DİNLE KÜÇÜK ADAM

WILHELM REICH

Resimleyen: William Steig

İngilizceden çeviren: ŞEMSA YEĞİN
Sevgi, çalışma ve bilgi yaşamımızın tükenmez kaynaklandır. Dolayısıyla, yaşamı onların yönetmesi gerekir. Wilhelm Reich.

Siz, beni horgören büyük adamlar! Nerden beslendi politikanız, Dünyayı yönettiğiniz sürece? Hançer yaralarından ve cinayetlerden! Charles de Coster, Ulenspiegel

DİNLE KÜÇÜK ADAM, bilimsel bir belge değil, konusu insan olan bir çalışmadır. 1954 yılı yazında, yayımlanma amacı güdülmeden, Acun-sal Yaşam Enerjisi Kurumu Belgelikleri için yazılmıştır. Bu kitap, birkaç onyıl boyunca, sokaktaki Küçük Adamın kendine neler yaptığını önce çocuksu bir saflıkla, daha sonra büyük bir şaşkınlıkla ve nihayet dehşet içinde izleyen bir doğabilimci ve tıp doktorunun içindeki fırtınaların ve çatışkıların ürünüdür: Sokaktaki Küçük Adam, nelere katlanmak durumunda kalmakta, nasıl isyan etmektedir? Düşmanlarını el üstünde tutmasının, dostlarınıysa öldürmesinin sebepleri nelerdir? Bu Küçük Adam, «halkın bir temsilcisi» olarak, belli bir gücü ele geçirdiği durumlarda bu yetkisini nasıl boşa harcamakta, ziyan etmekte, yanlış kullanmaktadır? Neden, aynı gücü daha önce elinde bulunduran ve onu, Küçük Adamı ezmek için kullanan üst tabakaların sadist bireyleri gibi davranmakta, eline geçirdiği o yönetme gücünü nasıl olup da acımasız bir baskı aracı haline getirmektedir?
o

büyüklükte ve eldeğmemiş hazineler vardır; bu değerler, insanoğlunun umutlarının gerçekleştirilmesi yolunda kullanılmak üzere hazır beklemektedirler. İşte bu konuşma —ayrıca--- bu hazinelere olan büyük güveni dile getirmektedir. İnsanların içinde bulunan «yaşamı temsil eden şey», toplumsal ve insansal karşılıklı ilişkiler içinde son derece doğal ve saftır; bu yüzden, koşulların insana egemen olduğu durumlarda tehlikeye düşer, İnsanın içindeki «yaşayan şey», kendi türünden olan bir insanın da, yaşamın yasalarına kendisi gibi uyduğunu, doğal, yardımsever ve özverili olduğunu varsayar. Sağlıklı çocuklara ya da ilkel insanlara özgü olan bu doğal temel davranış, coşkusal veba varolduğu sürece, insanın akılcı bir yaşam düzeni sağlama savaşımında en büyük tehlike olarak boygösterecektir. Çünkü vebalı birey de kendi türünden olan canlıların, kendi düşünme ve davranış biçiminin özelliklerini taşıdığını varsayacaktır. Doğal ve bozulmamış birey, bütün insanların doğal olduğuna inanır ve ona göre davranır. Vebalı bireyse, bütün insanların yalan söylediğine, çalıp çırptığına, başkalarını dolandırdığına ve üstünlüğü ele geçirme çabası içinde çırpındığına inanır. Açıkça görülüyor ki, insanın içindeki «yaşayan şey» zayıftır; tehlikelere karşı dayanıksız durumdadır. Vebalı bireye elini uzatsa, kolunu kaptıracak, varı-yo-ğu alınacak, sonra da kendisiyle alay edilecek ya da ihanete uğrayacaktır; güvendiği herkes onu aldatacaktır. 12

Bu böyle gelmiştir; ancak böyle gitmemelidir. İnsanın içindeki «yaşamı temsil eden şey»in korunma ve gelişmesi savaşımında, katılık gerektiği durumlarda katı olunmasının zamanı gelmiştir; insan, hakikatlere korkmadan tutunduğu sürece katı davranmakla doğallığını yitirecek değildir. Kitle içinde yaşayan bireyin zırhlarla kaplı yapısında bulunan karanlık ve tehlikeli dürtüleri harekete geçirip, onları örgütlü siyasal cinayetler işlemeye götürerek öldürücü kötülüklere neden olan ölümcül vebalı bireyler, verimli, çalışkan, aklıbaşında milyonlarca insan arasında her zaman için çok küçük bir azınlığı oluşturmaktadır; bu olgu umut vericidir. Kitlenin bir parçası haline gelen bireyde bulunan coşkusal vebanın mikroplarına karşı yalnızca tek bir panzehir vardır: bireyin, kendi içinde bulunan «yaşamı temsil eden şey» in canlılığını duyması. Bu «yaşamı temsil eden şey», güç elde etmeyi değil, gücün insan yaşamında oynaması gereken rolü üstlenmesini ister. İnsan yaşamı, sevgi, çalışma ve bilgiden oluşan üç temel direk üzerine kurulmuştur. İçindeki «yaşamı temsil eden şey»i coşkusal vebaya karşı korumak durumunda olan insan —coşkusal veba tarafından yanlış biçimde ve kötüye kullanıldığı gibi iyiye de kullanılan— konuşma özgürlüğünden yararlanmasını öğrenmelidir. Görüşleri açıklamada eşit hak tanındığı sürece akılcı görüşlerin en sonunda her şeyi yenmesi gerekir. Bu, büyük ve önemli bir umuttur. 13

Mirasın. avucunun içinde alev alev yanan bir elmastır. Her seferinde aldatıldığını anlıyorsun. «Sıradan İnsan Çağı» başladı diyorlar. hem ruhsal. hiç sesini çıkarmıyorsun. şu yeryüzünde yönetici rolü oynamaya başlamış bulunuyorsun. hem bedensel çıplaklığın içinde. her ayakkabıcı. devlet adamları söylüyor. Birkaç onyıldır. aslında nasıl düşündüğü14 nü ve gerçekte ne olduğunu söylemiyorlar sana. Şöyle bir yakınmayı hiç duymadım senin ağzından: «Gelecekte kendimin ve dünyamın efendisi olmak yolunda yürütüyorsunuz beni. Geleceğini eline veriyor. geçmişinden hiç sual etmiyorlar. yeni bir çağ.» Yönetimi elinde tutan kişilerin. Her doktor. büyük ulusların Başbakanları. Bunu sana söyleyen. iş işten geçmiş oluyor. İnsanlığın geleceği. KÜÇÜK ADAM! Sana «Küçük Adam». Seni iyi tanıyorum ve an15 . kendini bu yönde eğitmeme ve kendini eleştirmeme özgürlüğüne sahipsin. senin düşüncelerine ve senin yapacağın şeylere bağlıdır. insanın nasıl kendi kendisinin efendisi olacağını anlatmıyorsunuz hiç. Bunu söyleyen sen değilsin Küçük Adam.DİNLE. Benim karşımda hiç yakınmadın. beni dinle. sevgini ve acılarını bir kez olsun açmadın bana. Ama sen. elinde bir partinin üyelik kartı bile olmaksızın bir «tanınmıştık» kılıfına bürünmemiş halinle gördüm seni. peki ama. Seni çok iyi anlıyorum. kentsoylu ailelerin tövbekar evlâtları. Ama öğretmenlerin ve efendilerin. teknisyen ya da eğitimci. benim. Korkunç bir geçmişin mirasçısısın sen Küçük Adam. ya da kötüniyetli güçsüz adamlara seni temsil etme yetkisini veriyorsun. filozoflar söylüyor sana bunu. eksikliklerini bilmek zorundadır. maskesiz. seni kendi geleceğine egemen olma yetisi verebilecek yönde eleştiren ve bu eleştiriyi dile getirme yürekliliğini gösteren tek kişi yok. özlemlerini hiç dile getirmedin. «Sıradan İnsan» diyorlar. «Küçük Adamı» yönetmelerine izin veriyorsun. Yönetimi elinde tutan güçlülere. işini doğru dürüst yapmak ve yaşamını kazanmak için. ancak bunu anladığında. don gömlekle kalmış bir mareşal kadar çıplak halini gördüm. etiketsiz. koltuklanmış işçi liderleri. ağlamadın. Yalnız bir anlamda «özgürlüğe sahip »sin sen: kendi yaşamını yönetmeyi öğrenmeme. Çünkü seni binlerce kez çıplak gördüm. Onlar söylüyor bunu. anadan doğma çıplak. Yeni doğmuş bir bebek gibi. düşünce ve davranışlarımdaki yanlışları bana söylemiyorsunuz.

taktikler uygulamak yerine açık davranmak. Kendisi için çok değerli olan bazı şeyleri yitirmeyi göze alarak kendi küçüklüğünün ve önemsizliğinin taşıdığı tehlikeyi giderek daha iyi sezmeyi öğrendi. ne zaman ve hangi alanda küçük adam olduğunu bilir. senindir. Başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: Koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak. Kendine bakma yürekliliğini göster! «Bana bunları söylemeye ne hakkın var?» Kuşkulu ve kavrayışlı bakışlarında bu soruyu okuyorum. Bu sözcüklerin çifte anlamını kavrıyorsun. sıradan bir insanısın Sen. ama bir tek önemli yetenek geliştirdi: Düşünce ve davranışlarında küçük olduğu noktaları görmeyi öğrendi. Küçük Adam. sıradan bir insan"sın. «Ben kim oluyorum da kendi görüşüm olacakmış. Kendine bakmaktan korkuyorsun. her şeyden önce kendine bak bir. kendi yaşamımı kendim saptayacak ve dünyanın benim olduğunu açıklayacakmışım. «küçük. Demek ki. Küçük Adam. Kendisinde 17 . Bu yetkiyi nasıl kullanacağını bilemezsin. Sana nasıl olduğunu anlatacağım Küçük Adam. Küçük Adam. Öyleyse gel. buna hiç kuşku yoktur. küçük olduğunu bilmez ve bunu bilmekten korkar.» diyorsun. Kaçma. sen kim oluyorsun da kendi yaşamın üzerinde hak sahibi olmak isteyeceksin? Kim olduğunu şimdi söyleyeceğim sana: Gerçekten büyük olan insandan seni ayıran tek bir nokta var: Büyük adam da bir zamanlar çok küçük bir adamdı. bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. sana vereceklerini vaat ettikleri yetkiden korktuğun gibi korkuyorsun. değil mi: «küçük» ve «sıradan». Gelecek. Kendi küçüklüğünü ve yetersizliğini. Saygısız ağzından bu sözcüklerin döküldüğünü duyuyorum.lıyorum. Haklısın. Büyük generalleriyle övünmektedir. ama kendisiyle övünmez. eleştiriden 16 korkuyorsun Küçük Adam. Kendini küçümsüyorsun. çünkü büyük bir geleceğin olduğuna içtenlikle inanıyorum. büyük adam. Gerçekte olduğu gibi gör kendini. başkalarının gücü ve büyüklüğünün kendisinde uyandırdığı güç ve büyüklük görüntüleriyle örter. Führer'lerinin sana utanmadan söylediği şu sözlere aldırma: Sen "küçük.

Wilhelm. Ancak.varolan düşünceye değil. aynı zamanda yaşam-kurtancıdır. Krupp ya da Ford olduğunu söylüyorlar. Nikolaus. Sonra yavaş yavaş ve el yordamıyla. seninle ilgili hakikati söylemeye gelince çekiniyorum. Rusya'daki savaşının sonuysa Sta-lin'e vardı. «Kurtarıcıların »ın adına da. Napolyön. kendine ait olan şeye sahip çıkma yetisinden yoksun olmakla suçladım seni. Amerika'daki savaşının sonu da Ku-Klux-Klan yönetimine varabilirdi. Seninle ilgili hakikati söylemek yaşamı tehlikeye sokmak demektir. Sana kendi içimdeki Küçük Adamı anlatmakla işe başlayacağım: Tam tamına yirmi beş yıl boyunca. sonra Paris ve Viyana barikatlarındaki kanlı çarpışmalarda. Mussolini. seni köle yapan şeyin ne olduğunu buldum: SEN KENDİ KENDİNİ KÖLELİĞE MAHKUM EDİYORSUN. Morgan. Ben. Özgürlüğü. Paris'teki savaşının sonu Pétain ve Laval'e. yalnız ve yalnız sensin başka hiç kimse. bu gerçeği epeydir biliyordum. seni baskı altında tutanların. Hakikat. Stalin deniyor. değil mi? Kurtarıcıların. ne var 19 . Tek sorumlu sensin. ona bekçilik etmektense kazanmak gerektiğini ve de bunu sağlamanın yolunu pekâlâ bilirdin sen. kendin ve başkaları adına korumak. Oysa şimdi. 18 Yırmisekizinci Papa Gregory. sana. Bunu bilmiyordun. çünkü Sen kendi kendini köleliğe mahkûm ediyorsun senden ve senin hakikate karşı olan tutumundan korkuyorum. Viyana Savaşı'nın sonu Hitler'e. Amerika'daki köleliğin kaldırılması savaşında ya da Rus Devrimi'nde elde ettiklerine sahip çıkmamakla suçladım. En az anladığı şeylere en çok inanır ve kolayca anladığı fikirlerin doğru olduğunu kabul etmez. Köleliğinin tek sorumlusu. ama hiç kimse değil. Bak ben ne diyorum: Senden başka hiç kimse senin kurtarıcın olamaz! Bu tümceyi söylemeye çekindim biraz. her seferinde çalışıp didinip bir bataklıktan çıkmayı başardıktan sonra hemen bir başka bataklığa saplanmanın nedenini anlayamıyordum. senin bu dünyada mutlu olmayı hakettiğini savundum. Hitler. Katıksızlığın ve hakikatin savaşçısı olduğumu savunuyorum. kendi aklına gelmeyen düşünceye hayrandır.

Küçük Adam'ın perişanlığı üzerine 150 makale ve on iki kitap yazdın. yaptığın ünün zevkini çıkar. bir bölük kumandanı ya da kötülükleri ortadan kaldırma 20 21 . ya da bir parti lideri. benim içimde bulunan Senden başka hiç kimse senin kurtarıcın olamaz! ya da küçük. Avusturya. derneğinin sekreteri olmak istiyor Küçük Adam. Yaptıkların yeter de artar bile.» İçimdeki Küçük Adam diyor ki: «Sen. Bilim tarihinin entellektüel devlerinden biri sayılıyorsun. Eski hastaların sana hayranlık duyuyor. Öğrencilerin se. Yaşamın sefaleti. Amerika.ki. O ülke senin. Ama coşkusal vebaya tutulanlar peşindeler. kendini incelemelerine ver.. sen. çünkü hakikati söyledin. çünkü Acunsal Yaşam Enerjisini ve yaşamın işleyiş yasaların! keşfettin. bu ülke benim dolaştın.. trafik. Küçük Adam kendisiyle ilgili hakikati duymak istemiyor ki! Kendisinin olan büyük sorumluluğu üstlenmek istemiyor ki! O. bir büyük adam olmak istiyor. Şimdi şöyle bir arkana yaslan. Şimdi işi gücü bırak. araştırma. konut yapımı. Zengin olmak. İngiltere. Kanseri anlaşılır hale getirdin. 'Kültürel değerlerin kurtarıcıları' senden nefret ediyor. İskandinav Ülkeleri. yönetim ya da herhangi bir başka alanda üstüne düşen sorumluluğu üstlenmek istemiyor. Aklım bana şunu söylüyor. Bu böyle olmasaydı. senin çok büyük bir adam olduğunu söylüyor. Filistin ve diğer yerlerde tanınmış bir büyük adam oldun. Çabalarının meyvalarını topla. Yüzyıllardır yapılan bulguların en büyüğünü yaptın. Komünistler sana savaş açtı. bir Küçük Adam olarak kalmak. Küçük Adam. ni çok seviyor. çetelerin ganimeti haline gelmektedir. İşinin sorumluluklarını yerine getirmek.«Her ne pahasına olursa olsun hakikati söyle. eğitim.» İçimdeki Küçük Adamsa şöyle diyor: «Küçük Adama gerçek yüzünü göstermek. bu durumda ve bu yerde bulunmayacaktın. Bulguların ve kuramların üniversitelerde okutuluyor. adın dünyanın her yanında duyulacaktır. doğanın işleyiş yasaları üzerinde çalış!» İşte. sen olmayacak. ona açılmak ve acımasına başvurmak aptallıktır. hakikatler yağmalanmakta. yiyecek sağlamak. Almanya. Öteki büyük ve yalnız adamlar. Birkaç yıla kalmaz.

gerçekten büyük bir adamın önderliğinde bir parti kurar. o denli çok saygı gösteriyor. insan önce tek bir sömürücüyü. yardımcılar. senin adına savaştım. Seninle olan ilişkimi sürdürdüm. Bendeki kendini ve kendin- deki beni keşfedebilir. İşlerini kolaylaştırmak için çevresinde küçük adamlar. Napolyon'u da Pestalozzi'den daha iyi tanıyorsun. sonra da korkup benim içimdeki kendini öldürebilirdin. onları izledin. senin yerine savundum onları. Ve yavaş yavaş. Çok uzun bir süredir seninle yakın bir ilişki içindeyim. Bir şeyi ne denli az anlarsan.ve senden korkan Küçük Adam bunları söylüyor bana. Artık tefe bir efendinin kölesi olmaktan kurtulmak. Herkesin kölesi Ben söylediğimi anlayamayacağını biliyorum: «Herhangi bir kimsenin kölesi olma özgürlüğü» öyle kolay anlaşılır bir şey değil. Bu durum karşısında hiç sesini çıkarmadın. Bu nedenle senin. Hitler'i Nietzsche'-den. Seni «özgürlüğe götürecek şey» içimdeki Küçük Adam olacaksa. Bu durumda kişi. diyelim. seni «kurtarmak» istedi. senden korkarım o zaman. ama verdiklerimi savunma yetisinden yoksun olduğunu gördüm. Sigmund Freud'-dan daha önemlidir. seni kazanmak. İçimdeki Küçük Adam. İçimdeki Küçük Adam seni herkesin yöntemiyle. Ben. Führer'in araçlarıyla kazanmak isterdi. senin özgürlüğünü son derece ciddiye alır. çünkü sana gerçekten yardım edebildiğimi ve genellikle gözlerin yaşararak benden yardım istediğini gördüm. herhangi bir kimsenin kölesi olmak için. onun karşısında boyun eğiyorsun. getir-götürcüler toplamak zorundadır. sana yardım etmek istiyorum. Çarlığı ortadan kaldırmak zorundadır. benim yardımımı almaya hazır. Sana göre bir kral. senin Führer'in ya da kurbanın olarak ortadan yitmeden sana nasıl yardım edebileceğimi öğrenmek için sürdürdüm seninle olan ilişkimi. çünkü bu büyük işi tek ba23 22 . kendisine saygı göstermeni — ne olduğu konusunda şu ka-darcık fikrin olmaması nedeniyle önünde eğildiğin «yüksek matematik»e gösterdiğin saygıyı bekledi içimdeki Küçük Adam. herhangi birinin ya da herkesin kölesi olma özgürlüğün uğruna ölme gönüllülüğünden vazgeçtim. Gerçekten büyük olan adam. çünkü senin yaşamını kendi deneylerimden biliyorum ve çünkü. Bu kez. Derken senin Führer'lerin çıkagel-di ve çalışmalarımı yerle-bir etti.

sen onu anlamaz. Ama kültür sarayınla övünmektesin. çünkü bu büyüklük. yürekliliğinden ve yaşamla arasındaki gerçek ilişkiden gelmekteydi. Birçok küçük büyük adamı bir arada tutabilmek. yani bataklıkta kalırsın. ya da bir damla hakikat.şına yürütemez. sendeki bu herhangi bir kimsenin kölesi olma itkisini büyük çabalarla inceledi ve böylece. Damları samanla örtülü. dışişleri. kendi ellerinle. elde edebildiği büyüklüğünden her gün bir parça vermek. sadeliğinden. senin onu erişilmez bir Tanrı'ya dönüştürmene gözyummak zorundadır. Böylece. hattâ yaşamlarını feda etmenin. özgürlük yasaları. Üstelik. beş yıldan az bir zaman içinde ortadan kaldırılabilirdi. senin saflarından gelen küçük adamlar. sen. insanın. vb. senin yeni köleliğini satın almak için çok yüksek olduğunu öğrendiler. bilim ve sanat alanlarında büyük gö24 revlere atanırken sen olduğun yerde. Bunun üzerine. adam yerine koymazsın. Bu küçük büyük adamlar. sade bir insan olarak kalsa. Sayfalar dolusu söylevler yazar. saraylardan. senin adına güçler ve yetkiler ele geçirir. malikânelerden değil. maliye. bir dahaki savaşa ve yeni efendilerinin koltuklarını yitirmesine dek sürecektir. zahmete değmeyeceğini. Özgürlük elde etme yolunda çalışmalar yapan ve gerçekten büyük adamlar olan düşünürlerin yüz yıl içinde ortaya koydukları şeyler ve çektikleri acılar. Dllediğince çekip çevirdiğin. ona güvenmezsin çünkü. bu bedelin. özveride bulunmak zorundadır. yeni efendini ortaya çıkarmış olursun. senin güvenini yitirmemek için gerçekten büyük olan bir adam. Kendisine yeni efendi rolü verilmiş olan büyük adam büyüklüğünü yitirir. dilediğin biçime soktuğun «yanılsama»dan hoşnutsun şimdilik — ancak. kafasını birazcık kullanarak nasıl küçük bir büyük adam olabileceğini saptadı. Onlar da senin gibi açlık ve acı çektiler. Olduğu gibi. kendisini ayakta tutacak olan senin yardımın ve ciddiliğindir. İçinde bulunduğun toplumsal bataklıktan çıkarır seni. Bir «mutlu gelecek» ya da bir «Uçüncü Reich» uğruna pılı pırtı içinde dolaş mayı sürdürürsün. senin saflarından gelmektedirler. Eski ulusların küçük adamları. 25 . derin bir aydın yalnızlığı içinde. Efendi değiştirme süreçlerini kısalttı bu adamlar. Sana öncülük edebilmek için. onun sözünü sakınmazlığından. senin bu egemenliğin. hükümet. Bir sürü küçük büyük adamla çevrilmiş olarak. bu süreci kısalttılar: Bunu açık açık ve daha büyük bir acımasızlık içinde yaptılar. senden ve gürültü patırtıdan uzak ama aynı zamanda senin yaşamınla yakın bir ilişki içinde. çevresine küçük büyük adamlar toplamasa. ya da yeni. Senin özgürlüğünü nasıl sağlayacağın yolunda yüzyıl kafa yormanın. Büyüklüklerini büyük adamdan sağlamış olan küçük büyük adamlar. elinde evlenme cüzdanı olmadığı halde bir kadını sevebilen bir adam olsa. senin mutluluğun için özveride bulunmanın. bir kenara iter. diyelim. onu olağandışı bir insan olarak görmek istersin. şeyler yazar. duvarları tezekle sıvalı pis evlerde yaşamayı sürdürürsün. daha iyi bir inanç bulur sana.

en büyük zayıflıklarını. sen kendini horgördüğün için. ailenin ve çocuklarının birer hiç olduğunu anlatıyorlar. ulusal büyüklük vaat ediyorlar. Çünkü insanlığın geleceği senin elinde. Küçük Adam. insanın size dilediği işlemi uygulayacağını haykırıyorlar. seni zevkten dört köşe etmekte. seni bir simgeye feda ettiler. sana bir yığın söz söyleyerek. aşağılık bir varlıksın sen ve böyle kalacaksın. soyut birer kavramdan başka bir şey değildir. köleliğe elverişli ve başkalarının kullanacağı birer insan olduğunuzu söylüyorlar. Evet. «Yeni Kurtarıcılar» ve bağırıyorsun: *Heil! Heil!» «Viva! Viva!» İşte bu yüzden senden korkuyorum. Senden korkuyorum. Onlar seni sevmiyor.» demediler mi? Sense onlara «Kurtarıcılar» diyorsun. bu yüzden hemen bu sözcüklere sarılıyorsun. Efendileri. bütün maskelerini-indirmiş olmalarına karşın — ya da daha. Bu senin suçun değil. ama senden çok daha iyi biliyorlar. Size kişisel özgürlük değil ulusal özgürlük vaat ediyorlar. Hastasın sen. sense onları seni yönetecek yerlere getirip koydun. aptal. senin bilmen gerektiği gibi. çok hastasın Küçük Adam. Küçük büyük adamlar. devlete saygı. Küçük Adam. sen. Yalan mı.Küçük büyük adam Üstelik. Senin en kötü yanlarını. kendinden kaçıyorsun Küçük Adam. horgörüyorlar seni. çünkü kendinden kaçtığın gibi dünyada hiçbir şeyden kaçmıyorsun. kişisel büyüklük değil. Sana göre. «kişisel özgürlük» ve «kişisel büyüklük».doğrusu maskelerini indirmeleri nedeniyle onları besleyen sensin. sen kendin getirdin bulundukları yere'. çok korkuyorum. Ama paçanı bu 27 . -ulusal özgürlük» ve «devletin çıkarları» söz-cükluriyse. Bu Küçük Adamlardan hiçbiri gerçek özgürlüğün fiyatını ödemez. senin ve yaşamının. Size 26 özgüven değil. sana kaç kez söylediler: «Hiçbir sorumluluğu olmayan önemsiz. Bir Rockefeller ya da Torilerin tanıdığından çok daha iyi tanıyorlar seni.

yaşamın boyunca yaptıklarını kime borçlu olduğun konusunda hiçbir fikrin yok. yalnızca senin sorumlu olduğunu söylemedi hiç. «Kurtarıcın» sana bunu söyledi mi? Hayır. Baskıya gözyummasaydın ve bir- Yeni Kurtarıcılar kaç kez de etkin bir biçimde baskıyı destekle-meseydin seni ezenleri çoktan silkip atardın. FBI'a. Öğretilerim doğruysa kendi kendilerine yayılacaklardır. Ama iyi bir nişan-cıyımdır. eşcinsel. ya da belki yalnızca koşacaksın. onları çarmıha gerdiğini. ya da «Amerika' ya Karşı Etkinliklerle Savaş Komitesi »ne. kuramlarımı yaymak için kokteyl partileri de vermem. Briç oynamam. canlarını aldığını. açlıktan öldürdüğünü anla artık. yaşamın sensiz bir saatçık bile sürmeyeceğini azıcık sezseydin. tabanlarını yağlayıp Savcıya koşacaksın. Senin şu kadarcık özsaygın olsaydı. Beyaz ya da Sarı değilim. Diyeceksin ki. GPU'ya ya da «Sarı Basın»a.hastalıktan kurtarmak senin görevin.» Yaşam felsefemin ne olduğunu duysan. Karımı elimde bir evlenme cüzdanı olduğu için ya da cinsel açlıktan kıvrandığım için değil. Ku-Klux-Klan'a ya da «Dünya Proleterlerinin Liderleri »ne koşacaksın. bir ceylanı ya da tavşanı vurmam. ya da Müslüman değilim. ne bileyim. onları bir an bile düşünmediğini. aç gözünü ve gerçekten büyük olan adamlarını kurban ettiğini gör. Bir Hıristiyan değilim ben. Çocukları dövmem. Ne Mormon'um ne de çokeşlilik savunucusuyum. dünyadaki hiçbir güç seni ezecek kadar güçlü olamazdı. balık avlamam. «Sana inanmaya kalkmadan ünce yaşam felsefeni bilmek isterim. Oysa: Ben bir Kızıl ya da Kara değilim. onu sevdiğim ve istediğün için kucaklarım. senin için çalıştıklarını aklından geçirmediğini kabul et. Sana «Dünya Proleteri» dedi. on ikiden vurmayı severim. Çalışmalarımı herhangi bir sağlık bakanlı- 29 . bir Yahudi. günlük yaşamında kendine azıcık saygılı davransaydın. ama («anayurdun onurundan» sorumlu olmak yerine) kendi yaşamından senin. anarşist ya da boksör de değilim ben. Kendi Küçük Adamlarını seni sömürenler ha28 line getirdiğini anlamalısın artık. senin sorumluluğun. bunu anla artık.

