You are on page 1of 12

KÖKTÜRKLERİN TARİHİNE BİR BAKIŞ

*
Dr. A, von GABAİN
Berlin Üniversitesi Türkoloji Doçenti

I. S t e p t e y a ş a y a n K ö k t ü r k l e r [682-742] Türk adının ilk defa zikredildiği 556 yılındanberi, Türk uruğları, ara sıra, göçebelikten yerleşik tarzı hayata geçme teşebbüslerile, bizi heyecanlı sahneler karşısında bırakmışlardır. Askerî bakımdan daima çok büyük yararlıklar gösteren Türkler, bu merhaleler arasında da parlak devirler geçirmişlerdir. Misal olarak Selçukluları gösterebiliriz: bunlar, göçebe halinde Anadolu'ya gelerek, kısa bir zamanda mükem­ mel şehir kültürü (meselâ Konya gibi) kurmuşlardır. Bugün Kazaklar da, yaşadıkları stepten günden güne uzaklaşarak, şehirlere doğru yö­ nelmek suretiyle şehirli Özbeklerle kültür üstünlüğü müsabakasına baş­ lamışlardır. Eskiden, şimalî Moğolistan'da yaşıyan Türkler de, bu gibi tarzî hayata değişmeleri yapmışlar ve nihayet Tarım nehri boyundaki şehir­ lerde kendilerinden önceki, karışık milletler kültürünü benimsiyerek onun muhafızı olmuşlardır. Buna benzer tarzî hayat değiştirmeleri; hiç bir zaman büyük fedakarlıklara ye acılara katlanmadan yapılamaz. Onun için de bu tarzî hayat değişmesinin kendiliğinden serbestle vuku bulamayışı, tarihin tabiî kanunudur. Bundan, galiba hiç bir millet kendi dileğile kaçı­ namıyor. İki arzu arasında olan gerginlik müsbet bir kuvvet doğurur. Acı, içerden gelen asil istekleri ve hedefi genişletir, insanı daha fazla derinleştirir. Bu gibi acılar karakteri kuvvetlendirir, bazan fikirleri aklı­ mızla kavrayamadığımız zaman, onu ancak, kalpten gelen duygu ile te­ barüz ettirebiliriz. Aynı suretle, acıların insanın ruhî kuvveti üzerine olan tesiriyle, çalışma ve teşebbüs kuvveti dahi çok defalar artabilir. Bu tahteşşuur kuvvet, insanı eskisinden daha fazla canlandırır ve onu daha büyük hedeflere doğru sürükliyerek muvaffakiyete götürür. Gerçi bir çok insanlar, tarihte olup geçen vakaları ehemmiyetli saymazlar. Fakat tarihî vak'aların ehemmiyet ve kıymeti, onun insanlar üzerindeki tesirinin derinliği ve sebep olduğu hadiselerin genişliğiyle ölçülür. Bu hadiselerin kıymeti, bilhassa, sonunda bir milletin mukadde-.
* Bu yazı, memleketimize misafir olarak gelen ve Fakültemizin açılışının ilk yıl­ larında Sinoloji Enstitümüzün Profesörü olan Dr. A. von Gabain tarafından 22 ve 24 İkinciteşrin 1943 tarihinde iki konferans halinde verilmiştir.

Cesaret edip yazmak istediğim düşünceler. şimalî Moğolistan'da yaşıyan bir çok Türk kabi­ leleri Çin'in şimal hudutlarına gelerek. Orada Kara'Kum'da. ayni zamanda Çinlilere itaat etmenin artık bir sonu olarak telâkki edildiğinden. Çinliler tarafından kabul edilmiş kimselerdi.686 A. yani. bir Sürü Türk uruğu da. Çin'in şimal hudutlarına yerleşmiş olan bu Türkler. Türk okuyucularına bütün ders kitaplarında mevcut olan eski Türk tarihini anlatmak değildir. Çin'in şimdiki Şan-Si vilâyetinin şimalinde bulunan ve eskiden Türk hakanının ailesine mensup olan Kutluğ adlı bir şad'dı Kutluğ. onlar toplu bir hale gelmeden önce. Tonyukok. Önce bunların her tarafını düşman saçmış bulunuyordu.. Çinlilerden gayet iyi saklana­ bilmişler ye günden güne artmışlardır. Yedinci yüzyılda. tehlikeli Çin hududundan ayrılmaktı. Tonyukok etrafındaki düşmanlara.bir kaç kişi ile beraber Seddiçin'in dışarısında olan Yin-Şan dağlarına kaçtı. iltihak etmiştir. hücum et­ mek taraftan olduğundan çarçabuk işe başlıyor. Bu uruğlar Yin-Şan dağlarının vadilerinde. İlk hedefleri. şimdi kurulmak üzere olan yeni devletin hayat tarzî meselesi ortaya çıkıyor. Çinlilere'çok büyük sadakatle hizmet etmiş olan Türk kumandanı tedbirli Bilge Tonyukok da. bunun için YinŞan dağından Çuğay dağlarına (bugünkü şimalî Moğolistan'da Hangay dağı) çekiliyorlar. Kutluğ şad'ı yüksek Hakanlık payesini talep etmeğe teşvik etmiştir. böyle hadiselerin bizim hayatımızda da vukuu ih­ timali bakımından büyük ehemmiyeti haizdir. Kutluğ'un arkasından onun bu cesur hareketini beğenen. Çin hükümetine yarı mecburî olarak hudut bekçiliği hizmetini etmişlerdir. karargâh 'çadırı kuruyorlar. onun hayat memat me­ selesi şeklini alması. Türklerin göçebe hayatından yerleşik hayata geçmeleri devrinde yaşanmış olması muhtemel dönüm noktasının ana hatlarını izah etmek. von GABAİN ratı üzerindeki menfi veya müsbet tesiri. fikrinde bulunuyor. Başlarında olan başbuğlar. Maksadım.! devletin nizamlarını Çin'den mi alacaklar. Bu mühim hadise. büsbütün teş­ kilâtsız değildiler. nihayet tahammül edemiyerek 681'de maiyetindeki. yarı yerleşik halde mi kalacaklardı. Türkler de Çinlilere bu hakkı vermeğe mecbur olmuşlardır. Kutluğ'ün millî gayeleriyle coşarak büyük bir millî duygu ve Türk devletini bir kere daha kurmak neşesiyle ona. şehirler mi kuracaklar^Çin dinini mi kabul edecekler yoksa eskisi gibi [göçebe.. Meselâ bu başbuğlardan birisi. İlk önce şimalde olan . Tonyukok tereddütsüz kararını veriyor: ''Türkler eski ataları tarzında yaşamadırlar» Çin dini dahi Türklere uymıyacaktır. Türk tarihinin bu meselesini çözmeğe çalışmaktan ibarettir. onun yanına kaçmıştır.

yâni parmaklıkla çevrilirdi. Tonyukok . Hükümdarın unvanı îlig idi. yerleşiyorlar. yâni nişin. şimdi tasvir edilmiş olan Ötüken dağ yaylasında. onu bu zafere götürecek. Yakınlarında bulunan dağların. bu kelime il'in. Çünkü. Onun için bu dağ diğer bütün uruğ ve milletler için daima önemli bir devlet merkezi.KÖKTÜRKLERİN TARİHİNE BİR BAKIŞ 687 Oğuzların üzerine yürümek istiyor. devleti koruyarak. oralarda tam bir hâkimiyeti ellerinde bulundurmaları lâzımdı. ihtiyaçlarına bol bol yeten step. de kolaylıkla temin ederdi. komşuları üzerinde daha büyük bir hâkimiyete malik olmak istedikleri zaman kâfi gelmiyordu. belki de bir tuğ konurdu. Böylece Türkler. Bu mücadele Ötüken dağlarındaki yaylada çok ağır şartlar içinde geçiyor. Atlı ve göçebeler. onun emniyet ve inkişafını temin edebilecekti. halkın reh­ beri manaşındadır. hayvanları düşmanın giremiyeceği va­ dilerde beslemek ve kendilerini korumak gibi. Bu zafer haberi duyulur duyulmaz. Ötüken dağının bu fevkalâde vaziyet buraya eller gözünde tarih boyunca süren büyük ehemmiyeti kazandırmış ve Türklerde de bu dağın kutsiyet ocağı ve mukaddes ruhun ikametgâhı olduğu kanaatini doğurmuştur. Bu dağ yaylalarının bir elden diğer ele geçmesi ancak ansızın ya­ pılan bir baskınla mümkündü. Cenuptan Hangay dağı. şimalden de Tangnu-Ola "ile sarılmış olan Ötüken yaylaları. örgün'ün önüne. Türklere her taraftan kayıtsız şartsız iltihak etmek istiyen bir çok diğer Türk kabileleri de gelmişler­ dir. ancak onların kendi kuvveti hakkında doğru i malûmata malik olmadıkları bir anda ve ansızın basmak suretile alabileceğini anlamış ve baskını tam zamanında yapmıştı.bu dağı. Yaylanın bu vaziyeti. Prof. yaz için gayet iyi bir yayla ve tehlikeli zamanlarda da mükemmel bir korunma yeri idi. orada hâkim olan kuvvetin etrafa nüfuz ve tesirini. Nikolai Poppe Ötüken) kelimesinin Moğulcada yer ilahesi manâsına geldiğini anlatmaktadır. Arazi bakımından böyle yüksek bir yer bulunmadığı zaman ayrıca hazırlanarak yükseltilirdi. Örgün'ün etrafı bir çit. Oğuzlardan. Türkler çabuk karar vermeleri ve birdenbire hücum etmeleri yü­ zünden sayıca kendilerinden ikiye karşı üç nisbetinde üstün olan düş­ man Oğuzları mağlup ediyorlar. Ancak Ötüken dağlarında yerleşmiş olan Türk devletçiliği ruhudur ki. Ötüken yaylası. Onun için de Tonyukok ilk olarak burasının zaptım istiyordu. .. müdafaasını kolaylaştırdığı gibi. bir belgü. tabiî ve yüksek bir kale vaziyetinde idi. îktisadî bakımdan mühim ve hayatî meselelere yaraması dolayısiyle. stepte kendi başlarına hâkim olup oturdukları müddetçe. Hükümdarın ordusu yani karargâhı ötüken'in mer­ kezinde yüksek bir yerde kurulurdu. onun için de buna Örgün adı verilmişti. tâ eskiden Türk ananesinin mukaddes toprağı sayılırdı Devlet buradan idare edilmeliydi.

688 A. etrafta biraz uzaklarda kurulmuş olsa gerek. Mukaddes hayvan olarak börû. yerin ve suyun Tanrısı. Çok soğuk kışlarda da çadırlarda otururlardı. Daha sonraları türbeleri yaparken. spor veya bir oyun gibi sevilirdi. Buna harp ganimetleri de ilâve edilirdi. kâragâhın merkezinde değil. Yoğ. Hakikî harp yerine. onlar kendileri bu zafer ve galibiyete iştirak etmedikleri halde. Çinlileri taklit ediyorlar. kısmen de yağma yoluyla getirilirdi Çin'den ipek ve darı alırlardı. Yabancı şehirleri yağma etmek. Servetlerinin esas menbaını hayvan sürüleri teşkil ederdi. Kara kum maruf kış karargâhlarından biri idi. yani onlarca paketi buradan yapılırdı. Kadın ve çocukların ev çadırları yani eb. Uzak garpten (yani Semerkant havalisinden) . ansızın hücum imkânları olan dağlarda olurdu. Kış karargâhlarında da ili idare etmek için tedbirler alınırdı. galiba ancak ötüken dağ yaylalarındâ yapılmıştır. Kadınlar umumiyetle hürmet görürler ve oldukça müstakil hayat sürerlerdi. Harpler umumiyetle yazın yapılırdı. yâni ölülere yapılan merasim. düşman için mağlûbiyet hazırlanmış oluyor ve galibe baş eğ­ mekten başka çare kalmıyordu. Ölüyü yerin altında taşlarla muntazam bir şekil­ de yapılmış bir çukura gömerler ve üstüne oldukça çok toprak yığ­ mak suretile bir kaç metre. çadır ve hayvanlarını ele geçirmek gibi yağmalara müracaat dahi olmuştur. öbür dün­ yada da galip gelene hizmet etmeliydi." Stepte olan harplerden çok bahsedil­ mez. galiba felâket getirici ve çadırdan ayrılmalarının ceza senesi addedilmiştir. Bu hayyanın ismi. galiba ayrı ve müstakil bir ev idaresine sahip olmuşlar­ dır. Büyük kahramanların" kabri önüne Balbal adı verilen insan hey"keli yapılırdı. hattâ onlardan sanatkârlar getiriyorlardı. Yalnız 730-731'de Maka Kurgan adlı bir kalede kışı geçirmişlerdi. 3) ecdada tapmak. âdeta bir yasak hareket gibi kabul edilerek. Bu da kalelerde kışı geçirmeğe alışmış olan Türkler tarafından. Balballar mağlup olmuş ve öldürülmüş düşmanın heykeli olurdu. ona kutsiyet atfedildiğinden korku ve saygı ile börü yerine kurt. 2) Yersu. hattâ ölen dost-' lara . öbür dünyada güya mağlûpların hizmetinden istifade ederlerdi. Altın ve gümüş bugünkü Mancurya' dan kısmen tazminat. Bunun manası: hayatta mağlûp edilmiş 1)u düşman. Burada muvaffak olunursa. bazan hi­ leli yollarla düşmanın kadın ve çocuklarını. Bazı balballar. Hükümdarların ka­ dınları.da hediye edilirdi. von GABAİN Hükümetin icra faaliyeti. Bu mukaddes merkezde üç kutsiyete taparlardı: 1) Gök Tanrısı. yâni kurt'u tanımışlardır. meselâ dört beş metre. yani küçük haşerinin adı verilmiştir. çoğu harpler. yüksekliğinde bir mezar yaparlardı.

neti neticesinde 716. Bunun neticesinde Türk hayatına daha fazla şehir kültürü girmeğe başlar. Kutluğ Hakan. kat'iyen mani olmıyordu. Oğuzlara ve Tatarlara karşı ağır mücadelelerde. onları her cihetten tatmin etmek mecburiye­ tinde kalmıştır. Moğolistan'da yaşıyan Türklerin. göçebe kahramanı olarak. şehir mahsul ve mamulâtına ihtiyaçları oldu­ ğundan yağmalardan vazgeçemezlerdi. Bazan o. üzerlerine aldıkları ve yaptıkları tarihî vazife şudur: Orta-Asya'ya asırlar boyunca bir çok milletler hâkim olduktan sonra. Ötüken dağ yaylalarından milletini bir araya toplamış ve 692 ye kadar on yıl hüküm sürmüştür. Çin'e karşı güttükleri siyasetin değişmesi dolayısiyle. Bumin Hakan devrinde olduğu gibi. Bundan sonra kısa bir zaman zar­ fında bir çok hakanlar iş başına gelmiş olsa bile. kendi askerlerinin şimalî Çin hudut şehirlerini yağma etmekte devamlanna. 734 yılında Bilge Hakan ölüyor. Kapagan Hakan bir garp Türkünün hiya-. ikinci büyük Türk devletinin kurucusu. yani Kutluğ'un oğlu Bilge. Bilge. Halefi küçük kardeşi. yiğeni. at isimlerini biliyoruz. Bu gaye üzerinde çalışma esnasında. onun Türk tarihindeki ehemmiyetini fevkalâde yükseltmektedir. halef olmuştur.KÖKTÜRKLERİN TARİHİNE BİR BAKIŞ 689 cins atlar getirirlerdi. Çin sarayında bir hami gibi emirler verebilen vaziyet bile takınırdı. da öldürülmüştür. Çin sarayına karşı hüsnüniyet sahibi bir dost gibi görünse bile. durmadan tekrarla­ nan idare kargaşalıkları. Kapagan'ın siyasetinin esas hedefi şehir değil. Önce mukaddes Ötüken dağını. ona ancak kısa bir zaman için nasip olmuştur. Harp kahramanları ile atlar arasında bizim tasavvur edemiyeceğimiz kadar iyi bir münasebet vardır. Kapağan'a. kendisine bağlamak için. İl Teriş isminden de anlaşılacağı üzere.tarafa dağılmak istiyen Türk uruğlarını. muvaffakiyetle müdafaa ediyor. şimal ve garp Türklerini bir devlet halinde toplayıp birleştirmekti ki. Onun esas maksadı. İyi cins kürkleri de şimalden ve şimali garbiden getirirlerdi. Bu devirde şayanı dikkat olmak üzere han ailelerine mensup kadın isimlerinden ziyade. bu siyasî görüşü. katil ve isyan hareketleri yüzünden. stepti. Kapagan'ın sertliğinden her . her ne kadar şehir hayatını sevmezlerse de. Hakan bu geniş sahayı . bu muvaffakiyet. Kapagan'dı. bu memleketle dostluk münasebetleri kuruluyor. 741 de hakan ailesi Çin sarayına kaçıyor ve bu suretle step hayatı sona ere­ rek şehir hayatı başlıyor. altıncı asırda Sumin.. Çünkü bunlar. Çok karışık entrikalarla dolu olan Çin sarayında bu Türk Hakanının kat'î ve tesirli bir rolü vardı. yani yağma­ lar sona erdiği için. Çok isabetli ve sert tedbirlerile bu büyük plânı tahakkuk ettirmiş olsa bile.

Bu karakter özleşmesi sayesinde. Bunlar şarktan yukarı Selenga nehri. Bu şuur inkişafının neticesinde. müteşebbis. diğer milletlere karşı zayıf unsur değil. kuvvetli bir millet halinde ortaya çıkmış ve. Müttefikleri pek kolaylıkla bertaraf edilebilmiştir. ' Step ve Ötüken dağlarında hüküm sürmüş olan Türklerin varisleri Uygurlar. Basmil'ler Biş . yani mukaddes devlet merkezi buraya yakın olduğundan. kültürle yakından alâkadar ve çalışkan insanlardı. Uygurlar burasını çabuk zaptedebilmişler ve şimdiye kadar. Zaten ikinci Türk devleti. Türk devletine mensup olan Uygurlar (veya âbidelerde zikredilip Tokuz Oğuzlar) sayı itibarile çok. Hattâ kanşık milletlerle dolu olan şehirlerde mevcut kültürü benimsiyerek onu türkleştirmişler ve Türk kültürü üstünlüğünü yaratabilmişlerdir. von GABAİN Türk hâkimiyetine kat'î olarak maletmiştir. bir devlet halinde toplamak teşebbüsünde bulunmuştur. garpten. stepte ve mukaddes Ötüken merkezinde Türk karakter hususiyetleri oldukça kuvvetlenmişti. Onun için onların devleti oldukça başka hususiyet­ ler arzeder. burada devletçilik. Basmil'lerin dev- . kendi özünü bulmuş. dağılmak üzere bulunan Türk uruğlan üzerinde büsbütün tesirsiz kalmamıştır. Türkler ilerideki şehirleşme hayatlarında. II. Uygurların Step ve Şehir H a y a t ı (742-840) Türklerin iç kargaşalıkları esnasında. yabancı milletler içinde kaybolmaktan korunabilmişlerdir. hayat mıntakalarının da sa­ hibi olduklarından. bu siyasetinde muvaffak olamamışsa da. O. Onun devrinden itibaren.Balık civa­ rında Karluk'lar da Balkaş gölünün şarkında otururlardı. ayrı ayrı Türk kabilelerinde birlik hissi ve aynı millete mensup oldukları şuuru uyanmıştır. Kobdo şehri ile tahdit edilmiş plan yerlerde otururlardı. Türk olmıyan milletler'de onların bu yerlerin hakikî sahibi oldukları kanaatinde ve onlara hak vermekte idiler.690 A. Uygurlar Karluk ve Basmilerle ittifak ettiler ve ikinci Türk devletini yıktılar. onun bu merkezleşme teşebbüs­ leri. „ hâkimiyet ruhları ve millî benlikleri daha fazla artmıştır. devlet kuruluşunun başlangıcından itibaren step veya şehir tarzı hayatına büsbütün başka taraftan yanaşmışlar ve onu başka tür­ lü halletmişlerdir. olan müt­ tefikleri Basmil ve Karluk'lara nisbeten daha büyük itibar ve nüfuz temin etmişlerdi. Mukaddes Ötüken dağı. Kapagan Hakan Türklere bu büyük Türkçülük ruhunu aşılıyarak he­ nüz kendi nüfuzları altına girmemiş olan bütün Türk kabilelerini bir yere. hâkimiyetini stepte kurmayı tercih etmiş olsa dahi babaları tarafından­ dan temin edilmiş olan Orta-Asya yerleşik.

Bu Basmil'ler 744 de birleşik Uygur ve Karluk'lar tarafından yıkılmıştır. Türklerin esâs düşmanlarını da kısmen tevarüs etmişlerdi. Bu devirde hakan unvanı büyük imparatorluk unvanı olmaktan çıkmıştı Uygur hakanı. Z. Uygur hakanlığının tabiiyetini kabul ettiği anlaşılırdı. Türk uruğu hükümdarına hakan unvanını tevcih edebiliyordu. Buna ilâveten birçok değişik kelimeler kullanılıyor ki. 314. yukarıda zikredildîği gibi Karluk'lar çoğunluğunun uzak garbe çekilerek orada hatırı sayılır bir devlet kurmalarına mani olama­ mıştır. Böylece un­ vanı alınan hükümdar ve hükümet. Ay Tanrı'sından veya güneş ve ay Tanrısından kut bulmuş yani güneş ve ay Tanrısının inayetile Hakanlık payesine ermiş gibi unvanları da. garpten kendi menfaatlerini tehdit: eden Karluk'ları yendikten sonra. Uygur hakanlarının bütün unvanları maziye fevkalâde bir tarihî bağlılık gösteriyor. be­ nimsemişte Yine o. kendisine Hakan unvanı veriyor. " Karluk Hakanı „ unvanını da almıştır. unvanlarile birlikte askerî teş­ kilât. Şanyü adlı bir Hun hükümdarı kendisini " gök ve yer tarafından yaradılmış güneş ve ay tarafından Hakanlık mevkiine getirilmiş „ olarak gösteri­ yor. ikinci Uygur hakanı. bunlar hüküm­ darın hakikî ismini tâyinde çok müşkülât çıkarmaktadır. Nihayet Karluk'lar da. birçok devlet kuruluş ve mefhumlarını dahi aynen almışlardır.KÖKTÜRKLERİN TARİHİNE BİR BAKIŞ 691 let reisi İdikut unvanını taşırdı. ağır hayat şartları değişmemiş olan Kırgızlara karşı. aynen buna benzer. Uygurlar ikinci Türk devletinden. Uygur hükümdarlarının gök Tanrı'sından. mağlûp edilen Basmil hükümdarının unvanı İdikut'ü. Onlar garpte başka bir memleket elde ede­ rek yavaş yavaş hayat ve hâkimiyetlerini tesis etmiş oldular.Hükümdarları olan Kül-Bilge artık eski unvanı olan El-Tebir'le ikttifa etmiyor. Müller 1920 oje Ostas. ata­ sına yani mukaddes Ötüken dağı yaylasının tabiî kalesine nakledi­ yorlar. W. Zaten Uygurlarda. Uygurlar da şiddetli savaşlar yap- . aynı akibete maruz kalmışlardır. Bununla be­ raber o. bir hükümdar tahta çıktıktan sonra hürmeten şahsî ismi ço­ ğunca söylenmez. Meselâ merkezde vuku bulan hükümet değîşmesile. Hattâ. şimali şarkîde de Baykal gölüne dayanan ülkede hâkimiyet icra ediyorlar.) çı­ kan bir yazısında. K. bu vaziyetini çok geçmeden Çin'e de tanıttırıyor. mukaddes merkezde vuku bulan şiddetli çarpışmalardan sonra. Önce onlar. eski Hun Devlet anânesine şuurlu bir bağlılık olduğunu isbat etmiştir. kendisi.(Meselâ Uygur devletî kurucusunun halefi. Uygurlar 743 den itibaren payitahtlarını ''nehirler ve dağlar. diğer bir.Uygur hakanı. Memleketleri yani Biş-Balık havalisi ancak o asrın sonlarına doğru işgal edilmiştir. F. yalnız garpte Altay'lara. (S.. Uygur hükümdar unvanlarının yapılışında. nazırlıklar ve hattâ şimdilik katî derecede aydınlatılmamış olan zimamdarları gibi. Bunun yerine . tabii­ yetine girmiş olan bir hükümdarın unvanınıı takınabilirdi.

Çünkü orada şimdi eski bir şehrin harabelerinden çıkan malzemeden Bay-Balığın Süme adlı bir manastır yapılmıştır. şehir hayatına alıştırmış âdeta. Poppe BayBalık şehrinin Selenga nehri kıyısında Orhon nehrinin Selenga'ya dö­ küldüğü yerin yukarısında. Esasen Uygurlar bu dostluğa mütemayildirler. ellerinde toplamış olan zengin Uy­ gurlar da. Türklerin. Uygurlar eskiden olduğu gibi şehir hayatının tesirinden korkmıyacak kadar kendi kültür­ lerini kuvvetli ve emin buluyorlardı. önce devletinin takviyesi için savaşlar yapmak mecburiyetinde kaldı ise de. Muhtelif kaynaklardan meselâ şimal memleketlerinden. Zaten bu dostluk. Uygurlar tarafından sarih olarak hem stepte hem şehirde yaşa­ mak şeklinde cevaplandırılmıştır. burada çiğ kerpiçten yapılmış evler veya en az çiğ kerpiç surlarla sarılmış bir şehir bahis mevzuu olsa gerek. Uygurlar.Bu şehir adının Çince tercümesi Fu-Kuei-Çh'eng dir. Çünkü büyük ölçüde toplanmış olan kıy­ metli ticaret eşyasını çadırlarda saklamak imkânsızdı. —— Böylece G. Uygurların askerî yardımlarına karşı bir cemile olarak Çin hükümetinin hediye ismi altında gönderdiği kıymetli mallar gibi. von GABAİN mak mecburiyetinde idiler. şehirde mi „ sor­ gusu. Yabancı. onun zamanında devlet. İkinci Türk devleti zamanındakinin tam aksine olarak. Buna mukabil Çin'le olan münasebet. beygir yetiştirme işlerini çok genişletmek suretile. mukadderatı meselesi olan " stepte mi. Çünkü bunlarda cenuptaki komşularının şehir hayatına karşı geçmişteki mülâhazalar kalmamıştı. .692 A. şimalin çadır hayatı yaşıyan ahalisini. Ecnebi kadınlarla ev­ lenmek şehir hayatını gerektirdiği gibi. ticaret de şehir kurmayı âdeta mecburî bir hale koyuyordu. başlangıçtanberi iyi idi. Bu ha­ valiyi çok gezmiş d a n iki mongolist: G.'. Bu manastır eski Bay-Balık şehrinin yerinde olmalıdır. Bilge. Çin­ lilerle olan ticaretlerini son derece arttırmışlardr. birçok değerli ve cins malları. Uygur asilzadelerinin nesillerdenberi devam edegelmekte olan Çinli kadınlarla evlenmeleri ananesi. Ticaretleri bile şe­ hir hayatının benimsenmesini icap ettiriyordu. moda yapmıştı. Uygurların ikinci devlete düşmanlıkları sebebile bir anane şeklini almıştı. Ramstedt ve N. hattâ Arap tüccarlarının Uygur hakanı yanında mümessilleri bulunurdu. tazminat olarak alınacak kıymetli kürklerle.' vazife meselelerini ciddiyetle takibe koyulmuşlardı. 746 da Kül-Bilge'nin yerine oğlu Bilge hakan geçti. oldukça mühim yükselişler kaydetmiştir. Bilâkis şehir hayatının kültür ve. cheng toprak cinsini anlatan bir işaretle beraberdir ve balık'da olan bal kelimesi de balçık sözünün kökü olduğuna göre. Ramstedt'in neşrettirdiği anıtlardan Çinli ve Soğut'lu mi­ marların 758 yılında Bilge tarafından Bay-Balık (zengin şehir) şehri­ nin kurulmasına memur edildiklerini öğreniyoruz. artık ticareti öğrenmişlerdi. bugünkü Rusya hudutları yakınında bulun­ duğu fikrindedirler.

orada Mani dinini yakından öğrendi. Çin saraylarında 755-763 sıralarında büyük karışıklıklar vuku bulmuştur. Uygur olduklarını iddia ettiler. düşmanlıklar zuhur etti. Arada seferî kuvvet teşkilâtında bulunan Uygurlar Ch'ang-an'da bir çok kültür tesiri almış ve kültür kıymetleri kazanmışlardı. Şehir kurmanın Uygurlar bakımından ehemmiyeti. eskiden barbar saydığı Uygurlardan yardım istemek mecburiyetinde kalmıştı ki. itimat ve sadakatini kazanıyor­ lar. şehirden mümkün olan bütün istifadeyi temin ediyorlardı. Çin Hakanı. O. Fiyatların yüksekliği Çinlilerin şikâyetine sebep oldu. Uygurlardan görmüş ol­ duğu silah yardımı için. bu şehir Uygurların ve umumiyetle Moğolistan Türklerinin kurdukları ilk şehir midir? Orhon abidelerinde Toghla nehri (bugün Tola. steplere dönmek için acele etmiyorlardı. Çok geçmeden beygir fiyatını on toptan kırk topa çıkardılar.XI. Maveraünnehir'deki "katun ch'eng „ şehrinden burada bahsedilmiyecektir. mukabilinde bir milyon top ipek isti­ yorlardı. Uygurlar.Sarayından kovulmuş olan Çin hükümdarı kendi memleketinin cenubu garbi kısımlarında dolaşıyordu.762 den Ch'anğ-an'ı fethederek kendisine iade etmiştir. Bu andan itibaren. Onlar payitahtın önüne karargâhlarını kurarak. Uygurların Çinle olan beygir ticaretleri.KÖKTÜRKLERİN TARİHİNE BİR BAKIŞ 693 Acaba. galiplerin imtiyazından istifade etmek ümidile. ayni zamanda para vazifesini görmüştür). Onlar iktisadî raporlarında. Bu. bilhassa bundan sonra gelen hükümdarlar zamanında kendini göstermiştir. onların şehir kültürünü kabul etmeğe hazır olduklarını göstermesindedir. Çünkü garpteki vakıalar burada bizi alâkadar etmiyor. beygirlerin fenalaştığını iddia ettiler. Uy­ gur tüccarları burada siyasî mümessillerin himayesi altında çalışıyor­ lardı. yâni Uygurların tabiiyetine geçmiş olan başka mil­ letlere mensup Türkistan şehirlilerinin. Çin İmparatorundan Mani dini rahiplerinin gönderilmesini istedi. tüccarların mühim bir kısmı büyük ve kıymetli hediye­ ler mukabilinde iyilikle kapı dışarı edildiler. Uygurlar gittikçe artan bir ölçüde şehir kültürünü benimsi­ yorlar ve şehirlerin. yarı idarî ve askeri mahiyette. Bu rahipler 762 yılında . Bu karışıklıklar içinde bir çok yabancılar. Çinliler sipariş etmedikleri halde onlara her sene yüz bin beygir göndererek. Bu hadiseler neticesinde tabir olarak yan şahsî. Nihayet yardıma gelen bütün Uygur askerî kuvvetleri. bir Uygur beyi 20. şimdi oldukça mecburî bir şekil almıştır. Uygurlar askerî vazifelerini bitirdikten sonra da. Çin imparatoru şükran borcu olarak hakana bir Çin prensesi vermeği ve her yıl yirmi bin top ipekli kumaş gön­ dermeği taahhüt etti (bir top ipek normal Ölçüde olup. Orhon nehrinin sağ kollarından biri) kıyısında Toghu-Balık adlı bir şehir zikredilmektedir» Bu şehir kimler tarafından kurulmuştur ve ahalisi kimler olmuştur? Bu hususta bir şey söyliyemiyorum. Bögü Hakan. sulh zamanlarında da burada oturan yurttaşlarile münasebet tesis edi­ yorlar.

Uzak Maveraünnehir'e varmaya kadar her tarafta. vadilerindeki yerleşik Türklerle rekabete girişmişlerdi. Çelik tabakaların birbirine geçtiği sıralar.694 A. Bögü Hakan sayesinde Çin hükümeti. Mani dinine çok heyecanla sarılmış olan Bögü Hakan. Yerleşik hayat vahalarını hakkıyla nüfuzları altına almışlar ve onun kültüründen isti­ fade ederek hakikî sahibi olmuşlardı. Çinançkant. altın işlemeli kenarlarla tezyin edilmişti. Karaşahar. Aynı zamanda Tibetlilerde şark­ ta Kansu vilâyetinde Çin yolunu kesmek suretile Uygurların Hoço'ya sahip olmalarını kıymetten düşürmek ve onların Çinle olan ticaretlerini kendi ellerine almak istiyorlardı. von GABAİN geldiler ve aynı yılda hakan Mani dinini kabul. yerleşik tarzı hayatı olan dış memleketlerde de bu dinin hamisi oldu. Bu zamanın Uygurları debdebe ve gösterişi severlerdi. Fakat Hoço'da hâlâ hâkim olan bir Uygur kale beyi vardı. onun hakikî sahibi olmuşlardı. Bögü Hakan merasim esnasında altın taht üzerinde otururdu. eskiden han ailesinden olan Yaglaghar uruğu mensuplarından biri bulunuyordu. Kolun önünde de buna benzer tezyinat taşırdı ki. O zamana kadar Uygurlar Budizm. başını miğferin altına giyilen örtü ile sardıktan sonra. bugünkü Komul'da. Bişbalık ve başkalarını fethet­ tiler. yanar döner pelerine benzer bir elbise atılmış ve iki taraftan sarkan bağla çene altından çok zarif bir şekilde bağlanırdı. Fakat onun' zırhı zinetliydi. Uygurlar için gün geç- . Hakanın baş ziyneti bir tactı. bu bir korunma aleti olmaktan ziyade süs tesiri verirdi. Zırhın üzerinden bir fırfır. 790-795 arasında. Hoço gibi vaha şehirleri hayatında vaziyetlerini kuvvetlendiriyorlardı. Nesturi-hıristiyanlığı ve Zerdüştlük gibi yabancı dinler hakkında. Bu sayede Uygurlar. yani Hoço. memleketlerinde edebî kültürle de meşgul olmağa başlamışlar. yavaş yavaş Turfan. Onlar artık eskisi gibi şehrin korkulu ve muvakkat istismarcıları değillerdi. Kutluğ Bilge zamanında Biş-Balık etrafında Kar­ tuklarla şiddetli savaşlar yapılmıştır. vaha şehirlerinde dağınık halde oturuyorlardı. Bu zamandan itibaren Uygurlar. üzerine altın miğfer giyer­ di. Şimdi Uygurlar kendilerini şehir hayatına son derece vermiş ol­ duklarından. Şimalden Kırgızların tecavüzünü önlemek. çelik tabakalarından yapılmış zırh taşırdı. sathî malûmat edinmiş ve iptidaî temayül göstermişlerdi. Mani dininin resmen kabul edilmesi. 800 yılında Uygur­ lar dört Tochri'yi. Onun için de. O. Bu devrede kımız'dan başka darıdan yapılma bir nevi içkide kullanılmıştır. Bunun için Tibetlilerle kanlı savaşlar olmuştur. Mani dini mensupları Bögü Hakanın himayesine sığı­ nıyorlardı. her tarafta Mani dini mabetlerinin yapılmasına müsaade etmiştir. Yang-tsû nehrinin ötelerinde olan havaliye varıncıya kadar. bazı mukavemetlerle karşılaşmıştır. çoktanberi Türk savaşçılarında görülen. Şimdi Uygurlar her tarafta. Başka zamanlarda. etmeğe davet edildi. Oldukça yüksek olan miğferin tepesi bir top gibi yuvarlaktı.

Kuvvetli step tabiatile karşılaşmağa cesaret edemiyorlardı. Bir şey onlar için ebediyen kaybolmuştu. Kin'ler tarafından yıkılıyor. Bunların bir kısmı Çin'e kadar giderek. artık çoktan değişmiş ve rengini kaybetmiş bulu­ nuyordu. artık Tohar sanatı kalmıyor. Bu sefer onlar bir dağ kalesine değil. esasen evvelce de mevcut olan ve seyrek oturan Türk unsurunun çoğalmasına Çinli. Onlar artık büsbütün yerleşik. Merkezi emniyet altına alabilmek için onların dağ­ lık yurduna hücum etmek mecburiyeti hasıl olmuştu. orada diğer Türk uruğlarile birlikte yaşamağa devam ediyorlar. şehirler-alâka­ yı çekiyordu. hakikatte ciddi şekilde tehdit edilmeyen stepelerdeki hâkimiyetten başka. açık step meydanında müdafaaya kalkıştı. çoğu Tarım havalisine giderek. çünkü bu Türkler tamamile şehirleşmişlerdi. Kırgızlara karşı bir harp açmakla kendi idaresindeki hal­ kını tehlikeye maruz bırakmak gerekir miydi? Yüksek kalenin müda­ faası artık hayatî ihtiyaç olmaktan çıkmıştı. Halefi ümit­ sizce. pek ehem­ miyetli sayılmıyordu. kendi hususiyetlerini göstermeğe başlıyor. Bazıları garpte Karluk'lara iltica ediyorlar. Saadet Ş. Zaten yabancı din kabul edüdiktenberi.İranlı ve Hintlilere nisbeten Türk kültür üstünlüğünü inkişaf ettirmeğe yardım ediyor. Onun için o. şiddetli bir karışıklık hüküm sürmekte idi. Eski Şamanizm görüşleri. daha önce ölmek yerinde kullanılan uçmak tabiri de artık kaybolmuştu. muhtelif istikametlere dağıldı. 840 yılında yüz bin kişilik Kırgız atlısı Orda Balık önlerine kadar sokuldu.KÖKTÜRKLERİN TARİHİNE BİR BAKIŞ 695 tikçe güçleşiyordu. Hoço Uygurlarına eski yurtlarını ve şimalî stepleri işgal etmek teklif ediliyor. Mağlûp Uygur halkı. Fakat Uygur sa­ rayında. orada kısa bir müddet sonra istiklâlim. cenubu garbideki şehirleri ve\onların servetlerine malik iken. Dokuzuncu asrın ortalarında Kırgız Devleti. Turfan vahasında eski Tohar'lar devrinin sö­ nerek. yerine Türk üslûbunun yerleşmesinin bu devirde vuku bulduğu­ nu tahmin ediyorlar. Böylece Uygurlar İslâmiyetle çekişme devrîle. köylü ve tüccar olmuşlardı. ötüken'in kutsiyeti de itibarını kaybetmişti. onun yerine Türk sanatı. Onu mukaddes Ötüken dağlrının tehdidi bile yatıştıramamıştı. Uygur hakanı şehit düştü. daha sonra millî varlığını kaybediyor. ÇAĞATAY Türk Lehçeleri Doçenti . Çeviren: Dr. Uygurlar bu teklifi reddediyorlar. şehirli. Onların: gelmesi. ayrıca bir devlet daha kurma teşebbü­ süne lüzum görmeden. Sanat tarihi âlimleri. Çünkü bu devirden sonra. Öz malları olan dağ çayırlarından ziyade. şehirlere sığındılar. sığındığı Altaylarda o da öldü. Moğul istilâsına kadar gelen sulh ve sükûn devrinin sanat üstadları ve kültür koruyu­ cuları oluyorlar. Bu savaşta mağlûp olarak.

Der grösste Teil des Volks flieht nun in die Oasenstâdte des Tarim-Gebiets. Es wird daher eine leichte Beute der yerbündeten Uiguren. doch begehren sie dessen stâdtische Produkte. entscheidet sich Tonyukuk für das alt-ererbte Leben in der Steppe. weil sie ausser dieser Hochebene auch noch die seit Alters her heilig verehrte Gebirgsweide des Ötükân erobern können.Iim Gegensatz zu den bisherigen Oberherrn und Feinden. des Schamanismus. da sie deren kültürelle Aufgaben verstehen und selbst zu übernehmen imstande sind. die die Türken sich durch fast jâhrliche Beutezüge zu verschaffen wissen. Basmilen und Karluken. zum Problem. von GABAIN Als den Kök . und mitsamt dem Refugium büssen sie die Herrschaft über die Steppe ein. Nach der offiziellen Annahme des Manichâismus. bringen dies Reich schliesslich zum Ende. Die ersteren erobern den Ötükân und gewinnen damit die Oberhand über ihre Verbündeten. wo nun die Tür­ ken zunâchst ihre. Sie werden zu wahren Herren in der weiten Steppe. Sie nehmen dessen Verteidigung nicht mehr ernst genug und verlieren ihn alsbald.Türken im Jahre 682 eine erneute Reichsgründung glückte. Kein âüsserer Feind. İhre Politik zu den Chinesen und deren sesshafter Kultur wird positiv.und! Stadt. also einer im stâdtischen Leben beheimateten Religion. nâmlich in der Steppe oderin der Stadt. Die Schicksalsfrage nach der Lebensweise' entscheiden die uigurischen Koniğe im Sinn von Steppe. Sie lassen sich eine feste Residenzstadt namens Bay-balık bauen und werden nach und nach auch zu wirklichen Herren der turkestanischen Oasen . und damit ihre Wertschâtzung für den Kült der Erdgöttin. Ihr Verhâltnis zu China bleibt weiterhin gespannt. sondern Zwistigkeîten im Inneren. . den Chinesen. nâmlich den ötükân. schwindet die Stârke ihrer eigenen alten Religion. ihnen eigentümliche Art erneut befestigen. die ihnen zum Regierungszentrum und zum Refugium dient. deren sie sich bald entledigen.Stâdte.ÜBERBLICK ÜBER DIE GESCHICHTE DER KÖKTÜRKEN (Zusammenfassung) Dr.. wurde ihnen zunâchst die zu envâhlende Lebensform. Durch dîesen Zuzug eines völkisch stark entwickelten Türkentums erlangt die dortige Kultur eine speziell türkische Eigenart. A.