DİNLE KÜÇÜK ADAM

WILHELM REICH

Resimleyen: William Steig

İngilizceden çeviren: ŞEMSA YEĞİN
Sevgi, çalışma ve bilgi yaşamımızın tükenmez kaynaklandır. Dolayısıyla, yaşamı onların yönetmesi gerekir. Wilhelm Reich.

Siz, beni horgören büyük adamlar! Nerden beslendi politikanız, Dünyayı yönettiğiniz sürece? Hançer yaralarından ve cinayetlerden! Charles de Coster, Ulenspiegel

DİNLE KÜÇÜK ADAM, bilimsel bir belge değil, konusu insan olan bir çalışmadır. 1954 yılı yazında, yayımlanma amacı güdülmeden, Acun-sal Yaşam Enerjisi Kurumu Belgelikleri için yazılmıştır. Bu kitap, birkaç onyıl boyunca, sokaktaki Küçük Adamın kendine neler yaptığını önce çocuksu bir saflıkla, daha sonra büyük bir şaşkınlıkla ve nihayet dehşet içinde izleyen bir doğabilimci ve tıp doktorunun içindeki fırtınaların ve çatışkıların ürünüdür: Sokaktaki Küçük Adam, nelere katlanmak durumunda kalmakta, nasıl isyan etmektedir? Düşmanlarını el üstünde tutmasının, dostlarınıysa öldürmesinin sebepleri nelerdir? Bu Küçük Adam, «halkın bir temsilcisi» olarak, belli bir gücü ele geçirdiği durumlarda bu yetkisini nasıl boşa harcamakta, ziyan etmekte, yanlış kullanmaktadır? Neden, aynı gücü daha önce elinde bulunduran ve onu, Küçük Adamı ezmek için kullanan üst tabakaların sadist bireyleri gibi davranmakta, eline geçirdiği o yönetme gücünü nasıl olup da acımasız bir baskı aracı haline getirmektedir?
o

büyüklükte ve eldeğmemiş hazineler vardır; bu değerler, insanoğlunun umutlarının gerçekleştirilmesi yolunda kullanılmak üzere hazır beklemektedirler. İşte bu konuşma —ayrıca--- bu hazinelere olan büyük güveni dile getirmektedir. İnsanların içinde bulunan «yaşamı temsil eden şey», toplumsal ve insansal karşılıklı ilişkiler içinde son derece doğal ve saftır; bu yüzden, koşulların insana egemen olduğu durumlarda tehlikeye düşer, İnsanın içindeki «yaşayan şey», kendi türünden olan bir insanın da, yaşamın yasalarına kendisi gibi uyduğunu, doğal, yardımsever ve özverili olduğunu varsayar. Sağlıklı çocuklara ya da ilkel insanlara özgü olan bu doğal temel davranış, coşkusal veba varolduğu sürece, insanın akılcı bir yaşam düzeni sağlama savaşımında en büyük tehlike olarak boygösterecektir. Çünkü vebalı birey de kendi türünden olan canlıların, kendi düşünme ve davranış biçiminin özelliklerini taşıdığını varsayacaktır. Doğal ve bozulmamış birey, bütün insanların doğal olduğuna inanır ve ona göre davranır. Vebalı bireyse, bütün insanların yalan söylediğine, çalıp çırptığına, başkalarını dolandırdığına ve üstünlüğü ele geçirme çabası içinde çırpındığına inanır. Açıkça görülüyor ki, insanın içindeki «yaşayan şey» zayıftır; tehlikelere karşı dayanıksız durumdadır. Vebalı bireye elini uzatsa, kolunu kaptıracak, varı-yo-ğu alınacak, sonra da kendisiyle alay edilecek ya da ihanete uğrayacaktır; güvendiği herkes onu aldatacaktır. 12

Bu böyle gelmiştir; ancak böyle gitmemelidir. İnsanın içindeki «yaşamı temsil eden şey»in korunma ve gelişmesi savaşımında, katılık gerektiği durumlarda katı olunmasının zamanı gelmiştir; insan, hakikatlere korkmadan tutunduğu sürece katı davranmakla doğallığını yitirecek değildir. Kitle içinde yaşayan bireyin zırhlarla kaplı yapısında bulunan karanlık ve tehlikeli dürtüleri harekete geçirip, onları örgütlü siyasal cinayetler işlemeye götürerek öldürücü kötülüklere neden olan ölümcül vebalı bireyler, verimli, çalışkan, aklıbaşında milyonlarca insan arasında her zaman için çok küçük bir azınlığı oluşturmaktadır; bu olgu umut vericidir. Kitlenin bir parçası haline gelen bireyde bulunan coşkusal vebanın mikroplarına karşı yalnızca tek bir panzehir vardır: bireyin, kendi içinde bulunan «yaşamı temsil eden şey» in canlılığını duyması. Bu «yaşamı temsil eden şey», güç elde etmeyi değil, gücün insan yaşamında oynaması gereken rolü üstlenmesini ister. İnsan yaşamı, sevgi, çalışma ve bilgiden oluşan üç temel direk üzerine kurulmuştur. İçindeki «yaşamı temsil eden şey»i coşkusal vebaya karşı korumak durumunda olan insan —coşkusal veba tarafından yanlış biçimde ve kötüye kullanıldığı gibi iyiye de kullanılan— konuşma özgürlüğünden yararlanmasını öğrenmelidir. Görüşleri açıklamada eşit hak tanındığı sürece akılcı görüşlerin en sonunda her şeyi yenmesi gerekir. Bu, büyük ve önemli bir umuttur. 13

insanın nasıl kendi kendisinin efendisi olacağını anlatmıyorsunuz hiç. Bunu söyleyen sen değilsin Küçük Adam. maskesiz. koltuklanmış işçi liderleri. elinde bir partinin üyelik kartı bile olmaksızın bir «tanınmıştık» kılıfına bürünmemiş halinle gördüm seni. anadan doğma çıplak. Mirasın. düşünce ve davranışlarımdaki yanlışları bana söylemiyorsunuz. «Sıradan İnsan Çağı» başladı diyorlar. İnsanlığın geleceği. şu yeryüzünde yönetici rolü oynamaya başlamış bulunuyorsun. teknisyen ya da eğitimci. Çünkü seni binlerce kez çıplak gördüm. Ama sen. ağlamadın. beni dinle. yeni bir çağ. peki ama. Ama öğretmenlerin ve efendilerin. Bunu sana söyleyen. Korkunç bir geçmişin mirasçısısın sen Küçük Adam. işini doğru dürüst yapmak ve yaşamını kazanmak için. seni kendi geleceğine egemen olma yetisi verebilecek yönde eleştiren ve bu eleştiriyi dile getirme yürekliliğini gösteren tek kişi yok. senin düşüncelerine ve senin yapacağın şeylere bağlıdır. büyük ulusların Başbakanları. Geleceğini eline veriyor. geçmişinden hiç sual etmiyorlar.» Yönetimi elinde tutan kişilerin. Seni çok iyi anlıyorum. Yalnız bir anlamda «özgürlüğe sahip »sin sen: kendi yaşamını yönetmeyi öğrenmeme. Her doktor. özlemlerini hiç dile getirmedin. iş işten geçmiş oluyor. kentsoylu ailelerin tövbekar evlâtları. Benim karşımda hiç yakınmadın. eksikliklerini bilmek zorundadır. Birkaç onyıldır. Seni iyi tanıyorum ve an15 . Şöyle bir yakınmayı hiç duymadım senin ağzından: «Gelecekte kendimin ve dünyamın efendisi olmak yolunda yürütüyorsunuz beni. don gömlekle kalmış bir mareşal kadar çıplak halini gördüm. benim. kendini bu yönde eğitmeme ve kendini eleştirmeme özgürlüğüne sahipsin. ancak bunu anladığında. devlet adamları söylüyor. hem bedensel çıplaklığın içinde. filozoflar söylüyor sana bunu. Her seferinde aldatıldığını anlıyorsun. «Sıradan İnsan» diyorlar.DİNLE. KÜÇÜK ADAM! Sana «Küçük Adam». aslında nasıl düşündüğü14 nü ve gerçekte ne olduğunu söylemiyorlar sana. avucunun içinde alev alev yanan bir elmastır. sevgini ve acılarını bir kez olsun açmadın bana. Yönetimi elinde tutan güçlülere. hem ruhsal. Yeni doğmuş bir bebek gibi. Onlar söylüyor bunu. etiketsiz. hiç sesini çıkarmıyorsun. ya da kötüniyetli güçsüz adamlara seni temsil etme yetkisini veriyorsun. «Küçük Adamı» yönetmelerine izin veriyorsun. her ayakkabıcı.

Büyük generalleriyle övünmektedir. Kendisi için çok değerli olan bazı şeyleri yitirmeyi göze alarak kendi küçüklüğünün ve önemsizliğinin taşıdığı tehlikeyi giderek daha iyi sezmeyi öğrendi. Gelecek. Kendini küçümsüyorsun. sana vereceklerini vaat ettikleri yetkiden korktuğun gibi korkuyorsun. ama bir tek önemli yetenek geliştirdi: Düşünce ve davranışlarında küçük olduğu noktaları görmeyi öğrendi. Küçük Adam. Kendisinde 17 . Küçük Adam. Haklısın. sıradan bir insanısın Sen. sen kim oluyorsun da kendi yaşamın üzerinde hak sahibi olmak isteyeceksin? Kim olduğunu şimdi söyleyeceğim sana: Gerçekten büyük olan insandan seni ayıran tek bir nokta var: Büyük adam da bir zamanlar çok küçük bir adamdı. çünkü büyük bir geleceğin olduğuna içtenlikle inanıyorum. Kaçma. Bu sözcüklerin çifte anlamını kavrıyorsun. küçük olduğunu bilmez ve bunu bilmekten korkar. Demek ki. «Ben kim oluyorum da kendi görüşüm olacakmış. Führer'lerinin sana utanmadan söylediği şu sözlere aldırma: Sen "küçük. ne zaman ve hangi alanda küçük adam olduğunu bilir. Kendine bakma yürekliliğini göster! «Bana bunları söylemeye ne hakkın var?» Kuşkulu ve kavrayışlı bakışlarında bu soruyu okuyorum. bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. kendi yaşamımı kendim saptayacak ve dünyanın benim olduğunu açıklayacakmışım. başkalarının gücü ve büyüklüğünün kendisinde uyandırdığı güç ve büyüklük görüntüleriyle örter. Kendi küçüklüğünü ve yetersizliğini. «küçük. Kendine bakmaktan korkuyorsun. sıradan bir insan"sın. buna hiç kuşku yoktur. Sana nasıl olduğunu anlatacağım Küçük Adam. değil mi: «küçük» ve «sıradan».» diyorsun. Bu yetkiyi nasıl kullanacağını bilemezsin. her şeyden önce kendine bak bir. eleştiriden 16 korkuyorsun Küçük Adam. taktikler uygulamak yerine açık davranmak. Öyleyse gel. Saygısız ağzından bu sözcüklerin döküldüğünü duyuyorum. senindir. büyük adam. Küçük Adam. ama kendisiyle övünmez. Gerçekte olduğu gibi gör kendini. Başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: Koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak.lıyorum.

Köleliğinin tek sorumlusu. Oysa şimdi. ne var 19 . Bunu bilmiyordun. çünkü Sen kendi kendini köleliğe mahkûm ediyorsun senden ve senin hakikate karşı olan tutumundan korkuyorum. Mussolini. her seferinde çalışıp didinip bir bataklıktan çıkmayı başardıktan sonra hemen bir başka bataklığa saplanmanın nedenini anlayamıyordum. Amerika'daki köleliğin kaldırılması savaşında ya da Rus Devrimi'nde elde ettiklerine sahip çıkmamakla suçladım. Napolyön. Sana kendi içimdeki Küçük Adamı anlatmakla işe başlayacağım: Tam tamına yirmi beş yıl boyunca. Morgan. kendi aklına gelmeyen düşünceye hayrandır. Wilhelm. Tek sorumlu sensin. Seninle ilgili hakikati söylemek yaşamı tehlikeye sokmak demektir. Ben. Viyana Savaşı'nın sonu Hitler'e. «Kurtarıcıların »ın adına da. Hitler.varolan düşünceye değil. kendin ve başkaları adına korumak. Nikolaus. yalnız ve yalnız sensin başka hiç kimse. Özgürlüğü. sonra Paris ve Viyana barikatlarındaki kanlı çarpışmalarda. Stalin deniyor. ona bekçilik etmektense kazanmak gerektiğini ve de bunu sağlamanın yolunu pekâlâ bilirdin sen. sana. değil mi? Kurtarıcıların. senin bu dünyada mutlu olmayı hakettiğini savundum. bu gerçeği epeydir biliyordum. kendine ait olan şeye sahip çıkma yetisinden yoksun olmakla suçladım seni. Amerika'daki savaşının sonu da Ku-Klux-Klan yönetimine varabilirdi. 18 Yırmisekizinci Papa Gregory. aynı zamanda yaşam-kurtancıdır. Paris'teki savaşının sonu Pétain ve Laval'e. seni köle yapan şeyin ne olduğunu buldum: SEN KENDİ KENDİNİ KÖLELİĞE MAHKUM EDİYORSUN. Rusya'daki savaşının sonuysa Sta-lin'e vardı. Katıksızlığın ve hakikatin savaşçısı olduğumu savunuyorum. Bak ben ne diyorum: Senden başka hiç kimse senin kurtarıcın olamaz! Bu tümceyi söylemeye çekindim biraz. En az anladığı şeylere en çok inanır ve kolayca anladığı fikirlerin doğru olduğunu kabul etmez. seni baskı altında tutanların. Sonra yavaş yavaş ve el yordamıyla. Ancak. Hakikat. seninle ilgili hakikati söylemeye gelince çekiniyorum. ama hiç kimse değil. Krupp ya da Ford olduğunu söylüyorlar.

sen. Yüzyıllardır yapılan bulguların en büyüğünü yaptın. yaptığın ünün zevkini çıkar. Bilim tarihinin entellektüel devlerinden biri sayılıyorsun.» İçimdeki Küçük Adam diyor ki: «Sen. Öğrencilerin se. Zengin olmak. İngiltere. çünkü hakikati söyledin. Küçük Adam. benim içimde bulunan Senden başka hiç kimse senin kurtarıcın olamaz! ya da küçük. Bulguların ve kuramların üniversitelerde okutuluyor. doğanın işleyiş yasaları üzerinde çalış!» İşte. adın dünyanın her yanında duyulacaktır.ki. Aklım bana şunu söylüyor.«Her ne pahasına olursa olsun hakikati söyle. bu ülke benim dolaştın. senin çok büyük bir adam olduğunu söylüyor. yiyecek sağlamak. yönetim ya da herhangi bir başka alanda üstüne düşen sorumluluğu üstlenmek istemiyor. ona açılmak ve acımasına başvurmak aptallıktır. derneğinin sekreteri olmak istiyor Küçük Adam. Birkaç yıla kalmaz. bir büyük adam olmak istiyor. Filistin ve diğer yerlerde tanınmış bir büyük adam oldun. Kanseri anlaşılır hale getirdin. sen olmayacak. hakikatler yağmalanmakta. ya da bir parti lideri. İşinin sorumluluklarını yerine getirmek. Amerika. araştırma. 'Kültürel değerlerin kurtarıcıları' senden nefret ediyor. çetelerin ganimeti haline gelmektedir. Ama coşkusal vebaya tutulanlar peşindeler.» İçimdeki Küçük Adamsa şöyle diyor: «Küçük Adama gerçek yüzünü göstermek. Öteki büyük ve yalnız adamlar. çünkü Acunsal Yaşam Enerjisini ve yaşamın işleyiş yasaların! keşfettin. Komünistler sana savaş açtı.. ni çok seviyor. Bu böyle olmasaydı. Yaptıkların yeter de artar bile. Çabalarının meyvalarını topla.. Şimdi işi gücü bırak. bir bölük kumandanı ya da kötülükleri ortadan kaldırma 20 21 . bu durumda ve bu yerde bulunmayacaktın. Şimdi şöyle bir arkana yaslan. konut yapımı. Küçük Adam kendisiyle ilgili hakikati duymak istemiyor ki! Kendisinin olan büyük sorumluluğu üstlenmek istemiyor ki! O. bir Küçük Adam olarak kalmak. İskandinav Ülkeleri. Küçük Adam'ın perişanlığı üzerine 150 makale ve on iki kitap yazdın. Almanya. O ülke senin. Yaşamın sefaleti. Avusturya. kendini incelemelerine ver. trafik. Eski hastaların sana hayranlık duyuyor. eğitim.

Çarlığı ortadan kaldırmak zorundadır. onun karşısında boyun eğiyorsun. Bu durumda kişi. sonra da korkup benim içimdeki kendini öldürebilirdin. İşlerini kolaylaştırmak için çevresinde küçük adamlar. Seninle olan ilişkimi sürdürdüm. senin yerine savundum onları. Herkesin kölesi Ben söylediğimi anlayamayacağını biliyorum: «Herhangi bir kimsenin kölesi olma özgürlüğü» öyle kolay anlaşılır bir şey değil. Napolyon'u da Pestalozzi'den daha iyi tanıyorsun. Hitler'i Nietzsche'-den. getir-götürcüler toplamak zorundadır. seni kazanmak. çünkü sana gerçekten yardım edebildiğimi ve genellikle gözlerin yaşararak benden yardım istediğini gördüm. seni «kurtarmak» istedi. diyelim. Seni «özgürlüğe götürecek şey» içimdeki Küçük Adam olacaksa. senin adına savaştım. senden korkarım o zaman. çünkü senin yaşamını kendi deneylerimden biliyorum ve çünkü. Artık tefe bir efendinin kölesi olmaktan kurtulmak. çünkü bu büyük işi tek ba23 22 . o denli çok saygı gösteriyor. Bendeki kendini ve kendin- deki beni keşfedebilir. Bir şeyi ne denli az anlarsan. herhangi birinin ya da herkesin kölesi olma özgürlüğün uğruna ölme gönüllülüğünden vazgeçtim. Führer'in araçlarıyla kazanmak isterdi. insan önce tek bir sömürücüyü. Ben. İçimdeki Küçük Adam. benim yardımımı almaya hazır. Sana göre bir kral. kendisine saygı göstermeni — ne olduğu konusunda şu ka-darcık fikrin olmaması nedeniyle önünde eğildiğin «yüksek matematik»e gösterdiğin saygıyı bekledi içimdeki Küçük Adam. Ve yavaş yavaş. senin özgürlüğünü son derece ciddiye alır. Bu nedenle senin. Derken senin Führer'lerin çıkagel-di ve çalışmalarımı yerle-bir etti. Çok uzun bir süredir seninle yakın bir ilişki içindeyim. İçimdeki Küçük Adam seni herkesin yöntemiyle. Bu durum karşısında hiç sesini çıkarmadın. Sigmund Freud'-dan daha önemlidir. senin Führer'in ya da kurbanın olarak ortadan yitmeden sana nasıl yardım edebileceğimi öğrenmek için sürdürdüm seninle olan ilişkimi. Bu kez. ama verdiklerimi savunma yetisinden yoksun olduğunu gördüm. yardımcılar.ve senden korkan Küçük Adam bunları söylüyor bana. onları izledin. herhangi bir kimsenin kölesi olmak için. sana yardım etmek istiyorum. Gerçekten büyük olan adam. gerçekten büyük bir adamın önderliğinde bir parti kurar.

diyelim. bu bedelin. bir dahaki savaşa ve yeni efendilerinin koltuklarını yitirmesine dek sürecektir. Birçok küçük büyük adamı bir arada tutabilmek. Kendisine yeni efendi rolü verilmiş olan büyük adam büyüklüğünü yitirir. Ama kültür sarayınla övünmektesin. onu olağandışı bir insan olarak görmek istersin. Özgürlük elde etme yolunda çalışmalar yapan ve gerçekten büyük adamlar olan düşünürlerin yüz yıl içinde ortaya koydukları şeyler ve çektikleri acılar. sen. Senin özgürlüğünü nasıl sağlayacağın yolunda yüzyıl kafa yormanın. Bu küçük büyük adamlar. hükümet. özgürlük yasaları. onun sözünü sakınmazlığından. sen onu anlamaz. Sayfalar dolusu söylevler yazar. Damları samanla örtülü. daha iyi bir inanç bulur sana. senin onu erişilmez bir Tanrı'ya dönüştürmene gözyummak zorundadır. Efendi değiştirme süreçlerini kısalttı bu adamlar. Dllediğince çekip çevirdiğin. Büyüklüklerini büyük adamdan sağlamış olan küçük büyük adamlar. adam yerine koymazsın. Eski ulusların küçük adamları. beş yıldan az bir zaman içinde ortadan kaldırılabilirdi. bu süreci kısalttılar: Bunu açık açık ve daha büyük bir acımasızlık içinde yaptılar. ona güvenmezsin çünkü. duvarları tezekle sıvalı pis evlerde yaşamayı sürdürürsün. maliye. Bunun üzerine. 25 . şeyler yazar. hattâ yaşamlarını feda etmenin. senin adına güçler ve yetkiler ele geçirir.şına yürütemez. senin güvenini yitirmemek için gerçekten büyük olan bir adam. malikânelerden değil. elinde evlenme cüzdanı olmadığı halde bir kadını sevebilen bir adam olsa. İçinde bulunduğun toplumsal bataklıktan çıkarır seni. kendisini ayakta tutacak olan senin yardımın ve ciddiliğindir. ya da yeni. Üstelik. Bir «mutlu gelecek» ya da bir «Uçüncü Reich» uğruna pılı pırtı içinde dolaş mayı sürdürürsün. sadeliğinden. derin bir aydın yalnızlığı içinde. senin saflarından gelmektedirler. yeni efendini ortaya çıkarmış olursun. yürekliliğinden ve yaşamla arasındaki gerçek ilişkiden gelmekteydi. senin mutluluğun için özveride bulunmanın. kendi ellerinle. Bir sürü küçük büyük adamla çevrilmiş olarak. elde edebildiği büyüklüğünden her gün bir parça vermek. kafasını birazcık kullanarak nasıl küçük bir büyük adam olabileceğini saptadı. senin bu egemenliğin. senden ve gürültü patırtıdan uzak ama aynı zamanda senin yaşamınla yakın bir ilişki içinde. Olduğu gibi. çevresine küçük büyük adamlar toplamasa. bilim ve sanat alanlarında büyük gö24 revlere atanırken sen olduğun yerde. dışişleri. senin yeni köleliğini satın almak için çok yüksek olduğunu öğrendiler. vb. ya da bir damla hakikat. zahmete değmeyeceğini. sade bir insan olarak kalsa. saraylardan. yani bataklıkta kalırsın. Onlar da senin gibi açlık ve acı çektiler. Sana öncülük edebilmek için. bir kenara iter. özveride bulunmak zorundadır. insanın. çünkü bu büyüklük. dilediğin biçime soktuğun «yanılsama»dan hoşnutsun şimdilik — ancak. senin saflarından gelen küçük adamlar. sendeki bu herhangi bir kimsenin kölesi olma itkisini büyük çabalarla inceledi ve böylece. Böylece.

ailenin ve çocuklarının birer hiç olduğunu anlatıyorlar. devlete saygı. Ama paçanı bu 27 . Küçük Adam. Bu Küçük Adamlardan hiçbiri gerçek özgürlüğün fiyatını ödemez. senin bilmen gerektiği gibi. köleliğe elverişli ve başkalarının kullanacağı birer insan olduğunuzu söylüyorlar. insanın size dilediği işlemi uygulayacağını haykırıyorlar. sana bir yığın söz söyleyerek. Senden korkuyorum. çok korkuyorum. Bu senin suçun değil. Küçük büyük adamlar. «Yeni Kurtarıcılar» ve bağırıyorsun: *Heil! Heil!» «Viva! Viva!» İşte bu yüzden senden korkuyorum. Sana göre. bu yüzden hemen bu sözcüklere sarılıyorsun. aptal. sana kaç kez söylediler: «Hiçbir sorumluluğu olmayan önemsiz. ulusal büyüklük vaat ediyorlar.» demediler mi? Sense onlara «Kurtarıcılar» diyorsun. seni bir simgeye feda ettiler. sense onları seni yönetecek yerlere getirip koydun. seni zevkten dört köşe etmekte. bütün maskelerini-indirmiş olmalarına karşın — ya da daha. «kişisel özgürlük» ve «kişisel büyüklük». ama senden çok daha iyi biliyorlar. Evet. soyut birer kavramdan başka bir şey değildir. aşağılık bir varlıksın sen ve böyle kalacaksın. Küçük Adam. çünkü kendinden kaçtığın gibi dünyada hiçbir şeyden kaçmıyorsun.Küçük büyük adam Üstelik. Senin en kötü yanlarını. Efendileri. kendinden kaçıyorsun Küçük Adam. Size kişisel özgürlük değil ulusal özgürlük vaat ediyorlar. -ulusal özgürlük» ve «devletin çıkarları» söz-cükluriyse. Yalan mı. sen. Çünkü insanlığın geleceği senin elinde. Hastasın sen. Onlar seni sevmiyor. Size 26 özgüven değil. senin ve yaşamının.doğrusu maskelerini indirmeleri nedeniyle onları besleyen sensin. horgörüyorlar seni. en büyük zayıflıklarını. sen kendini horgördüğün için. kişisel büyüklük değil. çok hastasın Küçük Adam. Bir Rockefeller ya da Torilerin tanıdığından çok daha iyi tanıyorlar seni. sen kendin getirdin bulundukları yere'.

Sana «Dünya Proleteri» dedi. Ama iyi bir nişan-cıyımdır. bir Yahudi. açlıktan öldürdüğünü anla artık. balık avlamam. Diyeceksin ki. yalnızca senin sorumlu olduğunu söylemedi hiç. kuramlarımı yaymak için kokteyl partileri de vermem. aç gözünü ve gerçekten büyük olan adamlarını kurban ettiğini gör. Ne Mormon'um ne de çokeşlilik savunucusuyum. dünyadaki hiçbir güç seni ezecek kadar güçlü olamazdı. Öğretilerim doğruysa kendi kendilerine yayılacaklardır. yaşamın sensiz bir saatçık bile sürmeyeceğini azıcık sezseydin. Ku-Klux-Klan'a ya da «Dünya Proleterlerinin Liderleri »ne koşacaksın. onları çarmıha gerdiğini. ya da belki yalnızca koşacaksın. canlarını aldığını. ya da Müslüman değilim. eşcinsel. Kendi Küçük Adamlarını seni sömürenler ha28 line getirdiğini anlamalısın artık. Briç oynamam. Oysa: Ben bir Kızıl ya da Kara değilim. GPU'ya ya da «Sarı Basın»a. ama («anayurdun onurundan» sorumlu olmak yerine) kendi yaşamından senin. ne bileyim. bunu anla artık. Karımı elimde bir evlenme cüzdanı olduğu için ya da cinsel açlıktan kıvrandığım için değil. yaşamın boyunca yaptıklarını kime borçlu olduğun konusunda hiçbir fikrin yok. senin için çalıştıklarını aklından geçirmediğini kabul et. Çalışmalarımı herhangi bir sağlık bakanlı- 29 . «Sana inanmaya kalkmadan ünce yaşam felsefeni bilmek isterim. onu sevdiğim ve istediğün için kucaklarım. «Kurtarıcın» sana bunu söyledi mi? Hayır. Çocukları dövmem.hastalıktan kurtarmak senin görevin. Beyaz ya da Sarı değilim. ya da «Amerika' ya Karşı Etkinliklerle Savaş Komitesi »ne. Baskıya gözyummasaydın ve bir- Yeni Kurtarıcılar kaç kez de etkin bir biçimde baskıyı destekle-meseydin seni ezenleri çoktan silkip atardın. günlük yaşamında kendine azıcık saygılı davransaydın.» Yaşam felsefemin ne olduğunu duysan. on ikiden vurmayı severim. tabanlarını yağlayıp Savcıya koşacaksın. Senin şu kadarcık özsaygın olsaydı. Bir Hıristiyan değilim ben. onları bir an bile düşünmediğini. FBI'a. senin sorumluluğun. anarşist ya da boksör de değilim ben. bir ceylanı ya da tavşanı vurmam.

seni ezen şeyleri çoktan yenerdin. insanın ciğerini oku30 yabilen ve çalışan bir kimseyim. Bunun. hakikati. sonra da bu bilgiyi seni daha iyi. bir hiç olmadığını. böylesine korkmazdım önceleri. Çünkü ben. Küçük Adam. bedensel ve ruhsal bir yoksulluğa gömülmesi. kullandıktan sonra da aynı bir alet gibi temizler. Onlar. günün her saatinde bir alet gibi kullanır. Seni ezenler. ama senin düşündüğün gibi değil: Tanrıyı. kimin bu konularda usta olduğunu da ben saptarım. bedenini sürekli olarak kasılı ve gergin tutması gerektiğine inanmıyorum. yüreğindeki içtenlik olarak. Yanıt verse de. Çalışma konusundaki görüşlerin değil. Milyonlarca Küçük Adam arasına karışmış bir Küçük Adamdım ben de çünkü. (Savcıya koşma hemen Küçük Adam. Senin «Tanrı» dediğin şeyin gerçekten varolduğunu biliyorum. ama katı ya da anlamsız kural ve yasalarla savaşırım. içindeki ve çevrendeki doğayı benliğinde duyabilmek olarak görüyorum ben. senden bile küçüktür. bir dışsal güçten kaynaklanmadığını biliyorum. çünkü kendini bilen biriyse o da aynı şeyi yapıyordur. Küçük Adam. nasıl acı çektiği. Eskiden böyle değildi. senin kendi öz coşkusal hastalığın olduğunu. Kendime göre görüşlerim var benim. Sözcüğün gerçek ve doğru anlamıyla dindar olabilmek için. Ve bulgularımın içerdiği bilgi ve karmaşıklıkları kimin daha iyi bildiğini.ğı yetkilisine sunmam. Özünde canlı ve sağlıklı olsaydın. Çünkü ben. Çünkü senin perişanlığını deneylerle öğrenmek. daha çok ezmek için kullanmak bir hayli küçüklük gerektirir. Senden çok korkuyorum.) Çocukların ve gençlerin sevgiden doğan bedensel mutluluğu yaşamalarını ve bunu yaptıkları için hiçbir tehlikeyle karşılaşmamalarını istiyorum ben. yalanla hakikati birbirinden ayırmasını bilirim. Büyük adamın nasıl olduğu. insanın sevgi yaşamını yoket-mesi. Sonra doğabilimci ve bir tıp doktoru oldum. çalışmanın dünyayı yönetmesini İstiyorum ben. ölünceye dek söylediklerinin utancıyla yaşayacaktır. 31 . geçmişte nasıl toplumun üst katmanlarından geldiyse şimdi de senin öz saflarından gelmektedir. herhangi bir dışsal baskı söz konusu olmaksızın günün her saatinde ve de saatlerin her dakikasında bu hastalığın seni ezdiğini biliyorum. bunu yapmam için bu yetkilinin konuyu benden daha iyi bilmesi gerekir. bir hasta ya da çocukla arama girmeye çalışana anında kapıyı gösteririm. Gerçekten büyük bir adamı algılayacak duyu organı yok sende. utanmadan yanıt veremeyeceği yalın ve açık sorular sorarım ona. ne özlemler duyduğu. bu dünyada bir anlam taşıdığını bilen bir kimseyim. senin ne kadar ağır bir hasta olduğunu ve hastalıklı halinle ne kadar tehlikeli olduğunu görmeyi öğrendim. Hangi sudan bahaneyle olursa olsun. Akla uygun olduğu sürece bütün yasalara uyarım. tıbbi ve eğitsel çalışmalarıma burnunu sokmaya kalkana. korurum. evrendeki ilk acunsal enerji olarak. Kamuya açık her mahkemede. senin gövdendekî sevgi.

senin acılardan. yani içinde gerçek ve içtenlikli bir istek duyan kadınların ve erkeklerin de yaşadığını anlayamazsın. Sana küçümsemeyle değil. Sen. düpedüz bir yaşayan hayvan olarak. bu büyük adamların gerçekten büyük olduğunu sana söylediği zaman. Oysa o.canlı olduğunu söyleyecek33 32 . Binlerce yıl acı çektiğin yetmiyormuş gibi durmadan acı içinde kıvranmam istemez. senden uzaklaşıyor ve en kötüsü. sana benze-mez. alçaklık ve rezilliklerden arınmanı ister. içinde bulunduğun durumun ve beş para etmezliğinin verdiği acıyla bir kenara çekiliyorlar. bir dâhi olmadığını. sana göre taktik neyse. çünkü onlar sana yabancıdır. büyük adam sa- Senin bombok. yalnızca bir yaşayan . senin özgür olmanı gerçekten isteyen. ya da kızlarını toplumsal konumu iyi birileriyle doğru dürüst evlendirmek. ya da «sinirceli» derdin ona. Büyük adam seni. sana acımaya başlıyorlar. insanların yazgısı karşısında duydukları acıyla bakarlar. ya da bir siyasal göreve atanmak. ya işlemek istediği sucu gerçekleştirememiş bir suçiu. bir tehlikenin geldiğini anlarsın. onlara göre hakikat odur. Seni bir yük hayvanı olarak görmek istemez. bakar.öfkeden nasıl kudurduğu ve senin için yaptığı savaş. bir çeşit suçlu damgası vururdun. Gerçekten büyük olan adamları. onun yaşama olan yakınlığından. seni kücümseyecek hale getiriyorsun. Onlar yalın ve dolaysız insanlardır. sana yabancı. ve içini görürler. Büyük adamdan korkarsın. Bu nedenle. Bu dünyada seni ezmek ya da sömürmek yetisinden yoksun. yaşayan bir canlı olarak sever. çünkü yaşamı sevmektedir büyük adam. Küçük Adam: Öteki Küçük Adamlar. Binlerce yıl dırdır ettiğin yetmiyormuş gibi durmadan dırdır etmeni istemez. Çünkü büyük adam. adının başına bir yığın büyük sözcükler eklemek ya da Nobel Ödülü almak değildir. yaşama karşı duyduğu sevgiden korkarsın sen. İçinin görüldüğünü sezer. Küçük Adam bir ruhbilimci. Bu kadın ve erkeklerden hoşlanmazsın. gevezeliklerle dolu «parti»lerin na benzemediğinden ona bir «dâhi» ya da «garip» dersin. diyelim bir Lombroso olsaydın. Sen onlara ancak şöyle sahip çıkarsın. yaşamının amacı yığın yığın para biriktirmek. büyük adama.

bir başka saçmalık yumurtladın. sanma ki. dolaysız bir insanı. Ken di düşüncelerin önemsiz ve geçici olduğu hal de. senin normallik ölçülerine uymadığını görüyorsun. Sana karşı büyük bir sevgi besleyen. Küçük Adam. dürüst olarak düşündün mü hiç Küçük Adam? Şöyle bir an olsun durup da. Gerçekten büyük olan bir adam.. başka hiç bir şeyi değil. öç alır. Bunların kaç tanesinin yanlış olduğunu içtenlikle kabul ettin. ister sarayda olsun yaşadığı hayatı çekilmez kılan sensin. doğa ya da insanlığın yaptığı büyük işler. doğası gereği unutmaz. unutursun Küçük Adam. Bunu yapmak yerine. Küçük Adam. ister dargörüşlülüğün nedeniyle olsun. düşünceleri doğru ve uzun ömürlü olan bü yük adamı bir parya yapan sensin. diyelim İsa'nın yaptıkları üzerine doğru düşünüp dü şünmediğini —içtenlikle— sordun mu kendine? Hayır. yalnızca bunu.tir. Ama büyük adam. «normalliğin» bir basamak aşağısında bulunan kendinle. insandan kaçan biri gözüyle bakarsın. çünkü büyük adam.paraya pat layıp patlamayacağını sordun. Çünkü sen «halk». ama önemli bir fikir elde etti mi de. acı çektirdikten sonra bu duruma sokan kim? Sensin Küçük Adam. uzun vadeli düşünür. Onu. yalın. düşüncelerinin yanlış olup olmadığını sormadın kendine hiç. bir başka küçük bayağılık yaptın. sakına sakına düşünür. o karanlık ve dipsiz yozlaşmışlığın içinde. içine o korkunç yalnız lık tohumunu dikmiş oluyorsun. Ona «toplumdışı». Sen. Böylece büyük adamı yalnızlığa ittikten sonra. gevezeliklerle dolu «parti »lerine gitmektense çalışma odasına kapanıp düşünceleriyle baş-başa kalmayı. Yalnızca Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasmda geçen birkaç yıllık süre içinde doğru olduğuna ant içtiğin şeyleri düşün. komşunun düşüncelerin hakkında ne' söyleye ceğini. uzun vadeli toplumsal olgular üzerine. onu bu hale koyan sensin. dik34 katle. ona yaptıklarını unuttun gitti. kin besler büyük adam. senin bomboş. Onu parya yapmakla. ister yapay düşüncelerin. bir başka derin yara açtın. ya da deney odasına kapanıp çalışmayı yeğlemiştir. İster bir han odasında. Onu kendi beş para etmez terazine koyuyorsun. «kamuoyu» ve «toplumsal bilinç»sin. Kalktın. Sanma ki. İster sorumsuzluğun. kaç sözünü geri aldın? Hiçbirini. ya da dürüstlüğün sana çok . yalnızca NEDEN BÖYLESİNE BAYAĞI DAVRANIŞLARDA 35 . Sen. sen kendine yalnızca bunu sordun. ister onyıllık bir toplumsal gelişme boyunca bile yaşayamayan «sarsılmaz aksiyomların» yüzünden olsun. senin tara fından yanlış anlaşılmaktan ve kötü işlem gör mekten korkma tohumudur bu. "homo nor-malis"le kıyaslayarak «anormal» sayıyorsun. onlarca yıl gücendirdikten. İşte Küçük Adam. Küçük Adam. Bun ların sana yüklediği dev sorumluluğun ne ol duğunu içtenlikle. Büyük işler üreten bir yalnızlık tohumu değil. sana yardım etmeye hazır olan büyük adamı toplumsal yaşamdan çıkaranın kendin olduğunu göremiyorsun Küçük Adam. Parasını senin gibi hisse senedine yatırmayıp bilimsel araştırmalarına harcadığı için deli dersin ona.

neden. Bu söylediklerim senin duygu ve düşüncelerine yabancıdır. doğallığını yaşayan bir insana neden ters bakıyor ve onu sömürüyorsun. büyük adam. Seni bu gibi şeyleri yapmaya iten nedenleri bilmek ister. bu yanlışların büyük olmasından değil. Biliyor musun. her zaman ha- Komşunun düşüncelerin hakkında ne söyleyeceğini ya da dürüstlüğün sana çok paraya patlayıp patlamayacağını sordun Değerli. sen. biliyorum. senden isteneni veriyorsun da neden sana sevgiyle verilen şeye karşılık vermiyorsun. ya da düşmüşü tekmeliyorsun. onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini 36 37 . milyon kez acı versen. Büyük Adam bunları bilmek ister. beş para etmez bir komşunu hoşnut etmedi diye neden çocuğuna işkence ediyorsun. bin kez. yaptığın yanlışlardan ötürü senin yerine acı çeker. düşmek üzere olan birine bir çelme de sen takıyorsun. sona verileni alıyor. Ama inan ki: Yüz kez. Seni düşkırık- lığına uğrattı diye eşini neden suçluyorsun. hakikati söylemenin gerekli olduğu durumlarda yalan söylüyorsun ve neden yalana karşı olacağına hakikate karşı koyuyorsun.BULUNDUĞUNU ANLAMAYA çalışır. küçük ve değersiz olmalarından dolayı acı çeker. —yaptığını bir an sonra unutsan da— kapanamayacak yaralar bile açsan.

dostluğunu kazansa. Senin bir dostunun büyük bir başarı sağlayacağını sanmaz. artık büyük. insan ancak sana değgin düşünür. senin gibi konuşmak zorundadır. geniş kapsamlı düşünceleri gırtlaklarsın sen. Aslında için- Havadaki mikroplar 38 den kendini küçük görüyorsun. 39 . Ama senin özelliklerine sahip olsa.«Aklı başında bir öğrenciye yakışır mı bu. Küçük Adam. onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini. Boğdun bu iyi duyguları. kendini küçük gördüğün içindir ki senin dostun olan birine saygı duyamazsın. senin hoşuna gitmek için. anlasan da anlama-san da olduğu gibi inanırsın. Küçük Adam. senin özelliklerine bürünmek zorundadır. Bak. Evli bir kadın olarak şöyle söylersin. Senin yalan çevrende. Küçük Adam. Küçük Adam: İçinde bulunan iyi ve değerli şeyleri duyamaz oldun artık. Seninle aynı masaya oturan ya da seninle aynı. Büyük Adam. buna inanmazsın. düşünmek çok güçtür. karında. kocana inanmazsın.» Bir biyoloji profesörü olarak şunu söylersin.«Hıh! Bulguy-muş! Bıktım senin bulgularından! Herkes gibi gidip bir yerde çalışsan da doğru dürüst para kazansan olmaz mı!» Kendi görüşünü böylece dile getirmekten sakınmazsın.. evde yaşayan birinin herhangi bir büyük iş başaracağına inanamazsın. babanda -ve ananda— bulunduğunu sezinlediğin an kalkıp onlardaki iyi şeyleri de öldürüyorsun. senin o beş para etmez dostluğunu kazanmak için. senin dilediğin gibi konuşan dostların asla birer büyük adam olmadılar. Dünyasını keşfetmekte olan çocuğuna bir ana olarak şunu söylersin: «O.» dersin. gerçek ve sade olmayacaktır. beni dinle. hattâ —ya. gırtlakladın. kendini senin düzeyine indirmek. senin dilini kullansa. «Çocuklara gözle bakılır ama söylediklerine kulak verilmez. Çünkü büyük düşünceleri. Kanıt mı istersin. kocanda. seninle birlikte değil. Başkalarında — çocuklarında. havadaki mikropların varlığına inanmamak olur mu?» Ve bir öğretmen olarak.da özellikle— değerli. ama gazetelerde yazanlara.kikate karşı olandan yanasındır. Küçüksün sen ve küçük kalmak istiyorsun. çocuklara göre bir şey değil.

Artık bir Untermensch olmayı bırakmanı ve kendin olmanı istiyorum. İçindeki insanı aşmak için seni bir •Übermensch». Ama daha yükseklere uçacak. «Büyük anlar» da var yaşamında. Onun »Über40 mensch» dediği senin «Hitler» in oldu. Aslında yüreğinin derinliklerinde nelerin bulunduğunu. bir üstün insan yapmaya çabaladı. Okuduğun gazetelere ya da kötü yürekli komşudan duyduğun geçersiz görüşlere değil de kendine inanmanı istiyorum. seninle deney yaptım. «mutluluktan başının döndüğü» anlar da var. İçinden geldiği gibi davranmaya karşı kendini nasıl savunduğunu biliyorum. Sense *Untermensch* (aşağı insan) olarak kaldın. yükseklerden ve derinliklerden korkuyorsun 41 . yükseklerden ve derinliklerden korkuyorsun sen. Nietzsche yıllar önce çok daha güzel söyledi bunu sana. senin içinde bulunan kendimle deney yaptım. sen de osun. açıklığa ittim. mutluluğunu artıracak direnç yok sende. Küçük Adam. seni küçüklüğünden kurtardım. sevdiğin ozan ya da inandığın filozof ya da akıl hocan neyse.Ama gazetelerde yazanlara anlasan da anlamasan da olduğu gibi inanırsın Bunları nerderı biliyorsun diye soruyorsun ha? Anlatayım: Seni denedim. Yalnız ve yalnız küçük değilsin sen. Uçmaktan korkuyorsun. Ne var ki. bir ceylan ya da senin Tanrın. O derinliklerde. gerçek varlığının sesini dinlemen istendiğinde nasıl büyük bir korkuya kapıldığını biliyorum. bir ruh doktoru ve sağaltıma olarak. bir eğitimci olarak çoğu kez seni dürüstlüğe. içinden geldiği gibi davranmaya. biliyorum. bovling kulübünün ya da Ku-Klux-Klan ÖrUçmaktan korkuyorsun. kendinin gerçekte nasıl olduğunu bilmiyorsun. koca bir orduda bir er. «sevinçten uçtuğun» anlar.

bilemezsin. gün ışığına çıkıyor. hiç kuşkusuz kavgayı seçersin. Gece kulüplerinde sahnelere çıkan güldürücülerin anlattığı sana değgin fıkralara dikkat ettin mi hiç? Sana değgin. Yaşamdan mutluluk istiyorsun. onun tadını çıkarmayı ve korumayı hiçbir zaman öğrenmemiş olduğundan. Haydutlar şampiyonunu ve Al Capone'u bilirsin sen yalnızca. başı dik bir bireyin yürekliliği nedir. bu ufak tefek şeylerin her biriyle biraz daha aydınlanıyor. Kitaplığa gitmekle kavga izleme arasında seçme yapmak durumunda kalsan. nasıl olduğunu öğrenmek mi istiyorsun. Sen. küçük kötü şakalar yapıyor ve bunlara «halk güldürüsü» 43 . çok üzücü bir şeydir bu. kim olduğunu. ve bütün bu küçük sefil dünyaya değgin şakalarını iyice dinledin mi? Sen git müshil ilacı reklamlarını dinle. Dinle. Böyle sanıyorsun ve bu yüzden böyle davranıyorsun. Dos Passos ve daha başka kimseler de söyledi. Küçük Adam. canını vermeye hazırsın-dır. Almanya'da Heinrich Mann söyledi sana bunu. ama güvenlik çok daha önemli sana göre. Amerika'da Upton Sinclair söyledi. nasıl bir varlık olduğunu öğrenirsin. Güvenliğin uğruna belini kırmaya. Ama onların uyutucu yanlarını duymazsın hiç nasılsa. Küçük Adam: İnsan varlığının sefaleti. Bu üzüntüyü duymamak için. üzücü. senin gibilerin durumunun düzelmesi umudunu biraz daha uzaklara itiyor. Ama sen ne Mann'ı ne de Sinc-lair'i tanıyordun. ağlanacak bir durumdur. Radyoda müshil ilacı. Mutluluk yaratmayı. Küçük Adam. Bu da sana başkaları tarafından söylenmiştir: Ta yirmi beş yıl önce. Senin yap42 Yafamdan mutluluk istiyorsun ama güvenlik çok daha önemli sana göre tığın bütün bu ufak tefek önemsiz şeyler. Bu. kendisine.gutunun bir üyesi sanıyorsun kendini. Senin kulağına çalınmak için yapılmış olan bu şeylerin sonsuz aptallığını ve iğrenç kötülüğünü dinlememişsindir. diş macunu ve ter kokusu giderici reklamları dinlersin.

. kıvrık bir burnu ve keskin gözleri vardır. Düşünme biçimin. nasıl ki Alman ırkı varsa. İnanmadın mı bu söylediğime? Bak.. — Peki ya Alman nedir? — Alman.. filmlerde ne denli gülünç ve saçma tipler olarak gösterildiği dikkatini çekti mi hiç? İnsanların sana neden güldüğünü söyleyeceğim şimdi Küçük Adam. — Yahudi ırkının özellikleri nelerdir? — Canım işte. kafan karışıyor. Yahudi'nin saçları siyahtır. Milyonlarca Küçük Adam. gülünecek halde olduklarını bilmiyorlar. Kendinle alay ettiğinden gülüyor değilsin. çoktan kendi kendinin efendisi olurdun. İnsanlar sana neden böyle açık açık. ırk nedir? — Irk mı? Bunu bilmeyecek ne var. uzun.adını veriyorsun. insanların kendilerine güldüğünü. Sen hiç Alman Yahudilerini gördün mü? — Elbette.Dalgacı bir keskin nişancı nasıl hep on ikinin az dışından vurursa senin düşüncelerin de her seferinde hakikati kıl payı kaçırıyor. Kendine değgin şakaları duyuyor ve başkalarıyla birlikte bunlara kahkahalarla gülüyorsun ♦Yani Yahudi ırkı demek istemiştim. Kendine değgin şakaları duyuyor ve başkalarıyla birlikte bunlara kahkahalarla gülüyorsun. — Peki öyleyse Yahudi nedir? Kanın görü nümünde bir ayrılık yok.. diyorsun. 45 44 . Yahudiler çok hırslı ve anamalcıdırlar. diye yanıtlıyorsun sorumu. şu biçimde düşünüyorsun: «Bütün suç Yahudilerde. — Peki. kurnaz ve iğrenç bir zevkle gülüyor yüzyıllardır. Fransız ya da İtalyan' dan değişik bir görünümü yok.. çünkü seni çok ama çok ciddiye alıyorum ben. — Damarında Yahudi kanı bulunan kimse. sakınımlı bir tavırla şu yanıtı veriyorsun. yürekten ve böylesine büyük. Pek ayıramam. — Sen hiçbir Fransız ya da İtalyan'ı bir Yahudi'yle bir arada gördün mü? Üçünü bir birinden ayırabilir misin? — Yani. Küçük Adama gülüyorsun sen. Nordik Ari ırkındandır. hakikatin doğrultusunda olsaydı. Almanlara benziyorlar. göstereyim sözlerimin doğru olduğunu. bir de Yahudi ırkı vardır. ha. gülünecek halde olduğunu bilmiyorsun. — Yahudi nedir? diye soruyorum.. — Yahudi kanıyla başka kan arasında ne ayrım var peki?» Bu soru karşısında afallıyorsun. ama kendine güldüğünü. Ama sen. Küçük Adam? «İnsanların».

— Onlar da Nordik mi? — Hayır. Bu sana değgin hakikatin yalnızca küçücük bir parçası. Hıristiyan ve Müslüman varsa. Ama. Yahudi nedir bilmiyorsun.D. Yahudilerin dini demek istemiş tim. on milyon insanı. hem biyolojik. Yahudi de var. Kimin «Yahudi» olduğu senden so-rulurmuş gibi. bu yüzden ciddi bir işi olduğunda sana bulaşmamaya çabalıyor ve bu yüzden sen.— Amerikan Yerlileri de Ari ırkından mı? — Elbette. Küçük Adam. on milyon «Yahudi »yi doğruyorsun.Y.» İşte sen böyle saçmalıyorsun. Başkanlarından Roosevelt'in ataları Hollandalıdır. senin gibi bütün ulusların. — Roosevelt'e Hollandalı demiyorsun da Davut'un soyundan gelenlere neden Yahudi di yorsun? — Yahudiler başka. Duyguların perişan. Saçmalarından silâhlı kuruluşlar oluşturuyor ve bir Yahudi'nin ne olduğunu bile söyleyemeyen sen. nasıl ki. güvenli bir tavırla «bu Yahudidir. neden atalarına dönüyorsun da protoplazmaya dönmüyorsun? Bana göre yaşam. Hiçbir buyurganla ortak yanım olmadığı gibi. çünkü gerçekten de duyguların acınacak durumda. — Başka olan nedir? — Bilmiyorum. — Ş. ırkların. — Tamam. Bu «Yahudi» sözcüğünü. görkemli ve aşağılayıcı bir tavırla söylediğinde kendi küçüklüğünü biraz daha az duyuyorsun. Benim kim olduğumu saptama hakkına bu dünyada yalnız ve yalnız ben sahibim. İnsan bu yüzden sana gülüyor. Bu olguyu yakınlarda ortaya çıkardım. Ama ister bir Küçük Ari ol ister bir küçük Yahudi. sana bu hakkı tanımıyorum ben. milliyetçisi olmadığım için gurur duyuyorum. ırkların ve ulusların zihinsel ve fiziksel ürünü olmaktan gurur duyuyorum. — Bak gördün mü. bu sözcüğü söylemek * A. plazmanın ka- 47 . Filistin'de. Buna gereksinmen var. sünnetli olmadığı gerekçesiyle bir Yahudi teknisyeni sınırdan çevirdiğinizi duydum. Sende yeterinden az ya da çok saygı uyandıran bir kimseye «Yahudi» diyorsun. batağa saplanıyorsun. Yahudi buyurganlarla da hiçbir duygu ve düşünce birliğim yok. Alman nedir. ey Küçük Yahudi. — Roosevelt Hollandalı* mıydı peki? — Hayır. hem de kültürel açıdan bir melezim ve tüm sınıfların. başka hiç kimse değil. senin gibi «safkan» olmadığım. — Yahudi diye bir şey var ama. — Sarışın mı? — Hayır.B. 46 sana üstünlük duygusu veriyor. — Elbette Yahudi var. «Yahudi» sözcüğünü söylerken kendini üstün insan sanıyorsun. ve sınıfların küçük buyurganı. tutkulu bir yurtseveri.» diyorsun. çünkü Yahudi'yle birlikte katlettiğin şeyin ta kendisisin. Ben. ya da senin gibi «katıksız bir sınıf» in üyesi olmadığım için gurur duyuyorum. Küçük Adam.

içindeki deniz-anasını bir kez daha bulman için yüz. Bunu ilk duyduğunda bana «yeni 48 . ya da Marx. Sendeki deniz- bir dâhi» dedin. seni geliştirmek milyonlarca yıl aldı. Seni denizanası durumundan karada yaşayan iki ayaklı bir yaratık durumuna sokmak. bir hahamın odasında değil.sılmalarıyla başlar. Biyolojik yapın.İsa! İsa! diye bağırmayı bırakırsan sen de benim gibi konuşabilir ve yazabilirsin! Çünkü bu utkulu haykırış aklını köreltmekte Seni denizanası durumundan karada yaşayan iki ayaklı bir yaratık durumuna sokmak. Benim yeni bir Darwin. Ama benim yapacak daha önemli işlerim vardı ve yeni dâhilik rolünü geri çevirdim. beş yüz belki de beş bin yıl gerekecek. yeni bir önder aradığın günlerde oldu bu. Pasteur ya da Freud olduğumu da söyledin. seni geliştirmek milyonlarca yıl aldı anasını keşfettim ben ve açık bir dille bunu sana anlattım. iki ayaklı hale geldiğin andan sonra tam altı bin yılda eksikliklerini ancak giderdi. Hani anımsarsın. Yıllar önce şunu da söyledim sana. İskandinavya' da. İçindeki doğayı yeniden keşfetmen.

boyuna müs51 50 . yasal olmayan çocuk tanımayan Tanrının Oğlu yaptın. duygusuz. miskin. Çünkü sana göre hakikat nedir ki. içindeki «insan»ı kanıtlamak için yalnızca «üstüne çıkmak» istiyorsun. «Yasal olmayan bir ana»yı ahlâksız bir varlık olarak mahkûm eden sen değil misin. elinde evlilik cüzdanı olmayan bir anadan doğmadır. ya da eğer varsa. Galileo'ya bu nedenle de işkence eden sen değil miydin? Bütün bunlardan haberin yok senin. «Yasal olmayan bir çocuk» olarak dünyaya gelmiş olan İsa'yı. Kabızsın. Aziz Paul gibi gerçek sevgiden doğan çocukları mahkûm etmeye ve gerçek kinden doğan çocuklara dinsel yasalarının korumasını sunmaya başladın. sen bir görüş sahibi olacak adam mısın ki! Seni. cansız ve bomboş hissediyorsun.ve yaratıcılığını felce uğratmaktadır. Ama daha sonra. güçsüz. Sevgi nedir bilmiyorsun. Kadının yok. ona büyük saygı gösteriyorsun. Küçük Adam? «Nikâh bağı»yla doğmuş «yasal» çocuklarla «ni-kâhsızlar»dan doğmuş «yasal olmayan» çocuklar arasında katı bir ayrım gözeten sen değil misin? Ah zavallı yaratık. hiç farkında olmadan. Aslında. Kendini sefil.sefil bir Küçük Adamsın! Otomobillerini ve trenlerini büyük Galileo' nun bulduğu köprüler üzerinde işletiyorsun. cinsel özgürlüğe karşı duyduğun özleme tapıyorsun sen ey Küçük Kılıbık Adam. o senin evlilik yasalarının zincirlerine Proleter General vuran şeyin kendi cinsel sorumsuzluğun ve cinsel açlığın olduğundan haberin bile yok. tarih ya da kendi özgürlüğün için savaşmak nedir ki! Ayrıca. sen kendi ağzından çıkan sözlerin anlamını bilmiyorsun: İsa'ya tapıyor. küçük. İsa. Çocuk-İsa' ya verdiğin değerle. Büyük Galileo'nun üç çocuk babası olduğunu ve elinde bir evlilik cüzdanı bulunmadığını biliyor muydun Küçük Adam? Bunu okullardaki çocuklarına anlatmazsın. Sen .

İşinde de görülüyordu bu güçsüzlüğün getirdiği eksiklik. Bu adam. «Yaşamda daha önemli şeyler vardır. Ya da bir «profesyonel devrimci»sin. Karını kollarında çaresizlik içinde kıvranır görmek yerine mutlu görmek istiyor. Dünyayı çektiği acılardan kurtarmak istiyorsun. sen bunu da anlamadın. Kötü kokuyorsun. Kendisine sevgi verme yeteneğinden yoksun olduğun için karın seni bıraktı. durun!» diye bağırarak peşlerinden koşuyorsun. bu yolda canını verdi. cinsel düzenlilik sözünün edildiğini duyunca. tersine yanakları al al olsun. «Önemli olan iktisadi etkenlerdir.» Ama kalkıp Van de Velde'nin Cinsel Teknik kitabını okuyorsun. çocuğunu kucağına aldığında onun varlığını duyamıyorsun. Bütün düşüncelerin bu rahatsızlığının denetimi altındaydı. Bir bilge adam. çünkü orada beni bulmayı umuyor onlar. senin iktisadî kurtuluşunu bilimsel temeller üzerine oturtmayı kendine görev edindi. onu ölüm açlığına bıraktın. Cinsel güçsüzlüğün yaşamın boyunca yakanı bırakmadı. İlkin. Düşüncelerin hep cinsellik çevresinde dönüyor. davranışları acımasız değil sevgi dolu olsun istiyor. Yaşamdan zevk almak için iktisadî koşulları iyileştirmen gerektiğini sana anlatabilmek için bilge bir insan canla başla çalıştı. Hiç. Küçük Devrimci. bunu göremedi. Senin örgütlerinde toplaşıyorlar. «Cinsellik her şey değil. cildin yapış yapış.» diyorsun. Yersiz kuruntularla dolusun. Karnı aç bireylerin kültürü geliştiremeyeceğini anlat- 53 . değerler yaratan yaşama gücünün senin çalışmanda bulunduğunu gözler önüne serdi. başka yola saptan. sen. Gündüzleri cinsel düşüncelerden arınık olabilmen ve böylece işini yapabilmen için geceleri cinselliğini yaşamanı sağlamak istiyor bu kimse. Sen böylesin işte. Büyük bir heves ve umutla dinliyorlar beni. Onun toplumbilimi senin toplumunu. sinirlisin. «dünya proleterlerinin Führeri» olabilecek birisin. Böylece karşına çıkan ilk hakikat yolunu tıkayarak yaşamın yasalarından koptun. Seni anlayan ve sana yardım etmek isteyen biri cinsel düzenlilikten söz ediyor. sen. İkincisindey-se hakikat yolunu gösteren bilge adam artık ölmüştü.» diyorsun. bilge adam senin örgütünü dağıttı. bu yüzden itilip kakılacak bir enik gibi davranıyorsun ona. Çocuklarının benzi soluk olmasın. senin devlerinden korumak amacını güdüyordu. Bu hakikat yolunu gösterenin ilk girişimi başarılı oldu. Ama sen. «Durun ey kitleler! Sizin kurtarıcınız olduğumu göremiyorsunuz!» Senin kitlelerinle 52 konuşuyorum ben. Küçük Adam. sense «Durun. ama senin gözün. kalkıp ondan yönetimi devraldın ve böylece onu ikinci kez öldürdün.hil ilacı alıyorsun.» diyorsun. Ama sen ne yapıyorsun? «Cinsellik bir küçük-kentsoylu uydurmacasıdır. onlara küçük yaşamlarının sefaletini gösteriyorum. ama hiçbir şey anlamadın sen! Senin o sözünü ettiğin «iktisadi etkenlerinle bile bir şey beceremiyorsun. seni hep rahatsız etti bu eksikliğin. Aldatılmış kitleler senden kaçıyor. bu yüzden sana karşı koyacak durumda değildi. sıkıntıdan boğulur gibisin.

işkencelerden. Mutluluğunu korumayı. Küçük Adam. şu talihsiz küçük sözcük. suçlamalardan. gel baştan alalım: Yaşamda ve sevgide mutlu olmanın «iktisadî koşulları »nı «makinalar»la karıştırıyorsun. «devletin büyüklüğü»yle sağlanır sanıyorsun. Almanya'ya geldiğinde elini uzatabileceğin her kadının ırzına geçmekle karıştırıyorsun. Özgürlüğünü. kurtarman gerektiğini anlattı sana. seni Üçüncü Reich'a ve senin türünden altmış milyon insanı mezara götüren küçük. doğum denetimiyle 54 «on çocuklu analara» madalya vermeyi birbirine karıştırıyorsun. üniformalardan.maya çabaladı. top arabalarının geçit töreni yapmadı demek diye düşünüyorsun. onlara gereken besini verdiği gibi beslemeyi öğrenmekten yoksun bıraktılar seni. zayıf ve çaresizleri ortadan kaldırmak gerektiğine inanıyorsun-. milyonların ayaklanması demek. Neden söz ettiğimi bilmiyorsun. bir bahçıvanın çiçeklerini. gizli polislerden. senin. Ama kimse sana neye benzediğini söylemeye cesaret edemiyor. Senin kafandan çıkan. yoksulluğu önlemek için yoksul. copçulardan. ispiyonculuk ve ihbarcılıktan. Çünkü senden korkuyorlar Küçük Adam. bütün yaşam koşullarının iktisadî duruma bağlı olduğunu. bir çiftçinin ürünlerini yetiştirdiği. Yalanlardan. bu bilge adam. Senin çevrende. bu «on çocuklu ana» fikrinin kurbanı değil misin sen sanki? Başka ülkelerde de. insanların kurtuluşu. Sonra da kalkmış. Tam bir özgürlük içinde mutluluğun tadını çıkardığın olmadı hiç. Şimdi. ve senin küçük olmanı istiyorlar. sevginin bağımsızlığa kavuşmasını.» mi diyorsun? Peki. ozan ve bilgeler kendi mutluluklarını korumak için senden kaçtılar. güçsüz. onu. kendini kurtarma yeteneğine sahip olduğuna inandı. Bir yanlış daha yaptı bu adam: Senin «diktatör» olmana izin verdi. Büyük araştırmacılar. Küçük Adam? «Pek değil. bir kez ele geçirdikten sonra bırakmayacağına. mareşallardan ve madalyalardan oluşan bir yalanlar düzeni kurdun — bunların dışındaki her şeyi fırlatıp attın. Oralarda bu sözcüğe şatafattı üniformalar giydirdin ve kendi içinden. kendini ve toplumunu her türlü baskı yönetimlerinden bağımsız kılman. İşte sen böylesin. çocuk bakımıyla «yurtseverler soyu yetiştirme »yi bir tutuyorsun. senin yörende mutluluğu yiyip bitirmek kolay ama onu korumak çok güçtür Küçük Adam. durmadan Heil! Heil! Heil! diye bağırıyorsun. Kendi mutluluğunu yiyip bitiren sensin. Evet. Bu yüzden büyük bir oburluk içinde kendi mutluluğunu yiyorsun ve mutluluk sağlama. değil mi Küçük Adam? Bak dinle: Bir araştırmacı kendi bilim dalı ya da makinası ya da toplumsal 55 . cellâtlardan. seni aydınlatmaya çabalarken yalnızca bir tek yanlış yaptı. nasıl olduğunu biraz daha iyi anlamaya başlıyor musun. onu koruma sorumluluğunu hiç üstlenmiyorsun. gizemli ve sadist subayı yarattın. Bu bilge adamın bir küçük ihmalinden dev bir yalanlar dizgesi oluşturdun. onu koruyabileceğine inandı. «diktatörlük» sözcüğü kulaklarında yankılandı.

Ne de olsa o senin için düşünüyor. Bana yardımcı olmana bir katkıda bulunabilir miyim?» Hayır. Onun yaşamsal işlevleri onu bunu yapmaya ittiği için bu yolda çalışmaktadır. benim çocuğum. durumları düzeltmek için ne kadar çok çalıştığını görüyorum. yılbaşı ikramiyesi vermez ve bir elin yağda bir elin balda yaşamanı sağlayamaz. onların yerine kendi yargı ve bulgularını koymak zorundadır. benim karım. Küçük Adam. hiç durmadan çalışır. Senin için tasalanmayı ve sana acımayı parti önderlerine ve din adamlarına bırakmış- 57 . benim dostum. O bunları yaparken sen ona hiç yardımcı olmazsın Küçük Adam. sense kaygı istemiyorsun. Uzun yıllardır şundan şundan yakınıyorum. ya da bir horoz dövüşünde avazın çıktığınca bağırırsın. yardımcına yardım etmeye kalkmadın hiçbir zaman. Yeni bulguların ağır yükünü tek başına taşımak zorundadır. ama hiç işi56 ni kolaylaştırmaz. benim evim. Benim makinam. yirmi ya da otuz yıl. yanlışlarla dolu küçük fikir ve ideallerinin doğurduğu sonuçlara katlanmak. Neden biliyor musun? Çünkü. her şeyden önce. Hiç. Ne var ki.Kendi mutluluğunu yiyip bitiren sensin fikri üzerinde on yıl. şeyi yoktur. ücret yükseltmez. toplu sözleşme yapmaz. yardım elini uzatmamak ya da yardım etmemekle kalsan. tasalanıyor ve araştırmalarını «senin için» yapıyor değildir. Senin aptallıklarının. tersine "güçleştirirsin. ama bu dertlerden kurtulmayı başaramadım. yalnızca uzak durmakla. Örneğin şunları söyleyemezsin: «Bak dostum. benim tarlalarım konusunda çalıştığını da anlıyorum. İskambil oynarsın sen ancak. araştırmacı senin bu tavrından dolayı mutsuz olmayacaktır. ve tasa duyuyorsun çünkü. Yalnızca kaygı verebilir bir araştırmacı. yeterinden çok kaygı. bir araştırmacının sana düşüncelerinden başka verecek hiçbir. Kâr dağıtmaz. bu yanlışları anlayıp çözümlemek ve sonunda. Ama yardımcına yardıma koşmazsın hiçbir zaman. ya da bir büro ya da maden ocağında aptal aptal köleliğini sürdürürsün.

çevreye tükrükler saçıyorsun. hele güzelce bir aylığın da varsa. gazetede okumadan bunlara inanmazsın Küçük Adam. ya da bir ağırlığın kaldırılmasını. ya da «senin» kanser sorunun. koşarak gelir yardım istersin. Ya da bir araştırmacı insanların neden kitleler halinde kanserden öldüklerini keşfetmiş de. yoksa bir yabancı mı olduğunu soracaksın. bu bulgusunu açıklamışsa ve sen. kendini düşünebilme. şarlatan ya da kamu ahlâkını hiçe sayan tehlikeli bir adam diye andığın araştırmacının bir «dehâ» olduğunu ilan edersin. kayaların parçalanmasını. İşte bu yüzden çok küçük ve sefilsin. Seni küçük gören kimseye saygı duyuyor. zamanla. şehvet düşkünü. uğrunda çalışılmasını gerektirir. kazanılır. senin çözemediğin sorun üzerinde çalışma yetkinliği olup olmadığını saptamak için onu muayene etmeye kalkacaksın. Kendi içindeki şehvet düşkününü gözden ırak tutmak için bunu söylediğini ve sevme yeteneğinden yoksun olmanın nedeninin bu olduğunu aklından geçirmiyorsun. Onun istediği tek şey. senin sonunda kendi kendine bakabilme. ya da hastalarının yaşamını kurtarmak için senin büyük bir gereksinme duyduğun şeyi onun bulduğunu kabul etmektense. mutluluk gökten yağmaz. araştırmacının bir sahtekâr olduğunu ya da havadaki mikroplar konusunda hiçbir şey bilmediğini. onu neden yürekten sevemediğini ortaya çıkardığında. kalkıp bu araştırmacının kendisinin bir şeh-vet düşkünü olduğunu öne sürüyorsun. Ama sen yardım etmemekle kalmıyorsun. bu yüzden kendi öz duygularına güvenemezsin işte. çünkü kendi öz duygularına güvenmiyorsun. Araştırmacı. hakikatten ve öğrenmekten çok daha önemlidir. ya da ışınların maddenin içine geçmesini sağlayarak maddenin içinin görülebilmesini olası kıldığına birçok insanı inandırmayı başarır. ama pek çok kanserli hastanın öldüğünü görmeyi yeğleyeceksin. Araştırmacı uzun ve zorlu bir çalışmadan sonra karına neden mutluluk veremediğini. yürüyerek değil. Ama araştırmacının bulgusu gazetelere geçtiğinde.tır. «hakikat» ya da «mutluluk» nedir bilmediğin gibi. Oysa sen mutluluğu yalnızca yalayıp yutmak istiyorsun. bulgularının kullanım değeri olduğuna. bir Kanser Patolojisi Profe-sörüysen. Şimdi anlıyor musun mutluluk neden senden kaçıyor? Mutluluk. Sen. Artık ona bir «dâhi» diyorsundur. bir dâhi ne59 . bu yüzden senden kaçıyor o da. . senin adına ya da senin yerine yapılan işi çirkince bozuyorsun. Sana göre meslek onurun ya da bankada58 ki hesabın ya da radyum sanayisi ile olan ilişkin. Küçük Adam. diyelim belli hastalıkların iyileştirilmesini. senin kendisini kemirmeni. balon gibi patlıyor. yardım etmemekle kalmıyorsun. yutmanı istemiyor. «Yahudi» nedir bilmediğin gibi. Daha dün sahtekâr dediğin. ya da onun bir Yahudi mi. Yani demek istiyorum ki. kendini küçük görüyorsun. araştırmaları için çok para harcadığını ya da aldığını söyleyeceksin. çok. kendin için tasalanma yetisini geliştirdiğini görmektir. Küçük Adam.

İnsanlar artık akın akın gelmekte. kepçe daldırmayı iyi beceriyorsun ama yaratma yetisinden yoksunsun. «dâhillerin olsun istiyorsun. yalnızca sömürmek çok kötüdür. Buluşun gelişmesine katkıda bulunacak hiçbir şey yapmıyorsun. katlettin. Küçük Adam. bu yüzdendir ki. kural tanımaz. Kaşık atmayı. Zaten bu yüzden böylesin. Eğer bir doktor ya da bakteriyolog olarak tifo ya da koleranın bulaşıcı hastalıklar olduğunu biliyorsan. Bir keresinde bir büyük adam. «Bunda ne kötülük var sanki. daha önce olduğundan çok daha kolay iyileştirebilirsin onları ve çok daha fazla para kazanabilirsin. Anlıyorum. dahası. «Dâhi. şu ya da bu biçimde onlara zarar verdin. kalktın öl60 dürmede kullanılan makinalar yaptın. Çünkü artık pek çok küçük adam çıkar ve seninle birlikte. Bir doktorsan eğer. yanlış kavramlar. kanser hastalığında mikroorganizma arar ve böylece onlarca yıllık araştırmayı yok sayarsın. Onun getirdiği yeni olasılıkları ya da kısıtlamaları görmüyorsun. Ve bu yüzdendir ki çocuklardan nefret eden bir öğretmensin.. kısacası halim selim. dinini. ölçülü ve uyarlanmış bir dâhi istiyorsun. çünkü canlıları makina yerine koyduğun andan sonra —onurunu ya da profesörlüğünü. Ama. insanın satışa çıkardığı ürünlerinin üzerine yapıştırdığı bir markadır. yaşamın boyunca sıkıcı bir büroya ya da bir resim masasının başına kapanıyorsun. Senin yaptığın budur işte. sırtına deli gömleği geçirir gibi parmağına evlilik yüzüğü geçiliyorsun. Doğru. Uysal. kasabalarının sokaklarında utkulu tavırlarla dolaştırabileceğin. kısıtlamalarıysa görüyor ama kabullenmiyor. kanatlan kırpılmış ve süslenip püslenmiş bir dâhi istiyorsun sen. çılgınlıkları olmayan. Kısıtlı. onlara gereken saygıyı göstermeye de razısın. Bu yanlışı üç onyıl değil. o buluşa hiçbir şey vermemek.canlıları da makina yerine koydun. çiğniyorsun. insan içine çıkarmaktan utanmayacağın bir dâhi istiyorsun. üç yüzyıl sürdürdün. haklısın. çünkü sen yalnızca 61 .dir bilmiyorsun. Eğer (daha dün bir «şeh-vet düşkünü» ya da «deli» olan) araştırmacı bir «dâhi»yse. bütün engel ve kısıtlamaları çiğneyen. Mekanik bir biçimde oburca. ürünlerini avucu-nun içinden yemektedirler. Gelişme yok sende. onun ortaya koyduğu mutluluğu yiyip bitirmek senin için daha kolaydır.» diyeceksin Küçük Adam. öyle mi Küçük Adam? Jack London'ın Martin Eden adlı kitabında sana söylediği sözlerle açıklayayım bunu da: "Dâhi". Ama iyi bir dâhi istiyorsun sen. ehlileşmemiş bir dâhi değil. İşte sen böylesin. yeni bir düşünce geliştirmene olanak yok. makinaların belli yasalarla çalıştığını gösterdi sana. aptalca kabulleniyorsun bulguyu. hastaların çoğalacaktır. terbiyeli bir dâhi. dâhi» diye bağırmaya başlar. yaşamın kendisi ağır hasar gördü. yüz binlerce bilim işçisinin kafasında kök saldı. bankadaki hesabını ya da kişilik zırhını korumak için— yaşama işlevleri göstermeye başlayan herkesi suçladın. dürüst ve iyi çalışarak para kazanmakta hiçbir kötülük yok kuşkusuz. Olasılıkları görmüyorsun çünkü görüşün yok. onu korumamak.

yalnız almasını bilirsin sen. Ama bu kadarla kalmıyorsun ki? Kendi dininden başka din olmasın istiyorsun. anlatmakta yetersiz kaldığım şeyleri gösterecektir çünkü. «Şuna da bak! Yurtseverliği yadsıyor bu adam! Devletin. bir başkasının gümüş tepside sunduğu şeyi kaşıkladın yalnızca. Kendi dinine karşı hoşgörülüsün. ya da gerçekten öğrenmek istediğine inanmıyorsun. sokaklarda utkulu tavırlarla dolaştırabileceğin. mutlu olma yetisinden yoksun olmanın nedenlerini sakin sakin anlatmama neden izin vermiyorsun? Gözlerinde korku görüyorum-. Bir şey yaratamaz. Bağırmak istiyorsun yalnızca. mutlulukla. aç. İyi ediyorsun. Dilediğin dine. Sense bunu istemiyorsun Küçük Adam. Gene aynı nedenle hakikatten kaçıyorsun. çünkü kendini boş. bir hayvan gibi huysuz bir halde bana geldiğinde tanıdım seni. o kadar. bilgiyle doldurmak istiyorsun. insan içine çıkarmaktan utanmayacağın bir dâhi istiyorsun 62 de gerçek ve doğal sevgi ve verme duygusu uyandığında birden paniğe kapılıyorsun. Yalnızca bir tüketici ve yurtsever gibi görünmek istiyorsun.aldın bugüne dek. ve onun özü olan ailenin koruyucusu yurtseverliği yadsıyor! Bu adamı susturmak gerek!» Sendeki ruhsal kabızlıktan sözedildiğini duyunca böyle bir yaygara koparıyorsun işte. çünkü sen. seni o halinle gördüm. Küçük Adam: İçinde bulunan sevgi. çünkü için- Kanatları kırpılmış. Haydaa! İyi güzel ama. Çünkü temel bedensel davranışın sürekli olarak kendini tutmanı ve kin gütmeni gerektiriyor. anlamak istemiyorsun. ama baş63 . Buna bir diyeceğim yok. gerçekten bilgili saymıyorsun kendini. seni tanıdım. ya da ruhsal-akılsal sağlığının en bozuk olduğu anda geldin bana. Bunun neden böyle olduğunu anlayamıyorum diyorsun öyle mi? Ama başka türlü olamaz ki? Bunun nedenlerini ben söyleyebilirim sana. kaçınılmaz olarak. Sen yalnızca çorbaya kepçe daldırmasını bilirsin. Hakikat. Büyük bir boşluk ya da güçsüzlük duyduğun. Sendeki alma eyleminin temelde yalnızca bir anlamı var: Kendini büyük bir oburluk içinde parayla. Bu sözleri dinlemek. mutsuz hissediyorsun Küçük Adam. bu soru seni çok ilgilendirmişe benziyor. «Dinsel hoşgörü »den yanasın değil mi. Böylece. veremezsin. Küçük Adam. burada sana benim göstermek istediğim. tepkesini salıverir diye kaçıyorsun ondan. kendi dinine inanmak istiyorsun.

her on yılda bir falan değiştirdikleri «geleneksel düşman »ları vardır onlann. Ama gene de kendine göre bir yurtsever olmaktan vazgeçmedin. üniforma tanımaz. ey büyük isyancıların küçük torunu. Karl Liebknecht. karısını ya da kocasını ahlâksızlıkla. seni aşağılamak için değil. Bu yüzdendir ki. Olsa olsa. ve başkalarının bilgisiyle beslenmektedir. kendi mutluluğunu aydınlıktan ürken bir gece hırsızı gibi çalıyorsun. Düşmandan nefret etmezler. Onlar. Sen de bir şehvet düşkünüsün çünkü ve bundan korkuyorsun. Bu yüzdendir ki sen yalnızca başkalarının sevgisini. baş-kalannın mutlu olduğunu gördüğünde kıskançlıktan çatlarsın. bir aynada. gerçek sevgiden korkuyorsun çünkü. Şu senin yurtsever dediklerine bir göz atalım: Onlar yürümez. sonra gene geleneksel düşman. Kadınlarını kucaklamazlar. Geleneksel düşman bir on yıl sonra geleneksel dost olur. senin işin. Hakikati söyleyen dostlarını kılıçtan geçiriyorsun ama gene de. ları gibi öldürebilirsin beni. Hakikati. bu yaptıkların seni alaşağı etti.kalarınınkine karşı hiç de hoşgörülü değilsin. Evli çiftler artık bir arada yaşayamayacaklarını anladığında. bedensel katılığından. işine karşı olan sorumluluğundan. işini seviyor ve ekmek paranı ondan kazanıyorsun. boşanmak için geçerli neden saymıyorsun sen. Lincoln ve daha birçok-. kasılmalarından. çalışmanın ve bilginin anayurdu yoktur. Almanya'da buna 64 «alaşağı etmek» diyordunuz. Türkü söylemezler. Rat-henau. elle tutamayacağın bir yerde görmek istiyorsun. dostun olduğum için söylüyorum bunları. evrenseldir ve bütün insanlığı kapsar. ve bu yüzdendir ki. Kendi mutluluğunu aydınlıktan ürken bir gece hırsızı gibi çalıyorsun 65 . asker gibi uygun adım giderler. Uzun vadede. askerî havalar «bağırırlar». benim bilgimle. bunlan kendin asla yaratamazsın. gümrük denetiminden geçmez bunlar. Küçük Adam. Ne var ki. geçmişte pek çok gerçek dostuna yaptığın gibi gebertirsin beni. çalışma ve bilgisini sömürmekten başka bir şey yapamazsın. Karşılıklı verilmiş uygar bir ayrılma kararını. kabalıkla suçlamasını istiyorsun. ve doğayı anlamaya çalışsa. bilgiden korkuyorsun. ruhsal kabızlığından kaynaklanıyor Küçük Adam. Biri kalkıp da bir kişisel Tanrı yerine doğaya hayranlık duysa. Sevgiye hasretsin. eşlerden birinin ötekini dava etmesini. Sendeki tutucu yurtseverlik.» Benim hakikatim karşısında yapabileceğin hiçbir şey yok. onların «üstüne çıkar» gecede şu kadar «sefer» şunu. sen küçük bir yurtsever olmak istiyorsun. şunu «yaparlar. Sevginin. öfkeden kuduruyorsun. İsa gibi.

beni yıllarca parmaklıklar ardına kapatmanın yollarını arıyorsun. ulusun onurunu lekelemektedir!» Evet. Beni herkesin önünde ahlâksızlıkla suçlarken doğrudan gözlerimin içine bakamazsın.«Susturun şu adamı! Yabancı uyruklu o! Bir göçmen! Oysa ben bir Almanım. gerekli tüm işlemleri yaptırdım. korkudan tir tir titriyorsun. sessizce gideceksin. İşte bu yüzden korkuyor ve yardım çağırıyorsun. Senin doğal yapını. ona da aynı şeyi yaptılar.' okkalı bir «dava» yakalayıp. Amerikalı. Anadan doğma bir göçmensin sen. Ama tarihten ders almazsın ki sen. Aslında ne devlet senin umurunda ne de ulusun onuru. bugün bile bu yaptığının farkında değilsin ve bu yüzden hâlâ bataklıktasın. Neden bağırıyorsun böyle. ve geldiğin gibi. Ama sana yardıma gelenlerde de benim hakikatimi bastıracak güç yok ki? Senin yardımcıların bile bana gelip karısından. hangimizin açık saçık yayınla- Neden bağırıyorsun böyle. Küçük Adam. yurttaşı ya da yasaları korumak umurunda bile değil. «Polise kaydını yaptırmış mı? Evrakları tamam mı? Vergilerini düzenli ödemiş mi? Araştırın. Sokrat'ı senin iyi ahlâkını hiçe saymakla suçladın. bir an önce Başsavcılığa atanmaktır. polise kaydımı yaptırdım. evraklarım tamam ve vergimi tümüyle ödedim. ama benden hiçbir şeyini gizleyemez. Bu dünyaya bir rastlantı sonucu gelmişsin. Sokrat'ı sen öldürdün. hangimizin şehvet düşkünü. soruşturun. Çünkü hangimizin daha ahlâksız. Bu adam devlet için bir tehlikedir. sinsi sinsi öldürüyorsun. biliyor musun? Korkuyorsun da ondan 66 67 . Onun bedenini öldürdün ama aklını öldüreme-din. seni ilgilendiren tek şey. Bu yüzden bana bir siyasal suç yüklemenin. Sokrat zamanında da böyleydi. Gösterişli giysilerini kuşandığında içindeki insanı gizliyor O. Norveçliyim!» Bırak bu sözleri Küçük Adam! Sen hem bir Amerikan göçmeni hem de bir dünya göçmenisin. giderek kuruduğunu hissediyorsun. O bugün de senin o kurallarını hiçe sayıyor. hasta bakım odamda gördüğüm haliyle kamuya açıklayacağım diye ödün kopuyor. ey zavallı Küçük Adam. Danimarkalıyım. biliyor musun? Korkuyorsun da ondan. hasta çocuğundan yaknııyor. onu da çırılçıplak gördüm ben. ama korkakça. Seni iyi tanırım. Bedeninin kaskatı kesildiğini. «Düzen»in çıkarları uğruna öldürmeyi sürdürüyorsun. Küçük Adam. Diyelim bir Savcı Yardımcısısın. Küçük Savcı Yardımcılarının istediği tek şey budur işte.

yapış yapış ve hain. Ama bak. 1928'de çalışmalarımız ilk somut sonuçlarını vermeye başladı. 1933 yılında. bunların hangi kaynaktan geldiğini de biliyorum. gelir vergimi yüz dolar eksik tuttuğumu kanıtlamayı başarabilirsin. Kitap gene de yayımlandı. kötü bir sesle söyleyebilirsin bu sözcükleri. İyisi mi sesini çıkarma sen. bana onursal rektörlük sanı bile verdin. senin kişiliğinin kabuk bağlamış olması nedeniyle iktidara geldiğini gördüm.nn hayranı olduğunu çok iyi biliyorsun. Bak. açık saçık fıkralardan pek hoşlanıyorsun Küçük Adam. sen de istekliliğini sürdürdün. Küçük Adam. ancak senin ağzında bir suçlama niteliğine bürünebilir. ya da önemsiz konumda olursan ol. senin. Kimin suçlu çıkacağı belli olmaz. o bir kişi bendim. Bu yukarıdaki üç tümce. Küçük Adam. Hangi önemli. aldığım bu sonuçları senin yayınevlerinden birinde kitap haline getirmek istedim. bir Hitler'i nasıl ürettiğini gösteriyordu. Bunu ancak sen becerebilirsin. Biri sayıları kabarık olan tanışları arasında açık saçık fıkra anlatmayan tek bir kişi olduğunu söylemişti. biliyorum. bendeyse bilgi var evet. ya da bir kadınla eyalet sınırını geçmekle ya da sokaktaki bir çocukla tatlı tatlı konuşmakla suçlayabilirsin beni. sen kendi varlığını şöyle yıkıyorsun: 1924 yılında insan kişiliğinin bilimsel bir incelemesinin yapılmasını önerdim. Rol bölümü yapılmış. Yok. 69 Uzayan hasret 68 . Ama bu kez susarak. kitabı yokumsayarak öldürmeye kalktın. çünkü «Başkan» ın kitaba karşı olduğunu açıklamıştı. özel bir ses tonuyla. Sende makinah tüfek. benim de sana benzediğimi sanırsın. Gene büyük bir heves ve isteklilik gösterdin. Hevesli göründün. bunu adım gibi biliyorum. Ve başka hiçbir şey bilmediğinden. Hitler'in. Hitler iktidara yeni gelmişti. ben sana benzemem ve bu konularda hiçbir zaman sana benzemedim. Kitabı kendi yayınevinde basmayı kabul etmedin. Başkanın. çünkü kitap. Bu sözlerime inanıp inanmayacağın umurumda değil.