bir hiç olmadığını. korurum. senin ne kadar ağır bir hasta olduğunu ve hastalıklı halinle ne kadar tehlikeli olduğunu görmeyi öğrendim. nasıl acı çektiği. Küçük Adam. Çünkü ben. kullandıktan sonra da aynı bir alet gibi temizler. Bunun. bedensel ve ruhsal bir yoksulluğa gömülmesi. Senden çok korkuyorum. bir dışsal güçten kaynaklanmadığını biliyorum. herhangi bir dışsal baskı söz konusu olmaksızın günün her saatinde ve de saatlerin her dakikasında bu hastalığın seni ezdiğini biliyorum. hakikati. daha çok ezmek için kullanmak bir hayli küçüklük gerektirir. Senin «Tanrı» dediğin şeyin gerçekten varolduğunu biliyorum. Gerçekten büyük bir adamı algılayacak duyu organı yok sende. geçmişte nasıl toplumun üst katmanlarından geldiyse şimdi de senin öz saflarından gelmektedir. Milyonlarca Küçük Adam arasına karışmış bir Küçük Adamdım ben de çünkü. evrendeki ilk acunsal enerji olarak. Eskiden böyle değildi. sonra da bu bilgiyi seni daha iyi.) Çocukların ve gençlerin sevgiden doğan bedensel mutluluğu yaşamalarını ve bunu yaptıkları için hiçbir tehlikeyle karşılaşmamalarını istiyorum ben. insanın sevgi yaşamını yoket-mesi. ama senin düşündüğün gibi değil: Tanrıyı. günün her saatinde bir alet gibi kullanır. Sonra doğabilimci ve bir tıp doktoru oldum. yalanla hakikati birbirinden ayırmasını bilirim. bedenini sürekli olarak kasılı ve gergin tutması gerektiğine inanmıyorum. Hangi sudan bahaneyle olursa olsun. senden bile küçüktür. bir hasta ya da çocukla arama girmeye çalışana anında kapıyı gösteririm. içindeki ve çevrendeki doğayı benliğinde duyabilmek olarak görüyorum ben. çalışmanın dünyayı yönetmesini İstiyorum ben. Seni ezenler. Çünkü ben. ne özlemler duyduğu. Kendime göre görüşlerim var benim. senin gövdendekî sevgi. tıbbi ve eğitsel çalışmalarıma burnunu sokmaya kalkana. bu dünyada bir anlam taşıdığını bilen bir kimseyim. 31 . Sözcüğün gerçek ve doğru anlamıyla dindar olabilmek için. senin kendi öz coşkusal hastalığın olduğunu.ğı yetkilisine sunmam. böylesine korkmazdım önceleri. Özünde canlı ve sağlıklı olsaydın. ama katı ya da anlamsız kural ve yasalarla savaşırım. Kamuya açık her mahkemede. yüreğindeki içtenlik olarak. Çalışma konusundaki görüşlerin değil. Büyük adamın nasıl olduğu. utanmadan yanıt veremeyeceği yalın ve açık sorular sorarım ona. Küçük Adam. (Savcıya koşma hemen Küçük Adam. bunu yapmam için bu yetkilinin konuyu benden daha iyi bilmesi gerekir. çünkü kendini bilen biriyse o da aynı şeyi yapıyordur. Onlar. ölünceye dek söylediklerinin utancıyla yaşayacaktır. Yanıt verse de. seni ezen şeyleri çoktan yenerdin. Ve bulgularımın içerdiği bilgi ve karmaşıklıkları kimin daha iyi bildiğini. Akla uygun olduğu sürece bütün yasalara uyarım. insanın ciğerini oku30 yabilen ve çalışan bir kimseyim. Çünkü senin perişanlığını deneylerle öğrenmek. kimin bu konularda usta olduğunu da ben saptarım.

canlı olduğunu söyleyecek33 32 . içinde bulunduğun durumun ve beş para etmezliğinin verdiği acıyla bir kenara çekiliyorlar. onlara göre hakikat odur. yani içinde gerçek ve içtenlikli bir istek duyan kadınların ve erkeklerin de yaşadığını anlayamazsın. bu büyük adamların gerçekten büyük olduğunu sana söylediği zaman. seni kücümseyecek hale getiriyorsun. gevezeliklerle dolu «parti»lerin na benzemediğinden ona bir «dâhi» ya da «garip» dersin. senin acılardan. sana göre taktik neyse. ya da «sinirceli» derdin ona. Küçük Adam bir ruhbilimci. düpedüz bir yaşayan hayvan olarak. adının başına bir yığın büyük sözcükler eklemek ya da Nobel Ödülü almak değildir. Çünkü büyük adam. Bu nedenle. bir çeşit suçlu damgası vururdun. Büyük adamdan korkarsın. Küçük Adam: Öteki Küçük Adamlar. alçaklık ve rezilliklerden arınmanı ister. yaşayan bir canlı olarak sever. yaşama karşı duyduğu sevgiden korkarsın sen.öfkeden nasıl kudurduğu ve senin için yaptığı savaş. yalnızca bir yaşayan . büyük adama. Bu dünyada seni ezmek ya da sömürmek yetisinden yoksun. diyelim bir Lombroso olsaydın. senin özgür olmanı gerçekten isteyen. ve içini görürler. yaşamının amacı yığın yığın para biriktirmek. Sen onlara ancak şöyle sahip çıkarsın. insanların yazgısı karşısında duydukları acıyla bakarlar. sana acımaya başlıyorlar. sana benze-mez. çünkü onlar sana yabancıdır. ya da bir siyasal göreve atanmak. onun yaşama olan yakınlığından. Sen. Büyük adam seni. bakar. Onlar yalın ve dolaysız insanlardır. Bu kadın ve erkeklerden hoşlanmazsın. ya işlemek istediği sucu gerçekleştirememiş bir suçiu. Oysa o. Seni bir yük hayvanı olarak görmek istemez. bir tehlikenin geldiğini anlarsın. Gerçekten büyük olan adamları. ya da kızlarını toplumsal konumu iyi birileriyle doğru dürüst evlendirmek. Binlerce yıl dırdır ettiğin yetmiyormuş gibi durmadan dırdır etmeni istemez. sana yabancı. çünkü yaşamı sevmektedir büyük adam. senden uzaklaşıyor ve en kötüsü. Sana küçümsemeyle değil. bir dâhi olmadığını. büyük adam sa- Senin bombok. Binlerce yıl acı çektiğin yetmiyormuş gibi durmadan acı içinde kıvranmam istemez. İçinin görüldüğünü sezer.

düşüncelerinin yanlış olup olmadığını sormadın kendine hiç. insandan kaçan biri gözüyle bakarsın. Parasını senin gibi hisse senedine yatırmayıp bilimsel araştırmalarına harcadığı için deli dersin ona. ister yapay düşüncelerin. diyelim İsa'nın yaptıkları üzerine doğru düşünüp dü şünmediğini —içtenlikle— sordun mu kendine? Hayır. dolaysız bir insanı.paraya pat layıp patlamayacağını sordun. gevezeliklerle dolu «parti »lerine gitmektense çalışma odasına kapanıp düşünceleriyle baş-başa kalmayı. o karanlık ve dipsiz yozlaşmışlığın içinde. Sen. Sanma ki. senin normallik ölçülerine uymadığını görüyorsun. Ken di düşüncelerin önemsiz ve geçici olduğu hal de. Küçük Adam. sen kendine yalnızca bunu sordun. dik34 katle. «normalliğin» bir basamak aşağısında bulunan kendinle. Onu kendi beş para etmez terazine koyuyorsun. doğası gereği unutmaz. bir başka saçmalık yumurtladın. Böylece büyük adamı yalnızlığa ittikten sonra. Bunu yapmak yerine. senin tara fından yanlış anlaşılmaktan ve kötü işlem gör mekten korkma tohumudur bu. ya da dürüstlüğün sana çok . İşte Küçük Adam. onlarca yıl gücendirdikten. ister dargörüşlülüğün nedeniyle olsun. sana yardım etmeye hazır olan büyük adamı toplumsal yaşamdan çıkaranın kendin olduğunu göremiyorsun Küçük Adam. unutursun Küçük Adam. Ona «toplumdışı». Bun ların sana yüklediği dev sorumluluğun ne ol duğunu içtenlikle. uzun vadeli düşünür. Çünkü sen «halk». yalnızca bunu. Sen. başka hiç bir şeyi değil. senin bomboş. ister onyıllık bir toplumsal gelişme boyunca bile yaşayamayan «sarsılmaz aksiyomların» yüzünden olsun. yalın. İster sorumsuzluğun. ya da deney odasına kapanıp çalışmayı yeğlemiştir. ona yaptıklarını unuttun gitti. Küçük Adam. Büyük işler üreten bir yalnızlık tohumu değil. uzun vadeli toplumsal olgular üzerine. sanma ki. kin besler büyük adam. Gerçekten büyük olan bir adam. ister sarayda olsun yaşadığı hayatı çekilmez kılan sensin. içine o korkunç yalnız lık tohumunu dikmiş oluyorsun. "homo nor-malis"le kıyaslayarak «anormal» sayıyorsun.. çünkü büyük adam. Onu. dürüst olarak düşündün mü hiç Küçük Adam? Şöyle bir an olsun durup da. düşünceleri doğru ve uzun ömürlü olan bü yük adamı bir parya yapan sensin. komşunun düşüncelerin hakkında ne' söyleye ceğini. yalnızca NEDEN BÖYLESİNE BAYAĞI DAVRANIŞLARDA 35 . Onu parya yapmakla. Ama büyük adam. İster bir han odasında. doğa ya da insanlığın yaptığı büyük işler. ama önemli bir fikir elde etti mi de. öç alır. acı çektirdikten sonra bu duruma sokan kim? Sensin Küçük Adam. bir başka derin yara açtın. bir başka küçük bayağılık yaptın. «kamuoyu» ve «toplumsal bilinç»sin. Yalnızca Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasmda geçen birkaç yıllık süre içinde doğru olduğuna ant içtiğin şeyleri düşün. Sana karşı büyük bir sevgi besleyen. onu bu hale koyan sensin. Küçük Adam. Kalktın.tir. sakına sakına düşünür. kaç sözünü geri aldın? Hiçbirini. Bunların kaç tanesinin yanlış olduğunu içtenlikle kabul ettin.

Seni bu gibi şeyleri yapmaya iten nedenleri bilmek ister. bin kez. —yaptığını bir an sonra unutsan da— kapanamayacak yaralar bile açsan. Seni düşkırık- lığına uğrattı diye eşini neden suçluyorsun. milyon kez acı versen. küçük ve değersiz olmalarından dolayı acı çeker. yaptığın yanlışlardan ötürü senin yerine acı çeker. sona verileni alıyor. ya da düşmüşü tekmeliyorsun. hakikati söylemenin gerekli olduğu durumlarda yalan söylüyorsun ve neden yalana karşı olacağına hakikate karşı koyuyorsun. beş para etmez bir komşunu hoşnut etmedi diye neden çocuğuna işkence ediyorsun. senden isteneni veriyorsun da neden sana sevgiyle verilen şeye karşılık vermiyorsun. neden. Bu söylediklerim senin duygu ve düşüncelerine yabancıdır. her zaman ha- Komşunun düşüncelerin hakkında ne söyleyeceğini ya da dürüstlüğün sana çok paraya patlayıp patlamayacağını sordun Değerli. büyük adam. biliyorum. düşmek üzere olan birine bir çelme de sen takıyorsun. Ama inan ki: Yüz kez.BULUNDUĞUNU ANLAMAYA çalışır. doğallığını yaşayan bir insana neden ters bakıyor ve onu sömürüyorsun. Büyük Adam bunları bilmek ister. sen. Biliyor musun. bu yanlışların büyük olmasından değil. onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini 36 37 .

buna inanmazsın. senin dilini kullansa. beni dinle. kocana inanmazsın. havadaki mikropların varlığına inanmamak olur mu?» Ve bir öğretmen olarak. insan ancak sana değgin düşünür. Çünkü büyük düşünceleri. Küçük Adam. senin dilediğin gibi konuşan dostların asla birer büyük adam olmadılar. geniş kapsamlı düşünceleri gırtlaklarsın sen. senin gibi konuşmak zorundadır.«Aklı başında bir öğrenciye yakışır mı bu. düşünmek çok güçtür. onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini. dostluğunu kazansa. senin özelliklerine bürünmek zorundadır. evde yaşayan birinin herhangi bir büyük iş başaracağına inanamazsın. Senin yalan çevrende. kendini küçük gördüğün içindir ki senin dostun olan birine saygı duyamazsın.«Hıh! Bulguy-muş! Bıktım senin bulgularından! Herkes gibi gidip bir yerde çalışsan da doğru dürüst para kazansan olmaz mı!» Kendi görüşünü böylece dile getirmekten sakınmazsın. Küçüksün sen ve küçük kalmak istiyorsun.» dersin. Küçük Adam: İçinde bulunan iyi ve değerli şeyleri duyamaz oldun artık. hattâ —ya.kikate karşı olandan yanasındır. gırtlakladın. Başkalarında — çocuklarında. Küçük Adam. kocanda. gerçek ve sade olmayacaktır. Ama senin özelliklerine sahip olsa. çocuklara göre bir şey değil. Evli bir kadın olarak şöyle söylersin. babanda -ve ananda— bulunduğunu sezinlediğin an kalkıp onlardaki iyi şeyleri de öldürüyorsun. artık büyük. Kanıt mı istersin. Boğdun bu iyi duyguları. anlasan da anlama-san da olduğu gibi inanırsın.da özellikle— değerli. «Çocuklara gözle bakılır ama söylediklerine kulak verilmez. Küçük Adam. Bak.. kendini senin düzeyine indirmek. senin o beş para etmez dostluğunu kazanmak için. seninle birlikte değil. ama gazetelerde yazanlara. Senin bir dostunun büyük bir başarı sağlayacağını sanmaz. karında.» Bir biyoloji profesörü olarak şunu söylersin. Aslında için- Havadaki mikroplar 38 den kendini küçük görüyorsun. Seninle aynı masaya oturan ya da seninle aynı. 39 . Büyük Adam. senin hoşuna gitmek için. Dünyasını keşfetmekte olan çocuğuna bir ana olarak şunu söylersin: «O.

Nietzsche yıllar önce çok daha güzel söyledi bunu sana. «sevinçten uçtuğun» anlar. seninle deney yaptım. İçindeki insanı aşmak için seni bir •Übermensch».Ama gazetelerde yazanlara anlasan da anlamasan da olduğu gibi inanırsın Bunları nerderı biliyorsun diye soruyorsun ha? Anlatayım: Seni denedim. açıklığa ittim. Sense *Untermensch* (aşağı insan) olarak kaldın. yükseklerden ve derinliklerden korkuyorsun 41 . bir ruh doktoru ve sağaltıma olarak. koca bir orduda bir er. İçinden geldiği gibi davranmaya karşı kendini nasıl savunduğunu biliyorum. biliyorum. Ne var ki. «mutluluktan başının döndüğü» anlar da var. kendinin gerçekte nasıl olduğunu bilmiyorsun. gerçek varlığının sesini dinlemen istendiğinde nasıl büyük bir korkuya kapıldığını biliyorum. O derinliklerde. Küçük Adam. Uçmaktan korkuyorsun. bovling kulübünün ya da Ku-Klux-Klan ÖrUçmaktan korkuyorsun. «Büyük anlar» da var yaşamında. Aslında yüreğinin derinliklerinde nelerin bulunduğunu. seni küçüklüğünden kurtardım. Ama daha yükseklere uçacak. yükseklerden ve derinliklerden korkuyorsun sen. içinden geldiği gibi davranmaya. Artık bir Untermensch olmayı bırakmanı ve kendin olmanı istiyorum. Onun »Über40 mensch» dediği senin «Hitler» in oldu. sen de osun. Yalnız ve yalnız küçük değilsin sen. bir ceylan ya da senin Tanrın. bir eğitimci olarak çoğu kez seni dürüstlüğe. bir üstün insan yapmaya çabaladı. senin içinde bulunan kendimle deney yaptım. sevdiğin ozan ya da inandığın filozof ya da akıl hocan neyse. mutluluğunu artıracak direnç yok sende. Okuduğun gazetelere ya da kötü yürekli komşudan duyduğun geçersiz görüşlere değil de kendine inanmanı istiyorum.

diş macunu ve ter kokusu giderici reklamları dinlersin. Yaşamdan mutluluk istiyorsun. kendisine. Ama sen ne Mann'ı ne de Sinc-lair'i tanıyordun.gutunun bir üyesi sanıyorsun kendini. gün ışığına çıkıyor. senin gibilerin durumunun düzelmesi umudunu biraz daha uzaklara itiyor. çok üzücü bir şeydir bu. bu ufak tefek şeylerin her biriyle biraz daha aydınlanıyor. hiç kuşkusuz kavgayı seçersin. nasıl bir varlık olduğunu öğrenirsin. Radyoda müshil ilacı. Haydutlar şampiyonunu ve Al Capone'u bilirsin sen yalnızca. canını vermeye hazırsın-dır. Gece kulüplerinde sahnelere çıkan güldürücülerin anlattığı sana değgin fıkralara dikkat ettin mi hiç? Sana değgin. Kitaplığa gitmekle kavga izleme arasında seçme yapmak durumunda kalsan. ve bütün bu küçük sefil dünyaya değgin şakalarını iyice dinledin mi? Sen git müshil ilacı reklamlarını dinle. onun tadını çıkarmayı ve korumayı hiçbir zaman öğrenmemiş olduğundan. Küçük Adam: İnsan varlığının sefaleti. nasıl olduğunu öğrenmek mi istiyorsun. Sen. ama güvenlik çok daha önemli sana göre. üzücü. Ama onların uyutucu yanlarını duymazsın hiç nasılsa. Bu. küçük kötü şakalar yapıyor ve bunlara «halk güldürüsü» 43 . Küçük Adam. ağlanacak bir durumdur. Senin kulağına çalınmak için yapılmış olan bu şeylerin sonsuz aptallığını ve iğrenç kötülüğünü dinlememişsindir. Almanya'da Heinrich Mann söyledi sana bunu. Mutluluk yaratmayı. Güvenliğin uğruna belini kırmaya. başı dik bir bireyin yürekliliği nedir. Dinle. Bu da sana başkaları tarafından söylenmiştir: Ta yirmi beş yıl önce. Küçük Adam. Dos Passos ve daha başka kimseler de söyledi. bilemezsin. kim olduğunu. Bu üzüntüyü duymamak için. Senin yap42 Yafamdan mutluluk istiyorsun ama güvenlik çok daha önemli sana göre tığın bütün bu ufak tefek önemsiz şeyler. Böyle sanıyorsun ve bu yüzden böyle davranıyorsun. Amerika'da Upton Sinclair söyledi.

ama kendine güldüğünü. 45 44 . — Yahudi kanıyla başka kan arasında ne ayrım var peki?» Bu soru karşısında afallıyorsun. Kendinle alay ettiğinden gülüyor değilsin. Yahudiler çok hırslı ve anamalcıdırlar. İnanmadın mı bu söylediğime? Bak. Kendine değgin şakaları duyuyor ve başkalarıyla birlikte bunlara kahkahalarla gülüyorsun ♦Yani Yahudi ırkı demek istemiştim. — Peki ya Alman nedir? — Alman. yürekten ve böylesine büyük. kurnaz ve iğrenç bir zevkle gülüyor yüzyıllardır. Fransız ya da İtalyan' dan değişik bir görünümü yok. ha. ırk nedir? — Irk mı? Bunu bilmeyecek ne var. Nordik Ari ırkındandır.. Sen hiç Alman Yahudilerini gördün mü? — Elbette. Kendine değgin şakaları duyuyor ve başkalarıyla birlikte bunlara kahkahalarla gülüyorsun. diyorsun. — Peki. İnsanlar sana neden böyle açık açık. şu biçimde düşünüyorsun: «Bütün suç Yahudilerde. — Damarında Yahudi kanı bulunan kimse..adını veriyorsun. çünkü seni çok ama çok ciddiye alıyorum ben. filmlerde ne denli gülünç ve saçma tipler olarak gösterildiği dikkatini çekti mi hiç? İnsanların sana neden güldüğünü söyleyeceğim şimdi Küçük Adam. — Peki öyleyse Yahudi nedir? Kanın görü nümünde bir ayrılık yok.. uzun. Pek ayıramam. kıvrık bir burnu ve keskin gözleri vardır. hakikatin doğrultusunda olsaydı. göstereyim sözlerimin doğru olduğunu. gülünecek halde olduklarını bilmiyorlar. kafan karışıyor.. — Yahudi nedir? diye soruyorum. sakınımlı bir tavırla şu yanıtı veriyorsun. Küçük Adam? «İnsanların».Dalgacı bir keskin nişancı nasıl hep on ikinin az dışından vurursa senin düşüncelerin de her seferinde hakikati kıl payı kaçırıyor.. Küçük Adama gülüyorsun sen. — Sen hiçbir Fransız ya da İtalyan'ı bir Yahudi'yle bir arada gördün mü? Üçünü bir birinden ayırabilir misin? — Yani. Yahudi'nin saçları siyahtır. bir de Yahudi ırkı vardır. nasıl ki Alman ırkı varsa. Almanlara benziyorlar.. gülünecek halde olduğunu bilmiyorsun. Düşünme biçimin. insanların kendilerine güldüğünü. Ama sen. diye yanıtlıyorsun sorumu. — Yahudi ırkının özellikleri nelerdir? — Canım işte. çoktan kendi kendinin efendisi olurdun. Milyonlarca Küçük Adam.

bu yüzden ciddi bir işi olduğunda sana bulaşmamaya çabalıyor ve bu yüzden sen. Yahudi buyurganlarla da hiçbir duygu ve düşünce birliğim yok. güvenli bir tavırla «bu Yahudidir. hem de kültürel açıdan bir melezim ve tüm sınıfların.» diyorsun. batağa saplanıyorsun. Bu olguyu yakınlarda ortaya çıkardım.B. — Yahudi diye bir şey var ama. — Başka olan nedir? — Bilmiyorum.Y. Ama ister bir Küçük Ari ol ister bir küçük Yahudi. Küçük Adam. Yahudi nedir bilmiyorsun. ya da senin gibi «katıksız bir sınıf» in üyesi olmadığım için gurur duyuyorum.D. Hıristiyan ve Müslüman varsa.— Amerikan Yerlileri de Ari ırkından mı? — Elbette. Benim kim olduğumu saptama hakkına bu dünyada yalnız ve yalnız ben sahibim. bu sözcüğü söylemek * A. ey Küçük Yahudi. Başkanlarından Roosevelt'in ataları Hollandalıdır. Alman nedir. — Elbette Yahudi var. Bu «Yahudi» sözcüğünü. Sende yeterinden az ya da çok saygı uyandıran bir kimseye «Yahudi» diyorsun. neden atalarına dönüyorsun da protoplazmaya dönmüyorsun? Bana göre yaşam. Buna gereksinmen var. çünkü Yahudi'yle birlikte katlettiğin şeyin ta kendisisin. senin gibi bütün ulusların. hem biyolojik.» İşte sen böyle saçmalıyorsun. on milyon insanı. — Roosevelt'e Hollandalı demiyorsun da Davut'un soyundan gelenlere neden Yahudi di yorsun? — Yahudiler başka. Ama. ve sınıfların küçük buyurganı. ırkların. «Yahudi» sözcüğünü söylerken kendini üstün insan sanıyorsun. — Sarışın mı? — Hayır. Yahudilerin dini demek istemiş tim. Saçmalarından silâhlı kuruluşlar oluşturuyor ve bir Yahudi'nin ne olduğunu bile söyleyemeyen sen. Yahudi de var. başka hiç kimse değil. Küçük Adam. nasıl ki. Kimin «Yahudi» olduğu senden so-rulurmuş gibi. — Ş. — Bak gördün mü. görkemli ve aşağılayıcı bir tavırla söylediğinde kendi küçüklüğünü biraz daha az duyuyorsun. sana bu hakkı tanımıyorum ben. Duyguların perişan. — Roosevelt Hollandalı* mıydı peki? — Hayır. Filistin'de. — Tamam. çünkü gerçekten de duyguların acınacak durumda. sünnetli olmadığı gerekçesiyle bir Yahudi teknisyeni sınırdan çevirdiğinizi duydum. on milyon «Yahudi »yi doğruyorsun. senin gibi «safkan» olmadığım. plazmanın ka- 47 . Bu sana değgin hakikatin yalnızca küçücük bir parçası. tutkulu bir yurtseveri. Ben. İnsan bu yüzden sana gülüyor. 46 sana üstünlük duygusu veriyor. ırkların ve ulusların zihinsel ve fiziksel ürünü olmaktan gurur duyuyorum. — Onlar da Nordik mi? — Hayır. Hiçbir buyurganla ortak yanım olmadığı gibi. milliyetçisi olmadığım için gurur duyuyorum.

seni geliştirmek milyonlarca yıl aldı. Sendeki deniz- bir dâhi» dedin.İsa! İsa! diye bağırmayı bırakırsan sen de benim gibi konuşabilir ve yazabilirsin! Çünkü bu utkulu haykırış aklını köreltmekte Seni denizanası durumundan karada yaşayan iki ayaklı bir yaratık durumuna sokmak. Benim yeni bir Darwin. Hani anımsarsın. Biyolojik yapın. Seni denizanası durumundan karada yaşayan iki ayaklı bir yaratık durumuna sokmak. beş yüz belki de beş bin yıl gerekecek. Bunu ilk duyduğunda bana «yeni 48 . Ama benim yapacak daha önemli işlerim vardı ve yeni dâhilik rolünü geri çevirdim. İçindeki doğayı yeniden keşfetmen.sılmalarıyla başlar. yeni bir önder aradığın günlerde oldu bu. içindeki deniz-anasını bir kez daha bulman için yüz. Pasteur ya da Freud olduğumu da söyledin. bir hahamın odasında değil. seni geliştirmek milyonlarca yıl aldı anasını keşfettim ben ve açık bir dille bunu sana anlattım. iki ayaklı hale geldiğin andan sonra tam altı bin yılda eksikliklerini ancak giderdi. Yıllar önce şunu da söyledim sana. İskandinavya' da. ya da Marx.

Çünkü sana göre hakikat nedir ki. Çocuk-İsa' ya verdiğin değerle. Kadının yok. «Yasal olmayan bir ana»yı ahlâksız bir varlık olarak mahkûm eden sen değil misin. Kabızsın. Sevgi nedir bilmiyorsun. Sen . «Yasal olmayan bir çocuk» olarak dünyaya gelmiş olan İsa'yı. sen bir görüş sahibi olacak adam mısın ki! Seni. boyuna müs51 50 . cansız ve bomboş hissediyorsun. Ama daha sonra. ona büyük saygı gösteriyorsun. elinde evlilik cüzdanı olmayan bir anadan doğmadır. Galileo'ya bu nedenle de işkence eden sen değil miydin? Bütün bunlardan haberin yok senin. Kendini sefil. cinsel özgürlüğe karşı duyduğun özleme tapıyorsun sen ey Küçük Kılıbık Adam. Büyük Galileo'nun üç çocuk babası olduğunu ve elinde bir evlilik cüzdanı bulunmadığını biliyor muydun Küçük Adam? Bunu okullardaki çocuklarına anlatmazsın. Aslında. İsa. Aziz Paul gibi gerçek sevgiden doğan çocukları mahkûm etmeye ve gerçek kinden doğan çocuklara dinsel yasalarının korumasını sunmaya başladın. küçük.sefil bir Küçük Adamsın! Otomobillerini ve trenlerini büyük Galileo' nun bulduğu köprüler üzerinde işletiyorsun. tarih ya da kendi özgürlüğün için savaşmak nedir ki! Ayrıca. sen kendi ağzından çıkan sözlerin anlamını bilmiyorsun: İsa'ya tapıyor. içindeki «insan»ı kanıtlamak için yalnızca «üstüne çıkmak» istiyorsun. duygusuz.ve yaratıcılığını felce uğratmaktadır. yasal olmayan çocuk tanımayan Tanrının Oğlu yaptın. miskin. güçsüz. Küçük Adam? «Nikâh bağı»yla doğmuş «yasal» çocuklarla «ni-kâhsızlar»dan doğmuş «yasal olmayan» çocuklar arasında katı bir ayrım gözeten sen değil misin? Ah zavallı yaratık. hiç farkında olmadan. o senin evlilik yasalarının zincirlerine Proleter General vuran şeyin kendi cinsel sorumsuzluğun ve cinsel açlığın olduğundan haberin bile yok. ya da eğer varsa.

Çocuklarının benzi soluk olmasın. Bütün düşüncelerin bu rahatsızlığının denetimi altındaydı. Karnı aç bireylerin kültürü geliştiremeyeceğini anlat- 53 . davranışları acımasız değil sevgi dolu olsun istiyor. Karını kollarında çaresizlik içinde kıvranır görmek yerine mutlu görmek istiyor. onlara küçük yaşamlarının sefaletini gösteriyorum. «dünya proleterlerinin Führeri» olabilecek birisin. sense «Durun. değerler yaratan yaşama gücünün senin çalışmanda bulunduğunu gözler önüne serdi. sen. «Yaşamda daha önemli şeyler vardır. Ya da bir «profesyonel devrimci»sin. Aldatılmış kitleler senden kaçıyor. Bir bilge adam. «Durun ey kitleler! Sizin kurtarıcınız olduğumu göremiyorsunuz!» Senin kitlelerinle 52 konuşuyorum ben. kalkıp ondan yönetimi devraldın ve böylece onu ikinci kez öldürdün. sıkıntıdan boğulur gibisin. çocuğunu kucağına aldığında onun varlığını duyamıyorsun. bu yüzden sana karşı koyacak durumda değildi. İkincisindey-se hakikat yolunu gösteren bilge adam artık ölmüştü. «Önemli olan iktisadi etkenlerdir. sen. bu yolda canını verdi. senin iktisadî kurtuluşunu bilimsel temeller üzerine oturtmayı kendine görev edindi. cildin yapış yapış. Küçük Adam. senin devlerinden korumak amacını güdüyordu. İlkin. ama hiçbir şey anlamadın sen! Senin o sözünü ettiğin «iktisadi etkenlerinle bile bir şey beceremiyorsun. tersine yanakları al al olsun. cinsel düzenlilik sözünün edildiğini duyunca. İşinde de görülüyordu bu güçsüzlüğün getirdiği eksiklik.» Ama kalkıp Van de Velde'nin Cinsel Teknik kitabını okuyorsun. Ama sen ne yapıyorsun? «Cinsellik bir küçük-kentsoylu uydurmacasıdır. Ama sen. Kötü kokuyorsun. ama senin gözün.» diyorsun. Küçük Devrimci. Senin örgütlerinde toplaşıyorlar. Gündüzleri cinsel düşüncelerden arınık olabilmen ve böylece işini yapabilmen için geceleri cinselliğini yaşamanı sağlamak istiyor bu kimse. çünkü orada beni bulmayı umuyor onlar. Yaşamdan zevk almak için iktisadî koşulları iyileştirmen gerektiğini sana anlatabilmek için bilge bir insan canla başla çalıştı. Bu adam.» diyorsun. bilge adam senin örgütünü dağıttı.» diyorsun. Hiç. onu ölüm açlığına bıraktın. Cinsel güçsüzlüğün yaşamın boyunca yakanı bırakmadı. Bu hakikat yolunu gösterenin ilk girişimi başarılı oldu. Sen böylesin işte. Onun toplumbilimi senin toplumunu. Kendisine sevgi verme yeteneğinden yoksun olduğun için karın seni bıraktı. bunu göremedi. Büyük bir heves ve umutla dinliyorlar beni. durun!» diye bağırarak peşlerinden koşuyorsun. başka yola saptan. sinirlisin. Düşüncelerin hep cinsellik çevresinde dönüyor. Yersiz kuruntularla dolusun. Böylece karşına çıkan ilk hakikat yolunu tıkayarak yaşamın yasalarından koptun. Dünyayı çektiği acılardan kurtarmak istiyorsun.hil ilacı alıyorsun. «Cinsellik her şey değil. Seni anlayan ve sana yardım etmek isteyen biri cinsel düzenlilikten söz ediyor. seni hep rahatsız etti bu eksikliğin. sen bunu da anlamadın. bu yüzden itilip kakılacak bir enik gibi davranıyorsun ona.

» mi diyorsun? Peki. Bu bilge adamın bir küçük ihmalinden dev bir yalanlar dizgesi oluşturdun. bir kez ele geçirdikten sonra bırakmayacağına. İşte sen böylesin. ve senin küçük olmanı istiyorlar. işkencelerden. güçsüz. onu. «diktatörlük» sözcüğü kulaklarında yankılandı. kurtarman gerektiğini anlattı sana. seni Üçüncü Reich'a ve senin türünden altmış milyon insanı mezara götüren küçük. bu bilge adam.maya çabaladı. ispiyonculuk ve ihbarcılıktan. Sonra da kalkmış. «devletin büyüklüğü»yle sağlanır sanıyorsun. bir çiftçinin ürünlerini yetiştirdiği. durmadan Heil! Heil! Heil! diye bağırıyorsun. değil mi Küçük Adam? Bak dinle: Bir araştırmacı kendi bilim dalı ya da makinası ya da toplumsal 55 . Büyük araştırmacılar. Mutluluğunu korumayı. seni aydınlatmaya çabalarken yalnızca bir tek yanlış yaptı. Küçük Adam? «Pek değil. milyonların ayaklanması demek. Kendi mutluluğunu yiyip bitiren sensin. Bu yüzden büyük bir oburluk içinde kendi mutluluğunu yiyorsun ve mutluluk sağlama. Küçük Adam. doğum denetimiyle 54 «on çocuklu analara» madalya vermeyi birbirine karıştırıyorsun. gizemli ve sadist subayı yarattın. senin yörende mutluluğu yiyip bitirmek kolay ama onu korumak çok güçtür Küçük Adam. ozan ve bilgeler kendi mutluluklarını korumak için senden kaçtılar. gel baştan alalım: Yaşamda ve sevgide mutlu olmanın «iktisadî koşulları »nı «makinalar»la karıştırıyorsun. Tam bir özgürlük içinde mutluluğun tadını çıkardığın olmadı hiç. Çünkü senden korkuyorlar Küçük Adam. kendini ve toplumunu her türlü baskı yönetimlerinden bağımsız kılman. Ama kimse sana neye benzediğini söylemeye cesaret edemiyor. Şimdi. Evet. sevginin bağımsızlığa kavuşmasını. bütün yaşam koşullarının iktisadî duruma bağlı olduğunu. Özgürlüğünü. yoksulluğu önlemek için yoksul. mareşallardan ve madalyalardan oluşan bir yalanlar düzeni kurdun — bunların dışındaki her şeyi fırlatıp attın. bu «on çocuklu ana» fikrinin kurbanı değil misin sen sanki? Başka ülkelerde de. kendini kurtarma yeteneğine sahip olduğuna inandı. zayıf ve çaresizleri ortadan kaldırmak gerektiğine inanıyorsun-. onu koruyabileceğine inandı. üniformalardan. onu koruma sorumluluğunu hiç üstlenmiyorsun. insanların kurtuluşu. Senin kafandan çıkan. Senin çevrende. bir bahçıvanın çiçeklerini. copçulardan. cellâtlardan. gizli polislerden. Yalanlardan. Almanya'ya geldiğinde elini uzatabileceğin her kadının ırzına geçmekle karıştırıyorsun. nasıl olduğunu biraz daha iyi anlamaya başlıyor musun. senin. çocuk bakımıyla «yurtseverler soyu yetiştirme »yi bir tutuyorsun. suçlamalardan. top arabalarının geçit töreni yapmadı demek diye düşünüyorsun. Bir yanlış daha yaptı bu adam: Senin «diktatör» olmana izin verdi. Neden söz ettiğimi bilmiyorsun. şu talihsiz küçük sözcük. Oralarda bu sözcüğe şatafattı üniformalar giydirdin ve kendi içinden. onlara gereken besini verdiği gibi beslemeyi öğrenmekten yoksun bıraktılar seni.

Ne var ki. Uzun yıllardır şundan şundan yakınıyorum. benim karım. her şeyden önce. durumları düzeltmek için ne kadar çok çalıştığını görüyorum. Örneğin şunları söyleyemezsin: «Bak dostum. yeterinden çok kaygı. yılbaşı ikramiyesi vermez ve bir elin yağda bir elin balda yaşamanı sağlayamaz. Küçük Adam. ama hiç işi56 ni kolaylaştırmaz. ya da bir horoz dövüşünde avazın çıktığınca bağırırsın. yardımcına yardım etmeye kalkmadın hiçbir zaman. Senin için tasalanmayı ve sana acımayı parti önderlerine ve din adamlarına bırakmış- 57 . Ama yardımcına yardıma koşmazsın hiçbir zaman. Yeni bulguların ağır yükünü tek başına taşımak zorundadır. yardım elini uzatmamak ya da yardım etmemekle kalsan. bu yanlışları anlayıp çözümlemek ve sonunda. benim tarlalarım konusunda çalıştığını da anlıyorum. hiç durmadan çalışır. Benim makinam. O bunları yaparken sen ona hiç yardımcı olmazsın Küçük Adam. sense kaygı istemiyorsun. tersine "güçleştirirsin. şeyi yoktur. Yalnızca kaygı verebilir bir araştırmacı. onların yerine kendi yargı ve bulgularını koymak zorundadır. toplu sözleşme yapmaz. ve tasa duyuyorsun çünkü. Ne de olsa o senin için düşünüyor. benim dostum. araştırmacı senin bu tavrından dolayı mutsuz olmayacaktır.Kendi mutluluğunu yiyip bitiren sensin fikri üzerinde on yıl. İskambil oynarsın sen ancak. tasalanıyor ve araştırmalarını «senin için» yapıyor değildir. ya da bir büro ya da maden ocağında aptal aptal köleliğini sürdürürsün. Senin aptallıklarının. Neden biliyor musun? Çünkü. Onun yaşamsal işlevleri onu bunu yapmaya ittiği için bu yolda çalışmaktadır. yalnızca uzak durmakla. ama bu dertlerden kurtulmayı başaramadım. benim çocuğum. Kâr dağıtmaz. bir araştırmacının sana düşüncelerinden başka verecek hiçbir. yanlışlarla dolu küçük fikir ve ideallerinin doğurduğu sonuçlara katlanmak. ücret yükseltmez. yirmi ya da otuz yıl. Bana yardımcı olmana bir katkıda bulunabilir miyim?» Hayır. Hiç. benim evim.

yardım etmemekle kalmıyorsun. Ama sen yardım etmemekle kalmıyorsun. «hakikat» ya da «mutluluk» nedir bilmediğin gibi. zamanla. «Yahudi» nedir bilmediğin gibi. kazanılır. senin çözemediğin sorun üzerinde çalışma yetkinliği olup olmadığını saptamak için onu muayene etmeye kalkacaksın. ya da bir ağırlığın kaldırılmasını. diyelim belli hastalıkların iyileştirilmesini. yoksa bir yabancı mı olduğunu soracaksın. senin kendisini kemirmeni. Ama araştırmacının bulgusu gazetelere geçtiğinde. Araştırmacı. İşte bu yüzden çok küçük ve sefilsin. ya da ışınların maddenin içine geçmesini sağlayarak maddenin içinin görülebilmesini olası kıldığına birçok insanı inandırmayı başarır. bulgularının kullanım değeri olduğuna. bir Kanser Patolojisi Profe-sörüysen. Seni küçük gören kimseye saygı duyuyor. . Araştırmacı uzun ve zorlu bir çalışmadan sonra karına neden mutluluk veremediğini. onu neden yürekten sevemediğini ortaya çıkardığında. ya da «senin» kanser sorunun. mutluluk gökten yağmaz. senin sonunda kendi kendine bakabilme. ya da hastalarının yaşamını kurtarmak için senin büyük bir gereksinme duyduğun şeyi onun bulduğunu kabul etmektense. Daha dün sahtekâr dediğin. hele güzelce bir aylığın da varsa. Sen. gazetede okumadan bunlara inanmazsın Küçük Adam.tır. yürüyerek değil. bu bulgusunu açıklamışsa ve sen. yutmanı istemiyor. kendin için tasalanma yetisini geliştirdiğini görmektir. Ya da bir araştırmacı insanların neden kitleler halinde kanserden öldüklerini keşfetmiş de. şehvet düşkünü. bu yüzden senden kaçıyor o da. çünkü kendi öz duygularına güvenmiyorsun. Küçük Adam. balon gibi patlıyor. çok. kendini düşünebilme. kalkıp bu araştırmacının kendisinin bir şeh-vet düşkünü olduğunu öne sürüyorsun. bir dâhi ne59 . Oysa sen mutluluğu yalnızca yalayıp yutmak istiyorsun. Artık ona bir «dâhi» diyorsundur. Kendi içindeki şehvet düşkününü gözden ırak tutmak için bunu söylediğini ve sevme yeteneğinden yoksun olmanın nedeninin bu olduğunu aklından geçirmiyorsun. bu yüzden kendi öz duygularına güvenemezsin işte. kayaların parçalanmasını. araştırmacının bir sahtekâr olduğunu ya da havadaki mikroplar konusunda hiçbir şey bilmediğini. araştırmaları için çok para harcadığını ya da aldığını söyleyeceksin. uğrunda çalışılmasını gerektirir. ama pek çok kanserli hastanın öldüğünü görmeyi yeğleyeceksin. Küçük Adam. Sana göre meslek onurun ya da bankada58 ki hesabın ya da radyum sanayisi ile olan ilişkin. Yani demek istiyorum ki. çevreye tükrükler saçıyorsun. senin adına ya da senin yerine yapılan işi çirkince bozuyorsun. şarlatan ya da kamu ahlâkını hiçe sayan tehlikeli bir adam diye andığın araştırmacının bir «dehâ» olduğunu ilan edersin. Onun istediği tek şey. kendini küçük görüyorsun. ya da onun bir Yahudi mi. Şimdi anlıyor musun mutluluk neden senden kaçıyor? Mutluluk. koşarak gelir yardım istersin. hakikatten ve öğrenmekten çok daha önemlidir.

ürünlerini avucu-nun içinden yemektedirler. Kısıtlı. kasabalarının sokaklarında utkulu tavırlarla dolaştırabileceğin. yanlış kavramlar. kanser hastalığında mikroorganizma arar ve böylece onlarca yıllık araştırmayı yok sayarsın. hastaların çoğalacaktır. Bir doktorsan eğer. öyle mi Küçük Adam? Jack London'ın Martin Eden adlı kitabında sana söylediği sözlerle açıklayayım bunu da: "Dâhi". kepçe daldırmayı iyi beceriyorsun ama yaratma yetisinden yoksunsun. makinaların belli yasalarla çalıştığını gösterdi sana. çünkü sen yalnızca 61 . İşte sen böylesin. yüz binlerce bilim işçisinin kafasında kök saldı. Ve bu yüzdendir ki çocuklardan nefret eden bir öğretmensin. dâhi» diye bağırmaya başlar. aptalca kabulleniyorsun bulguyu. Çünkü artık pek çok küçük adam çıkar ve seninle birlikte. dinini. Mekanik bir biçimde oburca. Bir keresinde bir büyük adam. dürüst ve iyi çalışarak para kazanmakta hiçbir kötülük yok kuşkusuz. İnsanlar artık akın akın gelmekte. Doğru. Olasılıkları görmüyorsun çünkü görüşün yok. Senin yaptığın budur işte. daha önce olduğundan çok daha kolay iyileştirebilirsin onları ve çok daha fazla para kazanabilirsin. bütün engel ve kısıtlamaları çiğneyen.» diyeceksin Küçük Adam.. kural tanımaz. «dâhillerin olsun istiyorsun. ölçülü ve uyarlanmış bir dâhi istiyorsun. çılgınlıkları olmayan. Eğer (daha dün bir «şeh-vet düşkünü» ya da «deli» olan) araştırmacı bir «dâhi»yse. şu ya da bu biçimde onlara zarar verdin. Ama. Zaten bu yüzden böylesin. dahası. ehlileşmemiş bir dâhi değil. kalktın öl60 dürmede kullanılan makinalar yaptın. yaşamın kendisi ağır hasar gördü. haklısın. bankadaki hesabını ya da kişilik zırhını korumak için— yaşama işlevleri göstermeye başlayan herkesi suçladın. Anlıyorum. Bu yanlışı üç onyıl değil. yaşamın boyunca sıkıcı bir büroya ya da bir resim masasının başına kapanıyorsun. üç yüzyıl sürdürdün. bu yüzdendir ki. katlettin. terbiyeli bir dâhi. sırtına deli gömleği geçirir gibi parmağına evlilik yüzüğü geçiliyorsun. Gelişme yok sende. «Bunda ne kötülük var sanki. Ama iyi bir dâhi istiyorsun sen. onu korumamak. o buluşa hiçbir şey vermemek. kanatlan kırpılmış ve süslenip püslenmiş bir dâhi istiyorsun sen.dir bilmiyorsun. «Dâhi. Eğer bir doktor ya da bakteriyolog olarak tifo ya da koleranın bulaşıcı hastalıklar olduğunu biliyorsan. yeni bir düşünce geliştirmene olanak yok. Kaşık atmayı. çiğniyorsun. Onun getirdiği yeni olasılıkları ya da kısıtlamaları görmüyorsun. Buluşun gelişmesine katkıda bulunacak hiçbir şey yapmıyorsun. insan içine çıkarmaktan utanmayacağın bir dâhi istiyorsun. Küçük Adam. insanın satışa çıkardığı ürünlerinin üzerine yapıştırdığı bir markadır. onun ortaya koyduğu mutluluğu yiyip bitirmek senin için daha kolaydır. kısıtlamalarıysa görüyor ama kabullenmiyor.canlıları da makina yerine koydun. kısacası halim selim. onlara gereken saygıyı göstermeye de razısın. çünkü canlıları makina yerine koyduğun andan sonra —onurunu ya da profesörlüğünü. yalnızca sömürmek çok kötüdür. Uysal.

ve onun özü olan ailenin koruyucusu yurtseverliği yadsıyor! Bu adamı susturmak gerek!» Sendeki ruhsal kabızlıktan sözedildiğini duyunca böyle bir yaygara koparıyorsun işte. bilgiyle doldurmak istiyorsun. Gene aynı nedenle hakikatten kaçıyorsun. Ama bu kadarla kalmıyorsun ki? Kendi dininden başka din olmasın istiyorsun. bir başkasının gümüş tepside sunduğu şeyi kaşıkladın yalnızca. Yalnızca bir tüketici ve yurtsever gibi görünmek istiyorsun. Buna bir diyeceğim yok. insan içine çıkarmaktan utanmayacağın bir dâhi istiyorsun 62 de gerçek ve doğal sevgi ve verme duygusu uyandığında birden paniğe kapılıyorsun. Bağırmak istiyorsun yalnızca. ya da ruhsal-akılsal sağlığının en bozuk olduğu anda geldin bana. Çünkü temel bedensel davranışın sürekli olarak kendini tutmanı ve kin gütmeni gerektiriyor. o kadar. yalnız almasını bilirsin sen. «Şuna da bak! Yurtseverliği yadsıyor bu adam! Devletin. anlatmakta yetersiz kaldığım şeyleri gösterecektir çünkü. mutlu olma yetisinden yoksun olmanın nedenlerini sakin sakin anlatmama neden izin vermiyorsun? Gözlerinde korku görüyorum-. Sen yalnızca çorbaya kepçe daldırmasını bilirsin. Sendeki alma eyleminin temelde yalnızca bir anlamı var: Kendini büyük bir oburluk içinde parayla. Bunun neden böyle olduğunu anlayamıyorum diyorsun öyle mi? Ama başka türlü olamaz ki? Bunun nedenlerini ben söyleyebilirim sana. bu soru seni çok ilgilendirmişe benziyor. ya da gerçekten öğrenmek istediğine inanmıyorsun. sokaklarda utkulu tavırlarla dolaştırabileceğin. burada sana benim göstermek istediğim. Böylece. Kendi dinine karşı hoşgörülüsün. anlamak istemiyorsun. Küçük Adam. gerçekten bilgili saymıyorsun kendini. Hakikat. veremezsin. çünkü kendini boş. kendi dinine inanmak istiyorsun. Bu sözleri dinlemek. çünkü sen. çünkü için- Kanatları kırpılmış. bir hayvan gibi huysuz bir halde bana geldiğinde tanıdım seni. seni o halinle gördüm. seni tanıdım.aldın bugüne dek. Büyük bir boşluk ya da güçsüzlük duyduğun. ama baş63 . tepkesini salıverir diye kaçıyorsun ondan. Haydaa! İyi güzel ama. mutlulukla. Küçük Adam: İçinde bulunan sevgi. Dilediğin dine. mutsuz hissediyorsun Küçük Adam. kaçınılmaz olarak. «Dinsel hoşgörü »den yanasın değil mi. Bir şey yaratamaz. Sense bunu istemiyorsun Küçük Adam. aç. İyi ediyorsun.

ruhsal kabızlığından kaynaklanıyor Küçük Adam. ve doğayı anlamaya çalışsa. baş-kalannın mutlu olduğunu gördüğünde kıskançlıktan çatlarsın. boşanmak için geçerli neden saymıyorsun sen. öfkeden kuduruyorsun. ları gibi öldürebilirsin beni. Lincoln ve daha birçok-. Rat-henau. geçmişte pek çok gerçek dostuna yaptığın gibi gebertirsin beni. işine karşı olan sorumluluğundan. Karşılıklı verilmiş uygar bir ayrılma kararını. askerî havalar «bağırırlar». sonra gene geleneksel düşman. Geleneksel düşman bir on yıl sonra geleneksel dost olur. Bu yüzdendir ki sen yalnızca başkalarının sevgisini. çalışmanın ve bilginin anayurdu yoktur. bu yaptıkların seni alaşağı etti. benim bilgimle. Şu senin yurtsever dediklerine bir göz atalım: Onlar yürümez. kasılmalarından. bilgiden korkuyorsun. Onlar. onların «üstüne çıkar» gecede şu kadar «sefer» şunu. Kadınlarını kucaklamazlar. bir aynada. çalışma ve bilgisini sömürmekten başka bir şey yapamazsın. Almanya'da buna 64 «alaşağı etmek» diyordunuz. elle tutamayacağın bir yerde görmek istiyorsun. Sendeki tutucu yurtseverlik. eşlerden birinin ötekini dava etmesini. asker gibi uygun adım giderler. Biri kalkıp da bir kişisel Tanrı yerine doğaya hayranlık duysa.» Benim hakikatim karşısında yapabileceğin hiçbir şey yok. Kendi mutluluğunu aydınlıktan ürken bir gece hırsızı gibi çalıyorsun 65 . Evli çiftler artık bir arada yaşayamayacaklarını anladığında. Hakikati. İsa gibi. senin işin. Ne var ki. evrenseldir ve bütün insanlığı kapsar. her on yılda bir falan değiştirdikleri «geleneksel düşman »ları vardır onlann. Uzun vadede. Düşmandan nefret etmezler. şunu «yaparlar. Küçük Adam. Sevginin.kalarınınkine karşı hiç de hoşgörülü değilsin. bunlan kendin asla yaratamazsın. ve başkalarının bilgisiyle beslenmektedir. Karl Liebknecht. dostun olduğum için söylüyorum bunları. kabalıkla suçlamasını istiyorsun. Olsa olsa. gümrük denetiminden geçmez bunlar. üniforma tanımaz. Bu yüzdendir ki. Ama gene de kendine göre bir yurtsever olmaktan vazgeçmedin. sen küçük bir yurtsever olmak istiyorsun. Türkü söylemezler. Sevgiye hasretsin. ve bu yüzdendir ki. Hakikati söyleyen dostlarını kılıçtan geçiriyorsun ama gene de. bedensel katılığından. seni aşağılamak için değil. Sen de bir şehvet düşkünüsün çünkü ve bundan korkuyorsun. ey büyük isyancıların küçük torunu. kendi mutluluğunu aydınlıktan ürken bir gece hırsızı gibi çalıyorsun. gerçek sevgiden korkuyorsun çünkü. karısını ya da kocasını ahlâksızlıkla. işini seviyor ve ekmek paranı ondan kazanıyorsun.

Amerikalı. Ama sana yardıma gelenlerde de benim hakikatimi bastıracak güç yok ki? Senin yardımcıların bile bana gelip karısından. hangimizin açık saçık yayınla- Neden bağırıyorsun böyle. ulusun onurunu lekelemektedir!» Evet. Ama tarihten ders almazsın ki sen. Küçük Adam. Danimarkalıyım. giderek kuruduğunu hissediyorsun. ve geldiğin gibi. yurttaşı ya da yasaları korumak umurunda bile değil. İşte bu yüzden korkuyor ve yardım çağırıyorsun. «Polise kaydını yaptırmış mı? Evrakları tamam mı? Vergilerini düzenli ödemiş mi? Araştırın. Sokrat'ı senin iyi ahlâkını hiçe saymakla suçladın. hasta bakım odamda gördüğüm haliyle kamuya açıklayacağım diye ödün kopuyor. seni ilgilendiren tek şey. ama korkakça. sinsi sinsi öldürüyorsun. Aslında ne devlet senin umurunda ne de ulusun onuru. O bugün de senin o kurallarını hiçe sayıyor. onu da çırılçıplak gördüm ben. evraklarım tamam ve vergimi tümüyle ödedim. «Düzen»in çıkarları uğruna öldürmeyi sürdürüyorsun. biliyor musun? Korkuyorsun da ondan 66 67 . Bedeninin kaskatı kesildiğini. ona da aynı şeyi yaptılar. Bu dünyaya bir rastlantı sonucu gelmişsin. Neden bağırıyorsun böyle. Çünkü hangimizin daha ahlâksız. Sokrat zamanında da böyleydi. Gösterişli giysilerini kuşandığında içindeki insanı gizliyor O. ey zavallı Küçük Adam. gerekli tüm işlemleri yaptırdım. Bu yüzden bana bir siyasal suç yüklemenin. ama benden hiçbir şeyini gizleyemez. Bu adam devlet için bir tehlikedir. Beni herkesin önünde ahlâksızlıkla suçlarken doğrudan gözlerimin içine bakamazsın. hasta çocuğundan yaknııyor. bir an önce Başsavcılığa atanmaktır. Seni iyi tanırım. polise kaydımı yaptırdım. soruşturun. bugün bile bu yaptığının farkında değilsin ve bu yüzden hâlâ bataklıktasın.«Susturun şu adamı! Yabancı uyruklu o! Bir göçmen! Oysa ben bir Almanım. Norveçliyim!» Bırak bu sözleri Küçük Adam! Sen hem bir Amerikan göçmeni hem de bir dünya göçmenisin. Küçük Savcı Yardımcılarının istediği tek şey budur işte. hangimizin şehvet düşkünü. Anadan doğma bir göçmensin sen. Senin doğal yapını. Küçük Adam. biliyor musun? Korkuyorsun da ondan.' okkalı bir «dava» yakalayıp. Onun bedenini öldürdün ama aklını öldüreme-din. beni yıllarca parmaklıklar ardına kapatmanın yollarını arıyorsun. Sokrat'ı sen öldürdün. sessizce gideceksin. Diyelim bir Savcı Yardımcısısın. korkudan tir tir titriyorsun.

kitabı yokumsayarak öldürmeye kalktın. Bak. senin kişiliğinin kabuk bağlamış olması nedeniyle iktidara geldiğini gördüm. ben sana benzemem ve bu konularda hiçbir zaman sana benzemedim. ya da bir kadınla eyalet sınırını geçmekle ya da sokaktaki bir çocukla tatlı tatlı konuşmakla suçlayabilirsin beni. kötü bir sesle söyleyebilirsin bu sözcükleri. yapış yapış ve hain. çünkü kitap. Bu sözlerime inanıp inanmayacağın umurumda değil. Kitabı kendi yayınevinde basmayı kabul etmedin. Gene büyük bir heves ve isteklilik gösterdin. senin. çünkü «Başkan» ın kitaba karşı olduğunu açıklamıştı. 1933 yılında.nn hayranı olduğunu çok iyi biliyorsun. 69 Uzayan hasret 68 . bana onursal rektörlük sanı bile verdin. Hitler iktidara yeni gelmişti. gelir vergimi yüz dolar eksik tuttuğumu kanıtlamayı başarabilirsin. sen de istekliliğini sürdürdün. Ama bak. ancak senin ağzında bir suçlama niteliğine bürünebilir. Kimin suçlu çıkacağı belli olmaz. Ama bu kez susarak. 1928'de çalışmalarımız ilk somut sonuçlarını vermeye başladı. bir Hitler'i nasıl ürettiğini gösteriyordu. Kitap gene de yayımlandı. bunların hangi kaynaktan geldiğini de biliyorum. o bir kişi bendim. aldığım bu sonuçları senin yayınevlerinden birinde kitap haline getirmek istedim. Bu yukarıdaki üç tümce. bunu adım gibi biliyorum. Hitler'in. biliyorum. Bunu ancak sen becerebilirsin. Ve başka hiçbir şey bilmediğinden. bendeyse bilgi var evet. Küçük Adam. özel bir ses tonuyla. sen kendi varlığını şöyle yıkıyorsun: 1924 yılında insan kişiliğinin bilimsel bir incelemesinin yapılmasını önerdim. açık saçık fıkralardan pek hoşlanıyorsun Küçük Adam. ya da önemsiz konumda olursan ol. Hangi önemli. İyisi mi sesini çıkarma sen. Küçük Adam. Biri sayıları kabarık olan tanışları arasında açık saçık fıkra anlatmayan tek bir kişi olduğunu söylemişti. benim de sana benzediğimi sanırsın. Rol bölümü yapılmış. Yok. Sende makinah tüfek. Başkanın. Hevesli göründün.

Bugün bile hâlâ tutuyorsun kitabımı. Tasımdaki hoşafın tanelerini ayıklayıp yemeye varsın ama güllerimin dikenine katlanamazsın. insanların şu ya da bu çılgınlığa düşmelerinin. bugün. sıkıntılı ve olaylarla dolu yıl geçti. Korkaksın sen. çocuklarının. sevme ve bunun tadını çıkarma yetisinden yoksun olmalarından kaynaklandığını öğrettim sana. Bunu 70 söylemekte sakınca görmüyorsun. beğeniyorsun. ruhsal-sağaltımın teknisyeni olan sen böyle davranıyorsun. Bir zamanlar ilgini çeken. Acun-sal Yaşam Enerjisi'ni bulduğumu duyduğunda. sevgi duyma. Ve binlerce yıl nasıl davrandınsa. milyonların yaşamına malolduğu gerçekliğini daha ne kadar görmezlikten geleceksin? Güvenliğini. uçma tekniklerini açıklasa. 1946'da kitap ikinci basımını yaptı. Bireysel sağaltımın değil. Ancak. nasıl olur? İşte. İnsan kitlelerinin sevisel yaşamından söz edemiyorsun. Bir teknisyen kalksa. Cinsel yoksulluk sözcüklerini ağzına bile almıyorsun. ha? Daha ne kadar ağırbaşlılık dediğin o şeyi tıbbi yükümlülüklerine yeğ tutacaksın? Kullandığın taktiklerin. buna benzer bir soru duymadım senden. zararsız ve ağırbaşlı sözcükler bunlar sana göre. Onun bir «klasik» olduğunu ilan ettin. İnsanların gövdesinin. «Maine eyaletinde doktor71 . zihinsel bozuklukların (akıl hastalıklarının) önlenmesinin önemli olduğunu sana öğretmeye başladığım günden bugüne tam' yirmi iki uzun. bireysel sağaltımın değil. cinsel organlarında duydukları heyecanların bastırılması gerektiğini ve bunun için de onları soluklarını tutmaya alıştırmaları için zorlamalarını söylüyordu.ayrıca analara. şu ya da bu belalara dolanmalarının zihin ve bedenlerinin kaskatı kesilmesinden. sevme edimi sırasında başka hayvanlarınki gibi kasılıp gevşeyememe-si nedeniyle bunun böyle olduğunu anlatmaya çalıştım. Yirmi iki yıl boyunca. kalkmış dostlarına. Beni pis fıkralarına konu eden sen değil misin. ha? Bana «bedensel boşalma peygamberi» diyen sen değil misin? Ha. övgünü kazanan kitabımdan hiç söz etmedin. gene öyle davranıyorsun: Varılacak hedefin ne olduğunu söylüyor ama ona nasıl erişileceğini açıklamıyorsun. Yok. Ve bir tıp doktoru olarak içinde bulunduğun bataklıktan çıkamıyorsun. zihinsel bozuklukların önlenmesinin önemli olduğunu söylüyorsun. Bunu ilk söylediğim günden yirmi iki yıl sonra. boy gösteren cinsel yoksulluğa dokunmadan yapmak istiyorsun. «Akıl hastalıklarını önlemek» istiyorsun. çünkü yasak. «Bu ne işe yarar? Hastaları nasıl iyileştirir?» diye sormadın. hakikate yeğ tutuyorsun. Tam on iki yıl sustun. Ama işi. ama motorla pervanenin gizlerinden hiç söz etmese. Küçük ruh doktoru? Bedenleri güçsüz kocalar tarafından hırpalanan genç gelinlerin yakınmalarını duymadın mı hiç? Duydukları sevginin gereğini yerine getirememekten çatlayan ergin çocukların çektiği acıya tanık olmadın mı hiç? Gene de güvenliğinin hastalarından daha önemli olduğunu söylüyorsun.

Benim enstitümde şöyle bir olay oldu: Öldürün. benden fazla bilgisi olmayan hiç kimsenin beni sınayamayacağını. yalnızca. yaşam zerreciklerini inceliyorlardı. neden bugüne dek özgürlüğünü elde edemediğini ya da elinde tutamadığını göstermek istiyorum. gelelim senin şu özgürlük sarhoşluğuna. çalışmalarımı engelleyemeyeceğini bilmiyorsun. Bugüne dek hiç kimse. Seni aşağılamak. İnsanları «duvar dibine dikmekle» özgürlüğüne kavuştuğunu sanıyordun. senin Parti Kongrelerinde alacağın on binlerce karardan çok şu bir sorunun yanıtlanmasına bağlıdır. değil mi. ha? «Öldürün. Küçük Adam. Bana kalırsa. Senin o küçük ruhsatlarının benim çalışmalarımı bozmaktan —ama azıcık bozmaktan— başka işe yaramayacağını. gebertin. ne de "Gebertin!" diye bağırman seni amacına bir adım bile yaklaştıracak değildir.: gebertin! Öğrencilerim mikroskoplarının başına çökmüş. savaşa katılmak istedin.luk yapma ruhsatı var mıymış» diye sordun. Küçük Adam. küçültmek değil amacım. içindeki Küçük Adamın nasıl davrandığını anlatacağım sana. kısa keseceğim: Bir rastlantı sonucu özgür bir durum içinde bulunduğunda. Şimdi. neden kendine özgürlük sağlayamadığını. «Şuna da bakın! Dünya proleterlerinin devrimci dalgasına dil uzatıyor! Demokrasiye dil uzatıyor! Gebertin şu karşı-devrimciyi! Kahrolsun karşı-devrimciler!» Dur. Coşkusal vebanın ve yaşam enerjisinin bulgucusu olarak bu dünyanın her yanında bir anlam ifade ettiğimi. öldürün!» Pekâlâ. Bir kerecik olsun kendini ayna karşısına diksene! «Öldürün. sen ey demokratların ve bütün dünya proleterlerinin küçük Führer'i. gebertin!» Dur bir dakika. dur. denetleyemeyeceğini bilmiyorsun. «Gebertin şunu! Ulusun ve devrimci proletaryanın onurunu lekeliyor! Kurşuna dizin! Haydi duvar dibine!» Ne "Viva!" diye haykırman. o kadar. ya da sağladınsa neden hemen bir yeni efendiye teslim ettiğini sormadı. Sense 73 72 . gelecekte sahip olacağın gerçek özgürlük. heyecanlanma birden. Diyelim çocuk ve erginlerde cinsel sağlığın sağlanma ve korunması üzerine çalışmalar yapan bir Enstitüde öğrencisin. Bunu öğrenmek istemez misin. Bu «harikulade fikir» çok hoşuna gitti.

üstelik beş para bile vermeden gününü gün edeceğini umdun. Özgürlüğünü poker fişi gibi harcadığına bir başka örnek vereyim. bu örgütlere böylesi iğrenç düşüncelerle yaklaştığın için dağıttım hepsini. kızların ve kadınların arasında tüm çıplaklığını sergiledin. Çok geçmeden. bu toplantılara oluk oluk akın ettiniz. Proletaryanın Führer'leri bu bozukluğu giderecek. mutsuzluğunun nedenini anlamayı ve bunu ortadan kaldırmayı öğrenmeni sağlayabilecek örgütler kurdum. benim gibi. Yaşamının her anında büyük bir cinsel açlık içinde bulunduğunu. Hem ayrıca. Proleterlerin anayurdunda da böyle yapmışlardı: cinsel sorunların kendiliğinden çözümlenmesini beklemişlerdi. daha yüzyıllarca taşıyacaksın alnındaki bu karayı. bir kez daha bataklığın içindeki yerini korudun. çıplaktın. aklının yalnızca iğrenç ve açık-saçık şeylere çalıştığını herkes gibi. yaşantını iyileştirmek için büyük bir istek duyduğunu. kendine kolay yoldan bir kız bulacağını. Bir gece.. Gelip senin de incelemelere katılmanı önerdim. ama neden azarlamakta haklı olduğumu anlayamıyordun. toplama aygıtından çırılçıplak kalktın. karşı cinsten olan herkese büyük bir doymakbilmez-likle baktığını artık şu kadarcık çocuklar bile biliyor. Daha sonra. «dünya proleterlerinin askerleri» seni öyle bir lekelediler ki. İşte bu yüzden kalktı bu örgütler ve sen.. kısacası. ağzından yalnızca açık-saçık fıkraların çıktığını. senin bunu anlamamanın nedenini kavrayamamıştım. Küçük Adam..» Bu sözleri çok duyduk. yumruklarıyla temizleyecekler. Bunun sonucu Berlin'de görüldü: Proletaryanın askerleri gece sabahlara dek kadınların ırzına geçtiler. Bunun sebebi neydi acaba Kü74 çük Adam? Başlangıçta bunun içtenlikli bir davranış olduğunu sandım. Senin o «devrimci onur» şampiyonları. Bense kendi payıma. Bu gibi olaylar «yalnızca savaşta 75 . arkadaşlarınla sokakta yürüyordunuz. proletaryanın cinsel sorunları kendiliğinden çözümlenecek. Böyle bir örgütün toplantısında bir kızla tanışmakta bir kötülük gördüğümden değil. Seni hemen azarladım.Acunsal Yaşam Enerjisi toplayan aygıtta oturu-yordun. Bunu sen de biliyorsun. cinsel sağlığı savunan bir Enstitüde. toplantılara bu yüzden geldiğini sandım. Buranın değişik türden yeni bir genelev olduğunu sandın. Bu pisliği askeri güçle. seninle yaptığım ayrıntılı bir tartışma sonunda. sen de biliyorsun. dostlarınla sevgi konusunda konuştuğunda. Sen ve dostların. bu türden bir özgürlük olmasını beklediğini itiraf ettin. bir şey mi dedin? «Proletaryayı bozan kentsoylulardır. Seni harekete geçiren dürtünün ne olduğunu ancak bir hayli zaman sonra anladım. Ne o. Enstitüye ve onun temel fikrine karşı büyük bir kin ve aşağılama duyduğunu ve bu yüzden öyle uygunsuz davrandığını anladın. Bunun üzerine. hep bir ağızdan şöyle bağırdığınızı duydum: «Kadın istiyoruz! Kadın istiyoruz!» Geleceğinden kaygı duyduğum için. Bunu anlayınca aslında senin yaşantını iyileştirmene yardımcı olmak için kurulmuş olan bu örgütleri dağıttım.

her şeyi ters anlarsın. Bana geldi ve şunları söyledi: «Harikasın sen. Eğitimi ciddiye alacak olursak. Sen. senin yaşamında iğrenç bir yatak serüveni haline gelir. Sağlıklı çocukların içinde bulunan sevgiyi. insanin kendisinin sevgi denen şeyin ne olduğunu bilmesi ve sevgiyi yaşaması gerekmektedir. çekicilikten yoksunsun. Yaşam dolu. çocuklarda bulunan sevme yetisini anlamadığın nedeniyle de suçlamıyorum.olur» diyorsun. Küçük Kadın. Benim sevgiyle sarılma de- diğim şey. dedin onlara. biçimsiz bir görünümün var. sen de insanlığa cinsel bağımsızlığa kavuşmayı öğrettin: 'Gidin. çekici bedenlerden derin. Karl Marx nasıl insanlara ekonomik bağımsızlığa kavuşmanın yolunu gösterdiyse.'» Ben. İşte bu yüzdendir ki tekrar tekrar ve de gidip gidip batağa saplanıyorsun. sağlıklı babalarına yabancılaştırdı77 76 . Oysa sen şişmansm. Küçük Adam. Bu bir cinayettir işte çirkin Küçük Kadın. Eğer sen. böyle. önünüze geleni becerin. Çocukların cinselliğini doğru bir biçimde yönlendirebilmek için. biliyor musun. Senin görevin çocukları eğitmektir. çocukları eğitmek demek. bu uğraşı seçmenin tek nedeni buysa eğer. Seni şişman ya da çekicilikten yoksun olmakla suçluyor değilim! «Sevgi»nin tadını çıkaramamakla da suçluyor değilim seni (bunu sana verecek sağlıklı bir erkek görmedin). Neyle suçluyorum. cinsel düzenlilik konusunda da inançlı görünüyordu. Küçük Adam. Führer niteliklerine sahip biri. Neden söz ettiğimin bile farkında değilsin. verdiğin zararların haddi hesabı yok demektir. çekicilikten ve sevme yetisinden yoksun oluşunu bir erdem saymak ve —eğer bir «ilerici okul »da çalışıyorsan— içindeki acı kinle çocuklarda bulunan sevgi'yi öldürmekle suçluyorum seni. yalnızca kendi çocuğun yok diye öğretmenlik ediyorsan. ha? Öyleyse gel bir başka öykü anlatayım sana: Proletaryanın diktatörlüğüne büyük bir coşkuyla inanan. çocukların cinselliğini doğru bir biçimde yönlendirmek demektir. demişim. hiçbir özel nitelik ve yeteneğin olmadığı halde. acı bir kinle nefret etmen için yalnız bu durumun yeter.

böylece kendine özgüven sağlamak. Bak sen nasılsın.ğın için zararlı senin varlığın. Özgürlük konusunda terbiyesizlik ediyorsun. günün her dakikasında nasıl engellendiğini. bütün bunları yaşatmaya çabaladığın için zararlısın. Karşılığında hiçbir şey istemem. Ama özgürlü- Fıçı gibi olduğun. Fıçı gibi olduğun için. bu yüzden böyledir. Ben olmasam. tanınmamış bir pratisyen doktor olarak kalacaktın. içtenliğine güvenim var. içlerinde bulunan acılığı ve zehirlerini sağlıklı ruhlara dökmesine gözyumduğun içindir ki. benim çalışmalarımı anlatan. küçüksün. ve dünya. Küçük Adam. Küçük Adam: Büyük çabalarla durmadan çalışarak vardığım sonuçların ne olduğunu ve ne uğruna savaştığımı öğrenmek için bana geliyorsun. sorumlu bir konuma getirildin. benim «ırzına geçtiğimi» söylüyorsun. bu yüzden böyle yaşıyorsun. sağlıklı çocukları böylesi kadınların eline teslim ettiğin. Alçakgönüllülük gösterip bir köşeye çekilmek yerine o fıçı görünümünü ve yapaylığını sahte gülümsemenin ardına gizlediğin acı kinini bu yaşama zorla kabul ettirmeye. Ama sen için için kendini bana bağımlı hissediyorsun. Ama sen kalkıp. Ve sen Küçük Adam. bulgularımı bilimin hizmetine sunan bir kişi oldun. küçük bir kasaba ya da köyde. bir fıçı gibi düşündüğün. bir başka ülkede. bir fıçı gibi eğittiğin için. Dürüstlüğüne. çünkü kendi başına ve kendi olanaklarınla gelişme yetisinden yoksunsun. Özgürlüğün. bir fıçı gibi eğittiğin için zararlısın sen. Bütün bunları sevinerek veririm sana Küçük Adam. özgürlükten yoksun olma durumunun nerelerden beslendiğini öğrettim sana. iyileştirme yöntemlerimi öğreterek büyük bir doktor olmanı sağladım. geleceği görebilmek ve her şeyden de önemlisi gelişmek için bana gereksinmen var. Bu yüzden böyle düşünüyor. Buna hiçbir diyeceğim yok. bir çocukta bulunan sağlıklı sevgiyi hastalık belirtisi olarak gördüğün için zararlı. Benden bilgi almak. bir fıçı gibi düşündüğün. sana verdiğim bilgiyi dilediğin yerde kullanmakta özgürsün. Gittin. Dilediğini yapmakta. Sana bilgimi vererek. yapaylığını sahte gülümsemenin ardına gizliyorsun 78 79 . bir fıçı gibi sağda solda yuvarlandığın.

sonuç aynı. böylece yeni dünyalar. İşte bu yüzden küçüksün sen Küçük Adam ve dünya. civcivlerin büyüyüp kartal olacağını umar gene de. karanlık vadilerde çook çok yükseklerde sarp kayaların üzerinde yaşadıklarından habersizdirler. herhangi bir korumadan yoksun bulunmaktadır. Bir kez daha kuluçkaya yatar. büyüyüp kendisi gibi yetenekli. Yani bu civcivlerden birinin. Tek başına kalmış kartal gibi uzaklara bakmazlar. yumurtalardan civciv çıkıyor. Onu yemekten alıkoyan tek şey küçük bir umuttur. kendisi gibi çook çok yükseklerdeki yuvasından bakıp uzaklıkları görebilecek.Kartalın altından çıkan civcivler ğü küstahlıkla karıştırmak köleliğin özgün özelliklerindendir. Tavuklara ve yavrulara gelince. korunmaktadırlar. Yağmur yağdığında ya da fırtına koptuğunda onun güçlü kanatlan altında ısınmakta. Özgür olduğunu öne sürerek ve buna sığınarak. Bir kartal. durmadan gagalamakta ve karınlarını doyurmaktadırlar. Üzgün ve yalnız kartalı yumurtalardan çıkan tavuk ve civcivleri yemekten alıkoyan şey yalnızca bu küçücük umuttur. biliyor musun Küçük Adam? Başlangıçta kartal. Özgürsün çünkü. yeni düşünceler ve yeni yaşama biçimleri bulunduğunu anlayıp bunları arayabilecek büyük bir kartal olabileceği umudu. Bir de bakar ki. çalışmaların konusunda rapor yazmaktan kaçmıyorsun. bunları büyütüp büyük kartallar yetiştireceğini sanır. 81 . Kartalın kendilerine getirdiği yiyecekleri tıkınıp durmaktadırlar boyuna. tavuk yumurtaları üzerine kuluç80 kaya yatsa ne olur. gıdaklayan tavuklarla civcivleri yeme itkisini bastırmak için çok uğraşmıştır. Nemli. Çaresizlik içinde bulunan kartal. onlar bir kartalın kuluçkaya yatması sonucu dünyaya geldiklerinden habersizdirler. işte bu yüzden böyle. Kartalsa kendi gövdesini fırtınaya siper etmekte. bir gün küçük bir kartal olabileceği. Kartal bu durumda. yumurtalardan kartal yavruları çıkacağını. bağımsızsın — işbirliği etmekten ve sorumluluktan bağımsız.

«Çocuğum çok inatçı. bugün bile umudunu yitirmiş değildir. enflasyon nedeniyle çöküyor. seni daha ileriye. Umutlarını yitirdiler. bu yüzden de akbabalara yem oluyorsun. kabızlık çekiyor. siperler ardına gizlenerek ona ucu sivri kaya parçaları. kartallara. Bu yüzden kuluçkaya yatmayı. sevgin ve çocuklarına verdiğin eğitim. oysa biz tüm savaşları önlemek için yapmıştık son savaşı. Şimdi büyük kitleler halinde açlıktan kıvranıyor ve ölüyorsun. bilimin ve tekniğin. bir yığın erkekle geziyor. geceleri karabasanlarla uyanıyor. yürekli ve yalnız olan birçok adam. korkunç bir savaş patladı. bu tavuklar ona tuzaklar kurmakta. Akbabalar sana leş yemeyi ve birkaç buğday tanesiyle yetinmeyi öğretti. Onların kendisine kötülük yaptığını anlayan kartal ilkin bu tavukları parçalama isteği duyar. çalıp çırpıyor. her şeyi kırıp döküyor. beni hiç sevmiyor. Kartallardan korkuyorsun. Sana bir de «Heil. Ne yapmalıyız?» «Ne yapmalıyım?» «Ne yapabilirim?» Sonsuz geçmişten beri. Şimdi ne yapacağız?» Ya da: «Varlığıyla övündüğüm uygarlık. yaşamın. Hakikati güvenliğe yeğ tutan bir yaşam biçimi içinde elde edilen büyük başarı ve bulgunun yazgısı şudur: Senin tarafından büyük bir açgözlülükle yalanıp yutulmak ve sonra gene senin tarafından dışkı olarak atılmak. daha iyi geleceklere götürmek isteyen kartallara karşı olan Führ«rler haline geldi. hep eğ82 reti. Heil. senden kalabalık olan sürüler tarafından da yutuluyorsun. kültürün ve uygarlığın. Milyonlarca insan yiyecekten yoksun. yüreği katı. Bana işkence ediyor. Ama düşünür. yalayıp yutmaktan başka bir şey bilmeyen civcivler arasından kartal gibi olma yetisine sahip bir yaratık çıkar. bilmek de istemiyorsun. yüzyıllardır aynı soruyu soruyorsun. On83 . birbirlerini öldürüyor. Yaptığın her şey eğreti. Küçük Adam: Evini bir kum tepeciğinin üzerine kurmuşsun. onlara acımaya başlar. akimi derslerine veremiyor. Büyük. insanlıktan çıkıyorlar. Belki. bu yüzden sürüler halinde yaşıyor. Sen bir kartal olmak istemiyorsun. civcivler çıkarmayı sürdürmektedir. Ve akbabalar. Küçük Adam. Büyük Akbaba!» diye haykırmayı öğrettiler. Ne yapmalıyım? Söyle!» Ya da: «Yeni ve çok daha öldürgen. Büyük bir bunalım içinde. sinir nöbetlerine tutuluyor. ama gene de senin yumurtalarına kuluçkaya yatan kartallardan korkuyorsun. taşlar atmaktadırlar. Ne yapmalıyım? Bana yardım et!» Ya da: «Karım bana karşı cinsel istek duymuyor. diye umar.Daha da kötüsü. gün gelir. ölüm açlığı içindeler. bu yalnız önünü gören ve gıdaklamaktan. gelip gelip aynı soruları soruyorsun-. Bunu bilmiyorsun. Yalnız kartal. sana bunu söyleyen büyük adamı da öldürüyorsun. benzi soluk. ne yapman gerektiğini çoktan söyledi sana. Çünkü senin tavuklarından bazıları da akbaba yumurtaları üzerine kuluçkaya yattı.

yani kısacası. 84 Hiçbir canlı ifadeye. çünkü içinde yaşamı duyma yetisinden yoksunsun. büyük hakikati değil de küçücük yanlışı yaşamının yolgöstericisi olarak gördün. Heil! diye haykırdın ve Untermensch'i seçtin sen. Küçük Adam. sağırdın sen. toplumbilim öğretisinde. coşkusal hastalıkların çekirdeğinin cinsellik olduğu yolundaki açıklamasıyla. senin korkunç boşluğun içinde. doğallığa dayanamazsın çünkü. ha? Bu sorunun ciddi olduğunu sanmıyorum. Hıristiyanlıkta. çünkü gerçek düşünme eylemi. elini değdirdiğin her konuda büyük doğruyu değil. Demokratik bir anayasayla Stalin'in diktatörlüğü arasında bir seçme yapman gerekti.ların öğretilerini çarpıttın. Söylenenler uçsuz bucaksız çöllerde yitti. hakikati söyleyen yalnızların sesiyse. Her seferinde. Dayanamadığm için de. çünkü kulakların bu sözlerden sağır olmuştu. gene onun.» Ama onların sözlerine kulaklarını tıkadın. kırıp döktün ve onları ortadan kaldırdın. korkuyor ve şunu soruyorsun: «Bay Jones ne der? Yargıç Smith ne der acaba?» Düşünürken de korkak davranıyorsun. hakikati işittiğinde önüne geleni öldürecek denli öfkeleneceksin: Evini derme-çatma kurdun ve bütün bunları böyle yaptın. hiçbir özgür. Bunu neden yaptığını soruyorsun. senin çöllerinde yokoluyor Küçük Adam. cinsellik kuramını bir kenara attın. 85 . bedensel duygularla birarada gerçekleşir. kültürel uyarlama kuramı arasında bir seçme yapman gerekti. doğal davranışa karşı hoşgörülü davranamazsın Nietzsche'nin seni Übermensch'liğe (Üstüninsan'lığa) yükseltmesiyle Hitler'in Untermensch' liğe (Aşağıinsan'lığa) alçaltması arasında bir seçme yapman gerekti. küçük yanlışı seçtin. Sana hiçbir dayanak noktası tanımayan kültür felsefesini seçtin. Halkın egemenliği konusunda. doğal davranışa karşı hoşgörülü davranamazsın. onları ters tarafından yakaladın. Stalin'in diktatörlüğünü seçtin. sev. Sorunu yanıtlarsam. sense bedeninden korkarsın. hiçbir canlı ifadeye. hiçbir özgür. çünkü çocuklarındaki sevgiyi daha doğmadan öldürüyorsun. Pek çok büyük adam söyledi sana: «Aslına dön — içinden gelen sesi dinle — gerçek duygularının buyruğuna uy — sevgiyi yeşert. Freud'un.

Acımasız Engizisyonla Galileo'nun hakikati arasında seçme yaptın. büyüklüğü ve inceliği darağacına gönderdin. «Neden bütün bunları 87 . o vakit ne düşünüyordun? Düzinelerle ceset oturup düşünmen için yeterli neden değil miydi? İnsanlığının kıpırdanması için milyonlarca ceset mi gerekliydi? Bu küçüklüklerin. Hindistanlı Küçük Adam. dünyanın her yanından gelen gemilerin bir limanı sanırdım! Hitler'cilerin milyonlarca insanı öldürmelerinden sonra. Milyonları öldürmelerinden önce nerdeydin peki. bakışlarını bulandır-mamak gerekliyken kör kalabilmek için şok yöntemini seçtin. Ben de şu Trieste'yi. atarak devlet fikrini seçtin. ölürken. Papazların bekarlığını ve zorunlu evliliği seçtin. nesnelerin değerini üreten tek şey olan sendeki yaşayan işgücünün üretkenliğini sağlama fikri ile devlet fikri arasında bir seçme yapmak durumunda kaldın. Fransız Devrimi sırasında acımasız Robes-pierre ile büyük Danton arasında bir seçme yapman gerekti. Marx'ın. benim. kendi içindeki «yaşayan şey»i tümüyle bir kenara.İsa'nın görkemli sadeliği ile Paul'ün. Diyeceksin ki. yoksa «Slav» mı olduğunu açıklığa kavuşturmaktan başka derdin yok. Küçük İtalyan ve sen Küçük Tries-teli Slav. seninse ömürboyu ve de zorunlu olarak evli kalman konusundaki yasası arasında bir seçme yapman gerekti. Landau ve Mülsham vardı. gözlerini dört açmak. Lodge ile Wilson arasında bir seçme yaptın: "Wilson'u öldürdün. karını ya da ananı kurtarabilecek bilgi konusunda suskun kalıyorsun. kalkmış onları asıyorsun. Julius Streicher ve Walter Rathenau arasında bir seçme yaptın: Rathenau' yu katlettin. Engizisyon yöntemlerini bir kez daha dirilttin. Himmler'i emniyet müdürü yaptın ve gerçek dostlarını öldürdün. insan adlı hayvanın dev yoksulluğunu aydınlatıyor. Şu yirminci yüzyılda. papazların ömürboyu bekar. pılı pırtı içinde dolaşıyorsun ama Tri-este'nin «İtalyan» mı. yurdunda milyonlarca insan açlık çeker. yanlardan birini seçmek durumunda kaldın. Kanser hücresi konusundaki bilgisizliğini. onun gizleri konusunda yaptığım ve milyonlarca insanın yaşamını kurtaracak olan açıklamalarımı dinlemeye yeğ tuttun. önemsiz şeylerin her biri. Kendi öz sefaletinin dev boyutlara vardığını anlamak zorunda kalmayasın diye. Sen. Kanser konusundaki saçmalıklarını gazete ve dergilerde durmadan yineliyorsun. Bulgularından yararlanmakta olduğun büyük Galileo'yu. İsa'nın. bir yanda Goering ve Himmler. Almanya'da. çocuğunu. bir yanda Liebknecht. Çocuk İsa'yı salt sevgisiyle doğuran yalın anasını bir kenara attın. ineklerin kutsallığı konusunda Müslümanlarla çekişiyorsun. onur kırıcı sözler söylemeye zorlayarak işkence içinde öldürdün. Sen. Akıl hastalıklarının belli bir açıdan değer86 lendirilmesiyle şok uygulamalı sağaltım arasında seçme yaptın. Acımasızlığı seçtin.

büyük Doktorum!» diyorsun. evin derme-çatma ve sanki bir kum tepeciği üzerinde duruyor. on altı yaşındayken kurduğun yaşam düşleridir. büyük Fuhrer. Karın zatürreden yatıyor ve sen Küçük Adam. «Heil. Böyle bir yasa. ondan daha fazla sömürme yarışını bırak. eğlenceler merkezi Coney Island'a gideceğine yabancı ülkelere git. «proleterlik onurum» ya da «ulusal onurum» sağolsun. artık seni sömüreni. ama sen. Dedikodu kumkumalarını eleştir. Bütün dünyadaki çalışanlara. hele seçtiğin Führerlerin eline sakın verme onu. çocuğunun bedensel sevgisi. Eğer sen. artık ölüm için çalışmayacağını bildir. diyorsun. DOĞRU DÜŞÜN. ben de hastayım. iyi ve kötü yanlarıyla sana benziyorlar. çünkü onlar da. çocuğun boğuluyor. onu herkese göster. Cellatlarının ipine koşup idam edileceğine. komşun da bundan hoşnut olacaktır. DOĞALLIĞINI YAŞA! Olduğun gibi görün. karının düşlediği sevgi. sorumluluklarının şu kadarcığını yerine getirsey-din. Tavan başına çöküyor ama sen. kafandaki silindiri fırlat bir kenara. yalnızca yaşam için çalışmaya kararlı olduğunu. rüzgâr içeri doluyor. şehvet-düşkünü. Bunun yerine. içinden gelen ve seni tatlı tatlı okşayan sesi dinle. dünya çok daha başka olurdu ve senin büyük dostların. Kaya dediğim şudur: Senin içinde bulunan ama öldürdüğün doğal yapındır kaya. yaptığın ufak tefek küçüklüklerden dolayı yaşamlarını yitirmezlerdi. Çalışma konusunda yol gösterici durumuna geldin-se. karını kucaklamak için kimseden izin belgesi isteme. Yanılsamalarını kaldır at. «Yahudi saçması» sayıyorsun. Başka ülkelerdeki insanlarla ilişki kur. Rus ve Yahudi onurları!» diye bağırıyorsun. tanıt ya da sevgiye hasret yetişkinler okuluna değil de bir ıslahaneye gönder. ona dayak zoruyla öğrettiğin «disiplin ve düzen» nutukları çekmeyi sürdürüyorsun. içinden gelen şeyi dinle. Boks maçı yerine kitaplığa. milyonlarca insandan biri olan sen. Ve en önemlisi. çocuğum ve karım hasta. Su boruları patlamış. değerli. Sırtındaki smokini. insan yaşamının ve iyi şeylerin korunması için bir yasa yarat.ciddiye alıyorsun? Bütün kötülüklerin sorumlusu sen misin bu dünyada?» Bunu söylemekle kendini mahkûm ediyorsun. Komşu88 na boşver. «Benim iyi. Pek çok büyük adam söyledi sana böyle davranman gerektiğini. bütün meslekdaşlarına. Küçük Adam. Doğayı düzeltmeye kalkışma. kimseye güvenip de bir başkasının. doyumsuz kadın ve erkeklere karşı koru. ne yapacağım?» Yanıtım şu: Evini kayaların üzerine oturt. Yaşasın Alman. Hiçbir sorumluluk yüklenmediğin içindir ki. Altındaki döşeme çöküyor ama sen düşerken bile. Koşa koşa bana geliyor. «Ne yapmalıyım şimdi? Evim çöküyor. Bırak çocuğun doğa (ya da «tanrı») nın yarattığı gibi büyüsün. onu anlamaya ve korumaya çabala. evinin altındaki kayanın bir parçası olacaktır. Küçük çocuklarının sevgisini. üzerine yaşamını kuracağın kayalardan oluşan sağlam bir temeli. yerine hakikatin bir parçasını koy. Yaşamını kendi ellerinde tutuyorsun. 89 .

