DİNLE KÜÇÜK ADAM

WILHELM REICH

Resimleyen: William Steig

İngilizceden çeviren: ŞEMSA YEĞİN
Sevgi, çalışma ve bilgi yaşamımızın tükenmez kaynaklandır. Dolayısıyla, yaşamı onların yönetmesi gerekir. Wilhelm Reich.

Siz, beni horgören büyük adamlar! Nerden beslendi politikanız, Dünyayı yönettiğiniz sürece? Hançer yaralarından ve cinayetlerden! Charles de Coster, Ulenspiegel

DİNLE KÜÇÜK ADAM, bilimsel bir belge değil, konusu insan olan bir çalışmadır. 1954 yılı yazında, yayımlanma amacı güdülmeden, Acun-sal Yaşam Enerjisi Kurumu Belgelikleri için yazılmıştır. Bu kitap, birkaç onyıl boyunca, sokaktaki Küçük Adamın kendine neler yaptığını önce çocuksu bir saflıkla, daha sonra büyük bir şaşkınlıkla ve nihayet dehşet içinde izleyen bir doğabilimci ve tıp doktorunun içindeki fırtınaların ve çatışkıların ürünüdür: Sokaktaki Küçük Adam, nelere katlanmak durumunda kalmakta, nasıl isyan etmektedir? Düşmanlarını el üstünde tutmasının, dostlarınıysa öldürmesinin sebepleri nelerdir? Bu Küçük Adam, «halkın bir temsilcisi» olarak, belli bir gücü ele geçirdiği durumlarda bu yetkisini nasıl boşa harcamakta, ziyan etmekte, yanlış kullanmaktadır? Neden, aynı gücü daha önce elinde bulunduran ve onu, Küçük Adamı ezmek için kullanan üst tabakaların sadist bireyleri gibi davranmakta, eline geçirdiği o yönetme gücünü nasıl olup da acımasız bir baskı aracı haline getirmektedir?
o

büyüklükte ve eldeğmemiş hazineler vardır; bu değerler, insanoğlunun umutlarının gerçekleştirilmesi yolunda kullanılmak üzere hazır beklemektedirler. İşte bu konuşma —ayrıca--- bu hazinelere olan büyük güveni dile getirmektedir. İnsanların içinde bulunan «yaşamı temsil eden şey», toplumsal ve insansal karşılıklı ilişkiler içinde son derece doğal ve saftır; bu yüzden, koşulların insana egemen olduğu durumlarda tehlikeye düşer, İnsanın içindeki «yaşayan şey», kendi türünden olan bir insanın da, yaşamın yasalarına kendisi gibi uyduğunu, doğal, yardımsever ve özverili olduğunu varsayar. Sağlıklı çocuklara ya da ilkel insanlara özgü olan bu doğal temel davranış, coşkusal veba varolduğu sürece, insanın akılcı bir yaşam düzeni sağlama savaşımında en büyük tehlike olarak boygösterecektir. Çünkü vebalı birey de kendi türünden olan canlıların, kendi düşünme ve davranış biçiminin özelliklerini taşıdığını varsayacaktır. Doğal ve bozulmamış birey, bütün insanların doğal olduğuna inanır ve ona göre davranır. Vebalı bireyse, bütün insanların yalan söylediğine, çalıp çırptığına, başkalarını dolandırdığına ve üstünlüğü ele geçirme çabası içinde çırpındığına inanır. Açıkça görülüyor ki, insanın içindeki «yaşayan şey» zayıftır; tehlikelere karşı dayanıksız durumdadır. Vebalı bireye elini uzatsa, kolunu kaptıracak, varı-yo-ğu alınacak, sonra da kendisiyle alay edilecek ya da ihanete uğrayacaktır; güvendiği herkes onu aldatacaktır. 12

Bu böyle gelmiştir; ancak böyle gitmemelidir. İnsanın içindeki «yaşamı temsil eden şey»in korunma ve gelişmesi savaşımında, katılık gerektiği durumlarda katı olunmasının zamanı gelmiştir; insan, hakikatlere korkmadan tutunduğu sürece katı davranmakla doğallığını yitirecek değildir. Kitle içinde yaşayan bireyin zırhlarla kaplı yapısında bulunan karanlık ve tehlikeli dürtüleri harekete geçirip, onları örgütlü siyasal cinayetler işlemeye götürerek öldürücü kötülüklere neden olan ölümcül vebalı bireyler, verimli, çalışkan, aklıbaşında milyonlarca insan arasında her zaman için çok küçük bir azınlığı oluşturmaktadır; bu olgu umut vericidir. Kitlenin bir parçası haline gelen bireyde bulunan coşkusal vebanın mikroplarına karşı yalnızca tek bir panzehir vardır: bireyin, kendi içinde bulunan «yaşamı temsil eden şey» in canlılığını duyması. Bu «yaşamı temsil eden şey», güç elde etmeyi değil, gücün insan yaşamında oynaması gereken rolü üstlenmesini ister. İnsan yaşamı, sevgi, çalışma ve bilgiden oluşan üç temel direk üzerine kurulmuştur. İçindeki «yaşamı temsil eden şey»i coşkusal vebaya karşı korumak durumunda olan insan —coşkusal veba tarafından yanlış biçimde ve kötüye kullanıldığı gibi iyiye de kullanılan— konuşma özgürlüğünden yararlanmasını öğrenmelidir. Görüşleri açıklamada eşit hak tanındığı sürece akılcı görüşlerin en sonunda her şeyi yenmesi gerekir. Bu, büyük ve önemli bir umuttur. 13

ağlamadın. geçmişinden hiç sual etmiyorlar. hem bedensel çıplaklığın içinde. «Küçük Adamı» yönetmelerine izin veriyorsun. özlemlerini hiç dile getirmedin. aslında nasıl düşündüğü14 nü ve gerçekte ne olduğunu söylemiyorlar sana. kentsoylu ailelerin tövbekar evlâtları. ya da kötüniyetli güçsüz adamlara seni temsil etme yetkisini veriyorsun. İnsanlığın geleceği. insanın nasıl kendi kendisinin efendisi olacağını anlatmıyorsunuz hiç. Korkunç bir geçmişin mirasçısısın sen Küçük Adam.» Yönetimi elinde tutan kişilerin. Birkaç onyıldır. Seni iyi tanıyorum ve an15 . Mirasın. yeni bir çağ. Yeni doğmuş bir bebek gibi. eksikliklerini bilmek zorundadır. peki ama. maskesiz. ancak bunu anladığında. Şöyle bir yakınmayı hiç duymadım senin ağzından: «Gelecekte kendimin ve dünyamın efendisi olmak yolunda yürütüyorsunuz beni. Geleceğini eline veriyor. Onlar söylüyor bunu. şu yeryüzünde yönetici rolü oynamaya başlamış bulunuyorsun. Benim karşımda hiç yakınmadın. seni kendi geleceğine egemen olma yetisi verebilecek yönde eleştiren ve bu eleştiriyi dile getirme yürekliliğini gösteren tek kişi yok. «Sıradan İnsan» diyorlar. filozoflar söylüyor sana bunu. Yalnız bir anlamda «özgürlüğe sahip »sin sen: kendi yaşamını yönetmeyi öğrenmeme. hiç sesini çıkarmıyorsun. Çünkü seni binlerce kez çıplak gördüm. kendini bu yönde eğitmeme ve kendini eleştirmeme özgürlüğüne sahipsin. sevgini ve acılarını bir kez olsun açmadın bana. teknisyen ya da eğitimci. «Sıradan İnsan Çağı» başladı diyorlar. Ama öğretmenlerin ve efendilerin. Yönetimi elinde tutan güçlülere. koltuklanmış işçi liderleri. Seni çok iyi anlıyorum. elinde bir partinin üyelik kartı bile olmaksızın bir «tanınmıştık» kılıfına bürünmemiş halinle gördüm seni. Her doktor. Her seferinde aldatıldığını anlıyorsun. Bunu söyleyen sen değilsin Küçük Adam. anadan doğma çıplak. senin düşüncelerine ve senin yapacağın şeylere bağlıdır. don gömlekle kalmış bir mareşal kadar çıplak halini gördüm. benim. Ama sen. etiketsiz. hem ruhsal. beni dinle. avucunun içinde alev alev yanan bir elmastır.DİNLE. işini doğru dürüst yapmak ve yaşamını kazanmak için. KÜÇÜK ADAM! Sana «Küçük Adam». düşünce ve davranışlarımdaki yanlışları bana söylemiyorsunuz. her ayakkabıcı. büyük ulusların Başbakanları. iş işten geçmiş oluyor. devlet adamları söylüyor. Bunu sana söyleyen.

Küçük Adam.» diyorsun. Kendi küçüklüğünü ve yetersizliğini. Demek ki. «küçük. Saygısız ağzından bu sözcüklerin döküldüğünü duyuyorum. Kendisinde 17 . değil mi: «küçük» ve «sıradan». Kendine bakma yürekliliğini göster! «Bana bunları söylemeye ne hakkın var?» Kuşkulu ve kavrayışlı bakışlarında bu soruyu okuyorum. Başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: Koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak. sen kim oluyorsun da kendi yaşamın üzerinde hak sahibi olmak isteyeceksin? Kim olduğunu şimdi söyleyeceğim sana: Gerçekten büyük olan insandan seni ayıran tek bir nokta var: Büyük adam da bir zamanlar çok küçük bir adamdı. buna hiç kuşku yoktur. ama bir tek önemli yetenek geliştirdi: Düşünce ve davranışlarında küçük olduğu noktaları görmeyi öğrendi. ne zaman ve hangi alanda küçük adam olduğunu bilir. büyük adam. Bu sözcüklerin çifte anlamını kavrıyorsun. Kaçma. başkalarının gücü ve büyüklüğünün kendisinde uyandırdığı güç ve büyüklük görüntüleriyle örter. çünkü büyük bir geleceğin olduğuna içtenlikle inanıyorum. Gelecek. küçük olduğunu bilmez ve bunu bilmekten korkar. bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. Büyük generalleriyle övünmektedir. her şeyden önce kendine bak bir. Küçük Adam. Küçük Adam. «Ben kim oluyorum da kendi görüşüm olacakmış. sıradan bir insan"sın. Öyleyse gel. eleştiriden 16 korkuyorsun Küçük Adam. Sana nasıl olduğunu anlatacağım Küçük Adam. Gerçekte olduğu gibi gör kendini. Kendine bakmaktan korkuyorsun. ama kendisiyle övünmez. senindir. Führer'lerinin sana utanmadan söylediği şu sözlere aldırma: Sen "küçük. taktikler uygulamak yerine açık davranmak. Kendisi için çok değerli olan bazı şeyleri yitirmeyi göze alarak kendi küçüklüğünün ve önemsizliğinin taşıdığı tehlikeyi giderek daha iyi sezmeyi öğrendi. kendi yaşamımı kendim saptayacak ve dünyanın benim olduğunu açıklayacakmışım. Kendini küçümsüyorsun. sana vereceklerini vaat ettikleri yetkiden korktuğun gibi korkuyorsun. Bu yetkiyi nasıl kullanacağını bilemezsin. Haklısın. sıradan bir insanısın Sen.lıyorum.

Sana kendi içimdeki Küçük Adamı anlatmakla işe başlayacağım: Tam tamına yirmi beş yıl boyunca. sana. sonra Paris ve Viyana barikatlarındaki kanlı çarpışmalarda. Napolyön. Bak ben ne diyorum: Senden başka hiç kimse senin kurtarıcın olamaz! Bu tümceyi söylemeye çekindim biraz. Amerika'daki köleliğin kaldırılması savaşında ya da Rus Devrimi'nde elde ettiklerine sahip çıkmamakla suçladım. Morgan. Viyana Savaşı'nın sonu Hitler'e. Seninle ilgili hakikati söylemek yaşamı tehlikeye sokmak demektir. En az anladığı şeylere en çok inanır ve kolayca anladığı fikirlerin doğru olduğunu kabul etmez. Stalin deniyor. aynı zamanda yaşam-kurtancıdır. Özgürlüğü. Krupp ya da Ford olduğunu söylüyorlar. değil mi? Kurtarıcıların. kendi aklına gelmeyen düşünceye hayrandır. Oysa şimdi. ne var 19 . ona bekçilik etmektense kazanmak gerektiğini ve de bunu sağlamanın yolunu pekâlâ bilirdin sen. «Kurtarıcıların »ın adına da. Mussolini. ama hiç kimse değil. bu gerçeği epeydir biliyordum. Bunu bilmiyordun. Hakikat. seninle ilgili hakikati söylemeye gelince çekiniyorum. çünkü Sen kendi kendini köleliğe mahkûm ediyorsun senden ve senin hakikate karşı olan tutumundan korkuyorum. 18 Yırmisekizinci Papa Gregory. Amerika'daki savaşının sonu da Ku-Klux-Klan yönetimine varabilirdi. Paris'teki savaşının sonu Pétain ve Laval'e. yalnız ve yalnız sensin başka hiç kimse. Wilhelm. kendin ve başkaları adına korumak. Ancak. Katıksızlığın ve hakikatin savaşçısı olduğumu savunuyorum. Sonra yavaş yavaş ve el yordamıyla. kendine ait olan şeye sahip çıkma yetisinden yoksun olmakla suçladım seni. Köleliğinin tek sorumlusu. Tek sorumlu sensin. Nikolaus. senin bu dünyada mutlu olmayı hakettiğini savundum. her seferinde çalışıp didinip bir bataklıktan çıkmayı başardıktan sonra hemen bir başka bataklığa saplanmanın nedenini anlayamıyordum. Hitler. seni köle yapan şeyin ne olduğunu buldum: SEN KENDİ KENDİNİ KÖLELİĞE MAHKUM EDİYORSUN. seni baskı altında tutanların. Ben. Rusya'daki savaşının sonuysa Sta-lin'e vardı.varolan düşünceye değil.

ona açılmak ve acımasına başvurmak aptallıktır. yaptığın ünün zevkini çıkar.«Her ne pahasına olursa olsun hakikati söyle. çünkü hakikati söyledin. hakikatler yağmalanmakta. Zengin olmak. yiyecek sağlamak. 'Kültürel değerlerin kurtarıcıları' senden nefret ediyor.» İçimdeki Küçük Adam diyor ki: «Sen. sen. yönetim ya da herhangi bir başka alanda üstüne düşen sorumluluğu üstlenmek istemiyor.ki. Bulguların ve kuramların üniversitelerde okutuluyor.. bir Küçük Adam olarak kalmak. O ülke senin. İşinin sorumluluklarını yerine getirmek. benim içimde bulunan Senden başka hiç kimse senin kurtarıcın olamaz! ya da küçük. Almanya. bu ülke benim dolaştın. İskandinav Ülkeleri. çünkü Acunsal Yaşam Enerjisini ve yaşamın işleyiş yasaların! keşfettin. sen olmayacak. Yüzyıllardır yapılan bulguların en büyüğünü yaptın. ya da bir parti lideri. Şimdi işi gücü bırak. trafik. Avusturya. senin çok büyük bir adam olduğunu söylüyor. Öğrencilerin se. Şimdi şöyle bir arkana yaslan.. Küçük Adam'ın perişanlığı üzerine 150 makale ve on iki kitap yazdın. Öteki büyük ve yalnız adamlar. Bu böyle olmasaydı. adın dünyanın her yanında duyulacaktır. Filistin ve diğer yerlerde tanınmış bir büyük adam oldun. Bilim tarihinin entellektüel devlerinden biri sayılıyorsun. İngiltere. derneğinin sekreteri olmak istiyor Küçük Adam. Ama coşkusal vebaya tutulanlar peşindeler. araştırma. bu durumda ve bu yerde bulunmayacaktın. bir bölük kumandanı ya da kötülükleri ortadan kaldırma 20 21 . Birkaç yıla kalmaz. konut yapımı. Yaşamın sefaleti. Çabalarının meyvalarını topla. Amerika. Küçük Adam. Kanseri anlaşılır hale getirdin. Küçük Adam kendisiyle ilgili hakikati duymak istemiyor ki! Kendisinin olan büyük sorumluluğu üstlenmek istemiyor ki! O. doğanın işleyiş yasaları üzerinde çalış!» İşte.» İçimdeki Küçük Adamsa şöyle diyor: «Küçük Adama gerçek yüzünü göstermek. çetelerin ganimeti haline gelmektedir. Aklım bana şunu söylüyor. kendini incelemelerine ver. Yaptıkların yeter de artar bile. eğitim. bir büyük adam olmak istiyor. Eski hastaların sana hayranlık duyuyor. Komünistler sana savaş açtı. ni çok seviyor.

Hitler'i Nietzsche'-den. senin yerine savundum onları. sonra da korkup benim içimdeki kendini öldürebilirdin. senin Führer'in ya da kurbanın olarak ortadan yitmeden sana nasıl yardım edebileceğimi öğrenmek için sürdürdüm seninle olan ilişkimi. İşlerini kolaylaştırmak için çevresinde küçük adamlar. çünkü bu büyük işi tek ba23 22 . Derken senin Führer'lerin çıkagel-di ve çalışmalarımı yerle-bir etti. yardımcılar. Napolyon'u da Pestalozzi'den daha iyi tanıyorsun. Bu kez. Bir şeyi ne denli az anlarsan. onları izledin. senin adına savaştım. Seni «özgürlüğe götürecek şey» içimdeki Küçük Adam olacaksa. Gerçekten büyük olan adam. Bu durumda kişi. getir-götürcüler toplamak zorundadır. ama verdiklerimi savunma yetisinden yoksun olduğunu gördüm. diyelim. seni «kurtarmak» istedi. Seninle olan ilişkimi sürdürdüm. Herkesin kölesi Ben söylediğimi anlayamayacağını biliyorum: «Herhangi bir kimsenin kölesi olma özgürlüğü» öyle kolay anlaşılır bir şey değil. seni kazanmak. Artık tefe bir efendinin kölesi olmaktan kurtulmak. çünkü sana gerçekten yardım edebildiğimi ve genellikle gözlerin yaşararak benden yardım istediğini gördüm. o denli çok saygı gösteriyor.ve senden korkan Küçük Adam bunları söylüyor bana. Bu nedenle senin. senin özgürlüğünü son derece ciddiye alır. İçimdeki Küçük Adam. onun karşısında boyun eğiyorsun. Bendeki kendini ve kendin- deki beni keşfedebilir. Ben. çünkü senin yaşamını kendi deneylerimden biliyorum ve çünkü. Bu durum karşısında hiç sesini çıkarmadın. herhangi bir kimsenin kölesi olmak için. Çok uzun bir süredir seninle yakın bir ilişki içindeyim. gerçekten büyük bir adamın önderliğinde bir parti kurar. kendisine saygı göstermeni — ne olduğu konusunda şu ka-darcık fikrin olmaması nedeniyle önünde eğildiğin «yüksek matematik»e gösterdiğin saygıyı bekledi içimdeki Küçük Adam. senden korkarım o zaman. herhangi birinin ya da herkesin kölesi olma özgürlüğün uğruna ölme gönüllülüğünden vazgeçtim. İçimdeki Küçük Adam seni herkesin yöntemiyle. Sigmund Freud'-dan daha önemlidir. Sana göre bir kral. sana yardım etmek istiyorum. benim yardımımı almaya hazır. Ve yavaş yavaş. Çarlığı ortadan kaldırmak zorundadır. insan önce tek bir sömürücüyü. Führer'in araçlarıyla kazanmak isterdi.

özgürlük yasaları. senin yeni köleliğini satın almak için çok yüksek olduğunu öğrendiler. Sayfalar dolusu söylevler yazar. çevresine küçük büyük adamlar toplamasa. daha iyi bir inanç bulur sana. insanın. ya da yeni. sade bir insan olarak kalsa. dilediğin biçime soktuğun «yanılsama»dan hoşnutsun şimdilik — ancak. ona güvenmezsin çünkü. Ama kültür sarayınla övünmektesin. adam yerine koymazsın. dışişleri. Senin özgürlüğünü nasıl sağlayacağın yolunda yüzyıl kafa yormanın. yürekliliğinden ve yaşamla arasındaki gerçek ilişkiden gelmekteydi. senin saflarından gelmektedirler. diyelim. sendeki bu herhangi bir kimsenin kölesi olma itkisini büyük çabalarla inceledi ve böylece. Bir «mutlu gelecek» ya da bir «Uçüncü Reich» uğruna pılı pırtı içinde dolaş mayı sürdürürsün. Onlar da senin gibi açlık ve acı çektiler. senin bu egemenliğin. elinde evlenme cüzdanı olmadığı halde bir kadını sevebilen bir adam olsa. Bu küçük büyük adamlar. sadeliğinden. yeni efendini ortaya çıkarmış olursun. sen onu anlamaz. onu olağandışı bir insan olarak görmek istersin. Kendisine yeni efendi rolü verilmiş olan büyük adam büyüklüğünü yitirir. bir kenara iter. şeyler yazar. Damları samanla örtülü. hattâ yaşamlarını feda etmenin. Olduğu gibi. senin güvenini yitirmemek için gerçekten büyük olan bir adam. senden ve gürültü patırtıdan uzak ama aynı zamanda senin yaşamınla yakın bir ilişki içinde. beş yıldan az bir zaman içinde ortadan kaldırılabilirdi. maliye. yani bataklıkta kalırsın. kendi ellerinle. Birçok küçük büyük adamı bir arada tutabilmek. kafasını birazcık kullanarak nasıl küçük bir büyük adam olabileceğini saptadı. çünkü bu büyüklük. derin bir aydın yalnızlığı içinde. onun sözünü sakınmazlığından. senin adına güçler ve yetkiler ele geçirir. senin saflarından gelen küçük adamlar. sen. Bir sürü küçük büyük adamla çevrilmiş olarak. zahmete değmeyeceğini. kendisini ayakta tutacak olan senin yardımın ve ciddiliğindir. bilim ve sanat alanlarında büyük gö24 revlere atanırken sen olduğun yerde. özveride bulunmak zorundadır. saraylardan. duvarları tezekle sıvalı pis evlerde yaşamayı sürdürürsün. Böylece. 25 . bu bedelin. elde edebildiği büyüklüğünden her gün bir parça vermek. Efendi değiştirme süreçlerini kısalttı bu adamlar. hükümet. malikânelerden değil. Özgürlük elde etme yolunda çalışmalar yapan ve gerçekten büyük adamlar olan düşünürlerin yüz yıl içinde ortaya koydukları şeyler ve çektikleri acılar. Üstelik. Bunun üzerine. Dllediğince çekip çevirdiğin. senin mutluluğun için özveride bulunmanın.şına yürütemez. Eski ulusların küçük adamları. vb. ya da bir damla hakikat. senin onu erişilmez bir Tanrı'ya dönüştürmene gözyummak zorundadır. Sana öncülük edebilmek için. bu süreci kısalttılar: Bunu açık açık ve daha büyük bir acımasızlık içinde yaptılar. bir dahaki savaşa ve yeni efendilerinin koltuklarını yitirmesine dek sürecektir. Büyüklüklerini büyük adamdan sağlamış olan küçük büyük adamlar. İçinde bulunduğun toplumsal bataklıktan çıkarır seni.

«kişisel özgürlük» ve «kişisel büyüklük». Senin en kötü yanlarını. aşağılık bir varlıksın sen ve böyle kalacaksın.» demediler mi? Sense onlara «Kurtarıcılar» diyorsun. bütün maskelerini-indirmiş olmalarına karşın — ya da daha. seni bir simgeye feda ettiler. Bu Küçük Adamlardan hiçbiri gerçek özgürlüğün fiyatını ödemez. sana kaç kez söylediler: «Hiçbir sorumluluğu olmayan önemsiz. sense onları seni yönetecek yerlere getirip koydun. senin bilmen gerektiği gibi. aptal. Yalan mı. kendinden kaçıyorsun Küçük Adam. sen kendini horgördüğün için. ulusal büyüklük vaat ediyorlar. Bu senin suçun değil. Küçük Adam. Efendileri. çok hastasın Küçük Adam. sen kendin getirdin bulundukları yere'. Küçük Adam. sen. köleliğe elverişli ve başkalarının kullanacağı birer insan olduğunuzu söylüyorlar. en büyük zayıflıklarını. Çünkü insanlığın geleceği senin elinde. seni zevkten dört köşe etmekte. soyut birer kavramdan başka bir şey değildir. Evet. çünkü kendinden kaçtığın gibi dünyada hiçbir şeyden kaçmıyorsun. Senden korkuyorum. «Yeni Kurtarıcılar» ve bağırıyorsun: *Heil! Heil!» «Viva! Viva!» İşte bu yüzden senden korkuyorum. Size kişisel özgürlük değil ulusal özgürlük vaat ediyorlar. -ulusal özgürlük» ve «devletin çıkarları» söz-cükluriyse. senin ve yaşamının.doğrusu maskelerini indirmeleri nedeniyle onları besleyen sensin. Küçük büyük adamlar. horgörüyorlar seni. Ama paçanı bu 27 . Sana göre. çok korkuyorum. devlete saygı.Küçük büyük adam Üstelik. insanın size dilediği işlemi uygulayacağını haykırıyorlar. Bir Rockefeller ya da Torilerin tanıdığından çok daha iyi tanıyorlar seni. ama senden çok daha iyi biliyorlar. bu yüzden hemen bu sözcüklere sarılıyorsun. Onlar seni sevmiyor. ailenin ve çocuklarının birer hiç olduğunu anlatıyorlar. kişisel büyüklük değil. Hastasın sen. sana bir yığın söz söyleyerek. Size 26 özgüven değil.

aç gözünü ve gerçekten büyük olan adamlarını kurban ettiğini gör. bir ceylanı ya da tavşanı vurmam. Karımı elimde bir evlenme cüzdanı olduğu için ya da cinsel açlıktan kıvrandığım için değil. ya da belki yalnızca koşacaksın. tabanlarını yağlayıp Savcıya koşacaksın. günlük yaşamında kendine azıcık saygılı davransaydın. onları çarmıha gerdiğini. «Kurtarıcın» sana bunu söyledi mi? Hayır. Ne Mormon'um ne de çokeşlilik savunucusuyum. Kendi Küçük Adamlarını seni sömürenler ha28 line getirdiğini anlamalısın artık. yaşamın boyunca yaptıklarını kime borçlu olduğun konusunda hiçbir fikrin yok. senin için çalıştıklarını aklından geçirmediğini kabul et. Çocukları dövmem. Öğretilerim doğruysa kendi kendilerine yayılacaklardır. Senin şu kadarcık özsaygın olsaydı. Oysa: Ben bir Kızıl ya da Kara değilim. balık avlamam. yaşamın sensiz bir saatçık bile sürmeyeceğini azıcık sezseydin. onu sevdiğim ve istediğün için kucaklarım. Ku-Klux-Klan'a ya da «Dünya Proleterlerinin Liderleri »ne koşacaksın. ne bileyim. yalnızca senin sorumlu olduğunu söylemedi hiç. açlıktan öldürdüğünü anla artık. onları bir an bile düşünmediğini. anarşist ya da boksör de değilim ben. Ama iyi bir nişan-cıyımdır. kuramlarımı yaymak için kokteyl partileri de vermem. eşcinsel.hastalıktan kurtarmak senin görevin. Sana «Dünya Proleteri» dedi. Beyaz ya da Sarı değilim. ya da Müslüman değilim. ya da «Amerika' ya Karşı Etkinliklerle Savaş Komitesi »ne. FBI'a. Briç oynamam.» Yaşam felsefemin ne olduğunu duysan. dünyadaki hiçbir güç seni ezecek kadar güçlü olamazdı. «Sana inanmaya kalkmadan ünce yaşam felsefeni bilmek isterim. bir Yahudi. Diyeceksin ki. ama («anayurdun onurundan» sorumlu olmak yerine) kendi yaşamından senin. Çalışmalarımı herhangi bir sağlık bakanlı- 29 . Baskıya gözyummasaydın ve bir- Yeni Kurtarıcılar kaç kez de etkin bir biçimde baskıyı destekle-meseydin seni ezenleri çoktan silkip atardın. bunu anla artık. on ikiden vurmayı severim. GPU'ya ya da «Sarı Basın»a. senin sorumluluğun. Bir Hıristiyan değilim ben. canlarını aldığını.

korurum. insanın sevgi yaşamını yoket-mesi. kimin bu konularda usta olduğunu da ben saptarım. Çalışma konusundaki görüşlerin değil. Senin «Tanrı» dediğin şeyin gerçekten varolduğunu biliyorum. Ve bulgularımın içerdiği bilgi ve karmaşıklıkları kimin daha iyi bildiğini. bir dışsal güçten kaynaklanmadığını biliyorum. senden bile küçüktür. utanmadan yanıt veremeyeceği yalın ve açık sorular sorarım ona. Bunun. (Savcıya koşma hemen Küçük Adam. bir hasta ya da çocukla arama girmeye çalışana anında kapıyı gösteririm. Kamuya açık her mahkemede. seni ezen şeyleri çoktan yenerdin. Eskiden böyle değildi. bedensel ve ruhsal bir yoksulluğa gömülmesi. bunu yapmam için bu yetkilinin konuyu benden daha iyi bilmesi gerekir. Yanıt verse de. Gerçekten büyük bir adamı algılayacak duyu organı yok sende. böylesine korkmazdım önceleri. Küçük Adam. hakikati. senin kendi öz coşkusal hastalığın olduğunu. sonra da bu bilgiyi seni daha iyi.ğı yetkilisine sunmam.) Çocukların ve gençlerin sevgiden doğan bedensel mutluluğu yaşamalarını ve bunu yaptıkları için hiçbir tehlikeyle karşılaşmamalarını istiyorum ben. ama katı ya da anlamsız kural ve yasalarla savaşırım. daha çok ezmek için kullanmak bir hayli küçüklük gerektirir. evrendeki ilk acunsal enerji olarak. bir hiç olmadığını. Küçük Adam. yüreğindeki içtenlik olarak. günün her saatinde bir alet gibi kullanır. Milyonlarca Küçük Adam arasına karışmış bir Küçük Adamdım ben de çünkü. Hangi sudan bahaneyle olursa olsun. Büyük adamın nasıl olduğu. Kendime göre görüşlerim var benim. Çünkü ben. Çünkü senin perişanlığını deneylerle öğrenmek. herhangi bir dışsal baskı söz konusu olmaksızın günün her saatinde ve de saatlerin her dakikasında bu hastalığın seni ezdiğini biliyorum. Sözcüğün gerçek ve doğru anlamıyla dindar olabilmek için. 31 . Özünde canlı ve sağlıklı olsaydın. ölünceye dek söylediklerinin utancıyla yaşayacaktır. Senden çok korkuyorum. yalanla hakikati birbirinden ayırmasını bilirim. senin gövdendekî sevgi. içindeki ve çevrendeki doğayı benliğinde duyabilmek olarak görüyorum ben. çünkü kendini bilen biriyse o da aynı şeyi yapıyordur. tıbbi ve eğitsel çalışmalarıma burnunu sokmaya kalkana. geçmişte nasıl toplumun üst katmanlarından geldiyse şimdi de senin öz saflarından gelmektedir. insanın ciğerini oku30 yabilen ve çalışan bir kimseyim. senin ne kadar ağır bir hasta olduğunu ve hastalıklı halinle ne kadar tehlikeli olduğunu görmeyi öğrendim. Çünkü ben. ama senin düşündüğün gibi değil: Tanrıyı. kullandıktan sonra da aynı bir alet gibi temizler. Sonra doğabilimci ve bir tıp doktoru oldum. Akla uygun olduğu sürece bütün yasalara uyarım. çalışmanın dünyayı yönetmesini İstiyorum ben. Seni ezenler. Onlar. nasıl acı çektiği. bedenini sürekli olarak kasılı ve gergin tutması gerektiğine inanmıyorum. ne özlemler duyduğu. bu dünyada bir anlam taşıdığını bilen bir kimseyim.

Binlerce yıl acı çektiğin yetmiyormuş gibi durmadan acı içinde kıvranmam istemez. sana göre taktik neyse. Onlar yalın ve dolaysız insanlardır. çünkü yaşamı sevmektedir büyük adam. diyelim bir Lombroso olsaydın. Gerçekten büyük olan adamları. yaşamının amacı yığın yığın para biriktirmek. Seni bir yük hayvanı olarak görmek istemez. insanların yazgısı karşısında duydukları acıyla bakarlar. Binlerce yıl dırdır ettiğin yetmiyormuş gibi durmadan dırdır etmeni istemez. gevezeliklerle dolu «parti»lerin na benzemediğinden ona bir «dâhi» ya da «garip» dersin. ya işlemek istediği sucu gerçekleştirememiş bir suçiu. Küçük Adam: Öteki Küçük Adamlar. İçinin görüldüğünü sezer. sana benze-mez. senden uzaklaşıyor ve en kötüsü. bu büyük adamların gerçekten büyük olduğunu sana söylediği zaman. Sen onlara ancak şöyle sahip çıkarsın. yaşayan bir canlı olarak sever. Bu nedenle. alçaklık ve rezilliklerden arınmanı ister. Büyük adamdan korkarsın. senin özgür olmanı gerçekten isteyen. bir dâhi olmadığını. bir tehlikenin geldiğini anlarsın. Sen.öfkeden nasıl kudurduğu ve senin için yaptığı savaş. onlara göre hakikat odur. adının başına bir yığın büyük sözcükler eklemek ya da Nobel Ödülü almak değildir. sana yabancı. bakar. senin acılardan. ya da «sinirceli» derdin ona. yaşama karşı duyduğu sevgiden korkarsın sen. yalnızca bir yaşayan . çünkü onlar sana yabancıdır. Küçük Adam bir ruhbilimci. onun yaşama olan yakınlığından. Büyük adam seni. Sana küçümsemeyle değil. büyük adama. ya da kızlarını toplumsal konumu iyi birileriyle doğru dürüst evlendirmek. Bu dünyada seni ezmek ya da sömürmek yetisinden yoksun. Çünkü büyük adam. içinde bulunduğun durumun ve beş para etmezliğinin verdiği acıyla bir kenara çekiliyorlar. Oysa o. büyük adam sa- Senin bombok. seni kücümseyecek hale getiriyorsun. Bu kadın ve erkeklerden hoşlanmazsın.canlı olduğunu söyleyecek33 32 . düpedüz bir yaşayan hayvan olarak. bir çeşit suçlu damgası vururdun. yani içinde gerçek ve içtenlikli bir istek duyan kadınların ve erkeklerin de yaşadığını anlayamazsın. ve içini görürler. ya da bir siyasal göreve atanmak. sana acımaya başlıyorlar.

yalnızca NEDEN BÖYLESİNE BAYAĞI DAVRANIŞLARDA 35 . Böylece büyük adamı yalnızlığa ittikten sonra. insandan kaçan biri gözüyle bakarsın. uzun vadeli düşünür. başka hiç bir şeyi değil. dürüst olarak düşündün mü hiç Küçük Adam? Şöyle bir an olsun durup da. «kamuoyu» ve «toplumsal bilinç»sin. sen kendine yalnızca bunu sordun. Parasını senin gibi hisse senedine yatırmayıp bilimsel araştırmalarına harcadığı için deli dersin ona. Kalktın. Sanma ki. bir başka derin yara açtın. Sen.paraya pat layıp patlamayacağını sordun. yalın. ister dargörüşlülüğün nedeniyle olsun. ya da dürüstlüğün sana çok . Bunların kaç tanesinin yanlış olduğunu içtenlikle kabul ettin. ister sarayda olsun yaşadığı hayatı çekilmez kılan sensin. onlarca yıl gücendirdikten. öç alır. Onu kendi beş para etmez terazine koyuyorsun. ister onyıllık bir toplumsal gelişme boyunca bile yaşayamayan «sarsılmaz aksiyomların» yüzünden olsun. senin bomboş. Bun ların sana yüklediği dev sorumluluğun ne ol duğunu içtenlikle. Bunu yapmak yerine. diyelim İsa'nın yaptıkları üzerine doğru düşünüp dü şünmediğini —içtenlikle— sordun mu kendine? Hayır.. "homo nor-malis"le kıyaslayarak «anormal» sayıyorsun. sana yardım etmeye hazır olan büyük adamı toplumsal yaşamdan çıkaranın kendin olduğunu göremiyorsun Küçük Adam. doğa ya da insanlığın yaptığı büyük işler. o karanlık ve dipsiz yozlaşmışlığın içinde. Çünkü sen «halk». İşte Küçük Adam. Yalnızca Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasmda geçen birkaç yıllık süre içinde doğru olduğuna ant içtiğin şeyleri düşün. Ken di düşüncelerin önemsiz ve geçici olduğu hal de. İster sorumsuzluğun. Onu. bir başka saçmalık yumurtladın. unutursun Küçük Adam. acı çektirdikten sonra bu duruma sokan kim? Sensin Küçük Adam. Sana karşı büyük bir sevgi besleyen. Ama büyük adam. sakına sakına düşünür. yalnızca bunu. bir başka küçük bayağılık yaptın. çünkü büyük adam. Büyük işler üreten bir yalnızlık tohumu değil. Ona «toplumdışı». düşünceleri doğru ve uzun ömürlü olan bü yük adamı bir parya yapan sensin. ona yaptıklarını unuttun gitti. gevezeliklerle dolu «parti »lerine gitmektense çalışma odasına kapanıp düşünceleriyle baş-başa kalmayı. doğası gereği unutmaz. Küçük Adam. düşüncelerinin yanlış olup olmadığını sormadın kendine hiç. onu bu hale koyan sensin. komşunun düşüncelerin hakkında ne' söyleye ceğini. İster bir han odasında. uzun vadeli toplumsal olgular üzerine. Küçük Adam.tir. senin normallik ölçülerine uymadığını görüyorsun. dik34 katle. ister yapay düşüncelerin. dolaysız bir insanı. ama önemli bir fikir elde etti mi de. Sen. «normalliğin» bir basamak aşağısında bulunan kendinle. kin besler büyük adam. kaç sözünü geri aldın? Hiçbirini. senin tara fından yanlış anlaşılmaktan ve kötü işlem gör mekten korkma tohumudur bu. Küçük Adam. içine o korkunç yalnız lık tohumunu dikmiş oluyorsun. Gerçekten büyük olan bir adam. Onu parya yapmakla. ya da deney odasına kapanıp çalışmayı yeğlemiştir. sanma ki.

milyon kez acı versen. —yaptığını bir an sonra unutsan da— kapanamayacak yaralar bile açsan. neden. Seni düşkırık- lığına uğrattı diye eşini neden suçluyorsun. Ama inan ki: Yüz kez. küçük ve değersiz olmalarından dolayı acı çeker. Büyük Adam bunları bilmek ister. biliyorum. ya da düşmüşü tekmeliyorsun. sona verileni alıyor. Seni bu gibi şeyleri yapmaya iten nedenleri bilmek ister.BULUNDUĞUNU ANLAMAYA çalışır. yaptığın yanlışlardan ötürü senin yerine acı çeker. Biliyor musun. sen. Bu söylediklerim senin duygu ve düşüncelerine yabancıdır. büyük adam. senden isteneni veriyorsun da neden sana sevgiyle verilen şeye karşılık vermiyorsun. hakikati söylemenin gerekli olduğu durumlarda yalan söylüyorsun ve neden yalana karşı olacağına hakikate karşı koyuyorsun. bin kez. her zaman ha- Komşunun düşüncelerin hakkında ne söyleyeceğini ya da dürüstlüğün sana çok paraya patlayıp patlamayacağını sordun Değerli. doğallığını yaşayan bir insana neden ters bakıyor ve onu sömürüyorsun. onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini 36 37 . bu yanlışların büyük olmasından değil. düşmek üzere olan birine bir çelme de sen takıyorsun. beş para etmez bir komşunu hoşnut etmedi diye neden çocuğuna işkence ediyorsun.

senin gibi konuşmak zorundadır. Bak.. kocanda. kendini küçük gördüğün içindir ki senin dostun olan birine saygı duyamazsın. ama gazetelerde yazanlara. Küçük Adam. Dünyasını keşfetmekte olan çocuğuna bir ana olarak şunu söylersin: «O. senin dilediğin gibi konuşan dostların asla birer büyük adam olmadılar. anlasan da anlama-san da olduğu gibi inanırsın. dostluğunu kazansa. düşünmek çok güçtür. evde yaşayan birinin herhangi bir büyük iş başaracağına inanamazsın. havadaki mikropların varlığına inanmamak olur mu?» Ve bir öğretmen olarak. Çünkü büyük düşünceleri. kocana inanmazsın. beni dinle. Seninle aynı masaya oturan ya da seninle aynı. seninle birlikte değil. Küçük Adam: İçinde bulunan iyi ve değerli şeyleri duyamaz oldun artık. karında. senin o beş para etmez dostluğunu kazanmak için. senin hoşuna gitmek için. «Çocuklara gözle bakılır ama söylediklerine kulak verilmez. artık büyük. Küçük Adam. Başkalarında — çocuklarında. Küçüksün sen ve küçük kalmak istiyorsun.kikate karşı olandan yanasındır. onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini. senin dilini kullansa. Evli bir kadın olarak şöyle söylersin.«Aklı başında bir öğrenciye yakışır mı bu. senin özelliklerine bürünmek zorundadır. babanda -ve ananda— bulunduğunu sezinlediğin an kalkıp onlardaki iyi şeyleri de öldürüyorsun. buna inanmazsın. insan ancak sana değgin düşünür. Senin bir dostunun büyük bir başarı sağlayacağını sanmaz. Aslında için- Havadaki mikroplar 38 den kendini küçük görüyorsun.da özellikle— değerli.» dersin. Ama senin özelliklerine sahip olsa.» Bir biyoloji profesörü olarak şunu söylersin. geniş kapsamlı düşünceleri gırtlaklarsın sen.«Hıh! Bulguy-muş! Bıktım senin bulgularından! Herkes gibi gidip bir yerde çalışsan da doğru dürüst para kazansan olmaz mı!» Kendi görüşünü böylece dile getirmekten sakınmazsın. Kanıt mı istersin. çocuklara göre bir şey değil. gerçek ve sade olmayacaktır. Senin yalan çevrende. gırtlakladın. kendini senin düzeyine indirmek. Boğdun bu iyi duyguları. Büyük Adam. 39 . Küçük Adam. hattâ —ya.

içinden geldiği gibi davranmaya. koca bir orduda bir er. Aslında yüreğinin derinliklerinde nelerin bulunduğunu. Sense *Untermensch* (aşağı insan) olarak kaldın. biliyorum. bir ceylan ya da senin Tanrın. İçindeki insanı aşmak için seni bir •Übermensch». açıklığa ittim. kendinin gerçekte nasıl olduğunu bilmiyorsun. sen de osun. Ne var ki. «sevinçten uçtuğun» anlar. «Büyük anlar» da var yaşamında. mutluluğunu artıracak direnç yok sende. bir eğitimci olarak çoğu kez seni dürüstlüğe. O derinliklerde. Ama daha yükseklere uçacak. «mutluluktan başının döndüğü» anlar da var. Artık bir Untermensch olmayı bırakmanı ve kendin olmanı istiyorum. yükseklerden ve derinliklerden korkuyorsun 41 . Nietzsche yıllar önce çok daha güzel söyledi bunu sana. sevdiğin ozan ya da inandığın filozof ya da akıl hocan neyse. seni küçüklüğünden kurtardım. seninle deney yaptım. gerçek varlığının sesini dinlemen istendiğinde nasıl büyük bir korkuya kapıldığını biliyorum. bir ruh doktoru ve sağaltıma olarak. Okuduğun gazetelere ya da kötü yürekli komşudan duyduğun geçersiz görüşlere değil de kendine inanmanı istiyorum. Küçük Adam. senin içinde bulunan kendimle deney yaptım. Onun »Über40 mensch» dediği senin «Hitler» in oldu. bir üstün insan yapmaya çabaladı. İçinden geldiği gibi davranmaya karşı kendini nasıl savunduğunu biliyorum. yükseklerden ve derinliklerden korkuyorsun sen. Yalnız ve yalnız küçük değilsin sen.Ama gazetelerde yazanlara anlasan da anlamasan da olduğu gibi inanırsın Bunları nerderı biliyorsun diye soruyorsun ha? Anlatayım: Seni denedim. bovling kulübünün ya da Ku-Klux-Klan ÖrUçmaktan korkuyorsun. Uçmaktan korkuyorsun.

çok üzücü bir şeydir bu. Küçük Adam. Ama sen ne Mann'ı ne de Sinc-lair'i tanıyordun.gutunun bir üyesi sanıyorsun kendini. Mutluluk yaratmayı. hiç kuşkusuz kavgayı seçersin. nasıl olduğunu öğrenmek mi istiyorsun. üzücü. onun tadını çıkarmayı ve korumayı hiçbir zaman öğrenmemiş olduğundan. nasıl bir varlık olduğunu öğrenirsin. Küçük Adam. bu ufak tefek şeylerin her biriyle biraz daha aydınlanıyor. Bu da sana başkaları tarafından söylenmiştir: Ta yirmi beş yıl önce. bilemezsin. Haydutlar şampiyonunu ve Al Capone'u bilirsin sen yalnızca. canını vermeye hazırsın-dır. Gece kulüplerinde sahnelere çıkan güldürücülerin anlattığı sana değgin fıkralara dikkat ettin mi hiç? Sana değgin. Güvenliğin uğruna belini kırmaya. Ama onların uyutucu yanlarını duymazsın hiç nasılsa. küçük kötü şakalar yapıyor ve bunlara «halk güldürüsü» 43 . senin gibilerin durumunun düzelmesi umudunu biraz daha uzaklara itiyor. ve bütün bu küçük sefil dünyaya değgin şakalarını iyice dinledin mi? Sen git müshil ilacı reklamlarını dinle. başı dik bir bireyin yürekliliği nedir. Bu üzüntüyü duymamak için. kim olduğunu. Senin kulağına çalınmak için yapılmış olan bu şeylerin sonsuz aptallığını ve iğrenç kötülüğünü dinlememişsindir. ağlanacak bir durumdur. Dos Passos ve daha başka kimseler de söyledi. ama güvenlik çok daha önemli sana göre. Senin yap42 Yafamdan mutluluk istiyorsun ama güvenlik çok daha önemli sana göre tığın bütün bu ufak tefek önemsiz şeyler. diş macunu ve ter kokusu giderici reklamları dinlersin. Kitaplığa gitmekle kavga izleme arasında seçme yapmak durumunda kalsan. Böyle sanıyorsun ve bu yüzden böyle davranıyorsun. Almanya'da Heinrich Mann söyledi sana bunu. Sen. kendisine. Dinle. Amerika'da Upton Sinclair söyledi. Yaşamdan mutluluk istiyorsun. Bu. gün ışığına çıkıyor. Küçük Adam: İnsan varlığının sefaleti. Radyoda müshil ilacı.

nasıl ki Alman ırkı varsa. — Yahudi nedir? diye soruyorum. diye yanıtlıyorsun sorumu. çünkü seni çok ama çok ciddiye alıyorum ben. bir de Yahudi ırkı vardır. hakikatin doğrultusunda olsaydı. Yahudi'nin saçları siyahtır. çoktan kendi kendinin efendisi olurdun. Kendinle alay ettiğinden gülüyor değilsin. insanların kendilerine güldüğünü. yürekten ve böylesine büyük. kafan karışıyor. ha. Ama sen. Kendine değgin şakaları duyuyor ve başkalarıyla birlikte bunlara kahkahalarla gülüyorsun. — Yahudi ırkının özellikleri nelerdir? — Canım işte. ama kendine güldüğünü. diyorsun. Küçük Adam? «İnsanların». göstereyim sözlerimin doğru olduğunu. Sen hiç Alman Yahudilerini gördün mü? — Elbette. İnsanlar sana neden böyle açık açık. gülünecek halde olduklarını bilmiyorlar. Nordik Ari ırkındandır. Yahudiler çok hırslı ve anamalcıdırlar. filmlerde ne denli gülünç ve saçma tipler olarak gösterildiği dikkatini çekti mi hiç? İnsanların sana neden güldüğünü söyleyeceğim şimdi Küçük Adam. kurnaz ve iğrenç bir zevkle gülüyor yüzyıllardır.. Milyonlarca Küçük Adam. İnanmadın mı bu söylediğime? Bak. sakınımlı bir tavırla şu yanıtı veriyorsun. Pek ayıramam. Almanlara benziyorlar. Fransız ya da İtalyan' dan değişik bir görünümü yok. — Damarında Yahudi kanı bulunan kimse. kıvrık bir burnu ve keskin gözleri vardır. ırk nedir? — Irk mı? Bunu bilmeyecek ne var.... — Yahudi kanıyla başka kan arasında ne ayrım var peki?» Bu soru karşısında afallıyorsun. Düşünme biçimin. 45 44 . — Peki.. Küçük Adama gülüyorsun sen. gülünecek halde olduğunu bilmiyorsun. — Peki ya Alman nedir? — Alman. — Sen hiçbir Fransız ya da İtalyan'ı bir Yahudi'yle bir arada gördün mü? Üçünü bir birinden ayırabilir misin? — Yani. — Peki öyleyse Yahudi nedir? Kanın görü nümünde bir ayrılık yok.Dalgacı bir keskin nişancı nasıl hep on ikinin az dışından vurursa senin düşüncelerin de her seferinde hakikati kıl payı kaçırıyor.. şu biçimde düşünüyorsun: «Bütün suç Yahudilerde.adını veriyorsun. Kendine değgin şakaları duyuyor ve başkalarıyla birlikte bunlara kahkahalarla gülüyorsun ♦Yani Yahudi ırkı demek istemiştim. uzun.

Ama. görkemli ve aşağılayıcı bir tavırla söylediğinde kendi küçüklüğünü biraz daha az duyuyorsun. Bu olguyu yakınlarda ortaya çıkardım. hem de kültürel açıdan bir melezim ve tüm sınıfların. Yahudi de var. Kimin «Yahudi» olduğu senden so-rulurmuş gibi. — Bak gördün mü. bu yüzden ciddi bir işi olduğunda sana bulaşmamaya çabalıyor ve bu yüzden sen. Sende yeterinden az ya da çok saygı uyandıran bir kimseye «Yahudi» diyorsun. — Sarışın mı? — Hayır. Saçmalarından silâhlı kuruluşlar oluşturuyor ve bir Yahudi'nin ne olduğunu bile söyleyemeyen sen. bu sözcüğü söylemek * A. senin gibi bütün ulusların. Bu sana değgin hakikatin yalnızca küçücük bir parçası. Duyguların perişan. ve sınıfların küçük buyurganı. — Tamam. 46 sana üstünlük duygusu veriyor. on milyon insanı. ey Küçük Yahudi. Küçük Adam. Bu «Yahudi» sözcüğünü. ırkların ve ulusların zihinsel ve fiziksel ürünü olmaktan gurur duyuyorum. — Ş. milliyetçisi olmadığım için gurur duyuyorum.— Amerikan Yerlileri de Ari ırkından mı? — Elbette. çünkü Yahudi'yle birlikte katlettiğin şeyin ta kendisisin.B. ırkların. hem biyolojik. neden atalarına dönüyorsun da protoplazmaya dönmüyorsun? Bana göre yaşam. sünnetli olmadığı gerekçesiyle bir Yahudi teknisyeni sınırdan çevirdiğinizi duydum. çünkü gerçekten de duyguların acınacak durumda. Buna gereksinmen var. on milyon «Yahudi »yi doğruyorsun. — Roosevelt'e Hollandalı demiyorsun da Davut'un soyundan gelenlere neden Yahudi di yorsun? — Yahudiler başka. plazmanın ka- 47 . Ama ister bir Küçük Ari ol ister bir küçük Yahudi.D. Alman nedir. güvenli bir tavırla «bu Yahudidir. — Elbette Yahudi var.» İşte sen böyle saçmalıyorsun.» diyorsun. — Roosevelt Hollandalı* mıydı peki? — Hayır. İnsan bu yüzden sana gülüyor. ya da senin gibi «katıksız bir sınıf» in üyesi olmadığım için gurur duyuyorum. Küçük Adam. Yahudi nedir bilmiyorsun. Hiçbir buyurganla ortak yanım olmadığı gibi.Y. Filistin'de. senin gibi «safkan» olmadığım. — Başka olan nedir? — Bilmiyorum. «Yahudi» sözcüğünü söylerken kendini üstün insan sanıyorsun. — Onlar da Nordik mi? — Hayır. nasıl ki. başka hiç kimse değil. — Yahudi diye bir şey var ama. Başkanlarından Roosevelt'in ataları Hollandalıdır. Yahudi buyurganlarla da hiçbir duygu ve düşünce birliğim yok. tutkulu bir yurtseveri. Ben. batağa saplanıyorsun. sana bu hakkı tanımıyorum ben. Benim kim olduğumu saptama hakkına bu dünyada yalnız ve yalnız ben sahibim. Hıristiyan ve Müslüman varsa. Yahudilerin dini demek istemiş tim.

İsa! İsa! diye bağırmayı bırakırsan sen de benim gibi konuşabilir ve yazabilirsin! Çünkü bu utkulu haykırış aklını köreltmekte Seni denizanası durumundan karada yaşayan iki ayaklı bir yaratık durumuna sokmak. beş yüz belki de beş bin yıl gerekecek. yeni bir önder aradığın günlerde oldu bu. Biyolojik yapın. bir hahamın odasında değil. içindeki deniz-anasını bir kez daha bulman için yüz. ya da Marx. Sendeki deniz- bir dâhi» dedin. İçindeki doğayı yeniden keşfetmen. Seni denizanası durumundan karada yaşayan iki ayaklı bir yaratık durumuna sokmak. seni geliştirmek milyonlarca yıl aldı.sılmalarıyla başlar. seni geliştirmek milyonlarca yıl aldı anasını keşfettim ben ve açık bir dille bunu sana anlattım. Yıllar önce şunu da söyledim sana. iki ayaklı hale geldiğin andan sonra tam altı bin yılda eksikliklerini ancak giderdi. Pasteur ya da Freud olduğumu da söyledin. Hani anımsarsın. Bunu ilk duyduğunda bana «yeni 48 . Ama benim yapacak daha önemli işlerim vardı ve yeni dâhilik rolünü geri çevirdim. Benim yeni bir Darwin. İskandinavya' da.

cinsel özgürlüğe karşı duyduğun özleme tapıyorsun sen ey Küçük Kılıbık Adam. sen kendi ağzından çıkan sözlerin anlamını bilmiyorsun: İsa'ya tapıyor. Sevgi nedir bilmiyorsun. İsa. Sen . içindeki «insan»ı kanıtlamak için yalnızca «üstüne çıkmak» istiyorsun. sen bir görüş sahibi olacak adam mısın ki! Seni. Kendini sefil. Kabızsın. elinde evlilik cüzdanı olmayan bir anadan doğmadır. küçük. miskin. «Yasal olmayan bir çocuk» olarak dünyaya gelmiş olan İsa'yı. ona büyük saygı gösteriyorsun. hiç farkında olmadan. yasal olmayan çocuk tanımayan Tanrının Oğlu yaptın. cansız ve bomboş hissediyorsun. Ama daha sonra. tarih ya da kendi özgürlüğün için savaşmak nedir ki! Ayrıca. Küçük Adam? «Nikâh bağı»yla doğmuş «yasal» çocuklarla «ni-kâhsızlar»dan doğmuş «yasal olmayan» çocuklar arasında katı bir ayrım gözeten sen değil misin? Ah zavallı yaratık.sefil bir Küçük Adamsın! Otomobillerini ve trenlerini büyük Galileo' nun bulduğu köprüler üzerinde işletiyorsun. Çocuk-İsa' ya verdiğin değerle.ve yaratıcılığını felce uğratmaktadır. ya da eğer varsa. Büyük Galileo'nun üç çocuk babası olduğunu ve elinde bir evlilik cüzdanı bulunmadığını biliyor muydun Küçük Adam? Bunu okullardaki çocuklarına anlatmazsın. Kadının yok. boyuna müs51 50 . güçsüz. «Yasal olmayan bir ana»yı ahlâksız bir varlık olarak mahkûm eden sen değil misin. Galileo'ya bu nedenle de işkence eden sen değil miydin? Bütün bunlardan haberin yok senin. o senin evlilik yasalarının zincirlerine Proleter General vuran şeyin kendi cinsel sorumsuzluğun ve cinsel açlığın olduğundan haberin bile yok. Çünkü sana göre hakikat nedir ki. Aslında. Aziz Paul gibi gerçek sevgiden doğan çocukları mahkûm etmeye ve gerçek kinden doğan çocuklara dinsel yasalarının korumasını sunmaya başladın. duygusuz.

bu yüzden itilip kakılacak bir enik gibi davranıyorsun ona. Kötü kokuyorsun. Karını kollarında çaresizlik içinde kıvranır görmek yerine mutlu görmek istiyor. Küçük Adam. sense «Durun. Düşüncelerin hep cinsellik çevresinde dönüyor. bu yolda canını verdi.hil ilacı alıyorsun. sen bunu da anlamadın.» diyorsun. sen. Ama sen ne yapıyorsun? «Cinsellik bir küçük-kentsoylu uydurmacasıdır. Seni anlayan ve sana yardım etmek isteyen biri cinsel düzenlilikten söz ediyor. «Önemli olan iktisadi etkenlerdir. «Durun ey kitleler! Sizin kurtarıcınız olduğumu göremiyorsunuz!» Senin kitlelerinle 52 konuşuyorum ben. Dünyayı çektiği acılardan kurtarmak istiyorsun. Yaşamdan zevk almak için iktisadî koşulları iyileştirmen gerektiğini sana anlatabilmek için bilge bir insan canla başla çalıştı. Bu hakikat yolunu gösterenin ilk girişimi başarılı oldu. Aldatılmış kitleler senden kaçıyor. «dünya proleterlerinin Führeri» olabilecek birisin.» diyorsun. Ama sen. davranışları acımasız değil sevgi dolu olsun istiyor. Böylece karşına çıkan ilk hakikat yolunu tıkayarak yaşamın yasalarından koptun. «Cinsellik her şey değil. senin iktisadî kurtuluşunu bilimsel temeller üzerine oturtmayı kendine görev edindi. cildin yapış yapış. durun!» diye bağırarak peşlerinden koşuyorsun. Onun toplumbilimi senin toplumunu.» diyorsun. Çocuklarının benzi soluk olmasın. İşinde de görülüyordu bu güçsüzlüğün getirdiği eksiklik. çocuğunu kucağına aldığında onun varlığını duyamıyorsun. Büyük bir heves ve umutla dinliyorlar beni. Senin örgütlerinde toplaşıyorlar. Gündüzleri cinsel düşüncelerden arınık olabilmen ve böylece işini yapabilmen için geceleri cinselliğini yaşamanı sağlamak istiyor bu kimse. Yersiz kuruntularla dolusun. Küçük Devrimci. sinirlisin. cinsel düzenlilik sözünün edildiğini duyunca. senin devlerinden korumak amacını güdüyordu. Hiç. bunu göremedi. Ya da bir «profesyonel devrimci»sin. çünkü orada beni bulmayı umuyor onlar. onlara küçük yaşamlarının sefaletini gösteriyorum. tersine yanakları al al olsun.» Ama kalkıp Van de Velde'nin Cinsel Teknik kitabını okuyorsun. ama hiçbir şey anlamadın sen! Senin o sözünü ettiğin «iktisadi etkenlerinle bile bir şey beceremiyorsun. kalkıp ondan yönetimi devraldın ve böylece onu ikinci kez öldürdün. bilge adam senin örgütünü dağıttı. ama senin gözün. Bütün düşüncelerin bu rahatsızlığının denetimi altındaydı. sıkıntıdan boğulur gibisin. «Yaşamda daha önemli şeyler vardır. seni hep rahatsız etti bu eksikliğin. İlkin. onu ölüm açlığına bıraktın. Karnı aç bireylerin kültürü geliştiremeyeceğini anlat- 53 . Sen böylesin işte. Bu adam. Kendisine sevgi verme yeteneğinden yoksun olduğun için karın seni bıraktı. İkincisindey-se hakikat yolunu gösteren bilge adam artık ölmüştü. Bir bilge adam. değerler yaratan yaşama gücünün senin çalışmanda bulunduğunu gözler önüne serdi. başka yola saptan. bu yüzden sana karşı koyacak durumda değildi. sen. Cinsel güçsüzlüğün yaşamın boyunca yakanı bırakmadı.

maya çabaladı. bir bahçıvanın çiçeklerini. Bir yanlış daha yaptı bu adam: Senin «diktatör» olmana izin verdi. çocuk bakımıyla «yurtseverler soyu yetiştirme »yi bir tutuyorsun. onu koruyabileceğine inandı. milyonların ayaklanması demek. yoksulluğu önlemek için yoksul. Senin kafandan çıkan. ispiyonculuk ve ihbarcılıktan. üniformalardan. copçulardan. doğum denetimiyle 54 «on çocuklu analara» madalya vermeyi birbirine karıştırıyorsun. kendini kurtarma yeteneğine sahip olduğuna inandı. Almanya'ya geldiğinde elini uzatabileceğin her kadının ırzına geçmekle karıştırıyorsun. gizemli ve sadist subayı yarattın. onu. Özgürlüğünü. Senin çevrende. onlara gereken besini verdiği gibi beslemeyi öğrenmekten yoksun bıraktılar seni. suçlamalardan. Büyük araştırmacılar. Sonra da kalkmış. bu bilge adam. top arabalarının geçit töreni yapmadı demek diye düşünüyorsun. Kendi mutluluğunu yiyip bitiren sensin. bir çiftçinin ürünlerini yetiştirdiği. seni Üçüncü Reich'a ve senin türünden altmış milyon insanı mezara götüren küçük. sevginin bağımsızlığa kavuşmasını. zayıf ve çaresizleri ortadan kaldırmak gerektiğine inanıyorsun-. Tam bir özgürlük içinde mutluluğun tadını çıkardığın olmadı hiç. Çünkü senden korkuyorlar Küçük Adam. Mutluluğunu korumayı. ve senin küçük olmanı istiyorlar. Küçük Adam. seni aydınlatmaya çabalarken yalnızca bir tek yanlış yaptı. değil mi Küçük Adam? Bak dinle: Bir araştırmacı kendi bilim dalı ya da makinası ya da toplumsal 55 . Yalanlardan. kendini ve toplumunu her türlü baskı yönetimlerinden bağımsız kılman. senin yörende mutluluğu yiyip bitirmek kolay ama onu korumak çok güçtür Küçük Adam. güçsüz. kurtarman gerektiğini anlattı sana. gizli polislerden. Oralarda bu sözcüğe şatafattı üniformalar giydirdin ve kendi içinden. Şimdi. Evet. Bu bilge adamın bir küçük ihmalinden dev bir yalanlar dizgesi oluşturdun.» mi diyorsun? Peki. durmadan Heil! Heil! Heil! diye bağırıyorsun. «diktatörlük» sözcüğü kulaklarında yankılandı. Neden söz ettiğimi bilmiyorsun. «devletin büyüklüğü»yle sağlanır sanıyorsun. Bu yüzden büyük bir oburluk içinde kendi mutluluğunu yiyorsun ve mutluluk sağlama. bir kez ele geçirdikten sonra bırakmayacağına. bu «on çocuklu ana» fikrinin kurbanı değil misin sen sanki? Başka ülkelerde de. gel baştan alalım: Yaşamda ve sevgide mutlu olmanın «iktisadî koşulları »nı «makinalar»la karıştırıyorsun. onu koruma sorumluluğunu hiç üstlenmiyorsun. Küçük Adam? «Pek değil. cellâtlardan. ozan ve bilgeler kendi mutluluklarını korumak için senden kaçtılar. insanların kurtuluşu. Ama kimse sana neye benzediğini söylemeye cesaret edemiyor. bütün yaşam koşullarının iktisadî duruma bağlı olduğunu. mareşallardan ve madalyalardan oluşan bir yalanlar düzeni kurdun — bunların dışındaki her şeyi fırlatıp attın. işkencelerden. nasıl olduğunu biraz daha iyi anlamaya başlıyor musun. şu talihsiz küçük sözcük. İşte sen böylesin. senin.

benim tarlalarım konusunda çalıştığını da anlıyorum. yardım elini uzatmamak ya da yardım etmemekle kalsan. yılbaşı ikramiyesi vermez ve bir elin yağda bir elin balda yaşamanı sağlayamaz. Küçük Adam. Yeni bulguların ağır yükünü tek başına taşımak zorundadır. yalnızca uzak durmakla. toplu sözleşme yapmaz. her şeyden önce. Senin için tasalanmayı ve sana acımayı parti önderlerine ve din adamlarına bırakmış- 57 . Bana yardımcı olmana bir katkıda bulunabilir miyim?» Hayır. Hiç. Ne var ki. şeyi yoktur. benim dostum. ücret yükseltmez. Örneğin şunları söyleyemezsin: «Bak dostum. yeterinden çok kaygı.Kendi mutluluğunu yiyip bitiren sensin fikri üzerinde on yıl. araştırmacı senin bu tavrından dolayı mutsuz olmayacaktır. Ne de olsa o senin için düşünüyor. tasalanıyor ve araştırmalarını «senin için» yapıyor değildir. yardımcına yardım etmeye kalkmadın hiçbir zaman. ama hiç işi56 ni kolaylaştırmaz. İskambil oynarsın sen ancak. ya da bir horoz dövüşünde avazın çıktığınca bağırırsın. benim karım. yanlışlarla dolu küçük fikir ve ideallerinin doğurduğu sonuçlara katlanmak. sense kaygı istemiyorsun. yirmi ya da otuz yıl. ya da bir büro ya da maden ocağında aptal aptal köleliğini sürdürürsün. benim evim. Senin aptallıklarının. bu yanlışları anlayıp çözümlemek ve sonunda. hiç durmadan çalışır. Onun yaşamsal işlevleri onu bunu yapmaya ittiği için bu yolda çalışmaktadır. Uzun yıllardır şundan şundan yakınıyorum. Neden biliyor musun? Çünkü. onların yerine kendi yargı ve bulgularını koymak zorundadır. ve tasa duyuyorsun çünkü. tersine "güçleştirirsin. O bunları yaparken sen ona hiç yardımcı olmazsın Küçük Adam. Ama yardımcına yardıma koşmazsın hiçbir zaman. benim çocuğum. durumları düzeltmek için ne kadar çok çalıştığını görüyorum. Yalnızca kaygı verebilir bir araştırmacı. Kâr dağıtmaz. ama bu dertlerden kurtulmayı başaramadım. Benim makinam. bir araştırmacının sana düşüncelerinden başka verecek hiçbir.

Sana göre meslek onurun ya da bankada58 ki hesabın ya da radyum sanayisi ile olan ilişkin. Sen. kazanılır. kendini düşünebilme. yoksa bir yabancı mı olduğunu soracaksın. çünkü kendi öz duygularına güvenmiyorsun. şehvet düşkünü. senin sonunda kendi kendine bakabilme. bu bulgusunu açıklamışsa ve sen. Ya da bir araştırmacı insanların neden kitleler halinde kanserden öldüklerini keşfetmiş de. yutmanı istemiyor. ya da bir ağırlığın kaldırılmasını. ya da ışınların maddenin içine geçmesini sağlayarak maddenin içinin görülebilmesini olası kıldığına birçok insanı inandırmayı başarır. senin kendisini kemirmeni. şarlatan ya da kamu ahlâkını hiçe sayan tehlikeli bir adam diye andığın araştırmacının bir «dehâ» olduğunu ilan edersin. «hakikat» ya da «mutluluk» nedir bilmediğin gibi. bulgularının kullanım değeri olduğuna.tır. İşte bu yüzden çok küçük ve sefilsin. Ama sen yardım etmemekle kalmıyorsun. diyelim belli hastalıkların iyileştirilmesini. Araştırmacı uzun ve zorlu bir çalışmadan sonra karına neden mutluluk veremediğini. balon gibi patlıyor. yardım etmemekle kalmıyorsun. araştırmacının bir sahtekâr olduğunu ya da havadaki mikroplar konusunda hiçbir şey bilmediğini. çok. bu yüzden senden kaçıyor o da. uğrunda çalışılmasını gerektirir. gazetede okumadan bunlara inanmazsın Küçük Adam. araştırmaları için çok para harcadığını ya da aldığını söyleyeceksin. «Yahudi» nedir bilmediğin gibi. senin adına ya da senin yerine yapılan işi çirkince bozuyorsun. bir Kanser Patolojisi Profe-sörüysen. Artık ona bir «dâhi» diyorsundur. Şimdi anlıyor musun mutluluk neden senden kaçıyor? Mutluluk. yürüyerek değil. Oysa sen mutluluğu yalnızca yalayıp yutmak istiyorsun. Kendi içindeki şehvet düşkününü gözden ırak tutmak için bunu söylediğini ve sevme yeteneğinden yoksun olmanın nedeninin bu olduğunu aklından geçirmiyorsun. mutluluk gökten yağmaz. . kalkıp bu araştırmacının kendisinin bir şeh-vet düşkünü olduğunu öne sürüyorsun. Onun istediği tek şey. bir dâhi ne59 . Yani demek istiyorum ki. koşarak gelir yardım istersin. kayaların parçalanmasını. bu yüzden kendi öz duygularına güvenemezsin işte. çevreye tükrükler saçıyorsun. ya da onun bir Yahudi mi. ya da «senin» kanser sorunun. kendini küçük görüyorsun. Küçük Adam. senin çözemediğin sorun üzerinde çalışma yetkinliği olup olmadığını saptamak için onu muayene etmeye kalkacaksın. onu neden yürekten sevemediğini ortaya çıkardığında. ya da hastalarının yaşamını kurtarmak için senin büyük bir gereksinme duyduğun şeyi onun bulduğunu kabul etmektense. Seni küçük gören kimseye saygı duyuyor. Küçük Adam. Ama araştırmacının bulgusu gazetelere geçtiğinde. hele güzelce bir aylığın da varsa. Daha dün sahtekâr dediğin. kendin için tasalanma yetisini geliştirdiğini görmektir. hakikatten ve öğrenmekten çok daha önemlidir. Araştırmacı. ama pek çok kanserli hastanın öldüğünü görmeyi yeğleyeceksin. zamanla.

üç yüzyıl sürdürdün. Bu yanlışı üç onyıl değil. insan içine çıkarmaktan utanmayacağın bir dâhi istiyorsun. Eğer bir doktor ya da bakteriyolog olarak tifo ya da koleranın bulaşıcı hastalıklar olduğunu biliyorsan.» diyeceksin Küçük Adam. Çünkü artık pek çok küçük adam çıkar ve seninle birlikte. kanser hastalığında mikroorganizma arar ve böylece onlarca yıllık araştırmayı yok sayarsın. daha önce olduğundan çok daha kolay iyileştirebilirsin onları ve çok daha fazla para kazanabilirsin. makinaların belli yasalarla çalıştığını gösterdi sana. Kısıtlı. Senin yaptığın budur işte. Ama. «Dâhi. çünkü canlıları makina yerine koyduğun andan sonra —onurunu ya da profesörlüğünü. Bir doktorsan eğer. Küçük Adam. Kaşık atmayı. yanlış kavramlar. dinini. yüz binlerce bilim işçisinin kafasında kök saldı. dâhi» diye bağırmaya başlar. yaşamın kendisi ağır hasar gördü. bu yüzdendir ki. haklısın. ölçülü ve uyarlanmış bir dâhi istiyorsun. ürünlerini avucu-nun içinden yemektedirler. onun ortaya koyduğu mutluluğu yiyip bitirmek senin için daha kolaydır. İnsanlar artık akın akın gelmekte. çiğniyorsun. Ve bu yüzdendir ki çocuklardan nefret eden bir öğretmensin.. «Bunda ne kötülük var sanki. yalnızca sömürmek çok kötüdür. Buluşun gelişmesine katkıda bulunacak hiçbir şey yapmıyorsun. yeni bir düşünce geliştirmene olanak yok. Bir keresinde bir büyük adam. şu ya da bu biçimde onlara zarar verdin. Uysal. insanın satışa çıkardığı ürünlerinin üzerine yapıştırdığı bir markadır. kalktın öl60 dürmede kullanılan makinalar yaptın. onlara gereken saygıyı göstermeye de razısın. İşte sen böylesin. «dâhillerin olsun istiyorsun. Doğru. Zaten bu yüzden böylesin. sırtına deli gömleği geçirir gibi parmağına evlilik yüzüğü geçiliyorsun. ehlileşmemiş bir dâhi değil. Onun getirdiği yeni olasılıkları ya da kısıtlamaları görmüyorsun. kısıtlamalarıysa görüyor ama kabullenmiyor. çünkü sen yalnızca 61 .canlıları da makina yerine koydun. Olasılıkları görmüyorsun çünkü görüşün yok. çılgınlıkları olmayan. bankadaki hesabını ya da kişilik zırhını korumak için— yaşama işlevleri göstermeye başlayan herkesi suçladın. Anlıyorum. hastaların çoğalacaktır. Eğer (daha dün bir «şeh-vet düşkünü» ya da «deli» olan) araştırmacı bir «dâhi»yse.dir bilmiyorsun. kısacası halim selim. kanatlan kırpılmış ve süslenip püslenmiş bir dâhi istiyorsun sen. kasabalarının sokaklarında utkulu tavırlarla dolaştırabileceğin. bütün engel ve kısıtlamaları çiğneyen. katlettin. onu korumamak. kural tanımaz. dürüst ve iyi çalışarak para kazanmakta hiçbir kötülük yok kuşkusuz. dahası. Gelişme yok sende. Mekanik bir biçimde oburca. terbiyeli bir dâhi. öyle mi Küçük Adam? Jack London'ın Martin Eden adlı kitabında sana söylediği sözlerle açıklayayım bunu da: "Dâhi". o buluşa hiçbir şey vermemek. yaşamın boyunca sıkıcı bir büroya ya da bir resim masasının başına kapanıyorsun. kepçe daldırmayı iyi beceriyorsun ama yaratma yetisinden yoksunsun. aptalca kabulleniyorsun bulguyu. Ama iyi bir dâhi istiyorsun sen.

Küçük Adam: İçinde bulunan sevgi. yalnız almasını bilirsin sen. Çünkü temel bedensel davranışın sürekli olarak kendini tutmanı ve kin gütmeni gerektiriyor. Ama bu kadarla kalmıyorsun ki? Kendi dininden başka din olmasın istiyorsun. çünkü için- Kanatları kırpılmış. Bu sözleri dinlemek. «Dinsel hoşgörü »den yanasın değil mi. veremezsin. bir hayvan gibi huysuz bir halde bana geldiğinde tanıdım seni. gerçekten bilgili saymıyorsun kendini. seni o halinle gördüm. çünkü kendini boş. Haydaa! İyi güzel ama. burada sana benim göstermek istediğim. o kadar. Kendi dinine karşı hoşgörülüsün. Büyük bir boşluk ya da güçsüzlük duyduğun. tepkesini salıverir diye kaçıyorsun ondan. kaçınılmaz olarak. ama baş63 . bilgiyle doldurmak istiyorsun. mutlulukla. Bunun neden böyle olduğunu anlayamıyorum diyorsun öyle mi? Ama başka türlü olamaz ki? Bunun nedenlerini ben söyleyebilirim sana. Sendeki alma eyleminin temelde yalnızca bir anlamı var: Kendini büyük bir oburluk içinde parayla.aldın bugüne dek. Yalnızca bir tüketici ve yurtsever gibi görünmek istiyorsun. Sense bunu istemiyorsun Küçük Adam. insan içine çıkarmaktan utanmayacağın bir dâhi istiyorsun 62 de gerçek ve doğal sevgi ve verme duygusu uyandığında birden paniğe kapılıyorsun. anlatmakta yetersiz kaldığım şeyleri gösterecektir çünkü. mutsuz hissediyorsun Küçük Adam. aç. Gene aynı nedenle hakikatten kaçıyorsun. Bağırmak istiyorsun yalnızca. Küçük Adam. Buna bir diyeceğim yok. ya da ruhsal-akılsal sağlığının en bozuk olduğu anda geldin bana. sokaklarda utkulu tavırlarla dolaştırabileceğin. «Şuna da bak! Yurtseverliği yadsıyor bu adam! Devletin. İyi ediyorsun. ya da gerçekten öğrenmek istediğine inanmıyorsun. mutlu olma yetisinden yoksun olmanın nedenlerini sakin sakin anlatmama neden izin vermiyorsun? Gözlerinde korku görüyorum-. çünkü sen. bir başkasının gümüş tepside sunduğu şeyi kaşıkladın yalnızca. Bir şey yaratamaz. Hakikat. seni tanıdım. anlamak istemiyorsun. kendi dinine inanmak istiyorsun. ve onun özü olan ailenin koruyucusu yurtseverliği yadsıyor! Bu adamı susturmak gerek!» Sendeki ruhsal kabızlıktan sözedildiğini duyunca böyle bir yaygara koparıyorsun işte. Sen yalnızca çorbaya kepçe daldırmasını bilirsin. bu soru seni çok ilgilendirmişe benziyor. Böylece. Dilediğin dine.

Sendeki tutucu yurtseverlik. Sen de bir şehvet düşkünüsün çünkü ve bundan korkuyorsun. Bu yüzdendir ki sen yalnızca başkalarının sevgisini. Küçük Adam. her on yılda bir falan değiştirdikleri «geleneksel düşman »ları vardır onlann. Ne var ki. onların «üstüne çıkar» gecede şu kadar «sefer» şunu. ey büyük isyancıların küçük torunu. Onlar. Karşılıklı verilmiş uygar bir ayrılma kararını. kabalıkla suçlamasını istiyorsun. öfkeden kuduruyorsun. bilgiden korkuyorsun. ları gibi öldürebilirsin beni.» Benim hakikatim karşısında yapabileceğin hiçbir şey yok. Olsa olsa. işini seviyor ve ekmek paranı ondan kazanıyorsun. Ama gene de kendine göre bir yurtsever olmaktan vazgeçmedin. sen küçük bir yurtsever olmak istiyorsun. bu yaptıkların seni alaşağı etti. Geleneksel düşman bir on yıl sonra geleneksel dost olur. askerî havalar «bağırırlar». ve başkalarının bilgisiyle beslenmektedir. şunu «yaparlar. geçmişte pek çok gerçek dostuna yaptığın gibi gebertirsin beni. Evli çiftler artık bir arada yaşayamayacaklarını anladığında. baş-kalannın mutlu olduğunu gördüğünde kıskançlıktan çatlarsın. eşlerden birinin ötekini dava etmesini. Sevginin. Almanya'da buna 64 «alaşağı etmek» diyordunuz. Karl Liebknecht. ruhsal kabızlığından kaynaklanıyor Küçük Adam. bedensel katılığından. Türkü söylemezler. çalışmanın ve bilginin anayurdu yoktur. senin işin. elle tutamayacağın bir yerde görmek istiyorsun. Kendi mutluluğunu aydınlıktan ürken bir gece hırsızı gibi çalıyorsun 65 . çalışma ve bilgisini sömürmekten başka bir şey yapamazsın. Şu senin yurtsever dediklerine bir göz atalım: Onlar yürümez. bunlan kendin asla yaratamazsın. gümrük denetiminden geçmez bunlar. dostun olduğum için söylüyorum bunları. Kadınlarını kucaklamazlar. evrenseldir ve bütün insanlığı kapsar. İsa gibi. karısını ya da kocasını ahlâksızlıkla. Bu yüzdendir ki. ve bu yüzdendir ki. bir aynada. Hakikati. Lincoln ve daha birçok-. işine karşı olan sorumluluğundan. gerçek sevgiden korkuyorsun çünkü. Sevgiye hasretsin. ve doğayı anlamaya çalışsa. benim bilgimle. kasılmalarından. üniforma tanımaz. asker gibi uygun adım giderler. seni aşağılamak için değil. Düşmandan nefret etmezler. sonra gene geleneksel düşman. boşanmak için geçerli neden saymıyorsun sen. kendi mutluluğunu aydınlıktan ürken bir gece hırsızı gibi çalıyorsun. Biri kalkıp da bir kişisel Tanrı yerine doğaya hayranlık duysa.kalarınınkine karşı hiç de hoşgörülü değilsin. Rat-henau. Uzun vadede. Hakikati söyleyen dostlarını kılıçtan geçiriyorsun ama gene de.

Ama tarihten ders almazsın ki sen. Onun bedenini öldürdün ama aklını öldüreme-din. ona da aynı şeyi yaptılar. hasta bakım odamda gördüğüm haliyle kamuya açıklayacağım diye ödün kopuyor. biliyor musun? Korkuyorsun da ondan 66 67 . Sokrat'ı senin iyi ahlâkını hiçe saymakla suçladın. Küçük Adam. Neden bağırıyorsun böyle. Gösterişli giysilerini kuşandığında içindeki insanı gizliyor O. Sokrat zamanında da böyleydi. Ama sana yardıma gelenlerde de benim hakikatimi bastıracak güç yok ki? Senin yardımcıların bile bana gelip karısından. seni ilgilendiren tek şey. Senin doğal yapını. Aslında ne devlet senin umurunda ne de ulusun onuru. hasta çocuğundan yaknııyor. Danimarkalıyım. gerekli tüm işlemleri yaptırdım. O bugün de senin o kurallarını hiçe sayıyor. korkudan tir tir titriyorsun. «Düzen»in çıkarları uğruna öldürmeyi sürdürüyorsun. Bu dünyaya bir rastlantı sonucu gelmişsin. ulusun onurunu lekelemektedir!» Evet. hangimizin açık saçık yayınla- Neden bağırıyorsun böyle. polise kaydımı yaptırdım. «Polise kaydını yaptırmış mı? Evrakları tamam mı? Vergilerini düzenli ödemiş mi? Araştırın. Amerikalı. beni yıllarca parmaklıklar ardına kapatmanın yollarını arıyorsun. Beni herkesin önünde ahlâksızlıkla suçlarken doğrudan gözlerimin içine bakamazsın. İşte bu yüzden korkuyor ve yardım çağırıyorsun. sessizce gideceksin. Küçük Adam. Bu yüzden bana bir siyasal suç yüklemenin. hangimizin şehvet düşkünü. sinsi sinsi öldürüyorsun. soruşturun. Bu adam devlet için bir tehlikedir. Sokrat'ı sen öldürdün. Norveçliyim!» Bırak bu sözleri Küçük Adam! Sen hem bir Amerikan göçmeni hem de bir dünya göçmenisin. ey zavallı Küçük Adam. Küçük Savcı Yardımcılarının istediği tek şey budur işte. Diyelim bir Savcı Yardımcısısın. giderek kuruduğunu hissediyorsun. Seni iyi tanırım. yurttaşı ya da yasaları korumak umurunda bile değil. onu da çırılçıplak gördüm ben. Çünkü hangimizin daha ahlâksız. Anadan doğma bir göçmensin sen. bir an önce Başsavcılığa atanmaktır. ve geldiğin gibi. ama benden hiçbir şeyini gizleyemez. biliyor musun? Korkuyorsun da ondan. evraklarım tamam ve vergimi tümüyle ödedim.' okkalı bir «dava» yakalayıp. ama korkakça. Bedeninin kaskatı kesildiğini.«Susturun şu adamı! Yabancı uyruklu o! Bir göçmen! Oysa ben bir Almanım. bugün bile bu yaptığının farkında değilsin ve bu yüzden hâlâ bataklıktasın.

ya da bir kadınla eyalet sınırını geçmekle ya da sokaktaki bir çocukla tatlı tatlı konuşmakla suçlayabilirsin beni. bendeyse bilgi var evet. Başkanın. Ama bak. Yok. kitabı yokumsayarak öldürmeye kalktın. Biri sayıları kabarık olan tanışları arasında açık saçık fıkra anlatmayan tek bir kişi olduğunu söylemişti. bunu adım gibi biliyorum. özel bir ses tonuyla. Küçük Adam. senin kişiliğinin kabuk bağlamış olması nedeniyle iktidara geldiğini gördüm. İyisi mi sesini çıkarma sen. Kitabı kendi yayınevinde basmayı kabul etmedin. biliyorum. yapış yapış ve hain. Ama bu kez susarak. Hangi önemli. 1928'de çalışmalarımız ilk somut sonuçlarını vermeye başladı. kötü bir sesle söyleyebilirsin bu sözcükleri. Bu sözlerime inanıp inanmayacağın umurumda değil. Hitler iktidara yeni gelmişti. ya da önemsiz konumda olursan ol. Rol bölümü yapılmış. o bir kişi bendim. bunların hangi kaynaktan geldiğini de biliyorum. bana onursal rektörlük sanı bile verdin. Bunu ancak sen becerebilirsin. Ve başka hiçbir şey bilmediğinden. Hitler'in. bir Hitler'i nasıl ürettiğini gösteriyordu. aldığım bu sonuçları senin yayınevlerinden birinde kitap haline getirmek istedim. ancak senin ağzında bir suçlama niteliğine bürünebilir. ben sana benzemem ve bu konularda hiçbir zaman sana benzemedim. sen de istekliliğini sürdürdün. çünkü kitap. Gene büyük bir heves ve isteklilik gösterdin. 69 Uzayan hasret 68 . sen kendi varlığını şöyle yıkıyorsun: 1924 yılında insan kişiliğinin bilimsel bir incelemesinin yapılmasını önerdim. Küçük Adam. Bak. benim de sana benzediğimi sanırsın. çünkü «Başkan» ın kitaba karşı olduğunu açıklamıştı. Sende makinah tüfek. Kimin suçlu çıkacağı belli olmaz. Kitap gene de yayımlandı. Bu yukarıdaki üç tümce. gelir vergimi yüz dolar eksik tuttuğumu kanıtlamayı başarabilirsin. açık saçık fıkralardan pek hoşlanıyorsun Küçük Adam.nn hayranı olduğunu çok iyi biliyorsun. Hevesli göründün. 1933 yılında. senin.

