P. 1
8. ve 13. Yüzyıllar Türk Edebiyatı

8. ve 13. Yüzyıllar Türk Edebiyatı

|Views: 183|Likes:
Yayınlayan: Sinan Ataseven

More info:

Published by: Sinan Ataseven on Feb 10, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

02/10/2013

pdf

text

original

Sections

  • GİRİŞ: GÖKTÜRKLERİN KISA TARİHİ
  • TÜRK EDEBİYATININ EN ESKİ ÖRNEKLERİ
  • GÖKTÜRK DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
  • Kül Tigin Yazıtı (684-731)
  • Bilge Kağan Yazıtı (683-734)
  • Tunyukuk (Tonyukuk) Yazıtı
  • Yenisey Yazıtlarından Birinci Altın Köl Yazıtı
  • Eski Türk Yazıtlarının Edebî Değeri
  • Orhon Yazıtları Üzerine Yapılan Yayınlar
  • UYGUR DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
  • Uygurların Kısa Tarihi
  • ESKİ UYGUR EDEBİYATI
  • BUDİST UYGUR EDEBİYATI
  • Anlatılar, Masallar
  • Sūtralar
  • Abhidharma Metinleri
  • Vinayalar
  • Tövbe Metinleri
  • Büyü Metinleri
  • MANİHEİST UYGUR EDEBİYATI
  • HRİSTİYAN UYGURLARA AİT METİNLER
  • DİNDIŞI UYGUR EDEBİYATI
  • Irk Bitig
  • ESKİ UYGUR ŞİİRİ
  • Özet
  • Kendimizi Sınayalım
  • Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı
  • Sıra Sizde Yanıt Anahtarı
  • Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar
  • GİRİŞ: ARAPLARIN KISA TARİHİ
  • ARAP EDEBİYATI
  • Cahiliye Dönemi
  • İslamî Dönem
  • Emevîler Dönemi
  • Abbâsî ve Endülüs Emevîleri Dönemi
  • Çöküş Dönemi
  • Yeni Arap Edebiyatı (Modern Dönem)
  • ARAP EDEBİYATINDA NAZIM ŞEKİLLERİ VE NESİR
  • Nazım Şekilleri
  • Nesir Türleri ve Nesir Türü Eser Yazılan Alanlar
  • İRAN’IN KISA TARİHİ
  • FARS (İRAN) EDEBİYATI
  • Fars Edebiyatında Görülen Üsluplar
  • TÜRK EDEBİYATINDA ETKİSİ OLAN FARS ŞAİR VE YAZARLARI
  • Firdevsî
  • Genceli Nizâmî
  • Ferîdüddîn-i Attâr
  • Sa’dî-i Şirazî
  • Hâfız-ı Şirazî
  • Câmî (Molla Câmî)
  • Câmî’nin Eserleri
  • Edebiyatı Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı
  • GİRİŞ: KARAHANLI DEVLETİ’NİN KISA TARİHİ
  • KARAHANLI DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
  • Karahanlı Türkçesi (XI-XIII. yüzyıllar)
  • KARAHANLI TÜRKÇESİYLE YAZILMIŞ ESERLER
  • Yusuf Has Hacib ve Eseri Kutadgu Bilig
  • Kutadgu Bilig’in Edebî Değeri ve İçeriği
  • Kaşgarlı Mahmud ve Eseri Divanü Lugati’t-Türk
  • Divanü Lugati’t-Türk’ün Edebî Değeri ve İçeriği
  • Hece Ölçüsüyle Yazılmış Manzumeler
  • Aruz Ölçüsüyle Yazılmış Manzumeler
  • Edib Ahmed Yüknekî ve Eseri Atebetü’l-Hakâyık
  • Atebetü’l-Hakâyık’ın Edebî Değeri ve İçeriği
  • Karahanlı Türkçesiyle Yazılmış Kur’an Tercümeleri
  • GİRİŞ: TÜRKLERİN ANADOLU’YA GELİŞİ
  • Anadolu Selçukluları
  • XII-XIII. YÜZYILLARDA ANADOLU’DA GELİŞEN EDEBİYAT
  • Anadolu’da Yazılan İlk Farsça Eserler
  • Türk Edebiyatı’nın Anadolu’dan Önceki Genel Durumu
  • Anadolu Selçukluları Döneminde Genel Edebî Durumu
  • Anadolu’da Türkçeye Yaklaşım ve İlk Türkçe Eserlerin Yazılma Süreci
  • Anadolu’da Türkçenin Önderleri
  • Anadolu’da Yazılan İlk Türkçe Eserler
  • Karışık Dilli Eserler
  • Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk Edebiyatı
  • GİRİŞ
  • MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ
  • Mevlânâ’nın Edebî Kişiliği ve Eserleri
  • Mevlânâ’nın ve Mesnevî’sinin Türk Edebiyatındaki Yeri
  • SULTAN VELED
  • AHMED FAKÎH
  • DİNDIŞI (LÂ-DİNÎ) KLÂSİK TÜRK ŞİİRİNİN İLK ÖRNEKLERİ
  • HOCA DEHHÂNÎ
  • GİRİŞ: HAREZM VE TARİHİ
  • HAREZM TÜRKÇESİ
  • HAREZM TÜRKÇESİ ESERLERİ
  • Zemahşerî ve Mukaddimetü’l-Edeb’i
  • Rabgûzî ve Kısasü’l-Enbiyâ’sı
  • İslâm ve Mu‘înü’l-Mürîd’i
  • Kerderli Mahmud b. Ali ve Nehcü’l-Ferâdîs’i
  • HAREZM-ALTIN ORDU TÜRKÇESİ ESERLERİ
  • Kutb ve Hüsrev ü Şîrîn’i
  • Harezmî ve Muhabbet-nâme’si
  • Hüsâm Kâtib ve Dâsitân-ı Cumcuma’sı
  • Mi‘râc-nâme
  • Yararlanılan ve Başvrulabilecek Kaynaklar
  • XII-XIII. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler
  • MEVLÂNÂ’NIN TÜRKÇE VE FARSÇA-TÜRKÇE BEYİTLERİ
  • Mevlânâ’nın Türkçe Beyitlerinden Örnekler
  • Mevlânâ’nın Farsça-Türkçe Mülemmâ Beyitlerinden Örnekler
  • SULTAN VELED’İN TÜRKÇE MANZUMELERİ
  • HOCA DEHHÂNÎ’NİN ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER

T.C.

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2367 AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1364

VIII-XIII.YÜZYILLAR TÜRK EDEBİYATI
Yazarlar Prof.Dr. Mehmet ÖLMEZ (Ünite 1) Prof.Dr. Adnan KARAİSMAİLOĞLU - Yrd.Doç.Dr. İsmet ŞANLI (Ünite 2) Prof.Dr. Zühal ÖLMEZ (Ünite 3) Prof.Dr. Kemal YAVUZ - Prof.Dr. Adnan KARAİSMAİLOĞLU (Ünite 4) Prof.Dr. Kemal YAVUZ (Ünite 5, 7) Prof.Dr. Aysu ATA (Ünite 6)

Editörler Prof.Dr. Kemal YAVUZ Yrd.Doç.Dr. İsmet ŞANLI

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

Bu kitabın basım, yayım ve satış hakları Anadolu Üniversitesine aittir. “Uzaktan Öğretim” tekniğine uygun olarak hazırlanan bu kitabın bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan izin almadan kitabın tümü ya da bölümleri mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz. Copyright © 2011 by Anadolu University All rights reserved No part of this book may be reproduced or stored in a retrieval system, or transmitted in any form or by any means mechanical, electronic, photocopy, magnetic, tape or otherwise, without permission in writing from the University.

UZAKTAN ÖĞRETİM TASARIM BİRİMİ Genel Koordinatör Prof.Dr. Levend Kılıç Genel Koordinatör Yardımcısı Doç.Dr. Müjgan Bozkaya Öğretim Tasarımcısı Doç.Dr. Cemil Ulukan Grafik Tasarım Yönetmenleri Prof. Tevfik Fikret Uçar Öğr.Gör. Cemalettin Yıldız Öğr.Gör. Nilgün Salur Ölçme Değerlendirme Sorumlusu Öğr.Gör. Atilla Tekin Kitap Koordinasyon Birimi Yrd.Doç.Dr. Feyyaz Bodur Uzm. Nermin Özgür Kapak Düzeni Prof. Tevfik Fikret Uçar Dizgi Açıköğretim Fakültesi Dizgi Ekibi VIII-XIII. Yüzyıllar Türk Edebiyatı ISBN 978-975-06-1041-7

1. Baskı Bu kitap ANADOLU ÜNİVERSİTESİ Web-Ofset Tesislerinde 17.100 adet basılmıştır. ESKİŞEHİR, Eylül 2011

İçindekiler

iii

İçindekiler
Önsöz .................................................................................................................... vi

VIII-IX. Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı ...............................................................................
GİRİŞ: GÖKTÜRKLERİN KISA TARİHİ ............................................................... TÜRK EDEBİYATININ EN ESKİ ÖRNEKLERİ ..................................................... GÖKTÜRK DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI .............................................................. Kül Tigin Yazıtı (684-731) .......................................................................................... Bilge Kağan Yazıtı (683-734)...................................................................................... Tunyukuk (Tonyukuk) Yazıtı ..................................................................................... Yenisey Yazıtlarından Birinci Altın Köl Yazıtı ......................................................... Eski Türk Yazıtlarının Edebî Değeri ......................................................................... Orhon Yazıtları Üzerine Yapılan Yayınlar ................................................................ UYGUR DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI ................................................................... Uygurların Kısa Tarihi ................................................................................................ ESKİ UYGUR EDEBİYATI ........................................................................................ BUDİST UYGUR EDEBİYATI .................................................................................. Anlatılar, Masallar ...................................................................................................... Sūtralar.......................................................................................................................... Abhidharma Metinleri................................................................................................. Vinayalar ...................................................................................................................... Tövbe Metinleri ............................................................................................................ Büyü Metinleri ............................................................................................................ MANİHEİST UYGUR EDEBİYATI ......................................................................... HRİSTİYAN UYGURLARA AİT METİNLER ...................................................... DİNDIŞI UYGUR EDEBİYATI ................................................................................. Irk Bitig ......................................................................................................................... ESKİ UYGUR ŞİİRİ .................................................................................................... Özet ............................................................................................................................... Kendimizi Sınayalım .................................................................................................... Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı ........................................................................ Sıra Sizde Yanıt Anahtarı ........................................................................................... Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar............................................................

2
3 4 5 5 7 7 8 10 13 14 14 14 14 14 16 18 18 18 19 19 22 23 24 25 29 30 31 31 33

1. ÜNİTE

Arap ve Fars Edebiyatları .............................................................. 34
GİRİŞ: ARAPLARIN KISA TARİHİ ....................................................................... ARAP EDEBİYATI ..................................................................................................... Cahiliye Dönemi ........................................................................................................ İslamî Dönem .............................................................................................................. Emevîler Dönemi ....................................................................................................... Abbâsî ve Endülüs Emevîleri Dönemi ..................................................................... Çöküş Dönemi ............................................................................................................ Yeni Arap Edebiyatı (Modern Dönem) ................................................................... ARAP EDEBİYATINDA NAZIM ŞEKİLLERİ VE NESİR .................................... Nazım Şekilleri ........................................................................................................... Nesir Türleri ve Nesir Türü Eser Yazılan Alanlar ................................................... İRAN’IN KISA TARİHİ ............................................................................................ 35 36 36 37 37 38 39 39 39 39 40 43

2. ÜNİTE

............................................................................................................................................. Karahanlı Türkçesiyle Yazılmış Kur’an Tercümeleri ..... Karahanlı Türkçesi (XI-XIII....... yüzyıllar) ................... Anadolu’da Türkçenin Önderleri ..................................................... Anadolu’da Yazılan İlk Türkçe Eserler .. Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar .................. Kutadgu Bilig’in Edebî Değeri ve İçeriği ..................... Atebetü’l-Hakâyık’ın Edebî Değeri ve İçeriği ............................................ Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı ...................................................... 85 85 87 87 89 89 90 91 92 95 96 ........................................ 84 GİRİŞ: TÜRKLERİN ANADOLU’YA GELİŞİ ................ Câmî’nin Eserleri .................................................................................................................... Özet ...................... Aruz Ölçüsüyle Yazılmış Manzumeler ......................................... ..........................iv İçindekiler FARS (İRAN) EDEBİYATI ............................................................. 60 GİRİŞ: KARAHANLI DEVLETİ’NİN KISA TARİHİ ... Anadolu’da Yazılan İlk Farsça Eserler . Hâfız-ı Şirazî ....................................................................................................................................................... Ferîdüddîn-i Attâr ........................................................................................................................... Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar .................................................................................................................................................................................... ANADOLU’DA TÜRKÇEYE YÖNELİŞ VE TÜRK EDEBİYATININ ÖNCÜLERİ ................................. Yusuf Has Hacib ve Eseri Kutadgu Bilig ........................................ Hece Ölçüsüyle Yazılmış Manzumeler ................................................................... Sıra Sizde Yanıt Anahtarı .......................... Fars Edebiyatında Görülen Üsluplar ............................................................ KARAHANLI TÜRKÇESİYLE YAZILMIŞ ESERLER ......................................... Câmî (Molla Câmî) ............................................................................................................................................ Karışık Dilli Eserler .............................................................................................................................................................. YÜZYILLARDA ANADOLU’DA GELİŞEN EDEBİYAT ......................................................... Anadolu Selçukluları ............................... Özet ....................................................... Kendimizi Sınayalım ....................................................................................................... Türk Edebiyatı’nın Anadolu’dan Önceki Genel Durumu ......... Anadolu Selçukluları Döneminde Genel Edebî Durumu ................................................................................................................................................ Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı ............................................................ Edib Ahmed Yüknekî ve Eseri Atebetü’l-Hakâyık ...................................................................................................................................... Anadolu’da Türkçeye Yaklaşım ve İlk Türkçe Eserlerin Yazılma Süreci ............ 4................................................... Genceli Nizâmî ................................................................ Sa’dî-i Şirazî ................................................ Kaşgarlı Mahmud ve Eseri Divanü Lugati’t-Türk .............................................................................................................. Firdevsî ............................................................................... Divanü Lugati’t-Türk’ün Edebî Değeri ve İçeriği .................................................................................................................................. 44 44 46 46 47 48 50 51 52 52 55 57 58 58 59 61 62 62 62 62 65 70 71 72 73 76 76 78 79 81 82 82 83 3.................................................................................................................................................................................... KARAHANLI DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI ................................ XII-XIII..................................... Kendimizi Sınayalım .................................................................................................................................................. ÜNİTE XII-XIII........................................................................................ Sıra Sizde Yanıt Anahtarı ..................................................................... TÜRK EDEBİYATINDA ETKİSİ OLAN FARS ŞAİR VE YAZARLARI . ÜNİTE Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı............. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı I: Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı............................

İçindekiler

v

Özet ................................................................................................................................ 98 Kendimizi Sınayalım .................................................................................................... 99 Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı ......................................................................... 100 Sıra Sizde Yanıt Anahtarı ............................................................................................. 100 Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar............................................................. 101

XII-XIII. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk Edebiyatı ............................ 104
GİRİŞ ............................................................................................................................ MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ ....................................................................... Mevlânâ’nın Edebî Kişiliği ve Eserleri ...................................................................... Mevlânâ’nın ve Mesnevî’sinin Türk Edebiyatındaki Yeri ...................................... SULTAN VELED ......................................................................................................... AHMED FAKÎH .......................................................................................................... DİNDIŞI (LÂ-DİNÎ) KLÂSİK TÜRK ŞİİRİNİN İLK ÖRNEKLERİ .................... HOCA DEHHÂNÎ ...................................................................................................... Özet ............................................................................................................................... Kendimizi Sınayalım ................................................................................................... Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı ........................................................................ Sıra Sizde Yanıt Anahtarı ............................................................................................ Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar ............................................................

5. ÜNİTE

105 105 108 113 115 118 120 120 123 125 126 126 127 131 133 136 136 137 139 141 143 143 145 146 147 148 150 151 152 153 157 157 158 162 167 173 174 175 175

Harezm-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı......................................130
GİRİŞ: HAREZM VE TARİHİ ................................................................................. HAREZM TÜRKÇESİ ................................................................................................ HAREZM TÜRKÇESİ ESERLERİ ............................................................................ Zemahşerî ve Mukaddimetü’l-Edeb’i ....................................................................... Rabgûzî ve Kısasü’l-Enbiyâ’sı ..................................................................................... İslâm ve Mu‘înü’l-Mürîd’i .......................................................................................... Kerderli Mahmud b. Ali ve Nehcü’l-Ferâdîs’i ......................................................... HAREZM-ALTIN ORDU TÜRKÇESİ ESERLERİ ................................................ Kutb ve Hüsrev ü Şîrîn’i .............................................................................................. Harezmî ve Muhabbet-nâme’si .................................................................................. Hüsâm Kâtib ve Dâsitân-ı Cumcuma’sı .................................................................... Mi‘râc-nâme ................................................................................................................ Özet ............................................................................................................................... Kendimizi Sınayalım ................................................................................................... Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı ........................................................................ Sıra Sizde Yanıt Anahtarı ............................................................................................ Yararlanılan ve Başvrulabilecek Kaynaklar .............................................................. MEVLÂNÂ’NIN TÜRKÇE VE FARSÇA-TÜRKÇE BEYİTLERİ ......................... Mevlânâ’nın Türkçe Beyitlerinden Örnekler ........................................................... Mevlânâ’nın Farsça-Türkçe Mülemmâ Beyitlerinden Örnekler ........................... SULTAN VELED’İN TÜRKÇE MANZUMELERİ ................................................. HOCA DEHHÂNÎ’NİN ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER ........................................ Kendimizi Sınayalım ................................................................................................... Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı ........................................................................ Sıra Sizde Yanıt Anahtarı ............................................................................................ Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar ............................................................

6. ÜNİTE

XII-XIII. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler.............................156

7. ÜNİTE

vi

Önsöz

Önsöz
Sevgili öğrenciler, Türk edebiyatı, Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı topraklarda doğmuş ve bu milletin tarihte oynadığı rollere göre gelişerek devam etmiştir. Bu itibarla edebiyatımız ilk defa sözlü şekilde ortaya çıkmışsa da tarihte rastladığımız yazılı metinler sekizinci yüzyılda, bugün Moğolistan sınırları içinde bulunan Orhun nehri boyunda ve çevresinde dikilmiş olan Orhun Abideleri’dir. Bu yazılardaki Türkçenin edebî bir dil olması, dilimizle ilgili belgelerin daha öncelere götürülebileceği fikrini de beraberinde getirmiştir. Göktürk Abideleri ile başlayan Türk dili, Türklerin batıya çekilişlerinde yeni yeni kültür merkezleri kurmaları ile, çeşitli edebî verimlerin ortaya çıkmasına da zemin hazırlamıştır. Bu coğrafî farklılaşmalar, dinî ve kültürel arayışlar zamanla Türk edebiyatında da bir çeşitlilik ve zenginlik ortaya çıkarmıştır. Orhun bölgesinin bilinen ilk kültür merkezi oluşu, daha sonra Uygur Türklerinin ortaya koyduğu edebî verimler, Türklerin İslam dinini kabul etmeleri ile Karahanlı devletindeki edebî faaliyetler, coğrafî saha itibariyle, hep doğuda gerçekleşmiştir. İslamî devre girerken doğuda Karahanlı ve Gazne devletleri, hemen arkasından tarih sahnesine çıkan Büyük Selçuklu Devleti ile Türk coğrafyası da batıya doğru bir genişleme göstermiştir. Doğuda Çin, batıda Bizans sınırlarına dayanan bu coğrafyada Türk dili de kendine göre bir gelişmenin içinde olmuştur. Büyük dil bilgini Kaşgarlı Mahmud yazdığı Divanü Lugati’t-Türk adlı eserinde Türkçenin bu durumuna yer vermiş, özellikle iki edebî şivenin varlığına işaret etmiş ve bunları doğuda Karahanlı, batıda Oğuz Türkçesi olarak göstermiştir. Karahanlı Türkçesindeki edebî faaliyetler Göktürk Türkçesinin bir devamı olarak ve ilk İslamî eserleri de içine alarak varlığını sürdürmüştür. Bu edebî faaliyet, devletin 1210 yıllarında çöküşüne kadar sürmüştür. Ancak bundan sonra Kuzey-Doğu Türkçesi şeklinde devam ederek yeni kültür merkezlerinde yeni edebî verimleri de beraberinde getirmiştir. Harezm-Altınordu bölgesi, bu kültür merkezlerinin başında geldiği gibi, Oğuz ve Doğu Türkçelerinin birlikte yaşadığı bir yer olmuştur. Kuzey Türkçesi, Kıpçak Türkçesi olarak devam ederken Doğu Türkçesi de Çağatay Türkçesi adı ile kendini göstermiştir. Çağatay Türkçesi ile Semerkand, Buhara, Herat gibi kültür ve hükümet merkezlerinde yeni edebî eserler yazılmıştır. Bu şive daha ziyade Orhun, Uygur ve Karahanlı devrini içine alan Eski Türkçenin devamı ve daha gelişmiş şekli durumundadır. XV. yüzyılın büyük şairi Ali Şir Nevâî ile en parlak devrini yaşayan Çağatay Türkçesi, XVI. yüzyıla bu şekilde girmiştir. İşte doğuda yer alması sebebi ile Doğu Türk Edebiyatı diye adlandırdığımız edebiyat budur. XIII. yüzyılda eserlerini vermeye başlayan Oğuz Türkçesi de Azerbaycan ve Osmanlı coğrafyasının dili durumundadır. Türkçenin bu kolu Türklüğün XXI. yüzyıla kadar kesintisiz devam eden en büyük edebî dilidir. Bu dille gelişen edebiyat, batıda yer alması sebebi ile kitabımızda Batı Türk Edebiyatı şeklinde belirtilmiştir. Bütün bunların yanında Türklerin komşu olup temasta bulundukları, gitgide iç içe yaşadıkları Müslüman milletler de bulunmaktadır. Türkler İslam dinini kabul ettiklerinde, dillerini ve edebiyatlarını da birlikte getirmişler, bu dinin değerlerini benimsemişler ve inançları doğrultusunda yeni edebî verimler ortaya koymuşlardır. Bu edebî verimlerde Arap ve Fars edebiyatı ile karşılıklı ilişkiler oluşmuş ve bu milletlerin edebiyatlarından etkilenmişlerdir. İşte elinizdeki eser, bu bilgiler doğrultusunda, Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Programı ikinci sınıfları için VIII-XIII. Yüzyıllar Türk Edebi-

Önsöz

vii

yatı Ders Kitabı olarak hazırlanmıştır. Yedi üniteden meydana gelen bu kitapta her ünitenin kim veya kimler tarafından yazıldığı ayrı ayrı belirtilmiştir. Kitabın 1. ünitesinde “VIII-IX. Yüzyıllar Türk Edebiyatı” olarak Göktürk ve Uygur dönemi anlatılmıştır. 2. ünitede “Arap ve Fars Edebiyatları” verilmiş; 3. ünitede “Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı” ortaya konmuştur. 4. ve 5. ünitede “XII-XIII. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı” yani Anadolu’da ortaya çıkan edebiyat üzerinde durulmuştur. 6. ünitede “Harezm-Altınordu Türkçesi ve Edebiyatı” verilmiş; “XII-XIII. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler” başlığını taşıyan 7. ünitede ise, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Sultan Veled ve Hoca Dehhânî’nin şiirlerinden seçilen örneklere yer verilerek gerekli görülen kısımlarda açıklamalar yapılmıştır. Ünitelerde, önce ele alınan dönemle ilgili tarihî bilgiler verilmiş, sonra da edebiyat tarihimizin önde gelen şahsiyetleri ve eserleri işlenmiştir. Ancak konunun geniş olması, her şair üzerinde ayrı ayrı durulmasını zorlaştırdığından anlatılan şahsiyetler dışındakiler ele alınan ünitede, özet halinde ortaya konmuştur. Türk tarihinin XV. yüzyıla kadar gelen zamanında bir dağınıklık olması sebebi ile, bu anlatımlarda yüzyıllar göz önünde tutulmuştur.

Editörler Prof.Dr. Kemal YAVUZ Yrd.Doç.Dr. İsmet ŞANLI

Yüzyıllar Türk Edebiyatı Göktürk ve Uygur Dönemi Türk VIII-IX. Uygurları tanıyacak ve Budist Uygur edebiyatını ana başlıklarıyla özetleyebileceksiniz. Anahtar Kavramlar • • • • • • • • • • • • • Göktürk edebiyatı Orhon Yazıtları Tunyukuk Yazıtı Kül Tigin Yazıtı Bilge Kağan Yazıtı Uygur edebiyatı Eski Uygur edebiyatı Tripitaka Abhidharmakośabhāṣyatīkā Tattvārtha Vyākaraṇa İtivṛttakalar Budist Uygur edebiyatı Kalyāṇaṃkara ve Pāpaṃkara • • • • • • • • • • • • • • Sûtralar Saddharmapuṇḍarīka-sūtra Avataṃsakasūtra Abhidharma Metinleri Vinayalar Tövbe Metinleri Büyü Metinleri Maniheist Uygur Edebiyatı Huastuanift Hristiyan Uygurlara Ait Metinler Dindışı Uygur Edebiyatı Irk Bitig Eski Uygur Şiiri Turfan Türküleri İçindekiler • GİRİŞ: GÖKTÜRKLERİN KISA TARİHİ • TÜRK EDEBİYATININ EN ESKİ ÖRNEKLERİ • GÖKTÜRK DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI • UYGUR DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI • ESKİ UYGUR EDEBİYATI • BUDİST UYGUR EDEBİYATI • MANİHEİST UYGUR EDEBİYATI • HRİSTİYAN UYGURLARA AİT METİNLER • DİNDIŞI UYGUR EDEBİYATI • ESKİ UYGUR ŞİİRİ VIII-XIII. Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Edebiyatı . Eski Türk Yazıtlarının edebî değerini açıklayabilecek. Göktürkler dönemine ait en önemli yazıtları tanıyabilecek. YÜZYILLAR TÜRK EDEBİYATI    Bu üniteyi tamamladıktan sonra.1 Amaçlarımız VIII-XIII.

VIII-IX. bu (sınırların) içerisindeki halkın tamamı bana bağlıdır. halkı derleyen” diye çevirebileceğimiz Ėltėriş (ėl “ülke. 11-12. ‘İsyan başlıyor’ diye haber gelince şehirdekiler (de) ileri atılmışlar. derlemesi dolayısıyla “ülkeyi. halkı bir araya toplaması. Bağımsızlığını kazanan Türkler 682’den 744’e kadar geçen sürede Moğolistan’ın doğusundan Kore’ye kadar. kuzeyde Altay. Toplanıp yetmiş savaşçı olmuşlar” (Kül Tigin Yazıtı. Bu kadar halkın tamamını düzene soktum” (KT G 2-3). “Tokuz Oğuz Beyleri ve ulusu. Sonuçta da Türklerin yok olmayıp bir kavim olmalarını isteyen Göğün/ Tanrı’nın yardımıyla isyan başarıya ulaşmıştır: Türk bodun yok bolmazun tėyin. toplama”) unvanını almıştır. bodun bolçun tėyin. annem Ėlbilge sultanı göğün tepesinden çekip yükseltmişler. batıda güneşin battığı yere. Batı kağanlığı ise İpek Yolu’nu. güneyde aydınlığın ortasına. Bugün Göktürk Anıtları adıyla bilinen en eski Türk yazıtlarında da anlatıldığı gibi. kuzeyde karanlığın ortasına kadar. Satırlar) Çin’e karşı başlatılan isyanı başarıya ulaştıran Kutluğ. tėrilip yetmiş er bolmış. . kaŋım ėltėriş kaganıg ögüm ėlbilge katunug teŋri töpösinte tutup yügerü kötürmiş erinç. Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı GİRİŞ: GÖKTÜRKLERİN KISA TARİHİ Tarihte “Türk” adıyla kurulan ilk Türk devleti olan Göktürk Kağanlığı (yaygın bilinen adıyla Göktürkler ~ Köktürkler) kuruluşlarını (552) takiben kısa bir süre sonra Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmışlardır. isyanı duyan çevredekilerin de bunlara katılmalarıyla sayıları 70 kişiyi bulmuştur. Türkler 17 kişiyle başkaldırmışlar. bu sözümü iyice işitin. “Belli ki Türk ulusu yok olmasın diye. doğu yüzü. halk” ve tėriş “derme. güneyde Çin’in iç kesimlerine ve Tibet’e kadar. 630’da Çin eğemenliğine giren Türkler. batıdaki kağanlıksa 659’da Çin eğemenliğine girmiştir. batıda Semerkant’ı geçip Afganistan’a kadar. bugünkü Çin’in batısını. millet olsun diye babam Ėltėriş Kağanı. Doğudaki kağanlık 630’da. Uygur bölgesini kendisine merkez edinmiştir. Doğu kağanlığı bugünkü Moğolistan’da. Taşra yorıyur tėyin kü ėşidip balıkdakı taşıkmış. Babam hakan on yedi savaşçıyla ortaya atılmış. bu tarihten sonra 682’ye kadar çeşitli ayaklanma girişimlerinde bulunmuşlarsa da hiç birisi tam olarak başarılı olmamıştır. dikkatle dinleyin! Doğuda güneşin doğduğu yere. Dağdakiler de aşağı inmişler. Tagdakı ėnmiş. Tuva bölgelerine kadar geniş bir bölgeye seferler düzenleyerek bu bölgeleri eğemenlikleri altına almışlardır: tokuz oguz begleri bodunı bo sabımın edgüti ėşid katıgdı tıŋla ilgerü kün tugsıkúa bėrgerü kün ortosıŋaru kurıgaru kün batsıkıŋa yırıgaru tün ortosıŋaru anta içreki bodun kop maŋa körür ança bodun kop ėtdim ol. Kaŋım kagan yėti yėgirmi erin taşıkmış.

Yüzyıllar Türk Edebiyatı ilgerü şantuŋ yazıka tegi süledim taloyka kiçig tegmedim bėrgerü tokuz ersinke tegi süledim töpötke kiçig tegmedim kurıgaru yėnçü ügüz keçe temir kapıgka tegi süledim yırıgaru yir bayırku yėriŋe tegi süledim bonça yėrke tegi yorıtdım. beylerim.” (KT K 8-10) Bilge Kağan. Bu kadar yere sefer ettirdim.” (KT G 3-4) Kül Tigin gerçekte bu anıtların dikilmesine vesile olan. çünkü babası vefat ettiğinde daha yedi yaşındadır: kaŋım kagan uçdukda inim kül tigin yėti yaşda kaltı “Babam hakan vefat ettiğinde küçük erkek kardeşim Kül Tigin yedi yaşındaydı” (KT D 30) oguz yagı ordug basdı kül tigin ögsüz akın binip tokuz eren sançdı ordug bėrmedi ögüm katun ulayu öglerim ekelerim kunçuylarım bonça yeme tirigi küŋ boltaçı erti ölügi yurtda yolta yatu kaltaçı ertiŋiz kül tigin yok erser kop ölteçi ertiŋiz inim kül tigin kergek boltı. Kül Tigin öksüz boz ata binip dokuz askeri mızrakladı. Bilge Kağan’ın küçük kardeşidir. bu üzüntüsünü oldukça edebî ve hüzünlü bir şekilde anlatır. Bilge Kağan. ablalarım. Bokuk’u yakalat!” şeklinde çevirebileceğimiz bu beyit. Çin kaynaklarında yer alan aşağıdaki beyittir: Bugünkü Türkçeye “Sü’yü çıkartın. “Düşman Oğuzlar ordugahı bastılar. Güneye doğru Tokuz Ersinlere kadar sefer ettim. Gören gözlerim görmez. Batıda Sır Derya’yı geçip Temir Kapıg’a kadar sefer ettim. “Doğuda Şantung ovasına kadar sefer ettim. yüzyıla kadar gider. bir taraftan da yas tutmanın. kahramanlıklar gösterdikten sonra Oğuzların bir baskınında karargahı yiğitçe savunur ve çarpışma esnasında 47 (?) yaşında iken ölür.” (KT K 10-11) TÜRK EDEBİYATININ EN ESKİ ÖRNEKLERİ süke talıkaŋ bokukgı tutaŋ Türklere ait bilinen en eski edebî verim. Daha sonra da çevresinde düzenlemeler yaptırarak bir tür anıt kabir haline getirir. Tibet’e bir kez bile varmadım. “İki Şad ve küçük erkek kardeşlerim. prenseslerim. Kül Tigin olmasaydı hepiniz ölecektiniz. Düşündüm. Bir çok savaşa katıldıktan. halkım (hepsinin) gözü kaşı (matem tutmaktan) hebâ olacak” diye düşündüm. Kuzeyde Yer Bayırkuların topraklarına kadar sefer ettim. Kendi kendime düşündüm: “Zamanın sahibi emrettiğinde (herkes ölecek). İyice düşündüm. kimi araştırmacıya göre Hunlara ait olan bu be- . diye düşündüm. Annem sultan ve analarım. Küçük kardeşim Kül Tigin vefat etti. Kendi kendime düşündüm.4 VIII-XIII. bilen bilincim bilmez gibi oldu. Bu zamansız ölüme çok üzülen ağabeyi Bilge Kağan da onun hayatını ölümsüzleştirmek amacıyla bu yazıtları hazırlatır ve diktirir. fazla dövünmenin görevlerinin önüne geçeceğini düşünür ve deyim yerindeyse kalbine taş basarak gerçek hayata döner: inim kül tigin kergek boltı özüm sakıntım körür közüm körmez teg bilir biligim bilmez teg boltı özüm sakıntım öd teŋri aysar kişi oglı kop ölgeli törimiş ança sakıntım közde yaş kelser tida köŋülte sıgıt kelser yanturu sakıntım katıgdi sakıntım ėki şad ulayu iniygünüm oglanım beglerim bodunum közi kaşı yavlak boltaçı tėp sakıntım. Çin yazısıyla yazılmış olan ve Çin kaynaklarına “Jie” diline. insanoğlu hep ölümlü yaratılmış”. içimden haykırmak geçtiğinde (ağıtımı) bastırdım. Kül Tigin için baba gibidir. ordugahı teslim etmedi. Gözümden yaş geldiğinde (gözyaşımı) durdurdum. Kutlug Kağanın iki oğlundan biri. Bokuk’u tutun!” veya “Orduyu gönder. “Küçük kardeşim Kül Tigin vefat etti. Denize bir kez bile varmadım. bunların dirisi cariye olacak. ölüsü de sağda-solda ortalıkta dökülüp kalacaktı. en eski Türkçe metinlerden. Moğolistan’daki Eski Türk Yazıtları’ndan bir kaç yüzyıl geriye. çocuklarım. 4.

tört buluŋ kop yagı ermiş sü sülepen tört buluŋdakı bodunug kop almış kop baz kılmış başlıgıg yüküntürmiş tizligig sökürmiş ilgerü kadırkan yışka tegi kėrü temir kapıgka tegi konturmış ėkin ara D 3. çeviren: E.VIII-IX. Kırgızistan ve Moğolistan’da bulunan eski Türk harfli yazıtların tamamı genel olarak “Eski Türk Yazıtları” adıyla ifade edilir. Göktürk Abideleri. “Bugut’taki Sogtça Kitabeye Yeni Bir Bakış”. Livşiç. ve Tezcan.1 Resim 1. bir kısmı Eski Hintçe. Orhon Yazıtları ve başka adlarla anılan. İlk Türk Kağanlığına (552-630) ait olan bu anıtta dönemin kağanlarının adı (örneğin Bumın Kağan) çok net bir şekilde tespit edilmektedir. Türk Dili AraştırmalarıYıllığı-Belleten 1975-1976: 245-252). genel olarak da Tunyukuk dahil olmak üzere eski Türk harfli Göktürk dönemine ait yazıtların hepsini içine alır. Bilge Kağan ve Tunyukuk adıyla anılan yazıtlardır. 1976). Genellikle Türkçe en eski şiirsel veri yukarıdaki beyit kabul görür. Bunlardan Kül Tigin yazıtı bir yüzü Çince. Türklerden kalma ikinci kayıt bugün Moğolistan’da koruma altına alınan ve “Bugut Yazıtı” adıyla bilinen. Bulunuş tarihi 50 yıldan geriye giden bu yazıt hakkında son yıllarda özellikle japon bilim adamları yeni değerlendirmelerde bulunmuşlardır (bkz. diğer üç yüzü Türkçe olmak üzere 4 metreye yakın yüksekliği olan bir tür mermer taşa yazılmıştır. edebî ürünleri söz konusu edildiğinde akla ilk gelen Göktürkler ve Uygurlardan günümüze ulaşan yazıtlar ve kağıda yazılı metinlerdir. S. V. kalıcılığın simgesi olan büyük mermerden yapılmış kaplumbağa bir altlığa oturtulmuştur. Çağatay. 1994). tarihi.. “Köktürk Tarihinin Çok Önemli Bir Belgesi: Sogutça Bugut Yazıtı”. Bu altlık anıta yakın yerde bulunmuştur. Eski Türk Yazıtları. aslında Çin’deki benzer yazıtlar gibi uzun ömrün. Göktürkler döneminden kalan Orhon Yazıtları’dır.1.. dar yüzlerinde (kuzey ve güney) 13’er satır yazı vardır. Ölmez. Moğolistan ve Sibirya’daki eski Türk harfli yazıtları birbirinden ayırt etmek mümkündür. GÖKTÜRK DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI Türklerde yazılı edebiyatın en eski belgeleri. A. eski bir dil) olan yazıttır. Anıtın geniş yüzünde (doğu) 40. üze kök teŋri asra yagız yėr kılıntukda ėkin ara kişi oglı kılınmış kişi oglınta üze eçüm apam bumın kagan iştemi kagan olurmış olurupan türk bodunıŋ ėlin törösin tuta bėrmiş ėti bėrmiş D 2. Pratik amaçlı olarak coğrafya ve kültür olarak birbirinden iki farklı bölgede gelişen bu edebiyat Eski Türkçe veya İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı adı altında tek bir başlıkla ele alınmaktadır. 1991: 13. S. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten 1987: 201-241. Gürsoy-Naskali. Bu çerçevede önce Göktürk sonra da Uygur edebiyatı ele alınacaktır. geri kalanı Soğdca (İranî. G. 1992). Türklerin İslamiyet öncesi hayatı. Ünite .. Yenisey. S. Kül Tigin Yazıtı’ndan D 1. “Uygurca Xuanzang-Biyografisindeki Çince Alıntılar”.1 Kül Tigin Yazıtının güney yüzünden bir ayrıntı (Alyılmaz 2005: 27) . Klyaştornıy. Anıt. idi oksuz kök türk ėti ança olurur ermiş bilge kagan ermiş alp kagan ermiş buyrukı yeme bilge ermiş erinç alp ermiş erinç begleri yeme bodunı yeme tüz ermiş anı üçün ėlig ança tutmış erinç ėlig tutup törög ėtmiş özi ança D 4. kergek bolmış yogçı sıgıtçı öŋre kün tugsıkda bökúüli çölḷüg el tavgaç tüpüt apar purum kırkız üç kurıkan otuz tatar kıtany tatavı bunça bodun kelipen sıgtamış yoglamış antag külüg kagan ermiş anta kėsre inisi kagan D Resim 1. Kül Tigin Yazıtı (684-731) Türklerden kalma bu en eski yazıtlar ilk başta Kül Tigin. Özel olarak Orhon Yazıtları Kül Tigin ve Bilge Kağan. Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı 5 yit bugün ancak Türkçe ile açıklanabilmektedir (Zieme. Türk Dilleri Araştırmaları 4: 109-143).

hanımefendiliğe yakışır kız evlatları cariye olmuş. (Cenazeye) Doğuda. Bilge ve yiğit bir hakanmış. bodun ança tėmiş ėllig bodun ertim ėlim amtı kanı kemke ėlig kazganur men tėr ermiş kaganlıg bodun ertim kaganım kanı ne kaganka işig küçüg bėrür men tėr ermiş ança tėp tavgaç kaganka yagı bolmış D 10. Tahta çıktıktan sonra Türk halkının ülkesini. güneşin doğduğu yerlerde Bükli hakanına kadar sefer etmiş. Çin hakanı için ülkelerini alıp yasalarını düzenlemiş. Kırgız. dolandırıcı olduğu için. kaganladuk kaganın yitürü ıdmış tavgaç bodunka beglik urı oglin kul boltı ėşilik kız oglin küŋ boltı türk begler türk ātin ıttı tavgaçgı begler tavgaç ātin tutupan tavgaç kaganka D 8. (D 2) (O zamanlar) dört taraf hep düşmanmış. Yüzyıllar Türk Edebiyatı 5. (Türkler) yokolup gidiyorlarmış. begleri bodunı tüzsüz üçün tavgaç bodun tevligin körlügin üçün armakçısin üçün inili eçili kikşürtükin üçün begli bodunlıg yoŋaşurtukin üçün türk bodun ėlledük ėlin ıçgınu ıdmış D 7. güneşin doğduğu yerlerden Bükli bozkırı halkı. Kök Türkler (bu) ikisinin arasındaki bölgede (D 3) dağınık halde öylecene yaşıyorlarmış. doğuda. O kadar ünlü bir hakanmış. Tatavı ülkelerinden bunca halk yasçı. doğuda Temir Kapıg’a kadar sefer etmiş. Ondan sonra tabiî küçük kardeşi. Çin. Türk halkı içerisindeki sıradan insanların (D 9) tamamı şöyle düşünürmüş: “Ülkesi olan bir ulus idim. annem Ėlbilge sultanı göğün tepesinden çekip yükseltmişler. Babam hakan on yedi savaşçıyla baş kaldırmış. Doğuda Kadırkan dağlarına kadar. (D 5) oğulları hakan olmuş. küçük ve büyük erkek kardeşleri birbirine düşürdüğü için. Kül Tigin Yazıtı’ndan Alınan Metnin Bugünkü Türkçeye Çevirisi “(D 1) Yukarıda mavi gök. millet olsun diye babam Ėltėriş Kağanı. Beyleri ve halkı birlik içerisindeymiş. “Hakanı olan bir millet idim. İnsan oğullarının da üzerine atam. Türklerin kutsal yėr-su (ruhları) (D 11) şu şekilde düzenlemiş: Belli ki Türk ulusu yok olmasın diye. Avar. Böyle deyip Çin hakanına düşman olmuş. Orduyu gönderip dört taraftaki halkları hep ele geçirmiş. kötü hakanlar yönetime geçtiği için. (D 7) hakan yaptığı hakanını kaybetmiş. Ülkeyi yönetip yasaları düzenlemiş. Türk halkı ülke yaptığı toprakları elinden çıkarmış. ülkem şimdi nerede! Kimin için ülkeler fethediyorum!” dermiş. Mağrurları (kendisine) baş eğdirmiş. Kıtany. Kendisi böylelikle (D 4) vefat etmiş.” . Otuz Tatar. Şüphesiz komutanları da bilge ve yiğitmiş. Bizans. (Çinliler Türklerin) bu kadar hizmet ettiğini. beyliğe yakışır erkek evlatları Çin halkına köle. komutanları da bilgisiz ve kötü oldukları için. hakanım nerede! Kimin Hakanına hizmet edip çalışıyorum!” dermiş. hepsini teba haline getirmiş. batıda Temir Kapıg (geçid)ine kadar yerleştirmiş. güçlülere (önünde) diz çöktürmüş. evlatlar babaları gibi yaratılmadığı için.6 VIII-XIII. çalıştığını dikkate almaksızın “Türk halkını öldürelim. Ülkeyi şüphesiz bunun için böylece yönetmiş. Tibet. soylarını kurutalım” derlermiş. yasalarını ele alıp düzenlemişler. beyleri ve halkı birbirine karşı kışkırttığı için. bolmış erinç oglıtı kagan bolmış erinç anta kėsre inisi eçisin teg kılınmaduk üçün oglı kaŋin teg kılınmaduk üçün biligsiz kagan olurmış erinç yavlak kagan olurmış erinç buyrukı yeme biligsiz ermiş erinç yavlak ermiş erinç D 6. Çin halkı sahtekar ve hilekar olduğu için. körmiş elig yıl işig küçüg bėrmiş ilgerü kün tugsıkda bökkúüli kaganka tegi süleyü bėrmiş kurıgaru temir kapıgka tegi süleyü bėrmiş tavgaç kaganka ėlin törösin alı bėrmiş türk kara kamag D 9. dedem Bumın Kağan. Üç Kurıkan. yagı bolup ėtinü yaratunu umaduk yana içikmiş bunça işig küçüg bėrtükgerü sakınmatı türk bodun ölüreyin urugsıratayin tėr ermiş yokadu barır ermiş üze türk teŋrisi türk ıduk yėri: D 11. İştemi Kağan tahta çıkmışlar. bilgisiz hakanlar tahta çıktığı için. Yukarıda Türklerin yardımcısı Tanrı. ağlayıp yas tutmuş. ağıtçı olarak gelmiş. aşağıda kara toprak yaratıldığında ikisinin arasında (da) insan oğlu yaratılmış. Daha sonra küçük kardeşler büyük erkek kardeşleri gibi yaratılmadığı için. suvı ança etmiş türk bodun yok bolmazun tėyin bodun bolçun tėyin kaŋım ėltėriş kaganıg ögüm ėlbilge katunug teŋri töpösinte tutup yügerü kötürmiş erinç kaŋım kagan yėti yėgirmi erin taşıkmış. (D 6) beyleri ile halkı arasında kargaşa olduğu için. (D 10) Düşman olduktan sonra (kendisini) örgütleyemediğinden tekrar yine bağımlı olmuş. Elli yıl hizmet edip çalışmış. Çindeki Türk beyleri Türklere özgü unvanları bırakıp Çinlilere özgü unvanları kullanarak Çin hakanına (D 8) bağlanmışlar.

(B 3) İlkbahar geldiğinde yukarıda gökyüzü (B 4) davullarının gümbürdemesi misali. yüzyılın ilk çeyreğinde dikilmiş olması gerekir. Babam hakanın anıt (B 7) taşını ben kendim hakan . Tunyukuk. bilser semiz buka toruk buka tėyin bilmez ermiş tėyin ança sakıntım anta kėsre: teŋri bilig bėrtük üçün özüm ök kagan kışdım bilge tunyukuk buyla baga tarkan 7. yok oldu. sakınur men : kaŋım kagan B 7. Taş (Avyılmaz 2005: 192) “ (B 2) Bilge Kağan vefat etti. Kül Tigin yazıtından birkaç santim daha yüksektir. Ancak Kül Tigin yazıtına göre daha çok tahrip olmuş olup bazı yerleri okunamamaktadır. (B 5) dağlarda geyikler melediği vakit olduğu gibi. yazıtın batı yüzünde yer alan ifade şöyledir: B 2. tıpkı öyle. Taş.1.2 Tunyukuk Yazıtı. tagda : sıgun : etser ança B 6. İlk taş daha iyi korunmuş.” Tunyukuk (Tonyukuk) Yazıtı Tunyukuk yazıtı iki ayrı taştan oluşur. Dikildiği tarih kesin belli değilse de Tunyukuk’un yaşadığı dönemde. I. taşin : özüm : kagan — Resim 1. Hakimiyet altına girdiğin için belli ki Tanrı “öl!” demiş. 8. kövürgesi : eterçe ança B 5. Tanrı şöyle demiş: “Han verdim. uduzugma ulugi şad erti aygıl tėdi ayıgmasi ben ertim bilge tunyukuk kagan mu kışayin tėdim sakıntım toruk bukalı semiz bukalı ırakda 6. helak oldu. ikinci taş ise bir hayli yıpranmıştır. Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı 7 Bilge Kağan Yazıtı (683-734) Bilge Kağan yazıtı da içerik olarak Kül Tigin yazıtına benzer. yay bolsar : üze : teŋri B 4. Bu yazıt. devletin kuruluşunda ve kağan seçiminde önemli rol almış. Bu yazıtta da Çince yazılmış bir yüz varsa da çok harap durumdadır. Toplamı 70 satırı aşan yazıt içerik olarak çoğunlukla Kül Tigin yazıtı ile örtüşür.. (Sonra da) hanını terkedip yine Çin hakimiyetine girdi. (Bir zamanlar) Türk halkı Çin’e bağlı idi. kanıŋin kodup içikdiŋ içikdük üçün teŋri öl tėmiş erinç türk bodun ölti alkıntı yok boltı türk sir bodun yėrinte 4. Batı Yüzü 1. Yazıtın Kül Tigin yazıtından sonra dikildiği tahmin edilmektedir.2 Resim 1. türk bodun kanin bulmayin tavgaçda adrıltı kanlantı kanin kodup tavgaçka yana içikdi teŋri ança tėmiş erinç kan bėrtim: 3. Her iki taşın toplamı 62 satırdır. birle ėltėriş kagan bolayın bėrye tavgaçıg öŋre kıtanyıg yırya oguzug üküş ök ölürti bilgesi çavışi ben ök ertim çugay kuzin kara kumug olurur ertimiz: kiyük yėyü tavışgan yėyü olurur ertimiz. (Bun- . (Sonraları) dağda taşta kalanlar toplanıp yedi yüz kişi oldular.. Tunyukuk Yazıtı’ndan I. bod kalmadı ıda taşda kalmişi kuvranıp yėti yüz boltı ėki ülügi atlıg erti bir ülügi yadag erti yėti yüz kişig: 5.VIII-IX. Ünite . Kendi ifadesinden hareket edilirse. kağanlara danışmanlık etmiş bilge bir vezirdir. işte böyle (B 6) düşünürüm.. bilge : kagan : uçdı B 3. . (B 3) Hanını bırakıp hakimiyet altına girdin”. han sahibi oldu. bilge tunyukuk ben özüm tavgaç ėliŋe kılıntım türk bodun tavgaçka körür erti 2.. Türk Sir halkının topraklarında (B 4) insan kalmadı. Türkler Çin’e bağımlı iken dünyaya gelmiş. Türk halkı öldü. Tunyukuk Yazıtı’ndan Alınan Metnim Bugünkü Türkçeye Çevirisi “(B 1) Bilge Tunyukuk ben kendim Çin yönetimi sırasında doğdum. (B 2) Türk halkı hanını bulamadığı için Çin’den ayrıldı. Göktürk Devleti’nin kurucuları arasında yer alır.. Bilge Kağan’ın ölümü yazıtın sonlarında yer alan hüzünlü ve edebî bir ifadeyle anlatılır.

Yazık. Sibirya’nın güney bölgesinde yer alan ve sayıları 200’e yaklaşan çeşitli yazıtlar da vardır. (Bu sırada) bilgeleri ve Çavış’ı bendim. (hangisi) zayıf boğadır bilmek mümkün değilmiş” diye. 7. tavşan yiyerek yaşayıp gidiyorduk. sıçgan veya küskü “sıçan”. Bu sisteme göre Kül Tigin’in ölüm tarihi şu şekildedir: kül tigin kony yılka yėti yėgirmike uçdı tokuzunç ay yėti otuzka yog ertürtümiz barkin bedizin bitig taşin bėçin yılka yėtinç ay yėti otuzka kop alkdımız kül tėgin özi kırk artukı yėti yaşıŋa boltı taş bark ėtgüçig bonça bedizçig tuygun ėltever kelürti. Kül Tigin kendisi otuz yedi yaşına gelmişti. 2. Erlik erdemi işte öyle bir şeymiş. ulu veya lu “ejderha” 6. Altın Köl yazıtından alınan bölümün bugünkü Türkçeye çevirisi “On ay taşıdı (beni) annem. doğuda Kıtanyları. Dokuzuncu ayın yirmi yedisinde matemini tamamladık (1 Kasım 731). 60 yıllık dilimlere dağılmış bir sistemdir. “Hakan mı yapayım?” dedim. Düşündüm. Yüzyıllar Türk Edebiyatı ların) iki bölüğü atlı. 5. Yedi yüz kişiye (B 5) kumanda edenlerin başı Şad unvanını taşıyordu.” Eski Türk Yazıtlarına Göre Türklerde Takvim Sistemi: Eski Türk yazıtlarında Kül Tigin ve Bilge Kağan’ın ölüm tarihlerinin verildiği takvim sistemi. Taş türbe yapacak olan ustayı. Daha sonra Tanrı (bana) bilinç/bilgi verdiği için (onu) ben kendim hakan yaptım. yılan “yılan”. Bunlardan birisi olan İkinci Altın Köl yazıtından bir bölüm aşağıda verilmiştir: II. koyn “koyun”. 8. 3. Japonya. (G 1) Geyik. “Kül Tigin koyun yılının (27 Şubat 731) on yedisinde (sonsuzluğa) uçtu. yunt “at”. II. “Akıl ver!” dedi. Üslup ve imla açısından Moğolistan’daki yazıtlardan farklılık gösteren bu yazıtlar çok kısadır. Erdemli olsa da halk onu koruyamadı (?). “Zayıf bir boğayla semiz bir boğa uzakta (bir yerlerde) (B 6) kapışsalar. bėçin “maymun”. Buyla Baga Tarkan (B 7) ve Ėltėriş Kağan bir araya gelip güneyde Çinlileri. bir bölüğü (de) yaya idi. yabanî av hayvanları yiyerek.8 VIII-XIII. Altın Köl Yazıtından Bir Bölüm on ay ėltti : ögüm : oglan : tugdum : erin : ulgattım / ėlimde : tört : tegzindim : erdemim üçün : inençu : alp / erdemlig bolsar : bodun : ėsirkeyü ermedi erinçim : ikizim e (…)/ sekiz kırk : yaşıma / er erdem üçün töpüt kanka : yalavaç : bardım : kelmedim / er erdem bolsar : andag ermiş : sinimin : altun kapırçakka kirtim. ey ikizim! (…) Otuz sekiz yaşımda erlik erdemim için Tibet Hanına elçi olarak gittim. ud “sığır”. Çugay’ın kuzeyinde Kara Kum’da yaşıyorduk. hem günümüzde kullandığımız sistemden hem de Avrupa ve Ortadoğu’da kullanılan takvim sistemlerinden farklıdır. bunca süsleme sanatçısını Tuygun Ėltever getirdi. ıt “köpek. Yazıtlarda da kullanıldığı anlaşılan bu takvime göre her yıl bir hayvanın adıyla anılır: 1.” Orhon yazıtlarının Türk tarihi ve edebiyatı açısından önemi hakkında kısaca bilgi veriniz. bu şekilde düşündüm. Vietnam.” (Kül Tigin Kuzey-Doğu Yüzü) . it”. 9. lagzın “domuz”. 1 Yenisey Yazıtlarından Birinci Altın Köl Yazıtı Moğolistan dışında. geri dönmedim. Kuzeyde Oğuzları epeyi öldürdüler. Çin vb. 11. büyüdüm. 10. 4. bars “kaplan”. takıgu “tavuk”. Bilge Tunyukuk. yazıt taşını maymun yılının yedinci ayının on yedisinde tamamen bitirdik (21 Ağustos 732). erkek bir evlat olarak doğdum. tavışgan “tavşan”. Erdemimi ortaya koymak için ülkemde dört bir tarafı dolaştı. Bugün yaygın olarak Çin kültür çevresinde görülen ve hâlâ Kore. Bilge Tunyukuk. (hangisi) semiz boğa. Bedenimle altın tabuta girdim. Türbesini. ülkelerde Avrupaî takvimin yanı sıra geleneksel olarak kullanılan takvim sistemi 12 hayvanın adıyla anılan. Danışmanı bendim. süslemelerini. 12.

Ünite .” [Tukyu: Çin kaynakları Türk sözünü Çincenin verdiği imkanlar çerçevesinde. Ancak gömme töreninden (yog) sonra başlayıp 10 ay sonra. (Bazin III. Bölümden) 557-581 yıllarını kapsayan bir Çin kaynağında Türkler için “Yılların biribirini izleyişini bilmezler ve onları ancak yeşeren otlara göre sayarlar. ayının 27’sinde. III. birinci ay. onu gömmek için yaprakların sararıp ağaçlardan düşmesi beklenir. yirmi altıncı gün vefat etti (25 Kasım 734). Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı 9 Thomsen’e göre Tukyu’larda “Bir adam ilkbaharda veya yazın ölürse. kai-huang yılı. yaprakların tekrar çıkması ve bitkilerin çiçeklenmesi beklenir. Domuz yılının beşinci ayının yirmi yedisinde cenaze törenini yaptırdım (22 Haziran 735). O zaman bir çukur kazılıp adam gömülür. Eski Türk Yazıtlarına Göre Türklerde Sayı siste­ mi: Eski Türk takvimi gibi sayı sistemi de bugünden bir ölçüde farklıdır. yani 22 Haziran 735 tarihinde yapılmıştır. süslenmesi ve son olarak metinlerin kazılması. Gömme törenini (Türkçe yog) yapmak için aynı yılın 9. günü (Çin Resim 1. bunlar zorunlu olarak uzunca bir zaman almıştır. cenaze töreni ise ‘Domuz yılının beşinci ayının yirmi yedisinde’. Bölümden) Bilge Kağan’ın oğlu Tengri Kağanca babasının ölüm tarihi şöyle kaydedilir: bonça kazganıp kaŋım kagan ıt yıl onunç ay altı otuzka uça bardı lagzin yıl bėşinç ay yėti otuzka yog ertürtüm. ayı ve bu ayın da 27.1.gelince. k’ai-yuan yılının başlarında ölmüştü. onuncu ay.3 takviminde kasım başları). bu tarih Çin anlayışına göre ilkbaharın başına rastlar. (Bazin.” (BK G 10) Buna göre Bilge Kağan 25 Kasım 734 gününde ölmüş.] Buna göre “Kül Tigin 11 şubat 731’de başlayan 19. iki kelime ile. bir sonraki yılın (732) 7.” denir.VIII-IX. Türkler arasında Çin takvim sistemi “6. yani bizim ağustos ayımızın ikinci yarısında bitirilmiş olmalıdır. yani ‘yaprakların ağaçlardan düşmesi’ beklenmiştir. Ondalık sayılarda “10”un üzeri bir üst rakam ile ifade edilir: Resim 1. Türkçe yazıtın kuzeydoğu yüzünde kronolojik sıraya göre zikredilen işlere -anıtın dikilmesi. Bu takvim sistemi Anadolu’ya kadar ulaşmışsa da bugün tamamen unutulmuştur.4 Yazıtların ilk grameri . Sonbaharda veya kışın ölürse. keng-wu gününde (12 şubat 586)” dağılır. tu ve kyu şeklinde yazmaktaydı. “Bu kadar şeyi temin edip babam hakan köpek yılında. bugünkü modern imla ile tu-jue /tucüe/ eski Türkleri göstermektedir. Her şey Tukyu geleneğine Radloff ’un ilk yayınından bir sayfa tamamen uygundur. Ancak en azından yıl adları Türkmenistan’dan Tuva’ya kadar Orta Asya ve Sibirya Türk halklarınca hala bilinmekte ve kullanılmaktadır.

Suci Yazıtı (840?). Bunların kimisi de taştan ziyade kayalara yazılmış... Küli Çor (İhe-Hüşötü) Yazıtı (722-723). fazlası” kullanılır: kırk artukı yėti yolı sülemiş “47 defa sefer etmiş”. Bu yazıtlar her iki kağanlığın yazıtlarından üslup olarak bir ölçüde ayrılır. Bu yazıtlar kısaca “Yenisey Yazıtları” adıyla anılırlar. Bu yazıtlarda kullanılan dil ve üslup Kül Tigin. İlk Türk tarihi... Türk askerlik san’atının esasları. Türk nizamının. 2. Bazin’in belirttiğine göre artukı ile kurulan sayı sisteminin kalıntıları Yakutlar arasında 19. deyimler. birinci cilt Üslup ve söz dağarcığı farklı olanlar ise. Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi. Otuz veya kırktan sonrası söz konusu olunca artukı “artığı. daha kısa nitelikteki yazıtlardır. Eski Türk Yazıtlarının Edebî Değeri Talat Tekin ve daha sonra Doğan Aksan’ın belirttiğine göre yazıtlarda kullanılan etkili anlatım ve deyişi sağlayan öğeler şöyle sıralanabilir: 1. bugünkü Turfan havzasında ortaya çıkartılan kitaplarda da kullanılmıştır.. İpek Yolu bölgesinde. yalnızca yazıtlarda kullanılmamış.. yüksek Türk kültürünün büyük vesikası. L.. Türk içtimaî hayatının ulvî tablosu. 1 metre uzunluğundaki taşlara yazılmış yazıtlar bulunmaktadır. 3. Muharrem Ergin ise.10 VIII-XIII. Taryat Resim 1. Çoyr ve Tes yazıtlarıdır. büyük yumurta şeklinde..5 (Terhin) Yazıtı (753). altı otuz “26”. “Türk adının. Clark’a göre de bugün Çin’in Gansu eyaletine bağlu Sunen bölgesinde yaşayan Sarı Uygurlar arasında bu system hala canlılığını korumaktadır (Clark. Bunların kimisi uzun (Ongi yazıtı). Türk hitabet san’atının erişilmez şahese- . Moyun Çor (Şine Us) Yazıtı (759Yazıtların Türkiye’deki 760). altı yėgirmi “16”. Kırgızistan’da dil olarak Yenisey yazıtlarına benzeyen. Türk töresinin. Kullanılan alfabede de kimi harf ayrılıkları yanında ilave harfler de söz konusudur. yėti yėgirmi erin taşıkmış “17 kişiyle ayaklanmış”. 1996). Eski Türk yazısı.. 4. kimisi de çok kısadır (Suci yazıtı). Irk Bitig’in yazısı eski Türk yazısı olsa da. yine kısa yazıtlar. atasözlerinden yararlanma. otuz artukı bir yaşıma “31 yaşımda”. koşutluk. Bunlar Ongi Yazıtı (732?). Türk gururunun ilâhî yüksekliği. Türk edebiyatının ilk şaheseri. Kısaca Talas Yazıtları olarak anılan bu yazıtlar.. ilk toplu yayımı. Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri. bulunduğu bölge ve bağlı bulunduğu kültür itibariyle Uygur Edebiyatı içerisinde ele alınması daha uygundur.. bugün Tuva ve Hakasya’da bulunan. her biri birer ikişer satırdan oluşan kısa cümleli bir kaç taşı geçmez. Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. Türk askerî dehasının. Bilge Kağan ve Tunyukuk yazıtlarında kullanılan dil ile hemen hemen aynıdır. Edebî değeri yüksek. yüzyıla kadar sürmüştür: uon orduga bir (= *on artukı bir) “on bir”. Taşlar üzerine yazılmış tarih. İkilemeler. Bunun dışında. Bunlardan en hacimli ve bütünlüklü olanı “Fal Kitabı” diye çevirebileceğimiz Irk Bitig’dir. Yüzyıllar Türk Edebiyatı bėş otuz süledimiz üç yėgirmi süŋüşdümiz “25 defa sefer ettik. edebî sanatlar. 5. Türk medeniyetinin. milletle hesaplaşması. çiziktirilmiştir (özellikle Dağlık Altay bölgesinde bulunanlar). yuvarlak. Türk feragat ve faziletinin büyük örneği. otuz artukı üç yaşıma “33 yaşımda”. hacmi geniş olan bu üç yazıt dışında hem Türk Kağanlığı (Göktürkler) hem de Uygur Kağanlığı döneminden kalan eski Türk yazısıyla yazılmış başka yazıtlar da vardır. 13 defa savaştık”.

. Yalın ve keskin üslûbun şaşırtıcı numunesi. o dönem için bir şiirin gerektirdiği ölçüden yoksundurlar: bonça bitig bitigme (men) kül tėgin atısı yollug tėgin bitidim yėgirmi kün olurup bo taşka tamga kop yollug tėgin bitidim “Bunca yazıyı yazan (ben) Kül Tigin’in yeğeni Yolluğ Tigin yazdım yirmi gün oturup bu taşa bu duvara hep Yolluğ Tigin yazdım” Şu ifadeler de birbirine paralel. Rus araştırmacı İ. kuzeyde ise karanlığın ortasına kadar başlıya (mağrura) baş eğdir dizliye (güçlüye) diz çöktür kızıl kanımı tüketip kara terimi akıtıp gören gözüm görmezcesine bilen aklım bilmezcesine İkilemeler: Orhon yazıtları dilinde (ve genellikle Eski Türkçede) anlatımı güçlü ve etkili kılan. batıda güneşin battığı (yere).. yani alliteration vardır: . onların sıkça kullanımı gelir.. kültürü. Türklüğün en büyük iftihar vesilesi olan eser... edebiyatı. güneyde aydınlığın ortasına. alp ermiş erinç ilgerü kün tugsıkḳa bėrgerü kün ortosıŋaru kurıgaru kün batsıkıŋa yırıgaru tün ortosıŋaru başlıgıg yüküntür tizligig sökür yukarıda mavi gök aşağıda yağız yer (yaratıldığında) akıllı hakanlar imiş cesur hakanlar imiş akıllı imişler şüphesiz cesur imişler şüphesiz doğuda güneşin doğduğu (yere).. Ancak.. uyaklı ifadeler taşısa da. Ünite . alp kagan ermiş bilge ermiş erinç. Gerçekten Orhun Abideleri Türk tarihi. Türk dilinin mübarek kaynağı.. Türk yazı dilinin başlangıcını milâdın ilk asırlarına çıkartan delil. İnsanlık âleminin sosyal muhteva bakımından en mânalı mezar taşları. Asırlar içinden millî istikameti aydınlatan ışık. güzelleştiren öğelerin başında eş. yazıtlar kimi aliterasyonlu.1.. şiirsel ifadelerdir: körür közüm körmez teg bilir biligim bilmez teg .. Türk yazı dilinin ilk.. ifadeyi zenginleştiren unsur kelimelerdeki paralellik yani koşutluktur. Yazıtların en çok öne çıkan kullanım. P. yakın ya da karşıt anlamlı ikilemeler. dili ve sosyal hayatı yönünden Türk edebiyatının en önemli vesikalarıdır. Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı 11 ri... kızıl kanım tüketi kara terim yügürti . Türk ordusunun kuruluşunu en az 1250 sene öteye götüren vesika. Ye... Türkçe bu en eski döneminde de ikilemeler bakımından gerçekten çok zengindir ve bunların çoğunda da ses tekrarı. Stebleva) yazıtların manzum olduğunu ileri sürmüştür.” şeklinde değerlendirmektedir. Bir kavmi bir millet yapabilecek eser. Bu duruma bakarak kimi araştırmacılar (örneğin F. Zieme’nin de belirttiği gibi. Türk milliyetçiliğinin temel kitabı. üze kök teŋri asra yagız yer (kılıntukda) bilge kagan ermiş. Hükümdarâne eda ve ihtişamlı hitap tarzı. fakat harikulâde işlek örneği.VIII-IX. Korş... Dünyanın bugün belki de en büyük meselesi olan Çin hakkında 1250 sene evvelki Türk ikazı... V.

kulad. yavız yavlak “kötü ve berbat”. ı taş “dağ bayır”. içik. tünli künli “geceli gündüzlü”. ince yoğun olursa (onu) kırmak zor imiş” (TI G 6-7).arıl. emget. tükenmek”.“örgütlenmek. kul köle olmak”. ayağı dolaşmak.“cariye ve köle olmak. Yuyka erkli topulgalı uçuz ermiş. herkes bir araya gelmek).“düzenlemek ve doyurmak”. İşte birkaç örnek: Toruk būkalı semiz būkalı ırakda bilser.“ayrılmak ve sapmak”. iç taş “iç dış”. tizligig sökür.tolgat.yarat. sırtı çıplak). adrıl.“bağımlı olmak ve baş eğmek”.yükün. şaşırıp yanlış hareket etmek)”. dışı giysisiz” (karnı aç. anayurt”. ėt. tagdakı in. Yüzyıllar Türk Edebiyatı āçsık tosık “açlık ve tokluk”.yaratun. Tekin. Örtçe kızıp kelti “(Düşman) ateş gibi kızıp (üzerimize) geldi”. dağdakiler inmek” (Sağda solda kalanlar toplanmak. 2003: Giriş) Deyimler: Orhon yazıtlarının dili deyimler açısından da çok zengindir. atı küsi yok bol. yagısı koy teg ermiş “(Tanrı güç verdiği için). Atasözleri: Yazıtlarda atasözleri üzerine kurulmuş cümleler de vardır. kız koduz “kız kadın”. kul köle”. küŋed.“ayağı burkulmak. içre aşsız taşra tonsuz “içi aşsız. iş küç “iş güç”. Kanıŋ subça yügürti. süŋüküŋ tagça yatdı “Kanın su gibi aktı. yok çıgay “yok yoksul”. yėr suv “yer ve su. ecdad”. arkış tėrkiş “kervan kafile”.igid. dizliye (güçlüye) diz çöktürmek”. kendine çeki düzen vermek”. tevlig körlüg “hilekar ve sahtekar”.az. semiz būka toruk buka tėyin bilmez ermiş “(İnsan) zayıf boğalarla semiz boğaları uzaktan bilmek zorunda kalsa (hangilerinin) semiz (hangilerinin) zayıf olduğunu bilmez imiş” (T I B 5-6). İşte anlatımı zenginleştiren ve güzelleştiren bu deyimlerden bazıları: adak kamşat. ėl törü “devlet ve töreler”.“tükenmek ve mahvolmak. ėtin. alkın. agış barım “mal mülk”. bitmek. ince olanı kırmak kolay. eçü apa “ata ve dede. yuyka kalın bolsar topulgalı alp ermiş. babam hakanın askerleri kurt gibi. Edebî Sanatlar: Orhon yazıtlarında sık sık başvurulan söz sanatlarından birisi de benzetmelerdir: (Teŋri küç birtük üçün) kaŋım kagan süsi böri teg ermiş. sendelemek (morali bozulmak. yufka kalın olursa (onu) delmek zor imiş. kemiklerin dağ gibi yığıldı” . balıkdakı taşık-. çeki düzen vermek”. başlıgıg yüküntür-. (Bak. küŋ kul “cariye ve köle.“eza ve cefa etmek”. ėt.“başlıya (mağrura) baş eğdirmek. yinçge yogun bolsar üzgülük alp ermiş “(Bir şey) yufka iken (onu) delmek kolay imiş.“şehirdekiler dışarı (şehir dışına) çıkmak.“düzenlemek ve örgütlemek.“adı sanı yok olmak”.12 VIII-XIII. ev bark “ev bark”. düşmanları da koyun gibi imiş”. ülke. yinçge erklig üzgeli uçuz.

İstanbul 1970. Cumhuriyet döneminde Arap harfleriyle. Orhon yazıtları Türkiye’de ilk kez Thomsen’in yayını esas alınarak Necib Asım tarafından ele alındı. Konya. Ergin. Gök-Türkler II-III. (2007). Sinor’dan. A. Orhon yazıtları ve runik harfli öteki yazıtlar. İstanbul: A-Z Yapı. Aydın. Ankara 1988 ve Tunyukuk Yazıtı. Ülkemizde iki Orhon yazıtı ile Tunyukuk yazıtı üzerine en son bilimsel yayınları Talat Tekin yapmıştır: Orhon Yazıtları. A Grammar of Orkhon Turkic. (2009). Yazıtlar üzerine olan çalışmalar eski SSCB. Radloff tarafından 1894’te Almanca çevirisiyle yayımlandı. S. Ergin’e aittir: Orhun Abideleri. Taştaki Türkler. İkincisi ise 1995’te Talat Tekin’e aittir. Türkiye’deki ilk popüler yapıt ise M. Fransa ve Türkiye’de 1950 sonrası daha da artı. Tes Tariat Şine Us. Uralic and Altaic Series. İstanbul. Ankara 1994. Thomsen iki Orhon yazıtı ile birlikte Tunyukuk yazıtının Danca tam çevirilerini yayımladı. Bunu Thomsen’in yayını izledi. N. Osmanlıca olarak yayımlandı (Orhun Abideleri. Taşağıl. Sırasıyla aşağıdaki yayınları sayabiliriz: Alyılmaz. Simurg-Türk Dilleri Araştırmaları Dizisi: 5. Şine Usu Yazıtı. Orkun tarafından yayımlandı: Eski Türk Yazıtları. Ankara. Türkiye’den giden arkeolog ve dilcilerin Moğolistan’da çalışmaya başlamasıyla son 10 yılda kitap düzeyinde ülkemizdeki yayınların sayısı ve niteliği de artmıştır. İstanbul 1936-1941. M. Orhun Abideleri. O. (1970). Volume 69. (2009). (Kök)türk Harfli Yazıtların İzinde. İlk grameri 1968’de yayımlandı: Talat Tekin.6 13 Türk Kağanlığı dönemine ait harita (D. Çorum: KaraM. (2007). TDK Yayınları: 540.1. Mert. Orhon Yazıtları Üzerine Yapılan Yayınlar . Taşağıl. C. Ünite . Indiana University Publications. Çorum: KaraM. Köktürk ve Ötüken Uygur Kağanlığı Yazıtları Söz Varlığı İncelemesi. Döneme ilişkin tarih bilgileri ve coğrafyaya ilişkin resim albümü için de şu kitaplara bakılabilir: Somuncuoğlu. kağıda yazılı belgeler Türkiye’de ikinci kez bütünlüklü olarak H. H. E. (1999-2004). İstanbul 1924). Şirin. (2008). Bloomington 1968.VIII-IX. Gök-Türkler. İletişim Yayınlar) Eski Türk Yazıtları ilk olarak W. A. Ankara: TTK. I-IV. Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı Resim 1. Ankara: TTK. Almanya. (1995).

aynı bölgede yaşayan. s. ESKİ UYGUR EDEBİYATI BUDİST UYGUR EDEBİYATI Anlatı ve masallar. Sinor daha sonra 50’nin üzerinde irili ufaklı Uygurca metin hakkında bilgi vermiştir. Avadānalar ve İtivṛttakalar ise Uygur edebiyatında birbirlerinden pek ayırt edilmez. Tekin. Bu eserler arasında çok az bir kısmı özgün. Bu alandaki son yayınlar ise M. Denilebilir ki Budist Uygur edebiyatının esasını bu çeviri eserler oluşturmaktadır. Gabain’e göre Budist Uygur edebiyatı kısaca: a) Anlatılar. Abhidharmalar ve Vinayalardır (bkz. Ölmez ve J. d) Büyü metinleri ile e) Felsefî metinler olarak sıralanabilir (PhF II s. Tripiṭaka’nın içerisinden Uygurcaya çoğunlukla sūtralar çevrilmiştir. telif eserlerdir. Kısaca runik harfli yazıtlarla kimi Uygur metinleri arasındaki farklılıkları (sub ~ suv. Vinayalardan çevrilen eser olup olmadığı bugün bilinmemektedir. Udānalara ve Vyākaraṇalara rastlanmaz.. Hıristiyanlık. Tarım. Bunu Scharlipp. IX.14 VIII-XIII. bunlar. Abhidharmalardan ise sadece Vasubandhu’nun Abhidharmakośabhāṣyatīkā Tattvārtha’sına Sthrimati tarafından yazılan yorumun çevirisine ait iki kitap elimize geçmiştir. Tekin. Budist edebiyat esas olarak Tripiṭaka “Üç sepet” (Çin. Uygurlar döneminde geniş bir alanda yerleşik hayata geçilmiş.. bir öğrencinin (titsi) ustasına (bahşı) soruları ve ustanın da öğrencisine bir öykü aracılığıyla verdiği cevaplar şeklinde kurulmuştur (PhTF II. çoğunlukla avdan ya da çatik adıyla anılırlar. anyıg ~ anıg.içerisinde yer alırlar. Bunun dışında bir kaç küçük Abhidharma vardır. yüzyılın başlarından itibaren Yenisey bölgesinde büyük bir güç haline gelen Kırgızların zamanla Uygurlar üzerindeki baskıları artmış ve 840 yılında Uygur başkentini ele geçirip Uygur hakanını öldürmeleriyle Uygur Devleti yıkılmıştır. 762 yılında Çin imparatorluğunun başkentini ele geçirmişlerdir. Çeşitli anlatıların yer aldığı Jātakalar. Eski Uygurcada avdan ya da çatik adıyla karşımıza çıkar. Budist edebiyata ait önemli eserleri kendi dillerine çevirmişlerdir.m. c) Tövbe duaları. Uygurlardan Çin belgelerinde ve ilk Türk Kağanlığına ait yazıtlarda. Budist Uygur edebiyatı üzerine çalışmalar 1934 yıllarına değin gider. Masallar . Bu masallar belirli bir kalıp çerçevesinde ele alınmaktadır: Kalıp. 745 yılında Göktürkleri yıkarak devlet kurmuşlardır. 13. Eski Uygurcada Upadeśalara. Çoğunluğu ise Budist külliyata ait çeviri eserlerdir. A. 36). Masallar. değişik kitapların -örneğin sūtraların. sanzang = Uyg. Kısa sürede büyük güç kazanan Uygurlar. Anlatılar. Budizmi daha önceden benimseyen Soğdların da etkisiyle Budist olmuştur. Çeşitli dinlerle. Göktürk Anıtlarında bahsedilse de Uygurca metinler denince akla 840’ta Moğolistan’dan Hoço. kültür ve medeniyet oldukça gelişmiştir. 222). 1995’te ise Yang Fuxue’nin çalışmaları izlemiştir. yüzyılın başlarına değin bu bölgelerde ortaya koyduğu eserler. Turfan bölgelerine göç etmiş olan Uygurların. Budist ve Maniheist çeviri edebiyatı akla gelir. Elverskog’un çalışmalarıdır. +da ~ +dın) ele alan D. Yüzyıllar Türk Edebiyatı UYGUR DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI Uygurların Kısa Tarihi Uygurlar. Budist külliyatın. TKA II. s. 225. V. yukarıda değindiğimiz Sūtralar. Ş. 36 ve ötesi). Bu üç kitap türü ise. s. Denis Sinor Journal Asiatique’te yayımlanan bir makalesinde ilk önce Uygurlar ve Uygurca çalışmalarının tarihine değinmiştir. b) Sūtralar. a. Budist Uygurlar. Ş. Daha çok tek başlarına bir kitap değil de. samtso ~ üç erdini ~ üç agılık) adı verilen kitap külliyatından oluşmaktadır. Maniheistlik ve Budizmle tanışan Uygurların çoğunluğu zamanla.g.

Bu nedenle bu zavallı canlı.. kün teŋri (06) yarukı kapkara közünür (07) ol irinç ölümçi tınlıg (08) irnin yalvanu isig öziŋe (09) umugı üzülüp kim erser özümke (10) ara turgay mu tėp umug ınag tileyü (11) törtdin sıŋar körür .. Ünite . dudaklarını yalayarak yaşamından ümidini kesmiş (bir halde): “Benim yerime geçecek kimse yok mu?” diye umut arayarak dört tarafına bakınır. Beni anası sanıyor. ikincisi bütün yakların hükümdar hanı gibi …” .. Aşağıda bu metinden bir parça verilmiştir: (01) toŋa yaŋa teg küçlüg (02) erser yime .. yėr yarılzun erti . Eski Uygurcada on edgü kılınçlıg yol ile karşılanan Daśakarmapathā ‘On iyi davranışın yolu’ olarak Türkçeye çevrilebilir. ikintisi alku kotaz ingeklerniŋ eligi hanı teg kotuz “Rivayet edilir: Geçmiş zamanda farklı bir ormanda2 dişi bir arslanın doğum vakti yaklaşır. Dili damağı kurur. göğsümü emip benim oğlum olsun. anta ok buzagulaçı kotuz ingekig tirig tutup için içegüsin teşip kotuz ingek . bütün vücudundan ter boşanır. O zavallı. o kılıç gözüne alevlenmiş ateş gibi görünüp (içinden) şöyle geçirir: “Yer yarılsaydı da içine girseydim yahut uçan kuş olup göğe çıksaydım. bizde Kelile ve Dimne olarak bilinen metne benzer nitelikteki “pançatantra” metninden alınan bir parça yer almaktadır: eştilür öŋre ertmiş üdün adın bir arıgda sėmekde tişi aslannıŋ tugurguluk üdi kolusı yakın kelti. 20-24).” Daha sonra o dişi arslan iki oğlunu beslemiş.. ötrü ol yagurukıya tugmış arslan enükkiyesi anasınıŋ emigin emgeli ugradı ol kotuz ingek buzagusı yme başın örü kötürüp arslan emigin emgeli katıglantı anı körüp ol tişi arslan bulganıp övkesi kelip köŋülinte inçe sakıntı bo utun tınlıg meniŋ emigimin neteg emer tep. ol kılıç köz-(15) -iŋe ört yalın teg közünüp (16) inçe sakınır . ötrü ol tişi arslan iki oglanın igidip kėçmetin ara bir emig emizmiş iki iniçi olganı ulgaddılar.. Birisi bütün vahşi hayvanların beyi. bütün etöz-(05)-intin ter akıp üner . Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı 15 Tek başına bu tür masallara.VIII-IX. Güneş ışığı (gözüne) kapkara görünür. hemen bütün organları. Buna çok yazık. ölürteçi kişi yiti kılıç elginte (14) tuta yakın tursar . kanı gider. Hamilton çalışmıştır. son olarak J. “Yiğit (bir) fil kadar güçlü olsa da. Fransa’da ise. mini anası ol tėp sakınur.. Onu görüp o dişi arslan hiddet ve öfkeyle gönlünden şöyle geçirerek: “Bu utanmaz hayvan benim göğsümü nasıl emer?” dedi. Göğsünde yüreği çarpar. vücudu zayıflayıp tümden direncini yitirir. Orkun. 224). Öldürecek kişi elinde keskin kılıcı tutarak yaklaşınca.. tugurdı. Benim evladım nasıl … böylelikle hayvanlar aleminden gelmiş canlıların oğulları … öksüz kalmış bu zavallı canlı. Tibetçede oldukça iyi bilinen “Bilge ve Aptal” masalının bir bölümü Uygurcada Kalyāṇaṃkara ve Pāpaṃkara adıyla bilinmektedir. kögüz-(04)-inte yüreki suçınur . Güzel yüzü sararır.1.. O sırada yavrulayacak bir yakı (Tibet sığırı) tutup karnını deşip yak . birisi alku keyiklerniŋ begi ulug küçlüg … bütdi. büyük güçlü … oldu. kırtışı sargarur kanı katıp (13) barır ... Bu öykülerden ilki U II’de yayımlanmıştır (s.. anta ok yene köni bügüş urup inçe tėp tėdi munuŋ anasın men ölürdüm anı üçün bo irinç tınlıg ögsüz bolup kaltı muŋar ne erser yazuk yok.. öksüz kaldı. meniŋ oglum neteg…ançulayu yme yılkı ajunınta barmış tınlıglarnıŋ oglanı … ok… ögsüz kalmış bo irinç tınlıg emigimin emip bolzun meniŋ oglum. R. Sonra yakın vakitte doğmuş olan arslan eniği anasının göğsünü emmeye çalıştığı sırada yakın buzağısı da başını uzatıp arslanın göğsünü emmeye yeltendi. öykülere ayrılan Uygurca kitapların başında Daśakarmapathāvadānamālālar (= DKPAM) gelmektedir.” Bu tür öyküler U III ve U IV’te de yer alır (PhTF II. ölüme mahkum canlı. Bu konuda Türkiye’de H. dilini çıkarıp. anta ok tolp marım-(03)-ları etözleri barça kogşayur . s.. N... Aşağıda. doğurdu. (17) yėrke kireyin erti . tili tamgakı (12) kurıyur . azu uçugma (18) kuş bolup kökke uçayın (19) (erti …). Çok geçmeden iki kardeş büyüdüler. Daha sonar aklı selimle düşünüp şöyle dedi: “Bunun anasını ben öldürdüm... .

[I]. Son olarak da Araṇemi-jātaka. parlak. ışıltılı. Uygurcaya çevrilen sūtraların başında Suvarṇaprabhāsa-sūtra gelmektedir. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Şeytan Āṭavaka (PhTF II. güzel yüzlü üç oğlu vardı. yazdıran soylular oğlu. . görünüşü sevimli. bir tür Jātaka’dan bir parça yer alır: öŋre ertmiş üdde bo çambudivip uluşta maharatė atlıg ėlig han bar erti. Berlin). öğreti. bu dünyada2 Maharade adlı (bir) hükümdar2 vardı. 1974). Bu öğretinin açılarak eklenmiş olan önsözünün sebebini az birazcık yine anlatalım. ol antag osuglug çoglug yalınlıg küçlüg küsünlüg ėlig hannıŋ ulugı hatunınta tugmış körgeli seviglig körklüg meŋizlig üç oglanı erti. çok saygı kazanmış2. Budist külliyatın Uygurcada en yaygın kitaplarından olan sūtra’nın sözlük anlamı “ip. çevresindeki bütün halkını2 çoğaltıp artırmış. O. dinleyen. jing = Uyg. sicim. her tarafı düşmandan arındırılmıştı2. Wiesbaden.7 Eski Uygurca Altun Yaruk’un Radloff ve Malov tarafından yapılan yayımından bir sayfa namo buddaya namo darmaya namo saŋgaya amtı monta bo nomnuŋ kėŋürü ulalmış süü tıltagın az teŋinçe yene ukıtalım bo yme altun öŋlüg yaruk yaltrıklıg kopda kötrülmiş nom ėligi atlıg nom erdinig boşguntaçı tutdaçı okıdaçı tıŋladaçı bitideçi bititdeçi tözünler oglı tözünler kızı toyın şamnanç upasi upasanç tört türlüg tėrin kuvraglarnıŋ köŋülüŋüzlerte antag sakınçıŋızlar tursar bar mu erki antag tınlıglar kim bo nom erdini tıltagınta bo ok közünür ajunta edgü tüşke tegdeçi (…) “Buda’ya saygı. ki. her şeyin üzerinde yüceltilmiş öğreti hükümdarı’ adlı öğreti mücevherini talim eden. ke) sözcüğüyle karşılanmaktadır. soylular kızı. 1957). öğretisine saygı. sayfa 16). rahip. bağ. Maharade hükümdar2 fazlasıyla zengin2. anlatılara eklemeliyiz (Gabain. mümin. s. Dört bir yanındaki ülkeleri2 kendine bağlamış2. yasa. Maitrisimit. O. Sundarī kız öykülerini buraya katmak gerekir (Tezcan. rahibe.16 VIII-XIII. ambarları2 tahıl ve mal mülk ile dolu olup kahraman ve nişancı ordusu güçlüydü. yüzyılın başın-da Çin Halk Cumhuriyeti’nin Gansu bölgesinde bulunan metin 700 sayfanın üzerindedir. ol yme maharatė ėlig han ertiŋü ulug bay barımlıg tsaŋlarları agılıgları ı tarıg ed tavar üze tolu alp atım süülüg küçiŋe tükellig törttin sıŋar yėr oronug iymiş basmış üküşke ayatmış agırlatmış ürüg uzatı köni nomça töröçe başladaçı imerigme kamag bodunın karasın asmış üklitmiş koptın sıŋar yagısız yavlaksız erti. daima2 doğru kanun ve öğretiye göre halkına önderlik edip. bölümünde yer alan bir hikaye. 10. işte Altun Yaruk’tan bir bölüm: Resim 1. okuyan. Bu ‘Altın renkli. kural. cemaatine saygı. Uygurca adı kısaca altun yaruk sudur olan metnin bütününün yazıçevrimi yapılmış. öğretisine ve cemaatine saygı ile başlar. ancak tüm bölümlerin çevirisi tamamlanmamıştır. 224) ile Maitrisimit’i de bu bölüme. (emirlerini) tutan. mümine. Sūtralar ve çoğu Budist metin öncelikle Buda’ya. öylesine parlak (haşmetli)2 güçlü (kuvvetli)2 hükümdarın2 büyük eşinden doğmuş. Das uigurishe Insadi-Sutra. “Çok eski devirlerde. yazan. öğreti kitabı” olup Uygurcada genellikle sudur (Çin. dört tür cemaatin2 kalplerinde bu şekilde bir düşünce ortaya çıkarsa var mıdır acaba böylesi canlılar bu öğreti mücevheri sayesinde içinde bulunduğumuz âlemde iyi bir karşılık bulacak (…)” Sūtralar Aşağıda aynı sūtranın sonunda. 20. kuşak.

. Böyle (5) dense.1. . Bu bütün (12) ıstırap çekenler ıstıraplarından böylece kurtulurlar. bo yėrtinçüdeki kim emgeklig tınlıglar atasar ol (7) sav yok kim kentü eşidmeser . Vaktiyle “Tükenmez gönüllü Bodhisattva” (4) yerinden (kalktı. . adalarına (yani) ölüm yerine götürse (ve) onların (22) arasında bilge birisi. inçe (5) tėser tözün . yakṣa) (21) bulunduğu yere. (17)ulug suvka kirser ölimegey sıgta tegip üngey . . . . Avalokiteṥvara bodhisattva) bu adı hangi sebepten dolayı taşıyor ?” Tanrı Buda. taloy ügüzke kirser (20) taloy içinteki kara yėl kelip kemisin tokıp yekler (21) ergüsi otruglarınta ölüm yėrke tegürser . Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı 17 Saddharmapuṇḍarīka-sūtra adıyla bilinen sūtranın sözlük anlamı ise “Doğru Öğretinin Nilüfer Çiçeği” olup Uygurcada sadece 25. eğer bu yeryüzünde sayısız2 (10) canlı varlıklar (bulunsa ve) ıstırap çekip. (8) Aryavalokiteşvara diye adlandırılır. namo saŋ (2) kuanşi-im posar alkudın sıŋar etöz körkin (3) körtgürüp tınlıglarka asıg tusu kılmakı bėş otuzunç (4) . . namo darm. tükenmez gönüllü bodhisatva’ya (skr. mücevher. Ünite . ‘işitebilir’. boncuk (ve) (19) baha biçilmez değerli şeyleri aramak için deniz (veya) ırmağa girseler (ve) (20) denizde kara yel çıkıp gemilerini parçalayıp (onları insan yiyen) devlerin (skr. . (10b) bu bodhisattva kendisini andıkları için hemen işitir. Metnin Bugünkü Türkçeye Çevirisi (1) Budaya saygı! Dinine saygı! Topluluğuna saygı! (2) Kuanşi-im Posar’ın her yerde vücudunun görkemini gösterip (3) canlılara fayda2 sağlamasından bahseden Soylu Dinin Nilüfer Çiçeği’nin) yirmi beşinci bölümü. anı üçün bo bodisavat arya. . (işitir işitmez) (11) ıstırapları arasına girip (onları) kurtarır. . tavgaçça kuanşi-im tėtir . . . o sırada (?) (16) (tesadüfen bunlar) büyük bir ateşe girse.)” (17) . anı üçün bo bodisavat (25) kuanşi-im posar tėp atanur . (4a) ‘Ses işiten’ diye adlandırıldı. Bu yeryüzündeki ıstırap çeken canlı varlıkların söyleyeceği hiçbir söz yoktur ki (7) kendisi (onu) işitmesin. Çincesi Kuanşi-im (kuan-şi-yin) demektir. . . tėser eşidgeli erklig (6) tėp tėtir . Bir denize (ulug suv) girse (ve Kuanşi-im Posar adını çağırsalar) (18) canlı varlıklar. . anıŋ (22) ara bir bilge kişi kuanşi-im posar atın atasar (23) ol kamag tınlıglar taloydakı tişi yeklerde ozar kurtulur esen (24) tükel öz yėrinte barurlar . (alevi bunları. altın gümüş. sağ (24) salim kendi yerlerine varırlar.VIII-IX. . Kuanşi-im Posar adını ansa (23) bütün o canlı varlıklar. . Kuanşi-im diye adlandırılır.(8) valokdeşvar tėp atanur . (6) demektir. . . denizdeki (insan yiyen) dişi devlerden kurtulur2.” Şöyle buyurdu (9): “Soylum. Onun için bu bodhisattva. . (10b) 10b bo bodisavat kuanşi-im tėp atanur . emgenser ol emgekinte (10a) 10a kuanşi-im posarka umug ınag tutup … atasar .. . Kuanşi-im Posar (skr. o acıları içinde (10a) Kuanşi-im Posar’a sığınıp (adını) anarsa. ıstırap çeken birçok canlı varlık vardır). . ornınta (4a) ün eşidgüçi tėp atantı //ki .. soylu … Dese. . inçe (9)tėp yarlıkadı tözünüm birök bo yėrtinçüde sansız (10) tümen tınlıglar . Sağ omzunu açtıktan ve el pençe divan durduktan sonra Buda’ya döndü ve şu sözleri söyledi: “Ey tanrım. bölümün çevirisi bulunmaktadır. takı yeme kim kayu (14) tınlıg kuanşi-im posar atın uzun turkaru (15) atasar tünle küntüz atayu tutsar antag (16)ugrı bar ulug otka kirser . . Herhangi bir (14) canlı varlık Kuanşi-im Posar adını sürekli (15) ansa. Aksayamati) karşılık verdi: “Ey soylu. onun için bu (13) bodhisattva. . onun için bu bodhisattva. takı yeme kim kayu (11) emgeklerinte ara kirip kutgarur . takı yeme miŋ (18) tümen tınlıglar altun kümüş erdini monçuk (19) satıgsız erdiniler tilegeli . . gece gündüz (adını) durmadan ansa. . . ol kamag (12) emgekligler emgekinte antag kurtulur anı üçün bo (13) bodisavat kuanşi-im tėp atanur . bu bodhisattvanın kudret ve ilahiliği yüzünden yakamaz. . Şinasi Tekin’in Yayımladığı Çalışmanın Baş Kısmından: (1) namo but. (25) Kuanşi-im Posar diye adlandırılır.

Ancak son dönem Uygurca metinlerden İnsadi-Sūtra adıyla yayımlanan metin Vinayalara yakındır. Tezcan tarafından yayımlanan. sadece Sthiramati’nin yorumunun çevirisi mevcuttur. Bu metin esasen Türkçe ilk astronomi metnidir.8 VIII-XIII. törenleri anlatan metin için W. asıl Sanskritçe metin bugün kaybolmuştur. disiplin (kitabı)” demek olan Vinayalara Uygurcada rastlamayız. Bir çok yazması bulunan Yitikensudur ise Tantra Budizmine ait bir metin olup TT VII içerisinde R. Bunların saklanan bir sayfa) başında Türkiye’de Sekiz Yükmek adıyla bilinen ve Türkische Turfantexte (TT) dizisinin altıncı kitabı olarak Das Buddhistische Sūtra Säkiz Yükmäk adıyla yayımlanan sūtra gelmektedir. çok sayıdaki yayınıyla tanına Juten Oda çalışmalarının sonucunu 2010 yılında iki cilt halinde yayımlamıştır. Zieme. Warnke. Bu metinlerin kimisi cenaze törenleriyle ilişkilidir. Konuyla ilgili ilk metni Müller yayımlamıştır. Āgama adı verilen geleneksel. Bhaiṣajyagurusūtra (sadece 11 satırı günümüze ulaşmıştır) gibi metinlerden küçük parçalar kalmıştır (Ölmez. Bunların dışında değişik Sutralardan arta kalan yapraklar çeşitli araştırmacılarca yayımlanmıştır: “Hamam-Sūtrası”. Tövbe Metinleri Uygurcada. Āṭānāṭikasūtra ve Āṭānāṭihṛdaya. 1931). Sekiz Yügmek’in çeşitli nüshaları üzerinde ise uzun süredir. Bu çeviri Çinceden yapılmış olup. külliyat metinlerinden ise Uygurcada fazla metin yoktur. Ārya-trāta-Buddhamātrika-vimsati-pūgastotra-sūtra. I. Bunu. Yazıçevrimi ve çevirisi S. 1997). Vinayalar “Kural. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Sūtralara sonradan eklenen. Bu metinlerin çoğunluğu küçük metinlerdir. Konuyla ilgili öteki metinler ise. Ārya rājāvavādaka sūtra. Shōgaito ve son olarak da J. Kōgi Kudara-Juten Oda ve Geng Shimin tarafından yayımlanmıştır. “uydurma” veya “uyarlama” sūtralar da Uygurcaya çevrilmiştir. deyim yerindeyse uyyazmasından bir sayfa (Aç Bars’a ait Berlin’de durulmaları dolayısıyla verilmiş bir isimdir. Uygurca çeviriye göre metnin aslı manzum ve 28 000 grantha olmalıdır. Çince metinden ise sadece üç sayfa kalmıştır. tövbe yoluyla günahlardan arınmayı anlatan metinler de vardır. Uydurma Eski Uygurca sözü.18 Resim 1. Metinden bir bölüm aşağıdadır: . R. Çincesi 40 bölümden oluşan bir başka metin ise BT dizisinin ikinci kitabı olarak yayımlanmıştır. düzen. Shōgaito. Scharlipp’in çalışmasına bakılabilir. Wilkens tarafından yayımlanmıştır. bu tür metinlerin klasik Buddhist edebiyata ait olAltun Yaruk’un mayıp sonradan uyarlanmaları. esas olarak rahiplerin yağmur mevsiminde yaptıkları işleri. M. Avataṃsakasūtra (Gaṇḍavyūha)’dan çeşitli parçalar ise M. TT IV’te yer alan metin izlemiştir (Gabain. Arat tarafından yayımlanmıştır. Abhidharma Metinleri Yukarıda değinilen Abhidharmakośaśāstra’nın Uygurcada tam bir çevirisi bulunmayıp. var olanların bir bölümünü ise Kōgi Kudara ve Peter Zieme yayımlamıştır. P.

yaratılmış. benekli vücudumu bir çok kurt dolaşıp gelip etimi derimi ısırmak suretiyle bizi öyle sokmuş ki . her zamanki yılan değilim.VIII-IX.. . men yene öŋre tugmış törümiş uzatıkı yılan ermez men. Yönetimdeki hanedan değiştikten sonra.) han bo savıg eşidip açıgı kelip yėriŋüyü boguzı sıkılıp yıglayu anıŋ küsüşin tilikin takı yme ança sözletgeli sakınıp turur erken ançgınça ol yılan közünmedin yitlinip bardı “(. Ardından 762’de Şı Çav-i önderliğinde çıkan isyanı bastırmak için Bögü Kağan. Bunlardan 38 satırlık bir metin işlenip yayımlanmıştır. 755’te Çin’de. parıltı. Maniheist rahiplerle tanışır. ordunun lideri olarak bölgeye gider. askeri açıdan oldukça güçlü bir sisteme sahip olan Uygurlar ile özellikle Çin’de çıkan isyanları bastırmak için sıkı ilişki içine girmiştir. işte o vakit hoş.. Ünite . ıstırap ve eziyet çekiyorum. amtı meniŋ bir küsüşüm ol. Tokuz Oguz adı verilen dokuz boydan oluşmaktadır. iyi karşılığa. ap yme siziŋ bo ergülük ordoŋuzta agır ulug ada tuda kılgalı kelmiş ermez men . anta tėmin amrak (?) edgülüg utlı sevinç tegürmiş bolgay erdiŋiz tėp tėdi (. Uygurlar. Bunların dışında Nāropa okuluna bağlı Tibet’in Ölüler Kitabı’nın Uygurca çevirisi de günümüze ulaşmıştır. . Sonunda isyan bastırıldıktan sonra . Daha sonraları devletin gittikçe zayıflaması üzerine hâkim boy değişmiştir. Tibet Budizmine ait metinler olup. Uygurlar bölgede bir devlet olarak varlıklarını sürdürdükleri bu dönemde Çin’de hüküm süren Tang hanedanlığı ile her zaman çok yakın ilişki içinde olmuşlardır.) ‘yine benim yalın. belgürtme etözin törüp belgürüp munta kelmiş erür men. Ayrıca kimi büyü metinlerinin yer aldığı Dhāraṇī-Sūtralar da Uygurcaya çevrilmiştir. 744’ten. Çin hükümeti... Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı yene meniŋ bo bir yalıŋ esri etözümin telim üküş kurtlar avıp kelip etimin terimin isirmekleri . şubat 763’e kadar şehrin civarında kalır.. Bu kuşatma sırasında Bögü Kağan. Öteki metin ise yine Nāropa okuluna ait olup Tört türlüg keziglerig yolça uduzmaklıg teriŋ nomlug tamŋak “dört türlü düzeni yoluyla izlemek için derin öğretinin eğitimi” adını taşımaktadır.. Yeniden şekil bulmuş vücutla yaratılıp ortaya çıkarak buraya geldim. mėni üçün kayu erser bir yėg üstünki buyan edgü kılınçıg kılıp mėni bo emgekimtin tartıp ozgursar sız. Bu isyanda Tang hanedanlığı yıkılmasa bile eski haline bir daha dönemeyecek biçimde sarsılır. Metinde.... 795’e kadar Yağlakar Boy’u tarafından yönetilmişlerdir. Benim isteğim şimdi şudur: Benim için bir yol ile çok iyi. Büyü Metinleri MANİHEİST UYGUR EDEBİYATI 2 Uygur Kağanlığı.1. parlak kişi” isimli bir genarelin başını çektiği bir isyan çıkar.. devlet bir süre karmaşayla da olsa varlığını sürdürebilmiştir.. Bu sefer sırasında Uygur ordusu kasım 762’den. Tibetçeden çeviri bir metin olan Tantra. Dolayısıyla bu dönemdeki Uygur kültürünü anlayabilmek için öncelikle bu iki halkın ilişkisini kavramak gerekmektedir. üstün bir sevap2 işleyip beni bu eziyetten çekip çıkarsanız .. Tibet Budizminin. Budist Uygur eserlerini sıralayıp bu eserleri kısaca tanıtınız. çok fazla acı.. ölüm ve yeniden doğumun önlenmesi konuları ele alınmıştır. Ayrıca da sizin bu sarayınıza2 büyük tehlikeler yaratmak için gelmiş değilim. sevince ulaşmış olacaksınız’ dedi.” 19 Berliner Turfantexte dizisinde yedinci kitap olarak yayımlanan Tantra ile sekizinci kitap.. üze inçe kaltı bizin sançmış ///// artokrak açıg tarka emgek emgenür men. Bu isyanı bastırmak için Uygur kağanı ordusu ile birlikte bölgeye büyük oğlu Bayan Çor’yu gönderir (755-763). Ben ayrıca geçmişte doğmuş. Sa-Skya okulu ile ilgilidir. Lamaizmin Türkler arasında ne derece yaygın olduğuna dair bizim için önemli ipuçları vermektedir. Çin kaynaklarında An-Lu-şan olarak geçen Roşan “ruşen.

çalışmasında İdikut’ta (bugünkü Hoço. transkripsiyonlu metnini ve Almanca çevirisini verir. günahsız ve dindar kişileriz. Bögü Kağan’ın Maniheizmi kabul edişini anlatan bu metin.9 Maniheist Uygur yazısıyla bir metin (P. Çalışmada Batı Uygur Kağanlığı’nda . Bögü kağan devlet yönetimindeki bazı komutanların tüm karşı çıkışlarına rağmen tebasının Maniheizmi kabul etmesi için bir bildiri yayımlar (Mackerras. Biz Tanrı(nın) buyruklarını eksiksiz yerine getiririz. W.-Gabain. Mağaralarda yer alan resimler ve Eski Uygurca Maniheist yazılar hakkında bilgi verdikten sonra bölgedeki diğer Maniheist mağaraların niteliklerine de değinmektedir. 1991. sizinle birlikte Tanrı ülkesine gideceğim. Zieme yayını) Karabalgasun’a. Efendim. Bang tarafından TT II’de yayımlamıştır (Bang. Bögü Kağan’ın Mani rahipleriyle yaptığı görüşmeden bir bölüm aşağıdaki gibidir: Bögü Kağan’ın Mani Rahipleriyle Görüşmesinden (1) (m(e)n) t(e)ŋri m(e)n sizni birle t(e)ŋri yėriŋerü ba(rgay) (2) (m(e)n) dėndarlar inçe kikinç bėrdiler biz arıg (biz biz) (3)(dėn)dar biz t(e)ŋri ay(ı)gın tüketi işleyür biz k(altı)(4)et’öz kodsar biz t(e)ŋri yėrinberü (yėriŋerü oku. ilk kez W.” (Maniheizmin Uygurlarca kabülüyle ilgili olarak bkz. Metnin Bugünkü Türkçeye Çevirisi “Ben efendiyim. siz kanunsuz ve öğretisiz olarak Ezrua’ya karşı günah işlerseniz.20 VIII-XIII. Almanca çevirisi: Die Geschichte des uigurischen Manichäismus an der Seidenstraße. Rahipler şöyle cevap verdiler: ‘Biz temiz. Maniheist Uygur metinleri üzerine ilk çalışmalar. 1929).. belgeler eşliğinde Japon araştırmacı Takao Moriyasu tarafından hazırlanmıştır: Uiguru Manikyōshi no kenkyū “Uygur maniheizmi Üzerine İncelemeler” (Osaka. 1990: 330). dört Maniheist rahiple birlikte döner. bütün ülkeniz karışacak. Bu çalışmanın ilki ülkemizde Türkçe Māni El Yazıları adı ile Fuat Köseraif tarafından Türkçe olarak da yayımlanmıştır.V. Şinasi Tekin “Mani dininin Uygurlar tarafından devlet dini olarak kabul edilişinin 1200. İlk çalışma “İdikut Şehrinde Bulunan Maniheist Uygur Metin Parçası”dır. Çince Gao-chang) bulunan metni tanıtıp dil yönünden inceler. bu mağaraların yapısını anlatmaktadır. Niçin? denecek olursa biz tanrı buyruğundan başka amel işlemediğimiz içindir. Uzun süren tartışmaların ardından. Bang da yazdığı çeşitli makalelerle Maniheist Uygur metinlerine ait çeşitli konuların çözümüne katkıda bulunmuştur. 762 yılında devlet dini olarak kabul edilmiştir. Uygur Maniheizminin tarihi. (Bizler) büyük eziyetlerle karşılaştığımız için tanrı katına ulaşacağız. Le Coq’un çalışmalarına paralel olarak W. yıldönümü dolayısı ile birkaç not” (TDAYB 1962: 1-11). A. Gerçekte Ortadoğu kökenli olan Maniheizm tarihte ilk ve tek olarak Uygurlarca. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Resim 1.) bargay biz ne (üçün) (5)tėser biz t(e)ŋri y(a) rl(ı)gın adrok kılmaz biz … (6) yüzümüz utru ulug ıy(ı)nç basınç alp (emgekler) (?) (7)erür anı üçün t(e)ŋri yėrin bulgay biz … (8)t(e)ŋrim siz törüsüzün ödsüzke k(e)ntü (özüŋüz) (9) yaz(ı)nsar siz. ötrü kam(a)g ėliŋiz bulgan(gay) … (10) bo kam(a)g türk bodun t(e)ŋrike … (11) kıltaçı bol(gay)lar. Le Coq. Turfan şehri yakınlarındaki Hoço ve Bezeklik mağaralarında bulunan metinlerin Albert von Le Coq adlı Alman arkeoloğun bunları yayımlamasıyla başlamıştır. 2004) Moriyasu. Bu nedenle bizler öldüğümüzde tanrı yerine gideceğiz. bütün bu Türk halkı tanrıya karşı günahkâr olacaklar. çalışmasında öncelikle bölgedeki Budist ve Maniheist mağaralardaki araştırmalara değinmekte.

inti. ahlaksız ihtirasları. Aşağıda bu metnin (Huastuanift) yeni bir yayımından bir parça yer almaktadır: Huastuanift’ten Hormuzta t(e)ŋri bėş t(e)ŋri birle kam(a)g t(e)ŋriler sözinlüg(ü)n yekke süŋüşgeli k[el]ti. Çalışmada Berlin’de bulunan metin ve resim parçaları kataloglanarak tanıtılmış ve bu parçalar. Radloff ve A.VIII-IX. 1940’ta da Le Coq’un çalışması Türkçeye çevrilmiştir. Bu konuda Zsuzsanna Gulácsi’nin ayrıntılı bir çalışması vardır. şeytanca davranışlarla günahkâr şımnu aklımızı baştan çıkardıktan (sonra) düşüncesiz. beş tanrı ile birlikte bütün tanrılar sözleşerek şeytanlarla savaşmak için geldiler. ışık üzerine resimler çizmesinden dolayı Maniheist yazmalar ve tapınaklar resimlerle. Ünite . ışık ve karanlık (birbirine) karıştı.10 mesinin nedenlerine değinmektedir. deri kitap ciltleri. biligsiz ögsüz boltukumuz üçün Metnin bugünkü Türkçeye çevirisi Hormuzta Tanrı. Maniheizmin kurucusu Mani’nin resimle yakından ilgilenmesinden. Maniheizmin esasını oluşturan aydınlık. yüz kırk tümen şeytanın kötülüğü ile karışıp düşüncesiz oldu. dahası en büyük şeytanın utanmaz. O zaman tanrı ve şeytan. Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı 21 Maniheizmin yükselişi. gerileyişi ve Budizmin güçlenResim 1. resimli kitap parçaları. boyanmış ve işlenmiş kumaş parçaları. kendi doğduğu yaratıldığı ezeli tanrı yerini unuttu ve ışık tanrılardan ayrıldı. yme kam(a)g yekler [ulug]lar[ınıŋ] todunçsuz uvutsuz suk yek[niŋ] yüz artokı kırk tümen yek[niŋ yavlak] biligiŋe katılıp ögsüz köŋülsüz boltı. bizniŋ özüt(ü)müz sön[ye]klügün süŋüşüp balıg başl(ı)g boltı. antadata berü t(e)ŋrim yek kılınçıŋa anıg kılınçl(ı)g ş(ı)mnu ögümüzni sakınçım(ı)znı azgurdukın a[r]kun.1. von Le Coq tarafından hemen hemen yanı tarihlerde yayımlanmış (1911). indiler ve günahkâr şımnu ile beraber beş farklı türde şeytanla (daha) savaştılar. t(e)ŋril[iy]ekli y(a)ruklı karalı ol üdün k[at]ıldı. Maniheist Uygurlardan günümüze ulaşan “tövbe duası” W. hormuzta t(e)ŋri oglan[ı] bėş t(e)ŋri. O zamandan beri tanrım. akılsız hale geldiğimiz için… . k(e)ntü tugmış kılınmış meŋigü t(e)ŋri yėrin unıtu ıddı. anıg kılınçl(ı)g ş(ı)mnulugun bėş türlüg yeklerlügün süŋüşdi. çiçek motifli tasvirlerle süslüdür. Daha sonra ise Maniheist Uygurların İslam kaynaklarında Batı Uygur Maniheizminin nasıl tövbe duasından bir sayfa (Radloff yayını) geçtiğine değinir. duvar resimleri gibi ana başlıklar altında sınıflandırılarak ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Hormuzta tanrının çocukları beş tanrı ile bizim ruhlarımız ezelde şeytanlarla savaşıp yaralandı. ipek kitaplar. y(a)ruk t(e)ŋrilerde adrıltı.

Kâhinler tam Bdidilham’a vardıklarında yıldız hareket etmeksizin durdu. kendi yüklerini açtılar. altını. Üç tür hazineyi. W.. İsa’nın Çocukluğundan barıp yükünelim anıŋ ulug kutıŋa tėp ötündiler ol üdün hirodis han inça tėp yarlıkadı olarka y-a amtı amrak oglanlarım edgükiye barıŋlar ked köŋül tegürüp tileŋler neçükin bolsar sizler yana kelip maŋa ėşitdürüŋler men yme barıp yüküneyin aŋar tėp tėdi inçip ol mogoçlar neçükin urışlimtin ünüp bardılar erser ol yultuz yme olarnı birle barır erdi kaçan ol mogoçlar bidilhimka tegdiler erser ol yultuz tepremedin şük turdı ötrü anta bultılar mişiha teŋrig ol üdün tėtirü yakın barıp kirdiler öz yüklerin açtılar artutın açıgın ötündiler kim kelürmiş erdiler üç türlüg közünç altun zmuran küji yme yükünç yükündiler ögmek alkış ötündiler ėlig han mişiha teŋrike ol mogoç-lar inçe sakınıp kirdiler teŋri oglı erser zmrun küji algay ėlig han erser altun algay birök otaçı emçi erser ot yem algap tėp bir kapanda urup kigürdiler meŋü teŋri oglı ėlig han mişiha ol mogoçlarnıŋ köŋlindeki sakınçın bilü yarlıkap üç türlüg közünçin artutın yumkı alı yarlıkadı Metnin Bugünkü Türkçeye Çevirisi “(. yok eğer hekim ise ilaçları alır’ diyerek bir kap içerisine koyup sundular. O kâhinler şöyle düşündüler: ‘Tanrının oğlu ise güzel kokuları alır.. A. Turfan vahasında yaşayan Uygurlardan bir kısmı Hristiyanlığı tanıyıp bu dine girmişler. güzel kokuyu secde ederek sundular. Getirmiş oldukları hediyelerini2 sundular. Ben de gidip ona secde edeyim’ dedi. Bu metinlerden ilki F. kokuyu. W. Soğd kökenli Uygur yazısıyla ve Süryani harfleriyle yazılan bu az sayıdaki metinler üzerinde F. İsa’nın çocukluğunda “Üç Büyücü / Kâhin” ile görüşmesini içermektedir. İşte böylelikle bu üç kâhin böylece Kudüs’ten çıkıp gittiler ise. Zieme tarafından çalışmalar yapılmıştır (Zieme. Ölümsüz Tanrı oğlu İsa Mesih efendimiz o kâhinlerin niyetlerini anlayıp her üç hazineyi. K.” . İsa Mesih efendimize hamd ü senada bulundular. Sonuç ne olursa dönüp gelip bana bildiriniz. O vakit Hirodis han şöyle buyurdu onlara: ‘Şimdi ey sevgili evlatlarım! Güzelce gidin! İyi bir düşünceye ulaşıp arayınız. O vakit iyice yakın varıp girdiler. Sonra orada İsa Mesih efendimizi buldular. Müller. Hz. hepsini alıverdi. o yıldız da onlarla giderdi.) ‘varıp secde edelim onun yüce katına’ diye arzettiler. 1974). von Gabain ve P. K. hükümdar ise altını alır. A. von Le Coq. Yüzyıllar Türk Edebiyatı HRİSTİYAN UYGURLARA AİT METİNLER İpek Yolu bölgesinde. Müller’ce yayımlanmış olup Hz.22 VIII-XIII.

Yıldız Teknik Üniversitesi. (15) çok iyi biçme zamanı olduğunda (16) değirmene gidip un [övütüp] (17) burgu üreticisi burgu (?) yapmak için (18) demirciye gidip orak biletip (19) orak (20) demeti. falla ilgili metinleri de anabiliriz. Sa02 Ot.. Ö.. Yüksek Lisans Tezi. standart dile ait olmayan metinler oluşturur. köle azadı. (15) ertiŋü uz edgü orgu üdi boltukta (16) tegirmenke barıp min ügüp (17) teşgüt tege er kılıp (18) temirçi barıp orgak sokturup (19) orgak …(20) bag baglaguçıka tegi (21) basa ’evdigüçi oglankyalarka tegi (22) . Bu metinlerde yer alan kimi atasözleri de bugün dahi benzerlerinin bulunması dolayısıyla dikkat çekicidir: kurug tagda kaplan bolmaz DİNDIŞI UYGUR EDEBİYATI kudug suvda balık bolmaz ağaçsız/kuru dağda kaplan olmaz kuyu suyunda balık olmaz Aşağıda hasat sonrası şenliği ve sevinci anlatan bir metin (Mólnár ve Zieme) ile son dönem Uygur metinleri arasında sayabileceğimiz manzum bir ağıt yer alır (Arat ve Bang. konulara ilişkin metinler oluşturur. Uygurca Hasat Metni (1) kutlug bolzun yme kim inçip ol (2) üşütüp toŋurup sėmeklep (3) üç tört yıllartın berü beklemiş (4) taŋlançıg edgü bo tarıglag yėrlerke (5) tarıgın urugın saça turup (6) targıl kızıl öküzlerig (7) tartıp kelürüp sapanka koşturup (8) unup sınıp katıglanıp (9) urugın yėrke baturup (10) ogulça kızça igidü (11) urgu bolgusun küzetü (12) evini bışıp sargarıp (13) edgüti bışıp akarıp (14) egirip … . (2005). kıldıŋızlar Metnin bugünkü Türkçeye çevirisi (1) Kutlu olsun şöyle ki! (2) dondurup2 hazır hale getirip (3) üç dört yıldan beri korunan (4) olağanüstü iyi bu tarla alanlarına (5) tohumunu2 saçıp (6) benekli kızıl öküzleri (7) çekip getirip sabana koşturup (8) çaba ve gayret gösterip2 (9) tohumunu toprağa ekip (10) (tıpkı bir) oğul gibi kız gibi yetiştirip (11) tohumluğunu saklayıp (12) başağı olgunlaşıp sararıp (13) iyice olgunlaşıp (14) ………. Dindışı Uygurca Metinlerin Karşılaştırmalı Sözvarlığı. Ry. Bu metinler içerisinde mektupları. . ayrıntılar ve kaynaklar için bkz. Bu metinlerin dili klasik dilden. Bunların önemli bir bölümünü “Uygur Hukuk Belgeleri” adıyla anılan alım-satım belgeleri. Ünite . Bunu bir satış belgesi izler (SUK II. gökbilimine ilişkin metinleri. 1414a RDT).. Maniheizme ve Hristiyanlığa ait dinî metinlerin dışında kalan. standart dilden ayrılık arzeder. “Turfan’dan Türküler” adlı bu metin için Uygur Şiiri bölümüne bakınız). vasiyet vb. Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı 23 Uygur metinlerinin bir bölümünü. Civelek.(10) tün yıŋak toyıçak? yėri adırar kudı yıŋak ögen (11) lusay yėriŋe bargu ögen adırar kėdin yıŋak yanyak? (12) ınal yėri adırar bu tört sıçılıg yėr üze miŋ (13) yıl tümen künketegi kutlug taş erklig bolzun taplasar (14) özi tarızun taplamasar adın kişike . manastır dışındaki gündelik hayata ilişkin. Budizme. deste desteleyeceğe (biçecek kişiye) kadar (21) ondan sonra toplayacak oğlancıklarıma (kadar) (22) yaptınız. evlat edinme. tıp metinlerini. İstanbul.VIII-IX. kira sözleşmeleri (tarla kiralanması). tedavi metinlerini.. Satış Belgesi (1) koyn yıl aram ay bir bir yaŋıka men karanıŋ yėg bürt (2) yuŋlaklık tavar kergek bolup bėrgüm yok üçün (3) kėdin kırata kazı kitrin?te içim kançuk bile tüz (4) ülüşlüg üç şıg yėrim atı kutlug taşka toguru (5) tumlıtu sattım satıg kunpusın ınça sözleşdimiz üç (6) yüz bėş otuz kunpuka üzüştümüz bu bitig kılmış kün (7) üze men kutlug taş üç yüz bėş otuz kunpuni bir (8) egsüksüz tükel sanap bėrtim men yig yme tükel sanap (9) altım bu yėrniŋ sıçısı örü yıŋak ögen adırar öŋ. ipotek. borç senetleri...1.

İlk kez V. Öylece bilin: (Bu talih) iyidir. (11) Lusay’ın toprağına giden kanal ayırır. ailem (21) zararlı olsunlar. yukarı (güney) tarafı. 2. Öylece biliniz: (Bu talih) iyidir. Bu anlaşmayı yaptığımız gün (7) ben. “Korkma!” tėmiş. Batıyı Yanyak (12) Inalın toprağı ayırır. Kutlug Taş 325 kunpuyi (8) eksiksiz2 sayıp verdim ben Yėg de hepsini sayıp (9) aldım. Göğün oğluyum (=Çin imparatoruyum). Stein tarafından yine İpek Yolu bölgesinde bulunmuş ve İngiltere’ye getirilmiştir. ağabeyi. Dindışı Uygur edebiyatına ait metinleri sıralayıp belirgin özellikleri hakkında kısa bilgi veriniz. Yarın kėçe eşür men. (13) yıl on bin güne kadar Kutlug Taş sahip olsun. kanal ayırır. Metnin Bugünkü Türkçeye Çevirisi (1) Koyun yılı Aram ayının birinci gününde ben Yėg Bürt Kara’ya (2) kullanmak için mal gerekli olup vereceğim olmadığı için (3) batı(da) Kazı Kitrin (?) bozkırında ağabeyim Kançuk ile eşit (4) hisseli 3 şıg toprağımı Kutlug Taş’a tam ve (5) kesin olarak (verdim) satış2 kunpusunu şöyle anlaştık. ancak Uygur yazısıyla değil de runik harfli eski Türk yazısıyla yazılan bir kitap olan Irk Bitig. Aşağı (kuzey) tarafı kanal. 3 . Dilerse (14) kendisi eksin dilemezse başkasına satsın. ağabeyim. Tanık: Böŋe (?) (22) Tanık: Sünüş. Ança biliŋler: Edgü ol. Doğu (10) tarafını Toyıçak’ın (?) toprağı ayırır. Tanık: Er Saŋun. Eski Türk Harfli Irk Bitig’den 1. Ben Yėg Bürt kardeşim. (Bu yolun sahibi) dost görünüşlü iki insanla rastlaşmış. ailesi2 istemesin2. Tensri men.11 A. Sabah akşam (atımla) rahvan gidiyorum. Yarın kėçe altun örgin üze olurupan meŋileyür men. Yüzyıllar Türk Edebiyatı ötgürü satzun (15) men yėg bürtnüŋ inim içim kam kadaşım ayıtmazun (16) istemezün takı birök erklig beg ėşi küçin tutup (17) kam küç kılıp yulgalı algalı sakınsar bu ok (18) ögente ok yėr teŋinçe yėr kutlug taşka yaratu (19) bėrip alzunlar bu bitig tuta kutlug taş korsuz (20) bolzun men yėg bürtnüŋ inim içim kam kadaşım (21) korlug bolzunlar tanuk beg er saŋun tanuk böŋe ? (22) tanuk süŋüş bu tamga men yėg bürtnüŋ ol. (Yol sahibi) “Korkmayın. nasihat kitabı olan Irk Bitig’in Çin kültürü tesirinde yazıldığı çeşitli araştırıcılarca ortaya konmuştur. A. “Kut bėrgey men!” tėmiş. Bu damga ben Yėg Bürt’ündür. Sabah akşam altın taht üzerinde oturarak mutlu oluyorum. Ala atlıg yol teŋri men.(15) Ben Yėg Bürt’ün kardeşi. kişi korkmış. Utru eki yılıg kişi oglın sokuşmış. Ança biliŋ: Edgü ol. Bu toprağın sıçısı. Metnin Bugünkü Türkçeye Çevirisi 1.” demiş. Thomsen’in yayımladığı Irk Bitig’i son olarak Talat Tekin yayımlamıştır. Esas olarak bir tür öğüt. Irk Bitig Eski Uygurlardan günümüze ulaşan. Bu dört (tarafı) sınırlı toprak. (16) ve güçlü memurum güçle tutup (17) Şaman gücü kullanıp geri almayı2 düşünse bu (18) kanaldan toprağa dek (olan) yeri Kutlug Taşa (19) versinler. (size) kut vereceğim” demiş. Bu sözleşmeye dayanarak Kutlug Taş zararsız (20) olsun. 325 (6) kunpuya anlaştık. 2. Stein’a göre İpek Yolu’nda bulunan çeşitli dillerdeki kitaplardan örnekler VIII-XIII. Alaca atlı yol sahibiyim. İnsanlar korkmuş.24 Resim 1.

Bu durumu bugünkü Türkçe kara kara düşünmek. aynı yer s. Ortaasya Türk şiirinin ürünüdür. yüzyıldan kalma Uygurca Budist eserlerin varlığı da bir gerçektir. aliterasyonlar. Oysa bugün elimizde çeviri ya da orijinal nitelikte olan.1. daha doğrusu bir antoloji niteliğindedir. Bu olsa olsa Türkçenin. 1965: 59). Ona göre Uygur şiirinin belirleyici özelliklerinden olan aliterasyon komşu dillerde. Tekin’in çalışmasında Uygur şiirindeki hece sayısı sorunu. Uygur şiiri üzerine günümüze değin yapılan çalışmalara kısaca değinmek gerekirse. sap sarı gibi kimi sözcük. Ş. Ünite . Çin. hece yinelemeleriyle karşılaştırmak mümkündür (Tekin. Maniheist ve İslamî şiirler). yüzyıldan kalma Kıpçakça bir bilmecede de benzer kullanımları görürüz: tap tap tamızık tamadırgan tamızık kölege a (tar?) köyedirgen tamızık (köbelek) çatur çutur eden meşale damlayan meşale gölge düşürür kalkıp konan meşale (kelebek) (Tietze’den aktaran Tekin.VIII-IX. köken. Arat. ilgili şiirin ölçü ve uyaklarına yer vermiştir. 1965: 27). Resim 1. aynı yer. ait oldukları kültür çevresine göre ayırmıştır (Buddhist. Başlı başına incelemeler söz konusu edilirse konunun ilk başvuru kaynağı R. 13. yagmur yagmak. Tekin. Türk edebiyatı ile İslamî Türk edebiyatını incelemekte kullanılan pratik bir sınıflandırmadır (Tekin. Tekin şiirler üzerinde de durmuştur. Küşen. R. Arat’ın çalışması bir edebiyat incelemesinden ziyade bir dil incelemesi. 1965). Yine 14. eski dönem. bunların başında Manichaica. Uygurcanın kendi iç yapısından kaynaklanan bir özelliktir. şair ve çevirmenlere de yer verilir. Kitapta uzunlu kısalı otuzdan fazla şiirin Türkçe çevirileri. 1965’te Uygur edebiyatı üzerine uzun bir inceleme hazırlayan Ş. Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı 25 ESKİ UYGUR ŞİİRİ 19.-14. Bu durumda İslamiyet dışındaki Türk edebiyatının da bu tarihle birlikte kesilmesi gerekir. Kitabını bu şekilde bölümlendiren Arat. yüzyılın ortalarında kitlesel olarak İslamiyeti benimsediği ve İslamî Türk edebiyatının bu tarihten başlaması gerektiği düşünülür. biçim vb. dilbilgisi ve köken açıklamaları ile kimi şiirlerin tıpkıbasımları yer almaktadır (ayrıntı için bkz. iyilik ve hayırlı işlerle meşgul ol” (Ş. bu ayrım olsa olsa Budist. ses ve hece tekrarları gibi konular örneklerle ele alınır. 61). Arat’ın Eski Türk Şiiri adlı öncü çalışmasıdır. 63). Benzer yinelemeleri Uygur şiirinde de görebiliriz: kamag iş kodgıl buyan edgü kılıç kıl “her işi bırak. Türkische Turfantexte gibi çalışmalar gelmektedir. Kutadgu Bilig her ne kadar İslamî dönem Türk edebiyatı içerisinde ele alınsa da. Maniheist vb. Tarihî dönem Türk edebiyatı. Kitabın önsözünde Eski Türkçedeki şiir terimlerine. Tohar ve Tibet dillerinde pek görülmez.12 Albert von Le Coq’un yayımladığı Manichaica III’ün kapağı . bölümlere değil de. Dolayısıyla Arat şiirleri içerik. Genel olarak Türklerin 10. her şiirden önce. araştırmacılar tarafından genellikle “İslam öncesi” ve “İslam sonrası” diye ikiye ayrılırsa da kronolojik olarak bu ayrım doğru olamaz. ölçü. s. yüzyılın başlarında Kutadgu Bilig’in bulunmasından itibaren “eski” Türk şiiri üzerine çalışmalar da başlamıştır.

?] tegir tėyür töş üze olurup tültürür tėyür tanmış özütler taşıkar tėyür tardıç teg etözin kodur tėyür tavarı turkuru kalır tėyür tetrü saçlıg kurtga yek kelir tėyür tolılıg bulıt teg tunkı kaşlıg tėyür Sonunda yine şu ölmesi var Karanlık tamuya düşmesi var Binlerce şeytan gelir derler Dumanlı şeytanlar hükmeder derler Karanlık gece gibi çöker derler Sıkıntı (yüreğe) düşer derler Göğse oturup bastırır derler İnkârcı ruhlar çıkar derler Ardıç (?) gibi bedenini bırakır derler Malı mülkü cümle kalır derler Aksi. Araştırmacılar. aliterasyonları arasında benzerlikler bulunduğu görüşünde birleşirler. Uygur şiirinin çeşitli özelliklerine (konu. Örneğin bir dörtlükte uyak her dizede değil de en az iki dizede görülebilir. uyak vb. Üç ayrı yazıya yer verilen dergide ilk yazı T. eski Türk şiirinin anıtsal nitelikteki başvuru kaynağı ise 1991’de Budapeşte’de yayımlanmıştır. Zieme’nin yayımladığı Uygur Şiiri incelemesi Peter Zieme’nin hazırlamış olduğu. Maniheist olsun Budist olsun. 10.26 VIII-XIII. Aşağıda yer vereceğimiz satırlar uzun süreli bir çalışmaya ve birikime dayanan söz konusu çalışmanın kısa bir özeti niteliğindedir. 1991:28). ölçü. Tuvalar) şiir sistemi. kart şeytan gelir derler Dolulu bulut gibi çatık kaşlı derler Şiirin hece sayısı ise şöyledir: tüpinte / ol ok ma / ölmeki bar tünerig / tamuka / tüşmeki bar tünerig / tünçüle / basar tėyür tardıç teg / etözin / kodur tėyür tümenlig yekler / kelir tėyür (3+3+4) (3+3+4) (3+3+4) (3+3+4) (3+3+4) (5+4) tavarı / turkuru / kalır tėyür tumanlıg yekler / ayar tėyür (5+4) Resim 1. yüzyılda (ve sonrasında) Ortaasya’daki Müslüman Türk halkları çoktan aruz ölçüsünü be- . Yüzyıllar Türk Edebiyatı Ş. Uygur şiirinin önemli bir bölümü. Örnek olması amacıyla hece sayısını ve durak yerlerini de göstererek bu şiire aşağıda yer veriyoruz: tüpinte ol ok ma ölmeki bar tünerig tamuka tüşmeki bar tümenlig yekler kelir tėyür tumanlıg yekler ayar tėyür tünerig tünçüle basar tėyür tunumlug [. Tekin’e ait olup “İslam Öncesi Türk Şiiri” başlığını taşımaktadır. Hakaslar. Turfan ve Dunhuang bölgesinde bulunan Uygurca manzum metinlerin incelendiği bu ayrıntılı çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır.. eski Türk şiiri ile Sibirya Türk halklarının (Altaylar.) değinilen incelemede Mani dinine ait.13 P. hem de çeviriyi Uygur şiirinin yapısına uydurmak zorundadırlar (Zieme. cehennem betimlemesini içeren bir şiir yine bugünkü Türkçeye dize ve hece sayısı korunarak (tamu “cehennem” sözünün de kullanımıyla) çevrilmiştir. Türk Dili dergisinin bir sayısı yine “Eski Türk Şiiri”ne ayrılmıştır. Çevirmen şairler burada hem şiirin asıl metnindeki ölçüyü korumak. Bu şiirlerin yine bir bölümü komşu dillerden (örneğin Çinceden) mensur olarak Uygurcaya çevrilmiş metinlerin onlara koşut manzum çevirileridir. Böylesi durumlarda Uygur şairleri iki tür zorlukla karşılaşmaktadırlar. kıllı.. Şorlar. dinî konuları ele almaktadır. Tekin’den 20 yıl kadar sonra.-11.

Çisim-tu (Çin. 1991: 43 ve ötesi ile Arat. 1991: 38-39). Budist edebiyatın (~ kanon’un) çoğunluğunu bu üçüncü grup oluşturur. tak. bölümde ise şairler. An-zang).-14. Bunlardan takşut Uyg. II. bölümde Uygur şiirindeki aliterasyon düzeni ve kullanımına yer verilmiştir. Zieme. şlok. Zheng-xin ~ Cengşin) IV. Buddhist metinler esas olarak a) mensur. dış görünüş. heceyle yazılmışlardır (Tekin. pek az şiirin ise tam olarak bulunduğunu belirtir (Zieme.VIII-IX. müstensihler ve şiirleri yazdırtan hayır sahiplerine. Buna göre dinî esaslı Uygur şiirinin son dönemlerinde. Kiki (Çin. ?). karşıtlıklara da yer verilmiştir. bölümde Uygur şiirinin yapısı. 1965: 120): yaykı suvnı kışkı ödte buz tėp tėyürler yene yayın kışkı buznı suv tėp tėyürler yaŋıltukda çın burhannı köŋül tėyürler yaŋılmadukta köŋülni ök burhan tėyürler yazın suyuna kış günü buz derler kışın buzuna yazın da su derler yanılınca asıl Buddha’ya gönül derler yanılmadıkları vakit de bizzat gönüle Buddha derler Dize sonu uyağa değil de esas olarak dize başı uyağa ve dize içi ses tekrarlarına dayanan Uygur şiirlerinden sevgi konusunu ele alan bir şiir şu şekildedir: . Yine Budist metinler tür olarak on iki grupta ele alınabilir. takşut. b) manzum ve c) mensurmanzum karışık eserler olarak ele alınabilir. çalışmasında Uygur şiirini beş bölümde ele almıştır: I. şlok ise Sanskrit gâthâ yerine kullanılan yine Sanskrit kökenli bir sözcüktür (Zieme. çevirmenler. III. geya’lar (Uyg. yüzyıla uzanırken Moğolcanın ilk ürünleri 13. anlamsal çeviriyi sanatkârane ifadenin önüne çıkarttıklarını belirtmek gerekir. bölümde Buddhist şiirlerin içeriği üzerinde durulmuştur. bunların adlarına yer verilir. eski Türk şiirindeki uyak sisteminin Moğollardan alındığını söyler. ancak var olan malzemenin çoğunlukla kopuk olduğunu. Buraya dahil olan şiirlerde Uygur şairlerinin çeviride. 1989: VIII). gâthâ’lar (Uyg. Uygur şiirine ait malzemenin ayrıntılı olarak işlenmesinden sonra Eski Türk edebiyatı tarihinin yazılabileceğini. Karşıtlık için aşağıdaki parça iyi bir örnektir (Zieme. 1991: 34). Yeri geldikçe şiirlerdeki koşutluklara. Arat. P. Burada Maniheist bir şiirden alınan örnekte k. Bu şairlerin adları şöyledir: Piratya-şiri (Skr. 2. giya). Antsang (Çin. Doerfer. 1965: XIII ve ötesi). kö/kü sesleri sık sık yinelendiği görülür: körügme kün teŋri · siz bizni közetiŋ körünügme ay teŋri · siz bizni kurtgarıŋ gören güneş tanrı / siz bizi koruyun görünen ay tanrı / siz bizi kurtarın İslamî çevreye ait olduğu sanılan şu ağıtta da k ve a seslerinin yardımıyla sıkıntı ve üzüntü aliterasyonlu bir biçimde ifade edilmiştir (Zieme. Arat. ancak Zieme. eklemek” eylemindendir. tarihsel sıralama dolayısıyla bunun mümkün olmadığını belirtir (Zieme. 1965: 248): karalar bulut örlep kökirep karı yaşlıg ol anam kayguta mu yaşın akıtur kar mu yamgur ol yagurur kara bulutlar yükselip gürleyerek o kocamış yaşlı annem kaygı içinden mi göz yaşlarını akıtır kar mı yağmur mu yağdırır V. Uygur şiirine ait ilk örnekler 9. yüzyıl başlarına gitmektedir. Ünite .1. gata). Kaşgarlı Mahmud’un ünlü sözlüğü Divanü Lugati’t-Türk’te yer alan manzum parçalar da İslamiyet öncesi Türk şiir sistemiyle. Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı 27 nimseyip bu ölçüyü kullanırlarken aynı dönemde Buddhist Uygurlar hece ölçüsünü kullanmaya devam etmektedirler. Zieme. yazım vb. bu dönem Turfan ve çevresinde Moğolların hakim olduğu dönemdir. bölümde şiirler biçim. manzum eserlerle mensur eserler arasında yer alan manzum eserler ele alınır. 1991: 416. 1991: 340. 13. Bunlardan ikisi manzumdur: 1. noktalardan ele alınmıştır. Prajnyaşrî). yüzyıllara ait olan örneklerinde din dışı konular da göze çarpar.“takmak.

eski Türk şiiri. Tekin. giremiyorum da. Bu şiirlerde Budizme ya da Maniheizme ait çeşitli konularda manzum bir üslupla kaleme alınmışlardır. misk (ve) anber kokulum! Nur.. dinî şiirlerdir. 1980 ve ötekiler).. kaygılandıkça. küçücüğüm. kasınçıgımın ö[yü] kadgurar men kadgurtuk[ça] kaşı körtlem kavışıgsayur men öz amrakımın öyür men öyü evirürmen ödü … çün öz amrak[ımın] öpügseyür men barayın tėser baç amrakım baru yime umaz men bagırsakım kireyin tėser kiçigkeyem kirü yime umaz men kėn yıpar yıdlıgım yaruk teŋriler yarlıkazunın yavaşım birle yakışıpan adrılmalım küçlüg piriştiler küç bėrzünin közi karam birle k[ül]üşüp[en] oluralım . Yukarıda değindiğimiz. 1985.28 VIII-XIII. Yüzyıllar Türk Edebiyatı . muhtemelen İslamî döneme ait olan ağıttan bir bölümü aşağıda örnek olarak veriyoruz: Turfan’dan Türküler aklar bulıt örlep kökirep alkuka mu kar yagurur? ak bir saçlıg karı anam açıyu mu yaşların akıtur? karalar bulut örlep kökürep kar mu yamgur ol yagurur? karı yaşlıg ol anam kayguta mu yaşın akıtur? yazkı bulut yaşlap kökirep yamgurlar mu ol yagıtur? yaşı kiçig alganlarım yaşların mu akıtur? küzki bulıt kökürep örlep köp mü yamgur ol yagıtur? köŋül taşım iki kiçig köz yaşların mu akıtur? Ak bulutlar yükselip gök gürleyip Her tarafa kar mı yağdırır? Ak saçlı yaşlı anam Acıyarak göz yaşını mı akıtır? Kara bulutlar yükselip gök gürleyip Kar mı yağmur mu yağdırır? Kocamış yaşlı anam Kaygıdan mı göz yaşı döker? Baharda bulutlar şimşek çakıp gürleyip Yağmurlar mı yağdırır? Yaşı küçük eşlerim Yaşlar mı akıtır? Sonbaharda bulutlar gürleyip yükselip Çok mu yağmur yağdırır? Gönül taşım iki küçük Göz yaşımı akıtır? .. Yavuklumu düşünüp kaygılanıyorum. üzerine yazılmış şiirler de vardır. doğa vb. düşünüp durdukça … öz sevgilimi öpmek istiyorum! Gideyim desem. Bu konuların dışında sevgi.. güzel sevgilim. kaşı güzelim kavuşmak istiyorum! Öz sevgilimi düşünüyorum. gidemiyorum da merhametlim! Gireyim desem. ışık sahipleri lütfedip buyursun: yumuşak huylum ile kavuşup (hiç) ayrılmayalım! Kudretli melekler güç versin: gözü karam ile gülüşerek (neşe ile) oturalım! Kısaca belirtmek gerekirse. Eski Türk şiirine ait verimlerin çoğunluğu bugün işlenip yayımlanmıştır (Zieme. özellikle Budist Uygur şiiri elimizdeki örneklerine göre çeviri esaslı.

Anıt. d) Büyü metinleri ve e) Felsefî metinler olarak sıralanabilir. Abhidharmalardan ise sadece Vasubandhu’nun Abhidharma-kośabhāṣyatīkā Tattvārtha’sına Sthrimati tarafından yazılan yorumun çevirisine ait iki kitap elimize geçmiştir. atasözleri ve ikilemelerle heybetli. Hıristiyanlık. diğer üç yüzü Türkçe olmak üzere 4 metreye yakın yüksekliği olan bir tür mermer taşa yazılmıştır. benzetme sa­ natı: (Teŋri küç birtük üçün) kaŋım kagan süsi böri teg ermiş. Bunlardan Kül Tigin yazıtı bir yüzü Çince. Turfan bölgelerine göç etmiş olan Uygurların. üze kök teŋri / asra yagız yer. Göktürk devletinin kurucuları arasında yer alır. yinçge yogun bolsar üzgülük alp ermiş “(Bir şey) yufka iken (onu) delmek kolay imiş. o dönem için bir şiirin gerektirdiği ölçüden uzaktır. İlk taş daha iyi korunmuş. Masallar. 4. yazıtlar yeryer aliterasyonlu. bu özelliklere şu örnekler verilebilir: İkilemeler: arkış tėrkiş “kervan kafile”. yufka kalın olursa (onu) delmek zor imiş. telif eserlerdir. 2. Ancak Kül Tigin yazıtına göre daha çok tahrip olmuş olup bazı yerleri okunamamaktadır. koşutluk. Ancak. edebî sanatlar. deyimler: atı küsi yok bol. dar yüzlerinde (kuzey ve güney) 13’er satır yazı vardır. Bu yazıt. Maniheistlik ve Budizmle tanışan Uygurların çoğunluğu zamanla. uyaklı ifadeler taşısa da. dil ve sanatına kadar daha geniş bir açıdan bakar. Bunun dışında bir kaç küçük Abhidharma vardır. Budist Uygur edebiyatına ait eserler kısaca: a) Anlatılar. yuyka kalın bolsar topulgalı alp ermiş. Tunyukuk yazıtı iki ayrı taştan oluşur. 5. 3. Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı 29 Özet 1 Göktürkler dönemine ait en önemli yazıtları tanımak. Kısaca değinmek gerekirse. Talat Tekin ve daha sonra Doğan Aksan’ın belirttiğine göre yazıtlarda kullanılan etkili anlatım ve deyişi sağlayan öğeler şöyle sıralanabilir: 1. 8. Denilebilir ki Budist Uygur edebiyatının esasını bu çeviri eserler oluşturmaktadır. düşmanları da koyun gibi imiş”. ince yoğun olursa (onu) kırmak zor imiş”. Türklerden kalma bu en eski yazıtlar ilk başta Kül Tigin. Kendi ifadesine bakılırsa. atasözleri: yuyka erkli topulgalı uçuz ermiş. Tunyukuk.1. aslında Çin’deki benzer yazıtlar gibi uzun ömrün. zengin ve hitabete yer veren bir anlatım gücüyle hazırlanmıştır. Bu altlık anıta yakın yerde bulunmuştur. Yazıtın Kül Tigin yazıtından sonra dikildiği tahmin edilmektedir. iş küç “iş güç”. yüzyılın başlarına değin bu bölgelerde yarattığı eserler. Muharrem Ergin ise ifâde şeklinden içerik durumuna.VIII-IX. babam hakanın askerleri kurt gibi. ikinci taş ise bir hayli. kalıcılığın simgesi olan büyük mermer bir kaplumbağa altlığa oturtulmuştur. Her iki yazıt da şiirsel. Uygurlardan Çin belgelerinde ve ilk Türk Kağanlığına ait yazıtlarda. ifadeyi zenginleştiren unsur koşutluktur. Vinayalardan çevrilen eser olup olmadığı bugün bilinmemektedir. Bu eserler arasında çok az bir kısmı özgün. Yazıtlarda en çok öne çıkan kullanım. İkilemeler. Çoğunluğu ise Budist külliyata ait çeviri eserlerdir. yagısı koy teg ermiş “(Tanrı güç verdiği için). aynı bölgede yaşayan. Kül Tigin yazıtından birkaç santim daha yüksektir. Çeşitli dinlerle.“adı sanı yok olmak”. Bilge Kağan ve Tunyukuk adıyla anılan yazıtlardır. Ünite . 13. yıpranmıştır. yüzyılın ilk çeyreğinde dikilmiş olması gerekir. Budist külliyatın. Bu yazıtta da Çince bir yüz varsa da çok harap durumdadır. Eski Türk Yazıtlarının edebî değerini açıklamak. birbirine koşut ifadelerle. Türkler Çin’e bağımlı iken dünyaya gelmiş. yıkılışı ve daha sonra Çine bağlanan Türk halkının bir isyanla nasıl bağımsız olduğu ele alınır. yinçge erklig üzgeli uçuz. Göktürk Anıtlarında bahsedilse de Uygurca metinler denince akla 840’ta Moğolistan’dan Hoço. Yazıtta ilk Türk devletinin kuruluşu. b) Sūtralar. ince olanı kırmak kolay. Dikildiği tarih kesin belli değilse de Tunyukuk’un yaşadığı dönemde. Budist Uygurlar kendi dillerine Budist edebiyata ait önemli eserleri çevirmişlerdir. Budizmi daha önceden benimseyen Soğdların da etkisiyle Budist olmuştur. Toplamı 70 satırı aşan yazıt içerik olarak çoğunlukla Kül Tigin ile örtüşür. Uygurları tanımak ve Budist Uygur edebiyatını ana başlıklarıyla özetlemek. deyimler. 3 2 . devletin kuruluşunda ve kağan seçiminde önemli bir rol almış. ev bark “ev bark”. Tripiṭaka’nın içerisinden Uygurcaya çoğunlukla sūtralar çevrilmiştir. Tarım. c) Tövbe duaları. Her iki taşın toplamı 62 satırdır. Anıtın geniş yüzünde (doğu) 40. Bu koşutluğa bakarak kimi araştırmacılar yazıtların manzum olduğunu ileri sürmüştür. kağanlara danışmanlık ve vezirlik etmiştir. Bilge Kağan yazıtı da içerik olarak Kül Tigin yazıtına benzer. Budist ve Maniheist çeviri edebiyatı akla gelir. örtçe kızıp kelti “(Düşman) ateş gibi kızıp (üzerimize) geldi”. atasözlerinden yararlanma. koşutluk: körür közüm körmez teg / bilir biligim bilmez teg.

Talas 4. Maniheizm d. Aşağıdakilerden hangisi Uygur şiirinin belirleyici özelliklerinden biri değildir? a. Hicrî takvim gibidir b. Maniheizm d. 680 yılında e. Anlatılar c. Tarih kitapları 8. 552 yılında c. Fallar b. Şamanizm 10. Astronomi kitapları e. Musevîlik c. Tıp kitapları c. Elteriş c. Aşağıdakilerden hangisi Eski Türk takviminin özelliklerinden biridir? a. Kül Tigin b. Yenisey e. Büyü metinleri e. Haftalıktır 5. İkilemelerin bulunması b. Uygurlar arasında kabul edilmeyen din aşağıdakilerden hangisidir? a. Bilge Kağan e. Budizm e. Bögü Kağan d. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Kendimizi Sınayalım 1. Kül Tigin d. Tövbe duaları d. Budizm e. Hristiyanlık b.30 VIII-XIII. 744 yılında d. serbest kafiye e. Secili anlatım 6. 630 yılında b. Anlatı kitapları b. Takvim sistemi yoktur e. Bilge Kağan yazıtı içerik olarak aşağıdaki yazıtlardan hangisine benzer? a. Göktürk yazıtlarını diktiren kişi aşağıdakilerden hangisidir? a. Sūtraların türü aşağıdakilerden hangisidir? a. Miladî takvim gibidir d. Cümlelerin devrik yapıda olması d. Bögü Kağan aşağıdaki dinlerden hangisini kabul etmiştir? a. hece ölçüsü b. Sūtralar 7. Şamanizm 9. 840 yılında 2. Hristiyanlık b. Eski Türk yazıtlarının belirleyici edebî yönünü oluşturan özelliği aşağıdakilerden hangisidir? a. tezat . baş kafiye c. Tunyukuk b. 12 yıllık hayvan takvimidir c. Beyitlerle anlatım e. Musevîlik c. Altınköl c. Bumın Kağan 3. Aşağıdakilerden hangisi Budist Uygur metinleri arasında bulunmaz? a. ses tekrarı d. Öğreti kitapları d. İlk Göktürk devleti ne zaman kurulmuştur? a. Eksik anlatımın olması c.

koşutluk. b 2. Rus araştırmacı İ. Türkçenin ve Türk edebiyatının yazılı en eski verimleridir. Geissler-Zieme ve sonra M. Yanıtınız yanlış ise “Göktürklerin Kısa Tarihi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. c 8. benzetme sanatlarının. değişik kitapların -örneğin sūtraların. Uygurcaya çevrilen sūtraların başında Suvarṇaprabhāsasūtra gelmektedir.-P. jing = Uyg. deyimler. Yanıtınız yanlış ise “Sūtralar” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Edebî Sanatlar: Orhon yazıtlarında sık sık başvurulan söz sanatlarından birisi de benzetmelerdir. Atasözleri: Yazıtlarda atasözleri üzerine kurulmuş cümleler de vardır. a 6. d 3. Yanıtınız yanlış ise “Eski Uygur Şiiri” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Anlatılar. II. Tibetçede oldukça iyi bilinen “Bilge ve Aptal” masalının bir bölümü Uygurcada Kalyāṇaṃkara ve Pāpaṃkara adıyla bilinmektedir. Sūtralara sonradan eklenen. Yanıtınız yanlış ise “Eski Türk Yazıtlarının Edebî Değeri” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Sūtralar. son olarak J. Masallar: Eski Uygurcada avdan ya da çatik adıyla karşımıza çıkar. atasözlerinden yararlanma. yazıtlar kimi aliterasyonlu. kuşak. “uydurma” veya “uyarlama” sūtralar da Uygurcaya çevrilmiştir. 3. ancak tüm bölümlerin çevirisi tamamlanmamıştır. 5. ifadeyi zenginleştiren unsur koşutluktur. 2. 222). Ancak. Hamilton çalışmıştır. Sıra Sizde 2 Budist Uygurların başlıca eserleri. Sūtralar ve çoğu Budist metin öncelikle Buda’ya. s. ke) sözcüğüyle karşılanmaktadır. Ye. Yazıtlarda kullanılan etkili anlatım ve deyişi sağlayan öğeler şöyle sıralanabilir: 1. güzelleştiren öğelerin başında eş. öğreti kitabı” olup Uygurcada genellikle sudur (Çin. Uygurca adı kısaca Altun Yaruk Sudur olan metnin bütününün yazıçevrimi yapılmış. P. İkilemeler. bölümün çevirisi bulunmaktadır. Abhidharmalar. Ölmez’in yayımladıkları Pañcatantra öyküleridir. atasözlerinin nasıl ustalıkla kullanılabildiğini gösteren Türkçe en eski hitabet vesikalarıdır. Vinayalar. ki. Stebleva) yazıtların manzum olduğunu ileri sürmüştür.içerisinde yer alırlar. Anlatılar ve Masallar. 4. Fransa’da ise. Yanıtınız yanlış ise “Eski Uygur Edebiyatı” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Deyimler: Orhon yazıtlarının dili deyimler açısından da çok zengindir. Bu yazıtlar yalnızca çağının olaylarını anlatan tarih belgeleri değil. V. Bu öyküler bizde Kelile ve Dimne olarak bilinen metne benzer nitelikteki “pançatantra” metinleridir.VIII-IX. Öteki eserler ise Radloff ’un yayımladığı “Ṭišastvustik” (PhTF. Saddharmapuṇḍarīka-sūtra adıyla bilinen sūtranın sözlük anlamı ise “Doğru Öğretinin Nilüfer Çiçeği” olup Uygurcada sadece 25. Sūtralar: Budist külliyatın Uygurcada en yaygın kitaplarından olan sūtra’nın sözlük anlamı “ip. Bu masallar belirli bir kalıp çerçevesinde ele alınmaktadır: Kalıp. yakın ya da karşıt anlamlı ikilemeler. Bu konuda Türkiye’de H. e Sıra Sizde Yanıt Anahtarı Sıra Sizde 1 Orhon Yazıtları. Daha çok tek başlarına bir kitap değil de. Orkun. yani aliterasyonlar vardır. 5. 224). kural. Yanıtınız yanlış ise “Eski Türk Yazıtlarına Göre Türklerde Takvim Sistemi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Ünite . öğreti. yüzyılın başında Çin Halk Cumhuriyeti’nin Gansu bölgesinde bulunan metin 700 sayfanın üzerindedir. . 1. J. Yanıtınız yanlış ise “Eski Uygur Edebiyatı” konusunu yeniden gözden geçiriniz. sicim. c 4. edebî sanatlar. Uydurma sözü. ikilemelerin. öğretisine ve cemaatine saygı ile başlar. Yanıtınız yanlış ise “Maniheist Uygur Edebiyatı” konusunu yeniden gözden geçiriniz. bir öğrencinin (titsi) ustasına (bahşı) soruları ve ustanın da öğrencisine bir öykü aracılığıyla verdiği cevaplar şeklinde kurulmuştur (PhTF II. b 9. bağ. Korş. İkilemeler: Orhon yazıtları dilinde (ve genellikle Eski Türkçede) anlatımı güçlü ve etkili kılan. Türkçe bu en eski döneminde de ikilemeler bakımından gerçekten çok zengindir ve bunların çoğunda da ses tekrarı. Bu koşutluğa bakarak kimi araştırmacılar (örneğin F. uyaklı ifadeler taşısa da. aynı zamanda Türkçenin ifade gücünü. o dönem için bir şiirin gerektirdiği ölçüden yoksundurlar.1. Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı 31 Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 1. yasa. Yazıtlarda en çok öne çıkan kullanım. c 10. a 7. Tövbe ve Büyü Metinleri’dir. deyim yerindeyse uydurulmaları dolayısıyla verilmiş bir isimdir. bu tür metinlerin klasik Budist edebiyata ait olmayıp sonradan uyarlanmaları. N. Laut’un 1983’te yayımladığı Buddha’nın yaşam öyküsü. 2. Zieme’nin de belirttiği gibi. onların sıkça kullanımı gelir. Yanıtınız yanlış ise “Göktürk Dönemi Türk Edebiyati” konusunu yeniden gözden geçiriniz. b Yanıtınız yanlış ise “Göktürklerin Kısa Tarihi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. R. 20.

Bu metinler Tibet Budizminin. konulara ilişkin metinler oluşturur. Avataṃsakasūtra (Gaṇḍavyūha)’dan çeşitli parçalar ise M. Bir çok yazması bulunan Yitikensudur ise Tantra Budizmine ait bir metin olup TT VII içerisinde R. Tövbe Metinleri: Uygurcada. parça) tutar”. vasiyet vb. külliyat metinlerinden ise Uygurcada fazla metin yoktur. tedavi metinlerini. gökbilimine ilişkin metinleri ve falla ilgili metinleri de anabiliriz. 3. Bu metinlerin dili klasik dilden. evlat edinme. var olanların bir bölümünü ise Kōgi Kudara ve Peter Zieme yayımlamıştır. Bu sūtranın bir bölümü ise Radloff ’un Kuan-ši-im Pusar yayınında “Ek III” başlığıyla yayımlanmıştır. R. Zieme. standart dilden ayrılıklar gösterir. tıp metinlerini. düzen. Yine bu bölümde ele alabileceğimiz. borç senetleri. sadece Sthiramati’nin yorumunun çevirisi mevcuttur. asıl Sanskritçe metin bugün kaybolmuştur. manastır dışındaki hayat ile standart dile ait olmayan metinler oluşturur. örneğin yėr oron “ülke2”. Bu metinlerin kimisi cenaze törenleriyle ilişkilidir. kira sözleşmeleri (tarla kiralanması). Shōgaito. Bu metin esasen Türkçe ilk astronomi metnidir. İkinci bir metin yine aynı dizinin sekizinci kitabı olarak yayımlanmıştır. 4. ipotek. M. Açıklama ve Kısaltmalar Eski Türkçe metinde ikileme ile ifade edilen yapının Türkçede tek bir sözcükle gösterildiğini belirtmek için 2 kullanılır. Kōgi Kudara-Juten Oda ve Geng Shimin tarafından yayımlanmıştır.32 VIII-XIII. BK: Bilge Kağan Yazıtı BT: Berliner Turfantexte KT: Kül Tigin Yazıtı. Uygurca çeviriye göre metnin aslı manzum ve 28 000 grantha olmalıdır: yomdarsar iki tümen sekiz miŋ girantlar ol “(metnin tümü) bir araya getirilirse 28 000 grantha (bölüm. BT dizisinde yedinci kitap olarak yayımlanmış Tibet Budizmine ait bir metindir. Budist Uygur metinleri arasında yer alan ünlü kşanti kılguluk nom bitig dışında Maniheist Uygur metinlerinden Huastuanift “tövbe duası” da çok tanınmıştır. Arat tarafından yayımlanmıştır. Maniheizme ve Hristiyanlığa ait dinî metinlerin dışında kalan. Büyü Metinleri: Uygurca büyü metinlerinden olan Tantra. Çince metinden ise sadece üç sayfa kalmıştır. Abhidharma Metinleri: Abhidharmakośaśāstra’nın Uygurcada tam bir çevirisi bulunmayıp. Metin Tibetçe Bardo thos-grol ile ilgili olup ölüm ve yeniden doğumun önlenmesi konularını ele almaktadır. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Āgama adı verilen geleneksel. Konuyla ilgili öteki metinler ise I. Öteki metin ise yine Nāropa okuluna ait olup Tört türlüg keziglerig yolça uduzmaklıg teriŋ nomlug tamŋak “dört türlü düzeni yoluyla izlemek için derin öğretinin eğitimi” adını taşımaktadır. Wilkens tarafından yayımlanmıştır. Bunların önemli bir bölümünü “Uygur Hukuk Belgeleri” adıyla anılan alım-satım belgeleri. Shōgaito ve son olarak da J. 6. Lamaizmin Türkler arasında ne derece yaygın olduğuna dair bizim için önemli ipuçları vermektedir. disiplin (kitabı)” demek olan Vinayalara Uygurcada rastlamayız. Bu metinler içerisinde mektupları. Çincesi 40 bölümden oluşan bir başka metin ise BT dizisinin ikinci kitabı olarak yayımlanmıştır. TT: Türkische Turfantexte U : Uigurica . tövbe yoluyla günahlardan arınmayı anlatan metinler de yer almaktadır. Bu çeviri Çinceden yapılmış olup. gündelik hayata ilişkin. köle azadı. Bunların dışında Nāropa okuluna bağlı Tibet’in Ölüler Kitabı’nın Uygurca çevirisi günümüze ulaşmıştır. Bu metinlerin çoğunluğu küçük parçalardır. Warnke. Sıra Sizde 3 Dindışı Uygur edebiyatına ait metinlerin bir bölümünü Budizme. Tibetçeden çeviri olup Sa-skya Okulu ile ilgilidir. Amitābha kültüne ilişkin metinler de yazıçevrimleri ve çevirileriyle birlikte yayımlanmıştır 5. Vinayalar: “Kural. Ancak son dönem Uygurca metinlerden İnsadi-Sūtra adıyla yayımlanan metin Vinayalara yakındır. Bunların dışında değişik Sutralardan arta kalan yapraklar çeşitli araştırmacılarca yayımlanmıştır. Bu metinlerde yer alan kimi atasözleri de bugün dahi benzerlerinin bulunması dolayısıyla dikkat çekicidir. P.

(1994). Köln. P. Uygurca Altun Yaruk. I­IV. “En eski Türk dili ve yazını”. Tekin. J. “A középázsiai török buddizmusról”. M. Ölmez. T. Sprachmaterial der vorislamischen türkischen Texte aus Zentralasien. (1996). Berlin. 1­6. Uigurica. (1991). Bilim.VIII-IX. (20033). (1968). Ankara Laut. Zieme. Erken İç Asya Tarihi. Materialia Turcica. Orkun. Kaya. Bilge Kağan. M. Atatürk Kültür Merkezi Yayını. İsmet Birkan. (2004). R. Tekin. Orhon Yazıtları. (1988). Yüzyıllar Türk Edebiyatı: Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı 33 Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar Aksan. “On Turkish Buddhism in Central Asia”. Orhun Abideleri. R. Elverskog. Ocak 1986. Erken İç Asya Tarihi. Derleyen: Denis Sinor. L. “Kurzer Überblick über die buddhistische Literatur der Türken”. No. 1000 Temel Eser: 32. Giriş. 409. H. “İslâm Öncesi Türk Şiiri”.W. Ünite . cilt I. (2000). F. İstanbul. Yayımlayan: Türk Tarih Kurumu. Vorworte und das erste Buch.. M. Eski Türk Yazıtları. Ankara 1998]. Le Conte Bouddhique du bon et du mauvais prince en version ouïgoure. N. Türk Dünyası Edebiyat Tarihi. 4. 51. basım. New York. Berlin. M. Les systemes chronologiques dans le monde Turc ancien. (1964). İstanbul. L. 6. P. M. 1. Ankara. Bloomington. Müller. R. (1970). I­IV.E. “The Turkic Manichaean Literature”. “Inner Asia. Eski Türk Şiiri. Leiden. Kültür ve Öğretim Dili Olarak Türkçe. Tezcan. Çağdaş Türk Ede­ biyatına Eleştirel Bir Bakış: Nevin Önberk Armağanı. Kaynak Eserler Dizisi:2. Kőrösi Csoma­Archivum. Tekin. Akadémiai Kiadó. v. The Translation of Buddhist Literature in Uygur as found in the Dunhuang Documents”. (1935-1939). Zieme. En Eski Türkçenin İzlerinde. Hamilton. Ergin. Ankara. Turnhout. Ankara. Die Stabreimtexte der uiguren von Turfan und Dunhuang. Ankara. (1978). Altun Yaruq Sudur. (1980). Ş. Brepols. (1971). 1965 (19913). (1997). Sinor. (1986). Röhrborn. yay. A Grammar of Orkhon Turkic. (1936-1941). TDK. Alyılmaz.1. (2005). S. Tekin. “Nesir”. T. “Alttürkische Schreibkultur und Druckerei”. Weiss (2000). Wiesbaden. J. TDAD 5. cilt 4. T. Tunyukuk. Tekin. (1908-1931). “Uygur Edebiyatının Meseleleri (ŞekillerVezinler)”. “Kurzer Überblick über die Buddhistische Übersetzungsliteratur in Alttürkisch (Eski Türkçe Budist Çeviri Edebiyatına Kısa Bir Bakış)”. Sinor. Budapest. Ankara. bölümü çeviren: Ş. Ankara. Sayı 409. Devlet Kitâpları. (1997). P. Dunhuang Yanjiu. Orhon Yazıtları: Kül Tigin. “Eski Türk Şiirinin Kaynaklarına Toplu Bir Bakış”. K. Clark. Tekin. Tekin. Nag Hammadi and Manichaean Studi­ es. Tunyukuk Yazıtı. Gabain. T. Köktürk Yazıtlarının Bugünkü Duru­ mu. C. Ölmez. T. Yang F. Budapest. A. Buddhistische Stabreimdichtungen der Uiguren. cilt. “Uygurlar”. C. Tekin. J. Bazin. (20032). Türk Dili. Mackerras. İstanbul. Bibliographie alttürkischer Stu­ dien. Türk Kültürü Araştırmaları. Ölmez. Orhon Türkçesi Grameri. Türk Dünyası Ortak Edebiy­ atı.K. (derleyen) İstanbul. (1985). Ankara: Atatürk Yüksek Kurumu. (1997-1998). D.B. (1986). . (1995). P. İstanbul: İletişim Yayınları. D. (1991). (1997). F. (1965). (1995). Ankara. Zieme. Türk Dili. (2000). Studies in the Recovery of Manic­ haean Sources. 287. D. W. Emerging From Darkness. O. cilt II. II. Çevirenler: Ece Korkut. Arat. C. T. (2002 ). İstanbul. C. Wiesbaden. Uygur Buddhist Literature. Uigurisches Wörterbuch. metin ve dizin. Paris [Buda­ cı iyi ve kötü kalpli prens masalının Uygurcası. Ka­ lyāṇaṃkara ve Pāpaṃkara. Scharlipp. Sertkaya. Philologiae turcicae fundamenta. “Burkancı (Budist) ve Manici (Maniheist) Türk edebî çevreleri”. A.

YÜZYILLAR TÜRK EDEBİYATI    Bu üniteyi tamamladıktan sonra. Türk edebiyatında etkisi olan Fars şair ve yazarları ile eserleri hakkında değerlendirmeler yapabileceksiniz. Muvaşşah. Sâbit • Ka’b b. Ebu Temmâm • İbn Haldûn. el-Mulevveh • Buhturî. Megâzî. Tegazzül • Mu’allakatü’s-Seb’a • Hassân b. Züheyr • Kasîde-i Bürde • el-Ahtal. Urcûze. Bîdil İçindekiler • GİRİŞ: ARAPLARIN KISA TARİHİ • ARAP EDEBİYATI • ARAP EDEBİYATINDA NAZIM ŞEKİLLERİ VE NESİR • İRAN’IN KISA TARİHİ • FARS (İRAN) EDEBİYATI • TÜRK EDEBİYATINDA ETKİSİ OLAN FARS ŞAİR VE YAZARLARI VIII-XIII. Mürâselât. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Arap ve Fars Edebiyatları . Emsâl. Tabakât • • • • • • • • • • • • Fars Edebiyatı Edebî Üsluplar Behrâm-ı Gûr. Sâib-i Tebrîzî. Zecel. Süyûtî • Hitâbet.2 Amaçlarımız VIII-XIII. Cerîr • Kays b. Fars (İran) edebiyatının tarihî sürecini açıklayabilecek. Ferezdak. Müzdevice. Siyer. Rûdekî Firdevsî Şeh-nâme Nizâmî Hamse Ferîdüddîn-i Attâr Sa’dî-i Şirazî Hâfız-ı Şirazî Molla Câmî Şevket-i Buhârî. Muhâzarât. Risâ • Kasîde. Arap edebiyatının tarihî sürecini açıklayabilecek. Ensâb. Anahtar Kavramlar • Arap Edebiyatı • Recez.

1400 yıllarında mevcut olduğuna dair kanıtlar bulunan Ma’în devleti (yıkılışı muhtemelen m. IV. güney batısında Aden körfezi. Hz. Kuzeyde ise Asya kıtasına bağlı olan dörtgen biçimindeki bu yarımada için Türkçede ve Farsçada Arabistan adı kullanılmaktadır. II. bir Arap devleti hüviyetine büründü. Suriye. Abbâsîler (750-1258). yüzyıl ortaları. İlk İslamî dönemin (610-661). İslam’ın gelişiyle Arap toplumu büyük bir değişiklik geçirdi. Habeş valisi Ebrehe’nin Ka’be’yi yıkmak amacıyla Mekke’ye saldırısı ve ilâhî mağlubiyeti 570 yılında meydana gelmiştir.ö. Sosyal hayat bütünüyle değişti. birlikte yaşamaya ve etkilenilmeye başlandı ve bu etkileşim her alanda sürdü. Başka milletlerle karşılaşıldı. Daha sonraki Abbâsî devleti ise. Çünkü yeni dinle birlikte bu milletler birçok yeni özellik kazanmış ve İslamiyet aracılığıyla ortaklıklar oluşturmuşlardır. Seba devleti (yıkılışı m. Bu dönemde iki etkin çevre. yönetim merkezini Şam’dan Bağdat’a naklettiler. Muhammed’in peygamberlikle görevlendirilmesi ve Kur’an’ın vahyi ile İslam dini Mekke’den dünyaya yayılmaya başladı. kuzey batısında Kızıldeniz. yıkılışı m. Irak. Arabistan yarımadasında Mekke. Tedmür Krallığı (yıkılışı 273). yüzyılın sonları. dinî toplum devleti hüviyetindeydi. Ardından fetihler gerçekleşti. 750-650 arasında). 610 yılında Hz.Arap ve Fars Edebiyatları Türklerin İslamiyet sonrasında oluşturdukları edebiyatı izlemek ve değerlendirmek için Arap ve Fars edebiyatlarının özellikle İslam sonrasındaki tarihî macerası hakkında bilgi sahibi olmak gereklidir. bugün dil ve kültür olarak bütün bu bölgelerin yerleşik nüfusunu temsil etmektedir. Farslar ve Türkler İslam dinine Araplardan sonra ilk ve en samimi bağlanan milletler oldu. yıkılışı 633) hüküm sürmüştür. 622 yılında Medine’ye hicret etti ve kısa zamanda İslamiyet Araplar arasında yayıldı. Az zamanda İran. güney doğusunda Umman denizi ve kuzey doğusunda Basra körfezi olmak üzere denizlerle çevrilidir. Peygamber ve ilk dört halifesinin ardından iktidarı elde eden Emevî Devleti (661-750). yarım yüzyıl Habeşliler egemen olmuş ve sonrasında bu bölge İslam coğrafyasına dahil olduğu 629 yılına kadar Sâsânî idaresinde kalmıştır. Kuzey Arabistan’da ise Nebatî krallığı (kuruluşu muhtemelen m.ö. yani Hz. Siyasî düzen yıkılarak daha önce bilinmeyen yeni bir düzen oluştu. 106). toplumsal ilişkiler yeni özellikler kazandı. Medine ve Taif şehirlerini içine alan Hicaz bölgesi İslam tarihinde özel bir yere sahiptir. İslamiyet öncesinde güney Arabistan’da sırasıyla m. Gassânîler (kuruluşu III.s. Arapların ana vatanı kabul edilen yarımada şeklindeki Cezîretü’l-Arap. yüzyıl sonları. Horasan ve Maveraünnehir İslam coğrafyasının önemli bölgeleri haline geldi. Farsların ve güney GİRİŞ: ARAPLARIN KISA TARİHİ .s. Peygamber. Hîre/Lahmî kırallığı (kuruluşu III. Lübnan ve Ürdün’ü de aşarak Kuzey Afrika’ya ulaşan Araplar. yıkılışı 613). yüzyılın sonları) ve Himyerî devleti (yıkılışı 525) tarih sahnesinde yer almış.ö.

V. Özellikle Şiî Büveyhîlerin (932-1062) hakimiyetiyle bu dönemde Şiîlik etkinliğini artırdı. Yeni Arap edebiyatı (XIX. 833’te halife olunca buna karşılık ordunun kapılarını Türklere açtı. İslamî döneme ulaşmış 14 ve İslamî dönemde doğmuş 6 şaire ve bunların 128 şiirine yer vermektedir. Türk askerler için 836’da Sâmerrâ şehri kuruldu ve 892 yılına kadar halifelerin başşehri olarak kullanıldı. yüzyıl başlarına kadar uzanan dönem (Çöküş Dönemi) 5. Mısırda 868’de Tolunoğulları Devletini kurmuş (Mısır ve Suriye. Bu şiirlerin şairleri şunlardır: İmru’u’l-Kays. Sünnîlerin ve devlet hanedanın desteklediği Abbâsîler çekişmekteydi. el-Mufazzalîyât’ta Cahiliye dönemi şairlerinden 47. 841 yılındaki idamına kadar Bağdat’ta halifenin sarayında en itibarlı kişilerdendi ve Afşin adıyla ün kazanmıştı. Annesi Fars olan Me’mun’un 813’te hilafete geçişiyle Fars unsuru etkinliğini artırırken. annesi Türk olan Mu’tasım. Semerkand ile Seyhun nehri arasında kalan Uşrûsana’da 893 yılına kadar sülalesi iktidarda kalan Afşin unvanlı Türk meliklerinden Müslüman olan Haydar. Bu sebeple Arapça şiirlerin ilk örnekleri de “Cahiliye Dönemi” diye isimlendirilen İslam öncesine aittir. Daha çok hafızada bulunan bilgilerin hatırlanmasına yardımcı olabilecek özellikteki bir yazıyla sonraki nesillere aktarılan bu şiirlerin en eskilerinin ait olduğu tarih. Bu şiirlerin gerçekliği ve yazıldıkları yıllar tartışma konusu olmuşsa da. Tarafa. Modern Dönem) Arap edebiyatının bugün elde bulunan en eski örnekleri. miladî 500 yılından önceki yıllar olmalıdır. m. Çevrelerinde Arap komutan ve kabile reisleri bulunduran Şam merkezli Emevîlerin aksine Abbâsî halifelerin çevresinde önce Fars. yüzyıldan günümüze kadar gelen dönem. Fars gelenek ve bayramları halk arasında yaygınlık kazandı. 868-905) ve ondan sonra Ferganalı Tuğaç oğlu Muhammed tarafından bu havalide tekrar bir Müslüman Türk devleti kurulmuştur (İhşidîler. Yine aynı dönemde Maveraünnehir ordusu Soğd. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Araplarının öncülüğündeki Şia Alevîleriyle. Araplara ait özelliklerden uzaklaşma ve başka topluluklarla yakınlaşma meydana geldi. Amr b. Cahiliye Dönemi . Asılı anlamındaki mu’allaka sözcüğü. Babası Ferganalı olan Tolun oğlu Ahmed. 935-969).36 VIII-XIII. zamana ve çevreye göre değişen şartlar altında verilen edebî eserlerin tasnifini kolaylaştırmak için çeşitli dönemlere ayrılmıştır. Bu dönemleri şu şekilde belirtmek mümkündür: 1. tarihî süreci ve geçirdiği safhalar göz önüne alınarak. Arap toplumunda. yüzyılda yazıldığı tahmin edilen şiirlerdir. Züheyr. Abbâsîlerden sonra XIX. Lebîd. Cahiliye devri veya İslamiyetten önceki Arap edebiyatı 2. Antere (veya el-Hâris bin el-Hillize). Mesela. İslamî devir edebiyatı (ilk dört halife ve Emevîler devri) 3. en-Nâbigat ez-Zubyânî (veya el-A’şâ). ARAP EDEBİYATI Arap edebiyatı. el-Mufazzal ez-Zebbî (öl. Şâş ve Uşrûsana Türklerinden oluşuyordu. 785). Ayrıca hitabette Kus bin Saide’nin önemli yeri vardır. yüzyıl ortaları-VIII/XIV. Hatta Me’mun’un (813-833) bile Türk hassa askerleri vardı. Arap şiir geleneğinin böyle bir maziye sahip olduğu açıktır. Bağdat merkezli olan yeni dönemde. sonra Türk nüfuzu öne çıktı. Doğu İran ve Maveraünnehir’deki İslam ordularının faaliyetlerinde ve bölgenin İslamlaşmasında Türk nüfusun ve yerli hakanların etkinliği daima dikkat çekmiştir. yüzyıl ortaları) 4. Abbâsîler zamanında hayat birçok açıdan yeniliklere büründü. Çeşitli kaynaklarda İslamlıktan önce yaşamış 50 civarında şairden şiirler yer almaktadır. Cahiliye diye anılan İslamiyetten önceki dönemde şiirin ve hitabetin sosyal hayatta önemli bir yeri ve tesiri vardı. Abbâsîler ve Endülüs Emevîleri devri edebiyatı (VIII. İslamdan önceki Arap şiirinin en güzel örnekleri el-Mu’allakât adı altında bir araya getirilmiştir. Kulsûm.s. bu yedi şairin şiirinin seçilerek Kâbe’nin duvarına asılmış olması sebebiyle kullanılmıştır ve bu şiirler el-Mu’allakatu’s-Seb’a (=yedi askı) diye adlandırılmıştır. Fergana.

cahiliye edebiyatı ve yabancı edebiyatlardır. Emevîler döneminde şiir. Cahiliye dönemi. ilk İslam ve Emevîler dönemlerine ait şiirlerde çoğunlukla dövüş ve kavga önde gelirdi. hadis. Hz. 680?) yanı sıra Arapların en meşhur kadın şairi el-Hansâ (öl. İslamın gelişi. Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse ilk İslamî dönemde (610-661) her ne kadar İslam’a ait değerler şiirde yer almaya başlamış olsa da. Mısır. Bu şair şarap. şiirinde şaraba yer vermeyen şair azdı. 660 veya 661) bu dönemin aynı zamanda sahabeler arasında yer alan büyük şairleridir. Şiirde şarap. Emevîlerden el-Velîd b. “Siyasî görüşleri savunan şairler” diye nitelendirilen şairler arasında “Alevî-Şiî şairler”. ölümü.Arap ve Fars Edebiyatları 37 610 yılı dolaylarında başlayan ve 661 yılına kadar devam eden dönem. “Hâricî şairler”. Arap yarımadasının kuzeyinde İran bölgesinde kullanılır hâle gelmiş. Cinsellik ve müstehcenlik ise oldukça azdı. Revâha (öl. asırda Arap asıllı olmayan şairler çoğalmış. Peygamber’e yazdığı hicviyeden sonra af dilediği şiiri Kasîdetü’l-bürde (=kasîde-i bürde. hilafet merkezinin Şam’dan Irak’a taşınması. kasidelerinde yer alan konulardan biri oldu. Hicrî II. bilgili ve etkili olmak isteyenler için Arapça bilmek zaruriydi. düşünce ve üslup bakımından Cahiliye dönemi şiirinin özelliklerine daha çok benzer hale gelmiştir. Fars. bu dönemlerde Arap edebiyatında oldukça azdır. başlı başına bir konu olarak Ebû Nuvâs’ın (öl.. Peygamber zamanı dışında zühd ve hikmet konulu şiirler ile beyitler. Bu dönem edebiyatının başlıca kaynakları. edebî bir gelenek olarak şiirde cahiliye dönemi düşünce ve ifadeleri çoğunluktadır. beşerin aczini anlatan ve öğütler içeren beyitler söylenmiştir. Irak. Abbâsîlerin (750-1258) hilafete geçmesi. Hz. Peygamber ve dört büyük halife dönemini kapsar. kadeh ve şarapla ilgili çeşitli kaplar tavsif edilirdi. dinî muhtevanın öne çıktığı nesrin daha çok yaygınlaştığını belirtmek gerekir. şairler arasında daha çok siyasî düşüncelerin öne çıktığı bir dönem olmuştur. Yezîd (hilafeti: 743-744) de hamr (şarap) ve mucûna (=müstehcenlik) şiirde özel yer vermekle öncü ve yenilikçi görülmektedir. miladî VIII. Abdullah b. Emevîler devrinde ise özellikle Hristiyan Ahtal’ın (öl. övünme . kadın ve erkek köleler için yazdığı gazellerle öne çıktı. 630) ve mu’allaka şairlerinden Lebîd bin Rebî’a (öl. Hz. İslamî Dönem Emevîler Dönemi Arap edebiyatında Emevîler devri (661-750). Bunlardan etkin olmaları açısından Emevî siyaseti yanlısı şairler ve şiirde bıraktıkları tesir açısından Şia taraftarı şairler önemlidir. Hırka kasidesi) ile ünlü Ka’b bin Züheyr (öl. Şarap (hamr) şiirde bağımsız bir konu olmadan önce cahiliye devrinde özellikle A’şâ’nın (629?) şiirinde yer aldı. Şam. Cahiliye devrinde de mükemmel insandan söz eden. Peygamber’in şairi olarak tanınan Hassân bin Sâbit’in (öl. birleştirici bir rol üstlenmiştir. Arap edebiyatı bu eski bölgenin edebiyatı hâline geldi. Arapça. Kur’an-ı Kerim. İlk İslamî dönemde medih (=övgü) ve hiciv (=yergi) gibi bu konu da itibar görmedi ve şiirde pek yer almadı. Anadolu bu yeni medeniyette birleşti. Cahiliye devrinde. VIII. Kuzey Afrika. 813) şiirinde yer kazandı. “Emevî şairler” ve “Zübeyrî şairler” sınıflaması yapılmaktadır. yüzyılın hemen başında müstehcenliğin ortaya çıkışı ve yayılarak halifelerin saraylarına girmesi. Farsların Araplar üzerinde etkin hale gelmesi. Ancak övgü (=medh). Bu sebeple şiirdeki üslubun da aynı olduğu bu dönemde şiire karşılık. 710). yergi (=hiciv). Şarap. Fars bölgelerinde Hicretten sonraki ilk üç asırda şiir ve ilim dili Arapça olurken kültürlü.2. cahiliye dönemi edebiyatını büyük ölçüde etkilemiş ve önemli değişikliklere uğramasına sebep olmuştur. 644’den önce). 645?). edebiyatta Şam ve bedevî özelliklerin yerini Irak özelliklerinin alması. Arap şairlerle rekabete girişmişlerdi. Ünite . Fars medeniyetinin tesiriyle bir arada değerlendirilmektedir.

897). İbn Abdûn (öl. Fars ve Türk şiirinde yaygın olarak görülen aşk konusuna kaynaklık teşkil eden Mecnûn (Kays b. Harîrî (öl. Bu şairler sevdiklerinin adlarıyla birlikte anıldılar: Cemîlu Buseyne (Buseyne’nin Cemîl’i). anlam ve üslup açısından tam bir Arap edebiyatı özelliği taşımaz Son Emevîlere ve ilk Abbâsîlere övgüler yazan Beşşâr b. Abdurrahman ed-Dâhil’in (öl. özellikle Benî Uzra kabilesi şairlerinin dile getirdiği bir anlayışı taşıması nedeniyle “Uzrî Gazel” diye isimlendirilen ve Cemîl b. 759). 946). Farsların Araplar üzerinde etkin hale gelmesi ve Fars medeniyetinin tesirinden dolayı bu dönem edebiyatı. Bu dönem devletin yıkıldığı 1492 yılına kadar devam etti. Bu dönemde yetişen edebî şahsiyetlerin. 1374). Yüzyıllar Türk Edebiyatı (=fahr) ve risâ’nın (=mersiye) ana konuyu teşkil ettiği şiirdeki kabilecilik hissiyatının yerini. başlangıçta hem şiir hem de nesir alanında geleneksel Arap edebiyatının taklidi şeklinde devam etti. 940). Abbâsîlerin hilafete geçmesi. İbnü’l-Amîd (öl. Sa’îd el-Belûtî (öl. VIII-XIII. Arap şiirinin mükemmel örneklerini bir araya getiren el-Hamâse’nin yazarı Ebû Temmâm (öl. ayrıca Cahiliye ve Emevî dönemlerine nispetle yeni olması nedeniyle “el-Edebu’l-muhdes” adları ile anıldılar. el-Mütenebbî (öl. ortada olanlar ve yenilikçiler şeklinde üç grup oldukları görülür. İkinciler ise böyle bir konuyu yani iffetli aşkı. Câhiz (öl. Ebî Rabî’a’nın (öl. kla- Abbâsî ve Endülüs Emevîleri Dönemi . ediplerin çoğunun anne ve babasından birinin Arap olmaması sebebiyle “el-Edebu’l-muvelled”. 970) ve Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin (öl. 1147) nesir alanında. siyasî taassup ve şairlerin birbirlerine nazîreler şeklinde söyledikleri nakîzalar (çoğulu nekâ’iz) almıştır. 846). 783-784) ile Ebû Nuvâs (öl. Daha sonraları farklı sosyokültürel etkilerin ve coğrafî çevrelerin tesiriyle edebiyatta yenilik girişimleri ortaya çıktı. 1063) ve İbn Bessâm (öl. bizatihi kasidenin konusu olarak iki yönde gelişti: Birincisi Ömer b. samimi duyguları aktaran. Hicrî II. 1235) Abbâsîler döneminin önemli edebî şahsiyetlerindendir. Emevîler döneminde tekrar yaygınlık kazandı ve kasidede amaca ulaşmak için değil. 719) öncülük ettiği güzelliğe ve kadına tutkun. Daha çok dinî şiirleriyle tanınan Ebu’l-Atâhiye (öl. İbn Derrâc el-Kastalî (öl. İlk İslam döneminde fazla ilgi görmeyen tegazzül ve nesîb. Abbâsî dönemi (750-1258) edebiyatı. 958). 701) öncüsü olduğu güzelliği ve sevgiyi öne çıkaran. Uzrî şairlerin bu temiz. 1200) ise dönem nesrinin önde gelen yazarlarıdır. Bu dönem edebiyatı.38 Risâ: Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan acı ile ölen kimsenin iyi ve güzel vasıflarının anlatıldığı şiirlerdir. Birinciler gazel söylemekte yoğunlaştıkları ve kasideyi gazel söylemeye tahsis ettikleri için bir dereceye kadar yenilikçi sayılırdılar. Mecnûnu Leylî (Leylâ’nın Mecnûn’u) gibi. 728?) methiyelerinden çok bu özellikleriyle ün kazanmıştır. İbn Şuheyd (öl. 1193) ünlü veziri ve divan kâtibi el-Kâdi el-Fâdıl (öl. Emevî devletinin 750’de Abbâsîler tarafından yıkılmasından sonra. Üç büyük hiciv şairi Hıristiyan el-Ahtal (öl. İbnü’l-Hatîb (öl. 1034). Dönemin şiirinde görülen en önemli yenilik ise. yazdıkları eserler bakımından geleneği devam ettirenler. 973) ve İbn Zeydûn (öl. 813?) Fars asıllı ve serbest tavırlı şairlerin öncüsüdür. bir günlük halife İbnu’l. kavuşsa da kavuşamasa da ölünceye kadar bir kadın için şiirler söyleyen bedevî şairlerin yolu idi. el-Buhturî (öl. 868). İbn Hazm (öl. 689) da bu şairlerdendir. 1122). şiire ilk defa aktardıkları için yenilikçi kabul edildiler. Kurtuba kadısı Munzir b. Ma’mer’in (öl. 788) Batı’ya kaçarak Endülüs’te 756’da yeni bir Emevî devleti kurmasıyla Arap edebiyatında yeni bir dönem başladı.Mu’tez (öl. hazin ve ulvî aşk anlayışı daha sonra tasavvufî ve romantik eserlerde geliştirildi. el-Mulevveh. 965). 1138). İbn Abdi Rabbih (öl. mutasavvıf ve şair İbnu’l-Fâriz (öl. İbnü’l-Mukaffa (öl. öl. 1071) ise şiir alanında önde gelen şahsiyetlerdir. 825?). 732) ve Cerîr (öl. Bürd (öl. İkincisi de. hayatın zevklerini elde etmek isteyen ve kasidelerini bu düşüncelere tahsis eden şehirli şairlerin yolu oldu. filozof ve şair Ebu’l-Alâ el-Ma’arrî (öl. 908). İbn Hafâce (öl. asrın hemen başında müstehcenliğin ortaya çıkışı ve yayılarak halifelerin saraylarına girmesi. 710-711) ile el-Ferezdak (öl. 1057).

ancak bir mısra uzunluğunda kısa beyitlerden meydana gelir. Şerefuddîn el-Bûsûrî (öl. Safiyyuddîn el-Hillî (öl. Ebu’l-Abbâs el-Kalkaşendî (öl. IX.2. uzun şiirler haline getiren şair el-Ağleb b. Çöküş Dönemi Moğolların önce Cengiz Han’ın komutasında Orta Asya ve İran’ı. Cahiliye devrinde ve bu devrin şiir anlayışının devam ettiği VII. Ancak İslam coğrafyasında daha önceki yüzyıllarda diğer bölgelerde başlamış olan Arapça eser verme geleneği Selçuklu. 1418) ve Celâluddîn es-Süyûtî (öl. yüzyılın başlarından itibaren günümüze kadar geçen süre. Endülüs. aruzun aynı adı taşıyan bahriyle yazılır. içerik yönünden yenileşip zenginleşmiştir. kapalı. Yeni Arap Edebiyatı (Modern Dönem) XIX. Arap şiirinin en eski nazım şekli kabul edilen recezlerin Cahiliye devrinden çok az örneği kalmıştır. Batı’daki bütün edebî akımlardan etkilenerek hızla modernleşmeye devam etmiştir. Osmanlı. savaşçıların birbirlerine meydan okumaları. Cüşem el-İclî (öl. 791). planı kaside şeklinde. el-Halîl b. kadınların savaşçılara serzenişleri. Bu dönemde biçim yönünden kafiyesiz şiir. El-Hasen (öl. Deveci ezgileri. büyük ölçüde Batı kaynaklı siyasî. klasik dil ve edebiyatın canlandırılarak eski eserlerin benzerlerinin ortaya konulmasına çalışılır. 1366) gibi tanınmış şairler ile nesir alanında en-Nuveyrî (öl. 1295). sosyal ve kültürel gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan değişim ve modernleşme sürecinden dolayı Arap edebiyatında “Modern Dönem” şeklinde adlandırılır. birbiri ile kafiyeli. makale ve tiyatro gibi yeni nesir türlerinde eserler görülmeye başlanır. İclî’nin şekillendirdiği ve sonraları gittikçe rağbet gören bu yeni tip recezlere urcûze denmiştir. roman. 1505) gibi pek çok önemli şahsiyet yetişmiştir. Arap şiiri. XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar nazmı belirli kurallara bağlayarak izah eden teori kaynakları bulunmaz. aruz ilminin sistemli bir izahını yapmış. 1393) gibi şahsiyetlerdir. Bu dönemde şiir alanında eş-Şâbbu’z-Zarîf (öl. yüzyıldan itibaren Batı’nın da etkisiyle. 1095). Bu dönemde. Timurlu gibi devletlerin bulunduğu bölgelerde devam etmiştir. yüzyılın ilk yarısında recez ve kasîd adları verilen iki nazım şekli görülür. kafiye ve nazımla ilgili terimlerin çoğunu tespit ve tarif ederek nazım tekniğini sistemleştirmiştir. 1126) ve Endülüs’ün son muvaşşahacı şairi İbn Zumruk (öl.Arap ve Fars Edebiyatları 39 Muvaşşah: Birbirini izleyen uzun beyitler ile kısa bentlerden oluşan ve tevşîh diye de adlandırılan nazım şeklidir. İbn Bakiyy (öl. yüzyılın sonlarına kadar şiirde olduğu gibi zayıf. Yapı bakımından diğerlerinden çok farklı olan recez. Ünite . İbn Lubâne (öl. . ninniler gibi âni ilhamların gönüle doğduğu gibi irticâlen söylenmesinden oluşan kısa şiirler şeklindeki recezi. Ahmed el-Ferâhîdî (öl. Dönemin tanınmış muvaşşahacıları. başta tercüme daha sonra telif olmak üzere hikâye. anlamdan çok lafzî sanatların ağır bastığı bir yapıya sahiptir. ARAP EDEBİYATINDA NAZIM ŞEKİLLERİ VE NESİR Nazım Şekilleri Arap edebiyatında VIII. İbnu Nubâte el-Mısrî (öl. 1091). 1349). Arap nesri. 1296). Arap şiirinde en küçük nazım birimi beyit olup eskiden beri beyitte anlam bütünlüğünün bulunması şart sayılmıştır. coşkulu hayatında çalgı eşliğinde söylenen halk şarkılarına güfte olarak yazılmıştır. Arap şiirinde müzdevic şiir veya müzdevice denilen mesnevi nazım şeklinin doğmasını da sağlamıştır. Hayatla ilgili hemen her konunun şiirde yer almasıyla Arap şiiri. XX. 642)’dir. serbest şiir ve düz yazı şiir örnekleri görülür. Kumeyt b. sonra Hülâgû Han’ın idaresinde 1258 yılında Bağdat’ı istila ederek katliam yapmasıyla Arabistan sahasında büyük bir “çöküş dönemi” yaşanmış ve bu durum XIX. yüzyılın başlarına kadar sürmüştür. sik Arap şiirinin vezin ve kafiyelerinde bazı değişiklikler yapılarak el-Muvaşşahât (=Muvaşşahalar) adıyla şiirde yeni bir türün ortaya çıkarılmasıdır. Urcûzeler. 1332). yüzyılın ikinci yarısında Endülüs’te ortaya çıkmış ve dönemin debdebeli. Recez.

fıkıh. coğrafya. bunların başında gelir. Muvaşşahlar ve İbn Kuzmân’ın (öl. nücûm. devlet adamları. Müslüman toplumun hissiyatı ve sanat zevkine. el-hicâ ve’z-zemm. “va’az”. İslamla birlikte tefsir. Arap şiirinde recez ve urcûzeden başka görülen eski nazım şekillerinden diğeri ise kasîd’dir. fütûh. konu itibariyle bölümlere ayrılırken Farsça ve Türkçe divanlarda olduğu gibi nazım şekilleri dikkate alınarak düzenlenmiştir. klasik biçimini İran edebiyatında kazanmıştır. tarihî seyir içerisinde açıkça gözükmekte.40 VIII-XIII. ondan daha uzun bir şiir olup belli konuların dâhilî bir plan içinde işlendiği nazım şeklidir. övünme. el-merâsî ve’t-te’azzî. bundan sonra ancak nadir örnekler olarak görülmüştür. Emevîlerde genel Arap siyasetine dönük ve Abbâsîler devrinde ise. halkın ilgisini çeken. onuncu yüzyıla kadar kaside nazım şeklinin yaygın olmasından dolayı bu dönemlere ait Arapça şiir divanları ve mecmuaları. Arap şiirinde nazım şekillerinin çeşitlilik kazanması ve ilgi görmesi. İran ve Türk edebiyatlarında görülen gazel. makâmat gibi türlerle genişlemiştir. Gazel nazım şekli. yüzyıldan itibaren giderek artacaktır. idi. genel olarak bütün İslam dünyasında Selçuklular döneminde yaygınlaşmıştır. Yabancılarla kaynaşmadan dolayı Arapçaya pek çok kelimenin girmesi üzerine Arap dilini koruma düşüncesiyle dilbilgisi üzerinde çalışmalar başlamıştır. âlimler ve sûfîler arasında ortak değer ve anlayışları yansıtan bir hüviyete bürünmüştür. mürâselât. riyâziye. kasidenin nesîb kısmından ayrı. megâzî. tam ve meczû (=eksik. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Zecel: Herkesin anlayabilmesi için halk diliyle söylenmiş. edeb ve muhâzara. el-gazel. ve “hutbe”lerle genişledi. Yunancadan çeşitli konularda çeviriler yapılmış. siyer. Arap şiirinde. yerme. günümüz Arap ve Fars edebiyat tarihçileri de bu yönde değerlendirmeler yapmaktadırlar. el-medîh ve’t-tehânî. Cahiliye devrinde övme. yüzyıl civarında toplumun hemen her kesiminde. 1160) nazım türleri arasına kattığı zecel. eş-şarâb ve’l-hamrîyât. Kafiye örgüsü ile birbirine bağlı kıtalardan kurulan halk şiiri nazım şekilleri. ez-zuhd ve’l-âdâb ve’ş-şeyb ve’l-hikme konu başlıklarını taşımaktadır. Selçuklular dönemine kadar Arap edebiyatında başta şarap. akıcı. X. onları coşturmak. et-tardîyât. felsefe. tarih. mantık ve başka ilim dalları üzerinde yetişenler çoğalmıştır. 908) Arapça divanının babları. müstakil aşk şiirleri (gazel yazmaya) nazmetmeye tegazzül denmiştir. Doğu şiirinde bilhassa XII. receze göre ikişer mısra uzunluğunda ve birbiri ile kafiyeli beyitlerden oluşan. Özellikle Endülüs’te çok gelişen bu nazım şekillerinin bend veya kıtalardan oluşan çeşitli şekilleri bulunmaktadır. Arap şiirinde yoktur. şairler ve hatipler için “fesâhat” ve “belâgat” örneği sayıldı. kadın ve müstehcenlik olmak üzere maddî zevkler üzerine söylenen şiirler. topluma ve toplumdaki maddî zevklere yönelmiş olan şiir XI. halkı çeşitli konularda ikna etmek. Cahiliye döneminde ferdî duyguları ve kabile hissiyatını dile getiren. Arap şiirine büyük bir çeşitlilik kazandırmıştır. İran edebiyatından alınan dübeyt (=iki beyt) veya rüba’î de Arap edebiyatında görülen bir başka nazım şeklidir. el-mu’âtebât. Hitâbetin konuları. medrese ve tekkede. kasîd şeklinde fakat. Kasîd ile aynı kökten türeyen kasîde ise. Kur’an ise. bir cüz’ü eksik) vezinlerle yazılan manzumelerdir. Kasîd. Pehlevîceden . İslamiyetle birlikte “cihâd”a teşvik için söylenen sözler. yüzyılda genelleşme özelliği kazanan bu durum. hadis. şaka yönü ağır basan avamî sözlerden oluşan şiirlerdir. kelâm gibi İslamî ilimler ortaya çıkmış. tıp hey’et. Arap edebiyatının ilk nazım şekillerini belirtiniz ve bunlardan türeyen diğer nazım şekilleri hakkında bilgi veriniz. belirli düşünceleri aşılamak vb. Meselâ İbnu’l-Mu’tez’in (öl. 1 Nesir Türleri ve Nesir Türü Eser Yazılan Alanlar Hitâbet: Arap edebiyatında görülen ilk nesir örnekleri. Arap şiirinde. el-fahr. sanatlı ifadelerden ve zorlamalardan uzak. Abbâsîler zamanında nesir. bazen de tasavvufî düşünceye yer veren şiir anlayışı. hikâye. el-muleh ve’l-evsâf. şiirden sonra önemli sayılan ve çok gelişmiş olan hitâbet metinleridir.

Dilbilgisi: Arap dilini esaslı kurallara bağlayarak bozulmasını engellemek için. âlimlerin ve sanatçıların çeşitli konularda Arapça yazdıkları eserler sonucu kültür hayatı zenginleşmiş ve böylece bir İslam medeniyeti meydana gelmiştir. me’ânî. 1331). Fütûh türünde yazılan ilk eser ise el-Vâkıdî (öl. 892) Fütûhü’l-Büldân’ ı ise bu alanda en tanınmış eserdir. Mesâlikü’l-Memâlik (Bu eser ilk coğrafya kitaplarından sayılır. lugat. Urvetü’z-Züheyr (öl.2. Ebu’l-Fidâ (İbn Kesîr. hâfız. 804) ile öğrencisi Ferrâ (öl. Târîhu Bağdâd. 768). Kûfe okulu ortaya çıkmıştır. seçilmiş şiirler ve hutbeler üzerinde açıklamalar. Takvîmü’l-Büldân. Târîhu İbni Haldûn. edip ve şairlerin toplandığı Basra’dır. 711) ve Veheb İbn Münebbih (öl. Kûfe okulundan olanlar. 1070). Ebu’l-Fidâ (İbn Kesîr). 922). Elfü’l-Leyleti ve’l-Leyle gibi hikâyeler ile Tevrat ve İncil Arapçaya çevrilmiş. Arapçayı iyi konuşan kabilelerle yapılan görüşmeler. nahiv. bedî’. İbn Haldûn (öl. başı). çeşitli haberler.şairlerin. Ünite . 1283). Acâ’ibü’l-Mahlûkât ve Garâ’ibü’l-Mevcûdât (kozmoğrafya). mektuplaşmalar): Resmî ve özel her türlü yazılardır. Bu kelime de önceleri Peygamber’in savaşlarını anlatan eserler için kullanılmıştır. eski şiirler ve hutbeler incelenerek ve kelimeler üzerinde durularak dil çalışmaları yapılmış ve bu çalışmalar sonunda sarf. Müslüman olan veya olmayan. İslamdan sonra yetişen önemli tarihçiler ile eserleri şunlardır: et-Taberî Muhammed İbn Cerîr (öl. Megâzî.). Muhammed (öl. Ahmed İbn Belâzürî’nin (öl. Âsârü’l-Bilâd ve Ahbârü’l-İbâd (coğrafya). Mu’cemü’l-Büldân. kurallarını tespit ederek bir ilim haline getiren İmam Halil İbn Ahmed (öl. öl. Fütûh: İnsanın huyu ve ahlâkı anlamına gelen “sîret”în çoğulu olan siyer. 1405). 822)’nin Fütûhü’ş-Şâm’ ıdır. 1228). Buradaki dilbilgisi çalışmalarının açtığı çığıra Basra okulu adı verilmiştir. “ensâb”la ilgili çeşitli biyografik eserler yazılmıştır. Basra okulunun sıkı kurallarını eleştirerek daha çok yaşayan kelimeler ile konuşulan dildeki yanlışlar üzerinde çalışmalar yapmışlardır. Siyer ve megâzî türünde ilk eserleri yazanlar Muhammed İbn İshak (öl. Coğrafya ile ilgili önde gelen eserler arasında ise şunlar bulunmaktadır: Istahrî Ebu İshak (X. Bu eserler aynı zamanda Arap tarihinin ilk eserleridir. 828)’ın İbn İshak’ın eserinden yararlanarak yazdığı belirtilen Sîretü İbn Hişâm adlı eseridir. Basra okulundan sonra. yy. 749)’dir. açma) ise. Târîhu Ebî’l-Fidâ. fıkralar ve anılar. ahbâr. Elde bulunan en eski siyer kitabı. 993)’nin edebî mektuplarının toplanmasından oluşan Resâ’il’i bu türün en tanınmış eseridir.Arap ve Fars Edebiyatları 41 ve Hintçeden Kelile ve Dimne gibi siyaset-nâmeler. İslamdan sonra ortaya çıkan nesir türleri ve eser verilen alanlar şunlardır: Mürâselât (=Mektuplar. sonradan Peygamber’i anlatan eserlerin adı olmuştur. gaza (=İslam adına yapılan savaş) hikâyeleri anlamına gelir. aruz. Hüsnü’l-Muhâzara fî Ahbâri’l-Mısri’l-Kâhire. Bu tür yazıları başlatan son Emevî halifesi Mervan’ın kâtibi Abdülhamid el-Kâtib (öl. 791)’in Kitâbü’l-Ayn isimli eseri Arapçanın ilk sözlüğüdür. Hâtibü’lBağdâdî (öl. Yakûtu Hamevî (öl. Bu çalışmaların ilk kez yapıldığı yer dilci. Fütûh (=zafer. Abdülmelik İbn Hişâm (öl. İslamın ilk dönemlerinde yapılan savaşları ve bu savaşlar sonunda alınan ülkeleri anlatan eserlerdir. Târîhü’l-Ümemi ve’l-Mülûk. “Nevâdirü’l-Garîbe ve Ma’âniyyü’l-Nâdire” türü edebî ve ahlakî . Muhâzarât: Faydalı bilgiler. Ebu Bekr el-Harezmî (öl. kavâfî. beyân. Aruzu. Kazvînî Zekeriyyâ b. Tarih ve Coğrafya: Cahiliye devrinde savaşlar ve büyük olaylar halk arasında “eyyâmü Arab” denilen hikâyeler şeklinde sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. emsâl bilimlerinin temeli atılmıştır. Süyûtî Celâlüddîn Abdurrahman (öl. Bu okulun en ünlü âlimleri Kisâ’î (öl. Siyer. Bu tarz hikâyeler aynı zamanda Cahiliye devrinin ilk tarihleri sayılır. Megâzî. İslamın Arap olmayan milletler arasında da yayılmasıyla. 732)’dir. iştikak. 751). Muhammed İbn Müslimi’z-Zehrî (öl. 822)’dır. 1505). râvî.

böylece tabakât adı altında eserler yazılmıştır. rivâyet. Daha sonra râviler. el-Umdetü fi Sınâ’ati’ş-Şi’r. Esmâr. bir düşünceyi veya ibret verici bir hayat sahnesini anlatan eserler ve nevâdir ise birbiriyle ilgisi olmayan zarif ve nükteli küçük hikâyelerdir. sözleri aktaranların biyografilerini araştırmak zorunluluğu doğmuş. rivâyet. Hikâye: Arap edebiyatında hikâye kelimesi daha sonraları kullanılmıştır. Muhammed Nîşâbûrî’nin (öl. 1004). 1505)’nin Lübbü’l-Elbâb fî Tahrîri’l-Ensâb’ıdır. emsâl. Kitâbu Zehreti’l-Ulûmi ve’l-Edeb. şairler ve tabibleri konu alan çeşitli mesleklerle ilgili çok sayıda tabakât kitapları yazılmıştır. muhaddisler. gece toplantılarında söylenen masallar. tiyatro. 1332)’in el-Lübâb ve Süyûtî (öl. ahbâr. emsâl ve nevâdir kelimeleri kullanılmıştır. 869)’dır. 844)’dir. Türk filozofu ve musiki âlimi Farâbî (öl. ahâdis. Daha sonra Harîrî (öl. Ebû Hilâl Hasan İbn Abdillahi’l-Askerî (öl. çeşitli konulardaki sözler. Bu dönemde Arap edebiyatında Batı’dan yapılan serbest tercümeler ve tarihî konuları işleyen telif eserler vasıtasıyla hikâye. Soylar üzerine yazılan eserlerin en eskisi İbn Kelbî (öl. nesirde devam edegelen klasik üslubu bırakarak doğal ve serbest bir üslup benimsemişlerdir. 950). hoş ve merak uyandıran kısa hikâyelerdir. peygamberlerin başından geçen ibret verici olaylar.42 VIII-XIII. Ensâb (=soylar): Araplar soyları ve kabileleri ile övünen bir toplumdur. Eskiden Arap edebiyatında hikâye türünde yazılan eserlere verilen adları belirtiniz ve bu eserlerin özellikleri hakkında bilgi veriniz. açıklama veya benzerini yazma yoluyla genişlemiştir. müfessirler. 1124) Emsâlü’l-Arab isimli eseridir. Yabancı ilimlerin yayılması. Abbâsîler zamanında “kısas”dan çıkan makâmelerde esas olan söz güzelliğidir. İbnü’l-Esîr (öl. Tabakât: İslamiyetten sonra tefsir ve hadis ilimleri ortaya çıkınca. ahbâr ve ahâdis. XX. 1007) dir. roman. 2 . 911). Abbâsîler zamanındadır. İbn Reşîk (öl. kısas. Bunlardan başka çeviri yoluyla da “ulûm-ı dahîle” adı verilen kimya. Bu türün en önemli yazarı Câhiz Ebû Osman Amr b. Bu sebeple Araplarda kişilerin kendi adlarından başlayarak en büyük kabilesine kadar bütün soy kütüğünü saymak bir ilim haline gelmiş ve “ilmü’l-ensâb” adını almıştır. 1036) ilimle uğraşan çok sayıdaki âlimin en tanınmış olanlarıdır. 901). En eski tabakât yazarı Kâtibü’l-Vâkidî (öl. Bu tür eserleriyle tanınan yazarların bazıları şunlardır: Dâvûdu’z-Zehrî (öl. hekim Huneyn İbn İshak (öl. Câhiz’in başlattığı makâme türünü geliştiren İranlı Bedî’üzzamân-ı Hemedânî (öl. Yüzyıllar Türk Edebiyatı yazıların toplandığı eserlere muhâzarât denir. Edebiyat: Arap edebiyatında edebî sanatlar ile nazım ve nesrin çeşitli konularını ele alan eserler de yazılmıştır. hurâfât. Sekkâkî (öl. heyet ve tıpla ilgili eserlerin Arapçaya çevrildiği görülür. yüzyıldan itibaren yetişen yazarlar. makale ve eleştiri türünde eserler de yazılmaya başlanmıştır. filozof el-Kindî (öl. birisinden aktarılan sözler. deyimler ve halk arasında yaygın olan meşhur sözler bu tür eserlerde toplanmıştır. Makâme: Meclislerde okunan. bu alanlarda söylenen sözlerin doğrusunu yanlışından ayırmak için. hurâfât. 860). Miftâhu’l-Ulûm. Çoğulu ise “makâmât”tır. Emsâl (=misaller. örnekler): Atasözleri. Heyet âlimi ve müneccim Sâbit İbn Kurra (öl. İlim: İslamiyetten sonra kaynağı Kur’an olan tefsir. Önce çeviri yoluyla başlayan bu çalışmalar daha sonra aktarma. kısas. 819)’nin eserleridir. Türk filozofu ve âlimi İbn-i Sinâ (öl. kelâm ve hadis ilimleri ortaya çıkmıştır. 1229). Arapçada bu kelime yerine önceleri esmâr. 1070). 909). 1122) bu türün içeriğini genişleterek bu alanda büyük ün kazanmıştır. Kitâbü’s-Sınâ’ateyn (nazım ve nesir). Bahr (öl. Bu konuda bilinen diğer eserler. Çeşitli düşüncelerin ya da yaşanmış olayların veciz bir şekilde ifade edildiği bu tür eserlerin en tanınmış olanı Meydânî Ebû’l-Fazl Ahmed b. fıkıh. gerçekle ilgili olmayan uydurma masallar.

Asriyyûn: Müellifler. Müvelledûn veya muhdesûn: Şehirli. 1370-1405).2. Maveraünnehir 904 yılında İsmail b. Sonrasında Timurlular (1370-1506) ünlü hükümdarları Timur (Semerkant. Muhdes şairlerin ilki Beşşâr b. 1501-1524) Tebriz’de saltanatını ilan ederek Safevî Devleti’ni (1501-1736) kurdu. Emevîler döneminin sonuna kadar geçen dönemde yaşayan ve bir önceki nesli takip eden şairlerdir. Alparslan (sal. Cahiliyyûn: Cahiliye.ö. 5. Önce Maveraünnehir’de. Horasan’da ise Gazneliler (963-1186) olmak üzere Sâmânîlerin bölgeleri Türk asıllı yeni hanedanların idaresine girdi. sal. 1405-1447) ve Hüseyn-i Baykara (Herat. Partlar/Eşkâniyân (Arşak/Eşk’ın öncülüğünde.s. Ahmed zamanında büyük bir Türk ordusu tarafından kısa bir süreyle ele geçirildi. hükümdarlığı ve Hindistan’ı fethiyle adını tarihe yazdırdı. Şahruh (sal. kendi zamanlarında yaşayan şairler için mu’asır (=çağdaş) anlamına gelen “asriyyûn” tanımını yapmışlardır. Gazneli Sultan Mahmud (1038-1063). Muhadramûn: Hayatlarının bir kısmını Cahiliye bir kısmını da İslamî dönemde geçirmiş olan şairler. Bunlardan Alp Tegin (öl. doğuda Türkistan ve güneye doğru Hindistan/Pakistan. .Arap ve Fars Edebiyatları 43 Arap edebiyatının şairlere göre dönemleri: Arap edebiyatında. daha sonra Horasan’da Sâmânîler (819-1005) hüküm sürdü. yüzyılın ilk çeyreğine kadar bölgede hakimiyetini sürdürdü. Özellikle Nuh b. İran’ın bilinen tarihî dönemlerinde Medler (yıkılışı Ahamenişlerin kurucusu büyük Kiros/Kûrûş tarafından m. 558). muhdes şairlerden sonraki asırlarda. yani İslamiyetten önceki dönem şairleri. 783) sayılmıştır. Ahamenişler (Hahâmenşîyân. sal. Bürd (öl.ö. Karahanlılardan Buğra Han Hârûn 992’de Buhara’yı işgal etti.ö. 330). Birkaç yıl sonra Maveraünnehir ve Doğu Türkistan’da Karahanlılar (992-1211). Ünite . 1206-1227) Merv’i 1221’de istila etmesiyle Moğollar dönemi (1206-1368) başladı. Sâsânîler (yıkılışı 652) iktidarda bulunmuştur. İRAN’IN KISA TARİHİ Orta Asya’nın güney batısında yer alan İran’ın tarihteki sınırları belirgin bir şekilde ortaya konulamaz. 963). dolayısıyla Arap şiiri de tarihî devrelere ayrılmıştır. İslamiyet öncesinde olduğu gibi sonrasında her iki topluluk birlikte güç oluşturdukları gibi birbirleriyle mücadele de etmişlerdir. Fars ve Türk halkıyla Türk ordusuna dayanıyordu. 1063-1072). Cengiz Han’ın (sal. yıkılışı m. 1470-1506) önderliğinde tarih sahnesinde yerini aldı. Tavâif-i mulûk/ Helenistik Dönem (m. Melikşah (1072-1092) ve Sultan Sencer (sal. 226). 1118-1157) Selçuklu Devleti’nin büyük sultanları oldu. 3. yıkılışı İskender tarafından m. 1063) 1038’de Nişâbûr’da saltanatını ilan etmesiyle başladı. 323-250). Sâmânî Devletinde hassa askerleri kumandanlığında ve Horasan valiliğinde bulundu ve 962’de Gazne’de bağımsız bir devlet kurdu. dil ve edebiyat âlimleri tarafından şiirleri şâhid (=örnek) olarak kullanılan kudemâ (=eskiler) denilen sanatkârlardır. Şah İsmail (sal. yeni şairlerdir. batıda Anadolu. Irak ve Basra körfezi ile güneyde Umman denizi. Nasr’ın saltanatında (943-954) ve sonrasında Türk devlet adamlarıyla Türk komutanlar çok etkindi. İlk üç gruptaki şairler. Hazar denizi ve Batı Türkistan. 4. kendi içinde de nesil nesil tabakalara bölünen bu ana guruplar şunlardır: 1. Yine aynı soydan ve aynı dinî hüviyeti taşıyan Selçuklular dönemi (Büyük Selçuklular 1038-1194). Genel olarak şöyle bir çerçeve oluşturulabilir: Kuzeyde Kafkas dağları. Tahran’ı başkent yapan Kaçarlar (1786-1925) XX. Halifelere bağlı ve Sünnî olan Sâmânîler. Tuğrul Bey’in (öl. birbirini takip eden devirler ve nesiller göz önüne alınarak şairler çeşitli guruplara. Daha çok devirlere dayanan. İslamiyyûn: İslamî dönemin ilk şairleri. İran coğrafyasında İslamiyetten sonraki ilk yerli hakimler Horasan’da Tâhirîlerdir (821-873). 2.

mersiye. daha önceki yüzyıllara ait örneklerinin varlığı üzerinde çeşitli görüşler mevcuttur. tavsîf. Emîr Mu’izzî (öl. akıcı ve dış dünyayı gerçekçi olarak anlatan tarzını temsil etmektedir. Arap muhitinde yetişmiş ve Arapça şiirleri bulunan bir kişidir. şiire daha sonraları konu oldu ve zamanla şiirde çokça yer aldı. yüzyılda söylendiği kaydedilen ilk Yeni Farsça şiirlerden elde bulunanların miktarı. Mesela Ebû Nuvâs’ın (öl. 1273) bu yolun Farsça şiirde en mümtaz şahsiyeti olmuştur. 438) gösterilir. Türkistan/Horasan Üslubu: Bu üslup. Arapça şiirlerin kelime kelime tercüme şeklinde olduğunu açıkça göstermektedir. Arapça kelime ve terkipleri daha az kullanan ve daha çok methiye konulu kaside nazım şeklini tercih eden bu dönem şairlerinden bazıları şunlardır: İlk büyük şair Rûdekî (öl. 1020). Ayrıca bazı Arapça şiir söyleyen İranlı şairlerin ilk İslamî dönemlerdeki şiirlerinde Farsça kelime ve ibarelere yer verdikleri görülmektedir. yüzyılın sonlarına kadar Maveraünnehir’den Endülüs’e kadar şiirdeki konular aynıydı. söz (=lafız). tabiî. Fars Edebiyatında Görülen Üsluplar Ortak özelliklere ve anlatım tarzlarına sahip belirli bir çağdaki şairleri ve eserleri sınıflandırmak amacıyla ele alındığında Farsça şiirde İslam’dan sonra başlıca birkaç üslup öne çıkmaktadır. 1132)’dır. Örnek olarak da Arapça kasideler alınmıştır. 1192). IX. Bu durum klasik şairlerin ifadelerinden ve bizzat manzum çevirilerden açık olarak anlaşılmaktadır. 1214) ve Attâr (öl. 1124-1127 yıllarında). Bunların arasında şiir yoktu. yüzyıllar arasında eser veren Horasan ve Maveraünnehir (Batı Türkistan) şairlerinin hamasî bir ruhla sade. Eldeki bazı şiirler. Unsurî (öl. 1131) başlanılacak olursa. vezin. 1199). 1038). Nizâmî (öl. hiciv. Farsça şiir söyleyen şairler. Maveraünnehir’de. 941)’dir. ilk büyük mutasavvıf şair Senâî-i Gaznevî (öl. yüzyıldan günümüze kadar gelen yeni Farsça ile yazılmış az sayıdaki beyitlerle gelişimine şahit olduğumuz Fars şiirinin. Bu örnek alma. Ancak İslam öncesinde Pehlevî Farsçasıyla birçok mensur dinî ve ahlakî metin sonraki asırlara intikal etti. 1121). 58 beyittir ve bu şiirler kaside şeklindedir. İlk tezkirelerde İslamiyetten önce Farsça şiir söyleyen ilk ve tek kişi olarak Behrâm-ı Gûr (öl. eksik kafiyeli veya kafiyesiz birkaç şiire kaynaklarda yer verilir. Farsça şiirdeki ilk büyük mutasavvıf şair Senâî’den (öl. 1088). Mevlânâ (öl. yüzyılın ikinci yarısından ve X. Başlıca konular övmek. yüzyılın ikin- . Zühd ve takva. 1030). şarap. toplumda yer edinen dinî ilimler ve tasavvufî anlayışın da etkisiyle büyük bir değişime uğrayarak yeni özellikler kazandı. 1221) ile bu tercihin sürdüğü ve genelleştiği görülecektir. Bölgede Arapça şiir söyleyen şairlerden sonra ortaya çıkan Farsça şiir söyleyenler arasındaki ilk büyük şair. istiare vb. övünmek. yüzyılın ikinci yarısı ile XII. Yüzyıllar Türk Edebiyatı FARS (İRAN) EDEBİYATI İslamiyetten sonra IX. Sâsânî şahlarından olan Behrâm-ı Gûr. Ona nispet edilen şiir yedi heceli ve kafiyeli dört mısradır. teşbih. anlam. diğer bir ifadeyle IX. Bu üslup XII. ilk örnek alış şeklinin. Şeh-nâme’nin yazarı Firdevsî (öl. bütün yönlerde olmuştur. kafiyeli. Hâkânî (öl. 941). Minûçihrî (öl.44 VIII-XIII. Tarihî İran sahasında İslam’dan sonra Tâhirîler (821-873) ve Saffârîler (868-903) zamanında. Sâsânîlerin (224-652) sonlarında veya ilk İslamî dönemde mahallî Farsça lehçelerde söylendiği kabul edilen hece vezinli. Cemâleddîn-i İsfahanî (öl. Irak/Selçuklu Üslubu: Selçukluların tarih sahnesine çıkışıyla Azerbaycan ve Irak-ı Acem bölgelerine yayılan şiir. Nâsır-ı Hüsrev (öl. Ferruhî (öl. Mes’ûd-i Sa’d-i Selmân (öl. kadın ve aşk idi. 813?) şiirlerinde bu durumun örnekleri bulunmaktadır. Zaten İslam dünyasında X. Bu nedenle şiirdeki konular da Arap şiirindeki konularla uyumludur. 1040). öğüt ve hikmet. ilk olarak Arapça şiirleri örnek almışlardı. 1131) ve rüba’îleriyle ünlü Ömer Hayyâm (öl. Semerkand ve Buhara şehirlerinde yaşamış olan Rûdekî (öl.

Başlangıçta. âşıkâne ve lirik gazeller de yazıldı. şairlere yeni imkânlar hazırladı. Sâib (öl. Yagma-i Cendekî (öl. Kâânî-i Şirazî (1835-1836). bilimsel kavramların ve izahların yer bulduğu bu dönemin şiirinde Enverî (öl. şiire aktarıldı. Batı medeniyeti ve edebiyatıyla başlayan temaslar sonucunda İran’da edebî muhitler hikâye. 1651). XIII. 1888).2. Irak-ı Acem’de Cemâleddîn-i İsfahanî (öl. 1492) ise bu geleneğin son büyük temsilcisi kabul edilmektedir. diğer yanda Mevlânâ. anlaşılmaz teşbih ve istiarelerle dolan ve muammaya dönüşen Hint üslubuna muhalefet olarak doğdu. XVI. Dinî. tecrübe ve bilgiler. yüzyılın ortalarından XII. sonraki dönemlere göre daha az Arapça kelimeye yer verildi. 1823). yüzyılda gelişerek XX. 1292) ve Hâfız (öl. 1168) ve Zahîr-i Fâryâbî (öl. İsfahan ve Horasan bölgelerinde ilgi gördü. Hatta XX. XIX. 1845). Farsça nesirde de birbiriyle farklılaşan dönemler oluşmuştur.Arap ve Fars Edebiyatları 45 ci yarısından XV. 1192) ve oğlu Kemâleddîn-i İsfahanî (öl. yüzyılın sonlarına uzanan bir zaman diliminde hâkim oldu. Şiir bir yandan saraydan uzaklaşıp meslek sahipleri ve halk arasında yer bulurken. tasavvufî ve ahlakî düşüncelerini şiirlerine başarıyla aktaranlar arasında ise Attâr (öl. XIX. Azerbaycan’da Nizâmî (öl. 1720). 1868). Sa’dî. yani XII. Câmî (öl. 1237) bu üslubun öncüleri olurken. 1860) ve Şeybânî’dir (öl. Fars şiirinde görülen üsluplar hakkında bilgi veriniz. Sa’dî (öl. 1828). klasik dönem şairler okunmaya ve örnek alınmaya devam edildi.Sanatlı Nesir Dönemi) sanatlı ve tekellüflü (=anlaşılması zor) bir hüviyete büründü. Fahreddîn-i Irakî (öl. XII. yüzyılın ortalarına kadar etkin olmuştur. yüzyılın başlarına kadar uzanan bu üslup Şiraz. Selçuklu ve Hârezmşâhlar Dönemi) şiirde sanat. 1626?). Bu üslubun önde gelen şairleri Sabâ (öl. 3 . yüzyıl başlarından XVIII. Arapça kelime ve terimlerin çoğaldığı. Hâfız vb. yeni mazmunlar ve bilinmeyen kelimelerle buluştu. Irak Üslubu’na geçirilirken. Daha sonra XI. 1273) bulunmaktadır. 1221). 1857). ayrıca farklı üslup veya dönem adlarıyla isimlendirme ihtiyacı da duyulmuştur. sanatsız ve kolay anlaşılır. diğer yandan gerileyen medrese eğitimi sebebiyle de ilmî tabir ve bilgiler şiirden uzaklaştı. yüzyıl ortalarına kadar (Gazneli ve Selçuklu Dönemi) dilde cümleler uzadı ve Arapça kelimeler çoğaldı. 1526-1530). yüzyıl için Ara Dönem Üslubu veya aynı dönemde İran’ın batısı için Azerbaycan üslubu. Günlük deyişler. yüzyılda Geriye Dönüş Üslubu. 1201) gibi şairlerin sanatlı ve mübalağalı kasideleri yanında zarîf. Örnek olarak Sâmânîler zamanındaki üsluba Sebk-i Türkistanî. Surûş-i İsfahanî (öl. Visâl-i Şirazî (öl. Meşrutiyet dönemi şiir anlayışından sonra Farsçada “Yeni Şiir Üslubu” adıyla yapıda ve muhtevada yeniliklere gidilirken. Tâlib-i Âmulî (öl. garip teşbihler. Yukarıda sıralanan üsluplar arasındaki geçiş zamanlarını. Mesnevi nazım şekli de özel bir konuma geldi. Ünite . yüzyılın ortalarına kadar (Sâmânîler Dönemi) nesir sade. yüzyıl) adlarının kullanıldığı görülür. yüzyıldan XVIII. yüzyıla kadar hakim olan nesir (Irak üslubu . Hindistan’da Babür Devleti’nin kurulma yıllarından sonra giderek ilgi gören bu şiir akımı için bazı İranlı araştırmacılar İsfahan üslubu adını da kullanmaktadır. Şiir giderek ince hayaller. Önde gelen şairleri Kelîm (öl. Furûgî-i Bistâmî (öl. yüzyılın ikinci yarısında (II. seci ve Arapça kelimeler gittikçe arttı. 1289) ve en önemlisi Mevlânâ (öl. roman ve tiyatro gibi edebî türlere de ilgi duyuldu. 1199). Neşât-ı İsfahanî (öl. 1590-1591) ve Bîdil’dir (öl. yüzyıl sonlarından XI. yani IX. Geriye Dönüş Üslubu: Mazmun arayışında yeniliğini kaybedip doğallıktan uzaklaşan. 1390) kalıcı ve etkileyici isimler olarak öne çıktı. yüzyılın başlarında şiirde klasik kalıpların dışına bile çıkılmaya başlandı. Gazneliler dönemi ile Selçukluların ilk yılları için Sebk-i Horasanî. Irak Üslubu’ndan Hint Üslubu’na geçiş dönemi için ise Mekteb-i Vukû’ (XVI. nesirde de bir miktar etkili olmuş ve daha sonra yazıda sadelik ve konuşma dili tercih edilmiştir. 1214) ve Hâkânî (öl. Hint Üslubu: İran bölgesinde Safevîlerin. 1676?). Timurlu devletinin varislerinden Bâbür (sal. Urfî-i Şirazî (öl.

Örneğin. ancak yazmalardaki beyit sayıları 48-52 bin arasında değişmektedir. kafiye. Eseri ikinci kez gözden geçirdikten sonra 1014 yılında Gazne’ye giderek Sultan Mahmud’a sunduğu. başından sonuna kadar aynı biçimde devam eder. gibi eserlerin yazılmasına sebep olmuş. Padişahların anlatılmasına. Bu şairler kendi eserlerinde. Ölüm tarihi bazı kaynaklarda 1020 şeklinde gösterilmekte. mitoloji. mesnevi şeklinde anlatıldığı bir eserdir.46 VIII-XIII. aynı veya yakın türde Sam-nâme. Şeh-nâme’nin büyük ilgi ve rağbet görmesi. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Türk şairlerin eserlerinde. İran tarihinin kronolojik sıraya göre sülalere. masal. Aynı şeyleri Fahrî’nin ve Şeyhî’nin Nizâmî’nin eserinden hareketle yazdıkları Hüsrev ü Şîrîn mesnevileri için de rahatlıkla söylemek mümkündür. Türk şair ve yazarları tarafından eserlerinin Türkçe tercümesi ve şerhi yapılan. İran tarihinin. Kırk yaşına kadar rahat bir hayat süren Firdevsî’nin hayatının sonraki dönemleri sıkıntı ve yoksulluk içinde geçmiştir. Mantıku’t-Tayr’ını Attâr’ın. şiir yazacak kadar da Arapça bilmekteydi. Künyesi Ebü’l-Kâsım. topluma faydalı olmayı düşündüklerini göstermektedir. Ünlü mesnevisi Şeh-nâme’yi Sultan Mahmud’a sunmak için önce Gazne’ye daha sonra Bâvend hanedanından İspehbed Şehriyâr’a sunmak için Tâberistân’a gittiği ve buradan tekrar Tûs’a döndüğü bilinmektedir. bazılarında ise 1025 olarak verilmektedir. Aruzun fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlun fe‘ûl vezniyle yazılan Şeh-nâme. şeh-nâme türünün bir kişi etrafında gelişen farklı bir türü olarak ortaya çıkmıştır. Şeh-nâme: Başlangıçta diğer şairler gibi gazel ve kasideler yazan Firdevsî’nin Şehnâme’yi 980 veya 990 yılında yazmaya başladığı tahmin edilmektedir. Eski İran tarihi hakkında Pehlevî dilinde yazılmış eserlere karşı büyük ilgi duyan ve Zerdüşt rahiplerden veya babasından Pehlevîce öğrenen Firdevsî. vezin. kullanılan kelimeler. Firdevsî. lakabı Fahreddîn olup Firdevsî ise mahlasıdır. Ancak hem Gülşehrî hem de Hamdullah Hamdî. gelenekler. önce parçalar halinde yazmış daha sonra bunlar arasındaki bağlantıları sağlayacak ilaveleri yaparak 1003-1004 yılında eserin ilk şeklini tamamlamıştır. Firdevsî . menkıbe ve kahramanlık hikâyeleri çerçevesinde manzum olarak. Gürşasbnâme. Behmen-nâme vd. Şeh-nâme. Hasan ve Mansûr şeklinde geçmektedir. Hamdullah Hamdî de Yûsuf u Züleyhâ’yı Câmî’nin aynı isimli eserlerinden yararlanarak yazmışlardır. yazarın belirttiğine göre 60 bin beyittir. Gülşehrî. hükümdarlar ve aileleri. şairlerin eserlerini yazarken dönemlerinin Türk kültürü ve ahlâkî değerleri ile geleneklerini dikkate alarak yazdıkları veya tercüme ettikleri eserlerde. Bu durum. Çocukluk dönemi ve öğrenim hayatı hakkında kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamaktadır. özellikle konu. Savaş tasvirleri genelde birbirine benzeyen eserde anlatım şekli. ancak eserinin değerine layık bir ödül alamadığı için Sultan Mahmud için bir hicviye yazdığı rivayet edilir. bu eserlerini yazarken örnek aldıkları eserlerin yanında farklı kaynaklardan da yararlanarak içerikte ekleme ve çıkarmalar şeklinde değişiklikler yapmak suretiyle taklit olmayan orijinal eserler yazmışlardır. Feramurz-nâme. eserleri Türkler tarafından çok okunan Fars şair ve yazarları şunlardır: TÜRK EDEBİYATINDA ETKİSİ OLAN FARS ŞAİR VE YAZARLARI Tûs şehrine bağlı Tâberân’ın Bâj köyünde doğan Firdevsî’nin adı kaynaklarda Ahmed. gece gündüz değişikliklerine ait küçük tasvirlerle başlanan eserde. bu şairler özgünlüklerini ve sanat kudretlerini eserlerine yansıtmışlardır. eserdeki destanları. Cihângir-nâme. İskender-nâmeler ise. Nizâmî’nin eserinde yer alan ancak uygun görmedikleri bazı bölümleri ya kısaltmışlar ya da tamamen çıkarmışlardır. sülalerin de hükümdarlara ayrılarak anlatılmasından oluşan eserin kurgusu basittir. redif gibi unsurlarda Fars şairlerin etkisi olsa da. önemli şahısların ölümünden sonra dünyanın faniliği ve kötülüğüne dair düşünceler tekrarlanır.

Nizâmî’nin ölüm tarihiyle ilgili olarak kaynaklarda farklı bilgiler bulunmaktadır. ancak kahramanlarını İranlı kimliğine büründürdüğü bu eseri. yüzyılda ise Celîlî Hüsrev ü Şîrîn ve Lâmi’î Ferhâd-nâme adlarıyla aynı konuda eserler yazmışlardır. Anadolu Selçuklularından Kılıç Arslan’a bağlı olan ve Erzincan ile çevresinde hüküm süren Fahrüddîn Behrâmşâh (öl. Nizâmî. Ahmed Rıdvan. felsefe. Hâfız-ı Şirazî. mûsikîye meraklı olduğu. 1180-81’de tamamlanmıştır. 1160-1170) isteği üzerine dört ayda yazılarak 1188’de tamamlandı. Ünite . Hüsrev ü Şîrîn: Nizâmî’nin Hamse’sinin ikinci mesnevisi olan ve mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün vezniyle yazılan eser. Sadrî. yazarı ve tarihi bilinmeyen bir tercümesi daha vardır. yaklaşık 35.Arap ve Fars Edebiyatları 47 Seyyid Şerîfî (öl. yüzyılda Şeyhî. aruzun mef ‘ûlü mefâ‘ilün fe‘ûlün vezniyle yazılmıştır. . Şeh-nâme’deki bölümle benzerlik gösterir. XV. Sa’dî-i Şirazî. Mu’îdî.) de Şehnâme tercümelerinin bulunduğu belirtilmektedir. Pehlevîce. Eserleri: Nizâmî’in bilinen eserleri Divan’ı ile Penc Genc adlı. Fuzûlî. Eğitim döneminden sonra resmî bir görev almayan Nizâmî. Gence’de iyi bir eğitim gördüğü. Firdevsî’nin Şeh-nâme ile ortaya koyduğu destansı şiir türünü zirveye taşımanın yanında manzum aşk hikayelerinin en büyük şairi unvanını da kazanmıştır. 1225) adına yazmıştır. döneminin hükümdarlarına yazdığı şiirler karşılığında aldığı parayla mütevazi bir hayat sürmüştür. Fars ve Türk edebiyatlarında kendinden sonra gelen pek çok şairi etkilemiş ve onlara örnek olmuştur. Şeyhî. Nizâmî Mevlânâ. Hamse’de yer alan mesneviler şunlardır: 1. XVI. Bazı kaynaklarda Türk bir babanın oğlu olarak Kum veya Tefreş’te doğduğu belirtilse de babasının Gence’ye gelip yerleştiği ve Nizâmî’nin orada doğduğu kabul edilmektedir. Nizâmî’nin Leylâ vü Mecnûn’una çok sayıda nazire yazılmış. 1174 tarihinde. Beyit sayısı nüshalara göre 57007700 arasında değişen eserde Sâsânî hükümdarı Hüsrev-i Pervîz ile Ermeni prensesi Şîrîn’in aşk hikayesi anlatılır. Molla Câmî ve Emir Hüsrev-i Dihlevî gibi şairlere etki etmiştir. İbrânîce. Kansu Gavrî’nin isteğiyle Şeh-nâme’yi manzum olarak Türkçeye tercüme etmiştir. yy. Genceli Nizâmî Hamse: İran ve Türk edebiyatında beş mesnevinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan eserlere verilen addır. Dervîş Hasan’ın (Mehdî) tercümesi ise mensur olup 1621’de II. Fahrî ve Şeyhî. 3. Mezarı eski Gence’de olup burada son zamanlarda Azerbaycan mimarisine göre bir anıtmezar yaptırılmıştır. Arapça. Hamse yazımını İran’da ilk kez başlatan Nizâmî’dir. Kutb. Türk edebiyatında XIV. 2. kurgu. Mahzenü’l-Esrâr: Nizâmî. Farsça. Ali Şir Nevâî ve Harîmî (Şehzâde Korkud) Ferhâd ü Şîrin. Fahrî. Kaynaklarda Bursalı Celîlî (XVI. Nizâmî. Hüsrev-i Pervîz’le ilgili anlatılanlar. coğrafya ve tıp okuduğu. Süryânice. dil ve edebiyatın yanında matematik. Osman’a sunulmuştur. Eserlerinin yazılış tarihlerinden hareketle onun altmış yaşlarında iken 1201-1214 yılları arasında vefat ettiğini söylemek mümkündür. Leylâ vü Mecnûn: Şirvanşah Celâlüddevle Ahsitân’ın (sal. Ermenice ve Gürcüce öğrendiği anlaşılmaktadır. Hüsrev ü Şîrîn mesnevilerini yazarken Şeh-nâme’den de faydalanmışlardır. ancak bunlardan sadece Fuzûlî aynı adlı eseriyle ona yakın bir başarı elde edebilmiştir. üslup ve ifade yönünden diğerlerinden daha başarılıdır. Yaklaşık 5000 beyitten oluşan eser. Şeh-nâme-Rustam destanının kıssası adıyla Doğu Türkçesiyle yapılmış. yy. 1544). Fars edebiyatında ilk hamse sahibi şair olan Nizâmî’de Firdevsî ve Senâî’nin etkisi görülür. Senâî’nin (öl. Hamse sahibi olmak. Âhî (Benli Hasan) Hikâyet-i Şîrîn ü Pervîz ve Rivâyet-i Gülgûn-ı Şebdîz. yüzyılda Kutb. Tezkirelerde hayatı hakkında yeterli bilgi bulunmayan Nizâmî’nin doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Hayâtî Hüsrev ü Şîrîn.) ve Cevrî’nin (XVII.000 beyitten oluşan Hamse’sidir.2. yaklaşık 2400 beyit tutarındaki bu mesnevisini. bir şair için varılacak yüksek makamlardan biridir. Nizâmî’nin konusunu Arap kültür ve edebiyatından aldığı. 1150) Hadîkatü’l-Hakîka adlı tasavvufî mesnevisinden esinlenerek müfte‘ilün müfte‘ilün fâ‘ilün vezniyle yazdığı bu eser karşılığında Behrâmşâh’tan önemli miktarda câize almıştır. astronomi.

Mevlânâ. Ancak eserlerinden. Onun şairliğinin ve ustalığının ortaya çıktığı şiirleri. öğüt ve tasavvufun önemli meseleleri hakkında yazdığı kasideleri vardır. 5197 beyitten oluşan eser. Kaynaklara ve kendi eserlerinde verdiği bilgilere göre. Eserlerinden devrindeki birçok mutasavvıf ve şeyhle tanıştığı. gazel. Şam. Mekke. Ebî Bekr İbrahîm-i Nîşâbûrî olan Attâr’ın Selçukluların son zamanları olan 1142-1145 yıllarında doğduğu tahmin edilmektedir. Çocukluk ve gençlik dönemleri hakkında kaynaklarda bulunan bilgiler farklı ve çok yetersizdir. Attâr’a has bir özellik olan bu anlatım tarzını. Mesnevilerinin hepsi. Mecmu’alarda ve tezkirelerde yer alan şiirleri Vahîd-i Destgirdî tarafından yayınlanmıştır. Nizâmî’nin kaynaklarda ve Leylâ vü Mecnûn mesnevisinin bir beytinde. Yaklaşık 10. Mesud b. Ahmedî bu eseri Firdevsî’nin ve Nizâmî’nin eserlerinden yararlanarak yazmıştır. 1196 yılında Selçuklu hükümdarı Melikşah’ın kölesi Aksungur’un neslinden Meraga hakimi Alâüddîn Körpearslan’ın adına. Ferîdüddîn-i Attâr Asıl adı Ebû Hâmid Ferîdüddîn Muhammed b. Eser. Mısır. tasavvufî meseleleri. sûfî vâizlerin anlattıkları dokunaklı hikâyelerin manzum şeklinden ibârettir. rüba’î ve kıtalardan oluşan 20. Uzun yıllar süren bu inziva hayatı sonunda oldukça ileri bir yaşta iken Nîşâbûr’da Moğollar tarafından şehit edilmiştir (1221). tasavvufla ilgilidir. Heft Günbed veya Behrâm-nâme adlarıyla da anılmaktadır. Attâr’ın eserlerinde klasik nazım şekillerinin pek çoğu görülmekle birlikte öne çıkanlar ve başarı sağladıkları gazel ile mesnevidir. İskender-nâme: 1201’de yazılan “Şeref-nâme” ile 1211’ den sonra yazılan “İkbâlnâme” başlıklı iki bölümden oluşan eserin vezni. bir yandan eczacılık ve tıpla uğraşırken bir yandan da ilmî ve tasavvufî bilgiler edindiği ve çeşitli şeyhlere hizmet ettiği anlaşılmaktadır. Medine. 1211-1218)’a sunulmuştur. Attâr’ın hikâyelerinin büyük bir kısmı. 5. küçük yaşlarda tasavvufa yönelen Attâr. Ahmed el-Gazâlî’nin (öl. evlilik hayatını konu alır. Mahmud-ı Şebüsterî.000 beyitlik Divan’ının olduğu belirtilmişse de günümüzde tam bir nüshası bulunmamaktadır. Onun eserlerinde. onların eserlerini okuyarak tasavvuf merhalelerini aşmak için gayret gösterdiği anlaşılmaktadır. Hıred-nâme ve İskender-i Bahrî de denilen İkbâl-nâme bölümü ise Musul atabeklerinden İzzeddin II. Mesnevilerinde şiire ve edebî sanatlara hakim olduğu anlaşılan Attâr.48 Meraga: Bugün İran sınırları içinde bulunan Güney Azerbaycan şehri VIII-XIII. tasavvufî gazelleridir. Mevlânâ da bazı yönlerden geliştirerek başarıyla uygulamıştır. onlar için bir örnek olmuştur. henüz Türkiye Türkçesine tercüme edilmemiştir. Eczacılık ve tıpla uğraştığı için “Attâr” lakabıyla meşhur olmuştur. çerçeve hikâyeler içinde açık ve anlaşılır bir plâna göre iç içe geçmiş daha küçük hikâyelerde anlatarak konuyu sıradan biri için bile daha açık bir hâle getirmiş ve böylece manaları ana hikaye ile birleştirmede büyük bir ustalık göstermiştir.000 beyitten meydana gelmektedir Türk edebiyatında bu türün ilk ve en tanınmış olanı Ahmedî’nin 1390’da Germiyan Beyi Süleyman Şah adına yazdığı İskender-nâme’sidir. aruzun fâ‘ilâtün mefâ‘ilün fâ‘ilün kalıbıyla yazılmıştır. Hindistan ve Türkistan’a seyahatlerde bulunduktan sonra Nîşâbûr’a dönerek inzivaya çekilmiştir. Heft Peyker (Behrâm-nâme): Eser. Irak. Hayyâm derecesine ulaşamamış olsa da yer yer aşk konulu orijinal rüba’îler de yazmıştır. tercî’-i bend. Azerbaycan atabeklerinden Nusratüddin Ebû Bekr Muhammed’e (1191-210). Hâfız ve Molla Câmî gibi kendisinden sonra gelen pek çok mutasavvıf-şair ve edibi etkilemiş. Eserleri: Manzum ve mensur önemli eserleri bulunan Attâr. fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl’dür. eserlerinde daha çok hikâye anlatımına yer veren şair olarak bilinir. Na’t. terkîb-i bend. 1111) vaazlarında anlattığı hikâyelerin çoğuna rastlandığı . Arslan (sal. Yüzyıllar Türk Edebiyatı 4. Sâsânî hükümdarı Behrâm-ı Gûr’un av eğlenceleri. Mukbilnâme veya İskender-i Berrî adlarıyla da anılan Şeref-nâme bölümü. kasîde. Sa’dî.

7. Ârifî (öl. Mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün vezninde yazılan eserin yazma nüshalarındaki beyit sayıları 2880-3380 arasında değişmektedir. Ravzatü’t-Tevhîd. Tebrîzli Ahmedî tarafından 1479’da yapılmıştır. İlâhî-nâme: 6500 beyitten oluşan bir mesnevidir. sîmurg (=otuz kuş. 1111) atfedilen Risâletü’t-Tayr’dan alınan bir çerçeve hikâye ile araya sokulan çok sayıda küçük hikâyelerden meydana gelmiştir. 1191) ve başkalarının da bu tür hikâyelerinden faydalanmıştır. Onun faydalandığı bu hikâyelerden bazılarının kaynağının eski Yunan’a kadar gittiği bilinmektedir. (öl. Mesnevide sâlikleri temsil eden kuşlar vasıtasıyla.).Arap ve Fars Edebiyatları 49 gibi. “vahdet-i vücûd” inancı temsilî olarak anlatılır. Gülşehrî. Rum kayserinin bir câriyeden doğan oğlu Hüsrev ile Hûzistân şahının kızı Gül’ün arasında geçen maceralar anlatılır. 1049). İlâhî-nâme. gül için sürekli şarkılar söylemek suretiyle kendilerini rahatsız eden bülbülü Süleyman peygambere şikayet ederler. Mantıku’t-Tayr: Makâmât-ı Tuyûr. Bülbül-nâme’yi. Deh-mürg. 4. Tutmacı’nın 1406’da yazdığı Gül ü Hüsrev’i. Ömer Fuadî’nin Bülbüliyye’sini yine aynı adla mensur olarak yazmıştır. peygamberlere danışması. Ali Şir Nevâî. Muhtar-nâme. Musîbetnâme. 1563). 5. duygu. Attâr’ın bu mesnevisi. Mantıku’t-Tayr. Sühreverdî (öl. İbrahim Gülşenî (öl.2. Hüsrev-nâme: Attâr’ın konusu tasavvuf olmayan tek mesnevisi olan ve Gül ü Hüsrev veya Gül ü Hürmüz adlarıyla da bilinen bu eser. hayal. Hüsrev-nâme. 6. Türkçeye ilk kez Şemseddîn Sivasî (öl. Attâr’ın İlâhî-nâme’sindeki “Hikâyet-i Fahrüddîn-i Gürgânî ve Gulâm-ı Sultân” adlı hikâyenin genişletilmesinden meydana gelen bir eserdir. Şemsî. 2. 1. 5740 beyitten oluşan ve Attâr’ın tasavvufî görüşlerini düzenli bir şekilde yansıttığı mesnevisidir. Musîbet-nâme: Cevâb-nâme adıyla da bilinen eser. Sonunda bülbülün haklı olduğuna kanaat getirerek rahat bırakılmasını ister. Münîrî (XVI. İlâhî-nâme. Bülbül-nâme: Küçük bir mesnevi olan bu eserde. 1037). Ferîdüddîn-i Attâr’ın Hüsrev-nâme’sinin Türkçeye kısaltılarak yapılmış bir tercümesidir. Manisalı Birrî (öl. yirmi altı bölümde anlatılan küçük hikâyelerden meydana gelmiştir. 1636). Eserde. Gazâlî’ye (öl. Bunun üzerine Süleyman peygamber de bülbülü huzuruna çağırtıp dinler. yy. Hüdhüdün mürşit (=rehber. Kuşlar. Bülbül-nâme. Gülşen-âbâd ismiyle benzer eserler yazmışlardır. Murad (sal. Mantıku’t-Tayr. mesnevi tarzında “dünyevî (=maddî) bir aşk romanı”dır. sâlikin melekler arasında. Makâlâtü’t-Tuyûr veya Tuyûr-nâme adlarıyla da anılan eser 1187’de yazılmıştır. 1715) de. 1533). 1597) tarafından III. Lisânü’t-Tayr. Esrâr-nâme: Attâr’ın ilk tasavvufî mesnevisi olan eser. Kırk bölüme ayrılan eserin çerçeve hikâyesi. Bülbüliyye adlarıyla manzum olarak Türkçeye çevirmişlerdir. ahirette ve bu âlemde dolaşması. Pend-nâme. Abdülbaki Gölpınarlı tarafından mensur olarak Türkçeye çevrilmiştir (1947). Divan ve Tezkiretü’l-Evliyâ’dır. Sîmurg-nâme ve Şemseddin Sivâsî (öl. Gülşen-i Ebrâr ve Ömer Fuadî. İbn Sînâ (öl. Attâr’ın en çok bilinen eseri olan bu mesnevi. Ebû Saîd Ebü’l-Hayr (öl. . bülbül ile diğer kuşlar arasında geçen anlaşmazlık hikâye edilmiştir. özellikle mistik çevrelerde çokça rağbet gören eserlerden biri olup edebiyatımızda Esrâr-nâme adıyla manzum ve mensur bir dizi eserin yazılmasına kaynaklık etmiştir. akıl ve ruha Allah’ı sorması ve sonunda Allah’ı kendinde bulmasıdır. Muhtâr-nâme: Bu eser. 1574-4595) için kısaltılarak İbret-nümâ adıyla manzum olarak çevrilmiştir. Eserin bilinen ilk Türkçe manzum tercümesi. tahmîd ve methiyelerden sonra 22 makale (=bölüm) ve bir hâtimeden (=sonuç) meydana gelmiştir. Nâbî’nin 1705’te Halep’te yazdığı Hayr-âbâd’ı. Attâr’ın rüba’îlerinden seçip konularına göre elli bölüm halinde düzenleyerek oluşturduğu en eski bir rüba’î mecmu’asıdır. anka) ise temsilî olarak Allah’ın zuhûr ve taayyününü (=Allah’ın varlıkta tecellîsini) ifade eder. 1597). Esrâr-nâme. kılavuz) olarak yer aldığı eserde. Na’t. Ünite . 3. Attâr’ın günümüze kadar gelen ve onun olduğundan şüphe duyulmayan eserleri İlâhî-nâme.

1281) ile kardeşi Şemseddin el-Cüveynî’nin (öl. Müfredât. eskiden çok ilgi görmüş ve okullarda okutulmuştur. Kaynaklarda ve çeşitli araştırmalarda yukarıda belirtilenlerden başka Attâr’ın yazdığı zikredilen ancak durumları şüpheli olan Haydar-nâme. Hubsiyyât. Sa’d adına 1258’de yazmıştır. 1256’da Şiraz’a dönmüştür. 1421-1451) yapılan tercümeleri ile Sinan Paşa (öl. Murad adına (sal. Cevherü’z-Zât. Sa’dî’nin Türk edebiyatında etkisi olan eserleri Gülistân ve Bostân’ıdır. velîlerin hayatından bahseden bir “terceme-i hâl” kitabıdır. Bostân adlı meşhur eserini 1257’de bu hükümdar adına yazmıştır. Şiraz’da doğan Sa’dî. Sa’dî. eserlerinde Farsçada kullanılan Türkçe kelimelere de yer vermiştir. Mülemma’ât. Hezliyyât. yaşadığı dönemde büyük bir şöhret kazanmış. akıcı ve sehl-i mümtenî olmasıdır. Mukatta’ât. Bu uzun süren seyahatleri sırasında ünlü mutasavvıflardan Şehabeddin Sühreverdî (öl. ahlâk kurallarının. 1234) ile tanışmış. Azerbaycan ve Belh’e gittiği anlaşılmaktadır. Mensur Eserleri: Gülistân. “Bîsütûn” adıyla da tanınan Külliyyât. Gülistân: Sa’dî’nin bilgi ve tecrübesini belâgat ve fesahatle yoğurup yazıya geçirdiği. Risâle-i Melik Şemseddin). Nasîhatü’l-mülûk. daha sonra Suriye. Anadolu. Bedâyi’. 1486) ve Ali Rıza Karahisarî’nin yaptığı tercümeleri bulunmaktadır. Manzum ve mensur eserlerinde atasözlerinden yararlanan Sa’dî’nin toplumun düşünce ve isteklerine tercüman olan özlü sözleri. Bağdat’ta eğitimini tamamlayarak Şiraz’a dönen Sa’dî. Almanca. Havâtîm. Nüzhetü’l-Âdâb. Risâle-i Akl u Işk. Sa’dî. Eserleri: Sa’dî’nin manzum ve mensur eserleri. Divan: Attâr’ın mesnevilerindeki tasavvufî düşüncelerini özellikle gazellerde lirik bir tarzda ele aldığı eseridir. Mudhikât. Onun şiir ve nesrinin en dikkat çeken özelliği. Pend-nâme: 900 beyitten meydana gelen bu mesnevi. Gülistân’ı ise kendisine büyük saygı gösteren Zengî’nin oğlu II. Tayyibât. Uştur-nâme. Hicaz. Sa’d b. Manzum Eserleri: Bostân (=Sa’dî-nâme). 1258’de yazılan bu eser. Mecâlis-i Pencgâne. Tezkiretü’l-Evliyâ: Attâr’ın tek mensur eseri olup. Sâhibiyye. 9. ilk eğitimini burada tamamladıktan sonra Moğol istilası üzerine Bağdat’a giderek Nizamiye Medresesi’nde okumuştur. Kasâ’id-i Fârisî. Kasâ’id-i Arabî. Ahmed b. bâbda hükümdarların hâl Sa’dî-i Şirazî . 1284) de bulunduğu bazı devlet adamları ile tanışmış ve bunları öven şiirler yazmıştır. Türk ve Urdu edebiyatlarıyla Batı dünyasında da önemli izler bırakmıştır. on altı kitap ile altı veya yedi risâleden meydana gelmektedir. çağdaşı şairlerden Emir Hüsrev-i Dihlevî ve Hasan-ı Dihlevî gazellerinde onun etkisinde kalmışlardır. Zengî (1231-1260) ile tanışarak dostluğunu kazanan Sa’dî. Eserlerine ve ondan bahseden kaynaklara göre. halk arasında atasözü gibi yayılmıştır. Su’âl-i Sâhib-dîvân.50 VIII-XIII. Bütün şiirlerinde bilinen ve yaygın olarak kullanılan kelimeleri tercih eden Sa’dî. aralarında İlhanlı devlet adamı Atâ Melih el-Cüveynî (öl. Türkçeden başka. Risâle-i Selâse (Mülâkat-ı Şeyh Sa’dî bâ Abaka Han. Anlaşılması kolay bir ahlâk kitabı olan Pend-nâme. bir dîbâce (=önsöz. 1. Mısır. Merakeş. mukaddime) ve sekiz bâbdan (=bölüm) oluşmaktadır. Fransızca. Tezkiretü’l-Evliyâ’nın Uygur yazısı ile Doğu Türkçesine yapılmış tercümesinin yanında Aydınoğlu Mehmed Bey (1307-1333) ve II. Dönemin hükümdarlarından Ebubekir b. beşerî fazîletler ile en basit hayat tarzlarının âhenkli ve akıcı şeklinde anlatıldığı didaktik bir eserdir. 10. Sa’dî sadece Fars edebiyatını etkilemekle kalmamış. Risâle-i Engiyânu. Takrîr-i Dîbâce. Rübâ’iyyât. Yüzyıllar Türk Edebiyatı 8. döneminde yaygın nazım şekli olan gazelin müstakil bir nazım şekli haline gelmesini sağlamıştır. Latince ve Hintçeye de çevrilmiştir. Ebubekr-i Bîsütûn tarafından 1326-1333 yıllarında “Külliyyât” adıyla toplanmıştır. Tercî’ât. manzum ve mensur karışık bir nasihatnâmedir. Lisânü’l-Gayb ve Cümcüme-nâme gibi eserler de bulunmaktadır. Gazeliyyât-ı Kadîm.

1592-3). kolay anlaşılır bir şekilde ifade edilmiştir. rıza. bâbda aşk ve gençlik. tevbe vs. 1532) ise Gülistân’ın dîbâcesini şerh etmiştir. dilinin sade. ahlâkî bir mesnevidir. Ünite .Arap ve Fars Edebiyatları 51 ve hareketleri. Şâhidî (öl. 1389-90 yılında Şiraz’da ölmüş ve bugün türbesinin bulunduğu Hâfıziye semtine gömülmüştür. Gülistân’a nazire olarak yazılmış eserlerdir. Hâfız Divanı. Türkçe şerhleri içinde en tanınmış ve önemli olanı Sûdî (öl. Şiirlerinden dinî ilimlerin yanında başta Arap edebiyatı olmak üzere çok iyi bir edebiyat kültürü aldığı. Şiraz’ı fethettiği zaman onunla görüştüğü rivayet edilir. insanı incitmeyi de büyük günah saymıştır. insana saadet veren bu felsefesi ile karışık siyasî ortam içindeki kitlelere teselli kaynağı olmuştur. 1557’den sonra) Kitâb-ı Nigâristân ve Hadîka-i Sebzistân’ı. 1143) Keşşâf’ını. . Zemahşerî’nin (öl. terbiye. 1299) Miftâhu’l-Ulûm’unu. açık ve veciz olmasının yanında şiirlerinin akıcı ve âhenkli olmasıdır. Sa’dî-i Şirazî ve Kemâleddîn-i İsfahanî gibi şairlerden de iktibaslarda bulunmuş. 1534) Nigâristân’ı. Hevâyî-i Bursevî (öl. Hâfız. Şem’î (öl. Sadi’nin bu eserinde kendi hayatından izler de yer almaktadır. 2. oğlu Şah Şüca ve Zeynelâbidîn zamanlarında sarayda bulunmuş ve bu sürede rahat bir hayat geçirmiştir. Mutarrizî’nin (öl. hikmetli bir söyleyiş içinde fakat süsten uzak. 8. Türk edebiyatında Mesnevî ve Gülistân’dan sonra en çok okunan Farsça eserdir. bâbda kanaatin fazileti. 1283) Mefâtihü’l-Envâr’ını. kanaat. dervişlerin ahlâkı. dönemin musikisi ve çeşitli sanatları hakkında bilgi edindiği anlaşılmaktadır. ihsan. şükür. Gülistân’ın manzum Türkçe tercümesidir. Gülistân’da anlatılan bir hikâyenin tercümesidir. Selmân-ı Sâvecî ve Hayyâm’ın etkileri görülen Hâfız. bâbda sohbet âdâbı ile ilgili hikâyeler ve fıkralar bulunmaktadır. Şiirlerinden iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılan Hâfız. Timur. Za’îfî’nin (öl. konuların işlendiği on bâbdan oluşmaktadır. mertlik. Hoca Mesud tarafından Bostân’ın kısaltılarak manzum şekilde Türkçeye yapılan ilk tercümesidir (1354). bâbda susmanın faydası. 7. ahlakî ve felsefî mazmunların bulunduğu gazellerinde bir çok edebî sanata yer vermesine rağmen manayı ve ifadeyi bu sanatlarla boğmamıştır. Hâfız. Câmî’nin Bahâristân’ı ile Kemal Paşazâde’nin (öl. Üsküdarlı Sâfî’nin Cidâl-i Sa’dî Bâ-Müdde’î isimli mesnevisi. onların şiirlerine nazireler yazmış veya şiirlerini tazmin etmiştir. Öğrenimi sırasında Kur’an-ı Kerim’i ezberlediği için “Hâfız” lakabını almıştır. Nasihatlerin arasında anlatılan fıkralar ve hikâyeler ile esere akıcılık sağlanmaya çalışılmıştır. 1303-1357 yılları arasında Şiraz’da hüküm süren İncû hanedanı hükümdarlarından Ebû İshak. 6. ifade yönünden sağlamdır. Yunus Emre gibi insana saygıya büyük önem veren Hâfız. Ferheng-nâme-i Sa’dî. Gülistân’da olduğu gibi bir sehl-i mümtenî üslubu görülen Bostân. 1550). Şiirlerinde Hâcû-yi Kirmanî. 4. bâbda. bâbda ihtiyarlık. ilmî. Sekkâkî’nin (öl. Serbest bir dünya görüşüne sahip olan Hâfız. Başta Türkçe olmak üzere çeşitli dillere çevrilen ve şerhleri yapılan Gülistân’ı Seyf-i Serâyî. Gülistân gibi İslam âleminde yüzyıllar boyu büyük ilgi görmüş. 3. bunlar da rivayetlere dayanmaktadır. Onun gazelleri bu nazım şeklinin en gelişmiş örnekleridir. Fars edebiyatının en başarılı gazel şairidir. 5. 1602)’nin şerhleri bulunmaktadır. 1596)’nin şerhidir. Adudüddin el-Îcî’nin (öl.2. 1355) Mevâkıf’ını okumuştur. Lâmi’î (öl. Hâfız-ı Şirazî Hâfız’ın hayatı hakkında çok az bilgi vardır. bâbda terbiyenin önemi ve etkisi. Hâfız’ın bilinen tek eseri. Adalet. rüba’î ve kıt’a nazım şekilleriyle yazdığı şiirleri de bulunan Hâfız. 1213) Misbâh’ını. Zeynelâbidîn’in ölümüyle hayatında sıkıntılar başlayan Hâfız. Bostân: Şeh-nâme vezni olan fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl kalıbıyla yazılmış bu eser. Fikirler ve nükteler. tevazu. medreselerde ders kitabı olarak okutulmuş ve çok sayıda tercümesi ve şerhi yapılmıştır. Urmevî’nin (öl. Onun en önemli özelliği. Kasîde. 1608) ve Hüseyin el-Kefevî (öl. Ayrıca. başkaları tarafından derlenen Divan’ıdır. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. 1391’de Kıpçak Türkçesine çevirmiştir.

Birinci Divan’ının mukaddimesinde doğduğu şehre nispetle ve Ahmed-i Nâmekî-i Câmî’nin (öl. Üç divanına yazdığı mukaddimelerde (=önsöz). yy. Seyyid Şerîf el-Cürcânî’nin öğrenci Ali es-Semerkandî ile Taftâzânî’nin öğrencisi Şahâbeddin Muhammed el-Câcermî’den dersler almıştır. Leylî vü Mecnûn. gazel. Divan’ına Sürûrî. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Lisânü’l-Gayb adı da verilen Hâfız Divanı. daha sonra Silsiletü’z-Zeheb ve Salamân u Absâl’ı da ekleyerek mesnevilerinin sayısını yediye çıkarmış ve Heft Evreng adı altında toplamıştır.) Türkçe şerhler yazmışlardır. -yukarıda belirtilen şerhlerdeki çeviriler dışında. şiirleri çok okunmuştur. Sübhatü’l-Ebrâr. 1141) hatırasına saygısından dolayı Câmî mahlasını aldığını belirtir. Ayrıca Uluğ Bey Medresesi’nde Bursalı Kadızâde-i Rûmî’den de (öl. devrinin önde gelen âlimleri olan Mevlânâ Cüneyd-i Usûlî. Câmî’nin divanlarının İstanbul. 2. Hıred-nâme-i İskenderî’yi yazmış. İran. 1492’de burada vefat etmiştir. âyet ve hadislerden getirdiği delillerle açıklamaya çalışmıştır. Kanpûr ve Lahor’da baskıları yapılmıştır. kıt’a. Bayezid ile dostane ilişkilerinin olduğu ve haberleştikleri anlaşılmaktadır. Câmî (Molla Câmî) Asıl adı Nureddin Abdurrahman b. özellikle Ali Şir Nevâî’nin eserlerini okuyup takdir etmiş ve onun şiirlerine Farsça nazireler yazmıştır. tercî’-i bend. Ali Şir Nevâî de Hamse’sinde Câmî’yi metheden kasidelere yer vermiştir. terkîb-i bend. 1474) ile riyâzî konularda çalışmalar yapmıştır. Manzum Eserleri Heft Evreng: Büyük ayı burcundaki yedi yıldıza verilen Farsça isimdir. Leknev. manzum ve mensur eserleri ile Türk şair ve yazarlarınca örnek alınmıştır. onun vefatından sonra da yerine geçen Hâce Ubeydullah Ahrâr’a bağlanmıştır. Klâsik dönem İran şiirinin son temsilcisi kabul edilen Molla Câmî. öl. hadis ve tefsir dersleri okutan Câmî. Eserlerine göre Câmî’nin Karakoyunlu Cihân Şâh. ayrıca bu eserleri süslemeleri için Bihzâd ve Kâsım Alî gibi ressamları görevlendirmişlerdir. Câmî’nin eserlerini yazdırmak için hattatlar tutmuşlar. Horasan’ın Câm şehrinin Harcird kasabasında doğmuştur. Herat’ta Sultan Hüseyn-i Baykara’nın kendisi için yaptırdığı medresede Arap dili ve edebiyatı. Ahmed’dir. Hâfız’ın gazellerine nazireler söylemiş. Sûdî ve Mehmed Mehdî Konevî (XIX. kaside. 1437) riyâziyyât (=matematik bilgileri) dersleri almış ve ünlü astronomi ve matematik âlimi Ali Kuşçu (öl.Türkçeye ilk defa Abdülbaki Gölpınarlı tarafından tercüme edilmiştir (1944). yazarlık gibi şairliğin de asla vazgeçilmeyecek işlerden olduğunu belirterek şiir ve edebiyatın değerini. Adnî (Mahmud Paşa. sözün öneminden.52 VIII-XIII. orta yaş şiirlerinin yer aldığı Vâsıtatü’lIkd adlı ikinci divanı 1489’da ve yaşlılık dönemi şiirlerinden oluşan Hâtimetü’l-Hayât adlı üçüncü divanını ise 1490-1’de düzenlemiştir. Hüseyn-i Baykara ve Ali Şir Nevâî. Gençlik dönemi şiirlerinin yer aldığı ve Fâtihatü’ş-Şebâb adını verdiği ilk divanını 1479’da. sûfîler arasında geçen Câmî. Gençliğinden beri Nakşibendiye tarikatı vasıtasıyla tasavvufla ilgilenen Câmî. . uzun süre bir fâlnâme (=fal kitabı) olarak da kullanılmıştır. Şem’î. Yûsuf u Züleyhâ. Heft Evreng: Câmî. rüba’î ve muammalardan oluşan şiirlerini üç divanda toplamış ve Ali Şir Nevâî’nin isteği üzerine bu divanların her birini yazıldıkları dönemleri belirtecek şekilde adlandırmıştır. Câmî’nin Eserleri 1. kısa mesnevi. Hayatı âlimler. Akkoyunlu Uzun Hasan ve Yakup ile Osmanlı padişahlarından Fatih Sultan Mehmed ve II. 1474). Hâfız Divanı. Herat’taki Nizamiye Medresesi ve Semerkand’daki Uluğ Bey Medresesi’nde öğrenim görmüş. Semerkand’da önce Nakşibendî şeyhlerinden Sa’deddîn-i Kaşgarî’ye. Hâfız’ın İslam âleminde Sa’dî gibi geniş bir etkisi olmuş. İran edebiyatında Nizâmî ile başlayan hamse geleneğine uyarak önce Tuhfetü’l-Ahrâr. Divan(ları): Câmî. Türkler ile sıkı münasebette bulunmuş. Bâkî ise onun gazellerini tahmîs etmiştir.

Son makalede. Eser. altıncısı latifeye. oğlu Yûsuf Ziyâeddin için yazdığı bir öğüt bulunmaktadır. ikincisi ahlâka. Lâmi’î. dördüncüsü cömertliğe. Bayezid’e ithaf edilmiştir Salamân u Absâl: 1130 beyitten oluşan bu mesnevinin konusu. 7200 beyit olan bu mesnevinin Hüseyn-i Baykara’ya ithaf edilen birinci bölümünde tasavvufî ve ahlâkî konular işlenmiş. Ahizâde Abdülhalim Efendi ve Senâî Muhammed Efendi Türkçe’ye çevirmişlerdir. Gülistân gibi manzum-mensur karışık bir eser olup bir mukaddime. Fransızcaya ve Almancaya tercüme edilmiştir. bu eserini 1484’te Nizâmî ve Emir Hüsrev-i Dihlevî’nin Leylâ vü Mecnûn’una nazire olarak yazmıştır. Lâmi’î tarafından Türkçeye çevrilen eser. ahlâkî ve edebî konuları içeren 20 makale (=bölüm. Sübhatü’l-Ebrâr: Konu itibariyle Tuhfetü’l-Ahrâr’a benzeyen eser Hüseyn-i Baykara’ya ithaf edilmiştir. Onun Şerh-i Rubâ’iyyât ve Levâmî adlı eserleri de aynı tür ve konudadır. 1569) Leylâ vü Mecnûn’unda etkisi görülen eser. üçüncüsü siyasete. Sultan Hüseyn-i Baykara’ya ithaf edilmiştir. ehl-i beyt ve sahâbeden başlayarak din büyüklerinin hayatı ve faziletlerinden bahsettiği bu eserini. Celîlî’nin (öl. Yusuf kıssasından hareketle 1483’de yazdığı bu mesnevisini Sultan Hüseyn-i Baykara’ya sunmuştur. İstanbullu İsmail Müfid Efendi tarafından Mecmû’a-i Molla Câmî adıyla yayımlanmıştır. Şevâhidü’n-Nübüvve: Câmî. Peygamber’in risaletinden. Nefehâtü’l-Üns’ü tamamlar mahiyette olan bu eseri. Üçüncü bölüm ise 500 beyitten oluşan kısa bir mesnevi olup II. sekiz ravza (=bölüm) ve bir hâtimeden (=sonuç) meydana gelmiştir. Silsiletü’z-Zeheb: Ahlâkî. dinî ve felsefî çeşitli konularda yazılmış üç ciltten oluşan bir eserdir. Ali Şir Nevâî’nin isteği üzerine 1480 yılında yazmıştır. ikinci bölümde ilâhî aşk konusu sûfîlerin menkıbeleri ve sözleriyle desteklenerek açıklanmaya çalışılmıştır. .2. Levâyih: Câmî’nin mistik konuları ele aldığı ve rüba’îlerinin de bulunduğu bir eserdir. Ravzatü’l-Ahyâr ve Tuhfetü’l-Ebrâr adlarıyla da anılan Bahâristân. dinî. Bu üç eser. Eflatun ve Sokrat gibi filozofların İskender’e öğütleri. Absâl ise nefis ve şehvetin sebep olduğu karışıklıkları temsil etmektedir. tasavvufî ve ahlâkî konuların yer aldığı kırk bölümden oluşmaktadır. Hıred-nâme-i İskenderî: İskender’in akıl kitabı anlamına gelen bu mesnevide Aristo. Nizâmî’nin İskender-nâme’sine nazire olarak yazılan mesnevi. hikmet ve zekâyı. Mensur Eserleri Bahâristân: Câmî.Arap ve Fars Edebiyatları 53 Tuhfetü’l-Ahrâr: Nizâmî’nin Mahzenü’l-Esrâr’ına ve Emir Hüsrev-i Dihlevî’nin Matla’u’l-Envâr’ına nazire olarak 1481’de yazılan bu eser. Eser. Tevrat’taki Salamon ve Absalon’un İskenderiye mektebi vasıtasıyla Yunancadan Arapçaya ve oradan da bütün yakın doğuya geçen hikâyesine dayanmaktadır. yedincisi şiire ve sekizincisi hayvan hikâyeleri ve bu hikâyelerden çıkarılması gereken derslere ayrılmıştır. Ali Şir Nevâî tarafından Nesâimü’l-Mahabbe adıyla Çağatay Türkçesine çevrilmiştir. Câmî’nin tanınmış eserlerinden olan mesnevi. İskender ile bu filozoflar arasındaki konuşma ve mektuplaşmalar yer almaktadır. Leylâ vü Mecnûn: Câmî. Taşkent ve Leknev’de basılmıştır. Birinci bölüm tasavvufa. Sa’dî’nin Gülistân’ını örnek alarak 1487 yılında yazdığı bu eseri Sultan Hüseyn-i Baykara’ya ithaf etmiştir. Yûsuf u Züleyhâ: Câmî. dinî. Ruhun şehvet ve hazla mücadelesinin işlendiği bu mesnevide Salamân. beşincisi aşka. Câmî bu eserini şeyhi Ubeydullah Ahrar’a ithaf etmiştir. Nizâmî’nin Hüsrev ü Şîrîn’i ile aynı vezindedir. Nefehâtü’l-Üns min Hazarâti’l-Kuds: Meşhur mutasavvıflar hakkında bilgilerin yer aldığı ve çeşitli tasavvufî terimlerin açıklandığı bir eserdir. Ünite . peygamberliğin delilleri ve Hz. düzenleniş biçimi ve üslup yönünden Gülistân’a benzer ancak muhteva açısından farklıdır. hikâye)den oluşmaktadır.

Tecnîsü’lLugat. Levâmi’. ed-Dürretü’lFâhire.1 Câmî’nin Bahâristân’ının İlk Sayfası VIII-XIII. Risâle-i Şerh-i Beyteyn-i Mesnevî-i Mevlevî’sini Hoca Neş’et Türkçeye tercüme etmişlerdir. Câmî’nin yukarıda adı geçen eserlerinden Hadîs-i Erba’în’ini Ali Şir Nevâî (öl. Risâletü Tahkik Mezhebu Sûfiyye ve Mütekellimîne ve Hükemâ. Risâle-i Sagîr der-Mu’ammâ. Çağatayca). 4 . 1598-9) ve Nâbî (öl. Terceme-i Erba’în Hadis. Risâle-i Mutavassıt der-Mu’âmmâ. Şerh-i Mimiyye-i Hariyye-i Fâriziyye. Risâle fi’l-Arûz. Fuzûlî (öl. Türk medreselerinde uzun süre ders kitabı olarak okutulmuştur. Molla Câmî veya Câmî adlarıyla da anılan Arap gramerine dair bu eser. Molla Câmî’nin iki gazelini taştir etmiştir. Câmî’nin bunlardan başka Nakdu’n-Nusûs fî Şerhi’l-Füsûs. 1533) de Kâfiye Risâlesi’ni yazarken Molla Câmî’nin Risâle-i Kâfiye’sini esas almış. Risâle-i Mûsikî. Cemâleddin İbnü’lHâcib’in el-Kâfiye’sinin şerhi olan bu eserini oğlu Ziyâeddin Yûsuf için 1492’de yazmıştır. Menâkıb-ı Hazreti Mevlevî. Risâle-i Kübrâ der-Mu’ammâ. Risâle-i Tehlîliyye. ancak birçok hususta Câmî’ye muhalefet etmiştir. Menâkıb-ı Şeyhü’l-İslâm Hâce Abdullah Ensârî ve Sübhanân-ı Hâce Parsâ isimli eserleri de bulunmaktadır. Serrişte-i Tarîk-i Hâcegân. Eşi’’atü’lleme’ât.54 Resim 2. Hamsenin tanımını yapınız ve Fars edebiyatında yazılan ilk hamse hakkında bilgi veriniz. Tefsîrü’l-Kur’ân. Risâle der-şerh-i Rubâ’iyyât. Risâle-i Şerh-i Beyteyn-i Mesnevî-i Mevlevî. 1893). Risâle-i Sagîr der-Mu’amma isimli eserini ise Bihiştî Ramazan 1569-70’de Şerh-i Manzume-i Mu’amma adıyla Türkçe şerh etmiştir. Şerhu Füsûsu’l-Hikem. Kitâb-ı Sarf. Risâle-i Münşe’ât. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Fevâidü’z-Ziyâiyye fî Şerhi’lKâfiye: Câmî. Kemal Paşazâde (öl. Risâle-i Şerh-i Hadîs. Risâle der-Menâsikü’l-Hacc. Hâkânî (öl. Risâle der-İlm-i Kâfiye. Risâle der-Beyân-ı Kavâ’id-i Mu’ammâ. Osman Şems (öl. 1501. 1712). Risâle-i Şerh-i Beyt-i Hüsrev-i Dihlevî. Risâle fî’lVücûd. Şerh-i Molla Câmî. 1556). Risâletü Târîh-i Sûfiyâne. Molla Câmî’nin pek çok eserini Türkçeye tercüme ettiği için “Câmî-i Rûm” lâkabı ile anılmıştır. Şerh-i Kasîde-i Tâ’iyye. Lâmi’î.

2. Ünite - Arap ve Fars Edebiyatları

55

Özet
1

Arap edebiyatının tarihî sürecini tanımak ve açıklamak. Arap edebiyatının tarihi süreci: Arap edebiyatını, tarihi gelişim ve değişime göre Cahiliye devri edebiyatı, İslamî devir edebiyatı, Abbâsîler ve Endülüs Emevîleri devri edebiyatı, Abbâsîlerden sonra XIX. yüzyıl başlarına kadar uzanan dönem (Çöküş Dönemi) ve Yeni Arap Edebiyatı (XIX. yüzyıldan günümüze kadar gelen dönem; Modern Dönem) şeklinde dönemlere ayırmak mümkündür. Arap toplumunda, sosyal hayatta önemli bir yeri ve tesiri olan şiirlerin ilk örnekleri “Cahiliye Dönemi” diye isimlendirilen İslam öncesine aittir. İslamdan önceki Arap şiirinin en güzel örnekleri “el-Mu’allakat” adı altında bir araya getirilerek Kâbe’nin duvarına asılmıştır. Kâbe’ye şiirleri asılan şairler; İmru’u’lKays, Tarafa, Züheyr, Lebîd, Amr b. Kulsûm, Antere (veya el-Hâris bin el-Hillize) ve en-Nâbigat ez-Zubyânî (veya el-A’şâ) olup bu yedi şairin şiiri elMu’allakatu’s-Seb’a (yedi mu’allaka= yedi askı) şeklinde adlandırılmıştır. Emevîler döneminde (661-750) şiir, düşünce ve üslup bakımından Cahiliye dönemi şiirinin özelliklerine daha çok benzer hale gelmiştir. Ancak övgü (medh), yergi (hicv), fahr (övünme) ve risânın (mersiye) ana konuyu teşkil ettiği şiirdeki kabilecilik düşüncesinin yerini, siyasî taassup ve şairler arasındaki karşı koyuşlar (nekâiz) almıştır. Bu dönemin üç büyük hiciv şairi Ahtal, Ferezdak ve Cerîr methiyelerinden çok bu özellikleriyle ün kazanmıştır. VIII. yüzyıldan itibaren Abbâsîlerin (750-1258) hilafete geçmesi, Farsların Araplar üzerinde etkin hale gelmesi, hilafet merkezinin Şam’dan Irak’a taşınmasıyla Arap edebiyatında Fars medeniyetinin etkisi görülür. Beşşâr b. Bürd ile Ebû Nuvâs Fars asıllı ve serbest davranan şairlerin öncüsüdür. Daha çok dinî şiirleriyle tanınan Ebu’l-Atâhiye, Arap şiirinin mükemmel örneklerini bir araya getiren el-Hamâse’nin yazarı Ebû Temmâm, İbnu’l- Mu’tez, döneminin önemli edebî şahsiyetlerindendir. Moğolların önce Orta Asya ve İran’ı, sonra 1258 yılında Bağdat’ı istila etmeleriyle Arabistan sahasında büyük bir çöküş dönemi yaşanmış ve edebiyata da yansıyan bu durum XIX. yüzyılın başlarına kadar sürmüştür. Ancak İslam coğrafyasında daha önceki asırlarda diğer bölgelerde başlamış olan Arapça eser verme geleneği Selçuklu, Endülüs, Osmanlı, Timurlu gibi devletlerin bulunduğu bölgelerde devam etmiştir.

2

Fars (İran) edebiyatının tarihî sürecini tanımak ve açıklamak. Milattan önce VI-V. yüzyıllarda İran’da şiir ve edebiyat geleneğinin olduğu anlaşılmakla birlikte o dönemden günümüze herhangi bir örnek ulaşmamıştır. Zerdüşt’ün kutsal kitabı olan ve Sâsânîler döneminde yazıya geçirilen Avesta, Fars edebiyatının en eski örneklerinden biridir. İlk tezkirelerde İslamiyetten önce Farsça şiir söyleyen ilk ve tek kişi olarak Behrâm-ı Gûr’un adı geçer. Ayrıca Ebû Nuvâs gibi bazı Arapça şiir söyleyen İranlı şairlerin ilk İslamî dönemlerdeki şiirlerinde Farsça kelime ve ibarelere yer verdiği görülmektedir.
İslam’dan sonra ilk Yeni Farsça şiirler, Tâhirîler ve Saffârîler zamanında yazılan ancak, bazıları bu döneme ait oldukları tartışılan az sayıdaki şiirlerdir. Kaside şeklinde olan bu ilk şiirlerde, Arapça kasideler örnek alınmıştır.

Farsça şiir söyleyenler arasındaki ilk büyük şair, Rûdekî’dir. Senâî, Hâkânî, Cemâleddîn-i İsfahanî, Nizâmî ve Attâr Fars edebiyatının tanınmış mutasavvıf şairleridir. Mevlânâ ise tasavvufî şiirde en önde gelen şahsiyet olmuştur. Fars şiirinde İslam’dan sonra, ortak özelliklere ve anlatım tarzlarına göre Türkistan/Horasan Üslubu, Irak/Selçuklu Üslubu, Hint Üslubu ve Geriye Dönüş Üslubu şeklinde adlandırılan çeşitli üsluplar görülür. Bu üsluplar arasındaki geçiş zamanlarında görülen çeşitli üsluplar için de Sebk-i Türkistanî, Sebk-i Horasanî, Ara Dönem Üslubu, Azerbaycan Üslubu ve Mekteb-i Vukû’ adları kullanılmıştır. Meşrutiyet dönemi şiir anlayışından sonra Fars şiirinin yapısında ve muhtevasında yeniliklerin olduğu tarza ise Yeni Şiir Üslubu denmiştir. Farsça nesirde de zamanla birbiriyle farklılaşan dönemler oluşmuştur. IX. yüzyılın sonlarından XI. yüzyılın ortala-rına kadar (Sâmânîler Dönemi) nesir; sade, kolay anlaşılır ve sonraki dönemlere göre daha az Arapça kelimeler barındırırken, XI. yüzyılın ortalarından XII. yüzyıl ortalarına kadar (Gazneli ve Selçuklu Dönemi) cümleler uzamış ve Arapça kelimeler çoğalmıştır. XII. yüzyılın ikinci yarısında (II. Selçuklu ve Hârezmşâhlar Dönemi) nesirde seci ve Arapça kelimeler gittikçe artmıştır. XIII. yüzyıldan XVIII. yüzyıla kadar olan dönemde nesir (Irak üslubu -Sanatlı Nesir Dönemi) sanatlı bir görünüme bürünmüştür.

56

VIII-XIII. Yüzyıllar Türk Edebiyatı

3

Türk edebiyatında etkisi olan Fars şair ve yazarları ile eserleri hakkında değerlendirmeler yapmak. Türk şair ve yazarları etkileyen, eserlerinin Türkçe tercümesi ve şerhi yapılan Fars şair ve yazarları ile eserleri şunlardır: Firdevsî: Şeh-nâme; Genceli Nizamî: Fars edebiyatında ilk hamse sahibi şairdir. Penc Genc adıyla bilinen Hamse’sinde yer alan mesnevileri Mahzenü’l-Esrâr, Hüsrev ü Şîrîn, Leylâ vü Mecnûn, Heft Peyker, İskendernâme’dir. Ferîdüddîn-i Attâr: İlâhî-nâme, Esrârnâme, Musîbet-nâme, Hüsrev-nâme, Muhtar-nâme, Mantıku’t-Tayr, Bülbül-nâme, Pend-nâme, Divan ve Tezkiretü’l-Evliyâ; Sa’dî-i Şirazî: Manzum ve mensur çok sayıda eseri bulunan Sa’dî’nin en tanımış eserleri Bostân ve Gülistân’dır. Hâfız-ı Şirazî: Bilinen tek eseri, başkaları tarafından derlenen Divan’ıdır. Câmî: Kaynaklarda Câmî’nin Farsça ve Arapça kırk beşten fazla eserinin olduğu belirtilse de bunların bir kısmı günümüze ulaşmamıştır. Câmî’nin değişik dönemlerde yazdığı şiirlerini topladığı üç Divan’ı ve yedi mesnevisine yer verdiği Heft Evreng’i dışındaki eserleri mensurdur. Heft Evreng’de yer alan mesneviler, Tuhfetü’lAhrâr, Sübhatü’l-Ebrâr, Yûsuf u Züleyhâ, Hıred-nâme-i İskenderî, Silsiletü’z-Zeheb ve Salamân u Absâl’dır. Câmî’nin Türkçe tercümesi ve şerhi yapılan veya medreselerde uzun süre okunan mensur eserleri Bahâristân, Nefehâtü’l-Üns min Hazarâti’l-Kuds, Şevâhidü’n-Nübüvve, Levâyih ve Fevâidü’z-Ziyâiyye fî Şerhi’l-Kâfiye’dir. Yukarıda isimleri ve eserleri belirtilen şair ve yazarlardan başka, Enverî, Urfî, Hâkânî, Şebüsterî, Sâib-i Tebrîzî, Unsurî, Şevket-i Buhârî ve Bîdil gibi tanınmış Fars şairleri, Türk şairlerini etkilemişlerdir.

2. Ünite - Arap ve Fars Edebiyatları

57

Kendimizi Sınayalım
1. Arap edebiyatının ilk şiir örnekleri hangi döneme aittir? a. Emevîler dönemi b. Abbâsîler dönemi c. Çöküş dönemi d. Endülüs Emevîleri dönemi e. Cahiliye dönemi 2. Aşağıdakilerden hangisi “Kasîdetü’l-bürde” şairidir? a. Ka’b bin Züheyr b. Lebîd bin +Rebî’a c. Abdullah bin Revâha d. Hassan bin Sâbit e. el-Hansâ 3. Cahiliye dönemi Arap edebiyatında da yaygın olarak görülen nesir türü aşağıdakilerden hangisidir? a. megâzî b. kısas c. siyer d. hitâbet e. mürâselât 4. Fars edebiyatında Farsça şiir söyleyen ilk şair aşağıdakilerden hangisidir? a. Behrâm-ı Gûr b. Firdevsî c. Nizâmî d. Rûdekî e. Ömer Hayyâm 5. Aşağıdakilerden hangisi Fars edebiyatında görülen üsluplara verilen adlardan biri değildir? a. Selçuklu üslubu b. Kûfe okulu c. Horasan üslubu d. Hint üslubu e. Geriye dönüş üslubu 6. Fars edebiyatında dinî, tasavvufî ve ahlâkî düşünceleri şiirlerine ilk kez başarıyla aktaran şair aşağıdakilerden hangisidir? a. Mevlânâ b. Attâr c. Senâî d. Fahreddîn-i Irakî e. Câmî 7. İskender-nâme türü eserlerin yazılmasına örnek olan ilk eser aşağıdakilerden hangisidir? a. Camasb-nâme b. İskender-nâme c. Sam-nâme d. Cihângir-nâme e. Şeh-nâme 8. Fars edebiyatının bilinen ilk hamse şairi aşağıdakilerden hangisidir? a. Nizâmî b. Câmî c. Emîr Hüsrev-i Dihlevî d. Hâcû-yi Kirmanî e. Molla Câmî 9. Câmî’nin çok sayıda eserini Türkçeye tercüme ettiği için “Câmî-i Rûm” lakabını alan şair-yazar aşağıdakilerden hangisidir? a. Mehmed Fevzî b. Şem’î c. Lâmi’î d. Ref ’et e. Hâcibî 10. Aşağıdakilerden hangisi Fars edebiyatında “gazel şairi” olarak tanınır? a. Firdevsî b. Sa’dî c. Câmî d. Hâfız e. Urfî

receze göre ikişer mısra uzunluğunda birbiri ile kafiyeli beyitlerden oluşan ve aruz vezniyle yazılan manzumedir. emsâl. aruzun aynı adı taşıyan bahriyle yazılır. kasidenin nesîb kısmından ayrı. Yanıtınız yanlış ise “Fars Edebiyatı” konusunu yeniden gözden geçiriniz. ancak bir mısra uzunluğunda kısa beyitlerden meydana gelir. hurâfât. yaklaşık 35. İclî’nin şekillendirdiği ve sonraları gittikçe rağbet gören bu yeni tip recezlere urcûze denmiştir. Hâcû-yi Kirmanî gibi şairler nazire yazmışlardır. Hint Üslubu ve Geriye Dönüş Üslubudur. rivâyet. İran ve Türk edebiyatlarında görülen gazel. b 6. gerçekle ilgili olmayan uydurma masallar. emsâl ve nevâdir kelimeleri kullanılmıştır. Yapı bakımından diğerlerinden çok farklı olan recez. Urcûzeler. c 7. Irak Üslubu’na geçilirken. yüzyıl) adları kullanılmıştır. Gazel nazım şekli. Kasîd ile aynı kökten türeyen kaside ise. a 5. Yanıtınız yanlış ise “Nizâmî” konusunu yeniden gözden geçiriniz. a 9. yani XII. Yanıtınız yanlış ise “Fars Edebiyatında Görülen Üsluplar” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Hâfız” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Gazneliler dönemi ile Selçukluların ilk yılları için Sebk-i Horasanî. Arap şiirinde. Irak üslubu’ndan Hint üslubu’na geçiş dönemi için ise Mekteb-i Vukû’ (XVI. Fars (İran) ve Türk edebiyatında beş mesnevinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan eserlere verilen addır. Heft Peyker ve İskender-nâme mesnevilerinin bulunduğu. Irak/Selçuklu Üslubu. Bundan dolayı Sâmânîler zamanındaki üsluba Sebk-i Türkistanî. Leylâ vü Mecnûn. Yanıtınız yanlış ise “Türkistân/Horasan Üslubu” konusunu yeniden gözden geçiriniz. kısas. ahbâr. Mahzenü’l-Esrâr. yüzyıl için Ara Dönem üslubu veya aynı dönemde İran’ın batısı için Azerbaycan Üslubu. yüzyılın birinci yarısında görülen ilk nazım şekilleri recez ve kasîd’dir. Fars edebiyatında türünün en güzel örneği olan ve tamamlanması 35-40 yıl sürdüğü kabul edilen bu Hamse’ye Emir Hüsrev-i Dihlevî. klasik biçimini İran edebiyatında kazanmıştır. d Yanıtınız yanlış ise “Cahiliye Dönemi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “İslamî Dönem” konusunu yeniden gözden geçiriniz. peygamberlerin başından geçen ibret verici olaylar. Arap şiirinde yoktur. a 3. el-Ağleb b. bir düşünceyi veya ibret verici bir hayat sahnesini anlatan eserler ve nevâdir ise birbiriyle ilgisi olmayan zarif ve nükteli küçük hikâyelerdir. Türkistan/Horasan Üslubu. uzun şiir haline getirilmiştir. kısas. Nizâmî’nin Penc Genc (= beş hazine) adlı. Meşrutiyet dönemi şiir anlayışından sonra Farsçada “Yeni Şiir Üslubu” adıyla yapıda ve muhtevada yeniliklere gidilmiştir. c 10. ayrıca farklı üslup veya dönem adlarıyla isimlendirme ihtiyacı da duyulmuştur. Cüşem el-İclî tarafından daha sonra planı kaside şeklinde. kasîd şeklinde fakat. mısraları kendi aralarında kafiyeli. Esmâr. Yanıtınız yanlış ise “Firdevsî” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Sıra Sizde 3 Fars şiirinde İslam’dan sonra görülen başlıca üsluplar. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 1. Şemseddin-i Kâtibî-i Nişâbûrî. gece toplantılarında söylenen masallar. Kasîd. Hüsrev ü Şîrîn. hurâfât. Molla Câmî. rivâyet. Sıra Sizde Yanıt Anahtarı Sıra Sizde 1 Arap edebiyatının Cahiliye döneminde ve bu dönemin şiir anlayışının devam ettiği VII. e 8. Yanıtınız yanlış ise “Nesir Türleri ve Nesir Türü Eser Yazılan Alanlar” konusunu yeniden gözden geçiriniz.000 beyitten oluşan eseridir. Yanıtınız yanlış ise “Câmî” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Sıra Sizde 2 Arap edebiyatında hikâye yerine önceleri esmâr. Bu üsluplar arasındaki geçiş zamanlarını. müstakil aşk şiirleri nazmetmeye tegazzül denmiştir. d 4. . e 2. Feyzî-i Hindî. Sıra Sizde 4 Hamse. Arap şiirinde müzdevic şiir veya müzdevice denilen mesnevi nazım şeklinin doğmasını da sağlamıştır. Recez. ahâdis.58 VIII-XIII. birisinden aktarılan sözler. Recez. Fars edebiyatında ilk hamse. ahbâr ve ahâdis. çeşitli konulardaki sözler. ondan daha uzun bir şiir olup belli konuların dâhilî bir plan içinde işlendiği nazım şeklidir.

“Firdevsî” TDVİA. nşr. M. Karlığa. Ankara. (1983). “Nizâmî”. Ankara. I. Târîhu’l-edebi’l-Arabî. Kahire. “İslâmiyet Sonrasında İlk Farsça Şiirlerde Türkler”. A. H. Fehmî Hicâzî. I. Turan. İlâhiname. İstanbul. Hikmet İlâydın. İstanbul: Dergâh Yayınları. T. TDVİA. J. Tâhâ Huseyn (1976). TDVİA. (2006). AÜSBE. “Mantıku’t-Tayr”. (2000). 7. Şi’ru’l-Acem. Ritter. M. İ. Gülşehrî’nin Mantıku’t-Tayrı (Gülşennâme). Bostan. Karahan. (1993). (1996). Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar Kedkenî. Gökyay. Lubâbu’l-elbâb. TDVİA. Kahire. N. Tahran. 8. Eski Arap Şiiri. Sezgin. Ünite . O. Seyyid Muhammed Takî-i Fahr-i Dâgî-i Gîlânî. TDVİA. İstanbul. Tahran. Yazıcı. Esrar-name (İncelemeMetin). “Abbâsîler”. Ankara.V. N. Suver-i hayâl der şi’r-i Fârsî. İA. G. 5. A. (1996). (1988). Muhammed Ca’fer-i Mahcûb (1345). Ritter. “Attâr. (2010) Şiraz’dan İstanbul’a Türk. “Tebrizli Ahmedi ve Esrar-name İsimli Mesnevisi”. S. Ankara. Levend. Şentürk. TDVİA. Aydın. Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti. TDEA. I-II. M. 2. Tahran. “Gazzâlî (Eserleri)”. Gülşehrî. (1997). Hikmet İlâydın. Türkistan. Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûresi Tarihi. TDVİA 33. (1991). II. 3. Bilig. İstanbul: Dergâh Yayınları. H. 5. Avşar. “Arap (Edebiyat)”. Tahran. M. (2002). H. . (1990). el-Asru’l-İslâmî. K. I-V. Zebîhullâh-i Safâ (1370). 20. Kemal Yavuz). (1996). Şiblî-i Nu’mânî (1368). Çetin.2. A. “İskender (Edebiyat)”. İstanbul: MEB Yayınları. TDVİA. (2010). Kırşehir Valiliği yayını: 12. A. Riyad. baskı. çev. Gülistan. “İskender-nâme”. I-VI. H. cüz (eşŞi’r). 5-2. Kanar. Kara. 4. cilt. Cilt. YL Tezi. MEB Yayınları. Turkish Studies International Periodical For the Languages. Ankara: TDK Yayınları. Sadi. Volume 2/4 Fall. (1986). Ferîdüddin”. MEB Yayınları. çev. Ö. Ayan. 32. Kahire. İstanbul: Kurtuba Kitap. (1977). Abdurrahman”. el-Mûcez fi’l-edebi’l-Arabî ve Târîhihi. “Hâfız-ı Şîrâzî”. Okumuş. Şahinoğlu. Abdülbaki Gölpınarlı. Süleyman. (1992). Gürer. Turkish Studies/Türkoloji Araştırmaları. (1990). O. 4.(1973). Târîhu âdâbi’l-lugati’l-Arabîye. İstanbul: Dergâh Yayınları. Karaismailoğlu. İstanbul: Dergâh Yayınları. Ankara. İstanbul. Yıldız H. “Enverî”. çev. İstanbul. Summer. 15. (1997). Ş. İstanbul. “Nizâmî-i Gencevî”. Okumuş. Karaismailoğlu. İstanbul. 13. Târîhu’t-türâsi’l-Arabî. London-Leiden. Kanar. “Sâdî-i Şîrâzî”. (1997). Muhammed Rizâ Şefî’î (1366). Yazıcı. (1987). K. Klâsik Dönem Türk Şiiri İncelemeleri. K. Çiçekler. F. (1991). “İbn Kuzmân”. İstanbul. (2006). (1997). Leyla ile Mecnun (Haz. (1999).Fars Kültür Coğrafyası Üzerine Araştırmalar. Türk Edebiyatı Tarihi. MEB Yayınları. Yavuz. “Câmî”. (2007). Sadi. Haz. “Hâfız”. Z. (1995). İstanbul. Ö. 23. O. D. TDEA. (Önsözü Yazan: Agâh Sırrı Levend). İstanbul. Târîh-i edebîyât der-Îrân. E. 35. “Attâr”. H. 2. A. “Karşılaştırmalı Edebiyat araştırmaları Açısından Klâsik Türk Edebiyatı ile İran Edebiyatı”. Turan. Ankara: TDK. (1965). Corci Zeydan (tarihsiz). İstanbul: MEB Yayınları. A. . Ömer Ferruh (1983). Çetin. (2008). İstanbul: Dergâh Yayınları. G. İstanbul. I. Literature and History of Turkish or Turkic. (2001). (1997). 11. İA. 13. Beyrut. (2007). (2002). İA. M. T. İstanbul. Şevkî Zayf (1963). 3. TDVİA. Kahire. İstanbul. Berthels. I. TDVİA. Hannâ el-Fâhûrî (1991). çev. Necati Lugal. Min hadîsi’ş-şi’r ve’n-nesr. A. Güz. S. II. Ritter. İstanbul: MEB Yayınları. TDEA. 6.Kartal. Tâhâ Hüseyn (1969). Firdevsî. “Sa’dî”. Allan. T. B. Hakkı Dursun Yıldız. Çev. TDVİA. Karaismailoğlu. G. V. “Câmî”. İstanbul: Dergâh Yayınları. MEB Yayınları. Mantıku’t-tayr [Tıpkı Basım]. İstanbul: MEB Yayınları. M. (1993). İA. İA. A. Toprak. MEB Yayınları. Şehnâme. “Nizâmî İlyas” TDEA. Türkler. A. TDVİA.Arap ve Fars Edebiyatları 59 Akpınar. terc. 7. Sebk-i Horâsânî derşi’r-i Fârsî. Hadîsu’l-erbi’a. II. TDVİA. “Sa’dî-i Şîrâzî”. (1957). K. (1998). 9. MVT Yayıncılık. Tebrizli Ahmedi. Sevki Dayf. N. Barthold. (1981). Ünver. İstanbul. Volume 2/3. “Evrensel Bir Hikâye: Salamân u Absâl ve Kökeni”. “Müveşşah”. İstanbul. TDEA. 5-1. I-IV. TDVİA. Muhammed-i Avfî (1903-1906). İstanbul. “Câmî. (1988). (1991). (1997). Ayan. 7. (1991). (1997). F. M. (1993). Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatı Tarihi. 1. Beyrut . (1979). Hafız Divanı’nın Türkçe Tercüme ve Şerhleri. I-III. MEB Yayınları. İstanbul. (2007). “Bahâristân”. Kut. 23. I-V. (2007). İstanbul. “Şehnâme”. İstanbul. Aksoy. Ferideddin-i Attâr. İA. A. 10. Ankara: TTK Yayınları. Kartal.

Yüzyıllar Türk Edebiyatı Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı . içerik. Karahanlı dönemi edebiyatının Türk edebiyatı tarihi içindeki yerini belirleyebilecek. Karahanlı Türkçesiyle yazılmış eserleri ve yazarlarını tanıyabilecek.3 Amaçlarımız VIII-XIII. Karahanlı döneminde yazılmış eserleri anlatım özelliği. Anahtar Kavramlar • • • • • Kutadgu Bilig Divanü Lugati’t-Türk Atebetü’l-Hakâyık Halk Şiiri Aydın Zümre Şiiri • • • • Karahanlı Dönemi Edebiyatı Kur’an Tercümeleri Hece Ölçüsü Aruz Ölçüsü İçindekiler • GİRİŞ: KARAHANLI DEVLETİ’NİN KISA TARİHİ • KARAHANLI DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI • KARAHANLI TÜRKÇESİYLE YAZILMIŞ ESERLER VIII-XIII. YÜZYILLAR TÜRK EDEBİYATI    Bu üniteyi tamamladıktan sonra. üslup ve genel özellikleri bakımından değerlendirebileceksiniz.

Kaşgar’da 1014-1024 yılları arasında hüküm süren Yusuf Kadır Han (öl. Bu müslüman şehzade ile karşılaşma. 7. 955 yılında ölmüş ve Artuç’ta (Bugünkü Kaşgar’ın kuzeyi) defnedilmiştir. cAbd al-Karim). Çigil teorisi. sülâlenin bu kolunu ortadan kaldırmış ve bütün devleti İslamlaştırmayı başarmıştır (960). Karluk kavmî birliğini meydana getiren en önemli iki unsur Çigil ve Yağma kavimleridir. oğulları 1047’de Karahanlı Devleti’ni paylaşmışlardır. Birlik sağlama girişimleri. Kara Han. Balasagun’da Bazır (Arslan) Han ‘büyük kağan’ sıfatıyla. Örneğin. Sâmânîlerden şehzade Nasr’ın kendi memleketine sığınmasına (Kaşgar civarında: Artuç’a) izin vermiştir. Taraz’da ise. Karluk Türkleri 747-840 yıllarında Uygur birliğine bağlı bulunmaktaydılar. T’u-chüe A-shi-na hanedanının bir kolu olan Karluk hanedanına bağlanmaktadır. Bundan sonra saltanatın sürekli değişen isimleri Karahanlı Devleti’nin bir bütün içinde yönetilmesine engel olmuştur. Ogulçak ‘şerik kagan’ sıfatıyla devleti yönetirler. 5. Karluk teorisi. Özkend’de (Fergana bölgesinde) hanın iki küçük . Yağma teorisi. bu sülâlenin unvanlarında geçen kara sözünden ortaya çıkmaktadır. kuzeyde Talas ve İsficab bölgesinde Kadır Han’ın ikinci oğlu Kadır Buğra Han. Türkmen teorisi.Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı GİRİŞ: KARAHANLI DEVLETİ’NİN KISA TARİHİ İlk müslüman Türk devleti olan Karahanlıların (840-1212) köklerinin nereye dayandığı yer ve türeyişi konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. 2. 4. doğu kağanını (Arslan Han) mağlup ederek. 1032) zamanında artmasına rağmen onun bu çabaları boşa çıkmış. Satuk’un oğlu Baytaş (Musa b. Daha sonra iki oğlu idareyi ele alır. V. Kaşgar’da Kadır Han’ın büyük oğlu Süleyman Arslan Han. Karahanlılar Asya Türklerinin XV. Karahanlılar sülâlesi. Grigorev’in 1874’te Maveraünnehir ve Karahanlılara dair yazdığı makalesinde kullandığı “Karachaniden” tabiriyle yaygınlaşmıştır. Kara Hakan. Sâmânîler arasında baş gösteren kargaşalıklardan yararlanan Ogulçak. Kara-Hanlılar tabiri ise. Ogulçak’ın yeğeni Satuk’un ilerde şahsen İslamiyeti kabul etmesine (932) ve devletin batı kısmında İslamiyetin resmen kabulüne sebep olmuştur. Bugra Han unvanını taşıyan Satuk. Sâmânîlerden İsmail bin Ahmed’in 893’te Taraz’ı zaptetmesiyle Ogulçak merkezini Kaşgar’a nakletmiştir. V. Tawgaç Bugra Kara Hakan vb. yüzyıla kadar kurdukları devletler arasında Uygur ve Karluklardan sonraki dönem içinde yer alırlar. Bunların en önemlileri şunlardır: 1. Karluk-Yağma teorisi. 3. Arslan Kara Hakan. Karahanlıların ortaya çıkışı hakkında mevcut kaynaklarda çeşitli teoriler ileri sürülmüştür. 6. Doğu ve Batı Türkistan’da hüküm süren İslamî ilk Türk devletinin anıldığı ‘Karahanlı’ adı. T’u-chüe teorisi Bu teorilerden en doğrusunun Karluk teorisi olduğu görüşü yaygındır. UygurKarluk birliğinin 840 yılında çökmesinden sonra İslam’ın kabulünden önce kurulan Karahanlı Devleti’nin kurucusu Bilge Kül Kadır Han’dır. Uygur teorisi.

batı = ak idi. yükseklik. Argular. Yüzyıllar Türk Edebiyatı oğlu Tuğrul ile Harun bulunmaktaydı. Buhara. Karahanlı Devletinin kuruluşu ve Orta Asya’daki coğrafyası hakkında kısa bilgi veriniz. bu alanın ortasında bulunmaktaydı. Eser hakkındaki bilgilere geçmeden önce eserin yazarı Yusuf Has Hacib’i tanımak gerekir. Otrar ve Taşkent başta gelen önemli kültür merkezleri idi. Buhara. yüzyıl) ile yazılmış eserler oluşturur. Kara Han ‘büyük. doğu bölümünü ise. Bu nedenle Kara adı.62 VIII-XIII. 1047’den sonra da devletin batı bölümünü Maveraünnehir bölgesi. Aral gölü. Doğu Türkistan’ın batı bölümü. doğuda III. Etnik yapı itibariyle Karluklar. Yağmalar. eski adıyla Şaş (bugünkü Taşkent). Tavgaç Ulug Buğra Han’dan sonra Karahanlı Devleti’nde birkaç hakan daha değişmiştir. doğu = gök (mavi). İslamî Dönem Doğu Türk edebiyatının başlangıç döneminin devamını ise Harezm-Altınordu Türkçesi (XIII-XIV. baş han’ demektir. KARAHANLI TÜRKÇESİYLE YAZILMIŞ ESERLER Karahanlı Türkçesiyle yazılmış eserler arasında ilk sırayı Yusuf Has Hacib tarafından yazılan ‘Kutadgu Bilig’ alır. Semerkand ve Amu Derya’nın yukarı kesimi. Eski kültürümüzde Çinlilerin etkisinde kalarak yönlerin renk adlarıyla anılması söz konusuydu. Kara adı ‘büyüklük. Amuderya ırmağı. on yıllık bir aradan sonra yerine oğlu Tavgaç Ulug Buğra Hasan Kara Han geçmiştir. güney = kızıl. 1212) hüküm sürmüşlerdir. Bu devletin hüküm sürdüğü alan. Kıpçaklar. Talas ve İsficab oluşturmaktaydı. kuzey = kara. Kuzeyde oturan Türk kağanı ‘büyük han’ sayılırdı. Fergana bölgesinde Osman Han (öl. yüzyıllar) Eski Türk yazı dilinden gelişen İslamî Orta Asya Türk yazı dilinin ilk evresi. yücelik’ anlamlarını taşımıştır. Kara Yusuf. 1 KARAHANLI DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI Karahanlı Türkçesi (XI-XIII. 1047’deki bölünmeden önce şöyleydi: Doğuda. Orhon ve Uygur Türkçesinin devamı olan bu dönem Türkçesi için Hakaniye Türkçesi terimi de kullanılmaktadır. Fergana bölgesi ise. Oğuzlar gibi boyları bünyesinde bulunduran bu devletin coğrafî sınırları Doğu Türkistanla Maveraünnehir sahasını aşmıştı. 1211). Doğudan gelen Moğol asıllı Kara Hıtaylar 1212’de Karahanlı Devleti’ne son vermişlerdir. Bu coğrafya içinde bulunan Semerkand. Buna göre. Kaşgar’da 1056 yılına kadar hüküm süren Süleyman Arslan Han zehirlenerek öldürülmüş. güneyde Hindistan ve Hindikuş. Türgişler. On birinci yüzyılda başlayıp on dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar devam eden İslamî Türk edebiyatı dönemindeki edebî eserler. batıda Karakum çölü. Yusuf Has Hacib hakkındaki bilgilerimiz. Kutadgu Bilig’den ve eserin baş tarafındaki mukaddimeden öğrenebildiklerimizle sınırlıdır. Fergana bölgesinin bir bölümü. Orta Asya’daki bu yazı dilinin. 1182). Son olarak. Türk edebiyatının İslamın kabülünden sonra yazılmış olan ilk ve en önemli iki eseri Kutadgu Bilig ile Divanü Lugati’t-Türk onun zamanında yazılmıştır. Pamir ve Karakum dağları. Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi ile kaleme alınmış eserlerdir. batıda Mehmet Han (öl. Yusuf ’un doğum ve ölüm tarihleri bilinme- Yusuf Has Hacib ve Eseri Kutadgu Bilig . yüzyıl) ve Çağatay Türkçesi (XIV-XVI. Balkaş gölü. Tavgaç Buğra Hasan Han hem adaletli ve dürüst yönetimi hem de bilim ve sanat adamlarını korumasıyla ün salmıştır. kuzeyde Tarbagatay dağları. Karahanlı Türkçesiyle yazılmış eserlerin oluşturduğu ‘Karahanlı Dönemi’dir. yüzyıllar arasında gelişen bu yazı dilinin merkezi Doğu Türkistan’da Kaşgar’dı. XI-XIII. Kara Bekir gibi. Mehmet Han (öl. özel adların önünde unvan olarak da kullanılmıştır: Kara Temür.

sayfası mektedir. kutlu olmak’ -gu ise gelecek zaman sıfat-fiil ekidir. Balasagun’da doğan Yusuf. felsefeye. Ana dilinden başka Arapça. Yusuf Has Hacib. Ancak her ikisinin de yazılarını okuduğunu ve onların görüşleri hakkında bilgi sahibi olduğunu eserinden anlamaktayız. diğeri de İbn-i Sinâ idi. Karahanlı sülâlesinden Buğra Karahan Ebu Ali Hasan bin Süleyman Arslan Karahan adına hicri 462 (1069-1070) yılında. Ünite . devlet idaresinin yollarını ve gidişini göstermektedir. batıdaki klasik bilgileri değil. Yusuf ’a “has hacip” sıfatının verilmesi. Kutad. bilim’ demektir. İslamî bilgilere. ‘mutluluk ve kutsallık veren veya verecek bilim’dir. Farsça ve İran dillerinden Soğdçaya da hakimdi. belagâta. hekimliğe ve toplumbilimine merak saldığını ve bunlar hakkında bilgi sahibi olduğunu eserinden anlamaktayız. Kutadgu Bilig’i Balasagun’da yazmaya başladı. matematiğe. Bunları bilmek. Hakan Tavgaç Buğra Hasan Han 1103 sırasında tahtta olduğuna göre. İslamdan önceki Türk dünyasını ve kültürünü de çok iyi biliyor ve şiir söylüyordu. . kendisine en yakın tuttuğu (has) saray adamlarından olmasındandır. Firdevsî’nin Şeh-nâme’sini. bilig ise. yurda ve halka mutluluk ve kutluluk getireceğinden dolayı bu ad verilmiştir. Kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre. Harfiyen çevirisi ise. ahlak ve toplumbilimi alanında aşağı-yukarı çağdaşı olan iki Türk filozofunu anlayarak okuduğunu. Türk atasözlerine. aruza. Zaten önceleri bu han ile Taraz’da birlikte çalışmışlardır. çalışkan. akıllı. Bunlardan biri. Yusuf ’un öğrenimi konusundaki ayrıntıları bilmiyorsak da. Yusuf Has Hacib’in doğrudan doğruya bu ikisinin öğrencisi olup olmadığı hakkındaki bilgilerimiz de kesin değildir. Üzerinde 18 ay uğraştığı eserini 1069/1070 yılında tamamladığına ve yazmaya başladığı zaman 50 yaşlarında olduğuna göre 1019/1020 yılları dolayında doğmuş olmalıdır. on sekiz ay içinde yazmıştır. mukaddes’ anlamındadır. felsefe. O yalnız Arap ve Fars dilini. Balasagunlu Yusuf ’un da onun zamanında öldüğü düşünülmektedir. Eserin adı olan Kutadgu Bilig’in ne anlama geldiğini şöyle açıklayabiliriz: Kut. efsanelere. ‘bilgi.Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı 63 Resim 3. ancak eserinde yaşı hakkında verdiği bilgilerden yola çıkarak doğum tarihini yaklaşık olarak tespit etmek mümkündür. anlayışlı ve bilgili bir kişiydi.1 Kutadgu Bilig’in Mısır nüshasının tıpkı basımının 3. Fârâbî.3. Fârâbî’nin ve İbn-i Sinâ’nın Arapça felsefe kitaplarını okuduğunu. düş yorumuna. onun o dönem hükümdarların saraylarında en ileri ve en önemli görevlerden biri olan ‘hâcib’lik.‘mutlu. Kitabın konusu. yani ‘perdedârlık’ (mâbeyncilik) yapması ve Buğra Han’ın pek güvendiği. onların öğretilerini bildiğini biliyoruz. Eserini bitirdiği zaman 50’sini yeni geçtiği ve ondan sonra daha fazla yaşamadığı tahmin edilmektedir. kültürünü. astronomiye. ‘mübarek. devlet örgütüne.

ZVO (1914) c. s. Jaubert de 1825’te yazdığı bir makaleyle Kutadgu Bilig’i bilim dünyasına tanıtmıştır: “Notice d’un manuscrit turc en caractères ouigours envoyé par M. Der Text in Transcription. K. 78-95. 1891.64 Resim 3. s. Paris 1825. 68-74. I (1925) s. Almancası: (Rachmeti) “Qutadgu Bilig” Ungarische Jahrbücher. Z. Kutadgu Bilig’in üç nüshası daha sonra Türk Dil Kurumu tarafından tıpkıbasım olarak da yayımlanmıştır: Kutadgu Bilig Tıpkıbasım I Viyana Nüshası. Validi. c. St. 312/13. Petersburg 1890. Radloff ’un 1891’den sonraki çalışmasında Kahire’de bulunan Mısır nüshası da yer alacaktır. de Hammer à Abel Rémusat”. Maârif ve Okutguçı II (1925) Taşkent. (A). Yüzyıllar Türk Edebiyatı Kutadgu Bilig’in üç yazma nüshası vardır. IV+ 260 s. s. Bu nüshanın da bulunmasıyla birlikte. Das Kudatku Bilik des Jusuf Chasshadschib aus Balasagun. Birinci Dünya Savaşı ve Bolşevik isyanları sırasında kaybolan bu nüsha. yüzyılın sonlarına doğru bir sahaftan satın alarak Viyana’ya götürüp Viyana Sarayı Kitaplığına vermiştir.2 Kutadgu Bilig’in Viyana nüshasının (Uygur harfli nüsha) tıpkıbasımının 2. VI. 6095 beyittir.deutschen Wörterbuch und lithographierten Facsimile aus dem Originaltext des Kudatku Bilik. 39-52. Aynı yazma üzerine daha sonra Wilhelm Radloff çalışmaya başladı. TDK. XXII. XXIV+ 560 s. 154-158. 18. St. Türkçesi: TM c. İstanbul 1942. s. Arap harfleriyle yazılmış olan bu nüsha (5800 beyit). 344-347. 1914 yılında Fergana’da Zeki Velidi Togan tarafından bulunmuş ve bir yazıyla bilim dünyasına tanıtılmıştır: A. . Abdülkadir İnan’ın uzun bir girişiyle (s. Moritz tarafından bulunmuştur. Radloff ilk çalışmasında bu nüshanın tıpkıbasımını yayımlar: Kudatku Bilik. 1896’da Kahire’deki Hidiv Kütüphanesi müdürü Dr. İnnsbruck 1870. Hammer kitabın kimi sayfalarını Paris’te bulunan Amédée Jaubert’e göndermiş. Facsimile der Uigurischer Handschrift der K. Bunlardan ilk bulunan nüsha Viyana (Herat) nüshasıdır. 1925 yılında Özbek bilgini Fıtrat tarafından tekrar bulunmuş ve bir yazıyla tanıtılmıştır: “Kutadgu Bilig”. c. Text und Übersetzung nach den Handschriften von Wien und Kairo. Kutadgu Bilig üzerine çalışmaları devam eden Radloff. Theil I. “Vostoçniye rukopisi v Ferganskoy ob’lastı”. VI. Journal Asiatique. Theil II. Mısır nüshasının 1374’ten önceki bir tarihte İzzeddin Aydemir adına istinsah edildiği düşünülmektedir. çalışmasının ikinci kısmına bu nüshayı da katıp karşılaştırmalı metni Rus yazıçevrimi harfleri ve Almanca çeviriyle yayımlar: Das Kudatku Bilik des Jusuf Chasshadschib aus Balasagun. Petersburg 1900 (1) 1910 (2). Arap yazısıyla yazılmış olan bu nüsha. Uigurischer Text mit Transcription und Übersetzung nebst einem uigurisch . Hofbibliothek in Wien. Bu yazmanın 915 beyiti ilk olarak Hermann Vámbéry tarafından matbaada döktürdüğü Uygur harfleriyle ve Almanca çeviriyle yayımlanmıştır: Uigurische Sprachdenkmäler und das Kudatku Bilik. XIII+200 s. XCIII+252 s. 11-111). sayfası VIII-XIII. 1439 yılında Herat’ta Uygur yazısıyla kopyalanmış olan bu nüshayı Avusturyalı doğu bilgini Joseph von Hammer-Purgstall. İkinci çalışmasında ise eserin yazıçevrimi yer alır. Kutadgu Bilig’in üçüncü nüshası olan Fergana nüshası ise.

Ünite .Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı 65 Kutadgu Bilig Tıpkıbasım II Fergana Nüshası. Bunların dışında KB üzerine yapılmış iki önemli çalışma daha vardır. baht. Eserin ilk yarısı bu karakterlerin ilk üçü arasındaki ilişkileri anlatır ve çoğunlukla İran edebiyatından kaynaklanan geleneksel “hükümdarlara ayna” temalarını ele alır. Ögdülmiş (vezirin oğlu) “övülmüş”. Chicago 1983. Nuri Yüce. B. Ankara 19913). devlet idaresi ve hikmet geleneklerinin Arap ve Fars gelenekleri ile karşılaştırılabilecek derecede başarılı olduğunu göstermek ve ispatlamak amacını gütmektedir. 19955). İndex. TDK. doğan güneş”. sayı: 178. yıldönümü dolayısıyla hazırlanmış olan inceleme kitabıdır: “900. 23-78. adaleti temsil eder. Osman F. dolunay”. Eserin ikinci yarısı ise. talih ve ikbali temsil eder. (19742. Ay Toldı (vezir) “ay doldu. TTK Ankara 1959. Sertkaya. Kutadgu Bilig I Tercüme. Odgurmış (vezirin kardeşi) “uyanık”. Firdevsî’nin Fars-İslam biçimine dönüştürdüğü İran destanını Yusuf. eserinde kendi gözlem ve tecrübelerine de yer verdiği görülür. Batı’nın fikir ve görüşlerini alarak bunu İslamî görüşlerle bağdaştıran müslüman filozof Fârâbî’nin eserleri de devlet ve yönetim konusunda başvuru kaynağıdır. aruzun fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl vezniyle yazılmıştır. bu kişilere de uygun adlar vermiştir. Türk destan geleneğini bir tarafa bırakıp Fars-İslam hükümdarlık ideallerini alarak yapmaya çalışmış ve bunları Orta Asya Türk edebiyat geleneği ile birleştirmiştir. Yusuf. Osman F. c. . Robert Dankoff tarafından yapılan Kutadgu Bilig’in İngilizce çevirisidir: Wisdom of Royal Glory (Kutadgu Bilig) A Turko-Islamic Mirror for princes. ss. Yusuf Has Hacib eserinde dört soyut kavramı kişileştirmiş. (B). Bu kişiler ve temsil ettikleri kavramlar şunlardır: Kün Togdı (hükümdar) “gün doğdu. İlk İslamî eser olması dolayısıyla ilk müslüman filozoflar ve onların kaynağı olan Batılı düşünürlerden Eflatun ve Aristo’nun bu konuda yazdıkları. Agop Dilaçar tarafından 900. İstanbul 1947. XLV/2. İstanbul 1943. gerekse epik üslup açısından Firdevsî’ nin Şeh-nâme’sinden etkilenmiş. Nisan 1981. bu eseriyle Türk hükümdarlık. Bu amaçla da devleti yönetenler ve yönetim biçimleriyle ilgili sözleri ve deyişleri Orta Asya’daki Türk hükümdar ve devlet büyüklerinden seçmiştir. görüşleri ve felsefeleri Yusuf ’a kaynak olmuştur. Kutadgu Bilig’in üç nüshasını (A. Kutadgu Bilig III. TKAE Ankara 1979. (Ankara 19792. O’nun Farsçada yaptığını Türkçede yapmıştır. Yıldönümü Dolayisiyle KUTADGU BİLİG İNCELEMESİ. Arat indeksi tamamlayıp yayımlayamadan aramızdan ayrıldığı için indeks Kemal Eraslan.3. Bunlardan biri. İndeksi neşre hazırlayanlar: Kemal Eraslan. İstanbul 1943. daha çok muhalif karakter olan Odgurmış üzerinde yoğunlaşır ve sûfîlik ya da İslam mistisizmine ilişkin dinî temaları içerir. Dizin üzerine önemli bir yayın Semih Tezcan tarafından yapılmıştır: “Kutadgu Bilig Dizini Üzerine” TTK-Belleten. TDK. Yusuf Has Hacib’in yönetim ve siyaset alanında başka kaynakları da vardı. TDK. Yusuf Has Hacib eserini meydana getirirken gerek nazım örgüsü. Kutadgu Bilig’in Edebî Değeri ve İçeriği Kutadgu Bilig 900 yıllık bir geçmişi olan İslamî Türk edebiyatının ilk en büyük verimidir. C) karşılaştırarak 1947 yılında metni yayımlayan Reşit Rahmeti Arat’ın bu çalışmalarını çeviri ve indeks yayınları izlemiştir. 19853. Sertkaya ve Nuri Yüce tarafından yayımlanmıştır: Kutadgu Bilig I Metin. Onun devlet hizmetinde bulunduğu uzun zaman dikkate alınırsa. (C). Eserinin baş kısımlarında bu dört kişiden bahseder ve onları okuyucuya tanıtır (353 ve 358 beyitler arası). akıl ve anlayışı temsil eder. Kutadgu Bilig Tıpkıbasım III Mısır Nüshası . dünya işlerinin sonunu temsil eder. 6645 beyitlik didaktik bir manzume olan eser. Diğeri ise. TDK Ankara 1972.

eserine önceden yazdığı şiirlerini de katmıştır. Bu türdeki şiirler aruz vezni ile yazılmıştır. Bu durumda şair. Halk şiirinin dışında kalan ve araştırıcılar tarafından “Aydın zümre şiiri” olarak değerlendirilen ikinci grup içinde yer alır. Yusuf Has Hacib. Kutadgu Bilig. aruzun iki veznini kullanmıştır. Eserin başında mensur ve manzum mukaddimeler ile babların (=bölümlerin) fihristi bulunmaktadır. O bu kasidelerin ilk ikisinde fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün veznini de kullanır. Türk edebiyatında ilk kaside yazarı olarak görülür. Bu eser hakkındaki bilgilere ilgili bölümde yer verilecektir.3 Kutadgu Bilig’in Vambery yayınının 46. Karahanlılar döneminde yazılmış iki önemli eser olan Kutadgu Bilig ve Divanü Lugati’t-Türk. üküş ögdi birle tümen miñ sena ugan bir bayatka añar yok fena .Yusuf. Ersig (hükümdarın mabeyncisi) ve Kumaru (Odgurmış’un müridi)’dir. Hatta Yusuf. eski dönemlerden kalma atasözleri ve bilgelik ifadesi taşıyan deyimlerle süslenmiştir. Aydın kesimin şiiri. Dört kişi arasında geçen münazarayı andıran eser. Ancak dil yönünden halk ve aydın dili gibi bir durum görülmez. Kutadgu Bilig’in vezni daha önce de belirttiğimiz gibi fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl’dür. alışık olmadığı bir vezin türü olmasına rağmen bunu şiirine başarıyla uygulamıştır. Bunların devamında yer alan Tanrı övgüsü ve Tanrı’ya yakarış İslamî Türk edebiyatının bize kadar gelen ilk tevhid ve münacat örneğidir. bayat atı birle sözüg başladım törütgen igidgen kėçürgen idim 2. Kutadgu Bilig didaktik bir eser olmasına rağmen yer yer şiirselliğin ve lirizmin görülmesi (özellikle eserin başındaki Tanrı ve Peygamber övgüleri. Otuz üç beyitten oluşan bu manzume mesnevi şeklinde yazılmıştır.66 Resim 3. Yusuf ’un eserini halk da anlar. Akla ve bilgiye önem vermesi açısından Âşık Paşa’ya da tesir etmiştir. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Eserde bu dört ana karakterin dışında anlamlı adlar taşıyan üç kişi daha vardır: Küsemiş (Ay Toldı başkente geldiğinde ona yardım eden kişi). Halk şiiri örneklerini daha çok Divanü Lugati’t-Türk’te görmekteyiz. Kutadgu Bilig’ten edindiğimiz bilgilere göre onun başka şiirleri de vardır. Sayfası VIII-XIII. Halk şiiri. bu dönemde Türk şiirinin başlıca iki kolda geliştiğini göstermektedir: 1. 2. çünkü o halkın konuştuğu dil ile yazmıştır. Kutadgu Bilig’in sonunda yer alan kasideler bunun açık örneğidir. Şimdi tevhid ve münacat kısmından bazı örnek beyitlerle mesnevi özelliği taşıyan bu ilk edebî eserimizi daha yakından tanıyalım: Kutadgu Bilig’in Tevhid kısmından Teñri cazze ve celle ögdisin ayur 1. bahar kasidesi ve hükümdar övgüsü bölümleri) Yusuf Has Hacib’in duyarlı bir şair olduğunu göstermektedir.

ona yokluk. bunaldığım yerde elimden tut. Muktedir olan Tanrı’ya sayısız. 3. sėwüg sawçı birle kopurgıl meni ėlig tuttaçı kıl könilik küni 31. ümidim yalnız sanadır. 5. ay muñsuz idim sen bu muñlug kulug suyurkap kėçürgil yazukın kamug 29. senden başka sana eş ve denk (olan) yoktur. Ey güçlü. 6. 8. sañar ok sıgındım umınçım saña muñadmış yėrimde ėlig tut maña 30. ebedî ve her çeşit sıkıntıdan uzak Tanrı! Senden başkasına bu ad yakışmaz. yok olma yoktur. binlerce övgü olsun. ulugluk saña ol bedüklük saña seniñdin adın yok saña tuş teñe 7. 2. besleyen. Ben sana sığındım. aya bir birikmez saña bir adın kamug aşnuda sen sen öñdün kėdin 8. Kutadgu Bilig’in Münacat kısmından 28.Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı 67 3. sıkıntısı. Ululuk ve büyüklük sadece sana özgüdür. kadir. 7. (sen) sayıya katılmaz. tiledi törütti bu bolmış kamug bir ök bol tėdi boldı kolmış kamug 4. sėni erdüküñ teg ögümez özüm sėni senmet öggil kesildi sözüm Münacat kısmının düz yazıyla dil içi çevirisi 28. Sana ihtiyacım olduğu. sadece O’nun ihtiyacı. sakışka katılmaz seniñ birlikiñ tözü neñke yėtti bu erkliglikiñ 1. Ey ebedî ve sonsuz (olan) Tanrı! Şüphesiz sen birsin. Ey bir (olan Tanrı)! Sana bir başkası şerik olamaz. sayılamazsın. Var olan her şeyi O yarattı. 4.3. bu muhtaç olan kulu sen affet ve bütün günahlarını bağışla. bir defa ‘ol’ dedi. dilediği istediği herşey oldu. Ey müstağni olan Tanrım. Ünite . kamug barça muñlug törütülmişi muñı yok idi bir añar yok ėşi 5. 29. . ulug künde körkit olarnıñ yüzin ėlig tuttaçı kılgıl edgü sözin 33. Başta her şeyden önce ve sonra olan sensin. Bütün yaratılmışlar muhtaçtır. Tevhid kısmının düz yazıyla dil içi çevirisi Çoğaltan. ay erklig ugan meñü muñsuz bayat yaramaz seniñdin adınka bu at 6. tözü tört ėşiñe tümen miñ selam tėgürgil kesüksüz tutaşı ulam 32. geçimi sağlayan Tanrı adıyla söze başladım. eşi ve benzeri yoktur.

68 VIII-XIII. Yusuf Has Hacib ilk kasidede gençliğine acır. bapta kitabın adı. dil ve iyilikle ilgili konular üzerinde durulur. İlk iki kaside fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün üçüncüsü ise. Yüzyıllar Türk Edebiyatı 30. devlet yönetimi. o adalet gününde benim elimden tutsun bana yardım etsin. ahlak. sözüm kesildi. V. din. isizim yigitlik isizim yigitlik tuta bilmedim men sėni terk kaçıttım . Mesnevide olduğu gibi her beyit kendi arasında uyaklıdır ve bir çok beyitte tam uyak vardır. dünyaya ve geçici zevklere düşkün olmama gibi konularda düşüncelerini belirtir. ikinci kasidede içinde bulunduğu devrin bozukluğundan. bilginin ve iyilik etmenin yararları. Seni layık olduğun gibi övemiyorum bile. bapta yine bu tarzın gereklerinden olan dönemin hükümdarının övüldüğü “Bahar mevsiminin tasviri ve Ulug Buğra Hanın övgüsü” adlı 61 beyitlik bir manzume yer alır. O büyük günde bana onların yüzünü göster. Yukarıda adlarını verdiğimiz dört kişi arasındaki konuşmaya dayanan asıl hikâye kısmı. aynı ünsüzlerin ve hecelerin tekrarına dayanan aliterasyonlu sözcük gruplarıyla şiir içi ahenk sağlanmıştır. Mahşer gününde beni sevgili Peygamberle birlikte kaldır. Onun dört arkadaşına da binlerce aralıksız. sözcük koşmaları. kesintisiz selam ulaştır. Buradan eserin sonuna eklenmiş olan üç kasideye kadar olan kısımda Yusuf. Bir mesnevide olması gereken bu bölümlerden sonra IV. dostlarının çektiği cefalardan söz eder. Bu şiirde bunların yanı sıra bilgiyi över. XII. Bu kısım Kutadgu Bilig’in en lirik parçasıdır. baplarda bilgi. yaşlılığından bahseder. Bu bölümde yedi gezegen. anlamı kendi sağlık durumu hakkında bilgi verir. seni sen kendin öv. bu yönde öğütler verir. fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl ölçüsüyle kaleme alınmıştır. Dizelere vezni uyguladığımızda ölçünün hiçbir dizede aksamadığını görüyoruz. Uyak ve aliterasyon özelliğini bir örnek üzerinde gösterebiliriz: sañar ok sıgındım umınçım saña (a) muñadmış yėrimde ėlig tut maña (a) sėwüg sawçı birle kopurgıl meni (b) elig tuttaçı kıl könilik küni (b) tözü tört ėşiñe tümen miñ selam (c) tėgürgil kėsüksüz tutaşı ulam (c) Aliterasyon: ‘s’ ünsüzünün tekrarı Aliterasyon: ‘m’ ünsüzünün tekrarı Aliterasyon: ‘s’ ünsüzünün tekrarı Aliterasyon: ‘k’ ünsüzünün tekrarı Aliterasyon: ‘t’ ünsüzünün tekrarı Aliterasyon: ‘t’ ünsüzünün tekrarı Tanrı’ya övgüden sonra Peygamber’e ve dört sahabeye övgü kısmı gelir. Uyak düzeni kaside nazım şeklinde olduğu gibi aa/ba/ca/da… biçimindedir. eseri ne kadar sürede yazdığını da anlatır. Bu kasidelerden ilkinden örnek vererek hem metnin içeriğini hem de şekil özelliklerini inceleyelim: Birinci kasideden örnek beyitler (Gençliğin hasreti ile ihtiyarlığı anlatır. tasavvuf. şefaat edici sözlerle elimden tutsunlar. XI. Eserin sonunda bulunan üç kaside de Yusuf Has Hacib tarafından yazılmıştır. ‘Kitap Sahibinin Özrünü Söyler’ adlı kısımda ise kendisinden bahseder. 33. yorıglı bulıt tėg yigitlikni ıdtım tüpi yėl keçer tėg tiriglik tükettim 6522. Üçüncü kaside ise daha çok kendine öğüt verir nitelikte olup yaşadıklarından edindiği deneyimlerin özeti gibidir. bapla başlar.) yigitlikke açıp awuçgalıkın ayur 6521. VI-X. Beyitlerdeki ses tekrarları. Hatta hece vezni açısından bakılınca her mısraın 6+5=11’li hece veznine denk geldiğini görürüz. on iki burç ve mevsimler hakkında bilgiler bulunur. 31. bapta evren anlatılır. Kimi beyitlerde yarım uyak görülür. 32.

6530. yaşlılığın da zarar görmezsin. tipi fırtınasının geçip gittiği gibi yaşamımı tükettim. 6529. (çünkü) bütün güzelliğimi sen (benden) uzaklaştırdın. (senin için) ipekli kumaş(lar) döşeteyim. 6527.3. 6528. Redifleri ayırdığımız zaman ortaya yarım uyak çıkmaktadır. sözcük koşmaları. yana kėlgil emdi yigitlik maña sen ayada tutayın agı çuz töşettim 6524. Eyvah! Onu boş yere kaybettim. tokıt-tım sözcüklerindeki -tım redifinden önceki -t. Yüzüm. Beyitlerde görüldüğü gibi uyak düzeni kaside nazım şeklinde olduğu gibi ilk beyit kendi arasında. 6522. Dolunay gibi olan dolgun yüzümü nereye gönderdim. 6525. gençliğin huzurunu yitirdim. Geçip giden bulut gibi gençliği yitirdim. esirkep açır-men saña ay yigitlik kamug körkümi sen yırattıñ yırattım 6529. (elimde) tutarken kaçırı verdim. tiriglikke tatgı süçig can sėwinçi yigitlik tėg edgü yok ėrmiş ayıttım 6526. Yaşamda gençlik gibi tatlı.Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı 69 6523. kiçiglik tatıgı yigitlik ereji yitürdüm men emdi tutarda kürettim 6527. akıt-tım. Bugün ise. Yazık gençliğime yazık! Ben seni tutamadım. 6526. isiz bu yigitlik kanı kança bardı tilep bulmadım men neçe me tilettim 6525. aynı ünsüzlerin ve hecelerin tekrarına dayanan aliterasyonlu sözcük gruplarıyla şiir içi ahenk sağlanmıştır: . Eyvah! Bu gençlik hani. tüket-tim. yüzüm safran tohumu ekmiş gibi (sapsarı) oldu. temam erguvan tėg kızıl meñzim ėrdi bu kün zacferan urgın eñde tarıttım 6530. Eğer (gençlikte) iyi ve doğru yaşadıysan. Eserin birçok beyitinde görüldüğü gibi bu beyitlerde de ses tekrarları.ekiyle uyak sağlanmıştır. yıparsıg kara başka kafur eşüdüm tolun tėg tolu yüz kayuka ilettim Birinci kasideden örnek (Gençliğin hasreti ile ihtiyarlığı anlatan) beyitlerin düz yazıyla dil içi çevirisi 6521. can sevinci olan iyi bir şey yokmuş (diye) sordum. 6524. diğer beyitlerin ilk dizesi serbest ikinci dizesi ilk beyitle uyaklıdır. çabuk kaçırdım. Ey gençlik! Ben şimdi senin için üzülerek hasretini çekiyorum. çökit-tim. (Ey) gençlik. Misk gibi (olan) kara başıma kafur örttüm. sen şimdi bana yine gel! Seni (bu kez) avucumda tutayım. benzim erguvan gibi kıpkırmızıydı. karılıkta kor yok köni turdum ėrse yawalıkka isiz tiriglikni ıdtım 6528. ben (de ondan) uzaklaştım. ıd-tım. Ünite . 6523. Küçüklüğün tatlılığını. nereye gitti? Ne kadar arattıysam da bulamadım.

Kaşgarlı Mahmud’un bu sözlüğü yazmasındaki diğer önemli bir neden de Araplara Türkçeyi öğretmektir. Çoğu 4+3 duraklı 7 heceli.. 6. Beyitlerin çoğu ise aruz vezniyledir. 5..4 Divanü Lugati’tTürk’ün Kültür Bakanlığı tıpkıbasımının altı ve yedinci sayfaları Karahanlı döneminden bize kalan ikinci önemli eser ise. m’ ünsüzlerinin tekrarı isizim yigitlik isizim yigitlik (x) tuta bilmedim men sėni terk kaçıttım (a) isiz bu yigitlik kanı kança bardı (x) tilep bulmadım men neçe me tilettim (a) Kutadgu Bilig’de şair. Türkçenin İslamiyetten dolayı Türklerin bulunduğu coğrafyada önem kazanmış olan Arapçadan geri kalmadığını göstermeye çalışmış. Yine eserinden anlaşıldığına göre. İyi (olmak) yokuş tırmanmak gibi zordur. Divanü Lugati’t-Türk’ün tek yazma nüshası vardır. z’ ünsüzünün tekrarı Aliterasyon: ‘t’ ünsüzünün tekrarı Aliterasyon: ‘k’ ünsüzünün tekrarı Aliterasyon: ‘t. sadece sözlük değildir. kötü (olmak) ise yokuş inişi gibi kolaydır. dörtlükler ve dilbilgisi bilgileri ile dönemin kültürü. Türkçenin lehçelerini ve Arapçayı iyi bilmektedir. Yazar hakkındaki bilgilerimiz kendi kitabında yazdıklarıyla sınırlıdır. şiirler. Kaşgarlı Mahmud bin Hüseyin bin Muhammed tarafından hazırlanmış olan Türkçenin bilinen ilk sözlüğü Divanü Lugati’t-Türk’tür (asıl adı: haza kitabu divani lugati’t-Türk). sözlüğünde yer verdiği lehçeler arasındaki farklılıklar. Türkçeyi.”. 3. Bilgiyi ve anlayışı anlatan dildir 2. kullanılmakta olan kelimelerle bırakılmış bulunan kelimeleri bu kitapta birlikte yazmak. kimileri ise 4+4 duraklı 8 hecelidir.. Kaşgarlı Mahmud. Bu bilgilere göre babasının adı Hüseyin’dir. Kaşgarlı Mahmud ve Eseri Divanü Lugati’t-Türk Resim 3. 4. Eserin içindeki dörtlükler hece vezniyle yazılmıştır. şiirin tüm anlatım özelliklerine başvurmuş. Bilgisizin sözü kendi başını yer. Yüzyıllar Türk Edebiyatı yorıglı bulıt tėg yigitlikni ıdtım tüpi yėl keçer tėg tiriglik tükettim (a) (a) Aliterasyon: ‘g ve t’ ünsüzünün tekrarı Aliterasyon: ‘t’ ünsüzünün tekrarı Aliterasyon: ‘s. Beylik iyi bir şeydir. söz sanatları ve benzetmelerden yararlanmıştır. dil ve ağız özellikleri hakkında da bilgi edinmemizi sağlamaktadır. ara sıra gönlüme doğar dururdu. ikilemeler ve deyimler açısından zengin bir hale gelmiştir. atasözleri ve deyimlerle bu amacını gerçekleştirmiştir. Böyle olunca da eser. özdeyişler. Akıl karanlık gecede bir meşale gibidir. ama doğru uygulanan yasa ondan da iyidir. 2 Türk Edebiyatının ilk mesnevisi olarak kabul edilen Kutadgu Bilig’i türü ve anlatımı açısından değerlendiriniz ve içeriği hakkında bilgi veriniz. Kendisinin Kaşgar’da doğduğu eserinden anlaşılıyorsa da Barsgan şehrini anlatırken kullandığı bir ifadeden babasının Barsganlı olduğu düşünülmektedir.. Bu nüsha Diyarbakırlı Ali Emirî Efendi tarafından 1917 yılında bir sahaftan satın alınmıştır. Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazılmış olan eser. Çok dinle az konuş. sözcüklerin anlamının yanı sıra verilen örnek cümleler.70 VIII-XIII. . Eserde yer alan konularla ilgili özdeyişlerden bir kısmı şöyledir: 1.. sözü akıl ile söyle bilgi ile süsle vd. Kaşgarlı Mahmud eserinde ifade ettiği şu sözle böyle bir sözlüğü yazmaktaki amacını dile getirmiştir: “Türk dili ile Arap dilinin atbaşı beraber yürüdükleri bilinsin diye Halil’in Kitabü’l-Ayn’ında yaptığı gibi.

Compendium of the Turkic Dialects (Dıwan lugat at-Turk). Divan’daki sözvarlığı ise ilk defa Carl Brockelmann tarafından incelenmiştir: Mitteltürkischer Wortschsatz nach Mahmûd Al-Kâşgârîs Divân Lûgat at-Türk. DLT’nin temel sözvarlığını Kaşgarlı’nın kendisinin de mensubu olduğu dönemin ve ülkesinin yazı dili olan Karahanlı (Hakaniye) Türkçesi. Karluk. makale ve tez çalışmaları olmak üzere birçok yayın yapılmıştır. Araplara Türkçe öğretmek. James Kelly ve Robert Dankoff tarafından yapılan çalışma Atalay’dan sonra eseri bir bütün olarak ele alan ikinci çalışmadır: James Kelly-Robert Dankoff. Türk edebiyatının XI. III 1985. Yağma. dilbilgisi özelliklerini verirken Divanü Lugati’t-Türk’ün Edebî Değeri ve İçeriği Resim 3. Kaşgarlı Mahmud eserini oluştururken bir alan araştırıcısı gibi çalışmış. Ünite . sözvarlığı. Kençek. Kilisli Rıfat. tıpkıbasımı yapılan metindeki Arapçayı normal duruma getirerek büyük bir hizmette bulunmuştur. cild-i sâlis 1335 (1919).3. cild-i evvel 1333 (1917). kültürel zenginlik açısından Türkçenin Arapçadan hiç de geri kalmayan bir dil olduğunu göstermek amacıyla meydana getirilmiş olan eser.5 Kültür Bakanlığı’nın bastığı Divanü Lugati’t-Türk’ün Kapağı . Yemek. TDK (19852. içerik olarak bize o dönemdeki Türk boyları. biçim. 19943) Divânü Lûgat-it-Türk Tercümesi II. TDK (19862. Basmıl’dır. II 1982. Budapest 1928. Oğuz. TDK (19862.Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı 71 Divanü Lugati’t-Türk hakkında ilk çalışma Kilisli Rifat Bilge tarafından yapılmıştır: Kitabü Divânı Lugat-it-Türk. eserin yazarının yaşadığı dönemdeki Türk toplulukları ve onların dili hakkında ses. İstanbul. (19862. Mahmud al-Kaşgarı. Türkçenin en önemli kültür hazinesidir. anlatım özelliği. Ansiklopedik bir sözlük olan Divanü Lugati’t-Türk (bundan sonra DLT şeklinde kısaltma kullanılacaktır). Eserin Besim Atalay tarafından Türkçeye çevrilmesinden sonra Divan üzerinde kitap. I 1982. Argu. Ankara 1941. Suvar. anlam ve sözvarlığı konusunda bilgiler vermektedir. Bunun yanı sıra Hakaniye Türkçesinin yayılma alanına en yakın boyların dillerine yer verilmiştir. Bunlar Çiğil. Ankara 1940. yüzyıldaki durumunu edebî yapısını ve özelliklerini de öğrenmemize yarayan eşsiz bir eserdir. 19943) Divânü Lûgat-it-Türk Dizini “Endeks”. dağınık olan eserin sayfalarını düzenlemiş. cild-i sâni 1333 (1917). böylece Türk dilinin lehçelere göre dilbilgisi kurallarını başarıyla ilk kez belirlemiştir. Kaşgarlı Mahmud. DLT sadece bir sözlük olarak değerlendirilmemelidir. “Türk Lehçeleri Divanı” anlamını taşıyan DLT. 19943) Divânü Lûgat-it-Türk Tercümesi III. Bulgar. Türk dünyası için zengin bir malzeme olan eserle ilgili çeşitli çalışmalar devam etmektedir. yazarın kendi tabiriyle “Türkçe” oluşturur. Ankara 1939. Ankara 1943. 19943). Besim Atalay’ın çalışması 1939-1943 yılları arasında yayınlanmıştır: Divânü Lûgat-it-Türk Tercümesi I. bu boyların kullandıkları Türkçe arasındaki farklılıklar ve en önemlisi de sözcükler hakkında bilgi veren geniş bir sözlüktür.

3. Destanlar. Ben onları en iyi surette sıralamış. Çiğil. Daha sonra başka araştırıcılar tarafından tam tersi görüş savunulmuş ve şiirlerin tamamının aruz vezniyle yazıldığı iddia edilmiştir. Oğuz. Türkmen. Manzumeleri örneklerle inceleyerek daha yakından tanıyalım: DLT’deki halk şiiri örnekleri.72 VIII-XIII.. DLT’deki dörtlük ve beyitler madde başlarında verilen sözcüklere ilişkin örnekler olduğu için eserde dağınık halde bulunmaktadırlar. Örneğin yukarıda verdiğimiz kendi ifadesinde yer almasına rağmen eserde Kırgızların diliyle ilgili hiçbir bilgi yer almamaktadır.. Bu şiirler içerik ve biçim yönünden şu şekilde sınıflandırılmaktadır: 1. sadece kendi mensubu olduğu boyun edebiyat malzemesini değil. bende onlardan her boyun dili en iyi şekilde yer etti. Şiirde halk şiirinde çok kullanılan yarım uyak (artadım/ kartadım ve kaçar/saçar hariç) görülmektedir. Savaş ve kahramanlık şiirleri. 137 dörtlükte. İslamiyetten önceki Türk şiirinde görülen baş uyak ise sadece ikinci dörtlükte (Awlap.) vardır. en iyi kargı kullananı olduğum halde onların şarlarını (= şehirlerini). Yağma. 4+3=7’li hece ölçüsüyle yazılmıştır. 2. aşk ve ayrılık konularını içeren bu şiirlerden ilki dört tane dörtlükten oluşmaktadır.. sekizli ve on ikili hece ölçüsü kullanılmıştır. Yüzyıllar Türk Edebiyatı nasıl kendi mensubu olduğu lehçenin dışına çıkıp diğer lehçelere de yer vermişse edebiyat malzemesini sunarken de aynı yolu izlemiş. 4. halk şiiri ve aydın zümre şiiri olarak iki kolda geliştiği ortaya konmuştur. soyca en köklüsü. Eserdeki manzumeler üzerine ilk yapılan çalışmalarda şiirlerin hepsinin hece ölçüsüyle yazıldığı görüşü hakimdir. İslamiyetin kabul edildiği dönemde meydana getirilmiş olan bu manzumeler üzerine eserin ilk yayımlandığı zamandan itibaren çalışmalar yapılmış ve şiirlerin hece ölçüsüyle mi aruz ölçüsüyle mi yazıldığı tartışılmıştır. Eserinde her lehçeye aynı derecede ağırlık vermemiştir. aynı zamanda kendi döneminde yaşamış olan ulaşabildiği bütün Türk boylarına ait edebî malzemeyi de yazıya geçirmiştir. Şiirin uyak düzeni aşağıda gösterildiği gibidir: Bulnar mini öles köz Kara mengiz kızıl yüz Andın tamar tükel tuz Bulnap yana ol kaçar Yıglap udu artadım Bagrım başın kartadım Kaçmış kutug irtedim Yagmur kipi kan saçar (a) (a) (a) (b) (d) (d) (d) (b) Awlap meni koymangız Ayık ayıp kaymangız Akar közüm uş tengiz Tegre yöre kuş uçar Yüknüp manga imledi Közüm yaşım yamladı Bagrım başın emledi Elkin bolup ol keçer (c) (c) (c) (b) (e) (e) (e) (b) Hece Ölçüsüyle Yazılmış Manzumeler ./Ayık. Sonuçta bu şiirlerin hem eski Türk halk şiiri örneklerini hem de XI. çöllerini baştan başa dolaştım. Bu manzum parçalar konularına göre bir araya getirilmiştir. hece ölçüsüyle yazılmış dize sonu uyaklı şiirlerdir. Türk. Kırgız boylarının dillerini./Akar. Öyle ki. yüzyılda Karahanlılar çevresinde yetişen ilk müslüman Türk şairlerinin aruzla yazılmış eserlerinden alınmış manzum parçaları içerdiği. kafiyelerini belliyerek faydalandım. Ağıtlar... hem de sözcükleri açıklarken örnek olarak verdiği manzum parçalar (dize sayısı 764’tür) ve atasözlerinden (289 tane) kaynaklanmaktadır. Bu şiirlerin bazılarından örnekler vererek inceleyelim: Divanü Lugati’t-Türk’ten lirik bir şiir Sevgi. yedili. akılca en incesi. Pastoral şiirler. 5. Şiirlerde kullanılan nazım birimi ise beyit ve dörtlüktür.. Eserini oluştururken nasıl bir yol izlediğini şöyle ifade eder: “Ben onların (yani Türklerin) en uz dillisi. en açık anlatanı. Lirik şiirler. en iyi düzenle düzenlemişimdir”. DLT’nin edebî değeri hem bize ulaştırdığı bu sözcüklerden.

Bu manzumelerden biri Budist Uygurlara. ikisi Yabakulara. her yana pusu kurduk. V.Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı 73 Şiirin düz yazıyla dil içi çevirisi O(nun) baygın göz(leri). şehirler(inin) içine girdik. (sonra) bir konuk gibi geçip gitti. Beni avlayıp koymayın. Bu durak sadece şu dizelerde bozulmaktadır: Uygurdakı / Tatlaka. 4+3 = 7 ya da 2+2+3 =7’li hece ölçüsüyle yazılmıştır. gözyaşlarımın etrafında da kuşlar uçuşuyor. (Atların) kuyruk(larını) sıkıca bağladık. tapınaklarını yıktık. Uygurlara doğru yönelip Mınglak ülkesini aldık. kaçmış olan mutluluğu aradım. Ocak 1986. sıç-tımız gibi) şiirdeki ahengi sağlamaktadır. aldatmak için tekrar geri çekilip kaçtık. pembe yüzü ve yüzündeki kara benleri beni tutsak ediyor. Türk Dili Türk Şiiri Özel Sayısı I (Eski Türk Şiiri). (Giden sevgilinin) arkasından ağlayıp perişan oldum. aç-tımız. . hırsız ve adi köpeklere (doğru) kuşlar gibi uçtuk (saldırdık). Örnek olarak vereceğimiz Budist Uygurlara Karşı Savaş manzumesinin eserde beş dörtlüğü bulunmaktadır. (Sevgilinin hayali) eğilip bana işaret etti. Atlara nişanlar takarak Uygur ülkesindeki Tatlara. Stebleva ve Talat Tekin (ayrıntılı bilgi için bkz. uç-tımız. Ünite . Aruz Ölçüsüyle Yazılmış Manzumeler Divan’da kullanılan ölçü hece ölçüsü olmasına rağmen. Kesmelerin/kestimiz.3. (böyle davranmakla) gözümün yaşını sildi. Her dizede yer alan redifli uyaklar (seç-timiz. s. Kėmi içre oldurup Ila suwın kėçtimiz Uygur tapa başlanıp Mınglak ėlin açtımız Beçkem urup atlaka Uygurdakı tatlaka Ogrı yawuz ıtlaka Kuşlar kipi uçtımız Kudruk katıg tügdümiz Tenrig üküş ögdümiz Kemşip atıg tėgdimiz Aldap yana kaçtımız Tünle bile bastımız Tegme yangak bustımız Kesmelerin kėstimiz Mınglak erin bıçtımız Kelginleyü aktımız Kendler üze çıktımız Furhan ewin yıktımız Burhan üze sıçtımız Savaş ve kahramanlık şiirinin düz yazıyla dil içi çevirisi Ila ırmağını kayıkların içine oturarak geçtik. bağrımın yarasını (yeniden) deştim. bağrımdaki yarayı tedavi etti. beni tutsak edip sonra da kaçıp gidiyor. söz verip sözünüzden geri dönmeyin. işte gözlerim(den) deniz gibi gözyaşı akıyor. Tanrı’yı çok fazla öğüp (dualar edip) atlarımızı düşman üstüne sürdük. Burhan (=Buda) heykellerinin üstüne pisledik. (Uygurların üzerine) seller gibi saldırdık. aruz ölçüsüne uyan şiirler de bulunmaktadır. kaç-tımız. yeni uygulanmaya başlanan bu ölçü sisteminde ölçüyü aksatan kısımlar olsa da Divan’daki şiirler üzerine ayrıntılı çalışmalar yapan I. bıç-tımız. biri de bilinmeyen bir düşmana karşı yapılan savaşı anlatır. 81-253) bu konuya ayrıntılı olarak değinmişlerdir. (Onları) geceleyin bastık. Manzume. Savaş ve kahramanlık şiiri Eserde bu konuya yer veren dört manzume bulunmaktadır. Kelginleyü/aktımız. Talat Tekin “Karahanlı Dönemi Türk Şiiri”. sayı: 409. (şimdi gözlerim) yağmur gibi kanlı yaşlar saçıyor. sanki bütün güzellikler ondan damlıyor. (sonunda) perçemlerini kestik ve Mınglak askerlerini biçtik.

doğa. Kılıçlar (üzerinde kuruyan kanlardan dolayı) kınlarına güçlükle sığdı. Bu nedenle kanı (su gibi) çağlayarak aktı. Şiirin hepsini buraya almak mümkün olmadığından ancak birkaç dörtlüğü örnek olarak veriyoruz: DLT’de aruzla yazılmış dörtlükler Begim özin ogurladı Yarag bilip ugurladı Ulug tengri agırladı Anın kut kıv tozı togdı Katun Sini çogıladı Tangut begin yagıladı Kanı akıp jagıladı Boyun suwın kızıl sagdı Eren alpı okıştılar Kıngır közün bakıştılar Kamug tolmun tokıştılar Kılıç kınka küçün sıgdı Telim başlar yuwıldı-mat Yagı andın yawaldı-mat Küçi anıng keweldi-met Kılıç kınka küçün sıgdı Dörtlüklerin düz yazıyla dil içi çevirisi Beyim kendisini (düşmandan) gizledi. vav. aşk. Tangutların beyini düşman kabul etti. çünkü uzun heceye denk gelen ünlüler genel eğilime uygun olarak harekeyle değil.74 VIII-XIII. Müstef ’ilün müstef ’ilün müstef ’ilün ölçüsüyle yazılmıştır: Beyitlerle yazılmış bir şiir Mende bulnur sėwinç otı kadgu atar Karşı körüp sağdıç anı uçmak atar Korday kuğu anda uçup yumgın öter Kuzgun yangan sayrap anın üni büter Kölüm komı kopsa kalı tamıg iter Körse anı bilge kişi sözke büter Tamga suwı taşra çıkıp tagıg öter Artuçları tegre ünüp tizgin yėter Bolsa kiming altun kümüş irle iter Anda bolup tengrigerü tapgın öter . Kılıçlar (üzerinde kuruyan kanlardan dolayı) kınlarına güçlükle sığdı. Onun gücü azaldı. Boyunlarından kırmızı su (gibi) kan (süt sağılıyormuşcasına) aktı. Katun Sini (halkı) savaş naraları attı. Bu şiirlerin konusunu ise genellikle şunlar oluşturmaktadır: Savaş ve kahramanlık. Bütün silahlar(ıy)la savaştılar. 4+4=8’li hece ölçüsüne uymakla birlikte şiirin mefâ‘îlün mefâ‘îlün kalıbıyla yazıldığı belirlenmiştir. ye ile yazılmıştır. av ve avcılık. doğa. Savaş ve kahramanlık şiirleri içinde en uzunu olan Katun Sini (Hatun Mezarı) halkı ile Tangutlar arasında yapılan savaşı anlatan manzume on bir dörtlükten oluşmaktadır. (düşmana saldırmak için) uygun zaman kolladı. Kahraman erler birbirlerini çağırdılar. Böylece (onun) devlet ve bahtının tozu (göğe kadar) yükseldi. Aruz ölçüsüye yazılmış dörtlüklerin dışında başka beyitler de bulunmaktadır. Çok başlar yuvarlandı. Eser içinde dağınık olan dörtlüklerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan manzumenin dörtlük sayısının kimi araştırıcılar tarafından on dokuz ya da yirmi olduğu da ileri sürülmüştür. av ve avcılık. Beyitlerin konusu da savaş. varlıklı bir şahsın köşkünü ve çevresindeki çiftliği tasvir eder. dinî-ahlakî öğütler ve övgü. düşman bu yüzden yavaşladı. uzatma harflerini gösteren elif. dinî ve ahlâkî öğütler ile övgü çevresinde toplanmıştır. Doğa tasviriyle ilgili beş beyitten oluşan aşağıdaki şiir. Yüce Tanrı (onu) onurlandırdı. aşk. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Dörtlükler ve beyitler halinde yazılmış olan bu manzumeler halk şiirinden farklı olarak az ya da çok İslam etkisi altında oluşturulmuş şiirlerdir. öfkeli gözlerle birbirlerine baktılar.

iyilik. Halkın bilgeliğini yansıtan bu atasözleri şiirlerde olduğu gibi dil. yoksulluk.. saygı. huy.107) Kişi sözleşü. adı kalır” (III. Belirli sesleri içeren sözcüklerin tekrarıyla da ayrı bir ahenk sağlanmıştır: Kölüm komı kopsa kalı tamıg iter Tamga suwı taşra çıkıp tagıg öter Artuçları tegre ünüp tizgin yėter Anda bolup tengrigerü tapgın öter (k) (t) (t) (t) Resim 3. Ünite . Irmak suları (yataklarından) taşarak dağların üstünden aşar. kişi kişike kawuşur “Dağ dağa kavuşmaz. korku./Kuzgun. insan insana kavuşur” (II.103) Közden yırasa köngülden yeme yırar “Gözden ırak olan gönülden de ırak olur” (III. töre.6 Kültür Bakanlığı’nın bastığı Divanü Lugati’t-Türk’ün iç kapak başlığı DLT’de sözcükleri açıklamak için örnek olarak verilen dörtlük ve beyitlerin dışında atasözleri de sıkça kullanılmıştır. yönetim.. Kölüm. at tepmez deme. atar=ad verir.. hayvanlar koklaşarak (anlaşır)” (III.8) İt ısırmas. Akıllı. Köşk(ü) gören dost (onun güzelliği karşısında) ona ‘cennet’ adını verir. sevinç (ve mutluluk) veren ilaç bende bulunur. Kaşgarlı Mahmud bu sözler için ‘sav’ sözcüğünü kullanmıştır. Divan’da geçen atasözlerinden bazıları şunlardır: Erdem başı tıl “erdemin. Kimin altını ve gümüşü olursa (kendisine) bir yurt edinir. açgözlülük.123) Tag tagka kawuşmas./Körse. Sadece ikinci dizesi ölçüye uymayan bu manzumenin diğer dizelerinde aruz ölçüsü açısından uyumsuzluk görülmemektedir. Manzumenin uyak düzeni aa/aa/aa/aa/aa biçimindedir..366) Edgü ėr süngüki erir. zenginlik. fazilet ara (yüzün güzelliğine çirkinliğine bakma fazilet ara)” (II.367) Bėş erngek tüz ėrmes “Beş parmak bir değildir” (I. Kuzgunlar ve alakargalar (var kuvvetleriyle) öttükçe öterler de sesleri kısılır. bu onların yaradılışında vardır” Buzdan suw tamar “Buzdan su damlar (huyu babasına benzeyen kişiler için söylenir) (III. Ayrıca birinci beyitte cinaslı uyak. Orada uçuşan kuğular. yılkı yıdlaşu “İnsan konuşarak. pelikanlar (türlü) seslerle ötüşürler. Atar=giderir. yardımlaşma. inanç sevgi. sağlık.Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı 75 Şiirin düz yazıyla dil içi çevirisi Kaygıyı. kötülük..121) ... çünkü. Gölüm dalgalansa (köşkümün) duvarına vurur. ikinci ve üçüncü beyitlerde baş uyak vardır: Korday. Yüzge körme. üzüntüyü gideren. (ırmağın) çevresindeki ardıç ağaçları (bu taşkınlığı engellemek için) onu dizginler.. edebin başı dildir” (I. erdem tile “Yüze bakma. gibi birçok konuyu içermektedir.104). çalışma. hile. Orada oturup (yüce) Tanrıya ibadet eder. atı kalır “İyi insanın kemiği erir. bilgili kişi bunu görürse söz(üm)e inanır.3.. kadın. at tepmes tème “İt ısırmaz.

Bayezid döneminde İstanbul’da istinsah edildiği tahmin edilmektedir. Bunu. Emir Muhammed Dâd İspehsalar’ın övgüsü izler.182) 3 Divanü Lugati’t-Türk nasıl bir sözlüktür ve önemi nedir? Edib Ahmed Yüknekî ve Eseri Atebetü’l-Hakâyık Karahanlı Türkçesiyle yazılmış üçüncü eser ise Yüknekli Edib Ahmed bin Mahmud tarafından XII. yüzyılda düzenlenmiş biri eksik dört nüshası bilinmektedir. adam atla (kuş amacına kanadıyla. 1444 yılında Semerkand’da hattat Zeynelabidin tarafından kopyalanmış olan bu nüsha Uygur harfleriyle yazılmıştır. Kitabın yazılış nedeninin belirtildiği bölümden sonra bilginin yararı. 457) Awçı nėçe al bilse adıg ança yol bilir “Avcı ne kadar hile bilirse (kurnazsa). oldukça eksiktir.77) Kuş kanatın. Kime ait olduğu bilinmeyen bir dörtlükte yazarın kör olduğu ve Emir Seyfeddin’e ait bir dörtlükte ise.=1480M. bilgisizliğin zararı. ayı da o kadar kaçıp kurtulacak yol bilir” (I. Atebetü’l-Hakâyık’ın Edebî Değeri ve İçeriği Eser. Yazılış yeri ve tarihi henüz aydınlatılamamış olan Atebetü’lHakâyık da Kutadgu Bilig gibi aruzun fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl vezniyle yazılmıştır. ama töre bırakılmaz” (II. Topkapı Sarayı kütüphanesi Hazine kısmı nr.34) ėl kaldı. zamanenin bozukluğu gibi konuların işlendiği bölümler yer alır. edipler edibi olduğu belirtilmektedir. 35552’de kayıtlı bulunan Topkapı Müzesi nüshası Arap harflidir.25) Alplar birle uruşma. 75) Tamu kapugın açar tawar “Mal (zenginlik) cehennemin kapısını (bile) açar” (III. er atın “Kuş kanatla.332) Etli tırngaklı adırmas “Et tırnaktan ayrılmaz” (I. Eserine eklenen parçalar ve yazar için söylenen sözler de bize istediğimiz bilgileri vermekten uzaktır. tok ne tėmes “Aç önüne konan yemeği (tamamiyle) yer. Uzunköprü’de Seyit Ali’nin kitapları arasında bulunan ve Arap harfli olan diğer bir nüsha ise.76 VIII-XIII. dört halife. Atebetü’l-Hakâyık’ın yazılışından çok sonra XV. Edib Ahmed’in yaşadığı dönem ve çevresi hakkında hemen hemen hiç bilgimiz yoktur. 4757’de kayıtlı bir mecmuanın baş kısmında bulunan Ayasofya nüshası ise. Öğretici bir ahlak kitabı olan eser. Bu nüshalar arasında en iyi ve en eski tarihli olanı Semerkand nüshasıdır (Ayasofya Ktp. Nerede. Fatih ya da II. törü kalmas “Memleket kalabilir. bėgler birle turuşma “Yiğitlerle savaşma. tok alan da aç kimseye neler demez” (I. Metin. Tanrı övgüsü ile başlamaktadır. 884H. 4012). bırakılabilir. Peygamber.159) Suw körmegünçe etük tartma “Suyu görmeden ayakkabını çıkarma” (III. cimriliğin yerilmesi.’de Abdürrezak Bahşı tarafından İstanbul’da düzenlenmiştir. insan da atıyla) ulaşır” (I. beylere karşı gelme” (I. harislik. dilini tutmanın erdemi. borçlu sıçan (gibidir) (I.79) Kutsuz kudugka kirse kum yagar “Bahtsız. Eserin doğru adını ve kime sunulduğunu göstermesi de bu nüshaya ayrı bir değer katmaktadır. kibir. ne zaman yazıldığı tam olarak bilinmeyen eser yine kim olduğunu. üst satırları siyah mürekkeple Uygur harfleri ve alt satırları kırmızı mürekkeple Arap harfleriyle olmak üzere iki alfabeyle yazılmıştır. nr. 234) Aç ne yėmes. On dört bölümden oluşan eserde kırk beyit ile yüz bir tane dörtlük bulunmaktadır.426) Alımçı aslan. bėrimçi sıçgan “Alacaklı aslan. talihsiz kimse kuyuya girse üzerine kum yağar” (I. cömertliğin övülmesi. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Yazın katıglansa kışın sewnür “ (İnsan) yazın çalışıp çabalayan kışın sevinir” (III. işlediği konular açısından Kutad- . Ayasofya kütüphanesi nr. nerede hüküm sürdüğünü bilmediğimiz Türk ve Acem meliki Muhammed Dâd İspehsalar Bey’e sunulmuştur. dünyanın dönekliği. eserin tamamı 484 mısradır. yüzyılda yazıldığı tahmin edilen Atebetü’l-Hakâyık (Hakikatlerin Eşiği)’tır.

..... Atebetü’l-Hakâyık’tan iki dörtlük Bilginin yararı ve bilgisizliğin zararı hakkındaki kısımdan iki dörtlük: Bahalıg dinar ol biliglig kişi Bu cahil biligisiz bahasız bışı Biliglig biligsiz kaçan teng bolur Biliglig tişi ėr cahil ėr tişi .. Okuyan kişinin canı sevinsin diye bu kitab(ı) şahımın övgüsü ile süsleyeyim... Vezin ve uyak bakımından kusurlu olan eserde çok sayıda imale ve zihaf bulunmaktadır. ben (de) onları şahıma armağan edeyim. Tam ve yarım uyakların yanı sıra bazen redife de yer verilir.. biliglig... O akıl.. Atebetü’l-Hakâyık’ın baş kısmındaki övgü ve sebeb-i telif kısımları beyitlerle ve kaside tarzındaki asıl eser ise. . Edib Ahmed eserini herkesin rahatça okuyup anlayacağı bir dille.Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı 77 gu Bilig ile benzerlik göstermektedir..... biligsizlik gibi sözcüklerin tekrarı ile baş uyak sağlanmıştır.. bilginin ocağı ve erdem kaynağıdır. ..... Bilgili insan daima bilgiyi arar. anlayış. Bilginin değerini bilgi bildirir (bilgi gelir)..... Bilgisiz odun bilgiyi ne yapar? Dörtlüklerin üzerinde gösterilen son uyağın dışında bilig. cahil ve bilgisiz olan (ise) değersiz sadaka(dır)... dişi(dir). Atebetü’l-Hakâyık’tan beyitler Emir Muhammed Dâd İspehsâlâr Beg Övgüsü’nden üç beyit Aya til törüt medh ötüngil kanı Men artut kılayın şahımka anı Şahım medhi birle bezeyin kitab Okıglı kişining sėwinsün canı Ol ol akl ukuş huş hıredka mekan Bilig ma‘dini hem fazilet kanı (a) (a) (b) (a) (c) (a) Beyitlerin düz yazıyla dil içi çevirisi Ey dil! Övgüler düz de sun. aaba/ccdc/eefe biçiminde uyaklanmış dörtlüklerle yazılmıştır.. Ünite . Ayrıca İslamiyet öncesi Türk şiirinde görülen dize başı uyak da çok kullanılmıştır. kendi ifadesiyle (Anın uş çıkardım bu Türkî kitap) Türkçe yazmıştır. Karşılaştırmalı metin.3. ancak edebî açıdan Kutadgu Bilig daha sanatkârane yazılmıştır... notlar ve indeksi içeren bu çalışma 1951’de yayımlanmıştır.. Aruzla şiir yazma geleneğinin yeni başlamış olmasından dolayı bu kusurlar olağandır. bilgi ve zeka mekanıdır. Biliglig biligni edergen bolur Bilig tatgın i dost biliglig bilür Bilig bildürür bil bilig kadrini Biligni biligsiz otun ne kılur (a) (a) (b) (a) (c) (c) (d) (c) Dörtlüklerin düz yazıyla dil içi çevirisi Bilgili kişi altın para (gibi)dir..... çeviri........ bilginin tadını (yine) bilgili (kişi) bilir. Eser üzerine ayrıntılı tek çalışma Reşit Rahmeti Arat tarafından yapılmıştır.... cahil erkek ise... ey dost.. erkek.. Bilgili ile bilgisiz nasıl eşit olur? Bilgili dişi..

. İkinci yarısı ise. Bu nüshanın sözlüğü Eckmann tarafından hazırlanmış. Rylands nüshası. Bibliothece Orientalis Hungarica XXI. TDK. Ligeti’nin önsözüyle yayımlanmıştır: Middle Turkic Glosses of the Rylands İnterlinear Koran Translation. Kıpçak. tefsir ve hikâyeler ise. Bu tercümenin diğerlerinden farkı satır-arası tercümenin yanı sıra surelerle ilgili tefsir ve hikâyelere de yer vermesidir. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Karahanlı Türkçesiyle Yazılmış Kur’an Tercümeleri Karahanlılar döneminde Karahanlı Türkçesiyle yapılan ilk Kur’an tercümeleri. ölümünden sonra 1979’da L.. 1989) adlı kitabına başvurabilirsiniz. Satır-arası çeviri Karahanlı Türkçesiyle. Suat Ünlü tarafından doktora tezi olarak çalışılmıştır: Karahanlı Türkçesi Satır-Arası Kur’an Tercümesi (TİEM 235v/3-450r7) Giriş-Metin-İnceleme-Analitik Dizin. K. Sosyal Bilimler Enstitüsü. yüzyılın sonu ile XIII. TDK. 1914 yılında Zeki Velidi Togan tarafından Fergana’da bulunan Anonim Tefsir’in sözvarlığı A. Akadémiai Kiadó. Ankara 2004.78 VIII-XIII. Yayımlanmamış Doktora Tezi). Taşkent. 73’te kayıtlı olan nüsha: Bu nüsha Muhammed bin el-Hâc Devletşah eş-Şîrazî tarafından 1333-34 yıllarında istinsah edilmiştir. Yayımlanmamış Doktora Tezi). 4. Ankara 2004 (Ankara Üniversitesi. Anonim Tefsir: Bu eser Orta Asya Tefsiri. 1963. 902 sayfadan oluşan bu tercümenin Kur’an tercümeleri içinde en eskisi olduğu kabul edilmektedir. Budapest 1976. İlk çevirilerin ne zaman yapıldığı konusunda elimizde kesin bilgiler bulunmamaktadır. Borovkov tarafından hazırlanmıştır: Leksika sredneaziatskogo tefsira XII-XIII vv. Bu nüsha üzerine bir diğer çalışma da Aysu Ata tarafından yapılmıştır: Türkçe İlk Kur’an Tercümesi (Rylands Nüshası) KARAHANLI TÜRKÇESİ (Giriş-Metin-Notlar-Dizin). Özbek Bilimler Akademisi. satır-altı tercüme niteliğindedir. Yüzyıllar). Anonim Tefsir ve Müellifi Meçhul Kur’an Tefsiri adlarıyla da bilinmektedir.-XIII. Sosyal Bilimler Enstitüsü. Dili hakkında ileri sürülen değişik görüşleri değerlendiren Eckmann. Borovkov’un bu çalışması Halil İbrahim Usta ve Ebülfez Amanoğlu tarafından Tükçeye çevrilmiştir: Orta Asya’da Bulunmuş Kur’an Tefsirinin Söz Varlığı (XII. Yüzyıl Türk Şiiri Divanü Lugati’t-Türk’teki Manzum Parçalar (Ankara: TDK Yay. 3. No. 2. Kopya ediliş tarihi. Oğuz ve Çağatay unsurlarının kullanıldığı Harezm Türkçesiyle yazılmıştır. Satır-altı Kur’an tercümelerinden Karahanlılar dönemine ait olduğu tahmin edilen çeviriler şunlardır: 1. satır-arası Türkçe ve Farsça çeviriyi içermektedir. Ankara 2002. Moscow. yorumlar içermez. Manchester-John Rylands Nüshası: Manchester. Rylands Kitaplığı Arapça Yazmalar Bölümü 25-38’de kayıtlı olan nüshanın telif ve istinsah tarihi belli değildir. Türk İslam Eserleri Müzesi (TİEM) No. 2854’te kayıtlı olan nüsha: Bu eser de satır-arası Türkçe ve Farsça çeviridir. Ankara 2004 (Ankara Üniversitesi. Karahanlı Türkçesi dil özelliklerini yansıtır. Bu yazmanın ilk yarısı Abdullah Kök tarafından doktora tezi olarak yapılmıştır: Karahanlı Türkçesi Satır-Arası Kur’an Tercümesi (TİEM 73 1v-235v/2) Giriş-İnceleme-Metin-Dizin. . yüzyılın başına ait Karahanlı Türkçesi dil özelliklerini gösterdiğini belirtir. Türkçe çeviri. Karahanlı Dönemi Türk Şiiri konusunda daha geniş bilgi edinmek için Talât Tekin’in XI. yeri ve kopyalayanın kim olduğu bilinmemektedir. tercümenin XII.

2854’te kayıtlı olan bu nüsha da satır-arası Türkçe ve Farsça çeviridir. hekimliğe ve toplumbilimine merak saldığını ve bunlar hakkında bilgi sahibi olduğunu eserinden anlamaktayız. yüzyıl) ile yazılmış eserler oluşturur. On birinci yüzyılda başlayıp on dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar devam eden Türk edebiyatının bu dönemindeki edebî eserler. tercümenin XI. Balasagun’da doğan Yusuf. Türkçenin lehçelerini ve Arapçayı iyi bilmektedir. No. Kopya ediliş tarihi. devlet örgütüne. yüzyılın başına ait Karahanlı Türkçesi dil özelliklerini gösterdiğini belirtir. 3. Türk İslam Eserleri Müzesi (TİEM) No. kültürünü. Taşkent. Hakan Tavgaç Buğra Hasan Han. İlk çevirilerin ne zaman yapıldığı konusunda elimizde kesin bilgiler bulunmamaktadır. Orta Asya’daki bu yazı dilinin. efsanelere. yorumlar içermez. Kitabında yazdıklarıyla sınırlı olan bilgilere göre babasının adı Hüseyin’dir. Yusuf Has Hacib’in İbn-i Sinâ’nın ve Fârâbî’nin doğrudan öğrencisi olup olmadığı hakkındaki bilgilerimiz belirgin olmamakla birlikte. Divanü Lugati’t-Türk’ün yazarı ise. ancak eserinde yaşı hakkında verdiği bilgilerden yola çıkarak doğum tarihini yaklaşık olarak tespit etmek mümkündür. Karahanlılar dönemine ait olduğu tahmin edilen çeviriler şunlardır: 1. 4. yüzyıllar arasında meydana getirilmiştir. batıdaki klasik bilgileri değil. düş yorumuna. “edipler edibi” olduğu belirtilmektedir. 1103 tarihine kadar tahtta olduğuna göre. Karahanlı Türkçesiyle yazılmış eserleri ve yazarlarını tanımak. Ana dilinden başka Arapça. Dili hakkında ileri sürülen değişik görüşleri değerlendiren Eckmann. Türkçe çeviri. Eserine eklenen parçalar ve yazar için söylenen sözler de bize istediğimiz bilgileri vermekten uzaktır. Bu eserlerden ilkinin yazarı Yusuf Has Hacib’dir. İslamî dönem doğu Türk edebiyatının başlangıç döneminin devamını ise Harezm-Altınordu Türkçesi (XIII-XIV. çalışkan. Anonim Tefsir ve Müellifi Meçhul Kur’an Tefsiri adlarıyla da bilinmektedir. felsefeye. matematiğe. Anonim Tefsir: Bu eser Orta Asya Tefsiri. Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi ile kaleme alınmıştır. Kutadgu Bilig. Kaşgarlı Mahmud bin Hüseyin bin Muhammed’dir. XI-XIII.3. aruza. Kendisinin Kaşgar’da doğduğu eserinden anlaşılıyorsa da Barsgan şehrini anlatırken kullandığı bir ifadeden babasının Barsganlı olduğu anlaşılmaktadır. Kime ait olduğu bilinmeyen bir dörtlükte yazarın kör olduğu ve Emir Seyfeddin’e ait bir dörtlükte ise. Edib Ahmed’in yaşadığı dönem ve çevresi hakkında açık ve net bilgilere sahip değiliz. Firdevsî’nin Şeh-nâme’sini. 1069–1070 yılında tamamladığı eseri üzerinde 18 ay çalışmıştır. Karahanlı Türkçesi dil özelliklerini yansıtır. O yalnız Arap 2 ve Fars dilini. Rylands nüshası. Türk atasözlerine. Türk edebiyatı içinde “İslamî dönem Türk edebiyatı”nın başlangıç dönemini oluşturan Karahanlı Türkçesiyle yazılmış eserler. Karahanlı Türkçesiyle yazılmış eserler. yeri ve kopyalayanın kim olduğu bilinmemektedir. Karahanlılar döneminde Karahanlı Türkçesiyle satırarası tercüme niteliğinde yapılmış Kur’an tercümeleri de dönemin önemli eserlerindendir. Divanü Lugati’t-Türk ve Atebetü’l-Hakâyık’tır. Bu tercümenin diğerlerinden farkı satır-arası tercümenin yanı sıra surelerle ilgili tefsir ve hikâyelere de yer vermesidir. astronomiye. Manchester-John Rylands Nüshası: Manchester. Orhon ve Uygur Türkçesinin devamı olan bu dönem Türkçesi için Hakaniye Türkçesi terimi de kullanılır. Rylands Kitaplığı Arapça Yazmalar Bölümü 25-38’de kayıtlı olan nüshanın telif ve istinsah tarihi belli değildir. Yusuf ’un doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. Türkçe ve Farsça çeviriyi içermektedir. Farsça ve İran dillerinden Soğdçayı bilmekteydi. her ikisinin de yazılarını okuduğunu ve onların görüşleri hakkında bilgi sahibi olduğunu eserinden anlamaktayız. Atebetü’l-Hakâyık’ın yazarı ise Edib Ahmed Yüknekî’dir.Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı 79 Özet 1 Karahanlı dönemi edebiyatının Türk edebiyatı tarihi içindeki yerini belirlemek. anlayışlı ve bilgili bir kişiydi. belâgata. İslamdan önceki Türk dünyasını ve kültürünü de çok iyi biliyordu. Ünite . İslam bilgilerine. Özbek Bilimler Akademisi. akıllı. yüzyılın sonu ile XIII. Yine kendisinin verdiği bilgiye göre eserini yazmaya başladığı zaman 50 yaşlarında olduğuna göre 1019–1020 yılları dolayında doğduğu tahmin edilmektedir. 2. yüzyıl) ve Çağatay Türkçesi (XIV-XVI. Balasagunlu Yusuf ’un da onun zamanında öldüğü düşünülmektedir. Eski Türk yazı dilinden gelişen İslamî Orta Asya Türk yazı dilinin merkezi Doğu Türkistan’da Kaşgar’dı. Yine eserinden anlaşıldığına göre. Türkçeyi. 73’te kayıtlı olan nüsha: 902 sayfadan oluşan bu tercümenin Kur’an tercümeleri içinde en eskisi olduğu kabul edilmektedir. . Eserinde kendi hayatına dair verdiği bilgiler. Fârâbî’nin ve İbn-i Sinâ’nın Arapça felsefe kitaplarını okuduğunu. çok belirgin değildir.

Kaşgarlı Mahmud eserini oluştururken bir alan araştırıcısı gibi çalışmış. Yüzyıllar Türk Edebiyatı 3 Karahanlı döneminde yazılmış eserleri anlatım özelliği. İslamiyetin kabul edildiği dönemde meydana getirilmiş olan bu manzumeler hece ve aruz vezniyle yazılmışlardır. alışık olmadığı bir vezin türü olmasına rağmen bunu şiirine başarıyla uygulamıştır. bahar tasviri ve hükümdar övgüsü bölümlerinde görülür. Anlatım tekniği ve edebî açıdan Kutadgu Bilig kadar başarılı bir eser değildir. Kutadgu Bilig didaktik bir eser olmasına rağmen yer yer şiirsellik ve lirizm görülmektedir. Otuz üç beyitten oluşan bu manzume mesnevi şeklinde yazılmıştır. . Türk dilinin lehçelere göre dilbilgisi kurallarını ilk kez başarıyla belirlemiştir. Atabetü’l-Hakâyık ise Kutadgu Bilig gibi öğretici bir eserdir. DLT’deki dörtlük ve beyitler madde başlarında verilen sözcüklere ilişkin örnekler olduğu için eserde dağınık halde bulunmaktadırlar. Yusuf Has Hacib. bu dönemde Türk şiirinin başlıca iki kolda geliştiğini göstermektedir: 1. eski dönemlerden kalma atasözleri ve bilgelik ifadesi taşıyan deyimlerle süslenmiştir. Karahanlılar döneminde yazılmış iki önemli eser olan Kutadgu Bilig ve Divanü Lugati’t-Türk. Halk şiiri. Bunlardan sonra yer alan Tanrı övgüsü ve Tanrı’ya yakarış İslamî Türk edebiyatının bize kadar gelen ilk tevhid ve münacat örneğidir. anlatım özelliği. aaba/ccdc/eefe biçiminde kafiyelenmiş dörtlüklerle yazılmıştır. Ayrıca İslamiyet öncesi Türk şiirinde görülen dize başı uyak da çok kullanılmıştır. Bu manzum parçalar konularına göre bir araya getirilmiştir. Kutadgu Bilig’in vezni fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl’dür. Araplara Türkçe öğretmek. Bu edebî malzemeyi sözcüklerin anlamını açıklarken örnek olarak verdiği manzumeler ve atasözleri oluşturmaktadır. Kaşgarlı Mahmud. 2. Kutadgu Bilig. Bu dönemde yazılmış eserlerin hepsi birbirinden farklı amaç ve biçimlerle oluşturulmuş eserlerdir. Eserin baş kısmındaki övgü ve sebeb-i telif kısımları beyitlerle ve kaside tarzında asıl eser ise. kültürel zenginlik açısından Türkçenin Arapçadan hiç de geri kalmayan bir dil olduğunu göstermek amacıyla meydana getirilmiş olan eser. sözvarlığı. Şiirlerde kullanılan nazım birimi ise beyit ve dörtlüktür. içerik olarak bize o dönemdeki Türk boyları. halk şiirinin dışında kalan ve araştırıcılar tarafından “Aydın zümre şiiri” olarak değerlendirilen ikinci grup içinde yer alır. Türkçenin en önemli kültür hazinesidir. Bu özellik en çok eserin başındaki Tanrı ve Peygamber övgüleri. Aydın kesimin şiiri olup dili halkın konuştuğu dildir. üslup ve genel özellikleri bakımından değerlendirmek. aynı zamanda kendi döneminde yaşamış olan ulaşabildiği bütün Türk boylarına ait edebî malzemeyi de yazıya geçirmiştir. bu boyların kullandıkları Türkçe arasındaki farklılıklar ve en önemlisi de sözcükler hakkında bilgi veren geniş bir sözlüktür. Dört kişi arasında geçen münazarayı andıran eser.80 VIII-XIII. içerik. Tam ve yarım uyakların yanı sıra bazen rediflere de yer verilir. Bu türdeki şiirler aruz vezni ile yazılmıştır. dilbilgisi özelliklerini verirken nasıl kendi mensubu olduğu lehçenin dışına çıkıp diğer lehçelere de yer vermişse edebiyat malzemesini sunarken de aynı yolu izlemiş. sadece kendi mensubu olduğu boyun edebiyat malzemesini değil. Eserin başında sonradan yazılıp eklenen mensur ve manzum mukaddimeler ile babların fihristi bulunmaktadır. Ansiklopedik bir sözlük olan Divanü Lugati’t-Türk ise.

Çigil teorisi e. Karluk-Yağma teorisi d. TİEM’deki nüshalar üzerine çalışma yapılmıştır. e. Aşağıdakilerden hangisi Kutadgu Bilig’de yer alan ana karakterlerden biri değildir? a. Viyana. Karahanlı Türkçesiyle yazılmış Kur’an tercümeleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? a. Semerkand. Fergana. hem de hece ölçüsüyle yazılmıştır. Manzum parçalar sadece hece ölçüsüyle yazılmıştır. Aşağıdakilerden hangisi Karahanlı Devleti’nin kuruluşuyla ilgili ileri sürülen teorilerden biri değildir? a. Uyak düzeni aaba/ccdc/eefe biçimindedir. Ayasofya b. Fergana. Ali Emirî Efendi d.Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı 81 Kendimizi Sınayalım 1. mütefâ’ilün mütefâ’ilün 4. d. b. Atebetü’l-Hakâyık ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? a. müfte’ilün müfte’ilün fâ’ilün d. Manzum parçalar dörtlüklerle yazılmıştır. Divanü Lugati’t-Türk’ün yazıldığı diller aşağıdakilerden hangisidir? a. Kadır Buğra Han 10. c. e. Muhammed Dâd İspehsalar Bey c. Kün Togdı b. fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün e. fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl c. Fergana 3. Tavgaç Ulug Buğra Han b. Kırgız teorisi 2. Viyana d. Karahanlı Türkçesiyle yazılmış dört Kur’an çevirisi vardır. 9. Beyitlerin uyak düzeni kaside tarzındadır. b. d. Mısır. Ersig c. Semerkand. Mısır. Muallim Naci c. Manzum parçaların konusu genellikle savaştır. Mehmed Han e. Yağma teorisi c. e. Ögdülmiş 6. Viyana. DLT’yi sahafta bularak satın alan ve böylece bu sözlükten haberdar olmamızı sağlayan kişi aşağıdakilerden hangisidir? a. Odgurmış e. Anonim Tefsir iki dillidir. Semerkand. . Uygur teorisi b. Eserin bilinen iki nüshası vardır. Viyana e. Manzum parçalar hem aruz. Semerkand c. Manzum parçalar sadece aruz ölçüsüyle yazılmıştır. Ünite . b. Kilisli Rıfat b. Arapça 8. Türkçe-Arapça c. III. Aruzun fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl ölçüsüyle yazılmıştır. Küsemiş d. Rylands nüshası Türkçe ve Farsça çeviriyi içerir. c. Atebetü’l-Hakâyık aşağıdaki hükümdarlardan hangisine sunulmuştur? a. Divanü Lugati’t-Türk’teki manzum parçalarla ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur? a. Türkçe e. Aşağıdakilerden hangisinde Kutadgu Bilig’in nüshaları tam ve doğru olarak verilmiştir? a. Muhammed Dâd İspehsalar Bey e. c. Ötüken Begi d. Arapça-Farsça d. Türkçe-Farsça b. Zeki Velidi Togan 5. d. Mısır. Hepsi satır-arası Kur’an çevirileridir. fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün b.3. 7. Aşağıdakilerin hangisinde Kutadgu Bilig’in vezni doğru verilmiştir? a. Yazarı Edib Ahmed Yükneki’dir.

82 VIII-XIII. c 5. Otrar ve Taşkent önemli kültür merkezlerini oluşturmaktaydı. Kara-Hanlılar tabiri ise. 955 yılında ölmüş ve Artuç’ta (Bugünkü Kaşgar’ın kuzeyi) defnedilmiştir. b. Buhara. doğuda III. Kara Hakan. köklerinin nereye dayandığı konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Yusuf Has Hacib eserini meydana getirirken gerek nazım örgüsü. yerine geçen İbrahim bin Muhammet idarede aciz kalmıştır. b 4. güneyde Hindistan ve Hindikuş. Tawgaç Bugra Kara Hakan vb. Pamir ve Karakum dağları. kuzeyde Tarbagatay dağları. 1047’den sonra da devletin batı bölümünü Maveraünnehir bölgesi. 1212) hüküm sürmüşlerdir. Karahanlılar Asya Türklerinin XV. Türk destan geleneğini bir tarafa bırakıp Fars-İslam hükümdarlık ideallerini alarak yapmaya çalışmış ve bunları Orta Asya Türk edebiyat geleneği ile birleştirmiştir. oğulları 1047’de Karahanlı Devleti’ni paylaşmışlardır. Bugra Han unvanını taşıyan Satuk. batıda Mehmed Han (öl. Bu devletin hüküm sürdüğü topraklar 1047’deki bölünmeden önce şöyleydi: Doğuda. 1032) zamanında artmasına rağmen onun bu çabaları boşa çıkmış. Nihayet 1069 yılında oğlu Tavgaç Ulug Buğra Kara Hasan Han idareyi ele almıştır. e 2. eski adıyla Şaş (bugünkü Taşkent). Sıra Sizde 2 Kutadgu Bilig 940 yıllık geçmişi olan İslamî Türk edebiyatının ilk en büyük verimidir. Son olarak. V. 1211). 6645 beyitlik didaktik bir manzume olan eser. Yanıtınız yanlış ise “Karahanlı Türkçesiyle Yazılmış Kur’an Tercümeleri” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Kutadgu Bilig’in Edebî Değeri ve İçeriği” konusunu yeniden gözden geçiriniz. c Yanıtınız yanlış ise “Karahanlı Devletinin Kısa Tarihi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Yusuf Has Hacib ve Eseri Kutadgu Bilig” bölümünü tekrar okuyunuz Yanıtınız yanlış ise “Kutadgu Bilig’in Edebî Değeri ve İçeriği” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Karluk Türkleri 747-840 yıllarında Uygur birliğine bağlı bulunmaktaydılar. Doğu Türkistan’ın batı bölümü. Yanıtınız yanlış ise “Divanü Lugati’t-Türk’ün Edebî Değeri ve İçeriği” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Doğudan gelen Moğol asıllı Kara Hıtaylar 1212 yılında Karahanlı Devleti’ni yıkmışlardır. Grigorev’in 1874’te Maveraünnehir ve Karahanlılara dair yazdığı makalesinde kullandığı “Karachaniden” tabiriyle yaygınlaşmıştır. aruzun fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl vezniyle yazılmıştır. devletin batı kısmında İslamiyetin resmen kabulüne sebep olmuştur. 1182). Tavgaç Ulug Buğra Han’dan sonra Karahanlı Devleti’nde bir kaç hakan daha değişmiştir. Kaşgar’da 1014-1024 yılları arasında hüküm süren Yusuf Kadır Han (öl. V. bu alanın ortasında bulunmaktaydı. c 7. Firdevsî’nin Fars-İslam biçimine dönüştürdüğü İran destanını Yusuf. Buğra Han babası gibi hem adaletli ve dürüst yönetimi hem de bilim ve sanat adamlarını korumasıyla ün salmıştır. Örneğin. Balkaş gölü. Buhara. Uygur-Karluk birliğinin 840 yılında çökmesinden sonra İslamın kabulünden önce kurulan Karahanlı Devleti’nin kurucusu Bilge Kül Kadır Han’dır. Yanıtınız yanlış ise “Kaşgarlı Mahmud ve Eseri Divanü Lugati’t-Türk” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Edib Ahmed Yüknekî ve Eseri Atebetü’l-Hakâyık” ve “Atebetü’l-Hakâyık’ın Edebî Değeri ve İçeriği” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Bu coğrafya içinde Semerkand. b 6. Fergana bölgesinde Osman Han (öl. Mehmed Han (öl. 9. sülâlenin bu kolunu ortadan kaldırmış ve bütün devleti İslamlaştırmayı başarmıştır (960). b Sıra Sizde Yanıt Anahtarı Sıra Sizde 1 İlk müslüman Türk devleti olan Karahanlıların (840-1212) türeyişi. b 10. Satuk’un İslamiyeti kabul etmesi (932). Arslan Kara Hakan. yüzyıla kadar kurdukları devletler arasında Uygur ve Karluklardan sonraki dönem içinde yer alırlar. Fergana bölgesi ise. cAbd al-Karim). Yanıtınız yanlış ise “Divanü Lugati’t-Türk’ün Edebî Değeri ve İçeriği” konusunu yeniden gözden geçiriniz. doğu bölümünü ise. Bundan sonra saltanatın sürekli değişen isimleri Karahanlı devletinin bir bütün içinde yönetilmesine engel olmuştur. Doğu ve Batı Türkistan’da hüküm süren İslamî ilk Türk devletinin anıldığı ‘Karahanlı’ adı. Kaşgar’da 1056 yılına kadar hüküm süren Süleyman Arslan Han boğularak öldürülmüş. doğu kağanını (Arslan Han) mağlup ederek. Amuderya ırmağı. O’nun Farsçada yaptığını Türkçede yapmıştır. Semerkand ve Amu Derya’nın yukarı kesimi. d 3. Birlik sağlama girişimleri. Satuk’un oğlu Baytaş (Musa . Yüzyıllar Türk Edebiyatı Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 1. Fergana bölgesinin bir bölümü. Yanıtınız yanlış ise “Edib Ahmed Yüknekî ve Eseri Atebetü’l-Hakâyık” konusunu yeniden gözden geçiriniz. bu sülâlenin unvanlarında geçen kara sözünden ortaya çıkmaktadır. Talas ve İsficab oluşturmaktaydı. b 8. Kara Han. Aral gölü. gerekse epik üslup açısından Firdevsî’nin Şehnâme’sinden etkilenmiş. batıda Karakum çölü.

DLT sadece bir sözlük olarak değerlendirilmemelidir. (1986). Ankara Türk Dil Kurumu Yayınları Ercilasun. külterel zenginlik açısından Türkçenin Arapçadan hiç de geri kalmayan bir dil olduğunu göstermek amacıyla yazılan eser. Eraslan. R. Bunun yanı sıra Hakaniye Türkçesinin yayılma alanına en yakın boyların dillerine ve tamgalarına yer verilmiştir. K. R. Kaşgarlı Mahmud. B. Bunların belli başlıları Çigil. Atebetü’l-Hakayık. (1985-1986). R. Dilaçar. S. Ögdülmiş (vezirin oğlu) anlayışı. Sayı 409/Ocak 1986. Karluk. dilbilgisi özelliklerini verirken nasıl kendi mensubu olduğu lehçenin dışına çıkıp diğer lehçelere de yer vermişse edebiyat malzemesini sunarken de aynı yolu izlemiş. (1995) “Çağdaş Türk Dillerinde Kutadgu Bilig Çevirileri”. (1944). 43-52. TDK Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. Suvar. Kutadgu Bilig I Metin.Ü. J. anlatım özelliği. Ö. (1994). Eraslan. 908. Bulgar. Chicago. (1989). Odgurmış (vezirin kardeşi) ise dünya işlerinin sonunu temsil eder. Kutadgu Bilig didaktik bir eser olmasına rağmen yer yer şiirselliğin ve lirizmin görülmesi (özellikle eserin başındaki Tanrı ve Peygamber övgüleri. sadece kendi mensubu olduğu boyun edebiyat malzemesini değil.Karahanlı Dönemi Türk Edebiyatı 83 Eserindeki anlatım tarzı genel olarak karşılıklı konuşmaya dayanmaktadır. T. Sources of Oriental Languages and Literatures 7. (1986): “Karahanlı Dönemi Türk Şiiri”. Basmıl’dır. Turkish Sources VII. Divan-ı Lügat-it-Türk’ten Derlemeler I. Dankoff. R. (1994). Ay Toldı (vezir) ikbali. anlam ve sözvarlığı konusunda bilgiler vermektedir. “Divânü Lugati’t-Türk’te Aruz Vezniyle Yazılmış Şiirler”. A. Ankara: Gazi Üniversitesi Yayınları. Kutadgu Bilig Grameri-Fiil. Birtek. yazarın kendi tabiriyle “Türkçe” oluşturur. Kaşgarlı Mahmud eserini oluştururken bir alan araştırıcısı gibi çalışmış. biçim. bu kişilere de uygun adlar vermiştir: Kün Togdı (hükümdar) adaleti. II. Tekin. (2007). Ölmez. (1975). F. III. (1983). Türk Dili. İçerik olarak bize o dönemdeki Türk boyları. İ. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1991. Türk Şiiri Özel Sayısı I (Eski Türk Şiiri). R. Mahmud al-Kaşgarı. Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar . Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1991. Yüzyıl Türk Şiiri Divanu Lugati’tTürk’teki Manzum Parçalar. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları Tekin. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. (1982 ve 1985). Türk Edebiyatının XI. Argu.. (1984). M. bu boyların kullandıkları Türkçe arasındaki farklılıklar ve en önemlisi de sözcükler hakkında bilgi veren geniş bir sözlüktür. Türkçenin en önemli kültür hazinesidir.3. “Yusuf Has Hacib ve Kutadgu Bilig”. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. Ünite . En Eski Türk Savları. Atalay. III. (1979). bahar tasviri ve hükümdar övgüsü bölümleri) Yusuf Has Hacib’in duyarlı bir şair olduğunu göstermektedir. A. DLT’nin temel sözvarlığını Kaşgarlı’nın kendisinin de mensubu olduğu dönemin ve ülkesinin yazı dili olan Karahanlı (Hakaniye) Türkçesi. II. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. IQ Yayınları Kelly. Oğuz. Türk dilinin lehçelere göre dilbilgisi kurallarını başarıyla ilk kez belirlemiştir. Dankoff. R. Atalay. Yıldönümü Dolayisiyle KUTADGU BİLİG İNCELEMESİ. Divânü Lûgat-it-Türk Tercümesi I. XI. R. daha çok muhalif karakter olan Odgurmış üzerinde yoğunlaşır ve sufilik ya da İslam mistisizmine ilişkin dinî temaları gündeme getirir. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. Eserin ikinci yarısı ise. B. (2009). Arat. Yemek. edebî yapısını ve özelliklerini de öğrenmemize yarayan eşsiz bir eserdir. 37. İstanbul. Arat. Türk Lehçeleri Divanı anlamını taşıyan DLT. Türk Hakanlığı. Arat. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. Karahanlılar (7661212). T. Sıra Sizde 3 Divanü Lugati’t-Türk ansiklopedik bir sözlüktür. Eserin ilk yarısı bu karakterlerin ilk üçü arasındaki ilişkileri anlatır. yüzyıldaki durumunu. sözvarlığı. aynı zamanda kendi döneminde yaşamış olan ulaşabildiği bütün Türk boylarına ait edebî malzemeyi de yazıya geçirmiştir. (1972). İstanbul. Kebikeç 1. K. “Divânü Lugati’t-Türk’te Aruz Vezniyle Yazılmış Şiirler”. (1951). Hunkan. eserin yazarının yaşadığı dönemdeki Türk toplulukları ve onların dili hakkında ses. Yusuf Has Hacib eserinde dört soyut kavramı kişileştirmiş. Divânü Lûgat-it-Türk Dizini “Endeks”. İstanbul: Türk Dil Kurumu Yayınları. Cambridge: Harvard University Press. eski dönemlerden kalma atasözleri ve bilgelik ifadesi taşıyan deyimlerle süslenmiştir. Yağma. Compendium of the Turkic Dialects (Dıwan lugat atTurk) I. Wisdom of Royal Glory (Kutadgu Bilig) A Turko-Islamic Mirror for princes. Dört kişi arasında geçen münazarayı andıran eser. Yavuz. Araplara Türkçe öğretmek. R. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. Kutadgu Bilig II Çeviri. Kençek. K.

XIII. YÜZYILLAR TÜRK EDEBİYATI Amaçlarımız 4 VIII-XIII. Anahtar Kavramlar • Anadolu Selçuklu Devleti • Anadolu Beylikleri • Anadolu’da Yazılan İlk Farsça Eserler • Anadolu’da Türkçeye Yöneliş • Türkçenin Önderleri • Anadolu’da yazılan İlk Türkçe Eserler • Karışık Dilli Eserler İçindekiler • GİRİŞ: TÜRKLERİN ANADOLU’YA GELİŞİ • XII-XIII. yüzyıla kadar Anadolu’da yazılan karışık dilli eserleri ve bunların özelliklerini sıralayabileceksiniz. XII-XIII. Yüzyıllar Türk Edebiyatı    Bu üniteyi tamamladıktan sonra. yüzyıllarda gelişen batı Türk edebiyatının Türk edebiyatı tarihi içindeki yerini belirleyebilecek. YÜZYILLARDA ANADOLU’DA GELİŞEN EDEBİYAT • ANADOLUDA TÜRKÇEYE YÖNELİŞ VE TÜRK EDEBİYATININ ÖNCÜLERİ XII-XIII. yüzyılda Anadolu’da Türkçenin durumunu ve ilk Türkçe şiir/eser yazanları tespit edebilecek. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı I: Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı .VIII-XIII. XIII.

üç dört yıl içinde Anadolu’nun büyük bir kısmını fethederek ilk beylikleri kurmuşlardır. Kılıç Arslan (1092) devletin başına geçmiştir. Ancak. X. Irak ve Anadolu’ya kadar genişletmişlerdir. 1068’de Ammûriye’ye (=Emirdağ) ve 1070’de Hunas’a (=Honaz/Denizli) gelen Türkleri gören Bizans İmparatorluğu.XII-XIII. Alâeddin Keykubâd dönemi (1220-1237). Konya. Afyonkarahisar. büyük bir mücadeleden sonra Bizanslılardan İznik’i alıp başşehir yaparak Anadolu Selçuklu Devleti’ni kurmuştur (1075-1080). 1072-1228) Erbil Beyliği (Erbil. 1103-1183) Mengücekoğulları Beyliği (Erzincan. Kılıç Arslan’dan sonra hükümdar olan I. Anadolu Selçukluları Malazgirt zaferinden sonra üç dört yıl içinde Anadolu’nun büyük bir kısmının fethedilmesinde önemli rolü olan Süleyman Şah. 1085-1192) Danişmendliler Beyliği (Sivas. Alâeddin Keybkubâd’ın ölümünden sonra (1237) . I. Bu ordu. 1081-1097) Dilmaçoğulları Beyliği (Bitlis. Anadolu birliğini kendi adlarına kurmak isteyen Danişmendliler beyliği. XI. Anadolu’da kurulan ilk beylikler: Çaka Beyliği (İzmir. bu tehlikeli durumu ortadan kaldırmak için Romen Diyojen’in komutasında büyük bir ordu hazırlamıştır. 1101-1409) İnaloğulları Beyliği (Bitlis. Anadolu’nun siyasî ve iktisadî yönlerden güçlü oluşu. İzmir ve Ayasluk (=Selçuk) gibi büyük merkezleri ele geçirmişlerdir.akıllıca siyasî tedbirlerle geciktirmiştir. Daha sonra Saltuklular 1201’de ve Mengücekler 1228’de istekleri ile Anadolu Selçuklularına katılarak Anadolu’da Türk birliğinin büyümesine ve güçlenmesine katkı sağlamışlardır. Süleyman Şah’tan sonra oğlu I. Ankara. yüzyılda batıya yaptıkları göç ve akınlarla egemenliklerini Azerbaycan. 1067’de Kayseri’ye. toplum huzurlu bir hayata kavuşmuştur. 1085-1097). Harezm ve Horasan bölgelerine yerleşmişler. büyük merkezlerde ilim ve san’at faaliyetlerinin gelişmesini sağlamıştır. Alaşehir. 1072-1202) Artuklu Beyliği (Diyarbakır ve Mardin. Mesud zamanında Konya. Bu dönemde. 1072-1178) Saltuklu Beyliği (Erzurum. Eskişehir. vefatından önce gelen Moğol istilasını. Niğde. 1060’da Konya’ya. Çankırı. Kastamonu bölgeleri ve doğuda Elbistan yöresi ile bazı yerler Selçuklu hakimiyetine girmiştir. Bu dönemde Anadolu’da siyasî birlik ve asayiş sağlanmış. 1071-78 yılları arasında Sivas. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı I: Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı GİRİŞ: TÜRKLERİN ANADOLU’YA GELİŞİ Türklerin Oğuz boyları. -kısa bir süreliğine de olsa. hatta Ermenistan’ı da kurtarmaya çalışmıştır. Alâeddin Keykubâd. önce Firigya ve Kapadokya’yı geri almış. yüzyıldan itibaren Sirderya. Kayseri. Malazgirt zaferinden sonra kalabalık topluluklar halinde Anadolu’ya yerleşmeye başlayan Türkler. I. Maveraünnehir. Batıya yapılan bu akınlar Alp Arslan (1063-1072) zamanında giderek artmış. Türkler. 1146-1232) Çubukoğulları Beyliği (Harput. Ankara. Türklere bütün Anadolu yollarını açmıştır. Anadolu Selçukluları tarafından 1175’te ortadan kaldırılmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti’nin her yönden en yüksek devri olmuştur. Alp Arslan’ın 1071 yılında kazandığı Malazgirt zaferi. Şirvan’ın ele geçirilmesiyle Ermenistan ve Gürcistan’daki Bizans nüfuzu ortadan kaldırılmıştır.

Lâdik (İnançoğulları) Beyliği. Anadolu’da kurulan bu beylikler şunlardır: Karamanoğulları Beyliği. 13011423). Candaroğulları Beyliği. Karesioğulları Beyliği. Eratnaoğulları Beyliği. (Sinop. (Beyşehir/Seydişehir. (Milas/Muğla. Bu yenilgi üzerine Moğollara yıllık vergi vermeyi kabul ederek anlaşma yoluna giden Anadolu Selçuklu Devleti. 1275-1341). Kadı Burhâneddin Ahmed Beyliği. Alâiye Beyliği. Çobanoğulları Beyliği. Tâceddinoğulları Beyliği. Eşrefoğulları Beyliği. İznik Bizans Devleti bu dönemde Anadolu Selçuklu Devleti’ne tâbi oldu. (Kastamonu. Keyhüsrev zamanında Malatya bölgesinde Baba İshak’ın önderliğinde çıkan ayaklanmada (1240) Selçuklu ordusu önce yenilmiş daha sonra bu ayaklanma kanlı bir şekilde bastırılarak Baba İshak öldürülmüştür. 1261-1368). 1293-1471). II. (Maraş. 1280-1424). 1300-1429). batıda Dalaman çayından başlayıp Denizli önünden geçerek kuzeyde Sakarya’ya ulaşıyordu. Artuklular. Bunların çoğu Bizans İmparatorluğu’na yakın uçlarda ve kıyı bölgelerinde kurulmuştur. Aydınoğulları Beyliği. Çukurova’daki Ermeni Krallığı. Mesud’un 1308’de ölmesiyle birlikte Anadolu Selçuklu Devleti yıkılmıştır. 1381-1398). (Birgi/Ayasluk (Selçuk). Anadolu Beylikleri XIII. Sâhip Ataoğulları Beyliği. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Selçuklu Devleti’nin yükseliş devri sona ermiş ve yerine geçen oğlu II. Pervâneoğulları Beyliği. oradan Âmid (=Diyarbakır) önündeki Dicle’ye. XII. Saruhanoğulları Beyliği. II. (Balıkesir. (Kayseri. Azerbaycan’daki Moğol kumandanı Baycu Noyan. (Niksar. Ancak devlet maddi bakımdan güçlü olsa da manen çökmüştü. Erzurum’un doğusundan başlayarak Van gölüne iniyor. 1277-1322). yüzyılın ikinci yarısı). (Afyonkarahisar. Keyhüsrev’in hükümdarlık zamanında devletin sınırları. Anadolu’ya Türklerin gelişi ve Selçuklular ile ilgili olarak Osman Turan’ın Selçuklular Zamanında Türkiye (İstanbul: Ötüken Neşriyat. 13081426). 1297-1360). (Ermenek. Hamîdoğulları Beyliği. (Manisa. yüzyılın ortalarına doğru Selçuklu ordusunun Kösedağ’da Moğollara yenilmesinden sonra Anadolu Selçuklu Devleti zamanla eski gücünü ve otoritesini iyice kaybetmiştir. 2010) adlı kitabına başvurabilirsiniz. 1302-1410). . Germiyanoğulları Beyliği. 1292-1462). Anadolu Selçuklularının hakimiyetindeki topraklarda kurulan bu beyliklere Tavaif-i Mülûk veya Anadolu beylikleri denilir. (SivasKayseri. (Kastamonu. 1256-1483). Anadolu Selçuklu Devleti’nin zayıflaması ve Moğol baskısının zamanla azalmasından faydalanan Türkmen beyleri de bulundukları bölgelerde yavaş yavaş Selçuklularla ilişkilerini keserek bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Trabzon Rum Devleti. Menteşeoğulları Beyliği. 1 Türklerin Anadolu’ya gelişi ve burayı yurt edinme süreçleri hakkında bilgi veriniz. (Honaz/Dalaman. (Alanya. 1335-1381). 1348-1428). 1227-1309). Anadolu’ya yürüyüp Selçuklu ordusunu Sivas’ın kuzeydoğusundaki Kösedağı eteklerinde mağlup etmiştir (1243). Halep Eyyûbî Melikliği. Selçuklu-Moğol idaresinin daha kuvvetli olduğu Orta Anadolu’da kurulan beylik sayısı ise daha azdır. (Kütahya. 1339-1521).86 VIII-XIII. (Isparta. bundan sonra kendini toparlayamamıştır. Dulkadiroğulları Beyliği. Keyhüsrev ile birlikte çöküş dönemi başlamıştır. güneyde Urfa ve Ayıntab’ın (=Gaziantep) kuzeyinden geçerek Maraş’ın güneyindeki Nur dağlarına uzanıyor. Sultan II.

Gıyâseddîn Keyhüsrev ve II. daha sonra özellikle XI. 1211-1219). Başta I. Ayrıca kaynaklarda I. Sultan Alâeddin Keykubâd’ın şahsiyeti ile ilgili kayıtlar. Çünkü ad ve yayılmış şöhret. el-Evamiru’l-Alâîye (yazılışı 1281)’de II. Saray çevresinde önceki yüzyıllarda büyük ilgi gören ve önemli yer edinen şiir. şairler ve fazıl nedimlerle oturan kimseden kalır. Kılıç Arslan’a ithaf ve takdim edilen Râhatu’s-Sudûr’da şöyle denilmektedir: “Her devirde iyi ad ve şöhret. bunlardan sanatıyla öne çıkanların bazılarına melikü’ş-şu’arâ (=şairlerin sultanı) unvanı verilmiştir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (öl. Anadolu’da Yazılan İlk Farsça Eserler Karahanlılar (840-1211). Gıyaseddîn Keyhüsrev’in de şiir söyledikleri. İbn Bîbî. Gazneli Sultan Mahmûd’a ve Kâbûs b. Konya’da Keyhüsrev b. YÜZYILLARDA ANADOLU’DA GELİŞEN EDEBİYAT Anadolu’nun Müslüman Türklerle başlayan tarihinde Türklerin daha önce yaşadıkları Doğu ve Batı Türkistan. “şairler kendileri için kasideler yazsın da başkaları ezberlesin diye mal bağışlarlar”. Veşmgîr’e hayranlık duyardı. II. Alâeddin Keykubâd olmak üzere çeşitli Selçuklu sultanlarını öven Kâni’î. Alâeddin Keykubâd (slt. 1220-1237)’ın musikî ve şiirle ilgilendiğini ve zaman zaman şiir söylediğini belirtir. Necmeddîn-i Râzi’ye tavsiyede bulunurken onun hakkında şöyle demiştir: “Ey genç.XII-XIII. İzzeddîn Keykâvûs’un hizmetlerinde bulunan Emîr Ahmed-i Kâni’î (öl. şairleri korudukları ve onlara ödül verdiklerinden söz edilir. Evhadüddîn-i Kirmânî (öl. onu ve halkı faydalandır.4. 1273) ve Fahreddîn-i Irâkî (öl. Bu dönemde Kâni’î-yi Tûsî (öl.” Bu husus bu şekilde kabul gördüğü için yine onun ifadelerine göre “şairler. Anadolu’daki devlet ve divan geleneği. Bu nedenle önceki dönemlerde olduğu gibi Anadolu Selçukluları zamanında da sultanların çevresinde de şairler bulunmuş. Anadolu’da Alâeddin Keykubâd zamanında farklı şekillerde yazan şairler aynı anda himaye görmüştür. Osman Turan’ın İslâm Ansiklopedisi’nde verdiği bilgilere göre Sultan Alâeddin sık sık Gazzâlî’nin Kîmyâ-yı Sa’âdet’ini ve Selçukluların ünlü veziri Nizâmülmülk’ün Siyâset-nâme’sini okurdu. doğru bir hükümdar ve büyük mükâfatlar bulmadıkça övgüye girişmezler” ve sultanlar. İzzeddîn Keykâvûs (slt. Gazneliler (963-1186) ve Büyük Selçukluların (1038-1194) hâkim olduğu coğrafyalardaki şiir ve şairle ilgili düşünceler. onun aynı geleneğin takipçisi olduğunu göstermektedir. iyi adamlarla düşüp kalkarak onlarla anlaşmayı tercih eden. Alâeddin Keykubâd. dinî yönelişler. edebî ve mimarî tercihlerde Karahanlı. bu dilde yazılan edebî eserlerin okunması ve Farsça eserlerin yazılması doğal bir şekilde devam etmiştir. İbn Bîbî (öl. 1273’ten sonra) ile Erzincanlı Nizâmeddîn Ahmed ve Muhiddîn Ebu’l-Fezâil’in bu ünvanı taşıdığı bilinmektedir. ilim ve tasavvuf erbabına bağlı Keykubâd’ın himayesine gir. 1238-1239 m. Horasan ve İran bölgelerinde kazandıkları birikimlerin büyük yeri vardır. Dolayısıyla Anadolu’da Farsçanın ilgi görmesi. kayıt ve hesap usulleri. Selçuklularla yeni kimlik kazanmaya başladığında Türklerin daha önce bulundukları coğrafyalarda gelişen şiir anlayışı ve zevki de bu yeni vatana taşınmıştır. 1289) gibi şiirleri de bulunan bir çok bilgin ve sûfî Sultan Alâeddin zamanında ve sonrasında Konya’da bulunmuştur. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı I: Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı 87 XII-XIII. Şihâbeddîn Sühreverdî. 635 h. Ünite . Anadolu’da da paylaşılmıştır. din sever. Aynı şekilde Anadolu. Hatta kaynaklarda devlet adamlarının da şiir söylediğine dair bilgiler mevcuttur. II. 1240). adaletli davranan. asrın ikinci yarısı itibariyle yavaş yavaş iki kutuplu olmaya başlamıştır. Kılıç Arslan’ın (slt. Mevlânâ ise tasavvufî geleneğin şairi olarak anılan iki ayrı tarzın öncüsüdür.). onlar sayesinde ebedîleşir. 1285’ten sonra). Bilim adamları. ilimden tam nasîbedâr. 1221’de görüş- .” Muhyiddîn-i Arabî (öl. 1273’ten sonra) saray çevresinin şairi. 1155-1192) oğlu Berkyaruk Şah’ın Hûrzâd ve Perî-Nijâd isimli bir mesnevi yazdığını övgüyle anlatır ve beyitlerinden örnekler verir. Süleyman Şah ve I. I. Gazneli ve Selçukluların devlet gelenekleri ve âdetlerinin etkisi olduğuna işaret ederler.

bu açıdan da değerlendirmek gerekir. Ali’nin 1203’te başlayıp iki veya üç yılda tamamladığı ve Gıyâseddîn Keyhusrev’e ithaf ettiği Selçuklu tarihi Râhatu’s-Sudûr ve Âyetü’s-Sürûr. 1214?). Yüzyıllar Türk Edebiyatı tüğü Sultan Alâeddin’in emriyle 30 defter hacminde Farsça manzum bir Selçuk-nâme yazmıştır. Tespit edilen ve bilinen eserlerin sayısı. yazılmış olanların yanında oldukça azdır. Şairin ayrıca ele geçmemiş 30 ciltlik manzum Selçuklu Şehnâmesi adlı eseri de bilinmektedir. İbrahim et-Tiflîsî’nin (öl. ünlerinin doğu ve batı ülkelerine yayıldığı ve insanlığın onlar sayesinde huzur bulduğu belirtilmiştir. tercih ve hedeflerine dair ifadeler de bulunmaktadır. İzzeddîn Keykâvûs’a (1211-1220) takdim ettiği manzum tarih Enîsü’l-Kulûb. 1245-1257) için yazdığı Farsça bir kasidesinde Selçukluların (Türklerin) namuslu. 1274) Tabsıratü’l-Mübtedî’si. yiğit ve usta binici oldukları. Mengücek hânedanından Fahreddîn Behrâmşâh’a (slt. Anadolu Selçuklu sarayı şairlerinden Kâni’î’nin Sultan II. edebiyat ve sanat erbabına kucak açmış. Muhammed b. Mes’ûd’un Sultan I. Kâni’î Ahmed b. ancak bu eser günümüze ulaşmamıştır. Selçuklu sultanlarının yanı sıra Karaman. Alâeddin Keykubâd. Ebû Hanîfe Abdulkerîm’in Muhyiddîn b. Kılıç Arslan adına hazırladığı Mecma’ur-Rübâ’îyât. Muhammed b. er-Râvendî Muhammed b. Sühreverdî-i Maktûl’ün (öl.88 VIII-XIII. İzzeddîn Keykâvûs (slt. Konya’ya 1229 yılında gelen Bahâeddîn Veled’i ve oğlu Mevlânâ’yı hürmetle karşılamıştır. 11691225) ithaf ettiği Mahzenü’l-Esrâr isimli mesnevisi. 1223’de Sivas’ta tamamladığı tasavvufî eseri Mirsâdü’l-İbâd. Kânûnu’l-Edeb. Aynı yılların şairi Mevlânâ’nın eserlerinde de buna benzer. el-Hüseyn al-Mu’înî’nin 1252’den öce yazılmış olması gereken Kur’an-ı Kerim ve dinî konularla ilgili Beşâ’rü-n-Nezâ’ir adlı eseri. onların eser yazmalarını teşvik etmişlerdir. Farsça şiire ve geleneğe bu şekilde yakın duran nesiller Anadolu’da günümüze kadar Türkçenin yanında Farsça da eserler yazmışlardır. Germiyan ve Candaroğulları gibi Anadolu beylikleri. Kifâyetü’t-Tıb. 1278-1279) için yazdığı manzum Kelile ve Dimne. bunun yanı sıra Türkçe konuşulan çevrelerde Arapça ve Farsça eser yazılmasını. Türk’ü ve çabalarını öne çıkaran. Sadreddîn Konevî’nin (öl. Alp Arslan ile Sultan Mahmûd’dan bahseden çok sayıda beyit vardır. Bahâeddîn Veled’in vefatı üzerine Mevlânâ onun yerine layık görülmüştür. Bu ilk dönemlerden günümüze ulaşabilen Farsça eserler bazı bilim adamları tarafından tespit edilip sıralanmıştır. Tarihî seyir içerisinde Türkler tarafından büyük rağbet gören Farsça ile Anadolu’da. Kılıç Arslan için yazdığı alfabetik rüya tabirnâmesi Kâmilu’t-Ta’bîr ile Sihhatü’l-Ebdân. Anadolu Selçukluları ve Beylikler döneminde Farsça yazılmış olan eserleri. Mahmûd et-Tûsî’nin İzzeddîn Keykâvûs (öl. Gâzî’nin Süleyman Şah (1196-1204) adına tamamladığı Marzubânnâme’nin bir tür yeniden yazımı olan Ravzatu’l-Ukûl’u ve İzzeddîn Keykâvûs b. 587/1191) muhtemelen II. Farsça yazılmış eserlerde Türklere. Nizâmî’nin (öl. 1231) II. Anadolu’daki ilmî ve edebî tercihleri. Anadolu Selçukluları ve Beylikler döneminde çok sayıda Farsça eser yazılmıştır. miras aldıkları geleneğe sahip çıkarak ilim. Necmeddîn Dâye’nin. bu millete mensup olan hemen herkesin bir sanatı olduğu. Burhân-i Anevî Kadı Burhâneddin Ebû Nasr b. . soylarına. şerefli. Keyhusrev’in (1211-1220) arzusuyla 40 hadisle hikmetli sözlerden ve bunların izahından oluşan Berîdü’s-Sa’âde’si (tamamlanışı 1209). Büyük bölümünün yazarları ve kitap adları şu şekildedir: Hubeyş (Hüseyn) b. Usûlu’l-Melâhim (Melhemet Danyal) ve Beyânu’n-Nücûm isimli eserleri. Kılıç Arslan’a ithaf ettiği Pertev-nâme. Çünkü o dönemde çok sayıda din ve bilim adamının Anadolu’ya gelmesiyle İslam dünyasındaki ilmî ve edebî gelenek de Anadolu’ya taşınmıştır. Anadolu’dan önce yaşanan bölgelerde oluşan gelenekle açıklamaya çalışmak daha doğrudur.

Ka- Türk Edebiyatı’nın Anadolu’dan Önceki Genel Durumu . Azîz b. Kutbeddîn eş-Şîrâzî’nin (1311) Kastamonu Beyi Hüsameddîn Çoban’ın oğlu Muzafferüddîn Yavlak Arslan’a ithaf ettiği heyet. Ebû Bekr b. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı I: Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı 89 Sa’îdeddîn Muhammed b. Sultan Veled’in (öl. 1302?) emriyle nazmettiği 20 bin beyitlik Selçuklular Şeh-nâmesi ile Yârcânî’nin Alâeddin Bey (1356-1391) isteğiyle yazdığı Karaman Şeh-nâmesi varlıkları bilinen fakat ele geçmeyen önemli Farsça eserlerdendir. XIII. XIII. asrın ilk yarısında) mektuplardan oluşturduğu Ravzatu’l-Kuttâb. yüzyılda Anadolu’da yazılan ilk eserlerin Farsça olmasının sebeplerini belirtiniz. asrın hacim ve muhteva açısından şaheserleridir. dil ve edebiyatlarının gelişmiş bir durumda olduğu görülür. 1279-1280) tasavvufî konulu eserleri Menâhicu’l-İbâd ile’l-Me’âd ve Şerh-i Kasîde-i Tâ’iyye. 1285’ten sonra) 1281’de tamamladığı Selçuklu tarihi el-Evâmirü’l-Alâ’îye. 77’si de Farsça’dır. aile fertlerinin ve takipçilerinin söyleyip yazdıkları Farsça eserler ise. Üç binin üstünde kelime kullanılarak yazılan ve İslâm dairesine girerken Türk edebiyatında birden bire ortaya çıkan bu büyük eserde 3200 civarında kelime vardır. Türklerin Anadolu’ya gelmeden önce. Bunun en bariz örneklerinden biri Kutadgu Bilig’tir. Türk edebiyatının Anadolu’da gelişimine geçmeden önce Orta Asya’da Türkçenin ve Türk edebiyatının genel durumuna değinmek gerekir. Sultan Veled’in oğlu Ulu Ârif Çelebi’nin (öl. 1273). özellikle köylü ve göçebe çevrelerinde büyük ilgi görmüştür. 1320) Divan’ı. Alâeddin Keykubâd’un (öl. hendese ve tabiî ilimlerle ilgili İhtiyârât-i Muzafferî. XIII. 1071’de yapılan Malazgirt Savaşı ile buradaki varlıklarını kabul ettirmişlerdir. yüzyıldan itibaren gelmeye başlayan Türkler. 1360) Menâkibu’l-Ârifîn’i (Mevlânâ hakkında yazılan eserlerin ve Mevlevîliğin kaynaklarının başında gelen bu eserin tamamlanış tarihi 1318’dir) bu tür eserlerdendir. 1289) de burada anılmalıdır. Bu arada Anadolu’da bulunup Farsça eser veren etkili sûfîlerden Evhadüddîn-i Kirmânî (öl. Rûmî nisbesi yanında Belhî ve Konevî nisbeleriyle de anılan ünlü sûfî Mevlânâ Celâleddîn’in (öl. İbn Bîbî’nin (öl. Hacı Bektaş-ı Velî ise manzum ve mensur çevirileri bulunan Makâlât’ını Arapça yazmış olmakla birlikte halk arasında. Sipehsâlâr’ın Risâle’si (yazılışı 1300’lü ilk yıllar). 1312) çağdaşı Nâşirî’ye ait tasavvufî eserler Fütüvvet-nâme ve İşrâkât. Hoca Dehhânî’nin büyük ihtimalle III. İslâm medeniyetine girdikleri dönemde. Niğdeli Kadı Ahmed’in 1371-1372’de İlhanlılardan Ebû Sa’îd adına yazdığı el-Veledü’ş-Şefîk. Bunların 360’ı Arapça.4. Ahmed Fergânî’nin (öl. Zamanla bir Türk yurdu haline gelen Anadolu’da gelişen Türk edebiyatının temelinde ise. 1238) ve Fahreddîn-i Irâkî (öl. XIV. Geriye kalan 2823 kelime de Türkçedir. Kerîmeddîn Mahmud Aksarâyî’nin 1323’te İlhanlılar’ın Anadolu valisi Timurtaş adına yazdığı Müsâmeretü’l-Ahbâr ve Müsâyeretü’l-Ahyâr. Türklerin daha önce yaşadıkları Orta Asya ve İran bölgelerinde kazandıkları birikim ve ortaya koydukları edebî eserlerin önemli yeri vardır. ez-Zekî’nin (öl. yüzyılın sonlarında Aksaray’da yaşamış olan sûfî şair Seyfeddîn Muhammed elFergânî’nin Divan’ı. ANADOLU’DA TÜRKÇEYE YÖNELİŞ VE TÜRK EDEBİYATININ ÖNCÜLERİ 2 Anadolu’ya XI.XII-XIII. ve XIV. Anonim Târîh-i Âl-i Selçûk (yazılışı 1363’ten sonra). Ünite . Erdeşîr-i Esterâbâdî’nin Sivas hükümdarı Kadı Burhâneddin Ahmed adına 1397-1398’de yazdığı Bezm ü Rezm. Ahmed Eflâkî’nin (öl.

Muhyiddin-i Arabî. Seyyid Ata ve Şeref Ata gibi sûfîler Yesevîlik’i devam ettirdikleri gibi Türkçe eserler de vererek halkı aydınlatmışlardır. Necmeddin-i Kübrâ’nın öğrencilerinden Necmeddin-i Dâye Sivas’a. Türk şairleri. yazım benzerliğinden dolayı Arap alfabesine geçişi kolaylaştırmıştır. Ancak Türkçede uzun ünlü olmadığı için aruz vezninin uygulanması. Alâeddin Keykubâd’ın daveti üzerine Konya’ya yerleşmiştir. Anadolu Selçukluları Döneminde Genel Edebî Durumu Anadolu. Bu sebeple normal ünlüler vezin gereği uzatılmaya başlandığı gibi Arapça ve Farsçada görülen uzun ünlülerin de bazen kısa okunması (zihaf) gerekmiştir. Uygur alfabesi. şiirde önemli bir ahenk unsuru olan aruzun hece vezni ile benzer ve ortak yönlerine dikkat etmişler. Ancak bu alfabe çeşitliliği Selçuklu ve Gaznelilerde görülmez. Bu dönemlerde Arapça ve Farsçanın baskın çıkması ve bu dillerin kuralları oturmuş bir imlâsının olması. Bu kelimelerin bir kısmı Türkçenin bünyesine uygun hale getirilse de sayılarının giderek artması. yukarıda belirtildiği üzere daha önce bulundukları bölgelerde geliştirdikleri devlet ve divan geleneğinin yanında edebî birikimlerini ve şiir anlayışlarını da doğal olarak bu yeni vatana taşımışlardır. Kâtipler Arapça ve Farsçanın imlâsını ve kelimelerin nasıl yazılacağını bildikleri için Türkçeye itibar etmemişlerdir. aruz vezni ve yeni kafiye sistemi ile edebî eserler yazılmaya başlanır. Baba İlyas-ı Horasanî Amasya’ya. ancak bunların öğrencilerinden (=dervîşler) bazıları Anadolu’ya gelmişlerdir. Türklerin Orhun alfabesinden sonra kullandıkları Uygur alfabesi. Bu devletler döneminde doğrudan Arap alfabesi kullanılmıştır. yüzyılın başında Moğol istilası baş göstermiş ve Necmeddin-i Kübrâ (öl. 1166) sonra gelen ve onun yolun izleyen şairlerin başında yer alan Hakim Süleyman Ata (öl. . Bu Yesevî ve Kübrevî dervişlerinin Anadolu’da Türk kültür ve edebiyatının yerleşip gelişmesinde önemli katkıları olmuştur. 1187). Türklerin İslâm dini ve kültürüyle karşılaşmalarından sonra Türk edebiyatında Arap ve Fars edebiyatındaki -başta Arap alfabesi olmak üzere. Bahâeddin Veled daha sonra I. Bu durum ise. Karahanlılar döneminde satır altı Kur’ân tercümelerinde ve Atabetü’l-Hakayık gibi eserlerde de karşımıza çıkar. 1071’den sonra Selçuklularla yeni bir döneme girmiştir. zamanla Arapça ve Farsçadan alınan kelimeler artmıştır. henüz böyle bir imkânı bulunmayan Türkçeyi ikinci plâna itmiştir. 1221) gibi büyük sûfîler bunlarla mücadele ederken şehit düşmüşler.90 VIII-XIII.nazım şekilleri ve türleri. Türk edebiyatının zamanla zenginleşmesine ve gelişmesine katkı sağlamıştır. Türk hükümdarı kendi dilinde yazılan şiirlerle değil Farsça manzumelerle övülmüştür. Karahanlı devletindeki hükümdarların dil şuurunun görülmediği bu devletlerde hükümdar. dilin açık ve anlaşılır durumunu ortadan kaldırmıştır. Türkler. Arapça da ilim dili olarak benimsenmiş. özellikle on birli hece veznine uyan aruz kalıplarını tercih etmişlerdir. devletin yıkıldığı 1212 yılına kadar kesintisiz devam etmiştir. Zengi Ata. Şeyh Nasuriddin Mahmud el-Hoyî gibi âlim ve mutasavvıflar da Anadolu’ya sonradan gelmişlerdir. İlk zamanlar Kutadgu Bilig gibi eserlerde açık ve anlaşılır bir dil kullanılırken. Türkçe kelimelerin (hece yapısının) aruza tam olarak uymamasından dolayı. Yesevî ve Kübrevî dervişleri yanında pek çok ilim adamının da Anadolu’ya gelmesiyle Anadolu’da kültür merkezleri oluşmaya başlamıştır. Bu durum ise. Hoca Ahmed-i Yesevî’den (öl. Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî’nin babası Bahâeddin Veled Karaman’a gelmiştir. Evhahüddîn-i Kirmanî. Bütün bunlardan dolayı Türkçe eserlerin yazılmaması. Yüzyıllar Türk Edebiyatı rahanlılar döneminde Kutadgu Bilig gibi bir eserin birden karşımıza çıkması. bu dönemlerde Türkçenin sadece konuşma dili olarak kalmasına sebep olmuştur. halk ve ordu Türk olduğu halde Farsça resmî ve edebî dil. üstün ve büyük bir dil olduğunu göstermektedir. Karahanlılar döneminde edebî faaliyetler. Türkçenin de işlenmiş. Türkçe ile eser yazmayı zorlaştırmıştır. imâle ve med (=imâle-i memdûde) gibi normal ünlünün uzatılmasına yol açan durumları da beraberinde getirmiştir. XIII. heceye yakın. Türk edebiyatının zengin ve büyük bir edebiyat. Hacı Bektaş-ı Velî Suluca Karahöyük’e.

Anadolu’da Türkçeye Yaklaşım ve İlk Türkçe Eserlerin Yazılma Süreci Gazneliler ve Selçuklular döneminde Arap harflerinin kullanılmasına bağlı olarak gerek resmî belgeler gerekse edebî metinler Arapça ve Farsça yazılmıştır. yüzyılda. Bunlardan I. Bahâeddin Veled gibi bazı ilim adamı ve şairlere yakınlık gösterip bunları himaye etmiştir. XIII. edebî zevkin ve ruh inceliğinin gelişmesinde etkili olmuştur. Menâhic-i Seyfî adlı Farsça eserini Seyfeddin Tuğrul’a sunan Ahi Evren. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı I: Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı 91 Bir fıkıh âlimi ve doktor olan Ahi Evren (1171-1262) ise. Moğolların baskısıyla Kırşehir emiri Nureddin Caca tarafından 1262 yılında şehit edilmiştir. İmlâ bakımından belirli bir kurala göre yazılan bu diller. artık Türkçe yazma zamanının geldiğini de ortaya koyan önemli bir gelişmedir. Gıyaseddin Keyhusrev (1192-1195. yüzyıla girerken Arapça ve Farsçaya göre ikinci planda kalan Türkçe. 12051211). Mevlânâ’nın Anadolu’da (Konya) bulunması ve halkın Türk oluşu. Alâeddin Keykubâd (1220-1237) iyi yetişmiş. İzzeddin Keykâvus gibi Farsça manzumeler yazan Alâeddin Keykubâd. Anadolu Selçuklu hükümdarlarından I. onun meclisinde bulunan Hoca Ahmed Fakih (öl. İzzeddin Keykâvus. Mevlânâ’nın Türkçe şiirleri ve mülemmaları bu devirde Türkçenin lehinde bir işaret gibi algılanmıştır. İzzeddin Keykâvus (1211-1220) ve I. yüzyılda Anadolu’da edebî faaliyetlerin Farsça eserlerle devam ettiği görülür. Sultan Veled de hem bundan dolayı hem de Mevlevî dergâhlarında Türkçeye ihtiyaç olduğunu farkederek Türkçeye yönelmiştir. “Ben Farsça söylüyorum. O.4. Alâeddin Keykubâd ise Oğuz töresine bağlı. onu Türkçe söylemeye yöneltmiştir. Ahilik ise. Nizamî ve Attar ile XIII. Mevlânâ’nın Türkçe şiir ve mülemmalar söylemesi. Farsça ve Rumca da bilen bir sultan idi. Yunus Emre. Ünite . İslâmî inanç ve fütüvvet ilkelerine bağlı kalarak tekke ve zaviyelerde öğrenci-hoca ilişkilerini düzenleyen Ahi Evren. fakat aslım Türktür” diyen ve Türk edebiyatını da yönlendiren Mevlânâ’nın Nizamî ve Attâr’dan etkilenen şairler arasında ayrı bir yeri vardır. Bunun yanında Arapça ve Farsça. en azından yarım yüzyıl bir kayba uğramıştır. I. Gülşehrî ve Âşık Paşa gibi şairler izlemişlerdir. Bu sultanın âlim. yüzyılın başlarına kadar gelen bu faaliyetler. sanatkâr ve şairleri teşviki ile memleketteki ilim ve kültür hayatı gitgide canlanarak yüksek seviyelere ulaşmıştır. işlenmeye muhtaç bir dil olduğunu da görmekte gecikmemiş ve bu durumu aşağıdaki beyitlerinde açıkça dile getirmiştir: . ilim ve kültür yönünden dirayetli ve edebî zevk sahibi hükümdar idiler. I. çok az olmakla birlikte yazdığı Türkçe şiirler ve mülemmalar ile Nizamî ve Attar’dan ayrılır. Türkçenin anlatımda kıt. Arap harflerini kullananlar tarafından üstün görülmüştür. XIV. Bunda Genceli Nizamî (1141-1209) ve Attar gibi büyük şairlerin tesiri de vardır. gittiği yerlerde esnafı teşkilatlandırmış ve Anadolu ahilerinin başı kabul edilmiştir. 1252). Türkçe şiirler söylemeye başlamış.XII-XIII. Türkçeden başka Arapça. Hoy şehrinden gelerek Kayseri’ye yerleşmiştir. Mevlânâ’dan sonra. şair bir hükümdar olup Farsça şiirler yazıyordu. edebiyat dili ve resmî dil olmada. Türkçe şiir söylemede bir hayli ileri gitmiştir. XIII. I. I. Sultan Veled ise. Hatta kimi zaman bu dillerin öğrenimi Türkçeden önce gelmiştir. Selçuklu’dan Cumhuriyet dönemine kadar Anadolu’da yabancı bir dil olarak da görülmemiştir. Ahilikin kurulup gelişmesinde büyük emeği bulunan. bundan sonra kendi yolunda ilerlemesine devam etmiştir. Gıyaseddin Keyhusrev’in cihan hâkimiyetinden başka köklü bir millî tarih şuuru vardı. Ortak İslâm edebiyatı içinde yer alan bu şair ve yazarların daha sonraki yüzyıllarda Türk edebiyatı içinde. Bir süre Denizli ve Konya’da bulunmuş daha sonra Kırşehir’e yerleşmiştir. Bunları. özellikle Türk tercüme edebiyatında büyük etkilerinin olduğu görülür. Ancak O.

Türkçe kelimelerin yazımında çeşitlilik görülmüş. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Türk dilin bilürmiseydüm ben Söz ile bellü göstereydüm ben Kim göresin cânun içre Tanrı’yı Gösteresin kamusına Tanrı’yı Tatça aydam ne kim dilersiz siz Türkçe bilseydüm ben aydaydum size Bulasız kimseyi ki bulduh biz Sırları kim Tanrı’dan değdi bize Yukarıdaki beyitlere göre. Karaman Bey’in oğlu Mehmed Bey’in (öl. Yazıcızâde Ali. Çün murassa’ söylene te’lîfümüz Kimseden utanmaya tasnîfümüz Değme ilmün sırrını çün söyledük Değmesinden bir risâle eyledük Ben bu Türkî defterin çün dürmeyem Pârisîcesi-y-ile degşürmeyem Kimse böyle tonlu söz söylemedi Kimse bundan yig kitâb eylemedi Anadolu’da Türkçenin Önderleri Çün Süleymân bülbüle kıldı itâb Kim kıla tasnîf bundan yig kitâb . Anadolu’da yaygın konuşma dili olan Oğuz Türkçesinin Karahanlı Türkçesi gibi Uygur harfleri ile yazılmış. Bu dönemde Türkçe eser yazanların başında Gülşehrî (öl.92 VIII-XIII. Tevârih-i Âl-i Selçuk. devam eden bir yazılış şekli (kuralları yerleşmiş bir imlâsı) yoktur. Bu da Karahanlı devletindeki edebî faaliyetlerin zıddına olarak Türkçe işlenmiş. İlk eseri Felek-nâme’yi Farsça yazan Gülşehrî. Türkçeye gönül veren Gülşehrî. Şairin bu özelliğini. 1332) gelmektedir. Diğer yandan Anadolu Selçukluları döneminde Türkçe yazanların hor görülmesinden dolayı şair ve yazarların Türkçe eser yazmaktan utanıp çekinmeleri ile karşılaşılmıştır. “defterler dahı Türkçe yazılacaktır” şeklinde emir vermesi. Bu diller karşısında bulunan Türkçenin henüz tespit edilmiş gramer kuralları ve yaygınlaşmış bir imlâsının bulunmayışı. Mantıku’t-Tayr’ı ve diğer şiirlerini ise Türkçe yazmıştır. Türkçe eser yazmak isteyenlerin karşılaştıkları büyük bir zorluktur. Karaman Bey’in oğlu Mehmed Bey’in bir vezir olarak okuduğu ferman ve “defterler dahı Türkçe yazılacaktır” emri. büyük eserlerin yazılmasını geciktirmiştir. Mantıku’t-Tayr’ı ki Attâr eyledi Pârisîce kuş dilini söyledi Anı Türkî sûretinde biz dakı Söyledük bülbül gibi Tanrı hakı beyitlerinde açıkça görmekteyiz. Yunus Emre (öl. 832) dönemin şair ve yazarlarının Türkçe eser yazmalarında etkili olmuştur. 1317’den sonra). (Bkz. kimsenin Türkçe yazmaya iltifat etmediği ve Türkçe yazanların da özür dilediği bir devirde Türkçe yazmakla övünmüştür. Kâtipler Türkçenin imlasını bilmedikleri için çok sıkıntı çekmişlerdir. Türk yazı dilinin asıl başlangıcı olmuştur. Böylece Türkçe eser yazmada öncü durumuna gelen Gülşehrî. 1277) 13 Mayıs 1276 tarihinde “şimden girü hiç kimesne kapuda ve divanda ve mecâlis ve seyrânda Türkî dilinden gayrı dil söylemeyeler” şeklinde alınan divan kararını okuması ve bu karardan sonra Yazıcıoğlu Ali’nin Selçuk-nâme’sinden öğrendiğimize göre. Ayrıca şair. Bu kararın alındığı dönemde. s. Türkçeye olan sevgi ve bağlılığını açıkça ortaya koymuş bir şairdir. bir kelime birkaç şekilde yazılmaya başlanmıştır. gramer kuralları ve imlası gelişmiş olan Arapça ve Farsça. Başlangıçta bu zorluklar görülse de Oğuz Türkçesi zamanla yazılan eserler sayesinde konuşma dili olmasının yanında yazı dili haline gelerek edebî dil özelliği kazanmıştır. eğitim ve edebiyat dili olarak kullanılmaktadır. 1320) ve Âşık Paşa (öl. edebî ve işlenmiş bir dilin (Türkçenin) olmadığından yakınır. Bundan dolayı Arapça ve Farsça Selçuklu devletinde ön plâna geçmiştir. Türkçe eser yazanların hor görüldüğü bu dönemde. halk arasında Türkçe konuşulduğu halde. Türkçe şiirlerini (beyitlerini) saf ve sade dille yazdığı açıkça anlaşılan Sultan Veled.

yüzyılın en büyük mesnevisi olan Garib-nâme’de yalnız Türkçe üzerinde değil. Türkçeyle ilgili anlatımının kıt oluşu. Divan’ındaki dilidir. mesnevisine göre daha coşkun ve akıcıdır. çağdaşlarını söyleyişte çok gerilerde bırakmıştır. söylenecekleri en güzel şekilde dile getirmiştir. şiirlerini dil bilinci ile yazan Âşık Paşa’dır. halkın beğenip o zamandan günümüze kadar sahip çıktığı Türkçedir. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı I: Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı 93 derken. 1320 yılında ölen Yunus Emre. 10613 beyti bulan ve XIV. Anadolu’da gelişen Türk edebiyatının temelinde yer alan şairlerden biri de Yunus Emre’dir. genel dilbilimin alt dallarından biçimbilim (=morfoloji. Garib-nâme’nin yazıldığı tarihten on sene önce. Bu dil. Kısaca Yunus. devrin diğer şair ve yazarları gibi Türkçe yazmaktan utanıp çekinmediğini. asrında ve edebiyatımızda tektir ve hiç sönmeyen bir yıldız gibidir. ayrıca yazı ve resmin yanında bütün sanatları gözden geçirip bu sanatlarla ilgili tespitlerini “gözden giren elden çıkar” şeklinde kısa ve öz olarak ifade etmiştir. şiirleri de hiç eskimemiş ve hep taze kalmıştır. aşağıda örnek olarak verilen beyitlerde görüldüğü gibi. Gülşehrî bundan sonra eserlerini hep Türkçe yazmış ve bu dilin büyük bir savunucusu olmuştur. Devrin Türkçe üzerine düşünen ve yeni fikirler ortaya koyan diğer büyük şairi. söze büyük önem veren bir şair olup Türkçeyi gönül dili haline getirmiştir. sözcüklerin oluşumu) içerisinde yer alan konular hakkında da görüşler ileri sürmüştür. Sesin ciğerden hava üzerine binerek kelimeler halinde ağızdan döküldüğünü belirten şair. yanıp harelenen. Yunus’un dili sürekli parlayan. Ancak Ahmedî (öl. Yunus. Âşık Paşa. yukarıda belirttiğimiz gibi şair ve yazarların yakındıkları Türkçedeki anlatım kıtlığını ortadan kaldıran şairdir. 1413). yüzyıllarda üzerinde durdukları “dilin oluşumu/ortaya çıkışı” konularını onlardan dört-beş yüzyıl önce daha geniş olarak dile getirmiştir. Yunus. kendisinden üstün bir kitap yazanın da bulunmadığını belirtir. Ünite . Anlattıkları ve söyledikleri ile akılları ve gönülleri açmış. Kim alursa bu kitâbı yâdına İre cümle ma‘ninün bünyâdına Gerçi kim söylendi bunda Türk dili İlla ma‘lûm oldı ma‘nî menzili Çün bilesin cümle yol menzillerin Yirmegil sen Türk ü Tâcik dillerin Kamu dilde var-ıdı zabt u usûl Bunlara düşmiş idi cümle ukûl Türk diline kimsene bakmaz-ıdı Türklere hergiz gönül akmaz-ıdı .4. Âşık Paşa. Bu bakımdan Yunus. Batılı dil bilginlerinin ancak XVIII-XIX. Bu yönüyle “genel dilbilimci” özelliği taşıyan şair. ilâhî aşk içinde hiç kocamadığı gibi. bunu Türkçe kelimelere yüklediği yeni anlamlarla gerçekleştirmiştir. Risâletü’n-Nushiyye ile Divan’ınında açık bir dil kullanan şairin Divan’ındaki dili. Onun asıl kendini ve iç hâlini anlattığı dil. işlenmemiş. dilimizin gücünü keşfeden ve gönülleri aydınlatan şairdir. Gülşehrî’nin övünmelerini tenkit eden bir şair olarak karşımıza çıkar. yanardöner bir hal içinde olan akıcı ve yaldızlı bir dildir. Türkçe ile ilgili bazı tespit ve görüşlerine de yer vermiştir. bu eserinde. O. Onları yorumlamak için büyük bir bilgi birikimi yanında Yunus’un dünyasını da bilmek lazımdır. O. soğuk ve kaba bir dil şeklindeki düşüncelerin hakim olduğu bu yüzyılda.XII-XIII. Gözleme büyük yer veren Âşık Paşa. anlatımı da “dille (sözlü) anlatım” ve “kalemle (yazılı) anlatım” olmak üzere ikiye ayırmıştır. gramerinin tespit edilmemiş olması. Bu bakımdan Yunus’un şiirleri okuyucuya birden bire açılmaz. Onun söyledikleri Türkçenin anlatım gücünü zenginleştirmiş ve insanımızın gönül dünyasını açmıştır.

Türkçeye hor bakılmasından yakınan Âşık Paşa. Germiyanoğulları. her dilin kayıt altına alındığını. Her şeyden önce onda bir “dil” ve “gramer bilinci” vardır. Türkçenin en önde gelen eserleri arasında bulunan Garib-nâme’si ise. Karahanlı dönemi hariç. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Türk dahı bilmez idi ol dilleri İnce yolı ol ulu menzilleri Bu Garîb-nâme anın geldi dile Kim bu dil ehli dahı ma‘nî bile Türk dilinde ya‘ni ma‘nî bulalar Türk ü Tâcik cümle yoldaş olalar Yol içinde birbirini yirmeye Dile bakup ma‘niyi hor görmeye Tâ ki mahrûm kalmaya Türkler dakı Türk dilinde anlayalar ol Hak’ı Kamu dilde var-durur ma‘ni sözi Görene gizlü degül ma‘nî yüzi Ma‘ni ehli ma‘ninün kadrin bilür Kanda kim bulsa ana rağbet kılur Çok acâyib çok garâyib kimseler Söylenür dilde neler vardur neler Ma‘niyi bir dilde sanman siz hemân Cümle diller anı söyler bî-gümân Cümle dilde söylenen ol söz-durur Cümle gözlerden görenler göz-durur Âşık Paşa.94 VIII-XIII.tir. Arapça ise. gramer kurallarının tespit edilip sözlüklerinin yazıldığını. her dilin mutlaka doğruyu. Toplumun bilginler ve edebiyatla uğraşanlardan Türkçe eserler yazmaları yönündeki bu talepleri giderek artmıştır. Türk halkı Arapça ve Farsça gibi anlamadığı dillerde değil kendi anladığı dilde kitapların yazılmasını istemiştir. Aydınoğulları ve İsfendiyaroğulları beylikleri ile beylik olarak kurulan ve zamanla büyük bir devlete dönüşen Osmanlıda daha kuruluşundan itibaren Türkçeye büyük önem verilerek şair ve yazarların Türkçe telif . Türkçeye büyük hizmette bulunan. bu şuura diğer dilleri inceleyerek ulaşmış ve Türkçeyi bu açıdan değerlendirmeye çalışmıştır. ancak bundan sonra halkta bir uyanış başlamıştır. Bu durum XIII. güzeli ve gerçeği (Hakk’ı) anlattığını belirtmiştir. Türkçe. iki yüz yıla yakın bir zaman Arapça ve Farsça karşısında geri plânda kalmıştır. ancak Türkçe üzerinde kimsenin çalışmadığını üzülerek ifade eder. yukarıdaki beyitlerde görüldüğü gibi Türkçenin Arapça ve Farsça gibi dillerden farkı olmadığını. O. yüzyılın ortalarına kadar sürmüş. Her yönü ile Türk olan bir devlette Türkçenin garip hali. yönetim Türk hakanında ve Türk milletinde olduğu halde. Türkçe üzerinde çalışmak isteyenler için hazine değerinde bir malzemeye sahiptir. dilimizin ve milletimizin eksik taraflarını görüp ikaz ederek devrinde Türkçeye ilk sahip çıkanlardan biridir. yüzyılın bilgin ve edipleri yanında beylerini de harekete geçirmiş. din ve bilim dili olarak Farsçadan üstün tutulmuştur. Türklerin dilbilimini bilmediklerini ve kendi dilleri üzerinde çalışmadıklarını vurgulayan Âşık Paşa. XIV. Edebî ve resmî dil hep Farsça olmuştur.

şairleri. Türk halkına manevi güç vermelerinin yanında eski dönemlerin inanç ve geleneklerinin İslamî bir şekle dönüştürülerek yaşatılmasında önemli katkıda bulunmuşlardır. Fuad Köprülü. Arapça ve Farsçayı iyi bilmelerine rağmen Türkçe yazmayı tercih etmiştir. Ahmed Fakîh’in Çarh-nâme’sini. bu yüzyıllarda Türklerin dinî-menkıbevî destan edebiyatı geleneklerini sürdürdükleri uygun bir ortam hâline gelmiştir. Böylece Anadolu. yüzyılda Anadolu’da Danişmend-nâme. Anadolu beyliklerinde ve Osmanlıda Türkçeye verilen önemle birlikte toplumda Türkçe eserlere olan talep. İzzettin Keykâvus’un emriyle Münşî-i Sultânî Melik İbn Ûlâ tarafından yazılmıştır.4. Ünite . XIII. savaş sonrasında köy köy dolaşarak destanlar ve şiirler okuyup hikâyeler anlatan ozanların meydana getirdiği sözlü edebiyat geleneğine ait bu verimler. yukarıda da belirttiğimiz gibi Oğuz lehçesi oluşturmuştur. Tursun Fakih ve Şeyyâd Hamza gibi şair ve yazarların daha XIV. Türk dili ve edebiyatı için verimli bir sürecin başlamasını sağlamıştır. Gülşehrî’nin ise Türkçe eser yazmasının sebeplerini açıklayınız. eski Türk destanları. Türkçe telif ve tercüme eserlerin yazılması. Köprülü’den sonra Ahmed Fakîh ve eserleri üzerine yapılan çalışmalara göre. Anadolu Selçukluları döneminde edebî eserlerin Farsça yazılması bir gelenek olarak devam ederken Mevlânâ ve Sultan Veled’in yer yer Türkçe beyit ve şiirler yazmalarının. Bazı Türk beyleri. yüzyılın ortalarından itibaren Anadolu’da bağımsızlıklarını ilan etmeye başlayan beyler. Âşık Paşa. Anadolu’nun fethi sırasında Türk gazilerini cesaretlendirmek için oluşturulmuş destanî halk hikâyeleridir. Battal-nâme. Daha sonra II. yüzyılda yazıldığı tespit edilen Battal-nâme gibi Danişmend-nâme de 1245’te II. Bizanslılara karşı savaşmış Müslüman bir Arap kahramanı olduğu ileri sürülen Battal Gazi etrafında meydana getirilen Battal-nâme. bu asırdan itibaren sonraki yüzyıllarda artarak devam etmiştir. menkıbevî destanlar ortaya çıkmıştır. edipleri ve sanatkârları korumuşlardır. yüzyılın başında dil bilinci ile eser vermelerinin önünü açmıştır. XIII. Anadolu’da. Murad’ın emriyle Tokat dizdarı Ârif Ali. Ancak. XIII.XII-XIII. zamanla gelişerek “edebî dil” hâlini almıştır. Danişmendnâme’yi manzum ve mensur olarak yeniden kaleme almıştır. Danişmend Ahmed Gazi’nin kahramanlıklarının menkıbe ile karışık olarak anlatıldığı Danişmend-nâme. Anadolu’yu Türkleştirmek ve İslamlaştırmak için büyük mücadele veren Oğuz boyları için önemli manevî güç kaynağı olmuştur. Bunun sonucunda XIII. Daha sonra. Fetihler sırasında orduda savaşan. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı I: Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı 95 veya tercüme eser yazmaları teşvik edilmiştir. Anadolu’nun ilk devirlerinde halkın edebî eserlere olan ihtiyacını karşılamıştır. Oğuzlar dışındaki Türk topluluklarının hem sayılarının az olması hem de Oğuz Türkçesine yakın bir dil konuşmalarından dolayı Oğuz lehçesi. bu metin bugün mevcut değildir. Yunus Emre. Arap ve Fars kültürüne fazla ilgi göstermemişler. Ancak. Destancı ozanlar ile Anadolu ve Rumeli’nin fethinde önemli rolü olan alp eren denilen veliler. yüzyıllarda. Bunun sonucunda çeşitli konularda telif ve tercüme yüzlerce eser yazılmıştır. Anadolu’da büyük bir değişikliğe uğramamış. . Bütün bunlardan dolayı Anadolu’da beylikler dönemi. yüzyılda yazılan ilk Türkçe eser olarak kabul etmiştir. 3 Anadolu’da Yazılan İlk Türkçe Eserler Anadolu’ya yerleşen Türklerin büyük bir kısmı Oğuz Türkleri olduğu için. beylikler dönemi Türk dili ve kültürü üzerinde kurulan Osmanlının yükselişi ile birlikte bu dönemin Türkçesi (=Batı Oğuzcası) de gelişerek klâsik eserlerin verildiği bir edebiyat dili hâlini almıştır. Ahmed Fakîh adını taşıyan farklı yüzyıllarda yaşamış değişik kişilerin varlığı ve bunların birbirine karıştırıldığı da söz konusudur. Selçukluların aksine. Gülşehrî. Dede Korkut hikâyeleri ile Ebû Müslim ve Battal Gazi gibi Müslüman kahramanların etrafında gelişen menkıbeler. burada konuşulan dilin temelini. XII-XIII. Ebû Müslim gibi dinîtarihî. geleneklerine ve kendi dillerine önem vererek yaptıkları savaşlar ve siyasî mücadeleler sırasında bile ilim adamlarını.

yüzyıllar arasında. XIV. 1166) ve onun takipçilerinden Hakim Süleyman Ata (öl. Haliloğlu Ali’nin 1303’te hece vezniyle ve dörtlüklerle yazdığı Kıssa-i Yûsuf adlı eseri ile Fahreddin bin Mahmûd İbni’l-Hüseyn’in yazdığı Behçetü’l-Hadâyık fi Mev’izeti’lHalâyık. nükte ve mizah gücünün millî bir sembolü olmuştur.) ve Seyyid Ata (öl. Zengi Ata (XIII. XI-XIII. Türkçenin Orta Türkçe Devri içinde yer alan bu dönemde kimi eserlerin dili her iki bölgeye ait dil unsurlarını bir arada taşımıştır. yüzyılda yazıldığı bildirilen yukarıdaki eserleri. Diğer yandan Anadolu’da yazılan ilk eserlerin büyük bir kısmının Farsça ve Arapça olması. geçiş dönemine özgü karışık bir dil olduğu görülmektedir. Fuad Köprülü’nün XIII. bazen ciddî geçim sıkıntısı çeken saf bir insan olarak karşımıza çıksa da o. Bu görüşe göre Oğuz Türkçesi. yüzyılın ikinci yarısındaki dil yapısı hakkında en sağlıklı bilgiyi veren Kâşgarlı Mahmud’un Divanü Lügati’t-Türk’üdür. yy. yüzyılda yazıldığını belirttiği Salsalnâme. Ayrıca bu fıkraların şerhleri de yapılmıştır. toplumun her kesimindeki insan tipinin temsilcisi olup kimi zaman kadılık ve müderrislik yaptığı görülür. yüzyıldan itibaren Doğu ve Batı Türkleri arasında yeni ve birbirinden farklı yazı şiveleri meydana gelmeye başlamıştır. Orta Asya’da Hoca Ahmed Yesevî (öl. Salsal adlı bir devin Hz. yüzyılda Yunus Emre’nin Divan’ı ile Risâletü’n-Nushiyye’si. 1284). Oğuz Türkçesinin yazılı eserlerde yer almadığı düşüncesini doğurmuştur. yüzyılda Selçuklular devrinde yaşamış Türk mizahının büyük bir temsilcisidir. özellikle Balkanlarda çok yayılmış ve birçok yabancı dile de çevrilmiştir. yüzyılda yazılan karışık dilli -hem Doğu Türkçesi hem eski Anadolu Türkçesi özellikleri bulunduran. yüzyıl başlarında yazdığı Mantıku’t-Tayr’ında kendisinden önce yazıldığını haber verdiği. Anadolu’da XIII. XIII. İşte Oğuz Türkçesinde görülen Karahanlı-Harezm Türkçesine ait ortak özellikler XIII. Nasreddin Hoca (öl. daha sonra çeşitli şairler tarafından da yazılmıştır. yüzyılın sonlarında azalmış ve bu Türk şivesi giderek bir “edebî dil” özelliği kazanmıştır. Onun hakkındaki yetersiz ve rivayetten öteye gitmeyen bilgilerden dolayı tarihî kişiliğini tespit etmek güçtür. Tam adı ve künyesi Fahreddin bin Mahmûd ibni’l-Hüseyn ibni Mahmûd et-Tebrîzî olan yazar. Ali ile yaptığı savaşta yenilerek yok olduğunu anlatmaktadır. bir kahramanlık hikâyesi olup. Anadolu’ya gelen göçebe Oğuzların ancak XIII. Behçetü’l-Hadâyık (=Behçetü’l-Hadâ’ik) adlı eserini bugün Kayseri’ye bağlı ve eski adı Karahisar-ı Develi olan Yeşilhisar’da yazmış- .96 VIII-XIII. 1187).Türkçe eserlerdir. Bu hikâyede anlatılanlar. babasının ölümünden sonra Akşehir’e gitmiş ve orada ölmüştür. Gülşehrî’nin Mantıku’t-Tayr’ı ve Âşık Paşa’nın Garîb-nâme’si ile Tursun Fakih’in Gazavât-ı Bahr-ı Ummân ve Sanduk adlı eseri takip eder. yüzyıllar arasındaki Oğuz Türkçesinin Karahanlı yazı dili özellikleri ve bir dereceye kadar da Kıpçak Türkçesi özelliklerinin karışmasından meydana gelmiş. Nasreddin Hoca. Oğuz Türkçesinin XI. Karışık Dilli Eserler XII. yazarı bilinmeyen manzum bir Şeyh San’ân Kıssası ile Şeyyâd İsâ’nın Salsal-nâme ve İbni Alâ’nın Selçuklu Sultanı İzzeddin Keykâvus’un emriyle yazdığı Dânişmend-nâme. yüzyılda başlayan çabaları ile kurulabilmiş bir yazı dilidir. Sivrihisar’ın Hortu köyünde doğmuş. XI-XIII. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Gülşehrî’nin XIV. o dönemde yaşanan çeşitli sosyal ve siyasî olaylardan dolayı günümüze fazla edebî eser ulaşmamıştır. Nasreddin Hoca fıkraları. daima sergilediği hazır cevaplılığı ile Türk zekasının. Fıkralarına göre Nasreddin Hoca. Osmanlı devleti idaresinde yaşamış milletler arasında. yy. XIII. Bugüne kadar yapılan çalışmalara göre Nasreddin Hoca. Anadolu Selçukluları devrinde yazıldığı hâlde bugün elimizde bulunmayan Türkçe eserlerdir.) gibi sûfîler Doğu Türkçesiyle eserler yazmışlar ancak. 1302) veya Şeref Ata (XIII. Bu eserde verilen bilgilere göre.

Müellif eserini 1270 yılında yazmaya başlamış ve 1286 yılında bitirmiştir. Muhammed’in 1303’te istinsah ettiği. . Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı I: Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı 97 tır. XI.XII-XIII. Bu eser. Şeyyâd Hamza’nın Mecmuatü’n-Nezâ’ir’de bulun bir gazelinde de Doğu Türkçesi özellikleri bulunmaktadır. Bunlardan başka. yüzyıl Anadolu Türkçesi arasında köprü vazifesi gören bir eserdir. on üçüncü asrın son çeyreğinde. baştan sonuna kadar nesir olmayıp içinde yeri geldikçe anlatılan konu ile ilgili manzumelere de yer verilmiştir. on altı yılda yazılan bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır. [Konya Mevlânâ Müzesi’nde 51 no ile kayıtlı olan aslî nüshanın Kültür Bakanlığı tarafından yapılan tıpkı basımından (1993)]. Arapça ve Farsça bilmeyen vâizlerin isteği üzerine. Ünite . Bu durum da. Arapça ve Farsça çeşitli vaaz kitaplarından faydalanılarak yazılmış.4.1 Mevlânâ’nın Mesnevî’sinden ilk 17 beytin olduğu sayfa. “meclis” adı verilen ve başlıkları Arapça olarak yazılmış kırk bir bölümden oluşan Behcetü’l-Hadâ’ik. Şeyh Ali b. Resim 4. Anadolu’ya birbiri arkasından gelen Oğuzlar ve diğer Türk boyları vasıtasıyla. Doğu Türkçesinin yazı geleneği ile Anadolu’da gelişen dil ve edebiyat arasındaki bağların sürdürüldüğünü göstermektedir. Bu durumda Behçetü’l-Hadâyık fî-Mev’izeti’l-Halâyık. yüzyıl Türkçesi ile XIII.

yüzyılda yazılan ilk eserlerin çoğu Arapça. Ancak Anadolu’da Türk nüfusunun zamanla artmasına bağlı olarak Türk edebiyatı da gelişmeye başlamış. Türk halkı Arapça ve Farsça gibi anlamadığı dillerde değil kendi anladığı dilde kitapların yazılmasını istemiştir. Bunların yanında Anadolu Selçuklu Devleti’ni kuran Türklerin yazı dilinin gelişmemiş olması ve sözlü edebiyat dışında edebî geleneklerinin bulunmaması. Germiyanoğulları. Ahmed Fakîh ile Hoca Dehhânî’nin yazdığı Türkçe şiirler Anadolu’da gelişen Türk edebiyatının önünü açmış. XII-XIII. Haliloğlu Ali’nin Kıssa-i Yûsuf’u ile Fahreddin bin Mahmûd ibni’l-Hüseyn ibni Mahmûd et-Tebrîzî’nin Behçetü’l-Hadâyık fi Mev’izeti’l-Halâyık adlı eseri XIII. Oğuz Türkçesinde görülen Karahanlı Türkçesi ile ortak özellikler XIII. yüzyılın başında dil bilinci ile eser vermelerinin önünü açmıştır. bilim ve eğitim dili ise Arapça olmuştur. Gülşehrî. İlk kez Mevlânâ’nın eserlerinde karşılaştığımız mülemmâlar ile Türkçe beyitler. XIII. Türkçe. yüzyıllarda gelişen batı Türk edebiyatının Türk edebiyatı tarihi içindeki yerini belirlemek. yüzyılın sonlarında azalmış ve bu dil giderek bir “edebî dil” özelliği kazanmıştır. Karahanlı dönemi hariç. Bu durum XIII. bunlardan sonra Yunus Emre. yüzyılın ortalarına kadar sürmüş. Âşık Paşa ve Gülşehrî başarılı eserler vermişlerdir. Gülşehrî. Yunus Emre ve Âşık Paşa takip etmiştir. Tursun Fakih ve Şeyyâd Hamza gibi şair ve yazarların daha XIV. ancak bundan sonra halkta bir uyanış başlamıştır. Horasan ve İran bölgelerinde kazandıkları birikimlerin büyük yeri vardır. şair ve yazarları henüz imlâsı ve gramer kuralları tespit edilmemiş olan Türkçe ile eser yazma konusunda sıkıntıya sokmuştur. geçiş dönemine özgü karışık bir dil olduğu görülmektedir. Aynı şekilde Anadolu. yüzyıla kadar Anadolu’da yazılan karışık dilli eserleri ve bunların özelliklerini sıralayabilmek. bu asırdan itibaren sonraki yüzyıllarda artarak devam etmiştir. Aydınoğulları ve İsfendiyaroğulları beylikleri ile beylik olarak kurulan ve zamanla büyük bir devlete dönüşen Osmanlıda daha kuruluşundan itibaren Türkçeye büyük önem verilerek şair ve yazarların Türkçe telif veya tercüme eser yazmaları teşvik edilmiştir. yüzyıllar arasındaki Oğuz Türkçesinin Karahanlı-Harezm yazı dili özellikleri ve bir dereceye kadar da Kıpçak Türkçesi özelliklerinin karışmasından meydana gelmiş. Bunları müstakil eserler yazan Ahmed Fakih.98 VIII-XIII. Selçuklularla yeni kimlik kazanmaya başladığında Türklerin daha önce bulundukları coğrafyalarda gelişen şiir anlayışı ve zevki de bu yeni vatana taşınmıştır. kimi zaman Arapçanın kimi zaman da Farsçanın resmî dil olması. yüzyılda yazılan karışık dilli Türkçe verimlerdir. Türk edebiyatının gelişmesine zemin hazırlamaları ve öncülük etmeleri bakımından oldukça önemlidir. bu dönemde Mevlânâ’nın ve Sultan Veled’in Farsça eserlerinde bulunan az sayıda Türkçe beyitler ve şiirler. Yazılı metinlerin ve edebî eserlerin Arap harfleriyle. Edebî ve resmî dil Farsça. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Özet 1 XII-XIII. XIII. Farsça ve bu dillerde yazılan eserlerden çeviri olsa da. XIV. Anadolu’nun Müslüman Türklerle başlayan tarihinde Türklerin daha önce yaşadıkları Doğu ve Batı Türkistan. Arapça ve Farsça eserlerin Türkçeye çevrilmesinin yanında bu dönemde ilk kez Türkçe eserler de yazılmıştır. Anadolu beyliklerinde ve Osmanlıda Türkçeye verilen önemle birlikte toplumda Türkçe eserlere olan talep. Şeyyâd Hamza’nın Mecmu’atü’n-Nezâ’ir’de bulunan bir gazeli de karışık dilli bir manzume olarak karşımıza çıkmaktadır. Selçuklu sultanlarının İran’ın Sasanî devri saray geleneğini örnek almaları. Gazneliler ve Büyük Selçuklular dönemlerinde olduğu gibi Anadolu Selçukluları zamanında da yönetim Türk hakanında ve Türk milletinde olduğu halde Arapça ve Farsça karşısında geri plânda kalmıştır. Anadolu’da Türkçeye yönelişin başında Mevlânâ bulunmaktadır. 3 2 . Farsçanın edebî dil. yüzyılın başında bilgin ve ediplerin yanında beyleri de harekete geçirmiş. Âşık Paşa. Yunus Emre. XI-XIII. yüzyılda Anadolu’da Türkçenin durumunu ve ilk Türkçe şiir/eser yazanları tespit edebilmek. Her yönü ile Türk olan bir devlette Türkçenin garip hali. Arapça ve Farsça yazılması. Sultan Veled’de manzume boyutuna ulaşmıştır. Arapçanın da bilim dili olarak kullanılması sonucu Anadolu’da ilk zamanlarda Farsça ve Arapça çok sayıda eser yazılmıştır. Bu dönemde yazılan az sayıdaki Türkçe eserler. Türkçe telif ve tercüme eserlerin yazılması.

Şeref Ata 10. 1278-1279) için yazdığı manzum eser aşağıdakilerden hangisidir? a. Târîh-i Âl-i Selçuk c. İskender-nâme d. Konya d. Ravzatu’l-Küttâb e. I. Melikşah e. el-Evâmirü’l-Alâ’îye e. Makâlât d. Kıpçak Türkçesi e.4. Ahi Evren d. İbn Bîbî’nin (öl. Seyfeddin Tuğrul e. Aşağıdakilerden hangisi zamanla gelişip batı Türk edebiyatının edebî dili olmuştur? a. İznik b. Beşâ’rü’n-Nezâ’ir . Aşağıdakilerden hangisi Anadolu’da ilk alınan yerlerdendir? a. Bâkî . Karaman Şeh-nâmesi . Kelile ve Dimne b. Aşağıdakilerden hangisi Yesevîlik’i devam ettirenlerden biri değildir? a. Sultan Veled b. Ünite . 1285’ten sonra) 1281’de tamamladığı Selçuklu tarih kitabının adı aşağıdakilerden hangisidir? a. Hakim Süleyman Ata b. Şirvân 2. Rükneddin Mesud 3. İhtiyârât-i Muzafferî 4. Şeref Ata e. Tabsıratü’l-Mübtedî c. Anadolu’da yazılan ilk Türkçe eser aşağıdakilerden hangisidir? a. Fihî-mâ-fîh e. Kılıç Arslan d. Çağatay Türkçesi 7. Tursun Fakîh e. Oğuz Türkçesi d. Menâkibu’l-Ârifîn .Nâşîrî e.Sipehsâlâr d. Harezm Türkçesi b. Bizanslılardan 1075-1080 yılları arasında İznik’i alıp başşehir yaparak Anadolu Selçuklu devletini kuran sultan aşağıdakilerden hangisidir? a. Risâle . Aşağıdakilerden hangisi Anadolu’da gelişen Türk Edebiyatının öncülerinden biri sayılamaz? a. Bezm ü Rezm b. Selçuklu Şeh-nâmesi b.Ahmed Eflâkî c. Zengi Ata c. Karahanlı Türkçesi c. I. Fütüvvet-nâme .Yârcânî b. Alanya e. Kayseri c. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî b. Menâhic-i Seyfî adlı Farsça eser aşağıdakilerden hangisine aittir? a. Bezm ü Rezm d. Behçetü’l-Hadâyık 8.Muînî 6. Şair Ali 9. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı I: Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı 99 Kendimizi Sınayalım 1. Seyyid Ata d. Kâni’î Ahmed b. Mevlânâ hakkında yazılan eserlerin ve Mevlevîlik kaynaklarının başında gelen eser ve yazarı aşağıdakilerden hangisidir? a. Şerh-i Kasîde-i Tâ’iyye 5.XII-XIII. Zengi Ata c. Sultan Veled c. Mahmûd et-Tûsî’nin İzzeddîn Keykâvûs (öl. Târîh-i Âl-i Selçûk c. Alp Arslan c. Ahmed Fakîh d. Süleyman Şah b.

100

VIII-XIII. Yüzyıllar Türk Edebiyatı

Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı
1. e 2. a 3. d 4. a 5. b 6. c 7. e 8. e Yanıtınız yanlış ise “Türklerin Anadolu’ya Gelişi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Anadolu Selçukluları” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Anadolu’da Yazılan İlk Farsça Eserler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Anadolu’da Yazılan İlk Farsça Eserler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Anadolu’da Yazılan İlk Farsça Eserler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Anadolu’da Yazılan İlk Türkçe Eserler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Anadolu’da Yazılan İlk Türkçe Eserler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Türk Edebiyatının Anadolu’dan Önceki Genel Durumu” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Anadolu Selçukluları Döneminde Genel Edebî Durum” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Anadolu’da Türkçenin Önderleri” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Sıra Sizde 2 XIII. yüzyılda Anadolu’da yazılan ilk eserlerin Farsça olmasının başlıca sebeplerini şöyle sıralamak mümkündür: a) Anadolu, Selçuklularla yeni kimlik kazanmaya başladığında Türklerin daha önce bulundukları coğrafyalarda gelişen devlet ve divan geleneklerini, kayıt ve hesap usulleri, dinî yönelişler, edebî ve mimarî tercihleri, şiir anlayışı ve zevki de bu yeni vatana taşımaları, b) Anadolu Selçuklu devletinde Farsçanın zaman zaman resmî dil olması, c) Anadolu’ya gelen Türkler arasında hakim dil konumunda olan Oğuz şivesinin bu dönemde henüz “edebî bir dil” özelliği kazanamamış olması, d) Fars edebiyatında XI. yüzyılda Şeh-nâme gibi önemli ve büyük bir eserin yazılması ve XIII. yüzyılda bu edebiyatın edebî geleneği olan gelişmiş bir örnek olması, e) Hakanî-i Şîrvânî (ö. 1198), Ferruhî-i Sîstânî, Nizâmî-i Gencevî (ö. 1212-14?), Mu’izzî-i Semerkandî (ö. 1224-1227 yıllarında), Emîr Hüsrev-i Dihlevî (1253-1324) ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (ö. 1273) gibi Türk asıllı şairlerin Farsça başarılı eserler yazmaları doğal olarak Anadolu’da bu dilde eserlerin yazılmasını ve ilgi görmesini sağlamıştır. Sıra Sizde 3 1071’den sonra Anadolu’daki Türk nüfusu hızla artmıştır. Buna bağlı olarak Türk halkı Arapça ve Farsça gibi anlamadığı dillerde değil kendi anladığı dilde kitapların yazılmasını istemiştir. Bu durum bilgin ve ediplerin yanında beyleri de harekete geçirmiş; Germiyanoğulları, Aydınoğulları ve İsfendiyaroğulları beylikleri ile Osmanlıda daha kuruluşundan itibaren Türkçeye büyük önem verilmesini sağlamıştır. Halktan gelen talep ve beylerin teşvikleriyle şair ve yazarlar, eserlerini Türkçe yazmışlardır. Bu gelişmeler, Âşık Paşa, Yunus Emre, Gülşehrî, Tursun Fakih ve Şeyyâd Hamza gibi şair ve yazarların daha XIV. yüzyılın başında dil bilinci ile eser vermelerinin önünü açmıştır. Türkçe telif ve tercüme eserlerin yazılması, bu asırdan itibaren sonraki yüzyıllarda artarak devam etmiştir.

9. c

10. e

Sıra Sizde Yanıt Anahtarı
Sıra Sizde 1 X. yüzyıldan itibaren Sirderya, Maveraünnehir, Harezm ve Horasan bölgelerine yerleşen Türklerin Oğuz boyları, XI. yüzyılda batıya yaptıkları göç ve akınlarla egemenliklerini Azerbaycan, Irak ve Anadolu’ya kadar genişletmişlerdir. Türkler 1071’de elde ettikleri Malazgirt zaferinden sonra kısa bir sürede Bizanslılardan İznik’i alıp başkent yaparak Anadolu Selçuklu devletini kurmuşlardır (1075-1080). Anadolu Selçuklu Devleti, I. Alâeddin Keykubâd döneminde (1220-1237), her yönden en yüksek seviyeye ulaşmış, ancak I. Alâeddin Keykubâd’ın ölümünden sonra (1237) devletin yükselişi sona ermiş ve çöküş dönemi başlamıştır. Selçuklular 1243’te Moğollarla yaptıkları Kösedağ savaşında aldıkları yenilgiden sonra Anadolu’daki siyasî otoritelerini gitgide kaybetmişlerdir. Bunun üzerine uçlarda bulunan beylikler Selçuklularla ilişkilerini keserek bağımsızlıklarını ilan etmeye başlamışlardır. Böylece Anadolu’da beylikler dönemi başlamış, Sultan II. Mesud’un 1308’de ölmesiyle birlikte Anadolu Selçuklu Devleti yıkılmıştır. Anadolu’da Selçuklulardan itibaren Türk nüfusu giderek artmış, beylikler döneminde de bu durum devam etmiş ve Anadolu’da birçok şehir Türk kültür ve medeniyetiyle yeni bir çehreye bürünmüştür.

4. Ünite - XII-XIII. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı I: Anadolu’da Gelişen Türk Edebiyatı

101

Açık, N. (2002). Eski Türk Edebiyatında Mevlevîlik Etkisi ve Mevlevî Şairler, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ahmed Paşa Divanı (1966). haz. Ali Nihad Tarlan, İstanbul. Akün, Ö. F. (1994). “Divan Edebiyatı”, TDVİA, 9, İstanbul: TDV Yayınları. Aşkar, M. (2005). “Molla Fenari’nin ‘Şerhu Dîbaceti’lMesnevî’ Adlı Risalesi ve Tahlili”, Tasavvuf İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi-Mevlânâ Özel Sayısı, Yıl: 6, S. 14, Ankara. Ateş, A. (1940-1945). “Hicrî VI-VIII. (XII-XIV.) asırlarda Anadolu’da Farsça Eserler”, Türkiyat Mecmuası, VII-VIII. Bâkî Dîvânı (1994). haz. Sabahattin Küçük, Ankara: TDK. Cahen, C. (1979). Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türkler, trc. Yıldız Moran, İstanbul. Canpolat, M. (1968). “Behçetü’l-Hadâ’ik’ın Dili Üzerine”, TDAY Belleten 1967. Çelebioğlu, A. (1998). “XIII-XV. Yüzyıl Mesnevîlerinde Mevlânâ Tesiri”, Eski Türk Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul: MEB Yayınları. Çelebioğlu, Â. (1998). Eski Türk Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul: MEB Yayınları. Çelebioğlu, A. (1999). Türk Edebiyatında Mesnevi, İstanbul. Değirmençay, V. (2005). Kâni’î-yi Tûsî ve Kelîle ve Dimne’de II. İzzeddin Keykâvûs’a Methiyeleri, Erzurum. Demirci, İ., Teslim, E. (2006). Mevlâna Hakkında Şiirler Antolojisi, Konya: İl Kültür ve Turizm Md. Yayınları. Duru, N. F. (2000). Mevleviyâne, İstanbul. Eflâkî, (1986-1987). Ariflerin Menkıbeleri, I-II, trc. Tahsin Yazıcı, İstanbul. Erdoğan M. (2009). “Klasik Türk Şiirinde Mevlânâ Medhiyeleri ve Mecmua-i Medâyih-i Mevlânâ”, Mevlânâ Araştırmaları-3, Ankara. er-Râvendî, Muhammed b.Ali, (1957-1960). Râhatu’s-sudûr ve âyetu’s-surûr, trc. Ahmed Ateş, I-II, Ankara. Genceî, T. (1987), “Çarhnâme’nin Müellifi ve Tarihi Hakkında Notlar”, Türk Kültürü, S. 286, Ankara. Gölpınarlı, A. (1992). Dîvân-ı Kebîr I, Ankara. Gölpınarlı, A. (1999). Mevlânâ Celâleddin Hayatı, Eserleri, Felsefesi, İstanbul: İnkılâp Kitabevi. Hüseyn Muhammedzâde-i Sadîk (1369). Seyrî der eş’âr-i Türkî; Mekteb-i Mevlevîye, Tahran. İbn Bîbî (1956). el-Evamiru’l-alaiyye, Faksimile, Ankara, İbn Bîbî (1957). el-Evamiru’l-alaiyye, nşr. Necati LugalAdnan Sadık Erzi, cilt I, Ankara. İbn Bîbî (1996). el-Evâmiru’l-alâiyye, haz. Mürsel Öztürk, I-II, Ankara.

Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar

Jalâlu’ddîn Rûmî (1925-1940). The Mathnawî, nşr. R. A. Nicholson, I-VII, London. Karaismailoğlu, A. (1996). “Selçuklu Sarayında Şiir ve Şair”, V. Milli Selçuklu Kültür ve Medeniyeti Semineri, Bildiriler, Konya. Karaismailoğlu, A. (2007). “Mesnevî’de Türk Adı ve Kullanım Özellikleri”, Mevlânâ Araştırmaları 1, Ankara: Akçağ Yayınları. Kartal, A. (2005). “Anadolu’da Farsça Şiir Söyleyen Türk Şairler (XI-XVI. Yüzyıllar)”, Türkler, V, Ankara. Kartal, A. (2006). “Anadolu’da Türk Edebiyatının Gelişimi”, Türk Edebiyatı Tarihi I, Ankara: KTB Yayınları. Kartal, A. (2006). “Anadolu’da Türk Edebiyatının Öncüleri”, Türk Edebiyatı Tarihi I, Ankara: KTB Yayınları. Kartal, A., Şentürk, A. A. (2004). Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul: Dergâh Yayınları. Kemâleddîn Efendi (1313). Mevzû’âtu’l-’ulûm, I-II, İstanbul. Koca, K. (1997). İzzeddin Keykâvüs (1211-1220), Ankara: TTK Yayınları. Koç, M. (2011). “Anadolu’da İlk Türkçe Telif Eser”, Bilig, Bahar, Sayı 57, Ankara. Korkmaz, Z. (1995). Türk Dili Üzerine Araştırmalar I, Ankara: TDK Yayınları. Köprülü, M. F. (1926). “Selçukiler Devrinde Anadolu Şairleri, Hoca Dehhânî”, Hayat Mecmuası, Ankara 1926, S. 1. Köprülü, M. F. (1943). “Anadolu Selçukluları Tarihinin Yerli Kaynakları”, Belleten, VII. Köprülü, M. F. (2003). Türk Edebiyatı Tarihi, Ankara: Akçağ Yayınları, 5. bas. Kuban, D. (1993). “Ortaçağ Anadolu - Türk Sanatı Kavramı Üzerine”, Malazgirt Armağanı, Ankara. Külliyât-ı Şems yâ Dîvân-ı Kebîr I-X, (1957-1967). Tahran: İntişârât-ı Dânişgâh-i Tahrân Mansuroğlu, M. (1947). Anadolu Türkçesi (XIII. Asır) Dehhânî ve Manzumeleri, İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Mezunları Cemiyeti Yayını: 2, İstanbul. Mansuroğlu, M. (1956). Ahmed Fakîh, Çarhnâme, İstanbul. Mazıoğlu, H. (1972). “Selçuklular Devrinde Anadolu’da Türk Edebiyatının Başlaması ve Türkçe Yazan Şairler”, Malazgirt Armağanı, Ankara: TTK Yayınları. Mazıoğlu, H. (1974). Ahmed Fakı, Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’şŞerîfe, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayını. Mazıoğlu, H. (2009). “Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin Türkçe Şiirleri”, Eski Türk Edebiyatı Makaleleri, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. Mengi, M. (2000). Eski Türk Edebiyatı Tarihi Edebiyat Tarihi-Metinler, Ankara: Akçağ Yayınları. 6. Bas.

102

VIII-XIII. Yüzyıllar Türk Edebiyatı

Mevlânâ (1992). Divân-ı Kebîr, I-VII, çev. Abdülbaki Gölpınarlı, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları Mevlânâ Celâleddin (1992). Dîvân-ı Kebîr I-VII, haz. Abdulbaki Gölpınarlı, Ankara: Kültür Bakanlığı. Mevlânâ Güldestesi (tarihsiz), hzl. Feyzi Halıcı-Bahar Gökfiliz, Ankara: Yücel Ofset. Muhammed Emin Reyâhî (1369). Zebân ve Edeb-i Farsî der Kalemrov-i Osmanî, Tahran. Öçal, Ş. (2009). “Mevlânâ ve Kemalpaşazâde’de Varlık Kavramı ve Işık Sembolü”, Mevlânâ Araştırmaları 3, Ankara. Önder, M. (1973). Mevlâna Şiirleri Antolojisi, İstanbul: Işık Yayınları Sertkaya, O. F. (1989). “Ahmed Fakîh”, TDVİA, 2, İstanbul. Şeşen, R. (2004). “Selçuklular Devrindeki İlme Genel Bir Bakış”, III. Uluslar Arası Mevlâna Kongresi (5-6 Mayıs 2003), Bildiriler, Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları Tatçı, M. (1990). Yunus Emre Divanı Tenkitli Metin, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları Tekcan, M. (2007). Hakim Ata Kitabı, Beşir Kitabevi, İstanbul.
The Mathnawi of Jalálu’ddín Rúmí I-VIII, (1925-1940), by Reynold A. Nicholson, ed. from the oldest mss. Available; with critical notes, tr. and commentary, London: Luzac & Co.

Turan O. (1998). Türkiye Selçukluları Hakkında Resmî Vesikalar, Ankara. Turan, O. (1997). “Keykubâd I, Alâ al-Dîn”, İslâm Ansiklopedisi, VI, Eskişehir: MEB Yayınları Turan, O. (2010). Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul. Tursun Fakîh (2007). Gazavât-ı Bahr-ı Umman ve Sanduk (Cumhur-nâme), Haz. Mehmet Gümüşkılıç, Ankara. Uzunçarşılı, İ. H. (1948). “XII. ve XIII. Asırda Anadolu’daki Fikir Hareketleri İle İçtimaî Müesseselere Bir Bakış”, III. Türk Tarih Kongresi Tebliğleri, Ankara. Uzunçarşılı, İ. H. (2003). Anadolu Beylikleri, Ankara. Yavuz, K. (1983). “XIII-XVI. Asır Dil Yadigarlarının Anadolu Sahasında Türkçe Yazılış Sebepleri ve Bu Devir Müelliflerinin Türkçe Hakkındaki Görüşleri”, Türk Dünyası Araştırmaları, S. 27, İstanbul. Yavuz, K. (1986). “Ahmed Cevdet Paşa’nın Abidin Paşa’ya Yazdığı Mektup”, Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, İstanbul. Yavuz, K. (2000). “Türk Edebiyatında Mesnevî’den İlk Tercüme Hikâyeler ve Bazı Dikkatler”, Uluslararası Mevlânâ Bilgi Şöleni, (15-17 Aralık 2000), Ankara. Yavuz, K. (2007). Muinî, Mesnevî-i Muradiye, cilt I-II, Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları. Yavuz, K. (2007). Gülşehrî’nin Mantıku’t-tayr’ı (Gülşennâme), Ankara: Kırşehir Valiliği Yayını. Yazıcızade Ali, (2009). Tevârih-i Al-i Selçuk ( Selçuklu Tarihi, Haz. Dr. Abdullah Bakır), İstanbul: Çamlıca Basım Yayın: 59.

YÜZYILLAR TÜRK EDEBİYATI    Bu üniteyi tamamladıktan sonra. yüzyılda Anadolu’da yaşayan şair ve yazarlar ile bunların eserleriyle ilgili değerlendirmeler yapabilecek. İntihâ-nâme • Ahmed Fakîh • Çarh-nâme. Fîhi Mâ-Fîh. Mecâlis-i Seb’a.5 Amaçlarımız VIII-XIII. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk Edebiyatı . XIII. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. Yüzyıllar Türk Edebiyatı XII-XIII. Anahtar Kavramlar • XII-XIII. yüzyılda Anadolu’da tasavvuf edebiyatının ortaya çıkışı ve yayılma sebeplerini belirleyip önemli temsilcilerini sıralayabilecek. Divan-ı Kebir. Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe • Hoca Dehhânî İçindekiler • GİRİŞ: ANADOLU’DA GELİŞEN TASAVVUFÎ TÜRK EDEBİYATI • MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ • SULTAN VELED • AHMED FAKÎH • DİNDIŞI (LÂ-DİNÎ) KLÂSİK TÜRK ŞİİRİNİN İLK ÖRNEKLERİ • HOCA DEHHÂNÎ VIII-XIII. XIII. Mektûbât • Sultan Veled • İbtidâ-nâme. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk Edebiyatı • Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî • Mesnevî. yüzyılda ortaya çıkan ilk örneklerini tanıyacaksınız. Klâsik Türk şiirinin Anadolu’da XIII. Rebâb-nâme.

Sultan Veled ve Yunus Emre’dir. GİRİŞ MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ Mevlânâ’nın ataları. tasavvufî düşünceleri halk arasında yayarak onları ilâhî aşkın huzuru ile rahatlatmaya çalışmışlardır. Anadolu’da dinîtasavvufî edebiyatın başlayıp gelişmesini ve bu edebiyatın önemli temsilcilerinin yetişmesini sağlamıştır. Âhî Evren (öl. Anadolu’ya yayılan Yesevî. Bunların yanında Anadolu’ya Horasan’dan gelen Yesevî dervişleri dinî. 1234). Farsça ve Arapça yazdıkları eserlerle. İslam öncesine yakın asırlardan itibaren Türklerin hâkimiyetinde bulunmuş olan bölge VIII. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. 1273). okumuş çevrelerde tasavvufu yaymışlardır. Şehirde yetişmiş aydın tabaka sufileri Farsça şiirler söylerken. taht kavgaları. Moğol istilâsı ve ardından Moğollara ödenen ağır vergiler sonucunda düzen ve asayişin bozulması üzerine yaşama gücü oldukça zorlaşan Anadolu halkı. Horasan’ın önemli merkezlerinden biriydi. onu Yunus Emre.XII-XIII. Haydarî ve Bektaşî dervişleri de Türkçeyi kullanarak tekke edebiyatını meydana getirmişlerdir. Mevlânâ. Fars ve Arap çevrelerin . uzun süre barış ve huzur yüzü görememiştir. Sühreverdî (öl. Elvan Çelebi ve Şeyyâd Hamza gibi şairler izlemiştir. yüzyılda tekkelerin yaygınlaşmasını sağlayan siyasî ve sosyal gelişmelerin yanında Arapça ve Farsça ile İslam kültürünü iyi öğrenmiş aydınların bulunması. 1274) gibi mutasavvıf şahsiyetler. asrın başlarından Moğol istilasının yaşandığı 1220 yılına kadar Türk. bugün Afganistan’ın kuzeyinde ve Özbekistan sınırına yakın bir bölgede bulunan Belh şehrinde yaşamaktaydı. Horasan. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk Edebiyatı Selçukluların siyasî hâkimiyet kurmak amacıyla yaptığı sürekli savaşlar. Böyle bir ortamda ortaya çıkan Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (öl. bugünkü sınırlara göre Türkmenistan’daki Merv. Anadolu’da ortaya çıkan bu dinî-tasavvufî edebiyatın ilk temsilcileri. Mevlânâ’nın doğduğu bu şehir. bu dilleri bilmeyen Türk halkına dini ve tasavvufu kendi dilleriyle öğretme ihtiyacını doğurmuştur. eserlerini Farsça yazmakla birlikte az sayıdaki Türkçe şiirleri ve mülemmaları ile Türk edebiyatını yönlendirmiş. Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled Türkçe şiir söylemede bir hayli ileri gitmiş. 1261). onun meclisinde bulunan Hoca Ahmed Fakîh (öl. Bu dönemde ilmî eserlerin Arapça ve edebî eserlerin de Farsça yazılması. Mevlânâ. 1252) de Türkçe şiirler söylemeye başlamıştır. Muhyiddîn-i Arabî (öl. Bütün bunların sonucunda Anadolu’da İslamiyeti Türkçe olarak anlatan bir dil ile buna dayalı bir tasavvuf edebiyatı ortaya çıkmıştır. Gülşehrî. İran’daki Nişabur ve Afganistan’daki Herat ve Belh şehirlerinden oluşmaktaydı. manevî güç bulduğu tasavvufa yönelmiş ve tekkelerin etrafında toplanmıştır. XIII. Bunun sonucunda hem şehirlerde oturan halk hem de göçebe Anadolu insanı. Âşık Paşa. 1240) ve Sadreddîn-i Konevî (öl.

on yedi veya on sekiz yaşındaki Mevlânâ’yı Karaman’da 1225 yılında kafilenin üyelerinden Semerkantlı Lala Şerefeddin’in kızı Gevher Hatun’la evlendirdi. Daha sonra Bağdat’a ulaşan Bahâeddîn Veled. Rûmî ve Hazret-i Pîr lakap ve unvanları da Mevlânâ için kullanılmıştır. Ailenin Karaman’da yedi yıl kadar süren ikameti esnasında Mevlânâ’nın annesi Mümine Hatun ile ağabeyi Alâeddin Muhammed vefat etti. Büyük oğlu Bahâeddîn Muhammed Sultan Veled (1226-1312) ile ondan bir veya iki yaş küçük oğlu müderris Alâeddin Muhammed’in (öl. Eyyûbîler (1171-1252). bir müddet sonra hac için Hicaz’a gitmiştir. Bunların yanı sıra vatan edindiği şehre işaret etmek üzere XIII. Mevlânâ’nın lakabı Celâleddîn’dir. Altuniye medresesinde hocalık yapan ve vaazları ile çevresinde saygınlık kazanan Bahâeddîn Veled. bilhassa ilk kaynaklarda babası ve kendisinin adlarının yanında yer almaktadır. Babası Sultanü’l-ulemâ lakabı ile anılan ve dönemin tanınmış âlimlerinden Muhammed Bahâeddîn Veled’dir. İslam dünyasında hürmet belirtmek için önemli kişilerin isimlerinin önünde kullanılan “efendimiz” anlamındaki “mevlânâ” lakabı. Hünkâr. oradan da Larende’ye (Karaman) gelmiş ve yedi sene burada kalmıştır. Şeyh. “Hazret-i Mevlânâ” ve “Hazret-i Pîr” gibi saygı hitapları. Mevlânâ Celâleddîn Muhammed’in hayatı boyunca üç oğlu ve bir kızı oldu. Annesinin adı Mümine Hatun’dur. Abbasi Halifeliği (750-1258). 1198’de Gûrlular’ın ve 1206’da Hârezmşâhlar’ın hâkimiyetine girmişti. Bahâeddîn Veled ailesiyle birlikte. Mengücüklüler (yıkılışı 1228) ve ve sonuçta vardığı Konya’da ise Anadolu Selçukluları hakim durumdaydı. Ailenin Horasan’dan hareketle dolaştığı bölgelerde Hârezmşahlar. Kabirleri bugün Karaman’da Mâder-i Mevlânâ (Aktekke) Camii’nin içindedir. Mevlânâ çocukluk veya ilk gençlik yıllarındayken. Mevlevî. 1262) anneleri. Mollâyı Rûmî.106 VIII-XIII. Hüdâvendigâr. bir rivayete göre de Mantıku’t-Tayr adlı eserini Muhammed Celaleddin’e hediye etmiştir. Yüzyıllarda Türk Edebiyatı buluştuğu ve İslamiyetle kaynaştığı önemli bir merkezdi. 1228’de Karaman’dan gelerek Selçuklu devletinin başkenti Konya’ya yerleşti. Mevlânâ çocukluk döneminin dışındaki yıllarının hemen tamamını. Dedesi Hüseyin’in lakabı da Celâleddîn idi. Bugün İran ve Pakistan’da “Mevlevî”. uzun süre Gazneliler (963-1186) ile Selçukluların (1038-1194) idaresinde kalmış. önce Nişabur’a gelmiştir. Attar. Doğduğu şehre nispetle Belhî (=Belhli) sıfatı. Burada devrin büyük sûfîlerinden Feridüddin Attar ile görüşmüştür. Mevlevî çevrelerinde ve Anadolu’da daha çok tercih edilmiştir. asırdan itibaren Konevî (Konyalı) sıfatı da adıyla birlikte birçok eserde yer almıştır. Mevlânâ Celâleddîn Muhammed’le birlikte özel bir isme dönüştü. bazı rivayetlere göre Sultan Alâeddin Keykubâd’ın ısrarlı davetleri üzerine. 1207’de Horasan’ın Belh şehrinde doğan Mevlânâ’nın asıl adı Muhammed olup bütün kayıtlara göre babası da aynı adı taşımıştır. Belh şehrinde âlim ve arifleriyle meşhur bir ailedendi ve büyük bir üne sahipti. Belh ve çevresi. Karaman’da 1229’dan önce). Bahâeddîn Veled. Batı’da “Rûmî”. Çünkü Belh şehrinin Moğollar tarafından istila edildiği 1220 yılında Arabistan’a doğru yol almaktaydılar. önceki asırlardaki isimlendirmeyle “Diyâr-ı Rûm”da geçirdiği ve bu bölgedeki Konya’yı vatan edindiği için “Rûmî” (Rum ülkesinden. Diğer oğlu Selçuklu sarayında hazine- . Belh’ten ayrılan Bahâeddîn Veled. Hicaz’dan Şam yoluyla önce Malatya’ya sonra Erzincan’a. bu görüşmede Esrar-nâme’sini. Belh’in kuzeyindeki bölgeler ise Karahanlıların (992-1211) etki alanı içerisindeydi. Hazret-i Mevlânâ. Anadolulu) sıfatıyla anılmıştır. Hüseyin oğlu Sultânu’l-Ulemâ Bahâeddîn Muhammed. Mevlânâ’nın babası. Semerkantlı Şerefeddin’in kızı olan Gevher Hatun’dur (öl. Belh’te ve çevresinde siyasî istikrar bozulmuştu. 85 yaşındayken Konya’da 1231 yılında vefat etti. onun için kullanılan lakaplardır. Bunun üzerine babası Bahâeddîn Veled 1219 yılı civarında Belh’ten ayrılmayı gerekli gördü.

Ancak beraberlik uzun sürmedi. Ayrıca bu rivayetlerde tasavvufî ve şairce anlatımın önemli bir yeri vardır. Karşılaşmaları ve birbirlerine olan sevgileri etrafında çok şeyler anlatılmış ve yazılmıştır. Şems’den ayrılmanın üzüntüsüyle kendisini daha fazla şiire veren Mevlânâ. Arapça ve lugatla ilgili ilimler başta olmak üzere. Daha sonra Mevlânâ’nın ortanca oğlu ile Şems arasında eskiden beri devam eden karşılıklı nefret. Mevlânâ. bazı rivayetlere göre ise Tebriz’e kadar gidip gelmişse de ondan haber alamamıştır (Köprülü. Mevlânâ’nın öğrenci ve müritlerinde. Mevlânâ’nın hayat hikâyesinde Tebrizli Şems’in özel bir yeri vardır. yukarıda adı geçen bilginlerden başka yine Şam’da iken Mevlânâ Kemâleddin bin Adim’den de ders almıştır. Bunlarda zihinsel bir genişleme ve ruhsal bir etkileşim söz konusudur. Şemseddin Muhammed-i Tebrizî. Ünite . Şam’a. Şems ile tanışmasından sonra Mevlânâ’nın maneviyâtı üzerinde büyük değişiklik meydana gelmiş. Mevlânâ. onun eski sûfîyâne anlayışlarında değişiklikler olmuştur. aynı türbe içinde bulunmaktadır.5. kendisinin ve babasının yanlarında. Mevlânâ’nın çocuklarının kabirleri. 11 Mart 1246’da Konya’yı terk ederek Şam’a gitmiştir. Divan’ı. Şems-i Tebrizî ile karşılaştığı 1244 yılına kadar devam etmiştir. Osmanü’r-Rûmî. İlgi ve himaye bekleyen müritler yaptıklarından pişman olup çare aradılar. Kaynaklarda Konya’daki karşılaşmalarıyla ilgili farklı rivayetler vardır. 1306) anneleri ise. Sadeddin-i Hamavî. hadis ve tefsir gibi ilimleri tahsil ederek zamanın önde gelen âlimleri arasında yerini alan Mevlânâ. ciddî bir tahsil görmüş ve tasavvufî bir terbiyeden geçmiştir. . fıkıh. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk 107 darlığa kadar çeşitli görevlerde bulunan Muzafferüddin Emîr Âlim (öl. Şems’e olan sevgisinden eserinde Şems ve Hâmûş kelimelerini mahlas olarak kullanmıştır. Hatta yalnız Şems’in dostluğu ile yetinmeye başlamıştır. Mevlânâ’ya tasavvufla ilgili bilgileri öğretmiş ve onun düşünce dünyasının şekillenmesinde etkili olmuştur. Onun bu hâli. Şems. Bunun üzerin Şems. Onu aramaya giden Sultan Veled’le 15 ay kadar sonra Şam’dan birlikte geri döndüler. babası hayattayken 1221-1228 yılları arasında eğitimini tamamlamak için Halep ve Şam’a gitmiştir. Şems’i aramaya çıkan Mevlânâ. Şems’e izafeten Divan-ı Şems adı ile anılmıştır. İlk eğitimini babasından alan Mevlânâ. Seyyid Burhâneddin Tirmizî’nin ölümünden sonra içine kapanarak çevresinden kopmuş ve yalnız kalmayı tercih etmiştir. Belh’ten Anadolu’ya gelirken uğradıkları Şam’da Muhyiddin-i Arabî. aralarında gerçekleşen anlaşma ve sevgiden sonra bu ayrılış Mevlânâ’yı son derecede etkiledi. 1292).XII-XIII. Ancak 1225 yılında Karaman’da evlendiği ve sonrasında art arda iki çocuğunun dünyaya geldiği gözden uzak tutulmamalıdır. Babası vefat ettiğinde 24 yaşında olmasına rağmen medresede onun yerini alması uygun görülmüştü. gelişmeler üzerine Sultan Veled’e “Bu sefer öylesine bir gitmek istiyorum ki hiç kimse benden bir nişan bile bulamayacak” demişti. Mevlânâ’nın yalnız Şems’in varlığı ve dostluğu ile yetinmesi ve aralarındaki samimiyet. Daha sonra babası Bahâeddîn Veled’in öğrencisi olan Seyyid Burhâneddin Tirmizî. kendileriyle önceki gibi ilgilenilmediği için büyük hoşnutsuzluğa ve Şems’ten yakınmalarına sebep oldu. Necmeddin-i Kübrâ’nın müridlerinden olan Evhadüddin-i Kirmanî ve Sadreddin-i Konevî gibi sûfîlerle sohbet etmiş. 1277) ve kızı Melike Hatun’un (öl. onlardan dersler almıştır. bu defa Şems’in sessizce ve kesin olarak 1247-1248 yılı içerisinde Konya’dan ayrılmasına sebep oldu. ama o yine de tahsiline devam etti. On altı ayı biraz aşan bu zaman diliminde. Konya’da dersler vermiş ve onun tavsiyesi üzerine yeniden Şam ve Haleb’e giderek eğitimini tamamlayıp Konya’ya dönmüştür. 2003: 270). bu hasretle 48 bin beyti bulan Divan-ı Kebir’i yazmaya başlamıştır. Konya’ya ilk olarak 29 Kasım 1244’de gelmiştir. Seyyid Burhâneddin Tirmizî’nin 1240 yılında Kayseri’ye dönüşünden sonra Mevlânâ. Gevher Hatun’un vefatından sonra evlendiği Konyalı Kira Hatun’dur (öl. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII.

Bizzat Mevlânâ eserlerinde Senâî ve Attâr’ı anmakta ve onlardan beyitler ve görüşler aktarmaktadır. birçok beyin ve sultanın Mevlevî olduğu. Recaizâde Ekrem’in “zerrâttan şümûsa kadar her şey şiirdir” sözü Mevlânâ’da asırlar öncesinde kendini göstermiştir. Daha sonra. Yüzyıllarda Türk Edebiyatı Mevlânâ. 1131) ve Şeyh Attâr (öl. her sınıf halk arasında yüzlerce mürit ve sevgili kazanan Mevlânâ. Şiirlerinin şekline ve sanat yönüne fazla önem vermediği görülen Mevlânâ’nın terci-bendinin bentlerindeki beyit sayıları birbirinden farklıdır. Mevlânâ’nın Edebî Kişiliği ve Eserleri . Dönemin birçok devlet adamı. Mevlânâ’nın âleme ve varlıklara dikkatli bir bakışı vardır. söyleyiş ve üslup açısından var olan beraberlikler çok belirgindir. Mevlânâ’nın eserlerini kaplayan aşk ve vecdin daha önceki örneklerini. Hüsâmeddin Çelebi’nin ısrarıyla. Bu yüzden hemen her şey onun şiirlerine konu olmuştur. Bazı gazelleri. anlatılarında halkın hayatına da yer verir. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde daima itibar gördüğü. Tasavvufun temel noktası olan “vahdet-i vücûd” (=varlığın birliği) ve ilahî aşk konularını geniş olarak ele alır. konuşma diline olan yakınlık Farsça ve Arapça beyitlerinin. musammat gazel örnekleri olarak karşımıza çıkar. dönemin edebî geleneğinden farklı olarak konuları serbest bir şekilde işlemiştir. Mevlânâ’nın ve takipçilerinin Anadolu’da sonraki yüzyıllarda Beylikler. Eserlerinde daha çok tasavvufla ilgili konular üzerinde durur. farklı özelliklerden bahsedilemez. Mevlevî tarikatının ilk şeyhi olan Hüsâmeddin Çelebi. şiirlerini özünden ve hissederek söyler. Ahmed-i Gazzâlî (öl. kimi zaman mektuplarla ulaştırdığı ricalarını yerine getirirlerdi. Mevlânâ’nın bütün eserlerindeki ana fikir ve bakış tarzı hemen aynıdır denebilir. Bu durum daha sonraki şairlerde özellikle Yunus Emre ve Nesîmî’de yaygın şekilde kendini gösterecek ve Türk şiirinin Eski Türkçeden gelen bir görünümü olacaktır. Farsça yazmakla birlikte şiirinde Türk zevki hemen kendini gösterir. 17 Aralık 1273 tarihinde Konya’da vefat etti. Onunla on yıl bir arada bulundu ve bu arada oğlu Sultan Veled’i Şeyh’in kızı Fatıma Hatun’la evlendirdi. müritlerine sülûk âdâbını öğretmek amacıyla Mesnevî’yi yazdı. Onun yerine Hüsâmeddin Çelebi halife oldu. Mevlânâ’nın eserlerinde Şems-i Tebrîzî’den sonra üstün sıfatlarla en çok andığı ikinci kişi olan Ahî-Türkoğlu Hüsâmeddin Hasan onun hemdemi ve halifesi olarak büyük kabul gördü.108 VIII-XIII. Şeyh Salâhaddin 29 Aralık 1258 günü vefat etti. Gazellerinde eğitici-öğretici beyitler olduğu gibi. Mesnevî’sinde de heyecan ve coşku dolu beyitler az değildir. Ayrıca bütün eserlerinin arasında bilgi. Mısraların ortada ve sonda kafiyelenerek bir beytin dört mısra haline getirilmesi de Mevlânâ ile başlamıştır. Osmanlı sultanlarının ve devlet adamlarının gerek irsî. Hüsâmeddin Çelebi’yi Mesnevî’sinde anmış ve eserini ona ithaf ederek ismini Hüsamînâme koymuştur. Divan-ı Kebir’de kimi manzumelerde ilave özellikler bulunduğu söylenebilse de. O. Yaşadığı dönemde her zaman saygı gören. Kendine özgü buluş ve anlatımı ile dikkat çeken Mevlânâ. Ancak kelime ve cümle yapıları itibariyle Horasan üslubunun özellikleri Mevlânâ’nın şiirinde öne çıksa da bazı dil özellikleriyle muhteva ve anlam zenginliği bakımından Irak üslubuyla buluştuğu noktalar da vardır. Mevlânâ’nın ölümünden 12 yıl sonra 1284 yılında vefat etmiş ve yerine Sultan Veled geçmiştir. Onun şiiri. Mevlânâ’yı sık sık ziyaret eder. Horasan üslubu veya Türkistan tarzı diye bilinen Moğol öncesi Horasan ve Mâverâünnehir şairlerinin üslubunun özelliklerini taşımaktadır. gerekse gönül bağları sebebiyle bu ilişkiyi sürdürdükleri. Mevlânâ. 1123-24) ile ünlü şairler Senâ’î (öl. Mevlânâ. aynı zamanda beyitleri arasındaki Türkçe ve Rumca ifadelerinin ortak özelliğidir. 1220?) dile getirmiştir. İnsanın kazanacağı erdemler ve yaşayacağı ilahî aşk ile “insan-ı kâmil” mertebesine ulaşacağını belirten Mevlânâ. Söz başlarındaki edebî girişler dışında sözündeki açıklık ve içtenlik. arayış ve üzüntülerden sonra kendisine “nâib ve halife” olarak Konyalı kuyumcu Şeyh Selâhaddin’i seçti. Mevlevîhâneleri koruyup imar ettikleri pek açıktır.

50’yi aşkın farklı vezinde söylemiştir. kafiyenin ve veznin kayıtlarından rahatsız olduğunu. tercî’ ve rubailerden oluşan Divan-ı Kebir. Niçin onları gönülden kovmuyoruz. ölü gibi sus! Bu dilden dolayı benlikle itham edilmekteyiz. Ay geceden ürkmediği için böyle parlak kaldı. şiirine özen gösterip beyitlerini süslemediği. Ünite . Mahlas yerinde Tebrizli Şems’in adının birkaç şekilde Şems. birbirimizin kıymetini bilelim. Cambridge 1898). Şemsü’l-Hakk-ı Tebrizî) vb. Çekiştirmeyi bırak. Öldüğümde beni hoşça anacaksın. istiare ve sembollerle anlatılmaktadır. kendisi dile getirmiştir. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk 109 Mevlânâ’nın şiiri. İstanbul 1957-1960). Bunların dışında kalanları ise başkaları tarafından derlenen mensur eserlerdir. Furûzânfer tarafından Külliyât-i Şems yâ Divan-ı Kebir adıyla yapılmıştır. Kullanılmayan bazı sözcük ve tabirler onun şiirinde yer bulmuştur. teşbih. sonra ansızın birbirimizden ayrı kalmayalım. Divan-ı Kebir Tercemesi. 5 cilt. Değişik dillerde yapılmış çevirileri bulunan Divan-ı Kebir. Ayrıca mecazî aşka da yer verilen rüba’îlerde gerek ilâhî gerekse mecazî aşk. mazmun ve remizlerle şiirin imkânlarını kullanarak anlatmıştır.” . diğer adıyla Külliyât-ı Şems’te özellikle ilahî aşkını. Çünkü biz barışta ölüler gibiyiz.5. Mademki inançlı kişi inançlı kişinin aynasıdır. Yer yer Mesnevî’de olduğu gibi öğretici ve eğitici beyitler de içeren gazellerini. şimdi aynı özellikteyiz.XII-XIII. duygu yüklü ve oldukça hacimli bir eser olup içinde yer alan şiirlerin büyük bir kısmı Şems-i Tebrizî’ye duyulan sevginin ve hasretin terennümüdür. fikirle. Kırk bin civarında beyitten oluşan ve çeşitli yazma nüshaları bulunan eserin ilk tenkitli yayımı. O. niçin ölüyü severiz de diriye düşmanız. genel üslup özelliklerinin yanında kendine ait hususiyetlere de sahiptir. niçin aynamızdan yüz çeviriyoruz. her ikisi de manzum olarak yazılan Mesnevî (=Mesnevî-i Ma’nevî) ile Divan-ı Kebir’idir. insanlara iyilik etmek ve yardımda bulunmayı. Üstün bir ahenge ve musikiye sahip olan gazelleri. şiiriyetle. Nicholson. Mevlânâ’nın en önemli iki eseri. yanağımı öp. bulunması nedeniyle bu eser için daha çok Divan-ı Şems-i Tebrîzî adı kullanılmaktadır. Şiirin. Onun şairlik amacıyla şiir söylemediği. Kötü niyetler dostluğu karartır. Divan-ı Kebir: Mevlânâ. Asil cömert kişiler dostlara canlarını feda ettiler. barış yap. Selected Poems From the Divanı Shamsi Tebriz (edited and translated with an itroduction. Mademki ölümden sonra barış yapacaksın. notes and appendices). Hatta kendi ifadesiyle filozof da değildir. B. tasavvufî konuların yanında sabır. Biz de insanız. Divan-ı Kebir’den Seçme Şiirler.” Mevlânâ’dan bir rüba’î “Dostuyla hoş geçinen dostsuz kalmaz. vezin ve kafiyeye takılıp kalmadığı araştırmacılarca hep söylenegelmiştir. Şimdi öldüğümü kabul et. çok iyi bildiği edebî geleneği de pek önemsememiştir. gönül derdini. hikmet ve irfanla iç içe benzersiz bir şiirdir. Şems-i Tebriz (Şems-i Tebrizî. Gül de dikenle uyuştuğu için bu kokuyu elde etti. Divan-ı Kebir’in batı dillerine yapılmış çevirileri arasında en tanınmış olanı Nicholson’un yaptığı çeviridir (R. Ancak bütün bunlara rağmen ve bunlarla birlikte onun şiiri aşkla. Bu şiirler içinde rüba’îler dikkat çekmektedir. hoşgörü. şair de. İstanbul 1959. coşkunlukla. hemen tamamı gazel. bugün bütün dünyada anlam zenginliği ve derinliğiyle ilgi odağı olmaktadır. Ey gönül. Mademki mezarımın üzerini öpeceksin. “Kul e’ûzu” ve “Kul Huvellahu”yu birbirimizin sevgisine niçin dua diye okumuyoruz. Ayrıca Selahaddin-i Zerkub ve Hüsâmeddin Çelebi için söylenmiş şiirler de bulunmaktadır. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. Müşteriyle iyi anlaşan iflas etmez. Divan-ı Kebir. niçin ömür boyu senin üzüntünle sıkıntı içindeyiz. Abdülbaki Gölpınarlı. 1. anlaş. Mithat Bahari ve Abdülbaki Gölpınarlı tarafından Türkçeye çevrilmiştir (Mithat Bahari. Divan-ı Kebir’den bir gazel “Gel. A.

yaşadığı yıllara kadar hayata geçen anlayış ve tavırları konu edindiği. Mantıku’t-Tayr’dan hikâyelere yer verilmiş. . Kendinden sonra dinîahlâkî konularda yazılan çok sayıda eseri etkileyip onlara kaynaklık etmiş olan Mesnevî. diğerleri Türkçe’dir. 1631). s. Mevlânâ’nın Mesnevî’si ile Divan’ı arasında benzerlikler de vardır. dilin kullanılışına ve nazmın temizliğine fazla önem verilmemiş olması. Nahîfî (öl. K. Hatta Mevlânâ’nın ölümünden 44 yıl sonra Gülşehrî Mesnevi’den hikâyeler alarak tercüme ve şerh etmiştir. iç içe bir şekilde anlatır. mensur pek çok çeviri ve şerhler ile Mevlânâ’nın diğer eserleriyle ilgili yapılan çalışmalar. yy. Ayrıca anlatım açısından Mesnevî didaktik olmasına rağmen lirizm yönü de bulunan bir eserdir. Farsça ve Arapça tercüme ve şerhleri yapılmış. 1562). Osmanlı döneminde Mesnevî’nin tamamını tercüme veya şerh edenler. Böylece konu içinde konuyu. Sürûrî (öl. Yavuz: “Cevdet Paşa’nın Abidin Paşa’ya Yazdığı Mektup”. Kaynak olarak Kur’an ve hadislere dayanan Mesnevî’de konunun gelişine göre Kelîle ve Dimne’den. Abdülbaki Gölpınarlı’nın tespitlerine göre bazı gazelleri Mesnevî’deki hikâyelerin özeti durumundadır. Mesnevî bütün dünyada çok ilgi toplamış ve üzerinde asırlar boyu tespiti neredeyse imkânsız sayıda şerh. 1986. Arapça. Şem’î (öl. 1847)’dır. 280’i bulan öğüt amaçlı hikâyeleri de birçok çalışmaya konu olmuştur. Mesnevî. hikâye içinde hikâyeyi devam ettirerek sonuca en iyi şekilde ulaşır. çeşitli dillere çevrilmiştir. Mehmed Murâd (öl. Hüsâmeddin Çelebi’nin bir eser yazma isteği üzerine Mevlânâ eserin ilk on sekiz beytini kendisi yazmış. dinî ve tasavvufî bilgileri. “şekilcilik”ten ve sanat düşüncesinden tamamıyla uzak kalındığına işarettir. tercüme. Altı defter/cilt ve yaklaşık yirmi dört bin beyit civarında olan Mesnevî’ye hatimeyi (=sonucu) Sultan Veled yazmıştır(Bkz. 1836). Mevlânâ tarafından Hüsâmî-nâme adı ile de anılan bu eser. daha sonra o söylemiş ve Hüsâmeddin Çelebi yazmıştır. İsmail Rüsûhî Dede (Ankaravî) (öl.110 VIII-XIII.). Murad devri şairerinden olan Muînî bunların başında gelir. Şâkir Mehmed (öl. Eserin düzenine. Bu anlatım tarzı başka şairlerde görülmez. Nahîfî ve Şâkir Mehmed’in eserleri. Mevlânâ. seçme. Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. manzum tercümedir. 1669). konulara göre tasnif ve sözlük çalışmaları yapılmıştır. 26-27. Mesnevî’nin bir kısmının -özellikle birinci cildinin (=defterinin). dil ve edebiyatın gelişip zenginleşmesinde önemli katkı sağlamışlardır. Türkçeye çok sayıda çevirisi yapılan ve şerhler yazılan Mesnevî’yi ezberleyip icazet aldıktan sonra dinleyicilere okuyup açıklayan kişilere Mesnevîhân (Mesnevi okuyan) unvanı verilmiştir. bilgilendirici ve öğretici bir yol izlediği. Sürûrî’nin oldukça hacimli olan şerhi. yüzyıllar boyu Mevlevî tekkelerinde okutulmuştur. Sultan II. Türk edebiyatında Mesnevî kadar başka bir eser etkili olmamıştır. Mesnevî’ye yapılan manzum. 1738). Hakîm Senâî’nin Hadîkatü’lHakîka’sından da yararlanılmıştır. Mesnevî: Anadolu’da asırlar boyunca birlikte okunan Farsça önemli birkaç kitaptan biri. Sûdî (16.çok sayıda tercüme ve şerhi yapılmıştır. S.). 441. tarikata mensup olanları (müritleri) ve acemileri irşat etmek ve toplumun eğitimi için yazılmıştır. Yûsuf Dede (öl. Türk tasavvuf edebiyatının fikrî yönden işlenmesinde. başka hikâyelerle zincirleme olarak. özellikle hayatının son on beş yılının ürünü olan Mesnevi’si ile asırlar boyu öncü ve kılavuz kabul edilmiştir. Mesnevî’nin Türkçe. 1600’den sonra). Yûsuf Dede’nin Ankaravî’den özetleyerek yaptığı şerh. Değişik zamanlarda gerek bölümler halinde gerekse bütün olarak. Mevlânâ hikâyelerini doğrudan değil. Mevlânâ ikinci defterin ilk beyitlerinde bu deftere 13 Mayıs 1264 günü başlandığını açıkça ifade etmektedir. Yüzyıllarda Türk Edebiyatı 2. Mesnevî’de Farsça beyitlerin arasında yüzlerce Arapça beyit de bulunmaktadır. Farsça. Mevlânâ’nın sırdaşı Hüsâmeddin Çelebi’nin ısrarları üzerine yazılmıştır. Mevlânâ’nın Mesnevî’sidir.

fakat göz ve kulağın bu aydınlığı yok. Olgunun hâlini. Rızksız olanın günü uzar. diğer eserlerinin çoğunda olduğu gibi Sultan Veled ve ona bağlı kimseler tarafından tutulan notlar olup vâkıât (=ders notları) türünün Anadolu’daki ilk örneğidir.. Neticede dördünün de namazı bozuldu. Fihi Ma Fih. Fihi-ma-fih Tercümesi. Fîhi Mâ Fîh’in Meliha Tarıkâhya (Anbarcıoğlu) ve Abdülbaki Gölpınarlı tarafından yapılmış iki Türkçe çevirisi bulunmaktadır (Meliha Ülker Tarıkâhya. Her vaazda ele alınan bir hadis. Kederimizde günler vakitsiz oldu. Günler. ham kişi anlamaz. ancak bedenin ruhu görmesine izin verilmemiştir. Öyleyse söz kısa olmalı. Meye düşen de aşk coşkunluğudur. tasavvuf. Bu eser de. Bu neyin sesi ateştir. Ey. Başında on yara varsa. Kendi ayıbını gören cana ne mutlu! Ayıp söyleyen. ayıbı kendine satın alır. Ben her toplulukta ağladım. çenesinde sakalı çıkmayan başkasını yerme.XII-XIII. ayrılıkları nasıl anlatıyor: Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımla kadın erkek -herkes. Sen kal. Dördüncüsü “Elhamdülillah. Ney gibi zehir ve panzehiri kim gördü? Kim ney gibi dost ve istekli gördü? Ney çok ıstıraplı yolu anlatıyor. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk 111 Mesnevî’nin ilk 18 beytinin günümüz Türkçesi ile düzyazıya çevirisi “Dinle. İstanbul 1954. gerek üslup ve gerekse konular yönünden diğer eserleriyle benzerlik ve bütünlük taşımaktadır. Üçüncüsü. korku yok. dostundan ayrılanın arkadaşıdır. Neye düşen. babasının Ma’ârif’inden ve Tebrizli Şems’in Makâlât’ından izler taşımaktadır. çeşitli örnekler ve hikâyelerle açıklanmıştır. dünya. ruh bedenden ayrı değil.5. Sırrım ağlayışımdan ayrı değil. bu ney nasıl şikâyet ediyor. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. o üçü gibi kuyuya düşmedim” dedi. iyilere ve kötülere eş oldum. “ne varsa onda var” anlamına gelen bu eserde. ayrılıktan parça parça olmuş sine istiyorum. Ünite . kendisi gibi pâk bulunmayan! Balıktan başkası suya doyar... namaz için rüku ve secde ettiler.. İstanbul 1959). 4. din. Birinin ağzından” Ey müezzin! Ezan okudun mu? Vakit var mı?” diye bir söz çıktı. Ney. Perdeleri. Fîhi Mâ Fîh: “Onun içindeki odur” veya yorumla. ayıp söyleyenler. Aynı ayıp sende yoksa emin olma. ikinciye “Ey amca! Onu niçin kınıyorsun? Kendine söyle” dedi. Mevlânâ’nın bazı sohbetleri sırasında sorulan sorulara verdiği cevaplara. merhemini kendine kullanman gerekir. Mecnûn’un aşk hikâyelerini anlatıyor. ahlak ve felsefe ile ilgili görüşlerini anlattığı. yanışlarla yoldaş oldu. Beden ruhtan. Bu anlayışın sırdaşı. Özlem derdini anlatmak için. yollarını daha çok kaybetti.. Müezzin geldi. hava değil.” 3. Mevlânâ’nın bu eseri. o ayıp sende de görülebilir. içimdeki sırları araştırmadı. Eserde Divan-ı Kebir’den . kulaktır ancak. yazmalar ve yayımlarda biraz farklılık arz etse de birbirine yakındır. Her biri bir niyetle tekbir alarak acizlik ve dert hâliyle namaza başladı. Diğer bir Hintli istekle “Hey! Konuştun ve namazın bozuldu” dedi. Söyleniş zamanları belli olmayan eserin bölümleri. Bu ateşe sahip olmayan.ağladı. ben. Fîhi mâ fîh Mevlânâ’nın diğer eserlerinden. Abdülbaki Gölpınarlı. vesselâm. Mecâlis-i Seb’a: Mevlânâ’nın yedi vaazının yakın çevresi tarafından kaydedilip bir araya getirilmesiyle meydana gelen bir eserdir. Vatanından ayrı kalan. aşk ateşidir.” Mesnevî’den bir hikâye “Dört Hintli bir camiye girdi. Dilin müşterisi. Ey benim güzelim! Sakalın bitmemişse. tekrar kavuşma anını arar.. insan ve şiir anlayışından söz ettiği konuşmalarına yer verilmiştir. Günler giderse gitsin. bizim karanlık perdelerimizi yırttı. Herkes kendi düşüncesine göre bana arkadaş oldu. yok olsun. idraksizdir ancak.

dostlarına ve oğullarına yazdığı 150 kadar mektubun toplanmasıyla meydana gelen bir eserdir. Seni unudur dostlarun oğlun kızun avratlarun Evvel malun üleşeler hisâb idüp kıldan kıla 3. Eserleri. 5. Bunlar içinde bütün halde ve en uzun olan şiir. Bu eser. Ey gâfil (insan). Mevlânâ’nın mektuplarında insanlara öğüt verdiği ve onları hayra teşvik ettiği görülür. sen dünyadan gidince onların hepsi geride kalacak. Felsefesi (İstanbul: İnkılâp Kitabevi.. Mevlânâ’dan Tercüme. Mevlânâ ve eserleri ile ilgili geniş bilgi için Abdülbaki Gölpınarlı’nın Mevlânâ Celâleddîn Hayatı. Ahmed Remzi Akyürek tarafından metin ve Türkçe çevirisiyle birlikte yayımlanmıştır (Ahmed Remzi Akyürek. Mektûbât (=mektuplar). 6. yazıldıkları yıllarla ilgili önemli bilgiler içermektedir. Beyitlerin düz yazı ile dil içi çevirisi 1. Mülemmaları ve Türkçe Şiirleri: Mevlânâ’nın bir Türk şairi olduğunu gösteren bu şiirler. 1999) adlı kitabına başvurabilirsiniz. dört müstef ’ilün vezninde yazılmış bir musammmat gazel olarak karşımıza çıkar. Türk edebiyatında musammat şiir yazan ilk şairin de Mevlânâ olduğu anlaşılmaktadır. Bu örneğe göre. Anadolu Selçukileri Mevlevi Betikleri I. Hasibe Mazıoğlu tarafından topluca yayımlanmıştır. Mecalis-i Seb’a.. Mevlânâ’ya sorulan sorulara cevap olarak yazılan bazı mektuplarda dinî ve ilmî konulara da yer verilmiştir. Mektuplarda ayet ve hadislerden alıntılar yapılarak anlatılan konu delillendirilmiştir. Mevlânâ’nın Türkçe şiirinden beyitler müstef ’ilün müstef ’ilün müstef ’ilün müstef ’ilün 1. Ussun var-ısa iy gâfil aldanmagıl zinhâr mala Şol nesneye ki sen koyup gidersin ol girü kala matla’ı ile başlar ve. Mevlânâ’nın Şems mahlasını kullandığı bu şiiri. Bir demlige ağlaşalar andan varup paylaşalar Seni çukura gömişüp tîz döneler güle güle 5. Yüzyıllarda Türk Edebiyatı ve Mesnevî’den beyitler de bulunmaktadır. İy Şems dile Hak’dan hakı biz fâniyüz oldur bâkî Kamular anun müştakı tâ hod kim ol kimün ola beyti ile sona erer. . Ayrıca mektupların kimisinde şiir ve hikâyelere de yer verilerek anlatıma bir çekicilik de getirilmiştir. Mektûbât: Mevlânâ’nın devlet adamlarına. Ayrıca Abdülbaki Gölpınarlı’nın yaptığı Türkçe çevirisi de bulunmaktadır (Abdülbaki Gölpınarlı. bazı araştırıcılar ve ilim adamları tarafından zaman zaman yayımlanmışlarsa da. Konya 1965).112 VIII-XIII. Kılmayalar sana vefâ bunlar bay ola sen gedâ Senün uçun virmeyeler bir pâre etmek yoksula 4. İstanbul 1937). aklın varsa sakın malına güvenip aldanma. Ol kim gide uzak yola gerek azık alıbile Almaz-ısa yolda kala irmeye hergiz menzile . Ussun var-ısa iy gâfil aldanmagıl zinhâr mala Şol nesneye ki sen koyup gidersin ol girü kala 2. dönemin ileri gelenlerine.

Mevlânâ’yı üstat ve mürşit (=rehber) olarak kabul eden şair ve yazarlar. 3.5. Yanına azık almadan yola çıkan kişi yolda kalır ve varacağı yere ulaşamaz. Bunlarla bilişmenin ve birlikte olmanın şart olduğunu. Mevlânâ’nın Türk edebiyatında önemli bir yeri vardır. Ol ma’ânî denizinün dürci Ol vilâyet vücûdınun burcı Kastamonulu Şâzî de. senin adına hayır için yoksullara bir parça ekmek bile vermezler. Evliyâlar ulusu kutb-ı zamân Mevlânâ geldi cihâna bî-gümân beyti ile zamanın önde gelen şahsiyeti olduğunu belirtmiştir. Mesnevî’sinin Türk edebiyatındaki durumu ve Türk şair ve yazarların Mesnevî’yi ele alış şekilleri. yüzyıl şairlerinden Elvan Çelebi. sonra gidip hemen (malını) bölüşürler. ona olan hürmet ve hayranlıklarını söylemekten geri kalmamışlardır. 5. Bunu diyen Kirdeci Ali-durur Dünyada Mevlânâ’nun kulı-durur Mevlânâ’nın ve Mesnevî’sinin Türk Edebiyatındaki Yeri beytinde Mevlânâ’ya gönülden bağlı olduğunu belirtir. Kirdeci Ali de. (Ey insan. 2. şiirdeki tercihleriyle ve aynı zamanda az sayıdaki Türkçe dizeleri ve ifadeleriyle Anadolu’daki Türk şiirinin kaynağında önemli bir yer edinmiştir. Kirdeci Ali ve İzzetoğlu gibi dönem şairleri tarafından da Mevlânâ’dan şiirlerde söz edilererek büyüklüğüne vurgu yapılmıştır. oğlun. Şeyyâd İsa Ahvâl-i Kıyâmet adlı mesnevisinde başta Mevlânâ olmak üzere Sultan Veled ile Ârif ve Âbid Çelebi’lere yer vermiştir. Bu sevgi ve hayranlığın ilkine Şeyyâd İsa’da rastlanır. Sen dilersen Mevlânâ’ya iresin Şâh Celâlüddîn’i dahı göresin derken. Mevlânâ gerçekte fikirleriyle. (Artık) bunlar zengin. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk 113 2. 1320) onun adına şiirinde yer vermektedir: . 4. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. Uzak yola gidecek kişi. Şahıs olarak Mevlâna’nın Türk edebiyatındaki yeri. Yunus Emre ve Gülşehrî de Mevlânâ’ya şiirlerinde yer vererek onu övmekten geri kalmamışlardır. bu sayede ebediliğe yol bulunacağını dile getirmiştir. kızın ve hanımın seni unuturlar. sen öldüğün zaman). Türk edebiyatında Mevlânâ’nın şahsına eserlerinde yer veren pek çok şair ve yazar vardır. Mevlânâ ile gençlik yıllarında görüşmüş olması muhtemel Yunus Emre (öl. dostların. Senin için bir an ağlaşırlar. sana vefa göstermezler. Yine XIV. Bu durum daha pek çok şairde görülür. ârif ve şair kimliklerini buluşturmuş. Bunlardan İzzetoğlu. dünya değerlerine iltifat etmeyen âşık bir şair kimliği oluşturmuştur. Mevlânâ düşünceleriyle ve sanatıyla bilgin. önce inceden inceye hesap ederek malını paylaşırlar. seni mezara gömüp çabukça güle güle dönerler. sen de fakir olursun. onun hakkında aşağıdaki beyiti söylemiş. Ünite . Bunu iki maddede ele almak mümkündür: 1. yolculuk için yanına yiyecek almalıdır.XII-XIII.

Osmanlı döneminda daha pek çok şairin Mevlânâ’yı okuyup örnek aldıkları açıktır.834/1431). Bâkî. Ünlü kazasker ve bilginlerden Taşköprüzâde Isâmeddîn Efendi (öl. 1492). 1451) Anadolu’da halk arasında en çok okunan kitaplardan ünlü eseri Muhammediye’de (yazılışı 1449) Mevlânâ’nın Mesnevî’sinin.1534) de Mevlânâ’nın adını anarak veya anmayarak eserlerinde Mevlânâ’nın şiirlerinden alıntılar yapmış. Şairlerin Mevlânâ’dan ve eserlerinden etkilendiğini gösteren bütün beyitleri burada vermek mümkün olamayacağı için sadece Ahmed Paşa (öl. ayrılıktan parça parça olmuş sine istiyorum. 1644) aldığımız birkaç beyti aşağıda örnek olarak veriyoruz. aşk meydanında Hazret-i Mevlânâ’yı ve Mevlevîleri görmektedir: Arsa-i aşkda gör Hazret-i Mevlânâ’yı Turmayup dahi döner üstine yoldaşları Ahmed Paşa ve Şeyhülislâm Yahyâ ’nın dilinde ney ve neyistan. 1317’de tamamladığı Mantıku’t-Tayr’da yararlandığı Mevlânâ’yı şu şekilde anmaktadır: Görmedik bir er cihândan gitmedi Ol Celâleddîn cihândan gitmedi Yazıcıoğlu Mehmed (öl. Ey dil istersen eğer kâmil ola noksânun Secdegâh it eşiğin Hazret-i Mevlânâ’nun Sıdk ile sâlik olan silk-i Celâleddîn’e Şübhesiz vâsıl olur rahmetine Rahmân’un diyerek Mevlânâ’nın yüce bir kişi olduğuna işaret eder. Bâkî (öl. İştiyak derdini anlatmak için. Bu durum hemen bütün şairler için geçerlidir. 1600) ve Şeyhulislâm Yahyâ’dan (öl. anlamındaki 3. Yüzyıllarda Türk Edebiyatı Mevlânâ Hudâvendigâr bize nazar kılalı Anun görklü nazarı gönlümüz aynasıdır Gülşehrî. Şerhu Dîbâceti’l-Mesnevî adlı risalesiyle Mesnevî’nin önsözünü Arapça olarak şerh etmiş. Mevlânâ’yı yücelterek anmıştır. beytini dizelerine şöyle aktarmıştır: Gönül bir sîne ister kim firâk odına yanmışdur Ki şerha şerha olmışdur yanup derd-i dilârâdan Ki tâ şerh-i firâk idem beyân-ı iştiyâk idem Ki vasf-ı ihtirâk idem degülse seng-i hârâdan Hüdâyî (öl. Ünlü bilginlerden şeyhülislam Kemalpaşazâde (ö. Örnek olarak Osmanlı’nın ilk şeyhülislâmı kabul edilen Molla Fenârî (ö. ondan yararlanmıştır. 1480) ise. İnledürdi gökleri feryâdı gönlüm nâyınun Ne neyistândan kesildügin eger ifşâ kılam Ney gibi bir âşık-ı demsâz buldum kendüme Sırr-ı aşkı söylerem hem-râz buldum kendüme Sarîr-i bâğ-ı cennetdür nevâ-yı nây uşşâka Semâ itsün sadâ-yı feth irişdi cân-ı müştâka (Ahmed Paşa) (Şeyhülislâm Yahyâ) (Şeyhülislâm Yahyâ) Osmanlı âlimlerinin de Mevlânâ’ya ilgisi büyük olmuştur. 1561) ve onun Arapça .114 VIII-XIII.

Osmanlı Şiirinde Mevlânâ Övgüleri ve Mevlevîlik Unsurları adıyla 2009 yılında yayımlanmıştır. 3 SULTAN VELED Mevlânâ’nın büyük oğlu olan Sultan Veled. Konyalı Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn’dir” diyerek tanıtmaktadır. Şems-i Tebrizî. bazıları da eserlerine. Sultan Veled. inanış ve duyuş tarzı ile düşüncelerenin şekillenmesinde babasının büyük bir etkisi vardır. 1284 yılında vefat etmesi ile yerine Sultan Veled geçmiştir. Mevlânâ’ya bağlı olan. Sultan Veled’in sistemli bir tarikat haline getirdiği Mevlevîlik. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin ve Mesnevî’sinin Türk edebiyatındaki önemi hakkında bilgi veriniz. binlerle ifade edilecek sayıdadır. Hüsâmeddin Çelebi’ye kadar birçok büyük sûfîyle ve zamanın âlimleri ve şairleriyle sürekli münasebetlerde bulunarak ilim ve sülûk yönünden yükselmiştir. Bunların ilki Sultan II. Asıl adı Mecmua-i Medâyih-i Mevlânâ olan hacimli bir eser. Ünite . yüzyıl şairi Âşık Paşa Garîb-nâme’sindeki para bulan Türk. 1898 yılında hayatta olduğu anlaşılan Vâsıf Efendi. ilk eğitimini babasından almıştır. Mevlevî dergâhları bir okul gibi halkın aydınlatılmasında büyük hizmetler görmüştür. Bu tür şiirleri bir araya getirmeye çalışanlar da olmuştur. Aynı durum halk edebiyatı içinde yer alan şairlerde de görülür. Mantıku’t-Tayr adlı eserinde Mesnevi’den beş hikâye tercüme ederek şerhini yapmıştır. önde gelen simalarıdır. Yakın yıllarda Farsça Mekteb-i Mevlevîye ve Türkçe Mevleviyâne gibi eserler ile Mevlânâ şiirleri antolojileri yayımlanmıştır. bilhassa Mesnevi’sine yönelmişlerdir. Türk edebiyatının devirlerine göre. Çocukluğunun ilk yıllarını dedesi Bahâeddîn Veled ile birlikte geçiren Sultan Veled. . 1732). Buna benzer durumlar başka şairlerde de görülmektedir. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. Anadolu’da Mevlânâ sevgisi ve hürmetiyle yazılan şiirler. Anadolu Türk edebiyatında bir öncü durumundadır. Anadolu’daki Türk edebiyatının gelişmesinde ve şekillenmesinde Mevlânâ ve eserlerinin başlıca kaynaklardan biri olduğunu göstermektedir. Yine XIV. Seyyid Burhâneddin Tirmizî. Arap. Türk edebiyatının büyük şairleri Nef ’î ve Şeyh Gâlib’e gelinceye kadar çok sayıda şair Mevlânâ’ya şiirlerinde yer verirler ve onu övmekten geri kalmazlar. Onun yetişmesinde. Mesnevî’nin hemen her yüzyılda Türkçe tercüme edilmesi ve şerhinin yapılması günümüze kadar devam etmiştir. Konya’da ve Şam’da çeşitli âlimlerden. Örnek olarak Mevlevî şairleri bir arada tanıtmak için XVIII. Mevlevî sıfatını kullanan şahsiyetler yanında Mevlânâ’yı sevip sayan pek çok kişinin kendileri veya şiirleriyle ilgili eserler kaleme alınmıştır. 1621) de. Mecmuayı hazırlayan Vâsıf Efendi hakkında bilgi hemen yok gibidir. Bu şairler. Sefîne-i Mevlevîye.5. 1226 yılında Lârende’de (=Karaman) doğmuştur. Fars ve Ermeni’nin buldukları para ile üzüm almak istemelerini anlattığı hikâyelerini Mesnevî’den almıştır. Bu durum. Murat devri şairlerinden olan Muînî’dir. bilimler hakkında bilgi veren Mevzû’âtu’l-’ulûm isimli eserde Mevlânâ’yı “Hanefi mezhebinin kendisiyle şereflendiği ve aydınlandığı büyük bilginlerden ve değerli şeyhlerden biri. Bunun yanında Mesnevi’yi geniş bir şekilde ele alıp tercüme ve şerh eden şairler de vardır. bu mecmuada 600 civarında şiiri bir araya toplamıştır. eserlerini Farsça yazmakla birlikte epeyce Türkçe şiirleri de bulunmaktadır. Yukarıda adları geçen şairlerin bir bölümü doğrudan doğruya şiirlerinde Mevlânâ’ya yer verirken. Tarikatın ilk şeyhi de Hüsâmeddin Çelebi olmuş. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk 115 eserini ilavelerle Türkçeye tercüme eden oğlu Kemâleddîn Efendi (öl. Ahmed Fakîh ile birlikte. Mu’înî. Esrâr Dede (öl. Bu açıdan O. özellikle babasından medrese ilimlerini öğrendiği gibi. Mesnevî’nin birinci cildinin tamamını tercüme ve şerh etmiştir.XII-XIII. Anadolu Türklüğünün yetiştirilmesinde ve terbiye edilmesinde önemli rol oynamış. asırda Sâkıb Dede (öl. 1796) Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevlevîye adlı kitapları kaleme almıştır. Bunlardan biri olan Gülşehrî.

beni benden alırsan bu benim için çok iyidir. İstanbul 1958). 1312 tarihinde vefat eden Sultan Veled. Temâşâ çün berü gel kim göresin Nite gözüm yaşı ırmak u çaydur 6. . Mecdut Mansuroğlu ise daha sonra Divan ve mesnevilerde yer alan Türkçe şiirlerin tamamını eklediği bir inceleme bölümüyle tekrar yayımlamıştır (Mecdut Mansuroğlu. 1.000’e ulaşan Sultan Veled’in devrinde velûd (=çok eser veren) bir şair olduğu görülür. Şiirler vezinlere ayrılarak alfabetik bir sırada yazılmıştır. Divan’dan başka İbtidânâme. Beni eğer cansız koyarsan. Bana her gice sinden yüz bin assı Binüm her gün işüm sinden kolaydur 9. İstanbul 1925. Feridun Nafiz Uzluk. Bursa ve Edirne başta olmak üzere. O gazellerinde daha ziyade babasının etkisi altında. Bu gün ışkun odından ıssı alduh Bize kayu degül ger kar u kaydur 8. Benim iki gözüm gibi (değerli) olan. daima gözümün önünde dur. Divan: Beyit sayısı yaklaşık 12700 olan. Sultan Veled’in Farsça yazdığı bilinen beş eseri bulunmaktadır. Gözümden çıkma kim bu yir sinündür Binüm gözüm sana yahşı sarâydur 4. bil ki sen canımsın. Sultan Veled’in Türkçe bir gazeli mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün 1. Senin gözün güneş mi yoksa ay mıdır? Gözün canımı aldı.116 VIII-XIII. Osmanlı devleti içinde itibar görerek gelişmiş. Divan-ı Türki-i Sultan Veled. 4. Veled yohsuldı sensüz bu cihânda Seni buldı bu kezden beg ü baydur Gazelin düz yazı ile dil içi çevirisi 1. gerçek manada Türkçe gazel yazan ilk şairdir. Ne okdur bu ne ok kim degdi sinden Binüm boyum sünüydi şimdi yaydur 5. az da olsa. gazel. İlk olması bakımından bazı aksaklıklar bulunsa da bu şiirler edebî yönden önemlidir. nasıl bir oktur. gözüm senin için çok güzel bir saraydır. Sinün boyun bu dağdan ağdı geçdi Cihân imdi yüzünden yaz u yaydur 7. İstanbul 1941). terci-bend ve rüba’î gibi çeşitli nazım şekilleri yer alan bu büyük eserde otuza yakın vezin kullanılmıştır. hatta padişahların da ilgisini. İntihâ-nâme mesnevileri ile nesir olarak yazdığı Ma’ârif adlı eseri vardır. 3. Senin bakışlarından (saplanan) bu ok. Divan’ın gazeller bölümünde Türkçe-Farsça-Rumca yazılmış mülemma manzumeler de bulunmaktadır. daha neler söylemektedir? 2. kaside. Sultan Veled’in Türkçe Manzumeleri. Manzum eserlerinin toplam beyit sayısı 30. topluma hitap eder. Divan’daki Türkçe beyitleri Veled Çelebi ile Feridun Nafiz Uzluk tarafından yayımlanmıştır (Veled Çelebi (İzbudak). bu yüzden süngü (mızrak) şeklindeki boyum yay gibi (iki büklüm) oldu. Sinün yüzün güneşdür yoksa aydur Canum aldı gözün dakı ne aydur 2. Sen hiç gözümden gitme. Rebâb-nâme. Binüm iki gözüm bilgil canumsın Bini cansuz koyasın sen bu keydür 3. yardımını ve desteğini görmüştür. Yüzyıllarda Türk Edebiyatı Mevlevilik zamanla yayılmış. Divan-ı Sultan Veled.

Bana senden her gece yüzbin fayda dokunmaktadır. ebedî hayatı. Senin boyun bu dağı aşıp geçti. İster kar isterse yağmur olsun bizim için endişe edecek bir durum yoktur. Abdülbaki Gölpınarlı tarafından Türkçeye çevrilmiştir (Sultan Veled. Peygamber. sensiz bu cihanda yoksul (fakir) bir kimseydi. Beni görmek için yakına gel de. Sultan Veled bu eserinde. Çev. 3. 8. Bunları yapabilmek için de bir mürşide (=rehbere) ihtiyaç olduğunu belirtir. Kendüzinden gerek kim evvel öle Dirligün ma’nisin ölüp bula 3. ölümsüz oldu ve cenneti bu dünyada satın aldı. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk 117 5. Mesnevî vezni (=fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün) ve etkisi ile yazılmıştır. sonsuz yaşamayı isteyen kişi için bu hadîsi söyledi. değerine işaret eder. 4. aşktan ve dünyanın “Hakka dost olunması” için yaratıldığından bahseder ve babasının büyüklüğüne. Abdülbaki Gölpınarlı. İbtidâ-nâme: Sultan Veled’in 1291 yılında yazdığı ilk mesnevisi olan ve 8760 beyitten oluşan bu eserde 76 Türkçe beyit bulunmaktadır. İbtidâ-nâme ile hemen hemen aynı konular işlenen eserin ondan farkı. Kim bugün ölürse. insanın kendisini bilmesini öğütlediği gibi. Sultan Veled bu eserinde Tanrı’ya ulaşma yollarından. 7. Kim ölürse bu gün diri ola Ol kim ölmez yarın yavuz ola Beyitlerin düz yazı ile dil içi çevirisi 1. Ol kim öldi ölümsüz ol kaldı Uçmağı bu cihânda nakd aldı 5. Rebâb-nâme: 8000 beyit olan ve 1300-1301 yılında yazılan bu eser. İbtidâ-nâme’den Türkçe beyitler fe’ilâtün mefâ’îlün fe’ilün (fâ’ilâtün mefâ’îlün fâ’lün) 1. aşk ateşiyle pişmeyi ve nefsin kötülüklerden nasıl arınması gerektiğini anlatır. Âlem senin yüzünden şimdi bahar ve yaz mevsimini yaşamaktadır.. Bu hadîsi buyurdı Peygamber Kankı kişi ki dirligin ister 2. Ölmedin tiz ölün ağun göge Kim sizi ay ile güneş öge 4. 9. İbtidâ-nâme.XII-XIII. gözyaşımın nasıl ırmak ve çay gibi aktığına bak. burada Mevlânâ hakkında geniş bilgi verilmesidir. ölmeden önce ölmeyi. Veled. O kişi ölmeden önce ölmeli (öleceğini düşünmeli). Bu sefer seni bulduğu. Bugün aşk ateşinden sıcaklık aldık. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. . zaten şimdi ölmeyen yarın kötü olacak. ölümsüzlüğe ulaşmak için Tanrı’ya bağlanmayı. Sen olduğun sürece benim her işim kolaydır. 5. 2. 6. Ankara 1976). Ünite .5. Bu şekilde benliğini öldüren kişi. Fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün vezninde yazılan eserin kaynağı Mesnevî’dir. böylece ölerek ebedî hayatın hikmetini anlamalı. sana kavuştuğu için beğ ve zengindir. İlk baskısı Tahran’da Velednâme adıyla 1936’da yapılmış olan bu mesnevi. sonsuz hayata kavuşur. Haydi ölmeden önce hemen ölüp göklere yükselin de sizi ay ve güneş övsün. 3. Eserde 162 Türkçe beyit bulunmaktadır. 2.

İbtidâ-nâme’de 76 ve Rebâb-nâme’de 162 beyit olmak üzere 367 beyiti bulan bu şiirler bir araya getirildiğinde Ahmed Fakîh’in Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe’si büyüklüğünde bir eser olabilecek niteliktedir. 5. Ma’ârif. Eserde. Meliha Tarıkâhya (Anbarcıoğlu) tarafından Türkçeye çevrilerek yayımlanmıştır (Sultan Veled. Yüzyıllarda Türk Edebiyatı Rebâb-nâme’den Türkçe beyitler fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün 1. Çarh-nâme’nin şairi olarak bunu gösterirler. 5. Bunların birincisi Konya’da yaşayan ve 1221 yılında vefat eden Hoca Fakîh veya Fakîh Ahmed’dir. İntihâ-nâme: 8300 beyiti bulan bu eser Sultan Veled’in üçüncü mesnevisidir. Türkçe Şiirleri: Divan’da 129. devrinin dil özelliklerini yansıtması ve Sultan Veled’in Türk edebiyatı içindeki yerini de tayin etmesi yönünden önemlidir. O’nun sözleri Tanrı’dan rahmettir. bunu iyi bilin (ve) o ne buyurduysa onu yapın. Mevlânâ’dur evliyâ kutbı bilün Ne kim ol buyurdısa anı kılun 2. Ma’ârif: Farsça mensur bir eser olup. İstanbul 1958). İntihâ-nâme. AHMED FAKÎH Yapılan araştırmalara ve çeşitli görüşlere göre Türk edebiyatında birkaç Ahmed Fakîh adı ile karşılaşmaktayız. 6. Mâl kim Tanrı bana virdi budur Kim bu mâlı isteye ol usludur Beyitlerin düz yazı ile dil içi çevirisi 1. Hak yolcularının uyanık olmaları. birinci Ahmed Fakîh gibi göstermiştir. başta Şems ile Mevlânâ münasebeti ve Mevlânâ’nın diğer sohbet arkadaşlarına yer vermiştir. Eserde Senâî ve Mevlânâ’dan şiirlere de yer verilmiştir. İkinci Ahmed Fakîh’in hayatı. Menâkıbü’l-Ârifîn adlı eserin yazarı olan Eflâkî bu iki şahsı birbirine karıştırarak ikincisini. şeytana ve nefse uymamaları anlatılır. Tanrı’nın bana verdiği mal budur (ve) bu malı isteyen akıllı kişidir. Mevlânâ’nın hayatı ile paralellik gösterir. Hangi kişi bu sözden hareket ederek doğru yola giderse. Divan ve mesnevilerde yer alan bu şiirlerin tamamını Mecdut Mansuroğlu. 4. yüzyılda aynı vezinle Mesnevî-i Veledî adıyla Türkçe manzum olarak tercüme edilmiştir. Yok idi mâlum davarum kim virem Dostlığın mâl ile bellü gösterem 5. Bu şiirler. Malım ve davarım yok ki vereyim (de) dostluğumu mal ile belli edeyim. İkincisi 1251 yılında ölen ve Bahâeddîn Veled’in öğrencisi olan Ahmed Fakîh’tir. Sultan Veled’in dinî. bir dil incelemesi ile sözlüğünü de vererek yayımlamıştır (Mecdut Mansuroğlu. Mecdut Mansuroğlu ve Hasibe Mazıoğlu. 1251 yılında ölen Ah- . Evliyanın kutbu (=ulusu) Mevlânâ’dır. Körler okursa gözleri açılır.118 VIII-XIII. 2. Bu da Mesnevî vezni ile yazılmış büyük bir öğüt kitabıdır. Ankara 1949). Kangı kişi kim bu sözden yol vara Tanrı anun müzdini bana vire 4. 4. Meliha Tarıkâhya. Tanrı’dan rahmetdür anun sözleri Körler okırsa açıla gözleri 3. 3. Sultan Veled’in Türkçe Manzumeleri. Muhyî tarafından XIV. Fuad Köprülü. Tanrı onun karşılığını bana versin. elli altı bölümden meydana gelmiştir. Çev. Muhyî bu eserinde dinî ve tasavvufî konuları ele almasının yanında. ahlâkî öğütlerinin yer aldığı bu eseri.

Çarh-nâme. İstanbul 1956). Hac için Hicaz’a giden ve Hac dönüşünde iki ay Kudüs’te kalan Ahmed Fakîh. Çarh-nâme. insanların acımasız davranışları işlenmiştir. yüzyılın diğer eserlerinde görüldüğü gibi insan kaderi. Câmiü’n-nezâir’in sonundaki listeye göre 100 beyit olması gereken eserin son 17 beyti bulunan yaprağının eksik olduğu anlaşılmaktadır. Kabe’yi tavaf edişi. Kudüs. 20-38).. Peygamberin Medine’ye hicreti ve ravzası. Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-şerîfe. Eğirdirli Hacı Kemâl’in Câmi’ü’n-Nezâir adlı nazire mecmuasında yer alan.XII-XIII. Ahmed Faqîh. Çarh-nâme gibi mefâ’îlün mefâ’îlün fe’ûlün vezni ile yazılan bu eserde hece vezni ile yazılmış dörtlükler de bulunmaktadır.5. Aslı Londra. Kubbetü’s-sahra. hacca dair yazılan ilk Türkçe mesnevi olarak da değerlendirmek mümkündür. insanların kardeş oldukları ve Tanrı’ya kulluk için yaratıldıkları. Câmi’ü’n-Nezâir’de “Çarhname-i Ahmed Fakîh der bî-vefâî-i Rûzgâr” başlığı ile verilen bu kasideyi bilim dünyasına ilk defa tanıtan ve yazarı hakkında bilgi vererek yayımlayan Fuad Köprülü’dür (M. feleğin acımasızlığı ve dünyanın faniliği. Körösi Csoma Archivum. Ahmed Fakîh Kutbuddin Sultan Seyyid Necmüddin Mevlânâ Celâlüddin ol kutb-ı cihân kanı şeklinde yer vermekte ve ona Kutbuddin demektedir. Ancak bunlardan başka XIV. yüzyılda Karamanlı Ahmed Fakîh tarafından yazılmış olabileceğini göstermekle birlikte. Kubeys Dağı ile Hıra Mağarası’nı anlatan Ahmed Fakîh. Türk edebiyatında yazılmış ikinci Türkçe mesnevidir. Anatolische Dichter in der Seldschukenzeit II. Mefâ’îlün mefâ’îlün fe’ûlün vezni ile yazılmış olan Çarh-nâme. İçerik yönünden bir çeşit seyahatname gibi görünen eseri. Ahmed Fakîh’in ikinci eseridir. Horasan’da doğan Hoca Ahmed Fakîh. dil özellikleri yönünden XIV. ölümün gerçekliği gibi dinî-tasavvufî konuların işlendiği ve insanların hayatta olanlardan ibret alarak iyilik yapmaları gibi öğütlerin verildiği. Konya’ya gelerek Mevlânâ’nın babası Bahâeddîn Veled’den fıkıh dersleri almış. Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ömer’in mezarları. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk 119 med Fakîh için torunu Seyyid Ahmed 1288 yılında ayrıca bir de türbe yaptırmıştır. öğretici yanı öne çıkan bir manzumedir. Kaynaklara göre Ahmed Fakîh’in Çarh-nâme ile Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe’den başka eseri bulunmamaktadır. Mekke. başka belgelere muhtaç olup tam olarak aydınlatılmış değildir. iyilerle arkadaş olunması ve sabrın elden bırakılmaması gibi öğütlerle dikkat çeken eserde. Mecdut Mansuroğlu. bundan dolayı kendisine Fakîh denmiştir. şimdilik bu konu. II/1-2. Ünite . Tasavvufî yönü bulunan ve İslamî ilimlere sahip bu şair için Yunus Emre bir şiirinde yer alan aşağıdaki beyitte. Hacerü’l-esved ve Harem’in özellikleri gibi konulara yer verilmiştir. s. İşte Eflâkî’nin bahsettiği Ahmed Fakîh bu olmalıdır. Makam-ı Halil hakkında bilgi verdikten sonra Şam şehrinden övgüyle söz eder. Edebiyat tarihleri ile farklı kaynaklarda verilen birbirinin benzeri bilgilere göre. Anadolu Türk edebiyatında ise bir ilk olarak karşımıza çıkmaktadır. yay. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. Tek nüsha olan eser 347 beyitlik küçük bir mesnevidir. Zaman zaman dünyanın geçiciliği. Aynı durum daha sonra Yunus Emre’de de görülmektedir. British Museum’da olan bu eser Hasibe Mazıoğlu tarafından bulunmuş ve yayımlanmıştır. . Fuad Köprülü. Yapı bakımından Kutadgu Bilig ile benzerlik gösteren eser. yüzyılda yaşamış olan üçüncü (Karamanlı) Ahmed Fakîh ile ne zaman öldüğü bilinmeyen ve Akşehir (Konya)’de mezar taşı bulunan dördüncü Fakîh Ahmed de bulunmaktadır. Yer yer sosyal konulara da temas edilen eserde özellikle Anadolu’da 1239 yılından sonraki kargaşa ve bölünme zamanları. Daha sonra Mecdut Mansuroğlu tarafından dönemin dil özellikleri dikkate alınarak yeni harflerle yayımlanmıştır (Ahmed Fakîh. 1926. Mescid-i Aksa. kaside nazım şekli ile yazılmış 83 beyti elimizde olan eksik bir manzumedir. Son araştırmalar Çarh-nâme ve Mesâcidi’ş-Şerîfe’nin. Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’şŞerîfe adlı eserinde Hicaz yolculuğunu anlatmıştır. Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe dil yönünden açık ve sade olup gerçekçi bir anlatıma sahiptir.

sultanlar ve emirler şaraplı ve sazlı eğlence meclisleri kurmuşlardır. Alâeddin Keykubâd (1221-1237) zamanında yaşadığı da ileri sürülmüştür. 2003: 291).. Horasan’a dönmek istediğini belirtir. 4. XIII. 2. Beyitlerin düz yazı ile dil içi çevirisi 1. HOCA DEHHÂNÎ Hayatı hakkında fazla bilgi bulunmayan Hoca Dehhânî. Bunca işi geçersiz (muattal) kılan feleğin elinden binlerce eyvâh. Yüzyıllarda Türk Edebiyatı Çarh-nâme’den beyitler mefâ’îlün mefâ’îlün fe’ûlün 1. Dirîgâ çarhun elinden hezârân Ki kılmışdur mu’attal bunça kârân 2. Bu durum. Dehhânî’nin Sultan I. Bu sözümü işittinse kulak ver de sözümü aklından çıkarma. . 5. Bilür misin niçün geldün cihâna Seni kullığ içün yaratdı Sultân . Yavuz sanmaya kardaş kardaşına Hakîkatdur bu sözüm bana inan 4. tamamıyla san’at amacıyla yeni Türkçe şiirler yazılmasına sebep olmuştur. şimdi bu olup bitenleri (ahvâli) işit. bana inan. DİNDIŞI (LÂ-DİNÎ) KLÂSİK TÜRK ŞİİRİNİN İLK ÖRNEKLERİ XIII. Ancak. Yüz urup tapuna geldi icâzet vir ana şâhâ Ki yine devletünde ben görem milk-i Horâsân’ı beytinde dile getirdiği bu isteğine ulaşıp ulaşmadığının yanında nerede. Bu sözüm gerçektir. İşid imdi bu ahvâli i kardaş Çün ümmetdür biri birine ihvân 3. Şairin. Türk şiirinin Anadolu’daki gelişme seyri ile Dehhânî’nin geniş ve zengin anlatıma sahip Türkçesi dikkatle incelendiği zaman bunun mümkün olmadığı görülür. İran edebiyatının “lâdînî” (=din dışı) özellik taşıyan aşk ve şarap şiirlerini bilen “seçkinler sınıfı” için aynı tarz ve mahiyette.120 VIII-XIII. Kardeş kardeşi için kötü şey düşünmesin. zîrâ ümmet birbirinin kardeşidir. III. Ey kardeş. Selçuklular döneminde sarayda bulunduğu bilinen Hoca Dehhânî’dir (Köprülü. yüzyılın başlarında yaşamış olan Yunus Emre (öl. Şair.. 3. elde bulunan tek kasidesine göre Anadolu’ya Horasan bölgesinden gelmiştir. ne zaman ve nasıl öldüğü de bilinmemektedir. ünitesinde bilgi verilecektir. yüzyılda Selçuklu sarayında gerek Fars kültür ve edebiyatının gerekse Bizans saray kültürünün etkisiyle. Bu dünyaya niçin geldiğini biliyor musun? Tanrı (sultan) seni kulluk için yarattı. İşitdün ise sözüme kulak dut Gidermegil sözümi kulağundan 5. Anadolu’da bu tarz şiir yazan şairlerin ilki. Alâeddin Keykubâd (1298-1302) devrinde Selçuklu sarayında bulunan ve saraydaki meclislere (=eğlence toplantılarına) katılan Dehhâhî. Sultan tarafından Farsça bir Selçuklu şeh-nâmesi yazmakla görevlendirilmişse de bu eser bugün elde yoktur. Sultan III. Alâeddin Keykubâd’a sunduğu kasidesinde. yüzyılın sonu ile XIV. 1320) hakkında kitabınızın 7.

onun ince zevkini göstermesi bakımından önemlidir. Bu ilk kısım. Açık bir dil kullanmasına rağmen Hoca Dehhânî’nin şiirlerini anlayabilmek için belirli bir edebî bilgi ve birikime sahip olmak gerekir. Dehhânî’nin mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün vezniyle yazdığı kasidede fiilleri çok kullanmasından kaynaklanan hareketli bir üslûbu vardır.5. Daha sonra padişahı öven ve ona dua eden şair yirmi dördüncü beyitte padişahlığın din. saray ve zevk şairi olduğu anlaşılır. O dînî. Çağdaşı şairlerden farklı bir yol izleyen ve şiirlerinde tasavvufa yer vermeyen Dehhânî. Arap edebiyatındaki kasidelere benzer planda yazılan bu kaside. On yedinci beyitte sözü kendine getirir ve on sekizinci beyitte şiirinden bahsederek övünür. 1947). Mecdut Mansuroğlu tarafından yayımlanmıştır (İstanbul. bazı beyitleri de Nedîm’i çağrıştırmakta- . Farsçayı ve Fars edebiyatını çok iyi bildiği. Bu yayına göre. son beyitte sağ olduğu müddetçe padişah için nice defterle divanı onun adına yazıp dolduracağını söyler.XII-XIII. beşincisini mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün. Şair on üçüncü beyitten sonra on altıncı beyite kadar Sultan III. sekizincisini mef ‘ûlü fâ‘ilâtün mefâ‘îlü fâ’ilün. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk 121 Dehhânî. Şiirlerinin çoğu musammat veya musammata benzer bir şekilde karşımıza çıkar. adalet. Dehhânî. edebî ve tasavvufî bilgisi yüksek bir şairdir ancak. Şiirlerinde çok vezin kullanması ve Farsça tamlamalara yer vermesi. Gülşehrî de Şeyh-i San’an Hikâyesi’nde benzer duyguları aynı kelimelerle dile getirmiştir. altıncısını mefâ‘ilün fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün. daha sonraki şairlerin şiirlerinde yer verdikleri İran kahramanlarından söz etmeyen Dehhânî için örnek kahraman Hazreti Ali’dir. Bu gazeller ile kasidesi. şekil bakımından. Bu söyleyiş ve edâ yönü ile görülen etki. yedincisini mef ‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün. onun şiirlerinde edebî taraf ağır basar. devrinin şiir zevki olan ve sanat yönü ağır basan şairlerindendir. kelimeleri seçerek yerli yerine koyması. Türk edebiyatında ilk defa Türkçe kaside yazan ve Anadolu’da sultanlara ilk kez kaside sunan şair Dehhânî’dir. yaşadığı zamanı elden geldiğince zevk ve eğlence içerisinde geçirmekten yana olduğunu şiirlerinde vurgulamıştır. Dehhânî. Dehhânî’nin. Dehhânî’nin şiirlerinde. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. Bu kasidede olduğu gibi gazellerinde de aynı hareketli üslupla karşılaşırız. Şiirlerinde kendine mahsus bir hünerle. Dehhânî şiirlerinin ilk dördünü. Ayrıca bu kaside Selçuklu sultanlarına sunulan son kaside olmuştur. yiğitlik ve ihsanlarla yapılabileceğini belirtir. Aceb bu derdümün dermânı yok mı Ya bu sabr itmegün oranı yok mı beyti ile başlayan gazeli ile Gülşehrî’ye tesir ettiği açıkça görülür. Bugün sadece on şiiri bulunsa da eski şiirin daha sonra kullanılacak olan unsurlarına bu şiirlerinde yer veren Dehhânî. Edebiyat dünyasına ilk defa Fuad Köprülü tarafından tanıtılan Dehhânî’nin elimizde dokuz gazeli vardır. Alâeddin’i övmüştür. Gülşehrî’nin Dehhânî’yi okuduğunu göstermektedir. baharı anlatan bir nesip ile başlar. Türk edebiyatında tesiri on altıncı yüzyıla kadar devam eden şairin bazı beyitleri Bâkî’yi. İslam öncesi Türk şiirinin özellikleri görülür. on iki beyitten meydana gelir. az sayıdaki şiirleri ile divan şirininin sınırlarını çizmiştir. Devrinde kendisine dil yönü ile en yakın şair Gülşehrî’dir. şairin dile ve vezne olan hâkimiyetini göstermektedir. On dokuzuncu beyitte de memleketi olan Horasan’a gitmek için padişahtan izin ister. Ünite . mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün. Türk edebiyatında İran kahramanlarına ilk kez şiirlerinde yer veren Gülşehrî’den bu yönü ile ayrılır. klâsik edebiyatımızda divan şiirinin temelini atan şair olarak dikkati çeker. Şiirlerinden iyi bir eğitim gördüğü. İran şiirinin edebî sanatlarını ve mazmunlarını Anadolu’da yeni kurulan Türk şiirinde kullanmasıyla. Kasidesinde. Yirmi beşinci beyitte gördüğü iyilik ve lütufları dile getirerek. dokuz ve onuncusunu ise fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün vezni ile yazmıştır.

Bu nedir? Bu yanmanın sonu gelmeyecek mi? 3. devri için dikkat çekici bir durumdur. Beyim. Delüpdür cigerümi gamzen okı Ara yürekde gör peykânı yok mı 5. 5.122 VIII-XIII. Ara da yürekte temreni olup olmadığını bir gör. Şairin bu kadar şiirde. Dehhânî’nin Sultan Alâeddin Keykubâd’dan Firdevsî’nin Şeh-nâme’si biçiminde bir şehnâme yazması için emir aldığı ve bu emir üzerine 20. Dehhânî için ölmeden evvel huzuruna kavuşmasının. Düşman benim ağlamama güler. yüzyıl Anadolu şairlerinden Yarcânî’nin Karamanoğulları Şeh-nâmesi’nde. Güler düşmen benüm ağladuğuma Aceb şol kâfirün îmânı yok mı 4. Yüzünün güzelliği için gururlanıyorsun. Acaba o kâfirin îmânı yok mudur? 4. Cemâl-i hüsnüne mağrûr olursın Kemâl-i hüsnünün noksânı yok mı 7. Dehhânî’nin bir gazeli mefâ’îlün mefâ’îlün fe’ûlün 1. otuzdan fazla Farsça tamlamaya yer vermesi. bu eser henüz ele geçmemiştir. Yan bakışının oku (oka benzeyen yan bakışın) ciğerimi deldi. eldeki şiirlerinin toplam beyit sayısı doksan dörttür. Yüzyıllarda Türk Edebiyatı dır. Hoca Dehhânî. bir sınırı yok mu? 2. Garibin kanı yok mu sanıyorsun? 6. Acaba bu derdimin çaresi bulunmaz mı? Yahut bu sabr etmenin bir ölçüsü. Yanaram mumlayın başdan ayağa Nedür bu yanmagun pâyânı yok mı 3. kasidesi de dâhil. Mum gibi baştan ayağa yanıyorum.000 beyitlik Farsça bir Selçuklu Şâh-nâmesi yazdığı kayıtlıdır. Kanımı su gibi toprağa karıştırdın. Begüm Dehhânî’ye ölmezdin öndin Tapuna irmegün imkânı yok mı Gazelin düz yazı ile dil içi çevirisi 1. Aceb bu derdümün dermânı yok mı Ya bu sabr itmegün oranı yok mı 2. güzelliğin bir kusuru yok mu. yanına gelmenin imkânı yok mudur? . Su gibi kanumı toprağa kardun Ne sanursın garîbün kanı yok mı 6. Ancak. Hâlbuki devrin diğer şairleri eserlerinde Dehhânî gibi yabancı tamlamalara yönelmezler ve Türkçeyi tabiî hali ile kullanırlar. Gazellerini genellikle yedi ve dokuz beyit olarak yazan Dehhânî’nin. bu güzelliğin bir gün sona ermeyecek mi? 7. XIV. her ne kadar şiirlerinde Farsça tamlamaları dönemine göre fazla kullanmışsa da üstün sanatı ve akıcı üslûbu ile kendini kabul ettirmiş bir şairdir.

Fîhi Mâ Fîh: “Onun içindeki odur” veya yorumla. 40 binden fazla beyitten oluşan ve çeşitli yazma nüshaları bulunan eser. Bunların yanında Anadolu Selçuklu Devleti’ni kuran Türklerin yazı dilinin gelişmemiş olması ve edebî geleneklerinin bulunmaması. Arapça ve Farsça eserlerin Türkçeye çevrilmesinin yanında bu dönemde ilk kez Türkçe eserler de yazılmıştır. Şems’in has- 2 retiyle Divan-ı Kebir’i yazan Mevlânâ. hoşgörü. eserinde Şems ve Hâmûş kelimelerini mahlas olarak kullanmıştır. XII-XIII. yüzyılda Anadolu’da gelişen ve batı Türk edebiyatı adı ile anılan edebiyata öncülük ederek yön veren şair ve yazarlardır. özellikle öğrencileri ve sevenleri tarafından derlenen mensur eserlerdir.5. Sûdî. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. XIII. Ancak Anadolu’da Türk nüfusunun zamanla artmasına bağlı olarak Türk edebiyatı da gelişmeye başlamış. “ne varsa onda var” anlamına gelen bu eserde. Mantıku’t-Tayr’dan hikâyelere yer verilmiştir. Farsçanın edebî dil. Mesnevî: Mevlânâ’nın başta Kur’an’ı ve hadisleri kaynak olarak alıp tarikata mensup olanları (müridleri) ve toplumu eğitmek için yazdığı bu eserde. Şems-i Tebrizî ile tanıştığı1244 yılından sonra manevî yönden büyük değişiklik yaşayan Mevlânâ. duygu yüklü ve oldukça hacimli bir eserdir. Fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün vezniyle yazılan ve yaklaşık yirmi dört bin beyit olan Mesnevî’nin hatimesini (=sonucu) Sultan Veled yazmıştır. Şems’e izafeten Divan-ı Şems adı ile de anılmıştır. Şem’î. Selçuklu sultanlarının İran’ın Sasanî devri saray geleneğini örnek almaları. Şems’in 1247 yılında Konya’dan ayrılmasından sonra kendisini şiire vermiştir. Mesnevî’nin gerek bölümler halinde gerekse bütün olarak. gönül derdi. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî:1207’de Horasan’ın Belh şehrinde doğan Mevlânâ. Mevlânâ’nın en önemli iki eseri. Farsça ve Arapça değişik zamanlarda tercüme ve şerhleri yapılmış. Divan’ı. Mevlânâ’nın bazı sohbetleri sırasında sorulan sorulara verdiği cevaplara. yüzyılda Anadolu’da yaşayan şair ve yazarlar ile bunların eserleriyle ilgili değerlendirmeler yapabilmek. . Âşık Paşa ve Gülşehrî başarılı eserler vermişlerdir. bunlardan sonra Yunus Emre. Ünite . Mithat Bahari (1959) ve Abdülbaki Gölpınarlı tarafından Türkçeye çevrilmiştir (1957-1960). Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk 123 Özet 1 XII-XIII. İsmail Rüsûhî Dede. Divan-ı Kebir. dünya. kimi zaman Arapçanın kimi zaman da Farsçanın resmî dil olması. yüzyılda yazılan ilk eserlerin çoğu Arapça. değişik dillere de çevrilmiştir. insan ve şiir anlayışından söz ettiği konuşmalarına yer verilmiştir. Fîhi Mâ Fîh. Ayrıca Hakîm Senâî’nin Hadîkatü’l-Hakîka’sından da yararlanılmıştır. bu dönemde Mevlânâ’nın ve Sultan Veled’in Farsça eserlerinde bulunan az sayıda Türkçe beyitler ve şiirler. Bu yüzyılın ortalarına doğru doğan Yunus Emre’nin asıl verimli dönemi XIV. Şâkir Mehmed ve Mehmed Murâd. Divan-ı Kebir: Gazel. Selçuklularla yeni kimlik kazanmaya başladığında Türklerin daha önce bulundukları coğrafyalarda gelişen şiir anlayışı ve zevki de bu yeni vatana taşınmıştır. Ahmed Fakîh ile Hoca Dehhânî’nin yazdığı Türkçe şiirler Anadolu’da gelişen Türk edebiyatının önünü açmış. Yûsuf Dede. Aynı şekilde Anadolu. Bu dönemde yazılan az sayıdaki Türkçe eserler. tasavvuf. Türk edebiyatının gelişmesine zemin hazırlamaları ve öncülük etmeleri bakımından çok önemlidir. Horasan ve İran bölgelerinde kazandıkları birikimlerin büyük yeri vardır. Mesnevî’nin tamamını tercüme veya şerh etmişlerdir. XIII. Sürûrî. eser çeşitli dillere çevrilmiştir. tercî’-i bend ve rüba’îlerden oluşan Divan-ı Kebir’de (=Külliyât-ı Şems) ilahî aşk. 17 Aralık 1273 tarihinde Konya’da ölmüştür.XII-XIII. her ikisi de manzum olarak yazılan Mesnevî (=Mesnevî-i Ma’nevî) ile Divan-ı Kebir’idir. Sultan Veled ve Hoca Dehhânî. Mevlânâ. Farsça ve bu dillerde yazılan eserlerden çeviri olsa da. Mecâlis-i Seb’a ve Mektûbât ise başkalarının düzenlediği. Arapçanın da bilim dili olarak kullanılması sonucu Anadolu’da ilk zamanlarda Farsça ve Arapça çok sayıda eser yazılmıştır. yüzyıllar boyu Mevlevî tekkelerinde okutulmuştur. Divan-ı Kebir’in batı dillerine yapılmış çevirileri arasında en tanınmış olanı Nicholson’un yaptığı çeviridir (Cambridge. Türkçe. insanlara iyilik etmek ve yardımda bulunmanın önemi gibi konular anlatılmıştır. Nahîfî. ahlak ve felsefe ile ilgili görüşlerini anlattığı. Ahmed Fakîh. yüzyılın başlarına rast gelir. 1898). yüzyıllarda gelişen batı Türk edebiyatının Türk edebiyatı tarihi içindeki yerini belirlemek. Kendinden sonra dinî-ahlâkî konularda yazılan çok sayıda eseri etkileyip onlara kaynaklık etmiş olan Mesnevî. din. Divan-ı Kebir. Anadolu’nun Müslüman Türklerle başlayan tarihinde Türklerin daha önce yaşadıkları Doğu ve Batı Türkistan. sabır. konunun gelişine göre Kelile ve Dimne’den.

Sultan Veled zamanında tarikat haline gelmiş ve zamanla yayılmış. İntihâ-nâme mesnevileri ile nesir olarak yazdığı Ma’ârif. XIV. Mektûbât: Mevlânâ’nın devlet adamlarına. 1252) de Türkçe şiirler söylemeye başlamıştır. klâsik edebiyatımızda divan şiirinin temelini atan şair olarak dikkati çeker. Osmanlı devleti içinde itibar görerek gelişmiş. Sultan Veled. Sultan Veled ve Yunus Emre’dir. Hasibe Mazıoğlu tarafından topluca neşr edilmiştir(2009). Bursa ve Edirne başta olmak üzere. yardımını ve desteğini görmüştür. Bu dönemde eserlerin Arapça ve Farsça yazılması. Bütün bunların sonucunda Anadolu’da Türkçe ile anlatılan bir din ve tasavvuf edebiyatı ortaya çıkmıştır. yüzyılda Anadolu’da tasavvuf edebiyatının ortaya çıkışı ve yayılma sebepleri ile önemli temsilcilerini sıralayabilmek. Anadolu’da ortaya çıkan bu dinî-tasavvufî edebiyatın ilk temsilcileri. Anadolu’da başlayan Türk edebiyatında öncüdür. Çarh-nâme ile Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-Şerîfe adlı iki eseri bulunduğu ve 1251’de öldüğü belirtilmektedir. Farsçayı ve Fars edebiyatını çok iyi bilen. yaşadığı zamanı elden geldiğince zevk ve eğlence içerisinde geçirmekten yana bir anlayışa sahiptir. yüzyılda ise Gülşehrî ve Âşık Paşa gibi şairler izlemiştir. bu dilleri bilmeyen Türk halkına dini ve tasavvufu kendi dilleriyle öğretme ihtiyacını doğurmuştur. Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled Türkçe şiir söylemede.124 VIII-XIII. Şiirlerinde tasavvufa yer vermeyen Dehhânî. Mevlânâ. 1312’de vefat etmiştir. bundan dolayı kendisine Fakîh denmiştir. Mevlânâ. Rebâbnâme. Âhî Evren. Manzum eserlerinin toplam beyit sayısı 30. Konya’ya gelerek Mevlânâ’nın babası Bahâeddîn Veled’den fıkıh dersleri almış. dönemin ileri gelenlerine. onu bu yüzyılın sonunda Yunus Emre. Ahmed Fakîh: Horasan’da doğan Ahmed Fakîh. Sultan Veled: 1226 yılında Lârende’de (=Karaman) doğan Sultan Veled. dostlarına ve oğullarına yazdığı 1+50 kadar mektubun toplanmasıyla meydana gelen bir eserdir. Sühreverdî. 3 XIII. Bu açıdan o. Anadolu’ya yayılan Yesevî. babasına göre bir hayli ileri gitmiş. bazı araştırıcılar ve ilim adamları tarafından zaman zaman yayımlanmışsa da. eserlerini Farsça yazmakla birlikte az da olsa Türkçe beyitlere ve şiirlere de yer vermiştir.000’e ulaşan Sultan Veled’in devrinde velûd (=çok eser veren) bir şair olduğu görülür. a) Selçuklular döneminde Anadolu’da siyasî hâkimiyet kurmak için yapılan sürekli savaşlar. Sultan Veled’in Farsça manzum olarak yazdığı Divan. yüzyılda Anadolu’da tasavvuf edebiyatının ortaya çıkışı ve yayılmasının başlıca sebepleri. Yüzyıllarda Türk Edebiyatı Mecâlis-i Seb’a: Mevlânâ’nın yedi vaazının yakın çevresi tarafından kaydedilip bir araya getirilmesiyle meydana gelen bir eserdir. Alâeddin Keykubâd (1298-1302) devrinde Selçuklu sarayında bulunduğu ve saraydaki meclislere (=eğlence toplantıları) katıldığı anlaşılan Dehhâhî. Mevlevîlik. Ahmed Fakîh ile birlikte. İbtidâ-nâme. onun meclisinde bulunan Hoca Ahmed Fakîh (öl. Hoca Dehhânî: Elde bulunan bir kasidesinden Anadolu’ya Horasan bölgesinden geldiği. Ahmed Fakîh’in kaynaklarda. XIII. . edebî ve tasavvufî bilgisi yüksek bir saray şairidir. İran şiirinin edebî sanatlarını ve mazmunlarını Anadolu’da yeni kurulan Türk şiirinde kullanmasıyla. uzun süre barış ve huzur yüzü göremeyen Anadolu halkının sığınacak bir yer araması. Mülemmaları ve Türkçe Şiirleri: Ayrı bir eser halinde olmayan ve Farsça eserleri içinde yer alan bu şiirler. Muhyiddîn-i Arabî ve Sadreddîn-i Konevî gibi mutasavvıf şahsiyetlerin ve Horasan’dan gelen Yesevî dervişlerinin dinî ve tasavvufî görüşlerini toplumun çeşitli kesimlerinde anlatmaları ve bu görüşlerinin yer aldığı eserler yazmalarıdır. Eserde Divan-ı Kebir’den ve Mesnevî’den beyitler de bulunmaktadır. Şehirde yetişmiş aydın tabaka sufileri Farsça şiirler söylerken. adlı eseri vardır. Hayderî ve Bektaşî dervişleri de Türkçeyi kullanarak tekke edebiyatının meydana çıkmasına öncülük etmişlerdir. Bugün elde sadece bir kaside ile dokuz gazeli bulunan Dehhânî. dînî. b) Böyle bir ortamda ortaya çıkan Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. taht kavgaları ve Moğol istilâsı sonucunda düzen ve asayişin bozulmasıyla yaşama gücü oldukça güçleşen. III. hatta padişahların da ilgisini çekmiş. eserlerini Farsça yazmakla birlikte az sayıdaki Türkçe şiirleri ve mülemmaları ile Türk edebiyatını yönlendirmiş.

Konya d. Şiirlerinde İslam öncesi Türk şiirinin özellikleri görülmez. Şiirlerinde İran kahramanlarına yer veren ilk şairdir. Rükneddin Mesud 3.XII-XIII. Selçuklu Şeh-nâmesi b. Menâkibu’l-Ârifîn . İhtiyârât-i Muzafferî 4. Harezm Türkçesi b. Rüsûhî e. Nahîfî d. d. Mahmûd et-Tûsî’nin İzzeddîn Keykâvûs (öl. Şirvân 2. . Aşağıdaki şairlerden hangisi Mevlânâ’nın Mesnevî’sini manzum olarak Türkçe tercüme etmiştir? a. Mektûbât b.Nâşîrî e. Şiirlerini hece vezni ile yazmıştır.Sipehsâlâr d. Kıpçak Türkçesi e. Bezm ü Rezm d. Aşağıdakilerden hangisi Mevlânâ’nın mensur eserlerinden biridir? a. I. Hoca Dehhânî ile ilgili aşağıda ifade edilenlerden hangisi doğrudur? a. Bizanslılardan 1075-1080 yılları arasında İznik’i alıp başşehir yaparak Anadolu Selçuklu devletini kuran sultan aşağıdakilerden hangisidir? a. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. İznik b. Târîh-i Âl-i Selçuk c.Ahmed Eflâkî c. Ünite . b. Mürettep bir divanı vardır. Oğuz Türkçesi d. Mirsâdü’l-İbâd e. c. Fütüvvet-nâme . Tabsıratü’l-Mübtedî c. Aşağıdakilerden hangisi Anadolu’da ilk alınan yerlerdendir? a. Bezm ü Rezm b. İskender-nâme d. Risâle . Melikşah e. Alanya e. el-Evâmirü’l-Alâ’îye e. Kayseri c. Kelile ve Dimne b. İbn Bîbî’nin (öl. Ravzatu’l-Küttâb e. Makâlât d. Bugün elde bulunan şiirleri bir kaside ile dokuz gazeldir. Beşâ’rü’n-Nezâ’ir . I. İbtidâ-nâme e. Süleyman Şah b.Yârcânî b. Divan-ı Kebir c. Yûsuf Dede b. 1285’ten sonra) 1281’de tamamladığı Selçuklu tarih kitabının adı aşağıdakilerden hangisidir? a. Şem’î c.5. Sûdî 10. Mevlânâ hakkında yazılan eserlerin ve Mevlevîlik kaynaklarının başında gelen eser ve yazarı aşağıdakilerden hangisidir? a. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk 125 Kendimizi Sınayalım 1. Kılıç Arslan d. e. Aşağıdakilerden hangisi zamanla gelişip batı Türk edebiyatının edebî dili olmuştur? a. Kâni’î Ahmed b. Anadolu’da yazılan ilk Türkçe eser aşağıdakilerden hangisidir? a. 1278-1279) için yazdığı manzum eser aşağıdakilerden hangisidir? a. Karaman Şeh-nâmesi . Alp Arslan c. Çarh-nâme 8. Çağatay Türkçesi 7. Târîh-i Âl-i Selçûk c. İntihâ-nâme 9. Karahanlı Türkçesi c. Şerh-i Kasîde-i Tâ’iyye 5. Mesnevî-i Ma’nevî d.Muînî 6.

Alâeddin Keykubâd’ın ölümünden sonra (1237) devletin yükselişi sona ermiş ve çöküş dönemi başlamıştır. d) Fars edebiyatında XI. b) Anadolu Selçuklu devletinde Farsçanın zaman zaman resmî dil olması.126 VIII-XIII. Alâeddin Keykubâd döneminde (1220-1237). Emîr Hüsrev-i Dihlevî (1253-1324) ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî (ö. c) Anadolu’ya gelen Türkler arasında hakim dil konumunda olan Oğuz lehçesinin bu dönemde henüz “edebî bir dil” özelliği kazanamamış olması. yüzyılda bu edebiyatın edebî geleneği olan gelişmiş bir örnek olması. XI. d Yanıtınız yanlış ise “Türklerin Anadolu’ya Gelişi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. her yönden en yüksek seviyeye ulaşmış. yüzyıldan itibaren Sirderya. Mu’izzî-i Semerkandî (ö. e 2. Yanıtınız yanlış ise “Anadolu Selçukluları” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Nizâmî-i Gencevî (ö. şiir anlayışı ve zevkini de bu yeni vatana taşımaları. Yanıtınız yanlış ise “Mevlânâ’nın Eserleri ve Edebî Kişiliği” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Türkler 1071’de kazandıkları Malazgirt zaferinden sonra kısa bir sürede Bizanslılardan İznik’i alıp başkent yaparak Anadolu Selçuklu devletini kurmuşlardır (1075-1080). Yanıtınız yanlış ise “Anadolu’da Yazılan İlk Türkçe Eserler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. b 6. Yanıtınız yanlış ise “Anadolu’da Yazılan İlk Farsça Eserler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. e 8. c 7. a 5. Yanıtınız yanlış ise “Anadolu’da Yazılan İlk Farsça Eserler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Anadolu Selçuklu Devleti. Bunun üzerine uçlarda bulunan beylikler Selçuklularla ilişkilerini keserek bağımsızlıklarını ilan etmeye başlamışlardır. Anadolu’da Selçuklulardan itibaren Türk nüfusu giderek artmış. edebî ve mimarî tercihleri. Maveraünnehir. Sultan II. Yanıtınız yanlış ise “Anadolu’da Yazılan İlk Türkçe Eserler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. kayıt ve hesap usulleri. Irak ve Anadolu’ya kadar genişletmişlerdir. a 3. yüzyılda batıya yaptıkları göç ve akınlarla egemenliklerini Azerbaycan. Selçuklular 1243’te Moğollarla yaptıkları Kösedağ savaşında aldıkları yenilgiden sonra Anadolu’daki siyasî otoritelerini gitgide kaybetmişlerdir. yüzyılda Şeh-nâme gibi önemli ve büyük bir eserin yazılması ve XIII. Böylece Anadolu’da beylikler dönemi başlamış. 1273) gibi Türk asıllı şairlerin Farsça başarılı eserler yazmaları doğal olarak Anadolu’da bu dilde eserlerin yazılmasını ve ilgi görmesini sağlamıştır. e) Hakanî-i Şîrvânî (ö. 1224-1227 yıllarında). 1198). Ferruhî-i Sîstânî. Yüzyıllarda Türk Edebiyatı Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 1. Mesud’un 1308’de ölmesiyle birlikte Anadolu Selçuklu Devleti yıkılmıştır. Yanıtınız yanlış ise “Anadolu’da Yazılan İlk Farsça Eserler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Selçuklularla yeni kimlik kazanmaya başladığında Türklerin daha önce bulundukları coğrafyalarda gelişen devlet ve divan geleneklerini. I. Sıra Sizde 2 XIII. dinî yönelişler. c 10. Harezm ve Horasan bölgelerine yerleşen Türklerin Oğuz boyları. beylikler döneminde de bu durum devam etmiş ve Anadolu’da birçok şehir Türk kültür ve medeniyetiyle yeni bir çehreye bürünmüştür. . Yanıtınız yanlış ise “Hoca Dehhânî” konusunu yeniden gözden geçiriniz. yüzyılda Anadolu’da yazılan ilk eserlerin Farsça olmasının başlıca sebeplerini şöyle sıralamak mümkündür: a) Anadolu. a 9. Sıra Sizde Yanıt Anahtarı Sıra Sizde 1 X. Yanıtınız yanlış ise “Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî” konusunu yeniden gözden geçiriniz. 1212-14?). ancak I. d 4.

İstanbul.1534) de Mevlânâ’nın adını anarak veya anmadan eserlerinde Mevlânâ’nın şiirlerinden alıntılar yapmış. A. A. Şeyhülislam Kemalpaşazâde (ö. Bâkî (öl. el-Evamiru’l-alaiyye. Demirci. 1600). Türk Edebiyatında Mesnevi. İstanbul: MEB Yayınları. “Divan Edebiyatı”. Ankara. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk 127 Sıra Sizde 3 Mevlânâ fikirleriyle. Dîvân-ı Kebîr I. İbn Bîbî (1996). Erdoğan M. haz. mülemmalar ve beyitler ile XIII. E. Yıl: 6. Mevlânâ’yı üstat ve mürşit olarak kabul ederek eserlerinde şahsına yer vermişler. Aynı durum halk edebiyatı içinde yer alan şairlerde de görülür. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. trc. nşr. The Mathnawî. Ö. 1451) Anadolu’da halk arasında en çok okunan kitaplardan ünlü eseri Muhammediye’sine (yazılışı 1449) Mevlânâ’nın Mesnevî’sinden mealen beyitler aktarmıştır. “Çarhnâme’nin Müellifi ve Tarihi Hakkında Notlar”.Ali. Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar Açık. Çelebioğlu. Mevlânâ Celâleddin Hayatı. A. Yıldız Moran. F.5. eserinlerinden ve Mevlevîlerden büyük övgüyle söz etmişlerdir. 14. Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. er-Râvendî. (1992). İstanbul: MEB Yayınları. Râhatu’s-sudûr ve âyetu’s-surûr. İstanbul. Yayınları. Ankara: TDK. (1940-1945). ona olan hürmet ve hayranlıklarını söylemekten geri kalmamışlardır. (1999). Değirmençay. Kâni’î-yi Tûsî ve Kelîle ve Dimne’de II. Türkiyat Mecmuası. Nef ’î (öl. Şerhu Dîbâceti’l-Mesnevî adlı risalesiyle Mesnevî’nin önsözünü Arapça olarak şerh etmiş. mazmun ve deyimlere sonraki şairlerde aynen veya benzer şekilde görülebilmektedir. T.XII-XIII. Mesnevî’de ve Divan-ı Kebir’de zaman zaman Türkçe yazdığı ibâreler. Ankara. Mevlânâ’nın eserlerinde bulunan düşünce. (2005). Ali Nihad Tarlan. (1999). Ahmed Ateş. Türk Kültürü. (1998). Gölpınarlı.834/1431). Yunus Emre. Çelebioğlu. Seyrî der eş’âr-i Türkî. VII-VIII. (1957-1960). Mevlâna Hakkında Şiirler Antolojisi. 1492). Mevleviyâne. Â. Hüseyn Muhammedzâde-i Sadîk (1369). . bilimler hakkında bilgi veren Mevzû’âtu’l-’ulûm isimli eserde Mevlânâ hakkında bilgi verip değerlendirmelerde bulunmaktadır. Eserleri. (1979). 2. “Hicrî VI-VIII. Türk edebiyatının büyük şairleri Nef ’î ve Şeyh Gâlib’e gelene kadar çok sayıda şair Mevlânâ’ya şiirlerinde yer verirler ve onu övmekten geri kalmazlar. Eski Türk Edebiyatı Araştırmaları. Konya: İl Kültür ve Turizm Md. İzzeddin Keykâvûs’a Methiyeleri. Ankara. 1644). Türk edebiyatında pek çok şair ve yazar. S. Teslim. İstanbul. 1635) ve Şeyh Gâlib (öl. Bu şairlerin başında Şeyyâd İsa. I-II. haz. Örnek olarak Osmanlı’nın ilk şeyhülislâmı kabul edilen Molla Fenârî (ö. (1986-1987). 1561) ve onun Arapça eserini ilavelerle Türkçeye tercüme eden oğlu Kemâleddîn Efendi (öl.. Eflâkî. el-Evâmiru’l-alâiyye. TDVİA. I-VII. İstanbul: İnkılâp Kitabevi. Osmanlı âlimlerinin de Mevlânâ’ya ilgisi büyük olmuştur. A. Mekteb-i Mevlevîye. Faksimile. Taşköprüzâde İsâmeddîn Ahmed Efendi (öl. Tahran. (2009). Muhammed b. trc. Aynı şekilde Ahmed Paşa (öl. ondan yararlanmıştır. Şeyhulislâm Yahyâ (öl. yorum. haz. Mevlânâ. M. Ankara. Akün. Mürsel Öztürk. “Klasik Türk Şiirinde Mevlânâ Medhiyeleri ve Mecmua-i Medâyih-i Mevlânâ”. nşr. F. Tahsin Yazıcı.) asırlarda Anadolu’da Farsça Eserler”. 9. I-II. Gölpınarlı. (XII-XIV. (2005). “Molla Fenari’nin ‘Şerhu Dîbaceti’lMesnevî’ Adlı Risalesi ve Tahlili”. Çelebioğlu. şiirdeki tercihleriyle ve aynı zamanda az sayıdaki Türkçe dizeleri ve ifadeleriyle Anadolu’daki Türk şiirinin kaynağında önemli bir yer edinmiştir. Nicholson. (1998). Tasavvuf İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi-Mevlânâ Özel Sayısı. R. Mesnevî’nin yazıldığı günden bu yana hemen her yüzyılda Türkçe tercümesi ve şerhinin yapılması. Ankara. Jalâlu’ddîn Rûmî (1925-1940). A. 286. Erzurum. Yüzyıl Mesnevîlerinde Mevlânâ Tesiri”. Felsefesi. V. Ariflerin Menkıbeleri. Eski Türk Edebiyatında Mevlevîlik Etkisi ve Mevlevî Şairler. 1621) de. Ahmed Paşa Divanı (1966). (2006). Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türkler. S. Cahen. “XIII-XV. Necati LugalAdnan Sadık Erzi. Ankara. İzzetoğlu ve Elvan Çelebi gibi Mevlânâ ile aynı veya yakın dönemde yaşamış şairleri saymak mümkündür. Eski Türk Edebiyatı Araştırmaları. Genceî. Sabahattin Küçük. Mevlânâ’nın Türk edebiyatındaki yeri ve önemini iki madde halinde ifade etmek mümkündür: 1. İstanbul. Mesnevî’sinin Türk edebiyatındaki durumu ve Türk şair ve yazarların Mesnevî’yi ele alış şekilleri. A. C. 1799) gibi çok sayıda şair şiirlerinde Mevlânâ’dan. İ. Mevlânâ Araştırmaları-3. cilt I. İstanbul: TDV Yayınları. el-Evamiru’l-alaiyye. Aşkar. Ateş. Ankara. İbn Bîbî (1957). N. yüzyılda kendinden sonra Ahmed Fakîh ve Sultan Veled de görüldüğü gibi Türkçe şiirlerin yazılmasına rehberlik ederek önünü açmıştır. İbn Bîbî (1956). I-II. Yayımlanmamış Doktora Tezi. Bâkî Dîvânı (1994). İstanbul. (1987). Ankara. Gülşehrî. Şahıs olarak Mevlâna’nın Türk edebiyatındaki yeri ve önemi. Duru. N. London. Ünite . (2000). Anadolu’daki Türk edebiyatının gelişmesinde ve şekillenmesinde Mevlânâ ve eserlerinin başlıca kaynaklardan biri olduğunu göstermektedir. Yazıcıoğlu Mehmed (öl. (1994). (2002). trc. Mevlânâ’yı yücelterek anmıştır. Kirdeci Ali.

Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’şŞerîfe. Hoca Dehhânî”. Uluslar Arası Mevlâna Kongresi (5-6 Mayıs 2003). Alâ al-Dîn”. H. K. Köprülü. Haz. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. Turan O. “Ortaçağ Anadolu . haz. (2010). H. M. (1971). (1957-1967). “Anadolu’da Türk Edebiyatının Öncüleri”. (1986). Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları Şeyhülislislâm Yahyâ Divanı (2001). Uzunçarşılı. (1989). A. Malazgirt Armağanı. Ankara 1926. Beşir Kitabevi. Selçuklular Zamanında Türkiye. VI. Eskişehir: MEB Yayınları Turan. bas. Ankara: Akçağ Yayınları. cilt I-II. H. A. hzl. (1995). (2007). Abdülbaki Gölpınarlı. Ankara: Yücel Ofset. “Anadolu Selçukluları Tarihinin Yerli Kaynakları”. H. Türk Tarih Kongresi Tebliğleri. O. 6. Mengi. Haz. Muinî. Konya. Karaismailoğlu. (2009). Ahmed Fakîh. Ankara. ed. A. “Mevlânâ ve Kemalpaşazâde’de Varlık Kavramı ve Işık Sembolü”. Mevlânâ Araştırmaları 3. Bildiriler. F. I-II. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayını. Ankara. İstanbul. by Reynold A. “Ahmed Cevdet Paşa’nın Abidin Paşa’ya Yazdığı Mektup”. (1996). Şeşen. İstanbul. Nicholson. İstanbul. (2007). Tahran: İntişârât-ı Dânişgâh-i Tahrân Mansuroğlu. Koca.Türk Sanatı Kavramı Üzerine”. Türk Edebiyatı Tarihi I. Şentürk. Köprülü. (2004). Korkmaz. TTK Yayınları. K. K. tr. H. İstanbul: Işık Yayınları Sertkaya. A. “Ahmed Fakîh”. (2006). çev. “Mesnevî’de Türk Adı ve Kullanım Özellikleri”. “Anadolu’da Türk Edebiyatının Gelişimi”. (1990). 1. O. Ahmed Fakı. Mazıoğlu. (2006). “Selçuklular Devrindeki İlme Genel Bir Bakış”. Türkiye Selçukluları Hakkında Resmî Vesikalar. Abdulbaki Gölpınarlı. İzzeddin Keykâvüs (1211-1220). “Türk Edebiyatında Mesnevî’den İlk Tercüme Hikâyeler ve Bazı Dikkatler”. (1993). Ankara. Bildiriler. and commentary. İslâm Ansiklopedisi.128 VIII-XIII. Tatçı. K. Divân-ı Kebîr. III. S. . (1973). Asır) Dehhânî ve Manzumeleri. Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatı Tarihi. with critical notes. Turan. (1926). Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. “Selçuklular Devrinde Anadolu’da Türk Edebiyatının Başlaması ve Türkçe Yazan Şairler”. Yavuz. Ankara: KTB Yayınları. 5. III. (1947). (2004). Konya: Selçuk Üniversitesi Yayınları. (2003). Belleten. “Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin Türkçe Şiirleri”. Malazgirt Armağanı. (1997). İstanbul. Milli Selçuklu Kültür ve Medeniyeti Semineri. Mevlânâ Araştırmaları 1. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları Mevlânâ Celâleddin (1992). A. (2003). Yavuz. Asırda Anadolu’daki Fikir Hareketleri İle İçtimaî Müesseselere Bir Bakış”. F. 2. VII. (2007). “Selçuklu Sarayında Şiir ve Şair”. Ankara. Çarhnâme. İstanbul. “Anadolu’da Farsça Şiir Söyleyen Türk Şairler (XI-XVI. İstanbul. I-VII. Uzunçarşılı. (2007). Ankara Kartal. from the oldest mss. Önder. Mesnevî-i Muradiye. M. Mazıoğlu. Ş. Köprülü. Yüzyıllarda Türk Edebiyatı Karaismailoğlu. Mevzû’âtu’l-’ulûm. Z. İstanbul. Kartal. Mevlânâ (1992). F. Ankara: TDK Yayınları. (1925-1940). Gülşehrî’nin Mantıku’t-tayr’ı (Gülşennâme). M. Ankara: KTB Yayınları. (2005). A. Yavuz. M. Mevlâna Şiirleri Antolojisi. Zebân ve Edeb-i Farsî der Kalemrov-i Osmanî. (2009). Mazıoğlu. Öçal. Turan. (1974). F. (2000). Ankara. A. K. Eski Türk Edebiyatı Makaleleri. Ankara: TTK Yayınları. (2000). O. Hasan Kavruk. Türk Edebiyatı Tarihi. (1956). V. İ. TDVİA. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları Tekcan. Türk Dili Üzerine Araştırmalar I. Ankara. Mansuroğlu. Tahran. M. Kuban. Bas. (1998). M. Ankara. Ankara: Kültür Bakanlığı. “Keykubâd I. İ. Kemâleddîn Efendi (1313). Anadolu Türkçesi (XIII. Ankara. Uluslararası Mevlânâ Bilgi Şöleni. İstanbul: Dergâh Yayınları. Hayat Mecmuası. Ankara: Akçağ Yayınları. Dîvân-ı Kebîr I-VII. (15-17 Aralık 2000). M. Hakim Ata Kitabı. Hasan Kavruk.Ü. Eski Türk Edebiyatı Tarihi Edebiyat Tarihi-Metinler. Kartal. O. Selçuklular Zamanında Türkiye. İstanbul. Feyzi Halıcı-Bahar Gökfiliz. Yüzyıllar)”. Kartal. Külliyât-ı Şems yâ Dîvân-ı Kebîr I-X. Türk Edebiyatı Tarihi I. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Mezunları Cemiyeti Yayını: 2. Yavuz. A. (1948). M. (1972). Ankara: Kırşehir Valiliği Yayını: 12. Muhammed Emin Reyâhî (1369). Ve XIII. Ankara. Şeyhûlislam Yahya Divan (2001). (1943). D. (1997). Anadolu Beylikleri. Türkler. V. London: Luzac & Co. “Selçukiler Devrinde Anadolu Şairleri. İ. M. Ankara: Akçağ Yayınları. R. Yunus Emre Divanı Tenkitli Metin. The Mathnawi of Jalálu’ddín Rúmí I-VIII. Available. “XII. Mevlânâ Güldestesi (tarihsiz)..

.

Anahtar Kavramlar Harezm Altın Ordu Türkçesi Harezm Türkçesi Hüsrev ü Şîrîn Kısasü’l-Enbiyâ Muhabbet-nâme • • • • • Nehcü’l-Ferâdîs Mi‘râc-nâme Mu‘înü’l-Mürîd Mukaddimetü’l-Edeb Dâsitân-ı Cumcuma İçindekiler Harezm-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı • • • • GİRİŞ: HAREZM VE TARİHİ HAREZM TÜRKÇESİ HAREZM TÜRKÇESİ ESERLERİ HAREZM-ALTIN ORDU TÜRKÇESİ ESERLERİ . Yüzyıllar Türk Edebiyatı VIII-XIII. “Harezm Türkçesi” kavramını tanımlayabilecek ve bu lehçenin tarihî gelişim sürecini açıklayabilecek. Harezm Türkçesi ile yazılmış eserleri tanıyabileceksiniz. “Harezm”in anlamını ve tarihini açıklayabilecek.Amaçlarımız 6    • • • • • • VIII-XIII. YÜZYILLAR TÜRK EDEBİYATI Bu üniteyi tamamladıktan sonra.

kısa zamanda bağımsızlıklarını ilân ederek hanedanlıklar kurmuşlardı. ticaretlerini diğer İslam ülkeleri hatta Hindistan ile de sürdürerek çok zenginleşmiş. Amu Derya’nın sağında yani sağ Harezm’de yer almaktadır. Arapların ülkeyi işgal etmesi ile bu kültürün yok olduğu bildirilmiştir. Arap tarihçileri tarafından bugün Özbekistan ve Türkmenistan sınırları içinde kalan Ceyhun (Amu Derya) ırmağının döküldüğü Aral gölünün güneyinde ve bu nehrin her iki tarafında uzanan bölgeye ve bu bölge halkına verilen addır. ayrı takvim. Ona göre Harezmliler Amu Derya nehri üzerinde her tarafı dağlarla çevrili bir ovada yerleşik idiler. Ayrıca Ceyhun ırmağı ile kanallar doğal barikat görevini üstlenmiş bir taraftan diğerine geçişi engellemesiyle bölgenin askerî bakımdan savunulmasını kolaylaştırmıştı. Kat. Harezm bölgesini önemli kılan bir başka özelliği de İran. özellikle Arap tarihçilerinin eserlerinde “Türk kapısı” olarak adlandırılmıştır (Togan. Semerkand ve Buhara gibi merkezler dışında geniş bozkır ve çöllerle kaplı Batı Türkistan’ın ortasında önemli bir yerleşim merkezidir. Harezm ve Harezmlilerle ilgili ilk tarihî bilgiler Herodot’a aittir. Bundan dolayı gerek Samanoğulları ve Gazneliler gerekse Selçuklular zamanında bölgeye vali olarak tayin edilenler. 1951: 15) . Köhne Ürgenç) şehri gösterilir ve bu şehir. Âsâru’l-Bâkiye adlı eserindeki. Yagnob ve Osset dilleri gibi doğu İran dili olduğunu ortaya çıkarmıştır. “Harezmşah” İslam’dan önceki zamanlardan itibaren bu bölgeye hâkim olanlara verilen bir unvandır. Harezm’de Pers İmparatorluğu yıllarından başlayıp 995’e kadar hüküm süren hanedanlık Afrigoğulları’dır. burada yaşayan halka ise “Harezmî” adı verilmiştir. Hindistan ve Çin gibi Asya ülkeleri ile Güney Rusya ve Sibirya bozkırlarını birbirine bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmasıdır. Bu bakımdan Harezm aynı zamanda önemli bir ticaret merkezidir. Harezm tarihiyle ilgili rivayetlerde bu Harezm sülalesinin atasının Afrig adlı biri olduğu.Harezm-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı GİRİŞ: HAREZM VE TARİHİ Harezm. Arap istilasından sonra ise bu ad sadece ülke adı olarak kalmış. ayrıca eski Harezm halkının ayrı dili. XIII. Soğd. Harezm. Bozkırlardaki komşuları olan Türk boyları ile de alışveriş yapan Harezm halkı. . arna ve yab denilen sulama kanalları ile de tarım alanında ileri bir seviyeye ulaşmıştır. batısındaki Karakum çölünün ortasında Ceyhun nehri ve deltası. dini bulunduğu. yüzyıla kadar Kat şehri için kullanılmıştır. Bu devir Harezm kavminin dili üzerine yapılan araştırmalar bu dilin yani Harezmcenin Avesta. Sol Harezm’in merkezi olarak da Gürgenç (Arapça: Curcânîya. ölçü ve para sistemi kullandıkları. Kaynaklarda bu kavmin yaşadığı ülkenin başkenti “Horasmia” olarak geçmektedir ki bu isim yani “Harezm”. bölge için hayat kaynağı olmuş ve verimli toprağı ile tarih boyu halkları kendine çekmiştir. Türkçe: Ürgenç. Bîrûnî’nin. Doğusundaki Kırgız bozkırları ve Kızılkum çölü.

Bu elden ele dolaşan idarenin Kıpçak ve Kanglı boylarından olan komutanların eline geçmesiyle bölgeye bir süreden beri yerleşmeye başlayan Oğuzların yanısıra Kıpçak ve Kanglıların da yerleşmesi Harezm’in etnik yapısındaki değişimi Türklerin lehine çevirmişti. Bu durum Kutbüddîn Muhammed ile başlayan son Harezmşahlar döneminde gerçekleşmiş ve Harezm Türkçesi. eserlerini vermeye başlamıştır. çakıroguz. Yine Arap tarihlerinde Gürgenç ve daha batıdaki Zencan’a “Türk kapısı” denilmesi bu dönemde bölgedeki Türklerin önemini vurgulaması bakımından önemlidir. Komutanlarından Altuntaş’ı buraya vali tayin ederek yeni bir Harezmşahlar dönemini başlattılar. (Çeviren: B. barkan. Bu nedenle F. karasu. Mangışlak seferinden sonra Gürgenç’e uğrayan Alp Arslan. Ayrıca buraya vali atadılar. Selçukluları bir gece baskınında bozguna uğratmış ve Harezmşah Harun’u da öldürmüştü. Köprülü Câmi’ü’tTevârîh’teki bu kaydı kabul ederken Z. Reşîdüddîn. Atalay). böylece Harezm’de Kıpçak. 1041 yılında Cend emiri Gürgenç’e girerek Gazne hükümdarı Sultan Mesud ve kendi adına hutbe okutmuştu. s. Abbâsîler devrinde Basra valisi sübaşı el-Hâcib el-Harezmî et-Türk gibi Türk valilerin yönetimde bulunuşu ile bu dönemde söz konusu bölgede Türklerin varlığı ortaya çıkmaktadır. Harezm’i zaptederek kendi idarelerini kurdular. 1956: 39-40). Bu dönemde Cend emiri Sultan Şah Melik. X. Kıpçak Türklerinden Ekinci bin Koçkar asıl görevi üstlenmişti. 717 yılında Emevîlerle birlikte İslam orduları tarafından fethedilmiş Afrigoğullarından İskecmük yalnızca şahlık unvanı olan yetkileri kısıtlanmış harezmşah olarak bırakılmıştır. Anuştigin Garçai. Harezmşahlar bahsinde esas itibarı ile Cüveynî’ye dayanmasına rağmen bu bilgi Târîh-i Cihângüşâ’da bulunmamaktadır. 995 yılında Samanoğulları. Selçuklulara geçmişti. Bu dönemde Harezm’in Türkleşme işi tamamlanmış. Afrigoğullarının son temsilcisi ise öldürülerek başkenti Gürgenç olan yeni bir hanedanlık kuruldu. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Harezm bölgesi. Fakat Anuştigin ülkeyi fiilen idare etmemiş. Sultan Melikşah zamanında sultanın taştdarı Anuştigin Harezm mutasarrıfı ve valisi olarak tayin edilmişti. Bu arada Selçuklular Horasan’da Gaznelilere karşı parlak zaferler kazanmışlar ve nihayet Dandanakan muharebesi ile Gaznelileri Horasan’dan sürmüşlerdi. yüzyılın ikinci yarısında Kaşgarlı Mahmud’un sözlüğünde (Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi I. Fakat gerek Gazneliler gerekse Selçuklular zamanında idare ve ordu Türklerde olmasına rağmen Türkçe yazı ve edebiyat dili olamamıştı. 357) “Harezm’de yerleşmiş bir Türk boyu” karşılığı olarak Küçet isminin geçmekte oluşu da bu konuda önemli bir tanıktır. bu vali zamanında Samanoğullarının hâkimiyet sahası genişledi ve ilk Harezmşahlar döneminin başkenti olan Kat şehri zaptedildi. bagırkan. ticaret merkezi olan Gürgenç’i kendilerine bağladılar. 1097 yılında Selçuklu hükümdarı Sultan Sencer. Harezm’in idaresini oğluna vermiş ise de daha sonra gerek kendi döneminde gerekse Sultan Melikşah döneminde Harezm bu sultanların tayin ettiği valiler tarafından idare olunmuştur. Altuntaş’ın ölümünden sonra oğlu Harezmşah Harun.132 VIII-XIII. Gazneli Mahmud’un yerine geçen Sultan Mesud’a isyan etmiş ve Buhara havalisinden Selçuklu Türkmenleri ile işbirliğine girişmişti. Togan Anuştigin’in Kanglı Türklerinden olduğuna dair açıklamalarda bulunmuştur (Kafesoğlu. yüzyılda Arap coğrafya ve tarihçilerinin kaydettikleri “kılavuz. Kanglı ve Oğuz Türkçelerinin karışımı “Harezm Türkçesi” de oluşmuştur. kara tigin. Bunun üzerine Selçuklu sultanları Tuğrul ve Çağrı kardeşler Harezm’e giderek Şah Melik’i mağlup etmişler ve böylece Harezm. temirtaş” gibi Türkçe kelimelerin yaşamakta oluşu. Reşîdüddîn’in Câmi‘ü’t-Tevârîh’ine göre Oğuzların Begdili boyuna mensuptur. Ayrıca XI. Harezm’den sürülen Altuntaşoğulları Horasan’a giderek Selçuklulara sığınıp yardım istemişlerdi. V. Anuştigin’in oğlu Kutbüddîn Muhammed’i Harezmşah tayin edince Harezm’in en parlak devri başlamış ve 1231 yılına . 1017 yılında ise Gazneliler.

İl Aslan (1156-1172) ve Alâeddîn Tekiş (1172-1200) zamanında güçlenip gelişmiş. 1373 yılında Harezm’e yürümüş ve yağmalamıştır. 1935: 46). burada İslamî Türk edebiyatının gelişmesine engel olmamıştır. XI-XII. Kasîde-i Bürde’ye Harezm Türkçesinde şerh yazdığını bildirmesi ile ortaya çıkmıştır. (Kafesoğlu. 2001) üzerine yaptığı çalışmada şöyle geçer: “Mevlânâ Hüseyn Hˇârezmî: . Bu bakımdan Moğol akını.. yüzyıllarda gerek etnik yapı gerekse siyasî hayat bakımından Türkleşen Harezm bölgesinde Oğuz. XIV.6. HAREZM TÜRKÇESİ 1 Harezm Türkçesi. Timur’un ölümünden sonra (1405) Özbekler (Şeybânîler) Harezm’i işgal etmişlerdir. Bu yüzyılda bölgeyi gezen İbn Batuta buradaki çarşı-pazar. Bolşevik ihtilalinden sonra hanlığa son verilerek 1920’de Harezm Halk Cumhuriyeti. XVI-XIX. Kıpçak ve diğer Türk boylarının ağızlarından alınan unsurlarla Harezm Türkçesinin özellikle şekil bilgisi ve kelime hazinesi bakımından kazandığı farklı yapı. Alâeddîn Muhammed (1200-1220) devrinde imparatorluk olmuş iken Celâleddîn Muhammed’in (1220-1231) kötü idaresi sonucunda Cengiz Han’ın yönettiği Moğol güçlerine yenilmiştir. Mevlânâ Celâlüddîn-i Rûmî kuddise sırruhu Mesnevî’siga şerh bitipdür. Ali Şir Nevâî’nin Mecâlisü’n-Nefâis adlı eserinde Harezmli bilgin Hüseyn Harezmî’nin. Kemal Eraslan’ın Mecâlisü’n-Nefâyîs (TDK Yayınları.. Atsız (1127-1156) devrinde yarı müstakil bir devlet hâline gelen Harezm. Bu bölge. XIII. şair ve yazar Altın Ordu’ya göç ederek bu bölgede konuşulan Türk yazı dilinin Altın Ordu sınırları içinde de yayılmasını sağlamıştır. medrese ve camilerin güzelliğine ve halkın iş bilirliğine dikkat çekmiştir. Harezm’den birçok bilgin. XIV. Kongratlardan Hüseyn Sûfî’nin Çağatay ulusuna bırakılan Harezm’in doğu taraflarını (Kas ve Hive) işgal etmesi ile Timur. onun en başta gelen dil özelliğini teşkil etmektedir. batı tarafı ise Türkmenistan Cumhuriyetlerine bırakılmıştır. Altın Ordu çağında da önemini muhafaza etmiş ve 1220’de Moğolların istilasından 1379 yılına kadarki sürede siyasî bakımdan Altın Ordu’ya bağlı kalmıştır. yüzyılda Cuci Hanlığının yönetimi Kongrat Türklerine geçmiştir. Bu. Bundan dolayı Samoyloviç’in “Altın Ordu edebî dilinin inkişafında Harezm’in rehberlik edici rol oynadığı” tespiti oldukça yerindedir (Samoyloviç. güneybatı kolunu teşkil eden Oğuz Türkçesi ve kuzeybatı kolunu teşkil eden Kıpçak Türkçesinin bu bölgede karışıp kaynaşmasından oluşan Türkçeye verilen addır. Sirderya’nın aşağı kesimiyle birlikte daha Moğol çağından önceki devirlerde doğudaki Kaşgar’ın yanında ikinci bir edebî merkez olarak önemli bir yer tutmuştur. Karahanlı Türkçesinden Çağatay Türkçesine geçiş devrini teşkil eden Harezm Türkçesi teriminin belli bir dönemin Türkçesi için ad olarak kullanılması.en büyük oğlu Cuci’nin payına düşmüştür. Ata. Böylece bölge halkının etnik yapısı gibi oluşan dil de karma bir şekil almıştır. yüzyılda Altın Ordu’nun başkenti Saray ve Kırım da katılmış. Harezm bölgesine yerleşen Oğuz. Hanlıkların yönetiminde bölgede ilim ve kültür hayatı gerilemiş. yüzyıllar arası Harezm’in gerileme devresi olmuştur.Harzem-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı 133 kadar hüküm sürecek olan Harezmşahlar hanedanının temeli atılmıştır. yüzyılda Kalmuk saldırıları ile ticarî faaliyetler altüst olmuş ve nihayet 1873’te de Ruslar bölgeyi tamamen ele geçirerek Batı Harezm Hanlığı Ruslara tabi olarak yönetilmiştir. Ünite . Ve Kasîde-i Bürde’ga dagı Hˇârezmîçe Türkî tili bile şerh bitipdür. 2002) Harezm bölgesinin tarihi hakkında kısa bilgi veriniz. 1956. yüzyıl sonlarında Harezm’de gelişen kültür faaliyetine. 1921’de Harezm Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur. 1924’te ise Hive Hanlığı’nın doğu tarafı Özbekistan. Böylece . XVII. Cengiz Han’ın ölümünden sonra (1227) dört oğlu arasında yapılan taksimde Harezm bölgesi -doğu kısmı hariç. Kıpçak ve Kanglı boylarının yerleşik hayata geçmelerinin sonucu olarak Türk dilinin doğu kolunu teşkil eden Karahanlı (Hakaniye) Türkçesi temelinde.” Harezm bölgesi.

yüzyıl eserlerini ilk Çağatay devri içinde ele alıp değerlendirmiştir. asır Hakaniye Türkçesi ile XV. fakat dil ve edebiyat tarihini devrelere ayırırken filolojik karakterleri ihmal etmemek gerekli ise de birinci şart toplayıcı tarihî ve edebî karakterleri göz önünde bulundurmaktır. “bu çağ Türk dünyasının geniş bir sahaya yayılmasına rağmen. Kutb’un Hüsrev ü Şîrîn’i ile Harezmî’nin Muhabbet-nâme’sinin dil özelliklerine dayanarak Orta Asya edebî dilini üç döneme ayırmış ve Harezm Türkçesine Oğuz-Kıpçak Türkçesi adını vermiştir (Samoyloviç. 285). birlik sağlayamamış. Mu‘înü’l-Mürîd. Barthold ise Orta Asya Türk Tarihi Hakkında Dersler (İstanbul 1927) çalışmasında Çağatay Türkçesinin Moğol istilası sonucunda teşekkül etmiş olduğunu fakat Türkistan’ın Altın Ordu’ya değil bilakis Altın Ordu ve Harezm sahalarının Türkistan’a tesiri ile bu edebî Türkçenin oluştuğunu ileri sürmektedir. A. Harezm Türkçesinin Orta Asya Türk yazı dili içerisinde özel bir devre teşkil ettiğini ortaya koyan Türkologlardan biri de A. Samoyloviç. ilk Çağatay devri eserleri (Bu devir içinde yer aldığı bildirilen Hüsrev ü Şîrîn. Ancak bu dönemi de “Timur devrinde edebî inkişaf ”. Ona göre bu bölgelerde ortaya konulan eserlerde lehçe farkları vardır. N. 1928): 1.” Köprülü. bu devirde siyasî ve edebî muhtelif merkezlerin bulunmasına. XV. yüzyıl Çağatay edebiyatını hazırlayan ve edebî karakterleri bakımından ondan tamamıyla farksız olduğunu kaydettiği XIII. Türkler arasında kendini hissettirecek derecede müşterek bir yazı dili olmuş ve bu dilde bir edebiyat vücuda getirilmiştir” dediği dönemi yani Müşterek Orta Asya Türkçesini türlü kültür merkezleri ve Türk boylarının etnik ve diğer özellikleri bakımından üç devreye ayırmıştır (Caferoğlu. ve XIV. bu asrın son yarısında Nevâî ve arkadaşlarının himmeti ile klâsik Çağataycayı vücuda getirmiştir. bu farkları ortaya koyacak çalışmalar yapılmamıştır. yüzyıl başları). Bu kadar geniş bir sahada kullanılan bu edebî dil. 2. Nehcü’l-Ferâdîs ise “Hˇarizm’de edebî inkişaf ” maddelerinde işlenmiştir. Köprülü. eski ve yeni şekiller yerli ağız özellikleri ile karışmıştır. Muhabbet-nâme. Ancak bugüne kadar Türk dilinin bu sahasında. Cumcuma-nâme “Altın Ordu’da”. Harezm ve Altın Ordu’da yazılmış bütün eserleri Çağatay Türkçesi kapsamında ele almıştır. F. yy. daha sonra Hˇarizm ve AltınOrdu sahalarında edebî bir faaliyet başlamış ve bu inkişaf Timurlular devrinde XV.). Timur çocuklarının idaresi ile başlayan Çağatay bölgesinde Çağatayca dönemi (XV-XX. Seyhun’un aşağı kıyıları ve Harezm merkez olmak üzere Oğuz-Kıpçak dönemi (XIII-XIV. Samoyloviç’tir. 3.134 VIII-XIII. faaliyet merkezi Kaşgar olmak üzere Karahanlı veya Hakaniyye Türkçesi dönemi (XI-XII. Ona göre “XII. Rabgûzî’nin Kısasü’l-Enbiyâ’sı. V.) arasındaki bariz farkları. Horasan. asrın ilk yarısında büsbütün kuvvetlenerek. 2. Köprülü. Bu bakımdan Çağatay Türkçesinin meydana gelişinde sözünü ettiği ortak karakter Cengiz istilasıdır.). şair ve muharrirlerin farklı etnik gruplara ve coğrafî sahalara mensup olmasına ve bunlar arasındaki kültür farklarına bağlamıştır (Köprülü. yy. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Altın Ordu sahasında konuşulan mahallî şiveye Harezm Türkçesinin de katılması ile Türk dilinin Kıpçak kanadında yeni bir yazı dili ortaya çıkmıştır. Batı . “Altın-Ordu’da edebî inkişaf ” ve “Hˇarizm’de edebî inkişaf ” olmak üzere alt başlıklara bölmüştür. 1984:74): 1. Caferoğlu. Karahanlılar devrinden itibaren Kaşgar şivesinde inkişaf eden Türkçe ki buna hem Hakaniye hem de Doğu Türkçesi adı verilmektedir. Barthold böylece bizim de kabul ettiğimiz bir görüşü yani Harezm ve Altın Ordu Türkçelerinin Çağatay Türkçesine geçiş devresi teşkil ettiğini dile getirmiştir. V. asır klâsik Çağataycasını birbirine bağlayan bu uzun devirde önce Çağataylar ve İlhanlılar memleketlerinde. XIV. Bu dil evresi Timurlular devrinde sona ermiş ve yerini Çağatay Türkçesine bırakmıştır. Alî’nin Kıssa-i Yûsuf’u. asırda Türkistan. 1945: 275. Harezm Türkçesi rehberliğinde oluşan Altın Ordu veya Cuci ulusu edebî dilinin Harezm bölgesinde oluşan yazı dilinden farklı olacağı ortadır.

bu eserler arasındaki dil farklılıklarını ise eserlerin yazıldığı sahalara ve buralarda kazanmış olduğu yeni dil unsurlarına bağlamıştır. Ancak bu dönem eserlerinin yayımının geç zamanlarda yapılması ve bugüne kadar bile ayrıntılı bir Harezm Türkçesi gramerinin ortaya konulamamasından dolayı. Yine aynı eseri. s. Ali Şir Nevâî’den başlayarak bazen Samoyloviç’te olduğu gibi farklı isimlendirmelerle (Oğuz-Kıpçak gibi) de olsa Orta Türkçe dönemi içinde ayrı bir devre olarak ele alınıp değerlendirilmiştir. yüzyıl Çağataycası ile modern devirde (Özbekçe ve Yeni Uygurca) oldukça zengin tarihî malzeme vardır: Buraya Karahanlı ve Harezm Türkçesi de girer. Ancak Kısasü’l-Enbiyâ’nın yazıldığı dönemde henüz Çağatay Türkçesi edebî bir dil hâlini alıp eser vermeye başlamamıştır. Kısaca. V. Nadjib (“Nehcü’l-Feradis ve Dili Üzerine”. eserin Harezm Türkçesiyle kaleme alındığını beyan ederken. Menges de Fundamenta’daki “Türk Dillerinin Sınıflandırılması” adlı yazısında Orta Türkçe dönemi dillerini şöyle göstermiştir (Tarihi Türk Şiveleri. Rabgûzî’nin Kısasü’l-Enbiyâ’sı. Tarihî ve çağdaş Türkçeleri bir arada değerlendiren J. Muhabbet-nâme. Mi‘râc-nâme. Mercânî ile aynı görüşü paylaşmakta yani eserin Volga Bulgar Türkçesi ile yazıldığını tanıklarıyla ispat etmeye çalışmaktadır. ve XII. Yine dönemin önemli eserlerinden Nehcü’l-Ferâdîs’in dili için de Türkologlar arasında ihtilaf vardır. Miftâhü’l-‘adl (Mif). Benzing. J.” Yukarıda da görüleceği üzere Harezm Türkçesi. Harezm Türkçesinin en kapsamlı eseri olan Rabgûzî’nin Kısasü’l-Enbiyâ’sını A. Edebiyat cildinde (1964:275296) ise Eckmann.6. Ş. Hüsrev ü Şîrîn (HŞ)” olarak göstermiş ve bu eserlerle ilgili kısa bilgiler vermiştir. Ünite . Muînü’l-Mürîd (MM). Çev. bu eserler yukarıda adı geçen Türkologlar tarafından Orta Türkçe döneminin farklı devrelerinde ele alınıp değerlendirilmiştir. Togan. Orta Asya Türkçesinin en parlak devrini teşkil eden Çağatay Türkçesi.” K. Philologiae Turcica Fundamenta (Wiesbaden 1959. Nehcü’l-Ferâdîs.Harzem-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı 135 Türkistan’ın Seyhun ırmağının aşağı mecrası ile Harezm’in muhtelif merkezlerinde gelişen Harezm (Altın Ordu) Türkçesi. 3. ve IX. Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. bu saha ve bu dönem eserlerini Kiptschakische Literatur ana başlığı altında a) Die Literatur von Chwarezm und der Goldenen Horde maddesinde işlemiş ve yukarıdaki eserlere satır-arası Kur’an tercümeleri ile Dâsitân-ı Cumcuma’yı da eklemiştir. Millî Tetebbular Mecmuası II’deki “Ondördüncü Asır Sonlarına Kadar Türk Dili Yadigârları” başlıklı çalışmada. Thúry. PhTF’nın II. Dâsitân-ı . 1977. 22). Caferoğlu. Süleyman Efendi de destekleyerek Lugat-i Çagatay ve’t-Türkî ‘Osmânî adlı sözlüğüne bu eserden pek çok kelime almıştır. Atebetü’l-Hakâyık ve Ahmed Yesevî’nin hikmetleri ile bir arada değerlendirmiştir. H. Z. Tarihi Türk Şiveleri. Nazif Hoca. Mu‘înü’l-Mürîd ve Satır-arası Kur‘ân Tercümesi Harezm Türkçesi eserleri olarak ele alınmakta. 8): “Kaşgarlı Mahmud’un lügati ve Karahanlı İmparatorluğu metinleri tarafından temsil edilen Uygurcadan Çağataycaya geçiş dönemindeki bir doğu lehçesi ve Harezm (XI. yüzyıllardan (Eski Uygurca) kesintisiz olarak gelen ve XIII. J. A. Orta Türkçe döneminin ilk grubunda yani Hakaniye Türkçesi içinde ele almış. Çağatay edebiyatının ilk ürünü olarak değerlendirmiş ve bu fikri Ş. Caferoğlu. Mi‘râc-nâme (Mi’r). Bu yazıda eserlerin yazıldığı yer. bunun yanında aynı sebeplerle Kutb’un Hüsrev ü Şîrîn’i. s. Örneğin. Nehcü’l-Ferâdîs (NF). N. Eckmann. müelliflerin yetiştiği bölge dikkate alınarak Mukaddimetü’l-Edeb. Fundamenta’daki “Harezm Türkçesi” maddesinde dönemin eserlerini “Muhabbet-nâme (Mah). Ankara 1988) adlı çalışmasında Doğu Türkçesi-Uygurca grubunda çağdaş Türkçelerden Özbekçe ve Uygurcayı ele almış tarihî Türkçeler için ise şunları ifade etmiştir: “Bu grup için de elimizde VIII. Türkçeye çeviren: Mehmet Akalın. bugüne kadar dil tarihi ve edebiyat tarihi çalışmalarında Harezm Türkçesi ve bu Türkçe ile yazılmış eserler konusunda fikir birliği olmamıştır. yüzyıllar)’deki bir kuzeydoğu lehçesi.). Kisas-i Rabgûzî (Rab.

eserin önsözünde “devrin hükümdarı Harezmşah Atsız’ın Arap dilini öteki dillere tercih ettiğini ve kendisine. Moğolca. “Zimahşerî’nin doğu Türkçesi ile “Mukaddimetü’l-Edeb”i” (Türkiyat Mecmuası XIV. . Yüzyıllar Türk Edebiyatı Cumcuma ve Altın Ordu sahasına ait yarlık ve bitikler ise Harezm-Altın Ordu eserleri başlığı altında işlenmekte. Z. 2 HAREZM TÜRKÇESİ ESERLERİ Zemahşerî ve Mukaddimetü’l-Edeb’i Mukaddimetü’l-Edeb. Mukaddimetü’l-Edeb’in “Önsöz”ünde Atsız’ın yüce adının bu kitap sayesinde “bütün dillerde” her zaman ve her yerde anılmasını istediğini anlatan ifadede “bütün diller”den kasıt bu üç dil olmalıdır. Mukaddimetü’l-Edeb’in yazılış tarihi eserin hiçbir nüshasında kayıtlı değildir. Altın Ordu sahası eserleri için “Harezm-Altın Ordu” ismini kullanma nedenimiz Altın Ordu Türkçesi ile Harezm Türkçesini biri birinden ayıran ölçütlerin ortaya konulamamış olmasıdır. Ancak sözlüğün orijinali kayıp olduğu için Harezmşah Atsız’a sunulan eserin herhangi bir dilde tercümesinin olup olmadığı. 81) başlıklı çalışmasında eserin orijinal yazmasındaki tercümeyi tespit etme konusunda şu açıklamayı yapmıştır: “Zimahşerî’nin Türkçe glossarının aslî ilk şeklini tespit etmek için onun aynı kitaba yazdığı Horezmce ve Farsça glossarlarını da ele alarak her üçünü karşılaştırmak şarttır. Osmanlıca gibi pek çok dile satır altı tercümesi yapılmış nüshası bulunmaktadır. Çağatayca. ya Zimahşerî’den tamamen müstakil olarak yeniden yapılmış yahud da Zimahşerî’nin bu farsça glossarı zaman ve mekâna göre tadilata uğramıştır. her yerde ve bütün dillerde anılmasını istediğini” belirtmektedir. Zemahşerî. 1964. Fakat eserin ithaf edildiği kişi yani hükümdar Atsız Türk’tür (Kafesoğlu. kendisinin de bu emre uyarak kitabı yazıp Atsız’a ithaf ettiğini ve kitabının bütün memleketlerde makbûle geçerek Atsız’ın yüce adının her zaman. Togan. Bu nedenle ele alınan kelime ve kısa ibareler arasında herhangi bir ilgi bulunmamaktadır. Arapça kelime ve kısa cümlelerden oluşan pratik bir sözlüktür. Devrin ilim dili Edeb’in 1257 yılında olan Arapçaya ilgi duyan Atsız. ünlü tefsir ve lügat âlimi Mahmud bin Ömer ez-Zemahşerî tarafından yazılıp Harezmşah Atsız bin Muhammed bin Anuştigin’e sunulmuştur.” Mukaddimetü’l-Edeb. Harezmşah Atsız (1099-1156) 1127 yılında Sultan Resim 6. Fakat Atsız’ın hüküm sürdüğü yıllar (1127-1156) ve Zemahşerî’nin ölüm tarihi (1144) göz önünde bulundurulursa yazılış yılının 1128-1144 yılları arasında olduğu düşünülebilir. çok zengin olan saray hazinesi için bir nüsha yazmasını emrettiğini. lügat âlimi Zemahşerî’den istinsah edilen kendisinin saray kütüphanesi için bir sözlük yazmasıYozgat nüshasının ilk sayfaları nı istemiş ve Zemahşerî de bu isteği yerine getirmek için Mukaddimetü’l-Edeb adını verdiği eserini yazmıştır. V. s. bu eserlerin benzer ve farklı gramer özellikleri ortaya konulmaktadır. 1956:38-42) ve bu nedenle orijinal nüshadaki satır altı tercüme büyük bir ihtimalle Türkçe yani dönemin Türkçesi ya da eserin yazıldığı dönem ve bölgede Türkçeden sonra en çok konuşulan Farsça veya Harezmîce olmalıdır. İstanbul 1965. Mukaddimetü’l-Edeb’in Harezm Türkçesi.136 VIII-XIII. Farsça.1 Sencer tarafından babası Kutbüddîn Muhammed’in ölüMukaddimetü’lmü üzerine Harezmşah ilân edilmiştir. Türkçe glossar gibi Farsçası da. tercümesi var ise hangi dilde yapıldığı bilinmemektedir. Arapça öğretmeyi amaçlayan. Harezm Türkçesi ve Altın Ordu Türkçesi hakkında bilgi veriniz.

Eski Türkçe ve Orta Türkçe dönemi sözlüklerinde bulunmayan. 2243 (XIV. “Ribat Oğuzlu” olmasına rağmen eserini o zamanın ortak edebî dili olan Harezm Türkçesi ile yazmıştır. Paris Supplément turc. (715/1315) 6. Mukaddimetü’l-Edeb’de son üç bölüme çok az yer verilmiştir. (25 Ramazan 800/1398) 17. 2740 (XIV. Add 7429 (760/1359) 18. Hatice Turhan Yazması. Topkapı Sarayı. bu yönüyle Divanü Lugati’t-Türk’ten sonra Orta Türkçe döneminin en zengin kelime hazinesini içine alan bir sözlüktür.Y. İsim Çekimi. Sonra da. Ahmed III. 3810 (XIV. Rampur Saray (Rezâiye) Kütüphenesi. Bu yer için kaynak çalışmalarda sadece “henüz yeri tespit edilmemiş” ifadesi kullanılmıştır. 66 (Safer 681/1282) 3. “kervansaray” anlamına gelen “Ribat” yer adının Oğuzlarca meskun olduğu anlaşıldığından burasının F. 5. yy.6. Orient Fol. Taşkent. Kendisinin “Ribat Oguzlug” yani Oğuzlarla meskun Ribat adlı mevkiden olduğunu belirten yazarın. hapaks (=hapax) durumundaki pek çok kelimenin yer aldığı Mukaddimetü’l-Edeb. Sözlüğün Harezm Türkçesi ile yapılmış tercümelerinin hiçbirinde bu son üç bölüm yer almamaktadır. 1619 (1340) 16.) 8. yy. yy. Harfler (Edatlar). Ünite . Sümer’in Eski Türklerde Şehircilik (TTK Yayınları. Fiiller. yy): Nuri Yüce’nin bu nüsha üzerindeki çalışması Türk Dil Kurumu tarafından 1988 yılında yayımlanmıştır. 2741 10.Harzem-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı 137 Alfabetik sırada olmayan bu sözlük beş bölümden oluşmaktadır: İsimler. Beşir Ağa.114). Yozgat Kütüphanesi. 648 (14 Rebîü’l-evvel 797/1394) 12. s.) 4. Hive. Manisa Kütüphanesi. 287 (XII. Yazar hakkında kendi açıklamalarından başka bilgi bulunmamaktadır. Mukaddimetü’l-Edeb’in Nüshaları: Eserin Harezm Türkçesi ile bilinen yirmi nüshası vardır. eserin ¾’ünü oluşturmaktadır. Atıf Efendi. Millet Kütüphanesi. Rabgûzî ve Kısasü’l-Enbiyâ’sı Rabgûzî. (1338) 20. 2768 (799/1397) 14. 1. 1149 (738/1338) 13. 2699 ve 3807 Hapaks (hapax) : Bir eserde sadece bir defa kullanılmış (kelime) veya tek bir kelimede görülen şekil. British Museum. Damat İbrahim Paşa Kütüphanesi. 2850. Şuşter Nüshası (XIII. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi. Topkapı Sarayı. yy) 7. Topkapı Sarayı. Berlin Devlet Kütüphanesi. 322 (769/1367) 15. Uyúu buzdum üzüm üzüm sözni tüzdüm tünle men Erte úoptum òÀme urdum emgedim tün kündüzi Uyku bozdum tane tane sözü düzdüm geceleyin ben Sabah kalktım kalem vurdum zahmet çektim gece gündüz . Bu bölümler arasında fiiller. Fiil Çekimi. 2009 (749/1348) 11.) 9. Ankara 1994. 4655 (veya A. 396 (10 cumadi’ü’l-evvel 655/25 Mayıs 1257) 2. tÀrìò yeti yüz toúuzda it yılınıñ evvelinde úaãıd yetildi kim peyġÀmber úıããalarıġa (“tarih yedi yüz dokuzda it yılının öncesinde peygamber kıssalarına maksat ulaştı” 2v13) diyerek esere başlama tarihini vermiştir. İstanbul Arkeoloji Müzesi. 2487 19. Ahmed III. 87-88) adlı çalışmasında “Seyhun kıyılarından Cend yakınlarında” açıklaması ile geçen Çirik Ribat olması ihtimal dahilindedir Rabgûzî. Edebiyat nr. Ahmed III. Rabgûzî mahlasını bundan dolayı aldığı anlaşılmaktadır. Kastamonu Kütüphanesi. Nr. Ms. Yeni Cami Kütüphanesi.

yazıldı bu kitap”) diyerek eserini bitirme tarihini vermiştir. Ribat Oġuzluġ. işiten hemen bilecek diye Kısas-ı Rabgûzî –diye. escedü’l-Àdem bağışı ile bağışlandırılan. Kısasü’l-Enbiyâ. ÓavvÀ teg cüft birilgen.2 Aysu Ata’nın yayımladığı Kısasü’lEnbiyâ’nın kapağı. Barıp ıdtım NÀãırü’d-dìn Toú Buġa Beg tapġıça Tileyür mü tilemes mü belgülüg bilsün özi Gidip gönderdim Nâsırüddîn Tok Buga Bey’in hizmetine İster mi istemez mi apaçık bilsin kendisi Bu kitÀbnı tüzgen.=1310M. Yazar. aydınlık cennetten ayrılan. Başta Hz. Eserde Âdem peygamber kıssasına âlemin yaratılışını konu alan bölümden sonra geçilmiştir. Peygamberlere ve din büyüklerine yazılan kasideler dışında aşk. ibadet yolunda dizen. yılında tamamladığı bu eseri. yüce göğe ağan. Allah onun ayıplarını örtsün ve kalbini nurlandırsın. inne’llÀhe ısùafÀ Àdeme (III-33) òil‘atin kedgen. Yazarının. Bu şiirler incelendiğinde bunların. İblis vesvesesine yetişen. Eserde toplamı 484 dize tutan 43 Türkçe şiir bulunmaktadır. o halife-i vefî. Süleyman Çelebi’ye Vesîletü’n-Necât adlı mevlidi yazarken ne derece kaynaklık ettiği daha iyi anlaşılacaktır. Harut ve Marut gibi Kur’an’da da adı geçen bazı kıssaları içerir. úudret birle törütgen. asilik çölünü gezen. günahı çok. úaraŋġu dünyÀge ingen.ad verdik” 3r3-4) dediği eserde özellikle her kıssanın başlangıcındaki secili ifadelerle dinî konulara bediî bir şekil verilmiştir: Anı topraúdın yaratġan. ma‘ãiyet yÀbÀnın kezgen. Ayrıca yazar söz ustalığını kıssalarla ilgili olarak verdiği Arapça. Eserdeki manzum parçalar çoklukla kaside şeklinde yazılmıştır. . BurhÀn oġlı úÀdì NÀãır settera’llÀhu ‘aybehu ve nevvere úalbehu. az azuġluġ köp yazuúluġ. Bu kitabı yazan. Havva’leyin eş verilen. ùÀ‘at yolında tizgen. Kıssaların içerisinde en çok anlattığı ve en fazla kaside yazdığı peygamber Hz. Bu şiirlerin bir kısmı Arapçadan satır-arası tercümedir. İblis vesvesesiŋe ilingen. kudret ile türeten. inne’llÀhe ısùafÀ Àdeme elbisesini giyen. yaruú uçmaódın adrılġan. işitken bat bilgey tep Ķıãaã-ı Rabġūzì at berdük (“izleyen hemen bulacak. sümme ectebayehu rabbühü tacını başına vuran. ibadeti az. ediz kökke aġġan. Muhammed’dir. adından da anlaşılacağı üzere peygamberlerin hikâyelerini konu alan bir eserdir. sümme ectebayehu rabbühü (XX-122) tÀcın başınġa urġan. ve ‘alleme Àdeme’l-esmÀ-i küllehÀ (II-31) teşrìfini bulġan Ādem-i ãafì ol òalìfe-i vefì (5r21-5v5) Onu topraktan yaratan. ve lÀ-taúrebÀ hÀzihi eş-şecere (II-35) òiùÀbın işitgen. lÀ-taúrebÀ hÀzihi eş-şecere hitabını işiten. escedü’l-Àdem (II-34) kerÀmeti birle mükerrem bolġan. cennet içine giren. Yüzyıllar Türk Edebiyatı beyitlerinden anlaşılacağı gibi çektiği sıkıntıları dile getirmiş. Burhan oğlu kadı Nasır. karanlık dünyaya inen. Muhammed olmak üzere İslam dininin doğruladığı diğer peygamberler ile Avac bin Annak. yetti yüz on erdi yılġa bitildi bu kitÀb (“yedi yüz on idi yıla. Türkçe ve ArapçaTürkçe şiirlerle de pekiştirmiştir. 710H. uçmaó içre kirgen. Rıbat Oğuzlu.138 VIII-XIII. tabiat ve burçlarla ilgili konuların işlendiği gazeller de bulunmaktadır. üç yüz yıl ‘alemnÀ enfüsenÀ (VII-23) tip yıġlaġan. ve ‘alleme Àdeme’l-esmÀ-i küllehÀ şerefini bulan Âdem-i safî. aşağıdaki mısralarda ve açıklamalarında görüldüğü üzere Nâsırüddîn Tok Buga’ya sunduğunu belirtmiştir: Resim 6. izlegen bat tapúay. üç yüz yıl ‘alemnÀ enfüsenÀ diye ağlayan.

D43. K.3 GrØnbech’in yayımladığı Kısasü’lEnbiyâ’nın kapağı Nazım şekli bakımında Kısasü’l-Enbiyâ’daki manzumelerin önemli bir özelliği de halk edebiyatının etkisiyle Kutadgu Bilig ve Atebetü’l-Hakâyık’ta da karşılaştığımız mani-tuyuğ şeklindeki dörtlüklerin bulunmasıdır. Boeschoten. 1995’te eserin diğer nüshalarıyla karşılaştırmalı metnini ve İngilizceye çevirisini yayımlamışlardır. Ünite . boğa. Bakü Nüshası Bakü. bunun yanı sıra hece veznine yatkınlık dolayısı ile şiirlerde hece ölçüsünü takip etmek daha kolay olmaktadır. Manzumeler için eserin genelinde Divan şiirinde en sık rastlanan aruz ölçüleri kullanılmakla birlikte pek çok aruz hatası mevcuttur. Utarit. a) University Library of Uppsala. b) University Library of Lund.6.). Or. 5. Public Library Dorn 507 (Kaufman derlemesi. Suppl. Inst. f) Leningrad. 7851.Harzem-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı 139 Aşağıda verdiğimiz burçlarla ilgili manzum parça ile Kutadgu Bilig’de geçen aynı konulu şiir arasındaki benzerlik dikkat çekicidir. On eki ükek yeti aúrÀn úılıú Eŋ ilki úozı uy erendend úarçıú Kür arslan ma buġday başı ülgü ol Çıyan hem yay oġlaú könek hem balıú Yana yetti yulduz bularda yörir Sekendiz oŋay ol kürüd hem yaşıú Sewit arzu yalçıú yaġı teg bolur Toúuşdın usanma kediben yarıú On iki burç yedi benzer mizaç En ilki koç. Inst. 2. Müşteri. İsveç Nüshaları. d) Leningrad. 3. Inst. terazidir Akrep hem yay. Kısasü’l-Enbiyâ’nın Nüshaları: Eserin bilinen on bir nüshası vardır. Tezcan ise. yy. Or. Bu nüshaya dayanarak Aysu Ata 1997 yılında eserin çevriyazılı metnini ve dizinini iki cilt olarak hazırlamış. yy?). 71 (16.).). 17. Universitätsbibliothek. H. Sweden. Bibliothèque Nationale. 4. Sweden. Azerbaycan Cumhuriyeti İlimler Akademisi Yazma Eserler Enstitüsü (16. o Merih hem Güneş Zühre. 1948 yılında 249 varaklık bu nüshanın tıpkıbasımını yapmıştır. . kova hem balık Ve yedi yıldız bunlarda yürür Zuhal. İslâm ve Mu‘înü’l-Mürîd’i Harezm sahası eserlerinden biri de Mu‘înü’l-Mürîd’dir. oğlak. yy.C. M. Or. Vandamme ve S. turc 1012 (18. Nova 578 ve 580. Leningrad.H. London. Grønbech. D46. yazarın adının İslâm olduğu ve bu eseri 713/1313 tarihinde yazdığı anlaşılmaktadır. Public Library. C245 (1600). b) Leningrad. Leningrad Nüshaları. Inst. Paris. ikizler. a. Or. Eserde yer alan ve aşağıda verilen dörtlüklerde. D45 (18 yy. 1. T. British Museum Add. c) Leningrad. Eserin dil özelliklerini yansıtması bakımından en iyi ve en eski nüshasıdır. yy. yengeç Aslan ve başak. e) Leningrad. Paris Nüshası. Eserin yazıldığı dönemlerde aruz ölçüsü kullanımının henüz olgunlaşmaması.). Ay düşman gibi olur Savaştan usanma giyerek zırh Resim 6.

Ebulgazi Bahadır Han ise Şecere-i Terâkime adlı eserinde Mu‘înü’l-Mürîd’in müellifi olarak Şeyh Şeref Hâce’yi göstermiştir. Karamanlıoğlu’nun eser üzerindeki notları 2006 yılında yayına hazırlayan Osman Fikri Sertkaya’dır. varakları arasında yer almaktadır. bu birkaç söz Tam oruç ayı içinde oldu tamam Tarih yedi yüz on üç idi yılı Selamun aleyküm aleyküm selam İlk dörtlükten müellifin Baba İslâm’ın İslâm adlı oğlu olduğu anlaşılabilir. Cevâhirü’l-Esrâr konusunda F. “… bilhassa Harezm’deki o eski edebî an’anelerin deymumetini (=süreklilik) göstermek itibarıyle de Mu‘înü’l-Mürîd’in pek mühim bir mevkii vardır. Esas eserin kenarında yer alan bu eklemelerin kimin tarafından ve ne zaman yazıldığına dair herhangi bir kayıt yoktur. az sayıda eseri içine alan fakat Türk dili tarihi konusunda Karahanlı ve Çağatay Türkçelerine geçiş dönemini kapsayan Harezm Türkçesi dairesindeki önemini vurgulamıştır (Köprülü. Köprülü Mu‘înü’lMürîd’in. Mu‘înü’l-Mürîd için Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Terâkimesi’ndeki bu açıklamalar Aşkabad Türkmen rivayetinde tespit edilen Revnaku’l-İslâm için de aynı biçimde tekrar edilmektedir. 1928:322). Şah-nâme. Türk Edebiyatı Tarihi adlı kitabında şu açıklamayı yapmıştır: “Kimin tarafından. 2004 yılındaki ölümünden dolayı yayımlanmamıştır. Kutadgu Bilig ve Atebetü’l-Hakâyık gibi mütekarip bahrinde fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl vezninde dörtlüklerle yazılmıştır. Eser. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Bu kaç söz ayıtġan atı İslÀm ol Tilegi Àòir vaút islÀm ol Atam baba İslÀm veliyyü’l-verÀ Özi õikri tilde tümen aslam ol İdi birdi tevfìú bu bir kaç kelÀm Oruç ayı içre me boldı tamÀm TÀrìò yitti yüz on üç irdi yılı SelÀmun ‘aleyküm ‘aleyküm selÀm Bu birkaç söz söyleyenin adı İslâm’dır Dileği son deminde İslâm’dır Atam Baba İslâm. dinî-tasavvufî konuların ele alındığı didaktik manzum bir eserdir. Bu dörtlüğe dayanarak J. Togan. Mu‘înü’l-Mürîd’in bu nüshasında Cevâhirü’l-Esrâr adlı eserden alınmış 7 dörtlük ile kime ait olduğu belli olmayan bir kıssa ve dizeler de yer almaktadır. Mu‘înü’l-Mürîd’in Türk Dil Kurumu’nca tıpkıbasımı yapılmışsa da. Eckmann da Mu‘înü’l-Mürîd için “Harezm Türkçesi” adlı çalışmasında eserin müellifini “İslâm” olarak vermiştir. Fakat bu alıntılar konu itibarıyla Mu‘înü’l-Mürîd’le aynıdır.” diyen F. Tamamı 26 varak olan bu nüshanın her sayfasında ortalama 16-17 satır yer almakta olup metinde hareke işaretleri daha çok okumada güçlük çıkarabilecek yerlere konulmuştur. 1926: 343). ermiş kişi Kendi zikri dilde binlerce kazançtır Allah yardım etti. eseri yayına hazırlayan Ali Ulvi Elöve ile bir anlaşmazlık ortaya çıktığından basılan tıpkıbasım kitap hâline getirilmemiş. Köprülü. Togan gibi Mu‘înü’l-Mürîd’in müellifi hususunda kararsızdır ve şöyle söylemektedir: “Acaba kendisine İslâm diyen şair Şeyh Şeref midir? Yoksa Türkmen an’anesi bu eseri Şeyh Şeref ’e isnadda hata mı ediyor?” Mu‘înü’l-Mürîd. Eser üzerinde en son çalışma ise 2008 yılında Recep Toparlı ve Mustafa Argunşah tarafından yapılmıştır. Köprülü. V. Fakat Z. V. adı geçen kütüphanede bulunan mecmuanın 186-211. F. nerede ve hangi zamanda yazıldığına dair elimizdeki parçalarında ne de . Türk Edebiyatı Tarihi çalışmasında Z.140 VIII-XIII. fakat pek çok bilim adamına dağıtılmıştır. bu dizelerden müellifin adını tayin etmenin güç olduğunu belirtmiştir (Togan. Eser üzerinde Recep Toparlı’nın 1988 yılında Atatürk Üniversitesi yayınlarından olan çalışması vardır. Bu nüshanın fotoğrafları Agah Sırrı Levend tarafından Türk Dil Kurumu’na bağışlanmıştır. Ali Fehmi Karamanlıoğlu’nun profesörlük takdim tezi olarak hazırladığı Mu‘înü’l-Mürîd üzerine çalışması. No:1605’tedir. Dil ve üslubu açısından geniş halk kitleleri için yazıldığı anlaşılan Mu‘înü’l-Mürîd’in bugüne kadar bilinen tek nüshası Bursa Orhan Kütüphanesi.

Mercânî’nin eserin dili ve yazılış yerine dair söylediklerine katılmaz. asır esnasında Harezm’de. Ayrıca yapılan araştırmaya göre Z. Kerder eski Harezm’de Ürgenç şehrinin kuzeydoğusunda eskiden beri birçok ilim ve din adamlarının yetiştiği mühim bir kültür merkezi idi. eserin Yeni Cami nüshasında kullanılan kağıdın türünün aynı dönemde Harezm bölgesinde yazılmış eserlerin kağıdına benzediği ve Nehcü’l-Ferâdîs’te Altın Ordu ve Bulgar bölgesinin âlimlerinin değil genellikle Harezm bölgesi âlimlerinin eserlerinden alıntılar nakledildiği üzerinde durmuştur. Ancak Ş. “Harezm’de Yazılmış Eski Türkçe Eserler” adlı çalışmasında “bu eser Harezm Türk lehçesinde yazılan ve müellifi 761’de Harezm’de vefat etmiş olan bir eserdir. V. Bu nüsha 759H. Yani eser bu tarihlerden önce yazılmıştır. Togan. Çerkes. yazılış yeri ve tarihi ile ilgili ilk bilgiler. Nüshanın sonundaki “Mahmûd bin Alî es-Sarâyî menşe’en ve’l-Bulgarî mevliden ve’l-Kerderî” kaydını Ş.” Eserin yazarı. Rus. tertibi ve hadis sayısı yönünden Kırk hadis türünün Türkçedeki ilk örneğidir. Kitâbu Müstefâdi’l-Ahbâr fî Ahvâli Kazan ve Bulgar adlı tarihinin ilk cildinde eserle ilgili kısa bilgi vermiştir. mevzu’u. yazılış yeri olarak da Harezm’i kabul etmektedirler. Mogal. Ünite . onu Mu‘inü’lMürid’den pek farklı olmayan bu eser. ferâiz. müellifin ölümünden üç-dört gün sonra ölüm kaydını düşebiliyor ise demek ki müellif de aynı yerdendir yani Harezmlidir.” Nehcü’l-Ferâdîs’in yazarı. Hind. Z. Eser. Ele alıp örnek verdiği ayet ve hadisler doğru ve yerinde görünmekte olup eseri sağlam kaynaklara dayanmaktadır. Harezmli olan müstensih. yılında Saray’da istinsah edilmiştir. Kerderli Mahmud b. Eckmann bu konuda Tıpkıbasım çalışmasında şöyle demektedir: “Nehcü’l-Feradis nüshaları üzerinde incelemeler yapanlar. Mercânî. Bu itibarla medrese eğitimi görmüş olup tarikat ehlidir. 1358 yılında Saray’da yazılmış bir kırk hadis tercümesidir. fıkıh. Yalnız kıtalardan birinin son mısraında Hıtay. Pazar olarak hesaplanabilmektedir. Çünkü Togan’a göre. Eserin dili de onun Altın Ordu Devleti’nin daha çok doğu kısmında yazıldığına delâlet eder. bize 14. Müellifimiz de bunlardan biri pekâlâ olabilir. müellifin ölümünden üç gün sonra yani 6 Cemaziye’l-evvel 761 (25 Mart 1360. Çarşamba) tarihinde tamamlanmıştır. Togan da Mahmûd bin Alî es-Sarâyî el-Kerderî’yi Nehcü’l-Ferâdîs’in müellifi olarak kabul eder. Buna göre müellifin ölüm tarihi ise. umumiyetle eserin müellifi olarak Kerderli Mahmud bin Ali’yi. bu müellifin menşe itibariyle de Harezmli olması icab eder” demiştir. eserinden anlaşıldığına göre tefsir. Ayrıca bu nüshada Nehcü’l-Ferâdîs’in istinsah ve müellifin ölüm tarihi de yer almaktadır. müellif kaydı olarak kabul etmiştir. müellif adını ve yazılış yerini de açık olarak bildiren yeni bir nüshanın veya başka bir kaynağın ortaya çıkmasını beklemek lâzımdır. 22 Mart 1360.6. Ş. Mercânî. Nehcü’lFerâdîs’in Yeni Cami nüshası. Kerderli Mahmud bin Ali’dir. As’lardan bahsetmesi ya Altınordu’da veya onunla pek alakadar olan Harezm’de yazıldığına bir delil olabilir.=1358M. menâkıp gibi ilimlere yabancı olmayan biridir. dinî-sofiyâne mahiyette bir klâsik Türk edebiyatının kuvvetle inkişaf ettiğini gösterebilir. Nehcü’l-Ferâdîs. şekil ve vezin itibariyle edebî hususiyetleri. Şihabettin Mercânî’nin şahsî kütüphanesinde bulunan fakat sonradan ortadan kaybolan Nehcü’l-Ferâdîs nüshasında kayıtlıdır. Eserin dili için de “Osmanlıca. Mercanî nüshasındaki 1358 ve Yeni Cami nüshasındaki 1360 istinsah yılları termus ante quem olarak kabul edilmelidir. Nehcü’l-Ferâdîs’te yer alan bu bilgilerden yola çıkarak Z. Çünkü eserin Yeni Cami nüshasında müstensih kaydı bulunmaktadır. Velidî Togan. Dört bölüm halinde düzenlenen eserde aynı konuda birbiri ile ilgili olan hadisler onar onar ele alınmıştır. Mamafih bu hususta kesin bir hüküm verebilmek için. Ali ve Nehcü’l-Ferâdîs’i . Çağatayca ve Türkmence ve Kazakçadan farklı bir dil” dediği “Bulgarca” yani eski Volga Bulgar Türkçesi kaydını düşmüştür.Harzem-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı 141 sair tarihî menbalarda hiçbir malumata tesadüf edilmemektedir. Yazar. Bundan başka eserin lisanî mahiyeti. V. megâzi. Bu eserin Şeyh Şeref ’e aid olması da şüphesiz faraziyye olarak hatıra gelmektedir. Yazılış tarihine gelince.. hadis..

Z. Kurder (Kerder) ile ilgisi bulunan Ali oğlu Mahmud” olduğunu ileri sürmüştür. sonradan Saray şehrine hicret eden ve 761H. Tercüme ve Şerhleri adlı eserinde kırk hadis tercümesi olarak değerlendirmiştir. sonra da zamanın tanınmış İslam âlimlerinin bu hadisle ilgili görüşlerine ve aktardıkları hikâyelere yer verilmiştir. kısaca dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını ortaya koyan Müslümanlık bilgilerini içermektedir. bilinen bazı hikâyelerde istediği değişikliği yapmaktan sakınmamıştır. Muhammed’in hayatı ve ailesi. Harezm Türkçesinin dil özelliklerini tespit etmek için en önemli kaynak eserlerden birisidir. Bunu ortaya koyarken de yazar sanat amacı gütmemiş ve sade bir dil kullanmıştır. Aynı şekilde yazar da ortaya koyduğu eserinin kırk hadis tercümesi olduğunu bildirmekte ve şöyle demektedir: Úayu mü‘min ve muvaóóid úırú óadìåni menim óadìålerimdin işitmegenlerge tegürse bilmegenlerge ögretse Óaú ta‘ÀlÀ ol kimerseni ‘Àlimler zümresinde bitigey taúı úıyÀmet kün bolsa ÀmennÀ ve ãaddaknÀ şehìdler cümlesinde úoparġay taúı úayu kimerse men aymamış óadìåni menim aymaġanımnı bilip úaãd birle menim üze yalġan sözlep peyġÀmber ‘aleyhi’s-selÀm aydı tese tamuġdın olturġu yerini ÀmÀde úılsun tep aydı. Yüzyıllar Türk Edebiyatı F. Hasan ve Hüseyin. Ömer. Hangi iman eden ve Allah’ın birliğine inanan kırk hadisi benim hadislerimden işitmeyenlere ulaştırırsa bilmeyenlere öğretirse Yüce Allah o kişiyi âlimler grubunda yazacak ve . Ayrıca eserin nüshalarının Harezm ve Orta Asya’da ortaya çıkmayışını. … Takı tegme bir faãl evvelinde bir óadìå keltürdük peyġamber ‘aleyhi’s-selÀm óadìåleridin kim mecmu‘ı úırú óadìå bolur. Yine Nadjib’e göre Kürder bir Kazak aşiretidir ve müellif de bu aşirettendir. Peygamber’e vahiy gelmesi. Köprülü. Ayrıca gerektiği yerde Türkçe tercümeleri ile birlikte zaman zaman ayetlere de başvurulmuştur. Togan’ın ifade ettiği gibi Yeni Cami nüshasındaki harekelerin Harezm Türkçesine göre yapılması da eserin Harezm’de yazıldığını göstermeye delil değildir. Eserde her fasıl bir hadisle başlamış.142 Resim 6. Ayrıca yazar. Ebu Bekr. N. Çünkü bu harekelerde kullanılan mürekkep farklıdır ve sonradan Harezmli biri tarafından kendi şivesine göre konulmuştur. arkasından bunun Türkçeye tercümesi yapılmış. İslâm Türk Edebiyatında Kırk Hadis Toplama. İmam Şafi. Eser dört “bâb” ve her “bâb” da onar “fasl”dan oluşmaktadır. Dinî ve didaktik nitelikte bir eser olan Nehcü’l-Ferâdîs. Muhammed’in mucizeleri. sahabelerin müslüman oluşu ve bu arada çektikleri zorluklar ile Mekke’den Medine’ye göç. dördüncü bölüm de Hak’tan uzaklaştıracak amellere ayrılmıştır. Togan’ın fikirlerine Nehcül’l-Ferâdîs’in “şimdilik” kaydı ile katıldığını ifade ederken daha sontıpkıbasımının1. Bulgar doğumlu. dinî konuları ele alırken akıcı hikâyelerle eserini süslemesini bilmiştir. Abdülkadir Karahan. Nehcü’l-Ferâdîs’i. Hz. İlk bölümde Hz. E. Eser. İkinci bölümde. PeyġÀmber ‘aleyhi’s-selÀm óadìålerindin mu‘temed kitÀblardın. V. Fatıma. Ebu Hanife.4 VIII-XIII. Bu óadìåge temessük úılıp úırú óadìå cem‘ úılduú. Üçüncü bölüm. sayfaları raki İslâm Ansiklopedisi “Çağatay Edebiyatı” maddesinde Mahmûd bin Alî için “Harezm civarında Kerder kasabasına mensup olup.’de ölen” açıklamasını yapmıştır. yazılış yerinin Volga boyu (Saray şehri) olduğuna bağlamış. Nehcü’l-Ferâdîs’in müellifi konusunda Türk Edebiyatı Tarihi’nde Z. Hz. Hakka yaklaştıracak. Müellif. daha sonraki devirlerde eserin özellikle Povolj’ya Tatarları arasında geniş yankı bulmasını buna delil olarak göstermiştir. Ona göre. ve 2. Osman. yaptığı savaşlar ve vefatı konuları işlenmektedir. Ali. V.=1360M. Nadjib. İmam Malik ve İmam Hanbel ile ilgili hadiseler ve onların erdemleri anlatılır. “Nehcü’l-Feradis ve Dili Üzerine” adlı çalışmasında Leningrad SSCB İlimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsünde 316 numarada kayıtlı nüshadaki Mahmûd bin Alî bin şeyh es-Sarâyî menşe’en ve’l-Bulgarî mevliden ve’l-Kerderî ‘akden ifadesinden müellifin “Saray şeyhinin oğlu.

2. adına kitap yazdığı kişileri şu şekilde övmektedir: Ulus il erkligi sulùÀnı úanı CihÀn òalúı ten ol ten içre cÀnı Ulus ve memleket sultanı hânı Cihan halkı ten. 4. c. Kazan Nüshaları. Kutb mahlasını kullanan şairin adı belli değildir. a. Leningrad SSCB İlimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü. 60261. B2590. yüzyılın ikinci yarısında öldüğü söylenebilir. b. … Ve her bir bölüm öncesinde tamamı kırk hadis olan Peygamber aleyhisselam hadislerinden bir hadis getirdik. benim söylemediğimi bilip kasıtla benim hakkımda yalan söyleyip “Peygamber ‘aleyhisselam söyledi” derse “cehennemden oturacak yerini hazırlasın” diyerek konuştu. Kazan Devlet Pedagoji Enstitüsü. İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi. 3060 (445b). o ten içre canı Hanımız Tını Beg bahtı açıkların Ki işte ondan taç ve taht öğünür Bu nasıl padişahtır. Yeni Cami kısmı. Aşağıdaki dizelerde Kutb. a. Nehcü’l-Ferâdîs’in Nüshaları: Eserin bilinen dokuz nüshası vardır. Hüsrev ü Şîrîn adlı eserini. Ünite . Yalta Nüshası. 1. şairin XIV. HAREZM-ALTIN ORDU TÜRKÇESİ ESERLERİ Kutb ve Hüsrev ü Şîrîn’i Kutb (=Kutub) hakkında fazla bilgi yoktur. Bu nüshanın tıpkıbasımı Janos Eckmann tarafından 1956 yılında yapılmış olup Eckmann bu çalışmanın ardından hemen eserin çevriyazılı metnini hazırlamaya koyulmuşsa da vefatı üzerine onun çalışmalarını bir araya getirip yayımlayan Hamza Zülfikar ve Semih Tezcan olmuştur. bugün Çin ülkesinin hükümdarı Padişahlığı senden öğrenmiş olmalı Ne zaman Hüsrev’de bu hâl ortaya çıktı Orada Melek gibi Şirin’de suret Onbinlerce Hüsrev kulun olursa Bu Şirin kişinin yanındasın Bu halkın gerçek Süleyman’ısın ey şah Ki işte Belkıs gibi yanında bir ay var Òanımız Tını Beg şÀh-ı cuvÀn-baòt Kim uş andın úuwanur tÀc hem taòt ………… Ne Òüsrev kim bu kün hem Òüsrev-i Çin Kerek ögrense pÀdişÀhlıúnı sindin Úaçan Òüsrevde bar irdi bu sìret Melek tig úayda ol Şìrìnde ṣūret Tümen Òüsrev úuluñ bolsa yarar kim Bu Şìrìn şahã birle sen mülÀzım Bu òalúnıñ çın SüleymÀnı sen iy şÀh Kim uş Belúìs tig yanıñda bar mÀh . Leningrad Nüshaları. 316. 3. 4370 beyit olan eserini 1341-42 yılında yazdığı göz önüne alınırsa.şehitler grubunda diriltecek ve hangi kişi benim söylemediğim hadisi. Kazan Üniversitesi Kütüphanesi. 5. b. Altın Ordu hükümdarı Tını Beg Han ile eşi Melike Hatun adına yazmıştır. Peygamber ‘aleyhisselam hadislerinden ve güvenilir kitaplardan. 1020. Eserinden edebî bilgilerle donanmış. Kazan Devlet Üniversitesi Kütüphanesi.Harzem-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı 143 kıyamet günü geldiğinde -inandık ve yürekten bağlandık. medrese eğitimi görmüş bir şair olduğu anlaşılmaktadır. 12100. Kutb. 1998 yılında Dizin-Sözlük adı ile yayımlamıştır.6. 6. Şihabettin Mercânî Nüshası. Nizâmî’nin Hüsrev ü Şîrîn adlı mesnevisini ilk defa Türkçeye çeviren şair Kutb’dur. 879: Eserin dil özelliklerini veren en iyi nüshasıdır. Bu hadise bağlanıp kırk hadis topladık. Aysu Ata ise bu eserin üçüncü cildini. Leningrad SSCB İlimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü. Harekelidir. Paris Bibliothèque Nationale.

eserin sonunda esas metnin dilinden farklı olmayan 66 beyitlik ilavede müstensih tarafından şu şekilde verilmektedir: Bitidim kitÀbnı òaùÀsın bakıp Bu zaómet çekgenim bilgeysen oúıp Ataġım ma Berke Faúìh tip ançaú Özüm mü‘min ve müslim aslım Úıpçaú . 312)’dedir.dil özellikleri hususunda Memluk Kıpçakçasının geleceğine dair yapmış olduğu şu açıklama da bizce bu konuyu aydınlatıcı olması bakımından oldukça isabetlidir: “Berke Fakih ve benzerleri tarafından getirilen bu Harezim-Altınordu yazı geleneği Mısır Türkçesinde yerleşmeye muvaffak olamamıştır. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Kutb. Altın Ordu sahasında yazıldığı bilinen ilk edebî eser olan Hüsrev ü Şîrîn’in bugüne kadar gün ışığına çıkan tek nüshası Paris Bibliothèque Nationale (Mss.F. Mısır’da Memluk Kıpçakçasının yazı dili olarak ortaya çıkmasında Altın Ordu’dan göç eden muhacir ve mültecilerin ne derece rol oynadığı ise tarihî kaynaklarda yerini bulmuştur. Yüzyıllarda Mısır’da Oğuz-Türkmen ve Kıpçak Lehçeleri ve “Halis Türkçe” (Türk Dili Belleten. Harezm Türkçesi tesirinde Altın Ordu’da yazılmış eserleri de beraberlerinde getirmişlerdir. Munuñ birle meşhūr Mıãırda özüm Faúìh tip ayurlar ay iki közüm Altın Boġa atlıġ bir big úatında Turur men mülÀzım uş òıdmatında TÀrìò yiti yüz seksen bişinde Sefer ayınıñ yigirmi bişinde Yol üzre ni bolsa bitidim kitÀb Òatımnı øa’ìf tip úılmaġıl ‘itÀb Yazdım kitabı hatasına bakarak Bu zahmeti çektiğimi okuyarak bileceksin Lakabım da Berke Fakih diyerek öylece Özüm mümin ve Müslüman.. Hüsrev ü Şîrîn’in Farsça orijinalinden farklı tarihî ve sosyal ilişkileri eserine katarak bu unsurlarla onu Altın Ordu halkının hayatına uygun hâle sokmuştur. IX) adlı yazısında Kutb’un bu eserinin Türk edebiyatında bugüne kadar bilinen 21 Hüsrev ü Şîrîn veya Ferhâd u Şîrîn mesnevisinin ilki olması bakımından önemli olduğunu vurgulamıştır.-XIV. s. 1959. “Türk Edebiyatında Husrev ü Şirin ve Ferhad u Şirin hikâyesi” (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. Bu bilgiler. 1953) adlı makalesine göre Berke Fakih’in bu ilave manzumesi başkası bulununcaya kadar Mısır’da yazılan ilk Kıpçakça metin sayılabilir. Bugüne kadar kaynaklarda herhangi bilgiye ulaşılamayan Kutb için Eckmann.144 VIII-XIII. aslım Kıpçak Böylece ben Mısır’da meşhur Fakih diyerek söylerler ey iki gözüm Altın Boga adlı bir bey katında Ayrılmadan dururum işte hizmetinde Tarih yedi yüz seksen beşte Sefer ayının yirmi beşinde Yol üzerinde ne olursa kitap yazdım Yazdıklarımı güçsüz diyerek beni ayıplama Abdülkadir İnan’ın “XIII. Kutb. Bu nüsha 1383 yılında Berke Fakih adlı bir Kıpçak tarafından İskenderiye’de Altın Boga adına istinsah edilmiştir. Turcs A. İnan’ın çalışmasında Berke Fakih’in -ve benzerliği dolayısıyla eserin geneli için. Berke Fakih’den sekiz yıl sonra (1391)’de “Gülistan bittürkî” yazarı . F. A. Köprülü ise eserin dil özelliklerinden yola çıkarak Kutb’un menşeini tespite çalışmış ve eserde edebî Hakaniye lehçesi tesirlerinin çokluğundan dolayı Maveraünnehir civarından olduğunu belirtmiştir. eserini Nizâmî’nin aynı adlı mesnevisinden tercüme etmiştir. Memluklular devrinde idarî ve askerî sahayı ellerinde tutan bu zümre. yazıldığı saha ve dönemde konusu itibarıyla da ilk olması bakımından dikkat çekicidir. “Harezm veya Mâverâünnehir menşeli” ifadesini kullanmıştır. Ayrıca romantik bir mesnevi olan Hüsrev ü Şîrîn. Ancak esere yapılan ilaveler ve eserin hacmi bakımından kelimesi kelimesine bir çeviri olmadığı anlaşılmakta ve Kutb’un şairlik yeteneği de ortaya çıkmaktadır. Faruk Kadri Timurtaş.

281) maddesine göre Muhammed Hoca Beg. 754H.” Hüsrev ü Şîrîn’in metin yayınına dair çalışmalar A. Hacıeminoğlu ise bu konuda şunları aktarmaktadır: “Umumiyetle Altın Ordu sahasında yazılmış “Kıpçakça” bir eser olarak kabul edilen “Hüsrev ü Şirin” hem Harezm yazı dilinin hem de Çağatayca’nın hususiyetlerini taşımaktadır. Gandjei’nin Muhabbet- . Kıpçak lehçesi geyayımladığı Hüsrev ü rek Altınordu Devleti’nde ve gerek Mısır’da istikrarlı bir Şîrîn’in kapağı yazı dili olamamıştır. III. İnan. ses hususiyetleri ve kelime hazinesi bakımından Kıpçakça’da rastlanan hususiyetleri taşımaktadır. 24.. Altın Ordu sarayı etrafında oluşmuş klâsik edebiyata örnek teşkil eden manzum bir eserdir. C. Sevgi ve sevgilinin güzelliği konularının işlendiği Muhabbet-nâme’de bazı bölümler Farsça yazılmıştır. T. s... Oúıpan fÀtióÀ ür kıble yanı Sivünsün bende Òºarezmì revÀnı Bu defter kim bolupdur Mıãr úandı Yiti yüz illi tört içre tükendi Muhabbet-nâme sözünü size söyledim Hepsini Sîr civarında yazdım Okuyarak Fatiha kıbleye doğru üfle Sevinsin kul Harezmî’nin ruhu Bu defter Mısır’ın şeker kamışı oldu Yedi yüz elli dörtte tamamlandı Harezmî ve Muhabbet-nâme’si J. Köprülü’nün yazdığı “Çağatay Edebiyatı” (İslâm Ansiklopedisi. Hacıeminoğlu.. müellifi ve yazılış tarihi verilmektedir: Muóabbet-nÀme sözin sizge aydım Úamuġın Sìr yakasında bitidim . Zajaczkowski ve N.. Zajaczkowski.Harzem-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı 145 Seyfî Sarayî bu eserini Bozkır Kıpçakçasına yakın bir Resim 6. üçüncüsünde ise sözlüğünü vermiştir. Hacıeminoğlu’na aittir. Berke Fakih ise Orta Asya’nın klasik Zajaczkowski’nin yazı dili ile yazmaya özenmiştir. Kutb’un Hüsrev ü Şirin’i ve Dil Hususiyetleri adlı çalışmasında ise giriş bölümünden sonraki imlâ. Eckmann. Ünite . Altınordu sahasında önce Harezim Türkçesinin ve sonraları da Çağatay yazı dilinin tesiri altında bocalamıştır. Hatime bölümünde eserin adı. . yazılış yeri. Muhabbet-nâme’nin sonundaki Farsça hikâyeden şairin Harezm’den Altın Ordu’ya geldiği.5 dilde yazmıştır. ses ve şekil hususiyetleri konularının ardından Hüsrev ü Şîrîn’in transkripsiyonlu tam metnini vermiştir.” Eserin dil hususiyetleri konusunda çalışması bulunan N. yılında Harezmî tarafından Sir Derya’da Muhammed Hâce Beg’in Sıgnak’taki sarayında yazılmış. A. üç ciltlik çalışmasının ilkinde Hüsrev ü Şîrîn’in transkripsiyonlu metnini.=1353M. F. ikincisinde tıpkıbasımını. Berdi Beg Han’ın saltanatı (1356-1360) zamanında Moskova’ya kaçan Hânzâde Muhammed’dir. Eckmann’a göre bu eserin dili için Samoyloviç’in söylediği “Oğuzca-Kıpçakça” hükmü isabetsizdir ve eserin Arap alfabesiyle yazılmış olan Londra nüshasının dili büyük çapta Çağatayca Türkçesinin tesirinde kalmıştır. elimizdeki metin fiil çekimi şekilleri bakımından Çağatay öncesine yakın olmakla beraber. . cüz.. o devirde Altın Ordu adına Sıgnak eyaletini idare eden Muhammed Hâce Beg’in isteği üzerine kışı onun sarayında geçirdiği ve söz konusu eseri yazdığı anlatılmaktadır. Muhabbet-nâme.6. ...

Manzum No:949. ayrıca eserin dil özellikleri üzerinde durmuştur. Muhabbet-nâme’nin Nüshaları: Eserin biri Uygur harfleriyle olmak üzere dört nüshası bulunmaktadır: 1. eserin Leningrad Asya müzesinde iki nüshasının daha bulunduğunu bildirmektedir. Muhabbet-nâme’nin üzerinde son ilmî çalışmalar Clauson ve O. Hocendî. cennet ve cehennem konularının daha ayrıntılı olarak ele alınması ile asıl metinden ayrılmaktadır. Ketebe kaydı olmayan bu nüsha hakkında ilk olarak F. . T. cüz. yüzyılda yazıldığı tahmin edilen Letâfet-nâme vezin. C. Arabî. vezni ve muhtevası bakımından Attâr’ın aynı isimli eserinin tercümesidir. Gandjei. Uygur harfli nüshanın tıpkıbasımını ve metnin İtalyancaya tercümesini vermiştir. Altın Ordu’daki müslüman Türkler tarafından çok rağbet gören bu eser. No:86’da kayıtlı Arapça tefsirin haşiyesindedir.146 VIII-XIII. tercümesini. Köprülü bilgi vermiştir (Köprülü 1926:362). 995/1548 yılında Kırım Hanı Sahib Giray bin Hacı Giray’ın emri ile Harezm-Altın Ordu Türkçesinden Anadolu Türkçesine çevrilmiştir. British Museum Or. tertip ve konu itibarıyla Muhabbet-nâme’nin naziresi sayılabilecek niteliktedir. 2. ve XV. Ayrıca çalışmanın giriş bölümünde Muhabbet-nâme’nin nüshaları ve üzerinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi vermiştir. Eckmann. F. dil özelliklerini. 1979:187). Millet Kütüphanesi. 8193’te Uygur harfli metin mecmuanın 160a-173b yaprakları arasındadır. Şçerbak. III. E. İslâm Ansiklopedisi. Ona göre aynı sahaya ait olan Kutb’un ve Harezmî’nin eserleri yazarlarının doğrudan doğruya o muhitin yetiştirdiği kişiler olmadığı için yerli mahsullerden sayılamaz. Ayrıca yine bu tefsirin haşiyesinde Hocendî’nin Letâfet-nâme’si de yer almaktadır. İstanbul. Samoyloviç. yılında mesnevi nazım şekli ile yazılmış dinî lirik bir hikâyedir. 282). Hüsâm Kâtib ve Dâsitân-ı Cumcuma’sı Dâsitân-ı Cumcuma veya Cumcuma-nâme. Samoyloviç’e göre bu nüshalardan birisi Vahidî’nin Ulûm Akademisine hediye ettiği kitaplar arasındadır (Samoyloviç. İstanbul 1945. Fakat İsa peygamber ile Kesikbaş hikâyesini anlatan bu eser. sözlüğünü ve nüshanın tıpkıbasımını vermektedir.=1368-1369M. nazım şekli. Uygur ve Arap harfli bu iki nüshanın tenkitli metnini. Emîr-zâde Mahmud Tarhan’a takdim ettiği bu eserini Harezmî’nin Muhabbetnâme’sine cevap olarak yazdığını eserinde bildirmektedir. F. Ayrıca Cumcuma-nâme’nin XVIII. 24. Cumcuma-nâme. Sertkaya Türkiyat Mecmuası’ndaki yazısında İstanbul Millet Kütüphanesi. British Museum Add. Altın Ordu sahasına ait olan Cumcuma-nâme’ye bizzat o muhitin yetiştirdiği biri tarafından yazıldığı için büyük bir önem vermektedir (“Çağatay Edebiyatı”. 7914’te Arap harfli bir mecmuanın 290b-313b varakları arasındadır. s. Hüsâm Kâtib tarafından edebî bir gaye güdülmeden geniş halk kitleleri için Altın Ordu’da 770H. Yüzyıllar Türk Edebiyatı nâme’nin tenkitli metin neşri ve İtalyancaya tercümesini tanıttığı yazısında ise Muhabbetnâme’yi Harezm-Altın Ordu edebiyatının başlıca eserlerinden biri olarak görmektedir (J. Nadjib ise Muhabbet-nâme’nin Arap harfli nüshasının transkripsiyonunu. Arabî No:86’daki nüshayı esas alarak eserin tenkitli metnini yayımlamıştır. Sertkaya’ya aittir. 3. şekil. 1935:36). Millet Kütüphanesi. 4. Ali Emirî. N. Köprülü. XIV. İstanbul. 1959 yılındaki çalışmasında Uygur harfli nüshanın bulunduğu yazma hakkında bilgi verdikten sonra bu nüshanın transkripsiyonlu metnini ve tercümesini vermiş.

Harezm bölgesinde yazılan eserleri konuları yönünden tasnif ediniz. bir XIV. Paris 1882. İndex. Eckmann. Kazan Üniversite Matbaası 1289H. gerek dil ve üslup gerekse işlediği konu açısından Nehcü’lFerâdîs’e benzeyen anonim bir eserdir. Uygur harfleri ile yazılı olduğundan metnin çözümlenemediğini ancak arada yazılmış olan Arapça kısımlardan miraca dair bir eser olduğunun anlaşıldığını ifade etmektedir. Suppl. Bu nüsha 13 Ekim 1511 tarihinde Nûreddîn Alî bin Kiçkine Seyyid Alî et-Talikanî tarafından Mısır’da istinsah edilmiştir. Mi‘râc-nâme’nin Arap harfleriyle Çağataycaya tercüme edilmiş nüshası İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi (Fatih No:2848. Galland tarafından eski kûfî yazısı ile yazılmış bir yazma zannedilerek 25 kuruşa satın alınıp Paris’e götürüldüğünü. Mi‘râc-nâme Resim 6. Osman Fikri Sertkaya. 1918 yılındaki Hîbetü’l-Hakâyık adlı çalışmasında bu nüshanın 16721673’te A. Turc No:190. konuların sıralanışı itibarıyla Nehcü’l-Ferâdîs ile aynı olmakla beraber sadece gök tasviri konusundaki ayrıntılarda ayrılmaktadır. (MS Paris. yüzyıl eseri olarak kabul edilmektedir.=. Eserin Fransızca tercümesi ile beraber Arap harfleriyle yazılan metni A. Mi‘râc-nâme.’da Herat’ta istinsah edilmiştir.1872M.Harzem-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı 147 yüzyıl Çağatay Türkçesine tercüme edildiği nüshası Paris Bibliotheque Nationale (Suppl. Bu nüsha Malik Bahşı tarafından 840H. 1v-69r) bulunmaktadır. Türk-İslam edebiyatında edebî tür olarak ilgi çekmiş ve pek çok manzum mirac-nâme yazılmıştır. Necip Asım.6 Uygur alfabesiyle yazılmış. buna dayarak Mi‘râc-nâme’nin Farsça yazılmış Nehcü’l-Ferâdîs’ten tercüme edilmiş olabileceği üzerinde durmuştur.=1436M. yüzyılın ilk yarısında istinsah edilen bu eser. Mi‘râcnâme. Eserin mukaddimesinde bu kitabın Nehcü’l-Ferâdîs (veya Nehecü’l-Ferâdîs) adlı bir eserden tercüme edildiği ifade edilmektedir. Eserin tam metnini ihtiva etmeyen neşri Kazan’da yapılmıştır: Hikayat Cumcuma Sultan fi Nubuvvat İlyas alayhi’s-salam. Turc 190) 3 . Miraç olayını anlatan bu eser. Turc. 1v-12v)’dedir. 88v-103v)’dedir. XV. No:973. Ünite . Le manuscript Oigour de la Bibliothéque Natonale. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi. Mi‘râc-nâme’de işlenen konu. Bibliotheque Nationale. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezuniyet tezi. İstanbul 1968) üzerine bitirme tezi hazırlamıştır. Mi‘râc-nâme’nin Uygur harfleri ile yazılmış tek nüshası Paris Bibliotheque Nationale (Suppl. Köprülü de bu eserin Timur devrine ait olması ihtimalini vurgulamaktadır.6. Pavet de Courtille tarafından yayımlanmıştır: Mirâdj-Nâmeh. 1968 yılında Mi’rac-nâme (Metin.

Kıpçak Türklerinden Ekinci bin Koçkar zamanında Harezm’in Türkleşmesi tamamlanmış. bugün Özbekistan ve Türkmenistan sınırları içinde kalan Ceyhun (Amu Derya) ırmağının döküldüğü Aral gölünün güneyinde ve bu nehrin her iki tarafında uzanan bölgeye verilen addır. böylece Harezm’de Kıpçak. yüzyılda Kalmuk saldırıları ile ticarî faaliyetler altüst olmuş ve nihayet 1873’te de Ruslar bölgeyi tamamen ele geçirmiş. Harezm’in tarihi: Harezm’de Pers İmparatorluğu yıllarından başlayıp 995’e kadar hüküm süren hanedanlık Afrigoğulları’dır. Harezm. Selçuklu sultanlarının tayin ettiği valiler yönetmiştir. Harezm bölgesi. Batı Harezm Hanlığı Ruslara tabi olarak yönetilmiştir. XIII. Böylece Altın Ordu sahasında konuşulan mahallî şiveye Harezm Türkçesinin de katılması ile Türk dilinin Kıpçak kanadında yeni bir yazı dili ortaya çıkmıştır. yüzyılın ortalarında Selçuklulara geçen Harezm’i. Harezm Türkçesi bu özelliği ile Doğu Türkçesinin. XIV. Bolşevik ihtilalinden sonra hanlığa son verilerek 1920’de Harezm Halk Cumhuriyeti. Harezm’i zaptederek kendi idarelerini kurmuşlar ve komutanlarından Altuntaş’ı buraya vali tayin ederek yeni bir Harezmşahlar dönemini başlatmışlardır. yüzyılda Altın Ordu’nun başkenti Saray ve Kırım da katılmış. Harezm Türkçesinin Oğuz. Harezm yönetiminin Kıpçak ve Kanglı boylarından olan komutanların eline geçmesiyle bölgeye bir süreden beri yerleşmeye başlayan Oğuzların yanısıra Kıpçak ve Kanglıların da bulunması bölgenin etnik yapısındaki değişimi Türklerin lehine çevirmiştir. Semerkand ve Buhara gibi merkezler dışında geniş bozkır ve çöllerle kaplı Batı Türkistan’ın ortasında önemli bir yerleşim merkezi olan Harezm. yüzyılda Cuci Hanlığının yönetimi Kongrat Türklerine geçmiştir. Harezm’den birçok bilgin. 1921’de Harezm Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur. şair ve yazar Altın Ordu’ya göç ederek bu bölgede konuşulan Türk yazı dilinin Altın Ordu sınırları içinde de yayılmasını sağlamıştır. Kongratlardan Hüseyn Sûfî’nin Çağatay ulusuna bırakılan Harezm’in doğu taraflarını (Kas ve Hive) işgal etmesi ile Timur. 1017 yılında ise Gazneliler. “Harezm Türkçesi” kavramını tanımlamak ve bu dilin tarihî gelişim sürecini açıklamak. Kıpçak ve diğer Türk boylarının ağızlarından alınan unsurlar ile şekil bilgisi ve kelime hazinesi bakımından kazandığı farklı bir yapısı bulunur. Karahanlı Türkçesinden Çağatay Türkçesine geçiş dönemini oluşturmaktadır. yüzyıl sonlarında Harezm’de gelişen kültür faaliyetine. XI. Kanglı ve Oğuz Türkçelerinin karışımı “Harezm Türkçesi”de oluşmuştur. Harezm Türkçesi. 1924’te ise Hive Hanlığı’nın doğu tarafı Özbekistan. yüzyıllar arası Harezm’in gerileme devresi olmuştur. Doğusundaki Kırgız bozkırları ve Kızılkum çölü. 995 yılında Samanoğulları. XIV. Kıpçak ve Kanglı boylarının yerleşik hayata geçmelerinin sonucu olarak Türk dilinin doğu kolunu teşkil eden Karahanlı (Hakaniye) Türkçesi temelinde. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Özet 1 “Harezm”in anlamını ve tarihini açıklamak. Bu bölgede yaşayan halka ise Harezmî denilir. İl Aslan (1156-1172) ve Alâeddîn Tekiş (1172-1200) zamanında güçlenip gelişmiş. Hanlıkların yönetiminde bölgede ilim ve kültür hayatı gerilemiş. XI-XII. Alâeddîn Muhammed (1200-1220) devrinde imparatorluk olmuş iken Celâleddîn Muhammed’in (1220-1231) kötü idaresi sonucunda Moğolların hakimiyetine girmiştir. eski ve yeni 2 . batısındaki Karakum çölünün ortasında Ceyhun nehri ve deltası ile bölge için hayat kaynağı olmuş ve verimli toprağı ile tarih boyu halkları kendine çekmiştir. ticaret merkezi olan Gürgenç’i kendilerine bağlayıp buraya vali atamışlardır. Timur’un ölümünden sonra (1405) Özbekler (Şeybaniler) Harezm’i işgal etmişlerdir.en büyük oğlu Cuci’nin payına düşmüştür. Bu vali zamanında ilk Harezmşahlar döneminin başkenti olan Kat şehri ele geçirilerek Afrigoğullarının son temsilcisi öldürülmüş ve başkenti Gürgenç olan yeni bir hanedanlık kurulmuştur.148 VIII-XIII. Atsız (1127-1156) devrinde yarı müstakil bir devlet hâline gelen Harezm. XVII. batı tarafı ise Türkmenistan Cumhuriyetlerine bırakılmıştır. birlik sağlayamamış. Bu kadar geniş bir sahada kullanılan bu edebî dil. Cengiz Han’ın ölümünden sonra (1227) dört oğlu arasında yapılan taksimde Harezm bölgesi -doğu kısmı hariç. Harezm’e yürümüş ve yağmalamıştır (1379). XVI-XIX. 717 yılında Emevîlerle birlikte İslam orduları tarafından fethedilmiş Afrigoğullarından İskecmük yalnızca şahlık unvanı olan yetkileri kısıtlanmış harezmşah olarak bırakılmıştır. güneybatı kolunu teşkil eden Oğuz Türkçesi ve kuzeybatı kolunu teşkil eden Kıpçak Türkçesinin bu bölgede karışıp kaynaşmasından oluşan bir Türkçedir. yüzyıllarda gerek etnik yapı gerekse siyasî hayat bakımından Türkleşen Harezm bölgesinde Oğuz.

cennet ve cehennem konularına daha ayrıntılı olarak yer vermesi bakımından asıl metinden ayrılmaktadır. arkasından bunun Türkçeye tercümesi yapılmış.=1368-1369M.=1436M. Nehcü’lFerâdîs. Fakat İsa peygamber ile Kesikbaş hikâyesini anlatan bu eser. eserde kıssalarla ilgili olarak Arapça. bir XIV. Bu nüsha 1383 yılında Berke Fakih adlı bir Kıpçak tarafından İskenderiye’de Altın Boga adına istinsah edilmiştir Muhabbet-nâme.Harzem-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı 149 şekiller yerli ağız özellikleri ile karışmıştır. Muhammed olmak üzere Kur’an’da geçen bazı peygamber kıssaları anlatılmıştır. Peygamber hikâyelerini konu eserde başta Hz. Turc No:190. Mi’rac-nâme’nin Uygur harfleri ile yazılmış tek nüshası Paris Bibliotheque Nationale (Suppl. Kısasü’l-Enbiyâ. Turcs A. yılında mesnevi nazım şekli ile yazılmış dinî lirik bir hikâyedir. Eserde toplamı 484 dize tutan 43 Türkçe şiir bulunmaktadır. 312)’dedir.’da Herat’ta istinsah edilmiştir. gerek dil ve üslup gerekse işlediği konu açısından Nehcü’l-Ferâdîs’e benzeyen anonim bir eserdir. Arapça kelime ve kısa cümlelerden oluşan pratik bir sözlüktür. vezni ve muhtevası bakımından Attâr’ın aynı isimli eserinin tercümesidir. Eser. Mukaddimetü’l-Edeb. Yazar sade bir dil kullandığı bu eserini akıcı hikâyelerle süslemiştir.6. Altın Ordu sahasında yazıldığı bilinen ilk edebî eser olan Hüsrev ü Şîrîn’in bugüne kadar gün ışığına çıkan tek nüshası Paris Bibliothèque Nationale (Mss. Dâsitân-ı Cumcuma ve Mi‘râc-nâme’dir. Kısasü’l-Enbiyâ. Muhabbet-nâme. Mi‘râc-nâme. Dâsitân-ı Cumcuma veya Cumcuma-nâme. Kerderli Mahmud bin Ali’nin eseri olup Türkçe yazılmış ilk kırk hadis kitabıdır. Ayrıca gerektiği yerde Türkçe tercümeleri ile birlikte zaman zaman ayetlere de başvurulmuştur. Hüsrev ü Şîrîn. Dört bölümden meydana gelen eserde her fasıl bir hadisle başlamış. 1v-69r) bulunmaktadır. Mu‘înü’l-Mürîd. Müellif. Hüsâm Kâtib tarafından edebî bir gaye güdülmeden geniş halk kitleleri için Altın Ordu’da 770H. 3 Harezm Türkçesi ile yazılmış eserleri tanımak. Cumcuma-nâme. sonra da zamanın tanınmış İslam âlimlerinin bu hadisle ilgili görüşlerine ve aktardıkları hikâyelere yer verilmiştir. yüzyılın ilk yarısında istinsah edilen bu eser. Türkçe ve Arapça-Türkçe şiirlere yer vermiştir. Altın Ordu şairi Kutb’un Altın Ordu hükümdarı Tını Beg Han ile eşi Melike Hatun adına. Bu nüsha Malik Bahşı tarafından 840H. Nehcü’l-Ferâdîs. Bu dil evresi Timurlular devrinde sona ermiş ve yerini Çağatay Türkçesine bırakmıştır. Nizâmî’nin aynı adlı eserinden tercüme ve ilaveler yaparak muhtemelen 1341-2 yılında yazdığı tahmin edilen bir mesnevidir. Mukaddimetü’lEdeb. nazım şekli.F. Sevgi ve sevgilinin güzelliği konularının işlendiği Muhabbet-nâme’de bazı bölümler Farsça yazılmıştır. yılında Harezmî tarafından Sir Derya’da Muhammed Hâce Beg’in Sıgnak’taki sarayında yazılmış. İslâm tarafından 1314’te yazılmış didaktik mahiyette bir eser olup dinî-tasavvufî konularda bilgi vermeyi amaçlamış manzum bir eserdir. Dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını ortaya koyan bilgilerin yer aldığı dinî ve didaktik nitelikte bir eserdir. yüzyıl eseri olarak kabul edilmektedir. bilinen bazı hikâyelerde istediği değişikliği yapmaktan sakınmamıştır. Türk edebiyatında bugüne kadar bilinen 21 Hüsrev ü Şîrîn veya Ferhâd u Şîrîn mesnevisinin ilkidir. XV. Zemahşerî tarafından yazılıp Harezmşah Atsız bin Muhammed bin Anuştigin’e sunulmuştur. Harezm Türkçesi ile yazılan eserler.=1353M. Atebetü’l-Hakâyık gibi aruzun mütekârib bahrinin fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl vezninde dörtlüklerle yazılmıştır. 754H. Arapça öğretmeyi amaçlayan. Altın Ordu sarayı etrafında oluşmuş klâsik edebiyata örnek teşkil eden manzum bir eserdir. Miraç olayını anlatan bu eser. Nâsırüddîn bin Burhânüddîn Rabgûzî tarafından yazılmış ve Nâsırüddin Tok Buga’ya sunulmuştur. Ünite . . Yazar. Mu‘înü’l-Mürîd. konuların sıralanışı itibarıyla Nehcü’l-Ferâdîs ile aynı olmakla beraber sadece gök tasviri konusundaki ayrıntılarda ayrılmaktadır. Hüsrev ü Şîrîn.

ünlü tefsir ve lügat âlimi Mahmud bin Ömer ez-Zemahşerî tarafından yazılıp Harezmşah Atsız bin Muhammed bin Anuştigin’e sunulmuştur. Nehcü’l-Ferâdîs. Kırgızistan-Kazakistan d. “Cennetlerin Açık Yolu” anlamına gelen eserin İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki nüshası. Muhabbet-nâme . Eser. Eser. b. Bölgenin etnik yapısı gibi oluşan dil de karmaşık bir şekil almıştır. Eser. Ahmet Caferoğlu. e. harekeli oluşuyla Harezm döneminin dil özelliklerini tespit etmek için en önemli kaynak eserlerden biridir.150 VIII-XIII. Rabgûzî’nin Kısasü’l-Enbiyâ adlı eseri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? a. Azerbaycan-Türkmenistan b. b. Nehcü’l-Ferâdîs ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? a. d. Eser. 1310 yılında yazılmış ve Nâsırüddîn Tok Buga’ya sunulmuştur. Harezm Türkçesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? a. Dinî / Nâsırüddîn bin Burhânüddîn Rabgûzî d. Hüsrev ü Şîrîn b. XI-XII. Aşk / Kutb b. e. 3. eseri Karahanlı Türkçesi içinde alarak Atebetü’l-Hakâyık ve Ahmed-i Yesevî’nin hikmetleri ile bir arada değerlendirmiştir. Tataristan-Başkurdistan 2. yüzyıllarda Oğuz. Kıpçak ve Kanglı boyları ile Türkleşen Harezm bölgesinde oluşan dildir. baştan sona manzum olarak kaleme alınmıştır. Mu‘înü’l-Mürîd c. Türkmenistan-Özbekistan c. Türk dilinin güneybatı kolunu teşkil eden Oğuz Türkçesi ve kuzeybatı kolunu teşkil eden Kıpçak Türkçesinin bu bölgede karışıp kaynaşmasından oluşan Türkçeye verilen addır. Eserin Leningrad ve İsveç’te de nüshaları vardır. Türk dilinin doğu kolunu teşkil eden Karahanlı Türkçesi temelinde şekillenmiştir. Aşağıdakilerden hangisinde Mukaddimetü’l-Edeb’in konusu ve yazarı doğru verilmiştir? a. dinî-tasavvufî konuları ele almış ve bu konularda bilgi vermeyi amaçlamış manzum bir eserdir. Sözlük / Mahmud bin Ömer ez-Zemahşerî 6. c. Mukaddimetü’l-Edeb e. e. 4. mensur olarak yazılmış fakat yazar söz ustalığını konuyla ilgili verdiği Arapça ve Türkçe şiirlerle de pekiştirmiştir. Bu kaç söz ayıtgan atı İslâm ol Tilegi ahir vakt İslâm ol Atam baba İslâm veliyyü’l-verâ Özi zikri tilde tümen alsam ol Yukarıdaki dörtlük hangi esere aittir? a. Harezm Türkçesi. Nehcü’l-Ferâdîs d. British Museum (Londra)’dadır. b. peygamber hikâyelerini konu almaktadır. Didaktik / Kerderli Mahmud bin Ali c. Türkiye-Azerbaycan e. 5. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Kendimizi Sınayalım 1. d. c. c. Dinî-tasavvufî / İslâm e. kendisinden önce gelen Köktürkçe ile kendisinden sonra gelen Çağatayca arasında geçiş dönemi Türkçesidir. d. Harezm bölgesi günümüzde aşağıdaki ülkelerden hangilerinin sınırları içindedir? a. Eserin dil özelliklerini yansıtması bakımından en iyi nüshası.

Hendrik E. e. e. c. d 8. Kutb’un Hüsrev ü Şîrîn’i için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? a. b Yanıtınız yanlış ise “Harezm ve Tarihi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Nehcü’l-Ferâdîs b. a 10. 8. Hüsrev ü Şîrîn’in nüshası 1383 yılında Berke Fakîh adlı bir Kıpçak tarafından İskenderiye’de istinsah edilmiştir. Yanıtınız yanlış ise “Nehcü’l-Ferâdîs” konusunu yeniden gözden geçiriniz. b 2. d. Yanıtınız yanlış ise “Mi‘râc-nâme” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Hüsrev ü Şîrîn. Ünite . Kutb. Muhabbet-nâme e. c 4. Türk edebiyatında bugüne kadar yazılan yaklaşık 20 Hüsrev ü Şîrîn ve Ferhâd u Şîrîn mesnevilerinin ilkidir. d. Yanıtınız yanlış ise “Mukaddimetü’l-Edeb” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Hüsrev ü Şîrîn’in bugüne kadar bilinen tek nüshası İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir. Yanıtınız yanlış ise “Harezm Türkçesi Eserleri” konusunu yeniden gözden geçiriniz. d 3. Janos Eckmann b. b 7. b. c. Boeschoten d. c 9. eserini Nizâmî’nin aynı addaki mesnevisinden tercüme etmiştir. Mi‘râc-nâme’nin mukaddimesinde aşağıdaki eserlerden hangisinden tercüme edildiği belirtilmiştir? a. Harezmî’nin Muhabbet-nâme’si üzerinde aşağıda isimleri verilen araştırmacılardan hangisi çalışmamıştır? a. Mu‘înü’l-Mürîd d. b.6. . Tourhan Gandjei e. Osman Fikri Sertkaya c. Yanıtınız yanlış ise “Hüsrev ü Şîrîn” konusunu yeniden gözden geçiriniz. a 5. Yanıtınız yanlış ise “Harezm Türkçesi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. e 6. Kısasü’l-Enbiyâ c. Yanıtınız yanlış ise “Kısasü’l-Enbiyâ” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Mukaddimetü’l-Edeb 10. Altın Ordu hükümdarı Tını Beg Han ile eşi Melike Hatun adına yazılmış mesnevidir. Mu‘inü’l-Mürîd Mukaddimetü’l-Edeb Kısasü’l-Enbiyâ Nehcü’l-Ferâdîs Kur’an Tercümesi 1. Yanıtınız yanlış ise “Muhabbet-nâme”konusunu yeniden gözden geçiriniz. Harezm Türkçesinin ilk eseri aşağıdakilerden hangisidir? a. Yanıtınız yanlış ise “Mu‘înü’l-Mürîd” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Sir Gerard Clauson 9.Harzem-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı 151 Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 7.

Nehcü’l-Ferâdîs. Böylece Altın Ordu sahasında konuşulan mahallî şiveye Harezm Türkçesinin de katılması ile Türk dilinin Kıpçak kanadında Harezm-Altın Ordu Türkçesi adıyla yeni bir yazı dili ortaya çıkmıştır.152 VIII-XIII. İlmî eserler: Mukaddimetü’l-Edeb şeklinde sınıflandırmak mümkündür. yüzyılda Altın Ordu’nun başkenti Saray ve Kırım da katılmış. Sirderya’nın aşağı kesimiyle birlikte daha Moğol çağından önceki devirlerde doğudaki Kaşgar’ın yanında ikinci bir edebî merkez olarak önemli bir yer tutmuştur. Doğusundaki Kırgız bozkırları ve Kızılkum çölü. Harezm bölgesini önemli kılan bir başka özelliği de İran. XIII. Bu bakımdan Harezm aynı zamanda önemli bir ticaret merkezidir. a. Kıpçak ve Kanglı boylarının Türk dilinin doğu kolunu teşkil eden Karahanlı (Hakaniye) Türkçesi temelinde. bölge için hayat kaynağı olmuş ve verimli toprağı ile tarih boyunca halkları kendine çekmiştir. Soğd. Edebî eserler: Hüsrev ü Şîrîn. güneybatı kolunu teşkil eden Oğuz Türkçesi ve kuzeybatı kolunu teşkil eden Kıpçak Türkçesinin kaynaşmasından oluşan bir dildir. didaktik eserler: Kısasü’l-Enbiyâ. XIV. Mu‘înü’l-Mürîd. yüzyıllarda gerek etnik yapı gerekse siyasî hayat bakımından Türkleşen Harezm bölgesinde Oğuz. tasavvufî. Harezm bölgesinde yazılan eserlerin dili üzerine yapılan araştırmalar bu dilin yani Harezmcenin Avesta. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Sıra Sizde Yanıt Anahtarı Sıra Sizde 1 Bugün Özbekistan ve Türkmenistan sınırları içinde kalan Ceyhun (Amu Derya) ırmağının döküldüğü Aral gölünün güneyinde ve bu nehrin her iki tarafında uzanan bir bölge olan Harezm. Ayrıca Ceyhun ırmağı ile kanallar doğal barikat görevini üstlenmiş bir taraftan diğerine geçişi engellemesiyle bölgenin askerî bakımdan savunulmasını kolaylaştırmıştır. Sıra Sizde 3 Harezm bölgesinde yazılan eserleri içerikleri ve özellikleri yönünden. Altın Ordu sahası eserleri için “Harezm-Altın Ordu” isminin kullanılma nedeni. Altın Ordu Türkçesi ile Harezm Türkçesini biri birinden ayıran ölçütlerin ortaya konulamamış olmasıdır. Dinî-ahlâkî. . XI-XII. Muhabbet-nâme c. Dâstân-ı Cumcuma. Mi‘râcnâme b. Harezm bölgesi. batısındaki Karakum çölünün ortasında Ceyhun nehri ve deltası. kısa zamanda bağımsızlıklarını ilân ederek hanedanlıklar kurmuşlardır. Semerkand ve Buhara gibi merkezler dışında geniş bozkır ve çöllerle kaplı Batı Türkistan’ın ortasında önemli bir yerleşim merkezidir. şair ve yazar Altın Ordu’ya göç ederek bu bölgede konuşulan Türk yazı dilinin Altın Ordu sınırları içinde de yayılmasını sağlamıştır. Hindistan ve Çin gibi Asya ülkeleri ile Güney Rusya ve Sibirya bozkırlarını birbirine bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmasıdır. Harezm’den birçok bilgin. Yagnob ve Osset dilleri gibi doğu İran dili olduğunu ortaya çıkarmıştır. yüzyıl sonlarında Harezm’de gelişen kültür faaliyetine. Sıra Sizde 2 Harezm Türkçesi. Bundan dolayı gerek Samanoğulları ve Gazneliler gerekse Selçuklular zamanında bölgeye vali olarak tayin edilenler.

21. (Yayımlayanlar: S. Kazan. Boeschoten H. Harezm Türkçesi ve Grameri. 2. Önsözü Yazan. (1991). (2002). J. F. – Tezcan. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten 1963. Brit. A. 1947). “Harzemşahların Soyu Meselesi”. Türk Dili. Leiden. Tezcan. F. Millî Tetebbular Mecmuası II. cüz. Ş. 5. “Das Chwarezmtürksiche”. Sağol. Ankara. Ankara. Nâsırü’d-dîn bin Burhânü’d-dîn Rabgûzî. İ. Eckmann. Philologiae Turcica Fundamenta. Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. (1998). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları:518. Katanov. (1956). “Rabguzi’nin Kısasü’l-Enbiyâ’sında Nazmın Gücü”. (1926-1927). Rabguzi. J. Tıpkıbasım. Philologiae Turcicae Fundamenta I. I. (1859).3. Ankara. İstanbul. Nehcü’l-Feradis: I. (1916). Ercilasun. Giriş-Metin-Tıpkıbasım. 2.A. Mus. İnan.Yunusov. Ankara 1988) 5. J. (1997). 8. 5. Eckmann. S. F. İ. (1997). XVI. Türk Dili Tarihi. F. (1935). İslâm Ansiklopedisi. C. (1971).A. Türk Dili Belleten. II. 10.Harzem-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı 153 Ata. Caferoğlu. Grønbech. I. S. . Karamanlıoğlu. “Die Kiptschakische Literatur I. “Nehcü’l-Feradis’in Bilinmeyen Bir Yazması”. Eckmann. 3. 9. XXIX. Kafesoğlu. N. 24. C. (1995). Türk Edebiyatı Tarihi. 3. Kısas-ı Rabguzi. (“Harezm Türkçesi”) Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları:73. Millî Tetebbular Mecmuası. A. Ata. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yıllık Çalışmaları I). Dizin-Sözlük. 7. (1926). baskı. J. Rabguzi Kısasu’l-Enbiya. Hüseyn. (Çeviren: A. “Nehcü’l-Feradis’in Dil Hususiyetleri I. Seri: IV.. Türkler. Akalın. Nehcü’l-Ferâdîs.2. Kısasü’l-Enbiyâ Üzerinde Yapılmış Belli Başlı Çalışmalar 1. C. “Kiptschakische Literatur”. M.-XIV. Köprülü. Seri: IV. Wiesbaden. (1928). Rabguzi Kısasu’l-Enbiya türki. J. (1881). İstanbul. İnan. Akalın. J. 12. Philologiae Turcicae Fundamenta II. Wiesbaden: 275-296 (“Kıpçak Edebiyatı”. (1948). Tarihî Türk Şiveleri. Kısasü’l-Enbiyâ (Peygamber Kıssaları). Starıy Taşkent. J. Hacıeminoğlu. Ünite . 11. Harezmşahlar Devleti Tarihi. E. A. (1992). Taşkent. S. Uştmahlarnıñ Açuq Yolı (Cennetlerin Açık Yolu): II Metin. J. Köprülü. G. İstanbul. Yüzyıllarda Mısır’da OğuzTürkmen ve Kıpçak Lehçeleri ve “Halis Türkçe”. “Harezm Türkçesi ve Harezm Türkçesi ile Yazılan Eserler”. Ankara 2002. Türk Dünyası Edebiyatı. “Ondördüncü Asır Sonlarına Kadar Türk Dili Yadigârları”. (1988). baskı. II. 4. S. Kazan. V. Dizin. J. TDK Yayınları: 681-2. “Rabguzi’nin Kısasü’l-Enbiya Eserinin Bakü Yazması”. S. (1945). A. Ankara: Türk Dil Kurumu Tıpkıbasımlar Dizisi:35. 8-9-10-11. “Ondördüncü Asır Sonlarına Kadar Türk Dili Yadigârları”. Die Literarur von Chwarezm und der Goldenen Horde”. N. Uştmahlarnıñ Açuk Yolı (Cennetlerin Açık Yolu). Al-Rabghûzî. (1903). H. Budapeşte. K.6. Eckmann. (1964). 7. N. Schinkewitsch. K istorii literaturnago sredneziatsko-turetskogo yazıka. Wiesbaden. (1331). 6. Translate. “Harezm Türkçesi”. (1898). 5. A. (2002). Nehcü’l-Ferâdîs. (1953). V. S. A. İlminskiy. A. Hacıyeva. TDK Yayınları:681-1. Türk Dili Belleten III. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları: 518. (1959). (1994). Modern Türklük Araştırmaları Dergisi. (2008). Kısas-ı Rabguzi. (1927). (2008). (Türkçeye Çeviren: R. “Cuci Ulusu veya Altın Ordu Edebî Dili”. Samoyloviç. (1959). (Çevirisi: M. 3. A. İstanbul: 2. (Türkçeye Çeviren: S. 6. “Rabguzi’s Syntax”. The Stories of the Prophets. Harezm-Altın Ordu Türkçesi. Taşkent. 514. İstanbul. Thúry. İstanbul. Zülfikar). Mémoires de la Société Fino-Ougrienne II. Kopenhagen. Ankara 1988). Arifgan. Wiesbaden: 113-137 (Çevirisi: M. S. (1964). Eckmann. XX. Hulusi. Qisasi Rabguziy. Paylı. S. Narrationes de Prophetis. Türk Dili Tarihi. İstanbul 1991: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı). I. (1956). G. H. Ankara. A. Açıkgöz. – Vandamme. N. “XIII. Leningrad. Eckmann. Eckmann. Tarihî Türk Şiveleri. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları:73. Critically Edit.cilt. Samoyloviç. H. 12. Barthold. Çev. Fåzilov E. J. Cod. Add. N. Ata. Eckmann.21. század végéig. Türk Dili. N. Török nyélvemlek a 14. Orta Asya Türk Tarihi Hakkında Dersler. S. (1968). S. A. Yararlanılan ve Başvrulabilecek Kaynaklar 4. II) Nehcü’l-Ferâdîs Üzerinde Yapılmış Belli Başlı Çalışmalar 1. 7851 [=Monumenta Linguarum Asiae Maioris 4]. Thúry. “Çağatay Edebiyatı”. V. “Das Chwarezmtürksiche”. Philologiae Turcicae Fundamenta I. Ankara. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. J. III. Ata. A. B.

XVIII. Şçerbak. 12. XIX. (1961). 4. NEHCÜ’L-FERADİS – Uştmahlarnıng Açuq Yolı (Cennetlerin Açık Yolı). M. (1969). Roma. Ş. Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Yayınları No:15. N. “Eine neu entdeckte Handschrift der “Muqaddimat al-Adab” von az-Zamaòšari mit chworesmtürkischer Übersetzung”. Roma. İnan. Halimov. ‘Omar az-Zamahşarî: Pîşrev-i Adab ya Mukaddimat al-Adab (The Oldest Arabic-Persian philological dictionary). A. 2. Part 2: Verbs. XVII. Wiesbaden. Moskova. (1988).154 VIII-XIII. Roma. A. Aşgabat. V. E. transkripsiya. N. 9. Part I. Karamanlıoğlu. IX (1 Kasım 1959). “Recep Toparlı. 2. Wiesbaden. Togan. Bodrogligeti.”. R. 3. . N. 2. (1953). Mukaddimetü’l-Edeb Üzerinde Yapılmış Belli Başlı Çalışmalar 1. Muhabbet-nâme. Erzurum. Türkiyat Mecmuası. Karamanlıoğlu. J. “Eine viersprachige ZamaxšariHandscrifts. Hºarizm Türkçesi İle Tercümeli Şuşter Nüshası. Mu‘înü’l-mürîd Üzerinde Yapılmış Belli Başlı Çalışmalar 1. Wiesbaden. O. (1994). Ülkütaşır. Alî el-Kerderî. (1959). C. 4. A. Yüzyıllarda Mısır’da OğuzTürkmen ve Kıpçak Lehçeleri ve “Halis Türkçe””. ZDMG 101. Horezmî. Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. Mu‘înü’l-Mürîd”. (1958). 4. III. 7. F. A. (1958). Z. Mahmûd b. C. (1949). Ankara. Türk Dili Belleten. Benzing. II “Muhabbatnâma” di Horazmì: Annali dell’istituto Universitario Orientale di Napoli”. II “Muhabbat-nâma” di Horazmì: Annali dell’istituto Universitario Orientale di Napoli”. (1977). A. Metin. Mu‘înü’lMürîd (Transkripsiyonlu Metin-Dizin-Tıpkıbasım). Yüce. S. Gandjei. Z. T. XVII. M. Vol VII. perevod i issledovanie. “Nehcü’l-Feradis’in Dil Hususiyetleri II”. Vol VI. (1988). Muqaddimat al-Adab with the Translation in Khorezmian. Ukazateli. Tezcan – H. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten. Türk Dili-Belleten. (1965). 6. I-II. Yayımlayanlar: S. (1970). İstanbul. (1968). Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi. Karamanlıoğlu. Kutb’un Hüsrev ü Şirin’i ve Dil Hususiyetleri. Eckmann. Yüce. A. Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. M. Sağol. R. II. Ata. 5. (1968). “XI. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları. İmam. Moskva-Leningrad. Mongol’skiy slovar’ Mukaddimat al-adab I. 9. Şeyh Şeref Hace. Şıh İslâm Şeref Hoca Horezmi. Nehcü’l-Ferâdîs. Mu‘înü’l-Mürîd. (1988). (1342/1963-1343/1965). F. – Göklenov. İstanbul. “Zimahşerî’nin doğu türkçesi ile “Mukaddimet-ü’l-edeb”i”. İnan. 10. Togan. Ç. N. 8. Poppe. Muhabbet-name. 2. Karamanlıoğlu. (1951). GirişMetin-Sözlük-Dizin-Arapça İbareler. Türkiyat Mecmuası. 9. S. (1313/1895). Zülfikar. teksta. Part I: Nouns. A. 5. Moskva-Leningrad. 10. Vol VII. N. (Giriş – Dil Özellikleri –Metin – İndeks). Wiesbaden. Nadjib. S. Çevriyazı: J. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1991. Poppe. Sertkaya. V. İstanbul. Aksa’l-ereb fî tercemeti Mukaddimeti’l-Edeb. 12-13. Ankara. A. 6. 7. N. Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Yayınları No:15. 8. No:14-15. T. (1976). İlk İki Bap. Abu’l-Kâsım Mahmûd b. Mu‘inu’l-Mürid. M. Toparlı. Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. İzdanie. E. Moskova. Nuova Serie. Erzurum. (1951). Nuova Serie. “XIII. A.Argunşah. Seri: III (Ocak-Aralık 1948). Mu‘înü’l-Mürîd. S. S.-XIV. “Kutb’un Hüsrev ü Şirin’inden Örnekler”. Documents on Khorezmian Culture. İstanbul. (1972). (1951). Text. “Nehcü’l-Feradis’in Dil Hususiyetleri III”. “Nehcü’l-Feradis’in Dil Hususiyetleri IV”.. Oguz-nâme. “Tourkhan Gandjei. 5. Ankara. (Doçentlik Çalışması). G. III. “Hworezmî’nin Muhabbetnâme’si”. II. Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. Tehran. pamyatniki drevne uygurskoy i staro uzbekskoy pis’mennosti.10. S. 11. Tülücü. Ankara: TDK Yayınları. Nuova Serie. (1988). (1995). LXXII+287s. ZDMG Suppl. J. 6. F. I. (1938-1939). XI+312+1s. Tractata Altaica. K. Hacıeminoğlu. Toparlı. Yüzyıllar Türk Edebiyatı 8. (2008). Mukaddimetü’l-Edeb. C. İshak Hocası Ahmed Efendi. F. İstanbul: Beşir Kitabevi. (1957). J. I. N. yüzyıldan günümüze kadar yazılmış başlıca sözlüklerimiz”. 3. . Das Çagataitürkische Sprachmaterial”. III. “The Autorship and sources of the Mu‘ìnü’l-Mürìd”. Hüsrev ü Şîrîn Üzerinde Yapılmış Çalışmalar 1. 3. Türk Dil Kurumu Yayınları:518. S. F.XIV (1964). Das Chwaresmische Sprachmaterial der “Muqaddimat al-Adab” von Zamaxšarî. Eckmann. Part 3: Index. (1971). Gandjei. II “Muhabbat-nâma” di Horazmì: Annali dell’istituto Universitario Orientale di Napoli”. (2006).

(1958). (1928). S. Samoyloviç. K istorii literaturnago sredneziatsko-turetskogo yazıka. Warszawa. Zajaczkowski. A. A. Leningrad. VII. Zajaczkowski. Clauson. Ankara.Harzem-Altın Ordu Türkçesi ve Edebiyatı 155 Muhabbet-nâme Üzerinde Yapılmış Çalışmalar 1. 9. Warszawa. G. Nuova Serie. Warszawa. J. 5. Zajaczkowski. 3. Eckmann. Akalın). Türk Dili. “Harezm Türkçesi”. “Tourkhan Gandjei. Zajaczkowski.6. (1957). VIII. J. Najstarsza wersja Turecka Husrav u Şirin Qutba II. 12. Central Asiatic Journal. 1935. Ankara. (1958). Tarihî Türk Şiveleri (Çeviren: M. (1962). N. Najstarsza wersja Turecka Husrav u Şirin Qutba III. Roma. A. II “Muhabbatnâma” di Horazmì: Annali dell’istituto Universitario Orientale di Napoli”. “The Muhabbat-nâma of Xwarazmî”. 8. S. A. Zajaczkowski. (1979). 6. Najstarsza wersja Turecka Husrav u Şirin Qutba I. Vol VI. 4. “Sur quelques proverbe Turcs du “Husrev-u-Sirin” de Nizami. “Cuci Ulusu veya Altın Ordu Edebî Dili”. (1958). Ünite . “Kutb’un Hüsrev ü Şirin adlı eseri hakkında”. . 7. Türk Dil Kurultayında Okunan Bilimsel Bildiriler. Eckmann. Ankara. (1960). 2. Jean Deny Armağanı. A. A. (1961).

Farsça-Türkçe (mülemmâ) beyitlerinden seçilmiş örnek metinleri okuyup günümüz Türkçesi ile nesre çevirebilecek. Anahtar Kavramlar • • • • Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Sultan Veled Hoca Dehhânî Beyit • Mülemmâ • Gazel • Kaside İçindekiler • MEVLÂNÂ’NIN TÜRKÇE. Mevlânâ’nın Türkçe. Sultan Veled’in Türkçe manzumelerinden seçilmiş örnek metinleri okuyup günümüz Türkçesi ile nesre çevirebilecek.Yüzyıllar Türk Edebiyatı XII-XIII.YÜZYILLAR TÜRK EDEBİYATI    Bu üniteyi tamamladıktan sonra. manzumelerin vezin ve kafiyelerini belirleyebileceksiniz. Hoca Dehhânî’nin manzumelerini okuyup günümüz Türkçesi ile nesre çevirebilecek.7 Amaçlarımız VIII-XIII. FARSÇATÜRKÇE BEYİTLERİ • SULTAN VELED’İN TÜRKÇE MANZUMELERİ • HOCA DEHHÂNÎ’NİN ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER VIII-XIII. beyitlerde ele alınan konuları açıklayabilecek. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler .

aklın varsa geride bırakıp gideceğin (dünya) mal(ın)a sakın aldanma. Mevlânâ.) o. Kelimenin sonundaki -gıl eki. 2. müstef èilün müstef èilün müstef èilün müstef èilün Kafiye hakkında geniş bilgi için Eski Türk Edebiyatına Giriş (Eskişehir: Açıköğretim Fakültesi Yay.) kadın. fikir. ilerisini düşünmeyen. ihtiyatsız.s. Beyitin Düzyazıyla Diliçi Çevirisi ve Açıklamalar Ey gâfil. şol: (t.. Farsça şiirlerinde olduğu gibi bu ve aşağıda yer alan diğer üç beyitte. Eski Türk Edebiyatı Makaleleri. ‫ سىن اونيدر دوستلرك اوغلك قيزك عورتلرك‬Seni unudur dostlaruñ oàluñ úızuñ èavratlaruñ ‫ اول مالك اولشه لر حساب ايدوب قيلدن قيله‬Evvel mÀluñ üleşeler óisÀb idüp úıldan úıla èavrat: (a.e. Biçim-Ölçü-Kafiye (İstanbul: 3F Yay. 2011) ve M. dünya hayatının geçici olduğunu belirtmiş. Yekta Saraç’ın Klâsik Edebiyat Bilgisi. Beytin kafiyesi: mÀla-ala kelimelerindeki –al harflerinden meydana gelen mürdef kafiyedir. zinhâr: (f.s.) dikkatsiz. hanım. Bu sebeple. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler MEVLÂNÂ’NIN TÜRKÇE VE FARSÇA-TÜRKÇE BEYİTLERİ Mevlânâ’nın Türkçe Beyitlerinden Örnekler 1. (Hasibe Mazıoğlu. aldanmaàıl: aldanma. 2007) adlı kitaplara başvurabilirsiniz. eş.i. bugün kullanılmayan eski bir emir kipi ekidir. Ankara 2009’dan) ‫ اوصك واريسه اى غافل الدامناغل زهنار ماله‬Uããuñ var-ısa iy àÀfil aldanmaàıl zinhÀr mÀla ‫ شول نسنه يه كه سن قويوب كيدرسني اول كريو قاله‬Şol nesneye ki sen úoyup gidersin ol girü úala us: (t. müstef èilün müstef èilün müstef èilün müstef èilün . ol: (t. A.XII-XIII.. ölümlü olan insanın bir gün bırakıp gideceği dünyaya ve dünya malına gereğinden fazla önem vermemesi ifade edilmiştir.) akıl.i.s.) sakın. insanların hayattayken kazandıklarını yanlarında götüremeyeceklerini vurgulamıştır. Türk Dil Kurumu Yayınları.) şu. àÀfil: (a. asla anlamında uyarı bildirmek için kullanılan Farsça bir ünlemdir.

): geldi. farklı dillerde yazılmış manzumelerdir. . f. kızın ve eşlerin seni(öldükten sonra) unutup öncelikle malını inceden inceye hesap ederek paylaşırlar. yetişmek.e.f. be (f. men (f. demed (demîden. fakat. 4.s. ancak.f.): o.i) parça. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Beyitin Düzyazıyla Diliçi Çevirisi ve Açıklamalar (Ey gâfil!). içinde. ‫ قيلمايه لر سكا وفا بونلر باى اوله سن كدا‬Úılmayalar saña vefÀ bunlar bay ola sen gedÀ ‫ سنك اوچون ويرمه يه لر بر پاره ايتمك يوقسوله‬Senüñ üçün virmeyeler bir pÀre etmek yoúãula bÀy: (f. bir insanın ölümünden sonra yaşananları resmeder gibi oldukça açık bir şekilde dile getirmiştir. çıkmak.): –de. yekì (f. vakit. Àyed (Àmeden.): biri.i.) yoksul.) an. dilenci. Eski Türk Edebiyatı Makaleleri.): nasıl. şiirden uzaktayım.): ama. gÿyed (güften. sende ise bir şey kalmaz. hemen Beyitin Düzyazıyla Diliçi Çevirisi (Bunlar senin ölümüne) bir anlık ağlarlar sonra seni mezara gömüp (senin geride bıraktığın) malını bir an önce paylaşmak için gülerek dönerler. nereye. Lâkin bana şair diyorlar. Türk Dil Kurumu Yayınları. ben neredeyim.s.z. oğlun.) zengin.): ben. 1 Mülemmâ: Mısraları veya bir kısmı Türkçe-Farsça. kücÀ (f. pâre: (f. Àn (f. şu kadar var ki. ilk beyite bağlı olarak bu ve aşağıdaki beyitlerde dünya hayatından bir sahneyi. Mevlânâ’nın Uããuñ var-ısa iy àÀfil aldanmaàıl zinhÀr mÀla/Şol nesneye ki sen úoyup gidersin ol girü úala beyitinde üzerinde durduğu konu hakkında bilgi veriniz.) ekmek Beyitin Düzyazıyla Diliçi Çevirisi Bunlar (malını mülkünü bıraktığın çocukların.) tez. lìkin (a. 3. ‫ بر دملكه آغالشه لر آندن واروب پايالشه لر‬Bir demlige aàlaşalar andan varup paylaşalar ‫ سىن چوقوره كومشوب تيز دونه لر كوله كوله‬Seni çuúura gömişüp tìz döneler güle güle dem: (f. sürmek. der (f.): ile. etmek: (t. çabuk. birisi.i.e. dostların. Mevlânâ. müstef èilün müstef èilün müstef èilün müstef èilün tìz: (f. f. f. Türk’ün biri geldi bana “hey sen kimsin?” dedi. FarsçaTürkçe vb. Ankara 2009’dan) 1. Beyitin Düzyazıyla Günümüz Türkçesine Çevirisi Şiir nerede.e. müstef èilün müstef èilün müstef èilün müstef èilün gedâ: (f. Hatta bunlar sana vefalı davranıp da senin (adına hayır) için yoksullara bir parça ekmek (bile) vermezler.): söylemek.158 VIII-XIII.f. Farsça-Arapça.i.): bitmek.s. Mevlânâ’nın Farsça-Türkçe Mülemmâ Beyitlerinden Örnekler ‫ من كجا شعر كجا ليكن مبن در ميدمد‬Men kücÀ şièr kücÀ lìkin be-men der mìdemed ‫آن يكى كى كه آيد كويدم هى كيمسن‬ ‫تر‬ Án yeki Türkì ki Àyed gÿyedem hey kimsen fÀèilÀtün fÀèilÀtün fÀèilÀtün fÀèilün (Hasibe Mazıoğlu. TürkçeArapça. eşin) zengin olurlar.z.e.

): katı.e.): zaman. Òÿrşìd (f. saklı. ayrılık. od (t.): yakın.s.i. gÿy (güften. belli olur. cefÀhÀ (f. bilmiyorum.f.): söylemek. nezdìk (f. saòt-kerde (f. Ben yüzsüzlük edip senin yanında dururum. Ünite -XII-XIII.s.s.): ölmüş.): ateşin Türkçesi.7.): cefalar. ‫ من يار با وفامي بر من جفا قيلورسن‬Men yÀr-ı bÀ-vefÀyem ber-men cefÀ úılur sen ‫ با آنچون اين جفاها سندن قاچن قاچر من‬BÀ-Ànçün ìn cefÀhÀ senden úaçan úaçar men mefèÿlü fÀèilÀtün mefèÿlü fÀèilÀtün bÀ (f.): hışm: öfke.): yüz. nemìdÀnem (f.i. firÀú (a. f. òışm (f. zi (ez.i. rÿy (f. sevgili.z.s. f. Aşk ateşi bir cana düşünce (canı yakınca) gizlemek mümkün değildir.i.b.): güneş. Bu ayrılıú odına nice cigerüm yana Beyitin Düzyazıyla Günümüz Türkçesine Çevirisi Yüzün ay mıdır yoksa güneş midir.z. yüz.): ile.): hepsi. sen cefa ediyorsun.i. Beyitin Düzyazıyla Günümüz Türkçesine Çevirisi Her zaman öfkeyle yanımdan git dersin.): ile. tÿ (f.i. Bu cefalarla senden nasıl kaçarım? 4. çehre. ìn (f.): ayrılma.s.b.s.): bilmiyorum. Beyitin Düzyazıyla Günümüz Türkçesine Çevirisi Senin ayrılığından öldüğümü herkes biliyor. ölü. yan. yüzsüz) davranan. be (f. ‫ ماهست منيدامن خورشيد رخت يانه‬MÀhest ne-mìdÀnem òÿrşìd ruòet yÀ ne ‫ بو ايريلق اودينه نيجه جكرم يانه‬mef èÿlü mefÀèìlün mef èÿlü mefÀèìlün mÀh (f. mürde (f.e.): sen.): yan.): gizli. ruò (f.): bilirler. çevre. 3. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler 159 2. taraf. dÀnend (f.e.): bu.): sen. ‫ هر دم خبشم كوىي بار كيت منم قامتدن‬Her dem be-òışm gÿyì bar git menüm úatumdan ‫ من روى سخت كرده نزديك تو طورر من‬Men rÿy-i saòt-kerde nezdìk-i tÿ turur men mef èÿlü fÀèilÀtün mef èÿlü fÀèilÀtün dem (f.i): ay.): –den. sert (duyarsız. vakit.): yanak. be-hışm: öfke ile. ‫ مردم زفراق تو مردم كه مهه دانند‬Mürdem zi-firâú-ı tÿ merdüm ki heme dÀnend ‫ عشق اودى هنان اوملز يانر دوشيجك جانه‬èAşú odı nihÀn olmaz yanar düşicek cÀna mef èÿlü mefÀèìlün mef èÿlü mefÀèìlün tÿ (f. mÀhest: aydır.i.f. yÀr (f. herkes.): dost. Bu ayrılık ateşine ciğerim daha ne kadar yanacaktır? 5. Beyitin Düzyazıyla Günümüz Türkçesine Çevirisi Ben vefalı bir dostum. úat (t.i. . Ànçün (f.i. nihân (f.i. ruhet (senin): yanağın. heme (f.f.e.): onun için.

160 VIII-XIII. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Mevlânâ’nın Türkçe Bir Manzumesi ‫ اكر كيدر قارينداش يوقسه ياووز‬Eger geydür úarındaş yoúsa yavuz ‫ اوزك يولده سكا بودر قيالووز‬Özüñ yolda saña budur úılavuz ‫ جوباىن برق طوت قورتلر كوشدر‬Çubanı berú ùut úurtlar üküşdür ‫او‬ ‫ ايشيت مندن قاراقوزم قارا قوز‬İşit menden úara úuzum úara úoz ‫ اكر طاتسن و كر رومسن و كر تورك‬Eger Ùatsen ve ger Rÿmsen ve ger Türk ‫ زبان ىب زبانرا بياموز‬ZebÀn-ı bì-zebÀn-rÀ beyÀmÿz (Dilsizlerin dilini öğren) Mevlânâ’dan Türkçe Beyitler ….óaúúÀ ki gÿruñ dar ola ‫ كز مدد بوملايه سني چوره باقوب صاغه صوله‬Hergiz meded bulmayasın . ….òoş olmaya óÀlüñ senüñ ‫ نسنه ايرميه ألك سنك كر صومنادكسه ال اله‬Nesn’irmeye elüñ senüñ .gerek azıú alıbile ‫ آملازيسه يولده قاال ايرميه كز منزله‬Almaz-ısa yolda úala .Óaúú’a inanursın bayıú ‫ ياب آخرت دنياىي ييق تا ايره سني خوش منزله‬Yap Àòiret dünyÀyı yıú .ola saña anda ùuraú ‫ نيلر طاشم قيلدم ياراق آنلر سكا قارشو كله‬N’eyler ùaşum úılduñ yaraú .çevre baúup saàa ãola ‫هر‬ ‫ آلتون ايسه آنده چوراق اوله سكا آنده طوراق‬Altun ise anda çoraú .anlar saña úarşu gele ‫ مال سرمايه اولسه آزيق حقه اينانورسني باييق‬MÀl sermÀye olsa azıú .varmadan ol mÀluñ yile ‫ كون سوينرسني بينم آلتومن آقچه م چوق ديو‬Bugün sevinürsin benüm .irmeye hergiz menzile ‫هر‬ ‫ ويردى سكا ماىل چاالب تا خريه قيالسني سبب‬Virdi saña mÀlı Çalab .tÀ iresin òoş menzile ‫ چون اوله الكده درم كوج ييتدكجه قيلغل كرم‬Çün ola elüñde direm .devlet anuñ ögüd ala ‫او‬ ‫او‬ . ‫ اول كم كيده اوزاق يوله كرك آزيق آليبيله‬Ol kim gide uzak yola .güç yitdükçe úılàıl kerem ‫ كود بودر كه بن ديرم دولت آنك كود آله‬Ögüd budur ki ben direm .ger ãunmaduñsa el ele ‫ اول مال ديديكك مار اوله حقا كه كورك دار اوله‬Ol mÀl didigüñ mÀr ola .muótÀc olasın bir pula ‫صو‬ ‫ آصى ايتميه مالك سنك خوش اوملايه حالك سنك‬Aãã’itmeye mÀluñ senüñ .tÀ òayra úılasın sebeb ‫ خري ايله ده قيل حق طلب وارمادن اول مالك ييله‬Òayr eyle de úıl óaú ùaleb .altunum aúçam çok diyü ‫بو‬ ‫ آكمازمى سني اول كى كم حمتاج اوالسني بر پوله‬Añmaz mısın ol ãoñı kim .

kendüzini bilen úula ‫ بن بر ىب جامن اى الَه باوالق جوق ايله دم كناه‬Ben bir bi-cÀnum iy İlÀh . Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler 161 ‫ ايتمه مالك اوله تلف حق برى بيك ويرر خلف‬Eytme mÀluñ ola telef .ùutàıl ne didiyse Aóad ‫ اندن ديله هر دم مدد تا ايريشه سني حاصله‬Andan dile her dem meded .bilüñ bunı úıluñ èamel ‫ ترك ايلكز طول امل اومياكز هر بر باطله‬Terk eyleñüz ùÿl-ı emel .tÀ òod ki ol kimüñ ola müstef èilün müstef èilün müstef èilün müstef èilün Mevlânâ’nın Farsça şiirlerinden örnekler ve Düzyazıyla Günümüz Türkçesine çevirileri ‫ بيكانه مكريد مرا زين كومي‬Beni yabancı sanmayın. ben bu yerdenim ‫ در كوى مشا خانهٴ خود ميجومي‬Sizin ülkenizde kendi evimi arıyorum ‫ دمشن نيم ارچند كه دمشن رومي‬Düşman gibi görünüyorsam da düşman değilim ‫ اصلم تورك است اكر نه هندو كومي‬Gerçi Hindçe konuşuyorum ama aslım Türk’tür.dilegüm iyi óÀl gerek ‫ نه قيل كرك نه قال كرك كندوزىن بيلن قوله‬Ne úìl gerek ne úÀl gerek .nièmet anuñ miónet anuñ ‫ طامو آنك جنت آنك دولت آنك كه آىن بوله‬Ùamu anuñ cennet anuñ .tÀ irişesin óÀãıla ‫ بويله بويوردى مل يزل بيلك بوىن قيلك عمل‬Böyle buyurdı Lem-yezel .virme úamu øÀyiè ola ‫ ديلر ايسك عيشى ابد طوتغل نه ديديسه احد‬Diler-isen èayşı ebed . Ünite -XII-XIII.uymañuz her bir bÀùıla ‫ يوقسول ايسك صرب ايلهكلكر باى ايسك خري ايلهكل‬Yoúãul iseñ ãabr eylegil .biz fÀniyüz oldur bÀúì ‫ قامولر آنط مشتقى تا خود كه اول كيمك اوله‬Úamular anuñ müştaúı .Óaú biri biñ virür òalef ‫ اولغل سلف قيلمه علف ويرمه قامو ضايع اوله‬Olàıl selef úılma èalef .Óaú dönderür óÀlden óÀle ‫ دنيا آنك آخرت آنك نعمت آنك حمنت آنك‬DünyÀ anuñ Àòret anuñ .ger bÀy isen òayr eylegil ‫ هر بر حاله شكر ايله كل حق دونده رر حالدن حاله‬Her bir óÀle şükr eylegil .ne şeró idem gelmez dile ‫ اى مشس ديله حقدن حقى بز فانييز اولدر باقى‬İy Şems dile Óaú’dan óaúı .7. donmadan akmak ne hoş ‫ دي رفت و حديث دي چودي هم بگذشت‬Ne kadar söz varsa düne ait ‫ امروز حديث تازه بايد گردن‬Şimdi yeni şeyler söylemek lazım .yavlaú çoú eyledüm günÀh ‫ يازوقلرمدن آه آه نه شرح ايدم كلمز ديله‬Yazuúlarumdan Àh Àh .devlet anuñ k’anı bula ‫ حقا بكا نه مال كرك ديلكم اىي حال كرك‬ÓaúúÀ baña ne mÀl gerek . ‫ هر روز خوش است منزيل بسپردن‬Her gün bir yerden göçmek ne iyi ‫ چون آب روان و فراغ از افسردن‬Bulanmadan.

Sultan Veled’in Türkçe Manzumeleri. 5. Mecdut Mansuroğlu. SULTAN VELED’İN TÜRKÇE MANZUMELERİ Sultan Veled’in Bir Gazeli ve Çevriyazısı (Sultan Veled’in manzumeleri. 6. bu ney neler hikâyet eder.) 1. ‫ از جداييها شكايت مى كند‬ayrılıklardan şikâyet eder. ‫ سنك يوزك كونشدر يوقسه آيدر‬Senüñ yüzüñ güneşdür yoúsa aydur ‫ جامن آلدى كوزك دقى نه ايدر‬CÀnum aldı gözüñ daúı ne aydur ‫ بنم ايكى كوزم بيلكل جامنسني‬Benüm iki gözüm bilgil cÀnumsın ‫ بىن جانسوز قويه سني سن بو كيدر‬Beni cÀnsuz úoyasın sen bu keydür ‫ كوزمدن جيقمه كيم بو ير سنكدر‬Gözümden çıúma kim bu yir senüñdür ‫ بنم كوزم سكا خيشى سرايدر‬Benüm gözüm saña yaòşı sarÀydur ‫ نه اوقدر بو نه اوق كم دكدى سندن‬Ne oúdur bu ne oú kim degdi senden ‫ بنم بومي كويدى مشدى يايدر‬Benüm boyum süñüydi şimdi yaydur ‫سو‬ ‫ متاشاچون برو كل كم كوره سني‬TemÀşÀ çün berü gel kim göresin ‫ نته كوزم ياشى ايرماق و چايدر‬Nite gözüm yaşı ırmaú u çaydur ‫ سنك بويك بوداغدن آغدىكچدى‬Senüñ boyuñ bu daàdan aàdı geçdi ‫ جهان اميدى كدن ياز و يايدر‬CihÀn imdi yüzüñden yaz u yaydur ‫يوز‬ 2. ‫ تا بكومي شرح درد اشتياق‬sinemi ayrılık acılarıyla parça parça etmek isterim. . ‫ كاز نيستان تا مرا بربيده اند‬Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryâdımdan ‫ از نفريم مرد و زن ناليده اند‬erkek ve kadın müteessir olmakta ve inlemektedir. C. ‫ سينه خواهم شرحه شرحه از فراق‬Aşk derdini şerhedebilemek için. Yüzyıllar Türk Edebiyatı ‫ تو در جهان غريبی غربت چه میکنی‬Sen yâdeller dünyasında ne arıyorsun yabancı ‫ قصد کدام خسته جگر میکنی مکن‬Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme Mesnevî’nin İlk Üç Beyiti ve Türkçe Çevirisi ‫ بشنو اين ىن چون حكايت مى كند‬Dinle. İstanbul 1958 ve Büyük Türk Klâsikleri.1.162 VIII-XIII. İstanbul 1985’dan. 4. 3.

e. Ünite -XII-XIII. ne vakit.): ki. çün(f. Senin yüzün güneş ya da ay mıdır? Canımı alan gözün daha ne söyler? dakı (t. Sultan Veled. İşte Sultan Veled bu beytinde sevgilinin okları (yan bakışları. der. iyi. kendi canından geçtiğini. terkîb-i atfî (bağlama gurubu) denir: dil ü cân. Âşığın gözyaşı kanlı akar. yani büyük bir ızdırap çektiğini ifade etmektedir. Sevgilinin yüzünü şekil ve parlaklık yönünden güneşe ve aya benzeten (teşbîh-i belîğ) şair. Sonu ünsüzle biten kelimelerden sonra u.): bil. Kim (t. 4.i. nasıl bir oktur? O bana değince mızrak (gibi düz) olan boyum (teşbîh) yay (gibi iki büklüm) oldu(teşbîh). bırakıp gidesin. 3.e. bu durumu (sevgilinin canını aldığını) zaten birinci beyitte de ifade etmektedir. ‫ كون عشقك اوديندن اسى آلدوخ‬Bu gün èışúuñ odından ıssı alduò ‫بو‬ ‫ بزه قايو دكل كر قار و قايدر‬Bize úayu degül ger úar u úaydur ‫ بكا هر كيجه سندن يوز بيك اصى‬Baña her gice senden yüz biñ aããı ‫ بنم هر كون ايشم سندن قواليدر‬Benüm her gün işüm senden úolaydur ‫ ولد يوخسولدى سنسز بو جهانده‬Veled yoòsuldı sensüz bu cihÀnda ‫ سىن بولدى بو كزدن بك و بايدر‬Seni buldı bu gezden beg ü bÀydur mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün 8. Sevdiğinin canını aldığını. ne zaman. tekil kişi eki. eydür(t. süñü(t.7. Bana olan nazarın (=bakışın: ok. ünlü ile biten kelimelerden sonra vü şeklinde okunur: ebrû vü hâl. key: (f.b.f.): söyler. bâğ u bostan gibi. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler 163 7. bunun kendisi için iyi bir şey olduğunu anlatıyor. Şair.): güzel. benim canımsın. Kanlı gözyaşının akması tasavvufta maddeden sıyrılmaktır. Irmak ve çay kelimelerinin arasındaki u. benlikten sıyrıldığını söyleyen şair. hep gözümde kal. bu beyitte muhatabın (sevilenin) güzellik unsurlarından yüzü ve gözleri üzerinde durmuştur.e): için. Farsçada bu edatla anlam veya görevce yakın ve eş anlamlı kelimeler bağlanır. kargı. Senin yerin (evin) olan gözümden çıkıp gitme. ü şeklinde kullanılan/okunan bu edat. beni cansız koyman benim için çok iyidir.): dahi. bu beyitte de gözünün sevgiliye yaraşır bir saray olduğunu (teşbih) ve sevgilinin bu “göz sarayı”ndan çıkmamasını istemektedir. Türkçede bağlama edatı olarak kullanılan ve edatına karşılık gelmektedir. koyasın: bırakasın. isti’âre) sonucunda boyunun iki büklüm olduğunu.f.e): nasıl. benim gözüm senin için çok güzel bir saraydır.s. 5. Klâsik şiirde sevgilinin nazarı (=bakışı) oktur ve âşığı göğsünden vurur. 2 . Gazelin Düzyazıyla Dil İçi Çevirisi ve Açıklamalar 1. Gözyaşımı seyredebilmek için yakına gel de onun nasıl ırmak ve çay gibi aktığına bak. yahşi(t. Bu durum. nite(t. şairin dâimâ sevgili ile olduğunu anlatmaktadır.): süngü. açık isti’âre). –gil: 2.) nasıl. daha. Bilgil (t. gözün ise (gamzeler ile) canını aldığını (istiare) belirtmiştir. 2. İki gözüm! (İyi) bil ki sen. Sultan Veled’in Senüñ yüzüñ güneşdür yoúsa aydur / CÀnum aldı gözüñ daúı ne aydur beytinde üzerinde durduğu konuyu açıklayınız. Önceki beyitte benlikten geçtiğini belirten şair. 9. mızrak. Böyle kelime guruplarına ise.

sana kavuşmadan önce fakirdi.i. Sevgilinin ilgisi şairi başka varlıklardan uzaklaştırmıştır.): bahar mevsimi. bây: (f. Sevgiliye ulaşan. Bana senden her gece yüzbin fayda dokunmaktadır.i. 9.i. beg(t. endişe. kazanç.i.) zengin.): kaygı. Sevdiğinin boyunun dağı aşacak kadar uzadığını. karın) kendisini etkilemeyeceğini ve bundan dolayı da endişe edilecek bir durumun olmadığını belirtmektedir. gönlünde onun aşkı bulunan şair. yaz(t. ışk(a. 3. 2. çünkü sevgiliyi bulmuştur. 7. tasa.164 VIII-XIII.): yarar. artık seni bulduğu için bundan sonra bey ve zengindir.i): aşk. Çünkü sevgilinin bulunduğu yer cennettir. mutlu ve huzurlu olur. ilkbahar. yay(t. Hayatının merkezinde bir sevgili bulunan şair için üstesinden gelinemeyecek hiçbir zorluk yoktur.i. Klâsik şiirde şairlerin (âşık) en önemli varlığı sevgilidir. boyunun uzaması sebebiyle) dünyanın bahar ve yaz mevsimini yaşadığını ifade etmektedir.): bey. bu yüzden (yüzü güneş ve ay gibi olan sevgili sebebiyle.): yaz mevsimi. ‫ نه داتلودر سنك عشقككه بندن كلمى الدى‬Ne datludur senüñ èışúuñ ki benden göñlümi aldı ‫كو‬ ‫ اكا بر جان فدا قيلدم ايكى بيك جان بكاكلدى‬Aña bir cÀn fedÀ úıldum iki biñ cÀn baña geldi ‫ انككن جاىن نورليدى عيسىكىب كه اغدى‬Anuñ kim cÀnı nÿrluydı èÌsì gibi göge aàdı ‫كو‬ ‫ قاراكو جانلو ير اوزره اشك كىب كرو قالدى‬Úarañu cÀnlu yer üzre eşek gibi girü úaldı ‫ سىن بولدم سكا كلدم كوزن اچدم يوزك كوردم‬Seni buldum saña geldüm gözüm açdum yüzüñ gördüm ‫ اسم ويردى دلو اولدم بىن عشقك سكا صالدى‬İsim virdi delü oldum beni èışúuñ saña ãaldı 5. Yüzyıllar Türk Edebiyatı 6. Veled. Sen olduğun sürece benim her işim kolaydır. Dünya şimdi senin yüzünden bahar ve yaz mevsimini yaşamaktadır. 6. Senin boyun bu dağı aşıp geçti. Sultan Veled’in Türkçe Bir Gazeli ve Çevriyazısı 1. kayu(t. ‫ قره قاشلر قاره كوزلر جامن الدى جامن الدى‬Úara úaşlar úara gözler cÀnum aldı cÀnum aldı ‫ مسلمانلر ندر بو كم بكا كلدى بكا كلدى‬MüsülmÀnlar nedür bu kim baña geldi baña geldi ‫ مسلمانلر عاشق الدم سجى ايچدم دلو اولدم‬MüsülmÀnlar èÀşıú oldum süci içdüm delü oldum ‫ كلى چغرك كوترو دوا قيلدى دوا قيلدى‬Dükeli çaàıruñ götrü devÀ úıldı devÀ úıldı ‫دو‬ ‫ سىن كوردم سكا كلدم امل دوتغل اوده دوشدم‬Seni gördüm saña geldüm elüm dutàıl oda düşdüm ‫ اسم ويردى دلو اولدم بىن تاكرى سكا صالدى‬İsim virdi delü oldum beni Tañrı saña saldı 4. bu aşk ateşine sahip olduğu ve sevgili ile bulunduğu için soğuğun (yağmurun. Bu da zenginlik ve beylik demektir. 8. yoksuldu. Âşık için de sevgili her şeydir.s. bundan dolayı her tarafta sevgiliyi gördüğünü (mübâlağa) söyleyen şair. İster kar isterse yağmur olsun bizim için endişe edecek bir durum değildir.i. ıssı(t. Bugün senin aşk ateşinden ateş (sıcaklık) aldık.): sıcaklık. Aşkını ateşe benzeten şair (teşbîh-i belîğ). kâr. assı(t. .

İsim verdi. Veled gelip size “ne istiyorsunuz” diyor. 9. Seni görüp sana geldim. Gazelin Düzyazıyla Dil İçi Çevirisi 1. Hz. aşk ateşine düştüm. Yüzün görününce sanki güneş doğar ve bütün âlem nurunla dopdolu olur. bana iki bin geldi. Büyük küçük herkes seni sever.7. Gözünüzü açıp Tanrı’nın neler yarattığını görün. Kara kaşlar ve kara gözler canımı aldı. Müslümanlar. deli oldum. Sultan Veled’in İbtidâ-nâme’sinden Beyitler ve Çevriyazısı 1. Bütün içkileri alıp giderek sevgili beni iyileştirdi. Canı nurlu olan sevgili. 3. Seni buldum. canı tercih edin ve dünyadan uzaklaşın. 10. ‫ قانقى كيشى كه ديرلكك ايسرت‬Úanàı kişi ki dirligin ister 2. Aşkın öyle tatlıdır ki. Tanrı beni sana gönderdi ve bana (âşık) ismini verdi. elimi tut. eşek gibi yeryüzünde geri kaldı. İsa gibi gökyüzüne çıktı. Ona bir can verdim. gönlümü benden aldı. aşkın beni sana gönderdi. 10. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler 165 7. Seni canımın yolunu açıp geçerken gördüm. ‫ بو حديثى بويردى پيغمرب‬Bu óadìåi buyurdı Peyàamber ‫ كندوزندن كرك كم اول اوله‬Kendüzinden gerek kim evvel öle ‫ ديرلكك معنيسن اولوب بوله‬Dirligüñ maènisin ölüp bula ‫ اوملدن تيز اولك اغك كه‬Ölmedin tìz ölüñ aàuñ göge ‫كو‬ ‫ كم سزى اي ايله كونش كه‬Kim sizi ay ile güneş öge ‫او‬ 3. 4. sana geldim. O sizinledir. ‫ سىن كوردم كچر ايدك جامن يولن اچار ايدك‬Seni gördüm geçer idüñ cÀnum yolın açar idüñ ‫ عاشقلرى سچر ايدك قاالنك يولدرم چالدى‬èÁşıúları seçer idüñ úalanuñ yuldurum çaldı ‫ اولوكچى سىن سور سىن ايسرت سوزك سويلر‬Ulu kiçi seni sever seni ister sözüñ söyler ‫ كونشكىب يوزك طوغر قامو عامل نورك طولدى‬Güneş gibi yüzüñ ùoàar úamu èÀlem nÿrun ùoldı ‫ خاليقلر جاىن سچك بو دنيادن برو قاچك‬ÒalÀyıúlar cÀnı seçüñ bu dünyÀdan berü úaçuñ ‫ كوزى اچككوزى اچككورك تاكرى نلر قيلدى‬Gözi açuñ gözi açuñ görün Tañrı neler úıldı ‫ ولد كلدى سزه ايدر نه ايسرتسز كله در‬Veled geldi size aydur ne istersiz sizüñledür ‫سز‬ ‫ كم اصلويسه بىن بيلدى دكز اولدىكوهر بولدى‬Kim uãluysa beni bildi deñiz oldı güher buldı mefÀèìlün mefÀèìlün mefÀèìlün mefÀèìlün 8. âşık olup şarap içtim ve deli oldum. 7. Canı karanlık kişiler (kötüler). Ey insanlar. 9. Ünite -XII-XIII. Müslümanlar bu bana olan hâl nedir? 2. . 6. 8. Gözümü açınca yüzünü gördüm. 5. kim akıllı ise Veled’i bilmiş ve (böylece sanki) deniz olup incilere kavuşmuştur. Âşıkları seçiyordun. seni ister ve senin sözünü söylerler. Seçmediklerini yıldırım çarptı (Âşık olmayanlar mahvoldu).

‫ اول كم اوملز يارن ياوز اوله‬Ol kim ölmez yarın yavuz ola ‫ دنيانك ديرلكى كچر قاملاز‬DünyÀnuñ dirligi geçer úalmaz 6. Kim böyle ölürse bugün diri olur. Böyle (düşünen ve yaşayan) kişi her zaman Tanrı ile birliktedir. bu şekilde olmayan kişi. Yüzyıllar Türk Edebiyatı 4. ‫ كندودن ياوزى كدرمكدر‬Kendüden yavuzı gidermekdür ‫ اوملكك معنيسى بودر كى بيل‬Ölmegün maènisi budur key bil ‫ نفسك اولدر كم اوالسني بسمل‬Nefsüñ öldür kim olasın Bismil feèilÀtün mefÀèìlün feèilün (fÀèilÀtün mefÀèìlün fÀèlün) İbtidâ-nâme Beyitlerinin Düzyazıyla Dil İçi Çevirisi 1-2.) 3. (Haydi çabuk) ölmeden önce kendinizi (nefsinizi) öldürün ve göğe yükselin de sizi ay ile güneş övsün. (İnsan. ‫ تاكريدن كم ديريسه اول اوملز‬Tañrı’dan kim diriyse ol ölmez 7. . ölümsüzlükten uzaktır. ölmeden önce ölmektir. Kendindeki kötülüğü gidermek de böyledir. dâimâ aşk ateşinde pişmek ve sevgili (Tanrı) için yanıp yakılmaktır. 6. “Dirliğini isteyen kişinin hayatın anlamını ölerek bulmak için ölmeden evvel ölmesi gerekir. böyle benliğini öldürmeyen ise. 8. Tanrı’da diri olan (Tanrı’nın hayat verdiği) ölmez. Dünya hayatı geçicidir.166 VIII-XIII. hayattayken mutlak bir gün öleceğini düşünmeli ve hem dünya hem de âhiret hayatını buna göre değerlendirmelidir. 5. ‫ بو جهان سومكن كمشمكدر‬Bu cihÀn sevmegin kemişmekdür ‫ اول كم ايتمز بوىن نه ايراقدر‬Ol kim itmez bunı ne ıraúdur 10. 9. Peygamber bu hadisinde. ‫ اول كم اولدى اوملسز اول قالدى‬Ol kim öldi ölmesüz ol úaldı ‫ اومچاغى بو جهانده نقد الدى‬Uçmaàı bu cihÀnda naúd aldı ‫ كم اولرسه بو كون ديرى اوله‬Kim ölürse bu gün diri ola 5. 7. ‫ كرتو ديرلك اوملسز اوملكدر‬Kirtü dirlik ölmesüz ölmekdür ‫ تاكرى برله مهيشه اوملقدر‬Tañrı birle hemìşe olmaúdur 8. 10. Gerçek yaşamak. Bu. 4. Sen de nefsini öldür ve tertemiz ol. bunu iyi bil. nefsi öldürmek demektir. ‫ عشق اودندن مهيشه بشمكدر‬èIşú odından hemìşe bişmekdür 9. ölümsüz oldu ve cenneti bu dünyada satın aldı. İşte ölmenin anlamı budur. Ayrıca bu dünyayı sevmeyi bırakıp.” buyurdu. Bu şekilde benliğini öldüren kişi. yarın (kıyamet günü) kötü olur.

yemini kısıp zayıflatarak ona hâkim olmaya. ‫ يوق ايدى مامل داوارم كم ويرم‬Yoú idi mÀlum davarum kim virem ‫ مال كم تاكرى بكا ويردى بودر‬MÀl kim Tañrı baña virdi budur ‫ كم بو ماىل ايسته يه اول اوصلودر‬Kim bu mÀlı isteye ol uãludur fÀèilÀtün fÀèilÀtün fÀèilün Rebâb-nâme Beyitlerinin Düzyazıyla Dil İçi Çevirisi 1. 2. Tasavvufta nefis terbiyesi olarak kabul edilen “nefsi öldürmek” yerine. 3. Evliyanın kutbu Mevlânâ’dır. Sultan Veled’in Rebâb-nâme’sinden Beyitler ve Çevriyazısı 1. Nefsin isteklerini yerine getirmeyenler bunun sonucunda dünyayı sevmez. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler 167 “Nefsi öldürmek”. Hangi kişi bu sözden hareket ederek doğru yola giderse. Ünite -XII-XIII. huysuz atı. inat etmez. ‫ دوستلغن مال ايله بللو كوسرتم‬Dostlıàın mÀl ile bellü gösterem 5. hiç öfkelenmez bir hale gelebilirler.7. 1. nefsin hoşuna giden güzel şeylerden uzak durmaktır. hırs göstermez. ‫ كه بلبل كه ايرردى بو دم دردندن افغاىن‬Ki bülbül göge irürdi bu dem derdinden efàÀnı ‫كو‬ . 4. ikincisi ise. Belli bir malım mülküm yok ki verip dostluğumu mal ile belli edeyim. Tanrı onun mükâfâtını bana versin. O’nun sözleri Tanrı’dan rahmettir. yemini yeteri kadar verip. 5. C. Birincisi. Körler okursa gözleri açılır. ‫ نه كم اول بويرديسه اىن قيلك‬Ne kim ol buyurdısa anı úıluñ 2. İstanbul 1985’ten) 1. ‫ موالنادر اوليا قطىب بيلك‬MevlÀnÀ’dur evliyÀ úuùbı bilüñ ‫ تاكريدن رمحتدر انك سوزلرى‬Tañrı’dan raómetdür anuñ sözleri ‫ كورلر اوقورسه اچيله كوزلرى‬Körler oúursa açıla gözleri 3. bilin (ve) o ne buyurduysa onu yapın. ancak onu iyi bir eğitim(terbiye)den geçirerek böylece hedefe (güçlü bir atla) daha kısa zamanda varmaya benzer. HOCA DEHHÂNÎ’NİN ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER Dehhânî’nin Kasidesi ve Çevriyazısı (Büyük Türk Klâsikleri. ‫ قانغى كيشى كم بو سوزدن يول واره‬Úanàı kişi kim bu sözden yol vara ‫ تاكرى انك مزديىن بكا ويره‬Tañrı anuñ müzdini baña vire 4. Tanrı’nın bana verdiği mal budur (ve) bu malı isteyen kişi akıllıdır. onun hayra yönlendirilme(nefsin tezkiyesi)si daha makbuldur. ‫ صون اى ساقى كوله كوله بزه اول راح رحياىن‬Sun ey sÀúì güle güle bize ol rÀó-ı reyóÀnı ‫ كه كل يينه بزمشدر كون صحن كلستاىن‬Ki gül yine bezemişdür bugün ãaón-ı gülistÀnı ‫بو‬ ‫ مجال صورت ليلى كله مى ويردى جمنوندر‬CemÀl-i ãÿreti Leylì güle mi virdi Mecnÿn’dur 2.

‫ جهان جنت اولوب سراسر كر اينامنازسك‬CihÀn cennet olup durur ser-À-ser ger inanmazsañ ‫ مكر بزم شهنشهدر لطافتده كون كلشن‬Meger bezm-i şehenşehdür leùÀfetde bugün gülşen ‫بو‬ ‫ كاولوبدر بلبل و قمرى ندمي و هم خوش احلاىن‬K’olupdur bülbül ü úumrı nedìm ü hem òoş-elóÀnı ‫ شهنشاه فلك رفعت عالء دين و دنيا چون‬ŞehenşÀh-ı felek-rifèat èAlÀ-i dìn ü dünyÀ çün 13. ‫ نيچون قانه بوالشوبدر سراسر مجله پيكاىن‬Niçün úana bulaşupdur ser-À-ser cümle peykÀnı 6. ‫ مدام ايچ بر ياكاغى كل ايله نكار كلستانده‬MüdÀm iç bir yañaàı gül nigÀr ile gülistÀnda ‫ صان اىن بر قورى كوده كه يوقدر عقلى و جاىن‬äan anı bir úuru gevde ki yoúdur èaúlı vü cÀnı 11. VIII-XIII. ‫ على كىب كوز اچوب كور جهانده شري مرداىن‬èAlì gibi göz açup gör cihÀnda şìr-merdÀnı ‫ على واردر اكر هر كم كوره ظاهر ديلر ايسه‬èAlì-vÀrdur eger her kim göre zÀhir diler ise . ‫ كه قتل ايتدى على بكى جهانده نسل مرواىن‬Ki úatl itdi èAlì bigi cihÀnda nesl-i MervÀn’ı 14.168 3. ‫ بو دورىل كللر ايسرتسك بقا باغنده وار ايسته‬Bu dürlü güller isterseñ beúÀ bÀàında var iste ‫ دريغا كم وفا ايتمز بزه بو عامل فاىن‬DirìàÀ kim vefÀ itmez bize bu èÀlem-i fÀnì 8. ‫ بو كل دورنده كى كچورمه ضايع اى غافل‬Bu gül devrinde èömrüñi geçürme øÀyiè iy àÀfil ‫عمر‬ ‫كه قيله هر دم ياكاقلرله كل افشاىن‬ ‫ كه قارشو‬Ki úarşuña úıla her dem yañaúlarla gül-efşÀnì 10. ‫ كل صورى كل سوسن كل نسرين كل رعنا‬Gül-i ãÿrì gül-i sÿsen gül-i nesrìn gül-i raènÀ ‫ بو دروديله بزمنشدر جهانك چار كاىن‬Bu dördiyle bezenmişdür cihÀnuñ çÀr erkÀnı ‫ار‬ 7. ‫ عجب دكل اكر بلبل قيلورسه نغمهٴ داود‬èAceb degül eger bülbül úılursa naàme-i DÀvÿd ‫ چو يوسف مصر شهرنده عزيز اولدىكل و بلبل‬Çü Yÿsuf Mıãr şehrinde èazìz oldı gül ü bülbül ‫ اوش ايدر كيجه و كوندز فغان چون پري كنعاىن‬Uş ider gice vü gündüz fiàÀn çün pìr-i KenèÀnì ‫ اكر اوق اورماديسه كل يينه بلبل كنه‬Eger oú urmadıysa gül yine bülbül yüregine ‫يور‬ 5. ‫ بو مومسده كل و ميله كشى بسلمه سه جانن‬Bu mevsimde gül ü meyle kişi beslemese cÀnın ‫ كوزك كس كىب اچ كور كه كلدر حور و غلماىن‬Gözüñ nergis gibi aç gör ki güldür óÿr u àılmÀnı ‫نر‬ 12. ‫ كه كل دورى بكى تيزجك كچر بو عمر دوراىن‬Ki gül devri bigi tìzcek geçer bu èömr devrÀnı 9. Yüzyıllar Türk Edebiyatı ‫ كه كل استنه دومتشدر كود چرت سليماىن‬Ki gül üstine dutmışdur sögüd çetr-i SüleymÀnı ‫سو‬ 4.

‫ سليمان روحى شاد اولدى كه فتنه ديويىن بنده‬SüleymÀn rÿóı şÀd oldı ki fitne dìvini bende ‫ برياغوبان بزمشسك سليمان بكى دوراىن‬Bıraàuban bezemişsin SüleymÀn bigi devrÀnı 16. ‫ حبمد اهلل كه مدحك ايده كون جملس ايچنده‬Bi-óamdillÀh ki medóüñ eyde bugün meclis içinde ‫بو‬ ‫ دهانندن در معىن كر سوزيله دهاىن‬DehÀnından dür-i maènì döker söziyle DehhÀnì ‫دو‬ 23. ‫ ايا شاه فلك رفعت كه دامي خبت ايله دولت‬EyÀ şÀh-ı felek-rifèat ki dÀyim baòt ile devlet ‫ قيلور كاهكه سجده اورر طوپراغه پيشاىن‬Úılur dergÀhuña secde urur ùopraàa pìşÀnı ‫در‬ 17. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler 169 15. ‫ سخاوتده شجاعتده دخى ادك ايشيدردم‬SeòÀvetde şecÀèatde daòı aduñ işidürdüm ‫ وفانك معدىن اولدك سخانك لطف ايله كاىن‬VefÀnuñ maèdeni oldun seòÀnuñ luùf ile kÀnı 21. ‫ ايشيدوب ادكى شاهم سفر قيلدم بو اقليمه‬İşidüp aduñı şÀhum sefer úıldum bu iúlìme ‫ ايرشدم كى كوردم ديدم ذى وجه نوراىن‬İrişdüm yüzüñi gördüm didim zì-vech-i nÿrÀnì ‫يوز‬ ‫ مهيشه تا بو مومسده مجال طلعت كونك‬Hemìşe tÀ bu mevsimde cemÀl-i ùalèati günüñ 18. ‫ ديلكم بو دورر سندن بو دوردى صاقاللغل حمكم‬Dilegüm bu-durur senden bu dördi ãaúlaàıl muókem ‫ مهيشه دين ايله عدىل شجاعتله خوش احساىن‬Hemìşe dìn ile èadli şecÀèatla òoş iósÀnı 25. . ‫ يريى دورر قوالغكده دوتاسني سوزمك درن‬Yiri durur úulaàunda dutasın sözümüñ dürrin ‫ كه اول دردن خجالتده قالوبدر در عماىن‬Ki ol dürden òacÀletde úalupdur dürr-i èUmmÀnì 24. ‫ مروتده نه كم واردر بنم حقمده قيلدك سن‬Mürüvvetde ne kim vardur benüm óaúúumda úılduñ sen ‫ يوز اوروب كه كلدى اجازت وير اكا شاها‬Yüz urup ùapuña geldi icÀzet vir aña şÀhÀ ‫طاپو‬ ‫ كه يينه دولتكده بن كورم ملك خراساىن‬Ki yine devletüñde ben görem mülk-i ÒorÀsÀnı 22.7. Ünite -XII-XIII. ‫ ديرى اولدقجه بن قولك ايشيده سك ايا شاهم‬Diri oldukça ben úulın işidesin eyÀ şÀhum ‫ سنك مدحكله دولدرم نيجه دفرتله ديواىن‬Senüñ medóüñle dolduram nice defterle dìvÀnı ‫ كمال دولتك كوىن بزه سن باغ دنياىي‬KemÀl-i devletüñ güni bezesün bÀà-ı dünyÀyı ‫ دخى نقصان حزانندن اهلم صاقالسن اىن‬Daòı noúãÀn óazÀnından İlÀhum ãaúlasun anı mefÀèìlün mefÀèìlün mefÀèìlün mefÀèìlün 26. ‫ سنك يوزك بكى شاها بزه مز باغ و بوستاىن‬Senüñ yüzüñ bigi şÀhÀ bezemez bÀà u bostÀnı 19. ‫ سىن حق مستدام ايتسن سورسني ديىن امياىن‬Seni Óaú müstedÀm itsün seversiñ dìni ìmÀnı 20.

dinin ve dünyanın yücesi (olan Alâeddîn) artık Mervân neslini Hz. Ey sâkî! Bize gülerek o fesleğen (=güzel) kokulu şarâbı sun. 11. gülün üzerine kapandığından dolayı bülbül sesini duyurmak için feryat eder. Ey gâfil! Bu gül devrinde (gençlik döneminde) ömrünü boş yere geçirme. 7. eğer inanmazsan gözünü nergis gibi aç da o huri ve gılmanların gül olduğunu gör. 685). 4. kumru ve bülbül de onun nedîmi ve şarkıcısıdır. bugün gül bahçesini yine süslemiştir. Kenan’ın pîri (Hz. yüz güzelliğini güle mi verdi? (O yüzden) Bülbül şimdi Mecnûn (gibi) olup derdinden feryâdını gökyüzüne ulaştırdı. 14. Muaviye’nin halifelikten çekilmesinden sonra Emevîlerin dördüncü halifesi olmuştur(684). Mekke fethedilince müslüman olan Hakem. Muhammed’in en büyük düşmanlarından biriydi. niçin temreni baştanbaşa kana bulaşmıştır? 6. İşte dünyanın dört yanı bu dört çeşit gülle süslenmiştir (bezenmiştir). Yüzyıllar Türk Edebiyatı 3 Sun ey s Àúì güle güle bize ol r Àó-ı rey óÀnı / Ki gül yine bezemişdür bugün ãaón-ı gülistÀnı beytinin kafiyesi hakkında bilgi veriniz. Ali gibi (kahraman) birini görmek isterse. 2. bülbül. Bugün gül bahçesi güzellikte sanki şâhlarşâhının meclisidir. . 13. Mervan’ın babası El-Hakem. yüzünü gördüm. çünkü bu hayât gül zamanı gibi çabuk geçer. yiğitler yiğidi kahramanı görsün. 17. Dünya baştanbaşa cennet gibi olmuştur. sarı ve kırmızı gül. Leylâ. zanbak (mor gül). Dünya. 8. baht ve devlet dâima senin dergâhına alınlarını toprağa koyarak secde ederler (Baht ve devlet sana muhtaçtır. sen onlardan iste. Beyitte “müdam” kelimesi şarap anlamına da gelecek şekilde tevriyeli olarak kullanılmıştır. Bu mevsimde insan canını gül (güzel) ve şarapla beslemezse. Peygamber’i taklit etmeye kalkıp kendisine de Kur’an ayetleri gibi vahiy geldiğini iddia edince Taif ’e sürgün edilmiştir. Ya’kûb) gibi gece gündüz inler. çünkü gül. aklı ve canı olmayan bir kuru gövde say. yaban gülü (penbe gül). Hz. Eğer bülbül Hz. Kasidenin Düzyazıyla Dil İçi Çevirisi 1. Şâhım şanını duyup yola düştüm. Ey felek derecesinde yüce olan şâh. Gökler gibi yüce olan şâhlarşâhı. 10. Süleyman’ın ruhu şâd oldu.170 VIII-XIII. Yûsuf gibi Mısır şehrinde azîz olunca. Söğüt ağacı. zîrâ fitne devini bağlayarak Süleyman gibi (Hz Süleyman’ın yaptığı gibi) dünyâyı süslemişsin. “ne güzel nûrânî yüz” dedim.). cennete benzetilince güller de huri ve gılman olarak düşünülmektedir. 602/öl. Kim dünyada Hz. 9. 12. 15. 680) tarafından Medine’ye atanmış bir validir. ölümsüzlük bahçesinde bu türlü güller var. zira söğüt. gözünü açıp Ali gibi (olan) yiğitlerin arslanını. ancak ne yazık ki bu ölümlü dünyâ bize vefâ kılmaz. bülbülün kalbine ok atmadıysa (diken sokmadıysa). 5. Eğer istiyorsan. Eğer gül. onu. Gül. Muaviye (d. Süleymân’ın çadırı (gibi) gülün üstünü kaplamıştır. 3. bu memlekete geldim. Mervân (öl. Gül bahçesinde bir gül yanaklı güzelle dâimâ iç de o sevgili her an karşında (âdetâ) yanaklar(ıy)la güller saçsın. Ali gibi (kahraman bir şekilde) ortadan kaldırdı. Hz. Kırmızı gül. 16. Dâvûd (peygamber) gibi nağmeler çıkarırsa şaşılmamalı.

Dehhânî’nin Bir Gazeli ve Çevriyazısı (Büyük Türk Klâsikleri. 25. ‫ هبار ايريشدى و قيلدى جهاىن نوراىن‬BahÀr irişdi vü úıldı cihÀnı nÿrÀnì ‫ كلك تفرج ايدمل كل و كلستاىن‬Gelüñ teferrüc idelüm gül ü gülistÀnı 2. 20. Maskat’tan Umman’a kadar uzanan güney Arabistan kıyılarına verilen addır. ‫ سجى يريك قانيدر يري يومتادن سن ايچ‬Süci yirüñ úanıdur yir yutmadın sen iç ‫ بو كل دمنده كه قارون حمتشم قاىن‬Bu gül deminde ki ÚÀrÿn-ı muóteşem úanı . Ünite -XII-XIII. ‫ عجب مى سحر اوقيوب سحر ييلى اوردى‬èAceb mi siór oúıyup seóer yili ürdi ‫ كه جنت ايتدى كل ترله باغ و بوستاىن‬Ki cennet itdi gül-i terle bÀà u bÿstÀnı ‫ قدح املده و ساقى ندمي و قارمشه كل‬Úadeó elümde vü sÀúì nedìm ü úarşuma gül 3. Senin devletinin güneşi dünyânın bağını süslesin ve Allah’ım onu yokluk sonbaharından saklasın. Cömertlikte ve cesurlukta şanını duyurdum. zaten sen vefânın ocağı. Ey pâdişâhım. 26. ‫ كچرمه فرصىت بوينك اكوب بنفشه كىب‬Geçürme furãatı boynuñ egüp benefşe gibi ‫ كه كل بكى كچر اوش تيز عمر دوراىن‬Ki gül bigi geçer uş tìz èömr devrÀnı 5. Ey padişah. bu mevsimde bağ ve bostanı senin yüzünün süslediği kadar süsleyemez. İstanbul 1985’ten) 1.1. Senden dileğim. Allah’a şükür bugün Dehhânî mecliste senden bahs edip seni överek sözleriyle hikmet incileri dökmektedir. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler 171 18. İşte benim sözlerim o inci ile -güzellikte ve değerde. ben yaşadıkça bu kulunun senin övgünle birçok defter ve dîvân doldurduğumu duyacaksın. Yüzümü sana tutarak huzuruna geldim. Ne kadar iyilik varsa sen benim için yaptın. zîrâ Ummân incisi bile o inciden utanır. Aden’den çıkan inci de en meşhur incidir. 22. sen dini ve imanı seversin (bundan dolayı) Allah seni tahtında devamlı kılsın. 21.karşılaştırılırsa Umman incisi utanır. ‫ ديسون حسود كوروبن ذى عيش سلطاىن‬Disün óasÿd görüben “õì-èayş-ı sulùÀnì” 4. yeridir. cömertlik ve iyiliğin de kaynağısın. ey şâh ona (bana) izin ver de yine senin sâyende Horasan ülkesini göreyim. C. adâlet. Umman. 23. din. 24. 19. güneşin doğuşunun güzelliği. cesâret ve iyilik yapmak gibi dört önemli şeyi sağlam bir şekilde korumandır. Sözümün incisini kulağında tut.7.

6. Bundan dolayı kalan ömrünü gül ve şarap ile hoş bir şekilde geçir. sevdiğinden ayrı düştüğünden beri hep arkadaş ve dost dedi(yani kumrunun sürekli “ku. Şarap yerin kanıdır. Menekşe gibi boynunu büküp fırsatı kaçırma. 2. 5. Ömür (dünya hayatı) ebedî değildir. Yüzyıllar Türk Edebiyatı ‫ چو عمر باقى دكلر كل و شراب ايله خوش‬Çü èömr bÀúì degüldür gül ü şarÀb ile òoş ‫ بو باقى كى سر تا كه عمردر فاىن‬Bu bÀúì èömrüñi sür tÀ ki èömrdür fÀnì ‫عمر‬ 7. VIII-XIII. 7. bu gül mevsiminde onu yer yutmadan sen iç. artık gelin (de) gül ve gülbahçesini (gezip) dolaşalım. zîrâ gül gibi bu hayatın zamanı çabuk geçer. ku” çekmesi gibi onları dilinden düşürmedi). . ‫ نيچه ندمي و نيچه دوست ديدى قمرى بكى‬Niçe nedìm ü niçe dost didi úumrı bigi ‫ يارندن ايرو دوشلدن بو رمسه دهاىن‬YÀrinden ayru düşelden bu resme DehhÀnì mefÀèilün feèilÀtün mefÀèilün feèilün Gazelin Düzyazıyla Dil İçi Çevirisi 1. Kıskanç olan kimse (beni) kadeh elimde. Acabâ sabah yeli nasıl (bir) sihir okuyarak esti de bağ ve bostanı taze güllerle cennet haline getirmiştir? 3. Dehhânî. sâkî yanımda (nedîm). 4. Bahar geldi ve dünyayı aydınlattı (nurlandırdı). gül (ise) karşımda görünce (bu hale) “sultanlara yaraşır ne güzel bir yaşama” desin.172 6.

edebî san’at aşağıdakilerden hangisidir? a. mefāèilün mefāèilün mefāèilün mefāèilün 4. mücerred kafiye c. Ünite -XII-XIII. mefāèilün mefāèilün feèūlün e.7. e. mefāèìlün feèilātün mefāèìlün feèilātün b. 1. mefèūlü fāèilātü mefāèìlü fāèilün e. ‫اوصك وارايسه اى غافل الدامناغل زهنار ماله‬ ‫شول نسنه يه كه سن قويوب كيدرسني اول كريو قاله‬ 5. mübâlağa b. tevriye c. tenâsüb e. Ḳara ḳaşlar ḳara gözler cānum aldı cānum aldı Müsülmānlar nedür bu kim baña geldi baña geldi 8. Yukarıdaki beyitte aşağıdaki sanatlardan hangisi vardır? a. cinâs e. c. b. teşbîh-i belîğ c. d. mef èūlü mefāèìlü mefāèìlü feèūlün d. Yukarıdaki beytin vezni aşağıdakilerden hangisidir? a. sorular aşağıdaki beyite göre yanıtlanacaktır. kapalı isti’âre d. mef èūlü mefāèìlü mefāèìlü feèūlün e. teşbîh 7. tezâd d. Yukarıdaki beytin birinci mısra’ında aşağıdaki edebî san’atlardan hangisi bulunmaktadır? a. Yukarıdaki beyitin kafiyesi aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir? a. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler 173 Kendimizi Sınayalım 1-2. Yukarıdaki beytin vezni aşağıdakilerden hangisidir? a. müfteèilün müfteèilün müfteèilün müfteèilün d. teşbîh b. müreddef kafiye e. Yukarıdaki beytin vezni aşağıdakilerden hangisidir? a. mefāèìlün mefāèìlün mefāèìlün mefāèìlün c. mukayyed kafiye 2. sorular aşağıdaki beyite göre yanıtlanacaktır. mefāèilün fāèilün mefāèilün fāèilün c. Yukarıdaki beytin ikinci mısra’ındaki ‫متاشاچون برو كل كم كوره سني‬ ‫نته كوزم ياشى ايرماق و چايدر‬ 3. sorular aşağıdaki beyite göre yanıtlanacaktır. îcâz 8-10. mef èūlü fāèilātün mef èūlü fāèilātün a. tezâd d. teşhîs e. isti’âre ‫ماهست منيدامن خورشيد رخت يانه‬ ‫بو ايريلق اودينه نيجه جكرم يانه‬ Yukarıdaki beyitteki ‫ ايريلق اودينه‬ifadesinde ‫چايدر‬ bulunan ‫كوزم ياشى ايرماق و‬ ifadesinde aşağıdaki edebî sanatlardan hangisi bulunmaktadır? a. tevriye . soruları aşağıdaki beyite göre yanıtlayınız. tevriye e. 5-7. müstef èilün müstef èilün müstef èilün müstef èilün c. müesses kafiye d. ‫خورشيد‬ ‫جكرم‬ ‫جكرم‬ ‫رخ‬ ‫منيدامن‬ ‫خورشيد-ماه‬ ‫رخ‬ ‫ايريلق اودينه‬ ‫ماهست‬ ‫خورشيد-ماه‬ 9. teşbîh-i mücmel d. açık isti’âre c. feèilātün feèilātün feèilātün feèilün 6. mütefāèilün feèūlün mütefāèilün feèūlün b. istihdâm c. Yukarıdaki beyitte benzeyen ve kendisine benzetilen varlıklar aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir? Benzeyen Kendisine Benzetilen a. mefāèilün feèilātün mefāèilün feèilün d. iştikâk b. teşbîh-i mufassal b. fāèilātün fāèilātün fāèilātün fāèilün 3-4. mürdef kafiye b.

Yukarıdaki beyitte anlatılan konu aşağıdakilerden hangisidir? a. 1.174 VIII-XIII. gülün terlemesi d. e 5. soruyu aşağıdaki beyite göre yanıtlayınız. seher yelinin ürmesi ‫عجب مى سحر اوقيوب سحر ييلى اوردى‬ ‫كه جنت ايتدى كل ترله باغ و بوستاىن‬ 4. Yanıtınız yanlış ise “Sultân Veled’in Bir Gazeli ve Çevriyazısı. Yanıtınız yanlış ise “Sultân Veled’in Bir Gazeli ve Çevriyazısı. Gazelin Düzyazıyla Dil İçi Çevirisi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Gazelin Düzyazıyla Dil İçi Çevirisi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Örnek 5: Sultân Veled’in Bir Gazeli ve Çevriyazısı. b 10. Gazelin Düzyazıyla Dil İçi Çevirisi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Gazelin Düzyazıyla Dil İçi Çevirisi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. b 9. Yanıtınız yanlış ise “Örnek 5: Sultân Veled’in Bir Gazeli ve Çevriyazısı. Seher yelinin sihr okuması c. c 10. Yanıtınız yanlış ise “Dehhânî’nin Bir Gazeli ve Çevriyazısı” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Yanıtınız yanlış ise “Mevlânâ’nın Farsça-Türkçe Mülemmâ Beyitlerinden Örnekler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. a 8. e 7. . Yanıtınız yanlış ise “Mevlânâ’nın Türkçe Beyitlerinden Örnekler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. d Yanıtınız yanlış ise “Mevlânâ’nın Türkçe Beyitlerinden Örnekler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. Gazelin Düzyazıyla Dil İçi Çevirisi” konusunu yeniden gözden geçiriniz. bağ ve bostanın cennet gibi olması b. a 2. Yanıtınız yanlış ise “Mevlânâ’nın Farsça-Türkçe Mülemmâ Beyitlerinden Örnekler” konusunu yeniden gözden geçiriniz. gülbahçesinde sabahleyin seher yelinin esmesi ve güllerin açılması e. Yanıtınız yanlış ise “Sultân Veled’in Bir Gazeli ve Çevriyazısı. d 6. Yüzyıllar Türk Edebiyatı Kendimizi Sınayalım Yanıt Anahtarı 10. c 3.

İzahlı Divan Şiiri Antolojisi. N. dünyaya ait bütün güzelliklerin ve dünya hayatının geçici olduğunu. H. (1991).1. C. (1958). Sıra Sizde 2 Senüñ yüzüñ güneşdür yoúsa aydur Cânum aldı gözüñ daúı ne aydur beytinde şair. H. Ünite -XII-XIII. İstanbul.7. reyhânı-gülistânı kelimelerindeki –ân harflerinden meydana gelen mürdef kafiyedir. muhatabın (sevilenin) güzellik unsurlarından yüzü ve gamzesi (imalı yan bakış) üzerinde durmaktadır. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı: Metinler 175 Sıra Sizde Yanıt Anahtarı Sıra Sizde 1 Uããuñ var-ısa iy àÀfil aldanmaàıl zinhâr mÀla Şol nesneye ki sen úoyup gidersin ol girü úala beyitinde şair. Onan. Ankara. Sultan Veled’in Türkçe Manzumeleri. İstanbul. akıllı olan kişilerin bu gerçeği unutmamaları gerektiğini belirtmektedir. Eski Türk Edebiyatı Makaleleri. M. Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar . Sıra Sizde 3 Sun ey sâkî güle güle bize ol râh-ı reyhânı Ki gül yine bezemişdür bugün sahn-ı gülistânı beytinin kafiyesi. Mansuroğlu. İstanbul. Büyük Türk Klâsikleri (1985). (2009). Mazıoğlu.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->