Yüzyıllar boyunca. Çünkü önümüzdeki yüzyıllar boyunca dostlarını öldürecek. onları yönetmek. Yaşamı öldüreceksin. Her geçen gün. sonunda. yavaş yavaş giderek ve karanlıkta el yordamıyla yolunu bulan biri gibi. istemlerinin gelişmesine fırsat vermeden öldürüyorsun onları. «ulusal onur» uğruna. Çünkü yaşamdan korkuyorsun. bütün halkların. genel bir toplumsal sefalet sonucu kitle halinde öleceksiniz. şimdi sana birkaç ciddi ve önemli kehanette bulunacağım: Bütün dünyanın yönetimini eline geçirmektesin ve bu yüzden korkudan tir tir titremektesin. ya da işitsen bile. İşte bütün bunları bilmiyorsun sen Küçük Adam. sonunda sen ve senin gibiler. ya da «devlet». zayıf bir kıvılcım halinde belirecek. SENİN YAŞAMIN seni çağırdığında sağır kesilecek. Bu senin içinde yanan ilk kıvılcım olacak. cellatların yardımıyla sağlayacağına inanacaksın. varlığının korkunçluğu ve çirkinliği. «bilmem ne» uğruna. özgüvenlerinin. delikanlılarının perişanlığını. Yüzyıllar boyunca. »efendi» olabilmek için kapında köpek besliyorsun. Küçük Adam. Küçük Adam. güçlü olmak için can atıyorsun. başkalarına üstün olmak. duymayacaksın. kadın ve erkeklerinin özlemlerini işit90 meyeceksin. köreltiyorsun.Eğlenceler merkezi Coney Island Dinle. Sonra. dostunu — 91 . Yüzyıllar boyunca yolunu sapıtacaksın. bunu yaparken de. proleterlerin ve tüm ülkelerin Führerlerini. böylece kendini tekrar tekrar aynı bataklığın içinde bulacaksın. ince. her geçen hafta. ya da «Tanrının büyüklüğü» uğruna yaptığına inanacaksın. ya şamın korunması gereken durumlarda kan dökeceksin ve özgürlüğü. çocuklarını anlamıyorsun. efendilerin olarak selâmlayacaksın. bu arada kendi bebelerinin yakarılarını. kentsoylu bireyciliği deyip geçeceksin. iktidar delisisin sen. bir efendiyi bırakıp. kendilerini bir şey sanan lâf ebelerinin dediklerini yapacaksın ve YAŞAM. Bilmediğin ve de bilmek istemediğin tek bir şey var: Kendi zavallılığını saatten saate. çok korkuyorsun. günden güne yaratmakta olan kendinsin. ilk kez kendi içine baktığında. sevgiyi çalıyorsun. her geçen onyıl. hırslısın. öteki efendiyi göklere çıkaracaksın. yürekliliklerinin.

Belli bir ereğe varmak için her türlü aracın. Bugün attığın her adım. 92 sokaklarda tören yürüyüşü yapmaktan daha önemli olduğunu. ormanda düşüne düşüne yürümenin. birtakım boş naralardan daha iyi olduğunu anlamaya başlayacaksın. TOPLUMSAL SORUMLULUĞUN olan işine ne gözle baktığına. Bundan sonra yaşamın için kitaplığın boks maçından daha önemli olduğunu anlamaya başlayacaksın. senin yarınki yaşamındır. eşini nasıl kucakladığına. vb. onu ortadan kaldırma yolu'nda çaba harcıyorsun. Ve alçakgönüllülüğün. her gün ne yaptığına. kötü ve aşağılık yöntemlerle varılmaz. aşağılık ve alçaklıkların. ona varmak için yürüdüğün yoldadır. çirkin yöntemlerin bile geçerli olduğunu sanıyorsun. Ama sen. iğrençliği ya da insancıllıktan uzak oluşu. ama. Amerikan Anayasan. 93 . ve çocuğuna nasıl davrandığına. her saat ne düşündüğüne. sağlıklı bir özgüvenin ulusal bilinçten daha önemli olduğunu. Hiçbir büyük ereğe. Ereğe giden yolun kötülüğü. anayasanın günlük yaşamda kökleşmesini sağlayacak biçimde davranmak yerine. iyileştirmenin öldürmekten. «Peki.Yaşamdan korkuyorsun yaşamın sevgi. Yanılıyorsun: Amaç. ereklerime nasıl varacağım?» Senin o Hıristiyan sevgin. Amerikan Anayasası'nı uygulama. çalışma ve bilgi üzerine kurulduğuna inanan adamı aramayı öğreneceksin. Yaptığın her toplumsal devrim bunun doğruluğunu gösterdi. sana anayasayla verilen özgürlükleri yanlış kullanıyor. onu anlamayı ye ona saygı duymayı öğreneceksin. seni de kötü ya da insanlıkdışı yapmakta ve böylece ereğe varmanı da olanaksız kılmaktadır. senin yaşamını baskı altında tutan. Küçük Adam. Hıristiyan sevgisini yeşertme. seni sömüren kişi gibi olmamak yolunda ne gibi çabalar harcadığına bağlıdır.

Çirkin bir sevinç içinde. Yüzyıl önce sömürü vardı evet. Küçük meselelerde sen böylesin işte. bilmezsin sen. Senin Führer' lerin. çünkü seni ölüm açlığı çekerken gördüm ve ben de açlığın ne olduğunu bilirim.. nasıl oluyor da insanların dürüstlüğüne bunca inanılıyor. Küçük Adam. Biliyorum. artık özgür bir Amerikalı. konuklar ne isterse dilediği kadar alıyorlar. Oysa biz biliyoruz ki insan denen tüm memeli hayvanla94 rın açlık çeken tek bir organizması vardır. Konuksever bir evde insanın yapmaması gereken şeyler vardır: örneğin sofrasındaki gümüş kaşık çalınmaz. evin kadını çalınmaz. kızıl. buna karşılık.» dedin. kendi yaşamını daha da acımasızca horgörmeye başladın. O günlerde yeryüzündeki tüm ezilen halkların Füh-rer'i olma yolundaydın. bir kitabının arasında bulunan parti üyelik kartını kitapla birlikte yitirdiğin. Ortadan kaldırmak amacıyla uğrunda kavgaya durduğun şey. bunun yerine. elde edilen büyük başarılara saygı gösterilir. ve «yardım»cılara kartını gösteremediğin için böyle yaptıklarını söyledin bana. «Bir çocuk gibi açlık içinde kıvrandım. kendi özyaşamın gibi korumak ve savunmak durumunda olduğun şeyi ortadan 95 . kendi çocuklarının açlığını milyon kez artırdığını bilmiyorsun. her zamankinden daha hırslı bir biçimde yeşermekte. insanlar horgörülürdü. smörgas-bord dedikleri geleneği anımsıyorsun. iyilikbilmezlik vardı. beyaz ve kara olan açları ayırdedebiliyor demek.. yani smörgas-bord hiç çalınmaz. bir türlü anlamıyordun. Ama smörgasbord'u çaldığın zaman tüm açları doyuracağını söyleyen sen. Küçük Adam? Kendi küçük Führer'lerini nerede başa ge-tirdinse. orada senin gücün yüzyıl öncekinden daha ağır bir biçimde sömürüldü. onları tanıman halinde. bütün açlar arasından. haklarınsa hiç mi hiç tanınmıyor. büyük şeyler veren. akşam bedava yemekten bol bol tıkınabilmek için bütün gün yemek yemediğini söyledin bana. Alman felaketinden sonra açlıktan ölmek üzere bir parkta yatarken gördüm seni. büyük dostlarının yaptığı yorucu çalışmaların meyvalarını çalma olgusu başgösterdi. büyük şeyler ortaya koyan kimseye sahip çıkılır. ya da Rus ya da Çinli olamayacağını sanıyorsun. Kendi Führer'lerini iş başına getirmeye hâlâ çabaladığın durumlarda. çünkü bu gibi şeylere saygı göstermen.Bir Alman göçmeni olarak. İsveçlilerin. ama aynı zamanda. Partinin «Kızıl Yardım »ının sana el uzatmadığını. Sana göre bu yeni ve değişik bir şeydi. Bir yeteneğin tanınması ne demek. insan yaşamına değer verilmez. büyük yetenekler kabul edilirdi. ya da konukseverlik. değil mi? Birçok yiyecek ve nefis yemekler ortaya konuluyor. Savaşa durdun da ne oldu. evet. Büyüfe meselelerde de böylesin: Sanayileşme çağının getirdiği sömürüler karşısında kollan sıvayıp bu sömürülere son vermek. insanın aşağılanmasını önlemek ve haklarını savunmak için kavgaya durdun. insan yaşamının hörgörülmesini. başarıya saygı denen şey tümüyle ortadan kalktı. İsveç konukseverliğini nasıl kötüye kullandığını gördüm.

yatağından yuvarlanmış. Küçük Adam. bu şeyi bit gibi sardılar başına. seni hekimsel 97 . Seninki. ulusun onur ve saygınlığını lekeliyor. Başkalarına saldırmaya bayılıyorsun. Kanserinin nedenlerini buluyorum. özgürlük türküsünün eşliğinde danset-tiğini sanıyorsun. kes artık Küçük Adam. her zaman gizli bir siperden saldırıyorsun. sen kalkmış KİM KİMDİR adlı kitapta adımın geçip geçmediğini soruyorsun. İki tür ses tonu vardır: Dağların doruklarından esen fırtınaların uğultusu ve bir de senin yellenmen. büyük bir hırsla yıkmayı sürdürüyorsun. ama eleştirilmek istemiyorsun ve bu nedenle de başkalarından kopu-yorsun. Tepetaklak duruyorsun. çaresizlik içinde yerde yatmaktasın. bugün bile bu böyle. «Şuna da bakın! Yurtseverliğime dil uzatıyor.kaldırdın. yellenme sesi. pasaport denen şeyi çıkardı. Bütün savaşlara son vermek üzere yapı- Pasaport lan ikinci savaşın bitiminden yıllar sonra. Birinci «Dünya Savaşı »ndan önce. Konuşma ve eleştirme özgürlüğüyle sorumsuz gevezelik ve adi şakaları birbirine karıştırıyorsun. Gördüğün bu karabasandan uyanacaksın Küçük Adam ve göreceksin ki. Bu yüzdendir ki. başarılara karşı saygılı olmayıysa kölece bir el-etek öpme sayıyorsun. Ve tüm-savaşlara-son-vermek-için yapılacak olan üçüncü savaştan ve bilmem kaçıncı savaştan sonra da bu böyle kalacaktır. Saygısızlık göstermen gereken yerde el-etek öptüğünden. yelleniyorsun ve menekşe kokusu saldığını sanıyorsun. Çünkü sen özgürlüğünü kendi ellerinle yokettin. uluslararası gezmelerde pasaport aranmıyordu. Bağlılığı «duygusallık» ya da «küçük-kentsoylu alışkanlığı» olarak nitelendiriyorsun. «Koşun! Yetişin! Bunun pasaportunda bir eksiklik yok mu? Gerçekten bir Tıp Doktoru mu? Adı KİM KİMDİR kitabında yok.» Dostlarının sana bir yaran olmaz. bağlılık göstermen gereken yerde nankörlük ettiğinden haberin bile yok. Onlar sana yol gösterebilirler. Eleştirmeye her an hazırsın. senin küçük Sağlık Bakanın farelerle deney yapmamı yasaklıyor.» Eeh. on ayrı ulusun konsolosluğundan izin almak zorundasın. dilediğin yere gidebilirdin. ama saldırı karşısında kalmaya dayanamazsın. Çünkü sana bir şey verenden ça-lıyor. seni soyana bir şeyler veriyorsun. böyle durmakla. Avrupa'da üç yüz kilometre kadar dolaşmak mı istiyorsun. Hekimler Birliği ona karşı savaş açmış. Doktorlarına. «Özgürlük ve Barış» sağlamak için 96 yapılan savaş. Senin sinirsel perişanlığını iyileştiriyorum. ama özgürlük sağlayamazlar. ve hızını almış gidiyor.

değil mi! . senin insanlığını. ama sırtında beyaz bir gecelik. dünya'nın yurttaşıyım ben. senin yaşamını. Bense. Alman değilim. bu bilim dalını da on. çok perişan. Küçük Adam. karına. Senin Sağlık Bakanının benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur. Senin gücün bana yetmez. zevk duymanın işlevini yadsımaya kalkışarak. Çünkü ben. «Tutun! Yakalayın şunu! Muayene edin! Akıl hastası mı? Doktorluk ruhsatı var mı? Özgür ülkemizin kralının izni olmadan doktorluk yapamayacağı yolunda bir Krallık Yasası çıkarın! Benim zevk işlevlerim konusunda deneyler yapıyor! Hapse tıkın! Ülkeden atın!» Dilediğim etkinliği göstermek için gerekli izni ben kendimden aldım. sen bu gezegende yaşadığına göre. Kasılmış bir beden yerine. bu denetleyici. Onu bana kimse veremez. Yok. Kes sesini Sevgili Küçük Adam. Şimdi seni aştım. sana söyleyeceklerimi. yüz ya da bin yıl içinde kendi ellerinle ortaya çıkarıp ondan yararlanacaksın. ben bu «gezegene ait» bir doktorum. senin kanserinin anlaşılmasını engellemek için koydukları yasaklamaları yürüte99 . elindeki ip kendi boynuna dolandığında başka öğretiler karşısında nasıl hindi gibi kabarıp öttünse. Oysa sana 98 göre yeryüzünde melek Amerikalılar ve canavar Japonlardan başka kimse yok. o vakit senden korkuyordum da. Sağlık Bakanların ve Profesörlerin. Başına koyduğun yetkililerin. Bir zamanlar sana gereğinden çok inanıyordum ya hani. Sağlık Bakanı. bu konuşmamı tamamlayacağım. Ama bu yüreklilik yok onda. yaşayan bir bedenin olsun istiyorum. deneylerimin doğru olmadığını açıkladı. sana bu konuşmayı yazıyorum Küçük Adam. Böyle iyileştirecekler seni. Kendi boynunu ipe dolamadan beni asamazsın sen Küçük Adam. Kendinden korkma duygundan kurtulmanı istiyorum. Ben. beni öldüremezsin. Küçük Adam. dünyayı içinde duymanı. başın sıkışınca. güçlülerin nice güçsüz olduğunun başka kanıtlarını da ister misin? Senin yetkili kişilerin. «evlilik gereği» işkence yapmak yerine onu mutlu etmeni istiyorum. acımasız. senin Hekimler Bir-liği'n kalktı beni polise ihbar etti. oysa onlar tıpkı Ortaçağlarda insanları zincir ya da kamçıyla «adam ettikleri» gibi elektrik şoku veriyorlar sana. hastalığını bilimin ellerine teslim etmişsin. sevgini ve yaşama sevincini temsil ediyorum. Daha mutlu ve daha insana yaraşır bir yaşam sürmeni istiyorum. Hıristiyan. Seni kurtarmak istiyor değilim. hayır. sesini çıkaracak halin yok. Akıl hastası-sın. Amerika'da bir akıl hastanesine konuldum. Yaşamın çok sefil. ya da İtalyan değilim. Yahudi. binlerce yıl geçmişten ve binlerce yıl gelecekten bakıyorum sana.açıdan anlamayı öğrettim. suratında maske. çocuklarından nefret etmek yerine onları sevmeni. Geçmişte. canlı. Benim bulduğum hakikati bilmek yürekliliğini gösterebilseydi bir etkisi olurdu. senin doktorunum. Sonunda senin yaşamını açıklayan yeni bir bilim dalı' kurdum. Hastaneler Genel Denetimcisi denen ama aslında kendi halinde bir zavallı olan birini beni denetlemeye atadı. çünkü binlerce yılın bakış açısından görebiliyorum seni. kanlı elinde bir iple beni asmaya bile gelsen.

patoloji'de saplanıp kaldılar. Sevginin tadını çıkarmayı bilseydi böyle bir korku beslemeye- Sevişmek yasak! çekti yüreğinde. mikroskopla incelemelerimi. Bak anlatayım bu iş nasıl oldu: Küçük yaşlı bir kadın farelerden korkuyordu. Değişmez düşmanımın ülkesinden gelme bir casus bu. zavallı korkak kadın sana geldi. bütün o yürekliliğin. Öte yandan ben. «Sınırdışı edin şunu! Dirlik ve düzeni umursamıyor. bütün o sonsuz ideallerin ve ahlâklarınla geldin. duvarın dibine dikeceğiz bunu! Proleter gençliğimizi zehirliyor! Proletaryanın da tıpkı kentsoylu gibi sevme yetisinden yoksun olduğunu söylüyor! Gençlik örgütlerini geneleve çeviriyor. sıktığın yumruğun içindedir. Benim ev sahibim de senin gibi biri. elinle tutamayacağın bir yerde görmek istiyorsun. Onların yasaklamalarına karşın çalışmalarımı sürdürdüm. bütün proleterlerin Führerini Almanya'da iktidara getireyim. Benim işimi önemsemeyip İngiltere ve Fransa'lara gitmeleri fayda etmedi. Sen. çözümleme deneylerimi kesmedim. Sen. kafanı ve iyiyi algılama yetini alıp götüren ideallerini yıkıyorum Küçük Adam. Moskova'dan (ya da belki Berlin'den?) gelen parayla kendine ev aldı!» Anlamıyorsun Küçük Adam. Küçük Adam. Daima bulundukları yerde. bir Küçük Adamdı.mediler. sonsuz umudu yalnızca aynada. beni evinden çıkarmanı istedi. birçok kez senin yaşamını kurtardım. İnsanın bir hayvan olduğunu söylüyor! Sınıf bilincimi yıkıyor!» Evet. beni evden çı101 100 . Seni bu dünyanın efendisi yapacak olan tek hakikat. Kendisi komşumdu ve evimin bodrumunda deney fareleri beslediğimi biliyordu. Sendeki kanserli çürümenin nedenlerini anlamayı bu fareler sayesinde öğrendim ben Küçük Adam. Fare etekliğinin altına ve ayaklarının arasına girecek diye ödü kopuyördu. «Hele ben. görsün o.

kendi mesleğinde ilerlemeyi amaçlıyorsun. ya da dönüp. Daha sonra. «Troçkist bu! Hapse tıkın! Halkı kışkırtıyor.kardın. Halkı horgören asıl sensin. bir Rus casusu olduğumu söyledin. çünkü onların haklarını korumak yerine. daha bü103 Kanser Araştırmaları 102 . Bundan sonra ne yaptın. Goethe ve Napolyon'un ve de Casanova'nın kitaplarının da bulunduğunu söyledim sana... devletin bir küçük memuru olan sana acıdım. oy toplamak. senin ve korkaklığın tarafından rahatsız edilmeden çalışabilmek için bir ev satın almak zorunda kaldım. Buda'nm ve İsa'nın. Küçük Adam? Görevsever ve hırslı bir Başsavcı olarak. Sana. Çünkü sen. Kızıl Köpek!» Ben halkı değil. bir kitaplığın ne işe yaradığını bilmezsin Küçük Adam. Hiçbir şey anlamadın sözlerimden. öylesine sefil ve perişan bir görünümün vardı ki. seninle gene karşılaştık. Bu kez Bronx ilçesinin küçük bir Yargıcı kılığındaydın Daha yüksek bir kürsüde oturma isteğin doyurulmamış bulunuyordu. Daha önce hiç duymamıştın böyle bir açıklama. Küçük Yargıç. Gizli ajanların da gelip evimde «casusluk kanıtları araması» yaptıktan sonra senin hakkında pek iyi şeyler söylemediler. Beni hapse koydun. Ama seninle aynı masaya oturmam. Bunu da sana birçok büyük adam söyledi. Ama duruşmalarımda oturup tepeden tırnağa kızarmana değmezdi bu yaptığın doğrusu. Alman olduğumu. şakalaşabilirim. ama onların kitaplarını hiç okumazsın ki sen? Onlara hakikati söylemek gibi büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğum zaman. sen de buna dayanamıyorsun. Kitaplığımda Hitler'in. «Bunu hapse tıkın! Bu bir Faşisttir! Halkı horgörüyor!» Sen «halk» değilsin ki. İnsanın coşkusal veba denen şeyi anlaması için onu bütün yanlarıyla ve çok yakından tanıması gereklidir. mesleğinde ilerlemek için ünlü bir «tehlikeli adam»ı kullanmak istedin. Seninle briç oynayabilir. Senin iyiliğin için fareleri inceleyebilmek. bir zavallı İnsan Hakları savunucususun. insanlığını kışkırtıyorum. Küçük Yargıç. Çünkü sen. senin özgüvenini. insanlara saygı duyuyorum. Kitaplığımda Lenin ve Troçki'nin kitaplarını bulundurmakla suçladın beni. Çünkü istediğin tek şey. diye açıkladım. bu yüzden bütün bu kitaplar var bende.

«halkın sömürücüsü »ydü. sonra seninle bir konuşma yaptım. Onu öldürdün Küçük Adam. korkudan ödün patlardı. seninle ilgileniyorum diye yavaş yavaş işkence edilerek öldürülmek istemiyorum. Eline özgürlük verildi mi. Özgürlüğünü kötüye kullanmana birkaç gün göz yumdum. benim gittiğim yer-deyşe başıma ne gibi çoraplar öreceğin hiç belli olmaz. bu büyük. «Gebertin şunu! Benim. çalışmalarımı on yıl ileriye götürdü. seni düşünüyorum. Bütün görüşme ve tartışmalara katılmanı sağladım. Sabahleyin deneyodasına geldiğinde. Ancak şu anda seni bir yol arkadaşı olarak göremiyorum. önderinin karşısında sigara içme izni verilmiyordu. yalnızca meyhanede senden zarar gelmez. Ama şimdi. önce benim seni selâmlamamı bekliyordun. Seni gelecekte neyin beklediğini azıcık bilsen. Dünyanın yönetimini devralıyorsun çünkü. Wilson'a. değil mi? Sen bir deneyodası yardımcısıydın. Anlayış gösterdim. On yıl önce benim bir deneyodam vardı. sorulmadan bir şey söylemen yasaklanmıştı. Küçük Adam. Küçük Adam. İspiyonluk eden Sen'din. senden bir süre için ayrılıyorum. sen Temyiz Mahkemeleri Yargıcı. her alanda ve de tümüyle özgürdün. ya da tüm proleterlerin Füh-reri olmak sevdasındasın yalnızca. işe almamı önermişti. dünyadan elini eteğini çekmiş bir ruh doktoruna benim deneylerimden söz ettin. Ağzında pipon. günlerce ortalıkta dolaştığını. «büyüğün» ve «patronun »um. Bulgularım. Senin adalet ve Führerlik anlayışın. Küçük Adam. İyi bir aylık alıyordun. Gittiğim uzak yerlere dek izleyemezsin beni. sana gerçek özgürlük verildiğinde küstahlık ettin. Bir arkadaş olarak. Bu yüzden. çalışmalarım. Artık sana hizmet etmeyeceğim. iyi yürekli insana ne yaptın? Sen Bronx'lu Yargıca göre Wilson bir «düşçü»ydü. Başına geleni unutmadın umarım: Özgürlükten deli oldun.yük bir koltuğa oturmaktır. Gözlerinde yaşlarla 104 bu yeni düzen içinde ne yapacağını bilemediğini itiraf ettin. boş sözlerinle. bütün proleterlerin Führer'i olacak adama. Daha önceki işinde sana. İşsiz kalmıştın. Senin tasarılarının tersine bu savaşımlar. Adli Tıpta görevli. İnsanları selâmlamaktan hoşlanırım. böyle biri olup çıkıyorsun işte. Az daha beni de öldürüyordun. biri seni eşsiz bir toplumcu ve iktidardaki partinin bir üyesi diye bana tanıtmış. senin geleceğinin bir parçasıdır. çünkü sana ve «görevine» inanıyordum. hiçbir iş yapmadığını gözlemledim. Sonra gittin. ben Sokaktaki Ada105 . Küçük Adam! Ama biri benim selâm vermemi beklerse öfkelenirim. kışkırtıcı bir tavır takındın. anımsıyorsun. aldırmazlığın yüzünden. kendi umutlarından korkmakla öldürdün onu. Özgürlüğe alışık değildin. senin kafana göre. bütün proleterlerin Führer'i olacak nitelikteki bir Küçük Adama. yani sana göreyse. gazetelerin bana karşı savaş açmalarını sağlayan ve onları kışkırtan ikiyüzlülerden biri sendin. beni susturmak için gösterilen çabalar. dünyanın boynuna geçirilmiş bir ilmiktir. çünkü ben. işinden çıkarmadım.

yerden yükseğe koyuyorsun . ya da diktatörlerin izinde gitmemeni söylediği zaman neden görevini yapmıyorsun? Nerde kaldı senin görev-severliğin. yalnızca gürültülere kulak vermeyi yeğliyorsun. gerçekler ses verdiğinde dinlemiyorsun. beni yani Küçük Adamı suçluyor! Ben kim oluyorum. korkak. özgür de değilsin Küçük Adam. Bilgili kimseye öykünmeyi beceremiyorsun ama soyguncuya öykünmeyi çok iyi beceriyorsun. radyo programların. Bu uygarlığı kuran sen değilsin.mm kurduğu uygarlığı küçümsüyor! Ben. Özgürlüğün ne olduğu konusunda hiçbir fikrin yok. «Heil!» diye bağırıyorsun. Küçük Adam. neler olup bittiğini bile bilmiyorsun. ne gücüm var da. Yaşasın!» Sen hiçbir şey değilsin. hain ve zalimsin. demokrasiyle yönetilen özgür bir ülkenin özgür bir insanıyım. patronumun dediğini yaparım.» Binlerce erkek. insan olmak ve insanlığı korumak sorumluluklarını duyma yetisinden yoksunsun. Özgürlük içinde yaşamasını bilemezsin bile. coşkusal vebayı utkuya götüren kimdi? Sen. Biri sana kurduğun şeyin sorumluluğunu almanı söylediğinde. onları bir kaide üzerine. Avrupa'da. büyük siyaset meselelerine burnumu sokmam. Sen. «güldürü kitapların» hep cinayetlerle dolu. kadın ve çocuğu gaz odalarına götürürken de sana söylenenleri yapıyordun yalnızca. Birleşik Devletler Başkanlığını etkileyeceğim? Ben. hem de hiçbir şey. Ayrıca. gerçek görev duygusundan. Filmlerin. neyi kurmakta olduğun konusunda hiçbir fikrin yoktur. ya da çocuklarına dayak atmamanı. ne yetkim. Ya Amerika'da? Wil-son'a oynadığın oyunu düşün! «Şuna bakın. görevimi yaparım. Küçük Adam. zararsız boyuneğmişliğin öyleyse? Yok. yüzlerce kez duydun bu sözü. öyle mi Küçük Adam? Öylesine zararsızsın ki. politikaya burnunu sokacak adam değilsin ki? Biliyorum. Aklı başında efendilerinden yalnızca birkaçı kurdu bu uygarlığı. Söyleyecek sözü. Bir kurma işinin içine girdiğinde. kendi görüşü olmayan zavallı bir şeytansın sen. Ama soruma kulak ver: Biri 106 sana yaptığın işten sorumlu olduğunu. 107 Büyüklerine saygı gösterebilmek için. Küçük Adam. onu «proletaryaya ihanet etmek »1e suçluyor ve sana sorumluluk almamanı söyleyen «tüm Proleterlerin Babası» na koşuyorsun. Sonra.

hoşlanmadığın bir gerçekle karşılaştığında. hepsini kendi imgendeki «normal» insanoğluna benzetebilmek için onlara nasıl işkence ettiğini gözümün önüne getirince. büyük adamların senden uzak durmasının nedeni budur. Büyüklerine ya da üstlerine saygı gösterebilmek için. kendini ve değersizliğini yüzyıllar boyunca çeke çeke sürüklemen gerekecek. yanına yaklaşmak kolay değil. iyice akimi yitirdi!» Biliyorum. bu sefaletin suçlusu kim? Sen değilsin elbet. delilik tanısını koymak- ta ne usta olduğunu biliyorum. çok sevineceğim. Küçük Adam. kendine bakabilme ve kendini tanıyabilme yetisine sahip olduğunu kanıtlarsan. kendini her yerde kolayca bulabilir. Viyana'da. sen kim oluyorsun ki kendine ait bir görüşün olacak? Biliyorum. Kendini bir "ho-mo normalis" olarak görüyorsun. onları bir kaide üzerine. Senin geleceğine daha iyi hizmet edebilmek için kendimi senden ayırıyorum.Kendi kendinin efendisi olabilmen için. bu cinayeti işlemeni önlemek için yakınına gelmeye kalkıyorum. beni öldü-remezsin ve uzağında olursam benim çalışmalarıma daha çok saygı gösterirsin. Çünkü uzağında olursam. Eğitim Bakanlığı dediğin kurumla kendini çok iyi korumuş bulunuyorsun. «Megaloman bu! Delirdi. «halkın iradesinin temsilcisi» kimliğine büründüğünde. gerçekte ne olduğunu sana göstermek istiyorum. geçmişte ve şimdi. Aynı zamanda şunu da iyi biliyorum ki. Londra ve Berlin' de. Benim haklı olduğumu. Sana yakın olan şeyi aşağılıyorsun. Ama yeni doğmuş çocuklarını düşündüğümde. Dünya. Küçük Adam. tarihini yazmaya başlayalı beri. Küçük Adam. yinelemene gerek yok. normal insanlar bu dünyayı yönetiyorlar. Ancak. ev yapan bir yapımcı işi bitirdiğini belirtmek için nasıl 109 tHomo normalis» 108 . Alman ya da ister Güney Afrikalı bir yerli ol. bir din örgütünün üyesi kimliğine büründüğünde neye benzediğini. Asıl önemli olan sen değilsin. «Hey! Şuna da balon! Onurumu zedeliyor! Görevimi lekeliyor!» Böyle bir şey yaptığım yok. Delileri kilit altına koydun. hem. Seni şu dünyada bir yürüyüşe çıkarmak. Peki öyleyse. Kendine bakma yürekliliğine sahipsen ister Fransız. sen yalnızca görevini yaparsın. tanıyabilirsin. yerden yükseğe koyuyorsun.

Çünkü kendini çok fazla açığa vurdun. Evi gözümle görmeliyim. sen «Kahrolsun Anamalcılık!» ya da «Kahrolsun Amerikan Anayasası!» diye bağırıp duruyordun. anlattıklarımı dinlemeni beklerken. Senin tüm proleterlerin Führeri olacak nitelikteki adamların böylesine karmaşık değillerdir. yalnızca «ev yapma işi»nden söz ettiği-ni kendisine açıkladığında. yarın. yıllarımı aldı. öyle büyük bir tehlike de yok bunlara bakmakta. Kalkıp da somut evler yapmak yerine. sayısız uykusuz ve acılı gece yaşadım. sana birkaç resmini göstereceğim. Dediğim gibi. Bugün Führerlerin olanlar. beş para etmez gazetelere yazı yazarlar. seni bırakıyorum. «Onurumu zedeliyor!» diye bağırmaz bir yapımcı. Kaçma. «'Ruhçözümlemesi' de ne oluyormuş! Şarlatanlık! İdrar çözümlemesi yapılabilir ama ruhun neresini çözümleyeceksin. «Ulusal onur»u-na ya da «proletarya»ya sığınmış bir hain olarak gizlenemezsin artık. kendine yakın olan birine saygı gösterme yetisinden yoksun olduğundan aramıza belli bir uzaklık koydum. Bunu biliyorum. «Saçma!» dedin sen. Senin geleceğini düşünmeyi sürdüreceğim eskisi gibi. Senin bu düşüncenle savaşmak kırk yıl kadar sürdü. ancak ruhunla bedenin arasındaki bağlantıyı bilememişti. Yüzyıl kadar önce. Küçük Adam. çünkü ben de savaştım. hepsini kendi imgendeki «normal» insanoğluna benzetebilmek için onlara nasıl işkence ettiğini gözümün önüne getirince somut bir kanıt — yani yapıyı göstermek zorun-daysa. makinalar kuran ve ruhların varlığını yadsıyan fizikçilere öykünmeyi öğrendin. Aynı biçimde. sen de insanlığın geleceğinin senin ellerinde olduğunu kanıtlamak zorundasın. Çirkin bu re-'simler. Sonra bir büyük adam çıktı. somut bir kanıt göstermelisin. Küçük Adam. sen de öyle. Gömlek değiştirir gibi karar değiştirirler.Ama yeni doğmuş çocuklarını düşündüğümde. ama son derece yararlı. sana senin ruhunu gösterdi. Ben. içinde oturulabilir bir ev olmalı. Senin torunlarının torunları benim çalışmalarımın mirasçısı olacak. Peşimden gel şimdi. para için.» Tıpla ilgili olarak idrar tahlilinden başka bir şey bilmediğin içindir ki bu sözleri söylüyordun. Bunu ya110 pabilmek. Ben böyle değilim. Çalışmalarımın meyvasın-dan yararlanasın diye seni otuz yıl beklediğim gibi torununu da bekleyeceğim. Gün gelin . Ama sen.

112 Zihnin. sen gene. Korktuğun zamansa. Hiç değişmedin. Bu noktadan hareketle. Yaşam enerjisini bulmuştum. Küçük Adam. iyileştirdiğim hastalardan birine. Ve onca yıl sonra. yalnız ve yal113 . zihin denen şeyin varlığına inanmaya başladın. bakımımın başarılı olmasının nedeni olarak «telkin» yöntemini kullandığımı söyleyeceksin. senin yaşam enerjini bulduğumu tekrar tekrar kanıtlayabilmek için. Yüreğinde saplantılarından doğan kuşkuların karanlık korkusu varsa. hiç oralı olmadan. Newton konusunda bütün bildiğin. aşağılayacak. ya da karına işkence eder. gene aynı biçimde. Zihninin çalışmasının. Ruhun varlığını. Bu olguları buldum ve açıkladım. «doğaya dönmek istediği»dir. Ama ben aynı yolu izlemeyi sürdürdüm ve «Acunsal Yaşam Enerjisi» diye adlandırdığım bu yaşam enerjisinin. Rousseau'ya değgin bildiğin tek şeyse. senin bedeninin dışında. buluşlarımdan söz etmedin hiç. saatlerce karanlık bir odada oturdum. senin yaşam enerjinin bir işlevi olduğunu. Sen böylesin işte. Bu enerjiyi karanlıkta görebilmeyi ve onu büyütüp ısıtan bir gereç yapmayı başardım. havada da bulunduğunu saptadım. ilerleme olanağı sağladığını saptadım. «bir elmanın ağaçtan düştüğünü gördüğü». onu orada tutuyordun. çocuğunun canına okurken ben. değil mi? «Demek artık garsonların tepsilerindeki bardaklar düşecek?» diye pis pis alay ettin. Darwin'den. Bu arada bilim. iç salgı bezlerinin salgısından oluştuğunu kabul eden bir doktorsan. iki uzun yıl boyunca her gün. orda burda Heil! Heil! diye bağıran ve «hiçbir şeyi beğenmeyen» bir Küçük Adam olarak kalacaksın.di. hasta insan zihninin bir doktora çok para kazandırabileceğini keşfettin. zihnin ve Acunsal Yaşam Enerjisinin bulunması karşısında yaptığın gibi bir başka hakikati lekeleyecek. Acunsal Yaşam Enerjisi sayesinde bir yığın para kazanacak ve gene aynı umursamazlık içinde. kendini iyi hissettiğin. sustun. unutmuşsundur elbet. 1984 yılında. Yerkürenin belli bir yerde kımıltısız durmadığı ve uzayda dönüp hareket ettiği olgusu bulunduğunda ne söylediğini anımsıyorsun. Bunun için bir hastanın birkaç yıl süresince her gün bir saatliğine sana gelmesini sağlamak ve her saat için ondan belli bir ücret istemek yetiyordu. Giderek. Küçük Adam. bu enerjiyi bedeninin merkezine çekiyor. bedeninle ilgili bilgilerini sessizce geliştirmişti. Sen iskambil oynar. 1920 yılında nasıl umutsuzlukla yadsıdınsa. az önce izlediğin görüngünün (yaşam enerjisinin gözle görünmesinin) «telkin» sonucu olduğunu ve kendini bir ruh çağırma seansında sandığını söyleyeceksin. başka bir deyişle bedenle zihin arasında bir birlik bulunduğunu saptadım. bunu başkalarına göstermeyi de öğrendim ve bu deneyimin sonunda. enerjiyi gösterdiğim kişilerin de benim gördüğümü gördüklerini saptadım. Bu durumu keşfettiğin an ve yalnız ve yalnız o an. yaşamı sevdiğin zamanlarda yaşam enerjinin sana gelişme. ona inançsızlık gösterecek ve onu susmakla öldüreceksin. Tam on beş yıl. 1945 yılında da ondan gene aynı umutsuzlukla söz ediyorsun. Küçük Adam. Aradan birkaç yüzyıl geçti.

Bir kedi matematikten ne anlarsa. Acunsal Yaşam Enerjisinin varlığını sana «önerebilmek» için yirmi yıl süresince durup dinlenmeden çalıştığımı. vermezsin. sana saygı duyardım. Küçük Adam. gizlice. Öylesine aptal. ona deli ya da şarlatan diyorsun. Bu yüzdendir ki. onu hemen «becermek» isteği duymamak kavramı sana nasıl yabancıysa. mutluluğu. bir kimsenin ya 114 şamdan. bu yolda didindiğimi ve koca bir serveti bu yolda feda ettiğimi sana açıklamak durumunda kalıyorum. Temel olan şeyden sıyrılmayı ve yanlışları benimsemeyi çok iyi beceriyorsun. Şimdi. Vermeye gönüllü. bunları'anlamana olanak yoktur. 'Yaptığım bu büyük özveri hiç de boşa gitmedi. Bu nedenle karşı cinsten biriyle bir arada olup da. Hemencecik. yerde sürünerek bir deliğe tıkılıyor.nız «koşullara uyarlanan ve güçlü olan canlının yaşamını sürdürebildiğini». ama senin kökeninin acun-sal olduğunu öngören Kepler'imi hiçbir kitabe-vinde görmeye olanak yoktur. yararsız. cinsel edimi izlettiğim söylentisini yaymıştın? Küçük çocukların. onları ormana 115 . onu orada kemiriyorsun. sözcüğün tam anlamıyla deli olması gerekir. rahat rahat alıntılar yaptığın Faust'undan da sen onu anladın ancak. Küçük Adam. «vermek»le tat alabileceği kavramı da öylece yabancıdır. Yalnızca alırsın sen. Kendi mutluluğunu çalma konusunda büyük olmayı becerebilseydin. (bilimsel derneğin başkanıyken) kendi çocuklarıma. Bu yüzden Freud'un da sana bir kez söylediği üzere. kitabevlerinde altın harflerle sergileniyor. Bir başka seferinde (o vakitler de Berlin'de bilmem hangi «kültürel örgütün» başkanıydın) yeniyetme kızları otomobillerle gezdirdiğim. eliaçık birinin peşini hiç bırakmıyor. Çünkü duyduğuma göre. dayanılmaz bir koku salıyorlar. bir kemiği çalıyor. Nor-veç'de. küçük çocukları baştan çıkarmakla suçluyorsun onu. ama ruhsal kabızlık çektiğinden. yaratma yetisinden yoksunsun. büyüklüğüyle ükabasa tıkmıyorsun ama yuttuklarını sindiremiyorsun. boş ve hayvansı bir yaratıksın sen işte Küçük Adam. korkak bir hırsızsın sen. bu konuda çaldığın karaya da değinelim. şu «çocukları baştan çıkarma» sözünü etmişken. Ama küçük. Oysa sen buna inanmıyorsun. Kanını emen sensin. olduğu gibi çıkarıyorsun bunları. Onun bilgisi. üreme organlarıyla oynamasının yasaklanmaması gerektiği konusunda bir yazı yazmam üzerine çıkarmıştın bu söylentiyi.» Bunu anlıyorum: kişiyi kendin gibi biliyorsun. hırsızlık yaptıktan sonra onurunu korumak için sana «veren »i lekeliyor. çünkü senin bedenindeki vebayı iyileştirmeyi gerçekten öğrendim. şu altın köstekli küçük adam. Hani. Zekisin. anımsıyor musun. İşte bu yüzden bataklıktan çıkmıyorsun. Goethe' nin. benim için şöyle demişsin: «Bir kimsenin deneyler yapma yolunda bunca para harcaması için. Senin o ardında zorunlu askerlik eğitiminden başka bir şey bırakmadan yitip giden Napolyon'un. öğrendin. onun iliğini kemiğini kurutuyorsun. sonra da öte yanda. Ya da. kendi kökeninin maymundan geldiğini değil. tersine sen onun kan-emici olduğunu söylüyorsun.

bir Zenci karşısında hiçbir cinsel istek duymuyorsun. 'Rus devriminin Kızları»nı hemen tanıyacaksınız. kocasından aldığından daha çok cinsel haz duyan zavallı «ırzına saldırılmış» kadın. sen. katıksız bir yaratıksın. orada. şoföründen. Bunu ancak sen yaparsın. Beyazsın. küçük Beyaz kadın? Sonra da. yeniyetme kızları yaşa-mımın hiçbir anında baştan çıkarmadım Küçük Adam. «aşağı» bir «ırkın» kurbanını ırzına saldırmakla suçlayan sen değil misin? Ah. «Falan ya da Filan Devrimin Kızısın» sen. Sen ne denli zararsız. birçok Zenci. Film yıldızıyla yatmak istedin ama yatmanın getireceği sorumluluğu yüklenecek kadar yürekli değildin. perişan bir korkaksın sen. zavallı küçük kadın. suçlu ya da suçsuz bulunabilir. o zavallı. Köleliğin kaldırılması konusunda ne biliyorsunuz? Ne anladınız bu işten? Amerikan devrimcilerinin çabalarından ne anlarsınız? Sonradan «serbest rekabet piyasasına» devrettiğiniz köleleri sizin adınıza özgür bırakan Lincoln' den ne anlarsınız siz? Aynaya bakın ey devrimin kızları. Bu yüzden onu suçladın. Mayflower gemisiyle geldiler bu ülkeye. karını sevme yetisinden yoksun olan. yeniyetme genç kız.götürüp baştan çıkardığım söylentisini yaydın. Sefil. ne denli katıksız ve de bembeyaz bir kadınsın. gizlendiği siperinden sıktığı kurşunlarla öldüren acımasız ve kalleş bir Cortes'in soyundansın sen. ninelerin her iki durumda da gidip yıldızın ellerini öpeceklerdir. ben değil. ataların. Yaşamın boyunca yalnızca bir kez. bu yüzden de küçük kızları ormanda baştan çıkarmaktan hoşlanan ve bunu dileyip isteyen sensin. za-vallı ve hakkı yenmiş kızcağız! Ya da sen. çaresiz yaratığı. Ben. Siz. ben değilPeki ya sen. dedesi Afrika Zencilerini zincirlere vurup Amerika'ya sürüklemekle zengin olan bir Kuzeyli ya da Güneylisin 116 Şu ya da bu devrimin kızı sen. bir erkeğe sevgi verme yetisi gösterseydin. sevgilimi ya da karımı severim. Yahudi ya da işçinin yaşamı kurtarılmış 117 . bir film yıldızını düşlemiyor musun sanki? Onun resmini koynuna alıp yatmıyor musun? On sekiz yaşına bastığın yalanını uydurarak onu baştan çıkarmıyor musun? Sonra? Sonra yargı organlarına başvurup onu ırzına saldırmakla suçlamıyor musun? Film yıldızı. Cinselliğini daha sağlıklı yaşayan Zenci şoförünü baştan çıkaran sen değil misin. evet. köle avcılarından oluşan hasta bir ırkın binlerce gü-vençli Aztek'i tuzağa düşürüp. falan ya da filan devrimin zavallı kızları. anımsıyor musun? Ben.

doktor ve de fabrika işçisi'dir. yoksa. yetiyor ona. Lüks bir kalenin içine kapanıp dünyadan elini eteğini çekmenin nedenini anlı119 . Beşyüz ya da bin yıla kalmaz. büyük adımlarla da ilerliyor. sincapları çok severim. onun çarpık görüntüsüsün. senin Küçük Adam'ın da. gerek bunu. karşında bir hukukçu ya da polis kesilecek değilim. çocuğuna o da sevgiyi yasaklıyor mudur. insanların içindeki «yaşayan şey »in sesi olan bu kadına konser salonlarını kapatan sen değil miydin. ama onun adı. Zencilere çok yakın olan kuşları. «Toplum» benim. Marian Anderson. senin bir ayağın çukurda. çünkü insandaki «yaşayan şey». yaşamın kendisiyle doyuyor «yaşayan şey». Falan ya da filan ülkeden cinsel açlık çeken birinin «düzdüğü» Güney Denizi Adalarının kıvrak. sömürüldüğünü ve horgörüldüğünü şimdilik daha anlamamış olan o canlıların yerinde olmak isterdin. Bu işi. işlerliğini yitirdi. Küçük ve Kanserli Kadın. Atalarından kalma haz duyma yetilerini. Yahudi ve Hıristiyan gazetelerinde her gün açıklıyorsun toplum olduğunu. küçük. Sözünü ettiğim Zenciler kolalı gömlekler ve bobstil giysiler kuşanan Harlem Zencileri değil. Sen yaşam değil. yüzyıllar boyunca kulaklarda çınlayacak. Küçük. gerek kızının bir erkeğe ne vakit sarılacağını ilân edip duruyorsun. Ancak o. Marian Anderson'a. Rusya'nın gözde bakiresi ya da Devrimin Evrensel kızı olarak yaşamını sürdürüyorsun. Evet.olacaktı. saçma bir anıdan başka bir şey kalmayacak senden geriye. diye soruyorum kendi kendime. ceylanları. Bilmiyorum. Gergin ve kasılmış duran üreme organlarında ne büyük. Küçük Kadın. kanserli. kalçalarında lop lop sallanan yağa dönüştüren şişko Zenci kadından söz etmiyorum. biliyorum. sağlıklı kız ve oğlanlar sevginin tadını çıkarmaya ve onu 118 korumaya başlayınca. ama bu. aklı başında olan hiç kimseyi ilgilendirmez. Anderson. Toplum budur işte. bahçıvan. Yaşam. ipiyle. kancası ve kurşunuyla yuttu bu saldığın oltayı. bunu yaydın Küçük Kadın. ya da. ne uçsuz bucaksız bir iğrençlik. Kanserli Kadın? Senden geriye tek bir iz kalmayacak. yabanıl ormanlarda yaşayan Zencilerdir. yumuşak bedenlerinden söz ediyorum. Ama sen toplum değilsin ki. Denver'de bir genelevde sana verilenle bir tuttuğunu bilmeyen kızlardan söz ediyorum. ne büyük bir rezalet besliyorsun. suratı maskeleşmiş kadın değildir. Nasıl ki kendi yaşamını çocuklarında öldürüyorsan. sevme yetilerini de anlamsız ve de açık saçık şehvetseverliğini de böylece Zencilerde öldürüyorsun. Ben «TOPLUM»un kendisiyim diye bir masal uydurdun. kravatlı. falan ya da filan devrimin kızı. sesini yüzyıllara çevirmiştir çünkü. Gel gör ki. toplum marangozdur. bilsen! Yook. devrimin kızı. Acaba. ceketli ve de üniformalar kuşanmış olan gergin ve kasılmış bedenli yaratıklarına bırakıyorum. Saf Alman Irkının bakiresi olarak gördüğün işlev. düşüncelerini de yüzyıllara çevirmiş midir. katıksız. (yaşayan şey) senin içinde yaşamıyor. doğru. gergin kaslı. öğretmen. tertemiz sevgilerini. küçük adımlarla da.

ama karaya kara beyaza beyaz diyebilmeye yürekleri yok. Ne söyleyeceğini biliyorum Küçük Kadın. öğretmen ve fabrika işçilerinin küçüklüğü. denize atılan küçük bir taş gibi sessizce ortadan kalkacaksın sen. ben. senden korkmuyorum. ne haber. Küçük Kanserli Kadın. Bundan beşyüz yıl sonra. bana değgin bir iki söz söylemen yeterli. filan. Bu işlerin nasıl yürüdüğünü biliyorum. «ülkeyi savunman gerekiyordu» falan. Bu sözleri çok eskiden. kocalarının «işi bittiği». Devrimin Küçük Kızı. Küçük Kadın. Bu bir tek bombayla. mein Kaiser!» diye bağırdığını duydun mu? Duymadın ha? Tasalanma ama. yüzüne tonlarla boyadan oluşan bir maske koyduğundan. Nagazaki'ye atom bombalarını attın. bir daha dirilmemecesine gömdün üstelik. Benim hakikatim. Servetler içinde yüzüyorsun. doktorların. «Hurrah. O da zaten Başsavcı ya da Baş Denetleyici olmak istiyordur. seni haklı çıkaracak birçok neden var. yaşamın ve onunla birlikte bedenindeki dokuların da çürüyüp kokuştuğu için mutsuzsun zavallı Küçük Kadın. Küçük Kadın. Ancak bu türden şeylerle kendini kurtaramazsın. romatizmadan kıvrandığından. bana hiçbir şey yapamazsın. her zaman da böyleydin. Çünkü Hiroşima ve Nagazaki'deki kadın. sessiz bir mezara gömdün. İnsanlar göğüslerine madalyalar takılırken fotoğraflar çektiriyorlar. haline gülecekler. yutmam. Vergi Denetleme memurunun yardımcısı. Devrim'in Kızı. İnsanlığın mutluluğu senin ellerindeydi. Oğulların serseri. ya da yeğenin. Her şey senden yana. Korkaksın. Başkanlar doğurdun ama onlara ancak küçük ve değersiz olma yeteneği verebildin. İnsan olmak büyüklüğünü gösteremedin. ne yaptın. ve bir «yasa ve düzen» kurbanı aramaktadır. Onu çaya çağırıp kulağını bükmen. Viyanalı bir arabacının. senin oğlun attı bu bombaları yeryüzüne demek istiyorum. ama küçüksün. Bu nedenle. erkek ve çocukları uyaracak insanlık yoktu sende. ikiniz de aynı havayı çalıyorsunuz. damadın Başsavcı yardımcısı. onu duymak için kendini dinlemen yeterli. yaşamı yokumsadığından küçük ve değersizsin. tüm sınıfını. seni çıplak gördüm çünkü. Kabızlık çektiğinden. kızların da orospu olduğu için. lüks bir kalenin içinde yaşıyorsun. 121 .yorum elbet. senden çok daha güçlüdür. yani. önemsizliği karşısında başka ne yapabilirdin ki? Böyle bir veba karşısında yapılabilecek en akıllı işi yaptın. Yok Küçük Kadın. Sen de kendi mezar taşını yeryüzüne attın. 120 tüm ırkını bombalayarak. sonunda Hiroşima'ya. Bana hiçbir masal uyduramazsın. Biliyorum. Küçüklüğün ve değersizliğin kemiklerine işlemiş bulunuyor. bahçıvanların. Marangozların. sonsuza dek öyle kalacakmış gibi gülümsüyorlar. Şu anda böyle yapmıyorlarsa. bunun nedenini. poker fişi gibi harcadın onu. Hiç. Eski Avusturya'da duydum. bu yaptıklarına şaşacak. Amerikan Devrimi'nin Küçük Kızı! Dünya senin ellerindeydi. yâlnız ve yalnız dünyanın içinde bulunduğu sefil ve perişan durumda aramak gerekir. Şu anda ne düşündüğün ya da ne söylediğin hiç önemli değil.

seninle böyle konuşur muydum sanıyorsun? Önemli olduğun ve çok büyük sorumluluklar taşıdığın içindir ki. On ya da yirmi yıl önce olan şeyleri anımsayacak bir bellekten yoksunsun. Küçük Adam! İnsan denen hayvanın korkunç sapmasını ve hastalıklı yozlaşmasını daha yeni yeni anlamaya. Binlerce yıl öncesi bulunan ilk tekerlek. bugünün Dizel lokomotifine göre neyse. İnsan kültürü henüz varlık göstermiş bile değil. Bataklıktaki bir kurbağanın guaklaması bile yaşama senin bağırmandan daha yakındır. Platon'dan bu yana ortaya çıkan her kültürel kuramı anlamsız hale getirdi. Yararlılığını ve önemini anlatmadım henüz. çözmeye başlıyoruz. Sana aptal olduğunu söylüyorlar. Çok kısa dönemler sınırı içinde —kahvaltıyla yemek saati arasında geçen zamanda— düşünürsün sen her zaman Küçük Adam. Bu korkunç yirminci yüzyıl. «sınıf». Arada bir bataklıktan başını çıkarıp. Bense akıllı ama korkak olduğunu söylüyorum. ilk canlı hücreden. Sana insan toplumunun süprüntüsü diyorlar. Zavallılığının bataklığında ne denli derinlere battığını görme yürekliliğini gös-teremiyorsun. Heil! diye bağırıyorsun 123 . Yaşa- yan canlı açısından. 122 Arada bir bataklıktan basını çıkarıp. bu yüzden iki bin yıl önce söylediğin aptallıkları yineleyip duruyorsun. hiçbir uygarlığın kölelerle kurulamayacağını söylüyorum. sendeki bu gelişme açısından düşünmeyi öğrenmek zorundasın.«işte sana tek-yanlı bir bağnazlık! Benim bu toplumda hiçbir işlevim yok mu yani?» Sana yalnızca hangi alanlarda küçük ve beş para etmez olduğunu gösterdim Küçük Adam ve de Küçük Kadın. Uygarlığın kölelere gereksinmesi olduğunu söylüyorlar. Ben. Bu yetmiyormuş gibi «ırk». «ulus» gibi. Geriye doğru yüzyıllar ve ileriye doğru da binlerce yıl çerçevesi içinde düşünmeyi öğrenmelisin. iki ayağı üzerinde yürüyebilen ama gene de doğru dürüst düşünemeyen insan adlı memeli hayvan haline gelmene değin geçen süreç açısından. küçüklüğün ve anlamsızlığın son derece tehlikeli ve korkunç. Önemsiz biri olsaydın. bir dine bağlı olma zorunluluğu ve sevginin yasaklanması gibi aptallıklarına bir bitin hayvan postuna yapışması gibi yapışıyorsun. yaptığımız bu «Küçük Adamla Konuşma» ya da günümüzün herhangi bir doğru dürüst kitapçığı da bin ya da beşbin yıllık kültüre göre odur. bunu yaşam-ölüm sorunu yapıp. Heil! diye bağırıyorsun. Bense onun tohumu olduğunu söylüyorum.

Ben. Bu yüzden de. diplomatik konferanslarıma katılmıyorsun peki? Sen bir hainsin! Benim için savaştın. çünkü orada her zaman «Temel sorunları bırakın! Temel-olmayan konuları. Şimdi de bana hakaret ediyorsun!» Ben seni içinde bulunduğun bataklıktan çıkaramam. açlık grevlerine katıldım. daha doğru düşünmene ve o zaman yaptığından daha doğru davranmana olanak bulunmadığını çok iyi anlıyorum. ölüm cezası başımda Demoklesin kılıcı gibi asılı dururken seni otomobilime aldığımda. devrimi poker fişi gibi harcadın. çünkü bu arada. seni aşağılamadan anlayabileceği bu korkunç başarısızlığın. bütün dünyayı. Yalnızca büyük ve yalnız yüreklerin sana öfkelenmeden. Doğru. doğru. gösteri yürüyüşü yapan çocuklarını çeşitli saldırılardan korumaya yardım ettiğimde de ölümü göze almıştım. içinden dışarıya değil. yeniklik duygusuna kapılmadım. Kendi içindeki «yaşayan şey»den ölesiye korktuğunu öğrendim çünkü. azıcık «sol »a gitmiştin. çoğu kez sen. ciğerlerini patlatırken ben ordan oraya koştum. iyimserim ben ve 125 . Bunu yapabilecek tek kişi sensin. mesleksel güvenliğimi ve ailemin. Hiçbir karşılık almadan binlerce saat doktorluk ettim sana. Umudu yalnızca kendi içine pompalıyorsun. sen. ikinci büyük savaş sona erdiğinde. benden yalnızca aldın. yirmi beş yıldır senin için savaşıyorum. Senin toplantı ve konferanslarına hiç katılmadım. her seferinde bir işe doğru başlamana ve onu yanlış sonuçlandırmana neden oluyor.«Neden beni bataklıktan çıkarmıyorsun? Neden benim parti toplantılarıma. ama coşkusal vebanın kol gezdiği 124 otuz korkunç yıl boyunca tek bir yararlı düşünce geçmedi aklından. Siyasal vebaya karşı verilen savaşta. senin uğrunda her şeyini feda etmeye hazır olan dünyayı büyük bir umutsuzluğa düşürdü. acı çektin. Küçük Adam. parlamentolarıma. yolaçtığını anlamıyorsun. kendi dünyan tümüyle yıkıldığı içindir ki. ama tek bir milimetre İLERİ kımıldamadın! Fransızların kurtuluşuyla kumar oynadın. gösteri yürüyüşlerine. Yalnızca kurtarılmak istiyordun. tek bir aklı başında. Belki «sağ »dan çok. Sense. «ah. ondan daha sonra gelen Rusların yaptıklarını da dünyanın en büyük korkusu haline getirdin. seni iyileştirmek için bütün paramı akıl sağlığı klinikleri kurmaya yatırdığımda da ölümü göze almıştım. ayrıntıları tartışalım!» diye bağırıyorlar. bana «iyimser» diyorsun. Evet. senin için o ülke senin bu ülke benim dolaştım. iyileştirici söz etmedin. bu korku senin. senin hastalığını daha da iyi ve derinlemesine anlamayı öğrenmiş bulunuyordum. aldığın hiçbir şeyi de geri vermedin. varını yoğunu verdin. ölümlerle dolu bir yarım yüzyıl boyunca yalnızca yavan sözler çıktı ağzından. doğru. yuvamın sıcaklığım senin uğrunda feda ettim. savaş başlamazdan önce bulunduğun yerdeydin. senin uğruna düpedüz ölmeye hazırdım. sana yardım etmek. vah» diye bağırır. senin örgütlerine oldukça fazla para verdim. Bilginin umut'a. Bütün bu korkunç yıllar boyunca. umudumu yitirmedim. Şimdi.

Sen. beni yoketmek için kazdığın derin çukurların üzerinden atladığım gibi. yaşamını tehlikeye sokmadan başkasına karaçalamaz. Dünyaya egemen olma yolunda yaptığın ilk gi- rişimde uğradığın zavallı başarısızlıktan ötürü sana kızmıyordum artık. senin hastalığına karşı duyduğum anlayış'ın. bir hacıyatmaz gibi ve de daha güçlü. Sonunda gözlerimi açıp doğrudan yüzüne baktım. Küçük Adam. benim sonumun geldiğini sandın. dağ yarıklarından atladığımı da anladın. Ruhunun bir köşesinde böyle bir dürüstlük kırıntısı vardı. hırsızlık yapan bir kimse. Başlangıçta bir aşağılama ve kin duygusu sardı her yanımı. benim için orda burda «Delidir» diye bağırırken. O zamanlar. yıllar sonra. ordan bili127 Sonunda gözlerimi açıp doğrudan yüzüne baktım 126 . çok derin ve geniş uçurumlardan. Neden mi? Anlatayım: Yukarda anlattığım halinle —ki şimdi de öylesin— sana tutunduğum sürece. her zamankinden daha kararlı ve kesin bir tavırla karşına dikildiğimde korkudan ölecektin nerdeyse. çünkü insanda azıcık bir kendine karşı dürüst olma erdemi kırıntısı varsa. Sonra. Küçük Adam. Daha sonra kederden öldün. senin dar-görüşlülüğün tekrar tekrar yüzüme bir şamar gibi iniyordu. her şeyim gelecekle dolu. doğru yolda olduğumu. son bir tekme daha indirdin bana.yüreğim. ben yaşayan canlının işleyiş yasalarını buldum. bana da söylediler. bunun kaçınılmaz olarak böyle olması gerektiğini anlamaya başladım. Ama giderek. Ölmeden önce de. kin ve aşağılama duygularımı bastırmasını sağlamayı öğrendim. örgütteki dürüst kişiler bunu biliyordu. Yaşamı olduğu gibi yaşamana binlerce yıl engel olunduğu nedeniyle. bir küçük ruh doktoruydun sen. vaktiyle gençlik hareketlerine katılmış ve iktidarsız olman nedeniyle yakında kalp hastalığından kıvranacak olan bir ruh doktoru. ancak peşimden gelemeyeceğini biliyordun çünkü. Dostunu tepip düşmana yamandığında. Kendi «önlemli» örgütlerinde. elini kolunu sallayarak sokaklarda dolaşamaz. benim öğretilerimin sana ait olduğunu söyleyen sen değil misin? Bak. Sana yardım ettiğimde bana yaptıklarını binlerce kez unuttum ve sen hasta olduğunu bana binlerce kez anımsattın.

insanlıkdışılığından ve beş para etmez-liğinden kopardım kendimi. kendisine uygulanan yanlış işlem karşısında. Yalnızca yaşayan yaşam uğruna her türlü özveriye gene hazırım. geleceğin ve umudun sen olduğuna inandığım için kendi yaşamımı sana ve senin yaşamına adamıştım. İnsanlığından değil. Ama sana acımadığım için ve senin zavallı Füh-rerlerin gibi küçük bir büyük adam olma isteği duymadığım içindir ki. dürüst olduğuna. geleceğe yönelik çalışmalarımı sürdürebilirim. kendini bu eleştirilere göre geliş129 . işin ve başarılarınla. sırtından bıçaklanmadan ve alnına karaçalınmadan hakikati savunmak olanaksız olduğundan kendimi senden uzaklaştır-dım. Küçük Adam. Senden. başkalarında eleştirdiğin şeyleri yapmaman. Çünkü bu arada. senin büyük geleceğinin yüce başlangıcı ve bütün küçük adamların tüm küçüklük ye yararsızlıklarının korkunç sonudur. bu ikisini birbirine karıştırmıyorum. Küçük Adam. Polonya'ya saldırmaya karar verildiği anda. sefil ve acınası yüzünün ardında ne olduğu iyice görüldü. Küçük Adam. o kişide öldürme eğiliminin başgös-terdiğini öne sürüyor hemen. biliyorum. «yaşayan şey »in ve senin geleceğinin iyice ve derinlemesine incelenmesine önemli bir katkıda bulunabilirim. içinde bulunduğun durumdan uzaklaştırdım kendimi. coşkusal vebanın nasıl işlediğini kavramış bulunuyoruz. Senin ne mal olduğun artık anlaşıldı.yorum. senin çevrende. Benim gibi daha birçok dürüst. Bu. ama artık senin için özveride bulunmayacağım. Polonya'yı. dünyanın gidişini saptaman isteniyor. Yirmi beş yıldır yapmakta olduğum dev yanlışı daha dün ortaya çıkardım: sen'in yaşamı temsil ettiğine. taktikler insanı ancak ve ancak vakitsiz kazılmış bir mezara götürür. Şimdi artık. içimde duyduğum ve senin içinde aradığım «yaşayan şey»ie senin arandaki ayrımı çok iyi biliyor. «cinsel hayvanlık» olmakla suçluyor coşkusal veba. senin yaşam biçiminden açıkça ve kesinlikle ayı128 rırsam. senin varlığından. Gene söylüyorum: senin geleceğinden değil. dolambaçsız ve içten-likli insan «yaşayan şey»i senin içinde bulmayı umdu. artık senin de her zamankinden daha sıkı bir biçimde yaşamın yasalarına uymanı istemeye başlıyorlar. Seni yadsımaya yürek ister. askeri saldırı hazırlıkları içinde bulunmakla suçluyor coşkusal veba. bir buyurgan yöneticiyi indirip yerine daha kötüsünü başa geçirmen istenmiyor. Ne vakit açık saçık yayınlar yapılsa. Başkalarından yaşamın yasalarına uymasını istediğin gibi. yalnız ve yalnız o zaman. Hepsi de ortadan yitti. «yaşayan şey». «Yaşayan şey»i buldum ben. «Yaşayan şey»i. başkaldırmaya başladı. işlevlerini ve özelliklerini. Yaşam için tehlikeli olman nedeniyle. Yok. Küçük Adam. Birisini öldürmeye karar verdiği anda. Yapılacak önemli işlerim var çünkü. Bunu gördükten sonra senin dargörüşlülüğün ve küçüklüğün içinde yokolmamaya karar verdim. Kısa bir süredir. sağlıklı yaşamı.

» Ey zavallı küçük oduncu. yavaş yavaş. Dostsever. ama hemen çabucak değil. böyle. Neyse. Heill diye bağırmayı yeğlersin.» «Zincire vurulmuş bir huysuz köpek istemiyorum ben. Garson sözlerini onayladığını belirten bir tavırla başını salladı ve bu kahramansı erkekli131 . buzlu ve sodalı viski içiyordum. hasta iyileştirme odamda çok sık gördüğüm ve iyi tanıdığım bir yüz anlatımıyla şunları söyledin: «Şu batı kıyılarındaki Japonlara ne yapmak gerek. senin bedensel katılığın canımı sıkmıştı da çalışma yerimden kalkıp bir bara gitmiştim. «Huysuz köpekleri sevmem. Küçük Adam. kısacası. neşeyle zıpladı. anılarını tazeliyeyim: Güzel bir öğle sonrası. Küçük Adam. bu kez bir oduncu Dostsever. Japonlardan. Köpeğim seni kokladı. çok yavaş. havlasın? Bu köpek gereğinden çok dostluk gösteriyor insana.» dedim. doğallığını yaşayan bir köpeği yeğliyorum. onu bozmak istemiyorum.. huysuzlaşsın. yavaş yavaş. İnanmıyor musun bu dediğime? Gel. Biliyorum. düşmanlardan korunmak için bile olsa. gerçek yüzünü ortaya çıkarmaman olanaksız. biliyor musun? Hepsini birer birer ipe çekeceksin. bir yabancı ülkeden yeni gelmiştin. anımsadın mı? Hani. «çirkin maymunlar» diye söz ettiğini duydum. proletaryanın ya da Dördüncü Reich'ın geleceğini ellerinde tutan sen. herkese dostça davranan. iş aramaya bana geldiydin.tirmen bekleniyor. Ne büyük dedikoducu olduğunu. ilmiği her beş dakikada bir biraz daha küçülterek. sen. arada bir içki içmeyi severim ama içkici değilimdir). bu işte.. birazcık da sarhoştun. bak.. bunu duymaktansa. sohbetsever maskenin ardında son derece kaba bir yaratık var. bu güzel dünyayı pis pis kokutan genel hastalığını herkes tanıyor. doymakbilmezliğini. Küçük Adam. sohbetsever maskenin ardında son derece kaba bir yaratık var 130 kılığında. bir köpeğe acı çektirmek. Ama inancım odur ki.» Elinle de nasıl yapacağını gösteriyordun. Yarım gün yanımda kalıp da. bir masaya oturup viski içmiştim (yo. Sense.. Hani yağmurlu bir pazar günü. Senin binlerce yıllık gizinin kapısını açacak anahtarı bulduk. İyi cins bir köpek olduğunu hemen anladın ve şöyle dedin: «Onu zincire vursana. Sonra. sorumluluktan kaçtığını (bağımsız olduğunu). bu dünyada senden çok daha fazla düşmanım var ama gene de.. biliyor artık.. geçmişte olduğundan daha az başarı göstereceksin.

Rus köylü kadınlarını. beni yakından tanıyan» toplumcularla tanışmışsın. birinin. değil mi? Daha yüzyıllarca sürecek sendeki bu istek. kendine bak! Senden ayrılan erkeğe karşı duyduğun kin ve öfkeyle iyileştirme odamda ateş püskürdü-ğün günü anımsarsın.ğine hayran kaldı. bu dünyayı yıkıma sürükleyen milyonlarca benzerin var. bana geldi. tek umudun budur. senden kıyasıya nefret eden bu adamın sana bakmasıydi. Böyle davranmakla yeni bir dünya kurabileceğini mi . «yalnız»sın. sesini çıkarmıyor diye yıllarca sömürmüştünüz. daha yüzyıllarca Japon casuslarını ipe çekecek. İngiliz Monarşistlerini ve Yunan Direnişçilerini geberteceksin. gerekçen şuydu: Onun çaresizliğinden. öyle dediler. elektrikli sandalyeye oturtacak ya da gaz odalarına tıkacaksın. bunların hiçbiri sevme yeteneğinden yoksun olduğun olgusunu değiştirmeyecek. ama bunların hiçbiri. Kurtuluşunun tek yolu. zavallı Küçük Kadın. Alman subaylarını. Biliyorum. Kafanda böyle kötü tasarımlara yer vereceğine kendini mesleğinde geliştirmenin yollarını araşan. kendi varlığına bile dayanamıyorsun. bunları bana yüklemiş oluyordun. Şöyle bir kendine bak. Özgürlük sevgisi duymasının bedeli olarak. bütün parasını almak istiyormuşum. çalışıyordun. biliyorum. Yeni doğmuş bir Japon bebeğini kollarına aldın mı hiç Küçük Yurtsever? Hayır. gerçek bilim gibi sanat da zincirlere karşı hoşgörülü değildir. kendi kötü niyetlerini sergilemiş. Küçük Adam. Günümüzde herkesin genellikle yaptığı gibi yaşamın se133 . Polis çağırmaya kalktın. kuzen ve yeğenlerinle bir-likte yıllar yılı kan kusturmuştunuz adama. Sen bir tip'sin.yüreğini senden bağımsız kılacak kadar güçlü olmadığından. ya da bana böylece gözdağı verdin. Büyük bir sa132 natçıydı o çünkü. değil mi Küçük Kadın? Annen.sanıyorsun? «Benim her şeyimi bilen. Ne kurşun sıkma ne de darağacına çekme seni içinde bulunduğun bataklıktan çekip çıkaramaz. çünkü bu bağımsız olmak anlamına gelirdi: yıllar yılı yalnızca nefret ettiğin adamdan bağımsız olamazdın. Onu haketmediği yükümlülüklerden kurtarmada kendisine yardım edeceğimi biliyordun. Bunu söylemekle. teyzelerin. romatizmalarına. özgürlüğü seviyordu.. Amerikalı kaçakları kurşuna dizecek. ne bağırsaklarındaki kabızlığı ne de kafandaki kabızlığı ge-çirmeyecek Küçük Adam. yardıma gereksinme duymasından yararlanıp. buna gereksinmen yoktu. yani bu durumda. Küçük Kadın. içinde duyduğun nefretten nefret ediyorsun. ne yapacağını bilmez haldesin. içinde kalan son yaşama isteği kırıntısının verdiği güçle ipini kopardı. aylığının üçte birini sana vermeye razıydı. Oysa senin istediğin tek şey. onları vuracak. «anacığının dizinin dibinden ayn-lamaz»sın ve de «çaresiz»sin. aslında senin mesleğin vardı. anlamıyor musun. yaşama sevgisine tutundu. ya da akıl hastalığına iyi gelmeyecek. Öfkelendin. «zayıf»sın. yasaların öngördüğü nafakayı. İşte bu yüzden kocanın yaşamını da yıkıyorsun ya. Bütün akrabalarına o bakıyordu. Sonunda canına tak etti. bu konuda kafa yorsan olmaz mı? Olmaz.

İspiyonculuk etme ve karaçalına görevlerini sürdürmek istiyorsun. Aslında seni ilgilendiren benim perdelerim değil. Sen namuslu ev kadını. Kentimizdeki büyük bir üniversite. Toplumsal konumumun ne olduğu soruluyor. senin gerçeklikdışı düşüncelerin. kötüsün. «Duyduk duymadık demeyin! Ahlâk denen şey sizi ilgilendiriyorsa dinleyin: Köşe başındaki evde bir ana-kız oturur. Rousseau konusunda da bildiğin tek şey. hakikatimin yeşermesini engellemek asıl derdin. salt yaşama biçimini beğenmediğin. şunu da biliyorum ki. ya da özgür davrandığı. kapı dinleyip duyduğun yarım yamalak sözleri insanlara karaçalmada kullanıyorsun. değil mi? Sen. üç bilimsel ve yazınsal birliğin onur üyesi olduğumu. ey Düşsever Küçük Kadın! Şimdi. bir görevli şu soruyu yöneltiyor bana: «Bur-da garip bir durum göze çarpıyor. ikimizi de güldürüyor. Uluslararası Poligamy Derneği'nin Onur Üyesi olduğunuz yazılı. yüzeyselliğin yüzünden öyle diyorlar bana. değil mi? «Ey. dört bin yıllık doğa felsefesinden daha güçlüsün ha? Ama artık ne mal olduğunu anlamaya başlıyor insanlar. Uluslararası Plasmogeny Derneği'nin de bulunduğunu söylüyorum. yurtseverler doğuran saygıdeğer kadm. Elbet. ya da nazik olduğu nedeniyle. dürüst yurttaşlar! Bu adam bir Felsefe Profesörüdür. Buna izin vermeyin!» Doğru-dürüst ev kadınlarınız ve sadık yurttaşlarınız bu hakikat öğretmenine karşı bir dilekçe yazıyor ve profesör işe alınmıyor. çünkü içinde bulunduğun sefil durumdan nasıl sıyrılacağını onlar da bilmemektedirler. dur hele. Artık hepsini biliyoruz. Dosyada. Bir sonraki duruşmada. bunlar arasında. Neden 134 durup durup da o saatte indirdi perdesini? İçerde ne yapıyor sanıyorsunuz? Biliyorum. çünkü güzeî şeyleri değil yalnızca çirkin şeyleri görüyor ve duyuyorsun. Çok da meraklısın. Rusya ve demokrasiye değgin düşüncelerimi kâğıda geçiriyorsun. İyi.line kapılmış gidiyorsun. «doğaya dönmek» istediği. Bu işte bir iş var!» Hakikate böyle yöntemlerle karşı koymak sökmez artık. yalnızca çalıştığı ve seni biç umursamadığı gerekçesiyle masum komşunu hapse attırmak için fitnelik etmek istiyorsun. Doğru mu?» Yaptığın bu küçük yanlış. Yanıtımı etkileyici buluyor herkes. «Bak ne diyeceğim! Gecenin birinde perdelerini indirdiğini gördüm bu adamın. Eh. hâlâ gözümün önündesin: geçmişimi. senin gibi ispiyoncuların adını açıklamadığı için kendini güvenlikte sayıyorsun. akşamları 135 . çocuklarına boş-verip onları yetimler yurduna gönderdiğidir. Federal Mahkemenin tutanak yazmanı Küçük Kadm. gençlerimize hocalık etmesi için ona bir kürsü verecektir. Polis. o hiç kapamaz perdelerini. senin düşse-verliğin yüzünden. Yargıçlar da Savcılar da senden yana çıkacaktır. er-geç susturulacaksın. neden herkesin benim için kötü şeyler söylediğini anlıyor musun? Benim yaşama biçimimden ötürü değil. Kız. Küçük Adam. halimi. mal-mülk konusundaki görüşlerimi.

Mrs. Garson kızların poposuna çimdik atan sen değil misin. senin gibi. neden biliyor musunuz. Caddede gördüm onu. duydunuz mu! Delikanlının biri rahatsızlığını geçirmek için buna gitmiş. senin yaptığın gibi «sergilemedim». küçük kızları ayartma isteği duymadım. diyen sen değil miydin. şu.eve erkek arkadaşını alıyor! Kadını ev işletmekten mahkemeye verin! Fuhuş yapıyorlar! Polis. kendimi. senin gibi eşcinsel özlemler bes136 lemedim hiçbir zaman. evren ışıklarının etkisiyle doğan o göz137 . şu köydeki öğretmenin bir âşığı var diyen sen değil misin? Bunları söyleyen sen değil misin. duyumları sağlıklı. RAHAT RAHAT YAŞAMALARINI İSTİYORUZ. Prens Rudolf'un. Eleanor Roosevelt için vidaları gevşek. müthiş bir pisboğazdı. SEVGİLERİNİ BİRBİRLERİNE MERDİVEN ARALARINDA. perdeler de hep çekikti. «ahlâk ve düzen» anlayışını çok iyi biliyoruz artık. başkalarının karyola gıcırtısına kulak kabarttığın için bu ana cezalandırılıyor. Ne mal olduğunu öyle açık bir biçimde ortaya koydun ki. Küçük Adam? Sen. SEVMENİN MUTLULUĞUNU AÇIK AÇIK. değil mi Küçük Adam? Biliyor musun ki. sen yirminci yüzyılın Güçsüz Küçük Adamının pis uydurmacalarından hiçbirini aklından geçirmeyen. ömrümde bir kadının ırzına geçmedim —senin gibi— ve tek bir gün bile senin gibi kabızlık çekmedim. senin gibi sevgi hırsızlığı yapmadım ömrümde. yetişin!» Sen. ya da belki Rus casusu! Belki de İzlanda casusudur! Bir gün saat tam üçte. New York'da. 86. delikanlıya saldırmış. KARANLIK ÇIKMAZ SOKAKLARDA ANLATMALARINI DEĞİL. pisliklerden arınık kuşağının çekirdeğidirler. ahlâklı Küçük Adam? KIZLARIMIZLA OĞULLARIMIZIN. falan Üniversitenin Rektörü için karısını başka bir adamla yakalamış diyen sen değil miydin. bu. halktan biriyle evlendiğini söyleyen sen değil miydin. Yoksa kız neden evden koşarak çıksın ve gitsin? Kızla aynı evde oturuyordu. geleceğin bedenleri sağlıklı. ahlâkımızın korunmasını istiyoruz. senin kafandaki pis düşüncelerden hiçbiri yok bende Küçük Adam. «N'olmuş. bu «olay» senin dışkının içinden çıkmıştır. Bu babalarla analar. bu dünyanın perişan yurttaşı. uçkurunu toplaya toplaya kaçmak zorunda kalmış. börek yerken boğuldu. Küçük Adam. hem de yanında bir kadın vardı!» Sen. Yeni yetişen kız ve erkek evlâtlarının sevgisine karşı anlayış gösteren ve onu koruyan aklı başında ve yürekli ana-babalara saygı göstermek istiyoruz. sabahın üçüne dek ışık yanardı evde!» De La Mettrie için de. yaşamını binlerce yıl poker fişi gibi harcamışsın ve bunca yıldır bataklığa saplanmış duruyorsun! «Yakalayın şunu! Bir Alman casusu bu. onunla cinsel ilişkide bulunmak istemiş!» Bu «olmuş olay»ı anlatırken şehvetsever ağzının suları akıyor. «Ya buna ne dersiniz: bu adam sekreterine saldırdı. Bir kadın yalnızca beni istediği ve ben de onu istediğim için sarıldım ona. zavallı küçük adam.

ama ciddi ciddi düşünmeye başlayacaksın. sen bugün seven de138 likanlıları ıslahanelere tıkıyorsan. göstermelik bir adalet değil. tahtakurusuna benzeyen insanlar olunmasını önleyecek güçlü yasalar. Senin de küçücük bir kuşkun olmasın. başlangıçta çok acıklı olacak. Gün gelecek. Sözüm-ona. Nasıl ki. daha üç. Bak. onlara karşı ne denli kin duyarsan duy. Küçüklüğünden ve değersizlik duygusundan arındığında. gerçek adalet ve incelik anlayışı içinde çalışacak değişik türden yargıçlar ve savcılar olacak bu dünyada. arılık duygusudur. beş ya da on yüzyıl. engizisyonlarını yaşatacaksın. bu yasalara uymak zorunda kalacaksın. gün gelecek. dürüst insanlarm yüzüne pislik attığında seni tımarhaneye tıkacaklar. aklı başında. Seni elde edecek olan tek şey. Sözünü. düşünmeye başlayacaksın. gizli saklı sevişecek. onun bunun yüzüne gülüp ardından hançer saplayacak. yaşamın korunması için çok katı yasalar konacak ve sen. — hakikat ve sevginin korunması için çok sıkı yasalar konacak.Solcu ahlâk uzmanı Acunsal Yaşam Enerjisini denetliyor kamaştırıcı Kuzey Işığında bir tahtakurusunu inceledin mi hiç. beni iyi dinle. erişilemeyecek denli derinliklerinde bulunan kendi öz «temizlik». yaşama karşı duyduğun özlemdir sana gerçekten egemen olabilecek tek şey. Küçük Adam? Hayır mı dedin? «Evet» yanıtını beklemiyordum senden zaten. Biliyorum. şu anda kendi yapının derinliklerinde. 139 . Ama sonunda. içinde bulunan temizlik. insanların yüzüne karaçalacak. bir ıvır-zıvır olmaktan kurtaramadı. arılık duyguna yenileceksin. ne bir Çar ya da ne bir «tüm proleterlerin babası» başarmış değildir. çeşit çeşit dalavereler çevirecek. ama hiçbiri seni o küçüklüğünden. coş-kusal vebadan kıvranacaksın. Onlar seni ancak köleleştirdiler. yanlışlarla dolu. Bunu adım gibi biliyorum Küçük Adam. seni elde etmeyi ne bir Kaiser. amaçsız bir düşünme olacak. ettiğim bu düşünme.

sessiz sessiz dişlerini sıkıp durdularsa. madalyalar. Gerçi senin bu küçüklüğün. Bizim umudumuz da bu140 dur. tören yürüyüşleri. bunun nasıl olduğunu. nerden olacak! «Şuna da bakın! Aklını benim derinliklerimden alıyormuş! Lâf! Benim derinliğim yok 141 . «Adama da bakın! Amma da düşsever! Neleri yapmayacağımı biliyor! Diktatör müdür nedir! » Hiç de diktatör değilim. başına gelecek felâketleri nasıl da sezinlemediğini bir türlü anlayamayacaksın. Bir kez düşünmeye başladın mı. herhangi bir «Koca Petro»ya dönüşmekten başka sonuç vermeyen bir büyük devrimi sahneye koyma olanakların ortadan kalkmış olur. bir ağacın büyümesini çabuklaştıramazlarsa. Uzay gemilerinin nasıl uçacağını ya da nasıl konacağını da bilemem. Ama nasıl ki. kendini düşünmenin getirdiği acılara dayanmayı ister istemez öğreneceksin. ipe çekmeler. güçsüzlüğün karşısında diktatör olmam işten bile değildi. bilemem. senin uzak gelecekte neler yapacağını da söyleyemezler. ateşkesler. doğru sandığın o düşüncelerinin ve tüm o yanlış fikirlerinin yalnızca bir yurtseverlik olduğunu görmek seni çılgına çevirecek. anlayacaktın bütün bunları.Başkaları sana değgin düşünürken duydukları acıya nasıl yıllarca dayandılar. bir papağan gibi davrandığın gerçeğini görecek ve işte bu gerçeği kabullenmeyi uzun süre onuruna yediremeyeceksin. geceleri evini aydınlatmak için güneş ışığı kullanıp kullanmayacağını da bilemem. Kendi gazetelerinin. bilmiyorum. kurşun sıkmalar. O durumlar üzerine düşündüğün şeylerin tümden yanlış olduğunu görmek. Küçük Adam. Bulduğum Acunsal Yaşam Enerjisiyle Ay'a mı çıkarsın. şimdiki zaman içinde. Mars'a mı. Bizim duyduğumuz bu acı. o yalancı dolmaları koyunsu bir sabırla yemekten başka bir işe yarasaydın. savaş talimleri ve bombalamalardan başka bir şey yazmadıklarını görecek. bin ya da beş bin yıl içinde neleri ARTIK YAPMAYACAĞINI bilebilirim. gaz odasına gönderilmemek için neleri yapamayacağını söyler sana yalnızca. Önüne sürülen bütün bu hileleri. «Peki ya senin bu akıllılığın nerden geliyor?» Senin insan mantığının derinliklerinden geliyor benim akıllılığım. anlaşmalar. torunlarının torunları senin geçmişini okuyup öğrenme felaketinden korunabilir umuduyla avunacaksın belki. Geçmişinden utanç duyacaksın. işte o vakit. Senin diktatörlerin. seni düşündürecek. son dört bin yıllık kendi «uygarlık »mı da ölçüp biçmeye başlayacaksın. sen de. ama ben diktatör olacak adam değilim. ustalıklı hileler. sonra gene seferberlikler. Umarız artık. şaşkınlıktan ağzın bir karış açık kalacak. Geleceğinin nasıl olacağını söyleyemem sana. seferberlikler. Ama önümüzdeki beşyüz. GELECEĞE BÎR BAKIŞ. yüze gülüp ardından sövmeler. allanıp pullanma. Bu durumları yüzyıllar boyunca bir maymun gibi benimsediğin.

gidip gidip aynı yere.ki? Hem. gelecekte artık neleri kesinlikle yapmayacağını söyleyebilirim sana. küçük. Küçük Adam. Küçük Adam. Kendi derinliklerinden ölesiye korkuyorsun. yani derinliklerinde bir derinlik olmasaydı. bir doktor olarak taşıdığın kaygılan anlatmak üzere bana geldiğinde keşfettim o derinliği. bu 'derinlik' dediği şey ne mene bir bireyci sözcük!» bu konuşmayı kaleme almazdım. bu yüzden onu duymuyor. Seninle oturup bunları konuşmazdım. senin büyük geleceğindir. obur ve hırsız ruhlu adama tosluyorsun. Dört bin yıllık kültürsüzlük çağında olanları nasıl yaptığını bir türlü anlayamayacağın. Kendine varmak için elinden geleni yaptığında bile. İçindeki bu derinlik. yanlışlarını görecek. onları yinelemeyeceksin. 142 Ben kim oluyorum ki kendi görüşüm olacakmış? 143 . Bu yüzdendir ki. Şimdi biraz anladın mı sıradan bir düşçü olmadığımı? Dinleyecek misin beni şimdi? «Eh. var ama sen bilmiyorsun. Güzel düşleri dinlemekten za- Bedensel boşalma gücü? Herhalde Sende derinlik olmaz mı hiç! Var. Senin içindeki bu derinliği biliyorum. acımasız. Bu yüzden derinliğe baktığında başın dönüyor ve bir uçurumun ke-narındaymışsın gibi dişlerin birbirine vuruyor. kıskanç. görmüyorsun. Düşüp «bireyselliğini» yitirmekten korkuyorsun. pekâlâ. oysa kendini bırakmalısın. yaptıklarına inanamayacağın için belli şeyleri yapmayacaksın. Eğer içinde.

deneyodamı ya da çalıştığım yeri delik deşik etmek için yetiştirilmiş askerleri ve de silâhlan bulunduğunu bilmiyormuş gibi konuşuyorsun!» Askere alındığında ve fabrikaların delik deşik edildiğinde Heil diye bağırdığın içindir ki.. «Ama benim görüşlerim konusunda kamuoyu ne der? Kendi fikrimi söyleyecek olsam bir meyva kurdu gibi ezerler beni!» Bak. Kral Bezeni-kus ya da pırıl pırıl zırh kuşanmış Şövalye Prens Şişinikus'un yaptıkları önemlidir sanıyorsun. Ben. Küçük Adam. Özel. tarlalarını sür.. onları giz olmaktan çıkarmaya çalış.» sözlerini dilinden düşürmeyen bir Küçük Adam olarak görmemektir. günün olaylarını gazetene yaz. kaçma. Şimdiye dek yaptıklarını sürdür. Örneğin sen artık «Adamdan sayılmadığına» inanmayacaksın.. Her Küçük Adam ve Küçük Kadının doğru ve yanlış görüşleri vardır. onları savunmamayı ve açıklamamayı büyük bir ayıp sayacak. tarlalarla fabri-kalann yakılıp yıkılmak için o hale getirilme145 .» Bak. kendini. kendine özgü görüşleri olmayan. İnsan toplumunun doğumundan sorumlu olmak öylesine korkulacak bir şey değil. doğanın gizlerine her zamankinden daha yoğun bir biçimde eğil. silâh değil eşya ya da pabuç üretmeye yaradığını. çocuklarını okula ya da oyun bahçelerine götür. Kaçma. Artık yapmayacağın şeylerden en birincisi. yani tarlalann buğday vermeye. fabrikaların kurşun yağmuruna tutuluyor. bütün Küçük Adam ve Küçük Kadınların görüşlerinin toplamıdır. çünkü yaşamın seline kapılmaktan ve her şey bir yana çocukların ve onların çocukları uğruna yüzmek zorunda kal-mak'tan korkuyorsun. Bu korku yüzünden doğru görüşler dile getirilmez. İnsan toplumunu doğuran ve geliştiren kişinin sen olduğunu öğrenecek ve bu bilgini 144 savunacaksın. hastalarına bak. Yanlış görüşleri vardır. askere alınıyorsun ve böyle bağırdığın içindir ki. tarlalarımı mayın tarlasına çevirmek. beni dinle: Küçük Adam efsanesinin ardına gizleniyorsun.. senin «kamuoyu» dediğin şey. çekicini indir. bundan utanacaksın. çünkü başka Küçük Adam ve Küçük Kadınların yanlış görüşlerinden korkmaktadırlar. fabrikaların. yeter. zavallı bir Küçük Adamım ve böyle kalacağım. «İnsan toplumunun doğurucusu olmak için ne yapmalıyım?» Hiçbir şey. Ama bunların önemsiz olduğunu. Ben kim oluyorum da. «Amma da düşseversin be doktor! Kral Bezenikus'un. Sen. ya da değişik bir şey yapacak değilsin. asıl.rar gelmez ya! Ama bil ki. Bütün bunları yapıyorsun aslında. benim güzel doktorum. kendine özgü görüşü olmayan ve «Ben kim oluyorum da. değişecek hiçbir şey yok. Senin görüşlerin var ve gelecekte bunların varlığını bilmemeyi. bildiğini savunsaydm. Prens Şişinikus'un savaş yapmak ve beni askere almak. Korkma be Küçük Adam. sokaklarda sürünen.

proleter orduları topraklarımı kuşattığında çocuklarım ölüm açlığı çekiyor. öksüz çocuklarının sokaklarda açlıktan ölmesine neden olan. karını sev. çünkü tek bir gün bile tarlada. çook uzaklardaki bir «zafer meydanında» dolu dolu gözlerle gökyüzüne bakmana. tüm proleterlerin anayurdunun cinsel açlıktan kıvranan askerlerinin acımasına bırakan. çocuklarının mutluluk içinde büyümesini engelleme. «Peki ben ne yapayım? Savaştan nefret ediyorum. Bu sorulara yanıt vermek için diplomatlara gereksinmen olmayacak artık. silâhları da. öyle dalıp dalıp gitmene neden olan SAVAŞ OLMAYACAKTIR. buna inandığın an.» diyen bir Küçük Adamdır.. Şu ya da bu ulusun Barbarı sana saldırdığında tüfeğine yapışacaksın. GÖĞSÜNÜ GERE GERE YAPTIĞIN AN. karımı sevmek istiyorum. Ruslar ya da bilmem-kimler zorla üzerime saldırır. çalıp oynamak istiyorum. çalış.) 147 . Alman ya da proletarya ana-yurdunun onuru için yaptığını sanmaktadırlar. İtalya dağlarında savaşırken tanıdım onu. yaşama hizmet etmek durumunda olduğunu anladığın. «Ben kim oluyorum.diğini söyleseydin. kendi soruna kendin yanıt vereceksin. Japonlar. onlar da tıpkı senin gibi adamdan sayılmadıkla-nna inanmakta ve «Ben kim oluyorum ki kendi görüşüm olacakmış?» demektedirler. ben işim için. milyonlarca ceset yığılıyor sokaklarda. Bunu gerçekleştirmek için ne yapmalıyım?» Her zaman yaptığın ve yapmak istediğin şeyi.» diye sormadığın. karım ve ço146 cuklarım için yaşamak isterken. Prens Şişinikus. O da senin gibi. Pazar günleri ezgiler söylemek. ya da tüm proleterlerin Mareşalinin sendeki ulusal bilinci ayağının altında ezmesine izin vermek yerine.. işim bittikten sonra çocuklarımla oynamak. Barbarlar ya da Almanlar. (Senin o «Meçhul Asker»ini de çok iyi tanırım. Heil! diye bağırmak ve «Meçhul Asker» anıtlarına çiçekler koymak yerine. İŞTE BUNLARI BÜTÜN İÇTENLİĞİNLE. Ama bak sen şunu anlamıyorsun bir türlü: Tüm ulusların «Barbarlar»ı ömründe hiç çalışmamış olan Prens Şişinikus'un savaş çağrısı üzerine Heil! diye bağırıp duran milyonlarca Küçük Adamdan başka bir şey değildir. sırtını giydirmek için değil. bana savaş açarsa ne yapacağım? Evimi. bir kimse olduğunu bildiğin. senin bu işi çocuklarının karnını doyurmak. Senin Kral Bezenikus'un ya da Şişinikus'un bu gibi şeyleri bilmezler. bu bilince vardığın an. onlara özgüveninle ve çalışma bilinciyle karşı koymalısın. karını. kendi görüşü olduğunu kabul etmeyen ve «Hem ben kim oluyorum da. işini yap. fabrikada ya da laboratuarda çalışmış değillerdir. Küçük Adam. tarla ya da fabrikanın ölüme değil. pırıltılı zırhlar kuşanmış bir Şövalye olan Prens Şişinikus'un askerleri de olmazdı. senin. «İyi güzel ama. yuvamı savunacak değil miyim?» Haklısın Küçük Adam. Toprağımı işlemekten başka dileğim yok benim. askere alınıp cepheye gönderildiğimde karım hüngür hüngür ağlıyor. kendi görüşünün doğru.

ya da herhangi bir Barbarlar ülkesindeki Küçük Adamı tanıyabilir. «Yaşasın kültür ve teknik!» Ama bak. yirminci yüzyılın en büyük bilim adamı olan sen. kırık bir yürekle. buğdayını talan etmeleri için 149 . yani Japonya. böylesine küçük. Yani. bu yeryüzündeki tüm Küçük Adamların iyi ve kötü yönleriyle. o bu işten anlamaz. Öte 148 yanda. Senin cehenneminde değil. hoş. Sen sanıyor musun ki. baba ya da koca olarak yapman gereken iş konusundaki doğru görüşünü ona anlatabilir. bir tek atom bombası yüz binlerce insanı bir anda öldürebilir!» Daha hâlâ doğru düşünmüyorsun Küçük Adam. pırıl pırıl zırhlar kuşanmış bir Şövalye olan Prens Şişinikus* un yapıyor o senin atom bombalarını? Hayır. Er ya da geç —bu da sana bağlı— gün gelecek. tıpatıp sana benzediğini bilmen gerek. çıkış yolunu bir türlü bulamıyorsun. doktor. bir yıkma bilinci yerine yapma bilinci geliştirir ve atom bombasının bu dünyayı paramparça etmesini önleyecek yollan bulurdun.Kardeşini. «İyi. çünkü yolun bulunduğu yöne bakmıyorsun. savaşların çıkmasını önlemek için yapılacak tek şeyin. Bunun için yalnızca. Amerika'nın bir ucunda bulunan son derece verimli. Başladı evet. sana ve senin doğru ya da yapay düşünmene bağlı her şey. ya da. deneyodamda başladı yeni bir çağ. atom bombası yapmayı bırakmak yerine Heil! diye bağıran Küçük Adamların elinden çıkıyor onlar. ölüm için değil. söylediklerimi yapmıyor. kişinin işini doğru dürüst yapması ve doğru dürüst sevmesi olduğuna inandırabilirsin onu. gün gelecek. bir işçi. Eğer sen. doğru düşünmüyorsun. Kendi yarattığın labirentin içinde dönüp duruyor. Küçük Adam. anlıyor musun. ama ölürken bile. ama senin düşündüğün gibi değil. şunu şuraya yazıyorum. Küçük Adam: Göz göre göre kendi mezarını kendin kazdın. Çin. işlemez hale getirirdin. Benim Acunsal Enerjimin çeşitli hastalıkları iyileştirebileceğini söyledim sana. bulduğun şeyin öldürücü bir silâhtan başka bir şey olmadığını çok iyi bildiğin halde. Bunun için yalnızca. «atom enerjisi çağı» başladı sanıyorsun. Savaşa gidip gitmemek. tarlalarını. yaşam için çalıştığını bilmen gerek. son nefesinde. tümüyle senin elinde. sana dayanıyor iş. bunu yapamamışsan. senin o fizik biliminin vardığı çıkmaz sokağa girmiş oluyorsun. «Heil» diye bağırıyorsun. suskunluğunla boğuyor ve kanserden ölmeye devam ediyorsun. Bunu yapmakla. Yeni bir çağ. dönüp dolaşıp aynı şeye. ancak mikroskopla seçilebilen bir cisim kadar küçük bir adam olmasaydın. bunu biliyorsun Küçük Adam. Ama duymazlıktan. bilmezlikten geliyor. bombayı. ama şimdi bunlar bir de atom bombası çıkardılar. etkini kullanır. o uğursuz atom enerjisinin kanserlerini ve romatizmalarını iyileştireceğini vaat ediyorsun Küçük Adamlara. artık Heil! diye bağırmayacaksın. sıkıntıdan ölmeye devam ediyorsun. Küçük Adam. yaptıkları iyi ve kötü işlerle. açık seçik. çiftçi. kesin bir dille ona karşı koyar.

yalnızca yaşam için çalışacaksın. ha?» Orasını ben bilmem. Hangi konularda yanlış düşündüğünü —bugün olduğu gibi yaptığın yanlış ona-rılmaz hale gelmeden— vaktinde yakalarsan. Grev yapmakla. Genel grev dediğin şey kötü bir savaşma aracı olsa gerek. düşüncelerin uyumlu. İşte Küçük Adam. toplumunun iyiliğinden ve kötülüğünden kendinin sorumlu olduğunu. Özel yeteneklerini zamanında gördüğün ve artık yaşlandığını zamanında kabul ettiğin vakit. fabrikalarının kurşunlarla delik deşik edilmesi için çalışmayacaksın. Gün gelecek. yalnızca kendi yaşamın için ÇALIŞACAKSIN. içinde bulunduğun duruma hiç uymaz. senin içinde var. Küçük Adam. gün gelecek. çalışma grevi yap. savaş isteyenleri içine koy. çocuğun. Onların savaşlarına ayıracak vaktin olmadığını. Her şey — yaşamın. Grevdeyken. ne zaman güvenlik içinde olacağını soruyorsun. Kendin. grev yapmayacaksın. hakikatleri duyduğunda yüreğinde bir canlılık. bilemem. büyük savaşçıların yaptığı kötülükleri değil de. paradan önemli. ürünlerin ya da çiftliğin için çalışarak grev yap. iş arkadaşlarınla diplomatlar aracılığıyla değil de doğrudan doğruya ilişki kurduğun an. Dünya denen bu kentin dışına. yeni yetişmiş kızının 151 . Görüyo150 rum. çalışmıyorsun.» diyorsun içinden. bir düşsever. çekicin ve stetoskobun senin elinde. kadınla erkek arasındaki sevgiye. büyük bir alanın çevresine dikenli tel çek. çocuklarının öğretmenlerine politikacılardan çok daha fazla ücret verildiği an.sürmeyecek. derinlere gömülü olarak duruyor) güzel olacak yaşamın-. bir evlenme cüzdanına gösterdiğinden daha büyük bir saygı duyduğun zaman güzel olacak yaşamın. eğer bir hiç olduğunu ve kendi görüşünün bulunamayacağını sanmaktan vazgeçsen. başka bir şey mi yaparsın. senin gözünde. Onu mu yaparsın. bu dediklerimi yapabilirsin. eğer artık Heil! diye haykırmasan. bu sorumluluğun nice büyük olduğunu gösteremezsin. karın ya da sevgilin. çünkü bunun sonucu olarak kendi çocuklarının ve karının açlıktan ölmesine yolaçabi-lirsin. sevgi. duyguların tutarlı olduğunda. Küçük Adam. toplumun. senin varlığının tümünün ruhsal durumu olduğu an (bu. birbirlerini öldürsünler. biçimsel ve yapmacık kurallardan kaçarsan. varlığının bir köşesinde. oysa biz çalışmaktan söz ediyoruz. Canlılık. Bunun yanıtı. İlle de bir «grev» yapmak istiyorsan. Ne zaman doğru dürüst bir yaşam süreceğini. parti çizgisinden ya da kamuoyundan daha önemli. bırak orda teketek dövüşsün. olmaz anlamında başını iki yana sallıyorsun. güvenlikten daha büyük anlam taşıdığı vakit yaşamın güzel ve güvenlikli olacak. Beethoven ya da Bach'ın ruhsal durumu. ölüm için değil. büyük adamların düşüncelerini içinde duyabildiğin an. içinde bir aydınlık duyar. «Genel greve gideyim mi. Er ya da geç. ya da belki «bir Kızıl bu. çok daha önemli işler yapmakta olduğunu söyle onlara. özgünlüğün. çocuklarının yaşamı.

sevgiden duyduğu mutluluk seni öfkelendirmek yerine sevindirirse, insanların, sevme organlarıyla oynayan çocukları cezalandırdıkları günler çok gerilerde kalmış ve sen "«hey gidi günler» diyerek başını sallıyorsan, sokaktaki tüm insanların yüzünden özgürlük pkunduğu, üzüntü ve sefalet yerine canlılık ve neşe fış-kırdığı gün, insanlar, bu dünya üzerinde artık içeri çekilmiş, kasılmış karınlan ve ölü cinsel organlarıyla yürümediği gün yaşamın mutlu olacak. Akıl istiyorsun, ne yapayım diyorsun, Küçük Adam. Binlerce yıl boyunca, iyi kötü akıl veren, sana yol gösteren oldu. İçinde bulunduğun zavallılığın nedeni sana gösterilen yolların iyi olmamasından değil, senin küçük, beş para etmez bir adam olmandan geliyor. Sana önerilerde bulunabilirim, yol gösteririm, ama sen sen olduğun ve belli bir düşünme biçimine sahip olduğun için duyduklarını, herkesin çıkarına olacak biçimde uygulayacak yetenekten yoksunsun. Diyelim, şu diplomatlığı artık kesmeni, bunun yerine, bütün ülkelerin ayakkabıcıları, marangoz, makinist, teknisyen, doktor, eğitimci, yazar, yönetici, madenci ya da çiftçileriyle mesleksel ve kişisel bir kardeşlik kurmanı önersem, tüm Çinli çocukların ayağına en rahat uyacak pabucun nasıl olması gerektiği konusunda tüm dünyanın ayakkabıcıları ortak karar verse, insanların donmaktan nasıl korunacağını düşünme işini dünyanın madencilerine bıraksan, ye152

ni doğmuş çocukların olası güçsüzlük, akıl hastalığı gibi şeylere karşı nasıl korunması gerektiği konusunda bütün ülkelerin ve ulusların eğitimcileri karar verse, ne dersin? İnsan yaşamında çok doğal ve gerekli olan bu tür şeylerle karşılaşsan, ne yaparsın, Küçük Adam? (Bunları söyledim diye beni hemen «Kızıl» damgasıyla hapse tıkmamışsan), bana, ya doğrudan doğruya, ya da parti, kilise, hükümet ya da sendikanın bir sözcüsü aracılığıyla şunu söyleyeceksin kuşkusuz: «Ben kim oluyorum ki? Uluslararası diplomatik ilişkilerin yerine uluslararası çalışma, iş ve toplumsal gelişme ilişkileri kuracak adam mıyım ben?» Ya da: «Ulusların iktisadî ve kültürel gelişme alanlarındaki ayrılıklarını ortadan kaldıramayız.» Ya da: «Faşist Alman ya da Japonlarla, Komünist Ruslar ve anamalcı Amerikalılarla mal değiş tokuşu mu yapacaktık yani? Bunu mu istiyorsun?» Ya da: «Beni her şeyden önce, kendi Rus, Alman, Amerikan, İngiliz, Yahudi ya da Arap anavatanım ilgilendirir.» Ya da: «Benim işim başımdan aşmış, yaşamımı bir düzene sokmak, kendi terziler sendikamla aramı bozmamak için yapmam gereken bir yığın iş var. Diğer ulusların terzileriyle başkaları uğraşsın.» Ya da: «Şu Anamalcının, Bolşevik, Faşist, Troçkist, Entemasyonalist, Seksüalist, Yahudi, 153

Yabancı, Aydın, Düşsever, Düşçü Demagog, Çılgın, Bireyci ya da Anarşistin sözlerine kulak asma. Sende hiç Amerikan, Rus, Alman, İngiliz, Yahudi, vb. bilinci yok mu? Safsatadan bıktık!. İnsan ilişkilerinin düzenlenmesinde üstüne düşen sorumluluktan kaçmak için bu sloganlardan birini kullanacağına kalıbımı basarım. Küçük Adam. «Ben adam değil miyim peki? Söylediğim hiçbir şeye inanmıyor, yaptığım her şeyin yanlış olduğunu söylüyorsun! Vargücümle çalışıyorum, karıma ve çocuklarıma bakıyorum, doğru dürüst bir yaşam sürüyor, ülkeme hizmet ediyorum. Bu kadar da kötü müyüm ben yani!» Dürüst, aklı başında, çalışkan, verimli bir varlık — örneğin bir arı ya da karınca gibi— olduğunu biliyorum. Ben yalnızca senin yaşamını zehir eden, onu yüzyıllardır yıkan ve yıkmakta olan Küçük Adamı günışığına çıkarmak istemiştim. Küçük ve beş para etmez olmadığın zamanlar BÜYÜKSÜN sen Küçük Adam. İşte bu büyüklük, senin tek umudundur, kurtuluşun yalnız ve yalnız bu büyüklüğünle gerçekleşecektir, Küçük Adam. Bir ticaret adamı olarak işini severek yaptığında, tahta oymaktan, binalar kurmaktan, boya yapmak, vitrin düzenlemek, tarlanı sürmekten hoşlandığında, bu işleri severek yaptığında, çok büyüksün; mavi gökyüzüne, bir ceylana, yeşil çimenleri örten kırağı taneciklerine sevgiyle, hoşnutlukla baktığında büyüksün; müzikten, danstan hoşlanır-

ken, çocuklarının gelişmesini tatlı tatlı izler, kadınının ya da erkeğinin güzel bedeninden zevk alırken büyüksün; güneş ve gezegenler dizgesinin yaptığı hareketleri gösteren aracın başına geçip, tependeki gökyüzünde olup bitenleri öğrenmek istediğinde, ya da kitaplığına gidip,

Ben adam değil miyim?

başka kadın ve erkeklerin yaşam üzerine neler düşündüğünü okumak istediğinde büyüksün. 155

Bir büyükbaba olarak torununu dizine oturtup, çook eski günlerde olanları ona anlattığında, bilinmez bir geleceğe, onun çocuksu merakı ve inancıyla baktığında büyüksün. Bir ana olarak, bebeğine ninni söylediğinde, gözlerin dolu dolu, yüreğinin tüm içtenliğiyle onun gelecekte mutlu olmasını dilediğinde, onu büyüttüğün yıllar boyunca, her saat onun geleceğini kurduğun, o mutlu geleceği yavrunun içinde her an yarattığın, yeşerttiğin zaman büyüksün. Eski halk türkülerini söylediğinde büyüksün, Küçük Adam, bir akordeonun ezgilerine uyarak hoplaya zıplaya dansederken büyüksün, halk türküleri sıcaktır, insanın yüreğini okşar çünkü ve onlar, bütün dünyada aynıdır; evrenseldir halk ezgileri. Ve dostuna şunları söylediğinde büyüksün: «İyi bir yazgım olduğu, pisliklerden ve oburluktan uzak bir yaşam sürebildiğim için sevinçliyim, çocuklarımın büyümesini ve gelişmesini, ilk agularından, emekleme, yürüme ve oynamalarına dek yakından izleyebildiğim, onların sorularını ilgiyle dinleyebildiğim, kahkahalarını duyduğum, sevgilerine tanık olduğum için sevinçliyim. Baharı ve onun tatlı rüzgârlarını, evin az ilerisindeki ırmağın türkülerini yüreğimde duyabildiğim, kötüniyetli komşuların dedikodularına katılmadığım, eşimi kucaklarken derin bir mutluluk duyduğum, bedenimden akıp giden yaşamın sesini, coşkusunu, canlılığını duyabildiğim için sevinçliyim; güçlüklerle karşılaştığımda, hangi yolu seçeceğimi bilebildiğim, yön duygumu yitirmediğim için, yaşamımın bir 156

anlamı olduğu için sevinçliyim. Böylesine mutlu bir yaşam sürebildim, çünkü, her zaman, ama her zaman, içimdeki şu sesi dinledim: 'Önemli olan tek bir şey vardır: Sakıngan ve korkak kimselerin yürüdüğü yoldan başka bir yönü gösterse, seni sürüden ayırsa bile, yüreğinden gelen sesi dinle.' Yaşam, zaman zaman sana dayanılmaz acılar verse de, küsme, kaba davranma ona karşı. Günlük işimi yaptıktan sonra, akşamın sessizliğinde evimin önündeki çimenler üzerine karım ve çocuğumla oturduğumda, doğanın solumasını içimde duyduğumda, bir ezgi çalınıyor kulağıma, geleceğin ezgisi: 'Eyy, siz milyonlarca insan, sizi kucaklıyorum, bütün dünyanın öpücüğüyle kucaklıyorum sizi!' İşte o an, bu yaşamın, bu yaşamın içinde olan her şeyin haklarına sahip çıkmasını, dünyayı top sesleriyle dolduran korkak ve katı ruhları değiştirmesini istiyorum; dayanılmaz bir istek bu. Durdurun şu top seslerini. Bu insanlar, yaşam karşısında kendilerini çaresiz gördükleri için geçiyorlar top tüfek başına. Oysa çaresiz değiller... 'Baba, güneş battı. Nereye gitti? Gene gelecek mi?' diye soruyor oğlum; onu kucaklıyorum ve yanıtlıyorum: 'Evet oğlum, gelecek, az sonra gelip bizi ısıtacak.'»
***

Seninle yaptığım konuşmanın sonuna geldim, Küçük Adam. Daha sana söyleyeceğim öyle çok şey var ki. Ama bu konuşmayı dikkatle ve içtenlikle okudunsa, benim işaret etmediğim 157

zorunluluklar ergeç canlıların yaşama yasalarını bulduğumu. Bugüne dek bana yaptıkların. bir bilgenin bir zamanlar öngördüğü şu ■ yazgıdan kurtulamayacaklardır: Kutsal sözcüklerin tohumunu ektim yeryüzüne. Çocuklarının çocukları. Buyurganlar. bu gerçeği kabul etmeye götürecek seni. İçinde bulunan «yaşayan şeyin. ya da gelecekte yapacakların hiçbir şeyi değiştirmez. 158 Çok geçmeden anlı şanlı krallar Kuru güz yaprakları gibi savrulacak: Her tufanda. ister casus diye darağacında sallandır. Çok geçmeden kötülükler silinecek Savaşçılar ölecek Taşlar toprak olacak. ister kurtarıcın olarak sarıl bana. Çünkü senin beş para etmez davranış ve düşüncelerini doğuran şey. her ne yapsan. çöplüklerde türeyen kurtlar. Bu bağlılığımdan bir an bile ayrılmadım. kurnazlar. . senin acunsal doğanın uçsuz bucaksız alanlarını gözler önüne serdim. aynıdır. Sende o nitelik olduğu sürece. benim izimde yürüyecek ve insan doğasının iyi birer mühendisi olacaklardır. yaşamını yönetebileceği bir alet sunduğumu anlamaya. Senin organizmanın sadık bir mühendisiyim ben. açıkgözler. Beni ister bir dâhi olarak göklere çıkar. bugüne dek yalnızca makinala-rı yönetmeyi beceren insanoğluna. ister akıl hastanesine tık. küçük olacaksın. bilinçli bir erekle. aç koca kurtlar. zehir saçanlar.yerlerde bile bir Küçük Adam gibi davrandığını göreceksin. Benim en büyük ödülüm budur. binlerce Nuh gemisi şu sözlerimi yankılatacak: Ekilen tohumlar Ürün verecek.

İstanbul P.K.PAYEL YAYINEVİ — Cağaloğlu Yokuşu Evren Han Kat 3. No: 51 Cağaloğlu . 889 Sirkeci/İstanbul Tel. : 528 44 09 — 511 82 33 .