cinsel organlarında duydukları heyecanların bastırılması gerektiğini ve bunun için de onları soluklarını tutmaya alıştırmaları için zorlamalarını söylüyordu. Bunu ilk söylediğim günden yirmi iki yıl sonra. Ama işi. Korkaksın sen. kalkmış dostlarına. Bunu 70 söylemekte sakınca görmüyorsun. boy gösteren cinsel yoksulluğa dokunmadan yapmak istiyorsun. sevme edimi sırasında başka hayvanlarınki gibi kasılıp gevşeyememe-si nedeniyle bunun böyle olduğunu anlatmaya çalıştım. uçma tekniklerini açıklasa. şu ya da bu belalara dolanmalarının zihin ve bedenlerinin kaskatı kesilmesinden. Küçük ruh doktoru? Bedenleri güçsüz kocalar tarafından hırpalanan genç gelinlerin yakınmalarını duymadın mı hiç? Duydukları sevginin gereğini yerine getirememekten çatlayan ergin çocukların çektiği acıya tanık olmadın mı hiç? Gene de güvenliğinin hastalarından daha önemli olduğunu söylüyorsun. sıkıntılı ve olaylarla dolu yıl geçti. Bir zamanlar ilgini çeken. sevme ve bunun tadını çıkarma yetisinden yoksun olmalarından kaynaklandığını öğrettim sana. Ve bir tıp doktoru olarak içinde bulunduğun bataklıktan çıkamıyorsun. Cinsel yoksulluk sözcüklerini ağzına bile almıyorsun. «Bu ne işe yarar? Hastaları nasıl iyileştirir?» diye sormadın. zihinsel bozuklukların önlenmesinin önemli olduğunu söylüyorsun. Bugün bile hâlâ tutuyorsun kitabımı. bireysel sağaltımın değil. beğeniyorsun. bugün. «Maine eyaletinde doktor71 . Ancak. 1946'da kitap ikinci basımını yaptı. çünkü yasak. Yok. zararsız ve ağırbaşlı sözcükler bunlar sana göre. insanların şu ya da bu çılgınlığa düşmelerinin. Bir teknisyen kalksa. gene öyle davranıyorsun: Varılacak hedefin ne olduğunu söylüyor ama ona nasıl erişileceğini açıklamıyorsun. Tasımdaki hoşafın tanelerini ayıklayıp yemeye varsın ama güllerimin dikenine katlanamazsın. çocuklarının. Acun-sal Yaşam Enerjisi'ni bulduğumu duyduğunda. nasıl olur? İşte. Bireysel sağaltımın değil. ha? Daha ne kadar ağırbaşlılık dediğin o şeyi tıbbi yükümlülüklerine yeğ tutacaksın? Kullandığın taktiklerin. «Akıl hastalıklarını önlemek» istiyorsun. buna benzer bir soru duymadım senden. sevgi duyma. Yirmi iki yıl boyunca. Beni pis fıkralarına konu eden sen değil misin. İnsan kitlelerinin sevisel yaşamından söz edemiyorsun. Tam on iki yıl sustun. zihinsel bozuklukların (akıl hastalıklarının) önlenmesinin önemli olduğunu sana öğretmeye başladığım günden bugüne tam' yirmi iki uzun. hakikate yeğ tutuyorsun. ruhsal-sağaltımın teknisyeni olan sen böyle davranıyorsun.ayrıca analara. İnsanların gövdesinin. milyonların yaşamına malolduğu gerçekliğini daha ne kadar görmezlikten geleceksin? Güvenliğini. övgünü kazanan kitabımdan hiç söz etmedin. ama motorla pervanenin gizlerinden hiç söz etmese. Onun bir «klasik» olduğunu ilan ettin. ha? Bana «bedensel boşalma peygamberi» diyen sen değil misin? Ha. Ve binlerce yıl nasıl davrandınsa.

neden kendine özgürlük sağlayamadığını. Bugüne dek hiç kimse. «Şuna da bakın! Dünya proleterlerinin devrimci dalgasına dil uzatıyor! Demokrasiye dil uzatıyor! Gebertin şu karşı-devrimciyi! Kahrolsun karşı-devrimciler!» Dur. Sense 73 72 . İnsanları «duvar dibine dikmekle» özgürlüğüne kavuştuğunu sanıyordun. ya da sağladınsa neden hemen bir yeni efendiye teslim ettiğini sormadı.luk yapma ruhsatı var mıymış» diye sordun. Benim enstitümde şöyle bir olay oldu: Öldürün. çalışmalarımı engelleyemeyeceğini bilmiyorsun. savaşa katılmak istedin. kısa keseceğim: Bir rastlantı sonucu özgür bir durum içinde bulunduğunda. Bana kalırsa. gelecekte sahip olacağın gerçek özgürlük. benden fazla bilgisi olmayan hiç kimsenin beni sınayamayacağını. Şimdi. Senin o küçük ruhsatlarının benim çalışmalarımı bozmaktan —ama azıcık bozmaktan— başka işe yaramayacağını. senin Parti Kongrelerinde alacağın on binlerce karardan çok şu bir sorunun yanıtlanmasına bağlıdır. dur. yalnızca. gebertin. «Gebertin şunu! Ulusun ve devrimci proletaryanın onurunu lekeliyor! Kurşuna dizin! Haydi duvar dibine!» Ne "Viva!" diye haykırman. denetleyemeyeceğini bilmiyorsun. Bu «harikulade fikir» çok hoşuna gitti. ha? «Öldürün. heyecanlanma birden. Bir kerecik olsun kendini ayna karşısına diksene! «Öldürün. Coşkusal vebanın ve yaşam enerjisinin bulgucusu olarak bu dünyanın her yanında bir anlam ifade ettiğimi. Bunu öğrenmek istemez misin. o kadar. Diyelim çocuk ve erginlerde cinsel sağlığın sağlanma ve korunması üzerine çalışmalar yapan bir Enstitüde öğrencisin. ne de "Gebertin!" diye bağırman seni amacına bir adım bile yaklaştıracak değildir. Seni aşağılamak. yaşam zerreciklerini inceliyorlardı. Küçük Adam. değil mi. gelelim senin şu özgürlük sarhoşluğuna. gebertin!» Dur bir dakika. sen ey demokratların ve bütün dünya proleterlerinin küçük Führer'i. küçültmek değil amacım.: gebertin! Öğrencilerim mikroskoplarının başına çökmüş. öldürün!» Pekâlâ. içindeki Küçük Adamın nasıl davrandığını anlatacağım sana. neden bugüne dek özgürlüğünü elde edemediğini ya da elinde tutamadığını göstermek istiyorum. Küçük Adam.

Bunu anlayınca aslında senin yaşantını iyileştirmene yardımcı olmak için kurulmuş olan bu örgütleri dağıttım. Çok geçmeden. Gelip senin de incelemelere katılmanı önerdim. Böyle bir örgütün toplantısında bir kızla tanışmakta bir kötülük gördüğümden değil. cinsel sağlığı savunan bir Enstitüde. bu toplantılara oluk oluk akın ettiniz. Bunun sonucu Berlin'de görüldü: Proletaryanın askerleri gece sabahlara dek kadınların ırzına geçtiler. toplama aygıtından çırılçıplak kalktın. çıplaktın. bir kez daha bataklığın içindeki yerini korudun. Bu pisliği askeri güçle. İşte bu yüzden kalktı bu örgütler ve sen. Bu gibi olaylar «yalnızca savaşta 75 .. kısacası. Bense kendi payıma. seninle yaptığım ayrıntılı bir tartışma sonunda. dostlarınla sevgi konusunda konuştuğunda. aklının yalnızca iğrenç ve açık-saçık şeylere çalıştığını herkes gibi. Bunun sebebi neydi acaba Kü74 çük Adam? Başlangıçta bunun içtenlikli bir davranış olduğunu sandım. kendine kolay yoldan bir kız bulacağını. üstelik beş para bile vermeden gününü gün edeceğini umdun.. bir şey mi dedin? «Proletaryayı bozan kentsoylulardır. Proletaryanın Führer'leri bu bozukluğu giderecek. benim gibi. Seni harekete geçiren dürtünün ne olduğunu ancak bir hayli zaman sonra anladım. Bunu sen de biliyorsun. Buranın değişik türden yeni bir genelev olduğunu sandın. ağzından yalnızca açık-saçık fıkraların çıktığını. arkadaşlarınla sokakta yürüyordunuz. daha yüzyıllarca taşıyacaksın alnındaki bu karayı. Bunun üzerine. Proleterlerin anayurdunda da böyle yapmışlardı: cinsel sorunların kendiliğinden çözümlenmesini beklemişlerdi. Özgürlüğünü poker fişi gibi harcadığına bir başka örnek vereyim. Daha sonra.Acunsal Yaşam Enerjisi toplayan aygıtta oturu-yordun.» Bu sözleri çok duyduk. Sen ve dostların. sen de biliyorsun. Enstitüye ve onun temel fikrine karşı büyük bir kin ve aşağılama duyduğunu ve bu yüzden öyle uygunsuz davrandığını anladın. yaşantını iyileştirmek için büyük bir istek duyduğunu. yumruklarıyla temizleyecekler. Küçük Adam. kızların ve kadınların arasında tüm çıplaklığını sergiledin. Senin o «devrimci onur» şampiyonları. mutsuzluğunun nedenini anlamayı ve bunu ortadan kaldırmayı öğrenmeni sağlayabilecek örgütler kurdum. karşı cinsten olan herkese büyük bir doymakbilmez-likle baktığını artık şu kadarcık çocuklar bile biliyor. proletaryanın cinsel sorunları kendiliğinden çözümlenecek. hep bir ağızdan şöyle bağırdığınızı duydum: «Kadın istiyoruz! Kadın istiyoruz!» Geleceğinden kaygı duyduğum için. Yaşamının her anında büyük bir cinsel açlık içinde bulunduğunu. «dünya proleterlerinin askerleri» seni öyle bir lekelediler ki. senin bunu anlamamanın nedenini kavrayamamıştım. Seni hemen azarladım. toplantılara bu yüzden geldiğini sandım. bu türden bir özgürlük olmasını beklediğini itiraf ettin. ama neden azarlamakta haklı olduğumu anlayamıyordun. Hem ayrıca. Bir gece. bu örgütlere böylesi iğrenç düşüncelerle yaklaştığın için dağıttım hepsini. Ne o..

Senin görevin çocukları eğitmektir. Küçük Adam.olur» diyorsun. senin yaşamında iğrenç bir yatak serüveni haline gelir. İşte bu yüzdendir ki tekrar tekrar ve de gidip gidip batağa saplanıyorsun. çocuklarda bulunan sevme yetisini anlamadığın nedeniyle de suçlamıyorum. biliyor musun. Çocukların cinselliğini doğru bir biçimde yönlendirebilmek için. Yaşam dolu. Neden söz ettiğimin bile farkında değilsin. Führer niteliklerine sahip biri. dedin onlara. yalnızca kendi çocuğun yok diye öğretmenlik ediyorsan. Bu bir cinayettir işte çirkin Küçük Kadın. acı bir kinle nefret etmen için yalnız bu durumun yeter. Küçük Kadın. Sağlıklı çocukların içinde bulunan sevgiyi. Oysa sen şişmansm.'» Ben. çocukları eğitmek demek. sağlıklı babalarına yabancılaştırdı77 76 . Eğer sen. bu uğraşı seçmenin tek nedeni buysa eğer. Benim sevgiyle sarılma de- diğim şey. ha? Öyleyse gel bir başka öykü anlatayım sana: Proletaryanın diktatörlüğüne büyük bir coşkuyla inanan. Bana geldi ve şunları söyledi: «Harikasın sen. cinsel düzenlilik konusunda da inançlı görünüyordu. Sen. verdiğin zararların haddi hesabı yok demektir. Neyle suçluyorum. Eğitimi ciddiye alacak olursak. biçimsiz bir görünümün var. çekicilikten ve sevme yetisinden yoksun oluşunu bir erdem saymak ve —eğer bir «ilerici okul »da çalışıyorsan— içindeki acı kinle çocuklarda bulunan sevgi'yi öldürmekle suçluyorum seni. çekicilikten yoksunsun. Küçük Adam. hiçbir özel nitelik ve yeteneğin olmadığı halde. önünüze geleni becerin. demişim. her şeyi ters anlarsın. çocukların cinselliğini doğru bir biçimde yönlendirmek demektir. insanin kendisinin sevgi denen şeyin ne olduğunu bilmesi ve sevgiyi yaşaması gerekmektedir. Seni şişman ya da çekicilikten yoksun olmakla suçluyor değilim! «Sevgi»nin tadını çıkaramamakla da suçluyor değilim seni (bunu sana verecek sağlıklı bir erkek görmedin). böyle. Karl Marx nasıl insanlara ekonomik bağımsızlığa kavuşmanın yolunu gösterdiyse. çekici bedenlerden derin. sen de insanlığa cinsel bağımsızlığa kavuşmayı öğrettin: 'Gidin.

Ve sen Küçük Adam. bir fıçı gibi düşündüğün. ve dünya. Buna hiçbir diyeceğim yok.ğın için zararlı senin varlığın. bütün bunları yaşatmaya çabaladığın için zararlısın. özgürlükten yoksun olma durumunun nerelerden beslendiğini öğrettim sana. benim «ırzına geçtiğimi» söylüyorsun. Bak sen nasılsın. Bu yüzden böyle düşünüyor. Dürüstlüğüne. Sana bilgimi vererek. iyileştirme yöntemlerimi öğreterek büyük bir doktor olmanı sağladım. Alçakgönüllülük gösterip bir köşeye çekilmek yerine o fıçı görünümünü ve yapaylığını sahte gülümsemenin ardına gizlediğin acı kinini bu yaşama zorla kabul ettirmeye. bir fıçı gibi eğittiğin için zararlısın sen. Bütün bunları sevinerek veririm sana Küçük Adam. bir başka ülkede. sağlıklı çocukları böylesi kadınların eline teslim ettiğin. Ama özgürlü- Fıçı gibi olduğun. bu yüzden böyledir. Gittin. Ben olmasam. içlerinde bulunan acılığı ve zehirlerini sağlıklı ruhlara dökmesine gözyumduğun içindir ki. Dilediğini yapmakta. yapaylığını sahte gülümsemenin ardına gizliyorsun 78 79 . bu yüzden böyle yaşıyorsun. günün her dakikasında nasıl engellendiğini. bir çocukta bulunan sağlıklı sevgiyi hastalık belirtisi olarak gördüğün için zararlı. böylece kendine özgüven sağlamak. Fıçı gibi olduğun için. küçük bir kasaba ya da köyde. tanınmamış bir pratisyen doktor olarak kalacaktın. bulgularımı bilimin hizmetine sunan bir kişi oldun. sorumlu bir konuma getirildin. içtenliğine güvenim var. Küçük Adam. Karşılığında hiçbir şey istemem. Ama sen için için kendini bana bağımlı hissediyorsun. Ama sen kalkıp. Özgürlüğün. küçüksün. geleceği görebilmek ve her şeyden de önemlisi gelişmek için bana gereksinmen var. Özgürlük konusunda terbiyesizlik ediyorsun. bir fıçı gibi düşündüğün. bir fıçı gibi sağda solda yuvarlandığın. benim çalışmalarımı anlatan. Benden bilgi almak. çünkü kendi başına ve kendi olanaklarınla gelişme yetisinden yoksunsun. Küçük Adam: Büyük çabalarla durmadan çalışarak vardığım sonuçların ne olduğunu ve ne uğruna savaştığımı öğrenmek için bana geliyorsun. sana verdiğim bilgiyi dilediğin yerde kullanmakta özgürsün. bir fıçı gibi eğittiğin için.

Kartalın kendilerine getirdiği yiyecekleri tıkınıp durmaktadırlar boyuna. İşte bu yüzden küçüksün sen Küçük Adam ve dünya. Tavuklara ve yavrulara gelince. sonuç aynı. işte bu yüzden böyle. yumurtalardan kartal yavruları çıkacağını. böylece yeni dünyalar. bir gün küçük bir kartal olabileceği. Tek başına kalmış kartal gibi uzaklara bakmazlar. çalışmaların konusunda rapor yazmaktan kaçmıyorsun. onlar bir kartalın kuluçkaya yatması sonucu dünyaya geldiklerinden habersizdirler. kendisi gibi çook çok yükseklerdeki yuvasından bakıp uzaklıkları görebilecek. Çaresizlik içinde bulunan kartal. bunları büyütüp büyük kartallar yetiştireceğini sanır. tavuk yumurtaları üzerine kuluç80 kaya yatsa ne olur. Kartal bu durumda. Onu yemekten alıkoyan tek şey küçük bir umuttur. Nemli. durmadan gagalamakta ve karınlarını doyurmaktadırlar. yumurtalardan civciv çıkıyor. karanlık vadilerde çook çok yükseklerde sarp kayaların üzerinde yaşadıklarından habersizdirler. korunmaktadırlar. Bir de bakar ki. Özgür olduğunu öne sürerek ve buna sığınarak. büyüyüp kendisi gibi yetenekli. yeni düşünceler ve yeni yaşama biçimleri bulunduğunu anlayıp bunları arayabilecek büyük bir kartal olabileceği umudu. Kartalsa kendi gövdesini fırtınaya siper etmekte. 81 . civcivlerin büyüyüp kartal olacağını umar gene de. Bir kartal. herhangi bir korumadan yoksun bulunmaktadır. bağımsızsın — işbirliği etmekten ve sorumluluktan bağımsız. Özgürsün çünkü. Yani bu civcivlerden birinin. Bir kez daha kuluçkaya yatar. Üzgün ve yalnız kartalı yumurtalardan çıkan tavuk ve civcivleri yemekten alıkoyan şey yalnızca bu küçücük umuttur. Yağmur yağdığında ya da fırtına koptuğunda onun güçlü kanatlan altında ısınmakta.Kartalın altından çıkan civcivler ğü küstahlıkla karıştırmak köleliğin özgün özelliklerindendir. biliyor musun Küçük Adam? Başlangıçta kartal. gıdaklayan tavuklarla civcivleri yeme itkisini bastırmak için çok uğraşmıştır.

sinir nöbetlerine tutuluyor. taşlar atmaktadırlar. Şimdi ne yapacağız?» Ya da: «Varlığıyla övündüğüm uygarlık. kartallara. Akbabalar sana leş yemeyi ve birkaç buğday tanesiyle yetinmeyi öğretti. akimi derslerine veremiyor. Bana işkence ediyor. kabızlık çekiyor. Ne yapmalıyım? Bana yardım et!» Ya da: «Karım bana karşı cinsel istek duymuyor. bilimin ve tekniğin. yüzyıllardır aynı soruyu soruyorsun. Umutlarını yitirdiler. Milyonlarca insan yiyecekten yoksun. civcivler çıkarmayı sürdürmektedir. Büyük. Ve akbabalar. insanlıktan çıkıyorlar. çalıp çırpıyor. ölüm açlığı içindeler. sevgin ve çocuklarına verdiğin eğitim. Ama düşünür. Sen bir kartal olmak istemiyorsun. birbirlerini öldürüyor. Ne yapmalıyız?» «Ne yapmalıyım?» «Ne yapabilirim?» Sonsuz geçmişten beri. Onların kendisine kötülük yaptığını anlayan kartal ilkin bu tavukları parçalama isteği duyar. kültürün ve uygarlığın. oysa biz tüm savaşları önlemek için yapmıştık son savaşı. Sana bir de «Heil. korkunç bir savaş patladı. gelip gelip aynı soruları soruyorsun-. ne yapman gerektiğini çoktan söyledi sana. bugün bile umudunu yitirmiş değildir. her şeyi kırıp döküyor. bu yüzden sürüler halinde yaşıyor. senden kalabalık olan sürüler tarafından da yutuluyorsun. Küçük Adam. gün gelir. bu yalnız önünü gören ve gıdaklamaktan. diye umar. Çünkü senin tavuklarından bazıları da akbaba yumurtaları üzerine kuluçkaya yattı. Küçük Adam: Evini bir kum tepeciğinin üzerine kurmuşsun. yürekli ve yalnız olan birçok adam. yüreği katı. Belki. On83 . Heil. Bu yüzden kuluçkaya yatmayı. Büyük bir bunalım içinde. seni daha ileriye. beni hiç sevmiyor. bu tavuklar ona tuzaklar kurmakta. bilmek de istemiyorsun. Hakikati güvenliğe yeğ tutan bir yaşam biçimi içinde elde edilen büyük başarı ve bulgunun yazgısı şudur: Senin tarafından büyük bir açgözlülükle yalanıp yutulmak ve sonra gene senin tarafından dışkı olarak atılmak. Yalnız kartal.Daha da kötüsü. Büyük Akbaba!» diye haykırmayı öğrettiler. geceleri karabasanlarla uyanıyor. yalayıp yutmaktan başka bir şey bilmeyen civcivler arasından kartal gibi olma yetisine sahip bir yaratık çıkar. Şimdi büyük kitleler halinde açlıktan kıvranıyor ve ölüyorsun. daha iyi geleceklere götürmek isteyen kartallara karşı olan Führ«rler haline geldi. bu yüzden de akbabalara yem oluyorsun. bir yığın erkekle geziyor. yaşamın. onlara acımaya başlar. «Çocuğum çok inatçı. sana bunu söyleyen büyük adamı da öldürüyorsun. benzi soluk. Bunu bilmiyorsun. Yaptığın her şey eğreti. siperler ardına gizlenerek ona ucu sivri kaya parçaları. enflasyon nedeniyle çöküyor. Kartallardan korkuyorsun. Ne yapmalıyım? Söyle!» Ya da: «Yeni ve çok daha öldürgen. ama gene de senin yumurtalarına kuluçkaya yatan kartallardan korkuyorsun. hep eğ82 reti.

» Ama onların sözlerine kulaklarını tıkadın. kültürel uyarlama kuramı arasında bir seçme yapman gerekti. gene onun. Küçük Adam. doğal davranışa karşı hoşgörülü davranamazsın Nietzsche'nin seni Übermensch'liğe (Üstüninsan'lığa) yükseltmesiyle Hitler'in Untermensch' liğe (Aşağıinsan'lığa) alçaltması arasında bir seçme yapman gerekti. doğallığa dayanamazsın çünkü. Heil! diye haykırdın ve Untermensch'i seçtin sen. Söylenenler uçsuz bucaksız çöllerde yitti. 85 . senin çöllerinde yokoluyor Küçük Adam. Hıristiyanlıkta. çünkü gerçek düşünme eylemi. hakikati işittiğinde önüne geleni öldürecek denli öfkeleneceksin: Evini derme-çatma kurdun ve bütün bunları böyle yaptın. sev. Demokratik bir anayasayla Stalin'in diktatörlüğü arasında bir seçme yapman gerekti. elini değdirdiğin her konuda büyük doğruyu değil. Bunu neden yaptığını soruyorsun. Sorunu yanıtlarsam. çünkü kulakların bu sözlerden sağır olmuştu. küçük yanlışı seçtin. korkuyor ve şunu soruyorsun: «Bay Jones ne der? Yargıç Smith ne der acaba?» Düşünürken de korkak davranıyorsun. bedensel duygularla birarada gerçekleşir. hiçbir özgür. hiçbir özgür. cinsellik kuramını bir kenara attın. hakikati söyleyen yalnızların sesiyse. Freud'un. Pek çok büyük adam söyledi sana: «Aslına dön — içinden gelen sesi dinle — gerçek duygularının buyruğuna uy — sevgiyi yeşert. kırıp döktün ve onları ortadan kaldırdın. 84 Hiçbir canlı ifadeye. Her seferinde. büyük hakikati değil de küçücük yanlışı yaşamının yolgöstericisi olarak gördün. çünkü çocuklarındaki sevgiyi daha doğmadan öldürüyorsun. hiçbir canlı ifadeye. onları ters tarafından yakaladın. çünkü içinde yaşamı duyma yetisinden yoksunsun. toplumbilim öğretisinde. Sana hiçbir dayanak noktası tanımayan kültür felsefesini seçtin. Halkın egemenliği konusunda. sense bedeninden korkarsın. Dayanamadığm için de. sağırdın sen. ha? Bu sorunun ciddi olduğunu sanmıyorum. yani kısacası. senin korkunç boşluğun içinde. doğal davranışa karşı hoşgörülü davranamazsın.ların öğretilerini çarpıttın. coşkusal hastalıkların çekirdeğinin cinsellik olduğu yolundaki açıklamasıyla. Stalin'in diktatörlüğünü seçtin.

Lodge ile Wilson arasında bir seçme yaptın: "Wilson'u öldürdün. büyüklüğü ve inceliği darağacına gönderdin. Diyeceksin ki. atarak devlet fikrini seçtin. Kanser hücresi konusundaki bilgisizliğini. çocuğunu. önemsiz şeylerin her biri. Sen. Akıl hastalıklarının belli bir açıdan değer86 lendirilmesiyle şok uygulamalı sağaltım arasında seçme yaptın. Ben de şu Trieste'yi. ineklerin kutsallığı konusunda Müslümanlarla çekişiyorsun. Bulgularından yararlanmakta olduğun büyük Galileo'yu. Kendi öz sefaletinin dev boyutlara vardığını anlamak zorunda kalmayasın diye. İsa'nın. insan adlı hayvanın dev yoksulluğunu aydınlatıyor. pılı pırtı içinde dolaşıyorsun ama Tri-este'nin «İtalyan» mı. Çocuk İsa'yı salt sevgisiyle doğuran yalın anasını bir kenara attın. yurdunda milyonlarca insan açlık çeker. Milyonları öldürmelerinden önce nerdeydin peki. gözlerini dört açmak. bakışlarını bulandır-mamak gerekliyken kör kalabilmek için şok yöntemini seçtin. «Neden bütün bunları 87 . onur kırıcı sözler söylemeye zorlayarak işkence içinde öldürdün. nesnelerin değerini üreten tek şey olan sendeki yaşayan işgücünün üretkenliğini sağlama fikri ile devlet fikri arasında bir seçme yapmak durumunda kaldın. Papazların bekarlığını ve zorunlu evliliği seçtin. onun gizleri konusunda yaptığım ve milyonlarca insanın yaşamını kurtaracak olan açıklamalarımı dinlemeye yeğ tuttun. Küçük İtalyan ve sen Küçük Tries-teli Slav.İsa'nın görkemli sadeliği ile Paul'ün. Marx'ın. yoksa «Slav» mı olduğunu açıklığa kavuşturmaktan başka derdin yok. kalkmış onları asıyorsun. Fransız Devrimi sırasında acımasız Robes-pierre ile büyük Danton arasında bir seçme yapman gerekti. papazların ömürboyu bekar. Almanya'da. yanlardan birini seçmek durumunda kaldın. o vakit ne düşünüyordun? Düzinelerle ceset oturup düşünmen için yeterli neden değil miydi? İnsanlığının kıpırdanması için milyonlarca ceset mi gerekliydi? Bu küçüklüklerin. Kanser konusundaki saçmalıklarını gazete ve dergilerde durmadan yineliyorsun. Hindistanlı Küçük Adam. benim. ölürken. Himmler'i emniyet müdürü yaptın ve gerçek dostlarını öldürdün. Landau ve Mülsham vardı. bir yanda Liebknecht. Julius Streicher ve Walter Rathenau arasında bir seçme yaptın: Rathenau' yu katlettin. Acımasızlığı seçtin. Acımasız Engizisyonla Galileo'nun hakikati arasında seçme yaptın. Sen. dünyanın her yanından gelen gemilerin bir limanı sanırdım! Hitler'cilerin milyonlarca insanı öldürmelerinden sonra. Engizisyon yöntemlerini bir kez daha dirilttin. kendi içindeki «yaşayan şey»i tümüyle bir kenara. karını ya da ananı kurtarabilecek bilgi konusunda suskun kalıyorsun. seninse ömürboyu ve de zorunlu olarak evli kalman konusundaki yasası arasında bir seçme yapman gerekti. bir yanda Goering ve Himmler. Şu yirminci yüzyılda.

«proleterlik onurum» ya da «ulusal onurum» sağolsun. ondan daha fazla sömürme yarışını bırak. iyi ve kötü yanlarıyla sana benziyorlar. Boks maçı yerine kitaplığa. çocuğun boğuluyor. Bırak çocuğun doğa (ya da «tanrı») nın yarattığı gibi büyüsün. komşun da bundan hoşnut olacaktır. şehvet-düşkünü. on altı yaşındayken kurduğun yaşam düşleridir. karını kucaklamak için kimseden izin belgesi isteme. Tavan başına çöküyor ama sen. Rus ve Yahudi onurları!» diye bağırıyorsun. Yaşamını kendi ellerinde tutuyorsun. değerli. çocuğum ve karım hasta. büyük Doktorum!» diyorsun. yalnızca yaşam için çalışmaya kararlı olduğunu. ama sen. kafandaki silindiri fırlat bir kenara. Küçük çocuklarının sevgisini. Yanılsamalarını kaldır at. içinden gelen ve seni tatlı tatlı okşayan sesi dinle. insan yaşamının ve iyi şeylerin korunması için bir yasa yarat. Eğer sen. eğlenceler merkezi Coney Island'a gideceğine yabancı ülkelere git. ona dayak zoruyla öğrettiğin «disiplin ve düzen» nutukları çekmeyi sürdürüyorsun. sorumluluklarının şu kadarcığını yerine getirsey-din. Su boruları patlamış. Dedikodu kumkumalarını eleştir. Komşu88 na boşver. yerine hakikatin bir parçasını koy. artık seni sömüreni. artık ölüm için çalışmayacağını bildir. içinden gelen şeyi dinle. Küçük Adam. «Benim iyi. Bunun yerine. Doğayı düzeltmeye kalkışma. Karın zatürreden yatıyor ve sen Küçük Adam. üzerine yaşamını kuracağın kayalardan oluşan sağlam bir temeli. Cellatlarının ipine koşup idam edileceğine. Altındaki döşeme çöküyor ama sen düşerken bile. onu anlamaya ve korumaya çabala. ben de hastayım. 89 . DOĞALLIĞINI YAŞA! Olduğun gibi görün. karının düşlediği sevgi. evinin altındaki kayanın bir parçası olacaktır. hele seçtiğin Führerlerin eline sakın verme onu. Hiçbir sorumluluk yüklenmediğin içindir ki. DOĞRU DÜŞÜN. Başka ülkelerdeki insanlarla ilişki kur. Yaşasın Alman. diyorsun. ne yapacağım?» Yanıtım şu: Evini kayaların üzerine oturt. milyonlarca insandan biri olan sen.ciddiye alıyorsun? Bütün kötülüklerin sorumlusu sen misin bu dünyada?» Bunu söylemekle kendini mahkûm ediyorsun. «Yahudi saçması» sayıyorsun. tanıt ya da sevgiye hasret yetişkinler okuluna değil de bir ıslahaneye gönder. yaptığın ufak tefek küçüklüklerden dolayı yaşamlarını yitirmezlerdi. Pek çok büyük adam söyledi sana böyle davranman gerektiğini. Böyle bir yasa. Ve en önemlisi. «Ne yapmalıyım şimdi? Evim çöküyor. kimseye güvenip de bir başkasının. Çalışma konusunda yol gösterici durumuna geldin-se. evin derme-çatma ve sanki bir kum tepeciği üzerinde duruyor. dünya çok daha başka olurdu ve senin büyük dostların. çocuğunun bedensel sevgisi. doyumsuz kadın ve erkeklere karşı koru. onu herkese göster. büyük Fuhrer. çünkü onlar da. Sırtındaki smokini. «Heil. bütün meslekdaşlarına. Koşa koşa bana geliyor. Bütün dünyadaki çalışanlara. Kaya dediğim şudur: Senin içinde bulunan ama öldürdüğün doğal yapındır kaya. rüzgâr içeri doluyor.

onları yönetmek. Çünkü önümüzdeki yüzyıllar boyunca dostlarını öldürecek. ya şamın korunması gereken durumlarda kan dökeceksin ve özgürlüğü. Yaşamı öldüreceksin. iktidar delisisin sen. çok korkuyorsun. başkalarına üstün olmak. bu arada kendi bebelerinin yakarılarını. ya da «Tanrının büyüklüğü» uğruna yaptığına inanacaksın. Yüzyıllar boyunca. kadın ve erkeklerinin özlemlerini işit90 meyeceksin. zayıf bir kıvılcım halinde belirecek. ilk kez kendi içine baktığında. SENİN YAŞAMIN seni çağırdığında sağır kesilecek. ya da işitsen bile. ince. Çünkü yaşamdan korkuyorsun. dostunu — 91 . sonunda. cellatların yardımıyla sağlayacağına inanacaksın. varlığının korkunçluğu ve çirkinliği. Yüzyıllar boyunca yolunu sapıtacaksın. köreltiyorsun. öteki efendiyi göklere çıkaracaksın. hırslısın. yürekliliklerinin. Yüzyıllar boyunca. ya da «devlet». çocuklarını anlamıyorsun. proleterlerin ve tüm ülkelerin Führerlerini. Bilmediğin ve de bilmek istemediğin tek bir şey var: Kendi zavallılığını saatten saate. Bu senin içinde yanan ilk kıvılcım olacak. bir efendiyi bırakıp. bütün halkların. sevgiyi çalıyorsun. «bilmem ne» uğruna.Eğlenceler merkezi Coney Island Dinle. genel bir toplumsal sefalet sonucu kitle halinde öleceksiniz. kendilerini bir şey sanan lâf ebelerinin dediklerini yapacaksın ve YAŞAM. delikanlılarının perişanlığını. her geçen onyıl. Her geçen gün. sonunda sen ve senin gibiler. böylece kendini tekrar tekrar aynı bataklığın içinde bulacaksın. «ulusal onur» uğruna. günden güne yaratmakta olan kendinsin. güçlü olmak için can atıyorsun. »efendi» olabilmek için kapında köpek besliyorsun. İşte bütün bunları bilmiyorsun sen Küçük Adam. kentsoylu bireyciliği deyip geçeceksin. efendilerin olarak selâmlayacaksın. özgüvenlerinin. Sonra. Küçük Adam. Küçük Adam. yavaş yavaş giderek ve karanlıkta el yordamıyla yolunu bulan biri gibi. duymayacaksın. istemlerinin gelişmesine fırsat vermeden öldürüyorsun onları. şimdi sana birkaç ciddi ve önemli kehanette bulunacağım: Bütün dünyanın yönetimini eline geçirmektesin ve bu yüzden korkudan tir tir titremektesin. her geçen hafta. bunu yaparken de.

Ereğe giden yolun kötülüğü. seni sömüren kişi gibi olmamak yolunda ne gibi çabalar harcadığına bağlıdır. onu ortadan kaldırma yolu'nda çaba harcıyorsun. vb. Bundan sonra yaşamın için kitaplığın boks maçından daha önemli olduğunu anlamaya başlayacaksın. senin yarınki yaşamındır. iyileştirmenin öldürmekten. ve çocuğuna nasıl davrandığına. her saat ne düşündüğüne. Hıristiyan sevgisini yeşertme. 92 sokaklarda tören yürüyüşü yapmaktan daha önemli olduğunu. her gün ne yaptığına. Ama sen.Yaşamdan korkuyorsun yaşamın sevgi. Amerikan Anayasası'nı uygulama. ama. onu anlamayı ye ona saygı duymayı öğreneceksin. anayasanın günlük yaşamda kökleşmesini sağlayacak biçimde davranmak yerine. iğrençliği ya da insancıllıktan uzak oluşu. sana anayasayla verilen özgürlükleri yanlış kullanıyor. Yanılıyorsun: Amaç. aşağılık ve alçaklıkların. kötü ve aşağılık yöntemlerle varılmaz. seni de kötü ya da insanlıkdışı yapmakta ve böylece ereğe varmanı da olanaksız kılmaktadır. Yaptığın her toplumsal devrim bunun doğruluğunu gösterdi. birtakım boş naralardan daha iyi olduğunu anlamaya başlayacaksın. senin yaşamını baskı altında tutan. sağlıklı bir özgüvenin ulusal bilinçten daha önemli olduğunu. ormanda düşüne düşüne yürümenin. Amerikan Anayasan. Hiçbir büyük ereğe. TOPLUMSAL SORUMLULUĞUN olan işine ne gözle baktığına. çalışma ve bilgi üzerine kurulduğuna inanan adamı aramayı öğreneceksin. Küçük Adam. çirkin yöntemlerin bile geçerli olduğunu sanıyorsun. eşini nasıl kucakladığına. ona varmak için yürüdüğün yoldadır. Belli bir ereğe varmak için her türlü aracın. «Peki. 93 . Bugün attığın her adım. Ve alçakgönüllülüğün. ereklerime nasıl varacağım?» Senin o Hıristiyan sevgin.

İsveçlilerin. artık özgür bir Amerikalı. insan yaşamının hörgörülmesini. Yüzyıl önce sömürü vardı evet. O günlerde yeryüzündeki tüm ezilen halkların Füh-rer'i olma yolundaydın.. insan yaşamına değer verilmez. Büyüfe meselelerde de böylesin: Sanayileşme çağının getirdiği sömürüler karşısında kollan sıvayıp bu sömürülere son vermek. bütün açlar arasından. Çirkin bir sevinç içinde. elde edilen büyük başarılara saygı gösterilir. büyük şeyler ortaya koyan kimseye sahip çıkılır. akşam bedava yemekten bol bol tıkınabilmek için bütün gün yemek yemediğini söyledin bana. büyük yetenekler kabul edilirdi. Senin Führer' lerin. insanlar horgörülürdü. «Bir çocuk gibi açlık içinde kıvrandım. kendi yaşamını daha da acımasızca horgörmeye başladın. nasıl oluyor da insanların dürüstlüğüne bunca inanılıyor. büyük şeyler veren. bir türlü anlamıyordun. evin kadını çalınmaz. her zamankinden daha hırslı bir biçimde yeşermekte. ya da konukseverlik. Küçük Adam. smörgas-bord dedikleri geleneği anımsıyorsun. bilmezsin sen. Savaşa durdun da ne oldu. iyilikbilmezlik vardı. İsveç konukseverliğini nasıl kötüye kullandığını gördüm. kendi özyaşamın gibi korumak ve savunmak durumunda olduğun şeyi ortadan 95 . insanın aşağılanmasını önlemek ve haklarını savunmak için kavgaya durdun. kızıl. çünkü bu gibi şeylere saygı göstermen. Küçük Adam? Kendi küçük Führer'lerini nerede başa ge-tirdinse. orada senin gücün yüzyıl öncekinden daha ağır bir biçimde sömürüldü.» dedin. evet. konuklar ne isterse dilediği kadar alıyorlar. Kendi Führer'lerini iş başına getirmeye hâlâ çabaladığın durumlarda.Bir Alman göçmeni olarak. Ortadan kaldırmak amacıyla uğrunda kavgaya durduğun şey. Sana göre bu yeni ve değişik bir şeydi. buna karşılık. Küçük meselelerde sen böylesin işte. değil mi? Birçok yiyecek ve nefis yemekler ortaya konuluyor. Alman felaketinden sonra açlıktan ölmek üzere bir parkta yatarken gördüm seni.. ve «yardım»cılara kartını gösteremediğin için böyle yaptıklarını söyledin bana. beyaz ve kara olan açları ayırdedebiliyor demek. Konuksever bir evde insanın yapmaması gereken şeyler vardır: örneğin sofrasındaki gümüş kaşık çalınmaz. Biliyorum. Ama smörgasbord'u çaldığın zaman tüm açları doyuracağını söyleyen sen. Partinin «Kızıl Yardım »ının sana el uzatmadığını. bir kitabının arasında bulunan parti üyelik kartını kitapla birlikte yitirdiğin. çünkü seni ölüm açlığı çekerken gördüm ve ben de açlığın ne olduğunu bilirim. bunun yerine. büyük dostlarının yaptığı yorucu çalışmaların meyvalarını çalma olgusu başgösterdi. başarıya saygı denen şey tümüyle ortadan kalktı. kendi çocuklarının açlığını milyon kez artırdığını bilmiyorsun. ama aynı zamanda. haklarınsa hiç mi hiç tanınmıyor. onları tanıman halinde. Oysa biz biliyoruz ki insan denen tüm memeli hayvanla94 rın açlık çeken tek bir organizması vardır. ya da Rus ya da Çinli olamayacağını sanıyorsun. Bir yeteneğin tanınması ne demek. yani smörgas-bord hiç çalınmaz.

ama saldırı karşısında kalmaya dayanamazsın. Bağlılığı «duygusallık» ya da «küçük-kentsoylu alışkanlığı» olarak nitelendiriyorsun. ve hızını almış gidiyor. on ayrı ulusun konsolosluğundan izin almak zorundasın. bugün bile bu böyle. pasaport denen şeyi çıkardı. kes artık Küçük Adam. bu şeyi bit gibi sardılar başına. Eleştirmeye her an hazırsın. «Özgürlük ve Barış» sağlamak için 96 yapılan savaş. Başkalarına saldırmaya bayılıyorsun. Hekimler Birliği ona karşı savaş açmış. Onlar sana yol gösterebilirler. Tepetaklak duruyorsun. Küçük Adam. ulusun onur ve saygınlığını lekeliyor. Çünkü sana bir şey verenden ça-lıyor. büyük bir hırsla yıkmayı sürdürüyorsun. «Koşun! Yetişin! Bunun pasaportunda bir eksiklik yok mu? Gerçekten bir Tıp Doktoru mu? Adı KİM KİMDİR kitabında yok. Senin sinirsel perişanlığını iyileştiriyorum. İki tür ses tonu vardır: Dağların doruklarından esen fırtınaların uğultusu ve bir de senin yellenmen. bağlılık göstermen gereken yerde nankörlük ettiğinden haberin bile yok. böyle durmakla. Çünkü sen özgürlüğünü kendi ellerinle yokettin. «Şuna da bakın! Yurtseverliğime dil uzatıyor. yellenme sesi. çaresizlik içinde yerde yatmaktasın. Birinci «Dünya Savaşı »ndan önce.kaldırdın. yatağından yuvarlanmış. Ve tüm-savaşlara-son-vermek-için yapılacak olan üçüncü savaştan ve bilmem kaçıncı savaştan sonra da bu böyle kalacaktır. seni hekimsel 97 . Doktorlarına. uluslararası gezmelerde pasaport aranmıyordu. Kanserinin nedenlerini buluyorum. her zaman gizli bir siperden saldırıyorsun. dilediğin yere gidebilirdin. ama eleştirilmek istemiyorsun ve bu nedenle de başkalarından kopu-yorsun. Gördüğün bu karabasandan uyanacaksın Küçük Adam ve göreceksin ki. senin küçük Sağlık Bakanın farelerle deney yapmamı yasaklıyor. Bu yüzdendir ki. Seninki. Bütün savaşlara son vermek üzere yapı- Pasaport lan ikinci savaşın bitiminden yıllar sonra. yelleniyorsun ve menekşe kokusu saldığını sanıyorsun. özgürlük türküsünün eşliğinde danset-tiğini sanıyorsun. Konuşma ve eleştirme özgürlüğüyle sorumsuz gevezelik ve adi şakaları birbirine karıştırıyorsun.» Eeh.» Dostlarının sana bir yaran olmaz. seni soyana bir şeyler veriyorsun. Avrupa'da üç yüz kilometre kadar dolaşmak mı istiyorsun. Saygısızlık göstermen gereken yerde el-etek öptüğünden. başarılara karşı saygılı olmayıysa kölece bir el-etek öpme sayıyorsun. ama özgürlük sağlayamazlar. sen kalkmış KİM KİMDİR adlı kitapta adımın geçip geçmediğini soruyorsun.

başın sıkışınca. «evlilik gereği» işkence yapmak yerine onu mutlu etmeni istiyorum. binlerce yıl geçmişten ve binlerce yıl gelecekten bakıyorum sana. yüz ya da bin yıl içinde kendi ellerinle ortaya çıkarıp ondan yararlanacaksın. deneylerimin doğru olmadığını açıkladı. senin yaşamını. Onu bana kimse veremez. Hastaneler Genel Denetimcisi denen ama aslında kendi halinde bir zavallı olan birini beni denetlemeye atadı. Senin gücün bana yetmez. yaşayan bir bedenin olsun istiyorum. sana söyleyeceklerimi. suratında maske. ben bu «gezegene ait» bir doktorum. Çünkü ben. Senin Sağlık Bakanının benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur. zevk duymanın işlevini yadsımaya kalkışarak. Hıristiyan. Küçük Adam. Seni kurtarmak istiyor değilim. Başına koyduğun yetkililerin. Küçük Adam. elindeki ip kendi boynuna dolandığında başka öğretiler karşısında nasıl hindi gibi kabarıp öttünse. hastalığını bilimin ellerine teslim etmişsin. Sağlık Bakanların ve Profesörlerin. Alman değilim. hayır. dünyayı içinde duymanı. bu denetleyici. Yahudi. Geçmişte. Sağlık Bakanı. Kendinden korkma duygundan kurtulmanı istiyorum.açıdan anlamayı öğrettim. Akıl hastası-sın. Oysa sana 98 göre yeryüzünde melek Amerikalılar ve canavar Japonlardan başka kimse yok. sen bu gezegende yaşadığına göre. Daha mutlu ve daha insana yaraşır bir yaşam sürmeni istiyorum. güçlülerin nice güçsüz olduğunun başka kanıtlarını da ister misin? Senin yetkili kişilerin. çünkü binlerce yılın bakış açısından görebiliyorum seni. Sonunda senin yaşamını açıklayan yeni bir bilim dalı' kurdum. karına. Şimdi seni aştım. değil mi! . senin Hekimler Bir-liği'n kalktı beni polise ihbar etti. Yaşamın çok sefil. oysa onlar tıpkı Ortaçağlarda insanları zincir ya da kamçıyla «adam ettikleri» gibi elektrik şoku veriyorlar sana. bu konuşmamı tamamlayacağım. «Tutun! Yakalayın şunu! Muayene edin! Akıl hastası mı? Doktorluk ruhsatı var mı? Özgür ülkemizin kralının izni olmadan doktorluk yapamayacağı yolunda bir Krallık Yasası çıkarın! Benim zevk işlevlerim konusunda deneyler yapıyor! Hapse tıkın! Ülkeden atın!» Dilediğim etkinliği göstermek için gerekli izni ben kendimden aldım. senin kanserinin anlaşılmasını engellemek için koydukları yasaklamaları yürüte99 . Kasılmış bir beden yerine. ya da İtalyan değilim. Bense. Ben. senin doktorunum. ama sırtında beyaz bir gecelik. o vakit senden korkuyordum da. Böyle iyileştirecekler seni. acımasız. senin insanlığını. Bir zamanlar sana gereğinden çok inanıyordum ya hani. çok perişan. dünya'nın yurttaşıyım ben. beni öldüremezsin. sesini çıkaracak halin yok. çocuklarından nefret etmek yerine onları sevmeni. Ama bu yüreklilik yok onda. Kes sesini Sevgili Küçük Adam. sana bu konuşmayı yazıyorum Küçük Adam. bu bilim dalını da on. Amerika'da bir akıl hastanesine konuldum. sevgini ve yaşama sevincini temsil ediyorum. kanlı elinde bir iple beni asmaya bile gelsen. Kendi boynunu ipe dolamadan beni asamazsın sen Küçük Adam. canlı. Benim bulduğum hakikati bilmek yürekliliğini gösterebilseydi bir etkisi olurdu. Yok.

Benim ev sahibim de senin gibi biri. Öte yandan ben. duvarın dibine dikeceğiz bunu! Proleter gençliğimizi zehirliyor! Proletaryanın da tıpkı kentsoylu gibi sevme yetisinden yoksun olduğunu söylüyor! Gençlik örgütlerini geneleve çeviriyor. sonsuz umudu yalnızca aynada. Bak anlatayım bu iş nasıl oldu: Küçük yaşlı bir kadın farelerden korkuyordu. Sendeki kanserli çürümenin nedenlerini anlamayı bu fareler sayesinde öğrendim ben Küçük Adam. İnsanın bir hayvan olduğunu söylüyor! Sınıf bilincimi yıkıyor!» Evet. bütün proleterlerin Führerini Almanya'da iktidara getireyim. görsün o. Sevginin tadını çıkarmayı bilseydi böyle bir korku beslemeye- Sevişmek yasak! çekti yüreğinde. mikroskopla incelemelerimi. birçok kez senin yaşamını kurtardım. bir Küçük Adamdı. çözümleme deneylerimi kesmedim. Daima bulundukları yerde. «Hele ben. Onların yasaklamalarına karşın çalışmalarımı sürdürdüm. Moskova'dan (ya da belki Berlin'den?) gelen parayla kendine ev aldı!» Anlamıyorsun Küçük Adam. zavallı korkak kadın sana geldi. Küçük Adam. beni evinden çıkarmanı istedi. Fare etekliğinin altına ve ayaklarının arasına girecek diye ödü kopuyördu. Sen.mediler. bütün o yürekliliğin. Benim işimi önemsemeyip İngiltere ve Fransa'lara gitmeleri fayda etmedi. bütün o sonsuz ideallerin ve ahlâklarınla geldin. Sen. elinle tutamayacağın bir yerde görmek istiyorsun. Seni bu dünyanın efendisi yapacak olan tek hakikat. beni evden çı101 100 . patoloji'de saplanıp kaldılar. Kendisi komşumdu ve evimin bodrumunda deney fareleri beslediğimi biliyordu. sıktığın yumruğun içindedir. Değişmez düşmanımın ülkesinden gelme bir casus bu. kafanı ve iyiyi algılama yetini alıp götüren ideallerini yıkıyorum Küçük Adam. «Sınırdışı edin şunu! Dirlik ve düzeni umursamıyor.

Kitaplığımda Hitler'in. insanlığını kışkırtıyorum. Ama seninle aynı masaya oturmam. Küçük Yargıç.. senin özgüvenini. Seninle briç oynayabilir. Bunu da sana birçok büyük adam söyledi. diye açıkladım. «Troçkist bu! Hapse tıkın! Halkı kışkırtıyor. ama onların kitaplarını hiç okumazsın ki sen? Onlara hakikati söylemek gibi büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğum zaman. Sana. bir zavallı İnsan Hakları savunucususun. Küçük Adam? Görevsever ve hırslı bir Başsavcı olarak. Çünkü istediğin tek şey. Kitaplığımda Lenin ve Troçki'nin kitaplarını bulundurmakla suçladın beni.. Gizli ajanların da gelip evimde «casusluk kanıtları araması» yaptıktan sonra senin hakkında pek iyi şeyler söylemediler. Bundan sonra ne yaptın. «Bunu hapse tıkın! Bu bir Faşisttir! Halkı horgörüyor!» Sen «halk» değilsin ki. şakalaşabilirim. devletin bir küçük memuru olan sana acıdım. Halkı horgören asıl sensin. bu yüzden bütün bu kitaplar var bende. bir Rus casusu olduğumu söyledin. Kızıl Köpek!» Ben halkı değil. İnsanın coşkusal veba denen şeyi anlaması için onu bütün yanlarıyla ve çok yakından tanıması gereklidir. çünkü onların haklarını korumak yerine. öylesine sefil ve perişan bir görünümün vardı ki. senin ve korkaklığın tarafından rahatsız edilmeden çalışabilmek için bir ev satın almak zorunda kaldım. oy toplamak. insanlara saygı duyuyorum. Senin iyiliğin için fareleri inceleyebilmek. Bu kez Bronx ilçesinin küçük bir Yargıcı kılığındaydın Daha yüksek bir kürsüde oturma isteğin doyurulmamış bulunuyordu. kendi mesleğinde ilerlemeyi amaçlıyorsun. Ama duruşmalarımda oturup tepeden tırnağa kızarmana değmezdi bu yaptığın doğrusu. Alman olduğumu. Daha önce hiç duymamıştın böyle bir açıklama. Çünkü sen. Çünkü sen. bir kitaplığın ne işe yaradığını bilmezsin Küçük Adam. Küçük Yargıç. Daha sonra. Hiçbir şey anlamadın sözlerimden. mesleğinde ilerlemek için ünlü bir «tehlikeli adam»ı kullanmak istedin. daha bü103 Kanser Araştırmaları 102 . Goethe ve Napolyon'un ve de Casanova'nın kitaplarının da bulunduğunu söyledim sana. ya da dönüp. Buda'nm ve İsa'nın. seninle gene karşılaştık.kardın. sen de buna dayanamıyorsun. Beni hapse koydun.

aldırmazlığın yüzünden. ben Sokaktaki Ada105 . Senin tasarılarının tersine bu savaşımlar. On yıl önce benim bir deneyodam vardı. işinden çıkarmadım. Küçük Adam. boş sözlerinle. işe almamı önermişti. Dünyanın yönetimini devralıyorsun çünkü. bütün proleterlerin Führer'i olacak nitelikteki bir Küçük Adama. Sonra gittin. çünkü ben. Ama şimdi. biri seni eşsiz bir toplumcu ve iktidardaki partinin bir üyesi diye bana tanıtmış. Küçük Adam. Özgürlüğe alışık değildin. hiçbir iş yapmadığını gözlemledim. günlerce ortalıkta dolaştığını. Seni gelecekte neyin beklediğini azıcık bilsen. yani sana göreyse. çalışmalarımı on yıl ileriye götürdü. sonra seninle bir konuşma yaptım. Sabahleyin deneyodasına geldiğinde. Bu yüzden. «büyüğün» ve «patronun »um. İspiyonluk eden Sen'din. bütün proleterlerin Führer'i olacak adama. Bir arkadaş olarak. dünyanın boynuna geçirilmiş bir ilmiktir. beni susturmak için gösterilen çabalar. Bulgularım. senden bir süre için ayrılıyorum. önce benim seni selâmlamamı bekliyordun. Bütün görüşme ve tartışmalara katılmanı sağladım. senin geleceğinin bir parçasıdır. sen Temyiz Mahkemeleri Yargıcı. anımsıyorsun. böyle biri olup çıkıyorsun işte. Gittiğim uzak yerlere dek izleyemezsin beni. Daha önceki işinde sana. sana gerçek özgürlük verildiğinde küstahlık ettin. iyi yürekli insana ne yaptın? Sen Bronx'lu Yargıca göre Wilson bir «düşçü»ydü. Artık sana hizmet etmeyeceğim. Wilson'a. Küçük Adam! Ama biri benim selâm vermemi beklerse öfkelenirim. bu büyük. ya da tüm proleterlerin Füh-reri olmak sevdasındasın yalnızca. Gözlerinde yaşlarla 104 bu yeni düzen içinde ne yapacağını bilemediğini itiraf ettin. seninle ilgileniyorum diye yavaş yavaş işkence edilerek öldürülmek istemiyorum. her alanda ve de tümüyle özgürdün. Az daha beni de öldürüyordun. Anlayış gösterdim. değil mi? Sen bir deneyodası yardımcısıydın.yük bir koltuğa oturmaktır. korkudan ödün patlardı. kışkırtıcı bir tavır takındın. Özgürlüğünü kötüye kullanmana birkaç gün göz yumdum. Adli Tıpta görevli. senin kafana göre. Eline özgürlük verildi mi. çalışmalarım. «halkın sömürücüsü »ydü. benim gittiğim yer-deyşe başıma ne gibi çoraplar öreceğin hiç belli olmaz. sorulmadan bir şey söylemen yasaklanmıştı. İşsiz kalmıştın. «Gebertin şunu! Benim. Küçük Adam. seni düşünüyorum. Onu öldürdün Küçük Adam. Ancak şu anda seni bir yol arkadaşı olarak göremiyorum. Başına geleni unutmadın umarım: Özgürlükten deli oldun. gazetelerin bana karşı savaş açmalarını sağlayan ve onları kışkırtan ikiyüzlülerden biri sendin. Senin adalet ve Führerlik anlayışın. kendi umutlarından korkmakla öldürdün onu. Ağzında pipon. dünyadan elini eteğini çekmiş bir ruh doktoruna benim deneylerimden söz ettin. İyi bir aylık alıyordun. önderinin karşısında sigara içme izni verilmiyordu. İnsanları selâmlamaktan hoşlanırım. çünkü sana ve «görevine» inanıyordum. yalnızca meyhanede senden zarar gelmez.

neler olup bittiğini bile bilmiyorsun. zararsız boyuneğmişliğin öyleyse? Yok. «Heil!» diye bağırıyorsun. kendi görüşü olmayan zavallı bir şeytansın sen. öyle mi Küçük Adam? Öylesine zararsızsın ki. ya da diktatörlerin izinde gitmemeni söylediği zaman neden görevini yapmıyorsun? Nerde kaldı senin görev-severliğin. Ya Amerika'da? Wil-son'a oynadığın oyunu düşün! «Şuna bakın. ne yetkim. yerden yükseğe koyuyorsun . patronumun dediğini yaparım. hem de hiçbir şey. Aklı başında efendilerinden yalnızca birkaçı kurdu bu uygarlığı. Ama soruma kulak ver: Biri 106 sana yaptığın işten sorumlu olduğunu. yalnızca gürültülere kulak vermeyi yeğliyorsun. radyo programların. Özgürlük içinde yaşamasını bilemezsin bile. onu «proletaryaya ihanet etmek »1e suçluyor ve sana sorumluluk almamanı söyleyen «tüm Proleterlerin Babası» na koşuyorsun. hain ve zalimsin. Ayrıca. 107 Büyüklerine saygı gösterebilmek için. demokrasiyle yönetilen özgür bir ülkenin özgür bir insanıyım. neyi kurmakta olduğun konusunda hiçbir fikrin yoktur. Avrupa'da. büyük siyaset meselelerine burnumu sokmam.» Binlerce erkek. Bu uygarlığı kuran sen değilsin. Sonra. Küçük Adam. coşkusal vebayı utkuya götüren kimdi? Sen. «güldürü kitapların» hep cinayetlerle dolu. Küçük Adam. gerçekler ses verdiğinde dinlemiyorsun. ne gücüm var da. politikaya burnunu sokacak adam değilsin ki? Biliyorum. Biri sana kurduğun şeyin sorumluluğunu almanı söylediğinde. ya da çocuklarına dayak atmamanı. gerçek görev duygusundan. Bir kurma işinin içine girdiğinde. Filmlerin. yüzlerce kez duydun bu sözü. Özgürlüğün ne olduğu konusunda hiçbir fikrin yok. Küçük Adam. Birleşik Devletler Başkanlığını etkileyeceğim? Ben. kadın ve çocuğu gaz odalarına götürürken de sana söylenenleri yapıyordun yalnızca. özgür de değilsin Küçük Adam. korkak. Yaşasın!» Sen hiçbir şey değilsin.mm kurduğu uygarlığı küçümsüyor! Ben. görevimi yaparım. beni yani Küçük Adamı suçluyor! Ben kim oluyorum. Sen. insan olmak ve insanlığı korumak sorumluluklarını duyma yetisinden yoksunsun. onları bir kaide üzerine. Söyleyecek sözü. Bilgili kimseye öykünmeyi beceremiyorsun ama soyguncuya öykünmeyi çok iyi beceriyorsun.

hepsini kendi imgendeki «normal» insanoğluna benzetebilmek için onlara nasıl işkence ettiğini gözümün önüne getirince. gerçekte ne olduğunu sana göstermek istiyorum. Delileri kilit altına koydun. Kendine bakma yürekliliğine sahipsen ister Fransız. Asıl önemli olan sen değilsin. bu sefaletin suçlusu kim? Sen değilsin elbet. «halkın iradesinin temsilcisi» kimliğine büründüğünde. Sana yakın olan şeyi aşağılıyorsun. normal insanlar bu dünyayı yönetiyorlar. Çünkü uzağında olursam. beni öldü-remezsin ve uzağında olursam benim çalışmalarıma daha çok saygı gösterirsin. Büyüklerine ya da üstlerine saygı gösterebilmek için. yinelemene gerek yok. geçmişte ve şimdi.Kendi kendinin efendisi olabilmen için. Ama yeni doğmuş çocuklarını düşündüğümde. Londra ve Berlin' de. Viyana'da. Küçük Adam. Seni şu dünyada bir yürüyüşe çıkarmak. Dünya. Küçük Adam. delilik tanısını koymak- ta ne usta olduğunu biliyorum. Benim haklı olduğumu. hem. Peki öyleyse. Alman ya da ister Güney Afrikalı bir yerli ol. onları bir kaide üzerine. Aynı zamanda şunu da iyi biliyorum ki. bir din örgütünün üyesi kimliğine büründüğünde neye benzediğini. sen yalnızca görevini yaparsın. Ancak. «Hey! Şuna da balon! Onurumu zedeliyor! Görevimi lekeliyor!» Böyle bir şey yaptığım yok. Küçük Adam. tarihini yazmaya başlayalı beri. kendini ve değersizliğini yüzyıllar boyunca çeke çeke sürüklemen gerekecek. hoşlanmadığın bir gerçekle karşılaştığında. Kendini bir "ho-mo normalis" olarak görüyorsun. bu cinayeti işlemeni önlemek için yakınına gelmeye kalkıyorum. yanına yaklaşmak kolay değil. Senin geleceğine daha iyi hizmet edebilmek için kendimi senden ayırıyorum. kendine bakabilme ve kendini tanıyabilme yetisine sahip olduğunu kanıtlarsan. tanıyabilirsin. büyük adamların senden uzak durmasının nedeni budur. iyice akimi yitirdi!» Biliyorum. «Megaloman bu! Delirdi. ev yapan bir yapımcı işi bitirdiğini belirtmek için nasıl 109 tHomo normalis» 108 . çok sevineceğim. Eğitim Bakanlığı dediğin kurumla kendini çok iyi korumuş bulunuyorsun. kendini her yerde kolayca bulabilir. sen kim oluyorsun ki kendine ait bir görüşün olacak? Biliyorum. yerden yükseğe koyuyorsun.

Gün gelin . seni bırakıyorum. Evi gözümle görmeliyim. Çünkü kendini çok fazla açığa vurdun. Senin torunlarının torunları benim çalışmalarımın mirasçısı olacak. beş para etmez gazetelere yazı yazarlar. sana birkaç resmini göstereceğim. sen de insanlığın geleceğinin senin ellerinde olduğunu kanıtlamak zorundasın. «'Ruhçözümlemesi' de ne oluyormuş! Şarlatanlık! İdrar çözümlemesi yapılabilir ama ruhun neresini çözümleyeceksin. «Saçma!» dedin sen. çünkü ben de savaştım. sayısız uykusuz ve acılı gece yaşadım. Ama sen. para için. yalnızca «ev yapma işi»nden söz ettiği-ni kendisine açıkladığında.Ama yeni doğmuş çocuklarını düşündüğümde. yarın. hepsini kendi imgendeki «normal» insanoğluna benzetebilmek için onlara nasıl işkence ettiğini gözümün önüne getirince somut bir kanıt — yani yapıyı göstermek zorun-daysa.» Tıpla ilgili olarak idrar tahlilinden başka bir şey bilmediğin içindir ki bu sözleri söylüyordun. kendine yakın olan birine saygı gösterme yetisinden yoksun olduğundan aramıza belli bir uzaklık koydum. Ben. makinalar kuran ve ruhların varlığını yadsıyan fizikçilere öykünmeyi öğrendin. Gömlek değiştirir gibi karar değiştirirler. öyle büyük bir tehlike de yok bunlara bakmakta. sen de öyle. Kaçma. içinde oturulabilir bir ev olmalı. Bunu biliyorum. Sonra bir büyük adam çıktı. Küçük Adam. anlattıklarımı dinlemeni beklerken. «Ulusal onur»u-na ya da «proletarya»ya sığınmış bir hain olarak gizlenemezsin artık. ancak ruhunla bedenin arasındaki bağlantıyı bilememişti. Dediğim gibi. Senin geleceğini düşünmeyi sürdüreceğim eskisi gibi. Yüzyıl kadar önce. ama son derece yararlı. Küçük Adam. Peşimden gel şimdi. yıllarımı aldı. Bunu ya110 pabilmek. Çalışmalarımın meyvasın-dan yararlanasın diye seni otuz yıl beklediğim gibi torununu da bekleyeceğim. «Onurumu zedeliyor!» diye bağırmaz bir yapımcı. Çirkin bu re-'simler. Ben böyle değilim. sen «Kahrolsun Anamalcılık!» ya da «Kahrolsun Amerikan Anayasası!» diye bağırıp duruyordun. somut bir kanıt göstermelisin. Senin tüm proleterlerin Führeri olacak nitelikteki adamların böylesine karmaşık değillerdir. sana senin ruhunu gösterdi. Aynı biçimde. Kalkıp da somut evler yapmak yerine. Senin bu düşüncenle savaşmak kırk yıl kadar sürdü. Bugün Führerlerin olanlar.

bunu başkalarına göstermeyi de öğrendim ve bu deneyimin sonunda. buluşlarımdan söz etmedin hiç. hasta insan zihninin bir doktora çok para kazandırabileceğini keşfettin. ona inançsızlık gösterecek ve onu susmakla öldüreceksin. 1920 yılında nasıl umutsuzlukla yadsıdınsa. bu enerjiyi bedeninin merkezine çekiyor. Ve onca yıl sonra. yaşamı sevdiğin zamanlarda yaşam enerjinin sana gelişme. bedeninle ilgili bilgilerini sessizce geliştirmişti. kendini iyi hissettiğin. aşağılayacak. senin bedeninin dışında.di. «bir elmanın ağaçtan düştüğünü gördüğü». Acunsal Yaşam Enerjisi sayesinde bir yığın para kazanacak ve gene aynı umursamazlık içinde. iyileştirdiğim hastalardan birine. enerjiyi gösterdiğim kişilerin de benim gördüğümü gördüklerini saptadım. zihin denen şeyin varlığına inanmaya başladın. orda burda Heil! Heil! diye bağıran ve «hiçbir şeyi beğenmeyen» bir Küçük Adam olarak kalacaksın. Bunun için bir hastanın birkaç yıl süresince her gün bir saatliğine sana gelmesini sağlamak ve her saat için ondan belli bir ücret istemek yetiyordu. bakımımın başarılı olmasının nedeni olarak «telkin» yöntemini kullandığımı söyleyeceksin. Yerkürenin belli bir yerde kımıltısız durmadığı ve uzayda dönüp hareket ettiği olgusu bulunduğunda ne söylediğini anımsıyorsun. Rousseau'ya değgin bildiğin tek şeyse. senin yaşam enerjinin bir işlevi olduğunu. iki uzun yıl boyunca her gün. havada da bulunduğunu saptadım. Bu enerjiyi karanlıkta görebilmeyi ve onu büyütüp ısıtan bir gereç yapmayı başardım. Zihninin çalışmasının. Tam on beş yıl. «doğaya dönmek istediği»dir. Ama ben aynı yolu izlemeyi sürdürdüm ve «Acunsal Yaşam Enerjisi» diye adlandırdığım bu yaşam enerjisinin. Sen böylesin işte. Yüreğinde saplantılarından doğan kuşkuların karanlık korkusu varsa. gene aynı biçimde. Bu durumu keşfettiğin an ve yalnız ve yalnız o an. ya da karına işkence eder. Bu olguları buldum ve açıkladım. başka bir deyişle bedenle zihin arasında bir birlik bulunduğunu saptadım. Küçük Adam. Darwin'den. hiç oralı olmadan. 1984 yılında. Küçük Adam. onu orada tutuyordun. Bu noktadan hareketle. Korktuğun zamansa. senin yaşam enerjini bulduğumu tekrar tekrar kanıtlayabilmek için. ilerleme olanağı sağladığını saptadım. Giderek. az önce izlediğin görüngünün (yaşam enerjisinin gözle görünmesinin) «telkin» sonucu olduğunu ve kendini bir ruh çağırma seansında sandığını söyleyeceksin. unutmuşsundur elbet. 1945 yılında da ondan gene aynı umutsuzlukla söz ediyorsun. zihnin ve Acunsal Yaşam Enerjisinin bulunması karşısında yaptığın gibi bir başka hakikati lekeleyecek. sustun. Ruhun varlığını. Aradan birkaç yüzyıl geçti. Sen iskambil oynar. çocuğunun canına okurken ben. saatlerce karanlık bir odada oturdum. değil mi? «Demek artık garsonların tepsilerindeki bardaklar düşecek?» diye pis pis alay ettin. sen gene. Yaşam enerjisini bulmuştum. Küçük Adam. iç salgı bezlerinin salgısından oluştuğunu kabul eden bir doktorsan. 112 Zihnin. yalnız ve yal113 . Newton konusunda bütün bildiğin. Hiç değişmedin. Bu arada bilim.

onun iliğini kemiğini kurutuyorsun. Hemencecik. Ama küçük. «vermek»le tat alabileceği kavramı da öylece yabancıdır. Goethe' nin. Bir başka seferinde (o vakitler de Berlin'de bilmem hangi «kültürel örgütün» başkanıydın) yeniyetme kızları otomobillerle gezdirdiğim. Hani. Küçük Adam. bir kimsenin ya 114 şamdan. küçük çocukları baştan çıkarmakla suçluyorsun onu. olduğu gibi çıkarıyorsun bunları. korkak bir hırsızsın sen. şu «çocukları baştan çıkarma» sözünü etmişken. Nor-veç'de. Şimdi. tersine sen onun kan-emici olduğunu söylüyorsun. üreme organlarıyla oynamasının yasaklanmaması gerektiği konusunda bir yazı yazmam üzerine çıkarmıştın bu söylentiyi. sonra da öte yanda.nız «koşullara uyarlanan ve güçlü olan canlının yaşamını sürdürebildiğini». cinsel edimi izlettiğim söylentisini yaymıştın? Küçük çocukların. (bilimsel derneğin başkanıyken) kendi çocuklarıma. Bu nedenle karşı cinsten biriyle bir arada olup da. dayanılmaz bir koku salıyorlar. büyüklüğüyle ükabasa tıkmıyorsun ama yuttuklarını sindiremiyorsun. Küçük Adam. Acunsal Yaşam Enerjisinin varlığını sana «önerebilmek» için yirmi yıl süresince durup dinlenmeden çalıştığımı. yaratma yetisinden yoksunsun. ama ruhsal kabızlık çektiğinden. Vermeye gönüllü. Senin o ardında zorunlu askerlik eğitiminden başka bir şey bırakmadan yitip giden Napolyon'un. Kendi mutluluğunu çalma konusunda büyük olmayı becerebilseydin. sana saygı duyardım. Temel olan şeyden sıyrılmayı ve yanlışları benimsemeyi çok iyi beceriyorsun. Ya da. yararsız. vermezsin. Bu yüzdendir ki. bu yolda didindiğimi ve koca bir serveti bu yolda feda ettiğimi sana açıklamak durumunda kalıyorum. onları ormana 115 . Çünkü duyduğuma göre. boş ve hayvansı bir yaratıksın sen işte Küçük Adam. ama senin kökeninin acun-sal olduğunu öngören Kepler'imi hiçbir kitabe-vinde görmeye olanak yoktur. Yalnızca alırsın sen.» Bunu anlıyorum: kişiyi kendin gibi biliyorsun. Kanını emen sensin. Zekisin. sözcüğün tam anlamıyla deli olması gerekir. eliaçık birinin peşini hiç bırakmıyor. rahat rahat alıntılar yaptığın Faust'undan da sen onu anladın ancak. bir kemiği çalıyor. bunları'anlamana olanak yoktur. onu orada kemiriyorsun. gizlice. Öylesine aptal. Onun bilgisi. bu konuda çaldığın karaya da değinelim. kitabevlerinde altın harflerle sergileniyor. Oysa sen buna inanmıyorsun. yerde sürünerek bir deliğe tıkılıyor. mutluluğu. Bir kedi matematikten ne anlarsa. anımsıyor musun. ona deli ya da şarlatan diyorsun. onu hemen «becermek» isteği duymamak kavramı sana nasıl yabancıysa. şu altın köstekli küçük adam. çünkü senin bedenindeki vebayı iyileştirmeyi gerçekten öğrendim. 'Yaptığım bu büyük özveri hiç de boşa gitmedi. benim için şöyle demişsin: «Bir kimsenin deneyler yapma yolunda bunca para harcaması için. Bu yüzden Freud'un da sana bir kez söylediği üzere. kendi kökeninin maymundan geldiğini değil. öğrendin. İşte bu yüzden bataklıktan çıkmıyorsun. hırsızlık yaptıktan sonra onurunu korumak için sana «veren »i lekeliyor.

gizlendiği siperinden sıktığı kurşunlarla öldüren acımasız ve kalleş bir Cortes'in soyundansın sen. ben değil. küçük Beyaz kadın? Sonra da. Yahudi ya da işçinin yaşamı kurtarılmış 117 . ataların. Yaşamın boyunca yalnızca bir kez. katıksız bir yaratıksın. ben değilPeki ya sen. bir Zenci karşısında hiçbir cinsel istek duymuyorsun. Film yıldızıyla yatmak istedin ama yatmanın getireceği sorumluluğu yüklenecek kadar yürekli değildin. bir film yıldızını düşlemiyor musun sanki? Onun resmini koynuna alıp yatmıyor musun? On sekiz yaşına bastığın yalanını uydurarak onu baştan çıkarmıyor musun? Sonra? Sonra yargı organlarına başvurup onu ırzına saldırmakla suçlamıyor musun? Film yıldızı. yeniyetme kızları yaşa-mımın hiçbir anında baştan çıkarmadım Küçük Adam. bu yüzden de küçük kızları ormanda baştan çıkarmaktan hoşlanan ve bunu dileyip isteyen sensin. çaresiz yaratığı. köle avcılarından oluşan hasta bir ırkın binlerce gü-vençli Aztek'i tuzağa düşürüp. şoföründen. Cinselliğini daha sağlıklı yaşayan Zenci şoförünü baştan çıkaran sen değil misin. Mayflower gemisiyle geldiler bu ülkeye. sevgilimi ya da karımı severim. Beyazsın. dedesi Afrika Zencilerini zincirlere vurup Amerika'ya sürüklemekle zengin olan bir Kuzeyli ya da Güneylisin 116 Şu ya da bu devrimin kızı sen. Bunu ancak sen yaparsın. Ben. Köleliğin kaldırılması konusunda ne biliyorsunuz? Ne anladınız bu işten? Amerikan devrimcilerinin çabalarından ne anlarsınız? Sonradan «serbest rekabet piyasasına» devrettiğiniz köleleri sizin adınıza özgür bırakan Lincoln' den ne anlarsınız siz? Aynaya bakın ey devrimin kızları. karını sevme yetisinden yoksun olan. anımsıyor musun? Ben. yeniyetme genç kız. «Falan ya da Filan Devrimin Kızısın» sen. perişan bir korkaksın sen. «aşağı» bir «ırkın» kurbanını ırzına saldırmakla suçlayan sen değil misin? Ah.götürüp baştan çıkardığım söylentisini yaydın. evet. kocasından aldığından daha çok cinsel haz duyan zavallı «ırzına saldırılmış» kadın. falan ya da filan devrimin zavallı kızları. ne denli katıksız ve de bembeyaz bir kadınsın. Sefil. ninelerin her iki durumda da gidip yıldızın ellerini öpeceklerdir. o zavallı. Sen ne denli zararsız. za-vallı ve hakkı yenmiş kızcağız! Ya da sen. orada. sen. birçok Zenci. Siz. bir erkeğe sevgi verme yetisi gösterseydin. suçlu ya da suçsuz bulunabilir. Bu yüzden onu suçladın. 'Rus devriminin Kızları»nı hemen tanıyacaksınız. zavallı küçük kadın.

sincapları çok severim. yumuşak bedenlerinden söz ediyorum. Küçük. yabanıl ormanlarda yaşayan Zencilerdir. Bu işi. falan ya da filan devrimin kızı. Sözünü ettiğim Zenciler kolalı gömlekler ve bobstil giysiler kuşanan Harlem Zencileri değil. Evet. ne uçsuz bucaksız bir iğrençlik. Toplum budur işte. kanserli. aklı başında olan hiç kimseyi ilgilendirmez. gergin kaslı. gerek bunu. karşında bir hukukçu ya da polis kesilecek değilim. çünkü insandaki «yaşayan şey». kravatlı. senin bir ayağın çukurda. katıksız. Ama sen toplum değilsin ki. Ancak o. yüzyıllar boyunca kulaklarda çınlayacak. sesini yüzyıllara çevirmiştir çünkü. Acaba. Ben «TOPLUM»un kendisiyim diye bir masal uydurdun. Bilmiyorum. Lüks bir kalenin içine kapanıp dünyadan elini eteğini çekmenin nedenini anlı119 . Küçük ve Kanserli Kadın. düşüncelerini de yüzyıllara çevirmiş midir. ceylanları. küçük. Marian Anderson. doğru. Falan ya da filan ülkeden cinsel açlık çeken birinin «düzdüğü» Güney Denizi Adalarının kıvrak. insanların içindeki «yaşayan şey »in sesi olan bu kadına konser salonlarını kapatan sen değil miydin. tertemiz sevgilerini. Sen yaşam değil. yoksa. «Toplum» benim. Anderson. ama bu. sağlıklı kız ve oğlanlar sevginin tadını çıkarmaya ve onu 118 korumaya başlayınca. doktor ve de fabrika işçisi'dir. bunu yaydın Küçük Kadın. yetiyor ona. Beşyüz ya da bin yıla kalmaz. Nasıl ki kendi yaşamını çocuklarında öldürüyorsan. Yaşam. (yaşayan şey) senin içinde yaşamıyor. toplum marangozdur. öğretmen. devrimin kızı. ya da. Denver'de bir genelevde sana verilenle bir tuttuğunu bilmeyen kızlardan söz ediyorum.olacaktı. yaşamın kendisiyle doyuyor «yaşayan şey». onun çarpık görüntüsüsün. işlerliğini yitirdi. saçma bir anıdan başka bir şey kalmayacak senden geriye. Marian Anderson'a. Zencilere çok yakın olan kuşları. Yahudi ve Hıristiyan gazetelerinde her gün açıklıyorsun toplum olduğunu. senin Küçük Adam'ın da. ama onun adı. kancası ve kurşunuyla yuttu bu saldığın oltayı. bilsen! Yook. diye soruyorum kendi kendime. büyük adımlarla da ilerliyor. Saf Alman Irkının bakiresi olarak gördüğün işlev. sömürüldüğünü ve horgörüldüğünü şimdilik daha anlamamış olan o canlıların yerinde olmak isterdin. ipiyle. Gergin ve kasılmış duran üreme organlarında ne büyük. ne büyük bir rezalet besliyorsun. kalçalarında lop lop sallanan yağa dönüştüren şişko Zenci kadından söz etmiyorum. Rusya'nın gözde bakiresi ya da Devrimin Evrensel kızı olarak yaşamını sürdürüyorsun. ceketli ve de üniformalar kuşanmış olan gergin ve kasılmış bedenli yaratıklarına bırakıyorum. bahçıvan. gerek kızının bir erkeğe ne vakit sarılacağını ilân edip duruyorsun. suratı maskeleşmiş kadın değildir. çocuğuna o da sevgiyi yasaklıyor mudur. sevme yetilerini de anlamsız ve de açık saçık şehvetseverliğini de böylece Zencilerde öldürüyorsun. biliyorum. Atalarından kalma haz duyma yetilerini. Küçük Kadın. Gel gör ki. küçük adımlarla da. Kanserli Kadın? Senden geriye tek bir iz kalmayacak.

Eski Avusturya'da duydum. bir daha dirilmemecesine gömdün üstelik. bana hiçbir şey yapamazsın. ama küçüksün. haline gülecekler. Amerikan Devrimi'nin Küçük Kızı! Dünya senin ellerindeydi. ama karaya kara beyaza beyaz diyebilmeye yürekleri yok. Küçüklüğün ve değersizliğin kemiklerine işlemiş bulunuyor. seni haklı çıkaracak birçok neden var. «ülkeyi savunman gerekiyordu» falan. O da zaten Başsavcı ya da Baş Denetleyici olmak istiyordur. Her şey senden yana. Sen de kendi mezar taşını yeryüzüne attın. bunun nedenini. ya da yeğenin. İnsan olmak büyüklüğünü gösteremedin. Şu anda ne düşündüğün ya da ne söylediğin hiç önemli değil. Bu bir tek bombayla. Viyanalı bir arabacının. Ancak bu türden şeylerle kendini kurtaramazsın. Yok Küçük Kadın. Nagazaki'ye atom bombalarını attın. Devrim'in Kızı.yorum elbet. ve bir «yasa ve düzen» kurbanı aramaktadır. Vergi Denetleme memurunun yardımcısı. Hiç. Şu anda böyle yapmıyorlarsa. tüm sınıfını. Küçük Kadın. ne yaptın. Servetler içinde yüzüyorsun. 121 . denize atılan küçük bir taş gibi sessizce ortadan kalkacaksın sen. sonsuza dek öyle kalacakmış gibi gülümsüyorlar. Başkanlar doğurdun ama onlara ancak küçük ve değersiz olma yeteneği verebildin. yaşamın ve onunla birlikte bedenindeki dokuların da çürüyüp kokuştuğu için mutsuzsun zavallı Küçük Kadın. Bu sözleri çok eskiden. yani. ikiniz de aynı havayı çalıyorsunuz. bu yaptıklarına şaşacak. sessiz bir mezara gömdün. erkek ve çocukları uyaracak insanlık yoktu sende. yaşamı yokumsadığından küçük ve değersizsin. Onu çaya çağırıp kulağını bükmen. Küçük Kadın. yâlnız ve yalnız dünyanın içinde bulunduğu sefil ve perişan durumda aramak gerekir. önemsizliği karşısında başka ne yapabilirdin ki? Böyle bir veba karşısında yapılabilecek en akıllı işi yaptın. Benim hakikatim. kocalarının «işi bittiği». mein Kaiser!» diye bağırdığını duydun mu? Duymadın ha? Tasalanma ama. Oğulların serseri. ne haber. filan. Kabızlık çektiğinden. İnsanlığın mutluluğu senin ellerindeydi. bahçıvanların. kızların da orospu olduğu için. poker fişi gibi harcadın onu. her zaman da böyleydin. damadın Başsavcı yardımcısı. Çünkü Hiroşima ve Nagazaki'deki kadın. Marangozların. İnsanlar göğüslerine madalyalar takılırken fotoğraflar çektiriyorlar. onu duymak için kendini dinlemen yeterli. öğretmen ve fabrika işçilerinin küçüklüğü. seni çıplak gördüm çünkü. yutmam. Ne söyleyeceğini biliyorum Küçük Kadın. «Hurrah. senden çok daha güçlüdür. bana değgin bir iki söz söylemen yeterli. Bu nedenle. yüzüne tonlarla boyadan oluşan bir maske koyduğundan. senden korkmuyorum. lüks bir kalenin içinde yaşıyorsun. ben. Bu işlerin nasıl yürüdüğünü biliyorum. senin oğlun attı bu bombaları yeryüzüne demek istiyorum. doktorların. 120 tüm ırkını bombalayarak. Bana hiçbir masal uyduramazsın. Küçük Kanserli Kadın. Korkaksın. Bundan beşyüz yıl sonra. Devrimin Küçük Kızı. Biliyorum. sonunda Hiroşima'ya. romatizmadan kıvrandığından.

«ulus» gibi. Zavallılığının bataklığında ne denli derinlere battığını görme yürekliliğini gös-teremiyorsun. Küçük Adam! İnsan denen hayvanın korkunç sapmasını ve hastalıklı yozlaşmasını daha yeni yeni anlamaya. Bu yetmiyormuş gibi «ırk». yaptığımız bu «Küçük Adamla Konuşma» ya da günümüzün herhangi bir doğru dürüst kitapçığı da bin ya da beşbin yıllık kültüre göre odur. Bataklıktaki bir kurbağanın guaklaması bile yaşama senin bağırmandan daha yakındır. Bu korkunç yirminci yüzyıl. Binlerce yıl öncesi bulunan ilk tekerlek. Sana insan toplumunun süprüntüsü diyorlar. iki ayağı üzerinde yürüyebilen ama gene de doğru dürüst düşünemeyen insan adlı memeli hayvan haline gelmene değin geçen süreç açısından. bir dine bağlı olma zorunluluğu ve sevginin yasaklanması gibi aptallıklarına bir bitin hayvan postuna yapışması gibi yapışıyorsun. bugünün Dizel lokomotifine göre neyse. Platon'dan bu yana ortaya çıkan her kültürel kuramı anlamsız hale getirdi. Geriye doğru yüzyıllar ve ileriye doğru da binlerce yıl çerçevesi içinde düşünmeyi öğrenmelisin. İnsan kültürü henüz varlık göstermiş bile değil. Bense akıllı ama korkak olduğunu söylüyorum. bunu yaşam-ölüm sorunu yapıp. 122 Arada bir bataklıktan basını çıkarıp. On ya da yirmi yıl önce olan şeyleri anımsayacak bir bellekten yoksunsun. Yaşa- yan canlı açısından. Arada bir bataklıktan başını çıkarıp. ilk canlı hücreden. çözmeye başlıyoruz. Ben. hiçbir uygarlığın kölelerle kurulamayacağını söylüyorum. Bense onun tohumu olduğunu söylüyorum. Yararlılığını ve önemini anlatmadım henüz.«işte sana tek-yanlı bir bağnazlık! Benim bu toplumda hiçbir işlevim yok mu yani?» Sana yalnızca hangi alanlarda küçük ve beş para etmez olduğunu gösterdim Küçük Adam ve de Küçük Kadın. Çok kısa dönemler sınırı içinde —kahvaltıyla yemek saati arasında geçen zamanda— düşünürsün sen her zaman Küçük Adam. küçüklüğün ve anlamsızlığın son derece tehlikeli ve korkunç. Sana aptal olduğunu söylüyorlar. sendeki bu gelişme açısından düşünmeyi öğrenmek zorundasın. Heil! diye bağırıyorsun 123 . Önemsiz biri olsaydın. Uygarlığın kölelere gereksinmesi olduğunu söylüyorlar. bu yüzden iki bin yıl önce söylediğin aptallıkları yineleyip duruyorsun. «sınıf». seninle böyle konuşur muydum sanıyorsun? Önemli olduğun ve çok büyük sorumluluklar taşıdığın içindir ki. Heil! diye bağırıyorsun.

doğru. Belki «sağ »dan çok. savaş başlamazdan önce bulunduğun yerdeydin. daha doğru düşünmene ve o zaman yaptığından daha doğru davranmana olanak bulunmadığını çok iyi anlıyorum. iyileştirici söz etmedin. yuvamın sıcaklığım senin uğrunda feda ettim. Bütün bu korkunç yıllar boyunca. ama tek bir milimetre İLERİ kımıldamadın! Fransızların kurtuluşuyla kumar oynadın. senin uğrunda her şeyini feda etmeye hazır olan dünyayı büyük bir umutsuzluğa düşürdü. Siyasal vebaya karşı verilen savaşta. seni aşağılamadan anlayabileceği bu korkunç başarısızlığın. diplomatik konferanslarıma katılmıyorsun peki? Sen bir hainsin! Benim için savaştın. vah» diye bağırır. mesleksel güvenliğimi ve ailemin. Bu yüzden de. ölümlerle dolu bir yarım yüzyıl boyunca yalnızca yavan sözler çıktı ağzından. Yalnızca kurtarılmak istiyordun. Bunu yapabilecek tek kişi sensin. Umudu yalnızca kendi içine pompalıyorsun. Doğru.«Neden beni bataklıktan çıkarmıyorsun? Neden benim parti toplantılarıma. sen. yeniklik duygusuna kapılmadım. devrimi poker fişi gibi harcadın. Şimdi. Yalnızca büyük ve yalnız yüreklerin sana öfkelenmeden. Senin toplantı ve konferanslarına hiç katılmadım. Hiçbir karşılık almadan binlerce saat doktorluk ettim sana. aldığın hiçbir şeyi de geri vermedin. yirmi beş yıldır senin için savaşıyorum. çoğu kez sen. açlık grevlerine katıldım. içinden dışarıya değil. Sense. doğru. Evet. Şimdi de bana hakaret ediyorsun!» Ben seni içinde bulunduğun bataklıktan çıkaramam. yolaçtığını anlamıyorsun. çünkü orada her zaman «Temel sorunları bırakın! Temel-olmayan konuları. senin için o ülke senin bu ülke benim dolaştım. bu korku senin. bana «iyimser» diyorsun. kendi dünyan tümüyle yıkıldığı içindir ki. ondan daha sonra gelen Rusların yaptıklarını da dünyanın en büyük korkusu haline getirdin. seni iyileştirmek için bütün paramı akıl sağlığı klinikleri kurmaya yatırdığımda da ölümü göze almıştım. Ben. azıcık «sol »a gitmiştin. gösteri yürüyüşlerine. senin uğruna düpedüz ölmeye hazırdım. çünkü bu arada. ayrıntıları tartışalım!» diye bağırıyorlar. benden yalnızca aldın. ikinci büyük savaş sona erdiğinde. tek bir aklı başında. ölüm cezası başımda Demoklesin kılıcı gibi asılı dururken seni otomobilime aldığımda. ciğerlerini patlatırken ben ordan oraya koştum. gösteri yürüyüşü yapan çocuklarını çeşitli saldırılardan korumaya yardım ettiğimde de ölümü göze almıştım. senin örgütlerine oldukça fazla para verdim. her seferinde bir işe doğru başlamana ve onu yanlış sonuçlandırmana neden oluyor. senin hastalığını daha da iyi ve derinlemesine anlamayı öğrenmiş bulunuyordum. umudumu yitirmedim. Kendi içindeki «yaşayan şey»den ölesiye korktuğunu öğrendim çünkü. varını yoğunu verdin. Bilginin umut'a. Küçük Adam. acı çektin. «ah. iyimserim ben ve 125 . ama coşkusal vebanın kol gezdiği 124 otuz korkunç yıl boyunca tek bir yararlı düşünce geçmedi aklından. sana yardım etmek. bütün dünyayı. parlamentolarıma.

her zamankinden daha kararlı ve kesin bir tavırla karşına dikildiğimde korkudan ölecektin nerdeyse. Neden mi? Anlatayım: Yukarda anlattığım halinle —ki şimdi de öylesin— sana tutunduğum sürece. Yaşamı olduğu gibi yaşamana binlerce yıl engel olunduğu nedeniyle. bunun kaçınılmaz olarak böyle olması gerektiğini anlamaya başladım. doğru yolda olduğumu. Sonunda gözlerimi açıp doğrudan yüzüne baktım. kin ve aşağılama duygularımı bastırmasını sağlamayı öğrendim. Dünyaya egemen olma yolunda yaptığın ilk gi- rişimde uğradığın zavallı başarısızlıktan ötürü sana kızmıyordum artık. Ölmeden önce de. Sana yardım ettiğimde bana yaptıklarını binlerce kez unuttum ve sen hasta olduğunu bana binlerce kez anımsattın. bir hacıyatmaz gibi ve de daha güçlü. benim öğretilerimin sana ait olduğunu söyleyen sen değil misin? Bak. Sonra. Dostunu tepip düşmana yamandığında. Küçük Adam. çünkü insanda azıcık bir kendine karşı dürüst olma erdemi kırıntısı varsa.yüreğim. Sen. vaktiyle gençlik hareketlerine katılmış ve iktidarsız olman nedeniyle yakında kalp hastalığından kıvranacak olan bir ruh doktoru. hırsızlık yapan bir kimse. benim için orda burda «Delidir» diye bağırırken. bana da söylediler. O zamanlar. beni yoketmek için kazdığın derin çukurların üzerinden atladığım gibi. Ama giderek. her şeyim gelecekle dolu. Başlangıçta bir aşağılama ve kin duygusu sardı her yanımı. Kendi «önlemli» örgütlerinde. ben yaşayan canlının işleyiş yasalarını buldum. ancak peşimden gelemeyeceğini biliyordun çünkü. benim sonumun geldiğini sandın. Küçük Adam. dağ yarıklarından atladığımı da anladın. Ruhunun bir köşesinde böyle bir dürüstlük kırıntısı vardı. örgütteki dürüst kişiler bunu biliyordu. ordan bili127 Sonunda gözlerimi açıp doğrudan yüzüne baktım 126 . senin hastalığına karşı duyduğum anlayış'ın. senin dar-görüşlülüğün tekrar tekrar yüzüme bir şamar gibi iniyordu. bir küçük ruh doktoruydun sen. elini kolunu sallayarak sokaklarda dolaşamaz. son bir tekme daha indirdin bana. yıllar sonra. çok derin ve geniş uçurumlardan. yaşamını tehlikeye sokmadan başkasına karaçalamaz. Daha sonra kederden öldün.

«yaşayan şey »in ve senin geleceğinin iyice ve derinlemesine incelenmesine önemli bir katkıda bulunabilirim. bir buyurgan yöneticiyi indirip yerine daha kötüsünü başa geçirmen istenmiyor. Seni yadsımaya yürek ister. Ne vakit açık saçık yayınlar yapılsa. Ama sana acımadığım için ve senin zavallı Füh-rerlerin gibi küçük bir büyük adam olma isteği duymadığım içindir ki. sırtından bıçaklanmadan ve alnına karaçalınmadan hakikati savunmak olanaksız olduğundan kendimi senden uzaklaştır-dım. geleceğin ve umudun sen olduğuna inandığım için kendi yaşamımı sana ve senin yaşamına adamıştım. «cinsel hayvanlık» olmakla suçluyor coşkusal veba. sefil ve acınası yüzünün ardında ne olduğu iyice görüldü. kendini bu eleştirilere göre geliş129 . insanlıkdışılığından ve beş para etmez-liğinden kopardım kendimi. Şimdi artık. askeri saldırı hazırlıkları içinde bulunmakla suçluyor coşkusal veba. taktikler insanı ancak ve ancak vakitsiz kazılmış bir mezara götürür. Yapılacak önemli işlerim var çünkü. Küçük Adam. «Yaşayan şey»i. Küçük Adam. senin çevrende. Hepsi de ortadan yitti. bu ikisini birbirine karıştırmıyorum. senin büyük geleceğinin yüce başlangıcı ve bütün küçük adamların tüm küçüklük ye yararsızlıklarının korkunç sonudur. dürüst olduğuna. Yok. coşkusal vebanın nasıl işlediğini kavramış bulunuyoruz. o kişide öldürme eğiliminin başgös-terdiğini öne sürüyor hemen. içinde bulunduğun durumdan uzaklaştırdım kendimi. artık senin de her zamankinden daha sıkı bir biçimde yaşamın yasalarına uymanı istemeye başlıyorlar. Senin ne mal olduğun artık anlaşıldı. sağlıklı yaşamı. Başkalarından yaşamın yasalarına uymasını istediğin gibi. biliyorum. Yalnızca yaşayan yaşam uğruna her türlü özveriye gene hazırım.yorum. dünyanın gidişini saptaman isteniyor. Küçük Adam. Gene söylüyorum: senin geleceğinden değil. ama artık senin için özveride bulunmayacağım. kendisine uygulanan yanlış işlem karşısında. «Yaşayan şey»i buldum ben. başkaldırmaya başladı. Bunu gördükten sonra senin dargörüşlülüğün ve küçüklüğün içinde yokolmamaya karar verdim. içimde duyduğum ve senin içinde aradığım «yaşayan şey»ie senin arandaki ayrımı çok iyi biliyor. yalnız ve yalnız o zaman. dolambaçsız ve içten-likli insan «yaşayan şey»i senin içinde bulmayı umdu. Polonya'yı. işlevlerini ve özelliklerini. Senden. İnsanlığından değil. senin varlığından. Yirmi beş yıldır yapmakta olduğum dev yanlışı daha dün ortaya çıkardım: sen'in yaşamı temsil ettiğine. Çünkü bu arada. Benim gibi daha birçok dürüst. geleceğe yönelik çalışmalarımı sürdürebilirim. Yaşam için tehlikeli olman nedeniyle. Birisini öldürmeye karar verdiği anda. işin ve başarılarınla. senin yaşam biçiminden açıkça ve kesinlikle ayı128 rırsam. Küçük Adam. Kısa bir süredir. Polonya'ya saldırmaya karar verildiği anda. başkalarında eleştirdiğin şeyleri yapmaman. Bu. «yaşayan şey».

. Yarım gün yanımda kalıp da. doymakbilmezliğini. Sense. böyle. yavaş yavaş. senin bedensel katılığın canımı sıkmıştı da çalışma yerimden kalkıp bir bara gitmiştim. İyi cins bir köpek olduğunu hemen anladın ve şöyle dedin: «Onu zincire vursana. Dostsever. buzlu ve sodalı viski içiyordum. Senin binlerce yıllık gizinin kapısını açacak anahtarı bulduk. neşeyle zıpladı.» Elinle de nasıl yapacağını gösteriyordun. bir yabancı ülkeden yeni gelmiştin. anımsadın mı? Hani. ilmiği her beş dakikada bir biraz daha küçülterek. sohbetsever maskenin ardında son derece kaba bir yaratık var 130 kılığında. bak. sen. biliyor artık. herkese dostça davranan.. Köpeğim seni kokladı. anılarını tazeliyeyim: Güzel bir öğle sonrası. İnanmıyor musun bu dediğime? Gel. doğallığını yaşayan bir köpeği yeğliyorum. huysuzlaşsın. Hani yağmurlu bir pazar günü. proletaryanın ya da Dördüncü Reich'ın geleceğini ellerinde tutan sen. Neyse. Ama inancım odur ki. Küçük Adam. sorumluluktan kaçtığını (bağımsız olduğunu). yavaş yavaş. arada bir içki içmeyi severim ama içkici değilimdir). birazcık da sarhoştun. Küçük Adam. biliyor musun? Hepsini birer birer ipe çekeceksin. «çirkin maymunlar» diye söz ettiğini duydum. ama hemen çabucak değil. geçmişte olduğundan daha az başarı göstereceksin.. bunu duymaktansa. gerçek yüzünü ortaya çıkarmaman olanaksız.» Ey zavallı küçük oduncu. hasta iyileştirme odamda çok sık gördüğüm ve iyi tanıdığım bir yüz anlatımıyla şunları söyledin: «Şu batı kıyılarındaki Japonlara ne yapmak gerek. Garson sözlerini onayladığını belirten bir tavırla başını salladı ve bu kahramansı erkekli131 .. Biliyorum..tirmen bekleniyor. çok yavaş. onu bozmak istemiyorum. Küçük Adam. bir köpeğe acı çektirmek.» «Zincire vurulmuş bir huysuz köpek istemiyorum ben.» dedim. iş aramaya bana geldiydin. havlasın? Bu köpek gereğinden çok dostluk gösteriyor insana. bu kez bir oduncu Dostsever. düşmanlardan korunmak için bile olsa. Sonra. Heill diye bağırmayı yeğlersin. Ne büyük dedikoducu olduğunu. bu güzel dünyayı pis pis kokutan genel hastalığını herkes tanıyor. bu işte. kısacası. bu dünyada senden çok daha fazla düşmanım var ama gene de. «Huysuz köpekleri sevmem.. bir masaya oturup viski içmiştim (yo. sohbetsever maskenin ardında son derece kaba bir yaratık var. Japonlardan.

Öfkelendin. Günümüzde herkesin genellikle yaptığı gibi yaşamın se133 . buna gereksinmen yoktu. «yalnız»sın. tek umudun budur. senden kıyasıya nefret eden bu adamın sana bakmasıydi. ne yapacağını bilmez haldesin. kendine bak! Senden ayrılan erkeğe karşı duyduğun kin ve öfkeyle iyileştirme odamda ateş püskürdü-ğün günü anımsarsın. Kurtuluşunun tek yolu. Küçük Kadın. bana geldi. kuzen ve yeğenlerinle bir-likte yıllar yılı kan kusturmuştunuz adama. aylığının üçte birini sana vermeye razıydı. İşte bu yüzden kocanın yaşamını da yıkıyorsun ya. kendi kötü niyetlerini sergilemiş. bunları bana yüklemiş oluyordun. Kafanda böyle kötü tasarımlara yer vereceğine kendini mesleğinde geliştirmenin yollarını araşan. Amerikalı kaçakları kurşuna dizecek. çalışıyordun. anlamıyor musun. Bunu söylemekle.ğine hayran kaldı. bu dünyayı yıkıma sürükleyen milyonlarca benzerin var. değil mi Küçük Kadın? Annen. değil mi? Daha yüzyıllarca sürecek sendeki bu istek. «anacığının dizinin dibinden ayn-lamaz»sın ve de «çaresiz»sin. içinde duyduğun nefretten nefret ediyorsun. aslında senin mesleğin vardı.yüreğini senden bağımsız kılacak kadar güçlü olmadığından. onları vuracak. beni yakından tanıyan» toplumcularla tanışmışsın. yaşama sevgisine tutundu. biliyorum. Yeni doğmuş bir Japon bebeğini kollarına aldın mı hiç Küçük Yurtsever? Hayır. Özgürlük sevgisi duymasının bedeli olarak. bu konuda kafa yorsan olmaz mı? Olmaz. gerçek bilim gibi sanat da zincirlere karşı hoşgörülü değildir. Büyük bir sa132 natçıydı o çünkü. ya da akıl hastalığına iyi gelmeyecek. ne bağırsaklarındaki kabızlığı ne de kafandaki kabızlığı ge-çirmeyecek Küçük Adam. yani bu durumda. elektrikli sandalyeye oturtacak ya da gaz odalarına tıkacaksın. Ne kurşun sıkma ne de darağacına çekme seni içinde bulunduğun bataklıktan çekip çıkaramaz. İngiliz Monarşistlerini ve Yunan Direnişçilerini geberteceksin. içinde kalan son yaşama isteği kırıntısının verdiği güçle ipini kopardı. Alman subaylarını. özgürlüğü seviyordu. gerekçen şuydu: Onun çaresizliğinden. ya da bana böylece gözdağı verdin. kendi varlığına bile dayanamıyorsun. çünkü bu bağımsız olmak anlamına gelirdi: yıllar yılı yalnızca nefret ettiğin adamdan bağımsız olamazdın. teyzelerin. daha yüzyıllarca Japon casuslarını ipe çekecek. «zayıf»sın. bütün parasını almak istiyormuşum. öyle dediler. Onu haketmediği yükümlülüklerden kurtarmada kendisine yardım edeceğimi biliyordun. romatizmalarına. Rus köylü kadınlarını. bunların hiçbiri sevme yeteneğinden yoksun olduğun olgusunu değiştirmeyecek. Sonunda canına tak etti. zavallı Küçük Kadın. ama bunların hiçbiri. yardıma gereksinme duymasından yararlanıp. Polis çağırmaya kalktın. Böyle davranmakla yeni bir dünya kurabileceğini mi . sesini çıkarmıyor diye yıllarca sömürmüştünüz.. Küçük Adam. Bütün akrabalarına o bakıyordu. Biliyorum. yasaların öngördüğü nafakayı. Sen bir tip'sin.sanıyorsun? «Benim her şeyimi bilen. birinin. Oysa senin istediğin tek şey. Şöyle bir kendine bak.

o hiç kapamaz perdelerini. kötüsün. kapı dinleyip duyduğun yarım yamalak sözleri insanlara karaçalmada kullanıyorsun. Yanıtımı etkileyici buluyor herkes. senin gerçeklikdışı düşüncelerin. Federal Mahkemenin tutanak yazmanı Küçük Kadm. Dosyada. Kız. Aslında seni ilgilendiren benim perdelerim değil. Uluslararası Poligamy Derneği'nin Onur Üyesi olduğunuz yazılı. halimi. İyi. neden herkesin benim için kötü şeyler söylediğini anlıyor musun? Benim yaşama biçimimden ötürü değil. Sen namuslu ev kadını. bir görevli şu soruyu yöneltiyor bana: «Bur-da garip bir durum göze çarpıyor. çünkü güzeî şeyleri değil yalnızca çirkin şeyleri görüyor ve duyuyorsun. Bu işte bir iş var!» Hakikate böyle yöntemlerle karşı koymak sökmez artık. yüzeyselliğin yüzünden öyle diyorlar bana. bunlar arasında. akşamları 135 . Bir sonraki duruşmada. «Duyduk duymadık demeyin! Ahlâk denen şey sizi ilgilendiriyorsa dinleyin: Köşe başındaki evde bir ana-kız oturur. Neden 134 durup durup da o saatte indirdi perdesini? İçerde ne yapıyor sanıyorsunuz? Biliyorum. Rusya ve demokrasiye değgin düşüncelerimi kâğıda geçiriyorsun. Kentimizdeki büyük bir üniversite. Buna izin vermeyin!» Doğru-dürüst ev kadınlarınız ve sadık yurttaşlarınız bu hakikat öğretmenine karşı bir dilekçe yazıyor ve profesör işe alınmıyor. değil mi? «Ey. Çok da meraklısın. mal-mülk konusundaki görüşlerimi. er-geç susturulacaksın. dört bin yıllık doğa felsefesinden daha güçlüsün ha? Ama artık ne mal olduğunu anlamaya başlıyor insanlar. gençlerimize hocalık etmesi için ona bir kürsü verecektir. Artık hepsini biliyoruz. ya da nazik olduğu nedeniyle. İspiyonculuk etme ve karaçalına görevlerini sürdürmek istiyorsun. yurtseverler doğuran saygıdeğer kadm. dürüst yurttaşlar! Bu adam bir Felsefe Profesörüdür. Polis. «Bak ne diyeceğim! Gecenin birinde perdelerini indirdiğini gördüm bu adamın. Elbet. «doğaya dönmek» istediği.line kapılmış gidiyorsun. senin gibi ispiyoncuların adını açıklamadığı için kendini güvenlikte sayıyorsun. dur hele. yalnızca çalıştığı ve seni biç umursamadığı gerekçesiyle masum komşunu hapse attırmak için fitnelik etmek istiyorsun. Doğru mu?» Yaptığın bu küçük yanlış. Eh. Küçük Adam. Rousseau konusunda da bildiğin tek şey. Toplumsal konumumun ne olduğu soruluyor. Yargıçlar da Savcılar da senden yana çıkacaktır. ikimizi de güldürüyor. salt yaşama biçimini beğenmediğin. hâlâ gözümün önündesin: geçmişimi. değil mi? Sen. Uluslararası Plasmogeny Derneği'nin de bulunduğunu söylüyorum. çünkü içinde bulunduğun sefil durumdan nasıl sıyrılacağını onlar da bilmemektedirler. hakikatimin yeşermesini engellemek asıl derdin. ey Düşsever Küçük Kadın! Şimdi. şunu da biliyorum ki. ya da özgür davrandığı. üç bilimsel ve yazınsal birliğin onur üyesi olduğumu. senin düşse-verliğin yüzünden. çocuklarına boş-verip onları yetimler yurduna gönderdiğidir.

delikanlıya saldırmış. ahlâkımızın korunmasını istiyoruz. başkalarının karyola gıcırtısına kulak kabarttığın için bu ana cezalandırılıyor. pisliklerden arınık kuşağının çekirdeğidirler. yetişin!» Sen. ya da belki Rus casusu! Belki de İzlanda casusudur! Bir gün saat tam üçte. Yeni yetişen kız ve erkek evlâtlarının sevgisine karşı anlayış gösteren ve onu koruyan aklı başında ve yürekli ana-babalara saygı göstermek istiyoruz. değil mi Küçük Adam? Biliyor musun ki. yaşamını binlerce yıl poker fişi gibi harcamışsın ve bunca yıldır bataklığa saplanmış duruyorsun! «Yakalayın şunu! Bir Alman casusu bu. Küçük Adam? Sen. sen yirminci yüzyılın Güçsüz Küçük Adamının pis uydurmacalarından hiçbirini aklından geçirmeyen. Prens Rudolf'un. şu köydeki öğretmenin bir âşığı var diyen sen değil misin? Bunları söyleyen sen değil misin. New York'da. KARANLIK ÇIKMAZ SOKAKLARDA ANLATMALARINI DEĞİL. evren ışıklarının etkisiyle doğan o göz137 . senin gibi eşcinsel özlemler bes136 lemedim hiçbir zaman. zavallı küçük adam.eve erkek arkadaşını alıyor! Kadını ev işletmekten mahkemeye verin! Fuhuş yapıyorlar! Polis. «N'olmuş. hem de yanında bir kadın vardı!» Sen. RAHAT RAHAT YAŞAMALARINI İSTİYORUZ. şu. Eleanor Roosevelt için vidaları gevşek. SEVMENİN MUTLULUĞUNU AÇIK AÇIK. Mrs. Bu babalarla analar. 86. bu «olay» senin dışkının içinden çıkmıştır. bu dünyanın perişan yurttaşı. falan Üniversitenin Rektörü için karısını başka bir adamla yakalamış diyen sen değil miydin. küçük kızları ayartma isteği duymadım. senin yaptığın gibi «sergilemedim». senin kafandaki pis düşüncelerden hiçbiri yok bende Küçük Adam. uçkurunu toplaya toplaya kaçmak zorunda kalmış. diyen sen değil miydin. duyumları sağlıklı. neden biliyor musunuz. senin gibi. senin gibi sevgi hırsızlığı yapmadım ömrümde. Bir kadın yalnızca beni istediği ve ben de onu istediğim için sarıldım ona. ahlâklı Küçük Adam? KIZLARIMIZLA OĞULLARIMIZIN. kendimi. «ahlâk ve düzen» anlayışını çok iyi biliyoruz artık. perdeler de hep çekikti. onunla cinsel ilişkide bulunmak istemiş!» Bu «olmuş olay»ı anlatırken şehvetsever ağzının suları akıyor. bu. börek yerken boğuldu. sabahın üçüne dek ışık yanardı evde!» De La Mettrie için de. Yoksa kız neden evden koşarak çıksın ve gitsin? Kızla aynı evde oturuyordu. Caddede gördüm onu. geleceğin bedenleri sağlıklı. müthiş bir pisboğazdı. Garson kızların poposuna çimdik atan sen değil misin. halktan biriyle evlendiğini söyleyen sen değil miydin. ömrümde bir kadının ırzına geçmedim —senin gibi— ve tek bir gün bile senin gibi kabızlık çekmedim. Küçük Adam. duydunuz mu! Delikanlının biri rahatsızlığını geçirmek için buna gitmiş. SEVGİLERİNİ BİRBİRLERİNE MERDİVEN ARALARINDA. «Ya buna ne dersiniz: bu adam sekreterine saldırdı. Ne mal olduğunu öyle açık bir biçimde ortaya koydun ki.

139 . Küçüklüğünden ve değersizlik duygusundan arındığında. ama ciddi ciddi düşünmeye başlayacaksın. beş ya da on yüzyıl. Gün gelecek. amaçsız bir düşünme olacak. Nasıl ki. çeşit çeşit dalavereler çevirecek. onlara karşı ne denli kin duyarsan duy. aklı başında. Sözünü. gün gelecek. erişilemeyecek denli derinliklerinde bulunan kendi öz «temizlik». yanlışlarla dolu. düşünmeye başlayacaksın. gizli saklı sevişecek. Sözüm-ona. bu yasalara uymak zorunda kalacaksın. ettiğim bu düşünme. Seni elde edecek olan tek şey. sen bugün seven de138 likanlıları ıslahanelere tıkıyorsan. daha üç.Solcu ahlâk uzmanı Acunsal Yaşam Enerjisini denetliyor kamaştırıcı Kuzey Işığında bir tahtakurusunu inceledin mi hiç. Bak. engizisyonlarını yaşatacaksın. bir ıvır-zıvır olmaktan kurtaramadı. coş-kusal vebadan kıvranacaksın. içinde bulunan temizlik. göstermelik bir adalet değil. ama hiçbiri seni o küçüklüğünden. onun bunun yüzüne gülüp ardından hançer saplayacak. insanların yüzüne karaçalacak. arılık duyguna yenileceksin. Senin de küçücük bir kuşkun olmasın. Ama sonunda. ne bir Çar ya da ne bir «tüm proleterlerin babası» başarmış değildir. — hakikat ve sevginin korunması için çok sıkı yasalar konacak. yaşama karşı duyduğun özlemdir sana gerçekten egemen olabilecek tek şey. Küçük Adam? Hayır mı dedin? «Evet» yanıtını beklemiyordum senden zaten. Onlar seni ancak köleleştirdiler. yaşamın korunması için çok katı yasalar konacak ve sen. beni iyi dinle. arılık duygusudur. başlangıçta çok acıklı olacak. gerçek adalet ve incelik anlayışı içinde çalışacak değişik türden yargıçlar ve savcılar olacak bu dünyada. tahtakurusuna benzeyen insanlar olunmasını önleyecek güçlü yasalar. dürüst insanlarm yüzüne pislik attığında seni tımarhaneye tıkacaklar. seni elde etmeyi ne bir Kaiser. Biliyorum. şu anda kendi yapının derinliklerinde. Bunu adım gibi biliyorum Küçük Adam.

şaşkınlıktan ağzın bir karış açık kalacak. GELECEĞE BÎR BAKIŞ. Gerçi senin bu küçüklüğün. yüze gülüp ardından sövmeler. seni düşündürecek. Mars'a mı.Başkaları sana değgin düşünürken duydukları acıya nasıl yıllarca dayandılar. anlayacaktın bütün bunları. Bulduğum Acunsal Yaşam Enerjisiyle Ay'a mı çıkarsın. işte o vakit. herhangi bir «Koca Petro»ya dönüşmekten başka sonuç vermeyen bir büyük devrimi sahneye koyma olanakların ortadan kalkmış olur. Senin diktatörlerin. kendini düşünmenin getirdiği acılara dayanmayı ister istemez öğreneceksin. Umarız artık. bir papağan gibi davrandığın gerçeğini görecek ve işte bu gerçeği kabullenmeyi uzun süre onuruna yediremeyeceksin. Ama önümüzdeki beşyüz. torunlarının torunları senin geçmişini okuyup öğrenme felaketinden korunabilir umuduyla avunacaksın belki. «Adama da bakın! Amma da düşsever! Neleri yapmayacağımı biliyor! Diktatör müdür nedir! » Hiç de diktatör değilim. Uzay gemilerinin nasıl uçacağını ya da nasıl konacağını da bilemem. sessiz sessiz dişlerini sıkıp durdularsa. ama ben diktatör olacak adam değilim. bunun nasıl olduğunu. kurşun sıkmalar. Bir kez düşünmeye başladın mı. sen de. O durumlar üzerine düşündüğün şeylerin tümden yanlış olduğunu görmek. Bizim duyduğumuz bu acı. madalyalar. doğru sandığın o düşüncelerinin ve tüm o yanlış fikirlerinin yalnızca bir yurtseverlik olduğunu görmek seni çılgına çevirecek. sonra gene seferberlikler. Önüne sürülen bütün bu hileleri. allanıp pullanma. ateşkesler. savaş talimleri ve bombalamalardan başka bir şey yazmadıklarını görecek. Ama nasıl ki. ustalıklı hileler. Geleceğinin nasıl olacağını söyleyemem sana. bilemem. «Peki ya senin bu akıllılığın nerden geliyor?» Senin insan mantığının derinliklerinden geliyor benim akıllılığım. ipe çekmeler. başına gelecek felâketleri nasıl da sezinlemediğini bir türlü anlayamayacaksın. son dört bin yıllık kendi «uygarlık »mı da ölçüp biçmeye başlayacaksın. tören yürüyüşleri. bir ağacın büyümesini çabuklaştıramazlarsa. Küçük Adam. bilmiyorum. anlaşmalar. Bizim umudumuz da bu140 dur. nerden olacak! «Şuna da bakın! Aklını benim derinliklerimden alıyormuş! Lâf! Benim derinliğim yok 141 . senin uzak gelecekte neler yapacağını da söyleyemezler. Kendi gazetelerinin. gaz odasına gönderilmemek için neleri yapamayacağını söyler sana yalnızca. bin ya da beş bin yıl içinde neleri ARTIK YAPMAYACAĞINI bilebilirim. o yalancı dolmaları koyunsu bir sabırla yemekten başka bir işe yarasaydın. Bu durumları yüzyıllar boyunca bir maymun gibi benimsediğin. geceleri evini aydınlatmak için güneş ışığı kullanıp kullanmayacağını da bilemem. güçsüzlüğün karşısında diktatör olmam işten bile değildi. Geçmişinden utanç duyacaksın. seferberlikler. şimdiki zaman içinde.

Senin içindeki bu derinliği biliyorum. Bu yüzden derinliğe baktığında başın dönüyor ve bir uçurumun ke-narındaymışsın gibi dişlerin birbirine vuruyor. yani derinliklerinde bir derinlik olmasaydı. Şimdi biraz anladın mı sıradan bir düşçü olmadığımı? Dinleyecek misin beni şimdi? «Eh. senin büyük geleceğindir. bu yüzden onu duymuyor. gidip gidip aynı yere. Küçük Adam. Eğer içinde. yanlışlarını görecek. yaptıklarına inanamayacağın için belli şeyleri yapmayacaksın. Bu yüzdendir ki. Kendi derinliklerinden ölesiye korkuyorsun. Güzel düşleri dinlemekten za- Bedensel boşalma gücü? Herhalde Sende derinlik olmaz mı hiç! Var. küçük. İçindeki bu derinlik. bu 'derinlik' dediği şey ne mene bir bireyci sözcük!» bu konuşmayı kaleme almazdım. oysa kendini bırakmalısın. pekâlâ. Düşüp «bireyselliğini» yitirmekten korkuyorsun. obur ve hırsız ruhlu adama tosluyorsun. görmüyorsun. Kendine varmak için elinden geleni yaptığında bile. bir doktor olarak taşıdığın kaygılan anlatmak üzere bana geldiğinde keşfettim o derinliği. gelecekte artık neleri kesinlikle yapmayacağını söyleyebilirim sana.ki? Hem. onları yinelemeyeceksin. Küçük Adam. 142 Ben kim oluyorum ki kendi görüşüm olacakmış? 143 . acımasız. Dört bin yıllık kültürsüzlük çağında olanları nasıl yaptığını bir türlü anlayamayacağın. Seninle oturup bunları konuşmazdım. var ama sen bilmiyorsun. kıskanç.

«Amma da düşseversin be doktor! Kral Bezenikus'un. çünkü başka Küçük Adam ve Küçük Kadınların yanlış görüşlerinden korkmaktadırlar. kendine özgü görüşleri olmayan. benim güzel doktorum.rar gelmez ya! Ama bil ki.. «İnsan toplumunun doğurucusu olmak için ne yapmalıyım?» Hiçbir şey. günün olaylarını gazetene yaz. deneyodamı ya da çalıştığım yeri delik deşik etmek için yetiştirilmiş askerleri ve de silâhlan bulunduğunu bilmiyormuş gibi konuşuyorsun!» Askere alındığında ve fabrikaların delik deşik edildiğinde Heil diye bağırdığın içindir ki. Yanlış görüşleri vardır. tarlalarla fabri-kalann yakılıp yıkılmak için o hale getirilme145 . değişecek hiçbir şey yok. Bu korku yüzünden doğru görüşler dile getirilmez. zavallı bir Küçük Adamım ve böyle kalacağım. doğanın gizlerine her zamankinden daha yoğun bir biçimde eğil. askere alınıyorsun ve böyle bağırdığın içindir ki. Bütün bunları yapıyorsun aslında. ya da değişik bir şey yapacak değilsin. yeter. beni dinle: Küçük Adam efsanesinin ardına gizleniyorsun. Kral Bezeni-kus ya da pırıl pırıl zırh kuşanmış Şövalye Prens Şişinikus'un yaptıkları önemlidir sanıyorsun. sokaklarda sürünen. Ben kim oluyorum da. Senin görüşlerin var ve gelecekte bunların varlığını bilmemeyi. Kaçma. hastalarına bak. kaçma. Her Küçük Adam ve Küçük Kadının doğru ve yanlış görüşleri vardır. bildiğini savunsaydm.. İnsan toplumunun doğumundan sorumlu olmak öylesine korkulacak bir şey değil.» Bak. Artık yapmayacağın şeylerden en birincisi. kendini. Özel. Örneğin sen artık «Adamdan sayılmadığına» inanmayacaksın. çünkü yaşamın seline kapılmaktan ve her şey bir yana çocukların ve onların çocukları uğruna yüzmek zorunda kal-mak'tan korkuyorsun. Korkma be Küçük Adam. Ama bunların önemsiz olduğunu. Prens Şişinikus'un savaş yapmak ve beni askere almak. fabrikaların. Ben. bütün Küçük Adam ve Küçük Kadınların görüşlerinin toplamıdır. çocuklarını okula ya da oyun bahçelerine götür. İnsan toplumunu doğuran ve geliştiren kişinin sen olduğunu öğrenecek ve bu bilgini 144 savunacaksın. asıl. yani tarlalann buğday vermeye.. onları savunmamayı ve açıklamamayı büyük bir ayıp sayacak. Şimdiye dek yaptıklarını sürdür. bundan utanacaksın. fabrikaların kurşun yağmuruna tutuluyor. tarlalarını sür. silâh değil eşya ya da pabuç üretmeye yaradığını. onları giz olmaktan çıkarmaya çalış. kendine özgü görüşü olmayan ve «Ben kim oluyorum da. Küçük Adam. «Ama benim görüşlerim konusunda kamuoyu ne der? Kendi fikrimi söyleyecek olsam bir meyva kurdu gibi ezerler beni!» Bak.. çekicini indir. Sen. senin «kamuoyu» dediğin şey. tarlalarımı mayın tarlasına çevirmek.» sözlerini dilinden düşürmeyen bir Küçük Adam olarak görmemektir.

çünkü tek bir gün bile tarlada. (Senin o «Meçhul Asker»ini de çok iyi tanırım. kendi görüşünün doğru. Heil! diye bağırmak ve «Meçhul Asker» anıtlarına çiçekler koymak yerine. Ama bak sen şunu anlamıyorsun bir türlü: Tüm ulusların «Barbarlar»ı ömründe hiç çalışmamış olan Prens Şişinikus'un savaş çağrısı üzerine Heil! diye bağırıp duran milyonlarca Küçük Adamdan başka bir şey değildir. karını. fabrikada ya da laboratuarda çalışmış değillerdir. GÖĞSÜNÜ GERE GERE YAPTIĞIN AN. askere alınıp cepheye gönderildiğimde karım hüngür hüngür ağlıyor. çocuklarının mutluluk içinde büyümesini engelleme. öyle dalıp dalıp gitmene neden olan SAVAŞ OLMAYACAKTIR. proleter orduları topraklarımı kuşattığında çocuklarım ölüm açlığı çekiyor. Alman ya da proletarya ana-yurdunun onuru için yaptığını sanmaktadırlar. milyonlarca ceset yığılıyor sokaklarda. Prens Şişinikus.» diye sormadığın.. çalıp oynamak istiyorum. Barbarlar ya da Almanlar. Ruslar ya da bilmem-kimler zorla üzerime saldırır. yuvamı savunacak değil miyim?» Haklısın Küçük Adam. Japonlar. öksüz çocuklarının sokaklarda açlıktan ölmesine neden olan. tüm proleterlerin anayurdunun cinsel açlıktan kıvranan askerlerinin acımasına bırakan. karımı sevmek istiyorum. senin.» diyen bir Küçük Adamdır. «İyi güzel ama. Pazar günleri ezgiler söylemek. «Peki ben ne yapayım? Savaştan nefret ediyorum. O da senin gibi. çook uzaklardaki bir «zafer meydanında» dolu dolu gözlerle gökyüzüne bakmana. Bu sorulara yanıt vermek için diplomatlara gereksinmen olmayacak artık. Senin Kral Bezenikus'un ya da Şişinikus'un bu gibi şeyleri bilmezler. «Ben kim oluyorum. tarla ya da fabrikanın ölüme değil. karını sev. senin bu işi çocuklarının karnını doyurmak. kendi soruna kendin yanıt vereceksin. bana savaş açarsa ne yapacağım? Evimi. kendi görüşü olduğunu kabul etmeyen ve «Hem ben kim oluyorum da.diğini söyleseydin. İtalya dağlarında savaşırken tanıdım onu. onlar da tıpkı senin gibi adamdan sayılmadıkla-nna inanmakta ve «Ben kim oluyorum ki kendi görüşüm olacakmış?» demektedirler. pırıltılı zırhlar kuşanmış bir Şövalye olan Prens Şişinikus'un askerleri de olmazdı. işini yap. bu bilince vardığın an. karım ve ço146 cuklarım için yaşamak isterken. buna inandığın an. Şu ya da bu ulusun Barbarı sana saldırdığında tüfeğine yapışacaksın. ben işim için. İŞTE BUNLARI BÜTÜN İÇTENLİĞİNLE. Küçük Adam. silâhları da. çalış. Bunu gerçekleştirmek için ne yapmalıyım?» Her zaman yaptığın ve yapmak istediğin şeyi. sırtını giydirmek için değil.. ya da tüm proleterlerin Mareşalinin sendeki ulusal bilinci ayağının altında ezmesine izin vermek yerine. Toprağımı işlemekten başka dileğim yok benim. bir kimse olduğunu bildiğin. onlara özgüveninle ve çalışma bilinciyle karşı koymalısın.) 147 . yaşama hizmet etmek durumunda olduğunu anladığın. işim bittikten sonra çocuklarımla oynamak.

tarlalarını. atom bombası yapmayı bırakmak yerine Heil! diye bağıran Küçük Adamların elinden çıkıyor onlar. söylediklerimi yapmıyor. bulduğun şeyin öldürücü bir silâhtan başka bir şey olmadığını çok iyi bildiğin halde. etkini kullanır. buğdayını talan etmeleri için 149 .Kardeşini. baba ya da koca olarak yapman gereken iş konusundaki doğru görüşünü ona anlatabilir. Amerika'nın bir ucunda bulunan son derece verimli. yaşam için çalıştığını bilmen gerek. Senin cehenneminde değil. yani Japonya. böylesine küçük. Küçük Adam: Göz göre göre kendi mezarını kendin kazdın. gün gelecek. Bunun için yalnızca. «Yaşasın kültür ve teknik!» Ama bak. Er ya da geç —bu da sana bağlı— gün gelecek. Küçük Adam. işlemez hale getirirdin. bu yeryüzündeki tüm Küçük Adamların iyi ve kötü yönleriyle. şunu şuraya yazıyorum. suskunluğunla boğuyor ve kanserden ölmeye devam ediyorsun. savaşların çıkmasını önlemek için yapılacak tek şeyin. Başladı evet. kırık bir yürekle. bir yıkma bilinci yerine yapma bilinci geliştirir ve atom bombasının bu dünyayı paramparça etmesini önleyecek yollan bulurdun. Savaşa gidip gitmemek. bilmezlikten geliyor. o uğursuz atom enerjisinin kanserlerini ve romatizmalarını iyileştireceğini vaat ediyorsun Küçük Adamlara. doktor. Yeni bir çağ. Çin. anlıyor musun. son nefesinde. yirminci yüzyılın en büyük bilim adamı olan sen. hoş. kişinin işini doğru dürüst yapması ve doğru dürüst sevmesi olduğuna inandırabilirsin onu. artık Heil! diye bağırmayacaksın. o bu işten anlamaz. çiftçi. yaptıkları iyi ve kötü işlerle. çünkü yolun bulunduğu yöne bakmıyorsun. «Heil» diye bağırıyorsun. dönüp dolaşıp aynı şeye. tıpatıp sana benzediğini bilmen gerek. bombayı. pırıl pırıl zırhlar kuşanmış bir Şövalye olan Prens Şişinikus* un yapıyor o senin atom bombalarını? Hayır. kesin bir dille ona karşı koyar. doğru düşünmüyorsun. sıkıntıdan ölmeye devam ediyorsun. bir tek atom bombası yüz binlerce insanı bir anda öldürebilir!» Daha hâlâ doğru düşünmüyorsun Küçük Adam. Kendi yarattığın labirentin içinde dönüp duruyor. «atom enerjisi çağı» başladı sanıyorsun. ama şimdi bunlar bir de atom bombası çıkardılar. ya da herhangi bir Barbarlar ülkesindeki Küçük Adamı tanıyabilir. Eğer sen. «İyi. ama senin düşündüğün gibi değil. Öte 148 yanda. ama ölürken bile. Küçük Adam. bunu biliyorsun Küçük Adam. Benim Acunsal Enerjimin çeşitli hastalıkları iyileştirebileceğini söyledim sana. sana dayanıyor iş. bir işçi. bunu yapamamışsan. ya da. Ama duymazlıktan. senin o fizik biliminin vardığı çıkmaz sokağa girmiş oluyorsun. Bunu yapmakla. Yani. açık seçik. sana ve senin doğru ya da yapay düşünmene bağlı her şey. çıkış yolunu bir türlü bulamıyorsun. ancak mikroskopla seçilebilen bir cisim kadar küçük bir adam olmasaydın. ölüm için değil. tümüyle senin elinde. Sen sanıyor musun ki. deneyodamda başladı yeni bir çağ. Bunun için yalnızca.

senin içinde var. gün gelecek. içinde bulunduğun duruma hiç uymaz. yalnızca yaşam için çalışacaksın. varlığının bir köşesinde. yeni yetişmiş kızının 151 . çünkü bunun sonucu olarak kendi çocuklarının ve karının açlıktan ölmesine yolaçabi-lirsin. bu dediklerimi yapabilirsin. İlle de bir «grev» yapmak istiyorsan. Onların savaşlarına ayıracak vaktin olmadığını. karın ya da sevgilin. başka bir şey mi yaparsın. Onu mu yaparsın. içinde bir aydınlık duyar. çalışma grevi yap. güvenlikten daha büyük anlam taşıdığı vakit yaşamın güzel ve güvenlikli olacak. «Genel greve gideyim mi. toplumun. çalışmıyorsun. savaş isteyenleri içine koy. toplumunun iyiliğinden ve kötülüğünden kendinin sorumlu olduğunu. Gün gelecek. ölüm için değil. Görüyo150 rum. Canlılık. senin varlığının tümünün ruhsal durumu olduğu an (bu. ürünlerin ya da çiftliğin için çalışarak grev yap. yalnızca kendi yaşamın için ÇALIŞACAKSIN.» diyorsun içinden. sevgi. Ne zaman doğru dürüst bir yaşam süreceğini. Grev yapmakla. senin gözünde. olmaz anlamında başını iki yana sallıyorsun. eğer bir hiç olduğunu ve kendi görüşünün bulunamayacağını sanmaktan vazgeçsen. iş arkadaşlarınla diplomatlar aracılığıyla değil de doğrudan doğruya ilişki kurduğun an. büyük savaşçıların yaptığı kötülükleri değil de. büyük bir alanın çevresine dikenli tel çek. Küçük Adam. çocuğun. derinlere gömülü olarak duruyor) güzel olacak yaşamın-. Er ya da geç. birbirlerini öldürsünler. çekicin ve stetoskobun senin elinde. eğer artık Heil! diye haykırmasan. bilemem. Grevdeyken. düşüncelerin uyumlu. oysa biz çalışmaktan söz ediyoruz. özgünlüğün. fabrikalarının kurşunlarla delik deşik edilmesi için çalışmayacaksın. bir düşsever. Bunun yanıtı. paradan önemli. Küçük Adam. Kendin. bu sorumluluğun nice büyük olduğunu gösteremezsin. biçimsel ve yapmacık kurallardan kaçarsan. bırak orda teketek dövüşsün. hakikatleri duyduğunda yüreğinde bir canlılık. Dünya denen bu kentin dışına. ha?» Orasını ben bilmem. Genel grev dediğin şey kötü bir savaşma aracı olsa gerek. Beethoven ya da Bach'ın ruhsal durumu. çocuklarının öğretmenlerine politikacılardan çok daha fazla ücret verildiği an. grev yapmayacaksın. İşte Küçük Adam. duyguların tutarlı olduğunda. Her şey — yaşamın. ne zaman güvenlik içinde olacağını soruyorsun. ya da belki «bir Kızıl bu. parti çizgisinden ya da kamuoyundan daha önemli. büyük adamların düşüncelerini içinde duyabildiğin an. Hangi konularda yanlış düşündüğünü —bugün olduğu gibi yaptığın yanlış ona-rılmaz hale gelmeden— vaktinde yakalarsan. bir evlenme cüzdanına gösterdiğinden daha büyük bir saygı duyduğun zaman güzel olacak yaşamın. çocuklarının yaşamı. Özel yeteneklerini zamanında gördüğün ve artık yaşlandığını zamanında kabul ettiğin vakit. çok daha önemli işler yapmakta olduğunu söyle onlara. kadınla erkek arasındaki sevgiye.sürmeyecek.

sevgiden duyduğu mutluluk seni öfkelendirmek yerine sevindirirse, insanların, sevme organlarıyla oynayan çocukları cezalandırdıkları günler çok gerilerde kalmış ve sen "«hey gidi günler» diyerek başını sallıyorsan, sokaktaki tüm insanların yüzünden özgürlük pkunduğu, üzüntü ve sefalet yerine canlılık ve neşe fış-kırdığı gün, insanlar, bu dünya üzerinde artık içeri çekilmiş, kasılmış karınlan ve ölü cinsel organlarıyla yürümediği gün yaşamın mutlu olacak. Akıl istiyorsun, ne yapayım diyorsun, Küçük Adam. Binlerce yıl boyunca, iyi kötü akıl veren, sana yol gösteren oldu. İçinde bulunduğun zavallılığın nedeni sana gösterilen yolların iyi olmamasından değil, senin küçük, beş para etmez bir adam olmandan geliyor. Sana önerilerde bulunabilirim, yol gösteririm, ama sen sen olduğun ve belli bir düşünme biçimine sahip olduğun için duyduklarını, herkesin çıkarına olacak biçimde uygulayacak yetenekten yoksunsun. Diyelim, şu diplomatlığı artık kesmeni, bunun yerine, bütün ülkelerin ayakkabıcıları, marangoz, makinist, teknisyen, doktor, eğitimci, yazar, yönetici, madenci ya da çiftçileriyle mesleksel ve kişisel bir kardeşlik kurmanı önersem, tüm Çinli çocukların ayağına en rahat uyacak pabucun nasıl olması gerektiği konusunda tüm dünyanın ayakkabıcıları ortak karar verse, insanların donmaktan nasıl korunacağını düşünme işini dünyanın madencilerine bıraksan, ye152

ni doğmuş çocukların olası güçsüzlük, akıl hastalığı gibi şeylere karşı nasıl korunması gerektiği konusunda bütün ülkelerin ve ulusların eğitimcileri karar verse, ne dersin? İnsan yaşamında çok doğal ve gerekli olan bu tür şeylerle karşılaşsan, ne yaparsın, Küçük Adam? (Bunları söyledim diye beni hemen «Kızıl» damgasıyla hapse tıkmamışsan), bana, ya doğrudan doğruya, ya da parti, kilise, hükümet ya da sendikanın bir sözcüsü aracılığıyla şunu söyleyeceksin kuşkusuz: «Ben kim oluyorum ki? Uluslararası diplomatik ilişkilerin yerine uluslararası çalışma, iş ve toplumsal gelişme ilişkileri kuracak adam mıyım ben?» Ya da: «Ulusların iktisadî ve kültürel gelişme alanlarındaki ayrılıklarını ortadan kaldıramayız.» Ya da: «Faşist Alman ya da Japonlarla, Komünist Ruslar ve anamalcı Amerikalılarla mal değiş tokuşu mu yapacaktık yani? Bunu mu istiyorsun?» Ya da: «Beni her şeyden önce, kendi Rus, Alman, Amerikan, İngiliz, Yahudi ya da Arap anavatanım ilgilendirir.» Ya da: «Benim işim başımdan aşmış, yaşamımı bir düzene sokmak, kendi terziler sendikamla aramı bozmamak için yapmam gereken bir yığın iş var. Diğer ulusların terzileriyle başkaları uğraşsın.» Ya da: «Şu Anamalcının, Bolşevik, Faşist, Troçkist, Entemasyonalist, Seksüalist, Yahudi, 153

Yabancı, Aydın, Düşsever, Düşçü Demagog, Çılgın, Bireyci ya da Anarşistin sözlerine kulak asma. Sende hiç Amerikan, Rus, Alman, İngiliz, Yahudi, vb. bilinci yok mu? Safsatadan bıktık!. İnsan ilişkilerinin düzenlenmesinde üstüne düşen sorumluluktan kaçmak için bu sloganlardan birini kullanacağına kalıbımı basarım. Küçük Adam. «Ben adam değil miyim peki? Söylediğim hiçbir şeye inanmıyor, yaptığım her şeyin yanlış olduğunu söylüyorsun! Vargücümle çalışıyorum, karıma ve çocuklarıma bakıyorum, doğru dürüst bir yaşam sürüyor, ülkeme hizmet ediyorum. Bu kadar da kötü müyüm ben yani!» Dürüst, aklı başında, çalışkan, verimli bir varlık — örneğin bir arı ya da karınca gibi— olduğunu biliyorum. Ben yalnızca senin yaşamını zehir eden, onu yüzyıllardır yıkan ve yıkmakta olan Küçük Adamı günışığına çıkarmak istemiştim. Küçük ve beş para etmez olmadığın zamanlar BÜYÜKSÜN sen Küçük Adam. İşte bu büyüklük, senin tek umudundur, kurtuluşun yalnız ve yalnız bu büyüklüğünle gerçekleşecektir, Küçük Adam. Bir ticaret adamı olarak işini severek yaptığında, tahta oymaktan, binalar kurmaktan, boya yapmak, vitrin düzenlemek, tarlanı sürmekten hoşlandığında, bu işleri severek yaptığında, çok büyüksün; mavi gökyüzüne, bir ceylana, yeşil çimenleri örten kırağı taneciklerine sevgiyle, hoşnutlukla baktığında büyüksün; müzikten, danstan hoşlanır-

ken, çocuklarının gelişmesini tatlı tatlı izler, kadınının ya da erkeğinin güzel bedeninden zevk alırken büyüksün; güneş ve gezegenler dizgesinin yaptığı hareketleri gösteren aracın başına geçip, tependeki gökyüzünde olup bitenleri öğrenmek istediğinde, ya da kitaplığına gidip,

Ben adam değil miyim?

başka kadın ve erkeklerin yaşam üzerine neler düşündüğünü okumak istediğinde büyüksün. 155

Bir büyükbaba olarak torununu dizine oturtup, çook eski günlerde olanları ona anlattığında, bilinmez bir geleceğe, onun çocuksu merakı ve inancıyla baktığında büyüksün. Bir ana olarak, bebeğine ninni söylediğinde, gözlerin dolu dolu, yüreğinin tüm içtenliğiyle onun gelecekte mutlu olmasını dilediğinde, onu büyüttüğün yıllar boyunca, her saat onun geleceğini kurduğun, o mutlu geleceği yavrunun içinde her an yarattığın, yeşerttiğin zaman büyüksün. Eski halk türkülerini söylediğinde büyüksün, Küçük Adam, bir akordeonun ezgilerine uyarak hoplaya zıplaya dansederken büyüksün, halk türküleri sıcaktır, insanın yüreğini okşar çünkü ve onlar, bütün dünyada aynıdır; evrenseldir halk ezgileri. Ve dostuna şunları söylediğinde büyüksün: «İyi bir yazgım olduğu, pisliklerden ve oburluktan uzak bir yaşam sürebildiğim için sevinçliyim, çocuklarımın büyümesini ve gelişmesini, ilk agularından, emekleme, yürüme ve oynamalarına dek yakından izleyebildiğim, onların sorularını ilgiyle dinleyebildiğim, kahkahalarını duyduğum, sevgilerine tanık olduğum için sevinçliyim. Baharı ve onun tatlı rüzgârlarını, evin az ilerisindeki ırmağın türkülerini yüreğimde duyabildiğim, kötüniyetli komşuların dedikodularına katılmadığım, eşimi kucaklarken derin bir mutluluk duyduğum, bedenimden akıp giden yaşamın sesini, coşkusunu, canlılığını duyabildiğim için sevinçliyim; güçlüklerle karşılaştığımda, hangi yolu seçeceğimi bilebildiğim, yön duygumu yitirmediğim için, yaşamımın bir 156

anlamı olduğu için sevinçliyim. Böylesine mutlu bir yaşam sürebildim, çünkü, her zaman, ama her zaman, içimdeki şu sesi dinledim: 'Önemli olan tek bir şey vardır: Sakıngan ve korkak kimselerin yürüdüğü yoldan başka bir yönü gösterse, seni sürüden ayırsa bile, yüreğinden gelen sesi dinle.' Yaşam, zaman zaman sana dayanılmaz acılar verse de, küsme, kaba davranma ona karşı. Günlük işimi yaptıktan sonra, akşamın sessizliğinde evimin önündeki çimenler üzerine karım ve çocuğumla oturduğumda, doğanın solumasını içimde duyduğumda, bir ezgi çalınıyor kulağıma, geleceğin ezgisi: 'Eyy, siz milyonlarca insan, sizi kucaklıyorum, bütün dünyanın öpücüğüyle kucaklıyorum sizi!' İşte o an, bu yaşamın, bu yaşamın içinde olan her şeyin haklarına sahip çıkmasını, dünyayı top sesleriyle dolduran korkak ve katı ruhları değiştirmesini istiyorum; dayanılmaz bir istek bu. Durdurun şu top seslerini. Bu insanlar, yaşam karşısında kendilerini çaresiz gördükleri için geçiyorlar top tüfek başına. Oysa çaresiz değiller... 'Baba, güneş battı. Nereye gitti? Gene gelecek mi?' diye soruyor oğlum; onu kucaklıyorum ve yanıtlıyorum: 'Evet oğlum, gelecek, az sonra gelip bizi ısıtacak.'»
***

Seninle yaptığım konuşmanın sonuna geldim, Küçük Adam. Daha sana söyleyeceğim öyle çok şey var ki. Ama bu konuşmayı dikkatle ve içtenlikle okudunsa, benim işaret etmediğim 157

Çünkü senin beş para etmez davranış ve düşüncelerini doğuran şey. Bugüne dek bana yaptıkların. aç koca kurtlar. ya da gelecekte yapacakların hiçbir şeyi değiştirmez. Bu bağlılığımdan bir an bile ayrılmadım. yaşamını yönetebileceği bir alet sunduğumu anlamaya. Benim en büyük ödülüm budur. . bugüne dek yalnızca makinala-rı yönetmeyi beceren insanoğluna. Çocuklarının çocukları. Sende o nitelik olduğu sürece. Senin organizmanın sadık bir mühendisiyim ben. senin acunsal doğanın uçsuz bucaksız alanlarını gözler önüne serdim.yerlerde bile bir Küçük Adam gibi davrandığını göreceksin. çöplüklerde türeyen kurtlar. İçinde bulunan «yaşayan şeyin. kurnazlar. Buyurganlar. bir bilgenin bir zamanlar öngördüğü şu ■ yazgıdan kurtulamayacaklardır: Kutsal sözcüklerin tohumunu ektim yeryüzüne. zehir saçanlar. Çok geçmeden kötülükler silinecek Savaşçılar ölecek Taşlar toprak olacak. bu gerçeği kabul etmeye götürecek seni. benim izimde yürüyecek ve insan doğasının iyi birer mühendisi olacaklardır. ister akıl hastanesine tık. her ne yapsan. aynıdır. açıkgözler. ister kurtarıcın olarak sarıl bana. Beni ister bir dâhi olarak göklere çıkar. ister casus diye darağacında sallandır. zorunluluklar ergeç canlıların yaşama yasalarını bulduğumu. binlerce Nuh gemisi şu sözlerimi yankılatacak: Ekilen tohumlar Ürün verecek. küçük olacaksın. 158 Çok geçmeden anlı şanlı krallar Kuru güz yaprakları gibi savrulacak: Her tufanda. bilinçli bir erekle.

PAYEL YAYINEVİ — Cağaloğlu Yokuşu Evren Han Kat 3.K. : 528 44 09 — 511 82 33 . 889 Sirkeci/İstanbul Tel. No: 51 Cağaloğlu .İstanbul P.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful