

arılık duygusudur. insanların yüzüne karaçalacak. aklı başında. çeşit çeşit dalavereler çevirecek. gün gelecek. dürüst insanlarm yüzüne pislik attığında seni tımarhaneye tıkacaklar. arılık duyguna yenileceksin. onlara karşı ne denli kin duyarsan duy. ama hiçbiri seni o küçüklüğünden. 139 . ettiğim bu düşünme. erişilemeyecek denli derinliklerinde bulunan kendi öz «temizlik». Ama sonunda. seni elde etmeyi ne bir Kaiser. ama ciddi ciddi düşünmeye başlayacaksın. Küçüklüğünden ve değersizlik duygusundan arındığında. düşünmeye başlayacaksın. beş ya da on yüzyıl. başlangıçta çok acıklı olacak. — hakikat ve sevginin korunması için çok sıkı yasalar konacak. Bunu adım gibi biliyorum Küçük Adam. şu anda kendi yapının derinliklerinde. gizli saklı sevişecek. tahtakurusuna benzeyen insanlar olunmasını önleyecek güçlü yasalar. amaçsız bir düşünme olacak.Solcu ahlâk uzmanı Acunsal Yaşam Enerjisini denetliyor kamaştırıcı Kuzey Işığında bir tahtakurusunu inceledin mi hiç. Sözünü. Onlar seni ancak köleleştirdiler. Seni elde edecek olan tek şey. bir ıvır-zıvır olmaktan kurtaramadı. yaşama karşı duyduğun özlemdir sana gerçekten egemen olabilecek tek şey. sen bugün seven de138 likanlıları ıslahanelere tıkıyorsan. beni iyi dinle. gerçek adalet ve incelik anlayışı içinde çalışacak değişik türden yargıçlar ve savcılar olacak bu dünyada. engizisyonlarını yaşatacaksın. coş-kusal vebadan kıvranacaksın. Sözüm-ona. göstermelik bir adalet değil. Küçük Adam? Hayır mı dedin? «Evet» yanıtını beklemiyordum senden zaten. Nasıl ki. onun bunun yüzüne gülüp ardından hançer saplayacak. yaşamın korunması için çok katı yasalar konacak ve sen. Bak. içinde bulunan temizlik. daha üç. ne bir Çar ya da ne bir «tüm proleterlerin babası» başarmış değildir. yanlışlarla dolu. bu yasalara uymak zorunda kalacaksın. Gün gelecek. Biliyorum. Senin de küçücük bir kuşkun olmasın.

yüze gülüp ardından sövmeler. Bu durumları yüzyıllar boyunca bir maymun gibi benimsediğin. ateşkesler. GELECEĞE BÎR BAKIŞ. doğru sandığın o düşüncelerinin ve tüm o yanlış fikirlerinin yalnızca bir yurtseverlik olduğunu görmek seni çılgına çevirecek. savaş talimleri ve bombalamalardan başka bir şey yazmadıklarını görecek. Bulduğum Acunsal Yaşam Enerjisiyle Ay'a mı çıkarsın. «Adama da bakın! Amma da düşsever! Neleri yapmayacağımı biliyor! Diktatör müdür nedir! » Hiç de diktatör değilim. seni düşündürecek. Senin diktatörlerin. Küçük Adam. Ama önümüzdeki beşyüz. anlaşmalar. Geleceğinin nasıl olacağını söyleyemem sana. kurşun sıkmalar. bunun nasıl olduğunu. Önüne sürülen bütün bu hileleri. ipe çekmeler. Bir kez düşünmeye başladın mı. sen de. herhangi bir «Koca Petro»ya dönüşmekten başka sonuç vermeyen bir büyük devrimi sahneye koyma olanakların ortadan kalkmış olur. Gerçi senin bu küçüklüğün. tören yürüyüşleri. Ama nasıl ki. gaz odasına gönderilmemek için neleri yapamayacağını söyler sana yalnızca. madalyalar. bin ya da beş bin yıl içinde neleri ARTIK YAPMAYACAĞINI bilebilirim. şaşkınlıktan ağzın bir karış açık kalacak. senin uzak gelecekte neler yapacağını da söyleyemezler. Uzay gemilerinin nasıl uçacağını ya da nasıl konacağını da bilemem. bilemem. sessiz sessiz dişlerini sıkıp durdularsa. ustalıklı hileler.Başkaları sana değgin düşünürken duydukları acıya nasıl yıllarca dayandılar. allanıp pullanma. O durumlar üzerine düşündüğün şeylerin tümden yanlış olduğunu görmek. Mars'a mı. anlayacaktın bütün bunları. seferberlikler. başına gelecek felâketleri nasıl da sezinlemediğini bir türlü anlayamayacaksın. güçsüzlüğün karşısında diktatör olmam işten bile değildi. torunlarının torunları senin geçmişini okuyup öğrenme felaketinden korunabilir umuduyla avunacaksın belki. Geçmişinden utanç duyacaksın. kendini düşünmenin getirdiği acılara dayanmayı ister istemez öğreneceksin. geceleri evini aydınlatmak için güneş ışığı kullanıp kullanmayacağını da bilemem. o yalancı dolmaları koyunsu bir sabırla yemekten başka bir işe yarasaydın. Bizim duyduğumuz bu acı. bir ağacın büyümesini çabuklaştıramazlarsa. ama ben diktatör olacak adam değilim. Bizim umudumuz da bu140 dur. işte o vakit. Umarız artık. nerden olacak! «Şuna da bakın! Aklını benim derinliklerimden alıyormuş! Lâf! Benim derinliğim yok 141 . bir papağan gibi davrandığın gerçeğini görecek ve işte bu gerçeği kabullenmeyi uzun süre onuruna yediremeyeceksin. son dört bin yıllık kendi «uygarlık »mı da ölçüp biçmeye başlayacaksın. şimdiki zaman içinde. Kendi gazetelerinin. bilmiyorum. «Peki ya senin bu akıllılığın nerden geliyor?» Senin insan mantığının derinliklerinden geliyor benim akıllılığım. sonra gene seferberlikler.

Güzel düşleri dinlemekten za- Bedensel boşalma gücü? Herhalde Sende derinlik olmaz mı hiç! Var. gelecekte artık neleri kesinlikle yapmayacağını söyleyebilirim sana. görmüyorsun. Şimdi biraz anladın mı sıradan bir düşçü olmadığımı? Dinleyecek misin beni şimdi? «Eh. Düşüp «bireyselliğini» yitirmekten korkuyorsun. yani derinliklerinde bir derinlik olmasaydı. gidip gidip aynı yere. Senin içindeki bu derinliği biliyorum. bu yüzden onu duymuyor. küçük. Seninle oturup bunları konuşmazdım. yaptıklarına inanamayacağın için belli şeyleri yapmayacaksın. acımasız. oysa kendini bırakmalısın. Bu yüzden derinliğe baktığında başın dönüyor ve bir uçurumun ke-narındaymışsın gibi dişlerin birbirine vuruyor. kıskanç. yanlışlarını görecek. bu 'derinlik' dediği şey ne mene bir bireyci sözcük!» bu konuşmayı kaleme almazdım. pekâlâ. onları yinelemeyeceksin. senin büyük geleceğindir. Dört bin yıllık kültürsüzlük çağında olanları nasıl yaptığını bir türlü anlayamayacağın. Bu yüzdendir ki.ki? Hem. Kendi derinliklerinden ölesiye korkuyorsun. Kendine varmak için elinden geleni yaptığında bile. Küçük Adam. var ama sen bilmiyorsun. obur ve hırsız ruhlu adama tosluyorsun. 142 Ben kim oluyorum ki kendi görüşüm olacakmış? 143 . bir doktor olarak taşıdığın kaygılan anlatmak üzere bana geldiğinde keşfettim o derinliği. İçindeki bu derinlik. Küçük Adam. Eğer içinde.

» Bak. Her Küçük Adam ve Küçük Kadının doğru ve yanlış görüşleri vardır. askere alınıyorsun ve böyle bağırdığın içindir ki. İnsan toplumunun doğumundan sorumlu olmak öylesine korkulacak bir şey değil. Senin görüşlerin var ve gelecekte bunların varlığını bilmemeyi. deneyodamı ya da çalıştığım yeri delik deşik etmek için yetiştirilmiş askerleri ve de silâhlan bulunduğunu bilmiyormuş gibi konuşuyorsun!» Askere alındığında ve fabrikaların delik deşik edildiğinde Heil diye bağırdığın içindir ki. Korkma be Küçük Adam. Artık yapmayacağın şeylerden en birincisi. tarlalarımı mayın tarlasına çevirmek. onları giz olmaktan çıkarmaya çalış. fabrikaların kurşun yağmuruna tutuluyor. silâh değil eşya ya da pabuç üretmeye yaradığını. çocuklarını okula ya da oyun bahçelerine götür. sokaklarda sürünen. yeter. yani tarlalann buğday vermeye. günün olaylarını gazetene yaz. bildiğini savunsaydm. Ama bunların önemsiz olduğunu.. bütün Küçük Adam ve Küçük Kadınların görüşlerinin toplamıdır. ya da değişik bir şey yapacak değilsin. değişecek hiçbir şey yok. fabrikaların. Yanlış görüşleri vardır. kendine özgü görüşleri olmayan. tarlalarını sür. kendini. benim güzel doktorum. Özel. Prens Şişinikus'un savaş yapmak ve beni askere almak. Sen. Kaçma. kendine özgü görüşü olmayan ve «Ben kim oluyorum da. zavallı bir Küçük Adamım ve böyle kalacağım. çünkü yaşamın seline kapılmaktan ve her şey bir yana çocukların ve onların çocukları uğruna yüzmek zorunda kal-mak'tan korkuyorsun. beni dinle: Küçük Adam efsanesinin ardına gizleniyorsun.rar gelmez ya! Ama bil ki.. «Ama benim görüşlerim konusunda kamuoyu ne der? Kendi fikrimi söyleyecek olsam bir meyva kurdu gibi ezerler beni!» Bak. Şimdiye dek yaptıklarını sürdür. «Amma da düşseversin be doktor! Kral Bezenikus'un. Bütün bunları yapıyorsun aslında. Örneğin sen artık «Adamdan sayılmadığına» inanmayacaksın.. kaçma.» sözlerini dilinden düşürmeyen bir Küçük Adam olarak görmemektir. «İnsan toplumunun doğurucusu olmak için ne yapmalıyım?» Hiçbir şey. senin «kamuoyu» dediğin şey. onları savunmamayı ve açıklamamayı büyük bir ayıp sayacak. çünkü başka Küçük Adam ve Küçük Kadınların yanlış görüşlerinden korkmaktadırlar. hastalarına bak. çekicini indir.. tarlalarla fabri-kalann yakılıp yıkılmak için o hale getirilme145 . bundan utanacaksın. doğanın gizlerine her zamankinden daha yoğun bir biçimde eğil. asıl. Kral Bezeni-kus ya da pırıl pırıl zırh kuşanmış Şövalye Prens Şişinikus'un yaptıkları önemlidir sanıyorsun. Ben. Ben kim oluyorum da. Bu korku yüzünden doğru görüşler dile getirilmez. Küçük Adam. İnsan toplumunu doğuran ve geliştiren kişinin sen olduğunu öğrenecek ve bu bilgini 144 savunacaksın.

çalıp oynamak istiyorum. sırtını giydirmek için değil. Alman ya da proletarya ana-yurdunun onuru için yaptığını sanmaktadırlar. bir kimse olduğunu bildiğin. GÖĞSÜNÜ GERE GERE YAPTIĞIN AN.. Toprağımı işlemekten başka dileğim yok benim. pırıltılı zırhlar kuşanmış bir Şövalye olan Prens Şişinikus'un askerleri de olmazdı. Bu sorulara yanıt vermek için diplomatlara gereksinmen olmayacak artık. «Ben kim oluyorum. Ruslar ya da bilmem-kimler zorla üzerime saldırır. kendi görüşünün doğru.» diyen bir Küçük Adamdır. kendi soruna kendin yanıt vereceksin. milyonlarca ceset yığılıyor sokaklarda. «İyi güzel ama. Barbarlar ya da Almanlar. karım ve ço146 cuklarım için yaşamak isterken. senin bu işi çocuklarının karnını doyurmak. karımı sevmek istiyorum. senin. onlar da tıpkı senin gibi adamdan sayılmadıkla-nna inanmakta ve «Ben kim oluyorum ki kendi görüşüm olacakmış?» demektedirler. İŞTE BUNLARI BÜTÜN İÇTENLİĞİNLE. onlara özgüveninle ve çalışma bilinciyle karşı koymalısın. ben işim için. O da senin gibi. İtalya dağlarında savaşırken tanıdım onu.. ya da tüm proleterlerin Mareşalinin sendeki ulusal bilinci ayağının altında ezmesine izin vermek yerine. öksüz çocuklarının sokaklarda açlıktan ölmesine neden olan. yaşama hizmet etmek durumunda olduğunu anladığın. Heil! diye bağırmak ve «Meçhul Asker» anıtlarına çiçekler koymak yerine. karını. Şu ya da bu ulusun Barbarı sana saldırdığında tüfeğine yapışacaksın. proleter orduları topraklarımı kuşattığında çocuklarım ölüm açlığı çekiyor. Pazar günleri ezgiler söylemek. silâhları da. işim bittikten sonra çocuklarımla oynamak. işini yap. askere alınıp cepheye gönderildiğimde karım hüngür hüngür ağlıyor. karını sev. «Peki ben ne yapayım? Savaştan nefret ediyorum.) 147 . bana savaş açarsa ne yapacağım? Evimi. çook uzaklardaki bir «zafer meydanında» dolu dolu gözlerle gökyüzüne bakmana. bu bilince vardığın an. Ama bak sen şunu anlamıyorsun bir türlü: Tüm ulusların «Barbarlar»ı ömründe hiç çalışmamış olan Prens Şişinikus'un savaş çağrısı üzerine Heil! diye bağırıp duran milyonlarca Küçük Adamdan başka bir şey değildir. Prens Şişinikus. Küçük Adam.diğini söyleseydin. çocuklarının mutluluk içinde büyümesini engelleme. kendi görüşü olduğunu kabul etmeyen ve «Hem ben kim oluyorum da. çalış. fabrikada ya da laboratuarda çalışmış değillerdir. Japonlar. öyle dalıp dalıp gitmene neden olan SAVAŞ OLMAYACAKTIR. yuvamı savunacak değil miyim?» Haklısın Küçük Adam. Bunu gerçekleştirmek için ne yapmalıyım?» Her zaman yaptığın ve yapmak istediğin şeyi. Senin Kral Bezenikus'un ya da Şişinikus'un bu gibi şeyleri bilmezler. tüm proleterlerin anayurdunun cinsel açlıktan kıvranan askerlerinin acımasına bırakan. çünkü tek bir gün bile tarlada. (Senin o «Meçhul Asker»ini de çok iyi tanırım. buna inandığın an.» diye sormadığın. tarla ya da fabrikanın ölüme değil.

Senin cehenneminde değil. Yani. bulduğun şeyin öldürücü bir silâhtan başka bir şey olmadığını çok iyi bildiğin halde. yirminci yüzyılın en büyük bilim adamı olan sen. sana ve senin doğru ya da yapay düşünmene bağlı her şey. bir tek atom bombası yüz binlerce insanı bir anda öldürebilir!» Daha hâlâ doğru düşünmüyorsun Küçük Adam. ya da. ancak mikroskopla seçilebilen bir cisim kadar küçük bir adam olmasaydın. kesin bir dille ona karşı koyar. bilmezlikten geliyor. Küçük Adam: Göz göre göre kendi mezarını kendin kazdın. savaşların çıkmasını önlemek için yapılacak tek şeyin. atom bombası yapmayı bırakmak yerine Heil! diye bağıran Küçük Adamların elinden çıkıyor onlar. Çin. Savaşa gidip gitmemek. anlıyor musun. yani Japonya. Bunun için yalnızca. buğdayını talan etmeleri için 149 . Er ya da geç —bu da sana bağlı— gün gelecek. ya da herhangi bir Barbarlar ülkesindeki Küçük Adamı tanıyabilir. senin o fizik biliminin vardığı çıkmaz sokağa girmiş oluyorsun. bu yeryüzündeki tüm Küçük Adamların iyi ve kötü yönleriyle. Başladı evet. etkini kullanır. pırıl pırıl zırhlar kuşanmış bir Şövalye olan Prens Şişinikus* un yapıyor o senin atom bombalarını? Hayır. dönüp dolaşıp aynı şeye. «atom enerjisi çağı» başladı sanıyorsun. o bu işten anlamaz. Eğer sen. yaptıkları iyi ve kötü işlerle. çünkü yolun bulunduğu yöne bakmıyorsun. hoş. tarlalarını. sıkıntıdan ölmeye devam ediyorsun. Bunu yapmakla. ama senin düşündüğün gibi değil. Kendi yarattığın labirentin içinde dönüp duruyor. kişinin işini doğru dürüst yapması ve doğru dürüst sevmesi olduğuna inandırabilirsin onu. ama şimdi bunlar bir de atom bombası çıkardılar. artık Heil! diye bağırmayacaksın. baba ya da koca olarak yapman gereken iş konusundaki doğru görüşünü ona anlatabilir. Bunun için yalnızca. tümüyle senin elinde. çıkış yolunu bir türlü bulamıyorsun. Yeni bir çağ. bunu biliyorsun Küçük Adam. Küçük Adam.Kardeşini. Amerika'nın bir ucunda bulunan son derece verimli. «Heil» diye bağırıyorsun. «Yaşasın kültür ve teknik!» Ama bak. kırık bir yürekle. böylesine küçük. Ama duymazlıktan. Öte 148 yanda. ama ölürken bile. doktor. Sen sanıyor musun ki. açık seçik. bunu yapamamışsan. doğru düşünmüyorsun. işlemez hale getirirdin. Benim Acunsal Enerjimin çeşitli hastalıkları iyileştirebileceğini söyledim sana. suskunluğunla boğuyor ve kanserden ölmeye devam ediyorsun. Küçük Adam. bir yıkma bilinci yerine yapma bilinci geliştirir ve atom bombasının bu dünyayı paramparça etmesini önleyecek yollan bulurdun. yaşam için çalıştığını bilmen gerek. söylediklerimi yapmıyor. ölüm için değil. bir işçi. tıpatıp sana benzediğini bilmen gerek. bombayı. o uğursuz atom enerjisinin kanserlerini ve romatizmalarını iyileştireceğini vaat ediyorsun Küçük Adamlara. son nefesinde. deneyodamda başladı yeni bir çağ. çiftçi. sana dayanıyor iş. «İyi. şunu şuraya yazıyorum. gün gelecek.

» diyorsun içinden. güvenlikten daha büyük anlam taşıdığı vakit yaşamın güzel ve güvenlikli olacak. bir evlenme cüzdanına gösterdiğinden daha büyük bir saygı duyduğun zaman güzel olacak yaşamın. Kendin. içinde bir aydınlık duyar. yeni yetişmiş kızının 151 . oysa biz çalışmaktan söz ediyoruz. kadınla erkek arasındaki sevgiye. çocuğun. büyük bir alanın çevresine dikenli tel çek. birbirlerini öldürsünler. Beethoven ya da Bach'ın ruhsal durumu. toplumunun iyiliğinden ve kötülüğünden kendinin sorumlu olduğunu. Küçük Adam. karın ya da sevgilin. çalışma grevi yap. düşüncelerin uyumlu. bırak orda teketek dövüşsün. Hangi konularda yanlış düşündüğünü —bugün olduğu gibi yaptığın yanlış ona-rılmaz hale gelmeden— vaktinde yakalarsan. İlle de bir «grev» yapmak istiyorsan. Genel grev dediğin şey kötü bir savaşma aracı olsa gerek. bu sorumluluğun nice büyük olduğunu gösteremezsin. bir düşsever. toplumun. iş arkadaşlarınla diplomatlar aracılığıyla değil de doğrudan doğruya ilişki kurduğun an. fabrikalarının kurşunlarla delik deşik edilmesi için çalışmayacaksın. çekicin ve stetoskobun senin elinde. özgünlüğün. bu dediklerimi yapabilirsin. ürünlerin ya da çiftliğin için çalışarak grev yap. paradan önemli. Grevdeyken. büyük savaşçıların yaptığı kötülükleri değil de. senin içinde var. başka bir şey mi yaparsın. ne zaman güvenlik içinde olacağını soruyorsun. Onu mu yaparsın. olmaz anlamında başını iki yana sallıyorsun. Canlılık. grev yapmayacaksın. Grev yapmakla. Görüyo150 rum. hakikatleri duyduğunda yüreğinde bir canlılık. ölüm için değil. Onların savaşlarına ayıracak vaktin olmadığını. içinde bulunduğun duruma hiç uymaz. bilemem. çocuklarının yaşamı. çalışmıyorsun. sevgi. Özel yeteneklerini zamanında gördüğün ve artık yaşlandığını zamanında kabul ettiğin vakit. Gün gelecek. savaş isteyenleri içine koy. Her şey — yaşamın. Bunun yanıtı. Er ya da geç. senin gözünde. yalnızca yaşam için çalışacaksın. çocuklarının öğretmenlerine politikacılardan çok daha fazla ücret verildiği an. yalnızca kendi yaşamın için ÇALIŞACAKSIN. senin varlığının tümünün ruhsal durumu olduğu an (bu.sürmeyecek. Ne zaman doğru dürüst bir yaşam süreceğini. varlığının bir köşesinde. gün gelecek. derinlere gömülü olarak duruyor) güzel olacak yaşamın-. «Genel greve gideyim mi. parti çizgisinden ya da kamuoyundan daha önemli. Dünya denen bu kentin dışına. İşte Küçük Adam. eğer artık Heil! diye haykırmasan. ya da belki «bir Kızıl bu. ha?» Orasını ben bilmem. çok daha önemli işler yapmakta olduğunu söyle onlara. biçimsel ve yapmacık kurallardan kaçarsan. duyguların tutarlı olduğunda. çünkü bunun sonucu olarak kendi çocuklarının ve karının açlıktan ölmesine yolaçabi-lirsin. Küçük Adam. büyük adamların düşüncelerini içinde duyabildiğin an. eğer bir hiç olduğunu ve kendi görüşünün bulunamayacağını sanmaktan vazgeçsen.

sevgiden duyduğu mutluluk seni öfkelendirmek yerine sevindirirse, insanların, sevme organlarıyla oynayan çocukları cezalandırdıkları günler çok gerilerde kalmış ve sen "«hey gidi günler» diyerek başını sallıyorsan, sokaktaki tüm insanların yüzünden özgürlük pkunduğu, üzüntü ve sefalet yerine canlılık ve neşe fış-kırdığı gün, insanlar, bu dünya üzerinde artık içeri çekilmiş, kasılmış karınlan ve ölü cinsel organlarıyla yürümediği gün yaşamın mutlu olacak. Akıl istiyorsun, ne yapayım diyorsun, Küçük Adam. Binlerce yıl boyunca, iyi kötü akıl veren, sana yol gösteren oldu. İçinde bulunduğun zavallılığın nedeni sana gösterilen yolların iyi olmamasından değil, senin küçük, beş para etmez bir adam olmandan geliyor. Sana önerilerde bulunabilirim, yol gösteririm, ama sen sen olduğun ve belli bir düşünme biçimine sahip olduğun için duyduklarını, herkesin çıkarına olacak biçimde uygulayacak yetenekten yoksunsun. Diyelim, şu diplomatlığı artık kesmeni, bunun yerine, bütün ülkelerin ayakkabıcıları, marangoz, makinist, teknisyen, doktor, eğitimci, yazar, yönetici, madenci ya da çiftçileriyle mesleksel ve kişisel bir kardeşlik kurmanı önersem, tüm Çinli çocukların ayağına en rahat uyacak pabucun nasıl olması gerektiği konusunda tüm dünyanın ayakkabıcıları ortak karar verse, insanların donmaktan nasıl korunacağını düşünme işini dünyanın madencilerine bıraksan, ye152

ni doğmuş çocukların olası güçsüzlük, akıl hastalığı gibi şeylere karşı nasıl korunması gerektiği konusunda bütün ülkelerin ve ulusların eğitimcileri karar verse, ne dersin? İnsan yaşamında çok doğal ve gerekli olan bu tür şeylerle karşılaşsan, ne yaparsın, Küçük Adam? (Bunları söyledim diye beni hemen «Kızıl» damgasıyla hapse tıkmamışsan), bana, ya doğrudan doğruya, ya da parti, kilise, hükümet ya da sendikanın bir sözcüsü aracılığıyla şunu söyleyeceksin kuşkusuz: «Ben kim oluyorum ki? Uluslararası diplomatik ilişkilerin yerine uluslararası çalışma, iş ve toplumsal gelişme ilişkileri kuracak adam mıyım ben?» Ya da: «Ulusların iktisadî ve kültürel gelişme alanlarındaki ayrılıklarını ortadan kaldıramayız.» Ya da: «Faşist Alman ya da Japonlarla, Komünist Ruslar ve anamalcı Amerikalılarla mal değiş tokuşu mu yapacaktık yani? Bunu mu istiyorsun?» Ya da: «Beni her şeyden önce, kendi Rus, Alman, Amerikan, İngiliz, Yahudi ya da Arap anavatanım ilgilendirir.» Ya da: «Benim işim başımdan aşmış, yaşamımı bir düzene sokmak, kendi terziler sendikamla aramı bozmamak için yapmam gereken bir yığın iş var. Diğer ulusların terzileriyle başkaları uğraşsın.» Ya da: «Şu Anamalcının, Bolşevik, Faşist, Troçkist, Entemasyonalist, Seksüalist, Yahudi, 153

Yabancı, Aydın, Düşsever, Düşçü Demagog, Çılgın, Bireyci ya da Anarşistin sözlerine kulak asma. Sende hiç Amerikan, Rus, Alman, İngiliz, Yahudi, vb. bilinci yok mu? Safsatadan bıktık!. İnsan ilişkilerinin düzenlenmesinde üstüne düşen sorumluluktan kaçmak için bu sloganlardan birini kullanacağına kalıbımı basarım. Küçük Adam. «Ben adam değil miyim peki? Söylediğim hiçbir şeye inanmıyor, yaptığım her şeyin yanlış olduğunu söylüyorsun! Vargücümle çalışıyorum, karıma ve çocuklarıma bakıyorum, doğru dürüst bir yaşam sürüyor, ülkeme hizmet ediyorum. Bu kadar da kötü müyüm ben yani!» Dürüst, aklı başında, çalışkan, verimli bir varlık — örneğin bir arı ya da karınca gibi— olduğunu biliyorum. Ben yalnızca senin yaşamını zehir eden, onu yüzyıllardır yıkan ve yıkmakta olan Küçük Adamı günışığına çıkarmak istemiştim. Küçük ve beş para etmez olmadığın zamanlar BÜYÜKSÜN sen Küçük Adam. İşte bu büyüklük, senin tek umudundur, kurtuluşun yalnız ve yalnız bu büyüklüğünle gerçekleşecektir, Küçük Adam. Bir ticaret adamı olarak işini severek yaptığında, tahta oymaktan, binalar kurmaktan, boya yapmak, vitrin düzenlemek, tarlanı sürmekten hoşlandığında, bu işleri severek yaptığında, çok büyüksün; mavi gökyüzüne, bir ceylana, yeşil çimenleri örten kırağı taneciklerine sevgiyle, hoşnutlukla baktığında büyüksün; müzikten, danstan hoşlanır-

ken, çocuklarının gelişmesini tatlı tatlı izler, kadınının ya da erkeğinin güzel bedeninden zevk alırken büyüksün; güneş ve gezegenler dizgesinin yaptığı hareketleri gösteren aracın başına geçip, tependeki gökyüzünde olup bitenleri öğrenmek istediğinde, ya da kitaplığına gidip,

Ben adam değil miyim?

başka kadın ve erkeklerin yaşam üzerine neler düşündüğünü okumak istediğinde büyüksün. 155

Bir büyükbaba olarak torununu dizine oturtup, çook eski günlerde olanları ona anlattığında, bilinmez bir geleceğe, onun çocuksu merakı ve inancıyla baktığında büyüksün. Bir ana olarak, bebeğine ninni söylediğinde, gözlerin dolu dolu, yüreğinin tüm içtenliğiyle onun gelecekte mutlu olmasını dilediğinde, onu büyüttüğün yıllar boyunca, her saat onun geleceğini kurduğun, o mutlu geleceği yavrunun içinde her an yarattığın, yeşerttiğin zaman büyüksün. Eski halk türkülerini söylediğinde büyüksün, Küçük Adam, bir akordeonun ezgilerine uyarak hoplaya zıplaya dansederken büyüksün, halk türküleri sıcaktır, insanın yüreğini okşar çünkü ve onlar, bütün dünyada aynıdır; evrenseldir halk ezgileri. Ve dostuna şunları söylediğinde büyüksün: «İyi bir yazgım olduğu, pisliklerden ve oburluktan uzak bir yaşam sürebildiğim için sevinçliyim, çocuklarımın büyümesini ve gelişmesini, ilk agularından, emekleme, yürüme ve oynamalarına dek yakından izleyebildiğim, onların sorularını ilgiyle dinleyebildiğim, kahkahalarını duyduğum, sevgilerine tanık olduğum için sevinçliyim. Baharı ve onun tatlı rüzgârlarını, evin az ilerisindeki ırmağın türkülerini yüreğimde duyabildiğim, kötüniyetli komşuların dedikodularına katılmadığım, eşimi kucaklarken derin bir mutluluk duyduğum, bedenimden akıp giden yaşamın sesini, coşkusunu, canlılığını duyabildiğim için sevinçliyim; güçlüklerle karşılaştığımda, hangi yolu seçeceğimi bilebildiğim, yön duygumu yitirmediğim için, yaşamımın bir 156

anlamı olduğu için sevinçliyim. Böylesine mutlu bir yaşam sürebildim, çünkü, her zaman, ama her zaman, içimdeki şu sesi dinledim: 'Önemli olan tek bir şey vardır: Sakıngan ve korkak kimselerin yürüdüğü yoldan başka bir yönü gösterse, seni sürüden ayırsa bile, yüreğinden gelen sesi dinle.' Yaşam, zaman zaman sana dayanılmaz acılar verse de, küsme, kaba davranma ona karşı. Günlük işimi yaptıktan sonra, akşamın sessizliğinde evimin önündeki çimenler üzerine karım ve çocuğumla oturduğumda, doğanın solumasını içimde duyduğumda, bir ezgi çalınıyor kulağıma, geleceğin ezgisi: 'Eyy, siz milyonlarca insan, sizi kucaklıyorum, bütün dünyanın öpücüğüyle kucaklıyorum sizi!' İşte o an, bu yaşamın, bu yaşamın içinde olan her şeyin haklarına sahip çıkmasını, dünyayı top sesleriyle dolduran korkak ve katı ruhları değiştirmesini istiyorum; dayanılmaz bir istek bu. Durdurun şu top seslerini. Bu insanlar, yaşam karşısında kendilerini çaresiz gördükleri için geçiyorlar top tüfek başına. Oysa çaresiz değiller... 'Baba, güneş battı. Nereye gitti? Gene gelecek mi?' diye soruyor oğlum; onu kucaklıyorum ve yanıtlıyorum: 'Evet oğlum, gelecek, az sonra gelip bizi ısıtacak.'»
***

Seninle yaptığım konuşmanın sonuna geldim, Küçük Adam. Daha sana söyleyeceğim öyle çok şey var ki. Ama bu konuşmayı dikkatle ve içtenlikle okudunsa, benim işaret etmediğim 157

158 Çok geçmeden anlı şanlı krallar Kuru güz yaprakları gibi savrulacak: Her tufanda. zehir saçanlar. Çocuklarının çocukları. yaşamını yönetebileceği bir alet sunduğumu anlamaya. zorunluluklar ergeç canlıların yaşama yasalarını bulduğumu. Beni ister bir dâhi olarak göklere çıkar. benim izimde yürüyecek ve insan doğasının iyi birer mühendisi olacaklardır. ister casus diye darağacında sallandır. küçük olacaksın. Bu bağlılığımdan bir an bile ayrılmadım. aç koca kurtlar. Çok geçmeden kötülükler silinecek Savaşçılar ölecek Taşlar toprak olacak. . çöplüklerde türeyen kurtlar. açıkgözler.yerlerde bile bir Küçük Adam gibi davrandığını göreceksin. Sende o nitelik olduğu sürece. ister kurtarıcın olarak sarıl bana. kurnazlar. Çünkü senin beş para etmez davranış ve düşüncelerini doğuran şey. Benim en büyük ödülüm budur. İçinde bulunan «yaşayan şeyin. Senin organizmanın sadık bir mühendisiyim ben. senin acunsal doğanın uçsuz bucaksız alanlarını gözler önüne serdim. bugüne dek yalnızca makinala-rı yönetmeyi beceren insanoğluna. bilinçli bir erekle. bir bilgenin bir zamanlar öngördüğü şu ■ yazgıdan kurtulamayacaklardır: Kutsal sözcüklerin tohumunu ektim yeryüzüne. bu gerçeği kabul etmeye götürecek seni. ya da gelecekte yapacakların hiçbir şeyi değiştirmez. Bugüne dek bana yaptıkların. binlerce Nuh gemisi şu sözlerimi yankılatacak: Ekilen tohumlar Ürün verecek. ister akıl hastanesine tık. her ne yapsan. aynıdır. Buyurganlar.

K.PAYEL YAYINEVİ — Cağaloğlu Yokuşu Evren Han Kat 3. 889 Sirkeci/İstanbul Tel.İstanbul P. : 528 44 09 — 511 82 33 . No: 51 Cağaloğlu .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful