P. 1
2000_2005_okumalarim.pdf

2000_2005_okumalarim.pdf

|Views: 132|Likes:
Yayınlayan: simurg01

More info:

Published by: simurg01 on Mar 03, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

03/12/2013

pdf

text

original

2000-2005 OKUMALARIM

DİZİN
Hisar, Abdülhak Şinasi; Çamlıcadaki Eniştemiz Hisar, Abdülhak Şinasi; Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği Hisar, Abdülhak Şinasi; Fahim Bey ve Biz Binyazar, Adnan; Masalını Yitiren Dev Altan, Ahmet; İsyan Günlerinde Aşk Tanpınar, Ahmet Hamdi; Yahya Kemal Tanpınar, Ahmet Hamdi; Beş Şehir, Ed. M.Fatih Andi Tanpınar, Ahmet Hamdi; Bütün Öyküleri Tanpınar, Ahmet Hamdi; Huzur Tanpınar, Ahmet Hamdi; Mahur Beste Tanpınar, Ahmet Hamdi; Sahnenin Dışıdakiler Tanpınar, Ahmet Hamdi; Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tanpınar, Ahmet Hamdi; Aydaki Kadın Tanpınar, Ahmet Hamdi; Şiirler Tanpınar, Ahmet Hamdi; 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi Tanpınar, Ahmet Hamdi; Edebiyat Üzerine makaleler, Tanpınar, Ahmet Hamdi; Şiirler Miskioğlu, Ahmet; Sait Faik Sosyal, Ahmet; Ece Ayhan Ümit, Ahmet; Aşk Köpekliktir Yorulmaz, Ahmet. Savaşın Çocukları: Giritten Sonra Ayvalık Yorulmaz, Ahmet; Kuşaklar ya da Ayvalık Yaşantısı Yorulmaz, Ahmet; Giritten Cunda’ya ya da Bir Aşkın Anatomisi Gündüz, Aka (Enis); Dikmen Yıldızı Akatlı, Füsun/Sökmen, Müge Gürsoy, Haz. Bilge Karasu Aramızda Botton, Alain de; Proust Nasıl Yaşamınızı Değiştirebilir? Botton, Alain de; Romantik Hareket: Seks, Alışveriş ve Roman Botton, Alain de; Seyahat Sanatı Botton, Alain de; Öp ve Anlat Botton, Alain de; Felsefenin Tesellisi Dister, Alain; Rock Çağı Sokal, Alan/Bricmont, Jean; Son Moda Saçmalar McNtryre, Alasdair; Varoluşçuluk Manguel, Alberto, Okumanın Tarihi Manguel, Alberto; Palmiyelerin Altında Stevenson Işıklı, Alpaslan; Said Nursi, Fethullah Gülen ve ‘Laik’ Sempatizanları Kabacalı, Alpay; A’dan Z’ye Yaşar Kemal Delcambre, Anne-Marie; Allah’ın Resülü Hz. Muhammed Tyler, Anne; Yıllar Merdiveni Giddens, Anthony; Elimizden Kayıp Giden Dünya Giddens, Anthony; Tarihsel Materyalizmin Çağdaş Eleştirisi Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1880-1884 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1885-1886 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1886 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1887 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1888-1891 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1891-1893 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1893-1895 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1895-1900 Çehov, Anton; Tütünün Zararları, Bir Evlenme Teklifi, Sayfiyede Bir Yaz, Ayı Çehov, Anton; Ivanov Çehov, Anton; Bütün Oyunları 1 (İvanov/Vanya Dayı/Vişne Bahçesi), Çehov, Anton; Bütün Oyunları 2 (Ormancini/Martı/Üç Kızkardeş) Roy, Arundhati; Ya Çek Defteri, Ya Cruis Füzesi Bezirci, Asım; Sebahattin Ali

Atatürk, Gazi Mustafa Kemal; Söylev, Cilt I-II. Ed. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Köksal, Aydın; Dil ve Ekin Tunç, Ayfer; Taş-Kağıt-Makas Devecioğlu, Ayşegül; Kuş Diline Öykünen Sarısayın, Ayşe; Yorgun Anılar Zamanı Durakbaşa, Ayşe; Halide Edip Erhat, Azra; Osmanlı Münevverinden Türk Aydınına Üryan, Baba Tahir; Aşk Çırılçıplak 1.Doğu Halkları Kurultayı. Belgeler 1,2. Ed. Nurer Uğurlu Arslan, Emre/Buğra, A./Aydın, Z./Çulhaoğlu, M./ Yalman, G.L./ Hasgüler, M./Öngen, T./Savran, S./Türkay; M. 2000’li Yıllarda Türkiye 1. Sürekli Kriz Politikaları. Ed. Neşecan Balkan/Sungur Savran Akaya, Y./Arın, T./Dedeoğlu, S./Ercan, F./Gök, F./ Köse, A./Şenesen, S.Ü./Onaran, Ö./Oyan, O./Öncü,A./Özar, S./Toksöz, G./Günlük, G; 2000’li Yıllarda Türkiye. 2.Neoliberalizmin Tahribatı. Ed.Neşecan Balkan/Sungur Savran Başarır, Başar; Çıktığınız Hevesle İniniz Oran, Baskın, Ed.; Türk Dış Politikası Cilt 1. 1919-1980 Oran, Baskın, Ed.; Türk Dış Politikası Cilt 2. 1980-2001 Baudez, Claude/Sydney; Mayaların Kayıp Şehirleri Kunt, Bekin Sıtkı; Ayrı Dünya Hooks, Bell; Feminizm Herkes İçindir Henri-Levy, Bernard; Entelektüelliğin Övgüsü Russell, Bertrand; Russell’dan Seçme Yazılar Karasu, Bilge; Troya’da Ölüm Vardı Karasu, Bilge; Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı Karasu, Bilge; Göçmüş Kediler Bahçesi Karasu, Bilge; Kısmet Büfesi Karasu, Bilge; Gece Karasu, Bilge; Kılavuz Bottero, Jean/Steve, Joseph; Evvel Zaman İçinde Mezopotamya Magee, Bryan; Felsefenin Öyküsü. Ed. Neil Lockely Uzuner, Buket; Uzun Beyaz Bulut Gelibolu Carriere, Jean-Claude/Delumeau, Jean/Eco, Umberto/Gould, Stephen Jay; Zamanların Sonu Üstüne Söyleşiler. Ed. Catherin David/Frederic Lenoir/Philippe de Tonnac Celal, Metin/Aydemir, Kadir; E 2004 Edebiyat Yıllığı Üster, Celal, Haz; Yatağında Yalnız Mısın? Akaş, Cem, Haz.; Kavramlar ve Bağlamlar Arasında Kavukçu, Cemil; Gemiler De Ağlarmış Kavukçu, Cemil; Suda Bulanık Oyunlar Çapan, Cevat, Haz.; Yürekteki Ok. Dünyanın En Güzel Aşk Şiirleri Lindholm, Charles; İslami Ortadoğu Horrocks, Christopher; Baudrillard ve Milenyum Okay, Cüneyd; Mavi Sürgüne Doğru. Halikarnas Balıkçısının Bilinmeyen Yılları Çehov, Anton/Gorki, Maksim;Yazışmalar Çulhaoğlu, Metin/Soyer, Cem; Solda “Sivil Toplum” Söylemi. Gerçekler ve Yanılsamalar Robinson, Dave; Nietzsche ve Postmodernizm Harvey, David; Sosyal Adalet ve Şehir Breton, David Le; Yürümeye Övgü Göksel Demirer/Tezcan E. Abay Ed.;Foster, J.B./ Dursun, C./Erdağı, B./ Robert, J; Ekoloji Politik Özlü, Demir; Amerika 1954 Madak, Didem; “Ah”lar Ağacı Aksan, Doğan; Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını Aksan, Doğan; Anadilimizin Söz Denizinde Aksan, Doğan; Dil, Şu Büyülü Düzen… Cüceloğlu, Doğan; İyi Düşün Doğru Karar Ver Cüceloğlu, Doğan; Savaşçı Cüceloğlu, Doğan; İletişim Donanımları Hofstadter, Douglas R.; Gödel, Escher, Bach: Bir Ebedi Gökçe Belik Morin, Edgar; Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli Yedi Bilgi Bolles, Edmund Blair; Galileo’nun Buyruğu. Ed. Edmond B.Bolles Said, Edward;Kış Ruhu, Ed. Tuncay Birkan Said, Edward; Freud ve Avrupalı Olan. Ed. Christopher Bollas

Carr, Edward Hallet; Romantik Sürgünler Işın, Ekrem; A”dan Z”ye Ahmet Hamdi Tanpınar Wright, Elizabeth; Lacan ve Postmodernizm Bernheim, Emmanuele; Sustalı Bernheim, Emmanuele; Onun Karısı Bernheim, Emmanuele; Cuma Akşamı Wood, Ellen Meiksins/Foster, John Bellamy; Marksizm ve Postmodern Gündem. Ed. E.M.Wood/J.B.Foster Geçtan, Engin; Hayat Geçtan, Engin; Kimbilir? Öz, Erdal; Cam Kırıkları Atasü, Erendiz; Bir Yaşdönümü Rüyası Atasü, Erendiz; Gençliğin O Yıkıcı Mevsimi Yıldızoğlu, Ergin; Geceyle “Gece” Arasında Yeldan, Erinç; Küreselleşme Sürecinde Türkiye Ekonomisi Hemingway, Ernest; Çanlar Kimin İçin Çalıyor Hemingway, Ernest; Irmağın Ötesi Hemingway, Ernest; İhtiyar Balıkçı Hemingway, Ernest; Güneş Gene Doğar Hemingway, Ernest; Silahlara Veda Hemingway, Ernest; İşgal İstanbulu ve İki Dünya Savaşı Hemingway, Ernest; Ya hep Ya Hemingway, Ernest; Afrika”nın Yeşil Tepeleri Hemingway, Ernest; Kazanana Ödül yok Hemingway, Ernest; Klimanjaro”nun Karları Hemingway, Ernest; Hikayeler Hemingway, Ernest; Kadınsız Erkekler Hemingway, Ernest; Denizin Değiştirdiği Caldwell, Erksine; Geride kalan Yıllar Caldwell, Erksine; Tütün Yolu Caldwell, Erksine; Din Ticareti Caldwell, Erksine; Bir Garip Zenci Caldwell, Erksine; Temmuz Vakası Caldwell, Erksine; Belalı Yer Caldwell, Erksine; Allaha Adanan Toprak Göktulga, Fahri Celal; Bütün Hikayeler, Ed. Mustafa Baydar Atay, Falih Rıfkı; Çankaya 1,2,3,4,5 Atila, Fatih; Ölü Canlar Andaç, Feridun; Adalet Ağaoğlu Kitabı Savater, Fernando; Yaşam Soruları Naci, Fethi; Reşat Nuri”nin Romancılığı Naci, Fethi; Bir Hikayeci: Sait Faik, Kazan, Frances; Halide Edip ve Amerika Xingjian, Gao; Ruh Dağı Gamov, George; Bay Tompkins”in Serüvenleri Myerson, George; Ekoloji ve Postmodernizmin Sonu Ritzer, George; Toplumun McDonaltlaştırılması Corm, Georges; Doğu-Batı Hayali Kırılma Jean, Georges; Yazı İnsanlığın Belleği Bessiere, Gerard; İsa beklenmedik Tanrı, Ed. Orçun Türkay Nerval, Gerard de; Aurelia: Rüya ve Yaşam Deleuze, Gilles; Proust ve Göstergeler Manganelli, Giorgio; Centuria Aytaç, Gürsel; Genel Edebiyat Bilimi Korat, Gürsel; Kristal Bahçe Adıvar, Halide Edip; Mor Salkımlı Ev, Ed. Mehmet Kalpaklı, Gülbün Türkgeldi Adıvar, Halide Edip; Handan Adıvar, Halide Edip; Ateşten Gömlek Adıvar, Halide Edip; Türkün Ateşle İmtihanı Adıvar, Halide Edip; Vurun Kahpeye Adıvar, Halide Edip; Sinekli Bakkal Halikarnas Balıkçısı; BE 7: Ötelerin Çocukları

Halikarnas Balıkçısı. Deniz Gurbetçileri Halikarnas Balıkçısı. Yolculuk Şiirleri Balzac. John Bellamy. Honore de. Uçurtma Avcısı Kakınç. Köy Hekimi Balzac. BE 3: Mavi Sürgün Halikarnas Balıkçısı. Tuhaf Öyküler Balzac. Modern Dünyada Gündelik Hayat Troyat. Honore de. Hilmi. Heidegger ve Naziler Fox. Cinayet. Bilinmeyen Başyapıt/Kırmızı Han Balzac. Honore de. 21. Honore de. Honore de. Honore de. İki Şair Balzac. Honore de. Halit. Sultan Galiyev ve Milli Kömünizm Blumenberg. Honore de. Honore de. Nucingen Bankası Balzac. BE 4: Merhaba Anadolu Hüseyni. Hassas Ruhlar. Çıplaklık ve Utanç Öztoprak. Sel Sorununa Kalıcı Çözüm Aral. Bir Film Nasıl Okunur? Collins. Louis Lambert Balzac. İnci. Hasan. John. Sönmüş Hayaller 2. Ahmet Hamdi Tanpınar Özel Sayısı Lefebvre. Bir Yazarın Romanı (Anton Çehov”un Yaşam Öyküsü Attali. Jeremy. İlhan. Bir Yaratıcının Çektikleri Reeves. Honore de.2 Arsel. Mutlak Peşinde Balzac. Kırık Taşlar Yavuz.Yazınsal İletişim Duerr. Goriot Baba Balzac. Boşluk Yıldırım. Albay Chabert Balzac. Hubert. Hans. Henri.. Halit. Vadideki Zambak Balzac. Seyrediyorlar Zimmermann. Altın Gözlü Kız Balzac. İbrahim. Kuran”ın Eleştirisi 1. Çehov Herakleitos. Gölgede Kırk Derece Aral. Jacques. Gemi batıyor. Ülke Cinnet Yıldırım. Köylü İsyanı (Şuanlar Balzac. Sürgün Melekler Monaco. Mor Aral. İlyas. Jeff. Henri. Jacques. Kuran”ın Eleştirisi Yılmazer. İlhan. Honore de. Şikayetçi Aşklar Arsel. Honore de. Chomsky ve Küreselleşme Banville. Alova. Don Kişot’dan Bugüne Roman Sancak. Honore de. Wittgenstein ve Psikanaliz . Bıçkın ve Orta Halli. John M. Tılsımlı Deri Balzac. Hans Peter. Marx’ın Ekolojisi:Materyalizm ve Doğa Heaton. Marx’ın Hayaletleri Parla. Tefeci Gobseck. James. Honore de. Honore de. BE 17: Parmak Damgası Halikarnas Balıkçısı. Sönmüş Hayaller 1. Otuz Yaşındaki Kadın Balzac. İbrahim. Honore de. İnci. Honore de. Honore de. Jale. BE 15: Anadolu Tanrıları Halikarnas Balıkçısı. Top Oynayan Kedi Mağazası Balzac. İnci. Taş ve Ten Nemirovski. Cesar Birotteau Balzac. Honore de. Hans Dietrich. Tours Papazı Balzac. Eugene Grandet Balzac. Çölde İhtiras Balzac. BE 1: Aganta Burina Burinata Halikarnas Balıkçısı. BE 14: Anadolu Efsaneleri Halikarnas Balıkçısı.Üç Öykü Balzac. Honore de. Honore de. Honore de. Honore de. İrene.Yüzyıl Sözlüğü Derrida. Athena Foster. İmkansız Aşk Hece Dergisi. Jale. Köy Papazı Balzac. Sönmüş Hayaller 3. Taşralı Bir Büyük Adam Paris”te Balzac.

. c. 2000 Şiir Yıllığı. Memduh Şevket. Kayıp Zamanın İzinde: Albertine Kayıp Proust. Beşer Dakikalık Hikayeler Koray. Kusma Kulübü. Haz. Louis-Ferdinand. Ayşegül/Keleş. Kördüman Koray. Leyla/Horasan. BE 5: Sahan Külbastı Mengi.. BE 6: Veysel Çavuş Esendal. Yüzyılın Türk Şiiri 1900-2000. Metin.. Darwin ve Fundamentalizm Aydoğan. Memduh Şevket. Kayıp Zamanın İzinde: Sodom ve Gomora Morgan. İmar Hukukuna Giriş Davies. BE 8: İhtiyar Çilingir Esendal. Maksim/Korolenko. Gecenin Sonuna Yolculuk Yesari. BE 11: Kelepir Esendal.. Leslie. BE 3: Otlakçı Esendal. Söy. Yeni dünya Düzeni: Kemalizm ve Türkiye 1 Kaçan. Kayıp Zamanın İzinde: Guarmentes Tarafı Proust. Mehmet. BE 2: Vassaf Bey Esendal.M. Kayıp Zamanın İzinde: Mahpus Proust. A’dan Z’ye Asaf Halet Çelebi Eroğlu. Mezbahanın Mimarisi Ökten. A. Tristram Shandy. Kayıp Zamanın İzinde: Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde Proust. Kenan Hulusi. Metin./Kuprin. BE 15: Gönül Kaçanı Kovalar Esendal. Mehmet. Kitap-lık Dergisi Oran. Marcel. İmparatorluk Cunningham. BE 1: Ayaşlı ve Kiracıları Esendal. Louis. Memduh Şevket. BE 13: Miras Esendal. BE 10: Bizim Nesibe Esendal. Mahmut. Kaan. Mehmet Can. Sağırdere Tahir. Memduh Şevket. Çağdaşlarının Anılarıyla Anton Çehov Proust. Kayıp Zamanın İzinde: Swann’ların Tarafı Proust. Mehmet H. Esir Şehrin İnsanları Tahir.vd. Mustafa. Kemal... Marcel.. Uygarlığın Ahlaki Bunalımları Erbil. 2001 Şiir Yıllığı Doğan. Mehmet H. BE 14: Güllüce Bağları Yolunda Esendal. Kemal. Ayşe. Kaan H. Memduh Şevket.Beyefendinin Hayatı ve Görüşleri Lipson. BE 12: Gödeli Mehmet Esendal. Kenan Hulusi.. Laurence. Ruşen. Memduh Şevket. Julio Buquero. Çulluk Gorki. YKY 2002 Şiir Yıllığı Doğan. A’dan Z’ye Melih Cevdet Anday Esendal. A. V. Marcel. Honore de Balzac Doğan. Ed.Cruz. Görünmez Adam “Tahsin Yücel Kitabı Kandiyoti. Göl İnsanları Tahir. BE 7: Bir Kucak Çiçek Esendal. Mehmet H. Memduh Şevket. YKY 2003 Şiir Yıllığı Tekin. BE 17: Kızıma Mektuplar Esendal.I-II-III Doğan. Doğan. Marcel. Memduh Şevket. Marx İçin Celine. Heidegger ve Üniversite Yılmaz. Memduh Şevket. Cüce Althusser. Kemal. Saatler . İnci Enginün. Mehmet H./Negri. Mehmet H. Yeni dünya Düzeni: Kemalizm ve Türkiye 2 Aydoğan. Memduh Şevket.Peyami Safa İle Söyleşiler Saçlıoğlu. Mehmet. Memduh Şevket. BE 4: Mendil Altında Esendal. Memduh Şevket. Deniz/Saktanber. Memduh Şevket. Marlo. Baskın. Türk Dış Politikası Cilt 1:1919-1980 Sterne. Merrylwyn. Memduh Şevket. Marcel. Marcel. Marcel. Doğan. Doğan Yayınları. Michael. Adalara Vapur Hardt. Osmanoflar. Kemal. Kültür Fragmanları Tahir. Memduh Şevket. BE 9: Hava Parası Esendal. Kayıp Zamanın İzinde: Yakalanan Zaman Proust. Bir Çift Yürek Rıfat. Mehmet Zaman. Memduh Şevket. 2004 Çeşitli Yazarlar. Ed. Metin.

Oğuz. Lev. Nahid Sırrı. Sait Faik Abasıyanık Örik. Nahid Sırrı. Sayı Şeytanı Eagleton. Efruz Bey . Çizgilerle II. Umberto. Büyük A Güngörmüş. Lavanta Lavanta Behram. Mustafa. BH 2: Kırmızı ve Siyah Örik. Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir? Geras. BE 6: Günlük Atay. En Güzel Hikayeler 1. Yakup Kadri Karaosmanoğlu Uyguner. Dünyayı Değiştirmek Üzerine Lequenne. Bekir. Çador. Murat. Çürüyüşten Dirilişe Renyi. Kutup Noktası Soysal. BE 4: Korkuyu Beklerken Atay.Yüzyıl Anarşizmi Çoruhlu. Murathan. Nahid Sırrı. BH 1: San’atkarlar Örik. Naomi/Wolvek-Pfister. Ed. Nahid Sırrı. Norman. Nilüfer.. Henri. Yalçın. Mümtaz. Oğuz. Muzaffer. Oğuz. Miras Karaer. Muzaffer. Muzaffer.2 Seyfettin. Niyazi. Estetiğin İdeolojisi Troçki. Küçük Paşa Fahri. Shey. Tam Bir Muhalif: Refik Halit Karay Güngörmüş. Nahid Sırrı. Nicholas. Lev. Sultan Hamid Düşerken Örik. Rüzgarlı Pazar Onaran. Necati Birinci Tepeyran. Muzaffer. Mine G. BE 7: Eylembilim Atay. Karnavaldan Romana Kırıkkanat.Hans-Peter/Schuman. Oğuz. Ebubekir Hazım. Harald. Hans Magnus. Nilüfer. Muzaffer. Mustafa. Oğuz. Edward S. Globalleşme Tuzağı Eco. A’dan Z’ye Sevim Burak Akı. Mustafa. Üç İstanbul Özünal. Marksizm ve Estetik Bakhtin. Sabahattin Ali Uyguner. Yakup kadri Karaosmanoğlu Chomsky. Tufandan Önce Kutlu. Ekim Devrimi Selkirk. Reşat Nuri Güntekin Uyguner. etc. Ömer.. Mustafa Şerif. Terry. Alayın Kızları Gülsoy. Nicholas. Jönler Seyfettin. BE 3: Oyunlarla Yaşayanlar Atay. Michel. Bu Filmin Kötü Adamı Benim Mungan. Rus Devrimi Tarihi 1. Nihat. Gece Kuntay. BE 1: Tutunamayanlar Atay. BE 5: Bir Bilim Adamının Romanı Demiralp. Şubat Devrimi Troçki. Alfred. Nursel. Memduh Şevket Esendal Uyguner. Evrenin Oluşumu Morland. Noam/ Herman. Dave. Nihat. Oğuz. Bir Gün. Halide Edip Adıvar Uyguner. İma Kılavuzu Kutlu. Emilie’nin Son Yolculuğu Stavroulakis. Beş Ahlak Yazısı Nabizade Nazım. Müziğin ABC’si Michel. BE 2: Tehlikeli Oyunlar Atay. Murat. Mithat Cemal. Mikhail. Erol/Rosenblatt. Matematik Üzerine Diyaloglar Enzensberger.. Marx ve İnsan Doğası Duruel. Cemal Süreya Atay. Oğuz. Rus Devrimi Tarihi 2. Oğuz. Nazan.Löwy. Mucize. Kıskanmak Örik. Muzaffer. Türk Mitolojisinin ABC’si Martin. Ömer. Gelir Uçurumu Uyguner. Nicholas. Alımlama: Resim Cook. Yaşar. Michael. BH 3: Eve Düşen Yıldırım İpşiroğlu. 21. A’dan Z’ye Cahit Külebi Sönmez.Dünya Savaşı Laborit.

BE 15: Kızılcık Dalları Güntekin. Refik Halit. Ömer Seyfeddin. Peyami. Perry. BE 20: Olağan İşler Güntekin. Paolo. İ. Reşat Nuri. Ülkücü Bir Yazarın Romanı Caymaz. Reşat Nuri.Güven. Peter. Paul.Umberto Eco ve Futbol Safa. Reşat Nuri. Reşat Nuri. Bilginin Toplumsal Tarihi Burke. Reşat Nuri. BE 22: Tanrı Misafiri Güntekin. Peter Pericles. Reşat Nuri. Oya. Şiddet ve Kutsal Güntekin. 90 Dakikada Kierkegaard Strathern. Paul. Yeşil Gece Güntekin. Peyami. BE 8: Anadolu Notları I-II Güntekin. Rene. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Safa. Hawking ve Tanrının Aklından Geçenler Trifones. BE 4: Akşam Güneşi Güntekin. Aygır Fatma Kaygılı. Reşat Nuri. Peyami. Reşat Nuri. Peter. Reşat Nuri. Reşat Nuri. Paul. BE 18: Leyla ile Mecnun Güntekin. Rene. BE 1: Çalıkuşu Güntekin. Reşat Nuri. Yalnızız Mollon. Reşat Nuri. Paul.Kaya. İstanbul’un Bir Yüzü Girard. BE 10: Damga Güntekin. 90 Dakikada Descartes Strathern. Refik Halit. Sabahattin Ali. Reşat Nuri. Bak Hala Çok Güzelsin. 90 Dakikada Sartre Strathern. BE 12: Gizli El Güntekin. 90 Dakikada Wittgenstein Anderson. 90 Dakikada Shopenhauer Strathern. Ömer Seyfettin Alangu. Paul. Sözde Kızlar Safa. Freud ve Sahte Anı Sendromu Kür. BE 2: Dudaktan Kalbe Güntekin. BE 23: Yaprak Dökümü Güntekin. 90 Dakikada Nietzsche Strathern. Kaygılı. Phil. 90 Dakikada Kant Strathern. Pervez. Refik Halit. Eski Hastalık Güntekin. Tarihin Görgü Tanıkları Coles. Biz İnsanlar Safa. 90 Dakikada Hegel Strathern. Einstein ve Tam Güneş Tutulması Coles. Romantik Hareket ve Romansal Hakikat. BE 13: Gökyüzü Güntekin. Reşat Nuri. İnsan ve Eser Karay. Tersine Kanon Strathern. Reşat Nuri. Paulo. Tahir. Gurbet Hikayeleri ve Yeraltında Dünya Var Karay. Osman Cemal. Peter. Bir Kadın Düşmanı Güntekin. Reşat Nuri. Çingeneler Baydar. BE 14: Harabelerin Çiçeği Güntekin. Paul. Gemi batıyor. Peyami. Reşat Nuri. Paul. Matmazel Noraliya’nın Koltuğu Safa. Peyami. BE 21: Sönmüş Yıldızlar Güntekin. 90 Dakikada Sokrates Strathern. Paul. Pınar. Peter. Bir Tereddüdün Romanı Safa. 90 Dakikada Platon Strathern. Paul. Girard. BE 9: Ateş Gecesi . Reşat Nuri. BE 5: Acımak Güntekin. Onur. Seyreden Yok Maurensig. 90 Dakikada Konfüçyüs Strathern. Postmodernitenin Kökenleri Hoodbhoy. Paul. Osman Cemal. Peyami. 90 Dakikada Aristoteles Strathern. Reşat Nuri. İslam ve Bilim Burke. Paul. Peyami. Fatih-Harbiye Safa. Ramazan. Erguvan Ağacı Rossi. Paul. Hayalet Hikayeleri Korkmaz. Memleket Hikayeleri Karay.

Reşat Nuri. Tamsin. Talat Sait. Ruşen. Korkunun Irmağında Acar. BE 5: Değirmen Ali. Reşat Nuri. Sait Faik. Bu yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak İleri. Sema. Haz. BE 9: Balıkçının Ölümü/Yaşasın Edebiyat Abasıyanık. Richard. BE 3: İçimizdeki Şeytan Ali. Sanatta Anlamın Görüntüsü. Russell. Sınıf Sim. Haz. Düşünürlerin Eşliğinde Etienne. Reşat Nuri. Sabahattin. Tania. Sait Faik. Derrida ve Tarihin Sonu Samancı.: Havuz Başında/Son Kuşlar Abasıyanık. Zaniyeler Özpalabıyıklar. Mahalle Kahvesi/Havada Bulut Abasıyanık. Sergun. Shelley. Bütün Öyküleri Beckett. Selim. Marksizm. Selahaddin. Sabahattin. BE 2: Kürk Mantolu Madonna Ali... Tahsin. BE 6: Kağnı-Ses Ali. Selahattin. Kumru ile Kumru Halman. Karakter Aşınması Sennett. Doğumunun 100. Foucault ve Kaçıklık Kuramı Timur. A’dan Z’ye İlhan Berk. Haz. Troya Ağar. Taner. Sebastian. Sait Faik. Proust Salgado. Süheyla. Stephen. BE 11: Müthiş Bir Tren/Çeviriler Uyarlamalar Ağaoğlu. BE 6. Stuart. BE 8: Sırça Köşk Ali. Kavak Yelleri Peffer. Yenilginin Diyalektiği Altınsay. Beyaz Mitolojiler Droit. Yarın Yapayalnız Kaygusuz. Reşat Nuri. Dostluk Hüznü Paylaşmaktır Yücel. Ten ve Taş Eaglestone. Richard. Kritimu Ali. Edward Said ve Tarih Yazımı Edgell. Sadri Etem. BE 8: Tüneldeki Çocuk/Mahkeme Kapısı Abasıyanık. Çıkrıklar Durunca Abasıyanık. BE 7: Alemdağ’da Var Bir Yılan/Az Şekerli/Şimdi Sevişme Vakti Abasıyanık. Sait Faik. BE 5: Kumpanya/Kayıp Aranıyor Abasıyanık. BE 7: Değirmen Güntekin. Sabahattin.Yılında Ahmed Hamdi Tanpınar Işın. Tahsin. Türkler ve Ermeniler Modleski. Sait Faik. BE 3: Medarı Maişet Motoru Abasıyanık. Samuel. Sabahattin. Sait Faik. Doyma Noktası Uğurcan. Ronaldo. Ahlak ve Toplumsal Adalet Leppert. Sabahattin. Samet. BE 1: Kuyucaklı Yusuf Ertem. Jacoby.Güntekin. Ekrem. BE 1: Semaver/Sarnıç Abasıyanık. Miskinler Güntekin. Aşkın Samatya’sı Selanik’te Kaldı Walia. Richard. BE 2: Şahmerdan/Lüzumsuz Adam Abasıyanık. Bataklık Çiçeği Enis. Kan Davası Güntekin. Sabahattin.. Sait Faik. Son Sığınak Güntekin. BE 4: Yeni Dünya Ali. Sait Faik. Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir İleri. Selahaddin. Marx@2000 Keleş. Suzan. Sema. Robert. R. Niteliksiz Adam 1 Young. Sait Faik. BE 14. Kentleşme Politikası. Sait Faik. BE 10: Açık Hava Oteli/Konuşmalar Mektuplar Abasıyanık. Robert. Robert. Altun.İmgelerin Toplumsal İşlevi Sennett. Antik Yunan: Bir Kentin Anatomisi Munck. Roland/Françoise. Selim. A’dan Z’ye Yunus Emre Spargo. Sabahattin. Sait Faik. Eğlence İncelemeleri . Yalan Yücel. Postmodernizm ve Holocaust’un İnkar Edilmesi Musil. Saba. Reşat Nuri. Selçuk.G. Ara Güler Koleksiyonu Enis. Roger-Pol..

Eksik Taşlar Ecevit. Romantika Özakman. Yolağrısı Eagleton. 19 Mayıs 1919: Atatürk Yeniden Samsun’da 1 Özakman. Effi Briest 1. Babam Cemil Meriç Türkali. Thomas.3 Koninck. Dile Gelen Felsefe Karataş. Yakup Kadri. Mark Twain Hatırlıyor Dery. William. Bir Sürgün Karaosmanoğlu. BE 17: Hikayeler Karaosmanoğlu. Ali Arif. Edebiyat Dersleri Blake. Ted. Yakup Kadri. Ali Galip Hadisesi Özden. BE 15: Zoraki Diplomat Karaosmanoğlu. Tzvetan. Victor. Güven 1. İnsanlığın Mahrem Tarihi Fontane. Panorama Karaosmanoğlu. Tanyeri Horozları Kopan.Ali. Bir Ada Hikayesi 3. Turan. Yaşar. Eğlentili Bir Gömme Töreni Dery. Handan. Masumiyet ve Deneyim Şarkıları Randall. Güzel Yazı Defteri Mataracı. Yakup Kadri. Vedat. Yakup Kadri. Etienne/Borne. Seçme Şiirler Previn. Ferahfeza Mucizesi: Huzur Todorov. Ümit Meriç. Ahmet Hamdi Tanpınar.2 Çolak. Yakup Kadri. Yıldız. Yeni Cehalet ve Kültür Problemi Hauser. Veysel. Victor. Alan/Grant. Bir Cemil Kavukçu Portresi Tüysüzoğlu.. Bir Ada Hikayesi 2. Ayna Korkusu Tunaya. Thomas de. Film Eleştirisi. Tibor. Abdullah/İnci. Turgut. 2003 Şiir Yıllığı. Yiğit. Anamın Kitabı Karaosmanoğlu. Mavi Fener Nabokov. Bu İşte Bir Yalnızlık Var Alptekin. Sodom ve Gomore Karaosmanoğlu. Hehn. BE 13: Bir Serencam Karaosmanoğlu. Ankara Karaosmanoğlu. Yaşar. Tuna. Gençlik ve Edebiyat Hatıraları Karaosmanoğlu. Taylan. BE 16: Politikada 45 Yıl Kemal. Tracy’nin Kaplanı Woods. Yakup Kadri. Turgut. Yakup Kadri. Üzüm ve İncir Hugo. Yakup Kadri. Dev Uyar. Theodor. William L. Aklın İsyanı: Marksist Felsefe ve Modern Bilim Karaosmanoğlu. Ağaçlar Kiremitçi.2. Bir Kültür Bir İnsan Özakman. BE 2: Nur Baba Karaosmanoğlu. Vedat. Temel. Dominique/Copeau. Yakup Kadri. Bir Gül Bu Karanlıklarda Yazan. Yekta. BE 4: Kiralık Konak Karaosmanoğlu. Yakup Kadri. Yakup Kadri. Yakup Kadri. 2002 Şiir Yıllığı Çolak. BE 16: Vatan Yolunda Karaosmanoğlu. Yakup Kadri. 2000 İpşiroğlu. Poetikaya Giriş Uçman. Turgut. Yakup Kadri. Kayıp Romanlar Türkali. Türk Romanında Postmodernist Açılımlar Nadi. Hüküm Gecesi Karaosmanoğlu. Tarık Zafer. Tarık. Hep O Şarkı Karaosmanoğlu. İçimde kim Var Bener. Theodore. Kemal. Veysel. 19 Mayıs 1919: Atatürk Yeniden Samsun’da 2 Balibar. Tibor. Fatma/ Bektaş. Yakup Kadri. Zafer. Vladimir. Yaban Karaosmanoğlu. Etienne. AFA Yayınları. Karıncanın Su İçtiği. Tomris/Ersen. Alımlama: Yazın . Bizi ‘Biz’ Yapan Hikayeler Saroyan. Siyasal Müesseseler ve Anayasa Hukuku Altuğ. Yunus. Dersimiz Yurttaşlık Er. William. Tülin. Tuğrul. Zehra. Tolga. Postmodernizmin Yanılsamaları Zeldin. Yakup Kadri. Terry. Victor.

Bir Ölüm . Bir Kedi. Zeynep. Ziyaüddin. Livaneli. Ziya Osman. Konuşanlar Bir Hüzünle Sesinde Saba. Zülfü. Ziya Osman. Thomas Kuhn ve Bilim Savaşları. Anton Çehov’un Öykü Sanatı Saba. Ziya Osman.Zafer. Bütün şiirleri: Bıraktığım İstanbul Saba. Bir Adam. Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi Serdar.

Çamlıca’daki eniştenin. yaşlanma ve ölümle ilgili 'tefekkürünün' zaman zaman bamteline dokundugunu saklayacak değilim. Daha bir yazınla uğraşıldığı. Abdülhak Şinasi. *** Hisar. 1996 Bu izlek (Hisar'ın belki tek izleği: kişisel dönüşüm. adanın. Anlatıcı sorununa takılan Hisar için Belge'nin ilginç bir gözlemi var. 1941'de yayımlanmış. Okuyup okumadığını merak ediyorum. dil daha yetkin.. O bozulan bir dünyanın önünde kendi altın çağına sığındı. Onun çok öznel bakışı içerisinde hangi dünyaya ve nesnelerine tanıklık ettiğimiz çok tartışılır (İleri). iknaya direnen.. bir de üç roman tipinin kaypak-güvenilmez. İleri'nin baskı toplumundan delirerek kurtulan Hisar kahramanına ilişkin yorumu ise yeterince inandırıcı değil. Can Yayınları.OKUMALARIM Hisar. Okumayı hep . ama yazarca doğallaştırılmış kaypak içyapıları). Abdülhak Şinasi. Hisar'ın tanıdığı tek kişiyi dönüp dönüp anlatmasıyla ilgili kuşkusuz.. Ed. 1996 Hisar'in ilk romanı. Bence Hisar'in bir sıradışılık olarak özel bir yeri belki var.. ergenlik öncesi duyarlığa kitlenmiş sımsıkılık. Fahim Bey ve Biz (BE 1).. Çamlıca'nın. 35 yıl. yazın üzerine düşünüldüğü anlaşılıyor. Görü daha keskin. Varlık Yayınları. bahçelerin) müziğini yakaladığını. sığına sığına da bu altın çağı altın çağ yaptı. ama yazınımıza bir katkısı yok. yani Fahim Beyin. geçirimsizlik ve bunun doğurduğu bir tür tepeden 'eda' eyleyiş. O ben'in yerine çok kez biz'i kaydırmıştır.. Bağlam Yayınları. *** Hisar. Nizami beyin açık batı etkisindeki züppe yaşantılarından doğu gizemine sığınmaları-kaymaları. Lise yıllarında Urfa'da Naci abinin (Naci Ipek) Özlem Kitabevi’nden almıştım. Selim İleri. Kaç yıl geçti. en hoşgörülü okuru bile en azından sinirlendirebilir.. Çamlıcadaki Eniştemiz (BE 2). 1994 1936'da yazilan bu son roman belki de Hisar'in en yetkin yapiıtı. Dilinin yer yer uzamın (kentin. benim gibi çatlatmasa da. Zamanı algılayış ve kurgulayışının Proust'la bir ilgisi yok. Abdülhak Şinasi. Bu dördüncü baskısı. Ali nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği. Vedat Günyol haklı bana kalırsa.. Ama ondaki inatçı.

s. kendi yarattığı imgenin ve kendinin tutkunu olarak kendi saplantısını geçmiş zaman kipinde çekerek özeleştiriden yoksun.. Dili tutarsız. 'tüm sosyoloji böyle diyor' demesine benziyor.düşündüğüm. *** Altan. ilgimi çeken bir yazardı. İpin ucunu sık sık kaçıran Altan. Uşakligil'e. Bu Tayyip Erdoğan'in..Tartışmalı bir gündem oluşturabilmesi (31 Mart olayı) 2. Adnan. hamsalak irili ufaklı kenterimiz ağzı açık ayran budalası gibi bu kendinden izinli kibirin kuyruğuna takılıp onu bir halt sanmadı mı? Bence Hisar'ı Türk yazını içerisinde bir yere koymak yanlış. öyleyse onun anımsadığı geçmiş iyi (altın çağ). anı ve zaman üzerine düşünsel derinliğinden söz edilirdi. hemen her dal ve konuda felsefi 'ahkamlar' keserek (örn. geleneksel romanın bile yapamadığı kerte anlatıcıyı tanrısallaştırıp mutlaklaştırıyor (bu ona hem okunma kolaylığı: bol ve sığ okuyucu sağlıyor. öncekilere saygısızlık değil mi bu? Cumhuriyet'te bile gizli ağırlığı süren seçkinci kibir günümüze değin taşinmadı. hem de megalosunu doyuruyor olsa gerek-söyleşilerinden anlaşılıyor bu. dökülüyor. 'rayting' sağlanır. o anımsadığına göre.Reklam ve para Bu etkenler bir araya getirildiğinde 'trend' yakalanabilir. Proust'la bağ kurulur. Bunun üzerinde durmak gereksiz... Masalını Yitiren Dev. kendilerine özgü bir türler ve güdümlü bir işlevleri var. Sürgüne gönderilen temiz. Zaten tüm roman 'mastürbasyon' .. iç anlatı tekniği vurgulanır.. Onun anımsadıkları iyi şeyler.. Eline sağlık diyor. Bir roman yapı sağlamlığı taşımasa da belki iyi bir romandan daha önemli Masalını Yitiren Dev. Vıcık vıcık bir şairanelikle geberik roman beylik yargılar üzerine kuruluyor (yapıtın omurgası). Tüm bunlardan sonra bir düşkırıklığından bile söz edemem. nuryüzlü islamı 70 yıl sonra bizlere kazandıran Altan. İsyan Günlerinde Aşk Can Yayınları.) okuru aydınlatıyor. Bence Hisar Hisar oluşunu kalburüstü bir soy ve çevreden alıyor. Çünkü ben ummadığım seyi bulmadım açıkcası. herkese okutmaya çalışıyorum. *** Binyazar.. kurgusu tutarsız. Bizim kendi has gerçeğimiz bu kitabın içinde çünkü..83 vd. Bu seçkinliğini tüm geçkalmis soyluluk gibi tek tutamak ve sayrılık biçiminde yaşayan kibirli insan. en küçük hesaplaşmayı bile yapmamış. yapamamis bir anlatı koyuyor ortaya. 2001 Altan'ın yapıtı ürettiği mit önünde sıkı durabilmek için okundu. bu 41'de yazılmış. Can Yayınları. Ahmet. yani özsevercilik...Çok satışı güvencelemek için pornografik vurgulu bir erotizm 3. başka bir nedenle değil (özsaygı gereği). 1. anlatıcı sorunlu.. Altangiller. 2001 Binyazar'ın çocukluk anıları çok açıdan etkileyici ve sürükleyici. Bu sınırlı ve tecimsel amaçlı bir yazın girişiminin ülkemizde son ve kendi açısından başarılı bir örneği.

Ağlayan Mehpare.339). s. Ayrica bak. Yahya Kemal. DervişVahdeti denen meczup. (Bak. Ona göre toplum seçkinlerden ve diğerlerinden (sürü) oluşur (s. *** Tanpınar.Osmanlı bitiyor" (s... Bilimsel (ussal) yaklaşımlara direnen bir yanı var. Ahmet Hamdi. Satır arkalarında ortaya çıkan bir şey var: Yazar (Altan) bir seçkinci (elitist).341) Geriye kalansa: ittihatçı oyunu.246) Ayrıca Altan-Seyh efendi örtüsmesi için bak. Olsa olsa bir… Tolstoy hakkında şöyle diyor.. "Faili meçhul cinayetlere. 'büyük kalabalık'. hayatın her veçhesini tanıyor o adam" (s. içinden bütün hayatın aktığı iki el. Ed..430) Ahmet Altan solcu olamaz. hangi dramın parçası acaba? İçtenlik ve hakikilikten yoksunluk bu romanın en büyük kara deliği.388). Romanda oldukça bol sayıda Türkçe yapısına aykırı (bozuk) tümce var. Yapı Kredi Yayınları.Olanlar ne Allahla. E Dergisi Agustos sayisi. *** Tanpınar.duygusu ve izlenimi veriyor. 2001 Tanpınar'ın bu yarım kalmış çözümlemesini sevdiğimi söyleyemem. Onun dedikleriyle artık yetinemeyiz. demokrat olamaz. Buna bağlı olarak bir 'kapalı' yapıt karşısındayız:'yazardan menkul'. 2000 ...Kendisi için yaşamayı beceremediğinden. kapamış. (s.. Ahlaksız benim değil. (s. Tanpınar Türk Yazın Eleştirisi'ni yazık ki gereğinden çok iğfal etti. kendi ahlakına uymayanlar" (s.. biz hocalarla değil analarımızla dövüşüyoruz" (s. Yahya Kemal'i ve diğerlerini ondan (aslında bu önemli yazarımızdan) kurtarmak gerek. herkesi kendi ölçüleriyle yargıla.Fatih Andi." (s.248) Tarih dersi: Bak s. Yapı Kredi yayınları.400) Türkçeye dönük saygısızlığı için çok şey söylemeyeceğim. Ahmet Hamdi. Altan'ın Şeyh Efendiyle özdeşleşmesi: "Ortada din adına dolaşan medrese artığı birkaç softa.. havada uçan askerlerle sona ermişti" (s.300 Bir beylik yargı: "Kimseyi kendi ölçülerinle yargıama...324) "Bir yüzyıl boyunca karanlık hatırasıyla bir ulusu hep bir 'din ayaklanması' korkusuyla titretecek olan bu tuhaf isyan. M. ne dinle ilgili".Inönü karşılaştırmaları ve gelecek 'kehanetleri' (s. Altan bırakın tartışmayı.386) "Abi. tekke ve mollalar.." (s. saygıdeğer olamaz. yazar olamaz. Enver/M. Çözümlemeleri fazla kişisel ve önyargılı.316) "Asker iktidarın tadını aldı mı bırakmaz bir daha. Duayenliğini tartışmak gerek Tanpınar'ın..315) ".307). Tarihsel romanda bilinçli abartma (çarpıtma): 'yüzbinler'.262). s.Kemal/İ. hatta yabancı parmağı. "Askeri dine düşman etmeyin" (s.299 Ayaklanmanın (31 Mart) yöntemsel aklanma sırası: önce halk elenir. okuruna düşünme izni bile vermiyor. Beş Şehir.. sonra sultan. Parlak deyisi (retoriği) bu kısır yanını hep örtmüş. ki doğru: "Tolstoy denilince nedense benim aklıma kocaman iki avuç gelir.

Anlatı tekniğine bağlı olarak romanın toparlanamadığını söyleyenler var. Unutulmaz sahneler var romanda. Ama bir gerçek var: Tanpınar da hep sahnenin dışında kaldı bana kalırsa. Sahnenin Dışındakiler Dergah Yayınları. Ortak ve köklü bir duygunun peşine düşen Tanpınar Ankara. Bursa'da Zaman ve Istanbul'u yaşıyor. Ama büyük fotoğrafı göremediği. 1999 Tanpınar'ın çekiciliği kararsızlığından kaynaklanan tamamlanamamışlığında bence.Tanpınar'in eşsiz denemeleri. 2003 Türk yazınının en iyi öykülerinden bazıları bu kitabın içinde. Ahmet Hamdi. Yine de Türk yazını içinde özgün bir yeri olduğunu kabul etmeli Huzur'un. Saatleri Ayarlama Enstitüsü. *** Tanpınar. Ötekiler gibi herşeyden emin olamadı. Dergah Yayınları. *** Tanpınar. Ahmet Hamdi... Yapı Kredi Yayınları. Ahmet Hamdi. 1987 . Huzur. romanda kendini kanıtlamak isteyen ve bilgiçlik yapan (yer yer) bir Tanpınar'dan rahatsız oldum. Bütün Öyküleri. Ahmet Hamdi. Tanpınar bir tek öykünün peşinde. İlginç olan romanlarının birbiriyle ilişkili oluşu. sorgusu ve yapısal düzenlenmesi açısından paylaşsam da. Tanpınar’ı ilk beşin içine olmasa da ilk onun içine rahatlıkla koyabilirim. Ben bu yargıyı. Dergah Yayınları. *** Tanpınar. yakalayamadığı da kesin. 1982 Kötü bir Huzur baskısı. Mahur Beste. Huzur için Tanpınar'ın en iyi romanı olduğu kanısı yaygın. Ahmet Hamdi. Konya.. *** Tanpınar. 2001 Tanpınar'ın belki önemli ama en başarısız romanı. Biraz Kafka'ya benziyor. *** Tanpınar. Yapı Kredi Yayınları. Erzurum.

Folklor şiire düşman. yeniliğin üç yazari Ahmet Cevdet Paşa. Bu çok gerekli. Unutulmaz sahneleri günümüz Tahsin Yücel'inde (Yalan) yankılanıyor. Şiirler. buradan çıkardığı özgün yorum ve yargılarıyla. Söylenen şiirin peşinde Tanpınar.yüzyil sorununun yazarı Tanpınar ve sanırım onun düzeyine de çıkılamadı kimi konularda. Ahmet Hamdi. çok iyi bildiği kaynaklara saltık egemenliğiyle tekeline alan Tanpınar. *** Tanpınar. Onun özgün ama doğruluğu tartışmalı bilim dışı (duygusal. Yankılanmak istiyordu çoğalarak. Bitmemiş (liğiyle).. Aydaki Kadın. Yapı Kredi Yayınları. Bugün yapılmayan. sezgisel) yargıları yaratıcılık yoksunu eleştirimizin beylik ağzına dönüştü. Beni yordu Tanpınar'ın yapıtı. Birhan Keskin. bir anlamda ceberrutu olmuş. Şiir tek bir sesti. anlatıları (özellikle denemeleri) öne çıkarmaya çalıştı. Zaten Tanpınar'ın kendisi bile zaman zaman kendinden kopuyor.. 19. 1987 Beni en çok etkileyen Tanpınar yapıtı. Terslik belki şimdilerde düzeliyor (mu?). Gereksiz ayrıntılar arasında okur temel düsünceyi yakalamakta güçlük çekiyor.. köklü bir Tanpınar eleştirisi.. Bence okundukça ve Tanpınar tanındıkça kendini ele veren. bir gül gibi açılıveren şiirler bunlar. tek bir anlamdı. Türk yazınının bu skolastiği dönemini tamamladı (mı?) Tanpınar'ın bu türden çalışmaları Gogol'un paltosu gibi (göndermeli-göndermesiz) herkesin içinden çıktığı bir karanlık. 1982 Tanpınar'in kuşkusuz etkileyici yapıtının ağırlık noktası bence de giriş bölümü.. Ed. Ahmet Hamdi. *** Tanpınar. Güler Güven. yargısı Cemal Süreya'ya has olsaydı iyi olurdu. Asır Türk Edebiyatı Tarihi. Kendisi şiiri üzerinde durmaya çalışırken başkaları yazın tarihi. Münif Paşa ve İbrahim Şinasi Efendi incelemesi izliyor. Gerçekte tek bir şiir vardı. Doğruluğu ayrı bir konu. Bugün de en iyi şairlerimizden sayılmıyor yanılmıyorsam. 20. Adam Yayınları. Modernliğiyle.. Batılılaşma (Tanzimat) kavramını irdeleyen önemli Giriş'i.Tanpınar'ın başyapıtı olabilir mi? Aynı zamanda Türk romanının eşsiz bir yapıtı (birkaç açıdan). Türk Yazını üzerine söylenmiş ve başkalarınca sayısız kez eleştirilmeden yinelenmiş bir söylemin de. İstanbul göğünde bir seda olma tutkusunu taşıyordu bence. Ahmet Hamdi. Çekiciliği özgünlüğünden geliyor bu çalışmasının ama aşırı kişisellik ele aldığı konuda çok zarar da verebilirdi (bence vermiş). Sağlamlığıyla. Ed. *** Tanpınar. Yapıtın yarım kalması bir yana Tanpınar basımdan önce birkaç kez daha elden geçirseydi daha değişebileceği kanısındayım.. Çağlayan Yayınevi.. Yeni Osmanlılar Cemiyeti ve . 1999 Çok sınırlıb ir tema ve yapıya dayalı (yazarca özellikle istenmiş) bu bir avuç şiir (tüm şiirleri) bir dönemin kapandığının (Yahya Kemal ve Tanpınar'la) tutanağı aynı zamanda. Ele aldığı dönemi.

Sait Faik. Söylenen bir şey. Batı Yazını değerlendirmeleri izliyor. Halk ve Divan Yazını. Recaizade Mahmut Ekrem.. gazete) bakılıyor. 1991 . Yapılmazsa çok şey eksik kalır. Kendini açımladıkça kapatan yazarlardan Tanpınar. Onun için şiir Yahya Kemal için neyse o. *** Tanpınar. Aruzu çok sevmesine karşın ve önünde hecenin kötü örneklerine karşın. Roman ve Eleştiri üzerine görüşlerini içeren yazılarını Türk Yazınının Genel Sorunları. 1977 Türk yazınının belki de en özgün (kişisel) yazarından yazın üzerine görüşlerin derlendiği yapıt önemli. Tanzimattan Cumhuriyete kadar Türk Yazını.. varlığa bir katkı.. ses. Daha sonra sırasıyla ve uzun bölümler olarak Ziya Paşa. ölçü olarak heceyi kullandı. Namık Kemal. İkinci cildi Tanpınar yazamamış. Ahmet. Yaşamın karşısında rind duruşu edinmek için çok çaba harcadığı belli olan yazarın kendini zor ele veren temel seçişleri hakkında ipucu yakalamak için tüm yapıtını okumak bile yetersiz kalabilir. Türk yazınında önemli ve özel bir yeri olduğunu düşünüyorum. Altın Kitaplar Yayınevi. Şiirlerin çoğu için gediksiz billur yapıdan söz edilebilir. Abdülhak Hamid ve Muallim Naci inceleniyor. Bu da doğal. Ed. bir duruş (ulusal-ekinsel-tarihsel). tiyatro. Edebiyat Üzerine makaleler. eyleyiş. Kimi yazılar derinlikli ve yaratıcı bir ökelik ürünü gibi görünürken birçoğu da öylesine yazılmış izlenimi veriyor. Şiirler.. Yapı Kredi Yayınları. Ona emek vermeye değer. Billurun ardında olduğu açık. Cumhuriyet Dönemi. Tanpınar şiirle bir şey anlatmayı hiç denemedi. Tanpınar için kilittaşı.. Bence hafifsenmiş şairliği Tanpınar'ın.Tanpınar evrenine kendisinin önerdiği giriş yolu şiirleri. 1999 Tanpınar’ın basılmasına izin verdiği tüm şiirlerinin bu özenli baskısı.. Ama türk eleştirisi bunu bir türlü benimsemedi.. Zeynep Kerman Dergah Yayınevi. Ahmet Hamdi. *** Miskioğlu. Yahya Kemal. Ahmet Hamdi. Tanpınar şair olarak anılmak istedi. Oğuz Demiralp. *** Tanpınar. Sanırım (Nazım'ı katabilir miyiz bilmiyorum) Yahya Kemal'de olduğu gibi Tanpınar'da da şiir yaşam biçimi. bu kesin. Ahmet Mithad Efendi. Öyküleri Türk yazınına katkı olan Tanpınar'ın şiiri ve romanı için de ayni şeyi söyleyebilirim.Ali Suavi Paşa'dan sonra ortaya çıkan yeni türlere (roman. Ed. Şiir. Şiiri bu denli ciddiye alan birine büyük haksızlık. söyleyiş. hatta verilmeli..

Girit olaylarını ele alması açısından ilgi çekebilir.. 2004 Ahmet Ümit'le öyküleri üzerinden kötü bir tanışma... Ahmet. Ahmet. Savaşın Çocukları: Giritten Sonra Ayvalık. 2003 Yapı Kredi Kitap-lık dergisinin ekleri sürüyor. *** Yorulmaz. kötü bir romana imza atmış. Ama ne anlatıcı. Çünkü sevgiyle yazıldığı belli. Ahmet. Ne tiplemede. Geylan Kitabevi.. *** Yorulmaz. ne anlatılan düzeyinde iki boyutluluk aşılabilmiş.. Ahmet. Kıyı kasabası keyfi.Tanıtıcı bir yapıt olmasına karşın Sait Faik hakkında yazılmış ve ne yazık ki çok az olan kitaplar içinde en iyilerinden biri. Başvuru. Milli Şef dönemiyle ilgili gözlemler. bu Anadolu yazarı ne yazık ki zaten çok da başarılı olmayan geçmiş çizgisinin de gerisine düşmüş. Ahmet. Kolay algılanabilir.Bir de doktor var.. başka ne var. Doğan Kitap Yayınları. Hasanaki Ayvalık'ta. Kuşaklar ya da Ayvalık Yaşantısı. Ece Ayhan. Cemal Süreya'dan sonra Ece Ayhan. baskı yaptığını anlayabilmiş değilim. başarısız. Yorulmaz'ın cinselliğe ilgisi ise belirgin.. Remzi kitabevi. *** Sosyal.. ne kurguda belli bir özen sözkonusu.. Öykülerin arkasında entrika sığlığı.Ayvalık. Aşk Köpekliktir. 1999 Yorulmaz'ın ardıl romanı ilkinin başarısızlığını sürdürüyor. 2000 Yorulmaz'ın yapıtının yazınsal bir önemi yok. Giritten Cunda’ya ya da Bir Aşkın Anatomisi. bence Sait Faik'i derli toplu bir biçimde veriyor. tüketilebilir yapısı kötülüğünün tek işareti değil kuşkusuz.. Yapıtıyla yaşamını buluşturmayı da beceren Miskioğlu. Geylan Kitabevi. *** Yorulmaz.. .. Yapı Kredi yayınları.. 2003 Ahmet Yorulmaz. Cinsellik ve Demokrat Parti. teknik olarak başta aşılamamış.İyi bir kılavuz… *** Ümit. Neden bu denli övüldüğünü.Türk cephesine Girit konusu biraz şanssız galiba.

Sanırım 30'ların sonlarında yazıldı. bu izlenimi aşıp öteye geçen okur. av-avcı. . Proust Nasıl Yaşamınızı Değiştirebilir? Sel Yayınevi. usta-çırak gibi arkaik denebilecek. Ömer Seyfettin için çok üzülmüştüm. kazançlı çıkıyor. ölümcül karakterini araştırıyordu’ (Nurdan Gürbilek) *** Botton. ‘Sevgi olsun dostluk olsun insanın başkasıyla kurduğu yakın ilişkileri efendi-köle. Zamanı Nasıl İyi Kullanabiliriz? N'allez pas trop vite (Çok hızlı gitmeyin!). Alain de. Dikmen Yıldızı. Bir yandan Proust okumaya giriş sayılabilir. Kendimiz İçin Okumayı Nasıl Öğrenebiliriz? Okuduklarımızla yaşadığımız arasındaki ilişkileri kurarak. Aka Gündüz Ömer Seyfettin'in yol arkadaşıydi (1886-1958). bir taşla birkaç kuş vurmayı deneyen türden ve başarılı. Karasu anlaşılabilir mi? Bu denenebilir.. Çünkü çoğu kez üzerinde durulmadan geçilen şeylerin. Proust'un yaşamı ve yaşama karşı tutumu örnek verilerek. Yoksa 20'ler miydi? Her neyse beni mutlu eden bir şey var. Aka (Enis). Metis Yayınları. Bilge karasu Aramızda.. öte yandan bir yaşama kılavuzu. Füsun/Sökmen. 'Kayıp Zamanın İzinde'yi yazarak. *** Gündüz. Gözü arkada gitti. biraz Proust'a da bulaşmışsa. Bence bugün Karasu'ya yeniden bakmak gerekiyor. *** Akatlı. Meşgul insanların anlayışlarına karşı direnebiliriz. Anadolu ateşi yakıldığında o İstanbul'da Çapa'da ölüm döşeğindeydi ve usu oradaydı.. Müge Gürsoy.. Bugünü Yaşamayı Nasıl Sevebiliriz? Botton'un Proust destekli yanıtı. 1997 Karasu'nun ölümünü izleyen yıllarda. piyasada bol tüketilen reçeteler izlenimi verse de. Sanırım başka kaygular gerek yazmak için. İlk başta. O büyük kurtuluşu gördü ve yapabileceği tek şey vardı: ululamak. aslında nice incelikleri barındırdıkları ortaya çıkıveriyor. 1990 Bu kötü yapıt Cumhuriyet tiniyle ışıl ışıl. 2000 De Botton'un eğlenceli yapıtı. Bu kitap da bunun kanıtı. Haz. Karasu için yapılmış en iyi (ne yazık ki çok yetersiz) çalışmalar toplanmış. hakkında yazıları derleyen bu çalışma Karasu için gerçekten giriş niteliğinde bir derleme girişimi. Toker Yayınları.Keyifle yazılan şey başkalarına da aynı keyfi vermeyebilir. bu yüzden de her zaman bir sertlik barındıran ilişki kiplerine geri götürerek anlatıyor.Bu nedenle de anlamlı. Nasıl Başarıyla Acı Çekebiliriz? Proust'a göre acı çekmeye başlayıncaya kadar hiç bir şeyi doğru dürüst öğrenmiş sayılmayız.. Bu çoğu kez biçem olarak saçmalamak anlamına da gelse. bu ilişkilerin uzlaşmaz... özellikle bölüm adlarıyla.

kendi bakışını anlatan bir yazar. yaşadığı ev. karakteri oluşturan ayrıntıların bizi hayrete düşürecek kadar tutarlı. bir gün ayağı kayıp. daha doğrusu kadınların duyduğu hazdır. Yararlı. 2002 Botton büyüleyici bir yazar. Aşkta Nasıl Mutlu Olabiliriz? Proust'un tiplerinden Madam Leroi şöyle diyor: "Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem". üreme amaçlı olmayan cinsel birleşmeye yöneltilen ahlaki saldırı arasında gözle görülür bir bağlanti vardır: Her iki durumda da sansüre uğrayan şey hazdır. alıntılar yapıyor... çözümlemeler var denebilir. Alice'in tıkandığı ve kişisel kurtuluşunun yollarını aradığı bu anlatıda yalnızca irdelemeler. .Duygularımızı Nasıl İfade Edebiliriz? Anlatmak için doğru sözcükleri kullanarak. hiçkimsenin onun yokluğunu bir an bile hissetmeyeceği düşüncesiydi belki de. bu etkinliklere katılan "ben"in.’ ‘Seyahat. bir açılım getirebiliyor. içini kemiren üzüntü verici bir düşünce. işte o zaman. bilimsel kaynaklara göndermelerde bulunuyor. Sonuç: PROUST BİR KAYDEDİCİ. Doğrusu Romantik Hareket. Sel Yayınevi. O Berger gibi gördüğünü değil. Eşitlikçi. coğrafi değil de psikolojik bir çaba olarak yorumlanabilir: Dışsal yolculuk. tatilin başında otelde yer ayırtan "ben"den tümüyle farklı olmasıdır. Kitapları nasıl Elimizden Bırakırız? "En iyi kitap bile bir kenara bırakılmayı hak eder". 2001 1969 İsviçre doğumlu Alain de Botton'la bu ikinci zevkli karşılaşmam. arzulanan bir içsel yolculuğun metaforudur. Alain de.’ ‘İhtiyaç temelli olmayan alişverişe yöneltilen ahlaki saldırıyla. Alışveriş ve Roman. Gözlerimizi Nasıl Açabiliriz? Geleneksel imgelerden ve imge koşullamalarından kaçarak. Bu nedenle okura bu denli yakın duruyor. Romantik Hareket: Seks. Seyahat Sanatı. İlki Proust üzerine anlatısıydı. ama tümünün çerçevesi aldatıcı bir kurgu. Botton şemalar kullanıyor. Bunu kurgu ile bilgiyi hafif dozda buluşturmasıyla sağlıyor galiba.. insan ilişkilerine oldukça ikna edici bir biçemle.. ailesi. Randall'ın Bizi Biz Yapan Hikayeler'inden sonra okunması ilginç ve hoş bir rastlantı oldu. daha büyük bir davaya ya da öyküye hizmet etmemesiydi. arkadaşları sıradandı. Nasıl İyi Bir Arkadaş Olabiliriz? Sevgiyle arkadaşlığı birbirine karıştırmayarak. Alain de. YAŞAM KAYITCISI.. dürüst ve özellikle genç insanlar için. Okudukça rahatlıyor insan Botton'u. Eleştiri içeriyor (kapitalizmin mantığına yönelik) ve haklı bir eleştiri bu. bu gezegenin kenarından aşağı düşecek olsa. bindiği otobüs... Sel Yayınevi. ‘Yaşamı sıradandı. işi. Bu sözcükle Alice'in kastettiği neydi? Yaşamında hiçbir şeyin. bir o kadar da çelişkili değer sistemlerine dayandığını görürüz. demokratik biçemi okurla arasındaki tüm düzey ayrımlarını yok ediyor. ‘Bu sessiz gözyaşlarının ardında yatan şey. yaşadığı şehir..’ *** Botton. otobüsteki biletçi sıradandı. değerli bir şeye.’ ‘İnsanları birbirinden ayıran özelliklere alışılagelmiş çizgisel çerçeveden bakmayı reddedelim bir kez. (.) Kişinin asıl istediği.. hoşumuza gitmese de nazik olmaktan vazgeçmeyerek. *** Botton. Ve klişelerden uzaklaşarak..

Alain de. Ben Botton'dan şunu öğrendim: Yaşam bir denemedir. *** Botton. Edward Hooper'in resimlerini iskalamısım. 2002 Sokal bilim tarihinin unutulmaz adlarından biri. Alain de. kendine gitmektir. Yapı Kredi Yayınları. Onunkisi amaçlı anlatı. Seneca (düşkırıklığı yaşama). Ele aldığı kişilerin temel yaklaşımlarını değerlendirmek değil. Geleneksel önemli-önemsiz dizilimini altüst ediyor (devrimci bir tutum bu) her insan yaşamının diğerleri denli (önemli ya da önemsiz) olduğunu kanıtlamıyor. Sokrates (toplumca dışlanma). gösteriyor. belgeli ve resimli kitap biraz da bizim tarihimiz olarak zevkle okundu. Schopenhauer (kırık kalp). Sahte bir metin üretip bunu ciddi bilim dergilerinden birinde yayınlattırması birçok şeyi kanıtladı. *** Dister. Lacan. Felsefenin Tesellisi.. Latour. Diskografi içeriyor ve arşiv için bence önemli bir kaynak. yer yer söylemlerini anlamsızsaçma bir çizgiye taşımalarını eleştiren (ve bu tutumun arkasında yatan niyetin değerlendirilmesini okura bırakan) Sokal.. Baudrillard. Montaigne (kendini yetersiz duyma). *** Botton. Öp ve Anlat. Jean. . 2002 Botton yine sıradan birşeyler yapıyormuş havalarında. Rock Çağı. Bu kitapta da girişimiyle ulaştığı şeyin değerlendirmesini ve kimi eleştirilerini dile getiriyor. İyi ki de öyle. Epiküros (sahip olamama). Sel Yayınevi. Alan/Bricmont. Nietzsche (yaşanan güçlükler) aracılığı ile sokuveriyor. *** Sokal. Son Moda Saçmalar. Alain. Ama önemli olan bunu onun söyleyiş biçimi. bu yapıtıyla da insan (okur) yaşamına katkıda bulunmayı sürdürüyor. İletişim Yayınları. Dene.Çünkü oyunların en iyisi bile herkesi bir yerden sonra sıkar. Irigaray.. Botton bunu doğruluyor bence.Tıpkı düşündüğüm gibi. 2002 Bu çok renkli. Sel Yayınevi. Kristeva. seyahat.. 2004 Botton yine yapıyor yapacağını ve gündelik yaşamın tam yüreğine felsefenin avuntusunu.

Bölümleme şöyle: Okuma Eylemleri bölümünde Gölgeleri Okumak.Deleuze/Guattari. *** Manguel. 'kaos kuramı ve postmodern bilim'. ama çok genç ölüveren Memet Baydur'u saygıyla. Eksik İlk Sayfa. Paradigma Yayınları. Varoluşçuluk. sevgiyle anıyorum. Said Nursi.Jekyll and Mr. Alpaslan. Fizikçi-matematikçi olan Sokal ve Bricmont kuşkusuz insan bilimlerini matematik terimleriyle harmanlayıp hiç bir şey söylememeyi beceren bu adların ürkütücü (yıldırıcı) söylemlerinden korkmuyorlar. Yalnız Başına Okuma. tiyatro yazarı. 2001 Peter Burke okumasını rastlantıyla tümleyen zevkli bir diğer okuma. Sartre ve bayağılaştırıcılar Camus ve Marcel'den sonra. *** Manguel. Okumayı Öğrenmek. *** McNtryre. 2004 Bu minik. Palmiyelerin Altında Stevenson. Herkese (okumayla ilgili) öneririm. vb. Saçma ve Seçim) özetleniyor. Alasdair.Hyde adlı yapıtının parodisi. 2001 . Fethullah Gülen ve ‘Laik’ Sempatizanları. Okumanın Tarihi. Heidegger. Kierkegaard. temel varoluşçu kavramlar (Varlık ve Varoluş. çünkü eleştirel yaklaşımı var. hoş öykü Stevenson'un Dr. birikim gerektiriyor. Belleğin Kitabı. Cumhuriyet'te özellikle bu yapıtla ilgili yazilarını çok iyi animsadığım. Alberto. Çevirmenlerden biri olan. Jaspers. Virilio saçmalamalarına örnek veriyor (bol alıntıyla). iyilik-kötülüğü bir araya getirmesi son derece anlamlı bir kurgu koymuş ortaya. Stevenson'un yaşamıyla ikileşmeyi. Alberto. Arjantinli yazar-okur Manguel'in çalışması. Ara bölümlerde ise bayraklaştırılan 'epistemik görecilik'. Okuma Üstüne Benzetmeler altbaşlıkları bulunuyor. Resimleri Okumak. Cumhuriyet Yayınları. Geleceği Okumak. Stevenson hakkında birşeyler bilinerek okunmalı. Bir okur olma çabası içinde olan beni birinci dereceden ilgilendiriyor ve ilgiyi gerçekten hak ediyor. 2001 Özet ve yoğun bir çalışma. Kitabın Biçimi. *** Işıklı. O birşeyleri tümümüzden önce anlamıştı sanırım. Size Okunması. konularda serinkanlı ve o denli etkili temel eleştirilerini dile getiriyorlar. Yapı Kredi Yayınları. Yapı Kredi Yayınları. Simgesel Okur başlıkları görüyoruz. Okurun Güçleri bölümünde ise Evreni Sınıflandıranlar. Gödel kuramının kötüye kullanımı. Sessiz Okurlar.

vb. . küreselleşmenin dikey olduğu kadar.bilim dışı yaklaşımlar (köktendincilik. Anne-Marie. Yıllar Merdiveni. Yapı Kredi Yayınları. Daha olgunlaşmış. ulusal politikaların artık eskisi kadar etkili olamayacağını söylüyor.Görsel zenginlik yapıtın bir başka boyutu. küreselleşmeye tepkidir ve onun araçlarını kullanır). Gerçi döner. ama artık eski Delia değildir. *** Tyler. öz ve öğretici. Yapı Kredi yayınları. *** Delcambre. *** Kabacalı. Sovyet dizgesinin yıkılışını küreselleşme sürecine ayak uyduramamaya bağlayan Giddens.İslamiyet hakkında bir şeyleri yansızca öğrenmek isteyen biri için önerilebilir. 2000 Küreselleşmenin hayatımızı nasıl yeniden şekillendirdiği sorusunun yanıtını TV izlencesi çerçevesinde arayan bu ünlü toplumbilimci ile ilk kez tanışıyorum ve sağdan. Ona göre risk kavramı modern kapitalizmin ürünü ve ödenmesi gereken bir bedel. Kadın düzene sessizce ve inatla karşı çıkar. kuşatılmış gelenektir. Allah’ın Resülü Hz. Anthony. ama beğenmedim dersem de yalan olur. Ve imal edilmiş riskin toplumlarında. Muhammed. aileyi her anlamda eşitliğin kalesi olarak. geleneği (yazar gelenekle alışkanlık arasına sınır çeker) bir sığınma ve savunma alanı olarak (fundmentalizm. tüm olumsuz ekonomik sonuçlarına karşın küreselleşmeye karşı çıkmanın (korumacılık) yanlış bir taktik olduğunu. A’dan Z’ye Yaşar Kemal. 1999 Bu yalın anlatımlı ve yalın kurgulu ABD romanını okurken büyük bir roman okuduğum duygusunu yaşamadım.) öne çıkmaktadır. 2001 İslamin dışından birinin İslama oldukça düzgün ve öğretici bir bakışı denebilir. 2004 Yaşar Kemal'in evrenini tanıtan. Yansız.. 2. demokrasiyi demokratikleşmesi ve ulus sınırlarını aşması gereken bir eylemli güç olarak çözümlüyor.. yürür gider. risk yönetiminde takılıp kalmış durumdayız.Nereden bakılırsa bakılsın. değişmiş ve değiştirmiştir (Acaba?).Saidi Nursi ve Fethullah Gülen'i yetersiz de olsa. Alfa Yayınevi.. Bu noktada Giddens. Yapı Kredi Yayınları. Alpay. yatay (yerelleşme ve özerkleşme) olrak da geliştiğini. kendi kaynaklarıyla değerlendiren bir kitapçık. Elimizden Kayıp Giden Dünya..İmal edilmiş risk. Anne. sözcük kavramlardan yola çıkan ve Yaşar Kemal'den alıntılarla süren yapıt oldukça başarılı.Dışsal (doğal) risk. *** Giddens. Pek çok yanıyla tartışmaya değer bir küçük yapıt. ama akılcı bir temellendirmeyi dışlamadan konuya bilimci yaklaşımı dikkatimi çekiyor. İki tür risk var: 1.

sınıf çatışması. Ona göre. Diğer çalışmalarıyla birlikte. Bu iki kaynak tipi farklı toplumlarda farklı ilişkiler içerisinde yer alırlar (. Üretim tarzı kavramını eleştirisinin eksenine yerleştiriyor.. egemenlik yapıları. Konumunu karşı-işlevselci ve karşı-evrimci olarak tanımlıyan Giddens'ın tarihin seyrine ilişkin genel bir kanısı olmayışını yine de doğru bulamıyorum. eski kent-kır birlikteliği çözülürken. orada bulunuş-orada bulunmayış. Giddens'ın bu önemli yapıtı daha titiz bir okumayı gerektiriyor. Sığ evrimciliğe ben de karşı olmakla birlikte… Sorun bence evrimle ilerleme ve gelişmeyi bir arada düşünme koşullanmışlğında. tahsis kaynaklarının birikiminden daha temel bir değişme gücü olduğu doğru gibi görünür. zaman-bilinç. Kapitalizme özgü temel marksist yaklaşımla genelde uzlaşan Giddens. daha dağınık halde sınıflara-bölünmüs toplumların çökmeleriyle birlikte..’ ‘Dobra dobra söylemek gerekirse. Marx insanları herşeyin ötesinde alet yapan ve kullanan hayvanlar olarak düşünürken ve bunu insan türünü hayvanlarınkinden ayırmanın en temel ölçütü olarak ele alırken hatalıydı. ne de onun içinde son bulur.. kapitalizm öncesi sistemleri yeniden okuyor.. Marksizmi yetersiz ve yanlış buluyor. sınıf-iktidar ilişkilerini sorgulayan Giddens. Zamanın metalaşmasından alanın (mekan) metalaşmasına çıkan Giddens. Ana tezini.’ ‘Tarih bir insani proje olarak yeniden ele geçirilemez. kent kuramına ulasıyor (haklı olarak). Giddens erk kulanımını mülkiyet ve sınıf ilişkilerinin üstüne yerleştiriyor. Marksist evrimci tarih anlayışını çöpe gönderen (ve bana göre indirgemeciliğiyle haksızlık yapan) Giddens kendi kuramını temellendirmek için (Yapılaşma Teorisi) kimi kavram çiftleri tanımlıyor: zaman-mekan ilişkileri. topluluk. 20.)Kapitalist olmayan toplumlarda genellikle otorite kurma kaynaklarının koordinasyonunun. İnsan toplumsal yaşamı ne üretimle başlar. Paradigma Yayınları. tarihsel materyalizm. Giddens'ı iyi izlemek gerek.’ ‘Sınıflara-bölünmüş toplumlarda. 2000 İlk kez Marksizme katkı denebilecek bir eleştiri (okuyorum). egemenlik.insan praxis'i teorisinin soyut unsurlarını somutlaştıran bir şey olarak alınırsa. Kuramcı kimliği yaratıcı bir yaklaşıma işaret ediyor. Tarihsel Materyalizmin Çağdaş Eleştirisi.. kurum. Giddens evrim kavramı yerine. sosyal teorilerindeki en olağandışı karanlık noktalardan birisi.. Anthony. Batının evrensel model olarak alınması bir başka eleştiri konusu.. ancak ne de insanların projelerinin sonucu olması dşında kavranabilir. gücün en etkili aracı haline gelir.yy. uğraksal geçişler ve zaman-uzam köşeleri gibi terimleri içeren kurumsal organizasyon ve değişmenin uzun süresi yaklaşımını önermektedir.*** Giddens. içerisinde yer alan tahsis ve otorite kurma kaynaklarına özgü dönüşüm/dolayım ilişkileri aracılığıyla oluşturulur. günümüz sosyal kuramına bir katkı anlamına gelebilir.. Giddens'a dönük bir Marksist eleştiri var mı acaba? Okumak isterdim. Bunun nedeni bence otorite kurma kaynaklarının zamansal-alansal uzaklaşmasının temel taşıyıcısı olmasıdır. sınıfsal ilişkilerle bağlantılı ekonomik güç nadiren yalnızca ekonomik araçlarla elde edilebilir ya da sürdürülebilir. (Dikkate değer bir katkı). Sınıf.’ ‘Bilginin bir nüfusun gözetimini olanaklı kılan denetlemesi ve tek elde toplanması. nedensel amaçlı bir tarihsel araştırmanın insan etkinliklerinin . denebilir. ‘Tezimin ana çizgisi şöyledir: Güç. toplum. ulus-devletin kapitalist toplumların gelişmesini biçimlendiren 'güç kabı' olarak kentin yerini alması üzerinden geliştiriyor. Uzunca bir süredir ileri sürdüğüm bir iddiaya göre.

beklenti karşılayan ve çok da önemli olmayan bir kaç öyküsüne işaret etmek doğru olabilirdi. Onda izlemeye yargılı sonsuz gücün içler acısı perişanlığı ve bataklaşmanın inanılmaz renkleri var.. Öte yandan 85-88 arası öyküleri arasında öyleleri var ki. 20-25 yaslarinda bu güzelim öyküler nasil yazilabilir? Hangi birikimle... Tolstoy'dan çok (Gorki böyle demişti) Çehov bir Tanrıya daha yakın duruyor. Kapitalist devlet. esas olarak onun tahsis kaynaklarını denetlemesidir(. 1997 Nemirovski'ye göre (Bir Yazarın Romanı) Çehov 1890'lardan sonra acemilik ve Tolstoy etkilerinden kurtuluyor. O damardan kimler sürgün vermedi.açığa çıkartabileceğini gözardı etmesidir (.. sosyolojik düşüncenin bir şiddet taciri olarak devlet üzerinde hemen hemen çok az durması ne ile açıklanabilir?’ ‘Kapitalist devletin özgünlüğü sorunu... Çehov Dünya öykücülüğünün ana damarlarından biri. onulmaz iç acısını bana yeniden ve yeniden yaşattı..) 3. işbölümünde yüksek oranda bir karşılıklı bağımlılığın bulunduğu bir sınıflı toplum içinde yer alan devlettir. Şu bir gerçek: kimi Çehov öyküleri çoğu kez gerçekliğinden kuşkuya düşer gibi olduğum ve seyrek yaşadığım ürperişi ve derin...Cemaatsiz bir yalvaç.) 2. Cem Yayınevi.) İki dünya savaşının yerle bir eden vahşetine tanık olan ve hepimizin insanlığı tamamen ortadan kaldırabilecek bu türden bir üçüncü savaşın eşiğinde sendelediği bu yüzyılda.’ ‘Kapitalizmdeki ya da diğer toplum tiplerindeki (artık-değer olarak analiz edilen) emek sömürüsü önemli olabilse bile.fazlasıyla açık ve sürekli bir özelliğini -şiddet ve savaşa başvurulmasını. Sonuna. Bütün Öyküler 1885-1886. Cem Yayınevi. o artık-değerin -faraza. Kapitalizmde egemen sınıfın gücünün kaynağı.ortaya çıktı(. Anton... okunur.. eğlendirmeyi amaçlamış. Bütün Öyküler 1880-1884.. Yazınsal ökeliğinin gençlik yıllarına özgü kanıtı.. Kapitalizm. dibine değin görmek......) 4.ve göstermek zorunda olan biri. Ben bu yaklaşımı benimsedim. (. yapıtı yaratıcı esinlere ulaşıyor. 1997 8 cilt Moskova Rusça baskısından Mehmet Özgül'ün olağanüstü Türkçesiyle dilimize kazandırılan bu anıtsal yapıt için gecikmiş bir okuma.. Bu büyük yazar için şimdilik herhangi bir sey söylemeye kendimi yetkili görmüyorum.ortadan kalktığı sosyalist toplumdaki sömürünün elestirisi için uygun bir temel oluşturmaz. Kapitalizmde devlet. Çehov konuşulmaz.)kapitalizmin özgünlüğü sorunu ile ilişkilidir... bir sanatçı var mı acaba? YAYINBALIĞI . Özelde. O kendi ölümünü gören ve cesetiyle birlikte yaşayan biri..Gerçekte çok iyileri değil. bir bütün olarak insan toplumundaki sömürüyü her yanıyla ele alan bir teori ortaya koyamaz.. bir devlet sistemi ile ilişki içinde.. 1. Çehov'un bugüne değin aşılamamış özgün belirişini kanıtlıyor.. *** Çehov. yine görmek.. O kut ve tansığını göstermenin öngününde (arefe) kendini yazmaya vermiş acınası bir bulunç (vicdan) aklayıcısı. yine görmek. belki yalnızca para kazanmak için yazıldığı belli..’ *** Çehov. Anton. Anlaşılmayı ve avutulmayı Çehov denli hak etmiş bir insan. siyaset ve ekonominin kurum olarak birbirlerinden ayrılmaları üzerine kuruludur (..

Cem Yayınevi. Bütün Öyküler 1886. 1997 MÜSTEŞAR KOTRBASLI ROMAN ECZACININ KARISI ŞARKICI KIZ KOCA MUTSUZLUK HAZIR YİYİCİLER ÖYLESİNE BİR OLAY ÇEKİLMEZ İNSANLAR SUSSS HAYALLER İYİ İNSANLAR VANKA YOLDA O KADINDI İŞTE! DÜŞMANLAR POLENKA VEROÇKA SAVUNMASIZ BİR YARATIK CAHİLLİK (Bkz. Anton.Esendal) *** Çehov. Tolstoy’dan da.AİLE BABASI ÖLÜ AHÇI KIZ EVLENİYOR UYKU SERSEMLİĞİ BU KADARI DA FAZLA (Bak. Esendal sanırım Rus yazınından öykü uyarlamaları yaptı. 1997 .Esendal. Anton. Bütün Öyküler 1887.) FELAKET ÜNLEM İŞARETİ AYNA ÇOCUKLAR ACI DURUŞMADAN ÖNCE BİR GECE TELAŞ ANYUTA İVAN MATYEVİÇ CADI KÜÇÜK BİR ŞAKA AGAFYA KABUS *** Çehov. Cem Yayınevi.

. Cem Yayınevi. Bu yüzden gerçek yaratıcılık yoktur. kimisi de tam tersine soyluluğa özenir. Anton. Kendilerini bir ülküye adamış gibidirler.92) TATSIZ BİR OLAY BİR YAŞ GÜNÜ ÖYLESİNE BIR ÖYKÜ ‘Rus yazarlarında bulamadığımız. Kendini daha yapıtının ilk sayfalarında türlü türlü vicdan sorumluluklarıyla sımsıkı bağlamayan tek genç yazarımız yoktur. anımsamayı sever. içten pazarlılık alabildiğine. Cem Yayınevi.. yapıtlarında sade görünmek kaygısındadır. VOLODYA GÖMÜ KAVAL POSTACI DÜĞÜN KAÇIŞ KIRLARDA BİRGÜN ÖPÜCÜK KIZILTÜY *** Çehov. bir başkası "insanlarla kucak kucağa sıcak ilişkiler"i zorunlu görür.. Anton.Bu büyük yazarın olağanüstü güzellikte öykülerini sıralamakla yetineceğim yine. Sinsilik. Rus insanI yaşamayı değil. Bütün Öyküler 1888-1891. Bütün Öyküler 1891-1893. 1997 BAYAN X'İN ANILARI UYUMAK İSTİYORUM BOZKIR ‘…Öyledir her zaman. kendi başına doğan. tedbirlilik.325) GUSEV *** Çehov. Bir not almışım: Hiçbir canlı varlıkça algılanmamış. Kimisi. yaratıcılığın baş öğesi olan kişisel özgürlük duygusuna onlarda sıklıkla rastlayabilirsiniz.. 1997 DÜELLO KARIM GELGEÇ GÖNÜLLÜ SÜRGÜNDE KOMŞULAR ALTINCI KOĞUŞ KİMLİĞİNİ SAKLAYAN ADAMIN ÖYKÜSÜ . ölen çiçek ve onun Çehov gibi yufkayürekli ve üstelik taşyürekli bir insanoğlu Tanrı eliyle görülüp gösterilmesi.’( s. Biri çıplak bir bedenden söz etmeye çekinir. dördüncüsü de bir şeye eğilimli olduğu kuşkusundan kurtulmak için sayfalar dolusu doğa betimlemeleri sıralar. öteki ruhsal irdelemeler yapmayı başlıca görevi sayar.İçinden geldiği gibi yazmayı hiçbiri göze alamaz.’ (s.

*** Çehov. Bütün Öyküler 1893-1895. 1997 ARIADNA ÇEKME KATLI EV TAŞRALI KÖYLÜLER PEÇENEK BABA YURDUNDA AT ARABASINDA KILIFLI ADAM BEKTAŞİ ÜZÜMÜ AŞK ÜSTÜNE IONİÇ BİR HEKİMİN YAŞADIĞI CANIM BENİM YENİ YAZLIK KÜÇÜK KÖPEKLİ KADIN ÇUKURDA *** Çehov. Bilgi Yayınevi.. 1966 Çehov'dan dört küçük fars. Anton. 1967 . bir tanrıdan daha fazlası: bir insan. Anton. Sayfiyede Bir Yaz. Cem Yayınevi. Bütün Öyküler 1895-1900.. *** Çehov. Anton.*** Çehov. Ivanov. Tütünün Zararları. Bir Evlenme Teklifi. 1997 BÜYÜK VOLODYA İLE KÜÇÜK VOLODYA KARA KEŞİŞ KADINLARIN DÜNYASI ROTŞİLD'İN KEMANI YAZIN ÖĞRETMENİ ÇİFTLİK EVİNDE ÜÇ YIL IŞIKLAR BİR CİNAYETİN ÖYKÜSÜ Çehov. Cem Yayınevi.. Anton. Ayı.. Bilgi Yayınları.

Bezirci Türk eleştirisinde yabana atılacak biri değil. *** Roy. demektir. eşitsiz güçlerin baştan yenilmiş girişiminden söz ediyoruz.Çehov'un ilk büyük oyunu (1887). Adam Yayınları. Nabokov genel olarak beğenmiyor Çehov oyunlarını. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu. Ya Çek Defteri. 1979 Sabahattin Ali hakkında derli toplu. Neden kronolojik sıra izlenmediğini anlamadım. Anton. *** Çehov. Yoksa Roy olağanüstü biri. bir ölçüde Üç Kızkardeş ilginç denebilir. Ya Cruis Füzesi. 1991 Çehov'un Martı ve Üç Kızkardeş'i buradan okundu. Gazi Mustafa Kemal. Bütün Oyunları 2 (Ormancini/Martı/Üç Kızkardeş). 1987 . Agora Kitaplığı Yayınları. cesurca dile getiriyor. iktidarın fetiş deneyimini iktidarın kendisi sanmak. 1995 Behramoğlu çevirisi. Cilt I-II. Vişne Bahçesi. Ayrıca sanırım en kötüsü olmalı. *** Çehov. Adam Yayınları. Ed. O zaman erkin dışında bir seçenek aramak gibi. Ilginç olan Şu: Çehov sahnelemelerden genelde hoŞnut deĞil ve oyunlarının komedi (fars) olması konusunda ısrarlı. Sözlerinin arkasındaki kimlik hayranlık verici. Anton. Asım. *** Atatürk. iyice bir çalışma. 2004 Bu asi Hintli kadın yazar (Küçük Şeylerin Tanrısı) Deavid Barsamian'la söyleşerek güncel ve evrensel politikalar üzerine görüşlerini korkmadan. Sanırım sıra şöyle: İVANOV-ORMANCİNİ-MARTI-VANYA DAYI-ÜÇ KIZKARDEŞ-VİŞNE BAHÇESİ. Sebahattin Ali Gözlem Yayınları. Bütün Oyunları 1 (İvanov/Vanya Dayı/Vişne Bahçesi). Vanya Dayı. Çağdaş Yayınları. Söylev. Ray'in tek sorunu iktidarı bir aygıt olarak görememek. *** Bezirci. Arundhati.

Bilişimci.vb. Topluma kendisine bakmayı inatla öğretecek bir devrimci tutumu var. geleceğin açmazlarına da im konarak çözümleniyor. bakacak.. Öte yandan bu kusuru görüp kusuru işlemeyi sürdürmek. Az. Yeni yazarlardan son zamanlarda dikkatimi çeken oldu. etkileyici bir roman Kuş Diline Öykünen. Dil ve Ekin. Bir girişim niteliği taşımakla ve tümlemede sonu açık olmakla birlikte ekinleşme. Fehime iyi. 4 öykü var.. Kusursuz değildi kimse. Yapı Kredi Yayınları. Gücünü biçimde.. hesaplaşmalı anlatısı. yüzüne kar taneleri konan biraz önce öldürülmüş ve gazetelerde. Bir başvuru kaynağı. Türkçenin kaynakları.. Aydın. *** Köksal. *** Tunç.. örnekleniyor. Ama diğer iki öykü de yabana atılacak gibi değil: Kaybetme Korkusu. 2004 Ayfer Tunç ilk kez okuyorum.) yaldızsız. Devecioglu etkiler. Özellikle Suzan Defter. Kaç romanda. anadilimizi Anadolu ekin birikimiyle buluşturma denemesi olan 1981 TDK ödüllü yapıt olağanüstü. Kuş Diline Öykünen. savsözler ardında da değil. Devecioğlu'nun ne yapmak istediğini anladım ve yaptığının 'güzel' denebilecek tek şey olduğunu. bir başyapıt.. bu konuda tersine bir yolun izi sürüldüğü belli. toplumun belleğinde hiç iz bırakmayacak genç ölünün yattığını. yanlışından ve doğrusundan çok uzak ve ayrı olarak. Metis Yayınları. babayla oğul arasında geçen sahne gibi bir sahne okudum. o günden beri yattığını. Çarpıcı bir yanları var. orada. Hazla okundu. Taş-Kağıt-Makas.Tek şey. Ayfer. Devecioğlu'nu titizlikle izlemeli. . ama hakkı verilmiş imgelerle (zaman. biçemde bir devrimden almıyor roman.. 2003 Türkçe üzerine yazılmış.. ama bence son dönemlerin en iyi anlatılarından biri. El altı yapıtı. Toroslu Yayınları. ama bir o denli büyük. O yalnızca.Cumhuriyetimizin temel kitabı. Taş-Kağıt-Makas. Ayşegül. çıkmaz sokakta. Tümümüz suçluyuz (tümümüz suçsuz). Kafka) öyküler bunlar. 2004 Bu ad (Ayşegül Devecioğlu) beni saşırttı. Bir ilk roman.Alçakgönüllü. Herkes kendisine bakmalı. Batılı yazar etkilerinin duyumsandığı (örneğin. Aydın Köksal Türkçenin ender yapıcılarından. hep yatacağını anımsatıyor bize. Tunç'un anlatılarını izlemem gerek. kar. kuş. İlginç biçim ve yapı denemeleriyle bir bakıma yol açıcı da denebilir. *** Devecioğlu. Türkiye’de devrimci gençlik deviniminin ilk kez içerden. Poe. savsız.

. İlginç bir çalışma olabilirdi. Anlatının içtenliği. *** . Ed. Gerçekci kurultay. Baba Tahir. Halide Edip. Nurer Uğurlu Cumhuriyet Yayınları. Bu öyküler bizim öykülerimiz. Osmanlı Münevverinden Türk Aydınına.C.C'den yana koyuyor. öyküler arkasında akan ve onları birbirine bağlayan derin doku. Necatigil'in kızı. *** Üryan. 2000 Cumhuriyet gazetesinin önemli bir hizmeti olan bu 2 ciltlik yapıt. 2000 Halide Edip bağlamında Türk moderleşmesini sigaya çeken Durakbaşa'yı hiç gözüm tutmadı. Nalan Barbarosoğlu. Azra. Ayşe. Doğu Halkları Kurultayı belgelerini içeriyor ve Türk ulusal devrimiyle ilgili (3 farklı Türk delegasyonu ile.*** Sarısayın. kaynakların eleştirel değerlendirmeleriyle irdeleme girişimi ne yazık ki yarım kalmış Erhat'ın. yazgıya üstten gülümseyen. iletişememiş. Son yılların en iyi öykü kitaplarından biri bence yapıt. *** Erhat. Ed. *** Durakbaşa.. buruk ama özkıyıma da uzak. özellikle 2.. İletişim Yayınları. Komintern toplantısında alınan karar üzerine toplanan 1. Enverciler'di) önemli değerlendirmeler içeriyor. 2003 Fars (İran) yazınının önemli şairi Hemedanlı Baba Tahir Üryan'ın (1000 yıllarında yaşamış) dörtlüklerinin çok başarılı (Talat Sait Halman) çevirileri. Yaşanmışlık paylaşabililikle birlikte öyküleri çoğaltıyor. ki bunlar T. 2002 Tanzimattan Camhuriyete ve Mustafa Kemal'de aydın kavramını. Can Yayınları. Belgeler 1. Can Yayınları. Kıstırılmış. Aşk Çırılçıplak. Bu gerçekcilikte reel-politik'in kuşkusuz büyük rolü var..Doğu Halkları Kurultayı. K Kitaplığı. 2004 2004 Yunus Nadi öykü ödülü sahibi Sarısayın. yaşamada dirençli. yalnız insanların anlaşılabildiği öyküler. desteğini kimi sakıncalarla T. *** 1. kaderimize ilişkin ipuçları bu öyküleri anlamlı kılıyor. Yorgun Anılar Zamanı. TKP.2. Ayşe.

/Gök. *** Oran. G. Öte yandan Zülküf Aydin'a dikkat (?).Gök (Eğitimin Özelleştirilmesi). İkinci cilt 1980'i günümüze getiriyor. AB-Türkiye Entegrasyonu:Nasıl? Nereye Kadar? (Türkay)./ Hasgüler./Aydın. Neşecan Balkan/Sungur Savran Metis Yayınları. G. Dört Gösterge Işığında Türkiye Sosyalist Hareketi (Çulhaoglu). yer yer beni rahatsız etmekle birlikte çalışmanın önemini azaltmayan. Metis Yayınları. Ed.Köse-A. Soğuk Savaştan Günümüze Kıbrıs Sorunu (Hasgüler) önemli çalışmalar. A. Bana kalırsa 2004'ün önemli çalışmalarından bu iki ciltlik derleme. T. Y./Günlük. 1. T.yüzyılın Politik Mirası (Savran). Başar. *** Akaya. M.. O. Z.Neşecan Balkan/Sungur Savran.Arın (Refah Devleti Sosyal Güvenliğin Yokluğu).Özer-F. Küçük kutularla kavramlara açıklık getiren çalışmada.H.Ü. Y.Oyan (Tarımsal Politikalardan Tarımsız Bir Politikaya Doğru)./Oyan. ikinci baskısından okuyorum bu dev yapıtı (900 sayfa).Öncü (Mühendislerin Toplumsal Evrimi Üzerine Gözlemler).L. S./Öncü. A.Akkaya (Düzen ve Kalkınma Kıskacında İşçi Sınıfı ve Sendikacılık)./Türkay. Özellikle 20. Türkiyede Siyasal Kriz ve Krize Müdahele Stratejileri (Öngen). İyi bir kaynak. Diline takılmam./Onaran. M.Arslan. Emre/Buğra. cilt bölümlemesi şöyle: * Yöntem ve Yaklaşım (Çalışmayı biçimlendiren. vd. bazı öyküleriyle çıtayı zorluyor. 2000’li Yıllarda Türkiye. O. dil konusunda pekişmiş önyargılarımdan mı? Pek sevdiğim söylenemez (Başarır’ı).Neoliberalizmin Tahribatı.Ercan (Emek Piyasaları Uyumsuzluk Mu. 2004 Trafik işaretlerini kendi anlatısında eğretileme olarak kullanan Başarır. Türk Dış Politikası Cilt 1. tersine arttıran. M. Yapıtın düzenlenmesi ve dizgeli yapısı benim için okumayı zorunlu kıldı. A./Öngen. S.A. Ö. Özellikle F./Ercan.. S. 2001 Ciltli./ Köse. Çıktığınız Hevesle İniniz Doğan Yayınları. Ercan (Sermaye Birikiminin Çelişkili Sürekliliği ve./Arın. G. 1919-1980 İletişim Yayınları. 2004 Önemli derleyici bir çalışmanın 1. Bütünleşme mi?).cildi. Ed./Şenesen. *** Başarır. 2000’li Yıllarda Türkiye 1. F./Toksöz. 2.. S.)./ Yalman.) . Tek başına önemli ve okunabilir. Baskın./Dedeoğlu.cildi. T. öğretici giriş./Çulhaoğlu. F. F. S. Ed./Savran. Sürekli Kriz Politikaları. 2004 Önemli derlemenin 2.Günlük-Şenesen (Silahlanma Küresel Dönemde İktisadi Yansımalar)./Özar. G.

Montreaux Boğazlar Sözleşmesi. Bu yazarlarımızı kazanmalıyız. Yunanistan. Kürt Sorunu. Ayrı Dünya. Sovyetler. fotoğrafi çekiliyor. Bekin Sıtkı.. Göreli Özerklik-2 (İkinci Dünya Savaşı dönemi. Avrupa. Bence klasikleşecek. SSCB. Arkeoloji üzerine olan yapıt derinlikten yoksun olmasına karşın (ayrıca cografi bilgi bakımından yetersiz) belge ve görüntü zenginliğiyle dikkate değer. Avrupa Birliği. Yeni bir dünya ile eskisinin kıyısında yazar. Çoşumculuğun (romantizm) etkileri yokoluyor giderek. Çitlenbik Yayınları. Mayaların Kayıp Şehirleri Yapı Kredi yayınları. sokağın gerçeğiyle yüzleşiyor. Yunanistan. vb. 2001 Yapı Kredi'nin Genel Kültür Dizisi'nin ilk kitabı. belli konulara odaklanarak da. Baskın. Orta Doğu ile ilişkiler) * 1960-1980: Göreli Özerklik-3 (ABD ve NATO. 900 sayfalık bu dev yapıt için (Baskın Oran yönetiminde Siyasal Bilgiler ekibi) tam bir biresim ve olağanüstü demekten başka elimden bir şey gelmez. Yunanistan. *** Oran.) * 1939-1945: Savaş Kaosunda Türkiye. Bell. SSCB. Toplumsal duyarlık. Çoklu okumaya olanak veriyor. *** Kunt. Başvuru niteliği özellikle çekici.* 1919-1923: Kurtuluş Yıllar (Mondros.) * 1923-1939: Göreli Özerklik-1 (Avrupa. Orta Doğu ile ilişkiler. İletişim Yayınları. Yeditepe Yayınları. Orta Doğu ile ilişkiler. Ed. çıplak gerçeği öykünün konusu oluyor. 1980-2001. Ögretici. Orta Asya. *** Baudez. İnsan Hakları. Feminizm Herkes İçindir. AET) Kusursuz ve yetkin bir ekip çalışması. Türk Dış Politikası Cilt 2.) * 1945-1960: Batı Bloku Ekseninde Türkiye-1 (SSCB. ABD ve NATO. gerçek bir başvuru kaynağı. Anadolu ve yoksul kentli insanın yalın. Sevr. zevkli bir çalışma. Orta Doğuyla ilişkiler. 2002 . Orhan Kemal'lere giden yolda. Eleştirel basımları yapılmalı. Yunanistan. Mudanya. Düzenleniş mantığından çok yönlü islevşelliğine varıncaya dek. Bu yapıtı kesintisiz bir tarihçe olarak da okuyabilirsiniz. 1952 Kunt'u sahaf üzerinden tanıyabildiğim için mutluyum. *** Hooks. Claude/Sydney. Lozan. 40'ların gerçekci kuşağından neredeyse unutulmuş bir yazar yazık ki. 2002 1980-1990 ve 1990-2000 bölümlemesi içinde Türkiye'nin Kıbrıs.

semboller. ilgim dağıldı. derlitopluluğundan ve eleştirel gücünden geliyor. "Yakınlaşın ve anlayın. erkeklerin kadın eylemiyle ilişkisinin sorgulanması. apaçık sergilemesi. sınıfsal güçle (iktidar) gelen yol ayrımı. Yoksa kadınlar başardıkça (!) iktidara ortak olabiliyor va cinsiyetçi tutum ve paradigma sürüyor. Ortadoğu’nun Çoklu Kimliği. sorunu kadın sorunu değil insan sorunu eksenine oturtan ve toplumsal dizgeyle bağlarını doğru bir biçimde kurabilen cinsiyetçilik kavramı. 2001 Henri-Levy günümüzde entellektüel olan şeye tepkiyi eleşirerek.Bell Hooks 1952 doğumlu Gloria Watkins'in takma adı. emeller açısından irdeleyen Lewis. Düğüm noktasının bu olduğunu sanıyorum. Amerikalı olan Hooks karaderili. Bu nedenle kadın eylemine düşmanlığı doğallaştırmış kadınların okuması gereken bir yapıt bu. Russell’dan Seçme Yazılar. yabancılar ve kafirler. tutumunu kesin bir biçimde ortaya koyması Hooks'u kadın yazını içinde (sol içerisinde de kuşkusuz) çok önemli bir yere koyuyor. Bu da yılar sonra kendimle buluşmak gibi oldu. devlet. ırk ve dil. Benim için yapıtın ilginç üç yönü vardı: 1) Kadın eylemine soğuk. 2)Kadın eylemi içre özeleştiri boyutu. Kaç kez bırakma noktasına geldim.. temel kimlik oluşturucusu olarak doğum ve devlet kimliğini vurguluyor.V) *** Henri-Levy. Kızkardeşler. Bertrand. *** Lewis. millet... Feminizm herkes içindir" (s. kinle bakan kadınlara (çoğunluğu oluşturur) yaklaşımındaki yumuşaklık. ülke. Yapıtının önemi yalınlığından. kadın eşcinselliğine bakış açısı. Toplu Türkçe çeviriyle değerini yitirmesine karşın sorunları kaçamaksız.. Dost Yayınları. 3)Kadın eylemini eşitlik çizgisi ve tanımıyla sınırlayanların eyleme getirdiği yozlaşma ve buna karşılık Hooks'un önerdiği. Bence Hooks'un bakış açısıyla benimkisi örtüşüyor. 2000 Tarihçi Lewis'in yapıtı önemli olmakla birlikte derinlikten yoksun. Yapıt okunmazlaşmış. Bernard. Hooks'un kişisel deneyimleriyle bilimsel söylemin kesişim noktasından ilerleyen anlatısı da kadın eyleminin insancıl ve eşitlikçi doğasına bir örnek sayılabilir. Entelektüelliğin Övgüsü. 2004 . Gendaş Yayınları. Sabah Yayınları. *** Russell. Bernard. Ortadoğu'yu din. kanıtlarının sağlamlığı ve söyleminin saydamlığıyla seçikleşen inandırma gücü. yeniden bir çözümlemesini ve eldesini yaptığı yapıtında bence bir saldırıya uğramış: çevirmenin saldırısına. Yine de Henri-Levy'den çok hoşlandığımı söyleyemem.

Russell'den iyi bir derleme. Psikoloji, din, cinsellik ve evlilik, eğitim, politika, ahlak üzerine yazılarından hoş bir seçki. Tanımak isteyenler için anlamlı.

***
Karasu, Bilge; Troya’da Ölüm Vardı (BE 8), Metis Yayınları, 1991
Büyük Karasu okuması. Daha ilk yapıtla (kitap olarak baskı: 1963) Bilge'nin kara-acı suları içerisinde duyguların hiçbir yere oturtulamadığı karabasanlı bir okuma, ağulu bir deneyim başladı. Aynı öykü kişilerine dayalı bu kopuk, tümün sürekli yeniden reddedildiği anlatılar, insan'ın doğumdan başlayan ve anlatısı olanaksız ölümle noktalanan yaşam sahnelerinden oluşuyor. Hiçbirimizin öyküsü, hatta kendi öykümüzün parçaları bile birbirini tutmaz, tutmuyor. Her bir yaşantı için sayısız anlatı üstüste biniyor. Gerçeğin hangi anlatının arkasında olduğu, yazarın israrlı ve dayatıcı çabalarına karşın, yine belirsiz ve acaba burada bir değer yüklemesi yaparsak yanılmış olur muyuz? Ağın bir düğümü (öne çıkarılmış) Müştak, öne çıkarılmasında bile tartışmalı, ağ’a ilişkin (büyük yapıya) hem im, hem değil. Hem gönderen, hem gönderilen... Bir bakıma ölüm doğumdan başlayarak var, hep var. Troya'dan kalan yaşamın değil, ölümün öyküsü (Shopenhauer). Yaşamın anlatısı, kendiliğinden bir ölüm anlatısı... Bunu anlamamızı ister miydi Karasu? Ölüm odasi içindeyiz. Doğumdan başlayarak. Geçmişe sarkarak. Bir ilişkiyi tanımlamaya, onun önünde şöyle ya da böyle durmaya çalışarak. Birilerini anne olarak tanımlayıp bir diğerini sevgili-dost arası bir aralığa koyarak, bakış açılarını sürekli değiştirip bakılanı yeniden yaşantılıyarak ve bu arayışın tinselliği ve kırılganlığıyla yeniden vazgeçerek... Adı konmuşların ardlarına bakarak, Zanzalak ağacının gölgelerinde eşinerek, gerçeği bulma umutsuzluğuyla, bunun acısıyla... Bir dönüşüm duygusu kalan geriye, savruluş... Bir aydınlık. Koku. Algının dibi. Kedi. Yaralı hayvan. Yangın. Şarkısız gecelerin ilki. Savaşı karşılayan sessizlik. Theo Angelopoulos. Ve Karasu sanırım Oğuz Atay'ın esini. Bütün o Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Korkuyu Beklerken, Oyunlarla Oynayanlar nereden çıkmış olabilir. Tanpınar buna yetmez bence. Karasu'da Türkçe yeniden ve çoğalarak var oluyor. Büyük bir dil deneyimi.

***
Karasu, Bilge; Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, Bilgi Yayınları, 1970
Karasu tarihsel bir zemin önüne çagdas bir dizi sorunu koyarak, bir tür etik sorgulama yapiyor bana kalirsa. Ada ve Tepe adinda iki bölümlü Uzun Sürmüs Bir Günün Aksami'ni, Dutlar adinda kisa bir öykü izliyor. Bence tematik seçis ve derinlikler açisindan Dostoyevski'yle karsilastirilmali Karasu. Anlati, biçem olarak ise Fransiz modernleri belki isik tutabilir. Türkiye'de ise öncülü var mi kestiremiyorum. Çünkü yerel degil evrensel temalari onu farklilastiriyor. Öte yandan, seçim, direnis, sorumluluk, iktidar ve güç, boyunegme, inanç, etik, kaçis, vicdan, sorumluluk, iç aydinlanma, vb. kavramlar çerçevesinde okuru sarsan,silkeleyen bu romaniyla da Karasu'yu gecikmeli de olsa tanidigim için mutluyum.

***
Karasu, Bilge; Göçmüş Kediler Bahçesi, MetisYayınları, 2003
Ölümcül, canlı bir satranç benzeri oyun-bağlantı ile birbirine ulanan, umutsuz, kara öyküanlatılar… Onda uzam, zaman, ilişki kendini hep yeniden kıra kıra ilerliyor. Öykümüzün ne olduğunu bilemeyiz, anlamayı usumuzdan geçiremeyiz, Kafka'dan farklı olarak anlama girişimlerimiz de hep olmuştur, olacaktır. Zaten öykü de yırtılır, geriye kalan girişimse neyin neye ulanacağının herkesin kendine bağlı kalacağı bir anlatış olur. İyi mi olur? En zengin, en çoğul anlatı da, ‘en zengin ve çoğul anlatı’dan başka bir şey değildir. Yaşam kaygusu ve kavgasının ucu ölüm, vardığımızda henüz yola çıkmışızdır. Menzil düş, ise, varolan, kalan ne? Karasu'nun olağanüstü metinleri yeniden okunmayı zorluyor diyeceğim. Bildik anlamlandırma çabasının hep bir adım ötesinde kalacakları kesin. Onu öngörülü bir bilici yapan da bu özelliği mi acaba?

***
Karasu, Bilge; Kısmet Büfesi, Adam Yayınları, 1982
Bölük pörçük metinlerle bölük pörçük yaşamı anlatılama, ıskalama ve yakalama girişimi. Bu da bir denemeydi, tıpkı yaşamımız gibi. Seni çok iyi anladığımı sanıyorum Karasu. Sana borçluyum.

***
Karasu, Bilge; Gece, İletişim Yayınları, 1985
Bu dev yazarı (dilciyi) ne biz, ne de Dünya anladı diyorum. Gece, geceyi anlatıyor. Bilinemeze bağlı, bilinemezden, bilinemezin kendi olan geceyi. İnişini, dönüştürüşünü, yerinden oynatma gücünü, bakışımızın tam içindeki yerini, geceleşebilirliğimizi... Öte yandan bir kurgu metnin de gece boyutu var. Gece onu da açar, gizler, dönüştürür. Dil bile geceyle oynar. Hem de ölümüne… Karasu da bence ölümüne oynadı gece'yle, gün'ün özü geceyle. Yaşam her zaman gece sayesinde ve onun yüzünden, hep başka bir şey oldu. İnsan da, metin de... Çok ciddi birşeylere işaret etmenin gececil komikliğine ne demeli. Gece kimi uyarır. Kimseyi. Kimse olabilsek… Ölümle, ölümüne oyunla belki olası...kimse olmak.

***
Karasu, Bilge; Kılavuz, Remzi Yayınları, 1990
Karasu 1994'de öldü yanılmıyorsam. Bu başyapıtlarından biri olarak yayınlandığında da sağdı. Tüm yapıtlarıyla en üst düzeyi nasıl tutturabiliyor Karasu? Onun tüm yapıtı gerçekte tek bir yapıt ve o da başyapıt. Kılavuz, bence, duyumsayabildiğimce, düşle ayıklık, günle gece, yaşamla ölüm arasında, sonunda kendi yolunu yitiren bir kılavuzluk deneyimi... Derrida'nin dediği gibi 'yerinden oynamış yaşam', yerinden oynamış anlatıca izleniyor. Söz ve metin iki yüzlü, iki yanlıdır. Doğru bir tür kurgudur. Yine de Karasu için göreci diyemiyorum. Ama yerleşik doğruya karşı buruk bir başkaldıran insan olduğu kesin (mi?). Kedi'ye gelince. Kedi her yerde olabilir, konabilir, var. Çünkü bir kedi o. Güzelliği insana kendini vermeyişinde. Karasu büyük bir yazar.

***
Bottero, Jean/Steve, Joseph; Evvel Zaman İçinde Mezopotamya, Yapı Kredi Yayınları, 2001
Persopolis yazıtlarıyla başlayan büyük serüven...Gizemli üç yazı. Eski Farsça, Elamca (!), Asurca (Sami dillerine dayalı). Sümerceye doğru giden yol... Kuzeyden güneye doğru Asur, Akad, Babilonya ve Sümer ülkesi... Şu anda, bugün, insanoğlunun öyküsünün kaynağı ABD ve İngiltere'ce bombalanıyor. Yok ediliyor. Bugün: 21 Mart 2003.

***
Magee, Bryan; Felsefenin Öyküsü. Ed. Neil Lockely, Dost Yayınları, 2000
Nefis bir felsefe tarihi. Belki çokca yüzeysel, ama çekici...Görsel bakımdan zengin ve nitelikli baskıyla felsefeyi sevmemek olanaksız. Yapıtın bence kurgusu da çok başarılı. Temel felsefe temaları seçilen felsefecilerle koşutlu bir biçimde götürülüyor. Zevkle okudum.

***
Uzuner, Buket; Uzun Beyaz Bulut Gelibolu, Remzi Yayınları, 2001
3.baskısını okuduğum roman 10.baskısına yaklaşmış olmalı. Neden acaba, bunu anlayabilmiş değilim. Kötü kitabın ne olduğunu bilmiyor muyuz? Yoksa çok okunurluk, gerçekten mi yazın dışı değerlere bağlı yalnızca? Sanırım. Bu roman roman geçmişiyle hesaplaşmamış, yeni hiç bir şey içermiyor. Savaş karşıtçılığı, barışçılık desem bu da defalarca ve çok daha iyi bir biçimde yapıldı.

Eco da yabana atılamaz. 2004 Baskı olarak olmasa da içerik olarak çok başarılı bir yıllık bence. Touraine. E 2004 Edebiyat Yıllığı. Taylor. Levi-Strauss. Adorno. Kadir. Foucault. 2002 Japon şiirinden Celal Üster'in derleyip çevirdiği aşk şiirleri. Haz. Benhabib. şiirler. Roman’ın duasını da okuyabiliriz. 12'yi vuruyor. Gendaş Yayınları. Tartışmalı okumalara açık önemli bir söyleşiler derlemesi. ama daha çok Gould'un yazısı.. Gadamer ile yapılan ve Cogito dergisinde yayınlanmış söyleşileri içeriyor. Mango. denemeler.... şimdi. Abu-Lughod. Jean/Eco.Bir şey var. Derrida. Habermas. Büyü içeren öyküler bunlar. Haz. *** Celal. Eco. Reeves. Ed. Zizek.. *** Üster. Guattari. Yatağında Yalnız Mısın? Okuyanus Yayınları. Zamanların Sonu Üstüne Söyleşiler. Jean-Claude/Delumeau. Metin/Aydemir. Bourdieu. Özellikle Carriere. Cemil. Eagleton. Özellikle dinsel kültürlerde yeniden doğuş. Bu yapıt hakkında ayrıca kısa (ve yetersizce) yazdım. 2001 2000 yılı sorunu ile ilgili 4 ünlüyle yapılan ama kapsamı binyıl dönümü sorununu oldukça aşan söyleşiler beklediğimden çok daha iyiydi. Stephen Jay. Yapı Kredi yayınları. Kavramlar ve Bağlamlar Arasında. kıyamet ve tarihsel olgular arasındaki ilişkiler aydınlatıcıydı benim için. Umberto/Gould. . Morin. 2002 Jameson. Kavukçu'nun öykülerinde. Can Yayınları. Celal. *** Kavukçu. Horkheimer... eleştiri ve tartışma yazılarıyla 2003'ü yansıtabiliyor.. Öyküler. Yapı Kredi yayınları. Deleuze. ayrıntılarda gizli 'insanlık durumu'nu görmemek olanaksız. Gemiler De Ağlarmış. Catherin David/Frederic Lenoir/Philippe de Tonnac. Grass. Riceour. yaşamla bizleri buluşturabilme özelliğine sahip.. Cem. Başka da bir şey yok. 2001 Bana yazın tadı veren öyküler Kavukçu'nun son yapıtındakiler. *** Carriere. Buket Uzuner bir tür çağcıl vurguncu ve çağın gereklerini iyi koklayan bir burnu var. *** Akaş. Hartog.

anlatılırsa doğru yakalanabilir mi? Neden büyük yenilgiden hemen hemen tüm yazarlarımız aynı sonucu çıkarıyor acaba? Bu onlarla ilgili olabilir mi? Devrimci (kendini aldatış) bir cinsel tatminsizliğe indirgenebilir mi? Okurunuz açısından baktınız mı hiç sayın yazar romanınıza? *** Çapan. etnik gerçekliği bu stereotip'in laik-seküler iktidarlarca buzulmasına sık sık yol açmış. yerel yönetimli bir toplum modeli ABD emperyal hegemonyasıyla çok da iyi bağdaşabilir. K Kitaplığı. Charles.. tarihsel. *** Lindholm. Christopher. Kendini kurtaramayan devrime mi soyunuyor Sayın Kavukçu? Devrimci olmak için tatmin olmuş biri mi olmalı? Devrimcilik (Türkiye travmasında) bir karabasan olarak tanımlanır.*** Kavukçu. Haz. İslami Ortadoğu. 2004 ABD'li Prof. Bu çalışmanın ABD'nin küresel güvenlik konularında akademik çalışmalar arasında yeri olup olmadığını merak ediyorum. . 2002 Minicik ama olağanüstü güzellikte bir seçki. *** Horrocks. Everest Yayınları... ABD'nin Irak çıkartmasını yalnızca ABD medyası değil. Yürekteki Ok. 2004 Kavukçu'nun son yapıtı bir roman: Önceki öykülerinden daha iyi değil ne yazık ki. Baudrillard ve Milenyum. Ama Ortadoğu'nun İbni Haldun'ca kuramlaştırılmış coğrafi. Dünyanın En Güzel Aşk Şiirleri. Cevat. Ilımlı-islamcı. demeye getiriyor olmalı. İmge Yayınları. Cemil. Lindholm'un çalışması bir tarihsel antropoloji çalışması. genelde Ortadoğu.dayatmacı ve hiyerarşik devletlere karşı eşitlikçi ve islamın kaynaklarına dönüşü yansılayan yerel halkın direnişi ve isyanının başarısız tarihi biçiminde seyretmiş. Çalismanin yetersizliği antropolojik bakışın yetersizliği olarak yorumlanamaz sanırım. Can Yayınları. Suda Bulanık Oyunlar. özgürlükçü. 2000 Doğrusal tarihi sorgulayan Baudrillard'ın milenyum hakkında düşüncelerinin değerlendirilmesi. özelde İslam kültürünün ABD'nin kuruluş ve tarihsel öyküsünde hep etkili olmuş eşitlikçi.. rekabetçi kültürün tıpatıp aynı kaynaklara sahip olduğu. üniversiteleri de bilimi araç olarak kullanarak haklılaştırmaya çalışıyor ve bu çalışma de bunun bir örneği. toplum. Lindholm'dan okuyan istediği sonucu çıkaramaz sanırım. Sonuçta Lindholm'un altını çizdiği şey. Ortadoğu'nun genel tarihi seküler. Çürüyen kent.. devrim (ci): Tarık ve Kırat.

Cüneyd. Bu söylemin sivil toplum-devlet arasında bir dikotomiye oturtulması. Metin/Soyer. Dave.*** Okay. Yankı Yayınları.Yazışmalar. Maksim. Son dönem yapıtları görülmezse. Cem. *** Çulhaoğlu. Solda “Sivil Toplum” Söylemi. David. vb. Siyasal alanları bölmelere ayıran sivil toplumcu yaklaşım özünde reformist ve gericidir. TC Kültür Bakanlığı. toplumun verili durumunu sonsuzlaştırması. 2000 Everest yayınları mini kitaplardan bir dizi başlattı. Halikarnas Balıkçısının Bilinmeyen Yılları. devletin sınıf temelini reddetmesine bağlı olarak ve kendisiyle çelişerek özünde devletçiliği. Önemli bir makale. yazdığı yazılarla zengin bir kaynak. 2001 1921-1928 yılları arasında Halikarnas Balıkçısı'nın yaşamına tam bir tanıklık yanısıra o dönem İstanbul basınında yaptığı resimler. Nietzsche ve Postmodernizm. 2003 . Türkiye’de batıdan değişik olarak iktidarın burjuva sınıf yaratmak (kapitalist ekonomik ilişkiler anlamında sivil toplum) zorunda kaldığı belirtiliyor. 1966 Çehov'la Gorki' nin 1898-1900 arası mektuplaşmalarını içeriyor çeviri ve her iki yazarın kişisel özelliklerini yansıtması açısından ilginç. Gerçekler ve Yanılsamalar. sonul amacı demokrasiye kilitlemesi. *** Harvey. 2000 Sivil toplum söyleminin Marksist geleneğe bağlı doyurucu bir eleştirisi. Everest Yayınları. Türkiye çözümlemesinde ise bizde kavramın (NGO) çarpıtıldığı. Metis Yayınları. *** Robinson. Özgür Üniversite yayınları. tutarsız Nietzcshe'nin bilim ve aydınlanma karşıtı söyleminin postmodernizme kapı araladığını savlıyor İngiliz felsefeci Robinson küçük makalesinde. gibi noktalar üzerinde duruluyor. Mavi Sürgüne Doğru. Sosyal Adalet ve Şehir. Anton/Gorki. sınıf savaşımı ve siyasal iktidar hedefini dışlaması. *** Çehov.

C. sorunun bilimselleştirilmiş algı ortamında yeniden ifadelendirilmesi gerektiğini söylüyor. Demir. Sel Yayınları. *** Breton. Emek süreci ve teknolojiyi çözümleyen yazar. *** Göksel Demirer/Tezcan E. bilimle gündelik algı farkının çevre sorunlarında doğurduğu handikapı vurguluyor. vb. David Le. Bana 'amerikanofil' deyimini anımsattı. J. Yeniden dağıtımcı bütünleştirme. 2003 Bu hoş. Kenti sabitleyen plan kavramı ancak bir araç (enstrüman) olarak kullanılmalıdır. Çevre epistemolojisinin dilsel çözümlemesi de denebilecek çalışmanın önerisi bireysel etik devrim sayılabilir. Amerika’nın tüm dünyaya dehşeti milim milim tattırdığı bir sırada Özlü kendi türünün (familyasının) işlevini (tarihsel) yerine getiriyor. Belki de son olacak.. Yapıtın en önemli çalışması ise J. . 2004 Demir Özlü'nün son çalışması ve ilk Özlü okumam. Bu katkı marksist terminolojiye değin uzanıyor.Foster'in Komünist Manifesto ve Çevre adlı çalışması çevre konusunda Marksizm eleştirilerini Manifesto bağlamında yanıtlayan önemli bir yazı. J..Dursun'un Çevre ve İnsan: Teorik Bir Yaklaşım adlı çalışması da Marksizm eleştirilerini yanıtlama boyutu içeriyor. Geleneksel (liberal) kentleşme kuramı eleştirisinden çok. B.Foster.B.Harvey'ın yapıtı. 2000 Yapıt seçili 4 önemli makaleden oluşuyor. bir kentleşme kuramı üretebilmenin olanaklı yolları üzerine sıkı bir deneme diyebiliriz./ Robert. tartışmalı sosyalist hukuk teorisinin yerini. Yürümeye Övgü. Beni etkileyen boyut ise burjuva 'planlama' kavramına getirdiği eleştiri. Çok önemli bir yazı.B.Erdağlı'nın Ekolojik Bir Topluma Doğru./ Dursun./Erdağı. teknoloji transferine ilginç ve doğru bir yaklaşım getirirken. Ekoloji Politik. Türkiye İş Bankası Yayınları. Uyuşturucu almış birinin mutluluk düşleri Amerika'yla birebir örtüşüyor nedense. *** Özlü. Marksizmle kent olgusunu tümleştirmede gerçek bir katkı. odağına toplumsal dönüşümle birlikte yeni insanın yaratılmasını yerleştiren yeni bir hukuğun alması gerektiğini (doğayla sözleşme) öneriyor (Serres). Öte yandan diyalektiğin kentleşme sürecine olağanüstü uygulanmasına da bir örnek yapıt ve Marksist toplumsal evrim anlatılarına da kent bağlamında terimsel önerilerde bulunuyor: Karşılıklılık. B. Piyasa değişimi. Bilimin ölçü kaygusu taşımadığını. çözümüne gerekirse teknoloji reddi'ni yerleştiriyor. C. Abay Ed. örneğin 'üretim tarzı' kavramının yerine 'iktisadi bütünleştirme tarzı'. Daha önce de önemli bir çalışmasını (yine çevre politikaları ve Marksizmin çevre ile ilgisi hakkında) okumuştum. Kendi yaklaşımının evrimini ve deneyimlerini de aktaran Robert. J. yürüme üzerine yarı filozofik denemelerle buluşamadım ve yapıtı bitiremedim demeyeceğim.Robert'in. Amerika 1954. erteledim.. Algı Primatı ya da Bilimsel Kıyamet adlı yazısı. Özgür Üniversite Kitaplığı yayınları.

. Eski Anadolu Türkçesi. atasözlerini.. Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biri. 2002 Aksan bu son güzelim yapıtında yine Türk Dilinin. Son derece aydınlatıcı. terimlerini. Dede Korkut Kitabı. *** Aksan. 1994 . Şiiri bir yıllıkta dikkatimi çekmişti. Doğan. İyi Düşün Doğru Karar Ver. Dil.. Yer yer olağanüstü. Dilin yapısını (dizgesini) en son kuramlaştırmalar (Chomsky) çerçevesinda tanıtıyor.. bana kalırsa.. Sözvarlığının diger ögelerini örneklendirerek varsıllığımıza im koyuyor. beni mutlu etti. Bir de şiirin içinde değil. örneğin Derleme/Tarama Sözlükleri) dilimizin sözcüklerini. 2002 Didem Madak genç ve ilginç bir kadın. anlatım gücü yüksek bir dil. deyimlerini.. kötü bir kitap. Doğan.. Başkası için şiir yazılabilir mi? *** Aksan.. Bu nedenle aldığım son şiir kitabı Ah'lar Ağacı beni biraz düşkırıklığına uğrattı. *** Aksan. Bu kez baslangıçtan günümüze (Orhun ve Yenisey yazıtları. karşısında duruyor sanki.. Everest Yayınları. bitmez tükenmez bir duaya dönüştürüyor şiiri. *** Cüceloğlu. ama yazik ki derinlikten ve kapsayicılıktan yoksun. Kanıtı Aksan'ın bu son yapıtında. Kutadgu Bilig. “Ah”lar Ağacı. Yarını. 2003 Doğan Aksan bu son yapıtında dile genel olarak bakıyor. Doğan. özgün dizeler kurmasına rağmen. Didem. Bilgi yayınları. uzun şiir bütünü bu parlak dizeleri bastırıyor.Her açıdan. örneğin Garibname. Şu Büyülü Düzen… Bilgi yayınları. Türkçenin bahçesinden çiçek derliyor. Sistem Yayınları. derinlikli. Dilimiz Türkçemiz büyük. Bugünü. oylumlu. Divanü Lugati't-Türk. *** Madak. Türkiye Türkçesinin Dünü. Anadilimizin Söz Denizinde. ikilemelerini. Türkiye Türkçesi. Bilgi Yayınları. 2000 Aksan'ın Türkçemizle ilgili yapıtı için söyleyecek söz bulamıyorum. Aksan'ın çıkan tüm yapıtlarını okumaya devam. Doğan..

Kabalcı Yayınları. . sorusunun yanıtı yapıtın içinde. paradigma kavramı üzerine oturuyor.. Müzik (Bach): GEB.) saymıyorum. hem de başka bir yer. Doğan. O bir yandan da bilim. Escher.) yapı kavramını ne denli derinden kavradığını gösteriyor. varoluşsal derinliklerde geliştirdiği söylenebilir. pek çok insan için yeniden başlamanın uyaranı olabilir. Bu yapıt için şunu öncelikle söylemek isterim: diyalektik sözünü hiç anmadan diyalektik düşüncenin anıtı yaratılmış bu yapıtla. Bunu nasıl yapabiliriz. Bach: Bir Ebedi Gökçe Belik. diyaloglar. Resim (Escher). Bu yapıtı anlayabilmek için ileri düzeyde kuramsal matematik ve müzik bilgisi gerekiyor. *** Hofstadter.Zekanın kendini gösterişi bu olsa gerek. Diğer disiplinleri (bilgisayar ve yazılım.Etkili yaşamın temel boyutları üzerine söyleşiler altbaşlığı taşıyan. Önemini birkez daha vurgulamakla yetineceğim. 200? Cüceloğlu'nun belki de en önemlı yapıtı. mutlu olabilmemiz bu paradigmanın değiştirilmesine büyük ölçüde bağlı. çözüm olarak değil. Yapıt DNA sarmalı gibi kendini bir başka düzeyde sürekli yeniden yapılandırarak ilerliyor. TV izlencelerine dayalı olarak. Ama Hofsadter'in gerçekten zengin birikimini yaratıcılığa dönüştürebilme yeteneği bu yapıtta kendini gösteriyor. genetik. Baştan bölüm bölüm üzerinde durarak özetlemek ve böylece daha iyi anlamak gibi bir niyetim olmasına karşın şimdi yazma koşullarının yetersizliği nedeniyle bundan vazgeçiyorum. sanat. evren ve insan ilişkilerini irdeliyor. Uzun özetini ayrıca çıkardım. Yalnızca bir yaklaşım olarak. Çünkü Cüceloğlu bir ruhbilimci. Douglas R.. *** Cüceloğlu.. felsefe. Carlos Castaneda'nin izinde Türkiye'de yeni insan türünü muştuluyor Cüceloğlu. Bu yapıt 1980'de yazılmış ve yapay zeka üzerine bir yaklaşım bence. Remzi Yayınları. Cüceloğlu okumadan kendimizi ve içinde yaşadımız şeyi anlamamız çok zor Türk insanı olarak. fizik. aldım... Paradigmamız genellikle koşullanma paradigması ve etkili. Ama sezgisel yetenekleri ve genel bir birikimi olan ortalama okur için de yeterince ufuk açıcı. Tartışılabilir yanlarını es geçmeden.. imge ve değişmecelere dayalı anlatımlar. 2001 Matematik (Gödel). *** Cüceloğlu. Gödel. Sonuçta vardığımız yer hem başlangıç noktası. Savaşçı. Remzi Yayınları. Bir yığın insana da önerdim. vb..vb. İletişim Donanımları. 2002 Cüceloğlu'nun son yapıtı insanlar arası iletişim konusunda eleştiri ve model önerisi. Özü. kendine özgü sorunsalını daha temelden. Yazarın kurgusu (bölümleme. geometri. bir davranışbilimci. Doğan. ilk başta reçete kitap izlenimi veren çalışma oldukça önemli...

vb. özellikle sahte akılsallık). *** Morin. anlamın çözümlemesi. önermeler hesabı ve zen koanları.ABD'li Hofstadter. karmaşıklık kavramları üzerinde duruyor.. kendine gönderme (self-ref) ve kendini yeniden üretme (self-rep). resimde figür-zemin ilişkisi ile biçimsel dizgelerde teorem olan ve teorem olmayan koşutluğu. Hem bilim ve araştırmanın yöntemsel gelişmesi örneklendirilmiş oluyor. geçmişte ve günümüzde yapay zeka. matematikte anlam ve biçim. Kendi nedir ve bir kendi bir taş veya bir çamur kadar kendiliksiz bir şeyden nasıl çıkabilir?" (s. İnsanlık durumunu amaca yerleştiriyor ve kozmik kimliğe giden yolu tanımlıyor. Escher'in resimlerindeki yinelemeli ve döngülü yapının üç omurlu bu yapıtta omurgalardan birini oluşturduğunu söylememe gerek yok. İkinci bölüm ise (EGB) bilgisayar dilleri. TÜBİTAK. Bunların başında kapalı. Girmediği ilgili bir çok konu olmasına rağmen. birinci bölümün konuları (GEB). Ayrıca okuyanda merak ve bilimsel serüven duygusunu kışkırtma gibi önemli bir işlev de görüyor ba oylumlu yapıt.. bazı kavramları eleştirel olarak derinleştiriyor. özellikle füg ve toccata'lar (Musikalische Opfer). dizgelerin dışına atlamak. yinelgen yapılar. garip döngüler ve dolaşık hiyerarşiler (RICERCAR) konularında derinleşiyor.Bolles. *** Said. Tuncay Birkan. Galileo’nun Buyruğu. Kış Ruhu. hem de bilimin kendini ifade biçemindeki olağanüstü seyir izlenebiliyor. GEB canlı varlıkların cansız özdekten nasıl çıktığını söyleme yönündeki çok kişisel bir girişimdir. belli bir dizgesellik ve tarihsellik içerisinde düzenleyen yapıt gerçekten öğretici ve tatlar içeriyor.16). çokboyutluluk. Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli Yedi Bilgi. Tarski). bütün. kendine yeten dizge kavramı geliyor. insan düşüncesini taklit (Church. Karmaşıklığın bilincinde olma anlamayı öğrenmekte önemli bir aşama ve insan türü için etiğin de çıkış noktası. akla uygun bilginin ilkelerini temellendirirken bağlam. 2000 Bilim yazınını. Metis Yayınları. Edward. Bu yapit iyi bir sorgulama ve okuyanı mutlu ediyor. biçimsel dizgelerde simgelerin rolü. Gödel'in Principia Mathematica (Russell/Whitehead) eleştirisinde çıkış noktası. Ed. Edgar. 2003 Bilgibilimin (epistemoloji) günümüz dünyasında uygulamaya dönük yüzü ve sorunlarını irdeleyen bu küçük yapıtında Morin. Çevirmenlere (Ergün Akça/Hamide Koyukan) ve Kabalcı Yayınevi’ne son yılların bu yayıncılık olayı için teşekkür borçluyum. 2000 .Bach'ın müziği Escher'in resmine benzer artımlı döngü yapılarıyla yazarın tezini biçim ve içerik olarak destekliyor. bilmenin körlüklerini sıraladıktan sonra (kapalı uzmanlaşma. zihin.. Biçimsel dizge. Hofsadter önsözünde şöyle diyor: "Tek bir tümceyle söylemek gerekirse.. Bilgi Üniversitesi Yayınları.. Edmund Blair. Edmond B. *** Bolles. Turing. beyin ve düşünce.. Ed. TNT (tipografik sayı kuramı). Bir diğer omurga ise Bach'ın müziği.

insanın yapıp etmelerindeki heterojenlik. Temel tezi (şarkiyatçı batı emperyal söylemi) çelişik olmakla birlikte doğru ve sarsıcı. Bakunin. bir yandan kutsal kökenin namevcudiyetini. A”dan Z”ye Ahmet Hamdi Tanpınar. Said'in. Dolgorukov.yüzyılın onurunu taşıyanlardan kuşkusuz. Asıl siyaset yazılarını (polemik) bulup okumalı. Seküler entelektüel. Çiviyazıları Yayınları. tarihsel dramlarından ayırmak olanaksız. . Yahudi tezlerini sarsmaktadır. içinde bulunduğumuz yılda öldü (2003). söylemin arkasındaki erkten söz etmesi tam da can alıcı nokta. Romantik Sürgünler. Ben bunu şu şekilde anlıyorum: Bizi hemen tek bir başlangıç noktasına geri gönderen hiçbir açıklama yeterli değildir. *** Işın. Yazın kuramı eleştirilerine de aynı ruh sinmiş. Bu yüzden. sonra Ogarev.. Bir dönemin ve rüzgarının (romantizm) insanların yaşamları üzerinde ne denli belirleyici olabileceğinin de kanıtı. bilgili bir bakış. Ekrem. hiçbir sabit engel yoktur. Freud ve Avrupalı Olan. yorum bu seküler yatay uzamı.’ *** Said. 20. Tıpkı hiçbir basit baskın yanıt olmadığı gibi. Carr bunu çok iyi yakalıyor. Yeni okuduğum bu insana saygı duymamak olanaksız. türünde bir klasik olmalı. İşte seküler yorum. Edward. ancak orada bulunan şeylere uygun yollarla değerlendirmelidir. Foucault etkisiyle söylemden. *** Carr. dini namevcudiyetin fiili gerçekliğin mevcudiyetine dönüştürülmesidir. Çok etkileyici ve öğretici bir yapıt. Her şey söylemdir ve söylem masum değildir. 2003 Tanpınar'ın yaşamı ve yapıtına belgeli. vb. baştan verili ve kabul gören hiçbir değişmez otorite. ‘Son bir gözlemde bulunmak gerekiyor. Aram yayınları. her şey politiktir. Ed. insanlık tarihini düzenleyen hiçbir merkez. Bu tamamlanmamış son yapitında Freud. ortaya çıkan sonuçlardaki ve aynı zamanda yorumlama beceri ve tekniklerindeki heterojenliğe denktir. Otorite. 2004 Said'in makalesi Freud'un Yahudilik mitine bakışında Avrupalı olanla olmayan arasındaki çelişkiyi çözümlüyor.. Yahudiliğin kurucusunun Avrupa dışından. Gramsci ve Vico'ya göre.. Rus aydınlanması için mutlaka okunmalı. nin Avrupa sürgün yıllarının roman kurgusu içerisinde belgesel ve buruk bu öyküsü.. Herwegh. Onların kişisel dramlarını. Mısırlı oluşunu belirtmekte. Özellikle ele aldığı Freud yapıtı Musa ve Tektanrıcılık. 80'li yıllarda kaleme aldığı yazılardan bir derleme. yaklaşımında sağlıklı ve devrimci birşeyler var.Said. Edward Hallet. Çeviri başarısız. birbirlerinden kopuk hiçbir tarihsel oluşum ya da toplumsal süreç de yoktur. bir yandan da tarihsel fiili gerçekliğin karmaşık mevcudiyetini göstermeye çalışır. düzen ve ayrım varolsa bile. 2001 Ağırlıklı olarak Herzen'in. Yapı Kredi yayınları. Christopher Bollas.

bu nedenle de yeni bedenlerin yeni ısılarına açıktır. yine erkek bedeninin ısısı ve aynı öykü. Emmanuele. 2000 .M. 1998 Genç kadın yazar Bernheim Fransız ve kısa romanlar ya da uzun öyküler yazıyor. cinsellik ve özgürlüğün.vb. E. 1998 Yine bir rastlantı (belki arayış).) tek bir şeyi ısrarla yeniden anlatmayı denediğini düşündürüyor. Onu güncel yapan şey. Bu açık. Korku izleklerine özgü şeytani bir alay var Bernheim'in öykülerinde (özellikle amaçlanmış). Everest Yayınları. Buna. Marksizm ve postmodern Gündem.B.. hatta istenmeden (masumca) yaşanması denebilir mi acaba? *** Bernheim. erkeğin çekim gücüne kolaycacık kapılır ve bedensel ısıyı bulur. Lacan ve Postmodernizm. Çok da masumcadır her şey üstelik.Wood/J. 2002 Freud'u. Nitem ve betimi dışlayan eylem kip ve köklü yalın anlatımı yeterince ilginç. John Bellamy. Ellen Meiksins/Foster. *** Wood.. Ütopya Yayınları. yine erkek.. Can yayınları. feminizmin Freud (fallik) eleştirisini eleştiren yazar.Foster. Can yayınları. Ona göre kadının bir göstereni yoktur ve bu nedenle kadın maske aldatmacasına başvurmak zorundadır. Bir geriye dönüşe. *** Bernheim. 1998 Yine beklenenin dışında ‘doğalmışcasına’ gelişen bir cinsel arayış. bedensel ısı arayışı. bırakılma kaygusunun yarı bilinçle. Sustalı.Yeni olan sanırım. *** Bernheim. görüntü ya da ayrıntılar.. ama denenmemiş değil. kadınlık durumunda sınırdaki kaypaklığı olsa gerek. ayrıca biriktirir. Bir de değişik anlatılarında sürdürdüğü takınakları (benzer olayörgüsü. tip. Elizabeth. Ed. nesneleşmeye özlem ve bunun Fransa'da prim yapması. Emmanuele.*** Wright. Onun Karısı. fallik işlevin her iki cinste de ortaya çıktığını söylüyor. Can yayınları.. Doktor kadın. kadın kahramanın tutumu.. Yine bırakılmaktan korkar. Cuma Akşamı. Emmanuele.

Ama yeter artık! Kişisel söylemde geçerli görülen Geçtan biçemi... 1998 Geçtan parlak bilimsel bir geçmişten sonra birikimini sorguluyor.Eagleton postmodernistleri bir coğrafya ve tarih içine yerleştiriyor. Daniel Nugent Meksika'daki EZLN hareketine solun postmodernlik yaftasını yersiz buluyor.. E. Karşılığında önerdiğim kuşkusuz Cüceloglu'nun yapay dizgeselliği değil. Bana kalırsa çağcılötesi (postmodern) söylem ve yeni dünya düzeni onu fena silkelemiş. Fanon'a gönderme yaparak batı hümanizminden değişik hümanizmlerin olabileceğini gösteriyor. çünkü o 'yol'dur" (s. 2002 Geçtan kişisel deneyimleriyle harmanladığı ruhbilimsel yaklaşımlarını yarı bilimsel ve oldukça tehlikeli-kaygan bir zemin üzerinde aktarmayı sürdürüyor. Engin. genellemelerde (dolaylı) gereğinden çok kafa karştırıcı.. *** Geçtan. kuantumun belirsizlik ve öngörülemezliği. Onun peşinde olduğu ise Jung'un arketipleri. Carol A. Daha önce hiç okumamıştım Geçtan. Bir arayış yapıtı Kimbilir.Stabile enfes yazısında postmodernizmle feminizm ilişkisini irdeliyor. İyi ki de okumamışım. Usu kavramamış ve yaşamamış toplumumuz için usdışı gizemselliğin kimi kez açıktan. Puslu mantığı irdelediği bölümde şöyle diyor: "Bana da sorarsanız en iyi yol bir yerden bir yere gitmeyen yoldur. Kenan Malik.Wood. 2001 2001'in çok beğenilen bu öykülerini çok tutmadığımı belirtmeliyim. doğunun döngüsel zamanı. Engin..Palmer marksist meta-anlatı yaklaşımını eleştiriyor. Cam Kırıkları. Hayat..D..Yapıt Wood/Foster derlemesi. *** Geçtan. McNally ilginç çalışmasında dil kullanımı ile sınıf savaşımı arasındakı somut ilişkiye işaret ediyor. Erdal. Ahmet İnam'ın bir başka örneği. *** Öz.. Postmodernizm eleştirileri içeriyor marksizm bakış açısı içerisinde. Frederic Jameson marksizm üzerine beş tez ileri sürüyor (çok önemli).... Metis yayınları.. T. Ve John Bellamy Foster sonsözü tarihi savunmayla söylüyor. Mera Nanda (Hindistanlı) postmodernizmin bilim düşmanlığının üçüncü dünya açısından anlamını sorgularken. Postmodern Gündem Nedir? derken. Kimbilir? Metis yayınları. B. Can yayınları. .80) Geçtan'a göre mantıklı olmakla sağduyulu olmak farklı şey. Çünkü kendisi o çalışmalarını çok korteks işi buluyor. (Belki de bir çok kişiyle haksızlık yapıyorum böyle yazarak. kimi kez çok dolaylı bir biçimde önerilmesi bizi dönüp dolaşıp yine postmodernizmin belirsizlikler alanına bırakıyor.) Yazısı boyunca doğrulara çarpsa da çok kaygan ve boktan bir yer üzerinde durduğunu düşünüyorum. D.M. Sonunda tüm tanı ve yöntemlere başkaldırırsa çok şaşmam.

Şimdilik. Yapıbozumcu(söküm). anlatı olarak bakmak gerekebilir. bir şiirden söz edebiliriz sanırım. diğerleri gibi parçalamaya. Ergin. herşeyi erkeğe bulayıp ateşe atmayalım. Bunu anlamak zor değil ama sonuçta ikircikliyim. Bilgi Yayınları.yi atlayıp beni kuşkulandıran şey. *** Atasü. . ama postmodern kesinlikle değil. Erendiz. *** Atasü. Bir Yaşdönümü Rüyası. bir ölçüde Mehmet Akif'e. Deneysel bir roman denebilir mi? Neden Türk romanı son yıllarını anlatım teknikleriyle boğuşarak geçiriyor ve içerik-biçim uyumsuzluğunu göze alıyor? Sanki nesnenin parçalanması bitirilmiş de sıra ruhlara gelmiş gibi. okur açısından bir tutarsızlığa işaret olabilir.. içkırılmaların kadınlık yazgısıyla tümlenmesindeki inandırıcılık vb. 'Acı'da olduğu gibi. yok etmeye ve iğdişe yakın duruyor. Behramoğlu'nun dediği gibi parçalı dünyanın evrensel parçalı dili ve şiiri mi bu.1999 Atasü'nün romanı çok katmanlı bir çözümleme ve sorgulama girişimi. İzleyeceğim. 40 kuşağının pek çok gerçekci yazar ve şairine onu bağlayan güçlü bir damarın da ayrımındayım. *** Yıldızoğlu. Alkım Yayınları.. çünkü epey ilerlediğimde bile son dönemin en iyi romanlarından birini okuduğum kanısını taşıyordum. son dönemin yerleştirilmeye çalışılan beylik anlatı kalıplarına ödün verişi miydi? Herşeyi kapsam alanı içine alma çabası çokkatmanlılık izlenimi vermesine rağmen. Tevfik Fikret'e. yoksa henüz şiir içre aşılamamış bir Yıldızoğlu çelişkisi mi? Türkçe şiir olarak görmek istediğimde şiiri kaçırıyorum.Öz kimseyi takmayan. Geceyle “Gece” Arasında. birkaç yadırgatıcı (belki yanlış) dil kullanımına karşın etkili sayılabilecek anlatı. Özkıyıma yaklaşıyor. Can yayınları. 2004 Çok sevdiğim bir insan Yıldızoğlu'nun sanırım ilk şiir kitabı. Erkeğin iktidarına kadının katkısını (inanılmaz katkısını) hep merak ettim. O kadar da değil ama. Kurgudaki çağcıl yetkinlik. Konumunun (cinsiyet olarak) haklılığı içerisinde gereken zeka ve duyarlılığa sahip Atasü. Bir iki buluş belki. Erkeğin iktidarını sorgularken. ama belki bir üst (meta)-dil. yırt-yapıştır'a (kolaj) neden oluyor. Erendiz. ama piyasayı (cinsellik) iyi kollayan 'profesyonelliği' ile Türk öykü geleneğine bir şey katmış sayılmaz. Herşey de gönlümüzce olamaz. seçmeciliğe (eklektizm). Ulusötesi birikimi şiirini ulusal sınırın ötesine taşıyor ve dil-ekin çatışması bilinçle seçilmiş bir kozmopolitizme. önem verdiğim bir yazar olmasına karşın. derim. ona verdiğimi geri alıyorum. 2002 Atasü'nün yapıtı neden bende gizli bir düşkırıklığı yarattı? Açık demiyorum. uzun süredir şiir yazmasına karşın. Gençliğin O Yıkıcı Mevsimi.

24). herşey piyasaya bırakılmışken imalat sanayii karlılığında düşmek bir yana yükselmenin görülmesi. deyişler. Bankacılık sistemi de bu fotoğrafta doğru yerini alıyor. ama bu. *** Hemingway. ulusal mali piyasaları yetersiz ve korunmasızken uluslararası spekülatif sermayeye açılmasından kaynaklanıyor. yapı sorunu var. yönetsel. Türk imalat sanayi. özellikle bu romanındaki doruk anlatıları (özellikle iç konuşmalara dayalı. bölüşümüne karışan devletin yeni ve uluslararasi finans araçlarına (özellikle 1989'dan sonra) başvurarak büyük sermaye çıkarına düzenleme yapması ve buna bağlı borçlanma krizine. 2001 Erinç Yeldan'ın (Bilkent Üniversitesi hocası) çalışması doyurucu.29) İkincisi tarihselcilik. bölüşüm açısından irdeliyor ve aptallığın ve aptallaşmanın özürünü kaldırıyor ortadan.. . dayanır. kar marjlarını diğer kesimler aleyhine arttırmıştır. anlamı taşımaz. Son bölüm. Küreselleşme Sürecinde Türkiye Ekonomisi. Sonuç. devletin gücünü arkasına alarak ön savunma aracılığıyla karşı koymuş. Çanlar Kimin İçin Çalıyor. Türkiye’nin. vb. Hemingway'in öykülerinden yanayım. Günümüz küreselleşmesi ilkinden farklı olarak eşitsizlik üzerine oturuyor doğrudan. Bu. Yani ‘bölüşüm ilişkileri belirleyici olarak’ alınmalıdır (s. sevi ve politik özeleştirileri aktaran) görmezlikten gelebilirim. incelikli bir anlaka ve ahlaka işaret. Bu kadarını yakaladım.Kimi dizeler. çeviriyle ilgili bir sorun olamaz. Ernest. Kur çıpası (sabit kur) Merkez Bankasının esnek ve etkin rolünü azaltmış. Sorun. Odak kayması diyorum ben buna ve okuru alıp götüren paylaşma ve sürüklenme duygusu sarsıntı geçiriyor kimi yerlerde. Bir kere konuyu yalnızca birikim ve büyüme açısından değil. mark-up fiyatlama yoluyla maliyetler tüketiciye fazlasıyla aktarılmıştır. denetimi elinden kaçıran kamu maliyesi kısa dönemli uluslararası spekülatif sermayenin yıkıcı etkisini önleyememiştir. Bir saptama gerçeği ortaya koyuyor: 1980'den sonra ücretler. dışsal şoklara.bölüm.. iktisadi artığın 1980 sonrası nasıl yaratıldığı ve aktarıldığını ve bu süreçte devletin rolünü ayan beyan ediyor. *** Yeldan. önüne dikilen her türlü toplumsal. Kozmopolitizm Türkçe dil içi tutarlılığı da etkiliyor ister istemez. Rantiyer tipin ortaya çıkarak etkinleşmesi gecikmiyor kuşkusuz. çağdışılıkla suçlamaktadır (s. Bankacılık. kültürel kısıtlamayı akıl dışı. ama kötü bir baskıda. reel sektöre kaynak aktarmak yerine spekülatif finansman biçimine yöneliyor. Altın Kitaplar Yayınevi. Ama sanki yapıtın anlatı(cı). sektörel tekelleşme olgusu kırılamamış. (s. sermaye karını mutlaklaştırıp. İletişim Yayınları. 1970 sonrası küreselleşme. 1992 Mete Ergin'in olağanüstü güzel çevirisinden okundu. enfes bir çalışma. 4. şiirler eşsiz güzellikte ve duyarlı. 2000 krizini (arkasından da Şubat 2001 var) irdeliyor. Kuşkusuz öykülerini bile aşan anlatılar sözkonusu bu romanda. Erinç. Yeldan'ın uyarıları ve öngörüleri gerçekleşmiştir. sabit sermaye. özellikle de bakış açısıyla beni kendine bağladı.42'de 'kemalist bürokratik kadrolar'ın sınıf ulamları (kategorileri) içerisinde yeralması bir dil sürçmesi mi ola?) Özünde öykü gelir.

benim açımdan özel ve etkileyiciydi. Bu işte insanı (okuru) alıp götüren. ince bir kıyımdan. 1965 Hemingway'in son ve tüm birikimini. bu yapıtının da ana konusu.. . gazeteciliği de bununla tam örtüşüyor. Anlatımı eylemli ve eylemci. Onun. büyük bir kurgu ustası Hemingway. diyebilirim. Diyalogların yalınlığı ve yineleme de. 1967 Tamamlanmış. Orhan Azizoğlu (Varlık). Yalnızca konuşmalarla ilerleyen. o biraz Amerikalı buruk trajedinin yazarı. Irmağın Ötesi. kadın. Güneş Gene Doğar. Bu roman Hemingway'i ve insanoğlunu anlamak için kesinlikle okunmalı. Ama aşkın yeniden yorumu. ama başarılı olduğu tartışmalı romanı.Öte yandan Hemingway'e özgü etik (yiğitlik anlatısı) bu romanın omurgasını oluşturuyor. Kusurlu bir başyapıt. Varlık Yayınları. seyirci olanlar çürüyenler yalnızca. İhtiyar Balıkçı.. Ernest. Bir çürüme ve anlatamama tanıklığı Hemingway'in romanı. dünyanın en yalın ve en karmaşık öyküsünün bilgece betimi. daha çok temsil gücünden geliyor olsa gerek. *** Hemingway. Büyük bir anlatıcı. Ernest. bu buruk öykü Hemingway'i anlamak için okunmalı. İyiliği burada belki de. aşılması. Anıl Meriçelli'nin güzel çevirisinden. Hemingway umutsuzluğa adanmış erkekçe seçimlerin ardındaki gösterişli değil. gücü yazınsal değil. Hayat Neşriyat yayınları. yaşamın karşısında duran savaşcı erkek tutumu baştan soğutuyor beni. özkıyımdan geçiyor Irmağın Ötesi'nde. duyarlığını içine gömmek istediği (tüm yaşamını mı demeliydim). Hemingway'i yapan bileşim. sabitlenemeyecek bir dünyanın insani bir etkinlikle (konuşmayla) sabitlenmesi gibi sonuçsuz bir çabanın göstergeleri. *** Hemingway. 1971 Hemingway okuması.. gösterişten uzak. Bu önemli kült romanıyla buluşabildiğimi sanmıyorum. Hemigway olağanüstü bir konuşturmacı. İki çevirisi de güzel. vb. bir aşk öyküsü. uzun öykü. İnsan (erkek) sınav veriyor ve verdiği sırada mutlu. av. Diğerleri. Ülkü Tamer (Sosyal). İhtiyar Balıkçı belki de yaratısının da doruğu. bu yazarın solculuğuyla ilişkisiz bir şey. Çok etkilendiğimi söyleyemem.. *** Hemingway. Varlık Yayınları. (vahşi) soyluluk. savaş. Hemingway'in insana biçtiği en temel sınama (insanlık sınavı) av ve av'ın karşısında insanın duruşu. tüm tinsel çırpınışların bu konuşmalarda yansıdığı. bilinen son yapıtı. Ernest.

İşgal İstanbulu ve İki Dünya Savaşı (BE 10). İçinde. başka değil böyle olmaya ilişkin yazgısallık. 1988 Yapıt Hemingway'in gazetecilik ürünlerinin derlemesi. 1988 Tarık Dursun K. üzerine sürükleyici bir Hemingway romanı. WASP'ın arkada. çünkü yaşamını oyuna koymanin büyüleyici dehşetini çok az insan göze alabilirdi. iyi ve kötüde mutlakı dışlamak. birinci büyük savaş olmasaydı. şiddet. önceden yaşayamıyor. 1922 Paris'inden (Paris Bir Şenliktir). Bilgi yayınları. Ama Hemingway öyle sanıyorum ve herşeye karşın. notlar.. yorumlar) yer alıyor.. Afrika vb. belki istemeden savaş hakkında söylenmesi ve bu biçimde söylenmesi gereken şey. bana kalırsa yanlış gördü ve başkalarının da böyle görmesini sağladı. Silahlara Veda. 1944 sonrası Küba. 1922 işgal İstanbul'undan. Gerçekte romanın iki katmanı var. Hüzünlü değil. en güzel öyküleri ortaya çıkabildi. Dünya Savaşı. kendi korkusunu yaşayamıyor. öznelerin azgınca dışavurduğu bir avcılık oyunu olsaydı. yokoluşunu tasarlıyamıyor. daha çok İspanya'da. Ernest. vb. Keyifle okunan.. barışıyor kendiyle. Hemingway öyle sanıyorum. Bu dilden bence yeryüzünün ideolojik erkekçil doğaları bir yana. İstanbul'u doğru gördüğünü söyleyemem bu Batılının.1943 Fransa Çıkarmasından (2. derinde bir yerde baktığını duyumsuyor insan. Hollywood'vari bir savaş fonunda aşk öyküsü.’nın nefis çevirisinden (sanki Hemingway Türkçe yazmış gibi) KübaAmerika. Savaşı (mertçe olan savaşı) sevmekle. Bir Amerikalı o. ardından Küba'da kendisi oldu. cinayet. Bu biçem belki Amerikan yazınında (nedenleri var) çok az yinelendi.. belki çok güzel bir Hemingway öyküsü olabilirdi. romandan çok. Savaş ve aşk. 1969 Ülkü Tamer'in güzelim çevirisinden şaşırtıcı bir Hemingway savaş romanı. Kişilerini onun gibi konuşturabilen bir yazarımız var mı acaba? *** Hemingway. Orada(ki savaşta) Hemingway kendi oluyor. kimliksiz. 1923 Almanya'dan. hüzne ilişik. Ya hep Ya Hiç (BE 9). 1937 İspanya İç Savaşından. 1923 Lozan'dan.den gazete yazıları(oldukça kişisel gözlemler. Ernest.Kitlesel kıyımda birey bir anda hiçleniyor. Bana kalırsa sıradan aşk öyküsünü anlamlı kılan da savaş ve kendine özgü şiddeti. Böyle olmadığı için savaşa bakışı ve orada gördüğü şey. Ernest. Bence Hemingway önce Afrika'da. Dunkerk miydi?). silah kaçakçılığı. biçemi doğdu. Ikinci bölüm ayrı bir katman. savaştan nefret etmek arasında iç çatışmalarından Hemingway dili.. eğer bu savaş kitlesel.. insan. Altın Kitaplar Yayınları. biçeminin doruğunda ama içerik olarak Hemingway gerisinde Ya Hep Ya Hiç. Bilgi yayınları. Özyaşamöyküsel bir anlatı. bir kez ortaya çıktıktan sonra savaşı bir erkekler oyunu olarak görebilirdi. *** Hemingway. Evrensel bir katkı diyebilirim. Çünkü bir sonraki romanı Afrika’nın Yeşil Tepeleri’ni okudum. . Birinci yarı savaşı. dünyanın en büyük söyleşme (diyalog) yazıcılarından.*** Hemingway. Hemingway bence kendi kişiliğini aşıyor bu romanıyla. yine de denemek. ikinci yarı aşkı önceliyor.

özyaşamöyküsel bir anlatı.. Varlık sanırım 3.baskı. Hemingway'inki bir deneme. bölümü baskıya almıyor. Bence Varlık Yayınevi 1955'den itibaren bu nedenle yapıtı eksik basıyor. 1992 Fatma Aylin Sağtür çevirisi. 1959). Ya avcı. Son dönem yapıtları arasında yer alan Afrika'nin Yeşil Tepeleri tam hemingway'e özgü bir anlatı ve hesaplaşma. Neden? Kitabın arka sayfasında ‘ilginç olmadığı için’ açıklaması var ki. kadın-erkek doğası ve bireysel yaklaşımının erkekçil vurgusundan kaynaklanan uyumsuzluğu ile boğuşuyor. Av onun için sürekli bir erkekleşme ritüeli.. Afrika”nın Yeşil Tepeleri (BE 2). ya da yok. 1995 Hemingway'in öykülerinin Türkçedeki yazgısı ilginç. Ernest. hem de 4 bölümü de içeriyor. bunu karısı dahil herkese anlatabildiği konusunda görünürde bir oydaşma varken. Bu roman Hemingway poetikasında deneysel bir çalışma da sayılabilir. Bir kitapta çevrilmiş öykü diğerinde karşınıza çıkıyor. Fazla bir seçimin yok. tıpkı dişi için savaşan sürünün egemen erkeği olmak ve böyle görülmek istiyor... ya av olursun. Bir de Varlık Yayınları’ndan Filiz Karabey çevirisi birlikte karşılaştırmalı okundu. anlatım tekniğinde. Bilgi yayınları. Ben en çok sevdiklerime işaret edeceğim: Dünyanın Başkenti Fırtınadan Sonra Temiz ve Aydınlık Bir Yer Dünyanın Işığı Denizin Değişimi (Olağanüstü güzel bir öykü) Hiç Olamayacağınız Gibi Isviçre'ye Selam (deneysel bir öykü) Kumarbaz. Ernest. Hemen hemen tüm öyküleri değişik derlemelerle Türkçeye kazandırılmış. yani tam çeviri. *** Hemingway. gerçekte Hemingway bu umutsuz çabasında her zaman sonuna değin yapayalnız. Orada yazın dünyasıyla hesaplaşıyor yazar ve kendisine yöneltilen olumsuz eleştirilerle. Çünkü hiçbir başka anlatısında denemediği bir şeyi burada deniyor. Kazanana Ödül yok (BE 5). Rahibe ve Radyo Babalar ve Oğullar . ayrıca da bölüm diğer bölümlerden daha az ilginç değil. Sağtür çevirisi hem daha iyi. bu yaklaşım hiç hoş değil (3. yazar. Feminizm Hemingway'i nasıl değerlendirdi? D.Lawrence’da olduğu denli sert mi yaklaştı? *** Hemingway. Burada haklı olarak daha güçlü bir erkeğe kaptırılan dişinin av katharsisi ile yeniden kazanılması. Asıl nedense Hemingway'in bu bölümde Türkiye Cumhuriyeti kuruluşuyla ilgili sevimsiz bir iki yargıda bulunması.H. Kuşkusuz ondan sonra bu tekniklerin yetkin örneklerini okuduk.Harry kuşkusuz tanıdık ve sağlam bir tip. anlatıcı açılarını bölümlerde değiştirerek çoklu bakış açısı sağlamaya çalışıyor. Bilgi yayınları. sahiplenilmesi anlatılıyor. Hemingway'in öyküleri toplu olarak bakılırsa başyapıt olarak nitelenebilir. Hemingway'den en azından birşey taşıyor: Kazanmak için vuracaksın.

1999 Yine olağanüstü bir öyküler demeti. Ernest. Belki ortak kahraman Nick=Hemingway'dir bunun nedeni. olağanüstü bir öykü) Katiller Che Ti Dice La Patria? Sıradan Bir Soruşturma (Olağanüstü güzel) Bir Alp Masalı Dövüşçü . Ernest. sanırım öykü kitaplarından birinde.Öykülerde benim seçtiklerim: Klimanjaro’nun Karları Michigan’da (olaganüstü güzel) Kızılderili Kampı Doktor ve Doktorun Karısı Üç Günlük Esinti Bay ve Bayan Elliot Yağmur Altında Bir Kedi Mevsim Dışı Bizim Peder *** Hemingway. Bilgi yayınları. Köprü yayınları. 1970 Mehmet Harmancı çevirisinden olağanüstü öyküler (Diğer öykü derlemelerinde olanlar hariç): Bir Seyin Sonu Askerin Dönüşü (Savaş karşıtı. her öyküsünün girişine gazetecilik yazılarından kısa pasajlar ekliyor. Hemingway. Bir anlamı olmalı. Klimanjaro”nun Karları (BE 3).*** Hemingway. 1995 Bilgi Yayınevi'nin Klimanjaro'nun Karları baskısında olmayan öyküler: On Kızılderili Yine Uzanmış Yatıyorum Kanarya (olağanüstü güzel) Başka Bir Ülkede (bir küçük başyapıt) Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler (Olağanüstü) *** Hemingway. Hikayeler. Aziz Üstel/Neşe Basman çevirisinden. Ernest. Klimanjaro’nun Karları. Milliyet+Varlık Yayınları.

Varlık Yayınları. gerçekci ve solcu Amerikan yazar kuşağının tipik ürünü. Yapıttaki öyküler diğer öykü derlemelerinde yer aldığı için burada seçme yapmıyorum. *** Caldwell. Erksine. Tütün Yolu ilk büyük Caldwell başarısı. argo. Diğer derlemelerde bulunmayan öykülerden bir seçme: Yenilmeyen (Olağanüstü bir matador öyküsü) Elli Bin Papel Bir Kovalamaca Yarısı (Olağanüstü güzel) *** Hemingway. ‘Tiyatrosal uzam’ üzerine romanlarını kuran Caldwell'ın yapıtı bu nedenle oyunlaştırılmaya çok uygun (öyle de olmuş). yoksa söylenebilir mi?) Sonuçta yararlı. vurgu. Amerikan sertliğinden doğan ufuk içre eleştirinin yozlaşma eğilimi. Halk El Sanatları baskısı ise Vahdet Gültekin'in. Denizin Değiştirdiği. anılaştırdığı Türkçede kısaltılmış yapıt.Hemingway. 1995 Ülkü Tamer'in nefis çevirisinden Hemingway öyküleri. Ernest. Hemingway 1898'de Illinois'de doğdu. Erksine. Adam Yayınları.Zeki Gülsoy'un. Ülkü Tamer çevirilerinden okumak gerek. Geride kalan Yıllar. Ernest. Her açıdan tipik: Yazarı oluşturan toplumsal kaynaklar. Yitik kuşak'ta (Fitzgerald. benim de çok sevdiğim yazarlar bunlar). Öyküleriyle daha yeni yeni tanınıyordu. Hemingway'i Türkçeye çevirmek sanırım kolay (?). Kadınsız Erkekler.. vb… Dizge Steinbeck'i. De yayınları. İkisi de başarılı sayılabilecek çeviriler. Caldwell'in ABD Güney’inin beyaz yoksullarının gündelik diline özgü giz. 1953: Pulitzer 1954: Nobel 2 temmuz 1961: Idaho ölüm (intihar) *** Caldwell. bunlara yazarın verdiği tepkiler. . Ama bu güzelim öyküleri öncelikle Memet Fuat. Tütün Yolu. Caldwell'i bence bir biçimde yola getirmiş (bu yazarların suçu değil. okurlarının sorularını da yanıtlama amaçlı olarak. 1985 Memet Fuat'ın çok güzel çevirisi. London'ı.. vb. 1954 Caldwell'in kendi yazma deneyimini ve yazısının kaynaklarını. özellikleri az çok yansıtılmaya çalışılmış. Hemingway'de pek başarılı olduğu söylenemez sanırım dizgenin. Varlık Yayınları. önemli bir anı Caldwell'inki. 1964 Yapıt iki çeviriden okundu: Varlık baskısı M.

insanoğlunun nereye değin alçalabileceğine ilişkin ikna edici işaretleri dürüstçe verebilmiş olmasında tüm yapıtlarıyla. Varlık Yayınları. Gülmece duygusu da aynı noktadan fışkırıyor. acı yerginin uçlarda yorumlanmış tipleri. insanları. Caldwell'ın evreni minimalist bir evren. Din Ticareti. *** Caldwell. genellikle kendi doğasının bile gerisinde kalıyor. Bir Garip Zenci. Varlık Yayınları. Amerikalılıkları. Ama bence hayvandan daha da aşağı bir noktada demirliyemiyor bile. Caldwell'ın insanları kendini anlatımda göstermeyen bir karikatürleştirmenin. İnsana tuttuğu ayna dayanılır gibi değil ve küçümsenmiş Caldwell'in büyük değeri de. 1951 Caldwell'ın bir başka büyük kısa romanı. Ekinsel (kültürel) donanımlarından geri basan insan(oğlu) hayvanlaşıyor Caldwell'de. Önemli olan bunu konformist noktamızdan (ayrıcalığımızdan) biz okurların kabul edebilmesi. olduğu gibi veren güçlü anlatılardan. Sanırım Caldwell ABD ve Avrupa'da derinlikten yoksun. sığ bulunmuş. Bundan kuşkuluyum. Erksine. bilincimizin arketipler konusunda karanlık noktalarımızda Caldwell'ı doğrulamasına da bağlı olsa gerek (bu) durum.1932'de yayınlanan roman ayni zamanda bir tokattı ve anlatılana inanılmadığı için Caldwell ‘Güney’i bir dizi röportajla belgeledi 10 yıl sonra. Caldwell'ın tekniğine bağlı olduğu kadar. eyleme karşı gevşek duruşları. Temmuz Vakası. konuşmaları. Erksine. Amerika'ya başlamak için Caldwell kesinlikle es geçilmemeli. Erksine. . Etkileri buradan. 1968 Evrensel zübük tipini Caldwell Amerikan Güney Taşrasında sahte din adamı ile yeniden yaratıyor. özellikle aşağılamadan. Caldwell'ın tüm anlatılarının en belirgin özelliği Amerikan oluşları. *** Caldwell. ama inanılmaz dizgi yanlışlarıyla (başka bir baskısı bulunabilir) kitap okunmazlaşmış. Caldwell'ın yakın (dogrudan) tanıklığının ürünü olan etkileyici yapıt iyilik ve kötülüğün en ilkel yaşama koşullarında nicel ve nitel olarak ne derece yalınlaşabileceğinin de kanıtı. Varlık yayınları. Temmuz Vakası ırkçılık sorununu kimseyi yüceltmeden. Doğal gereksinimlerine indirgenmiş insan herhangi bir değeri taşıyamıyor. Caldwell küçücük çıkarlardan ne büyük toplumsal devinilerin doğabileceği konusunda güçlü bir gözlemci. *** Caldwell. o nedenle ikinci sınıf yazar olarak değerlendirilmiş. 1975 Twain'vari taşra yaşamından bir çocuğun tanıklığıyla anı-izlenimler olarak kurgulanmış bu uzun öykü hoş olmasına hoştu. Amerika'nın derinliklerine (insanın derinliklerine) bir başka yolculuk. en azından iki savaş arası yapıtları açısından. Koşullu. önyargılı Caldwell tipleri kendileri gibi yapıp ediyorlar. Yine Caldwell'ın uzamı.

diyorlar. Minimalizmi buradan (geliyor) zaten. Diyalog.Yer yer çok başarılı öyküler de sözkonusu.Onun en değerli yani öyle sanıyorum tanıklığı ve değerler çarpıtmasını hep kenarda tutabilmesi.4.. Cem Yayınları. Güzelliğe tapınmalı. kızlar. Damat Will'le simgelenen irade gücü.. *** Caldwell. Acaba cinsellik boyutu mu.2. Bütün Hikayeler. Erksine. Cumhuriyet Yayınları. yoksulluğun tüm değerleri hiçlediğini kanıtladığı bir başka etkileyici romanı. işçi direnişi miydi yargıya giden tartışılabilir. 1949 Daha sonra Tepedeki Ev'i okumasaydım belki de Caldwell'ın en iyi romanı derdim bu kitap için. Avurzavur Kahvesi. 'hiç kimse bizi böyle istemedi'. Bu. Ty Ty Walden'in kendi arazisinde oğullarıyla birlikte altın arayışının trajikomik öyküsü ABD'de yargı konusu oldu. Türk yazını içinde bir yer edinip edinmediği konusunda kuşkuluyum. Bu bir tutumdur. Kına Gecesi. 1973 Ruh hekimi Fahri Celal'in tüm öyküleri: Talak-i Selase. O açıklamaları anlatısına katarsa herşeyin ve herkesin haklı olabileceğini biliyor. Erksine. Acaba Caldwell'in hiçlenen değerler dizgesi Caldwell açısından. Ama bence romanın önemi tezinden geliyor. Rüzgar.5. savunulabilir değerler mi? Yanlışlık nerede? Değerler nasıl. istem aşkın yasasına dönüşüyor ve yüceltiliyor. nereden sorgulanmalı? Matematiksel kesinlikle yoksulluk bir değerler istifası getirir mi? Caldwell bence insanların pek de yüzleşmek istemeyeceği bir soruyu ısrarla (tekrar tekrar) ele alıyor. 1981 Belalı Yer yine Caldwell'in kapanmış bir fabrikanın işsizlerini konu aldığı. Allaha Adanan Toprak. Portreler. yaşamdan sahneler. Belalı Yer. Ty Ty'ın kızlarından biriyle evli ve diğer iki güzel kızı ve geliniyle de yatan Will için. *** Caldwell. Ama Orhan Kemal'lere yolu açanlardan olabilir. Oda Yayınları.. Okura saygı diyorum ben buna. Fahri Celal. *** Göktulga. Mustafa Baydar.. sokaktaki insan. onu arzulamalı ve açıklamalı. Remzi Yayınları.3. 1999 . Eldebir Mustafendi. Çankaya 1. Ed. *** Atay. Falih Rıfkı. Bilge Ty Ty bu tezi dile getiriyor..

Fikrimin İnce Gülü düzeyinde (belki Bir Dügün Gecesi) bir daha ürün veremedi. Türk yazın eleştirisi geleneğinin haydut bireşimi (sentezi) Naci bana kalırsa. .298) *** Naci. 2000 Ağaoğlu'nun poetikası doğrudan ya da dolaylı olarak ortaya çıkıyor böylelikle ve bu. Puşkin'e göndermeler sözkonusu. Fernando. şeriatçı bir kalkışmaya da indirgenemeyeceği yönünde yaklaşımlar içeriyor. Bir tek alıntı: "Niçin. Beylik yargı cesareti sanırım yıldırıyor. Bence Türk yazınındakı postmodernizmin öncüsüdür ve Orhan Pamuk. Can yayınları. içinde bulunduğumuz yaşamdan daha önemli olsun?" (s. Yaşam Soruları. ile sürmüştür. Birikimsizliği cesaretini çoğaltıyor ve bu da yaygın korkunun kaynağı. Ahmet Altan. Gogol'e. Biraz onda Halide Edip'in doyumsuz.. 2001 Savater'in bu felsefeyi gençlere sevdirmeye yönelik nefis yapıtı neden felsefe sorusunu yanıtladıktan sonra ölüm'le başlıyor anlatısına. Kendi kişisel tarihindeki 'yersizliği'ni ulusal tarihe genellemekte çok tezcanlı davrandı Ağaoğlu. isterik ırasını (karakter) görür gibi oluyorum. simge’den evren'e. içinde bulunmadığımız ölüm. Türk Yazını’nın (akademi içi ve dışı) Fethi Naci'ye yargılı ve yazgılı olmasını hiç bir zaman sindiremedim. Oğlak Yayınları. etkileyici öyküsü. Türk yazınının kaba (vulger) bir indirgemesi. 2003 Fatih Atila'nın Sivas Olayları’nı odağa alan içburkucu romanı ulusal sınırları aşan bir duyarlık getirmekle kalmıyor. Ağaoğlu'nu ilk selamlayan ve yüceltenlerden biri (bir okur) olarak Üç Bes Kişi'den sonra onunla yollarımız ayrıldı. Fatih. 1995 Kendisine. Adalet Ağaoğlu Kitabı. Feridun..Bu Cumhuriyetimizin önemli yapıtı için çok geç bir okuma. Us'dan ben'e. Ilginçti. Yalın bir dil. emeğine büyük saygı duymakla beraber. *** Atila. İletişim Yayınları. Duyarlı. *** Andaç.. O da söylemi (tarihsel) gerçeğin yerine geçirerek çarpık bir bakış açısı içine yerleşti.. yazınsal tadı eksiltmiş diyebiliriz. Ölü Canlar. çoşkulu ve içten. Bir Düğün Gecesi’ndeki Aysel'in (akademisyen ve cumhuriyet kuşağından) 68 kuşağından bir öğrencisinin altına yatmasındaki çağrışıma vurgusu bana komik geldi nedense (s. Fethi. Reşat Nuri”nin Romancılığı. toplum'dan güzellik'e ve oradan zaman'a bir yolculuk yapıyor. vb. soruları hazırlayan Andaç'ın başarısı değil. Kuruluş’un somut. bizim için. Fethi Naci.65) *** Savater. Ders kitabı olarak okutulmalıydı. Türkiye İş Bankası Yayınları. özgürlük’ten doğa'ya.

HARABELERİN ÇİÇEĞİ (1918): Melodram ağırlıklı.187). ama başarılı olduğu söylenemez.137) ACIMAK(1928): Şematik bir roman (s.204) MİSKİNLER TEKKESİ (1946): reşat Nuri'nin en başarılı romanlarından biri (s. dizgesizliği.(s.. Reşat Nuri'nin kolay kolay eskimeyecek romanlarından.40) ÇALIKUŞU(1922): Okurun nabzına göre şerbet veren ilkel bir roman (s. Halide Edip ve Amerika. Frances.Türkiye'de ne kadar futbol varsa o kadar edebiyat var.140).(s. ama yetersiz bir Güntekin portresi var onda... şefkat.27).(s.(s.Balzac'ın Yeni Gelinin Anıları'ndan esinlenmiş..127) YEŞİL GECE(1928): Edebiyat açısından başarısız.235).245).206).. En güzel romanı (s.Kolay bir kurgusu var.148) YAPRAK DÖKÜMÜ(1930): İlginç.bölüm) dolu (s.151) KIZILCIK DALLARI(1932): Kişilerden çok tipler var.. demesi doğruydu ve ondan beklenirdi. Sait Faik eleştirisini bulmuş değil hala bence.208). Basit...239).... paramparça bir roman. Birkaç parlak buluş herşey demek değil. Bürokrasiye yönelik eleştirileriyle bugün de okunabilir.220).243). Gereksiz ekle (2.(s. Bir Hikayeci: Sait Faik. Gerçek Yayınları.. Hala genç ve diri.(s. ama az tanınan ve okunan.76) DAMGA(1924): Sıradan..(s. kavramlara sığınan bir Güntekin. Üçüncü bölümdeki romancı yanılgısı olmasaydı Türk romanının en önde gelen örneklerinden biri olurdu (s.187) ATEŞ GECESİ (1942): Reşat Nuri'nin en güzel aşk romanı (s..159) GÖKYÜZÜ(1935): Her Türk aydınının kendisiyle hesaplaşması için bu romanı okumasında yarar var (s... Yani ‘toplumcu değil’.105).1995 .. bildirisi bakımından tutarsız. ama sevgi..103) AKŞAM GÜNEŞİ(1926): İlk 6 romanından en başarılısı.202) DEĞİRMEN (1944): Reşat Nuri romancılığında önemli bir yeri yok (s. Naci'de hoşlanmadığım.169) ESKİ HASTALIK(1938): İlginç.. Fethi. 1990 Fethi Naci'nin Sait Faik'le ilgili ilginç bir saptama da yapan derme çatma çalışmalarından biri daha... GİZLİ EL(1920): Zayıf.. nefis bir röportaj.. eleştirinin ta kendisi (s... (s. Sait Faik'i satırı altına yatırıp ilk ve sonraki Sait Faik diye ikiye bölünce kendisi ve benzeri okurlar epeyce rahatlıyor olmalı. *** Naci. (s. vb. KAVAK YELLERİ (1950): Betimleme.(s. *** Kazan.. iyilik. biçem birliğinden de.En zayıf romanlarından biri. Bağlam Yayınları.(s..Unutulmaz. ilkel bir roman (s.Belgesel nitelikle yaşayacağa benzer.. Toplumcu olmayan yazar iyi olamaz mı ya da tersi.(s. Vahşi kapitalizme karşı.277).116) BİR KADIN DÜŞMANI(1927): Mektup biçiminde tek romanı..... Gerçekciliğe giden yolda iyiniyetli. Reşat Nuri'nin roman yapısı diye bir sorunu yok (s. (85) DUDAKTAN KALBE(1924): Pembe dizi için elverişli.. KAN DAVASI (1955): Roman yapısından yoksun. SON SIĞINAK (1961): İnkilaba bir ağıt (s.

. Eh. Doğan Yayınları. George. *** Ritzer.Halide Edip'in Amerikan dünyasıyla ilişkisini anlatan ve çok da ilginç bilgiler eleveren bu doktora çalışmasının ne söylemek istediği (tezi) biraz bulanık. *** Myerson. Olmayan yerini arayan (Ruh Dağı) bir tür olumsuz (negatif) Ahab.. George.. kendini tümleyen. yıkımlar. Öte yandan çağcıl. Bay Tompkins”in Serüvenleri. dinler. modern fizik kuramlarını halka öyküleme tekniğiyle anlatmak. 1998 Ritzer'in McDonaldlaşmayı kapitalist üretim ve pazarlamanın yeni bir görünümü (?) olarak ele alması ve eleştirmesine katılıyorum ama sonrasına. kendini sürekli çözen bir roman Ruh Dağı. Ne doğulu. içsel arayışın bölük pörçük öyküsüne dönüşüyor. Ama ölçek ve öykü biraz abartılı tutulunca öğrenilmesi gereken şey arada biraz ezilmiş gibi. 2004 Günümüzde ekoloji ve küresel çevre bağlamının getirdiği yeni büyük anlatının postmodern savı çürüttüğünü ileri sürüyor Myerson haklı olarak... sülaleler. Toplumun McDonaltlaştırılması. Ve Çin'in görkemli eş ve ardzamanlı öyküsü (mitolojiler. uydurulmuş öyküler.. postmodernist-yarı mistik akılcılık eleştirisine buradan geçişine fena tutuluyorum. McDonald 'aklın tezahürü' olunca (ama . *** Gamov. Bir yanıyla büyük. George. Önemli bir yazı. coğrafya. Sevdiğimi söyleyemem. anlatılar. Gao. vb. Romanı oluşturan parçalar okurun Çin dünyasına ilişkin esiniyle tümlenebiliyor ve yapıtın yazgısı bu esine bağlı.) bir çağrışımlar ve kurgular zinciri içerisinde kişisel içedalışın. ne batılı. Batı insan ilişkileri modeli de genel öykünün içerisinde yazarın kişisel (ben-sen-o yansıtmaları içre) serüvenine ekleniyor. Gao Xinjian.. Gao aynı zamanda ressam. Ruh Dağı. Ayrıntı Yayınları. 2002 2000 nobelini alan Çinli (?) yazar Xinglian'ın ilk romanı (1995). kutsal dağlar.. Evrim Yayınları. Büyük esinler taşır gibi görünürken okurunu süreklı yanıltan dönek bir yapısı var romanın. arayış. kültür devrimi. diğer yanıyla da sıradan. *** Xingjian. Everest Yayınları. Böylece resimsel imge yapıtın temeline oturuyor (kurucu imge). Ama sanki Batının kendisinden ne beklediğini anlamış. 1998 Gamov'un bazı bakımlardan eskimiş yapıtının amacı. Ekoloji ve Postmodernizmin Sonu.

Aklın nitelikleri eğer verimlilik.Hepsi bu. daha özele inersek fast-food restoranı insanlara ne verir? Neden dünya çapında bu kadar başarı kazanmıştır? Bunun bir nedeni . hesaplanabilirlik. Çözüm için yerel. Ed. İsa beklenmedik Tanrı.. Kowinski. Ritzer bu süreç büyüyerek sürecek diyor umutsuzca.hangi hokus pokusla oluyor bu?) McDonald bahanesiyle vur abalı akla. Özsaygısını korumaya çalışan özgür (!) direnişçi.Hristiyanlık ve İsa hakkında bir şey bilmediğim ortada. Doğu-Batı Hayali Kırılma. öngörülebilirlik ve denetimse işte McDonald! Ama her niteliğin kendi karşıtını... 2001 Son derece öğretici bir kitap. birçok insanın sürprizlerin daha az olduğu bir dünyayı tercih etme noktasına geldiğini düşündürüyor.. o halde McDonaldlaştırma. aklın akıldışıyı bağrında yuvalaması kaçınılmaz. Yapı Kredi Yayınları.. Büyük ölçüde Weber'in aklın baskıcı temsili olan bürokrasi eleştirisine yaslanan ABD'li Ritzer. bol görüntü eşliğinde sunan yapıtın Fransa'da özgün baskısı 1987'de yapılmış.. Ayrıntı Yayınevinin işlevi bu: solcu sağcılık. içlerinde her zaman fast-food restoranları bulunan alışveriş merkezlerinin. (60) Gerçekten verimli ve gerçekten ucuz değilse. Hatta giderek akıl=nazizm=bilim gibi eşitlikler de kurmaktan geri durmuyor yarı gizli. Georges. sınıf ve ideolojiler üstü (!) bir salgın gerçek konusunda herkesi uyarıyor. Özellikle kitabın Tanıklıklar ve Belgeler bölümü çok iyi. 2002 Büyük hoşlukla okunan. Yazı İnsanlığın Belleği. Georges. *** Jean. bireysel seçenekler üzerinde durması çok doğal... Yazı'nın insan geçmişi boyunca serüvenini.) (51) Otomobil ihtiyaçlarıyla banliyö sakinleri. Gerard. Metis Yayınları. fast food restoranları için doğal bir oluşumdu ve hala da öyledir. Yapı Kredi yayınları. insanların modern "tüketim dinleri"nin ibadetini yerine getirmek için gittkleri modern "tüketim katedralleri" olduğunu ileri sürer. (27) McDonalds modelinin başarısı. Orçun Türkay. 2003 Doğu-Batı sorunsalını postmodern paradigma içerisinde akıl düşmanlığı yaparak irdeleyen bu Lübnan eski bakanı yanlış sularda yüzüyor... Anlaşılan yel güçlü esti ve Marx'ın geri-ötesine düşürdü birçoğunu. McDonaldlaştırmanın verimlilik ve tutmluluk yanılsaması yaratmasıdır (185) *** Corm. *** . (36) Zamanla kaçış yollarının kendileri de akılcılaşmış (.. *** Bessiere.. Zengin görsel malzeme.

Arayış onlarla bitmez. aşk göstergeleri kayıp zamanı kuşatır. 2004 Deleuze'ün bu sıkı Proust okuması (belki de böylesi parmakla sayılacak denlı azdır ve zorlandım) yapıtın tümüne dönük bir çözümleme sayılmasa da gerçekte olmayan kilitini bulgulama girişimi sayılabilir. bizimkiyle aynı olmayan bu alemde neler gördüğünü öğrenebiliriz. Cumhuriyet Yayınları. Sodom'u bir başka ilişki bağlamında tersinden okuruz. aşk. aksi takdirde bu alemin manzaraları. (30). Aşk göstergeleri sakladıkları şeyi gizleyerek yalan'ı doğurur ve yayılan aldatıcı göstergeler (bizi dışlayan dünya) gomorra'yı getirir. bir başkasının. biçim götergeleri iken. Gilles. Ama bir kez ortaya çıktılar mı tüm diğer özleri etkiler (yerinden oynatırlar). deşifre etmek. (46). sosyete (boş). Yakalanan zaman ise boşa harcanan. aydaki görüntüler kadar bilinmez olurdu bizim için. bu özleri ortaya koymak. Neden bunlar Proust'a göre 'aklın hakikatleri'dir? Sosyete göstergeleri kayıp zamanı şart koşar. Hakikat düşüncedeki bir şiddetin sonucudur. orada olduklarını öğreniriz. Proust'un yapıtına. Apaçık ve uzlaşımsal anlamlamalar asla derin olamazlar (24). taşırlar. kayıp zaman'dan hakikat nasıl çıkarılabilir? (31). kendi dünyamızı göreceğimize. sanat göstergeleri ise tüm diğer zamanları içeren yakalanan bir zamanı. Hakikatı aramak aslında yorumlamak. boş da değildirler. düşün yaşamla birbirine karışıp eridiği çizgi. "Ancak sanat aracılığıyla dışarıya açılabiliriz. 2001 Kendini köprü üzerinde asan Nerval'in çılgın düşlemlerinin tanıklığı.. sanat göstergeleri avcılığıyla Platon'un idelerine. Öte yandan kayıp zaman yalnızca geçmiş zaman değil. Deleuze Proust'a özgü hakikat arayışının kendisini istemdışı göstergelerde ele verdiğini belirtir. duyumsanabilir göstergeler bizlere özü veremez. aşk göstergeleri seven ve sevilen açısından farklılaştırıcı zorlamasıyla kuşku ve kıskançlık yaratır. Maddidirler (ne yazık ki). sanattan farklı olarak maddi göstergelerdir (49). çeşitli dünyalar görürüz. asal zamanı verir (33). *** Deleuze. aracılık ederler. duyumsanabilir nitelik ve izler (daha somut). aşk. Özler yalnızca sanat düzeyinde açınlanır (ve sonuldur-yaratılmış). Duyumsanabilir göstergeler kendi içlerinde yeterli olmasalar da. Sosyete göstergeleri içi boş. Göstergeler dizisi üzerinden arayış ise sarmal bir devinimdir. önceden canlandıklarını. Gerard de. zamanın boşa harcandığı göstergeler aracılığıyla olur. yaklaştırırlar. duyumsanabilir göstergeler kayıp zamanın tam ortasında zamanı yeniden yakalamayı sağlar. her zaman nesnel içeriklerin özümsenmesiyle değil de. bize açık olan dünyaların .. Cinsiyet çatallaşması da aşkın bir diğer çıktısıdır. Öğrenme. hatta istemdışı bellek arayışı değil bir hakikat arayışı olduğunu belirtiyor başta. 'Kahraman belli bir anda belli bir şeyi bilmiyordu. Sosyete. yöntemini araştırmasının (yapıtının) sonunda ortaya çıkaran bir felsefesel çıraklık süreci olarak bakan Deleuze. daha sonra öğrenecekti'(11). özgün sanatçı sayısı ne kadar çoksa. sanrılar. çıkarmak yönündeki Proust çıraklığının (arayış) gerçekte bellek. Göstergenin nesneden türüyormuş gibi göründüğü ilineksel bağ yanılsamadır.Nerval. Bizse her zaman nesnenin tuzağına. açıklamaktır (25). boşa harcanmış zamandır da. Proust ve Göstergeler. Sanat sayesinde bir tek dünya. Nesnenin düşkırıklığının üstesinden öznenin telafisiyle geliriz (44). Çünkü maddi anlam canlandırdığı ideal bir öz olmadan hiç bir şeydir (21). Soru: boşa harcanan zamandan. Aurelia: Rüya ve Yaşam. Hayatta karşılaştığımız bütün özler. öncekini içerir ve aşar. Kabalcı Yayınları. öznelliğin ağına düşeriz. kayıp zamanı etkiler. öz'lere ulaşmak değil.

İstemdışı bellekte temel olan. özgün bir dünya oluşturması (116).. düşünmeye zorlayan ifadeler. aynı zamanda da öğrenmeyi bıraktığım andan itibaren ilgilenmiyordum. Düşünceden daha da önemli olan "düşünmeye iten" şeydir. Bizi sanata hazırlamak için hayatın çabasını temsil ederler (71). Öz her zaman farklılıktır (81) Genelleme ise iki şey gösterir: terimleri farklı olan bir ya da çok dizinin yasası. gösterge ile özün kusursuz özdeşliği kaybedilmiştir.' (97). Madde orada manevileşir ve maddenin bu dönüşümü işlemi. Düşünce. İstemdışı arketipler ve bilinçdışı temaların önemi buradadır. Sanat yapıtı: üslup olarak göstergenin. zaman da belli bir hakikat türü veya maddesi olarak geçerlidir (97). ama zorunlu olarak. anlamı ve göstergeyi birleştiren gerçek ebedilik (93). Özler hem çevrilecek. Yakalanan Zamanın leytmotifi zorlamak sözcüğüdür: bizi bakmaya zorlayan izlenimler. zorunlu olarak düşünülmüş olmak içinde anlamın içinde açılır.. Sanat maddenin hakiki bir dönüşümüdür.s. Yalnızca sanat yapıtı zamanı bize tam anlamıyla yakalattırabilir (54).. Yakalanan zamanın ana teması şudur: Hakikatı arayış istemdışının kendi macerasıdır. Hayattan üstün olan sanat. Sanat göstergeleri özlerin yetisi olarak saf düşünceyle açıklanır (62).203).sayısı o kadar çoktur ve aralarındaki fark. dünyanın gayesi ve çırağın bilinçdışı hedefidir (58). Her yerde hiyeroglif vardır. (100) Gösterge düşünmeye zorlar.. İmgelemi ve bilinçdışı figürleri bile. Ve sanat göstergeleri: yakalanan zamanı tanımlar: mutlak ilksel zaman. hem de çevirinin kendisi.. öğrenmektir. Arayışta esas olan bellek ve zaman değil. yani yerelleştirilmiş zamanın özü (68).(120) . özün kendisidir (56). Öz. Sanatın ilksel zamanı bütün farklı zamanları biniştirmiştir. Gösterge bir karşılasmanın nesnesidir. Esas olan anımsamak değil. istemdışı belleği temel almaz. Duyumsanabilir gösterge zamanın yeni bir yapısını sunar: Ebedilik imgesi olan. sonsuzlukta dönüp duran dünyalar arasındaki farktan büyüktür" (Proust. sosyete ve aşk göstergelerinde canlanabilir. karşılaşmadaki olumsallık. aynı anda gösterge ve anlam. Proust'un sorgusu buradan sürer: kendi içinde korunduğu biçimiyle geçmişi kendimiz için nasıl kurtarabiliriz? (66). bizi düşünmeye zorlamak için göstergeye sarılır. İstemdışı belleğin duyumsanabilir göstergeleri sanat göstergelerinden daha aşağıdadır. Sosyete göstergelerinde zaman boşa harcanır. daha sonra anlayacaktım. Öz. Aşk göstergeleriyle daha çok kayıp zamanın içindeyiz: kişileri ve şeyleri bozan ve bunları geçici kılan zaman. ebedilikle özdeş. genel bir biçim altında bunu yapar. düşünmeye zorlayan ve düşünmeye bir şiddet uygulayan bir şey olmadan bir hiçtir.(102) Düşünmek yorumlamak.. Arayışın leytmotifi: ‘Henüz bilmiyordum. Bellek belli göstergeleri yorumlayabilme yetisi olarak geçerlidir. diğer yandan göstergeleri sonul açınlama bakımından değerlendirme (90). filozoftan daha önemli olan şairdir. Göstergeler sistemindeki çoğulculuk çift yönlülükten kaynaklanır: Bir yandan farklı dizi ve gruplar içinde göstergelerin bulunduğu noktadan bakış. Göstergelerin dili artık varlığını sürdüren bir logos'a dayanmaz.. gösterge ve hakikattır. olmuş olan bütün şimdiden daha derin geçmişin kendi içindeki varlığı. Öz dünyanın bir doğuşu. düşünme gerekliliğinin kesin güvencesidir. Yakalanan Zaman. üslup ise insan değil. "Saf haldeki küçük bir zaman dilimi". çevirmektir. özün içinde sarılı biçimiyle zaman'dır ve onu yakalayan sanatçı-özne'dir. ki onun ikili sembolü karşılaşmanın rastlantsallığı ve düşüncenin zorunluluğudur: "beklenmedik ve kaçınılmaz" (107). sanat yapıtının farklı. Bu nedenle sanat. Proust'u Henry James'e yaklaştıran bakış açısı. bellek düzeyinde örtüşür. Olup bitmiş olan bütün geçmişten. Sanatın yakaladığı.. tersine yalnızca olmuş ve şimdi olarak kendisiyle birlikte varolan bir şeyi temsil eder (65). içselleştirilmiş olan içkin farklılıktır. Bergson'un görüşü Proust'unkiyle süre değil. ya da ögeleri birbirine benzeyen grubun özelliği. kayıp zamanın tam kalbinde ele geçen zaman. yorumlamaya zorlayan karşılaşmalar. dizisel. bunlar boştur ve gelişmelerinin sonunda dokunulmamış ve özdeş kalırlar.. öz olarak anlamın özdeşliği. sanatın mutlak Ben'i de bütün farklı Ben'leri sarar (94). 'üslup'la koparılamaz biçimde birleşmiştir. Geçmis olup bitmiş bir şeyi temsil etmez. Referanssız malzemeyi deşifre edebilecek tek şey sanat eserinin biçimsel yapısıdır.

(126) Bizlere sunulan bir bütünlük ya da ebedilik değil "saf halde birazcık zaman". çünkü üretilmek ve zamanın bir etkisi olarak üretilmek bir hakikate bağlıdır: Kısmi nesnelerin parçalanmasıyla kayıp zaman. dayatılmış hareket makineleri (Thanatos). başka bir dünyanın parçasını zorla bu dünyaya sıkıştırarak.(129) Ve mikroskop değil. keşfetmek ve yaratmaktan farklıdır ve arayış. mesafelerin sonsuz boşluğuna farklı dünyaları ve bakış açılarını firlatarak bu parçaların aralığını. okur ya da izleyici de kendi iç ve dışlarında sanatın oluşturabildiği etkilerle benzeş etkiler üretmeye başlayacaklardır. çünkü bakış açısı olarak öz sürekli . esere geçmiş ve onun biçiminin koşulu olmuştur. bunlarla beslenen sanat eseridir.. Arayış bir araç (teleskop) olduğunca bir makine’dir (152) Önemli olan sanat eseri makinasının çalışmasıdır.(153) Modern sanat eserinin anlam sorunu yoktur. yakınlaştırmaktan uzak. Birinci düzey. Balzac bu sorunu ortaya koyabilmiş. Bu makinelerden elde edilebilir. ölümle ve ölüm düşüncesiyle. sonradan elde edilen bu birlik sahte değildir. öncel birlik.(168) Sanatın birliğini ne oluşturur? Tanrı değil. parçaları tek bir bütünde birleştirmekten. tınlama makinaları (eros). bölmelere ayrılışını ölçen. yaşanmadığı biçimiyle Combay.(154) Nihai büyük sistemleştirme üç hakikat düzeyi ayırır.Herhangi bir şeyin "açıklaması" bir anlamda ben’in dirilişidir. zaten başka yerden gelir. kayıp zamanın göstergelerine müdahale eden. özellikle bütün ve uyum konusunda kaygılanmaksızın 'korkutucu karışıklık'tır (174). Üçüncü makina türü tınlama ise sanatın belleğe ait olmayan üretimidir. Proust sanatın bir üretme makinası. tınlamayla yakalanan zaman. dayatılmış hareketin erginliğiyle başka bir tarzda kaybolmuş zaman. kendi içlerinde kendi bolluklarına sahip olmayan. Başkalarını etkiler. yıkımın üretimiyle (yaşlanma.(161) Üretmek. bu parçaların türeyecekleri bir birliğe ya da bu birliğin kendisinin türeyeceği bir birliğe gönderme yapmadan hepsini düşünmemizi sağlar.. yalnızca kullanım sorunu vardır. sonuç olarak ortaya çıkmıştır ve kitaplarının bir etkisi olarak Balzac tarafından keşfedilmiştir. hiç görülmemiş biçimiyle Combay.. Kendi etkilerini kendi içinde ve kendi üzerinde üreten ve bunlarla kendini dolduran.. yani bir parçadır. sanatsal üretimin serbest koşullarını koyarak herhangi iki nesne arasında bir tınlama elde eder ve bunlardan "değerli bir imge" çıkar (163). üç makinayı seferber eder: Kısmi nesneli makinalar (itkiler). bakış açısı olarak.(160) Sözü edilen edebiyat etkisidir (Makina çalışıyor). anımsamalar ve özlerle (tikellikle) ve bu üretimin koşulları ve eyleyenleriyle (doğal ve sanatsal göstergeler) tanımlanır. En ünlüleri de şimdi ve daha önceki iki an arasında tınlama olıuşturan istemdışı belleğinkilerdir. Demek birliği sağlayan üslup değil. teleskoptur Proust'un başvurduğu: logostan arınık dünyada yasa. hastalık. genel yasalara uyan her şeye gönderme yapan acıları ve hazları gruplaştırır. her tür bütünleştirmeye direnen kutular arasında çapraz kesişen birlikler kurarak. Bunların her biri hakikatler üretirler.. mesafesini.. dahice sohbet yerine sessiz yorum) korunan şey.(172) Bu Balzac'ta ve Proust'ta üslupsuzluk anlamına gelir mi? Hem Balzac'ta hem Proust'ta yerdeğiştirmelere rağmen (hayvan yerine bitki.. Üçüncü düzey sanatla ilgilidir. bilinçdışı doğal bir ürünün belirlenmiş koşullarının yerine. Öz de değil. Ve öykülemeci. İkinci makina türü tınlamalar. sonradan kurulduğu için daha gerçektir. Proust'un sanatsal makinası Joyce'un epifani makinasıyla karşılaştırılabilir. çünkü üslup. yeni bir sanat eseri tarzını var edebilmiştir. tınlamanın kendisinin bile üretilebileceğini…fark eder. birinden diğerine giden çağrışımsal zinciri kırarak tınlayan iki an’a göre üstün olan Bakış açısıdır: özünde.(162) Sonunda sanat doğaya birşeyler ekler: sanatın kendisi tınlamalar üretir. bağlantısız kaplar arasında yalnızca akla aykırı iletişimler. ölüm göstergeleri) tanımlanır. sanat eseri doğurduğu hakikatlerle beslenir. Özetle Arayış. özellikle de belli etkiler üretme makinası olduğunun farkındadır.(151).(159) Tınlama makinasının tınlama süreci tarafından üretilen şey de tikel özdür.. Balzac'ın yapıtında birlik öncel değil. başka şeylere. İkinci düzey. ama evrensel bozulmayla. tınlamaların etkilerini üretir. karakteristik yerine öz. Birinci makina türü tınlamalar. herşeyden önce kısmi nesnelerin üretimiyle tanımlanır (uykunun rüyaları gibi). ortam yerine dünya. şeylerin gözleminden ve öznel imgelemden peş peşe vazgeçer. buradaki kayboluş. Parçaları parçaların içine koyarak Proust. uzaklığını.

O zaman bu çok özel birlik tarzı nedir? Şu: kaosun çokluğuna indirgenmiş bir dünyada başka bir şeye gönderme yapmamasından dolayı sanat eserinin biçimsel yapısı yalnızca birlik olarak işe yarıyabilir. Genel Edebiyat Bilimi. Her bölüm. Üslüp Bilgisi. Ben Manganelli'yi büyük yergi anlati geleneği içerisine yerleştiriyorum. *** Aytaç. Metin Çözümleme.(176) Öykülemeci duyarlı ve güçlü bellekli olsa da. İmgelerin sonsuz (sandığımız) yatağında derin uyuşmuşluğumuzdan uyanmanın zamanıdır. Yaşamıyor. Centuria.. Türler. İletişim Yayınları. bellek. . 1999 Gürsel Aytaç'ın yapıtı kuru ve yaratıcılıktan yoksun. yararlı bir ders kitabı özetine benziyor. yaşamın yinelenmeden ibaretliğini yerle bir ediyor (desem abartma olur mu bilmiyorum.) (191) *** Manganelli. hatta altbölüm başlıbaşına bir kitap olabilir.) Bence Manganelli gerekli. dediği. Kafka da o geleneğin bir parçası değil mi? Yazar 1990'da ölmüş. Kafka etkilerini de (çok az ipucu sunmasına karşın) yabana atmıyorum. 2002 İtalyan gazeteci yazar Manganelli'nin 100 günlik notunun bireşimi olan roman çevirmen (Sema Rıfat) ve önsöz yazarı Calvino'nun da söylediği gibi geleneksel roman anlatılarına benzemiyor. uzam ve zaman bütünlüğüne (ki anlatıya sıra çok geç geldi) cepheden saldırıyor.parçalayıcı ve parçalıdır. Zorlanmış ve dayatılmış olduğunda bu yetiyi işletir ve karşılık gelen. ama ortak bir yaklaşımı yakalamak olası. bozmak olduğunu sanıyorum. doğru denli inanılmaz yanlışlar da barındıran çelişki dolu yapıtı gereksiz bir okumaydı. *** Korat. Eleştiri. Edebiyat tarihçiliği. yetisinin düzenli-istemli kullanımından yoksun olduğundan algı organlarına sahip değildir. İstemdışı duyarlılık. 2003 Korat'ın yazına ve Türk Yazınına ilişkin değerlendirmelerini. Kuşkusuz tümünün arkasında yazılmamş. Örneğin. uzam bilincinden yoksun kalıyor. Gürsel. Papirüs Yayınları. Temel tutumunun çağcıl usu bozguna uğratmak.. üreyen organ göstergenin üzerine konar. düşünce her kezinde organsız bedenin belli bir niteliğe sahip göstergelere karşı yoğun global tepkileri gibidir. Edebiyat Kuramları. Kristal Bahçe. Giorgio. Yeni bilimsel kavramları imgesel dünyanın imge iktidarlarına karşı kullanıyor. Durduğu yeri gözden kaçırtan kasıtlı bir biçemle Korat'ın yaptığı eleştiri. Türkçeye ilk kez çevriliyor. Öykülemecinin tuhaf esnekliğidir (kendi deliliğinin bir dizi profilini üreterek. Çok sıkıştırılmış. Arayış'ın yapışkan iplerinden birine çarpan küçük kutucukların her birini açmak ya da kapamak için sallanan bu beden-ağ-örümcektir. etkisini ve anlamını yitiriyor. Başucu yapıtlarımdan biri olmalı. imgenin altın üçgenini ve hazsız erotizmini. Tavanarası Yayınları. Böyle olunca da. bu nedenle de ayrıntı gerektiren konular boşlukta kalmış. Edebiyat Estetiği.. yer yer aforizmalarını içeren. Gürsel..

Geçmişi zaten koşulluydu. Ed. ne yazık ki. . Yine. Sorun şurada ki. 1981 Adıvar'ın canlı. çünkü kendisinden önceki zayıf roman geleneğinin ilerisinde değil. Baha Dürder. Halide Edip.Ya gereğinden çok yalınlaştırıp kabalaştırıyor ya da olmadık şeyler vehmediyor karşısına aldığına. Sanırım bütün romanlarında kendisi ve kendine hayranlığı başrolde. Öncesindeki ondan iyiyle. Halide Edip. Özgür Yayınları. *** Adıvar. Atlas Yayınları. sonrasındaki ondan iyi arasında. Atlas Yayınları. Kurtuluş Savaşımızın iyi romanları az ya da yok. merceğimin altında bir karakterin (Halide Edip) oluşumunu merakla izlemek adına ve dayanabildiğimce okuyacağım onu. hem de yerden göğe kadar haklı. Ed. Ed. *** Adıvar. gerisinde. 1995 Handan ilk romanlardan. romantik bir özyaşamsal kurgu içerisinde hesaplanmış yaşamıyla daha yazılmadan yazınsal değeri içkin yapıtını bence epeyce de dayatmış. *** Adıvar. 1996 Kendini bir martyr. Türkçe kötü. *** Adıvar. dürüst bulabiliyorum onun. onun oynamak istediği (oyun) değildi. Daha oturması gerek. Bence kötü bir roman. Gülbün Türkgeldi. Ne feminizmini. yaşamını dayatarak eleştiri üstü kalmış bence. ne ulusçuluğunu ve direnişini içten. 1996 Uzatmayacağım. Mor Salkımlı Ev. okur sezgilerime dayanarak söylüyorum. Çocukluk anılarını içeren Mor Salkımlı Ev'den başlayak. Ama kadınlara özgü bir canlandırma ve anlatım gücü kendini yer yer gösteriyor. Atlas Yayınları. başrolde bizim (Anglo-Sakson) Halide (Onbaşı) ! Nitekim. bir jean darc ‘gibi’ yapan ve bu yüzden de epey yapaylaşıp yabancılaşan bu kadın yazarımızı sevmem olanaksız. Baha Dürder. Handan. Bu da benim sinirime dokunuyor. Halide Edip. Öncesiyle sonrası arasında bir geçiş tipi Adıvar Türk yazınında. Bir dilin yazarının dilsel tutumundaki özensizliği. hatta küçümsemeyi bağışlayamam. vurdumduymazlığı. Halide Edip. Ateşten Gömlek. anılarının arkası (Türkün Ateşle İmtihanı) beni doğrulayacak. Ufku dardı sanırım ya da oyun. Bu anglo-sakson kültürünün Türkiye'deki doğal ajanı. Türkün Ateşle İmtihanı.olmalı ki Atatürk'çe haklı olarak tersleniyor. Baha Dürdar. Geleceğe bakışı. Kurtuluşu anlayışı da sınırlı ve görüden yoksun oldu... inandırıcı sahneler de içeren. bazı eleştirmenlerimize göre ‘Kurtuluş Savaşımızın en iyi’ romanı. Mehmet Kalpaklı. Ed.

ne Tevfik. Özgür Yayınları. Yazarın hedefi belli: o İngilizce okuru etkileyecek bir anlatının peşinde birtakım seçimler yapmış. Yine aynı şeyi söyleyeceğim. takdir edilememiş' yalnız insan rolüyle sürdü. bir kaç tanıklık belki. yoksa kocası mı onu? Bence ikincisi. ne Peregrini (Osman). Bana öyle geliyor ki. Ne Rabia. Neden böyle olduğunu tam anlayabilmiş değilim.Hemen tümü yarım kalmış bu tipler.. Ed. Acaba Atatürk Halide Hanımı okudu mu ve ne düşündü? *** Adıvar. tüm isterikler gibi. Romanın geçtiği döneme ve yıllara tanıklık ettiği için mi.. 1949 Halide Edip Adıvar'ın en ünlü romanını (Sinekli Bakkal) 1949 baskısından (Ahmet Halit Kitabevi) okudum. Ahmet Halit Kitabevi Yayınları. (H. Aliye tiplemesiyle cehennem ateşlerinin arasında salınan Halide Edip'i görmemek olanaksız. Tiplerin hiç biri çatışmalarından yüzakıyla çıkmaz. ulusal savaş yıllarında yabancı misyonca özel olarak görevlendirilmişti o ve bunu öncü kadro biliyordu. sanıldığının tersine ulusal savaşımın tüm adımlarıyla uygun adım atamadı.. bu nedenle soluğu Avrupa'da alıyor. (Yıllar sonra onun izinden giden bir Nobelli yazarımız oldu. Bu seçimlerden de iyi bir roman çıkamazdı zaten. öyle bir insan ki Halide Edip. Satır aralarından çıkarabildiğim kadarıyla. Onun kendine biçtiği 'adanmış' kahraman rolü. yaralı ve ölülerle ilgili oldukça canlı ve gerçekci sahnelerle yaşayacak. Halide Edip. *** Adıvar. Halide Edip. ama ırmağı sürükleme hevesine kapılmış. Odak noktası dışına düştüğü her anda.E). uzamların ve olayların arkasında kapsayıcı bir bilinç yok. Bazı bakımlardan belki ilk olabilir. Çünkü tiplerin. ne diğerleri. karagöz perdesinden.. Vurun Kahpeye.) . Sinekli Bakkal. Ne yazık ki kötü bir roman. gerici yanını ve hiç de dramatik olmayan çelişkili tutumlarını gözden kaçırıyorlar. ırmakla sürüklenmiş. en iyi töre romanlarımızdan biri olarak gösterilir.. Önce İngilizce yazılan bu roman. Eleştirmenler ve aydınlar. Onun Türk yazınına bir şey kattığını sanmıyorum. o mu Adnan Adıvar'ı izledi. 1999 Vurun Kahpeye'yi özenli bir baskıdan okudum. daha sonraları 'anlaşılamamış.Halide Onbaşı belleğimde savaşın arkasındaki. Romanında kendi duygularını sık sık yanlı olarak ortaya koyuyor yazar.. perde gerisinde ipleri oynatan Halide hanımın gelgeç insafına takılıp kalmışlar. konak ve saray yaşamından görüntüler verdiği için mi? Belki.. kendine doğallıkla verileni de reddeder.. Çavuş olmak istemez. Mehmet Kalpaklı. onun öncü gibi göründüğü yerde gelenekçi. atmazdı da. Merak ettiğim. Zorba ve insancıllıktan uzak biri bence ve ikinci kocasını da (Adnan Adıvar) peşinden sürükledi. yeterince de kendisini ele vermiş (tersi olanaksızdı). Din dahil hiç bir konuda eleştirisini sonuna kadar götürememiş ve aslında tutucu biri olan Adıvar. Gülbün Türkgeldi. mülk edinip içselleştiremediği şeyden nefret eder. Bu nedenle gizli bir hınçla. Ele aldığı konu ve tipleme açısından ardılı pek çok sanatçıyı esinlemiş olabilir. kötü bir roman.

BE 15: Anadolu Tanrıları. 1969 Bu yapıtın özelliği Balıkçı'nın çizdiği özgün desenlerle basılmış olması. Ele aldığı yazarın hayatı. Tatyana Moran'ın. deniz tutkuları. Neden sevmediğini merak ettim.Romanın bir ağırlık noktası yok. denizle boğuşmaları. 2001 Kendi hoş anlatımıyla Anadolu Efsaneleri’ne bir göz atıyor Balıkçı. Deniz Gurbetçileri. Üniversite formasyonu olmadığı için dersleri lise seviyesinde ve son derece sıkıcıydı. Remzi Kitabevi yayınları. Bilgi yayınları. Kitaplardan öğrenilebilecek olanların dışında kendisinden hiç bir şey katmıyordu. neden sevmediğini okudum: "Romancı olarak çoğu kimsenin hayran olduğu Sinekli Bakkal romanını inandırıcı bulmuyor ve çok ilkel olduğunu düşünüyordum. Bilgi Yayınları. İlk satırları okuyan biri. Sayfa 220'de soylu bir Romalı gibi şöyle diyor Balıkçi: 'Şu alım satım yok mu? Dünyanın en alçak şeyi!' *** Halikarnas Balıkçısı.. Bu düşünce çok sürmüyor.. Adıvar'ı Mina Urgan (öğrencisi) sevmezmiş. Bu olmayınca ufku da yok. Balıkçı. romanın girişi.” *** Halikarnas Balıkçısı. sömürülüşleri. konuları hakkında ansiklopediler ve standart kitaplarda bulunan ne varsa karıştırıp bize aktarırdı. Yazarın diliyle.. *** . Ed. arkasından sıkı bir roman geleceğini düşünüyor. 1999 Yine değişik öyküler toplamı biçiminde bir roman. BE 14: Anadolu Efsaneleri. Antik Yunan’a mal edilen kültürün İyon kökenli olduğu tezine baş koymuş ve sanırım bunu kanıtlamış birisi. Ed. Şadan Gökovalı. Bir başka öğrencisinin.. 1998 Anadolu Efsaneleri'ni tümleyen bir diğer derleme. mert denizciler. Yine süngerciler. ‘Batı çocuklarına okutulanların çoğu Anadolu efsaneleridir. Şadan Gökovalı. metnin dokusuyla hiç ilgilenmezdi.. BE 7: Ötelerin Çocukları. İlginç olan. *** Halikarnas Balıkçısı. aşkları.) Batının çiçeklerini alıp artık kurumuş olan eski ağacımızın dallarına pamuk ipliğiyle bağlamaya ne hacet vardı? O çiçekleri açan kökler ve gövde bizim topraklarımızdaydı. Bilgi Yayınları. Bir gencin aşk fırtınalarını konu eden Handan ise beni hiç sarmadı. Biz burada o kültürü yaratmış olan insanların çocuklarıyız(. Şadan Gökovalı.’ (15) *** Halikarnas Balıkçısı. Ed.

Halikarnas Balıkçısı. anlatılan şeye tutkuyla bağlı olmanın şehvetiyle pusulasını yitiren Balıkçı roman boyunca oraya buraya savrulsa da önemli değil. Hatta umursamazlığı bir sorun olarak da görülebilirdi. duygudan arındırılarak anlatılıyor ki. Türk yazını çerçevesi içinde bence seçtiği konunun ve tiplerin yeniliği dşında bir katkısından söz edilemez. uzantısına. Ortalarda ve ortalamada gezinmedi. Ed. Onunla tanışmak. Bırak sana istediğim gibi anlatayım!. özgün bir devrimci. itidalle doğru söyle. Bu yetmiş yaşımda bile aşığım ben (. Şadan Gökovalı. Sınırları zorladı.. Denemelerinde bilimsel yöntemi ıskalaması yada takmaması ne kazandırdı bilmiyorum. Türk yazınında en parlak doğa. itidalle inan. “Ey okuyucum. Şadan Gökovalı. der gibi.. *** Halikarnas Balıkçısı. varlığının doğal çıktıları yalnızca. itidalle sev. tiplerin yüzeyselliğinden söz etmeyeceğim. onu dinlemek de önemliydi. 1998 Balıkçı’nın daha sonra romanlarında değerlendirdiği öykülerden bir seçme. Anlatılacak tek bir öykü var zaten. yalandır. ama herşey onun için bir araca dönüştü. olaylar. Yaşar Kemal'i saymazsak. Allah belasını versin şu itidalin! İçimden nasıl esiyorsa öyle anlatıyorum. büyücü... 1997 . Bilgi Yayınları.. Şadan Gökovalı. Anlatmanın. Bilgi Yayınları. BE 4: Merhaba Anadolu.) Aşk biraz aşırı olur duygularımda. Çoşkulu bir romantik Balıkçı. Ed. Eh. ilginç bir gözlem olarak not ediyorum. Şu kalıba. Güzel bir insandı.. bu kalıba göre anlatacak değilim ya!. 2002 Halikarnas Balıkçısı’nın önemi hiç kuşkusuz yapıtından (anlatılarından) kaynaklanmıyor. İstanbul'lu aristokrat kökenli bir aydın yazardan Halikarnas Balıkçısı’na dönüşümün canlı öyküsü. BE 3: Mavi Sürgün. *** Halikarnas Balıkçısı. itidalle yalan söyle. geçtiğim yerleri böyle bir anlatışımı aşırı bulma! Eğer sana aklı başında adamım diye söyledilerse. deniz dibi betimlemeleri herhalde Halikarnas Balıkçısı'nda görüldü. BE 17: Parmak Damgası. Yapıtı. Yapısal sorunlardan. Etki gücü yüksek bir tür şaman. Devrimciydi. Aganta Burina Burinata ilk romanı sanırım. Şadan Gökovalı. Ed. Bilgi Yayınları. dil savrukluğundan. Ed. yaşamının belli bir döneminin (sürgün yılları Bodrum) tanıklığı. Ayni tipler. 1995 Balıkçı'nın bence en önemli yapıtı. ama görülmedi... öyküler değişik anlatılarında kullanıldı. BE 1: Aganta Burina Burinata. Bilgi Yayınları. Varlığı bir ışık bence.”(168) *** Halikarnas Balıkçısı. Herşey. deniz. Varlığı her şeyi bağışlatmaya yetti. Bir de şiddetin görüntüleri çok canlı ve etkileyici bir biçimde.

Emir'le Hasan'ın zengin örgülü arkadaşlıkları ve tüm anlatıya egemen olan dürüstlük her okur için sayısız çağrışımlarla yüklü. hiçkimseye değil kendime. Bunların sahipleri. Afganistan’ın yakın tarihli öyküsünü kişisel bir öyküyle buluşturabilme gücünden.. *** Kakınç. malım var diye ölünceye kadar mallarının kulu kölesi olarak. Etki Batılı okura doğuyu anlatmasından. Pamukkale. Everest Yayınları. üzerine çalakalem ve zevkle okunan yorumları. 'Malımız. duruluk da ayrıca övgüye değer ve derslerle dolu bence. Roman yalın doğucul diliyle büyük anlatılara özgü insancıl çatışmaları buluşturan etkileyici bir çalışma. Sultan Galiyev ve Milli Kömünizm. sayıları da gittikçe artan yazarlar kuşağına karşı önyargımı belli ölçülerde sarstı desem çok da yanlış olmayacak.Halikarnas Balıkçısı'nın. Köpeklerin boğazlarında bir tasma ile bir yere bağlı kaldıkları gibi. Kavukçu bir yazısıyla önermişti romanı. Gevezelik ve yineleme. hatta giderek . Uçurtma Avcısı. Bu şişirmeyi Sultan Galiyev miti üretme ve yayma çabasında da görmüyor değilim. Buna yaşamak mı denir. Halit Hüseyni romanını unutmam olanaksız. ülkesinin dışında yazan. malımız!' diye uğrunda yaşadikları uyuz topraklar bunlardı. hep yanlarındakı komşuların mallarina göz dikerek hırlayacak. Serüveni kıran yazar bilinci. Bergama. ben'i üzerinden acılara ortak olmamızı sağlıyor ki bu işte bir anlatıdan eninde sonunda beklenen şeydir. küçük küçük toprak parçalarını çeviren derme çatma kuru duvarlarla kıyım kıyım kıyılmıştı. Yazarın İslama bakışındaki arıklık. dilinin yalınlığıyla çelişen ve insana özgü kavranılmazlık (belirsizlik) duygusunu yaşatan gizemselliğinden kaynaklanıyor olsa gerek. Efes. 2003 Kakınç'ın yapıtı da çoğu özgün araştırmalarımızın (Aydoğan) başlıca kusuruyla sakat. Homeros. Asya. Etkisinin nereden geldiği iyi anlaşılmalı. alışılageldik bir kaçış ve sürükleyici bir serüven tuzağına düşmeyi önlemiş. evim var diye dört kuru duvarın içine mezara gömülmüş gibi gömülerek yaşayacaklardı. Doğu anlatı geleneğiyle Batılı bir duyarlık bileşimi gibi duran roman. Belki üç-beş sayfalık saygın bir çalışma olabilecekken şişirilmiş bir yapıt. Belki estetik yapı olarak kusursuz değil Uçurtma Avcısı. Halit. artık oralardan hiç kımıldamayacaklardı. Bulut Yayınları. bunlar da barsaklarıyla boğazlarından hep bu toprağa bağlı kalacak. ama gösterge olarak kendini birkaç defa (logaritmik) aşıyor. Aynı zamanda hekim olan Hüseyni 1981'deki büyük kaçıştan sonra ABD'de yaşıyor.. Akdeniz üzerine denemeleri. Halit. Anadolu Kadınları. 2001'de yayınlanan roman Hüseyni'nin ilk yapıtı.. bana kalırsa değerler düzeyinde okurun gözüne sokmadan sıkı bir elestirel yaklaşımı da yanısıra getiriyor. vb. 2004 Afgan kökenli (Peştun) ABD'li yazar. Yamaç. Öykü buruk da bitse acıların yükünü kolayından omuzlarımızdan atıverme kolaylığına yüz vermeyen yazar. Bodrum üzerine yazıları. Yazar bile kendi önünde farklılaşır. uzun ölüm mü? Hey gidi deniz hey!” (194) *** Hüseyni. “Hallaç pamuğu gibi savurmuş olduğum bahçenin ortasına bağdaş kurarak çevreme bakındım. dese de. malımız. Söylenceler. İşte hep. (sınıfın tarihsel işlevi yerine sömürgeciliğe ulusal. Bu sola çıkış yolu bulmak değil.

okur (okuma edimi) ve eleştirmen. Hans Peter. düşünce tarihinin önemli kaynaklarıyla izliyor. yerelliğe de. Bol göndermeli metin. Gemi batıyor. Sultan Galiyev'le varılacak bir yer yok.dinsel-etnik direnişi geçirme) solu gizli ve utanç verici bir biçimde postmodernizme ulama gizli amacını da taşımıyor değil. yalnızca kavram karşısındaki yanılgı çerçevesinde anlaşılmamalıdır. *** Duerr. 1999 Duerr'in bu ilginç. batış ve batışa bakış imgesini. o aynı el değmemiş yüzeydir. Dost Yayınları. (58) Eğretileme bilmecesi. kaza geçirip batıştan da geriye kalan. Niyetler beni ilgilendirmiyor bu kertede. Eğretilemelerin niçin "katlanılır" olduğu aslında bilinmesi gereken bir konudur. sanki herkes görmüş de söyleyemiyormuş gibi davranır ve böylece eğretileme gerçekleştirilebilir. yeniden üretim ve alımlama. Yaşanan dünyaya yöneltilen bakışı içine almada. eğlendirici ve bol görsel malzemeyle bezeli yapıtının temel tezi (ki üstüste yığılan olgular arasından çıkarılması da oldukça güç bu tezin). Çıplaklık ve Utanç. evrenselliğe de. Bunun için şiirden ruhsal açıdan etkilenmek gerekir. tamamiyle simgelerin yeğlenmesine dayanmaktadır. 2001 Çeviri ve baskının hışmına uğramış. uygarlaşma mitinin öne . Umarım yazarın diğer çok önemli çalışmaları da Türkçeleştirilir. metin. özelde yazının bir toplumsal iletişim aracı olarak bağlamsal yerini geniş bir çerçevede ve ikna edici bir dille betimleyici olarak değerlendirdiğini söyleyebiliriz. Dost Yayınları. Çizgi yayınları. Postmodern olan herşeye karşı çıkmalı. ruhbilimsel temellendirilmesini de içermesi ve bu anlamda sanatların. iç ve dış konuşma. Başucu kitabı. 1977 yılında Almanya'da basımış bu etkileyici çalışma benim için bir tansık (mucize) etkisi yaptı diyebilirim. "Gülen çayırdan" söz etmek o kadar da kolay değildir. *** Blumenberg. eğretilemeyi kavramlaştırmayla sınırlamak istemez. Denizde ilerleyişten de.Yazınsal İletişim. yerini bulurken ortaya çıkan Zimmermann resmi büyüleyici bir Genel Yazın (Sanatlar) Kuramına yaklaşıyor.. Ne yazık ki Atilla İlhan vb. bir tür yazının toplumbilimsel. kaynaklara ve kaynakların kültür altyapısına yabancı benim gibi okurları zorluyor kuşkusuz. vb. Bu genel süreçte toplum ve bireylerin ayrışma ve ben algısı. (80) Eğretileme bilimi. yazar. Hans. (90) *** Zimmermann. 2002 Mecazbilimi kuramcısı Blumenberg.. bir yol gösterici olarak görür ve kavramdışılık ve açıklık kuramının geniş ufkuna eklemeden de edemez.(85) İnsanlar arasındaki karşıtlıkların sanıldığından çok daha büyük bir bölümü. Hans Dietrich. simgesel oyun.lerin de peşine düştüğü bu yaklaşımlar güncel küresel mantığın birer çıktısı (artık) gibi görünüyor görmesini bilene. Çok yoğun ve zor bir yapıt olmakla birlikte. Seyrediyorlar. Bunun sonucunda. kimlik. türler.

Ne yazık ki düzeysiz." (172) *** Herakleitos. Ed. 2003 Böyle bir romanı gündemin etkisinde kalarak nasıl okudum bilemem. Bir bakıma LevyStauss'un antropolojik tezine olgusal katkı.. Alova. (olan acaba kültürümüz mü?) *** Hece Dergisi. ama çoğunluk sığ bir düşüngüsel körlük içerisinde içeriğini yok ediyor. anlamı bozmak yerine sanki Herakleitos'a yaklaştırarak pekiştirmiş gibi. Can Yayınları. 1998 Bu yoğun ve önemli yapıt. Kimi yazılar dikkati çekecek düzeyde. ama buna roman da diyemem. . Metis Yayınları. *** Öztoprak.. Çehov. Tartışma konusu zırvaydı ama düzeyi tartışmayı aşabilirdi. Ahmet Hamdi Tanpınar Özel Sayısı. Henri. Çehov'la ilgili anılara da çok fazla güvenmemek gerektiğini söylemekten çekinmiyor. ama zaten Troyat'nın böyle bir niyeti yok. 1987 Çehov hakkında yazılmış en iyi yaşam öykülerinden biri. önceki uygarlıklarda da temel dürtülerin bastırıldığıydı. Henri. Veysel Atayman. *** Troyat. Hece Yayınları. s.... bu dünyada. Başarılı bir çeviri çalışması. Tanpınar hakkında kapsamlı bir kaynakça içermektedir.sürdüğünün tersine. 2002 Herakleitos'un çok az olan tüm metinleri (bir ya da birkaç tümcelik) Erdal Alova'ca Tükçeleştirilirken siirleştirilmiş.... Dergi. Ama şu anda dile getiremeyeceğim bazı çekincelerim var. Hasan. Kırık Taşlar. Modern Dünyada Gündelik Hayat. İmkansız Aşk. Bordo Siyah Yayınları. Ada Yayınları. Bir tür sömürgecilik eleştirisi. insan hiçbirşey anlamaz diyeceğiz. 2002 Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında sağdan bakışlar. *** Lefebvre.Yalnız budalalar ve şarlatanlar her şeyi biliyor ve anlıyor.. 61. modern toplumbilimin geleneksel (ve sol) toplumbilime katkısı sayılabilir.. ‘Çaglov'a şunları söylemişti: "Biz şarlatanlık yapmaya kalkışmayacağız ve çok kesin olarak. Çehov'un neşesinin arkasındaki karamsarlığı ve bu gerilimin Çehov üzerindeki yıkıcı etkilerini sezinletiyor Troyat. Belki Çehov'un yapıtları üzerinde çok durulmuyor.

Can Yayınları. Değişik ve ilginç bir Balzac.. batıya ve öte'ye. Hilmi. olanaksızlığına. Kaç kişi bilir acaba? *** Balzac. Odakti Yavuz geleneğinde. işaret ettiği büyük gerçekliği serivermiş ortalığa. *** Balzac. 1945 . geride bir imge. MEB Yayınları. tümü de iyi. Balzac uzmanı olarak). Louis Lambert. belki de doruğu olarak sözetmeliyim. İsmail Yerguz (Oğlak). Yaz önemli ama. 1836'da yayınlanmış bu roman için Balzac'ın doruklarından biri olarak. Bir aşk kendini çözüyor. 2001 Hilmi Yavuz 3 bölümlü kurgulamış son şiir kitabını. Yolculuk Şiirleri. Tahsin Yücel (Varlık ve Can).. Bu özgün ozan. Ikiz temasının etkileyici gücü ve benzer bir arkadaşlık ilişkisi Tahsin Yücel’in Yalan'ında sürmektedir. Yücel'e bu soruyu sormak gerekir (Balzac'a borcunu. 1946 Bir Balzac romanı daha. Dünya yazınında böyle bir şeyin. Tek'ten. Bir'den Çok'a. 2000 Üç çevirisi var elimde. Cesar Birotteau. hatta rokoko anlatıları da içselleştirmiş.. yaşamı yoculukla buluşturarak son yolculuk hazırlıkları için denemeler yapıyor sanki. Kendi yatılı okul deneyimlerine büyük ölçüde dayanan. bir inanca ve inançsızlığa tanıklık ediyor. şimdi odaktan kayıyor. Balzac'ın o katkısız. doğuya. Remzi Kitabevi yayınları. Honore de. Bu yazarın anlatışına egemenliği ve çokboyutlu düşünce gücüyle ilgili bir şey. Cemal Süreya (Sosyal). Can Yayınları.*** Yavuz. Vadideki Zambak. yaşamın içerisindeki. bu yetkinlikte bir başka örneği var mı acaba? Felix'in Madam de Mortsauf'a erişimsiz aşkı Fransa'ya. Avrupa'ya da tanıklık ediyor desem abartma olmaz. Sonsuz'a gizemsel (mistik) geçişi görmemek olanaksız.. yansız ve tanrısal gerçekciliği burada barok. *** Balzac. bir vadinin büyüleyiciliğine ve çıkışsızlığına. Bir aşk kendine. Romantik Balzac'ı görmek de olası bu romanla. hep yapay dışavurumlarla seyreden ve biçimi oluşturan şey. doğanın zenginliğine ve yıkıcılığına. doğuşuna ve doğamayışına. Yazan Balzac çünkü. Honore de. Honore de. kendi kişisel tarihiyle de koşutlayarak. kimi dinsel tasarımlarla maddeciliği bağdaştırmaya ve metafizik sonuçlar çıkarmaya (dönemin bilim düzeyi ve Balzac'ın çözümleyici anlama çabası gözönünde tutulursa doğal) dönük bir felsefi girişim.

Büyük öke (dahi) kafasında yarattığı tipleri. 1945'lerde bile duru sayılabilecek bir Türkçe. Kimi tipler zaten başka romanlarda sürüyor. Köy Papazı. yoksaydığı. olay örgüsü bugünün beklentisine uygun düşmeyebilir. Balzac açısından da bu böyle ve bir yasa yapıcı yaklaşım sanki sözkonusu olan. 1952 İnsanlık Güldürüsü'nün ilk yapıtlarından Köy Papazı çok kötü ve tek çeviriden okundu (Kazım Nami Duru). Tours Papazı. belirginleşiyor. olayları. Balzac bir öke (dahi) ve bunu Proust'un belirtmesi benim için önemli. Kendi kişisel eğilimlerini bile bu yolda bastırdığı. *** Balzac. Yapıtı ilerledikçe yarattığı dünya da biçimini aldı. mutlu zirvesinde bir üreticinin (burjuva parfümcü) hızla iflasın acımasız çarkları içerisinde kıvranışının. yerleri yeniden ele alarak tümleştiriyordu. okuruna daha az değil. en beklenmedik olanın. yer yer doku bütünlüğü bozulabilir.Balzac'ın yine çarpıcı ve en azından ülkemizde göz ardı edilmiş bir romanı daha. Balzac evreninde her şey hakettiği yeri kusursuz biçimde doldurmak. Doğa betimlemeleri ve tip betimlemelerinde boşluksuz. birinin bize bir şeyi kendi diliyle seçip ayıklayarak anlatmasının. Seçenek dünya önerisiyle bu dünya. Bugün romanda yanlış. Ama yeni yayıncıları bu çeviriyi dil açısından güncelleyerek ama onun dışında da hiç bir noktasına karışmayarak) yeniden yayınlamaya çağırıyorum. MEB Yayınları.. Güçlü sahne duygusu da belki bununla ilintilidir. büyüleyici öyküsü. Bence işini sıkı tutarak Balzac. tam anlamıyla var olmak zorunda olduğundan. Tanrı denli yansız kalarak adil kalabileceği düşüncesine sonuna değin bağlı kalarak kendini aştığı görünüyor. Ayrı ayrı düşünülmüş öyküler sonra birleştirilmiş gibi. Goriot Baba. tarihimiz varsa eğer bunda rastlantının. çözümlemeci yöntemle var kılıyor insanı ve onun içinde yaşadığı çevreyi. Tefeci Gobseck. Saygıyla anıyorum. En parlak. Deleuze buna gönderme yapıyor. hem başka ve yeni bir dünya önerdiği açık. Olsun. Hem bildiğimiz. Köy Papazı'nda da aynı şey var sanırım. Balzac'da çok güçlü iki özellik var. Balzac'ın içinde yaşadığı dünya ortaya çıkıyor. Balzac kurgunun. Grandet Baba tipler galerisinde yer alan bir diğer güçlü çizilmiş burjuva karakter: Cesar Birotteau. daha çok boşluk doldurma görevi yüklüyor. hatta karnaval (Bakhtin) duygusunun rolü var. . bilimsel gözlemci mikroskopu altında. Honore de. katı seyir içinde nasıl yürütüyorsa yargısını. ilkel bulunan pek çok şeyi anlatısında cesaretle kullanan Balzac'ın anlatısı yine de güçlü kalıyor ve bence bunun nedeni insanoğlunun aradığı ve örneğin Shakespeare'de bulduğu şey. anlatının bu büyük gücünü. O döneminin bilimsel yaklaşımının derin etkilerini taşıyarak. Olağanüstü bir roman ve Cevdet Perin'i çevirmen olarak (Stendhal'ın Kırmızı ve Siyah çevirisini de çok beğenmiştim) selamlıyorum. Ve yaşam insan iradelerinden ayrı bir acımasız. Boş ya da dolu göstergeler üzerinden gerçekleştirdiği bir 'yeni dünya'. İnsanları anladığımızı sandığımız anda bizi şaşırtabilirler ve insan olarak bir serüvenimiz.. Balzac yine duyumsanıyordu duyumsanmasına. ustası Shakespeare gibi biliyor.

Yeni bir dünya yapmak. Aralarındaki ilişki kadınla erkek arasındaki ilişkiye benzer. ama Balzac diğer tiplerine haksızlık yapmaz. Yargıları ona ait. *** Balzac. Goriot Baba'yı bir Shakespeare oyunu gibi okumamak olanaksız. aynı para olmasına karşın bu iki yüzün farklı olduğunu biliyor ve bildiriyor. *** Balzac. romanına değil. Ve ihanet acıyla sonlanır. Otuz Yaşındaki Kadın. 1969 Özyaşamöyküsel ögelerin öne çıktığı bu üçlünün ilk kitabı İki Şair. Can Yayınları. Lucien'in alıcı ırası. Balzac'ı Balzac yapan başka ne olabilir? Coşumcu (romantik) bu türden yapıtlarında bile. Çölde İhtiras. taşra düşlerinin genç insanı ve masumiyeti. Honore de. Diğer çevirilerle (Yerguz. o Balzacvari dokunuşu okur duyumsuyor. İnsanlık Komedyası. İki Şair. vd. çatışmaların. *** Balzac. Değerini ayrımsıyor. Lucien'le David bu tepkileri değişik yaşıyor. Şebnem Ergör. taşra saflığı üzerine değişik etkiler yaratabilir. İlginç ve eleştirel bir öyküydü. Taşra aristokrasisi ve Paris burjuvazisi üzerinden gelen ayartıcı etkiler. beklentilerin. Honore de. Bunu böyle koymayı seviyor. özlem ve tutkuların da bir kesiti. Ed. (Neden?) Ama o Tanrı tutumu büyüleyici. dramatik ve komikle içiçe. 2001 Bu dünya yazarlarından seçme öyküler derlemesinde Balzac'ın Komedya'ya aldığı bir öyküsü Çölde İhtiras çevirisi okundu. Varlık Yayınları. Büyük zevkle okundu. aynı zamanda çağın. Sönmüş Hayaller 1. Araplardan kaçan Fransız tutsak çölde bir parsla karşılaşır. Vautrin tiplemesi Dostoyevski'ye yaraşır. 1986 . Goriot Baba.) karşılaştırıldı. Bugün acemilik sayılabilecek birçok anlatı tekniği Balzac'ın elinde özgüllük ve güce dönüşüyor. Balzac her zamanki gibi paranın iki yüzü olduğunu. 2000 Balzac evreninin en büyük anlatılarından biri ve Tahsin Yücel çevirisi. Honore de. Kısa öykü düşlemsel bir olayı anlatıyor.Balzac. Honore de. Anlatıyı bu denli etkili yapan şey de bu. Baydar. rastlantıların da payıyla nerelere sürükleyebileceğini ele alıyor. sonunda ancak baştan çıkabilir ve suçsuzları peşisıra cehenneme sürükleyebilirdi. Remzi Kitabevi Yayınları. içinde kıskançlıklar barındıracak kerte. istese yapabilecekken. Beyaz Balina Yayınları. Dostoyevski'nin ipuçlarını bile Balzac'da bulmak olası. İki kızına tutkun Goriot Baba'nın acılı öyküsü çevresinde Fransa-Paris'ten bir insan kesiti. Trajik olan.

anlaşılabileceğini öne sürüyor. Helene'in (8 yaşında) kardeşi Charles'i yamaçtan ırmağa yuvarladığı o birkaç sayfa… Etkilenmemek olanaksız. Bence Balzac Tanrının ta kendisi. içinde insanoğlunun şaşırtıcı direnci. Evet' olarak süren bir öykü ve yazgı birliği var. Kadını. Çelişkiler barındıran ve Balzac'ın kusursuz yapıtlarından olmayan (ilgisiz yama gibi duran beşinci bölüm. 1999 Büyük Balzac okuması. İsa Flandre'da (Felsefe Araştırmaları) Dinsizin Ayini El Verdugo öyküleri yer alıyor. Anlamaya çalışmakla yetinmiyor. sevgili. uzun öykü (roman) Tefeci Gobseck'den başka. geriye dönülüyor. eş. *** Balzac. Balzac bir insan olarak sanırım kendinin ötesinde..Üç Öykü. sürüyor. Esirgemeyen. bağışlamayan Balzac'ın adıyla başlamak. Honore de. Honore de. Madam d'Aiglemont'da Köy Papazı’ndaki Madam Grasslin'den 'Eh. Giriş. hem değil.. *** Balzac. Şimdiye değin Balzac evrenine beni en çok sokan (kendi yapıtları dışında) bu yazı oldu. Bu evrensel kadınlık yazgısıdır. ama yapıtı ve biz kazandık sanırım. başkaldırı ve uyum yeteneğiyle birlikte. İnsanlık Güldürüsü'ne giden yolun öyküsü bu yazıdan çıkıyor. Neyin zarar gördüğünü bilmiyorum.) Temalar yineleniyor.Giriş'e konan Pierre Citron'un önsözü (romanın yazım serüveni) Mina Urgan çevirisini taçlandırıyor bence ve büyüleyici. Tefeci Gobseck.. Cumhuriyet Yayınları. Balzac'ın çalışma yöntemi. İşte olağanüstü olan bu. Bu nasıl oluyor? Okur koşullanması mı? Sanmıyorum. Ve bizim yaşadığımız şeye gelince.. Kitap'ta. vb. vb) Otuz Yaşındaki Kadın (gerçekte Otuz Yaşında) romanı yine Balzac'ın belli başlı ve onu öke (dahi) yapan nitelikleri barındırıyor. Umarım Yücel ve Zweig yeterli ipuçlarını verir (Balzac’la ilgili. o bir güldürü. bilim adamı gibi tıpkı. Sonsuz güldürü denizinde tüm yaşamlar birbirine bağlı ve bir o denli de ayrı (lar). ileri atlanıyor. göndermelerle çağdaş kılınmış. Balzac'ın yapıtında has anlatılara özgü doğrudan yaşamın kendine özgü yaratıcılığı beliriyor. anne kadını yargılamıyor Balzac. Cumhuriyet Yayınları. Sıradan ve çoğunluk romanını sonlandıran seyden sonra başlıyor Balzac'ın romanı. İnsanlık Komedyası’nın ilmek ve düğümlerini bir okur olarak atmanın başında. 1999 . Gorki Tolstoy için söylemişti: Tanrı gibi adam. Yaptığım bu. Ama bir cinayet sahnesi var ki. bu büyük ökenin dokumasını yeterince değerlendirebilecek miyim? Balzac soylu ruhunu aşağılık ve tiksinti verici kentsoylu evrenin tüm değerleriyle tek tek sınadı. Kötü anlatılarında bile Balzac yüceliyor. Bilinmeyen Başyapıt/Kırmızı Han. İnsanlar bu noktadan sonra da yapıp ediyorlar. Hem kendisi.

Wilde'a. Balzac ufukta görülüyor. Honore de. Balzac'ın en iyilerinden. bilim adamı titizliğiyle ve hem de bir anlatı olarak verilebilir. ama Balzac için yaşamı tüm olarak kucaklamanın gereği olan bu öyküler. Köylü İsyanı (Şuanlar). Kişilerine karşı duruşu ilginç Balzac'ın. Balzac deyince usuma hiç gelmeyecek. Top Oynayan Kedi Mağazası. *** Balzac. Gogol'e kaynaklık etmiş olabilir mi? Ya Kırmızı Han. gözatılmalı. *** Balzac. Fransa'nın hukuk söylemine egemenliği öyküsünü güçlü ve inandırıcı kılıyor. *** Balzac. Oda Yayınları. .Bu büyük anlatıcının iki büyük öyküsünü derleyen yapıt için söylenecek çok şeyim yok. zekice ve hafif alaylı. Bu roman Balzac'ın büyük projesini sezdiriyor insana. Honore de. Honore de. Honore de. Tuhaf Öyküler. 1994 Balzac'ın ilk ciddi çalışmalarından bu uzun roman kuzeybatı karşı devrim toprağında çatışmaları arkaya koyan bir coşumcu (romantik) öykü anlatıyor. Dore'un olağanüstü resimleri için bile olsa. Cumhuriyet yayınları. E Yayınları. Yer yer Shakespeare oyunu (sahneler) okur gibiydim. O toplumdan aldığı kesitle insanı anatomi masasına yatırıyor. Dostoyevski öyküsünden ayırmak zor. Yalnızca bir işaret: Bilinmeyen Başyapıt. Nasıl Balzac'ın en önemli kaynakları arasında Shakespeare'i. Fransa'nın ve özellikle doğduğu Tours Bölgesi’nin geçmişinden süzdüğü gerçekten eğlenceli. Soylular dünyasının iki yüzlülüğü ve delirmekten başka çözüm bulamayan mert ve gururlu albayın hazin ama bir o denli kaçınılmaz öyküsü iç burkuyor. *** Balzac. 1962 Sanırım Balzac'ın çizdiği en güçlü karakterlerden biri Chabert. Komedya’ya giriş romanlarından. Sterne'ü saymak gerekirse. ama yaşamın seyrini bu duygular etkiliyemiyor. Albay Chabert. 1999 Aristokrasi (çürüyen) ve kentsoyluluk (yükselen ticaret burjuvazisi) arasındaki geçiş ilişkileri nasıl bu denli yansız. Onlar hakkında bir duygu taşıdığı kesin. ama tümünden çok Fransız tininin açığa çıkarılması anlamını taşıyan öyküleri. 2001 Balzac'ın. Dostoyevski'nin en büyük kaynaklarından biri Balzac olmalı. MEB Yayınları. yer yer Rabelais'nin ardılı olduğunu kanıtlayan. yazınsallık kaygusunu arkada bırakmayı gerektirse de.

Uzatılmış.. nasıl çalışıyor? Balzac bu sorunun ardında bence (bu yapıtında). önemli bir kitap.Saflık. Cumhuriyet Yayınları.... insanoğlunun gidişi. coşumculuğa verilen onca ikinci bölüm ödününe rağmen. çevre ve içinde toplumsal karakterler varoluş gerekçelerini öylesine getirip dayatıyorlar ki okurun burnuna. bilimi ve çabasıyla gerçek mutluluğun olabilirliği arasında parçalanan. Grandet baba. Tours Papazı. nice özlemden sonra kavuştuğum bu okuma (Balzac) benim için ayrıca özel bir deneyimdi. Kasaba.. *** Balzac.. 1968 Komedya’nın ilk romanlarından. Honore de. Olağanüstü bir roman. İrade ve istemle çatışan yaşam. okur okuduklarının değil kendisinin sanal olduğunu düşünebilir. Wilde'in Dorian Gray'in Portresi ile okumalı. İnsandışılığına rağmen onu insan gibi algılıyor ve benimsiyoruz. insan ruhundan oluşan ışık ve gölgenin yansıdığı oymacılık sanatıyla insanlık durumunun kabartmasını yapıyor. bizden ayrı.. Honore de.Yaşamın anlamı? Bu büyük öke (dahi). *** Balzac. orada bizler kadar gerçek varolanlar. Eugene Grandet.. Herkesle bir arada yaşamak zorunda olduğumuz bilincini taşımamızla ilgili olabilir bu. *** Balzac. bakalım masumiyet mi? Tarihin içinde bilinç nerede. Urfa'dan 50 yaşıma. Hayat Neşriyat AŞ Yayınları. Bunda ürkütücü bir şey var. 1999 Balzac'ın en güzel romanlarından biri bu bence.. Bir Faust öyküsü bu. masumiyet kazanamayacak. anlatı-yapı sorunları taşımasına rağmen tam Balzac'a özgü sorgulamasıyla etkili. Arzu ve aşkın biraradalığının olanaksızlığı. Felsefe İncelemeleri bölümünde yer alan. Hem masumiyet. Honore de. daha önceden yarattığı cimri tipinin doruğu kuşkusuz. Goriot Baba'dan daha çok etkilendim desem yeri. Balzac ölümsüz ve bilinmeyen bir malzeme üzerine. yine sorguluyor bence. Tılsımlı Deri. Hristiyan Avrupa'nın önemli öykülerinden biri. 2000 Yarattığı tiplerle unutulmaz bir Balzac başyapıtı.. yapıp ettikleri. Çünkü onun insanları işaret edilenler değil. Can Yayınları. *** . yarattıklarının da tanrısallığından geliyor olmalı. 35 yıl sonra. Çoğu kez bir Tanrıya benzemesi. yıkılan duygular.

Aynı pazarlığı Tılsımlı Deri romanının Paris'te okuyan taşralı genç kahramanı da yapıyordu.. Sönmüş Hayaller 2. *** Balzac. Halk El Sanatları ve Neşriyat AŞ Yayınları. Balzac eğlenceli öykülerine ve Komedya öncesi serüven tutkusuna bir yarım dönüş de yaparak. aşkı yitiriyor. Honore de. Balzac'ın bir başka boyutunu süren. Honore de.? İnsanlık Güldürüsü'nün. Ütopya çoğu kez romanı bozuyor demek istediğim. *** Balzac. hatta Goriot Baba'nın genç öğrencisi de. Balzac için önemli bir tema olduğu görülüyor. Balzac bana kalırsa bu romanında bir ulusal ütopya. Köy Hekimi. ortaya çıkıyor. Balzac'ın yaptığı sanki yalnızca buymuş gibi. Honore de. O Fransız olan'a yatırım yapan biri olarak tümünün üstünde bunların. Mutlak Peşinde en iyilerden olmasa da iyilerden biri Balzac külliyati içinde. Varlık Yayınları. *** Balzac. Ama çerçeve serüven kalıbı içerisine çözümleyici ve sık dokuyucu Balzac ökesi kendi ruhunu yerleştiriyor ve yıkıcı bir aşk öyküsü kaçınılmaz ve başka türlü olamaz bir biçimde beliriyor.Balzac. İlk bölüm Ferragus. İlk göz ağrısına bir selam gönderiyor. Mutlak Peşinde. Roman Fransa'nın bağrına ve önemli bir çağına yolculuğa çıkarıyor okuru. Okumak gerek. 1969 . Özellikle Balzac'a yakınlaştırıyor. kendine bir hak tanıyor. Taşralı Bir Büyük Adam Paris”te. Roman felsefi bir tartışmayı odağa alıyor: Saf bilim mi. derinleştiren bir halkası. ama bunun hiç önemi yok. bir Fransız ütopyası temellendiriyor. Kastaş Yayınları. İzleyen iki roman: Langeais Düşesi ve Altın Gözlü Kız. yanılmıyorsam Türkçeye yazınsal açıdan önemli bulunmadığı için hiç çevrilmedi. Kralcılığını da apaçık sergiliyor. Honore de. Balzac kanonunda bir dalgalanma yaratıyor bana kalırsa. 1955 Balzac'ın yine çok önemli romanlarından olan Mutlak Peşinde iki çeviriden okundu. 1835'lere değin yazdıklarında Shakespeare etkisini sürdüren Balzac. insan mı? Altın'ın peşindeki de Claes. Altın Gözlü Kız. 2004 Gerçekte Balzac'ın 'Onüçlerin Hikayesi' adını verdiği üçlünün ilk iki kitabı bu roman. Oda Yayınları çevirisi ise yine çok başarılı ve eksiksiz Celal Öner'den.. Kurgu olarak kusursuz yapıtları arasında olmasa da. MEB Yayınları. Batılı Faust teması üzerine bir yorum-deneme yapmaktan kendini alakoyamamış. Bu bakımdan önemli sayıyorum. MEB çevirisi dili eski olmakla birlikte başarılı Sabiha Rıfat-Oktay Rıfat'tan.

ama gerekli ilmeklerinden biri. Zaman. taşralının yükselme tutkusu. TÜBİTAK Yayınları. aynı zamanda medyanın daha doğuş yıllarında. Tanrı üzerine.. başkente bu büyük göç. 20'ler. Varlık Yayınları. banka ve zenginleşme konusunu derinleştirmeden geçemezdi Balzac. lise yıllarıma. En sonunda okumasını tamamladım.. Ve romantik karakter. Yazınsal değeri tartışılsa da Balzac poetikası içerisinde anlamlı bir yeri olan bir roman Nucingen Bankası. Lucien'in. 1969 Bu üçlü kitaplığımda usumun hep takıldığı. Nucingen Bankası.Yaşar Nabi'nin iyi sayılabilecek çevirisinden.ın ilk yarısında Paris'te nasıl bir iktidar ve çıkar aracına dönüştüğünün büyüleyici ve güncel. Tipler ve olay örgüsü yerine. Yeni tip yok. yani Balzac'ın öyküsü doğurgan bir kaynak olarak pek çok Balzac kahramanının değişik öykülerine dönüştü. 30'lar Fransa’sına Balzac ne borçlu acaba? *** Reeves. 1950 Cesar Birotteau'ya ek olarak aynı yılda yayınladığı (1837) roman Balzac'ın büyük Fransa dokumasının belki önemsiz.. Sönmüş Hayaller 3. Taşralı şairimiz Lucien'in acı Paris deneyiminden sonra olgunlaşacağını beklemek boşunadır. *** Balzac. 19 yy. bilimsel etik. Romantik kahraman'ın arkasında ne yatıyor ve eyleminin sonu nereye varır? Balzac yaşama müdahele etmiyor. Dizgi yanlışları yapıtı okunmazlaştırmış ne yazık ki. senet. 2001 Bilimin şiiri diyebilirim yapıt için. Taşradan Paris'e temasının Balzac romanlarındaki önemli yeri ve bunun Balzac'ın özyaşamına olan bağı. Bugün Türkiye'de gündeme alınabilecek bir roman. O bireysel ve tarihsel rolünü oynayacaktır ve Balzac'ın bile yapabileceği bir şey yoktur. İlginç olan. Evet. Tersine sanki yaşam rastlansallık maskesi arkasındaki kaçınılmazlığıyla Balzac'a dayatıyor kendini. bilinç. MEB Yayınları. *** Balzac. Böyle bir evrensel temayı es geçmesi beklenemezdi zaten Balzac'ın. ölüm. Honore de.29). Boşluk. Honore de. Balzac'ın önemli romanlarından. yani 40 yıl öncesine giden bir çağrışımın da simgesi. doğa (‘Doğa bizim aracılığımızla kendine kendisinin bir imgesini gönderir’. Bir Yaratıcının Çektikleri. toplumsal çıkar davranışının gizlerine ilişkin bir açımlama girişimi. acı ama önüne geçilemez darbeyi Balzac'ın kaleminden alıyor. Lucien'in Paris serüveni. Finans sermayesinin işleyişini çözmek amaç. çarpıcı bir öyküsü ve eleştirisi. Faust'u anıştıran bir Balzac anıtı diyebilirim üçlü için. Çünkü borsa.. Aynı biçimde. yazar için. o derin Balzac karakteri diyebileceğimiz cimri bir kez daha yeni zenginlikleriyle karşımıza çıkıyor. s. ırasındaki ikilem ile Paris'in büyük çarkı yaşamları biçimlendiriyor ve toplum ortaya çıkıyor. eski tiplerle yürütülmüş bir eleştiri.güzellik. . Hubert.

Ülkemizin eşiğine getirildiği cinnetin yapısal. Çok çekici bir dili koysa da ortaya ve gizemli bir sürükleyiciliği. Ve yazarla ilk kez tanışıyorum. *** Yıldırım. İlhan. *** Arsel. İbrahim. içeriği ve aydınlanmaya katkısı açısından çok değerli. Yıldırım'ın çabası neden ağ ördüğünü unutmuş bir örümceğin ağ örme çabası. Can Yayınları. 2000 Arsel'in bu geveze yapıtı önemli çelişkileri yakalamakla birlikte gereksiz uzatılmış ve inanılmaz sayıda tekrarlarla öyle tıka basa doldurulmuş ki bunu bir yöntem yanlışı olarak görüyorum. Bunun için ona en başta teşekkür borçluyuz. Kaynak Yayınları. Bir misyon adamı. toplumsal travmaya dayalı delilik. Arsel inançlı (!) ve temiz. buna karşılık bilimsel bir çalışmanın gerektirdiği biçim (format) açısından berbat. dilsel yansıması diyebiliriz roman için. Bir yere götürmeyen açık yapısıyla postmodern duruşuna rağmen. Cinayet. Ulusal gülünçlüğümüz de payını alıyor kuşkusuz anlatıdan. Kuran”ın Eleştirisi.*** Yıldırım. bunu bir tip olarak üretmeyi başarırsa sonunda ne üretmiş olur (bunun da hesaplaşmasını ayrıca yapmalı)? Sonuçta bunu Ispanya'dan bir Mendoza daha yüksek bir teknik düzeyde yapmisti zaten. yoğun emek ürünü yapıtı. Sonuçta kitap biriminde bunlar seçkin ve dikkate değer metinler olsa da arkada işaret etttiği yazar açısından bir kaza kaçınılmaz gibi görünüyor (ya da ben öyle görüyorum). Okunmaya değerdi (cinnete işaretiyle). insanlık durumu olmasa da ulusal durumumuzu görmemek olanaksız roman boyunca. Bıçkın ve Orta Halli. Ülke Cinnet. Yıldırım'ı sanırım tüm yazılarında belirleyen şey. .. 2004 Yıldırım'ın Bıçkın ve Ortahalli romanından sonra okuduğum ikinci ve son yapıtı:öykü. *** Arsel. 2003 Yıldırım'ın üçlemesinin üçüncü kitabı. 2000 Arsel'in çok çaba harcanmış. Kaynak Yayınları. İbrahim.. dürüst bir insan. Kuran”ın Eleştirisi 1.2. O bir zamanın ve coğrafyanın sapkınıyla yüzleşiyor. İlhan. Şikayetçi Aşklar. Bu unutuş tüm bir poetikanın biricik temelini oluşturamaz. Hassas Ruhlar. Yapı Kredi Yayınları.

Aral'ın keskin bir duyarlılığı var. İrene. Sel Sorununa Kalıcı Çözüm.. Hem öyküleri.. 2004 Aral benim yazarlarımdan. Yılmazer saygın bir ad. *** Aral. İlyas.Yılmazer. Cem Yayınları. Gölgede Kırk Derece. başarılı. Bir Yazarın Romanı (Anton Çehov”un Yaşam Öyküsü). hem seçtiği teknik ve soyutlamaları. Bu noktada Aral sanırım duygusal davranmıyor. İlyas. Ülkemizin önemli eleştirel gerçekcilerinden biridir diyorum Aral için. 1987 . Son yılların iyi romanlarından biri bence. İstanbul: Kaynak Yayınları. Bilimle siyasetin ilişkisini kavradığı için bilim siyaseti yapıyor. Epsilon Yayınları. Epsilon Yayınları. İnci.. Can Yayınları. anlatım. *** Nemirovski. Ülkemizin son yüzyılının ortaya çıkardığı belirgin tipler Mor'da (Tahsin Yücel'in Yalan'ında olduğu gibi) yakalanabilmiş. yapı sorunsuz.. 2003 İnci Aral'ın romanı beni onunla buluşturdu. 2000 Bu sevdiğim yazar (yaşadığımız zamanın tanığı ve vicdanı olduğunu sandığım) birkaç öyküsü dışında beni düşkırıklığına uğrattı diyebilirim. yer yer içbayıltıcı. Başta iyi bir yazarla. Bu romanı da bence kadın sorunu ve iki cins ilişkilerine doğru bir bakışı ve yetkin bir anlatı düzeyini yakalıyor. İnci. Deprem Sorununa kalıcı Çözüm. *** Aral. İçinde yaşadığı toplumun yeniden üretimine katılmış birinin anlatısı bu. Yılmazer. Taş ve Ten. Yilmazer'in dogru tezi Türkiyede depremin vadilerde (%5) yikacagi. Mor. 2002 Yılmazer gerçek bir bilim adamı. Bir bakıma bizim öykümüz. Kaynak Yayınları. Geriye içerik kalıyor.. Daha önce öyküleri çok etkilememişti.. *** Aral. İnci. anlatıcıyla karşı karşıyayız. Örneği az... anlatım tekniği açısından birbirinden ayıramaması. 2002. Türkçe. vadilerde (ova) yerlesmenin de anayasaca yasaklandigi.

Bir yapıbozum örneği vererek. Örnek anlatılar ise... 1999 Attali'nin öngörüler içeren sözlüğü. Nemirovsky'nin yöntemi lekeci bir anlayışa dayalı. ama insanoğlunun acı olduğu denli gülünç yazgısına da iliklerine dek bağlı biri.. Fransız yazar. Okur ayrıntıları kaçırdı mı Çehov'u Nemirovsky'nin yakaladığı. *** Derrida. çok özel bir insan.. herkes bilir ve onların peşine cümbür cemaat düşülür. Uzun ve bitmeyen yorum ve açıklamalar yanlış olurdu kuşkusuz. Onda Kafka ile Tolstoy bir araya gelebilir.. Çehov üzerine yapıtı ölümünden sonra yayınlanmış. 'kayıp metinler' barındırmalarıydı. örneğin göçebelik gibi. Oktay Akbal Fransızcadan çevirmiş. Kısacık yaşamına birkaç roman sığdırabilmiş: David Golder..Nemirovsky Rus kökenli. O bağlanmaktan korkan. Miguel de Cervantes * Karı Koca Masalı. bir yandan esinleyici yargılar içeriyor. önemli bir yapıt bu. 2000 Yazınbilim ve özellikle roman üzerine okuduğum bu zevkli ve düşündürücü özgün çalışmanın temel tezi bence.. türlerin bir karışımı ve katışımı olduğu ve yazın geçmişinde başarılı romanların sözkonusu karışımı bile-isteye-göstere yapmaları ve kendi yapıları içerisinde boşluklar. Don Kişot’dan Bugüne Roman.. Çehov'un yaşamı denli kısa ve yoğun. Çünkü Çehov sıradışı. Kendisinin bazı kavramlaştırmaları bu kitapta uç vermiş. İşte yaratma. Baskısı kötü de olsa Çehov için okunulması zorunlu. çok iyi bir yazar olduğu kanısındayım. Marx’ın Hayaletleri.. *** Attali. Yazın Türleri açısından: * Don Kişot. okuma süreçlerinde en büyük keyfi bu büyük anlatılar verir. ve geniş bir darbe. bu sorunsalı aktarma biçimini de yakalayabilmiş bana kalırsa. Güncel Yayınları. 1903'de doğan yazar 1942'de Nazi toplama kampında ölmüş. Çehov'u bu denli iyi yakalayabilmiş bir yazarın.. bir boya karışımına) daldırıyor. romanın kendi başına ayrı bir tür olmadığı.. Çehov'un sorunsalını iyi kavradığından.. Ayrıntı Yayınları. Jacques.Yüzyıl Sözlüğü. Fırçasını boyaya (saf değil. Üstelik yitik (kayıp) metinlerin gerçekte yitirilmediklerini ya da olmadıklarını yazar. İletişim Yayınları. *** Parla. Bu tezler için anlatılar anlatısı Don Kişot çıkış ve varış noktasıdır.. okur.. 21. Jale. 2000 Derrida'nın bu zor yapıtı bir Shakespeare imgesini (out of joint) hep yeniden okunmasıyla ilişkilendirerek Marx'ın şimdi güncel ve gerekli olduğunu yine hep yeniden öne sürüyor.. Sonra yeniden bir başka karışım. Ahmet Mithat Efendi Yazar ve okur ilişkileri ile Kayıp Metinler açısından: . ama öte yandan ve ağırlıkla postmodern umutsuzluğa dayalı kestirimleri sözkonusu.. Jesabel bunlardan Türkçeye de çevrilenleri. gördüğü gibi görme şansı yok demektir. Jacques.

1958 İstanbul doğumlu.. Bir(den çok) soru ardına düşüyor bence.. 2002 ABD'li yazar.Yolculukta. araf'ta kalmış ve yitirmiş insanların. Jale.com Yapıtın bağımsız okunabilecek bölümleri şöyle: 1. yayıncı ve yapımcı Monaco bir Amerikalı için saşırtıcı denebilecek görü derinliğiyle ortaya başlığının çağrıştırdıklarının çok ötesinde bir yapıt çıkarabilmiş. Charles Dickens * Ulysses.ReadFilm. bir kılavuz yapıt koymuyor ortaya. Latife Tekin * Benim Adım Kırmızı. *** Monaco. Bu öykülerin tek varış noktası: özkıyım (intihar) kuşkusuz. Adalet Ağaoğlu Mimesis açısından: * Gece dersleri. Sinemayı kitle iletişimi (medya). Denis Diderot * Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu.baskıya dayanıyor çeviri. Kendi içine kapalı atmosferinde yaralı insanların bu yoğun anlatıları içerden bakanı sarsabilecekken. Ahmet Hamdi Tanpınar * Dar Zamanlar. Italo Calvino * Karanlığın Yüreği. tek sözcükle olağanüstü denebilecek bir yapıt. bazen dışardan bakan biri olarak hep ikircimde kaldım. James. 2000 yılı 3. kıyıda beden ve dillerine oldukça yakın duran bir dili ve anlatıyı hangi deneyimleriyle yakalayabildiğini merak etmedim desem yalan olur Sancak'ın. James Joyce * Silgiler.* Tristram Shandy. Orhan Pamuk *** Sancak. ağ erisim adresi: www. Bir Sanat Olarak Sinema . Sürgün Melekler. Doğan Yayınları. ben bazen içerden. Bir de öykülerin rengi var gibi geldi bana. Bugüne değin sinemayı sanatla buluşturan ve ayıran nedir? Bu çözümlemelere dayalı olarak yeni uygulayım (sayısal çokluortam) bağlamında sinemanın geleceği ve zorunluysa varolma biçimi nasıl olacak? Ertan Yılmaz'ın olağanüstü çevirisi de kutlamayı hak ediyor ayrıca. Oğuz Atay Anlatılarda zaman kurgusu ve anlıklaştırmalar açısından: * Büyük Umutlar. sayısalın ufkunu açımlıyor. Joseph Conrad * Tutunamayanlar. Bir Film Nasıl Okunur? Oğlak Yayınları. İçinde yaşadığımız uygulayım ‘teknoloji) deneyimlerini sezgi gücüyle geleceğin artık sinema olamayacak olan tümleşik anlatı sanatlarına gönderebilen Monaco. Laurence Sterne * Kaderci Jacques ile Efendisi. kitle iletişimini çoklu iletişim (multimedya) üst başlığına yerleştirmeyi deneyen yazar. Alain Robbet-grillet * Mahur Beste. 2004 Sancak'ın birbirine bağlı öyküleri sanırım son yılların en özgün ürünlerinden.

Monaco bu bölümde; genel olarak sanatın doğasını, sinemanın sanat olup olmadığı ve nasıl bir sanat olduğu, sinemanın diğer sanat türleriyle olan ilişkisini irdeliyor. Günümüz için yaptığı sanatsal düzey ayrımı aydınlatıcı: * Gerçek zamanda varolan gösteri sanatları (oyun, vb.) * Konu hakkında gözleyiciye bilgi aktarmak için yerleşik kod ve geleneklere dayalı temsil sanatları (resim, roman,vb.) * Gözleyici ile konu arasında doğrudan bir yol sağlayan, kendi kodlarına sahip ama niteliksel olarak temsil sanatlarından çok daha doğrudanlık özelliği gösteren kayıt sanatları (sinema, müzik, video, vb.) 1980 lerden sonra ise kayıt sanatlarında devrim yapmak üzere olan bir düzey; sayısal (dijital) teknoloji gözleyici ile gerçeğin ilişkilerini temelden tartışmalı kılmaktadır. Sanatı uygulamalı-çevresel-resimsel-dramatik-anlatısal-müzikal soyutlama tayfında çizgiselleştiren Monaco, iletişim temelinde iki boyutlu, üretim temelinde ise üç boyutlu olarak sınıflandırmaktadır. Böylece sanatlar ile hammadde, sanatçı ile gözleyici, yapıt ve belirleyici eytişimi (diyalektiği) kurgulanmış olur. Sinemayı diğer kayıt sanatları (fotoğraf, resim), anlatı sanatları (roman), gösteri sanatları (tiyatro), ses sanatları (müzik) ve çevresel sanatlar (yontu, mimarlık) ile ilişkilendirir (Monaco).Temel tezi şu: sinemanın gerçekle doğrudan buluşma yeteneği diğer türlerin gerçekle ilişkilerini yeniden düzenleme ve gözden geçirmelerini, soyutlama düzeylerini yükseltmelerini gerektirmiştir. Bir saptama: göstergebilim sinema dili/iletişim sistemini iyi tanımlamakla birlikte sanatsal etkinliğini tanımlayamaz. Yazın eleştirisinden 'eğretileme' kavramı ödünç alınmalıdır. Çünkü göstergebilim sanatı bir kodlar toplamı olarak anlatır. Sanatın eşsiz etkinliği ise onun eğretilemelerinde yatar. Sinema diğer sanatların tüm kod ve eğretilemelerini aktarabilmekle birlikte, tamamen kendisine ait, kayıt sanatları için eşsiz bir kodlar ve eğretilemeler sistemine sahiptir. 2.Teknoloji: Görüntü ve Ses Bu bölüm, sinemanın kullandığı teknolojiyi (görüntü ve ses) tanıtıyor. Ayrı bölümler olarak; objektif, kamera, ham film (çerçeve oranları, renk, kontrast, gren, format, hız, ton), ses kuşağı, post prodüksiyon-çekim sonrası aşama (kurgu, bilestirme-mix ve sonradan seslendirme, özel efektler, optik, laboratuvar ve son yapim kurulusu); video ve film; gösterim konuları irdeleniyor. 3. Sinema Dili: Göstergeler ve Sözdizimi Önce gösterge kavramını irdeliyor Monaco (algı psikolojisi bağlamında). ‘Eğer gözleyici edilgin tüketici değil etkin katılımcı ise bir filmin nasıl okunması gerektiği öğrenilmelidir’ (153). Monaco'ya göre, sinema bir dil olmakla birlikte bir dil dizgesi (sistem) değil. Dil dizgelerinin gücü, gösteren ile gösterilen arasında çok büyük fark olmasından, sinemanın gücü ise böyle bir farkın olmamasından gelir. Sinema akla getırmaz, anımsatmaz, belirtir. İzleyici için güç ve tehlike bu noktada başlar, yorumlama koşuldur, yaratıcı-izleyici dengesi kurulmalıdır, bu sanat yapıtını daha canlı ve zengin yapar. (156) Sinema dili kısa-devre yapmış göstergelerden oluşur ve temel bir birim ayırmak olanaksız olduğundan, süreklibölünmez bir sisteme (zaman) dayanır. Dolayısıyla “kolay bir sanat olan sinema sürekli olarak bu kolaylığın kurbanı olma tehlikesi içindedir”, "sinemayı açıklamak zordur, çünkü onu anlamak kolaydır" (C.METZ). Ne çekeceğim sorusunu iki soru izler: nasıl çekilecek, çekmek için ne seçilecek (DİZİSEL); nasıl sunulacak, kurgulanacak (DİZİMSEL). Sinemayı diğer sanatlara göre en fazla sinemasal yapan dizimsel kategoridir (kurgu). Sinemada temelanlam ve yananlamları yakalama çabalarının (göstergebilimsel) geldiği Peirce noktasında göstergeler üç ayrı yapı sunar: 1.İkon: Benzerlik ilişkisinden ötürü nesnesini temsil eden gösterge, 2. Belirti (index): Nesnesini aralarındaki varlıksal bağ nedeniyle temsil eden gösterge, 3. Simge (sembol): Gösterenin gösterilenle doğrudan ya da belirtisel değil, daha çok bir oydaşma sonucu ilişkilendiği nedensiz gösterge. Bunlar birarada bulunur.

Belirtisel gösterge sinema için edebi model üzerine temellenen sinemasal eğritelemenin (metaforun) handikapından kurtuluş yolunu açar. Metonimi sinemasal simge olarak yazında oduğundan daha etkili olur. Gerçek izleyici yananlamlar yığınını okur. Filmi iyi yapan şey ne olduğu değil, nasıl çekildiği ve sunulduğudur. Sinemasal göstergenin ardından sözdizimini irdeler Monaco. Bu; zamanda (kurgu-montaj), hem de uzamda (sahneleme-mizansen) gelişimi içerir. Sahnenin iletisinin aktarıldığı araçlar olan kodları örneklerle izleyen Yazar, ‘bir dizi ortak kodla birlikte özgül sinemasal kodlar sinemanın sözdizimini oluşturur’, (177) der. Mizansen, çerçevelenmiş (dolayısıyla ayıklanmış olan) görüntü, ardzamanlı çekim (odaklama, ışık, vb), ses; kurgu izleyen sayfalarda çözümlenir. 4. Sinema Tarihinin Biçimlenişi Monaco bu bölümde de bir ilk gerçekleştiriyor. Sinemanın tarihini üç boyutlu olarak özetliyor: 1. Ekonomi (movies), 2. Politik (film), 3. Estetik (cinema). Olağanüstü bir bakış. ‘Sinema dünyayı anlama ve daha dar bir bağlamda, bu dünya içinde hareket etme tarzımızı değiştirmiştir’(250). Kitlesel sinemanın auteur sineması karşısında temsil düzeyine işaret etmesi oldukça önemli yazarın. ‘Eylemin gerçek hayatta hem olası hem de hala gerekli olduğu nasıl netleştirilebilir?’(263). ‘İnsanların filmin düşsel yaşantılanmasına güçlü bir gereksinim duyması psikolojik olduğu kadar fizyolojik de olabilir. Sinemanın bu çok önemli can alıcı etkileri henüz yeterince ayrıntılı olarak araştırılmamıştır’(265). ‘Hollywood sineması bir düştür, heyecan verir, büyüler ama bazen de politik bir kabustur. Diyalektik sinema ise çoğunlukla çok gerekli ve harekete geçirici bir karşılıklı konuşmadır’(269). ‘Böylesine genel bir araç olduğu için sinema -bilerek ya da bilmeyerek- birlikte nasıl yaşadığımız üzerinedir’(270). Estetik sinema tarihi (3.kesim) altbaşlıkları şöyle: Bir sanatı yaratmak: Lumiere'e karşı Melies; Sessiz sinema: gerçekciliğe karşı dışavurumculuk; Hollywood: türe karşı auteur; Yeni gerçekcilik ve sonrası: Hollywood'a karşı dünya; Yeni Dalga ve üçüncü dünya: eğlenceye karşı iletişim; Postmodern devam: Demokrasi, teknoloji, sinemanın sonu. ‘Öyle görünüyor ki bu güçlerin toplamı en azından bildiğimiz anlamda movies/film/cinema'nın sonunu ilan etmek için iyi bir zaman olduğunu akla getiriyor. Bu andan itibaren "film" iletişim araçlarındaki sanatçıların kullandıkları disk ve kaset gibi yalnızca bir ham malzeme, olası tercihlerden yalnızca biridir. "movies" artık, belki de "multimedya" hariç, başka bir ada sahip olmadığımız yeni, kuşatıcı bir sanat, teknoloji ve endüstrinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ya “cinema”! Hayata bakış tarzımıza egemen olmuş, uzun, fırtınalı ve ödüllerle dolu seksen beş yılın ardından sinema sessizce sona ermiştir.’(364). 5. Sinema Kuramları: Biçim ve İşlev Monaco öncelikle eleştirmen kavramını irdeliyor. Sonra kuramlar: * Şair ve Filozof: Lindsay ve Münsterberg. Münsterberg'in katkısı film olgusuna psikolojik ilkeleri uygulamasında. * Dışavurumculuk ve Gerçekcilik: Arnheim ve Kracauer. Dışavurumculuk, yönetmeni öne çıkarır. Arnheim kuramının temeline biçimi ve teknolojinin sınırlamalarını koyarken Kracauer'in kuramının özünü sinema sanatının fotoğrafik misyonu oluşturur. Film bir amaca hizmet eder. "Etik, geleceğin estetiğidir" (GODARD). * Kurgu: Pudovkin, Eisenstein, Balazs ve Biçimcilik: Pudovkin biçimin kategorilerini keşfetti ve çözümledi. Kurgu tekniklerini anlatıya yardımcı olarak değerlendirirken, Eisenstein kurguyu düz anlatıya karşı yeniden inşa etti. Gerçekciliğe yaklaşmak için gerçekciliği bertaraf etmek gerekiyordu. Balazs ise Eisenstein'i gerçekcilik ilkeleriyle buluşturdu (mikro-drama). * Mizansen: Yeni-gerçekcilik, Bazin ve Godard. Bazin'i gerçekci yerine işlevselci olarak niteleyebiliriz. Sinemanın ne olduğu değil, ne yaptığıdır önemli olan. Bazin’deki karşıtlığı gidermek amacıyla Godard, mizansen ile kurgu arasındaki diyalektiği öne çıkardı. Mizansen yönetmen isterse kurgu kadar yalancı olabilirdi. Ayrıca kurgu yönetmenin kötü niyetinin

zorunlu kanıtı değildi. O, karşılıklı diyaloğu önererek gerçekliğin sınırlarını entellektüel bir girişimle yeniden tanımladı. Artık kurgu yapmak mizanseni yeniden oluşturmaktı. "Gösterge bizi bir nesneyi onun anlamı aracılığıyla görmeye zorlar" (PARAIN). Dili yıkmak, yeniden başlamak için sıfıra dönmek (Barthes) gerek..."Godard'ın parçalanması gerektiğini düşündüğü, bilinçaltıyla algılanan güçlü üsluptu"(394). * Sinema konuşur ve devinir: Metz ve çağdaş kuram. Çift eklemlenmeli normal dillerden farklı olarak sinema kısa devreli göstergelerden oluşur. Görülen anlaşılandır. Metz'e göre, (kurgusal) anlatıma başvurmak sinemada merkezi bir öneme sahip: Temelanlam ile yananlam arasındaki farklılık büyük önem taşır. İkinci farklılık dizisel (paradigmatik-dikey-ne ne ile beraber) ile dizimsel (sentagmatik-çizgisel-ne neyi izler) arasındadır. Arkasından sinemasal olan-olmayan kodlar sistemini çözümler Metz. Filmlerde okuduklarımız yalnızca kodlardır. Ve sonuç olarak, olgun bir sanat olarak sinema bağımsız bir girişim değil, kültürümüzün dokumasında tamamlayıcı bir bileşendir. Sinema geniş ve uzun erimli bir birbiriyle ilişkili karşıtlıklar dizisidir."(402) 6. Medya: Herşeyin Merkezinde İletişim kurmak bir topluluğu biçimlendirmektir (406). Basılı ve elektronik iletişim araçları (Kitap- Gazete- Dergi- Film- Telefon- Radyo- CB- Ses Diski- Ses Bandı- Televizyon- KabloVideodisk- CD-ROM- İnternet). Mekanik ve Elektronik İletişim Araçlarının Teknolojisi (Gramofon- Telgraf- Telefon- Radyo- Televizyon: renkli-renksiz- Lazerli disk- Video diskHDTV). Radyo ve Kayıtlar. Televizyon ve Video (Yayın:İş, Televizyon:sanat-diziler) ‘...Yerel renklerle gelen canlılığı yitiriyoruz. Diğer yandan ise aynı şakalara gülen insanların birbirlerini daha az vurması olasıdır’ (474). TV: Sanal Aile. Ön planı (yaşamı) baskılayan arka plan (476). ‘BU BAŞTAN ÇIKARICI VE YAYGIN ARAÇ BİZİ GERÇEKLİKLE YAKIN İLİŞKİDEN YOKSUN BIRAKMIŞTIR’ (482). "Açıkcası sorun Big Brother'ın bizi izlemesi değil, bizim Big Brother'ı izlememiz’(483). TV zamanı imha eder... Hayatlarımızı bizim yerimize yaşar (484). 7. Multimedya: Sayısal Devrim Yapıta yeni baskılarda eklenmiş bölüm. Tüketici yerini 80'lerde kullanıcıya bırakıyor. Uzaktan Kumandalar. Depolama Teknolojileri. Sayısal Kodlama. Ses Diski. Multimedya miti.Sanal Gerçeklik Miti. ‘Tam kuşatıcı sanal gerçeklik elektronik süper uyuşturucudur’ (516). Siber Uzay Miti. ‘Ne Yapılmalı?’: ‘Sayısal devrim, kim tarafından belirlendiği bir yana, gerçeklikle ilgilenme tarzımızı köklü bir biçimde değiştirmiştir’ (527) ‘Gerçeklik içindeki zeminimizi yitiriyoruz’(528) ‘Medyayı gerçekleştiren insanlar bizden daha akıllı değil’(529).’Ne yapılmalı?. Yeryüzünün efendisi olan çağdaş medyayı durduramayız. O, hayatlarımızı doldurmaya devam edecek. Yeni söylem tarzları, okuyucunun sürece aktif katılımcı olmasında ısrar ettikleri için, bize yeniden kendi köklerimizi bulma firsatlarını verebilir. Ama etik, geleceğin estetiğidir. Yeteneklerimizin ve teknolojilerimizin koşulduğu kullanımlara odaklanmalıyız. Artık çok köklü bir biçimde bir film nasıl kullanılır, bunu da anlamalıyız" (529). Ekler ve Dizinler 1. Sinema ve Medya: Kronoloji 2. Sinema ve Medya Üzerine Okuma Önerileri DIZINLER (Kişiler/Konular/Özgün Yapıtlar/Türkçe Yapıtlar)

***
Collins, Jeff; Heidegger ve Naziler, Everest Yayınları, 2001

John Bellamy. 4. Nazizm. varlığa dönük kesin bir tutum içerisindeydi Heidegger'e göre. 2001 Oregon Üniversitesi’nde toplumbilim profesörü olan Foster'ın bu çalışması birkaç açıdan önemliydi. 1.Marksizmin felsefe geleneği içinde özellikle çevre-doğa konusunda kaynaklarını sağlıklı bir biçimde irdeliyor. Jeremy. *** Fox. Ekoloji sorunu gerçekte tarım sorunu. Everest Yayınları. 8. doğaya dar insan amaçları için tekyanlı biçimde hakim mi olunacağı. Popper. 5. o kadar. Chomsky'nin siyasal yaklaşımları hakkında. Marx’ın Ekolojisi:Materyalizm ve Doğa.vb. Foster.1920-1970 arasında sol çizgide indirgemeci ya da dışlayıcı çevre-doğa yaklaşımlarını eleştiriyor. John.. Chomsky ve Küreselleşme. insanın doğayla ve diğer insanlarla yabancılaşmasının insani varoluşun ön koşulu olmaktan çıkarılacağı bir özgür üreticiler toplumunda mı yaşanacağı sorunudur. *** Foster. Marksizmin ekolojiyle ilgili bütün yanlış ve kasıtlı anlaşılmalarını irdeliyor ve kaynaklarla düzeltiyor. Epos Yayınları.) 2. Yapıt aynı zamanda tarım tarihi. Telos Yayınları.. *** Banville. Wittgenstein ve Psikanaliz.. okuru yazmaya zorlayan yazarlardan bence. Marx'a yönelik eleştirinin yöntemsel ikiyüzlülüğünü Sartre'dan yaptığı bir alıntıyla olağanüstü bir biçimde dile getirmiş yapıtında (Örneğin. Nüfus sorunu. Değerli bir yapıttı.Heidegger'in Nazi yanlılığında felsefe sisteminden de kanıtlar bulunabileceğini söylüyor Collins.. ‘Sorun.Kır-kent çelişkisi ve doğaya yabancılaşma temel kavramlar. 3. Malthus. Auster gibi birtakım izler bırakıyor arkasında. Gerisi bize kalmış. Proudhomme eleştirisi. 7. Zevkli bir okumaydı. yoksa.’ (331) *** Heaton. 2002 Basit ama iyi bir makale. 2000 İrlandalı Banville'in üçlemesinin (Tutanak Defteri/Hayalet/Athena) üçüncüsü iyi bir yazarla karşı karşıya olduğumu bir kez daha anımsatıyor. Giddens. . Diyalektiği Epikür geleneğine bağlama (zorunluluk ve rastlantının evrimde rolü ve ilerlemeci mantığın kesin eleştirisi) yapıtın belki de en unutulmaz yanı. Tanınmayan Rönesans ressamlarının tablolarıyla güncel bir öyküyü koşutlu götüren Banville. Athena. Bu çizgi: Epikür-Bacon-Hegel-Feuerbach-Darwin-Gassendi-Liebig-MarxEngels-Buharin-Caudwell.. John M. 6.

Yapı Kredi Yayınları. kuşkusuz manevi önder(ler)in aracılığıyla. Kaan. Söy. 2003 Romanın (roman denebilir mi?) tek özelliği anlatımda yalından öte bir söylem biçiminin temel girdi olarak önerilmesi.. açıklık kavramlarını öne çıkaran Wittgenstein'a göre. doğru söz. 2002 Wittgenstein'ın serbest çağrışımı felsefi düşünceleri için bir yol olarak kullanması Freud'un çağrışımsal göndermeleriyle ilişkileniyor. Türkiye İş Bankası Yayınları. Yapıtın tek kusuru. *** Cruz. Görünmez Adam “Tahsin Yücel Kitabı”. Doymuş çağdaş bir dünyada (kapitalizm) bireyin sığınabileceği son şeyler üzerine umutsuz denemeler (çırpınışlar mı demeliydi) Cruz'un kaleminde dile geliyor. bu nedenle berrak düşünmek ve Ben'in kendim olmadığını görmek imkansızdır. Bir tür gizli olguculuk var arkasında. Benim içinse bir buluş diyebilirim. yetkin bir kaynak. Everest Yayınları. Alman Üniversitesi aracılığıyla Tin gerçekleşiyordu. Ayşe. Türkçemizin doruklarından biri. Açık temsil.. Tahsin Yücel'i hep önemli bulmuşumdur.. 2001 Tahsin Yücel'i anlamak için doyurucu. Postmodernizmin gereği olarak. Kaan H. Ama sanırım. oysa parçadan parçaya gidiliyor. *** Yılmaz. Yalan adlı büyük Yücel romanı 2002'de yayımlandı. . Toplum bu yöntemle anlaşılmaz.. Kültür Fragmanları. Metis Yayınları. Julio Buquero. Heidegger ve Üniversite. 2004 Parçadan bütüne gitmeye yönelseydi bir anlamı olurdu çalışmaların (bir derleme bu).. Mezbahanın Mimarisi. Wittgenstein'ın uygulamada değil ama kuramda. Yücel'in yer yer yeni roman çalışmasına değinmesine karşın Kaan Yılmaz'ın Yücel'in yeni çalışmaları konusunda hiç oralı olmayışı.Everest Yayınları. Freudiyen çağrışımların kesin içerik tanımlarıyla ilgili eleştirileri var. İlginç bir roman aslında. Deniz/Saktanber. 2002 Heidegger'in faşist ontolojik paradigması içerisinde. Bu da doğal kuşkusuz. *** Ökten. *** Kandiyoti.. Ben'in anlamının etrafı dilin yoğun sisiyle çevrilidir. ama daha ötesi olduğunu anladım böylelikle. Yazık.

İkisi zaten çok dolaylı bir yergiye yönelen masal anlatılar. Köylünün Cumhuriyete ilişkin alaylı yorumları ipucu.kısım: Kültürel Üretim ve Kültürün Üretimi. cinsiyet. ama bir teze dönüşmüş olarak. göçmenler. ama seziliyor. yapısız. 2002 Tahir'in ilk romanı (1955) ve ilk düşkırıklığım.kısım: İçerde ve Dışarıda Farklılaşan Kimlikler'de ise yeni islamcı gençlik. her iki anlamda.Verinin doğru okunduğundan kuşkuluyum.kısım'ı: Toplumsal Farklılaşmanın Yeni Eksenleri genel başlığını taşıyor. Adam Yayınları. ev sahibi. konut içleri. Daha 1940'larda rahat akan bir Türkçe şaşırtıcı. Öykülerine bakarsak kırsal yaşam içerisinde herkes birbirini rahatlıkla aldatıyor ve bu da hoşgörülüyor belli ölçülerde. Tahir neden bunu yapmış acaba merak ediyorum. islamcılık. yeşilçam. Canlandirma gücü ve diyaloglari yetkin. Belki de Tahir. Göl İnsanları ilk 4 öyküsüyle ilkin kitap olarak 1955'te basıldı. Göl İnsanları.Bu TC'yi nasıl yokedecek Metisgiller. Ne yazık ki ilk 4 öyküsündeki başarıyı sonradan kitaplarına eklediği 4 öyküde sürdüremiyor. kavramlar sorgulanıyor. umutsuz olmadığını bir teze dönüştürüyor. kapıcı. tüketim konuları irdelenmiş. vb. gerçeği oldukça zorluyor ve sonunda inandırıcılığı olmayan. Kemal. Tahir'in yapı. Bu tatsız dar açı giderek genişleyecek. olayörgüsünü. Doyurucu değil. Hilav'ın 'Kemal Tahir'de dil. 1969 Kemal Tahir okuması. . Burada da dil (Şerif Mardin'le tanışmış oldum). ben de merak ediyorum. Bilgi Yayınları. orta öğretim ele alınan araştırma konuları. biçim sorunlarını ertelediği (ya da yok saydığı) anlamina gelir mi? Öyküler içinde dikkate değer bulduklarım: Göl İnsanları Kondurma Siyaseti *** Tahir. öykülerinde bu örtülü. uydu kent. Tipleri iyi çiziyor. Tahir'in tek öykü yapıtı yanılmıyorsam. Daha önce 1940-41'de gazetelerde tefrika edilmiş. gündelikçi. alışveriş.Kitabın 1. Bir tür şehvetten söz edebiliriz Kemal Tahir'de. gevşek bir anlatı koyuyor ortaya. Kemal. Daha önceki anlatılarda namus ve romantizm saplantılarına mı kızıyor. Öykülerin uzun ve sarkık yapıları. belki de sonraki yapıtlarıyla. Göreceğiz. yoksa bir tanıklığı mı var? 40 kuşağında cinsellik sanırım gerçekliğini Kemal Tahir'de yakalıyor. Anadolu insanında cinsellik deneyiminin sanıldığı gibi kapalı. Öykülerinin gerisinde kalması uzunluğundan mı? Köylü idealizasyonlarına tepkili olduğu belli Tahir. Ama tümünün ardında. şu olmaz olası TC. *** Tahir. tersine bir yolla köylüyü 'çarıklı erkan' olarak göstermek için tiplerini. tutarsızlıkla 'malul'. Tahir Cumhuriyet'le barışık değil.Orta sınıf. folklor. 2. Sağırdere. anlatının yerine geçer' sözü çok doğru. 3.

arkasındaki yazar tezleri açısından belli sertlikler. Gazetelerde yayınlanmış 30'larda. cinslerarası ilişkiler anlamında. İnci Enginün. herkes denli ben de yapabilirim'den yola çıkmış bir yazar Koray. Ben pes diyorum ve bu böyle olsa bile (?) Anadolu’nun gerçeği Kemal Tahir'ce çarpıtılıyor.Kayahan Özgül. indirgeniyor. 2000 Beşer dakikalık beş para etmez öyküler. bu saf görünen Anadolu köylüsü kadını erkeği ile öyle azgın. *** Koray. *** Tahir. Kemal. aldatıp durur mu? Tahir'ce bir tez bu. 2004 Beşer Dakikalık Hikayeler'den sonra roman türünde Koray okumam da başarısızlıkla sonuçlandı. *** Koray. Adam Yayınları. bekarı. Roman (anlatı) üzerine düşünmemiş. Bu çarıklı erkan. Kemal Tahir'in ilgimi çeken tek özelliği anlatımının akışkanlığı. Ed. Ed.. Timaş Yayınları. 1982 İşgal İstanbul’una Avrupa’dan dönmüş ve yoksullaşmış bir Osmanlı aristokratının (Kamil Bey) gözleriyle bakış.. Teknik ve dil sorunları engeli aşılsa bile düşünsel sorunlarıyla Ömer Seyfettin'in gerisine düşmüş. dulu. öyle baştan çıkmış ki. *** . evlisi herkes herkesle (sözün düzanlamıyla) içice. Osmanoflar ilk kez kitaplaşıyor. Beşer Dakikalık Hikayeler. rahatlığı. Kenan Hulusi. aynı tiplerin gurbet dönüşü köydeki yaşamlarına cinsellikle azmış bir tanıklık. Kurgusal olarak yatağında rahat akan anlatı. *** Tahir. Herhangi bir yazınsal değerleri yok. Kemal. 1957'de ilk baskısını yapan roman için zayıflık noktaları. Yer yer aşırı romantikliği. Can Yayınları.. çocuksuluğu. Doğan Yayınları. ama onu yeni bir anlatıya dönüştürememiş diyebilirim onun için. Kenan Hulusi. M. Kördüman. kulaktan dolma acımasız yargılar taşıyor bana kalsa.Sözlü anlatı geleneğini başarıyla sürdürmüş. 2004 Sağırdere'nin devamı sayılacak roman. Osmanoflar.. Haftalık ya da aylık magazin dergileri için çırpıştırılan öyküler.. Öykülerini bekliyorum. Esir Şehrin İnsanları.. Bir Anadolu köyünde köyün ana işi Dallasvari kimin eli kimin cebinde olabilir mi? Herkes herkesi herkesle.

Yapı Kredi Yayınları. Shiner. Dalın öğrencileri çok şanslı. Bu yapıt insan anlağının yetkin bir kanıtı. hatta militanca teslim eden bir romanin. kazanmaya harcanmamis. Laurence. büyük sorulari küçük tutan. İletişim Yayınları. Kitap sanatin 'tarihselligine' vurgu yaparak. Ekrem Işın'ın yazıları dikkate değer. İstanbul: Everest Yayınları. Baskın. Süha Oğuzertem'in. Türk Dış Politikası Cilt 1:1919-1980. ama çok başarılı çevirisiyle 250 yıl sonra kazandırılan bu anlak (zeka) ve ironi başyapıtının 'ahir ömrüme' sığmasından ötürü mutluluğum sonsuz. kendini ve okurunu ti'ye alan yapıt örneği azdır. Latife. Ed. Belki de sorunun kaynağı Fatih Özgüven gibi redaktör kılavuz kargalardır). arınmayı bu yapıtın tek başına yapabileceği gibisinden abuk (!) ve densiz (!) bir kanıya vardım nedense. biçem sorunudur. Bu benim beklediğimdi bir sanat yapıtında. Çok öğretici. Koca ve kasıntılı ruhbilimin yapamayacağı sağaltımı. köklerini eseleyen. sanati fetis olmusluktan kurtarma ve eski zanaatsanat bütünlügüne iliskin tasarimi güncelleme yönünde basarili bir girisim gibi görünüyor.Beyefendinin Hayatı ve Görüşleri. Ikna edici buldugumu söyleyebilirim. 2002 900 sayfalık bu dev yapıt için (Baskın Oran yönetiminde Siyasal Bilgiler ekibi) tam bir bireşim ve olağanüstü demekten başka elimden bir şey gelmez. Unutma Bahçesi. bu romanin yazari Latife Tekin'i izlemek artik boynumun borcu. Hem yaşam (gibi) hem de yaşamı yadsıyan şey. 2000 Derginin Vesikalık özel bölümü Ahmet Hamdi Tanpınar'a ayrılmış.. . İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Belki de Sterne insanı değil yalnızca kendini temsil ediyordu. 'insan'in disindakinin ayri ve kendindelik hakkini sonuna degin.. bilmem. tedirgin düsüncelere dayali söylemiyle toplumsal dalganin diplerini. Tristram Shandy. Yapı Kredi Yayınları. gerçek bir başvuru kaynağı. *** Sterne. kuskulara. Latife Tekin'le en sonunda bulusuyorum. Kendi kendini çözen ve düğümleyen. belli konulara odaklanarak da. tip ve olayörgülerinin aldatici oyunlarinin ötesinde sezgilere. Yazın geçmişinde yapıt üzerine yapıt. çok zevkli bir çalışma. Düzenleniş mantığından çok yönlü işlevselliğine varıncaya dek. kirilgan ama ezilmeyi bayraklamamis. doganin. Tekin.Çeşitli Yazarlar. sorgusuna odakli. namuslu ve içten olanlarindan. 1999 1759-1760'da İngiltere'de ilk baskısı yapılan ve Türkçeye Nuran Yavuz'un arı diyemeyeceğim (nedense çevirmenlerimiz geçmiş dönemlere özgü anlatıları çevirirken kendilerini Osmanlıca kullanmak zorunda sayıyorlar.. 2004. Bu yapıtı kesintisiz bir tarihçe olarak da okuyabilirsiniz. 2004. Bence klasikleşecek. sözüne. Oğuz Demiralp'in. küçük seylerle asili kavrayip yakalayan. Piyasa disi. ünü dislamis.ve bu tanıklıktan toplama ve çıkarmadan sonra geriye bir şey kalır mı. Örnek ve resimler kitabi daha da çekici kiliyor. Sanatın İcadı. *** Oran. adi. Kitap-lık Dergisi Sayı 40. sonra tekrar çözen bir sarmal. Bu roman son yillarin en iyilerinden.. Larry. oysa sorun sözcük değil eda.

.) İçinde herşeyin olabileceği bir dünya bu. Fikirlerin düzeni. Leslie.. hangi nüktenin. ahlaki bir devrime acil olarak gerek duyduğumuz. Her türlü dinsel. konuşan sesin tınısını. 2001 . Sanki deniz.. yükselip kumsalın her yanını kaplamış ve her küçük dalgası. ama üzerinde duracak değilim.) Sarsak. Noktalama işaretleri bile yazının değil. yaşamın gerçekliğini taşıyor. Ama Lipson'un aydınlanma ve ışık yanlısı bu güzel metni.. hangi şiir parıltısının çıkıvereceğini hiç bilemiyoruz. Virginia Woolf'un Stern'ün Duygu Yolculuğu için yazdığı (1935) sunuştan: "(.. Yapı Kredi Yayınları.. Kitap.. edebe uygunluk ve yerleşik gelenekler önünde böylesine özgürce davranmaya cesaret edemezdi. edebiyattan çok. (.. Yaşanır gibi okunması gereken bir roman Tristram Shandy. ansızın ortaya çıkışları ve yersizlikleri. bu olağanüstü üslubun etkisi altında yarı saydam hale geliyor.) Sterne kırk beşindeyken yazıldı.(. Hayata olabildiğince yakın oluyoruz. En çok akıcılık en çok kalıcılıkla var olur. Söyleyeceğim.. Orhan Pamuk'un Orhan Pamuk'u Sterne'le paklamaya çalışmasındaki tutumunun çirkinliği.. dramatik anlatımı son derece etkileyici. ulusal (politik) sınır ve önyargılar aşılmalı. değişen ruh hallerini dile getirmekte.. Bunları uzun uzun tartışmak gerekir. en ince kapris ve itkilerini ortaya koymakta bu kadar başarılı olmuş gözükmemektedir. bana bazı boşluklar içeriyor gibi geldi... Mustafa. çağrışımlarını getiriyor.) Hiçbir genç yazar. iri burnu ya da parlak gözleri kadar onun bir parçası olmuştu (. kopuk kopuk cümleler adeta parlak bir konuşmacının dudaklarından dökülen sözler kadar hızlı ve denetimsiz görünüyorlar. "Hiç bir yazı. 2000 Lipson'un temel tezi. "Bu üslup. gramer ve sözdizimi kurallarının karşısında ve bir romanın nasıl yazılması gerektiğine ilişkin sağduyu. evrensel bir hümanizma ruhu canlandırılmalıdır (Eksen çağ). ama ne yazık ki yapamıyacağım. tüm insanlık kültürümüzle birlikte yokluk uçurumuna yuvarlanmak üzereyiz ve bu çok da olası. Türkiye İş Bankası Yayınları." Gelgelelim bu güzelim varlığı kirleten bir şey var: Orhan Pamuk'un sunuşu.. “İnan bana sevgili Yorick(.. insan zihninin kat ve kıvrımları arasına nüfuz etmekte. Cüce. İnsanı afallatacak kadar kıvrak olan bu kalemin İngiliz düzyazısının kalın duvarlarında açacağı bir gedikten hangi şakanın. Lipson tarihte yükseliş ve düşüşlerin izlerini sürüyor.. Yazarla okurunu kol mesafesinde tutan alışıldık törenler ve gelenekler ortadan kayboluyor.) (50) “---Bütün bunların siz Saygıdeğer Efendimle benim aramızda sır kalması gerektiğini ayrıca belirtmeme umarım gerek yoktur. Eğer seçimi hızlı ve doğru yapmazsak... *** Erbil. konuşmanın işaretleri ve yedeğinde. İnsan içinde konuşulsaydı bir zevksizlik olarak görülebilecek bu sözlerin hiç kınanmadan geçip gitmesine olanak veren bu söz alışverişinde bir içlidışlılık var.Uzun söze ne gerek. her anaforu kumun üzerinde bir ebru gibi iz bırakmıştır. ne var ki sonuç son derece kesin ve tamdır. Hiç bir yanına katılmıyorum gerçi. Leyla/Horasan.) Tristram Shandy (..” (58) *** Lipson. Uygarlığın Ahlaki Bunalımları..

Feuerbach'in Felsefi Manifestoları. Bataklık. Postmodernizme sorunsalını (bireysellik. *** Althusser. Marx İçin. 1963 Marksizm ve Hümanizm. adına bağlı derin ve etkileyici imgenin dilsel küheylan üzerinde yasasız koşusu diyebilirim. tek geçerli olan güncel olandır. Savaş köyünün gecesinde.1962 Karl Marx'ın 1844 Elyazmaları. bir tür kendinden hoşnutsuzluğu birlikte getirecektir. Louis. zifir karanlığa doğru kendisini sürüklediğini bir an için uyanmış okurun algılaması.. yaşlılığa. özellikle de sizi neyin gebertmiş olduğunu unutmak. *** Celine. 1963 Okurlara. kafa tutuyor. solucanlara söylev çekmeye benzer. yazarlık bağlamında) indirgeme pahasına yatan Erbil. Dil bozulması bilinç bozulmasının sadece yüzeye çıkması. Erbil'in içten olduğunu düşünüyorum. Tevfik Fikret.’ (41) Gelecekten söz eden her kimse namussuzdur. Yine de romanın omurgası boyunca eksende kayma Celine'ce ve hinoğlu hince bir saldırı mı kutlu okura. Louis-Ferdinand. öçle karışık yılanlaşma ve elma sunma dönüşümü.1962 Materyalist Diyalektik Üzerine. katmanlı eğretilemeler ve dil bozumları arasından yazma-yayıncılık-yazar düzenine (en geniş anlamda). Tam savaşa karşı ancak ba denli etkin bir dil yaratılabilir derken Celine'in kışkırtmasının daha diplere.. diye usumdan geçmiyor değil. Celine Umut'u dinamitleyip bertaraf etmişken.Leyla Erbil'in bu anlatısı Türkçe ile oynanmış en ilginç metinlerden sayılabilir belki. 2002 Gecenin Ucuna Yolculuk. . sanırım onu da sindirebiliriz.1962 Piccolo: Bertolazzi ve Brecht. Başka ne diyebilirim. 2002 Althusser'in 60'lı yıllara ait bu kaynak yapıtı güzel bir çeviriden okundu.. Katkı niteliği olduğunu sanıyorum. Bu metinde Erbil'in amacını anlayabilmek ve Horasan'ın resimleriyle Erbil metni arasındaki bağın ilişkisizlikten başka bir şey olup olmadığını sormak önemli sanırım. 1967 Bu zor metinler. Gecenin Sonuna Yolculuk. Bilerek umudun diyorum. 1960 Genç Marx Üzerine. Ve yükselen sis. Etienne Balibar. Marx ve Marksizmin yanlış algılanmalarına yönelik kuramsal ve hatta kavramsal eleştiri ve önerileri içeriyor. Yapı Kredi Yayınları. insanların ne derece hırt olduklarını asla anlayamadan gebermektir. töreni aracılığıyla erkek egemenliğine. Ed.1960 Çelişki ve Üstbelirlenim. yine de rahat) kıçlarımıza batırabileceği son silahı mı acaba Celine'in Gecenin Ucuna Yolculuk'u umudun. gündelik yaşamda süregiden egemenlik ve dayattığı zor ilişkilerine topyekun başkaldırıyor. İthaki Yayınları. Ama bana kalırsa günün gerektirdiği bu metin değildi.. konformizmin sürgün edilip bastırıldığı en uzak yerde bile son kırıntılarının cılız tepkilerine bağlı öfkeden öte. karıncalaşan topluma ve duyarsızlığına. Rahat (herşeye rağmen yine de. Feuerbach ve Hegel'in iyice temizlendiği söylenebilir Althusser çabasıyla. Kendi ölümsüzlüğüne değinmek. ‘Her alanda. asıl yenilgi unutmaktır.

böylece de onlardan ve tüm mutluluklarından ilelebet kurtulmuş oluruz. Kendimizden iğreniriz..’ (422) Daha önce en çok meraklısı olduğumuz şeylerden. bunu yapabildiğine göre nasıl olsa tüm şiiri de tüketmiştir.. sağlık. Seçim yapmak gerek. Haklı çıkmayı bile umursamamaya başlarız. yalnızca bu. leş kokulu. Bu dünyanın gerçeği ölümdür.’ (266) ‘Oysa sinema.. Onların.. bir iki saatliğine elde etmek mümkündü. gündüzü ve yaşamı katmış gidiyordu insanlar.. güvenlik tarafında duran. insan eninde sonunda bir yerlere varıyordur herhalde. Tüm gençlik daha şimdiden dünyanın öbür ucunda gerçeğin sessizliğinde ölüvermiştir. Denedim.’ (238) ‘Asla unutmayalım. uykuları sırasında.’ (396) ‘Acele etmeli. Kısa keseriz.’ (241) ‘ Bu şekilde gecenin içine itile itile.)Onlara. Yaşamı dansettirecek kadar müziğimiz kalmamıştır içimizde. gizli ve beklenmedik tehditlerin toplamından bile düpedüz daha fazla dehşete düşürüyordu beni. birazcık ısınmak ve hiçbir yere varmayan yolda giderken mümkün olduğu kadar çok uyuyabilmek artık yetiyor da artıyordur bile. Umurlarında bile değildi. ayrıcalıklar. Sıfıra sıfır elde var sıfır... ailecek.’ (53) Lola aslına bakılırsa.. Peki dışarıda nereye gidilebilir.’ (228) ‘(. ölmeden önce kendimiz olabilmek için. saatleri ve yılları harcayıp dağıtan sefaleti. ya ölmek ya da yalan söylemek. yeni açılan mezbahalara yollanmak üzere bekleyen insan kılıklı hayvanların çobanıydı. kimileri ise yirmi yıl öncesinden.) Diyorum size.. soruyorum size. artık .. Kendi gürültülerinden hiç birşey duymuyorlardı.’ (70) Belki yaş da. olabildiğince büyük bir üzüntü.. içinizde yeterli miktarda çılgınlık kalmamışsa? Gerçek. avanaklık da. Ama artık repertuvarımızı değiştirecek gücümüz kalmamıştır. tıpkı bir fahişe gibi. diyordum kendi kendime. benden söylemesi. o hain de ekleniyordur bunlara ve bizi beterin beteriyle tehdit ediyordur. iyimserlik ve mutluluktan ötürü sayıklayıp duruyordu. Hep kendi sesimizi duymaktan gına gelmiştir. Eveleyip geveleriz. tıpkı yaşamın iyi tarafinda duran.. Vazgeçeriz. Bir akşam hiç uyanmamacasına uyutmalıyız.. tüm mutlu insanları. bugüne kadar yaşamayı başarabilen. yani dostların arasında kalabilmek için bin türlü numara ve bahane ararız. çünkü ne de olsa gidip otelde yaşamaktan ucuzdur böylesi. Zevkler arasında kendimize ayırdığımız o küçük yeri bile koruma arzusunu yitiririz... Değmez. bir yandan can çekişir bir yandan otlanmaya devam eder. koskoca gündüzleri ve haftaları kurşuni bir renge bulayan uykusuzluğu. Azıcık karnını doyurmak. bitmek bilmeyen bir can çekişmedir. hatta daha bile erken başlarlar bu işe..’ (53) ‘Çayırda yan yatmış koyun da böyledir işte. Bense asla kendimi öldüremedim. özellikle de bana yönelik kayıtsızlığıyla. Sallanıyorlardı(.) Geğirelim! Hep birlikte.onbaşı.) Onda bulduğum tüm doğrudan. belki de daha şimdiden özenle ve kanaya kanaya insanın rektumundan yukarı tırmanmakta olan kanseri. kendi ölümünü ıskalamamalı insan. ama kimse şikayetini reklam etmez.. düşlerimizin bu yeni küçük emekçisi.. sıcak bir yuva dediğin budur işte.’ (237) ‘Artık gizem de kalmadı.’ (249) Yaşam boyunca aradığımız şey belki de budur.. işte yaşam. işte onu satın almak. bence onu özetleyen şey de buydu. Kan çekişiyle nefret ederiz birbirimizden.. ancak ölüm de artık buradadır.. işte bu. günün birinde artık gitgide daha az söz eder oluveririz. Önlerine geceyi. yanı başımızda. İnsanların çoğu ancak son anda ölürler. Onlar işte dünyanın düşkünleridir.’ (240) Döndü dolaştı o Amerikası hakkında ne düşündüğümü sordu (. ille de konuşmak gerektiğinde de zorlanırız.. Yeniden birşeylere ilgi duyabilmek için başkalarının önünde takınacak yeni surat ifadeleri bulmak gerek.’ (392) ‘Hazır ailelerden söz açılmışken (. Hastalığı. Otuz yıldır konuşup duruyoruzdur zaten. 'İmdat!İmdat!' diye bağırdım sırf onlarda en ufak bir tepki uyandıracak mı diye merak ettiğim için. önlerinde de daha upuzun bir yaşam süresi olan tüm insanlar gibi.

Çulluk. 1995 1927'den sonra ilk latin harfli baskısıyla Çulluk romanı.. zaten odam sık sık içinden geçen bir kokuyla. kendimi tekrar o yıllarda bulur. sözgelimi o küçük şarkısı bir şubat akşamı ebediyen susan Bois-Colombes'daki ihtiyar amcamızı henüz sağken ziyaret etmeye bir türlü zaman ayıramamış olmanın üzüntüsü. sanki çeşitli senelerin istilasına uğrardı. 2001 ‘Ama hatıralar benim için birer resimden iberet olsa ve onları hatırladığımda zihnimde sadece bir görüntü canlansa bile. Artık kimsenin geçmediği bir sokağın köşesindeki eski püskü bir anı fenerine dönmüşüzdür. benim benliğimde de bir yaş değişimi. Çoğu yazar (yapıt) yazınsal değerinin çok çok üzerinde bir anlam ve önem taşıyor.vd.. şahsiyet değişimi olurdu. Yazın bir iletişim biçimi olarak görülüyorsa (Zimmermann. Ed. bir el pişpirik kadar bile gizemi kalmamış olacaktır. yeniyetme canlanır. az çok yolda kusmuşuzdur. Gözümüzde bir anlam ifade eden tek şey olarak ufak tefek üzüntülerimiz kalmıştır. eski bir kuştan kopmuş. büyük değer vermeye kalkmayın. Yazın tarihi yeniden üretilmeli. Mahmut.’ (Anton Çehov. bütün benliğimi kaplardı. yapının altında kalan becerilememiş sonucu. 30 ve 40'lı yıllar gözden kaçırılan.. Herhalde bizim düşündüğümüzden çok daha yalındır yaşam denilen şey.daima orada kalacaktır. 2002 Çehov'u tanımak için yararlı bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Maksim/Korolenko... Güneş yatağıma kadar uzanır. bir ışıkla.Sabri Koz. ama Orhan Kemal'e varan gerçekci yaşam sahneleri.. epey çabalayarak ve zorlanarak da olsa. alev alev bir kristale dönüştürürdü. gerisini ise. beni ısıtır. ‘. yaşama büyük anlam. incelmiş bedenimi sanki saydam bir bölmeymisçesine delıp geçer. Belki çocuksu (naif) bir kurgu. görünmez bir buz kütlesinin odamda ilerlemesi gibi bir şeydi./Kuprin. V. A. Türk Yazını kazısında zincirin eksik halkalarının tamamlanacağını gösteriyor.’ (504) *** Yesari. Kayıp Zamanın İzinde: Mahpus. aniden. Yani bu ufacık korkunç pişmanlık. daha neşeyi tanıyamadan. kendimizi bunca üzmemize değer mi? İşte size çözülmesi gereken bir sorun.En önemlisi neşenizi yitirmeyin. Sadece dışarıdaki hava ya da odanın içindeki koku değişmez.. Bilmediğimiz bu yaşam biz Rusların kafasını durmadan yormamıza. Cem Yayınları... adeta geçmişin bir parçasının. Oğlak Yayınları. .1977) bu böyle. içimde bu resimleri görmüş olan çocuk. konuşmalar. nicedir unutulmuş beklentilerin neşesiyle sarmalanırdım... Marcel. 1904) *** Proust. Buz gibi havada o çalı çırpının kokusu. *** Gorki. özdeş bir duyu sayesinde. Tüm yazarlar ve yapıtlari kendi bağlam ve işlevleriyle aydınlanmalı… Çünkü Türk Yazını’nın (bugün bile ölçünü –standartı. Hem bir yandan muştu.. Çağdaşlarının Anılarıyla Anton Çehov. Yaşamdan geriye sakladığımız bir bu kalmıştır. yok sayılan yıllar.düşük) ilginç bir özelliği var. Yapı Kredi Yayınları. hem de diğer yandan geçişin. abartmamak koşuluyla.. ürünü.

nafile bir bekleyişten ve genç kızın bir randevuda bizi atlatmış olmasından ayrı düşünülemeyecek kalp çarpıntıları arasındaki çağrışımdan ibarettir. bana ait ve hakimiyetim altında olduğunu hissettim. gerçek kişiliğimize. izlenimi nitelik bakımından farklılaştıran. kendimize saklamak zorunda olduğumuz. bütün bir insan hayatını içinde barındıran ve değer verdiğim yegane şey olan o kıpırtısız. onun odasının kapısıydı. hayattaki eylemlerde bulamadığı bir ifade imkanı sunan. her birimizin hissettiği. Albertine'e ait olsa gerekti. aşıktan metrese bile aktarılamayan bu gerçek tortuyu.)’ (110) ‘Acaba sanatçı olma hevesinden fiilen vazgeçmekle. canlı yarım daireyi hissettim. herhangi bir sıfatla) beyan etmek.’(362) . çoğu kez başkalarından daha çok yalan söylemeyi ve bu arada içtenliğin ciddi maskesini ve kutsal tacını da atmamayı gerektirir. yerinden kıpırdamamış olduğunu anladım.’ (176) Mükemmel yalanlar. orda da.. yüzeysel noktalarla sınırlayarak aktarabildiği.’ (213) ‘Öyleyse. onların eski çehrelerini siler. hiç bitmeyen. önemsiz. kıvrılmış uyuyan bu beden. diğerleri kadar kalıcı olmadığı söylenebilirse. tekrarı fuzuli kılacak kadar sık belirttiğimiz gibi. neredeyse emindim. Duyduğum kapı sesi. gökkuşağının renkleriyle dişsallaştırdığını söyleyebilir miyiz?’ (253) ‘Hatta bir sabah.. bizim hayatımıza bağlı olması.’ (175) Bir başka insanın hayatının. içimizde atıl olarak mevcut duyuları uyandırabilecek yegane şeydir.’ (166) Yalan söylemenin korkunç bir şey olduğunu (bir siyasi partinin başkanı sıfatıyla. onun gerçekten Albertine olduğunu. yaşadığımız yeni duygulara katılmak isterler ve biz de bu duygulardan. bir Vinteuil'ün sanatının ortaya çıkardığını ve her biri birer evren olan. karşı tarafın arzuları ise korkunçtur. hayatta yeni. bilinmedik ufuklar açabilecek. benim çaldığım bir müzik aletiydi sanki (. korkunç bir şeydir.)’ (90) ‘Albertine hiç durmayan bir saat gibi. sanat. sanatın bir Elstır'ın. Alacakaranlıkta örtü yarım daire şeklinde kabarık duruyordu. başı ve ayakları duvara çevrili. nelerden hoşlandığımıza dair yalanlar.. daha derin bir gerçekliği içinde barındırmıyor muydu?’ (154) ‘Kendi arzularımız masum. katliama yol açmadan elimizden atamayacağımız bir bomba gibi. konuşarak dosttan dosta. bize ait olanlarla sevdiğimiz kişiye ait olanlar birbirine zıttır. ama başkalarına.‘Duygularımıza gelince. kapısını açmamış. Sadece nefesi. bir çağrışımdan.Yalnız arzular konusunda değil. şu veya bu hareketimizin. yalan konusunda da. Hiç ses çıkarmadan odasına gittim. hangi konumda olursa olsun yaşamaya devam eden bir hayvan gibi. bir genç kızın (aksi takdirde kısa bir süre sonra tahammül edemeyeceğimiz) hayaliyle. bunun sebebi. benim her dokunuşumla değişirdi. ruhu oluşturan bu unsurları. nasıl bir destek bulursa bulsun. ustadan çırağa. tanıdığımız insanlara ve onlarla geçmişteki ilişkilerimize. Örtüden dışarı taşan tek şey olan gür ve siyah saçlardan. ansızın Albertine'in dışarı çıkmakla kalmayıp evi terk ettiği endişesine kapıldım. bize. gerçek bir şeyden mi vazgeçmiştim? Sanatın kaybını hayat unutturabilir miydi bana. içeri girip eşikte durdum. ancak herkese ortak. özgün bir yaratı halinde baştan şekillendiririz kendilerini. çocukluk halimizin ruhu ve soyundan geldiğimiz ölülerin ruhu. aşkımızın.uyumaya devam ederdi.’ (63) ‘Belli bir yaşı geçtikten sonra. varlıklarını da.’ (76) ‘Kaçırdığımız bir kadınla girilen ilişkinin. bizim tarafımızdan bambaşka bir biçimde ifade edilen amacına ilişkin yalanları nasıl bir insan olduğumuza. dalları uzamaya devam eden tırmanıcı bir bitki bir kahkahaçiçeği gibi. sanat olmasa asla tanıyamayacağımız insanların iç oluşumlarını.. bizi seven ve bütün gün bizi kucakladığı için bizi de kendisine benzer olarak biçimlendirdiğini zanneden kişiye beslediğimiz duygularla ilgili yalanlar. o kelimelere sığmayan şeyi. çoğu kez aşk. hiç bilemediğimiz dünyaları seyredebilmemiz için gerekli. çirkin büyülerini de bizden esirgemez. sözkonusu kadını elde edemeyeceğimiz korkusundan ve elimizden kaçacağı endişesinden ibaret olmasıdır (.

Vinteuil'ün evreni "duyma" ve dışa vurma biçimini. bizi ölümsüzlük arzusundan koparır. belki zevk arayışı kadar önemli bir rol oynar ve zaten bu arayışın yönetimi altındadır.. şimdiyse. 2001 Proust bu yedinci ciltle tamamlanıyor. sonra Verona. bir başkasının öldüğü düşüncesidir. kalbin zaman ve mekana duyarlılık kazanmasıdır.’ (241) *** Proust. alışkanlığı her şeyden çok. ama bununla kalmayıp öncesinde de bir zaman işgal eder. (her eserinde kopuk bir parçasını. o insanın yaşamış olduğu sonucuna ulaşmak. insanın özünde vardır.’ (38) ‘Öleceğimiz düşüncesi. yok edici bir güç olarak görmüştüm hep. bir insanı yuttuktan sonra. Zevklerimizi korumak için veya zevkin ifşa edilmesi şerefimize aykırı düşüyorsa. Ama bu ilişkiyi koparan ölüm. Olayları önceden gördüğümüzde. en ufak bir iz taşımadan. Marcel.’ (23) ‘İnsanoğlu. başkalarını ancak kendi içinde tanıyabılen ve aksini iddia ettiğinde yalan söyleyen bir yaratıktır.bir yere gitmeyip kendi hayatlarına devam edecekleri için. trenimizi karşılamaya geldi. onların bize saygı duymasını isteriz. hatta özellikle. kendi dışına çıkamayan. Kayıp Zamanın İzinde: Yakalanan Zaman.’ (94) ‘Yalan. biri ovasına. şerefimizi korumak için yalan söyleriz.. öbürü de tepesine döndü. . bizi sevenlere yalan söyleriz. giderek daha ağır hatalara düşen uluslar açısından) kaçınılması en zor hırsızlık. neredeyse farkına bile varmadığımız bu tanrıça. belki de sadece. ama aynı dönüşüm hatıramızda da gerçekleşmez mi?’ (396) *** Proust. onun okuduğumuz romandaki kişilerden kalan hatıralara.Yalnızca bunun için 'mutlu bir insan' olduğumu düşünebilirim. Yapı Kredi Yayınları. algılamanın özgünlüğünü. hiçbir irade. Kayıp Zamanın İzinde: Albertine Kayıp. dümdüz uzandığını. 2001 ‘O güne kadar. Marcel. Öyle sanıyorum son yıllarımın (1995-2001) en büyüleyici ve öğretici okuması. lal rengi parıltılar saçan bir kırığını gördüğümüz) o meçhul. meydana geldikleri şekilde görmediğimiz söylenecektir elbette.’ (381) ‘Her olay. ama en korkuncu. en korkuncudur. uzaklaşmaya kalktığında. başımızdan nasıl atacağımızı bilemediğimiz eski bir ilişkiden başka bir şey değildir. İnsan hayatında. bizden kopmaya. önce Padova. bu gerçeklikten yola çıkarak. henüz taze olan hatıradan yola çıkarak. uçucu görüntülere benzetilebileceğini düşünmek kadar zordur. anlamsız çehresi kalbimize öylesine gömülüdür ki. kendinden çalmaktır.’ (8) ‘Bireyler açısından (hatta yanılgılarında ısrar eden. Sadece bizi seven kişiler yüzünden zevklerimiz üzerine titrer. Hayatımız boyunca yalan söyleriz. rengarenk şenliği bulmak gerekirdi. bu tanrıça bize sımsıkı bağlıdır. hatta algılama bilincini ortadan kaldıran.’ (232) ‘Tren hareket etti. gerçekliğin. Yapı Kredi Yayınları.’ (194) Hayata bağlılığımız. bizde bıraktığı hatırayla geleceğe taşar şüphesiz. korkunç bir tanrıça gibi görüyordum onu. o insanın hayatına ilişkin. o insanın dışlandığı gerçeklik içinde. ölüm kadar acımasız olur. neredeyse gara kadar geçirdi ve -biz uzaklaştıktan sonra.’ (371) ‘Aşk. ölmekten daha korkunçtur. Gücünü sürekliliğinden alır. akla gelmez en dayanılmaz acıları yaşatır bize. hiçbir bilgi kalmadığını düşünmek.

çünkü ağzı dolu. bu kederli yorumları yaptığı anda yüzündeki ifade. şairlerin cennette nafile aradığı bu temiz hava.’ (174) ‘Evet.. hüzünlü ve huzurlu bir geçmişten geçiyordum. yaşamında. Mme Verdurin bir yandan kruvasanını sütlü kahvesine batırıp bir elini fincanından ayırmak zorunda kalmadan açık durması için gazetesine fiskeler vuruyor. hiç bir yere açılmayan bütün kapıları çalmışken.. her şeyin. öyle çünkü bu. "Ne korkunç! En feci trajedilerden daha dehşet verici bir olay. hatıra. İnsan. kendi yerinde ve tarihinde kalmış. bütün gazetelerde Lusitania'nın battığı haberi vardı. Olayları anlamaya çalışmayız. tecrit edilmişse.’ (129) ‘Ülkem adına gurur duyarak şunu belirtmem gerekir ki. metresimizi dinler gibi dinleriz. bazen her şeyin bitmiş gibi göründüğü bir anda. Françoise'ın emekli hayatından vazgeçip tek başına kalmış hısımlarına yardıma koşan milyoner akrabalardır. yüz yıl boyunca nafile aradığımız. olasılıklar mantığına dayalı bir tansıkla öyle bir araya geliyordu ki (Dostoyevski'nin sara krizlerinde olduğu gibi) varlık yeni ve aynı zamanda eski belirişi içerisinde bizi (sanat aracılığıyla bu saptanabilir ve sanatın amacı da bu olmalı) sonsuzluk içre bedenliyordu. çalışkan kişiler. ancak hiçbir şey vermeden.. benim bir zamanlar Guermantas Prensi'nin eski konağının önünde yaşadığım duyguların aynılarını yaşıyor olmalıydı. kendisiyle şimdiki an arasında herhangi bir bağ. inanabilme ayrıcalığını kaybetmiş olmamdı (. tek bir gerçek olayın. bir köprü kuramadan. eğer unutuş sayesinde. çünkü kendimizi mağlup değil. Böylece. O gün sokakta gezinen insanlarla aynı sokaklardan değil. kendilerinden habersiz. sanki otomobil. geçmişteki yüzlerce dönüşün çekimine kapılarak kendiliğinden mecburen dönecekmiş gibi geldi bana..’ (82) ‘İlk kruvasanına kavuştuğu sabah. Yani kadının başına yerleştirdikleri hale. sinirli yapıdaki erkekler. benimse o yaşı geçmiş.Ama boğulan onca yolcunun ölümü. yücelten insanlardan hazzetmezler.eskiden soluduğumuz bir havadır. kendilerine dindirilemeyecek bir arzu duyduğunu hissettikleri bir erkeğe asla teslim olmama lüksünü tadabileceklerini bilirler. istediğimiz yere açılan yegane kapıya bilmeden çarparız ve kapı açılır.. bir yandan da. Kadın.’ (61) ‘O anda camgöbeği olan bu deniz. biri fazlasıyla küçük. Başyazarın tatlı sözlerini. Mağlup ve mutluyuzdur..Proust'un güçlü bir belleği yoktu. herhalde migrene karşı son derece etkili olan kruvasanın tadından kaynaklanan.’ (51) ‘Ama hepimiz gazeteleri aşık kadar kör. üstelik bu bir yanılsama olmuyordu. tek bir gerçek kişinin yer almadığı. Onda varlığı oluşturan temel parçacıklar. var olan tek kişiler. bize ansızın taze bir soluk getirir. Bois Caddesi'ndeki konağın önünden genç bir burjuva öğrenci. galip zannederiz. tatlı bir tatmin ifadesiydi. dünyanın dönüşüyle birlikte sürüklenirken anlamsız savaşlarına. zamanı kaç kez yakalayabilir? ‘Zeki ve gerçekten ciddi. tersine. beraberinde alıp götürüyordu. taptıkları kadının erdemli olduğunu zannederler. onun zihninde milyarlara bölünmüş olarak canlanıyordu muhtemelen. örneğin o anda Fransa'yı kana bulamakta olan savaşa devam edecek kadar çılgın olan insanları da. gördüğümüz gibi dolaylı bir ürünüdür. bizi kurtarabilecek bir uyarı gelir. etrafımızı saran evrensel tehdidi algılayamazlar. bir vadinin dibinde veya bir tepenin doruğunda uzaklığını korumuş. kaygan..) Şu anda da. ilk günlerde gerrginlikten gizleyememişse. Mesele onun hala inanç çağında olması. yaptıkları işin edebiyatını yapan. kendi aşırı sevgilerinin. ancak .’ (73) ‘(. gözlerimiz kapalı okuruz.anlatımın gereği tarafımdan uydurulduğu bu kitapta.’ (166) ‘Ne var ki.’ (83) ‘Kadınlar bütün bunları tahmin eder. Zaman aşılıyor (içinde kalınarak). öteki de fazlasıyla büyük olduğundan.)İnsanlar kendi işleriyle meşgul olup bu alemi düşünmez.. teslim olduğu zamankinden çok daha fazlasını almaktan aşırı bir mutluluk duyar. gerçek olan.’ (155) ‘(.) Françoise'ın o çok sevdiği fotoğrafların satıldığı açık hava tezgahının bulunduğu köşesine vardığımızda." diyordu.

hangisini yaşamakta olduğum konusunda beni tereddüde düşürüyordu. ifade edilmesiyle sonuçlanacak bütün aşamaları sırasıyla katedecek güç bulunmadığında. kayıp cennetlerdir. Bu benlik sadece nesnelerin özüyle besleniyordu ve hayalgücü işin içine girmediği için duyuların bu özü kendisine sunamadığı şimdiki zamanda besinini sağlayamıyordu. anlık hazzın dışında. başarılı olmasa bile . o kadar ki. madlenin tadını. yani gömülmüş olduğu karanlıktan çıkarmaya. zamandışı bir benlikti. Hafızamın ve zihnimin asla başaramadığı şeyi. bu izlenimin kendisini.. özü nesnelerde saklı geçmiş ve bu özü nesneler sayesinde tekrar tadabileceğimiz gelecek arasındaki iletişimi tamamen koparır. kendini gerçekci diye adlandırsa da.. hem şimdiki anda. "nesneleri tarif etmekle". yani oyalanılır. gerçeklikten en uzak. bize bu özü bağışlar. sessizce icra edilir. çünkü o andaki benliğim. hepsinin ortak özelliği. kendi . Bir eserin zihinsel ve manevi düzeyini değerlendirirken.’ (189) ‘Dolayısıyla.. bu özü ifade etmeye çalışmalıdır. bu izlenimlerden haz duyan benliğim. Bu benlik. Bu sefer bana mutluluk veren çeşitli izlenimleri birbirleriyle karıştırarak bu mutluluğun sebebini tahmin etmeye başlamıştım. yegane çare olarak gördüğüm şey.) Bir izlenimin sabitleştirilmesiyle. çünkü öncelikle yaşadığım mutluluğun ve kendini kabul ettirişindeki kesinliğin sebebini araştırmam gerekiyordu.) Sadece içimizdeki karanlıktan çekip çıkardığımiz. geçmişte bu araştırmayı ertelemiştim. tabağa çarpan kaşık sesini.’ (179) ‘(. tercümanlıktır. bir tek bu benlik sağlayabilirdi.. sanatçı her zaman içgüdüsüne kulak vermek zorundadır. bu yüzden de sanat. bir benzerlik mucizesi sayesinde şimdiki zamandan kurtulabildiğimde belirmiş. yaşayabileceği yegane ortamda bulunabileceği ve nesnelerin özünü tadabileceği zaman. eylemin yöneldiği gelecek. mantık yürütülür. kayıp zamanı yakalamamı. kınadıkları budalaların ifadelerine şaşırtıcı derecede benzeyen beylik kalıplar kullanırlardı daima. Ayrıca bu kuramları savunanlar. kendini göstermişti bana. başkalarının bilmediği şey bizim eserimizdir. bir sanat eseri yaratmaktan başka ne olabilirdi?’ (186) ‘Ne var ki. zaman-dışı oluşundan haz duyuyordu. estetiğin türünden daha önemli bir ölçüt olabilir (. Bilinçsiz olarak küçük madlenin tadını tanıdığım anda ölüm konusundaki endişelerimin dağılması bu şekilde açıklanabilirdi. yani zamanın dışında ortaya çıkıyordu. hem de uzak bir geçmişte hissetmemdi. aynı zamanda gerçekliğin bize yazdırdığı. tarif edilmesi imkansız olduğu gerekçesiyle hemen bir yana bırakır. aslında. sadece ve sadece eylemin. Çözülmesi en zor olan kitap. dilin niteliği. geçmiş.’ (178) ‘Bütün bunları üzerinden süratle düşünüp geçiyordum. derinlemesine haz almamıza imkan tanıyan şeye sarılır ve bunu. zihinsel karşılığını bulmaya çalışmak gerekiyordu. bizi en çok yoksullaştıran ve hüzünlendiren edebiyattır.daha önce solunmuşsa.’ (193) ‘Bir yazarın görevi ve işlevi. çünkü şimdiki zamana ait benliğimizle. hayattaki en gerçek şey. yetersizliğinden bie ders çıkarabilir (oysa gerçekciliğin başarılarından çıkarılabileceğimiz bir ders yoktur)..’ (187) Gerçek sanatın bunca beyanata ihtiyacı yoktur. bu benlik. dolayısıyla gelecekteki değişimlere kayıtsızdı.. en sıkı okul ve esas Son Yargı'dır. Bu durumda. niyet hesaba katılmaz. bu derin yenilenme duygusunu yaşatabilir. içimizdeki basımı bizzat gerçeklik tarafından yapılmış tek kitaptır (. çünkü gerçek cennetler. Oysa sanat adına layık her çaba. hissettiğim şeyi düşünmeye. sadece şimdiki zamanla geçmiş arasındaki bu özdeşlikler sayesinde.) Duyguları çeşitli kural ve düşüncelerin işaretleri olarak yorumlamaya. sanatta mazerete yer yoktur. bu özün kısmen öznel ve aktarılması imkansız olduğunu anlayabiliriz. onları zavallı birtakım çizgi ve düzeylere indirgemekle yetinen edebiyat. izlenimin hem geçmişteki bir günde. şimdiki zamana el koyuyor. uyandırdıkları izlenim uğruna bu hazların peşine düştüğümüz halde. döşeme taşları arasındaki yükseklik farkını.’ (198) ‘Sanatsal hazlar sözkonusu olduğunda bile. eski günleri. hem de şimdi sahip olduğu ortak özellikten.

çeşitli dünyalar görürüz. evrensel bir varlık. bize açık olan dünyaların sayısı da o kadar çoktur ve aralarındaki fark. Her birimizin dünyayı görüşündeki nitel farklılığın. yazarları bu kalıplara göre değerlendirirler. hatta sanatın en tarafsız seyircileri olduğumuz anlarda bile.Çünkü gerçek kitaplar. geçmişleri. kalbimize zarar verme gücünü bir ölçüde kaybeder ve hatta ilk anda. dönüşümün kendisi ani bir sevinç yaratır. bazı fikirlerin içimize nüfuz etmek üzere büründüğü şekildir sadece. aşmak zorunda kaldığımız gölgelerin kalıntısı. izlenimin benliğimizdeki uzantısı olduğu için. yalnız kendi hayatımız değil. çoğu kez yazara değil. okuduğu esnada kendi kendinin okurudur. toplumun.’ (218) ‘Aşkın. her insanın içinde de her an mavcuttur. iki metin arasındaki fark.. kestirip atarak küçümsediği için.’ (199) ‘Yeteneğin gerçekliği. doğrudan ve bilinçli yöntemlerle mümkün olamayacak şekilde ortaya koyulmasıdır. bu farklılıklar ebediyen her birimize ait birer sır olarak kalırdı. onu açıklığa kavuşturmaya uğraşmadığı için görmez. dışımızda olduğundan derinine inilmesi imkansız. sadece önsöz ve ithafların samimiyetsiz lisanından gelen alışkanlıkla "okurlarım" der. Bu hayat.izlenimimizin kişisel kökünü ayıkladığımız için hepimizin nazarında aynı olan bir şeyden bahsederek konuşma imkanı bulabileceğimiz başka sanat meraklılarına iletme yanılgısına düşeriz. sanat olmasa. Tabiatın. her izlenimin ikili bir yapısı bulunduğu için ve yarısı nesnenin içine gömülüyken. sadece bizim bilebileceğimiz diğer yarısı da. daha yetenekli kişilerin ihtiyaç duymadığı acılar pahasına eserimizi tamamladığına. bir eserin derinliğinin. Sanatın açıklığa kavuşturduğu şey. onu herşeyden önce..’ (214) ‘Yazar. karanlığın ve sessizliğin ürünü olmalıdır. bir esrarın hoşluğu sarmalayacaktır. kitabın gerçekliğinin kanıtıdır. başkalarının da hayatıdır. bırakalım bedenimiz parçalansın. Ama çoğu insan. bir edinimdir. edebiyattır. okurun o kitap olmasa kendinde belki farkedemeyeceği şeyleri görmesini sağlar. aslında sadece ona sarılmamız gerekirken. Ne var ki fikirler sadece zaman açısından kederin yerini tutar. teknik değil. sonsuzlukta dönüp duran dünyalar arasındaki farktan çoktur. dolayısıyla dolu dolu yaşanan tek hayat. ışıklı ve okunabilir bir şekle bürünerek eserimize eklendiğine. bir başkasının. nihayet keşfedilip açıklığa kavuşturulan hayat. "banyo edilmediği" için işe yaramayan sayısız klişeyle dolup taşar. oysa eleştirmenler. Sanat.’ (205) ‘Bedenimizden kopan her parça. Aslında her okur.’ (219) . Fikirler kederlerin yerini tutar. kendi dünyamızı göreceğimize. duygular hayatımızı ufaladıkça eserimizi sağlamlaştırdığına göre. Bu yüzden de. Sanat sayesinde bir tek dünya.’ (203) ‘. aydaki görüntüler kadar bilinmez olurdu bizim için. bizimkiyle aynı olmayan bu alemde neler gördüğünü öğrenebiliriz. Ancak sanat aracılığıyla dışarıya açılabilir.’ (201) ‘Gerçek hayat. bunun tersi de bir ölçüde doğrudur. aslında sadece seven kişide var olan şeyler kattığını görmüştüm. çünkü görünüşe bakılırsa temel unsur fikirdir ve keder. kendi içimizde ulaştığımız gerçekleri daima şiirsel bir hava. bu da. aksi takdirde bu alemin manzaraları. bir anlamda. aşkın.. Kitapta sötylenenleri okurun kendinde tanıması. keder fikre dönüşürken. çünkü tıpkı ressam için renk gibi. okura atfedilebilir. ikinci yarıyı derhal gözardı eder. sevilen insana. Eleştirmenler bu yanılgıya o kadar çok düşer ki. okura sunduğu bir görme aygıtına benzer. sırf kendinden önceki akımı açıkca. Yazarın eseri. yazar için de üslup. hayatı tıpatıp yeniden oluşturduğu için de. Yeni bir şey söylemese de. bir yazarı peygamber ilan ederler. yazar yığınlar tarafından yargılanmayı tercih etse yeridir.. görüş meselesidir. sanatçıda olduğu kadar. altimetreyle ölçülmüşcesine kesin olan işaretidir. aydınlığın ve sohbetin değil. görünürdeki düşünce ve üslup kalıplarının altında aramak gerekir. dolayısıyla bize zahmet vermeyecek birinci yarıya yoğunlaşırız. özgün sanatçı sayısı ne kadar çoksa.

imgenin güzelliği. birliklerini sürekli yeniden gruplandırarak. her birinin farklı yönlerini göstermek zorunda olan yazarın. altında uyuyanlara aldırmadan gelip "kırda yemek"lerini yiyebilsinler. bana sadece kaba ve yanlış algılamanın her şeyi nesneye yüklediğini. yani kadın değil. bir alem gibi yaratması ve üstelik.. muhtemelen hiç bir zaman tamamlanamayacaklardır. Dolayısıyla. bir engel gibi aşması. ebedi hayatın çimleri.’ (344) ‘Ben diyorum ki. Ama kendime dönecek olursam.’ (339) ‘Çünkü en büyük korkularımız da. ama sonra fark ettim ki. çok geçmeden. Dolayısıyla. kitabım sayesinde kendilerini okuma imkanı sağlayacaktım. Böyle bir kitabı yazmayı başaran kişi ne kadar mutlu olurdu! O kitabı yazmak ne büyük emek gerektirirdi! Bir fikir verebilmek için. alışkanlıktır. zamansızlıktan. kendimizin.’ (345) . oysa fikrin güzelliğini. kendilerinde okudukları kelimelerin. en büyük umutlarımız da. çalışmasını bir yana bırakıp bedbaht bir dostunu ağırlayan. Yazar kitabını besler. zihinde olduğunu öğretmiş olmasın. Bu tür büyük kitaplarda öyle bölümler vardır ki. her an ne yaptığına ilişkin merakımızdır. bu rolde de vasattı. yani zarafetten ve asaletten yoksun bir biçimde aldatıyordu. ancak nesneyi aştığımızda anlarız. aslında. sürekli çarpıttığımız hayatın doğrultulabileceğini.’ (222) İmgelerin güzelliği. bir çocuk gibi aşırı beslemesi.. okurlara. sanatın acımasız yasası uyarınca. tekhücreli hayvanlarla poliplerin ortak hayatı kadar.’ (329) ‘Şimdi hayat daha da yaşanmaya değer görünüyordu. çünkü karanlıkta yaşadığımız hayatın aydınlatılabileceğini. kale dört bir yandan kuşatılır ve sonunda zihin teslim olmak zorunda kalır. Tamamlanmamış nice büyük katedral mevcuttur. bir kitapta gerçekleştirilebileceğini düşünüyordum. ona baktığı gibi.. bir yorgunluk gibi ona tahammül etmesi. Hayat kendisine çeşitli zamanlarda güzel roller sunmuştu gerçi. önsezisi bizi hayatta ve sanatta en çok duygulandıran şey olan o muammaları da gözardı etmemesi gerekir. zayıf bölümlerini güçlendirir. verimli eserlerin gür otları uzasın. her şeyin. bir kamu görevini kabul eden veya propaganda yazıları yazan bir yazarın özgeciliğidir. onlardan beni övmelerini veya yermelerini değil. hatta onu okuyacak olanları okurlarım olarak görmüyordum. İnsanoğlunun zihinsel hayatı. ıstırap kaynağı olan şey. Beden. manevi hayatın düzenlenişinde bir kusur. zihni bir kalenin içine hapseder. bencilce bir şekilde gelişir. bir süre de unutuluştan korur. unutuşun değil.de Guermantes'ı. benim yazdığım kelimeler mi olduğunu söylemelerini bekleyecektim. kısacası. nesnelerin ardında. çünkü böyle bir kitaptaki karakterlere hacım kazandırabilmek için.. gerçekten yazdığım gibi mi olduğunu. kitabını titizlikle. gücümüzü aşan şeyler değildirler. ıstırabın her türünü tattıktan sonra ölmesi gerekir ki. bencillik içermeyen insan özgeciliği kısırdır. bir kilise gibi inşa etmesi. hafızam çekilip gittikçe. gelecek nesiller neşe içinde. bu benliği de yanında götürüyordu. en yüce. taslak halinde kalmıştır ve mimarın planı fazlasıyla kapsamlı olduğundan. fikirlerin güzelliğiyse. nesneye ulaştığımızda artık bizde hayranlık uyandırmaz. kadının kendisi değil. korur. (238) ‘Aslında Odette. açıklaması ancak muhtemelen başka alemlerde bulunabilecek. ama sonra kitap kendi büyür.’ (342) ‘Bir vücut sahibi olmak. bir dostluk gibi fethetmesi. umutlarımızı gerçekleştirebiliriz.Aşkta tehlikeli olan. Diğer her rolde olduğu gibi. M. Çünkü kanımca onlar benim değil. balinaların bedeni vs. bir kural gibi kabullenmesi. Combray'deki gözlükçünün müşterilere sunduğu büyütücü mercekler gibi bir şey olacaktı.Hafizamla mücadele eden bir benliğim vardı. zamanla korkularımızı yenebilir. ama o. yazarın mezarını belirler ve onu söylentilerden. insanların. önünde bulunur. kadar ilkel bir aşamadır şüphesiz.’ (327) ‘. kendi kendilerinin okuru olacaklardı.)’ (343) ‘. birbirinden en farklı sanatlarla karşılaştırma yapmak yerinde olur.’ (342) ‘(Çünkü doğadaki her tür verimli özgecilik.‘Hayatımın tek bir saati yoktur ki. bu rolleri oynamayı beceremiyordu. bir perhiz gibi ona uyması. kitabım. her günkü varlığı. hayvansal ve fiziksel hayatın mucizevi bir şekilde mükemmelleşmiş bir aşamasından ziyade. tıpkı bir saldırı gibi hazırlaması. aksine. ben kitabımı daha alçakgönüllü bir şekilde düşünüyordum. zihin için en büyük tehdittir.

. Zaman içinde çok büyük. 1999 ‘Golo..’ (15) ‘Geçmişimiz için de aynı şey geçerlidir. kendi tutkularımız hakkında bilebildiklerimizi ise. kesik kesik hareketlerle ilerleyen atının üzerinde. Bramant isminin altın parıltılı esmer tınısı.. her şeyden önce insanları.Gerçekten bulabildiğimiz tutkular. Golo bir an durur. iki yanı ağaçlı. zihnin hakimiyet alanının. yolunu kesen nesneleri kendi kemik yapısına katıp içselleştirerek. mekanda kapladıkları kısıtlı yere karşılık. yer değiştirdiğinde bedenin değil. hapsinin üstesinden gelirdi. çakıllı bir yolda yankısız bir ayak sesini. ırmakta yetişen bir bitkiye yapışarak bir anda patlayıveren su kabarcığını yılların ötesine taşımayı başarmış.’ (134) ‘(. büyük halamın yüksek sesle okuduğu hikayeyi üzgün üzgün dinler.) Tıpkı bir yolcunun trende vakit öldürmek için okuduğu romanın kurgusuyla içinde bulunduğu vagonun ilişkisi gibi. birbirinden uzak dönemlerin hepsine aynı anda değerler. belinde mavi kemeriyle hayallere dalmış olduğu geniş bir fundalık vardı. başkalarından öğrenmişizdir. ihtişamdan yoksun sayılamayacak bir uysallıkla. gerçek kişileri ortadan kaldırıvermekten ibaret bir sadeleştirmenin. Şatoyla fundalık sarıydı. başkalarının tutkularıdır ancak. derhal kapı tokmağının üzerine yerleşir. yıllara dalmış devler misali. birer hilkat garibesine benzetme pahasına da olsa. Fener yerinden kıpırdatılsa da. ama bu omurga naklinden ötürü en ufak bir şaşkınlık belirtisi göstermeyen solgun çehresi. zihnimizin bütün çabaları boşunadır. Kayıp Zamanın İzinde: Swann’ların Tarafı. gayet iyi anlıyormuş gibi gözükür. bir tepenin yamacında yer alan koyu yeşil. tesadüfe bağlıdır. kavrayış gücünün dışında bir yerde. renklerini açıkca göstermişti bana.. karşısına çıkan bütün maddi engeller. o yolların üzerinde yürüyenler de. Atının üzerindeki ağır ilerleyişini hiçbir şey durduramazdı. çünkü çevrenin içindeki camdan önce. sonra da. yaşamış oldukları. onların .’ (353) ‘İşte bu yüzden. önünde de. kadifemsi. yakında yerini yabangüllerine bırakacak olan akdikenlerin kokusunu. hiç ihtimal vermediğimiz bir nesnenin (bu nesnenin bize yaşatacağı duygunun) içinde gizlidir. Bu nesneye ölmeden önce rastlayıp rastlamamamız ise. Yapı Kredi Yayınları.En azından bu evrende yer alan insanı. ölçüsüzce uzatılmış bir yer kaplayan varlıklar olarak tasvir edecektim kesinlikle.’ (89) ‘.Coşkunluğum. duygu mekanizmamızda zorunlu tek unsurun bu suret olduğunu ve dolayısıyla. sayısız günden oluşan. ona tesadüfi bir çerçeve oluşturmaktan ileri gitmiyordu. Şato. Golo'nun atının. üçgen korudan çıkar. gerçekliğin hayatımla ilişkisi de. Geçmiş. çünkü insanlar. hatta kapı tokmağına bile rastlasa. perdenin kıvrımlarıyla şişip araliklarına battığını görürdüm. bu arada etraftaki yollar silinmiş. Marcel. ama ben onları görmeden de ne renk olduklarını biliyordum. hareketlerini metinde verilen bilgilere uydururdu. fenerin oluklarına sürülen çerçeve içindeki oval camın şekline uyacak biçimde yuvarlak kesilmişti.’ (163) ‘. bu mutluluğun veya bahtsızlığın sureti aracılığıyla ortaya çıkar ancak. Genoveva'nın. kırmızı giysisi veya hep aynı asaleti ve hüznü koruyan. belirleyici bir gelişme olacağını anlamaktı. Geçmişi hatırlama gayretimiz nafile. kafasında kötü emellerle. her zamanki yenilmezliğiyle üstünden kayıp geçerdi. Görünen şey. sıçraya sıçraya zavallı Brabant'lı Genoveva'nın şatosuna doğru yol alırdı. eserimi tamamlayacak vakti bulabilirsem....’ (50) ‘Ama gerçek bir kişinin mutluluğunun veya bahtsızlığının bize yaşattığı bütün duygular. Golo'nun atı kadar doğaüstü yaradılıştaki kendi bedeni de. tarihteki ilk roman yazarının yaratıcılığı. penceredeki perdelerin üzerinde ilerlemeye devam ettiğini.‘. şatonun duvarının bir parçasıydı sadece..’ (355) *** Proust. aynı kesik kesik hareketlerle uzaklaşırdı. yaşadığı yılların uzunluğunu taşımak zorunda olan ve giderek ağırlaşan bu yükün altında nihayet ezilen birer varlık olarak tasvir edecektim mutlaka. çit boyunca uzanan.

birbirine bitişik izlenimlerin ince bir dilimidirler. Swann'ın kendisini de paramparça etmeden bu aşkı ondan söküp atmak mümkün değildi. beni sık sık karanlığın ortasında uzun süre kıpırtısız tutardı. diyordu kendi kendine. gerçekten güzel olanlardır. uykusuna.’ (123) ‘Bu iki ayrı kişiyi görünce (çünkü ben "Rachel ne zaman ki Tanrı'nın"la bir randevu evinde tanışmıştım) anladım ki. hareketlerine. cerrahi terimle. Marcel. benim için Rachel neyse. parmak ucunda bir eşarbın etrafında dönen bir balerinin hareketi gibi anlamını kaybetmiş. beni tanımış olan kuziniyse. erkeklerin uğruna yaşadığı. seneler gibi uçup giderler. bakışlarım. O zamanlar ki hayatımızı oluşturan.’ (51) ‘Bu yabancı dünyada yaşayanların sürdüğü hayat harikulade olmalıymış gibi gelirdi bana. tanrısal sağanağını üzerime yağdırdı. tıpkı klasik bir trajedi gibi.çıkıp geldiğini bilemem.’ (139) . (kuşkusuz önemli kısmını burada yaşamadıkları) gerçek hayatlarının sahnelerine bir giriş mahiyetinde.hatırası da ölmüştür.’ (318) ‘Benim bildiğim gerçeklik artık yoktu. yollar. belirli bir görüntünün hatırası.’ (44) ‘Birden. elimizden kaçırmaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya itmeleridir. olaya katkısı olmayan bütün görüntüleri eler ve sadece hedefi anlaşılır kılabilecek olan görüntüleri tutar. kendilerini kolaylık olsun diye yerleştirdiğimiz mekanlar alemine ait değildirler sadece. çünkü aşkla ölüm arasındaki en büyük benzerlik. iki mavi gözün telaşsız akımında. şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirdiği anda. hangi iklimden -belki de sadece hangi rüyadan. samimiyetle dinlediğimiz takdirde. o olabilirdi. evlerin aydınlık pencereleri. heyhat. sağlığına. önceden belirlenmişti. Swann'la öylesine bir bütün teşkil ediyordu ki. aralarında kararlaştırarak şekerleme ikram eder.’ (438) *** Proust. her zaman sözü edilen muğlak benzerlikler değil. Yapı Kredi Yayınları. düşünceyle yüklü olan gözümüz. Mme Swann'ın. tebessümünün ışıltılı. Eskiden bildiğimiz yerler.’ (38) ‘Bu yüzden de. kuzininin kimi selamladığını görmek için gözlerini hareket ettirmesi. onun haberi olmadan gözlerin tutuşmasına yetmişti. locanın kenarına dayalı beyaz eldivenli elini bana doğru kaldırdı ve dostluk işareti olarak salladı. ve evler. tekhücreli bir hayvan olan benim bulanık şeklim. caddeler de. her ikisinin de bizi. birbirini öldürdüğü bir çok kadın. bu jest. hatta ölümden sonrası için arzuladıklarına öylesine nüfuz etmişti. 1997 ‘Oradaki hareketlerinin sadece bir oyun olduğunu gayet iyi anlıyordum.’ (188) ‘"İşte o". hangi ülkeden. içine girmediğim hayatların gerçek ve esrarengiz sahnelerini gözlerimin önüne serer. Swann'ın aşkı da öylesine ilerlemiş bir hastalıktı. gerçekliğini kavrayamamaktan. Bazen bu şekilde bugüne kadar gelmiş olan manzara parçası. bireysel varoluştan yoksun. prensesin gözlerinin alevleriyle."O"nun ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. özel bir izlenime karşılık olabilecek bir fikir yoktur. caddenin farklı olması için yeterliydi. aynı anda ortaya çıkmaması bile. iradedışı akkoruyla karşılaştı. tıpkı eskisi gibi. çünkü fikirler kolleksiyonumuzda. kırılma yasaları gereği. zihnimde çiçekli bir Delos gibi başıboş yüzer.’ (84) ‘Hayatın en ilgisiz görüntülerinde bile. Kayıp Zamanın İzinde: Guarmentes Tarafı. kendi içinde veya başkalarının gözünde. öylesine tek başına ve herşeyden uzakta belirir ki. düşüncelerine. benim bilmediğim kurallar gereği. aşkı artık ameliyat edilemez hale gelmişti. acı çektiği. belirli bir anın özleminden ibarettir. bu gözlerin bir ışıkla aydınlandığını gördüm: Tanrıçayken kadına dönüşen ve birden bana bin kat daha güzel görünen düşeş. hayatına. bizi en çok hayal kırıklığına uğratan eserler. ikramı reddeder gibi yapıyorlardı. Swann'ın bütün alışkanlıklarına.

‘Ben sahanlıkta durumu umutsuz olan büyükanneme bakarken. halkların hareketlerini. birbirinden ayrılan bu iki unsuru. Birinde bir kadın. Benim yaşadığım mucizenin.de Neauserfeuil için "soyluluğun" ne olduğu. durum tam tersineydi. karartır. yaşadığı çağı yakaladığını farzetsek bile. tarımdan söz eden çiftçiler. Özlemleri bakımından en ılımlı aristokratın. benim bizzat onlardan çıkardığım güzelliği.’ (335) ‘Tarihçiler.’ (293) ‘Bir genç kızın. bale topluluğunun geniş kapsamı nedeniyle mümkün değildir. ayyaş oğlundan öldüresiye dayak yiyen çalışkan bir anne. Yapı Kredi yayınları. kendileri farkına varmadan veriyorlardı bana. ama aynı zamanda yoğun. bir kilise heykelinin örülü saçlarıyla. profesör hala bağırıp çağırıyordu. Bu ağlayan yarıyı tanıdığımda. ben. hapseder.’ (317) ‘Beni üzen şey. gözü kapalı bir güce sahip oluşuyla.’ (478) ‘İşte bu şekilde. 1996 ‘İsteklerimiz hep içiçe geçtiğinden. annem tarafından yapay olarak yaratılmış olması mümkündür. eski halleriyle malikaneler. kralların iradesiyle açıklamaktan vazgeçmekle hata etmemişlerdir. onu her görüşümüzde. kıskançlık tekrar birleştirebilir.’ (491) ‘Guermantes'lar daima son kavgalardan haberdar olmamaktan. az sayıda penceresiyle.’ (480) ‘Büyük soylular.de Germantes ve M. Bir diğerinde. amcaları ve büyük teyzeleri. Bir başka evde.’ (365) ‘Ne var ki. gelgitten söz eden gemiciler gibi. buharlı gemiyle yolculuk gibi bir icadın yanında. hayat karmaşasında bir mutluluğun. bu gerçeklikler kendilerinden bağımsız olmadığı için. İnsanlığın yarısı ağlıyordu. konuşmalarını toprağa ilişkin şeyler.’ (426) ‘Ama M. ıstırabını komşulardan gizlemeye çalışıyordu. bu konuda yaptıkları konuşmalarda. Fromentin'in resimlerinde pekala tanıdığımız nesneleri. insanların. mutsuz insanların yaşadığını görmekti. kralların iradesinin yerine. buharlı geminin icadı bile önemsiz kalırdı. onu gerektiren arzuyla tam olarak çakıştığı pek enderdir. bir sahille. Marcel.’ (69) . pek kalıcı değildir. annesi. Renoir'in resimlerinde tanıyamamışızdır. Evimize dönmek üzere tekrar yola koyulduk. seven insanların daima bekleyebileceği mucizelerle doludur. onu sevmenize yol açan şeylerin hiçbirini göremez olursunuz. acaba (sadece meşru mutluluk kendilerinden esirgendiği için ve karılarından ya da kocalarından başkalarına karşı sevimli ve vefalı olan) aldatan eşler mi haklı diye düşündüm. onların aracılığıyla birbirleriyle barışmak isteyeceğinden korkarlardı. bizim için köylüler kadar eğitici olan yegane insanlardır neredeyse. sıradan yurttaşın psikolojisini koymaları gerekir. fazla ışık almayan. kocası kendisini aldattığı için sürekli ağlıyordu. tıpkı Romanesk mimari gibi ruhsuz. Her insan yalnızdır gerçekten.’ (399) ‘Davetler mevsimi denilen o yerleşik dönemde. sevimli bir tabloyu sevmemize sebep olan herhangi bir şeyle oluşturduğu büyüleyici bileşimlerin hiçbiri. Bir kadınla sürekli birlikte yaşamaya başlayın. tarihin tamamını kapatır. sadece şiirsel bir haz peşindeydim. günümüzde neredeyse hiç bilinmeyen bir hayatla ilişki kurmasını sağlarlar. hemen hemen bütün evlerde. eski adetler ve para dünyasının hiç bilmediği şeylerin hepsi süsler. aristokrasi. ancak. şüphesiz. o kadar sinir bozucu buldum ki. Guermantes'ların bu koreografi zenginliğini burada tasvir etmek. hantal yapısıyla. bir oymabaskıyla. benim umurumda değildi. Bu hazzı.’ (514) *** Proust. kendilerinin bulması imkansızdı.’ (285) ‘Öyle bir dönem olmuştur ki.’ (58) ‘Hayat. çocukluğunu hatırladığında. Kayıp Zamanın İzinde: Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde.

). acıya bile.’ (220) ‘Araba beni. gerçekliğin elde edebileceğimiz nihayet yaklaşık resimleri.) Bazı durumlarda. eserin gelecekteki kuşaklarıdır. çoğu kez büyük sanatçılar da.) Gelecek kuşaklar dediğimiz şey.Aşkla birlikte. ne de kendilerinin olmadığı bir edebiyat. Bu yüzden de dahiler.. tıpkı bazı resimlerin. bekleyen. gelecek kuşaklar için yazılmış olan eserlerin. çağdaşlarının yeterli mesafeden yoksun olduğu gerekçesiyle. birdenbire kendileri için yaşamayı keserek kişiliklerini bir aynaya. bunlar bu eser için gelecek kuşaklar değil. yansıtma gücüne bağlıdır. biraz derin bir eseri bir bireyin kavraması için gereken zaman. kuşkusuz aynı sebepten ötürü: daha önce bildiklerimizden en az farklı olanlar bunlar oldukları için. halkın kavrayışsızlığından kurtulmak için. hayatım gibi. hayat kadar aldatıcı olmayan bu büyük şaheserler.. Ancak.’ (262) ‘Kaybetmekten en çok korktuğumuz zenginlikler. hayata benziyordu bu sonat. sadece gelecek kuşaklar tarafından tanınmış olsaydı... en parlak konuşma biçimine. sosyal ve hatta bir bakıma zihinsel açıdan sıradan bir hayat da olsa. en önce keşfedilen güzellikler. fazla yakından bakıldığında yanlış değerlendirildiği gibi. her gün fqrkına varmadan önünden geçtiğimiz. çünkü deha. el değmemişliğini koruduğu bir cümle kalır seveceğimiz. isimler keyfi ressamlardır. hatta bazen asırların. Eserin (. yerleşiklik. iyi oldukları halde insanlığın günahlarını tanımakla işe başlamışlar ve bu yoldan azizliğe ulaşmışlarsa. tek gerçek olduğuna inandığım. beni gerçekten mutlu edbilecek şeyden uzağa sürüklüyordu. en az görülen dünyanın hayal edilenden farklı olduğu kadar farklıdır). Dostluğun faziletlerini birçok insandan daha iyi temsil edebileceğimi düşünürdüm (çünkü dostlarımın iyiliği. benim için ne hiçlik istiyorlardı. görülen dünyadan. Bu yüzden de sanatçının. ancak gelecek kuşaklar tarafından okunması lazım geldiğini düşünebilirler. günleri hareketsizleştirdiğinden. bütün insanlığa bir ahlak kuralı tasarlayabilmek için ahlaksızlıklarından yararlanırlar. hiçbir şeye bağışlanmamıştır. dahice eserler üreten kişiler..) Hatıralarım..’ (197) ‘(.’ (95) ‘Hiç şüphesiz. başkalarının bağlı olduğu.’ (119) ‘(.. en seçkin çevrede yaşayan. görünür dünya da gerçek dünya değildir.‘. Vinteuil'ün sonatında.’ (116) ‘Nasıl ki Kilise Babaları'nın çoğu. çünkü yanlış hükümler kaçınılmazdır(. aynı zamanda en çabuk bıkılanlardır. eserini fırlatması gerekir(. benimse önem vermediğim kişisel çıkarlardan önde gelecekti). adeta simgesidir.. kusurlarım ve kişiliğim. dimağımıza karışıklıktan başka bir şey sunamayacak kadar yeni olan üslubunun bizim için anlaşılmaz kıldığı. sadece elli yıl sonra yaşamış bir çağdaşlar topluluğu olurdu.) Kalıcılık ve süreklilik. bu güzellikler uzaklaştıktan sonra. uzak geleceğe.. yansıtılan görünümün özündeki değere değil.’ (183) ‘(. Zaten. Üstelik ona olan sevgimiz. var olmama fikrini kabullenemiyorlar. çoğu kez karşımızda hayal edilmiş dünya yerine görünür dünyayı bulduğumuzda donar kalırız (aslında duyularımızın benzetme yeteneği de hayalgücümüzünkinden pek fazla olmadığından. yer değiştirmektir. bize insanların ve ülkelerin o kadar kendilerine benzemeyen taslaklarını çizerler ki.gerçekten yeni olan bir şaheseri kitlelerin sevebilmesi için gereken yılların. Ne var ki.. çünkü onu sevmemiz daha fazla zamanımızı almıştır..’ (90) ‘Bu sonatın bana verdiklerini ancak ayrı ayrı zamanlarda sevebildiğim için. ama benim ruhumla . küçük bir örneği.. Ama aslında yanlış hükümlerden kaçınmak için alınan bütün korkakça önlemler faydasızdır. diğerlerinden uzun sürecektir. kötü oldukları halde. en geniş kültüre sahip kişiler değil. dışımızda kalmış olanlardır. bize önce en iyi taraflarını vermekle işe başlamazlar. yeterince derinliği olan bir yere. benim için daima. aşkını gösterme arzusu da sona ermişti.. eserinin yolunu izlemesini istiyorsa eğer. Yani eser bir kenarda tutulmuş. hayatlarını yansıtacak bir aynaya dönüştürecek güce sahip olanlardır. o zaman..’ (110) ‘Aynı şekilde. hiçbir zaman tamamını ele geçiremedim.) kendi gelecek kuşaklarını kendisinin yaratması gerekir. sırf güzelliğinin gücüyle görünmez olup bilinmezliğini korumuş olan cümle. en son gelir bize.benim için bu sonat konusunda olduğu gibi. kalbimiz tarafından ele geçirilmedikleri için. öyle ki. Ama en son terkedeceğimiz de odur. zaman kazanmanın en iyi yolu.

karşı duramadığımız bir rüzgar gibi. Marcel. şimdi de başkalarıyla bir arada yaşayamayacak kadar yorgun düştüğümden. içindeki bir ruh gibi uzuvlarını hareket ettiren. bilgiye söz veririz sadece. Robert'de daima.’ (277) ‘Onların bulunacağı bir şehre gitsem. Casino'nun. Sant-Loup. ortadan kaldıracak bir duygu aracılığıyla mutluluğu tatmam mümkün değildi. o kadar önemli bir yer kaplar ki. çünkü daima başkalarının anlayamadığı nedenlerle sevilir. bizim lisanımız birkaç başka dilin bozuk telaffuzundan başka bir şey değildir çünkü.başkalarının ruhları arasında -her birimizin kendi ruhları arasında olduğu gibi.var olan farklılıkları arttırmak yerine. daima başka bir şeye duyulan aşktır. iyiliğe. Yapı Kredi yayınları. ölülerimize üzülme ibadeti içinde. Bir kişiye duyulan ve diğer her şeyi dışlayan aşk. düşüncemin derinleştirmek istediği bir nesne olurdu sadece. Artık diğer kolleksiyonlarımdan daha fazla bağlı olduğum bu kolleksiyon için de. hastalıktır. tıpkı ahengini kavrayabildiğim bir manzara karşısında olduğum gibi. bende büyük bir mutluluk yaratıyordu. bulmayı umduğum. kendi içimize bakmamız gerekir. Kalbimi bir vitrin gibi kendi önüme açıp başkalarının bilemeyeceği onca aşka tek tek bakıyorum. eski duygular. yaşamış olduğum bu son derece kendime ait.’ (426) *** Proust. ilk gece onu beklerken Duguay-Trouin anıtına kadar yürüdüğüm sokağın unutmuş olduğum bir yanı. dolayısıyla önemli olan kadının değeri değil.’ (151) ‘Ölenlerin üzerimizdeki etkisi yaşayanlarınkinden de fazladır. bütün kolleksiyoncularda görülen saplantı yüzünden. ama dostluğun değil. dehasını ortaya dökmek için birer imkandırlar sadece. gündelik hayatın bizden gizlediği şeyleri gerçek anlamda bilrebiliriz. kendi kendime biraz Mazarin'in kitapları için dediği gibi. dönemin genel anlayışının çehrede yansıması. bu aristokratı bulmak. Louvre'un galerilerini dolaşmaya gerek yoktur. Louis-Philippe dönemindeki büyük bir soylunun. Bu idealist jargonla alay etmeyin lütfen. çünkü hakiki gerçeklik sadece zihin tarafından ortaya çıkarılabildiği.. sanatı da çok sevdim. onu görmek için. esasen hiçbir kaygı da duymadan. Bu hislerin hatırasının sadece benliğimizde olduğunu hissederiz.’ (144) ‘Sözü en çok dinlenen hekim. zekanın getirdiği bir mutluluk. 1997 ‘Giysilerin benzerliği ve ayrıca.’ (178) ‘Ama attığım her adımda. sadece sözkonusu kişinin izzetinefsinde ve başkalarının hayalinde büyük bir yer tutan sınıfına oranla.’ (360) ‘Bir kadına aşık olduğumuzda aslında yaptığımız şey. Louis dönemindeki büyük bir soyludan çok Louis-Philippe dönemindeki bir burjuvaya benzediğini farketmek için. kendisinin tam da olmak istemediği bu geçmişten kalan yaşlı varlığı.’ (376) ‘Genç kızla memleketini birbirinden kimse ayıramazdı. deniz olurdu. onların sevdiği şeyleri putlaştırırız. bütün bunlardan ayrılmanın çok can sıkıcı olacağını söylüyorum. kendisinden daha genel bir varlığı.’ (110) ‘(.. Genç kız. memleketidir. ama benim söylemek istediğim şu: Hayatı da. Son olarak da. ancak düşünce yoluyla yeniden yaratmak zorunda olduğumuz.. yalnızdım. bir ruh halimizi ona yansıtmaktır.) Çünkü tam olarak telaffuz etmekten guru duyduğumuz Fransızca kelimelerin kendileri de. ruh halinin derinliğidir. çok değerli geliyor bana. Kayıp Zamanın İzinde: Sodom ve Gomora.’ (89) ‘Sevgi bittikten sonra bile. manevi bir işlemin nesnesi olduğu için. işte böyle anlarda onun yanında olsam da. XV. Buna karşılık zihnim zaman zaman Saint-Loup'da. sevmiş olmak tamamen anlamsız değildir. acıya ise boyun eğeriz. Eh. Latinceyi ya da Saksoncayı yanlış telaffuz eden Galyalıların yaptığı birer "dil yanlışı"dır aslında. bir insanda.. . davranışlarını ve faaliyetlerini düzenleyen "soylu"yu seçerdi.’ (361) ‘Hayatın verileri sanatçı için önemli değildir.

bu elma ağaçlarının. sadece hayaletleri. kızaran demetleri hafifçe titretiyordu. uysallıkla. insani bir davranıştır. aynı yerde elma ağaçlarının sadece yapraklarını ve yerleşimlerini görmüşken. Ama ağaçlar o çiçekli. gözlerim kamaştı. kısa sürede yok olup gider. gerçekten de. Bizi ıstıraptan kurtarabilecek sözlerin doğruluğunu kabul etmeye eğilimliyizdir. Bir şoförden beyefendi diye söz edildiğini duyduğumda yaşadığım ve ancak bir haftadır kont olduğundan. Ama hayalet. pembe güzelliklerini. ağırlaştıran ilacıdır.. onların gözünde önem taşımaz. Bu göğün altında. Gökçe baştankaralar. yani bunun farkına varmak için. başkalarının yaşamadığı veya önemsiz diye hiç düşünmeden bir kenara attığı duygular oldukları ve dolayısıyla. çiçeklerin arasında sıçrıyorlardı.'inkine benzeyen şaşkınlık.). şimdi inanılmaz bir şatafat içinde. Istırabın peşinde koşmak ve hemen ardından da ıstıraptan kurtulmaya çalışmak.. çocukluğumdan beri böyle olmuştu. inen sağanakla buz gibi soğuyan rüzgarda. Birinci kişilik. bunun üzerine.) (Olayın. benim bulunduğum tarafından bakıldığında görünüşünden söz ediyorm). namuslu kadınların da olmasını dilemek. sınıflar arasında asla fark gözetmezdim. ikincinin gerçekliğine inanmamızı engelleyen özel bir güce. işçiler. onların ihtiyaç duyduğu şey. otele. onları kullanmam imkansızdı (. hafif ama soğuk bir esinti. ikincinin yarattığı ıstırapları giderecek özel bir sırra sahiptir. katiyen saydam olmayan ve arkasında hangi gerçeğin bulunduğunu göremediğim camın. Ama bu güzellik insanı.’ (242) ‘Benim gözümde nesnelere değer kazandıran izlenimler. gözünü yaşartacak kadar duygulandırıyordu. yani buna inanmak için de keza.’ (360) ‘(. eskiden. bir başka hayaletin peşinde koşarlar. sanki canlı bir güzelliği bir egzotizm ve renk meraklısı yapay olarak yaratmış gibi. Sonra birdenbire güneş ışınlarının yerini yağmur ışınları aldı. çünkü her ne kadar incelikli sanat etkisi yapsa da. burjuvalar ve büyük soylular arasında asla fark gözetmezdim ve aynı rahatlıkla. Fransa'nın bu büyük yolunun üzerinde.. neredeyse çiğ gösteren çiçekler. yüksek mevkiler gibi. bu izlenimleri ifade edebilsem bile ya anlaşılmayacakları ya da küçümsenecekleri için. insan doğal olduğunu.’ (180) ‘Ama yola vardığım an. başarı. görülmedik güzellikteki pembe saten giysilerini kirletmemeye zerrece özen göstermiyorlardı. ikincisi de büyük . göz alabildiğine çiçek açmışlardı. sanki bu cennetin derinliklerini açığa çıkarmak için aralanıyorlardı. gelişimizin ilk gecesinde içeride bulduğum büyükannemi bundan böyle ne kadar beklesem de bulamayacağımı bildiğim otele dönüyordum. Japon baskılarını andıran bir fon oluşturuyordu. Yine de ilk tercihim işçiler. ta ufuktaki deniz. Biraz kendimi toparladıktan sonra. başımı kaldırıp çiçeklerin arasından baktığımda. Ayrıca sevdiğimiz kişi ne kadar çok yönlü olursa olsun. "Kontes biraz yorgun görünüyorlar" dediğimde kimden söz ettiğimi anlamak için dönüp arkasına bakan Kont X. aşık olmak gerekir. başlıca iki kişilik sunar bize. benim nazarımdaki. sabit bir değeri olan şeylerin hiçbiri. gökyüzünün mavisini daha parlak. öyle insanlar vardır ki benim durumum da. etkili bir müsekkin uzun uzadıya tartışılmaz. güneşte parlayan..ilerlememe mani oluyordu. her imkanı kullanırlar. üzerlerinde balo kıyafetleri.servet.’ (189) ‘(. aşık olmak gerekir.’ (207) ‘Bütün kadınların namuslu olmadığına dertlenmek. Büyükannemle ağustos ayında.. ayakları çamur içindeydi. elma ağaçlarına. gerçeklikleri büyük ölçüde benim hayalimde yatan insanları izlemek olduğunu hatırlatıyorlardı bana.. gelip dallara konuyor. her yolu dener. ben. hayaletlerdir.) Benim kaderimin. diğer her şeyi feda ederler. hepsiyle arkadaşlık edebilirdim.. yoksa arzuları bizden başkasına yöneliyormuş gibi mi göründüğüne bağlı olarak. köylüler gibi kırın ortasında bulunduğunu hissediyordu. dimdik sergilemeye devam ediyorlardı: bir ilkbahar günüydü. sadece bu kullanıma alışkın olmayışımdan kaynaklanıyordu. başkaları tarafından doğrulanabilir. bize ait gibi mi. görmemek için başımı önüme eğiyordum. Sevilen kişi sırasıyla hastalığın kendisi ve acıyı donduran. Bir hayalete rastlamak uğruna.’ (424) ‘Çünkü özünde. tekrar birinciye dönecek de olsalar. ufku baştan başa çizip elma ağaçları sırasını gri ağları içine hapsettiler.

. A’dan Z’ye Asaf Halet Çelebi. *** Doğan.’ (526) ‘İnsanı çarpan bir elektrik akımı gibi aşklarım da beni çarptı. neredeyse (. ba fazlasıyla sosyal vadide. Hava artık yüreği daraltmıyor. İyi niyetine muhtaç olduğumuz. bizi bu tanrıçalarla ilişkiye sokar ve daha fazla bir şey yapmaz.. Yapı Kredi yayınları. hatta aşırı sakinleştiriciydi. Marlo. Balzac'ın yaşamı ve yapıtlarını tanıtan birinci bölümü Balzac'ı aydınlatacak metinler içeren Balzac Üstüne adlı ikinci bölüm ve son olarak Balzac'in yapıtlarınden seçmelerin yer aldığı üçüncü bölüm izliyor. Kaf yayınları.’ (441) ‘(.. Honore de Balzac. onları daha çok beğendiğimden değil de. Combray'de annemi öptüğüm gibi öperken. Aptallığın sonu yok. işçilere karşı.. Beni düşündüren şey insanların etkilenmek için neden herzamankinden daha azına razı oldukları. *** Rıfat. ağlamaya hazırdım. 1999 Rıfat'ın hazırladığı yapıt.) Çünkü sesin yukarıdan geldiğini anladığım andan itibaren -uçaklar o dönemde oldukça enderdi.. uçağı görmeyi bekliyordum.. onları yaşadım. Tıpkı gazete okurken. Mehmet.. kendisiyle buluştuğumuzda. karşılarında kim olursa olsun. kadın görüntüsünün ardında. rahatlıkla kibar davranabildiklerinden. akşamın şiirsel çığlığı. sıkıntımı hafifletmek için.. Yamaçlarına. sadece insan buğularıyla dolu olduğundan. 2000 ABD'li uyanık bayan bu kötü yapıtıyla yeni gizemciliğin en kötü örneklerinden birini veriyor. kolaylıkla solunabiliyordu. görünür olsun olmasın. Doncieres yoluyla Balbec-Douville sayfasını.soylular olurdu. meçhul tanrılara seslenircesine. Mehmet Can. dokunaklı bir kelimeyi önceden sezişimiz gibi. kadına eşlik eden bu görünmez güçlere seslendiğimizi düşünme eğilimindeyim. büyük soylular. kalabalık bir arkadaş grubunun asılı olduğunu hissettiğim. gözyaşlarına boğulmak için.) ’ (542) *** Morgan. büyük mutlulukla karşılanacağını bildikleri tebessümleri seve seve dağıtmaları gibi. de Criqetot'nun "Ne haber?" ve Brichot'nun da "Haire!" haykırışlarıydı. Albertine'le evlenmek bana çılgınlık gibi geliyordu. şimdi bir adres defterine bakarcasına mutlu bir sükunetle inceleyebilirdim.. artık gecekuşlarının veya kurbağaların sesleri değil. bu güçlerdir. Balzac okumam boyunca başucumda olacağı kesin. Dharma yayınları.) Tren tarifesinin. hiç değilse olayları sadece pratik açıdan görmek gibi bir yarar sağlıyorum.’ (438) ‘(. Kadın. somut bir haz alamadan temas kurmayı istediğimiz varlıklar.. belki burjuvalar gibi işçileri küçümsemediklerinden. ama onu oluşturmaya tek başına yetmeyen fiziksel hazzı bir yana bırakıyorum). Bundan. burjuvalara oranla daha terbiyeli olabildikleri için. M.. Balzac için gerçek bir kılavuz. Bir Çift Yürek. 2003 . fakat görmeyi ya da düşünmeyi asla başaramadım. (542) ‘Onu.. belki de güzel kadınların. Hatta bu aşklarda (aşka genellikle eşlik eden. Yapıtın sonunda Balzac için kapsamlı bir Türkçe kaynakça veriliyor.ilk kez bir uçak göreceğim düşüncesiyle. hissettim.

Çünkü Eroğlu'nda inandırma sorunu var. Hicri İzgören * Şükrü Erbaş * Ahmet Güntan * Yusuf Alper *** Doğan. Mehmet Eroğlu da bunu bilmez değil (yoksa bilmiyor mu?). Eroğlu'nun ilk üç romanından sonra. Bu ona bence verilmiş bir şanstı (kendimce elbette. Hem piyasa yazarı değil.. Yolum onunkinden ayrıldı. Kusma Kulübü. Kaynak. Mehmet H. Yüzyılın Türk Şiiri 1900-2000. Mehmet H. Agora Kitaplığı yayınları. 2000 Şiir Yıllığı. *** Doğan. 2000 İlgimi çeken ozanlar: * Fazıl Hüsnü Daglarca * Gülten Akın * Ergin Günçe * Ahmet Uysal * Eray Canberk * Hüseyin Atabaş * Hasan Şişli * Hidayet Karakuş * A. *** Doğan.. c. En iyi savaş filmi en kanlı canlı savaş sahnelerinin ayrıntılandırıldığı filmler değil. onun defterini kapamıştım.. Yapı Kredi yayınları. 2004 Güncele takılmak bana yaramıyor.) İleri'nin son romanını okumaktan korkmam da bununla ilgili. Eroğlu'da züppelik sanki biraz saflıkla atbaşı gidiyor. 2001 . Mehmet H. Atilla İlhan'dan daha zekice (ustaca demiyorum) çarpıcı etkilerle okurunu ele geçirme yöntemini uyguluyor Eroğlu da. Adam yayınları. Doğru dürüst okunmadı. Bir daha Eroğlu okur muyum bilmiyorum. 2001 Yıllık döküm.Şair Asaf Halet Çelebi hakkında belgeler ve bilgiler. Bir tür züppe edası (Kenan Hulusi Koray'da olduğu gibi).. Adam yayınları. hem de öyle. Onunla birlikte kusmaya ta başından hazırsam da okudukça (son romanı olan Kusma Kulübü'nü) kusma isteğim yitti. Mehmet.. *** Eroğlu. 2001 Şiir Yıllığı.I-II-III.

Ahmet Güntan.Tuğrul Keskin. Gülten Akın. 2003 Bu dizinin en iyi kitaplarından. İkincisi birinci baskıda ve bir savlı şiir derlemesinde dizgi yanlışları beni kudurtmaya yetti ve yapıtın değerini gözümden oldukça düşürdü. Yücelay Sal. Bilgi yayınları. Dikkatimi çeken ozanlar: Melih Cevdet Anday (öldü). 2004 En beğendiklerim: Hicri İzgören. çalışma. hırçın… Yazar kişi olarak (birkaç yapıtı dışında) ilgiye değmez. Haydar Ergülen. Çizgi Yayınları. Orhan Alkaya. BE 6: Veysel Çavuş. Mehmet. Onur Caymaz. Ahmet Oktay. Ed. 2003 Peyami Safa'yı şişiren şeyin ne olduğunu merak ettim açıkcası. Anday hakkında gerçekten aydınlatıcı bir giriş. Adnan Özer. 1984 .. En büyük eksikliği.Muzaffer Uyguner. A’dan Z’ye Melih Cevdet Anday. Çiğdem Sezer. Sina Akyol. Memduh Şevket. Hilmi Şaşal. Mehmet H. Dağlarca sayfaları boş. Mehmet Zaman. V. Hüseyin Ferhad. İhsan Deniz. Mehmet Taner. *** Saçlıoğlu. YKY 2003 Şiir Yıllığı.Peyami Safa İle Söyleşiler. Bayrıl. 2003 Kitap-lık dergisi eki olarak verildi. *** Doğan.. Kadir Aydemir. Yapı Kredi yayınları. Yapı Kredi Yayınları. Nuri Demirci. Saldırgan biri. İhsan Deniz. Abdülkadir Budak. Ama yılın en büyük tartışmaları bu kitap çerçevesinde yapıldı. Hüseyin Ferhad. Anday'ı okumalı. *** Tekin. Doğan. Egemen Berköz. Doğan'ın bu 3 ciltlik dev güldestesi. YKY 2002 Şiir Yıllığı. Emrah Altınok. Yapı Kredi yayınları. Haz. Doyumsuz. Salih Bolat. Mustafa Köz. Muzaffer Kale.. Mehmet H. bence derleyici yöntemi açısından yanlış değil. Şiirde hele buna katlanamam. Zafer Ekin Karabay. Serdar Koçak. Enis Akın. Mehmet Mümtaz Tuzcu. Ergun Özelli..B. Yunus Koray. Altay Öktem Beğendiklerim: Ahmet Oktay.Mehmet H. Ahmet Ada. *** Esendal. Şeref Bilsel.

"Kızımız".144) ‘Erkek bu güzel kadına. Esendal. s. yanında iki şişman hanım. Seçtiklerim: Bir Haydut Kuş. BE 8: İhtiyar Çilingir. Hayattan intikam almak gibidir. s. s. s. gocunmamıştır. yaratıcılık yolunda hiç bitmeyecek çıraklıktır. lütfedip bakmadılar bile. Bilgi yayınları. Bu kopyalama değil. BE 7: Bir Kucak Çiçek. "Bir Mektup". Yazmayı kendine daha elverişli bulmuş. Yeni Vali (1949). "Bizim bey. Yazıklandığım şudur ki ardılı yazarlarımız bu kalıta.135) ‘Kocasının işi için çadırda da yaşar. sanki doktoru yemiş. Ama bir kaç öyküsü var ki. Kedi. Ed. s.’ (Mendil Altında. Gece Kuşu.’ (Vassaf Bey.’ (Mendil Altında. 162) . Benim seçtiklerim: Sayı mı. s.’ (Mendil Altinda. kimseciklerin pişirdiğini yiyemez. "Kızımız". daha çok kurucu devrimcilerde görüldüğü üzere.527) ‘Ben insanlara yaşamak için ümit. "Sinema". Hatice. "Ben hanımın pişirdiğinden gayrısını yiyemiyorum!" susturmuş.’ (Sahan Külbastı. Yazı mı? Komiser(1949). çok büyük hikayelerden. varamıyor. Memduh Şevket. Bu iki şişman hanım.126) ‘Bakalım daha kaç ay sonra Ankara bizim kızın suratını silip yurdumuzun temiz yüzlü kadınlarının arasına karıştıracak!’ (Mendil Altında. Orhan Kemal ayraca (istisna) olabilir mi? Esendal ise çok sevdiği Çehov'un iki-üç öyküsünü bize uyarlamaktan. 14) ‘Okumamış.’ (Ayaşlı ve Kiracıları.125) ‘Bol bol Çehov'u okuyorum. Anam bir asçı kadın! Babam karısını çok iyi anlamış. pastırmalarına. 1937. Maupassant'ların yanına koymaya) yeter. piyeslerden daha çok tat verir.138) ‘Yanındaki bölmede çok zayıf bir asker hekimi.’ (Kızıma Mektuplar. Çok güç olmasa da birkaç küçük hikayelerini sana tercüme etsem. yalnız kendilerine benzemek istemiyorlardı.Esendal öyküleri sürüyor. Memduh Şevket. s. kuvvet ve neşe veren yazılardan hoşlanırım.’ (Vassaf Bey. s. Birçok yiğit kızlarımız gibi.’ (Mendil Altında. s. "Sinema".144) ‘Fakat yalnızca o adamla izdivaç edemeyeceğimi ve birlikte yaşayamayacağımı hissediyorum ki irfan ve medeniyeti melez olsun. neredeyse Türkçe yeniden yazmaktan çekinmemiş. yağlarına.Muzaffer Uyguner. okumak onu sıkmış. 1984 Birkaç alıntı: ‘Niye ben bu kadınlarla yüzgöz oluyorum. ille benim pişirdiğim olacak!" diye övünür durur. Zavallı annem de inanmış. Yaratıcı yazarlığı için zaman kıtlığı çeken bu adam. sucuklarına bakan bakkal yüzü ile bakıyor. toplumsal sorumluluk duygusunun yüceliğine bağlı olarak. İşte siz.’ (Kızıma Mektuplar. bu kimselerden birisiniz. pirinçlerine. yazarlığından ödün verdi.245) ‘Bu hikayecilik bilsen ne kadar eyi bir şeydir. Bir Kucak Çiçek.Muzaffer Uyguner.118) ‘Yalnız donanmada ya da orduda değil bütün Valda gibi yurdun bütün büyük şehirlerinde kadınlar kadar erkekler de her millete benzemek istiyor. İnan ki bu ufak ufak seyler. öyle şişmişler. Bilgi yayınları. s. karısını mutfağa sokmuş.198) ‘Ablam kocaya varacak. aşılamamıştır ve onu dünya yazarı yapmaya (Çehov'ların. Dedikodu *** Esendal. Yol Arkadaşları. Ed.’ ("Santa Kastella". 1984 Türk öykücülüğünün önemli bir kurucusu olan Esendal öyküleri okuması sürüyor.

NOT: Esendal'ın Uğursuzluk, Kurt Masalı öyküleriyle Çehov'un Memurun Ölümü öyküsü arasındaki benzerliğe dikkat! (Uyarlama.). Seçtiklerim: Bomba, Arkadaşım, Eyüpsultan Yolcusu, Altınbalıkları, İhtiyar Çilingir, Hacı Dedemin Evi, Postacı Halit, Bu Sıska Karı, Bekir Usta, Bay Özarıer.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 9: Hava Parası, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1984
Alıntılar: ‘Bu erkekler iğrenç şeyler: bu kadın oynak bir kadın, keskince bir kadın kokusu almasınlar, hepsi başına toplanmaya bahane arıyorlar’ (Bizim Nesibe, "Gurbetten Dönerken", s.51) ‘Ben ülkemizde yapılan şeylerin hemen hiçbirini beğenmiyorum. Bizim için az, bizim için hafif görüyorum. İçim bunlarla kanmıyor (...) Hiç bir şeyi beğenmediğim şu sırada, birtakım adamları hiç beğenmiyorum. Bunlarla bir millet yapılamaz (...) Bize çalışkan, şen, ağır bir gençlik gerektir (...) Ben gençler arasında, bu işe sıkı tutunmuş çalışanını görmüyorum (...) Çalışılarak yazılmış bir yazı çıkmıyor.’ (Kızıma Mektuplar, 1948, s.211) ‘Boryat için söylemiyorum. Herkesin, bütün bir yurdun sevgilisi olanın, sevgilisi olmamalıdır. İstenir ki o herkesi sevsin!’ (Bizim Nesibe, "Boryat", s.193) Seçtiklerim: Çolak, Arife, Dışı Başka İçi Başka

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 10: Bizim Nesibe, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1985 Seçtiklerim: Bizim Nesibe, Eski Kına Gecesi, Tuzcuoğlu’nun Otçuluğu, Nebiye’nin Kasabasında Hayat, Bir Çocuğun Hikayesi, Büyük Ana, Kaptan Boryat.
Kaptan Boryat öyküsünden Cemil Kavukçu'nun Gemide'sine bir çizgi çekmek isterim.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 11: Kelepir, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1986 Seçtiklerim: Behiye, Kelepir, Hanife, Cami Duvarı Kenarında, Berrin’in Evliliği, Çocukluk.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 12: Gödeli Mehmet, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1988 Seçtiklerim: Gödeli Mehmet, Çamlıca’daki Konak, Büyük Hızır Bey Konağı, Yurda Dönüş.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 14: Güllüce Bağları Yolunda, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1992 Seçtiklerim: Adnan’la Karısı, Güllüce Bağları Yolunda, Hayata Başlarken, Karşılama Töreni, Yol ve Işık Birliği.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 15: Gönül Kaçanı Kovalar, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1993
Seçtiklerim: Arkadaş Konuşuyor, Aynadaki Yaşlı Adam, Bayan Nermin, Gönül Kaçanı Kovalar, İsmet Hanım, Sıdıka, Tiazizade Sadullah Efendi Konağı.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 17: Kızıma Mektuplar, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 2001
Yalnızca Esendal’ın kızına yazdığı (Kabil, Ankara'dan ve 1925-1950 arası) mektupları derleyen Uyguner, önemli bir çalışma daha yapmış. Sanırım iki oğluna yazdığı mektupları da derleyecek. Esendal'ın mektupları, hem kendi kişiliği, hem ülke ve dünya sorunları hakkında, hem de kendi yazın anlayışı hakkındaki düşünceleri için ilk elden kaynak... Esendal asla bir faşist değil. Esendal sokağa yakın. Bir ulusal devrimci. Halk adamı. Kör değil ama yumuşak, ince bir insan. Bir insansever. Düş kurabilen birisi. Yokülkesi (Ütopya) var. Ahmet Mithat Efendi ve Hüseyin Rahmi Gürpınar, belki Reşat Nuri Güntekin'e ulamak gerek onu. Çünkü çoğu kez (her zaman olmasa da) yazdığını bir araç gibi gördü.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 13: Miras, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1988
Esendal'ın, sanırım Ankara'dayken, 1924'lerde yayımlanırken yarım kalmış ilk romanı... İlk kez basılıyor.

Özyaşamöyküsel izler taşıdığı kanısındayım. Bence Ömer Seyfettin'den çekilecek öykü çizgimizde Sebahattin Ali, Sait Faik'e bağlanacak bir yazarımız (aynı zamanda Cumhuriyetimizin ilk büyükelçisi ve ilk memuru, en alçakgönüllü yazarı,vb.) Esendal, ama Miras için yapısal sorunları olan bir deneme çalışmasının ötesine geçemiyor, diyeceğim. Ayaşlı ve Kiracıları daha ileride... Miras'dan başlayarak bazı öyküleri ve Ayaşlı ve Kiracıları'nda ortak süren bir erkek ırası (karakter) var, bu ıra erkeklerden çok kadınlarla konuşmayı seven, onlara güven veren, kadınsı olmayan, ama onlarla rahat olup onları kendi yanında rahat ettiren, sahte bir kadın kimliği ile kadınlar arasına yerleşen bir ıra ve bence aynı zamanda Esendal’ın kendisi. Miras, bazı bakımlardan Kiralık Konak'ı (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) anımsatıyor. Çöküş izleği (büyük ailenin dağılması ve miras kavgaları içinde yozlaşan yeni kuşaklar...) belirgin... Ama Esendal bütünü görmeden yazmaya koyulmuş ve malzeme (nesne) yazara (özne) başkaldırmış...

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 3: Otlakçı, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1983
Üçüncü baskı. İlk baskı 1946'da. Yazarın sağlığında öyküleri 2 kitapta derlenmiş (ama tümü değil), biri bu. Esendal'da Anadolu sorunu yok. Anadolu’yu biliyor, insanını da... 1925'lerden sonra yazdığı öyküler birinci sınıf... Anton Çehov'u yer yer çağrıştırıyor. İç burkucu ya da gülünç son'lar, ince ve duyarlı ayrıntılar bu öyküleri değerli yapıyor. Örneğin, kitaba adını veren öykü: Otlakçı. Türkçe yetkin, tertemiz... Miras'ın yanlışları burada yok. Karaosmanoğlu, Güntekin gibi Esendal da Cumhuriyeti eleştirel gözle desteklemiş, bu anlamda son derece dürüst davranmıştır. Düzen yalakaları, rüşvet, vurgunculuk, Anadolu kurnazlığı, kadınlık durumu, aile içi şiddet, vb. yalın ve etkili kurgularla aktarılıyor. Gülmece anlayışı Aziz Nesin'e giden yolu gösteriyor. Refik Halit gibi... Gençlik, Otlakçı, Mülahazat Hanesi, İki Kadın, Bildim, Seni Kahve Paklar, Ev Ona Yakıştı, Eşek, Düğün Dönüşü, İşin Bitti, benim özellikle seçtiklerim... Esendal'i okumamış olmamın çok ayıp olduğunu şimdi anlıyorum. Bir Esendal öykü seçmesi yapsam bu kitaptan koyacağım öyküler: Gençlik, Otlakçı, İki Kadın, Ev Ona Yakıştı.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 1: Ayaşlı ve Kiracıları, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1983
1934 yılında yayımlanan roman (yazarın tek yayınlanan romanı) 1946'da CHP Roman Ödülü kazanıyor. 1945'de CHP sekreterliğinden ayrılmış, 1946'da yeniden saylav (milletvekili) seçilmiş... Kendini gizleyen, değişik, kapalı imzalar kullanan Esendal gerçekten yakın tarihimizin (20.yüzyılın) ve insanımızın boydan boya tanıklığını yapmış, büyük bir yazar... Onun tek eksikliği bazı öyküleriyle Çehov düzeyine ulaşsa da, Çehov'dan sonra yazmak bence...

İstanbul'dan kopanlarla oluşan Cumhuriyetin prototipleri bir apartmanın odalarında buluşuyor ve kurucu tiplere ilişkin ilk ipuçlarını veriyorlar. Kadınların içinde büyümüş. Cumhuriyet'in idealleriyle bütünleşmesi tıpkı Güntekin gibi: eleştiri hakkını koruyarak ve onu kıskançlıkla koruyarak. yaşam denli kolay benimsenmesini sağlıyor yapıtlarının. Gevenli Hacı(1916) Mendil Altında. Memduh Şevket. ilk kez 1983’de yayımlanan roman Türk yazınının Esendal'a özgü en sağlam konuşmalarıyla (diyalog). O kadın dünyasının insanı.. Sinema(1926). Oysa bu kolay algılanırlığın gerisinde yoğun bir çaba olduğu anlaşılıyor. Hayat Ne Tatlı(1924). Avni Hurufi Efendi(1925). Ne kadar güzel bir şey olur yapıtlarıyla da bütünleştirerek. Yakup Kadri Panorama'da ulusal ölçekte ve sanırım daha başarılı bir biçimde bunu yaptı.. kadınları bir kadın gibi içselleştirmiş... Çehov etkisi çok açık. Esendal'ın duygulanımları bir yana koyan hekim tavrı. özellikle 40'lı yıllarda yazdığı öyküleri dil ve yapı yönünden farklılaşıp zenginleşiyor. Şunu söyleyebilirim. Selim İleri gibi... Kurmacalarında sahne etkisi belirgin.Muzaffer Uyguner. Acaba Esendal'ın buluşundan (değişik katmanlardan tiplerle topluma ayna olmak) esinlenmiş midir? Türk romanı içinde önemli bir yeri var bence bu romanın. Ana baba.. Bilgi yayınları. onlarla konuşmuş. Görüntü olarak algılanabiliyor bazı anlatıları. Türk yazınının en güzel öykü örneklerini veren ve öykü zincirimizin en kalın baklalarından birini oluşturan büyük yazarımızın bu derlemesinden kendi seçtiklerimin adlarını aşağıya almaktan başka bir şey yapmayacağım.. Bu yüzden yapıtlarında kadın fışkırıyor tüm özellikleriyle.... 1983 Esendal'ın sağlığında yayınlanan 2 cilt öykü derlemesinden sanırım ilki. *** Esendal. Saide. Yakup Kadri. dinlemiş.. bu denli güzel konuşma (diyalog) başarılamazdı yoksa.Dille yaşamı en küçük ortak paydada buluşturan (minimalist) yazarımızın yaşamı yapıtı denli ilgi çekici bence. Reşat Nuri. yazarlarımızı (Halit Ziya. Ayaşlı ve Kiracıları'nın sevgiyle ele alınsa da eleştirel bir çizgisi var dönemiyle ilgili olarak... Esendal zengin. onları içerden tanımış. Dil (Türkçe) Esendal aracılığıyla kendi zenginliğiyle buluşuyor bence. Ed. BE 2: Vassaf Bey.. Üzerinde yeterince çalışıp geliştiremediği için yayımlamadığı.) tarihsel bağlamları ve uzamları içerisinde dizi filim yapmak. dedikodu yapmış.. ilgiyi bu taslak durumuyla bile hak ediyor.. *** ... bereketli bir toprağın (malzemenin) üzerine basıyor. Mehmet Rauf. Bilgi yayınları. 1937'de Kabul'den (Afganistan) kızına yutarcasına Çehov okuduğunu yazmıştı. 1920'lerden sonra. BE 4: Mendil Altında. Kızımız. Memduh Şevket. 1983 Esendal'ın yarım kalmış bir başka romanı da bu. ama yanılmıyorsam daha sonra.. hatta feminist denebilecek (bu nedenle öncülerden) yaklaşımı ve duruş alışıyla. *** Esendal. Ed. Yeni başkent henüz oturuşmamış. İki Ziyaret(1928).. Halide Edip. Esendal'ın temel özelliklerinden biri de iyice belirginleşiyor.Muzaffer Uyguner. Haşmet Gülkokan(1942)...... Memduh Şevket. vd. kadının Türk toplumundaki yeri ve arayışlarına son derece.

Darwin eleştirilerini serinkanlı ve akılcı olmaya çağırırken Darwinciliği de en azından aşırılık ve anlayışsızlıkla suçluyor. Metin. *** Kaçan. Bu derlemeden seçtiklerim: Bir Mübahase. Bilgi yayınları. İmar Hukukuna Giriş. kapsayıcı ve kavrayıcı bakışlardan biri. kaynak desteğiyle ayrıntılı olarak irdeleniyor. Adalara Vapur. Ruşen. Metin. *** Aydoğan. Everest yayınları. Şefikanın Hanımları(1947). Bu yollar Uzar(1947). Metin. Merrylwyn. etkinlikleri. Bir Akşamüstü(1947). Çok önemli (buldum).Esendal. Bilgi'deki 1980 baskıları (ilk baskılar) oldukça kötü. Yalnız. Dinsel ve bilimsel yobazlık diyerek eşdeğerleştirme uyanıklığı yapan yazar. Ed. İmge yayınları. Kum Saati yayınları. ‘bilim de eleştirilebilir’. hepsi bu. AB süreci ile özelleştirme. Kum Saati yayınları. Yeni dünya Düzeni: Kemalizm ve Türkiye 1. Burada günümüzü belirleyen küresel yapılar. 2003 . Sahan Külbastısı(1947). 1983 Uyguner Esendal'ı Türkiye'ye kazandırmış bence. 2002 AydoĞan'In yapItInIn ikinci cilti daha önemli. etkileme yol-yöntemleri ile Türkiye'nin bu yeni dünya düzeni içindeki yeri belge. 2003 Yapıt ülkemizdeki imar hukukuna en yetkin. *** Mengi. Büyük Baba(1919). Uğursuzluk(1924). BE 5: Sahan Külbastı. temel yaklaşımını. Sabuncu Osman Ağa(1923).. *** Aydoğan.. Yeni dünya Düzeni: Kemalizm ve Türkiye 2. Karısının Kocası(1948). Öğretici bir derleme. Özellikle son iki bölümü. 2001 Yine hiristiyan bakış açısına sahip yazar. Darwin ve Fundamentalizm. tezine dayandırıyor. Mevla Kavuştursun.Muzaffer Uyguner. Memduh Şevket. Can Yayınları. başvuru kaynağı olarak kullanılabilir. *** Davies. Ayşegül/Keleş. 2002 Güzel bir anlatımı olan Aydoğan'ın yapıtının bir özgünlüğü olmadığını belirtmeliyim.

Ayrıntı Yayınları (solculuğu) konusunda iyimser olmanın bir anlamı yok. Ama tümünden önemlisi tüm bu kurgunun arkasında insanların duyguları var. Benimle eşit olduğunu söylemeyen. *** Cunningham. bir örneklendiren tek odaklı imparatorluk'u (ABD) egemenlik yapısı olarak tanımlayan yazarlar. Woolf'u özellikle çağrıştırmayı amaçlamış duygular. *** Hardt. ama bir başka çizgide Woolf'un özkıyımından sonra onun Mrs. Marksist açıklama geçerli (dir). Yakın oldukları şey bir tür bireysel anarşizm. 1998'de yayımladığı Saatler (The Hours) 1999 yılı Pulitzer ve Pen Faulkner Ödülünü kazandı.. Dünyayı Değiştirmek Üzerine. Çünkü seçenek aramadan önce eski paradigmanın tükendiğinin. Michael. Dalloway adlı romanını okuyan ve okudukça özkıyım izleği çevresinde tedirginleşip yabancılaşan Kaliforniya'lı bir başka kadının (Laura Brown) öyküsü de var. Küreselleşmeyi kaçınılmaz imparatorluk odağında yeniden temellendirmeye ve tanımlamaya çalışan yazarlar bence Marksizme yakın değil. kurtuluşu geleneksel söylemin dışında yeni bir anlayışa dayandırmak istiyorlar. İmparatorluk. bir yandan New York'da Clarissa yakıştırma adlı bir kadının biraz Mrs.M. Michael. Ayrıntı Yayınları. Bence şu: 'Artık bu dünyayı kaldıramıyorum!'. 1999 . Porto Allegre'de de haklı olarak dışlanan yazar (lar) ve yapıtları çok da önemli değil. geçersizleştiğinin kesin ve yaşadığımız dünyayla örtüşen kanıtlarını görmek gerek.Uyanıkken kullanılmış bu esriklik. Ayrıntı Yayınları. bir tür teşhircilik. uzaklar. Alıntıları yazmayacağım. Saatler. uçuş dilinden okudukça soğudum. Üç zamanlı bu kurguda kişiler arasındaki ilişki sürprizli ve oldukça etkileyici. *** Löwy. 2001 Bu yapıt beni düşkırıklığına uğrattı ve ülkemizde tanıtımın kimi güçlü ellerde nasıl bir saptırma işlevi taşıdığı konusunda uyardı. Can Yayınları. Dalloway'den esinli güncel öyküsü izleniyor. tarihin bittiği günümüzde üst belirleyen. Ben öyle görüyorum. Kanıtlar hala eskiye gönderme yapıyor bence. Bir yandan Woolf'un (Virginia) özkıyımı verilirken. tartışmayı reddeden bir metine saygı duyamam. Sıcağı sıcağına Türkçeye başarıyla çevrilen (İlknur Özdemir) romanın ilginç bir kurgusu var./Negri. havası) diğerleri arasında. Başkalarının zamanı ve parasına saldırının edepsizce olan bu türü. başkaldırı. 2000 Cunningham 1952 doğumlu ve Amerikalı. orada bulunmaktan başka bir neden içermiyor. Onlar ne yaptıklarını biliyorlar. A.. Geçmişin emperyalistler arası çatışma olgusunun yerine. Ben'e kitlenen tüm anlatılar gibi (çok da umurumdaydı.

gelecekte bir İstanbul depreminin devinime geçireceği uluslararası politik dengeleri ve yeniden bir kurtuluş savaşının önkoşullarını akıcı bir kurgu içinde. Luxemburg. panoramik izlenim doğurarak Yakup Kadri'nin denediği yaklaşımı olumlu bir örnekle ortaya koyuyor. Dostoyevski'nin Yapıtlarında Tür ve Olay Örgüsü Oluşumunun Karakteristikleri. Gramsci. Ayrıca Weber. Gece. Bu romanın Türk roman geleneği içinde getirdiği açılımı küçümseyen yazın eleştirimiz. Lukacs. ulusal sorun konusunda marksizmin tarihsel bakışını irdelemektedir. Mithat Cemal. . Mikhail.Löwy'nin önemli Marksist dergilerde yayınlanmış yazılarından bu derleme Marksizmin dinle ilişkisini Latin Amerika örneğinde yeniden sorgulamakta. Ed. Görüntüsel yetkinliğinden ötürü değil. Oğlak Yayınları. Om Yayınları. sağıyla soluyla sınıfta kaldı yine. ama sahnelerin çerçevelenmesinde geniş ufku.. Dilbilim. *** Bakhtin. çoksatış mantığına yakın durarak verip uyarma (!) görevini yerine getiriyor. Romanda Zaman ve Kronotrop Biçimlerine Ilişkin Sonuç Niteliğinde Kanılar. 1998 Kuntay'ın tek romanı. Karnavaldan Romana. Edebiyat Teorisinden Dil Felsefesine Seçme Yazılar altbaşlığı taşıyan derlemede. Marx'ı arkasına alan Löwy'nin Engels'i eleştirisi ilginç. *** Kırıkkanat. Romanda Söylem. Michel. Belki gereken dikkati veremedim. Sibel Irzık. *** Lequenne. Benjamin üzerinde tek tek durarak Marksizm içi arayışını sürdürmektedir. sahne tasarımı ve kurgusundan ötürü.. Üç İstanbul. Filoloji ve Beşeri Bilimlerde Metin Sorunu: Bir Felsefi Analiz Deneyi yazıları yer alıyor. Raşit Çavaş. Yazın Yayınları. yaşasaydı iyi bir sinemacı olurdu sanırım. Mine G. 2000 Troçkist yaklaşımlı Lequenne'in yazıları çok şey anlatmadı bana. Bakhtin yeniden ve tüm yazılarıyla okunmalı. Romanın kökündeki karnaval'ı Dostoyevski'ye bağlayan. Ed. Epik ve Roman. 2001 Bakhtin'le olağanüstü bir tanışma. 2003 Kurmaca roman.. Ne yazık ki alıntı yapamıyorum. Beyoğlu Noterlik deneyimini tanıklık olarak üç önemli tarihsel döneme yayabilen Kuntay. Marcuse. Bir Gün. Lenin. Marksizm ve Estetik. türsel gelişimin çokboyutlu irdelemesini yapan önemli bir çalışma. Gülmenin Tarihinde Rabelais. Ayrıntı Yayınları. *** Kuntay. Yazınsal düzeyi Türk yazını sınırlarını aşmıyor kuşkusuz.

burkanın içindeki o hiçliğe bir yürüyüş olur. güce tapınan yanına düşürülen güçlü bir ışık bu roman ve anlıyoruz ki belki de yeryüzünde eşsiz Türk ırası. Murathan.ve kötü. bir şeyde ilk oluşundan. Can Yayınları. Adnan Türk yazınında bir tip'e çok yakın duruyor.. Yapıyla içerik karşıtlaşıyor yer yer. Bu anlamda yer yer okuru aynaya bakarken kendini görmeye zorlaması hoş aslında.Bence Türk yazınının bütün en iyileri gibi önemini yazınsal gücünden değil. kadın-erkek ve aldatma üzerine bir roman. özgüllüğünden ya da ne bileyim kılavuzluğundan. bu özelliğiyle.. eleştirisinin gücünden. 2000 Özünal'ın nehir roman öyküsünü (geniş zamanlı ve çok kişili) 100 sayfaya sığdırması için hızlı ve özel bir teknik kullanması gerekiyordu ama çoğu okur için hız biraz fazla. Ona gelinceye değin belki de ilk örneğini verdiği. *** Gülsoy. Süheyla'yı unutmayalım. Alayın Kızları. doğru görünüyor. 2004 Gülsoy'un son romanı sanırım. yok olunur (aynı zamanda var olunur mu?) Mungan'ın şu dediği ve deyişi güzeldi: kadının olmadığı. bilgilendirme yeteneğinden.. Dürüstlük zorlaması var romanın. Ha. *** . sahte. Murat. Kuşkusuz kurgu oyunları öne çıkarılıyor. İlk basımı: 1938. yitiriyor sonunda. Bu Filmin Kötü Adamı Benim. izlenebilir. toplumsal yaşamda yalan'ın yerine ilişkin irdelemesi benim için özel bir anlam taşıyor. varlık da siliniyordu (çölün tozu). Yeni yazarlarımızdan. ama Belkıs'ı. Son yılların moda romanlarının bir özet toplamı gibi. Küçük burjuva içten pazarlılığı yeniliyor. Baba-oğul izleği çevresinde bir yaşam sorgusu.. yalan'ın sergilenmesinin Türk yazınında son olağanüstü örneği ise. vb. tanıklığından. Tahsin Yücel'in Yalan'ı. deri değiştirilir. *** Özünal. Soluklanamazsak düşünemeyiz. Yazar bunu böyle istediğine göre. silindiği yerde erkek de. Metis Yayınları. Ben Tahsin Yücel'i Kuntay'a bağlamakta hiç duralamayacağım.. ikili. Çador. 2004 Mesel diliyle Akhbar'ın yurduna (ana kucağına) dönemeyişinin bilge öyküsü (doğulu söylemi biçem olarak seçiyor yazar) karanlığın derinliklerine. yani. Gülsoy. Kuntay'ın ekonomik dilinde şimşek aydınlatmasına yakın buluş tümceler var ki çok büyük yazarlarımız bile dilde bu yüksekliğe tırmanamamıştır.. *** Mungan. Türk insanının kaypak. Gülsoy'un anlatı çabası bu nedenle yerinde. alıyor Üç İstanbul'da. (çölde yılan gibi ya da travesti) burka giyilir. Can Yayınları. Mucize. aldatmaya ve aldanmaya bunca teşneliğiyle.

bir temel atma töreni çerçevesinde. İyi mi. 2003 Biraz önyargıyla başlamadım desem yalan olur İma Kılavuzu'na. Dergah Yayınları. Dergah Yayınları. Yapı Kredi yayınları. bu uzun öykü. çözümlerini çözümsüzlükleri içerisinden üreten. . A’dan Z’ye Cahit Külebi. Mustafa Şerif.. yer yer beğendiğimi de söyleyebilirim. *** Kutlu. Om Yayınları. Ama o kadar. Yazar anlatıcının yer yer Yunan korosu gibi davranması da Haldun Tanervari bir çeşni vermemiş değil anlatıya. Yeni çalışmalarını da izlemeli. Keskin bir zekaya işaret (her şey işaret zaten) eden ayrıntılar. Gelir Uçurumu.. *** Sönmez. Büyük bir anlatıyla karşı karşıya değiliz kuşkusuz. Murat. *** Kutlu.Yalçın. Bana kalırsa Kutlu'nun yaptığı bir tür devrimci romantizm. tanıklığa çağıran. 2003 Mustafa Kutlu sağdan bir yazar. Önemli bir yazar olduğu biliniyor. başyapıtlar olmasa da bizim yaşantımızın daha gerçek ve doğru bir tanıklığını. Son yapıtlarından biri. nereye değin?. eleştirerek ve mizahla yapıyor. yitirmiş ama kazanmış. kötü mü. 2004 Kutlu'yu izlemeliyim. Mustafa. Mustafa. ince ve eleştirel bir mizahla aktarılıyor. Rüzgarlı Pazar. *** Onaran. Günümüzde taşra kasabasına dünyanın yansıması. 2001 Yenal'ın yapıtını tümleyen bir başka önemli çalışma. Önemli. Köpüğün içerisinde yaşam saydığımız şeyin dışında akan bir ırmak var. önerilen evreni kurma işini okuyanın düşgücüne fena halde bırakıyor. Yazdığı. Büyük kentin dışına çıkması çok iyi kuşkusuz Kutlu'nun. hatta kazanacak olan. İma Kılavuzu.. Yapı Kredi Yayınları.. 2004 Külebi hakkında fotoğraf destekli küçük bir çalışma. Yaşadığımız krizlerin doğası ortaya çıkıyor bu araştırmalarla. Ama sonra sardı. Mustafa. Tufandan Önce. Sayılarla Türkiye'nin yakın geçmişinin gerçeğe yakın bir fotoğrafı veriliyor. Büyük emek ürünü ve uyarıcı.

geleneksel yazın tarihçiliği ve dizgeli tanıtma başlığı altında değerlendirilebilir.*** Uyguner. Esendal üzerine en derli toplu kaynak. Bunu Uyguner'i dışarıda tutarak söylüyorum. Yakup Kadri Karaosmanoğlu hakkında.vd. Emeğe saygılı bir tutumdan eleştirellik beklemek yanlış olur.. olamazdı da. ne denli dayanırdı. Muzaffer. ‘Adıvar'ın dili çok eleştirilmiştir. Halide Hanım adına bir bildiriye dönüştürülmeseydi.. 1993 Uyguner'in Reşat Nuri Güntekin'i tanıtan el kitabı. Aslında Türk yazını Uyguner sayesinde Esendal'ı görebildi. Uyguner’in bu dev çabasına rağmen. Eğer Halide Edip. *** Uyguner. Fethi Naci onu yazın tarihimizde tam yerine oturtuyor. tartışılır. Halide Edip Adıvar. Derlitoplu bir tanıtım olmanın ötesine kuşkusuz geçmiyor. Altın Kitaplar Yayınları.. Uyguner.. Muzaffer. 1991 Sanıyorum. özet ve tartışmalar üstü bilgileri veriyor. Yine de Esendal bana hep 'geçiştirilmiş' gibi geliyor.132). Altın Kitaplar Yayınları. 1992 Muzaffer Uyguner'in Halide Edip Adıvar üzerine bu inceleme ve derlemesi. Üstelik öğretmen ve öğrenci kitlesini öncelikle hedefleyen böyle bir çalışmada. diyemiyorum. Sıradan ve sınırlı bir okurluk için yeterli. yapıtları neye.) *** . Reşat Nuri Güntekin. oysa doğal bir roman dilini de Halide Edip Adıvar yaratmıştır' (s. Memduh Şevket Esendal.. bu bozuk dilin de bir biçem özelliği oluşturduğunu söylemesi (Karaosmanoğlu. kazandı. Muzaffer. Yine de Uyguner yansız. (Yanılmıyorsam toplu basımını gerçekleştirdi. nezaketin sınırlarını aşıyor bana kalsa. Adıvar konusunda herkesin ortaklaşa uzlaştığı eleştiri. Ama kimilerinin. Bence Tahir Alangu. diyor. Yakup Kadri Karaosmanoğlu. derli toplu. dili. Yargı yok. Altın Kitaplar Yayınları. çok bile. nesnel bir tutumla Halide Edip Adıvar'a geçmişte yöneltilmiş belli başlı eleştirileri de yapıtına koymuş. *** Uyguner. 1993 Uyguner'in yardımcı yapıtı. Buna karşılık Ahmet Kabaklı gibilerinin övgüleri de yeterince anlamlı. İlginçtir. yazınla yaşamı birbirine bu denli karıştırmasa ve her yazdığı şey. Muzaffer. *** Uyguner.).. Altın Kitaplar Yayınları.

Ama güçlü duyguları kurgu ve tiplemelerini gölgeliyor. Altın Kitaplar Yayınları. Örik romanı üzerinde düşünmüş. Bu. romanda. 1999 İşte bir tansık (mucize) daha. Sultan Hamid Düşerken.. kurgu sorunlarını berraklaştırmış. çünkü her şey fazla(ya göndermeli). Öte yandan Ziya Öztan sinema uyarlamasında çılgın sevişme sahneleri varmış. tip.. Ed. Sanırım 1927'de yayımlandı ilk. Bir mücevher. çarpıcı öyküler ve Fransız yazınının açık etkileri. Eksik hiçbir şey yok. Sait Faik Abasıyanık. Nahid Sırrı. (onun kendine özgü) yaklaşımından geriye bir şey bırakır mı? Romanın kendi buna karşı duruş değil mi? *** Örik. canlı. Sabahattin Ali. 1992 Sabahattin Ali hakkında derli toplu bir kaynak. *** Örik. çünkü diyebilirim ki herşey eksik.. 1983 Sait Faik için çok iyi bir değerlendirme yapıtı. değişik toplum kesimlerini romana taşımış (maden mühendisleri) biri Örik. Oğlak Yayınları. Bence onun ökeliği kurgu yeteneğinde. Oğlak Yayınları. M. *** Uyguner..Uyguner. Anadolu'ya açılmış (Zonguldak). sonra yetkin ve ekonomik bir dille tarihi yontmuş. Kıskanmak. Muzaffer. Nahid Sırrı. Batı klasikleri düzeyinde ve aynı yaratma mantığına (poetikasına) dayalı. Öğrenci işinden öteye. zikzaklı duygu dünyasında yer yer canlı kanlı sahneler yakalayabilecek derinlikler barındırıyor. Yorumsuz. Nahid Sırrı. Özet de olsa. Muzaffer.Kayahan Özgül/Vahide Bilgi. BH 2: Kırmızı ve Siyah. Erkeklere tutkulu ve kadınlara acımasız Örik. Türk romanının bence 10 doruğundan biri. yapı. Altın Kitaplar Yayınları. 1994 Hiçbir yapıtında Abdül Hamit Düşerken adlı romanındaki düzeyi yakalıyamıyor bu ilginç yazar. özellikle öykü seçmeleriyle bence bu tür bir çalışmanın ötesine geçmiş Uyguner. . 1996 Duygu yoğun. Oğlak Yayınları. *** Örik. belki de doruğu. İçinde fazla olan bir şey yok.

2. Sonuç tüm bu ilişkilerin özüne yerleşen 'yetkeci bir erk yapısı'. 1996 Bu kitabında özyaşamöyküsel öyküler baskın. postmodernist yaklaşımlar içerse de verdiği örnek çözümlemelerle.. M.' Cook'a göre önemli olan müziğin imgesel nesneleriyle onların simgelediği zamana bağlı deneyimleri karıştırmamaktır. onun hakkındaki düşünüş biçimindedir. Papirüs Yayınları. müziğin kendisinde değil. Hayali Bir Nesne adlı 4. M. Ve arkasından sökün eden koca bir yazınsal-söylemsel mitoloji. Eğitimde böylece kuram öne geçer. oysa müziğin yapılmış bir kültür ürünü olduğu söyleniyor. bu ilginç ve tartışmalı yapıtında.. Nicholas. bölümde. *** İpşiroğlu. Alımlama: Resim. Bir Kriz Durumu? (3. 2000 Bu nefis ve oldukça yalın yapıt. Kabalcı Yayınları. vb. Beethoven biçimlemesinden yola çıkarak (bu biçimlemeyi besteci-yorumcu-dinleyici üçgeni ya da bağlamında düşünmeyi de atlamadan).. Müziksel Değerler adlı bölümde. . Nahid Sırrı. notasyonun müzik kültürünün belirlenmesi ve tanımlanmasında temel rolünü vargular Cook.. Kapak resimleri. BH 1: San’atkarlar.Kayahan Özgül/Vahide Bilgi.Ve 'Müzik Müzesi'. Nahid Sırrı. alımlama estetiği üzerine çok gerekli bir girişi simgeliyor. Oğlak Yayınları. Kriz. Kadın olumsuz varlık Örik'e göre. olanca soğukkanlılığıyla müziğin geleneksel okunma biçimlerini eleştirel yaklaşımlarla değerlendiriyor. *** Cook. müzikal bir ırkçılık var.. 'sözün müziği açıklaması' oldu. Nazan. Günümüzde. BH 3: Eve Düşen Yıldırım. Son tümce: 'Müzik yapılan bir şeydir. Porte notalaması müziği çarpıtır.Bölüm) mu sözkonusu. Oğlak Yayınları. Müzikle notalama arasında çatışma vardır. Bir başka sonuç: doğru müzik dinleme açısında giderek oluşan daralma. Ed.Kayahan Özgül/Vahide Bilgi. müzikle ilgili yerleşik ve kalıp yargıların doğallaşıp saydamlaşarak evrensel bir dil olarak göründüğünü. Ed.. reklam. *** Örik. Çok önemli olduklarını sanmıyorum. Müziğin ABC’si. Bölümde zaten (Beethoven'e Dönüş) tam da bu yerleşikleşmiş ve iktidar pekiştiricilerine dönüşmüş yargıları örnekliyor.*** Örik. Cook'a göre bir ayrımcılık. 1999 Cook. Dağılan bir aile. 1998 Özellikle Eve Düşen Yıldırım uzun öyküsü etkileyici. Beethoven'le gelen sözsüz müzik geleneğinin doğal uzantısı haliyle.

Yerçekimi çağırdığında. kültüraşırı bir yanlış anlayışın da aracı olabilir. İdeoloji aracı olarak benzersiz güçlere sahiptir. başlangıç noktası olarak. ağlatacak kerte komikliğin öyküsü.. Müziği hem duymalı. *** Michel.. müzik bilgisinin süzme işlevi gördüğünü (olumsuz anlamda). 1998 . Tam Bir Muhalif: Refik Halit Karay. Temel Yayınları. ölmektir doğru olan (dolayısıyla öldürmek).. Pamir Bezmen. sanatın tarihinin aslında dünyaya bakış açılarındaki değişimin tarihi olduğunu. hem okumalıyız. Nihat. belki de uymak yerine. Bir cesetin yolculuğu. Nihat.. Nicholas. bölümde (Bir Temsil Sorunu) yazar. Akademik bakışın eleştirisi. Daha sayabilirim. Türkiye ile de yakın ilgili. Yunan tragedyalarına özgü keder duygusuyla çağdaş kurgulama tekniklerini çok özel bir konuda (Girit'in yakın tarihi) buluşturuyor. bir. Miras. çok yerde iyi olsa da. Ed. Ve Sonuç'ta Cook. Nicholas. yazında başkalarında eksik olanı tamamlamaya yatkın öğretmen kibirine yol açar ki. Everest Yayınları. Bezmenlerin saygısız tutumlarının verdiği zararları ayıklarsan geriye belki büyük ya da önemli bir yazınsal yapıt kalmayacak. hangi yolla olursa olsun müziğin kullanımı ve içselleştirilme biçimini almak gerektiğini söylüyor.5. Gerçekte bir Dünya yurttaşı. durakları ve arkasında dur duraksız uçma duygusu. PMR Yayınları. Bu yapıt ne bakımdan önemli? Yaldızlanmış Batı politikalarının yaldızlarını kazıyor. 2000 Stavroulakis Yunanistan yurttaşı bir Yahudi. üç. ama bu iyi yazarlığın koşulu bile değil. Müzik ve Cinsiyet adlı 7. Stavroulakis. Türk yazininin geldigi bu noktada bu türden yazilar cesaret bulamamaliydi ortaliga dökülme konusunda. iki. *** Karaer.. Hümanizma ruhu taşıyor. 6. müzik kültüraşırı bir anlayış aracı olabiliyorsa. Lavanta Lavanta. Hangisi olursa olsun tüm dinleri eleştiriyor. (Kendisiyle tanıştım). Müzik kendini doğal gibi gösteren par excellence bir yapıdır. Emilie’nin Son Yolculuğu. diyor. *** Behram.bölüm. Behram dürüst bir devrimci. müziğin ideolojik boyutunu irdeliyor. 2004 Behram'ın okuduğum ilk yapıtı. Doğan yayınları.. 2004 Yaşar İlksavaş'ın güzel çevirisiyle bu genç Fransız yazarının ilginç bir romanı. ama sanırım bazen bundan daha önemli şeyler sözkonusu.bölüm Müzik ve Akademi. *** Stavroulakis. İnancına çok güvenmek. Behram'ı benim için de katlanılmaz yapan bu. Yaşamlarımızın özündeki rastlansallığın ve bundaki inanılmaz basitliğin.

*** Güngörmüş... *** Chomsky. *** Güngörmüş. Yakup Kadri'nin yaşamıyla yapıtını örtüştüren.. İzlemeli.. *** Geras. Ruhçözümsel yaklaşımı özellikle dikkate değer. Nilüfer. 4. 1.. itilafçı ve milli mücadele karşıtı bir Osmanlı bürokratı ve gururlu biri. 2001 Türk yazınbiliminde. Nilüfer. mülkiyeti ve amaçlılığı.. eski bir doktora çalışmasi (1960). İstanbul çanağı içerisinde ve o çöküş yıllarında daha fazlasını beklemek de haksızlık olur muydu. 2002 . İlginç.süzgeç: Reklam ruhsatı. Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir? Minerva Yayınları..Karay büyük bir öykücü.. 3. çünkü birçok örneği var. emek verilmiş örneği yapıt. bilmem. 2.süzgeç: Medyanın haber kaynakları. 5. Birikim Yayınları. Norman.süzgeç: Bir denetim mekanizması olarak anti-komünizm.süzgeç: Ayrımcı yaklaşım ve propaganda kaynakları. 6. *** Akı.. A’dan Z’ye Sevim Burak. 2003 Bu ilginç insan ve yazar hakkında (Sevim Burak) belgeler ve bilgiler. diyebilirim. Patika Yayınları.süzgeç: Medyanın büyüklüğü. Büyük A. öyle sanıyorum tüm yetersizliklerine karşın eşsiz bir çalışma. Edward S. Daha önce az denenmiş bir anlatı dili. Noam/ Herman. ama yapıtı yazardan ayırabilme başarısını da gösterebilen tek örnek. Yazınbilimsel eleştirinin bilimsel ipuçlarından.süzgeç: Tepki ve yaptırımcı kurumlar. Marx ve İnsan Doğası. 1999 Chomsky'nin bu güzel araştırması benim duygularıma da karşılık geliyor. Chomsky medyanın nasıl işlediğine ilişkin bir model kuruyor ve bunu sınıyor. Son zamanlarda okuduğum en iyi öykü kitaplarından. Olmazdı. Burak'ı okumalı.. Yakup kadri Karaosmanoğlu. 1999 Tek yapıtı mı bilmiyorum. Yapı Kredi Yayınları. sezgisel dolayımlar biçiminde de olsa yararlanmanın.. İletişim Yayınları. Niyazi.

Nursel. başkaları için.. İletişim Yayınları. İletişim Yayınları..Geras teknik bir konuyu ele alıyor ve Tezler'deki Marx ifadesinin (insan doğası?) özsel bir içeriği olmadığını kanıtlıyor. 2003 En büyük Türk ozanlarından biri. Bir tür yalvaç. şiirler ve bir yaşam. BE 7: Eylembilim. Belki şöyle ya da böyle yaşamdan (ışık) kuşku duyamayız. Bir tür genel görelilik kuramı Oyunlarla Yaşayanlar. diyebilirim. Bence oyunu özel kılan kişisel (öleceğini bilmek) dramıyla oyun arasında kurulan bağ.. Oğuz. bir karnaval (Bakhtin) yapısında. belgelik. Kestiremeyiz. *** Atay.. Tüm Atay yapıtını Kafka'nın Değişim'i altında toplayabiliriz bence. Ondan çok. Bu nedenle onun kahramanları (anti mi demeliydim?) birer iki yüzlü (Stevenson) kahramanlar. her okurunu ayrı ayrı bilek güreşine çağıran çok az yazar gördüm: Atay bunlardan biri. Atay.. Oğuz Atay için aslında. Anılar. BE 1: Tutunamayanlar. Kıyamet duygusu yaşatıyor. göreli. Bana kalırsa insanı Sait Faik'ten daha çok seviyor Atay. Kıyameti erkene alıyor o. Yapı Kredi Yayınları... Atay benim yazarım. Ulusal ölçekte sıraladığım Türk yazını 30 yıl önce Oğuz Atay'la uluslararası bir ölçeği yakalamış ve ben bunu 2004'de bulguluyorum. dikenlerini sivriltmiş.. Her okuruna ayrı ve birebir ayna tutan. *** Duruel. Büyük oyun içindeki oyun içindeki oyun içindeki. *** Atay. gelenekler.. fotoğraflar. ama şöyle ya da böyle. Atay yapıtları bir diller. Kendini yok etme pahasına herkesle ayrı ayrı savaşmaya hazır.. konformist balonu patlatma işini sürdürüyor. BE 3: Oyunlarla Yaşayanlar. 2003 Atay'dan bir başyapıt daha ve tek oyunu. Bugün ülkemizin dünya çapında bir yazarı var. İletişim Yayınları.. hem de herkes için. . Taşların yeri değişiyor. 1984 70'lerin başında yazılmış bu roman için utanılacak bir gecikme. 1998 Eylembilim'i ikinci okuyuşum. Atay'ın yetkin ve ökece kara alayı insanı (orta sınıf özellikle) alışageldiği yerlemlerinden (koordinat) zıplatıyor. Oğuz... *** Atay. Bu büyük ve yarım kalmış yazarımızı yürekten selamlıyorum. etik kurucu diyebilirim onun için. Oğuz. parodik yansıtmalar. Vaad ettikleri açısından bir büyük yitik gibi görünüyor. Cemal Süreya hakkında hazırlanmış hoş bir derleme. Cemal Süreya. Ama oyunu (metni) değerli kılan bu değil.

. Ama şunu bir okur olarak içerden duyumsadım. Onu anlamak ve yitirmek için. ardılı bence onun düzeyinde yok.. Kenarda kalmış. Oğuz Atay'dı o. İletişim Yayınları.. buradan geliyor. ama Atay'ın bakışı içinde. Ondan beri. tüm kurguları.. Atay'ı genellikle indirgediler. tıpkı Moby Dick. Oğuz. tüm yapıları ve tüm bir anlatıyı içeren ve aşan bir deneyim. 2003 Belli bir dönemde yazdığı günlük. Ulysses'in yanına rahatlıkla konur.Tutunamayanlar'ın da birkaç düzeyi var bence.. Oğuz. Küçük kentsoylu (burjuva) bunalımı demek de (pek çok Türk eleştirmeninin yargısı) Atay'ı çok hafife almak olur. bu roman benim öykümdü. BE 2: Tehlikeli Oyunlar. Neyi gördüğünü bilmiyorum. Oğuz Atay'a. Atay bir deney gerçekleştiriyordu. uyumsuz. Oğuz Atay'ın da. sürgün. bilmiyorum.vb. Yazınımızın bir sapınca gereksinimi vardı.. kendi sığlıklarıyla oranlı olarak çok sığ yorumladılar. . İletişim Yayınları. dünya yazınının da başyapıtları arasına oturttuğum roman için (ki kalan yaşamımımın başucu yapıtıdır ve kafamla birlikte her yerde olacak. zaten oldu da. Baktığı zaman herkesin görmediğini görecek denli kör Atay. sen neredesin okur. rastlantıyla doğmuş değil. Türkçe de burada yeniden yaratılıyor. ironi. metinlerarasılık. Don Quijote gibi) çok yazmayacağım (ama konuşabilirim). tüm biçemleri içeren ve aşan bir biçem. İlginçtir... odak kaydırma teknikleri. belki boyunu aşarak (ama üstesinden geldi): tüm dilleri içeren ve aşan bir dil. Eleştirimize gelince. yapıbozum. uçuk. Sterne'le karşılaştırılabilir. 1984 Bu evrensel çapta büyük yazarımız yitirildi. Türk yazınında öncülü yok. çoklu anlatı. İlk kez biri için Don Quijote adını kullanacağım.. Bunun da olabileceğini gördük böylece. Şimdi sanırım bir sonraki derse geçebiliriz. Yazın dünyamızın bunda büyük payı var. Demek romanımız durmuş. Tehlikeli Oyunlar ve Oyunlarla Yaşayanlar için bir açımlama diyebilir miyiz. Okura değil yazın adamlarımıza seslenmeliydi. Atay ben buradayım. yeraltı insanı.. bizim gibilerin. Yergi. diyordu.. İnanılmaz düzeysizlikte imiş ve hala öyle.. tüm konuları. görme üzerine sağlıklı insanlara (hemen unutacakları) pek görkemli bir ders veriyor. BE 6: Günlük. erk karşıtlığı (kendiliğinden). Onun sayesinde kendine bakabilir. Ben bu Türk yazınının doruğuna. üretilebilmiş bunca şey hala onun gerisinde. belki yanlış değil. ayrıca da kendimi yetkili göremiyorum. *** Atay. görebilirdi. Onun özöyküsü neydi kimbilir? Ölümün adım adım yakınlaşan bilincine de sığmazdı bence. bir bağlam'a derinden gömülü ve diğerlerinde olmayan sarsıcılığı da yapıtının. Bana kalırsa Atay'ın tutunamayan'ı Camus anlamında bir uyumsuz da değil. eleştiri. *** Atay. Her iki yapıt da çok başka akaklarda seyretti sanırım. rastlamadım. Swift'le.

çünkü ülkemizin siyasal. Bildiklerimizi yararcı ve gerçekçi bir yalınlaştırma ve dizgeselleştirme yöntemi ile kullanılabilir duruma getirerek. Cumhuriyet Yayınları. ama onun poetikası altına girmez. Psikanalizin sınırları içinde duruyor Demiralp ve bu Tanpınar'ı doğru görmesini (tümüyle olmasa bile) sağlıyor. Beğeni sıralamam: Korkuyu Beklerken. Oğuz. BE 4: Korkuyu Beklerken. toplumsal. 2001 Tanpınar hakkında okuduğum en iyi çalışma ve çözümleme. Oğuz. sonra Tehlikeli Oyunlar. Demiryolu Hikayecileri-Bir Düş. Babama Mektup.. Kutup Noktası. Önemli bir kitap. İletişim Yayınları. Alfred. Ve hiç kuşkusuz. Oğuz. Bir Mektup. 2004 Oğuz Atay tıpkı Tanpınar gibi Türk öykü yazınının da başyapıtlarından birine imza atmış (bu benim için bir buluş). Unutulan. İletişim Yayınları. Çürüyüşten Dirilişe.. Dost Yayınları. Atay'ı değişik yapan bence onun ilk kez bulduğu açı. Gerekçeleri kuşkusuz var. Benimsemeden yazdığı. köpükler saçarak ve nefretle günlük (sözün en gerçek anlamında) siyasetler üzerine ağız dolusu tartışanların bu tür şeylere gereksinimi yok elbette. tüm topluma (her sınıftan.teğet geçip gitmeyenler için. Beyaz Mantolu Adam.*** Atay. BE 5: Bir Bilim Adamının Romanı. her türden) bir başlangıç (referans) noktası sunması önemli.. ruhsal. Ne Evet Ne Hayır. *** Atay. İnanılmaz gürültülerle. Tahta At. Bildiğimiz şeyleri yinelemesi değil önemli yanı. *** Demiralp. Kafkaesk esintiler taşıyan Atay öyküleri bize ve ekinimize çok uzak da değil. Zevkle okudum. 1999 . Matematik Üzerine Diyaloglar. 1987 Atay'ın öneri üzerine Mustafa İnan'ın yaşamını romanlaştırdığı yapıtı başarılı değil. Mümtaz.. *** Renyi. Yazınımızda da eşi bulunmaz bir eleştiri-çözümleme örneği. Yapı Kredi Yayınları. kendine ait değilmiş gibi duran bir anlatısı. ahlaki ve kültürel çürüyüşüne ilişkin somut (10) saptamaları ve çözümleri (20) içeriyor. 1999 Cumhuriyet Gazetesi'nin verdiği Mümtaz Soysal'ın 'Çürüyüşten Dirilişe' adlı yapıtını hemen okudum. Korkuyu Beklerken'i Tutunamayanlar’ın altına koyuyorum. *** Soysal.

se de pek çok şeyi daha iyi düşünebildiğimi söylemem gerek. Üniversitelerinden yetişmiş Yeni Dünya Düzeni bendesi kimi aklıevvel dandiklerce. eğitici kadrolara büyük iş düşüyor. bölümde. Bunların akademisyen. tümden. Zevkle okunan bir yapıt. vb.olmaları hiç önemli değil. bu tür yapıtların kitlesine nasıl ulaşabileceği. *** Eagleton.Renyi (1921-1970) bir Macar matematikçi. Burunlarını saplandıkları boktan (Üniversite sınavları. ünlü. Terry.. 1980'lerden sonra Boğaziçi. 3. Can Yayınları. Doğrusu benim yaşıma seslendiği pek söylenemez.. olağanüstü. Yüksek bir bedel. Matematiğin felsefesiyle ilgili daha çok. Sonunu bulmak benim için işkence olsa da. Hem de zevkle. 1999 Enzensberger'in daha yeni satın aldığım (Mart 99) bu kitabını bir gecede okudum. Bülent Gözkan.. vb. Yalnızca ve yalnızca berbat ve sorumsuz çevirisi yüzünden daha ilk sayfalarda fırlatıp atmalıydım kitabı bir yana. *** . Özne Yayınları. yarışma ve kazanma. Öztürkçe bir sözcüğü Osmanlıca bir söylemin içine oturtmak onları tedirgin etmiyor ve buna zenginleşme diyorlar. Arkhimedes. Türkçe çeviri ve dizgi yanlışları yüzünden okunamaz durumda. model kavramı ve barış üzerine konuşuyor. kurmaca bir Sokrates-Hippokrates diyaloguyla temel matematik kavramları ve matematiğin nesnesi konu ediliyor. bölümde ise Galileo onu koruyan Bayan Niccolini ile bilimsel yöntem ve matematiğin evrensel açılımı üzerine konuşuyor. Matematiğe buradan başlamalı işte. Yazılarında (postmodernizmin gereği olsa gerek) tutarlılıktan kaçma en belirgin nitelikleri. Üç bildiriden oluşan yapıt. Bu (çevirmen) tip zararlı bir tırtıl gibi.. *** Enzensberger. İşlevi basit gerçekte. dil bilincini. ulusal düşünceyi yok ediyor ve evrensele ulaşma olanağını da. Sayı Şeytanı. Okullara. Hans Magnus. Bu saygısızlara ve saygısızlığa dur demek gerekiyor. Estetiğin İdeolojisi.. nasıl da savurganca harcandığını görmüş. 2. Kral Hieron'la. matematiğin yararı. Ed.) kurtarmaları gerek. Dili. bölümünde. 1998 Eagleton'ın estetik düşüncenin özellikle Kara Avrupası'ndaki felsefi ve ideolojik seyrini ana dönemeçleriyle verdiği bu yoğun yapıt.. Herkes sandıkları kadar aptal değil. Otuzbir çeksinler ama başkalarına çektirmesinler. bağlı olarak. buna tanıklık etmiş oldum. Sorun. vb. sevilmesini sağlamak. Kendi görüş alanları daraldıkça eğittikleri çocuklarınki bununla kıyaslanmayacak oranda daralıyor. Matematiği çocuklar ve gençler için korkulur olmaktan çıkarmak. üstelik insana bunların her yanı solcu-marksist olsa ne olur dedirtecek türden dandiklerce. Türkiye'de 1980'lere değin Cumhuriyet tarihi boyunca oluşturulmuş ve yükseltilmiş Türkçe dil bilincinin. Üç bölümlü kitabın 1.

canlı. 1998 Araya giren (Avrupa'dan Asya'ya dersem kuşkusuz çok abartmış olacağımı biliyorum) taşınmadan kaynaklanan uzun bir süreden sonra. 1998 İkinci cilt Ekim Devrimi’ni değil. Diyalektik bir tarih anlayışının parlak örnekleri sayfalara yansıyor. Ama her şeyi burada bulacaklarını sanmamalı. en temel parçacıklarından tutun da tümel örgensel varlıklarına varana dek. Henri. o arada kimilerinin taşıdıkları sinir dizgesi ve beyinle içinde yaşadıkları ortamdan kaynaklanan enerji değişimlerini önceden geliştirilmiş bir düzene göre örgütledikleri. Çizgilerle II. kişisel bir tanıklık. öncesini anlatıyor. 1999 Milliyet'in çizgilerle dizisi. ilişkiler toplamının bir alt bütününü betimleyen yapı'nın gerçekte Yapı olduğuna. Evrenin Oluşumu. başka bir deyişle ilişkilerin tümü olduğuna inanmaktır. Payel Yayınları. okunalı epey olmuş bu yapıt(lar) hakkında bir şey söylemek zor olacağı gibi. Ekim Devrimi. gösterilen bunca resim arasında doğrunun yakalanma olasılığı hiç de düşük değil. Birkaç alıntıyla yetinmeliyim. Çocukların. Birinci cilt Şubat Devrimi günlerine tanıklık ediyor. belki ikisinin de izlerini taşıdıkları başka bir şeye dayanıp dayanmadıklarını araştırmak gerekir. sonuçta söylenen bunca söz. *** Laborit. Acaba devamı yok mu? Stalin eleştirileri ilginç ve önemli. Lev. Lev. ama handikaplı. renkli. bu kadarıyla sakın ha yetinmemeli. *** Troçki.’ (62) . Yazın Yayınları. Diziye egemen olan anlayış çok tartışmalı olsa da.’ (26) ‘Temel parçacıkların karışık halayında ciddi bir dirimbilimsel yaklaşıma ölçek kuramı olmadan nasıl inanabilirdik?’ (53) ‘Her dirimbilimcinin benimle.’ (57) ‘Demek ki düşünceyi özdeğe "indirgemek" değil. hem düşüncede) kesin. Milliyet Yayınları. Shey. Bu tür kitaplar başlangıç için iyi. ‘Öğreti'nin (ideoloji) başlıca özelliği. hoşuma gidiyor. Troçki'nin bir öke (dahi) olduğu (hem eylemde. bayat da olacak. Rus Devrimi Tarihi 1. sanırım. canlı varlıkların. bireyler ve kitleler iç içe.Troçki. Ruhbilim ekonomiyle yan yana. Yazın Yayınları. Naomi/Wolvek-Pfister.Dünya Savaşı. Erol/Rosenblatt. *** Selkirk. kendi özdeklerine çekidüzen verenin de bu düzen olduğu görüşünde birleşeceğini sanıyorum. gençlerin okumaları gereken bir dizi. 1998 Troçki'nin bu yapıtı (İstanbul'da Büyükada'da 1932'lerde yazılmış). Rus Devrimi Tarihi 2. Şubat Devrimi. çocukluğumdan beri çizgi sever olduğum için. büyük devrime birinci elden.

insan davranışında herhangi bir değişim umulabilir mi?’ (113) ‘Mühendisler. Kendini korkuyla. elindeki uygulayımın (tekniğin) yardımıyla artık sözkonusu yasalara uymayabileceğini. bir eylem karşısında bir bireyin. Sözü geçen iki birey arasındakı yarış'tan bir egemenlik ilişkisi doğar. yağmacı alt-kümeler için geçerli olmuştur. sözün gerçek anlamında yapay bir anlağı yaratmış olacaklardır. birtakim saldırgan. bir parçasının canını alarak dile getiren bir insanlık bilinci nasıl da yoksuldur!’ (75) ‘Tecimsel yarışla egemenlik kurma arayışı neden. yalnız haz verici nesne ve varlıkları kullanmanın ya da el altında bulundurma gerekliliğinin sinir dizgesi tarafından deneyimle öğrenilmesi söz konusudur. yani insanlık açısından taşıdığı imlemi görebilmeyi sağlar. söz konusu kaygı. edindiğimiz kültür içerisinde yer alan bireysel geçmişimizden dolayı bizi en çok "ilgilendiren" örgülenme düzeyine sımsıkı yapışmamızdan kaynaklandığını anlarız. çünkü bilgisizliği ya da -ikisi aynı şeydir. zaman ve uzam içerisinde. onları denetleyebileceğini sandı. nefretle. ahlak anlayışları. bireylerden biri haz verici nesnelerle varlıkların kullanımını tekeline alır. Ama o arada. Gerçekte. nasıl yerleşti tarih içersinde? Ve bu nedenle nasılı bilmezken. haz çıraklığının sonuçlarıdırlar. Örgülenme düzeyinden yola çıkıp "üst" düzeyin "alt"takine yön verdiğini.. dinler. hem biricik hem alabildiğine kalabalık. özgür olduğunu sanmasına yol açtı. bunlar haz veren nesnelerle varlıkları ellerinin altında bulundurmak istemektedirler. herkese bağlı sayacak. ahlaklar. elinde hiç bir şey bulunmadan her şeye sahip bir varlık gibi algılayacak.‘Demek ki doğada sahiplenme içgüdüsü yoktur. hem ortak ölçülere uygun hem özel. Bunun üzerine bunları kafasından uydurdu. yüzyılda. hem benzersiz. hem gelip geçici hem ölümsüz.) insan denen garip hayvanla ilgili yeterli bilgi kazandırırlarsa. tek bir örgülenme düzeyine. Buna karşılık insan. tek molekülden robotun bütününe dek.) Bir olay. ısıldevinimbilimi ve bunların dillerini..özgürlüğüne inanması çevresini kuşatan dizgeleri. kıskançlıkla.. biricik varolma gerekçesi kendi robot yapısını örgülenme düzeyleri aracılığıyla ayakta tutmak olacak bir robot gerçekleştirebildikleri gün insan beyninin gittkçe hünerli bir benzerini değil.. soykırımla. Bu davranışlar doğuştan getirilmez. bu yapısal özelliklerini öğrenerek korunmayı başarması gereken tehlikeli bir dünyaydı. başlangıçta hiçbir şey anlamadığı çevresindeki dünyaya gözatmakla başladı. Sözlü dil ele aldığı nesneyle arasına belli bir uzaklık koyarak. insanlığın bütününden ayrı duruşumuzun. temel olarak eyleme ket vurulunca belirir. kendi öz sevincinin ardında koşarken.(. başlıcası bilgi eksikliğidir. onu alıp birtakım kavramlara götürdü. hem herkese benzer. bütün öbür insanları sevindirecektir...) Kendini artık yalıtılmış duyumsamayacak. ‘O zaman. devlet yasaları bütün insan türü için değil. bütün öbür hayvan türleri gibi.Yaşadığı alanı koruma içgüdüsü de yoktur. Dolayısıyla. matematiği öğrenmesi gerekti. bu yasalara ayak uydurmazsa. kaygısını görmezden gelip edimde bulunabilme olanağını buldu. yeryüzünden silinip gider. devlet yasaları ortaya çıktı. bireyin insanlık bilincini dile getirmekten başka bir şey yapmadığını inançla savunan kimi anlatım biçimlerinden de çekinirim. kişisel öykümüzden. Eylemde bulunurken temel olarak yalnız .’ (72) ‘"Gizlerin Gizi" (. söz konusu bireyin günlük yaşamının başka bir kılığa sokulması olasılığı doğabilir. İnsan ise. nasıl davranacağını gösteren örgülenme düzeyini bulgulamasını engelledi. Böylece söylenceler.’(71) ‘Toplumlar her bireye çok küçük yaştan başlayarak. incelenen olay ya da eylemin tür. başka türlü bir kaygıyla tanıştı. Eylem kurallarına kavuşunca. o da dirimsel kürenin bir parçasıdır ve onun yasalarına bağlıdır. dinler. Ve yukarıda değindiğimiz söylenceler. ilkin doğabilimi.’ (70) ‘Bu hala içinde debelendiğimiz dilsel kapakçıktır. Hayvan. insan açısından. bunun bir çok nedeni vardır. sonuna yaklaşan şu XX. ortada yalnız bir yaşama alanı ve burada birtakim bireyler vardır. bir kümenin (hem de ne denli önemli ve egemen olurlarsa olsunlar) çıkarıyla sınırlı kalmamayı. Hayvan topluluklarında bu çatışmalı ilişki sonucunda astlı-üstlü egemenlik yapılarını doğuran daha karmaşık ilişkilerin nasıl oluştuğunu gözleyebiliriz.(.

’ (204) ‘İnsanlar varmak istedikleri yere varmak için potansiyel olarak mekanı maddeleştirmekle kalmaz. Ayrıntı Yayınları. 1998 Purkis/Bowen'ın Morland vd. çünkü insan bilincinin kökü saçmalıktadır. Türk Mitolojisinin ABC’si. Böylelerinin gırtlağına sarılan acunsal kaygı değil. ‘Griffiths. acunsal dünyaya karışmayı nasıl başarabilir? (.kendini düşünmediği sürece. Dave. etc. ‘İngiltere'de otomobil her yıl dört bin cıvarında ölüme neden olur. 1999 Çoruhlu'nun bol görsel malzeme ile destekli yapıtı derli toplu bir el kitabı (kılavuz) niteliği taşıyor.’ (192) ‘Yirminci yüzyılın en büyük başarılarından biri olmasına karşın seyahat etme hızımız. Onlar ‘şimdi. ödüllendirici uzamlarının içerdiği şeyleri yitirme korkusudur. 21. Ed. Saçma olduğu için inanıyorum. kimi konularda anarşizmin üretimci uslamlamayı aşan cesareti keşke solun diğer akımlarında da olsa diye düşünmeden geçemiyorum. arkadaşlık ve sevgi gibi hızı azaltılarak yaşanması gerektiğini öne sürer. Bilmem kaçıncı kuşak robotlar insan etkinliklerini kuşkusuz allak bullak edecektir. kendinden yeterince çıkmayı. Tüketicilik ve Gelecek". insan dünyasına.’ (120) İnsan kendi kişisel kurtuluşunu. Bu yazıdan bir kaç alıntı yapmak istiyorum.vb. Yeni buluşu. demişti Tertullianus. Yaşar. yazarlardan derlediği çalışma. hükümetler ve iş dünyası otomobili toplulukların gereksinim ve sağlıklarının önüne çıkarır. üzerinde seyahat ettiğimiz toprak ya da kültürlerden daha çok bir yerden bir yere gitme eylemiyle ilgili olduğu gözlemini yapar. insanını başlıca özelliği saçmalık olduğu sürece. İyi ama. sezgiyi.Yüzyıl Anarşizmi. hızın sonuçlarından birinin. duygusallığı.’ (126) *** Morland.) *** . anarşizmi güncelleştirme ve bir tür sınama işlevi yüklü. ölümsüzlüğünü tecimsel olarak ele geçirmeyi düşündükçe.. Jon Purkis/James Bowen.. burada’ diyorlar. bunlara yapay anlaklar diyebilir miyiz? Üstelik bu durumdan yakınmak gerekir mi bilemiyorum. ama çoğunlukla orada olmanın amacı yerli kültürleri yaşamak değil. düşünsel çağrışımları güdüleyen işte budur. otomobil benzinle. Kabalcı Yayınları. coğrafyacı ve çevreci John Whiteleg'in adlandırmasıyla "yer tikelliğinin kaybı"ndan kaçınmak için seyahatin.) ‘Bugün hala ölüm cezasına yandaş olanlar var. gezegene ve diğer kültürlere karşı davranışlarımıza zararlıysa potansiyel olarak hayli anti-sosyal de olur. ama çok dağınık çalışmalar okumuştum (Ögel. o daracık. Bu konuda büyük. Hızın çoğunlukla hem seyahatin hem tüketimin ortak eğretilemesi olduğu konusunda yorumlar yapan Jay Griffiths.’ (205) *** Çoruhlu.. Üçüncü Bölüm'ün ilk yazısı Jon Purkis'in: "Sorumluluk Sahibi Anarşist: Ulaşım. Pek çok yazı tartışmalı olsa da. kendimize. robot kavrayışlı olamayacaktır. güneşin altında oturup evde zaten alışık oldukları şeylerin çoğunu tüketmektir. yani her işlenme ve kullanma aşamasında çevreyi kirleten sürdürülemez bir enerji kaynağıyla çalışır ve otomobil sanayii çevreyi korumakla pek ilgilenmeyen çıkar gruplarının elindedir.

1997 Globalleşme Tuzağı. zenginliğin. Otomobil sadece ulaşım aracı değil. Savaş heveslisi hükümetlere ve kapitalistlere karşı işci hareketinin propaganda silahı olan "enternasyonalizm". bu sadece korkunç boyutlara varan çevre kirliliğini de azaltmayacak. Ekolojik bir vergi reformunun getireceği muazzam olanaklar konusu. ne bir taşıta sahip olmak. liberal ekonomistlerin bizzat kendi aralarında bile tartışılmıyor.’ (156) ‘Ücretlerin düşmeye başlaması ne yazgı.Martin. eşitlikçi bir otomobil toplumunun idealleri yok oldu. doğaya böylesine zarar veren bir refahı asla bir daha beraberce yaşayamayacaklar. şimdi yeni lüks anlayışını.. yani ek istihdam sağlamayan büyüme. uzun zamandır bütün insanları eşit kılmıyor. otobanlarda saatler süren tıkanıklıklar nedeniyle. Enerji tüketimini vergilendirme yoluyla adım adım ve uzun vadede pahalılaştıracak olsa.1. dünyanın ekonomik olarak bütünleşme sürecinde ortaya çıkan çatışmaların. ekonominin toplam başarısından daha çok artıyor. Gidişi değiştirmede yapılması gereken en önemli şey. Ejderhalar.’ (43) ‘Verimlilik. Bir başkasıyla. araba kullanma zevkinin üstüne çıktığından beri. Aynı zamanda gazeteci olan yazarlar. sanırım der Spiegel'de yayınladıkları yazıları düzenleyip genişleterek bu yapıtı oluşturdular. aynı zamanda isgücüne olan talebi arttıracak ve otomasyona götüren teknoloji kullanımını da yavaşlatacaktır. geleceğin büyük tehlikesine karşı çarpıcı bir uyarı. bir otomobile sahip olmak insana statü sunarken. Cakarta'dan Pekin'e kadar devlet tarafından yönlendirilen bir kalkınma modeli geliştirdiler. dünyanın iklimi değişsin. Bir araba sahibi olmak insana afyon gibi geliyor… ‘Bizde insanın kendi arabasına hayran olma modası geçti. gayrisafi milli hasılalarının yüzde 1.5'ini şimdiden sıkışık trafikte harcıyorlar. Karşı politikalar da olanaklı. iş görüşmelerine giden otomobil sahiplerine her olasılığa karşı arabalarına tuvalet koydurtacak kadar uzun sürüyor. dikkatli ve çok düşünerek kullandıkları bir araç. malı zamanında teslim etmek için. ne de olasılık. sermaye ve iş arasındaki güç oranının kökten değişmesi. gücün ve sözde kişisel özgürlüğün göstergesi. Sonucu şu "jobless growth". bugünkü otomobil sayısının iki katı bir milyar otomobil. müşterilerine rutin olarak farklı yollardan üç kamyon gönderiyorlar… ‘Sanayileşmiş ülkelerin 80'li yıllarda ulaşım ve benzin fiyatları konusundaki tartışmayı asla tutarlı bir biçimde hızlandırmamalarının ve ciddi olarak doğru dürüst bir çevre vergisi hedeflememelerinin intikamı acı olacak. emeğin değer kazanması. Ümit yayınları. Onlar için dünya pazarına girmek bir amaç değil. Otomobillerden çıkan zehirli gazlar böylece tüm dünyada denetim dışında kalıyor.’ (39) ‘. Bir kaç alıntı: ‘Yeryüzünde yaşayan insanlar.’ (118) ‘Uzakdoğunun gelişme düzeyini yükselten bütün ülkeleri batının ayıp saydığı bir ilkeyi benimsedi: ekonominin her alanında devlet müdahelesini. aynı zamanda sınıf atlamanın simgesi.Hans-Peter/Schuman. Bir zamanlar doğunun Venedik'i olan Tayland'ın başkentindeki yolculuklar. ‘AB yurttaşları. şimdi karşı tarafa hizmet veriyor.Şu çıkıyor: ülkedeki hava bozulacağına. Bangkok'da bu oran yüzde 2. Japonya'daki şirketler. Buna ek olarak . kapitalizmin kendisi kadar eski olan paylaşma savaşından başka bir şey olmadığı kesin. Globalleşme Tuzağı. Kendi önerilerini de on düşünce'de son bölümde toplayan yazarlar. tahminen 2020 yılında trafik enfarktüsüne neden olacak.. ne de televizyona bağımlılık ifade ediyor.’ (148) ‘Bu açıdan bakıldığında. global topluma 20:80 toplumu diyorlar: dünya nüfusunun % 80'ine kendilerini dayatan % 20'lerin toplumu. kurbanlık bir koyun gibi uluslararası rekabetin kendilerini kesim masasına yatırmalarına izin vermeden gelişmeyi kontrol altında tutabilecek. yeni pazarlarda ise bu moda henüz başlamadı. Yorucu trafik tıkanıklıkları.’ (41) ‘Park yeri bulmak. Harald. hem de uzun zamandır çok sayıda hazırlanıyor. Önceleri bir televizyona.

savaş. Ed. kurgusu var. İletişim Yayınları. Evet. Çok iyi bir kitap olduğu söylenemez. Nabizade Nazım'ın yaşamını. Ed. anlatım biçimi öne çıkıyor. Attila Özkırımlı. medya. . Sloganımız şu olsun:"Unutmayın". üzerine. Burada yazarlarımız da sorumlu bence. Sanki başka bir dünyanın insanlarıyla karşılaşır gibiyim.. 1910 yılında yönelen Tepeyran bakışı da dikkati çekmemiş ne yazık ki. sanatını irdeliyor ve yapıtlarından seçmeler veriyor bu kitapta. 1987 Birinci. çok daha başka noktalarda olurdu Türk yazını.’ (162) *** Eco. Anlatılarını okumadım zaten. asla sonu gelmeyecek bir görevdir. Bu yapıt da 5 denemeden oluşuyor. Umberto. estetik üzerine yazılarını çok beğenmiştim.. Beş Ahlak Yazısı. Oktay Akbal.artan ulaşım masrafları ülke dışına kayan ekonominin iş dağılımına yeni sınırlar getirecektir. *** Fahri. Ama sanıyorum gizli bir damar sürdü o gün bugün . gözlem gücü. faşizm. *** Tepeyran.. Kahire kent yaşamına ve kentin doğrudan kendisine sadık bir tanıklık. kaynakları açıklanmasa da.. Anadolu gerçeğine. Bekir. ama günümüz diline uyarlanmış biçimde vermesi. Necati Birinci. Kuşkusuz söylem. Eğer Nabizade Nazım geleneğine bağlı kalınsaydı. Jönler. Sağlam bir dili.. demek haksızlığa uğrayanların başında geliyor. Ebubekir Hazım. Mısır. ama arkası gelmemiş. oldukça güçlü başlangıçlar. Karabibik dolayısıyla yazarı. Nabizade Nazım'ın uzun öyküsü Karabibik'i tam olarak. Öykü 1891'de yazıldı. buna karşılık kimlerin üstlendiğini anlıyorum. Can Yayınları. inanç. Ed. hoşgörü vb. Önemli olan. 1998 Eco sevdiğim bir yazar. 1985 Bekir Fahri'nin romanı (gerçekte tam olarak oluşmamış) tarihsel tanıklıktan öte bir şey vermedi bana ve sonunu getiremedim. De yayınları. Ama özellikle yazınbilim. Küçük Paşa.’ (48) *** Nabizade Nazım. Kültür ve turizm Bakanlığı Yayınları. Türk yazınını kimlerin gerçekte kurduğunu. özellikle denemelerini seviyorum.. Güncel konuları işleyen denemeler. yedek parça depoları olarak artık karlı olmayacaktır. Türk yazını deyince çok belli bir çizgiye koşullanmışız anlaşılan. 1984 Benim için bir diğer buluş da Tepeyran. ‘Özgürlük ve kurtuluş. Otobanlardaki uçsuz bucaksız kamyon konvoyları.

Şıpsevdi. İ. Doğru yolu da biraz şansla (çok nitelikli arkadaşları olmuş) ve sezgileriyle yakalamış. sisler içinde doğruyu göstermişlerdi: ulusal devleti. Yeni insanı ise Ömer Seyfettin bir türlü kurgulayamadı. seçim konusunda tedirgin. Ama bu kötü romanda ilginç olan şu ki. Okul kitaplarında vardı. *** Kaya. Ömer Seyfettin'in. Ömer Seyfettin. 1976 46 yaşında Ömer Seyfettin'le tanıştım. Onlar belli belirsiz. *** Seyfettin. Güdümlü. bir Tevfik Fikret kadar ona da borçlu olmalı. Bugünün milliyetçilerinin suç ortaklığından da korumak gerek aynı zamanda. Bana acı veren Anadolu Devriminin başlangıcında ölümü. Ezilmiş. Çöküşe direnen bir adam. Bunlar birbirine karıştırıldı mı ortaya doğru dürüst bir şey çıkmaz. kötü öyküleri de çok. Ed. sanırım en güzelleriydi. 1991 . Savaşmış. Bu roman bir şey öğretiyor. roman gerçeği içinde değil. iki Efruz Bey kafasında tam oturuşamadı. Roman için bazı taslakları (eskiz) var. Bir.Tipleri ise yaratılmış roman tipleri değil. Bilgi yayınları. Kimi öykülerini. tutsak düşmüş. çünkü Seyfettin'in kendisi bir ilkörnek (prototip). İkincisi Seyfettin'in milliyetçiliğini kendi bağlamında değerlendirmek gerek. önemli bölümlerini okumakla birlikte. roman gerçekliği apayrı şeyler.2. kendi gerçeklikleri içinde varlar. Siyasaltoplumsal bir bilim-kurgu diyebiliriz bu roman için ve araştırılmaya değer. inanan ama eylemsiz bir tip. İlginçti. Tek sorun ulusal devletin neyi içerdiği konusunda Atatürk denli kesin bir kanıya sahip olmayışlarıydı. Rauf Mutluay. *** Seyfettin. Öte yandan İttihat ve Terakki çevresinde tanık olunan geçiş tipi iyi bir örnek değil. tıpkı Zamyatin'de olduğu gibi gelecek kurgusu toplumsal bir devinim içerisinde anlatılıyor. Sander yayınları. başka hiç bir şey yazmasaydı da onu büyük (dünya çapında) yapacak bir avuç öyküsü var.vb) esintiler ağır basıyor. bence Türk romanında ilk ve tek (?). o dönemde Kahire'de sürgünde bulunan insanlar. İşte Atatürk. Bu tip boşlukta kalmış. Bitiremedim. En Güzel Hikayeler 1. Ama dizgeli bir biçimde Ömer Seyfettin'le tanışmak ilginçti. özellikle de çoçukluk anılarına dayadığı öyküleri. Ulusal savaşıma katılacaktı sanırım. Bu tipte geçmişte oldukça başarılı çizilmiş tiplerden (Araba Sevdası. Bir tip (Efruz Bey) çevresinde kurguladığı öyküler bir araya getirilerek romana dönüştürülmek istendi. İçinde yaşadığımız gerçekle. yazma disiplini yoktu (hep amatördü). 100 dolayında öykü yazmış. biliyordum kuşkusuz. 1970 Ömer Seyfettin roman yazmadı.Güven. Efruz Bey. Milliyetçi ayaklanmalara karşı savaşırken milliyetçiliği öğrenmiş. Ömer. Ömer. Bana öyle geliyor ki Seyfettin. bir imparatorluğun çözülmesine tanıklık etmiş bir aydın ve bu tarihsel yük onun için çok ağır. Altın Kitaplar Yayınları. Ama bir tek öykü yetebilir. İttihatçılar kanını içtiler onun ve geriye posa bıraktılar. Efruz Bey'den bir roman çıkaramayacaktı. Dile karşı tutumu belki de aşılmadı.

Başka da hiç bir şey. Çingeneler. Ülkücü Bir Yazarın Romanı. *** Alangu.. 1972 Tek özelliği çingene yaşamına canlı ve inandırıcı tanıklık. Roman demek zor. 2004 Oya Baydar'ın son romanının 5. Ama hep aklımda takılı kalmış. nedense almamıştım Naci İpek'in kitabevinden.basımına yetişebilmişim. sevdiğim biri(ydi). Halk yaşamından renkli konuşmalar. Yaşamının önemli bir bölümünü bunun için harcadı ve iyi etti.. tam bir sokak (halk) yazarı. Tahir. Osman Cemal. basımı çıkmıştı. İlk örnek olmanın sıkıntıları görülüyor. Doğan Kitabevi Yayınları. ne de başka birşey. Bunu yazarken 7.. 2004 Genç ozanın şiirleri izlenmeye değer. iyi bir kaynak. Bak Hala Çok Güzelsin. 1968 Benim Urfa-lise yıllarımın bu kitabını. May Yayınları. *** Caymaz. Yaşamöyküsü ağır basıyor. Arkadan gelenlerde iş yok.. Büyük iş. Erguvan Ağacı. *** Kaygılı. *** Kaygılı. Yapıtlarından örnekler ve geniş bir kaynakça içeriyor. *** Baydar. Onur.. Can Yayınları. Ömer Seyfettin'i anlamak için yetmese de önemli bir yapıt. Bilgi yayınları.. Oya.. Osman Cemal. etkileyici dizeleri var. Ve 30 yıl sonra İstanbul'da karşılaşma sevinci. hatta biraz ticari buluyorum. Aygır Fatma.. Toplumsal Dönüşüm Yayınları. Ülkemizde yaşamöyküsel romanın ilk ve tek örneği. araştırmacılıkla yürüyor ve bir ekip işi daha çok. Alangu ustaya saygılar. Gürpınar'a bağlanabilir bir ucuyla. Böyle güzel bir örnek sürdürelemedi. Baydar zeki bir insan. Roman . Ömer Seyfeddin. İlk izlenimi kusursuzluk olan bu romanı neden kötü.. Geçmişine de bağlı biri sayılırım. Halk yazınını sokak argosuyla buluşturarak romana aktarmaya çalışmış. sahneler. yoksa ne roman. 1997 Kaygılı. yazındışı.Ömer Seyfettin'le ilgili derli toplu. Anlamlı.

. Bence önemli biri değil. Gemi batıyor. Felsefe tarihi yaparken Strathern tarihi yapmış bana kalırsa. ama kafasını siyasal kalıplardan kurtarmak için düşünmekten çok para kazanmaya yorduğunu düşündüğüm biri.. Güçlü bir çözümleyici zeka. aksamayan.. Tersine Kanon. yazma duygusu yok (ne yazık ki). İçeriğin güncele ilişkin hezeyanlarına.yazmasında da bence sakınca yok. 90 Dakikada Konfüçyüs. karşısında hep aşağılık duygularıyla dolu olduğu felsefeyi uygun bir ürüne dönüştürerek yedirme ve sindirimini sağlama konusunda yardımcılık (ebelik) yaptığını söyleyebilirim. etkileyici çağrılara rağmen. kursaydı etkileri günümüze değin gelmeyebilirdi. 2002 Rossi. gerilimin dozunu uygun ayarlayan böyle bir yapıyı ortaya koyabilir. Öte yandan Ayşegül Deveci'nin Kuş Sesine Öykünen'i bir romandı.. titiz bir temizlik kokusu. Seyreden Yok. Son moda eğilimleri iyi değerlendirip ortalama insanın. Dost yayınları. Sonuna değin okumak gerek. Bir dizge kurmadı. Paul. *** Maurensig. Bir katkı sayılırdı. Ama birilerinin Türk Yazını dediğimiz şeyde bir birikimle gelinen bir düzey (?) varsa onu koruma konusunda daha kıskanç olması gerekmiyor mu? Matematiksel. Konfüçyüs. Romansal gerçekle dışdünya gerçeğini. Gendaş Yayınları. Eleştiri. bir pürüzsüzlük. ama yazının has toprağı değil bu ve has okur bu külü yutmaz. Dost Yayınları. Paulo. iyi akan.. MÖ 551-479 arasında yaşamıştı. üzerinde çokca düşünülmüş kusursuz olay örgüsü ve kurgu. İronisine zeka ve yaratıcılık demek ne denli doğru olur bilmiyorum. Felsefeye zarar veriyor kuşkusuz.. okurun ipini yerinde ve peşinden sürükleyen. *** Strathern. bir yönetim ve ahlak felsefesi (anlayışı) peşindeydi. yetmez. Hesaplaşma var. özeleştiri de. Özgür takılan. Günahların sergilenmesi de. Duruşu sanki biraz postmodern bir duruş. tarih boyunca yine batış eğretilemesi çevresinde ilerleme kavramını sorguluyor. Türkiye bugün Oya Baydar'larla güncel'i büyük kurgular içerisine oturtup kapsayışı büyük sahte anlatılar yaratabilme gücüne erişti. anlatı dilinin yalınkatlığıyla dengelemiş. yapay (sentetik) bir tad duygusu veriyor insana. Büyük entrika ise (arkada) olsa olsa polisiyeye çıkarır bizi. 1998 Paul Strathern felsefe eğitimli biri. Tüketiciyi yanıltıp kendiyle yetinmesini sağlayarak. 70'lerde başlayan ABD kökenli bir yazın geleneği oluştu. 12'den nasıl vuracağını çok iyi bilen Oya Baydar'da yazınsal yaratıcılık. Bu da birşey aslında. ucu bestseller'e çıkan. yayın dünyasının güncel koşullarıyla toplumsal yaşam beklentilerini en uygun zemin ve zamanda işte böyle buluşturabilir. Paolo. 2004 Klasik bir Viyana valsi gibi başlayan roman bir süre sonra içice kurgusuyla kanonik bir yapı sergiliyor ve modern bir anlatıya dönüşüyor. *** Rossi. Zevkle okudum. . Kurgunun katlı yapısını Maurensig.

hatta Platon'dan beri evren ikiye ayrılmıştı ve bu iki parçayı (fizik-metafizik) buluşturma denemeleri felsefenin başlıca konusu oldu tarihi boyunca. Katalepsi ya da şizoid bir sayrılığı olduğu söylenir. öncülleri ya da ardılları gibi. Bu görkemli filozof. İngiliz deneycileri (Lock. 90 Dakikada Descartes. Teatral biri olmalı. O zaman her şey kendi doğasını (töz denebilir mi) deneyler ve gerçekleştirmelidir. Çünkü eski felsefe arayışları varlığın içinden süzdükleri nitelik ya da niceliklerle dünyayı doyurucu bir biçimde açıklayamıyorlardı. bilim olanaklı oldu. Paul. İçinden çekip çıkardığını giydi ve sahiplendi. Berkeley) dış dünya algısından çıkıp neredeyse bilinci . Sanatlar. öğrencisi Aristoteles'in ilk kez kullandığı metafizik'i (örnek-öte evreni) kurguladı. Paul. 1999 Aristoteles'ten. Dizgelemenin tüm yararları ve sakıncaları da arkasından sökün etti. çünkü bu tarih boyu yücelmenin bir biçimi gibi algılandı yazik ki (ya da iyi ki). 90 Dakikada Platon. Paul. Sonunda bu yöntemi kendi yaşamını bağladı ve tutarlı kalmak için ölümü seçti. 1999 Maddenin (evrenin) sınıflandırılmasından Politika (Devlet).vb. içinde taşıdığı doğruyu ortaya çıkarmak gibi bir yöntem kullandı. Paul. Hume. Bir öğretmendi bu anlamda. *** Strathern.. 1998 Strathern'in özelliği filozofları ve felsefelerini yaşamöyküleriyle öne çıkarmak. Gendaş Yayınları. Gendaş Yayınları. *** Strathern. bilinebildiğince kuşkusuz. Çünkü dizgeleme bir başka açıdan bakıldığında yaratıcı ve insani bir etkinlik. Gendaş Yayınları. Platon bu eksikli tanımlama çabalarını aştı. O varolanı konuşarak (söyleşme). Belki de herşeyi açıklayan bir şey inağı (dogma) bukaği oldu insanlığa. Tözden kopan düşüncenin ardına düşerek idea'lara ulaştı. Her türün kendi içinde içkindi bu (arayış) ve felsefenin önemli yol ayrımlarından birinin uçverisi burada bulunuyor. Sokrates bir gerekçe ya da anlam ardına düşmedi. Sokrates için de aynı şey.. Gendaş Yayınları. etik burada devrede..*** Strathern. şeyin tıpatıp kendi olarak algılanabilmesinin yöntemi olarak mantığı kurdu.. Kendinde varlığın sunduğu yaşam örneğiyle yadsınmasıydı sanırım. felsefesine Aristoteles sanırım Platon'u (hocasını) öteledi. 1998 Sokratesin öğrencisi Platon antik kaynaklara bir toplu yanıttı. dünyayla başedebilmenin (varkalabilmenin) belki de bilinen tek yolu yöntemi. Böylece bir şey diğerinden ayrılabildi. 90 Dakikada Aristoteles. 90 Dakikada Sokrates. İdeaları bir sürecin (evrimin) sonuna yerleştirerek bir bakıma erişilebilir kılmış oldu. *** Strathern. İşin içine her iki parçayı bilince çıkarabilen insan varlığı (özne-tanrı) girince arap saçına dönüyordu herşey.

Gendaş Yayınları. nedeni ulamsal usumuz (kategorik aklımız) yalnızca. birciydi o. ite (k)leyebiliyor onu. 90 Dakikada Hegel. öte yanda bu şey hakkında bilinç var. İnsanda doğuştan ve doğallıkla bir Yaratıcıyı (Tanrıyı) öngerektirecek ulamsal bakış açıları içkin olarak vardır ve ortaktır. Tanrı (eğer Tanrı ise) yarattığını varsaydığımız evrene (maddeye) dokunabilir mi. Bu nedenle anlamsız iradenin sürüklediği berbat bir evrende acı içerisinde yaşarız. noumena) anlayamayız. ilişki. Kendi hiçler imparatorluğunda beylik süren bilincin olsa olsa sıkılmasından ortaya bir tutam madde firlayıverdi ve büyük dans başlamış oldu böylelikle. O zaman kuşku duyan (ben) varsa. Eğer biz bu ulamları (nitelik. Bir kurtuluş varsa eğer. Gendaş Yayınları. Tersini kanıtlayan bir şey ben duymadım. ama köprü (ilk devinim) nasıl olanaklı olabilir? Varlık ötesi bilinç nasıl bir alicengiz oyunu ya da varlıklaşma gözbağcılığıyla maddeye dokunabiliyor. 90 Dakikada Kant. Bir başka buyruğa ilintili değil. Paul. Deneyim bilgiden doğar. deme gereği duydu. Tanrı) uygularsak. Bunlar. çizerek var kılar. Gendaş Yayınları. Pratik Aklın Eleştirisi'nde sözü edilen ulamsal buyruk kipinin ta kendisi. bu kör iradenin insanoğlunda arzu kılığındaki belirişinden sıyrılmakta olmalı. 90 Dakikada Shopenhauer. *** Strathern. *** Strathern. Paul. belki hiçin doğasından (eğiliminden) söz etmek Hegel'e ters gelir. Belki de Tanrı. zaman. nicelik. ‘o kadar da değil’. madde (oluşum) hiçi içeriklendirir. İlk ve sona ilişkin mutlakiyet rejimine karşın. uzam) doğrudan ya da dolaylı olarak deneyimlediğimiz şeylerin dışındaki şeyler üzerinde (örneğin. kendimizi çelişki ve antinomilerin kucağında buluruz. 1998 Kant doğallıkla büyük yarılmanın izini sürdü ve bence bir bakıma Aristoteles'e döndü. Kant bile olağanüstü dizgesiyle ikiliği aşamamıştı. Hiçin kendini yadsımasının zorunluluğu tartışılabilir. Paul. Fransa'dan. koşulsuz zorunlu ulamdan Tanrı’ya geçiş yapmak. 1998 İstem ve Tasarım Olarak Dünya.mutlaklaştırma noktasına vardılar. Varlığı (kendinde. koşulsuz zorunlu buyruklar doğallıkla. ayrıca rastlantı ve zorunluluk eytişimi daha üst bir açıklama olabilir. dokunduğunda Tanrı olarak kalabilir mi? *** Strathern. Birşey(ler) vardı. herşey olabilirdi (Tanrı bile). . şöyle ya da böyle varlık hiçin üzerinde kaydırak yapmaya başlar. Varlığın kökünde Kant'ın noumenası değil kör bir irade var. bu iki nokta arasında Hegel'in varlık (ve hiçlik) tasarımı ve eytişme yöntemi inanılmaz bir biçimde açık ve geçerli bana kalırsa. anlamsız ve isteme dayalı. Peki sorun ne? Bir şey var. İstem ulamların ötesinde ve anlaşılmazdır. 1998 Hegel bir açıdan derin yarılmaya son verdi. Öte yandan çok kolay. işin o yanı kolaydı. Hiç (bilinç) madde aynasında belirirken. Bir ilk sanatçı. en azından herşeyden kuşku duyabilen bir şey. Demek Tanrı’nın varlığı ya da yokluğunu bilemeyiz. ama Descartes.

Anlaşılacağı üzere Tanrı’nın yitirdiğini. 1998 Nietzsche'nin çıkış noktası Schopenhauer'di (irade). Strathern Nietzsche'yle birlikte Dostoyevski ve Hesse'yi de fena harcıyor. Ondaki kör irade olarak beliren Tanrı. Kurtuluş bilinçli seçim ve sorumluluktu: derinden ve içtenlikle dilemek.. Fenomenoloji. Etik standartların ötesindeyiz. Tansık. Ta ki tüm insanlarda bir Tanrı belirinceye dek. Bunu ayrımsayan kişi acı çeker. Ama bir olasılığı deneylemek'te (kaygı pahasına) ısrar etti.. Paul. dış dünyaya bağlıdır. 'gücü' isteyerek insan yakalar(malı). edilgendir. Öznellik gerçeklikti. Seçtiğimiz yolun doğruluğundan emin olamayız. Yapabileceğimizi bilmenin dehşeti. rastlantıya açık. yani etik tutum: kendini bilme ve daha iyi bir şey durumuna getirme. Felsefenin amacı varoluşu aydınlatmaktı. Bu içseldir. Gendaş Yayınları. Kişi deneyimin mutlak görüngülerine karar verebilir ve deneyimin görüngülerini olduğu gibi deneyleyebilir. kendini kandırmanın katmanlarını bir bir kaldırarak bizi kurtarmaya çalışır. Bağımlı. Bu toplumsal olarak kendini kandırmadır. Estetiği seçen kendi ve zevkini seçmiş olur. 1999 Varoluşun anlamı tıpkı Platon öncesi Yunanda olduğu gibi yeniden sorgulanmaya başladı Kierkegaard'la birlikte ve felsefe öznelleşti iyiden. Nietzsche'de ölür. dinsel tutum belirir: tüm olası gerekçelerin ötesine atlayış. Kierkegaard'dan çıkar. Yetersizdir. Yaşamımızı yaşayabileceğimiz iki yol var: etik ve estetik. zorunluluğun zihinsel olduğunu söyledi (olumsallık). İnsan varoluşunun mantık ötesine yapmıştı vurgusunu. . Her ikisi arasında bilinçli bir seçim yapılabilir ve sorumluluk da bu seçimle birlikte başlar.. Paul. bireysel olarak yaşanabilir oluyor. Dolayısıyla varoluşu üzerine düşünen. Paul. hatta trajedi kahramanı olmak olası bu bastırmalarla. yaparız kendimizi. Gendaş Yayınları. egemen olmak için savaşmak. Husserl usçuluk ve deneycilik çelişkisine yöneldi önce: varsayım ve kuramdan önce gelen bilincin işlenmemiş kısmının çözümlemesi.Şunu kaçırmamalı: Schopenhauer'le birlikte felsefe öznelleşiyor. 1998 Varolusçuluğu alenen kabul eden ilk kişi olan Sartre. Kierkegaard işte bu umutsuzluğun dipsiz noktasından. Nietzsche bunun şiirini yazar bir bakıma. Gendaş Yayınları. Kesinlik ve anlam yitmiştir. *** Strathern. *** Strathern. Bu noktadan hareket eden Sartre. Estetik seçiş deneyseldir. Köle isteminin yerine erk istemini geçirir. 90 Dakikada Sartre. felsefenin kesin bilim olduğu düsüncesini yok etmişti. 90 Dakikada Nietzsche. *** Strathern. Mutlak özgürlüğün karşısında dehşettir payımıza düşen. Biz zorunlu olanı gerçeğe yükleriz. Etik estetikle eytişir ve gerçek yol. Varoluşun hiçliğini görür ve umutsuzca atılır. Hakikat ve deneyimi ayrı düşünemiyen Kierkegaard. Varoluş büyük bir risktir. Bu umutsuzluk türlü yol yöntemle bastırılabilir.. Yaşamak için savaşmak değil. bilinç olma çelişkisinden de kurtulamıyordu. 90 Dakikada Kierkegaard.

ya da saçma olduğunu bilerek seçeceğiz. yüzyıl arasındaki ortaya çıkış. Sınıflandırmak. Kurmak. Dünyanın asla bağımsız gözlemcisi olamam. *** Burke. istatistik. Yöntem üzerinde durması ayrıca anlamlıydı. Ya bir korkak gibi yaşayacağız. 90 Dakikada Wittgenstein. Kişi varlığının sınırlı olduğunu kavradığında (ölüm bilinci) varlığı anlamanın yolu açılır. Eleştirel tarihi içinde saptamalar. Tractatus'un son tümcesi şöyle: "Üzerinde konuşulamayan konusunda susmalı. amaç. Yerleştirmek. 2001 Bu emek ürünü çalışma. Etiği ve toplumsal düşünceleri bu noktada filizleniyor Sartre'ın. Denetlemek. Bilginin Toplumsal Tarihi. Gendaş Yayınları. baskı ortamları. arşivleme. 1998 Felsefeyi mantığa indirgeyen bu mantıksal olgucu için Strathern'in yapıtı kuşkusuz yeterli olamıyor. İletişim Yayınları. İslam ve Bilim. *** Hoodbhoy. Paul. İslamda reform gereği açık. Satmak. işlev ve bunlar için gerekli politika. İşte Sartre. Varlık ve Hiçlik: Varlık bilinci (hiçi) doldurur. bilginin Avrupa'da 15-19. derlenme. Peter. 2002 Postmodernizm hakkında en iyi baslangıç kitaplarından biri.. konuları somut tarih kavrayışı içerisinde düzenliyor. Heidegger: Sein und Zeit. 1927. *** . Felsefesi ayrı ve belki de çelişik iki döneme ayrılan Wittgenstein mantık felsefesinden dil felsefesine geçiyor. 1993 Pakistan'lı nükleer fizikçi Hoodbhoy'un İslam ve bilim arasındaki ilişkiyi sorgulayan bu laik girişimi yetersiz olmakla birlikte öğreticiydi. Cep Kitapları. Perry. Müthiş bir okuma deneyimi. Tarih Vakfı yayınları. kütüphanecilik. Bilgiye Güven ve Kuşku bölümleri izliyor. vb.. Edinmek." *** Anderson. sunulma.Ve özgürlük-sorumluluk-seçme-eylem felsefesi. Dünyanın ortasında varolan bir varlık olduğumun farkındayım (Da-sein). enformasyon. *** Strathern. Pervez. görünüş. Heidegger'in varlığa ilişkin derin çözümlemesini eyleme dönüştürmeyi başardı. Postmodernitenin Kökenleri. Bilgi Sosyolojileri ve Tarihleri başlıklı girişi Bilgiyi Sahiplenmek.

Metinlerde olduğu gibi imgeler alanında da tarihçi satır aralarını okumak zorunda. *** Trifones. Everest yayınları.. 1950'den sonra sürekli kendini yalanlamasına daha çok var. 4. Ötüken Yayınları. 2003 Ünlü İngiliz tarihçi. Tarihin Görgü Tanıkları.İmgelerin tanıklığı bir bağlamlar dizisine yerleşmek zorundadır. Sözde Kızlar. tarih bilimiyle ikonoloji arasındaki ilişkiyi imgenin tüm biçimleri açısından sorgulayarak kesin yasalara ulaşamasa da (doğal olarak) tarihin yorumlanmasında çevren (ufuk) genişletici bir yaklaşımın olanaklarını sergiliyor (bol. Hawking üzerindeki medya vurgusunu eleştiriyor ve Newton’a. 3. Bu yazarın mı. Everest Yayınları. 2000 1923'te yayınlanmış ilk romanı Safa'nın.İmge doğrudan toplumsal yaşama değil. *** Safa. Kitap Yayınları. tüm yayın haklarını alan Ötüken .düzey (dip): ikonolojik yorumlama (içsel anlam) Sonuç: 1. Peter. Nazım Hikmet'e ithafın ve önsözün ilerki baskılarda kaldırılması.. Panofski'ye göre üç anlam düzeyine denk düşen üç yorum düzeyi şöyle: 1. 2. Peter. Bu romanın en önemli yanı.. Safa'nın kişisel ve dalgalı ırasına (karakter) ilişkin ilk ipuçlarını taşımasına rağmen. Einstein ve Tam Güneş Tutulması. Peter. tiplerine yaşam hakkı vermiyor. özellikle görsel örnekle).düzey (üst): doğal anlam 2. Einstein'a yapılan haksızlığa değiniyor yazıda.düzey (orta): uzlaşımsal anlam 3. Panofsky bu yaklaşımda önemli bir kaynak kuşkusuz.. o dünyaya dönük çağcıl görüşlere erişim sağlar. bazı sözce ve bölümlerin çıkarılmış olması.Burke. *** Coles. 2001 Coles. Pericles'i okumaktan daha zevkli ve anlamlı olur.Bir dizi oluşturan tasvirler tekil imgelerden daha güvenilir tanıklık sunar. Hawking ve Tanrının Aklından Geçenler. *** Coles. İlginç bir yapıt. kötü bir ilk roman. Anadolu'yu İstanbul'a karşı diken Safa henüz temel kavram çiftlerini geliştirememiş. Peyami. Pis ahlakçılığı. Everest Yayınları. Peter Pericles.Umberto Eco ve Futbol. 2000 Einstein'ı Özel Görelilik Kuramına götüren sürecin çözümlemesi. 2004 Sanırım Eco'nun kendisini okumak.

Yayınevinin mi marifeti bilmiyorum. Ama meslek ve yayıncılık namusu en azından açıklama gerektirirdi.

***
Safa, Peyami; Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Ötüken Yayınları, 1986
Bu roman yalnızca Peyami Safa'nın değil, Türk roman yazınının da en önemlİ yapıtlarından biri. 1937'de yayınlanan roman tümüyle özyaşamöyküsel... Bana kalırsa sonradan romana dönüştürülmüş... Başarısı ruhun derinliklerine ve şeytani yansımalarına cesaret ve dürüstlükle girebilmesi ve olayı bırakıp iç dünyanın dışa tepkilerini buna uygun anlatım teknikleri de geliştirerek verebilmesinde yatıyor. Anlatım tekniği konusunda bu ilk denemesindeki özgünlük bence sonrakilere oranla kendiliğindelikte... Sonraki yapıtlarında bu teknik üzerinde ayrıca da düşünüyor ve iç disiplin öne çıkıyor (tekniğe ilişkin). Toplumcu yazınımızda diyalog kurma becerisi Peyami Safa'ya oldukça borçlu anlaşılan. Sokak, tüm çıplaklığıyla yapıtında Safa'nın. Kadının karşısında yazarın ve erkek kahramanlarının aşağılık duygularının başlangıç noktası da buralarda aranabilir. Peyami Safa şimdilik toplumcu.

***
Safa, Peyami; Fatih-Harbiye, Ötüken Yayınları, 1999.
1931'de yayınlanmış yapıtın 19. basımı. En çok basılan yazarlarımızdan. Safa giderek kendi kavram çiftlerini geliştiriyor. Geleneksel Doğu-Batı sorunsalını oldukça kendine özgü bir biçemle öne çıkarıyor. Bu çatışmayı aynı söylem içerisinde yineleyen geçmişiyle hesaplaşıyor, yeni bir paradigması yok, yeni bir ifadesi var. Bu da onu özgün yapmaya yetiyor. Ama doruktan (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'ndan) sonra iniş başlamıştır ve hep sürecektir ne yazık ki ve her anlamda... Kişisel yozlaşma, takınakların dogmalaşması, züppelik, vb. Peyami Safa'ya sahip çıkan sağcılara, milliyetçilere şaşmak gerek (ama aynı şey Ömer Seyfettin, Ahmet Hamdi, Yahya Kemal, vb. için de söylenebilir) ve sahiplenmeyen solculara da... Bu kadar kaypak bir kişilik ateşle oynatır insanı... Fatih gelenek ve doğu, Harbiye ise modernlik ve batı... Berna Moran'ın dediği gibi artık omurga çatılmış, anlatı bu omurga üzerine etlenecek. Tiplemeler bu şemaya uyacak. Yapıt gücü içindeki güçsüzlüğünü giderek zavallılaşan bu yaklaşımdan alacak... Saldırgan P.Safa, militan tutumuyla ruhsal sayrılığından enerji alan canlı sanatsal yaratı arasında gerilecek. Geleneğin içindeki erkeğe hayran Safa, kadını küçük görecek, buna karşılık geleneği seçen modern kadın bireşimi onun çözümü olacak. Safa'nın sorunu birikiminin fazla kendinden menkul olmasındaydı bence.

***
Safa, Peyami; Bir Tereddüdün Romanı, Ötüken Yayınları, 1998
1933 ilk basım. 14. basımını okudum.

Safa'nın önemli romanlarından. Fatih-Harbiye de öyleydi. Bu roman anlatım tekniğiyle (içiçe anlatıcı) bugün de bence aşılamamış... Safa'da şöyle bir şey var, ruhsal yapısına da uygun. Madde pistir, maddenin dibine kadar in, pisliği mide bulandıracak düzeyde duy ve duyur. Sonra pisliğin aralıklarında iyi olana işaret et ve kadını seçim yapmaya zorla... Erkek herşeyi deneyebilir kuşkusuz, ama kadın için iki seçenek var. Peyami Safa'yı seçmezse (son derece etkileyici, canlı anlatılarla) yeri pisliğin içinde... Bu roman öte yandan bohemin de romanı, yani Peyami Safa'nın...

***
Safa, Peyami; Biz İnsanlar, Ötüken Yayınları, 1998
1959'da basılmış ilk kez ve 12.baskısından (1998) okudum. 426 sayfa roman. Safa için kendinin (temel tema ve çatışmalarının) çok da başarılı olmayan bir yinelemesi... Safa artık başka noktalarda. Geçmişinden çıkmış, ama kurgulama, anlatım gücü konusunda kendini geliştirmiş diyemeyeceğim, daha rahatlamış... Bu kez modernite bulaşık kadın kahramanı (Vedia) seçim yapamıyor ve ölüyor. Bu da bir çözüm. Öte yandan uzun uzun sosyalizm eleştirileri, Marksizme sözüm ona yüklenmeler, çocuksu olmakla birlikte bizim okuyan sağcımızın beynini biçimlendiren sanırım ikinci kaynak (Necip Fazıl'dan sonra). Üzülmemek elde değil bu sığlık ve despotik inandırıcılık için.

***
Safa, Peyami; Matmazel Noraliya’nın Koltuğu, Ötüken Yayınları, 1999
1949 ilk basım. 1999'da 19. basımdan okundu. Safa'nın ilginç ve kötü romanlarından bence. Gerilim kurma alışkanlığı (polisiye ucuz romanlar da yazdı Safa) 'meçhul'le birleştirilerek modern (rasyonel) bilime gereken ders veriliyor. Oysa Safa şimdi yaşamalıymış... Postmodernizm onun için biçilmiş kaftandı, ama acele etti. Karanlığın, gölgelerin cinsel göndermelerle yeraltı'na işaret ettiği bu romanda Safa sanıyorum ikinci elden Dostoyevski'leşiyor, bu da onu gülünç olmaktan korumuyor açıkçası. Anlatım tekniği açısından Türk romanının önemli yapıtlarından biri sayılmalı. Militan tavır romanı zedeliyor, ama bu tutumun doruk noktası, son romanı:Yalnızız.

***
Safa, Peyami; Yalnızız, Ötüken Yayınları, 1999
1951'de yayınlanan romanın 14.basımı:1999. Sağın da sanırım en sevdiği romanı (önsöze bakınız). Temel çatışmasını yineleyen Safa biraz değişik olarak erkek kahramanına ütopyasını da çizdiriyor, derin mi derin felsefi ve ruhbilimsel çözümlemeler eşliğinde. Bana öyle geliyor ki Peyami Safa kendinde, Ortaçağ simyacılarına özgü bazı olağanüstü güçler, yetenekler görüyor.

Bu yazar Türkiye için hem bir kazanç, hem de bir kayıp yazık ki...

***
Mollon, Phil; Freud ve Sahte Anı Sendromu, Everest Yayınları, 2001
Bastırılmış anıları açığa çıkarma tekniklerini Freud bağlamında haklı olarak tartışıyor Mollon ve Freud mitolojisi bir darbe daha alıyor.

***
Kür, Pınar; Hayalet Hikayeleri, Everest Yayınları, 2004
Uzun bir aradan sonra yazan Pınar Kür sanırım kendisinin taşıdığı bir anlatı geleneğini zekice bir kurgu üzerine başarıyla oturtuyor. Öykülerde bayağı yerine kullanımdaki sesleniş olan bayağ sözcüğü dışında genel olarak yapıtı iyi bulduğumu söylemeliyim. 2004'ün en iyi kitaplarından biri bence. Hayalet motifi üzerinden, gürültü koparıp toz kaldırmadan has bir yazara özgü yaklaşımla Kür, ülkemiz insanının travmasına dokunabiliyor. Bu Türk anlatısında kişilik yarılması ya da kırılmasının ilk olmasa da güncel örneklerinden. Yaşamımımızdan yakaladığı birşey var Kür'ün.

***
Korkmaz, Ramazan; Sabahattin Ali. İnsan ve Eser, Yapı Kredi yayınları, 1997
Ramazan Korkmaz'ın doktora çalışması. Akademik, sınıflandırıcı, ruhsuz ve yetersiz bir çalışma.

***
Karay, Refik Halit; Memleket Hikayeleri, Ed. Ender Karay, İnkilap Yayınları, 1999
Refik Halit Karay gerçek bir keşif... Türk yazınının bence önemli bir damarı (birkaç damardan biri) ondan geliyor. Roman nasıl Uşaklıgil'e borçluysa, öykümüz de (özellikle gerçekci öykümüz) Karay'a borçlu... Bazı öyküler başyapıt ve bugün bile düzeylerine ulaşılabilmiş değil. Aziz Nesin gökten zembille inmemiş demek... En mutlu okumalarımdan.

***
Karay, Refik Halit; Gurbet Hikayeleri ve Yeraltında Dünya Var, Ed. Ender Karay, İnkilap Yayınları, 1997
Yalnızca Gurbet Hikayeleri okundu. Bazı öyküler olağanüstü... Karay'da öğrenilmiş değil, kendiliğinden gelen bir anlatma, görü gücü var. Büyük yazar.

Cervantes. Kavrayıcı. Kanat yayınları. yani kurban geleneğinin yitirilmesi. ritüel. artık arınma olanağı kalmamıştır. anlatılar. eleştirel gücü öylesine yüksek ki. bir biçimde dolayıma gönderme yapan yazarları da (Stendhal. örneğin tek tanrılı dinlerde yatıştırma düzenekleri. yani karşılıklı olan şiddet. Öte yandan epeyce piyasa romanı da yazmış. bir tür gizli çilecilikle kutsuyor romanı. kirli. tüm topluluğa yayılır. Özetlemek yerine birkaç alinti yapmakla yetinecek. 2001 Girard'ın bu tartışmalar yaratmış yapıtı hiristiyanlığın yazına bakışına bir örnek denebilir. Özne. trajedi ve antropolojik anlatıları da yedeğine alarak biçimlendirdiği temel tezi yalın: Eğer dil. fazlasıyla görünür durumdaki bu izleklerin arkasına gizlenen şiddet ile. mitoloji. baba katli ve ensest arzuları değil.’ (10) ‘Kurban bunalımı. Rene. bulaşıcı. din. Bunun anlaşılabilir biricik kaynağı da taklit arzuya dayalı şiddetin öncelligi. ekin (kültür) olmasaydı insanlık çoktan yokolmuştu. Rene.*** Karay. Ömer Seyfettin'in Efruz Bey'ini anımsattı nedense. Necmiye Alpay çevirisinin başarısına değinmeden geçemeyeceğim. Şiddet ve Kutsal. Refik Halit.. nesne ve dolayım üçlüsü arasında eleştirel anlayışını kurgulayan Girard. Levy-Strauss'a yönelttiği ve çoğuna da katıldığım eleştirilerinin arkasında. ikame kurban mekanizması sayesinde bertaraf edilip gizlenmis olan o topyekün yok olma tehditiydi. İstanbul’un Bir Yüzü. Proust. toplumsal evrim ve devrimlerde evrensel şiddetin yeri vb. kirli şiddet ile arındırıcı şiddet arasındaki farkın yitirilmesidir. Metis Yayınları. daha kötüsü yerini doldurabileceği. dönüşümsel ve arındıran roman bağlamalarıyla ululuyor. *** Girard. topluluk içindeki gerilim. bu bunalımların geriye dönük biçim değiştirmelerinden. Bu fark yitirildiğinde. vb. 1997 Karay'ın dikkate değer romanlarından sayılmasına karşın okuyamadım. ‘Kurban sunumu.’ (90) ‘Baskılanmış olan. kin.. Doğrusu Girard'ı tartışmalı buluyorum. Romantik Hareket ve Romansal Hakikat. rekabet ve karşılıklı saldırı konusundaki her tür kararsız duyguyu tüm toplulukça kurbana aktarma işlemidir. bunalımın doğurduğu kültürel düzenin ışığında yapımış birer yeni yorumdan ibaret olduklarını düşünebiliriz. de de söyleyebileceği çok şey var. Dostoyevski.’ (118) . henüz girmediği (çözümlemesine katmadığı) alanlarda. bu önemli çalışmanın altını yeniden çizmekle yetineceğim. Biraz. Koçak ve Metisin bunu gözden saklama çabalarına ne demeli. evrensel denebilecek tezinin kandırma yeteneği. İnkilap Yayınları. romantizmi dolayımı dışlamak.) özellikle kurtuluşçu. Rene Girard'ın Freud'a. kurban bunalımlarından doğduğunu. özne ya da nesneyi mutlaklaştırmakla suçluyor. *** Girard. 2003 Bu çarpıcı yapıtın soldan bir eleştiriye gereksinimi var.’ (66) ‘Mitosların.

Bu nedenle hep o sabitleyici ve kültürel istikrar getirici modele başvurmaktadır ayinler: ikame kurbana karşı ve onun çevresinde yoğunlaşmış. çağımızda şiddetin. Dinsel inanç. insanların değil. şiddeti insani olmaktan çıkarmakta. sonuçta zayıflayacaktır. sakınımı özendirir.’(405) ‘Gerçekten güçlü olan ve gücü heyecan veren her sanat yapıtı.’ (422) ‘Baba katli ve ensest arzusu. ama acıkıp öfkelendiği için.’ (338) ‘Kurucu şiddet.’ (204) ‘İkame kurban olmasa. kibirden vazgeçirir.) Huizinga'nın tezini tersine çevirmek gerekir: kutsalı kuşatan oyun degil. çevresine göndermede bulunmaksızın kendi başına anlam taşıması gereken bir büyük yanlış görmektedir. bütünüyle yıkıcı olan karşılıklı şiddet kısır döngüsü. Tanrı. ensesti anlayamamaktadır.) Bireysel biyolojik mekanizmanın yerini.‘Kurbanın her tür kötücül şiddeti üzerine çekerek. kendini açığa vurması artık daha fazla gecikemeyecek olan bir şeyi biraz daha saklamak için burnumuzun dibinde salladığı son kültürel çıngıraktır.’ (314) ‘İlkeli küçümsemek.’ (384) ‘Ayinlerden amaç herşeyin olduğu gibi sürmesini sağlamaktır. kolektif ve kültürel bir mekanizma olan kurban sunumu almıştır.’ (207) ‘Taklit eğilimi.’(386) ‘Tanrının beslenmesi savsaklanırsa. (.’ (454) ..’(139) ‘Modern budunbilim ensesti hemen her zaman bağlamından yalıtmıştır..’ (189) ‘Demek ki dinsel demek 'yararsız' demek değildir. tanrılığın aşkınlık dışında gerçekliği yoktur.. belirli bir doruğun ötesinde şiddet de kültürel düzene dönüştürülmese. eşi görülmedik bir acımasızlık ve kıyıcılıkla gelip besinini insanların içinde kendisinin araması olasılığı da vardır. tıpkı ilk seferindeki gibi ama öyle fazlasına kaçmadan.’(452) ‘Bizim oyunlarımız. oybirliğine dayalı şiddetten oluşan model..’ (205) ‘Arzu temelde taklit eder (mimetiktir). Psikanaliz bu hatasında ayak diriyor. kutsallıktır. yerini ayinsel. şiddeti hissettirmesi ve şiddetin yapabileceklerini farkettirmesi açısından bir kabul töreni özelliği taşır. her tür toplumsal varoluş olanaksızlaşırdı.’ (158) ‘Peygamberce esinlenmenin kurban bunalımından ileri gelmesi. topluluk kendi başına varolsun diye çekilmeyi kabul eden kutsalın işidir.’ (239) ‘Yasakların toplumsal bir işlevi vardır: İnsan toplulukların içinde çocukların yaşamlarını sürdürebilmesi ve kültürel kalıta uygun bir eğitim alması gibi insanın insanlığını oluşturan tüm işlevler için kesinlikle vazgeçilmez bir koşul olan o şiddetsiz ve korunmuş bölgeyi yaratmak(.’(133) ‘Ayinsel düşünce kendi kendisine verdiği hem net hem de bulanık görevin altından ancak şiddetin zincirlerinden bir miktar boşanmasına izin vererek kalkabilmektedir. çünkü din olmadan toplum olmak imkansızdır. insanı kendi şiddetinden korumak için elinden şiddetini almakta ve bu şiddeti aşkın ve sürekli bir tehdit durumuna getirmektedir... kutsal olmaktan az ya da çok çıkarılmış ayin geleneklerinden başka bir şey değildir. kendi kendini dışarı atan. ölümüyle bu şiddeti iyicil şiddete.. oybirliğine dayalı şiddet aracılığıyla oluşmaktadır. hafifçe bile olsa. Dinin bulunmadığı toplum yoktu. Rekabet ise arzuyu bir başkasına yönelik şiddete dönüştürmektedir. çünkü ensestte özerk bir gerçeklik. yaratıcı ve koruyucu bir şiddete bırakmaktadır. arzuyu bir başka arzunun kopyası durumuna getirmekte ve kaçınılmaz olarak rekabete yol açmaktadır. oyunu kuşatan.. sürüp giden ilkellikten.. barışa ve berekete dönüştürmesi gerekiyor.. Demek ki.’ (192) ‘Tanrılık için yarışmak bir hiç için yarışmaktır: şiddet bir kez dışarı atılıp tüm insanlardan kesin bir biçimde uzaklaştı mı. yani ikame kurbana karşı sonsuzca uzatılmış bir yanlış anlamadan başka bir şey değildir. örnek aldığı bir arzuya göre biçimlenir ve o örneğin seçtiği nesneyi seçer. İsterik bir rekabetin doğruca tanrısallık doğurması olanaksızdır.

Tuğcu. 1993 Güntekin'in bu ünlü romanı ilk yapıtlarından ve bir ilk yapıt olarak başarılı. Anlatıcı. Reşat Nuri. Okurun duygularına doğrudan sesleniyor. İnkilap Yayınları.’ (465) ‘Kutsaldan diğer toplumların tümünden daha çok. duygusal tonu. Kurtuluş Savaşı yıllarını İstanbul'da geçiriyor ve 1930'lara kadar yapıtlarında (neredeyse 10 kitap) pek renk vermiyor. derinlikten yoksun bir biçimde sürüyor. Gölge oyunu etkisi bırakıyor okuyanda. Dudaktan Kalbe'de romantizm aşılmak bir yana. Çevremizde bu durumu gösteren işaretler çoğalıyor. Bu hit roman yalınlığı. Yorum. BE 14: Harabelerin Çiçeği. yalnızca tarih düzleminde değil.‘Yorum hep yanılıyor. *** Güntekin. Biçemden ve önceki büyük biçem ustalarından söz etmiyorum. Öykü kişisellikten kurtulamıyor.vb. 1999 Reşat Nuri okumasının ilk yapıtı. Bu da ikinci sınıf batı yazını etkisine bağlanabilir. sıradan insanları konu edinişi ve Anadolu'ya açılışı açısından ilgi çekti. Julien Sorel'i de). İnkilap'ın elinde yokedilen yazarlardan biri de Güntekin. Ama metin rahat akıyor (Güntekin bunda başarılı). 2000 21. Ama Anadolu’dan yana olduğu seziliyor. BE 1: Çalıkuşu. Reşat Nuri. işlevin günışığına çıkmış olması yerine getirilemeyeceği anlamına gelecektir aynı zamanda.. yoksa ilk romancımız Ahmet Mithat'ı atlamamak gerek) başka bir yazarımız yok bence. Çirkinliği yüzünden yaşamdan sürülmüş bir insanın öyküsü Harabelerin Çiçeği. Karakurt. ama öte yandan marazi romantizme (Kerime Nadir. Bu kurguyu rahatlatıyor (dolayısıyla yazarı). BE 2: Dudaktan Kalbe.) yolu açtı sanırım. Sonsuz zamanın içinde yer aldığını söylemek için sonunda hakikatten vazgeçtiğini söylediğinde yine yanılıyor. kurucu şiddeti 'unutacak' ve tümüyle gözden yitirecek ölçüde çıktıktan sonra yeniden bulacağız o şiddeti. Diyalog kurgusunda oldukça başarılı Güntekin. bilgi düzleminde de göz alıcı bir biçimde yeniden üstümüze geliyor. Reşat Nuri. Sonsuz zamanın içindeyken her an hakikati kavradığına inandığında. Romantizmin pek de yaratıcı olmayan bir biçimde etkileri izlenebiliyor. Güntekin bir yandan Anadolu gerçekciliğine.. yanılıyor. *** Güntekin. .’ (467) *** Güntekin. temel şiddet. İnkilap Yayınları. yerine getirdiği ayin işlevini en sonunda hissedecek olursa. Yer yer çok yapaylaşan konuşmalara (diyalog) rağmen. O güne kadar bunun üzerinde duran (bilinçli olarak kuşkusuz. Batı etkileri taşıyan romantizmin hastalıklı olmayan bir yazar duyarlığıyla belirişi olan bu romanla Güntekin'in de anlatım tekniği konusunda araştırmaları başlıyor. derinlik kazanamıyor. Reşat Nuri'nin pek çok anlatısında anlatıcı öykünün dışında ya da üstünde. baskısını yapmış roman. üst anlatıcıya anlatıyor. Kibirli bir gencin öyküsü (gel de Dostoyevski'nin Delikanlı'sını anımsama. İnkilap Yayınları.

*** Güntekin. 2000 22. Kuruntular. BE 4: Akşam Güneşi. Yarattığı birkaç tipten en önemlisi bu tip. *** Güntekin. Reşat Nuri. inanılmaz güzellikte ve gerçeklikte sahnelere rağmen ve bunların çok da seyrek olmamasına rağmen. İlginç bir şey: Güntekin'le birlikte kişilerin kökeni İstanbul. 2000 İlk roman. Reşat Nuri. öbür tarafta Jülide. (Karşılaştırmak için bir örnek: Hawthorne’un Kızıl Harf. rüşvet ve hırsızlık. Reşat Nuri. Bir Kadın Düşmanı. Hala klişeler aşılabilmiş değil. BE 10: Damga. coğrafyası genellikle Anadolu. Örneğin. İnkilap Yayınları. İnkilap Yayınları. *** Güntekin... tüm yazarlık yaşamı boyunca Feride (genç kadın) tipiyle uğraştı. İnkilap Yayınları. Gerilim (romantik) belli kurgularla sağlanıyor (bunlar ortalama okuyucunun beğeni düzeyiyle yakından ilişkili). Gerçekten duygu dünyamız bu yapıtlarla zenginleşiyor mu acaba? Yazar ne umuyordu? Okur dün ve bugün Güntekin'den ne bekledi ve beklediğini buldu mu? . Toplumun damgaladığı bir insanın bu lekeyi ne yapsa temizleyemediğinin acı öyküsü Damga.Yaşamın acıklı ve sıradışı çizgisi yüzeysel bir duygusallıkla dile geliyor bu romanda. Harabelerin Çiçeği yineleniyor. bu romantik soyutlama nereden geliyor? Bence yazarın iyiyürekliliğinden.baskısı.. İnkilap Yayınları. Yine de Reşat Nuri romanları içinde en önemlilerinden biri. arkada vagon satışı. Homongolos'un keskin duyarlığı okurun tüm tellerini titretiyor. Karay'ın Anadolu'sunda Anadolulular var (yine genellikle). Ama Güntekin için bir ermiş diyeceğim neredeyse. yüklendiği iyicil görev duygusundan ve kurgudan.. 2000 19.) Yaşamdan gerçekci sahneler ve yanılsama. romanda bir çatlama sayılabilir. *** Güntekin.baskı. Hırslı bir adamın gizli bir elin denetiminde özel yaşamını altüst edişi. Bu. Yer yer sıcak. toplumsal bir görünümün izleri. Toplumsal boyut devreye giriyor.. Yine duygular bataklığında tehlikeli bir gezintiye zorluyor Güntekin bizi.. En gerçekci sahneler bile birbirlerine ulandığında romantik bir dokumaya dönüşüyor. Savaş zenginlerini konu alması onu sansürlük ediyor ve bir aşk romanına dönüştürüyor. bir yerde Feride. BE 12: Gizli El. Güntekin. Romantizmin ağır etkilerini daha bayağılaşmış olarak sürdürüyor Akşam Güneşi. vb. Reşat Nuri. Ruhbilimsel bir roman denemesi. 1998 Bir şey var.

Hasta Çocuk da dikkate değer. Eski Ahbap adlı öyküsünden sonra ilk ilgimi çeken öyküler bu yapıt içinde.baskı... Anadolu Notları ne gösterecek? *** Güntekin. Reşat Nuri'nin bence önemli yapıtlarından biri.. günlük notlar tutmuş. Güntekin'in milliyetçiliği bence faşizan değil. İlginç konular. Güntekin büyük yapıtı için harıl harıl öykü biçiminde sahneler.. Din sömürüsünün Anadolu'da traji-komik görünümünün sanırım sergilenişi. İnkilap Yayınları. Kadın-erkek eşitliğinden yana. BE 22: Tanrı Misafiri.*** Güntekin.. İlginç. Yine taslak çalışmalar. Sahne sözcüğü önemli. Zehra gibi. BE 20: Olağan İşler. Bazılarında Aziz Nesin'e giden yolu sezmemek olanaksız. Örneğin. Dünya yazınında ise (kaç yazarımızın bu konuda şansı var ki) altlarda bir yeri var Güntekin'in. Miskinler Tekkesi. Reşat Nuri. 2000 Güntekin'in Fransız yazınından öykü çevirilerini de içeren yapıt.... . anladığımızı sanırız.. Hüseyin Rahmi bunu İstanbul'da yapmış olabilir. Yapıtının kalkış noktası sanırım.) *** Güntekin. kendinde iz bırakan sahneler. Reşat Nuri.baskı.. Güntekin'in öykü anlayışı çok yalın ve çarpıcı.. malzeme niteliğinde çalışmalar. 2000 28. 2000 24.. Güntekin şimdilik iktidar dalkavuğu degil. Bu noktaya kadar Türk yazınında orta düzeyde... gündelik notlar demek doğru olur. Güntekin laik bir yazar. İnkilap Yayınları. duygusallık. *** Güntekin. İnkilap Yayınları. Mektuplaşma tekniği sıkça deneniyor. rikkat ve acımayı mutlaklaştıran. Çoğu kez gördüğümüzü. mizah. yazacaklarına bir giriş. Pek çoğu romanlardaki duyarlığı yineleyen. Turgenyev'in Babalar ve Çocuklar'ını anımsadım. Bence önemli bir konu ve yaklaşım. (Hiçbir zaman da olmadı. Tanrı Misafiri. vb.. sıradan öyküler. Genel olarak öyküleri için. Bir Kadın Düşmanı da mektuplarla kurulmuştu. ama bakalım Yeşil Gece. 1999 Çoğu oyun taslağı görünümünde öyküler.. Reşat Nuri. gülünç ya da duygusal etkilere yolaçan olayörgülerine dayalı. onu besleyen batılı kaynaklara da işaret ediyor. BE 21: Sönmüş Yıldızlar. İnkilap Yayınları. BE 5: Acımak. Üçüncü kişi anlatımı ve anı defterı. Reşat Nuri.

bu açıdan da çığır açıcı. *** Güntekin. Bu kadar kolay olmamalı. *** Güntekin. Ahmet Mithad'ın geleneğine bağlı bir yazar. Reşat Nuri. ya da bir Zola romanından. Konu. Evet. İnkilap Yayınları. BE 18: Leyla ile Mecnun. İnkilap Yayınları. Yaprak Dökümü'nün Kız Kardeşim Carrie'den nesi eksik. Üstelik genel yapı olarak olmasa da seçilebilen ayrıntılar iyi bir yazara her zaman işaret ediyor Güntekin'de.. Gülmeceye yatkınlığı gözlem gücünden ve yasam deneyiminden gelse gerek ve Aziz Nesin'e. Orhan Kemal'e giden yolu açıyor Güntekin.. 1999 Daha önceki söylediklerim geçerli. Tanrı Misafiri. gerçek acımasız ve insanı ufalıyor. Kabuk değiştiriyor. hatta bir yetke... Yazar epeyce bir deneyim ve çelişkiden sonra toplumsal gerçekciliği benimsiyor ve bu çizgiyi sürmeye başlıyor. Arkadan Kızılcık Dalları geliyor. Yalnızca bir şey. Yeşil Gece. Ama köy yazınına yakın duran bir görevsellik alttan uç veriyor ve de çok doğru bir tutum.. Reşat Nuri.. İnkilap Yayınları. Genel olarak toplumdan zengin bir kesit (değişik tipler) sunduklarını belirtmek gerek öykülerin. Onu sezgilerimizle de okumalı ve tümlemeliyiz bence.Hemen tüm öykülerini okudum Güntekin'in. Birileri birilerini itekleyince roman ya da sinema eleştirmeni olunuyor bu ülkede belki de. Onun silahı romanıydi. örneğin Eski Ahbap. 2000 Güntekin'de dönüm noktası:1932.. Adıvar'ın Vurun Kahpeye ve Karaosmanoğlu'nun birkaç yapıtını atlamayalım bu arada. Güntekin. ama yorumlamada kararını veriyor Güntekin.. *** Güntekin.. İnkilap Yayınevinin elinden kurtarıp hak ettiği baskı kalitesine kavuşturmak gerek Reşat Nuri Güntekin'i. Daha önce Türk yazını ancak işgal ve ulusal savaşımda tavırlı olabilmişti. *** . ruh çözümlemeleri mi? Ama Güntekin davranış ve sözle daha çoğunu veriyor. 1932’ye kadar romantizmle gerçekcilik eğilimleri arasında gergindi bana kalırsa. BE 23: Yaprak Dökümü. kişiyle ilgili değil gerçekte.. Bunların arasında iki üç öykü yazınsal bir değer taşıyor. Reşat Nuri. Anadolu'da yeşil geceye direniş belki de ilk örnek. Anlatımda rahatlama ve gündelik Türkçenin kullanımında kesinti sözkonusu değil. 1995 Nazım'ın da çok önemli bulduğu bu roman ülkemizde ileri-geri kavgasının bir mihenk taşı olmasından alıyor gücünü. Fethi Naci ne yazık ki kör ve kötü bir eleştirmen (demeye dilim varmıyor).

Besleme bir kızın ruhsal gelismesinde içine girdiği ailenin ikiyüzlü ahlakının ağır etkilerini.Güntekin. Devrim. Yanıtı gelecek verecek.. Bir başka açıdan Güntekin deneyimine kisisel. Körinançlar kıskacında insanlar veriliyor. Naci'ye göre doğu-batı sorunu irdeleniyor bu yapıtta ve bu açıdan önemli. sapkınlıklarını da birlikte. Gerçi önceki tiplemeleri de derinlikten yoksun değildi (Feride vb.. ortada kalmıştır. ince bir gözlem ve ironi yüküyle ve başarıyla yansıtıyor Güntekin ve yazarlığında sıradanlık çizgisini de aşıyor. şefkat denen şeyde ne mucizeler var yarabbi!' Ve Tanpınar Reşat Nuri hakkında: "O. İnkilap Yayınları. Bence Güntekin. *** Güntekin. Reşat Nuri.. Bence bu yaklaşım Türk yazını için oluşturulmuş üç beş tane şablonu aşamama düzeysizliğiyle ilgili. İnkilap ve Aka Yayınları. konuşmaların gerçekci ve inandırıcı çizgiyi tam anlamıyle yakalaması söz konusu. İlgisi yok. Anadolu ve İstanbul. Reşat Nuri. tinbilimsel (psikoloji) çözümlemeyi başarıyla ekliyor Eski Hastalık'la birlikte. Her iki tür de varlığını geçmişten taşıyor ve sayrılıklarını. 1999 Güntekin'in müfettiş olarak Anadolu gezilerinde tuttuğu çok da önemli olmayan. Güntekin.. Başka da bir sey söylemeyeceğim. Türkçede savrukluğun artmasına rağmen. Güntekin'in büyüklüğü ve gerçekciliği burada. BE 8: Anadolu Notları I-II. dilin (anlatımın) gündelik dilin rahatlığına ulaşması. BE 15: Kızılcık Dalları. .. Reşat Nuri.. Eski Hastalık da haklı olarak soru yanıtlanamamış. Türkçenin ortasında geniş bir sevgi ve şefkat ürpermesi idi". 1999 1931'lerde geçen romanın eleştirel bir boyutu var.. varolan insanı yeniden biçimlendirecek ve bunu yapabildiği oranda başarılı olacak. Anadolu döneminde Lukacs'cı anlamda eleştirel gerçekciliğe evriliyor. Devrimin müridi değil duyuncu (vicdan) olmayı seçiyor ve başka türlü yapamazdı da.. 1982 Reşat Nuri şöyle diyor: "Sevgi. yazınsal değeri ise hiç olmayan gözlemleri. popüler tiplemeleri saymazsak) ama bu tiplerde derinlik varlığını davranışların usta işi betimlemelerine borçluydu.. Fethi Naci ne mi diyor? Önemli mi? *** Güntekin.. BE 13: Gökyüzü. İnkilap Yayınları. Reşat Nuri. 1999 Bu yapıt Güntekin'in Yaprak Dökümü'nden sonra gerçekciliği doğalcılığa ötelediği bence ikinci önemli romanı. İnkilap Yayınları. Eski Hastalık. Yaprak Dökümü'nden sonra eriştiği ana damarı sürekli yetkinleşerek işliyor. *** Güntekin. Eski Hastalık Reşat Nuri'nin 38'e değin yazdıkları içinde en simgesel olanı ve roman beklenebileceği gibi ikili bir karşıtlık üzerine oturuyor.

Bu romanda bence ilginç birkaç nokta var. Reşat Nuri. vb. Türkçenin bu büyük yazarı bu anlarda Dünya çapında bir anlatıcıya dönüşüyor. Girit ve Girit sorunu. bir tipi betimlemeye yetiyor. 1979 Güntekin'in yine bir başka önemli yapıtı. Evet. yapı için aynı şeyi söyleyemem. Yazar bazen öyle betimlemeler yapıyor ki.. . Romanda omurga ve yapı sorununu çözemediği ortada. bir görüntüyü. 2000 Reşat Nuri'nin sanırım tiyatroyu hep gözönünde tutarak ve mizahi öne çıkararak kotardığı bir yapıt Değirmen. *** Güntekin.. her şey (betimleme. Örneğin.. onu Türk modern romanına bağlayan halkalardan biri. Reşat Nuri'de bu gelişmeyi görüyorum. 1999 Ateş Gecesi. duyguların insanın yaşı ve olgunlasması ile dönüşümü. Anlatım sorununu giderek çözüyor.. *** Güntekin. Mizah yazarın birikimiyle birlikte içselleşiyor romanlarında..) rahatlaşıyor.. yer yer örtüşüp yer yer ayrılıyor. İnkilap Yayınları. BE 9: Ateş Gecesi. Bir kere Türkçenin ustasıdır artık. yapaylıktan kurtuluyor. kaymakamın Bulgar kızıyla ilgili çağrışımları.. özgün ve bugüne değin ele alınamamış bir konuyu ele almakta gösterdiği öncülük.Naci. ama sevgi ve şefkat de onu özetlemek için yetmez. kendini asan bir kadın (Afife). Reşat Nuri'nin son yapıtları arasında.Eski Hastalık bir hesaplaşma romanı ve kişisel hesaplaşmalarla toplumsal hesaplaşma katmanlaşıyor... söyleşmeler. Miskinler Tekkesi. Devlet çarkına Türk yazınında yapılmış en hoş yergilerden biri. Birkaç tümce bir düşünce ya da duyguyu. Aziz Nesin'e giden önemli damarlardan biri bu yapıt sanıyorum. Reşat Nuri bir öncü. 30'ların sonunda yazılmış. Reşat Nuri. Reşat Nuri'nin görülmesini önlüyor bence) çok fazlası var kuşkusuz. Yazarın ille de okunması gereken bir romanı. Nedeni. Reşat Nuri'de Fethi Naci'den (F.. Çok canlı ve azınlıklardan oluşan bir mahalle yaşamına (bir başka kültüre) tanıklık. Çok basit görünmesine karşın çok da zor olan bir şey. Ayrıca özeleştiri ile yolculuğun bir araya getirilmesi yaygın ve etkili bir teknik.. İnkilap ve Aka Yayınları. Öte yandan dilenci ruhu ve tipi çok derinlemesine yakalandığı halde ne yazık ki bir karaktere dönüşemiyor. *** Güntekin. anlatım. BE 7: Değirmen..Ve onu Hüseyin Rahmi'ye bağlayan ilmekler var. İkincil tiplerin zenginliği belirtilmesi gereken bir diğer durum. Sürgüne gönderilen bir gencin Rum kültürüyle buluşması ve gençlik aşkı daha güçlenmiş ve yerelleşmiş (aynı zamanda zenginleşmiş) bir dille anlatılıyor. Reşat Nuri. Bu romanın önemini azaltmıyor. Yoksa Türkiye’nin bir Dilenci'si (ve onun ruhu) olacaktı bugün. İnkilap Yayınları. Güntekin sanırım yoruluyor ya da elinden gelebilecek olan bu.

Miskinler Tekkesi aynı zamanda bir toplumsal eleştiri. Sana bir kez daha tüm sevgilerimle şükranlarımı sunuyorum sevgili yazar! *** Güntekin.. Reşat Nuri.. Bunun için. Reşat Nuri'nin babası doktor ve romanlarında en sık görülen tipler sağlık dünyasından. Toplumsal bir amaç güttüğü anlaşılıyor. Onlara son bir selam yollamış. Belki de bunun için henüz erkendi. bu oldukça değişik romanında işliyor. romandan vazgeçilebilir. eski bir izleğe (tema) götürüyor okuru (Reşat Nuri izleği). *** Güntekin. *** Güntekin. Yapıtın simgesel anlamı. Reşat Nuri de yaşamının oldukça ileri bir döneminde 'o son sığınak'ı aradı ve bu roman çıktı ortaya. Kan Davası kıskacında Yukarı Sazan Köyünü. Kavak Yelleri. Bir tiyatro kumpanyası kuran insanların Anadolu yolculuğu…ve Anadolu. Bu gizli insansevere (humanist) yakışırdı. Doktor Anadolululaşmıştır. 1999 Reşat Nuri. Cumhuriyet yıllarının Anadolu'sundan yer yer iç burkan gözlemler. İnkilap Yayınları. Reşat Nuri. İyi etmiş bence. iyice ustalaştığı canlı tip betimlemelerinden kolayca tanınan bu insanların unutulmasını istememiş belli ki. ama deneme başarısızdır. İnkilap Yayınları. ama seçtiği anlatım biçimini tüm romanları boyunca geliştiren Güntekin. Son kısa bölüme mutlu son demiş. . Son Sığınak. Reşat Nuri. Yanlış olabilir. Reşat Nuri. bir yergi yapıtı. Belki de onu kendisi için yazdı. Reşat Nuri'nin Anadolu Notları'nın bu romanın oluşumunda katkısı önemli. Anlatımla ilgili yazınsal sorunu üzerinde düşünmesine rağmen aşamayan. Artık kahramanı bir iç hesaplaşmanın eşiğindedir. Kan Davası. Öyle sanıyorum ki. Kavak Yelleri estiğinde İstanbul çağırır. oldukça hüzünlü anlam arayışının öyküsü Son Sığınak. Anadoluİstanbul-Anadolu. bilinç içi teknikler kullanmasa da tip betimleriyle ruhsal karmaşaları başarıyla yansıtabilmektedir. Yanılmıyorsam Eski Hastalık. Ve ele aldığı konuda tarihsel sürekliliği (devrime karşın) vurgulaması bir başka önemli nokta ve Reşat Nuri burada da Yakup Kadri ile buluşuyor. Romanın görevi var. İnkilap Yayınları. toplumsal bir olayın kişiler üzerindeki yıkımını. 2000 Son romanı yazıyor girişte. romanla. Öte yandan bu çelişkiyi aşan Güntekin Cumhuriyetle ortaya çıkan bu içten pazarlıklı ve ikikarşıt yönlü eğilimleri birlikte taşıyan kahramanının çelişkisini aşamıyor. Yaşamlarının uçlarında değişik yaş ve cinsiyette bir avuç insanın serüven arayışı değil. 2000 Reşat Nuri'nin en güzel ve oylumlu romanlarından biri Kavak Yelleri.

Şöyle demişti: "Sevgi. bu değerler ve ilkeler daha da temel bir nosyona göre çözümlenecekse. vicdan.Kişinin katıldığı kurumlarda tüm toplumsal karar oluşturma süreçlerine eşit katılım. kolay anlaşılır kılınabilirdi. (Bu ilkenin komünizmin birinci ve ikinci evreleri için .. Kendi katkısını biraz abarttığını sandığım Peffer. 2001 ABD'li Peffer'in girişimi gerçekte Marksizmden esinli bir ahlak kuramı oluşturmak. Kapitalizme karşı (belli sınırlar ve koşullarda.a. keyfi tutuklanma ve alıkonulmadan yasalarca korunma hakkı) 3. mülk edinme hakkı. Marksizm. burada yer alan daha temel değerler. İzlediği yöntem Marx'ta ahlak adına. bunun modern bir ahlak kuramı için yeterliliğini sorgulamak. ki bu refahın ülke dışı kaynağındaki acıların gözetilmesi demek) devlet sosyalizmi. yeğlenmektedir. özyönetimli sosyalizmi. R. herkese ihtiyacı kadar".Toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerin ancak ve ancak en az avantajlı olanların yararına ve adil tasarruf ilkesiyle tutarlı olması halinde haklı görülmesi. şefkat denen şeyde ne mucizeler var yarabbi!". Ahlak ve Toplumsal Adalet. daha temel ahlaki değer ve ilkeler temelinde çözümlenebilir. Marx/Rawls/Nielsen eleştiri ve yeniden kurma süreciyle ulaştğı ahlak kuramı (aynı zamanda Toplumsal Adalet Teorisi) şöyle Peffer'in: 1. İkincisi.yani "herkesin katkısına göre" ve "herkesten yeteneğine göre. Üçüncüsü.b. 4. düşünce. özyönetimli sosyalizmi. Marx'ın yabancılaşma ve sömürü kavramları onun ahlaki perspektifinin merkezinde yer alıyor olsa da. Marx bu değerlerin.Toplumsal konumlara ve görevlere ulaşma için fırsat eşitliği. Devlet sosyalizmine karşı demokratik. ‘Ancak ben şu tezleri savunuyorum: Birincisi.Bu büyük (bizim için büyük) yazarımızın önemi sanırım tanıklığı ve sorumluluk duygusundan geliyor. 2. özyönetimli sosyalizm formlarını hedeflemesi koşullarında). 3. özellikle özgürlüğün eşitlikçi (ya da görece eşitlikçi) bir dağıtımını gerektiren bir ilkeyi örtük bir biçimde savunur. yeni bir ahlak kuramı önermek. toplantı. Peffer'in uzun yapıtı küçük bir matrisle özetlenebilir. insan saygınlığının ve kendine saygı değerinin -bariz biçimde "deontolojik" alana ait olan nosyonlar.Azami bir eşit temel özgürlükler sistemi. Dördüncüsü. Kapitalist toplumlara karşı üçüncü dünyadaki post-kapitalist toplumları (yine buradaki toplumsal girişimlerin demokratik. (konuşma.Herkesin güvenlik ve geçimlik haklarına saygı. başka.’ (46) . özgürlük (özbelirlenim olarak). Marx'ı kendince temizledikten ve bana kalırsa geriye bir şey bırakmadıktan sonra kolları sıvayarak modern dünyaya bakıyor: karşılaştırmalı yeğlemelerinde 'demokratik düzey' kuşkusuz belirleyici oluyor.tatmin edilmesi olur. bir de 'sevgi ve şefkat ürpertisinden'. *** Peffer. Sonuçta. bunların eşit özgürlük düzeyini ya da özsaygı değerini ciddi biçimde zayıflatacak düzeyleri aşmaması. dönemlerine göre. Marx esinli (daha çok da Rawls ve Nielsen) bir ahlak kuramı için Materyalist Tarih Kuramı ile geçersiz/yanlış bulduğu Artık Değer Teorisine gerek olmadığını belirten yazarın devrimci gibi görünün tutumu arkasında seçmeci (eklektik) bir yaklaşım sırıtıyor.önerdiği ilkelerle özdeş olup olmadığı sonraki bölümlerde tartışılacak). Ayrıntı Yayınları. ne bulunduğunu çıkarmak. Kapitalizme karşı demakratik. bu ne fayda nosyonu ne de tercihlerin ya da arzuların karşılanması değil.G. insan topluluğu ve kendini gerçekleştirmedir.

kandırmayı resmin resmi. 7. kadın çıplaklarını ele alıyor. arzunun yüzeylerini. modern emek biçimlerini kavramanın zorluğu (okunaksız). 2.bölüm.bölüm.bölüm.bölüm. vb. Bedeni anlatan üçüncü kısimda 5. ölü doğa (natürmort) resimleriyle (Hollanda ve lale) iktidar ilişkileri anlam kazanıyor. portre inceleniyor. Bedenler sınıfsaldır. kadının resmi. Bu bakış biraz sorunludur. resim tarihi bedeni parçalıyor ve etin hazzını sergiliyor. Resimde doğru çözüm ise çok sonraları O'Keeffe ve van Gogh'la geliyor. zamanın yeniden yapılandırılması (esnek). işin açtığı yaralara bir çare: cemaat (tehlikeli bir zamir) başlıkları altında adım adım ilerliyor. *** Sennett. 1. Avlamak ve kafeslemek.*** Leppert.Teşrih sonunda erotizme varır. Richard. başarısızlıkla başa çıkmak (başarısızlık). 2002 Leppert'in bu önemli çalışması. Biraz önce oradaydı. Özellikle ses. 9. Yapıtın Egon Schiele'nin kendi mastürbasyon portreleriyle bitmesi de bunu gösterir. Ten ve Taş. Girişimci erkek anlatıları. Bir tür geçici savunma noktası diyebiliriz buna. *** Sennett. paranın resmi örneklerinde çözümlüyor. Süreci ve dogasını çözümlüyor ama yeni dayanışma biçimi konusunda şimdilik cemaatle yetiniyor. zor kurulabilen. temsil ve kandırma siyasetini trompe l'oeil resimleriyle irdeleyen Leppert. Habis öteki ve oryantalistler (Gerome) paylarını alıyor. Kadın ayartarak kendini yeniden üretiyor. 4. Sennett örneklemeli olarak (kurgusal) yeni kapitalizmin insanın karakterine yönelik saldırısı (sürüklenme). Sanatta Anlamın Görüntüsü. Richard. 3. giderek de kurma çabasını dışlayan yaklaşımların egemen olduğu günümüzde bu tutuma karşıt bir yaklaşımla kurmaya çalışan biri sanırım. iş etiği nasıl değişti (iş etiği). Duyular'a ayrılmış. Metis Yayınları. Richard.bölümde. erkek çıplak üzerinedir. Ayrıntı Yayınları. Ayrıntı Yayınları.bölümde.bölümde. O daha çok resim tarihinden görsel imgelerle tarihsel toplumsal bağlam arasındaki ilişkileri. 2002 Sennett'in Yeni Kapitalizmde İşin Kişilik Üzerinde Etkileri altbaşlıklı çözümlemesi son zamanlarda okuduğum en anlamlı çalışmalardan. eski kapitalizme ait bir kötülük (rutin).bölümde. 10. önemliliğini koruyabilmiş. vanitas resimleriyle ölümün ve geçicilik duygusunun anlatılmasi çözümleniyor. 8. koku.İmgelerin Toplumsal İşlevi. Alıntı yapamayacağım için üzgünüm.bölüm.bölümde. Karakter Aşınması. Ressamın durduğu yer yukarı sınıfların durdugu yerdir genellikle. 6. bedenler inceleniyor. başkalarının bedenlerini (ötekiler) irdeler. 2003 . risk almak nasıl kafa karıştırıcı ve bunaltıcı bir deneyim haline geldi (risk). Beden dramlaştırılmaktadır. kadının ve hayvanın buluşan yazgısı. son derece ilginç bir yapıt. çevirmeni İsmail Türkmen'in Türkçe tutarsızlığına karşın.

Robert. acısının Tanrının insanlara verdiği sürgün sıfatıyla bir arada yaşama buyruğundan kaynaklandığını kabul ederse bu yurttaşlık yörüngesini izleyebilir. Paris. bütünlük arzusunu bozguna uğratır. yeni ve yakinçağlar boyunca döneme temel ırasını veren tini Atina. Benliği yolundan çıkartır ve eksiltir. Bağlam Yayınları. cildin daha ilginç olacağını sanıyorum. Ama beden ancak çektiği acıların çaresinin toplumun yapıp ettiklerinde olmadığını. Musil'in bakışından (radyografik) ne nesne. hiçbir biçimde tarih değildir aslında ve tarihmiş gibi de tartışılamaz" (s. ilk.başka bir insanın acısına. Everest Yayınları. Postmodernizm ve Holocaust’un İnkar Edilmesi.70). ‘Holocaust'un inkar edilmesi kötü tarih değildir. kim olduğunu başkalarına açıklayamasa da. sokakta hep bir arada bulunan acılara duyarlı bir yurttaş bedeni haline gelmeye hazırdır. Venedik. Beyaz Mitolojiler. Beden kent örgüsünün bir örneği. 2002 Bu çok önemli çalışmada Eaglestone. 2. New York'ta irdeliyor ve bence çoğunlukla da yakalıyor. *** Young.. Bu acının insan deneyimi içerisinde izlediği bir yörünge vardır. orta. mutsuzluğunun başka yerden geldiğini. yitirilişinin ve yeniden bulunuşunun. yabancılaşmasının öyküsü. Robert. 20. çok katmanlı bir dille ifade eden çağdaş bir yazar. 2000 Zaman geçtikçe bu yapıtla ilgili değerlendirme çabasından soğudum ve erteliyorum. Londra. Yazarın tarih kuramıyla ilgili yaklaşımları ise oldukça tartışmalı. Yine de benzerlikleri benim için daha çekici bir konu. ‘Çokkültürlü bir toplumun yurttaşlıkla ilgili sorunlarının altında ahlaki bir güçlük. bu acının aşkın kökenlerinin görünür hale geleceği bir yere neden gerek duyulduğu anlaşılırsa Ötekine yönelik bir sempati ortaya çikabilecektir ancak. Öteki konumundakilere sempati uyandırma güçlüğü yatar. ne ruh. 2000 . Robert.. Düşüncenin zaman içindeki seyrine de tanıkık ettiren yapıt. Yapı Kredi Yayınları. ne jest. acıyi kabul eden beden çeşitlilikle dolu bir dünyada herkes ne hissettiğini. *** Musil. Bedensel acinın kabul edilebileceği... Roma. Niteliksiz Adam 1.yüzyılın romanlarından. ne de başka bir şey kurtuluyor ve nesnellik çabası onu ayrıntılara özen göstermeye zorluyor. Musil keskin bilimsel (gibi) görünen mühendislik yanılsamalı alet edavatıyla insan ruhunun derinliklerine inen ve bunu soğukkanlı ve ağdalı. Alıntıları yazmayacağım.Beden'i içinde yaşadığı kentle (Ten'i taşla) ilişkilendiren ya da bu ilişkiye bakan Sennett'in yapıtı zevkle okunuyor. buna sayısız baskı yanlışı da eklenince.’ (338) *** Eaglestone. Ahmet Cemal çevirisi (özellikle ilk 200 sayfada) tartışmalı yanlarıyla beni yordu. Belki tüm öykü bedenin kavranışının. diyor. Okuması büyük zevk veren yapıtlardan biri bu. Kafka ile gördüğü şey aynıydı ve somutlamaları çok farklı oldu.

yani bu yöntemin kendisinde. Marx betimlemesi bana kalırsa biraz fazla hafif ve Popper esinliydi.. Lukacs'ın tarihe biçtiği Hegelci ve erksel bütünlük eğilimini. Aristoteles. Le Monde yazarı. Düşünürlerin Eşliğinde.. hatta kinli yaklaşımı foyasını ortaya çıkarıyor. Comte. Antik Yunan: Bir Kentin Anatomisi. derdi. Can alıcı bir saptama. sorun da burada ya. kuşkusuz kendilerinin de gönülden onaylayacakları gibi 'hiçbir yer'. Yerleşik kanıları silkeleyen (Antik Yunan. Althusser'in odaksızlaştırılmış ve öznesiz (karşı-insancıl) yapısal bütünündeki ona göre yaraticiligi. (Ama aslında gösteren ben değilim. Ed.. vb. ve sonunda Bhabha ve Spivak eleştirilerini. Jameson'un postmodern biçemle Marksist tarihsel bütünü kurma girişimindeki açmazı.Robert Young İngiliz postyapısalcı ya da modernistlerinden. Foucalut'nun söylemlerden kurulu tarihlerinde öznenin yeri. Sartre'ın dizgeyi yırtan özne eylemliliğinin umutsuz serüvenini. Derrida'nın olanaksızlığın olanaklılığı olarak tarih kavrayışını. dizge içilik/dışılık bağdaşmazlığı üzerine kurarak sömürgecilik/sömürgesizlik anlatısında nedense postmodernlerin feminizmden daha sıkı yapıştıkları bir alan açma üzerinde geliştiren Young. Can Yayınları. Levi-Strauss ve Bachelard'la tarihsel kopuşu ve süreksizliğin getirdiği olanakları. bir başka ve açınlayıcı nesneyi gözardı etmek..) tutumu ile ilginç kalmayı başarabilen yazar. Eleştiri nesnesini öne çıkarırken.. Felsefe yazılarını geliştirerek bu yapıtı oluşturmuş. Marksizmden umut kesmemiş Don Quijote'lere son tutamakları konusunda boş sayfayı (leviatan) ısrarla göstermek. Temel tezlerini. göstermez gibi yaparım. Roger-Pol. Eğlenceli olmasına rağmen Karl Marx'a olan duygusal. Bağlam Yayınlarının ise olsa olsa postmodern bağlamda bir solculuk (uyduruk) yaptığını böylelikle anlamış oldum. sınıfına ihanet eden Engels olmalı). eytişimli bir öykü de çıkarmayın). bir felsefe tarihi yazmaktan çok tarih disiplinindeki bölümlemeye uygun bir biçimde seçtiği felsefecileri birer fırça darbesiyle resmediyor. Roland/Françoise.. herneyse. 2003 . Bununla varılacak yer ise. *** Droit. Marksizmi bitirmek değil. Beyaz Mitoloji eğretilemesi yeterli çağrışımi yapıyor kuşkusuz. 2001 Droit. Althusser'de de etkin kavimodaklılığın Edward Said'de temel eleştiri konusu gibi görünürken temel çelişkiyi üretişi. *** Etienne. onu çoktan bitirilmiş varsayıyor. ben birşey gösterir gibi yaparken. Esra Erdoğan. Yapı Kredi Yayınları... Young'in yöntemi bildik yöntem. ama sakın ola bundan olmadık Hegelyan. dile getiriyor. Derdi. Hint ve Doğu felsefeleri. o kadar. Marx'ı Engels üzerinden harcamaya lütfen değinerek (suçlu. Düzgün olmakla birlikte (sözdizimi açısından) çok eski bir çeviri dili kullanan (kınıyorum) Can Yıldız yapıtın okunurluğunu gereksiz yere zorlaştırmış. Platon. Çok önemli bir yapıt değildi.

gerçekte temelsiz ve kurnazca sayılamayacak (ahmakça) kabuller dizisinden eleştiri ve yaklaşım üretmeye çalışan 'piyasa' işi bu yapıt. 2002 Konusunda Türkçede en yetkin kitap bence. ne deve (mi?) *** Keleş. kadın. Russell. Batı Marksizmi geleneğini Hegel. çevre sorunlarına ayrıntılı ve örnekli olarak bakıyor.. Hegel çizgisine rağmen doğu çizgisinin iktidar olduğunu ve yenilgide bunun rolünü irdeleyen Jacoby.. Kritimu. 1999 Marksizmin iki çizgide geliştiğini. sergilenişi. önemli bir yapıt diyorum. Saba. Ronaldo. Doğallaştırılmış. Sınıf bilinci gibi kavramları eleştiriyor. *** . Kent Planlaması ve konut politikalarına. Kaynak kitap. kültür. Kentleşme Politikası. Çok etkileyici. Doruk Yayınları. Zengin bir yapıt. medya. Aynı şey. gözden kaçırılan. tersi arzulanmış. 2004 Girit'in başarılı öykülerinden biri. Jacoby. Lukacs. çarpıcı diyebileceğim anlatı. *** Munck. ulus konularında yere serdikten sonra tufan sonrası için bir bireşim yapıyor: ne kuş. yeterince ikna edici mi? Başarı ethosuna yıkıcı bir yergi bu çalışma. üretim ve kalkınma. vb. Altınsay ailesi Girit kökenli. sonra vur! Meydan bu denli boş mu? Yoksa Türkiye'nin egemenleri (aydinlar. sınıflar ve işçi sınıfı. Önce düşmanı kafana göre biçimle. Özellikle Batının kimlik arayışlarının ve Osmanlıyla bu yönde ilişkilerinin sergilenimi. kent kuramlarını değerlendiriyor. Korsch. Adı ve tanıtımlar özellikle yanıltıcı. post'un her türünün içler acısı düzeyinin de. Kitap Yayınları. Ruşen. Gramsci çizgisinde yakalamaya çalışıyor Russell. Can Yayınları. Göç. İmge Yayınları.)… Munck sırayla Marksizmi doğa. 2003 Yapıt oldukça basit bir postmodernizm savunusu. Yenilginin Diyalektiği. Yine de iyi yazılmış. *** Altınsay. Kentleşmeyi genel ve Türkiye ölçeğinde irdeleyen Keleş.Yunanistan'daki arkeolojinin çok keyifli öyküsü. romanın sonlarına doğru aynı gerilimi ve duyguyu sürdüremiyor. Marx@2000. kentleşme kavramını değişik toplumlarda gözlemliyor. dergiler. Young daha iyisini yapmıştı kuşkusuz (Beyaz Mitolojiler). Kazancakis'i okumadım.

gerçek yapıtını verememiş onu. Batının çoşumcu (romantik) etkileri.Attila Özkırımlı. Cumhuriyet ve Tek Parti dönemine yönelik açık gizli eleştirisi ancak soldan bakılırsa anlam kazanır. Çirkince. Ed. (42 miydi yoksa?) Arkasında polis. Bu müthiş insanın yaşamı yapıtının anahtarı bence ve öldürüldüğünde yalnızca 49-50 yaşlarındaydı. 40'lardan sonraki nitelik yitimi doktora konusu olmalı. İki Kadın. Sırça Köşk. Hanende Melek. Ayran. Köstence Güzellik Kraliçesi. Aziz Nesin'e giden yolda önemli bir uğrak S.Ali. Düşman. Cem Yayınları. Sebahattin Ali büyük yazar. BE 8: Sırça Köşk. Ne yazık ki nitelikli öykü azalıyor Yeni Dünya'da.Ali. yazınımımızın büyüğü yapmaya yetmiyor. 1982 Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf'la yaptığı nitel sıçrama denli. ama sanırım birkaç yıl daha gerekiyor.Attila Özkırımlı. hep gözümüzün önünde durmalı bu toplumun vicdanı olarak S. Ed.Ali. öyküleri çok başarılı değil. tutukevi. Mehtaplı Bir Gece. Bahtiyar Köpek. Özellikle: Kağnı. işsizlik. Kuşkusuz Sabahattin Ali en sevdiğim yazarlardan. 1987 Seçtiğim öyküler: Cigara.Attila Özkırımlı. ulusal ve toplumsal dilin ve anlatının öngününde duruyor. Büyük anlatıcının işaretleri yok değil. Anlatıya anlatıcının /yazarın) girmesi kurmaca varsayımını zedeliyor. Cem Yayınları. 1983 Şaşırtıcı olan şu. Gerçi Kuyucaklı Yusuf orada dururken. Ed. BE 6: Kağnı-Ses. Sabahattin. Sabahattin. Çaydanlık. Sebahattin Ali hak ettiği yerde mi? Onun yonutu (heykel) kentlerimizi süslemeli. Sabahattin. Gramofon Avrat. Uyku. 1983 Sebahattin Ali'nin ilk basılan yapıtı. *** Ali. Türkçesi bu denli yetkin ve rahatken. Apartıman. eşi ve iki çocuğu ve sevgisiyle inançları arasında yaşadığı acılar. Ses. BE 4: Yeni Dünya. BE 5: Değirmen. Ama bu onu. Benim seçtiklerim: Asfalt Yol. Koyun Masalı. Sabahattin. Cem Yayınları. Belki o kadar bile değil. Yeni Dünya (çok güzel). Isıtmak İçin. Özellikle izleksel (tematik) anlamda. Köpek. Bu öykülerin yetkin dli birkaç yıl içinde nasıl kazanıldı? 1930'ların başından ortalarına S.Attila Özkırımlı. Türk yazınında benzeri bulunmayan insan tiniyle (ruh) doğa betimleri arasındaki ilişkiyi yeniden çoğaltan betimlemeri ortadayken. Arap Hayri. buna rağmen yazma çabaları.Ali hangi etkilerle nasıl bir dönüşüm geçirdi? Belki Filiz Ali'den (kızı) bir şey çıkar. tüm anlatılarındaki. *** Ali. Cem Yayınları. yerel. soruşturmalar. Ed. Sağın elinde heder olur. teknik sorunlar yaratıyor. Zaten dönüşüm Değirmen'in kendi içinde başlıyor. *** Ali. .

Attila Özkırımlı. . Kavşakta duruyor.*** Ali. Bir ucunun Yaşar Kemal'e çıktığını sanıyorum. 1981 Raif'e Maria Puder'in aşkı. Kişiyi çatışmaları içinde ve toplumun bir parçası olarak veriyor. Sonraki kuşaklara yol açmış. Ama bence roman bunların altında ezilmiyor. 1982 Yine yarım kalmış (erken ölmüş ve belki de asıl yapıtını verememiş) bir yazar. Sabahattin. İçimizdeki Şeytan. 1980 Bu romana hangi birikimle gelmiş Sebahattin Ali. yaşasaydı asıl başyapıtlarını vereceğini sanıyorum. Anadolu'yu anlat deseler ilk önereceğim yapıt Kuyucaklı Yusuf olurdu sanırım. Epiğin eşiğinde durmuş. Ed. Kuyucaklı Yusuf. Konusuna da saygılı. Katkısını öne çıkarmak gerek. hafif melodramlara dönüşmekten kurtuluyor. ne de anlatısını bir göreve dönüştürüyor. Kişiler değişiyor. BE 3: İçimizdeki Şeytan. Bu ikinci okuma ilk okumadaki etkiyi yaptı üzerimde. anlamak zor. Ama Sebahattin Ali sağlam basan bir yazar. Ne onun sulandırılmasına izin veriyor. sahneleri. vb. yemek. Ama toplumsal çevreyle öyle bütünleşiyor ki bu romanlar.Attila Özkırımlı. Ömer'le Macide'nin.Attila Özkırımlı. Özkırımlı haklı olabilir. bunlarla ortaya çıkan insanlar ve toplum. Ali'nin üç romanı da aşk öyküsü. Türk romanının olmazsa olmaz koşullarından ve katkılarından biri bu roman. BE 1: Kuyucaklı Yusuf. Bunlar üzerinde durmaya değmez. Türkiye’de faşist eylemin geçmişini ve etiğini inceleyenler bu güçlü romana kayıtsız kalamazlar. Cem Yayınları. bu romanlar nasıl olurdu? *** Ali. Sabahattin. yazısıyla. (Zamansal çokboyutluluk. özgürce yazabilseydi. Romanları içinde Alman romantizmine en çok borçlu olduğu romanı bu olsa gerek. ilişkiler dönüşüyor.) *** Ali. Ed. Cem Yayınları. Ya Ali'nin geçimlik kayguları olmasaydı. Tüm yapıtı bir hazırlık gibi. önceki romanlar gibi okutuyor kendini. Teknik sorunları olabilir. Yusuf'la Muazzez'in aşk öyküsüydü. Kusurları var kuşkusuz romanın. Sebahattin Ali'de olay yok ya da önemsiz. Ed. BE 2: Kürk Mantolu Madonna. Büyük. Cem Yayınları. Çünkü ilmek değil yazar için önemli olan. Ali romanlarında rastlantının olumsuz etkisine gelince. Tıpkı Kuyucaklı’da olduğu gibi inanılmaz sahneler içeriyor bu roman da (müsamere. Sabahattin.) İçimizdeki Şeytan'da toplumsal çıkmazın kişisel çıkmaza dönüşümünün inandırıcı öyküsü. Toplumla bağı hep canlı. Betimlemede sanırım Türk romanının birikimini aşıyor ve yeni bir şey ortaya koyuyor Sebahattin Ali. Bu adam nasıl öldürüldü? Sevgi Soysal gibi.

Abasıyanık'ı henüz yakalamş değilim. Ama sanmam. Babamın İkinci Evi. 1930'lu yıllar öyküleri. *** Abasıyanık. Dayatıyor mu? Bilmiyorum. Seçtiklerim: Semaver. Meserret Oteli. Kameriyeli Mezar. BE 1: Semaver/Sarnıç. Kaçamak Papağan. İdeolojik çoşkusu yapıtını ve dilini gölgelemiş. İp Meselesi. Otopsi Yayınları. Kimi çok çarpıcı öykülere karşın. Sait Faik. Biraz ilkel bir marksist örnek (şablon) üzerine Anadolu halk öykülerinden esinli bir kurgu oturtma çabası olan bu roman. ben'ine takıntılı biri. Sadri Etem. Çelme. İlgi duymamış (öğrenmiyor). 1970 Şahmerdan (1939). Seçtiklerim: Şahmerdan. *** Abasıyanık.Yine de ellerinden öpüyorum. Hayvanca Gülen Adam. . Avareliği (tembelliği) alkışlansın istiyor. Kimkime. onaylayan. hatta bastırmış. Benim büyük okuma tasarılarımdan biriydi Abasıyanık.. ilgi odağı olmaktan mutlu. Steinbeck etkileri de taşıyor.) Sait yazınımızın gerçek ve ilk kaçkını bence.. Bilgi Yayınları. Beyaz Altın. Dil konusunda yalnızca tembel bence ve üstelik yalnızca dil konusunda mı acaba? Sait Faik sanki kendini olduğu gibi bulan. Sait Faik. 2002 Toplumcu yazınımızın öncülerinden Ertem'in ilk romanı. BE 2: Şahmerdan/Lüzumsuz Adam. Bilgi Yayınları. Bacakları Olsaydı. 1970 Semaver (1936). BE 3: Medarı Maişet Motoru. Sarnıç (1939).Karabiber. İpek Mendil'e rağmen. Öykülerden kolayca anlaşılıyor bu. başkalarından da yalnızca bununla yetinmelerini isteyen. Bunlar ilk. *** Abasıyanık. Papaz Efendi. 40'lardan sonrasına bakmalı asıl. Romanı çok kötü (romandışı) bulmakla birlikte bu insanlara büyük sevgi-saygı duyuyorum.. biraz düşkırıklığıyla başladı. İpek Mendil. Düzeni gözyumarak onaylamış diyeceğim.. Uzatılmış şeylere katlanamayan Sait Faik ruhu uzun anlatı olan romana da pek katlanamamış olsa gerek. (Ürkek. Yaşadığı toplumuyla etkileşimi nasıldı acaba? Bakacağız. Lüzümsuz Adam (1948) Düşüncelerim değişmedi. Mavnalar. Sait Faik. Şahmerdan'a. Bilgi Yayınları. Bir Külhanbey Hikayesi. Lüzümsuz Adam. 1970 Oldukça kötü bir yapıt (roman). Öyküleri belki romanlarından iyi olabilir Ertem'in. Çıkrıklar Durunca.*** Ertem. Sait Faik'in öyküdeki devrimini henüz bulgulayamadım dolayısıyla.

Sinagrit Baba. Karidesçinin Evi. Güğüm. 1980 Mahalle Kahvesi (1950). Üstelik yapı kavramı Sait Faik'i ürkütüyor bence. Yalnızlığın Yarattığı İnsan. Seçtiklerim: Mahalle Kahvesi. Sıradan öyküler: Sarmaşıklı Ev. Sait Faik. Kestaneci Dostum.İzlenimlerle yapı kurulamıyor. Ağıt. Okuru bırakıyor yazar. Keşke buradan kalkarak onun yapılara ve yapıların ardındaki erke karşı durduğunu söyleyebilseydim. Bilmem Neden Böyle Yapıyorum. ama uzun anlatılarından. Dondurmacının Çırağı. .Dikkatimi çeken öykülerse: Bir Sonbahar Akşamı. Hallaç. BE 14. 1980 Kötülerle iyiler içiçe. Mahalle Kahvesi/Havada Bulut. Bir Kaya Parçası Gibi. Sivriada Sabahı. Sivriada Geceleri. Alemdağ’da Var Bir Yılan. Yine de ve yine de okurun onu boşlamamasını dilediğini sanıyorum. Havada Bulut (1951). Sait Faik'in yine sorunlu. Çatışma. Sait Faik. dilinden (dil önünde tutumundan) belli bu. Bilgi Yayınları. doğru. Şehrayin. Haritada Bir Nokta. Bilgi Yayınları. Çarşıya İnemem. Plajdaki Ayna. Dülger Balığının Ölümü. 1980 Kumpanya (1951). Bilgi Yayınları. 1980 Alemdağ’da Var Bir Yılan En çok beğendiklerim: Öyle Bir Hikaye.: Havuz Başında/Son Kuşlar. Cezayir Mahallesi. Parkların Sabahı Akşamı Gecesi. Barba Antimos. Şehrin Sabahları ve Adamlarından Biri. *** Abasıyanık. Son Kuşlar: Son Kuşlar. Bunlara ekleyebileceğim: Gün Ola Harman Ola. sonuna değin yazmasından belli. Yılan Uykusu. Seçtiklerim: Havada Bulut. *** Abasıyanık. Bu denli ileri gitmediği. Yani Usta. Sait Faik. Bayan Gülseren. Kafa ve Şişe. Okuru iplememesine gelince. Kayıp Aranıyor (1953). Eftalikus’un Kahvesi. Kendi Kendime. Seçtiklerime işaret edeceğim. Balıkçısını Bulan Olta. yine de en iyisi. BE 7: Alemdağ’da Var Bir Yılan/Az Şekerli/Şimdi Sevişme Vakti. Hişt!Hişt!. Havuz Başı: Havuz Başı. Yandan Çarklı. Kırlangıç Yuvasındaki Kadın. Sait Faik. Seçtiklerim: Kumpanya. Yüksek kaldırım. İyi öyküler: Panço’nun Rüyası. Az Şekerli En çok beğendiklerim: Müthis Bir Tren. *** Abasıyanık. Bilgi Yayınları. BE 6. Eleni ile Katina. BE 5: Kumpanya/Kayıp Aranıyor. *** Abasıyanık. Jimnastik Yapan Adam. Simitle Çay.

Az Şekerli. Önündeki Kış. Sait Faik. Sıradan öyküler: Ketenhelvası. *** Abasıyanık. 1981 Röportajlar.. Samet. Ed. dergi yazıları.İyi öyküler: Fındık. Bilgi Yayınları. Kuramsal donanım zayıflığından olsa gerek. Bindörtyüzyetmişiki Nikel Kuruşun Hikayesidir. vb.Muzaffer Uyguner. *** Ağaoğlu. Şimdi Sevişme Vakti Sıradan şiirler. 'Yazdıklarım ortada. 1982 Tüneldeki Çocuk İyi öyküler: Tüneldeki Çocuk. Bilgi Yayınları. 1981 Sait Faik'in uyarlamaları içinde Müthiş Bir Tren ilgiyi çekiyor. Sıradan öyküler: Gümüş Saat. Uyguner'ce derlenmiş niteliği düşük öyküler ve edebiyat üzerine gazete. Bilgi Yayınları. Eleştiri düşmanlığı ilginç Abasıyanık'ın. 1982 Yayınlanmamış. Hikaye Peşinde. BE 11: Müthiş Bir Tren/Çeviriler Uyarlamalar. Bütün Öyküleri. İstanbul betimlemeleri-izlenimleri. söyleşileri. Kalinikhta. Ed. BE 9: Balıkçının Ölümü/Yaşasın Edebiyat. Bilgi Yayınları. *** Abasıyanık.Muzaffer Uyguner. Mahkeme Kapısı *** Abasıyanık. Sevgilime Mektuplar. Muzaffer Uyguner. BE 8: Tüneldeki Çocuk/Mahkeme Kapısı. Ed.. Sait Faik. Sait Faik. *** Abasıyanık. Sait Faik. Yapı Kredi Yayınları. 2003 .' diyor. BE 10: Açık Hava Oteli/Konuşmalar Mektuplar.

hatta dokunulur (duyumsanır) kılmaktır. ‘Açıklayarak buharlaştırır.. Brezilya) Ara Güler’e armağan ettigi 30 fotoğraftan oluşan katalog olağanüstü. Belki onun eksiği kavrayış gücü. bellek ve alışkanlık kavramları üçayağı üzerine oturtuyor çözümlemesini Beckett. Selahaddin. Refik Halit'e yakın. Bir tür izlenimcilik olarak yorumlanabilir bu.Ağaoğlu'nu ilk kez okudum. Toptaş. Ara Güler Koleksiyonu. *** Enis. Metin Proust'tan çok Beckett'i çözüyor sanki. *** .. *** Salgado. Yapı Kredi Yayınları. 2004 Salgado'nun (1944. Günümüz genç yazarlarını kimi bakımlardan etkilediği söylenebilir. Proust. Ed.Kayahan Özgül. Daha çok bir kendiliğinden özdeşleşmedir sözkonusu olan ve biçim üzerinde vurgu yapan Proust'un derdi de bu özdeşleşmeyi görünür. Salgado ötekilerin fotoğrafçısı. vb) taşıyan Ağaoğlu'nun yetkinleşmenin eşiğinde kaldığı söylenebilir. Kavukçu. Bataklık Çiçeği. ruhçözümlemeleriyle içsel anlatıyı öne çıkarıyor. Canlı anlatım. Bilinçli bir anımsamadan.(s. Bu bence de ilginç. İlginç olan. Beckett'in Proust'u Dostoyevski'ye bağladığı kanal: karakterlerini açıklamaksızın sunmak. Proust tersine açıklıyormuş gibi görünse de (Beckett'e katılıyorum) yaptığı gösterimsel değil deneyseldir.’ (75). algı ve algılanan nesnenin sızılabilirlik düzeyiyle doğrudan ilişkilidir. Metis Yayınları. Ama Orhan Koçak gibi sıkı (!) çevirmenlerimiz yüzünden bu tür metinler iyice sabuklamaya dönüşüyor bana kalırsa. Öznellik ve görecelik.. Sebastian. Yapıtın tümünde bu tansıkları 12 dolayında saymaktadır Beckett. ama daha çok bir anlak (zeka) gösterisine dönüşmüş çalışması. Peyami Safa geleneğine bağlanabilecek yazar. Ayrıca Proust için dilin niteliği. genelde doğru olmakla birlikte çok ve her şey değil. ama önce fotoğrafçı. Beckett'in bir başka işareti de. Proust'un fauna değil floraya yatkınlığı karakterlerinin. Zamanı yırtan içgüdüsel ve rastgele bir görü. bütün açıklanamazlıkları ile görünebilsinler diye açıklar. Arma Yayınları.. *** Beckett. vb. hele Proust’da bir bellekten sözedilemez. Zaman. Proust hakkında söyledikleri.M. Açık etkiler (Dostoyevski.76) Proust için daha doyurucu okumalar gerek. 2000 Dehşet bir romantizmden zorlama bir doğalcılığa hızlı geçiş. yazik ki. 2001 Beckett daha 24 yaşında bir Proust yorumu yapmış. mahpusun o denli korktuğu ve acılar içerisinde kıvranmasına yolaçtığı Proust romanına giden yolu döşemiştir. Samuel... herhangi bir ahlak/estetik dizgesinden önemlidir. Onları oldukları gibi. Orhan Kemal ona borçlu olsa gerek. çaya banılmış kekten başlayarak.

yaşantılarının üzerine kurduğu roman yine de etkileyici. Doğan yayınları. Selahaddin. Hem anlatım dili. *** Altun. ve daha dürüst olmaya. Selim İleri'ye ulaşmak. *** İleri... Bu yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak. bu acı tanıklığı için ona teşekkür etmek istedim. Yapıtla ilgili sıcağı sıcağına ve uzun yazmak istedim. Yarın Yapayalnız. orospuluğa bunca yatkınlığı Enis'i çileden çıkarmış. dedikodusal ve özgüvenli. bunu da son derece kişiselleştirmesine borçlu olsa gerek. Doğan yayınları. *** İleri. kendi ülkesinin. Yazınsal hiç bir değeri olmamakla birlikte bu dünyanın içinde yuvalanmış insanlar (yazar-çizer takımı). 2004 Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak'dan sonraki romanı İleri'nin. Selahattin. İyi okur kendini sınamaya kalkıyor okudukça ve belki de böyle bir işlev kazanabilir bu yapıt. Umarım bir gün olur bu. Zaniyeler.Enis. bilgili bir bakış. Biraz daha soğukkanlı olsaymış Türk yazını büyük bir yazar kazanacakmış. Ne yazık ki bunu yapamadım. Yapı Kredi yayınları. Bu yapıtı okuduktan sonra hala daha kendimizi aldatabilir miyiz? Bir kez daha okumalıyım.. A’dan Z’ye İlhan Berk. Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir. 2001 Dene(mesel) roman demiş Altun bu ilk (yanılmıyorsam) anlatısına. İletişim yayınları. hem de yan temaları bakımından yaşadığımız gerçekle yazarın kişisel duygularını harmanlayabilen bu zengin roman. 1989 Enis'i bataklığa ve onu simgeleyen şeylere (kadın da mı?) tiksintisi yazar yapmış olmalı? İşgal İstanbul'unda 'sosyete'nin yaltaklanma ne söz. 2002 Selim İleri'nin bu son romanı onun hakkındaki tüm önyargılarımı yıktı ve bu yapıtın Türk Yazınının özellikle de son dönemlerinin en önemli yapıtlarından biri olduğu kanısındayım. Yapı Kredi yayınları. bu tip pompalanıyor) Altun kitabını beğeniyle okumuş olmalılar. kendini beğenmiş kentsoy edalı (şu dönemler. Selim. Öyle görünüyor. tek tek her okurunu dürüst olmaya. Selim. Eleştirisi önceki denli güçlü ve parlak olmasa da. 2003 Şair İlhan Berk'e belgeli.. 2001'in gözdeleri arasında olan bu yapıt önemini söylenceye ve yazın dünyasını anlatmasına. olmaya zorluyor. anlatım tekniği. Selçuk. *** Özpalabıyıklar. daha. Öykü kıyıda durmasına rağmen neden öyle? Acaba öykü kıyıda mi? (marjinal mi?) .

Sema.. Sennur Sertürk. Erken Demir Çağı (Troya VIIb 1-3) : MÖ 1200-950 Yunan Roma Bizans Döneminde Ilion : MÖ 10.Yılında Ahmed Hamdi Tanpınar. Aşkın Samatya’sı Selanik’te Kaldı.yy-MS. başlayan Orta Tunç Çağı. Doğumunun 100. *** Uğurcan. Koşutlu kurgu. . Pek başarılı bulamadım. Troya.5 yy. Arkeoloji az okumama karşın bu yapıttan büyük zevk aldım. Bu öykü bence de burada ve sahih. Proust'la Tanpınar'i karşılaştıran ciddi bir şey okumadım diyebilirim tüm Tanpınar okumam içerisinde. Haz. İleri sınırda geziniyor sanki. Kişisel bir deney başkaları için ne zaman anlamlı olur? Azınlıklar sorunu biraz egreti duruyor. *** Işın.. Sema.. Can yayınları. Ed. VIIa) : MÖ 1700-1200: Orta Tunç Çağından Geç Tunç Çağı sonu. III) : MÖ 3000-2200: İlk Tunç Çağı. V) : MÖ 2200-1700: Biten Erken.Bundan hiç emin olmamalıyız.. Öte yandan eleştire eleştire eleştirdiğimiz şey de olabiliriz. Kurgusunda bir zamanlama sorunu var sanki. ben anlatımının yalınkatlığıyla yakalanmak istenen özgünlük sıradan'ı çok fazla öne çıkarmış. Kitabevi yayınları. II. anlamasını bilene. 2001 Roman (anlatım) tekniği sorunlarına takılıp kalmış bir ilk deneme Ağar'ınki. *** Kaygusuz. Ed. Zevkli bir okur deneyimi yaşatıyor İleri Yarın Yapayalnız'la.. 2003 Tanpınar'a yine sağdan bakan yazılar. Doyma Noktası. 2002 Kaygusuz'un öyküleri bana çok şey vermedi. Ama cinsellik esirgenmemis beklendiği üzere. Yapı Kredi yayınları. Haz. Oysa sağın kullanabileceği çok az şey var Tanpınar'da. Kendini daha geliştirmesi gerek. Sergun.. Sema Uğurcan. bir ustaya yaraşır dili ve kurgusu. Ekrem.. Can yayınları. Usta bir yazarın. ruh haliyle tümleşen biçemi bile bu romanı son yılların en iyilerinden biri yapmaya yeter.. Troya konusundaki yeni anlayışları ve en son Troya katmanlarıyla ilgili bilinenleri derli toplu sergilemesi açısından bence çok hoş. Anadolu Troya Kültürü (Troya IV. Troya hakkında değişik araştırmacıların yaklaşımlarını. 2002 Troya sergisine bağlı olan (aynı zamanda katalog) kitap. Denizsel Troya Kültürü (Troya I. Yüksek Troya Kültürü (Troya VI. *** Ağar.

2002 Yalnızca romanı değil. Tahsin. 2000 Yazar şöyle diyor:"Burada varmaya çalıştığımız nokta. *** Acar. 2004 Said hakkinda iyi bir makale. Derrida ve Tarihin Sonu. yeni ve güncel katkı niteliği taşıyor. Stuart. Shelley. *** Sim. Everest yayınları. Suzan. ideoloji. Okumak da gerek. Everest Yayınları. İzlemeli. Yalan. Dost yayınları. Okurun ne yerine konulduğu yazanı da aşan bir tartışmayı başlatır sonunda. Sınıf. yalnızca yaşamı da değil. anlatının siyasal bir davaya servis vermesi en başta güvenirliğini yıkar. görevini yapıyor. Derrida'nın soncu tartışmaya sağladığı katkının kültürel açıdan çok önemli olduğu."(10) *** Samancı. romanı ve yaşamı bilen (bilinçle) birinin Türk yazınına bence çığır açacak bir armağanı Yalan. hegemonya kavramları Said bağlamında irdeleniyor. Can Yayınları. Diyarbakır'da yaşayan Samancı (belirtilmiş) Batının da tanıdığı bir yazarımız olarak öyle sanıyorum işlevini yerine getiriyor. 1998 Ne yazık ki. kamuoyunun yaygın görüş ve izlenimlerini değiştirerek yapısökümünü esoterik bir entellektüel faaliyet alanı olmaktan çıkarabileceğidir. Dostluk Hüznü Paylaşmaktır. Sorun şu ki. 2004 Kuşkusuz Türkiye’de Kürtçü hareketin de anlatıları var. *** Yücel. geleneksel marksist sınıf çözümlemesine. Can Yayınları.*** Walia. Stephen. Süheyla. 2004 Gerçekte belli bir düzeyi tutturmasına karşın bende çok iz bırakmadı bu öyküler. *** Edgell. Tarih. doğu. . Korkunun Irmağında. Metis Yayınları. yüzeysel olarak okunan yapıt. Edward Said ve Tarih Yazımı.

2005 Tahsin Yücel'in bu son romanı da çarpıcı ve sanat dünyamız açısından derslerle dolu. Bizim varlık nedenimiz ötekidir. yapısına) zarar vermeden. Böyle bir toplum." (8) *** . yozluğu hep yeniden üretir. şeyleşme. 2003 Halman'ın bu çalışması. konabilir.Romana ilişkin tüm öğelerden kurulup da hiçbirine indirgenemez yetkinlikte bir bütünsel tasarım olarak Yücel'in Yalan’ı. özanlatılar. Tahsin. evet. ama unutulan bir sey. *** Halman. Romanın içine gömüldüğü bataklıktan çıkış yolunu gösteriyor Yücel. Bu yeni bir şey değil. sahte sanat. Yunus’un aruz vezni kullanımıyla ilgili yargısı dışında iyi sayılabilir. eğretilemeler. yücelterek. *** Spargo. Gizemli nesne ve kurgular kendilerinden kurtuluyor. Ortaya çıkan tip hem gerçek. bunu düşünmeli. Türk yazınının görkemli yapılarından biri bu roman. yabancılaşma. kente göç konabilir. A’dan Z’ye Yunus Emre. *** Yücel. kişilerine.. Biz kurtarılmak isteriz. erdeme çağrısını romanı kırarak değil. Talat Sait. Bir roman. eleştirebilir. Ötekinin kanıyla besleniriz. İçinde yaşadığımız toplum kendimiz olmamıza izin vermiyor. iyi romanlarda olduğu gibi çok katmanlı.. Bir küçük başyapıt denebilir bu roman için. Can Yayınları. Yerdeğiştirmeler. hem de kurgulanmış. Dilin düzeyi yüksek tutulmasına karşın. Bir roman çatısı altına. sahte kurgular. Roman. Sanırım ülkemizde ortalama okur algı düzeyinin üzerinde kalıyor Yücel. öyle değilmişçesine gerçekleştiriyor. Vb. yalan olarak ve boylu boyunca gerçek.. tüketme ve mantığı. Türk romanı bu noktaya erişebildiği için sevinçliyim. Foucault ve Kaçıklık Kuramı. merak derinleşirken yokoluyor. varlığa bürünüyor. Kumru ile Kumru. Yalan dışsal bir nesneye. Everest yayınları. Tamsin. üstelik kimseye (kurguya. doğanın yitirilmesi. Biz bilisizden ermiş yaparız. fetişizm. yaratılmış biri. yeraltı dünyası. Okura çok iş düşüyor. vb. toplum aynada kendi yüzüne bakmaya zorlanırken yazarın acımasız doğruluğu. 2000 "Elinizdeki deneme kaçıklık kuramı. halk dili duygusunu okura veren ne. kaçık düşünce ve Foucault hakkındadır. içinde yaşanılan toplumu yansıtabilir.. öykü. Yapı Kredi yayınları. ideolojiyi eleştirerek ideolojik bir tavrı da netleştirmiş oluyor.

(s. Tarık Zafer. sosyal eğilimlerde (sağ-sol) çatışmaların çözümlemesini yapıyor. güncel taraflara çıkarlarını anımsatıyor ve uyarıyor Timur.64). Metis Yayınları. çağımızın çatışmalarını irdeleyen yazar. kendiliğinden siyasal olan olaydan sözetmek zordur. *** Modleski. sol adına işlenen suçların muhasebesine başlıyor.. sosyal bütünlük dışında. Everest Yayınları. Tania. siyaset zaman ve uzamda özdeşlik gösterir.Timur. Nurer Uğurlu. 2000 Tunaya. içeriyor. Eğlence İncelemeleri. günümüzün Anayasa Hukuku. Türkler ve Ermeniler. 'Sosyal olaya siyasal kimliğini içinde bulunduğu toplum koşulları verir. Pozitivizmin Anayasa Hukukunun gelişmesi üzerindeki olumsuz etkisi üzerinde vurgu yapan Tunaya. modaya. Baştan son derece ilgi çekisi bir saptamayla gelişen roman (baba oğul iki kuşağın sol gelenekle yüzleşmeleri) ilerledikçe sola vurup durmaya. Siyasal hayatın gerçeklerini hukuki olarak çevreleyen ve bunları düzenlemekle görevli hukuk koludur. Anayasa Hukukunun siyasal gerçeğe yeterli bir biçimde ulaşabilmesi için pozitivizmi aşıp Hukuk ve Siyaset Bilimi yöntemlerini birlikte kullanması gerektiğini söylüyor. Siyaset ise iki olay kategorisini kapsar: insanları yönetme sanatı ve siyasallaşma. sinemaya değişik alanlara dönük olarak. Yazınsal açıdan aman aman olmayan romanı da kimileri için ilginç kılan bu yarı gizli pişmanlık duygu ve öyküleri olsa gerek. Siyasal sorun hep aynı ve sonsuz. Bu bir yorumdur. *** Tunaya. reklamdan. İngiliz geleneğine bağlı anayasa kavramı daha pratiktir.. Tunaya'ya göre.50) Yazara göre. Tarihsel gerçeği küçümsemeden ama aynı zamanda büyütmeden. Taner. Ed. ekonomik yapılarda (kapitalizm-kollektivizm). sosyal yapılarda (azgelişmişlikçokgelişmişlik). İmge Yayınları. Ayna Korkusu. Yoksa. Tarık. İkinci bölüm'ün adı Anayasa Hukuku: Kapsamı ve Yöntemi. 'Artık . Haz. açık ve duru bir dille anayasa hukuku'nun tanımını yapıyor ve diğer toplumbilim alanlarına göre durumunu ve neden geri kaldığını açıklıyor. *** Ali. Siyasal Müesseseler ve Anayasa Hukuku.. kitle kültürünün daha çok feminist bakış açısından eleştirisini. 2000 68 liderlerinden İngiliz yazarı Tarık Ali'nin romanlarından biri Ayna Korkusu. ussal ve mantıksal bir yapı gösterirken. televizyondan. tüm olarak ve her yönüyle incelemek zorundadır.53). 1998 Modleski'nin değişik yazarlardan derlemesi. 2000 Timur'un güncel konuda çalışması serinkanlı ve ussal bir yaklaşımı temsil ediyor. Birinci bölümde.' (s. siyasal ve sosyal gerçeği.(s. Fransız Devrimi geleneğine bağlı anayasa kavramı tepeden inmeci. Cumhuriyet Yayınları.

Eleştirmiyor. ama eleğinden geriye ne kaldığını anlamadım. Varlık Yayınları. sırayla Lock. Yolağrısı.. parmaklık ona kurumsallık verir.. Rejim somutlaştırılmış sistem sayılabilir. Şunu söyleyebilirim: Zeldin'e göre insanın (ya da .. 2004 Sanırım bir ilk kitap. Kurum biçim. hukuk toplum içinde olumlu bir rol oynayabilir.hukuk tüm sosyal bilim konularıyla iç içe. Temel. *** Zeldin. Heidegger. yapı. Dili rahat kullanımı ve doğal konuşmaları belli bir çekicilik katıyor öykülere. Genel olarak yaklaşımında postmodernizmin katkılarını da sahiplenme var. 1998 Zeldin'in bu oldukça önemli yapıtı bir çırpıda özetlenecek gibi değil.74). Çizdiğim yerleri alıntılayacak denli zamanım da yok. Özellikle Wittgenstein ikinci dönem. de Saussure ve Derrida bölümleriyle dil düşüncesindeki değişik kurguları özgün biçemiyle (bu biçem işi kolaylaştırmıyor) irdeliyor. Sonuç olarak Tunaya şunu diyor: "Siyasal kurumlarla sosyal gelişmeler arasında bilinçli bir bağlantı kurulabildiği zaman. En kapsamlısı olan sistem. toplum gerçeklerini araştırma yolunda geliştirilmelidir. Sürece de işaret etmiyor. Wittgenstein. sistem. Kurumlar birer yapıdır. 1999 Eagleton oldukça titiz bir eleştiri yapıyor ve postmodernizmin bence de önemli tutarsızlık ve çelişkilerini gösteriyor. Theodore. Tunaya. Daha çok tanıtıyor. kökten. ikinci bölüm öyküleri daha geleneksel. 2001 Altuğ.. farklarını ve ilişkilerini belirliyor.' (s. Dile Gelen Felsefe. Aynı sistem içinde farklı rejimler olabilir (kollektivist sistem içinde farklı sosyalizmler)." *** Altuğ. Yapı Kredi Yayınları. Postmodernizmin Yanılsamaları. Yapı evrime bağlı değişir. de Saussure ve Derrida yaklaşımlarının Türkçenin özleşmesi uygulamasında yeterli kuramsal desteği sağladıkları açık. Yapıtın tek eksiği bir değerlendirme. kurum. İnsanlığın Mahrem Tarihi. Çünkü sol geleneğin eksiği postmodernizmin fazlası (ya da katkısı) olamaz ki. von Humboldt. ama her yapı kurum değildir. Terry. Üçüncü bölüm. kurum ise kalıp olarak. felsefe dili bir Türkçeyi ummamızı olanaklı kılıyor. Türkiye’de son yılların marjinal coğrafya ve insanlarına uzanan birinci yarı öyküleri argomsu diliyle dikkati çekerken. Karataş 1977 Elazığ doğumlu. Bahçe yapıdır. Ayrıntı Yayınları. rejimi içerir. Ayrıntı Yayınları. *** Karataş. Siyasal Yapılar ve Kurumlar. rejim kavramlarını irdeliyor. yapı dokuyu ifade eder. *** Eagleton. sonuç bölümünden yoksun olması. Nermi Uygur'unki gibi yetkin bir Türkçe. Taylan.

Effie Briest son zamanlarda okuduğum en iyi romanlardan. önceki çabaların neden başarısız olduğunu bir insanın nasıl davranacağını önceden kestirmenin asla mümkün olmadığını unutmak. pişmanlıklar. 2003 Günümüzde küçümsenen ve dışlanan kültüre bir sahip çıkma denemesi Koninck'in çalışması. Epos Yayınları. Fontane. 2001 . insanlık deneyimini yön duygusu edinmekte başvurulabilecek bir kaynak olarak sunmaktı. İnsan davranışları üzerine geniş bir açılım sunuyor ve çokboyutlu bir değerler dizgesi öneriyor. Yeyüzüne konup göçenlerin oluşturduğu sonu gelmez geçit alayıyla ve büyük oranda kaçırılmış fırsatlardan ibaret olan karşılaşmalarıyla tarih. eşi olacak Baron Instetten. Effie'nin annesi." (459) *** Fontane. bağlılık. Nijad Akipek Türkçeye gerçek anlamda kazandırmış yapıtı ve kutlamak gerek. ona kulak vermek. ve umut. babası. onur. Bu kitabı yazmaktaki amacım. Bu. Mark Twain Hatırlıyor. özensizliktir.. Thomas. Ama bunu yaparken. Theodor. dünyanın şefkat ve insanlık stokuna küçücük de olsa katkıda bulunmak.2. ama umut da aynı noktadan harekete geçer. Instetten'i bir yerde (Macbeth'in karısının durduğu yerin önünde) durduruyor. İnsanları aşan ve ezen bir güç var. Ama iki insan arasında gerçekleştirilecek bir sonraki karşılaşmanın sonucu başka türlü olabilir.vb. Karşılaşmaların akibeti kaygının çıkış noktasıdır. Binbaşı Crampas. vb."(453) Eski sözcük kullanma düşkünlüğüne karşın (bu yayınevinin tutumu) çeviriyi kutlamak gerek (Elif Özsayar). Sel Yayınları. herhangi bir zorunluluk veya kaçınılmazlık ima etmeyen. bir parça cesareti olan herkesin gücü dahlindedir. Yeni Cehalet ve Kültür Problemi. ya şiddet! Bu ikilem geleceğimizi belirleyecek.3 Cumhuriyet Yayınları. "Kendine benzemeyen birine elini uzatmak. Madame Bovary ile karşılaştırılması pek çok açıdan ilginç olabilir. Effie. Ya kültür.insanlığın) bu güne değin gösterdiğinden değişik (farklı) bir tepkisi olabilirdi ve olabilir. kahramanlar çerçevesinde bir üçlü ilişkiyi olağanüstü bir çekicilikle anlatmayı becermiş Fontane. Roman için klasik trajedinin gündelik yaşam içerisinde izinin sürülmesi diyebiliriz kanımca.. *** Hauser. Effi Briest 1. Yapıtın yazılma nedeni de. bugüne dek ziyan edilmiş olasılıkların kaydını içeren bir vakayiname oluşturur. incelikli biçeminden ve kurgusunda etkilere özenle yer vermeyişinden de belli yeterince. insanlığın çıkış noktasıdır. kurgusuyla da desteklendiği üzere (kişi ve olay anlatıları üzerine bindirilmiş yorum) bu değişik yola ilişkin öngörü ve sezgilerin oluşturulması. çünkü aynı zamanda önünüzde sınırsız seçenekler açan bir kaynak. *** Koninck. Thomas de. 2001 Fontane 1819-1898 arasında yaşamış bir Alman yazar. Effie Briest'i 75 yaşında yazmış (başyapıtı sayılıyor). Nitekim şöyle diyor:" Tarihin deli gömleği gibi elinizi kolunuzu bağladığı yerde özgürlük yoktur. Roswitha.

Ağaçlar. hem de tanıtım bilgileri açısından doyuruculuktan uzak. Tibor. etkili yapıt. 1967 Ülkü Tamer'in duru (özgün dilden değil) çevirisi düşkırıklığına uğramamı engellemiyor.Bu yalın ve yalınlığı ölçüsünde. aradan çok sular aktıktan sonra ABD'de ırkçılık ve insan sorunsalına serinkanlı ve o ölçüde çarpıcı bir bakış. Hem malzeme kullanımı. Bu öykü bir roman da olabilirdi belki. Savaşın kötü olduğunu anlatan Dery'yi anlıyorum ama duygusallık çamurundan kurtulmak için bence gereğinden çok ödün vermiş. Ali Kemal Ersen'in resimleriyle bezeli bir ortak yapım. Dev. Varlık Yayınları. Eğlentili Bir Gömme Töreni. Kitapta. Tomris Uyar büyük bir yazar kuşkusuz. 2004 Üçüncü baskı olmasına karşın. Bir de minik öykü Aşk (Sevi) ekli yapıta.. 1967 Tibor Dery bir Macar yazarı. Eğlentili Bir Gömme Töreni yanısıra. *** Uyar. Güzel bir Tükçeyle çevrilmiş ödüllü günümüz ABD yazarı Hauser'in yapıtının benim için önemi ise.. *** Mataracı. Pek sevdiğimi söyleyemem. Adalet Cimcoz çevirisi iyi. Ali Arif. Yapı Kredi yayınları. *** Dery. çok şeyi (her şeyi) gören gözlerinin ardındaki umutla umutsuzluğun sarmalındaki derin bilgelik. belki yazınsal anlamda çok önemli değil ama. Twain'in (bu büyük ABD yazarı) bakış açısı içine yerleşerek. Güzel Yazı Defteri. Bizim için de yazması çok güzel. Tibor. ikiyüzlülük çok da inandırıcı olamadan veriliyor. 2002 Tomris Uyar'dan bir uzun öykü. anlamsız kılan bir yöntemi var. Yine de okuduğuma pişman değilim. hoş olmakla birlikte çok da eksiği olan bir kitap. Anlatısını saçmaya yaklaştırmış bir modern yazar. Ama Türkçe sevgisi onu yerele bağlı tutuyor. Gerçekte Dünya çapında. Tuğrul. Oldukça da iyi. TEMA Vakfı Yayınları. Duyguyu boşaltan. İnsan ilişkilerindeki yapmacıklık. Onun. ondan daha önemli olan Portekizli Kral Kızı ve Sevi adlı öykü yeralıyor. Bilgi yayınları. onun gibi bakmamızı sağlaması değil. sanki Twain'i kendi içinden tanır gibi olmamızı bir ölçüde sağlamış olması. *** Dery. Sevi öyküsü çağrışımları benim açımdan güçlü bir öykü. Tomris/Ersen. bu romanla yüze çıkıyor. .

Kesit Yayınları. iki çiftin acı evlilik deneyimlerini işleyen. Ahmet Hamdi Tanpınar. 2003 Atatürk dayanamıyor ve arkadaşlarıyla 80 yıl sonra Samsun'a çıkıyor. Turgut. güncel tarihimizi Atatürkçü bakışla yargılayan bir çalışma. Romantika. 19 Mayıs 1919: Atatürk Yeniden Samsun’da 2. Gerçekten çok değerli. yazınsal bir değeri olmayan. Doğan Yayınları. İlginç bir konu ve hoş bir roman. Bu İşte Bir Yalnızlık Var. Bilgi yayınları. Turgut. 1998 . Özakman'ın amacı da anlaşılıyor. *** Özakman. Ed. Dominique/Copeau. *** Alptekin. Turgut. Tanpınar'ın öğrencisiydi Alptekin. Turhan Ilgaz. Bilgi yayınları. 60'ların asi ABD yazarlarını anımsatan romanı okunabilir olmakla birlikte iki boyutlu bir anlatı. 2003 Kiremitçi'nin İstanbul ve pop müzik çevresini konu alan. 2003 İlk cildin buluşçu pırıltısını ne yazık ki sürdüremeyen. canlı olan ne varsa herşeyi bir düzlemde eziyor. Etienne.. kurgusu geleneksel. O kadar. anlamlı bir çalışma ve gençlerin okuması gerek. Dersimiz Yurttaşlık. Turan.. Tuna. Bu değerli yapıt Atatürk'ü ve düşüncesini günümüz genç kuşaklarına anlatmayı amaçlıyor. 19 Mayıs 1919: Atatürk Yeniden Samsun’da 1. Bilgi yayınları. deneyimli bir anlatım.cilt) Atatürk'ün yurttaşlarına dokuz önemli konuda TV'den seslenişiyle sürüyor. Adıyla uyumlu. Bir Kültür Bir İnsan. Etienne/Borne. *** Balibar. anlatımı yalın. 2000 Rahat. *** Özakman. *** Özakman.*** Kiremitçi. Egemen tek bir söylem. Düşsel bir kurgu gibi başlayan roman (1. İletişim Yayınları. Eğlenceli. 2001 Tanpınar ve çalışmaları hakkında derli toplu bir kaynak.

Ben Cemil Meriç'e bir yakınlık duymuş değilim bu kitabı okuduğum için. Tolga. Bir Cemil Kavukçu Portresi. Fatma/ Bektaş. Kitap-lık 63. Todorov öncülerden biri kuşkusuz. babası düşünür Cemil Meriç'i anlatıyor. 2004 . Metis Yayınları. özellikle İsmail Dede Efendi'nin ayinleriyle eşleştiren bir çalışma. 1998 Kızı. Tanpınar. Tzvetan. Cemil Meriç için iyi bir başlangıç olduğu tartışılır.doğum yılı nedeniyle hakkında yazılmış önemli yazıları başlangıcindan (1930'lar) günümüze değin derleyen önemli bir kaynak çalışma. *** Türkali. Vedat. Ferahfeza Mucizesi: Huzur. *** Tüysüzoğlu. *** Yazan. *** Uçman. Handan. Bir Gül Bu Karanlıklarda. Poetikaya Giriş. Kavukçu kişiliğine ve kaynaklarına ilişkin yeterli ipucunu veriyor. Abdullah/İnci. 2004 Cemil Kavukçu ile yapılmış söyleşiler Kavukçu'yu tanımak için (ki tanınmalı) iyi. İletişim Yayınları. Kayıp Romanlar. Coğrafya ve Yurttaşlık Bilgisi Tasarımı ve Bu Tasarımın Yurttaşın Oluşumuna Katkısı' başlıklı yazısı biz TC yurttaşları açısından paha biçilmez değerde. 2001 Yazının bilimsel değer ve ölçütlerini oluşturmak için girişilmiş geçici bir izlence taslağı denebilir kitap için. Tülin. *** Todorov. yapıtının yankısız kaldığından yakınıyordu. bir tür ayıklama çabası.. Everest Yayınları. Kitabevi Yayınları. (1962'de öldü). 2003 Tanpınar'ın Huzur adlı romanının müzikal yapısını irdeleyen. 2002 Ahmet Hamdi Tanpınar'in 100. Everest Yayınları..Yazılar derlemesi olan yapıtta özellikle Dominique Borne'un 'Fransız Eğitim Sisteminde Tarih. Ümit Meriç. Babam Cemil Meriç. *** Er. Geleneksel anlayışlara çeki düzen verilmesi.

M. Ama beni asıl rahatsız eden. *** Çolak. Ahmet Necdet. Zafer Ekin Karabay (öldü). Birhan Keskin. abuk bir entrika ve dizi mantığıyla da çok satış garantisini yakalıyor (mu acaba?) Bana kalırsa son zamanların en kötü anlatılarından biri. tarihçilerin ve yazarın katıldığı bir toplantı dışında. Mehmet Başaran. Veysel. Gökçenur Ç. Ülkü Tamer. Mazhar Alphan. cinselliğin genelde romanı sürükleyen önemli bir kurgu aracı olarak algılanışı ve algılatılışı. Buna bakarak bunların solculuğunun da fotografisi ortaya çıkıyor. Özlem Tezcan Dertsiz. 2003 Şiir Yıllığı. Üzerinde durmaya değmez.Vedat Türkali ileri yaşında pek çok yaşlı erkeğin başına gelebileceği üzre.N. Öte yandan bilgilendirici yanı yok değil. Onur Caymaz. Yaşar Kemal'de bu daha büyük bir yanlış. Agora Yayınları. özellikle dikkatimi çeken ozanlar oldu. R.. vb. Türk roman geleneğine bir katkısı olduğunu sanmıyorum. tek parti ve CHP eleştisinin Cumhuriyetin kuruluş mantığına yer yer yönelişi. cinselliği saplantılı bir düzeyde algılayarak uluorta (ve gülünç) bir biçimde anlatısının eksenine oturtuyor. Vedat. Güncel kürt sorununa dokundurmaları. Viagra yardımıyla yürüyen roman. Nilay Özer. konular rahatsız edici. diyor. Altay Ömer Erdoğan. giriŞ yazIsI ilginç. Gençlerden geriye doğru yöntemiyle düzenlenmiş. bilmem. Eski tüfeklerin (TKP'li). günümüzde moda ve Amerikan kökenli etkileme yöntemlerinin (efekt) gizli-açık kullanımı. Sait Maden. Veysel. devrimcilikle ajanlığı ayıran çizgide yol açtığı yeni belirsizlikler. Zeynep Uzunbay.. Ahmet Uysal. Mehmet Kazım. Mustafa Köz. Ya zavallı kürtçülük desteğine ne demeli. Batıda çoktan çözülmüş bilinç akışı ve anlatıcı-anlatım sorununun Türkali'de oldukça rahat ve kolay bir uygulamayla biçimlenişi ne ölçüde başarı sayılmalı. 1999 Türkali'nin yaklaşık 1250 sayfa ve iki ciltlik romanı. Arif Madanoğlu. cinsellik çok abartılmış. Betül Tarıman.2 Gendaş Yayınları. Güven 1. Gendaş Yayınları. Güven'in oldukça altında seyrediyor Türkali. İlhan berk. TKP'nin 2.İleri.. Melih Cevdet Anday (öldü). 2003 E Edebiyat dergisinin eki olarak verilen güldeste belli bir düzeyi tutturuyor. TKP yaklaşımını veri alışı. Yunus Koray. 2004 Çolak'In seçkisi çok önemli olmamakla birlikte. toplumun değişik sınıflarından temsilci-kahramanlar aracılığıyla anlatıyor. bir yerde değinildiği gibi. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye serüvenini. Hüseyin Alemdar. olay örgüsünde ve kurguda. Türkali'nin ilk okuduğum yapıtı bu ve piyasaya oldukça savlı sürüldü. Ama daha geliştirilmeli. 2002 Şiir Yıllığı. günümüz Türk Şiiri denen şeyi sorgular nitelikte. *** Çolak. . Oğuzhan Akay. Roman üzerinde ciddi bir değerlendirme görmedim. *** Türkali.

*** Blake. Hugo'yu şiiriyle tanımak (evet. Olağanüstü. Bordo Siyah Yayınları. *** Previn. Hehn'in çalışmasının bir bölümü (yayınlanan bu kitap). Bordo Siyah Yayınları. *** . Ada Yayınları. kişisel değerlendirmeler. Mavi Fener. Veysel Atayman. 2002 Baştan düşleme kaçan kurgusunu yadırgadımsada Pelevin'in yaklaşımını anladıktan sonra öykülerinden büyük haz aldım. 2002 Bence Blake'in büyülenme ve görmüş geçirmişin acılarıyla ilgili düşündürücü şiirlerini özellikle erişilmez kılan. Victor.*** Hehn. Çukurda (öykü). Masumiyet ve Deneyim Şarkıları. Tozan Alkan'ın yetkin çevirisi. Üzüm ve İncir. Edebiyat Dersleri. hiç tanımadığım bir çevirmenin. 1988 Nabokov'un Amerika Üniversitelerinde verdiği edebiyat derslerinden Çehov üzerine olan üçü: Küçük Köpekli Kadın (öykü).. Victor. Veysel Atayman. Ed. bitki örtüsü her zaman böyle değildi ve tarım insan kültürüdür. üzüm ve incir doğudan batıya Girit ve Yunanistan üzerinden İtalya ve Avrupa'ya geçmiştir. William. 2002 Yine Tozan Alkan. *** Nabokov. Zeytin. 2003 Ekin (kültür) tarihçisi Hehn. Victor. şiir dili ve Blake egemeni de. *** Hugo. Bence çok hoş olmakla birlikte önemli olmayan. Hele Nika. Vladimir. Yapılmıştır. okurunu şaşırtmaya bayılan Previn için. Dost Yayınları. Sonuçlarına kuşkusuz katılıyorum. çeviriden tanımak) mutluluk verici.. Martı (oyun).. hedefini 12'den vuran bir öykü.. Dört dörtlük bir yapıt ve olağanüstü bir çeviri. Çevre. Yalnızca kaynak dil. Ed. Batı odaklı bakış açısına sert bir darbe indiriyor bence. Seçme Şiirler. erek dil egemeni değil yalnızca. Türkiye İş Bankası.

parlak ve ikna edici bir söylemi olan yazarlar. tutarsız. yaşamın ortaya çıkışı. 1. hatta özdeşliklere işaret ediyor. Zaman.. bilimin 20. Ve tıpkı Pithagoras'da olduğu gibi. bugün de benzer mistik imalar sözkonusudur. insanların yaşamlarının da birer öykü olduğu. Gerçek içeriği gözardı eder ve kendi kurallarının şeylere dışsal olarak uygular. 4.. belki ondan daha önemli olarak (yöntemi tartışmaları nedeniyle) bir eleştiri yapıtı. Arapçayı. William. hoş. Büyük Patlama kuramlarına eleştirel yaklaşımlar sözkonusu. insanın ortaya çıkışı ve evrimi. ‘Thomas Tracy'nin. İçimizdeki kaplanı yitirmeyegörelim.’ (87). ‘Matematik kültü "herşeyin sayılardan ibaret olduğu"nu düşünen Pithagoras'tan beri hiç bir zaman bugünkü kadar büyük olmamıştır.. 2001 Yapıt iki ciddi ve Troçkist İngiliz bilim adamının. Ruhbilimi zengin bir malzeme kaynağı. din. Yazınsal kurgu ile yaşamsal kurgu arasında (ihtiyatı da elden bırakmadan) benzerliklere.vb. Alan/Grant. Postmodernizme yolladığı eleştiriler ilginç. diyalektik materyalizm. 1999 Zeyyat Selimoğlu'nun elinde tüm gücünü yitiren bu uzun öykü (yayınevi sorumlu aslında) Saroyan'a özgü.yüzyıl serüvenine ve özellikle sağcı yorumlarına. eşsiz sayfalar (anlatım gücü açısından) ortaya koymuşlar. bilim. evrimden genetiğe. Bunu varoluşsal(ontolojik) bir temelde yapılandırıyor. Bizi ‘Biz’ Yapan Hikayeler.Randall.’ (147) . yazınbilimi ve yazını ise analojik bir başvuru düzeyi olarak kullanıyor. Aklın İsyanı: Marksist Felsefe ve Modern Bilim. Uzay ve Hareket’de. Bilimsel Yöntem.Kısım. *** Saroyan. 3. Bu soyutlamaların hiçbiri gerçek bir varoluşa sahip değildir. matematikten fraktal geometriye. Akıl ve Madde’de daha çok. Ayrıntı Yayınları. Çok güçlü. Okunması gereken bir yapıt. Temel tezi. kurmaca olduğu.Kısım. İkna ediyor. Fizikte kesinsizlik. tüm temel konularda yönelttikleri marksist (diyalektik) bir eleştiri (polemik) olarak yorumlanabilir. Tracy’nin Kaplanı. 1999 Randall'ın yapıtı çok boyutlu bir çalışma. aklın doğuşu. çarpıcı bir öykü. Yaşam. 2. Çevirinin diline gelince. Görelilik Kuramı. Yabancılaşma ve İnsanlığın Geleceği yorumlanıyor.Kısım. neye döneceğimiz ortada.Kısım. Termodinamik. Bir bilim yapıtı değil. William L. marksizmin evrim kuramıyla ilişkileri. genetik kuramları ince bir süzgeçten geçiriliyor. Ted. Zevkli bir okumaydı. *** Woods. mantık ve diyalektik. Akıl ve Akıldışı'da felsefe. Laura Luthy'nin ve sevgi demek olan kaplanın hikayesidir bu. Kaostan Çıkan Düzen’de Marksizmin yakınlaştığı modern bilimsel kuramlara gönderme yapılarak Kaos kuramı üzerinde duruluyor. Bu yayınevinin okurlara yutturmaya kalktığı daha nice herze var. Türkiye İş Bankası Yayınları. Türkçe ile halvet etmeyi zenginleşme sananlar ve yutturmaya kalkanlar var. Ayrıntı Yayınevi gibi. Tarih Bilinci Yayınları. Matematik sayılar dışınde her türlü nitel saptamayı bir tarafa bırakır. zekice. irdelenmektedir.

Batıya açık oluşu bunu kolaylaştırdı. Ed. Bir bakıma Musil'in Avusturya İmparatorluğu’nu kavrayışı gibi. Toplumsal servete sahip olanlar ve hükmedenler açısından bu fikirler "kötü"dür. Yakup Kadri aslında bu romanıyla bir geleneği de (geçmişin züppe tipi. kendi kabuğundan çıkma ve sorumluluk duyguları belirginleşiyor. BE 2: Nur Baba. BE 4: Kiralık Konak. İletişim Yayınları. İletişim Yayınları. Bu çıkmazdan bir çıkış yolu bulmak için gerekli olan şey açısındansa bunlar doğru. Değiştirilmiş bir koşullar dizisi bireyde çok belirgin bir değişime yol açabilir. zorunlu ve iyidirler.’(200) ‘Beyinle çevre arasındaki bu diyalektik etkileşim olmasaydı. Ayrıca bir omurga sorunundan da sözedilebilir.Atilla Özkırımlı. Ed. bireyin gelişimi basitçe genetik kodun emrinde olurdu. bugün yine batı hayranı züppe. hem de uzayda sınırsızdır..’ (307) ‘Marksistlerin suçu. ama 22'de basılıyor. Yakup Kadri. 1985 Maupassant etkileri taşıyan öyküler yanısıra. Yakup Kadri'nin arayış dönemlerinde mistik bir deneyimi (Bektaşi Tekkesine katılma) olmuş. çürümenin yarattığı insan görünümlerini tıpkı Çehov gibi sezgisi ve birikimiyle kavradı. gelişimde belirleyici bir rol oynamaktadır. Ne var ki çevre. *** Karaosmanoğlu. Bazı bölümler kolay unutulamaz. insan ilerlemesinin önünde katlanılmaz bir engel haline geldiğine. ama yavaş yavaş yükünü de tutuyor tüccarlaşarak) sürdürmüş oluyor. 1981 Yakup Kadri'nin 1922'de yayımlanmasına karşın 1916-17'lerde yazdığı bir ilk ve şaşırtıcı roman. fotoğraf ve sonbaharla ilgili sayfalar örneğin. Bireylerin davranışları önceden kodlanmış ve en başından itibaren öngörülebilir olurdu..’ (426) *** Karaosmanoğlu. Taşıdığı değerler İstanbul çevresinde pek prim yapmamış ve bu arayışlar ortaya çıkmış. Ama çok zayıf kalan. ısmarlama izlenimi veren öyküler de sözkonusu. ekonomik. Ed. bu hasta sistemin sürmesinin gezegenin geleceğini ciddi tehlikelere attığına işaret etmeleridir. Yazarın duyguları zaman zaman devreye giriyor ve roman yara alıyor. politik. Yakup Kadri. BE 17: Hikayeler. Onun sağlıksız bir gençlik dönemi olmuş bence.Atilla Özkırımlı. Kurtuluşun esintileri ve etkileri. kültürel ve ahlaki olarak iflas ettiğine. Şunu da söylemek gerekir ki. Sanki roman bir noktadan sonra yazarından bağımsızlaşmış ve doğrultu değiştirmiş gibi.Atilla Özkırımlı. Türk romanının bence önemli yapıtlarından. . kapitalist toplumun toplumsal gelişmenin gerekleriyle çatışma içine girmiş olduğuna. bu roman işte bu deneyime yaslı.‘Madde hem atomaltı ölçekte. *** Karaosmanoğlu. çelişkiler içinde bulunduğuna. hala dil ve anlatımla ilgili sorunları olan (ama Halide Edip denli sorumsuzca değil) Yakup Kadri'nin bu denli gençken toplumsal-tarihsel dönüşümü yakalama ve tiplemede bu başarısı.. O çökeni ve çürüyeni. Toplumsal sorunlara duyarlık. inandırcılığını yitiren bölümler ve kişiler de var. Yakup Kadri.. Mayalanma sürüyor. kavrayış gücü ve bilincine bağlı olmalı. 1981 Nur Baba da Kiralık Konak'la hemen hemen aynı yıllarda yazılmış. İletişim Yayınları.

en çok da Fransızca sözcük. Yapı sorunlarının üstesinden belki Panorama'da.vb. 1966 Avrupa'da sağaltımdan (tedavi) dönen Yakup Kadri. Hüküm Gecesi. henüz emekliyor bu romanda (ama daha sonra roman açısından daha kötüsünü de yazdı. Tepeyran'ı. Yakup Kadri. 1981 . Ya Ahmet Kerim'in iç burkucu sevi öyküsü. canlı tanıklığından. işbirliği ve ihaneti seçmiştir.Halide Edip'in tüm övgüsüne rağmen. Madam Bovary'nin Osmanlı çeşitlemesi (versiyon) da denebilir. Romanda nedensellik yasası işlemiyor. kurgu. ikinci meşrutiyet sonrası İttihat Terakki dönemine gerçek ve kurmaca kişiler aracılığıyla tanıklık ediyor ve yazarın iyi romanlarından. Yakup Kadri.) Halide Edip kendisini tüm romanlarına koymuş ama kendisiyle başedememiştir. Nabizade Nazım'ı saymazsak.) romanı iyice bütünsellikten koparmış. Sodom ve Gomore. diğer yandan diklenirken. Yakup Kadri. bana kalırsa oldukça kötü bir roman Nur Baba. *** Karaosmanoğlu. Buna karşılık Yakup Kadri de romanlarının içinden geçer. kavram kullanma sıklığı. Hep O Şarkı'da gelebilecek olan Yakup Kadri. *** Karaosmanoğlu. saltık yazın bağlamı açısından (sorunsal bağlamında değil). Tevrat'ın ünlü öyküsüne gönderme yapıyor.. Baykurt'ların çizgisinde değişerek sürecek bir gelenek oluşturacak biçimde sokanlardan biri Yakup Kadri (diğeri ise Refik Halit.Atilla Özkırımlı.) Bu romanda. uyuşmuş ve günah içerisinde. herşeyi unutacak kerte zevk bataklığına dalmış. bir yarı tip'e dönüştürebilmiştir.. 1999 Yakup Kadri 20. ama daha önemlisi yaşadığı çağa sorunsal ve çatışkılı bakış açısından.Atilla Özkırımlı. yapı sağlamlığı vb. güme gitmiş. batı Yunan ve dinsel mitolojilere gerekli gereksiz göndermelerden vazgeçemeyiş. Bilgi Yayınları. bir yandan sürüklenir. Ed. Hüküm Gecesi. 'somnambül' vb. Ed.Necdet. İletişim Yayınları.. İstanbul insanı Sodom ve Gomore halkı gibi. ama kendini roman dokusunu zedelemeyecek boyutlarda bastırabilmiş. Ed. Türk yazınında en büyük tartışmalardan biri bu roman çevresinde olmuş. işgal altındaki İstanbul'a tanıklık ediyor. ayrıca işletmemek için bilinçli bir çaba söz konusu değil. Anadolu'yu Türk yazınına. yabancı. Yazarın amacı eleştiri olmuş. Özellikle kendisini temsil eden tiplerin romanlar boyunca sürekliliği. hatta bakar. yüzyıl tanıklığını bir dizi romanla anlatmayı deniyor ve belki de yapıtının değeri buradan geliyor. Yakup Kadri'nin. İlgisiz uzun bölümler (Ziba Hanımın babası. ülkü ve inançlarını yitirmiş. Yaban.Atilla Özkırımlı.. Ve buna bir genç çıkış yolu aramaktadır. tipleme.. anlatım tekniği. Birikim Yayınları. sözcüklere inatçı tutku. olay örgüsü.. 1927'den (gelecekten) bakarak kahramanlarını geleceğe ilişkin önsezilerle yüklemesi yanlış olabilir. Makal. *** Karaosmanoğlu. okunması gereken iyi romanlarından. yazınsal nitelikten çok Bektaşi tekkeleriyle ilgili söylenenler gürültü koparmış. Bence Yakup Kadri’lerin handikapı romanlarını gazete ve dergilerde yayınlıyor olmalarıydı.

İkinci bölüm ulusal gücün savaşın bitişini izleyen yıllarda nasıl yozlaşmaya ve sömürülmeye yatkın bir ortam oluşturduğunu. sanki bir günün ölüsü gibi.’(95). İletişim Yayınları. yoksul ve meymenetsiz 'doğal' uzantısına dönüştürüyor.Ürpererek. kesntisiz ve yüzyıllarca süren ve bırakılsa (tepeden inme devrimciliğe onay) daha da sürecek olan sonsuz uykusunda direnmesine kadar pek çok toplumsal davranışın arkasında yatan anlaşılabilir tarihsel toplumsal nedenlere karşın.Atilla Özkırımlı. O en önemli yazarlarımızdan. Yaban da en önemli romanlarımızdan. doğuracağı tiksinti duygularıyla. tezli romanlarına da önemli bir giriş yapmış oluyor Yaban'la.. köy ağalarının. Canlı ve etkili betimleme gücü devreye girerek. başımı içeri çekiyorum. heyecan. insanın değişmesine imkan yoktur". kasaba eşrafının..’ (166) Yakup Kadri kendi dramını sergiliyor: ‘Sanki. Şeriatçı düşüncenin hammaddesini oluşturacak köylü kitlesi gelecek Türk yazınında yankımalarını bulacak. sofuların. ‘ABD'li boş konserve kutusu gibi.’ (s.Ulusal savaştan yengiyle çıkmış genç cumhuriyetin kurucu dinamikleri arasında köylüyü göremiyor 1932'de Yakup Kadri ve öfkeli. Bu durum onu ilginç bir yerdeğiştirmeye zorluyor.. Her ne kadar köylünün ulusal savaşta işbirlikçiliğinden ulusal güçlerin temsilcilerine tepkisine. Pek inandırıcı olmasa da Yakup Kadri bu sorgulamayı da yapıyor.. 1983 Yakup Kadri'nin önemi yazınsallığı dışından gelen yine tezli bir anlatısı: Ankara. Umutsuzluk noktasında. ‘Eğer bilmiyorlarsa kabahat kimin? Kabahat. çıplak. tetikte duran şer güçlerin nasıl değişik manevra ve taktiklerle iktidara oynadıklarını ve ulusal kahramanların da nasıl hızla dönüşebildiklerini anlatıyor (Yakup Kadri'nin temel sorularından biri). olumsuzlukları aşmış genç cumhuriyetin devrimci ütopyasını dile getiriyor. asker kaçaklarını koynunda saklayan zinacı kadınların. Aynı zamanda da tüm geçmiş metafizik yaklaşımlarını bir yana bırakarak. 42. kendi için oynayan bir aktördüm. Sanki doğa da tüm belirişleriyle Yakup Kadri'nin tezlerini doğrulama işlevi yüklenmiştir. Ahmet Mithat'ların Tevfik Fikret'lerin geleneğini sürdürmüştür. kaba. kendi kendimi seyreden...’ (178). O kendini sorunun içinde görmüş ve katkıda bulunmuş. çirkin. Ankara. Türkiye'nin yenileşme ve Batıcılık konusunda başarısızlığını da buna bağlıyan yazar. bunların hepsi geçici şeylerdir. Ve yanıtını aradığı sorulardan biri de şu: peki bunlar ulusal savaşın temel gücü olmayı nasıl başardılar? Ve çobana (Atatürk) sesleniyor yazar: ‘Bu sürüyü topladığın zaman ben ve bu köy sürünün içinde bulunacak mı?’ (148) Koyunlar onların yerel güdüleyicilerinin (işbirlikçi müftülerin.’ (239). *** Karaosmanoğlu. Kabahat. buluşma olanaksızdır ve hep yaban kalacaktır Ahmet Cemal. ‘Burada ise....’ (47) Yaban düş dünyasından çıkıp yavan gerçekle yüzleşen aydının ikileminde çatışkılı kurgusunu ve başarısını yakalıyor. geleceğin serpilip geliştireceği değişik prototipleriyle yansıtıyor. Yazarın yıllar sonra yazdığı önsöz hüzünlü. Ed. . Yakup Kadri. savlarını pekiştirmede haklı görülemeyecek bazı vurgulamalara. senindir. yalnız gerçek. Üçüncü bölüm ise onuncu yıl düşünü. sayfada şunu yazıyor: ‘Talim.. kaba maddeci bir çizgiye ulaşıyor. köylüyü yoksul ve meymenetsiz doğanın. Yakup Kadri'ye göre köylü ulusal bir sınıf ve güç değil. Üç bölümlü yapıtta ilk bölüm direnişin Ankara'sını tüm gerçekliği ve umuduyla. Nedeni yazınsal değil ve çok yalın: içten duyarlık.terbiye iyi örnek.97). ey bu satırları heyecanla okuyacak arkadaş. yalçın gerçek!. softaların) (149) etkilerinden kurtulabilecek mi? ‘Gece.Ve çevre değiştirmedikçe. Öte yandan yaban pek çok bakımdan ilk. kurnaz genelleştirmeler yoluyla içsıkıntısı ve karamsarlığı pekiştiriyor.benimdir.

İletişim Yayınları. Hüküm Gecesi'ni önceliyor. İletişim Yayınları.Atilla Özkırımlı. ‘Mesela. 'kadın'ın eksen alınışı. Yazık ki baskı çok kötü (s. 167. Ed. vb.161. Polis devletinin. Ed.. üç evliliğinin üç dönemi (bölümü) simgelemesi.. Panorama.Gölge tip Yakup Kadri'yi. *** Karaosmanoğlu. yetkin bir roman. Yazar Cumhuriyet'e bakmayı erteliyor ya da ertelemek zorunda kalıyor. faşizmin Türkiye üzerindeki serpintileri. onun için olumsuz yansımaları var. kapsayıcı bir biçimde vermek istediği. gülünç ve acı bir kişisel sürgün öyküsünün kahramanı oluyor.Atilla Özkırımlı. 1987 Panorama olgun Yakup Kadri'nin tüm birikimini ortaya koyduğu. Yakup Kadri. Hep O Şarkı.’ (494) Kemalist ateş ne zaman mı sönmeye başladı? Babıali'nin köşebaşları Ankara kadrolarına yerleşmeye başladığında. Romanın kurgusunda ilginç olan.’ (307). İletişim Yayınları. zamandizinsel (kronolojik) olarak bir geri dönüş Yakup Kadri romanında... tökezledi? Bu insanlar. kendi koyduğu prensiplere herkesten önce kendisi ihanet etmiş olmakla töhmetlendiriyordu. (Bkz. ‘Marksist parti denilen karanlık doktrin laboratuvarı. Roman tekniği bence çok etkileyici (batının nehir romanları ya da Dos Passos'un ropörtaj gerçekciliği). 169. koşullanmalar taşıyor. İzmir'de sürgündeyken biraz içsıkıntısı. ilginç bir biçimde bana Türkali'nin (teknik aynı) Güven adlı romanını anımsattı. toplumsal yaşamdan zaman ve uzamsal dağılım içerisinde kesitler alarak (örneği daha önce görülmemiş ve sonra da çok az görülen biçimde).Atilla Özkırımlı. Bir Sürgün. genç cumhuriyetin yurttaşları olmaya layık olmayan bu etkili ve yetkililer. Ne yazık ki zamansızlıktan bu yapıtlar üzerinde uzun boylu duramıyorum.. 1983 Bir Sürgün. Bir ayrımla. 1987 . Yakup Kadri.ve yalın.. 70 yıllık cumhuriyeti diktatörlük olarak niteleyen günümüz kinci cumhuriyetçilerine de Yakup Kadri'nin yanıtı 1954 yılından geliyor. Neşet Sabit olarak izliyoruz yine. Yakup Kadri Marksizm ve komünizm konusunda belli önyargılar. cumhuriyet sorunsalını en geniş çevren (ufuk) içerisinde. Halk Partisi'ni. biraz da rastlantıların etkisiyle Paris sürgünlüğüne geçiyor bir 'jöntürk' olarak. Ed. vd. nerden çıktı? Devrimci güçler nerede açık verdi? İkinci Dünya Savaşı romanı da ikiye bölüyor (aslında 2 cilt). sayfa 500. Doktor Hikmet.’ (313). toprak parası bulunup verilemediğinden Paris'in umumi kuburlarından birine gömüldü. *** Karaosmanoğlu. Cumhuriyet nerede başarısız oldu.) *** Karaosmanoğlu. 1937'de yazılmış. 450' de satır atlamaları var). CHP'nin ve ondaki siyasal özün dönüşümünün daha iyi bir öyküsünü okuduğumu anımsamıyorum. Yakup Kadri. ‘Doktor Hikmet'in cesedi.

Yakup Kadri. o güne değin yapıtlarında görülmeyen enfes bir mizah tonu yakalıyor ve başarıyla uyguluyor. Altın çağa dönüş. jöntürkler. ittihatçılar. İlginçtir Yakup Kadri'nin en az okunan yapıtları da bunlar: Panorama. Halide Edip Adıvar'ı konu ediyor. İletişim Yayınları.. İkinci ben anlatımlı bu romanında (ilki Yaban) kadın gözüyle olayları aktaran Yakup Kadri. Ed.Atilla Özkırımlı. başlangıç arayışı romanı. bana kalırsa anılarının Politikada 45 Yıl'dan sonra en ilginç cildi. *** . *** Karaosmanoğlu. Kiralık Konak'ın öncesine yerleşiyor. BE 16: Vatan Yolunda. İletişim Yayınları.. ama ilk yıllarını (çocukluk) anlatan bu yapıtı yazarı tanımak açısından ve canlı anlatımıyla ilginç. Yakup Kadri. Batı dünyası. konak ve yalı yaşamını ve bir toplumsal öykünün hüzünlü bitişini izliyoruz bu küçük mücevherde. Atatürk'ün zorlamasıyla başlayan diplomatlık serüveni çok ilginç tanıklıklar içeriyor. Anamın Kitabı.büyük savaş geliyor. Ed.. Süleyman Nazif'i. İletişim Yayınları.. Ed. bir arayış. Savaşın tam ortasında Avrupa'da olan yazarın anıları pek çok bakımdan önemli. Refik Halit'i. Diplomatlik mesleği hakkında görüşleri de yabana atılır gibi değil. İletişim Yayınları.. Yakup Kadri'nin ve Türk yazınının zirvesine oturuyor. Yakup Kadri. *** Karaosmanoğlu.Atilla Özkırımlı. 1983 Karaosmanoğlu'nun anılarının milli mücadeleye katılma evresi Vatan Yolunda. Yalnızca bu mizahıyla ve inanılmaz gerçeklik duygusuyla bu tarihsel aşk öyküsü. Gençlik ve Edebiyat Hatıraları. Mehmet Rauf'u.Atilla Özkırımlı.Atilla Özkırımlı. Ed. öğretici. 1983 Yakup Kadri'nin 5 ciltlik anılarının en son yazılmış. Ayrıca Edebiyat-ı Cedide. *** Karaosmanoğlu. Cenap Şahabettin'i. *** Karaosmanoğlu.1956 tarihli son roman. 1990 Yakup Kadri bu ilginç ve oldukça kişisel anılarında. Abdülhak Hamit'i. Ahmet Haşim'i. bunların başında da kuşkusuz 2. Ankara hakkında ilginç gözlemler ve görüşler var bu yapıtında yazarın. BE 15: Zoraki Diplomat. Tevfik Fikret'i. Şahabettin Süleyman'ı. özellikle Fecr-i Ati hakkında bilgi veriyor.. Yakup Kadri birikiminin pek çok bakımdan doruğu. Boğazı. 1998 Karaosmanoğlu'nun. Yahya Kemal'i. Yakup Kadri. Hep O Şarkı. Abdülhak Şinasi Hisar'ı.

Refik Halit'den önce. Bir Ada Hikayesi 2. Bir Ada Hikayesi 3. İletişim Yayınları. Savaşmış her kişi savaştan önceki kişi değildir.Atilla Özkırımlı. 2002 Yaşar Kemal o güçlü soluğunu. ama İnönü'ye iniyor mu. unutulmaz ya unutulur diyelim. Ömer Seyfettin'in Efruz Bey’i. kaçacak ıssız bir dünya ararlar. o da bir insanın bir insandan gördüğü yürekten bir sevgidir. yaşadıkları sevinçlerde. Adam Yayınları. Bir Tercümeihal bir prototip. Bir Serencam açık Avrupa etkileri taşıyan gencecik bir yazarın etki kaynağına göre romantik ya da gerçekçi öykülerini içeriyor. Nebbaş. görkemli dilini çok kötü harcıyor. türk yazını. yarı ölüdür. 20'lere doğru yazarın tutumunda toplumsallaşma eğilimleri uç veriyor. tipleri karşısında hasta karşısındaki doktor gibi soğukkanlılığını koruması. Sapkın tipleri ele alışı.Karaosmanoğlu. görmedikleri başka diyarlara niçin. Baskın. Yakup Kadri. Yaşar. niçin bir araya gelemiyorlardı? Savaş bitmiş. Adam Yayınları. BE 16: Politikada 45 Yıl. Bir süre sonra o güzelim dil bile öksüz çocuğa dönüyor. Bakalım 3. ‘Dünyada her iyilik unutulur. Ed. Karıncanın Su İçtiği. *** Kemal. gelecek vaad eden bir yazarı muştuluyor(du sanırım). Yaşar.Atilla Özkırımlı. O kişiler ölünceye kadar mutlu olamaz. hiçbir zaman. Yakup Kadri'nin Necdet Bey’i vb.’ (218) ‘Savaştan geriye kalmış her insan sakattır. Düşüncesini son derece pragmatik bir yaklaşımla romanının önüne koyuyor. Ama yine de arkasında önemli bir birikim vardı. Kanıtlamak için yazması kötü. ölen ölmüş. Roman yitiriyor bence. Şapka. dostluktan sonra bu düşmanlıklar neydi? İnsanlar çektikleri acıda birleşiyorlardı da. Bir Kadın Meselesi ilgi çekici öyküler. Tanyeri Horozları. Bu öyküler 1914'ten önce dergi ya da gazetelerde yayımlandı. cilt neler getirecek. kalan kalmışken. 1984 Yazarın 2. o pis dünyayı unutmak için böyle. Ed. beklenmedik ve çarpıcı bitişler. Yıpranmış. 2002 . 1983 Karaosmanoğlu ile tanışmanın (köklü) zamanı gelmişti. bundan pek emin değilim. İletişim Yayınları. ve 4. BE 13: Bir Serencam. hangi hakla sürmüşlerdi?’ (479) *** Kemal. Yakup Kadri. den önemli tipler geliştirdi. hiçbir insanın unutamayacağı bir güzellik var. Mecliste milletvekilliğinden başlayarak 1965 yılına kadar süren politika anıları İsmet İnönü ve CHP'nin kişisel bir değerlendirilmesi sayılabilir ve son derece ilginç. Bence yozlaşmanın kökleri CHP'ye iniyor bu kesin. bu adanın bu güzel insanlarını binlerce yıllık yurtlarından bilmedikleri. *** Karaosmanoğlu. Hem de çok.’ (461) ‘Bu derin kardeşlikten. sakatlanmış bir kişidir.

Kopan genç olmasına rağmen güçlü yaşam sezgileri olan biri. Çünkü Bener yeterince inandırıcı değil. Hollywood ve Yurttaş Kane-Orson Welles) arasında kurulan inandırıcı koşutluk. biraz da Eroğlu havası var. Bana göre değil. Mantığı çok zorlamaya gelmez. Bu önemli. vb. ama suyunu çıkarmıyor. Erhan Bener'in oğlu Yiğit Bener'in ilk romanı. Birbirini yitiren baba-oğul buluşması ilginç bir konu olabilir. altın üçgeni bilinçli olarak kırmak. Yağmur'u (kapsayıcı ve sarıcı olan) bir anlatı motifi olarak kullanmak. son yılların pek çok romanına göre dürüst bir sorgulama etiğinden söz edebilir.) iyi değerlendirecek gibi görünüyor. 2000 . ortaya yetkin bir yapı çıkarmasa da.. İzlenmeli. Orhan Kemal. Ali Galip Hadisesi. Yekta.Yaşar Kemal'in Bir Ada Hikayesi'nin 3. Tarık Ali'nin yerli sunumu. *** Nadi. Anlatısında kimi yenilikler dikkati çekiyor. bunun değerini vurgulayabiliriz. Kopan Welles'in 'hiçbir zaman bilinemeyecek olan’ yitiğin.. Alaturka. Eh.. İçimde kim Var. ama bu roman için bence yetmediği kesin. bir de Rıza'nin anlatısı dikkat çekiciydi. bir cennette de herşey bu denli yinelenedurur.cildi. Genel yabancılaşmanın bizim toplumumuza özgü duygusallık gelgitini bence yakalıyor. Ed. Suna'nın öyküsü. olay-yapı birliği. Türk Romanında Postmodernist Açılımlar. Yıldız. Kopan arkasındakı kalıtı (Sait Faik. Her karakterin kişisel damgasını vurduğu anlatısı romanı ifade açısından boyutlandırıyor. Yunus. Yiğit. Nesnellik maskesi arkasında sanki genel bazı doğrular sıralanıyor. vb. Ada cenneti kuruluyor. 2001 Bu yapıt da içerdiği sayısız doğrulara karşın bende düşkırıklığı yarattı diyebilirim. iç kanatıcı arayışını sağlam bir roman kurgusu içinde iyi yansılıyor. İletişim Yayınları... 2004 Yekta Kopan'ın üzerinde durulmalı. *** Kopan. Gülsoy'da olduğu gibi Freudiyen takınağı değil baba-oğul'u eksene oturtmak. Om Yayınları.. hatta arabesk bir romana güçlü malzeme olabilir.. Ayrıca romanı biricik kılan (Türk yazınında) bir başka özellik de sinemayla (Yeşilçam.. *** Ecevit. Nurer Uğurlu. Cumhuriyet Yayınları.. Rosebud'ın peşindeki buruk.. Can Yayınları. *** Bener. Eksik Taşlar. Türk Romanında estetik devrimden (1980'den sonra) sözedebilmek için biraz daha beklemek gerek düşüncesindeyim. 2001 Eksik Taşlar. tavırsızlık bir noktadan sonra özsüzlük gibi algılanır oluyor.

Okudum. *** İpşiroğlu. Ziya Osman. 2004 . 2002 Akademik bir çalışma. Kaan Özkan Alkım yayınları. 2000 Ege Üniversitesinden Özden. Arada bir göz atmalıyım. Necatigil'e yol açan bu. ünlü Ali Galip Hadisesi'nde Ali Galip'in ipliğini belgelerle pazara çıkarıyor ve Ali Galip bana çok tanıdık geliyor. Yazgısıyla buluşan. Tahsin Yıldırım. Hüzün de burdan geliyor sanırım. Belli biçim. Ne yazık ki doyurucu ve yeterli bulamadım. film eleştirisindeki temel yaklaşımları özetliyor ve tür filmi eleştirisini ayrıntılandırıyor. Ed. Zeynep. Zübük'ü yazarken Ali Galip'i biliyor muydu? *** Özden. yerdeğiştirme imgesiyle ilgili çözümlemesi ilginç. 2001 İpşiroğlu’nun alımlama estetiği üzerine dizi yapıtlarından ikincisi: yazın alımlama... *** Saba. Çehov kahramanlarında bir yeri terk etme. Bütün şiirleri: Bıraktığım İstanbul. küçük insanların ve onların buruk dünyalarının alçakgönüllü şairinden etkilenmemek olanaksız. Konuşanlar Bir Hüzünle Sesinde.Yunus Nadi. sesinden çok duygu yükünden. Biraz düşkırıklığı yarattı diyebilirim. Anton Çehov’un Öykü Sanatı. Yalnızca Zehra İpşiroğlu'nun kişisel alımlama deneyimlerinin (üstelikte tartışmalı) bir sergilemesi olarak görüyorum kitabı.. yapısı. Alkım yayınları. *** Zafer. Papirüs Yayınları. akımlara değer yüklemesi yapması (postmodernizm örneğin) bence önemli bir yanlış. uzlaşan insanın tragedyası Saba'nın duruşundan okura bulaşıyor. Zehra. *** Saba. Film Eleştirisi. 2003 Ziya Osman'ın tüm şiirlerini böyle özenli bir baskıda görmek iyi oldu. Acaba Aziz Nesin. Şiirlerinin işçiliği. Zafer. Cem Yayınları. Alımlama: Yazın. Bunu nasıl becerdik bilemiyorum. AFA Yayınları. Doğrucu Cumhuriyetin gerçek kurucularının soyu ve ülküleri sürmüyor ama bugün ülkemiz Ali Galipler toplumu. Ziya Osman..

Önemli bir derleme. Benim özellikle ilgimi. Hiç yaşamamış gibi. olamıyacağını derinden bildiği. Alkım yayınları. bastırılmış. eksiltiyor. Tümünden etkilendim diyebilirim. daha iyi ve Proust'a daha yakın. kendinin biricik kurtuluşu olarak seçebildi. aynı zamanda doğru yer. hüznünün doğrudan kaynağına dönüştüğü. Ziya Osman. yoksulluk. 2003 Saba'nın tüm öykülerini derliyor yapıt. Son sözüm: Saba bir gömü. bırakılmışlık. Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi. Çünkü gizli. yalvaçlar gibi belki de. Onun bulunduğu her yer. Yaşadığı umarsız yoksunluk (öksüzlük. Yalınlığın erdemine inanmışlar onu aramalı. Ziyaüddin. Saba'nın yaşamı. İstanbul tanıklıklarıyla aynı şey. İstanbul'dan kalkarak. özyaşamöyküsel ve ilginç bir biçimde de İstanbul'un öyküleri aynı zamanda. Önemli ve tartışmaya açık. bir yokülkeye tutsak kılmış. denizle balık arasindaki ilineksel ilişki var. Öte yandan dile tutunmak da bir umuda işaret ve geçerli olan içinde yer tutma iradesi değil mi? Anne ve babada yıkıma uğramış Saba belki Galatasaray.. vb. *** Saba. Bulgulanmayı bekleyen o değil. 2001 Bilim ve dünyamız yeni bir paradigmanın eşiğinde Serdar'a göre. Belki bu yüzden daha az çekici. Bence Abdülhak Sinasi Hisar'dan daha tutarlı. Daha önemli bir şey var: Saba'nın duyarlığı. Tüm bırakılmışlıklara ve acı çekmeye razı biri. Yazınımızda öneminin altında yer almış yazık ki. İki öykü kitabı: Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi ve Değişen İstanbul bir araya getirilmiş. Razı o. Üstelik Saba'da Tanpınar çalımı yok. dili kendine karşı.. Everest Yayınları. acı. Ve ben onun çocukluğunda kendime ilişkin çok şeyler…ortak yanlar buldum. Kendini buradan çoğaltıyor ya da tersine. *** Serdar. dili tersini savlamış da olsa.Ziya Osman Saba'nın öykü ve şiirleri dışındaki tüm metinleri. tüm ermişler. *** . kimi önemli yazarlarımızla ilgili değerlendirmeleri çekti. Thomas Kuhn ve Bilim Savaşları. İnananı olmayan yokülkenin ermişi Saba'ya kendinden vazgeçerek dile dönüşmekten başka bir seçenek kalmıyor bu durumda. Kötü olamadığı için iyi olmuş biri mi acaba. Bu onu özgün bir yazar yapıyor. kurma yönünde niyetler taşıyor. yazınımızın ermişi diyor onun için. Araladığı kapıda gördüğü şeye Post-Normal Bilim diyor.) onu olmadığını. Sanırım Saba ile İstanbul arasında. Ama sayrık. bunun da zararsız ve zararsızlığı oranında acıtıcı. anlaşılabilir nedenlerle. Daha çok bir yokülke (ütopya) bağımlısı. Öykü seçmem olanaksız. tutaraklı bir iyilik duygusu değil Saba'nınki. çevre. Sanırım Yaşar Nabi. arkadaş iteklemesi. Öyküleri anı-öykü karışımı. gizli. Hiç olmamış gibi olmak.

Livaneli. Remzi Kitabevi Yayınları. 2001 Livaneli bu berbat romanında. Bir Ölüm. Bir Adam. Bir Kedi. Ama ‘kabahatin büyüğü bende kardeşim!..’ . Zülfü. bir zeka belirtisi gibi görülebilecek anlatıcı kurgulamasında özgünlüğü de heba ederek.... bir çuval incirin.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->