Korkaksın sen. İnsanların gövdesinin. 1946'da kitap ikinci basımını yaptı. Yok. zihinsel bozuklukların (akıl hastalıklarının) önlenmesinin önemli olduğunu sana öğretmeye başladığım günden bugüne tam' yirmi iki uzun. hakikate yeğ tutuyorsun. bugün. Bir zamanlar ilgini çeken. sevme edimi sırasında başka hayvanlarınki gibi kasılıp gevşeyememe-si nedeniyle bunun böyle olduğunu anlatmaya çalıştım. Bireysel sağaltımın değil. Acun-sal Yaşam Enerjisi'ni bulduğumu duyduğunda. nasıl olur? İşte. «Akıl hastalıklarını önlemek» istiyorsun. övgünü kazanan kitabımdan hiç söz etmedin. Cinsel yoksulluk sözcüklerini ağzına bile almıyorsun. Ve bir tıp doktoru olarak içinde bulunduğun bataklıktan çıkamıyorsun. ama motorla pervanenin gizlerinden hiç söz etmese. Yirmi iki yıl boyunca. milyonların yaşamına malolduğu gerçekliğini daha ne kadar görmezlikten geleceksin? Güvenliğini. zararsız ve ağırbaşlı sözcükler bunlar sana göre. insanların şu ya da bu çılgınlığa düşmelerinin. Ama işi. ha? Daha ne kadar ağırbaşlılık dediğin o şeyi tıbbi yükümlülüklerine yeğ tutacaksın? Kullandığın taktiklerin. gene öyle davranıyorsun: Varılacak hedefin ne olduğunu söylüyor ama ona nasıl erişileceğini açıklamıyorsun. çocuklarının.ayrıca analara. Beni pis fıkralarına konu eden sen değil misin. ruhsal-sağaltımın teknisyeni olan sen böyle davranıyorsun. Bugün bile hâlâ tutuyorsun kitabımı. Bunu 70 söylemekte sakınca görmüyorsun. buna benzer bir soru duymadım senden. Tam on iki yıl sustun. «Bu ne işe yarar? Hastaları nasıl iyileştirir?» diye sormadın. cinsel organlarında duydukları heyecanların bastırılması gerektiğini ve bunun için de onları soluklarını tutmaya alıştırmaları için zorlamalarını söylüyordu. şu ya da bu belalara dolanmalarının zihin ve bedenlerinin kaskatı kesilmesinden. boy gösteren cinsel yoksulluğa dokunmadan yapmak istiyorsun. sevme ve bunun tadını çıkarma yetisinden yoksun olmalarından kaynaklandığını öğrettim sana. sevgi duyma. Bunu ilk söylediğim günden yirmi iki yıl sonra. sıkıntılı ve olaylarla dolu yıl geçti. uçma tekniklerini açıklasa. çünkü yasak. Ve binlerce yıl nasıl davrandınsa. Tasımdaki hoşafın tanelerini ayıklayıp yemeye varsın ama güllerimin dikenine katlanamazsın. beğeniyorsun. Ancak. kalkmış dostlarına. İnsan kitlelerinin sevisel yaşamından söz edemiyorsun. Onun bir «klasik» olduğunu ilan ettin. Bir teknisyen kalksa. zihinsel bozuklukların önlenmesinin önemli olduğunu söylüyorsun. bireysel sağaltımın değil. «Maine eyaletinde doktor71 . Küçük ruh doktoru? Bedenleri güçsüz kocalar tarafından hırpalanan genç gelinlerin yakınmalarını duymadın mı hiç? Duydukları sevginin gereğini yerine getirememekten çatlayan ergin çocukların çektiği acıya tanık olmadın mı hiç? Gene de güvenliğinin hastalarından daha önemli olduğunu söylüyorsun. ha? Bana «bedensel boşalma peygamberi» diyen sen değil misin? Ha.

gelelim senin şu özgürlük sarhoşluğuna. Sense 73 72 .luk yapma ruhsatı var mıymış» diye sordun. Benim enstitümde şöyle bir olay oldu: Öldürün. heyecanlanma birden. Küçük Adam. ya da sağladınsa neden hemen bir yeni efendiye teslim ettiğini sormadı. Bunu öğrenmek istemez misin. savaşa katılmak istedin. neden bugüne dek özgürlüğünü elde edemediğini ya da elinde tutamadığını göstermek istiyorum. Diyelim çocuk ve erginlerde cinsel sağlığın sağlanma ve korunması üzerine çalışmalar yapan bir Enstitüde öğrencisin. kısa keseceğim: Bir rastlantı sonucu özgür bir durum içinde bulunduğunda. Bugüne dek hiç kimse. küçültmek değil amacım. «Şuna da bakın! Dünya proleterlerinin devrimci dalgasına dil uzatıyor! Demokrasiye dil uzatıyor! Gebertin şu karşı-devrimciyi! Kahrolsun karşı-devrimciler!» Dur.: gebertin! Öğrencilerim mikroskoplarının başına çökmüş. İnsanları «duvar dibine dikmekle» özgürlüğüne kavuştuğunu sanıyordun. Küçük Adam. Bu «harikulade fikir» çok hoşuna gitti. yalnızca. çalışmalarımı engelleyemeyeceğini bilmiyorsun. gelecekte sahip olacağın gerçek özgürlük. Şimdi. senin Parti Kongrelerinde alacağın on binlerce karardan çok şu bir sorunun yanıtlanmasına bağlıdır. öldürün!» Pekâlâ. sen ey demokratların ve bütün dünya proleterlerinin küçük Führer'i. «Gebertin şunu! Ulusun ve devrimci proletaryanın onurunu lekeliyor! Kurşuna dizin! Haydi duvar dibine!» Ne "Viva!" diye haykırman. dur. Seni aşağılamak. neden kendine özgürlük sağlayamadığını. o kadar. Coşkusal vebanın ve yaşam enerjisinin bulgucusu olarak bu dünyanın her yanında bir anlam ifade ettiğimi. değil mi. içindeki Küçük Adamın nasıl davrandığını anlatacağım sana. gebertin!» Dur bir dakika. ha? «Öldürün. Bir kerecik olsun kendini ayna karşısına diksene! «Öldürün. Senin o küçük ruhsatlarının benim çalışmalarımı bozmaktan —ama azıcık bozmaktan— başka işe yaramayacağını. denetleyemeyeceğini bilmiyorsun. benden fazla bilgisi olmayan hiç kimsenin beni sınayamayacağını. ne de "Gebertin!" diye bağırman seni amacına bir adım bile yaklaştıracak değildir. yaşam zerreciklerini inceliyorlardı. gebertin. Bana kalırsa.

ama neden azarlamakta haklı olduğumu anlayamıyordun. senin bunu anlamamanın nedenini kavrayamamıştım. bu toplantılara oluk oluk akın ettiniz. Bunu sen de biliyorsun. arkadaşlarınla sokakta yürüyordunuz. Bunun sebebi neydi acaba Kü74 çük Adam? Başlangıçta bunun içtenlikli bir davranış olduğunu sandım. Proleterlerin anayurdunda da böyle yapmışlardı: cinsel sorunların kendiliğinden çözümlenmesini beklemişlerdi. Daha sonra. Özgürlüğünü poker fişi gibi harcadığına bir başka örnek vereyim. Seni hemen azarladım. Bense kendi payıma. Senin o «devrimci onur» şampiyonları. Gelip senin de incelemelere katılmanı önerdim. cinsel sağlığı savunan bir Enstitüde. Ne o. üstelik beş para bile vermeden gününü gün edeceğini umdun. yumruklarıyla temizleyecekler. Bir gece. Buranın değişik türden yeni bir genelev olduğunu sandın. hep bir ağızdan şöyle bağırdığınızı duydum: «Kadın istiyoruz! Kadın istiyoruz!» Geleceğinden kaygı duyduğum için. karşı cinsten olan herkese büyük bir doymakbilmez-likle baktığını artık şu kadarcık çocuklar bile biliyor. toplama aygıtından çırılçıplak kalktın.. Bu gibi olaylar «yalnızca savaşta 75 . bir kez daha bataklığın içindeki yerini korudun. Bunun sonucu Berlin'de görüldü: Proletaryanın askerleri gece sabahlara dek kadınların ırzına geçtiler.Acunsal Yaşam Enerjisi toplayan aygıtta oturu-yordun.» Bu sözleri çok duyduk. Proletaryanın Führer'leri bu bozukluğu giderecek. «dünya proleterlerinin askerleri» seni öyle bir lekelediler ki. kısacası. Böyle bir örgütün toplantısında bir kızla tanışmakta bir kötülük gördüğümden değil. Yaşamının her anında büyük bir cinsel açlık içinde bulunduğunu. dostlarınla sevgi konusunda konuştuğunda. Seni harekete geçiren dürtünün ne olduğunu ancak bir hayli zaman sonra anladım. bu türden bir özgürlük olmasını beklediğini itiraf ettin.. Sen ve dostların. Çok geçmeden. Bunun üzerine. Bu pisliği askeri güçle. Küçük Adam.. daha yüzyıllarca taşıyacaksın alnındaki bu karayı. benim gibi. sen de biliyorsun. Enstitüye ve onun temel fikrine karşı büyük bir kin ve aşağılama duyduğunu ve bu yüzden öyle uygunsuz davrandığını anladın. çıplaktın. yaşantını iyileştirmek için büyük bir istek duyduğunu. kendine kolay yoldan bir kız bulacağını. Bunu anlayınca aslında senin yaşantını iyileştirmene yardımcı olmak için kurulmuş olan bu örgütleri dağıttım. ağzından yalnızca açık-saçık fıkraların çıktığını. seninle yaptığım ayrıntılı bir tartışma sonunda. İşte bu yüzden kalktı bu örgütler ve sen. mutsuzluğunun nedenini anlamayı ve bunu ortadan kaldırmayı öğrenmeni sağlayabilecek örgütler kurdum. kızların ve kadınların arasında tüm çıplaklığını sergiledin. toplantılara bu yüzden geldiğini sandım. bu örgütlere böylesi iğrenç düşüncelerle yaklaştığın için dağıttım hepsini. Hem ayrıca. proletaryanın cinsel sorunları kendiliğinden çözümlenecek. bir şey mi dedin? «Proletaryayı bozan kentsoylulardır. aklının yalnızca iğrenç ve açık-saçık şeylere çalıştığını herkes gibi.

Senin görevin çocukları eğitmektir. Sağlıklı çocukların içinde bulunan sevgiyi. sen de insanlığa cinsel bağımsızlığa kavuşmayı öğrettin: 'Gidin. Çocukların cinselliğini doğru bir biçimde yönlendirebilmek için.'» Ben. dedin onlara. İşte bu yüzdendir ki tekrar tekrar ve de gidip gidip batağa saplanıyorsun. çocuklarda bulunan sevme yetisini anlamadığın nedeniyle de suçlamıyorum. Küçük Adam. Benim sevgiyle sarılma de- diğim şey. Führer niteliklerine sahip biri. çekicilikten ve sevme yetisinden yoksun oluşunu bir erdem saymak ve —eğer bir «ilerici okul »da çalışıyorsan— içindeki acı kinle çocuklarda bulunan sevgi'yi öldürmekle suçluyorum seni. senin yaşamında iğrenç bir yatak serüveni haline gelir. cinsel düzenlilik konusunda da inançlı görünüyordu. Küçük Kadın. Eğer sen. Neyle suçluyorum. Küçük Adam. her şeyi ters anlarsın. Oysa sen şişmansm. insanin kendisinin sevgi denen şeyin ne olduğunu bilmesi ve sevgiyi yaşaması gerekmektedir. verdiğin zararların haddi hesabı yok demektir. Sen. ha? Öyleyse gel bir başka öykü anlatayım sana: Proletaryanın diktatörlüğüne büyük bir coşkuyla inanan. böyle. bu uğraşı seçmenin tek nedeni buysa eğer. Eğitimi ciddiye alacak olursak. çekicilikten yoksunsun. biçimsiz bir görünümün var. sağlıklı babalarına yabancılaştırdı77 76 . önünüze geleni becerin. çekici bedenlerden derin. Karl Marx nasıl insanlara ekonomik bağımsızlığa kavuşmanın yolunu gösterdiyse. biliyor musun. Bu bir cinayettir işte çirkin Küçük Kadın. Neden söz ettiğimin bile farkında değilsin. çocukların cinselliğini doğru bir biçimde yönlendirmek demektir. demişim. Yaşam dolu. hiçbir özel nitelik ve yeteneğin olmadığı halde. çocukları eğitmek demek.olur» diyorsun. Bana geldi ve şunları söyledi: «Harikasın sen. Seni şişman ya da çekicilikten yoksun olmakla suçluyor değilim! «Sevgi»nin tadını çıkaramamakla da suçluyor değilim seni (bunu sana verecek sağlıklı bir erkek görmedin). acı bir kinle nefret etmen için yalnız bu durumun yeter. yalnızca kendi çocuğun yok diye öğretmenlik ediyorsan.

sana verdiğim bilgiyi dilediğin yerde kullanmakta özgürsün. Ama sen kalkıp. Fıçı gibi olduğun için. ve dünya. sorumlu bir konuma getirildin. küçüksün. tanınmamış bir pratisyen doktor olarak kalacaktın. yapaylığını sahte gülümsemenin ardına gizliyorsun 78 79 . Sana bilgimi vererek. geleceği görebilmek ve her şeyden de önemlisi gelişmek için bana gereksinmen var. Buna hiçbir diyeceğim yok. Gittin. bir fıçı gibi düşündüğün. bir fıçı gibi eğittiğin için zararlısın sen. içlerinde bulunan acılığı ve zehirlerini sağlıklı ruhlara dökmesine gözyumduğun içindir ki. bu yüzden böyledir. bir başka ülkede. Küçük Adam: Büyük çabalarla durmadan çalışarak vardığım sonuçların ne olduğunu ve ne uğruna savaştığımı öğrenmek için bana geliyorsun. bütün bunları yaşatmaya çabaladığın için zararlısın. küçük bir kasaba ya da köyde. bir fıçı gibi düşündüğün. Ve sen Küçük Adam. sağlıklı çocukları böylesi kadınların eline teslim ettiğin. özgürlükten yoksun olma durumunun nerelerden beslendiğini öğrettim sana. Bu yüzden böyle düşünüyor. bir fıçı gibi eğittiğin için. Küçük Adam. içtenliğine güvenim var. bir çocukta bulunan sağlıklı sevgiyi hastalık belirtisi olarak gördüğün için zararlı. Ben olmasam. Alçakgönüllülük gösterip bir köşeye çekilmek yerine o fıçı görünümünü ve yapaylığını sahte gülümsemenin ardına gizlediğin acı kinini bu yaşama zorla kabul ettirmeye. Karşılığında hiçbir şey istemem. bulgularımı bilimin hizmetine sunan bir kişi oldun. Bütün bunları sevinerek veririm sana Küçük Adam. benim «ırzına geçtiğimi» söylüyorsun. böylece kendine özgüven sağlamak. Özgürlük konusunda terbiyesizlik ediyorsun. Dürüstlüğüne. bu yüzden böyle yaşıyorsun. Dilediğini yapmakta. Benden bilgi almak. iyileştirme yöntemlerimi öğreterek büyük bir doktor olmanı sağladım. Ama sen için için kendini bana bağımlı hissediyorsun. bir fıçı gibi sağda solda yuvarlandığın. çünkü kendi başına ve kendi olanaklarınla gelişme yetisinden yoksunsun. Bak sen nasılsın. günün her dakikasında nasıl engellendiğini. Ama özgürlü- Fıçı gibi olduğun. Özgürlüğün.ğın için zararlı senin varlığın. benim çalışmalarımı anlatan.

Üzgün ve yalnız kartalı yumurtalardan çıkan tavuk ve civcivleri yemekten alıkoyan şey yalnızca bu küçücük umuttur. işte bu yüzden böyle. durmadan gagalamakta ve karınlarını doyurmaktadırlar. gıdaklayan tavuklarla civcivleri yeme itkisini bastırmak için çok uğraşmıştır. sonuç aynı. İşte bu yüzden küçüksün sen Küçük Adam ve dünya.Kartalın altından çıkan civcivler ğü küstahlıkla karıştırmak köleliğin özgün özelliklerindendir. yumurtalardan civciv çıkıyor. civcivlerin büyüyüp kartal olacağını umar gene de. bunları büyütüp büyük kartallar yetiştireceğini sanır. bağımsızsın — işbirliği etmekten ve sorumluluktan bağımsız. yeni düşünceler ve yeni yaşama biçimleri bulunduğunu anlayıp bunları arayabilecek büyük bir kartal olabileceği umudu. Kartal bu durumda. Yağmur yağdığında ya da fırtına koptuğunda onun güçlü kanatlan altında ısınmakta. Kartalın kendilerine getirdiği yiyecekleri tıkınıp durmaktadırlar boyuna. yumurtalardan kartal yavruları çıkacağını. onlar bir kartalın kuluçkaya yatması sonucu dünyaya geldiklerinden habersizdirler. Nemli. kendisi gibi çook çok yükseklerdeki yuvasından bakıp uzaklıkları görebilecek. Tek başına kalmış kartal gibi uzaklara bakmazlar. Özgürsün çünkü. karanlık vadilerde çook çok yükseklerde sarp kayaların üzerinde yaşadıklarından habersizdirler. çalışmaların konusunda rapor yazmaktan kaçmıyorsun. büyüyüp kendisi gibi yetenekli. Yani bu civcivlerden birinin. bir gün küçük bir kartal olabileceği. Çaresizlik içinde bulunan kartal. Kartalsa kendi gövdesini fırtınaya siper etmekte. 81 . Özgür olduğunu öne sürerek ve buna sığınarak. herhangi bir korumadan yoksun bulunmaktadır. böylece yeni dünyalar. Bir kartal. tavuk yumurtaları üzerine kuluç80 kaya yatsa ne olur. korunmaktadırlar. Onu yemekten alıkoyan tek şey küçük bir umuttur. biliyor musun Küçük Adam? Başlangıçta kartal. Tavuklara ve yavrulara gelince. Bir kez daha kuluçkaya yatar. Bir de bakar ki.

ne yapman gerektiğini çoktan söyledi sana. senden kalabalık olan sürüler tarafından da yutuluyorsun. ama gene de senin yumurtalarına kuluçkaya yatan kartallardan korkuyorsun. Küçük Adam. yaşamın. taşlar atmaktadırlar. birbirlerini öldürüyor. yürekli ve yalnız olan birçok adam. Büyük bir bunalım içinde. kültürün ve uygarlığın. her şeyi kırıp döküyor. Onların kendisine kötülük yaptığını anlayan kartal ilkin bu tavukları parçalama isteği duyar. Hakikati güvenliğe yeğ tutan bir yaşam biçimi içinde elde edilen büyük başarı ve bulgunun yazgısı şudur: Senin tarafından büyük bir açgözlülükle yalanıp yutulmak ve sonra gene senin tarafından dışkı olarak atılmak. kartallara. korkunç bir savaş patladı. bu tavuklar ona tuzaklar kurmakta. siperler ardına gizlenerek ona ucu sivri kaya parçaları. gelip gelip aynı soruları soruyorsun-. daha iyi geleceklere götürmek isteyen kartallara karşı olan Führ«rler haline geldi. Yaptığın her şey eğreti. Bunu bilmiyorsun. seni daha ileriye. gün gelir. bilimin ve tekniğin. onlara acımaya başlar. beni hiç sevmiyor. bugün bile umudunu yitirmiş değildir. Umutlarını yitirdiler. Kartallardan korkuyorsun. sinir nöbetlerine tutuluyor. akimi derslerine veremiyor. Ve akbabalar. Ama düşünür. Sana bir de «Heil. Ne yapmalıyız?» «Ne yapmalıyım?» «Ne yapabilirim?» Sonsuz geçmişten beri. diye umar. Bu yüzden kuluçkaya yatmayı. Şimdi ne yapacağız?» Ya da: «Varlığıyla övündüğüm uygarlık. çalıp çırpıyor. benzi soluk. insanlıktan çıkıyorlar. oysa biz tüm savaşları önlemek için yapmıştık son savaşı. hep eğ82 reti. yüreği katı. Küçük Adam: Evini bir kum tepeciğinin üzerine kurmuşsun. Ne yapmalıyım? Bana yardım et!» Ya da: «Karım bana karşı cinsel istek duymuyor. Bana işkence ediyor. bu yüzden de akbabalara yem oluyorsun. Yalnız kartal. yalayıp yutmaktan başka bir şey bilmeyen civcivler arasından kartal gibi olma yetisine sahip bir yaratık çıkar. civcivler çıkarmayı sürdürmektedir. sana bunu söyleyen büyük adamı da öldürüyorsun.Daha da kötüsü. «Çocuğum çok inatçı. Ne yapmalıyım? Söyle!» Ya da: «Yeni ve çok daha öldürgen. Şimdi büyük kitleler halinde açlıktan kıvranıyor ve ölüyorsun. Akbabalar sana leş yemeyi ve birkaç buğday tanesiyle yetinmeyi öğretti. geceleri karabasanlarla uyanıyor. bu yalnız önünü gören ve gıdaklamaktan. Büyük Akbaba!» diye haykırmayı öğrettiler. On83 . bilmek de istemiyorsun. enflasyon nedeniyle çöküyor. Heil. Belki. bu yüzden sürüler halinde yaşıyor. sevgin ve çocuklarına verdiğin eğitim. ölüm açlığı içindeler. Çünkü senin tavuklarından bazıları da akbaba yumurtaları üzerine kuluçkaya yattı. Sen bir kartal olmak istemiyorsun. Büyük. kabızlık çekiyor. bir yığın erkekle geziyor. Milyonlarca insan yiyecekten yoksun. yüzyıllardır aynı soruyu soruyorsun.

Bunu neden yaptığını soruyorsun. hiçbir özgür. ha? Bu sorunun ciddi olduğunu sanmıyorum. senin korkunç boşluğun içinde. sev. Küçük Adam. senin çöllerinde yokoluyor Küçük Adam. Heil! diye haykırdın ve Untermensch'i seçtin sen. çünkü içinde yaşamı duyma yetisinden yoksunsun. coşkusal hastalıkların çekirdeğinin cinsellik olduğu yolundaki açıklamasıyla. Pek çok büyük adam söyledi sana: «Aslına dön — içinden gelen sesi dinle — gerçek duygularının buyruğuna uy — sevgiyi yeşert. bedensel duygularla birarada gerçekleşir. 85 .» Ama onların sözlerine kulaklarını tıkadın. Freud'un. onları ters tarafından yakaladın. elini değdirdiğin her konuda büyük doğruyu değil. toplumbilim öğretisinde. Sorunu yanıtlarsam. hiçbir özgür. doğal davranışa karşı hoşgörülü davranamazsın Nietzsche'nin seni Übermensch'liğe (Üstüninsan'lığa) yükseltmesiyle Hitler'in Untermensch' liğe (Aşağıinsan'lığa) alçaltması arasında bir seçme yapman gerekti. Demokratik bir anayasayla Stalin'in diktatörlüğü arasında bir seçme yapman gerekti. hiçbir canlı ifadeye. kırıp döktün ve onları ortadan kaldırdın. cinsellik kuramını bir kenara attın. 84 Hiçbir canlı ifadeye. Hıristiyanlıkta. yani kısacası. Stalin'in diktatörlüğünü seçtin. Dayanamadığm için de. Sana hiçbir dayanak noktası tanımayan kültür felsefesini seçtin. çünkü gerçek düşünme eylemi. büyük hakikati değil de küçücük yanlışı yaşamının yolgöstericisi olarak gördün. sağırdın sen. kültürel uyarlama kuramı arasında bir seçme yapman gerekti. hakikati işittiğinde önüne geleni öldürecek denli öfkeleneceksin: Evini derme-çatma kurdun ve bütün bunları böyle yaptın. sense bedeninden korkarsın. Her seferinde. çünkü çocuklarındaki sevgiyi daha doğmadan öldürüyorsun. hakikati söyleyen yalnızların sesiyse. küçük yanlışı seçtin. Söylenenler uçsuz bucaksız çöllerde yitti.ların öğretilerini çarpıttın. gene onun. çünkü kulakların bu sözlerden sağır olmuştu. doğal davranışa karşı hoşgörülü davranamazsın. doğallığa dayanamazsın çünkü. korkuyor ve şunu soruyorsun: «Bay Jones ne der? Yargıç Smith ne der acaba?» Düşünürken de korkak davranıyorsun. Halkın egemenliği konusunda.

İsa'nın.İsa'nın görkemli sadeliği ile Paul'ün. ölürken. bir yanda Liebknecht. önemsiz şeylerin her biri. Himmler'i emniyet müdürü yaptın ve gerçek dostlarını öldürdün. kendi içindeki «yaşayan şey»i tümüyle bir kenara. nesnelerin değerini üreten tek şey olan sendeki yaşayan işgücünün üretkenliğini sağlama fikri ile devlet fikri arasında bir seçme yapmak durumunda kaldın. insan adlı hayvanın dev yoksulluğunu aydınlatıyor. bakışlarını bulandır-mamak gerekliyken kör kalabilmek için şok yöntemini seçtin. Akıl hastalıklarının belli bir açıdan değer86 lendirilmesiyle şok uygulamalı sağaltım arasında seçme yaptın. Papazların bekarlığını ve zorunlu evliliği seçtin. papazların ömürboyu bekar. Çocuk İsa'yı salt sevgisiyle doğuran yalın anasını bir kenara attın. Fransız Devrimi sırasında acımasız Robes-pierre ile büyük Danton arasında bir seçme yapman gerekti. Kanser hücresi konusundaki bilgisizliğini. Ben de şu Trieste'yi. yurdunda milyonlarca insan açlık çeker. atarak devlet fikrini seçtin. onur kırıcı sözler söylemeye zorlayarak işkence içinde öldürdün. Landau ve Mülsham vardı. Acımasızlığı seçtin. Marx'ın. «Neden bütün bunları 87 . gözlerini dört açmak. yanlardan birini seçmek durumunda kaldın. pılı pırtı içinde dolaşıyorsun ama Tri-este'nin «İtalyan» mı. Küçük İtalyan ve sen Küçük Tries-teli Slav. Lodge ile Wilson arasında bir seçme yaptın: "Wilson'u öldürdün. Sen. Engizisyon yöntemlerini bir kez daha dirilttin. o vakit ne düşünüyordun? Düzinelerle ceset oturup düşünmen için yeterli neden değil miydi? İnsanlığının kıpırdanması için milyonlarca ceset mi gerekliydi? Bu küçüklüklerin. Diyeceksin ki. Milyonları öldürmelerinden önce nerdeydin peki. Kanser konusundaki saçmalıklarını gazete ve dergilerde durmadan yineliyorsun. karını ya da ananı kurtarabilecek bilgi konusunda suskun kalıyorsun. Şu yirminci yüzyılda. büyüklüğü ve inceliği darağacına gönderdin. çocuğunu. yoksa «Slav» mı olduğunu açıklığa kavuşturmaktan başka derdin yok. onun gizleri konusunda yaptığım ve milyonlarca insanın yaşamını kurtaracak olan açıklamalarımı dinlemeye yeğ tuttun. ineklerin kutsallığı konusunda Müslümanlarla çekişiyorsun. Acımasız Engizisyonla Galileo'nun hakikati arasında seçme yaptın. Almanya'da. kalkmış onları asıyorsun. Hindistanlı Küçük Adam. Sen. bir yanda Goering ve Himmler. dünyanın her yanından gelen gemilerin bir limanı sanırdım! Hitler'cilerin milyonlarca insanı öldürmelerinden sonra. benim. seninse ömürboyu ve de zorunlu olarak evli kalman konusundaki yasası arasında bir seçme yapman gerekti. Julius Streicher ve Walter Rathenau arasında bir seçme yaptın: Rathenau' yu katlettin. Bulgularından yararlanmakta olduğun büyük Galileo'yu. Kendi öz sefaletinin dev boyutlara vardığını anlamak zorunda kalmayasın diye.

büyük Doktorum!» diyorsun. Pek çok büyük adam söyledi sana böyle davranman gerektiğini. hele seçtiğin Führerlerin eline sakın verme onu. Küçük çocuklarının sevgisini. Altındaki döşeme çöküyor ama sen düşerken bile. çocuğun boğuluyor. Rus ve Yahudi onurları!» diye bağırıyorsun. Tavan başına çöküyor ama sen. Boks maçı yerine kitaplığa. artık seni sömüreni. ondan daha fazla sömürme yarışını bırak. yaptığın ufak tefek küçüklüklerden dolayı yaşamlarını yitirmezlerdi. Hiçbir sorumluluk yüklenmediğin içindir ki. Ve en önemlisi. yalnızca yaşam için çalışmaya kararlı olduğunu. doyumsuz kadın ve erkeklere karşı koru. çocuğunun bedensel sevgisi.ciddiye alıyorsun? Bütün kötülüklerin sorumlusu sen misin bu dünyada?» Bunu söylemekle kendini mahkûm ediyorsun. Eğer sen. Su boruları patlamış. iyi ve kötü yanlarıyla sana benziyorlar. Küçük Adam. büyük Fuhrer. Cellatlarının ipine koşup idam edileceğine. Karın zatürreden yatıyor ve sen Küçük Adam. onu anlamaya ve korumaya çabala. Yaşamını kendi ellerinde tutuyorsun. evinin altındaki kayanın bir parçası olacaktır. yerine hakikatin bir parçasını koy. Bunun yerine. Komşu88 na boşver. içinden gelen ve seni tatlı tatlı okşayan sesi dinle. Sırtındaki smokini. kafandaki silindiri fırlat bir kenara. ben de hastayım. insan yaşamının ve iyi şeylerin korunması için bir yasa yarat. içinden gelen şeyi dinle. Bütün dünyadaki çalışanlara. kimseye güvenip de bir başkasının. evin derme-çatma ve sanki bir kum tepeciği üzerinde duruyor. «Ne yapmalıyım şimdi? Evim çöküyor. üzerine yaşamını kuracağın kayalardan oluşan sağlam bir temeli. DOĞRU DÜŞÜN. «Benim iyi. Koşa koşa bana geliyor. Yanılsamalarını kaldır at. rüzgâr içeri doluyor. DOĞALLIĞINI YAŞA! Olduğun gibi görün. Yaşasın Alman. Dedikodu kumkumalarını eleştir. komşun da bundan hoşnut olacaktır. «Yahudi saçması» sayıyorsun. onu herkese göster. on altı yaşındayken kurduğun yaşam düşleridir. eğlenceler merkezi Coney Island'a gideceğine yabancı ülkelere git. dünya çok daha başka olurdu ve senin büyük dostların. «Heil. 89 . Doğayı düzeltmeye kalkışma. Çalışma konusunda yol gösterici durumuna geldin-se. karının düşlediği sevgi. karını kucaklamak için kimseden izin belgesi isteme. çocuğum ve karım hasta. Kaya dediğim şudur: Senin içinde bulunan ama öldürdüğün doğal yapındır kaya. ne yapacağım?» Yanıtım şu: Evini kayaların üzerine oturt. milyonlarca insandan biri olan sen. ona dayak zoruyla öğrettiğin «disiplin ve düzen» nutukları çekmeyi sürdürüyorsun. Böyle bir yasa. şehvet-düşkünü. tanıt ya da sevgiye hasret yetişkinler okuluna değil de bir ıslahaneye gönder. bütün meslekdaşlarına. sorumluluklarının şu kadarcığını yerine getirsey-din. çünkü onlar da. Bırak çocuğun doğa (ya da «tanrı») nın yarattığı gibi büyüsün. «proleterlik onurum» ya da «ulusal onurum» sağolsun. Başka ülkelerdeki insanlarla ilişki kur. artık ölüm için çalışmayacağını bildir. diyorsun. ama sen. değerli.

her geçen hafta. ya şamın korunması gereken durumlarda kan dökeceksin ve özgürlüğü. şimdi sana birkaç ciddi ve önemli kehanette bulunacağım: Bütün dünyanın yönetimini eline geçirmektesin ve bu yüzden korkudan tir tir titremektesin. köreltiyorsun. yürekliliklerinin. onları yönetmek. Çünkü önümüzdeki yüzyıllar boyunca dostlarını öldürecek. bu arada kendi bebelerinin yakarılarını. istemlerinin gelişmesine fırsat vermeden öldürüyorsun onları. sevgiyi çalıyorsun. özgüvenlerinin. cellatların yardımıyla sağlayacağına inanacaksın. proleterlerin ve tüm ülkelerin Führerlerini. Yüzyıllar boyunca yolunu sapıtacaksın. zayıf bir kıvılcım halinde belirecek. »efendi» olabilmek için kapında köpek besliyorsun. Küçük Adam. SENİN YAŞAMIN seni çağırdığında sağır kesilecek. hırslısın. öteki efendiyi göklere çıkaracaksın. ya da «Tanrının büyüklüğü» uğruna yaptığına inanacaksın. çok korkuyorsun. «bilmem ne» uğruna. kentsoylu bireyciliği deyip geçeceksin. başkalarına üstün olmak. bir efendiyi bırakıp. sonunda. Yaşamı öldüreceksin. Bilmediğin ve de bilmek istemediğin tek bir şey var: Kendi zavallılığını saatten saate. Her geçen gün. dostunu — 91 . günden güne yaratmakta olan kendinsin. güçlü olmak için can atıyorsun. iktidar delisisin sen. bütün halkların. kadın ve erkeklerinin özlemlerini işit90 meyeceksin. böylece kendini tekrar tekrar aynı bataklığın içinde bulacaksın. Sonra. her geçen onyıl. bunu yaparken de. sonunda sen ve senin gibiler. çocuklarını anlamıyorsun.Eğlenceler merkezi Coney Island Dinle. kendilerini bir şey sanan lâf ebelerinin dediklerini yapacaksın ve YAŞAM. efendilerin olarak selâmlayacaksın. ilk kez kendi içine baktığında. duymayacaksın. ince. Yüzyıllar boyunca. «ulusal onur» uğruna. ya da işitsen bile. Çünkü yaşamdan korkuyorsun. İşte bütün bunları bilmiyorsun sen Küçük Adam. Küçük Adam. Yüzyıllar boyunca. genel bir toplumsal sefalet sonucu kitle halinde öleceksiniz. yavaş yavaş giderek ve karanlıkta el yordamıyla yolunu bulan biri gibi. Bu senin içinde yanan ilk kıvılcım olacak. varlığının korkunçluğu ve çirkinliği. delikanlılarının perişanlığını. ya da «devlet».

Bugün attığın her adım. Hiçbir büyük ereğe. ereklerime nasıl varacağım?» Senin o Hıristiyan sevgin. çirkin yöntemlerin bile geçerli olduğunu sanıyorsun. iğrençliği ya da insancıllıktan uzak oluşu. senin yaşamını baskı altında tutan. Ve alçakgönüllülüğün. her gün ne yaptığına. Ereğe giden yolun kötülüğü. Hıristiyan sevgisini yeşertme. aşağılık ve alçaklıkların. iyileştirmenin öldürmekten. ormanda düşüne düşüne yürümenin. eşini nasıl kucakladığına. Yaptığın her toplumsal devrim bunun doğruluğunu gösterdi. vb. Yanılıyorsun: Amaç. Ama sen. Bundan sonra yaşamın için kitaplığın boks maçından daha önemli olduğunu anlamaya başlayacaksın. her saat ne düşündüğüne. sağlıklı bir özgüvenin ulusal bilinçten daha önemli olduğunu. 93 .Yaşamdan korkuyorsun yaşamın sevgi. 92 sokaklarda tören yürüyüşü yapmaktan daha önemli olduğunu. seni de kötü ya da insanlıkdışı yapmakta ve böylece ereğe varmanı da olanaksız kılmaktadır. ama. anayasanın günlük yaşamda kökleşmesini sağlayacak biçimde davranmak yerine. sana anayasayla verilen özgürlükleri yanlış kullanıyor. Amerikan Anayasan. kötü ve aşağılık yöntemlerle varılmaz. Amerikan Anayasası'nı uygulama. ve çocuğuna nasıl davrandığına. senin yarınki yaşamındır. çalışma ve bilgi üzerine kurulduğuna inanan adamı aramayı öğreneceksin. onu ortadan kaldırma yolu'nda çaba harcıyorsun. seni sömüren kişi gibi olmamak yolunda ne gibi çabalar harcadığına bağlıdır. «Peki. Belli bir ereğe varmak için her türlü aracın. ona varmak için yürüdüğün yoldadır. TOPLUMSAL SORUMLULUĞUN olan işine ne gözle baktığına. birtakım boş naralardan daha iyi olduğunu anlamaya başlayacaksın. Küçük Adam. onu anlamayı ye ona saygı duymayı öğreneceksin.

konuklar ne isterse dilediği kadar alıyorlar. evet. Partinin «Kızıl Yardım »ının sana el uzatmadığını. büyük şeyler veren.Bir Alman göçmeni olarak. Biliyorum. kendi çocuklarının açlığını milyon kez artırdığını bilmiyorsun. Konuksever bir evde insanın yapmaması gereken şeyler vardır: örneğin sofrasındaki gümüş kaşık çalınmaz. Savaşa durdun da ne oldu. Büyüfe meselelerde de böylesin: Sanayileşme çağının getirdiği sömürüler karşısında kollan sıvayıp bu sömürülere son vermek.. «Bir çocuk gibi açlık içinde kıvrandım. Senin Führer' lerin. bilmezsin sen.» dedin. ya da Rus ya da Çinli olamayacağını sanıyorsun. yani smörgas-bord hiç çalınmaz. Alman felaketinden sonra açlıktan ölmek üzere bir parkta yatarken gördüm seni. insan yaşamının hörgörülmesini. elde edilen büyük başarılara saygı gösterilir. insan yaşamına değer verilmez. Küçük Adam. Küçük Adam? Kendi küçük Führer'lerini nerede başa ge-tirdinse. Oysa biz biliyoruz ki insan denen tüm memeli hayvanla94 rın açlık çeken tek bir organizması vardır. iyilikbilmezlik vardı. bir kitabının arasında bulunan parti üyelik kartını kitapla birlikte yitirdiğin. Çirkin bir sevinç içinde. bir türlü anlamıyordun. Ama smörgasbord'u çaldığın zaman tüm açları doyuracağını söyleyen sen. akşam bedava yemekten bol bol tıkınabilmek için bütün gün yemek yemediğini söyledin bana. beyaz ve kara olan açları ayırdedebiliyor demek. buna karşılık. bütün açlar arasından. çünkü seni ölüm açlığı çekerken gördüm ve ben de açlığın ne olduğunu bilirim. onları tanıman halinde. ya da konukseverlik. çünkü bu gibi şeylere saygı göstermen. artık özgür bir Amerikalı. orada senin gücün yüzyıl öncekinden daha ağır bir biçimde sömürüldü. evin kadını çalınmaz.. insanlar horgörülürdü. büyük yetenekler kabul edilirdi. Bir yeteneğin tanınması ne demek. büyük şeyler ortaya koyan kimseye sahip çıkılır. İsveç konukseverliğini nasıl kötüye kullandığını gördüm. kendi özyaşamın gibi korumak ve savunmak durumunda olduğun şeyi ortadan 95 . İsveçlilerin. insanın aşağılanmasını önlemek ve haklarını savunmak için kavgaya durdun. smörgas-bord dedikleri geleneği anımsıyorsun. Ortadan kaldırmak amacıyla uğrunda kavgaya durduğun şey. değil mi? Birçok yiyecek ve nefis yemekler ortaya konuluyor. Kendi Führer'lerini iş başına getirmeye hâlâ çabaladığın durumlarda. Sana göre bu yeni ve değişik bir şeydi. O günlerde yeryüzündeki tüm ezilen halkların Füh-rer'i olma yolundaydın. ve «yardım»cılara kartını gösteremediğin için böyle yaptıklarını söyledin bana. kendi yaşamını daha da acımasızca horgörmeye başladın. büyük dostlarının yaptığı yorucu çalışmaların meyvalarını çalma olgusu başgösterdi. bunun yerine. ama aynı zamanda. nasıl oluyor da insanların dürüstlüğüne bunca inanılıyor. başarıya saygı denen şey tümüyle ortadan kalktı. her zamankinden daha hırslı bir biçimde yeşermekte. Yüzyıl önce sömürü vardı evet. haklarınsa hiç mi hiç tanınmıyor. Küçük meselelerde sen böylesin işte. kızıl.

senin küçük Sağlık Bakanın farelerle deney yapmamı yasaklıyor. Gördüğün bu karabasandan uyanacaksın Küçük Adam ve göreceksin ki. ama özgürlük sağlayamazlar. başarılara karşı saygılı olmayıysa kölece bir el-etek öpme sayıyorsun. böyle durmakla. pasaport denen şeyi çıkardı. İki tür ses tonu vardır: Dağların doruklarından esen fırtınaların uğultusu ve bir de senin yellenmen.kaldırdın. her zaman gizli bir siperden saldırıyorsun. seni hekimsel 97 . Kanserinin nedenlerini buluyorum.» Eeh. yellenme sesi.» Dostlarının sana bir yaran olmaz. Hekimler Birliği ona karşı savaş açmış. kes artık Küçük Adam. dilediğin yere gidebilirdin. Küçük Adam. Bu yüzdendir ki. Eleştirmeye her an hazırsın. Onlar sana yol gösterebilirler. Bağlılığı «duygusallık» ya da «küçük-kentsoylu alışkanlığı» olarak nitelendiriyorsun. yatağından yuvarlanmış. ama eleştirilmek istemiyorsun ve bu nedenle de başkalarından kopu-yorsun. Başkalarına saldırmaya bayılıyorsun. ama saldırı karşısında kalmaya dayanamazsın. çaresizlik içinde yerde yatmaktasın. «Koşun! Yetişin! Bunun pasaportunda bir eksiklik yok mu? Gerçekten bir Tıp Doktoru mu? Adı KİM KİMDİR kitabında yok. Saygısızlık göstermen gereken yerde el-etek öptüğünden. Çünkü sen özgürlüğünü kendi ellerinle yokettin. Avrupa'da üç yüz kilometre kadar dolaşmak mı istiyorsun. ulusun onur ve saygınlığını lekeliyor. Birinci «Dünya Savaşı »ndan önce. bu şeyi bit gibi sardılar başına. büyük bir hırsla yıkmayı sürdürüyorsun. Konuşma ve eleştirme özgürlüğüyle sorumsuz gevezelik ve adi şakaları birbirine karıştırıyorsun. bağlılık göstermen gereken yerde nankörlük ettiğinden haberin bile yok. seni soyana bir şeyler veriyorsun. uluslararası gezmelerde pasaport aranmıyordu. on ayrı ulusun konsolosluğundan izin almak zorundasın. özgürlük türküsünün eşliğinde danset-tiğini sanıyorsun. Tepetaklak duruyorsun. ve hızını almış gidiyor. Senin sinirsel perişanlığını iyileştiriyorum. «Özgürlük ve Barış» sağlamak için 96 yapılan savaş. Seninki. bugün bile bu böyle. sen kalkmış KİM KİMDİR adlı kitapta adımın geçip geçmediğini soruyorsun. «Şuna da bakın! Yurtseverliğime dil uzatıyor. Çünkü sana bir şey verenden ça-lıyor. yelleniyorsun ve menekşe kokusu saldığını sanıyorsun. Doktorlarına. Bütün savaşlara son vermek üzere yapı- Pasaport lan ikinci savaşın bitiminden yıllar sonra. Ve tüm-savaşlara-son-vermek-için yapılacak olan üçüncü savaştan ve bilmem kaçıncı savaştan sonra da bu böyle kalacaktır.

sen bu gezegende yaşadığına göre. o vakit senden korkuyordum da. hayır. Oysa sana 98 göre yeryüzünde melek Amerikalılar ve canavar Japonlardan başka kimse yok. Amerika'da bir akıl hastanesine konuldum. Sağlık Bakanı. yüz ya da bin yıl içinde kendi ellerinle ortaya çıkarıp ondan yararlanacaksın. Çünkü ben. sana bu konuşmayı yazıyorum Küçük Adam. dünyayı içinde duymanı. kanlı elinde bir iple beni asmaya bile gelsen. Alman değilim. Bir zamanlar sana gereğinden çok inanıyordum ya hani. değil mi! . senin Hekimler Bir-liği'n kalktı beni polise ihbar etti. ama sırtında beyaz bir gecelik. Başına koyduğun yetkililerin. Şimdi seni aştım. Akıl hastası-sın. Geçmişte. bu denetleyici. Kendi boynunu ipe dolamadan beni asamazsın sen Küçük Adam. senin doktorunum. Küçük Adam. Kasılmış bir beden yerine. senin yaşamını. Küçük Adam. senin insanlığını. beni öldüremezsin. Ben. Sonunda senin yaşamını açıklayan yeni bir bilim dalı' kurdum. Böyle iyileştirecekler seni. canlı. senin kanserinin anlaşılmasını engellemek için koydukları yasaklamaları yürüte99 . ya da İtalyan değilim. oysa onlar tıpkı Ortaçağlarda insanları zincir ya da kamçıyla «adam ettikleri» gibi elektrik şoku veriyorlar sana. ben bu «gezegene ait» bir doktorum. «evlilik gereği» işkence yapmak yerine onu mutlu etmeni istiyorum. sana söyleyeceklerimi. Daha mutlu ve daha insana yaraşır bir yaşam sürmeni istiyorum.açıdan anlamayı öğrettim. Ama bu yüreklilik yok onda. suratında maske. Yaşamın çok sefil. Hıristiyan. Senin gücün bana yetmez. hastalığını bilimin ellerine teslim etmişsin. çok perişan. güçlülerin nice güçsüz olduğunun başka kanıtlarını da ister misin? Senin yetkili kişilerin. Senin Sağlık Bakanının benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur. karına. Yahudi. Yok. Kendinden korkma duygundan kurtulmanı istiyorum. zevk duymanın işlevini yadsımaya kalkışarak. elindeki ip kendi boynuna dolandığında başka öğretiler karşısında nasıl hindi gibi kabarıp öttünse. yaşayan bir bedenin olsun istiyorum. çünkü binlerce yılın bakış açısından görebiliyorum seni. çocuklarından nefret etmek yerine onları sevmeni. deneylerimin doğru olmadığını açıkladı. sevgini ve yaşama sevincini temsil ediyorum. Kes sesini Sevgili Küçük Adam. sesini çıkaracak halin yok. binlerce yıl geçmişten ve binlerce yıl gelecekten bakıyorum sana. Hastaneler Genel Denetimcisi denen ama aslında kendi halinde bir zavallı olan birini beni denetlemeye atadı. dünya'nın yurttaşıyım ben. Sağlık Bakanların ve Profesörlerin. Seni kurtarmak istiyor değilim. bu konuşmamı tamamlayacağım. «Tutun! Yakalayın şunu! Muayene edin! Akıl hastası mı? Doktorluk ruhsatı var mı? Özgür ülkemizin kralının izni olmadan doktorluk yapamayacağı yolunda bir Krallık Yasası çıkarın! Benim zevk işlevlerim konusunda deneyler yapıyor! Hapse tıkın! Ülkeden atın!» Dilediğim etkinliği göstermek için gerekli izni ben kendimden aldım. Benim bulduğum hakikati bilmek yürekliliğini gösterebilseydi bir etkisi olurdu. Onu bana kimse veremez. bu bilim dalını da on. acımasız. Bense. başın sıkışınca.

bütün o yürekliliğin. «Sınırdışı edin şunu! Dirlik ve düzeni umursamıyor. patoloji'de saplanıp kaldılar. sıktığın yumruğun içindedir. Sen. Daima bulundukları yerde. Onların yasaklamalarına karşın çalışmalarımı sürdürdüm. Sendeki kanserli çürümenin nedenlerini anlamayı bu fareler sayesinde öğrendim ben Küçük Adam. Küçük Adam. mikroskopla incelemelerimi. elinle tutamayacağın bir yerde görmek istiyorsun. bütün o sonsuz ideallerin ve ahlâklarınla geldin. Sen. zavallı korkak kadın sana geldi. çözümleme deneylerimi kesmedim. birçok kez senin yaşamını kurtardım. Değişmez düşmanımın ülkesinden gelme bir casus bu. «Hele ben. görsün o. Öte yandan ben. Moskova'dan (ya da belki Berlin'den?) gelen parayla kendine ev aldı!» Anlamıyorsun Küçük Adam. sonsuz umudu yalnızca aynada. Sevginin tadını çıkarmayı bilseydi böyle bir korku beslemeye- Sevişmek yasak! çekti yüreğinde. bütün proleterlerin Führerini Almanya'da iktidara getireyim. beni evinden çıkarmanı istedi. Benim işimi önemsemeyip İngiltere ve Fransa'lara gitmeleri fayda etmedi. Benim ev sahibim de senin gibi biri. Kendisi komşumdu ve evimin bodrumunda deney fareleri beslediğimi biliyordu. İnsanın bir hayvan olduğunu söylüyor! Sınıf bilincimi yıkıyor!» Evet.mediler. beni evden çı101 100 . duvarın dibine dikeceğiz bunu! Proleter gençliğimizi zehirliyor! Proletaryanın da tıpkı kentsoylu gibi sevme yetisinden yoksun olduğunu söylüyor! Gençlik örgütlerini geneleve çeviriyor. kafanı ve iyiyi algılama yetini alıp götüren ideallerini yıkıyorum Küçük Adam. Fare etekliğinin altına ve ayaklarının arasına girecek diye ödü kopuyördu. Seni bu dünyanın efendisi yapacak olan tek hakikat. Bak anlatayım bu iş nasıl oldu: Küçük yaşlı bir kadın farelerden korkuyordu. bir Küçük Adamdı.

kardın. Goethe ve Napolyon'un ve de Casanova'nın kitaplarının da bulunduğunu söyledim sana. ya da dönüp. bu yüzden bütün bu kitaplar var bende. Daha önce hiç duymamıştın böyle bir açıklama. Küçük Adam? Görevsever ve hırslı bir Başsavcı olarak. öylesine sefil ve perişan bir görünümün vardı ki. Kızıl Köpek!» Ben halkı değil. Daha sonra. çünkü onların haklarını korumak yerine. Bu kez Bronx ilçesinin küçük bir Yargıcı kılığındaydın Daha yüksek bir kürsüde oturma isteğin doyurulmamış bulunuyordu. insanlara saygı duyuyorum. «Troçkist bu! Hapse tıkın! Halkı kışkırtıyor. insanlığını kışkırtıyorum. Çünkü istediğin tek şey.. Halkı horgören asıl sensin. Kitaplığımda Lenin ve Troçki'nin kitaplarını bulundurmakla suçladın beni. oy toplamak. Küçük Yargıç. Küçük Yargıç. Gizli ajanların da gelip evimde «casusluk kanıtları araması» yaptıktan sonra senin hakkında pek iyi şeyler söylemediler. Beni hapse koydun. İnsanın coşkusal veba denen şeyi anlaması için onu bütün yanlarıyla ve çok yakından tanıması gereklidir. Ama seninle aynı masaya oturmam. mesleğinde ilerlemek için ünlü bir «tehlikeli adam»ı kullanmak istedin. bir zavallı İnsan Hakları savunucususun. Çünkü sen. şakalaşabilirim. «Bunu hapse tıkın! Bu bir Faşisttir! Halkı horgörüyor!» Sen «halk» değilsin ki. senin ve korkaklığın tarafından rahatsız edilmeden çalışabilmek için bir ev satın almak zorunda kaldım. Bunu da sana birçok büyük adam söyledi. bir kitaplığın ne işe yaradığını bilmezsin Küçük Adam. Ama duruşmalarımda oturup tepeden tırnağa kızarmana değmezdi bu yaptığın doğrusu. kendi mesleğinde ilerlemeyi amaçlıyorsun. daha bü103 Kanser Araştırmaları 102 . bir Rus casusu olduğumu söyledin. seninle gene karşılaştık. senin özgüvenini. Buda'nm ve İsa'nın. Kitaplığımda Hitler'in. Sana. ama onların kitaplarını hiç okumazsın ki sen? Onlara hakikati söylemek gibi büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğum zaman. diye açıkladım.. Hiçbir şey anlamadın sözlerimden. Seninle briç oynayabilir. Senin iyiliğin için fareleri inceleyebilmek. sen de buna dayanamıyorsun. devletin bir küçük memuru olan sana acıdım. Bundan sonra ne yaptın. Çünkü sen. Alman olduğumu.

her alanda ve de tümüyle özgürdün. beni susturmak için gösterilen çabalar. Sonra gittin. bu büyük. Az daha beni de öldürüyordun. ya da tüm proleterlerin Füh-reri olmak sevdasındasın yalnızca. Eline özgürlük verildi mi. Senin adalet ve Führerlik anlayışın. İşsiz kalmıştın. anımsıyorsun. «halkın sömürücüsü »ydü. On yıl önce benim bir deneyodam vardı. boş sözlerinle. Küçük Adam! Ama biri benim selâm vermemi beklerse öfkelenirim. sorulmadan bir şey söylemen yasaklanmıştı. senden bir süre için ayrılıyorum. senin kafana göre. Bulgularım. sen Temyiz Mahkemeleri Yargıcı.yük bir koltuğa oturmaktır. Anlayış gösterdim. çalışmalarım. benim gittiğim yer-deyşe başıma ne gibi çoraplar öreceğin hiç belli olmaz. hiçbir iş yapmadığını gözlemledim. çalışmalarımı on yıl ileriye götürdü. kendi umutlarından korkmakla öldürdün onu. ben Sokaktaki Ada105 . günlerce ortalıkta dolaştığını. iyi yürekli insana ne yaptın? Sen Bronx'lu Yargıca göre Wilson bir «düşçü»ydü. sana gerçek özgürlük verildiğinde küstahlık ettin. Onu öldürdün Küçük Adam. senin geleceğinin bir parçasıdır. «büyüğün» ve «patronun »um. Sabahleyin deneyodasına geldiğinde. çünkü ben. yalnızca meyhanede senden zarar gelmez. Özgürlüğünü kötüye kullanmana birkaç gün göz yumdum. «Gebertin şunu! Benim. Bütün görüşme ve tartışmalara katılmanı sağladım. çünkü sana ve «görevine» inanıyordum. değil mi? Sen bir deneyodası yardımcısıydın. Daha önceki işinde sana. gazetelerin bana karşı savaş açmalarını sağlayan ve onları kışkırtan ikiyüzlülerden biri sendin. Gözlerinde yaşlarla 104 bu yeni düzen içinde ne yapacağını bilemediğini itiraf ettin. işe almamı önermişti. Senin tasarılarının tersine bu savaşımlar. önderinin karşısında sigara içme izni verilmiyordu. korkudan ödün patlardı. Ancak şu anda seni bir yol arkadaşı olarak göremiyorum. önce benim seni selâmlamamı bekliyordun. Adli Tıpta görevli. böyle biri olup çıkıyorsun işte. biri seni eşsiz bir toplumcu ve iktidardaki partinin bir üyesi diye bana tanıtmış. Bir arkadaş olarak. Başına geleni unutmadın umarım: Özgürlükten deli oldun. İnsanları selâmlamaktan hoşlanırım. sonra seninle bir konuşma yaptım. Gittiğim uzak yerlere dek izleyemezsin beni. Artık sana hizmet etmeyeceğim. Wilson'a. bütün proleterlerin Führer'i olacak adama. Ağzında pipon. dünyanın boynuna geçirilmiş bir ilmiktir. bütün proleterlerin Führer'i olacak nitelikteki bir Küçük Adama. Ama şimdi. Bu yüzden. Küçük Adam. kışkırtıcı bir tavır takındın. Özgürlüğe alışık değildin. yani sana göreyse. seninle ilgileniyorum diye yavaş yavaş işkence edilerek öldürülmek istemiyorum. Dünyanın yönetimini devralıyorsun çünkü. Küçük Adam. Küçük Adam. İyi bir aylık alıyordun. seni düşünüyorum. işinden çıkarmadım. Seni gelecekte neyin beklediğini azıcık bilsen. aldırmazlığın yüzünden. dünyadan elini eteğini çekmiş bir ruh doktoruna benim deneylerimden söz ettin. İspiyonluk eden Sen'din.

özgür de değilsin Küçük Adam. Ya Amerika'da? Wil-son'a oynadığın oyunu düşün! «Şuna bakın. Ayrıca. gerçek görev duygusundan. Birleşik Devletler Başkanlığını etkileyeceğim? Ben.mm kurduğu uygarlığı küçümsüyor! Ben. onu «proletaryaya ihanet etmek »1e suçluyor ve sana sorumluluk almamanı söyleyen «tüm Proleterlerin Babası» na koşuyorsun. ne yetkim. radyo programların.» Binlerce erkek. korkak. Avrupa'da. görevimi yaparım. Bir kurma işinin içine girdiğinde. zararsız boyuneğmişliğin öyleyse? Yok. neyi kurmakta olduğun konusunda hiçbir fikrin yoktur. «güldürü kitapların» hep cinayetlerle dolu. demokrasiyle yönetilen özgür bir ülkenin özgür bir insanıyım. insan olmak ve insanlığı korumak sorumluluklarını duyma yetisinden yoksunsun. Özgürlük içinde yaşamasını bilemezsin bile. Küçük Adam. ya da çocuklarına dayak atmamanı. kadın ve çocuğu gaz odalarına götürürken de sana söylenenleri yapıyordun yalnızca. öyle mi Küçük Adam? Öylesine zararsızsın ki. onları bir kaide üzerine. neler olup bittiğini bile bilmiyorsun. yalnızca gürültülere kulak vermeyi yeğliyorsun. Bu uygarlığı kuran sen değilsin. yüzlerce kez duydun bu sözü. «Heil!» diye bağırıyorsun. ya da diktatörlerin izinde gitmemeni söylediği zaman neden görevini yapmıyorsun? Nerde kaldı senin görev-severliğin. Küçük Adam. Bilgili kimseye öykünmeyi beceremiyorsun ama soyguncuya öykünmeyi çok iyi beceriyorsun. Aklı başında efendilerinden yalnızca birkaçı kurdu bu uygarlığı. Sen. Ama soruma kulak ver: Biri 106 sana yaptığın işten sorumlu olduğunu. ne gücüm var da. gerçekler ses verdiğinde dinlemiyorsun. yerden yükseğe koyuyorsun . politikaya burnunu sokacak adam değilsin ki? Biliyorum. Özgürlüğün ne olduğu konusunda hiçbir fikrin yok. patronumun dediğini yaparım. coşkusal vebayı utkuya götüren kimdi? Sen. Filmlerin. beni yani Küçük Adamı suçluyor! Ben kim oluyorum. Söyleyecek sözü. Yaşasın!» Sen hiçbir şey değilsin. Biri sana kurduğun şeyin sorumluluğunu almanı söylediğinde. hain ve zalimsin. Küçük Adam. büyük siyaset meselelerine burnumu sokmam. Sonra. kendi görüşü olmayan zavallı bir şeytansın sen. hem de hiçbir şey. 107 Büyüklerine saygı gösterebilmek için.

yanına yaklaşmak kolay değil. Küçük Adam. beni öldü-remezsin ve uzağında olursam benim çalışmalarıma daha çok saygı gösterirsin. «Megaloman bu! Delirdi. yerden yükseğe koyuyorsun. Aynı zamanda şunu da iyi biliyorum ki. kendini her yerde kolayca bulabilir. Senin geleceğine daha iyi hizmet edebilmek için kendimi senden ayırıyorum. hepsini kendi imgendeki «normal» insanoğluna benzetebilmek için onlara nasıl işkence ettiğini gözümün önüne getirince. hoşlanmadığın bir gerçekle karşılaştığında. gerçekte ne olduğunu sana göstermek istiyorum. iyice akimi yitirdi!» Biliyorum. Büyüklerine ya da üstlerine saygı gösterebilmek için. tarihini yazmaya başlayalı beri. çok sevineceğim. Küçük Adam. Çünkü uzağında olursam. bu cinayeti işlemeni önlemek için yakınına gelmeye kalkıyorum. Kendini bir "ho-mo normalis" olarak görüyorsun. Alman ya da ister Güney Afrikalı bir yerli ol. Kendine bakma yürekliliğine sahipsen ister Fransız. kendini ve değersizliğini yüzyıllar boyunca çeke çeke sürüklemen gerekecek. Asıl önemli olan sen değilsin. Benim haklı olduğumu. Delileri kilit altına koydun. Viyana'da. Londra ve Berlin' de. bu sefaletin suçlusu kim? Sen değilsin elbet. büyük adamların senden uzak durmasının nedeni budur. Sana yakın olan şeyi aşağılıyorsun. «halkın iradesinin temsilcisi» kimliğine büründüğünde. sen kim oluyorsun ki kendine ait bir görüşün olacak? Biliyorum. Ancak. Ama yeni doğmuş çocuklarını düşündüğümde. Küçük Adam. geçmişte ve şimdi. Peki öyleyse. Seni şu dünyada bir yürüyüşe çıkarmak. tanıyabilirsin. «Hey! Şuna da balon! Onurumu zedeliyor! Görevimi lekeliyor!» Böyle bir şey yaptığım yok. Dünya. normal insanlar bu dünyayı yönetiyorlar. Eğitim Bakanlığı dediğin kurumla kendini çok iyi korumuş bulunuyorsun. sen yalnızca görevini yaparsın. onları bir kaide üzerine. delilik tanısını koymak- ta ne usta olduğunu biliyorum. hem. kendine bakabilme ve kendini tanıyabilme yetisine sahip olduğunu kanıtlarsan. yinelemene gerek yok. bir din örgütünün üyesi kimliğine büründüğünde neye benzediğini.Kendi kendinin efendisi olabilmen için. ev yapan bir yapımcı işi bitirdiğini belirtmek için nasıl 109 tHomo normalis» 108 .

» Tıpla ilgili olarak idrar tahlilinden başka bir şey bilmediğin içindir ki bu sözleri söylüyordun. Bunu ya110 pabilmek. içinde oturulabilir bir ev olmalı. beş para etmez gazetelere yazı yazarlar. Ben böyle değilim. Evi gözümle görmeliyim. anlattıklarımı dinlemeni beklerken. Senin geleceğini düşünmeyi sürdüreceğim eskisi gibi. hepsini kendi imgendeki «normal» insanoğluna benzetebilmek için onlara nasıl işkence ettiğini gözümün önüne getirince somut bir kanıt — yani yapıyı göstermek zorun-daysa. Aynı biçimde. öyle büyük bir tehlike de yok bunlara bakmakta. Küçük Adam. kendine yakın olan birine saygı gösterme yetisinden yoksun olduğundan aramıza belli bir uzaklık koydum. «Onurumu zedeliyor!» diye bağırmaz bir yapımcı. çünkü ben de savaştım. Dediğim gibi. sana birkaç resmini göstereceğim. sana senin ruhunu gösterdi. Kalkıp da somut evler yapmak yerine. Çalışmalarımın meyvasın-dan yararlanasın diye seni otuz yıl beklediğim gibi torununu da bekleyeceğim.Ama yeni doğmuş çocuklarını düşündüğümde. Ben. yarın. «'Ruhçözümlemesi' de ne oluyormuş! Şarlatanlık! İdrar çözümlemesi yapılabilir ama ruhun neresini çözümleyeceksin. makinalar kuran ve ruhların varlığını yadsıyan fizikçilere öykünmeyi öğrendin. Kaçma. Sonra bir büyük adam çıktı. Yüzyıl kadar önce. «Saçma!» dedin sen. seni bırakıyorum. Küçük Adam. sen de öyle. Senin torunlarının torunları benim çalışmalarımın mirasçısı olacak. Gün gelin . yıllarımı aldı. Bunu biliyorum. Peşimden gel şimdi. «Ulusal onur»u-na ya da «proletarya»ya sığınmış bir hain olarak gizlenemezsin artık. Gömlek değiştirir gibi karar değiştirirler. ancak ruhunla bedenin arasındaki bağlantıyı bilememişti. sen «Kahrolsun Anamalcılık!» ya da «Kahrolsun Amerikan Anayasası!» diye bağırıp duruyordun. Senin bu düşüncenle savaşmak kırk yıl kadar sürdü. Senin tüm proleterlerin Führeri olacak nitelikteki adamların böylesine karmaşık değillerdir. Bugün Führerlerin olanlar. yalnızca «ev yapma işi»nden söz ettiği-ni kendisine açıkladığında. Çünkü kendini çok fazla açığa vurdun. Ama sen. para için. Çirkin bu re-'simler. somut bir kanıt göstermelisin. sayısız uykusuz ve acılı gece yaşadım. sen de insanlığın geleceğinin senin ellerinde olduğunu kanıtlamak zorundasın. ama son derece yararlı.

havada da bulunduğunu saptadım. «doğaya dönmek istediği»dir. 1945 yılında da ondan gene aynı umutsuzlukla söz ediyorsun. senin yaşam enerjini bulduğumu tekrar tekrar kanıtlayabilmek için. enerjiyi gösterdiğim kişilerin de benim gördüğümü gördüklerini saptadım. Ruhun varlığını. Sen böylesin işte. hiç oralı olmadan. zihin denen şeyin varlığına inanmaya başladın. iki uzun yıl boyunca her gün. bu enerjiyi bedeninin merkezine çekiyor. Küçük Adam. aşağılayacak. bedeninle ilgili bilgilerini sessizce geliştirmişti. hasta insan zihninin bir doktora çok para kazandırabileceğini keşfettin. yaşamı sevdiğin zamanlarda yaşam enerjinin sana gelişme. Hiç değişmedin. Yüreğinde saplantılarından doğan kuşkuların karanlık korkusu varsa. Küçük Adam. Aradan birkaç yüzyıl geçti. yalnız ve yal113 . buluşlarımdan söz etmedin hiç. Sen iskambil oynar. çocuğunun canına okurken ben. Darwin'den. değil mi? «Demek artık garsonların tepsilerindeki bardaklar düşecek?» diye pis pis alay ettin. Ama ben aynı yolu izlemeyi sürdürdüm ve «Acunsal Yaşam Enerjisi» diye adlandırdığım bu yaşam enerjisinin. Küçük Adam. iç salgı bezlerinin salgısından oluştuğunu kabul eden bir doktorsan. Zihninin çalışmasının. Bu durumu keşfettiğin an ve yalnız ve yalnız o an. senin bedeninin dışında. Bu enerjiyi karanlıkta görebilmeyi ve onu büyütüp ısıtan bir gereç yapmayı başardım. bunu başkalarına göstermeyi de öğrendim ve bu deneyimin sonunda. Acunsal Yaşam Enerjisi sayesinde bir yığın para kazanacak ve gene aynı umursamazlık içinde. ona inançsızlık gösterecek ve onu susmakla öldüreceksin. kendini iyi hissettiğin. Giderek. başka bir deyişle bedenle zihin arasında bir birlik bulunduğunu saptadım. sen gene. Bu olguları buldum ve açıkladım. iyileştirdiğim hastalardan birine. onu orada tutuyordun. Bunun için bir hastanın birkaç yıl süresince her gün bir saatliğine sana gelmesini sağlamak ve her saat için ondan belli bir ücret istemek yetiyordu. sustun. saatlerce karanlık bir odada oturdum. zihnin ve Acunsal Yaşam Enerjisinin bulunması karşısında yaptığın gibi bir başka hakikati lekeleyecek. bakımımın başarılı olmasının nedeni olarak «telkin» yöntemini kullandığımı söyleyeceksin. 1920 yılında nasıl umutsuzlukla yadsıdınsa. gene aynı biçimde. 1984 yılında. Bu arada bilim. 112 Zihnin. Rousseau'ya değgin bildiğin tek şeyse. Yaşam enerjisini bulmuştum.di. Bu noktadan hareketle. unutmuşsundur elbet. senin yaşam enerjinin bir işlevi olduğunu. Tam on beş yıl. az önce izlediğin görüngünün (yaşam enerjisinin gözle görünmesinin) «telkin» sonucu olduğunu ve kendini bir ruh çağırma seansında sandığını söyleyeceksin. orda burda Heil! Heil! diye bağıran ve «hiçbir şeyi beğenmeyen» bir Küçük Adam olarak kalacaksın. Newton konusunda bütün bildiğin. Korktuğun zamansa. Yerkürenin belli bir yerde kımıltısız durmadığı ve uzayda dönüp hareket ettiği olgusu bulunduğunda ne söylediğini anımsıyorsun. ilerleme olanağı sağladığını saptadım. Ve onca yıl sonra. «bir elmanın ağaçtan düştüğünü gördüğü». ya da karına işkence eder.

Vermeye gönüllü. Nor-veç'de. benim için şöyle demişsin: «Bir kimsenin deneyler yapma yolunda bunca para harcaması için. Çünkü duyduğuma göre. «vermek»le tat alabileceği kavramı da öylece yabancıdır. dayanılmaz bir koku salıyorlar. mutluluğu. çünkü senin bedenindeki vebayı iyileştirmeyi gerçekten öğrendim. Bu yüzdendir ki. Ya da. Bu yüzden Freud'un da sana bir kez söylediği üzere. Goethe' nin. Bir başka seferinde (o vakitler de Berlin'de bilmem hangi «kültürel örgütün» başkanıydın) yeniyetme kızları otomobillerle gezdirdiğim. Küçük Adam. Küçük Adam. gizlice. rahat rahat alıntılar yaptığın Faust'undan da sen onu anladın ancak. bunları'anlamana olanak yoktur. boş ve hayvansı bir yaratıksın sen işte Küçük Adam. büyüklüğüyle ükabasa tıkmıyorsun ama yuttuklarını sindiremiyorsun. (bilimsel derneğin başkanıyken) kendi çocuklarıma. Temel olan şeyden sıyrılmayı ve yanlışları benimsemeyi çok iyi beceriyorsun. bir kemiği çalıyor. Ama küçük. Yalnızca alırsın sen.nız «koşullara uyarlanan ve güçlü olan canlının yaşamını sürdürebildiğini». Şimdi. Öylesine aptal. Kendi mutluluğunu çalma konusunda büyük olmayı becerebilseydin. Senin o ardında zorunlu askerlik eğitiminden başka bir şey bırakmadan yitip giden Napolyon'un. eliaçık birinin peşini hiç bırakmıyor. yaratma yetisinden yoksunsun. Hani. İşte bu yüzden bataklıktan çıkmıyorsun. bir kimsenin ya 114 şamdan. ona deli ya da şarlatan diyorsun. kendi kökeninin maymundan geldiğini değil. olduğu gibi çıkarıyorsun bunları. anımsıyor musun. Hemencecik. küçük çocukları baştan çıkarmakla suçluyorsun onu. sana saygı duyardım. bu konuda çaldığın karaya da değinelim. öğrendin. tersine sen onun kan-emici olduğunu söylüyorsun. üreme organlarıyla oynamasının yasaklanmaması gerektiği konusunda bir yazı yazmam üzerine çıkarmıştın bu söylentiyi. şu altın köstekli küçük adam. onun iliğini kemiğini kurutuyorsun. korkak bir hırsızsın sen. Bir kedi matematikten ne anlarsa. onu hemen «becermek» isteği duymamak kavramı sana nasıl yabancıysa. 'Yaptığım bu büyük özveri hiç de boşa gitmedi. Acunsal Yaşam Enerjisinin varlığını sana «önerebilmek» için yirmi yıl süresince durup dinlenmeden çalıştığımı. Oysa sen buna inanmıyorsun. onu orada kemiriyorsun. kitabevlerinde altın harflerle sergileniyor. hırsızlık yaptıktan sonra onurunu korumak için sana «veren »i lekeliyor. ama ruhsal kabızlık çektiğinden. ama senin kökeninin acun-sal olduğunu öngören Kepler'imi hiçbir kitabe-vinde görmeye olanak yoktur. onları ormana 115 . vermezsin. cinsel edimi izlettiğim söylentisini yaymıştın? Küçük çocukların. bu yolda didindiğimi ve koca bir serveti bu yolda feda ettiğimi sana açıklamak durumunda kalıyorum. yerde sürünerek bir deliğe tıkılıyor.» Bunu anlıyorum: kişiyi kendin gibi biliyorsun. şu «çocukları baştan çıkarma» sözünü etmişken. Onun bilgisi. sonra da öte yanda. yararsız. Bu nedenle karşı cinsten biriyle bir arada olup da. Zekisin. sözcüğün tam anlamıyla deli olması gerekir. Kanını emen sensin.

dedesi Afrika Zencilerini zincirlere vurup Amerika'ya sürüklemekle zengin olan bir Kuzeyli ya da Güneylisin 116 Şu ya da bu devrimin kızı sen. Yaşamın boyunca yalnızca bir kez. Sen ne denli zararsız. kocasından aldığından daha çok cinsel haz duyan zavallı «ırzına saldırılmış» kadın. suçlu ya da suçsuz bulunabilir. «Falan ya da Filan Devrimin Kızısın» sen. Cinselliğini daha sağlıklı yaşayan Zenci şoförünü baştan çıkaran sen değil misin. Yahudi ya da işçinin yaşamı kurtarılmış 117 . Ben. «aşağı» bir «ırkın» kurbanını ırzına saldırmakla suçlayan sen değil misin? Ah. yeniyetme kızları yaşa-mımın hiçbir anında baştan çıkarmadım Küçük Adam. ben değilPeki ya sen. katıksız bir yaratıksın. gizlendiği siperinden sıktığı kurşunlarla öldüren acımasız ve kalleş bir Cortes'in soyundansın sen. ben değil. Bu yüzden onu suçladın. ataların. falan ya da filan devrimin zavallı kızları. ne denli katıksız ve de bembeyaz bir kadınsın. bu yüzden de küçük kızları ormanda baştan çıkarmaktan hoşlanan ve bunu dileyip isteyen sensin. evet. Köleliğin kaldırılması konusunda ne biliyorsunuz? Ne anladınız bu işten? Amerikan devrimcilerinin çabalarından ne anlarsınız? Sonradan «serbest rekabet piyasasına» devrettiğiniz köleleri sizin adınıza özgür bırakan Lincoln' den ne anlarsınız siz? Aynaya bakın ey devrimin kızları. köle avcılarından oluşan hasta bir ırkın binlerce gü-vençli Aztek'i tuzağa düşürüp. o zavallı.götürüp baştan çıkardığım söylentisini yaydın. Film yıldızıyla yatmak istedin ama yatmanın getireceği sorumluluğu yüklenecek kadar yürekli değildin. zavallı küçük kadın. çaresiz yaratığı. za-vallı ve hakkı yenmiş kızcağız! Ya da sen. şoföründen. karını sevme yetisinden yoksun olan. birçok Zenci. bir film yıldızını düşlemiyor musun sanki? Onun resmini koynuna alıp yatmıyor musun? On sekiz yaşına bastığın yalanını uydurarak onu baştan çıkarmıyor musun? Sonra? Sonra yargı organlarına başvurup onu ırzına saldırmakla suçlamıyor musun? Film yıldızı. yeniyetme genç kız. küçük Beyaz kadın? Sonra da. ninelerin her iki durumda da gidip yıldızın ellerini öpeceklerdir. bir erkeğe sevgi verme yetisi gösterseydin. sevgilimi ya da karımı severim. Beyazsın. Sefil. sen. bir Zenci karşısında hiçbir cinsel istek duymuyorsun. Siz. 'Rus devriminin Kızları»nı hemen tanıyacaksınız. perişan bir korkaksın sen. Mayflower gemisiyle geldiler bu ülkeye. Bunu ancak sen yaparsın. anımsıyor musun? Ben. orada.

onun çarpık görüntüsüsün. gerek kızının bir erkeğe ne vakit sarılacağını ilân edip duruyorsun. kravatlı. yabanıl ormanlarda yaşayan Zencilerdir. ya da. gergin kaslı.olacaktı. ne uçsuz bucaksız bir iğrençlik. doktor ve de fabrika işçisi'dir. devrimin kızı. küçük adımlarla da. ipiyle. yumuşak bedenlerinden söz ediyorum. insanların içindeki «yaşayan şey »in sesi olan bu kadına konser salonlarını kapatan sen değil miydin. Evet. Küçük Kadın. karşında bir hukukçu ya da polis kesilecek değilim. Marian Anderson'a. büyük adımlarla da ilerliyor. işlerliğini yitirdi. ceylanları. Anderson. (yaşayan şey) senin içinde yaşamıyor. Acaba. ama onun adı. Ama sen toplum değilsin ki. öğretmen. Küçük ve Kanserli Kadın. sesini yüzyıllara çevirmiştir çünkü. senin bir ayağın çukurda. bahçıvan. Lüks bir kalenin içine kapanıp dünyadan elini eteğini çekmenin nedenini anlı119 . Bu işi. biliyorum. yüzyıllar boyunca kulaklarda çınlayacak. bunu yaydın Küçük Kadın. Bilmiyorum. yoksa. ama bu. Atalarından kalma haz duyma yetilerini. gerek bunu. Marian Anderson. Ancak o. kancası ve kurşunuyla yuttu bu saldığın oltayı. bilsen! Yook. kanserli. sincapları çok severim. kalçalarında lop lop sallanan yağa dönüştüren şişko Zenci kadından söz etmiyorum. sömürüldüğünü ve horgörüldüğünü şimdilik daha anlamamış olan o canlıların yerinde olmak isterdin. sevme yetilerini de anlamsız ve de açık saçık şehvetseverliğini de böylece Zencilerde öldürüyorsun. Beşyüz ya da bin yıla kalmaz. Gel gör ki. senin Küçük Adam'ın da. ne büyük bir rezalet besliyorsun. Rusya'nın gözde bakiresi ya da Devrimin Evrensel kızı olarak yaşamını sürdürüyorsun. Yaşam. küçük. doğru. tertemiz sevgilerini. «Toplum» benim. yetiyor ona. saçma bir anıdan başka bir şey kalmayacak senden geriye. düşüncelerini de yüzyıllara çevirmiş midir. falan ya da filan devrimin kızı. çocuğuna o da sevgiyi yasaklıyor mudur. Falan ya da filan ülkeden cinsel açlık çeken birinin «düzdüğü» Güney Denizi Adalarının kıvrak. Nasıl ki kendi yaşamını çocuklarında öldürüyorsan. çünkü insandaki «yaşayan şey». Sözünü ettiğim Zenciler kolalı gömlekler ve bobstil giysiler kuşanan Harlem Zencileri değil. yaşamın kendisiyle doyuyor «yaşayan şey». Ben «TOPLUM»un kendisiyim diye bir masal uydurdun. sağlıklı kız ve oğlanlar sevginin tadını çıkarmaya ve onu 118 korumaya başlayınca. Yahudi ve Hıristiyan gazetelerinde her gün açıklıyorsun toplum olduğunu. aklı başında olan hiç kimseyi ilgilendirmez. Küçük. Gergin ve kasılmış duran üreme organlarında ne büyük. Kanserli Kadın? Senden geriye tek bir iz kalmayacak. suratı maskeleşmiş kadın değildir. Sen yaşam değil. Zencilere çok yakın olan kuşları. Toplum budur işte. Denver'de bir genelevde sana verilenle bir tuttuğunu bilmeyen kızlardan söz ediyorum. ceketli ve de üniformalar kuşanmış olan gergin ve kasılmış bedenli yaratıklarına bırakıyorum. katıksız. Saf Alman Irkının bakiresi olarak gördüğün işlev. toplum marangozdur. diye soruyorum kendi kendime.

ya da yeğenin. yaşamın ve onunla birlikte bedenindeki dokuların da çürüyüp kokuştuğu için mutsuzsun zavallı Küçük Kadın. Vergi Denetleme memurunun yardımcısı. öğretmen ve fabrika işçilerinin küçüklüğü. ama karaya kara beyaza beyaz diyebilmeye yürekleri yok. denize atılan küçük bir taş gibi sessizce ortadan kalkacaksın sen. O da zaten Başsavcı ya da Baş Denetleyici olmak istiyordur. Başkanlar doğurdun ama onlara ancak küçük ve değersiz olma yeteneği verebildin. ikiniz de aynı havayı çalıyorsunuz. bana değgin bir iki söz söylemen yeterli. İnsanlığın mutluluğu senin ellerindeydi. Şu anda böyle yapmıyorlarsa. Bu sözleri çok eskiden. Nagazaki'ye atom bombalarını attın. sonsuza dek öyle kalacakmış gibi gülümsüyorlar. İnsan olmak büyüklüğünü gösteremedin. damadın Başsavcı yardımcısı. «Hurrah. «ülkeyi savunman gerekiyordu» falan. haline gülecekler. Korkaksın. önemsizliği karşısında başka ne yapabilirdin ki? Böyle bir veba karşısında yapılabilecek en akıllı işi yaptın. Eski Avusturya'da duydum. Amerikan Devrimi'nin Küçük Kızı! Dünya senin ellerindeydi. ben. Devrimin Küçük Kızı. ne yaptın. sonunda Hiroşima'ya. Devrim'in Kızı. Her şey senden yana. bunun nedenini. Viyanalı bir arabacının. filan.yorum elbet. kocalarının «işi bittiği». romatizmadan kıvrandığından. Bu bir tek bombayla. bir daha dirilmemecesine gömdün üstelik. yâlnız ve yalnız dünyanın içinde bulunduğu sefil ve perişan durumda aramak gerekir. Ne söyleyeceğini biliyorum Küçük Kadın. bana hiçbir şey yapamazsın. senden korkmuyorum. Marangozların. mein Kaiser!» diye bağırdığını duydun mu? Duymadın ha? Tasalanma ama. yaşamı yokumsadığından küçük ve değersizsin. tüm sınıfını. Biliyorum. Bu nedenle. Küçüklüğün ve değersizliğin kemiklerine işlemiş bulunuyor. Yok Küçük Kadın. yüzüne tonlarla boyadan oluşan bir maske koyduğundan. bahçıvanların. Oğulların serseri. ama küçüksün. bu yaptıklarına şaşacak. seni haklı çıkaracak birçok neden var. yani. Bundan beşyüz yıl sonra. Sen de kendi mezar taşını yeryüzüne attın. Kabızlık çektiğinden. Küçük Kadın. Küçük Kanserli Kadın. Çünkü Hiroşima ve Nagazaki'deki kadın. doktorların. Bana hiçbir masal uyduramazsın. Bu işlerin nasıl yürüdüğünü biliyorum. Onu çaya çağırıp kulağını bükmen. onu duymak için kendini dinlemen yeterli. Ancak bu türden şeylerle kendini kurtaramazsın. sessiz bir mezara gömdün. kızların da orospu olduğu için. lüks bir kalenin içinde yaşıyorsun. ne haber. senden çok daha güçlüdür. Servetler içinde yüzüyorsun. ve bir «yasa ve düzen» kurbanı aramaktadır. 121 . senin oğlun attı bu bombaları yeryüzüne demek istiyorum. erkek ve çocukları uyaracak insanlık yoktu sende. Küçük Kadın. Şu anda ne düşündüğün ya da ne söylediğin hiç önemli değil. Hiç. 120 tüm ırkını bombalayarak. yutmam. poker fişi gibi harcadın onu. her zaman da böyleydin. Benim hakikatim. İnsanlar göğüslerine madalyalar takılırken fotoğraflar çektiriyorlar. seni çıplak gördüm çünkü.

Binlerce yıl öncesi bulunan ilk tekerlek. Küçük Adam! İnsan denen hayvanın korkunç sapmasını ve hastalıklı yozlaşmasını daha yeni yeni anlamaya. Bu korkunç yirminci yüzyıl. seninle böyle konuşur muydum sanıyorsun? Önemli olduğun ve çok büyük sorumluluklar taşıdığın içindir ki. Bu yetmiyormuş gibi «ırk». Platon'dan bu yana ortaya çıkan her kültürel kuramı anlamsız hale getirdi. Sana aptal olduğunu söylüyorlar. yaptığımız bu «Küçük Adamla Konuşma» ya da günümüzün herhangi bir doğru dürüst kitapçığı da bin ya da beşbin yıllık kültüre göre odur. Ben. 122 Arada bir bataklıktan basını çıkarıp. «sınıf». Zavallılığının bataklığında ne denli derinlere battığını görme yürekliliğini gös-teremiyorsun. ilk canlı hücreden. Heil! diye bağırıyorsun 123 . sendeki bu gelişme açısından düşünmeyi öğrenmek zorundasın. Bense akıllı ama korkak olduğunu söylüyorum. Bense onun tohumu olduğunu söylüyorum. küçüklüğün ve anlamsızlığın son derece tehlikeli ve korkunç. Çok kısa dönemler sınırı içinde —kahvaltıyla yemek saati arasında geçen zamanda— düşünürsün sen her zaman Küçük Adam. Uygarlığın kölelere gereksinmesi olduğunu söylüyorlar. Önemsiz biri olsaydın. bunu yaşam-ölüm sorunu yapıp. Geriye doğru yüzyıllar ve ileriye doğru da binlerce yıl çerçevesi içinde düşünmeyi öğrenmelisin. hiçbir uygarlığın kölelerle kurulamayacağını söylüyorum. Yararlılığını ve önemini anlatmadım henüz. Yaşa- yan canlı açısından.«işte sana tek-yanlı bir bağnazlık! Benim bu toplumda hiçbir işlevim yok mu yani?» Sana yalnızca hangi alanlarda küçük ve beş para etmez olduğunu gösterdim Küçük Adam ve de Küçük Kadın. On ya da yirmi yıl önce olan şeyleri anımsayacak bir bellekten yoksunsun. bugünün Dizel lokomotifine göre neyse. Heil! diye bağırıyorsun. iki ayağı üzerinde yürüyebilen ama gene de doğru dürüst düşünemeyen insan adlı memeli hayvan haline gelmene değin geçen süreç açısından. bu yüzden iki bin yıl önce söylediğin aptallıkları yineleyip duruyorsun. İnsan kültürü henüz varlık göstermiş bile değil. Bataklıktaki bir kurbağanın guaklaması bile yaşama senin bağırmandan daha yakındır. çözmeye başlıyoruz. bir dine bağlı olma zorunluluğu ve sevginin yasaklanması gibi aptallıklarına bir bitin hayvan postuna yapışması gibi yapışıyorsun. Arada bir bataklıktan başını çıkarıp. Sana insan toplumunun süprüntüsü diyorlar. «ulus» gibi.

ölüm cezası başımda Demoklesin kılıcı gibi asılı dururken seni otomobilime aldığımda. ama tek bir milimetre İLERİ kımıldamadın! Fransızların kurtuluşuyla kumar oynadın. azıcık «sol »a gitmiştin. ölümlerle dolu bir yarım yüzyıl boyunca yalnızca yavan sözler çıktı ağzından. yirmi beş yıldır senin için savaşıyorum. doğru. Yalnızca büyük ve yalnız yüreklerin sana öfkelenmeden. tek bir aklı başında. daha doğru düşünmene ve o zaman yaptığından daha doğru davranmana olanak bulunmadığını çok iyi anlıyorum. Bütün bu korkunç yıllar boyunca. Kendi içindeki «yaşayan şey»den ölesiye korktuğunu öğrendim çünkü. bu korku senin. diplomatik konferanslarıma katılmıyorsun peki? Sen bir hainsin! Benim için savaştın.«Neden beni bataklıktan çıkarmıyorsun? Neden benim parti toplantılarıma. Yalnızca kurtarılmak istiyordun. yuvamın sıcaklığım senin uğrunda feda ettim. senin için o ülke senin bu ülke benim dolaştım. gösteri yürüyüşü yapan çocuklarını çeşitli saldırılardan korumaya yardım ettiğimde de ölümü göze almıştım. savaş başlamazdan önce bulunduğun yerdeydin. mesleksel güvenliğimi ve ailemin. benden yalnızca aldın. doğru. Bunu yapabilecek tek kişi sensin. Ben. Sense. yeniklik duygusuna kapılmadım. her seferinde bir işe doğru başlamana ve onu yanlış sonuçlandırmana neden oluyor. iyimserim ben ve 125 . Şimdi de bana hakaret ediyorsun!» Ben seni içinde bulunduğun bataklıktan çıkaramam. açlık grevlerine katıldım. Bilginin umut'a. Siyasal vebaya karşı verilen savaşta. bana «iyimser» diyorsun. bütün dünyayı. sana yardım etmek. umudumu yitirmedim. parlamentolarıma. senin hastalığını daha da iyi ve derinlemesine anlamayı öğrenmiş bulunuyordum. gösteri yürüyüşlerine. ondan daha sonra gelen Rusların yaptıklarını da dünyanın en büyük korkusu haline getirdin. çünkü bu arada. varını yoğunu verdin. Doğru. senin uğruna düpedüz ölmeye hazırdım. «ah. Umudu yalnızca kendi içine pompalıyorsun. vah» diye bağırır. Şimdi. Hiçbir karşılık almadan binlerce saat doktorluk ettim sana. aldığın hiçbir şeyi de geri vermedin. ciğerlerini patlatırken ben ordan oraya koştum. Evet. içinden dışarıya değil. ayrıntıları tartışalım!» diye bağırıyorlar. senin örgütlerine oldukça fazla para verdim. kendi dünyan tümüyle yıkıldığı içindir ki. Bu yüzden de. iyileştirici söz etmedin. Belki «sağ »dan çok. seni aşağılamadan anlayabileceği bu korkunç başarısızlığın. sen. yolaçtığını anlamıyorsun. ama coşkusal vebanın kol gezdiği 124 otuz korkunç yıl boyunca tek bir yararlı düşünce geçmedi aklından. acı çektin. çoğu kez sen. Küçük Adam. Senin toplantı ve konferanslarına hiç katılmadım. seni iyileştirmek için bütün paramı akıl sağlığı klinikleri kurmaya yatırdığımda da ölümü göze almıştım. ikinci büyük savaş sona erdiğinde. çünkü orada her zaman «Temel sorunları bırakın! Temel-olmayan konuları. senin uğrunda her şeyini feda etmeye hazır olan dünyayı büyük bir umutsuzluğa düşürdü. devrimi poker fişi gibi harcadın.

senin hastalığına karşı duyduğum anlayış'ın. bir küçük ruh doktoruydun sen. beni yoketmek için kazdığın derin çukurların üzerinden atladığım gibi. Küçük Adam. hırsızlık yapan bir kimse. Neden mi? Anlatayım: Yukarda anlattığım halinle —ki şimdi de öylesin— sana tutunduğum sürece. her şeyim gelecekle dolu. kin ve aşağılama duygularımı bastırmasını sağlamayı öğrendim. elini kolunu sallayarak sokaklarda dolaşamaz. benim için orda burda «Delidir» diye bağırırken. Ama giderek. ancak peşimden gelemeyeceğini biliyordun çünkü. son bir tekme daha indirdin bana. dağ yarıklarından atladığımı da anladın. her zamankinden daha kararlı ve kesin bir tavırla karşına dikildiğimde korkudan ölecektin nerdeyse. çünkü insanda azıcık bir kendine karşı dürüst olma erdemi kırıntısı varsa. ben yaşayan canlının işleyiş yasalarını buldum. Küçük Adam. Sana yardım ettiğimde bana yaptıklarını binlerce kez unuttum ve sen hasta olduğunu bana binlerce kez anımsattın. Dünyaya egemen olma yolunda yaptığın ilk gi- rişimde uğradığın zavallı başarısızlıktan ötürü sana kızmıyordum artık. yaşamını tehlikeye sokmadan başkasına karaçalamaz. bunun kaçınılmaz olarak böyle olması gerektiğini anlamaya başladım. doğru yolda olduğumu. çok derin ve geniş uçurumlardan. Dostunu tepip düşmana yamandığında. Başlangıçta bir aşağılama ve kin duygusu sardı her yanımı. Ölmeden önce de. Sonunda gözlerimi açıp doğrudan yüzüne baktım. Ruhunun bir köşesinde böyle bir dürüstlük kırıntısı vardı. örgütteki dürüst kişiler bunu biliyordu. Yaşamı olduğu gibi yaşamana binlerce yıl engel olunduğu nedeniyle. yıllar sonra. Sonra. Sen. benim öğretilerimin sana ait olduğunu söyleyen sen değil misin? Bak. senin dar-görüşlülüğün tekrar tekrar yüzüme bir şamar gibi iniyordu. bana da söylediler. benim sonumun geldiğini sandın. O zamanlar. bir hacıyatmaz gibi ve de daha güçlü. vaktiyle gençlik hareketlerine katılmış ve iktidarsız olman nedeniyle yakında kalp hastalığından kıvranacak olan bir ruh doktoru.yüreğim. ordan bili127 Sonunda gözlerimi açıp doğrudan yüzüne baktım 126 . Daha sonra kederden öldün. Kendi «önlemli» örgütlerinde.

«yaşayan şey». dolambaçsız ve içten-likli insan «yaşayan şey»i senin içinde bulmayı umdu. senin büyük geleceğinin yüce başlangıcı ve bütün küçük adamların tüm küçüklük ye yararsızlıklarının korkunç sonudur. ama artık senin için özveride bulunmayacağım. Polonya'ya saldırmaya karar verildiği anda. Benim gibi daha birçok dürüst. artık senin de her zamankinden daha sıkı bir biçimde yaşamın yasalarına uymanı istemeye başlıyorlar. yalnız ve yalnız o zaman. Ne vakit açık saçık yayınlar yapılsa. senin varlığından. Senden. sağlıklı yaşamı. içimde duyduğum ve senin içinde aradığım «yaşayan şey»ie senin arandaki ayrımı çok iyi biliyor. Küçük Adam. başkalarında eleştirdiğin şeyleri yapmaman. Hepsi de ortadan yitti. senin yaşam biçiminden açıkça ve kesinlikle ayı128 rırsam. dünyanın gidişini saptaman isteniyor. Küçük Adam. geleceğin ve umudun sen olduğuna inandığım için kendi yaşamımı sana ve senin yaşamına adamıştım. «yaşayan şey »in ve senin geleceğinin iyice ve derinlemesine incelenmesine önemli bir katkıda bulunabilirim. işin ve başarılarınla. askeri saldırı hazırlıkları içinde bulunmakla suçluyor coşkusal veba. İnsanlığından değil. «cinsel hayvanlık» olmakla suçluyor coşkusal veba. «Yaşayan şey»i buldum ben. Küçük Adam. Yapılacak önemli işlerim var çünkü. Gene söylüyorum: senin geleceğinden değil. biliyorum. o kişide öldürme eğiliminin başgös-terdiğini öne sürüyor hemen. coşkusal vebanın nasıl işlediğini kavramış bulunuyoruz. bir buyurgan yöneticiyi indirip yerine daha kötüsünü başa geçirmen istenmiyor. kendini bu eleştirilere göre geliş129 . Ama sana acımadığım için ve senin zavallı Füh-rerlerin gibi küçük bir büyük adam olma isteği duymadığım içindir ki. Yirmi beş yıldır yapmakta olduğum dev yanlışı daha dün ortaya çıkardım: sen'in yaşamı temsil ettiğine. Polonya'yı. Şimdi artık. Yalnızca yaşayan yaşam uğruna her türlü özveriye gene hazırım. bu ikisini birbirine karıştırmıyorum. Birisini öldürmeye karar verdiği anda. Senin ne mal olduğun artık anlaşıldı. taktikler insanı ancak ve ancak vakitsiz kazılmış bir mezara götürür. insanlıkdışılığından ve beş para etmez-liğinden kopardım kendimi. Yaşam için tehlikeli olman nedeniyle.yorum. Yok. «Yaşayan şey»i. işlevlerini ve özelliklerini. sefil ve acınası yüzünün ardında ne olduğu iyice görüldü. kendisine uygulanan yanlış işlem karşısında. içinde bulunduğun durumdan uzaklaştırdım kendimi. Seni yadsımaya yürek ister. dürüst olduğuna. Bu. Bunu gördükten sonra senin dargörüşlülüğün ve küçüklüğün içinde yokolmamaya karar verdim. Çünkü bu arada. geleceğe yönelik çalışmalarımı sürdürebilirim. başkaldırmaya başladı. Başkalarından yaşamın yasalarına uymasını istediğin gibi. senin çevrende. Küçük Adam. Kısa bir süredir. sırtından bıçaklanmadan ve alnına karaçalınmadan hakikati savunmak olanaksız olduğundan kendimi senden uzaklaştır-dım.

» dedim. anımsadın mı? Hani. hasta iyileştirme odamda çok sık gördüğüm ve iyi tanıdığım bir yüz anlatımıyla şunları söyledin: «Şu batı kıyılarındaki Japonlara ne yapmak gerek.. iş aramaya bana geldiydin.tirmen bekleniyor. bu güzel dünyayı pis pis kokutan genel hastalığını herkes tanıyor.» «Zincire vurulmuş bir huysuz köpek istemiyorum ben. Küçük Adam. neşeyle zıpladı.. biliyor musun? Hepsini birer birer ipe çekeceksin. Küçük Adam. bu kez bir oduncu Dostsever. doğallığını yaşayan bir köpeği yeğliyorum. bir yabancı ülkeden yeni gelmiştin.. «çirkin maymunlar» diye söz ettiğini duydum. sohbetsever maskenin ardında son derece kaba bir yaratık var.. bir köpeğe acı çektirmek. yavaş yavaş. Senin binlerce yıllık gizinin kapısını açacak anahtarı bulduk. bir masaya oturup viski içmiştim (yo. bu işte.» Elinle de nasıl yapacağını gösteriyordun. Garson sözlerini onayladığını belirten bir tavırla başını salladı ve bu kahramansı erkekli131 . arada bir içki içmeyi severim ama içkici değilimdir). Ne büyük dedikoducu olduğunu. Neyse. ama hemen çabucak değil. sen. Japonlardan. İyi cins bir köpek olduğunu hemen anladın ve şöyle dedin: «Onu zincire vursana.» Ey zavallı küçük oduncu. buzlu ve sodalı viski içiyordum. havlasın? Bu köpek gereğinden çok dostluk gösteriyor insana.. senin bedensel katılığın canımı sıkmıştı da çalışma yerimden kalkıp bir bara gitmiştim. bak. anılarını tazeliyeyim: Güzel bir öğle sonrası. Sonra. proletaryanın ya da Dördüncü Reich'ın geleceğini ellerinde tutan sen. sorumluluktan kaçtığını (bağımsız olduğunu). Sense. çok yavaş. İnanmıyor musun bu dediğime? Gel. düşmanlardan korunmak için bile olsa. Dostsever. bunu duymaktansa. Ama inancım odur ki. Köpeğim seni kokladı. sohbetsever maskenin ardında son derece kaba bir yaratık var 130 kılığında. «Huysuz köpekleri sevmem. doymakbilmezliğini. huysuzlaşsın. herkese dostça davranan. geçmişte olduğundan daha az başarı göstereceksin. kısacası. Heill diye bağırmayı yeğlersin. biliyor artık. onu bozmak istemiyorum. Küçük Adam. ilmiği her beş dakikada bir biraz daha küçülterek. Hani yağmurlu bir pazar günü. birazcık da sarhoştun. Yarım gün yanımda kalıp da. yavaş yavaş. bu dünyada senden çok daha fazla düşmanım var ama gene de.. gerçek yüzünü ortaya çıkarmaman olanaksız. Biliyorum. böyle.

kendi kötü niyetlerini sergilemiş. «anacığının dizinin dibinden ayn-lamaz»sın ve de «çaresiz»sin. özgürlüğü seviyordu. Günümüzde herkesin genellikle yaptığı gibi yaşamın se133 . Amerikalı kaçakları kurşuna dizecek. Büyük bir sa132 natçıydı o çünkü. onları vuracak. tek umudun budur. Rus köylü kadınlarını. Kurtuluşunun tek yolu. kendi varlığına bile dayanamıyorsun. «zayıf»sın. elektrikli sandalyeye oturtacak ya da gaz odalarına tıkacaksın. Bunu söylemekle. senden kıyasıya nefret eden bu adamın sana bakmasıydi. bütün parasını almak istiyormuşum. gerekçen şuydu: Onun çaresizliğinden. Şöyle bir kendine bak. çalışıyordun. bana geldi. Biliyorum. daha yüzyıllarca Japon casuslarını ipe çekecek. yardıma gereksinme duymasından yararlanıp. bu dünyayı yıkıma sürükleyen milyonlarca benzerin var. içinde kalan son yaşama isteği kırıntısının verdiği güçle ipini kopardı. kuzen ve yeğenlerinle bir-likte yıllar yılı kan kusturmuştunuz adama. romatizmalarına. Özgürlük sevgisi duymasının bedeli olarak. yasaların öngördüğü nafakayı. ne yapacağını bilmez haldesin. içinde duyduğun nefretten nefret ediyorsun. birinin. Böyle davranmakla yeni bir dünya kurabileceğini mi . Alman subaylarını. değil mi Küçük Kadın? Annen. teyzelerin. bunları bana yüklemiş oluyordun. bunların hiçbiri sevme yeteneğinden yoksun olduğun olgusunu değiştirmeyecek.ğine hayran kaldı. ne bağırsaklarındaki kabızlığı ne de kafandaki kabızlığı ge-çirmeyecek Küçük Adam. zavallı Küçük Kadın. İngiliz Monarşistlerini ve Yunan Direnişçilerini geberteceksin. ya da akıl hastalığına iyi gelmeyecek.. aylığının üçte birini sana vermeye razıydı. Sen bir tip'sin. İşte bu yüzden kocanın yaşamını da yıkıyorsun ya. «yalnız»sın. yani bu durumda. Küçük Adam. çünkü bu bağımsız olmak anlamına gelirdi: yıllar yılı yalnızca nefret ettiğin adamdan bağımsız olamazdın. Yeni doğmuş bir Japon bebeğini kollarına aldın mı hiç Küçük Yurtsever? Hayır. yaşama sevgisine tutundu. Polis çağırmaya kalktın. ama bunların hiçbiri. biliyorum. Oysa senin istediğin tek şey.yüreğini senden bağımsız kılacak kadar güçlü olmadığından. Küçük Kadın. Kafanda böyle kötü tasarımlara yer vereceğine kendini mesleğinde geliştirmenin yollarını araşan. kendine bak! Senden ayrılan erkeğe karşı duyduğun kin ve öfkeyle iyileştirme odamda ateş püskürdü-ğün günü anımsarsın. Sonunda canına tak etti. aslında senin mesleğin vardı. Bütün akrabalarına o bakıyordu. sesini çıkarmıyor diye yıllarca sömürmüştünüz. bu konuda kafa yorsan olmaz mı? Olmaz. öyle dediler. Onu haketmediği yükümlülüklerden kurtarmada kendisine yardım edeceğimi biliyordun. beni yakından tanıyan» toplumcularla tanışmışsın. değil mi? Daha yüzyıllarca sürecek sendeki bu istek. buna gereksinmen yoktu. Ne kurşun sıkma ne de darağacına çekme seni içinde bulunduğun bataklıktan çekip çıkaramaz. ya da bana böylece gözdağı verdin. anlamıyor musun. Öfkelendin.sanıyorsun? «Benim her şeyimi bilen. gerçek bilim gibi sanat da zincirlere karşı hoşgörülü değildir.

Kentimizdeki büyük bir üniversite. gençlerimize hocalık etmesi için ona bir kürsü verecektir. Toplumsal konumumun ne olduğu soruluyor. Rousseau konusunda da bildiğin tek şey. İyi. hâlâ gözümün önündesin: geçmişimi. Federal Mahkemenin tutanak yazmanı Küçük Kadm. şunu da biliyorum ki. ey Düşsever Küçük Kadın! Şimdi. senin düşse-verliğin yüzünden. kötüsün. Rusya ve demokrasiye değgin düşüncelerimi kâğıda geçiriyorsun. Kız. Dosyada. salt yaşama biçimini beğenmediğin. senin gerçeklikdışı düşüncelerin. çünkü içinde bulunduğun sefil durumdan nasıl sıyrılacağını onlar da bilmemektedirler. Aslında seni ilgilendiren benim perdelerim değil. Elbet. Küçük Adam. dört bin yıllık doğa felsefesinden daha güçlüsün ha? Ama artık ne mal olduğunu anlamaya başlıyor insanlar. Uluslararası Plasmogeny Derneği'nin de bulunduğunu söylüyorum. halimi. kapı dinleyip duyduğun yarım yamalak sözleri insanlara karaçalmada kullanıyorsun. ya da nazik olduğu nedeniyle. «Duyduk duymadık demeyin! Ahlâk denen şey sizi ilgilendiriyorsa dinleyin: Köşe başındaki evde bir ana-kız oturur. Doğru mu?» Yaptığın bu küçük yanlış. bunlar arasında. ikimizi de güldürüyor. Yanıtımı etkileyici buluyor herkes. Yargıçlar da Savcılar da senden yana çıkacaktır. değil mi? Sen. Buna izin vermeyin!» Doğru-dürüst ev kadınlarınız ve sadık yurttaşlarınız bu hakikat öğretmenine karşı bir dilekçe yazıyor ve profesör işe alınmıyor. bir görevli şu soruyu yöneltiyor bana: «Bur-da garip bir durum göze çarpıyor. ya da özgür davrandığı. Sen namuslu ev kadını. yalnızca çalıştığı ve seni biç umursamadığı gerekçesiyle masum komşunu hapse attırmak için fitnelik etmek istiyorsun. Eh. Çok da meraklısın. akşamları 135 . Artık hepsini biliyoruz. yurtseverler doğuran saygıdeğer kadm.line kapılmış gidiyorsun. değil mi? «Ey. neden herkesin benim için kötü şeyler söylediğini anlıyor musun? Benim yaşama biçimimden ötürü değil. çünkü güzeî şeyleri değil yalnızca çirkin şeyleri görüyor ve duyuyorsun. Neden 134 durup durup da o saatte indirdi perdesini? İçerde ne yapıyor sanıyorsunuz? Biliyorum. Polis. Uluslararası Poligamy Derneği'nin Onur Üyesi olduğunuz yazılı. Bir sonraki duruşmada. çocuklarına boş-verip onları yetimler yurduna gönderdiğidir. o hiç kapamaz perdelerini. «Bak ne diyeceğim! Gecenin birinde perdelerini indirdiğini gördüm bu adamın. dürüst yurttaşlar! Bu adam bir Felsefe Profesörüdür. dur hele. Bu işte bir iş var!» Hakikate böyle yöntemlerle karşı koymak sökmez artık. senin gibi ispiyoncuların adını açıklamadığı için kendini güvenlikte sayıyorsun. üç bilimsel ve yazınsal birliğin onur üyesi olduğumu. «doğaya dönmek» istediği. er-geç susturulacaksın. mal-mülk konusundaki görüşlerimi. hakikatimin yeşermesini engellemek asıl derdin. İspiyonculuk etme ve karaçalına görevlerini sürdürmek istiyorsun. yüzeyselliğin yüzünden öyle diyorlar bana.

sabahın üçüne dek ışık yanardı evde!» De La Mettrie için de. KARANLIK ÇIKMAZ SOKAKLARDA ANLATMALARINI DEĞİL. diyen sen değil miydin. Garson kızların poposuna çimdik atan sen değil misin. küçük kızları ayartma isteği duymadım. perdeler de hep çekikti. sen yirminci yüzyılın Güçsüz Küçük Adamının pis uydurmacalarından hiçbirini aklından geçirmeyen.eve erkek arkadaşını alıyor! Kadını ev işletmekten mahkemeye verin! Fuhuş yapıyorlar! Polis. senin gibi eşcinsel özlemler bes136 lemedim hiçbir zaman. Bu babalarla analar. New York'da. evren ışıklarının etkisiyle doğan o göz137 . şu. delikanlıya saldırmış. SEVGİLERİNİ BİRBİRLERİNE MERDİVEN ARALARINDA. Yeni yetişen kız ve erkek evlâtlarının sevgisine karşı anlayış gösteren ve onu koruyan aklı başında ve yürekli ana-babalara saygı göstermek istiyoruz. Prens Rudolf'un. bu. ya da belki Rus casusu! Belki de İzlanda casusudur! Bir gün saat tam üçte. senin kafandaki pis düşüncelerden hiçbiri yok bende Küçük Adam. onunla cinsel ilişkide bulunmak istemiş!» Bu «olmuş olay»ı anlatırken şehvetsever ağzının suları akıyor. senin yaptığın gibi «sergilemedim». «Ya buna ne dersiniz: bu adam sekreterine saldırdı. başkalarının karyola gıcırtısına kulak kabarttığın için bu ana cezalandırılıyor. Caddede gördüm onu. Küçük Adam. «ahlâk ve düzen» anlayışını çok iyi biliyoruz artık. ömrümde bir kadının ırzına geçmedim —senin gibi— ve tek bir gün bile senin gibi kabızlık çekmedim. bu «olay» senin dışkının içinden çıkmıştır. değil mi Küçük Adam? Biliyor musun ki. ahlâklı Küçük Adam? KIZLARIMIZLA OĞULLARIMIZIN. duyumları sağlıklı. zavallı küçük adam. senin gibi. müthiş bir pisboğazdı. neden biliyor musunuz. yetişin!» Sen. geleceğin bedenleri sağlıklı. SEVMENİN MUTLULUĞUNU AÇIK AÇIK. falan Üniversitenin Rektörü için karısını başka bir adamla yakalamış diyen sen değil miydin. «N'olmuş. bu dünyanın perişan yurttaşı. pisliklerden arınık kuşağının çekirdeğidirler. Yoksa kız neden evden koşarak çıksın ve gitsin? Kızla aynı evde oturuyordu. şu köydeki öğretmenin bir âşığı var diyen sen değil misin? Bunları söyleyen sen değil misin. halktan biriyle evlendiğini söyleyen sen değil miydin. Mrs. duydunuz mu! Delikanlının biri rahatsızlığını geçirmek için buna gitmiş. yaşamını binlerce yıl poker fişi gibi harcamışsın ve bunca yıldır bataklığa saplanmış duruyorsun! «Yakalayın şunu! Bir Alman casusu bu. börek yerken boğuldu. kendimi. uçkurunu toplaya toplaya kaçmak zorunda kalmış. 86. Eleanor Roosevelt için vidaları gevşek. hem de yanında bir kadın vardı!» Sen. ahlâkımızın korunmasını istiyoruz. Küçük Adam? Sen. Bir kadın yalnızca beni istediği ve ben de onu istediğim için sarıldım ona. RAHAT RAHAT YAŞAMALARINI İSTİYORUZ. senin gibi sevgi hırsızlığı yapmadım ömrümde. Ne mal olduğunu öyle açık bir biçimde ortaya koydun ki.

ama ciddi ciddi düşünmeye başlayacaksın. beş ya da on yüzyıl. Gün gelecek. 139 . şu anda kendi yapının derinliklerinde. onlara karşı ne denli kin duyarsan duy. çeşit çeşit dalavereler çevirecek. yaşamın korunması için çok katı yasalar konacak ve sen. arılık duygusudur. Bak. Sözüm-ona. düşünmeye başlayacaksın. amaçsız bir düşünme olacak. ettiğim bu düşünme. bir ıvır-zıvır olmaktan kurtaramadı. Onlar seni ancak köleleştirdiler. arılık duyguna yenileceksin. gizli saklı sevişecek. engizisyonlarını yaşatacaksın. sen bugün seven de138 likanlıları ıslahanelere tıkıyorsan. Sözünü. başlangıçta çok acıklı olacak. bu yasalara uymak zorunda kalacaksın. Ama sonunda. Biliyorum. göstermelik bir adalet değil.Solcu ahlâk uzmanı Acunsal Yaşam Enerjisini denetliyor kamaştırıcı Kuzey Işığında bir tahtakurusunu inceledin mi hiç. yanlışlarla dolu. aklı başında. gerçek adalet ve incelik anlayışı içinde çalışacak değişik türden yargıçlar ve savcılar olacak bu dünyada. içinde bulunan temizlik. Bunu adım gibi biliyorum Küçük Adam. beni iyi dinle. Küçüklüğünden ve değersizlik duygusundan arındığında. erişilemeyecek denli derinliklerinde bulunan kendi öz «temizlik». Senin de küçücük bir kuşkun olmasın. daha üç. seni elde etmeyi ne bir Kaiser. ne bir Çar ya da ne bir «tüm proleterlerin babası» başarmış değildir. ama hiçbiri seni o küçüklüğünden. dürüst insanlarm yüzüne pislik attığında seni tımarhaneye tıkacaklar. — hakikat ve sevginin korunması için çok sıkı yasalar konacak. onun bunun yüzüne gülüp ardından hançer saplayacak. Küçük Adam? Hayır mı dedin? «Evet» yanıtını beklemiyordum senden zaten. coş-kusal vebadan kıvranacaksın. Nasıl ki. gün gelecek. tahtakurusuna benzeyen insanlar olunmasını önleyecek güçlü yasalar. Seni elde edecek olan tek şey. yaşama karşı duyduğun özlemdir sana gerçekten egemen olabilecek tek şey. insanların yüzüne karaçalacak.

bilmiyorum. son dört bin yıllık kendi «uygarlık »mı da ölçüp biçmeye başlayacaksın. sessiz sessiz dişlerini sıkıp durdularsa. nerden olacak! «Şuna da bakın! Aklını benim derinliklerimden alıyormuş! Lâf! Benim derinliğim yok 141 . gaz odasına gönderilmemek için neleri yapamayacağını söyler sana yalnızca. Geçmişinden utanç duyacaksın. anlayacaktın bütün bunları. Mars'a mı. kurşun sıkmalar. Umarız artık.Başkaları sana değgin düşünürken duydukları acıya nasıl yıllarca dayandılar. Küçük Adam. başına gelecek felâketleri nasıl da sezinlemediğini bir türlü anlayamayacaksın. Gerçi senin bu küçüklüğün. «Adama da bakın! Amma da düşsever! Neleri yapmayacağımı biliyor! Diktatör müdür nedir! » Hiç de diktatör değilim. ateşkesler. bir papağan gibi davrandığın gerçeğini görecek ve işte bu gerçeği kabullenmeyi uzun süre onuruna yediremeyeceksin. Ama nasıl ki. yüze gülüp ardından sövmeler. sen de. Ama önümüzdeki beşyüz. torunlarının torunları senin geçmişini okuyup öğrenme felaketinden korunabilir umuduyla avunacaksın belki. allanıp pullanma. O durumlar üzerine düşündüğün şeylerin tümden yanlış olduğunu görmek. Bulduğum Acunsal Yaşam Enerjisiyle Ay'a mı çıkarsın. sonra gene seferberlikler. herhangi bir «Koca Petro»ya dönüşmekten başka sonuç vermeyen bir büyük devrimi sahneye koyma olanakların ortadan kalkmış olur. Kendi gazetelerinin. Uzay gemilerinin nasıl uçacağını ya da nasıl konacağını da bilemem. Senin diktatörlerin. ipe çekmeler. Bizim umudumuz da bu140 dur. Geleceğinin nasıl olacağını söyleyemem sana. senin uzak gelecekte neler yapacağını da söyleyemezler. Bu durumları yüzyıllar boyunca bir maymun gibi benimsediğin. Önüne sürülen bütün bu hileleri. işte o vakit. GELECEĞE BÎR BAKIŞ. seferberlikler. doğru sandığın o düşüncelerinin ve tüm o yanlış fikirlerinin yalnızca bir yurtseverlik olduğunu görmek seni çılgına çevirecek. o yalancı dolmaları koyunsu bir sabırla yemekten başka bir işe yarasaydın. bilemem. bin ya da beş bin yıl içinde neleri ARTIK YAPMAYACAĞINI bilebilirim. ama ben diktatör olacak adam değilim. ustalıklı hileler. seni düşündürecek. Bizim duyduğumuz bu acı. savaş talimleri ve bombalamalardan başka bir şey yazmadıklarını görecek. madalyalar. bunun nasıl olduğunu. kendini düşünmenin getirdiği acılara dayanmayı ister istemez öğreneceksin. anlaşmalar. Bir kez düşünmeye başladın mı. bir ağacın büyümesini çabuklaştıramazlarsa. şaşkınlıktan ağzın bir karış açık kalacak. «Peki ya senin bu akıllılığın nerden geliyor?» Senin insan mantığının derinliklerinden geliyor benim akıllılığım. geceleri evini aydınlatmak için güneş ışığı kullanıp kullanmayacağını da bilemem. şimdiki zaman içinde. güçsüzlüğün karşısında diktatör olmam işten bile değildi. tören yürüyüşleri.

bir doktor olarak taşıdığın kaygılan anlatmak üzere bana geldiğinde keşfettim o derinliği. bu 'derinlik' dediği şey ne mene bir bireyci sözcük!» bu konuşmayı kaleme almazdım. obur ve hırsız ruhlu adama tosluyorsun. pekâlâ. onları yinelemeyeceksin. var ama sen bilmiyorsun. Seninle oturup bunları konuşmazdım. Bu yüzdendir ki. Dört bin yıllık kültürsüzlük çağında olanları nasıl yaptığını bir türlü anlayamayacağın. küçük. bu yüzden onu duymuyor. Eğer içinde. yani derinliklerinde bir derinlik olmasaydı. Kendi derinliklerinden ölesiye korkuyorsun. yaptıklarına inanamayacağın için belli şeyleri yapmayacaksın. oysa kendini bırakmalısın. senin büyük geleceğindir. Düşüp «bireyselliğini» yitirmekten korkuyorsun. gidip gidip aynı yere. Senin içindeki bu derinliği biliyorum. Küçük Adam. kıskanç. yanlışlarını görecek. Şimdi biraz anladın mı sıradan bir düşçü olmadığımı? Dinleyecek misin beni şimdi? «Eh. gelecekte artık neleri kesinlikle yapmayacağını söyleyebilirim sana.ki? Hem. acımasız. İçindeki bu derinlik. Küçük Adam. Güzel düşleri dinlemekten za- Bedensel boşalma gücü? Herhalde Sende derinlik olmaz mı hiç! Var. görmüyorsun. Bu yüzden derinliğe baktığında başın dönüyor ve bir uçurumun ke-narındaymışsın gibi dişlerin birbirine vuruyor. Kendine varmak için elinden geleni yaptığında bile. 142 Ben kim oluyorum ki kendi görüşüm olacakmış? 143 .

hastalarına bak. ya da değişik bir şey yapacak değilsin. İnsan toplumunu doğuran ve geliştiren kişinin sen olduğunu öğrenecek ve bu bilgini 144 savunacaksın. Örneğin sen artık «Adamdan sayılmadığına» inanmayacaksın. Ama bunların önemsiz olduğunu. onları giz olmaktan çıkarmaya çalış. doğanın gizlerine her zamankinden daha yoğun bir biçimde eğil. Her Küçük Adam ve Küçük Kadının doğru ve yanlış görüşleri vardır. günün olaylarını gazetene yaz. Senin görüşlerin var ve gelecekte bunların varlığını bilmemeyi.. çünkü başka Küçük Adam ve Küçük Kadınların yanlış görüşlerinden korkmaktadırlar.rar gelmez ya! Ama bil ki..» sözlerini dilinden düşürmeyen bir Küçük Adam olarak görmemektir. Bu korku yüzünden doğru görüşler dile getirilmez.» Bak. yeter. Kaçma. Yanlış görüşleri vardır. «İnsan toplumunun doğurucusu olmak için ne yapmalıyım?» Hiçbir şey.. çekicini indir. askere alınıyorsun ve böyle bağırdığın içindir ki. çünkü yaşamın seline kapılmaktan ve her şey bir yana çocukların ve onların çocukları uğruna yüzmek zorunda kal-mak'tan korkuyorsun. tarlalarını sür. Artık yapmayacağın şeylerden en birincisi. kaçma. tarlalarla fabri-kalann yakılıp yıkılmak için o hale getirilme145 . tarlalarımı mayın tarlasına çevirmek. Ben kim oluyorum da. çocuklarını okula ya da oyun bahçelerine götür. zavallı bir Küçük Adamım ve böyle kalacağım. «Ama benim görüşlerim konusunda kamuoyu ne der? Kendi fikrimi söyleyecek olsam bir meyva kurdu gibi ezerler beni!» Bak. Kral Bezeni-kus ya da pırıl pırıl zırh kuşanmış Şövalye Prens Şişinikus'un yaptıkları önemlidir sanıyorsun. Bütün bunları yapıyorsun aslında. Prens Şişinikus'un savaş yapmak ve beni askere almak. asıl. Sen. kendini. kendine özgü görüşü olmayan ve «Ben kim oluyorum da. fabrikaların.. deneyodamı ya da çalıştığım yeri delik deşik etmek için yetiştirilmiş askerleri ve de silâhlan bulunduğunu bilmiyormuş gibi konuşuyorsun!» Askere alındığında ve fabrikaların delik deşik edildiğinde Heil diye bağırdığın içindir ki. benim güzel doktorum. İnsan toplumunun doğumundan sorumlu olmak öylesine korkulacak bir şey değil. silâh değil eşya ya da pabuç üretmeye yaradığını. kendine özgü görüşleri olmayan. fabrikaların kurşun yağmuruna tutuluyor. bütün Küçük Adam ve Küçük Kadınların görüşlerinin toplamıdır. Özel. Küçük Adam. değişecek hiçbir şey yok. Korkma be Küçük Adam. yani tarlalann buğday vermeye. senin «kamuoyu» dediğin şey. «Amma da düşseversin be doktor! Kral Bezenikus'un. bildiğini savunsaydm. onları savunmamayı ve açıklamamayı büyük bir ayıp sayacak. beni dinle: Küçük Adam efsanesinin ardına gizleniyorsun. sokaklarda sürünen. bundan utanacaksın. Şimdiye dek yaptıklarını sürdür. Ben.

kendi görüşünün doğru.. «Ben kim oluyorum. «Peki ben ne yapayım? Savaştan nefret ediyorum. GÖĞSÜNÜ GERE GERE YAPTIĞIN AN. askere alınıp cepheye gönderildiğimde karım hüngür hüngür ağlıyor. Heil! diye bağırmak ve «Meçhul Asker» anıtlarına çiçekler koymak yerine. Bu sorulara yanıt vermek için diplomatlara gereksinmen olmayacak artık. Bunu gerçekleştirmek için ne yapmalıyım?» Her zaman yaptığın ve yapmak istediğin şeyi. karını sev. onlar da tıpkı senin gibi adamdan sayılmadıkla-nna inanmakta ve «Ben kim oluyorum ki kendi görüşüm olacakmış?» demektedirler. ya da tüm proleterlerin Mareşalinin sendeki ulusal bilinci ayağının altında ezmesine izin vermek yerine. çocuklarının mutluluk içinde büyümesini engelleme. Pazar günleri ezgiler söylemek. proleter orduları topraklarımı kuşattığında çocuklarım ölüm açlığı çekiyor. karım ve ço146 cuklarım için yaşamak isterken. çalıp oynamak istiyorum. milyonlarca ceset yığılıyor sokaklarda. Şu ya da bu ulusun Barbarı sana saldırdığında tüfeğine yapışacaksın.» diyen bir Küçük Adamdır. silâhları da. bu bilince vardığın an. Senin Kral Bezenikus'un ya da Şişinikus'un bu gibi şeyleri bilmezler..) 147 . onlara özgüveninle ve çalışma bilinciyle karşı koymalısın. yuvamı savunacak değil miyim?» Haklısın Küçük Adam. çook uzaklardaki bir «zafer meydanında» dolu dolu gözlerle gökyüzüne bakmana.diğini söyleseydin. İŞTE BUNLARI BÜTÜN İÇTENLİĞİNLE. senin. Ama bak sen şunu anlamıyorsun bir türlü: Tüm ulusların «Barbarlar»ı ömründe hiç çalışmamış olan Prens Şişinikus'un savaş çağrısı üzerine Heil! diye bağırıp duran milyonlarca Küçük Adamdan başka bir şey değildir. bana savaş açarsa ne yapacağım? Evimi. işim bittikten sonra çocuklarımla oynamak. (Senin o «Meçhul Asker»ini de çok iyi tanırım. tarla ya da fabrikanın ölüme değil. Ruslar ya da bilmem-kimler zorla üzerime saldırır. sırtını giydirmek için değil.» diye sormadığın. fabrikada ya da laboratuarda çalışmış değillerdir. ben işim için. bir kimse olduğunu bildiğin. Küçük Adam. tüm proleterlerin anayurdunun cinsel açlıktan kıvranan askerlerinin acımasına bırakan. öyle dalıp dalıp gitmene neden olan SAVAŞ OLMAYACAKTIR. işini yap. O da senin gibi. pırıltılı zırhlar kuşanmış bir Şövalye olan Prens Şişinikus'un askerleri de olmazdı. Japonlar. karımı sevmek istiyorum. yaşama hizmet etmek durumunda olduğunu anladığın. çalış. Toprağımı işlemekten başka dileğim yok benim. öksüz çocuklarının sokaklarda açlıktan ölmesine neden olan. «İyi güzel ama. Alman ya da proletarya ana-yurdunun onuru için yaptığını sanmaktadırlar. İtalya dağlarında savaşırken tanıdım onu. çünkü tek bir gün bile tarlada. senin bu işi çocuklarının karnını doyurmak. kendi soruna kendin yanıt vereceksin. buna inandığın an. karını. Barbarlar ya da Almanlar. kendi görüşü olduğunu kabul etmeyen ve «Hem ben kim oluyorum da. Prens Şişinikus.

bir yıkma bilinci yerine yapma bilinci geliştirir ve atom bombasının bu dünyayı paramparça etmesini önleyecek yollan bulurdun. hoş. anlıyor musun. Çin. etkini kullanır. bunu yapamamışsan. bunu biliyorsun Küçük Adam. dönüp dolaşıp aynı şeye. savaşların çıkmasını önlemek için yapılacak tek şeyin. kesin bir dille ona karşı koyar. Yeni bir çağ. Amerika'nın bir ucunda bulunan son derece verimli. bu yeryüzündeki tüm Küçük Adamların iyi ve kötü yönleriyle. sana ve senin doğru ya da yapay düşünmene bağlı her şey. Bunun için yalnızca. «İyi. sıkıntıdan ölmeye devam ediyorsun. Ama duymazlıktan. artık Heil! diye bağırmayacaksın. o uğursuz atom enerjisinin kanserlerini ve romatizmalarını iyileştireceğini vaat ediyorsun Küçük Adamlara. bulduğun şeyin öldürücü bir silâhtan başka bir şey olmadığını çok iyi bildiğin halde. yaşam için çalıştığını bilmen gerek. yirminci yüzyılın en büyük bilim adamı olan sen. ya da. ya da herhangi bir Barbarlar ülkesindeki Küçük Adamı tanıyabilir. deneyodamda başladı yeni bir çağ. Başladı evet. çıkış yolunu bir türlü bulamıyorsun. Öte 148 yanda. işlemez hale getirirdin. ölüm için değil. ama senin düşündüğün gibi değil. bir işçi. Eğer sen. «Heil» diye bağırıyorsun. kişinin işini doğru dürüst yapması ve doğru dürüst sevmesi olduğuna inandırabilirsin onu. baba ya da koca olarak yapman gereken iş konusundaki doğru görüşünü ona anlatabilir. tümüyle senin elinde. senin o fizik biliminin vardığı çıkmaz sokağa girmiş oluyorsun. «Yaşasın kültür ve teknik!» Ama bak. şunu şuraya yazıyorum. doğru düşünmüyorsun. söylediklerimi yapmıyor. Senin cehenneminde değil. gün gelecek. bombayı. bilmezlikten geliyor. Er ya da geç —bu da sana bağlı— gün gelecek. Kendi yarattığın labirentin içinde dönüp duruyor. son nefesinde. çünkü yolun bulunduğu yöne bakmıyorsun. doktor. çiftçi. bir tek atom bombası yüz binlerce insanı bir anda öldürebilir!» Daha hâlâ doğru düşünmüyorsun Küçük Adam. Yani. suskunluğunla boğuyor ve kanserden ölmeye devam ediyorsun. atom bombası yapmayı bırakmak yerine Heil! diye bağıran Küçük Adamların elinden çıkıyor onlar. Küçük Adam. ama şimdi bunlar bir de atom bombası çıkardılar. Sen sanıyor musun ki. kırık bir yürekle. o bu işten anlamaz. açık seçik. «atom enerjisi çağı» başladı sanıyorsun. Benim Acunsal Enerjimin çeşitli hastalıkları iyileştirebileceğini söyledim sana. ancak mikroskopla seçilebilen bir cisim kadar küçük bir adam olmasaydın. Savaşa gidip gitmemek. pırıl pırıl zırhlar kuşanmış bir Şövalye olan Prens Şişinikus* un yapıyor o senin atom bombalarını? Hayır. ama ölürken bile. tarlalarını. Bunun için yalnızca. yani Japonya. Küçük Adam: Göz göre göre kendi mezarını kendin kazdın. sana dayanıyor iş.Kardeşini. böylesine küçük. Bunu yapmakla. tıpatıp sana benzediğini bilmen gerek. buğdayını talan etmeleri için 149 . yaptıkları iyi ve kötü işlerle. Küçük Adam.

toplumun. özgünlüğün. çalışmıyorsun. düşüncelerin uyumlu. «Genel greve gideyim mi. Er ya da geç. bu sorumluluğun nice büyük olduğunu gösteremezsin. Kendin. bilemem. Her şey — yaşamın. Grevdeyken. çalışma grevi yap. çocuğun. ne zaman güvenlik içinde olacağını soruyorsun.» diyorsun içinden. güvenlikten daha büyük anlam taşıdığı vakit yaşamın güzel ve güvenlikli olacak. İlle de bir «grev» yapmak istiyorsan. Küçük Adam. çünkü bunun sonucu olarak kendi çocuklarının ve karının açlıktan ölmesine yolaçabi-lirsin. kadınla erkek arasındaki sevgiye. parti çizgisinden ya da kamuoyundan daha önemli. Hangi konularda yanlış düşündüğünü —bugün olduğu gibi yaptığın yanlış ona-rılmaz hale gelmeden— vaktinde yakalarsan. yalnızca kendi yaşamın için ÇALIŞACAKSIN. Görüyo150 rum. sevgi. ha?» Orasını ben bilmem. Beethoven ya da Bach'ın ruhsal durumu. biçimsel ve yapmacık kurallardan kaçarsan. Canlılık. Onların savaşlarına ayıracak vaktin olmadığını. olmaz anlamında başını iki yana sallıyorsun. ya da belki «bir Kızıl bu. bu dediklerimi yapabilirsin. derinlere gömülü olarak duruyor) güzel olacak yaşamın-. büyük savaşçıların yaptığı kötülükleri değil de. çocuklarının yaşamı.sürmeyecek. eğer artık Heil! diye haykırmasan. iş arkadaşlarınla diplomatlar aracılığıyla değil de doğrudan doğruya ilişki kurduğun an. bir düşsever. büyük bir alanın çevresine dikenli tel çek. bırak orda teketek dövüşsün. birbirlerini öldürsünler. karın ya da sevgilin. senin varlığının tümünün ruhsal durumu olduğu an (bu. içinde bir aydınlık duyar. savaş isteyenleri içine koy. başka bir şey mi yaparsın. Küçük Adam. Grev yapmakla. toplumunun iyiliğinden ve kötülüğünden kendinin sorumlu olduğunu. içinde bulunduğun duruma hiç uymaz. paradan önemli. çocuklarının öğretmenlerine politikacılardan çok daha fazla ücret verildiği an. yalnızca yaşam için çalışacaksın. grev yapmayacaksın. ürünlerin ya da çiftliğin için çalışarak grev yap. çekicin ve stetoskobun senin elinde. Onu mu yaparsın. Gün gelecek. İşte Küçük Adam. gün gelecek. yeni yetişmiş kızının 151 . Bunun yanıtı. çok daha önemli işler yapmakta olduğunu söyle onlara. senin gözünde. eğer bir hiç olduğunu ve kendi görüşünün bulunamayacağını sanmaktan vazgeçsen. varlığının bir köşesinde. bir evlenme cüzdanına gösterdiğinden daha büyük bir saygı duyduğun zaman güzel olacak yaşamın. ölüm için değil. Ne zaman doğru dürüst bir yaşam süreceğini. hakikatleri duyduğunda yüreğinde bir canlılık. Dünya denen bu kentin dışına. Genel grev dediğin şey kötü bir savaşma aracı olsa gerek. oysa biz çalışmaktan söz ediyoruz. duyguların tutarlı olduğunda. Özel yeteneklerini zamanında gördüğün ve artık yaşlandığını zamanında kabul ettiğin vakit. fabrikalarının kurşunlarla delik deşik edilmesi için çalışmayacaksın. senin içinde var. büyük adamların düşüncelerini içinde duyabildiğin an.

sevgiden duyduğu mutluluk seni öfkelendirmek yerine sevindirirse, insanların, sevme organlarıyla oynayan çocukları cezalandırdıkları günler çok gerilerde kalmış ve sen "«hey gidi günler» diyerek başını sallıyorsan, sokaktaki tüm insanların yüzünden özgürlük pkunduğu, üzüntü ve sefalet yerine canlılık ve neşe fış-kırdığı gün, insanlar, bu dünya üzerinde artık içeri çekilmiş, kasılmış karınlan ve ölü cinsel organlarıyla yürümediği gün yaşamın mutlu olacak. Akıl istiyorsun, ne yapayım diyorsun, Küçük Adam. Binlerce yıl boyunca, iyi kötü akıl veren, sana yol gösteren oldu. İçinde bulunduğun zavallılığın nedeni sana gösterilen yolların iyi olmamasından değil, senin küçük, beş para etmez bir adam olmandan geliyor. Sana önerilerde bulunabilirim, yol gösteririm, ama sen sen olduğun ve belli bir düşünme biçimine sahip olduğun için duyduklarını, herkesin çıkarına olacak biçimde uygulayacak yetenekten yoksunsun. Diyelim, şu diplomatlığı artık kesmeni, bunun yerine, bütün ülkelerin ayakkabıcıları, marangoz, makinist, teknisyen, doktor, eğitimci, yazar, yönetici, madenci ya da çiftçileriyle mesleksel ve kişisel bir kardeşlik kurmanı önersem, tüm Çinli çocukların ayağına en rahat uyacak pabucun nasıl olması gerektiği konusunda tüm dünyanın ayakkabıcıları ortak karar verse, insanların donmaktan nasıl korunacağını düşünme işini dünyanın madencilerine bıraksan, ye152

ni doğmuş çocukların olası güçsüzlük, akıl hastalığı gibi şeylere karşı nasıl korunması gerektiği konusunda bütün ülkelerin ve ulusların eğitimcileri karar verse, ne dersin? İnsan yaşamında çok doğal ve gerekli olan bu tür şeylerle karşılaşsan, ne yaparsın, Küçük Adam? (Bunları söyledim diye beni hemen «Kızıl» damgasıyla hapse tıkmamışsan), bana, ya doğrudan doğruya, ya da parti, kilise, hükümet ya da sendikanın bir sözcüsü aracılığıyla şunu söyleyeceksin kuşkusuz: «Ben kim oluyorum ki? Uluslararası diplomatik ilişkilerin yerine uluslararası çalışma, iş ve toplumsal gelişme ilişkileri kuracak adam mıyım ben?» Ya da: «Ulusların iktisadî ve kültürel gelişme alanlarındaki ayrılıklarını ortadan kaldıramayız.» Ya da: «Faşist Alman ya da Japonlarla, Komünist Ruslar ve anamalcı Amerikalılarla mal değiş tokuşu mu yapacaktık yani? Bunu mu istiyorsun?» Ya da: «Beni her şeyden önce, kendi Rus, Alman, Amerikan, İngiliz, Yahudi ya da Arap anavatanım ilgilendirir.» Ya da: «Benim işim başımdan aşmış, yaşamımı bir düzene sokmak, kendi terziler sendikamla aramı bozmamak için yapmam gereken bir yığın iş var. Diğer ulusların terzileriyle başkaları uğraşsın.» Ya da: «Şu Anamalcının, Bolşevik, Faşist, Troçkist, Entemasyonalist, Seksüalist, Yahudi, 153

Yabancı, Aydın, Düşsever, Düşçü Demagog, Çılgın, Bireyci ya da Anarşistin sözlerine kulak asma. Sende hiç Amerikan, Rus, Alman, İngiliz, Yahudi, vb. bilinci yok mu? Safsatadan bıktık!. İnsan ilişkilerinin düzenlenmesinde üstüne düşen sorumluluktan kaçmak için bu sloganlardan birini kullanacağına kalıbımı basarım. Küçük Adam. «Ben adam değil miyim peki? Söylediğim hiçbir şeye inanmıyor, yaptığım her şeyin yanlış olduğunu söylüyorsun! Vargücümle çalışıyorum, karıma ve çocuklarıma bakıyorum, doğru dürüst bir yaşam sürüyor, ülkeme hizmet ediyorum. Bu kadar da kötü müyüm ben yani!» Dürüst, aklı başında, çalışkan, verimli bir varlık — örneğin bir arı ya da karınca gibi— olduğunu biliyorum. Ben yalnızca senin yaşamını zehir eden, onu yüzyıllardır yıkan ve yıkmakta olan Küçük Adamı günışığına çıkarmak istemiştim. Küçük ve beş para etmez olmadığın zamanlar BÜYÜKSÜN sen Küçük Adam. İşte bu büyüklük, senin tek umudundur, kurtuluşun yalnız ve yalnız bu büyüklüğünle gerçekleşecektir, Küçük Adam. Bir ticaret adamı olarak işini severek yaptığında, tahta oymaktan, binalar kurmaktan, boya yapmak, vitrin düzenlemek, tarlanı sürmekten hoşlandığında, bu işleri severek yaptığında, çok büyüksün; mavi gökyüzüne, bir ceylana, yeşil çimenleri örten kırağı taneciklerine sevgiyle, hoşnutlukla baktığında büyüksün; müzikten, danstan hoşlanır-

ken, çocuklarının gelişmesini tatlı tatlı izler, kadınının ya da erkeğinin güzel bedeninden zevk alırken büyüksün; güneş ve gezegenler dizgesinin yaptığı hareketleri gösteren aracın başına geçip, tependeki gökyüzünde olup bitenleri öğrenmek istediğinde, ya da kitaplığına gidip,

Ben adam değil miyim?

başka kadın ve erkeklerin yaşam üzerine neler düşündüğünü okumak istediğinde büyüksün. 155

Bir büyükbaba olarak torununu dizine oturtup, çook eski günlerde olanları ona anlattığında, bilinmez bir geleceğe, onun çocuksu merakı ve inancıyla baktığında büyüksün. Bir ana olarak, bebeğine ninni söylediğinde, gözlerin dolu dolu, yüreğinin tüm içtenliğiyle onun gelecekte mutlu olmasını dilediğinde, onu büyüttüğün yıllar boyunca, her saat onun geleceğini kurduğun, o mutlu geleceği yavrunun içinde her an yarattığın, yeşerttiğin zaman büyüksün. Eski halk türkülerini söylediğinde büyüksün, Küçük Adam, bir akordeonun ezgilerine uyarak hoplaya zıplaya dansederken büyüksün, halk türküleri sıcaktır, insanın yüreğini okşar çünkü ve onlar, bütün dünyada aynıdır; evrenseldir halk ezgileri. Ve dostuna şunları söylediğinde büyüksün: «İyi bir yazgım olduğu, pisliklerden ve oburluktan uzak bir yaşam sürebildiğim için sevinçliyim, çocuklarımın büyümesini ve gelişmesini, ilk agularından, emekleme, yürüme ve oynamalarına dek yakından izleyebildiğim, onların sorularını ilgiyle dinleyebildiğim, kahkahalarını duyduğum, sevgilerine tanık olduğum için sevinçliyim. Baharı ve onun tatlı rüzgârlarını, evin az ilerisindeki ırmağın türkülerini yüreğimde duyabildiğim, kötüniyetli komşuların dedikodularına katılmadığım, eşimi kucaklarken derin bir mutluluk duyduğum, bedenimden akıp giden yaşamın sesini, coşkusunu, canlılığını duyabildiğim için sevinçliyim; güçlüklerle karşılaştığımda, hangi yolu seçeceğimi bilebildiğim, yön duygumu yitirmediğim için, yaşamımın bir 156

anlamı olduğu için sevinçliyim. Böylesine mutlu bir yaşam sürebildim, çünkü, her zaman, ama her zaman, içimdeki şu sesi dinledim: 'Önemli olan tek bir şey vardır: Sakıngan ve korkak kimselerin yürüdüğü yoldan başka bir yönü gösterse, seni sürüden ayırsa bile, yüreğinden gelen sesi dinle.' Yaşam, zaman zaman sana dayanılmaz acılar verse de, küsme, kaba davranma ona karşı. Günlük işimi yaptıktan sonra, akşamın sessizliğinde evimin önündeki çimenler üzerine karım ve çocuğumla oturduğumda, doğanın solumasını içimde duyduğumda, bir ezgi çalınıyor kulağıma, geleceğin ezgisi: 'Eyy, siz milyonlarca insan, sizi kucaklıyorum, bütün dünyanın öpücüğüyle kucaklıyorum sizi!' İşte o an, bu yaşamın, bu yaşamın içinde olan her şeyin haklarına sahip çıkmasını, dünyayı top sesleriyle dolduran korkak ve katı ruhları değiştirmesini istiyorum; dayanılmaz bir istek bu. Durdurun şu top seslerini. Bu insanlar, yaşam karşısında kendilerini çaresiz gördükleri için geçiyorlar top tüfek başına. Oysa çaresiz değiller... 'Baba, güneş battı. Nereye gitti? Gene gelecek mi?' diye soruyor oğlum; onu kucaklıyorum ve yanıtlıyorum: 'Evet oğlum, gelecek, az sonra gelip bizi ısıtacak.'»
***

Seninle yaptığım konuşmanın sonuna geldim, Küçük Adam. Daha sana söyleyeceğim öyle çok şey var ki. Ama bu konuşmayı dikkatle ve içtenlikle okudunsa, benim işaret etmediğim 157

bu gerçeği kabul etmeye götürecek seni. . binlerce Nuh gemisi şu sözlerimi yankılatacak: Ekilen tohumlar Ürün verecek. Beni ister bir dâhi olarak göklere çıkar. bugüne dek yalnızca makinala-rı yönetmeyi beceren insanoğluna. bilinçli bir erekle. ister casus diye darağacında sallandır. Sende o nitelik olduğu sürece. Çünkü senin beş para etmez davranış ve düşüncelerini doğuran şey. Bugüne dek bana yaptıkların. çöplüklerde türeyen kurtlar. ya da gelecekte yapacakların hiçbir şeyi değiştirmez. Çocuklarının çocukları. ister akıl hastanesine tık. Çok geçmeden kötülükler silinecek Savaşçılar ölecek Taşlar toprak olacak. aynıdır. yaşamını yönetebileceği bir alet sunduğumu anlamaya. küçük olacaksın. Bu bağlılığımdan bir an bile ayrılmadım. senin acunsal doğanın uçsuz bucaksız alanlarını gözler önüne serdim. açıkgözler. aç koca kurtlar. 158 Çok geçmeden anlı şanlı krallar Kuru güz yaprakları gibi savrulacak: Her tufanda. Buyurganlar. İçinde bulunan «yaşayan şeyin. Benim en büyük ödülüm budur. ister kurtarıcın olarak sarıl bana. Senin organizmanın sadık bir mühendisiyim ben. kurnazlar.yerlerde bile bir Küçük Adam gibi davrandığını göreceksin. zehir saçanlar. bir bilgenin bir zamanlar öngördüğü şu ■ yazgıdan kurtulamayacaklardır: Kutsal sözcüklerin tohumunu ektim yeryüzüne. her ne yapsan. zorunluluklar ergeç canlıların yaşama yasalarını bulduğumu. benim izimde yürüyecek ve insan doğasının iyi birer mühendisi olacaklardır.

K. : 528 44 09 — 511 82 33 .İstanbul P. No: 51 Cağaloğlu . 889 Sirkeci/İstanbul Tel.PAYEL YAYINEVİ — Cağaloğlu Yokuşu Evren Han Kat 3.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful