P. 1
Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi 4

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi 4

|Views: 173|Likes:
Yayınlayan: zslayerz

More info:

Published by: zslayerz on Feb 10, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

12/29/2014

pdf

text

original

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Eiıstû

TÜRK DÜNYASI İNCELEMELERİ DERGİSİ IV

ümvefsîtesi Basım* Bornova - İZMİR 2000

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Yayını

TÜRK DÜNYASI İNCELEMELERİ DERGİSİ

iv
Osmanlı Devleti'nin Kuruluşunun 700. Yıldönümüne Armağan
OSMANLI

m

DEVLETl'NİN

7 0 0 . KURULUŞ YIL D Ö N Ü M Ü

Ege Üniversitesi Basımevi Bornova - İzmir 2000

Sahibi: Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü adına Müdür Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN

Yayın Kurulu : Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN Doç. Dr. Zeki KAYMAZ Doç. Dr. Metin EKİCİ Yard. Doç. Dr. Hasan KOKSAL Yard. Doç. Dr. Turan GÖKÇE Yard. Doç. Dr. Alimcarı İNAYET

Yazışma Adresi: Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü 35100 Bornova-İZMİR Telefon ; 0232-3390229 Belgegeçer: 0232-3427496

ISSN 1301-2045

İÇİNDEKİLER Osmanlı Döneminde Türk Mizahı Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil ve Kültür İlişkileri Mehmet SARAY Timur KOCAOĞLU M. Akif ERDOĞRU Mehmet ERSAN Cüneyt KANAT Galip EKEN Adnan GÜRBÜZ Hanlıklar Döneminde Osmanlı Devleti'nin Türkistan Siyaseti Türkistan'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Anadolu'da Aliller ve Ahi Zaviyeleri Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Dununu (XVI. Yüzyıl) Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmaııh-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti'nin Tutumu Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri XV-XVI. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Müslimlerin Durumu: 21 37 57 65 75 17 1 11

Fikret TÜRKMEN Ahmet Bican ERCİLASUN

Turan GÖKÇE Cahit TELCİ Muştala KARAZEYBEK Zekeriya TÜRKMEN

Amasya Örneği 83 XV-XVI. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 91 Canik Mulıassılı Vezir Elhac Ali Paşa'nın 1779 Tarihli Muhalleri Defterleri 159 Kanunî Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman Mustafa Kemal Paşa'ıun Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler Nevruz ve Osmanlı'da Yaşatıldığına Dair Çin Kaynaklarından T'ung Tıen ve Bunun Türk Tarihi Açısından Önemi Makrîzfnin Kitâb Es- Sulûk'undaki Osmanlılar İİe İlgili Kayıtlar 225 257 277 289 301 183

199 209 219

Muzaffer TEPEKAYA Eyüp SARITAŞ Cüneyt KANAT

Turgay UZUN İnci Kuyulu.ERSOY Hasan KOKSAL Narin KÖSE

Osmanlı Devleti1 ndc Milliyetçilik Hareketleri İzmir Saat Kulesi Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği "Pir Sultan ve Hızır Paşa" Hikayesi

Alimcan İNAYET Ali EROL Hıfzı TOZ Mehmet TEMİ2KAN

Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine (1861-1934) Şiire Yansıyan Tarih Hisar Şâirlerinde Tarilı ve Mazi Fikri Alevî- Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleti Çeviriler Göktürklerde Gelenekler ve Dini İnançlar Ki tabi yat Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-1998) Prof. Dr, Cengiz Orhonlu Hatıra Sayısı

319 325 339 349

Eyüp SAR1TAŞ

361

Turan GÖKÇE

.375 379

Bülent AKYAY

Mahir AYDIN, Osmanlı Eyâleti 'm/en Üçüncü Bulgar Çarlığına

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss, 1-10.

OSMANLİ DÖNEMİNDE TÜRK MİZAHI

Fikrel TÜRKMEN* Gülme, yüzyıllarca insanoğlunun en önemli davranış biçimlerinden birisi olmuştur. Filozoflar, psikologlar, biyologlar, sosyologlar ve lıalk bilimciler bu konu üzerinde durmuşlar, gülmenin sebeplerim, sosyal ve psikolojik fonksiyonlarını ve toplumların sosyal yapılarındaki rollerini açıklamaya çalışmışlardır. Gülme konusunda. Batı'da antik dönemden günümüze kadar çeşitli teoriler ileri sürülmüş ve bu teorilerle gülmenin analizi ve sınıflaması yapılmaya çalışılmıştır'. Bu teorileri genel olarak üç grupla toplamak mümkündür. Bunlar; "'Üstünlük", "'Zıtlık'1 ve "Rahatlama" teorileridir. Genel özellikleri itibariyle, bu teorilerin her biri gülmenin tek bir yönüne veya özelliğine dikkat çekmektedir. Bu üç teorinin birleştikleri nokta ise gülmenin hayatî bir öneme sahip olmasıdır. Bunu "gülen yaşar" şeklinde sloganlaştırmak mümkündür. Monro. bu teorileri inceledikten sonra gülmenin sebeplerini dokuz başlık altında toplamıştır. Bu dokuz başlık da kendi içinde iki ana grupta toplanır. Bunlar; "Mizah" ve "4Ni1kte"dir. Türkçe'de mizah, ntikle, fıkra, gülme gibi terimler günlük hayatımızda aynı anlamda kullanılmakla birlikte, araştırmacılar bunların aynı anlamda olmayıp birbirinden farklı olduğunu haklı olarak belirtmektedir. Monro'ya göre; Mizah ve nüktenin tanımlarını kısaca şu şekilde yapmak mümkündür; "Mizah" kendi içinde gülünçlüğü tarif eden, olayın içinde sanki kazara olan bir şeye bağlı komik durumdur. "Nükte" ise7 iki durum arasında kıyaslama yaparak, bu kıyaslamada sanatkârâııe ve hayal gücünü birleştirmek suretiyle yaratılan yeni bir 3 durumdur . Osmanlı dönemi mizahı anlayışının ve mizah tiplerinin sağlam bir zemine oturtulup incelenebilmesi için yukarıda sözünü ettiğimiz mizah teorilerine ve bu Teorilerin tasnif ettiği gülme çeşitlerine ve özelliklerine göz atmak gerekmektedir. Prof. Dr., E. Ü. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü. Beıiyne,- D. E. Laughler, Hıtmor and Play: Hcmdbook of Sacla! Physchofagy. Ed. LindrayAronson. Toronto: Univeristy of Toronto, 1968. Gülme teorileri hakkında bu kitapla uldııkça geniş bilgi bulunmakta olup. kitabın Türkçe çevirisi yakında yayımlanacaktır. Monro. D. H. Argumenl of Lcıughter. Malbournc: Malbourne Unîversity Press. 1951. Türkmen, Fikret. "Nasreddin Hoca Fıkralarında Söz ve Hareket Komiği, Hocaya Ait Fıkraların Ayırt Edilmesi İçin Bir Metod Denemesi1', /. Milletler Arası Nasreddin Hoca Sempozyumu Bildirilen, Ankara, 1990, ss. 361-369.

1

2 3

Fikret Türk/neti Böylece. Osmanlı ıııizahındaki tiplerin hangi özellikleri ile yaşadıklarını daha sağlıklı olarak açıklamak mümkün olacaktır. Yukarıda sözü edilen gülme teorilerinden "Üstünlük Teorisi", Aristo'nun "Poetika" adlı eserinden günümüze kadar çeşitli bilim adanılan tarafından işlenmiş ve geliştirilmiştir. Bu teorinin temelinde "bazılarının veya kendimizin daha önceki halimizle, o andaki halimizi kıyasladığımızda kendimizi daha üstün görmemizden doğan bir duygu" olduğu görüşü vardır. Sözgelimi, yolda giderken birinin düştüğünü gördüğümüzdeki gülmemiz, bizim o duruma düşmediğimizin sevincidir. Bu durum feri ve toplum hayatında çok yaygın olan gülme durumlarını açıklayabilir4. Bir başka teori ise, "Zıtlık" yahut "Uyumsuzluk Teorisi'" adıyla anılmakta olup. Kant, Schopenhauer ve Spencer gibi büyük filozofların da içinde bulunduğu "Endişeli bîr bekleyişin aniden hiçe dönüşmesi" (Kant), "S/r nesne ile o nesnenin değerini değiştiren soyut kavram arasındaki münasebetsiz durum" (Schopenhauer) veyahut ''Birleşik uyumsuzluğa karşı normal reaksiyon" (WiIImaun). olarak özetlenen bu görüşlere göre, birbirlerine zıt veya birbirleriyle ilgisiz iki fikrin birleşmesi "gülmeyi1' doğurmaktadır. Gülmeyle ilgili üçüncü teori ise, "Rahatlama Teori"sîdir. Descartes, üstünlük ve zıtlık teorileri için ""telılike"ııiıı birden bire ortadan kalkmasıyla duyulan "haz"m önemi yerine "kötülüğe karşı kayıtsız olduğumuzda veya ondan zarar gelmeyeceğini anladığımızda meydana gelen sevinç' olarak gülmeyi tarif etmekledir. Gülmeyi, "Bir mücadeleden galip çıkma, düşmanın etkisizliğinin farkına varına, dil ve da\'ramş üzerindeki sosyal baskıdan kurtulmanın yarattığı rahatlık" olarak tarif eden bilim adanılan da bu teorinin taraftarları olmuşlardır. Bütün bu belli başlı teorilerden kısmî farklılıklarla birlikte esasta bu teorilerden birine yakın olan daha pek çok görüş gülmeyi açıklamaya çalışmıştır. Mesela; Freııd'un Psiko-Analitik teorisi gibi. Bu görüşler gülme için sosyal fonksiyonu ferdi farklılıklar (zekâ; cinsiyet. milliyet gibi) kollektif motivasyon, coğrafi çevre, kültürel farklılıklar ve bunun gibi unsurlara dikkat çekmiş, sonunda yeni bazı görüşler de ileri sürülmüş ve şöyle bir çizelge ortaya konmuştur/1.

Türkmen, Fikrci; "Mizahta Üstünlük Teorisi ve Ntısreddin Hoca Fıkraları", Nasreddin Hoca Latifelerinin Şerhi (Burhaniye Tercümesi), İzmir: Akademi Kitabeyi. 1999, s. 21-28. Gregory, İ.C.; TheNature ofLaughter, London, 1924'den F. Türkmen, a.g.e. s. 13. Fowler Çizelgesi, Hazırlayan: Prof. Dr. Fikret Türkmen, Nasreddin Hoca Latifelerinin Şerhi (Burhaniye Tercümesi)., İzmir: Akademi Kitabevi, 1999, s. 20.

O halde biz ister yeni metotları isterse eski metotları kullanalım. coğrafya vb.) sebebiyle yeniden işlenerek millîleşlirilmiş ve yeniden yorumlanmıştır. Bu yapının temel taşlanın iyi oturtamazsak kuracağımız binanın sağlam olduğundan emin olamayız. Halk kültürünün bütün alanlarında bu kannaşık yapı dikkati çeker. Anadolu Türk kültürü ödünç aldığı bir konuyu kendi bünyesine uydurmuş ve kendi ihtiyacına uygun olarak kendi geleneğim yaratmıştır. alanları.111 l flUidl i junpaük Kelime ve Fikirler Ahlak ve Davranış Hata ve Zaaflar Kötü Muamele Gerçeklerin Söylenmesi Ahlak Düşmanlık Sürpriz Vurgulayarak Etkileme Tersine Çevirme Doğrudan Söyleme Efsaneleştirme Zeki Kendinden Emin Kurban ve Seyirciler Halk Daha Dar Bir Çevre Saygıdeğer Kendisi istihza Alay Açık Seçik Ortaya Koyma Kötümser Bu çizelge incelendiğinde görülecektir ki bütün dünyada gülme konusu olan olaylar sekiz başlık altında toplanmakta ve bu başlıklar altındaki olayların motif ve amaçlan. Ferhat yapılmış (Ali Şir Nevaî). Anadolu halk kültürünü incelerken karmaşık bir yapıyla karşılaşırız. Hüsrev ü Şirin mesnevisi alınmış Hüsrev. sosyal yapı. Bunun yüzlerce Örneği vardır. otanlik Türk kültürü ile İslâmiyet ve Hıristiyanlığın. . tür ve şekil yine aynı ihtiyaçlar (dil. halkm ihtiyaçları doğrultusunda yeni bir şekil olarak ortaya konmuştur.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı Çeşît Mızalı Nükte Hiciv Acı Şaka Tahkir İroni ] Moltf \t \m. Mesela. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yaşayan veya yaratılan fıkra tiplerinde doğu ile batının. İranlı bir meslektaşını bir kongre sırasında ''Milliyeti bilinmeyen bir şairin eserlerine bakınız. metot ve kullandıkları araç ile dinleyicileri farklıdır. Arap ve Fars kültüründen İslâmî değerler olarak aldığnnız pek çok konu. dalıa sonra halk hikâyesi şeklinde.u Keşfetme Aydınlatma Düzeltme Izdırap Verme itibarı Zedeleme Kendi Çevresine Has Olma Kendini Kanıtlama Kendini Rahatlatma tllÜ. eski Anadolu kültürlerinin harman olduğunu görürüz. Osmanlı dönemi mizahını incelerken bunları dikkate almak zorundayız.

İzmir: Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi I.Fikre! Türkmen eğer tek dille yazmışsa o Arap'tır. subaşı. Fikret Türkmen. Bu mizah içinde Nasreddin Hoca gibi geçmişi de toplayıp gelen cihanşümul bir şöhret ile Bekri Mustafa. Cumhuriyetin 75. Zira.g. Karadenizli. 1-7. Yeniçeri. meyveyi yiyoruz. Osmanlı dönemi mizahı derken. a. sütü. . imparatorluğun yapısını paralel esasları değerlendirerek mümkün olabilir. Ayrıca bunlar sadece gülme ihtiyacımızı karşılamazlar. onları kendi görgü ve tecrübelerinden faydalandırmak istedikleri zaman tutulacak veya tutulmayacak yolları fıkraların. "Hoca'nın ye kürküm ye demesi" gibi veya "Temel'in uçması" gibi demek yeterlidir. atasözlerinin bazen de masalların ışığı altında göstermek isterler. Yılımla Türk Mizahı ve Hicvi. ss. Andavallı gibi imparatorluğun aynası olan büyük şehir ve taşra tipleri de bulunmaktadır. Büyükler küçüklere öğüt vermek. Fikret: "Anadolu Mizahında Bazı İran ve Arap Kökenli Mizah Tipleri". göçmen. asker gibi meslekî tipler bu mizahın birer parçalandrrlar. Dış etkilere verdiğimiz ortak tepkilerimizin hikmet kaideleridir. yüzyılda Divanü Lugati't Türk'te "kiilüt" veya "küğ" dendiğini s 9 Türkmen. Öngören. 1996. çingene. aslında Anadolu'dan bütün imparatorluk coğrafyasına yayılan ve oralarda kabul gören. Kimse bunların Fars'dan veya Arap'tan alındığını düşünemez bile. İki dille yazmışsa İranlı (Fars)dir. Aynen beslenmemizde eti. onlar nasıl vücudumuzda bizim kasımız. İslâmiyet'ten önceki Türk toplumunda kissalı. acem gibi tipler sadrazam. bu fıkralar bizim dünya görüşümüzün nirengi taşlarıdır. Softa. İstanbul: İş Bankası Yayınlan. Bunların içinde antik Anadolu kültürünü ve mizahım hatırlatan mesela. Böylece yukarıda söylediğimiz gibi.m. benimsenen mizahı kastediyoruz. Osmanlı mizahını sınıflandırmak. Bektaşî. Zaten dikkat edilirse halk arasında bu tip yüzlerce deyim vardır. bizim kanımız oluyorsa halk da aldığı her şeyi kendi vücuduna uydurup Türkleştiriyor8. Ferit. Anadolu mizahı dışarıdan aldığı tesirleri kendi kazanında eritmiş ve yem bir senteze ulaşımşür. Bizim fıkralarımızda yukarıdaki Fovvler çizelgesinde gösterilen bütün özellikler mevcuttur. Anadolu'daki bağ bozumu şenlikleri veya ürün kaldırma eğlenceleri yerlerini Sclçuklırmm koç katma ve mesir eğlenceleri almıştır'. Bunlar topluma yol gösteren bir ışık durumundadır. Aydın zümrede alman konu dil olarak hem Arapça hem Farsça hem de Türkçe yazılırken lıalk kültürü aldığı tesiri kendi vücuduna uygun hale getirir. Hatta buıılann dışında mahallî tipler olan yörük. kadı. İncili Çavuş. kıssaların. Üç dille eser vermişse o Türk'tür" demişti7. dinî ve ahlakî mahiyetteki sözlere 11. Fıkraların günlük hayal içindeki rolü hakkında bazı lelmihler o kadar açıktır ki fıkranın tamamı bile anlatılmaz. Bu konuda yazılan eser ve makalelerin mahiyeti de bu görüşe uygundur. Noel Baba veya Ezop kültürünün izlerini ne Sabaz'm ne de Dioııyson'un tesirlerini Anadolu mizalıında orijinal haliyle bulabiliriz. Geniş bilgi için bkz.

bir takım lonca Örgütlenmeleri içinde gelişmiştir"12 demektedir. Cill 1. 1-28. a. Meddah gibi şaline oyunları ile harekete bağlı komiklikler yapan çeşitli meslekler (kuklacılar. mizah. şiir.g. Lamiî Çelebi'nin "Lelâifnâıne"si bu tür eserlerden ilk akla gelenlerdir11. Bunlar içinde ilk akla gelenler şunlardır. Mevlâna'mn "Mesnevi"si. Bunların Osmanlı döneminde olması da mümkündür. Karagöz. İmparatorluğun coğrafyasındaki bütün mizah türleri Osmanlı mizahının birer unsuru olmuştur. Dr. Ferit. Ancak. Orta Oyunu ve Meddah gibi halk temaşasının lemel tipleri de Osmanlı mizahının değişmez tipleridir.) bu mizahın diğer unsurları olmuşlardır. ss. halk onu Osmanlı dönemine taşır ve 15. s. hepsinin lonca kanalıyla bir tarikata bağlanması mümkün değildir. sihirbazlar vb. Hoca'mn bir devrin değil bütün devirlerin tipi olduğunu göstermek ister. 16.Osmanlı Dönenimde Türk Mizahı ve bu türü tarif ederken "halk arasında ortaya çıkıp insanları güldüren şey. yüzyılda Fuzulî'nin "Şikayelname"si. yüzyılda Şcyhî'nin "Harname"si. . İslâmiyet'ten sonra mizahı anlatırken kıssa. Yılında Türk Mizahı ve Hicvi adlı eserinde. latife vb. 17. Öııgöroıı. terimler kullanılmış ve Özellikle latife.e. Geniş bilgi için bkz. çeşitli meslekleri konu alan fıkra tipleri. Osmanlı mizahı elbette bu latifelerden ibaret değildir. Sözlü geleneğin en önemli mizah tipi olan Nasreddin Hoca Selçuklu dönenimde yaşamasına rağmen (1208-1284). Ferit Öngören. 357. nükte. Osmanlı mizahında hem sözlü hem de yazılı gelenek birlikte gelişmiştir. Osmanlı mizahının içinde. Dursun Yıldırım. Örnek olarak sadece Karagöz'ü ve Bektaşî fıkralarım alırsanız. 15. ss. fıkra karşılığında olmak üzere yaygınlık kazanmıştır. yüzyılda Nef î'nin "Siham-ı Kaza"sı. bölge tipleri vb. halk arasında gülünç olan nesne" şeklinde bir ifade kullandığını biliyoruz10. Herkesin başına gelebilecek yüzlerce olay fıkralara konu olabilmektedir. birini Nakşibendîliğe diğerini Bektaşîliğe bağlar ve haklı çıkarsınız. yüzyılda Timur'un karşısına çıkarır. 19. Prof. Osmanlı dönemine kişileri ve cemiyetteki aksayan yönleri hiciv yoluyla eleştiren. "Osmanlı mizahı bir ortaçağ mizahıdır ve bütün ortaçağ ilgileri gibi. 111 11 12 Divaııü Lügati" l-Türk. Böylece. yüzyıldan itibaren Batı tesiri ile giren tiyatro. halta sinema mizah çeşitleri sayılan türlerdir. Karagöz. yüzyılda letâif sözünün yam sıra "fıkarât" kelimesinin de kullanıldığı ve böylece "fıkra" teriminin yerleşmeye başladığı görülür. Cumhuriyetimizin 75. eğlence ve hoşgörü gibi fonksiyonlar sürekli yeni türlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Daha sonraki yüzyıllarda fıkra teriminin de kullanılmaya başlandığı görülmekledir. Gülşehrî'nin "Manükıfl Tayr"ı. Orta Oyunu. sayısız tipleri lonca ve tarikata bağlamak doğru olmaz. yukarıda da belirttiğimiz gibi. 19. Türk Edebiyatında Bektaşî Tipine Bağlı Fıkralar (hscdeme-Metm)• Ankara. karikatür. Kendi çevresinde kalmış nice mahallî fıkra tipleri. Mizahta ders verme. şiirden fıkraya uzanan ve hiçbir lonca ile ilişkisi olmayan çok zengin halk mizahı da Osmanlı mizahıdır. 1976. 39-71. çoğu zaman sembolik bir anlatım tarzıyla yazılmış mesneviler de vardır.

Peygamberden salıte dervişe kadar uzanan geniş bir yelpazede yer alan şeyhmürîd. Faik Reşad.g. adaletsiz. I d. Öngören. 1995. çözümü O'na havale etme gibi bir kurtuluş yolu bulur.e. Bu tür mizahta insan zorbalık karşısındaki çaresizliğine. bu tiplerin hem sınıflandırılması yapılmış hem de güzel örnekler verilmiştir. dinî şahsiyetlerle ilgili olaylar bu fıkralar alabildiğine bir hoşgörüyle hicvedilir. rüşvetçi idareciler bu fıkra tiplerini karşılarında bulurlar. Tannmn bir aksakal Türkmen gibi tasavvurunda.e. evliya. Bütün devirlerde Osmanlı mizahında görülen temci özelliklerini ve tiplerini inceleyecek olursak. hurafeler. Osmanlı mizahı çifte kültüre dayalıdır. e. Külliyat-! Leîâif. Anadolu'da ortaya çıkan yüzlerce tip bu görüşü çürütür. Espri tek olay üzerinde kurulmuştur. aluınd vb. Öngören. Osmanlı mizahının temel özelliklerim. a. Türk fıkralarının tamamına yakın büyük bir kısmında olaylar gerçek hayat sahnelerinden alınmıştır veya gerçekleşebilir niteliktedir. beşerin ölçüsüzlüğündedir. Osmanlı dönemindeki bu tipleri otuz bir kadar fasıl diye söylemesine rağmen bir zeyl olmak üzere 27 gruba ayırmıştır15. cahil din adanılan ve haksızlıkla mücadelede ilahî hoşgörünün sınırlan zorlanarak Tanrı : ya sonılur. Genel olarak tek konuludur. Ahmet Özalp). Ancak. Tarikatlarca şartlandırılan ve güdülen bir mizahtır. Osmanlı mizahının hep İstanbul yaratmaları olarak kalması görüşü de tam doğru sayılmaz13. Osmanlı Mizahı bölümünde Karagöz ve Orta Oyunu'mı esas alarak. Ferit. ilâhî yönde değil. s. Osmanlı mizalu sözlü bir mizahtır. Osmanlı imzalımda açık saçıldık anılmaya değer bir özelliktir şeklinde maddeleştirmek anlaşılmayı kolaylaştıracaktır. Allah'la samimi O'mm sonsuz rahmetine ve hoşgörüsüne sığınma vardır. İstanbul: Kitabevi. b. karşılaştığımız insan-Tanrı ilişkisi karşımıza çıkar. Osmanlı mizahı olarak ele alınmış ve yeni türler ve yeni şartlarla nasıl geliştiği anlatılmıştır14. Fıkraların bir bölümünde idareciyle halk karşı karşıya gelirler. a. c. . (Haz. 60-68. Zaman zaman tek konu yerine katmerli diyebileceğimiz espri zinciri birden fazla halkalı olabilir. Allah'a sığınma. Faik Reşad. Ferit. Bu tür fıkralarda halk kendisini lemsilen bir tip çıkarır.g. Faik Reşad'm "Külliyal-ı Lelâif adlı eserinde. şöyle genel bir sıralama yapabiliriz: İslâmî tesirle oluşan fıkralarda. Durgun ve değişmez bir yapıya sahiptir. bunlar mantık silsilesi 13 14 15 Öngören. bir de kendi kuluna" diyen fıkrada tenkid. •'Bir hidivin kullarına bak. s. Özellikle İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerden uzakta. 59. a.Fikret Tiirbnen ' F. Meşrutiyet mizahı. yine aynı yazarın incelemesinde. imam. Burada bir isyandan çok Dede Korkut'taki Deli Dmnnü'da. dinî yasaklar. hoca.

Bu dönemde Osmanlı toprağı üzerinde mesela Kırım'da Ahmet Akay gibi mahallî tipler ile bazı İran ve Arap tipler de sayılabilir. Kısa bir sürede epeyce balık yakalarlar. Çok bereketli bir yer"' der. Yeniden düzenlenmiş şekli. öğleyin aynı kayığı kiralayacağımızı nereden biliyorsun?" der. Temel Dursun'a söylediği yere işaret koyup koymadığını sorduğunda. ss. Mecnnıa-ı Letaif (1315) ve Külliyât-! Letaif (1910). Gerektiğinde trene bile bindirir. İşleri uzar. 1884. Haz. havanın da güzelliğinden istifade ederek bir kayık kiralayıp balık tutmaya karar verirler. Bu damga bazen onun tesiriyle. (Lelaif. Dursun'a "Buraya işaret koy da öğleden sonra yine gelelim. '. kısaca yaşayan Türkçe'nin kullanılması mizahın en önde gelen özelliğidir. Osmanlı dönemindeki fıkralar üzerinde yapılan çalışmaların sayısı fazla değildir. çoğu zaman da bizzat kendi fıkralarının yaşamasıyla kendim gösterir. Halk ne kadar zaman geçerse geçsin O'nu yanından ayırmaz. Karadeniz fıkralarında bu lip olanlara daha sık rastlanır. Kayıkla 100-150 metre açılıp. Letaif-i Asar. koydum. yüzyılda İstanbul'daki Cavlak Tevfik ve Faik Reşad'm derlemeleri17 bunlar arasında en önde gelenlerdir. Fıkra burada bitecek sanılırken. Ahmet Özalp. Müdhike. bitmez ve "Sen her zaman böyle yapıyorsun. 9-10. Navâthm'l Letaif adlan ile) 7 . halk dili ile olması hatta en ince ve en anlamlı kelimelerle anlatılması. Bir süre sonra kıyıya yanaşırlar. Temel. 19. yaşadıkları kesin olarak bilinen kişilerin yarattığı fıkra tipleri de Osmanlı mizahının unsurlarıdır. Bu ve benzeri fıkralar Osmanlı döneminde de vardır. İstanbul Kütüphanesi'ndeki Muhtelif Yazmalar.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı ve dinleyicilerin eğilimi doğrultusunda sonradan eklenmiş izlenimini verir. Muntahabat-ı Letaif. Faik Reşad'm Gencine-i Letaif (1882). 'Temel ile Dursun Trabzon'dan Rize'ye giderler. Dursun. Her ne kadar yaşadığı dönem. Bunların çoğu da 19. yüzyılın ikinci yarısı ile Cumhuriyet döneminde yapılan çalışmalardır. Dursun "Koydum.e. Osmanlı dönemi mizah edebiyatının en Önemli özelliğinin dil olduğu kanısındayım. Bu yüzden Hoca her devrin tipidir. Osmanlı döneminin diğer önemli tipleri İncili Çavuş ve Bekri Mustafa'dır. Kısa ve yoğun anlatım tarzının. Mihran. oltalarını denize atarlar.. CLg. Çaylak Tevfikan Letaif-i Muntahabe (Tarihsiz). Hatla bazı yerli şivelerin fıkralar içinde kullanılması dilimizi canlı kılan ve zenginleştiren önemli bir unsur olmuştur16. Osmanlıdan evvel ise de Nasreddin Hoca'ya atfedilen fıkraların bu döneme de damgasını vurduğu inkar edilemez bir gerçektir. Ayrıca yazarları bilinen ve bilinmeyen pek çok Letaif mecmuası bu dönemin mizah anlayışını yansıtırlar19. Yıldırım. N. Azınlıklar içinde de özellikle Ermenilerin bu konudaki hizmetleri önemlidir1*. yeni tiplerin ortaya çıkmasıyla. KiilliyâN Letaif İstanbul 1995. Apıkyan. Constantinople. Osmanlıca dediğimiz aydın dilinin yerine halk dilinin tercih edilmesi. sakızımı kayığın kenarına yapıştırdım" der. Bu genel fıkralar dışında.

I. İnsan-Tanrı ilişkisini efendi-kul ilişkisi gibi değil. "Baktâşİlik ve Bektaşî Fıkraları " s. dönemin temsilcisi olmuştur.e. İstanbul.g. Hançeri i Hanım Hikayesi'nde yine Bekri Mustafa adıyla oyuna dahil olmuştur. Murat'ın içki yasağına karşı gelmesiyle tanınmış.. yobazlığa karşıdır. Sünnî Müslümanlardan farklı bir dünya görüşü ve yaşayışım benimseyen zümrenin sözcüsü olmuştur. "ı Koz. softaların kendi inanış ve menfaatlerine uygun yarattıkları hoşgörüsüz bir zihniyete karşı mücadele eder. fıkranın senaryosu dinî görünür. yani İncili Çavuş ve Bekri Mustafa. her devir ve her çevrenin onu kendilerinden biri kabul etmesi ve sahiplenmesiyle ilgilidir21. 1983.. Fıkralarının tamamı saray ve saray çevresine ait insanlarla ilgilidir. Bu yüzden. asıl adı Mustafa Çavuş olan bir tiptir. Allah'a inanan. Pertev Naili. ~ Kantemir. a. O'nun karşı çıktığı ya da öyle görünen yüzü softalığa. Eîkz. "Bektaşî Dedikleri". Hicrî 1042 de (1632-33) ölmüş ve 20 Edirnekapı mezarlığına gömülmüştür . inandığı Allah'a değildir. İstanbul. •'Baktfışilık ve Bektaşî Fıkraları Üzerine Birkaç Söz". Matiz. içkiye düşkünlüğü ve hazır cevaplılığı ile tanınan bir tiptir. Doğum ve ölüm tarihinin ve yerinin değişik gösterilmesi. Aslında bu zümrenin. Osmanlı dönenimin yasaklarına karşı çıkan ve daha çok günlük hayatın konularım işleyen tiplerdir. D. 1983. samimî ve saf bir şekilde birbirlerine nazı geçen iki dost gibi yorumlar23. 73-75. Yaşadığı yıllarda bile IV.g. Bu iki tip. (önsöz). 9. Ahmet (1603-1617) döneminde yaşadığı ve İran'a giden bir elçilik heyetinde yer aldığı ve : padişaha musahiplik yaptığı bilinmektedir. Osmanlı İmparaioıiıığumnı Yükseliş ve Çöküş Tarihi. Sabri Koz. Bektaşî. Özellikle Şeriat ehlinin şekilci ve taklitçi tutumuna karşı çıkar. İstanbul. 24 Boratav. ss. Bektaşilik kavramına saf Anadolu insanının tamamım 20 Yıldırım. Hatta. s. Bektaşî tipi fıkralarda her zaman üste çıkar. . s. halk saray çevresine ait tenkid ve düşüncelerini ona soy 1 etmiştir. Karşısındakinin hazımsızlığım.e. IV. Bekri Mustafa ise. O'nun buyruklarım yerine getirmeye çalışan. Saray çevresini iyi bildiği ve padişah yakını olduğu da bilindiği için. anlayışsızlığını ve çiğliğini hafifçe uyararak alaya aldığı için kullandığı metod sürekli bir başarılı sonuç verir. Bektaşî fıkralarında. 24. O. 23 Boratav. Tuzsuz Deli Bekir. Bektaşî tipi ise Osmanlı döneminin dinî inançları dolayısıyla. Metin EloğluOğuz Tansel. Pertev Naili. Murat döneminde yaşamış. 11.Fikret Tilrkmen İncili Çavuş gerçekten yaşamış. Sabri. En Güzel Bekri Khıstafu-hıcili Çavuş Fıkraları. yani Bektaşî demlen zümrenin içine bütün Anadolu girer. kanun ve kurallara fazla önem vermeyen. Orada Sünnî-Alevî ayrımı görülmez. Çok yaygın bir şöhret kazanmış. Balkan ülkelerinde de meşhur olmuştur22. İçkiye düşkünlüğünden dolayı "Bekri11 lakabını aldığı ve genç yaşında öldüğü bilinmektedir. Murat ve Bekri Mustafa" adlı manzumesi bu görüşü kuvveti endi rmekted ir. Tek Bıyık gibi adlarla onma girmiş ve oyunun sonunu tatlıya bağlamıştır.. 198ü ile Vasile Aleksaııdri'nin (1821-1890) "Sultan Gazi IV. Karagöz ve Orta Oyumf nda Bekri Mustafa. Şöhreti Osmanlı toprağının bir çok yerine ulaşmış. Dursun: a. Din bu fıkralarda ancak bir vesiledir24. Bektaşî fıkralarında öfke ve saldırı yerine inanılmaz derecede sadelik ve hoşgörü vardır. ancak asıl anlatılmak islenen konu dünyevîdir. O'nun tenkidleri gerçek bildiği. İnce bir espri anlayışına sahiptir.

neticeyi hülâsa 26 etmeye yarar" . vali. "Söz. kişilere ait yüzlerce latife bulunmakladır. kadı. 1959. Sipahilerin. Oflu vb. Bunlardan bir kısmı aynen çevrilmiş bir kısmı da Türk toplumuna uyarlanmıştır. imparatorluğun coğrafyasında yaşayan etnik ve dinî bakımdan farklı olan çeşitli grupların yarattığı tiplerdir. Aldar Köse Doğu Türklerinin ortak tipleridir. "Folklorda Sahnede ve Resimde Türk". Kemine gibi. "Anadolu Mizahında Bazı İran ve Arap ". hasta. ancak aslında tuhaf olan beşerî zaaflarla. Osmanlı fıkralarında keskin bir Türkmen. İstanbul. Bunların kahramanlarının isimleri bellidir. Yeniçerilerin. yörük. Fikret. Bu (ipler içinde Kemine ve Esenpolat Türkmen. Arap kökenli mizah tipleri de Osmanlı coğrafyasında. tipler bu gruba dahildir. haksızlıklar. Esat. Görüldüğü gibi çok zengin bir dünyayı yansıtan Osmanlı mizalıında insan kusurları. Bunların dışında aklı hastalan. Yabancı kaynaklı tipler içinde İran. Bekri Mustafa'yı. Oyuncular her zaman ve her yerde rastlanan insanlardır. Balı'dan çevrilen pek çok fıkra da Osmanlı mizahı içinde yerini almıştır. adaletsizlikler ince bir zekâ ve sade bir üslupla hicvedilir. Yine Osmanlı toplumunda çok önemli bir yeri olan ordu ile ilgili pek çok latife bulunmaktadır. Ebu Nuvas ve Behltil Dânâ (Behlül Dânende) önde gelen ve Anadolu halk fıkralarıyla karışan önemli tiplerdir. Nasreddin Hoca'ya mal edilebilmekte bazen de bunun tersi olmakladır. geniş bir yayılma imkanı bulmuştur 1 . özellikle Anadolu'da. s. Erzurumlu. özellikle Batı ile ilişkilerin iyice geliştiği dönemde. Siyavuşgil. hatta günümüzde çok yaygın olan Karadeniz fıkralarım görmemek mümkün değildir. S. mevlevî. cemiyet eğriliklerinin teşhirinde son perde inerken. Dar bir çevrede bilinen Kayserili. Bu fıkra tiplerinin ortak Özellikleri epik kanunlara tabî olmalarıdır. Osmanlı mizahında halk mizahının yanı sıra padişah. Mesela. onlara atfedilen fıkralarda Nasreddin Hoca'yı. 383 vtİ. . köylü. Araplardan Çuha. sakat vb. Çcmişgczekli. Yahudi ve Ermeni tipleridir. Yine bir başka fıkra grubunu Mahallî Tipler oluşturur. Osmanlı mizahı içinde sadece Anadolu'da yaratılan tipler bulunmaz. Azınlık tipleri ise. Dekor son derece doğaldır. Yeni Türkiye. Yani unutulan kahramanın bütün özelliklerinin parlayan kahramana yüklenmesidir. cimri. Sahneye çıkanlar halkın kendisinden.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı sokmak. şair. kumandanların birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerini konu alan fıkralar da oldukça fazladır. akim almayacağı bir olağan dişilik yoktur. musahip vb. Ahmet Akay ve Esenpolat gibi çeşitli Türk boylarına ait tipler de girer. Ahmet Akay Kırım. sosyal çarpıklıklar. vezir. 1-7. ss. Aldar Köse'nin fıkralarından bazıları Bektaşî'ye veya mahallî bir tipe ait fıkralar. konu ise hayatın kendisidir. En yaygın olanları Rum. Sabri Esat Siyavuşgirin söylediği gibi. tiplerle ilgili fıkralar Osmanlı mizahının zenginliğini teşkil ederler. Fıkralarda olmayacak. Aldar Köse gibi. İmparatorluğun son dönemlerinde.

10 . Böyle olmasaydı. İstanbul'da konuşması. Osmanlı potası bu tiplerin hepsim incitmeden. kaideler ve kesin lavırlar ile yasaklar karşısında. karşısında Bektaşi'yi bulur. Osmanlı fıkralarından örnekler vermeyi de düşündük. tek bir meddahın ağzından nasıl dile gelirdi? Meddah. aklın kolayca kullanabileceği sonuca varma meyli. Her millet bu mozayik içinde yerini alır. Bu mizahın içinde masaldan tiyatroya uzanan çeşitli türler karşımıza çıkar.Fikret TttrKfhm realite duygusu. kadılara velhasıl bütün iktidar sahiplerine yönelir. vezirlere. Ancak bu yazının çerçevesi çok genişleyecekti. bir davranış ülküsünün sembolü olurlar. Ancak. Osmanlı'yı temsil etmiyor mu? Osmanlı'yı bir de bu yönüyle yeniden incelemek. salısında. sonsuz bir hoşgörüyle yan yana yaşatmayı başarmıştır.dcn vazgeçtik. Sonuç olarak. yaşayışı ve zihniyeti birbirinden çok farklı tebâ. kendi kimliğini kaybedip bu dünya görüşünün. Ancak çıkacak sonucun bu yorgunluğa fazlasıyla değeceği de kesindir. Ancak burada fıkra şalisi. Hayat sahnesinde bu türlerin hepsi fonksiyonlarım ifa ederler. Kaideci softa. Bu yüzden okuyucunun bu metinleri dipnotlarda gösterdiğimiz bibliyografyadaki kaynaklardan veya her hangi bir latife kitabından okumasının daha uygun olacağı görüşüyle bu fikrimi/. karakteri. onun hoşgörüsünün en çok akis bulduğu mizahım ele almak uzun ve yorucu bir çalışma gerektirmektedir. Osmanlı mizahında imparatorluk özelliklerinden biri olan renkli bir mozayik dikkatimizi çeker. Aynı durum padişahlara. şüpheci bir tavır takınmaya zorlar.

. Oğuzlarda ve Kipçaklarda böyle diyor. Başkurtlarla belki bir ay sonra %70-80 anlaşma seviyesine çıkıyoruz. Prof. Tabii bu kadar zaman ayrı kaldıktan sonra.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Kazaklarla. Özbeklerin bulunduğu bölgelerde esasmda Özbekler tabiî Karahanlıları oluşturan Karlık Türklerinden Kartukları meydana getiren Yağma gibi Çiğil gibi Toksı gibi Türklerden oluşuyor. Kırgızlarla bu süre bir az daha uzun oluyor. Elbette oradaki Türklerin içinde de Kıpçak unsurları. Onlar da buraya geldiği zaman. Türk Dil Kurumu Başkanı. belki bir hafta sonra %70-80 anlaşma seviyesine çıkıyoruz. . izmir 2000. Dr. Şeyinin boylarındaykcn Kıpçak Türkleriyle bol ölçüde karıştık. üç hafta veya bir ay kadar. Türkmen ve Özbeklerle belki beş gün. 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araşürmalan Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan ''Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde sunulmuş tebliğin bant çözümüdür. ss. özellikle Özbekistan. aynı şekilde bu dediğim süreler zarfında bizlerle anlaşabiliyorlar. Karhık Türkleri ile Kıpçak Türklerinin karıştığı yerler. Oğuz unsurları. OSMANLI DEVLETİ İLE TÜRK DÜNYASININ DİL VE KÜLTÜR İLİŞKİLERİ" Ahmet Bicaıı ERCİLASUN* Çok uzun zaman geçmeden belli ölçülerde anlaşmamız imkânı var. yani Türk boyları çok kısaca anlatmaya çalıştığım gibi tarih boyunca sıkı bir şekilde birbirlerine karıştılar. Birisi tarih boyunca Türk boylarının zannettiğimizden fazla birbirleriyle karışmasıdır. Onlar da bir miktar Anadolu'ya geldikten sonra hem Kafkaslar üzerinden hem Balkanlar üzerinden çeşitli defalar Anadolu'ya Kıpçak unsurları geldi. bu kadar kısa sürede anlaşabil memizin sebepleri nelerdir diye düşündüm ve iki önemli sebep buldum. Çok defa Anadolu'ya bizler sadece Oğuz Türkleri olarak geldiğimizi düşünürüz. Kazakların ataları olan Kıpçaklarla orada birlikte yaşamalarıdır. Çünkü orada biz komşu yaşıyorduk. Azerbaycanlı Türklerle hemen birkaç saat içinde anlaşabiliyoruz. ama Cengiz Han'dan sonra onlar Çağatay ulusu adını aldılar ve daha sonra kuzeyden gelen Kıpçaklarla da karıştılar. Bugün Kazaklarda bazı Oğuz destanlarının kalmış olmasının sebebi budur. yüzyıllarca ayrı kaldıktan sonra. ama daha İran'a dahî girmeden Sirderya boylarında. Divan-ı Lügati't-Türk'de Kaşgarlı Mahmul sık sık Oğuz ağzının özelliklerini söylerken Kıpçaklarla birleştiriyor. 11-16. Onun için bugün Orta Asya'daki veya İdil Ural bölgesindeki Türklerin alt birimlerini araştırdığımız zaman aslında Kıpçak olmayan unsurları Kıpçak Türklerinin Bu yazı.

Anadolu'da belki de Türk olarak yaşama imkânını bulamayacaktık. bazı eserler de karışık dilli eserler olarak adlandırılır yani bunlar Doğu Türkçcsi'nin hem de Kuzey Türkçesi'nin hem de Batı Türkçesfnin (Osmanlı) özelliklerini birlikte taşıyan eserlerdir. Safevî Devleti Jni kuran elbette 12 . Biz Anadolu'ya geldikten sonra zaten bir süre Türkistan Türkleriyle birlikte yaşadık. Osmanlı Beyliği de dahil olmak üzere Türkiye'ye pek çoğu da bu dalgayla geliyor. Cengiz Han'ın ve çocuklarının önünden kaçan Türkler Anadolu'ya geldiler. Ama bu üçüncü dalga Anadolu'yu o kadar çok Türkle doldurdu ki. dil ve edebiyat ilişkileri fırsat buldukça her zaman olmuştur. edebiyat dilinin Farsça olduğunu. yüzyıldaki birinci dalgadan sonra 12. Anadolu Selçuklularının resmî dilinin. Özellikle Suriye'de olan uzantıları.Ahmet Bİcan ErcİlUsıttı arasında görebiliyoruz veya Oğuz Türklerinin arasında Oğuz olmayan unsurları görebiliyoruz bir sebebi bu. Anadolu Selçuklularının da sonunu hazırlayan bu alanlar. Edebiyat eserleri Türkçe yazılmaya başlandı. 13. Henüz Safevî Devleti ortaya çıkmadığı zaman çok sıkı münasebetler vardı. İkinci bir sebebi. İran üzerinden Anadolu'ya gelen göç dalgalan asıl büyük göçleri oluşturuyor. Anadolu Selçuklu hemen kurulmakla beraber. Büyük Selçııklu'ya tâbiydi başlangıçta. yüzyıllarda bu münasebetler çok sıkı idi. 14. resmî dil Türkçe oldu. Yani Anadolu Selçuklularını sarsıyor. Ancak Safevî Devleti kurulunca gerçekten Osmanlı topraklan ile Türkistan topraklan arasında çok ciddî bir engel ortaya çıktı. yüzyılda.yılda da elbette zaman zaman görülen göçlerden sonra asıl büyük güç bu üçüncü göç dalgasıyla ortaya çıktı. ama Osmanlı Beyliği ! nde de Germiyanoğlu'nda da. Büyük Selçuklu İmparatorluğıfndan sonra da Anadolu'ya yeni akınlar geldi. Osmanlı şair ve yazarları Doğu Türkçesi'nden eserleri Batı Türkçesİ'ne çeviriyorlardı.-14. yüzyılda geldiler. aslında Anadolu'da beylikler devrini de hazırlamış oluyor. Onlar da 15. Yani biz Mısır Memlûkları ile bir de güneyden Kıpçaklarla temasa geçmiş olduk. Yani 120(j'da Cengiz Han'ın. 13. o tarihlerde Türkistan'a yaptığı seferlerle birlikte ortaya çıkan göç dalgalan. bu yeni beyler de zaten Arapça Farsça bilmiyorlardı ve hepsinde Türkçe devlet dili oldu. yavaş yavaş Oğuzcalaştı. Hatta Çağatay Türkçesfnden Türkçeye eserler aktarılmaya başlandı. Kıpçaklarm bir kısmı 1250'de Mısır'da bir devlet kurdu. Bence 11. yü/. Daha sonra Kıpçak sahası. imparator Cengiz unvanını alıyor. Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir yandan Anadolu'daki Türkleri. Candaroğhrnda da hepsinde devlet dili. yani Cengiz'in ve çocuklarının önünden kaçarak gelen dalga. ama beylikler devrini de hazırlıyor ve bu beylerin çoğu da bu üçüncü dalgada geliyor. bilim dilinin Arapça olduğunu hatırlayınız. Bunlar 13. Bunlardan Karamanoğlu Mehmet Bey'i çok iyi biliyoruz. bir yandan da İran ve İran ötesindeki Türkleri içinde bulunduruyordu. Belki bu üçüncü dalga olmasaydı. Yani Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir bakıma Anadolu ile Batı Türkistan'ı müştereken idare eden belki de tek siyasî Türk Devleti idi. Onların Türkçesi Oğuzcalaştı ve orada da Kıpçak ve Batı Türkçesi karışık dilli eserler ortaya çıkmaya başladı. yüzyıldan itibaren Arapça'dan eserler Türkçeye çevrilmeye başlandı. tarih boyunca çeşitli Türk boylarının aralarındaki kültür münasebetlerinin tam olarak kesilmemiş bulunmasıdır. yüzyıldan itibaren 13. Türk boylan arasında kültür münasebetleri. yüzyıla doğru. hatta "'bolga-olga" meselesi diye bizim dil tarihimizde geçen.

Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil Ve Kültür İlişkileri*

Türklerdi. Şalı İsmail de Türktü anıa aradaki mezhep farkı ve o zamanki anlayış, ciddî bir şekilde kültür bağlarımızı, siyasî bağlarımızı daha çok engelledi. Biliyorsunuz ama buna rağmen kültür ilişkileri devam etmiştir. 15. yüzyılın ikinci yansında Temür'ün kurduğu hanedanda yetişen Ali Şir Nevaî, Türk dünyasının, belki de Türk şiir tarihinin en büyük ismi. Ali Şir Nevaî 15. yüzyılın ikinci yarısında, 1463'den itibarca eserlerini meydana getirmeye başlıyor. Alî Şir Nevaî'nin eserlerinde bazı Oğuz özellikleri görüyoruz. Özellikle Nesi mî'yi okuduğunu çok iyi biliyoruz. Bizim Anadolu sahasında. Doğu Anadolu. Suriye sahasında, Azerbaycan sahasında bulunan ve son derece lirik şiirler yazan Nesimî, Türkistan'a ve Ali Şir Nevaî'ye tesir etmiştir. Nevaî'den sonra aksi yönde bir tesir Osmanlı sahasına doğru geliyor ve bütün Osmanlı şairleri Nevaî'yi üstad olarak kabul ediyorlar. Osmanlı şairleri tarafından pek çok örnek de Nevaî'den alınıyor. Nevaî Çağatay Türkçesiyle, Doğu Türkçesiyle eserler yazan, hem manzum hem mensur otuzdan fazla eser meydana getiren, adeta bazı türlerin kurucusu kabul edilen büyük bir şair. Meselâ şairler tezkeresini Türkçe olarak ilk defa Nevaî yazmış. İlk şairler tezkeresini, yani şairlerin hayat hikâyelerini kısa da olsa anlatan bu edebî türü, ilk defa Nevaî yazmış ve Nevaî'den örnek alarak Osmanlı şairleri de 16. asırdan itibaren şairler tezkereleri yazmaya başlamışlar. Nevaî'nin şiirleri Osmanlı sahasında tanzir ediliyor. Osmanlı şairleri onun şiirlerine nazireler yazıyorlar ve Çağatay Türkçesiyle nazireler yazıyorlar. Yani Osmanlı şairleri Çağatay Türkçesiyle Nevaî'nin şiirlerine karşılıklar veriyorlar. Safevî Devleti henüz yok. Yani ayrılmamışız Nevaî zamanında, ama Nevaî'den hemen sonra, Nevaî'nin ölümüyle birlikte, Safevî Devleti'nin kuruluşu var. Pek çok Osmanlı şairi Nevaî'nin dilini Öğrenmek için özel gayret sarf ediyor, Nevaî'nin dilim öğreniyor. Nevaî'nin dilini Öğrenmek için özel sözlükler yazılıyor. Abuşka sözlüğü diye bir sözlük var Osmanlı sahasında. Osmanlı kütüphanelerinde çok miktarda bulunuyor bu sözlük. Abuşka sözlüğü denmesinin sebebi ilk kelimesinin abuşka olmasıdır. Abuşka kelimesi, koca anlamında. Bu sözlüğün bilinen bir yazarı yok, anonim. Bu neyi gösteriyor? Bu eser Osmanlı sahasında bu kadar yaygın. Demek ki. Osmanlı şairleri Nevaî'nin eserlerini. Doğu Türkçesi'ndeki şiirlerini anlamak için özel olarak bir sözlük meydana getirmişler ve bu sözlük çok miktarda Osmanlı kütüphanelerinde bulunuyor, Ama bu sözlük olmasa bile, Kaygusuz Abdal'dan itibaren 15. yüzyıl ile 19. yüzyılın ilk yansına kadar Osmanlı şairlerinin Çağatay Türkçesiyle Nevaî'ye nazireler yazdığım biliyoruz. Yani Abuşka sözlüğü olmasa bile, Osmanlı şairlerinin Çağatayca şiirleri elimizde. Nedim dahil olmak üzere, Osmanlı şairleri Çağatayca şiirler yazmışlar. Nedim'in, şiir yazacak ölçüde Çağatayca bildiğini düşünürseniz, Osmanlı Türklerinin Doğu Türklerine, Türkistan Türklerine olan alâkasının hiç kesilmediğini rahatça anlayabilirsiniz. Elbette oralardan bilim adanılan ve şairleri gelmişler. Zaten Nevaî devri, Nevaî doğmadan önce Temur'un oğlu Şahruh (1405-1447). biz de Fetret Devri arkasından Çelebi Mehmet ve II. Murad, o devirlerde dünyanın siyaset merkezi, kültür merkezi olan Herat ve SemerkaiuTdadır. Yani Temur'un oğlu zamanında dünyanın en güçlü bölgesi Batı Türkistan, Herat ve Semerkand şehirleridir. Şalının'un oğlu Uluğ Bey de Semerkand'da hükümet etmektedir. Bir bakıma o devir, bazı batılı araştırıcılar tarafından Türk Rönesansı olarak adlandırılmaktadır. O devirde unutulmuş olan Uygur yazısı adeta yeniden diril tihniştir. 13

' -.

-},.-„",

Ahmet Biean Ercilasun

Ata yadigârı bir yazı olarak Herat'ta ve Semerkand'da yeniden diriltilmiş, Uygur yazısıyla yazan hattatlar, eski eserleri Kutadgu Bilig gibi, Miraçname gibi. AtabetiTlHakayık gibi eski eserleri Uygur harfleri ile yeniden yazmaya başlamışlardır. Böyle bir cereyan da doğmuştur. Onun için rönesans diyorlar. Yani Bati'nın eski Yunan'a dönmesi gibi, Batı Türkistan'daki Türk aydınlan da eski Uygur yazısına dönüp bu eserleri yeniden Uygur yazısıyla yazıyorlar. Daha önce de söylediğim gibi, siyasî ve medenî olarak en yüksek derecesine varmış Batı Türkistan. Bu üstünlük FatnYden itibaren, 1450'den itibaren, yani asrın ikinci yansında. Doğu Türklerinden Batı Türklerine geçiyor, Osmanlı'nın yükselmesiyle ve Türkistan'da da Temuroğullan'mn zayıflaması ve nihayet asnn sonunda yıkılmasıyla, üstünlük Doğu Türklüğünden Batı Türklüğüne geçiyor ve bu defa dünyanın en büyük siyasî gücü de Batı Türklüğü, Osmanlı Türkleri oluyor. Ama o hadiselerle birlikte tıpkı Amerika'ya olan beyin göçü gibi Avrupa'dan Amerika'ya olan, bu defa Batı Türkistan'dan Osmanlı'ya doğru bir beyin göçü oluyor ve hem ilim adanılan hem bazı şairler İstanbul'a geliyorlar. Ali Kuşçu bunlardan biri, Cemalî diye bir şair var, Çağatayca divaru var, onlardan biri, oralardan gelmişler. Bunlar da Osmanlı'da Çağatayca'ya olan ilgiyi diri tutuyor, sağlam tutuyor. Hatta Fatih zamanında İstanbul sarayında Şeyhzade Bahsi diye Uygur yazısını bilen bir kişinin olduğunu biliyoruz. Abdürrezzak Şeyhzade Balışı, Fatih'in sarayında, İstanbul sarayında, Fatih öldükten sonra da Bayezid zamanında İstanbul sarayında, Uygur yazısıyla birtakım eserler yazılar. Düşünebiliyor musunuz, Fatih'in ölümü 1481, bu tarihlerde İstanbul'da Uygur yazısını bilen birisi var ve Uygur yazısı çoktan ölmüş. 3-4 asır önce Arap yazışma geçmişiz, ama demin söylediğim Batı Türkistan'daki akım İstanbul'a da gelmiş Şehzade Bahşı Abdürrezzak Şehzadebaşı'nın eliyle oturmuş ve Atabetü'l-Hakayık adh kitabı, bir satırını Arap harfleriyle kendi eliyle bir satırım Uygur harfleriyle yazmış. Topkapı Sarayı'nda o kitap bulundu. Necip Asım tarafindan o kitap bulunmasa, bunu bilemeyeceğiz. Kutadgu Bilig'in Uygur harfli bir nüshası var. Aynı kimse o nüshayı da Tokat üzerinden İstanbul'a getirtiyor. Yani Yavuz Sultan Selim zamanına kadar, 16. asnn başlanna kadar uzanıyor. Ondan sonra onun da herhalde bir kaç talebesi varsa 16. asır ortalarında belki de artık Osmanlı sahasında Uygur yazısını bilen yok, ama Çağataycayı bilen insanlar 19. yüzyıl başına kadar var. 19. yüzyıl ortalanndan itibaren de yeni bir akün şeklinde tekrar Çağatayca'ya dönülüyor ki, onu biraz sonra anlatacağım. Bu arada İdil Ural Türklüğü ile olan münasebetlerimiz, Türkistan Türklüğü ile olan münasebetlerimize göre coğrafî bakundan o kadar engelle karşı karşıya değil. Yani Safevî yok. Safevî, Osmanlı ile Türkistan'ın arasım kesiyor, ama biz daha Kırım Hanlığı Jnı aldığunız zaman, Fatih Sultan Mehmed zamanında. Kının Hanlığı'nı aldığımız zaman, doğrudan doğruya İdil Ural Turklüğüyle. yani Tatarlarla ve Başkurtlarla komşu hale geliyoruz. Kırını Hanlığı bir Osmanlı toprağı ve bu vasıtayla Tatarlarla çok daha yakın münasebetlerde bulunuyoruz ve onun için Kazan'a devamlı olarak Osmanlı'nın eserleri gidiyor. Orada o eserler el yazması olarak çoğaltılıyor, okunuyor. Bunlar arasında Kesik Baş Hikâyeleri, Muhammediyeler gibi eserler vasıtasıyla, Tatarlar ve Kuzey Türkleri İstanbul Türkçesiyle yazılmış eserleri daha fazla okuyorlar. Bizim Türkiye'de doğmuş olan "gelecek zaman"ımız "'olacak, gelecek" şeklinde oluşuyor ve bu gelecek zaman İdil Ural Türklerine de gidiyor. Ancak 14

Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil Ve Kültür İlişkileri*

Özbeklerde biraz daha az kullanılıp. Kazaklardan Kırgızlara kadar tam olarak uzanmıyor. 19. yüzyıl ortalarına gelince yeni tarzda bîr münasebet başlıyor. Bu defa bilim yoluyla, yani daha önce şairlerin nazireler yazması şeklindeyken, 19. yüzyıl ortalarında bu defa bilim yoluyla bir münasebet başlıyor. Ahmet Vefik Paşa Şecerc-i Türk'ü Çağatay Türkçesi'nden Osmanlı Türkçesi'ne çeviriyor. Demek ki. Ahmet Vefik Paşa da Türkiye'de Osmanlı Türkiyesi'nde Türkolojinin önemli kurucularından biri. Eserinin, yani sözlüğünün adına Lehçe-yi Osmanî diyor. Osmanlıca, Türkçe'nin bir lehçesidir ve Türkçe'nin bir başka lehçesi ise Lehçe-yi Çağataî. Ayrıca Osmanlı Türkçesi'ne Ebul Gazi Bahadır Han'ın meşhur eserini de Ahmet Vefik Paşa çeviriyor. Hızla Türkislanla ve İdil Uralla olan edebî, ilmî münasebetler hızla gelişmeye başlıyor. Bu sefer daha farklı bir mecrada. Avrupa'da da Türkolojinin gelişmesi bize tesir ediyor ve çok luzh bir şekilde gelişmeye başlıyor. Biraz önce arkadaşlarımızm anlattığı subaylarm diğer Türk boylan arasına gönderilmesi yoluyla vb. ilişkilerin tesisi o tarihlerde olmaya başlıyor. Bir yandan meşhur Şeyh Süleyman Efendi bugünkü Özbekistan'dan İstanbul'a geliyor ve İstanbul'da Özbekler tekkesini kuruyor, ki bu Özbekler tekkesi Millî Mücadele'de İstanbul'dan Ankara'ya adam kaçıran bir teşkilât olarak çalışıyor ve Özbek pilavı da o tekke sayesinde bizim Osmanlı mutfağına giren bir yemek oluyor, yani yemeğe kadar ulaşıyor. Şeyh Süleyman Efendi sayesinde kumlan ilişki asrın soıılanndadır. Diğer taraftan da I89O'lı yıllara geldiğimiz zaman artık İstanbul'da Azerbaycan'dan gelmiş. Türkistan'dan gelmiş insanları görmeye başlıyoruz. Askerî Tıbbiye'de Azerbaycan'dan çıkmış. St. Petersburg'da matematik okumuş. Rus ve Avrupa edebiyatım bilen, biraz yaşlı bir insan Hüseyinzâde Ali Bey, İstanbul'a askerî tıbbiyeye geliyor. Diğer öğrencilerden biraz daha yaşça büyük olduğu için birdenbire etrafında hâle oluşuyor. Tahmin ediyorum ki. o Hüseyinzâde Ali Bey'in yaktığı ateşle, daha sonra bu öğrenciler 190 askerî tıp öğrencisi olarak, o zamanın Türkçü büyüklerine meşrutiyetin ilk yıllarında müracaat ederek Türk Ocaklarının açılmasını isleyeceklerdir. Meşrutiyet yıllarında arlık burslu öğrenciler var. Meşrutiyet yıllarında doğrudan doğruya İttihatçıların verdiği burslarla Türkiye'de, İstanbul'da okuyan öğrenciler vardır. Meselâ; bizde müzeciliğin kurucusu olan Hamit Zübeyir Koşay, Tatar Türklerindendir. İttihatçıların verdiği burslarla İstanbul'da okuyan ve sonra da Türkiye'de kalan böyle Türkler var. Onlara burs vermişler. Buna karşılık, Türkiye'den de subaylar gittiği gibi, biraz önce de Timur arkadaşımızın anlattığı gibi, oraya okul müdürü olarak gitmiş, Doğu Türkistan'da Kemal İlkul gibi. ki onların da hatıraları yayımlanmıştır. Doğu Türkistan'da okul müdürlüğü yapan, orada öğrenciler yetiştiren, oradan İstanbul'a gelerek hem Azerbaycan'dan hem Batı Türkistan'dan, hem İdil Ural bölgesinden ve hem de Doğu Türkistan'dan İstanbul okullarına gelerek okuyanlar var. Yani 1990'dan sonra başlayan münasebetlerimize benzeyen o kadar yoğunlukta, o kadar sık münasebetler meşrutiyet yıllarında oluyor. Ama bugünün küçülen dünyasını da, bugünün imkânlarım da, vasıtalarını da hesaba katınız. O zamanın, o ibtidaî şartlarına rağmen, bu kadar yoğun bir trafik İstanbul ile İdil Ural ve Türkistan Türkleri arasında vardı. Bunların hatıraları arada 70 yıllık Sovyet dönemine rağmen o bölgelerde unutulmamış, nesilden nesile devam ederek bugünlere kadar gelmiştir. 1990'larda 15

Ahmet Bican Ercilasım

onlarla karşılaştığımız zaman o hatıraların, meşrutiyet devrindeki ilişkileri gösteren bu hatıraların devam elliğini görüyoruz. Galiba bu münasebetler bundan sonra da hiç kesilmeyecek, kesilmeden devam edecek. Elbette şimdi çok daha rahat imkânlarla bu ilişkilere devam edeceğiz. Özbekistanli, şu anda yaşayan büyük şair Cemal Kemal'in dediği gibi, 'iki gün gelip de Türkiye'ye kalınca artık Rusça-Türkçe sözlüğümüzü atıp birbirimizle anlaşma imkânına kavuşacağız."

[6

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV, İzmir 2000, ss. 17-20.

HANLIKLAR DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLETÎ'NİN TÜRKİSTAN SİYASETİ*

Mehmet SARAY 1967 yılı sonunda rahmetli Togan Hocam ile Kafesoğlu Hocam bendenizi İngiltere'ye bu konularda tahsile gönderdiğinde aklımdan hep şu geçerdi: Acaba bu üzerinde çalıştığım tarihin coğrafyasını ve Türkistan Türkleri diye bildiğimiz bugünkü Türk cumhııriy eti erindeki kardeşlerimizi bir gün ben görebilir miyim? İşin açıkçası bu bir hayaldi. Ama bildiğiniz gibi siyasî gelişmeler öyle gelişti ki sonunda yalnız bendenizin değil hemen hepimizin büyük rüyaları ve hayalleri gerçekleşti ve kardeşlerimizle elele tutuşabildik. Bugünleri ben gördüğüm için, işin açıkçası, hasbelkader 32 yıldır da bu konularda çalışan bir hocanız olarak diyorum ki; herhalde ben artık çok mutlu ve bahtiyar bir insaıum, dalıa önce hayal edemeyeceğim şeyleri gördüğüm için. Şimdi ben bu duygulanım ifade ettikten sonra sevgili gençlere şunu söyleyeceğim: Lütfen çok iyi yetişin ve mutlaka kardeş cumhuriyetlere gidin. Hayatınızın üç veya beş yılında bu sahalarla ilgili ekonomi olur, ticaret olur. eğitim olur, kültür olur, siyaset veya ne isterseniz, hangi dalda yetişirseniz oralarda mücadele edin. Sovyet sisteminin zihinleri fevkalade alabora eden bir eğitim sistemi neticesinde, kardeşlerimiz şu anda arayışlar içindedir. Eğer biz kardeşsek -ki öyle diyoruz- o zaman yiğitçe gidelim ve onlanıı elinden tutalım ve onlara bir kardeş bir kardeşe nasıl yardım etmesi lâzım geliyorsa -ama onların asla ve asla gururlarını incitmeden ve onların ülkelerinin hakimi olduğunu unutmadan, büyük ağabey havasına da girmeden- bu kardeşlerimizle İlgili mutlaka hayatınızda bir şeyler yapın. Şimdi Osmanlı Devleti"nin Türkistan'da kurulan devletlerle ilişkileri konusunda diyeceksiniz İd: acaba bu ilişki nasıl oldu? Diyar-ı Rum'a giden, orada Osmanlı Devleti : ni kuran bizim Türkmen kardeşlerimizdir, diyerek Uluğ Bey'le birlikle, tarihimizin en bilge hükümdarlarından birisi, büyük ilmî çalışmalara imzasını atmış, tarilıimizin gerçekten büyük astronomi ve matematik alimi Ali Kuşçu Türkiye'den davet gelince heyecanlanıyor, gideyim diyor; Diyar-ı Rum'da kardeşlerim İlimde, fende Bu yazı. 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan "Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde sunulmuş tebliğin bant çözümüdür. Prof Dr., İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi.

Mektnet Baray

çok ileri gitmiş, biraz da orada ilmini arttırayım diyor. Yani bu iki olayla şunu demek istiyorum; hiç bîr devirde Türk İnşam Ön Asya'ya geldiği günden itibaren tarihimizin hiç bir devrinde ilişkilerimiz, alâkalanınız kesilmemiş!ir, devamlı olmuştur. Benim doçentlik tezim, Osmanlı Türkiyesi'nin Türkistan devletleriyle olan ilişkileridir. Bu kütüphanenizde olması lâzım. Burada tüm belgeler gösteriyor ki, bütün asırlar boyunca kardeşlerimizle Osmanlı Devleli'nin ilişkileri olmuş, hem de çok çeşitli alanlarda. Ben burada, bunlardan bir özeti size takdim etmeye çalışacağım. Giriş kısmında şöyle demişim: Bilindiği gibi bugünkü Türkiye Türklerinin ve Osmanlı Türklerinin ataları olan Oğuzlar, yani Türkmenler, Selçuklu ailesi önderliğinde 11. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu'ya gelmişlerdi. Bu devirden başlayarak Anadolu Türkleriyle Türkistan Türkleri arasında kopukluklar olsa da devamlı ilişkiler olmuştur. Bu ilişkiler ekonomik alandan ziyade sosyal, kültürel ve politik alanlarda olmuştur. 15. asırdan itibaren bu ilişkilerde Şii İran'ın ayrı bir rolü vardır. 19. asra kadar İran, Osmanlı Türkleri ile Türkistan Türkleri arasında politik ve kültürel ilişkilerde daima birinci sebep olarak gösteriliyor. Bunu bendeniz henüz tamamlanmış olan 'Türk-İran Münasebetleri" kitabnnda izah ettim. O da yakında çıkıyor. 1783'den itibaren Osmanlı Devleti'nin Türkistan siyasetinde büyük bir değişiklik olur. Bunun sebebi Kırım'ın kaybedilmiş olmasıdır. Karadeniz'in Rusya'ya bir nevi kapısı olması dolayısıyla, açıldığından tehlikeyi sezer ve devlet ricali Türkistan devletlerine rica eder, fermanlar gider, Moskof sulhu bozmuştur. Kırım'daki müslumanlar, Türkler esarete düşmüştür. Bu, aynı zamanda Osmanlı Devleti ile ilgili diri çünkü tarihimizde bütün Türk devletleri, olduğu ama bilhassa Osmanlı Devleti sulhten yana olmuştur. Yapılan beynelmilel antlaşmaları ilk çiğneyen asla ve asla Türk devletleri ve özellikle Osmanlı Devleti olmamıştır. Sulhu bozduğu için kardeşlerimize mektup gidiyor; diyor, bu sulhu tekrar tesis edelim. Bunun sebebi tabiî, Rusya'nın ve Çin'in ve İngiltere'nin Orta Asya diye bildiğimiz Türkistan illerini devletlerarası hukuku hiçe sayarak birden çiğnemesi meselesi vardır. Burada da devletimiz kardeşlerimizle ilişkiye girer, bu dertlerden nasıl kurtulacağız, bunun çarelerini aramaya başlar. Şimdi burada bir soru gelebilir; pekiyi Rusya, Çin ve İngiltere niçin bu bölgeye yönelmişti? Rusya, Türkistan illerinin ekonomik ve ticarî potansiyelini ele geçirmek. denizlerde yenemediği İngiltere'yi Orta Asya üzerinden tehdit etmek için bu işgali yapmıştır. Çin ise Doğu Türkistan'ı hem sömürmek ve hem de Rus işgaline karşı batı bölgesinin emniyetini sağlamak için bu işgali yapmıştı. İngiltere'ye gelince Türkistan ülkelerini aldıktan sonra Hindistan sömürgesini tehdit ederler endişesiyle o bölgenin emniyet yapısı olarak gördüğü Afganistan'ı iki defa işgal etmiş, parçalamış ve bu ülkenin günümüze kadar gelen problemlerinin yaratıcısı olmuştur. Bu İki işgal esnasında ki, ben bunu ayrıca da Ttirk-Afgan İlişkileri kitabımda izah ettim, her kabilesiyle ilişki kuruyor, her bir kabileyi birbirine karşı kullanıyor. Afganlı kardeşlerimiz, asla bir millet olamadılar. Bilâhare cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk'ün büyük gayretleri ile orada modem devlet oluşmaya başlamış idi, millet şuuru gelmeye başlamıştı. Sonradan, işte bildiğiniz gibi Sovyet işgali ve şimdiki dramatik durum, meseleyi izah ediyor.

18

Hanlıklar Döneminde Osmanlı Devleti nin Türkistan Ziyareti Bu arada İngiliz siyasetini anlatan "Afganistan ve Türkler", Rus siyasetini anlatan bu arz ettiğim kitap ve Çin'in siyasetini anlatan "Doğu Türkistan" kitabı var. Bunları sizin kütüphanenize hediye ediyorum. Gençler oradan alıp okuyabilirler. Rusların, Çinlilerin ve İngilizlerin Türkistan ülkeleriyle Afganistan'a yönelik işgal hareketleri ister istemez Osmanlı Devleti ile Türkistan devletleri ve Afganistan arasında, lıızlı bir diplomatik ilişkiye sebep olmuştur. Ülkeleri yabancılar tarafından işgale uğrayınca Buhara, Hokand, Hive, Kaşgar, Afganistan ve Türkmenistan liderleri yardım rica eden mektuplar ve elçilerle Osmanlı Devleti'ne başvurmuşlardır. Türkistan devletlerinin Osmanlı Devleti'nden istedikleri yardımın başında silah ve asker gelmekledir. Top, tüfek, barut ve mermi imalinde gerekli malzemeler ve bunları imal edecek ustalar istemişlerdir. Kaşgar hariç maalesef Batı Türkistan'daki Hokand, Hive ve Buhara'nm bu isteklerine müsbet bir cevap verilememişi ir. Halbuki konu Osmanlı hükümetleri tarafından son derece ciddiye alınmış, ilgili meclislerde günlerce görüşülmüş ve yardım karan da alınmıştır. Ne var ki Türkistan devletleri ile Osmanlı Devleti arasında, şii İran'ın geçit vermez bir set gibi bulunması ve Kafkaslarnı Ruslar tarafından işgal edilmiş olması gibi sebeplerle, istenen askerî malzemeyi gönderecek bir yol bulunamamıştır. Silah yardımı haricinde istenen askerî yardım ise hiç mümkün olmamıştır. Zira bu yardımların istendiği devirlerde Osmanlı Devleti'nin hem Rusya ile sulh halinde olması ve hem de Rusya'dan çekinmesi dolayısıyla, asker yardımı mümkün olmamıştır. Bu istekte bulunan ülkelerin temsilcilerine gönüllü toplama tavsiyesinde bulunulmuş bundan da istenen netice alınamamıştır. Yukarıda arz ettiğimiz silah ve askerî yardımla birlikte Osmanlı Devleti'nden idareci talebinde de bulunulmuştur. Ülkelerini idare etmek üzere ya bir Osmanlı paşasmm ya da bir Osmanlı şehzadesinin gönderilmesini istemişlerdir, 1820'lerde ve 187O'lerde istenen bu idareci zümresine Osmanlı kayıtlarında nasıl bir cevap verildiğine dair maalesef lüç bir bilgi yok. 130 milyon dosya var Başbakanlık arşivimizde. Arkadaşlar, ben Dışişleri'nde çalıştığım, TIKA'da vazife gördüğüm sırada Türkmen kardeşlerimizi getirmiştim arşivlerimizle ilgili. Verilen bilgiye, arşivlerin başındaki yetkililerin verdiği bilgiye göre bu malzemenin dörtte biri lıalihazırda araştırmacıya açıktır. Şimdi bu ayıptır. 700. yılını kutladığımız Osmanlı Devleti'nin arşivlerinin dörtte üçünün hâlâ okuyucuya açık olmaması hem kendimiz İçin haksızlıktır, hem Balkanlar hem Ortadoğu hem Kafkaslar ve Türkistan illeriyle ilgili araştırma yapmak isteyenler için de haksızlıktır. Zannederim bu vesileyle bu konu sık sık dile gelir ve devlet yetkililerimiz bunun bîr tedbirim alır. Askerî yardımın haricinde bu kardeş ülkelerin Osmanlı Devleti'nden diplomatik yardım isteklerini de görüyoruz. Rusya'nın devletlerarası hukuku hiçe sayarak ülkelerine saldırdığı, büyük maddî zarara ve insan kaybına sebep olduğunu dile getirerek bunun durdurulması için Osmanlı Devleti ile İngiltere'nin tavassutta bulunmasını istemişlerdir. Onların bu isteklerine maalesef nasihatten başka bir cevap verilememiştir. Türkistan devletlerinin Osmanlı Devleti'nden istemekte olduğu konuların başında, İslâm dininin halifesi olması hasebiyle dinî istekler gelmiştir. Hac vazifesini ifa edebilmeleri için Türkistanlı müslümanların belirli güzergâhlardan emniyet içinde seyahat etmelerinin sağlanması ve buralarda onlara maddî yardımda bulunulması için yapılan ricaların hemen tamamı yerine getirilmiştir. Bu hususta 19

Mehmet Saray

Osmanlı yetkililerinin oldukça cömert davrandıklarını mevcut arşiv belgelerinden anlamaktayız. Türkistan devletlerinin liderleri sık sık Osmanlı idarecilerinden, ülkelerindeki medreselerinin sağlıklı bir biçimde çalışabilmesi için ders kitapları isteğinde bulunmuşlardır. Onların bu isteklerinin de tamamına yakım yerine getirilmiştir. Sevgili gençler, 1820'li yıllarda Türkistan'da çok hoş bir rekabet yaşanır. Hokand'ın başında Ömer Han vardır. Buhara'nın başında Haydar Şalı vardır. Bu iki Türk hükümdarı sanki asırlar sonra Ulıığ Bey'i taklit edercesine birbirleri ile kaç medresede ders verdikleri hususunda yanş halindedirler. Medreselerine Osmanlı medreselerinden kitap, malzeme rica ediyorlar. Biz şu şu ilimlerle uğraşıyoruz, öğrencilerimize medresede bunun malzemesini vennek lâzıın ve bize yardımda bulunun diyorlar. Bunlar sevinçle, ben size şunu ifade edeyim bu yardımlar da gidiyor, ama bu güzellikler kültürel ve biraz ilmî. Tabiî siyaset, üstünlük meselelerine gelince önce Haydar Şah Osmanlı Devleti'ne biat ediyor, bunu gören Ömer Han o da elçi gönderiyor, o da biat etliğini söylüyor. Biat, sevgili gençler müslüman bir toplumun, hilafet makamını temsil eden Osmanlı Devleti'ne bağlanıyor ve onun tâbiyetine giriyor, onun vatandaşlığına giriyor demektir. Şimdi bu güzel hadiseyi sizlere anlattıktan sonra son cümlemi burada ifade edeyim. Türkistan devletlerinin Rus işgaline uğradıktan sonra. ısrarla ülkelerinde Osmanlı Devleti'nde olduğu gibi ıslahat yapmak istediklerini dile getirerek bu hususla acilen yardım talebinde bulunulmuştur. İdadi, rüşdiye, hukuk, tıp ve mühendislik dallarında okul açılması için öğretmen ve öğrenci talebinde bulunulmuştur. Buhara emiri ve meclisinin gönderdiği müşterek raporda diyor ki: "Siz bizim kan kardeşîmizsiniz. biz bir cehaletin içine düştük. Moskof geldi. Ümıııet-i müslümanı ezdi" diyor. Sefirlerinizden "Öğrendik ki Osmanlı Türkiyesi'nde böyle böyle reformlar yapmışsınız, lütfen bu reformları yapacak hocaları ve idarecileri bizlere de gönderin. Sizlerin sayesinde bu Moskof zulmünden kurtulalım" der ve fevkalade, inşam gerçekten ağlatacak dramatik cümlelerle sona erer. ' Ben, sevgili gençler, kıymetli hocalarım, böyle altı güzel hocamızı sevgili başkanımız bir araya toplayınca, şimdi zaman yarışı var ben izin verirseniz, burada sayın başkanın İkazına uyayım ve soru olursa onu ben memnuniyetle cevaplamn.

20

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss. 21-35.

TÜRKİSTAN'DA OSMANLI TÜRK SUBAYLARININ FAALİYETLERİ (1914-1923)*

Timur KOCAOGLU Osmanlı Padişahı Sultan Abdülazİz Han (saltanatı: 1861-1876)'ın ferman ivla askeri yardım ile birlikle Osmanlı ordusımcUm istihkam subayı Miralay Ali Kuzun Bey. piyade subayı Mehmet Yusuf Bey, süvari subayı Çerkeş Yusuf Bey. topçu subayı İsmail Hakkı Bey ve başka dört emekli subay Enderun'dan Mıırad Efendi başkanlığında KaşgarEmiri Yakııp Han (saltanatı: )'a 1874 (Hicri 1291) yılında gönderilir. Yukarıda adlarını saydığımız bu Osmanlı subayları Türkistan hanlıklarına gönderilen ilk ciddi Osmanlı askerî heyetinde görev almışlardır. Sayın tarihçimiz Prof. Mehmet Saray Osmanlı subaylarının Doğu Türkistan'a gönderilmelerini Osmanlı ve İngiliz devlet arşivlerine dayanarak detaylı bir şekilde gözler önüne sermiştir,1 Saray'ın önemle beürüği gibi, daha önce 1863-1873 yıllan arasında Türkistan'ın güney bölgelerine vuku bulan Rus yayılmacılığı karşısında Hokand ve Hİve hanlıklariyle Buhara emirliğinin Osmanlı devletinden yardım ricalarına. İstanbul'daki saray içi karışıklığı ve dış güçlükler dolay isiyle Osmanlı devleti gerekli karşılığı verememişti. Sultan Abdülaziz Han'ın saltanatı sırasında Kaşgarha varan Türk subaylarının bilahare Türkiye'ye dönüşlerinde Padişah Abdülhamid'e sundukları layihalardan (raporlardan) Yüzbaşı Ali Kazım Bey'inkhü de sayın Melunet Saray yaymlaımşür. Ali Kazım bey'in Padişaha sunduğu lahihadan öğrendiğimize göre, Ali Kazım bey önce Yakııb Han tarafından Yarken t valisi olan Molla Yunus'un emrine verildiğinde. Yarkent şehrinde bir lopçu tabum kurarak topçuluk eğitimi verir. Ali Kazım bey raporunda Yarkent'teki lopçu taburundan 'İstanbul askeri gibi gayet mu'allem oldular" diyerek de övgüyle sözeder. Ali Kazım bey bu tapçu taburundan başka, daha sonra Yarken!'te 3.000 kişilik Türkiye'deki Nizam-i Ccdid'c uygun olarak bir alay meydana getirir ve onları eğitir.2 Doğu Türkistan'ın liderlerinden rahmetli İsa Yusuf Alptekin'in verdiği Bu makale, 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araşürmaları Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan "Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde tebliğ olarak sunulmuştur. Doç. Dr., Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi.
Mehmet Saray. Doğu Türkistan Türkleri Tarihi I: Başlangıçtan 1878'e Kadar, İstanbul: Kitabevi, 1997, s. 165-172 ve -'Ekler 1 bölümündeki arşiv belgeleri, s. 253-295. A.g.e., s. 254-255.

Timur Kocaoğlu bilgiye göre, Bedevlet Yakub Han Türkiye'den gelmiş olan subayların yardııniyle 80 bin kişilik bir ordu kurar. İsa Yusuf Alptekin'in bu konuda verdiği şu bilgi çok ilgi çekicidir: "Dedem Kasım Hacı Muhammed Ali Oğlu [Türk subaylarının eğittiği) bu orduda la Mini görmüş ve muhaberelere katılmış bir askerdi. Birkaç yerinde yarası olduğunu görmüştüm. Biz beş yaşlarında iken, hatıralarını anlatır ve heyecanlandığı zaman, bizi ayağa kaldırarak, 'Rahat, hazırol, marş, bir-ki, bir-ki...' tarzında komut verir, eski günlerini yâdederdi. Merhum 85 yaşında vefat etmişti."3 Rahmetli İsa Yusuf Alptekin beyin anlattığı dedesiyle ilgili bu küçük hatıra parçası bile, 1874-1876 arasında Türk subayları taralından eğitilen Türkistanlı askerlerin bu aziz hatıralarını kendilerinden sonraki genç kuşaklara nasıl aktardıklarını göstermesi bakımından çok önemlidir. Osmanlı subaylarının 19.uncu yüzyılın İkinci yansında, ya'ni 1870Merde Doğu Türkistan'da büyük bir başarıyla gerçekleştirdikleri bu resmî görevden sonra, biz Türkistan'ın herhangi bir bölgesinde Osmanlı devleti tarafından resmen görevlendirilmiş başka Türk subaylarını görmüyoruz. Ancak, resmen görevlendirilmiş olmasalar da, talihin bir cilvesiyle Osmanlı Devletinin son günlerinden, ya'ni 1918'den 1923'e kadar, bu kez Batı Türkistan Ma çok sayıda Osmanlı Türk subayı ile karşılaşıyoruz. 1914'te Kafkasya cephesindeki Osmanh-Rus savaşlarında, özellikle Ardahan'da çok sayıda Osmanlı askeri ve subayı Rus ordusuna esir düşerler. Önce Kafkasya "daki çeşitli askeri esir kamplarında bulundurulan Osmanlı askerleri ve subaylarının bir bölümü daha sonra Sibirya'daki Krasnoyarsk şelırmde bulunan askeri esir kampına yollanır. Krasnoyarsk kampından kaçabilen Türk subayları çeşitli gruplarda ve tarihlerde Kazak Türklerinin deve kervanlariyle bugünkü Kazakistan topraklarım boydan boya geçerek, Taşkent'e ulaşırlar. Onlardan bir bölümü Taşkent'te kalarak çeşitli yararlı faaliyetlerde bulunur. Bir bölümü de, 1920'de yeni kumlan Buhara Cumhuriyeti'ne gider. 1922 ve 1923 yılları arasında bu Osmanlı subaylarından büyük bir bölümü Türkiye'ye dönmüştür. Ama, maalesef onların çok azı kendi canlı hatıralarını yayınlayabildi.4 Batı Türkistan'da ve özellikle Buhara Cumhuriyeti'nde bulunmuş ve oralarda hem eğitim lıemde askerlik alanında çok önemli hizmetler yapmış olan Osmanlı subaylarından Raci Çakıröz ile tanışma ve onun ağzından hatıralarım yazma imkanına salüp oldum. Rahmetli Râci beyin hatıralarını 1971'de yazdığım halde, bu hatırat ancak 5 1987'de Türk Dünyası Tarih Dergisi'nin 1 ile 11 sayılarında yayınlanabildi.

3 4 5

İsa Alptekin, Doğu Türkistan Davası. İstanbul: Otağ Yayınlan, 1973(2. Baskî 1975); s. 129. Tahsili îybar, Sibirya'dan Serendib'e, İstanbul, 1950. "Türkistan'da Türk Subayları (1914-1923)"; Anlatan: Raci Çakıröz, Yazan: Timur Kocaoğlu. Tfirk Dünyası Tarih Dergisi (İstanbul), Sayılar: 1-11 (1987). 1971 'de haftada iki gece şimdi rahmetli o Um Raci Çakıröz'ün evine gidiyor ve o anlatırken, not alıyordum. Daha sonra, eve giderek notlarımda düzeltmeler yaparak, daktilo makinesinde temize çekiyordum. Herhalde dört veya beş a)' içinde Raci beyin hatıralarını tamamlayabildik. Kendisinin elinde Kaikasya, Sibiiya ve Türkistan Ma çekilmiş çok sayıda fotoğraf ve arşiv belgesi vardı. Elindeki bütün

22

Türlcistan'da Osmanlı Türk Subaylarının. Faaliyetleri (1914-1923)

Raci Çakıroz gibi Osmanlı subaylarının çok az bir kısmı hatıralarını yayınladıkları için, bu konuda çeşitli kaynaklara başvurmamız gerekiyor. Yayınlanmış kaynaklar arasında, değerli tarihçi Prof. Zeki Velidî Togan'ın 1969da basılmış olan hatıraları, Türkistanlı Abdullah Receb Baysun'un 1945'te İstanbul'da basılan Türkistan Millî Hareketleri adlı eseri önemJi bir yer tutar. Çünkü, hem Togan hemde Baysun o sıralarda, ya'ni 192Ü-1922 yıllan arasında Batı Türkistan'da Osmanlı subayları ile yakın ilişkilerde bulunmuş iki önemli görgü tanığıdır.5 Osmanlı subaylarının Batı Türkistan'daki faaliyetleri hakkında en önemli belgeler ise, henüz gün ışığına çıkmamıştır. 1922 ve 1923'ten sonra Türkiye'ye dönen o eski Osmanlı subayları herhalde bu konuda resmî makamlara kişisel raporlarını sunmuş olmalılar. Başbakanlık ve Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivlerinde bulunan bu belgelerin üzerindeki yasaklama süresinin biran Önce kaldırılmasını dileriz. İkinci Önemli arşiv belgeleri ise, bugün Özbekistan ve Moskova'da bulunmakladır. Bolşevik Rusyası gizli polisi ÇEKA (Çerezviçayni IComissiya "Fevkuladde Komisyon") özellikle Taşkent'teki Osmanlı subaylarını yakından izlediği için onların raporlamıda oldukça yararlı detaylar bulunabilir. Ayrıca, Buhara Cumhuriyeti de 1920 ve 1923 yılları arasmda çok sayıda Osmanlı subayını eğitim ve askerlik alanında önemli görevlere getirdiği için Buhara Cumhuriyeti'nin arşivlerinin de bu bakımdan dikkatle incelenmesi gerekir. Kısmen eski ÇEKA ve kısmen de Buhara Cumhuriyeti arşivlerinden yararlanan bazı yazarlar Sovyet dönenimde bazı edebî eserler yazdılar. Onlar arasında Tacik yazan Celal İkramı'nin 1979'da Düşenbe'de yayınlanan Garnizon T aslim Nemişeved ("Garnizon teslim Olmayacak") adlı piyesi ile Özbek yazan Halmirza Şükürov'un 1982'de Taşkent'te yayınlanan Kıl Köprik ("Kıl Köprüsü", ya'ni "Sırat Köprüsü") adlı romanı ve Tatar yazarlarından Tevfık Eydi'nin 1991'de Kazan'da yayınlanan İlan Uvı ('"Yılan Zelıiri") adlı romanını anmak lazım7. Bu piyes ve romanlardaki karakterler arasmda Osmanlı Türk subayları da önemli yer alıyorlar. Osmanlı subaylarının kişiliği ve faaliyetleri, Tacik yazarı tarafından çok olumsuz bir şekilde sunulurken, Özbek ve Tatar yazarları tarafından ise, olumlu olarak yorumlanışı dikkatimizi çeker. Tabii, Sovyetler Birliği parçalanarak. Batı Türkistan'da beş bağımsız cumhuriyet ortaya çıktıktan sonra, Osmanlı Türk ve Türkistan ilişkilerini ele alma üzerindeki yasak da kalkmış oldu. Buna bir örnek vermek islenin. Benim 1987'de İstanbul'da yayınladığım Raci ÇakırözHüı hatıraları tam onbir yıl sonra 1998'de Taşkent'te çıkan Cihan Edebiyatı adlı dergide Türkistan'da Türk Ofitserlerf adıyla biraz kısaltılmış olarak s yayınlandı.

fotoğraf ve belgelerin birer filmini çikıımıaina ve bu hatıraları yayınlama yetkisini bana verdiği halde, bu 1987'ye kadar mümkün olmadı. Zeki Velidi Togan, Hatıralar, İstanbul. 1969 (Dizinli yeni baskı: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. 1999); Türkistanlı Abdullah Receb Baysun, Türkistan Millî Hareketleri. İstanbul, 1945. Celal İkrama "Garnizon Taşlını NemişevecF, Edebiyatı So\>eti (Düşenbe). No. (1979), s. 1746; Şükür 1 lalmirzayev "Kıl Köprik", Şark Ynlduzı (Taşkent), No. 9-12 (1982) ve daha sonra kitap olarak yayınlandı: Şükür Halinirzayev, Kıl Köprik, Taşkent: Gafur Gulaın, 1984; Tevfîk Eydi, İlan Uvı. Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı, 1991. Cihan Edebiyatı (Taşkent), No. 6 (1998).
23

Timur Kocaoğlu 1918 ve 1923 arasında Batı Türkistan'da yalnızca daha önce Ruslara esir düşmüş eski Osmanlı subaylarını bulmuyoruz. Bilhassa, 1920 ve 1922 arasında çok üst düzeyde Osmanlı paşalanyla da karşılaşıyoruz. Osmanlı generalleri arasında tabiiki ilk önce 1 Türkistan'a Baku üzerinden 1921'de varım Enver Paşa ve daha sonra Cemal Paşa dır. Onlardan ayrı olarak, Teşkilat-i Mahsusa'nm önemli üyelerinden Hacı Selim Sami, Emrullah Bey. Demeli Adil Hikmet Bey. Hüseyin Bey. Bursalı İbrahim Beyler de Türkistan'a giderler ve onlar "Beş Türkler" diye ün kazanırlar. Değerli sözlü tarih yazarı Cemal Kulay Ana-Vatan'da Son Beş Osmanlı Türkü adıyla 1964'te yayınladığı eserinde, bu beş Osmanlı Türkünün Türkistan'daki faaliyetleri hakkında onların ağzından ilgi çekici bilgiler verir.9 Burada Ankara hükümeti ve Mustafa Kemal Atatürk'ün özel direktifleri ile 1921'de Türkistan'a gönderilen Soysallı İsmail Suphi bcy'in Taşkent'teki Türkistanlı aydınlar arsındaki faaliyeti ve özellikle kısaca TMB diye anılan "Türkistan Millî Birliği" adlı gizli teşkilatın kuruluşundaki katkısını da burada belirtmeliyi/.. Enver Paşa'nın Türkistan'da Ekim 1920 ile Ağustos 1922 tarihleri arasında iki yıldan biraz az, ama çok hareketli ve heyecanlı faaliyeti maalesef Türkiye'de detaylı bir şekilde ortaya konulmuş değildir. Tekin Erer gibi bazı yazarların Enver Paşa hakkında 1970'lerde yay miadı klan gerçeklere dayanmayan "hamasî'" kitaplarından yararlanılma imkanı çok azdır.10 Şevket Süreya Aydemir ise. Enver Paşa hakkındaki üç ciltlik eserinde, Türkistan bölümünü çok kısa ve sathi olarak geçmiştir.11 Enver Paşa hakkında bildiğimiz en ciddi çalışma Japon bilgim Prof. Masayuki Yamauclü tarafından 1991'dc Tokyo'da yayınlandı.12 Masayuki Yamauchi bu eserinde Ankara'da Türk Tarih Kurumu'unda saklanan Enver Paşa'ya aid 21 dosya içindeki özel evrakları ve mektupları Latin alfabesiyle Türkçe olarak yayınlamıştır. Yamauchi'nin yayınladığı mektuplar arasında. Enver Paşa'nın 28 Ocak 1922'de Şarki Buhara'da Ahcar köyünden Berlin'deki arkadaşı Kamil Bey'e gönderdiği mektuptaki aşağıdaki satırlar, Enver Paşa'mn Türkistan'da bir yandan Ruslarla çarpışırken, bir yandan da oranın İlerisi için nasıl planlarla kafasının dopdolu olduğunu göstermektedir: "Burada, Şarki Buhara'da, Darvaz vilayetinde dağ içinde ve derelerde halk tarafından ibtidâî işletilmekle olan altın ma'deni var. Sonra, demir, kömür, petrol, yakut, kurşun ma'deııleri var. Acaba Almanya'dan buraya hesabına emîn bir ma'den mühendisi göndermek imkan olmaz mı? Eğer Günler bu işler için yardım çaresini bulursa çok iyi olacaktır. Büyük Parebellum tabancalardan hiç olmazsa 10 tane göndermeyi unutma. Sonra, acaba bir Zepplin (balonu) ile burayla te'sis-i rabıta mümkün olamaz mı, ve kaça mal olur? Buradan parasını vermek mümkündür. Oradakilere selam. Babanım ellerinden öperim. Enver."13

11

13

Cemal KuLay, Aııa-Vatan 'da Son Beş Osmanlı Türkü, İstanbul: Tarih yayınları, 1964. Tekin Erer, Enver Paşa 'tun Türkistan Kurtuluş Savaşı, İstanbul: Maytaş Yayınevi, 1973. Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya 'darı Orta Asya'ya Enver Paşa, I-Ill. İstanbul: Remzi Kitabevi. 1970-1972. Musayııki Yamauchi, The Green Crescent Uncler the Red Star: Enver Pasha in Soviet Russkt 1919-1922, Tokyo, 1991. Masayuki Yamauchi, cug.e., s. 293-294.

24

1998. Yüzbaşı Sait Bahri. 19 Ziya Bey Türkiye'de Bayburt Kaymakamı olur. İsmail Hakkı (Kayserili). Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Yüzbaşı Emin. Binbaşı Rıfat. ıs Üsteğmen Yunus (Musullu) milis kuvveti olarak kurulan Buhara Ordusunun kumandam olur.Türkistan 'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Masayuki Yaraauclıi'nin Enver Paşa hakkındaki başka bir eseri de Hoşnud 14 Olmayan İnsan: Enver Paşa adıyla geçen yıl İstanbul'da yayınlandı. Mataracı Rıfat. Üsteğmen Nafi (Manastırlı)20. Assubay Sait Ahrari.19 Süvari üstteğnıeni Cavit Bey. 1999. Talisin İybar. Türkistan'da faaliyet gösteren Osmanlı subayları: Raci Çakıröz'ün hatıralarında aşağıdaki Türk subaylarının adları geçer:15 Albay Arif (Çengelköylü). 597. ikincisi ise Buhara ordusunun temelini atmak için girişilen askeri eğitimdir. Sait Cemal. İstanbul: Bağlam Yayınlan.ıtnauchi. Özellikle benim yayınladığım Râci Çakıröz'ün hatıralarına dayanarak. Osmanlı Devleti'nde gördükleri son modern öğretim ve eğitim yöntemlerim Türkistan'da uygulamaya sokmuşlardır. Kolordu 83. yeni okullar açmışlar. "" Üsteğmen Nafi Bey Türkistan'da Enver Paşa'mıı yaverliği görevini yapar. dizin. Üsteğmen Mehmet Sadık (Samsunlu). 17 Ziya Bey 1915'te 9. Binbaşı Hüsnü. Bunlardan biri. daha sonra Türkiye'ye dönünce "Atuf1 soyadını alır O Zeki Velidi Togan.17 Kurmay Binbaşı Nuri Bey. Osmanlı subayları özellikle genç Buhara Cuııılıuriyeti'nin milli ordusunun kumlusunda çok önemli katkılarda bulunmuşlardır. Yüzbaşı Şükrü. 15 -Türkistan'da Türk Subayları (1914-1923)". 16 Arif Bey Türkiye'ye döndükten sonra Baytııng soyadını alır. Tüfekçi Arif. İkinci alan olan askeri eğitimde ise. Üsteğmen Yunus (Musullu). Binbaşı Osman Bey (Harputlu). bir ara Antalya Valiliği yapar ve daha sonra Ali Çetrnkaya'nm Nafıa vekilliği sırasında onun müsteşarı olur. Talat (Edirneli). Hilmi (Aksaraylı).21 Yedcksubay Halil (Bartınlı).18 Üsteğmen Ziya Bey. Yüzbaşı Cemal.ıfi Yarbay Ziya Bey. mülazim-i evvel Süleyman Sami. Hatıralar (Yeni Baskı). Osmanlı subayları Taşkent şelırinde ve Buhara Cumhuriyeti'nde daha önceden mevcud olan cedit okullarında görev almış. 14 Masayuki Y. 25 . Yüzbaşı Faik (Edirneli). Önce Ruslara esir düşerek Sibirya'daki Krasııoyarsk esir kampına gönderilen ve daha sonra çeşitli gruplar halinde oradan kaçarak Taşkent ve Bulıara'ya geçen 300 kadar Osmanlı subayının Türkistan'daki faaliyetlerinin başlıca İki alanda yoğıınlandığmı görüyoruz. a.k.g. Yüzbaşı Galib. sivil eğitim. 1 Sait Ahrari aslında Türkistan'ın Hoccnt şehrindendir. Kazim Bey. Topçu mülazim-i evveli Haydar Şevki. Türkiye'de okuyarak Osmanlı ordusunda assubay olmuştu. Bugün elimizde mevcut kaynaklara. Alay komutanıydı. Hoşnud Olmayan İman: Enver Paşa. s. Mehmet (AğıistosHı).

Sırada soldan 4. Sakallı) bir grup Türk subayları ve başka Türkistanlı aydınlar ile (Taşkent. 1919).3' Resim 1: Türkistan'daki Yenilik (Cedirçilik) hareketinin önderlerinden Münevver Kari (2. .

Yüzbaşı Galip Türk subaylarıdır).5- S. 7 •I Resim 2: 1920'de Taşkent'teki Turan mektebi öğretmenleri ve s_ınıf mümessilleri (orta sırada oturanlardan sağdan 2. Raci ÇakırÖz ve 3. .

Yüzbaşı Galip Türk subaylarıdır) . 3. 2. Hilmi.Resim 3: Taşkent'te öğretmenlik yapan Osmanlı subayları ve Türkistanlı öğretmenler (ilk sırada soldan 1. Raci Çakıröz.

(Raci Bey) Türk subaylarıdır. . ve 4.O Resim 4: Buhara Cumhuriyeti"nin Çarcoy şehrindeki Öğretmen Okulu hocaları: Oturanlardan soldan 1.

İS) o JEtesim 5: Buhara Cumhuriyeti Maarif Nazırlığı (Milli Eğilim Bakanlığı) tarafından Türk subayı Raci Çakıröz'e verilen öğretmenlik yıllarını gösteren resmi belge (Belge Arap yazısiyle Özbekçe ve Rusça olmak üzere iki dildedir). .

Resim 6: Osmanlı subaylarının idaresinde Taşkent'te sahneye konan bir piyesten sahne."ÎT*. .

.Timur Kocaoğhı o^İ^^ Resim 7: Buhara Milli Ordusunu kuran Osmanlı subaylarından Musullu Yunus Bey.

.Kesim 8: Osmanlı Subaylğrinin yetiştirdiği Buhara Cumhuriyeti ordusundan bir takım.

Resim 9: Buhara ordusundan başka bir görünüş. .

Osmanlı subaylan tarafından kurulan Buhara Milli Ordusunu teftiş ederek. Türk subaylarıdır. Milli Bando Cemal Paşa'yı Türk marşları çalarak seJamlamıştı. Önden ikinci sırada soldan 3. çok memnun kalmıştı.F Türkistan'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Resim 10: Buhara Ordusu bandosu. Ağustos 1920'de Buhara'ya kısa bir gezi yapan Cemal Paşa. 35 . Raci Çakıröz ve 4.

en diğer yerli araştırmaların konuya ilgi duymalarını sağlamalıydı. asıl olarak. Köprülü. Hz. 37-55. Muhammed'e kadar ulaşmakladırlar. misafirperverlik ve mertlik gibi güzel insanî hasletleri hem müslümanlara hem de gayrimüslimlere aşılamış olması. Şimdiye kadar yerli ve yabancı tarihçilerin ahi teşkilatı üzerine ileri sürdükleri görüşleri kısaca özetlemekte fayda vardır. Ayrıca. 15-16 Ekim 1997 tarihleri arasyndu Kırşehir'de düzenlenmiş ohııı 10. Aşıkpaşa Tarihi.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. teşkilatın kuruluşu üzerine kıymetli bilgilere sahip olmamıza rağmen. Fuat Köprülü'ye aittir. onbeş ve onaltmcı yüzyıllarda yazılmış Osmanlı belgelerindeki kıymetli bilgiler bu teşkilat üzerine ışık saçar. Ayrıca. Dr. Taşköprülüzadc'nin Şakayık-ı Numaniye'si ve htaııtıkü't-Tayr'ın ondördüncii yüzyılın ilk yarısında yetişen büyük Türk şairi Gülşehri'ce yapılan Türkçe çevirisi gelmektedir. tarihçiler dışında. soy kütüklerini. sanının. daha sonraki yüzyı Hardaki durumunu özellikle Osmanlı zamanındaki gelişimini bilememekleyiz. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Bu bildirimde. Bu önemli teşkilat üzerine ilk ciddi yorumlar merhum Prof. Doç. EttiLkVmnMenaktbü'l-Arİfm'i. Ahilik Haftası'uda okunmuş bildiri. Ona göre. 'onüçüncü yüzyılın mesleki tasavvufı bekarlar zümresi' olarak yorumladığı ahiler üzerine ayrı bir kitap hazırladığını beyan etmişse de böyle bir kitabı ne yazık ki neşredcmemİştir. Bunun başlıca sebebi Osmanlı tarihçilerinin bu konu üzerine yeterince eğilmemiş olmalarıdır. İzmir 2000. Ali vasıtasıyla Hz. ss. ANADOLU'DA AHİLER VE AHİ ZAVİYELERİ1 M. Anadolu'da bu yüzyıllarda 'fütuvvet tarikatı' adıyla bir tarikat la mevcut değildir. Halbuki. fütuvvef meslekine salik olan ahiler. Ihn Bal t ula seyahatnamesi. ondördüncii yüzyıl mezar taşlarında ve onbcş ve onalUııcı yüzyıl Osmanlı belgelerinde rastladığım ahiler ve onların tesis etdikleri zaviyeler üzerine özet bilgiler sunacağım. teşkilat ve onun dayandığı fikirlerin Osmanlı döneminde kazandığı yeni mahiyet izah edilmiş olacaktır. Bunlar sadece bir esnaf topluluğu değildir.. s / . Bu bilgiler dikkatlice değerlendirildiği zaman. füiüvvetnanıeler. üzülerek belirtmek gerekir ki ahi teşkilatının mahiyetini ve yayıldığı coğrafi sahayı i/ah çimekten uzaktır. Bu teşkilatı yazarken onun kullandığı özgün kaynakların ilki. Hacı Bektaş'm MakalaVı. Anadolu ve Rumeli'nin bir kısmında yayılmış olan bu teşkilatın hem Türk özelliği taşıması hem de cömertlik. AkifERDOGRU Anadolu'da ontiç ve ondördüncii yüzyıllarda mevcudiyetlerini ve faaliyetlerim bildiğimiz ahi teşkilatı üzerine şimdiye kadar yapılmış anıştırmalar. Aslında.

ancak ondördüncü yüzyıldan sonra. Ahi Musa. 1262-1263 tarihlerinde Divriği'de ölen Alıi Abdurrahman'dır. Özellikle 'Ahİyan-ı Rum ' denilen zümrenin Osmanlı merkez idaresi kuvvetlendikten sonra sadece esnaf teşkilatı mahiyetinde kaldığını ifade eder. Eflaki'nİn eserinde adı geçen Alü Ahmed. Akif Erdoğnt Batınî bir tarikat olarak doğan alillerin 1360-1361 yıllarında Ankara'nın Osmanlılar eline geçmesinden sonra. İkinci ahi. Ahi Basara. Ahi Emir Ahnıed-i Bayburlî. ahiliğin ne şekil bir mahiyet kazandığı hala açıklanması gereken karmaşık bir mesele olarak kalmakladır. Acaba Anadolu'da isimlerini yukarıda belirttiğim bu ahilerden daha önce yaşamış bir alıi var mıdır? Bu sual hakikaten teşkilatın kökenlerini ve yayıldığı cığrafi sahayı göstermesi bakımından önem taşnnaktadır. Tarih-i al-i Selçuk'da Alıi Alııned ve Alıi Alınıedşalı adlı iki Konyalı ahinin adı yazılı olduğunu bildirmiştir. mahalli halk idaresini temsil ettiklerini ileri sürer. Eflaki'nin eserinde bu ahilerdenden başka. Alıi Bcdreddin. o: 'Anadolu 'da İslamiyet' isimli ünlü makalesinde. Cahen ifade etmişlerdir. bu ahilerden başka. 'anarşi devre/erin de' kuwet ve kudrel kazandığını. Cahen'e göre ikinci önemli mesele de Konya'da alülerin siyasî olarak Moğolları mı yoksa Türkmenleri nü tuttu klandır? Bu hususta Prof. Cahen kısa bilgiler vermiştir. Alıi Polad ve Ahi Sıddık'm adı geçmektedir. ahilerin Osmanlı Öncesinde geliştiklerini. Alıi Muhammed Seyyidabadi ve Ahi Çoban gibi ilk ahiler üzerine Prof. Moğollara karşı birleşmişlerdir. kıymetini hain muhafaza etmektedir. ilkinin 1297-1298. Merhum Köprülü'nün ahiler üzerine beyan ettiği bu görüşler kuşkusu/. Anadolu şehirlerinde ahiliğin kuvvetlendiğini. ikincisinin de 1294 veya 97 yıllarında vefat etliklerini belirlemiştir. kısacası ahilerin Osmanlı denetimine girmesinden sonra. Alü Türk. Osmanlı devletinin kuruluşunda bunların büyük bir amil olduklarını açıklar. 1284 yılında vefat etmiş olan Hüsamcddin Çelebi'uin büyük babasıdır ve diğer ahilerden daha önce alü teşkilatına girmiş olmalıdır. Anadolu Selçuklu sultam I. Prof. Onun bu husustaki temel görüşü şudur. hakkında ileride daha fazla bilgi vereceğimiz Konya yaşamış Urmiyeli Alü Türk'ü kabul etmekledir. Köprülümden başka. Yine o. Ahmcdşah'ın vefatından sonra Konya rindlerinin (çoğulu: rünud) basma Alü Sıddık'ın oğlu Alü Mustafa geçmiştir. İzzeddm Kcykavus'un füüıvvet teşkilatına girmesinden sonra. Üçüncüsü ise onüçüncü yüzyıl başlarında Konya'da yaşadığını bildiğimiz Alü Natur isimli ahidir. Ahi Muzafferiiddin. Ahi Kaysar. müteveffa Prof Claude Cahen'in ahiler üzerine belirttiği görüşlerin ise ayrı bir kıymeti bulunduğu kuşkusuzdur. bilindiği gibi. Çünkü. devlet kuvvetini değil. Cemaleddin Alü Gühertaş ve Ahi Evraıvın da onüçüncü yüzyılın ortalarında yaşamış olabileceklerim Prof. biraz tasavvufi bir renk aldığuiı. alpler ve sipahiler arasında münasebet peyda eliklerini belirtir. onikincİ yüzyılda Anadolu'da ahi teşkilatının ya da ahilerin olup olmadığıdır. Onun çözmek istediği sorunlardan ilki. Mevlana'nm Mektuba! adlı eserinde adı geçen Emir Alıi Mehmed. Alıi Muhammed Divane. Cahen. Yine. İslam âleminin her sahasında göze çarpan esnaf teşkilatına bağlı olduklarını öne sürer. 'Sevakıbü'lMeiıakıh' adlı eserde.M. Zira. ilk ahi olarak. ilk alıi 1216-1217 tarihlerinde Antalya'da yazılmış bir vakıfname adı geçen Ahi Enıinüddin Mahımıd bin Yusufdur. Ahi Natur'un Mevlana Celaleddin-i Rumî'nin müridi olduğu zaman yüz on yaşında olduğu yazılıdır.. siyasi önemlerinin kalmadığına işaret eder. Ahi Mustafa. 1243 yılında vukubulan Kösedağ savaşından sonra Ahiler ile Fıtyan. Cahen'in esaslı yorumunu hakikaten kabul etmek 38 . Bunların.

Prof. Bir kısmı zamanımıza ulaşabilmiş bu üzerine Arapça yazılar hakkedilmiş bu mezar taşlarında en azından ahilerin isimleri ve vefat tarihleri bize bildirilmektedir. düzenli ordunun eksikliklerini iamamlayab'üen önemli bir teşkilatdır. Modern Türkiye'nin kuruluşu açısından da önemlidir. Disiplinsiz harelcetleri genellikle kendilerine saldıranlara karşıdır. Uygurca'da ve Kaşgarlı Mahmud Lügatı'nda bu kelime 'akı' şeklinde geçmekledir. Çünkü biliyoruz ki Şeyh Edcbalı gibi ahiler Osmanlı devletinin kumlusuna katkıda bulundular. Ona göre ahi.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri gerekiyor: 'ahi/er hiçbir siyasi gücü olmayan fakat iktidar boşluğu bulunan zamanlarda karışıklıklar çıkmış şehirlerde ön sırayı alan. Modern araştırmalara rağmen. bu yazıtta. Mikail Bayram. Kırşehir'in ahi abbaları esnaf loncalarını dolaşarak icazetname verililerdi. Onların vatan sevgisi çok fazladır. Bence diğer önemli bir mesele de Fuat Köprülü'nün başlangıçta batini olarak zikrettiği ahi teşkilatının. onüç ve oııdördüncü yüzyıllarda Anadolu'da loncalar halinde teşkilatlanmış füluvve İdeallerini uyarlayan genç erkek derneklerinin lideri için kullanılmış bir kelimedir. Yukarıda isimlerini belirttiğim modern ve özgün kaynaklara ilave olarak. Ahi Evran ve ilk alillerin hayatları henüz aydınlatılmayan konular arasındadır. Dr. Dr. özellikle Ahi Evren'in hayatım araştırırken ahi teşkilatın kuruluşu üzerine Arapça ve Farsça yazma eserlere dayanan yeni kıymetli yorumlamalarda bulunmuştur. Örneğin. Osmanlı döneminde. Franz Teasclmer tarafından yapılmıştır. Bayezid. bazı konular hata açıklanamamıştır. Bu konu benini bildirimin sınırlarını aşacağı için üzerinde durmuyorum. Türkiye Cıımlıııriyeti'nin kuruluşuna kadar izlerini. devletin denetimi altında bir sünni mahiyet aldığıdır. ahi teşkilatı üzerine ışık saçmaktadır. Ahilere ait mezar taşlan bu konuda yeterince kullanılmamış özgün kaynakların başında gelmektedir. Fevkalade bir misal. Konya'da Ahi Türk olarak bilinen mühim bir kişinin nesli ortaya 39 . Orta Anadolu şehirlerde ortaya çıkan eşkıyaların (rümtd) liderlerine de bu isim verilmiştir. Konya'da Hüsameddin Çelebi'nin kabir kitabesidir. Bu önemli Türk teşkilatı üzerine dikkate değer bir takım araştırmalar Prof. Murad. zamanımıza kadar ulaşmış Osmanlı arşiv belgeleri ve mezar taşlan. Konya'nın hayalını tehâil ettikleri zaman da Türkmenlerin büyük düşmanıdırlar \ Açıklanması gereken diğer bir sorun da ahiler ile esnaf arasındaki ilişkiler başlangıcı ve malüyeüdir. Onüçüncü yüzyıl sonlarında Anadolu Selçuklu devleti parçalanırken. Osmanlı arşiv bilgileri Muallim Cevdet'in kıymetli eserinde bulunabilir. Debbağların ahi babası bütün lonca teşkilatının başıdır. Lonca üyeleri tararından seçilen ahi babanın Ahi Evran'ın neslinden geldiği iddia olunur. Arap ve Fars topraklarında ahiliğin yayılmamasınm sebepleri bilinmemektedir. 1. bu teşkilat onüçüncü yüzyıl Anadolusu açısından son derecede öneme haiz ise de. Çelebi Mehmcd gibi Osmanlı padişalüan ahi teşkilatını canii gönülden desteklediler. Prof. Ahiler yönelimi doğrudan doğruya ele geçirdikleri zaman Moğolların. Ahiliğin diğer yönleri de incelenmiştir. Onüç ve oııdördüncü yüzyılın Türk beyleri ve I. Neşet Çağatay'ın araştırmaları da teşkilatın inanç ve gelenek tarafına yöneliktir. Her ne kadar. Ancak bu kaynaklar araştınnacılarca ne yazık ki yeterince kullanılmış değildir. esnaf teşkilatı şeklinde sürekli olarak devam ettirdiği için. çok kısa bir süre içerisinde. Ahiler Selçuklu yönetimine bağlı görünüyorlar.

Hz. Ahi Hüseyin'in kızı Ayşe Hatun Iahdinde ise: 'Masume. Alıi Arif. ariflerin önde geleni. 'Ahi Şerefeddin oğlu Ahi Hüseyin Allah onu affetsin yıl 731'. Alü Hüsam oğlu Hacı Alıi Murad. Kabir kitabesine göre Hüsameddin cl-Hüseyni oğlu Alıi Mehnıed (Şerefeddin) 731 yılında vefat etmiş ve Patıma. Keykubad oğlu Hüseyin oğlu Ahi Murad. Zehra. Alıi Elvan oğlu Emir Paşa'mn kabrinde: 'Ahi Elvan oğlu Emir Paşa küçük dost erkek alemine göçmüştür: Kabri iyi ve (emiz olsun. Ahi Ali. Alıi Ali oğlu Ahi Yusuf. Alıi Suca. Günü'. Alıi Şerefeddin Mehmed oğlu Ahi Hasmı. Alıi Ali oğlu Ahi Yusufun kabir taşında: 'Ahi Ali oğlu Ahi Yusuf merhum mağfur Fena aleminden Beka alemine göçmüştür. Ahi Arif oğlu Alıi Yusufun kabir taşında: 'Ahi Arif oğlu Ahi Yusuf sene 787 (1385)'. 833 yılının Zilkade ayı' yazılmıştır. bu yazıtların vakit geçirilmeksizin hemen toplanılması ve değerlendirilmesi gereklidir. Allah ondan ve onlardan razı olsun. Kabir kitabesinde mevcut bütün bu bilgiler ahilerin tarihi için son derecede kıymetli birinci eldir. Ahi Arif oğlu Alıi Yusuf. Aicif Erdoğru koymakladır: 'Bu türbe şeyhlerin şeyhi. on imam İçin dua edilmesini vasiyet etmiştir. Hakkın ışığı Ahi Türk olarak da bilinen Urmiyeli (İran Azerbaycanı 'nda) Hasan oğlu Mehmed oğlu Hüsameddin Hasan 'indir. Hüsameddin oğlu Ahi Şerefüddin Mehmed. sa'ide. yeryüzünün hazinelerinin güvenilir kişisi. Alıi Şererüddin'in oğlu Alıi Hüseyin'in lahdi çok basit ifadeyle yazılmıştır. Mezar taşları ve bir kaç Arapça vakıfname bir çok Ankaralı ahinin ismini bilmemize olanak tanımaktadır: İsmail oğlu Ahi İshak. doğru yolun (islam) ve bilginin imana. Hacı Alıi Murad oğlu Hacı Şemseddin Alıi 40 . Scyyid Şemseddin Ahi Yakup oğlu Alıi Hüsameddin Hüseyin {diğer adı: Alıi Fahrcddin). Nizamiiddin Hezar oğlu Mccdüddin İsa oğlu Ahi Elvan Mehmed. Bu taşlardan ahilerin vefat tarihleri tesbit edilebilmektedir. dokuzuncu göğün hazinelerinin anahtarcısı. Sene 789 (1387)\ Alıi Murad kızı Falıma hatun Iahdinde: 'Keykubad oğlu Hüseyin oğlu Ahi Murad kızı Hacı Falıma nıağfure. 843 yılının Ramazan ayında'. Çoban oğlu Ahi Yakup. Alıi Sinanüddin kabir taşında. Ahi Şerefeddin Mehmed oğlu Alıi Yusuf. erdemin babası. Nitekim. Akşelıir mezarlığında ahilere ait mezar taşlarını tesbit etmişti. merhum R. Ahi Sinan. Alü A1İ. Ahi Elvan kızı Seher Hatun"un kabir taşında: 'Ahi Elvan kızı Hacı Seher Hatun dünyadan kadınlar alemine göçmüştür. zamanın dostu. Melul Meriç. Hacı Ahi Hüsam. şehide. Alıi İshak oğlu Scyyid Şcmscddin Ahi Yakup. Alıi Sinan oğlu Alıi Çelebi. Ahi Sinanüddin. Görüldüğü gibi Alıi Elvan ve Alıi Şcrefddin ailesiyle ilgili mezar taşlamadaki ifadeler son derecede basit ve anlaşılırdır. Bilinmeyen yeni ahilerin İsimleri mezar taşlan sayesinde ortaya çıkarılabilir. 683 yılının Şaban ayının 24. Allah onu affetsin. Ankara'da Alıi Şercfeddin türbesi 731 (1330-1) İnşa edilmiştir. 702 yılı Rcbiütewel ayının gurresi' yazılıdır. Ondördüncü yüzyıla ait Ankara'da mezarlıklarında olan bir kaç alıi mezar taşı Konya müzesi eski müdürlerinden merhum Yusuf Akyıırt larafmdaıı tesbit edilmiştir. Ali.M. Niğde'de türbesi bulunan Gündoğdıt oğlu Ahi Eyyup 745( 1344) yılında vefat etmiştir. Alıi Yakup. merhume öbür dünyaya intikal etmiştir'. Alıi Melik. Alıi Şerefeddin Mehmed oğlu Ahi Hüseyin. Onların ruhunu kutsal kılsın. Ahilere ait bu mezar taşlan kuşkusuz son derece kıymetlidir. Allah 'in rahmetine gark olmuş Ahi Hüseyin kızı Aişe vefat etmiştir. Bu sebeple. Örneğin. 'Ahi Sinanüddin Mülk dünyasından Ahirete göçmüştür'.

Anadolu ve Rumeli 'nin orta kısımlarında dinî bir önder mevkiinde kalmışlardır. 1330 'da Anadolu 'yu ziyaret etmiş olan Ibn Battııta bunların canlı bir tasvirini yapmıştır. kethüda loncaların hükümete ödeyeceği vergileri tahsil eder ve hükümete öderdi. medreselerde. onaltmcı yüzyıl sonlarına kadar kazandığı mahiyet üzerine Prof. Şehirlerde her zanaat kümesi seçtikleri bir ahinin başkanlığı altında fütüwe esaslarına göre teşkilatlandırılmıştı. Ahi fikri bir tarikat olmaktan daha ziyade sosyal bir teşkilat idi. Esnaf loncalarında zanaatkarlar kendileri adına hükümetlerle başarılı ilişkiler kuracak ve esnaf loncası nizamlarını icra edecek kendi üyelerinden bir kişiyi kethüda olarak seçtiler. ahilik adı altında. Aynı örnek ve aynı terminoloji Osmanlı sarayında. Böylece her zanaat loncasının başında bu ahlakî ve dînî yetkiyi temsil eden bir şeyh bulunmuştur.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahıned. Ahi teşkilatın. Şevh fütüvve ahlakını çok iyi bilen esnaf loncasının tecrübeli ustalarından seçiliyordu. Bu esnaf loncası içerisinde bir küme zanaatkar ayrı bir grup kurmak istediklerinde bir kethüda seçerler ve onları bağımsız bir esnaf loncası olarak kaydedecek olan mahalli kadıya giderlerdi. Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud sadece isimlerini bildiğimiz ahilerdir. İlk zamanlarda ahiler Osmanlı devlet ve toplumunda önemli bir rol oynadılar. Ahi Adil. Ustalar eğer isterlerse kethüdayı görevinden alırlar ve yeni birinin seçiminde hükümetin müdahelesine daima karşı koyarlardı. Kadı veya beylerbeyinin onlar üzerine kethüda seçtiği kişileri reddettiklerine dair bir çok vesika vardır. Bu kişiye Osmanlılar kethüda. ancak merkezileşme ve yetkilerin büyümesiyle devlet. Osmanlı zamanında kethüda ahinin yerini aldığında esnaf 41 . orduda. ancak bunların çoğu 'ahi' unvanını taşımaktaydılar. Ama ne yazık ki flUuvve ahlakı zanaat loncalarında devam etti. ondördüncü yüzyıl Anadolusu 'nda da ahi denilmiştir. oynadılar. Şehirlerde ahi akımı basit bir esnaf lonca teşkilatı oldu. Hakikaten merkezi hükümet esnaf loncalarının yetkilerine saygı duymada sıkıntı hissetmiştir. Bu ortaçağ toplumunda bu cemaatler mevcudiyetlerini korumak için dinî ve ahlakî mazeret aramışlardır. Çıraklık ve ustalık merasimlerinde loncalarda ceza verme ve bildirmede bunlar başkanlık yapıyorlardı. Bunlar. tarikatlarda ve esnaf loncalarında bulunabilir. Bu dönemde Anadolu 'da güçlü bir merkezi otorite olmadığından dolayı ahiler birkaç kamu hizmetini icra ettiler ve şehirlerde siyasi bir güç oldular. Hakikaten başlangıçtan beri İslam esnaf loncaları yönetici askeri ve idari sınıfa zıt olarak halkı temsil etmiştir. Hükümetler kethüdalar vasıtasıyla esnaf lonca!arıyla irtibat kurar. Anadolu toplumunda hüküm süren bir etkendi. Yakıdoğıı toplumumla eski zamanlardan beri ortak ideal ve alakaya sahip cemaatler kendilerini belli bir örneğe göre teşkilatlandırmışlar dır. Ahi Mamak. Şeyhler esnaf loncalarında önemli bir rol. Şeyh mersairnleri yönelen bir görevliydi. Ondört ve onbeşinci yüzyıllarda bu akım. Halil İnalcık9in yorumu: 'Za\>iye kuran şeyhler farklı tarikatlara bağlıydılar. Kethudasız bir esna/loncası bağımsız addedilmeyeceğinden dolayı hu seçim çok önem taşıyordu. Arap topraklarında şeyhler esnaf loncalarının asıl idarecileri olmalarına rağmen. Böyle teşkilatlanmış bir cemaatin en önemli üyesi dış dünyayı temsil eden ve dış işlere yönelmiş olan erkektir. ahileri gitdikçe kendi denetimi altına aldı. Rumeli'nin yeni fethedilmiş topraklarında yüzlerce zaviye kurdular. Esnaf loncalarını devletin kurduğunu ve denetlediğini veya sosyal olarak farksız bir toplum oluşturduklarını söylemek bir abartıdır. Araplar şeyh derken.

yaradılanlann en güzeli (alısenü'l-halk). vefa ve cömertliğin kaynağı (menba-İ cud ve'l-vefa). Belki misafirperverliklerini çoğunlukla zaviyelerinde misafirlerine gösterdikleri için bu yönleri ihmal edilmiş olabilir. Ahi Celal Alıi Malımud. Bunlar Anadolu şehir ve köylerinde Türkleşme ve İslamlaşmayı teşvik etmekle kalmamışlar. Alıi Osman Karaman şehrinde. Osmanlı belgelerindeki bilgiler alıilerin Anadolu ve Rumeli'nin iskanı üzerindeki rollerini aydılatmaya kafidir. Örneğin. onaltmcı yüzyıl sonlarına kadar en azından yedi alıi 42 . Akif Erdoğru loncalarının dini özelliği zayıfladı. ve's-safa). mescit.M. Halbuki. bunlardan başka özellikle şehirlerde mahalle. Ankara dışındaki şehirler de ahiler açısından çok önemlidir ve bu şehirlere ail belgeler incelendiğinde pek çok şehrin Anakara kadar önemli olduğu ortaya çıkacaktır. en şefkatli efendi ftıudavend-i eşfak). Esnaf loncalarının yöneticileri. Nitekim. Alıi Reis. En dikkat çekici bir ömek de Kırşehir merkezdeki Ahi Evran mahallesidir. gariblcrin sığındığı kişi (rnelce-i gureba). Ankara şehri bu bakımdan son derecede ilgi çekicidir. ahiler için. sadakat ve safa kaynağı (nıadenü'sıdk. Çünkü. Ayrıca bir hususu belirtmek islerim: diğer şehir ve köylerdeki ahilere nazaran daha çok bilgi ve belge bulunduğundan dolayı Ankara ahileri üzerine çok şey yazılmıştır. sahip oldukları yetkileri muhafaza etmek için devleti lonca işlerinde daha faal görev almaya davet etmeye başladılar'. Osmanlı öncesine ait kaynaklar bunların bu rolleri üzerine fazla bilgi verilmemesine karşılık. Eserin 'lıitabı alıiyaıı" kısmında. Halbuki. vakar sahibi (muvakkar). Bu mahalle şehrin en zengin ve en kalabalık bir mahallesi olarak hayatım devam ettirmiştir. aynı zamanda en ücra köy ve şehirlere kadar giderek kurdukları zaviyelerle buraların iskanım ve şehirleşmesini de sağlamışlardır. Debbağlann piri olarak kabul edilen Alıi Evran adına. cömerlerin efendisi (seyyidü'l-eshiya). Kayseri şehrinde Alıi Malımud ve Ahi İsa adım taşıyan mahalleler vardı ve bunlar mevcudiyetlerini en azından oualtmcı yüzyılın sonlarına kadar devam ettirebiİdiler. mertlerin seçkin kişisi (zübde-i erbabii'lmıirfivve). Konya. ahiler sadece zaviyeler inşa etmediler. muhtemelen onüçüncü yüzyılın ortalaruıda Kırşehir merkezde bir mahalle kurulmuştur. Yine Ahi adını taşıyan bir mahalle İshaldi şehrinde (Sultandağı. Ahilerin onüçüncü yüzyılın ilk yarısından itibaren Anadolu ve Rumeli'nin bir kısmmı gerçekten vatan tutmuş Türkler oldukları Osmanlı vesikalarından anlaşılmaktadır. 'Menâhicü 'l-înşa' adlı münşeat mecmuasında onlar için övgüler yazılıdır. Çünkü biliyoruz ki bunların Anadolu ve Rumeli'de kurdukları zaviyeler henüz bir harita üzerine yerleştirilmediğinden dolayı onlann yayılma sahaları ve buralardald faaliyetleri üzerine bilgilerimiz kıttır. Niğde gibi Orta Anadolu şehirlerinde ahilerce kurulmuş mahallelere bolca rastlamaklayız. Alıilerin şehirlerde oynadıkları ticari rol şimdiye kadar yapılan araştırmalarda daha ön plana çıkarıldığı için kırsal kesimde yaptıkları iskan faaaliyetlerİ genellikle unutulmuştur. Kayseri. dilediği işi yapmakta serbest olan saygın kişi (cenab-ı menab-ı mutlak) sıfatları kullanılmıştır. şerefli kişilerin övünüleni (tnejîum'i'l-ashab). Ahilerin Anadolu şehirlerinin iskanı ve şehİrleştirİlmesİ üzerinde oyadıkîan işlev üzerinde Özellikle durmak istiyorum. Ahi Paşa ve Ahi Mustafa isimli mahaller Niğde şehir merkezinde yer almaktaydı. cami gibi İslami mabetler ve idari birimler de kurdular. Ahi Yadigar isimli ahiler Akşehir merkezde mahallelerini kurulmuşlardır. Akşehir yakınında) bulunmaktaydı. Ankara.

onaltıncı yüzyıl Osmanlı kaynaklarında Alü Hüseyin zaviyesi olarak yazılmıştır. Diğer Anadolu şelürleri bu açıdan incelendiğinde. onaltıncı yüzyıl sonlarına kadar çok sayıda alü zaviyesinin kurulması ve bunların bir vakfa salüp olmaları sadece devletin_ denetiminde olmaları ve Osmanlı sultanlarının hoşgörüsüyle izah edilemez. Erzurum'da Alıi Duman. Burada bir noktayı belirtmekte fayda vardır: aynı zaviyeler zamanla isim değiştirmiş ve zaviyeyi işleten son ahinin isnü Osmanlı kaynaklarına aksetmiştir. Ahi Tura. ünlü gezginin Anadolu'yu bu zaviyelerde yatıp kalkarak geçirdiğini ve onlardan memnuniyetle sözettiğini çok iyi bilirler. Bıırsa'da Alü Şemseddin. Erzincan'da Ahi Nizameddin. Ibn Battuta seyahatnamesini okuyanlar. Vakfa sahip ahi zaviyelerinin birkaçının en azından isimlerini burada vermeyi faydalı bulmaktayım. aynı dununun o şehirlerde de mevcut olduğu kolaylıkla gözlemlenmektedir. Antalya'da Ahikızı Mescidi mahallesi. Ahi Elvan. Ahi Çelebi. Bu zaviyelerin 43 . Şelür merkezlerinin çoğunda ahi zaviyeleri mutlaka bulunmaktaydı. Örneğin Ibn Batuta seyahatnamesine onbeş civarında bir alü zaviyesinden bahsetmekte ve hatla bunların birkaçının adını zikretmem ekledir. Anadolu'da kurulmuş olan alü zaviyelerinin sayısı Ibn Battuta'mn belirttiğinden daha fazladır. Denizli'de Alü Sinan ve Alü Duman. Peçin'de Ahi Ali. Ahi Mahmud ve Ahi İsa mahalleleri Ankara şehir merkezinin önemli malıaleleri arasındaydı. Niğde'de Ahi Caruk. Örneğin. Ahi Hacı Murad. Tire'de Ahi Mehmed. Öncelikle şu hususu da belirtmek gerekir: Alü zaviyeleri sadece Anadolu'da şehirlerde kurulmuş değildir. Bütün bu tutarsızlıklar belki de vakıf müessesiyle ilgili olabilir. Aynı durum Kastamonu'da olduğum söylediği Alü Nizanıeddİn zaviyesi için de geçerlidir. Ali Ali zaviyesinin ismi Osmanlı belgelerinde geçmemektedir. Tire şehrinde Alü Sinan mahallesi bildiğimiz alü nıahallelerindendi. Ahi İzzeddin ve Alıi Mustafa isimli üç alü mahallesi onaltıncı yüzyıla kadar varlıklarım devam ettirebilmişlerdi.Özellikle Osmanlı vakıf defterlerini incelediğinde küçük de olsa bir vakfa salüp olan birçok alü zaviy esiyle karşılaşılmaktadır. Gümüşhane'de Alü Meceddin. Kütahya şehir merkezinde Ahi Armağan. Bergama'da Ahi Sinan. Bunlar şehre bağlı köylere de zamanla yayıldılar. Hele merhum Prof. Kastamonu'da Alü Nizanıeddİn ve Sinop'da Alü İzzeddin Çelebi ünlü seyyahımızın hafızasında kalmış olan ahi zaviyeleridir. Örneğin. Şüphesiz. Bununla beraber Rumeli'nin köylerinde de alü zaviyelerine rastlamaktayız. Ahi Kiçibey. Sivas'da Ahi Bıçakçı Ahmed. Onüçüncü yüzyılın ilk yarısından daha sonraki dönemlerde bunların sayısının daha da artmış olması tabii bir durumdur. Bunların köylere ne zaman yayıldıkları da araştırılması gereken ayrı bir konudur. Yme Tire'de olduğunu söylediği Alü Mehmed zaviyesinin ismine onluna yüzyıl kaynaklarında ne yazık ki rastlayamamaktayız.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri mahallesi Ankara şehir merkezinde yer almaktaydı. Ahilerin zaviye kurucu özellikleri diğer özelliklerine göre daha çok bilinmektedir. Ibn Batluta'nm Peçin'de var olduğunu söylediği Alıi Ali zaviyesi. Fuat Köprülü'nün ahilerin ilk yıllanndaka batini karakterde oldukları daha sonra sünni özelliğe bürünerek Osmanlı devletinin denetimi atma girdikleri görüşü de bu meseleye eklenirse konunun daha izaha edilmeye çok muhtaç olduğu açıkça görülecektir. Çünkü Osmanlı katipleri çoğunlukla vakfa sahip ahi zaviyeleri kayda geçirmişlerdir. Çünkü. Vakfı olmayan alü zaviyeleri muhtemelen evakf defterlerine yazılmamıştır. herhangi bir tarikata bağlı olmadıklarımı göre.

Alü Nalcı zaviyesi Istanos'da (Korkuteli). Güzelhisar dahil. Ahi AİL Alıi Salık. Ahi Polad. Ahi İsmail ve Ahi Ümmel Balat ve Çine etrafında varlığını bildiğimiz vakfa salüp ahi zaviyeleriydi. Dolayısıyla bu bölge ahilerle tanıştığı ilk yer olması bakımından önem taşımaktadır. Ahi dede. Alıi Melmıed. onaltıncı yüzyılda onsekizden fazla alıi zaviyesi olduğunu görürüz. Alıi Mahmud. Alü Hasan Bey. Ahi Yusuf oğlu Alü Mustafa ve Ahi Sivri zaviyeleri Elmalı'da bulunmaktaydı. Birgi. Demirci. dükkan gibi gelir getirici şeylere sahiptiler ve bunlar için devlete öşür ve haraç vermekteydiler. Alü Selçuk. Alü Hamza. Aİü Arap. Sandıklı. Alıi Mahmud. Menteşe civarını incelersek. Alü İshak. Alıi Resul. Ahi Hüseyin. Alü Hüseyin. Şüphesiz Alıi Naturt. Alıi Bayrambeyi. Ahi Süleyman. Alıi Halil. Ahi Ahmed. Alıi Yakup. Alıi Mchmedi. Alü Armağan. Bolvadin ve Afyon merkez ve bunlara bağlı köylerde yeralmış alü zaviyeleri olduğunu bilmekteyiz. Alü Süleyman. Ahikızı zaviyesi Anlal'yada. Peçin merkezdeki Alıi Hüseyin zaviyesi dört eve ve bir adet ahıra sahip bulunuyordu. Alıi Receb. Ahi Yalıya. Alü Mahmud. Denizli sancağında Alıi Alaeddin. Alıi İslam. Alü Canık gibi Türkçe olup olmadığım bilmediğimiz bazı erkek ahi şahıs isimlerine vesikalarda rastlamaktayız. Mekri (şimdiki Fethiye) gibi idari ve adli merkezler ve bunlara bağlı köylerde zaviyelerini kurmuş bulunuyorlardı. Alü ivaz. Bunlara ek olarak Alü Hacı. Alıi Necmeddin. Sığla sancağında ise bu zaviyelerden çok vardı. Kastamonu'da Ahi Şorba (sonra Şorva). kurulmuşlardı. Ahi Yuvaş. Teke bölgesinde kurulmuş alıi zaviyelerine gelirsek: meşhur seyyah Ibıı Battuta Anadolu'yu ziyaretine bu bölgeden başlamıştı. Alıi Sinan. Alü Türbeyi. bahçe. Şehirdekilerin gelir kaynakları ise köylerdeki!ere göre biraz daha farklı olabilirdi. Ahi Çomak. Alü Safa. Zaviye sahipleri tarla. ancak bunlar bu görüşümüzü etkiyecek kuvvetli deliller kesinlikle değildir. Ahi Hamza oğlu Alü ivaz. Aydın sancağı dahilinde ise (İzmir dahil) yirmi adetden fazla alü zaviyesi vardı. Alıi Ömer. Alıi Osman ve Alü Çubuğa İzmir merkezde yeralan ahi zaviyelerinin isimleriydi. Kütahya şelür merkezinde Alıi Mustafa. Alü Yunus. Alıi Sinan. Güzellüsar. Alü Evran. Alıi Debbağ. Ahi Ramazan ve Alıi Arslan zaviyeleri mevcuttu. Alü Osman. Alü Sinan. Ahi Hasan. Alü Receb. Erkek şahıs isimlerinin hepsinin Türkçe oluşu bu görüşü desteklemekledir. Alü Mustafa. Ahi Süle. Ahi İsmail. Alü İlyas alası Alü Yusuf. Alü baba. bağ. Alü Paşa. Bozdoğan ve Ayasuluğ ve bunlara bağıl köylerde mevcut olan alü zaviyeleriydi. Alü Hızır. Alü Keskin. Kestei. Ahi Babukçu Tire. Ahi Mukbil isimlerini bildiğiniz ama hayatları hakkında pek fazla birşey bilmediğimiz Mcntcşcli alülerdir. Ahi Güvegi. Alü Ali. Ahi Duman. Ahi Fekki. Ula. Örneğin. Alü Şatır. Ahi Haliloğlu Ahi Musa. Ahi Hüseyin. Alıi Sinan. Alü Turgud. Karalüsar-ı Sahip (Afyon) ve Haınid sancaklarında da ahi zaviyeleri bulunmaktaydı: Alıi Ulubcy. Alü Beklenilir. Ahi Yuımsoğlu Ahi Bahşiş. Alü Nasuh. AkifRrdoğru n kurucuları ve işletenler kuşkusuz etnik ve kültür açısından Türk olan hayırsever genç erkeklerdir. Alü baba. Alü İne Hoca. Nİf (Kemalpaşa). Alıi Melımed. Alü 44 . Alü Şerefiiddin. ve Alıi Ali zaviyeleri Sanman sancağında Akhisar. Alıi Eyyup. Ahi Çoban. zaviyeleri yer alıyordu. Alıi Yakup. Peçin." • M. Orta Anadolu şelürlerinin durumu özellikle Ankara şehri ve civarı bu hususta çok ilgi çekicidir. Alü Ömer. Ahi Mustafa Burdur ve İsparta yörelerinde isimlerini bildiğimiz ahi zaviyelerine sahipliler. İsimlerini verdiğin ilk üç zaviye Balat merkezde yer almaktaydı. Alü Karaoğlu Alıi Mustafa ve Alü Ahmed Şuhud. Alü Kayser. Ahi Arslan ve Alü zaviyeleri bulunmaklaydı. Alü Yunus. Kirişçi baba.

Ahi Sadi. Aksaray'da bulunmaktaydı. Ahi Evran'a ait zaviyelerin Ankara. Ahi Cemal. Larende (Karaman). Alıi Koca gibi isimler ahiler verilen unvanlar olmalıdır. aynı zamanda kültüre! ve dini merkezlerdi. ahileri ve onların hayri faaliyetlerini kayıtsız şartsız desteklediler. Ahi zaviyelerinin kurulduğu köylerin çok bir bir kısmının müslüman Türk köyleri olduğu dikkate alınırsa. Bu durum. Samsun ve Tokat civarında isiiılcriııi burada zikretmeyi gerekli görmediğim otuzbeşden dalıa fazla ahi zaviyesi bulunmaktaydı. Bayezid) bu zaviyeyi bizzat inşa ettirmişti. Rumeli'den de bir örnek vermek isterim: Ahi D inek zaviyesi Dimetoka'nm Kasaplar mahallesinde yer almaktaydı ve Sultan Yıldınm Han (I. Bunların bir kısmı Osmanlılar döneminde kurulmuş ve desteklenmiş olsa bile. Alıi Paşa. Manisa Demirci'deki Alıi İshak zaviyesine Saruhanoğlu İlyas Paşa vakıflar yapmıştı. Ahi Evran zaviyesinden bir adeniıı de Ankara'da açılmış olması manidardır. Ancak nazari olarak en azından kendilerine yakın bölgelerde yeralan ahi zaviyeleliyle irtibat halinde oldukları kabul edilebilir. Zira. Amasya. köylüler ve gayrimüslimlerle olan üşkileri üzerine de bilgilerimiz yoktur. Çorumlu ve Artukabad'da Alıi Evran adıyla anılan dön zaviye şüphesiz önemliydi. Ahi Segid. Kayseri şehir merkezinde Alıi İsa ve Alıi Devletyar zaviyeleri yeralmaktaydı. Ahi Mesud. İstinasız Osmanlı öncesinin bütün beyleri. Yunanlı tarihçi Prof. Alıi İsa. Ahi Çalıken. ve Ahi Selman İsimli ahi zaviyeleri Ankara ve civarında bulunmaktaydı. Sivas ve Kırşehri arasındaki sahada yaygınlık gösterdiğine işaret etmektedir. Çorum. Niğde. Beyşehir.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Elvan. Alıi Süleyman. Seydişehir. Akşehir. yiğitlik ve cömertlik kuralları üzerine kurulmuş olan bu alıi zaviyelerinde. Osmanlı belgeleri Osmanlı öncesinde kurulmuş ahi zaviyelerine atıflarda bulunmaktadır. devletçe hemen azledilirlerdi. büyük beylerce kurulmuş olsa bile. Samsun. Bununla beraber ahi zaviyelerinin iç işleyişi hakkında birtakım bilgilere sahibiz. Alıi Şeyh Ali. Halta bunlardan bazıları bizzat kendileri bu zaviyelerden kurdular. Yolcular ve misafirler dışında. Anadolu şelıri ve köylerinde çok sayıda ahi zaviyenin kurulmuş olduğunu açık bir delilidir. Ahi Baba. Osmanlının denetimine girdikten sonra. eğer görevli kişiler görevlerini ihmal ederlerse. Ahi Hüsam. İhvan. bu durum. kazançlarını buraya getirir. Ahi Polad zaviyeleri Hatunsaray. Bu durum kadınların en azından resmen bu teşkilat içerisinde resmen rol oyanamadığımn bir işaretidir. Alıi Hoca Ömer. yolcular için barınak yerleriydi. Ahi Malımud. Örneğin. alıilerin gayrimüslim köylülerle ne gibi bir münasebet içerisinde oldukları bilinmeyen ilgi çekici bir nokta olarak kalmaktadır. Arguma. Arnakis bu hususta şu bilgiyi vermektedir: 'Ahi zaviyeleri mahalli dayanışma merkezleri değil. nazari olarak değil. Alıi Kemah Alıi Yakup. Alıi Malımud. önemli bir kısım Osmanlı öncesinde özellikle beylikler zamanında inşa edilmiştir. Osmanlı Öncesi beylerin ahi zaviyelerinin kendi topraklan üzerinde kurulması ve genişletilmesini descklediklcrini vesikalarıyla bilmekteyiz. Kardeşlik. Bu zaviye kurucularının isimleri bizim bir noktaya dikkat etmemizi önermektedir: ahi zaviye kurucularının olarak yazılan isimler aslında zaviyenin kumcusunun gerçek ismini de yansıtmamaktadır. Sivas. Alıi Paşa. akşam olunca zaviyede toplanır. Osmanlı sultanlarının ahi zaviyelerini sosyal ve içtimai bir müessese olarak kabul ettiklerinin bir işareti olarak değerlendirilmelidir. Alıi zaviyelerin arasında sıkı fikri ve siyasi bir irtibatın olup olmadığı hakkında incelediğimiz Omanlı belgelerinde ne yazık ki bilgi bulunmamaktadır. Buraya kadar sıraladığım isimler. yemek da\>etlerine katılarak grup hayatını burada 45 . Samsun.

Sandukası üzerindeki bu yazıya göre Alıi Şerefüddin büyük ahi olup onların sultanıdır. Ahi Armağan. 1252-1296 tarihleri arasında Alıi Hüsameddin tarafından yapılmıştır. mağfur. AkifEr-doğAı devam ettirirdi. Örneğin. cömertlerin eliaç. yolculara sunulan ziyafetlerin ve yemeklerin parası zaviyenin hazinesinden ödenirdi. said. Alıi Hacı Murad Ankara'da. Alıi Şerefeddin ve Alü Yakup'un. Bu misallarin sayısı kuşkusuz çok daha artırılabilir. şehid. Bıitt'm bu kitabelerin içeriği Ankara'daki Alillerin İslam dinini yayıcı ve hayırsever özelliklerine işaret etmektedir. halen mevcut kitabesine göre. nıüslümanlar ve alüler için çalıştıklarınnı açıkça anlaşılması gerekir. 1392 yılında Ahi Yakup tarafından tamir edilmiş ve bu isini almıştır. sandukası üzerindeki yazıya göre. Arslanhane camii olarak da bilinen Ankara'daki Alıi Şerefüddin camii. Muhammed neslinin övünülen kişisi. Ankara'da ahilere ait bir üçüncü camiden de sözetmek isterim: Ahi Yakup camii. murtaıa. Ahiliği resmen kabul eden Selçuklu sultanlarından Mesud bin Keykavus'un saltanatı zamanında. Camii 731-762 (1331-1361) yıllan arasında inşa edilmiş olmalıdır. Alıi Arşları. Hacı Mecdüddin oğlu Mehmed Bey. Bilindiği üzere. İslam dini. muazzam ahi. Alü Ali Mekırde. Aynı cami. futüvvet ve mürüvvet ehlinin sultanı. Allah ona rahmet eylesin. Babasının da ahi olduğu ve Alıi Fahreddin ismiyle de maruf olduğunu hindinin üzerindeki yazıtdan anlamaktayız. Tanrfmn ve futüvvet ve mürüvvet sahibi ihvanın yardımıyla yapılmıştı. Alü Ali. Alıi Kızı Antalya'da kendi isimlerini taşıyan birer mescid inşa ettirmişlerdi. Ancak bu kitabede Çelebi Sultan Mehmed'in lakapları dikkatlice kitabeye hakkedildiği halde. 1291 yılında inşa edildiği bildiğimiz bu camii. Alıi Mustafa Kütahya merkezde. 2/3 (sülüseyn) buğday camiin kandil yağı için ayrılmıştır. Antalya merkezde Alıi Yusuf kendi adım taşıyan bir mescid inşa etmişti. Ahi Elvan ve Ahi Şerefüddin camileridir.ıkların babası (ebu esha) Ahi Hüsameddin el-Hüseyni oğlu merhum Mehmed (Ahi Şerefeddin)'. Ancak bütün bilgilerden bu ahilerin Allah. Alü Mustafa ve Ahi İzzeddin kendi isimlerini taşıyan mescidlerini Kütahya merkezde kurmuşlardı. Bu cami. Bu hususta en dikkal çekici örnek Ankara'daki Yeşil Ahi. sene 784 (1382) '. Çelebi Sultan MehmedMn sultanlığı zamanında 810 yılında (1407-8) tamir edilmiştir. Allah ve İslamiyetin şerefli kulu. Ahi İzzeddin. 794 (1392) yılında Alü Suca. Alıi Tura (zamanla Alü Tuğra). diğer bir kitabesine göre. 28 Receb 751 (1350) tarilıinde vefat etmişti. bu ahinin asıl adının bir kitabeye göre Hacı Elvan Mehmed Bey bin El-Hacc Mecdüddin İsa bin Nizanıüddiu Hezar olduğu anlaşılmaktadır. Taş vakıf kitabesine göre Ahi Yakup bin Alıi Çelebi bin Ahi Sinan mescidi. 1290 tarilıinde inşa edilmiştir. yirmi dirhem buğday müezzinine. yardımlarıyla tamir edilmiştir.M. Ankara'nın en eski camilerinden biri olmalıdır. Zaviyenin tamiri. Onun için seçilmiş elkab şudur: 'merhum. Çünkü. onlar İslam dininin Anadolu ve Rumeli'de yayılması için çok gayret sarfetmişlerdir. Bir senede elli dirhem buğday imamına. Alıilcrin cami ve ınescidler inşa ettikleri çok bilinen bir husustur. Ankara'nm Hacı Murat mahallesinde bulunan Yeşil Alıi camii. Alü Elvan Mehmed kabir taşında şöyle vasıflandırılmıştır: 'merhum. Her cemaat ahi olarak hitap edilen bir başın idaresi altında idi'. said. Hz. 46 . Alıi Armağan. Bu cami Osmanlı belgelerinde Ahi Yakup mescidi ismiyle de anılmaktadır. Alü Melik. Alıi Yakup. Mescid inşa etmiş olan ahilere gelince. Ahi Elvan'a gelince. İslamiyet in ve mü si'umanların ışığı. alıi unvanının yazılmamış olması anlaşılmaz bir durumdur. Alıi Şerefuddİn.

Ankara'da Ahi Yeşil medresesi ondördüncü yüzyıl sonlarında Ahi Ahmed tarafından yaptırılmış olmalıdır. Korkııteli'de Hıdıroğlu Ahi. Alü Şeyh adında bir köyün (karye) İdari olarak Ankara'ya bağlı olduğu malumunıuzdur. Bu köyün Eflaki'nin eserinde adı geçen Ahi Basara tarafından kurulduğu bugün gün ışığına çıkmış bulunmaktadır. Bunlar ya zaviyeleri. yani devletin resmi ideolojisi olan sünni inanışa aykırı faaliyetde bulunmalarına asla İzin verilmedi. Başka bir misal: Ahi Orhab Bey oğlu Şeyh Alü Mehmed Muharrem 898 (Ekim 1492) tarihli Arapça vakıfnamesinde Adana Karaisalı kazasına bağlı olan Karakütül mezraasmın gelirlerim Hz. Bu bakımdan. Muhammed ve diğer müminlerin ruhuna Kur'an okunması için vakfetmişti. Diğer bir misal: Ahi Evran dervişlerinin ziraî faaliyetleridir. Bütün ahiler.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahilerin medrese inşa etliklerine dair güzel örnekler Ankara ve Antalya'da bulunabilir. bağ. Ahi Malmıud oğlu Mustafa ve Ahi Adüşah Ankara'da vakıf kurmuş ahilerdendi. nakid. mukataa. Şehirlerde yaşayan ve faaliyet gösteren ahiler zirai kaynaklardan daha çok dükkan. bahçeler ve tarlalar açmışlar ve ziraati desteklemişlerdir. Osmanlı belgelerinden bu hususta çok bilgi çıkarılabilir. Böylelikle bir İstihdam imkanı da yaratmış oldular. Ahi Çelebi. Gerede'de Alü Mahmııdoğulları çiftliği. ev. Koııyadakiler Sultan Cem ve Sultan Mustafa tarafından denetlendi. batini faaliyetler içerisinde bulunan. Vakıf paralan vakıfnamesinde yazılı şartlara aykırı harcayan ve görevini ihmal eden yöneticiler görevlerinden hemen alındılar. vakfın mütevellisi ve nazırı ve müsafirler için harcanılması şart koşulmuştu. Alü Veliyüddin ve Ahi Ali Konya'da vakıflarını kurdular. Vakıf kuran ahilere örnek olarak. En iyi örneklerden biri Konya'ya bağlı Basara isimli köydür. Ahi Baba. Daday'da Alü Fethüddin bahçesi. Osmanlı sultanları fırsat buldukça ahi vakıflarım denetlemeyi her zaman istediler. ya cami ve mescidleri ya da medrese ve mezarlarının korunması düşüncesiyle vakıf kurmuşlardır. Vakıf kurmakla hem kurdukları teşkilatm devamlılığını sağlamış oldular hem de belirli bir parayı ellerinde bulundurduklarından dolayı halk içinde itibar ve nüfuz kazandılar. Ankara'da Ahi Minnet çiftliği. bağlar. yani ahi vakıflarının diğer vakıflar içerisinde işgal ettiği mevki henüz bilinmeyen konular arasındadır. Ahi Durmuş. Ahi Ali. bahçe. Tavas'da Ahi İne Hoca çiftliği ahilerin zirai faaliyetlerine güzel bir misaldir. tasarruf ettikleri vakıf paralar. Ahilerin vakıf kumcu özellikleri de önemle belirtilmelidir. Örneğin. muhtemelen Karnini zamanında kendi adıyla bilinen camiin yanına allı oda ve bir dershane yapmış ve kendini buraya müderris tayin etmiştir. Zengin vakıflara sahip olan ahiler. Ahiler çiftlikler. Gerçeği söylemek gerekirse. arsa gibi gelir kaynakları üzerine vakıflarını inşa eltiler. Ahi Sinan gibi hayırsever ve yiğit kişiler İstanbul mekezde vakıflarını kurdular. Kcmalütttabib oğlu Ahi Çelebi. Aynca bundan çok daha önemlisi. Alillerin yem ziraî alanlar açmış olmaları ziraat tarihi bakımından önemlidir. Köylerde yaşayanlar tarla. Kastanınonırdaki Ahi Şorva zaviyesinin Rebiülevvel 703 (1303) tarihli vakıfnamesinin şartlan bilinmektedir. 4T . çeşitli görevlilere de aylıklar bağladılar. Yine. Ayaş köyünde Ahi Bayır çiftliği. Bu köylerden alman kiralar zaviyenin şeyhi. değinnen gibi gelir kaynakları üzerine vakıflarını temellendirdiler. Kırşehir ve civarında yer alan yirmisekiz adet köyün malikane hisseleri Kırşehir'deki Ahi Evran zaviyesinin vakfı idi. Anadolu ve Rumeli'de fırsatım buldukça resmi yollardan vakıflar kurdular.

yukarıda verdiğimiz özet bilgiler. böylece vakfın zenginleşmesini sağlamıştı. ahi teşkilatının tarihinin henüz yeterince aydınlatılmamış olduğunu ortaya koymaktadır. Somıç olarak. Bir an evvel en azından teşkilatın Osmanlılar zamanlarında kazandığı mahiyet gün ışığına çıkarılmalıdır. Alcif Erdoğnt Dulkadıroğlu Alaaddin Bey bu zaviyenin vakıflarına eklemeler yapmış. 1530 yılında Anadolu'da Ahiler Hüdavendigar ahileri Ahi Ali Ahi Alizadc Ahi evladı Ahi Aslhan Ahi Atlu Sinan Ahi Beşir Ahi Bey Ahi Cebe AIıi Çelebi Ahi Çelebi veled-i Yahşi bey Ahi Davud Ahi Dündar Ahi Evraıı Ahi FcLhüddin Ahi Gündüz Ahi Hamza Ahi Hıdır Ahi İlyas Ahi Kemal Ahi Mahmud Ahi Muhyiddin Ahi Musa evladı Ahi Mustafa Sarıthan ahileri Alü Hızır Aydın ahileri Biga ahileri Ahi Bayezid Ahi Fakı AIıi Yunus Karesi ahileri Ahi Burak Ahi Hamza Alü Mehmed AIıi Mustafa bin AIıi Ali AIıi Yunus Menteşe ahileri Ahi Ali Ahi Bayram bey Ahi Bektemür Ahi Çoban Ahi Debbağ Ahi Evren AIıi Falıma Asılbey AIıi Paşa Ahi Rüknüddin Ahi Rüstem Alü Sadır Ahi Sevindik Alıİ S uıan AIıi Tuzcu Ahi veled-i Malım ud Ahi Yusuf AIıi Ali AIıi Baba AIıi Dede AIıi Eyman Ahi Germiyan Ahi Hacı AIıi Halil Ahi Hayreddiıı AIıi İsrail Ahi İvaz AIıi Kara Alü Malım ud AIıi Muştala Ahi Osman Ahi Papuşçu AIıi Süleyman Ahi Şatır Ahi Yavaş Ahi Yegan .M.

uk Ahi Sinan Ahi Sultan Ahi Süleyman Ahi Ümmet Ahi Yalıya Ahi Yunus Teke ahileri Alıi bin Hızır Ahi Devlelhan Ahi Mustafa bin Ahi Yusuf Ahi Nalcı Ahi Sevri AhiYakub Ahi Yusuf AhiKızı Kütahya ahileri Alıi Alaüddin Alıi Ali Ahi Bayezid Alıi Bektaş Alıi Carullah Alıi Çakır Alıi Çalış Ahi Çelebi Alıi Dudu Alıi Durmuş Ahi Ece Alıi Elvan Alıi Erbasan Alıi Eşraf Ahi Güvegi Ahi Hacı Ahi Halil Ahi Hayreddin Alıi Hoca Alıi İzzeddiıı Ahi Mahmud Alıi Mehmed Alıi Murad Alıİ Mustafa Alıi Paşa Ahi Seydİ Ahi Sinan Alıi Sökmen Ahi Timur Ahi Timurtaş Alıi Tokat Ahi Yahşi Ahi Yalıya Alıi Yakub Alıi Yol beyi Ahi Yusuf Ahi Ziyaretçi Kar ah i sarıSahib ahileri Ahi Boldacı Ahi Hayran Ahi İsmail Ahi Kabil Alıİ Receb Ahi Sanı Ahi Selçuk Ahi Sinan Ahi Ümmet 49 .Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahi İslam Ahi Feki Ahi Halil Alı i Hasan Ahi Hüseyin Ahi Hoca Ahi paşa Ahi İlyns Alü İne Hoca Ahi İslam Ahi İsmail Ahi Mahmud Ahi Mehmed Hüseyin Ahi Mukbil Ahi Musa Ahi Nasuh Mi Ömer Ahi Polad Ahi Rasul Ahi Receb Ahi Safa Ahi Sali.

M. Akif Erdoğnı Sultanönü ahileri Ahi Bereket Ahi Beyrük Ahi İdris Alıi İvaz Bamid ahileri Ahi AH Alıi Eyyub AhİHamza Ahi Hasan Ahi Hüseyin Alıi İlyas Ahi Mahmud Ahi Mehmed Ankara ahileri Alıi Adilşah Alıİ Bayezid Alıi Çelebi Ahi Çomak Ahi Muhammedi Ahi Muhyiddin Alıi Mustafa Alıi Ömer Alıi Paşa Ahi Şemseddin Alıi Türbeyi Alıi Yakub Ahi Yusuf Alıi Elvan Alıi Evran Alıi Hacı Murad Alıi Halife Ahi Hüsam Ahi İsmail Alıi Mahmud Alıi Mesud Alıi Minnet Ahi S elman Ahi Şerefüddin Ahi Tura Alıi Yakub AlüYcşil Konya ahileri Alü İlyas Ahi Ali Alıİ Murad Alü Şeyh Ah Ahi Turud Alıi Veliyyüddin Beyşehir ahileri Alıi Mesud Ahi Segid Akşehir ahileri Ahi Celal Alıi Hoca Ömer Ahi Mahmud Alıi Reis Ahi Süleyman Alü Yadigar Alıi Yakub Larende ahileri Alıi Osman Ahi Şeref Aksaray ahileri Ahi Sinan Ahi Süleyman Niğde ahileri Alû Kasım Ahi Mahmud Alıi Mustafa Alü Paşa Alü Pir Alımed Alıi Mehmed Pir Kayseri ahileri Ahi Devletyar Ahi İsa Ahi Mahmud İçel ahileri Ahi Efendi AhiOğlu .

Türk Loncalarının Yapısı ve Bu Yapının Osmanlı Sosyal Tarihi İçin Önemi. G. Bektashi Dervishes. ç&v. Sami Ferliel. Ankara 19793 .Bichr FARİS. ANKARA Evkaf Defteri.Yusuf AKYURT.571. Tarih Araştırmaları Dergisi.Cook. Guilds in Middle Eastern History. G. Ankara 1943-1944 (yayımlanmamıştır). IV. London 1970. AYDIN Evkaf Defteri. s. no. . M. no. vol XII.Tzpu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi (=TKGMA). Aydınoğulları Tarihi Hakkında Bir Araştırma.700-1. cilt: 2 1453-1559. 238. and CrafLsmen. . Fütüvvet. VUI-XII/14-23. Ankara 19461947. Ankara 1975. cilt:l 1243-1453. TKGMA. s.Anadolu 'da Aliller Ve Ahi Zaviyeleri Bolu ahileri Ahi Ata Ahi Ayvad Ahi İlyas Ahi Ctineyd Alıi Eşref Ahi İbrahim Alıi İsmail Alıi Bayezid Ahi Karamanoğııllar 1 T Ahi Musa Ahi Mustafa Ahi Nusret Ahi Timurcu Kastamonu a h i l e r i A h i A l i Çankırı ahileri Ahi Bey Ahi Çelebi Ahi Durak Ahi İvaz Alıi Şeydi bin Mahınud Kocaeli ahileri Ahi Çoban Ahi Erdicik AMSavcı ^^^ Ahi Bayezid Alıi Fethüddin Ahi Mihal A h i Ş u r b a A h i Ahi Malımud KAYNAK. M. Journal of Near Eastern Studies. Ankara 1968. (yayımlanmamıştır). A. C. Number: 4. VII. Türkiye'nin İktisadi ve içtimai tarihi. 51 . 11-30. s. Gabriel BAER. Studies in the Economic History of the Middle Kast. 99. ed. ARNAK1S: Futuwwa Traditions in the Ottonıan Empire Aklıis. Ankara 19792 Himmet AKİN. 1970-1974. 558. Türk Asar-ı Anka Binalarına Aid Tarihi Mecmua. Türk Asar-ı Atıka Binalarına Aid Tarihi Mecmua. s. October 1953. Türkiye'nin iktisadi ve içtimai tarihi. Van ARENDONK. İslam Ansiklopedisi. KİTAP VE MAKALELER Mustafa AKDAG.

TKGMA. Ankara 1991. 312-15. s. İstanbul 1982. 72. Mikail BAYRAM. Muallim CEVDET. İstanbul 1979. no. 89-158. s. Claudc CAHEN. Konya 1981 (ikinci baskı). 562. . VII/37-42. Konya 1991. s. İlk Ahiler Hakkında. Karaman Vilayeti Zaviyeleri. 1/1. XV!. Tarih İncelemeleri Dergisi (=TİD).AYVERDİ. TİD. .Ahi Evren ve Ahi Teşkilatı 'tun Kurulusu. M. 92-185. Türkçesi: Yıldız Moran.M AkifErdoğnı Ö. . EDİRNE Evkaf Defteri.Akif ERDOĞRU. İstanbul 1932. Yüzyılda Sullanönü Sancağında Ahiler ve Ahi Zaviyeleri. X. Konya 1993. Şerif Paşa çevirisi. Ahi Evren Kimdir? Hayatı ve Eserleri. Fuad Köprülü Armağanı. s. Ankara 1979. Halime DOĞRU. Halil EDHEM. .H. L. M. Şeyh Evhadii'd-din Hami d el-Kirmanı ve Evhadiyye Tarikatı. Aralık 1992. İstanbul 1970. İzmir 1995. haz. İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri 953 (1546) Tarihli. BARKAN-E. Osmanlılardan Önce Anadolu'da Türkler. Ankara'da Alıilere Aid İki Kitabe. Fütüvvet Ahi Müessesesinin Menşei Meselesi. -. Ahilik Nedir. İsmail Hakkı Uzunçarşıh 'ya Armağan.48. Cilıannüma. Tarih Enstitüsü Dergisi. Sadreddin Konevi ile Hace Nasıreddin Tusi'nin Mektuplaştıkları İddiası Üzerine. IBN BATTUTA (Şenıseddin Ebu Abdullah Muhammed bin Abdullah bin İbrahim et-Timci Ql-Lcvati). Türk Dünyası Tarih Dergisi. Ankara 1978. İbn Baruta Seyahatname sinden Seçmeler. çev. s. 12. 521-40. 591-601 (Sur les Iraces des premiers Aklıis. İstanbul 1145. Vakıf Belgeierme Göre Kayseri'de Ahi Evran ve Ahilikle İlgili Bazı Kayıtlar. sayı: 191. 1 Kanıımevvel 1332.58-68 . İzmir 1994. Ankara 1952. İstanbul 1953. Ankara 1982. leyi ala Fasl al-Ahiyya el-Fıtyan al-Turkiyya fi Kiiab alRıhla li-Ihn Battııta.. . TOEM. Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke. L/197.81 "deki yazısının Türkçe çevirisi).Tuhfetıi'n-Nuzzar fi Garaibi'l-Emsar ve Acaibii'l-Esfar. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. Tarih Dergisi. Ankara 1986. . ÇAYIRDAĞ. s. IX. Türk Kültürü. s. Neşet ÇAĞATAY. Bir Türk Kurumu Olan Ahilik. Belleten.s. Katip ÇELEBİ. f Ahi Evren'in Öldürülmesi ve Ölüm Tarihinin Tesbiti. Mürsel Öztürk. Ankara 1990. İsmet Parmaksızöğhı.

. 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri (937/1530). 43H Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defleri (937/ 1530). 554 ve 555. Sevakıbu'l-Menakıb. Zilkade 998/EyliH 1590. no. 215-6. ss. s. KİRŞE!İRİ Mufassal Defteri. 65. Londra 1972. TDVİA. 575. no. 273-82. Semavi EYİCE. TDVİA. TKGMA. Tlıe Ottoman Empire. Ankara 1942. 341-47. TKGMA. İzinir 1998. Ziya KAZICI. Nisan 1990.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Some Observations on tlıe urban populalion of Karaman province in . 141-212. Das Problem der Entstelmng des osmanischen Reiches. Kitabelerimiz. s. BABINGER. 425. İktisat Fakültesi Mecmuası.Melul MERİÇ. TKGMA. İstanbul 1988. Louis MASSIGNOK Sınıf. no. İstanbul 1996. KARAHÎSAR-ı Sahip Evkaf Defteri. . F. 151-171. 434-35. 2 1 Malbakh. 555-56. Prof. s. 531-32. R. TDVİA. I. Ankara 1995. 527-8. s. TKGMA. Paris 1995. Ragıp Hulusi. s. 532. yay. s. 139. Ankara 198S3. Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar. 255-270 M.Fuad KÖPRÜLÜ. haz. Acles du sixieme congres intemational lenu â Aix-en-Provence du ler au 4 juület 1992. Dr. Eİ . Halil İNALCIK. Ankara 19814. Abdülbaki GÖLPINARLI. Türk Dünyası Araştırmaları.sous la responsabilitc de Daııiel PANZAC. KASTAMONU Evkaf Defleri. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanesi. s. Alımet KALA. H. KÜTAHYA Evkaf Deften. Akşehir Mezartaşlan. . 7. 53-4. Anadolu'da İslamiyet. Ankara 1993. 560. ss. İstanbul 1988. çev. no. Yazma Eserler. Hemedanlı Celaleddin MUHAMMED. tlıc reigıı of Murad III with regard to tbe Mufassal Defters. no. Bahaeddin Ögel"e Armağan. Baki KUNTER.Fuad KÖPRÜLÜ -F. Mehmet Kanar. İslam Ansiklopedisi. 15/ l-4r İstanbul 1955. Kayseri 1993. 246-271 Türkçe Tercümesi TM. 1. s. Yılmaz KURT. Hisloire economigue el Sociale de l'empire oüoman el de la Turguie (1326-1960). s. Milletlerarası Hoca Ahmet Yesevi Sempozyumu Bildirileri (26-29 Mayıs 1993). S. V. Vakıflar Dergisi II. İstanbul 1988. çev. M. _ Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı (1522-1584). Derviş MAHMUD Mesnevihan. s. Hoca Ahmed Yesevi'nin Rum Eyaletindeki Zaviye Kurucuları Üzerindeki Etkileri. Ahi Şerafeddin Canıii. Türkiyat Mecmuası. GIESE. Burgazi ve Tütüvvet-Name'si. Alıi Baba. I. Fütüvvet ve Ahiliğin Doğuşu. II. s. Ahi Şerafeddin Türbesi. Osmanlı Devletinin Kurulusu. ZS. 76-154. 809-813. s.

C. A. İstanbul 1986. Birincikanun 19447 s. 1. Çev. 1. XI/44. 241-44. no. Leiden 1960. 569. . L Leiden 1960. Abidin İtil. İzmir 1996. 325-41. TKGMA? no. çev. RUBEN. 159-74. s. Yapılar. MetinlerTartışmalar. Kırşehir de Ahi Evran Zaviyesinin Mütevellisine ait bir Berat. 156. ŞEYH Ahi Mehmed bin Ahi Orhan Bey'in Muharrem 898/ Ekim 1492 Tarihli Arapça VAKIFNAMESİ. 324-5. TOEM. Menteşe Evkaf Defteri. IV/19-24. çev. Kırşehir'in Dikkatimizi Çeken Sarf al Abideleri. Tahsin ÖZ. İstanbul 1988. 3-32.77110. s. 544. Ankara 1993. Mıırad I. XVI. El2. Kırşehir 1938. Mehmet ŞEKER. SARUHAN Evkaf Defteri TKGMA. s. Aklıi. Kırşehir Tarihi Üzerinde Araştırmalar. XI. Fikret Işıltan. TDVÎA. W. Franz. Ahi Evran. s. 222. . El . 93-6. 1. 1948. . Tarihte Kırşehri-Gülşehri.Yılmaz ÖNGE. 529-30. AkifErdoğru 438 Numara/ı Mııhasebe-i Vilayeî-i Anadolu Deften (937/ 1530). . thn Bahtta 'va Göre Anadolu 'mm Sosyal-Kültüre! ve İktisadî Hayatı île Ahilik. İlhan ŞAHİN. 54 2 . s. İslamda fûtu w et teşkilatının doğuşu meselesi ve tarihi ana çizgileri. İktisat Fakültesi Mecmuası. L/198. TTK Belleten XXXV1/142. Ahilik ve Esnaf: Konferanslar ve Seminer. Ahmet ŞÎMŞİRGİL. El2. Aklıi Baba. s. Ankara 1987. Vakıflar Dergisi. I. s. TDVİA. TKGMA: no. İle Emir Süleyman'a Ail İki Vakfiye. no. İslam Ortaçağında Futuvva (Fütüvvel Teşkilatı). TTK Belleten. TİD. I Nisan 1329. Ankara 1996. 1. II. s. I. 15/1-4. s. 1956. Ankara'da Ahiler Hükümeti. . Yüzyılda Amasya Şehri. 323-24. 603-40. TAESCHNER. İslanbul 1955. Tarih Vesikaları. . Aklıi Evvran.M. İstanbul 1985. Cedid Vakıflar. s. İstanbul 1988. 111. Türklük Araştırmaları Dergisi. s. TTK Belleten. Mürsel ÖZTÜRK. Ahi Evran Zaviyesi. s. Hacı Bektaş-ı Veli. Ahi Evran Vakfiyyesi ve Vakıflarına Dair. 1947. Hakkı TARIM. 1/4. Osmanlı Devrinde Ahi Evraıı Zaviyesinin Husussiyetine Dair Bazı Mülahazalar ve Vesikalar. 387 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-Î Karaman ve Rum Defteri (937/ 1530). Ankara 1994. 321-323. SIĞLA Evkaf Defteri. M. Almıcd TEVHİD. 77.885894. TKGMA. 1200-4. s. Leiden 1960. s. 530-31. Semahat Yüksel 1972.

s. II. 25660. M. Vakıflar Dergisi. Nafiz UZLUK. Ankara 1958. 1. 1942. Fatih Devrinde Karaman Evaleti Vakıfları Fihristi. İstanbul 1988. XVI. Çetin VARLIK. 236-7. şehri ve Eserleri. F. s. Ankara 1946. s. Türkltik 55 .Yüzyılda Kütahya Araştırmaları Dergisi. 3. Ali Sainı ÜLGER Kırşehir'de Türk Eserleri.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri TÜRK Ansiklopedisi Ahiler. 189-271.

Milas. Pümaz.. Bundan böyle B. İzmir 2000.O. Meğri (Fethiye). zaviye.Türk Düfivası incelemeleri Dergisi Sayı IV.A.A. Dizin ve Tıpkı Basım. Peçin. Menteşe. Biga. 2. Aydın (Tralles). Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu-Tahrir Tasnifi 166 numarada kayıtlı 1530 Yılma Ait İcmâl-Muhasebe Defteri1. Yazımızın konusunu teşkil eden Menteşe Bey ailesine ait vakıflarla ilgili olarak kullandığımız defterler hakkında kısaca bilgi vermenin uygun olacağı kanaatindeyiz. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayını. Kanunî Sultan Süleyman'ın sultanlığının son döneminde kaleme alınmıştır. 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri. Çine'de hüküm süren Menteşe Beyliğinin toprakları I. mescit. Bundan böyle B. Teke ve Alâiye livaları mevcut olup. 338. (937/1530). TD. İçerisinde Hüdavendigâr. Yrd.. Samhan. medrese. tıbkı basım olarak da neşredilmiştir. Dr. 166. XIII. 1261 yılında bölgeyi sahilden itibaren ele geçiren Menteşe Bey dir. bugünkü Muğla yöresinde. . Murad son vermiş (1424) ve toprakları Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Balat. Tavas. Meğri. tanzim şekli olarak diğer icmallerden. Muğla. Beyliğe. YÜZYIL) Mehmet ERSAN* Menteşe Beyliği. 1. Bu defter. TD. türbe ve çeşmelerle bunlara tahsis edilen vakıflar yer almaktadır. Yüzyılın II. ancak Ankara Savaşi'ndan sonra Timur tarafından yine kendilerine iade edilmiştir. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Beyliğin kurucusu. Peçin. 148 sahifeden oluşan deflerde Menteşe Sancağının Balat. Köyceğiz. Menteşe Beyliği evkafıyla ilgili defterler arasında 970/1562-63 yılında tanzim edilmiş olan Menteşe Sancağı Evkaf Defteri Başbakanlık Osmanlı Arşivi TapuTahrir Tasnifinde 338 numarada kayıtlı olup3. köylerin nüfuslarının da veriliyor olması nedeniyle ayrılmaktadır. II. Föke-Feke (Finike). Sultanhisar (Nyssa). Aydın. Ankara 1995.. ss. Numara 27.O. Kanunî Sultan Süleyman'ın tahta çıkışının onuncu yılında düzenlenmiştir. Muğla. Yansında kurulmuştur. Çepni. MENTEŞE BEY AİLESİNE AİT VAKIFLARIN OSMANLİLAR ZAMANINDAKİ DURUMU (XVI. Karasi. Bayczid zamanında Osmanlı idaresine geçmiş. Mazon ve Bozöyük gibi hemen bütün kaza ve köylerde mevcut olan cami. 57-63. Doç.

İbrahim Bey.i Bey'in Eski Çine'de. İlyas Bey'in Balal'ta cami inşâ ettirdikleri bilinmektedir. buradaki vakıflar ile ilgili olarak 1583 yılında kaleme alınan ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi. Yine Eski Çine'de bulunan İbrahim ve Hızır Bey Türbesi ile Peçin'de bulunan Orhan Bey Türbesi Menteşe Bcyliğrnc ait eserler olup evkaf kaydına rasllaııamamıştır. Şecere için bkz. 85. Mesela Orhan Bey'in. Bu eserlere banisi İlyas Bey olan Peçin'deki Yelli (Kepez) Medrese ile Kızılhan'i ve banisi Orhan Bey oğlu İbrahim Bey olan Balat'taki Tiyatro Hanı ile Pireli Han'ı da ilave e ün ek gerekir. Selahaddin Bey. Peçin "de. Ahmed Gazi Bey. 58 . Basılmamış Doktora Tezi). tanzim edilmiştir. Hanedana mensup olmakla birlikte. İbrahim Bey. 4. 4 medrese. 11. KK. 1 Mevlevihane. 569 Numarada kayıtlı defter4. Sığla Saneağı'nın teşkil edildiği ve o esnada henüz Menleşe Sancağımdan ayrılmamış bulunan Çine ve Balat kazalarının da. yeni sancağa dâhil edilmelerinin ardından yapılan tahrirlerini İçermekte olup. Menteşe oğullarının bina ettiği eserlerden yalnızca 2 cami. İstanbul 1991. 4 5 5 7 Bundan böyle TKGM.Mehmet Ersan 3. 1 kervansaray. Mclmıcd Bey ve Ahmcd Bey*in adları görülmektedir. Bozöyük. Defter içerisinde Peçin. s. Datça'da. TKGM. Tztnİr 1995. 569. Şekil ve Resimler). Feridun Emocen " Aydın".la. Sözü edilen bu hanedan mensuplarının imar faaliyetlerinde bulundukları. Beyliğin kurucusu Menteşe Bey. Remzi Duran. 1 ınescîd'in vakıf kayıtları bulunmaktadır. s. 156 numarada kayıtlı bulunan Sığla Livası Defteri kullanılmıştır. Bundan böyle TKGM. tlyas Bey. bir takını eserler vücuda getirdikleri ve hayır kurumlan bina etliklerine şüphe yoktur. Kirman Bey ve Zervan Bey. ( Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslâm Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı. TD. incelediğimiz evkaf defterlerinde. KK 156. 236. İbrahim Bey'in oğlu Musa Bey. Yahşi Bey. Pürnaz. Hızirşah'm. IV. 1 türbe. 2 imaret. 3 zaviye. Said Bey. 991(1583) yılında. Menteşe Beyliği Mimarisi I-II (Metin. Meğri ve Mazoıı kaza ve nahiyelerine ait vakıflar yeral maktadır. daha sonra ayrılarak. Menteşe Bey'in oğullan Mesud Bey. Yüzyıla ait. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi. Bıı defter. KK 156. Muğla. vr. Orhan Bey oğlu İbrahim Bey'in Muğla'da. Ahmed Bey'in oğlu Leys (Üveys) Bey ile Leys Bey'in oğlu İlyas Bey'in evkaf kaydına rastla namamı şiir*. Selman Paşa. Köyceğiz. evvela Aydın Sancağı'ndan dört kadılığın ayrılarak. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. Muhtemelen 1573 yılında Sığla Sancağına dahil edilen5 Balat'taki vakıflara ail Menleşe Evkaf Defterlerinde bilgi bulunmadığından. Ahmed Ga/. Tavas. evahir-i Muharremü'lharam sene 991 ( 14-23. XVI. 1583 ) tarihini taşımaktadır7 Kaynaklarımızı teşkil eden evkaf defterlerinde Menteşe Beyliği'nde vakıf tesis eden hanedan üyeleri olarak. Mesud Bey'in oğulları Orhan Bey.

Genel olarak verilen bu bilgilerden sonra evkaf defterlerinde yer alan kayıtların verdiği malumat ölçüsünde vakıfları tek tek ele alarak söz konusu dönemdeki durumlarını ortaya koymak mümkündür. Bozcaöyük karyesi. Milas yağhanesinden yılda 6 batman olmak üzere toplam geliri 70. Milas ve Balat yağhanesinden yıllık 13 batman yağ. Menleşcoğıılları hanedan ailesinin evkafında loplam 12 köy bulunmakladır. Peçin'de bulunan Ahmed Gazi Medresesi. Ahmed Gazi'nin Peçin'de bulunan ve gelir tahsis ettiği eserlerin den birisi de. 18 değirmen. 2 dükkan. s. Peçin Ovası Reayası cemaati ve Meğri'ye tabi Gebran cemaati ile Karaova karyesinin gelirleri yanında muhtelif araziler. 1 salıib-i berat. 1 serhane. toplam gelir 39. 2 harim. 2 hamam. 3 imaın-hatip bulunan bu köylerin. B.468. 3 muhassıl. 530 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlarda. Cemaat ve reayalar ise 154 hane olup. Yine Ahmed Gazi Bey tarafından yaptırılan ve Cemaziyelahir 780 (Ekim 1378)'de tamamlanan Milas'taki Ahmed Gazi (Ulu) Cami. 200 akça nakit para. 3 inıamhatip. yıllık 900 akçalık zemin. s.833 akça olarak kaydedilirken13. 9 nefer. 2 kıt'a hevchane ile muhtelif bağ-bahçc ve köylerin hâsılları oluşturmakladır. 338.139. TD. 1530 yılında tanzim olunan defterde hasılı 65. çavdar ve susam gibi zirai ürünler dikkati çekmektedir.468 . kendi adım taşıyan imaretidir. 41-46. Orhan Bey camü'niıı hemen kuzeyinde9. söz konusu köylerde 665 hane. 7 gebran.771 akça olup. B. 1 scrhane. 197.O. 1562 yılına ait defterdeki kayıtlarda. 2 dükkan. 4 ortak bulunmaktadır. cemaat ve reayalar da 142 hane. 1 Ahmed Gazi'nin Peçiırde bulunan Medrese ve İmaret ile Milas'da bulunan Camü'niıı evkafı. masrafı ise 54. masrafı ise 56. Ancak bu imaretin bugün kalıntısı bulunmamaktadır12.Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Durumu (XVI. toplam hâsılı 13. 1 sahib-i berat.. . 777/1375-76 yıllarında Ahmed Gazi Bey tarafından inşa ettirilmiştir10.A. 1 muhassıl. s. Söz konusu evkafın. > ) II 12 13 M Duran .008 akça olarak gösterilmektedir. 492-493. 206.O. bugünkü Milas Müzesi'nin karşısında bulunmaktadır11. bu hâsıl içerisinde başta buğday olmak üzere arpa. ıu Duran. Duran. Duran. Yüzyıl) Bu vakıfların gelir kaynaklarım genel olarak muhtelif araziler. Balavca Deresi kenarında. yulaf. 166.647 akça olarak gösterilmektedir14. s. mesafedeki Peçin'de.. 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlere göre 614 hane. 285. 1 pir. kalenin güneyinde. 2 mücerred. s.A. 5 hamam. Hoca Bedreddin Mahallesi'nde. s. TD. Muğla ili Milas ilçesine 5 km.

Karaviran. vakfın gelirlerinde bir azalma olduğunu göstermektedir . Papazlık ve Çerçin köyleri ile Bafa köyünde 2. Aynı deftere göre evkafın masrafı 65.A. 84a.928 akça olan evkafa Bo/.A. yüzyılın ilk çeyreğinde tamamlandığını söylemek mümkündür17. otlak ve çiftliklerin yanısıra kıst-ı haman. 2. s. TD.485 akçadırL\ Bu durumda evkafın gelirlerinde bir artış gözlenmektedir. TD. 511-512. v. Karanlar (veya Murtadlar). 1530 yılında tanzim edilen deftere göre. s. 2 harım. B. s. Afşar köyünün gelirleri İle 1 parça zeminden oluşan 980 akça 21 vakfedilmiştir . TKGM. s.. 166. Çerçin köyünde 1 cemaatin gelirleri vakfedilmiştir. 1 değirmen.O. 60 . TD.919 akçadır10. 26 kıt'a zemin olup yıllık geliri 49. 156.800 akça). yıllık toplam 4. 75b-81b. Varvil tuzlasından yılda 6 müdd tuz (1. s. Varvil Tuzlasından yılda 1 müd tuz olmak üzere. B. Amanlar ve buraya bağlı Bayramalam ve Çullahlar ile Alacalar ve ona bağlı Mandalyat. 1562 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerdeki kayıtlara göre Balata bağlı Afşar köyünün gelirleri.öyük ve Esenılus'a tabi olan Karaova köyleri vakfedilmiştir. 1562 ve 1583'de tanzim edilen defterlere göre Bafa (Mersendükapu). B.O. İlyas Bey Camii'uiıı hemen kuzeyinde. TD. s. 1 hamam. 223-224. Evkaf-ı İmaret ve Medresi-i İlyas bey Balal'da. XV.A. bir değirmenden günlük 1 akça. 900 akçalık zemin. TD. Vakf-ı Mevlevihane-i Ahmed Gazi Balat'la bulunan Ahmed Gazi Mevlevi hanesine. Değirmenderesi. 285-286. İlyas Bey'in Balat'taki imaretinin ise yapı kalıntıları tespit edilememektedir1*. Ayrıca muhtelif bağ. s.O. 338.Mehmet Ersan 1583 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre hasılı 73.816 akça. 17 değirmen. Kızılkilise. 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlerde bulunan "Defter-i Atik'de Varvil Tuzlasrndan tahsis edilen yıllık 6 müd tuz ile Balal Yağhanesi"nden tahis edilen yıllık 3 batman yağın artık alınmadığı ve vakfa ait çeltik tarlasının da ekilemez duruma gelmiş olduğu" ifadeleri20. bahçe. 214. Ancak. Binanın tamamlanma tarihi kesin olarak tespit edilememekle beraber.476 akça. Duran. 1530 yılında tanzim edilen defterde evkafın geliri 9 köy.919 akçadır. 1-7. 512-513. Duran. muhtelif bağ ve bahçe. Çukurcalı. 5-12. 166. KK. KK. Duran. • 3..000 akçadır Ahmed Gazi zamanında Çalıcı İvaz yermiş diye kayd olunun Afşar köyünden bir hisse köhne 15 16 17 18 10 20 21 TKGM. gideri ise 35. Peçin kazasına tabi Karaca Ayıd adlı mevkide bulunan çeltik tarlasının gelirinin yarısından oluşan evkafın yıllık hâsılı 54. 569. gideri ise 35. kısmen cami ile irtibatlı olarak inşa edİIen !6 İlyas Bey medresesinin yapımına 1404'de başlanmışlar. Balat yağhanesinden yılda 3 batman yağ. İlisuluk.

Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Dununu (XVI. Yüzyıl) defterde kayıtlıdır22. Değirmenin harap oluşu, Varvil Tuzlası'ndaıı tuzun almamayışı ve diğer gelirlerin tahsil edilemeyişi sebebiyle gelirlerin azaldığı anlaşılmaktadır. 4. Vakf-ı Cami-i İbrahim bey Balal'da, antik Milet tiyatrosunun doğusunda, İbrahim Bey Hamamı'nın hemen yakınında bulunan Cami. İbrahim Bey'in. Menteşe Beyliğrnin başında "Ulu Bey" olarak bulunduğu 1337-1358 yılları arasında inşa edilmiş olmalıdır". 1530 yılında tanzim edilen defterde, vakfın hasılı 52 dönüm arazinin geliri olan 810 akça olarak gösterilirken24, 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlerde muhtelif bağ-bahçe ve 2 değirmen (değirmenlerden biri harap), keşti-i Kayyelü, 2 kıf a hevehânenin gelirinden oluşan yıllık 4,080 akça kayıtlıdır25. 5. Vakf-ı Zaviye-i İlyas Bey Milas civarında bulunan zaviyeye İlyas Bey, 1562 yılında tanzim edilen deftere göre muhtelif araziler, Milas yağ hanesinden iki batman yağ olmak üzere yıllık 200 akçalık gelir tahsis etmiştir 6 . Vakfın gelirinde 1530 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerdeki kayıtlara göre bir değişiklik görülmemektedir27. 1583'deki defterde Hamza adlı bir şahsın tasarrufunda olduğu kayıtlıdır28. 6. Vakf-ı Zâviye-i İlyas Bey 1530 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirleri 1 çiftlik, 1 değirmen, 1 parça zeminden oluşan 1.200 akça29 iken, 1562 yılında tanzim edilen defterde 1 çiftlik, 3.5 müdlük yer, 1 değirmenin gelirlerinden oluşan yıllık 1.720 akçaya ulaştığı görülmektedir30, 1583 yılında tanzim edilen defterde, Cafer b. Turali tasarrufunda bulunan vakfın gelirinde bir değişiklik yoktur31. 7. Vakf-ı Türbe-i Menteşe Bey Fethiye'de Akıncı İlkokulu "mm hemen yakınında. Tekke Gül Camü'nin 32 doğusunda bulunan Menteşe Bey Türbesi, Ahmed Gazi Bey tarafından Meğri'de XIV. yüzyılın ikinci yarısında, 1360-1391 yılları arasında yaptırılan medreseyle aynı 33 dönemde inşa edilmiş olmalıdır . B.O.A. TD. 338, s. 13-14,; TKGM. KK. TD. 156. v. 81b-82a. Duran, s. 128. 24 B.O.A.. TD. 166, s. 513. 25 B.O.A. TD. 338, s. 15; TKGM. KK. TD. 156, v. 82b. 26 B.O.A. TD. 338, s. 59. 21 BOA.. TD. 166, s. 520; TKGM. KK. TD. 569, s. 20. 38 TKGM. KK. TD. 569, s. 20. 29 B.O.A., TD. 166, s. 550. 30 B.O.A. TD. 33$. s. 115. 31 TKGM. KK. TD. 569, s. 72. 32 Duran, s. 179. 33 Duran,*. 182-183.
u n

Mehmet Ersan

Menteşe Bey türbesine, 1530 ve 1562 yıllarında tanzim edilen defterlere göre toplam geliri 400 akça olan 5.5 müdlük 17 pare yer vakfedilmiş olup, Hamza Fakih 35 tasarrufunda bulunmaktadır . 1583 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirinde bir 36 değişiklik görülmüyor . 8. Vakf-ı Medrese-i Ahmed Gazi Yeri tespit edilememiştir. Ancak, Fethiye (Meğri)'de Menteşe Bey Türbesinin güneyinde, türbeye bitişik eski duvar kalıntıları tespit edilen bir yapı kalıntısı bulunmaktadır. Fethiye'de bundan daha eskiye giden bir yapı veya kalıntısı bulunmadığından bu kalıntıum bu medreseye ait olduğu düşünülebilir37. Meğri nahiyesinde bulunan medreseye, 1530 yılında tanzim edilen deftere göre toplam geliri 3.500 akça olan araziler tahsis edilmiş38, 1562 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre ise toplam geliri 5,500 akça olan ve çeltik ile meyve bahçelerinden oluşan muhtelif araziler vakfedilmiştir39. 1583 yılında tanzim edilen defterde de yıllık gelir 5.450 akça olarak gösterilmektedir40. 9. Vakf-ı Kervansaray-ı Mehmed Bey Meğri nahiyesine bağlı Alıhora köyünde bulunan kervansarayın vakıf kaydına. 1530 yılında tanzim edilen defterde rastlayamadık. 1562 yılında tanzim edilen defterde 200 akça nakit vakfedildiği41 ve 1583 yılında tanzim edilen defterde de aynı değerin mevcut olduğu görülmektedir42. 10. Vakf-ı Medrese-i İlyas Bey Peçin'de, Menteşe Beyliği yerleşimini güneyden çevreleyen büyük surların dışında, merkeze yaklaşık 1.5 km. mesafede bulunan 43 medresenin inşa tarihine ışık tutacak yazılı bir belge mevcut değildir44. Ancak yapının XIV. yüzyılın ortalarına tarihlenmesi uygun görülüyor45. 1530 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirleri muhtelif arazi ve Muğla'da bulunan 1 değirmenin gelirlerinden oluşan toplam 4.500 akça iken 46 , 1562 yılında
34 35

34

3ü 37
38 39 40 41 42 43 44 45 46

B. O.A..TD.l 66 . s. 570. B.O.A. TD. 338, s. 130. TKGM. KK. TD . 569, s. 89. Duran , s. 286. B.O.A.. TD. 166, s. 569. B.O.A. TD. 338, s. 126. TKCM. KK. TD. 569, s. 85. B.O.A. TD. 338. s 139. TKGM. KK. TD. 569, s. 98. Duran. s. 208. Duran. s. 211. Duran. s. 213. B.O.A., TD. 166. s. 495.

62

Menteşe Bev Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Durumu (XVI. Yüzyıl) tanzim edilen deftere göre, yıllık geliri 1500 akça olan 4.5 çiftlik yeri, Muğla'da 1 hamamın gelirlerinden oluşan 4.125 akçadır47. 1583 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlarda da 4.125 akça olarak görülmektedir48. 11. Vakf-ı Zâviye-i Mehmed Bey Nefs-i Leyııe'dcki Bozöyük nahiyesinde bulunan zâviye'ye, 1530 ve 1562 yılında tanzim edilen defterlere göre hasılı 400 akça olan arazi ve zeytinlik vakfedilmiştir49. 1583 yılında tanzim edilen deftere göre yine hasılı 400 akça olan 6 pare yer, 1 bağçe, toplanı 1.5 çiftlik miktarı yer vakfedil mistir Talib oğlu Salih tasarrufunda dır 50 . 12. Vakf-ı Mescid-i AhmedBey Peçin'de bulunan mescide, 1562 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre Acısu (Aytemur) köyü ile muhtelif arazi, bağ-bahçe vakfedilmiştir. Toplam gelir olarak 3.550, masraf ise 2.880 akça kaydedilmiştir51. 1530 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerde de verilen değerler aynıdır*1 . Sonuç olarak toplam geliri 149.459 akçaya ulaşan söz konusu vakıfların gelirlerinden en fazla payın medrese, imaret ve camilere (138.989 akça) tahsis edildiği görülmektedir. Bunları 4.000 akça ile mevlevihâne, 2.320 akça ile zaviye, 3.550 akça ile mescid, 400 akça ile türbe ve 200 akça ile kervansaray takip etmektedir. Bununla birlikte, tahsis edilen bu gelirlerin bir kısmı artık tahsil edilemediği İçin XVI. yüzyılda vakıf gelirlerinde bir azalma olduğu gözlenmekte ve vakıf tesis edilen binalarında harap olduğu görülmektedir. Bu durum hemen aynı bölgede bulunan Aydııioğıılları Beyliği ile mukayese olunduğunda bir benzerlik arzettiği de görülür53

47

BOA. TD. 338, s. 53. *8 TKGM. KK. TD. 569, s. 14. 49 B.O.A. TD. 338. s. 70. 50 TKGM. KK. TD. 569, s. 34. 51 B.O.A. TD. 338, s. 48. 52 B.O.A., TD. 166, s. 493; TKGM. KK. TD. 569. s. 9. 5i Mehmet Ersan " Aydmoğullan Ailesine Ait Durumu' 1 CİEPO XBT da sunulan tebliğ.

Vakıfların

XV-XVI.

Yüzyıllardaki 63

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss. 65-74.

ÇALDIRAN SAVAŞI ESNASINDAKİ OSMANLI-SAFEVÎ MÜCADELESİNDE MEMLÛKDEVLETİ'NİN TUTUMU

Cüneyt KANAT* Osmanlıların Memlûk Devleti*ni mağlup ederek Mısır'ı 1517'de fethetmeleri, bu devletin İslam ülkelerindeki yayılması tarihinin en büyük bölümünü oluşturur ve üç yıldan daha kısa sürede gerçekleşmiştir. Osmanlılar'm Doğudaki ve Güneydeki yayılma alam olan iki Müslüman devletten birisi, kendilerinin son verdiği sünnî Memluk Türk Devleti, diğeri ise. yeni kurulmuş olan Safevî Devleti idi ki, Osmanlılar Çaldıran'da müthiş bir darbe vurmuş olmasına rağmen o yaşamayı sürdürebilmiş ve Osmanlı Devleti'nin Doğu sınırı boyunca yüzyıllarca değişmez bir tehlike kaynağı olarak kalmıştır. Osmanlılar, Memlûk Devletine son verdikten sonra, çok kısa bir sürede Mısır. Hicaz. Suriye, Irak ve Doğu Anadolu ile Kuzey Batı İran'ı topraklarına katabildiler. Ek bir çabayla da Kızıl Deniz ve Basra Körfezinde de hakimiyetlerini kurmaya çalıştılar. Bu fetihler ayrıca onların bir çok değişik etki ve ııüfuzlannm Kuzey Afrika ülkelerine yayılmasını sağladı1. İşte böylesine önemli hadiselerin ortaya çıkmasına zemin lıazırlayaıı Mısır'ın fethinden az önce, Osmanlılar ile Safevîler Çaldıran Savaşı (1514) ile kozlarım paylaşmışlardı. Çaldıran savaşında mücadele eden bu iki devlet, yani Osmanlılar ile Safeviler, aslında Memlûk Devleti'nin varlığını tehdit eden ciddi birer tehlike idiler. Bu sebeple onların birbirleriyle mücadele etmesi ve güç kaybederek yıpranmaları, Memlûk Devleti'nin geleceği açısından iyi bir gelişme gibi gözüküyordu. Ancak bu İki güçlü devletin mücadelesinden istifade edebilmek akıllıca bir siyasetin uygulanabilmesi ile mümkün olabilirdi. Bu hadiselerden yaklaşık bir asır Önce Memlûk tahtında oturan Berkuk. Osmanlı Devleti ile olan ilişkilerinde çok dikkatli olmuş ve bu devlet ile İslâm 1 Dünyası nın liderliğini yapma mücadelesi vermiş olmasına rağmen, Timur tehlikesi sebebiyle ilişkilerinde esnekliğe azami derecede özen göstermişti. Özellikle Berkuk'un şu sözleri O'ııun siyasi dehasmı ve geleceği görmedeki kabiliyetini açıkça ortaya koymaktadır; u Ben Timur'dan korkmuyorum, çünkü O'na karşı herkes bana yardım ediyor, ancak İbn Osmaııdan korkuyorum." Berklik'un bu korkusunda ne kadar haklı olduğu yaklaşık olarak birbuçuk asır soma Osmanlı Devleti'nin Memlûkler'e son

*
1

Yrd. Doç. Dr., Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Davıd A valem, "The End of Ihe Mamlûk Sııltanatc", Studıa Islamica, S. LXV. Paris, s. 126.

Cüneyt Kanat vermesiyle ortaya çıkmış oldu . Berkuk'un yukarıdaki sözü söylemesinden bir asır sonra İran'dan Safevîler Devleti ortaya çıkıyor ve bu kez belki de Safevîler in hükümdarı Şah İsmail, yıllar önce Timur'un cmıadığı rolü üstlenmeye hazırlanıyordu. Ancak bu esnadaki şanların Timur, Yıldırım Bayezid ve Berklik zamamndakinden çok daha farklı olduğu gelişen olaylar ile zaman içersinde ortaya çıkacaktı. Memlûk Devleti ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkiler II. Bayezid devrine dek ufak tefek sürtüşmeler bir kenara bırakılırsa genellikle iyi olmuş ve hatta Timur'un Suriye'yi tehdit ettiği sırada, Yıldırım Bayezid ve Toktamış ile Timur'a karşı bir iltifak girişiminde bile bulunulmuştu3. Ancak bu dostça münasebetler özellikle 1485' den 1490'a kadar beş sene devam eden savaşlar ile sona ermiştir. Bu esnada iki devlet arasında yapılan barış ise, bazı küçük problemler gözardı edilirse yaklaşık onbeş sene devam etmişti4. Daha sonra II. Bayezid'ın yerine tahta Yavuz Sullan Selim geçmiş ve bu sırada Memlûk Sultan'ı olan Kansuh el-Gûrî O'nunla iyi ilişkiler kurmak istediğinden O : nun tahta çıkışını tebrik için değerli hediyeler ile birlikte Emir Âlıûr Sânî olan, Emir Aktay et-Tavîl'i elçi olarak göndermiştir5. Bu elçi, Yavuz Sultan Selim tarafından huzura kabul edilmiş ve çok iltifat görmüştür6. Ancak her iki tarafın da samimi olmadığı fakat siyasetleri gereği sürdünneye gayret etlikleri bu iyi gibi gözüken ilişkiler Çaldıran Savaşı'mn hemen ardından Dulkadir Bey'i Alâuddevle meselesi ile ilgili olarak tekrar bozulacaktır7. Muhakkak ki durumun bu noktaya gelmesinden önceki, yani Çaldıran Savaşı arefesindeki Memlûk-Osmanh münasebetlerini bu savaş esnasındaki Memlûk Devleti'nin tavrını daha iyi anlayabilmek İçin ayrıntılı olarak ele alacağız. Buna ek olarak özellikle Dulkadir Bey'i Alâuddevle'nin Çaldıran Savaşı Öncesinde Osmanlılar'ı bir kenara bırakıp.. Safcvî ve Memlûkler ile birlikte hareket edip mümkün olduğu kadar da bunu el altından yapmaya çalışmasının8 yarattığı karışıklığı ortaya koymak zorundayız. Aynı şekilde Memlûk Devletini ciddi anlamda tehdit eden ve en az Osmanlılar kadar tehlikeli olan Safevîler'in durumunu da göz ardı edemeyiz.
2

Cüneyt Kanat. Memlûk-Thnurlu Münasebetleri (1382-1447), Bayılmamış Doktora Tezi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 1996, s. 233. 3 Takiy ed-Dîn Ahmed b. Âli el- Makrîzî, Kilâb es- Suluk l.i- Ma'ıifet Düvel el- Mutûk, 1U-2, nşr. Saîd Abdulfettah Âsur, Kahire 1971, s. 813; İbıı Hacer el-'Askalânî, İnha' el-Gımır biEbnâ' el-'Umr. El, nşr. Muhammet! 'Abd el-Muîd Han, 2. Baskı, Beyrut 1986, s. 199-200; Nâsıreddîn Muhainmed b. Abdurrahîm b. el-Furât, Târih İhn el-Furât, DC-2, nşr. Koslantin Zcrîg-Neclâ Izzeddm, Beyrut 1938. s. 381-382; Rbu'l-Mehâsîn Yusuf b. Tagriberdi, enNııcfmı ez-Zâhîre fî Mulfık Mısr ve 'l-Kahire, XII, nşr. Dar el-K.utub el-Mîsriyye, b. y. ve t. y., s. 796. 4 İsmail Hakkı Uzunçarşıh, Osmanlı Tarihi, 4. Baskı, Ankara 1983, s. 187-195. 5 îbn lyâs, Bedâi' ez-Zuhûrjî Vekâi' ed-Duhûr, IV, nşr. Muhammed Mustafa, Kahire 1984, s. 324. " Sdâlıaüm Tansel, Yavuz Sultan Selim, Ankara 1969. s. 168-169. 7 Cclâl-zâde Mustafa, Selim-Nâme, Haz. Ahmet Uğur-Mustafa Çuhadar, Ankara 1990, s. 397: W. W. ClilTord, ''Some Observations on Ihe Course of Mamluk-Safevi Relatioııs (15021516/908-922) II". Der İslam, Band 70 Heft 2, Berün-New York 1993. s. 27]. $ îbn Zünbül, Ahi ret el-Memâlîk, nşr. Abdulmena'm Âmir. b. y. ve t. y., a 19; Refet Yinaııç. Dulkadir Beyliği, Ankara 1989, s. 96. 66

2

Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-Safev'i Mücadelesinde Memlûk Devleti 'nîn Tutumu

Akkoyunlu Devleti'ni ortadan kaldırarak Azerbaycan, Irak-ı Acem, Irak-i Arap ve İran'ı ele geçirip Ceyhun nehrine kadar sınırlarım genişleten Şah İsmail, 1510'da Özbeklerde karşı da galip geldikten sonra iyice güçlenmişti. Böylece artık O, Memlûkler 9 için de çekinilmesi gereken bir düşman idi . Çünkü Şah İsmail, Batrdaki verimli topraklar üzerindeki Memlûk hakimiyetine karşı tarihi İran muhalefetini yeniden canlandıracak ve İlhanlılar ile Timurlular'ın yerini almaya çalışarak bu ideoloji ile kendisine yeni bir hız katacaktı. İran'da başarılı bir devlet kurma ile geçen on yıllık sürede cesaretlenen Safevî tehlikesi, 1512 yılında sadece Anadolu'da değil, Suriye. Hicaz ve hatta Mısırın kendisinde bile Memlûk otoritesine karşı koymaya hazır bir Iıal almıştı10. Bu noktaya gelmeden bir süre önce. daha II. Bayezid hükümdar iken 1507 yılında Osmanlı'nın doğu sınırlarındaki Safevî tacizine karşı, Osmanlılar büyük bir orduyu Ankara'da toplarken, diğer taraftan Şehzade Korkut başkanlığındaki bir heyeti de Memlûk Devleti'ne göndererek Şah İsmail'e karşı birlikte hareket etme isteklerini ilettiler. Bu istek Kuzey Halep'teki Safevî baskısını rahatlatmak için Memlûk Sultanı elGûrî tarafından uygun görüldü. Bundan yalnızca bir kaç ay sonra Osmanlı elçileri tCalıire'yc tekrar gelerek Şalı İsmail'e Karşı ittifak kulisini devanı ettirdiler. Yine bu esnada Suriye'den gelen haberde Şah İsmail'in askerlerinin Fırat'ı geçerek, Memlûk Devleti topraklarının yakınlarına kadar ulaştığı ve bunun üzerine Alâuddevle'nin, Türkmenleri toplayarak onların üzerine yürüyüp harb ettiği bildiriliyordu11. Bu hadiseden bir kaç yıl sonra 916 yılı Cemadi el-Ûla ayında (Ağustos/EyIüI-1510) Bire naibinden Sullan'a gelen haberde; O'mın Şalı İsmail'e mensup bir grup nisam yakaladığı ve onların elinde Şalı İsmail'den bazı Frenk krallanna yazılmış bir mektup olduğu ve bu Mektupta da Şalı İsmail'in bu krallara, onlann denizden kendisinin ise karadan olmak şartıyla Memlûk Devleti üzerine yürümeyi teklif ettiği bildiriliyordu12. Bu son gelişme, yani Safevîler'in Batılı deniz güçleri ile ittifak kurma isteğini ifade eden gizli mektubun Memlûkler tarafından ele geçirilmesi, Yavuz Sultan Selinvden önce Memlûkler ile Osmanlılar arasında yapılan ittifakın ana sebebi oldu. Memlûk Devleti, kendi istihbarat birimlerinin müdahalesi ile ortaya çıkan bu durumdan sonra, Osmanlıların uzun zamandır devam eden ikili işbirliği davetini kabul elli. Hatta bir Memlûk elçisi kısa bir süre sonra İstanbul'a giderek, Osmanlılar'dan geleceğe dönük, Safevîlefe karşı destek lafep etti. Îstanbul-Kahire eksenindeki bugüne kadar olan ilk kayda değer gelişme ise 1511 Haziranında Memlûk-Osmanh ortak askeri operasyonunun Fırat'ın Batı kıyısındaki Safevî müfrezesini sürmesi ile ortaya çıktı. İşte bu stratejik gelişim, Şalı İsmail'e karşı 1514 yılında kesin tavrını koyan yeni Osmanlı 13 sultanı Yavuz Selim tarafından da muhafaza edilmeye çalışıldı . Ve bundan sonra da Osmanlı, Safevî ve bazen de Dulkadirli elçilerinin Kahire'ye olan yoğun trafiği başladı. Şimdi bu gelişmeleri sırasıyla ve mümkün olduğu kadar özetleyerek vermeye çalışalım.

9

İ H. Uzunçarşılı, a.g.e., s. 258-259. W, W. Clifforcl, "Some Observations on ihe Course of Mamluk-Safevi Relalions (15021516/908-922) I", Der İslam, Band 70 Hefl2, Berlin-New York 1993, s. 247. 11 İbnİyâs, Bedâi'ez-Zuhûr, IV, s. 118-119,122; W. W. Clifford, cıg.m. II, s. 268-269. 12 İbn İyâs, Bedâ'i ez-Zuhûr, IV, s. 191; David Ayalon, cLg.m., s. 131. Vi W. W. Clifibrd. a,g.m II, s. 169-170. 67
10

Cüneyt Kanat

Safevî hükümdarı Şalı İsmail ile Memlûk Devleti arasındaki münasebet genellikle istikrarsız bir şekilde devam ediyordu. Daha 917 yılı Rebi'ül-Evvel ayının 18'inde (15 Haziran 1511 ) Şah İsmail'in elçisi Kahire'ye gelmiş ve O'nun mektubu İle içinde bir mushaf ve seccadenin de bulunduğu çeşitli hediyeler sunmuş olmasına rağmen bir yıl sonra 918 yılı Muharrem ayında (Marl/Nisan-1512) Halep naibinden alınan haberden, Safevî Öncü birliklerinin Bire civarında görüldüğü ve Bire askerlerinden bir grubun bu askerler ile karşılaştığı öğreniliyor ve Memlûk Sultanı'nın da bu habere çok cam sıkılıyordu14. Yine aynı tarihlerde Alâuddevle'nin elçisinin Kahİre'ye gelerek Sullan'a çeşitli hediyeler takdim etmesi de dikkat çekicidir15. 918 yılı Rebi'ül-Âhir ayının 12'sinde (27 Haziran 1512) yaklaşık iki yıl önce Şah İsmail" e elçi olarak gönderilmiş olan Tem ur Bey el-Hindî Kahire'ye geri döndü. O yolculuğu esnasında yanındaki adamlarından bir kısmını ve atlarını kaybetmiş, bu yüzden büyük sıkıntılar çekmişti. Temur Bey'den öğrenildiğine göre; Şalı İsmail O'na fazla itibar etmeyip ikramda bulunmayarak, kendisini yalnızca bir kez huzura kabul' etmiş ve Sultan'ın gönderdiği cevabî mektubu Temur Bey'e vermeyip kendi elçisi ile göndermişti. Temur Bey Siryakos Hankahı'na geldiği zaman Sultan'a haber göndererek yanında Şah İsmail'in elçisinin de olduğunu bildirdi. Sultan elçiyi karşılamak üzere. Muhtesib olan ez-Zeynî Berckat b. Musa'yı görevlendirdi. Daha sonra Şah İsmail'in elçisi, Kanı Bey es-Sullâk'ın evine yerleştirildi. İki gün sonra ayın 14'ünde (29 Haziran) Sultan elçiyi kabul etti ve bu esnada elçi kırk tane hamalın taşıdığı çeşitli hediyeleri Sultaıva sundu. Elçi ile birlikte Şalı İsmail'in iki Emir'i de Sultan'ın huzurunda idi ve o sırada Safevî hükümdarının mektubu Kansuh el-GûrTye verildi. Mektup hemen orada okundu, ancak içindeki hoş olmayan sözler ile bazı çiğ laflar Sultan'ın canını sıktı. Daha sonra elçi ve yanındakiler ikametgâhlarına döndü. 918 yılı Cemâdi el-Ûla ayının SMnde (22 Temmuz 1512) Sultan Şah İsmail'in elçilerini tekrar kabul ederek onlara hila't giydirdi ve cevabî mektubunu da verdi. Bu mektupta Sultan Şalı İsmail'e O'nun kullandığı üsluptan daha sert bir üslup ile cevap veriyordu. Çünkü Memlûk Sultam'na göre Şah İsmail bunu hem elçisine kötü davranmak hem de yazdığı mektupla fazlasıyla haketmişti. Böylece Sultan ile Şah İsmail arasında bir gerginlik de başlamış oluyordu. Bu elçilerin geri dönüşünden bir yıl sonra Halep naibinden gelen haberde; Şah İsmail'in, düşmanlarından bazı Tatar Melikleri ile savaştığı, otuz bin askerinin Öldüğü ve kendisinin de yaralanarak ortadan kaybolduğu ve nerede olduğunun bilinmediği 16 öğrenilmiş ve Sultan bu habere çok sevinmişti . Doğruluk derecesi şüpheli olan bu son haberin bizim için önemi ise; bu habere Memlûk Sultanı Kansuh el- Gûrî'nin çok sevinmiş olmasıdır. Yani Çaldıran savaşı öncesinde Şah İsmail'in yıpranması Sultanı memnun etmişti. Gerçekten Osmanlılar ile Safeviler'in karşı karşıya gelmesinden önce Safcviler ile Memlûkler arasında teati edilen Yukarıda bahsedilen tarihte gelen elçi ayrıca güzel görünümlü bir sandığı Sultan%a takdim etmiş ve bu sandığın içinden Özbek Han'ın başı çıkmıştı. Yine İlin İyâs'ın ifade ettiği üzere Şah İsmail'in gönderdiği mektupta bazı tehditkâr beyitler vardı. Bu sebeple de Safevî elçisi ağırlandığı evden dışarıya fazlaca çıkarılmamış ve her hangi birisiyle görüşmesi de yasaklanmıştı. İbıı İyâs. Bettâ'i ez-Zuhkr, IV. s. 219, 220, 221, 230. 15 tbn İyâs, Bet/â 'i ez-ZuhÛr, IV, s. 252. 16 tbn İyâs, Bedâ'i ez-Zuhâr, IV, s. 265-266, 271, 311. 68
14

Şah İsmail üzerine yürümeye karar veren Yavuz Sultan Selim'in Memlûk Devletine gönderdiği elçi. açıkça Şah İsmail üzerine yürüyeceğini söyleyerek birlikte hareket edip Safevilere karşı ittifak yapmayı öneriyordu. Kahire. özellikle gönderdiği son elçilik heyetiyle Osmanlılara karşı açacağı savaşa iştirak etmesi İçin Memlûk Sullanı'na bir teklifte bulunmuştu.. 1470'te II.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-SafevîMücadelesinde Memlûk Devleti'nin Tutumu elçilik heyetleri herhangi bir gelişine kaydedememişler ve iki devlet arasındaki ilişkiler 17 soğuk olarak kalmıştı . 69 . a.Gûrî her ne kadar resmen Safeviler yanında yer almayı reddetmiş ise de.g. Selim. ayın 16'smda Memlûk Sultanı Kansuh el. artık Memlûk Devleti gelinen bu noktada bir karar vermek zorundaydı. Bayezid ve çok kısa bir süre için I. Gerçi Şah İsmail muhtemelen. Çok ilginçtir ki bu değişmeyen yazgı sonucunda II.. s.. Uzun Hasan ile olan mücadelesinde Memlûk desteğini almak için bir kenara bırakıp düzeltme yoluna gitti. II. Ancak el Gûri belki de İslam alemi ile kendi halkının tepkisinden çekindiği için Osmanlılara karşı mücadele eden Safeviler ile birlikle hareket edip savaşmayı reddetti18. Akşam saatlerine kadar devam eden toplantıda Selim ile Şalı İsmail arasındaki savaşta taraf olunup olunmaması ve asker gönderilip gönderilmemesi uzun uzun görüşülüp tartışıldı. 84. W. Meclis bütün bunlan değerlendirdikten sonra şu karara vardı: Hazırlanacak olan bir Memlûk ordusu Haleb'e gönderilecek ve bu ordu Haleb'te durarak Osmanlılar ile Safeviler arasında cereyan eden mücadelenin ne şekilde sonuçlanacağını bekleyecek ve Memlûk ordusu bu savaşa katılmayıp bunlardan herhangi birisi kendilerine saldırmayıp müdahalede bulunmadığı takdirde. Osmanlı ve Metniûkler'in Anadolu üzerindeki kavgalarının artması. tarafsız 17 ls 19 S. W.?n. Şah İsmail tarafından ortaya çıkarılan tehlike karşısında Memlûkler ile işbirliği yoluna başvurmak zorunda kaldılar. el-Memdlikfib/hsr. Kansııh el. özellikle Alâüddevle vasıtasıyla el altından Safeviler lehine bazı girişimlerde bulunacaktır. Çünkü her iki devlette yani hem Osmanlılar hem de Safeviler kendileri için tehlikeliydi ve bu savaştan galip çıkacak olan devletin kendi üzerlerine yürüme ihtimali de mevcut idi. Osmanlılar devamlı Kahire ile yakınlaşmaya çalışıyorlardı. II. m. s. Osmanlı hükümdarı. Bu arada Memlûkler ise sık sık Anadolu'daki İran yayılmasına karşı olan direnişleri organize edip destekliyorlar ve bu Osmanlı başvurularını da dikkatlice karşılıyorlardı1'"1. Clifford. 272. az sonra anlatacağımız üzere.e.Gûrî büyük emirlerine haber salarak onları toplantıya davet etti. doğuda doğrudan bir İran tehlikesinin olmaması ile alakalıydı. y. a. a. b. Alınması gereken karar kolay bir karar değildi. 920 yılı Rebi'ül Evvel ayının 23'ünde ( 18 Mayıs 1514) Kahire'ye geldi. Bununla birlikte ne zaman doğudan bir tehlike yeniden ortaya çıksa. Clifford. W. Tansel. 920 yılı Rebi'ül Ahir ayının 14'ünde (9 Haziran 1514) daha önce Osmanlı Devletine elçi olarak gönderilmiş olan Emir Akbay et.Gûri'yc gönderdiği mektupta. 276. Hem Memlûk Sultanı hem de Emirler alınacak olan kararın kendi devletlerinin geleceği için ne kadar önemli olduğunun farkında idiler. W.Tavîl'in de geri dönmesi ve ondan alman bilgilerin de değerlendirilmesinden iki gün sonra. Enver Zaglame. Bu teklif ile. t. 113.g. Mehmet benzer bir şekilde Kahire ile olan kavgasını. s. s. İşte bu sebepten 1390 yılında Bayezid Timur'a karşı Memlûk yardımım almak için Güneydoğudaki arzularını bir kenara koydu.g. Memlûk Sultanı Kansuh el.

Sultan da bu uyarıyı dikkate alarak elçiyi alıkoydu23. s. IV. 59. Bedâ'i ez-Zuhâr. Böylece Yavuz Sultan Selim Memlûk Devletim Safeviler karşısında yanma alamamış. Memlûk Sultanı da Selim'in bu elçisine çok itibar edip ikramda bulunmuştu. IV. Osmanlı elçisinin geriye gönderilmesinden sonra.Feth el-Omıânî LVU Kıtâr el-Arabiyye. 3 8 1 . el. İbn İyâs. Ancak Sultan onu daha önce gelen Osmanlı elçisinin yanına gönderince birinci gelen elçi bu şahsın Osmanlı elçisi olmadığım söylemişti. Nikolay îvanof. Buna göre. o sırada yeni bir Osmanlı elçisi gelmiş. Haleb'e gidip Osmanlılar İle Safevîler arasındaki durumu izlemek ve o bölgeyi kontrol allında tutmak üzere görevlendirdi22.Gûrî. Daha sonra. IV. Yusuf Ataullah. O'nun büyük Emirlerin üstünde ve kendi yanında bir yerde oturmasma izin vermiştir. Kabil'e 1960. 70 . s. Bedâ 'i ez-Zuhâr. muhtemelen Osmanlı ve Memlûk devletleri arasındaki bir ittifak ihtimalinden kuşkulandığı için casusları vasıtasıyla bu 20 20 21 22 2:) İbn İyâs. Bu törenlerin ardından büyük bir ziyafet verildi ve Sultan elçiye hila't giydirerek ona geri dönme izni verdi. Devlet el-Memûlîk el-Çerâkise. Memlûk Sultanının bunlara çok yakınlık göstermesini bile sineye çekerek sabırlı davranmasını bilmiş ve muhtemelen her şeyin bir zamanı ve sırası olduğunu düşünmüştür. 372-373. s. Hatta 920 yılı Recep ayının 6'snıda (27 Ağustos 1514) düzenlenen askeri oyunların izlenmesi esnasında. Bu kararın alınmasından sonra ayın 22'sinde (17 Haziran) Memlûk sultanı Osmanlı elçisine hila't giydirerek geri dönmesi için izin verdi. İ b r a h i m Ali Tarhan.Cilneyl Kanat kalacaktı . Şehzade Ahmed'in oğullarından Süleyman ve Alâeddin'in Memlûklere sığındıklarında. Ancak bu sırada Kansuh el. TV. Her şeye rağmen bir müddet Kahire'de kalan bu şahıs bir süre sonra Sultan'm çeşitli ihsanlarına nail olmuş ve izin isteyerek oradan ayrılmıştı. Aynı günlerde Kahire'de ilginç bir olay cereyan etti ki biz bu hadiseden Şalı İsmail'in boş durmayıp Memlûk Devleti'nde olup bitenlerden haberdar olmaya çalıştığını anlıyoruz. Emirler tarafından uyarıldı. ise aynı ayın 27'sinde Yavuz Sultan Selim tarafından bir elçi daha geldi ve bu elçi gelirken yamnda 25 hamalın taşıdığı değerli armağanlar getirmişti. 378.Ûlâ ayının 13'ünde (6 Temmuz 1514) Sultan daha önce alman karar gereği büyük bir orduyu. Ayrıca onun yanma hem ona refakat etsin hem de haberlerin doğruluğunu araştırsın diye Devadâr Aynal Bay'ı verdi. 920 yılı Cemâdî el. Salihiyye'de iken bohçasını çaldırmış ve dunundan haberdar edilen Sultan'm emriyle bu bohça tekrar bulunup kendisine verilmiş somada elçi Sultan'm huzuruna çıkmıştı. 381. 174. Ancak yolda eline geçen hediye ve paraların yansım arkadaşına vermeyi reddedince arkadaşı geriye Sultan'm yanına dönmüş ve o şalısın Osmanlı elçisi olmadığını ve tam tersine Şalı İsmail'in yamnda ikamet eden bir kişi olup Şalı İsmail'in onu casus olarak Mısır'da ne olup bittiğim öğrensin diye gönderdiğini itiraf etmiştir. Bu durumun ortaya çıkması üzerine Sultan hemen emir vererek onu yolda yakalatmış ve hapse koydurmuştur. İbn İyâs. Bedâ'i ez-Zuhâı. 375-376. s. Arapça t e r c ü m e . Selim'in yanında bulunan elçisi Aynal Bay geri dönmeden elçinin gitmesine izin verilmemesi söylendi. Görüldüğü üzere Şah İsmail. 392. s. İbn İ y â s : Bedâ 'i ez-Zuhâr. ama en azından onun tarafsızlığını sağlayarak kendisini iki ateş arasında kalmaktan kurtarmıştı. Selim bu sırada çok politik davranarak. s. Beyrut 1988. Gönderilen elçiye verilen mektup ile alınan karar da Osmanlı Sultanına 21 bildiriliyordu .

a. her şeye rağmen bir mektup göndererek onu Şalı İsmail üzerine yaptığı sefere davet etti. s. Burada Selini'in askerlerinin çokluğu ve kuvveti ile İlgili bazı böbürlenme emareleri vardı ancak Sulan bunları dikkate almadı25. 31. Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkmasından sonra da Trakya'da Çirmen Sancak Beyliğine tayin edilmişti29. Bu durum üzerine Selim. Bundan başka Memlûk kuvvetleri de Osmanlılar'm erzak taşıyan deve kollarını vurmuştu3".e. Bayezid'in yanına sığınmış. a. S. Refet Yinanç.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanlı-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti"nin Tutumu durumdan haberdar olmak istemiştir . 28 İbn İyâs. Jilçileriıı Kahire'ye geliş tarihi ise Refet Yinanç tarafından 1511 olarak verilmektedir. Ayrıca Osmanlı Sultam* mn Emir Aynal ile gönderdiği mektup okundu. s. Tanscl. 19.e. Dulkadir Beg'İnin bu teklifi reddetmesi gayet tabii idi. 110-113. İstanbul 1968. 181182.g. Haz. Selim-Nâme. kelamına itibar edip ikramlarda bulunduğu öğrenildi. s. M. a. 36 Hoca Sadettin Efendi. 5960. 38. İbn lyâs yukarıda bahsedilen hırkanın Uzun Masan'dan Şah İsmail'e geçtiğim söylemektedir. IV.e.e. 71 . s. s. Refet Yinanç. Osmanlı Sullanrmn kendisini çok iyi karşıladığı." 22. Ancak Alauddevle yaşlılığını bahane ederek bu teklifi reddetti26. 252. S. Çünkü Alauddevle'nin Şahruh'u veliaht tayin etmesine kızan Ali Bey.. Muhakkak ki Alauddevle ile Şalı İsmail arasındaki bu dostluğun tesisinde Yavuz Sultan SelinTin. J7 Celâl-zâdc Mustafa.g..g. Bedâ 'i ez-Zuhâr. Osmanlı ordusu Çubuk ovasına geldiğinde. Bedâ 'i ez-Zuhâr. Yavuz Sultan Selim Dulkadir Beg'i Alauddevle'ye.e. 392-393. Ahiret el-Memâlfk. aslında çıkarları gereği Memlûk Devleti ile olan dostluğunu ilerletmiş ve çoğunlukla onların yanında yer almıştır27. a. s. 42. 96. 96. Tarih Dergisi. İbn İyâs.g. 396. İsmet Parmaksjzoğlu.. a. Bunlara ek olarak olayların gelişimine baktığımızda. s. îu İbn Zflnbül. Bkz. Osmanlı Sultanı II. 95-96. s... s. S.e. 385. 95-96. XVII. C.. Çünkü zaman içerisinde Osmanlılardan uzaklaşmış ve Yavuz Sultan Selinfin tahta çıkışını dahi tebrik etmemişti. s. Alauddevle ile Şalı İsmail arasında artık dostluk tesis edildiğini ve bunun daha sonra bir ittifaka dönüştüğünü göstermektedir28. Şehabeddin Tekindağ. Bir süre sonra ise Yavuz Sultan Selim'e daha Önce elçi olarak gönderilen Emir Aynal Bay'm geri gelmesi üzerine. TacU't-Tevârih IV. İşte bütün bu sebepler dolay ısı ile Osmanlılardan yüz çeviren Alauddevle Çaldıran seferi esnasında Osmanlılar ile birlikte hareket etmemiş ve özellikle Memlûk Sultanı Kansuh el Gıırî'den aldığı talimat İle Osmanlı kuvvetlerine yiyecek ve hayvan yemi satışını yasaklayarak Yavuz Sultan Selim'i zor durumda bırakmıştı. IV. a.g. "Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim'İB İran Seferi". Refet Yinanç. İşte o tarihten beri ikili bir politika takip etmeye çalışan Alauddevle. IV. Dulkadir Beg'İnin yeğeni Şahsuvar oğlu Ali Bey'i himaye etmesinin büyük payı vardı. Kansuh el Gûrî'ye 24 15 24 İbn lyâs. Bedâ'i ez-Zuhûr. daha Trabzon valisi iken mücadele etmeye başladığı Safevîlere karşı bir sefer yapmaya karar verdi. s. 394-395. Selim'in yanından gelen Emir Aynal'dan ise.g. Refet Yinanç. s. daha 1512 yılında Alauddevle'nin Kahire'ye elçisi vasıtasıyla gönderdiği hediyeler arasında Şalı İsmail'e ait olup onun tarafından Dulkadir Beg'ine hediye edilmiş olan bir hırkanın bulunması. Osmanlı elçisine değerli hediyeler verilerek kendisi geri dönmek üzere yolcu edildi. Eskişehir 1992. Bir müddet sonra başlanılan hazırlıklar tamamlanınca 20 Mart 1514 Pazartesi günü Edirne'den yola çılaldı. Tansel. s. Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim tahta çıktıktan sonra.

72 32 . s. ag. Ancak Sultan bu habere güvenmedi ve tâki doğruluğu tespit edilinceye dek tereddüt içinde kaldı ve davul çaldırmadı. Ancak her şeye rağmen sevinmiş gözükmekten de kendisini alamamıştır. s. Selim-Nâme. Ancak Kansuh el Gûrî bunun ardmd?.g. IV./re/ el-Meınâlîk.m. Bedâ'i ez-Zuhûr. a. Clifford. a. Muhtemelen Yavuz Sultan Selim bütün bu olup biteni hissettiği ve Memlûk Sultanının tarafsızlığından yüzde yüz emin olmadığı için. J1 tbıı ZünbtÜ. Ayrıca fakirlere ziyafetler verildi. 271. Memlûk Sultanı ise ona verdiği cevapta. Bütün bu camilere. a.. s. Çünkü Kahire'ye. Kahire'de cereyan etmeye başlayan hadiseler ise çok ilginçtir. Bunun üzerine İmam cş-Şâfîi'nİn makamında 70. İmam el-Lcys bin Saîd'in makamında birçok halim indirildi. ibn el-As. OsmanhSafevî çatışması sırasında Anadolu'da çıkabilecek muhtemel bir isyanın önlenmesine yönelik bir ledbir olmasıydı32. Memlûkler bu bilginin doğru olduğunu bir türlü kabul etmek istemiyorlardı ve belki de Timur'un Bayezid karşısında kazandığı Ankara savaşı Memlûkler anısında Safeviler'in galip geleceğine dair düşünceler akla getirmişti35. Cclâl-zade Mustafa.. 55-60. 35 W. 368. Tansel. s. 34 ibn lyâs. İlk gelen haberle ilgili bilgiler ibn İyas'ta aynen şu şekildedir "920 yılı Recep aynını 1 (Tunda (31 Ağustos 1514) halk arasında Osmanlı Sultanı Sclim'in Şah İsmail'i hezimete uğrattığı ve Erzincan ile Tebriz'i ele geçirdiği haberi yayıldı.e. onları kendisinin arkasında Sivas ve çevresinde kalmak üzere bırakmıştı. s. 11. C. Alauddevle'nin emirlerine itaat etmediğini söylüyor ve gücünüz yeli yorsa siz ona engel olun ve kendisini katledin diyordu.Cüneyt Kanat mektup yazarak Alauddevle'ııin yaptıklarım ona bildirmişti. 31 S.m. 19. s." Bu haberin ardından yaklaşık iki hafta sonra. indirilen hatimlerden dolayı Sultan tarafından paralar gönderildi. Retet Yinanç. Sivas'ta iken ordusundan 40 bin kişiyi ayırmış ve İskender Paşa oğlu komutasında. W.her ve Kahire'de bulunan bütün camilerde hatim indirildi. 920 yılı Şaban aynım dördünde (25 Eylül 1514) tekrar bir habercinin gelerek Selim'in Şalı İsmail'i hezimete uğrattığı ve Diyarbekir ile Tebriz'i ele geçirip Şah İsmail'i bir demir kafes içerisine koyarak ülkede dolaştırdığı haberini getirdiğini ancak yine Memlûk Sultanının bu bilgiye İtibar etmeyip inanmadığım görüyoruz34.g. Savaşın sona ermesinden yaklaşık olarak bir hafta sonra. M.n hiç vakit kaybetmeyerek gizlice bîr elçisi vasıtasıyla Alauddevle'ye gönderdiği bir mektupla ise yaptıklarından dolayı ona teşekkür ediyor ve kendisini Sclim'e karşı savaşmak üzere kışkırtıyordu31.. Diğer bir sebep ise. E/. A/. 96. s.e. Şehabeddin Tekindag. 396. Osmanlı Sultanının böyle bir ihtiyat kuvvetini bu bölgede bırakmasının sebeplerinden birisi Memlûk Ordusunun kendi ordusunu arkadan vurma tehlikesiydi. Osmanlı Ordularının Safevilere karşı galip geldiğine dair belli aralıklarla üç kez haber gelmiş olmasına rağmen. Ancak bu ihtimallerden her ikisi de gerçekleşmedi ve Osmanlılar ile Safevîler ( 2 Recep 92Ü) 23 Ağustos 1514 Çarşamba günü savaşa tutuştular ve aynı gün neticelenen savaştan Osmanlılar büyük bir zafer kazanarak çıktılar33. Fakat Sultan böyle bir haberin yayılmış olmasına sevindi ve bütün camilerde bu sebeple Kuran-ı Kerimler okunup hatun indirilmesini emretti. Memlûk Sultanı bu haberlerden ilk ikisine bir türlü inanmak istememiştir. Anlaşılan o ki.g. Almıed bin Tolun. 393. Aynı şekilde. 59-60.

IV. Bedâ'i ez-ZuhÛr. s. Ayrıca onun bu haberlerin doğru olmadığını düşünerek bu esnada kendisini bu şekilde teselli etmiş olması da mümkündür. Gerçekten bundan önceki Memlûk Sultanlarının. iug. İstanbul'un fethine ve özellikle Sultan Kayıtbay'ın. Selim'in bu zaferinden dolayı kalede davul çaldırmadı ve yine Kahire'ııin süslenmesi emrini vermedi. Mehmet'in Uzun Hasan'ı bozguna uğrattığında gösterdiği tepkiyi ve samimi sevinci hatırlarsak. Bu anıda Memlûk Devleti ile Safeviler'in arasının da iyi olmamasına rağmen Kansuh el Gûrf nin Alauddevle'yi kullanarak el altından onlar lehine tavır alması ama tarafsız gibi gözükmesi Memlııkler'in çıkarlarına daha uygun düşüyordu. Anc.e. Ancak bir süre sonra 920 yılı Ramazan ayının üçünde (22 Ekim 1514) gelen haberciden Çaldıran Savaşı ile ilgili kesin ve teferruatlı bilgiler alındığında bu haberin doğnı olduğu kabul edilmiş ve bunun sonucunda Memlûk Sultam davul çaldırmadığı gibi Memlûk Emirleri de Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim'in haşmetinden ve şiddetinden rahatsız olarak bundan sonra onun tarafından Memlûk Devleti taraflarına doğru ne olacağını merak etmeye başladılar36.'" diyerek Sullan'm tavrı karşısındaki hayretini dile getirmiştir. bunun sebebi de anlaşılamadı. 113-114. Tanscl. Ancak yazımızın en başında da ifade elliğimiz üzere şartlar bu kez çok ama çok farklıydı. Osmanlılar'in Avrupa'da sağladığı başarılara. 404. Memlûk Sultam Kansuh el Gûri tarafsız gibi gözüküp el altından desteklediği Safevilerin mağlup olduğuna dair gelen haberlere inanmak istemiyor olsa da. Çaldıran savaşı öncesinde Osmanlı Devletî İle Memlûk Devleti arasındaki samimi olmayan yakınlaşmanın şeklen olduğunu her iki devletin hükümdarı da gayet iyi biliyordu. kendileri için büyük birer tehlike olan bu devletlerden galip geleni de bundan böyle korkulur olmaktan çıkacaktı. Kansuh el Gûri'nin tavrım ibıı İyus'ın yadırgamasını garip karşılaınamaüyız37. s. Çünkü savaşmaya hazırlanan bu güçlerden her ikisi de Memlûk Devleti için büyük tehlike oluşturmaktaydı. ve ona çeşitli hediyeler vermişti.Sultan da elçiye lıila'l giydirmiş. Bu sebeple de Yavuz'un Şah * Ibn tyâs. Safcvilcr'i bir gün içinde hezimete uğratarak bu mücadeleden daha da güçlenmiş olarak çıktılar30. s.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti 'nirt Tulumu Özellikle ikinci gelen haberdeki demir kafes ile ilgili söylentiler Ankara Savaşı ile Çaldıran Savaşı arasında kurulan ilişkinin İşaretidir. Bu hadiselerin görgü şahidi olan ibıı İyas ise eserinde. 398. Eğer bu düşünceleri gerçekleşmiş olsa idi.. JS S. Bu sebeple de muhtemelen Memlûkler. İbn lyâs. "Bu esnada Memlûk Sultam. Osmanlılar ile Safeviler'in bu mücadele esnasında birbirlerini ciddi anlamda oyalayıp yıpratacağma inanmakta idiler. Çünkü artık Çaldıran Savaşı'ndan sonra Alauddevle meselesini de halleden ve onun başını Kahire'ye gönderen Yavuz Sultan Selim'in önünde kendisinin Suriye ve Mısır'a yürümesine engel olacak hiçbir tali kuvvet kalmamışta. II. Aynı ayın 29'unda ise Sultan Selim'in elçisi Kahire'ye gelerek hem kazanılan zaferi haber vermiş hem de Osmanlı Sultam'nın mektubunu ve fetihnamesini Kansuh el Gıirî'ye takdim etmişti.ık olaylar beklenildiği gibi gelişmedi ve Osmanlılar. Bedâ 'i ez-ZuhÛr. Bu elçi daha sonra 920 yılı Şevval ayının 20'sinde (8 Aralık 1514) geri dönmek üzere yola çıkmıştı. 37 73 . kendisi ile aynı mezhebten olan Osmanlıların galibiyetine sevinmiş gibi gözükerek belki de halkın baskısı ile çeşitli camilerde hatim indirilmesi emrini vermişti. IV.

33 74 Kazını Yaşar Kopraman.s. Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi. 258. Çünkü Kansuh el Gûrî Memlûk Devleti'nin bekâsının Osmanlılar ile Safeviler 39 arasındaki mücadelenin seyrine bağlı olduğunu çok iyi biliyordu . izlediği siyaset ile üç yıl gibi kısa bir süre sonra Memlûk Devleti'ne son vererek bütün Suriye ve Mısır'ı Osmanlı topraklarına katmıştı. İstanbul 19S9. i:Mısır Memlûkleri". . Gerçeklen de bu hadisenin üzerinden yalnızca üç yıl geçtikten soma Memlûk Sultanı ile Emirlerinin korktuğu şey başlarına gelmiş ve Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim.Cüneyt Kanal İsmail'e karşı kazandığı zaferi duyan Memlûk Sultanı ve Emirleri artık sıranın kendilerine geleceğinden endişe ederek çok üzüldüler ve Sultan bu üzüntüsüne bağlı olarak davul çaldırmayıp Kahire'yi de süsletmeyerek memnuniyetsizliğini açığa vurdu. VI.

Öle yandan yine vakıflarla ilgili pek çok belgenin özel şahısların elinde bulunduğunu biliyoruz. Yrd. Yüzyıllarda tutulan bu defterlerin XIX. Yüzyıl için muadili denebilecek yine eyalet yahut sancaklar bazında tutulan defterlerin var olduğu son zamanlarda yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır. Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Sivas. Bu inceleme 25-27 Eylül 1998 tarihinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen X. Millî Türkoloji Kongresine tebliğ olarak sunulmuştur. . Dr. 1835 (H. Bu tür defterlerin bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü. 1251) yıllarında tutulmaya başlanan ve Tanzimat'ın hemen öncesine denk gelen bu "Vakıf Muhasebe Defterleri " dikkatli bir nazar ile incelenirse hakikaten vakıf tarihimiz. ss. Bununla birlikle vakıflar ile ilgili asıl kayıtlar XV. Yüzyıllara kadar uzanan "evkaf7 defterleridir. XV. OSMANLI SOSYO-EKONOMIK TARİHİNİN KAYNAKLARINDAN VAKIF MUHASEBE DEFTERLERİ* Galip EKEN" Tarihçiler açısından Osmanlı tatili! belki de en bol kaynağa sahip bir çalışma alanıdır. Doç.. medeniyet ve iktisat tarihimiz açısmdaıı son derece önemli bilgileri içerdiği anlaşılacaktır. Ancak daha sonraki donemler için de şüphesiz bu tarz defterler tutulmuş olmalıydı. bir kısmı da Tapu kadastro Genel Müdürlüğü arşivlerinde bulunmaktadır. Osmanlı ülkesinde bulunan vakıfların mal varlıkları ile bunların gelirlerinin kullanımı konusunda ayrıntılı bilgiler sunmakladır. Bu duaıın başlangıçla kaynak sıkıntısı çekmemek açısından bir avantaj olarak görülse bile bu kaynakların tasnif edilerek tarihçilerin hizmetine sunııhnamasından dolayı bazı sakıncalarının olabileceği de söylenebilir. kültür .Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Sayı IV. 75-82. Son yıllarda Özellikle Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki tasnif çalışmaları ile yeni kaynak gruplarından haberdar olan tarihçiler bir yandan bu belgelerden faydalanırken bir yandan da çıkabilecek yeni kaynak gruplarını merak etmektedirler I Osmanh tarihinin önemli bir kaynak grubunu vakfiyeler ve vakıflar ile ilgili kayıtlar oluşturmaktadır ki bunların önemli bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bulunmaktadır. ve XVI. Defterler. Bu defterlerden Osmanlı Devletine bağlı ülkelerden hemen hepsi için bulmak mümkün olacağı sanılmakladır. İzmir 2000. ve XVT.

DEFTERİN TANITIMI: D$ Görünüş Yukarıda da belirtildiği gibi dış görünüş itibariyle Şer'iyye Sicili defterleri tarzında tutulmuştur. Ancak burada üzerinde duracağımız Tanzimat dönemine ait olduğunu ifade ettiğimiz vakıf muhasebe defterleri üzerine hemen hemen hiç çalışma yapılmamıştır. Örnek teşkil etmesi açısından Tokat defterinin ilk belgesinin der 1 2 4 Bu konuda bkz. Sivas Şehir Hayatında Vakıfların Rolü (1700-1850). adlı doktora çalışmasında bu defterde önemli oranda faydalandığı görülmektedir. (Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi). Tokal ve Amasya sancaklarının Vakıf muhasebe defterleri tespit edilebilmiştir. 86-109. Şu ana kadar sadece Eyalet-i Rum'a bağlı Sivas. İstanbul Vakıftan Tahrir Defteri 953 (1546) Tarihli. Ferudun M. Amasya'ya Adnan Gürbüz. Yazı stili de sicil yazılarının aynıdır.Galip Eken XVI. Bu defterlerden Sivas'a ait olanı üzerinde Ömer Demirel. 984 (h4. ancak şu anda Millî Kütüplıane'de ve Sivas Şer'yye Sicilleri içerisinde olduğu anlaşılan defterin şu an için numarasını bilemiyoruz.. Ankara. Sivas'a ait olanı ise Sivas Kongre Müzesi'sinde iken Şer'iyye Sicilleri içerisinde numarasız defterler serisi içerisinde idi. Bu noktada Ömer Demirel. yüzyıla ait evkaf defterleri üzerine başta Ömer Lütfî Barkan olmak üzere son zamanlarda tahrir defteri ağırlıklı şehir tarihi incelemesi yapan araştırmacılar 1 çalışmışlardır . Buradan lıareketle muhtemelen bu defterler de mahkeme katipleri tarafından tutulmuştur. Fatma Üstek. DEFTERLERİN TESPİTİ : Bu defterlerin öncelikle tespitinin yapılması gerekmektedir. 1989. Sivas. XVI Asırda Manisa Kazası. Tokat'a ise Galip Eken çalışmaktadır. Ekrem Hakkı Ayverdi. Mesela Tokat'a ait defterdeki her bir kayıtın yan tarafına hangi vakfa ait olduğuna dair der kenarların düşüldüğü görülürken Amasya'ya ait defterde bu durum söz konusu değildir. Tokat ve Amasya'ya ya ait olan Vakıf Muhasebe Defterleri Milli Kütüphane'deki "Şer'iyye Sicilleri " katalogları içinde bulunmaktadır4. şehir tarihi çalışmalarında bu kaynakların kullanımına örnek olarak bkz."1 "Hiç şüphesiz aynı tarifi ve mânıyeuc 'ülger "Anaböm'Osmanıı şehirleri için de bu defterlerden tutulmuş olmalıdır. Amasya'ya ait olanı ise 73 numaralıdır. Sicillerin dikkatli bir nazarla incelenmesi ve öte yandan vilayetlerimizdeki vakıf müdürlüklerinin arşivleri bu gaye ile taranması sonucu ortaya çıkartılabileceği kuvvetle muhtemeldir. Çoğunun Şeriyye Sicilleri içinde bulunabileceği sanılan bu defterlerin diğer şehirlere ait olanları. . 1985 (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi). 1970. 1991. Ankara. Bu defterlerin tutuluş şekli bakımnıdan bazı farklılıklarının olduğu gözlenmektedir. Ömer Lüttı Barkan. Tokat'a ait Vakıf Muhasebe Defteri Milli kütüphane Şeri'yye Sicilleri Katoloğu 53 numaralıdır. Emecen. Ankara. H. İstanbul. 1576) Tarihlî Defter-i Evkafı Rııma Göre Tokat Merkez Kazası Vakıf Kayıtları. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. s.

6 Elimizdeki defterler 1835 yılından itibaren tutulmuş olup. s.e. ayrıca bkz. K... 2) gibi. 81. 1986. esSeyyid Ebııbckir Nâzır-ı Mu'accelâl . s.." tarzında ya da vakıf eğer Haremeyn vakfı ise bu kez "Haremeyn-i muhteremeyn hazine-i celilesine tâbi evkâfdan.. 282. Tanzimat Dönemi osmanh Merkez Teşkilatında Reform. Ankara. 1995.284. C. Tokat defterinin ilk kayıtlarının allında "es-Seyyid Hüseyin el-Mevlevî" . s. 77-80.Osmanlı Sosya-Ekonamik Târihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri kenarı olarak "Eskici Kuritoğlu menziline câri olan ma'i lezizin mütevellisi ve evkaf tarafından verilen lemessük kaydı" m görmekteyiz.. 1836 yılında Haremeyn vakıflarmm idaresi ile meşgul olmak üzere önce Haremeyn-i Şerifeyn Evkafı Nezâreti kıınılduysa da daha sonra bu nezaretin. İslam Hukukunda Ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi. 103." (Tokat s. Bazı kayıtlarda da varidat muhasebe ve masarifalın tahkik Bu konuda bkz. 1993.. 1988. s. a. Ahmet Akgündüz. Amasya defterinde benzeri kayıtlara rastlanmamaktadır.284. sadece vakfın gelir ve giderlerine esas teşkil eden yıllar Rumî tarihe göre belirtildiği gözlenmektedir.. Vakfın evkaf nezâretine yahut haremeyn evkafına ait olduğu belirtildikten hemen sonra vakfın bulunduğu mahal tanımlanmaktadır.. Nazif Öztürk. Evkaf Nezâretinin bir şubesi haline geldiği görülür5. Vakıfların idaresi ve bu arada gelir ve giderlerinin hesabı başta vakfın mütevellileri olmak üzere taşrada bulunan "Mu'acceâat Nazırları" veya "Mu'accelât Müdirlerİ'nce birlikte yürülüldüklerine şahit oluyoruz. 13. Ali Akyıldız. bir başka örnek: ".. Yine Tokat defterindeki her kayıtın altında verilen tarihler Meri tarihe göre verilmiş iken.. Örneğin "Nezâret-i evkâf-ı hümâyûn-ı mülükâne mülhak evkâfdan olup . Bahaeddin Yediyıldız."(Amasya Defteri s. Ahmet Akgündüz.medine-i Amasya'da vaki Mevlevihane . Mesela ". 146-160. n . Mahmud döneminde 1826 yılında kurulan "Nezaret-i Evkâf-ı Hümayûn"a devredilmişti. a.g.." şeklinde kayıtların tutulduğu müşahede edilmekledir... Ve bu arada taşrada vakıf idaresinde sorumlu olmak üzere Muaccelat Nazırları yahut Muaccelat Müdürlüklerinin kurulduğu anlaşılmaktadır. İstanbul. Bkz. Türk Yenileşme Tarihi Çerçevesinde Vakıf Müessesesi. Ankara. s.g. Bu durum ise defterlerdeki kayıtlarda "Haremeyn-i şerifeyn nezâretinde olan evkâfdan medine-i Tokat'da vâki' Çakır Salar vakfının 254 senesine mahsuben vücûda gelen öşr-i mahsulatı nıarifct-i şer' ve mu'accelât nazırı atufetlü el-Hac Surııri Efendi ma:rifetiyle bi't-tahkik . Amasya defterinde her bir kayıt için her hangi bir tarilı düşülmediği.. Muhteviyatı Osmanlı devletinde vakıfların idaresi genel itibarıyla II. Haremeyn vakıfları ise Evkaf Nezaretinin kurulduğu sırada eskiden olduğu gibi yine Darüssaâde ağalarının elinde bulunuyordu.." (Tokat Defteri s. İstanbul.l).medine-i Tokat'ta vâki' Marul suyu vakfında. Nazif Öztürk.7) şeklinde görülmekle..e. "Vakıf İslam Ansiklopedisi. her belgenin hemen hemen aynı ya da yakın başlıklarla başladığı görülmektedir." gibi kayıtlardan defterin tutulduğu sırada iş başında bulunan kadı ve mu'accelâl nazırının ismi verilirken.

Köy gelirlerine bakıldığında bunların daha ziyade hınta(buğday). Mesela Tokat'ta el-Hac Mehmed bin 78 . soğan gibi değişik ürünler de bulunmaktadır. Amasya defterinde sadece ilgili vakıfla alakalı tutulan muhasebenin bir yıllık yahut iki yıllık süreci belirtilmektedir. dükkan.2). mercimek . Gelirlerin kaydedilmesinin akabinde "cem'an yekûn" dönemin para birimi olan kuruş ile verilmektedir. Pek tabii olarak vakıf mallan sadece tarlalardan ibaret olmayıp han hamam.51 ve 52 senelerine mahsuben . duhan ve kahve masrafı ile nakliye masrafının giderleri olduğu anlaşılmaktadır. fiğ? yulaf. Yalnız burada üzerinde durulması gereken başka bir nokta vakfa bağlı köylerin gelirleri Tokat defterinde olduğu gibi verilirken. toplanı varidattan düşüldüğü görülmektedir.:' kaydının dışında başkaca bir tarih düşülmemiştir.. yahut rab' malikâne dununu da net olarak belirtildikten sonra kaç keyl hububat ve bunlardan kaç kuruşluk gelir elde edildiği kayl edilmiştir. Ayrıca bu hububatın ölçü birimi olarak keyl yahut kilenin hemen altında ""müd" ün de bir ölçü birimi olarak kullanıldığı görülmektedir. Bunun hemen akabinde masraf kalemleri olarak görülen giderlere gelince genel itibariyle "şilindik". Bundan sonra gelir yerleri ile birlikte vakfa bağlı gelir kaynaklan kaydedilmektedir.. Ya da Tokat merkezdeki bir vakfın iradı arasında Artukabad yahut Turhal gibi Tokat sancağının kazalarına bağlı köylerinin bulunduğu görülmektedir. para gibi diğer kıymet ifade eden menkul ve gayr-ı menkuller de bulunmaktaydı.Galip Eken * edilip masrafların ödemesi yapıldıktan sonra baki hasılatın ''mütevelli. Ayrıca köylerin bağlı olduğu nahiye kaza gibi idarî birimlerde belirtilmektedir. Yine Amasya Mevlevihanesİne ait muhasebe kaydında buraya ait vakfın "mütevellisi olan Şeyh Mehmed Efendi ile 254 senesi martı ihtidasından şubatı gayetine değin muhasebe defteridir ki ber vech-i ati zikr ve beyan olunur" İbaresi bulunmaktadır (Amasya s. Vakıfların en önemli gelir kaynaklarının başında da hiç şüphesiz vakıf köyleri ve buralardan elde edilen hububat gözükmektedir. Tokat defterinde köylerin isimlerin hemen yanı başında bağlı olduğu idarî birim ile birlikte toprağın tam. Bu babdan da oldukça kıymetli bilgiler bulunmaktadır.2).. Şa'ir(arpa) olduğu görülür.uk ettirilip bunun.. Vakfın yekun gelirleri ortaya çıkartıldıktan sonra öncelikle Evkâf-ı Hümâyûn için öşür Laliakk. Amasya'da bulunan bir vakfın gelir kaynakları içinde Sivas'ın bir köyünün gelirleri de bulunabilmektedir. Bunlardan gayr-ı menkullerin kiraya verilerek yıllık icarlarından faydalamldığı gibi paralar da gelir getirmek amacıyla borca verilmekteydi. Amasya defterinde bu gelirlerin öşrü verilmektedir. Tokat deflerinde yukarıda zikredilen kayıtların hemen altında vakfın gelir ve giderlerinin 1252-1253 gibi bir ya da iki yıllık bir sürecin belirtilip altına Meri tarih Arapça olarak gün ay ve yıl itibariyle düşürülürken. yanın. 158: Amasya defteri s. "'aşar karye-i Kerbansaray temam malikâne der nahiye-i Güldiken vakf-ı mezbur hasıl hınta keyl. Bununla birlikte gelirlar arasında burçak. Mesela Amasya'daki Ahi İmadüddin ve Ahi Mulıyiddin vakıfları ile ilgili kaydın içinde ". zaviyedar ve mürtezika "gibi görevliler arasında pay edilmesi belirtilmektedir (Tokat Defteri s.." gibi.

eksilme yahut vakfın kendine yetmeyecek hale gelmesini ortaya koymasının Ötesinde. gelir kalemleri içinde Cami-i Kebir "nezdinde" ki Han'ın bulunduğu ve 1252 ve 1253 yılları için 150'şer kuruştan 300 kuruş. çerağdar. Yüzyıldan ve hatta Selçukludan itibaren ihdas edilen vakıfların devamlılıkları konusunda esaslı bir bilgiye salıip olurken diğer yandan da variıklanna şalüt olunan vakıfların gelir ve gider dağılımları da çok net olarak görülecektir. çehkân. zaviye gibi hizmet binalarında vazife yapan imam. Asırda var olan vakıfların eski tabirle '"bilemamiha" ortaya konmasına vesile olacaktır. Bu da vakıf tarilıimiz açısından olduğu kadar iktisat tarihimiz açısından da ayrı bir önemi haiz olsa gerektir. para gelirlerinin harcama istikametlerinin oram da açıkça ortaya konacaktır. İncelediğimiz her iki defterde de yekûnattan muntazaman ''tertib-i maaş ve harc-ı muhasebe masrafı" düşül inektedir.Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri Hamza vakurun. hattat. Bu tür kayıtlara deUerin pek çok sayfasında rastlanacağından defter numaraları verilme gereği duyulmamıştır. cüzhaıı. Gelirlerdeki artma. Yine bu gelirler vasıtasıyla vakfın camii mescid. hafız. tabbah gibi görevlilerin ücretleri ödendikten sonra baki hasılat mütevelli ve evlad-ı vâkıfa tahsis edildiği gözlenmektedir7. Vakfın arda kalan gelirleri ihtiyaç halinde vakfedilen camii. müezzin. ferraş. yine aynı vakfın "akarı içinde Cedid mahallesinde bulunan "menzil''den mezkur yıllar için 15'şer kuruşları 30 kuruş icar geliri elde edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ilk olarak.(Tokat Defteri sayfa 153) Gelirler net olarak ortaya konduktan sonra "Minlıe'l-ilıracât" adı altında masârifat kısmına geçilmekte burada ise harcamalar yine açık bir şekilde ortaya konmakladır. XV. raesdd. ölçü ve para birimimizdeki değişim İle. Sonuç olarak Tanzimat dönemine ait olan bu defterler eğer Osmanlı geneli İçin yapılmışsa bir defa XIX. medrese gibi hizmet binalarının bakım ve onarımına sarf edilmektedir. 79 .

nalıiye-i Argun der.liva-i mezbur Hınta kile fî 55 müd 17. Nezâret-i evkâf-ı hümâyûna mülhak evkâfdan mediııe-i Amasya'da ka'iıı Ali Çelebi ibn-i merhum Mücyyed Çelebi Vakf-i Şerifinin bâ-berâtı-ı "âlî mütevellisi olan Seyyid Muhyiddin Halife ile ikiyüz elli dört senesi martı ibtidâsmdan şubatı gayetine değin varidat ve mesârifat vaki' muhasebesi defteridir ki ber-vech-i atî beyan Mahsul-i îrad-ı vakf-ı şerif m.karye-i Seviye(?) ve Bayracık Alani(?) der.5 kuruş (Cem'aıı Yekûn) 1400 kuruş Şa'ir ve saire kile fi 25 müd 17. (mezkur) temam malikâne der.5 kuruş Minhe'l-İhracât berâ-yı mesârif-i şıhne ve ber-nıu'tad-ı ücret-i nakliye ve maaş 395 kuruş nıaaş-ı muharrer bâ-a'şâr-ı hums-ı mahsul ba!de?l-mesaiifü'l-mu'tâde 200 kuruş harc-ı ımıhasebe-i aklâm 25 kuruş aklâm-ı hazine 25 kuruş müdir-i mu'accelât 50 kıınış 645 kumş Mizan 1400 kuruş irâd 645 kuruş mesârifat 755 kumş Fazla-i vakf-ı mezbur bi-cihet-i şart-ı vâkıf ve ber-mûceb-i vakfiye-i şerife me'mul-behâ c\'lâd-ı vâkıfdan batn-ı e^'\'ele meşruta bulumııuş olduğundan ekber evlâdı vâkıfdan mumâ-ileyh Muhyiddin Halife'ye teslim kılınmış olduğu şerh virildi .5 437. (mezkur) Berâ-yı mahsul "aşâr-ı vakfın.Galip Eken EKLER Amasya Defterinden Bir Örnek: Sayfa 179.5 962.

(Der-kenâr) Ahi Muhiddin vakfı defteri .5 . .880 4782.5 Şa'ir rub/148 Kuruş 462.5 .5 Hisse-i tevliyet an-hasılal-ı mezra-i öşr ve öşr-i mahsulât 81 Ber-ınutad-ı Kadîm hakim Efendilere virile gelen bera-yı muhasebe Zehâyir-i mezkûrun Tokad'a nakliye mesârifİ Karyelerin ta'şirine me'nıur şıhnelerine ve mesânflerine virilen Öşr-i mahsul an caııib-İ evkâf-ı Hümâyûn .5 .579.5 .500 3589.5 Kuruş 225 Mezra'î Kasel (?) tâbi'î nahiye-i mezkûr mâlikâne-i vakf-ı mezbûr Hınla nıb/30 Kuruş 206 Şa'ir rub/25 Kuruş 78.Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri Tokat Defterinden Bir Örnek: Sayfa 151. Nezârel-i cvkâf-ı Humâyûn-ı mülüklıâneye mülhak evkâfdan medine-i Tokad'da vakiî Ahî Muhyiddin evkafının elli iki senesinde zira'at ve işbu elli üç senesinde vücûda gelen öşr-i mahsulât ma'rifet-i şer' ve Muaccelât Nâzın 'atufetlû Ebııbekir Ağa ma'rifeü ve mütevelli-yi vakf ma'rifeliyle bil-tahkîk zahire ilırâc olunarak terkîm olunan varidat ve mesârifâtı defteridir ki ber-vech-i atî zikr olunur hurrire fi yevmü'l-hâmis işrîn şehr-i zilkâde-i şerife sene selâse ve hamsın ve mieteyn ve elf Karye-i Sahır tâbi'î kazâ-i Artukâbâd te'mâm mâlikâne-İ vakf-ı mezbûr Hınta rub/156 Kuruş 1672.673 408975 .5 Yekûn 6269.5 Karye-i Berkirıcek tâbi'î kazâ-ı mezbûr te'mâm mâlikâne-i vakf-ı mezbûr Hınta nıb/471 Kuruş 3238 Şa'ir rub/153 Kuruş 478.5 Komanal an muzâfat-ı Tokad te'mâm Karye-i Seyideli tâbi'î nâhiye-i mâlİkâne-i vakf-ı mezbûr Hmta rub/74 Kuruş 508.. .5 Şa : ir rub/64.627 5642.

82 . .Galip Eken 3010 1505 Hisse-i evlâdiyet msf-ı mahsûl ber-mûceb-ı şart-ı vâkıf Vâkıf-ı nuıuınâileyhin sene-i nıerkûmeye mahsuben altı bin ikiyiiz alînıış dokuz buçuk kuruş varidatından ber-vech-i muharrer masânfatı hisse-i evlâdiyet ve tevliyeti fiir u nihâde bakî bin beşyüz beş kuruş dalü fî ber-mûceb amel-i kadîm dokuz cihet itibâr olunarak ba-beravât beş nefer elıl-i nıürtezika meyanelerinde taksim olunmuşdur.

Yrd. Keldanî-Nesturî Kiliseleri. Ermeni Katolik Kilisesi. Dr. Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi. 83-90. . Musevilerin sinagog ve havraları dışında. ss. ibadetlerin yerine getirilmesi. Rum Ortodoks Kilisesi. Doç. gerekli müesseselerin kurulması gibi alanlarda tam bir inanç ve vicdan hürriyetinin sergilendiği de bilinmektedir. asla asiınile yoluna gitmediği. Katolik Kilisesi. bu çok çeşitli gayr-i muslini unsurları dikkatle muhafaza ettiği. XV-XVL YÜZYILLARDA OSMANLI ANADOLU TOPLUMUNDA G AYRI MÜSLİMLERİN DURUMU: AMASYA ÖRNEĞİ* Adnan GÜRBÜZ Giriş Geniş bir coğrafya üzerinde kurulu olan Osmanlı İmparatorluğu'nda Hristiyanlar başta olmak üzere bir çok dine mensup topluluğun yaşadığı tarihî bir olgudur. Osmanlı medeniyetini oluşturan temel öğelerden birinin de din olduğu gerçeğinden hareketle. Süryani Ortodoks Kilisesi. Osmanlı toplumunda devletin gayr-i müslimlerle olan ilişkilerini nüfus yapılan ve ekonomik durumları olarak iki kategoride incelemek mümkündür. İzmir 2000. Protestan Hrıstiyan Kilisesi. Grek Ortodoks Kilisesi. Milli Türkoloji Kongresine sunulan tebliğin geliştirilmiş şeklîdir. Gregoryen Ermeni Ortodoks Kilisesi.. Klasik dönem Osmanlı toplumunda.Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Faküllcsi Tarih Bölümü. Osmanlı Devleti rnin.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Savı IV. Osmanlı ülkesinde. devletin çöküşünden sonra bu unsurların aslî özelliklerinden hiç bir şey kaybetmeksizin tarih sahnesine zinde bir şekilde çıkmalarından da açıkça anlaşılabilir. Gregoryen Ermeni Ortodoks Patrikliği gibi üst kuruluşlarının da bulunduğu ibadethaneleri bunun bir delili olarak ileri sürebiliriz. Hnsüyanların. Nüfus Yapılan Son yıllarda Osmanlı toplumunun çeşitli yönlerinin incelendiği araştırmalarda artık Osmanlıların İmparatorluk bünyesine kattıkları bölgelerde karşılaştıkları gayr-i Bu yazı 25-28 Eylül 1998 tarihinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen X.

Osmanlı Devleti 'tide Gayr-i Müslim Teb 'anın Yönelimi. İçtimai ve İktisadi Durumu". buna karşılık müslümanların aynı artış oranına ulaşamadıkları görülmektedir3. 'Tetiliten Sonraki Osmanlı Millet Sistemi Üzerine Bazı Düşünceler". 9(1978). bunların hiç birinde nıüslümanlarla gayr-i nıusliınler karışık olarak otumıuyorlardi4. Yüzyıllarda Gayrimüslimlerin Hukuki. gayr-i müslim hane 901 iken. Beş köyün de dahil olduğu 12 mahalle gayr-i müstimler tarafından kurulmuş olup. 1990 toplam nefer yaşamaktadır. Cook. geri kalan %22'lik kısım 435 nefer nüfusla Ermeni. Shaw. şehrin çok yakınında bulunan Dragobid. gayr-i müslimler 8432 hane olarak görünmektedir. 93. Osmanlı idaresine girmesinin üzerinden altmış yıllık bir süre geçmiş olmasına rağmen 1520'li villamı Trabzon Sancağı'nda nüfusun hâlâ yüzde 2 seksenbeşlik kesiminin gayr-i müslim olarak görünmesi manidardır . Lowry. s. ed. bkz. Şehrin nüfusu.68 olarak ortaya çıkmaktadır. Şehirde. 163-171. -'Türkiye'de XV. 353-354. gayr-i müslimlerde %8S. 1486 yılını ihtiva eden tahrir deUerinde Trabzon şelmnde müslüman hane 258. Bu dununda şehrin nüfus yekünü müslümanlarda %14. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 1514'lü yıllar civarında Osmanlı hâkimiyetine giren Mardin şehrinde. 1526 yılı tahrir defterinde müslümanlar 4610 hane.Lütfi Barkan. M. Demet ve Heath Lowry. 1520 yılı tahrir defterinde 48'i müslüman ve 4'ii gayr-i müslim olmak üzere 52 mahalleden müteşekkildir. 118. gayr-i müslimler 6202 hane. Nejat Göyünç. gayr-i müslimler 4616 hane. Yüzyılda Mardin Sancağı. London 1970. 1119-1150. s. 24-25 Mayıs 1996. /. Yahudi ve Rumlardan 1 2 3 4 Mesela bkz. gayr-i müslim mahalleleri olarak addedebileceğimiz yerleşme sayısı 12'yi bulmaktadır. Lîs. İstanbul 1990. Yine mesela. 1518 yılından 1540 yılma müslümanların nüfus artış oram %34'de kalırken.32. müslümanlar 5511 hane. Internaüonal Journal ofMiddle East Studies. İstanbul 1981. ve XVI. s. bkz. Yaluıdiyan ve Zimmiyan taifelerinin üç yerleşme yerini de dalıil edersek. XVI. Ö. 1523 yılı tahrir defterinde 1005 müslüman haneye karşılık 6012 gayr-i müslim hane görünmektedir. s. Ziyâre. Trabzon Şehrinin İslâmlaşma ve Türkleşmesi 1461-1583. 1540 yılı tahrir defterinde ise. s. 86. Kelkis ve Ağalık gayr-i müslim köyleri ile şehir içinde cemaat halinde yaşayan Nasriyye. İstanbul 1997. Gilfcs Veinstem. 1518 yılı tahrir defterinde müslümanlar 3594 hane. 43. İnceleme konumuz olan Amasya şehrine gelindiğinde: Amasya şehri. "Research on the Ottoman Fiscal Surveys". Heath W. s. s. Bilal Eryilmaz. 103. 24-51. Uluslararası İstanbul'un Fethi Sempozyumu. Studies in the Economic Histoıy the Middte Ecm. 84 . XLVÜ7188(1983). Belleten. 'The Otloman Census System and Popuiation". Bu toplam nefer nüfusun %78'ini 1555 nefer nüfusla müslümanlar teşkil ederken. s. 137-142. 325-338. 88.A. Slanford J. Yavuz Ercan. Başbakanlık Osmanlı Arşivi(BOA). fethi müteakip düzenlenen tahrir defterinde gayr-i müslim nüfusun zamanla daha büyük bir çoğunluğu teşkil ettiği. Ankara 1991. Tapu Deften 387. Mesela. gayr-i müslimlerin nüfus artış oranı %56 olarak gerçekleşmiştir.Adnan GUrbîlz müslim nüfusu kılıç zoruyla ve hemen müslünıan olmaya zorlamadıkları ortaya çıkmış 1 bulunmaktadır . Gayr-i müslim nüfusun yaşadığı mahallelere. çev. 1520 yılı tahrir deflerinde Amasya şehrinde 60 mahallede.

Küba Mahallesi 13 nefere düşen en küçük müslüman mahalleler olmuşlardır. Bu Yahudi nüfusun büyük bir ihtimalle 1492-1496 İspanya ve Portekiz sürgünü Yahudiler olduğu düşünülebilir. Müslüman mahalleleri gibi küçülen bir başka gayr-i ! XVI. Tapu Defteri 26. gayr-i müslimlerde 775 nefer nüfusla %78 oranında gerçekleşmiştir. 11 neferle Hızır Beğ mahalleleridir. 4042. s. Gayr-i müslimler arasında ise. Gayr-i miislimlerin %17 si ki. Amasya şehrinin nüfusu 1520 tahririnden 1576 yılı tahririne kadar %67 oranında artış göstermek suretiyle 3326 nefer nüfusa ulaşmıştır. Karaman. 14'ünün 20 neferin üzerinde nüfusa sahip oldukları görülürken. müslümanlarda 2551 nefer nüfusla %64 oranında iken. 1 a. 45 . Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gnyr-ı Müslimleriıt Durumu: Amasya örneği meydana gelen gayr-i müslimler teşkil etmektedir.. Türkiye Yahudileri. TD 2. gayr-i müslimlerc ait olan Savadiye Mahallesi de 73 nefer nüfustan 129 nefer nüfusa ulaşmışlardır. 72 neferle Şamlular ve gayr-i müslim olmak üzere 73 neferle Savadİye mahalleleri takip etmektedir.W-XVI. Kclkis ve Ağalık köyleridir. 7(1976). Jenniııgs. Bir arada yaşayan Yahudi cemaati de 73 nefer nüfusla büyük mahalle yapılanması içinde görünmektedir. Yahudiler 73 nefer nüfustan 63 nefer nüfusa düşmek suretiyle %14 oranında azalmışlardır6. Şehir içinde Dere Mescid Mahallesi 94 nefer nüfustan 152 nefer nüfusa. İstanbul 1993.] 4b.orlaya BOA. adı geçen şehirlerden sadece Amasya'da' Yahudi nüfusun yaşadığı belirtilmekledir. Mehmed Paşa Mahallesi 64'den 105 nefer nüfusa artış gösteren büyük mahalleler olarak görülürken. Gayr-i müslim olmak üzere 8 neferle zimmi taifesinin birarada yaşadıkları birim yapılanması da nüfus yoğunluğu itibariyle en küçük birimi oluşturmaktadır. Bu mahallelerden 39'unun 40. gayr-i müslim mahallelerde ise 60 nefer olmak suretiyle bir artış göstermişlerdir. 466480. Moshe Sevilla-Sharon. Amasya şehrinin en büyük mahalleleri. onu sırasıyla 91 neferle Sofular. Lîs . "Urban Population İn Analolia in the Sixteenth Centııry: A Slııdy of Kayseri. Şeyh Çelebi Mahallesi 7 nefere. 21-57. s. Buna göre. Ziyâre. Hnstiyanlar %97 oranında artarak 362 nefer nüfustan 712 nefer nüfusa artış göstermiş. sadece 2 mahalle 80'in üzerinde nefer nüfus barındırıyordu. Kübcüğez Mahallesi 35'den 109 nefer nüfusa. Amasya şehrinin en küçük mahalleleri ise. iki mahallel50 neferin. 1520 yılından 1576 yılma ortalama mahalle başına düşen nefer nüfus sayısı müslüman mahallelerde 52. Karaman. 435 : 5 nefer nüfusun 73 ü Yalıudi. 7 nelerle Avkuniye. Amas> a şehrinde mahalleler nüfus oranlaması itibariyle küçük birim yapılanması halinde olup. Roııald C. Amasya şehrinin en büyük mahallesi 94 nefer nüfusa sahip Dere Mescid iken. Amasya. kalanı da H'nstiyandır . 10'ar neferle Küba ve Mevlâna Sofu. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü. bkz. Bu oran. Amasya. s. Kuyud-ı Kadime ArşivifKKA). s. 9 neferle Alaca Mescid. Trabzon and Erzurum". Öte yandan 24 mahalle 40'm ve 7 mahalle de 20'nin altında nefer nüfusa sahiptiler. gayr-i müslim mahalle başına ise 36 nefer olarak ortaya çıkmaktadır. 7 mahalle 100"ün ve 11 mahalle de 80'in üzerindedir. şehrin dışında müslüman ve gayr-i miislimlerin kanşık olarak bulundukları Dragobid. Trabzon ve Erzurum şehirlerinin merkez alınarak Anadolu'nun nüfus durumunun incelendiği bir araştırmada. bkz. yüzyılda Kayseri. Uüernalional Journal of Middle east Sludies. ortalama mahalle basma 33 nefer nüfus düşmektedir. Bu oran müslüman mahalle başına 32 nefer.

58 müslüman-1 gayr-i müslim. Ziyare ise. Yahudiler %14 oranında bir azalma göstermişledir. Amasya şehrindeki gayr-i müslimlerin XVI. çoğunluğu her zaman müslümanlar oluşturmaktaydılar. gayr-i müslimlerin her ne kadar az da olsa müslümanlarla karışık halde bir arada oturmaları dikkat çekicidir. Bunun sonucunda gayr-i müslim nüfusun kendi İçinde artış oranı %22'den %23'e yükselmiştir. Bununla birlikte. Buna göre Dragobid 109 nefer nüfusa sahip olup bunun 4'ü müslüman-105'i gayr-i müslim. Şehirdeki 7 gayr-i müslim mahallesinden 2'si cemaat ve biri de taife şeklinde yerleşmiş bulunmaktadır. Şehrin hemen yakınında bulunan 5 gayr-i müslim köyün de ilave edilmesiyle şehirde 60 mahallenin varlığı ortaya çıkmaktadır. Mescid-i Çeribaşı Mahmud Bey 44 nefer nüfus. 1520 yılında müslümanlarla gayr-i müslimlerin karışık olarak bir arada yaşadıkları mahalle yokken. 7 XV-XVI. 8907"si müslüman ve 2571 'i de gayr-i müslim olmak üzere 11478 kişinin yaşadığı anlaşılmaktadır. 26 müslüman-2 gayr-i müslim. 1576 tahririnde diğer bir dikkat çekici durum da 1520 tahririnde sadece gayr-i müslimlerin oturdukları şehrin mahallelerinden sayılan Dragobid ve Ziyare köylerinde müslümanlarla gayr-i müslimlerin karışık olarak bir arada oturuyor olmalarıdır. Hrısliyanlarm artış oranı toplam şehir nüfusu içinde %19'dan %22'ye çıkmıştır. 25 müslüınan-9 gayr-i müslim. Şehirde. Gayr-i müslim nüfusun artış onun %78 iken. Buna şehir yakınındaki 5 gayr-i müslim kö}ü de ilave edilse bile mahalle sayısının 1520 tahririne göre 60 : tan 58'e düştüğü görülür. müslümanların artış oram %64 olmuştur. Şehirde. Şah Çelebi ve Hızır Bey mahallelerinin sonradan kurulmaları ile şehirdeki mahalle sayısı 53 olarak karşımıza çıkmaktadır. 1576 yılında 6 mahallede birden müslümanlarla gayr-i müslimlerin bir arada yaşadıkları görülmektedir. Bunun sonucu olarak şehir nüfusunun yaklaşık %43 oranında bir artış gösterdiği Görülmektedir7. 1520 yılında talimini olarak 5907'si müslüman ve 211 Ti de gayr-i müslim olmak üzere 8018 kişinin yaşamakta iken. Amasya şehrinde 48'i müslüman ve 7'si gayr-i müslim olmak üzere 55 mahalle bulunmaktadır. 339 nefer nüfusa sahip olup. Yörgüç Paşa Mahallesi'nin Gök Medrese Mahallesi ile birleşmeleri sonucu üç mahallenin eksilmesi ve Avkuniye Mahallesi ile 8 nefer nüfusa sahip zinımi taifesinin bir arada yaşadığı yerleşme biriminin ortadan kalkmalarına karşılık. 1576 yılına gelindiğinde ise. 42 müslüman-2 gayr-i müslim. Gayr-i müslim nüfusun içinde Hnsliyanlar %97 oranında artarken. Dede Kasını 28 nefer nüfus. 101'i müslüman-238'i de gayr-i müslimler oluşturmaktadır. Bayezid Paşa 59 nefer nüfus. Eski Kethüda 34 nefer nüfus. yüzyıl boyunca müslümanlara göre daha fazla çoğaldıkları görülmektedir. 1576 yılında ise.Adnan Gürbüz müslim mahallesi de 21'den 16'ya düşen Nasriyye cemaatinin bir arada yaşadığı yerleşme birimi olmuştur. Bu mahalleler. Şehir mahallelerinin dörtte birinde sadece gayr-i müslimler bulunmakla beraber. yüzyıllar boyunca Osmanlı Anadolu'sunun çeşitli şehirlerinde ortaya çıkan tahminî nüfus oranlan karşılaştınldığında Amasya'nın nüfus itibariyle önde gelen şehirler arasında yer 86 . Müeyyedzâde ve Alaca Mescid mahallelerinin Yakutiye Mahallesi ile. Tahrir defterlerinden takip edebildiğimiz kadarıyla Kanunî devrinin ilk başlarında.

Hindistan ve 87 . yüzyıllar boyunca Osmanlı ekonomik hayalında XVII.. ülke sınırlan içinde yerleşmelerini ve yaşamalarını kolaylaştıracak tedbirleri alıp bu yolda idari düzenlemeler yapılması. Ermenilerin. Üstelik.vaunda JJUMUIÛıSV -Kijvsfiri. Ekonomik Durumları XV-XVI. ^etaa bâr &'û'ra«Kİ& W\W#. Osmanlılar. yüzyıl boyunca genel nüfusun İnzla arttığmı ve bu artışa gayr-i müslim unıısıırun da büyük miktarda katkıda bulunduklarını göstermektedir. Gayri müslim unsurun bu çok düzenli ekonomik hayat içindeki yerine gelince. sıkı bir denetini altında \TiTO\tQTiYiekledVi. Vakıflar Dergisi.15(10 jıi. Tokat. dünya ticaret yollan da XVII. Yavuz Selim'in savaş sebebiyle Anadolu'da faaliyet gösteren İranlı tüccarları hapsettirip. Ankara 1986. tir .1. Osmanlılar Anadolu'yu idareleri altına aldıklarında bu coğrafya üzerinde her tarafa dağılmış çok miktarda Ermeni. XVI. İlhan Şahin-F eridim Emecen. WXV-XVL Yüzyıllarda Sivas Şehrinde İdari ve Ekonomik Yapı1". bkz.. Osmanln ekonomisi kendi ke&dme. Hsat Uras. Osmanlı'nın salıip olduğu geniş coğrafya üzerinde gerçekleşen iç ve dış ticareti devlet.UK10 jien 3500ü civarında bir nüfusa. M. Osmanlı nüfus sayımlarının ortaya koyduğu gerçek. Bu katkının sadece doğal artış yoluyla olmadığı. s.MJI-ÜÎUI Jîwa>: . yüzyılın sonuna kadar Osmanlı Devleti'nin kontrolündedir. s. "XV. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Müslim terin Durumu: Amasya Örneği Sonuç olarak. Tarihte Ermeniler ve Enneııi Meselesi. 95. klasik dönem Osmanlı toplum yapısı üzerinde gerçekleştirilen talırir defterlerine dayalı araştırmalarda. daha önceki bilgi birikimleriyle İranlı tüccarların yerim alarak Osmanlı ipek ticaretine hakim olmalarına yol açmıştır . yüzyıla gelinceye kadar büyük çaplı değişiklikler görülmemektedir.. İmparatorluğun ilk başşehri olan Bursa'da bulunan Ermeni Patrikliği. mallarını müsadere ettirmesi ve İran ipek yolunu kapattırması ile başlayıp gelişen olaylar sonunda.. Ankara 1950. Bilhassa 1492-1496 yılları İspanya ve Portekiz sürgünü Musevilere Osmanlı idaresinin kucak açması. 71. Tarih Boyunca Kayseri Sempozyumu Bildirileri. XXVI(1997). Adnan Gürbüz. Şeyhülislam İbn Kemal Sempozyumu. Osmanlı coğrafyasında cereyan eden ipek ticareti ve buna gayr-i müslim unsurun katkısı konusunda geniş bilgi için bkz. Ermenilerin ticaretteki bu yeteneklerinden yararlanmak islediklerinden dolayı onlara kendi bölgelerinde dinî özerklik sağlamışlardır8. 41-51. s.T5fîOUl±în . Kayseri 1997. A srm İkinci Yarısında Tokat Şehri".1. "Osmanlı Pamuklu Pazarı. 7500'den 14000 civarında bir nüfusa ortalama %50 artış göstermek suretiyle sahip bulundukları görülmektedir. bir takım göçler dolayısıyla da gerçekleştiğini bilmemiz gerekiyor. Yüzyıllarda Kayseri Zimmileri". İstanbul'un fcÜıedilmesinden sonra cemaatiyle birlikte İstanbul'a getirilmek sureliyle yerleştirilmiştir.dwğwMİsö& dolayı bu denetimin sağlanması da kolaylaşmaktadır. Halil İnalcık. Diğer yandan Ermenilerin ekonomik dummlannı ve geleceklerini etkileyen çok önemli bir olay da Osmanlı-İran mücadelesi olmuştur. bkz. Bunlardan bilhassa Ermenilerin Osmanlı coğrafyası üzerinde her noktada ipek ticaretinde başarılı oldukları görülmektedir. s.Akif Erdoğru. insanseverliğin ve başka inançta olanlara saygı göstermenin tarih içinde ilk ve bu boyutta belki son örneğini oluşturmuştur. 89. "XV-XVII. Bu topluluğunun ekonomik hayatın bütün önemli iş kollarında üst seviyeden bir faaliyet içinde bulundukları bilinmekledir.XV-XVÎ. Rum ve Musevî topluluğu buldular.

s. Maliyeden Müdevver Defler 4397. 34. İslam Dünyasında ve Batıda İş Ortaklıkları Tarihi. İlini ve Sanal. Osmanlı toplumunda. 75-76: Coşkun C. bilhassa imparatorluğun Önemli giriş noktalarında mesela Erzurum ve Bağdat'ta ipek ve gümrük nıukataalarmı ele geçirmelerini sağlamıştır10. Ermenilerin sayısı 1523-1554 yıllan arasında %421. Bu üstünlüklerinin diğer bir sebebi de. 73-79. "Urban Population in Anatotİa". 2. Selanik gibi büyük şehirlerin yanısıra Mardin. Murat Çizakça. 1550-1583 yılları arasında ise %1781 oranında artış göstermiştir. istanbul 1993. Türk Dünyası Araştıimaları. çev. Osmanlı topraklarında belirli bir kaç bölgede. s. 43-45. yine aynı miktara Ermeni Şato'ya 1633 yılı için açık artımla yoluyla tevcih edilmişlerdi. 1645'ü yıllarda İstanbul tersanelerinde gemi yapımı işinde çalışan ustaların büyük çoğunluğunun Rum olduklan ve bunlanıı günlük ücretlerinin 12-16 akçe arasında değişen iyi bir gelire sahip bulundukları görülmektedir13. 76-111. Osmanlı jmpamtorhtğu Toplum ve Ekonomi. İstanbul 1990. Jermings.İhsaıı Bağış. Ermenilerin Osmanlı topraklarında hamam işletmeciliğinden kumaş boyacılığına. R. Şehnaz Layıkel. 13 İdris Bostan. İstanbul 1999. yüzyıllarda gemi sektöründe çalışan ustaların aldıkları ücretlerin Akdeniz dünyası içinde Osmanlı ile diğer ülkeler arasındaki bir mukayesesi için bkz. XV1-XV11. 123: 9829.. 12 Ömer L. Yüzyılda Tersane-i Amire. İsfahan'dan başlayıp Akdeniz'e kadar uzanan bölgede son derece faal bir ticaret ağı meydana getirmişlerdir. s. XVII. bilhassa İstanbul. •'Osmanlı İltizam Sistemi". s. Rumların büyük ölçüde istihdam edildikleri diğer bir devlet teşebbüsü de "Tersanc-i Amire"dir. s.5 milyon akçeye Ermeni İskender'e. 172-174. . Bağdat gümrük mukataası ise. Doğu Anadolu'da süren Osm anlı-İran savaşı dolayısıyla çok sayıda ErmenPnin daha emniyetli iç bölgelere. s. eski ipek yolu üzerinde hemen her önemli durakta yerleşmiş bulunan soydaşlarından nakit sermeye sağlayabilme özelliklerine sahip bulunmalarıydı. Ankara 1992. İngiltere: Pazar Rekabetinde Emek maliyetinin Rolü". Süleymaniye Camii ve İmareti İnşaatı.Adnan Gürbüz Ermeniler. 115: Osmanlı İmparatorluğu"nda sermaye birikimi ve bu sermayenin hangi alanlarda kullanıldığı hususunda bkz. 1553-1557 yıllan arasında imparatorluk çapında bir devlet teşebbüsü olan Süleymaniye Camii inşaatında çeşitli mesleklerden toplam 3523 ustanın çalıştığını ve bunların 18 Urunun büyük çoğunluğunun Rum olmak üzere Hnsliyan lebaya mensup bulundukları bilinmektediru. Aktan. Bu iş kolları bilhassa inşaat ve gemi yapımı sektöründe yoğunluk kazanmıştır. 10 Bağdat ipek gümrük mukataası 1645 yılı için 9. BOA. Ankara 1972. 113-117. Barkan. Bursa. Ermenilerden farklı olarak diğer bir gayr-i muslini unsur olan Rumların da belirli bazı iş kollarında Ön plana çıktıklarım görüyoruz. "Osmanlı Devleti'nde Ermenilerin Himayesi". s. "Milel-i selâse" denilen Ermeniler ve Rumlardan başka Osmanlı Anadolu'sunda yaşayan diğer bir gayr-i muslini unsur olan Musevilerin. A. " Geniş bilgi için bkz. Şevket Pamuk. I. 88 . 71(1991). madencilikten baharat ticaretine kadar her türlü ekonomik faaliyetin içinde bulundukları anlaşılmaktadır1!. Mesela. Duralı Yılmaz. Osnıanh-Türkiye İktisadî Tarihi }500-1914. bkz. Osmanlı Bahriye Teşkilatı. bilhassa Kayseri'ye göç edip yerleştikleri de bilinmektedir. s. 145-149. Osmanlı Ticretiiıde Gayr-i Müslimler. s. Ankara 1983. bkz. 6(1985). 259-318. bsk. s. s. Nakit sermayeye hakimiyetleri kısa zamanda Osmanlı iltizam sistemi içine girmelerine yol açmış.

Osmanlı idaresi tarafından bilhassa Selanik'e yerleştirildikleri ve yeniçeriler için çuha dokumakla mükellef tutuldukları bilinmektedir16. 145-163. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Milslimlerin Dununu: Amasya Örneği Tokat ve Amasya şehirlerinde küçük nüfuslar halinde yaşadıkları bilinmektedir . haneden gelen hararın batmanından bir akçe ve hamr için gelen üzüm hamimden üçer akçe alınur. Bunların da ekonomik yönden. Amasya şehrinde yaşayan gayr-i müslim topluluğunun ekonomik yapı içindeki durumlarına baktığımızda. 25. 17 H. 415. 417. yüzyılın başında Selanik Musevileri. ^Maliyeden Mildevver Defter 6818. s. s. 96000 zira'(arşın) çuha dokumakla mükellefken. fi sene 8000 akçe" şeklinde geçen kayıttan anlaşıldığına göre şehir merkezinde yaşayan gayr-i müslim unsurdan şarap üretimi ve tüketimi ile ilgili yıllık 8000 akçe bâc alınmaktadır. Ankara'da sof cenderesi ve boyahane mukataasmııı 1592 yılı için 1100000 akçeye Mayer adlı bir Musevî'ye tevcih edildiği görülmektedir15. Tapu Defleri 26. 1520 yılı tahrir defterinde Amasya şehrinin padişah ve mirliva hasları arasında paylaştırılmış olan vergi gelirleri toplamında 33000 akçelik yer işgal eden •'mizan-1 harir" mukataasmııı Musevî Joachün'e 1540 yılı için tevcih edildiği belgelerden izlenebiliyor1". Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Dergisi. s. Selanik şehrinin 1478 yılı tahrir defterinde Museviler'in kayıtlı olmadıklarına bakılırsa bunların yukarıda bahsi geçen İspanya sürgünü Sephardim Musevileri olduğu anlaşılıyor. Tapu Defteri 387. Mesela. Şehirde gayr-i müslim nüfus çok fazla olmamasına rağmen. Özer Ergeni. Maliyeden Mildevver Defter 75X9. Türkiye Yahudileri. Halep gümrüğü nıukataasınm bir müslümaıı ile ortaklaşa olmak üzere Musevî sermayedar Yalıya'ya 1619 yılı için 1380000 akçeye tevcih edildiği. s.AT'-XVI. 1576 yılı tahrir defterinde aynı mizân-ı harir mukataasımn yıllık vergi gelirinin 45000 akçeye yükseldiği. H. yüzyılın başında 28000 zira'ya kadar çıkarılmıştır17. s. Bayezid'in Son Yıllarında Yenicen Çuhası Muhasebesi". s. bozahane mukatasının da 500 akçelik vergi geliri bulunduğu ve Avram adlı bir Musevî'ye 1580 yılı için iltizama verildiği görülüyor14. Yünlü dokuma sanayii sektöründe ihtisas derecesinde bilgi birikimine sahip olan Musevilerin.. 137. O dönemde İspanya yünlü dokuma sanayii Avrupa'nın en ileri dokuma tekniğine sahipli. 18 BOA.. s. s. Türkiye İktisat Tarihi Semineri Metinler/Tartışmalar. BOA. 16 Vİalü SaYıülıoğnı. 283-285. Musevilerin. yine. İş Ortaklıkları Tarihi. "Bâc-i hamr-ı gebrân ve yahudiyân-ı nefs-i şehr. 4088. bu miktar XVII. 47. Sharon. 56. Maliyeden Mildevver Defter 6229. M. Çizakea. Ermenilerden daha geniş ölçüde Osmanlı ticareti içinde mııkataa sistemine girdikleri ve önemli paylar elde ettikleri anlaşılıyor. Bu kayda ilaveten Rum Eyaleti kanunnamesinde. Ankara 1975. SahiJlioglu. "1600-1615 Yıllan Arasında Ankara İktisadi Tarihine Ait Araştırmalar". 15 14 . 19 KKA. s. Osmanlı ticarî potansiyeli içinde yer aldıkları ve daha çok yünlü dokuma sanayii sektöründe uğraş verdikleri görülmektedir. s. şarap üretimi ve tüketimi ile ilgili 1576 tahririnde. "Hamr 14 M. s. 2-3(1974). 128-130. Sephardim Musevileri sürgün sonucu Selanik'e bu ileri tekniği getirmek suretiyle Osmanlı sanayiinin gelişmesine büyük oranda katkıda bulunmuşlar ve Osmanlı ordusunun büyük bir bölümünün giyim İşim bu sayede çözümlemişlerdir. "Yeniçeri Çuhası". İmılaL "Osmanlı Pamuklu Pazan". 42. s. 34-59. ''Yeniçeri Çuhası ve ü. XVI.

''Osmanlı İmparatorluğu "uda Gayrimüslimlerin Ödedikleri Vergiler ve Bu Vergilerin Doğurduğu Sosyal Sonuçlar".Adnan Gürbüz hasılı olan yerlerde sipahi iki ay menapoliya dutub hanımı sata. Tapu Deften 14.. 4b. 18a. Amasya şehrinde 1576 yılı itibariyle yaşayan 775 nefer nüfusa sahip gayr-i nıüslimlerden alman ve "İspençeir adı altında geçen baş ya da cizye vergisinin miktarı da 8000 akçe olarak görünmektedir31. 90 . Tapu Defteri 26. KKA. LV/213(1991). Yavuz Ercan. Osmanlı'nın XVT. Osmanlı Devleti'nde yaşayan gayr-İ müslim unsurun ödemiş oldukları vergiler ve mükellefiyetleri hususunda geniş bilgi için bkz. 20 gayr-i müslim reayanın ticari faaliyetleri ile ilgili bir fikir vermektedir . Belleten. 2Ü 21 KKA. s. büyük bir imparatorluğun koruyuculuğu altında Osmanlı ekonomisiyle bütünleşmek suretiyle devletin en çok ihtiyaç duyduğu sermaye sahibi bir konuma yükseldiklerini görüyoruz. Rum ve Yahudilerin. gerek cizyelerini ödeyerek ve gerekse açık artırma yoluyla devlet teşebbüsü nıukalaa ve iltizam ihalelerine girerek devlet hazinesine büyük gelirler sağlamışlardır. yüzyılda gerçekleştirdiği gayr-i müslimlere yönelik istihdam siyasetinin bugün dahi bir çok gelişmiş ülkeye örnek oluşturabileceği düşünülebilir. Bu ekonomik bütünleşmenin iki taraf için de faydalı sonuçlar doğurduğu görülmektedir. s. Sonuç Osmanlı topraklarında yaşayan ve "Milel-i selase'1 denilen belli başlı üç gayr-i müslim unsurdan Ermeni. 371-391. s. gücile kefere üzerine bırakmaya ve menapoliya dutmak istiyecek keferenin fıçıların mühürliyeler ve iki ay menapoliya için yıllık hangi ayın ihtiyar idcrlcrse ol aylarda satalar" şeklindeki hüküm. Gayr-i muslini unsur. Gayr-i müslim unsurun bunun karşılığında sadece cizye vergisi ve ticarette nıüslümanlardan %î oranında daha fazla ödedikleri gümrük vergisi mükellefiyetleri bulunuyordu. serbestçe ticaret yaparak zenginleşirken.

iküıcilerin sefere atlı olarak iştiraki ve nisbeten daha geniş imkânlara sahip olmaları dışında. Vergi Muafiyetleri ve /fizme/). Ankara 1984. Asırda Yaya ve Müsellem Ocakları (Toprak Tasarrufu.C. Halime Doğru. s. s. ss. İşte bu çalışmada. s.Ü. 8-50. Başlangıçta. Bunlar.D. kendilerine tahsis edilmiş olan çiftliklerde. asrın sonlarında teşkilâtın lağvına kadar devam etmiştir3. . "Yaya ve Müsellemlerde Toprak Tasarrufu". E.T. Aşağıda zikredilecek olan ilgili tahrir defterleri. s. Bu durum. Atatürk Konferansları Vm'( 1975-1976). Uşak kazasının piyade ve müsellem defterlerinde kayıtlı. Osmanlı Devleti Teşkilatında Kapıkulu Ocakları I Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı. ocak nizâmının bozulmasıyla. Dr. Tafsilat için bkz. 1-8. tasarruflarında bulunan çiftliklere mukabil. geçmişi Selçuklu devrine kadar uzanmakla beraber. mufassal limar ya da evkaf lahrir defterlerine kaydedilmiş bulunan arazi ve nüfusla kıyaslandığında da. Ankara 1983. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi. Hakkı Uzunçarşılı. XV. 1-5. Orhan Gazi döneminde (1324-1362) kurulmuştur1. emir vâkî olduğunda muharip bir güç olarak fiilen sefere katılan yaya ve müsellemler. bütün Anadolu ve Rumeli sathına yayılmışlardır. kapıkulu askerinin yaygınlaşması sonucunda geri hizmete çekilerek. kısaca temas edilmiş olan yaya ve müsellem ocaklarının Anadolu Eyâleti bünyesinde en yaygın olduğu alanlardan birisinin de Uşak kaza dâiresi olduğunu göstermektedir. XVI. önemli mîrî hizmetlerin ifâsına memur edilmişlerdir. 91-157. Kaynağım büyük ölçüde yörükler ile Türk köylülerinin oluşturduğu yaya ve müsellemler. Ankara 1989. mîrîye veya vakfa tahsis edilmiş olup.. Ankara 1966. Yüzyılda Sultanömi Sancağı). II. sözkonusu potansiyelin ortaya konulması suretiyle. yaya-müsellem ve yamafdm&mı müteşekkil ocakk\r halinde teşkilatlanmak suretiyle. Aynı Müellif. 175-201. 1. 142-143. Muzaffer Arıkan. Emecen. XVI. Yayımlanmamış Doçentlik Tezi). XV-XVI. Doğru. Asırda Manisa Kazası.. zamanla.F. YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE VE MÜSELLEM TEŞKİLÂTI Turan GÖKÇE' Giriş Osmanlı Devleti'nin kuruluş devri askerî örgütünde son derece önemli bir yer işgal eden yaya ve müsellem teşkilatı. memur oldukları vazife itibariyle aynı statüyü hâiz olmuşlardır2. s. İstanbul 1990. Osmanlı İmparatorluğu 'nda YayaMiisellem-Taya Teşkilatı (XV-XVJ. Yrd. özellikle Yeniçeri Ocağı'nin kurulması ile birlikte. Nitekim.(A. Feridun M. Doç.Ü.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV. İzmir 2000./lym eser. oldukça önemli bİT yaya ve müsellem potansiyelini bünyesinde barındırdığı anlaşılmaktadır.

İkincisi. İstanbul 1306. Haşim Tümer. Kaynaklar 1. s. Karahallı. s. bugünkü Uşak ilinin merkez ilçe. s. Uşak Tarihi. XVI. Banaz. "Uşak". IV. Mustafa Çetin Varlık. Ali Cevad. 13. Bunlardan ilki. 952 (1545) yılında tamamlanmıştır". Ancak. 73-74. Aynı müellif. güneyde Lâzıkıyye (Denizli) ve Honaz. "XVI. 548-549. 284-288. konumuza zemin teşkil eden kaza dâiresi ve esas kaynağımızı oluşturan piyade ve müsellem tahrir defterleri hakkında kısa bilgi vermek yararlı olacaktır. Bir başka ifadeyle. Besim Darkot.Turan Gökçe * Uşak kazasının sâdece bir yönü aydınlatılmaya çalışılacaktır. Dersaadet 1313. Uşak kazasına tabî olan nahiyeler s. kuzeyde aynı sancağa tabî Altıntaş. doğuda ise Karahisâr-ı Sâhib sancağı ile mahdud bir alanı kaplamaktadır. 144-148. batıda Selendi ve Kula. a. Piyade Defterleri Aşağıda ayrıca işaret olunacağı üzere. Germiyan-oğıdlan Tarihi (1300-1429). Darkot. I. Mustafa Çetin Varlık.TD)-237. H. Ona Anadolu'yu Batı Anadolu'ya bağlayan iç-Batı Anadolu eşiği üzerinde oldukça önemli bir yer işgal etmektedir1. Gediz ve Simav. Yüzyılda Kütahya Sancağı'nda Yerleşme ve Vergi Nüfusu". 201-239. emîn tâyin olunan 4 5 " 7 B Bkz. Tafsilat için bkz. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu Tahrir Defterleri (=BOA. nihâî olarak Osmanlı hâkimiyetine girmiş olan Uşak4. 20-23. 3155. Karahisâr-ı sâhib yaya sancağına âit 859/1455 tarihli en eski defterde (Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mâliyeden Mf-ldevver Deflerler (=BOA. Buna göre: mezkûr asırlarda Kula kazası dâhilinde bulunan Eşme hâriç olmak üzere. •"Aynı madde". Yüzyılda Kütahya Sancağı (Atatürk Üniversitesi. Aynı müellif. istanbul 197]. XVI. Mustafa bin Hayreddin'in emânetinde kâtib Mustafa bin Mehmed tarafından tahrir edilmiş olup. güney-batıda Şeyhlii (Çivril) kazaları. "XVI. 210-265 arasında kaydedilmiştir. TTK Belleten LU/202 (Nisan 1988). 92 . KâmûsU'l-Âlâm. Erzurum 1985. Yüzyıl Osmanlı İdarî Teşkilâtında Kütahya". Türklük Araşhrmalan Dergisi 2 (İstanbul 1986). klasik Osmanlı idarî taksimatına göre. s. s. s. 1953 yılında yapılan idarî düzenleme İle Kütahya'dan ayrılmak suretiyle teşkil edilmiş olan bugünkü Uşak ilinin esâsım oluşturan ve 1429'da Germiyan-ili'nin ilhâkıyla. kaza statüsünde bir idâri birim olarak düzenlenmiştir5. buna geçmeden önce. Şeraseddin Sami. yüzyılda Uşak kazasının idarî laksimâtı ve kısa bir değerlendirme İçin bkz. 13. piyade teşkilâtı İtibariyle Karahisâr-ı Sâhib Yaya SancağYna tabî olan kaza çiftliklerinin de kaydedilmiş bulunduğu üç mufassal piyade tahrir defteri bulunmaktadır7. s. Ankara 1974. İslâm Ansiklopedisi. Sivaslı ve Ulubey ilçelerinin işgal ettiği alandan ibaret olan kaza dâiresi. Bağlı bulunduğu sancağın orta kesiminde yer alan Kaza. 1306. Yayımlanmamış Doçentlik Tezi). Memâlik-i Osmâniyenin Tarih ve Coğrafya Lügati.MAD}-4) Uşak kazası piyadeleri bulunmamaktadır. İkinci kısmnıda Karamsar müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu defter toplam 351 sâhifeden ibaret olup. 74. Kânûnî döneminde. Osmanlı piyade ve müsellem teşkilâtının Uşak kaza dairesindeki küçük bir kesiti ortaya konulacaktır. Anadolu eyâletine tabî Kütahya sancağına bağlı.

1489 tarihlidir12.TD-103. yüzyıla ûit olan ikincisi Şaban 894/Temmu/. Yüzyıllarda Ufak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Karahisâr-ı Sâhib kadısı Mevlânâ" Mehıncd tarafından 967 (1559-1560) tarihinde tamamlanmıştır9. 11 İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. Uşak müsellemleri 132-168. Uşak kazası 249-299 arasında kaydedilmiştir13..XV'XVI. Uşak müsellemleri 155-193.. toplanı 155 sahife olup. XVI. 10 m . Tapu Tahrir Defleri (=TKGM.TD-242. Toplam 353 sâhifeden ibaret olan defterde Uşak kazası 72-76 ve 250-306. sâhifeler arasında yer almaktadır. tarihsiz olmakla beraber. 16 BOA.TD-574. sâhifeleri arasında yer almaktadır. sâhifeler arasında kayıtlıdır. 13 BOA. Uşak müsellemleri defterin 54-60. Rumeli defter kâtiplerinden Mustafa tarafından tahrir edilmiş olan ikinci defler. Mustafa bin Hayreddin'in emânetinde. Yine aynı şekilde. sâhifeler arasında kaydedilmiştir1 J.262-318. 952/1545 tarilıli olup. Sabık Kütahya kadısı Süleyman bin Ahmcd'in eminliğiııde 968/1560-61 tarihinde kaydedilmiş olan üçüncü defter15. 15 BOA. evâil-i Rebîülâhır 979/23 Ağustos-1 Eylül 1571 tarihinde tamamlanmış olan dördüncü defterlâ 196 sâhifeden ibarettir.KKA. Yine XV. timar ve zeamete tahsis edilmiş olan mcnsüh yaya ve müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu mensûh piyade 15 ve müsellem defteri . Uşak kazası 123-155 arasında bulunmaktadır. gurre-i Muharrem 862 /19-29 Aralık 1457 tarihli olup. Uşak kazası 27b-29a.93. Defler-i Hâkânî kâtiplerinden Kâtib Kasım tarafından. toplam 278 sâhifc olup. Divan kâtiplerinden Muhanmıed tarafından 988/1580 yılında tamamlanmış olan son defter17 ise toplam 164 sâhife olup. Aynı dönenul*. 344 sâhifeden ibaret olan defterde. Uşak kazası 132-164 arasında kaydedilmiş bulunmaktadır. loplara 168 sahiledir14. BOA.TD-328. Müsellem Defterleri Müsellem teşkilâtı itibariyle Kütahya sancağına bağlı olan Uşak kazası müsellemlerinin de kaydedilmiş bulunduğu toplanı yedi mufassal müsellem tahrir defteri bulunmaktadır. Bunlardan en eskisi. Yine ikinci kısımda Karahisâr-ı Sâlıib müsellemlerinin kaydedilmiş olduğu defler. ahkâm-ı mâliye kâtiplerinden Kâtip Ahmed marifetiyle 987 (1579) yılmda tamamlanmıştır10. 18 Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivi. 17 BOA TD-589. s. 78-82. Muallim Cevdet Yazmalan-0.72. A^a/frm Cevdet Yazmalan-0. 12 İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. Karalıisâr-ı Sâhib müsellemlerinin de yazılmış olduğu üçüncü defter ise. asra âit müsellem defterlerinden ilki 927/1520152Harihlidir. 84b-105b varakları arasında yer almaktadır. Aynı defterin aynı arşivde mükerrer nüshası bulunmaktadır: BOA-TD-574m. Piyade ve müsellem teşkilâtının lağvedilmesi üzerine. Uşak kazası 51-57. ' 14 BOA.TD-5/7. 2. sâhifeler arasında kaydedilmiştir.n:>)~/58. Kütahya livasının iimar ve evkaf talırirlenni de gerçekleştirmiş olaıı Dergâh-ı Âlî müteferrikalarından Mehmed RâhimTnin emânetinde. 1582-1583 yıllarında tanzim edilmiş 9 BOA TD-320.

XVI.TD-574. s. BOA. "Osmanlı Taşra Teşkilâtının Kaynaklarından 957-958 (1550-1551) Tarihli Sancak Tevcih Defteri T. Sandıklu. Avın eser. Barçınhı. Uşak yaya teşkilâtının XV. Feridun M. I. 1455 yılnıda tanzim edilmiş olup. s. Bunlar içerisinde Uşak piyadelerine rastlanmaması ve söz konusu asra ait başka bir defterin de bulunmaması dolayısıyla.MAD-4: Karahisar (Şehrâhâd). lb-261b) nıensûlı piyade çiftlikleri kaydedilmiştir. 37-39. Ankara. kaza dâiresi itibariyle hem-hudud olduğu.) kaydedilmiş bulunan Anadolu yaya sancakları şunlardır: Kütahya. BOA. XVI. yaya ve müsellem sancak teşkilâtına da değinilmiştir: XVI. BOA. Sincanlu. liamid. Karahisar~ı Sâhib sancağının genel idarî taksimatı hakkında ayrıca bkz. s. yüzyılda sancağın genel idâri yapısı çerçevesinde. Asırda Kara Hisar-ı Sahib Sancağı (A. Ankara 1991. Toplam 353 varakdan ibaret olan defterin ilk bölümünde (v.ro-2. Hüdavendigar. s. Bolu. Biga. her biri nahiye25 addedilen ayrı üniteler halinde kaydedilmiş 19 20 22 23 24 25 Sancak tevcih defterlerinde (Topkapı Şurayı Müzesi Arşivi. Sultanönü. Uşak müsellemleri 307a-318a ve 349b-35Ob varakları Uşak müsellemlerine tahsis edilmiş bulunmaktadır.Ü. Eınecen. yüzyıldaki durumu aksettiren deftere göre Karahisar-ı Sâhib yaya sancağına bağlı olarak 10 nahiye kaydedilmiştir'. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi). XVI. ilgili defterlerden anlaşıldığı kadarıyla. Uşak piyadeleri. Anadolu eyâletine tabî 12 yaya sancağından19 birisi olan Karahisar-ı Sâhib sancağına bağlı olarak teşkilâtlanmıştır20. 110.. Giçi Sincanlıı. Aydın. 86b-140b ve 160b-167a varaklan arasında kaydedilmiştir. ikinci kısımda ise Kütahya mensûh müsellem çiftlikleri yazılmış olup. Yüzyılda Mardin Sancağı. Uşak kazası meıısûh yaya çiftlikleri. 100-115. TTK Belgeler XIX/23 (Ankara 1998). " N a h i y e " . s. sancak piyadeleri. Buna göre. 94 . BOA. Elçi. Karesi. Metin Kuntt Sancaktan Eyalete 1550-1650 Arasında Osmanlı Ümerası ve İl İdaresi. asırdaki durumu gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Fatih döneminde. Tayyİb GÖkbİlgİn. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mâliyeden Müdevver Defterler (=QOA. Sosyal Bilimler Dergisi W\ (Afyon Nisan-2000). İdarî Taksimat Giriş kısmında da işaret olunduğu üzere. Mustafa Karazeybek. Menteşe.Turan Gökçe olmalıdır.MAD)-563 (M. M. Buna mukabil. Defter (=TSMA. Nejat. 1568-1574)'den ııkl. Üçler Bulduk tarafından hazırlanmış olan doktora tezinde.TD-320. 137-138. 38-39. O s m a n l ı taşra teşkilâtında en yaygın idarî ünitelerden birisi olarak "nahiye" h a k k ı n d a bkz.D)-5'246 (Mİ527). Feridun Emeeen-İlhan Şahin. 131-132. Ankara 1993. 76-88. Çöla.. "Osmanlı Taşra Teşkilâtında Karahisâr-ı Sâlüb Saııcağf um îdârî Yapısı". İslâm Ansiklopedisi IX. Göyiinç.?7. Karahisar-ı Sâhib. Sipahi sancağı itibariyle Kütahya'ya bağlı kaza statüsünde bir idarî birim olan Uşak. Tutman Dağı. II. Şııhııd. 155923 ve 157924 tarihli defterler. "Şeyhlü ve Uşak" ile "Banaz" dan oluşan iki nahiyeye bağlı olarak. 65-66. piyade teşkilâtı bakımından oldukça farklı bir dunun arzetmektedir. A X # . istanbul 1978. kaynaklar arasında zikredilmiş olan 154522. Piyade Teşkilâtı 1. yüzyıldaki dunımunu yeterince aydınlatma imkânı bulunmamaktadır. s. Kayırhisan. XV.

XV~XV1. Yalak. Barçınlu. Yalak. v. Banaz. defterlerde kaydediliş sırasına göre aynen aktarılmış olan nahiye isimlerinden de anlaşılacağı üzere. Karahisar. Bunlar. coğrafî bütünlüğün dikkate alındığı anlaşılmaktadır37. Kayirhisar. Uşak kaza dâiresinde bulunan piyade çiftliklerinin nahiyelere taksiminde de. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır. 57-74. BOA. Osmanlı idâri taksimatında geçerli olan umûmî kaideye uygun olarak. Kayırhisar. Homa. Uşşak-1 diğer nahiyeleri kaydedilmiştir. Büyük çoğunluğu sipahi sancağı İtibariyle de Karahisâr-ı Sâhib'c tabî olan üniteler yanında. Dulmcmdağı. Barçınlıı. Doğru. Sincanlu. diğer dördü de ser-piyâde olmak üzere. sadece kendisine tâbi olan nahiyeler değil. Aynı isim altında kaydedilmiş olan üç ünitenin ayırdcdilebilmcsi için. 55-57. Elçi. s. Çöla. Şeyhlü. s. ilki (1). H. 95 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı bulunan 31 idâri birim oluşturmuşlardır. kaza dairesindeki her bir idarî ünitede kaydedilmiş olan çiftlik adedi ile yaya-yamak ve sair unsurlardan müteşekkil nüfus durumunu bir icmal tablo üzerinde ifade etmek gerekirse. Banaz. Uşşak. Kızı/taş. Mirliva hâssına dâhil olan Şeyhlü ve Uşak başlığı altında kaydedilmiş olan çiftliklerin tamamı Uşak kaza dâiresi hâricinde. klasik Osmanlı idâri taksimatına göre kaza addedilen bîr idâri ünitenin.7D-2J7. Uşak. Geyikler. Kayırhisar. Karahisâr-ı Sâhib hududunda yer alan nahiyelerdir. Yalak.TD-320. BOA. Sultauönü sancağındaki aynı dunun için bkz. 56-71. Burada dikkati çeken önemli hususlardan biri de. 2. Ulusincanlıt. Banaz. hem çiftliklerin murâkebesi hem de hizmet vâkî olduğunda yaya-başınm sevk ve idaresinde kolayca toplanılarak hizmete eşilmesi kaygısıyla. her biri nahiye addedilen toplam 5 ünite hâlinde teşkilâtlanmıştır. Elçi. Sandıkht-ı dîger. Şeyh i ü ve Uşak ile Ulugobek: ser-piyâdegâna tabî olarak Kayırhisar. Piyade Çiftlikleri ve Nüfus Durumu İlgili piyade defterlerinde yer alan kayıtlanıl aktarılmasıyla hazırlanmış olup. Aym eser. mirliva hâssına tahsis edilmiş olan Ulugobek (bugünkü Ulubey). 4Ter nahiye olarak kaydedilmiş olan Kayırhisar ve Sandıkla ile 3 nahiye olarak yazılmış bulunan Uşak bunun en tipik örneklerini teşkil etmektedirler. Yukarıda. diğerleri ise "ikinci'" ve "üçüncü" olarak belirtilecektir. Homa ve Geyikler Kütahya sancağına bağlı. 21a-27a. Sandıkla.7P-574. bizzat kazaya isim teşkil eden aynı ad allında birkaç ayrı nahiye olarak kaydedilmiş olmasıdır. ser-piyâde olarak kaydedilmiş olan Uşak. araştırına alanımızı teşkil eden Uşak kaza dâiresinde bulunan piyade çiftlikleri biri mirliva hâssı. Sandıkht-ı diğer. Ulugobek. Uşşak. Uşak ve Uşak-ı diğer nalı i yeler in den ibarettir26. BOA. Oynaş. Şeyhlü'ye tabî iskân yerlerinde bulunduğundan. Mirliva hâssrna tabî olarak. konumuzun dışında kalmaktadır38. Sandıklu. ek olarak verilmiş olan listelerden çıkarılan toplu sonuçlan değerlendirmek suretiyle Uşak yaya çiftliklerinin genel durumunu netleştirmek mümkündür Öncelikle. Şııhııd. s. Aynı adla. aşağıda yapılacak olan değerlendirmelerde.

ikinci Uşak'da 16 köyde 29.ıin Müiıus.104 "1.n: 20 20 1 4 4 9 ı 16 14 7 34 54 180 II 363 1.:4:.: 4 1 3 •:.4<>4 330/ 1:233 531 903 1.266 4.. Çiftliklerin tabî olduğu iskân yerlerinin büyük çoğunluğu.:.!. Bunda. :.•> - 145 62 136 145 52t 4 110 411 177.121 1579 9 U1uj>öbek 6 32 Jşak(l) 13 İS Biiııaz 14 26 Uşak (2) 11 28 Uşak (3) roplani=. Çürümüş olan kısımlarındaki kayıtlar İtibariyle eksik olduğu için icmal tabloya yansıtılmamış olan ikinci deftere göre.269 Aşağıda verilmiş olan listelerden de ayrıntılı bir şekilde takip edilebileceği üzere.sîık- SuK"" Im.263 \ . S 14 16 10 -40 3 25 2L> • 122 ' • 403. üçüncü Uşak'da ise 11 köyde 28 olmak üzere. toplam 46 köyde 115 çiftlik tespit edilebilmiştir. aşağıda ayrıca işaret olunacağı üzere.. olunan çiftlik sayısının 122'den 113 e düşmüş olması dikkati çekmektedir.280 153 İSn 65. Banaz'da 14 köyde 20.. ikinci Uşak'da 14 köyde 26. Kayiıağmı yÖrük-Türkmen teşekkülleri ile Türk köylülerinin oluşturduğu söz konusu piyade çiftliklerinin önemli bir kısmı öz Türkçe isim tcşımaktadır. Uşak-ı diğer olarak kaydedilmiş bulunan üçüncü Uşak'da ise 10 köyde 29 çiftlik olmak üzere. zeamet veya tımara tahsis edilmiş olması dolayısıyla. Banaz'da 13 köyde 18..Turan Gökçe XV-XVL YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ VE NÜFUS DURUMU Kf'-v Adedi Nclik Adedi Taıilı Nahiye i'eri'iı YHVIIY.4 56 162 66 123 124 :531 4.. 1545'de Ulugöbek nahiyesinde 3 köyde 9.ii.ı.2!1'> ıa 627 1. Buna göre. 1559'da Ulugöbek'de aynı durumun muhafaza edildiği görülmektedir. üçüncü Uşak'da 9 köyde 28 olmak üzere. •:IB. Uşak (l)'da 6 köyde 34.1(51 7X1 1.ı. 95 1 2 2 21 7 4 2 4 3 1 11 1> 1 3 11 1 25 . sadece yaya ve müsellem defterlerinde 96 . toplam 49 köyde 122 çiftlik tespit edilmiştir. I 17 4 4 il •••113 1.Ma-Mİ lûl VS- Di- Gâ- M lirde Tahminî Nüfus.*i : .35 . 29 16 10 7 İS 7A : . Ulugöbek ve Uşak (l)'daki durumun muhafaza edilmiş olduğu 1579'da diğer nâhiyelerdcki köy ve çiftlik sayılarında küçük bazı değişiklikler görülmektedir. listelerdeki şahıs isimleri ile mâruf olan çiftlikler dikkate alındığında.. ikinci Uşak!da 14 köyde 26. aynı zamanda has. kaza genelinde toplam 47 köyde 113 çiftlik tespit edilmektedir.4'23 1S45 Ulugöbek Uşak(l) 3aııaz Uşak (2) Uşak (3) 3 y 34 21 .»S\ Rt. Keza. :•: 47. Bununla birlikte.: ••73:. ocağm kumcusu yayanın ismim almış olan çiftliklerin sayısının oldukça fazla olduğu dikkati çekmektedir.22« 422 1.:#<&:..519 709 1. 1545'den 1579'a kadar geçen zaman içerisinde. . ziraî ya da yaya-yamak kapasitesi itibariyle yeterliliğini yitiren çiftliklerin mevkufa kaydedilmiş olması önemli rol oynamıştır. Uşak (l)'da 6 köyde 32..:. Gerçek durumu tam olarak yansıtmayan 1559 tarihli rakamlar bir yana. diğer mufassal defterlerde de tesadüf edilebilen raiyyet köyü olmakla beraber.33! 5.•#».121 269 5. Uşak piyadelerinin îfa etmiş oldukları mîrî hizmetlere mukabil tasarruf ettikleri ocak tâbir . 209 368 LAM 65 21S 121 204 2MI 41 7 . BanazMa 14 köyde 21. 301 422' m<> 75 243 116 1S9 237 4 6 24 - - 32 134 44 96 153 .

301'i (% 21. s. Yüzyılın İkinci Yansının Kimi Kanun/an.03) Ulugöbek. . TOPMİlâvesi (İstanbul 1329). elimizde bulunan ilgili kanunnâme hükümleri ile XV ve XVI. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve XJii. 310-325 (Ekler. tahminî 4.04) Banaz'da. 1545 rakamları İtibariyle. Eksik olduğu için gerçeği ifade etmekten uzak olan 1559 tarihli rakamlar bir yana. Bkz. İzmir 1999. s. Çarık. Emecen. Bunun 110'u (% 7. Bâyezid Devri Kanunnâmeleri istanbul 1990. 116'sı (% M.21) ikinci Uşak. asra tarihli olan defterlere göre: Uşak piyade çiftlikleri 5-14 yaya-yamakdan oluşmaktadır. Aşağıda verilmiş olan listelerden de ayrıntılı bir şekilde takip edilebileceği üzere. s. s. tahminî32 4. 1579'da bu sayı % 6.95) Banaz.73) ikinci Uşak'da.25) Uşak (1). "nefer x T. s. Fâtih. bunun zaman içerisinde önemli ölçüde değişmiş olduğunu göstermektedir. 282-83. 368'i (% 24. 1.421 nefere düşmüştür. "Ayın makale". Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlunmamış Doktora Tezi). Bkz. 176: F. bunu teyid etmektedir31. toplam nüfusun % 54. s. Nâ-resîde. pîr-malûl ve şâir unsurların da dâhil edilmesiyle. çiftliklerin nüfusunun 5-34 nefer arasında değişmekle beraber. Hisarözü karyeleri. 422'si (% 29. Osmanlı Kanunnâmeleri ve Huhıld Tahlilleri 2. 176. ikinci Uşak'da Marnakayası ve İslüce.74) Ulugöbek. her ocakta 6-7 nefer yaya-yamak bulunmasını âmir olduğu görülmektedir. XV-XVL Yüzyıllarda Bergama Kazası (E.144.XV-XVI.Ü. birer piyade köyü olma özelliği taşımaktadır. Bunun 75'i (% 8. 243'ü (% 28. M.92) Uşak (1). Eymirsevinç. tablolarda verilen tahminî nüfusun ilk sütununda verilmiş olanı. Kitap II.267 gerçek nüfusa tekabül eden. yüzyıllardaki fiili durumu yansıtan tahrir defterleri. "Aynı makale". 41 l'i (% 28. Aynı eser. 1545*de Uşak piyade çiftliklerinde bu minval üzere. Arıkan..08) ser-piyâde olan Uşak (l)'da.46. 218'i "(% 26.228 civarında bir gerçek nüfusa tekabül eden.69) de üçüncü Uşak'da kaydedilmiştir. s. 209'tı (% 14.72) Ulugöbek. 1579'da Uşak piyade çiftliklerinin toplam nüfusu % 4. Mclımed Arif.94) Uşak (1).18) ikinci Uşak.45) Banaz.50 nisbetinde bir azalma göstererek. 204'ü (% 25. 387'si (% 26) de üçüncü Uşak'da kaydedilmiştir. Kuruluşuna yakın zamanlarda bir piyade ocağı 1 yaya ile 1 yamakdan ibaret küçük bir ünite olarak öngörülmüş olmakla beraber29.36rsını teşkil eden 809 neferini yaya-yamak yazılmış olanlar teşkil etmektedir. Bunların 65'i (% 8. 403'ü (% 27. Alımed Akgündüz. Gerçek nüfusa d âh* bir fikir verebilmek İçin. Bunun 121'i (% 8. üçüncü Uşak'da Müstecâb.488 nefer tespit edilmiştir.263-5. Keza. H./. s.65 vd. Aynı eser.4643. 7-15 nefer arasında yoğunlaştığı görülmektedir. Selim Kanunnâmesi (1512-1520) ve XVI. 12Tİ (% 14.30'luk bir artışla 860'a yükselmiştir. Bünyesinde barındırdığı çiftlikler itibariyle yaya ve müsellem köyü konumunda bulunan Uşak (1) nahiyesine tabî Güğüm. Ankara 1988. Bâyezİd ve Yavuz Sultan Selim dönemlerine ait kânunnâmelerdeki ilgili hükümlerin30.seileni Teşkilâtı veya yalnız piyade defterlerinde kaydedilmiş bulunan köyler de mevcuttur. Nitekim. Karlık ve Bıılkas ile birlikte. hepsi XVI. Selanıi Pulaha-Yaşar Yücel. Arıkan. Vehbi Günay.62-65.84) de üçüncü Uşak'da bulunmakladır.13) mirliva lıâssı olan Ulugöbek'de. 177:si (% 12. Baııaz'a lâbî Kuştiımır ve İne. 201'i (% 24. Doğru. değişik bölgelerle İlgili tetkikler de. "Kânunnâme-i Âl-i Osman*'. toplam 1. LisleIII-V). 31-32. ikinci sütünde! verilmiş olanı da "hâne x 5 + nâ-resîde/mttcerred/ sagir" formülüne göre hesaplanmıştır. U.

Sözgelimi. Defter kayıtlarına göre. Devlete karşı söz konusu yaya yükümlü tutulmakla beraber. o yıl nöbeti gelip sefere ve şâir hizmete eşen yaya. 75-78.55) üçiincü Uşak ünitesinde kaydedilmiştir. çiftliklerde kayıtlı nüfusun önemli bir kısmını da. 1545 ve 1579 tarihlerinde Uşak piyade çiftliklerinde tespit edilmiş olup. 210. hem yayalar. Hem yukarıda işaret edilmiş olan dunun. Keza.08'ini.70) ikinci Uşak.97) ikinci Uşak. bu konuda Önemli bir fikir vermektedir. Bir başka ifadeyle. Bu rakam aynı tarihle kazanın toplam yaya-yamak nüfusunun % 35. 237'si (% 27. Uşak piyadelerine ait her (iç defterde de bu fiilî durumun oldukça yaygın bir şekilde tatbik edilmiş olduğu görülmektedir. doğrudan yaya ve yamak yazılmış olanlar dışında. Uşak piyadelerinin de dâhil olduğu her üç defterde de yaşları ile birlikte "nâ-resîde" kaydedilmiş olanların toplam sayısı 1545'dc 4Ti (% 7. kaza dâhilinde çiftlik civarında. henüz hizmete eşecek. Bunların meskûn olduğu köyler. diğerleri yamak konumundadır. çiftliğin tabî olduğu. iskân yerleri almakla birlikte. M. Osman karyesine bağlı Göbek çiftliği yayası nm Uşak'a tabî Tekye köyünde yazılmış olması3*. tabloda ayrıca verilmemiştir. ilgili listelerin yayayamak sütununda kaydedilmiş bulunan yaya-yamak nüfusun bir kısmını "eşer-yaya"\nr oluşturmaktadır. kaza piyadeleri yaya-yamak nüfusunun 1545'de "122 nefer ile % 15.41) de üçüncü Uşak'da olmak üzere 529 olarak tespit edilmiştir. 1579'da ise 113 nefer İle % 13.55'ini teşkil etmektedir. her çiftlik defterlere "yaya" ya da "eşeryaya" olarak kaydedilmiş bulunan bir kişi üzerine kaydedilmiştir. Bu minval üzere yaya kaydedilmiş olanlar. 145'i (% 27. yani yamak kaydedilecek yaşa gelmemiş olmaları dolayısıyla "nâ-resîde" statüsünde yazılmış olanlar teşkil etmektedir. 1559'daki durumu listelerde verilmiş olmakla beraber.23 Tafsilat içüı bkz. . BOA.41) Uşak (1). hem de her iki tarihte de bunların sayılarının çiftlik sayılarına eşit olması sebebiyle.48) Banaz. eksik olması sebebiyle genel değerlendim!eve alınmayan nâ-resîde sayısı 1579'da % 13. genellikle çiftlik dışında bir iskân yerinde bulunduğu anlaşılmakladır. aynı tarihte. çiftliklerde yaya yazılmış olanların.Turan Gökçe 13.13'ünti oluşturmakladırlar. s. "ıAym makale". Uşak (1) nahiyesine tabî Kızılhisar köyü hudutları dahilindeki İslıak çiftliği yayasının Şeytüü kazasına tâbi Ömer karyesinde bulunduğuna dâir kayıt da bir başka örnek teşkil 35 etmekledir . 1545'de Ulugöbek nahiyesine tabî çiftliklerdeki yayaların çoğunun tabî oldukları Ulugöbek ve Emekse karyelerinde yazılmış olmakla beraber. 189'u (% 21. Bu itibarla.72) Banaz. 176-177. umumiyetle listelerde de belirtilmiş olan. 62'si (% 11. her ocakta yaya kaydedilmiş olan birisinin bulunmasına rağmen. hatta kaza hâricinde her hangi bir köy de olabilmektedir. Ek olarak verilmiş olan listelerden ve genel durumu yansıtmak için hazırlanmış olan tablodan da dikkat çekeceği üzere. Anadolu piyade ocak nizamına göre.75) Ulugöbek. hem de yamaklar için kullanılmış olduğunu ifâde etmek müııikündür33. Anadolu'da yaya kavramının genel anlamda. Arıkan. s.TD-237. s. BOA. 136'sı (% 25. 145 'i (% 27. çiftliği muayyen sayıda yamak ile birlikte tasarruf etmekle ve bunun karşılığında yükümlü olduğu vazifeyi nöbetleşe yerine getirmektedirler.TD-237.

35'ini teşkil etmektedirler.272-273.58) Banaz.81) 1: 12'si (% 2. Bu dununda. 153 2? 12 - 462 ]00 Tablodan.7Ö) 3. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı nisbetinde azalarak. 283. 134'ii (% 29. 1545 ve 1579 tarihli defterlerde nâ-resîde kaydedilmiş olanların şâir hususiyetlerine işaret etmeden önce. 44'ü (% 9.96.711 42.92) 1.59).42'sini teşkil eden 99'u 10.41) 6. • • • • > • : • 35 <)!)• - :32 : 134 .TD-574mt s. 1579'da ise 10-12 yaşlarmda bulunanlara genellikle "yarayınca/yaradukda eşer" kaydmının düşülmüş olduğu dikkati çekmektedir30. 99 . 290. Genel durumunu ifade etmeye çalıştığımız. 34 " 18 :ı:' (1.-. 144 62 . 6'sı da (1. % 6. bir önceki tarihe göre önemli ölçüde bir farklılaşmamı! görüldüğü 1579'da ise 1-12 arasında değişen yaşlarda bulunan 462 neferin % 21. 31'i (% 6."(i 1 4 9 1. %18. 14. Mezkûr tarihle. Nalı iv*: 1 9 11 3 13 14 50 «.29) 9 yaş grubunda bulunmaktadır.70 8 26 9 18 37 2 12 2 - - - 3 3 4 5 İS 5 41 87: LS.-'J 2 13 7 4 12 1 4 1 2 2 J» 1. yaş gruplarına dağılımım bir tablo üzerinde değerlendirmek gerekirse. özellikle 1579 tarihli defterde sıklıkla tesadüf edilmektedir: BOA.• -AT.14) 4.14 21. Söz konusu 1-5 yaş gruplarında bulunanlar. . 153'ü (% 33.7-J.30'unu teşkil eden bu zümrenin 32'si (% 6. 04'ünü oluşturan 32'si ise 11-16 yaş gruplarmda bulunmaktadır. 1545 tarihli defterde kaydedilmiş olan 529 nâ-resîdenin 1-16 arasında değişen yaş gruplarına dağılmış olmakla beraber.Sf-3 7 13 9 4 4 8 3 2 1 (İ 6 27 5 26 1 4 2 5 - • .17 8 17 13 23 15 76 M.59'unu teşkil eden 146'sı 6-10.45 i 9 17 4 1 27 11 21 17 77 13 5 5 10 •33" 7.33) de üçüncü Uşak'ta kaydedilmiştir.XV-XVI.41) 8. • 1 ()() • 8 14 2 6 13 2. 305-306. Nâresîde kaydedilmiş olanların yaş gruplarına dağılımında.97) Ulugöbek.^1 38. UŞAK KAZAST PİYADE ÇİFTLİKLERİNDE "NA-REŞIDE" KAYDEDİLMİŞ OLANLARIN YAŞ «" SUPLARINA DAĞILIMI . kesüı olmamakla beraber. kazanın toplam yaya-yamak nüfusunun % 32. Geri kalan % 27. toplam rakamın %66.21 (> i 2 8 5 S 2 13 1 6 11 •33 y 1 7 4 9 7 28' V2 * 1 ' 10 3 1 11 \2 13 2 T 14 15 Toplam 1545 Uşak Banaz Uşak Uşak Toplaw= % Ulugöbek Uşak Banaz Uşak Uçak Tophııi)= % in 20 19 75. 1545'de 11-16. 1 2 2 4 n . % 21. d . 25'i (%5. daha ziyade 1-5 yaş arasında yoğunlaşmış olduğu anlaşılmaktadır.21 'ini oluşturan 98'i 5. 136 145 529:. 459 a düşmüştür.91) ikinci Uşak..75 i. 13'ü (% 2. 32'si (% 6.. 292. Tarih 2 7 İS rı 22 21 73: 1J.7 fi 3 1 i. şöyle bir sonuç ortaya çıkmakladır.41 II IS - 6 8 3 6 9 •32 'ı')! 3 20 23 30 1579 n 6 8 fi 5 6 • 31:. 25'i (%5. 96'sı (% 20. hizmete eşme Belirli yaşlarda bulunan nâ-resîdderlü ilgili olarak düşülmüş olan bu tür notlara.1 S - «. . Geri kalan 33'ü (% 7.83'üne tekabül eden 87'si de 2 yaş grubunda yer almaktadır.19) Uşak (1).

Listelerde ve yukarıda verilmiş olan tabloda. l'i Banaz. s. hem önceki tahrirde. 39 BÖA. l'inin derviş. 222-223.61 "ini teşkil eden zümreye de İşaret etmek gerekir. aynı sütunda verilmiş olanlardan 5'inin şerif. 4'ü de yine aynı sancak hudutları dahilinde olan Yalak derbendine muhafız tâyin edilmişlerdir31. V. tahrir esnasında bulunamadığı için gâib yazılanlar. Bununla birlikte. "sagîr" olarak kaydedilmiş olan. Turan Gökçe. Sosya! Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi). Pulaha-Y. l'iniıı de tımar-eri olarak kaydedilmiş olduğunu da belirtmek gerekir. 283-284. dolayısıyla kânunnâmelerdeki "yayanın bir ve iki hidmete kabil oğlanları olsa anlar dahi yamak yazıl uh növbetlerinde ve Klarnetlerinde o/a/ar'' hükmü 7 fehvasınca yamak yazılma yaş tabanının.TD-237. Gcdus nahiyesinde bulunan Kızılca. F. 4'ü Uşak (1). ikinci Uşak'da Gökkaya karyesi Çakır çiftliğinde 4. Aynı tez. toplam 8 imam tespit edilmiştir. 257. diğer sütununda belirtilmiş olan. Sayıları az olmakla beraber. hem de yeni yapılan talırirde bulunamayanlar ayrıntılı olarak tespit edilmiştir. 9'u da Uşak-ı diğer olarak belirtilmiş olan üçüncü Uşak nahiyesinde olmak üzere. Milgarb karyesi Eynebegi çiftliğinde 10. 1579'da ise % 5. "gâib" ve "mürde" olanlar da sarahatle kaydedilmiş bulunmaktadır.90'ina. l'i de yine üçüncü Uşak ünitesinde olmak üzere. Piyade çiftliklerinde kaydedilmiş olup aşağıdaki listelere ve bunlardan hareketle düzenlenmiş olan genel tabloya yansımış olan unsurlardan birisi de pîr-malâl kaydedilmiş olanların teşkil etliği zümredir. Yücel. s. topa m yaya-yamak nüfusun 1545'de % 4. l'i Banaz. her iki tarihte de 73 nefer tespit edilmiştir. Gtinay. Bu cümleden olarak. Uşak (l)'a tabî Kızılcasögüd karyesi İlyas çiftliğinde 2. toplanı nüfusun % 1. Yine aynı tarihte. 1545'de. Kmecen. s. 230. Tahrir işlemi sırasında. Yüzyıllarda lAzıhyye (Denizli) Kazası (E. Karlık karyesi Hüsrev/Yuvaca Eşref çiftliğinde 4. 329-330. Al7/ ve XIII. '"atik" ve "cedid" olarak iki kalemde belirtmek suretiyle. 212. 1579'da 17 neferin önemli bir kısmının derbend muhafızı olarak kaydedilmiş olduğu görülmektedir. 1579'da 4'ü Uşak (1). 1545'de 15-16 iken. Anadolu'nun diğer bazı yerlerindeki dunun iuin bkz. s. 1545'de 1 'i Ulugöbek. bu cümleden olarak. 100 .13'üne tekabül etmekledir.20'sini teşkil eden 18 muhassıl kaydedilmiştir. üçüncü Uşak'da Eymirscvinç karyesi Karesi çiftliğinde 2. muhassıl ve imam yazılmış olanlar da yaya çiftlikleri nüfusu içerisinde tesadüf edilen. Akkilise karyesi Güçlüoğlu çiftliğinde 1 olmak üzere. 1579'da ise 2'si Uşak (1). toplanı 23 nefer doğrudan "derbend muhafızı" olarak kaydedilmiştir. iki önemli zümreyi teşkil etmektedirler. İzmir 1994. 3'ii de üçüncü Uşak nahiyesinde olmak üzere. Aynı eser. Bu da. çiftliklerde tespit edilerek deftere kaydedilmiş olan mevcut yaya-yamak ve sair unsurlardan oluşan nüfus dışında. Ü. 1545'de 35. 1545'de hiç bîr imam kaydına tesadüf edilememekle beraber. sadece 1545 tarihli defterde nâ-resîdelerdeıı ayrı. 1579Tda 12'ye düşmüş olduğunu ifade etmek mümkündür38. Ocak halkından olmakla beraber. Bunlardan 19'u Kütahya sancağı.144-145. muhassıl sayısı 4'e düşmüştür. Aynı eser. toplam neferin sadece % 1. Diğer taraftan. 31 -32. s.Turan Gökçe yükümlülüğünün başlangıç. Ek olarak verilmiş olan listelerde aynen aktarılmış 37 38 S.

olanların 45'i gâib-i alık. l ' i 170. 145. Mevcut yamak sayısının daha sıhhatli bir biçimde tespiti düşüncesiyle40. yine atik ve cedid olarak iki kalemde verilmiş olan mürde kayıtlan da oldukça önemlidir. l ' i 100 : l ' i 140. genel durumu yansıtan tabloda tek kalemde kaydedilmiş olan. ulufe bedeli olarak kendilerine arazi tahsis edilmiş olan yayalar. "Aynı makale". l ' i 190. F. İslâm Ansiklopedisi. "eyii yerde yetmiş veya seksen dönüm. l'i 90.yer'den tahsis edilmiş olan arazi. 2 s i 70. 5'i (% 14. tasarruflarında bulunan çiftliklerin muafiyetle kendilerine tevcihi ile birlikte. 1579 da tespit edilenlerin tamamı ise yeni tahrirde tespit edilmiş anlamında.80) 70. bir bütün piyade çiftliği. Kısaca ifâde etmek gerekirse. Akgündüz. 1545'de Ulugöbek'dcki 9 çiftlikden 4'ü (% 44. 50\si de gâib-i cedid olarak yazılmıştır. Söz konusu değişiklikle.70) 120. 31.94 nisbetinde r azalarak. üst sınırı teşkil eden 150 dönümün üzerinde bir yere sahip olduğu görülmektedir. Anadolu eyâleti yaya ve müsellem kanunnâmesinde yer alan hükme göre 4 '. 1545'de tespit edilmiş olan 654 neferin 334'ü miirde-i atik. s. alçak yerde yüz otuz ve yüz elli dönüm" den ibarettir. 2() yc düşmüş olması oldukça dikkat çekicidir. l ' i 330. 3'ü 180. Bununla birlikte. A. Uim bir "askeıf statü kazanabilmişlerdir 4 1 . banş zamanı buralarda zirâatla meşgul olmuşlar. l ' i 90: Uşak (l)'daki 34 çiftlikden l'i 60. 1545'de lespit edilmiş . konumuzu teşkil eden Uşak piyade çiftlikleri dönüm miktarının genellikle mezkûr ölçüler civarında yoğunlaşmış olmakla beraber. Banaz'daki 21 çiftlikten 2'si 50. Yeniçeri ocağının kum İmasından sonra Önemli bir değişikliğe mâruz kalmıştır. Ömer Lütfi Barkan. l ' i 170. önceleri yarı askerî bir statüyü hâiz olan yayalar. 101 . l ' i 100. Halil İnalcık. Bu cümleden olarak. "Ciltlik". Aynı eser. Hizmetleri mukabili piyadelere "yayalık . "Çiftlik". 4'ü {% 11. 5'i (% 23. s. 392-397. özellikle zamîmclcri ile birlikte kaydedilmiş bulunan önemli bir kısmının. 6'sı (% 17. U. Aynı eser.XV-XVI. l ' i 310. büyüklüğü verim kabiliyetine göre değişen. aşağıda verilmiş olan listelerden de takip edilebileceği üzere. 180-181. 160. Bkz.44)'ü 180. I 3. başlangıçta günde bir akça "ulufe" ve "avânz-ı dîvân iye" den muafiyet karşılığında sefere memur edilmiş olan yay alamı statüleri. M. 32-33. 1579'da %78. İÜ. bir çiftlik 42 yerdir. gâib-i cedid olarak kaydedilmiştir. s. 3'ü 150. 320'si de milrde-i cedid olarak kaydedilmiştir.64) 100. 3'ü 140.76) 200. Bu cümleden olarak. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı olmakla beraber. Genel anlamda ciltlik hakkında bkz. orta hallü yerde yüz dönüm. Emecen. 1579'da tamamı cedid olarak yazılmış olan mürde sayısı 531 nefer olarak tespit edilmiştir. EP. ancak bu gelişmelerle birlikte. ayrıca "avânz-ı dîvâniyye ve tekâlif-i örfıyye" den muaf tutulmuşlardır. Ankan. genellikle. Özellikle Ölmüş olan. l ' i 250. 1545 de 95 iken. Uşak ! piyadelerinin toplanı gâib sayısının. geçmiş ocak ahvâdma işaret etmesi bakımından ayrı bir ehemmiyeti hâiz olan "mürde'' miktarmm daha büyük rakamlara baliğ olduğu görülmektedir. Çiftliklerin İktisadî Durumu ve Toprak Tasarrufu İlgili araştırmalarda ortaya konulmuş olduğu üzere. s. 3'ü 80.

257 7. 2"si 140.79) 250.%) 80-150.141 20.787 8. l*i 180. 2'si 140. 2'si 200.0) 14. İM 200.81 Hâsıl 2. 2'si 200. XVI.76) 50-150. 1545 ve 1579 tarihlerindeki sayısı.11 31. Vi 700. teşkilâtın lağvına kadar ciddî bir değişiklik göstermeksizin muhafaza edilmiştir. l'i 370.76 13. 26 çiftliğin (% 89. l"i 250. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır.357 " % 7. Keza.74 32.950 33. 2'si 130.320 5. Ek olarak verilmiş olan listelerden de takip edilebileceği üzere.09 11. nahiyeler arasında önemli farklılıklar gösterdiğini de ortaya koymaktadır. YÜZYILDA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİNİN TOPLAM DÖNÜM MİKTARI VE HÂSILI Tarih Nâlıiyu UİLigöbck 1545 1579 Uşak (I) Batı az Uşak (2) Uşak (3) ToplamUlugöbek Uşak(1) Ban az Uşak (2) Uşak (3) Toplam^ Çiftlik Adedi 9 34 21 29 29 122 9 32 18 26 28 • : • 1 1 3 Dünüm Miktarı 1.S3 24. 260 4. ınîrlivâ hâssına tahsis edilmiş olan Ulu göbek'teki çiftliklerden sadece 2'sİ 70-150 dönüm arasında . l'i 340.750 4. 4'ü (% 13.870 10. l'i de 1.43 1. Bu rakamlar.23)"ü 150 dönümden fazladır. 4'ü (% 13. Ti 500.82 22. 100 Tablodan da takip edilebileceği üzere. toplam dönüm miktarı ve hâsılı bir tablo üzerinde değerlendirmek gerekirse. l'i 190.68) 150.79) 80. Nitekim.920 9. 6'sı (% 20.370 S.70 20.65) 150 dönümün üzerinde bir yer işgal ettiği görülmektedir.330 • • 23.880 % 7. oldukça farklı bir görünüm arz eden ikinci Uşak Ma ise sadece 3 çiffîlik (% 10.63 23.57) 150 dönümün üzerinde kaydedilmiştir. her bir idâri üniteyi ayrı ayrı belirtmek üzere.Turan Gökçe 2'si 150. 4'ü (% 13.357'dir.42) 50-150.340 7. Vi 370.74 21. 7'si (% 77.34) 100-150 dönüm iken. üçüncü Uşak'daki 29 ! çiftlikden 4'ü (% 13. Ulugöbek'dc olduğu gibi. çiftlik dönüm miktarı itibariyle Uşak piyâdelirinin arzettiğİ bu özellik. l'i 380. 1545'de tespit edilmiş olan 122 çiftliğin toplam dönüm miktarı 23. 3'ü 180. 13"ü (%38.93 35. Tİ 310.710 29.680 2.79) 100. 6'sı (% 28.268 : : 100 7.440 4. Bunun % 7.11Ü 2.510 6. l'i 270.020 2. üçüncü Uşak nahiyesinde de çiftliklerin 20'si (% 68. 2'si 190.17 25. 9'u da ( % 31.03) 150 dönümden fazladır. Uşak (l)'da 21 "i (% 61. Uşak piyade çiftliklyerinin dönüm miktarının. Banaz'daki çiftliklerin 15'i (% 71.77) ise 150 dönümün üzerinde bir yer işgal etmektedir.0! 21.570 6.87 11.Ol 100 8.45 100 .400 3. l'i 330. l'i 450.810 5.62 22. Dönüm miktarı itibariyle genel olarak değerlendirilmiş olan Uşak piyade çiftliklerinin.79) 350.500 dönüm yerden ibarettir. Uşak kaza dâiresinde.74'ünü teşkil 102 . İkinci Uşak'daki 29 çiftlikden Ti 100. 3'ü 300I'i 320. 2 si 90. l'i 380. Bu bakımdan.13 36.

Diğeri ise Ulugöbek nahiyesi.13) Banaz. söz konusu değirmenlerin tamamının 60 akça "resm-i âsiyâb" ile bütün yıl faal olduğu anlaşılmakladır.370'i hâssa tahsis edilmiş olan Ulugöbek nahiyesinde olup.45) da üçüncü Uşak ünitelerinde kaydedilmiştir. 3. İlgili defterin eksik olması sebebiyle.268'e düşmüş olan toplam dönüm miktarının 1. 4.TD-574m. 2. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı eden 1.257'si (% 11. 9.63) Ulugöbck'de. s.87) Uşak (1).76) Uşak (1). BOA. s. Altı ay yürüyen.43) de üçüncü Uşak nahiyesinde yer almaktadır. şâir ziraî mahsûllerin üretimiyle ilgili tafsilata inme imkânı bulunmamaktadır. 1559'daki durum genel değerlendirmeye dâhil edilememiştir.70) ikinci Uşak.320'si (% 35. piyade çiftliklerinde de tesadüf edilebilen tek küçük çaplı sınaî teşekkül olan değirmenlerin resİmlcriylc birlikte ayrıca kaydedilmiş olduğu görülmekledir.TD-574m. Evran çiflliğiııdcki hâriç. 2.01) Uşak (1). Aradan geçen zaman zarfında.01) ikinci Uşak. Bunun 8.93) Banaz. 4.81) da Üçüncü Uşak ünitesinde bulunmaktadır. genel olarak Osmanlı kır kesiminde olduğu gibi.TD-237. ikisi 4a 49 de üçüncü Uşak. Mihmad4' çiftliğinde bulunmakladır.400'ü (% 24. 1545'de tespit edilmiş olan iki değinilenden bütün yıl çalışması dolayısıyla 60 akça "resm-i âsiyâlra tâbi olan biri. BOA. Çiftlik hâsılları.83) Ulugöbek. Bunlardan ikisi. s.XV-XVI. s 239.74) Banaz.s. talısis edilmiş olan Ukıgöbek nahiyesinde bulunmaktadır. 8.82) ikinci Uşak. % 9.870'i (% 14. büyük çoğunluğu teşkil ettiği anlaşılan hububat dışında.260'ı (% 25. Eymirscvinç karyesi İlyas ve Bağbaşı karyesi Evran çiftliğinde kaydedilmiştir.880 akçaya düşmüş olan hâsılın 2. 5.340?ı (% 7. 293.04) de üçüncü Uşak nahiyesine aittir.440'ı (% 36. Bu cümleden olarak.141 'i (% 20. "fmrâb" olarak kaydedilmiş olan diğeri ise aynı nahiyeye bağlı Karabolu karyesi.09) Uşak (1)'.680'i (% 23. bakisi Ser-pİyâde olarak kaydedilmiş olan dört nahiyeye dağılmış bulunmaktadır. bir önceki tarihle harâb olmakla beraber. 237.11) Banaz. genellikle "hâsıl-ı go/lâl" veya "hâsıl-ı 'ani 'i-gaiie ve gaynhtı" ifadeleriyle tek kalemde kaydedilmiş olduğundan. BOA.110'u (% 21. 1579"da % 13. 6. 81.TD-574m.710lı (% 22.75ü'si (% 8. s. Bunun % 7. çiftlik adedi ve dönüm miktarında da görülen düşüşe paralel olarak. Bununla birlikte. 7.570'i (% 32. 10. ihya 46 47 edilmiş olan mezkûr Mihnıad ve Nusret çiftliklerinde bulunan değirmenlerdir. yayaların tasarrufunda bulunan değinilen sayısı 4'c çıkmıştır.TD-574m.51 (Tu (% 31.TD-574m.810'u mîrlivâ hâssıiıa.17'sini teşkil eden 2. Ser-piyâde olarak kaydedilmiş olan geri kalan miktarın 5.920'si (% 13. 309. BOA.787'si (% 11. 6.950'si {% 21.62) ikinci Uşak. Uşak piyade çiftliklerinin toplam hâsılı 1545'de 33. s.020 akça olarak tespit edilmiştir. 7.50 nispetinde azalarak 1579'da 29. 103 .291. 44 45 4fi 47 BOA. 30 akçahk resimle kaydedilmiş olan. BOA. ikinci Uşak nahiyesi. 311.22 nisbetinde azalarak 20.TD-237. 1579'da çiftliklerde olup. 4. Nusret44. BOA.330'u (% 22. Emekse köyüne tabî Yaya Hoca çiftliğinde bulunmaktadır50. Aradan geçen zaman içerisinde.

Emeksc'deki Hamza Bâlî çiftliğine Taşluca'da Haydar çiftliği. 279. 67/146. Yalısı. Mlirsel çiftliğine Akdere. Bu cümleden olarak. Bu cümleden olarak. Arıkuu. 306.TD-237. Kabaağaç'da Hızır çiftliğine Gündoğmuş çiftliği. Ayrukavak'da Osman çiftliğine Almaca çiftliği. Bu cümleden olarak. 1545"de Uşak (l)'da Yunus. Küsürce çiftliğine Bağluca'da Karaca Uruz çiftliği. Dîvân-ı Hümâyun kâtiplerinden yaya ve müsellem muharriri Hamza'ya hitaben yazılmış olan bir hükümde. M. Çullu. ikinci Uşak nahiyesinde 3 çiftliğe zamime yazılmıştır. ihtiyâca binâen. 211). 283-284. s.).'a tabî Emiraziz köyünde Mesud çiftliği zamnıol un muştur. Kuzviran'da Aslıhan çiftliğine İnebegi çiftliği. zîrâî kabiliyetini yitirmesi33. s.77. Uşak piyade çiftliklerinin tasarrufu ile ilgili olarak belirtilmesi gereken önemli noktalardan birisi de. ziyâde yerlerden zayıf ocaklara zamîme yazılmak suretiyle ihya edilmesi hususunda gereğinin yapılması emredilmiştir ( 23 Muharrem 986/1 Nisan 1578 tarihli hüküm: BOA. Yahşi çiftliğine Banaz nahiyesi Çukurviran köyünde Çubuğa.. Uşak (l)'da Mürsel (BOA.MD-34. Gökkaya'da Yahya çiftliğine Oğulca bin Hasan çiftliği.TD-374m. üçüncü Uşak'da Bayezid. Bağluca'daki Balladır çiftliğine Gerdeme'do İrice çiftliği zaıumolunmuştur.TD-574m. s. üçüncü Uşaknda İbrahim (BOATD574m. ikinci Uşak"da Hamza Balı. Enûrazîz'de Bayrambegi çiftliğine Oğlakalannıda Murad çiftliği. 53 1545'de Ulugöbek'de Göbek. 311) çiftliklerine zamîme yazılmasının gerekçesi de "ziyâde oldukları sebepdeıı" şeklinde belirtilmiştir. Eksik olan 1559 tarihli defter dışında. Yahşı. çoğu mevkufatdan olmak üzere toplam 8 çiftliğe zamîme kaydedilmiştir. Banaz'da Jldutan.7D-2J7. Üçüncü Uşak nahiyesinde ise 5 çiftliğe zamîme yazılmıştır. 253-254. 1579"da Uşak (l)'da Yunus.. aynı minval üzere. 258). s. Dumlupmar'da Çullu çiftliğine Dutluca'da İsrail ve İbrahim çiftlikleri zamnıolımmustur. toplam 5 çiftliğe zamîme tahsis edilmiştir: hepsi nıevkufatdan olmak üzere. ocak ziyâdeleri ile nıevkufata kaydedilmiş olan çiftliklerden yazılmış olduğu anlaşılmaktadır. Güçlüoğlu (BOA. Ilyas çiftliğine . Mahmud çiftliğine Karlık köyünde Alice. 316). s. 257 ). 52 Mesela. 1545'de Ulugöbek nahiyesinde Göbek çiftliğine nıevkufatdan Orhan çiftliği zammolunmuştıır. 1579'da Uşak (!)'da Köse Halil. Eynebegi çiftliğine Bana/. Çakır. Söz konusu gerekçelerle yapılan zamîmelerin. 182-185. en fazla zikredilen sebeplerdir54. saz ve çayır olması gibi nedenlerle "bl-hâsı!" olarak. Esasen bütün yaya sancaklarında yaygın bir şekilde tatbik edilmiş olduğıı anlaşılan bu uygulamayı gerektiren durumlar arasında. üçüncü Uşak'da Bâyezid. Güçlüoğlu (BOA. 54 Tafsilat için bkz. s. 316) çiftliklerinin zamaneye ihtiyâcının "6/Wı«\w/"olmalarından kaynaklandığı belirtilmiştir. Hacılar'da İldutan çiftliğine Kuzviran'da İshak çiftliği. çiftliğin zamanla kanunî ölçülere göre küçülmüş olması veya ocak nüfusunun 52 artması üzerine yetersiz hale gelmesi ile su baskını. 268. 309. 1545sde üçüncü Uşak'da Karesi (BOA. Yunus çiftliğine Karlık köyünde Yamanbegi. Scndcl çiftliğine Melikşah çiftliği. Çarık Maki Bâyezid çiftliğine AkkiliseMe Karesi çiftliği (2 eşer). 104 1 . bazı çiftliklere 51 "zamîme" adı altında ilâveler yapılmış olmasıdır . 269. Kürt'de Kara İshak çiftliğine Halil çiftliği. s. "Ayın makale". Uşak (1) nahiyesinde. "yeri az olduğıı erilden" zamîme yazıldığı kaydedilmiştir. İnebegi. 1545 ve 1579 tarihli defterlerde bu husus gayet açık bir şekilde kavdedilıniş bulunmaktadır.Turan Gökçe Defter kayıtlarına göre. Banaz nahiyesinde.TD-237. 1579"da yine aynı çiftlikle birlikte Mihmad çiftliğine (BO A.

Oğlakalanı'ndaki Murad çiftliği beJirti] iniş tir. M. bütün bu ve benzeri uygulamalarla kendini gösteren gayretlere rağmen. Çullu ve Osman çiftlikleri ile Kuzviran'da mcvkufat-ı köhneden İncbegi çiftliğinin zammolunduğu İslıâk-ı diğer çiftliklerinden ibarettir. nıukataaya verilen ve geliri mevkufçular tarafından toplanarak hazineye aktarılmış olan bu çiftlikler. Akkilise'deki Güçlüoğlıı çiftliğine Sarucaoğlu çiftliği (2 eşer) zammolımmuştur. 1579 tarihli defterde durumun aynen muhafaza edilmiş olduğu görülmektedir. Karesi çiftliğine Sevinç çiftliği. Hasan-Cııllâh Ali çiftlikleri bu minval üzere kaydedilmişlerdir. muhtelif sebeplerle. Uşak (l)'da yine 5 çiftliğe zamîıne yazılmıştır. Ankan. Banaz nahiyesi Gökkaya karyesinde Hızır çiftliği ile bir görülmek üzere kaydedilmiş olan Begtemür çiftliğinin ilâvesi müstesna.XV-XI/L Yüzyıllarda Uşak Kozası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı çiftliği. UzıınYurtbegi. "Aynı makale". Karesi ve Güçlüoğlıı çiftlikleri ile Banaz'a tabî Susıızviran'da Çubuğa çiftliğinin zammolduğu. Eildutan-Resııl. Banaz'da zaınînıc yazılan çiftlik sayısı 6'ya düşmüştür. bunların Önemli bir kısmının bu yolla umara dâhil edilmiş ve kısmen reâyâ eline geçmiş olduğunu da belirtmek gerekir 55 . çok yaygın bir biçimde. Uşak piyadelerinin yazılı bulunduğu her üç defter kayıtlanılın tedkikiyle. Bunlar. mevkufa kaydedilmek suretiyle. Bunlar. Çakır. aynı şekilde kaydedilmiş olan Bâyezid. böyle bir Bkz. Kızılhisarda mevkııfat-ı cedidden Melik çiftliğinin zanımolunduğu Köse Halil çiftliklerinden ibarettir. aynı şekilde kaydedilmiş olan İldulan. çiftliğe yapılan ilâvelerin dışında. aynı idâri ünitede veya diğer nahiyelerde bulunan ocak halkından "hâliyâ virtten" kaydılyla birlikte yamak ilâvesi yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Kısaca temas edilmiş olan. Eklerde verilmiş olan listelerde işaret edilmiş olan numaralardan da takip edilebileceği üzere. Ulugobek'de Yaya Enıtir-Kınk Halil. ZckeryâHüseyin. Banaz'da İshak-Okcu Osman. Kızılcasögüd'de Hüseyin çiftliğinin zaimnolunduğu Hasan. eşkin karşılığında sancak beyleri veya yayabaşılarına tahsis edilmeye başlandığı anlaşılmaktadır. Yahya. bazı çiftlikler de. Uşak piyade çiftlikleri üzerinde dururken işaret edilmesi gereken önemli noktalardım birisi de. Piyade ve müsellem teşkilâtı bünyesinde tatbik edilen Osmanlı toprak nizâmına göre. yeniden canlandırılmak suretiyle işler hâle getirilemeyen harap çiftlikler mevkuf kaydedilmiştir. doğrudan droğnıya "'bîr görü/üb iki eskim vermek" üzere kaydedilmişlerdir. Yunus ve İııebegi çiftliklerinin dışında. s. Yuvaca Eşref-Aydemür. İşte. Nihayet. işaret olunması gereken önemli noktalardan birisi de iş gücüne yapılan takviyelerdir. nüfusu azalmış olan çiftliklere. Ulugöbek : de Göbek çiftliğine mevkufaîdan Hızır çiftliği zammolunmuştur. zaınîmc yazılan çiftlik sayısı değişmeyen üçüncü Uşak nahiyesinde de. İkinci Uşak nahiyesinde zamîme yazılmış olan 3 çiftliğin durumu aynen devam etmiştir. Keza. zamanla. Yahşı-Şeyh Zekeryâ. Milmıad-Bâlîeşref. Turbegİ-Hızır. Sendel. Bunlann dışında. Tavus Ali-İbrâhim. 198-201. ikinci Uşak'da NıısretKöse Yusuf. aynı şekilde kaydedilmiş olan Miirsel. 105 . 1579 tarihli deftere göre. Yaya-yamak nüfusu bu minval üzere diğer çiftliklerden aktarılan yamaklarla tekmil olunan çiftlik sayısı oldukça fazladır. üçüncü Uşak'da Ali-Hasanbegoğlu. Uşak (l)'de Sevindik-İlyas. Savcı-Mi lunad. Önceleri. aynı tarihte.

TD-574m. Bunlardan Ulugöbek'te bulunan 3 çiftlikten 2'si zamîme yazılmıştır61. Orhan çiftliği de Osman karyesindeki Göbek çiftliğine zammolunmuştur. Uşak kaza dairesindeki mevkuf çiftlik sayısı. Bayındır çiftliğinin nısfı Yaya Halil. 278/812-a. BOA. mühimme defterlerindeki ilgili kayıtlardan hareketle.MD)-3. Bununla ilgili olarak tespit edilmiş olan 26 Cemâziyelevvel 967/23 Şubat 66 1560 tarihli hükümden . 82. 4'ü de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir63. Banaz'da ise. 65 BOA. 3 ! ü cedid. 1579'da 69"a çıkmıştır. 58 BOA.TD-237. s. s. s. 8 : i atik toplam 10 mevkuf çiftlikten 3 'ü başka çiftliklere zammolumnuşmr60. Uşak piyadelerinin de kayıtlı bulunduğu bir defter mevcut olmadığı için. s. Bilecik madenine tayin ohman nöbetti bazı yayaların görevi ihmâline dâir 17 Zilhicce BOA. 62 BQA. 59 BOA.TD-237. 79. nısfı da Ulaş'da Ummâl çiftliğine zamîme yazılmıştır. 286-287.TD-237. yüzyıldaki durumu meçhul kalmaktadır. 4'ünün yaya-başı uhdesinde bulunduğu anlaşılmaktadır"1". 64 BOA. Banaz'da bulunan 31 çiftlikten sadece 9'u ihtiyacı olan diğer çiftliklere zammolunmuştur63. 276-277. Bunlardan.7D-237. Ulugöbek'de "el-mevkûf-ı köhne" olarak 3 çiftlik kaydedilmiştir56. 66 Bir sureti Karahisâr-ı Sâhib piyadeleri begi Mehmed Beg'e yazılan hüküm: Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mühimine Defteri (=BOA. s. 234-235. Bu cümleden olarak. 15'i atik 16 çiftlikten 7'si diğer çiftliklere zamîme yazılırken. mevkuf çiftliklerin de XV. 4. ikinci Uşak nahiyesindeki 19 çiftlikten sadece 5'i 6J . 265. Uşak (1) nahiyesinde "mevkufat-ı cedid" olarak 2. bu minval üzere mevkufa kaydedilmiş olan toplam 67 çiftlik tespit edilmektedir. 317. İkinci Uşak nahiyesinde tespit edilen l'i cedid.TD-574m. üçüncü Uşak'da bulunan 6 çiftlikten de l'i zamîme yazılmıştır65. 224-225. Bunlardan l l ' i diğer toprak ihtiyacı olan çiftliklere zamnıolunmuş. s. 106 57 56 . Karahisâr-ı Sâhib sancağı kadılarına.TD-237. 301-302. l'i de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir. s. Uşak yayalannm da dalıil olduğu Karahisâr-ı Sâhib piyadelerinin tâyin edilmiş oldukları hizmetleri kısmen de olsa tespit etmek mümkündür. "zad u zevâde"lcn ile birlikte Bilecik madeninde demir top yuvalağı hizmetine tayin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. 249. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinden 730 neferden ibaret olan bir nöbellisinin. 2si de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir.TD-574m. Uşak Piyfidelerinin Tâyin Edilmiş Oldukları Mîrî Hizmetler Eksiksiz ortaya koyabilme imkânı bulunmamakla beraber.Turan Gökçe gelişmeye maruz kalmış olan çiftliklerdir. SU BOA. 03 BOA.TD-574m. s. Uşak (l)'ta bulunan 16 çiftlikten 6'sı zamîme olarak başka çiftliklere. ö! BOA. 26"sı atik olmak üzere toplanı 29 çiftlik mevkufa kaydedilmiştir58. s. s. 1545'de Uşak kaza dâiresinde.TD-574m. Üçüncü Uşak'da tespit edilmiş olan 2'si cedid. Kczâ. Bunlardan 4'ü yukarıda belirtilmiş olan çiftliklerin bazılarına zamîme yazsılmış. "mevkufat-ı atik'' olarak da 7 çiftlik kaydedilmiştir".

XV-XVJ. sancak yayalarının 730 neferden İbaret olan bir ve iki nöbektİllerinin 14 Zilkade 980/18 Mart 1573'de lekrar. Mühimine defterlerinde yer alan bazı hükümler. 84/203. BOA. Karahisar-ı Sâhib yayalarının tâyin edilmiş oldukları görevlerden birisi de. Bkz. Yine. sancağın bir nöbetli piyadesinin "Ayasofya-i kebîr hareminin laihirT ve yapılacak olan zaviye hizmetine tâyinini âmir olan 19 Muharrem 990/13 Şubat 1582 tarihli hüküm76. aynı madende yuvalak hizmetine memur edilmiş olduklarını göstermektedir. s. diğer yaya sancaklarında da 77 olduğu gibi . 23 Muharrem 972/31 Ağustos 1564 tarihli bir hükümden72. Karahisar sancağı piyadeleri beyine hitaben yazılmış olan hükümden anlaşıldığı kadarıyla*'9.MD-26. Ali Paşa'ya teslim edilmesini âmir bulunmaktadır. Karahisar yayalarının tâyin edilmiş oldukları en son Mzmetin de yine Ayasorya ile ilgili olduğunu göstermektedir. İ82/347. hazırlanan top yuvalağını yalıya indirme hizmetini ifâ etmek üzere. s. 342-344.183/350.MD-46. sancak piyadelerinin bir ııöbetlisinin. zaman zaman tâyin edilmiş oldukları hizmetlerin ifâsında ihmâl göstererek. 263/555. 328/751. Uşak piyadeleri de dâhil olmak üzere. hizmetin aksaması ile ilgili 24 Zilhicce 972/23 Temmuz 1565 tarihli hüküm".MD-22. 21 Cemâziyelevvel 982/8 Eylül 1574"de. s. s.MD-6. s. Keza. 11 Şevval 981/3 Şubat 1574 tarihli hükümle73.MD-29. 5 Rebî'ülevvcl 980/16 Temmuz 1572 tarihli bir hüküm70. Karahisar-i Sâhib piyadeleri beyine hüküm: BOA. Karahisar-1 Sâhib piyadeleri beyine. Karahisar-ı Sâhib piyadeleri beyine hüküm: BOA. s. 22 Zilhicce 979/6 Mayıs 1572 tarihli hüküm: BOAMD-16. 116/242. Karahisâr-ı Sâhib piyadelerinin de. Tobhâne-i Âmire hizmetine memur edilmişlerdir. BOAMD-23. bir sureti Karahisar piyadeleri beyine yazılmış olan diğer bir hüküm 7I de. ciddî aksamalara yol açtıklarım ortaya koymaktadır. 658/1447. Keza. Karahisar-ı Sâhib yayalarının Mamûriyc kalesi tamiri hizmetinde istihdam edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. 17 Şaban 967/15 Mayıs 1560 tarihli. 1572 yılında sancağın bir ve ikinci nöbellileri yaya-başılan. BOA. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinin bir nöbetlisi. Karahisar piyadelerinin 1565nde tekrar aynı hizmetle istilıdam edilmiş olduklarını göstermektedir. 107 . 202/560.dc. Ayasofya'nın tamiri hizmetidir75. s. Karahisar-ı Sâhib piyade beyine hitaben kaleme alınmış olan bir hükümden de74.MO-22. Aynı tez. bu hizmete layin edilmiş olan yaya ve müsellemlerin eksik gelmesi üzerine. 642/1412. tekrar Bilecik madeni hizmetinememur edilmişlerdir. Taran Gökçe.MD-6. BOA. BOA. mukaddemleri ve altışar aylık zad ıs zevâdeleriyle. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 972/16 Temmuz 156567 ve Bilecik madeninde hizmet eden müsellem ve piyade beylerine. 185/448. s. 43/86. sancak yayalarının bir ııöbetlisinin Tcrsânc-i Âmire hizmetine tâyin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. Anadolu vilâyeti kadılarına yazılmış 67 fıS «9 70 71 72 73 74 75 76 77 BOAMD-ö. BOA. 24 Şevval 984/14 Ocak 1577. s.

bütünüyle Anadolu piyadelerinde olduğu gibi. Karahisar-ı Sâhib sancağı kadılarına yazılmış olan hükümM3dc. cürm İl cinayet ve resm-i anlsâne la leb olunması üzerine. 80 BOA.MD-26. 3 Safer 982/25 Mayıs 1574 larihli. hizmetten kaçmaya çalıştıklarını ortaya koymaktadır. 83 BOA. 'H BOA. Sancak dâhilinde yaya-başıları ve yayalardan "ehl-i berât" olanların. yerlerine "gâib : ' kimseleri.MD-3.â. köprücü. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinin. s. 658/1447. sancak dâhilinde bazı piyadelerin. yayaların muayyen bazı yollara baş vurarak. Karamsar-! Sâhib piyadeleri beyi Hasan'a yazılan bir hükümde82. Yaya ve yamakların suiistimali dışında. aynı hizmete lâyin edilmiş olan piyade ve müsellemlerin noksan götürülmüş olmasından dolayı. aynı şekilde. Bilecik mâdeninde lıiznıel eden müsellem ve piyade beylerine yazılmış olan bir hüküm deKU. piyade olmakla beraber. bir başka önemli probleme işaret etmektedir. bazılarının da başka ocağa kaydolunarak hizmetten kaçmaları üzerine. çiftliklerinin yazılmasının ferman olunması üzerine. BOA.MD-3.MD-3. 17 Zilhicce 972/16 Temmuz 1565 tarihli. mühimine defterlerinde yer alan bazı hükümler de. Karahisar yayaları beyi Hüseyin'in ifâdelerine binâen. memur edilmiş oldukları mîrî hizmetin aksamasına yol açtıklarından şikayetle. 82 BOA. s. Diğer taraftan. halkın Cuma namazında olduğu sırada. s. bunun tipik bir örneğini teşkil etmekledir. s. 376/1116. ödememekte direndiklerini gösteren 21 Şevval 966/27 Temmuz 1559 tarihli. Daha da çoğaltılabilecek olan bu hükümler.MD-6. câmî meremmeteisi. Karalıisar yaya sancağı beyi Mehmed'in "tarîh-i salât. 108 79 . aynı hizmete lâyin olunan nöbetli bazı yayaların ilaat etmedikleri ve bazı sipahilerin de yayaların çıkarılmasına manî olduklarım ortaya koymaktadır. teftiş olunmasını âmir hüküm84. 64/150.Turan Gökçe olan bir hüküm 78 . Nitekim. s. Uşak kadısına hilâben. kısa bir süre sonra. 25 Safer 982/16 Haziran 1574 tarihli. Bilecik mâdeni hizmetine tayin edilmiş olan Karalıisar piyadelerinin. toplanmış olan yayaların dağılmalarına ve gitmemekle direnmelerine sebep olmak süreliyle. önemli aksamaların yaşandığına işaret etmektedir. 25/68. bizzat yaya sancak beylerinin ortaya koydukları problemlere dâir kayıtlara da tesadüf edilebilmektedir. nöbetlerinde hizmete gönderilmelerini âmir bulunmaktadır. bütün Anadolu yayaları arasında önemli bir probleme yol açmış olduklarını göstermektedir. yeni tahrirde bir vesileyle derbendei. Uşak yayaları da dâhil olmak üzere. Karahisâr-ı Sâhib sancağı kadılarına yazılmış olan bir hüküm79 . "ehl-i berât olduk" diyerek. bu hususlarda suiistimali görülenlerin tespit edilerek. 270/718. 81 BOA. 152/409. köprücü. Karahisar-ı Sâhib yayaları beyine yazılan hüküm81. 23 Zilhicce 972/23 Temmuz 1565 tarihinde.MD-24. ve şârik-i hanır" olup. 12 Muharrem 967/14 Ekim 1559 tarihinde sâdır olan. bazılarının da kendilerini derbendei. Keza. Ke/. s. doğancı. şâir sancaklarda olan piyadelere muaf olduklarını bildirmcleriylc. ehl-i berat.MD-6. teftiş olunup. 642/1412. s. seyyid ve sâdullah yazılmış olanların teftişi emrolunmaktadır. nıescid civarında bulunan evinde kurduğu mecliste "fısk u fücur'' üzere olduğuna işaretle. sipâhi-zâdc ve muhassıl yazdırarak. 84 BOA.

19 Muharrem 990/13 Şubat 1582'dc tâyin edilmiş oldukları Ayasofya'nın tamiri hizmeti87. 328/751. H. XVI. Halil İnalcık. Dergâh-ı Âli müteferrikalarından Bâlîye 89 yazılmış olan hüküm . Ek olarak verilmiş olan mensâh piyade ve müsellem çiftlikleri ile ilgili listelere esas olan Karalıisar-ı Sâhib sancağı mensâiı piyade ve müsellem defteri tariiısiz olmakla beraber. İzmir 1988.MD-47. s.XJ—XVJ. Aynı eser. BOA. tabiatıyla. diğer taraftan da Osmanlı askerî sisteminde kendini gösteren değişimin etkisiyle"" tüm fonksiyonlarını yitirmesi sonucunda. 283-337. Özellikle mühimine defterlerinde yer alan bâzı kayıtlar. çiftiiklerdeki yaya-yamak sayısının azalmasıyla. 164/394. asrın son çeyreğine girildiğinde. şehir ve kasaba gibi. Devlet açısından halledilmesi gereken ciddî bir problem hâline gelmiştir. aynı tarihli. 29 Cemâziyelevvel 990/21 Haziran 1582 tarihinde sâdır olan hükümler518. sair iskân yerlerinde meskûn olmaya başlamaları gibi gelişmelerle ocak nizâmının iyice bozulmuş olması.MD-47. XVI. Özellikle. Kütahya ve esas konumuzu teşkil eden Uşak da dâhil olmak üzere. F. Söz konusu hüküm doğrultusunda. s. mevcut kayıtlara göre. teşkilâtın lağvı sürecini hızlandırmıştır86. Bu cümleden olarak. neshedilerek. Yüzyıllarda Hamil Sancağı. Archivum Ottomanicum VI (1980). 109 . Tafsilat için bkz. ulûfeli ve ateşli silah kullanabilecek asker sayısını artırma yoluna giderek. s. önceleri muharip bir güç olarak. yukarıda işaret edilmiş olunan değişimin gereği olarak. çiftliklerin bulunduğu yerlerin dışında. bir sureti Kütahya ve Karahisar-ı Sâhib sancaklarında piyade ve müsellem tahrîrine memur edilmiş olan. bundan yaklaşık dört ay sonra. 152. 1600-1700". Bu da. ref olunduğunu ortaya koymaktadır. XVXVI. Zeki Ankan. Devlet'in. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Tesiri lâfı zikrolunan tarihlerde ne ölçüde zaafa uğramış olduğunu göstermesi bakımından oldukça Önemlidir. geri hizmete çekildikten sonra da bazı mîrî hizmetlerin ifâsında önemli rol oynamış olan piyadeler. s. Yukarıda da işaret olunduğu üzere. s. bir taraftan hemen yukarıda temas edilmiş olan suiistimallerin önü almaınayacak kadar yaygınlaşması. Karahisar yayalarının memur edildiği son görev olmuştur. 97. mezkûr tarihte. 396 vd. BO AMD-46. 5. Ayrıca bkz. Bu süreüe mensûh piyade ve müsellem deflerine Söz konusu değişini için bkz. Aynı eser. yaya ve yamakların. en Önemli eyâlet askeri konumunda bulunan tımarlı sipahileri geri hizmete çekmeye başlaması. s. asrın sonlarına doğru. teşkilâtın kaldırıldığı tarihi yaklaşık olarak tespit etmemize imkân vermektedir. yaya ve müsellem teşkilâtının bütünüyle ref i ile yaya ve müsellemlerin reâyâ yazılmasını âmir bulunmaktadır. Yaya ve Müsellem Teşkilâtının Kaldırılması ve Mensûh Piyade Çiftlikleri Kuruluşu ile birlikte. Nitekim. zeamet ve tımara tahsis edilmiş olan Karahisar-ı Sâhib piyade çiftliklerinde kayıtlı yaya ve yamaklar. ifa etmiş oldukları lıizınetlere mukabil sahip oldukları her türlü muafiyetten arındırılmak suretiyle normal raiyyet statüsüne indirilmişlerdir. "'Militan' and Fiscal Transformatipn in the Ottomaıı Empire. teşkilâtın lağvında önemli rol oynamıştır. 164/359. piyade ve müsellemlerin temel fonksiyonlarım lamamiyle yitirmelerine yol açmıştır. Eınecen. Diğer taraftan. Karalıisar-ı Sâhib sancağı yaya ve müsellemlerinin reâyâ kaydedilmek üzere. 50-54. Doğru. BOA. haymana taifesinden yamak kaydedilmesi.

305 4. genel bir değerlendirme yapmak gerekirse. Uşak ve Banaz olmak üzere. istanbul 1979. Raiyyet statüsüne indirilen yaya-yamak nüfus içerisinde.669'u Banaz'a tabî olmak üzere. toplam 306. 46. s.435 neferdir.7 9 5 .256 Muaf i Tahminî Nüros 1 1 •.205 akça olarak tespit edilmiştir. Kızılcasöğüd'deki Balladır çiftliğinde "'an-nesl-i Aydın Baba" ifadesiyle kaydedilmiş bulunan İÜ nefer ile Uşak kazasıyla ilgili kısmın sonunda kayıtlı 12 nefer köprücü de muaf yazılanlar içerisinde önemli bir yer tutmakladır.73) de muaf olarak kaydedilmiştir. $ Ali 52 & • • • : • Toplam^ : • 77:": : 30&20S: . 87 tiraar bulunmaktadır.36) zeamete.372 1. 100'ii (% 52.86) mücerred. Bu cümleden olarak. . 179'u da Banaz'a tabî olmak üzere. şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır. Bunlardan 90!ı (% 47.63) de timara kaydedilmiştir.• 53. Tayyib Gökbilgin). 90 Kavânîn-i Âl-i Osman der Hulâsa-i Mezâmîn-i Defter-i Dîvân (Nşr. Bu çiftlikler üzerinde tespit edilmiş olup. 252.256'sı doğrudan Uşak. Ayrıca.164 5. • : . UŞAK KAZASI MENSÛH PİYADE ÇİFTLİKLERİNİN GENEL DURUMU ıl§i Uşak Banaz 49 28 • mm*. Tİ kayyımı. 14'ü de pîr-ına'lûl kaydedilmiştir. 1.40) bennâk. Uşak piyadelerinin tasarrufunda bulunan toplam 190 çiftlik neshedilerek. 21 'i sipâhi-zâde. 33'ii mevkuf olmak üzere. 529'u (% 36.:. Kütahya sancağında.435. piyade teşkilâtı itibariyle 5 nahiyeye taksim edilmiş olan Uşak piyadeleri. mensûh piyade defterinde özel statülerine binâen muaf kaydedilmiş olanlardan 7'si imam.059 gerçek nüfusa tekabül eden 1.1. nesholuııdııktan sonra.Turan Gökçe kaydedilmiş olan Uşak yayalarının durumu.536'sı Uşak. Uşak piyade ve müsellem çiftliklerinin de dâhil edilmiş olduğu.768 50] 4.305-5. Bunun 795'i (% 55. sadece iki nahiyeye tabî olarak kaydedilmiştir. titnar ve zeamete tahsis edilmiştir. tahminî 4.: 90 21 111 3. ek olarak verilmiş olan listede ayrıntılarıyla takdim edilmiş olmakla beraber. Ayn Ali Efendi'ye göre90. öşür ve resme lâbî olarak deftere kaydedilenlerin sayısı. M. 53. Uşak mensûh piyade çiftliklerinin toplam hâsılı. 25'i sipâhî.059 Tablodan ve aşağıda verilmiş olan listeden de anlaşılacağı üzere. 8'i seyyid-şerif.536 1. 110 . mensûh çiftliklerin tahsis edilmiş olduğu 78 zeamet.669 179 689 106 . 144 47 191: 252. raiyyet statüsünde. 11 Ti (% 7.

2. Emecen-İ.Nâ. • . ek olarak verilmiş olan listelerden çıkarılan toplu sonuçları değerlendirmek suretiyle Uşak müsellem çiftliklerinin genel durumunu netleştirmek mümkündür. YÜZYILLARDA UŞAK KAZAST MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ VE NÜFUS DURUMU tarih Nahiye. sipahi ve yaya sancak teşkilâtından oldukça farklı bir idarî taksimata tabî tutulmuştur.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı İÜ. Buna göre. müsellem teşkilâtının lağvına kadar. başlarında bulunan ser-askere bağlı bulunan üç üniteye taksim edilmiştir. Livâ-i Teke ve Alâiye. XV-XVI. Aynı birimlerin muhafaza edilmiş olduğu XVI. Anadolu müsellemleri.M(l..D-5246 (M. Kütahya müsellemleri ile ilgili en eski kayıtları ihtiva eden 145792 ve 1489y3 tarihli defterlere göre.1. 115 220 810. Livâ-i Bolu ve Kastamonu ve Ankara ve Kankırı. 1568-1574)'den nkl.72. 64-65. İt red İM vs. "Aynı makale". Müsellem Çiftlikleri ve Nüfus Durumu Kaynaklar kısmında tavsif edilmiş olan müsellem defterlerinde yer alan kayıtların aktarılmasıyla hazırlanmış olup. Uşak kaza dâiresinde bulunan müsellem çiftlikleri. 1527). 111 . Uşak Jl ıı göbek 1457 3anaz PöiJlanış: 2M5 69 132 • . Muallim Cevdet Yazmalan-0.1 4 4 23 19 10 6 44 y 35 •.jvıurib de Tatnnflıî: Nüfus : •. 11 47. • ' • • .hassıl JCIİEİ Ma*. cur.33-: M •129: '•'•-:<••'• Gâ. M. Esas konumuzu teşkil eden Uşak müsellemleri de bunlardan ''Livâ-i Müsellemân-ı Kütahya ve Karahisâr-ı Sâhib ve Hamid" sancağına bağlı olarak teşkilâtlanmıştır91. . • • • . Öncelikle. Mustafa Çetin Varlık. Bkz. F.MAD-563 (M. 131S 137.Mu. Sancak tevcih defterlerinde (JSMA. Aym eser. • % • : . Muallim Cevdet Yazmalan-0. kaza dairesindeki her bir idâri ünitede kaydedilmiş bulunan çiftlik adedi ile müsellem-yamak ve şâir unsurlardan müteşekkil nüfus durumunu bir icmal tablo üzerinde ifade etmek daha uygun olacaktır. Yüzeni Osmanlı İdari Teşkilatında Kütahya". Şahin. Adetli ÇiftDiMii. Müsellem Teşkilâtı 1. İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. yüzyıl boyunca değişmemiştir.nıak resi-.ğer Adedi letıı fi . 207-208.: • . . BOA. ser-asker kaydedilmiş olan Uşak ile ona tâbi olarak yazılmış bulunan Ulugöbek ve Banaz nahiyelerinden ibarettir. Bu durum. XVI. Uşak müsellemleri de dalül olmak üzere. s. Idârî Taksimat Sancak tevcih defterlerinden anlaşıldığı kadarıyla. îstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. "XVI.Yi». . Uşak müsellemlerinin taksim edilmiş olduğu idarî ünite sayısı dörde çıkmıştır. Bunlar. 2 İS 95 10 ıs 75 . s. "elviye-î miisellemân-ı Anadolu" birbirine yakın olan muhtelif livaların biraraya getirilmesiyle oluştunılan 4 sancağa taksim edilmiştir. s.Derlik Sefer en sel.93. I .) kaydedilmiş btıjıınan diğer Anadolu müsellem sancakları şunlardır: Livâ-i Aydın ve Sanıhan ve Menteşe ve Karesi ve Biga ve Hiidâvendigar ve Kocaili ve Sultatıönü. Metin Kunt. İ.: . yüzyılda Yavı nahiyesinin de ilâvesiyle.

LI3 1 1.••.S07 347 273 453 623 1.• • :':2Ü:': J4&İ • • S 1 3 : •45i' Jşak 10 18 •455 ıs 3 5 .1 3 17 4<î S 2 4 : 2 S 2 12 4 ::4 4 1 13 T 20 24 7 13 34 7« 17 7 3 21 : 48' : 1 3 22 y 9 40 14fı 45 3.Turan Gökçe Uşak .333 .735 3. Bunun 18'i (% 37. • - - - - - 1545 1560 1 2 3 fi 2 12 1 i • ..531 1. 10'u (% 30.:: • 123 7 22 1 44 1 :18i».039 :4.1 . •• -20.05) Uşak. • 463.362 1.aübek . •'722 • 131 15 fi 260 687 1. kaza dairesindeki müsellem teşkilâtının istikrârını göstermesi bakımından.IO 192 51 2Ü 71 26 26S 225 <J20_. 37: . 363 14 28i.13) Banaz.354 . Bunlardan 18'i (% 54.1 5 3 Jlu. I3'ü (% 35.279 1. . 56 3ail!H 6 8 MS • 305 14 Yavı 1 17 : .467 1.348 3.3 S 0 1. 4'ü (% 10.3 32-5 3S4 536 1.557 24.66) Banaz.439 3.752 270 336 614 462 1.1. 222 84 1 46 5 İV 76 67 219 •M* • •173' : * î : •: • 303 162 5 26 59 1 105 32 1 287 143 7 754. Köy sayısının değişmemiş olduğu 1489'da çiftlik sayısı 37'ye çıkmıştır.1. oldukça dikkat çekicidir.• - • 1 %$••'-• L4 1 2 0 '26 21 . . 5 . zeamet veya timara tahsis edilmiş olması dolayısıyla. 152O'dc 48 çiftlik tespit edilmiştir. :. Piyade ocaklarıyla ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere.3 166 434 I8S 44 71 i 9$ 501 331 71 91 377 «701 :ÎI5 54 84 352 SOS 251 46 65 [OH • •:•:••..41) de Ulugöbek nahiyesinde bulunmaktadır.191 46' Toplanış 20 -İS İN 4-RO İS Uşak 10 5 Jlugöbek 3 . 8'i (% 16. kaynağım büyük ölçüde yörük-Türkmen teşekkülleri ile Türk köylülerinin teşkil etmesi ve genellikle kurucularının ismiyle mâruf olmaları dolayısıyla. söz konusu iskân yerlerinin büyük çoğunluğu.670 3. has. 1 . .- 2. Uşak müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu. 48 i. 17"si (% 35."•.395 L 1. 1457:de Uşak kaza dâiresinde bulunan üç nahiyede toplanı 20 köyde 33 müsellem çiftliği tespit edilmiştir. - 1580 :'%%&'• • . bünyesinde barındırdığı çiftlikler ile tipik bir müsellem köyü hüviyetini hâiz olan Yavı karyesinde bulunan çiftliklerin oluşturduğu aynı adlı nahiye ile birlikte. 16S 185 23 44 3S 4 57 7CI 11 196 21D 28 465 5fi3 . - •M.28. ' •••3- •450 .15) de Ulııgöbek nâlıiyesinde kaydedilmiştir. rOPİam'sS :v :: :. yüzyıl boyunca hiçbir değişiklik arzetıneden ayniyle muhafaza edilmiş olması.: : 16 1 S 3 • . . Bunun 2()"si (% 54. 6 9 154 4S9 15 Yavı 1 17 -4<iT o p l a m » : .330 168 261} 354 507 915 1.' 22» 4(J8 18 İÜ ıs • 9Î • 5 3 8 •150• 8 6 .573 4.S53 . .111 45 20 10 İS 4Ö5 İS Jşak . 5'i (% 15. 90S Bana?. ' 20 11 20 4 27 4 3 S 52 6 13 32 .zdı 45: 334 İÜ İS Jşak İS .: 20. 4 1 4 3 • : $ : • .91 Jlu göbek üaııaz 6 S •'151 454 15 Yavı 1 17 I1. sı Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden de ayrıntılarıyla takip edilebileceği üzere.460 14 I 17 48 1.:" I4'' 4 2 • $ " ' • 2 • '6 .<İO3 4.81) de Ulugöbek'te tespit edilmiştir. 8 3anaz 6 S Yavı 17 527 14 1 20 Top]«m= ..£.44U 1.485 I..257 2. . Ancak.605.3. söz konusu çiftlik sayısı ve nahiyelere dağılımının XVI. müsellem çiftlik adlannm ekseriyetini de öz Türkçe isimler oluşturmaktadır. aynı zamanda mufassal tahrir defterlerinde de bulunan reâyâ köyleridir.30) Banaz.153 L0U2 1. 1580'de Banaz'daki ocak miktarının 9'a çıkması hâricinde.5) Uşak.Jlunöbck 14X9 3a naz T»)>laii)= Jşak Jlııeöbek 1520 3anaz Vavı Ti>i)laj]i= I5U.'20-S 279 297 450 426 1.41) Yavı..) 162 67 16 39 99 323 14S 7G9 : 365 . Sipahi vakıf ve piyade tahrir defterlerinde bulunmayan.224 l.1 3 Jlugöbek : sı 123.:• : 1571 s 1 1 . sâdece 112 . • .447 1..12 1 12 • . i (% 10.54) Uşak.

somaki tarihlere ait kanunnâmeler ve fiilî durumu yansıtan defterler. yaya-müsellem ya da yalnız müsellem köyü konumunda bulunan iskân yerleri de mevcuttur. 1560'da Uşak müsellem nüfusunun % 32. Kaynağım aynı adlı yÖrük-Türkmen teşekkülünün oluşturduğııU4 ve aynı zamanda ait olduğu İdarî üniteye de isim teşkil eden Yavı köyü.16) Banaz. bu düşüşün Bkz. İstanbul 1979. atlı olarak sefere iştirak etmeleri dışında.51) Banaz.08) Uşak. 1457'de Uşak müsellem çiftliklerinde bu minval üzere. XV. 113 .65) Banaz. Bunun 95'i (% 58. Giriş kısmında da işaret edilmiş olduğu üzere. Keza.70) Bana?. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı piyade ve müsellem defterlerinde tesadüf edilebilmesi dolayısıyla. neferen 5-34 arasında değiştiği göriilinektedir. Uşak merkez ilçeye bağlı bir köy olarak. 765. hem yaya hem de müsellem köyü olan Kızılhisar'in dışında. zamanla daha geniş çaplı.603-4.153 gerçek nüfusa tekabül eden 1. 1545'de sadece % 8'lik bir artışla. yaklaşık 30 yıllık bir zaman zarfında. Yavı. Yaklaşık on beş yıllık aradan sonra.12 oranıyla Yavı nahiyesinde daha ciddî boyutlarda yaşanmıştır. 465'i (% 38.111 nefere yükselmiş ofan müsellem-yamak sayısının 46O'ı (% 41. bütün idâri birimlerde görülen düşüş.88) da Ulugöbek'te olmak üzere. Aşağıda ayrıca üzerinde durulacak olan.19) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir. 3.30'hık bir düşüşle. aynı adlı çiftliğe bağlı olarak teşekkül etmiş bir müsellem köyü olarak kaydedilmiş bulunan Yurtbegi karyesi de diğer önemli bir Örneği oluşuırnıaktadır. s. yaklaşık 687-1.50) Uşak. Nitekim. vazîfe itibariyle yayalarla aynı statüyü hâiz olan müsellemler de başlangıçla 1 müsellem ve 1 yanıak'dan oluşan ocaklar hâlinde teşkilâtlanmış olmakla beraber.333-3. bunun zamanla önemli ölçüde değişmiş olduğunu göstermektedir. Göçürdük ve Yurtbegi.113 gerçek nüfusa lekâbül eden 229 nefer kaydedilmiştir. nâ-resîde. Daha önce de işaret olunduğu üzere.279 civarında bir gerçek nüfusu ifade eden. yalnız müsellem defterlerinde kaydedilmiş bulunan iskân yerleridir. 408'i (% 36. 52'si (% 22. daimî bir iskân yerine dönüşmek suretiyle.XV-XVI.40) Yavı. olağan üstü sayılabilecek artış. 1.50) Banaz.79) Ulugöbek'te olmak üzere.51) Yavı. 3. 813 nefer olarak tespit edilmiş olması da oldukça dikkat çekicidir. tahminî 486-800 gerçek nüfusa tekabül eden 162 nefer tespit edilmiştir.201 neferin tespit edilmiş olması da bunu teyid etmektedir. asrın ikinci yansında ortalama 3-8 müseüem-yamaktan oluşan çiftliklerdeki nüfusun.37) Ulugöbek çiftliklerinde meskûn bulunmaktadır. 81'i (% 6.71) Uşak. 23'ü (% 14. pîr-ma'lûl ve şâir unsurlar da dâhil olmak üzere. varlığım aynı adla bugüne kadar devanı ettirmiş bulunan en tipik müsellem köyü özelliğini taşmıaktadrr.88) Yavı. 56'si (% 6. Tablodan da takip edilebileceği gibi.64) Uşak. özellikle % 42.72) Uşak. aynı yılın tespitlerine dayanan cedid mürde sayısında görülen.35'lik bir artışla. 93'ü (% 8.74) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir. Yavı nahiyesinin de mevcut olduğu 1520'de % 385. diğer üç nahiyenin nüfusunda görülen %184.15 gibi büyük bir artışla. Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı imparatorluğunda Oymak Aşiret ve Cemaatler. 118*i (% 14. aynı zamanda raiyyet köyü olanlarla birlikte. Aşağıda verilmiş olan listelerden de tafsilatıyla takip edilebileceği üzere. 15Ü'si (% 13. 150'si (% 65. nisbelen daha fazla imkânlara sahip olup.27'lik artış dikkati çekmektedir. Önceki defterlerde tespit edilememiş olan Yavı hâriç olmak Üzere. Cevdet Türkay. Bunun 527'si (% 43. 128'i (% 10. 27'si (% 11. 44 : ü (% 27. 305'i (% 37. 334'ü (% 41. 1489'da % 41.

30) yamak.69) Banaz.62) yamak. her müsellem çiftliği defterlere "müsellem" ya da "eşkün" olarak yazılmış olan bir kişi üzerine kaydedilmiştir.52) Uşak.34) pîr-ma'lûl olarak kaydedilmiştir.31) Yavı. l'i muhassıl. Nitekim.24) mnhassıl. 463'ü (% 38. 1560'da 813 neferin 45'i (% 5. 1560'da müsellem ocakları nüfusunda görülen düşüşte. Uşak müsellem çiftliklerinin bulunduğu dört nahiyenin eksiksiz kaydedilmiş olduğu XVI.94) mücerred. 480'i (% 39..64) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir. İşte. Uşak müsellem çiftliklerinde tespit edilmiş olup toplam rakamlarla ifade edilmiş olan nüfusun terkibine gelince.Turan Gökçe îzahı bakımından büyük önem taşunaktadır. Mezkûr tarihte tespit edilmiş olan. hem de yaya ve müsellem ocakları nüfusunun önemli oranda artış eğiliminde olduğu on beş yıllık zaman zarfında % 56.47) nâresîde. bir müsellem ocağında kayıtlı muayyen sayıda yamaktan sırasıyla hizmete eşen biri müsellem. 5'İ (% 0. 1489 da kaydedilmiş olan 229 neferin 32'si müsellem. 754'ü"(% 63. 3'ti (% 0.. tekrar 1545 yılı rakamlarına yakın bir seviyeye ulaşmış olduğu görülmektedir.83) pîr-ma'lûl yazılmıştır. 465'i (% 41.57) Uşak. Bunları Banaz ve Ulugöbek nahiyeleri takip etmektedir.55) nâ-resîde.27) nâ-resîde. 154'ü (% 12. yaklaşık 3.49'luk bir artış göstererek. salgın hastalık ve benzeri âfetler sonucu yaşanmış olması muhtemel ölümlerin etkili olmuş olabileceğini düşündürmektedir.53) müsellem. Geri : kalan 2 nefer ise pîr-ma'Iûl kaydedilmiştir. 91'i (% 7. 363 ! ü (% 30. 14'ü (% 1. %79. diğerleri yamak konumunda bulunmaktadır.62'sini teşkil eden 129'unuyamaklar oluşturmaktadır.447 civarında bir gerçek nüfusa tekabül eden 1. Bu itibarla.08) Yavı. 1.17) mücerred.66) Banaz.74) müsellem. henüz hizmete eşemeyecek yaşta olmaları dolayısıyla ''nâ-resîde".05) müsellem.41) da Ulugöbek nahiyesinde tespit edilmiştir. 1457:de tespit edilen 162 neferin 31'ini (% 19. tahmini 3. yukarıda da yayalarla ilgili olarak işaret edilmiş olduğu üzere. hem genel nüfusun.99) derbendei.13) müsellemler.84'lük bir artışla. 9O'ı (% 7. bünyesinde barındırdığı çiftlik ve müsellem-yamak nüfus potansiyeli itibariyle Uşak ve Yavı nahiyelerinin önemli bir yer tuttuğunu ortaya koymaktadır.191 neferin 495'i (% 41.213'e ulaşmış olan neferin 489'u (% 40. 8'i ise mücerred statüsünde yazılmıştır. 1545'de 270 olarak tespit edilmiş olan cedid mürde sayısının. 189'u yamak.201 neferin 45'i (% 3. 2'si muhassıl. 608'i (% 74. 14'ü (% 1. 12si (% 0. 66'sı (% 5. 151!i (% 12.78) yamak. 1751 (% 21.86) müsellem. 620'si (% 51. 6'sı (% 0. Ocakların lağvedilmesinden yaklaşık iki yıl önce. bu minval üzere müsellem veya yamak kaydedilmiş olanlar teşkil etmekledir.573-4.27). Çiftlîklerdeki nüfusun daha tafsilatlı bir şekilde kaydedilmiş olduğu 1520'de. 6'sı (% 0.50) pîr114 .72) de pır-malûl kaydedilmiştir. Başlangıçta muharip bir güç olarak katıldıkları sefer. Geri kalan 601 neferin 503'ü (% 45. 1580'de sadece %1. yüzyıl defterlerinden tespit edilmiş olan rakamların göstermiş olduğu bu dağılım.54) muhassıl. l'i mücerred. 454'ü (% 38. 1571'de tespit edilmiş olan 1. Uşak müsellem nüfusunun 1571'de % 46.sı (% 2. söz konusu hizmetleri "be-nevbef tâbir olunan nöbetleşe yerine getirmektedirler.85) yamak yazılmıştır. 46'sı (% 3. 26.47) derbendei. geri hizmete çekildikten sonra da ifâ ettikleri mîrî hizmetlere mukabil kendilerine tahsis edilmiş olan çiftlikleri diğer yamaklarla müşterek tasarruf eden müsellemler. 12si (% 1. 1.38'Iik bir artışla 619'a yükselmiş olması.191 neferin 46'sı (% 3.605 gerçek nüfusu ifade eden.639-4. Uşak müsellem çiftliklerinde tespit edilmiş olan nüfusun esâsını.111 neferin 45'i (% 4.41) derbendei. 1545'te tespit edilmiş olan 1. diğer faktörlerle birlikte.

769'u (% 63. s - » 4 23 8 5 31 • f>7 ü y 2 6 7. 28'i (% 2. • 1. yüzyılda gerçekleştirilmiş olan tahrirlerin tamamında ayrı bir kategori olarak kaydedilmiş olduğu görülmektedir.n17. Yukarıda da genel nüfusa nisbetleri ile birlikte işaret edilmiş olduğu üzere. henüz yamak yazılarak..73 13 5 1 5 7 Î.: 5.S.*„.1R .•1. 'M..82'lik bir artışla 363'e yükselmiş olan nâ-resîde sayısı 1580'de 359 nefer olarak tespit edilmiştir. hizmete eşecek yaşa gelmemiş olmaları dolayısıyla "nâ-resîde"statüsünde kaydedilmiş olanlar teşkil etmektedir.7. Müsellemlerin muharip karakterini muhafaza etmiş olduğu anlaşılan XV.30) de pîrma'lûl olarak kaydedilmiştir.:• .83. Keza. = .79) müsellem.K. 11 2 5 16 34' «. C.07• : ..UÎ 15 1 3 12 1 13 ıu - 13 1 7 6 1 6 - 1 - - 1 1 '••î r ^ - 1 ••«•:•:• • • •. . Nihayet. H 21 1 fi 2<) 57 iMi ı 27 4 3 31 *>?•• m 12 1 3 16 32: «.:i3': -13. 365'i (% 30.173 100 & • • . XVI. toplam sayıları 1520'de 503 iken.91 ••24- : 24.•„.09) nâ-resîde. 1545'de % 7.. nâhiyelerdeki yoğunluğunu da göz önünde bulundurmak suretiyle. genel bir fikir vermesi bakımından yararlı olacaktır.2» • 11 5 10 •2S-I. Yukarıdaki tablodan ve genel olarak işaret edilmiş olan bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere.1 17 2 5 14 38.20 18 1 3 18 40 7 - 17 1 15 33:-: •7.XV-XV1.•sı 19 1 2 21 43 *w 4 1 4 :.213 neferin 46'sı (% 3. yaklaşık on beş yıllık zaman zarfında görülen % 62. 'CM - 41 11 14 49 •115 2ÎJÎO 2S 3 1 31 16 5 5 İS • •44 • :W 3. 7_M 1 3 5 a M - - ' 1ÎJ2 2J0 503 100 V)l 20 26 225 463 100 84 5 :i7 63+4* 17 1 2 29 49 1058 İR 1545 1 6 2R 53 11. ı. ı ..C 13 1 10 9 • 33.sı 2 1 13.63 'Uik bir düşüş sonucunda 173 nefer olarak tespit edilmiş olması da dikkat çekicidir.77 12 2 5 15 34.' S. yaş gruplarına dağılımım bir tablo üzerinde değerlendirmek. 157Tde tekrar % 109.50 i '•iri. UŞAK KAZASİ MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNDE "NÂ-RESÎDE" KAYDEDİLMİŞ OLANLARIN YAŞ GRUPLARINA DAĞILIMI z Uşak Ulu göbek 1520 3 a naz Ya vı Toplam^ % Jşak Ulugöbek Baıuız i'avı rııplam^ %• -...»:.59 1. Defterlerde.57: .w 115 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı maiül yazılmıştır. çiftliklerde kayıtlı nüfusun önemli bir kısmını. 185 38 70 . bulundukları yaşları ile birlikte kaydedilmiş bulunan nâ-resîde 1 erin şâir hususiyetlerine temas etmeden önce.95 oranında azalarak 463'e düşmüştür.«.3 • • \. yüzyıla ait defterlerde nâ-resîde yazılmış olan her hangi bir nüfusa tesadüf edilememekle beraber. : * : .39) yamak.' -Î:TS 22 3 10 26 61 12.JÎ1 5 1 1 • 1 5 • 5 • 2 1 2 1 2 1 •4 1 3 1 4 !>*• 1 1)21 - 2 7 i.İT7 OM 1560 Jşak UlıiHöbek 3anaz İ" avı 15 2 2 • .51 r: 0.••.!» . doğrudan müsellem veya yamak yazılmış olanlar dışında.S7 7. 15 i 3 16 35.57 14 1 - •. . 1580'de yazılmış olan 1.

49'u (% 10. Yukarıda da işaret edilmiş olduğu üzere. 45 i (% 12.87) 2. 24'ü (% 13. 26'sı (%15. 33'ü (% 6.57) de 14 yaşında kaydedilmiştir. M 1580 23 1 2 21 47 i:. 41 i (% 11. 19'u (% 3. 42'si (%11.w 12 2 12 29 7. 14'ü (% 3.14.64) 7. Tablo üzerinde ifade edilmiş olan rakamlardan da anlaşılacağı üzere.Î2 - - ı . 63'ü(% 13. 13 2 10 20 '45 ' 113.2'si(% 1.04) 11. 13'ü (% 7.Turan Gökçe 1571 Uşak Ulugöbek Banaz Yavı Toplam= % Uşak Uîugöbek Banaz Yavı Toplu m= '/(.87) 5. nâ-resîde statüsünde kaydedilmiş olanlarla ilgili olarak.32) 4. 7 S .32) 9.12) 9.57) 13. 9'u (% 5. 4()'ı (% 8.2 1157 !) u. 152Ü'de tespit edilmiş olan ve yaşlan 3-14 arasında değişen 503 nâresîdenin 115'i (% 22.94) 8.*•> * Yaşı belirtilmemiş. 1571!de 12. 57'si (% 12. 3*ü(%1.20) 7.63) 8. 33'ü (% 9. 3 1 4 • V Ü. 53'ü (% İl".'.50) 10.50 - 1 2 4 1 1 1 7 7 1 - - - - 162 24+2* 143 303 İ 00 Î62 n. 1560'da Uşak çiftliklerin deki müsellem-yamak nüfusuna paralel olarak.85) 9.8i 3 1 2 fi I.09) 8. defterlerde. Aynı stalü ile ilgili yaş tavanının en düşük olduğu 157Tde tespit edilmiş olan 363 neferin 55'i (% 15.31) 4.. fiilen hizmetle mükellef tutulma ameliyesinin yaş tabanıdır. Çiftliklerde. 29'u (% 7.55) 11.44) 3.77) 6. 4. 1520 ve 1560'da 14.69) 5.87) 4. 14'ü (% 3. l'i (% 0.73) 10. v Tablodan da lâkip edilebileceği üzere. 35'i (% 6. 33'ü (% 9.46) 12. 4'ü (% 1.^7 16 4 19 14 3 3 21 41 I 6 3 2S 55 I5. 3'ü (% 0.18) 1. 297si (% 5.62) 8. söz konusu nâ-resîde tavan yaş gruplarında bulunanlarla ilgili kayıtlar arasında tesadüf edilen "yarayınca/yaradukda eşer" ifâdeleri 116 .57) 2. 67'si (% 13.83) 4.15) 12. yaş gruplarına dağılımında.51) 6. kalan 28'i (% 6. 35'i (% 9.. 32'si (% 8.29) 4.91) 6. 18'i (% 3. 9'u (% 2. 38*i (% 7.91) 6.75) 7. 14'ü (% 3. 61'i (% 12. 28'i (% 16. 2 1 5 20 2 - - 1 10 - - 8 2.03) 5.19) 10.56) 9. 43'ü (% 9.M 7 1 1 • 1 4 •.83) 7.s7 7 2 5 2 2 19 54 6 18 45 123 6 .v2 S. 24'ü (% 13. 65'i (% 14.57) 3. 8'i (% 4. T si (% 1.91) 3.11 3a 2 9 16 39 148 1 U. 32^si (% 6.04) ise 10-16 yaş gruplarında bulunmaktadır. 1580'de ise 13 yaşın üzerinde bulunan çocuklar nâ-resîde statüsünden çıkarılarak yamak sütlüsünde kaydedilmişlerdir. 13 1 6 20 5.•> 3. 1545:de 1-16 yaş arasında kaydedilmiş olan 463 nelerin yoımlıık sırasına göre. 44'ü {% 8.95) 10. 6'sı (% 1.09) 6. 173'e düşmüş olan ve yaşları 1-14 arasında değişen nâ-resîdelcrin 3l'i (% 17. yamak yazılmak suretiyle. 36'sı (% 9.|. 33'ü (% 7.. ayrıca belirtilmesi gereken önemli hususlardan birisi de. müsellem çiftliklerinde nâ-resîde kaydedilmiş olanların.86) 3.27 - 3(O : 100 ı . bunların yaş tavanları.• — 13 1 1) : 33 ( 18 3 7 14 42 11.74) 5. 34'ü (% 6. talırirler arasında önemli farklılıklar görülmektedir.02) 2. başka bir ifâdeyle. Nitekim. müsellem-yamak nüfus yanında.92) 12.82) de 11 yaş grubunda bulunmakladır. ıs 22 11 17 3 5 1 U 2 4 7 33 *.64) 1. l'İ (% 0.28) 7. 8'i (% 2.58) 1.27) de 13 yaş grubunda kaydedilmiştir.12) 8.'42'si (% 11. 1545'de 16.99) de lavanı teşkil eden 14 yaş grubunda bulunmaktadır. 47'si (% 12. 1580"de tespit edilmiş olan ve yaşlan 1-13 arasında değişen 365 nâ-resîdenin 123'ü (% 33.76) 3. 5'i (% 0.15) 5.60)2.

bekar olan kimseleri belirtmek için kullanılmış olduğunu ifade etmek mümkündür. toplam 66 nefer tespit edilmiştir. bekâr olup. 28'i yavı. Belleten XXÜÎ/92 (Ankara 1959). ortalama 13-14 yaşlarınının teşkil etmiş olduğunu.Ârif nşr. Bununla birlikle. ve 4'ü Ulugöbek'de olmak üzere. piyadelerde olduğu gibi. 7 ! si Yavı.5 96 93 BOA. buradan hareketle. s. görülmektedir. s.XV-XVl. sadece defter kayıtlarından hareketle. l'i Banaz ve l'i Ulugöbek'te olmak üzere. lam olarak açıklığa kavuşturmak mümkün olmamaktadır97. müsellem çiftliklerinde tesadüf edilen farklı kategorilerden birisi de "sagîr" kaydedilmiş olanlardır. s. zamanla değişmekle beraber. aşağıdaki listelerde ve yukarıda verilmiş olan icmal tabloda. Doğru. s. yukarıda işaret edilmiş olan yaş tavanının üzerinde olup.7D-5/İ. Mezkûr tarihte. bütün defterlerde kaydedilmiş olup. Aynı tez. 23'ü Uşak. Nitekim. şartlara bağh olarak. Sadece 1571 tarihli defterde. kanunnâmelerde yer alan "yamak mücerred oba yigirmi beş akça harçlık virür" hükmü 98 . her hangi bir açıklama getirilmediği görülmektedir: Bkz. "Osmanlılarda Raiyyet Rüsumu". 132. 1545'de Çukurviran'da Gögüoğlu çiftliğinden 1 nefer Kızılca. mücerred resmi adı allında bir vergiye tabî olanları belirtmek için kullanılan96 bu tâbirle diğerlerinden ayırdedilmiş olan bir kategorinin. Keza. Kânımnâme-i Âl-İ Osman (M. Mü seli em-yamak veya nâ-resîde statüsünde bulunanlar dışında. Aynı eser. bununla ilgili önemli bir fikir vermektedir. H. Ayrıca işaret edilmesi gereken nüfus gruplarından birisi de 1489 tarihli defter müstesna. 1571'de ise 5 nefer tespit edilmiştir. 586-588. 1571'de 1 nefer olarak tespit edilmiş olan muhassıllar teşkil etmektedir. farklı bölgelerdeki yaya ve müsellem çiftlikleri ile ilgili bazı araştırmalarda da nâresîdelerle birlikte ayrıca kaydedilmiş olaıı mücerredlerle ilgili rakamlar verilmekle beraber. Nitekim. bunun üzerinde bulunanların ise yamak yazılarak. askeri olup. Raiyyet statüsünde bulunanlardan. 152O"de Uşak çiftliklerinde kayıtlı nüfusu teşkil eden kategorilerden birisini de "tniicerred" kaydedilmiş olanların oluşturduğu. 11'i Bana/. muaf durumda bulunan müsellem çiftliklerinde kayıtlı olanlarla ilgili olaıak ifâde etmiş olduğu statüyü. l58O'dc2S nefer tespit edilmiştir. yamak vazîfesi görmekle beraber. 117 .. 5'i Uşak. 1571 "de 6. pır-ma 'lûl sütununda tek kalemde belirtilmiş olan yaşlı ve mariz kimselerdir. bu cümleden olarak.17'sini teşkil eden 14 nefer sagîr tespit edilmiştir. 164-165. 1545"de 3. nâ-resîde yazılmış olanlardan. Halil İnalcık. 1560'da 2. 1560'da 14. Az sayıda olmakla beraber. 152O'de 26. piyade ocaklarında da olduğu gibi. 17lvd. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı de bunu leyid etmektedir95. 1457'de '2. 1545'de 46. 1545 ve 156O'da 12.). Uşak müselemlernıde de nâ-resîde yazılma tavanını. Piyade çiftliklerinde olduğu gibi. Bu cümleden olarak. fiilen hizmete eşmekle mükellef tutulduklarını ifâde etmek mümkündür. Bu durumda. Üçler Bulduk. Bkz. 46. toplam nüfusun % 1. Banaz nahiyesinde. bâzı çiftliklerde "derbender statüsünde kaydedilmiş olanlara da ayrrıca işaret etmek gerekir. s. 223. Bu cümleden olarak. Dumlupmar'da Güçlü Hüseyin . 136. 168. 164. diğer önemli bir zümreyi de 152ü'de 6. Kanunnâmelerle tâyin edilmiş olan nizâma göre.

Güçlü Hüseyin çiftliğinden muhafız kaydedilmiş olan 6 nefer de Yalak derbendine tâyin edilmiştir101. 101 Bunlardan 3'ünün. Uşak piyade çiftliklerinde 1545'de 95 neler gâib tespit edilmiş olmasına rağmen bu sayı 1579'da 20'ye düşmüştür (Bkz. 176-177. daha sonra kendi iradeleriyle feragat ederek. sonradan kendi iradeleriyle Yalak derbendine yazıldıkları anlaşılmaktadır: BOA. Banaz'da bir köprü hizmetine "kÖptiictT tâyin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır100. bu sayının 1571'de sadece 2'si atik. Bu cümleden olarak. Bunlann dışında. "gâib" ve "mürde" olanlar da isınen kaydedilmiş bulunmakladır. yayalarla ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere. geri hizmete çekildikten sonra da ifâ ile 99 BOA. 118 100 . müsellem-yamak nüfus ile ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere. 102 BOA. 2'si cedid 4.TD-242. 1570'lerden itibaren daha sıkı bir denetimin işletilmiş olduğuna işârel etmektedir.Turan Gökçe çiftliğinden 10. müsellem çiftliklerinde de tahrir sırasında tespit edilerek deftere kaydedilmiş olan müsellem-yamak ve şâir unsurlardan oluşan mevcut nüfus ile birlikte. s. iki kategoride belirtilmiş olan söz konusu gâib ve mürde kayıtlan. evvelden Kızılca derbendinde hizmet etmelerine rağmen. 1580'de ise hepsi cedid 3'e düşmüş olması. s. Müsellem Çiftliklerinde İktisadî Durum ve Toprak Tasarrufu Önceleri. Yukarıda ilgili kısım. Piyade çiftliklerinde olduğu gibi. 1560'da tespit edilmiş olan. 1520'de 189'u atik. 445'i cedid olmak üzere 434'e çıkmış olan bu sayı. çiftlik nüfusunun daha sıhhatli bir biçimde tespiti ve geçmiş ocak halkına ışık tutması bakımından oldukça önemlidir. tıpkı yayalarda olduğu gibi. "Atik" ve "cedid' olarak. 3'ü cedid 48 gâib tespit edilmiş iken. 1571'de 628'i atik. müsellem çiftliklerinde de. 1571'de yine 102 ayıu çiftlikten aynı derbende 5 nefer muhafız kaydedilmiştir . çiftliklerde farklı statülerde kaydedilmiş olup. 177'si cedid 805. 1489:da sâdece Banaz nahiyesinde 4 nefer gâib kaydedilmiştir. Kayıcık'da Elvan çiftliğinden 1 nefer Yalak derbendine muhafız tâyin edilmiştir". özellikle cedid mürde sayısının 628?e çıkmış olması oldukça manidar görünmektedir. 43'ü cedid 78. 270'i cedid 501. 619'u cedid 870.). Bir bakıma ocaklardaki geçmiş yaya-yamak nüfusu ifâde eden mürde başlığı altında 1489'da 40 nefer kaydedilmiştir. 151-153. 140. devamlı arliş gösteren müsellem çiftlikleri nüfusunun 1545'e nisbetle 1560'da % 32. 1520'de 6'sı cedid. ulûfeli asker konumunda olan müsellemler. BO A.TD-328. 14'ü atik 20. muharip bir güç olarak iştirak ettikleri sefer. listelerde ve tabloda diğer sütununda verilmiş olanlar içerisinde.TD-328. sâhib-i berat ve sipâhi-zâde olanlar Önemli bir yer tutmakladır. 3. 411'i cedid 560 olarak tespit edilmiştir. 1560'da 2517i atik. piyade çiftliklerinde olduğu gibi103. 1560'da mezkûr Gögüoğlu çiftliğinden derbend muhafızı kaydedilmiş olan 6 neferin. s. 1560'da 45'i atik. 1545'de 231'i atik.7IJ-5/İ. Yukarıda. 1580'de ise 149'u atik.30'Iuk bir düşüş göstermesinin izahı balonundan. 1545'de 35'i atik. özellikle Yeniçeri ocağının kurulmasından sonra. bu hüviyetini yitirip. 139.

şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır: u 104 105 106 M. XVI. I'inin 110.11 'ini teşkil eden 32'sinin 150. kendilerine lahsis edilmiş olan çiftlikleri tasarruf etmekte idiler.86) 100. konumuzu teşkil eden Uşak müsellemleri de dâhil olmak üzere.34) 400 dönümden ibarettir. 1571 ve 1580 tarihlerinde de çiftliklerin dönüm miktarı itibariyle arzcttikleri bu özelliğin büyük ölçüde muhafaza edilmiş olduğunu da belirtmek gerekir. Arıkan. /.. S. Anadolu müsellemleri. at ve sâîr teçhizatın masraflarının yayalara oranla daha yüksek olduğu göz Önünde bulunâunûduğanda. 5'i 250. 187. Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden de tafsilatıyla takip edilebileceği üzere. ocakların alan ölçüleriyle birlikte kaydedilmiş olduğu defterlere göre. 62-65. Nitekim. s. yüzyılda Uşak'ta bulunan müsellem çiftliklerinin dönüm miktarının 90-700 dönüm arasında değişmekle beraber. 90. yayalarda da olduğu gibi.XV-XVI. Keza. M. 45. s. 152O'de 46 çiftlikten 7'si (% 15. toprak tasarrufu bakımından Anadolu yayalanyla hemen hemen aynı statüyü hâizdirler104. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı yükümlü tutuldukları mîrî hizmet karşılığında. ilgili kanunnâme hükümlerinde bu dununun gayet açık bir şekilde ifâde edilmiş olduğu görülmektedir1"5. Tinin 130.11) 100. İ19 . 2'si (% 4. 190. Arif nşr). 5'inin (% 11.44) 200. Sefer veya hizmete müsellem olarak eşmeleri hasebiyle. bu dunun nonna} karşûanmâhâtr. 1560'da. s. 260. 31-32. ek olarak verilmiş olan listelerden hareketle. 550 ve 700 dönüm olarak kaydedilmiştir.. Yücel. 35O: 430. 1520. 160. 5'i (% 10. 1560. Akgündüz. Nitekim. Uşak müsellem çiftliklerinin kapladığı alanın piyade çiftliklerinden daha büyük olduğu anlaşılmaktadır. 5'i 300. s. 2'sinin (% 4. A. Aynı eser. "Aynı makale". dönüm miktarı ve hâsılım bir icmal tablo üzerinde ifâde etmek gerekirse. Tinin de 450 dönümden ibaret olması oldukça dikkat çekicidir. Arıkan. çiftlik dönüm miktarlarının 100-450 arasında değiştiği görülmektedir. Diğer 14 çiftlik ise. 1571 ve 1580 tarihlerindeki toplam sayısı.21) 150. devlete karşı yükümlülüklerini "benevbef tâbir olunan nöbetleşe yerine getirmekle idiler106. Tinin 300. I30r 154.. 5'i 200. müşterek mutasarrıf olup. Dönüm miktarı itibariyle genel olarak değerlendirilmiş olan Uşak müsellem çiftliklerinin sair hususiyetlerine geçmeden önce. 3'ü (% 6. s. "müseHemiik yer" olarak. Nitekim. 1545. "Aynı makale'1.52) 600. Kânunnâme-i Âİ4 Osman (M. 188. Ayrıca bkz. 180. daha ziyâde 100-300 dönüm arasında yoğunlaştığı görülmektedir. Selim Kanunnâmesi. MJîekJjn. Pulaha-Y." Böyle bir statüyü haiz olan çiftliklerde kayıtlı müsellemler ve yamaklar. Ve bir ocakda müsellemin kânûn-ı kadîm üzerine birer çiftlik yerleri vardır ot çiftlikde vûkî' olan gallâtdan ve bağdan ve hağçeden ve değirmenden kimesneye 'öşr ve rüsum virmez ve ol yer satılmak ve tapuya virilmek caiz değildir ve koyunları 'âdetine ve bakî rüsumlarına kimesne dahi etmez. 2'sinin 250. 110. 520. mezkûr tarihte Yavı nahiyesinde birlikle yazılmış olan iki çiftlik ile birlikte tespit edilmiş olan 45 çiftliğin % 71. Oldukça farklı bir statüyü hâiz olan Rumeli ve Teke-ili müsellemleri dışmda. her bir İdâri üniteyi ayrı ayrı belirtmek suretiyle. listelerden de takip edilebileceği üzere. 1545'de kayda değer bir değişiklik olmamakla beraber. 330.

52 37.500 % 1489 1520 1545 1560 1571 1580 Uşak Ulugöbek Ban az Toplam= • :: " '' Uşak 4..880 TbptottîPi-"--1-1:-':^:^::. 8 7 5 41.860 Ulugöbek 5 750 Banaz 8 1.890 2.. Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden ve bunlardan hareketle hazırlanmış olan.46 12.360 9.490 :-Toplairı=!:. Uşak 18 2.92 100 İ00-" • • 1 5 .".965 1. Buna göre.85 3.92 1.Turan Gökçe XVI.06 12.12 Î5. 18 5 8 17 Dünüm Miktarı • • .024 ••"••48" 18 2-960 Uşak Ukı göbek 5 750 Banaz 8 1.•• : i f l a O O ••:>.440 Töplam= 14.64 45. 1 1457 tarihli defterde kaydedilmiş olan çiflliklerin dönüm miktarı ve hâsılları kaydedilmemiş olduğu için tabloya da yansımamıştır..270 9 17 2. 1".100 6.26 16. YÜZYILDA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNİN TOPLAM DÖNÜM MİKTARI VE HÂSILI :• Tarih NâUİye Çiftlik Adedi 20 4 13 : -.""'" T.330 7.54 12.000 15. •.56 100 100 37.280 10..520 5.V 37 "•".440 5 Bıuıaz 8 1. ••. yukarıdaki icmal tablodan da takip edilebileceği üzere..52 11.'^:1 •.84 38.630 Yavı Triplai mi=^^.305 1.. Hâsıl 4.07 4.700 38. .40 34.000 16.78 42.450 Yavı 4. kaza genelindeki durumu eksiksiz tespit ve zaman içerisindeki gelişimini takip etmek mümkün olmaktadır.690 15.34 1.910 Ulugöbek 750 5 Banaz i.43 4.500 T£72tf : İW m43..954 dönüm nıüsellemlik yerden elde edilen 120 .-.550 550 : 5.12 34. 1489 tarihli deflerde de iki nahiyedeki çiftliklerin sâdece dönüm miktarının yazılmış olması dolayısıyla.690 38.150 Yavı 17 2. 37. labloya aktarmakla beraber.85 490 34.79 32.250 100 .:'"1 "''" : • ^ g . 152O'def nahiyelere dağılımı ve nisbetleri tablo üzerinde belirtilmiş olan 48 çiftlikten müteşekkil 11. '".190 : • : Toplarn^:.524 Ulugöbek 1.41 15.53 9.00 4.^it. .16 38.39 34."•. genel dununu yansıtmaktan uzak kalmıştır.68 M.^g|^Siİ mmmm i e : ^ h ^ 5 6 Ü ^ :•:.#W.:.•.•::.150 Yavı 17 2.39 37.49 4.43 9.90 9..444 Ulugöbck 1.860 2.81 1.:'.530 8. Keza. XVI.-• 4 8 Uşak 18 2. yüzyıla âit defterlerde bütün çifktlikler.1 T.700 Yavı 17 6..79 4. dönüm miktarı ve hâsıllar] ile birlikte kaydedilmiş olduğu için.550 5.57 31..16 40.650 16365 5.• 11.490 Ban az 1.954 Uşak 18 4.05 1.65 37.69 4. l o o .:.730 100 100 : 10.000 14.71 i 0.99 1.:: '.'".

10.73Mük düşüşle 7. Bununla ilgili olarak. s.100 akça hâsıl tespit edilmiştir. Yavi ve Uşak nâhiyelerindeki düşüşün etkili olduğunu ifade etmek gerekir. s.254. Piyade ocaklarında olduğu gibi: müsellem çiftliklerinde de hububat üretiminin hâkimiyetine bağlı olarak.59'kik düşüşle 10. Kürt karyesine tabî Kürt Süleyman çiftliğinde107. s. bunun tabiî bir sonucu olarak da toplam hâsılın % 32. Özellikle Ulugöbek. ayrılmaya rızâ göstermeyen veya bir görülmek üzere kaydedilmiş bulunan çiftlikler. Yüzyıllarda Uşak"Kazâsı Piyade ve Müsellem Teşkilâtı. 154. 1545:dc toplanı çiftlik dönüm miktânmn % 17. 134. 15. 11. Banaz nahiyesinde Tursun çiftliğine ise aynı nahiyeden Bekir Fakih çiftliği109 zamîme kaydedilmiştir. yamak sayısı itibariyle ziyâde olmakla beraber. BOA. 165. Simav çeri-başılığında mevkuf olan İlyasoğlu çiftliğinin zamîme verilmiş olduğu anlaşılmaktadır1 lL>. s. 1545'de yerleri az olduğundan. Çiftliklerin dönüm miktarı itibariyle arzeimiş olduğu söz konusu hususiyetlerine bağlı olarak.s. 147.TD-589.024'e çıkmış olmasına rağmen. Nitekim.7D-32S. s. yetiştirilen ziraî mahsûllere dâir ayrıntıya inilememektedİr.560 dönüm.640 dönüm. asıl işaret edilmesi gereken önemli noktalardan birisi de 1560'da çiftlik dönüm miktarının % 48. s.TD-242. s.7D-589. 1520'de Uşak nahiyesinde Saray kaidesindeki Milımadbegoğlu çiftliği ile bir görülmek üzere yazılmış olan Küçük Yusuf m. 112 BOA. 115 BOA.875'e düşmüş olması oldukça dikkat çekicidir. fazlalıklarına ınukâbil iki veya daha fazla eşkün vermekle mükellef tutulmuşlardır. sâdece 156()'da Uşak nahiyesi. hâsılın % 2. !ı4 BOA. 148. 1545'de Uşak'da aynı minval üzere kaydedilmiş bulunan Küçük Yusuf115 çiftliğinden BOA. 1580'de ise 7.S. Banaz'da Bekir Fakih 113 çiftliğine Çubuğa çiftliği zamîme kaydedilmiştir. yerlerinin "bî-hâsıF* olması sebebiyle.131. '1580'de Ulugöbek nahiyesinde Kara Yahşi111 çiftliğine Âşık Aydın çiftliği. 295. Ulugöbek nahiyesinde Kara Yalısı çiftliğine mensûh vakıf olan Aşık Aydın çiftliği10". Bununla birlikte.190'a.TD-242. toplam gelirin genellikle "hâsü-ı gallât" şeklinde tek kalemde kaydedilmiş olması dolayısıyla.TD-103.99 nisbetinde azalarak. piyade çiftliklerinde yaygın olarak görülen zamîme uygulamasına ihtiyaç duyan müsellem çiftliklerinin oldukça nâdir olduğu görülmektedir. Mezkûr tarihte Uşak müsellem çiftliklerinin dönüm ve hâsıl miktarında görülen bıı önemli düşüşle. Diğer taraftan. Yavı nahiyesindeki Hacı Müstecab çiftliğine. 108 107 121 .TD-242. 109 BOA. defter kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla. Bu ölçüde önemli bir değişikliğin görülmediği 1571'de 7.31'lik bir artışla 14. 16.365 akça hâsıl kaydedilmiştir. 110 BOA.720 akça hâsıl. 152.700'e gerilemiş olmasıdır. 113 BOA.TD-242.7D-İ0İ. altı ay faal olduğu anlaşılan bir değirmenin mevcut olduğunu da belirtmek gerekir.XV-XVI. 111 BOA. Yavı nahiyesinde de Hacı Müstecab çiftliği114 iki eşkün vermekle mükellef tutulmuştur.

149-150. 135.145-146. 1520!de olduğu gibi. Uşak'da Mihmadbegoğlu çiftliği ile bir görülen Küçük Yusuf129.141. s. 123 BOA. Baııaz'da Bekir Fakih müsellemleri ile bir görülen Barınak İlyas 135 çiftliği de iki eşkün vermek üzere kaydedilmiştir. l 2 '' BOA. Yayla116 çiftliği de ziyâde olduğu sebepten iki eşmek üzere kaydolunmuştur. BOA. s. 1580'de gerek yamak. 137 BOA. s. 131 BOA. Yavı nâlıiyesinden de Esenli çiftliğinin127 ilâvesiyle 5 çiftliğin aynı minval üzere kaydedilmiş oldukları görülmekledir128. 159. s. 165. 148.TD-328.TD-589. 126 BOA. 132 BOA. 122 117 m . 130 BOA. Yayla çiftliği119 üç eşmek üzere yazılmıştır. 136 BOA. 124 BOA. s. s. yine aynı şekilde yazılmıştır. 119 BOA. iki eşmekle mükellef tutulmuştur. 140 BOA. 125 BOA. s.s. Yavı nâlıiyesinden Hacı Müstecab çiftliği121 ile Çullu 122 .TD-589. s. 134 BOA.TD-589. s. Dügüncüoğhı ljl . 121 BOA.7D-32S.TD-328. s. 164.TD-242. 160.TD-589. Kırık Hasan 138 . îtpman 1 2 3 . 185-186. Nitekim. 124. 137. 134. Mihmadbegoğlu çiftliği ile bir görülüp. s. s. 140.Turan Gökçe başka. 1560'da bunun dana da yaygınlaştığı görülmektedir.TD-589.TD-328. s. s. 122 BOA.TD-589. s. 188. Simav çeri-başıhğında mevkuf olan İlyasoğlu çiftliğinin zanıîme verilmesine karşılık. 1571'de Uşak nahiyesinde. Yine aym nahiyeden Küçük Yusuf çiftliği120. s. Aym tarihte. Yayla154 çiftliği ise üç eşmekle mükellef tutulmuştur. • 135 BOA.TD-511. iki eşmek üzere yazılmış olan Kavacık çiftliğinin126 ilavesiyle birlikte 4. bir önceki tarihte iki eşmek üzere kaydedilmiş olan Hacı Müslecab117 çiftliği İse yerlerinin bî-hâsıl olması sebebiyle.TD-589. 151-152. 160. BOA.7Ü-JS9. 139 BOA.TD-328.I54-155. Kavacık132 ve Kürt Süleyman133 çiftlikleri iki.129-130. 138 BOA. 158.^.TD-242.TD-589.TD-511. Yavı nahiyesinde.TD-328.TD-328. 141. Hacı Müstecab139 ve Gedik140 çiftlikleri 2. 160.TD-511. 183. 133 BOA. 120 BOA. 127 BOA.7D-J«P. Esenli 137 . s. Uşak nahiyesinden Bıyıkoğlu Çakır m iki. Kırık Hasan 124 ve Gedik12'' çiftlikleri ikişer eşmek üzere kaydedilmişlerdir. 118 BOA. 128 BOA. R.TD-589. 125. Yavı nahiyesinde ise ziyâde oldukları sebepten İtpınarı136. s. 141. s.TD-328. 186. ziyâde oldukları sebeplen Bıyıkoğlu Çakır130. 134.TD-589. s. 193. &. s. gerekse çiftlik ziyâdesinin artmasıyla.

146. muhtelif sebeplerle boşalmış ve tekrar mâmur hâle getirilme imkânı kalmamış olan çiftliklerin mevkufa yazılması kâmın gereğidir. Yüzyıldan XII. Uşak kazasında üç mevkuf müsellem çiftliği tespit edilmiştir. s.TD-328. Aynı eser. Piyade kısmında da işaret edilmiş olduğu üzere. (Çev. 142. 1571 tarihli defterde Banaz nahiyesinde aynı şekilde kaydedilmiş olan iki çiftliğe rağmen 151 . 179. s. 145 BOA. Mehmet Ali Kıhçhay). daha önce mevkuf kaydedilmiş olan Gökçe Murad çiftliğinin. BOA. önceki defterlerde tesadüf edilememekle beraber. Yavı nahiyesinde. Uşak piyade çiftliklerinin aksine. 152.163. Ulugöbek nahiyesinde Kara Yalısı146 çiftliği de "cebelü eşmek" 147 üzere kaydedilmiştir.TD-103. s. 1545 ve 1560'da. ayrıca işaret olunması gereken özelliklerden birisi de 14 bazı müsellemlerin "kendi ihtiyârlanyla hürüme eşmeye mültezim" olmalarıdır . 151 BOATD-5//. Ankara 1985. Nicoara Beldiceanu.TD-242.7D-5i7. BOA.TV-/OS. XIV. daha önce Mürşid çiftliğine zamîme yazılmış olan Gökçe Murad çiftliği de. 144 143 Nitekim. s. m BOA. s. Nitekim. s. s. 153 BOA. BOA.TD-328. IW\ BOA. 87-89. Yavı nahiyesinde.TD-589. müsellem çiftliklerinden. 154. 1545!de sâdece Banaz'da Bekir Fakilı çiftliği148 mevküf-ı atik olarak kaydedilmiştir. s.TD-242.s. listelerde kaydedilmiş olan faal çiftlikler dışında. Mevkufa kaydedilen az sayıda çiftliğin de "evlâd-ı müsellem ile" tamir olunarak faal hâle getirilmesi. "evlâd-ı müsellem ile ta'mîr" olunarak. tamir olunarak faal hâle getirilmiş olan Bekir Fakih çftliğiı53hâriç tutulursa. Uşak'da Kürt Süleyman . bu minval üzere harâb olup mevkuf kaydedilenlerin sayısı oldukça düşüktür. Beldiceanu.TD-589. Yavı'da İtpınarı çiftlikleri müsellemlerinin 1520. sâdece bu çiftliğe zamîme yazılmış olan Çubuğa çiftliğinin mevkuf yazılmış olduğu görülmekledir. s. 154. 143 Bir tür zırh olan "'bilriime" ve "hunime eşme*' mükellefiyeti hakkında bkz. 131. BOA.TD-328. 150 BOA. s. Yüzyıla Osmanlı Devleti'nde Tımar. • 148 BOA. 1560'da Banaz nahiyesinde. atik Bekir Fakilı çiftliği yanında. 155. BOA. 1545 ve 1560 tarihlerinde bürümc eşmeye mültezim oldukları görülmektedir. s. söz konusu çiftliğin zamîmeye ihtiyâcı kalmamış olması sebiyle mevkufa yazılmasıyla150. 193. 288. s. Uşak müsellem 141 BOA. 263.s. N. cedid yazılan Çubuğa çiftliğinin de mevkufa kaydedilmiş olduğu görülmektedir149. üzerlerine düşen nıükellefiyetleriyle ilgili olarak.TD-242. 179. BOA. Uşak müsellemlerinin mutasarrıf oldukları çiftliklere mukabil.TD-589. s. 90.TD-328. Gökçe murad çiftliği ile bir görülen 142 Hurşid çiftliği de iki eşmek üzere kaydedilmiştir. mezkûr tarihte. s. s. 149 123 . 136. 146 BOA. 158O'de ise mevkuf iken. 142 14 141 Zırhlı bir askerî mükellefiyet olan "cebelii eşme" ite ilgili olarak bkz.TD-242.TD-328. faal hâle getirilmiş olduğu anlaşılmaktadır152.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Çullu çiftliği ise üç eşmeye memur edilmişlerdir. 152 BOA. s. 159-160.

Yavı nahiyesinde Çullu çiftliğinde171 2. BOA. 281 vd. 147. Emür çiftliğinde160 2. BOA.TD-103.7ZM0J.. 251-252 vd.7D-.TD~W3. 252. BOA. 150. s.TD-103. 272-273. Kara Halil çiftliğinde163 1.05.282. BOA. Cıngıloğlu çiftliğinde166 8. Yenice çiftliğinde162 12. s. 274. Kanunnâmeler deki ilgili hükümlere göre 155 . BOA. s.TD-103. Uşak müsellem çiftliklerinde bulunan yamaklardan bir kısııımm da bu minval üzere toprak tasarruf ettiklerini göstermektedir. 143. s. 159 vd. Ulugöbek'de 2. Uşak'da 9. önemli bir kısmının mevkuf yazılmış olan piyade çiftliklerinden ayıran önemkli özelliklerden birisi olarak görünmektedir. Bâlibeg çiftliğinde'01* 1..TD-103. Bkz. Yeri az olan çiftliklere yapılan bu tür ilâveler yanında.TD-511. s. yer tasarruf edildiği anlaşılmaktadır. " 'öşürlerin ve iki dönüme bir akça yer resmin" ödemekle mükellef tutulmuş oldukları anlaşılmaktadır.s. BOA. 128.s. s. s.TD-103. Kavacık çiftliğinde'61 2. 260.TD-328. BOA. Bu cümleden olarak.TD-103. 255. Aynı defter kayıtlarına göre. iş gücü takviyesi yapıldığı anlaşılmaktadır. s. Esenli 154 155 156 157 15B 150 160 161 162 163 164 165 Mı 167 168 m t7() 171 BOA. 155-157. sipânî toprağından yer tasarruf edenler ismen kaydedildikten sonra. BOA. s. 124-126. Uşak nahiyesinde Karacaahmed çiftliğinde137 3. BOA. Ârifnşr). 251. s. Nuh çiftliğinde158 2. defterlerde sıklıkla tesadüf edilen ilgili kayıtlardan154. s. 257. Banaz nahiyesinde Barınak İlyas çiftliğinde1"7 2.276. Gazi çiftliğinde169 7. "mezbürûn müsellemler ki karye-i mezbûreden dutdukları yerün 'Öşrün ve resmin ve bağçe ve bağın 'öşrün veya haracın karye-i mezbûreye mutasarrıf olana vireler ber-mûceb-i emr-i hümâyûn"156 kaydının düşülmüş olması da bunu teyîd etmektedir. s. s. 124 . Yurlbegi çiftliğinde164 1. aynı defterde. Konumuzu teşkil eden müselemlerin de yazılı bulunduğu 152ü tarihli defterde tesadüf edilen ilgili kayıtlar.21Q. Sipâhî yerinden bağ tasarruf etmeleri hâlinde ise "onar akça resm" vermek durumunda bırakılmışlardır. 253. Nitekim. s. her bir çiftlikte.TD-103. BOA. BOA. BOA. 287. 145. yamak ihtiyacı duyan çiftliklere de aynı ocağın "evlâd-ı müsellemlerinden7' veya diğer çiftliklerin "hâric-ez-deftef olanlarından "lıâliyâ virilen"' kaydı altında.3TM03.s. BOA. s.TD-103.TD-103. 45. Yavı'da 2 olmak üzere toplam 16 çiftlikte bu minval üzere. müsellemlik yer dışında sipahi yerinde zirâatla meşgul olmaları hâlinde.s. Ulugöbek nahiyesinde Çubuğa çiftliğinde165 3. Yurtbegi çiftliğinde159 3.TD-103. müsellemlerin. s.262. BOA. BOA.Turan Gökçe' çiftliklerini. BOA.7D-/0J. BOA. BOA. Banaz'da 3. 150. Kâmınnâme-i Âl-i Osman (M.TD-242. Dursun çiftliğinde170 2. 141. 280. 277. BOA. s. 278. 259.TD-103.TD-103.

hizmete varmadıkları belirtilerek. sipâhi-zâde. 295. s. 290. gurre-i Şaban 967/27 Nisan-6 Mayıs 1560 tarihinde. Keza. Kütahya müsellemlerinin 735 neferden ibaret olan bir nöbetlisi 26 Cemâziyelevvel 967/23 Şubat 1560 tarihinde Bilecik mâdeninde top yuvalağı hizmetine tâyin olunmuştur. 177 Kütahya sancağı müsellemleri beyine hüküm: BOAMD-19. 180 Manisa ve Nif ve Mendahorya kadılarına hüküm: BOAMD-24. Uşak Müsellemlerinin Tâyin Edilmiş Oldukları Mîrî Hizmetler Ynkarıda işaret edilmiş olduğu üzere. s. 178 Kütahya müsellemleri beyine hüküm: BOA. inatla hizmet yerine gitmemiş olduklarını göstermektedir. yine Saruhan ellicileri ile birlikte aynı hizmete memur edilmiş olduklarını göstermektedir. teşkilâtın lağvına kadar tâyin edilmiş oldukları mîrî hizmetleri. 148/388.TD-16. ve Müsellem Teşkilâtı çiftliğinde172 1. Hacı Müstecab çiftliğinde173 2 neferin.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade. diğerlerinin müsellemlik vazifesine tâyin edilmelerini âmir bulunmaktadır. 181 BOA. 4. s. BOA. sancağın elliciler ile 831 neferden ibaret olan bir nöbetlisi 22 Rebnilâhır 982/11 Ağustos 1574 tarihinde aym hizmet çerçevesinde. 145/395. Kütahya sancağı müsellemleri beyine yazılan bir diğer hükme göre 181 . 179 Yörük ve müsellem taifesi olduğu yerlerin kadılarına hüküm: BOA. Kütahya sancağı kadılarına hüküm: BOA. demir top yuvalağı hizmetinin aksamasına yol açtıkları anlaşılmaktadır. tahrir esnasında kendilerini raiyyet. Kütahya müsellemlerinin bir ve ikinci nöbetlileri olan 831 nefer.TD-103.MD-2İ. köprücü ve derbendci olanlar hâriç. sipahi yerinden toprak tasarruf ettikleri anlaşılmaktadır.MD-26.MD-21. köprücü ve bürüıııe kaydeUirmeleriyle. s. 22 Ramazan 979/7 Şubat 1572176 ve 21 Safer 980/3 Temmuz 1572177 tarihli hükümlerden de. Tespit edilebilen en eski tarihli kayda göre174. Uşak müsellemlerinin de dâhil olduğu Kütahya müsellemlerinin. 174 Kütahya müsellemleri beyi Kasım Bey'e hüküm: &OAMD-3. Kütahya sancağı kadılarına hitaben sâdır olan bir diğer hüküm 175 . bunların cezalandırılmaları istenmiştir. geri hizmete çekildikten sonra. söz konusu mâden hizmetinde istihdamı emredilmiş olan müsellemlerden bir kısmının. 175 BOAMD-3. 185/448. lop yuvalağrnı iskeleye indirme görevine tâyin edilmişlerdir. Bu hükümler aynı zamanda. 14 Zilkade 980/18 Mart 1573 tarihli hükme göre 178 . 346/1019. Saruhan ellicileri ile birlikte yine aym mâden hizmetine tâyin edilmişlerdir. 28 Zilhicce 981/20 Nisan 1574 tarihli bir hüküm' 80 . derbendci. Aym tarihli bir diğer hükümde179 de ocakları mahsûllü olan müsellem taifesinin subaşılara para verip. öşür ve 1-130 akça arasında değişen resim vermek suretiyle. Kütahya 172 173 BOA. 186/451. s.TD-103. piyadelerde olduğu gibi. daha sonra aynı hizmete tâyin edilmiş olan Kütahya sancağı müsellemlerinin bir kısmının. s. 278/812-f. Kütahya müsellemlerinin. 258/505. 180/378. s. s. 125 . s. Yaklaşık iki ay sonra. Son olarak. bazı çiftliklerde doğrudan derbendci ve köprücü yazılmış olan yamakların dışında. kısmen de olsa mühimme defterlerindeki ilgili kayıtlardan hareketle tespit etmek mümkündür. s.

UŞAK KAZASI MENSÛH MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNİN GENEL DURUMU ••• ••. IS4 Kütahya müsellemleri beyine hüküm: BOA. nâdir de olsa.584 759 1. s. aşağıda ek olarak verilmiş olan listede tafsilatıyla ifâde edilmiştir.. 5.244 83. timar ve zeamete tahsis edilmiş olan Kütahya sancağı mensûh müsellem çiftlikleri ve raiyyet statüsüne indirilmiş olan müsellem-yamak nüfus da aynı minval üzere tahrir edilerek. bunun dışında. Kütahya müsellemleri.•••. İstanbul'da Ayasofya'nnı meremmeli hizmeti de bu çerçevede. 3 Cemâziyelevvel 982/21 Ağustos 1574'de sâdır olan 183 bir hüküm .. çiftlikler sipâlü yerine dâhil edilerek. Burada. Bemıâk Mucurred Muaf Talırnîiiî Nüfus 1 Uşak ma'a Yavı n Ulugöbek Ban az !'Töplanri¥. Uşak kazası da dâhil olmak üzere.719 398 48 69 283 19 28 61 9 16 2. raiyyet kaydolunmuşlardır.150 13. Kütahya müsellemleri beyine hüküm: J&OAMD-26. 1582'de "umûmen yaya ve müsellem teşkilâtının re fi" ne dâir yeterli bilgi verilmiş olduğundan. 1 Şaban 982/16 Kasım 1574 tarihinde memur edilmiş oldukları.578 304 453 28 Rebîttlevvel 985/15 Haziran 1577 ve 21 Rebîülâhır 985/8 Temmuz 1577 tarihli hükümler: BOA. piyade teşkilâtı ile ilgili kısımda. s. 216/620. bir yıl sonraki nöbetlisinin istihdam edilmiş oldukları "mathah-ı âmire" binası hizmeti bunlardan birisidir. ellicilerle birlikte aynı mâden hizmetinde istihdam edilmiş olduklarını göstermektedir.: . burada ayrıca üzerinde durulmayacaktır. daha farklı mîrî hizmetlere de tâyin olunmuştur. 126 . Sözgelimi. 317/912. 169/454.ÎÖ. « . bir diğer örneği teşkil etmektedir184. 1577 yılında sancak müsellemlerinin 831 nefer olan ikinci nöbeti ilerinin.Turan Gökçe müsellemleri beyine yazılan iki hüküm . 363/858. piyade teşkilâtı ile birlikte lağvedilmesi üzerine gerçekleştirilmiş olan mensûh piyade ve müsellem tahririyle. üzerlerinde kayıtlı müsellem-yamak! ar da îfâ ettikleri hizmetlere mukabil sahip oldukları her türlü muafiyetlerden arındırılmak suretiyle. Kaynaklarda tavsif edilmiş olan bu defterde yer alan Uşak mensûlı müsellem çiftlikleri ile İlgili kayıtlar. timar ve zeamete tahsis edilmiş. 182 : İdiîşî Biriln Köy Adedi Çiftlik Adedi Dönüm Miktîîn Hfisd Ntftren 742 76 113 • .226 228 339 2. Kütahya müsellemlerinin bir nöbet tisinin. sâdece mensûh çiftlikler ile üzerinde meskûn nüfusun genel durumunu yansıtan toplam rakamları bir icmal tablo üzerinde değerlendirmek yeterli olacaktır. Müsellem teşkilâtının.MD-26. Keza.i 15 3 6 34 5 8 5. Müsellem Teşkilâtının Kaldırılması ve Mensûlı Müsellem Çiftlikleri Daha önce.• •. müsellemlerin acele gönderilmeleri istenilen. deftere kay dolu nnıııştur. : N ü f u s . s.944 19.MD-.

24 köyde. Bu da tahminî 2.23) da muaf statüsünde kaydedilmiştir.83'ünü teşkil eden 42'si pîr. lahmînî 2. Yavı nahiyesinin "Nâhiye-i Uşak ma'a nâhiye-i Ya\>r başlığı altında. 5"i (% 10. 13. Sonuç XV-XVI. yaklaşık 4. Bu rakamlar. daha önce verilmiş olan 1580 yılı rakamlarıyla karşılaştırıldığında. nahiye addedilen toplam beş idarî üniteye taksim edilmiş olan Uşak piyadeleri. Bunlann nüfusu.13) deBanaz nahiyesinde kaydedilmiş olan söz konusu 931 neferin 515 : i ( % 55.228 gerçek nüfusa tekabül eden 1. söz konusu 931 neferin. 1545'de 809'u yaya-yamak olmak üzere. ser-piyâdeye bağlı. 742'si (% 80.263-5. 127 . Söz konusu mensûh çiftliklerle beraber. 34'ü (% 72.63) Ulugöbek.13) da muaf zümre içerisinde önemli bir yer tutmaktadır.34) Uşak ve Yavı. 113'ü(% 12. mirliva hâssma tahsis edilmiş olan Ulugöbek ile birlikte.23) Uşak ve Yavı.62) ve 7 imam (% 8. 330'u (% 35. yukarıda verilmiş olan icmal tablodaki.793 civânnda bir gerçek nüfusa tekabül ettiğini ifâde etmek mümkündür.464-5. hâsılların çok büyük bir artış göstermiş olduğu dikkati çekmektedir. 76'sı (% 8.421 nefer olarak tespit edilmiştir. daha önce de işaret edilmiş olan "nefer X 3" formülünden hareketle. ve Müsellem Teşkilâtı Tablodan da anlaşılacağı üzere.793-3. ma Tül ve benzeri sebeplerle mariz olanlar teşkil eünekledir. 8'i (% 17.421. Ayrıca.16) Ulugöbek. 83.719'u (% 16.XV'XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade. mezkûr kaza dâiresinde oldukça önemli bir piyade ve müsellem potansiyelinin mevcut olduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır. Anadolu'daki küçük bir kesitini açıklığa kavuşturmayı amaçlayan bu çalışma.28) Uşak ve Yavı. çiftlik sayısı ile dönüm miktarının birbirine yakın olmasına rağmen. lahmînî 4. Sâdece bir fikir vermek için. 117. askerî olmaktan çıkarılarak raiyyet statüsüne indirilmiş olan müsellem-yamak nüfusun toplam 931 nefer olduğu anlaşılmakladır. 10 sipâhî (% 11.44) mücerred. üç nahiye hâlinde yazılmış olan Uşak kaza dâiresinde. Muaf kaydedilmiş olanların % 48. kuruluş devrinin karakteristik askerî müesseselirenden biri olan Osmanlı yaya ve müsellem teşkilâtının.89) Ulugöbek.02) Banaz'a tabî toplam 47 mensûh çiftlik kaydedilmiştir.81) Banaz'a âit olmak üzere. İlgili tahrir defterlerine göre. tek ünite olarak kaydedilmiş olması dolayısıyla. 1579'da ise 47 köyde 113 çiftlik üzerinde kaydedilmiş bulunmaktadır. Toplam dönüm miktarının 7.247 akça olarak tespit edilmiştir.24 nisbetinde bir düşüş kaydetmiş olduğunu da belirtmek gerekir.153 olduğu anlaşılan ve hepsi zeamet ve timara tahsis edilmiş olan çiftliklerin hâsıl yekunu. 1545'de "yaya _yerz"nden tahsis edilmiş olan 49 köyde 22.584'ü (% 71.944'ü (% 11.335 civarında bir gerçek nüfusa tekabül etmektedir. bir başka ifâdeyle.269 gerçek nüfusu ifâde eden 1.31) bennâk. 19. teşkilâtın lağvından önceki son tahrir verilerini yansıtan 1580 yılı rakamlarıyla mukayese edildiğinde. 1582-83 yıllarındaki dununu yansıtan bu rakamlar. kayıtlı nefer itibariyle 1.213'den 93Te gerilemiş olan toplam nüfusun yaklaşık % 23. yüzyıllarda Uşak kazâsınm bir yönünü. 1579!da ise 860"ı yaya-yamak. 86'sı (% 9.

çeşitli mîrî hizmetlerde istihdam edilmiş olan Uşak piyadeleri. kendilerine tahsis edilmiş olan. 20 köyde "müsellemlik yer" den tahsis edilmiş olan 48 çiftlik üzerinde kaydedilmişlerdir. Ulugöbek. 1560"da 7. aynı zamanda.1579'da29. hepsi "ser-asker"e bağlı olmak üzere. 1520'de 1. 1582 yılında. zeamet ve timara verilmiştir. çiftlikleri zeamet ve timara verilmiştir.268 olarak tespit edilmiştir.111. 1580'de ise 1.201 iken.020.213 nefer olarak tespit edilmiştir. 1560'da 813"e düşmüştür. muayyen zamanlarda.875. Geri hizmete çekildikten sonra. zamanla köy niteliğinde birer yerleşim birimine dönüşmek suretiyle varlıklarım devam ettirmiş olmaları. Bu çiftliklerden hâsıl olan toplam gelir ise. Piyadelerde olduğu gibi. raiyyet statüsünde kaydedilmişlerdir. birer köy-altı iskân yeri olma özelliğini taşıyan yaya ve müsellem çiftliklerinden bir kısmının. 1560'da 10. 1574'de 20.190.Turan Gökçe Mükellef tutuldukları mîrî hizmetlere mukabil. Kütahya'ya bağlı olarak teşkilatlanmış olan Uşak müsellemleri.560 olarak tespit edilmiştir. 1580'de 7. Sipahi sancağında olduğu gibi. Başta Bilecik mâdeni olmak üzere. 1571'de 11.720. Çiftlikleri de '*raiyyet . 1571'de 1. değişik mîrî hizmetlere tâyin edilmiş olan Uşak müsellemleri de 1582'de ref olunarak.024. bunların iskân tarihi bakımından da oldukça önemli olduğunu göstermektedir. Mutasarrıf oldukları çiftliklerin toplam dönüm miktarı. 1545'de 15. yüzyıl defterlerine göre. Bununla birlikle. yüzyılın eksik defterlerinde 162-229 nefer arasmda değişen nüfusu. 1520'de 11. Bunlardan hâsıl olan gelir ise 1520'de 16. bütünüyla Anadolu yaya ve müsellem teşkilâlmın refi ile birlikte raiyyet yazılarak. Uşak. 1545'de 1. Bunlar.357. Banaz ve Yavı'dan oluşan. XV. 1579'da nüfusta görülen artışla. 1545'de 33. 1580'de 10. Bilecik mâdeninde top yuvalağı başta olmak üzere.yen"'olarak. 1545'de 14. XVI. 1571'de 7. Uşak müsellemlerinin.954.365. 128 . Sonuç olarak. Yavi ve Yurtbegi örneklerinde olduğu gibi.191.880 akça tutmaktadır.700. alam 100-150 dönüm arasında yoğunlaşan çiftliklerin toplam dönüm miktarı 1545'de 23.640. dört nahiyeye taksim edilmiştir.100 akça olarak hesab edilmiştir.

1 ? -' .290 . NAHİYE-İ UŞAK (Ser-piyâde) Ishak Yiğit Sevindik (2) Tunrul Mürsel Turacı? Tlyas (2) Mihmad (3) Bahâdır İbrahim Di«er îbraiıün Yaya Halil Hasan Köse Halil Yunus Bâlîeşler (3) Yahşi 160 100 200 120 120 140 200 100 190 100 150 90 70 120 İSO 100 200 250 190 250 190 210 250 450 210 200 190 200 180 200 170 220 180 350 11 7 7 12 10 5 16 7 12 11 \6 11 13 9 23 7 17 7 6 6 6 .1 Kızılhisar 1 1 2 İ : - - - 1 5- 1 Kızılcasögüd 2 1 1 1 2 - -3 . Köy Yaya Küçük Selcen Göbek Yaya İsmail Y. - 8 T Orta A 3 4 3 129 . • - 2 .2.1 . i to 7 2 2 1 1 '.Diğer <>aii> Yakassi! lûl resîde At ıııak vs.1 - 22 1 - r 2 - 2' C 7 4 9 6 8 1 .Sagjr Mu. T-" - lön 400 200 5 6 4 36 1 4 3 41 1 18 •U80.237'YE GÖRE 1545'DE UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK(Hâssa-i Mîrmîrân-ı Kıualıisâr-ı Sâbib) Dünüm 'Hâsıl Nefere n Pîr ViiyuNa.XV-XVT. . •fi 4 Osman Emekse 3.Ma. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı EKLER A PİYADE ÇİFTLİKLERİ I BOA. 121 .ıya Hoca ? çiftlik : 170 130 100 90 350 İSO 1 3 1 1 1 1 7 1 - 1 - 1 2 2 2 ı 2. i • k d 3 7 6 8 1 5 8 6 4 6 5 7 8 S5 1 İskân Yeri Çiftlik MiU-dt: Al fc • 1 • İ(1 Yaya Güvendik $cvh Hızır ölugöbek Kırık Ilalil Yaya E n ı ü r (1) (1) 350 180 İSO 3S0 250 250 350 250 150 10 15 6 13 12 20 16 16 13 4 4 2 1 4. 2 .1 6 5 6 4 6 3 2 1 4 4 7 1 4 4 11 3 5 5 12 1 8 1 - 1 3 - 1 2 dm • • 1 : ' • - • •4-.TD.

310 40 2 10 d m 5.1 23 ') 8 7 14 290 470 - - - K fi Bulkas? ^Köy. 3 •i ' ^ 1 1 T K O [40 200 180 2.1 3 ] 1 3 3.:" : - 1 1 • • 5 500 150 400 14 13 8 15 14 16 5 7 7 7 4 Îshak (1) îshak Oruç Gazi Dunılıı pınar Cullu Kızılca Okçu Osman İne? Yahya Ku^limur Culiah 63 250 70 İSO fil 70 2 - 4 ^ 1 6 1 7 190 250 150 150 170 7 7 5 4 2 1 1 - - 4 70 84 1 1 3 1 3 1 6 2 130 .V 4 ir. 1 4 1 1 1 - .1. - .1 4 2.I1U S 2tYU 40? 21S 14.1 51 4 1 2 9 - G 6 4 6 6 S 4 . 250 300 250 430 6 7 .1 6 2 - - - • 1 1 2 2 2 5 - 100 230 220 290 190 290 290 250 250 410 8 Güğüm 15 S 11) 9 2 2 1 1 7 6 5 - 4 • 9 - 2 i 100 140 120 s 5 6 10 S ] I 2 2 i 7 3- ö 5 6 - - 1 200 140 330 5 2 17 Karhk 31 7 7 11 12 6 6 6 70 120 250 100 150 100 190 370 150 1 1 2 11 2 14 4 dm I 1 3 4 0 ? ı 1 1 4 4 1 1 .1 6 .T 310 150 12 11 9 8 12 1 1 1 1 1 2 3 260 190 320 120 so 1511 50 370 2 2 3 3 3 4 8 7 6 1 - 1 1 1 4 ] - 4 dm 1.Turan Gökçe Şeyh Zekeryâ Yalısı İbrahim Arslan Uruz Turası Zckcrya (5) Hıdır Yahşi Hüseyin (5) Yahşi YurLcu Seııdel Mahnuuİ Hüsrev/Yuvaca Eşref Eymür Eynchegi 34 ÇiÛlik 150 60 180 170 130 280 S . 17 [9 15 :» 77 NAHIYE-İBANAZ Balarbulduk Emirabiid Susuz Aynı kavak Emir Aziz Kün Gökkaya Dutluca Kuzviran Hoca Ahine d Tegmür Hisarbcgi Errıîn İ İd u tan Osman Biivvamlu Bayram begi Kara Îshak Timur Yalıya Hisarbegj Çakır 100 70 50 180 140 100 160 8 7 4 15 6 10 6 5 5 4 .

:-$-'-.I 14 16 35 NAHİYE-I UŞAK Kınık Ululıeg Sunkur Karalı olu Almaçtık Dutluca Kürtcik Ulaş AkgeçiHi Kayalu Emeksö Manıakayası Iluca Lâl Bağlıma K-ü-jlcasögud 16 Köy Kınık İshak Nusret(l) Bekir Mîsâr'ir Savcı (2) Mihmad (2) Köse Yusuf fi) Görele Siilcymanoğlu İdrıs Kerem Yalısı Tiişgıın Belfis? Musa Bekir Sendel Timur Yunus Isâ Beti EyiK Gazi ] Derk emiş Hamza Bfılî Atgezdüren Kara Halil Eyncbegi Orhan Bahâdır Adil 29 Çiftlik 270 250 200 200 140 İMİ) 300 300 27Ü 250 2S0 250 350 400 440 350 250 750 370 550 300 400 4S0 400 170 290 310 340 500 300 490 350 260 570 100 HI.O 6 3 4 .7*7 15Ü 4. 4 I - .1 8 8 R 5 10 7 18 !) 6 5 8 7 204 5 1 7 1 . > .f'ivtın.3 3 • :. 320 zn- 4 ]3 14 75 NAHİYE-İ UŞAK Sevinç Ali (lj Hasanhegoğlu (1) 80 140 150 80 90 160 220 240 100 180 180 12 11 7 9 10 11 7 6 6 4 6 > 4 5 i 5 3 I 1 1 .-S 7 0 9 ?n.1 - 4 4 4: . 1 1 ) 4 '* 4 1 1 • 1 t 1 2 2 • ! s 14 15 15 10 1 1 - - 1 1 - 190 350 330 300 180 700 300 500 250 350 350 350 100 14U 320 190 37li ı 4 4-. Yayla Mustafa Temiirhan 1 J 131 . 2 250 38IJ ı: 4 300 180 450 2Ştl 7 .İ7İ) 10 13 18 10 6 6 7 5 6 S 7 6 6 7 7 6 G 6 2 7 10 4 2 0 7 9 4 3 15 4 9 2 3 6 :ı - 2 1 1 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâh Kayıcık 14 Köy Güvendik 21 Cinlik 70 2.•#-• Müstecab 1 2 .1 Eymir. • fi 3 • n 2 1 2 1 1 2 V3.XV-XV1.4 S.•. ~P 9 . - 7 3 1 ! 14 ') 4 - 3 1 1 2 1 1 1 1 ] 7.fi 4 : > 1 -î 2 1 4 4 1 1 11 22 12 15 8 10 15 14 S 7 11 7 36 17 14 7 fi 15 9 368 1 1 1 1 1 .1 ı • .

9 Çiftlik ııliıi] Hüsıl ri'Şİtli1 Pir İ." 2 'i •ı •> - -4 - 4 6 •> [Jlugöbek 250 250 180 ) 400 2f'fl 3sman 3 m ekse s 9 7 7 ? 9 9 • 55 1 - - i 4 - 6 .• Nv.>k îsk.10 5 - ')"•? ti BOA. - Oâih iti M îirde L'rd \l.1 2 - Çarık - 300 250 390 120 ? 11 11 7 15 10 11 32 7 15 15 15 20 17 13 19 İG !> I 5 ö 4 4 2 4 S 5 3 2 4 7 ^ 80 •> - 1 3 1 - 1 .mı 101 vs.TD-320'YE GÖRE 1560'DA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK (Hüssa-i Mîrnıîrân-i Karahisâr-ı Sâhib) " DÜ.Turan Gökçe Bayezİd Hızır (4) Sende] Eşşek Alımcd Ilvas Resul Karesi Bildulan (2) Resul (2) Mı ki loğ i u? Güçlüoğlu Evran (3) israil Mustafa Turbcgi (4) Tavus Ali (5) İvaz Hasan (61 Cüllah Ali (6) Mümin Yurtbegi (3) ibrahim (5) 13 Cı 250 2S0 300 MÜ 34 17 11 9 14 5 7 7 / 5 5 6 15 11 2 2 1 1 1 2 3 1 1 1 1 0 J80 190 150 150 130 3SÜ 6 7 4 6 ı5 6 ." VilVIt-' IV. Bağbaşı 250 1000 250 i 40 180 G 8 7 6 10 8 2 5 145 • i şair ] Sffif . 1 10 1 4 4 2 ! 2 1 1 1 I 1 t) Uk-r • 1 ' - 4 5 2 ..1 1 1 1 1 - - s 1 - Hİsaiözü Orta Sorkun Göçeri - 1 1 4 3 [ 4 4 3 5 4 S : 1 100 100 100 150 İSO 160 (> ')> M e 7 - n s 21li :.î(] Koy 2yCifilik dm=Derbeud muhafızı .\-<] id ?5ıı 3Ü:J 180 180 150 90 •} 250 1 11 11 y 10 1 7 7 1 4 4 • 1 2 7 3 19.ik f. - 4 .- Eymirsevİnç 80 340 150 200 140 200 1500 150 150 100 170 640 250 270 200 7 15 5 7 7 8 11 6 Ak.6 7 ti 1 > -1 1 - •' 350 İSO j . • 76 24 132 .m Yeri Çifllik Yavii Güvendik Şevh Hızır Kırık Halil Yaya Rmür Yaya Küçük Sülcen Göbek Yaya İsmail Yaya Iloaı 3 Koy .9 7ü.Si.4SCI 13 14 - • 1 ! L 1 ti - 1 1.kili.h'it Vilm.lıassıj MÜ uı.

Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı NÂHİYE-İ UŞAK (Ser-piyâdc) tahak Sevindik Yieil Mürsel TunnıJ Bahâdır Mihnıad Turacı Balı eş Fer Yahşi İbrahim Diğer İhnınim Halil Hasan Köse Halil Yunus Şeyh Zekerya İbrahim Arşla n Yahya Uruz Turası Zekerya Hüseyin Hızır Yahşi Yurtçu S e ııde İ ICO •> 250 7 190 9 7 7 2 1 1 4 K 6 6 7 - 7 - 7 - 7 : • • - •?. > i' 2 11 100 250 150 7 7 / 6 7 S > - 140 70 63 50 200 • ) 150 120 250 7 14 <) 12 15 17 • 1 7 2 1 2 2 1 - 6 B 7 - - 1 ? 1 7 6 3 • • ? : 7 7 1 7 1 7 •••?• . 2 7 - Ona T • ! 270 170 7 7 230 15 9 5 "2 •> 2 4 > ' 1 * • a 1 7 •> •> ? ? 7 7 7 7 7 - ? • 7 . 1 6 ? 1 ' 7 50 3.2 1.XV-XVI.290 5.1 7 7 Karlık 200 100 4 7 1 15 1 I. 7 7 12 dm : ! 1 6 Köy .• •W 7 1 • - '? 1 ? - i 1 • 4 Kızılhisar 101) 120 120 130 210 190 5 12 fi 1 3 3 - 1 7 2 1 1 4 6 n • 200 210 • ı 9 • ) KiziJcisoguJ 100 ? 100 ISO 6 1 2 7 1 - 1 ? 31 •i. 1 2 T 1 1 - 2 1 130 270 6 10 7 Bul kas? Mahnıud Eşref / Yuvaca Eşref A yıl emir Eyııebegi n çiftlik 1 4 - 7 150 290 470 •> 7 s dm - .' Hacılar Kızılca Dutluca Gökkaya Hoca Ahmed Beplemür Emin Hisarbcpi İkiuum Okçu Osman Ishak Hisarbegi Çakır Yahşi 100 70 180 140 1 8 4 7 7 6 4 7 7 7 - - o 7 - 7 1 7 3 9 - 1 . •4: 6 1 ) 140 ! 150 70 120 200 100 150 250 1 11 7 21 8 5 ? .1. •? • 5 '•? 133 .5 210 10 > 2 7 7 ) 4 • .1. 1 a n 18 1 55 N AHİYE-I BAN AZ Bakırbulduk Susuz Eymirâbâd'.3 70 211 148 •46 . 7 . . 7 7 7 7 • ••? ISO 350 7 200 } 7 12 6 4 3 7 7 150 7 170 120 •> 7 16 7 8 7 G 7 3 ? Ğ 7 3 1 7 ? 7 7 1 1 ? 1 ı 7 • ) ' - 7 3 ? 2 7 77' 7 ') .1 180 170 6 1 3 11 3 4 1 Güğüm 320 100 7 7 6 7 14 4 eo • > 6 •> 7 5 9 '> 12 7 6 7 7 7 5 2 7 _1 7 1 - 1 S i 7 - 7 2 2 ? 100 IV) 0 120 250 - 1.

• Bağlııca Ulaş Kayalu 14 Köy. 7 1 7 7 - 1 Sorkun : ] : 3. 3 7 •3' 6 •> 250 7 400 - • 7 1 7 7 • Karabolu Almacık 350 î 7 6 î - ? 1 1 1 • 7 11 5 '?.51 33 - .570 .\_ Turan Gökçe 84 ISO 70 J70 250 7 il 7 2 Kuştinıur Dıı mi ıı pınar Kayıcık Kürt Ey ne Ayrukavak Kuzviıan Culhh Çuliu Güvendik Kara İshak Timur Yahşi Osman Bayramlu Ishak-ı diğer Oruçüûzi 20 ÇifıJik 2 1 1 150 2(50 130 7 300 8 S 150 80 7 200 13 ? 8 6 7 8 6 7 7 2 - 1 i - î 1 3 3 1 •ı i ö 4 - 1 ! 7 1 7 7 5 5 7 7 ? 1 - 6 6 180 250 7 l.250 • 104 3 2 13 37 NAHTYE-I UŞAK Kınık Ulugöbek Hasan İshuk Nusret Bekir Misafir Savcı Köse Yusuf Mihnıâd Küs üre e Süleyman oğlu kiriş Kerem Yahşi Taggıın Melfis? Musa Bekir Sende! Timur Isa Beg Hamza Bâli Alpezdüren Kara Halil Eyııebtijîî 270 250 7 200 140 7 350 190 t 3 EK) 180 7 . 350 250 7 9 8 7 9 7 7 1 ? - 7 ? - - 5 4 >. ! 5 2 •I 7 - 7 - 7 - 300 500 Dutluca 250 ı 350 370 550 300 7 480 400 6 y 9 7 5 7 8 7 8 9 7 18 1 2 1 7 2 - 2 1 7 7 1 'i 1 3 - 1 • S.130 S 11 9 7 1 6 8 8 7 7 - 7 - 5 •>• 10 6 ? 1 ? ! 7 4 2 2 - - 1 '7 ' - - - 3 6 i il 4 1 1 - 5.300 300 7 250 13 7 11 9 7 8 6 ? a 6 7 7 fi 6 7 2 7 3 7 7 7 • ] 7 7 3 tim 7 • 1 7 1 •)• 4 i • 4 3 7 2 4.İl . ••) . 4 > i 12 7 Kürecik Akgeçilü E m ekse Manıakayasi IIUCII 13 9 i 1 •> 350 7 370 7 7 4 •) 7 500 T 7 7 7 7 - 7 24 • ) 2 7 ? - ? 7 Ğ 7 6 1 1 7 7 •7 1 380 300 7 LSI Kıztlcasögüd 430 350 7 14 ..197 1. Âdil Orhan Bahâdır Yunus Dirkemiş 26 Çiftlik: e 7 150 450 100 190 280 570 170 340 7.S)37' 250 400 •> 2 1 • > -40 2 5 6' 4' - 7 7 4 7 6 7 153 5 •' 5 7 ?' 7 14 Köy 3.5 10 1 04 134 .

1 > 7 7 İSO İSO 7 7 - 7 • > 7 •i - ':' 7 7 90 90 150 150 7 250 80 i 230 ? 200 7 200 7 S 6 ]2 11 ? 6 16 1 e 6 S 6 7 6 7 •) 2 4 2 7 9 • .lüoğlıı Evraıı İsrail Bağbaşı Mustafa Türbeni Tavus Ali 80 140 '.T 7 7 '? ? 1 250 •/ 15 7 ivaz Hisar özü Orta Sı>rkuıı Göçeri Hasan Cüllah Ali Mümin ibrahim Yurtbcgi 9 Koy • 150 150 7 100 100 100 2. . - - - 'i - - } T 7 1 ? 7 - 3 1 1 :3 7 7 7 4 Çarık ? 7 7 7 9: 3' 3' 7 .' 60 ? 150 7 : 180 220 •ı 11 7 •ı Müsleıriib 100 '? 250 7 7 10 } 6 7 ? 6 7 6 7 - 6: 9 2 6 > 7 } 1 ? 7 1 7 .2 2 4 69.!)• 3 135 .XV-XVl. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı NAHIYE-I UŞAK Sevinç Ali Hasanbegoğlu Yayla Bâyuzid Hızır Semte! Minnetoğlıı Mustafa Temürhaıı Hşşek Ahmed Ilyas Resul Karesi Bin di naıı? Resul Güı.' S 7 ? 7 S 7 7 8 ? . 7 10 7 4 T' Ö 7 .1 34 7 İfi ) 15 7 7 •j 14 T 4 1 4 7 . 1 4" - Eymiısevinç Akkilise 240 300 ? 420 120 7 400 7 290 '1 - - 7 ? 7 7 7 7 7 3 7 •ı 7 7 1 7 2 7 T > 2 7 • ) ı: •-• "7 7 1 7 7 7 7 1 1 4 3 7 (5 .010 If) 14 (J 213 • 8 '.470 250 140 1 10 11 • ? 150 160 İSO 4.1 10 .î 7 4 7 3 4 7.1 î 3 ? - 1 - 7 • 7 1 4 1 - - 1 1 1 11 7 1 7 1 i 1 6 t . • 28ÇiflIik :m .

* . . •••-••:• 136 .ssıl İVI..-/ •i . 1%:-. : . Dönüm ..1.4 S - •':"-.ıSO 250 250 250 250 150 150 400 260 IX'ren 10 14 S 14 10 YÎI- i. U..-Vlik t'eti Atik iıl id 2• 4 11 f\ / 4 7 > II.:. - / ' - • - - 1 - 1 1 1 - - - Güğüm - 6..'Iiû! MuPir 3 5 1 5 2 6 7 3 vs.-K) • A.cr Ihralıiııı HHIII MiLSüll Köse Halil Yunus Şcylı Zekcr\'« İbrahim Arşla ıı Yahya ..uk • • .: :.1 2 2 3 2 5 a 1 4 13 :> 10 6 1 1 - • •*•• t-.TD.„.. - m?. 574 / 574m'YE GÖRE 1575>'DA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK (Hâssa-i Mîrlîvâ-i Karahisâr-ı Sîîhib) İskan Vi.k.. • 3 - A. * • : .349-.: .' 4 • ıs 16 y 13 - 1 1 • 3m.-i'i ÇiCllik Yaya Güvendik Şeyh Hızır Kırık Halil/ üsmıkcı Yaya Enıür Yaya Küçük jSclcaiı Göbek YitVii İsmail Yaya ]KK:II J--Ciil. . İliam ja. 2. :.vSO 180 180 170 150 100 "XI 350 ISO M fısıl .Ü. . i '•1 - 1 2 - - - - 1 -••- 6 1 2 ~ • - - - 1 - 2 1 4 1 1 1 1 İ • - .ızılhisar Kii^lcasögüı] m Orta 8 7 6 9 1 7 6 6 S 7 9 S y 7 12 S 7 7 e 1 2 2 . NAHİYE-İ UŞAK(Ser-piyâde) İs hak Sevindik Miirsel Tuıırul flvas Baluîdır Mirmıud Turacj Balıeşler Yahşi İbrahim Diı..••••• . • )iğer Gâib Miirde 1 ' 9 8 I0 8 8 in - 1 " Ulugöbek . 180 200 120 120 200 130 100 140 100 120 100 150 90 170 220 150 150 160 17(1 60 250 280 110 130 45iı 200 210 250 ISO 190 200 180 370 360 150 2S0 130 320 100 7 12 11 6 14 10 (7 7 12 11 15 22 11 12 26 13 VJ 15 ') K. 72 16...Turan Gökçe III BOA.

2 1 . - 16 - 1 - .4 . NÂHİVE-İBANAZ Bakırbııldıık Susu 7.- - 1 1 ?•• 3 •4 - 2 1 2 y 1+1 - • * • : 150 70 200 100 150 33U L 8 6 T 21 9 11 17 16 36 - 100 270 150 2yo 47 0 6 6 10 7 15 3 5 - - 4 • 5 -7 Bulkas'.4p:0.13 .:.f\ ..XV-XV1.i Kov H»ca Ahmed BöHtemür İn 11 iki Lan 'l'imur Bayramb(ü£İ Okçu Osman Asi ıha» Uisarbegi Çakır Yalısı Cellat Çıı Hu Güvendik Yahşi Osman Bayramlıı Asl)lıaıı-ı dİgcr Omç-üâzi 100 70 80 140 KO 150 70 63 50 200 150 84 İSO 70 70 200 18(1 250 70 180 140 180 250 130 24U 150 150 120 250 320 170 250 150 150 300 250 400 140 J.1 1 • 1 1 ı 1 2 I .D \ 1 2 1 4 3 1 1 - 1 ..92Û 11 7 y s 7 17 11 7 11 28 9 9 9 5 7 11 8 7 177 6 7 5 7 5 6 7 7 8 6 / 7 5 7 7 .1 1 .1..:ı .• 2 NAHIYE-İ UŞAK Kınık Ulutföbek Masan Asi ıhan N'usrel? Bekir Misafir Savcı Köse Yusuf Milımâd Küsürce 270 250 270 200 140 180 350 30 330 300 300 270 250 250 250 400 350 460 10 35 10 16 12 9 10 7 13 6 9 8 S 7 7 7 S 6 4 5 1 7 5 2 3 7 - •2 - 1 1 1 - Sorkun - ' . • - - - Karabolu - . ? 7 U 2' 2 3 \ 5:.1 4 3 1 1 .:.- - • »:• 3 .T. Hacılar Ey mir Aziz Kızılca Dutluca 0okkaya Kuştimıır Dıımlıı pınar Kayıcık fîyne Ayrukavak Ku KVİrajı r.- 2 3 2T • 4 :5 ]_• 5 6 il e- 1 11 a ..:ı . 137 .7. 150 10 Ü 140 140 i 20 200 240 1 5 7 8 6 7 230 29 ü 250 23U 25U 200 lu 9 <J s 2 6 0 - 1te.' fi Köy h=hatib 9 11 - 1 4 1 ~F :: A.. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 10 [4 Karlık \ 'm/ Turası Z^kerya Hüseyin Hıdır Yahşi Yaiışı Yörük Mahmud Eşref / Yuvaca Eşref Aydemir liyıifiıegi 32 CİElliir •' v.

1 •9 - 9 .ı 1 3 4 6 138 . 2 - - r - - 2 1 4 1 2 2 1 1 - 1 dm .::..! NAHİYE-I UŞAK Sevi [iv Ali 140 150 S O 130 15iı 150 90 150 150 170 250 80 80 130 150 200 140 200 531 150 150 100 100 100 .şşek Alımed liva s Ey mi rs e vinç Resul Karesi Bindinan? Resul Genç lii oğlu Akkili.8 7 2 1 2 7 9 Mİ 6 S S 7 7 6 7 17 10 8 10 9 11 . so 18(1 16 7 11 13 35 !<! 0 14 9 20 15 9 7 15 12 31 18 22 15 19 14 13 11 14 12 14 7 6 7 Miistecab Hasanlı ogoğlu Yayla Bâyczid Hızır Çarık Sende] Minnetoglu Mustafa ]7.. i 9 7 12 3 9 3 6 3 5 5 1 - Bağbaşı 1 - - - y 1 1 1 - 9 - Htsarözü Orta Sorkun Göçeri 250 140 180 150 160 7 8 8 7 7 1 .:İOl::..Turan Gökçe Almaeık Süleyman oğlu Evres? Kerem Yalısı Taşgıuı Belkıs? Musa Yem? Sen del Timur Isa Beg HamzaBâlî Algezdüreıı Kara Halil Eynebegi Orhan Bahâdır Yunus 300 180 700 300 500 250 350 350 350 140 370 250 3 SI) 350 150 750 370 550 300 400 480 400 230 500 300 430 350 280 57D 17li Duduca Kürecik Akecçilü Emek s e Mamakavası Eslüce Lâl S 8 15 6 13 7 13 15 10 8 28 ][) b 1 5 1 5 1 4 7 4 - - 1 4 8 6 5 7 6 7 7 G 7 13 7 y 5 7 8 7 1 - - 4 • - - - - 1 2 1 1 1 1 - - .16 • ıa 8 7 6 1 • - m . .•:?•:-.".1 300 İSO ıs - - 7 - S i 4 3 Bağluca Ulaş 450 100 10 11 11 X - - - • :İl"4--kö^!:::.se Evran İsrail Muştala Turbegi Tavus Ali ivaz Hasan Cellat Ali Mümin İbrahim 220 240 100 250 250 150 170 180 240 300 250 420 !2U 160 430 290 200 250 1000 7 9 1 4 5 11 3 2 6 3 9 S 2 1 4 2 1 1 4 2 2 - 2 1 • : ' & • 1 ^ .P.: •••.4. 3 .ı - 1 10 ^ 8 4 4 2 1 - • - - 41 .

000 2.200 2.11 10 . 22 .SÛ0 2.700 2.Mıı.İO-.600 2.639 • Pîr Ma'lnl Di vinç )İğM NtflTtlI Ik'imük Milccr m u m . 7 5 5 6 10 4 7 9 7 7 6 3 - Mû n.T0-158'E GÖRE UŞAK KAZASI MENSÛH PİYADE ÇİFTLİKLERİ :.345 1.Iasan Köse Halil 12 7.326 3.200 1.106 2.452 1.200 2.18 • " — " ...500 2. O f t H k " .İ4I: 250 16 16 422 12 S 2. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Oğlakalam Murad M a çr e m şah YııvacıhırV İ1. 21 .600 2. 3ria Yunus Ilır ahim Jıgırr Tb rahim 16 •9" •.184 2.KKA.312 2.300 2.386 2.850 2.219 2. 11 8 • 12 9 ".706 300 250 3.567 2.d.213 2..- -" ıao 0:710- 25 11 - IV TKGM.. • 9.57 8 3 1 1 - .12: 13 ıo .259 2.500 3." 180 80 4.M 14 13 • 6 6 5 4 10 10 10 7 6 S 6 8 6 7 6 17 7 5 7 6 Ğ - 8 5 7 6 10 11 14 4 4 3 2 4 3 7 8 17 6 1 5 1 4 5 2 3 6 3 3 2 7 2 S - • - - - 3 1 1 - - 2 2 3 1 - 170 203 1. • 1 1 - - îamfakih (M) Kiirtcik S ende1 Feımu' 3S1Î Eşref Yahşi Halil .2 T •15 .kûıı Yeri S ojiti d JÜgüm Çiftlik nehoca Scyh Zckcryâ brâhim \ ısl an srâıl 'avus Aii "urbegi ivran vlustafa vaz -lasanbegoğhı Dünüm 150 50 ]Ğ0 Ilâsıi 1. Karakeçili! Vlamak "illiah Ali - - •^•İ2-::".500 200 600 2. Seril 1 17 12 ..Mpûllî Sipîihi Kevvid Vs.500 2.000 999 2.600 2.XV-XVI.KÖY: .. 5 - 139 . 16 .500 200 150 147 150 161 140 82 80 100 190 50 700 300 500 250 350 200 350 100 200 91 100 120 150 10Ü 150 230 30 103 1 2 3 1 Bağbaşı - Vlüstecâh Sorkun Mckilise A' Vay la Sevine VI L mi ıı i Güçlünğltı Karesi i e r e m Yahşi Taşgun 3eliş 1 - 1 - - - Dutluca vlûsâ Bekir Bayıambegi (M) 6 1.899 2. lıuisıl -mi zâdc.965 2. . 24 .803 2.28. 10.

••6--.d. • 1.666 2. ' 7 • • .634 2. • • : • • - - S • 140 .200 2. .331) 2.-•_:. i 00 2.220 2. : - 1 - : • - • ' • .550 2.4 : - 14 24 • .14 28: ••'•••". • • Ulugöbck Şeyh 1 lızır Kırık Halil Yaya Umur Orhan (M) îayram (M) îîiyıntlir (M) 3smau Yaya Kliçük Bildi nâu? lesîil îcsûl-i diğer Mustafa lyas îşşek Ahnıed Aydın (M) Sevinç i i 300 2.l-5'":" 1 : 1 :: . 1 1 2 143 350 250 100 90 180 İSO i 70 150 80 177 81 90 n - :--9:V 9.220 1.Turan Gökçe Yahşi Mi (M) V'ahşı-ı Dıger Hüsrcv ıı.'..-10_j • < ) • • ' - Karlık -9 • "12 1 1 - - 12 • • • : i 4 • • . - 5 6 8 5 15 5 6 11 7 8 7 9 8 10 5 10 6 8 12 6 10 • •: .798 2. • .v. " "10 8 • -.022 ı& . .000 2.-> 1 Kızılhisar 15.760 600 2.„ . 9 .400 2.000 2. V • . .530 409 2. : 3 ökçe -• 1 J 4 1 2 1 - 1 - • ••.300 150 150 2.••?•! 4 3 7 6 2 îyuıiratfvİEiç Okcuonıer (M) Karesi 150 100 ." • " - • dİlgarb <Sfirviranı brâhjm Aydemür nebegı Cara Dâvııd Yaya Güvendik shak Ü elce n Göbek 21 ' . JO ." K:-: •:•$.10-:-.00U 560 490 300 300 2.500 2.200 3.598 2..547 2. .359 400 3.542 2. 1 4 .: 1 3 : .566 1. Yuvaca Eşref Turası Hızır Yuılcu Uruz Sckcrya Üüseyin Mahmud Sendel (M) Sevindik shak tfürsel Tınını] YiğitYahya Yakfib -Iızır(M) Femürhan PeiTiürhaıı Yurt be gi 200 150 152 100 100 102 81 150 İ40 140 200 120 200 180 120 120 138 60 150 100 90 100 100 150 İSO 2.• .434 2. - . 9 8 5 7 7 6 6 4 6 4 7 4 S 1 7 4 3 1 4 2 5 3 6 6 2 7 1 4 12 7 8 3 3 3 3 16 7 9 4 4 2 1 1 - - 1 i.•.556 2. .j • 8' : i .300 2. - - • I 1 - 11 1 ».15.000 500 3.335 2.410 2.000 2.560 •-.

0S5 1.âl Kınık . Taslu Akgegilii Ulaş Çukurca Oğl akalanı [.. ! s. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Küse. 400 2 210 2 21 1 1. • • .200 778 410 300 1. .510 150 . : • 1 - • 200 100 250 150 25 200 200 140 İSO 350 300 İSO SÛ _ . - 2. • .000 2.500 2. 4 4 6 5 6 - 9-' 9 12 '• . - . . • _ • • • 2 6 - - - - Kj^ılcasögüd H. .İce Vuvacı Akdepe Ali Mahmûd (M) Hüseyin (M) Haydar (M) Isa Beg Yunus Af ab (M) Alice (M) M ur a d Eynebegi Hasan SOıznncı Halil (M) Deltkuşlu (M") Durabda] • - - - . : 12 •ıı "?• " ~ • .500 500 150 1.V'usııf Göl ece Mihmâd Karaholu 350 3. . - • • . ) .600 2.SerSbâd 141 . - .XV-XVI. . - " : - ' • * - ' .0X4 400 350 300 273 273 132 133 2. - 1 - .535 592 215 215 • Hisarözü Kayalu Çaıakalaıı Emekse Manıakayası 16 7 12 11 IA 2 - - - 1 - 5 R 14 8 5 5 10 - 11 ı 3 1 1 4 5 2 4 6 - 1 -I 7 • .300 2. • . • 7 4 5 •: 4 Hafiluca İne Gazi İne Gâzî-ı diğer Be^irFükih (M) Abciııl (M) Turbegi (M) Bahâdır Orhan Karaçalınız 6'J7 46 80 <o .400 2. .035 300 1 2 2 2 26 d 234 252 ""Sy 1 6 '7 • 5 5 7 - - - - • Nıısrcı S un kur Bcglu Misafir Savcı Kara Halil Stıleymnnoğlu İtlıis oğlu Mıkıluğlu Bâyc/itl Hızır Sondiîl Hasmı D ırk em iş Isce Ha niza BSIİ Yaya İsmail Yaya Hoca Atgczdürcn Çal al tu Ilyas Bahâdır Mîhnıâd Adil 10 13 1* •j 7 7 7 4 11 uca Almaçtık 3 0S5 2 2OG 2 201) 2 207 Ifc 6 10 7 34 6 \6 5 6 1 - - - - - - - - - - Çarık 80 165 148 150 68 100 250 350 148 254 100 200 130 100 250 40 40 41 5S 100 70 120 140 100 250 300 270 100 - 2 mn 2. " " • • : 4 2 1 2 3 6 6 4 7 1 2 4 17 6 1 7 3 10 3 3 1 - - - - 3 - - - 4 2 - • - • • : • • - : .2OU 2 -1^2 "32 3 131 3 060 2 ->2O 2M3 2 33.

• > • . . 7 . D utluca Dumlu pınar 6 6 10 5 6 7 • 2 1 2 1 2 - •7 - " .•9-:- 1 - - - 1 - 2 - - - - - - - - - Kızılca îne Kel anin '•7 •': 142 .226 2. . .f i .000 34S 2. • Emiraziz Susııy.100 2. _ . . V .200 600 2.S86 370 3.600 2... > • • - 2> .400 2.320 300 2.256 ' 49 Koy 6 13 2i NAHIYE-I BANAZ 11 doğan Baktrbuklıık İl doğan Huca Alime d Bcgtemür Onıçgâzi Aşık Beg Bâyczid İshak İshale-ı diğer İbrahim (M) Halil (M) Laıuk (M) İsmail (M) Polad (M) Hoca (M) Batak Hüseyin (M) 140 100 70 2. .- 1 3 6 9 4 K.000 2.90 200 70 78 70 50 200 80 150 34 80 63 180 80 70 70 80 •• Kuz viran 2 6 7 4 - 4 5 5 - - - - - - - .. • • • : .645 2. . • •' 5. 12 : . .066 2.• : " • : " Oturak .-'. > '.4OU .• 9 no .Turan Gökçe Karacahisar • 7 Çerde me Eymir Aziz Mjıremşsh Mor uca Sıvaslu Sazak Sügüdlü ÇaL irice (M) Mesud (M) Yuvacıliir Mûsâ Bayındır (M) Daraca (. • ' . •) 5 6 5 4 6 6 1 1 - - 1 2 - - Gökkaya 10 ıe 13 11 . \ L " .420 2.200 250 400 2.6 6 . ••: '.618 2.M) Karagiivcnılîk Süleyman Oğulbegi 144 Çiftlik 215 150 80 150 80 80 150 150 150 215 300 340 1. v . ayıcık Kuştiımır Doğancık Kal'a Güvendi k Ciillah Kurd (M) Aydın (M) Yahşi Hisarbegt Çakır Oyumken Bayramlıca i Suyu uca Hasan'? Enıin Okcıt İshak Yaya israil Çııllıı Milımâd ve Yaylaca Temiir Okçu Osman Yahşi Halil . • 2 7 10 10 9 (*) 20 - 1 - - İĞ 15 10 1. • .066 500 450 400 2.333 519 2. • • . " .000 557 250 2.290 300 • - e : - - 11 . • 5 - : : - i " . 11 • ~ • . • 3 3 6 5 1 477 - - 27 - - - - .600 2.300 2.150 120 250 350 310 300 300 200 2.. • • .

XV-XVl. Osman Bayramlu Çubuğa(M) Sâliheddm(M) Murad Gündoğmuş (M) Harı (M) Ilyas Köse (M) Afifi fil il. ı\k\kui 143 . 4 3 - - - - - - - - - - -" - - - '' S'S- 2 1 * + • •'•. 1 70 150 İ 80 70 160 170 - 400 200 250 - 6 4 - - - - - 1 :.. t:*. '• 1 |1 / t •- (M. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Kürt •} KÎıM lshak Manastır Oynıkavak Çukurviraa Ovacık Oği akala ııı Kabaaüaç Fil ÜS i 26 Kilv Rteoglu (M) Şeyh .400 2.I - - 2.:. "4.200 500 300 450 400 250 250 10 7 -.

Turan Gökçe MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ r MC. Malûl UÎY«e Göçürdük Göçeri Kızılhisar A.TD-0. NAHİYE-İ ULUGOBEK Tulluca Emekse Dümerek Sivasî A Koy Yunus Çubuğa Bıyıklu Kara Yahşi Cıngılojlhı 5'ÇiflIik • fi 5 7 1 1 1 I 4 5 4 6 4 19 - - 23 NAHİYE-İ BANAZ Kuzviran Gökkaya Doğan Barınak Ilyas 3 8 1 1 2 7 - - .vşar Y'urtbegi Kürt Balıalanı Yi re piren Saray 10 Köy 5 7 5 95 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 I 1 1 1 18 5 4 5 3 5 5 3 3 3 5 4 3 4 4 5 4 6 4 75 Durbe IKI .Yltıb. - - 1 i - - - - - - - 2 .93'E GÖRE 1457'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK İskan Yeri fCâfırviranı Çiftlik Kanıca Ahmcd Nuh Yurtbegi Küçük Yusuf 3ıyık oğlu Çakır il Masan Bmür Yenice Dügüııcüoğlu Kava ak Kara Halil Yayla Yurtbegi Kürt Süleyman Kara Bayczkl Sâlıib Mihnıadbegoğlu Sarıcakavak 18 Çiiitlik 6 6 6 4 6 7 4 4 4 6 fi 4 5 5 6 MİLsolll'lli Yanın k Mu- Pir.

. .:...C i l t l i k 35 7 - - n MC.-.:. 0 .-r-L. .. .72'YE GÖRE 1489'DA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İUŞAK İskan Yeri Cinlik Karaca Alımed Nuh Yurıbegi Küçük Yusuf 3ıyık oğlu Çakn İt Hasan Emür Yenice 3ügüncüoğlu Kavauk Kara Halil Yayla Yurtbegi Kürl Süleyman Kara Bayezid Sasa Mihmadbegoğlu Sancakavak Kara Yahşi Kesmik ve Dûndur 20 ÇifUik Hâsıl Nı-- Müsellem nıak 5 7 5 S 4 6 6 6 8 S Vii- Mii- Mııliiisüil Malûl bÎTâ- üer. . .. ' 400 300 300 200 500 200 300 250 200 600 200 400 600 100 i.. 3 .Diğtr Münk' Gâib Muh.• 1 .SKı 7 10 ne - 1 1 6 9 5 7 S 7 9 9 6 5 1 1 1 1 1 1 1 1 2 1 1 1 1 - - - - 1 1 - 1 1 1 1 1 1 5 4 8 7 7 5 5 5 8 6 1 1 1 2 1 7 1 - - - - 9 9 8 6 6 7 10 7 2 1 1 1 1 - 1 1 1 1 1 - 150 20".. 5 6 7 3 1 1 1 1 1 1 1 9 Kayıeık 4 5 44 • 2 4 5 6 2 3 4 - - - - 6-Köy. 123 7-:- _ • _.:..-:-L 145 ... Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Çukurviran Çorumpınar Dumlupınar Gögüoğlu Bâlibeg Güçlü Hüseyin Dursun Çubuğa Gazi Elvan Bekû" Fakih .TD-0. bi'iıtl - Kâfirviraıu CJÖÇCI" Cızı] hisar ^vşar Yuribcpi Kür! 3 £i halanı Yiregiren S ar av Jümerek Yavı UKöy.. .XV-XVI. .

: • : ..: : • : : > : « : : .Turan Gökçe NAHİYE! ULUGOBEK Dutluca Emckse Sivâsî Yunus Çubuğa Bıvıklu Cinmloöhı 100 100 100 250 7 6 8 6 1 1 1 1 6 5 6 .• .. • : : : - - - - - - - - - - - - - - - - - - 1 2 1 2 3 - 1 3 - - - - Kayıcık 1 - 5 - - - - - - - - - - - 9 : 4 • •6 Köy.> * 1 _ _ - _ 2 4 3 9 _ îffcaiftUfc..bi'iı ger İskan Yeri Çiftlik d iûl l>îv Mu Sn s h. .. : • ••••• TI T BOA.aa... : .s 146 ..55âNAHIVE-İBANAZ Kuzviran Gökkaya Çukurviran Çoruinpmar Doğan Barınak llyas Gögüoğlu Bâlibe» Güçlü Hüseyin Dursun* Çubuğa Yolma Boladoğlu Harman A1İ Gazi Elvan Bekir Fakih 13:Çittak. • • • • : :. :>44 • _ : • : • : • .5İ.:: 1 1 1 I i 1 - 5 5 3 3 5 3 7 - : . Gâib Atik Mîiı-dc Atik Cedit! 4 4 4 6 1 3 2 3 4 4 1 FCâfîrviranı 3öçürdük Saraca Alımed Nuh Yurtbeiit •Cücük Yusuf Bıyık oğlu Çakır 11 Hasan ümür İSO 100 150 150 250 110 160 350 190 150 250 270 22(1 281) 26 22 İS 17 21 14 20 1 1 1 1 1 ] 1 12 11+2* >i+4 6+1 5+1 10 5 13 - 9 9 S 9 8 6 1 T - 1 - - - - 1 4 5 .•-.-.- Dumlupınar • " • • : : 6 6 4 4 9 6 3 7 6 .TD-103'E GÖRE 1S2O'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİVE-İUŞAK Hâsıl nilm f'cıv» selküt! mali Bettor- Mfl..

) 150 300 281) 350 300 370 430 ıe 13 12 T") 1 1 7 .vşar Yurlbe^i Kürt 3alıalam Yiıreairun 5:ıray Yenice.1 1 23 ''• 10 •u 1 1 1 - 1 6 ?A 3 Koy 5 2Î.XV-XVI.1 2 330 100 15') 1 -45() 200 2'JO 22 23 25 17 15ü 7 10 10 6 57 .. ıs - 4 NAHIYE-I ULUGOBEK Dutluca Emekse Dünıerck Yunus Çubuğa Bıyık! u Kara Yahşi CmtMİojUıı S OKl'k 300 350 250 430 1150 1. ..£U$k..580 500 2K0 1 Jv>! 1 14 20 18 13 1 I 1 i 1 9 10 S 7 4 9 7+2 8+1 HH-I - - - - - 1 4 4 6 4 1 S 2 7 .l&.1 S 2 7 3 8 44 2 + 11 5 • S NAHIYE-I YAVl Ya^lupmar Süleyman şah Mûsâoğlu Gtizeloğlu ve Göçbejîi Çullu Tipi narı 600 400 100 700 450 170 550 220 800 500 170 IÖ0 23 23 31 24 44 1 1 1 10 15 12 13 3+3 (1 ! 1 1 - 1 1 6 .u:a kavak İSO 300 400 250 350 450 390 35(1 350 600 31 19 27 13 36 27 28 1 1 1 1 1 1 1 13 7 >) 10 13 9 ı > 7 9 11 15 '3+2 12+4 -j 2 - - - 1 1 - 4 4 3 7 9 3 300 200 20+1 15+2 14+?.180 500 425 55(! 17 17 24 27 4'JIS I 1 1 1 5 - - 1 İd - 10 16S 13+2 1*5 .İ2J .. düğüncü oğlu Cavacık Kara Halil Yayla Yurlbcgi İürt Süleyman Cara Bavezid Sâhib İVUlunaılbegoğlu San.... 5 6+1 9+1 1 2 1 - - 1 ^ 4 1 4 - 3 6 2sn 30(1 1 - 4 10 250 550 154 60 ıı 4. . +23.İ NAHÎYE-TBANAZ Kuzviran Gökkaya Çukur viran Çoru rapınar Durulup ınar Kayıcık 6 Köy Doğan Barınak İlyas Göğü oğlu Bâlibeji Güçlü Hüseyin Dursun G3zi lîlvan « Çildik 150 190 180 20'..S 6 1 4 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Göçeri Cmlhisar A.. .4 yo • • 350 mı .1 10 IS 9 22+3 27+5 8+1 13+] 1S+4 13+1 6 1 7 5 7 200 1 1 Yavi 200 no 100 Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlanbegi soo 1Ü0 54 22 25 36 30 1 1 1 1 17 19 12 10 13 14 1 1 - - 2 4 4 S 9 6 7 8 2 11 3 - 520 450 1 1 4 147 ..ı 8 7 5+1 11 + 2 12+2 10+2 H+-İ •) 1 1 2 2 - - 1 1 ] 1 3 9 S 1 5 4 1 1 1 1 1 1 5 7 - 3 4 .... \ 7 <ı() • ı su • 10 Köy.

.•S7İ stl- r e si de h a s - ^C M (irde Atik reci id Alık Codid ı. .1 6 7 1 13 12 5 ') <) ••yi-* 5 3 .TD-242'YE GÖRE 1545'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK HıMa101 Muti ân e K J I ' J Q Ahmed 150 100 350 3:i 1 ]•> IV IIİİsıİ İskan Yeri ÇifÜik nüm Nı.•-. .•.Turan Gökçe Eİacı Müsleeab Yayaoğlu Kmgi ve Kazancı Mahmııd rlurşid ve Gökçe Murad Gedik T Köy [7Çıftiîk 250 700 200 300 90 4..=mücerred BOA. 25 30 1 1 1 Nlilımaıibeg-oğlu Sum fa kavuk m-ÇİTtUb: : .:23ü. .+23 .- Mli- YıLma!< Nâ- VI.•.•..K ö y :•:-.- NAHIYE-I ULUGOBEK Dutluca Eraeksc Yunus Çubuğa Bıyık] ıı 300 300 250 350 350 3S0 10 İS 11 1 6 3 6 1 1 - 4 2 3 - 1 1 10 S 2 1 .*.vşar Yurtbegi Kürt 3a halanı Yiretiiren 5arn v İ O : .." 5 2 1 .. .-93.- Nuh Yunbesi Küçük Yusuf Bıvık oplıı Çakır İl Masan imiir Yenice Düğüncü oğlu Kavatık Kara Halil Yunhegi Yayla Kürt Süleyman Kara Bayezid Sim 170 150 150 110 160 150 300 400 300 250 200 300 250 130 250 250 270 22! 27 16 İS 26 10 14 25 1 1 1 1 1 1 15 7 7 8 7 7 15 2 2 - 1 1 3 1 . 0 61 *+. 550 154 600 11 28 70 27 19 26 34 2 fi 1 1 1 1 1 13 14 10 17 34 12 10 14 1 I 2 1 • - 9 3S 13 8 M İ fi 11 - 1 1 2 1 .21 2 • 5 5 7 11 3 4 4 10 - - - I 2 1 s 1 . 2 u • 13 . ..iş .1 1 7 148 .•2-:.» ' -465 ...4i>0 350 43 28 1 1 22 10 17+1 13+3 2 - 1 - s 4 13 8 500 450 İSO 5.1 !4 s 1 5 - 3 6 5 7 3 1 - 2 1 - 1 - 2 2 4 y 4 2 10 1 280 250 i 1 K 9 14 - 350 390 350 350 600 380 50(1 425 550 .ı 11 û 3 - 1 - Kâlirvİranı Göçütdük 3 üçeri Kızılhisar A.. fi 5LI l'J 1 1 12 17 196 14+] 23+5 1 2 - - 1 4 46 46"' 2 10 14 210 .. ^ - .

11 1 1 1 1 1 8 4 S 2 2 41 128 n s.1 111 Gazi Ka vıcık 6 Köy Elvan SÇitllık " 460 100 150 1.7..70 İÜ 1 s 13 S G 1 _"l 200 290 2..eloğlu Çullu Itpınarı Bscıılî Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlaııboei Hacı Müsticah Yayaoğlu Emgi ve Kazancı Malınıud Ilurşid ve Gökco Murad Gedik L..49 .-Ş:l.XV-XV1. m 7 . .. 1 7 O W i k •.Küy. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilât) Kanı Yahşi Cıııgıloğlu . fi A 40 300 450 180 60li 400 !0[i 700 130 12(1 fiOO 100 100 500 200 70(1 700 400 17 21 I 1 11 15 20 19 30 27 İS y ..-.1 250 500 17 12 1 " 5 24 4S 1 1 15 29 5 14 1 3 3 - 3 2 3 fi 5 7 12 527 M i J8 7S 120 1..JJÇiiilik 430 160 500 2H0 20 22 ::-. • .' 71 26 3 3D H~ NAH1YE-IYAVI Yağlupınar Sü ley mandal) Mûsâoğlu Gö/....Siv- ri 4 .1 2 1 1 3 I 1 1 1 2 7 1 ! 3 4 6 5 S 170 550 220 31 33 72 62 46 \\) 1 1 1 1 1 1 1 1 I 2 1 12 39 34 24 S 23 l'J 18 7 ! 2 1 2 1 4 1 S 13 son 50 U 7 17 S 10 5 7 3 170 ICO 450 Yavİ 51 41 36 26 25 21 15 14 2 2 - - 1 8 'î 1 6 ..20 1 1 - - 5 7 Dinilerek 3 Köy. 1 1 12 15 •.•. 1. 27 NAHİYE-İ BANAZ Kuzviraıı Gökkaya Çukurviran Çonımpmar Dumlupıııar Dursun Doğan Barnıak İİyas Göğü oğlu Bâlilıcjî GLIÇİU Hüseyin 150 190 İSO 300 2S0 11 11 B 23 26 1 1 6 2 3 8 2 1 1 4 - 3 8 7 :ı 4 5 2 2 3 350 300 370 •460 1 1 1 \T~ 7 11 200 270 3 d 11 3 1 9 - m - - - 8 3 1 i ..-.

ıı e Gâıb Mürtie Atik.) W) 4.1 Göçür dük 3öçeri ECızılhİsar Avşar Yurtlıegi Kürt Bal lalanı Yirepiien Saray 10 Köy 200 550 250 220 250 250 200 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 18 1 - 1 1 1 •) 5 7 2 9 10 1 3 3 4 4 10 6 7 5 8 4 - 4 19 9 11 10+1 - 1 - - 52 26 20 17 18 18 335 10 12 40 13 11 11 11 11 222 - - 6 4 1 1 1 1 - 6 6 Ü4+İ 1 - - - 5 1 7 15 23 16 ?.ün Süleyman Kara Bayezid Sâsa Milimadbcgoğlıı Sarucakuvak İS Çiftlik 150 100 150 150 250 110 150 150 150 150 150 150 450 150 150 150 100 150 350 190 200 7 350 220 200 250 200 200 200 14 Iö S 10 19 9 9 16 19 .i'ivnîüîdf iî! s.11 11 11 1 1 1 13 10 7 7 18 7 7 11 12 11 - - 4 - 1 - - I 1 - 10 14 10 11 12 5 8 15 9 18 4 17 29 1.><jki Aiik Cttlkl 3 6 - •tanıca Ahmet! Kâfîrvİranı Nuh Yurtbegi Küçük Yusuf 3ıvık oğlu Çakır it Hasan ümür Y I nice L)Ü göncü oğlu i^avacık Kara Halil Yurtbegi Yavla K. ..27..s.1 6 7 150 . '••MŞ9y. 245' NAHIYE-IULUGOBEK Tutluca Emck. im. M*.jt-iid er lûl Vtulı sıl l>î.'. .TD-328'E GÖRE 1560'DA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK DRııüm [•lâ-ul Vffcn'iı İskitn Yeri Çiftlik Müwlk'm Yumak Nâ..2K0 s 17 - Ur.sc Dümerek Yunus Çubuğa Bıvıklu Kara Yahşi Cıngıloğlıı 150 150 150 150 150 200 200 200 200 200 S 11 10 15 12 1 1 1 1 1 7 10 7 11 11 •?Mk 2 3 - - - 4 3 7 7 10 2 14 6 10 12 1 2 iÜ-::.Mıı.: NAHIYE-I BANAZ Kuzvicaiı Gokkaya Çukur viran Çoru m pınar Dumlupınar Doğan Bamıak Ilyas Gögîioğlıı BSlibeg Güçlü Hüseyin Durdun 150 150 150 150 150 150 200 200 200 200 200 200 14 7 17 \3 19 10 1 1 1 1 1 1 9 6 10 9 12 '1 4 3 - 6 6 1 1 - 5 2 2 j 4 7 3 15 .Turan Gökçe V BOA. .Ma..

61.Köy • 17.Î0 20 1 1 13 35 27 2:y 6 6 67 ! 2 3 7 KİK 11 26 14 i 4 !8 W BOA. NAHIYE-IYAVİ Yağlupınar Süleymanşah MCısâoglu Güzeloglu Çullu Tipi narı Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan OglanbeRİ Hacı Mîisleoalı Yayaoğlu Eragi ve Kazancı Mahnıud Hurşid ve Gökçe Murad Gedik 1 .'İ.HI 200 300 .1..1(1 200 150 100 300 220 200 170 200 220 S00 200 15 13 14 22 32 42 1 1 1 1 1 1 1 10 12 11 13 24 4 1 - - - - - - - s 7 7 S 7 2 A M 1" 11 IX 1 - 2 2 1 1 - 3 4 12 4 19 14 7 49 2 1 - 17 S İd 170 400 22 20 21 1 ] 2 1 1 - 150 250 150 200 150 200 15 21 1 1 9 13 11 s '1 2 - 4 17 12 27 28 7 2S 11 15 7 13 1 1 150 200 2.TD-511'E GÖRE 1571'0E UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-FUŞAK Dünüm Hâsı! Nı-ftTlMl MiiSPI- Iskan Veri çiftlik k'in.11.3..MitYamak resitk' İİISSll İtil CIHİ «e er Muiı Gûil) Mttrdt Div ı-ııc i ara ta Ahmed Kııh YurtbcgL Küçük Yusuf 3ıyik oğlu Çakır İt HîiNan 150 35U Atik ..7 ..XV-XVI.7-6 17. Nâ. : • % • . Yiizyıllaıria Uşak Kazcisı Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Kıı vıcık 6 Köy ... - . Gazi Elvan Ş Çiftlik 100 15(1 200 2 0 fi 23 1 1 13 8 7 2 - 1 12 • HfS - 7 12 8 S . : .1 S 2 10 9 18 151 .Yditl Atik i') - fCâfırviranı Göçürdük 100 150 150 150 110 150 150 150 iyo 200 250 350 220 200 200 200 ıs 2(5 15 17 1 1 14 14 3 - 10+1* 5 3+1 10 1 - 1 1 Kızı İh isar Enıür 3ügü neti oğlu üavacık 34 { .QAUk 150 150 100 150 1. 9 26 27 1 1 9 11 23 7 7 - - 14 10 11 12 13 3 4 - 1 - 1 1 1 24 21 1 4 1 1 - - .

V+5:.niren Saray Yenice.:.1 15 :ı A - 5 - 7 12 61 4 4 7 1 1 S 23 NAHIYE-I YAVI Yağlupmar Sülevmanşah M üs â oğlu Yörükoğlu Çullu İtpınarı IİSNM1İİ 15n 150 100 150 130 20U Yavi Kirlü Halil Kırık Masan Oğlan Lıegi Hacı Müstecab 15ü 100 300 150 500 220 200 170 200 220 300 200 170 400 200 500 IS İS 23 27 34 5'J 30 17 51 23 29 1 1 1 I 1 1 1 1 1 ! 1 14 13 15 15 22 37 19 11 32 Ifi 20 3 4 fi+l 10+1 - - - - - 2 [g+i - 10 1 5 18 6 6 - 12 4 19 14 47 27 2S 7 28 22 15 1 2 1 S 13 6 7 3 7 S 152 .Turan Gökçe Göçeri A. 5 Sı) 24 18 IS 69 48 36 29 31 3S I 1 1 1 1 1 1 1 I İM 14 12 15 41 19 15 21 17 19 8+1 - 4 25+1 1 1 - :«ı 20 1 - 1 - - - 7 13 lû+1 - - 15 4 17 27 13 7 15 23 15 242 4 2 12 S .:: 1 •4 NÂHİYE-İ ULÜGÖBEK Dutluca Enıekse Dümeıek :3"Küy Yunus Çubuğa Bıvıklu Kara Yalısı Cıngıloğlu f> ciniifc 15(1 150 150 150 150 20Û 200 200 200 200 l. Kara Halil Yurıbcjy Yayla Kürt Süleyman Kant Bayezki Sâhib Mİlunadlıegoğlu S anıca kavak IS.f'.IO S 15 14 25 29 üt 1 1 1 1 1 5 7 10 12 12 13 5') 4 1 12 9+1 2ft.l - - - - 1 1 - 2 14 0 10 12 44 4 3 3 m NAHIYE-I BANAZ Kuzviran Cîökkaya Çukurviran Çoru m pınar Dumktpmar Is. 150 150 150 450 150 150 150 !00 151} 250 200 200 550 250 220 250 250 200 -i. :.11 1 3 73 .VU 1.v-jar Yurihegi Kürt Baha lam Yiro.avn.1.1li 200 200 200 200 200 2(10 10 17 28 İS 200 290 33 12 21 12 15i 1 1 1 1 1 1 I 1 9 11 20 13 14 11 16 11 Î'D 5 7 4 12+1 - - - - 4 7 .(4.ik 6Kn\ Doğan Yarık İlyas Göğü oğlu Bâlibei! Güçlü Hüseyin Dursun Gfızî Elvan 8 Çiftlik 150 150 150 150 150 150 100 150 1. 10 Köy.

XV-XVI..SKO 4 3'.Cİfllİt. .I» Yeri Çifllik Dünüm na«ı [öven Mil3Cİ- Yumak loııı Moreşide ıaSsıl S: MaIEll Divâne )t-rh Dicıvd ğer Muh Câi lı Mik l. . • - 1 6 7 5 4 6 23 23 11 10 H 12 - 3 1 • 1 1 1 1 1 1 1 1 1 - 1 1 4 1 1 2 12 ."1 daraca Ahmeıl Câ lir viranı Suh Yunbe..480.-102.. Yenice D ü ş ü n t ü oğlu Kavacik Kara Halil Yuıılıeııi Yayla Kün Süleyman Kara Bayezid Sahih Mihmadlıegoğkı SariK-akavak .mı Y ire ı. 4 61 190 NAHIYE-IULUGOBEK Dul kıça Emekse Yunus Çuhuğa Bıvıklıı 150 150 150 200 200 200 14 16 İ4 1 1 1 11 14 13 2 1 - - - • - 4 4 - - - - 7 4 - - 153 .ei GöçÜRİük £üçiik Yusuf Bıyık oğlu Çakır İl Hasan îmiir Göçeri Kızılhisar 'Vvşar Yurt beni <ün 3alıal. lS.- ıs Mi +7 1 2 71 - vn BOA.TD-589'A GÖRE 1580'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İUŞAK TS1I. 150 İ00 350 190 200 250 350 250 25(ı 2H0 200 200 200 550 250 220 250 250 200 25 28 1 1 1 1 1 1 1 1 ] 13 13 11 12 10 9 ') 13 21 20 1! 12 41 21 13 14 13 15 11 12 S 5 10 3 - - 2 150 İSO 17 İS 3 3 4 2 4 16 7 7 9 6 5 8 9 10 7 7 21 11 250 110 150 150 i 50 150 150 150 400 150 150 !50 100 15D 32 11 11 20 32 26 17 20 66 49 25 26 26 31 1 1 - 1 .1 - 11 - 17 12 S 14 - 1 3 İD 4J&J .ıs 230 .. - - - il 29 5 7 - 5f":0 'Î.-T :. i ren Mirav 10'Köy •..Vıhıl Miinle A ilk Cedld .!'i 1 J .::. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Yayaoğlu Emgi vo Kazancı Mahmud Ihırşkl ve üökce Muratl Gedik Gökçe Munul 1 Köy 17 Çiftlik 150 2U0 17 1 11 - - İS 3 1511 200 220 31lf) 33 4'J 26 454 1 1 15 26 21 2S7 17 2Ü* 2..:•••.

• - .00 fi 22 24 'Ki I 1 13 7 6 1 1 i - .. ---- •: : - NAHİYE-IYAVI Yağlıı pınar Sülevmanşah Mûsâoğlu Güz el oğlu ÇUÜLI 150 150 100 Yavi Tip man Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlan begi Hacı Miistcoab Yayaoğlıı Emgi ve Kazancı Mhhmucl THırşid ve Gökcc Murad Cietîik Cîökcc Murad 17 Çiftlik 150 130 200 150 100 300 150 250 150 220 200 170 200 220 800 25 20 24 28 Sİ 1 1 1 1 1 ] 200 170 400 62 34 19 36 1 1 1 1 1 1 16 12 lû 15 47 37 23 12 33 17 24 12 8 7 7 11 33 24 10 4 2 4 10 - - - - - 1 I 5 3 5 6 1 3 4 e n 13 20 10 4 17 7 4 5 1 2 - ^ 200 250 200 22 35 21 r > a :ı 150 200 220 3Û0 500 22 45 15 •im 1 1 1 15 15 31 13 323 6 - - - - 5 7 11 12 S .l3 -\ Ki 5 3kuj 5 Çildik 750 5 (')? 16 1 NAHİYE-IBANAZ Kuzvirau Gokkaya Çukur vi [an Çorumpınar Dumlupınar Doğan Bamıak Ilyas Göğü oğlu Bâlibcf! Güçlü Hüseyin Dursun Gazi Blvaıı Bekir İçkili •Q . 20 /.: .fı3ü 13 1 14K "1 K ö y • • • - - •58. 490. .. 150 150 150 150 150 150 100 150 1211 t .Çiftlik:.270 200 200 200 200 ıs 21 200 200 200 290 2 UD 15 14 23 15 25 17 19 1 1 1 1 1 1 ! 1 1 16 14 12 10 11 12 14 10 12 1 .1 1 4 7 2 1 4 4 7 7 2 3 - - - 10 2 9 4 l'l 1 1 2 - 5 S S n - Kayıcık •A. 148 s 99 .4Ş' 1 -ö-Köy. 39..Turan Gökçe 1 Kara Yahşi \ D\m>a-*V \ 150 ISO 200 200 1. 154 .too 2.

000 .XV-XVI.406 3.28' 20 [0 21 "14 - - - - - 3 âlî al anı - - 1 - Î.700 2.KKA.656 2.332 26 4.500 20.200 13-.Ş Köy 5.132 2. .020 16 615 • a 3. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı TKGM.244.380 6. • vin : \ Mu-U'ıl So.299 2. • .s-.TD-158'E GÖRE UŞAK KAZASI MENSÛH MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ .ii'ik Hasan Gedik Çullu Vayaoğlu Emgi ve Kırağı Mahmud Bsenli - 30 30 58 15 n s - - - - - - Saray Vurbepi Yircgiren Göçünlük Küıt Câfırvıranı barlık "jökceüzü <iKilKis. 155 . 2.933 3.200 9 1.ö 18 21 2U 25 .400 3.000 •10 1. : : • : .T - 1 - - - - - - - - - t î 650 715 7K) 650 3. : : • . :o 1.7 . Diğer Yol he JI i Saray Yol be I.516 19 24 31 5İ J.'J98 2.yyulŞeril' şevh 1 1 1 2 i 1 2 3 1 1 2 1 İl* )ÎV. i ^ihmiidbegoğlu Iacı Müstecab ip inan Yağlupıtıarı Güzeloçlıı OğlaııLıegi lurşid ve Gökçe Muratl 150 100 250 150 150 150 150 150 100 100 300 200 200 150 150 150 400 150 150 110 250 150 100 150 150 80 100 150 300 :o4 150 150 2.5S.327 11 J 2.Mıı.-.&&.600 17 3.::::: İskân Yeri Çirilik Ditnllm Hâsıl . 83...533 4.832 42 3.600 7 2.984 3.'sipahi rwl zade naııı İ1HSsil e vs.39.100 3.000 1.-283 ıs.ır jüçcrı Siirueakavak Yayla 3 asa imür l Hasan 3ıvıkoglu Çakır <üçük Yusuf <ürl Sük'yınai] N'uh Türbesi Kanıcaahıned Aslılıatı Beşiroğlu 3ügimaloğlu kavacık Yenice Karabayeziıî Kanı l-Iiilil 34-Çîölik 3.38-1 3. 21 • 11 13 18 20 8 4 11 4 15 4 25 16 26 8 19 17 37 9 4 7 7 4 19 S 6 7 17 15 9 13 9 6 10 12 27 5 11 8 12 10 12 5 3 12 30 4 7 9 18 11 2 2 5 2 16 5 3 6 10 3 S 5 4 1 1 1 - • - 2 2 1 - - 2 1 1 1 2 2 2 1 1 i 1 2 1 1 3 2 4 1 - Yavı Sükvmaıışalı vlösâoğlu Zirlü Halil s. .215 1 1 1 1 .")1İ Scııııâk MÜ ÜT İ.

506 2.Turan Gökçe ULUGOBEK Dutluca üıııekstı Dü inere k Yunus pulluya Bıvıklu Cıngıloğlıı Kara Yahşi SÇİIdik i 50 150 150 159 150 759 2 3 2 3 194 100 yııo 4110 14 14 14 12 9 9 8 II) 4fc 2 4 4 4 !9 - - - 2 T5M m 15 7(3 1 4 ! 5 1 2 Î.059 2.1.664 1.n CuîRİioğlıı 8 Çiftlik 150 150 150 150 100 150 150 150 1.::Kaz3':!röjİ!iL:': Barmak îlvas Güçlü Hüseyin Dursun Doğan GÛ2Î Elvan Balibe.79S 2.3.Köy U.600 19.452 2.'M4 1 3 BANAZ Gokkaya Duınlııpuiür Kuz vira ıı Kavıcık HcıtZLim|jjjıai Çukurviran (5 -Köy .719 ı i7.150 2.: • 21 " 6 . 1419 17 8 • 15! P I? 2 10 9 S 9 6 12 60 5•5 5 3 1 4 < ) 2 2 2 'S - - - - - - - - - 2 2 - - - - - - 3 1 ] 2 I - 1 ! 4 / . • • 1 J 158 .440 2.60O 2.i'.

\|cırsu!ıır t N ÖLÇEK . YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE VE MÜSELLEM KÖYLERİ İŞARETLER © Pıyaüe NJ/uveMo-kf ı Q] Müsdluııı Nalım1 Merkep • PıvJüe Kdyu • Müwltem Kovu .XV-XVL Yüzyıltanîa b'şak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı \ XV-XVI.* ^ r . 1 : 5 M I H C IM1 157 .

V"H% d<s babasmuA &timûmd<M. C. derya mevsimi geçtikten sonra Kırım tarafına gidip başarı sağlayamadan eli boğ döndüğü. 145. Sicill-i üsınânî.m. CAJNÎK MUHASSILI VEZİR ELHAC ALİ PAŞA'NIN 1779 TARİHLİ MUHALLEFÂT DEFTERLERİ Cahit TELCİ* Canik ınuhassıh Ali Paşa1. Özcan Meri. Ü. 277. C. VE. Ahmed Cevdet. 548. ss 159-182. Tarih-i Cevdet. 151-İ54. Daha sonra Canik tarafına gelmiştir. Mücteba İlgürel. onunla beraber 1741 senesinde. Dr. ve ayrıca yazdığı birçok mektupta başarısızlığım gizlemeğe gayret maksadıyla tahammül edilemeyecek sözler söylemekte olduğu ve Çapanoğullannı rakib kabul ederek ya Çapanoğlunu idam edersiniz ya da ben fecrine gidip izale ederim dediğinden bahisle. Daha sonra Kırım Seraskerliğine getirilmesi Aynı bölgede bulunan Çapan Oğhı Mustafa Bey"in de kıskaçlığına sebep oldu. yazdığı mektuplarında kendi kabahatlerini kapatmaya matuf ifadeler kullanması da merkezi idareyi rahatsız etmiş idi. Hacı Ali Paşa'nın Kırım seferine çıkması ve oradan eli boş dönmesi.. vezirlik rütbesi ihsan olunmuştur. Babasının bölgede yapuğı zulümier yüzünden. a. Dcrgâh-ı Ali kapucı başı hır mdan Fatsalı Ahmed Ağa'nın oğlu olarak 113? (1720-21) senesinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Özcan Mert "Caııikli ilacı Ali Paşa Ailesi'. Çapan oğullan. s. tekrar Canik'e dönmüştür. Bir de üstüne Ali Paşa'nın. II.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Bu sebepler ile. hâkim oldukları coğrafyaya bir anlamda sıkıştırılmışlar idi. Mehmed Süreyya. Bemard Levis. Dersaadet 1309. III. kendisine vezârel ihsan olunduğu ve şimdiye kadar hiç kimse için uygulanmadığı halde. s.. Dersaadet 1309. devleti hoşnut etmemişti. Çapanoğulları tarafında yer almıştır. Hacı Ali Paşa'dan din ve devlete bir fayda olur niyetiyle. . Zaten o tarihe kadar Caııikli Hacı Ali Paşa ailesine bölgede verilen görevler ile. 1768'de Osmanlı Rus harbine katılmış ve 1769 senesinde Hotin tarafına gönderilmiştir.\ soıua. Ahmed Vasıf Efendi. "Djamklı Hadjdji Ali Pasclıa" E12. Caniklioğulları ile Çapanoğullan arasında vuku bulan bu kavgalar sürecinde devlet. 151.TDl'.g. Ankara'ya sürtümüş.m. Yay. C. 548. E. Mehtısinii'l-âsâr ve Hahâikil'l-Ahbâr. s. 1772 senesinde Amasya sancağı kendisine malikâne olarak verilen Ali PaşaTya. izmir 2000. kendisinin Kırım seraskeri tayin edildiği fakal O. Eylül 177ıJ"da İstanbul'dan Çapanoğlu Mustafa Bey'e gönderilen bir fermanda. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü. ÎA. on sekiz yaşındaki oğlu Mikdad'a da aynı rütbe verildiği gibi. İstanbul 1978» s.

zerre kadar kabahati yok iken sadece " servet-i bisyârına tama" en şehid" edilerek muhalleîatmm aimmasmı tenkid eder (s. Hafız Hüseyin Ayvansaratî. Muhallefât ve Müsadere: Osmanlı yönetimi başından beri muhtelif sebeplerle devlet yönetiminden uzaklaştırılan ldşilcrin geride bıraktıklan menkul ve gayrı menkullerini zaptetmekte idi. muhallefâtı zabtedilecek olan kişinin emval ve eşyası ile alacakları ve borçlarının görevlendirilen memurlar vasıtasıyla mahallinde sayılarak defterlere geçirilmesi işlemi ile başlamaktadır. İstanbul'a getirilmesi istenilen eşya ile mahallinde.S. s. Aziz Berktir "Mora ihtilali Tarihçesi veya Penah Elendi Mecmuası 1769'" Tarih Vesikaları.158: Aşağıda 10 numaralı dipnotla gösterilen eserinde Ata.MD. s.Cahil Telci bu asinin yakalanarak idam olması ve başının İstanbul'a gönderilmesi Mustafa Bey'den 3 islenmektedir .sinde Örf ve Adetler. 18. XXXVIII /15Ü.37. Yüzyıl Türkiye. yüzyıl müsadere işlemini "hazine müzayakasına karşı. s. 278. Türklerin şeîıîr dışında büyük yazlık malikâneler yapmıyor olduklarını ifade ederken bunun sebebini kişinin zenginliğinin ortaya yıkması tehlikesi olarak ifade eder. Keınel Beydilli 'İgnatius Mouradgea D1 Ohsson" T. 157.m.1X.3. Yine hemen aynı dönemin bir ıslahatçısı olan Penah Efendi de "Nizam her ne güne olur ise kati ve nefy ve müsadere İle mutlak olmaz san 'at ile olur" demek suretiyle bu uygulamayı kınar. yerli rayiçten satılması istenilenler işaretlenir. İA . Bunun üzerine devlet firarilerin unvanlarını geri alarak mallarını da müsadere etmiş idi". Kdremid ayanı Mürid-zâde Mehmet! Ağa'nm. Kitabın bu çevirisi hakkındaki tenkiti için.x.49697.D. Ancak bu işlem XVHX Yüzyılla beraber.V. Müsadere işlemi. Vâsıf. Vefâyât-ı Selâtin ve Meşâhir-i Rical Haz.223. muharebeye girişmemiş ve Bafra'daki kendi konağını yakmış. îsmail Hakkı Uzunçarşıh "Çaptın Oğulları" TTICBelleten. Daha sonra afv edilerek yeniden vezâret payesi verilen Ali Paşa. mâlî bir Icdbir İmline getirilmek sureti ile. VHI. İstanbul 1978. Hacı Ali Paşa'nm az miktardaki öncü kuvvellcriıü bozmuştur.IL S. Mahallinde satılan eşya ve satış fi atları daha sonra ayrıca bir deftere kaydedilir ve yine İstanbul'a gönderilerek hazineye giren ya da İstanbul'da satılanlar da ayrıca defterlere kaydedilirlerdi. XVTIT. yanma maiyeti ve 4 hazinelerinin bir kısım ile oğlu Battal Hüseyin'i de alarak Kının tarafına firar etmiştir . Hacı Ali Paşa'nın asıl kuvvetleri Mustafa Bey'in askerlerinden fazla olduğu halde O. 659-673. Böylece. Muhallcfâlın kaydedildiği mufassal 3 4 5 6 7 8 BOA. servetine el koyabilmek maksadıyla adı zengine çıkmış bazı kişiler7 muhtelif sebeplerle devlet yönetiminden uzaklaştırılarak cezalandırılmakta ve mallarına da el konulmakta idi*. çcv. Bunun üzerine Mustafa Bey birkaç bin kişilik kuvvetle hareket ederek Bafra tarafına yönelmiş. Cavid Baysan. D'Ohsson. 8.204) 16Û . Fahri Çetin Derin. C. Zerinin Yüksel (ty). 15 Şaban 1199 ( 23 Haziran 1785 ) tarihinde Erzurum'da ölmüş ve orada defn edilmiştir15. sfıistimîU edilmiştir'" ifadesiyle anlatır bkz: " Müsadere'' İslam Ansiklopedisi. maliyede meydana gelen sıkıntılara da bir çare olarak addedilmiştir. Daha sonra bu defterler merkeze getirilerek. 162.

BŞMA932. s. 13693. Ali Paşa'nın Muhalld'âtı Ali Paşa'nm 1779 senesinde Kırım tarafına kaçmasından sonra.BŞMMHF. Çapanoğlu Mustafa Bey'in de bu müsadere işleminde görev aldıklarını anlıyoruz. ıra.sâni. Neüccde: II. paşaya ait. yangından kalanlar da zabt edilmiştir (D I. 161 . 15 BOAD. Tarih-iAta. 13) '' Muhallefât ve müsadere işleminin tatbikatında dikkat çeken hususları ve bir muhali e taun miri için zabt edilmesi sürecini. D. D. D. Bizim tcsbil edebildiğimiz kadarıyla toplam üç defter halinde müsadere edilen muhalleıatın büyük kısmını. hesap olunduğu zaman mufassal muhallefât defleri ile füruht defterleri ve senedlcrinin toplamının denk çıkması. S.3. 13694. Ali Paşa kaçarken konağım yakarak kaçlığı için bu yangın mahalli de ahali yardımıyla kazılarak. 13 BOA. Bunun dışında D II 1 3 ve D1II14 olarak kısalttığımız iki küçük defler daha bulunmaktadır. ve muhtemelen önemli bir kısmını da beraberinde götürmüştür. Metinden ve aşağıda verdiğimiz tablolardan da anlaşılacağı üzere. Samsun civarına ait başka bir muhallefal örneğinde inceleyen biç çalışma için bk/.1.12.. ss.BŞMMHF. muhallefâtdan. Muhallefât m zabtı ile görevlendirilen kişiler (memur-1 zabl-ı emval) dergâlı-ı âli kapucıbaşısı Mehmed ile kâtib Abdi Efendi'dir15. işlemin önemli noktalarından idi. 12 Defterin ikinci sureti BOA. muhallelatdan bazı yerlere verdikleri karşılığında. sened almaması/alamaması sebebiyle. özellikle hayvanat ve zahirenin önemli bir kısmını yağma hımıştır. Cahit Telci *' Aydın Muhassılı Abdullah Paşa ve 1148/1735 Senesinde Zabt Edilen Muhallefât]" Tarih İncelemeleri Dergisi XVI ( Baskıda ). Malımud devrinde yasaklanan müsadere.Cam'kMııhassüt Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli hfııhallefât Defterleri deflerler ile bu füruht defterlerindeki mallar ve de şayet.Oğlu Hüseyin. devlet tarafından bütün unvan ve dirlikleri geri alınırken. ı | BOA.204.. Müsadere Olayı ve Terekenin İncelenmesi" TTK. üç suret halinde hazırlandığı ifade edilmektedir ki biz iki surelini tesbit edebildik12. emvali de mirî tarafından zabt edilmiştir. muhaliefatı zabt ile görevlendirilen kişinin.4932 numarada bulunmaktadır. onların teslim senedi erinin biri biriyle denk olması.BŞM. 10 Tuyyar-zâde Mehmed Ata. bizim burada bahsedeceğimiz Ali Paşa ile aynı bölgeye. 13695. Zaman zaman bu konuda problemlerin ortaya çıktığı. Yavuz Cezar " Bir Ayanın Muhallefâtı. C. Ancak yukarıda ifade edildiği gibi Ali Paşa kaçarken hazinelerinden bir kısmını. Müsadere usulünün devrin kaynaklarında zaman zaman şiddetle tenkid edildiğini görmekteyiz". mahallinde bir devlet görevlisine verilen unsurlar varsa. Ali Paşanın kendi konağını yakarak kaçması ile muhallefât m zabt edilmesi arasında geçen zaman içerisinde halk. 14 BOA. Tanzimat Fermanıyla kaldırılmıştır10. bazı malların kendi zimmetinde kaldığı durumlar da ortaya çıkmakta idi. Dersaadcl 1293 Muharrem/1291 K. XLI/161.BŞMMHF. Aynı zamanda. bizim D 1 olarak kısalttığımız defter içermektedir11. Havza ve Köprü Kazalar Ayanı Kör İsmail. Bu defter üzerinde. Belleten. D. 41-78. devrin kaynaklarında yansımasına dair örnekler için. Bazı muhali el at tamı zabtının.

giıriış) .428 çıkmaktadır. muhallefâün lamaminm kıymeti konusunda kesin bir şey söyleyebilmek mümkün olmayıp. 16 daha önce başka bir muhallefât ile ilgili çalışmamızda yaptığımız gibi. kıymet olarak kaydedilmemiş oldukları için. kumaş eşya ve giyecek Muhtelif cins kürkler Saat Kıymetli taşlarla süslü eşya Nargil. altın olarak kaydedilen kalemlerin dışındaki unsurlar. Paşanın serveti diğer malların maddi kıymetleri belli Cahil Telci " a. sadece miktar olarak belirtilmiş. içerisinde muhtelif hayvan've zahirclcriyle beraber sayılan çiftlikler olmak üzere toplam 165 kalem unsur yer almakladır.Cahit Telci Muhallfatın büyük bir kısmının İçerisinde yer aldığı defterde. Bu sebeple.643 w - Mal ve eşyanın dökümünden de görüleceği üzere deflerde.Bunun sebebi. 5 tanesi. D I KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ Türü Altın ve akça Mücevher eşya Kumaş. ancak bazı tahminler yürütülebilir. defter içerisinde yer alan unsurların miktarına göre inceleyeceğiz. burada da mulıallefâtı. 775 gııruş kıymclindcki kaltak bargirlerini buraya almamamızdır 162 1 .'' 294." Rakamlar toplandığında 295 .m. teşbih. ayna Mutvak eşyası Silah Bayrak-sancak-mehler Kitap At takınılan At Çiftlik Diğerleri TOPLAM Defter içinde kaç kere zikredildiği û 6 51 17 1 3 6 8 13 18 1 9 5 5 16 165 Kıymeti (•.g.

21 tüfek. ÇİFTLİKLERDE MEVCUT CANLI HAYVANLAR VE TAHMİNİ BEDELLERİ "• Aded. 163 . yastık gibi ev eşyalarım söylemek mümkündür. 1655-56 'da Türkiye.Catıik Muhassılı Vezir Elhac Ali Paşa'nuı 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri olmamakla beraber. Dil deki 6 kürkle beraber toplam 33 kürkü bulunmaktadır. "sığır ve kısrak1' olarak kayıtlı bulunup. İstanbul 1978. yaklaşık 300. Yüzyılın ikinci yansında Osmanlı ülkesinde seyahat eden Thevenot. Bu yüzyılın genel bir özelliği olarak kürke rağbeti Ali Paşa'da da gömıek mümkündür ki bu defter içerisinde 17 başlık altında. 11 tane Trabzon işi fişeklik.940 ~~4TP' 92 34 8 4 51 8 874 97 20 Vâsıf S. Nuray Yıldız. bu bile başlı başına bir servet oluşturmaktadır. lfı 19 Talimim bedel (gunış) 20 20 5 5 5 15 10 10 20 :.000 kuruş kıymelindedir. Muhalleiat içerisinde en önemli yekûn kumaş ve kumaştan mamul giyim ve ev eşyalarıdır. gaddare. kılıç ve hançer. Bu servet. mızrak. s. orta halli olanların bile samur bir kürke sahip olmak İçin seve seve dört veya beş yüz kuruş sarf edebildiklerini söyler. büyük çoğunluğu koyun ve keçi olmak üzere 7. Yine tablodan görüleceği üzere mulallefat içerisinde. Türklerin kürke olan tutkularından bahisle. sadece para olarak.020 1. 'Tallmırîr Toplam kıymet (Guruş'! 9. Jean Thevenot. 7 tanesi.740 1. XVII. 83.' Türü Kısrak Tay Bargir Merkeb Ester Kara sığır öküz Kara sığır dana Kara sığır inek Camus öküz. devri içerisinde hiç de küçümsenemeyecek bir meblağdır ki müverrih Vasıf da paşanın emvalinin zabtından bahsederken servetiyle ilgili olarak "nüküd-ı bî-hadd ü 18 payân"' tanımlamasını kullanır . birer tane. minder. Bunun dışında muhtelif türlerde giyim eşyaları ile seccade.840 170 40 20 765 80 8. Meünde. şeşber. Bu meyanda birer aded topuz. bu 7 hayvanm lamamı kısrak olarak kabul edilmiştir.550 civarında da canlı hayvan bulunmaktadır ki. birer tane de pişlov ve piştov kuburu bulunmaktadır. toplam 27 tane mııhteli f cins kürkünün yer aldığını görüyoruz19. Silahlar beklenilen kadar değildir.27S. Kumaş olarak 1 top Trabzon bezi bulunmaktadır. Ancak aşağıda görüleceği gibi bu miktar diğer defterde daha fazladır. Çev.

sağlık dununu. Bunların fiatları. ÇİFTLİKLERDE MEVCUT ÜRÜNLER Çiftlik Adı Türü Asıl En giz Hinta Şair Mısır Buğdayı Uzunkoz Hint a Kabluca Şair Kaldalipa Şair 2. alıcının ve satıcının o andaki vaziyeti.541 15 15 15 15 3.Cahit Telci Camııs ineği Cam us düge Canı us dana Malak Koyun -keçi TOPLAM 217 57 3 24 5. D. gösterişi. Burada 3 aded camusıın beheri 15 gnmştan toplam 45 gunış ve 33 tane kara sığırın da beheri 10 guruşlan toplanı 330 guruş ettiğine dair bir bilgi bulunmaktadır.614 4 Aslında defterlerden sadece bir tanesinde hayvan flatlanyla ilgili bilgi bulunmaktadır"1. böylesi bir fiat yaklaşımında bulunduk. hayvanın kilosu.550 hayvanın.484 49. Fakat biz aynı muhallefat içerisinde. o anda oluşan bir fiat ile karşı karşıya bulunduğumuz için. Gerçi şunu burada önemle vurgulamak gerekir ki eşyalarda da olduğu gibi bilhassa canlı hayvan fıatları konusunda kesin bir şeyler söyleyerek mali bir yekûn çıkartmak mümkün değildir. diğer canlı hayvanların takriben bedelleri ne kadar olabilir düşüncesinden hareketle. iklim gibi bir çok değişkene bağlıdır.000 guruş civarında olabilir. Tay ve kısrak fıatım da ortalama olarak.621 7. satışın yapıldığı yer.624 320 • :i Kalan 552 000 472 80 40 - - - 200 160 noo BOA. s.176 320 472 160 Keyi-i Istanbulî Yağmalanan 1. tahminen bedeli. Aynı zamanda Ali Paşa'nın nıulıallefâlıııdakj bu iki fıatuı Pazar fiatı olmadığı da muhakkaktır. Böylece Ali Paşa'nın muhalicfâlı içerisinde bulunan yaklaşık 7. 50.255 855 45 360 22. 164 . 2.BŞMMHFA3695. Elimizdeki camus ve inek fiaünın üzerine. bir öküz fiatı civarında hesab etlik. üçte bir artı ilave ederek öküz fiatı ve inek Kalının yarısından az olarak da koyun ve keçi fıaluıı düşündük.

s.... Silahlar. Metinlerden de anlaşılacağı üzere kumaş türleri imparatorluk coğrafyasının muhtelif yerlerine ait olup. kahve sinisi. abası ve 20 tane de Fransız çukası toplam 7 başlık altında kaydedilmiştir. Mutvak eşyaları ise bakır leğen.. Haleb. içinde . Defter içerisinde. Ancak bölgesel anlamda Önemli bir güç olan Ali Paşa'nm aslında daha fazla silahının olduğu da muhakkaktır. 2 tüfek kuburu... 6 madde halinde. bu döneme ait bir çok muhallefâtda tesadüf edilen mercan bir teşbih de bulunmaktadır.v| 7 6 7 6 1 - 4 31 Tablodan da görüleceği üzere bu defter içerisinde mevcut eşyalar arasında kumaş ve kumaş eşyalar ilk sırada yer almakladır. kahve tepsisi. . buhurdan. defterde 3 tepe hınta ve birer tepe de şair ve kabluca olarak belirtilmiştir 2 . 165 . Bu zahire dışında daha henüz döğülmemiş olan bir miktar daha zahire bulunmaktadır ki hakiki miktarlarını bilememekteyiz.Can i k Mukassi h Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli Muhallejat Defterleri Kanlıcak Kelene Şair KKK) 3. Ankara'nın muhtelif cins kumaşlarından toplam 11 top kumaş mevcuttur.. zerdeva. muhtelif cins 9 tüfek.. kaplan kürkleri olarak tavsif edilmiş.. Bu zahire.. Kürkler de muhtelif türde olup semmur. 1 kalkan ile 1 tane de yatağan bıçağından oluşmaktadır. zarf gibi eşyalardan müteşekkildir. . 1 3693. Şam. Tosya. ...5. vaşak.kaç. ibrik.. toplam 6 başlık halinde ve 6 adet olarak kaydedilmişlerdir.&il$^Idiği.000 - 000 Tablodan da görüldüğü üzere paşanın firarı ile muhallefatm zabtı arasında geçen zaman içerisinde mevcut tahılın önemli bir kısmı yağmalanın ıştır. ^ v i n ç t i . kcre. D İT KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ Türü Kumaş ve kumaş eşya Muhtelif cins kürkler Mutvak eşyası Silah At lakımı Diğerleri TOPLAM Defter. Ayrıca da birer tane Selanik seccadesi ile Bağdat..matara ile gümüş gülabdan.

beheri 13 guruş'tan 2 tane orta kilimi (26 guruş ). defterlere akseden kısmının 400.5 (743.5 yazılımş} Bu defter Ali Paşa'nm ımıhallefâtı içerisinde tüm kaydedilenlerin kıymetlerinin de verildiği yegâne defterdir.5 - 1 """"" Kumaş ve kumaş eşya Mutvak eşyası Si lalı Kitap Canlı hayvan TOPLAM ıon 40 11 375 668.erinc. 436 keyl kabluca ve 122 keyl de mısır bulunmaktadır.5 guruş'tan 7 tane yorgan ( 3L5 gıınış ) dır. Kumaş eşyalar bu defterde de en çok yer bulan unsurlardır. muhallefâtınm bütününü değerlendirecek olursak. Sonuç olarak Ali Paşa'nm. belıeri 6. Bunlar.Cahit Telci D m KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ T ü r ü ' " '• ' • ••••••.000 guruş civarında bir yekûn tuttuğunu söylemek mümkündür. servetinin. nakit ve canlı hayvan varlığı olarak.•••••••- DefKr'lçirıâte-^aç"" İçere ::fâym^İ(güitl^ zikredildiği 7 1 1 1 2 12 192. Toplam 7 başlık altında 49 tane kıunaş eşya kaydedilmiştir. beheri 6. ki bu çiftliklerin de vasıf ve bedelleri belli olmadığı için değerleri konusunda bir şey söylemek mümkün değildir. yaklaşık 350. 3 guruş'tan 2 tane baş yaşlığı ( 6 guruş ) ve 4. Bunlar beheri 15 guruş'tan 3 adet camus ( 45 guruş) ve beheri U) guruş'tan 33 tane büyük ve küçük kara sığır (330 guruş ) dır. Ancak deflerde çok şey kayıtlı değildir. 868 keyl alef. 166 . Yine bu defter içerisinde 828 keyl hınta. Bunun ü/.000 guruş kıymetinde bir meblağ ile karşılaşmaktayız. Ancak kaçtığmda servetinden önemli bir kısmını beraberinde götürdüğü de muhakkaktır. beheri 2 guruş'tan 48 gıımş eden 24 tane köhne kadife yastık. ayrıca diğer eşyalar ve defterde kayıtlı 5 çiftliği de ilave edersek. Defter içerisinde iki kalem halinde toplam 36 tane canlı hayvan kayıtlıdır.5 guruş'tan 4 tane köhne mak'ad (26 grınış ) .5 guruş'tan 6 adet şilte ( 39 guruş ). Defter içerisinde silah olarak ise sadece 1 tane ve 40 guruş değerinde Banyakâri piştov bulunmaktadır ki bu tür silahı da dönemin birçok muhalleıatuıda görmek mümkündür. beheri 4 guruş'tan 4 tane minder (16 guruş).

be hesâb-ı guruş: 3.580 3. fiy: 2. gıınış: 4) Tâdâd olunur İken bazı denkler derûnunda zuhur eden malüut altını guruş: 5) Firari-i müşarünileyhin iç çııkadan Halil Ağa yed'inde bulunan • fındık ahunu mukaddem Çapar-zâde Mustafa Beğ alız cdüb [.100" 122.. torba aded:32. guruş: 2) 3) Kapan ile vezn olunan beyaz akça torba aded: 49 fiy: miııh. guruş: Hazine bağıyla bnlıınub feth olunmaksızın hâli üzere terk olunan torba adcd: 44 .] guruş hesabıyla mir-i mumaileyh tarafından teslim olunan fındık altımı aded: 895.MHF. 13693 ( D i ) Bundan mukaddem Canik muhassılı iken firar eden Elhac Ali Paşa'nın bi : lcümle cmvâl ve eşya ve nükûd ve zinmıât ve gulâm ve cevâri ve hayvanât ve sair cins mal illa' olunur her nesi var ise t[z"|ahîre îhrâc ve memlıûr ve mümzâ defteri der alizeye irsal ohınmak babında sâdır olan emr-i âlişân mûcebince fırari-i müşyârünileyh makam olan Canik Sancağfnda vaki Bafra kasabasında kâin alik sarayına bade'l-vusûl taraf-ı lıazrct-i vcliü"n-niâinânclerinden tayin buyrulan divân kâtibi Elhâc Abdi Efendi ve dergâh-ı âli kapucıbaşılarıııdaıı hıısûs-ı mezbûra memur Çapar-zâde Mustafa Beğ ve sabıka Kırını defterdarı olub Bafra kasabasında mevcud Mustafa Ağa ve şâir bi'1-cümJc ahâli marifetleri ve marifel-i çakeri ve marifet-i şer' ile hâne-i nıezbûrun harem bağçesi derûnunda kârgîr malızen-kâşan de mevcud olan uükûd ve cşyâ-yı şâire ve Canik Sancağı'nda vâki çiftlikâü ve derûnlarmda olan hayvanâtı ve bazan bir miktar malttır ile bazı alıâli-i kuraya verdiği hayvanât ve sâirenin müfredat defteridir.BŞM.473 85.500..000 80.500 / tobramn biri safi para olnıağla yüz gunts ziyadesi vardır ] 167 . Müşarünileyhin Bafra kasabasında kâin atik hanesi derûnunda kârgîr mahzende mevcud bulunan 1) Cümle marifetiyle tadâd olunan beyaz akça.Canik K'luhassth Vezir Elhac Ali Paşa 'ınrı 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri D..

kıyye: 7. 18) Sîm beyaz kalemkâr gülabdan.. aded: 13) Müşarünileyhin muhlerik hanesi cümle marifetiyle hafr olundukta hurda ve külçe zuhur eden sîm.761 * 1 227 1 . aded: 26) Sîm beyaz kalemkâr l. aded: 25) Hurda Ia'l taş ile müzeyyen on yedi müşebbek kitabeli [. 775 YEKUN GURUŞ : 295.. 31 fıy beher re's: 25 guruş. aded: 19) Etrafı gayet hurda incilü müdevver ve müşebbek küpe. çift: 20) Sîm matla gayet hurda firuze taşlı kefere nisası takımı? . aded: 22) Sîm beyaz.. aded: 23) Sîm beyaz [. re's . küsur guruş : 428 7) Firari-i müşarünileyhin Fatsa kasabasında mevcud imhasından kal' eltirdikten sonra Piiiııci-zâde Ellıac Hasan Ağa'ya füruht edüb balıasıyçün alız eylediği temessük kıt'a 8) Üçer yapraklı sîın beyaz çelenk aded: 9) Ortasında bir lûlî ve bir ziinıriidi bir yapraklı matla' çelenk. kıyye 14) Sîm matla' sade ve kalemkâr nargü seri 15) Simlice mukavva nargil seri 16) Sîmli fağfur nargil seri 17) Sîm matla ve su hanesi sîm beyaz ve lale avizeli yedi müdevver yaftalaranuıda kuş resm vaz' sîmsiz. fiy beher batman: 40. aded: 168 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 700 8 1 1 1 4....] kutu.| badem resmli ayine.Cahil Telci 6) Vilayet tarafından müşarünileyltin firarından sonra bazı kesâna ber kazıyye-i emanet verilüb badehu furuht olunan bargİrân-ı kaltak. 1.. aded: 24) Sîm zencirli ve nişanlarında ikişer nıercanh teşbih. aded. aded: 21) Şişhane sîm beyaz su tası.190.] sîm islelaıi. gunış: 11) Ortasında ve kenarlannda beşer zümrüd ve dört la'l ile müzeyyen 12) Beş yapraklı sîm inalla' çelenk. aded: 10) Nulıas.140 Batman : 1..428r Kese-i Rumî: 590.].

aded: 6 . aded: 32) Mâi ve kırmızı ve beyaz taşlı müşebbek altun zarf. aded: 1 35) Sîm matla' çifte peçeli beyaz püsküllü kalemkâr yalnız sinebend 1 36) İshakbcğ-zâde'nin lalası yedinde bulunan sîm beyaz pul avizeli sade başlık.Canikkiuhassûı Vezir Elhac Ali Paşa 'um 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri 27) Altı sıra pul resin sîm zencirli reaya nisalarına mahsus altunboğaz avizesi: Müşarünileyhin iç oğlanı baş çavuşu yedinde olub kadı efendiye Teslim eylediği.. çift: 47) Kâm aheni. 28) Matla iki başlı çavuş kuşağı. çift: 46) Temür rikab-ı çatkım.. aded: 38) Sîm şeşber. aded: Müşarünileyhin kahveci yamağı Mehmed yedinde kahin teslim Eylediği: 31) Yalnız altmış sagîr ve hurda elmas Üe müzeyyen müşebbek ahun zarf.. aded 34) Kema'yar sîm matla1 düz yaftalı birer zencirli kırmızı püsküllü sinebenâ ma 'a başlık?. aded: 33) ALü mahallinde minekârî jüllü müşebbek altun zarf. % $ % 30 ı • 1 3 1 3 1 1 1 1 X I 1 39) Sîm matla' donanmalı ve kabzalı ağaç ve şir-mâhi gaddare. aded: 48) Sîm matla' [. çift: 29) Baş çavuş çcvgânı simleri 30) Sîm beyaz mükemmel çavuş çcvgânı. % 1 1. çift: 1 2 . aded: 37) Sîm topuz. aded: 44) Pirinç rikab çift: 45) Temür rikab-ı esb.] kaştan bütün kaplama kalemkâri ve şükııleli sarı dibah resen? Kıt'a: 49) Pirinç üzerine câbeca altım kakmalı rikâb-ı esb tek: 1. aded: 41) Sîm beyaz rikab-ı esb çift: birbirine uymaz: I. aded: 40) Simlice şikesi gaddare. . kem a'yar sîm matla': 1 42) Birer yanlan beyaz sîm kaplama temiir rikab çift: 43) Pirinç at başlığı.

. 65) Sîm beyaz resm [silik ]kabaraJı şenr sofrası. kıt'a: 60) Türkmânî çul sepet . aded. aded: 61) Sîm matla' şişhane fota ? sancağa avise [silik | Mushaf-ı şerif. aded: 55) Surmai kadife üzerine kezâlik kabaralı.. adcd: 53) Mor çuka üzerine sîm matla kabara Iıaşe. aded: 69) Beyaz sanda! Yörük bayrağı. kıt'a: 58) Mor çuka üzerine iki nîm müdevver güllerinin ortalarında minakârî sîm malla' kalemkâr müseccem kebîr kabara ve saçak mahallinde sîm beyaz. .Cahit Telci 50) Sîm matla' önü nim ve orhanesi ? bütün kaplama kalemkâr ve kırmızı kadifeli [. 1 4 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 I 1 % 2 1 1 % 1 1 1 % 66) Altım kakmalı ve sîmli revgani ve çâr kuşe demren mızrak. kıt'a: 59) Köhne sagîr şam haşesi. aded: 54) Gezi çuka üzerine sîm matla beyaz kabaralı. aded: 56) Mor çuka üzerine etrafı şerid resiın ve sîm matla" kabaralı haşe.aded: 71) Trabzonkâri kılabdarüıca fişenklik. cild: 62) Sîm beyaz sancak bayrağı tepeliği. aded: Bafra sakinlerinden Deh Hüseyin yed'İnde bulunan Bafra sakinlerinden Kürekli Abdullah yed'İnde bulunan Öküzoglu Hasan yed'İnde bulunan 72) Kundağı bütün sîm matla ve bazen mercan ile müzeyyen ve 170 1 f. 4. kıt'a: 57) Mor çuka üzerine üç sagîr üç kebîr gül resm sîm beyaz kabaralı haşe. adcd: 70) Nefti çuka üzerine serapâzerdûz köhne seccade. taylara mahsus: 2 52) Mor çuka üzerine serapa matla' kabaralı sagîr Midillü haşesi. aded: 68) Sancak bayrağı.] kıt'a: 51) Köhne kaltak aded. aded: 67) Deıırrenleri altım kakmalı ve sîmli kargı mızrak. zencire avize sîm beyaz müdevver pullu sagîr haşe. aded: 63) Sîm matla sancak alemi ve tahtında yine sîm matla bir toplu bilezik 64) Üç halkalı sîm beyaz alem çubuğu ? topu. aded: 1 .

aded: 88) Yeşil çukaya kaplı bol yenli Anadolu nâfesi sagîr kürk. aded: 73) Kundağı şir-nıâi ve sîm matla ve beyaz kabaralı ve nişangâh mahalli 74) Altım kakmalı hâre demirli şişhane tüfenk Bafralı Deli Hüneyin yed'inde bulunan İshak Beğ-zâde yed'inde bulunan Abdullah yed' inde bulunan Akgö/oğlu Hasan yed*inde bulunan Kürekcibaşı yed'inde bulunan Bafralı Saraç Ali yed'inde bulunan Suııguroğlu Osman yed'inde bulunan 75) Kaval nefer tüfenki. aded: 83) Mâi-İ şaliye kaplı vaşak koline yemin ? kürk. çift: 78) Serasere kaplı sırt semmıır ve zavat ? kürkü. aded: Aktekye karyesinden gelen kürklerin miktarı 89) Kermesud kaplı nâfe kürk. aded. aded 81) Yeşil çukaya kaplı Anadolu nâfesi hırdevatı kürk.. aded: 79) Gezi çukaya kaplı sırt seımtıur erkân kürkü. aded: 1 1 1 5 1 1 1 1 1 6 1 I î 1 1 1 1 İ 1 İ İ 1 1 171 . aded: 84) Penbe kermesuda kaplı müstamel kakımı biniş kürk. 85) Gezi atlasa kaplı zerlıeva? paçası ııimtcn müst'aracl kürk. aded: 80) Sarı ve fıstıkî ve yeşil çukaya kaplı Rumili semmur paçası çiftlik kuntıış kürk. aded: 91) Kapsız koline sincab kürk.Canikhiııhassıh Vezir Elhac Ali Paşa'mn 1779 Tarihti Muhalle/ât Defterleri on dokuz sîm matla' [.] ve nişan mahalli altuıı kakmalı hâre demirli şişhane tüfenk..] çukaya kaplı beyaz tavşan kuntıış kürk. aded: 86) Gezi ve siyah kermesuda kaplı öııi ? siyah sincab biniş kürk. aded: 90) Çukaya kaplı hırvani kölme kürk. aded: • 2 1 1 87) Yeşil çukaya kaplı vaşak köhne nimten kürk. aded: 82) [... aded: 76) Kölme piştov. aded: 77) Mor çuka üzerine beyaz kabaralı piştov kuburu.

1 1 İ 1 :| t I 1 1 . aded: 103) Battal Beğ-zâde Tayyar Beğ'ingulamı yed'inde bulunan yalnız ağızlığı sîm beyaz kara kaplı ? kaliça. mâi-i Fransız: 14. aded: 3. aded: 100) Derzibaşı yed'inde bulunan çiftilekapu biniş. aded: İ 1 1 3 % % 1 4 1 53 1 t üs 4 Bafra kasabasına tâbi Sağlar nâm karye yolunda bir seis yed'inde buldum Deyu Alemdaryed'iyle teslim olunan 106) Balçık ve kabza ve kını bütün sîm matla' kılıç. aded: 108) Sîm köhne saat. aded: 96) Bir zeııbil derununda sarayda nıcdfûn bulunan Çifılikkapu taklidi biniş..2 I . aded: 98) Altım harclı?beşer şemseli beyaz şali kenake. 99) Beyaz hareli cevizi sof kerrake. aded: 113) Destmâl sini. aded: 101) Müstamel gözi kürk kabı. aded: Bafra kasabasına tâbi Aktekye karyesinden gelen 112) Havlı. aded: 102) Kabala çukası 12. aded: 105) Zerdûzkâri köhne boğça.Cahil Telci Biniş Seyis yed'inde bulunan 92) Semmur kuntuş kürk. adcd: 107) Kabzası ve kını sîm inatla' hançer. aded: 17. adcd: 93) Cüd kafa kuntuş kürk aded: 94) Müstamel kaplan postu.aded: 111) Köhne çakşur. aded: 110) Müstamel şükufeli entari. aded: 104) S i yalı aüas entari. aded: 97) Gezi sof kerrake. aded: Sunkur oğlu Osman yed'inde bulunub teslim olunan 109) Mercan teşbih. sade: 2 95) Elvan şali kerrake. aded. adcd: 114) Köhne çuka cübbe. aded: 115) Köhne enmri. mai:27.

aded: 131) Surmfn çuka yol dolaması. çift: 138) Yapağı memlu şayak yasdık. aded: 118) Elvan cezâir ihramı Cedid ve şeridli.3 142) Surna.. aded: 127) Köhne Türkmen Kilimi.CanikMuhassdı Vezir lilhac Ali Paşa 'nın 1779 Tarihti Mııhallefât Defterleri 116) Tencere. aded: 139) Koline şayak yastık.. 8 % . adcd: 117) Kapak. adcd: 138) Müstamel çuka mak'ad. aded: 128) Yapağı memlu gayet köhne kadife yasdık. aded: Müşarünileyhin ÇaLıcı Mehterbaşısı yed'inde bulunan 141) Nakkare. aded: 143) Kaba suma . adcd: ..] aded: 134) Trabzon bezi.] mak'ad. aded: 121) Pebe memlıı çubuklu kııtnı köşe şiltesi ve me'a şükûfeli mor puşide 122) Penbe memlu gezi şükûfeli köşe şiltesi. aded: 132) Çuka yelek. adcd: 125) Köhne al mak'ad. aed: 133) Destar [. top: 135) Koline atlas boğça : aded: 136) Yorgan me'a çarşeb. aded: 126) Çiftlik kaftanı. aded: Müsla'mel Köhne 119) Müsta'mel sagîr kilim. aded: 140) Müsuıme! ve köhne Selanik kiçesi. aded: 120) Taraklı sandal mtist'amel yorgan yüzü. aded: 137) Müstamel kılabdanlı kadife yasdık. aded: 130) Yapağı memlu minder. aded: 124) Şeritli ve yeşil püsküllü [.. aded: 1 7 Î0 : 2 1 4 3 4 $' • 1 1 1 %• 1 4 t 5 3 % 1 2 4 1 1 |$! 10. aded: 123) Beyaz üzerine şükûfe İşleme mak'ad.

aded: 2. aded: 149) Surna ve çevre lülesi. re's 159) Yine Çapar-zâde Beğ'in adamlarından Sunkur oğlu Osman yed'İyle gelen al esb.] 22 1 1 1 1 157) Mumaileyh Çapar-zâde Beğ'in Çorumlu Mehmed yed'inde bulunan 5 9 f 22 40..ı E n g i z [ Firari-i müşarünileyhin oğlu merhum (silik) zade İsmail Beğ'e işbu çiftlik pederimden müntakil deyu ahali haber verirler. aded: 152) Sîmli nây. aded: 151) Kemik surna ağızlığı. yed'inde bulunub mukaddem Çapar-zâde Mustafa Beğ'inahz etmekle badehu tarafımıza teslim olunan perişan tabir olunur kara esb. aded: 146) Zil. 10 1 1 i 1 155) İbtida Bafra kasabasına vürudumuzda müşarünileyhin esblerinden 174 . şikestl bulunan Bağdad Kulası dinıekle arif lenk esb. re's: 156) Yine fırari-i müşarünileyhin esblerinden iç çukadarı.Cahit Telci 144) Kaba çevre. aded: 147) Kamış göl. aded: 154) Pirinç boru ve ağızlığı. re's: 160) Müşarünileyh hîn-i firarında vilayet marifetiyle bazı kurraya ber veçh-i emanet verilen bargir (Çapar-zâde Mustafa Beğ'in hîn-i vürudunda yağmaya gittiğini haber verdiler ) nı's: 161) Ç i f t I i k â t . aded: 153) [.]santur. re's: Akçakanad Kula esb 158) Yine müşarünileyhin kendüye mahsus esblerinden Çapar-zâde Beğ'in firarından sonra bulunan Bolu Dorusu dinıekle arif doru Esb. 60 %. aded: 148) Kaba lülesi.. aded: 145) Boru. aded: 150) Talim düdüğü.

aded: Kilim.624 162) Çiftlik- i Uzunkoz ÇiftJik-i mezbûr Kethüdası FeyzuUah zabtında olan hayvanât •Türü Camus öküzü Kara Sığır Öküz Kara Sığır İneği Bargir Ağnam ve Keçi Kebe..••çm.176 320 472 320 000 istanbul! 552 000 472 1. aded: 2 .! 20 82 24 10 6 13 82 24 10 çift 6 33 10 Keyl-i 2. •• Camııs ineği Malak Cam us Öküzü Kara sığır öküzü Kara sığır ineği Yine çiftlîk-i mezbûr hademelerinden Ebce Mehmed zabtında olan ki sak Hınta Şair Mısır Buğdayı Ru-:S 'Fuplaün :•..CanikMuhassüı Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri Çiftlik-i mezbûr derumında olan hayvanât l l l l l l l a . • Tok 1 - j 2 100 175 .

aded: Kabluca tepesi.||f ||İfİ. aded: 200 80 40 163)Çifîlik-i Kaldalipa Çiftlik-i mezbûr derununda olan Hayvanât •T'ürii .. Keyl-i İstanbulî Kabluca. 1 176 . aded: Şair tepesi. aded: Taba ? ve sallan ve şâir nühas.Cahil Telci Evâni-i Nühas Tencere. keyl-i İstanbıılî 13 160 1 5 000 164) Çiftlik-i Kaniıc ak \ Çiftlİk-i mezbûr firarı Ali Paşa-zâde İshak Beğ'in üveği oğlu Abdurralıman Ağa-zâde Hasan Beğ'in kendi pederinden nıüntakil olduğuna binaen müşarünileyh vaz-ı yed etmeyüb . j To[>? a IıI 10 1 18 160 10 Camus ineği Camus öküzü Kara sığır Şair. yed'inde olduğunu cümle ahali haber verirler..ifgg|îi.. aded: Mevcud der anbar-ı çiftlik Şair. Keyl-i İstanbulî Hınta. Keyl-i İslanbulî Döğülmemiş zehairin mikdarı Hınta tepesi.

:. - 12 3 5 000 177 ..i 1 . w: ^ ....] Çiftlüi-i mezbûr hademelerinden Evkatlı Hasan zabtında olan: ı I P• • Canıus ıncğı Canıus danası ? Kara sığır Bafra kasabası anbannda mevcud bulunan şâir.:..:.>.. ||| 1 8 13 7 K e l e r iç 1 - [Çiftlik-i nıezbûr firari Ali Paşanın [silikj Abdıırrahman Ağa'mn lıadcmelerinden ve [silik] ser çukadârân-ı lıazret-i şelıriyâri [silik] hazretleri biraderi Halid Ağa benimdir [silik] olduğunu müş'ir yedimde senedim vardır lakin fîrari-i müşarünileyh cebren zabt eyledi deyu ihbar ve senedini ihraz eder.000 3..:.ijn...: r ^-..Cam'k Mııhassth Vezir Elhac Ali Paşa 'um 1779 Tatihli Muhalle/ât Defterleri Çiftlik-i mezbûr kethüdası Süleyman zabtında olan hayvanât: I^TÜM'I • • î Kü 's • •:-: • • Ciüiıus öküzü Kara sığır öküzü Kara sığır ineği Camus ineği Sığır ve kebîr kısrak 165) Ç i f t l i k . keyl-i İstanbulî 12 3 5 3.. | pi.. : .000 Toplotn ..:..

J Türü Saiıan ve tencere ve şâir evân-i nühas ' Ası yâ b 178 AdeJ 61 f f .844 00 000 746 200 40 792 Hm ta Şair Kabluca Mısır Buğdayı [Bafra kasabasında ve etraf kurada asâkir kesir olduğundan hınta ve şâirin kemâl kıüeli olmağla medâr-ı masarifimiz içlin (bir kelime okunamadı) mezkûr zehairi bazan tanzim ettirdiğine şerh verildi.044 40 792 verilen 3.938 4.Cahil Telci YEKUN Türü Rırs t c k ] - Çift Tayin ata giden Yağmaya giden Canıus Öküzü Camus ineği Cam us dügesi 284 57 34 19 6 30 - 1 76 4 7 174 - Kara sığır öküzü Kara sığır ineği 284 Kara sığır tanesi 8 Ganem ve keçi Esb Kısrak Tay Bargir Ester sayası Merkeb sayası :: 1 - 210 4 230 92 10 4 3 35 26 8 8 Wi:i::^!llllllll 1 il 3.192 2.

bevvâbîn-i dergâlı-i âli memur-ı zabt-ı emvâl-i mezkûr 179 .. [bir kelime okunamadı] talisi 1 olunmayub lakin bazen sülük oldukta müşarünileyh lıin-İ firarında Çapar-zâde Mustafa'nın asâkir-i vefire ile girdiği esnada hayvanât-ı mezkûrun ekserisi yağmaya gittiğini haber verirler.] Koyun ve kı\ı Kısrak Kara sığır Camus 5.. geldiğine binaen bir re"sinin bahasını alız edemeyüb mîr-i mümâileyrı zimmetinde kaldığı muhat-ı ? ilm-i âlileri buyruldukta ol bâbda enir ü ferman devletlü inâtetlü ve merhametlü efendim sultanım hazretlerinindir.31 1 214 237 100 Sabıka Canik muhassılı iken firar eden El-lıac Ali Paşa'nın nükud ve eşya ve çiflükât ve hayvanaübâlâda serd ve beyân olunduğu üzere olub lâkin lâyinâl verilen deyu işaret olunarak aşağı? Verilen dergâh-ı ali Kapucıbaşılanndan Çavuşbaşı-ı Esbak Melımed Ağa Hazretleri Bafra kasabasına vünıdundan sonra Çapar-zâde Mustafa Beğ kullarının asâkirinc badehu bahalarını eda eylemek şartıyla verilen hayvanât olub kasabaya bir. Bcnde-i Melımed Ser..Canik Muhassılt Vezir Elhac Ati Paşa 'tını 1779 Tarihli Muhalle/at Defterleri Kebe Kilim 1 1 Firan-i müşarünileyhin malı olmak üzere Cânik sancağı'n d a vaki kura ahalilerinde ağnam ve keçi ve hayvanât-ı şâire: [ Hayvanât-ı mezkûrun bu larafla fiinıhtu nıurad olıınub ancak talibi olmadığına binâen defter-i müfredat mucebince yerlü yerinden.

çift 5) Sim kaplı vezne ? 6) Sim kaplı En'amkisesi 7) Sim gülabdan me'a.MHF. 13694 (Dil) Sabıka Canik mulıassılı iken firar eden El-Hac Ali Paşa'nın Kethüdası Abdullah Kethüdanın Samsun'da kâin hanesinde mevcud bulunub bâ enır-i şerif-i âlişâıı cânib-i ıniriyçün zabl ve marilel-i şer'le tahrîr olunan bi'l-cümle cvâni ve sîm ve şâir eşyasından aynı der aliyyeye nakl olunacak lüfenk ve evâni-i sîm ve sâirenin defleridir. buhurdan 8) Siın kahve tepsisi 9) Sim kahve ibriği 10) Sim Yatağan bıçağı 11) Nühas matla' leğen me'a ibrik 12) Nülıas matla'malara 13) Sim su tası 14) Sim zarf 15) Sim raht me'a resme Oğluna verdiği 16) Sim karalı kalkan 17) Mercan teşbih 18) Müstamel semnmr paçası kuntuş kürk 19) Müstamel semrmır paçası beden kürk 20) Zerdeva paçası müstamel biniş kürk 21) Atlasa kaplı vaşak biniş kürk 22) Zerdeve kürk tulum 180 3 4 2 1 2 1 2 î I î I 1 2 % 3 1 1 I 1 1 1 1 1 .BŞM.Cahit Telci D. Aded 1) Sim Kaplu Şeşhânc tüfenk 2) Sim pladinli şeşhâne lüfenk 3) Siın pladinli kaval tüfenk 4) Simli piştov kuburları.

CanikMuMssıh Vezir Elhac Ali Paşa'mn 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri 23) Pulad kolçak 24) Şam gezisi. top: 25) Haleb çiçeklisi.BŞM.MHF.5 Yi 39 1İ ısı . 20 İ î 1 Vech-i mcşrulı üzere bâlâda mezkûr olan sim ve kürk ve eşyayı saire sâdır olan emr-i âlişân mucebince aynı der alizeye irsal olunmak üzere olınağla işbu mahalle şerh verildi Mühür D. 13695 (Dili) Sabıka Caııik muhassılı iken firar eden Elhac Ali Paşa Kethüdası Abdullah Ağa'ıım Samsun'da kâin hanesinde mevcud bulunup bâ emr-i şerif-i âliğân cânib-i mirîyçün zabt ve ma'rifel-i şer'le lalırir ve defter olunan bi'1-cümle emval ve eşyasından aynen der aliyyeye nakl olunacaktan maada bi'1-müzâyede fürulıt olunan ecnâs zeâir ve hayvanât ve sâirenin müfredat defteridir. top: 27) Ankara şalisi. 1) Şifa-i şerif. top: 26) Tosya şalisi. top: 28) Ninı Fransız çukasi 29) Selanik seccadesi 30) Kaplan postu 31) Köhne Bağdad abası # 1 4 3 2 2 . cild: 2) Banyakârî Piştov 1 1 - 11 40 İki aded Oda döşemeleri 3) Kadife köhne yasdık 24 4) Şilte 6 5) OrVaYiYıim 2 48 2 6.

416 5.Cahit 7elci 6) Minder 7) Camus: ru's: 8) Kara sığır kebîr ve sagu\ru's 9) Salıan ve tencere ve sâîr evânHniihas. Mühür .5 Para:18 Vcch-i meşriih üzere bâlâda zikr olunan eşya ve ecnâs zchâire vaz' olunan fiy mûcebince bi'1-müzâyede fürulıt ve iktiza eden bahaları alız ve kabz olunmağla işbu mahalle şerh verildi.5 100 26 6 31.5 ECNAS Z E HA İR Hınta Alet' Kabluca Mısır YEKUN Key[-ı istanbul 828 436 122 Fiy 25 12 12 15 Para 20. kıyye 10) Köhne mâi çuka mak'ad 11) Baş yasdiğı 12) Müstamel yorsan YEKUN •4 4 15 10 16 45 330 3 33 İÜ . 4 2 7 6.5 743.700 10.830 38.5 3 4.232 1.178 YEKUN GURUŞ CEM'AN YEKUN 954 Para: 18 1.697.

Revan Ktb. Zira bu durumda Matrakçı Nasuh'un bu zamana kadar bilinmeyen bir çalışması ortaya çıkmış olacakf ayrıca parça parça yazdığı mufassal Utana' el-Tevârîfı adlı eserini kısaltıp daha sade bir üslûpla kaleme aldığı yolundaki kanaatleri kuvvetlendirecek ve Rüstem Paşa'ya izafe edilen bu tür çalışmasının ikinci bir telifi olarak karşımıza çıkacaktır. Eserde. Şayet bu kanaat doğru ise eserin öneminin oldukça artacağı şüphesizdir. Dönemi. bir kısım da yayınlanmıştır. KANUNİ DÖNEMİNDE YAZILMIŞ BİR T A R Î H . Kânımı Sultan Süleyman zamanında Tevârîh-i Âl-i Osman geleneğine uygun tarzda sade bir dil ve üslupla yazılmıştır. Mustafa Kanızeybek. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeniçağ Tarihi Anabilımdalı. Târîh-i Âl-i Osman.956 (M. üzerinde çalıştığımız Târîh-i Âl-i Osman1 ile ilgili olarak herhangi bir inceleme yapılmamış. İran seferinin H. diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlara nazaran daha geniş ve bilhassa Kanunî dönemi itibariyle diğerlerinden daha teferruatlı ve orijinal bilgilerle anlatan eser.İ ÂL-İ OSMAN Mustafa KARAZEYBEK' Osmanlı tarihinin ilk dönemleri için en önemli kaynaklardan olan Tevârîh-i Âli Osmanlar üzerine zamanımıza kadar muhtelif çalışmalar yapılmış. müellifinin kimliği dışında muhteva itibariyle de dikkate şayandır. İstanbul 1994. ss. diğer Tevârîh-i Âl-i Osman'lara gösterilen ilgi bu esere gösterilmemiş ve gözardı edilmiştir. Başka nüshasını tespit edemediğimiz bu eser. Tarih Uzmanı. . Afyon Kocatepe Üniversitesi Târîh-i Ahi Osman.s nr. 1549) yılma kadarki döneın içinde meydana gelen olaylar ele alınmıştır. Osmanlı ailesinin Anadolu'ya gelerek Osmanlı Beyliği'ni kurması ile başlayıp: Kânfmî'nin II. 183-198. İzmir 2000. Bu eser üzerinde tarafımızdan yapılan inceleme için bkz. TSMK. Ancak. Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. 1099. Anonim olarak bilinen eserin. diğer eserlerle yaptığımız karşılaştırmalar neticesinde ünlü tarihçi ve nakkaş Matrakçı Nasııh'a ait olabileceği ihtimali belirmiştir.

Her varakta "reddâde" 2 mevcut tur. âyet-i kerîmeler. 184 . İlk sahifenin renkli müzelüıeb ser-levhasi vardır ve bunun İçinde eserin ismi olan 'Târîh-i Âl-i Osman" yazılıdır. varakların ikinci sah itelerinin sonunda. Baştan sona kadar mürekkep ve yazı sitilinde hiçbir farklılık yoktur. 98b'nin altında bulunan "reddâde" "ol" kelimesidir. uzunluğunda 27 satırdan oluşmakladır. boyunda. Arkasından Osman Gâzî'nüı Vilâyet-i Rûm'a geliş sebeplerini zikretmektedir.98b'dc Fâtih'in İran üzerine sefere çıkma kararı vererek yaptığı sefer hazırlıkları anlatılırken: v.Mustafa Karazeybek Bu çalışmamız. Metinde varak 98b ile varak 99a arasında konularda kopukluk olduğu görülmektedir. bazıları hem mürekkep hem de yazı karakteri olarak farklıdır.8 cm. 28 cm.a.)'ya. Eserin. Bu ilavelerin bir kısmı metnin yazı ve mürekkebine uyarken.İran seferinin sonlarında H. Eserin başında ve sonunda beşer salıife boşluk vardır.99a'da Fâtih'in vefalından sonra yerine geçen Sultan Bayezid'i tahldaiı indirmek düşüncesiyle Cem Sultan'ın Mısır'dan tekrar Anadolu'ya gelmesi olaylarına geçilmektedir. müellifi. eninde. başı ve sonu tam olmakla birlikte muhtevası incelendiğinde Fatih dönemi hadiselerinin anlatıldığı kısımda eksiklik olduğu anlaşılmaktadır. önce Allâhu Teâlâ'ya hamd ve Rasûlü Muhammed Mustafâ (s. Eserde baştan sona kadar bütün yaprakların ikinci sahifelerinin alt kısmında '"reddâde" bulunmaktadır. 98b'nin Reddâde: Osmanlılar zamanında vücuda getirilen birçok yazma eserde. Fazla olmamakla beraber bazı sahifclerin kenarlarında metne ilaveler yapılmıştır. yazıldığı dönem ve kaynaklarının tespiti hususlarındaki değerlendirmelerimiz ile diğer bazı Tevârîh-i Âl-i Osmanlarla yaptığımız mukayeseleri ihtiva etmekledir. A. Eserin muhtevasında. metnin sol alt köşesine bir sonraki sahifenin metninin ilk kelimesi yazılırdı ki buna "reddâde" denilirdi. Bu usûl herhangi bir şekilde sahifeleriiı karışması halinde sahileleri düzenlemek maksadıyla kullanılmakta idi.5 cin. muhtevası. Bu iki olay arasındaki dönemle ilgili olarak herhangi bir bilgi bulunmamakladır. 17.v. Daha sonra Osman Gâzî dönemi ile Osmanlı tarihini anlatmaya başlayarak. Metinde bulunan bütün başlıklar. Sahifelerdc metnin etrafı kırmızı mürekkeple çizilmiştir. rakamla yazılı tarihler kırmızı mürekkeple yazılmışın". Her salıife 9. 1549) yılında Serasker Ahmed Paşa'mn Gürcüler üzerine sefere gönderilmesi hâdiselerine kadarki Osmanlı tarihine ait olayları nisbelen sade bir dil ve üslupla. Nitekim v. Târîh-i Âl-i Osman'ın fizikî özellikleri. etbâ1 ve ashabına saiât ü selâm getirdikden sonra "Sultan Süleyman Şah Han bin Sultan Selim Han'ın" ecdâdından ı'Vilâyet-i Rûm'a11 gelen Osman Gâzî'nin atalarından ve nerelerde yaşadıklarından kısaca bahsetmektedir. Fâtih dönemi hadiselerinde daha önce de söylediğimiz gibi eksiklik bulunmakladır. miklepli kahverengi deri ciltli. diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlara nazaran daha teferruatlı bir şekilde nakletmektedir. Târîh-i  l i Osman'ın Fizikî Özellikleri ve Muhtevası Eser.956 (M. Siyah mürekkeple nesih hattıyla yazılmış 209 varakdan müteşekkildir. Târîh-i Âl-i Osman'ın içine aldığı bu geniş zaman diliminde. Kanunî Sultan Süleyman'ın II. Ancak 99a'nm başlangıcı "sultan" kelimesi ile başlamaktadır. yapraklar aharlı kağıt olup eserin tümü sağlamdır.

Özellikle ünlü tarihçi Matrakçı Nasuh'un Osmanlı tarihine dair yazmış olduğu eserlerle yaptığımız mukayeseler sırasında ortaya çıkan benzerlikler müellifin tespitinde bize yol gösterici olmuştur.) denilerek Fâtih dönemi hadiselerinde kalındığı yerden devam edilmektedir.(A%. "Matrakçı Nasuh'un Hayalı ve Eserleri ile İlgili Yeni Bilgiler". 329-354. (Nisan 1965). Her iki eserde sözkonusu antlaşma bahsinde başlayan benzerlik Târîh-i. Varak numaralarında eksiklik olmaması ve yazmanın cildinde bozukluk görülmemesi bu sahifelerin çok önceden kaybolduğu düşüncesini akla getirmekledir. Osmanlı tarihi ile fazla alakalı olmamakla birlikte İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşa edilmesi hakkında geniş bir bölüm de mevcuttur. bir sonraki sahifenin başında bir anda başka bir konunun ortasından devam etmesi ve 98b'nin sonundaki "reddâde"nin de bir sonraki sahi Penin ilk kelimesi ile birbirini tutmaması. Nitekim. İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nde bulunan ve Hüseyin Gazi Yurdaydın tarafından Matrakçı Nasuh'a ait olduğu tespit edilen Süleyman nâme3 ile Târîh-i Âl-i Osman'ın ilgili bölümleri her yönü ile birbirine benzemektedir. Âl-i Osman'ın sonuna kadar devam etmektedir. Hüseyin Gazi Yurdaydın. Müşâhadelerine dayanarak yazdığım düşündüğümüz bölümlerde ise bu ifadeyi kullanmadığı görülmektedir. v.88a. B. 379. Ancak diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlarla. Kanunî Sultan Süleyman dönemi hadiselerinde H.. Siileymannâme. istanbul Arkeoloji Müzesi Ktb.954 (M. 1547) senesinde Osmanlı Devleti ile Almanya ve Avusturya devletleri arasında yapılan sulh antlaşması bahsine(v. aradaki dönemin de eserde mevcut iken daha sonra herhangi bir sebepten aradan çıkarak kaybolduğunu göstermektedir. anonimlerin özelliklerini taşımaktadır. 4 Matrakçı Nasuh. başka kaynaklardan faydalanarak kaleme aldığı bölümleri sürekli olarak "râvîlerden" naklettiğini belirtmektedir. Eserde. Eserin muhtevasında müellifi hakkında açık olarak verilmiş bilgi yoktur.. 81b. Yine bu konu içerisinde Ayasofya'nın inşasından da bahsedilmektedir. Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmanlar tarzında kaleme alınmış olup. aynı konunun anlatıldığı kısımdan4 itibaren başlamaktadır. Belleten.. Daha sonra ". s. Arkasından İslâm tarihine kısa bir girişten sonra Müslümanların tarih boyunca İstanbul'u fethetmek için yaptıkları seferler sıra ile anlatılarak hâdiseler Fâtih'in İstanbul'u fethetmesine kadar getirilmektedir. XX1X/114. nr. Târîh-i Âl-i Osman'ın Müellifinin Tespiti Târîh-i Âl-i Osman. Târîh-i Âl-İ Osman ile Matrakçı Nasuh'un S (i! ey mannâme'si arasındaki benzerlik.. 77b) kadar devanı etmekte ve bundan sonra bir daha kullanılmamaktadır.) başlığı altında garip rivayetlerle gayet uzun bir şekilde İstanbul'un tarihi anlatılmaya başlanmaktadır. Fâtih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethi anlatılırken "Der-beyân-ı hikûyet-i ibtidâ-i imâret-i şehr-i Kostanüniyye"(y.biz girii Sultan Mehemmed Hân hikâyesine gelelim" (v. Eserde "râvî" ibaresinin kullanılması. 185 3 .Kaniim Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman sonunda anlatılan konu bitmeden. Târîh-i Âl-i Osman'ın müellifi eserini vücuda getirirken.

(ııeşr.. hadiseleri anlatırken konuya uygun olarak bazen şiir bazen de âyet-i kerimeler koyma hususu Târîh-i Âl-i Osman'da da görülmektedir. Âl-i Osman nisbeten sâde bir dil ve ifade tarzıyla kaleme alınmış olup. Turdaydın). Hatta. G. Gazi Yurdaydm. 5 6 7 Nasûhü's-Silâhî (Matrakçı). Matrakçı Nasuh'un eserindeki aynı bölümlerle. H. Ankara 1976. Öncelikle. Başından sonuna kadar konu başlıklarının tespitinde. Ayrıca. Süleymannâme ve Menzilnâme ile Târîh-i Âl-i Osman arasındaki benzerlikler Matrakçı Nasuh'un Mectna' el-Tevârîh'inin Osmanlı tarihini içine alan son cildini akla getirmektedir. eserin yine Matrakçı Nasuh'a ait Beyâıı-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han isimli eserle^ karşılaştırılması sırasında da Süleymannâme ile yapılan karşılaştırma sonuçlarına benzer bulgular elde edilmiştir. Diğer larafdan MenzUnâme'dcki bilgiler özetlenerek ve ifadeler sadeleştirilerek Târîh-i Âl-i Osman'a aktanlmıştırfi. Beyâtı-ı Menûzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han. Menzilnâme'de farklı yerlerde zikredilen âyet-i kerîmelerden on biri Târîh-i Âl-i Osman'da benzer konular anlatılırken zikredilmiştir. olayları anla üş tarzında ve kullanılan ifadelerde değişiklik yoktur. Târîh-i. Bununla birlikte Osmanlılara kadar olan dönemi içine alan üç cilt yazmanın mevcut olmasına rağmen IV. : Târîh-i ÂN Osman'ın Matrakçı Nasuh'un eseri ile benzerlik gösteren bölümlerinin dili. cilt olarak nitelenebilecek Osmanlı devrinin bütün olaylarını içine alan bir cildin tespit edilemediğim. Matrakçı Nasuh üzerine geniş bir araştırma yapan H. Diğer bir husus ise eserin dili ve üslubunda ortaya çıkmaktadır. Matrakçı'nm bütün eserlerinde ortak özellik olarak görülen. 2-6. Târîh-i Âl-i Osman'ın Matrakçı Nasuh'a ait olabileceği düşüncesini akla getirmekledir. s. ancak bu devrenin muhtelif bölümlerine ait birtakım yazma nüshaların mevcudiyetine İşaret etmektedir7. Târîh-i Âl-i Osman ile Menzilnâtne'nin mukaddimeleri karşılaştırıldığında her iki eserin girişlerindeki ifadelerin benzerliği aynı kalemden çıktığı kanaatini uyandırmaktadır. Târîh-i Âl-i Osman'ın Matrakçı Nasuh'a ait olabileceği düşüncesini kuvvetlendirmektedir. İki eser arasındaki benzerlikler için eserlerin mukayesesi bahsine bakınız. sonlarına doğru ifadenin biraz daha ağırlaşması dışında başı ile sonu arasında herhangi bir farklılık göstermemektedir.Mustafa Karazeybek Müellifin bizzat kendi müşaha deleri ne dayanarak kaleme aldığı kanaatini uyandıran eserin bu son kısmının. anlatış tarzı ve kullandığı ifadelerin eserin diğer bölümleri ile de pek farklılık göstermemesi ve tamamı itibarıyla birbirine uyması. Aynı Eser. 186 . onun Taberî'nin ünlü eserini Arapça aslından Mecma' el-Tevârîh adı ile Türkçe'ye çevirdiğini ve Taberî Tarihi'ımı bittiği yerden devam ederek 958/1551 yılına kadar getirdiğini belirtmektedir. Bu yönüyle eserin tümünün tek bir şahıs tarafından kaleme alındığı anlaşılmaktadır. konunun özünü değiştirmeyecek bazı ufak farklılıklar haricinde kelimesi kelimesine birbirini tutması.

İkinci bir husus ise. Beyân-ıMenûziL s. bu konuda muhtevasında da net bir bilgi mevcut değildir. Ancak bu konuda daha detaylı bir çalışma yapma ihtiyacı olduğunu da belirtmeliyiz. 187 . Ayasofya'mn binası harcına üç yüz sübeke altım hare olunup ve her sübekenin kıymeti içim üç yüz bin altım bahâ vaz' olunmuşdur. Gazi Yurdaydın.. Bunların yanında. Bununla beraber dönemin yaklaşık olarak tespitinde bize yardımcı olacak bazı ipuçları mevcuttur.Yurtlaydın. Nasuh'uıı Rüstem Paşa'nın teşvikleriyle Mecma' elTevârîKi ihtisar etmek süreliyle sade bir dille ikinci bir versiyon olarak Cami' elTevârîh'i kaleme aldığını ve Nasuh'ım Cami' el-Tevârîh!m girişinde Taberî Tarihi'nin tercümesinin ardından birtakım tarihî eserlerden faydalanarak yazmaya devam ettiğini. G. manzum ve ağdalı ifadelerden büyük ölçüde arındırılarak halkın anlayabileceği sade bir dille ve aynı zamanda bilgilerin özetlenerek muhtasar şekilde aktarıldığı yeni bir versiyonudur. "Aynı Makale". müellifin kendi müşahadelerine dayandığını düşündürmektedir ki bu da müellifin Kânûnî döneminde yaşadığına delalet etmektedir. s. 21-25. Matrakçı Nasuh'un parça parça kaleme aldığı Osmanlı tarihine dair eserlerinin. Bu arada özellikle şunu ifade edebiliriz ki.. Müellif. Diğer bir deyişle Târîh-i Âl-i Osman. Târîh-i Al-i Osman'ın Yazıldığı Dönemin Tespiti Eserin kaleme alındığı tarih ve dönem hakkında yazılmış herhangi bir yazı bulunmadığı gibi. 349-353. Tcvârîh-i Âl-i Osnıanlarm halk için yazılmış elmaları mantığına da uygun düşmektedir. Oğuz Han'ın evlâd ve ensâbmdan başlayarak Selçuklular. müellifin Kanunî dönemine kadar her konu başlığından sonra verdiği bilgileri râvîlerden veya ehl-i tevârîhden naklettiğini sürekli olarak belirtirken. C. Müellifin. Eyle olduğu takdirce dokuzyüz Matrakçı. Onun beyanları çerçevesinde sözkonusu nüshanın benzerliklerinin bir tesadüf eseri olamayacağı düşünülebilir. Târîh-i Âl-İ Osman'ın ithaf kısmındaki ifadelerden Kânımı Sultan Süleyman'ın o dönemde hayatla bulunduğu anlaşılmaktadır. eseri Kânımı döneminde kaleme aldığını düşündürmektedir. Ayasüfya'nm yapımı için harcanan altın miktarından bahsederken şöyle demektedir: ". Kanunî döneminden itibaren bu ifadeleri kullanmayı terketmesi. eseri yazma gayesini belirtirken "es-Sultân bin es-Sultân bin es-Stdtân Süleyman Şah Han bin Sultan Bâyezid Han"m ve ecdadının yaptıklarını ortaya koyacağını ifade etmesi (v. Osmanlılar ve son olarak da 957/1550 yılma kadar yaşadığı zamanın hükümdan Kanunî devrinin tarihini yazdığını söylediğinden bahsederek bunun Osmanlı tarihi bölümünün Rüslenı Paşa'ya izafe edilen eser olduğunu vurgulamaktadır8. bizim üzerinde çalıştığımız Târîh-i Âl-i Osnuın'm genel özellikleri ve Nasuh'ım eserleri ile yaptığımız mukayeseler sonucunda ortaya çıkan benzerlikler. Bu tarz. Ccngizoğulları.Kaniim Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman Ayrıca H. bu eserin büyük ihtimalle Cami' el-Tevârîh'in Osmanlı tarihine ilişkin bölümü olabileceğini göstermektedir. eserde Ayasofya'nm yapılması vakaları anlatılırken kullanılan bîr ifade bize daha doğru tahmin yapma imkanı vermektedir. H.I).

188 . Kânûnî'nin tahta çıkışı ile ilgili kısa bir bölümdür. Bu kısımda istisnasız her konu başlığından sonra "Râvîler şöyle rivayet ederler ki". 78a). Ancak "şimdiki hâlde bir ahunun kıymeti ki altmış akçe olmuşdur" ifadesinden. s.Mustafa Kavazeybek kene yüzbin altım hare olunmuşdur dirler.l 66 ve tablo 9. Bir altının (Sultanî ve Flori) rayicinin 1560'da 58-60 akçe. D. 1584'de 85 akçeye çıktığı bilinmektedir9. "Râviyân-ı tevârîh şöyle rivayet ederler ki" gibi İfadeler kullanarak konuya girmekledir. ol zamanın ahunu veznde eğer bit zamanın altunu gibi kıyâs olunur ise zikr olunan üç yüz sübeke altıma kıymet takdir olunan elli dört bin kene yüz bin akçe olur. Asrın Sonlarına Kadar Osmanlı Para Tarihi Üzerinde Bir Deneme. Ancak eserini vücuda getirirken: başka kaynaklardan faydalanarak kaleme aldığı bölümleri sürekli olarak "râvîlerdcn 1 naklettiğim belirtmiştir. İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü."(v. ikinci bölüm ise Kânûnî'nin cülusundan sonuna kadardır. Müellifin bu bölümde "râvV ibaresini kullanmakta titizlik göstermesi. Müellifin "ravf ibaresi kullanmadan zikrettiği ilk konu. İlk bölüm. Buradan itibaren H. kendinden önceki dönemler için mevcut muhtelif eserleri kullanmış ve kendi dönemini müşaha deleri ne dayanarak ilave etmiştir Müellif. baştan Kânûnî Sultan Süleyman'ın tahta çıkışma kadar. İstanbul 1958. onun başkalarından naklettiği olaylar ile kendi nıüşahadelerine dayanarak yazdığı bölümleri birbirinden ayırmak düşüncesinden kaynaklandığını akla getirmekledir. Eserin bundan sonraki kısmı ise olayların en teferruatlı şekilde anlatıldığı ve diğer eserlerde bulunmayan geniş bilgiler ihtiva eden. Başlangıçtan Kânûnî'nin cülusuna kadarki bölüm müellifin kendisinden önce kaleme alınmış muhtelif kaynaklardan yararlanarak yazdığı bölümdür. Buradaki ifadelerde. Basılmamış Doktora Tezi. Zikr olan hesâb üzre şimdiki hâlde bir allunıın ktvnıeti ki altmış akçe olmuşdur. Kum hışımdan XVII. Müellif. Diğer bir ifade ile müellifin yaşadığı dönem öncesi ve idrâk ettiği dönemdir. "Ehl-i tevârîh şöyle rivayet ederler ki'\ " Rivâyetde gehnişdir ki". Halil Salıillioğlu. Bu bölümde "râvT ibaresi de bir daha kesinlikle kullanılmamaktadır.. kullandığı kaynakların isimlerini vermemektedir. altının fiyatının 60 akçeye yeni çıktığı anlaşılmaktadır ki bu itibarla yaklaşık bir tahmin ile eserin 1560 yıllarında kaleme alındığı düşünülebilir. eserin en geniş zaman dilimi olarak 1560 ile 1584 yıllan arasında kaleme alınmış olması gerektiği ortaya çıkmaktadır. 954 (M. aynı zamanda Matrakçı Nasuh'un Süleymannâmesi'nin Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nde bulunan nüshası ile birbirine benzeyen kısmıdır. müellifin eseri kaleme aldığı dönemde bir altının kıymetinin altmış akçe olduğu görülmekledir. Bu bilgiler ışığında. 1563'de 60 akçe olduğu ve bu tarihden I584'e kadar resmî kurun 60 akçe olarak kaldığı. Târîh-i Âl-i Osman'ın Kaynakları Târîh-i Âl-i Osman'ın kaynaklanın tespit ederken eseri iki bölümde incelemek gerekmektedir.1547) senesine kadar birkaç konu hariç yine "râvr ibaresiyle konular nakledilmektedir.

Yol iz bilmezler göçmel yörükleridi. 12 Hadîdî. ırmakdan çıkardılar. 01 Ca'ber kalasınım Öninde defn ildiler. Kitâb-ı Cihan-nümâ. pâdişâhları Osman Gâzî'nin dedesi Süleyman Şâh'dı. gelüp öninc kondılar. Rûm vilâyetinden hayli vilâyetler aldılar. ol tarafdan çok gazalar ildiler. Âl-i Selçuk ve Âl-i Abbâs tefrika olmağın Süleyman Şah dahi Mâhân şehrinden kopup Rûm vilâyetine gelmeğe niyet itdi. Halk üşdi. Mehmed Neşri." Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman (s. Bu eserler arasında Âşıkpaşazûde Tarihi1". Akıbet andan göçüp Haleb'e çıkdılar.la-lb) "Hâmân şehrin Cengiz Han harâb itmişdi. Süleyman Şah dahi memleketinden kopup Erzincan'a geldi. Gafilin Fırat ırmağına uğradılar. I-II. ol sebebden Süleyman Şah bahâdır elli bin mikdân Türkmân evi ile Erzincan yolundan vüâyet-i Rûm'a kadem basıtp Amasya tarafına geîüp ol etraflarda altı yıl mikdân küjfâr-ı meîâ 'inler ile gazalar idüp nice yerler feth itdikden sonra âkıbelü'1-ömr dönüp Halcb vilâyetine çıkup Ca'ber nâm kal'a önüne gelüp âb-ı Fırat'dan güzer itmek içiin bir yere uğrayup geçmek isteyicek ittifak kazâ-i kudret ol sunun güzer itmek içün uğraduğu yirin kenarı yâr ve amîk olmağın bindüğü atıyla suya batııp lıükmu'Ilâlı ile suyu öte geçmedin dâr-ı fenadan saray-i bekaya göçüp ol arada cism-i pâkin âb-ı Fırat'dan çıkanıp hâk-i zemine defn idüp Fırat'a Mezar-ı Türk diyü nâm virdiler ki henüz ol nâmla meşhurdur. (Haz. 89) "Mânân şehrinün pâdişâhı Süleyman Şalı idi kim Osman'ım dedesidür. Eceli andayidi. Atsız). Şimdiki halde ana "Mezâr-ı Türk" dirler. (Haz. Öni hoz yar İmiş. N. Necdet Öztürk)." iu Aşık Paşaoğlu Tarihi. Şchîd oldı. İstanbul 1992. (Haz. geçmek istedi. Tevârîh-i ÂN Osman. zîrâ kim dâyimâ meyli gazaya idi.Kanunî Döneminde Yazılmış Bir Târîh-iÂÎ-i Osman Müellif genel olarak Anonimleri taslak olarak almış. İstanbul 1991. Neşrî'nin Kitâb-ı Cihan-nümâ's\n ve Hadîdî'nin Tevârîh-i Âl-i Osman'ım12 sayabiliriz. 11 189 . Süleyman Şah alile Furat ırmağına boğildı. Ankara 1987. Süleyman Şah atın depli. Amasiyye tarafı kim Rûmîlerdür. Aşağıda örnek olarak verilen metinler karşılaştırıldığında bunu görebilmekteyiz. İrmağı geçmek dilediler. onlardan aktardığı bilgileri diğer muhtelif eserlerle takviye ederek genişletmiştir. Erzincan'dan Rûm vilâyetine girdiler. Ca'ber kal'ası dirler bir kal'a vardur. ol aradan vilâyet-i Rûm'a gelmeğe niyyet eyledi. Köymeıı). Ve hem işildî kim Rûm vilâyetinde gazalar olur. Fırat ırmağı suyu önlerine geldi. Târîh-iÂl-i Osman (v. Faik Reşit Unat ve Mehnıed A.

22-24) Süleynıân-şâh o kavtnün hânı imiş Göçer-evlülerün sultam imiş Dil ü candan gazaya niyyet eyler Okur akıllan cem'iyyet eyler 0 yer Türkmau evi yigirmi bin var Kimi Türkmanidi kimisi Tâtâr 01 göçerler iderler İnip iderler Cihanı ehl-i küfre teııg iderler Amâsiyye nevâhîsinde çok yer Birez eylediler vakt olmadın feth serhadd-i Rûm'a ceng aradan ki cem' Rûm'a olup azm Geh idüp kûh u sahrânun şikârın Gehî seyrân ider cûyun kenarın Birez gün ol arada eglenürler Seferdür danışurlar. Nihat Azanıat tarafından Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman(Giese neşri)'m kaynaklanndan oldukları tespit edilen Yahşi Fakih'in 190 . öglentirler Dilerler kim ol aradan göçeler Furat ırmağını asra geçeler Geçit bulup bular cûy-ı Furat'a Seherden kim süvâr oldilar ata Süleymân-şâh hemân-dem depdi atı Ki ya'nî alile geçe Furat'ı Öni yarİmiş uçdı nâ-gehânî Kaza irüp ayırdı atdan anı Getürler şahı CaLber-karası'na Be-resm-i şer'i korlar anda sine Yapup bir türbeyi bünyâd iderler Ana şimdi Mezâr-ı Türk dirler Gaza kasdına Göçerler ol aralardan yegâne Haleb'den yana olurlar revâne İrerler çün Haleb nâhiyyesine Furât ırmağı. 13) "Süleymanşah Gaziyi ileri çekdiler ki o. Erzurum'dan Erzincan'a indiler. Elli bin kadar göçer Türkmen ve Tatar evini onun yanma verdiler." Hadîdî'nin Tevârîh-i Al-i Osman'ı (s. Rûm (=Anadolu) ülkesinde altı yıl durdular. Süleymanşah dahi kabul etli. Ca'ber-kal'ası'na Süleymân-şâh konar bir sebzezâra İrüp leşger tolar hep ol diyara Burumla birlikte eserde. Rûm'da (=Anadoln'da) gaza edin" dediler. "Varın.Mustafa Karazeybek Aşık Paşaoğlu Tarihi (s. göçer evlilerin ulularındandi. Erzincan'dan Rûm (-Anadolu) ülkesine girdiler. Geldiler. Etrafları fethettiler'.

istanbul 1992. 1) "Şükr-i sipâs ve ftanul u M-kıyâs ol hâlik-i cinn ü inâs ya'nî hazret-i Hudâ-yı te'âlâ cellet-âlâ'uhû ve ammet ni'amâ'uhûya olsun kim nev'-i beşeri âlemi ademden fezâ-yi vücûda getüriip teklîf-i a'mâl-i ferâyiz-i ibâdâl-ı sâliha ile mükellef eylemeğin sebeb-i kat'-ı derece-i âliye Vi Menzilnâme (Giriş kısmı. Târihî Takvimler ve Ahmedî'nin Dâsitân-ı Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i 13 Osman'ından da faydalanılmış olması kuvvetle muhtemeldir. Anonim. Matrakçı'mn eserinin tekrar kaleme alınmış şekli olarak görünmektedir. teferruat atlanarak konular özetlenmiş ve ifadeler sadeleştirilmiştir. 19] . s. 2057/2. Menzilnâme'deki bilgiler Târth-İ Âl-i Osman'a aktarılırken. E. âyet-i kerîme. XIVXVTH. nr. Esad Efendi. 211-213) "Hamd <u> sipâs-ı bî-kıyâs u lâo l k â d i r u muta<âı v e kayyftm _cellet kudretuhu ve tabet y e z â i hikmetuhıı. s. Târîh-i Âl-i Osman'ın Bazı Osmanlı Tarihleriyle Mukayesesi a) Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han \)Târîh-i Âl'i Osman'ın ilk sahifesi ile Menzilnâme'nin ilk sahifesi karşılaştırıldığında eserlerin girişinin ifade tarzları aşağıda verdiğimiz örnekte de görüldüğü gibi birbirine benzemektedir. (Haz.1547) senesinde Osmanlı Devleti ile Almanya ve Avusturya devletleri arasında yapılan sulh antlaşması bahsinden(v. Târîh-i Âl-i Osman'ın bu son kısmı. 1803/4. Bu durum. Musa Balıkesirli. Ayrıca bu konularla ilgili olarak Âlî'nin Künlıü'I-Ahbâr'mda.. Tevârîh-i İbüdâ-i Şehr-i İstanbul ma'a Ayasofya-i Kebîr. Musa Balıkesirli'nin Târîh-i Ayasofya isimli eserinde14 ve Ali el-Arabî tlyas'ın Tevârîh-i Ihüdâ-i Şehr-î İstanbul ma 'a Ayasofya-i Kebîr isimli eserinde1'"1 benzer bilgiler bulunmakladır. S'ükymannâme'deki bilgiler.) eserin sonuna kadar olan bölüm ise daha önce belirttiğimiz gibi Matrakçı Nasuh'un İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphânesi'nde bulunan Süleymannûmesi'ndz aynı konunun anlatıldığı kısımdan itibaren büyük ölçüde aynıdır.954 (M.177b. Tâıih'İ Âl'İ Osman'daki 1. İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nııı inşası hakkındaki bilgiler ise. Süleymaniye Ktb. Süleymuniye Ktb. İran seferi ile ilgili bilgiler Matrakçı Nasııh'un Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han İsimli eserine dayanmaktadır. Yusufb. Târîh-i Ayasofya.hazretine olsun kim iktizây-ı ezelî ve <te'vîd-i> takdîr-i lem-yezelîsinden rûy-ı zenıîni tîre ve M 15 Anonim Tevârîh-i Al-İ Osman (Gie. Nihat Azamat). Ali el-Arabî İlyas. övgü ve yerme ifadelerinden büyük ölçüde arındırılmış. konunun özüne taalluk etmeyen bazı kısımlar atlanarak ufak bazı cümle farklılıkları ile Târîh-i Âl-i Osman'a alınmıştır. Târth-i Âl-i Osman'da H.. Yusuf b. İstanbul ve Ayasofya'nm tarihi hakkında değişik eserlerde bulunan bilgilerin aynı kaynaklara dayandığım göstermektedir.se neşri).Kâmım Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Al-i Osman Menâkıbnâme 'si. Yazma Bağışlar ıır. metin içerisindeki şiir. Tevârîh-i Âl-i Osman'daki bilgiler ile büyük bir benzerlik göstermektedir. Târîh-i Âl-i Osman (v.

. 269. 178b. İran seferi için Üsküdar'a geçmek üzere iskeleye inip kadırgalara binmesi anlatılırken de zikredilmektedir17. metin içerisindeki şiir. hadiseleri anlatırken konuya uygun olarak bazen şiir bazen de ayet-i kerîmeler koyma hususu Târîh-i Âl-i Osman'da da görülmektedir. Meselâ. Aynı Eser. 24 (Matrakçı. 178a.. ve dahi âl <u> ashâb-ı erbâb-ı hidâyet . üzerine olsun kim . 185b. âyet-i kerîme.]". habîh-i <hudâ> hazret-i Muhammed Mustafâ üzerine olsun kim . 198b. 220. s. v.Mustafa Karazeybek kılmışdır vüfûr-ı teslîmât-ı zâkiyât ol server-i kâyinât ve mefhar-ı mevcudat şefî'i usât fi yevnı-i . 266. 192 .... [ I ^ J I Denizde yürüyen dağlar gibi gemilerfO'nım varlığının delîlidiı-." 2) Nisbelen ağır bir ifade tarzi ile yazılmış olan Menzilnâme'Ğoki bilgiler.. övgü ve yerme ifadelerinden büyük ölçüde arındırılarak sade bir dille Târîh-iÂl-i Osman'a aktarılmıştır..hu'ı ve ashâb u eşyâ't üzerlerine otsun ki lıerbiri muktedâ-yı şer'-i şerîf mütebeyyin ve pîşvâ-yi dîn-i münîf metindir rıdvânullâhi te'âlâ aleyhim ecma'în ve ba'demâ talırîr-i în-aklâm ve bâ'is-i tasdîr-i erkâm-ı anber-i fam oldur kini. ol server-i kâinat meflıar-i mevcudat . 154.meliki'1-mennân essuîtân bin es-sultân hin es-sultân Süleyman Han hin Sultan Selim Han bin Sultan Bâyezid Han .. 252. 265. 184a. 206a." 'ayn-i berînî hîre iden zulmet-i deycûr ve şerr u şürî-i nıâdde-i âsumân-ı saltanat-ı cihâna mâh.. 212. Aynı âyetlerin zikredilmesi hakkında aynca bkz. Beyân-t MerıâzH. 258. Krş.. 227..vilâyet bi'l-irs ve'I-isühkâk a'nî halîfete-i haiîfeüllâhi'l. Târîh-i Âl-i Osman'da Kânûnî'nin 1548'de II. 3) Matrakçı'nın bütün eserlerinde ortak özellik olarak görülen. s. 203b. Târîh-i Âl-i Osman.. vücûd-ı pâdişâh-ı kişver-penâh ve kevâkib-i mevâkib-i leşker ve sipâhile giderdi ve vüfûr-ı 'inâyet-i karniye ve kemâl-i kudret-i şâmilesinden cihet-i kaf-ı mevâdd-ı küfr u zalâl ve def <u> ref'-i dâire-i fesâd u cidal . 180a. sultânü'lberreyn ve 'l-hahreyn hâdimü 7haremeynVş-şerîfeyn pâdişâh-ı cihan hüsrev-i devr-i zaman melâz-ı ehli îmân Sultân bin Sultân Sultân Süleyman Hân bin Sultan Selim Hân hin Sultân Bâyezid Hân .ırasât Rasûl-i Huda ya'nî Muhammed Mustafâ sallallâhtı aleyhi vesellem hazretlerinin üzerine olsun ki. Menzilnâme'de Kânûnî'nin 1534'de I. v. 113b. İran seferine hareketinde İstanbul'dan Üsküdar'a geçmek için iskeleye indiği sırada gemilerin denizdeki görünüşlerini tasviri ve gemiler ile denizden geçmesi anlatılırken iki kere zikrettiği âyet-i kerîme16.22i-222).. Rahman. Beyân-ı Menâzil. Matrakçı. tâyife-i usât ve zümre-i tağâta arsa-i arasâîda şefa'at-i bî-gâyeti mebzuldür ve dahi âl-i et. hazret-i sultânü'l-guzât ve'Imücâhidin kâtilü'l-keferetü ve'l-müşrikîn ve kâmi'ü'z-zanâthk ve'1-mülhidîn sultânü'lherreyn ve'l-hahreyn burhânü'l-ınaşrıkîn ve'1-mağrîbîn hâdimü'l-haremeyni'şşertfeyn mâlikü'l-memâlik alcl-itlâk valiyü'l. 31a. Hatta Menzılnâme'de farklı yerlerde zikredilen âyet-i kerimelerden on biri Târîh-i Âl-i Osman'da benzer konular anlatılırken zikredilmiştir..

213-214) •'Makarr-ı hilâfet-i cihânbâni ve mesned-i hükflmet-i fermân-revânî ve pây-gâh-ı bülcııd ü refi' ve tahtgâh-ı ercümend ü ineııî' canibinden. Menzilnâme'âs Irakeyn Seferi teferruatlı olarak anlatılırken Târîh-i Âl-i Osman'&d aynı bilgiler özetlenmiştir. Âl-i Osman. Bu dimim hem konunun özetlenmesinden hem de kullanılan ifade tarzımn sadeleştirilnıesİnden kaynaklanmaktadır. 206a. Aşağıda verdiğimiz örnek bunu açık bir şekilde göstermektedir. 193 . Târîh-i Âl-i Osman (v.KârıûnîDöneminde Yazılmış Bir Târîh-İ Âl-i Osman Yine Menzilnâme'dt I.»yıl I İcâbiyle umûr-ı (merhûnun) zuhûnna ve emr-i mu'zamun husCıline pîşvâ ve rehniimâ olan kâim-i makâm-ı hüsrev-i sâhibkırân ve İeşker-keş-i Süleymân-ı zaman (Vezîr-i a'zam ve Rıunili beylerbeyisi İbrahim Paşa) 'ızz ıı şevket ve nusret u sancak tavk-ı 'azamet u bayrak ııbhet ıı 'izzet ve dergâh-ı sipihr-i ihlişâm ve bârgah-ı gerdûn kıyamdan nice biri bahâdırân-ı sipâh u dilîrân-ı fursat-nigâh ve şîrân-ı peleng-i ceng ve mübârizân-ı neberd-âhcng suvâr-ı ceng-sâz "askeriyle mukaddimâ irsal olııuıb semt-i İmtisâlile kûs-ı (irtihâli) cihet-i intikâle çâlub dahi teveccüh-i hümâyûn-ı zafer-rehber-i meymûıı ile sene (tokuz-yüz kırk rebî'ü'l-âhirinün onunda) mecma'-ı şerâyi'-i Muhammediyye ve menba'-ı mezâhib-i İslâmİyye ve mevzi'-i mesâkin-i sultâniyye ve râsihu'l-eyvâniyye ve kadîmu'1-esasiyye ve azîmu'ş-şâniyye ve etrafı ehâsin-i inehâsin-i (bahrle) ve eknafı tezâyin-i mezâyin-i nehıile müzeyyen olan medîne-i rnetîne-i Kostantıniyye'den (teveccüh idüb) kat'-ı nıenâzil ve (tayy-ı merâlıil ile) serhadd-i vilâyet-i 'Arab ve mahrûse-i ma'mûre-i Haleb canibine varub subh-İ devlet-i kümurânî ve ahter-i sa'âdeti dü~cihânî ile vusul bulıcak evân-ı şedâyid-i şiddet-i şitâ ve zamân-ı savlet-i burûdel-i hiddet-i hevâ (cvânî) karîb olmağın 'asker-i zafer-relıberile kışlaımıası lâzım (bel mühim) olduğu eclden (mumaileyh) mahrüse-i (mezbûrda) ve medîne-i (meşhurda) kışlayup andan sonra . Menzünâme'de yarım samfede anlatılan bir husus Târîh-i ÂI-i Osman'da bir-iki satırda ifade edilmektedir.y . v.ş. Târîh-İ.ere Van Beğlcrbeğisi İskender Paşa'ya gönderdiği mektubundan bahsedilirken de1K zikredilmektedir." b) Matrakçı Nasuh'un SüleymannâmesVnin İstiinbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nıle Bulunan Nüshası Matrakçı. İran seferi sırasında Şah Tahmas'ın oğlu İsmail Mirza'nrn sulh maksadıyla padişaha gönderilmek ü/. 149b) sııltân-ı serasker İbralûm Paşa hazretleri dahi mahrûsa-i İstanbul'dan bîlıadd ve bîpâyân asakir-i bî-girân ile vilâyet-i Anadolu'ya geçüp diyâr-ı Arab'a çıkup ve şehr-i Haleb'e kışlamak ıçun girüp karâr eylediler.. Kr. Beyt: L^U^ 'Ü3JJL* j>*-kJl j L^ljb üy. Beyân-ı Menâzil.265. 4) Diğer bir husus. s.. Târîh-i Âl-i Osman'da 11. İran seferi sırasında Şâh'nı sulh için gönderdiği elçilere verilen cevapta Şâh'ın kurtuluş çâresi ifade edilirken zikredilen âyet-i kerîme. Menzilnâme (s.

81b-82a) "Haber-i mütâ'abet-kerden serdâr-ı vilâyet-i Alaman ve cizye firistâden be-dergâhı Süleymân-ı zemân . Kalb-i salîb-i bednihâdlarma nassâl-i sihâm-ı ehl-i islâm'dan nı'h ıı hirâs müstevli olup hemati dem padişâlı-ı memleket-küşânın yümn-i himmetleri berekâttnda dürr-i muvafakati feth ü derîçe-i muhalefeti fesli idüp musâlahat-ı hâl selamete yakindur diyü tav'an bel rav'an itâ'at-şi'ârın izhâr u sadâkat-ihtisâsın aşikâr idüp jjji-lv> *-*jJo t\f.. Eserin bu kısmı." tahkir olan sâyir kefere-i fecereden kendülerin add idüp elçüşiyle dergâh-ı âlem-penâh ve bârgâh-ı sa'âdet destgâha otuz bin sikke temâmü'l-ayâr ahun gönderüp istid'â-yı emân taleb eyledi" Süleymannâme (v. Bu iki eser arasındaki ilişki de eserlerin tümü üzerinde değildir. 184a-184b) .1547) senesi olaylarından başlamakla ve bu durum Târîh-i Âl-i Osman'ın sonuna kadar devam etmektedir.. Bu iki eserde başlıklar ufak bazı farklılıklar haricinde kelimesi kelimesine aynıdır. basit cümle farklılıkları ile Târîh-i...öte cânibde vüfûr-ı aded ve huzûr-ı uded ve ceyş-i bed-ktş-i salâbet ve mehâbetendiş ile meşhur olan Alaman vilâyetinin kralt bed. Nadiren bazı olaylar Matrakçı'da başlık altında anlatılırken aynı konu Târîh-i Âl-i.öte cânibde ol ceyş ve bed-kîş ve salâbet ve mehabet' endîş ile meşhur olan Alaman vilâyetlerinin kral-ı bed-fi'âl Frandoş nâm olan bed-encâmın kalb ve salîb-i bed-nihâdlarına nassâl-i sihâm-ı ehl-i İslâm'dan rıı'b u hirâs müstevli olup heman dem pâdişâh-ı memleket-küşânın yümn-i himetleri berekâttnda tav'an bel rav'an itâ'at-şi'ârın izhâr idüp y>. 177b-178a) "Haber-i mütâ'abetkerden serdâr-ı vilâyet-i Alaman ve cizye firistâden be-dergâh-ı hazret-i Süleymân-ı zemân . H. Âl-i Osman'a alınmıştır.'iij>rj \. Olayların anlatımında ise Matrakçi'mn eserindeki konunun Özünü etkilemeyen bazı kısımlar atılarak. Matrakçı1 nın eserinin büyük ölçüde tekrarı mahiyetinde yeniden kaleme alınmış şekli olarak görünmektedir.Târîh-i Al-İ Osman'ı diğer Osmanlı tarihleri ile yaptığımız karşılaştırmalarda aralarında net olarak irtibat kurabildiğimiz eserlerden birisi de Matrakçı'nın sözkoimsu eseri olmuştur.. Osman'da başlık konulmadan anlatılmaktadır.fi'âli ve sipehsâlâr-ı nekbet-âmâli Frandoş nâm ki hemîşe ol bed-nihâdın gümrâh-ı tuyürları saydgâh-ı gazada sıığûr-ı kârzâr-ı ecnâd ile buluşu gelüp gülşen-i vilâyetlerine ve kişver-i memleketlerine yâğî ayağın basdurmazlardı." zillet ile tahkir olan sâyir Süleymannâme (v.. Janj t ^.954 (M. Söylediğimiz hususlar aşağıda verdiğimiz metinler karşılaştırıldığında açık bir şekkilde ortaya çıkmaktadır.zilleti ile ı kefere ve fecereden kendülerin add idüp elçüsile dergâh-ı tılempenâha otuz bin sikke temâmü'layâr altını gönderüp istİd'â-yt emân taleb eyledikde.. Her iki eser arasındaki benzerlik. Târîh-i Âl-i Osman (v. 95a) Târîh-i Âl-İ Osman (v.

" Târih-i Âl-i Osman (v. diğer eserler içerisinde en fazla irtibat kurabildiğimiz Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmanlar olmuştur. Kânûnî'nin II. İran seferine kadarki dönemde II.." c) Anonim Tevârîh-i Al~i Osman(Giese neşri) Târîh-i Âl-i Osman'ın diğer eserler ile mukayeselerine gelince.. Ban.i Elkas <\ç. ..^m4en Bedirkan ve Abdullah. ve.'7 "Haber-i cenk-kerden-i ümerâ-i şâh-ı bed-ahvâl ve inhizâınyâften an-tâyife-i nekbet-âmâl Bu cânibden sultân-ı selâtîni'7-islâm asâkir-i süreyyâintizâm kasaba-i Hoy'dan azimet idüp gider iken düşman-ı makhûnın Karadere canibinden kaçup giden ümerâ-i kalîle ve küberâ-i zcYİlesinden Bedirhan ve Abdullah Flan ve Hüseyin Caa ve Kayıtmaz ve Muzjıffer ve Hacı ve. 197a) "Der-beyân-ı pîşkeş-i firistâden-i Elkas be-südde-i sidre-i esâs Ve pâdişâh-ı âlem-penâh mahrûsa-i Haleh'de iken girü sene 956 dokuzyüz ellialtı Saferinin yirmisinde Elkas Mirza ahd-i sadâkati teedîd ve peymân ve kavâid-i ubûdiyyeti te'kîd itmek içün pâdişâh-ı zıllu'llâh hazretlerinin âsitâne-i sa! âdetine seferinin ibtidâsîle intihasın vııkû'u üzre bundan evvel arz eylemiş idi.i-südde-i sidre-i esâs Sene sitte ve hamsın ve tis'a mi'e Saferinin yirmisinde sâbıkâ sılk-İ beyâna getirilen ahvâl muhakkak ve makâl-i musaddak üzre Elkas Mirza safka-İ ahd ve sadâkati teedîd ve peymân ile kavâ'id-i ubûdiyyetini te'kîd ve teşlıîd itmek içün sultân-ı zıHu'llâhî hazretlerinin âsitân-ı gerdûn. Târîh-İ Âl-i Osman'ın müellifinin Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman'ları taslak olarak kullandığı anlaşılmaktadır. 13a) Sultan Orhan Kal'a-i İznik'i feth idüp ve kendüye taht idüp oturup karâr eyledi. Verdiğimiz kısa örnekler de bunu göstermektedir..i Anonim Osman (s. Konuların anlatılış sırası ve olayların seyri birbiri ile aynıdır. ve Muzaffer ve Hacı Beğ ve .Kânûnî Döneminde Yazılmış Bir Târih-i Âi-i Osman "Der-beyân-ı haber-i cenk-kerden-i ümerâ-i şâh-ı gümrâh ve inhizâtn-yâften an-tâyife-i gcç-râh Bu cânibden hazret-i sultân-ı selâttn-i cihan ferman-Termây-ı heft-aklâın cânib-i Tebriz'e teveccüh idüp kasaba-i Hoy'dan azîmet-i hümâyûnla göçüp gider iken adüvvi-i mağrurun mukaddema zikr olunduğu üzre Karadere canibinden girîz idüp şâh-ı bed-hâh tarafına giden ümerâ-i Ba\\e..iktidarına seferinin ibtidâsı ile hatimesin vuku 'u üzre ale't-tafsîl iftitâh idüp rlâmitmişdi.. Anonimlerle yapılan karşılaştırmada. Anonimi erdeki bilgiler bazı ifade farklılıkları ile Târîh-i Âl-i Osman'a alınmıştır. 122b) "Haber-i pîşkeş-i firistâden. Kayıtmaz. Eserin başından.?'' Süleymannâme (v. Whs/t\\w.Murat dönemi hariç Anonİm'in bilgileri ile büyük benzerlik içerisindedir.17) "Andan Tevârih-i sonra Al-i Orhan 195 . Târîh-i Al-i Osman (v.. Matrakçı Nasuh'un eserleri bir tarafa bırakılacak olursa.

Târîh-i Al-i Osman'ın müellifinin müşahadelcrine dayanarak kaleme aldığım düşündüğümüz konular. Andan Emir Süleyman Bursa'ya geldi. Bu konularda her iki eserdeki bilgiler birbirine benzemektedir. Yine birçok yerin fethi Anonim'de sadece fcthcdildikleri belirtilerek geçilirken Târîh-i Âl-i Osman'da nasıl fethedildikten ayrı ayrı nakledilmektedir. 67a) ".51) Al-i "... Târîh-i Âl-i Osman'da daha teferruatlıdır. îsâ Çelebi karındaşı Mûsâ Çelebi ile bir nice zemân cenk eylediler âhirü'1-emr Mûsâ Çelebi gâlib olup karındaşı îsâ Çelebi'i ortadan göLüriip andan kendüsü Burusa'ya gelüp oturup birkaç gün karâr i dince değin ki Mır Süleyman ki Yıldırım Hân'ın ulu oğludur. Fâtih Sultan Mehmed döneminde Târîh-i Âl-i Osman'da bulunan İstanbul'un tarihi ve Ayasorya'nın inşası bahsi Anonim'de de vardır.. Yenice'ye ve Göynük'e ve Mutıırnı'ya havale olmuşdı ve Buruşa sancağın oğh Murad Gazî'ye virdi. e nazaran daha fazla konu içermekledir..Murad'm öldürülmesi ve yerine Yıldırım Bayczıd'in geçmesi hadiseleri Anonim'de kısaca geçilirken aynı konular Târîh-i Âl-i Osman'da uzun bir şekilde anlatılmaktadır. Meselâ: Bursa'nın fethi. Târîh-i Âl-i Osman'da nasıl fethedil dikleri ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. îsâ ve Mûsâ Karesi İli'ndc birbirin kovagitdi." İznikmid'i oğlu Süleyman Paşa'ya virdi.. Bergama ve Edirne'nin fetihleri hakkında Anonim'de sadece "nevâhîleri ile fethedildi" denilirken. 50." Anonim Tevarîh-i Osman (s. Anonim.Mustafa Karazeybek Oğlu Süleyman Şâh'a İzniknıid sancağın virüp Taraklu Yenicesi ve Göynük ve Mudurnu vilâyetlerine lıavâle eyledi ve bir oğlu dahi ki Murad Han Gâzî'dir ana Buruşa sancağın virüp .." Bunun yanında umumiyetle konular Anonim'de kısa ve özet." Târîh-iAl-i Osman (v. İran seferi hazırlıklarından eserin sonuna kadarki bülümü Anonimler ile mukayese edilemiyecek kadar geniş ve teferruatlıdır. Ahirü'lenır Mûsâ îsâ'yı bulup aradan götürdi. Balıkesir. 80) âhirü'1-emr Süleyman Peygamber ol kız puta tapduğı ccilden Süleyman Hak tarafın koyup ol kıza gönül virdüği ecilden akıbet bunca vak'alara uğradı. Bunun yanında Târîh-i Âl-i Osman... Anonim'de birkaç cümle ile bahsedilen bazı hadiseler Târîh-i Al-i Osman'da ayrı başlıklar altında zikredilmektedir.. özellikle II. Meselâ. Tacından tahtından .. Osman Gazi'nin vefatı. âhirü'1-emr ol kızın temâmet ahvâlinden haberdâr olup kendü sarayında olan hâtûnu pula lapdıığu sebebden hatemi nübüvvet elinden gidüp ve ol kıza ol mertebe mâyil olduğundan ötürü kendüyc bunca akabeler vakf olup tâc [ıı] tahl elden 196 Anonim Tevarîh-i Âl-i Osman (s. 40b) ". Târîh-i Âl-i Osman (v. Andan Mûsâ Çelebi Bursa'ya vardı.. asker cem' idüp Buruşa üzerine hücum idicek Mûsâ Çelebi Mîr Süleyman'a mukabil olamayup Burusa'dan çıkup kaçup Karaman vilâyetine gidüp.. l. Andan Mûsâ Çelebi kaçdı... Karaman'a eitdi.

" âvâre olup bir dîv sihr idüp Süleyman'un tahtına geçüp hükm-i hükümet idüp kırk gün tamâm Süleyman tahtından ayrılup avarelik çekdi. Tevârîh-i At-i Osman. istanbul 1341. Amasya tarafına gelüp ol etraflarda altı yıl mikdârı kiiffâr-ı ınelâ'înler ile gazalar İdüp nice yerler feth itdikden sonra âkıbetü'1-ömr dönüp Halcb vilâyetine çıkup Ca'ber nâm kal'a önüne gelüp âb-i Fırat'dan güzer itmek içün bir yere uğrayup geçmek İsteyince. Âşıkpaşazâde. 01 feterâtda Rum vilâyetine azm ve niyyet-i cezm idüp doğru Erzincan'a gelüp Erzincan'dan Rum vilâyetine ki Amasya tarafıdır gelüp anda haylî zaman gaza ildi. Andan girü Haleb'e çıkdı. Kaza ve kader şu üslûb üzerine carî oldu kim sâyir halkdan Ögedin kendü uğrayup önü hod yâr imiş atıyla bile belürsüz . Her iki eserde bazı farklı konu ve rivayetler mevcul olmakla birlikte Osmanlıların ilk • dönemlerine ait birçok konu Lütti Pa^a.. Tevârîh-i Âl-i Osman... Âlî Bey). İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşası hakkında her iki eserde bulunan bilgilerin aynı kaynaklardan alındığı anlaşılmaktadır. 18) ". d) Lütfı Paşa Tarihi Târih-i Âl-i Osman'ın başından fetret devrine kadarki dönemle Fatih dönemindeki İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nm inşası bahsi İle Kânûnî Sultan Süleyman'ın saltanatının ilk dönemleri hakkındaki bilgiler ve anlatış tarzları birbirine yalandır. ittifak kazâ-i kudret ol sunun güzer itmek içün uğraduğu yirin kenarı yâr ve araîk olmağın bindüğü atıyla suya batup fenadan saray-ı bekaya göçüp. (neşr. özellikle Târîh4 kl'İ Osman'ın son kısmında müellifin kendi müşahadelerine dayanarak yazdığım düşündüğümüz kısımlardaki bilgiler Lütfı Paşa Tarihinden çok daha mufassaldır.. Târîh-i ÂI-i Osman (v..." e) Âşıkpaşazâde Tarih?® Târîh-i Âl-i Osman ile Âşıkpaşazâde Tarihi arasında olaylar zinciri ve ihtiva ettikleri bilgiler açısından benzerlikler bulunmaktadır.." Bu konularda eserler aralarındaki iark. 1 a-1 b) ".. İstanbul 1332. Âlî Bey). (ııeşr. 197 Lütjî Paşa Tarihi (s. Süleyman Şâh bahâdır cllibin mikdârı Türkmân evi ile Erzincan yolundan vilâyet-i Rûm'a kadem basup. Kanaatimizce iki eser arasındaki benzerliklerin sebebi. Lütfı Paşa Tarilıi'm göre dalıa geniş bilgi vermektedir. müelliflerin aynı kaynaklan kultanmalarındandır.KânûnîDöneminde Yazılmış Bir TâHh-İ Al-i Osman gidüp kırk gün temam şeytân-ı recîm emri ile o dîv-İ sakîm talıt-ı Süleyman'da mukAm olup ve Süleymanlık idüp ve kendü bu kadar zaman âvâre ve sergerdân olduğuna.. Ancak Târîh-i Âl-i Osman. daha önceki konularda olduğu gibi Anonim'deki bilgilere nazaran Târîh-i Âl-i Osman'ın daha fazla bilgi ihtiva etmesidir. Diğer dönemler hakkında verilen bilgiler ise farklıdır. Süleyman Şalı kim Osman'ın dedesidir.. Haleb'den Ca'ber kal'asına revânc olup ve Fırat suyun geçmek kasdın eyledi.

24) ".. lefke yanında dere ağzında Yenişehir suyunun kenarında bir hisarcık vardı anı Samsa Çavuş'a virdi. Bilgilerin birbirlerine benzemesinin sebebi..Mustafa.Samsa Çavuş dimekle meşhur bir künesne varidi. ayağ üzre durup Osman Şah Gâzî hizmetine baş koyup yir-yurl idiıımek içtin birkaç pare köy laleb iıdikde. Osman Şalı Gâzî dahi kabul idüp kal'a-i Lefke civarında Yenişehir suyu kenarında bir kal'acık varidi ol hisarcuka tâbi1 olan il [ü] vilâyeti mezkûr Samsa Çavuş'a ihsan eylediler. 198 .. zîrâ bunlun vilâyetinden çıkarmazam. Ancak anlatış ve ifade tarzları farklıdır. bahâdır er idi ve hem Osman Şalı Gâzî'nin sâbıkdan cmekdar yoldaşlarından idi. Tûnh-i Âl-i Osmari&ak İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşası konuları iseÂştkpaşazâck^'de mevcut değildir.. Târîh-i Al-i Osman (v. vilâyetin ba . Tâniı-i Âl-i Osman'ın müellifinin Âşıkpaşazâde'yı kaynak olarak kullanması ve Osmanlıların ilk dönemlerine ait kaynakların kısıtlı olması nedeniyle kaynakların müellifler tarafından müştereken kullanılmasından olmalıdır. Bu bilgiler Nasuh'un yazdığı tahmin edilen ve kendisinin de yazdığını ifade ettiği ancak günümüze kadar tespit edilememiş müstakil bir Osmanlı Tarihinin varlığını ortaya koymaktadır.. Karazeybek hakkında verdikleri bilgiler birbirine benzemektedir. 5b) ". Yaklaşık olarak 1560 tarihlerinde yazılmış olan eser. zısm virmezinı.-ievârth'\n Osmanlı tarihine hasredilen ikinci cildi olmalıdır.Samsa Çavuş geldü eydür. Osman Gâzî eydür. Matrakçı'nın daha önce Osmanlı tarihine dair yazdığı muhtelif eserleri özetleyerek halkın anlayabileceği sade bir dille yeniden kaleme aldığı tek ciltlik farklı bir eseridir." Aşıkpaşazada Tarihi (s. bu vilâyeti bana ver kim bunlar yine yâgî olmuşlar.... Matrakçı Nasuh tarafından Mecmaü'ilevârîh'in değişik bir versiyonu şeklinde kaleme alınan Câmi'fi'f." Netice olarak Târth-i Âl-i Osman.

Jaeschke.Kemal Paşa.Ordu) Kafaları Müfettişliği idi. O. Sina Aksin.16 Mayıs 1919) İstanbul'da kaldığım'1 belirtmişti. Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra. Meclis-i Meb'usân eski reisi Ahmet Rıza Beyle temas kurmayı düşündüğü gibi: dönemin önde gelen asker-devlet adamlarından Ahmet İzzet Paşa ile de temasa geçmek niyetinde idi. s. ülkenin içinde bulunduğu kötü şartlardan kurtulabilmesi için siyasî yollardan çözüm aramanın faydalı olacağına inanıyordu. Öte yandan. İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele. Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi. başka ihtimal kalmadığına inanmak için mütareke esnasmdadört-beş ay (13 Kasım 1918 . 1919 yılı Nisan ayma kadar geçen beş aylık süre içinde çeşitli temaslarda bulundu. M. Kemal Paşa. O.. c. 199-208. İngilizler'in Osmanlı Milleti'ne gösterdiği iyi niyet ve dostluktan uzun uzun bahsetti. Adana'dan hareketle 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelen M. Bk.. MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN M ÜFETTİŞLİK GÖREV BÖLGESİNDEN GERİ ÇAĞRILMASINA NEDEN OLAN GELİŞMELER Zekeriya TÜRKMEN' GİRİŞ Mütareke Döneminde kumlan askerî müfettişlikler içerisinde şüphesiz en önemlisi IX. Falih Rıfkı Alay.99. olmazsa kurulacak hükümete Harbiye Nazın olmak. bu faaliyetleri sırasında ayrıca tttihad ve Terakki Cemiyeti yetkilileri ile yakınlaşmayı. İzmir 2000.O İstanbul'a gelişinden. Hatla . İstanbul 1983.m. s. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri.1 Dr.l. Bu müfettişlik gerek Anadolu'daki ordunun yeniden teşkilâtlanması hususunda. İstanbul 1955. Bu dönemdeki faaliyetlerini bilahare Falih Rıfkı'ya anlatan M. Geniş bilgi için bk. Ordu (in. Genelkurmay ATAŞE Başkanlığı. 125-133. gerekse ülkenin kurtarılmasında büyük rol oynayacak olan Mustafa Kemal (ATATÜRK) Paşa'run emrinde bulunmasından dolayı son derece önemli idi. basın yoluyla İngilizler'den yana bir tavır sergileyerek onların şüphelerinden uzak durmayı planlar ve 17 Kasım 1918Me Minberde . 18 Kasım 1918Me Vakil'de yayımlanan mülakatında. Kemal'in bu düşüncelerini uygulamaya kayması mümkün olmadı. s.. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri (ASD. Bk. Mustafa Kemal Pasa bu sırada İngilizlerle de temasta bulunmaktan geri kalmamıştı. ya da mebus olarak meclise girmek arzusunda idi.. istanbul'daki faaliyetlerinde esas olarak hükümet kurmak. s. s*.).97. Kemal Paşa: "' Ağır ve kafi bir kararın doğruluğuna inanmak için vaziyeti her köşesinde mütalaa etmek.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. (1961). tereddüde yer bırakmamak. Atcailrk'iin Bana Anlattıkları. M.

onların şikayet ettikleri olayları önlenmekti. Gnkur. Bk. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. Mehmet Harmancı). Harbiye Giden nr: 343882. S. Kur.I. (1969). bu sırada İstanbul'da yönetimin karşı olduğu şeylere kendisinin de karşı olduğunu gösteriyor ve siyasî taktikler sergiliyordu. s. bu sırada bütün gelişmelerin M. s. Ordu Kıt'aâtı Müfettişliğine tayin olundu4. ün. Tevcihat nr: 67/5. Tek Adam. diğer taraftan Çanakkale'deki başarısından dolayı herkesçe tanınmış bir generaldi. BOA. Aynı eser. Babıali Evrak Odası (BOA. Bk. Jaeschke. M.BOA. Barışa Son Veren Barış. F: 1.. Kemal Paşa'nın lehine olduğunu ifade eder. Kemal Paşa. Harbiye Terliat.Aynı gün Harbiye Nazın (Milli Savunma Bakam) Şakir Paşa tarafından sadaret makamına. Kemal'in görevi.87 vd. 9 Ağustos 1919 tarihinde de yaverlik rütbesi kaldırıldı. kendisi. BOA. İngilizlerle münasebetlerde bulunmaktan çekinmiyor. Kemal Paşa. Ds: 164. Mirliva Mustafa Kemal Paşa ile Sultan Vahdettin arasında padişahın şelızadelik döneminde Almanya seyahati vesilesiyle bir yakınlık kurulduğunu Teşkilat-ı Mahsusa'nın lideri olan Hüsamettin Erlürk de eserinde izah eder. Hüsamettin Ertürk. Dosya Usulü İrade Tasnifi (DUİT. İtilaf Devletlerinin istekleri dışında bir harekette bulunmamak. Harbiye Giden nr:342765.. Kemal Paşa'mn yukarıda izah edilmeye çalışılan tasarı ve düşünceleri çok ince düşünülmüş fikirlerdi. istanbul 1994. Dahiliye Şifre Kalemi (DH. Sy:14. bu laktiklerinin bir süre sonra ortaya çıkan gelişmelere bakılırsa zararım değil. Kemal'in müfettişlik için Samsun -yolculuğunu bir yerde XX. s. ATAŞE Arşivi: 1 -1. Harbiye Giden nr: 340052. Hüsamettin Ertürk. Kemal İngiliz casusu Rahip Frew'le temas kurdu. 29 Kasıl ve 20 Aralık 1918 tarihlerinde padişah ile görüşme fırsatını buldu.. Samsun ve çevresindeki eşkıyalık hareketlerini engellemek. saray ve çevresiyle olan ilişkilerinde de dikkatli davranıyordu.ŞFR). Belgelerle Türk Tarihi Dergisi (B'ITD. Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATAŞE) Kütüphanesi. Nitekim. Kemal Paşa. O. Mesela David Fromkm batılı gözü ile olaylara yaklaşarak. IX.. Kemal ile İlgili Bilinmeyen Belgeler". Aym eser. 200 . bundan sonra. yüzyılın en büyük politik yolculuğu olduğunu belirtir.). Kemal Paşa 23 Eylül 1918 tarihli irade ile yaveran-ı hazret-i şehriyarîlige getirildi. "Millî Mücadelede M. sonra da Anadolu'nun çeşitli yerlerinde beliren kuva-yı milliye veya şuraları ortadan kaldırmak. bir süre Padişah Vahdettin1 üı yaverliğini yapmış". M.5-41. Bu konu daha sonra yapılan araştırmalarda da ele alınmıştır. M. c. s. nr: 68/11. İşte bu durumu çok iyi değerlendiren M. M.372.404. Bk.BEO. İstanbul'da bulunduğu süre zarfında politika gereği. Bu arada belirtmek gerekirse. İstanbul'da kaldığı süre içinde bir kaç kez (15 Kasım. 30 Nisan 1335 (1919) tarihinde IX.BEO. nr:99/55. Müfettişlik talimatnamesine göre.Zekeriya Türkmen M. Bk. Kemal Paşa'nın ordu müfettişi olarak Anadolu'ya gönderilmesi uygun görüldü3. Milli Mücadele Senelerinde Teşkilat-ı Mahsusa. ayrıca bk. Bk.M. (Çev. BOA. 2 3 4 5 6 bu sırada M. Daktilo Metin. Kls:l 1. faydasını gördü. BOA. Ordunun iaşe ve ikmâli için vilayetlerle yazışma başlatıldı6. (Kasım 1.88 vd.. Süreyya Aydemir.97. Midhat Sertoğlu. İstanbul'da sürdürülen uzun temasların sonunda M.). yapılan bu tayin hakkında bilgi verildi5. Keza. s. BEO.).968)... s.

Jaeschkc.. Havza'ya geçişinden sonraki günlerde görüş ayrılıkları daha da arttı. Bk. Tabip Miralay İbrahim Talî (Öngören) Bey. Harp Tarihi Vesikaları Dergisi (HTVD. s. Paşa ilk iş olarak mıntıkasında bulunan Sivas. Atatürk'le Samsun'a Çıkanlar. Erkân-ı Harp Binbaşısı Hüsrev (Gerede) Bey. 17Mayıs 1335.. Bu emrinde. Bk. Kemal Paşa. 201 . Mamüretilaziz (Elazığ). M. s. bu konuda valilerin kendisine yardımcı olmaları gereğini hatırlatmakta İdi10. Jaeschkc.I. c.. Kemal Paşa'nınmaiyetinde ili. memleketteki asayişsizlik ve eşkıyalığın sebepleri hakkında gerekli bilgiyi toplamaya çalışacağını. Birinci sınıf kâtip Faik (Aybars). Erkân-ı Harp Miralayı. Aynı Eser. 16. Topçu Binbaşı Kemal (Doğan) Bey.Ds: 164. Üsteğmen Abdullah (Kunt). Paşa. Erkân-ı Harp Kaymakamı Mehmet Arif Bey (Ayıcı). Yusuf Hikıncl Bayur. Kls:ll. 16 Mayıs 1335.19 Mayıs 1919. müfettişlik ile hükümet arasındaki yazışmaların gayet normal devam ettiği fakat. Teğmen Muzaffer (Kılıç). ATAŞE Arşivi: 1-1.Mustafa Kemal Paşa 'tun Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağnlmasma Neden Olan Gelişmeler Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a Hareketi ve Bölgedeki Faaliyetleri İngilizlerin Endişeleri 15 Mayıs 1919 gtinıi vedalaşmak için Babıâli'ye giden M.303. (1953). Bk. -öğleden sonra. Sy:4. . Yüzbaşı İsmail Hakkı (Ede). Kemal'in Samsun'da bulunduğu 24 Mayıs tarihine kadar. zaman zaman görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı görülüyordu. Kemal Paşa üç günlük bir yolculuktan sonra 19 Mayıs 1919*da Samsun'a vardı. Samsun'da bir kaç gün kalacağını.). Fethi Tevetoğlu. Müfettişlik kurmay başkanı Manastırlı Kâzım (Dirik Pastı) Bey. Kolordu Komutam Erkân-ı Harp Miralayı Re'let (Bele Paşa) Bey. Diyarbekir vilayetleri ile Erzincan müstakil mutasarrıflığı ve 15. s.117. İzmir'in işgal haberini aldı ve hükümet erkânını da büyük bir telaş içerisinde buldu. Van. Atatürk'le İlgili Arşiv Belgeleri.00'da Bandırma Vapuruna binerek maiyeti i k \ Samsun'a hareket etti9. c. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yay.I. Gn. telgrafında. M. Kemal Paşa. Ertesi gün (16 Mayıs) yapılan selamlık resmine Bahriye Nazın Avni ve Erkûıı-ı Harbiye-i Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Cevat Paşa ile birlikte tkatıldıktan sonra7. vesika nr:68. Mustafa Kemal Paşa'nın maiyetinde şunlar bulunuyordu: M. Samsun'daki işgal hadisesi ile İzmir'in işgaline karşı duyulan tepkiyi 20 Mayıs tarihli iki ayrı telgrafı ile sadarete bildirdi". Trabzon. Tabip Binbaşı Refik (Saydam) Bey. Ankara 1982. ve 20. Erzurum.25. Yüzbaşı Ali Şevket (Öndersev). s. s. Yüzbaşı Mustafa Vasfı (Süsoy). Kemal Paşa aynı yoldaki telgrafları Harbiye Nezaretine de göndermişti. Atatürk. s. Kurtuluş Savaşı île İlgili İngiliz Belgeleri. M. Alemdar nr:86-l 396. Ankara 1970.32. bîr kısım kaynaklarda selamlık görüşmesinin 15 Mayıs'ta yapıldığı belirtilmektedir. Yüzbaşı Mümtaz (Tünay). Ankara. Dördüncü sim I" kâtip Memduh (Atasev) Beyler bulunuyordu. Yüzbaşı Cevat Abbas (Gürer).. bu tür saldırıların hükümetçe ASD. Üsteğmen Arif Hikmet (Gerçekçi). Kur.saat 16.15. M. Kolordu komutanlıklarına iki numaralı emrini yayınladı.I. c. Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi. Miralay Mehmet Arif. İkdam nr: 7998. Üsteğmen Hayati. F:22. Belge nr:25. orada. Kastamonu.

21 Mayıs tarihli raporunda Samsun yöresindeki çete faaliyetlerinden ve şehre Rusya'dan 500 Rum'un getirilip yerleştirildiğinden bahsettikten sonra. vesika nr. bölgede her hangi bir asayişsizlik olayına yer vermemek14. HTVD. HTVD. Sy:5. General. Gn. Erkân-ı Harbiyc-i Umumiye Reisi Cevat Paşa'nın imzası olan bu belgede IX. 22 ve 24 Mayıs 18 tarihlerinde beş ayrıntılı rapor gönderdi . Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiserliğine ordu müfettişinin çalışmaları hakkında devamlı raporlar veriyorlardı.IV. HTVD-. s. Jaescbke. s.Jaeschke. ATAŞE Arşivi: 1-1. yukarıdaki bu İngiliz tepkisine karşı Osmanlı hükümeti iki ayrı cevap verdi. Ordu Kıt'aalı Müfettişi M.4-5. Öte yandan M. c. Sadrazam Damat Ferit ise. Kemal. Kemal'in bölgeye varışı ve teftiş gezileri hakkında önemli bilgiler aktarıyordu10. BÜA. M.Cevat Paşa'mn İngilizlerce verdiği bu cevaba bakılırsa M. Müfettişlikten beklenen görevlerin ise şunlar olduğu belirtiliyordu: Geniş bir bölgeye dağılnuş olan birliklerin genel durumlarım yerinde incelemek. Yüzbaşı Hurst. Kls:11.Ordu) Müfettişliğinin benzeri olduğu ve belirli bir merkezi olmadığı açıklandı. niçin Sivas'a doğru hareket etmekte olduğunu merak ettiğini belirterek bu konunun açıklanmasını istedi*3. nr:12. Sy:l. ülkedeki asayişsizlik. sadarete gönderdiği raporlarında İngiliz faaliyetleri hakkında 17 bilgiler vermekte idi .Nitekim M. ayın zamanda Hariciye Nazın sıfatı ile 25 Mayıs'la Milnc'e verdiği cevapta.. s. Ankara 1992.Zekeriya Türkmen önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını ve kendisinin de bunlardan haberdar 1 f edilmesini istedi \ İstanbul'da ise. Kemal Paşa da. Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri. 202 . BTTD.9. Milne. s.I. IX. Kemal Paşa'nın geniş bir subay kadrosu ile Samsun'a gitmesinden ve orada millî galeyana neden olmasından dolayı n İngilizler in kuşkusu giderek arllı. 19 Mayıs 1919 günü Harbiye Nazırına gönderdiği şifrede duydukları kuşkulan anlattı.267-269. IX. 77. F:29. sürgü kolu ve top kamalarının toplanıp belirlenen yerlere gönderilmesini sağlamak. vesikanr:16. Kemal Paşa'mn Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi tarafından korunduğu anlaşılmakta idi. Samsun'da bulunan İngiliz istihbarat subayları ise. Harbiye Nazın Şevket Turgut Paşa da 26 Mayıs tarihli cevabî telgrafında bunu 12 13 14 15 16 17 IK Mithat Sertoglu. Kemal'in Anadolu'da görevlendirilmesinin ilk nedeninin Galthorpe'ıın 21 Nisan 1919 tarihli notası olduğunu vurguladıktan sonra. c. Yüzbaşı Hursftan Amiral Calthorpe'a gönderilen bu mufassal rapor için bk. Ordu dağıldığı halde ona bağlı birlikler için bir müfettişin geniş bir kurmay heyetiyle gönderilmesinin asıl amacının ne olduğunu öğrenmek istedi. Sy:4. Nitekim. ASD.269-270. Dahiliye nr:343451. 71. İngiliz Belgelerinde Atatürk..Bu raporlarda jandarmanın takviye edilmesini istedi. Şimşir. bölgedeki tüfek.. İlk cevap Harbiye Nezareti tarafından verildi. sükûn ve asayişin her hangi bir şekilde bozulmasını önlemek amacıyla bu ordu müfettişliğinin kurulduğunu ve doğu vilayetlerinde görev yapacağını belirtmekte idi' 5 . ayrıca bu hey'elin. Ordu Müfettişliğinin Konya'da kumlan Yıldırım Kıt'aatı (II.Ds:l 64. Kur. Bilal N. (1953)vesikanr:69. "Millî Mücadelede Ata'nın Bilinmeyen Bir Telgraf]". M. İngiliz İşgal Kuvvetleri Karadeniz Ordusu Komutanı General Münc.BEO.l 5. asayişsizlik hakkında 21. Sy:I. Öte yandan. ayrıca bk.

ATASE Arşivi:] -1. ^ BOA.nr:215. Hey'et-i Vükelâca kararlaştırılmış ve Harbiye ve Dahiliye Nezaretleri'ne tebligat yapıhmşlır. Kemal. Kemal'in ordu müfettişliğine atanmasına başından beri karşı çıkan Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi'yi bıraktı.. icap eden mahallerde ahaliye hüsn-i suretle ifnamı tenün-i maksada hadim olacağına binâen. Kemal Atatürk.4. nr:99/385.DH. yapılan miting ve sairenin hedefine ulaştığı belirtiliyordu.Bu sırada Paris'e barış görüşmelerine giden Sadrazam. Ayrıca Yuııanhlar'm İzmir'i işgal ettikleri bir zamanda milletin istekleri ile Paris Konferansına gidecek hey'etin istekleri arasında bir uygunluk bulunması gerekiyordu24. halktan bir kaç bin askerin silah altına alınmasını teklif eden Paso. Nitekim.MVM. hükümet başkanlığına. 28 Mayıs 1919 tarihli Hey'et-i Vükelâ toplantısında etraflıca görüşüldü ve uygun bulunarak22. Nutuk.BEO. Aynca Canik livasında asayişin sağlanabilmesi için de. 24 HTVD. Nitekim bu istekler.. cihet-i mülkiyye ve askeriyye tarafından ana göre Icdâbir ve tcşebbüsât-ı laziıneniıı ifasıyla icabı miktar jandarmanın kayd ve istihdamı esbabının istikmâli. BOA. F:48-l. Bu durumdan yararlanmak isteyen İngilizler hemen devreye girerek M. halkın tepkisinin İtilaf Devletleri tarafından dikkate alınmak mecburiyetinde olduğu. HTVD.82.132. Kemal'in müfettişlik mıntıkasındaki tutumu. hükümete güven duyulmadığım belirtiyordu. 203 . Öte yandan. Harbiye Giden nr: 343 181.. Osmanlı murahhaslarının 1 Haziran'da Paris Barış Konferansına çağrıldığının.ŞFR.000 kişi olarak gösterildiğini ve 20 kendi teklifinin de buna uygun olduğunu belirtmekte idi .s. Gn-Kur.l.. s. Sy.000 civarına indirilmek durumunda idi.Halbuki mütareke hükümleri gereği jandarma sayısı 43. jandarmanın arttırılması hususunaşu açıklamayı getirmekte idi: " Devletin halen muhtaç olduğu jandarmaya kayd keyfiyetinin de bir vaztfe-i vataniyye ifâsından ibaret olduğunun. BOA.Mustafa Kemal Paşa 'nın Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler yapacağına dair söz verdi . ülkede asayişin sağlanabilmesi için devletçe jandarma sayısının 75. Kemal Paşa'ya şifre edildi.Bu yazışmalar sırasında M. Kemal Paşa'mn Samsun'a gidişinden sonra İngilizler kendisinden şüphelenmeye başladılar."23 Mustafa Kemal Paşa'mn Müfettişlik Bölgesinden Geri Çağrılması M. İngilizler. M. hükümet tarafından bildirilmesi üzerine müfettişlik mıntıkasındaki kumandan ve valilere "'kişiye özel" olarak bir telgraf çekti. Klsıll. bu durumun İtilaf temsilcilerine kabul ettirilmesini de islemekte idi 21 . Harbiye Giden nr:343181. bu konferanstan kısa bir süre önce 26 Mayıs 19 20 21 19 11 BOA. vesika nr: 78. İngilizlerin kuşkularım daha da arttırdı. alman karar aynı gün Damat Ferit tarafından M.BEO. c. Bu telgrafında. Kemal Paşa önemli bir girişimde bulundu. Damat Ferit şifrelelgrafında. Sadrazama ve hükümete baskı yaparak Önlemler alınmasını isledi. aynı vesikalar.. işgal olayları karşısında pasif davranan hükümete halk hoş bakmıyordu.. M. Bu sırada memleketin çeşitli yerlerinden gelen telgraflar. Kemal'in geri çağrılması yolunda hükümete baskı yapmaya başladı. Ds:l 64. 3 Haziran 1919 günü M.27-29.Sy:4.

Sy:l. HTVD. Sy:5. Kanal bu telgrafında.26.15-23. hemen herkes millî bağımsızlığın korunması ve 25 millet adına alınacak kararların bir millî şuraya verilmesi gereği istendiği halde . c. Anadolu'daki milliyetçi hareketin bir ittihatçılık hareketi olarak yorumlanması konusunda Sabri Efendi ile hem 26 Tayyip Gökbilgin. Merzifon'dan Amiral Galthorpe'a gönderdiği şifre telgrafta. Aynı eser. İngiliz komutana göre. Mustafa Kemal'in Görevden Alınması Yolunda İngiliz'lerin Çabaları. vesika nr: 17. s. Kemal Paşa'mn geriye çağrılmasını istedi30. (1953). İngiltere 26 himayesini teklif ediyordu . (1957). bu yüzden çıkacak olay ve gelişmeler karşısında sorumluluk kabul edecek ne kumandan. Hükümetin Tutumu Bu sırada İngiliz istihbaratından Yüzbaşı Hurst ise.339-340. emrindeki subaylarla birlikte Anadolu'da dolaşması huzursuzluk yaratacak nitelikte idi. General Milne. Anadolu'daki hareketin ardında Harbiye Nezaretinin bulunduğu bir gerçekti. M. Deedes. s. 10. Ayrıca askerî yönden bir faaliyette bulunmasına da gerek yoktu29. İngiliz Belgelerinde Atatürk. M. "'İtilaf Devletleri milletimizin hukuk ve istiklaline riayetkar kalmadıkça ve millet ve devletin tamami-i masuniyetinden emin bulunmadıkça.. Nutuk... 30 BOA. İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığını harekete geçirdi. Kemal'in geri çağrılması yolunda istekte bulundukları için İngilizler'e teşekkür dahi etti. 28 Bilal Şimşir. HTVD. s. vesika nr:95. M. Şunu da belirtmek gerekirse. vesika nr:494. nr:43. Kemal Paşa ile maiyetinin derhal İstanbul'a çağrılmasını istemişti. Milli Mücadele Başlarken. s. 29 HTVD. c. F:2. Sina Aksin.Hursl'tan gelen bu raporlar.95-119. Samsun mıntıkasından iç kesimlere gitmek için hazırlanan M. Bu görüşmede Sabri Efendi. Sadrazam vekiline göre.DH.. Aynı eser. Milne'in bu eniri yanında Galthorpe da 8 Haziran (1919) tarihinde Osmanlı Harbiye Nezaretine gönderdiği şifre telgrafta. 8 Haziran'da Sadrazam ve Dahiliye Nazın Vekili Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ile bir görüştü.. ne mülkiye memuru ve ne de hükümet tasavvur edemiyorum27 diyordu.. s. İtilaf Devletleri istekleri doğrultusunda hareket etmek durumunda kalan hükümete bir başkaldırı niteliğinde idi. Kemal'in 3 Haziran'da Havza'dan Harbiye Nezaretine gönderdiği telgraf. M. 204 27 . Ds:53-1. vesikanın İngilizce metni için bk. Kemal'in "telgraJhalencri âdeta tekeline almış olduğunu'' ifade ediyordu28. Kemal Atatürk. hükümetin sırtını dayadLğı Hürriyet ve İtilaf Fırkası adma konuşan Sadık Bey.I. Ordu Müfettişinin faaliyetleri birer birer sıralıyor. o günün kritik şartları içinde tanınmış bir Türk generalinin. 6 Haziran 1919'da Harbiye Nezaretine verdiği notada M. Sy:19. III.I. Bilal Şimşir. tezahürâl-ı milliyeyi men' ve tevkif için nefsimde ve hiç kimsede kudret ve takat göremeyeceğim gibi.Zekeriya Türkmen 1919'da toplanan Saltanat Şurasında.L s.KMS. Bu maksatla İngiliz Askerî Ataşesi Deedes.

Kemal'in İstanbul'a hemen dönmesi yolundaki çalışmaları karşısında. hükümetin sivil kanadının M. Böyle bir müfettişin vilayetleri dolaşmasının halkı rahatsız mı.Öte yandan. Paşa tarafından Sadrazam ve hükümete gönderilen telgraflarda İngilizlere karşı önlemler alınması isteniyordu.. " elindeki istimbotlardan biri ile hemen İstanbul'a dönmesini" istedi33.iran'da.11-14. 34 HTVD.ATASE Arşivi: 1-1. Milne'in notasına Harbiye Nazırının cevap verdiğini söyleyerek hataya düşmüştür. Kemal Paşa'mn IX.. öte yandan.Sy:l. Cevat Paşa'nm cevabından da anlaşıldığına göre. 33 HTVD.. Halbuki cevabı veren imzasından da anlaşıldığı üzere Cevat Paşa'dır. Kemal. Krş. bu görevlendirmede yani müfettişlik mes'elesinde İngiliz temsilcilerinin arzusu da dikkate alınmış. Sy:l (1952). Kls:l 1. Ancak barış kadrosu olduğundan ordu komutanı değil.. İngiliz Generali bu sırada İngiliz Muhipler Cemiyetinin kurucuları arasında yer 31 alan Sait Molla ile de bu konuda görüşmekte idi . vesika nr:20. kömür ve benzin sıkıntısından dolayı gecikeceğim ileri sürerek34.M. siyasî mümessil ile görüşmüş ve bir müfettiş gönderileceğini söylemiş. Kemal'den 8 Haz. Milne'nin notasına 8 Haziran tarihinde şu cevabı verdi: "M.Kur. buradaki faaliyetlerinden dolayı."32.HTVD.. s. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa.. s. çağrılma gerekçelerim sorduktan sonra. Şevket Turgut Paşa. Kemal gönderdiği telgrafta. Bu gelişmeler olurken Havza'da bulunan M. Talep ve tasvip buyurduğunuz şekilde Yakup Şevki Paşa'mn yerine tayin edilmiştir. Damat Ferit ile İngiliz siyasî mümessili Ryan görüşüp anlaşmışlardı. vesika nr: 18-a. Aynı eser. Hükümetin sivil kanadı İngiliz görüş ve istekleri doğrultusunda bir politika izlerken. farklı bir görüş içinde bulundukları anlaşılır. Hususiyle o sıralarda silahların toplanmadığı ve nakledilmediği hakkında bir çok şikayetler de vardı. İngilizler'in kararlı tutumları karşısında şaşkına dönen Osmanlı hükümeti. 125. vesika nr:I9. Gn. 76-1. hem de hükümetin mütareke hükümleri gereği mes'ul olduğu asayiş ve inzibatı teinin etmek amacıyla hükümetin kararı ile ülke üç ayrı müfettişlik mıntıkasına taksim edilmiş. Ds: 164. ordu müfettişi unvanına sahiptir. Kemal Paşa da bunlardan biridir. M.. Bu nota üzerine Sadrazam (Damat Ferit). İngilizler'in isteğini kabul eden Meclis-i Vükela (Bakanlar Kurulu) kararma uyarak M. her mıntıkaya da bir müfettiş tayin olunmuştur. Kemal'in başkente dönmesi hakkında hiç bir açıklamada bulunmuyordu. askerî kanada bakılırsa. F:76. her hangi bir itiraza maruz kalmamıştır. Nitekim Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa.Sy:l. Gotthard Jaeschke. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. Kemal Paşa ile hükümet arasında ilk kovalamaca ve sinir savaşı başlamış oldu.. çelişkili tavırlar sergiliyordu. İngilizlerin kuşkularını daha da arttırmakta idi.c. M. 205 . yoksa teskin mi edeceğinin takdirini memleketin lecıtibeli bir asker evlâdı ve mes'ul nazırı olarak acizlerine tcrkcdilmesiiü rica eder ve sekiz aydan bu yana devam eden bir mütarekeden soma artık Türkler ve Müslümanlara lütfen güven duymanızı rica ederim. Bu gelişmelerin olduğu esnada. Ordu Kıt1 alan müfettişliğine tayininde en etkili sebeplerden biri İngiltere Devleti mümessilinin Bâbıâliye verdiği bir nota olmuştur. 76-2.Mustafa Kemal Paşa 'mn Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler fikir idi. İşte bundan dolayı M. Binaenaleyh şikayetin önünü almak.b. Ayrıca bk. gerçek nedeni öğrenebilmek için de Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa'ya 31 32 Bilal Şimşir.

206 . Eğer icbar edilirscm. Ona göre hükümet. kumandan arkadaşları gibi İngilizler tarafından tutuklmıa cağından kuşkulanıyordu. Diğer taraftan Harbiye Nazın Şevket Turgut Paşa da M. s. Kemal'in azlini geciktirmek yanında bir faydası da. nr:43. milletin azmim arttırmıştı. Kemal'e göre. Kemal'e aynı tarihte (11 Haziran) gönderdiği telgrafında. İstiklal Harbimiz. M. İstanbul'da bulunan korkakların ahlâkından yararlanmasım bilen yabancılar.âif-i vataniyyeme bu kere daha sarih hatvelerle devam edeceğim. kendisini aldatarak merkeze çekmek istiyordu. Bu sırada 35 36 37 38 39 40 ATTB. bütün bu gelişmeleri anlatmış ve "milletin hukuk ve istiklalini tayin uğrunda millet ile beraber çalışmaktan" yana olduğunu belirtmişti. s. Ta ki. 11 Haziran tarihli cevabında. ASD. Kemal Paşa 11 Haziran tarihinde Erzurum'da bulunan 15. İngilizlerin kesin ve ısrarlı istekleri karşısında. s. BOA. Bu yazışmalar devam ederken. Bu telgrafında sık sık saltanat makamına bağlılığını vurgulamakla birlikte. M. Şayet kendisi başkente dönecek olursa. Ah" İhsan. Bk. devlet. bundan haberdar edilmeleri gereği üzerinde duruluyordu37. Kemal Paşa arasında zamanla giderek şiddetlenen yeni bir yazışma dönemi başladı ve bu tam bir ay sürdü. "İstanbul'a 36 davetiniz hükümetin kararı sonucudur.29. ayrıca bütün mülkiye memurlarının.. millet ve padişahına bağlılık ve fedakârlıkla hizmet kabiliyetinde olanları ortadan kaldırmak istiyorlardı. devletin istiklalini. M.15-17.. Sina Aksin de bu görüştedir. hükümetin İngiliz istekleri karşısında boyun eğdiğini görünce. K â z ı m Karabekir. Kemal Paşa'nın bu telgrafı gayet uzun yazılmış bir şikayetname idi. Kemal Paşa'ya gizlice mes'elenin gerçek nedeni şöyle açıkladı: "Sizin gibi kıymetli bir generalin Anadolu illerinde dolaşması kamuoyunda iyi bir etki uyandıracağından bahisle 35 İstanbul'a çağrılmanızı İngilizler istedi" . M. Ds:53-1. memuriyet-i âcizânemden istifa ederek kemâgân Anadolu'da ve sine-i milletle kalacağını ve ve/. Kemal'in görevine Meclis-i Vükela karan ile son verileceği belirtiliyor. Bu telgrafın M. c.1.. O. M. kumandan ve memurlarm düşüncelerine nüfuz ettiğinden milletin baştan aşağıya uyanık bulunduğunu. vesikanv:22.DH. Kemal Paşa'nm görevinden azledilmesi an meselesi haline geldi. millet mazhar-ı istiklâl ve saltanat ve hilafet-i muazzama-i hümâyûnları masun-ı indiras olsun. M. M. Yakup Şevki Paşa. Öte yandan bu sırada yayınlanmış olan padişah'ın son hatt-ı hümâyûnu.44.346.KMS.C. Böylece hükümet ile müfettişlik unvan ve yetkilerini bırakmak istemeyen M. Fethi Bey vb." diye açıklamakta idi ... Kemal bilahere telgrafında şu açıklamalarda bulunuyordu: ". "3H. s. mümkün olduğunca zaman kazanmak ve karargâhını memleket dahiline sokmak amacında olduğunu ifade etmişti40. saltanat ve hilafet haklarım korumak için güçlü bir azim ve imanla donanmış olduğunu belirtiyordu.IV. Nitekim Cevat Paşa. Ayrıca kendisinin. Ankara 1964. Ayın eser. HTVD. F:2."•'-" ZekeriyaTürfcfnen başvuruyordu. Hariciye Nezareti Vekâletinden Dahiliye Nezaretine yazılan bir tezkireden anlaşıldığına göre. bir telgrafla padişaha müracaat etti.. Anadolu'daki millet. kendisini Padişah 39 Vahdetlin'e millî direnişin sözcüsü olarak tanıtmak oldu .Sy:L.Kolordıı komutam Kâzım Karabekİr Paşa'ya gönderdiği şifre telgrafta ise..

M.. olanları kabul et şeklinde idi. ne de başkalarıyla savaşabilecek bir gücü olmadığım. Kemal'e "İstanbul'a davetiniz hükümetin 41 karandır. 156-159. 1919 tarihinde İstanbul hükümeti ile Anadolu arasındaki ilişkiler tamamen kopacak ve Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu Türkü kendi basma Millî Mücadele hareketini yürütmek için harekete geçecekti. 16 Haziran tarihinde bütün posta teşkilatına yayınladığı genelgesinde.5 ay kadar süren görevleri esnasmda millî hareketin Anadolu'da yayılıp dal budak salmasında önemli bir görevi yerine getirmişti. İstanbul 1992. Dahilîye Nazın Ali Kemal ise. baskısı ve tazyiki.Sy:l. işgallerden dolayı duyulan üzünlü ne kadar büyük olursa olsun. Kemal Paşa'nm hareketi ordu mensuplarınca kalben destekleniyordu." ifadelerini içeren telgrafını tekrar göndermişti . bu defa Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin telgraflarının işleme konmasını yasakladı. Mareşal Ahmet izzet Paşa (Askeri ve Siyasi Hayati). Metin Ayışıâı. 3-3. Ankara 1997. bit nedenle "Lkuva-yı milliye" adıyla birlikler hazırlamanın felaketlere neden olacağım ileri sürmekte idi 42 . Kemal Paşa. Bunların başına tayin olunan genç ve dinamik komutanların. bu çağnnın hükümet tarafından yapıldığını tekrarlıyordu. Kemal Paşa'nm İstanbul'a çağrılması hususundan nezaretinin sorumlu tutulmasını istercesine. bu pek inandırıcı değildi. bu demeklerin telgraflarının kabul edilmemesini tebliğ etli..Mustafa Kemal Paşa 'mn Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler Şevket Turgut Paşa. 160-161..Posta ve Telgraf Müdürü Refik Halit (Karay) Bey. Karabekir. Ordu müfettişlikleri. s. Refik Halit Karay." M. s. s. vesika nr:22. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa. Kemal ile bağların kopmasına zemin hazırladı43. Bir müddet sonra da 7/8 Temmuz. Ayın eser. s.. adeta bu işten yani M. Bütün bu gelişmeler olurken. memleketin içinde bulunduğu HTVD. 207 . t. SONUÇ Osmanlı ordusunun tasfiyesinin düşünüldüğü bir sırada teşkil edilmiş olan ve olağanüstü bir dönem olması itibarıyla geniş yetkilerle donatılmış bulunan ordu müfettişlikleri İngiliz propagandası. Posta ve Telgraf Müdüriyetine gönderdiği 20 Haziran tarihlî yifrede bu gelişmelerden dolayı hükümeti protesto elli. hükümet.. ayrıca geniş bilgi için bk. halkı işgal ve ilhaklara karşı uyandırmaya çalışmaları büyük ümitler bağlanan bu yapılanmalım sona ermesinin nedenleri arasında idi.Anadolu'da o şiddetli müdahale. Mine! Bâb İlelMihrap.. 15 Haziran'da M.204205. Bütün bunlardan da anlaşıldığı üzere. diğer yandan hükümetin beceriksizliği yüzünden lağv edildi. Geri planda İtilaf Devletleri temsilciliklerinin baskılan ve özellikle ordu müfettişlerinin Anadolu'da kuva-yı milliye hareketini örgütlemeleri. Gerçi Osmanlı hükümeti. Bunun üzerine M. AH Kemal'in bu dönemde politikası kuva-yı milliye karşıtı-bir yerde lıaince-ve bekle gör. ekonomik krizden dolayı müfettişlik teşkilatına son verildiğini açıklarsa da.. Refik Halit Karay. Paşa'nın telgrafında isteksizce bir çağrı ifadesi gizli idi. bu aşamada hükümetin ne Yunanlılarla.48vd. Aynı eser. Refik Halit Bey'in ifadesiyle. İstanbul'da bu acele mukabele.

İstanbul'un orduyu ayakta tutma fonksiyonunu yitirmesinin ardından Anadolu'da giderek dallanıp budaklanan bir hareketle ordu yeniden. bu teşekküllerin Anadolu'da birlik ve beraberlik ruhunu sağlayarak. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi). Damat Ferit hükümetin ecziyet ve beceriksizliği.44 . olayların gidişatını çok iyi tahlil etmeleri sonucu. . İşte bu dönemde halk.fakat bu defa Anadolu merkezli .yapılanmanın içerisine girdi . Anadolu'da Kuva-yı Milliyeci komutanlar etrafında birleşerek yöresel mücadeleleri başlattı. Mütareke Döneminde Ordu ve Yeniden Yapılanma (1918-1920). Yöresel mücadeleler kısa bir süre sonra da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde topvekun "Millî Mücadele" hareketine dönüştü.Ü. İstanbul 1996. Nitekim. düşmana karşı mukavemet duygusunun oluşmasında önemli roller üstlendiğini ifade etmek gerekir. 208 . 44 Milli.Zekeriya Türkmen durum ve diğer gelişmeleri. Zekeriya Türkmen.. İtilaf Devletlerinin etkisinden kurtulamaması Anadolu'da halkın başının çaresine bakması için yeni bir politikanın belirlemesini gündeme getirdi. . . (M. Mücadele yıllarmda ordunun yeniden yapılanması hakkında geniş bilgi için bk.

Bunlardan ünlü Fransız Sinoloğu Abel Remusat (1788-1832). sayı:12. Şemseddin Sami. İzmir Aydın Vilayet Matbası. yani Nevruz'dur.s.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'ııin Türklere özgü ve onların icadı olduğunu söylemişlerdir. yılbaşı.. ss. Orta Asya'da yaşayan Uygur. Nuraniye.baskı. Ergenekondan çıkış.2 Takviın-İ Celali* de sene başı ve ilk bahar başlangıcı olan bu gün.503-508. Türkler bugüne "yenigün" demektedirler. en eski dönemlerden bugüne kadar yaşayagelnüştir.69.3 Türklere ait bu kaynaklara göre. İzmir 2000. yenigün olarak da kullanılmıştır.Abdülhah Çay. s. Özbek. Rumi takvime göre 9 Mart'a tesadüf etmekte ve Nevruz olarak kabul edilmektedir. Fen-Edebiyat Fakültesi.55. s.347. Nevruz Köyü.6 Nevruzlu. Divaıı-ü Lûgat-it Türk'te.'' Yine Batılı Türkolog ve Sinologlar. Ankara 1939. Reşat Genç. A. Ankara 1997. Nevruz Yard. Ankara 1999.33Û. On iki Hayvanlı Türk Takvimi üzerine Türkiye'de doktora yapan İranlı Ebulfez Nebeyî. Türklerin kendi buluşudur ve Çin'e M. Türkmen. Divan-U Lûgat-it Türk.. Kamus-ı Tfirki. Ankara 1997. Dersaadet 1317. "Kim ne derse desin her yönü ile Türk düşüncesine uygun olan bu takvim. bir başka Fransız Türkolog ve sinoloğu Edouard Chavannes (1865-1918).g. Azeri.73. s. "Eski Türklerde Takvim".48 yılında Türkler tarafından sokulmuştur'5 demektedir. 209-218. s. NEVRUZ Türk Ergenekon Bayramı. Ankara 1997. c.'Tl ygurlarda Nevruz Kutlamaları" Anayurttan Atayurda Türk Dünyası. Neşet Çağatay.Ekrem. 8.1 Türk Dünyasının ortak kültür unsuru olan Nevruz.. M. Kaşgarîı Mahmud. Dr. NEVRUZ VE OSMANLI DA YAŞATILD1ĞINA DAİR Muzaffer TEPEKAYA Nevruz. (çev:Besirn ALalay). s.1474-1475. ss.'Bu takvim Türklerin biricik buluşudur" derken. Türk Dünyasında en eski dönemlerden beri Nevruz. sayı: 12.Erkin H. Kırgız gibi Türk topluluklar ile Anadolu ve Balkan Türkleri'nin ve iranlıların "yemgün" ve yılbaşı olarak kabul ettikleri gündür. 1-2. s. Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'nde yılbaşı 21 Mart.e. Çay. Doç. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'nin başlangıcının 21 Mart tarihi ve Nevruz günü olduğunu çok net ve açık bir şekilde belirtmiştir. Kazak. sayı: 12. . "Türk Tarihinde ve Kültüründe Nevruz" Anayurttan Atavurda Türk Dünyası. Türklerde yılbaşı ve baharın başlangıcı Mart ayıdır. Anayurttan Atayurda Türk Dünyası.I. baharın başlangıcı. Celal Bayar Üniversitesi. Nevruz'dur. .

Hoca Ahmed Yesevi Türbesi'ndc. 10 M. s. A. Milattan yüzlerce ytl önceleri. s. B Emel Esin. Nevmzay.9 Nevruz geleneği Orta Asya Türk topluluklarında çok eski tarihlere kadar inmektedir. s. Yine Çin kaynaklarında Göklürkleriıı otların yeşermesini yani balları yeni yılın başlangıcı olarak kabul ettikleri belirtilmektedir. Bu gelenek dalıa sonra dinî. s. Nevruz Çiçeği motifi M. Ankara 1985.m. bu bahar şenliklerinin o günden bugüne değişmeden gelen âdet ve gelenekler olduğunu öğreniyoruz. 125-173. 840 yılında Turan bölgesine göç eden Uygurlar. A. sayı:2.Muzaffer Tepekaya Yaylası gibi yer isimleri. A. s.g. 21 Mart tarihinde hazır yemeklerle kıra çıktıklarını. 16 Nuraniye-Erkin H.g.Binc ait Altun Yış mezarlarında bulunan (Pazınk V.Ekrem.14 Belgelerde Nevruz geleneklerinin Uygurlar da da varlığına şalüt oluyoruz.m.10 Çağdaş Uygur resminde Uygurların Nevruz kutlamalarını temsil eden tablolar yapılmıştır. 1 Nuraniye-Erkin H. Islamiyeiten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslama Giriş (Türk Kültürü El-Kitabı II.m. önemli ve anlamlı bir molif 7 olarak.g. ss.137. 9 Duran.74.65.Ekrem.8 Tarihten bugüne gelen seyir içerisinde peynir veya kımız tulumunda. Nevruz. Wang-yen-te'niıı anlattıklarına göre ilkbaharda toplu olarak civardaki mabetlere gitmekte idiler.g.2.l. 13 Nuraniye-Erkin H.Kurgan). mitolojik ve folklorik bir özellik kazanmış ve Uygur Türklerinin vazgeçilmez adetleri arasına girmiştir. halı kilim motiflerinde. s. İzmir 1998.17 7 Remzi Duran.75. A.m. Ankara 1989. ss.cild 1/b'den Ayrı Basım) İstanbul 1978. " Crenç.rn. Buna ilaveten Nevruz Çiçeği tabii özelliğini. Çin Elçisi Watıg-yen-ie'nin Uygur Seyahainatnesi.g.Ö..137-140. "Türk Süsleme Sanatlarının Ortak Motifi Nevruz Çiçeği" Ege Üniversitesi Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi. giyim kuşam ve ev eşyalarında Nevruz Çiçeği motifini görebiliyoruz. Ergenekon'dan çıkış gününde demir döverek çeşitli kutlamalar yapılırdı.10 Çin kaynaklarında Hunların. s. 12 Nuraniye-Erkin H.£.Abdülhalûk Çay. 210 .m. Duran.Ekrem. s.13 Ergeııekon efsanesine göre her yılbaşında.m.. A.76. Nevruz Han gibi şahıs ! isimleri ve baharın simgesi Nevruz Çiçeği de bitki ismi olarak Türk Kültür Tarihi ndc yerini almıştır.Ekrem. s.51.'5 Uygurlar da diğer Türk toplulukları gibi yeni yıl kutlamalarını Mart ayında düzenlemişlerdir. Bu da Çin kaynaklarında yer alan "Göktürkler her yıl Atalar mağarasında Göktann ve Yersu'Iara kurbanlar vererek kutlama törenleri yapar" yolundaki görüş ile aynıdır.. A.'1 Ts-ma-chian'ın yazdığı Shih-ehi adlı kitabın "Hım Tezkeresi" bölümünde "Her yılın birinci ayı olan (yılbaşı) mart ayında Hunların bütün beyleri Chan-yü ordugahına toplanıp kendi adetlerine göre çeşitli kutlamalar ve ibadetlerde bulundukları"13 yazılıdır. Kagnılı boylarının kullanıldığı kağnının üstüne gerilen renkli keçelerden müteşekkil çadır örtüsünde yer almıştır.332.g. Atabeg Nevruz. A. Türk süsleme sanatlarında yaklaşık üç bin yıldır sürdürmektedir. Türk Ergenekon Bayramı NEVRUZ. bahar şenlikleri yaptıklarını.75 15 Özkan İzgi.

11'1 El Bîrûnî. Ege Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. 117..m.Bu eserde Ramazan ve Kurban bayramları gibi bayramlar yanında yılbaşı bayramı da yapılmakta olduğundan bahsedilmektedir. Osmanlı da Yaratıldığına Dair XI. A. 27 Çay. Türk edebiyatında Türk şairleriıün şiirlerinde Nevruz'un yılda bir defa geldiği vurgulanmış ve yılbaşı gününe işaret edilmiştir.Dr. 211 1 . Duran.76. 28 Abdurrahman Güzel.23 Gün olarak yılbaşı bayramından bahsederken. Bektaşilerde Nevruziyeler dergah bahçelerinde. kaside vb..25 Türk edebiyatında Nevruz münasebetiyle yazılan şiirlere Ncvruziye adı verilmektedir. "Her gün açar gönlünü zevk-i visalün yetıleden. TUrk Milli Kültüründe Nevruz.162. Gerçi güller açmağa her yılda bir nevruz olur.20 Babumâme'de (H. İstanbul 1976.m. 23 Gabriel Bonvalot. izmir 1983. s. (Haz: Mehmet Altay KÖymen). s.. gibi şiir türlerinde.m.24 Nevruz .'. Babur'un Hatıratı.g.g. A. "Nevruz Erkanı".21 Ali Şîr Nevarde eserlerinde Nevnız adı verilen musiki makamlarından ve Nevnız'da okunan şiirlerden söz eder. sayı:12. • ss.26 Divan edebiyatı şairleri ise. A. " Nuraniye-Erkin H. Türk şiirinde.2. ss. Vekayî.53.e. Siyaset name. kırlarda okunmaktadır. Fransız seyyah Gabriel Bonvalot.g. Fuzuli'nin. s. 20 Genç. birçok şairimizin divanlarında dinî-Tasavvufî Türk edebiyatında28 konu ve motif olarak yer almıştır.910) 1505 yılı ile İlgili hatıralda Ramazan bayramı ile Nevruz bayranmıın 1-2 gün gibi bir müddetle birleşmesinden bahsedilmektedir. Ankara 1982. istanbul 1987.72.e. s. s. 26 Bedri Noyan. Ankara 1946..yüzyılda meşhur Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk.Ekrem. s. . s. Prof. caize almak için Nevruz dolayısıyla devlet büyüklerine Nevruziyeler sunarlardı. EsirYurt Orta Asya 'dan (terci Reşat Uzman).. 24 Bonvalot. II. Ankara 1997.g.99. s. Türk musikisinde ve Türk sanatında konu ve motif olarak her devirde kullanılmıştır.27. " Mahmut Tezcan.g.nı. 53 19 Nizamü'1-Mülk.32 Tüm bunlar 14 ve 15.m. A. s. 21 Reşit Ahmeti Arat.450. A. aynı yüzyılda Nevruz'un canlı bir şekilde Türkler arasında yaratıldığından söz etmiştir.Harun Tolasan Özel Sayısı. s. ilkbaharın yaklaşmakta olduğu zamanı belirtmektedir.27 Altı yüzyıllık Divan Edebiyatının mahsulü olan gazel.Türk edebiyatında.g. A.9-52.8. A. "XIV-XV. İl. 114. Siyaselnamesinde Nevruz'un yılbaşı olduğunu18 ve Türkler arasında yaygın olarak kutlandığını belirtir. 136-140. 18 Nizamü'1-Mülk. 35 Zeynelabidin Makas.>'üzyıl Edebiyatında Nevruz ve Nevruziyeler".s. yüzyıllarda Nevruz geleneğinin yaşadığının delilidir.g.Nevruz ve. Türk Kültürü Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni (Sempozyumu) Bildirileri (Ankara 20-22 Mart 1995) Ankara 1995.2. Genç. "Türk Coşkusunun Simgesi NEVRUZ ' Anayurttan Aîayurda Türk Dünyası. 1881-1882 yıllarında Orta Asya'yı dolaşmış ve seyahat hatıralarını bir eserde toplamıştır.

"'Klasik Edebiyatımızda N e v r u z " Türk Kültüründe Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni {Sempozyum) Bildirileri (Ankara 20-22 Marti 995). Bâbur Divanı. s. Olmazsa her eyyamda ger âlem-i nevruz " Sultan IV. s.448-449.Murad'in.37-42. A. "Nevruz bayramıdır. "Nevruz kim bu bezm içine yılda bir gelir Hürmetsiz itdi anı da hu köhne rüzgar". Ankara 1984. yüzyıl başlarında yaşayan meşhur Türkmen şairi Mahdum Gulu'nun. "Yüzi nevrim vaslı lychnı Babûr ganimet tut ki imindin yahşi bolmas bolsayüz nevruzu bayramlar" ?Q Kuzey Azerbaycan Türlderinden Şair Bal aş AzeroğlıTmm. Ankara 1995. 8.g. Nefı'nin. " beyitleri Nevruzla ilgili güzel örneklerdir.Muzaffer Tepekaya Nev'î Efendi'nin. Kışın el-ayağı yığışır demek.80. s. "Ey gönülgül devridür vakt-i nev-i Nevruzdur Can bağışlar âdeme bu dem dem-i firuzdur. ss.29 • •' -• Türk Dünyası edebiyatında da Nevruzu konu alan şiirlere sıklıkla rastlamak mümkündür.129. İrfan Ü n v c r Nasrattmoğlu. ona ar gelir.baskı. Fakat ele bil ki.Ankıanl995. Bâbıır Şah'in..e. 212 . Yara teslim olup geri çekilmek" 31 XIX. "Olmadı bende nasibin istedim güzden seni. Çay. BilalYücel. ilk bahar gelir. Dedİn:geçsİn kış bulurum ben taze Nevruz 'darı seni"?2 29 30 31 Müjgan Cunbıır. "Yılda bir ahır bu dem-i ferhunde aceb mi.Çağrfa£ Kuzey Azerbaycan Şiiri Antolojisi.

Nevruzun Osmanlı saray hayalının bir parçası olduğunu Osmanlı Devleti'nde her büyük savaş için sefer hazırlıkları yapılırken taşradaki askerlerin çağrılarak Ordıı-yı Hümayun'un da toplanma zamana olarak da Nevruz günü beîirlenmişlir. Ankara 1988.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair dizeleri bu örneklerden birkaçıdır. Müjgaıı Cunbur.haz: Sadık Tural-Elmas Kılıç) Ankara 1996.371372.g. s.baskı. padişah ailesine ve büyüklere sunulurdu. Gerek sarayda gerekse halk arasında Nevruz coşkuyla kutlanmıştır. ö. istanbul 1283. (Yay. Nevruz sabahları yeni yıl takviminin sunuluşu da bir Osmanlı saray âdeti olarak yerleşerek sürmüştür. sayı:8. C. Manisa fviesirBayramı ve Darüşşifası. A. s. s. 3.34 Osmanlı Sarayında Müneccimbaşılann en önemli görevleri her yıl takvim tertip edip Nevruz sabahı padişaha. s. s. Bayat.36 Bunların karşılığında padişah ve sadrazam"Nevruziye'' adı verilen bir takım hediyeler dağıtırlardı.159..m. Naima Tavih-İ Naima. 1431-1512). Ali Haydar Bayat. İsmail Hakkı Uzunçarşıh. Mart 1995.21. Anayurttan Atayurda Türk Dünyası.33 Yine Nevruziye denen çeşitli baharattan yapılmış macunlar. Manisa 1981.Ravzalu'l Hüseyin fi Hulâsati Ahbâri'l-Hâfîkayn. 685/39 213 .. Harem //. Faik Reşit Unat. Başbakanlık Osmanlı Arşivi.baskı. s.Mehmed'e sunduğu Nevruziye ile birlikte sadarete tayini dolayısıyla verilen bilgiler ilgi çekicidir. Ankara 1985.a nevruz dolayısıyla bir tebrtkname göndermiştir.Mora Seferi için taşradaki askerlerin Edirne Salmışında Nevruz-ı Finize'de Ordu-yı Hümayuna ilhak olmaları islenmektedir3'1.. 2. Aynı şekilde Sarartan 32 33 w 35 v 3S 39 Orazpulat Eke Baharlı: "'Nevruz-Yeni Yıl".g.Bayezid. s.122.Vezir kanun üzere Nevruziyye pişkeşi ile sadâret pişkeşİni cem idüp birden irsal eyledi. Nevruz ve Renkler.1739"dan itibaren maaşların ve vazifelerin Muharrem ayından başlamayıp Mart ayından başlamasına karar vermiştir. Dönemin Baş Defterdarı Atıf Efendi H.VI.baskı. oğlu Bayezid (II.baskı. "Bir Osmanlı Müneccimbaşının NevnızTebrikleri". Osmanlı Devleti'nin Saray Teşkilatı.. Çağatay Uluçay.42. Ankara 1988. 4. s.Mahmud döneminde nevruzun tarih tespitinde kullanıldığı görülmektedir. Naima Tarihinde Veziri Azam İbşir Mustafa Paşa'nın IV.33 Sultan I." Bu bilgiler göstermekledir. 122-123. Matbaa-i Amire. Osmanlılarda Nevruz geleneği hemen her dönemde görülmüştür.e. Hicri Tarihleri Miladi Tarihe Çevirme Kılavuzu.1152/M.37 Nevruz kutlamaları Osmanlı Devleü'nde bir Türk halk geleneği olarak devanı ettiği gibi. Vezir ve müfli ve vükelâ cem ve yevm-i meşhûd oldı. Osmanlı döneminde Nevruz kutlamaları örnek teşkil etmesi bakımından. sadrazama ve diğer devlet ricaline düzenledikleri bu takvimi "Nevruz Pişkesi" olarak sunmalarıydı.65-66. 158.21. A. "Cumadiye V ulanın On ikinci sebl günü ba 'de 'l-gump şems evvel-i hamele tahvil idup Nevruz oldu ..DVN). Cunbur. s. Divan Kalemi (A. Gülbahar Valde Sultan. Tophane önünde müceddeden bina olunan kalyon Nevruzdan sonra tamam olup deryaya indirdiler.

Ertesi gün karşıya geçerek sürgün yerine gilli. A#. Şeyhülislam Durrİzade Abdullah Efendi yerinden kıpırdamıyor.81-82.. yine hem mükrem-i nevruz. İstanbul 1993.Muzaffer Tepekaya Sancaği'ndan Mora Seferi içki Nevruz-ı Firuze'de yani 21 MarTta toplanmak üzere 40 asker çağrılmaktadır. Namık Kuma fin Şiirleri. Ahmet Cevdet Paşa. Onlara kahve.Yeniçeri isyanlarım anlatırken. 40 41 2 43 44 45 Manisa Seriyye Sicilleri. At köhne libâs-ı gamı teedîd-i sürüret. gülsuyu ve buhur ikramından sonra hil'atler giydirilmiş.V. İstanbul 1957. s. Prut Seferi'nde "Harp ilanından sonra vilayeti erdeki askere 41 Nevruz yani 21 Mart tarihinde. Edime salmışına gelmeleri" istenmiştir. Bu durumuna bakılarak 10 Rebiülâhir 1229 (21 Mart 1814) Çarşamba günü görevinden ıızaklaş tırıldı. 19.Türk Edebiyatında Nevruz geleneğinin Osmanlı'da sürdüğünü gösteren en güzel delillerden biridir.s. 214 . NEVRUZ 4 5 Bayramı getürdü şeref-ı makdem-i nevruz. Arpalığı olan Manisa'ya sürüldü.yüzyılda Osmaııb ülkesinde Nevruz geleneği canlı bir şekilde devam etmiştir. C. c. O gün ise nevruzdu. Ankara 1951. VVien 1988."43 İfadelerini kullanmaktadır. Olsam iki yüzden nola şekker çeş-i buse. Hem îd-i safa sür yürü hem âlem-i nevruz.49-50 Ahmed Cevdet Paşa. Uzunçarşılı. I Hem hurrem-i îdi/. biri takvimini.1 13/1 Akdes Nimet Kural. The Aılministration of Warfare:Tlıe Otlaman MU'ttaıy Chantpaigus İn Hungaty. 1593-1606. Nitekim 1821 yılında Müneccimbaşı Rakım Efendi ile Anadolu Kazaskeri Payelİ Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi birlikte Bab-ı Ali'ye gidip sadrazamın huzuruna kabul olunmuşlar.176. Tarih-i Cevdet. Müneccimbaşılar padişah ve sadrazama Nevruz takvimini sunarken yanlarında Nevruziye adı verilen macunlarım takdim eden hekimbaşılar da bulunmaktadır. Bunun ilk örneğine meşhur tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'mn Tarih-i Ccvdeti'nde rastlıyoruz.Üçdal Neşriyat. Fındıklı'da akrabasından birinin evinde kaldı. s. atiyyeler sunulmuştur. öbürü de Nevruz macununu sunmuştur.2580.44 Yine Yakınçağda vatan şairimiz Namık Kemal'in Nevruz adlı şiiri. Pnıt Seferi ve Barışı 1123 (1711).S.367. s. "Bu olayda Sadrazam Hurşit Paşa eşkiyayı bastırmağa uğraşırken.s.e.256 Crulİne Finkel. Avusturya 42 Seferi'nde de aynı şekilde askerler Nevruz günü toplanmak üzere çağrılmışlardır. Zulmel-i gamla seçilmez geceden gündüzü Böyle eyyam-ı gamın böyle olur nevruzu Deyimiyle kar yağar seri fırtına olmakla o gün Abdullah efendi Üsküdar'a geçemedi. ufacık bir ilgi göstermiyordu.

Yıldız Sadaret Hususi Maruzat (Y. 215 .ı Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Nevruz törenleriyle ilgili olarak Sultan n. 200/110-2. s.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair İd-İ ramazan oldu bugün hemdem-i nevruz. Y. 106. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. Çüy. mevki sahiplerine.baskı. Uşşâka zanıân-ı keseni îd-i safadır. İstanbul 1986. s. 106. vükelâya. Mabeyn-i Hümâyûn "a getirilen bu hediyeler yanında bizzat Hükümdara takdim edilmek üzere Nevruz şekerinin üzerinde İran Şahı'nın resmi bulunan küçük İran alımlarıyla Sultan Il. "Nevruz bahann ilk günü olduğundan bir gün önceden Eczahane-i Hümayun'da hazırlammş Nevruz macunu denilen üzerine altın tozu dökülmüş kırmızı renkte Nevruz şekeri hazırlanır. A. Nevruz kutlama millî millî lan millî bir gelenek olmaktan öteye geçerek milletlerarası bir boyut kazanmıştır.Abdüİhamid'in adının yazıldığı Nevruz şekerleri sunulurdu. kumaş tablolar içinde kıymetli porselenler ve süslü kutular içinde macun ve İran usulü çeşitli şekerlerdir. Nâmık Kemal .. Nevmz başkent İstanbul'da kutlandığı gibi taşrada da kutlanmaktadır.g.Abdüllıamifin kızı Ayşe Osmanoğlu hatıralarında. Babam Sultan Abdülhamil (Hatıralarım).. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. Osmanoğlu.AHus).** Konu Hariciye Nezareti tarafından Sadârete bildirilmiş. Nevruz un Mart dokuzuna tesadüf ettiği ve Mesir ilamıyla kutlandığı geniş bir şekilde Ayşe Osmanoğlu.e. 3. Bu hediyeler. Tebrik edelim bir melı-i lıurşîd cemâle. Her tavrı televvünde velîkin dem-i nevruz. 200/110-1 BaşbakanhkOsmanlı Arşivi.A. Bunun üzerine Sultan Il. s. tüllerle bağlı güzel kâseler içinde Hanedan azasına.e.Hus. Y. İdin şerefi oldu yine munzam-i nevruz. Bir tıfl-ı yetînı-i elemiz etmeyiz ikbâl. 200/110-3.45 Sadrazam 50 Mehnıcd Kamil Paşa da padişaha iletmiştir. 1304 (1887) tarihli salnamenin Sanman Sancağı kısmında. Namık gibi hem teşne-i câm-ı ccm-i nevruz. Nevruz münasebetiyle İran Şahı İstanbul'daki elçilik kanalıyla Osmanlı Hükümdarına hediyeler sunmuştur.47 Ay m dönemde Tahran Sefaretinden Osmanlı Hariciye Nezaretine gelen 21 Mart 1303 (1886) tarihli telgrafnamede Nevruz münasebetiyle İran Şalu'na Avrupa hükümdarlarında» lebriknameler geldiği bildirilmektedir.A.Abdülhamit tk İran Şahı'na Nevruz münasebetiyle tebrikname göndermiştir. Bin îd-i sürür olsa eğer tev'em-i nevruz.275.A.Hus. bendegâna dağıtılırdı"46 diye bahsetmektedir.g. Gönlüm gibi hamyâze keş-i bûse-i îdim. Nitekim : Aydın Vilayeti H.

Bu macunlardan münasib miktarının her sene hâk-i pây-ı şevket-i ihtivayı hazretİ padişahiye ve vükelây-ı fihâm hazeratına takdim-i dahi de'bi kadimden olub ancak bu suret beş on seneden beri terk edilmiş ve halbuki Sultan-u nıüşârun ileyha ınisillü lıanedan-ı saltanat-ı seniyyeden olan bir muhaddere-i mulueremenin ve şeyh-i nıüşârun ileyh gibi bir zât-ı mukaddesin tasvib ve tertib kerdeleri olan de'bi müstahsenin unutulup gitme nezd-i sâmTi hazret-i velâyetpenâlıide münasib görülmeyerek malıallindcn âdet-i kadimesi veehle ma'cunlar celb ve dcrsâ'dete takdim olunmağa başlamıştır.1887 tarihinde Mesir adıyla kuüanan Nevruz törenlerini anlatan belgeyi aynen veriyoruz: "Mağnisa mn Mesiri Her sene Mart'm dokuzuna müsadif olan nevruzda Mağnisa'da "Mesir" namıyla bir cemiyet olduğu ve yevra-i mezkûrde oraya her taraftan külliyetli lıalk toplandığı malumdur. s 5l 216 . meyan balı. kişniş. Karanfil. ûdül-kahar. Bundan sonra şehrin şimdiki mevki'inde haneler inşâsına başlanub alıîran Halunîye cami'i şerifi dahî bina kılınmış ise de emr-i nakil bir suret-i matlubede sürat peyda edemediğine mebni bu bubda bir çare teharri edilmiş ve bu sırada Hamiliye caınri şerifîndeki tülhânede icray-ı tdababetle meşgul bulunan ve dersâ'detde defin-i hâk-i ıtırnâk ve Merkez Efendi nâmıyla şölıretyâb olajı şeylı Mûsâ Muslihiddin kuddise sırra hazretlerinin re'y ve tensibleri ile tıbb-ı kadim ahkâmına tcvfıgan bir ma'cun tertib ve bunun küçük küçük kağıtlara sarılarak her sene nevruzda sâlifü'z-zikr Sultan cami'i şerifinin kubbesinden halka saçılması ve bu sebeble bir cemi'yet akd idüerek oraların git gide şenlendirilmesi tasvib edilmişdir. Bu babda ba'zı malumat i'tası münasib görülmüştür. karabiber. kalem-i Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. hindistan cevizi. zencefil. kının tartar. Bu ma'cuıılann teııâvülündc halkça bir itikâd-ı umumî olub bu da ına'cunu eki eden zâta senesi içinde yılan tasallut idemeyeceğinden ibaret ve ma'cun dahi âtide gösterileceği üzre kırk türlü edviyc-i nebâliyeden mürekkeptir. Mesirde Mağnisa "ya hariçten henıan kırk bin nüfus ahâli gelir ve Magnisa'nm seksen bin neferden ibaret halkıyla birleşerek yüzyirmi bin kişilik azîm bir cemiyet akd edilir. kolonga. Maııisa Sancağı merkezinde H. mürr-ü safî esmâri. iksir. çivid. Ma'cunun lerkibâü edviye-i atiyeden ibarettir. kebabiye.Muzaffer Tepekaya anlatılmaktadır. O vakitten beri bu veehle her sene cemiyet akd İdilmekdc ve cami'i şerifin kubbesi üzerinden halka kâğıtlara sarılı macunlar saçılmakdadır. tarçın. zaTeran. ss. Mâhımat-ı tarihiyeye nazaran Mağnisa şelıri kadiıneu şimdiki mevkinin şarki cihetindeki dağ üzerinde müessis ohıb halbuki orası pek sarp ve taşlık bir mahal olduğuna ve cennetmekân Kânûnî Sultan Süleyman Han Hazretlerinin zaman-ı saltanatlarında kesb-i vüsat itmeğe başladığına mebııi şehrin hâl-ı haznndaki mevki'ne ııakli lüzumu tahakkuk eylemiş ve bu lüzum üzerine dağın altında en evvel hakân-ı müşânıııileyli hazretlerinin vaİdeleri Hafize Sultan hazretleri tarafından elhâletü hazihî mevcud ve ma'mur olan "Sultan" Camii" şerifi ile ittisalindeki medreseler bina ve bir de bimârhâne te'sis ve inşâ olunmuştur. çöp çini. hardal. havlıcan. anason. sakız. yeni bahar.1304/M.330-332. hiyarşenbe.

24 Man 1918. sinameki.58 Nevruzla ilgili ilk araştırmalar II. Türk Sözü Gazetesi. ta eski cengaver ve kadirşinas ecdadını istihlaf ederek nasıl ki islamiyetin hadimi ve Osmanlılığın müessis ve hamisi olmuş iseler bugünkü Türkler de o necabet-i fıtriye saîkasiyle senelerden beri bünyesine sâri olan zaafıyeti teşhis ederek eslâfına hayr-ül halef olmak azmine koyulmuşlardır54 denilmektedir. Köroğlu Gazetesi. 'Türklerin Milli Bayramı.g. "Konya'da 1918 Yılı Ergenekon Bayramı71. 2 Nisan 1330. kakule. yani Ergenekoırdan çıkış günü coşkuyla kutlanmıştır. Bu kutlamalarda. sayı:254.e. vanilya. 26 Mart 1331. Tören Alaâddin Tcpesi'nde toplanan halk ve resmi zevatın katılımı ile gerçekleşmiştir. sayı:254'e ilave.g. (18 Mart 1914). "Bizzat Saltanat-ı Osmaniye'de Türkler. limon tuzu. san halil.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair bârid. Duygu. razyane (rezene).A. a. Tanıtı. Yeni Gün: Mart 9". s. Mclımeî Serhat Yılmaz.285. Saim Sakaoğlu.2X8-293. s. (Mart 1997) Köroğlu Gazetesi. "Kastamonu'da Bir Nevruz Kutlaması".. Çay.286. Ömer Seyfeddin.89-90. kara halil.16. zerdeçay.e. Daha sonra öğrenciler şiirler okumuş ve günün mana ve ehemmiyetini anlatan konuşmalar yapılmıştır. Yine aynı gazetenin Türk Gücü Kastamonu şubesinin müracaatı üzerine çıkardığı ilavesinde Nevruzdun Türklerin en eski bayramı olduğu ve Ergenekon'dan çıkışı simgelediği vurgulanarak Nevruzu yaşatmak için tüm Kastamonuluları Nevruz törenlerine davet eder. 2 Nisan 1330.e.56 Aynı şekilde ertesi yıl.57 Nevruz kutlamalarının bir başka örneğini de Konya'da çıkan Türk Sözü gazetesinden öğreniyoruz. ravend. C.55 CL Türk Gücü Cenûyeü Kastamonu Şubesi'nin Köroğlu gazetesi vasıtasıyla daveti üzerine... Hindistan Çiçeği. ÖmerSeyfeddin Mart Dokuzu veya Nevruz olarak bilinen bu millî gelenekle İlgili olarak 18 Mart 1914'de bir makale neşretmiş59 ve bugünün Türk gençliğinin millî 53 54 55 56 57 ss 59 Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. Sayı:305-306. kimyon. topalak kökü. tarçın çiçeği. s. Çay. Saim Sakaoğhr nun araştırmaları sonucu ortaya çıkan Nevraz törenleri 21 Mart 1918'de Konya Valiliği ve Konya Türk Ocağı Başkam tarafından organize edilmiştir. Kastamonu'da halk ve resmi zevatın katılımıyla Nevruz.g. yani 1331 Mart'ında Ergenekon Bayramı adı altında Nevruz kutlamaları yapılmıştır."Gazetenin verdiği bilgiden anlaşıldığına göre Nevruz kutlamasmıTtirk Gücü Cenûyeti Kastamonu şubesi tertip etmiştir. ss. sayı:6. Köroğlu Gazetesi. dâr-ı fülfül.Meşmtiyet döneminde yapılmıştır.2 Nisan 1331. Törende millî kıyafetler giymiş bir heyet Ergenekon adında bir beste seslendirmişlerdir.330-332. çörek otu. şeker"52 Kastamonu'da çıkan Köroğlu gazetesinin 2 Nisan 1330 (1914) tarihli nüshasında Millı Bir Bayram" başlığı altında manşetten verilen Nevruz kutlaması anlatılmaktadır.5-7. T/İrk Kültüründe Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni (Sempozyumu) Bildirileri (Ankara 20-22 Mart 1995). ss. 217 . portakal kabuğu. Ankara 1995. s. A.3-4. tiryak. ÇsytA.

Özellikle 1914'den sonra ülke genelinde dalıa çok kutlanmaya başlanan Nevruz ve Ergenekon ! Bayramı. R. A. Nevruz bayramı kutlamaları yaygınlaştırılmış ve iktidarda 61 bulunan İltihatve Terakki Partisi bu bayramı devlet töreni haline getirmiştir.. Meşrutiyetle birlikte Türk Ocaklarının öncülüğünde Ergenekon.2H5.Muzaffer Tepekaya bayramı olduğunu vurgulamıştır. A. s. Kastamonu ve Konya merkezlerinde de coşkulu bir şekilde Nevruz kutlamaları tertip edilmektedir.4. Nevruz kutlama geleneği Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. 218 . Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti'nhı.g.e. 60 Öıner Seyfeddin.m. 61 Çay. saray çevresinde olduğu gibi Manisa. II. İttilıal ve Terakki nin bu dönemde uyguladığı Türkçülük politikasının bir neticesidir.g.

bölüm 166. Yeni T'ang Hanedanı Yıllığmdaki Tu You'nun biyografi sindeki kayda göre. ss. para. Hsin T'ang Shı (Yeni T'ang Hanedanı yıllığı). E. . Ü. ayın zamanda bir Çin tarih külliyatıdır. dini törenleri ve askerlik sistemi gibi kurumlan ile loponomi ve Asya kıtasında yaşayan çeşitli kabilelere ait bilgiler içeren T'ung tien. D olayı siyi a onun politika ile ilgili zengin deneyimleri T'ung Tien'i tamamlamasında büyük katkıları olmuştur. K'ai Yüen saltanat döneminin (713-741) son yıllarında tarihçi Liu Cluh çeşitli tarih belgelerinden faydalanarak 35 bölümden oluşan "Chenğ Tien" adını verdiği bir tarih kitabı yazmıştı. bu eseri incelemiş ve adıgeçen eserin yetersiz olduğu sonucuna vararak. 200 bölümden oluşan yeni bir tarih kitabı yazmıştır. cilt xvı. Tu You. Te Tzung. İşte. Yeni T'ang Hanedanı Yıllığrnın (Hsin T'ang Shu) 147.. 1986. T'ung Tien'i imparatora sunduğunda ondan büyük Övgüler almıştır. ÇİN KAYNAKLARINDAN T'UNG TİEN VE BUNUN TÜRK TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMİ Eyüp SARITAŞ* T'ung Tieıı klasik Çin tarih kitapları arasında önemli bir yer tutan özel tarih kitabıdır. Yüksek makamlara sahip olmuş bir aileye mensup olan Tu You. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü.' Tu You kaymakam yardımcılığından başbakanlığa kadar yükselmiş. Chung Hua Shu Chü. İzmir 2000. Görv.c. tahıl. sayıca çok daha fazla tarih belgelerini kullanarak. Ou Yang Hsiu-Sung Ch'i. tuz ve demir işyeriyle ilgili yönetim işlerini de iyice Öğrenmiştir. toplum hayatı.Tu You sözkonusu Arş. Tu You'nırn diğer adı Chiin Hsiang'dır. maliyecisi ve tarihçisi olarak da tanınır. daha genç yaşındayken "Chİn Kııan" ve "Wai Kııan1' gibi önemli rütbelere yükselmiş ve bu arada Ling Nan ve Hnaî Naıı bölgelerinin üst düzey askeri komutanlığını da yapmıştır. 734-812 yılları arasında yaşamıştır. bölümünde Tu Younun biyografisi bulunmaktadır. Liu Chıh'mn '.g. politika alanındaki yükseliş ve düşüşleri tam anlamıyla kavramış. Hsün Tzung ve Hsien Tzung gibi Çin hükümdarları zamanında Çin'in önde gelen siyasetçisi.5089.. 219-223. Beijing. s. Çin hükümdarı Hsüen Tzung'ım saltanat döneminin (742-756) siyaseti. s. Zamanın saray başbakanı Tu You bu eserin yazandır.5089.Türk Di'tnvası incelemeleri Dergisi Savı IV. Tu You yüksek bir makamda bulunmasına rağmen devamlı olarak kitap okurdu.. Ou Yang Hsiu.Chcng Tien:' adlı eseri temel alarak yazılan T'ııııg Tien hacim ve içerik açısından oldukça büyüktür2. a.

168. 2.s. ülke yönetimi bakımından en çok önemli olan ekonomik durumdur. Ona göre bir ülkede banş ve sükuneti sağlamak için halkm yiyecek ve giyecek ilıtiyacımn lam olarak sağlanması gerekmektedir. çeşitli dönemlerin ekonomik durumlarını anlatan bölümler için özel bölümler ayrılmıştır. T'ung Tien'in etkisiyle Çin kaynaklan arasında önemli bir yer tutan "T'ung Chılf ve "Wen Hsien T'ung K'ao" adlı eserler birbiri arkasından yazılmış. 3. Bu nokta onun ne kadar bilgili olduğunu göstermektedir4. "Ta T'ang Yİ Li' . Kitapta bu tür konulara ağırlık verilmesinin bir diğer nedeni de. Hsi 'An. Tu You ekonomi tarihine çok önem vermiştir.Eyüp Sarîtaş kitabını yazmak için 30 yıldan fazla bir süre harcayarak eserini 801 yılında 3 tamamlamıştır . s. "Bei Ch'i Shu".Beijing. 6. "T'ai Tzung Clıcng Yao" ve "T'ang Liu Tien" gibi klasik eserlere de müracaat etmiştir. 9. Chung kııo Li Shth W en Hsien I işiten (Çin Tarihi Belgeler Bilimi). Tu You'ya göre. "Han Sim". Bu yüzden yazar sözkonusu eserinde ekonomik konulara büyük yer vermiştir. . S. 1979. "Nan Ch'i Shu". "Wei Shu" ve "Sui Shu" gibi resmi Çin yıllıklarından : faydalanmış. bu sayede Çin tarihinin çeşitli dönemlerinin sistem ve kurumlarının araştırılması için uygun bir ortam oluşmuştur. Chung Kuo Ch'ing Nien Ch'u Pan Shıh. ı • : ! Bu 9 bölüm de kendi aralanııda küçük bölümlere ayrılmıştır. Cnang Ta K'e -Wang Hsü Kuang. Şuurları Koruma-16 bölüm. Toplam 208 bölümden oluşan T'ung Tien'de konular 9 büyük kısma ayrılmıştır: 1. s. Tung Tien. 7. T'ung Tien'in tamamlanması İle Çin'de biyografi yazarlığı ve tarihi olayları kaydetme konusunda Çin tarihçiliğinde yeni bir ekol başlatılmış oldu. Tu You. Chung Kııo Ku Tai Shılı Ch 'ang Shıh (Eslci Çin Tarihi Hakkında Genel Bilgiler).206. Yönetim Birimleri-14 bölüm. bunun yanında "Sui Kııan Hsü Lü'\ "Sııi Ch'ao Yi Li". "Sung Shu". Shaanhsi JenMin Chiao Yü Ch'u Pan Shıh. 1993. Chung Hua Shu Cim. 4. '"K'ai Yüen Li". 9 Bölümün düzenlenme sistemi Tu You'nun siyasi fikrini de ortaya koymaktadır. yazarının aynı zamanda iyi bir maliyeci olmasındandır. Bölümler açıklanırken çeşitli devirlerdeki durumları hakkında da bilgi verilmektedir. Müzik-7 bölüm Askerlik-15 bölüm Cezalar-8 bölüm. Beijing. Memur Seçme Sistemi-6 bölüm. 5. . Tu You kitabını yazarken "Shıh Chi". Meslekler-22 bölüm. 2. Dolayısıyla T'ung Tien'de en çok. Meng Clı'ing Yüen. "Chin Shu". cilt 1. Törenler-100 bölüm. Bu yüzden eserinde bu konuya daha fazla ağırlık vermiştir. 1991. Yiyecekler-20 bölüm. Halkm yiyecek ve giyecek gibi ihtiyaçları yeterince karşılandığı sürece onların medeni olmaları ancak mümkün olabilir5.

Chung Kuo Li Shıh (Çin Ansiklopedisi-Çin tarihi cildi).Ö. hukuk. Kore'de basılan nüshası da kayda değer niteliktedir.206-M. Beş Element ve Budizm gibi konular diğer tarih kayıtlarına nazaran belli bir sistem dahilinde kaydedilmiştir. ekonomik oluşumlar ve yönetim birimlerinin kuruluşları gibi konular çok eski çağlardan itibaren ayrıntılı bir şekilde Tang hanedanı imparatoru Hsücn Tzung'ıın saltanat yıllarına (742-756) kadar Özetlenmiştir. Clrin (M. Diğer taraftan T'ung Tien sınır bölgelerinde yerleşik milletler ve diğer dış ülkelerin durumlarını aydınlatmaya ağırlık verilirken. 722-723 221 . Bazı önemli belgeler ise kullanılmamıştır. askerlik sistemi ile ilgili konulara Önem verilmemiştir. Beijin" 1994. Bir kısmı belgeler de kontrol edilmeden esere alınmıştır. H a n (M.Ö. Ming (1378-1644) ve Clı'ing (1644-1911) hanedanlan döneminde T'ung Tien'in baskıları yapılmıştır. T'UNG TIEN' TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ BÖLÜMLER Wu Feng-Tsung T'ai Pen. T'ung Chıh ve Wen Hsien T'ung K'ao) deyimi kullanılmaya başlanmıştır. s. yönetim birimlerinin kanunları ve T'ien Pao saltanat yıllanın içeren (742-756) istatistik kayıtlarının hepsi birinci elden tarih belgeleridir. yaklaşık 900 tanhi belge T'ung Tien'den derlenmiştir.S.207). T'ung Tien'de yer alan siyasi sistem. Bu yönüyle de Kök Türk devri araştırıcıları için çok büyük bir önem arzetmektedir. Sung Hanedanı (960-1279) tarihçilerinden Cheng Ch'iao ile Ma Tuan Lin.Çin Kaynaklarından T"ımg Tıen Ve Bunun Türk Tarihi Açısından önemi T'ung Tien ile diğer eski tarih kayıtlan aynı değildir. T'ung Tien çok fazla sayıda tarihi belge içermektedir. Eserin hacminin dörtte birinden fazlası TMang Hanedanı ile ilgilidir. Fakat bu belgeler tasedüfen seçildiği için kullanılırken çok dikkatli olmak gerekmekledir. savunma sistemleri ve teknikleri konusu ihmal edilerek herhangi bir kayıt verilmemiştir. Yüeıı (1272-1368).Ö. Bu nüsha 1981 yılında yeniden basılmıştır6. Yukarıda adıgeçen belgeler T'ang hanedanı tarihini araştırmak isteyenler için ana kaynaktırlar. Bu kitapların da yazılmasıyla T'ung Tien de dahil olmak üzere "San T'ung (Üç T'ımg: T'ung Tien. Öyle ki bu belgelerin pek çoğu bugün elimizde değildir. Chung Kuo Ta Pai K'e Ch'üen Slıu Ch'u Pan Sluh. Günümüzde mevcut en eski T'ung Tien nüshası Kuzey Sung dönemine (960-1127) ait nüsha Japonya Kraliyet Kitaplığında saklıdır. T'ung Tien'i temel alarak "T'ung Chılı" ve "Wen Hsien T'ung K'ao" adlı ünlü eserlerini yazmışlardır. özel şaluslara hitaben yazılan imparator fermanları. Örneğin askerlik sanatı ile ilgili kayıtlar bölümünde strateji tc taktik. Bunlar arasında Clı'ing döneminde basılan '"Chiu T'ang Pen" adını taşıyan nüshası en çok kullanılandır. Sung. Çin dışında.221-M.229) ve Üç Devlet (220-280) döneminden itibaren alü hanedanlık boyunca. Bunun yanında memur ve unvan kayıtlan ve ticari belgelerle. savaş hilesi ve savaş yöntemlerine ilişkin konulara dikkat çekilmiş. Chung Kuo Ta Pai K'e Ch'üetı Sluı. Öyle ki astronomi. Bu nedenle klasik Çin tarihi araştırmaları açısmdan T'"ng Tien çok değerli bir kaynaktır.

Eyüp Sarttaş

Türklerin en eski devirlerini oluşturan Hun döneminden başlayarak kök Türkler, Uygurlar ve bir kısım Kök Türk hakimiyeti altında bulunan bazı Batı Türkistan şehir devletleri baklanda pek çok kaydı bu eserde bulmak mümkündür. Sözkonusu eser, Çin'in resmi yıllıkları arasında yer almamasına rağmen İslmiyetten önce Türk tarihinin çeşitli devirlerine dair oldukça ayrıntılı bilgiler içermektedir. Toplanı 5 büyük ciltten oluşan T'ung tien'deki Türklerle ilgili tarih kayıtları beşinci ciltte yer almaktadır. Bu kayıtlar Hımlar, Kök türkler ve Batı Tiirkistan-Uygurlar olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır.. a) Hunlar: Bu eserdeki Hun tarihi ile ilgili kayıtlar 194.-195. bölümlerde yer alır. Hunlar kısım, onların ataları olduğu kabul edilen Tilerle başlatılmaktadır.Huni ar o dönemde Çin'in kuzeyinde yaşadıkları için. T'ung Tien Hun bölümünü "'Kuzey Tiler 1" başlığı ile başlatmaktadır. Bu bölüm eserin 5302-5332. sayfalan arasındadır. 195. bölümde ise Kuzey Ti'ler 11 kısmında, Hunlar 11 (5333-5346) sayfalar) ve Güney Hunlan hakkında kayıtlar vardır (5347-5464). 197. bölümde yaklaşık 3 sayfa Kao ChVlarla ilgili bilgiler bulunmaktadır (5398-5400).

'

Aynı bölümün 5401-5431. sayfaları arasındaki Kök türkler 1, 198. bölümde kök Türkler 11 (5432-5461), 199. bölümdeki Kök Türkler 111 ise 5442-5463. sayfalar arasındadır. Bu kitaptaki Hunlar ve Kök Türkler ile ilgili kayıtlar oldukça aymıtılıdır. Kitabın bazı yerlerinde diğer Çin kaynaklarına atıflar yapılarak açıklamalar eklenmiştir. Şüphesiz, bu açıklama kısımları her bölümün sonundadır ve sonraki çağdaş tarihçiler tarafından, araştırmacılara kolaylık olması için eklenmiştir. Atıfta bulunulan tarih kitapları sadece resmi Çin yıllıkları olmayıp, bazı özel tarih kitapları da yer almaktadır. 199. bölümde ayrıca T'ien Le'lar (Tölesler), Hsüeh Yen T'uo'lar (Sir Tarduşlar), ve Pu Ku, T'ung Po, Pa Ye Kırlar (Bayırktılar). Hu Hsüeh ve A Ttiehler gibi Töles boylan ile ilgili kısa da olsa. kayıtlar bulunmaktadır. 200. bölümde bir Hun boyu olan Hsİ'ler, Pa Hsi Mi'ler (Basmıllar). Uygurlar, Ku Li Han ve Chich Ku'lar (kırgızlar) gibi Türk boyları tanıtılmaktadır. Yeni ve Eski T'ang Hanedanı Yıllıklarında Uygurlarla ilgili kayıtlar oldukça geniş olmasına rağmen, T'ung Tien'de Uygurlara sadece bir sayfa kaydın ayrılmış olması dikkat çekicidir. Diğer taraftan Pu Ku'lar, A Polar, Basmıllar ve Ku Li Hanlar ile ilgili T'ung Tien'de özel kısımlar yer alırken, bu boylar hakkında Eski ve Yeni T'ang Hanedam Yıllıklarındaki bilgiler özel bölümler halinde olmayıp, dağınık bir şekilde bulunmaktadır. Ülkemizde Orta Asya Türk tarihi ile meşgul olup da kaynak dili Çince olan tarihçiler, Çİn kaynaklarındaki Türk tarihine ilişkin kayıtların sadece kendilerini ilgilendiren kısımlarım kullanarak araştırmalarını yapmaktadırlar. Oysa. gerek resmi Çin yıllıklarında ve gerekse özel Çin tarih kitaplarında Orta Asya Türklerinin siyasi ve kültür tarihlerine dair oldukça fazla miktarda kayıt bulunmaktadır. Üstelik bunların hiç 222

Çin Kaynaklarından T'uug Tıeıı Ve Bunun Türk Tarihi Açısından Önemi

birisi sistematik bir biçimde dilimize çevriyip, diğer Türk tarihçi ve araştırıcıların istifadelerine henüz sunıılmamışür. Burada çalışma konusu yaptığımız T'ımg Ticn'de yer alan Türk tarihinin çeşitli devirlerini kapsayan kısımlarının çevrilmesi kültür tarihimiz açısından son derece faydalı olacaktır. Bu sayede T'ımg Ti en'de yer alan Türk tarihi ile ilgili bilgiler, resmi Çin yihklanndaki ve diğer dillerde yazılmış kayıtlarla karşılaştırma olanağı ortaya çıkacaktır. Böylelikle Orta Asya Türk tarihçiliği alanında önemli bir görev yerine getirilmiş olacaktır.

223

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss.225-256.

MAKRIZI'NIN KITAB ES- SULÜK'UNDAKJ OSMANLILAR İLE İLGİLİ KAYITLAR

Cüneyt KANAT*

Şüphesiz Osmanlı dönemine ait, Türkçe olarak yazılmış olan yerli kaynakların dışında, yabancı dilde yazılmış birçok değerli ve önemli bilgileri ilıtiva eden kaynaklar mevcuttur. Yabancı dilde yazılmış olan bu kaynaklar arasında, Arapça olanlar da büyük önem taşmıaktadrr. Ancak, özellikle Anadolu'daki Türk tarihi ile ilgili kayıtların bulunduğu bu kaynakların büyük bölümü, Türkçe'ye çevrilmemiş ve araştırmacıların istifadesine sunulamamıştır. Osmanlı Devleti hakkında Memlûk kaynaklarında çeşitli bilgiler ve kayıtlar bulunmaktadır. İşte bu kayıtlar günümüz tarihçileri için her zaman kullanışlı ve orijinal olma özelliğim korumuştur. Bu kayakların büyük bir bölümü, içinde bulunduğumuz yüzyıl içerisinde neşredilmiştir. Bunların en önemlilerinden birisi de, içinde bulunduğumuz yüzyılda neşredilmiş olan, Makrîzî'nin Kitâb es-Sulük liMa'rilel Düvel el-Mulûk isimli eseridir1. Arapça olarak yazılmış olan bu dönemdeki kaynaklar içerisinde bulunan kendi tarihimizle ilgili bilgiler, tarihçiler tarafından zaman zaman bölümler halinde, bazen de bir kaynağın tamamen taranıp tüm kayıtların ayıklanarak tercüme edilmesi şeklinde, Arapça bilmeyen tarihçilerin de istifadesine sunulmuştur. Bizim bu çalışmadan amacımız da; Makrîzî'nin Kitâb es-Sulûk:unda Yrd. Doç. Dr, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Eserin kullandığımız baskılan şunlardır; Takiy ed-Dîn Ahmed b. Ali el-Makrîzî, Kilâb esSulûk li-Ma'rifet Düve! el-Mıılâk, C. 141. neşr; Muhammed Mustafa Ziyade, Kahire C. 1-1/2 1956, C. 1-3 1970 ikinci baskı, C. II-1/2 1941, C. II-3 1958, C. 111-IV, neşr; Saîd Abdültettah •Aşûr, Kahire 1971-72. Özellikle Memlûk devri Arapça kaynaklarında bulunan Anadolu ve Osmanlılar ile ilgili kayıtlanıl bir kısmı bazı araştırmacılar tarafından Türkçe'ye kazandırılmıştır. Bu türden şu ana kadar yapılmış olan çalışmalar ise şunlardır; Şevkiye İnalcık, "İbn-i Hacer'de Osmanlılara Dair Haberler", Ankara Üniversitesi Dil ve Tanh-Coğrafya Fakültesi Dergisi, C. VI. S. 3, Ankara 1948, ss. 189-195; Aynı yazar aynı makale II, C. VI, S. 4, ss. 349-359; Aynı yazar aynı makale III, C. VI, S. 5, ss. 517-529; Kazım Yaşar Kopraman. el- 'Aytıt'nin 'Ikâu'U Cuman 'ında XV. Yüzyıla Ait Anadolu Tarihi İle İlgili Kayıtlar, basılmamış doktora tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 1971; Kazım Yaşar Kopraman, "Ikdu'l-Cumâıvda Karanı an -Oğullarına Dair Kayıtlar", Prof. Dr. İsmail Aka Armağanı, izmir 1999, ss. 43-54. Bunların dışında bizim yüksek lisans tezi olarak yaptığımız bir çalışmamız var ki, biz bu yazıyı o çalışmanın bir bölümünü tekrar gözden geçirip kullanarak hazırladık. Bkz. Cüneyt Kanat, Makrİzı'nin Kitâb es-Sulûk'unda Osmanlılar, Karamanoğıılları ve Batı

Cüneyt Kanat

bulunan ve taraflınızdan Türkçe'ye çevrilmiş olan Osmanlılar ile ilgili kayıtların, bilim adanılan tarafından kolaylıkla kullanılabilmesini sağlamaktır. Makrîzî'nin bir Memlûk tarihçisi olması ve bahsedilen eserinde özellikle Memlûk Devleti tarihini yazmak istemesi sebebiyle, eserindeki meselelerin büyük bir bölümünü Memlûk Devleti'ni yakından ilgilendiren olaylar meydana getirmekledir. Ancak muhakkak ki bu devletin komşularıyla olan ilişkilerine de büyük ölçüde yer verilmiştir. Özellikle Osmanlı Devleti:ııin Ankara savaşından sonra fetret devrini atlatıp güçlü bir devlet olmaya başlaması ile, iki devlet arasındaki ilişkiler artmış ve Makrîzî de eserinde bu hadiselere yer vermiştir. Fakat bunların yanısıra müellif. Osmanlı Devleti'ni ilgilendiren bazı önemli olayları da göz ardı etmemiştir ki bunlara en güzel ömek ayrıntılı olarak anlattığı Ankara savaşı olmalıdır. 766 (1364-1365) yılında Kahirede doğup 27 Ramazan 845 (9 Şubat 1442) tarihinde veıal eden Makrîzî'nin3 en önemli eserlerinden birisi olan Kitâb es-SulÛk, Mısır'ın Arap fethinden kendi zamanına kadar olan ve Mısır'da kurulmuş olan iki devlet yani; Eyyûbîler ve M emlâkler devletlerinin tarihini ihtiva eder. Bahsedilen eserden bizim Türkçe'ye çevirdiğimiz kayıtlar ise, hem müellifin yaşadığı döneme ait olması hem de Osmanlı Devleti'nİn erken dönemine tekabül etmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kullandığımız metinlerin Türkçe'ye çevirisi esnasında bazen güçlüklerle karşılaştık. Bunun en önemli sebeplerinden birisi ise eserin bundan altı yüzyıl önceki Arapça ile yazılmış olmasıydı. Bu sebeple cümleler içersinde bazen ortaya çıkan kopuklukları [ ] kare parantez içerisinde yaptığımız ilaveler ile tamamlamaya çalıştık. Yine Türkçe'ye girmiş ve halen kullanılan ıstılahları da aynen yazdık ve Arapça asıllarım da ( ) normal parantez İçerisinde verdik. Ayrıca metinler içerisinde geçen, özellikle Türkçe isimlerin okunmasında zorluklarla karşılaştık. Bunun sebeplerinden en önemlisi de herhalde eserin müellifi olan Makrîzî'nin Türkçe bilmemesi ve Türkçe isimleri zaman zaman farklı şekillerde yazması idî. Bahsedilen ve çözmekte sıkıntı çektiğimiz bazı isimlerin okunuşunda emin olamadığmıız zaman ise ismin arkasına koyduğumuz soru işaretiyle (?) bunu belirtmeyi uygun gördük. Müellifin kullandığımız eserinde hadiseler yıl yıl ve yıllar da ay ay olmak kaydıyla anlatılmaktadır. Bu sebeple biz de yaptığmuz çevirilerde bu kronolojik sırayı koruduk ve metinleri aynı şekilde sırası ile vermeye çalıştık. Buna bağlı olarak ekte verdiğimiz Arapça metinleri de aynı sıraya göre dizdik.

Anadolu Beylikleri ile ilgili Kayıtlar, basılmamış yüksek lisans tezi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 1991. 3 Memlûk Devri müelliflerinden olan Makrîzî'nin hayatı ve eserleri ile ilgili geniş bilgi için bkz; Muhammed Mustafa Ziyâde, "Makrîzî ve Çağdaşları", çev. Cüneyt Kanat, Tarih İncelemeleri Dergisi. S. VIÜ, İzmir 1993, s. 221-227; Saîd Abdulfettah 'Aşur: "Edva' Cedide ala elMuverrih Ahmed b. Ali el-MakrM ve KitâbStihi", Âlem el-Fikr, Kuveyt 1983. S. II. s. 455457. 226

Makrhî'nûı Kitâb es- Sıılûk'undaia Osmanlılar İle ilgili Kayalar C. ili, s. 574, y. 760h./1358-59 . Osmanlı sultanı İbn Osman'ın elçileri geldi ve Mevred el-Cebs yoluyla büyük meydana indirildiler, C. m, s. 749, y. 793h./1390-91. Haberci geldi ve Osmanlı sultanı Hondgâr Ebu Yezid7 b. Osman'ın KayserTye geldiğini ve orayı aldığını bildirdi. C. IH, s. 763, y. 794h./1391-92. Bu ayda (Rebi!ül-Ewel=Ocak-Şubal 1392)8 Emîr Hasan el-Gecgenî(?), Hondgâr Bayezid b. Osman için |lıazırlanmış olan] armağan ile birlikte Anadolu (Rûmf memleketine gitti. C. IH, s. 790, y. 795h./l392-93. Bu ayda (Zilkâ'de=Eylül-Ekiın 1393) Osmanlı sultanı Bayezid Beg 10 b. Murad Beg b. Osman'ın elçileri Emir Hüsaıneddîn Hasan el-Gecgenî ile beraber geldiler, Yanlarında içlerinden birisi beyaz bir Atmaca olan değerli hediyeler vardı. Elçiler İbn Osman'ın hastalığının tedavisi için Kahire tabiblerinden birinin hazırlanmasını istediler ve tabib Şemseddîn Mııhanımed b. Muhammed es-Sagîr tayin edildi. Yolculuğa hazırlandı ve O'na İbn Osman'ın ihtiyaç duyduğu ilaçlar verildi.
5 6 4

Daha önce 1 noiu notta verilmiş olan kullandığımı/ eserin tam künyesi bundan böyle aynen veya kısaltılmış olarak tekrar edilmeyip, yalnızca aynı eserden alınıp çevrilmiş olan metinlerin cildi: C, sayfası: s ve yılı: y olarak kısaltılmış şekliyle birbirinden bağımsız olan her metnin başında verilecektir. Makrîzî, eserinde Osmanlı sultanlarından bahsederken genellikle ya Bursa Melîki ya da Rûm Meliki veya Rûm Hâkimi tabirlerini kullanıyor. Biz metinler arasında bütünlüğün sanlaımıası için bundan böyle bu ifadelerin, geçtiği yerde Osmanlı sultanı tabirini kullanacağız. Naşir metinde kelimeyi cebs olarak okumuş, ancak kelimeyle ilgili verdiği notta bu kelimenin başka yazmalarda ceyş olarak geçtiğim de belirtmiştir, Bkz. Makrîzî, Sulak, C. III, s. 357, not 3. Bayezid isim Makrîzî tarafından değişik yerlerde "Yezid" olarak yazılıp kullanılmıştır. Müellif, genellikle paragraf başlarında veya yeni bir meseleyi anlatmaya başlarken, "bu yılda'" yada "bu ayda" diye söze başlıyor, ay ve yılı belirtmiyor. Ancak, biz daha önceki sahifelerden kastedilen ayı bulup parantez içerisinde gösteriyoruz. Makrîzî, eserinde Anadolu ile ilgili bahislerde ''Rûm" kelimesini kullanmış ve bununla Anadolu'yu kastetmiştir. Bu sebeple bundan böyle bu kelimenin geçtiği yerlerde Anadolu tabirini kullanacağız. Rûm ifadesi ile Anadolu'nun kastedilmeği diğer Memlûk devri müelliflerinde de görülür. Bkz. Mustafa Çuhadar, "tbıı Tagribirduım Hayatı ve Eserleri", Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 3, Kayseri 1989. s. 364. Müellif zaman zaman "Beg" unvanını y ile yazılmış şekliyle "Beyk" olarak bazen de y kullanmadan "Beg" biçiminde yazmıştır. Biz yine metinlerde bütünlük olması için bundan böyle bu kelime geçtiğinde "Beg" olarak yazacağız. 227

CUneyt Kanat

C. III, s. 813, y. 796h./1393-94. Bu ayda (Cemâdi'cl-EweI=Marl-Nisaiı 1394) Osmanlı sultanı İbn Osman'ın elçileri Kahire'ye geldi. C. m, s. 817, y. 796h./1393-94. Sultan'a [yani Memlûk Hükümdarı Berkûk'a] yardım için ikiyüz bin11 hazırlamış olan İbn Osman'ın elçileri geldi. İbn Osman'a güvcnebilmesi için gelecek olan cevabı beklemektedir. C. III, s. 865: y. 798h./1395-96. Osmanlı sultanı Hondgâr Ebû Bayezid b. Mıırad Beg b. Osman'ın elçisi Hanefî fakih Sefer Şah, Cemâdi'el-Evvel (=Şubat -Mart 1396) ayında Kahire'de vefat etti. C. III, s. 873-74, y. 799/1396-97. Ayın oııdokuzunda (Rebi'ül-Ewel=21 Aralık 1396) Anadolu memleketinden Tolu miıı Ali Şalı geldi. Hondgâr İbn Osman'a bir mektup ile gitmişti. O1nun elAkiros12 muharebesini ye bu muharebede zafer ve ganimetler elde ettiğini, sayısız canlıları öldürdüğünü, Şemseddîn Mııhammed b. el-Cezerî'nin13 İbn Osman'a ulaştığını ve sultanın kendisine mulıleşem ikramlarda bulunarak gündelik yüzelli altın dirhem bağladığım haber verdi. O'nunla ilgili haber şöyle idi; Kahire'den kaçtığı zaman İbn Osman'a katılmak istediği için İskenderiye'den gemiye binip üç günde Antakya'ya vardı. O, Dimaşk'ta Anadolu halkından olan ve Hacı Mü'min diye tanınan bir adama dersler okutmuştu. Bu kişi sonra İbn Osman'ın en büyük dostlarından biri oldu. Antakya valisi O'na ikramda bulundu ve İbn Osman'ın Anadolu'da bulunan ve Pay-ı tahtı olan Bursa'ya gönderdi. Bursa halkı O'nu karşıladı ve İbn Osman'ın huzuruna çıktı. [Sultan] O'na zikredilen ücreti verdi, dokuz tane at ile köle ve cariyeler sundu ve ikramda bulundu. Bundan sonra O, büyüklerden sayıldı.

1

1

1

228

Burada bahsedilen ikiyüz biııin ne olduğu, ytıni para mı yoksa asker mi olduğu beliülmemiş, yalnızca rakam verilmiştir. Burada geçen isim. el-Ekros veya cl-Akiros olarak okunabilir. İ. Hakkı Uzunçarşılı, "Balıkesir'in pek yakınında eski adı Akiros veya Akiraus olan bir şehir bulunmuştur" demekte ve kelimeyi bu şekilde yazmaktadır. Bkz Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, Ankara 1984. s. 97. Arapça metnin aslında, bahsedilen şahsın ismi yazılırken muhtemelen baskı hatası olarak Cezeri deki Cim hailinin noktası düşmüştür.

Makrîzî'nin Kitâh es- Sulûk'ıtndaki Osmanlılar İte İlgili Kayıtlar

Yine vezir Taceddîıı Abdurrahim b. Ebu Şakir'in Dimaşk'tan kaçtığı ve 14 Beyrut'tan İbn Osman'ın yanma gittiği , [sultanın] O'na ikramda bulunduğu ve günlük elli dirhem bağladığı haberi geldi. C. III, s. 879, y. 799İ1./1396-97. Bu ayın yirmiüçünde (Şaban=22 Mayıs 1397) Osmanlı sultam İbn Osman'ın elçileri Bulak' 5 sahiline geldiler. Onları hacib, Sultan'ın atlan ile bu allara binsinler ve kendileri için hazırlanan eve gidebilsinler diye karşıladı. Ayın yedisinde (Ramazan=4 Haziran) tbn Osman'm elçileri kendileriyle gönderilen armağanları [Sultan'a] verdiler. C. III, s. 906, y. 800h,/1397-98. Bu ayda (Zilka'de=Temmuz-Ağuslos 1398) Sivas hâkimi Kadı Burlıaneddîn ile Türkmenler'den İbn Bozdoğan'ın evlatlarının muharebe ettikleri haberi geldi. Yapılan savaşta Kadı Burlıaneddîn öldürüldü, yerine oğlu geçti ve Türkmenlerin Sivas'ta oturmalarını yasakladı. Babası İle ilgili haberler şöyleydi; Osman b. Kara Yülük etTürkmanî O'na muhalefet etti ve O'na her zaman verdiği armağanları göndermedi. Kadı Burhaneddîn ise O'nu önemsemedi. Çünkü. O önemli emirlerden değildi. Kara Yülük, Amasya ile Erzincan'a gelip giderdi. Bir gün Sivas'ın yakınından bir yaylaya gidiyordu. Oradan geçerken Kadı Burhaneddîn'İn de orada olduğunu duyunca bu dunundan çok rahatsız oldu ve acale ile atına binerek askerlerinin başına geçip O'nu yakalamak üzere harekete geçti. Gece olurken Kara Yülük maiyeti ile O'na saldırdı ve Kadı Burhaneddîn'İ eliyle yakaladı, sonra da öldürdü ve Sivas'ı kuşattı. Sivas halkı da buna şiddetle savaşarak karşı koydu ve bu durumu Bayezid b. Osman'a, onlara [yardıma] gelsin diye yazdılar. [Osmanlı sultanı da] onlara doğru yola koyuldu. Kara Yülük bunun üzerine Azerbaycan'da bulunan Timurlenk'in yanına gitti ve orada O'nun maiyyetinde kaldı. C.III, s. 965, y. 801h./1398-99. Bu ayda (Şewâl=Haziran-Temmuz) Osmanlı sultanı Bayezid b. Osman'ın Şam memleketinden geçmek üzere hareket ettiği ve Acem ülkesi hakimi Timurlenk'in Hind memleketlerini ele geçirdiği haberi geldi.
16

Burada gitti anlamındaki fiil muhtemelen yanlış olarak sat ile yazılmıştır, ancak biz onu sin ile yazılmış kabul edip öyle tercüme ettik. Bulak, Kahirede Nü kıyısındaki gezinti yerlerinden birisidir. Bkz. Kazım Yaşar Kopraman,
Mısır Memlükleri Tarihi, Ankara 1989, s. 221. Burada Şam isminden kastedilen yer; O dönemdeki Suriye bölgesidir. Bugünkü Şam şehri ise daha Önce geçmiş olduğu üzere Dimaşk ismiyle anılmıştır.

229

İbn Osman'ın memleketine sefer hazırlığının emri çıkarılıp ilan edildi ve sonra Sudun et-Tayyâr Haleb'e doğru yöneldi. Bu kişi Yüzler Emîri rütbesinde olup üç tane Tablhane Emîri ile çok sayıda Onlar Emîri kendisine yardımcı olurdu. Bunu üzerine. 230 17 . IV. s.Cüneyt Kanal C. Sııltan'nı Suriye birliklerine. 'Aynî'nin ve diğer Memlûk müverrihlerinin Ablustayn. Fakat bazan doğru şekliyle Elbistan olarak da yazmıştır. 801h.1. Daha sonra Sultan'm memlûkları bu haberlerin doğruluğunu inkar edip "bu bizi Kahirc'dcn çıkarmak için bir hiledir" dediler ve haberin doğruluğunu araştırmak üzere Emîr Ahur'y Sudun et-Tayyûfı görevlendirdiler. III. '"Elbistan". kadılar ve devletin üsl yöneticileri ayın onbeşinde (18 Ağustos) sultanın sarayına çağrıldılar. Bkz. ve XV. ayrıca Suriye'deki aşiretler arasında fitne ve harplerin olduğu ve binlerce insanın katledildiği haberleri geldi. 18 Metinde Osmanlı sultanının kardeşi diye verilen isim lam olarak okunamamış ve böyle bir şahıs lesbil edilememişlir. yani eİ-Meîîk ez-Zâhir Rerkûk'un satın alıp azad ettiği memlûklar. Yine İbn Osman ile ilgili olarak gelen haberler şunlardı: Sivas hâkimi Kadı Burhaneddîn katledildiği zaman Sivas lıalkı Bayezid b. Journal Asiatiq_ue. Mısır Memlüklcri Tarihi. 34. Onlara. s. Sûlî'nin O'ndan kaçtığını ve Zilka'denin yirmisekizinde (=1 Ağustos) şehir teslim alındıktan sonra da Darende'yi kuşattığım içeren nâmeler okundu. Kazım Yaşar Kopraman. [Zilhicee'nİn] onüçünde (-16 Ağustos 1399) Osmanlı sultanı İbıı Osman'ın Elbistan'ı (Ablastin)17 aldığı ve sonra Suriye bölgesine doğru yürümeye niyetlendiği haberi geldi. asırlardaki kan müverrihlerinin Abustan şekil ve telaffuzu ile yazdıkları bu ismin XVI. 238. 223. . C. Saııvaget. Abu'lFarae'm Ablastin. J5\V ayoir ^ühtcc^/tgusrtîff-^ılâi' iSfff £krair el-Tayyar. Osman'ı yardıma çağırdı ve O Urfah Mathieu ve diğer Ermeni müverrihlerin Ablusta. Bkz. araştırılması için posta (berîd) atıyla gitti ve ayın yirmisinde (Zilhicce-23 Ağustos 1399) Dimaşk'a girdi./1398-99. M. Yükût Hamavi'nin AbİLislayn. 19 Sultanın veya büyük emirlerin ahularından sorumlu olan görevlidir. s. 20 Ez-Zâhiriyye Memlûkları. Makrîzî de kullandığımız eserinde bu ismi zaman zaman Abustan veya Ablustayn olarak yazıyor. "Noms et Sunıems de Mamelouks".. C. s. asırdan itibaren./1399-1400. Osmanlı sultanı İbn Osman'ın kardeşini18 asker ile gönderdiğini ve O'mm Malatya ile Elbistan'ı aldığını. y. İbn İyâs hariç diğer bütün müellifler tarafından Ablistan veya Elbistan şeklinde yazıldığı görülmektedir. İbn Osman'ın Malatya'ya gittiği orayı kuşattığı ve orada ez-Zâhiriyye [Memlûklarından]20 Çomak'm 21 bulunduğu. III. 971. C. Süryani Milıail'in Ablastayn. III. 1950. s. 47. 801İ1. 802h. 979./1398-99. 972. / A. y. y. 31 Çomak isminin okunuşuyla ilgili olarak bkz. Emirler. Sadaka b. Orada bulunanlar O'na karşı savaşmak üzere ittifak edip dağıldılar. s. Selçuklular tarihine dair eserler yazan müelliiler ile XIV. Halil Yinanç.

Şchabeddîn Tekindağ. [Mektubun içeriği şuydu. on parça yünden örülmüş elbise. III. gümüş kadehler ile aralarmda tabaklar ve bunun ben/. şeyhler. Ancak sonra [insanlarını Hiudislanda fesatlıkla ilgili olarak yaptıkları kendisine bildirildiğinde Hindistan'a döndü ve Allah'ta O'nu onlara karşı muzaffer kıldı. İkinci sultanlığı da 1390 yılında gerçekleşmiştir. Anadolu memleketinden Bursa yönünde olduğu haberi berîd yoluyla geldi./1400-01. Daha geniş bilgi için bkz. Timurlenk'e kaçlı. getirdikleri mektuplara cevaplar yazıldı ve geri gönderildiler. s. Daha sonra ise delikanlı olan Bayezid b. 1056. 1069./1400-01.MakrîzVnin Kitâb es. 111. C. Bu ayda (Zillıicce-Temmuz-Ağustos 1401) Osmanlı sultam İbn Osman'ın elçileri armağanlar ile geldiler. 803h. kadılar ve eınîrler için olan beraberindeki mektupla geldi. İstanbul 1961. s. 803U.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar da süratle çok sayıdaki askeriyle birlikte oraya gitti. Orada oğlu Selnıan'ı22 bırakıp Erzincan'a gitti.cri şeyler olan on parça gümüş vardı. 1031. s. Bayezıd'ın halkının büyük bir bölümünü katlettiği. 41-42. on at. Osman'ın terbiyesizliği anlatılınca O'na bir ders vermeye niyetlendi. Kara Muhammed'in. C. Kara Yusuf b. M./1400-01./1400-01. Bu armağanların içerisinde. fakat yine muhtelif yerlerde aynı isim Süleyman olarak ta geçmektedir. İbn Osman O'ııun malını aldı ve haremindeki kadınları kendi devlet adamlarına verdi. C. Berkuk Devrinde Memlûk Sultanlığı. Ayın (Receb=Şubal-Mart 1401) sonunda İbn Osman'ın Anadolu memleketinden Kay seriye ulaştığı haberi geldi. 803İ1. y. y. III. Sivas'ı aldı. [Mımarrcivün ] altısında (=27 Ağustos) Timurlenk'in Dimaşk'tan Sivas'a indiği ve Sivas'ı alarak Süleyman b. On köle.UI. Sivas'ta ve memleketinin diğer yerlerinde duyduklarınızı yaptı. y. [Muharremin] dokuzunda (=31 Aralık) İbn Osman'ın elçileri geldi. 13eıkûk"un ölüm tarihi olarak da 801 yılı Şevvali'nin 15. Cuma gecesi (=20 Hazmın Î399) kabul edilir. s. Ayrıca emirler için de çok sayıda armağanlar 22 2İ Makrîzî burada Süleyman ismini Seltnan şeklinde yazmıştır. 231 . sonra memleketine döndü. Ez-Zâhir [Berkûk'ım[23 ölümü O'na bildirildiğinde ise geri döndü ve Kerec'e saldırdı.803h. İlk sultanlığı ise 1382 yılı başlarında olmuştur. 1027. Bunun üzerine Erzincan hâkiminin oğlu Tuhr. y. s. Bu ayda (Rebi'ül-Ewel=Ekim-Kasım 1400) önceki yıl Irak'a da gelmiş olan Timur'un elçisi. Memlûk Devleti'nde kendisinin de mensup olduğu Çerkezler'i iş başına getirmeğe muvaffak olan Berkûk"un741 (=1340-1341) yılında doğduğu kabul edilmektedir. C.] O Rahbe'de elçilerini katledenlerden intikam almak istiyordu. C.

Kendisi de çok yorgun düşmüştü. 265. y. C. Timurlenk O'nu kandırmak İçin şöyle bir haber gönderdi. O [Timur] Irak'tan Anadolu memleketine doğru gitti. Murad b. s. O sırada Timurlenk de yüksek bir yerden askerlerini düzenleyerek kontrol ediyordu. Fakat oraya geldiğinde askerleri darmadağınık. 1091-1092. Timurlenk'in askerleri. Atlı askerlerinin adedi yediyüzbine. Ankara 1980. Bkz. "Sen Allah yolunda cihad yapan bir insansın. Buna aldanan İbn Osman barış yapmaya meyletti ve Timurlenk'in Kemah'a gidip oramn ahalisini katlettiği. bunlar yaklaşık yüzbin askerdi. ordunun sağ tarafındaki kuvvetlere verilen isimdir. İbn Osman. Corci Zeydan. ibn Osman. yaya askerlerinin adedi ise üçyüzbine ulaşıyordu.Cüneyt Kanat bulunmaklaydı. benim istediğim seninle savaşmak değil. Bu hadise özet olarak şöyleydi. oraya ulaştığında Timurlenk O'nun ve askerlerinin yorgunluktan bitkin bk halde olduğunu öğrendiği zaman O'nımla savaşmamak için hiç bir sebep göremedi ve Muharrem ayının birinci gününde (1 Ağustos Salı) alma binerek savaşmak üzere harekete geçti ve ayın beşinde Pazar günü (=5 Ağustos Cumartesi) sabahın İlk saatlerinden akşam saatlerine dek iki ordu harp etti. ben senden yalnızca Osmanlı memleketindeki babanın ve dedenin topraklan ile yetinmeni isliyorum ve benim amacım Anadolu Emir i Sultan Ebu Saîd'in zamanındaki Emir Eretııa'nm topraklarını almaktır". Emîr Süleyman b. Bayezid b. böylece Meyınene ortaya çıktı ve Kalb'in üstüne doğru yöneldi. Daha sonra ayın yirmisinde (=1 Ağustos) O'ndan gelen mektup okundu. İbn Osman da askerlerini Akşehir -yani beyaz şelür. s. Doğu Meliki zatim Timur Kerkim (Güregen) ile Osmanlı sultam Hondgâr Bayezid b. 57. Timurlenk Bayezid'm arkasından ve O'nun farkedemiyeceği bir yoldan Anadolu memleketinde sekiz gün yolculuk yaptıktan sonra Amûriyye'ye -bu gün orası için Engüriyye denirulaştı ve orayı kuşatarak ateşe verdi. İslam Medeniyeti Tarihi. [Bayezıd] yaklaşık olarak onbeş gün sonra O'nımla karşılaşmayı istediği için gitti. Anlatılanlara göre her iki ordudan da seksen bin kişi Öldürülünceye dek aynı yerde savaşıldı ve bu esnada Timıırlenk'in askerlerine karşı galip olan taraf Osmanlılar idi. alları ise telef olmuştu. Günün son saatlerinde Timurlenk bir tuzak hazırladı. Bkz. C. Arapça bir kelime olup. I. namuslarına el uzatıp her yeri harap etliği haberi kendisine gelinceye dek de bu aldatmacayı hissetmedi. İslam Kurumlan Tarihi. Bu haber İbn Osman'a bildirildiğinde hemen harekete geçerek birlikleri ile yola çıktı ve sekiz gün sonra oraya ulaştı. 232 .kentinde istihdam etti. Timurlenk'in kendisini aldattığım anladığı zaman O'nun yakınına kadar gitti. Kalb Arapça bir kelimedir ve ordunun ortasındaki yani merkezdeki ana kuvvetlere verilen isimdir. Bayezid ise O'nun kendisinden korktuğunu zannetti. İstanbul 1976.. Bunun üzerine Emîr Süleyman yaklaşık yüzbin askeriyle birlikte payitaht olan Bursa'ya doğru kaçtı. s. Tatbikat gününde ortaya çıkan izdihamdan yinnibeş asker ayaklar altında ezilerek öldü. Osman'ın askerlerinin büyük bir bölümü çarpışma esnasında kırıldı ve askerlerinin geriye kalan 24 25 üçte biriyle babasına katıldı. Timurlenk de O'nu yanıltıp geri çekildi. 805h71402-03. Osman'ın vakıası bu ayda (Mulıarrem=Ağuslos-Eylül) idi. İsmet Kayaoğhı. İbn Osman'ın bulunduğu yeri ve beraberindekileri çember içine aldılar ve O'nu esir ederek Timurlenk'in huzuruna 24 25 Meymene. III.

350)". "Arap ve Bizans tarihçileri Çelebi Melımed'e Kirişçi lakabını vermektedirler (İbn Tagribirdi. Ankara 1982. Arap müverrihleri hükümdar olmadan evvel kiriş ile boğulmak istenmiş olduğunu ve Bizans tarihçileri de kardeşlerinden korkarak. 111. Zehchî Zeyli. nr. Bu sırada îbn Osman'ın askerleri bölünmüş ve tamamen parçalanmıştı. s. Eğer gece olmasaydı.es. Makrîzî genellikle kef harfinin üzerine ötre koyarak Güreşçi biçiminde yazdığından ve metinler arasında bütünlüğü sağlamak için Güreşci'yi tercih ediyor ve o şekliyle kullanıyoruz. Uzunçarşıh. y. T. nşr. 128'de •Sultan Çelebi diye ma'ruf ve Kirişçi lakabı iîe mülekkab Mehmed bey' iki unvan ile beraber ve Makrîzî. Biz bu iki tür okunuş şeklinden. Osman. 26 Makrîzî taralından muhtelif yerlerde zaman zaman Kirişçi. Nr.. s. Uzunçarşıh tarafından Anadolu beylikleri isimli kitabında (s. Bu ayda (Cemadi'el-Evvel=Eylül) Emîr Süleyman b. Osmanlı sultanı Hondgâr Bayezid b. Türkçe trc.). Musa Eflak'a kaçtı. Bu lakabın doğrusunun onun mücadeleleri dolayısı ile "Güreşçi" demek olduğu ve yukarıda gösterildiği gibi. H. Bu altı ay boyunca böyle devam eüi. 1109. O'nu hezimete uğrattı. Maddesinde Kirişçi veya Güreşçi lakabı ile ilgili olarak aynen şu bilgileri vermektedir. Bu sırada kardeşlen Güreşçi 2 5 Bursa'da oturuyordu. C. I V . İbn Osman Timur'a getirildiği zaman O'nu ayakta tuttu ve azarladı. Bkz. s. Uzunçarşıh. 233 . el-Enıîr Orhan b. Yukanda geçen Kirişçi veya Güreşçi olarak okunmaya müsait olan kelime î. Sonra Süleyman O'mı kuşattı. 1189. Neşri. 20. Zilka'de ayında (=Mayıs-Haziran 1403) Timurlenk'in yanında esir olduğu halde vefaı etti. İnsanlara çeşitli işkenceler yaparak onları esir ettiler ve öldürdüler. kardeşi Musa Çelebi ile yaptığı savaşta. İslâm Ansiklopedisi Mehmed I. s . yay yapan bir kirişçinin yanında çırak olduğunu yazıyorlar. Timur'un taraftarları Anadolu memleketine dağılarak her tarafı yağmaladılar. nr. HondgâT Bayezid b. I. bazen de Muhammed Güreşçi olarak verilen isimden Emîr Süleyman ve Musa Çeİebi'nİn kardeşi Mehmet Çelebi kastedilmektedir. Nat. 813h t /1410-ll. s. s. 357. s. İ. Ragıb Hulusi. Ertesi günü. 818-819 vekayü arasında ve Phrantz. Tarih.. s. 3429. Bursayı'da yaktılar. Timurlenk'in askerleri onlardan hiçbirini sağ bırakmayacaktı. Nuruosmaiıiye Kulüp. Emîr Süleyman b. Osmanlı Tarihi. diğer taraftan başka bir eserinde yine Makrîzî'den yaptığı alıntılarda Güreşçi olarak okunmuştur. tır. 85). H. 453. C . s. Osman Bizans (KostanUniyyc) topraklarına geçti. C. 4439. Bkz. Sonradan bir çok garp müverrihleri de Çelebi Mehmed "i Kiri lakabı ile zikretmişlerdir. s. Bonnlab. Bayczid b. 50. el-Emîr Murad b. y.K. var. H. Arapça yazm. 249 ve al-Nucûm al-Zâhira. 142. Tahrir defteri. Bütün bunların yanışını Uzıınoarşılı. Ayasofya nüshası. al-Manhal al-Sâtl. 89 ve Sına at al-lnşâ: Bibi. Timur mağlup olan orduyu takip etmeleri için askerlerini gönderdi ve sonra O'na yaklaşık olarak ûçbin yaralı getirildi.Makrîzî'nin Kitûb es-"Sulûk'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar getirdiler. nr. 20 not. Köprülü Kutup. 550 ve Vaciz al-Kalâm. 8051ı71402-03. sonra da ilgililere teslim etti.T.. 3376'da 813-814. 1) Kirişçi. (Gibbons. Anadolu Beylikleri. bir lakabın da Sultan Çelebi veya Çelebi sultan olduğu anlaşılmaktadır (bu hususta bkz.. s. 353. Murad b. İ. Orhan b. el-Emîr Osman.. 26.

s. Karaman hâkimi cl-Emîr Nâsıreddîn Muhanımcd b. Osmancık ile kardeşi Musa Çelebi arasında anlaşmazlık çıktı ve Muhammed Güreşçi. y. Orhan b./1411-12. 173./1411-12. İbn Genniyatvm memleketini muhasara ederek yaktığı ve İbn Dulkadir'in de Elbistan da ziraatı men ettiği haberleri geldi. Osman'ın. Bu ayda (Zilka'de=Şubat-Mart) Osmanlı sultanının elçileri Haleb'e geldi.Musa Çelebi b. rv.Cüneyt Kanat * C.y. C. 171. 200 r y. 190.IV. Osman İstanbul'u (Kostantıniyye) kuşattı ve oradan bir çok memleketi feth ederek bol miktarda ganimet ele geçirdi ve Hıristiyan birliğini bozdu. el-Emîr Alaaddin b. 27 Burada her zaman Osman'dan önce Orhan diye geçen isim herhalde basım hatası sonucunda Azman olarak yazılmıştır. Enıîr Süleyman b. IV. C. Osmancık [idi. 162. IV. Bu yılda Emîr Musa b. Karaman ve Ucat sahibi el-Emîr Musa Çelebi b. Kardeşi Musa Anadolu ülkesine (el-Cezire er-Rûmiyye) ve civarına lıakim oldu. 813İ1. IV.s. Murad b. kardeşi Musa Çelebi'y e Bizans (Kostantıniyye) topraklarında yenildi. 8l4h./l41l-l2. C. y. IV. s. kardeşi Süleyman'ı katlettiği ve bütün topraklarını aldığı sonra da diğer kardeşi Güreşci'nin üzejine doğru yürümeye niyetlendiği haberi geldi. Osman öldürüldü. C. 234 ./l4ll-12. Osman Rumca'da Bursa denilen Yeşil Köy'e ve civarına hakim oldu. Bayezid b. y. Bayezid b. s. C. Murad Han İbn Orhan (Azman)27 b. -Bursa hâkimi olan. y. Bayezid b. 179. Mulıammed b. s. 813h. cl-Emîr Bayezid b. 813Ü. 159. Bu ayda (Şaban=Kasım-Aralık) Güreşçi b./1410-ll. 814h. y. s.] C. İbn Karamarnn./1410-11. s. kardeşi Çelebiyi [Musa Çelebi] Eflak ülkesinde muhasara ettiği ve yine kardeşi Mııhamnıed Gürcşci'nin [Meluned Çelebi] Anadolu memleketine oğlu Murat'ı vali tayin ettiği. IV. 814h. E mır Süleyman b./1410-11. Osman'ın. 814h.

kitabında Karaman sererini anlatırken yukarıdaki bölümü Makrîzî'den aynen alıp tercüme ederek kullanmıştır. Osman İstanbul'dan Eflak'a geçti ve Muhammed Güreşçi bundan rahatsız oldu. s. 235 . Uzunçarşılı. H. Bu yılda Mustafa b. Osmancık idi. Bu yılda Emîr Muhammed b. kardeşi Muhammed b. 815h. Osmanlı sultanı Muhammed Güreşçi b. Murad Han b. Mulıammed Beg Güreşçi b.IV. fi 14.Sutûk'ımdaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. 20 ve 56) olduğunun görüldüğünü belitmiştir. 1980. Ayrıca. 310. Orhan b. tarafından bastırılan takvim s.y./1413-14. [Böylece] onların arasında büyük harpler oldu./1415-16./1415-16. O "mı yendiği ve İbn Karaman'm elinde yalnızca Konyamn kaldığı. 815h. 204 y. C. y. s. Orhan b. oraları yaktı. T. Osmaırm kendisine karşı olduklarım gördü./1415-16. s. Bayezid Hondgâr b. K. IV. 253. Hondgâr Bayezid b. Osman'ın Konya hâkimi Muhammed b. C. geri kalan topraklarının çoğunu ise Muhammed Güreşçi b. 818İ1. Emirler de O'mı destekledi. s. C. 339. Karaman Bursa şehrine saldırdı ve orayı yakarak kalesini kuşattı ve hatta az kalsın ele geçirecekti. s. 8I6İ1. Türk oymaklarından birisinin ismidir. Bkz. 2 Versak. Yine ayın yılda Emîr Muluıınmed b. Karaman'i [ele geçirmek] istediği için Bizans (Kostanüm'yye) topraklarından dönmüştü. İstanbul.y. Bunun üzerine Karamanoğullan devletinin idarecileri ('Ayan) de O'na kaçmıştı. Osman Hristiyanlar'm ülkesine girdi. IV.y. Karaman seferinin TSFuoimî takvimlerde 817. t.fflakrîzî'mn Kitâb es. O. 818h./1412-13. 353. I. IV. Sonra döndüğünde İstanbul hâkimiyle |Manuel İL Palaiologos]. Uzunearşıh. Osman kardeşi Musa'yı katlettikten sonra Bursa'ya sahip oldu. Faruk Sümer.-818h. Murad Han b.818 ve 819 senelerinde (1414-1416) (Nur-ı Osmaniye nüshası ve Osman Turan neşri olan ve T./1412-13. Karaman ile savaştığı. Osmancık idi. s. Bu yılda Enıîr Musa b. Osman'ın aldığı haberi geldi. 299. Anadolu Memlekcti'niıı geri kalan kısmının sultanı el-Emîr Musa Çelebi b. IV. Emîr Muhammed Beg b. s. C. C. [Fakat] Emîr Musa'ma katledildiği kendisine bildirildiğinde memleketine gitti. İbn Karaman ise [bu sırada] el-Versak2B topraklarına sığındı ve kendini orada savundu20. Osmanlı Tarihi.275. Oğuzlar. esir âldı ve (tir çok şey] ele geçirdi. IY7 s. y. C. Bkz.

236 31 311 . yani. Bu ayda (Şevval-Kasım-Aralık) Osmanlı sultanı Muhammed Güreşçi b. aralarında kendi ismine hutbe okutacağı ve para bastıracağına dair anlaşma oluncaya dek kuşatma altında tuttu ve daha sonra serbest bıraktı31.Cüneyt Kanat C. Sonra armağanları kabul edildi ve O'na armağan lıazırlaninası için emir çıkarıldı. [Muhammed b. C. s. Osman'ın armağanları geldi. s. Osman'ın mektubunu takdim etti. Sultan. IV. mezhebi ile alakalı davaları ru'yet etmek suretiyle. Bayezid b. Bu yılda İbn Osman ile Hıristiyanlar arasında büyük harpler oldu. hal-ıı fasl ederdi. Makrîzî. O'nunla birlikte halife. Sultanla konuştu ve O'na Osmanlı sultam Süleyman b. y. Bayezid b. I. Karaman'm elçileri arasında bulunan kadı] Muslihîddîn'i emretti./141fi-l7. geri kalan askerler ile Suriye'ye doğnı yola çıktı. s. y. 375.S. Osman'ın elçisi. geri kalan camilerde ise Muhammed Güreşçi adına hutbe okundu ki bu durum -yani aynı anda aynı şehirde iki sultan adına hutbe okutulması . IV. 820İ1. Bu ayın dördünde (Safer=23 Mart) Sultan [Şeyh el-Mahmüdi] Kahire dışından. Kastamonu Hâkimi İsfcndiyar b.g. 384-385. Süleyman b. Bkz. Şehabeddin Takindağ.4O3. O'nun elçisi misafir evine (Dâr ed-Diyâfe) yerleştirildi../1416-17. Bkz. 147./1417-18. C. Osmanlı Tarihi. Bu ayda (Şaban=Eylül-Ekim) Bursa hâkimi Süleyman b. (Kudâl cl-Kudâl)32 ve içinde bulunduğumuz yılda gelen elçiler. Fakat veziri Hondsalar Ali kendisi için inşa edilen camide Onun ismine hutbe okunmasına muvafakat etmedi.e. C. 820İ1. 8l9h. 366. 369. y. H./1416-17. a. aslında bir yarını ada olan Sinob'u burada Siııob adası olarak ifade etmiştir. î. 819h. Bayezid ile savaşmak üzere harekele geçti ve O'nu Sinop adasında30. Kara Yusuf un elçisi. O'da geldi. Dâr el-Adl'de örfî kazaya memur Bacibler'in yatımda. eserinin Candar Beyleri ile münasebet bölümünde yukarıdaki metni Makrızî'den çevirerek kullanmış ve bu muharebe ile ilgili Osmanlı tarihlerinde herhangi bir bilgiye rastlanmadığını belirtmiştir. Böylece o camide İsfendiyâr adına hutbe okundu. C. C. Uzunçarşılı. y. 357. JV. Erzincan hâkimi Pir Ömer'in ve İbn Ramazan'm elçisi vardı. 2 Fâümîler ile Eyyûbîler'iıı bir çok teşkilatına varis olan Meırdûklerde en yüksek dinî sıfata sahip olan ve şer'i kaza ile hukuki işlere bakan Kadı cl-Kudât./1417-18. IV. 819h. Muhammed Güreşçi adına hutbe okuttu. başkadılar. s. s. Hıristiyanlar [îbn Osman'ın] oniki gemisini ele geçirdiler ve Müslümanlardan dörtbin kişi öldürdüler. Osman.çok garip idi. Bayezid b. s. İsfendiyâr Kastamonu'ya döndüğünde. y. IV.

/1419. Osmanlı sultanı Gıyaseddîn Ebıf 1-Feth Muhammed Güreşçi b. 52./1421. Osman idi. Devlet adamlarının. IV.y.s. Bu ayın yirmi seki zinde (Safer=15 Mart) Dâr el-Adi'deki Eyvan'da huzura kabul gerçekleşti ve Osmanlı sultanı Mııhammcd Güreçci b. 599. İbn Osman'ın elçilerinin.ın./1417-18. 824İ1. 820h. Bursa'da vefat etti. IV. 823lı. Konya'ya saldırdı ve Muhammed b. Karaman'ı kuşattı./1420. y.519. Sauvaget a. 548. 823h. Avrupalılar'in Osmanlı sultanı İbn Osman İle savaşmak için bir araya geldiklerinin haberi geldi. 822h. emirlerin. 824İ1. ilim adamlarının. Muhammed Güreşçi b.. IV. Kendisinden sonraki Osmanlı sultanı ise oğlu Koçkar isminin okunuşuyla ilgili bfcz. IV./1420. 823h.Makrîzi 'nin Kilâb es. kadıların. Fakat bunlar ve çevresindekiler de yıkıldı. 237 . IV. s. C. Orhan b. Osman./1421. C. Murad b. J. Anadolu memleketinde güneşin tutulduğu günde [meydana gelen] şiddetli zelzele ile ilgili haberler geldi. s. s. y./1420. Osmanlı sultanı. C. Bayezid b. lV. Fakat Onu ve askerlerim neredeyse yok edecek çok şiddetli bir sel felaketine inanız kaldıkları için şehri terk etti. IV. Hondgâr Bayezid b. 490. s. C. İbn Osman da Bursa'da yeni bir saray ve bir kaç dükkan inşa ettirmişti.g.. C. Bu yılda Osmanlı sultanı îbn Osman. C. 522. Götüreceği mektup İbn Karaman'm yakalanması ve tutuklanması [ile ilgili mevzuları] içeriyordu. 524. Erriîr Kockâr33 el-Kerdemî. s. [Sultan] bu ayın yedisinde (Rcbi'ül-Ewel= 23 Mart) Peşembeyi Cuma'ya bağlayan gecede adet olduğu üzere peygamberin doğum yıldönümü do)ayısı ile tören düzenledi. Zelzelenin şiddetinden Erzincan (Erzcnkan) şehrinin yansı ve çok sayıda insan helak oldu. y. 431. Osman'ın elçileri ve hediyeleri takdim edildiler. Avrupa (Frenk) ülkelerinden olan Giril (Akıituş) ve Venedik'te (el-Bundıikıyye) veba salgını o kadar yayıldı ki iki [şehir] boşaldı. y. s. Ayrıca hiçbirisi sağ kalmayacak şekilde bir çok canlı da yok oldu. Osmanlı sultam İbn Osman'a gitmek üzere elçi olarak hazırlandı. İbn FenarTnin hazır bulunduğu muazzam bir geceydi. y. Yine Bizans (Kostanüniyye) binalarından bir çoğu yıkıldı. s. y.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C.

Bu ayda (Zilhicce=Kasun-Aralık) Bursa şeluiıün yakınında iki kale halkı arasında çarpışmalar oldu. İ. IV. I. Sonra şelıre yiyecek girmesini tamamen menetti. Bu ayda (RebiHil-Ahir^Mart-Nisan) Mustafa b. Murad tarafından yapılan bu muhasarası hakkında bizim larihlerimİzdeki bilgi. 625-626. Osman. Bayezıd Hondgâr oldu. s. 389-390. 825hV 1421-22./ı421-22. Rcceb ayında (=Haziran-Temmuz) Bursa'dan İstanbul'a -yani Kostantmiyye'ye. Osman İstanbul'dan İznik'e geçti ve orayı bir müddet kuşattıktan sonra ele geçirdi. Uzunçarşılı tarafından eserinin ''İstanbul'un Muhasarası" isimli bölümünde ayrıntılı oUtrak biraz farklı bir şekilde anlatılmaktadır. Bu metinle ilgili olarak bizim için önemli olan Uzunçarşılrnm aynı saylanın 2 numaralı notunda yazdıklarıdır. Ramazan ayının üçünde Cuma günü (=21 Ağustos Cuma 1422) günü olan çarpışma dışında herhangi bir olay olmadı. 634. s. Murad tarafından kuşatılmasını anlattın yukarıdaki metin. C. Murad b. C. Tam bu sırada Muhammed Beg b. IV. Osmanlı Tarihi. Bizim yukanda verdiğimiz metin ise Uzımçarşılı'mn Rûm ve ecnebi tarihlerinden faydalanarak yazdığuu söylediği bölümle bazı küçük ayrıntılar hariç olmak kaydıyla büyük oranda benzerlik göstermektedir./1422-23. 238 . Muhammed Güreşçi b. H. C. Bu çarpışma şehir halkı ile hücum edenler arasında çok şiddetli bir şekilde sürdü. İstanbul'un 1). Yaklaşık bir ay daha orada kaldı ve [daha sonra] askerlerinin kendisine muhalefet etmesinden dolayı aciz duruma düştü35. hatta bazı geceler bile sürdü ve bazen Hıristiyan kalesinden gelen bağnşmalar Müslümanların yüreklerini hoplatacak şekildeydi. C. Uzmıçarşılı.gitmek üzere yola çıkıp Şaban ayının ilk günü (=21 Temmuz 1422) oraya ulaştı ve oradaki ağaçların büyük bir bölümünü kesti. s. Ancak her nasılsa yukarıda tercüme ederek verdiğimiz istanbul'un kuşatılması ile ilgili bölümü gözden kaçırmış ve yukarıdaki notta da belirttiği gibi bizim U1rihlerimi7.Cüneyt Kanat Hongâr Murad Çelebi (Şelebi)34 Muhammed Güreşçi b. y. "İstanbul'un II. 825h. Bu da Receb ayında C=Temnmz-Ağustos) idi. Karamanın memleketinde olan kardeşi Mustafa geldi. [Bunun üzerine] kardeşi Murad 35 Arap alfabesinde ç harfi olmadığı için bu isini Makrîzî tarafından Şelebi şeklinde yazılmıştır. 625.de ayrıntılı bilgi olmadığından Rûm ve ecnebi tarihlerinden faydalanmıştır. Küçük Mustafa Çelebi vakıası içinde yarım satırdan ibarel olup bu hususta Rûm ve ve ecnebi tarihlerinde malumat vardır. y. 826h. İ: H. Müslümanlar bir sabah uyandıklarında Hıristiyan kalesindeki bütün insanlann ve hayvanlaruı helali olduğunu gördüler ve kaledeki herşeyi kolaylıkla teslim aldılar. Çarpışmalar günlerce. Bu kalelerden birisi Anadolu ülkesi Müslüman]arına diğeri de Hırisüyanlara ait idi. Mustafa İstanbul'a iltica etti. Murad. Sonra Murad"n askerleri O"a muhalefet etti ve onlar yüzellibiu kişiden azala azala yaklaşık yirmibiu kişi kaldılar." Uzunçarşılı. y. Bkz. Osmanlı Tarihî isimli eserinde Makıizî'nin Kitâb es-Sulûk'unu kaynak olarak kullanmış ve zaman zaman alınlılar yapmıştır. IV. s.

Osman geride dört erkek evlat bırakmıştı.Böylece bu meseleden kurtulmuş oldu. IV./1426-27. Sultan. not. Bayezıd b. buraya gelmelerinden dolayı törenler tertip etti.TV. Osman idi. IV. C. Osmanlı sultanı Hondgâr Bayezid b.836h. 36 Bu kelime muhtemelen daha önce geçen Akiros isminin faiklı şekilde yazımış şeklidir. Anadolu ülkesinden Bursa şetırinde veba salgınının kötü bir şekilde olduğu ve hergün ölenlerin sayısının binbeşyüz kişiyi aşüğı haberi geldi. 656. Sonra Bursa'ya döndü. 239 . y. 747-748. Osman'ın. IV. C. 830İ1. [Bu yıl] Osmanlı sultanı Murad b. s. Bunlarda en büyüğü Süleyman olmak üzere Muhammed.Makrîzî '}iüı Kitdb es. y. Muhammed Güreşçi ölünceye dek Osmanlı sultanı olarak kaldı ve O'ndan sonra yerine oğlu Murad Beg b. y. Güreşçi b. O'nunla savaştı ve savaşı kazanarak [Mustafa'yı] öldürdü. C. 827h.ii Edime ve Gelibolu'ya yerleşti. Murad b. babasının memleketine sahip çıktı. Süleyman'dan sonra. C. Musa Edirne topraklarına hâkim oldu. Osman'ın elçileri armağanlar ile birlikte geldi. Bu ayda (Şcwal=Tcmmuz> Ağustos) Anadolu ülkesinden Bursa hükümdarı Murad b. C. Bursa'ya yerleşmiş olan kardeşi Muhammed Güreşci'yle savaştı ve bu savaşta Musa öldürüldü. Süleyman sultan oldu ve İstanbul (Kostantmiyye) topraklannda./1423-24. [Bunun sonucunda] kardeşi Musa Süleyman'ın üzerine yürüdü ve O'nunla savaştı. Bıı ayın yirmialtısmda (Muharrem=30 Aralık) Bursa hükümdarı Murad b. Muhammed Güreşçi b. 831İ1. Kardeşi İsa ise Bursa şehrinde ikamet etti./1427-28. s. 821-822. IV. s. Bu kelimenin okunuşu ile ilgili olanık bkz. s. Süleyman. 833h. Osmanlı Melikleri [şehzadeleri] ile ilgili haberler geldi./1429-30./U32-33. askerlerine. 12. y. Güreşçi Muhammed b. Ankeros36 -Hıristiyan Rûmlar'dan bir grup.muharebesi için asker topladığı ve savaştığı sonra askerlerinden bir çoğunun öldürüldüğü ve hezimete uğradığı haberi geldi. - Bu ayın yirmidokuzunda (Cemadi"el-Alür=25 Nisan) Bursa'daki Osmanlı sultanı Murad Bcg b.Sülük 'undaki Osmanlı lar İle İlgili Kayıtlar askerleriyle O'mm üzerine yürüdü. Süleyman öldürüldü. Bayezıd' m elçileri mektup ve armağanlar ile birlikte geldiler. . İsa ve Musa'dır. Muhammed b. Muhammed Güreşçi geçti. 880. daha sonra savaştılar ve İsa öldürüldü. O'ıılan karşılamalarını emrederek. 776. s. y.

/1435-36. IV. y. Köle. IV. Anadolu memleketinden Bursa ve diğer yerlerin sahibi olan Osmanlı sultanı Murad b. Orhan ölünceye dek bu çocukları sır olarak sakladı. [Sonra] asker göndererek İbn Karaman ile diğerlerine İskender'e karşı savaşılması ve O'nıın oradan uzaklaştırılması için mektup yazdı. Erden Ali b. köleler.h. kardeşi Orhan Beg'i yakaladı ve gözlerine mil çekerek O'nu bir müddet hapsetti. s. Osman ve kız kardeşi Şehzade ve bereberindekiler kayboldular. hayvanlar ve onbin dinar gönderdi. IV. Ancak beraberindeki bir grupla kaçabildi. onlardan kaçtı. Tokat'a ulaştığında oranın hâkimi Erkoç. Sultan onları sonra Kahire'ye gönderdi. Cııki O'nunla birlikte olan her şeyi ganimet olarak aldı ve döndü. Tskender ve beraberindekiler İse Tokat'a çok kötü muamele yaparak orayı harab ederek her şeyi çaldılar. İskender b. TV. s. Bu. 997-998. İskender'in kendisiyle birlikte olduğunu bilsin diye gizlice haber gönderdi. Güreşçi. Güreçci b. [Kahire'de] onlan Kal'at ül-Cebel'de bulunan Kaat'es-Sâhib olarak bilinen yere yerleştirdi. Osman idi. C. y. y. s. [Ve sonra] bu köle ismi Süleyman ve kardeşi Şehzade olan bu İki çocuğu ve annelerini alarak Haleb şehrine kaçtı. O'nunla ilgili haber şöyle idi. 959. şehirde ve civarında yaklaşık dört ay devam ettiği haberi geldi. Muhanımed Güreşçi b. Bunun üzerine [Osmanlı sultanı] O'na çok sayıda elbiseler. Bursa ve Gelibolu hâkimi Hondgâr Murad b. Onlara elbise . Pazar'ı Pazartesiye bağlayan gecede. O gizlice hapishaneye [Orhan] için tebdîl-i kıyafet içinde bir cariye soktu. Sullan |Barsbay'ın] oğlu el-Cemâlî'nin hizmetinde bulunan Süleymandı. Osmanlı sultam Murad b. Süleyman b. Neticede Erkoç ile İskender arasında tartışmalar olduğu için Erkoç Murad'a mektup yazıp ülkesindeki tahribatı ve hırsızlıkları O'na bildirmek zorunda kaldı. Bu [haber Murad'a] çok dokundu ve hediyelerin geri gönderilmesi için emir verdi. 991.Cüneyt Kanat C. 839İ1. Osman'a gitmek istediği için ona doğru yöneldi. Anadolu memleketinin Müslüman hükümdarı./1436-37. Akşelıir valisi O'nun hizmetine girdi. cariyeler. Bu ayın beşinci günü. Murad b. Orhan b. Sultan onlara ihsanda bulundu ve Haleb kalesine yerleştirdi. C. İskender. 839h./1432-1433] senesinde Haleb'e gelinceye kadar orada ikamet eltiler. Hapishanedeyken O'nun hizmetinde bulunan kölelerinden birisinin ismi Doğan'di. İskender'in geldiğini öğrensin diye Murad'a durumu bildirdi./1435-36. C. Bu ayda (Rebrül-Evvel=Eylül-Ekim) Anadolu memleketinden Bursa şehrinde veba salgınının arttığı. y. 840. s. Kara Yusuf Akşehir'e indi. (Rebi'ül-Ewcl-]7 Eylül Pazartesi) Kal'al ül-Cebel'de ikamet ediyor olan Süleyman b. Yıldırım Bayezıd b. Muhammed b. Bunun üzerine İskender hiç bir şeyin farkına varmadı ve askerlerin ani baskım İle [karşılaştı]. [Bu cariye) Orhan'dan bu çocuğu ve diğerini [Dünyaya gelirdi]. Fakat sonra Ahmet Cuki'ye (?). Sonuçta İskender Fırat ülkelerine doğru giderek. Orhan Beg b. Muhammed Güreşçi b. Sullan otuzallı [yani 836İ1. 957. Osman b. 8401ı71436-37. Sonra sultanın huzuruna çıkarıldılar.

IV. Kalalon taifesinin. Amcası Osmanlı sultanı Murad b./1439-40. Osman'ın yüz gemi inşa ettirdiği haberi geldi./1436-37. 842İ1. 1112. Osman'ın elçisi geldi. s. 841İ1. Süleyman doğduktan sonra babasımn kölesi Onnıı kaçırarak [Memlûk] sultanı el-Eşrcf Barsbay'a gitti. C. XVII. Fakat Barsbay tarafından yakalandı ve hapsedildi. Orhan Beg b. Ankara 1953. y. Dedesi Muhammed Güreşçi Anadolu memleketinin hükümdarı idî. Osman [bu yılda] öldü. Sonra babasımn kölesi Anadolu memleketine gitmek istediği İçin O'nu kaçırdı. C. 1064. "Memlûk Sultanları Yunma İltica Etmiş Olan Osmanlı Hanedanına Mensup Şehzadeler'. Bu ayda (Ramazan-Şubat-Marl) İskenderiyeden. î7 Yukarıda aııUıtılan mesele ile ilgili geniş bilgi için bkz. 522-529.s. Bu ayın onaltısmda (Zilka'de=19 Nisan) Osmanlı sultanı Hondgâr Murad b. Barsbay O'na iyi davrandı ve O n u büyüttü. s. Muhammed Güreşçi b. 1189.Makrîzî 'nirı Kitâb es. [Hatta] istediği zaman sultanın oğlunun evinde yatabiliyordu. Mııhammed Güreşçi.Suluk 'ımdaki Osmanlılar île ilgili Kayıtlar verdi ve Kahire'de yürürlükte olan dirhemden her ay yirmiiki bin dirhem tahsis etti. Onların Kahirc'ye inmesini yasaklamadı. IV. oniki gemi inşa ettirdiği ve Osmanlı sultanı Murad b. Murad b. S. Bayezıd b. Belleten C./1438-39. H. î. y. Bu ayda (Cemâdi'el-Ewel=Kasım-Arahk) Osmanlı sultanı Muhamıned Güreşçi b. Anadolu sahillerine ve Suriye sahillerine gitmek için. C. Osman'ın elçisi armağanlar ile geldi. 241 . Uzunçarşılı.y. babası Orhan Beg'i tutuklatıp O'nu ölünceye dek hapsetmişti. Bayezıd b. IV. lOOl. s. [Bu durum Süleyman ve beraberindekileri 37 kayboluncaya kadar [devam etli] ./1437-38. 843h. Süleyman b. [Bu sırada] Sultan. Böylece sultanın oğlu ala bindiğinde O da O'nunla biniyordu ve Süleyman'ın gözetimi altında oluyordu. Mııhammed Güreşçi b. IV. 68. Barsbay daha sonra O'nu serbest bıraktı ve kız kardeşi Şehzade ile evlendi. 840h. El-Emîr Süleyman b. y. Orhan'a oğlu el-Cemâlî'ye hizmet etme görevini verdi. C. s.

242 . y. 813. s. III./1390-91. III./l 358-59. u . s. MJJ\ ÜUx.\ C. 790. III. y./1392-93. 817. 793h. s. 79öh. C. . C. 795fı./1393-94. y. 760h.I C. C. y. 796h. 574. s. y. s.Ü ^ P ^ l J--j SJAUİI J i . III. 749. 763. 794h713yi-92.Cüneyt Kanat EK C. y. ffl. s. III./1393-94.

799h.JİJ L ı _ i . 865. y. y. 243 . s. s. 799/1396-97./I396-97.i ! ^ C. J 3 .Maktîzf'nin Kitâh es. C III. s.Sulûk'iındaki Osmaııhlar İte İlgili Kayıtlar C. lM j J . 798hJ1395-96.X îyl *. 873-74. IH. y. -i . III. 879.ji Ji 1 •A-.

s. III. 965. 1 C. s.-. -JÜT/!! illiljî L. Ijbîl ülSJj\ ^ JtpJjj y\ JNJT öt -b. ÖJ HÂJI ^I j>_ji-£. y. I '.Jt » s AJJ O ilı j . -UP A .'Jj  £? â iUstL 244 . y. C. 80Ih7I39S-99.Cüneyt Kanat C.1* ^jJU. J>\—si!."i-* ^s ı_î*. s. .i. 971. y. 800h. O] *U»ı j l T U ^j I 4. III.J ^ I J J İP ÂL» IjU S I J l i • ./1397-98. 906... III. S01hyi398-99.

/1398-99. III..Makrizi'nin Kiiâh es. jilliÜO^ «xLi . s.J .si—ül v a ^JNJ JI L* -^IJJ \—I Jiil II 245 . y. . III. 802h. y. • 1./1400-01. 972.J • iiıl J. III. 8(>3h. • ^ Û ^J* -* ^ İ <• l i l C./1400-01. t- r • -* • - — ^ • » ı . j l ı lirf . III./1399-İ400. 979. y. ! . *İJİ ı» Jüli . 1027.-1. s. . y. 801h.ie. »_.Suluk 'undaki Osmanlılar île İlgili Kayıtlar C.I ı_.-^ . . s. s. l- C.-\ C. 1031. 803lı.

803h.803h. 1056. 1091-1092.J. -_. .c./l 402-03. III. jî AJLIIJI ^ ili ı_^!ı ÜU « ı î !>• Jl—uÜ . 805h.Cüneyt Kanat C. III. s. -u>.III. y. y. y.)\ C. C. s./l 400-01.iLi — t-1- 24.6 . 1069. s./1400-01.

İlgili Kayıtlar »l! İJLc !j^.U ti\£ ~=±* AJI S J ^ L P J J L i j\c"fi JJI illâ iLi UwU*i . ı_-»~l i l p J J ^ T L J J *» . * . . * J ' J ^ I .Sjjjl JJÎI I Ü*il r - -^ <—'fi 247 . a 5 L_p c—" / tiJ . t *^i a-U>. l ^ ^ ! 1 * «. t— " ^ 4_i : İÜ>' .'T\I Jjl •.• Js^i.Sulûk'ttndaki Osmanlılar İle. ....ir O*'s . l*.i_.î-b-î *.f ^ jO\ >T J j *J\J I'JJ -U>. i .iîjî İ Ü / JI j^p /JIJ *^r 1 lj . JJ i r ı ^ U .1 ^Sj '\~*> . • « J «I J <ı j .^ OÎIJ" • .J.-.I Ü .• • .b/laknzî'mn Kitâh es. I s jUJI LJ Jiîj .. J >N1 L kj I ti. . ^P . * .JJ c-Lill '^J . L'JJİs : « ^ j l i -• î-b Jjf J j .JJ • • <~^ A i^ J J I Jİ • : İİA * ..J I i l i .t LÎ* .* . i l •._. U^'ı^ .rL_* kijıki.?.*&î »jJl li J lliijj — i j y J»jJl li J — J J s ^ l jî JJ . . i Ü / j : ^1 JI jL_-!l Jjî /..

IV. s. 173. 162. 8I3h. y. 142. J JÎ J l-* J J ./1410-ll. y. IV. 171. 1109. -1 ^ 248 . s. C. 159. s./1402-03./1410-U. C. i. VJ C.s. 814h71411-12. y. 813tk/I410-ll. ^ı. 805h. s. y. IV.j C.-: •-=' C. y.s. 813h.IV.Cüneyt Kanal C IH. y.IV. «13h71410-U.

j .Makvîzt'nm Kitâb es. 253. ^'1 fJ .Suluk 'undaki Osmanlılar île İlgili Kayıtlar C IV. 179.i . s. IV. y. ^ ^ C. ii J 249 . y. 275.y.il J^ 1 j j . ı j tJj-^T f^ c*} C. y. 814H71411-I2. L£ jLaJ. C. IV. s. IV. s. . 204. 190. 814hJ14U-12. 815hJ1412-I3. 814h71411-12.816hyi413-I4. 200. y. s. C. y. 815h7t4I2-13. s. ] ^ ^ r C IV. s. IV.

369. . IV.: jı .Cilneyi Kana! C IV.* . y. y.. 366. s. 818h71415-İ6. 819hJ1416-17. J. -i —Tj -J C I V . C. 339. s. L İ j i ^ J / • * ./1415-16. -u>. y. 3lü. IV. C. IV. y. 299.^ ^ „.818hV1415-16. 818h. s. s. _J -l*j. ^ j I_=-UJ j\U j . s. 819lu/14 İti-17.— 1 ^ J j 250 . y.j l j . ı _-'l -=-V S> —' J* S :J-'1! C. .

IV. "-^'^ V*J -W- C. ı—. 384-385. s. . -J jj-\ 5 I. s. 431. SUsiil âl^i j üJJ^l *—uj ı fU. H2QhJ14l7-l8./1417-l8. y. ./14I6-17.s.IV.y. y.ll C. C. S20h7î4I7-18.j C. 490. P/. IV. 403. 251 .Sıılûk'uııdaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C.375./14I9.y.819h. s.Makrîzî'nin Kitûb es. y. s.822h. IV. 820h. I * J I P -şıy sj^3^ JHI «» * C/) *y.

C.^ C. ^ s . s. y.y. y. IV. /. s. y. C. 548. 823h. IV. C. 824h71421.rV. 522. 823h. IV. IV. 524./1421. j 252 .UÜ JIOJ J'j^Ni i .. . y. s. J. 599.519. 824h.823h.l j ./142Û.s./ 1420. s.Cüneyt Kanat C./1420.

IV.' t ' I l^N^ı i M i ' . C. lı I J ^ I .Makrtzf 'nin Kitdb es. »— C. y. 634. 625. 1423-24. y. y. v t*' J ^J -* ~ 253 . _ I J. 825h71421-22İ C IV. 825hJI 421-22. 827h. 656. IV. s. *J ^' .Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. s. . s. 826hJ1422-23. IV. s. 625-626. y..

83lhJl427-28. C./1432-33. IV./1429-30.Cüneyt Kanat C. y. IV. IV. C.^ t -•* C. 8391)71435-36./l 426-27. 937. s. s. »ıJİil ^i t ^ j ^JtJ : jic-j . IV. 880. *J. IV. 830h. y. s. 747-748. j l T U 254 . C. 776.83Sı. 821-822.. 3 . y. s. y. s.. y. 833h.

s. 959.h71436-37.^-^ûi a V C f.Makrîzî'nin Kiîâb es. y. IV. 840h71436-37.Suluk'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar J^U «J-ıJI^ ıiiv^" ^ «il ^ i T ' ^NjU. illi C.î ı ^ (^J* öî^ O'. 997-998. 839h71435-36.ö . s.i !jı 1 2İ5 . IV. IV. 840.JH C. r j j ! l J^ILI ı^O1. y. y. 991.jy ' : * .i »Uİ. ı ^ İ J • J U ^S J I f.I ö . s. -'JsJ\ iL) J . C.J U İ .

U12. ./I437-38. -jjiı j»-ı^j -t—=Jı C. y. 84Ih. s. 840hJ1436-37. 1189.Cüneyt Kanat ^" [ J 1 ~~r^~ OilıUl f-^' {^~ V jy-1 rULl =JJJ 4>o^ J l o ^ j ' C. IV. y. s. IV. 1064. 843tıJ 1439-40./1438-39. s. y. y. C. V ->* C. 1001. s. 256 . IV. 842h. IV.

bir Osmanlı kimliğini yaratma projesinde çok az başarılı olmuştur. 257-275. OSMANLI DEVLETİ'NDE MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Turgay UZUN* 1839 Gülhane Hatl-ı Hümayıımı ile başlayan Tanzimat'la birlikte İmparatorluk içinde yaşayan gayrimüslim ve Müslümanlar eşil haklara sahip olmuşlardır. ss. MÜSLÜMAN UNSURLARDA MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Osmanlı İmparatorluğıındaki Türk olmayan Müslüman toplulukların çoğunun. geleneksel olarak özerk gayrimüslim cemaatlerin devlete bağlılıklarını artıracağım umut etmişlerdir. bu tavizin. idari-askeri yapının çözülmesi ve ülke dışından gelen ideolojik etkiler nedeniyle bir milliyetçi hareketin İçinde oldukları görülmektedir.. İslâm ümmetçiliği. Merkezileşme ve Batılılaşma doğrultusunda atılan adımlar gayrimüslimlerin aksine Müslüman topluluklarda hemen bir ayrılıkçı hareketi doğurmamış. Osmanlı devlet adanılan. Hıristiyan tüccarları himayelerine alıp vergi bağışıklığı ve yürürlükteki Osmanlı yasalarından korunma güvencesi sağlamışlardır. İmparatorluğun birliğini. İzmir 2000. İİBF. Hıristiyan nüfusun yoğun olduğu Balkan yarımadasında toplumsal huzursuzlukların ve milliyetçi hareketlerin nedenlerinden biri olmuştur. özellikle Arap ve Arnavut ulusal topluluklarında görüldüğü gibi. Muğla Üniversitesi. Kamu Yönelimi Bölümü . Türkler dışındaki Müslüman halklanıı milliyetçi hareketlerini engelleme çabaları da işe yaramamış. toplumsal ve idari yapıdaki birinci sınıf rollerine karşın. İslâmi duygularla destekleyerek. Oysa Batılı devletler yeniden sağlamlaştırdı klan kapitülasyonlardan hemen yararlanarak. Halifelik kurumu ve İslâmın "bütünleştirici" etkisi milliyetçi hareketlerin gücünü azaltmıştır.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Sayı IV. Tanzimatın özellikle vergi alanındaki merkczilcştirici önlemleri. Dr.

Diğer yandan Hıristiyan Arapların da milliyetçi hareket içinde önemli rolü olduğu görülmektedir. Kaptan-ı Derya'lar içinde Arap olan yoktur. a. Araplarda ilk milliyetçi hareketler Suriye'de yaşayan Araplar arasında dalıa çok kültürel ve edebi faaliyetler şeklinde başlamıştır.1033-34. 4 Ancak Osmanlı bürokratik yapısı 1 2 3 İlher Ortaylı. s. Tarih Vakfı Yurt Yayınlan.m.' Osmanlı Devleti ! nin iktisadi ve askeri alanda gerilemesi ve Batılı devletlerin etkileriyle on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından sonra Vahiıabi hareketi. Osmanlı imparatorluğu içinde büyük bir nüfusa sahip olmasına karşın. devletin zayıflaması ve bağımsızlıkçı düşüncelerin yaygınlaşması sonucu bu ümmet bağı yerini ulus bilincine bırakmış. Muhaımned Abdulı gibi aydınlar Arap milliyetçiliğinin oluşumunda önemli rol oynamışlardır. İstanbul. s. "Osmanlı İmparatorkığu'nda Arap Milliyetçiliği". Baltimor. devlet bürokrasisinde çok daha az oranda yer almıştır. Erken Arap Milliyetçiliği ve İslamcılık (1908-19Î8).g. bu dini hiyerarşinin dalıa üst kademelerinde yine İstanbul'da yetiştirilmiş ve yüksek idari mevkilere bağlı insanlar görev yapmış. Tanzimat la birlikte yasal sistemin giderek laikleştirilmesi ulemanın rolünü de zayıflatmıştır. Müslüman Araplar devletin adli yönetiminde geleneksel bir yere sahip olmuş olsalar da. Arab Enicdlecîuah and the West Tlıe Fonnative Years. 258 .3 Önceleri Osmanlı Devleti içerisinde aynı ümmet toplumuna bağlı olarak yaşayan Müslüman unsurlar. 78 Türk ve 31 Arnavut sadrazama karşılık. Ortaylı. için bkz. Özellikle misyonerlik faaliyetleri Müslüman Arapların Hıristiyanlüşünlmasma değil. İletişim Yayınları. reisülküitaplar arasında ise dört Arap vardır..lÛ33 Araplar arasıntlak Hıristiyan misyonerlerinin faaliyetleri. Mehmet Ali Paşa İsyanı ve benzeri hareketler ideolojik bütünlüğün sarsılmasına yol açmıştır. Arapça konuşanların bir ulusu oluşturmaları ve bu ulusun bağımsız ve birleşmiş olması gerekliği ancak yirminci yüzyılda anlaşılır hale gelmiş ve siyasal güç kazanmış olmasına rağmen. Hasan Kayalı. 1960. 215 Osmanlı sadrazamından hiçbiri Arap kökenli değildir.Turgay Uzun ARAP BAĞIMSIZLIK HAREKETİNİN GELİŞİMİ Osmanlı Devleti'nde Müslüman unsurlar içinde on dokuzuncu yüzyıldan itibaren oluşan milliyetçi bağımsızlık hareketleri içinde ilk hareket ve milliyetçi bilinçlenme ilk önce Araplarda ortaya çıkmıştır.2!. istanbul. Başdeflerdarlar arasında bir.3 Osmanlı Toplumundu Araplar Arap topluluğu. Abdurralmıan El Kevakibû Rıfat El Tahtavi.s. sadece üç sadrazamın Arap kökenli olma olasılığı vardır. bu sürecin başlangıcı daha eskilere gitmektedir. Cilt:4. ulusal bilinçlerinin uyandırılmasma yönelik olarak uygulanmıştır. Tanzitnaltan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi. 1983. Arap milliyetçi hareketi bazen yoğun bir anli-Türk teması doğrultusunda gelişine göstermiştir. 1998. Örneğin. Arap aydınlan Batıdan öğrendikleri milliyetçi düşünceleri gençlere aktararak bu yönde bir harekelin doğmasında önemli rol oynamışlardır. Jön Türkler ve Araplar Osmanlıcılık. Hİsham Sharabi.

1916 yılındaki Arap isyanıyla doruğa ulaşmasına. Arap milliyetçiliğinin başlangıcı on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısı olarak ele alınmaktadır. Arap aydınları arasında da özellikle İmparatorluğun son döneminde kendi geleceklerinin ne olacağı ya da ne olması gerektiğine yönelik tartışmaların yaşandığı görülmektedir. Çev. Çağdaş Arap Düşüncesi. yavaş yavaş işlemez hale gelmiş olmasından dolayı seçkinlerin imparatorlukla bütünleşme yollarından birinin fiilen kapanmış olması. açık bir Arap milliyetçiliği on dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar siyasal hedefleri olan önemli bir hareket olarak ortaya çıkmamıştır. s. Arabistan'daki Valmabi Krallığı ve Mehmet Ah Paşa'mn kısa egemenliği Arapların bağımsızlıkçı ve milliyetçi hareketler içine girmelerinde etkili olmuştur.6 Arap Milliyetçiliğimle İdeulujik Etkiler Arap milliyetçiliği konusunda yazılmış temel eserlerden olan George Antoniııs'un "Arap Uyanışı" (The Arab A\vekining) adlı eserinde. 259 . fl. Nitekim çok değişik etnik gruplardan olan çok sayıda üst düzey kaimi görevlisi devlet örgütü içinde yer alabilmiştir. Arap vilayetlerinin İmparatorluğa daha geç katılmış olması.22. İslâm öncesinde de Arapların bir çeşit ırkçı duygulanımları olduğu görül inektedir.Osmanlı Devleri 'tide Milliyetçilik Hareketleri içinde etnik grupların temsili noktasında bir kayırmanın veya bir ön yargının varlığından söz etmek güçtür. istanbul. a. Osmanlı egemenliğinden kurtularak kendi topraklarında bağımsız bir ülke yaratmaktır. 1993s. s.5.g.e.287.. Bununla beraber. Mısır'ın ve Lübnan'ın. padişahı destekleyerek Müslüman unsurun egemenliğini sürdürmek ve hiç bir fark gözetmeksizin bütün tebaaya eşit haklar tanıyan bîr anayasal monarşiyi kurmak arasında değişiklik göstermiştir.6.:Latif Boyacı-Hüseyin Yılmaz. Araplarda mevcut bulunan kavmiyet bilinci. on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Türkler ve Araplar arasında farklılık bilincinin geliştiği görülmektedir. hatta daha sonrasına kadar götürmektedir. Bu noktaya kadar Arapların eylemleri. Suriye'nin. 5 6 Kayalı. 19 yüzyılın ortalarından Birinci Dünya Savaşına. bağımsızlığı için çalışan örgütlerin ortak amacı. Arap milliyetçiliğinin aşamalı gelişimini. Kayalı. Arap bölgelerinin başkente uzaklığı ve özellikle aşiret bölgelerinde özerk yönetimlerin devanı etmesi gibi tarihsel nedenlere dayandırmaktadır. Bu etkenlerinde etkisi ile İmparatorluğun Balkanlardaki tebaası arasında milliyetçiliğin yayılmasıyla. însan Yayınları. Bu doğrultuda Arap milliyetçiliğini savunan çeşitli dergi ve gazetelerle birlikte bu amacı savunan örgütlerin kurulma süreci yaşanmıştır.c. Osmanlı Devleti İçinde yaşayan Arapların peygamber ile aynı soydan gelmeleri ve Kur'an'la aynı dili konuşmaları onlara doğal bir ayrıcalık vermiştir. tımar sisteminin Arap toprakları feth edildiğinde. Kayalı da bu doğrultuda Arapların bürokrasi İçinde az sayıda temsil edilmesini. Antonius.5 Araplar her zaman için istisnaî bir şekilde dillerinin bilincinde olmuşlar ve onunla gurur duymuşlardır. Albert Hourant.

1875'de Bustanî halkasından Hıristiyan Araplar gizli bir dernek kurarak. Arap kentlerinde milliyetçi hareket. 9 Kayalı. Bu nedenle Padişahın sahip olduğu Halifelik makamı muhalefetin önündeki en büyük engel olarak ortaya çıkmıştır. Suriye'nin entegrasyonunun başanh olabilmesinin bir anayasal düzenlemeye bağlı olduğuna inanmamıştır. Rıfat Tahtavi.g. 260 . Muhalif aydınların Avrupa başkentlerinde. Suriye'nin Lübnan'la birlikte özerkliğini ve Arapça'nın resmi dil olarak kabul edilmesini istemişlerdir.Abduh'un İslâmi modernizmi (Selcfiyyc).25. a. liberal düşüncelerin İslâmla bağdaşabileceği düşüncesine daha sistematik olarak yaklaşmışlardır. &A%. Muhalefetin Padişahın halifelik makamına olan salüpliğini çürütme stratejisi bir anlamda dinsel bağlılıklarla engellenmeye çalışılan Müslüman ayrılıkçı hareketin de işine yaramıştır. îslâmi fikirleri farklı bir modernleşmeci tarzda vurgulamaya başlamışlardır. 10 Kayalı.g. a. Halifeliğin ve "din kardeşliğinin" birleştirici etkisinin azalması özellikle Arap milliyetçi hareketinin belirli bir ivme kazanmasına yol açtığı söylenebilir. Bu akımın önde gelenlerinden Muhamıned Abdıılı ve pek çoğu ulemadan olan taraftan.e. Paris'te. Genç Osmanlı8 düşüncesini besleyen benzer toplumsal. Tanzimat sonrası dönemde Mısır ve Suriye'de gelişerek Abdülhamid döneminin siyasal ve toplumsal rahatsızlıklarına karşı çıkmış. Selefi modemizm.. ekonomik ve siyasal sıkıntılara tepki olarak gelişmiştir. Ancak Genç Osmanlı hareketi gerek dönemsel gerekse de düşünse] açıdan Jön Türk harekelinden farklılık gösterir Genç Osmanlılar. Muhalefetin. Padişah'ın özellikle yayın hayatı üzerinde sürdürdüğü sansür ve sürgün politikası. Sııriyeciligin ilk ve en inanmış taraftarlarından biri olan Bustani. Abdurrahman Kavvakebi gibi Arap aydınlarının tarih yorumlan 8 Genç Osmanlı hareketi ve Jön Türk hareketinin çoğu zaman birbiri yerine kullanılan terimler olduğu görülmektedir. böylece Abdülhamid'e karşı gelişen Überal hareketin daha sonraki evresiyle kesişmiştir.10 Butrus el Bustani. s. gerek örgütsel gerekse entelektüel anlamda bir gelişme dönemine girmiştir. Londra'da örgütlenmeleri ve muhalif yayınlar çıkarmaları Abdülhamid iktidarına karşı olan Genç Osmanlı hareketi ile başlayan ve Jön Türklerle devam eden muhalefetin güçlenmesini sağlamıştır.ancak memleketimiz Suriye'dir" demektedir.9 Abdülhainid'in iktidara gelmesi ve muhalefete karşı baskıcı bir politika izlemesi.. diğer bütün muhalif gruplarda olduğu gibi Arap'lar da yeni bir yapılanmaya gidilmesine yol açmıştır. dönemsel olarak Abdülhamid döneminden önceki bir hareketi ifade etmesine karşın Jön Türk Hareketi Abdülhamid ile aynı dönemi paylaşır.Turgay Uzun On dokuzuncu yüzyılın sonlarında ise bazı Arap aydınlar.e. Bunlara başta gelen örnek olarak gösterilebilecek olan Suriye'nin bağımsızlığını savunan bir Arap milliyetçisi Butrus el-Bustanî ve onun çıkardığı dergi "ez-Zinan". Osmanlı vatanı içinde birlik çağrısı yaparken "Osmanlı bizim vatanımızdır. pek çok gazetecinin Avrupa ve Mısıra gitmesine neden olmuştur. liberal-nıeşruü bir rejim isteği ancak Padişahın gücünün azaltılması ile mümkün olabilecektir.

174.13 Bu tip ideologların. From Ottomanistn lo Arab'ısın. milliyetçilik ve islâm'ı bağdaştırma çabası içine girdikleri de görülmektedir. Özellikle Abdüllıanıid yönetimi döneminde Arap gençlerinin. Yine Suriye milliyetçisi olan Necip Azuri bu akım içinde önemli bir yere sahiptir. ancak göreli de olsa-diğer bölgelerde 11 n 13 Ortaylı.az gibi milliyetçi düşünce adamları. Suriye ve İrak'ın büyük şehirlerinde kurulan devlet okullarında eğitim alarak yabancı dil Öğrenmeleri ve yeni düşüncelerle tanışmaları önemli bir etken olarak sayılabilir. Bunun nedeni olarak İslâm'ın evrenselci ve ulusal-üstü bir niteliğe salûp olması ile Halifelik kurumunun birleştirici özelliğinin hala etkin olabilmesi gösterilebilir. 12 Hıristiyan Araplar arasında partikülarisl milliyetçi düşüncenin Müslüman Araplara göre daha fazla yayıldığı ve taraftar bulduğu görülmektedir. Daha önceki yazılarına göre Türk karşıtlığım daha çok vurgulamakla ve Türklerin Arapları "mahvettiğini" söylemektedir.m. aynı Yahudilikte olduğu gibi İslâm'ı Araplara has bir "ulusal din" haline getirerek. 1861'de ilk Arap gazetecilerinden olan Halil cl-Huri. Türklerden bağımsız olmalıdır.g. Arap milliyetçiliğinin aslında İslâm anlamına geldiğini ve peygamberinde bir Arap milliyetçisi olduğunu söylemiştir. Diğer yandan radikal bir Arap milliyetçisi olan Michel Eflak. Suriye'nin hepsinin bir gün bütünüyle bağımsız olacağını. Houratıi. yazdığı eserlerde vurgulamış. s. Hliııois. a. devlet bürokrasisi içinde değişik mevkilerde görev almış ve farklı etnik kökene salıip kişilerle bir arada yaşamaları sonucunda Arap kimliğine salıip olma ve farklı bir etnik kimliğe salıip olma duygusu güçlenmiştir. s. Bağımsızlık yanlısı milliyetçi bir Arap aydın grubun oluşması ve bu düşünceyi savunan örgütlerin çatısı altında birleşmeleri Osmanlı Devleli'nde Arap milliyetçi hareketinin güçlenmesinde önemli bir etki yapmıştır. Devlet tarafından Arap vilayetlerinde Arap gençlerine Osmanlılık düşüncesini aşılamak için verilen eğitim milliyetçi uyanışı Önleyememiş. 261 . "Harabat-ı Suriyye" adlı eserinde Suriye halkının farklılığım ortaya koyan bir kitap yazmıştır. Azıırî'ye göre Arap ulusu. Diğer bir Suriyeli Arap olan Manınî Buluş Nuceym. Bu okullardan mezun olan gençler.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri tamamen anti-Türk ve ırkçılığa dayanan bir Arap milliyetçiliği olarak kendisini 11 göstermiştir.. Ernesi Dawsı.. İslâm ve milliyetçiliği birleştirmiş ve Arap kimliğine sahip olma ile Müslüman olma arasında doğrudan bir ilişki kurmuşlardır.e.g.81. 1973. Arap ulusal bilincinin yükselmesinde. s. Şali el Husrî ve Abd-el Rahman el-Baz/. a. milliyetçi idealleri önünde engel olarak gördükleri evrensel İslâm anlayışım aşma amacında oldukları söylenebilir. Bazı Arap milliyetçilerinin. 1905'de Paris'te yazdığı "Le Revcil de la Nation Arabe" adlı kitapta Arapların farklı bir ulus olduğunu ve Hıristiyan veya Müslüman Araplar arasındaki ayrılığın dış güçler tarafından çıkarıldığını söyleyerek tüm Araplar arasında bir birlik kurmaya çalışmıştır. İslâm'ın bu evrenselci niteliğine karşın.301-302. Universilİy of IHinoİs Press.

Cemiyet-i İslahiye (Beyrut 1912). Bununla beraber. 262 . Arap ulusal hareketinin oluşmasında Abdülhamid döneminde ortaya çıkan Türkçü akuîitn da bir itici güç oluşturduğu söylenebilir. Nitekim daha sonra bu eğitimli kadrolar yeni Arap devletlerinin kurulmasında önemli roller üstlenmişlerdir. Arap bölgelerinde Osmanlı eğitimi almış bir bürokrat kadronun yerleşmesini sağlamıştır. El Fatat (Beyrut 1912). Müslümanların ayrılıkçı hareketlerini engelleyememesi üzerine Türkçülük. bu kongrede Arapların idari ve siyasal Özerkliğini Öngören öneriler kabul edilerek Osmanlı yönetimine bildirilmiştir. Tarık Zafer Tutıaya. Arap milliyetçiliği ve Araplann bağımsız bir devlete salıip olması sürecinin başlarında çoğunluğu Suriyeli Araplardan oluşan bir grup 1912'de Osmanlı İdari Adem-i Merkeziyet Partİsi'rıi kurmuşlardır. Ciltli. El "la 15 Merkeziye (Kahire 1912). Türkiye'de Siyasi Partiler. Suriye Osmanlı Cemiyeti. El Ahd (İstanbul 1913) bu örgütlerin başta gelenleridir. İmparatorluğun kurtanlması ve dinsel bağlılık temelinde bir birlik kurulması düşüncesini savunan Arap aydınlanılın da bulunmasına rağmen. Özeli ilde 1908 sonrası dönemde. s. Arap siyasal birliğinin kurulmasını amaçlayan eylemlerin yoğunluk kazandığı söylenebilir. Cemiyel-ül İha el Osmani (Kahire 1909).Sayı:32. "I.l5. Dahil sonra bu partiye katılmış bir grup 1913 yılında Paris'te bir Arap kongresi düzenlemiş. Müslüman un sur tan n ve özelde Araplann milliyetçi hareketlere girişmelerinin de rolü olmuştur. Arap milliyetçiliğini gizli veya açık şekilde amaç edinmiş ve Osmanlı Devletinden ayrılarak ayrı bir Arap Devleti kurma yönünde faaliyet gösteren bir çok örgüt kurulmuştur. yeni ve güçlü bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır.bir Osmanlılık anlayışını yerleştirmiş. Milliyetçi Arap Örgütlerinin Kuruluşu Fikri alanda olduğu gibi örgütsel alanda da Arap milliyetçi hareketi bu dönemde önemli gelişme içerisindedir. O dönemde iktidarı elinde bulunduran İttihat ve Terakki yönetiminin bu önerilere cevabı Arapları tatmin etmeyince. El Müntcdi-ül Edebi (İstanbul İ 909). Özellikle İttihat ve Terakki dönemi sonlarına doğru bu birlikten yana olan görüşlerin giderek güç kaybettiği ve Türk karşıtı. (Paris 1908).Turgay Uzun olduğu gibi. Nisan 1990. İha el Arabi (Al Îkha-İstanbul 1908). Cilt:l[). Osmanlı Devleti İçindeki Türk olmayan Müslüman halkları birbirine bağlayan din unsurunun ve Halifenin otoritesinin giderek zayıflayarak etnik farklılıkların ön plana çıkması Arap ulusal harekeline belirli bir ivme kazandırmıştır. iletişim Yayınlan. El ttühad-ül Lübnani ( Kahire 1909). 623-634. Meşrutiyet Dönemi Türk Milliyetçiliğinin Gelişmesinde Arap Milliyetçiliğinin Rolü" 'fiirk Yurdu Dergisi. s.14 Osmanlıcı ve Pan-İslâmist politikaların. Türk milliyetçiliği düşüncesinin ortaya çıkması ve gelişmesinde. Cemiyet-ül Kahtaniye (İstanbul 1909). Milliyetçi Arap örgütleri ve bunlara ilişkin belgeler hakkında bkz. Bu görüşleri savunanlar Osmanlı Devleti'nin taraf olduğu savaşın Araplar lehine sonuçlanmasının ancak Türklerin yenilgisi sonucu ortaya çıkabileceğini ve özellikle 14 13 Zekeriya Kurşun. İstanbul. Araplann bağımsızlık istediği ve bunun da ancak güç kullanarak mümkün olabileceği görüşü ağırlık kazanmıştır. 1998.

lam bağımsız bir Lübnan kurma filerini öne çıkarmış ve bir çok Lübnanlı Hıristiyan Fransız ordusuna katılmıştır. Mekke Şerifi'ne güvenmemeleri nedeniyle. 1908 devrimi sonrasında. Lübnan ve Filistin'in İngiliz ve Fransızlar tarafından işgal edilmesi ile birlikte bu bölgelerde bir işgal yönetimi kurulmuştur. Arnavutluk bağımsızlık hareketi. Bu süreç içinde İngiliz ve Fransızlarla Osmanlı Devleti'ne karşı birleşen Arap milliyetçileri. ancak aldığımız bedele size verebiliriz" sözlerinin üzerinden çok geçmeden Araplar. İmparatorluk içinde Müslüman Türk ve Araplardan sonra geniş bir etnik topluluğu oluşturan Müslüman Anıavutlann Osmanlı Devleti içinde önemli ve etkin bir topluluk olduğu görülmekledir.Osmanlı Devleti'ndeKdilîiyetçilikHareketleri Fransa ve İngiltere'nin Arap siyasal birliğinin kurulmasında kendilerine yardımcı olacaklarını düşünmüşlerdir. Sonuç olarak Arap milliyetçi hareketi kendi devletlerini kurma amacına ulaşlıysa da birleşik bir Arap devleti kurma düşüncesi gerçekleşmemiştir. tarihsel hasımlan olan Yahudilere bir vatan oluşturulma snıa tanık olmuşlardır. Filistin topraklanın satın almak için gelen Yahudi zenginlerine "bu topraklan kendi kanımızla aldık. Osmanlı yönetimi altında yaşamak istemeyen ve Müslüman Türklerin kendilerini ezdiğini söyleyen Araplar. yaşadıkları topraklanıl. İngiliz himayesine karşı çıkmaları. Bu bölgelerde işgal güçlerinin denetiminde Arapların da yönetime katılması sağlandıysa da. yirminci yüzyılın başlarında hala ortaçağ geleneklerini ve yaşam şartlanni devam ettiren bir ülkedir. ARNAVUT ULUSAL HAREKETİ Müslüman unsurların milliyetçilik hareketine bir diğer örnek de Arnavut ulusal hareketidir. Osmanlı İmparatorluğu'ndan en son ayrılan Arnavutluk. Bunların ortak endişesi bağımsızlık sonrası kurulacak Arap Devletinin hükümdarının kim olacağı yönündedir. Arnavut halk arasında bağımsızlık noktasında bir görüş birliği olmamasına ve bu halkın Hıristiyan ve Müslüman Arnavutlar olarak ikiye ayrılmasına rağmen. Bu gruplar da Fransa ve İngiltere yanlıları olarak iki gruba ayrılmışlardır. Ancak Lübnan Araplarının. özellikle kutsal sayılan şehirlerin bile Hıristiyan devletlerin işgali altına girmesine göz yummuşlar. Bu arada Mekke Şerifi de Türk egemenliğine karşı birleşen Arap milliyetçisi örgütlerle birlik olarak Osmanlı Devleti'ne isyan etliğini açıklayarak Hicaz'ın bağımsızlığını ilan etmiş ve bir Arap Ordusu kurmuştur. hatta işgal ordularına katılıp Türk askerleriyle savaşmaktan çekinmemişlerdir. 1908'den 1913'e kadar milliyetçi Arnavut harekeli sürekli olarak eylem yapan aktif bir hareket görünümündedir. 263 . İngiliz ve Fransızlar kendi çıkarları için Arap milliyetçiliğim bir araç olarak kullanmışlardır. Bu süreç içinde Mekke Şerifinin ailesinin yönelim düşüncesi öne çıkmış ve Adeuı-i Merkeziye! Partisi'nin görüşlerine uygun olarak eyaletlerin federasyonundan oluşan ve bağımsız bir Irak ve Hicaz ile bir tür gevşek ilişki içinde olan bir Suriye kurma düşüncesi güç kazanmıştır. Osmanlı Devleti'nin yenilgisinden sonra yine kendi topraklarının sömürge haline getirilmesine ve yüzyıllardır Arapların yaşadığı topraklarda. Suriye. kendilerine olan olumsuz etkisi uzun yıllar sürecek bir Yahudi Devleti'nin kuruluşuna zemin hazırlamışlardır. Osmanlı Padişahı Abdülhamid'iıı.

Turgay Uzun Meşnıtiyet'in eşitlikçi politikasını yeterli bulmamış. Osmanlı İmparatorluğunun. London. 1880'lerin başlarında Naim Frasheri gibi aydınların öncülüğünde güney Arnavutlukta. Ancak gerçekte bu örgüt ayrılıkçı Arnavut hareketinin eylem organı olmuş ve 1909 isyanında da aktif rol oynamıştır.. l7 Arnavut milliyetçi aydınlarının açtığı okullarda bağımsız Arnavut devletinin kurulması gerektiği düşüncesi yayılmaya çalışılmış. bağımsızlığını kazanan Yunan Devletinin güneye.81.g. 1997. Bu Örgütler içinde Başkim Cemiyeti. a. küçük ve entelektüel çevreyle sınırlı kalmasına ve kitlesel olmamasına rağmen bu hareket. Arnavutlar içinden çok sayıda yüksek rütbeli subay yetişmiştir. s. 264 16 . I Büyük çoğunluğu Müslüman olan Arnavutların yaşadıkları toprakların güneyinde geniş bir Ortodoks azınlık. onların çıkarlarım zorba komşularına karşı konıyamayabileceğine ilişkin korkuların ortaya çıkmasına yol açmıştır. s. 1878'de bir grup Arnavut aydını. 18 Tunaya. Kürt dernekleriyle beraber İstanbul'da ilk kumlan örgütler olmuşlardır. a. eylem sürecine bırakmıştır. yeni ve önemli bir etki oluşlurmuşlıır. Arnavutluk bağımsızlık sürecinde.e. Arnavutların genelde İmparatorluğa sadık oldukları kabul edilmiş. Arnavutça'yı yaygınlaştırarak ve Sırbistan ile Yunanistan ve belki de Bulgaristan arasında bölünme tehdidine karşı savaşarak Arnavut ulusal bilincini güçlendirmeyi amaçlayan "Prizren Lİgası"nı kurmuştur. Arnavutların çevresinde oluşan gelişmeler onları da etkilemiş. 17 Hugh Poulton. Hurst&Company. Sırp devletinin kuzeye yayılması Müslüman Arnavut cemaati arasında. l8 Siyasal amaçlı ilk Arnavut gerilla hareketi (Bulgar devrimci gruplarının faaliyetlerine karşı direniş). İttihat ve Tcrakki'nin Makedonya da'ki bazı üyeleri ile Arnavut Devrimci Komiteleri'ndeki benzerleri arasında ilişki kurulmuştur. Osmanlı Dönemi Arnavutluğun toplumsal yapısı ve ayrılıkçı hareketler hakkında geniş bilgi için bkz.e.g. Arnavut denekleri. dernekleşme tarihi içinde en etkin ve en tanınmış demektir.e. bu eğitim ve bilinçlendirme süreci yerini daha sonra. a. milliyetçi örgütlerin önemli yeri bulunmaktadır. çok sayıda Arnavut kasabasında Osmanlı yönetimine karşı bir ayaklanma düzenlemek için Arnavut devrimci komiteleri oluşturulmuştur. yeni vergi konulması sonrasında ivme kazanmıştır. Üsküp'teki İttihat Terakki şubesi genellikle Arnavutlardan oluşmaktadır. 1905'de ise. Bu arada Mithat Frasheri ıy Selanik'te tüm Arnavut halkma devrimi destek çağrısı yapmaktadır. Top Hal... daha dağlık ve aşiretlerin yaşadığı kuzeyde ise 16 daha küçük bir Katolik azınlık bulunmaktadır. Bu derneğin görünen amacı. 19 Poulton. 82.g. Osmanlı Yöneliminde Arnavutluk ve Arnavut Uhtsçııhtğıtının Gelişimi. 1908 Jön Türk devrimine kadar. İstanbul. Boyut Yayınlan. "millî dil olan Osmanlıca ve Arnavutça'nın öğretilmesi ve yaygın la şt in İma sı dır.564. Grey Wolf and Crescenî. Nuray Bozbora.. 1899'da Hacı Molla Zeka tarafından kurulmuştur. Arnavutça eğitim yapan bir çok okul açmışlar. 1997.

g. s. isyancıların silahlan toplanmıştır. a. 265 . bu niteliğini kaybetmiş. Milliyetçilik Hareketlen Osmanlı Devlcti'ne karşı geniş çaplı ilk başkaldırı harekeli 1910 yılı Nisanmda başlamış ve Malisöricr (Malisya bölgesinin Kalolİk Arnavutları) tarafından bir yıl sonra tekrar alevlendİrÜmiştir. Jön Türk devrimi sonrası güçlenen Türkçülük düşüncesinin. 1912 yılında iki Arnavut derebeyi İsa Bolalin ve Yakovalı Bayram Sur ve arkadaşları Sait Paşa hükümetine isteklerini saptayan sert bir bildiri vermişlerdir.. bir ulusal hareketin oluşmasına yol açmıştır. Osmanlı toplumu "Müslüman" ve "gayrimüslim" olmak üzere iki ana gruptan oluşmuştur. Bu seçeneğin güçlenmesi ve örgütlenmesi sürecinde. güçlü bir seçenek olarak kendini göstermiştir. Müslüman topluluklarda milliyetçi hareketlerin orlaya çıkmasıyla. Müslüman unsurlarda milliyetçi hareketlerin güçlenmesini sağlamıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında ABD Başkanı Wilson Arnavut ulusunun koruyucusu olmuş ve 1924 yılında ilan edilen cumhuriyet^ Başkan Zogu'nun krallığım ilan etmesiyle monarşiye dönüşmüştür. İttihat Terakki hükümeti devrilmiş ve yerine Gazi Ahmet Muhtar Paşa hükümeti kurulmuştur.e. Batı'dan gelen milliyetçi düşüncelerin önemli payı olduğu söylenebilir. milliyetçilik ve ulusal devlet kurma düşüncesi..562. Yem hükümet isyancıların şartlarını kabul ederek Arnavutluk sorunun çözüldüğünü ilan etmiş. Tunaya.Osmanlı Devleti 'tule. Bn yıllarda hükümet isyanı bastırmak üzere Şevket Turgut ve Cavit Paşa'lan göreviendirmiştir. "millet" anlayışına dayanmaktadır. a. diğer Müslüman unsurlardaki ulusal hareketlerin oluşumunda elkisi olduğu söylenebilir. GAYRİMÜSLİMLERDE MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Osmanlı Deyleti'nin gayrimüslimlerle ilgili politikası.e.g. başta Arap ulusal hareketi olmak üzere. sıkıyönetimi kaldırmış ve genel af çıkarılmıştır.562. yerini Türk milliyetçiliği ideolojisine bırakmıştır. 2Ü Bu sırada İstanbul'da hükümet darbesi olmuş. Bu etkenler kadar olmasa da. Ayaklanma hızla bastırılmış. Bireylerin toplumdaki Tunaya. Diğer yandan İmparator!uğun çözülme sürecine girmesiyle birlikte ortaya çıkan ekonomik ve siyasal bozulmanın. devletle olan ilişkilerini de belirlemektedir. Arap ve diğer Müslüman kentlerinde kendini hissettirmesiyle başlayan çözüm arayışları sonucu. n Arap ve Arnavut ulusal harekeüerinin ortaya koyduğu gibi. Bunalım süresince Arnavutlar bir kaç kez bağımsızlık ilan etmiştir. Batılı devletlerin ayrılıkçı Müslümanların hareketlerini ideolojik ve lojistik anlamda desteklemesi. Padişahın ortamı yumuşatmak için "Kosova Sahrasında namaz kılması yeterli olmamış. Müslüman unsurlarda milliyetçi hareketin oluşmasında. İmparatorluğun dağılmasını önleyecek bir seçenek olarak görülen İslamcılık. Millet anlayışı toplumların birbirleriyle olan ilişkilerini belirleyebildiği gibi. Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde eğilim gören Müslüman gençlerin milliyetçi düşüncelerle ülkelerine dönmeleri ve düşünceleri yaymaları. s.

liva ve nahiye düzeyinde gerçekleşmesini belirtmesi bakımından Avrupa ülkelerine gönderilen 11 kişilik gruptan sadece ikisi Müslüman gerisi gayrimüslimdir. Avrupa'da eğitim almaları ve yabancı dil bilmeleri onların devlet kademelerinde yer almasını kolaylaştırmıştır. Ankara. sivil ve askeri okullara girebilmeleri. her dinsel toplumun rubam başkanı ile devlet tarafından görevlendirilecek bir memurun . Ermenilerin. 1856 yılının sonuna kadar Fransa'ya toplam 56 Öğrenci gönderilmiştir. gayrimüslim vatandaşların kamu lüzmetlerine. Toplumsal Yapı İçerisinde Gayrimüslimler Osmanlı Devleü'nde gayrimüslim aznılıklarm hem siyasal hem de ekonomik açıdan güçlenmesi. tüm vatandaşları ilgilendiren sorunlarda düzenlenen toplantılara (Mcclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye) katılabilmeleri gibi hususlarda yeni özgürlükler tanınmıştır. Tanzimat'ın ilanına kadar Avrupa'ya gayrimüslim öğrenci gönderilmemesine karşın. Ferman halkın yönetime katılmasını teşvik ederken. 266 . Bütün bu cemaatlerin Osmanlı öncesi varolan bağımsızlık hatıraları tekrar canlanmış. Osmanlı yönetim yapısı üzerinde de önemli etkiler yapmıştır. Osmanlı Devletinde yaşayan gayrimüslim azınlıkların sahip olduğu haklar açısından 1856 Islalıat Fermanı yeni haklar ve özgürlükler getirmesi bakımından önemli bir başlangıcı temsil etmektedir. gayrimüslim azınlıkların kültürel seviyelerinin yükselmesi. Bu fermanla beraber. Avrupa'da eğitim gören zengin azınlık çocukları oralarda yeni filizlenen ve moda olan milliyetçi fikirlerle ülkeye dönmüşler ve bu fikirleri kendi cemaatlerine anlatmaya başlamışlardır. Osmanlı toplumu inanç temelinde çeşitli milletlere ayrılmıştır. Bunlardan birisi fen öğrenimi diğerleri tıp öğrenimi yapmak üzere gönderilmiştir. Silahlı Kuvvetler ve eğilim kurumlarında görev almışlardır. Tazimatın ilanıyla. Rumların. "Osmanlı Bilim ve Eğitim Anlayışı". bunun taşra yönetim birimleri olan vilayet. başta Sadrazamlık olmak üzere. Büyükelçilikler. kendi aralarındaki uyuşmazlıkların kendi dinsel otoritelerince çözümlenebilmesi. 8'i gayrimüslimdir.Turgay Uzun statülerini ve devletle olan ilişkilerim belirleyen ya din ya da mezhep olmuştur. 1847-1856 yılları arasında gönderilen 32 kişinin 24'ü Müslüman. 1992. s.. Ekmeleddin İnsanoğlu. Süryanilerin kültürel düzeylerinin yükselmesini ve kendilerini diğerlerinden ayıran cemaat bilinçlerinin gelişmesi sonucunu doğurmuştur. 1856-64 yıllan arasında 38'i Müslüman 23'ü gayrimüslim 61 kişi gönderilmiştir. Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınlan. değişik Nazırlıklar. Din farklılığı kriterine göre idari ve ruhani anlamda örgütlenen gayrimüslim topluluk Osmanlı Devleü'nde iki temel toplumsal yapıdan ikincisini oluşturmaktadır.123. Yılında Tanzimat. 184-0'da Avrupa'ya öğrenime gönderilen ilk grubun çoğunluğunu gayrimüslimlerin oluşturması dikkat çekicidir. n Zengin Rum ailelerinin çocukları devlet yapısı içinde önemli mevkileri neredeyse tamamen doldurmuşlardır. Bu öğrenciler ülkeye geri döndüklerinde. 150. 1856 Islahat Fermam.

farklılığı ve çeşitliliği yok etmek değil. Türkiye'de Yerel Yönetimlerin Gelişimi. İstanbul Rum Patriği 1433'den bu yana bütün Ortodoks cemaatinin sivil başkanı olmuş ve on dokuzuncu yüzyıldan itibaren İstanbul'un Fener semtindeki Rumlar. Ancak yine de tek basma bir hoşgörü ve özgürlükler sistemi olan mîllet sistemini Osmanlı Devleti'nin parçalanmasından sonımlu tutmak yanlış olacaktır. Muğla. Hourani. a. Tanzimat reformları amaçladığı Osmanlı ulusu yaratma amacına ulaşamamış. Osmanlı Hükümeti üzerinde büyük nüfuz sahibi olmuşlardır. din adamlarının kaybettikleri otoriteyi kendilerine aktarmayı başarmışlardır. gayrimüslim topluluklara idari ve dinsel haklar ve özgürlükler getirmesine karşı. Örneğin Ermeni Divan-ı Hümayun tercümanlarından Salılıak Abro Efendi Osmanlıcasmın zenginliği ve yaptığı telif ve tercümelerde İktisat bilimine ait bulduğu Türkçe karşılıklarıyla tanınmaktadır. 1999. u Rumlar özellikle yabancı dil bilmelerinden dolayı bir çok üst bürokratik görevlere sahip olmuşlardır. Millet sistemi. bu toplumların ayrılıkçı hareketlerini kolaylaştıran bir unsur haline gelmiştir. On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde eğitim reformu geçiren Museviler de bu dönemden itibaren Babıali bürokrasisinin önemli mevkilerinde görülmeye başlamışlardır. Ortodoks cemaatte "ulusal sorun"un daha canlı olduğu görülmektedir. İşte bu noktada bir paradoks ortaya çıkmaktadır. bu topluluklarda diğer etkenlerle birlikle milliyetçilik akımlarının güçlenmesi noktasında elverişli bir zemin hazırlamıştır. Millet sislenü. bu halkların içinden çıkan milliyetçi liderler. farklılıkları bütünlük içinde korumak amacıyla oluşturulmuş olmasına rağmen. bu arada milliyetçilik de gayrimüslim halkları etkilemeye devam etmiştir."" 3 Osmanlı toplumsal yapısını biçimlendiren millet sisteminin. korumak islemektedir. Rumlar dinsel yönetimlerini aşamalı olarak tüm Kilise örgütüne yaymışlardır. 23 Turgay Uzun-Bayram Coşkun. Millet sistemi gayrimüslimleri Osmanlı toplumuna entegre etmeyi amaçlayan bir sistem olduğu halde yaşanan süreç sonunda. Bu bürokratların içinde örneğin Moiz Fresko gibi îbranice harflerle "Üstad" adlı Türk dilinde gazete çıkaranlar. Devletin giderek daha fazla toprak kaybetmesi ve o güne kadar Türklerle eşit haklara salüp Müslüman halkların da ayrılıkçı hareketlere girişmeleri. Tanzimat ile eşit hale gelen gayrimüslim halkın önderleri. gayrimüslim toplulukların kendi farklılıkları üzerinde yükselen bir milliyetçiliğe ve ulus devlet sürecine giden yolu açmıştır. 2S7 .298. Niteliği ve Muğla İli Yerel Yönetimlerinin Uygulamada Karşılaştıkları Şortlular. Muğla Üniversitesi Yayını.35. Osmanlı Devletindeki gayrimüslim topluluklar içerisinde. sahip oldukları otoritelerini kaybetmeye başladıkları sırada. Kültürel yönden çeşitlilik içinde bütünlüğü amaçlamaktadır.e.Osmanlı Devleti 'tide Milliyetçilik Hareketleri önem taşımaktadır. s. a. Ancak Yunan ayaklanmasından somaki dönemde Fenerli Rum aristokrasisi gözden düşmüş ve Babıali'nin kadrolarına diğer gayrimüslim unsurlar ve Türkler de girmeye başlamıştır. Osmanlıcılık ve İslamcılığın çöküş karşısında bir engel oluşturamayacağı düşüncesini güçlendirmiştir..g.

Yabancı sermaye yatırımcıları. Kültürel farklılıklarım Osmanlı toplumsal yaşamına eklemleyen gayrimüslimler. a.Turgay Uzun Missalidis gibi Yunanca harflerle Türkçe dergi çıkaran ve roman yazanlar (Temaşa-i Dünya). Yapı Kredi Yayınları. "Osmanlı1 Kimliği". s. Avrupa koruması. Baronyan Agop gibi hem Ermenice hem Türkçe gazete çıkaranlara da rastlanmakladır ("Tadron" veya "Tiyatro" gazetesi). bireyleri aşarak bütün milletleri kapsar duruma gelmiş. kültür ve nüfus açısından gelişmiştir.57. İstanbul s. kültürel anlamda kendilerini Osmanlı toplumu içinde ispatlamışlar. Avrupalı devletlerin etkisi hissedilmiştir. Osmanlı topraklarındaki Avrupa Katolikleri. onları Avrupa'yla yapılan ticarette aracılar yaparak ticari ve malî açıdan kalkındımııştır. toplumsal yaşam içinde önemli işlevlere sahip olmuşlardır. ülkeyi kendi fabrika ve atölye ürünlerinin pazan durumuna getirerek Türk zanaatçılığının temellerini yıkmışlardır.80. on altıncı yüzyıldan beri Fransa'ya.2Ğ Ticari ve hukuki ayrıcalıklar getiren kapitülasyonlar azınlıklarla beraber yabancıların da Osmanlı Devleti içinde daha çok yatırım yapmasını sağlamış ve bu da onları devlet içinde bağımsız bir iktisadi güç haline getirmiştir. On dokuzuncu yüzyılın bu kültürel pluraüzmi.g. Bu nedenle denilebilir ki. Şeinseddİn Sami gibi hem Arnavut hem Türk milliyetçiliğinde ayrı bir yeri olan. Türk sanayiinin gelişmesine yardım etmek şöyle dursun. kapitülasyonlar. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Avrupalı devletler ülke içinde yaşayan gayrimüslimlerin koruyuculuğunu o kadar ileri düzeye götürmüşlerdir ki. sanki kendi vatandaşları olan kişileri yabancı bir ülkenin yönetiminden kurtarmaya çalışıyormuş gibi. Cogiîo Dergisi. 268 . Yabancı devletlerin himayesi onlara sadece siyasal kazançla sağlamakla kalmamış. daha doğrusu bir Osmanlı imparatorluk milliyetçisi tipindeki aydınların da ortaya çıkmasına neden olmuştur. yabancı sermayelim Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bu sınırsız egemenliği bu ülkenin ekonomik ve kültürel geriliğinin baş nedenlerinden birim oluşturmuştur. Ortodoks ve diğer Hıristiyan cemaatler on sekizinci yüzyıl boyunca refah. kamu yönetimi alanında da önemli mevkilere yükselebilmişlerdir. Ağustos1999.25 İyi eğilim görmüş ve ekonomik yönden gelişmiş gayrimüslimler.e.. sahip oldukları ekonomik gücü ve toplumsal alandaki yerlerini büyük oranda kendi ulusal hareketleri doğrultusunda seferber etmişlerdir. Kiliselerini ve rahiplerini himaye hakkı vermiştir. Etrafında kendilerine yabancı statüsüne sahip bazı ayrıcalıklar tanınan Osmanlı Hiristiyanları ya da Yahudilerden oluşan bir grup zımmî toplanan her Avrupa konsolosluğu bir etki merkezi olmuştur. İmparatorluğun dağılma sürecine girmesiyle. hukuk dışı koruma yöntemleri geliştirmişlerdir. 20 Hourani. Diğer yandan Türk tanın ekonomisini kendi sanayileri için hammadde kaynağı durumunda tutarak feodal ilişkileri korumaya çaba göstermiş ve bu sistemin 25 llbcr Ortaylı. Sayı: 19. Gayrimüslimler. Gayrimüslimlere yönelik hiç bir askeri tehdidin olmadığı eyaletlerde bile. Ermem harfleriyle roman ve şiirler yazanlar. bu sanayiinin oluşma durumundaki çekirdeklerini yok etmiş.

Diğer yandan 1876 ve 1908 Meşrutiyet Meclislerinde çok sayıda Ermeni milletvekili de bulunmaktadır. Maliye Bakam ve Hazine-i Hassa Nazın. Ermeniler Osmanlı Devleti içinde bürokratik kadrolarda üst düzey mevkilere kadar yükselmişler30.sı idinde bir çok Ermeni üst düzey kamu görevlerine kadar yükselebilmişlerdir..11-12. 1856 Islahat Fermanı'nın azınlıklara iktisadi ve Toplumsal alanda yeni haklar getinm'ş ve bunlar da milliyetçi hareketlere uygun bir hareket alam sağlamıştır. Yunan bağımsızlık süreci hakkında bfcz. Şamsutdinov. s. 1999. Haziııe-İ Hassa Nazırları Mikael Portakalyan Paşa ve Sakız Ohannes Paşa.31 Ancak Tanzimat süreci ile gayrimüslim azınlıkların elde ettiği haklar Ermenilerce bağımsızlık amacıyla kullanılmış. Doğan Yayınlan. İletişim Yayınlan. 1858'de Bosna-Hersek'in bağımsızlık hareketi başlamış.530-533. Tarık Zafer Tunaya. Diğer Gayrimüslim halkların bağımsızlık hareketlerinin de silahlı bir hareket niteliği gösterdiği görülmekteyse de. diğer etnik unsurlarla. 1897'de Girit bağımsızlığını ilan etmiştir. Giderek ekonomik açıdan palazlanan gayrimüslim halklar. Ermeni harekelinin diğer hareketlerden ayıran nokta. Bayındırlık Bakanları Bedros Hallaçyan. Osmanlı bürokratik yapı. 269 27 .e. düşünsel alandaki yeni gelişmelerin de etkisiyle bir siyasal bağımsızlık hareketine girişmişlerdir.T Bakanları Mareşal Karabet Artin Davut Paşa ve Andan Tmger Yaver Paşa. Nitekim I848'dc başlayan Bulgar isyanı. Avukat Kirkor Fiuapyan. özellikle Türk toplumu ile iyi ilişkiler kurmuşlar ve kültürel etkileşim içinde bulunmuşlardır. iktisadi alanda da gelişmiş bir topluluk oluşturmuşlar. İstanbul 1985. 1805'de Sırp bağımsızlık hareketi. İzmir. İstanbul.M. Osmanlı Devletine karşı içinde para-militer grupların yer aldığı silahlı bir bağımsızlık hareketi başlatılmıştır. büyük ölçüde Rusya'nın desteğiyle ortaya çıkmış ve başarıya ulaşmış. s. "Tarih Boyunca Türk-Ermeni Kültür İlişkileri".57-67 . İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Jön Türklük (1889-1902). a. bunu 1821'de Mora'da patlak veren Yunan isyanı izlemiş ve bu hareket 1830'da Yunanistan'ın bağımsızlık ilanı ile 28 sonuçlanmıştır. Dokuz Eylüî Üniversitesi Yayınlan. bunlar Ermeni hareketi gibi halklar arasında topyekün bir A. Osmanlı Devletinde gayrimüslimlerin milliyetçi bağımsızlık hareketlerine yönelmeleri Osmanlı'da İslamcılık akımının ortaya çıkması ve güçlenmesi sonucunu doğurmuştur 9 ERMENİ HAREKETİNİN GELİŞİMİ Gayrimüslim azınlıkların milliyetçi hareketlerinde eylemscl ve toplumsal anlamda Ermeni hareketi daha değişik konumda bulunmaktadır. Fikret Türkmen.g.T. 1983.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Harelcetleri dayanaklarını desteklemişlerdir. yoğun olarak bağımsızlık amacına yönelik askeri yöntemin kullanılmış olmasıdır. P. Kirkor Agafyan. Ermem ve Türkler arasındaki kültürel ilişki konusunda bkz. Mondros'tan Lozan'a Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı Tarihi 1918-1923. bağımsız Bulgar devletinin kurulmasına giden süreci başlatmış. Şükrü Haııioglu.628. Türk Tarihinde Ermeniler.s. Bunlardan bazıları şunlardır: Ayan Azası Mareşal Ohannes Kuyumcuyan. s.

g.475. Paris. İstanbul Ermenilerinin daha çok matbaacılık ve gazete tekelini elinde bulundurdukları görülmektedir.000'e yaklaşmakladır 35 Ermenilerin askerlik görevinden muaf tutulmaları diğer gayrimüslim cemaatlerde olduğu gibi.78. 1914 yılından önce bütün Türkiye'deki Ermeni nüfusun iki milyondan az ancak. bir buçuk milyondan fazla olduğunu ifade etmektedir.79. s. akt. a. Ancak Anadolu'daki Ermeni nüfusun sayısı hakkında başta Türk. hemen hemen her vilayette az veya çok bulunduğu görülmektedir. s. s. Bacîaljan. istanbul.459. Müslümanlar birbiri ardına çıkan savaşlarda kırılırken. Armenia on the Road ofthe Independence. d'Asie. Berlin Kongresinde Etmeni Meselesi (Ermenice). 34 Vital Cuinet. 19S3. 'Die Arıneniche Frage' aufdem Berliner Kongress atış Sowpetanninscher Sicht Südos-Forschungen. Los Angeles. a. 37 G.g. 1990. Turquie. 33 R. Ermenilere de önemli bir avantaj sağlannş. Bu gruplar Osmanlı Bankası ve Şirket-i Hayriye hisselerinden bir çoğunu da elinde bulundurmaktadır. Küçük.Z. Moskova.78.300. akt. Bütün bu nedenlerden dolayı Ermeni hareketi kendisinden sonraki dönemlerde de etkisini gösteren bir sorun olma özelliğine bürünmüştür. Anda Yayınlan. 18924894. s.g. "XIX. devletten yetki alarak tahsildarlar cemiyeti kurmuş ve vergi toplama yetkisi almışlardır. Artin Bezeiyan. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi.Aliev. s. yabancı ve Ermeni kaynaklarında değişik rakamlar verilmektedir. Bkz. 1976. Tessa Hofmanıı. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. Osmanlı Toplumunda Ermeniler Anadolu'nun demografik yapısına bakıldığında Ermeni nüfusun.m. La. "" Anadoluda'ki Ermeni nüfusu en geniş şekilde incelemiş olan Vital Cuinct'e göre. büyük oranda Müslüman ballan yaşadığı yerleri kendi toprak almıı olarak kabul eden bir harekettir.XXl. Erivan.220-226. akt.: Küçük. tüm imparatorlukta yaşayan Ermeni nüfusu 1. Cevdet Küçük.160. 270 . 3 Bu doğrultuda Sovyet Ali ev. Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Ermeni nüfusu 1. s. Asırda Ermeni Nüfusu". "1915 E r m e n i Ayaklanmalarında Çarlık Rusya'sının Rolü". Sayı: 1-2.01 l'dir. s. Ermeni ve Rum burjuvazisinin.:Aydın Söer. 36 Ermeniler özellikie İstanbul'da ekonomik birer güç haline gelmişlerdir. s.G.Turgay Uzun çatışmayı beraberinde getirmemiş ve geniş bir alana yayılmamıştır. Turtsiyct v Period Pravleniya Mladoturok. HovannisİLin. u 1896 tarihli Osmanlı kayıtlan ise. Mehmed Hocaoğlu.78. özellikle imparatorluğun dış ticaretinde önemli payı olduğunu belirtmekte ve bunların İngiliz ve Fransız sermayesini de desteklediklerini ifade etmektedir.m.000 olarak göstermektedir. 1976. Bu nedenle Ermeni hareketi tarihsel köklere de inen. s. 35 Küçük.m. Ermeniler büyük bir ekonomik güç olma yolunda ilerlemişlerdir.122. 1955. bunun iki buçuk milyonunun altı vilayette toplandığını belir im ektedir. Vergi ve askerlik yüzünden kimliğini saklayan ve yazılmayanlarla birlikte bu sayı 1. 1980. Tarihte Ermeni Mezalimi ve Ermeniler. Türk Tarihinde Ermeniler.275. Cilt:33.32 Yine Ermeni bir yazar oları Hovannisian.: München.. XX1XX. Köçeoğlu Agop devlete kredi açacak düzeyde zengin Ermelilerdendir.37 n H. akt. 37. izmir. Ankara. Örneğin Badaljan 1870'de tüm Osmanlı topraklan içinde üç milyon Ermeni nüfusun yaşadığım. 1967. s. Diğer yandan Ermeni tüccarlardan bir grup. a.

Bkz. Bu yönetmeliğin yapısı Ermenilerin bağımsızlığa hazırlanması yolunda önemli bir adım attıklarım göstermektedir. Nizamname-i Ermeniyan41. a. s. 1992. Ermeni azınlığın kendi kendisim idare edebilecek bir duruma gelebilmesİdir.g.e. 4lJ Bu belge Ermenilerin siyasal ve toplumsal varlıkları açısından yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.. iö Ermenilerden bazıları bu gelişmeyi yeterli görmeyerek kendilerine daha çok özerklik getirecek bir düzenlemenin yapılması için çalışmaya başlamışlardır.g.23. s. 1851'dcEncümen'i Dâııiş. Bunların her Halil Metin. diğeri cismimi olmak üzere iki meclise sahip olmuşlardır. ancak Patrikhane'nin aleyhinde bir durum yaratmıştır. s. İle tanımıştır.27. Türlciye'nin Siyasi Talihimle Ermeniler ve Ermeni Olayları.. Kendi hak ve imtiyazlarının erozyona uğradığım gören dönemin Patriği Çuhacıyan ve Keresteciyan gibi patrikler görevlerinden istifa etmişlerdir. Bağos Dıdyan. beşinci bendinde Ermeni milletvekilleri deyimi yer almıştır. İlginç olan ise bu yönetmeliğin devlet tarafından onaylanmış olmasıdır. İstanbul. mutlak olmaktan çıkarılarak Ermeni cemaati İle bölüşülmesi noktasında. Karabet Balyan .. ö. yurtdışına özellikle Fransa'ya giden Enncmlerin milliyetçi düşüncelerle İstanbul'a dönmeleridir. Ermeni toplumunun devlet içindeki durumu bakımından değil de. toplumun lehinde. Fransız başkentinden dönen Ermeniler.e. e. kendi cemaatlerinin işlerini yürütme yetkisi veren muhtıranın Ennenileri de kapsayacak şekilde genişletilmesi çabası bu iki grubun birleştirilmesine yol açmıştır. a. 1850 yılında da Osmanlı Devleti İngiliz elçisinin baskısıyla 38 Ermeni Protestan topluluğunu da bir ferman. Bu grubun amacı. Hocaoğlu.23. Ermenilerde milliyetçilik hareketlerinin başlamasında en önemli etkenlerden birisi. Ermenice metinde Ermenileri Teşkilat-ı Esasiyesi. 1839 Gülhane Hatlı Hümayunu ikinci grubun genişlemesini sağlamış ve 1847 yılında Rum Patrikhanesi'ne.34. diğerleri ise. Hoeaoğlu. 1854 Kırım Savaşının çıkması Ermeni milliyetçi hareketine ivme kazandırmış.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri Ermeniler Hıristiyan olmalarına rağmen Gregoryen. Katolik ve Protestan mezheplerine ayrılmış. Patriğin yetkilerinin. Hoeaoğlu. s. 271 . bu nedenle de aralarında bir savaşım başlamıştır. Mahmut Fransa elçiliğinin aracılığıyla 1830 tarihinde Ermeni Katolikl erini bir topluluk olarak kabul etmiştir. Ermeniler kendi isteklerini içeren bir nizamname hazırlayarak Sadr-ı Azam Mustafa Reşit. Agop Gıcıkyan'm akıl hocalığını yaptığı Kevork Yeremyaıı. 1848'de Meclis-i Maarif oluşturulması.. kendi cemaatlerinin ikiye bölünmüş olduğunu görmüşlerdir Bu grupların ilki Minas ve Canik adlı iki Ermeni milliyetçisinin yanında yer alanlar. Padişah II. Mığırdıç Cezayirliyan'm oluşturduğu gruptur. Bu nizamname 6 bend ve 95 maddeden oluşmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları.#. Bu isteğin kabulü sonrası Ermenilerin kendilerini temsil edecek biri ruhani. Ali ve Fuat kabinesine iletmiş ve bunun (Nizamname-i Ermeniyan) kabul edilmesini sağlamışlardır.

Bkz. bu ayaklanma Bulgaristan'a da sıçramıştır. Ermeııilerde bu d ö n e m i n şartlarından yararlanmışlardır. 42 E r m e n i N i z a m n a m e s i ile Patrikhane ve kendi cemaati arasında süregelen otorite savaşımı cemaat lehine sonuçlanmış ve Patrikhanenin kendi otoritesini yeniden kumıa yolunda. Rusların 1813 ve 1828'de İran'a ve 1828-1829'da Osmanlı Devleti'ne karşı Kafkaslarda yaptığı savaşlarda Ermeni asıllı subayların önemli etkileri olmuştur. Osmanlı Devleti'ne karşı Ermenileri kullandığı görülmektedir. s. Ermeni bağımsızlık hareketini kullanma y ö n ü n d e önemli gayretler harcadığı görülmektedir. Bu konferansın d o ğ r u d a n Ermenileri ilgilendirmemesi nedeniyle E r m e n i l e r bu girişimden bir sonuç alamamışlardır. Daha sonra Rus askeri okullarında eğilim alan bu subaylar. Çar Petro d ö n e m i n d e Hıristiyan Gürcü ve E r m e n i Prenslikleri d ö n e m i n d e kurduğu ilişkiler ve onların hamiliğini üstlenmesinden beri. İstanbul. Ermeni çetelerinin k u r m a y kadrolarını o l u ş t u r m u ş t u r . Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınlan.Turgay Uzun ikisi de ileri tarihlerde Eçmiyazin Katolikosluğuna seçileceklerdir. İzmir. İstanbul Konferansının ardından R u s y a ' n m Osmanlı Devleti'ne savaş açması. A b d ü l h a m i d ve h ü k ü m e t e karşı silahlı mücadele y ö n t e m i n i benimseyen gizli dernekler kurarak tedhiş hareketlerine girişmişlerdir. Bu seçeneğin seçilmesinde Osmanlı Devleti içinde yaşayan t ü m Hıristiyanların tek bir cismani lidere bağlanma ve Ermeni Patriğinin sadece ruhani bir lider olarak kalması üıtimali de önemli rol oynamıştır. Bu d ö n e m d e Rusya'nın. Türk Tarihinde Enneniler. 1998. Abdülhamid'in de bunu gerekçe gösterip Anayasayı geçersiz sayarak Meclisi dağıtması bir baskı dönemini getirmiş. 1983. E r m e n i milliyetçileri Padişalı II. Ruslar. s. No:2. Ermeniler ya Osmanlı yönelimine ve Türklere karşı m ü c a d e l e d e n vazgeçecek veya diğer gayrimüslim cemaatler gibi bir bağımsızlık hareketine başlayacaklardır. {Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumu'na Sunulan Bildiri). Bu tip bağımsızlık amaçlı ayaklarını alarm artması Ermeni hareketinde de bir yol ayırımına girilmesini hızlandırmıştır. Müslümanlara yönelik katliamları yönetmişler ve Kafkas direnişi olarak anılan Şeyh Şamil hareketinin başlamasına neden olmuşlardır. Padişah II. Ermenilerin Osmanlı yönetimine karşı strateji belirleme sürecinde diğer g a y r i m ü s l i m topluluklara Osmanlı Devletine karşı silalılı bağımsızlık mücadelesi içine girdikleri ve bazılarının bu mücadeleden başarıyla çıktıkları g ö r ü l m e k t e d i r Rumeli'de Bosna-Hersek'te ayaklanma başlamış. bunlara karşı alınmasını istedikleri önlemler ve destek isteklerini içeren b i r rapor sunmuştur. Bu Ermeni güçlerini örgütleyen Ermeni asıllı Rus subaylar arasında General Rütbesine yükselmiş olanlar Yermoİov. Tergegusov ve Lazaryev.21. 4 3 42 43 Kamuran Gürün. M e h m e t Saray. Tiirk-Rus Münasebetlerinin Bir Analizi. "Türkiye'de Ermeni Sorununun Yaraübşı". Osmanlı Devleti'nden ayrılarak bağımsız bir Ermenistan devleti kurulması tek seçenek olarak seçilmiştir. güneye i n m e politikası içinde. 272 . Bulgaristan sorununun ç ö z ü m ü için 1876 yıluıda toplanan İstanbul K o n f e r a n s m d a Ermeniler İngiliz temsilci Salisbury'ye O s m a n l ı hükümetinin Ermenilere yaptığı baskılar.164-165.

Adana... Maraş ve çevresini imar etmektir. Portakalyan. Zeytun. s. s. Ayaklanmayı başlatan grubun önde gelenleri İstanbul'a geldiğinde Ermeniler tarafından coşkuyla karşılanmıştır.g. Türk ve Rus Ermenileri arasında önemli bir köprü oluşturma işlevim yerine getirmekledir. No:2. 1862 yılında "Umumi Hayriye Cemiyeti" adıyla başka bir demek kurumuştur. İzmir. Merkezleri Muş'ta bulunan "Okul Sevenler". Bu demeklerden Araratyan. 1872'de Van'da "İttihat ve Halas Derneği" ve"Karahaç Derneği" kurulmuştur. 1879'da "Milliyetçi Kadınlar Derneği". "Doğulu" ve "Kilikya" demekleri kurulmuş. Hükümetin Zeylun'a kaymakam tayin etmesi ayaklanmayı durduramamış. "Tervliyan". 47 1873 yılında Portakalyan adlı bir Ermeni ini Ermeni ihtilal grubunu kurarak "Asya" adlı bir gazete yayımlamaya başlamıştır.e. "Kilikya" adında demeklerde bu yolla milliyetçi hareketi örgütlemek İçin faaliyette bulunmaktadır. s30. "Araratyan". Metin. diğer yandan Ermenilerin yaşadıkları bölgelerdeki halkı Ermenilere karşı kullanarak bu 4d isyanları bastırmıştır. Bu demek ve lideri Portakalyan Türk-Rus savaşında karşılıklı yardımları örgütlemiş. yeni adı Süleymanlı olan Kahramanmaraş ilinin kuzeyinde bir kasabadır. 273 . Patrik Varjabetyan'da bu komisyonda yer almıştır.g. s.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri İT.87.. Pariste "Armenia" gazetesini çıkartarak milliyetçi hareketin sözcülüğünü yapmaya başlamıştır. "Tarih Boyunca Türk Devletlerinin Ermeni Politikaları". Kafkasya'da "Genç Ermenistan Demeği".g. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınlan. milliyetçi hareketin örgütlenmesinde önemli roller oynamıştır. "Cemiyci Hayriye" adlan allında kurulan gruplar. hem dış destekçilerini Ermenilere karşı. 1983. 1862 yılında radikal milliyetçi Ermeniler bir ayaklanma başlatmış ve bağımsız Ermenistan'ı kurma isteklerini açıkça İlan etmişlerdir. Abdülhamid.30. Ancak gerçeklen bu demeklerin bağımsızlık ve özerklik amaçları da vardır. Daha sonra Araratyan komitesi bağımsızlık yanlısı Ermenilere daha uygun bir zemin haline gelmiştir.4S 44 46 47 48 Recep Şahin. Ermenilerin bu dönemdeki ilk büyük ayaklanma hareketi 4S Zeytun adlı bir kasabada ortaya çıkmıştır. girişimleri sonunda Van'da milliyetçi düşünceleri yaymak ve geliştirmek için ünlü Ermeni Kilisesini açmıştır. karışıklıklar devam etmiştir. Hocaoğlu. Daha sonra iç çekişmeler sonunda Fransa'ya giden Portakalyan.. Van bölgesinde "Araratlı". "Tabkutrarinaıüs".e. a. Ayaklanma üzerine özellikle Fransa'nın baskıları ile bir komisyon kurulmuş. Türk Tarihimle Ermeniler. a. (Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumuna Sunulan Bildiri). "Cemiyet-i Tedrisiye". 1880'de Erzurum'da "Silahlılar Derneği". HocaoğliL s ü. Ermenileri birbirine. Bu demeğin amacı.46 Ermeni Örgütlerinin Kuruluşu ' ' ' 1870-1880 tarihleri arasında. ve 1880 yılında bu demekler bir çatı altında birleşmiş ve "Ermenilerin Birleşik Demeği" adım almıştır.e.

Komitenin asıl adı. Türkiye'ye silahlı Ermeni güçlerini sokmak. Türkiye Ermenilerini silahlandırarak bir bağımsızlık hareketini başlatma amacı gütmektedir. Üçüncü Türk kolordusu ile çatışmalara giren örgüt militanları. Bu dönemde Bosna-Hersek.1896 yılına kadar iki ayrı örgüt olarak faaliyetlerini sürdürmüştür.90.Turgay Uzun 1829 yılında Yunanlı kırın ayaklanma sonucunda bağımsızlıklarım kazanmalarının. 274 w . Ayestefanos Antlaşmasıyla bu yerlerin bağımsızlıklarına kavuşması ve Osmanlı Devletipnin içine düştüğü dunun. a. Marksist ideolojiyi benimseyen Hınçaklarla. Müslüman köylerine Halil Metin. Sırbistan ve Bulgaristan'da milliyetçi karakterde isyanların çıkması da Ermenileri bu yolda cesaretlendirmiştir. Rusya Ermenilerinin katılımıyla kurulan komite. Örgüt. bu harekelin odaklarım oluşturan komitelerin önemli rolü olnıuşlur. Osmanlı Devleti sınırları içinde bağımsız Ermenistan i kurmak ve daha sonra Rus ve İran Ermenistan1 ıyla birleşerek efsanevi ideal olan "Büyük Ermenistan"ı kurmaktır. daha sonra onun yerine gelen Nerscs Varjabetyan döneminde milliyetçi hareketin yeni bir ivme kazandığı görülmektedir. Bu aşamadan sonra Ermenilerin bağımsızlık yönündeki faaliyetleri artmış. Ermeni ruhani liderlerinden Van Başpiskoposu Mıgırdıç Hrımyan. Halep ve diğer büyük kentlerde örgütlenmiştir. Ermeni milliyetçi hareketine olumlu bir etki yaptığı söylenebilir. Ermeni bağımsızlık hareketine destek bulma yönünde bu iki patrik özellikle Avrupa'da etkili çalışmalar yapmışlardır. Örgütün tam adı federasyon anlamına gelen "Taşnaksııtyun" dur.g. Örgütün amacı. Bu komitelerden ilki olan Hınçak Komitesi. bu süreç içerisinde görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Bu nedenden dolayı iki örgüt . 1890 yılında Kafkasya'da kurulmuştur. Taşnak Komitesine bağlı güçler 1890 yılında Erzurum ve çevresinde çeşitli silahlı eylemlerde bulunmuşlar. s. Taşnak komitesi. Hınçak komiteleriyle birleşerek Rusya'dan Türkiye'ye giren çetelere yardım amacını taşımaktadır. Ermeni milliyetçi hareketini örgütleyen iki büyük örgüt. sırasıyla İzmir. İngiliz hükümetinin sağladığı destek sonucu merkezini Londra'ya kaydırmış. 4"' İlk olarak Türkiye Ermenistan1! diye adlandırdıkları bölgeyi temel faaliyet alam olarak belirlemişlerdir. Ermenilerin bir an önce bir isyan hareketi başlatma yönündeki isteklerini artırmıştır. Ermeni milliyetçi hareketinin bir diğer önemli örgütü. daha sonrada İstanbul'da bir temsilcilik açmış ve tüm milliyetçi örgütler bu komiteye bağlanmıştır. Büyüyen örgüt. 1887 yılında Kafkas Ermenilerinin önderliğinde Avcdİs Nazarbekian ve eşi Manan Vardaniyan tarafından Marksist ilkeler doğrultusunda kurulmuştur..e.. özellikle kiliseler. milliyetçi hareketin örgütlendiği ve gençlere aktarıldığı yerler olmuştur. Türkiye'de işçi sınıfının bulunmadığını ve bu nedenle de Türkiye Ermenilerinin bu harekete katılımının az olacağını söyleyen Taşnak Komitesi arasında ideolojik ve yöntemsel farklılıklar nedeniyle görüş ayrılıkları oluşmuştur. "Ermeni İhtilal Cemiyetleri İttifakıMır. Ermeni Komitelerinin Oluşumu Ermeni bağımsızlık hareketinde.

tüccarları. "adem-i merkeziyetçi" gibi tutarsız tanımlamalar getiriyorsa ve Ermeni toprak sahiplerini.bu yörelerde katliamlar yapmışlardır. s. işçi sınıfım sömürmekle suçlamışsa da.m.5' Taşnak Komitesinin programından.. Ermenistan'la yapılan Günırü Antlaşması ile de ateşkes ilan edilmiş. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara Hükümeti bu güçlere karşı 9 haziran 1920:de Doğu Cephesini oluşturmuş ve Kazım Karabekir Paşa komutasındaki ordu. Ardahan ve havalisini işgal etmişfer.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri yaptığı baskınlarla sürekli bir çatışma ortamı yaratmayı bir strateji haline getirmiş ve. tüzüğünde. Taşnak Komitesi. Süer.459-466. Ermeni güçlerin saldırıları Birinci Dünya Savaşı sonrası mütareke döneminde özellikle Fransız ve Rus işgal güçlerinin yardımıyla dalıa da artmış ve Ermeniler Kars. din adamlarını.g. Rusya'da Ekim Devrimi sonrasında Ermenistan'ın Sovyetler içinde yer alması ile de Ermeni milliyetçi hareketi uzun bir süre için ortadan kalkmıştır. Ermeni hareketi ve 1915 Ermeni ayaklanmalarında Rusya'nın etkisi konusunda bkz.m.. a. Kars ve Ardahan bölgesini kuriarmıştır. 275 . ct-g.g. kendisine ''sosyalist demokrat". s . a. 51 İlociioğlu. Rusların gizli bir örgülü olan Norotonovlets'de uzun zaman çalışmış. 1896 yılında silahlı çeteler Türk-Rus sınırım geçmişlerdir. s. "sosyalist devrimci". "milliyetçi". işçi ve köylülerle beraber yapısında bunlara da yer vermekten kaçınmamıştır.461.34. Taşnak komitesi'nin programını buradan adapte etmiştir. Ancak Taşnak Komitesi'nin Makedon ve Bulgar milliyetçi örgütleriyle bir ittifak sağlama girişişimi başarıyla sonuçlanmış. Ermeni gençlerine Makedon ve Bulgar örgütleri tarafından askerî eğitim verilmesi ve askeri yardım sağlanması konusunda antlaşma yapılmıştır.5i Taşnak komitesi bölgedeki Kürt aşirelleriyle işbirliği içinde bir ayaklanma başlatmaya çalıştıysa da bunda başarılı olamamıştır. Bu süreç içinde Ermeni güçlerin Rusya'dan yardım aldığı görülmektedir50 Taşnak Komitesi'iııin kumcusu olan Clıristopher Mikaelyan. 52 Süer. amaçlarını gerçekleştirmek için silahlı mücadele yolunu seçtikleri ve bir terör örgütü kimliğini taşıdıkları görülmektedir Diğer yandan Taşnaklar ilk programlarında bağımsızlıktan hiç söz etmemişler ve Hmçak Parlisi'nden kesin çizgilerle ayrılmışlardır.e.

P. A. T. 7 Tarihlendirme için bkz. s. (Çav. 18. Aklüre. Batısından denize açılan meydan. Batılılaşma Sürecinde İstanbul 'da Tasanm ve Dış Mekanlarda Değişim ve Nedenleri. yüzyılın İkinci yansından itibaren bu değişimlerin etkilerini dımımsayan kentlerden biri olarak önem taşır. bu eyaletin merkezi olmuştur. Öğretim Üyesi. 2439-2446.Berktay). Dr.Aktepe. bu bağlamda önemli yapılar olarak karşımıza çıkar. Önündeki geniş bahçe düzenlemesiyle de dikkati çeken Hükümet Konağı "mn bulunduğu mahal. Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü. 2 T.. E. 1867-72 yıllan arasında inşa edilen Hükümet Konağı ile önem kazanmaya başladı5.Ü. s. 3 Konak Meydam'mn eski durumunu gösteren kartpostal resmi için bkz. Ankara 1978. s. s. 211-212. o döneme kadar uzanır.. Ç. 5 Hükümet Konağı için bkz. Bu bölge. Osmanlı'nın prestij yapısı olan Sankışla 1827-28 yıllarında tamamlandığı dönemde. yüzyıla tarilüendirilen Yalı Camii ve bugün ayakta olmayan medresesi7 bu oluşumdan sonra.Baykara. 1973. yüzyılda. S. İzmir 1974. İzmir 1998.Dcncl. M. S. İzmir Şehri ve Tarihi. İstanbul 1 997. kentlerde oluşturulmaya başlanan idari merkezler ve bu merkezlerde inşa edilmeye başlanan hükümet konağı.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. İZMİR SAAT KULESİ İnci Kuyııhı ERSOY* 19. 19. Baykara. Ankara 1991. sosyal ve toplumsal değişimlerine paralel olarak. İstanbul 1996.Georgeon (Ed). . belediye gibi yeni yapı türleri ile çeşitli meydan tasarımlan göze çarpar. Aydın Eyaletine bağlı bir kent olan İzmir. Türk Tarih Konresi 'nden aynbasım (Ankara 1994). Konak Meydanı olarak tamnan meydanın tasarımı da. 1850'den itibaren.3 (Ekim 1972). Bu farklılaşmalar arasında. s. M. Tarih Enstitüsü Dergisi. Sonradan ortadan kaldırılan havuzlu ön bahçenin görünümü için bkz. bu * Doç. diğer üç yönden de Sankışla' Hükümet Konağı ve depo yapılarıyla çevrelenmişti3. 19. Konak adıyla anılmaya başlandı6. bu alanda herhangi bir meydan yoktu4.Çadırcı.Ülker. Yüzyıl İzmir Fotoğraftan. Osmanlı Devleti fnin ekonomik. 55. İzmir 1974. N. Osmanlı'dan Cumhuriyete İzmir Palmlan. izmir 2000. "İzmir Sarıkışlasmm Yapım Çalışmaları". X. Yüzyıl Sonunda Anadolu Kenti Mekansal Yapı Çözümlemesi. Atay. Modernleşme Sürecinde Osmanlı Kentleri. Kent siluetlerine düşe)' öğe olarak katkıda bulunan saal kuleleri de. 277-287. 19. kentlerin fiziksel çehrelerinin de farklılaşmaya başladığı izlenir1. 52. S. İzmir Şehri ve Tarihi. 192. Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri'nin Sosyal ve Ekonomik Yapılan. Ankara 1982. 1 Kent yapısındaki değişimler için bkz. ss. s. 43. "Osmanlı Devri İzmir Camileri Hakkında Ön Bilgi". 4 Kışlayla ilgili geniş bilgi için bkz.Dumont-F..

İzmir 1978. bir maketinin yaptırıldığı ve maketin inşaat komisyonu üyesi Belediye Reisi Eşref Paşa ve Kamil Paşa'nın oğlu Said Paşa eliyle gönderilmesi konusunda 10 Mart 1307/23 MarL 1901 tarihli bir emir müsveddesi bulunmaktadır14. 10. yüksekliğindeki som gümüşten yapılmış makel. kulenin mimarının İzmirli S. Oryantalist eğilimli yapıların kentteki en anıtsal örneğidir (Res. Atay.. haç biçimli bir platform üzerinde yükselir. yıldönümü kutlamaları nedeniyle. Ancak. s. Bir gazete haberinde. İzmir 1998. İzmir'deki Alman Konsolosluk binasını da inşa eden mimar olduğu belirtilmektedir. Lak: S.Raymond'ıın. 12 H. a. Yapı hem maketin yazıtında. s.e. Bugün Topkapı Sarayı'nda bulunan ve Saat Kulesi ile aynı özellikleri taşıyan 1902 tarihli maketin sanatçısı. Kemal Paşa Evrakı. 13 Yapının İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa oğlu Said Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa "dan oluşan bir komisyon tarafından yaptırıldığı konusunda bilgi için bkz. İzmir 1952. Giiltekin. İzmir Tarihi. s. a.Acun.g. s. a. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. 7 (t990 ). N.23. Ayrıca bkz. İzmir için simgesel bir değer taşıyan ve kent 10 siluetine düşey bir öğe olarak katkıda bulunan Saat Kulesi inşa ettirildi . değerli taşlar ve altın yaldızla süslenmiştir. Sanat Dünyamız. Sanat Dfinyannz. 11. . 86/13 1210 numarada kayıtlı yapının maketi ile ilgili belgenin iranskripsİyonu için bkz. Ülker. 17 M.si'nde çıkan bu haber için bkz. 11 Acun. 133. yüksekliğindeki 4 katlı kuruluşun kaidesi. s. Raynıond Pere olarak verilmektedir17. G. bazı İevantenlere ev planları çizdiği ve bugünkü Alman Konsolosluğu binasının da mimarı olduğu belirtilmektedir. Ülker..e. yapının mimarının M.. Atay. hem de yukarıda zikredilen emir müsveddesinde. inşaatı devam eden Saat Kulesi'nin yeri bu şekilde belirtilmiştir. Ç. Bkz. 1901 yılında inşa ettirilmiş olan Saat Kulesi11. S. s.g. yapı İzmir'de inşa edilen Şadırvanh Saat Kulesi olarak tanımlanmıştır. 11 N. H. K. 194. Hükümet-i Seniyye ve Kışla-yı Hümayun Meydanı olarak da 0 adlandırılan bu alana temel kimliğini kazandıran ve genellikle neo-klasik üslnp özellikleri yansıtan bu yapılardan sonra. Tarih İçinde İzmir. "E. s. sekizgen planlı olup çokgenin köşeleri merdivenlerle ulaşılan birer su yapısı olarak tasarlanmıştır (Res. 25 m.İnci Kııvııhı Ersoy alan içinde kaldı . Maketin üzerindeki Fransızca ya/. Konak Meydamlım denize bakan tarafında yer alan ve Sultan II. Ankara 1994.. 1-2) 8 a Konak Meydatıfnm 1910 yıllarındaki görünümü için bkz. 2415 İstanbul Beyoğlu'ndaki kuyumcu atelyelerinde yapılan maketle ilgili bilgi için bkz.ıtlan. 19.e. 183.Acun. ag. Raymond Pere'nİn.Raymond olduğu anlaşılmaktadır16.5. 60.Sonat.e. Saat Kulesrnin görünümünün bulunduğu bir kartpostalda.12 (Ocak 1978). "'İzmir Saat Kulesi". Ahenk Gazete. 14 Başbakanlık Arşivi. Her katı kendi içinde bir bütünlük gösteren Saat Kulesi. "Saat Kulesi". Ç. 9. 10 Saat kuleleri hakkında toplu ve geniş bilgi için bkz. Abdülhamife Hediye İidüen Gümüş Maketler'". Yüzyıl İzmir Fotoğraftan. eski sadrazamlardan İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa'mn oğlu bahriye mirlivası Said Paşa'mn yaptığı12 ve bir inşaat komisyonu kurulduğu13 anlaşılmaktadır. Bkz. s.Alay. İstanbullu Kuyumcu Zingulli Usta'dırL\ 90 cm.Çiğ. s.. s. S. H.37 (Temmuz 1998). Yapının inşası sırasında. Anadolu Saca Kuleleri.g. s. 'Topkapı Sarayı Müzesi Suat Seksiyonu". 42. 24. S. Ç. Yapımn inşaat nazarlığını. 1). 278 9 .

Alt bölüme göre daha alçak ve dar tutulmuş olan ikinci kat.Ülker.Yapının çizimleri. ay-yıldız motiflerinin yerinde. s.İzmir Saat Kulesi (Şek.g. . Baldakenin kubbeleri. onarımlar sonucunda tek renkli taşla inşa edilerek bugünkü görünümlerim almışlardır". Bilgi için bkz. Kemer köşeliklerinde. Osmanlı Arması ve II. Moresk başlıklara sahiptir.. üç dilimli kemerlerle hareketi en dirilmişür (Res. cephelere yerleştirilen ve alttan Morcsk başlıklı silindirik sütunlarla desteklenen birer at nalı kemerle taşınmaktadır. deniz cephesi hariç diğer cephelerde. Yine sekizgen plan gösteren ve gövdenin etrafım bir galeri şeklinde çevreleyen bu bölüm. Yapının ilk inşasında. 19. Galerinin üzerinden yükselen ve eksenlerde geniş. köşelerde dar sekiz kenarlı bir plan tasannu gösteren gövdenin yüzeyleri baklava motifleri içme yerleştirilmiş beş kollu yıldızlarla dolgulandnılmıştır (Res. Üzeri birer kubbeyle Örtülmüş baldaken tarzında inşa edilmiş bu kuruluşların alt kesimine dikdörtgen biçimli birer havuz yerleştirilmiştir (Res.4). Sivri at nalı kemerler. köşelerde iki. . 20 . içlerinde birer palmet bulunan baklava motifleriyle bezenmiştir. Bu nedenle de. N. üst kesimlerinde birer ay ve yıldız motifi bulunan bitkisel arabeskler görülür. Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nden alınmıştır. 13. sivri at nalı kemerli birer açıklık şeklinde olup sekizgenin köşelerine yerleştirilmiş birer ayakla baldaken kuruluş gösterir. Geniş kenarlarının ortasına. 42. Kemerleri taşıyan silindirik sütunlar.m. Alt kat cepheleri silmcli bir saçak ve onun üstünde yer alan ajurlu palmet şeridiyle son bulur. Köşelerdeki baldakenler ile eksenlcrdcki açıklıkların kemer köşeliklerindeki Oryantalist bitkisel motifler. cephelerde dört kemer açıklığının oluşturduğu at nalı formlu.Fıskiyelerden bazıları günümüze ulaşamamıştır.15 Haziran 1927 yılında çıkarılan "Millî ve Resmi Binalarda Bulunan Tuğra ve Medhiyelerin Kaldırılması" hakkındaki 1057 sayılı kanundan sonra arma ve tuğraların çıkarıldığı bilinmektedir. Abdülhamit'in tuğrasının bulunduğu bilinmektedir21. Üst kesimde de.4). birer yalak yerleştirilmiş ve bu ayaklara havuzdan birer lüleyle suyun akması sağlanmıştır1 y. Ortasında birer fıskiye bulunan havuzların üç tarafında da. Taştan yapılmış ok ucu biçimli birer alemle biten kubbelerin dış yüzeyleri de.3).Saat Kulesi'nİn eski durumunu gösteren kartpostal resmi için bkz. Kemer köşelikleri bitkisel arabesklerle dolgulandırılnuştır. Yapının eksenlerde yer alan kapıları. Kemer köşelikleri bitkisel kıvrık dallar ve palınet motifleriyle bezenmiştir. . . s. l-3) ı s . birer açıklık ve bu açıklıkların önüne de konsollarla taşman ve mükebbireleri anımsatan birer küçük süs balkonu inşa edilmiştir. saçak üzerinde yer alan palmetlerle birlikte cephe süslemesinin ana unsurlarını oluşturur. orijinalinde çift renkli taşla örülmüşken. halk arasında Havuzlu Anıt olarak da isimlendirilmiştir. Yüzyıl İzmir 19 21 IB Fotoğrafları. Bu açıklıklardan güneybatıdaki hariç. a. süs balkonlarıyla aynı hizada yuvarlak madalyon İçine birer ay-yıldız motifi işlenmiştir. diğerleri birer yalancı açıklık şeklindedir ve önlerini kapatan duvar yüzeyi bitkisel arabesk bezemelerle süslenmiştir. sütunçeier üzerine oturan dilimli kemerli. alt bölümde olduğu gibi silmcli bir saçak ve üzerindeki taştan palmet dizisiyle son bulut. İki tarafında yer alan düşey dikdörtgen pano yüzeyleri geometrik motifler ve aralarındaki palmet motifleriyle bezenmiştir.

Keçeciler ve Kemer Polis Karakolları Örnekleriyle İzmir'de Oryantalist Eğilimli Yapılar" başlıklı bildirimiz. 1881-83 tarihli Mekteb-i Sultani (Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi)25. saatlerin bulunduğu bölüme ulaşım. Ancak. "Kemeraltı. bu yapılarda Oryantalist özellikler. MAktepe. 1976 yılında onarılmıştır. 1893 tarihinden sonra inşa edilen Salepçioğlu Camii26 ile Vali Rahmi Bey Dönemi'nde 19131918 tadilleri arasına larihlenen Kemeraltı. Ülker. dışa taşkın üst bölüme geçiş üç mukarnas sırasıyla sağlanmıştır (Res. Uluslararası Türk Sanalları Kongresi nde bildiri olarak sunulmuştur. diğer Baülı üslup özellikleriyle biramda kullanılmıştır. 'İzmir Saat Kutesi". N. Cephelerin tamamı yine taşa oyulmuş bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiştir. Çorakkapı.13. Bkz. yuvarlak ve sivri at nalı kemerlerle. "İzmir Mektcb-i Sultanisi (Mithat Paşa Endüstri Meslek Lisesi Binası). Wilhem tarafından hediye 22 edilmiş birer saat yer almaktadır .g. 25 Yapıyla ilgili geniş bilgi için bkz. Ülker. N. Ağustos 1999'da Hollanda'nın Utrecht kentinde düzenlenen A7. kemer köşeliklerindeki ve cephelerdeki bitkisel ve geometrik motifler. kaynağı KaJıire'deki Fatimi ve Memluk yapılarıyla. S. İ. Keçeciler (Aııafartalar) ve Kemer (Yenişehir) karakolları gibi yapılar. Oryantalist üslubun İzmir'deki en Önemli temsilcisidir. "Osmanlı Devri Camileri Hakkında Ön Bilgi". a. Çorakkapı (Basmahane).. zemin kattaki odadan başlayarak yükselen bir merdivenle sağlanmaktadır. köşelerindeki havuz ve kumalar mermerden yapılmıştır. üst bölümde. dilimli kemerler: kat cephelerini soıüandıran silmeler üzerindeki palmet ve mazgal dizileri: dışa taşlan üst bölüme geçişi sağlanyan üç sıra mukarnas dizisi: cephe yüzeylerinin danteliınsi ağ gibi baklava motifleri içine yerleştirilmiş beş kollu yıldızlarla dolgulandırılması. İzmir'deki Oryantalist eğilimli yapıların ilginç örneklerindendir7. s.5). 14.e. IV. Geniş cephelerinde.4-5 (Ağustos 1973-74). Bir alemle son bulan kubbeyle örtülü baldakendeki saçak üstü süslemesi. 26. 27 İzmir'deki Oryantalist eğilimli yapılan konu alan bir araştırmamız. 136. 1974 yılındaki depremle yıkılanbu bölüm. 11. Sütunlardan 40 ianesi Marsilya'dan getirtilmiş24 yapıda. Moresk sülün başlıkları. Saat Kulesi. 26 Tarihlendinîıe için bkz. İslaini karakterin ön plana çıkmasına neden olmuştur. s. Alman İmparatoru II. s. Uluslararası Türk Kültürü Kongresi (3-7 Kasım 1997 Ankara). 280 23 . Tarih Enstitüsü Dergisi. 24 18 Haziran 190! ve 18 Eylül 1901 tarihli Ahenk gazetelerinde çıkan haberler için bkz. istanbul 1974. Kuzey Afrika ve Endülüs yapı ayrıntılarıyla îslami Revivalizm diyebileceğimiz bir yaklaşımla ele alınmış Saat Kulesi H. Dışa taşkın saçak ve üstünde yer alan mazgallardan soma daralarak yükselen kule. bir alt bölümdekiyle aynı karakteri taşır.Kuyulu. baskı da. s. Tamamen düzgün kesme taşla inşa edilmiş yapının. "izmir Saat Kulesi".Acun.inci Kıtyıtlu Ersoy Gövdeden. Endülüs'teki yapılarda aranabilecek biçimlerin eklektik anlayışta ele almışım göstermektedir. Kuruluş özellikleri ile bezemenin bütünleşerek ahenkli bir etki bıraktığı yapıda gerek form gerek kullanılan biçimler. diğer bölümlerde olduğu gibi sekizgen bir baldaken şeklindedir23. Bu karakteriyle de. adı geçen kongre metinleri arasında yayınlanacaktır.

281 . Türkiye genelinde de Oryantalist üslubun en anıtsal temsilcilerinden biridir.İzmir Saat Kulesi ise. daha çok Baü Oryantalizmini hatırlatan tarzıyla. sadece İzmir'in değil.

1 .İzmir Saat Kulesi .İnci Kuyulu Ersoy O 1 2 5m Plan Şek.

2 .İzmir Saat Kulesi .. -r- O I 2 5m Doğu-Baıı Cephesi Şek.İzmir Saat Kulesi • 0 .

İzmir Saat Kulesi 284 . 3 .İnci Kuyıdu Ersoy O 1 2 5m A-A «.eşiti Şek.

İzmir Saat Kulesi lı " • Res.İzmir Saat Kulesi Res. 1 .İzmir Saat Kulesi 285 . 2 .

İnci Kııyulu Ersoy Res. 4 .İzmir Saat Kulesi 286 .İzmir Saal Kulesi • «=***. 3 . J- 1 ? Res.

İzmir Saat Kulesi Res. 6 .İzmir Saat Kulesi Res. 5 .izmir Saat Kulesi 287 .

Yard. "Kişinin. aileden devlete kadar uzanan kurumlarda görülen bir uygulamadır. Ümmet Çağında Ahlâk Kitablarıımz. Üç büyük oğlu Boz-oklar sağda. " der. Altın bir otağ kurar. Konumuzu dağıtmamak için bu bir biriyle iç içe bulunan didaktik mahiyetteki bir başka çalışmada ele almayı düşünüyor. Türk Dil Kurumu Yayınları: 234. C. 4. üç küçük oğlu üç-oklar solda oturur. Düşmanları ağlattım. Vasiyet konusunda Hunlar devrine kadar çıkan Oğuz-nâme'de ilk bilgilere rastlıyoruz.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. artık yaşlandım. bir neslin tecrübesini diğer bir nesle ulaştırma. Bunlarda ahlaki öğütler yer alır3. talebelerine. Oğuz Han. "didaktik şiir" ve yüzlerce ahlâk kitabı birer vasiyet niteliğindedir. 32. İzmir 2000. Bir "Uluğ Kurultay" toplar. : Aslında dilimizde yaşayan binlerce "ata sözü". altı oğlu ile birlikte dünyayı fethedip cihangir olduktan sonra ana yurduna (yurt-i asli) döner. kendi yolunu devam ettirenlere) ölütn öncesi yazılı veya sözlü olarak bıraktığı nasihat"1. Binlerce hayvan keserek büyük bir toy yapar. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1963. idarecinin vs. . İslâmda İnanç. 440. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü.) bir başkasına (çocuklarına. 91. üstadın. TÜRK KÜLTÜRÜNDE VASİYET GELENEĞİ Hasan KOKSAL' Vasiyet: "Birini (ana-babamn. Agâh Sun. ss. Leveııd. Gök-Tanrı 'va borcumu ödedim. Bunun esasım rica. İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi. dilek. Konu olarak seçtiğimiz "vasiyet geleneği'". Halk eğitiminde ve sosyal huzurun sağlanmasında geleneklerin önemli bir fonksiyonunun bulunduğu herkesçe kabul edilen bir gerçektir. ibret alınacak fikir teşkil eder. malını ölüm sonrasına bağlayarak bir şahsa teberru yoluyla temlik (mülk kazandırma) etmesini ifade eden bir ıerim"2dir. akrabalarına. Kazan 1990. "Ey oğullarım! Çok savaştım. Edebiyat Bilimi Sözligi. Ü.289-299. Modern Edebiyal'taki Vecize (Maxime)ler aynı amaçlı ürünlerdir.Doç. vasiyet konusuna geçiyoruz.' adı altında kaleme alınmış manzum ve mensur bir çok eser vardır. s. dostları sevindirdim. İstanbul 1997. s. s. "kıssa". E.Dr. Mesela ilpend-name. Ankara 1988.

gerek savaş. "faizle ve kefaletle borç alma". Bu belgede vasiyeti yapan. XT-XIII. "Küskü yılının sekizinci ayının on sekizinci gününde ben Tüşimi Ağırca hastalandığımdan ve hastalığımın gittikçe fenalasaçağını düşünerek ben karım Silang'a şu yazıyı bıraktım: '"Benim ölümünden sonra. Tanık İnge. diğer yandan da batıda Müslümanlarla ilişki kurmuşlardır. "evlat edinme" vs. büyük orduya (?) bir altın yastık. Bu tamga ben Asaııa'mndır. Türkler bir yandan doğuda yerleşirlerken. analıkları ile evlenmelerine vasiyetname ile engel olunabileceği anlaşılmaktadır. Türk Mitolojisi /. Üçok-Mumucu. Ankara 1971.g. Bu tamga ben. a. s.e. 206. Tanen. Tavgaç-Keke'nindir. Dr. evimi yönetip oğlum Altmış-Kaya'nııı eğitimi ile uğraşsın. cemâat ile Tavgag-Yeke. başka bir kimse ile evlenmeden. Üçok. 211. kimi mirasçı olarak kabul ettiğini ve terekesinde kimlerin hakkı olamayacağını gösteriyor. "trampa". yüzyıllarda siyaselnâmeler ve ahlâk-görgü kurallarından bahseden didaktik mahiyetteki kitaplar (Nizamü'ül-mülk'ün Siyasetnâme'si. Töreye ve birliğe bağlı kalmalarım vasiyet eder4. Milli Eğilim Bakanlığı Eğitim Dizisi: 30 İstanbul 1997. iç hazineye bir at vermek yoluyla ağır cezaya çarptırılsınlar ve sözleri geçmesin. Prof.. Ben vasiyetnameyi Sııtz'a. Tükele ve Kimtsü başta olmak üzere. Melik Şah'ı yerime tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. Coşkun-Mıımcu. Ahmet. s. 29-34. Eğer alacağız diye dava ederlerse. O zaman ruhum göklere çıkacaktır. s. şehzadelere birer gümüş yastık. Ayrıca üvey oğullarının. Ben Kaysın sorup yazdım. Ankara 1976. Aydın. Zaferi kazanırsak önümüzde çok hayırlı günler olacaktır7. Ked-Kaya Tukung.Hasan Koksal Yurdunu oğulları arasında böler. onlar huzurunda verdim. bu beyaz elbise kefenim olsun. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını: 388. Yusuf Has Hacib'in Kutad-gu Bilig'i) özellikle dikkati çeken eserlerdir. gerekse barış yoluyla İslâmiyet Türkler arsında yayılmaya başlamıştır. Anadolu kapısını Türklere açan sultan Alparslan'ın Roinenos Diogenes ile Malazgirt Meydan Muharebesinle çıkmadan yapmış olduğu şu vasiyet-hitâbe bu geleneğin devlet katında sıkı bir şekilde uygulandığım göstermektedir: "Ey askerlerim! Eğer şehid olursam. işe karışmasınlar. Tanık Kara-toym. İslâmiyet öncesi Türklerde yerleşik medeniyete geçildikten sonra "velayet hakkı". Türk Hukuk Tarihi. Ögel. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Dr. halk ve yakınlarımdan Asana. alacağız diye. 5 6 290 . 32. Ok-yay ilişkilerine göre Üç-oklar'ın bozoklar'a tabiiyetini bildirir. s. İmlâsı altında yazdım. Türk Devlet Geleneği. Oğullarım Kosang ile Esen-Kaya üvey annemiz bizimdir."5. Uygurlara ait hukukun çeşitli alanlarındaki hukukî ilişkileri düzenleyen belgeler arasında vasiyetnamelere de rastlıyoruz. gibi konularda yerleşik kültür hukukunun gelişmiş olduğu görülmekledir6. "yarıcılık". İkici başta olmak üzere. Bu tamga benimdi. Bahaddin. Doç.

Özaydın. Baksa da görmez olur. gece-gündüz kartal gibi uçunuz ve Rumlara merhamet etmeyiniz"8. İstanbul 1984. Bu vasiyetnameleri aşağıya alıyoruz: ERTUĞRUL GÂZİ'NİN VASİYETNAMESİ: "Bak oğul.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği Malazgirt Meydan Muharebesi'nde esir aldığı ve yaptığı antlaşmadan sonra serbest bıraktığı Rotnenos Diogenes'in tahttan indirildiği ve gözlerine mil çekildiğini haber alan Alparslan. 1237 yılında bir ziyafet sofrasında zehirlendiği anlaşılmış ve Celaleddin Karatay'a: "Benim işim sona erdi. ona memleket meseleleri hakkında vasiyetler yapacağım" demiş. Osman. Osman Gâzfnin. 491. a. O bizim boyumuzun ışığıdır. Oğuzlar'm 24 boyundan bir olan Kayı aşiretinin reisleri Ertıığrul Gâzi'nüı. Selçuklu dönemine ait diğer bir vasiyetname Sultan Alaeddin Keykubad'a aittir. Bahar Yay. Baskı. yeryüzünde. Beni fcır. Kopraman. tbnü'1-Esir. İstanbul. hasta yatağında ümerânın büyüklerini toplayarak kendisinden sonra oğlu Seyfeddin Ebu Bekr'i sultan yapmalarını vasiyet etmiş ve onlar da bu vasiyete uymuşlardır11"1. Selçuklular Zamanımla Türkiye Tarihi. 389. Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi. Asya-Avrupa-Afrika kıtalarındaki pek çok devlete 600 yıldan g-fazla adil bir ölçüde davranarak. Osman. incinirim. . Terazisi dirhem şaşmaz. el-Kâmil Fi't Târîh Tercümesi. s. İstanbul 1989. çeviren: Dr. C. fakat az sonra konuşma melekesini kaybetmiştir9. ona karşı gelme! Bana karşı gelirsen üzülür.g.e. 71. Kemaleddin Kâinyar'ı çağır. Bana karşı gel. Kâzım Yaşar. beylere ve askerlere şu vasiyethitabe'de bulunmuştur. kendimden ümidim kalmadı. ona karşı gelirsen. onların dil ve dinlerini devlet güvencesi alıma alarak örnek davranışlar gösterdiklerini görmekteyiz. Cilt:U).. s.. en-Nasır Muhammed daha Önce veliaht tayin ettiği oğlu Amık'un 1340 yılında vefat etmesi üzerine. Mısır Memlûkta teri.. 1071 Malazgirt Zaferi'nden hemen sonra Merv'den Doğu Anadolu'ya gelip yerleşen bir Türk grubunun. oğlu Orhan Gâi'ye sundukları vasiyetleri ve Osman Gâzi'nuı kayın babası şeyh Edebali'nin vasiyetleri bu türün devlet geleneğinde ciddiyetle uygulandığım. "Bundan böyle arslan yavruları olunu?. bu dununa çok üzülmüş. Vasiyet konusunda bir başka örnek de Memlûk Devleti Sultan'ı en-Nasır Muhammed'in hasta iken verdiği vasiyettir. oğlu osnıan Gâzi'ye. 188489. Turan. s. s. A. Turan. Şeyh Edebali'yi kırma. VI. gözlerim sana bakmaz. 2.

OSMAN GAZİ ŞEYH EDEBALİ'NİN VASİYETNAMESİ: -'Oğul! İnsanlar vardır. bilinmeyenler. nasıl kullanacağım bilmezsen. sebatlı ve irâdene sahip olasın. Ötüken. görünmeyenler. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik da 'vasi değildir. Ve maksadımız. Bunları nerede. kelâmlısın.. akşam ezanında ölürler. ona rağbet. Daima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi ALIAH-û Teala 'ya emanet ediyorum"11. insan ihsanın kıılcağızıdır. 14. 11 Bürün. " ERTUĞRUL GAZİ OSMAN GÂZİ'NİN VASİYETNAMESİ: Bak oğul! ALALH-û Teâla'mn emirlerine muhalif bir İs işlemeyesin. Bu dediklerimi vasiyet . senceğiz içindir. Zalim olma! Alemi adaletle şenlendir ve ALLAH İçin cihadı terk etmeyerek beni şad el. Avun oğlum. Nasıl Öldüler. Vecdi. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Ulemaya rivayet eyle ki. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. kuvvetlisin. 292 . ihsanı eksik etmeyesin ki. Ancak. Şeriat (Kur 'an) ehlinden uzaklaşma! Bizim mesleğimiz ALLAH yoludur. Şeriat (din) işleri nizam bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan. avun. s. Daima sabırlı. İstanbul 1981. Bilmediğini Şeriat (İslâm) ulemasından sorup anlayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasınl Askerine in 'ami.Hasan Koksa! SözümüzEdebali için değil. Güçlüsün. akıllısın. şafak vaktinde doğar. Ama. Sabah rüzgarında sa\'rulur gidersin. ALLAH'm dinini yaymaktır. senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. ikbal ve hilm göster! Askerine ve malına gurur getirip. Bütün fethedilmemiş sırlar. Sana da bunlar yaraşır.'.say.

Sarı Saltuk tabutun içinden bir na'ra alarak vasiyetinin dışına çıkmamalarını İster' 13 . Sarı Saltıık gâ/ilere kendisi için on iki tabut yaptırmalarını vasiyet eder.. Sarı Saltıık ölümün yaklaştığını anlayınca abdeslini alır ve kefenini giyerek çerağınm yanma gelir. Gaziler. büyüklerle beraberdir. yiğidin iyisine deli derler. Umuma ki yüksekte yer tutanlar. Bereket. Hatırlı iken itibarım kaybedene. Zenginken fakir düşene. atanı say. Kırgızların milli destanı Manas'ta da aynı gelenekle karşılaşıyoruz. bildin bilme. Sarı Saltuk'a bir yahudi hile ile bir zehirli su içirir ve arkasından gönderdiği bir fedai ile hançerletir. "ı ŞEYH EDEBALİ İslamî Türk destanı olan Saltıık-nâme'de de vasiyet geleneği ile karşılaşıyoruz. Anakara 1987. yeşilken çorak olur. Aşağıdakiler kadar emniyette değildir. tabut kendiliğinden. Ocak 2000. 293 . Manas hasta yatarken kırk yiğidini çağırır ve onların huzurunda Vezir Bakay'a vasiyetini bildirir: Ey benim kardeşlerim Abeke ile Kölfişf Vasiyetimi yapın. Gördün söyleme. olun bana birer eşj Altıma da bir davak. Sarı Saltuk'un ölüsü yıkanıp tabuta konduktan sonra. kalkar muhabbetin itibar olmaz.:832. çöllere dönersin. Açık sözlü ol. Her sözü üstüne alma. Kemal. Bu dünyada İnancını. Haklı olduğunda mücadeleden korkma. Yay. Kültür ve Turizm Bak. s. San Saltuk'un böylece tekkede bekleyen her bir tabutta ayrı ayrı görülecektir.. Bilesin. ev Bakav! 12 13 Semerkant Dergisi.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği Ananı. hiç bir kimsenin yardımı olmadan musallaya doğru yürür. Üç kişiye acı: Cahiller arasındaki âlime. Yüce. atın iyisine doru. Bu tartışma esnasında. kaybedersen. Sevildiğin yere sık gidip gelme. Bu tabutların her birisi Eski Baba'daki Sarı Saltuk tekkesinde bir gün bekletildikten sonra na'şını almaya çevreden gelen beylere verilecektir. 377-378. hazır olsun. San Salıuk'un vasiyeti üzerinde ihtilafa düşerler. Saltuknâme.

. çok sakindi. oldukça anlamlı bir tarih vesikasıdır. Hem yazıyor.e. ey Bakay! Yakup oğlu genç Manas böylece göçüp gitti! Bay 'in tek oğlu Bakay. s.9.Hasan Koksal Maiyetimle herkes. ey Bakay! Ölmek üzereyim ben. anılarında diyor ki: ". Bu tarihî açıklamalardan anlaşıldığı gibi Türk toplumunda vasiyet. 294 . Ögel. Mazhar. bunu görünce diğerlerinin soyadlarını yazmadı" 16 . a. İstanbul 1968. henüz başka bir ad da almamıştı. vasiyetin günümüzde uygulanan şekillerine bakalım. Atatürk'ün Vasiyeti. cümleleri mânalarına hiç halel gelmeden kısaltıyor ve sadeleştiriyordu. Günümüz toplumunda. Atatürk'ün bizzat kaleme aldığı vasiyetnamesi şekil ve muhteva olarak şöyledir: VASİYETNAME: Ankara 28 (A:A)-Atatürk'ün bugün açılan vasiyetnamesi aşağıdadır: "Dolmabahçe 8. Eşsiz muhakeme ve zarafeti burada da kendini göstermişti.g.. s.. malik olduğum bütün nukııt ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayri menkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi 'ne âtideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum: î. Hasan Rıza Soyak. ey Bakay! Başımla ayağımı. hem de bazı kelimeleri değiştiriyor. s. hak ve ödevler arsında denge kurulması hedeflenmiştir. kamu düzenin sağlanması.. kökü çok eskilere dayanan bir gelenektir. 505.1938 Pazartesi. çekin şimdi.hazır olsun. yalnız Bayan Afet'in soyadı yoktu. vasiyet konusunda bir takım ölçü ve kayıtlar getirilerek yakınların korunması. o. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Önder Atatürk'ün vasiyetnamesi.e. Nıtkut ve hisse senetleri şimdiki iş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.. Şimdi. gelin şimdi. ailesinin soyadını kullanmıyordu...g. bir maddede kendilerine ayaklık bağlanmasını vasiyet ettiği hanımlardan beşinin soyadı yazılı idi. 531. a. çok ince düşünüyordu. 14 :5 16 Ögel. Levendoğlu. Mesela. baktı Han göçüp gitti! Onun cenazesini kamışa koydu gitti! Bir dağ gibi Manas 'ı mezara koydu gitti/u Aynı destanda Yakup Han'ın vasiyetnamesini de hazırlayan yine Vezir Bakay'dır 15 . 125.

Tarih Coğrafya Dünyası. 249.l. yüzü Özellikle ebeveynler. sigara içiyordu. 3. Trabzon 29 2. hukuki bir belge sayılmakla birlikte. Sayı:2024. "Atatürk Vasiyetnamesini Nasıl Hazırlamıştı?". yıkanmış. s. Derhal kalkıp odadan çıktık. 295 . Getirilen kahvelerin içilmesini bekledi. 17 18 Olcay Gazetesi. yatak odasına girdik. Kendisine haber verdim. diyerek notere verdi. Teşrin (Kasım) 1938.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği 2. Sayı:9-10. traş olmuş. Boynuna gene koyu vişne renginde ipek bir eşarp bağlamıştı. 5. "Buyursunla" dedi. Bunda Dr. İstanbul 'daki noter mevcudu ve o sene yeni çıkan noterlik kanunu üzerine konuştuk.bulunacakları tasamı Har hakkında İsteklerde bulunurlar. muhtaç oldukları yardım yapılacaktır. sonra önündeki sigara masasının üzerine koyduğu kapalı zarfı aldı. K.ATATÜRK" 1 . Denize nazır pencerelerin önüne koydurduğu bir şezlongun üzerine oturmuş. İsmet İnönü'nün yüksek tahsillerini İkmal için. oturduk. Bizi görünce hafifçe kımıldadı. 6.. Bu vasiyetnamenin notere teslim edilişini Hasan Rıza Soy ak şöyle anlatmaktadır: ". yeni kurulacak bir yuvanın ayakta kalması ve mutluluğu için her türlü tedbiri önceden aldığı gibi. Sabiha Gökçen 'e bir evde alınabilecek ayrıca para verilecektir. Alt katta bir odava girdik. 'Bu benim vasiyetimdir.Bir gün sonra emrettiği saatte noter geldi. kendileri ölmeden önce düşündükleri yolun devam etmesi için varislerine -özellikle mali konularda.. üzerinden bir yük kalkmış gibi ferahlamış. Soyak Hasan Rıza. 10 Kasım 1939. Sabiha Gökçen'e 600. Atatürk 'ten haber gelince üst kata çıktık. Zaten bizimde yapacak işlerimiz vardı. s. 4. baktım. Hatırımda kaldığına göre noterle. Kendisi yataktan çıkmış. Her sene nemadan mütebaki miktar varı yarıya Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir. icap ettiği zaman kanuni muamelesini yaparsınız'. Tam karşısına koydurduğu sandalyelerde üçümüze de ver gösterdi. ipek ve robdöşambr giymiş. Her seneki nemadan bana nisbetleri şerefi mahfuz kaldıkça yaşadıkları müddetçe Makbule'ye ayda 1000. Afet'e 800. bir zabıt yazdık. Makbule 'tiin yaşadığı müddetçe Çankaya 'daki oturduğu ev de emrinde kalacaktır. Çoğu kez yazılı hale getirilen bu beyanlar. Çıkarken pembeteşmişti"1*. Biraz vakit kazanmamı istedi. edebî bir kıymete de sahiptirler. Neşet. Ömer İrde/p ve ben şahit oluyorduk. Ülkii'ye 200 lira ve Ruhîye ile Nebiye 'ye 100'er Ura verilecektir.

Hamza. kural olarak nıendup (şeriatça yapılması uygun görülen) ve müstehap (beğenilen) olmakla birlikte belli şartlarda farz.e. borçların ödenmesinden sonra yer aldığı bilinmektedir20. ölüme bağlı tasarruflar içinde vasiyetler önemli bir yer tutar. vasiyetnamesi yanında yazılı olmadığı halde iki gece geçirmelidir. Peygamber. Vasiyette bulunmanın dinî hükmü. vasiyetin müessese olarak tslâm hukukunda caiz olduğu açıklanmaktadır. Kur'an'da vsiyetin caiz olduğu genel bir ifadeyle duyurulmaktadır. Bu hususta mezhepler arsında birlik vardır 21 . a. sonradır"22.. Hz. Aktan." Diye buyurduğu rivayet edilmiştir 3 . a. s.g. .. Mukayeseli İslâm Miras Hukuku. 79. kişinin miras olarak bıraktığı malların ancak üçte birini vasiyet edebilir. bir kimsenin sahip olduğu malın aynını veya menfaatini bağış şeklinde ölüme bağlı olarak temlik edebilir. Veda haccı sırasında şiddetli bir hastalığa tutulan öleceği zannıyla malının tamamını hayır hizmetlerine vakfetmek isteyen Sa'd bin Ebu Vakkas'a izin vermemiş. Ayetleri. s.. Aktan. 72. Hz. Fukahanın değerlendirilmesine göre. 7 1 . a.VI06.g. mekrun 1 20 21 22 23 24 25 Aklan. s. bu malı Ölüme bağlı bir tasarrufa konu edebilme hakkı ve irade hürriyetinin tabîî bir sonucudur. Erzurum 1989. • Aklan. Maide. 4/11-12. Aktan. a. s. sağlığında yapamadığı bazı hayır ve iyilikleri vasiyet yoluyla olsun yerine getirmeye teşvik etmiştir. 7 1 . Peygamber de müslümanları vasiyette bulunmaya. 71. .Hasan Koksal Edebî metinlere geçmeden önce İslâm Miras Hukukıfnda "Ölüme Bağlı Tasarruflar" başlığı altında ele aldığımız ivvasiyet"i izaha çalışalım: Kişinin kendi malında hayatta iken dilediği gibi tasarrufla bulunması gibi. miras bırakanın herhangi bir kimse ile miras mukavelesi yapması mümkün değildir. Ancak tereke (ölen kimsenin miras olarak bıraktığı her şey) üzerindeki hakların sıralanmasında vasiyetlerin. Peygamber'in. ancak inalının üçte birini vasiyet etmesine müsaade etmiştir22. böyle bir müessese kabul edilmemiştir". İşaret Bilimsel Araştırma Dizİsi/9. Hatta Hz.g. İslâm Miras Hukukıf nda. İslâm Miras Hukuku'nda.. Yalnız İslâm Hukukıfnda bu serbestlik sınırsız değildir. Nisa.e. ölenin borcu ödenip vasiyeti yerine getirildikten "Ey iman edenler! Sizden birinize ölüm hali geldiği zaman vasiyet vaktinde içinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tu/un "u. Hanefi mezhebine göre vasiyet. "Mirasçılarda taksim. s. "Bir müslümanın vasiyet edebileceği bir şeyi varsa.e.e.g.

Mesela vakıf. "Vasiyet" Maddesi. Aynı yer.. vasiyette bulunanın hısımı olabilir. 72.. Başka bir söyleyişle mirasçıya vasiyet olmaz. a. Sadi Hoşses öldüğünde Yusuf Nalkesen bu vasiyeti yerine getirir31. cenazemde çalınsın. Eğer kendisini mirastan mahrum edebilecek başka bir mirasçı bulunuyorsa böyle bir mirasçıya vasiyet caizdir.g. 26 27 28 29 30 31 52 İslâmda İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi. çok sevdiği bu tatlıyı yer ve hoşuna gider. Yapılan bir vasiyetin hukuken geçerli olması için vasiyette bulunanın akit ehliyetine sahip bulunması. hastane. İstanbul? 1997. Şerbetini de benim mezarımın toprağına dök". Vasiyette bulunan kimse ölmeden önce vasiyetten vazgeçebilir. İzmir Klasik Türk Müziği Korosu Viyola Sanatçısı. okul.g. Müzik dünyasının yakından tanıdığı merhum Sadi Hoşses bir gün. s. Sami. yetim torununa vasiyette bulunabilir^1. Vasiyetin yerine getirilmesi mirasın paylaşılmasından önce gelir. Yani kişi yaptığı vasiyetine bağlı kalmak zorunda değildir 9 . Aynı yer. Yusuf Nalkesen'in hanımı. ölümden sonra ödenmesini ve hak sahiplerinin haklarının verilmesini vasiyet etmesi ise vaciptir 7 . Lehine vasiyet edilen kimse. Bu vasiyet. Mesela oğlu sağ olan baba. s. s. O an Yusuf Naİkeseir e vasiyette bulunur: "Öldüğüm zaman. camii.e. geç duyulduğu için öldükten sonra Devlet Klasik Türk Müziği Korosu tarafından "Reşat Aysu'yu Anma Programlında yerine getirilmiştir32.. bestekâr Yusuf Nalkeseıvin evine gider. Aklan. ölmeden önce şu vasiyeti yapmıştır: "Kendi beste/ediğim cenaze marşım. Yine ünlü bestekâr Reşat Aysu. Bu durum dikkate alınınca vasiyetin bırakılan mallara taallukunun ölümden sonra gerçekleşeceği sonucu ortaya çıkmaktadır.. Aktan. mezarlığa gelen cemaate yetecek kadar kalburabastı tatlısı yaptır ve onlara yedir. kütüphane.e. vasiyet yapılanın vasiyeti kabul ettiğini belirtmesi gerekir2". 297 . o gün kalburabastı tatlısı yapmıştır. bîr müslümanın sağlığında ödemesi gerektiği fakat ödeyemediği malî karakterdeki dinî ve medenî borçlarının.. Geride kalanların bu vasiyeti yerine getirmeleri hem dinî hem de hukukî bir borçtur. Buna karşılık. 440-442.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği (yapılması şeriatça hoş görülmeyen) hatta haram hükmü de olabilir25.. a. Cilt:4. Bilgiyi aktaran: Emiroğlu. 74. Sami. gibi bütün insanlara yararlı yatırımları sağlığında yaptırma fırsatı bulamayanların bu yönde vasiyette bulunması müstchap görülmüştür. îslâmiyette gayri meşru bir iş ve faaliyet için vasiyette bulunma caiz olmadığı gibi bu tür vasiyetlerin yerine getirilmesi de caiz değildir. çeşme. Emiroğlu. Sadi Hoşses. ancak mirasçısı olamaz.

Büyük Ozan Aşık Veysel'in sazına vasiyeti. "Bu vasiyet de yerine getirilmiştir33. bir fatiha okuyun! Yalçın BENLİ CAN Baba: Dr.Hasan Koksal Çeşitli meslek gruplarından olup da toplum tarafından sevilen-sayılan şahsiyetler ilgi odağı oldukları için. Sen petek misali Veysel de arı înlesir beraber yapardık balı Emiroğlu. Ben gidersem sazım sen kal dünyada Gizli sır/arımı aşikar etme Lâl olsun dillerin. Röntgen Mütehassısı Dr. benim oğlumla aynı mezara gömüm ve mezar taşıma da şu dörtlüğü yazın: Baba oğlu kavuştuk. sonunda bir kabirde. Sanatçı Engin Çır. Gizli dertlerimi sana anlattım Çalıştım sesini sesime kattım Bebe gibi kollarımda yaylattım Hayali hatır et.. Ccmalettin Alptekin. Bu toprak yığınından. Allah rızası için. Şair şahin Çandır. Sami Emiroğlu ve aile efradına: "Ben öldüğüm zaman.sonra. alegori san'atının da tipik örneğini teşkil etmektedir. ömürlerinin son döneminde kendilerinden arzuları sorulur. . beni unutma.. geçerken biraz durun. sonuymuş başka yolun. Öğrenilen bu istek yerine getirilir. Her yolun başlangıcı. Sami. söyleme yâda Garip bülbül gibi âhuzar etme. Mustafa Kandırah benim mezarımın başında klarnet çalsın. orada bulunan Şair Yalçın Banricaıı. Cemalettib Alptekin (1928-1992) Oğul: Tahsin Eren Alptekin (1960-1981) Türk San'at müziğinin paşası diye namlandınlmış Zeki Müren'in vasiyeti ilginçtir: "Ben öldükten .

Bu gelenekler. mitolojilerini ve inançlarını kayıtlara geçirmemiş bir çok yönleriyle ve bir bütün halinde muhafaza etmeyi sağlamıştır. 299 .Türk Kiiltüriinde Vasiyet Geleneği Ben bir insan oğlu san bir dut. sen ustanı unutma. toplulukların tarih sahnesine çıktıkları andan bugüne kadar geçirdikleri hayal serüvenlerini. Elemanları bakımından çeşitlilik arzeden kültürümüzü bir bütün olarak ele alıp değerlendirmek. dalı Ben babamı. bizleri büyük bir devlet olduğumuz sonucuna götürür.

"PİR SULTAN VE HIZIR PAŞA" HİKAYESİ Nerin KÖSE* *Bir toplumda farklı sınıfların varlığı. onların arzu ve beklentileriyle kültürel yapıların da ortaya çıkaran anlat türlerine de aksetmesine yol açacaktır. yy. tarihi. özellikle topraklarını kaybeden beylerin başkaldısına da zemin hazırlamış. İzmir 2000. toprak idaresinde rüşvetin Önlenememesi. anlaşmazlıkların da olması demektir. İşte yazımızın konusu da Pir Sultan Abdal'ın hayatını konu alan ve onun ölümüyle ilgili bilgilerin de yer aldığı "Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikayesi" de böyle bir anlatıdır ve dönemin siyasi ve sosyal durumundan pekçok şeyi aksettirmekledir. O yüzden hikâye üzerinde incelemeye başlamadan önce hikâyenin kahramanı olan Pir Sultan'm yaşadığı dönem ve o döneme gelinceye kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun genel durumu hakkında kısa bir bilgi vermeyi uygun buluyoruz. E. ss:413-414: Köprülü I. Ü. Dr. (Gülpınarlı 1. Selçuk Devleü'nin askeri ve iktisadi durumunu daha çok Moğollar'ın bu acımasız saldırılan sarsmış. bir başka ifadeyle bu tür hareketlerin farklı sınıflan bünyesinde barındıran toplumlarda görülmesi bu durumun toplumların ihtiyaçlarına göre ortaya çıkan ve şekillenen.dan itibaren farklı sınıfların görülmeye başlamasıyla teşekkül elliği kabul edilen halk hikâyelerimiz (Boratav II ss. ss. İran ve Doç. hatla Pir Sultan Abdal gibi bir dönem Türk Edebiyatına damgasını vurmuş şairin hayatı çevresinde bir halk hikâyesi teşekkül etmesinden daha tabi bir şey olamaz. çelişki ve anlaşmazlıklar oluşturmaktadır.. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi . (Öz.76-77) de de bu tür olayların tespit edilmesinden. ss: 18-90) idari ve askeri kudretin bozulması birtakım isyanların. X1TI. eşkıyalık hareketleri ya da başka türden olayların doğduğu ortamın niteliğini taşıması. İran ve Harezm ile Mısır ve Suriye arasında geçit durumunda olması doğudan gelen bitmez tükenmez bir trafiğe yol açmış. Yüzyılda Anadolu coğrafi. siyasi. s:200) Taht kavgaları.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV. Orta Asya. savaşlar vb. Bu sebeple Türk toplumunda XV. bu sınıflar arasındaki çeşitli çatışmaların. çelişkilerin. O sebeple ortaya çıkan çeşitli ayaklanmalar. bir asır boyunca devam eden Moğol istilâsı ise bu trafiğin bir insan seli halini almasını sağlamıştır. hükümetin merkeze uzaktaki yerlerin denetimini ve halk üzerindeki etkisini zayıflatmıştır. Zaten sınıflaşmanın Temelini de bu çatışma. kültürel ve ekonomik bakımdan oldukça ilginç bir tablo görünümündeydi.301-318.

Kalenderiler. Gölpınarhl. Gölpmarlı II. kuvvetlerini konuna vb. devriye vb.Nerİn Köse Türkistan'dan pekçok sufinin Anadolu'ya gelip çoğu Batıni karakter taşıyan çeşit çeşit tarikat ve mezhep crbabıyla birlikte yarattıkları yeni hava ile hükümetin etkisi daha da azalmıştır. ss:361-362) halk edebiyatımıza bu iki sınıfının benzer ya da aynı ürünleri yaratmalarına yol açmıştır. Selçuklu Devleti'ndeki idari ve askeri çöküntü ile XIII. Yunus'u kaynak edinmiş olmasına rağmen kullandıktan terimlerin Alevi ve Bektaşilik'in erkân ve usulünü yansıtması. Anadolu'da her türlü inanç şeklinin yerleşip yeşermesine elverişli bir durum yaratmış. Anadolu'sımdaki yeni ve ilginç bir dini havanın haberini de vermektedir (Gölpınırlı II. Çünkü Sünni ya da değil (Rum Abdalları. Bu durum XIV ve daha sonraki yüzyıllarda da devam etmiş. bozulan ekonomiyi düzeltmek için konulan ağır vergiler ve dunundan İstifade etmek isleyenlerin yağmaları vb. " Zümre Edebiyatları" dediğimiz "kendi inanç şekilleri doğrultusunda ibadeti öngören. mezhep ve inançları temsil eden ve çoğu gezginci olan bu kimselerin gelişiyle İslâm dini büyük bir toleransın hakim olduğu geniş bir düşünce akımı halini almıştır (Köprülü I. Camiler.) lerin kendi inançlarıyla örülü olup kutsal tanıdıklarının ınenkabelerini anlatması. bu zümrenin erkân ve usûllerini içeren nutukların. A Icvi-Bcklaşi Edebiyatı. kaynağı Yesevi'nin Hikmet'lerine dayanan ve Yunus'un coşkun lizmiyle beslenerek tekkelerde şeyhlerin. nutuk. Alp Erenler vb.) bütün yeni tarikat. S:414J. gerekse ekseriyetinin içinde bulundukları çevre bakımından Alevi Bektaşi şairlerle paralel bir özellik göstermelerinin (Köprülü II. *Alevi-Bekt. yy. İslamiyet. Bir başka ifadeyle kıtlık ve açlık. esnaf teşkilâtlarında ahilerin.aşi Halk Edebiyatı *Melâmi-Hamzavi Hlk Edebiyatı olarak üç gnıpta inceleyebileceğimiz Türk Edebiyatının bu sahasında (Gölpınırlı II. isyanlar taht ve toprak kavgaları. Âşıkların gerek şiir türleri ve konuları. sınır boylarında alp-erenlerin ve diğer çeşitli grupların aracılığıyla farklı şekillerde yorumlanıp hızla yayılmaya başlamıştır. Anlaşılacağı üzere bu karışık dunun halk ve İdareciler arasında şu ya da bu sebeple sivrilmiş pek çok kimsenin bu gruplar aracılığıyla kuvvetlenme. hesaplarına son derece uygundur. tasavvuftaki "Varlık Birliği" yerine "Ali ve Ehl-i Beyt Sevgisi"nin ön plâna geçmesi. ilâhilerin. Tanrı ile inceden inceye 302 . nefeslerin söylenip çalındığı yeni bir edebiyat türü ortaya çıkmıştır (Köprülü 1 ss:337357). Saz şairlerinin bazılarının da bu inanç tarzım temsil ettileri düşünülecek olursa bu yakınlığın ve önemin sebebi daha iyi anlaşılmış olur. Boratav:ss:5()-51). ss:413-414). Ss:359-375. *Tasavvufî Halk Edebiyatı. S:36O). önemli bir yer işgal eder. müslüman inanç ve ibadetlerine karşı tevil ve kınamada bulunmaları. Haydariler. Mesela 1240'ta güçlükle bastırılan Babailer İsyanı İle 1278'te Konya'yı zaptederek adına hutbe okutan ve şehzade olduğunu iddia eden Cimri İsyanı bize. ss:2OQ-255. ss: 184-187) yanışına tasavvufu kaynak edinmeleri (Gölpmarlı I. şiir (nefes.

ss: 111-142) bile onu bu yolundan alıkoyamamıştır. Hem kendi. Hızır Paşa ile olan ilişkileri. ss:67-86). hayvanlar. pek önemli bir yere sahip değildir. bu uğurda hayatından olmasına rağmen tasavvuf. Beklentileri. ss:417-423. Kısacası Tasavvuf Halk Edebiyatı için Yunus ne ise. en lirik şairi kuşkusuz Pir Sultan'dır. Ss:58-66). ss. Nitekim ölümü ve ölüm sebebi. dünya ve ölüm. ss:48-53. Ayrıca Dede Korkut'tan Kaygusuz'a. 5 yıldan beri İzmir'in Torbalı ilçesinde yaşayan Ali İzzet İlci "Kul İzzet" mahlasım kullanmaktadır. Pir Sultan hayatı boyunca Alevilik'in en güçlü savunucularından olmuş: bütün nefeslerinde bu inanca ait erkân ve usûlleri. Sefil Ali. Ali'ye ve Şah İsmali'c bağlılıklarını dile getirmiş (Aslanoğlu. hem de daha sonraki çağların Alevi şairleri Pir Sulum tarzında söylemeye çalışmışlar. Kerem. İran'a ve Erdebil Dergâhına candan bağlılığının görülmesiyle bu cdcbiyal Tasavvuf! Halk Edcbiyalı'ndan hemen ayrılır (Gölpınarh II. Alevi-Bektaşi Edebiyatı için de Pir Sultan. Kısacası herşey onun şiirlerinde kendilerine yer edinmişlerdir. Pir Sultan'ın hayatında III. üstelik vazgeçmeye niyelli olmadığını açıkça söylemekten çekinmediği için onun tarafından hapse attırılmış ve idam edilmiş (Ural. İşte makalemizin konusu olan "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi" de bunlardan biri olup mahalli bir saz şairinin tasnif elliği halk hikâyesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslanoğlu. ss:417418): diğer Pir Sultan Abdallar ise sanki kendi başlarından geçmiş gibi bu olayı anlatan şiirler söylemişlerdir (Aslanoğlu. yol vermeyen dağlar tepeler. Köroğlu. çiçekler. ss:60-64). hükümetin yıllar boyu Alevilcr'e baskı uygulaması hatla öldürtülmesi (Aslanoğlu. ss:417-418) onun halk tarafından ne kadar sevildiğini. Gölpınarh. bir müddetten beri farklı bir yörede oturmasına 303 . Gölpınarh 1. ss:67-68). ss:120-142. Alevi olan ve "kul" lakabıyla bunu açıkça ortaya koyan. bazı olayların etrafında efsaneler teşekkül etmiştir. bu yolda bir kitap olabilecek hacimde rivayetler ortaya çıkmıştır. Bunların sonunda Pir Sultan'ın hayatı dcstanlaşmış. hatta kendisiyle aynı adı taşıyan beş şair daha ortaya çıkmıştır. uzun yıllar adı geçen olayın geçtiği çevrede yaşayan Ali İzzet İlci. Düşüncelerinden vazgeçmediği. sık ağaçlı ormanlar. Yunus'taıı Hayati'ye kadar pekçok ustanın etkisi açıkça görülen Pir Sultan Dadaloğlu. ss:362-37I). ss:43-53: Ural.418-419. insan sevgisi vb. Aslanoğlu. Ahmet zamanında Sivas valiliğinde bulunmuş olan Hızır Paşa ile olan münasebeti şiirlere konu olmuş. yaşayışı ve hayatı. Murat döneminde Sivas valisi olan Hızır Paşa'nm ayrı ve önemli bir yeri vardır. île ilgili hususlarda anlatılanlar (Aslanoğlu."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi alay edilmesi. odur. Kul Mustafa. Alcvi-Bektaşi Edebiyalı'mn en önemli siması. Şiirlerinde bu inancı yaymaya çalışmasına. Gevheri gibi diğer Alevi şairlerini etkilemekte gecikmemiştir (Gölpınarh I. Deniş Ali. bağlar bahçeler. deyiş söylencesi vb. kahvelerde saz çalıp söyleyerek sürdürmekledir. Bu sebeple Pir Sultan'ın olmayan ancak onun gibi gösterilen pek çok nefes tesbil edilmiştir (Aslanoğlu. ss:30-54. Hz. Özellikle III. Gölpınarh 1. bir ermiş gibi kabul edildiğini göstermektedir. Hikâyenin musannifi Ali İzzet İlci aslen Sivas'ın Su Şehri köyünden olup 63 yaşındadır ve âşıklığını.

Nerin Köse rağmen hafızasından silinmeyen "Pir Sultan'ııı ölümü" meselesini bir halk hikâyesi haline getirmiştir. Önce vakayı anlatan nesir kısmım düzenlemiş: uygtm yerlerine de (1 no.lti varyanttaki iki türkü hariç) Kul İzzet'İn. Çıldırlı Âşık Şenlik'in "Salman Bey Hikâyesi'ni tasnifini hatırlatan (Boratav. Nitekim hikâyede 3'ü lek dörtlük 11 türküden: . ss: 127-128) bu lükayesindeki türkülerinde bile Pir Sullan'm etkisi açıkça görülmektedir.

s:164.a demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır. Evvel rı/. ilk dörtlüğünün son iki mısraı aynı olan: Hak yonunu eğri tuttun. Erkân içinde yoluz biz (Aslanoğlu."Pir Sultan Ve Hızır Paşa " Hikayesi Muhaııınıed Ali'dir var mıdır aynı Pirimi sevenler çeker mi kaygu. Yiyemezsin demendim mi? Diye başlayan 4 dörtlükten ibaret türküsünde: Güzel âşık çevrimizi Çekemezsin demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi? (Aslanoğlu. Mahşerde toplanır biltamam kamu Ol Nebi Muhammed Pirim Ali'dir dörtlüğünde: Gelstin ikrarına beli diyenler Anladım derdim Muhammed Ali'dir İsmim anınca salâal vernler Meşrebim virdim Muhammed Ali'dir (Aslanoğlu. 85 no. Açılın kapılar Şah'a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar Şah'a gidelim diye başlayan ve ilk dötlüğü aynı olan türküsünde de: 305 . s: 197.lu deyiş) mısralarıyla başlayan deyişinin. 158 no. 121 no.lu deyiş) misralanyla başlayan deyişin. Hızır Paşa bizi berdar etmeden. s:231.lu deyiş)diye başlayan deyişini: Ey bana kimsin diyen Evvel Allah'tanız bir Nâmıma Haydar derler Âli Abadanız biz şeklinde baylayan 2 dörtlükten ibaret türküsünde: Gel güzelim kaçma benden Yad değiliz bülbülüz biz Biz yol ehli kardaşlarız .

Edebiyatımızın en çok sevilen şiir türü ve saz şairlerimizin ister nefes. 47 no.lu deyiş) deyişinin açık tesirini görmemek mümkün değildir. 18. badem tenli bir oğlu olur. Pir Sultan ile Hızır Paşa arasındaki ilişkileri anlatan olaylarla ilgili olup. Pir Sultan'ın ağzından söylenen türkülerde gayet açık bir şekilde görülmektedir. Gel zaman. Ali'ye olan bağlılığını konu eden ilk dörtlükle. Gelelim anlatının konusuna. hepside Pir Sultan'a aittir. özeti kısaca şöyledir: "Horasan erenlerinden Kul Fam ve eşi Bahar Çiçek'in (1 no. 1 no. git zaman Cemile Hatun'un uzun saçlı. Kul Fam sevincinden ne yapacağını bilemez. ister nutuk. Günlerden birgün yavrularını arayan ancak bir türlü bulamayan bir kazın "yetiş Allah" diyerek dileğine-kavuştuğunu gören Kul Fanı evine dönünce olanları karışma anlatır ve sabaha kadar "kendilerine bir evlât vermesi için Allah'a dua ederler. Dizdaroğlu..13ü-132. 3G6 . yani tulum ve tepkisini gösteren en güzel i İade yoludur. Kul İzzet'in kendisine.. isterse devriye vb.lu varyanttaki Öyle bir zamane geldi ki devran Zalimler sultandır Hak agâh olsun Elimde zincir var dilimde efgân Halimi işiten dil mahzun olsun dörtlüğüyle başlayan ve 2 bentten ibaret olan türkü.Nerin Köse Gönül çıkmak ister Şah'ııı köşküne Can boyanmak ister Ali Müşküne Pirim Ali on'ki imam aşkına Açılın kapılar Şah'a gidelim (Aslanoğlu.lu varyanttaki tek dörtlük hariç) koşma düzeninde söylenmiştir. ss.lu varyantta Cemile olarak geçmektedir) yedi yıldır evli olmalarına rağmen çocukları olmamıştır. müjdeciye de bir ak koç hediye eder. (Dizdaroğlu. ss: 102-122) Zaten türkülerimi/. ss:68-84) da ortaya koyan bu dimim Hz.) 2 no. toplumun herhangi bir olay karşısındaki yergisini. Hikâyenin her iki varyalındaki türkülerin hepsi de (1 no. sevincini ve tasasını. Hikâyenin adından da anlaşılacağı üzere vaka. S. ss:189-223.lu varyantta ise 3 iürkü ile iki dörtlük vardır ve Mukammed Ali'dir var mıdır ayn diye başlayan ilk dörtlük hariç. olsun bütün şiirlerinde kullandıkları bir biçim olduğunu (Elçin. kendisini sevenlerin ve halkın Hızır Paşa'ya karşı duygulan. Gerçeği istersen kâtip böyle yaz Hem gece hem sabah Şah'adır niyaz İnşallah yıkılır şu kanlı Sivas Kâtip ahvalimi Şah'a böyle yaz dörtlüğüyle başlayan diğer türkü ise tamamen Pir Sultan'a aittir (Öztelli. sofralar kurdurur.

Bunların içinde Tokat'tan gelen Hızır isimli abdestsiz namaza duran. Haydar ona "yol verir" ve "eline. seninkelerse yiyecekler" teklifini yapar. onun sonunu hazırlar ve Hızır Paşa. Duyduklarına çok sinirlenen paşa ona kuk değnek vurdurup ellerini zincirletir ve katırına ters bindirerek Banaz'a yollar. Bunlar yetmezmiş gibi Hızır "İstanbul'a gidip mederese okuyarak Sivas'ta adaletin temsilicisi olmayı düşündüğünü" belirtmiştir. haram yediler" cevabını almaca "o halde iki helâl. Orada Banaz'ın usta âşığı Kul Himmet'in ulu kişisi Seyid Necmettin'in önünde söylediği bir dörtlükle hikmetini gösterir ve Kul Fahı oğluna Haydar adını koyar. yoksa asarım" der. Hızır Paşa söylenileni yapar ve : Pir Sıütan'ın dedikleri aynen gerçekleşir. beline. bir daha da görünmez. Pir Sultan bu davete cevap vermezse de eli-kolu zincirlenir ve sürüye sürüye konağa getirilir. sahip olmasını" söyler. halkın gözü önünde asılır. Hızır Paşa'dan hesap soran ve ondan "Banazlılar bana itaat etmedi. Giderek nefesinin ve sazının kerameti her yere yayılan Haydar babasının evini dergâh edinir ve etrafı müridleriyle dolar. seni affedeyim. kırk makamın sırrına vakıf olur ve yedi yaşında iken de erenler sohbetine girer. Göreceksiniz benim illerim yemeyecekler.aman İstanbul'da tahsilini tamamlayan ve Sivas'a vali tayin edilen Hızır Bana/. Uzun süre ilden ile dolaşan Pir Sultan vatan hasretine dayanamayıp geri geldiğinde Banaz'da taş taş üstünde kalmamıştır. Gel zaman git /. Bunu gören Hızır Paşa daha da hiddetlenir ve Pir Sultan'a "içinde şah kelimesi geçmeyen bir şiir söyle. Hızır'ın olayı bilmezden gelmesi üzerine hiddetlenir ve "yaptıklarının kötü olduğunu" söyler. iki haram yemek pişirir. Bugün Banaz halkı "onun ölmediği" konusunda efsaneler. 3. taşar. Durum çok ağırına giden Pir Sultan. Usta ozan da sazı ile birlikte oradan gider. Bunu gören Hızır Pir Sultan'a "Sivas'a girmesinin yasak olduğunu" ifade eder ve onu kovar."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi Bir hikmet gösterene kadar adı konulmayan çocuk kısa zamanda "dört kapı. hikâyeler anlatırlar. destursuz dergâha gelen müridini ise Pir Haydar'm "Sarı Kadı" ve "Kara Kadı" adlı köpekleri bile sevmezler. Köyü'nden haracını alamayınca Pir Sultan'ı ayağına çağınr. Ancak Pir Sultan'in Yıkılın kapılar Şah'a gidelim redifli deyişi.07 . Bu arada amca kızı Balım Sultan'Ia evlenen Pir Haydar haktan ağır vergiler alan ve onlara zulmeden Sivas Valisi Ayvaz Paşa'nın huzuruna çıkarak "yaptıkılarının ulanç verici olduğunu" söyler .

*Hikâye kahramanının adının konması ile ilgili kısımlarının da Dede Korkut Hikâyeleri'ylc paralelliği söz konusudur. Ancak "Gökçe Çiçek". tabidir ve bunların basında da Dede Korkut gelmektedir. Seyİd Necmeddin'dir) çalıp söylediğini görür. s:73) soy lamasını hatırlatmaktadır. Sânı ulvi Allah. demek yeterli" diye cevap verir. Âlemi âlem eden üç harf ile boş noktadır. Bunca söze ne hacet? "Ademi "adem eden üç harf ile beş noktadır. s:122)i hatırlatmaktadır. "San Çiçek" gibi isimlerin bu gün Anadolu'da hala yaşıyor olması bu durumun kaynağını Dede Korkut'un hikayedeki izlerinden biri olarak değerlendirmekten ziyade ilk insanın çevresini tanıma döneminde olduğu gibi dünden bugüne gelen çizginin hemen her aşamasında süjeyi objede görme (Yöntem ss. *Yine hikâyede yedi yıllık evli olmasına rağmen çocuğu olmayan Kul Fakı'nın gamlı gönlünü avutmak için çıktığı çayırda yavrularını arayan ancak "medet Allah. saçı kesilmemiştir. Bun duyan Kul Himmet: "Bahey Kul Fakı! Ne zamandan beri adı olmayan çocukar meclise gelip olur olmaz sözlerle ayıplar kılar?! diye kızar. O sebeple hem anlatı geleneğinden. "Bahar". mahalli bir saz şairi tarafından halk Hikâyesi haline getirilmiştir. Bunun üzerine meclîste oturanlardan Seyid Necmeddin adlı yaşlı ortalığı yatıştırır.. Ali kimdir?" sorusuna karşılık söylediği: 308 . Günlerden birgün erenler sohbetine ayak basan oğlan orada Kul Himmet adlı bir âşığın (1 no. XVI. Kalafat. Çünkü bir hüner göstermemiştir. Nitekim kul Fakı'nm oğlu yedi yaşma gelmesine rağmen adı konmamış. kul islemeyince Allah vermez" diye söylenmesi (1 no. s:2()7.." şeklinde geçer) Dede Korkut'taki Allah Allah dinleyince işler anmaz. kadir Tanrı virmeyince er bayımaz (Ergin.Netin Köse Anlaşılacağı üzere "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi". bize Dede Korkut'takî Bamsı Beyrek'in beşîkkertme nişanlısı Banu Çiçek (Ergin. Kul istemeyenice Mevlâ vermez. s: 11). yy âşıklarından ve Alevi-Beklaşi Edebiyat'in önderi Pir Sultan'ın hayat hikâyesi olup. kırk makamın sırrım" söyleyen oğlanın. "Çiçek". meclisteki 1 erin: "Muhammed kimdir. "Dört kapı.. l-2):si sebebiyle uğuruna.lu varyantta "Aliah'dan ân iş olmaz. medet Allah" dedikten sonra onları bulabilen bir anne kazı gördükten sonra "Allah deyince işler olmaz. Babasına "âşığın söylediklerinin manâsını " soran oğlan ondan "muhabbetten oğul" cevabını alınca "Böyle sohbet olmaz.lu varyantta bu. (İnan. hem de gerçek hayattan pekçok unsuru bünyesinde barındıracağı. gücüne inandığı yada korktuğu varlık veya canlıları ad olarak koyma meselesinde aramak gerektiğine inanıyoruz. *Herşeyden önce Pir Sııllan'ın annesinin adı Bahar Çiçek.

hareketli bir hayattan yerleşik ve durgun bir hayat tarzına geçişin anlatı türlerindeki izlerine uyar tarzda tarif edilmesi. daha doğrusu Dede Korkut'ıın söz konusu hikâyedeki izlerine bağlanmayı uygun buluyoruz. * * * • • "Pir SulUuı ve Hızır Paşa Hikâycsi"nde Alevi-Bektaşi Edebiyatı'na ait terimlerin ve özelliklerin çokluğu. açığı tutanda kara taşı kül eyleyen. Bu sebeple incelediğimiz hikâyenin kahramanı Pir Sultan'ın da Dede Korkut kahramanlarına benzer şekilde "yandan bakınca kayık. hemen dikkati çekmekledir. önden bakınca höyük. toplumun ihtiyacım da belirleyen bu durum epik ürünlerde fiziki güce yönelik bir Özellik göstermekte iken Alevî-Bektaşî bir âşığın hayatım anlatan hikâyede ise "çok küçük yaşta tarikatının sırlarına vakıf olma" şeklinde bir keramete dönüşmüştür. Nitekim Kara Göne "kara buga derisinden bişiğinim yapugı olan. artık adını koymalı" derler ve oğlanı Haydar diye çağırmaya başlarlar. Gerek hikâyenin musannifi olan Kul İzzel'in. azameti arslan gibi şeklinde (1 no. anlatımda bol sıfatlı ve zarflı. kara bıyığın yidi yirden ensesinde düğen (Ergin. ss:81-83). kan dökmese ad komazlar idi" (Ergin: s: 118) geleneğinde yatmaktadır. tamlamalarla dolu."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi Muhammed Ali'dir var mıdır ayrı Pirini sevenler düşer mi sayrı Mahşerde toplanır biltamam kamu Ol nebi Muhammed şalımı Ali'dir ' dörtlüğü onların "hû" çekmelerine sebep olur.Iu varyant) veya (Yandan bakınca höyük. aşk badesini içip deryaya daldı. Dede Korkut kalıra inanlarından Dirsc Han'ın oğlunun "Boğaç" adını alması Bayındır Han'ın "taşa boynuzuyla vıırsa un gibi öğüten" boğasını yumnığuyla yere serdikten (Ergin. seğirdince geyik gibi (2 no. hem de roman döneminin özelliklerini taşıyan hikâye kahramanlarının göçebe. gerekse hikâye kahramanı Pir Sullau'm Alevî olmaları sebebiyle gayet tabi olan bu durumu şimdi teker teker gösterelim: ' 309 . *Epiko-romanesk dönemin ürünlerindeki en önemli özelliklerinden biri. s:71. Durumdan çok memnu oldukları için de Kul Fakı'ya "oğlun hünerini gösterdi. Ancak değişen şu ki "bir hüner göstermeyince çocuğa ad koymama" geleneği tarih boyunca şekil değiştirmiş. Kam püre'nin oğlunun "Beyrek" adını alması ise Evnük Kalcsi'nin kâfirlerini yendikten (Ergin. secilerle dolu bir üslubun kullanılmasıdır. s:174) şeklinde tarif edilir. seğirdişi ceylân gibi.İn varyant) verilmesinin sebebini bu açıklamaya. Gerek Bcyrek'in. olağandan İri ve abartılı. İlk örneğinin Dede Korkut Hikâyeleri'nde gördüğümüz (Boratav I. gerekse Boğaç'ın ancak onbeş yaşında adlarının konması ise "ol zamanda bir oğlan baş kesmese. Ergin s. içinde bulundukları sosyal yapının ihtiyacı olan ürünle beraber doğup gelişmeleri meselesidir. 112) hem epik. ss:118-121) sonra Dede Korkul'un gelip soylaması ile söz konusu olur. önden bakınca kayık. bir başka ifadeyle anlatı kahramanlarının.

Ali sevgisi. "deniş".lu varyantta "işte böyle pirin ahvali. Her iki varyantta da Pir Sultan'ın erenler sohbetine ayak baslığında ineciistekİlerin (1 no. dörtlüğünü de hesaba katlığımız bu dunun hem Ali sevgisinin büyüklüğünü.lu varyantla "Evvel hû diyelim. 310 . Allah Allah ayvallah: Nur-ı Nebi. hem de bu sevginin ve bağlılığın Hz. *AIevi-Bcklaşi nefeslerinin özelliklerinden biri "AIİ ve Ehl-i Beyt sevgisi" nin ön plâna geçmesi. apaçık ortadadır. *Hz. ona olan candan bağlılık. yy. XVI-XV. "pir". S:366). âmin. r Şairlerinden Ka\ gusuz-Abdal örneklerinde olduğu gibi (Gölpmarlı II. Kercm-i Ali. pirimiz sultanımız hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli demine bir hû" şeklinde tesbil etliğimiz ve bir Bektaşi Gülbanki olan kısımda da bu durum. buna karşılık "Allah scvgisi"'nin daha geri plâna itilmesidir (Gölpınarlı II.lu varyantta Pİr Sultan'ın Hızır Paşa'ya "Kadılarının haram yiyecekten yemeleri" üzerine söylediği: Muhamnıcd dinidir bizim dinimiz Tarikat altında geçer yolumuz Cibrii-i Emindir hem rehberimiz Biz müminiz hürsidimiz Ali'dir. Muhammed'e olandan daha fazla olduğunu gayet açık olarak ortaya koymaktadır. mazluma ümit gibi doğsun güneş. 2 no. 1 no. nûr ile sağmalını.Nerin Köse *Alevi-Bektaşi şairlerinin hepsi kendilerine "kul".lu varyantla ise "Böyle işte erenler. Olmayalım zalime yakın. Muhammed aşkına bir hû diyelim. Âmin diyelim. halk hikâyelerine başlarken söylenmesi âdet olan "dua" kısmında. Allah Allah eyvallah. s:XHI 1) no. Pir-i Nebi.lu varyantta bu soruyu Seyid Necmeddin sorar) "Nebin kim. Nitekim halk hikâyelerimizde anlatının sona erdiğini gösleren dua bölümü (Türkmen. pirin kimdir" sorusuna cevap olarak söylediği: Muhammed Ali'dir var mıdır aynı Pirini sevenler çeker mi kaygu (2 no. Zalime kılıç gibi.lu varyantta ise: "Evvel hû diyelim. hû'ya nazar gılalım. kem dilden arınalım. kulluğumuz Allah'a ayan. Biz de Ali sırıma. Kerem-i Ali. 2 no. hikâyenin bitiş kısmında da kendisini göstermekledir. özellikle 2 no. anlatının girişinde. pirimiz hünkârımız Hacı Bektaş-i Veli demine hû". Hû! "olarak geçmekte. dörtlüğü ile.lu varyalta ikinci mısra "Pirini seven düşer mi sayrı" diye geçmektedir) Mahşerde toplanır bulamanı kamu Ol nebi Muhammed Pirim Ali'dir. kılıcımız kahrımız düşmana ziyan. s: 163) Pir Sultan'da "pir" ve "sultan" terimlerinin birlikte görülmesi babası Fakı'nin adına "kul" eklenmesi de tamamen bu edebiyatın geleneklerinden biri olmasındandır. "miskin" gibi adlar verirler: Pir SuItarTııı müridi Kul Himmet. Ali demine bir daha hû!". "abdal". Haktan geri tüm insanın mlııma şad olsun bu dua. hû'ya nazar gılalını.

daha sonra onu taklit eden bütün şairlerin bu konuları kendi tarikat esaslarına göre yeniden işlemeleriyle tekkelere taşınmıştır (Köprülü 11. Bu durumu. Yunus'ıın gerek söyleyiş tarzının ve söylediklerinin. rehberini söyleyip artık kemale erdiğini ortaya koymuştur. "aşk ve gönül" vb. (Gölpmarlı II. île ilgili bilgilerin yer aldığı şiirleri sadece bu konuda bilgi sahibi olanların ya da Beklaşilik'e intisap etmiş kimselerin anlayabilmesi ise. incelediğimiz hikâyenin her iki varyantında da tesbit edebiliyoruz."Pir Sultan Ve Hızır Paşa " Hikayesi *Hz.Iu varyant) dörtlüğüyle başlayan nefesinde bu durum. Alevi veya Beklaşiler "Ayn-ı Cem'leri sırasında sorulan" dört kapı". Ademi âdem eden üç harf ile boş noktadır. 371-375. diyerek aşk ve âdem p>l in sırrım bildiğini. ve 01 nebi Muhammed pirim Ali'dir diyerek de mürşidini. "Fenâfillâh". kırda Erdebil'i merkez edinerek Anadolu'da Safcviyc ve Erdebiliyye tarikatını yaymak isteyen Ali lara fi arlarının Anadolu'ya gelip propaganda yapmaları. Erdebil dergâhına ve îran'a duydukları candan bağlılık ile Osmanlılara duyulan nefret (Gölpmarlı 11. Özellikle XV1-XVII. bütün kavram ve inanışlar Anadolu'da Yunus'un şiirlerinde vücut bulmuş. yy. ss:365366). "kavs-i nüzul ve kavs-i urûc". -** Bilindiği üzere zümre halk edebiyatlarının hepsinin kaynağı da. "esma". çok açıktır. Ali'ye ve Ehl-i Beyl'c olan büyük sevgi ve buna karşı olanlara duyulan 1 nefret yani "tevellâ" ve "teberra" Alevi Bektaşi Edebiyatı nın önemli bir başka yanıdır. Açılın kapılar Şah'a gidelim Siyaset günleri gelip çatmadan Yıkılın kapılar Şah'a gidelim (1 no. "bir azim şiir söyle ki. S:36f>) Pir Sultan'm. Yunns'tıır. Hızır Paşa'nın kendisine. *Bu edebiyatının bir başka Özelliği ise bazı şiirlerinin "erkân" dan bahsclınesidir. Nitekim Pir Sultan yedi yaşında erenler meclisine ayale bastığında çoktan "dört kapı kırk makanTın sırrına ermiştir.. içinde "Şah" kelimesi geçmesin" sözü üzerine söylediği. Hızır Paşa bizi berdar etmeden. gerekse hayatıyla ilgili menkıbelerinin tekkelere girmesinin çeşitli veli veya dervişlerle ilgili olarak anlatılmasının Anadolu Türk-îslâm kültür ve medeniyetinin kurulmasında büyük bir rolü olanlardan biri olan Yunus'la ilgili iki menkıbenin (Kaplan. "kırk makam" vb. ss:357-362) İlk ya da geri plânda olsun "varlık birliği". ss:12O-131) hikâyede Pir Sultan'a izale edilmesinin 311 . Ayrıca: "Âlemi "alem eden üç harf ile beş noktadır. tamamen bu şiirlerin çeşitli remizlerle örülü olmasından ileri gelmektedir (Gölpmarlı II. ss:300-327). Köprülü II. Saftıvi Hanedanına. Ss:357-362. bu sebeple yerleşmek için izin istedikleri halde kabul edilmemeleri sebebiyle Erdebil'c geri dönen laraftarlarımmı Şah İsmail'e.

deyişinde yerini almıştır. odun taşımışlar dergâha.İu varyantta ise "Ey pir Seni bir yolla 312 . budur. "Hacı Bektaş'tan himmet alamayıp Taptuk Emre'nin dergâhına giderek odun taşımaya başlayan ve hizmet ettiği kırk yıl içinde bir tek eğri odun taşımaya başlayan ve hizmet ettiği kırk yıl içinde bir tek eğri odun getinnevişi üzerine -Dağda eğri odun kalmadı mı hey Yunus? diye soran şeyhine: -Eğri odun çok ama. âşık tarzında deyişler söylemesinin sebebi buradan kaynaklanmakta olup (Boratav II. Nitekim elleri zincirlenerek huzura çıkarıan Pir Sultan'ın köpeklerinin helâl yemeği. Çünkü kırsal kesimlerde. iki kadısının ise hakanı yemeği seçip yemeleri üzerine sinirlenen Hızır Paşa âşıktan 1 no. Kul Fahi oğlunun adını Haydar koymuş. gerekse şiir türleri. Eğer o isim geçti ise seni darda asarım". ss: 38-39) diye söylenen rivayet ise incelediğimiz hikâyenin her iki varyantında Pir Sultan'm (1 no. ss: 177-178) bu durum hikâyesinin her iki varyantına da aynı şekilde aksetmiştir. Âdemi âdem eden üç harf ile boş noktadır.. birbirine son derce benzer özellik gösterirler. Yunus'la Mevlâna arasında geçtiği söylenen "Mevlâna Mesnevi'sini Yunus'a okutmuş ve nasıl bulduğunu sormuş-Yunus: -Fevkalâde ama çok yazmışsın. Nitekim. Dolayısıyla gerek dil ve üslûp..Nevin Köse sebebi. Pir Sultan'ııı da bir Kızılbaş şairi olmasına rağlen yaratmalarında âşıklık geleneğini içinde kalması. * • * . demiş.lu varyantta ise Kul Himmet adını taşımaktadırlar) erenler meclisinde çalıp söyleyen ozanları beğenmeyerek babasına: -Baba. Boralav IV. kadılarımı yoldan şaşırttın. ss:340-343. hem de halk şairlerimiz ayrı topluluğa seslenmişlerdir. Ben olsaydım: Ete kemiğe burundum. Anıma büyüklük bizde kalsın. Bana bir azîm şiir söyle ki içinde şah ismi geçmesin.. Dergâhına müridler dolmuş. Köprülü II. *"Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi"nde âşıklık geleneğiyle ilgili özelliklere de rastlamaktayız. senin dergâhına odunun eğrisi bile geremez. Yunus diye göründüm derdim. 2 no. Alevi-Kizılbaş toplulukların bulunduğu bölgelerde uzun yıllar hem tekke şairleri. s:24) Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi'nin 1 no.lu varyantla "Ey koca pir! Büyü yaptın. cevabım alınca: -Baba böyle muhabbet sohbeti olur mu? Bunca söze ne hacet? deyip çaldığı: "Alemi "âlem eden üç harf ile beş noktadır. 2 no." şeklinde açıkladığı bilinen rivayet (Kabaklı. taşınış.." olarak kendini göstermiş.lu varyantında ". ss:21-22. bu âşık neyden bahseder? diye sorduğunda Muhabbetten bahseder oğul. Hemi de doğru odun. Babası gapısın dergâh edinmiş.lu varyantta Seyid Necmeddin. olur biterdi (Kabaklı. Gel zaman git zaman oğlanın namı cihanı dulmuş.

Açılın kapılar ŞAH'a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Yıkılın kapılar ŞAH'a gidelim .lu varyantın sonunda Dede Korkut'un "İç Oğuza Taş Oğuz Âsi Olup Beyrek Öldügi Boy. mazluma ümit gibi doğsun güneş. Amin diyelim âmin. s:366) "İşte böyle erenler. Ancak 1 no. Muhammed'i geri plâna iter tarzda (Gölpınarlı II. kabul olsun. Hakdan geri tüm insanın ruhuna şad olsun bu dua. Hazırlık Bölümü A. s:XHl: Baratav (Tl). "asıl hikâye" dediğimiz anlatı kahramanımı macerası ile devam eder ve nihayet gene "dua" dediğimiz biliş kısmı ile sona erer. biş kelime dua kıldık. Zalime kılıç gibi. ** Gelelim anlatının halk hikâyeleri ile gerek üslûp. Bana bir şiir söyle ki. Biz de Ali sırrına. s:251) şekline benzeyen tarzda. Alevi-Beklaşi Edebiyatı'mn belirgin vasıflarından olan" İran'a.... * Herşeyden önce "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi" halk hikâyelerinin geleneksel üslubu [Türkmen (I). gerekse yapı ve motif yönünden benzerliklerine. ss:49-5l]rna uyarak anlatılmıştır. 2 no. Ali sevgisini öne çıkaran ve Hz.lu varyantta: Hızır Paşa bizi berdar etmeden. âmin amin diyenler didar görsün. içinde şah adı olmasın" demesi üzerine Pir Sultan'm 1 no."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi affederim. Her iki varyant da (daha önce sözünü ettiğimiz üreze) aslında bir Bektaşi Gülbankı olan "dua" kısmıyla başlar. Ailenin tanımı: a)Zaman: Sultan Süleyman zamanı b)Yer:Banaz/Sivas 313 : -ı ." nda gördüğümüz ". HÛ!" olarak görülen bu kısım 2 no. Safavi Hanedanına ve o hanedanın temsilcisi Şah İsmail'e olan bağlılığı (Gölpınarlı İL s:366) ifade eden "koşma tarzında bir güzellemedir ve âşık tarzında bu şekil. Olmayalım zalime yakın. Hikâyenin yapısında gördüğümüz: I. Muhammed aşkına bir hû diyelim hû!" şeklinde tesbit edilmiştir. "leb-değmez" olarak bilinmektedir. hak hikâyelerimizin bu ilk örneğine yakın bir şekilde "işte böyle pirin ahvali. yığırdırsın dürişdürsün günahınızı Muhammed Mustafaya bağışlasın hanım hey (Ergin.lu varyantta ise: Şu görülen yayla ne güzel yayla Bir dem süremedim giderim böyle Pirim ben gidiyom sen himmet eyle Açılın kapılar ŞAH'a gidelim diye başlayan "Şah'a gidelim" redifli deyişi.lu varyantla Alevi-Bektaşi Edebiyatın en önemli yanı olan Hz.. [Türkmen (II) ss: 87-88].

Bu durumdan rahatsız olan Pir Sultan. Hızır Paşa'ya bunun böyle olmadığım ispat eder. günün birinde Sivas'a vali olur ve Ayvaz Paşa'yı aratmayacak kötülüklere meydan verir. babasının evini dergâh haline getirir: orada hastalan ncfesiyle. C.Dergâhta müridiik yapan ve pek makbul tutulmayan Hızır.Kendisinden hesap soran ve onun Banazlılar'a iftira ettiğini duyan Pir Sultan. B. II.Zamamın Sivas Valisi Ayvaz Paşa. F. Kahramanın Tanınu: a)Doğum:Dıia edişlerinden 9 ay sonra bir oğullan olur. Ellerini zincirleterek zorla saraya getirttiği .Merin Küse. Pir Sultan Hızır'a "tuttuğu yolun yanlış olduğunu" ağır bir dille söyleyince olanlar olur ve eski müridi Hızır Paşa. çocuğunun olması için dua eder. Devlete verdikleri ise. çalıp söylemeyi" öğrenir. Pir Sultan'daıı "İstanbul'a gidip medrese tahsili yapmak ye halkın bu durumuna çer bulmak" niyetiyle izin İsler ve gider. Ancak Hızır Paşa. H. Görüldüğü üzere anlatı. E.Pirini unu t muş görünen Hızır. dertliyi sazıyla iyeleştirmeye başlar. Ancak Pir Sulum. Günün birinde Banaz'a geri dönen Pir Sultan. durumun daha da kötüleşmesine sebep olur." III. Ayvaz'ın huzuruna giderse de bu olay. halk hikâyelerinin yapısına (Köse. Sonuç Bölümü. elde ettiklerinin çok az bir kısmıdır. G. B. D. köyünde taş taş üstünde kalmadığını görünce Hızır Paşa'nın huzuruna çıkar B. Banaz'ın vergisini vermesi üzerine Pir Sullan'ı huzuruna çağırır. c)Sosyal statü belli değjl d)Çocuksuzluk:Knl Fam ile eşi Bahar Çiçek'in. Macera Bölümü: A. kendi kendine "dört kapı.Pir Sultan. e)Çare arama:Her iki varyantta da baba Kul Fanı. ss:2Ü-60) genel bir benzerlik yanında Hazırlık Bölümü ile de tam bir 314 . B)Eğitim:7 yaşına kadar. Pir Sultan'ın haklı çıkması üzerine çok kızar ve ondan "içinde Şah adı geçmeyen bir türkü isteyince de yerine"Şa!ıla bağlılığını dile getiren bir nefes" söylemesi üzerine onu aslınr.Pir Sultan. "Sivas'a girmesini yasak ederek sürgüne gönderir. anıca kızıyla evlenir. valinin bu isteğine uymaz.Hızır. hatunun 40 yaşına gelmesine rağmen çocukları yoktur. karşı gelenin malına da el koyar. halka ağır vergiler yükler. A. C)Ad koyma:Erenler sohbetinde yapılan bir imtihandan sonra adı babası larafındaıı Haydar konulur. 40 makam sırrına erer. C.

m sonu ile XVII. Âhir zamanda Sultan Süleyman devrinde. ss:43-48) geçmişte olduğu konusunda çeşitli fikirler ileri sürmelerine rağmen hikâyelenin "Sultan Süleyman Şah iken. gibi hıısııllar halk hikâyelerimizin bünyesine ve anlatı tekniğine büyük bir uygunluk ortaya koymaktadır. merkezin özellikle uç bölgelere ulaşmasında aracılar koymasına. Ahmet zamanında Sivas Valiliğinde bulunması (Gölpinarlı H. gayet tabidir. s. ss:417-418. Ahmet (Öztelli. Nitekim hikâyeye zemin teşkil eden "Pir Sultan'ın Hızır Paşa tarafından astınlması "meselesinde önemli rolleri olan Hızır Paşa'nin T. Bu durum. "zeamet" ve "tımar" olmak üzer üç sınıfa ayırıp idarelerini de. toprakların idaresi zorlaşmıştı." (1 no. s:34) ise hikâyenin realist yanını güçlendiren hususlardan sadece bir tanesidir. yy'ın başarında Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları genişlemiş.lu varyant). Mehmet'in oğlu I. ona bir ad verilmesi için hem uygun bir zamanın hem de olağanüstü bir işi başarmasının beklenmesi vb. Pir Sultan'ın efsanevi hayat hikâyelerinin geleneksel şekil ve üslûbuna uygun tarzda tasnif edilip anlatılmasıyla teşekkül etmiş klâsik bir halk hikâyesidir.lu varyant). Çalışmamızın başından beri de belirtmeye çalıştığımız üzere bu anlatı yaşadığı bilinen bir âşığın XVI. * Gelelim hikâyelerde adı geçen "zulmün kalesi" (2 no."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi paralellik göstermektedir. * Hikâyenin her iki varyantında da vakanın Kanuni Sultan Süleyman zamanında geçtiğinden bahsedilmektedir. nefeslerinin pekçoğunda onun tarzını sürdürerek bu üzücü olaylara karşı tavrını saziyhı.. Murat zamanlarında (Aslaııoglu. Araştırmacılar olayın III. yy. Ayrıca hikâyede anne Ballar Çiçek'iıı (1 no. Alevi bir şair olmasıyla da ilgilidir... yy saz şairlerinden Pir Sultan'm yarı nıeııkabevi hayatını anlatmaktadır. Büyük bir ihtimalle âşık Kul İzzet.Bayrak." (2 no. Kısacası Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikâyesi.21) nın halk zihnindeki akislerinde aramak gerektiğine inanıyoruz. . s:667. Öz. Bu sebeple hikâyede Pir Sultan'la aynı çağda yaşamış kimselerin. sözüyle dile getirmeyi. ss:26-45). imparatorluğun topraklarını "has". "halktan on aldığım devlete bir diye söyleyen (1 no. kendilerine her yılki gelirin 1/10'unu vermesini şart koştukları toprak beylerine bırakmışlardı (Özkaya.lu varyant) şeklinde bir giriş formalitesiyle başlamasının sebebini ise Sivas tarihinde valilik yapan iki Hızır Paşa'dan birinin ve ilkinin Kanuni Sultan Süleyman devri vezirlerinden olması (Öz ss:290-204: 1 Aslanoğlu.lu varyantta Cemile olarak geçmektedir) kırk yaşına gelmesine rağmen bir çocuk doğuramamış olması ve ailesinin bu durumdan duyduğu üzüntü yanında bir evlâda kavuşmak için çare arayışları. ss:33-37) ya da III. Özlelli. olayın gerçekte de cereyan ettiği yöre olan Banaz'da geçmesi ise anlatının realisl yanıyla beraber anlatıcının Sivaslı ve Pir Sultan âşığı.. ss: 128-133) ile Kanuni nin Doğu Seferi'ne giderken Sivas'ta bİrgün kalması (Aslanoğlu. 315 . Hikâyenin.lu varyant) Ayvaz Paşa'ya. kutsal bir görev olarak görmektedir. ve o dönemde cereyan etmiş olayların görülmesi... Pir Sultan'm mucizevi doğumu.. gönüller ferah İken. XVI. ss:44-45.

s:6). Düzmece Mustafa. s: 106) olaylarının kahramanlarıyla büyük bir Osmanlı düşmanı kabul edilen Köroğlu (Öz. * Hikâyenin her iki varyantında da dikkatimizi çeken bir başka husus ise Pir Sultan'ın doğduğunda ona "Haydar" adı verilmesi meselesidir.S7-89) toplumda büyük bir huzursuzluğun doğmasına. anlaşılabilir. ss: 12-13). Yadigâroğlu olayları Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapısını ortaya koymaktadır(Öz.•Netin Köse Ancak saraydaki aşırı israfın ve debdebenin yol açtığı ekonomik bozukluklar (Öz. ss:90-115. Köroğlu için Ayvaz ne ise. bunun da içki-fuhuş hatta homoseksüellik gibi çarpıklıklara yol açması. Köroğlu. başka bir ifadeyle "Pir Sultan Abdal'ın hayat hikâyesinin usta bir el tarafından klâsik bir halk hikâyesi haline getirildiği" şeklinde olmalıdır. 3İ6 . ss:18-77. s: 108) "Vardar Ali Paşa" (Öz. Özkaya. Avusturya ve Lehistan üzerine yaptığı savaşlarla bunların halkın üzerindeki olumsuz etkilerini. Arslanoğlu. ss:89-9O. ss: 19-22) Bütün bunların sonucunda da merkeze karşı ayaklanmalar. ss. ünlü Safevi hükümdarı Şah İsmail'in babasının adıdır. Gürcü Abdünnebi. Bu yüzden şiîlerin piri sayılan bu ünlü hükümdarın babasının adım koymak.78-82. bu huzursuzluğun akisleriydi. Dağlar Delisi Süleyman. Bu konuda söylenecek son sözün "Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikâyesinin. Kara Haydaroğııl. devlet İçinde devlet olmaya çalışan toprak ağalarını ve eşkiyalan (Öz. Nitekim Tl. kaçınılmazdı. Deli İlâhi Bey. Özkaya. s:96) ile karışmış. Bütün bunlara Osmanlı İmparatoruğu'nun Çaldıran Savaşından hariç İran. gerekse toplu olarak sürdürülen ayaklanmalar. Büyük bir ihtimalle halkın zihniyetinde Sivas iline yaptıkları baskı. Sivas'ı kasıp kavuran eşkıyaların da Osmanlı devleti için aynı değerde olduğu düşünülmüş olmalıdır. Bilindiği üzere Haydar. s:708. başkaldırmalar başta İstanbul olmak üzere hemen bütün Anadolu'yu kasıp kavurmuş. Varvar Ali Paşa. zulüm ve saygunkuia büyük bir huzursuzluk kaynağı olan "Yadigâroğlu (Öz. Alevi ve şiîlece Kutsal bir gelenek olarak kabul edilegelmiştir. açlık ve kıtlık. s:S9-139) hatıra getirdikten ve böylece bu dönemde devletin genel bir görünümünü çizdikten sonra hikâyedeki Ayvaz Paşa'nın kimliği ile ilgili kısma geçebiliriz.. Celâli İsyanları (Öz. yanında ekseriyeti savaşlarda ganimet olarak getirilen hanım sultanlarla cariyelerin destekledikleri taht kavgalarının (Ö/. Boynu İnceli Bey. Hacı Ahmet oğlu Ömer. halk canından bezmişti. Hatta İzmir'de imbat rüzgârına bile "Haydar" denildiği düşünülecek olursa söz konusu geleneğin izlerinin nerelere kadar uzandığı. Mert. Karayagıç. Abaza Mehmet Paşa. eğitim görmek üzere İstanbul'a gidişinden önce Ayvaz. Özellikle ekonomik bozukluğun ortaya çıkardığı sınıflararası eşitsizlik. ss. gelişinden sonra da Hızır Paşa olarak adlandırılmaktadır. Her iki varyantta da Hızır Paşa. Özkaya. işi doruk noktasına çıkarmıştı (Öz. Deli Hasan başta olmak üzere 1600'dan sonra görülen Tavil Halil. ünlü Alevî şairi Pir Sultan Abdal'ın gerçek hayalıyla birlikte içinde yaşadığı dönenun tarihi yönünü de aksettirdiği". ss:83-89) ve gerek ferdi. Tavil Ahmet. Yeniçeri Ayaklanmaları.

Türk Edebiyat Üzerinde Araştırmalar 3. İstanbul:Erman Yay. 1969.) Âşık Garip Hikâyesi. Türk Dil Kurumu Yaymları:283 Çeşitli Konular Dizisi:7. Abdülbaki (I). (II. (JllJÎOO Soruda Türk Halk Edebiyatı 1988. Türk Tarih Kurumu Yayınlan :169 (3.19%2. Halk Ozanları Dizisi:3. S:207. 1988. Osmanlı'da Alevî Ayaklanmaları. 100 Büyük Edip 100 Büyük Şair:2. Hikmet. ÖZ. Ankara: Atatürk Kültür. 1978. Halk Hikayeciliği. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. Halk Şiirlerinde Türler. 1987].Halk Edebiyatımızda Zümre Edebiyatları. 1982. I. Ankara:Diyanet işleri Başkanlığı Yayınları No: 118 (6. Tip Tahlilleri: "Veli Tipi" 1985-İstanbul:Dergâh Yayınları:21/3. Toker Genel Dizisi:39. Giriş-Metin-Faksimile 1994.) "Halk Şiirinde Az Kullanılan Mazım Şekilleri ve Türleri" (Türk Halk Edebiyatı ve Folkumda Yeni Görüşler II. Ankara. İstanbul Toker Yayınlan. (U). BORATAV. 1976. Baki. Türk Edebiyatı-tncel eme: 3 /3 317 . İstanbul:Gerçek Yayınevi: 100 Soruda Dizisi: 13 (Beşinci Baskı) (IVVl>/c Edebiyatı Türk Dili Dergisi. Türk Dili Dergisi. Ahmet. Yunus Emre. KABAKLI. Yayın No: 14. KÖPRÜLÜ. KAPLAN. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. Kültür Eserleri Dizisi:52 [1966. İstanbul :Ötüken Yayınlan. (DFolklor ve ve Edebiyat II. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. (II). Baskı) DİZDAROĞLU. 1989. Kaynak Eserler: 14.Edebiyat Araştırmaları I.* "Pir Suttan Ve Hızır Paşa " Hikayesi KAYNAKÇA: GÖLPINARLI. 1984. İbrahim. YaymNo:186. Înceleme-Metin1995. Pir Sultan Abdal. P. Ankara: Akçağ Yayınları: 123. İstanbul:Ant Yayınlan. Haz: Feyzi Hahcı 1985: Konya) ss: 84-91. Türk Dili Dergisi. s:207. Fuat (I) Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıf/an. S:207. Orhan. ASLANOĞLU. Dede Korkut Kitabı. TÜRKMEN. Ankara:Türk Dil Kurumu Yayınlan:494 Türk Dil Kurumu Halk Kitapları. (I. 1992. ERGİN. Pir Sultan Abdal. Muharrem. Evi: Pir Sultan Abdallar. URAL. O. Baskı). Naili İstanbul:Adam Yayınlan (ll)Halk Hikayeleri İstanbul: Adanı Yayınları. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. Fikret. Mehmet.

Yücel. 1980. Gelenek-Görenek-İnançlar.Netin Köse KÖSE. ÖZTELLİ. 1930 . XVIII. Nerin. Ankara. "Türk Halk Hikâyelerinde Yapı" 1996.in İlk Yansında Yeril Aiilerin Ayanhklart. Ankara:MiIii Folklor Yayınlan:8. 318 . Ele Geçirişleri ve Büyük Hanedanlıkları Kuruluşu-1978. KALAFAT.larda Çapanoğlulları. Halk Edebiyat Dizisi:4.. 1996 Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları: 1857 HAGEM Yayınları /233. İNAN Abdülkadir. Cahit. Yaşar İslamiyet ve Türk Halk İnançları. Araştırmalar 1. Pir Sultan Abdal. İstanbul: Milli Eğitim vekaleti. Devlet Matbaası. Yaşamı ve Bütün Şiirleri. ve XIX. Tarih 'te ve Bugün Şamanizm Materyaller ve Araştırmalar 1954: Ankara TTK Yayınları'ndan VII seri no: 24 TTK Basını Evi. Yy. 1983 İstanbul:Özgür Yayın Dağılım (Beşinci Baskı) ÖZKAYA. Epope (Epepee) [Edebi Nevilerle Mesleklere Dair Malumat). YÖNTEM Ali Canip. yy. Özcan XVII. Ankara: MERT.

Ancak bu Osmanlıların Orta Asya ile hiç ilgilenmediği anlamına gelme/. Dr. Yani 19. Dr. Prof. yüzyılda da devam eden bu ilişkiler üzerinde duracağız. Osmanlı Döneminde Tiiık-Uygur İlişkileri Osmanlıların Orta Asyadan daha ziyade Batıya özen gösterdikleri bir gerçektir. 1. ve 20.1869 yılları arasında Yakup Bey Hoten. 385 .. 1981. Osmanlıların Kaşgar hükümdarı Atalık Gazi Yakup Bey Bedevlet'e gösterdikleri ilgi bunun en güzel örneğidir. kaldıklarında ise.. ve 18. Urumçi ve Tuıfandaki yerel beylikleri oıladan kaldırıp merkezi Kaşgar olmak üzere bağımsız bir devlet kurmaya muvaffak olmuştu. Konya ve Karaman gibi bölgelere yerleştikleri. Türk KilliürU. yüzyıllarda ise Seyid olarak kabul edilen Hocalar iş başında idiler. s. Osmanlılar soydaş ve dindaşlarına ellerinden gelen yardımı esirgememişlerdir. Halil İnalcık'a göre. Uygurların Moğollarla birlikte Anadoluya gelip umumivali gibi önemli görevlerde bulundukları. 1864 . Umumi Türk Tarihine Giriş. Orta Asya Türkleri Rus ve Çin tehdidine mam/. Bilindiği üzere. Halil İnalcık. 17. yüzyılda Batı Türkistan Ruslar. Ü. Türklüğü dünyanın hakim milleti olarak yaşatmak. s. mevcut belgeler ışığında.319-324. Dr. Zeki Velidi Togan. Burada o kadar eskiye gitmeden. Osmanlı Devrinde Türk Ordusu. diğeri de hak tanıdığı din olan islam için savaşıp Tanrının gaza vazifesini yerine getirmekti2. sayı 375. Osmanlı döneminde Fatih Sultan Melunel'in fermanlarını Uygurca yazdırdığı. Kuça. Fatih'in sarayında Uygurca'nın öğrenildiği bilinmektedir1. ss. Doğu Türkistan Çinliler tarafından işgal edilinceye kadar Orta Asya Türkleri kendi kendilerini idare ediyorlardı. Doç. Doğu Türkistan da müslümanlığı kabul ederek Türkleşmiş olan Moğol kökenli hükümdarlar tarafından idare ediliyordu. Bu nedenlerle Orta Asya Osmanlıların öncelikli hedefi olmamıştır. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. Enderim Kitabevi. Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu ilk dönemlerde Orta Asyada Timur Bcy'in kurduğu güçlü bir devlet bulunuyordu. E. OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRK-UYGUR İLİŞKİLERİ ÜZERİNE(1861-1934) Alimcan İNAYET Anadolu Türkleri ile Uygur Türklerinin siyasi ve kültür ilişkileri Osmanlı öncesine kadar gider. İstanbul. Birisi. Osmanlılar'm iki büyük ideali vardı. 1994. A. 381 Prof. 19.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Savı IV. İzmir 2000. Yakup Bey kurmuş olduğu bu devletin tanınması için 1870'te Osmanlı sultanı ve dönemin İslam halifesi Sultan Abdul'aziz Yrd. hatta Kayseri.

s. 1861 yılında Osmanlılardan da Gulam Mesum( Malısum ) Han admda bir zat Yerkent'e gelerek şehrin güneybatısındaki Tirebağ Güze denen yerde tekke yaptınrp Çinli müslümanlan müritliğe kabıü etmiş ve onların tamamının tekrar sürü mezhebine dönmelerini sağlamıştır. e. Ahmet Kemal İlkul'un Doğu Türkistanda gerçekleştirmiş olduğu eğitim reformu Uygur milli eğitim tarihinde yeni sayfa açmıştır. Doğu Türkistan'ın Urumçi. 1780 yılında İranlı Magrup Şah admda bir şahıs Yerkent'e gelip şehirden beş kilometre uzağındaki Mıyşa köyüne yerleşmiş ve burada beş dönümlük bir arazi satın alarak bir tekke. 17 320 . Hazırlayanlar: Prof. Kırıkkale. Bununla ilgili şöyle bir kayıl bulunmaktadır: 18. Bu zal burada çok sayıda Çinli müslümaııı mürit olarak kabul etmiş ve onları gizli olarak şii mezhebine yönlendirmiştir6.. bundan dolayı hapse atılmış ve 192O'de Türkiye'ye dönebilmişür^. 418-419 Ahmet Kemal İlkul. O dönemde bu kişinin etki alanı o kadar genişlemiştir ki. Osmanlı Devleti ayrıca Yakup Bey'e Hindistan üzerinden top. s. 1914 yılında Osmanlı paşalarından Talat Paşa Rodoslu Habibzadc Ahmet Kemal İlkul'u Uygur Türklerinin eğitimi için Doğu Türkistan'a göndermiştir. 336 Mchıned Atif. 1998. Urumçi. Ötükıaı. 336 a. süvan ve topçu muallimleri Çerkez Yusuf. Ahmet Kemal îlkııl Doğu Türkistan'a gönderilmeden Önce de orada şuurlu Uygur Türklerinin Osmanlı devletinden davet ettikleri öğretmenler görev yapmışlardı. g. 5. 1880 ve 1910 yıllarında iki defa Atuş'ta Hüseyin Bay. Kaşgar Tarihi. Yakup Bey camilerde Halife Sultan Abdul'aziz Han adına 4 hutbe okutmuş ve parayı da Sultan Abdul'aziz Han'ın ismiyle bastırmıştır . yüzyıldan Önce Doğu Türkistandaki Çinli müslümanlar( Döngcnlcr ) suni ( İmam Safi ) mezhebine mensup idiler. 4İ 7 Şincang Tarih K4ateriyaUiri(25). Şincang Helk Neşriyatı. 1997. Bu olaydan önce de Osmanlılar İranlıların Doğu Türkistan müslumanlarım etkileri altına almaya yönelik çalışmalarına kayıtsız kalmamışlardı. Sancı ve Pokang gibi şehirlerinden. Şerhi Türkistan Tarihi. bir medris ve bir cami yaptırmıştır. 1988. İsmail Aka.Alimcan İnayet Han'a bir heyet göndererek kendinin İslam halifesine tabi olduğunu bildirmiş ve Doğu 3 Türkistan'ın bağımsız İslam devleti olarak tanınmasını istemiştir . Bavudun Bay gibi kişilerin Osmanlı devletinden davet edip 3 4 5 6 7 8 Mehmet Emüı Buğra. onun faaliyetlerini oğlu Ömer Han Hoca devam ettirmiştir. tüfek ve askeri eğitim için piyade. Bunun üzerine. Hazırlayan: Dr. Vehpi Günay: Cahit Teki. Bugün de Çinli müslünıaıüar bu zatın mezarım ziyaret etmektedirler7 Osmanlıların Doğu Türkistan müslünıan Türklerine olan ilgisi bununla kalmamış. ss. Öğretmen olarak Kaşgar'a gelen İlkul burada Darülnıuallimin-i İttihat admda bir öğretmen okulu açmış. Yusuf Gedikli. Çin-Türkistan Hatıraları. Bundan çok memnun olan Sultan Abdul'aziz Han Yakup Bey'e " emir'ül müslimin" unvanını lütfetmiştir. Zaman Bey'ı göndermiştir5. hatla Ningşia'dan pek çok Çinli nıüslüman bu zata gelip mürit olmuştur. s. Dr. Gulam Meşum han Hoca 1911 yılında vefat etmiş. Bunun üzerine. s. 296 Şincang Tarih Materiya!liri (25). İsmail Hakkı Efendi.

ss.Osmanlı devleti Balkan savaşından yenik çıkınca İstanbul yaralı asker ve Balkanlardan göç eden insanlarla dolmuştu. Yusuf Gedikli.. Dr.1915 yıllan arasında İstaııbulda eğitim görmüş ve 1947'de Doğu Türkistan'ın cumhurbaşkanı olmuştur12. puttop(futbol) gibi spor 9 faaliyetlerinin yanısıra. Mesut Sabri Baykırzu bu kişilerle birlikte okul açmış. Şarki Türkistan Cumhunyeli( 1944-1949).. Ötüken. a. 1990. ss. İstanbul Mektupları. matematik. e. Bunlar Osmanlıların Doğu Türkistan Türklerine olan ilgisini. Tatar gazeteci yazan Fatih Kerimi'nin 1913'tc Orenbıırg'da basılan "İstanbul Mektupları11 adlı kitabına göre. 82 12 Andrew D. Yine aynı kitaba göre. Mesut Sabri Baykuzu 1904 . Osmanlı paşalarından Enver Paşa tarafından kurulan Umur-ı Şarkiye( Doğu İşleri ) teşkilatının 1914 tarihinde Adil Hikmet Bey. 113 321 . 1998. Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Seyfettin Azizi. Hazırlayan: Dr. Hüseyin Emrullah(Barkan) Bey. e. 1992.g. İklil Kurban'm naklettiği Burhan Şehidi'ye ait bir bilgiye göre_. tarih ve coğrafya gibi dersleri okutmuşlardır. Türk Tarih Kurumu Basımevi. Kaşgar 15 müslünıanlarmdan Hilal-i Ahmer (Kızılay) yararına beş bin sum para gelmiştir . s. Osmanlı devletinin bu ağır günlerinde Doğu Türkistan Türkleri de işgal altında bulunmalarına rağmen İstanbul'a yardım göndermişlerdir. askeri eğitim de verilmiştir . 2. 460 13 Ati il Hikmet Bey. s. Bu gençler İstanbul'da eğilimini tamamladıktan sonra Kulca'da okul açıp 100 kişiyi yetiştirmişlerdir"1. edebiyat. Yani Osmanlıların Doğu Türkistan milli eğitiminin geliştirilmesinde çok önemli rolü olmuştur. s. Pekin. Forbes. Osmanlıların çok yakından ilgilendikleri Doğu Türkistan Türkleri de bunca ilgiye duyarsız kalmamışlardır. Bilindiği gibi. W. öğrencilerine Türkiye şarkısı söyletmiştir11. 1900'h yılların başlangıcında Kulca'da. Yaııg Zeııgxin döneminde İli'de Türkiyeliler çoktu. İklil Kurban. Doğu Türkistan Türklerinin de Osmanlılara olan manevi bağlarını gösteren belgelerdir. 55 15 a. Milletler Neşriyatı. 372-373 11 Dr. Orenburg. ss. bir taraftan da çocuklarını eğitim için İstanbul'a göndermekleydiler.Osmanlı Ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine(1861-1934) getirdikleri öğretmenler okul açmış ve bu okulda dil. g. Ömür Dastanhn (Hatıralar 1). Uygur Türkleri bir taraftan Osmanlılardan öğretmen isterlerken. 144145 İU Şnıcang Tarih Materiyaltiri(25). Ayrıca okulda cimnastik. s. Kuşcubaşı Selim Sami Bey. bazı zengin kimseler kendi çocuklarım ve yakınlarını tahsil için İstanbul'a göndermişlerdir. 13 24 H Fatih Kerimi. 1913. bir Çin müslümanı ( Kulcalı ) Mekleb-i Sultani binasındaki Alman "Saleb-i ahmer"( Kızılhaç) hastanesinde yaralılara hizmet etmiştir u . Mesela. Ankara. Bu kişiler Hindistan üzerinden Doğu Türkistan'a ve diğer Orta Asya ülkelerine ulaşmış ve oralarda faaliyet göstermişlerdir13. Asya 'da Beş Türk. Hüseyin Bey ve İbralıim(Haklıer) Bey olmak üzere beş kişiyi Orta Asya Türklerini eğitme ve örgütleme amacıyla bölgeye göndermesi daha da dikkat çekicidir.

Doğu Türkislanda kurulmuş olan bu yeni devletle ilgili haberler Türk basınında sevgiyle karşılanmış ve geniş yer almıştır . Forbes. büyük ihtimalle Doğu Tükistan'da bağımsız bir müslüman Türk devletinin kurulma sürecine hız kazandırmaktı. a. e. Doğu Türkistan Harp Beyleri. 305 . 306 20 Andrew. Ancak böyle bir amaçla Doğu Türkistan'a sokulan Ma Zlıongying ordusu Uygur Türklerinin bağımsızlık mücadelesinde büyük bir baş belası olmuştur.^ Alimccm İnayet Anadolu Türkleriyle Doğu Türkistan Türkleri arasındaki ilişkiler cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Amerika. Çeviren: Enver Can. s. a. Mahmud Nedim beyler Doğu Türkistan'a gitmeden önce de Urumçi'de iki İstanbullu Türk bıılıınyordu. o. İzmirli Dr. g. Ancak Rus engeli nedeniyle Türkiye Doğu Türkistan'a maddi yardımda bulunamamıştır. ve Ltd. g. Adı geçen şahıslar Kasım 1933'te Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetine müsteşar olarak Kaşgar'a gönderilmişlerdir16. D. s. Mustafa Kentli Ali Bey. ss. 203 22 Andrevv. e.1940 Seneleri Arasında Türkistan Vaziyeti.306 19 Seyfettin Azizi. s. W. Daha da ilginç olan odur ki . Doğu Türkistanda Çin yönelimine karşı başlayan ayaklanmalar sonucunda 12 Kasım 1933 tarihinde Kaşgarda "Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti" adı altında bir devlet kurulmuştu. Forbes. Ayrıca Sovyetler Birliğinden gelen Selİvaldican. Yeni kumlan bağımsız Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti hükümeti Dışişleri bakanı Kasını Hacı'yı devlet mektubuyla birlikle Türkiye cumhuriyeti başta olmak üzere Afganistan. g. Şti. Belıram Efendi ve Sofizade gibi kişilerle birlikle Doğu Türkistan Türk İslam Cumhuriyetinin hükümet ve ordu teşkilatının düzenlenmesine yardım etmişlerdir18. Forbes. İstanbul. İstanbul. Uygur Türkleri Diktatör Şeng Şısey ordusuyla savaşacak yerde Ma'nın ordusuyla savaşmak zorunda Aııdrew D. 1991. D. g. a.. e. W. İngiltere. a. 24 18 Seffettin Azizi.. s. İran.W. Forbes.. ss. Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'ııiıı dönemin Ankara hükümetine gönderdiği bir mesajında " Yeni bağımsızlığa kavuşmuş Doğu Türkistan'ın mavi bayrağından sevgili Türkiye'nin al bayrağına selam olsun" ifadesi kullanılmıştır21. 1940.. Bilindiği gibi. Ma Zlıongying Kemal Kaya Efeııdi'nin tavsiyesiyle Doğu Türkistan'a girmiştir22. Mustafa Kentli Ali Bey ve Harbiyeden Mahmud Nedim beylerin büyük rolü vardır. Bayrak Yayıncıhk-Malbaacılık San. e. 95-98 322 .Türkiye Basımevi. Bu kişiler 1931 yılında Kansu'ya giderek Çinli müslüman komutanı Ma Zhongying ile tanışmış ve bunlardan Kemal Kaya Efendi Ma Zhongyin'in genel kurmay başkanı olmuştur. W. Almanya. 202 ll Zeki Validi Togan. e. Bu kişiler Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetinin başbakanı Sabit Damolla ile birlikte iş gördüler ve Şarki Türkistan hareketine bir şekil vermek islediler17. Fransa ve İtalya gibi ülkelere göndermiş ve bu ülkelerden Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetini tanımalarını ve yardım etmelerini istemiştir1 y. Japonya. Bu devletin hükümet ve ordu teşkilatının oluşturulmasında Türkiycden giden İzmirli Dr.. Sullanbek. g. 1929 . 203 21 Andrew. D. s. Kemal Kaya Efendi'nin Ma'yı Doğu Türkistan'a girmeye teşebbüs etmesinin asıl amacı.

g. g. e.399 323 . O ayrıca 23 Seyfettin Azizi. ancak geçim sıkıntısı nedeniyle eğitimini devam ettiremez. a. ancak sonra bir lokanta sahibi onun tambur çaldığını görünce lokantasında tambur çalmasını ister. O aslen Uygur olup gençken bilim aşkıyla önce Taşkent'e gelip çalışarak okur. Kemal Kaya Efendi Japonya'nın casusudur24. Bu kişilerin çağdaş Uygur eğitiminde oynadıkları rolü bugün de Uygur Türkleri tarafından şükranla anılmaktadır. 397 . Kemal Kaya Efendi'nin Sovyet ajanı olduğu hakkında söylentiler bulunmaktadır. 1934 yılında Şeng Şısey hükümetinin başkan yardımcısı olan Hoca Niyaz Hacı'nın meşhur komutanı Malmıut Şıcang(Albay) başta Macidİn Efendi olmak üzere Türkiyeden gelen 12 kişiyle eğitim seferberliğini başlatmıştır26.. s.Osmanlı Ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine(1861-1934) kalmışlardır. çağdaş Uygur eğitiminin başlatılmasına öncülük etmiştir.. ss. Aııdrew D. Kemal Kaya Efendinin kimliği hakkında farklı görüşler mevcuttur. Doğu Türkistan'da ayaklanmalar başladıktan sonra o memleketine dönmek ister. Kemal Kaya Efendi Türkiyedeki devrimden sonra Japonya'ya kaçmış... Seyfettin Azizi'nin hatıralarındaki bilgiye göre. gençler birliği teşkilatı onu bir kaç kişiyle Doğu Türkistan'a gönderir27. Böylece Mehmet Emin Tevfik Efendi bir lokantada Kaşgardan beraberinde getirdiği tamburu çalıp şarkı söyleyerek geçimini sağlar. e. Ancak onun 1934'te Sovyet taraftarı birlikler tarafından yakalanıp Urumçiye gönderildiği hakkındaki bilgi yukarıdaki söylentiyi yalanlamaktadır. 341 Seyfettin Azizi. Mehmet Emin Tevfik Efendi Doğu Türkistan'a döndükten sonra yukarıda sözünü ettiğimiz gibi. a. e. 24 köyde 24 okul açmıştır. 330 Seyfettin Azizi. sonra Kara Deıüz'e gelip bir Türk gemiciyle tanışarak onunla birlikte Türkiyeye gelir. O 6 ay içerisinde dönemin ihtiyacı İçin 60 öğretmen öğretmen yetiştirmiş. g. Cumhuriyet döneminde de Tiirk-Uygur ilişkileri eğitim alanında devanı etmiştir. Kalabalık onu coşkulu bir şekilde alkışlar. Daha sonra o Şeng Şıseyİn eline geçmiş ve hapishanede vefat etmiştir2'. orada orta tahsilini bitirdikten sonra yüksek tahsil görmeye çalışır. Onların içerisinde yer alan Mehmet Emin Tevflk Efendi'nin ilginç hikayesi bulunmaktadır. s. sonra Gençler Birliği teşkilatına ve faaliy eterine aktif biçimde katılır ve belirli çevre edinir. ondan sonra Mehmet Emin Tevfik Efendi Uygur sanatçısı diye tanınır. g. Azizi'ye göre. 396 -397 Seyfettin Azizi. Yani. o yöneticinin yardımıyla bir okula girer. e. Mehmet Emin Tevfik Efendi okulda çok iyi okur. Bir gün bir toplantıda konuşmaya davet edilir. a. s. ss. Kemal Kaya Efendi'nin Ma Zhongying'in Doğu Türkis tanda gerçekleştirdiği katliamlarda yer alıp almadığı hakkında bilgi bulumu a m aktadır.. e. 330 Seyfettin Azizi. g. a. o. Forbes'in anılan kitabına göre. Japonya onu Ma Zhongying'e askeri müsteşar olarak göndermiştir23. Bu sırada yavaş yavaş Türk sanatçılarıyla da tanışır. Türkiyede epey zorlanır.. W. fakat Mehmet Emin Efendi konuşma yerine tamburunu çalıp şarkı söyler. bir yıl sonra lokanta sahibi onu bir yöneticiyle tanıştırır.

s. Bu da aynı zamanda Atatürk'ün ne denli ileri görüşlü büyük önder olduğunu göstermektedir. a. Dr. 2 Seyfettin Azizi. g. Sonuç itibariyle.Alimcan İnayet öğrencilerden oluşan bir izci gnıbu kurmuştur *. bütün bunlar Türk-Uygur ilişkilerinin Osmanlı döneminde olduğu gibi. Üstelik söz konusu ilişkiler Büyük Atatürk'ün dönemine rastlamaktadır. Bu izci grubunun yapısı Türkİyedekiyle aynıdır. cumhuriyet döneminde de sıcak bir şekilde devam ettiğini gösterir.. 4Ü4 324 . Mustafa Kentli Ali Bey ve Harbiyeden Mahnıud Nedim Beylerin Doğu Türkistan'a Atatürk'ün bilgisi haricinde gitmiş olmaları mümkün değildir. e.

251-266 TALIBZADE. büyük bir soykırımla karşı karşıya olan Azerî kardeşlerinin çağrısına koşmayı bir görev bilerek 1913'de Bakü'yc girmiştir.. İstanbul. E. Edebî çalışmaların. 2. 1993T s. . özellikle Sovyet devri olarak bilinen yıllarda. Ankara.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı II \ İzmir 2000. çabuk sen gel. özellikle İran ve Rusya'nın yayılmacı siyasetine karşı Kafkas Elleri'ne düzenlemiş olduğu seferlerin bir çoğunu bölgede yaşayan ve kendi yönetimi altına girmek isteyen Türk. Ancak bu hadise. içinde bulunduğu ağır şartlara rağmen. hakim olduğu topraklarda sergilediği adalet anlayışı ve hoşgörüsü ile gönülleri feth etmiştir. özellikle XVI. "Tnmsilions.325-337. Hareket Yayınları. A New Look at Soviet Works". Prof. 1 (14. Azerbaycan'a düzenlenen harekfıt. Türk Ta-rih Kurumu Yayınlan. Prof. S. Azerhaijan. Nesillerin Ruhu." Dr. içinde 3 bulundukları tarihî şartlarla yakından ilgilidir. oldukça farklı yorumlanmış. "kolleklifleştirmc" politikası gereği Örtbas edilmiş bazı gerçeklerin aydınlanmasına yardımcı olmaktadır. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretini Görevlisi. Mehmet Kaplanan da ifade ettiği gibi: ''Edebiyat tarihin içine gömülü bir vakradır ve en mücerret edebiyatlar dahi. Osmanlı'nın Azerbaycan'ı işgal ettiği yönündeki yorumlara karşı. Dr. Bu hadiselerin son örneği ise yüzyılımızın ilk yansında yaşanmış. M. edebî sahaya: "Ba$qasım islemeni de. sen!" I şeklindeki ifadelerle yansıyan Azerbaycan halkının gerçek duygulan. Zira Prof. hatta bazen de Hıristiyan topluluklann yardım talepleri üzerine gerçekleştirmiştir1. Fahrettin. Kemal Talıbzade bir makalesinde2. Ü. yy'da gerek askerî. s. Nitekim yukanda da ifade ettiğimiz gibi. Nitekim bıı politikasından dolayıdır ki. Dr. o yıllarda yazılmış bazı edebî eserlerin dikkatli bir şekilde incelenmesi durumunda birçok tarihî gerçeğin gün yüzüne çıkacağını ifade etmekledir. KTRZIOĞLU. KAPLAN. meseleye farklı bir bakış açısı getirmeyi zarurî kılmaktadır. gerek siyasî ve gerekse idarî teşkilatlanması bakımından döneminin en büyük güçleri arasına girmiş olan Osmanlı Devleti.H. ey Türk. Mehmet. bir işgal hareketi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Osmanlı. Müslüman. allı yüzyıllık mevcudiyeti sırasında çok geniş bir coğrafyaya hükmetmiş. Dr. 1970. tarihî hadiselerin aydınlatılmasında önemli bir malzeme teşkil ettiği bilim dünyamızın malûmudur. s. 1996.Lilcrary Criticisın in Azcrbaijan. Kamal. Azerbaycan Edebiyatnun yaşayan en büyük tenkitçilerinden Prof. Spring. Benzerî mesajları. Osmanlılar uı Kafkas Ellerini Fethi (1453-1590). o yıllarda tek Dr. ŞİİRE YANSIYAN TARİH Ali EROL* Araştırmalar göstermektedir ki." İşte bu ilgidir ki. bugün için bizlere yeni ufuklar açmakta.

bu devletin ileriki yıllarda bilhassa dinî sebeplere dayalı olarak izleyeceği yanlış politikalar. yıllarca saklandığı özel arşivden çıkarılamayan bazı şiirler. yy'lar arasında sırasıyla Moğol. Salman Mümtaz. Safevî Devleli'nin izlediği politikayı. etkileri günümüze kadar ulaşacak olan önemli siyasî hadiselerin başladığı bir dönem olmuştur. Akhunlar. Bu manada MÖ VII. Ahmet Bican. Akçağ Basım. Osmanlı-Azerbaycan münasebetlerini hatırlamakta fayda görüyoruz. 4 Abdulla Şaik'in oğlu oları Prof. bu yıllarda bölgenin birçok sahasına Türkmen boylan yerleştirilmiştir5. 5 ERCÎLASUN. 1996. özellikle Göktürkler döneminde Türk nüfusu açısından büyük bir artış yaşanmıştır. 1993. 6 SARAY. 17. Kamal Talıbzade'nin özel arşivinden temin ettiğimiz bu şiirler. gibi birçok şairin çalışmalarında da bulmak mümkündür. yy'da bölgeye akın eden ilk Türk boyu İskitler olmuştur. Türk Tarih Kurumu Yayınlan. Yeni Türk Cumhuriyetleri Tarihi.ıineMakateler-İncelemeler. Akkoyunlular Devleti'nin hemen ardından Şah İsmail önderliğinde Safevî Devleti (1501-1732) kurulmuş. Ankara. ''Vatanın Yanık Sesi" ve "İntizar Karşısında" adlarım taşıyan bu şiirlerin4 işaret ettiği tarihî hadiselere geçmeden önce. Ancak yukarıdaki mısramın sahibi Abdulla Saik tarafından 1918"de kaleme alınmış olmakla birlikte. gerek siyasî. Dr. Sultan Tuğrul Bey"in bölge üzerine yaptığı sayısız akınlardan sonra Selçuklu sultanı Alparslan 1076 yılında Azerbaycan'ın hemen tamamım kontrol altına almıştır. Dr. yy'dan itibaren Bulgar Türkleri. An-kara. söz konusu duyguların en üst noktada lenısil edildiği çalışmalar olarak değerlendirilmeyi beklemekledir. ardından Akkoyunlular (1340-1515) devletleri kurulmuş.M Erol güvence olarak Osmanlı'yı gören Ahmet Cevat. Osmanlı'nın. bölgedeki Türk varlığı açısından oldukça derin bir tarihî geçmişe sahiptir. Şaik'in basılmış hiçbir eserinde yer a] m anı aktadır. Yaklaşık üç yüzyıl sonra İskender'in istilâsına manız kalan Azerbaycan. Mehmet. Prof. Feryat Matbaası. Osmanlı ile İran arasında yıllarca sürecek olan kardeş kavgalarına yol açmıştır. Ancak sonraki yüzyıllarda Araplar'ııı hakimiyeti altına girecek olan Azerbaycan'ın bir Türk ülkesi haline getirilmesi ise Selçuklular dönemine rastlar. 152-153. Azerbaycan. "Tarih İçinde Azerbaycan'a Bakış". M. s. yy. Prof. XVI. Türk Dünyası Üze. s. Dr. XVI. birçok kez İran üzerine seferler düzenlemiş. 326 . Selçuklulardan sonra XII. Osmanlı ve İran adına. ve gerekse kültürel anlamda önemli tahribata yol açacak olan bu olumsuz gelişmelerden en fazla etkilenenler ise tabiî olarak Azeriler olmuştur 6 . defalarca Azerbaycan'a girerek. Anadolu'nun birliği açısından tehlike addeden Osmanlı Devleti. San Uygurlar ve Sabirlcr'e ev sahipliği yapacak olan bölgede.yy'dan itibaren uğruna yoğun bir hakimiyet mücadelesi içine gireceği Azerbaycan. Harezm ve Timurlıüar'ın idaresine geçecek olan Azerbaycan'da önce Kara koyunlular (1380-1468).S 48 yılından başlayarak Batı Hunlular'ın akınına uğramıştır.'dan itibaren yoğunlaşan bu mücadelelerden Çaldıran Savaşı (1514) Osmanlı lehine sonuçlanmış. yüzyıl. Meherruned Eminoğlu. ve XIV. Ağaçerüer. özellikle XVI. II. bölge üzerindeki hassasiyetini ortaya koymuştur. girilen lüzumsuz rekabet neticesinde zamanla Şii-Sünnî çatışmasına dönüşerek Türk toplumu adına gerek ekonomik. Bizanslılar ile Sasâniler arasında patlak verecek olan kanlı çalışmalara sahne olmuş. Hemen ifade etmek gerekir ki.

bu kopukluk ise Azeriler1 in düşmanlarına. Ayyıldız Matbaası. Gence ve Tebriz'de bazı başarılar elde edilmişse de nihaî sonuca ulaşılamamıştır. 1. Ne var ki. Murat ve III. Ancak stratejik açıdan son derece Önem taşıyan Azerbaycan için asıl tehlike bu yıllardan sonra kendim göstermeye başlamıştır. ardından Kafkaslar'a girerek Şirvan'ın Kuzey bölgesini işgal etmiştir. s. Tebriz ve Güney Azerbaycan'ı ele geçirmiştir. bu kez Kanunî Sultan Süleyman İran üzerine yürümüş. "Azerbaycan Edebiyatı". Kırım Hanı Mehmet Giray ve kardeşleri Gazi Giray ile Adil Giray'in da yardımlan ile Osmanlı'nın bölgedeki mevcudiyetini pekiştirmiş. Şalı Abbas yönetimindeki birlikler Azerbaycan'ı tekrar Fars toprağı haline getirmişlerdir. Şah İsmail'in ölümüyle birlikte Sünnî müslünıanlar üzerindeki baskıların artması üzerine. ardından bütün Azerbaycan'ı hakimiyet altına almıştır. 1578-1588 yıllan arasında yoğunlaşan çatışmalar sonucunda Şirvan Valisi Özdcmiroğhı Osman Paşa. Tiflis. Gerçi bu tehlike. Türk Dünyası El Kitabı. 1585 'tc Tebriz'e girerek. Ankara..I. İran egemenliğinden çıkarak irili ufaklı hanlıklara aynlmasına yol açmış. 1976. Ancak bir süre sonra bu bölgeler tekrar Safevîlerin kontrolü altına geçmiştir. özellikle de Osmanlı ve İran'ın zayıflığından faydalanarak Doğu'ya açılmaya çalışan Rusya'ya karşı zayıf düşmelerine 7 sebep olmuştur. Şirvan ve Derbent'e kadar olan bölgeyi ele geçirmiştir. yy'in başlarından itibaren Anadolu'da baş gösteren Celâli isyanlarının sebep olduğu iç kanşıklık. almış. Tiflis. Nahçıvan. Ancak XVII. Kuzey ve Güney Azerbaycan'ı tamamen hakimiyet altına almıştır. ardından Azerbaycan Tilrk Edebiyatı (Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi) C. Ahmet. 1993. Türk Kültürünü Araşür-ma Enstitüsü. Erivan. Azerbaycan. İlk kez IX. IV. İran'da cereyan eden iç karışıklığı. Azerbaycan'ın. Bu tarihten sonra. ancak Osmanlı'nm yorgunluğunu. bu basan da kalıcı olamamış. Ahmet'in yaptığı seferler sonucunda Batı Azerbaycan. 1104.Şiire Yansıyan Tarih Safevî hükümdarı Şah İsmail 'i bozguna uğratan Yavuz Sultan Selim. İrandaki iç kanşıklıklar ve saltanat çekişmeleri sırasında doğan otonte boşluğu. sonuçta. tCülliir Bakanlığı Yayınlan. Nitekim ilk olarak Cevat Han'ın başarılı savunmasına karşı Gence elden çıkmış (1804). Şirvan. 158 CAFEROĞLll Ahmet. s. Bir süre sonra özellikle Tebriz'de yoğunlaşan Şii propagandalarının sebep olduğu iç karışıklıklar isyanlara yol açmış. ve Dağıstan hanlıklarının Osmanlı'dan yardun talep etmeleri üzerine İran'a karşı yeni bir harekât düzenlenmiş. sonraki yıllarda Osmanlı-İran çekişmesinden de faydalanarak 1556'da Astrahanı ele geçirmiş. Ankara. yy' da Kuzey Azerbaycan'daki Türk ve Müslüman'lar üzerine sefer 8 düzenlemiş olan Rusya . birkaç yıl sonra tekrar îranlılar'ın eline geçmiştir. 327 . Makbul İbrahim Paşa'nm emrindeki birlikleri ile önce Tebriz'i (1534). bölge üzerindeki emellerinden asla vazgeçmeyecek olan İran için bulunmaz bir fırsat olmuş. ancak onların düşmana karşı birleşme gayretleri bir sonuç vermemiştir. başta Kübalı Felh Ali Han. Bu sırada durumu fark eden Osmanlı'nın müdahalesiyle planlarını bir süre askıya. Azerî'lerin ise küçük devletçiklere ayrılmış olmasını fırsat bilerek 1804'ten itibaren Azerbaycan'ı işgal etmeye başlamıştır. Zira Afşar Türkleri'nden olan Nadir Han'ın öldürülmesi (1747) ile birlikte Safevî Devleti'nin Farsçı bir politikaya yönelmesi. II Osman. Seki Ham Hacı Çelebi gibi ileri görüşlü devlet adamlarının dikkatlerinden kaçmamış. Lala Mustafa Paşa komutasındaki birlikler.

s. Hele hele yüzyılımızın hemen başlarında. Osmanlı'mıı İran ve Kafkaslar'a yapmış olduğu seferlerin temel sebeplerinden birisi. Nuri Paşa komutasında Bakü'ye giren Türk askerlerini alkışlayan fikir ve sanat adamlarım "dahilî düşman*' sıfatı ile suçlamış. Yıl 2. İstanbul Hükûmeti'ne başvurarak kendilerine destek olunmasını istemesi. Nahcivan ve Revan hanlıkları bir bir Rus'ların pençesine düşmüştür9. 1840'lardan sonra bütün hanlıkları "Tirikaspiski Oblast'" adı altında bir il haline getirmiş. Bu kısa hatırlatmadan sonra hemen ifade etmek gerekir ki. Küba. ele geçirmiş olduğu hanlıkların idarî sistemine karışmaz bir tavır sergileyen Rusya. tarihî gerçeklerden yüz çevrilerek. İran'ın ise Rusya'ya boyun eğmek zorunda kalması sonucunda yapılan Gülistan (1813) ve Türkmençay (1828) anlaşmaları ile Araş Nehri sınır olmak üzere Rusya ve İran arasmda paylaşılmıştır. 1918'de Azerbaycan'daki millî iradenin çağrısı üzerine bölgeye 7 birlik gönderen Osmanlı'yı "işgalci '. Ancak asıl düşündürücü olan. Özellikle 1930 ve 19401ı yıllarda Marksist-Lenınisl aydınlarca yazılmış olan birçok eserde benzeri değerlendirmelere rastlamak mümkündür. Başlangıç itibarıyla. Böylece Azerbaycan toprakları. yy'da. Tiflis ve Dağıstan hanlıklarının. mevcudiyeti için tehlike teşkil eden dış mihraklara engel olmak ve bölgedeki kardeşlerinin zaman zaman ihlal edilen haklanın güvence altına almak düşüncesidir. ""Çarlık Rıısyasının Azerbaycan'da Yaptığı İstilâ Savaşları". İşte bu tavır ki. hadiselerin rejime münhasır yaklaşımlarla yeniden yorumlanmış olmasıdır. üzerlerindeki dinî ve siyasî baskıların artması üzerine Şirvan. Osmanlı'nın işgallere müdahele edememesi. ve Şirvan Hanı Memned Han'ın içinde bulundukları müşkül durum kar-şısında lek kurtuluş olarak Osmanlı'yı görerek yardım talebinde bulunmuş olmaları.Ali Erol Derbend. Nıı:19. Bu dimim Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanacağı 1918 yılma kadar devam etmiştir. Türk Kültürü. söz konusu hadise ile birlikte perçinlenen bağımsızlık günlerinin. Nitekim 16. yapılan yardım çağrılarına bir cevap niteliği taşımaktadır. Hüseyin. ortak tarihî geçmişe sahip olan bir milletin torunları olmanın verdiği güvenceyle kendisine yapılmış olan bu çağrılara uzattığı yardım eli. Karabağ. Gence Hanı Salıverdi Han. 17-25' 328 . Osmanlı'nın. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyet'ini yıkmak için düzenlenen siyasî entrikalar üzerine zamanın Dışişleri Bakanı Mchmed Hacmski'nin. Osmanlı Devleü'nin bölge üzerindeki politikasmı ortaya koyan hadiselerden yalnızca birkaçıdır. bölgeye yapılan seferler bir işgal hareketi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. ardından "Bakü: Gence ve Erivan İlleri" ile "Dağıstan ve Zokatala Mahalleri" adî altında bir genel valilik yönetimine alınıştır. Mayıs 1964. Şirvan. bu lavnıı ileriki yıllarda da sürdürülmüş olması.yy'da ise Seki Ham Hacı Çelebi. Azerbaycan için gerek siyasî. Ankara. Baku. XVTIT. gerekse kültürel anlamda büyük talıribal olduğu fikrini empoze etme- 9 BAYKARA. Lenıkeran. Zaten daha önce de vurguladığnnız gibi bu seferlerin bir çoğu. bu tarihî vakıanın en somut delili olarak karşımıza çıkmakladır. Ne var ki. gerek iktisadî. asimilasyon çalışmalarının yoğunlaştığı Sovyet devri yıllarında kaleme alınmış olan bazı kaynaklarca farklı yorumlanmış. Şekİ.

Ankara. İstanbul. Azerbaycan Sovet Sosialist Respublikası Elmler Akademiyası Neşriyyat. c. Alibey Hüseyinzade. Bakı. o yıllarda Osmanlı ile Azerbaycan arasında alman bu birliktelik karan. " "• XIX. aslında. Allıan. MEMMEDOV. 1828 Türkmençay anlaşmasının hemen ardından Kuzey Azerbaycan'ı peyderpey ele geçirmiş. yy'ın ikinci yansından itibaren teşekkül etmeye başlayan.Fuad'm "Teceddüd Devri" adım verdiği bu yıllarda.s. millî değerlerin yüceltilerek modern devlet olma yolunda önemli mesafelerin katedildiği. bu anlaşmanın beslendiği temel kaynaklardır.Şiire Yansıyan Tarih ye çalışmıştır . Aynı yıllarda Azerbaycan'ın tabiî kaynakları. Hüseyin Cavid. gönül birliğinin resmiyete yansıtılmasından başka bir şey değildir. Aynı amaç doğrullusunda.I.12 İşle başlangıç itibarıyla sıradan tepkiler olarak değerlendirilen bu isyanlar ki . iç ve dış sermaye sahiplerinin girdikleri çıkar çatışmaları. Çar Hükümeti'ne karşı girişilen başkaldırının sembolü olarak geniş kitleleri harekete geçirmiş. çalışanlar üzerinde büyük tahribata yol açmaya başlamıştır.. 1975. İşte bütün bu gelişmeler karşısında. Ancak resmî kurumlarca imzalanmış olan bu anlaşma. Gençlik Basımevi.89 329 10 . s. Oysa burada asıl dikkatlere sunulması gereken husus. Şurası muhakkak ki. Zira Köprülüzade M. ancak uygulamaya gösterilen tepkiler zaman içerisinde "Kaçaklar Hareketi'1 olarak bilinen isyanlara yol açmıştır. "Azerbaycan Millî Demokratik Cumhuriyeti Devrinde Edebiyat 1918-1920 (Aktaran. meselenin sadece hukukî kısmını teşkil eder. bölgenin verimli topraklarına da Rus köylülerini yerleştirerek Azerîler'i tamamen pasifize etmeyi amaçlamış. onlara ağır vergiler getiren rejim.)'". Ahmet Ccvad. Hatırlanacağı üzere Rusya. 30. Eyhj]-Ekiml991. özellikle kültür ve sanat adamlarının gayretleriyle XIX. Hüseyin. Azerbaycan.5. ülkedeki siyasî ve özellikle de iktisadî gelişmelere bağlı olarak giderek farklı bir görünüm kazanmıştır. Azerbaycan'da günden güne artan bir katılımla daha da güçlenecek olan millî mücadele hareketinin çekirdeğini teşkil etmiştir. yıllar önce. BAYKARA. katkılarından dolayı bu karalama kampanyasından nasibini almakta gecikmemiştir.: B. Atsız Gökdıığ. Yusuf Vezir Çcnıenzemiıüi ve Abdulla Saik gibi nice kültür elçisi. üniversitelerin açıldığı yıllar adeta yok sayılmış. Bugün için çok iyi bilinmektedir ki. Mehmed Emin Resulzade. Pek tabiî olarak tarihin ilk Türk cumhuriyeti olan Azerbaycan Demokaratik Cumhuriyeti'nin kurulması için elinden geleni esirgemeyen Osmanlı Devleti de. unutturulmaya ya da karalanmaya çalışılmıştır". Azerbaycan İstiklâl Mücadelesi Tarihi. geleceğe yönelik planları gereği. Osmanlı Devleti'nin 1918 yılında Azerbaycan'a askerî birlik göndermiş olması herşevden önce iki ülke arasında dalıa önceden imzalanmış olan bir anlaşmanın gereğidir. yy'm sonlarına doğru kendini gösteren ve tamamen bir halk hareketi olan bu ilk kıpırdanmalar. Savaşlardaki maddî kayıplarının faturasmı yöre halkına yükleyen. iki ülke arasında günden güne filizlenip yeşerecek olan kardeşlik duygularının temellerini çoktan atmışlardır. bağımsızlık hareketine olan. 1967. "1917-1920-ci İllerde Edebiyyat". ellerindeki toprakların yabancı sermayeye peşkeş çekildiğini fark Azerbaycan Sovet Edebiyyatı Tarixi. kapitalist dünyanın bölgeye olan ilgisini artırmış. Mars Ticaret ve Sanayii AŞ. özellikle Türk ve Müslüman topluluklara karşı katı bir politika uygulamaya başlamıştır. başta petrol olmak üzere diğer sanayi merkezlerinde çalışan işçilerle. Elm Metbecsi. s.

önce İslâmî bir söylemle girdikleri birlik çağrısını. ülke çapında birbiri ardınca mitingler düzenlenir. Rusya'nın. 19O5'tc Japonlarla girdiği savaşı kaybetmesi ile uğradığı zaafiyet bu anlamda kendileri için Önemli bir fırsat olur. Millî menfaatleri korumayı ve yüceltmeyi amaçlayan bu çalışmalar kültürel faaliyetlerle pekiştirilir. Osmanlı'ya 1 çevrilir ^. 330 .T baycan Sovet Sosialist Ehnler Akademiyası Ncşriyyat. XIX. edebiyatını. üzerlerindeki yoğun baskıdan dolayı uzun zamandır sessiz bir bekleyiş içinde olan Azerî aydınlar harekete geçerler. 1960. dilini. 1901 'de "Sosyal Demokrat Demeğrnin kurulması ile birlikle daha aktif bir hal alır. İstanbul. Ahmedbey Ağaoğlu gibi idealist mütefekkirler. Dikkatler. "Azerî Edcbiyaü'nın Tekâmülü".amanda geniş kitleleri harekete geçirir. "Azerbaycan'ın Son Dönem istiklâl Mücadelesi Tarihi ve Halk Cephesinuı Kwru\\ışn'\ Azerbavcan. Bakı. Ülkesinin tarihini. Bu amaçla 1906'da bilhassa Ermenilere karşı aktif bir bir mücadele içine girecek olan "Difaî". Azerbaycan'da Füyuzat (1906). Yıllardır yaşanmakta olan çok yönlü istilâya son vermek amacıyla başta eğitim. Alibey Hüseyinzade gibi ilim ve sanat adanılan İstanbul'a gelerek kültürel çalışmalara iştirak ederler. 147. 44. meclisin kapatılması ile birlikle. Kasım-Aralık 1996. hareketi durdurmak için aldığı sert tedbirlere rağmen bir sonuç elde edemeyen Rus Çarı II. 1904'te kurulan "Himmet" grubunun yoğun propagandaları kısa /.H. Yusuf Vezir ÇemenzeminlL Ahmed Ağaoğlu. bir önceki dönemden farklı olarak. diğer taraftan Namık Kemal Mchnıed Akif. Türk Yurdu (1911). temel hak ve hürriyetler konusunda yeni düzenlemeler getirileceği vaadiyle 17 Ekim 1905 tarihinde "Hürriyet Manifestosu1' adı altında bir bildiri yayınlar. Açıksöz (1915)" gibi yayın'organlarında millet kavramı etraflı bir şekilde ele alınırken. KÖPRÜLÜZADE. Sırat-ı Müstakim (1908). dil ve edebiyat olmak üzere birçok sahada millî bir tavır içine girilir. siyasî gelişmelere bağlı olarak bir süre sonra "millet" kavramı çerçevesinde sürdürürler. Yıl: 312. İslâm Ansiklope-disi. Hürriyet Manifeslosu'nun hemen ardından. "Prof. halkının beklentilerini yakından tanıyan Alibey Hüseyinzade. Hayat (1907). Ancak kısa bir süre sonra bu manifestonun Kafkas toplumhırmı birbirine düşürerek zayıflatmayı amaçlayan bir aldatmacadan başka bir şey olmadığı anlaşılacak13. İki ülke arasında birtakım siyasî hesaplar neticesi koparılmış olan kültürel bağlan yeniden ve daha güçlü bir biçimde tesis etme çalışmaları başlatılır. 1961. GAZANFEROöLU. Ankara. c. İstanbul'daki siyasî ve kültürel gelişmeler yakın takibe aluıır. Bu amaçla. gibi dergilerde de iki ülke arasındaki or13 14 15 Azerbaycan Edebiyyatı Tarixi.Ali Erol eden köylüler örgütlenmeye başlarlar. Azerîler'in verdiği mücadeleyi farklı zaman ve zeminlerde günümüze kadar taşıyacak olan ""Türk Adem-i Merkeziyyet Müsavat Partisi" kurulur14. Bu gelişmeler üzerine. yy'm ikinci yansından itibaren Rusya üzerinden gelen Batılı fikirlerden çok. s. ardından 1911 'de "Rusya Müslümanları İttifakı77 ve aynı yıl. 360. a. Mehmet Emin Resulzade. Fazıl. Ord. 3 Haziran 1907'dc. Mclımed Fuad. bilhassa Türk ve Müslüman topluluklar adına o karanlık günler daha ağır bir şekilde yeniden başlayacaktır. Nikola. "Dövrün Tarixî Medenî Xülasesi (1900-1917-ci İller) cT Azer. Mchmed Emin Yurdakul gibi millî şuur sahibi Osmanlı şairlerinin eserlerini ülkelerine taşırlar. Verilen mücadeleyi siyasî arenaya taşıma düşüncesi ile örgütlenme çalışmaları başlatılır. Hüseyin Cavid.. İrşad ( 1907) Terakki ( 1908). İstanbul'da yayınlanmakta olan İkdam (1896). Millî Eğilim Bakanlığı. Benzerî amaçlarla 1890'lardan itibaren başlatılmış olan dernek çalışmaları. s.

Türkiye Büyükelçisi Yusuf Vezir Çcmenzeminli. yeniden başlatılan kültürel alış verişe katkıda bulunmak için hummalı bir çalışma içine girerler16. Özellikle Millî Edebiyat akımının tesiri ile daha da güçlenen bu düşünce. Ebu'l Halik Cenneti. bütün şii 'urlu av çıngardı tere/inden berekete getirilen vahid. müteşekkil. yok sayılmıştır. Pek tabiî olarak bu şuur. Ali Abbas Müznib gibi şair ve yazarlar Türk tarihinin şanlı sayfalarına dönerek millî kimlik kavramı üzerine yoğunlaşmışlar. Ancak tarihî birer vesika olarak değerlendirilebilecek olan bu çalışmaların büyük bir bölümü. tıp öğretmeni Medine Hanım Kıyasbeyli. Samed Mansur. ne olması gerekliği konusunda ön yargılara sahip olan böyle bir anlayış"5 şüphesiz ki kendisine muhalif düşen fikirlere yaşama hakkı tanıyamazdı ve tanımamıştır da. Rene-A. 1997. birleşmiş sosial-demokrat pariiya işinin terkib hissesi olmalıdır. aynı millete mensup olan iki ülke insanları arasındaki kardeşlik duygularını daha da kuvvetlendirmiş. gerek siyasî. özellikle Sovyet devri olarak bilmen yıllarda yasaklanmış. 18 NVELLEK. daha önce de belirttiğimiz gibi. Bundan dolayı aynı yıllardaki kültürel çalışmaların büyük bölümü. Marksizm ve Leninizm ideolojisine ters düşen çalışmalar yasaklanmış. Bu ara. örf. 2.Şiire Yansıyan Tarih tak değerler işlenir. Azerbaycan millî marşının yazan Ahmed Cevad. Özellikle 1928'den sonraki mevcut rejim tarafından organize edilen alternatif bir edebiyat yanıtına çabalarının ezici baskısıyla karşı karşıya kalmış. Dr. Edebiyat Teorisi (Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel).l22-123. kurulmak istenen yeni düzeni geniş kitlelere ulaştırmaktan öte bir amaç peşinde olamaz: "Edebıyyat işi. saluıe sanatçısı Ulvi 10 GÖMEÇ . 1993. naşir ve edebiyat tenkitçisi Seyyid Hüseyin. Gaspıralı İsmail'in. başlangıçta bütün İslâm alemi için tek kurtuluş yolu olduğu düşünülen İslamcılık fikri. bütün fehle sinfmin. Kömen Yayınları. gerekse kültürel anlamda Osmanlı lesiri altına girmeye başlar. din âlimi Mir Mehemmed Kerimağa. onları. Saadettin. s. ümum-proletar işinin bir hissesi. Azer Neşriyyat. VARREN. İşte Azerbaycan'da. Akdeniz Ki-tabevi. Konya. fikirde. Çünkü Marksist ideolojiye göre edebiyat. Edebiyyat isi. Arap dünyasındaki siyasî kargaşa ve iran'daki başarısızlıkla sonuçlanan meşrûtiyet girişimleri gibi sebeplerden dolayı yerini Türkçülük düşüncesine terk etmeye başlamıştır. 1918e kadar verilecek olan millî mücadelenin fikri temellerini teşkil edecek olan bu gelişmeler.. toplumu bütünüyle kuşatan her hadisede olduğu gibi halkın sesi olan sanat adamlarının eserlerine aksetmekte gecikmemiştir. kısa sürede Azerbaycan'daki kültürel çalışmalara da yansımış. 1970. 17 LENİN. "Dilde. iki ülkenin tarihî bağlarına yönelmişlerdir. basım. İzmir. 74. işte birlik" şuan kabul görür. aynı duygularla Azerbaycan'a giden gönüllü öğretmenler. s.47. Şair Hüseyin Câvid. s. birçok aydın bir şekilde pasivize edilmiştir. Bakü'de bulunan ve Şark'm ilk konservatuarı olma özelliğine sahip okulun kurucusu Hediye Hanım Kcyibova. Ilyic V\\oâexcars EdebiyyatHaqqında. 331 . Türk Cumhuriyetleri Tarihi. münîezem. adet ve an'aneler. Bütün bu çalışmalar kısa sürede meyvesini verir ve Azerbaycan. Doç. höyük sosial-demokrat mexanizminin tekerciyi ve vinteiyi olmalıdır. Mikâyıl Müşfik. düşmana karşı birlikte hareket etme şuuruna taşımıştır. "17 Edebiyat ve toplum arasındaki İlişkinin ne olduğundan çok. İbrahim Dadaş. Bakı. Ağadacbış Münirî. Bıı arada Türkiye'de. "kolektifleştirme" adı altında yürütülen icraatlarla yok edilmeye çalışılmış.

Çünkü "Bir millet.40. Azerbaycan edebî hayatına çok daha önce girmiş olan ve bütün birikimlerini kendi insanlanna hizmet yolunda seferber etmiş olan birçok yazann daha dikkatli davranmasını gerekli kılmıştır. Taşnaksütun. KÂZJMOĞLU. Azerbaycan'ın. Abdurrahim Hakverdili. (Azerbaycan Yurt Bilgisi Tetkikleri II). Ecdâd Yayınları. 1932.Ati Erol Receb gibi yüzlerce ilim ve sanat adamı. Süleyman Sani Ahımdov. Kasım. o yıllardaki siyasî ve sosyal hadiseler ışığında tahlil etmek yeterli olacaktır: Bilhassa meşrutiyetin ilanından sonra Türkiye'deki Türkçülük hareketlerinin kısa sürede Azerbaycan'ı da etkisi altına almasını21 özellikle Rusya açısından tehlikeli gören KASIMZADE. Halkın sesi olan birçok şair gibi Saik'in mısraılarına da bütün açıklığı ile yansımış olan bu tarihî hakikatleri görmek için. Dr. Prof.L'minli. Yusuf Vezir Çemen/. bu eserlerini yayınlama imkânı bulamamıştır. Bu uygulamalar... Osmanlı'nın 1918 yılında Baku "ye düzenlediği askerî harekatın temel amacı bölgeyi işgal etmek değil. Sovyet hükümetinin mevcul tutumuna doğrudan mukavemet etmeyen ve şartlar gereği temkini elden bırakmayanlar ise. Osmanlı Devleti'nin de diğer işgalci güçlerden farkı yoklu. Tıpkı Bolşevik.. Türk Topluluktan Edebiyatı I. öteden beri Osmanlı ile Azerbaycan arasında sun'î bir set oluşturmaya çalışan Rus rejiminin çıkarlarına ters düşmüştür. Ali Nazmi. Azerî halkının duygulanın yansıttıkları bazı eserlerim' geri çekmek. Ahmed. Dr. Cafer Cabbarlı. Mars Ticaret ve Sanayii AŞ. İstanbul. çağdaş değerler arkasmda kalmaması ve en azından geleceğe hazırlanması için siyasî meselelerde ihtiyat gösterip eğitime yönelmişlerdir.s. Nu: 281. yeni rejimi benimseyerek çalışmalarım sürdürmüşler. bazıları. Azerbaycan edebiyatının önde gelen isimlerinden Şaik'e ait olan ve o dönemde Azerî halkının Osmanlı'ya bakış açısını. 1994. Zira o yıllarda Azerbaycan üzerinde hak iddia eden Rusya için.29. sürgünlerde çürütülüp öldürüldü''20. Burhaneddin Matbaası. şair.. Oysa ki Azerbaycan'da yaşanan siyasî ve sosyal gelişmeler karşısında halkın gösterdiği tepkinin edebî ifadesi olan bu şiirler samimi olarak değerlendirildiğinde görülecektir ki. feryat içinde olan Azerî kardeşlerin çağrılarına cevap vermektir. aynı ihtiyat çerçevesinde. "Muhaciret ve Muasır Azerbaycan Edebiyyatı'mn Bazı Meseleleri". s. ve Mehemmed Said Ordubadî gibi isimlerin de bulunduğu bu yazarlar. Kızıl Ordu Bakü'ye girdikten sonra yasaklanmış. Aralarında Abdulla Saik. Aynı yıllarda mevcut şartlar altında birçok aydın kalemini bırakırken. EylülEkiml991. söz konusu şiirleri. iki ayrı devlet" gerçeğini gündeme taşıyan bu çalışmalar. Bir kısmı mecbur olup yeni hükümetle barıştı ve diğer bir kısmı ise hapishanelerde. İngiliz ve Almanlar'a karşı çaresiz kalımları bir anda Osmanlı'ya ithafen yazdığı "Vatanın Yanık Sesi" ve "'İntizar Karşısında" adlı şiirlerini saklamak zorunda kalan Abdulla Saik gibi.. bazıları ise ülkeyi terkelmek pahasına bildikleri yolda yürümeye devam etmişlerdir15: "Kuşkusuz ki Sovyet hakimiyetinin aleyhine ulanlar ciddî saldırıya maruz kaldı ve onların bir kısmı muhacerete gitti. sürgün. tarihe ışık tutacak nitelikteki tespitlerini reddetmek zorunda kalmışlardır. Azerbaycan Türk Külîürit Dergisi. s. Ankara. 30 21 332 . Osmanlı'dan beklentilerim dile getiren bu iki şiir. hapis ya da idam gibi cezalara çarptırılmışlardır. CAFEROGLU. Azerî Edebiyatı 'nda İstiklâl Mücadelesi İzleri. Samir. Ankara. Prof. 138. Menşevik. Celil Memmedkulu/ade.

8 Aprel 1917.toplumu adına gerçek bir kurtuluş olarak yorumlamıştır22. mazisi zaferlerle dolu olan bir milletin asla esaret altına alınamayacağını haykıran TALİBZADE Abdulla Şaik: "Muselman XÜIUIÎI Efendilere!". Dilican. "Fevral Burjuva İnkılâbı" olarak bilinen 1917 ihtilâlinin mahiyetini yeteri kadar anlayamamış. İran ve Irak Suriya ve Lübnan'dan getirdiği Ermeniler*i Zenge/. aşağıdaki mısraılarla edebî sahadaya taşınmıştır. Ancak bu olumsuz psikoloji fazla uzun sürmez. Azerbaycan siyasî hayatında önemli bir yeri olan bu ihtilâl ile elde edileceğine inanmış. bu ihtilâli. Karabağ bölgeleri Ermeniler'e taksim edilmiştir. ilk intibaları çerçevesinde. hâdiseyi olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiştir. uzun zamandır büyük bir hasretle beklediği hürriyetin. Baku'nun Rusya açısından önemini bilen Bolşevikler ise halka karşı çoktan sindirme harekâtını başlatmışlardır. mahallî Sovyet hükümetinin kontrolü altındadır.. 28 Mayıs 1918'de bağımsızlığını kazanır. Yazar. Ne var ki. Zira Çarlık Rıısyası. yine 1905 İhülâli'nin hemen ardından içine düştüğü bunalıma sürükler. GöycegÖl gibi bölgelere yerleştirmeye başlamış.Şiire Yansıyan Tarih Bolşevikler. yazıları ile onu destekleme yoluna gitmiş. Revan (Erivan). Dünya savaşı yıllarında artarak sürdürülmüş. Açıq Söz Metbeesi. önce Güney Kafkasya Federal Demokratik Cumhuriyeti adı altında Ermeni ve Gürcülerle birlikte bir federasyon içine giren Azerbaycan. ona sahip çıkmış. işgalin hemen ardından Osmanlı. Azeri . bu tepki. yöredeki Ermeni nüfusunu hayli artırmıştır. Bu çalışmalarda. ülkedeki birçok aydın gibi Abdulla Şaik'in de tepkilerine neden olmuş. Bolşevikler "in eşitlik vaadiyle iktidan ele geçirdikten sonra uyguladıkları hilekâr politika. Şaik'in büyük ümitlerle sahiplendiği bu gelişme de. tam bir hayâl kırıklığı ile sonuçlanır. 333 . Zaten bu yüzdendir ki. 1905*ten Sonra Azerilerle Ermeniler sürekli çatışma içinde olmuşlardır. böylece Feth Ali Han başkanlığında tarihin ilk Türk cumhuriyetinin temelleri atılmış olur. Açıq Söz Qeze!i. onu.ur. Üstelik bu harekâtın önemli bir gücünü de Ermeniler oluşturmaktadır. Bakı. üzerinde oynanan oyunların son bulmasını sağlayamamıştır. Lengİran gibi bölgelerde halka büyük eziyetler vermeye başlaması ve Çar zulmünden sonra bu kez böyle bir saldırıya maruz kalan Azeriler'in içine düştükleri çaresizlik. İşte 1918'de Millî Şu'ra Hükümeti'nİn Azerbaycan'ın bağımsızlığım ilan etmesinin hemen ardından Bolşeviklerin Ermeni militanları da arkalarına alarak başta Baku olmak üzere Şamahı. Başlangıç itibarıyla ülkedeki birçok aydın gibi Abdulla Saik de. Nitekim yoğun çalışmalar sonucunda. Bu uygulama özellikle I. Cumhuriyetin merkezi henüz Gence'dcdir ve Baku. Ancak: Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etmiş olması. bütün Azeriler gibi onun için de yeni bir ümit ışığı olur. kısa bir süre sonra boş olduğıı görülecek olaiı vaatleri ile halkın desteğini de arkalarına alarak 3 Aralık 1917'de gerçekleştirdikleri ihtilâl ile iktidarı ele geçirmişlerdir. tıpkı yıllar öncesinde olduğu gibi. Zira 1 Mayıs 1917'dc Moskova'da toplanan "Rusya Müslümanları Kongresi"nde Mehmet Emin Rcsulzadc ve Ali Merdaiı Topçubaşı'nın Bolşeviklere karşı verdikleri başarılı mücadele. Küba.

Himalay ve Karpat dağlarım şenlendiren kudretini büyük bir coşkunlukla tasvir eder.Ali Erol bir şairin temsilciliğinde. tabiatın bile bu vuslat anmdaıı etkilendiği. Yıllardır süren hasret son bulmuştur. Sevincimden gözlerim dolu yasla. ağaçların "kavuşan kollan" alkışladıkları. Evlad. sarardım soldum. Tek başına böyle bir mücadeleyi kazanabilmesi ise mümkün gözükmemektedir. deve basdım hepsini bağrıma. ırmaklar coşarken. Yalçın kayaların. bülbüllerin şakıdığı. Büyük bir inançla yapılan bu çağrı amacına ulaşmış. Taşıdığı fikir ve çizilen çerçeve açısından şiirin ikinci bölümünü oluşturan sonraki mısraılarda. önce mensubu bulunduğu Türk milletinin şanlı larihine yönelerek trans halinde o yılları yeniden yaşar. şairin hayal aleminden kurtulup yaşanmakta olan gerçeklere dönmesiyle yerini derin bir hüzne bırakır. yok edilmeye çalışılan bir milletin feryadı ile karşılaşırız. Bu coşkunluk zaten dolu olan şairi sevinç göz yaşlarına boğar: Sefasınız. büyük bir duygu seli içerisinde tasvir edilir. Oralardan eksimiya bu yerler? Yolunuzda benefseler saçmışam. A/tun ordu feraqında saç yoldum. Ana gelhmde çırpınan sefqei. Çünkü yukarıda ana hatlarıyla da olsa ortaya koy-duğumuz gibi. diyerdim her ağrıma. korku nedir bilmeyen "kahraman erler" bir yıldırım hızıyla esarete mahkum edilmek istenilen kardeşlerinin yardıma koşmuşlardır. Taleyİme kûsdüm. Alp. kır çiçeklerlerinin Türk bayrağını öpmek için birbirleri ile yarıştıkları dile getirilir. yukarıda izalıa çalıştığımız menfur saldırıların cereyan ettiği tarihlerde kaleme aldığı "Vatanın Yanık Sesi" adlı çalışmasında. Üreyim de sevgi saçan ateşle. dilekler kabul olmuş. Abdulla Saik.. Türk ordusunun "Alimi Ordu" türküsü söyleyerek dünyanın dört bir tarafına yaptığı akınlar] hayal eder.le. "Altaylar gibi demir yürekli bir nesil" benzetmesi ile tasvir ettiği Türk 334 . yıllardır göz yaşları İçinde karlı dağların başından Altaylar'a bakarak kendilerine uzatılacak dosl elinin hasretiyle yanıp tutuşan şairin patlamasına yol açar: " Men uzagdan seyr edince kesretle. ayak bastığı yerlere feyz ve rahmet saçan. İleriki mısraılarda bu manzara. o şa:şaalı yıllar geride kalmış. yüreğinde iman ve sevgi taşıyan. Bağırdım: ây iqid. Ancak bu sevinçli ruh hali. qehreman erler? Sizler üçün qoîlarımı açmışam.. engin denizlerin onu nasıl selamladıklanın. Bu coşku. O gün. canhıraşâne bir şekilde. Azerî halkı son derece ağır şartlar altında yine kendisini tutsak etmek isteyen güçlerle mücadele etmek zorunda kalmıştır. bütün umutlarını Türkiye'deki kardeşlerine bağlayen Azerî halkının öz duygularını bulmak mümkündür. Şair.

yetim ve dulları. milletinin o eski kudretini. vatanın öksüz. Düşmüş de pek tehîükeli bir derde. xırpalanmı. kurtarıcılarını beklerlerken büyük acılar çekmişler.ş Ne var ki. heyettim parçalanmış. Ey aelbinde iman. ancak bilinen sebeplerden dolayı yine eserleri arasında gösteremediği bir diğer şiirinde de benzerî duygular içindedir. xençer saplanmış. sönük. Oğuzların torunları olan bütün Türk alemine yapılmış bir saldırıdır: Şimdi siz eyAltaylan andıran Demir iirekli bir neslin avladı.Şiire Yamıyan Tarih milletine seslenir. Çünkü artık tahammül kalmamıştır. •'VatamnYanık Sesi ' adlı şiiri ile ülkesine yapılan tecavüzü milletinin asla kabul edemeyeceğini vurgulayan şair. şairi yaşamakta olduğu bunalımdan uzaklaştırmaya yetmez. binbir türlü eziyete maruz bırakılmışlardır: Necin böyle gecikdin? Sensiz qelbîm qırıq. çeynenmiş. genel manada bütün Türk alemine karşı sarfedilen bu sitem yüklü sözlerin esas muhatabı Osmanlı'dır. Elxanlann ahfadı! Ananız bax. iman? Yeri gelmişken hemen ifade etmeliyiz ki. bu şikayetler. Sızlar. xırpalanmış. daha doğrusu büyük problemler yaşıyor olsa da en azından kendi bayrağını dalgaUuıdımakta olan tek Türk Devleti ise. bir an önce harekete geçilmesi konusunda sabırsız bir tavır sergilendiğini görürüz. Zira o günün şartları itibarıyla Kafkas Elleri'ndcki diğer Türk topluluklarının durumu Azerbaycaıvınkinden pek farklı değildir. birlik ve beraberlik içerisinde kazandığı zaferleri hatırladıkça kahrolur. aynı yıl kaleme aldığı. Neden şimdi feryadıma qayqusuz? Damarlarda deyişdi mi eski qan? Neden şimdi bu halıma saygısız. ardından sitem dolu sözlere dönüşür. Osmanlı Devleti'nden beklenilen yardım. Ömür şiişem daşa deymiş. Her yanına neşter. sürüklenir yerlerde. "İntizar Karşısında" adım taşıyan söz konusu eserde. Zira bu saldırı sadece Azeriler'e değil. biraz da boşalmak ve rahatlamak için yapılan bu çağrılar. çok daha açık ifadelerle dile getirilir. bağrı qan. zefer daşıyan Oğuzların. Rusya'nın sinsi planlan doğrultusunda Bolşevik ve Ermenilerin yürüttüğü kıyımı kabullenemeyen şair. 1917 İhtilâl i'nden sonra ülkesi üzerinde oynanan oyunları. Kudret sahibi. Bu psikoloji önce bir burukluğa. Osmanlı Devleti'dir. Qelbınizdc söndümü sevgi. ağlar. 335 1 . Özellikle son zamanlarda baskılar giderek artmış. Azerbaycan halkının duygularım temsilen kaleme alınanan bu şiirde de sitemlerin artarak sürdüğünü.

boğ. Sel gelmesen güneş doğmaz. Dr. Sen gelmesen. Prof. Bu dönem İçerisinde eğilime büyük önem verilmiş. s. ardından Karpatlardan gelen 15. dolumsanmış ürekler hiç şad olmaz. Kain. Yeni Türk Cmnhuriyeileri Tarihi. kardeş sesinin güçlü sadasmı işittniştir3. Ankara. işte gâc qaldin. Türk fırkası üe birlikte 15 Eylül 1918'de şehre girnüşlerdir. çeğne. eh. Ankara. SARAY. gelinleri. ez. polad olsa da onlar Üreyinde şö 'lenen metin qızğın ateşle Yakanları. qelbim seni pek ister. Azerbaycan Hükümeti Hariciye Vekili Mehmet Hacinski Mehmet Emin Resulzade'nin de desteği ile. 4 Haziran 1918de yapılan anlaşma gereği Türkiye'den yardım istemiştir. neden? Yollarına daşnn qalanmış? Ya azgın quldurlar. Mehemmed Eminoğlu Salman Mümtaz gibi birçok şair tarafından coşkuyla işlenmiştir Azerbaycan. 1996. Yolunuzu beklemeqden benizleri sararmış. sen gel. Türk ordusunun Bakü'ye girişi halk taralından büyük bir sevinçle 24 karşılanmış ve bu sevinç Ahmed Ceval. Alhan. xerabaya dönen qelb ahad olmaz.ey Türk. Eylül-E-kim 1991. demir ya. xırpala. devletin temel yapısı Türk milliyetçiliği ideolojisi üzerine MEMMEDOV. erir. yorgun telleri. Nitekim aynı tarihlerde millî şuur sahibi birçok şair tarafından da hararetle işlenen bu duygular yetkilileri harakete geçirmiş. Başqasını istemem de. Mehmet. çabuk gel ki. söndür. Azerbaycan. ümicl gülüm açılmaz. Açyollan. "Azerbaycan Millî Demokratik Cumhuriyeti Devrinde Edebiyat 1918-] 920 (Aktaran: B.Ali Erol Qırık bîr saz kimi sızlar qanh. 41. 336 . alçaq düşmenlere qol gücünü hep göster. İstanbul Hükümeti yapılan bu çağrıya cevap niteliğinde Dilican ve Kars üzerinden Gence'ye birlik göndermiş. sönük baxtuva nur saçılmaz. çabuk sen gel. Sen gelmesen.9. Osmanlı Devleti'nin de kendisine sahip çıkması ile elde ettiği bağımsızlığını yaşadığı bu iki yıllık süre içerisinde büyük fedakârlıklarla siyasî. Burakmıyor? Daş. güler ürekleri gem almış.)". s. ve o sırada Kafkas-İslâm orduları komutanı olan Nuri Paşa ile Mürsel Paşa 2 Temimi//da Baku'yu muhasara altına almışlar. Gözyaşıyla mlamış hep keçdiyiniz yolları. Atsız Gökdağ. Türk Tarih Kurumu. Mars Ticaret ve Sanayii A Ş. Dodaqlanm gülmez. Heç gelmed'm! O sen. Yakılar da. Beklemeqdenyoruldum. Bir başka ifade ile: "Azerbaycan halkı tam bir ümitsizlik içinde iken yüzünü büyük kardeşi Osmanlı Türkü 'ne çevirip yardım dilemiş. iktisadî ve kültürel alanlarda geniş reform harekeli erini başarıyla uygula mıştır. yakar bütün qayğı vurmuş elleri. dulları. Şu vetenin öksüzleri.

aynca aynı şuur içerisinde 13 Ağustos 1919'da Rus edebiyatı. fegel ruhsuz bir ülkeydim men. ihtilâl komitesi önderlerinden Neriman Nerimanov'un başkanlığında geçici bir hükümet kimmiş. iki yıl kadar soma teşkilatlanmasını tamamlamış ve böylece 1918 yılında başlayan millî bağımsızlık hareketi son bulmuş. Halk ruhunun ön plana alındığı aynı yıllarda." '. hür iradenin kullanılmaya başlandığı ve millî benliğe dönüş anlamında önemli adımların atıldığı bu dönem uzun ömürlü olamamıştır. s. Başta Azerbaycan olmak üzere bölgedeki hemen bütün Türk topluluklarının yoğun bir asimilasyonla karşı karşıya kaldığı bu devir Sovyetler Birliği "nin dağıldığı 1991"in Ağustos ayına kadar devam etmiştir.HL Qızil ŞerqMelbeesi". 1918 yılında Osmanlı ile Azerbaycan arasında sergilenen dayanışmanın temelleri. Ankara. İzlenilen inkâr politikası. Osmanlı Devleti'ııin I. CAHîROĞLU. kültürel sahadaki birikimler sayesinde tarihî birer vakıa olarak günümüze kadar ulaştırılmıştır. s. Nıı: 19. Gerçi 12 Ocak 192U yılında Azerbaycan'ın bağımsızlığı Paris'te ger-çekleştirilen toplantıda büyük devletlerce kabul edilmiş. ancak ülkedeki Ermeni ve Bolşevik militanların yürüttüğü terör durmamıştır. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü.Şiire Yansıyan Tarih bina edilmiştir. 337 . Azerbaycan siyasî ve kültür larilüne "Sovyet Devri" adı ile geçecek olan yeni bir devrin başlangıcı olmuştur. Yıllar süren esaretin son bulması ile kazanılan bu yeni ruh hali . tarilıi ve coğrafyası müfredattan çıkarılmıştır. Bakı. bütün engellemelere rağmen.giren Kızıl Ordu. Fakat millî değerlerin yüceltildiği. alqış deyirdinı menden. Azerbaycan Eckhiyyah Tarixi. "Sosialist İnqilâbı Areiesinde Edebiyyai (1917-1920)''. Dünya Savaşı sonucunda imzalanan Mondros Mütarekesi gereği Azerbaycan'ı boşaltmak zorunda kalmasıyla. kendi kadrolarım yetiştirmek amacıyla dış ülkelere öğrenci göndermiş25. uğranılan haksızlıklar sürgünler. Azerbaycan'daki komünist sempatizanların açtığı yoldan Bakü'ye. yerine. verilen hapis ve ölüm cezaları bu hakikatleri değiştirememiş. aynı yıllar.bir anlamda Şaik'in ideallerinin de gerçeğe dönüştüğü yıllar olmuştur: Ulu. Sovyet rejiminin bu süre içerisinde Azerbaycan'ı millî kimliğinden uzaklaştırmak İçin uyguladığı istibdat başarılı olamamış. iktidarı devirerek. 'Tarihin İlk Tilrk Cumhuriyeti Azerbaycan^ Türk Kültürü. millî hükümet. Ahmet. Size akjtş. bu hükümet. JVüıyısl 964. Çıraq kimi panl-parıl yanırdım. 9. Artıqyem ruh ile canlanırdım. Azeriler kendi kaderleriyle başbaşa kalmışlardır. yıllar öncesinden kurulmuş olan gönül bağım yıkmaya yetmemiştir. 1957. Prof Dr. 15. c. 28 Nisan 1920 yılında. Bakü'de Azerbaycan halkının ilk millî üniversitesi açılmış (1919). başta di! olmak üzere Anadolu ile Azerbaycan toplumunu birbirine bağlayan kültürel birlikteliği yok etme çalışmaları.

Ancak Hisarcılar'da tarih ve mazi Fikri. O. Mehmet Çınarlı. kültürel buhran ve çeşitli bunalımların yaşanması olarak kendisini gösteriyordu. kendi kültürünü tanımama. Fehmi Özçelik. tarihten ve geleneklerden uzaklaşmayı 'soysuzlaşmak' olarak gören Hisarcılar. tarihe bakış açılan ile Millî Edebiyat'ın maziye ve tarihe bakışı içinde olmuşlar ve adeta Millî Edebiyat'm yeniden canlandırdması görevini üstlenmişlerdir. tarihe ve maziye yakınlaşma ve saygı görülür . var olan birçok şeye karşı çıkıyorlar ve mevcudun birçok yönünü red veya inkâr ediyorlardı. E. Türk kültürünün dünyada seçkin bir yere sahip olduğunu söylerler. Zira bu uzaklaşma. Bir önceki neslin (Garipçilcr'in) bu değerlerden uzaklaşması. Garipçiler'de tarih ve mazi fikrinden uzaklaşma söz konusuyken. Millî tarihimizi işlemişler ve Türk tarihini başından sonuna kadar şiirlerine konu edinmişlerdir. köklerimizin uzandığı bir mekân ve güç alınacak bir kaynak olarak ele alınır. Necati Karaer.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı W. bin yıllık bir kültür tarihi olarak tezalıür eder ve mazi onlara göre saplamp kalınacak bir yer olmaktan ziyade. ona daha yakın olunması gerektiği düşüncesi içinde olurlar. Bu reddin veya inkârın içinde tarih ve ınazi de önemli bir yer tutmaklaydı. Hisarcılar'ın sanat eserlerinde tarih ve mazinin yanı sıra millî kültürümüz. Bu unsurlar adeta şairlerin kültürel tavırlarına da etki eder ve bu kavramlar. Yenilcr'in) sanat ve edebiyat ardayışlanna tepki gösterirler. Hisar şairlerinin önünde acı bir tecrübe olarak duruyordu. iç içe girmiş olarak bulunur. İzmir 2000. Zira Garipçİler. Ü. Hisarcılar'da bu uzaklaşmalım aksine. . Hasan İzzet Aralat adlı genç şairler. Millî kültürden. geleneklerimiz ve folklorumuz de ağırlıklı olarak işlenir. Fikret Sezgin. Millî bir edebiyat yaratma düşüncesinde olan Hisarcılar. Onun için de Hisarcılar. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. ss. 339-348. mazi ve tarihten uzak olmak yerine. Tarih ve maziye yaklaşmayı millî Dr. şairlerin şiirlerinde kaynaşmış halde. Yalıya Bcnekay. M. Gültekİn Sâinanoğlu. HİSAR ŞAİRLERİNDE TARİH VE MAZİ FİKRİ Hıfzı TOZ 16 Maıt 1950 tarihinde Ankara'da çıkartılan Hisar dergisi etrafında bir araya gelen Munis Faik Ozansoy. kendilerinden bir önceki edebî hareket olan Garipçilerin (T. İlhan Geçer.

bizim dilimizdir. "Orkun Anıllarr' gibi kelime ve mısralarla İslâmiyet öncesi Türk tarihi. ilerlemeğe yön verecek ve çağdaş medeniyet seviyesinde yerini tayin edecek olan millî kültürdür"'. "şehir. bu fikre ulaşmanın yolunu da güzel ve millî olmakla çizdikleri görülür. millet hafızasının diri kalmasını sağlamışlardır. Kül Tigin ve bütün töresiyle". "Kulağına okunan ezanla adı konmuş". milletlerin hafızasıdır. Nu: 41. Yalnız bu millîlik. s. "Kerkük".Hıfzı Toz kaynaklara yönelmek olarak gören Hisarcılar. "Bilge Kağan. millî havayı kaybetmeden yeni olmak. "Bizim Türkümü/" adlı şiirde ise." 1 2 Mehmet Önder. Mayıs 1967. millî kaynaklara yönelmenin mecburiyeti ve bunun da yenilikle birlikte olması gerektiği üzerinde durur. Şiirde geçen "Tiyan-Şan Kadır-Gan Dağlan". Hisarcılar'm dönemlerindeki sanatçılardan farklılık gösterdikleri önemli noktalardan biri de tarihe bakış açılarıdır. yenilik yaratmak çok zordur. Şubat 1966. "Yüzyıllardım beridir Altaylardan Tuna'ya Bizim lürkülcrimizdir söylenen Konuşulan dil. Önce millî sanatın gelenekleri içinde yoğrulmak. "Malazgirt" adlı şiirde "Tanndağı". 12. gurur kaynağıdır ve şiirlerde de işlenmesi gereken bir konudur. Tarih. Genç şair ve yazarların zararlı akımlara kapılmadan. Şiire göre Malazgirt. Ondan çıkarılacak dersler vardır ve onu paylaşmak. Bundan uzaklaşmanın bir tehlike olduğuna dikkat çekerek. "Üstten bu gök çökmedi. Bunun şuurunda olan Hisarcılar. bu kaynaklara yönelmenin bir mecburiyet olduğunun da altını çizerler. Bu cümleden hareketle. Kül Tigin". Bu görüşünü de Çınarlı: "•Edebiyatımızın millî rengi. Mehmet Çımırlı: "Bir Mucize mi Bekleniyor?1". s. yenilik fikri içinde olan Hisarcılar'in. Hisar Dergisi. bir anlamda. millî havayı kaybetmeden gelişmesini isteriz. Millî rengi. bunun ilericilik sayılamayacağım. kültürsüzlük ve kendini bilmezliktir. Bunu aşağıda verilen şiirlerde görebiliri/. Onların şiirlerinde hem İslâmiyet öncesi Türk tarihini. 6. millî sanala yeni sesler. kötülemek veya geçmiş kült ürürü gerçek değerlerini inkâr etmek •İlericilik' değildir. estetik kaygı içinde kalınarak millî rengi ve millî havayı kaybetmeyecek şekilde ve sanatın geleneklerine göre eser vemıek şeklinde olmalıdır düşüncesini taşırlar. derler. alttan yer delinmedi. sonra yeniliği arayıp bulmak gerek"2 sözleriyle ortaya koyar. Asıl ilericilik. "Millî Kültürden Yana". yine tarih ve maziye ait birtakım unsurları bulabiliriz. soysuzlaşıp züppeleşmeden cevherlerini ortaya koymalarını. yeni tadlar getirmelerini bekleriz. kendine dönüş için büyük tekne: Malazgirt" sözleriyle de İslâmiyet sonrası Türk tarilıi çağrıştırılır. millet olmanın gereğidir. asıl ilericiliğin millî kültüre bağlı olarak yapılması gerektiğini vurgulayarak: "Geçmişle bağları kopanp. Tarilıin Hisarcılarda iki yönlü olduğunu görürüz. hem de İslâmiyet sonrası Türk tarihini bulmak mümkündür. Onlara göre tarih. tarihe özellikle eğilmişler ve tarüü şiirlerinde kullanmak suretiyle. Nu: 26. . "Türkistan". "Türklüğün hamurunu yeniden mayalamış"tır. onu hor görmek. Hisar Dergisi. "Osman Balur Han". "Bilge Kağan.". Hisar topluluğunun önde gelen şairlerinden Mehmet Çınarlı. "dini bütün bir millet"'.

en doğıı'nun Türkleri kadar yiğit. Kulağına okunan ezanla adı komnuş Fatih Sultan Mehmet'in. Hisar şairlerinden örnek olarak aldığımız şu şiirlerde Hisarcilar'm tarihe ve maziye bakışlarım görmek mümkündür: MALAZGİRT O ki. Bir başka deyişle Türk tarihi.Hisar Şâirlerinde Tarih VeMazi Fikri gibi kelime ve mısralarda da gerek İslâm öncesi ve gerekse İslâm sonrası tarihe ve maziye uzanma söz konusudur. gündoğumda bir özlemle uyanmış. Anadolu'ya ötedenberi tanış: Asya'dan Aktoprağa düşen cemre'nin ilki. Bu baş-gözediş var ya. Binler. at koşturan dini-bütün bir millet Ki ömrü al sırtında. Ve hepsi. hem de İslâm sonrası olarak karşımıza çıkar. Önünde yüz yıllara. Tarihe yolcu etmiş nice bin civanmerdi Atmın terkisinde. alttan yer delinmedi Kendine dönüş için büyük tekne: Malazgirt Türklüğün hamurunu yeniden mayalamış. hem İslâm öncesi. Şiirde tekrarlanan "Bir bozkurt" sözüyle dün. ardında şehit. Selçuklar Aynı dili konuşan. Bahse konu olan bir diğer şiir de "Bar Başlarken" adım taşır. bin yıllara değil ki Mahşer'e. Yunus Emre'nin ilki. Bunlar: Oğuz Türkleri. çadır altmda uzar. Yani şiirde hem İslâm öncesi Türk tarihine. binler. Bunlar: Ova taşlan. Üstten bu gök çökmedi. yamnda gazi. "Bir ay yıldızlı Türk bayrağı resmi çizer" sözleriyle bugün kastedilir. hem de İslâm sonrası Türk larilüne atıflar vardır. "Çekirdek" adlı şiirde de Türk larilıi. Yahya Kemal'de beyit. Peçenckler. nice büyük ustanın 341 . Tanrıdağfndan belki. aynı soydan çocuklar Ki hepsi. binlerce Alpaslan'ın. destanlar döneminden günümüze kadar bir bülün lyaliııde şiirde işlenir. Şiirde 'Bar' oyunu ile tarih arasında bir bağ kurulur ve Bar'm tarihteki yerine dikkat çekilir. kemer. Sinan*da kubbe.

Gültekin Sâmanoğlu BİZİM TÜRKÜMÜZ Bizim türkümüzde gurbet var artık Hasret var. gölü. ırmağı: yanıyla. temiz duvaklar Susmuş minarelerinde mübarek ezan Prangaya -vurulmuş bir malikimi gibi çaresiz Boynu bükük Lürkülerde güzeliiim Azerbaycan.. Uzar gider bir sesizlik İçinde Bir uçtan bir uca Türkistan topraklan Beyaz altın dediğimiz pamuk tarlalarına Çöreklenir yedi başlı bir kızıl yılan Baş kaldırsa esarete yeni bir Osman Batur Han Bebekler bile vurulur beşiklerinde Kana boyanır Türkistan. Kül Tigin ve bütün löresiyle Orkun Aıııtlan'nın yıllar süren düşü bu.Kağan. yürek var. Dağı.Hıfzı Toz Vc nice kalıramamn yüzüsuyıma hürmet: Bilge .... Kerkük'te kurşunlar ansızın bizi vurur Sürüklenir sokaklarda başsız cesetlerimiz Zulüm bir hançer gibi içimize olurur Bir mağara devrinden arta kalan insanlar Kerkük'te kan kusturur. Basmış kanlı çizmeler toprağına bir defa Çiğnenmiş kara kalpaklar. yöresiyle Asya'nın Avrupa'ya doğni yürüyüşü bu. toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan Kadır-Gan Dağlan"na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar. 342 .

Yavuz Bülent Bakiler 343 . Balkanlarda büyük. bizim dilimizidir. Renk renk nakış nakış uzayan toprak değildir Kilünlerimîzdir.. zurnalar ve serhat türküleri. kervansaraylar Bizi söyler anlatır Mimar Sinan'dan beri Üsküp'te. kalpağımızdan.Hisar Şâirlerinde Tarih Ve. Bizim türkümüzde gurbet var artık Hasret var. yürek var.. Kadır-Gan Dağları1 na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar. bir atar damar gibi Davullar. bir dev gibi doğrulacağız Yeni bir ruh doğacak toprağımızdan Tanıyacak bizi dünya yeniden heyecanla Burma bıyığımızdan. Mazi Fikri Bir kanlı ağıt söylenir şimdi Kırım'da Biz duyarız Kırım'ın öldüren feryadını Bir büyük destanla birlikle yemden yazacağız Kın m topraklarına Kırım Türkünün adını. öksüz kubbeler Minareler. toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan... Yüzyıllardan bendir Altaylardaıı Tuna'ya Bizim türküler imizdir söylenen Konuşulan dil. Estergon'da. Yine bir dağ gibi. şadırvanlar.

o davula bir daha vur! Yalıya Akengin ÇEKİRDEK Sularıma ilk ışık yeli değdiğinde Uyanının. dil şakrak olur Mendiller ellerde bayrak olur Biz oynarken. o davula bir daha vur! Boz-bulanık akan seller durulur Yürek coşar. karşımda başı karlı dağlar 344 . bizde bulunur Vur kardeşim. kara toprak ak olur Bu davulu yeryüzüne ben dinlettim Bar tuttum dağlarla omuz omuza Kara bahtı güldürmeye yemin ettim. Zigana'lar Çoruh gibi kükrer bizde damarlar Türk'ün göz-bebeklerinde en güzel bahar. Bu oyunda boydan-boya vaian var! Seyrine gelenlere selâma dur Millet için deli gönül.Hıfzı Toz BAR BAŞLARKEN Seyrine gelenlere selâma dur Millet için deli gönül bizde bulunur Savaşı düğün eden davul bizde bulunur Vur kardeşim. şan yaza yaza! Bizden öğrendi fırtınayı KopTar. Tarihe destan. bizde bulunur Savaşı düğün eden davul.

adın ne yiğit? . Kuş emerken asmadaki üzüm ışığını..Hisar Şâirlerimle Tariiı Ve Mazi Fikri Yitik yıldız kokulan gelir burnuma. nerelisin soyun. Kutsal bir kopuzdur bana akşamlar. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar. Ay gelip bacaya yaslandığında. Kerpiç duvarların yüreği güm güm atar. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar . adım Bahadırhan'dıraga. Derim. 345 .Nerelisin.Kırım Türküyüm. Buhara kumaşı gibi ezgiler dokurum. adın ne yiğit? Der Türküm.. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar. Türk/ Kırımlı Bahadırhan/ Görünen ve görünmeyen her yere/ Görünen ve görünmeyen herşeye/ Mezarsız şehitlerin ruhlarına/ Tutsak ölenlerin iskeletlerine/ Sürgünlerin kaderlerine/ Tarihin sabnna/ Sabrın sabununa/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt Bir ay-yildızlı Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle Somutlaşürır/ Eker toprağına çekirdeğim. Türk/ Alma-Alalı Balacan/ Taşa ve kuma/ Tahtaya kağıda/ Havaya ve suya/ Akçakavakların döşlerine/ Tavşanların dişlerine/ Pınarların taşlarına/ Atının eyerine/ Evinin ak keçesine/ Bir kılıç/ Bİr kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldızh Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini somu il aştırır/ Eker toprağına çekirdeğim. Alma-Atah... soyun. Donanırım tepeden tırnağa can. Adım Balacan'dır aga.

Nerelisin. Düşüme tutsak bir Türkmen yiğidi damlar.. . adın ne yiğit? . Türküm. a dm ne yiğit? . soyun. soyun. Türk/ Kıbrıslı Aslan/ Araba karoserlerine/ Balıkların Pullarına/ Karıncaların dillerine/ Gelinlerin tellerine/ Ağlara/ Trollere/ Tüfek demirlerine/ Kışla kapılarına/ Gebe takvimlere/ Yeşile/ Maviye/ Boz'a/ Kendi kanıyla/ Sevdasının dumanıyla/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurl/ Bir ay-yıldızlı Türk bayrağı çizer/ Soyut düşlerini Böyle somullaştırır/ Eker toprağına çekirdeğini/ Doğuda. Adım Sinan'dır aga. Adım Aslan'dır aga.Nerelisin.. Davullar vurmaya başlamasın mı...DeliormanJıyım. Türküm. Çalkalanırsın deniz gibi. adım İslâm'dır aga. Türk/ Kerküklü İslâm/ Petrol kokularına/ Umut dokularına göçebe kuşların kanallarına/ Yufka ekmeğin üstüne/ Ceylan gözlere/ Postacıların çantalarına/ Telefon direklerine/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldı/lı Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle somutlaşürır/ Eker toprağına çekirdeğini.. 346 . batıda. adın ne yiğit? . kuzeyde ve güneyde Aynı ses.Kıbrıslıyım.Hıfzı Tuz . aynı ezanlarla vakti meşale yapar. Bir dağdan bir dağa uçuranım atımı. Karşıma bir Türkmen yiğidi damlar. soyun. Oralarda kardeşlerimin tümü tutsak.Ben Kerkük Türküyüm.Nerelisin.. . yağarsın kar kar.

Dinim İslâm. imzam kan grubum gibi belli benim. Türküm/ Elbistanlı Bahattin'im/ Uzatıyorum ellerimi Çoğaltarak/ Bayrak bayrak/ Bir elimde Balacan'm eli/ Bir elimde Bahadırluın'ın eli/ Bir elimde İslâm'ın/ Bir elimde Aslan'ın/ Bir elimde Sinan'm eli/ Bir elimde kalem/ Besmeleyle Hümanizm bezirganlarının ticaret karnelerine/ Devrim kolcularının Düdüklerine/ Bal'a soğan suyu katan/ Temelli tabutunda temelsiz Yatanların taslarına tabaklarına/ Kedilerin sivri tırnaklarına/ Güvercinlerin ak tüylerine/ Hızımı ışığına /Bakıra/ Çeliğe/ İpeğe Ve selüloza/ Düşmanın şahdamanna dayayacağım jilete/ Putları Kıracağım baltaya/ Kalk borusuna/ İlk yardım çantasına/ Savaş plânlarına/ Ülkü antolojilerine/B İr kılıç/ Bir kitap/ Birbozkurt/ 347 .Hisar Şâirlerinde Tarih Ve Mazi Fih-i Türk/Deliormanlı Sinan/ Gözaltındaki camilerin secde Susuzluğuna/ Çobanların korkusuzluğuna/ Prangalara Telörgülere/ TFR komyhonların plakalarına/ Karakol Binalarına/ Uzaklara giden trenlere/ Bulutlan yırlan Uçaklara/ İçinde susturduğu sese/ Duruşmaya çağıran Davetiyelere/ Var'daki yok'a/ Yoktaki var'a/ Hürriyet Yollarım kesen duvarlara/ Mısır koçanlarına/ Tütün Yapraklarına/ Güreşçilerin kispetlerine/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldızli Türk bayrağı Resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle somutlaştınr/ Eker toprağına çekirdeğini. kardeş çığlıklar dolar. Adım Bahattin. Türküm. Düşüme yaralı vatanlar. Sulanma ilk ışık yeli değdiğinde Uyanırım. karşımda başı karlı dağlar. Elbistanlryım. Ruhum bir kartal gibi uzaklarda döner dolanır.

Bahatün Karakoç 348 ...Hıfzı Toz Bir ay-yıldızh Türk bayrağı resmi/ Ve erozyondan kurtulmuş yeni birTiirkive haritası çiziyorum/ Ekiyomm toprağıma çekirdeğimi/ Ekiyoruz topraklarımıza Çekirdeklerimizi.

Alî olmak üzere on iki imamı metheden ve bu imamlara karşı beslenen sevgiyi. Alevî-Bektaşî şâirlerin Osmanlı devleti hakkındaki • Ege Üniversitesi.BEKTAŞÎ ŞİİRİNDE OSMANLI DEVLETİ Mehmet TEMİZK AN* Alevî-Bektaşî edebiyatıyla ilgili değerlendirmeler.Türk Dünyası -İncelemeleri Dergisi Savı IV. Hayreti. Hacı Bcktaş Velî'nin yanında diğer bazı mutasavvıfları da yücelten metinler oldukları. s. antolojilere dahil edilen şiirlerin «enel karekt eristiğin i aksettirmesi bakımından Önemlidir. bağlılık duygusunu aksettiren. çeşitli dergilerde yayınlanmış şiirleri de "kaynak metinler" olarak kullanmak durumundayız. Hatırlanacağı üzere. Alevi-Bekuışî şâirlerinin bütün şiirlerini ihtiva eden "dîvân" lan nın ilmî metinleri. Kaynak metinler arasında ilk sırayı aldığını söylediğimiz antolojiler ise hemen hemen aynı şiirleri ihtiva etmekledirler. Dünyası Araştırmaları Enstitüsü .Meselâ1. Bununla birlikte. hazırladığı antolojide Cevabî adlı Bektaşî şâirin hayalı hakkındaki bilgileri özetler. bu zümreye mensup şâirlerin. "Halk edebiyatı** dairesinde olan ve Alevî-Bektaşî anlayışını lam anlamıyla aksettiren şâirlerin "dîvârrlanmıı ilmî neşriyatlarına. Türk. yani tenkitli metinlerine sahip değiliz. ALEVÎ.506 . İst. 1990. Bu cümle. bu zümre edebiyatıyla ile ilgili olarak hazırlanmış olan antolojiler almakladır. bu kaynaklar arasında ilk strayı da. Ncsîınî. birkaç kaynağa dayanılarak yapılmakta. henüz ha/.3~S9-359. Antolojilerin bu temel özelliği. ss. pek çok hususta olduğu gibi vatandaşı oldukları devlet hakkındaki düşüncelerinin de açık ve net olarak anlaşılmasını zorlaştı nnaktadır. Hatayı ve Usûlî gibi tamamen veya kısmen "Dîvân edebiyatı" dairesine mensup birkaç önemli şahsiyetin "dîvân"ları hariç. bunların dışındaki temaları işleyen şiirlere pek yer verilmediği. Bekfaşî-Alevî şairleri ve Nefesleri. "Bektaşîlikten bahseden şiirlerinden Üç tane sunuyoruz. 1 Turgut Koca.ırlanamanııştır. Uzman. Turgut Koca. Alınan şiirlerin HakMuhamrned-Alî. daha ilk bakışta dikkati çekmektedir. Fuzûlî."1 diyerek şiir metinlerini verir. İzmir 2000.başta Hz. şâirlerin hayat lan hakkında verilen bilgilerle alınan bazı şiirlerden. Seçicilerin bu tavrı Alevî-Bcktaşî şâirlerin çeşitli konular hakkındaki düşüncelerinin kapalı kalması gibi bir sonuç doğurmuştur. Muhamnıed-Alî "bir"liğîni vurgulayan. Maarif Kitaphanesi Yayınlan. Farklı şiirlere yer verilmiş olsa bile. Bu sebeple antolojilerin ve var olan tenkitli "dîvârT'lann yanında muhtelif kişiler tarafından hazırlanmış Takat ilmî kimlikten uzak "dîvâıf'larla. bu şiirlerin muhteva olarak aynı oldukları rahatlıkla ifade edilebilir.

geniş halk kitleleri tarafından o şekilde kabul edilmiş olması önemlidir. Aynı şekilde Yeniçeri ocağının ilk kuruluşunda da bu şalısın hayır duada bulunduğu rivayet edilmektedir3. F.e. Yeniçeri ocağı devletin resmî bir kurumudur. 291 F. Kaynaklarda Bektaşî şairlerin hayatları hakkında bilgi verilirken. "Anadolu'da Alevî Katliamları'1. "'Osmanlılarda Alevî Ayaklanmaları". 65 Turgut Koca. Bektaşî tarikâüyle de âdeta özdeşleşmiştir. Hacı Bektaş Velî'nin gerek Osman Gâzî ile olan münâsebetlerinin. sırf "dinî anlayıştan sebebiyle isyan etmek zorunda kalmış olmalarım birbirinden ayn düşünmek ve değerlendirmek gerektiğini kabul etmek mecburiyetindeyiz. patlak veren isyanlara işlirak etmiş olmalarıyla. bu hâkim kanaatin sonuçlarından başka bir şey değildir. gerekse Yeniçeri teşkilatı hakkındaki hayır duasının tarilıi olarak doğru olup olmadığı tartışılabilir. Babinger.. Birkaç kitap ismi bile bu kanaatin ne kadar yaygın olduğunu göstermeye yeterlidir: "Kalender Ayaklanması"."2 şeklinde dua ettiği zikredilmektedir. Abdal adlı bir Bektaşî şâirinin "Şecaatla nazar kılmış yeniçer kullarına ol Seza oldı ana anın üçün fursat-ı kübrâ" 4 şeklindeki ifadesi. Acaba bu hâkim kanaatin doğruluk derecesi nedir? Bnmuı tespiti. s.c. Bu tespiti yaptıktan sonra bu iştirakin yegâne sebebinin "farklı dinî anlayış" olup olmadığını anlayabilmek için bu insanların kuruluşundan yıkılışına kadar devletle olan karşılıklı ilişkilerini gözden geçirmeye başlayabiliriz: Alevî-Bektaşî zümreye mensup olan herkesin gönülden bağlı olduğu ulu kişi hatırlanacağı üzere Hacı Bektaş Velî'dir. Hâkim olan kanaat. İst. insan Yayınlan.g. Tarikata adını veren ve bütün Alevî-Bektaşî şairler üzerinde büyük bir tesiri bulunan bu zâtın Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gâzî ile olan münâsebetleri hakkında eski Bektaşî menakıbnamelerinde bir takım rivayetlerin bulunduğu bilinmektedir. pek çok şairin bu ocağa mensup olduğu ve önemli mevkilerde bulunduğu ifade 2 3 4 a.g.Mehmet Temizkan * kanaall eriyle birlikte devletin de bu kişilere ve bu kişilerin şahsında bu zümreye karşı takındığı tavrı lespit etmek mümkün olmaktadır. "Toplumsal Bir Başkaldırının İdeolojisi: Alevîlik-Beklaşîlik" gibi eser adları. Osmanlı'nın egemenliği altındaki topraklar üzerinde zaman zaman bir takım isyan teşebbüslerinin olduğu ve Alevî-Bektaşî anlayışnıa sahip insanların da bu teşebbüslere iştirak ettiği bilinmektedir. Anadolu 'da islâmiyet. Köprülü. şiirlerinde dile getirdikleri devlet hakkındaki düşüncelerinin gözden geçirilmesiyle mümkün olacaktır. Velî'nin Osman Gâzî'ye hitaben "Sonun önünden gür gelsin. oldukça zengin bir edebiyata mâlik bu zümrenin devletle olan münâsebetleriyle. s. fakat doğru olmasa bile. 1996: s. Her şeyden önce "farklı dinî anlayış" ortaklığına sahip olan kesimlerin. yukarıdaki rivayete olan inancın mahsulünden başka bir şey değildir.. devletin baskîlarma manız kaldıkları ve bu durumun tabîî bir neticesi olarak zaman zaman isyan teşebbüslerinde bulundukları veya isyanlara yoğun bir şekilde iştirak ettikleri yönündedir. a. Alevî-Bektaşî zümrelerin Osmanlı devletiyle kavgalı oldukları. 42 350 .

hem de devletin bu kişilere olan bağlılığı ve itimadı hakkında bir fikir vermektedir. çallı geliyor Mü'minler Hû çeker. s. hep canlar canı Bunca S ül ey manlar dünyada hanı Yüz bin nutku vardır. Milliyet Yayınları. 1976. yüz bin de sipâh Yüz bini de darplı..g. Ali ile birlikte on iki imamın yardım elliğini söylemiş olmasıdır.. Hz. s. yüz bin de cam Yüz bin de kolu kolçaklı geliyor 0 5 Kul Himmcl: Yeniçeri ocağından emekli olmuştur7. Gedâ Muslî: Yeniçeri ocağına mensuptur.g. Bu şiir de dikkatimizi çeken önemli bir nokta. münafık erir Mîf minin muradın ol Hüdâ verir Yüz bin de zırh geymiş sipahi gelir Yüz bini de Bedir Hanlı geliyor Teslim Abdal der ki. Bu Bektaşî şâir Kanunî Sultan Süleyman ile birlikle Bağdat seferine bi/. Üstelik Bağdat şelıri bu tarihlerde şiî bir devletin hakimiyeti altında bulunmaktadır: Ar/ulaımş gelir koca Bağdad'ı Şalı Süleyman başı telli geliyor Yardımcısı olan on iki imam Önü sıra serdâr Ali geliyor Yüz bini birden der Allâhım Allah Yüz bini der Lâilahe-illaJlah Yüz bin kalan var. birer kumandanıdırlar.283 Cahit Özteüi.e.163 351 . 5 6 7 a. s. Alevî-Bektaşî meşrepteki bir kişinin Sünnîliğin temsilcisi olarak görülen Osmanlı hükümdarına. LsL. a. Daha açık bir ifadeyle bu kişiler. Bu durum bize hem bu kişilerin devlete. Kaynaklardaki ifadelerden bazıları şöyledir: Teslim Abdal: Yeniçeri ocağının Halîfe Babası.e. devletin birer memuru. 24 Turgl Koca. Cezayir'de yaşayan Yeniçeri şaâirlerindendir".Alevî.zm kmılınıs ve bu seferle ilgili güzel bir şiirde söylemiştir.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleri edilmektedir. Uyan Padişahın. yani Büyük Baba Efendi idi .

e.. Bcktaşîler.v demekledir14. Abdal Musa: Anadolu Alevîliğinin temel taşlarından biridir. gazalar etti. C.n.41 3 a. bu ocaktan olmayıp orduda görev yapan Bektaşî şâirler de bulunmaktadır. Yeniçeridir. Bunlardan bazıları da şöyledir: Serezli Pir Su İtim: Kesriydi Kasım Baba ve Koniçalı Hüseyin Babalar ile Yanya fethinde bulunmuştur.. s. Abdal Musa'yla ilgili olarak Aşıkpaşazâde "Orhan devri geldi. güzel lürkü söylemesi sebebiyle IV.s. Ank. s.. Kültür Bakanlığı Yayınlan. Aşık: Yeniçeri ocağında yetişmiş bir ozan olduğu sanılmaktadır12.g." ve Tacü't-Tevârîh "Orhan Gâzî ile Bursa fethinde bulunmuştur.C. 12 a. Dervişlerine hitaben "Horasan erlerinin cümle 9 8 İsmail Öznıen. .Mehmet Temizkaıı Sânî: Yeniçeridir.g.e. Alevi-Bektaşî Şiirleri Antolojisi. CIH s. 11 a. s. Balım Sultan: Dimetoka'daki Kızıl Deh Sultan (Seyyid Ali Sultan) dergâhında posl-nîşîn İken 1499 yılında ikinci Bayezid'm çağrısı üzerine İstanbul'a gelmiş ve tekrar Dimcloka'ya dönmemiştir15.g.. 1988. II. 1. Murad'ın dikkatini 1 çekmiş ve onun hanendeleri arasına girmiştir *. Hiisrev: Sancak beylerinden Karagöz Bey'in oğludur. Hacı Bektaş Velî'nin amcası Haydar Ata'nın oğlu Hasan Ga/. 61. . C. Yanya fatihi Arslan Paşa "yi savaşlarda korumuşlardır. 203 15 a.e. 147. fakat daha sonra çeşitli sebeplerle saraydan uzaklaştırılmıştır.g.TTT. Mehmed'e müjdelemiş.î'nin oğlu olduğuna inanırlar.e.s. Bunların bir kısmıyla ilgili olarak yaptıkları işler ve katıldıkları seferler hakkında daha da detaylı bilgiler sunulmakladır. 16 10 a. Yeniçeri ocağına mensup olmaları dolayısıyla devlete hizmet eden Bektaşî şâirlerin yanında.575.g.s.e.g.e. Âlıû: Yeniçeridir. s 549.g. Fâtih'in İstanbul'u alacağını yıllar önce bilmiş. a. . ayını. Sersem Ali Baba: Kanuni tarafından Anadolu'da Celali isyanları ve özellikle Kalender Çelebi isyanı patlak verdiği sırada işleri yatıştırmak için Hacı Bektaş'a dönmesi ferman olunmuş ve o da bu emri yerine getirmiştir16. .e. Fâtih tarafından uzun süre sarayda barındırılmış. 13 Turgut Koca. Otman Baba: Keramet sahibi bir zâttır. 83 S 352 . C. Kilidbahir 10 kalesi kumandanlığı yapmıştır . gününü ve yılını bir gün seferden dönmekte olan II. 10 a.g. 145 14 İsmail Özınen. Bektaşüerin en büyük iki dergahından biri Abdal Musa acunadır. C.e. IIs. a. Fütuhat erlerindendir13. Bu durum mezkûr zümreye mensup olan kişilerin ordu içindeki varlıklarının Yeniçeri ocağı ile sınırlı kalmadığım göstermesi bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. sonraları sipahi ocağına geçerek oradan emekli olmuştur .

Dr. Kanuni ile birlikte Budin kuşatmasında bulunmuş. Fuzulî Divanı. Kanuni Sultan Süleyman'ı Hz. Misali mahlasryla şiirler yazmıştır . Bu kasidelerden birinde. Oğuz dilinin de cümle dillerin atası ve desteklerinin de Oğuz dili 7 konuşana olduğu" nu söylediği Cemal Kutay tarafından bildirilmektedir' . Murad'in Bağdat seferine katılmış ve Bağdat'ı Osmanlılardan alan Bağdat şahı Şalı Abbas'a hitaben şu türküyü söylemiştir: Gaziler keskin tîğ ahp eline Dökerler kanını Irak çölüne Ser veririz imamların yoluna Şâh ne akü ettin aldın Bağdat'ı Mustafa eydür. Şedit Yüksel. a.e.5O5 Prof.e. Ank. s.s. .g.s.Alevi. Kıldı meşhûr-ı Arab fetlı-i Acem tarihini Geldi Burc-i Evliya'ya pâd-şâh-i nâm-dâr Ruşen etti adiden her gûşesinde bir çerâğ Carî etti feyzden her mülküne bir cûybâr Pâd-şâh-i bahrüber Sultân Süleymân-ı Velî Server-i sâhîb-nazar Şâh-en-şâh-i şefkat-şiâr Âlemin vasfın Süleyman mülkü derlerse n'ola Çun Süleyman'dan Süleyman'a kalıptır yâd-gâr20 Kul Mustafa: Bektaşî bir şair olduğu bildirilen Kul Mustafa IV. Fuzûlî: Bektaşî edebiyatının yedi büyük şairinden biri olan Fuzûlî. Müjgan Cumhur. Gül Baba: Fâtih Sultan Mehıned. Kenan Akyüz. II.g. gel etme inadın 17 18 19 20 . 345 a. Hayalî Bev: Karnini Sultan Süleyman devrinde sancak beyliği yapmıştır19. O'nu salılar şahı. Dr. karaların ve denizlerin hükümdarı gibi vasıflarla methetmiştir. s. Akçağ Yayınlan.BeMaşî Şiirinde Osmanlı Devleti alemin baş tacı. Süheyl Beken. Bayezıd. Doç. 109 a.g. Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanlarında yaşamıştır.. 52-54 353 .e. Kanuni Sultan Süleyman'a Bağdat'a girişinde beş kaside yazmıştır. 1997. şelül düşmüş ve cenaze namazında bizzat Kanuni Sultan Süleyman da hazır 18 bulunmuştur. Süleyman'a benzetmiş.

clim bizim illeri şimdi Elhamdülillah maksat yerini buldu Seslendi mahabbet telleri şimdi20 Yed i har i": Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Rus savaşlarına katılmıştır27. 568 a. s. Kaynaklarda Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Şavaşı'na aktif olarak katıldığı ve Atatürk'ün yanında yer aldığı zikredilen şairlerin sayısı hiç de az değildir.Mehmet Teınizkan Niee kerre kendi kendin sınadın Sultan Murâd kırar kolun. Kâzım Baba: Topçu subayı olarak Balkanlarda görevlerde bulunmuş. Atatürk'ün desteklenmesi için ülke çapında çalışmalar yapmıştır25.. a. C. a. Devlete bağlılık fikrinin Türk kimliğinin en eski unsurlarından biri olduğu düşünülürse. Yeni devletin kurulması için verilen mücadelelere aktif olarak katılan Alevî-Bcklaşî şairlerle ilgili bazı kayıtlar da şu şekildedir: Cemaleddin Celebi: Birinci Dünya Savaşı'nda.e.g. 560 a..g. kanadın Şâh ne akıl eltin aldın Bağdad'ı 21 Şevki: Manastır Askeri Lisesi'ni ve Harbokulıınu bitirerk piyade subayı olmuş. Âşık Sıtkı Baba: Kurtuluş Savaşma katılmıştır. İlk devirlerinden son devirlerine kadar devletin yanında ve hizmetinde buluımıuş olan Bektaşî şairlerin bu tutumu. 1897 Yunan savaşma katılmış ve 1908 yılında Bulgar koınilacıleri tarafından şehit edilmiştir 2 . s. C.. yani Türkiye Cumlıuriyeti'nin kuruluş yıllarında da devam etmiştir. eski Türk an'ailelerini daha fazla yaşatan Bektaşiler için. Kurtuluş Savaşında Atatürk ile yakın ilişki içinde bulunmuş.aleıı aksi bir tutumun düşünülmesi bile imkan dahilinde değildir." şeklinde ifâde etmiştir: Vakit tornam oldu.c. yeni devletin. Yeşil Ordu (Mücâhidin Alayı) yu oluşturarak doğu illerini Ruslardan kurtarmak için Erzurum'a değin gitmiştir. s. 73 354 .1V. yeni Türk devletinin kurulmasını "Maksat yerini buldu. s. 21 22 23 24 25 26 27 Cahit Oztclli. s.e. 419 Turgut Koca.V.g. Sâdık Baba: Deniz subaylığından emekli olmuştur23. Kurtuluş hareketinde "mim mim" grubunda çalışmıştır2*. 663 İsmail Özmen.g. a.e. Yurdun çeşitli cephelerinde düşmanla savaşmış. Amasya toplantısına katılmış.e. a. çileler doldu Gel gc/.e. 37 İsmail Ö z m c n . /. s. Edib Harabı: Deniz Levazım Binbaşılığı yapmıştır24. s. 539 a. C.IV.e..g.g.g..

Resimli Türk Edebiyatı 7«n7)/MiIli Eğitim Basımevi. Pir Ali: Şalı Kalender ayaklanmasına katıldığı ve onunla görüştüğü. Ancak Fuzulî'nin bu anlayışı Bağdat'a giren Osmanlı hükümdarına kasideler yazmasını da. "Şalı.'Bâde"nin atak ve cevval olan Şâh İsmail'i "Beng"in ise mütevekkil ve hareketsiz olan Osmanlı Hükümdarı İkinci Bayezıd'ı temsil etliği söylenmektedir31. s s.g. gazabına uğrayan şairlerin de bulunduğu bilinmekledir. Kalender Çelebi: Kanuni Sultan Süleyman tarafından çıkarılan ağır bir toprak vergisi yüzünden bazı Türkmen gruplan ayaklanmış. . Yani Kalender Çelebi'nin idamı inancıyla alakalı olamayıp.s.I. Yezid ise Osmanlı'dır: Hey Yczid yanma kalır mı sandm Nice intikamlar alınsa gerek Mehdî çıkar ise nic'olur halin Heybetli kösleri çahnsa gerek Gazi Mehdî bir gün Urum'a çıkar Yezîd kalasmı hem burcun yıkar 28 29 311 31 32 a. Mehdi. Osmanlı idaresinin iltifatına mazhar olan pek çok Alevî-Bektaşî şâir yanında.ii. C. H. önemli devlel hizmetlerinde ve mevkilerinde bulunmalarına maııi olmamıştır. Bununla alakalı birkaç Örnek şöyledir. Aynı şekilde Fuzulî'nin de "Beng ü Bâdc" adlı mesnevisini.g. Zaten Alevî-Bektaşî edebiyatıyla ilgili kaynaklarda bu dunırm açık açık ifade edilmektedir. Çaldıran savaşından sonra İstanbul'a götürülmüş ve sanatına orada devam etmiştir. Daha açık bir ifadeyle "dinî anlayış" belirleyici bir faktör olmamıştır.191 Nihal Sami Bunadı. 2] 5 a. f s. Aşağıdaki şiir. ekonomik bir kaygıdan kaynaklanan bir ayaklanmaya başkanlık etmesi ile alakalıdır. c.Alevî. Zikredilen örneklerden de anlaşılacağı üzere.. Mehdi77 kelimeleriyle andığı kişinin Şah Kalender olduğu belirtilmektedir.Bektaşi Şiirinde Osmanlı Devletî Selman Cemali Baba: Kurtuluş savaşmda Denizli'ye gelmiş.1971. şâirlerin Alevî-Bektaşî meşrepte olmaları. s.e.e. Hatta Şalı İsmail'in sohbet arkadaşlarından olan ve Şah İsmail'e duyduğu saygıdan dolayı "Şahî" mahlasım alan şair.23-24 355 .548 tsmuil Özmtaı. şâirin duygularını çok açık olarak aksettinnektedir. Osmanlı'nın maddî ve manevî iltifatına mazhar olmasını da engellememiştir. Şâh İsmail'in Özbek hükümdarı Şcybek Han'ı yenmesi üzerine yazdığı bilinmekte. Ancak devletin gazabına uğramaları "farklı dinî anlayış"lan sebebiyle değil devlete karşı takındıkları tavır sebebiyle olmuştur. bu ayaklanmanın başında da Kalender Çelebi bulunmuştur32. tst.. Osmanlı hükümdarlarının taltiflerine engel teşkil etmemiş.g. ulusal kuvvetlerde 29 görev almıştır .g.e. Şah Kalender.e.U37 a. Latifi tezkiresinde kendisinden övgüyle söz edildiği belirtilmektedir30.

s.e. İst. Bazen Osmanlılarla bazen de Safavîlerin hakimiyetine geçmiştir..g.g. Bektaşî Gülleri. Pir Sulum Abda!. Özgür Yay. DedcmoAlu: Safavîler yaranna bir takım e}rIemlerde bulunuş ve tutuklanarak 37 cezalandı n 1 nuştır . 1985.31 Cahit Öztelli. Milliyet Yay. Cm. Bu şehir önce Kanuni Sultan Süleyman taralından Osmanlı topraklarına katılmış.18 a. X L V Cahit Özlclli. Cahil Öztelli de bu iki şâir-dervişin şiirlerinden hareketle "Şeyh BedrcUhrin anıldığı ve vatlığı yer olan Serez'de gizli bir toplantı yaptıklarının anlaşıldığım" söyleyerek ayaklanma hazırlığı içinde olduldarım teyit etmektedir3''.17 a. s. düşmanı Anadolu topraklarına davet elliği şu şiiri söylemiştir: 33 34 35 36 a. İst.. Osmanlı bu dünya sana da kalmaz Zannetme bu kanı Şahoğlu almaz34 Kul Nesimi: İran Safavî şahlannea Anadolu üzerinde egemenliği sağlamalı yolunda sürdürülen siyasal çabalara katılmış ve bu yüzden de kovuşturmalara uğramıştır35.s.Mehmet Temizkan Sanma ki Osmanlı yanına kalır TanrTnnı aslanı Şah oğlu gelir Darb ile elinden tahtını alır Harabende erkan sürülse gerek33 Şu iki beyit de aynı şairindir: Osmanlı oğluna gücümüz yetmez Bize ölüklerin Ye/idler etmez. s. Dördüncü Murad devrinde ise bir defa daha Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Genç Osman'ın öldürülmesinden sonraki karışıklıklar sırasında tekrar Safavilerin eline geçmiş. 1 9 7 1 . Pir Sultan Abdal: Zamanın çok önemli bir merkezi olan Bağdat. hatırlanacağı üzere sık sık el değişLirmiş bir şehirdir.e. Al i oğlu: Müridi Dcdcınoğhı ile birlikte bir ayaklanma hazırlığı sırasında tutuklanıp yargılanmıştır. Bu hadise üzerine meşhur Alevî-Bektaşî ozam Pir Sultan Abdal Şalı Tahmasb'a sitemlerde bulunup Osmanlı'ya hakaretler savurduğu ve Osmanlı'yı "Yezîd" olarak adlandırarak.. s.e.356 37 .g.

dünyada ettim savaşım Ahir son demimde döktüler yaşım İmam Hasan..40 3B 3 * 411 Caldl Özlclli. larihî bir belge niteliğindedir.. Kendisi de bir Yeniçeri olan Kul Mustafa'nın Yeniçeriler tarafından hallledilen Genç Osman için yazdığı ağıt. 418 Cahit Öztclli: A. Uvan Padişahım. s.39 Sultan Osman'ın öldürülmesi bütün imparatorlukta. bu ruh hali ile yazılan bir destanda Yeniçeri ocağının piri sayılan Hacı Bektaş Veli'ninbile.g. bizzat Yeniçeri ocağı men su pl arım n kapatılma hadisesini davetkâr faaliyetlerde bulundukları. Ancak. Genç Osman'ı boğmaları. konumuzun dışındadır. Genç Osman'ın ağzından yazılan bu ağıtta imam Hasan ile İmam Hüseyin'in Genç Osman'ın yoldaşları olduğu söylenmekledir. Yeniçeriye karşı büyük ve genel bir nefret uyandırmış. 27 a.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleti Güzel Şah'ım çok yerlerden görünür Aslı nedir. Hüseyin düriir yoldaşım Şehit oldum bana zulüm değildir. Bu iki imama bağlılığın en temel vasıf olduğu Bektaşîlikle âdeta özdeşleşmiş olan Yeniçeri ocağının Genç Osman'ı halletmiş olması. 1826 yılındaki Yeniçeri ocağının kapatılması olmuştur. Dördüncü Murad'm nnısalıibi Musa Çelebi'yi parçalayarak öldünneleri akla ilk gelen Örneklerdir.e.s30 357 .e. niye verdin Bağdad'ı Akı 1 edemedik senin sırrına da Güzel Şah'ım niye verdin Bağdadi Çeksen de askerini gelsen İdi Hacı Bektaş Ham'na konsan idi Kırsan ol Yezîd'i olmaz mı idi Ah Hünkar"im niye verdin B a ğ d a d i Bektaşî şairlerin çok fazla al indi klan hadise. Bu ocağın kapatılmasını tartışmak. Milliyet Yuy. 1976. İst. eski ve lıakikî kimliklerinden ne kadar uzaklaşmış bulunduklarını göstermektedir: Gâzîyim.g. s. artık Yeniçerilerden yüz çevirdiği tasvir edilmiştir. tarihî bilgi ve belgelerle ortadadır.Alevî.

yâ Muhanuned.) Okuyup zikrettik biz yarın adın Sundu ağzımıza lezzetin tadın Biz bin yüz kırk beşin yedik tokadın Bize bundan gayrı sille olur mu 42 Osmanlı devletinin uygulamalarına karşı çıkan Bektaşî şâirler olduğu gibi. ayaklanmalara ve ayaklanmalara önderlik edenlere karşı tedbirler alırken son derece hassas davrandığLkendi halinde olan vatandaşlarmı 41 3 a.. Mesela Dervîş Ruhullah adlı Bektaşî şâir.Mehmet Teınizkan Bu lıadiselere rağmen. yâ Ali Türbelerin yıkıldığın gördüler Yezidler ferah edip güldüler Her dervişi bir diyara sürdüler Yetiş Allah.g. s. mütâreke döneminde.. 115-116 İsmi I Ozmen. ı.714. a. yâ Muhanrmed. s. yâ Muhanuned.427 Turgut Koca.g. Açık olarak görülmektedir ki. yâ Ali41 Rızâ adlı bir başka şairin şu dörtlüğü de aynı ruh halinin ifadesidir: (Üçüncü mısradaki tarih yanlış olup 1242(1826) kastedilmiş olmalıdır. Osmanlı idaresinin.g. a.IV. yâ Mııhammed. zaferden sonra Yunanistan'a kaçmış ve orada ölmüştür43. kesinlikle dinî değildir. Kurtuluş Savaşı aleyhtarlığı yapan şâirler de olmuştur. yâ Ali Sene bin iki yüz kırk iki aman Dünyada bu fesat olmuştur ayan Simden sonra sürülmez oldu erkan Yetiş Allah. bu ithamların sebebi. s. yâ Ali Sürgün edip her dervişi öldürdü Yetiş Allah.c. 358 . Ulusal Kurtuluş Savaşı aleyhinde bulunmuş. Hakkı adlı bir Bektaşî şairin aşağıdaki şiiri devlete bu vesileyle yapılan ithamın ağırlığını gözler önüne sermektedir: Kavm-i Yczid Yezidliğin bildirdi Yetiş Allah.e. Alevî-Bektaşî şâirlerin tepkisine ve bu vesileyle devlcle ağır ithamlarda bulunmalarına sebep olmuştur. bu ocağın kapatılması.c.

359 .Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleli incitmemeye özen gösterdiği gözden uzak tutulmamalıdır. Milliyet Yay. İst. s.. şeriat dışı birçok kötü işler işleyen. sebep olan kişilerin kanun yoluyla mahkeme edilerek gerçeğin meydana çıkarılması ama bu bahane île kendi halinde olanın kanuna aykırı olarak incitilmekten sakınılması" ferman olunmaktadır44. CL s 16 Sadelün Nüzhet (Ergün). Kızılbaş başlığı giyinip Şalı mıüıibleri olduklarmı söyleyen. 45-46 İsmail Özinen: a. 1971. kendisine hizmet edenleri de mükafatlandırmıştın ceza veya mükafatın ölçüsü "dinî anlayış" olmayıp "takınılan tavır" olmuştur.. tamamen ekonomik bir şikayetin mahsûlü olduğu anlaşılan ve âdeta bayrak I aştırıl maya çalışılan Şalvarı şallak Osmanlı Eğeri kaltak Osmanlı Ekende yok biçende yok Yiyende ortak Osmanb45 şeklindeki dörtlüğün... Sonuç olarak Alevî-Bektaşî zümrelerin sesi durumunda olan (emsil etlikleri kesimin duygu ve düşüncelerini mısralanna döken Betası şâirlerin genellikle Osmanlı devletine sadık.g. s. Kısaca söylemek gerekirse. 176. Bu tespiti yaptıktan sonra. Bektaşi Şairleri.e.. devletin aleyhindeki faaliyetlere iştirak eden halla başka bir devlet adına faaliyetlerde bulunan Bektaşî şâirler de olmuştur. sefere çıkan hükümdar veya beylere methiyeler düzen kişiler olarak görüldüklerini söylemek mümkündür. devletin başarısı İçin çırpınan. aleyhindeki faaliyetlere katılanları cezalandırmış.Alevî. Osmanlı devleti de devlet olmanın bir gereği olarak bu kişileri kovuşturma ve cezalandırma yoluna gitmiştir. Pir Sultan Abdal.. Hatifi adlı başka bir Bektaşî şairin şu ifadesi de. bu zümrenin Osmanlı hanedanı hakkındaki farklı bir kanaatini yansıtması bakımından kaydedilmeye değer bir dörtlüktür: Ba-emr-i âli-i meşihat-penâh Vâlî-i vilâyet erişti nâ-gâh Payidar eylesin Hazreti Allah Hânedân-ı pâk-i Al-i Osmaru46 Cahil Ölelli. hem Alevî-Bektaşî zümrelerin hem de temsilcileri olan Bektaşî şâirlerin devlet hakkındaki hakim kanaatlerini yansıtmaktan uzak olduğu rahatlıkla söylenebilir. nice müslümanlanıı baştan çıkmasına. seferlere katılan. Bununla birlikte devletle kavgalı oUuı. İstanbul 1930. Cahit Öztelli'nin "Başbakanlık Arşivi Mühimine defteri No: 81) Sayfa: 19 Hüküm: 49" dan sadel eştirerek aktardığı bir padişah hükmünde "Tanrı yolundan sapan. yukarıdaki dörtlük kadar meşhur olmamakla birlikte.

Göktürklerin en üst yöncüci tabakası Aşina Ailesi idi.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Eğer erkek herhangi bir kızı beğenirse.el elbiselerim giyerler ve cenaze yerine gelerek orada karşılaşırlar. Gobİ bölgesinde siyasi otoritesim kurmuş. . COKTURKLERDE GELENEKLER VE DİNİ İNANÇLAR Yazan: Prof. yüzyılda Doğu Türkistan'ın kuzeydoğusunda siyasi bir güç olarak yükselmeye bağlamışlar. Bu çalışına. GELENEKLER Göktürklerde evlilik geleneği ile ilgili olarak. daha sonra Gobi Çölü. genç kızlarla erkeklerin normal zamanlarda günlük hayatta karşılaşma olanağı ve uygun yer bulmak zorluğu vardı. 361-374. genelde cenaze törenlerinde eş seçme uygulaması görülmektedir. E. Edebiyal Fakültesi Tarih Bölümü. Ü.. Kız tarafı genellikle bu isteği geri çevirmez. 13u kitap. Bu tür eş seçme yöntemi Bozkır Bölgesi özelliğini yansıtmakladır". 742 yılında ise Baü Göktürklerden Aşina Xin'in siyasi gücünü kaybetmesiyle Çin'de ve Oita Asya'da yaklaşık olarak 200 yıllık aküf siyasi tarihi sona ermiştir. Gör. onların toplum sistemiyle ilgili olarak gelenek ve din açısından konuya yaklaşmayı amaçlamaktadır. 552 yılında yine Aşma Ailesine mensup Turnen. Kızın peşinden 1 Arş. (Çevirenin notu.) . Göçebe hayatı sürekli yer değiştirmeyi gerektirdiğinden. . Çin ve dünya tarihini geniş çapta etkilemişlerdir. Tan» devrinde yaşamış olüiı tarihçi Li Yanshou taralından yazılmıştır. Göktürkler. Çeviren: Eyüp Sarıtaş* Göktürkler eski çağlarda Çin'in kuzeyinde yaşamış göçebe bir millettir.Dr.Lin Gan . Çin kaynağı Bei Surdaki 1 "Göktürk Kayıtları" bölümünde konu İle ilgili şu bilgiler bulunmaktadır: "Cenaze töreni yapılacağı zaman genç erkekler ve kızlar en gü/.nün güney ve kuzey kesimi ile Orta Asya bölgesine doğru genişlemişlerdir. İzmir 3000. evine döndükten sonra bir yakınını kızın evine göndererek onu istetir. 386-618 yılkın arasını kapsayan dönemin olaylarını anlatır. Çünkü göçebe ekonomisi oldukça dağınıktı. ss. VI. 1.

Shı Bin'in kardeşi Chu Luo Kağan. bu tür evlilik belli bir zorlama karakterine sahip bir sistemdir. Göktürklerde bu tür evlilikler halk arasında ve yöneticiler arasında birlikte devam etmiştir. cenaze törenleri eş seçmek için en uygun yer şekline dönüşmüştür. büyük oğlu Te Lechuan "Şad" olarak onun yerini almış. Han-Tang dönemleri arasında hunisi daima Önemini korumuştur. Bei Shrda yer alan bir kayda göre. önce Göktürk Kağanı Qi Min ile evlenmiş.Eyüp Santaş giderek evlenme isteğini bizzat iletine imkanı da kolay olmadığından.) Çin'in Resmi 24 Tarihinden birisini oluşturan tarih kitabıdır. Anlaşılacağı üzere. Bei Slu'daki "Batı Bölgeleri" adlı bölüme göre.ile evlenmesini istemişlerdir. Bu gibi üvey anne ve kardeş karısıyla evlenme geleneği sadece Göktürklerde değil. oğlu Da Man tahta geçmiş ve "Nİjüe Chulııo Kağan" unvanını almıştır. Buna bir örnek verecek olursak: Çinli prenses Sui Yicheng. daha sonra ise Chu Luo'nıın kardeşi Jic Li ile evlenmiştir. özellikle Batı Göktürk toplumunda oldukça yaygın olarak görünmüştür. Göktürklerde bir gelenek daha vardı ki o şu idi: "Baba. Tong Di cm. sonra sırasıyla Qi Minin oğlu Shı Bi Kağan.Bu da kardeşin karısıyla evlenme geleneğine bir Örnek teşkil etmektedir. (Ç. aynı zamanda bir tür evlilik sistemi oluşturduğunu görürüz. Hunlar. Göktürkler kısmı 1. (Ç. Bu tür geleneğin ortaya çıkış nedenlerinden birisi. Sadece kabile reisleri kendilerinden bir sonraki kuşağa mensup olanlarla evlenemezlerdİ. Bu gelenek VU. bölüm 197.ki Bo YaTmn üvey annesi Göktürk kağanının kızı idi. 85 bölümden oluşur. ilkel toplumlarda göriilen grup evliliğinin kuşaklar boyunca aktarılarak Du You. 581 yılından 618 yılma kadar cilan tarihi olayları anlatır. "Kabile reisleri kendilerinden sonraki kuşaktan olanlarla evle nem czl er" kuralım gözönüne alırsak. bunu takiben de üvey annesiyle evlenmiştir.) Bu eser ünlü Çinli Bııdst rahip Xuan Zaııg'm hayatını anlatır. sonunda bu geleneğe uymak zorunda kalmıştır. fakat baskılara daha fazla dayanamayarak . Aynı şekilde amca öldükten sonra.e göstermektedir ki.) 362 .N. Bu kağanın annesi Qiang Shı kocasının kardeşi Bo Shı Tegin ile evlenmiştir. Bo Ya uzaun süre bu isteğe direnmiş. Doğu Türkistan'daki Turfan şehri . Yüzyılın başına kadar devam etmiş. Gaochang devletinin kurulduğu bölgede yer almaktadır.2 Bu Örnek bi/.N. Çinli Budist rahip Hııi Li'nin yazdığı "Da Tang Sı En Sı San Zang Fa Shı Zhuan" * adlı eserin ikinci bölümündeki bir kayda göre Tong Yabgu Kağaırın büyük oğlu Da Du Şad öldükten sonra. Yine buna benzer bir örnek Sui S hu5 adlı Çin kaynağının Göktürkler bölümümde yer alan bir kayda göre Ni Li Kağan ölünce. Orta Asya'nın Önemli bir geçit bölgesinde kurulmuş eski bir devletin adıdır. eski Türklerde (Göktürkler) evlilik sisteminin belli bir sınır dahinindc zorlama karakterinde olduğunu. bu nedenle bu tür evliliğin Göktürkler arasında sadece bir çeşit evlilik geleneği olmayıp.N. ölenin oğlu. amca ve kardeş Öldükten sonra. Gao Chang3 hükümdarı Qü Jian ölünce oğlu Bo Ya babasının yerine tabla çıkmış ve Göktürkler kendi gelenekleri uyarınca Bo Ya'nm üvey annesi . Wusunlar ve Juan-Juanlar gibi Çin'in kuzey bölgesinde yaşamış diğer göçebe milletlerde de görülür. erkek kardeşi veya (kardeşinin oğlu) üvey annesi ile veya kardeşinin karısı ile evlenirdi. (Ç. yeğeni onun sağ kalan karısıyla evlenirdi. Tang devrinde yaşamış olan Wei Zhı tarafından yazılan bu eser.

Göktürkler VI. Bunun arkasından belli bir tarih lesbit edilerek. Balbalların sayısı. Ayrıca bununla dul kadının. bir diğer neden de klanlarda görülen dış evlilik sistemini varlığıdır. ölünün yakınları yeni bir tören düzenleyerek ata binip bıçakla yüzlerini çizerler ve ağlayarak yas tutarlar. Bunun arkasından çukur kazılmaya başlanır ve ceset tabutla birlikte gömülür. Bu tören. Dolay ısı ile balbal sayısı bazen HH)'leri. Göktürk toplumu. Geriye kalan külleri toplanarak. Göktürklerde ölü gömme törenleri şöyle yapılırdı: Ölü önce çadırda bekletilir. Bu dönemde dul-îivey anne ve dul kardeş karsının klanda alıkonulması ve çeşitli geleneksel uygu I a malamı kuşaklar boyunca devam ettirilmesi geleneği ve klan nüfusunun konulması. bunları ölü çadırının önüne sergileyerek. İçlerinden birisi çadırın Önüne gelip yüzünü bıçakla çizerek yas tutmaya başlar. ölen kişi ilkbahar ya da yazın ölmüşse. Baba veya küçük-büyük kardeş öldükten sonra. bir ailenin veya bir kabilenin çalışan insan gücünün ve aile-kabilenin üretim gücünü arttıran ekonomik fonksiyona dönüşmüştür. Her ne kadar bıı gibi evlilik adetlerinin dayandığı tarihi şartlar (grup evliliği ve klan içi evlilik) ortadan kalkmış veya geçerliliğini günden güne kaybetmiş ise de yeni şartlar (aileler ve sülaleler) tekrar eski adetlerin yerini almış ve bu tür geleneği desteklemiştir. Üvey anne ve kardeş karısıyla evlenme adetleri buna bariz bir bir örnek leşkil etmektedir..) Kurban töreninde kesilen atın başı. mezarın önüne taştan yapılmış Balballar konur. Hunlar. gömme zamanı geldiğinde gömülerek işlem tamamlanır. ata binerek çadırın etrafında yedi kez dolaşırlar. tekrar evlenerek başka bir klana gitmesi önlenmiş oluyordu. hatta lüOÜ'leri bulurdu. Kan ile karışık göz yaşı dökerler. ölünün hayatta iken öldürdüğü insan sayısına göre belirlenirdi. Bu hareket yedi kez tekrarlanır. klanın gücü ve nüfusu korunmuş oluyordu. kesilen hayvanları ölüye kurban olarak sunarlar. dul kalan üvey. Gömme işi tamamlandıktan sonra. İlkel Toplum döneminden çıktıkları sürenin çok uzun süre olmaması uedeııiyle. (Öldürülen her bir kişi için bir balbal konurdu. Tarih kayıtlarına göre. ölünün yakıldığı gün düzenlenen törenin aynısıdır. bir balbalın üzerine asılırdı. torunları ve kadm-erkek bütün akrabalarının her biri at ve koyun keserler. Wusunlars Juan-juanlar ve Göktürkler arasında kuşaklar boyunca devam ettirilen bu evlilik geleneğinin sebebini oluşturmuştur. cesedi gömmek için. Balballar üzerine ölünün resmi ve hayatta iken geçirdiği savaşları sembolize eden . sonbahar ya da kışın ölmüşse yeşilliğin bol olduğu günler beklenir.Göktürklerde Gelenekler Ve Dinî İnançlar süregelnıesi. yüzyılda tarih sahnesine çıktıkları sırada. Eğer. şahsi mülkiyete ait evlerin (ailelerin) loplımıda başlattığı ekonomik fonksiyon giderek klanın fonksiyonunu geride bırakmıştır.dul anne ve dul yengeyi aynı klan içinde alıkoymak amacıyla. İlkel klan sisteminden Köle Toplumu sistemine girmişlerdir. Ölünün gömüldüğü gün. oğulları. Bunu takiben akrabaları. ölünün sağlığında kullandığı eşyaları ile bindiği alı bir araya getirilerek ölü ile birlikte yakılır. ölümden sonra sağ kalanla evliliğin devanı ettirilmesi geleneği (sistemi) tatbik edilmiştir Böylece dul kadının kendi klanından ayrılması. İşte bu dunun. yaprakların sararıp düşmesi. ilkel dönemin her türlü gelenekleri babadan oğula aktanlagelnıişür. Daha sonra toplumların liretim gücünün artmasıyla özel mülkiyet sistemi gelişmiş.

Eyüp Sarıtaş 6 " şekiller çizilerdi. Çin imparatoru Tai Zong.. Türk gelenekleri içinde bıçak ile yüz çizine adeti mutlaka yaygın olmalı ki. Tong Dİan. Göktürkler her yılın Mayıs ve Ağustos aylarında bir araya gelerek ilahlara kurbanlar sunarlar ve her yıl önemli bir devlet görevlisini öldürerek. Kağanlar yay şeklinde inşa edilmiş büyük çadır evlerde otururlar. çok iyi Türkçe bilir ve Türk elbiseleri giyer. Birlikte çalışacağı insanları Türklere benzeyenler arasından seçer ve onlara koyun derisinden yapılmış elbiseler giymeyi. Bütün bunlara karşı babam Gıı Dulu Kağan çarpışmış. onların kağanlanıım esir etmiş. Zhoıı Shu ve Sui Shu "nun Göktürkler Bölümü. bu gelenek sadece ölü gömme törenlerinde değil. böylece büyük bir ülke ve kudrete 7 sahip olmuş. 364 . yüzlerini bıçakla çizmelerini ve ata binerek çadırın etrafında dolanıp yas tutmalarının emrederdi". Göktürkler Bölümü 1. Çin'in şimdiki Shaanxİ eyaleti şuurları içinde kalmaklador. her birliğin kendi flaması vardır. 25 bölümden oludan bu kilap Tung devrinin olaylarını anlatır. Çadırların önünde kurt başlı bayrak dalgalanır. Taııg devrinde kurulmuş küçük bir devlettir..Babam Birinci Kırgız Kağanım öldürerek başını Balbal olarak dikmiş'" Bir diğer kayıt: "Amcam Bilge Kağan öldükten sonra (Kitabelerin yazan Yollııg Tegin'dir) Kırgız Kağanının başım Bilge Kağan1 m mezarına balbal olarak dikmiş. her ne kadar Chang Qian"in kendini beğenmiş gibi bir tarzda tasvir else de.. Xin Tang Shu'nun11 Tai Zong'un oğulları ile ilgili bölümünde bulunan kayıl şöyledir: "Chang Shamvang12 Cheııg Qiaıı. onların gelenekleriyle ilgili bilgiler vermekledir. Onların hepsine diz çöktürmüş. onun bu özellikleri. beş kişiden meydana gelen aile kurmayı ve keçe çadır kurup onlara nasıl kullanılacağını öğretir.. Şimdiki Hebci eyaletinin Zhengdian geliri civarıdır.. 7 8 J "' Jiu Tang Shu .) Askerlerini çcşilli rütbelere ayırır. Bol miktarda koyun etinin yendiği ziyafetlerde herkes kendi kullandığı bıçağı ile etini kesip yer. ölmüş alalarının bılunduğu mağaraya kurban olarak sunarlardı. Buradaki kayıtlara göre." Cheng Qian Kağan ölmüş gibi hareket ederek çevresindekilere yüksek sesle ağlamalarını.. Kırgızlar hep beni düşman olarak görürlermiş. Bilge Kağan Kilabcsmdeki kayıt şöyledir: "Kuzeyde Baz Kağan. (Göktürklerin alaları kurdu toteın olarak tanırlardı.10 Bundan başka Sui Shırdaki Batı Göktürkler bölümü. " Kuzey Song döneminde tarihçi Ou Yangxiu yazmıştır.. "Chang Shaıı Wang". Bu kaynak ile ilgili Xin Tang Shu ve Jiu Tang Shu gibi hanedan kayıtlarında bilgiler vardır. döneminin Göktürk geleneğini yansıtması açısmdam çok önemlidir. "Chang Shan Hükümdarı" anlamındadır. kırkyedi defa savaşmış Gök Taun dilediği için babam bütün bu ülkelere sahip olmuş.'' Küİliğin Kağan öldükten sonra (Bilge Kağan'm kardeşi) adına kitabe yazılmış ve üzerine resmi kazınmıştır.. ı " Chang Shaıı. saçlarını onlar gibi ayırmayı. Anıtın dört tarafına da kağanın savaş manzarası resmedilmiştir. düşman imiş. bölüm 197.. kağanın kendi milletinin geleneklerine göre cesedinin yakılmasını ve Ba Irmağı'mn8 üzerinde bulunan köprünün doğusuna bırakılmasını emretmiştir. Bu kayıt. 634 yılında Jie Li Kağan öldükten sonra. Bununla ilgili Göktürk Kitabelerinde kayıtlar mevcuttur.

N. Ayrıca Göktürkler savaşta ölmeyi şeref sayıp. adıgeçen generaller kulaklarını kesip yüzlerini çizmişler ve Cheng Sı'ya "Shuai" ı y rütbesinin verilmesini istemişlerdir. Buna bir Örnek verecek olursak: Xin Tang Snu'daki Lai Chuif un"1 biyograrîsindeki kayda göre Göktürk lideri (Kaynakta yanlış olarak 'Tibet" şeklinde geçmektedir. Xiang. 599 yılında Du lan Kağan Çin sınırlarına saldırmış. Göktürkler erkekleri kumar oynamayı severler.N. Örneğin Xin Tang Shu'da 13 bulunan Çinli devlel adamı Guo Yuanzhen'ın biyografi sindeki kayıt şöyledir. Anxi'den ayrıldığında. Çin'de duvkt tarafından büyük bir tören düzenlendiği ya da imparator saraydan çıktığı zaman. Ming ve Cı'dan oluşan dört eyaleti birleştirip kendi idaresi altına almak istemiş. Bazı Çinliler herhangi bir isteğini anlatmak için bu geleneğe baş vurmuşlardır. onun güvenini kazanmış ve kendisine "Shı Yüshı" rütbesini vermiştir (Ç." 775 yılında An Lushan'ın 17 enirinde eski bir general olan Tian Chengsı. kendisine karşı böylesine sadıkane bir hareketi övmüş ve kumar oynaması için Du Suliu'ya değerli mücevherler vermiştir. Tang devrinde yaşamış ve çeşitli görevlerde bulunmuş bir devlet adamıdır. (Ç. İmparatorun hediye vermekteki bir diğer amacı ise. Çin Sarayı tarafından elçilik görevlerini yürütenlere bu isim verilirdi (Ç. Çin imparatoriçesi Wu Zetian'e istihbarat haberleri getirdiği içn. Sui Hanedanını kuran hükümdardır.N. onun arabasını kullanmakla görevli olanların taşıdığı unvandır. 757 yılında ölen An Lushan'm annesi Türk idi (Ç. Sui imparatoru Wen Di 20 . Sui Shıı. Türkler bu geleneği bir konu ile ilgili davacı olduklarında da (şikayetçi olduklarında) uygularlardı. 365 . Bir diğer Örnek de Sui Shu'nıın Göktürkler bölümünde bulunmaktadır. kardeşi Du Sııliu ise ağabeyinin seferine katılmayıp karısını terketmiş ve Tu Li ile birlikte Çin'e gitmiştir.). 705-706 yıllarında Anxi Genel Valisi iken Çin hükümdarı tarafından "Tai Pu l5 Qing" olarak tayin edildi.) Tai Puqing.Göktürklerde Gelenekler Ke Dini İnançlar insanları yolculuklarına uğurlama törenleri için de geçerliydi. emrindeki generallere gizlice Çin sarayında "Zhong Shı" ı s olarak görev yapan Sun Zhıgu'nun yanma gitmelerini emretmiş.). Daha sonra bu gelenek Çin'in iç bölgelerine de yayılmıştır. Wei. 5X1-618 yılları arasında tahtla kalmıştır (Ç.) Tang devrinde yaşamış (651-697) bir devlel adamıdır.).N. Du Suliuyu karısından ayrıldığı için teselli etmekti21. Generalden daha yüksek olan bir rütbedir (Ç. "Guo 14 Yuanzhen. geniş bilgi bulunmakdadır. Bunu üzerine 10'dan fazla kabile başkanı kendisinden davacı olduklarım göstermek için kulaklarını kesmişler ve böylece sorun çözülmüştür.).)Lai Chuıı Aşina Jue Sıluo'nun yanında çok iyi raksedip şarkı söyleyen rakkase kızların bulunduğunu duymuş ve çeşitli entrikalarla onlan elde etmeyi planlamıştı.N. (Ç. bazı Türkler mensupları yüzlerini 1 bıçakla çizerek ağlamışlar ve eski valilerini uğurlamışlardır' .. Göktürkler Bölümü.N.) 710 yılında Doğu Türkistan'da kurulan tarihi öneme sahip Çin'e bağlı Genel Valilik idi. Bu düşünce tarzı Hunlarda da hemen hemen aynı idi. Türk kağanlarının tahta çıkma Guo Yuanzhen ile ilgili Xİn Tang Shn'âa. bunun üzerine. kadınları ise tüyden yapılmış bir oyun aracı ile oynamaktan hoşlanırlar ve sarhoş oluncaya kadar kımız içerler ve karşılıklı şarkı söylerlerdi.N. hasta yatağında ölmekten utanç duyarlardı. (Ç N.).

yeni kağanın çadırına gelirler ve onu keçenin üzerine çıkarıp havaya kaldırırlar. ağabey öldükten sonra kardeşin tahta çıkma geleneği başlamıştır. vasiyeti üzerine yerine kardeşi Yabgu Chu Lııo geçmiştir. Her seferinde ona.ibadel eder gibi saygı gösterirler. Yapılan anıştırmalara göre GöktÜrklerin ilk kağanı İli Kağan23 ( AshıNa Tümen) öldükten sonra oğlu Ke Luo.).Tuo Bo'dan sonra oğlu Sha Bolüe onun yerini almış. Bu kayda göre GöktÜrklerin devlet kurmalarından itibaren kağanların tahta çıkma töreleri "'Babadan Sonra Oğul'" şeklinde görülmektedir. devletin ileri gelen yöneticileri. o anda söylediği her hangi bir rakam dikkate alınır ve böylece ne kadar süre tahtta kalacağı belirlenmiş olur. Nestoryanizm ve Budizm gibi dinlere inanmışlardır. Zhou dönemi (Kuzey Zhou dönemi: 557581) olaylarını anlatır. Ben seni kağan olarak kabul etmeye hazırım". Türkler tarih sahnesinde göründükten sonra. Linghe Delen (583-666) tarafından yazılan Zhou Shu. "Kağan tahta çıktığı ilk günlerde. Bunun üzerine Chu Luo. 587 yılında Sha Benjiie ölünce. Diğer taraftan tarihi gerçeklere göre sözkonusu uygulama tam olarak bu şekilde gerçekleşmemiştir. Çünkü sıradan bir insan asil tabakaya mensup birinin yerini alırsa iki farklı mevkiye salûp insanlar arasında saygı ve itibar kalmaz.N.N. Şamanizm. Bu arada kağanlarının yeteneklerinin lüç bir zaman sona ermemesi dilekte bulunurlar ve onu serbest bıraktıktan sonra sorarlar: "Sen kaç yıl kağanlık yapabilirsin?" Çok zor ve sıkıntılı bir psikolojik durumda bulurum kağan tahta bulunacağı süreyi kesin olarak belirleyemez. Erkin'den sonra ise kardeşi Tuo Bo Kağan tahta geçmiştir. Bu şekilde dokuz kez dolanırlar.). 366 . Göktürk kağanlarının tahta çıkma töreleri "Babadan Sonra Oğul" ve "Ağabeyden Sonra Kardeş'" olmak üzere iki tür uygulama görülmüştür. İlkel Klan Toplumundan gelen bir ilkel dönem dinidir. 552-553 yılları arasında tahtta kalmıştır (Ç.N. vasiyeti gereği yerini kardeşi Chu Luo almıştır. Yong Yülü bu öneriyi bir çok kez geri çevirmiş ve sonuçta Chu Luo "Yabgu Kağan" unvanı ile tahta çıkmıştır. ll. Sha Bulüeden sonra ise. Ke Luo'dan sonra kardeşi Erkin (Mu Gan Kağan).DTN Göktürkler Şamanizm. Fakat Mu Gan Kağan'dan itibaren. Ateşperesllik. Bu yüzden tahtan senin çıkman gerekir. Buradan anlaşılmaktadır ki. Bıı atalarımızın töresine uygun değildir. her ne kadar Sosyal Tabaka Toplumu (Kölelik Sistemi 11 23 24 Bunun Kagan'ın oğludur (553-572) (Ç. Daha sonra kağanı bir ata bindirip ipekli kumaşla boğazını sıkmaya başlarlar.). Yong Yülü ise "Yabgu" olmuştur. Toplam 50 bölümdür (Ç. Kağanların tahta çıkış törenleriyle ilgili olarak Zhou Shu'daki 24 Göktürkler bölümünde oldukça ayrıntılı kayıt bulmak mümkündür. ağabeyinin oğlu Yong Yülü'ye şöyle demiştir: "Biz Göktürklerde Mu Gan Kağan'dan 32 beri ağabeyin yerine kardeş tahta çıkar.Eyüp Sarıtaş * töreleri İle İlgili olarak Sui Slııfnım Göktürkler kısmında az da olsa kayıt bulunmaktadır.

Diğer taraftan neşe ile dansederek maddi bakımdan ruhları temsil ettiklerine de inanırlar. Bir kısmı da ellerinde kuvvetli ateşler ve tütsülerle daire çizip dönerlerken kendinden geçmiş bir manzara oluşturuyorlardı. Kağan çadırım lerketmeden önce güneşi selamlar. Orta Asya'dan geçerken Soğdiana topraklarına ulaştığında (Kağanın otağına kadar varmamıştır. Batı dillerinde yazılmış tarih kaynaklarının bildirdiğine göre. c) Üçüncü kal ise Cehennem olup yeryüzünün alt tabakasını teşkil eder. Kağan her yıl devletin ileri gelenlerini toplayarak. cilt iv.). Klanlık Sistemi döneminden kalan uygulama ve alışkanlıkları nesilden nesile aktarılarak devam etmiş. Zemarkhos'un da iki ateş arasından geçmesini istemişlerdi. Çin tarih kitabı Zhou Shu'da ki Göktürkler bölümünde konu ile ilgili bilgiler bulunmaktadır: '"Kağanın çadırmm kapısı doğuya doğru açılır.Gökttirklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar Toplumu) dönemine geçmiş olsalar da. s. orada bulunuyordu. Göktürkler "? Batı Göktürk kağanıdır. "Bo Dcnguing:: adı verilen bu dağ Çin'de yer tanrısı olarak bilinirdi.) Şamanlar adil. İnsanlarla ilahlar arasındaki ilişkinin kurulmasından ve kötü ruhların ortadan kaldırılmasından Şamanlar sorumludur.N. toplar ve Gök Tann'ya kurbanlar sunar. evreni üç kısma ayırmaktadır: a) Cennet: Burası dünyanın üst tarafında yer ahr ve bütün ilahlar burada kalmaktadır.).Ayin yapanların bazıları da davul çalıyorlardı. 285-286. 387 . Ataları için kurban kesmeleri. neşe ile ve çılgınca durmaksızın danseden insanlardır. Kötü ruhların hepsi oradadır. Çin-Baıı İlişkileri Tarihî Belgelen. Zhonghua Kitabevi: Pekin. VI.1997. Büyü yapma işi sona erdikten sonra Göktürkler. Du Jin 27 Dağf nııı 500 li2B batısında üzerinde bitki ya da ağaç bulunmayan yüksek bir dağ vardır. 28 Çin uzaklık sisteminde 1 li Ü. Diğer taraftan her yılın Mayıs ayının onuncu günü halkım ırmak kenarına. bu nedenle Şamanistik inançlar toplumda oldukça yaygınlık kazanmıştır.5 kurye eşittir (Ç. Kötü ruhları kovma töreni bittikten sonra Zemarkhos ve beraberindekiler yollarına devam etmek için Türk ülkesinden ayrılmışlardır. yüzyılın ortalarında İstemi Kağan25 tahta çıktığı sıralarda Doğu Roına'dan Balı Göktürklere elçi olarak gönderilen Zenıarklıos. İki ateş arasından geçilince Türkler kötü ruhlardan tamamen arındıklarına inanırlardı. Turnen Kagan'm kardeşidir (Ç. b) Yeryüzü: Dünyanın orta katıdır ve insanlık orada bulunmakladır. Turnen Kağanlığını kurduğunda otağı. Şamanizm inancı. mağarada atalan için kurban kesme törenleri düzenler.) Türkler kötü ruhları kovmak ve şanssızlıklara ve felaketlere engel olmak için dini törenleriyle meşgul idiler. onları kutsal olarak kabul etmeleri ve Yer ve Gök Tanrılarına tapmaları. (Kadın Samanlara "Wu Da You" adı verilirdi. Göktürklerin Şamanizm dinine mensup olduklarının diğer kanıtlan da şunlardır: Güneşe verdikleri önem. 27 Bu dağ Orhun Nehri "ııin yukarı mecrasmdaki Kang Ai Daği'nın kuzeydoğusunda bulunan dağa verilen isimdir. Orada bulunan topluluk Zemarkhos'un etrafını çevirmiş ve onu da aralarına almışlardır. Şamanlar insanları tedavi edip kölü ruhları kovarken yüksek sesle büyü yaparlar.26 Bu kayıt Göktürklerin Şamanizm inancını bütün açıklığı ile ortaya koymaktadır.N. 20 Zhang Xiııglang.

Bu dinin en önemli ayinlerinin odak noktasını ateş oluşturur. İyi ya da kötü şansla ilgili kehanette bulunmak da Şamanizm inancının bir özelliğidir. Göktürkler arasında fala (kehanete) inanan insanların sayısı çok olmakla kalmamış. Ünlü Çinli Budist Keşiş Hııi Li tarafmdan kaleme alınan " Da Tang Si En San Zang Fa Shı Zhuaıı" adlı kitabın ikinci Q 31 32 Çin'in Shaaim eyaletinin kuzey kesiminde bulunuyordu. aydınlık ile karanlık gibi zıt güçler birbirleriyle mücadele halindedirler. Kut'uin olduğu için kağan oldum". VI. etrafındaki insanlar şansının kötüye gidebileceğini söyleyerek onu uyarmışlardır.).N. yüzyıllarda Zerdüşt tarafından ortaya atılıp yayıldığı için bu inanç sistemine "Zerdüşlük Dini" adı da verilir.). MS. Benim bu durumu unutmuş olmam çok kötü.yüzyıldan itibaren bir dönem boyunca İran'ın devlet dini haline gelmiş (bu nedenle bu dine Ateşperesttik adı verilir. Bu örneklerin hepsi İlkel Dönem dinleriyle hemen hemen aynıdır. AleşpereslIİk. 620 yılında Chu Luo Kağan.).-MÖ. düşmanımız ise koyuna benzermiş".e. I a. Bu konu Bilge Kağan Anıtında da dile getirilmiştir: "Tanrıya benzer.VII. Göktürk Devletini yeniden kuran Kulluk Kağan için şunları söylemektedir: "Gök Tanrı güç bağışladığı için babam (Kutluk Kağan) Kağan'in ordusu kurda. Tanrıda olmuş Türk Bilge Kağan. Bu sorunu ben kendim çözeceğim". Ateş ile iyi. MÖ.N. 518 yılı civarında bu din Çüı'c girmiştir. Göktürkler Bölümü 1*. Shaanxi eyaleünin şimdiki başkenti Xi'an'ın bulunduğy yerde idi (Ç. aynı zamanda yönetici tabakasına mensup olanlar arasında da kehanetten anlayanlar olmuştur.Eyüp Sarıtaş Gök'e taparlar ve ona saygı gösterirlerdi. Göktürklerin Aleşperestlik dinine ne zaman inanmaya başladıkları kesin olarak bilinmemektedir. Yaklaşık MÖ. aydınlığın canlı timsali olduğundan kutsal olarak kabul edilir ve ona saygı gösterilir. daha sonra ise varlıklarını Sui devletinin ayakta katması sayesinde sürdürebildiler. sonunda sorunu çözmek ve ikna olmak için fal sorularını sormuştur. Sözkonusu inanca göre kainatta iyi ile kötülük. Xin Tang Shu.g.VI.31 Ateşperesllik dininin menşei Eski İran ve Orta Asya'ya dayanmaktadır. Bu dinin akideleri Eski İran'da "Avesta" adlı eserde bulunmaktadır. Şimdiki Taiyuan şehrinin olduğu yerdir (Ç. 631 yılında Çin'in o dönemdeki başkenti Chang Anda 3 2 "İran Tapmağı'" adında bir mabet inşa edilmiştir. Göktürkler Bölümü.30 Kağan her ne kadar inandığı fal sonucunu alamadı ise de. Chu Luo Kağan ise bunun üzerine şunları söylemiştir: "Alalarını daha önce ülkelerini kaybettiler. Şamsımın iyi olmadığını İlahlar da biliyor. Tann irade ettiği için. 368 . Bu nedenle tarih kitapları Sı Mo'nun fala bakmaktan ve kendisine bununla ilgili sorular sorulmasından hoşlandığım yazmaktadırlar. Örneğin Aşina Sı Mo bunlardan bilişidir. Bing Zhou'ya 29 saldırarak ele geçirmiş ve Yang Chengdao'yu buraya yerleştirmiş. Muhtemelen.

*Xiyang Zazu" adlı eserin dördüncü bölümünde de bu konu ile ilgili kayıt vardır "Göktürklerin Ateş ilahları vardır. yüzyılın son yıllarında kendi bağımsız dinlerini kurmuşlardır. hükümdar ve halkın Bııdizme inanmayıp. 1 369 . yine ünlü bir diğer keşiş ve seyyah Xuan Zang'ın 33 Orta Asya'da Göktürk]erin ateşe saygı gösterdiklerini. Tapmakları yoktur. Türklerin iki iane mabetleri olmasına rağmen rahipleri yoktu. Meryem'in.Bıı malzemelere göre. Bundan başka. Sııi Hanedanı döneminde hükümdar Qıı Muzhi. 645 yılında Çin'e dönen seyyalim yazdığı seyahatname Da Tang Xiyii Ji adını taşımaktadır Ç.Göktürklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar bölümünde. bu yüzden onlara tabi olmuştu. Tann'nm annesi olduğu geleneksel inancını kabul etmediği İçin. Nestorius'un (384-440) görüşlerinin bir kısım Hıristiyanın kabul etmesiyle "Neslorius Mezhebi" adı verilmiştir. Direğin kımıldayan yerlerine reçine sürerler. NestoryanlarıV. sayfasında Batı dillerinde yayınlanan eserler. Keçeden çeşitli şekillerde parçalar kesip deriden yapılmış bir torbaya koyarlar ve bunu bir direğe asarlar. Göktürklerinbu din ili olan ilgilerinden kaynaklanmaktadır. Balı Bölgeleri Bölümü. Hıristiyanlığın bir koludur. J4Semerkant halkının Ateşperesti ile dinine inanmamalarının sebebi.N. Müritleri Pcrs İmparatorluğuna kaçarak onların desteğini kazanmışlardır. Xi"Anfdaki Beilin Müzesinde sergilenmektedir.tarafından Çinceye tercüme edilmiş ve 1958 yılında Çin'de yayınlanmışür Ç. Bu askerlerin bazılarının alnında haç işareti bulunuyordu. Bu torbaya yılın her mevsimi boyunca dua ederler. oluracaklan zaman yere bir keçe serdiklerini gördüğünü kaydettiğini yazmakladır. Bu din Taııg devrinde Çin'de de yayılmış. tarihi açısından son derece önemli olan bilgiler vermiştir. Bir rivayete göre 591 yılında Doğu Roma imparatoru. Orta Asya'dan geçerken Göktürk ülkesine de uğramış ve seyahat notlarında Türk.). Batı Göktürklerden bir kızla evlenmiş. aleşe saygı gösterdiklerini ve ona taptıklarını görmüştür. Xuan Zang Semerkanfta bulunurken. 561 yılında şimdiki Kazakistan'ın güneydoğu bölgesindeki Kang ülkesinde yaşayan Türkler arasında yayılmıştır. Nesi oryan İzm. de kullanılmiştır. Bunun üzerine Balınım'm emrinde bulunan bir kısmı Türk asıllı asker isyan etmiştir. ağacın ateş unsuru olması sebebiyle ona saygı alameti olarak ıızerine olurmayıp. bu vesile ile "Nestoryanizmin Büyük Çin'de Yayılışının Övgüsü" adlı bir abide de diktirilmiştir3*.). Bu anıt 1625 yılında ortaya çıkarılmış olup. Fransız bilimadamt Edward Chavannes tarafından yazılan "Batı Göktürk Tarihi Belgeleri"30 adlı eserin 219. Bu eser Feng Chengjun. Nestoryanizm. Nestorius aslında İstanbul'da Baş Piskopos idi.N. Kin Tang Shu. Kang Ülkesi ile ilgili kısım. Bahram'a saldırması için askeri destek göndermiştir. Pers M M 35 3û Xıum Zang Budizm ile ilgili kutsal metinleri elde etmek üzere 629 yılında Chang An dan Hindistan'a gilıniş. Taııg döneminde Duan Shıcheng tarafından yazılan . Doğu Roma imparatoru tarafından dinden afaroz edilerek kendisine askeri bir rütbe verilmiştir. Şimdiki Semerkant civarında bulunan Kang ülkesi. Pers hükümdarı Ka Sa'nın. Başka yerlerden gelip bu mabetlerde konaklayan rahipleri Semerkant halkı ateşle kovalayarak kendi mabetlerinde kalmalarına izin vermezlerdi.

Kore ve Japonya gibi ülkelere yayıldığında ise genel olarak "Kuzeyden Yayılan Budizm" ya da "Mahayana Budizmi" adı verilmiştir. Yüzyılın ortalarında Orta Asya Arap istilası döneminde ortadan kaldırılmıştır (Ç. onların Budizm inancında olmasındandır" diyerek her sonucun arkasında mutlaka bir sebebin yattığına işaret etmiştir. Chavanncs ise bu konuda şunları yazmaktadır: "Bu esere göre. Hıristiyan din adamları hastalığın yayılmasını önlemek için onların alnına haç işareti yaparlarmış.V. daha çocuk yaşlarında bu işareti taşımaya başlarlarmış. yukarıda sözü edilen abidedeki A Lııobcn. *MÖ. bu dini o kadar benimsemiştir ki. Fakat yaşayanlarm acı çekmeleri kaçınılmazdır.N. 111. Nesturilik 59 L yılından 30 yıl önce Kangjifdeki37 Türkler arasında yayılmıştı. 2 yılında Çin sarayında sekreter olarak çalışan Jing Fu. Türklerin Budizm inancını ilk olarak kabul etmelerine gelince. ancak alnında haç işareti bulunan askerleri Doğu Roma'ya göndermiştir. Bu dinin inanema göre. Bııdi/. Budist tapmağına gitmiş ve kulenin etrafında dolaşmıştır. Özbekistan'ın Semcrkant şehrinin olduğu yerde idi. Kağan. 37 38 Bati Türkistan'da kurulmuş küçük şehir devletidir.Ö. Hükümdar bu esirlere alınlarında bulunan haç işaretinin sebebini sormıışlur. yüzyıllar arasında Eski Hint yarımadasında bulunan Jiabi Luovvei38 ülkesinin hükümdarının oğlu Sakyamuni tarafından kurulmuştur. To Ba Kağana : "Qi ülkesinin zengin ve kuvvetli olmasının sebebi.Hinayana BudiznıT'adı verilmiştir. Budizm. Adıgeçen kaynaktaki bilgi şöyledir: "Qi döneminde (479-502) Hui Lin adında bir keşiş vardı. "Keşke Qİ ülkesinde doğsaydım" bile demiştir.N. yüzyılda Asoka'nm itikatı ve bunun benimsenmesinden dolayı.V1.). . Nitekim Türkler arasında Hıristiyanlar da bulunduğu için. M Ö . Güneyden Xi Lan (Sri Lanka) ve Birmanya gibi ülkelere girmiş ve genel olarak "Güneyden Yayılan Budizm'" ya da *. Budizm giderek Orta Hindistan'dan güney ve batı bölgelerine doğru yayılmıştır. Rahip. Yüe Çi hükümdarı Yü Cun'un Sanskriçe yazılmış olan "Fu Tujing" adlı kutsal metinler ile ilgili anlattıklarım Çince olarak kaleme almıştır. 653 yılında. Nepal sınırları içinde kalmaktadır (Ç. Budizm. Vlll. Türk kağanı da bunun üzerine Qi ülkesine bir elçi göndererek Jingming.Eyüp Santaş hükümdarı Ka Sa isyan eden asi Türkleri fillerle ezmiş. Acılardan kurtulmanın tek çaresi ölümdür. Bu yüzden ahularında haç işareti olan Türk askerleri.min Çin'e ilk olarak girişi M. Bu keşiş Qi'ler tarafından Türklerin bulunduğu bölgeye kaçırılmıştı. eskiden Doğu Soğd ülkesinde bulaşıcı hastalıklar başgösterdiği zaman. Sui Shu'nun"Göktürk Kayıtlan" bölümündeki kayda göre bu tarihi olay To Ba Kağan (572-581) döneminde gerçekleşmiştir. Askerlerin verdiği cevaba göre. isteyen herkes Buda olabilir. To Ba Kağan'm kendisi de Budizm dinine girerek.Ö. Nestoryanizm dinini Çin'e getirmiştir" şeklindeki kaydı doğru olarak kabun etmekte bir sakınca yoktur. Niepan.-M. Huayan ve Slıi Songlü gibi Budist ı ne tinlerim ıı getirilmesini istemiştir. insanlar her ne kadar eşit ise de. Kuzeyden Çin'e girdikten sonra.

kendisi de bu dine inanmaya başlamıştır. Tan» devrinde yaşamış olan U Baiyao (565-648) taralından yazılmıştır.) Tong Yabgu Kağanı Öldükten sonra Batı Göktürk yönetici tabakasının Budizm inancını terkettikleri. bu din elçilerine çok önem vererek.).N. 10 kişiden oluşmalarına rağmen.. Tong Yabgu Kağan.Göklürklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar Bei Qi Slnı adlı tarih kitabının "Jüe Lu Qiang Kabilesi Kayıtlan bölümünde yer alan bilgilere göre bu dönemde yaşayan Liıı Shıqing. Kuzey Qi imparatorunun emrinde çalışan Sin Qing.anlatmaktadır. Bu olayın meydana geldiği yıllarda (574-567) To Ba Kağan tahtta idi.9.N.N.) Onlar daha sonra tekrar Budist inancına dönmüşlerdir.komşu ülkelerin dillerini biliyordu. Kuzey Di'liler'11 çok cesaretli olmalarına rağmen pek medeni değillerdi. Eski Hindistan' verilen isimdir (Ç. yazdığı "Da Tang Xiyü Ji" adlı eserin birinci bölümünde bu ol ayı-ayrıntılı olmasa da. yola çıktıktan kısa bir süre sonra dinlenmek için mola verilmiş.). Toplam 50 bölümden oluşur (Ç. ""Nie Panjing" adlı Budist metilini Çince'den Göktiirkçeye çevirerek kağana sunmuştur. Tianzhu40 ülkesindendir. Çince olarak yazılmış "Meşhur Keşişlerin Hayat Hikayeleri" adlı eserin ikinci cildinin üçüncü bölümündeki kayıt şöyledir: "Boluo Poluo Miluo. sırtındım çıkarmıştır.. (Bu dini tartışmalarım içeriği bilinmemektedir. Kağan büyük bir şaşkınlık içinde uyanmış ve vicdan azabı duymuştur.. "D'î' sözcüğü.N. Bu olayı hemen etrafındakilere ve askerlerine anlatarak yola devam etmekten vazgeçmiş ve bazı adamlarını. Sabah akşam demeden daima kendileriyle ilgilcnilmişür. Dolayısıyla içlerinde Taoist din adamı ve sıradan insanlar bulunan 10 kişilik bir ekip kuzeye doğm yönelerek Tong Yabgu Kağaıı'm kaldığı otağa varnuşlar ve kağamn Budizme karşı sempati duymasını sağlamışlardır. onlara lıergün 20 kişiye yetecek kadar ihtiyaç maddeleri (yiyecek-içecek ve hayvan yemleri dahil) verilmiştir. Burası şimdi "Gaııdhara" olarak bilinir (Ç. Fakat. Pisha Yabgu'ya şöyle demiştir: ''Senin ne gücün var ki Budist mabetlere saldırmaya cesaret ediyorsun?" Bunun arkasından uzun bir mızrağı kağamn göğsüne saplayıp. Hui Chao adlı ünlü Budist rahip"Bcş Tianzhıı Ülkesine Seyahat"' adını verdiği seyahat notlarında bu konu ile ilgili şunları kaydetmekledir: "Jiantuo 42 ülkesinde bulunan hükümdar ve askerler genel olarak 3y 40 41 42 Kuzey Hanedanlığı (386-550) tarihini anlatan tarih kitabıdır. Bu yüzden Budizm inancını kabul etmeyi düşünüyorlardı. o gece Sı Yabgu Kağan rüyasında Budizmin ünlü keşişi Pisha Mentiaıvi görmüştür. Rahip Xııan Zang. hızla allarına binerek Budist rahipleri davet etmelerini emretmiş ve onlara bu teşebbüsünden dolayı itarafta bulunarak af dilemiştir. Bu seyahatnamedeki konu ilgili kayıt şöyledir: "Son zamanlarda Göktürk Yabgu Kağan'ın oğlu Sı Yabgu Kağaıı'm bütün kabilesi ve ordusuna liderlik ederek Budist mabetlere saldırmayı ve içindeki değerli eşyaları yağmalamayı düşünmüş. Bu dönemde onun gibi başka bir insan daha yoktu. Bu ekibe çok itibar edilmiş olmalı ki. Dinglingler ve Gaoche'ları işaret etmektedir (Ç. (Bu olay 622 yılından önceye aittir. yaptıkları sert tartışmalardan anlaşılmaktadır.)- 37* . kağanın yola devam etme emrinin ulaşmadığı bir kısım asker ilerleyerek Budist mabetlerine ulaşmışlar ve onları yağmalayarak yıkmışlardır.

bunlar 100 yıl öncesine kadar korunmuş.. Diğer adı Keşmir'dir (Ç. Bu hükümdar Türk olmasına rağmen Budizmin kumcusuna. Amıı Nehri'nin yukarı mecrasının güneydoğusunda bulunmaktaydı. eski Hindistan'a verilen isimdir.N. Bu devletin bulunduğu yer tan olarak Pakistan'ın Peşaver kenti ile Afganistan'ın doğu kesimi idi (Ç..). Cimsar Uygar devleti. Budist rahip ve seyyahtır. prens. hükümdar gibi hareket ederek her sene bir defa tören düzenler. Göktürk gücünün yadigarları olarak ayakta kalmıştır. Bunların içinde BraJunanlar44 da bulunmaktadır. Gaııdhara..*5 Hükümdar günlük hayatla kullandığı eşyalarını.. Suo Tarkan adında büyük bir liderleri.N.N. Buralarada belirli sayıda Göktürk prensleri tarafından yaptırılan mabetler vardı ki. Ye Li Tegiıı Mebedi Göktürk prensi tarafından. " H u " sözcüğü aynı zamanda "Yabancı" anlamında da kullanılmıştır Ç. Adıgeçen hükümdar her yıl iki kez lıer kesimden insanın katıldığı tören düzenlerdi. Budizmin Mahayana mezhebine mensupturlar. 801 yılında bitirilen bu eserde toplanı 200 bölüm vardır. Çok sayıdaki mabetleri Budist keşişlerle doludur.). Tang döneminde Afganistan'ın kuzeydoğusunda kurulmuş olan eski bir devlet ismidir. kraliçe ise fil ve atlarım başkalarına sadaka olarak verirlerdi.). ayrı ayrı mabetler inşa ettirmişler ve fakirlere sadaka olarak yiyecekler dağıtmışlardır. Özellikle Türk asıllı kabileler ve Ç i n ' e komşu bölgelerde yaşayan-çeşitli millerlerle ilgili değerli bilgiler içermektedir (Ç. Xianbei kabilesin dendir. Afganistan. Budist eserlere ve Budist rütbelerine çok değer vererek inanmaktadır..). Altay Dağlan ve Moğolistan'dan geçip. 372 . Chavanııes'm . 759-764 yıllan arasında Jiashı Miluo ve Gandhara49 ülkesinde bulunduğu sırada Budizme yakın ilgi duyarak mabetleri ziyaret etmiştir. Hükümdarın evlatları da aynı yolu İzleyerek.N. Doğu Türkistan. Burasının yerlileri "'Hu" menşelidir ve liderleri Türk olmalarına rağmen inanç açısından Budizmin üç önemli unsuruna gönülden inanmaktadırlar. Jislıı Miluo'daki Hatun Mabedi Göktürk kağanının karısı tarafından. Yerliler Hu43 kökenlidir.N. Hükümdar ve kraliçe. Çin tarihçisi Du You (735-812) tarafından yazılan ve Tang döneminin tarihi olaylarım anlatan önemli ansiklopedik bir eserdir. Bu kayıl ile yukarıda adıgeçen Hui C h a o ' n u n eserindeki kayıtlar birbirini tutmaktadır. Hindistan'daki Kast sisteminde en yüksek sınıfa mensup olanlara verilen isimdir Ç.. 790 yılında Çin başkenti Chang An'a döJimüştür." Aynı eserdeki bir başka kayıt: Buradan batıya doğru Jibin46 ülkesine yedi günde varılır Daha sonra Xiebu47 ülkesi gelir. Taııg döneminde 'TancaraparişaıT adı verilmektedir (Ç. Sayfalar) Wu Kong.). Hindistan'a giünek üzere 751 yılında yola çıkmış. Bunlara Örnek verecek olursak.. sayısız maktardaki alim ve gümüş eşya hin sadaka olarak dağıtırdı Bundan başka E.Eyüp Sarıtaş Ttirktür. Gandhara'daki Tegin Sa Mabedi Göktürk prensi tarafından yaptırılmıştır.N.50 Son olarak da "Tong Diaıı51 43 44 45 46 47 AK 49 50 51 Eski çağlarda Çin'in kuzey ve batı bölgelerinde yaşayan Çinli olmayan milletlere verilen isimdir. liderler ayrı ayrı mabetler inşa ettirmişi erdir.. daha önce adıgeçen "Batı Göktürk Tarihi Belgeleri" adlı eserinin "Wıı Kong'un411 Seyahat Notlan" kısmında önemli bilgiler bulunmaktadır (176-177. 766 yılında yazılmaya başlanıp.. Kuça.).

Suiye.). fakat yönetici tabakası tarafından benimsenmediği için otoritesini tam olarak kabul etiirememiştir. burada bazı şehir kalmülan görmüştür. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevkeder. Gördüklerini Seyahat Notlan adlı eserinde toplamıştır. yerine Bilge Kağan geçmiş. Göklürklerin dini inanışları oldukça karmaşıktır. Duvarları yıkılmış evlerde dağınık olarak yaşayanlar buraları terkedip gilmişlerdir. eski törelerimizi değiştirmiş oluruz. Bölüm 21 l.Gökfûrklerâe Gelmekler Ve Dini İnançlar adlı eserin 193. uzun ve maceralı geçen bir seyahatten sonra 762 yılında başkent Chang Aiva dönmüştür.73 .N."1 Yukarıdaki kayıtları özetleyecek olursak. Bunun üzerine Bilge Kağan niyetinden vazgeçmiştir". Hebei'de56 San Shouxiang şelııini inşa ettirmiştir.'" Bu olay Mo Chu Kağan dönimine aittir 694-716)..e. Bununla İlgili tarih kaydı şöyledir: "Bilge Kağan da şehirler ve mabetler inşa etticrmeyi düşünmüş. Sarı Irmak'm kuzey kesimidir. Başarılarımız yaşayış tamınızdan ileri gelir.(Tang Xuan Zong. Daha önce Su Faııg.Ay kaydı) 3. Zayıf isek bozkırlara çekilir. Kıyıdan karşı tarafa geçmek için ırmak suyunun buz tutmasını beklerlerdi. Arapların Orta Asya'yı istilaları üzerine onunla birlikte. ordusu ile Göktürkler arasında San Irmak sınır olarak belirlenmişti. Batı Göktürk kağanı Aşina Xİn'in karışıdır. Klan Toplumundan kalan Şamanizm. Eğer bir defa yenilgiye uğrarsak çöküntümüz kaçınılmaz olur. a. Doğu Göktürklerin Atcşperestliğe ve Ncsloryaniznıe inandıklarına dair tarih kitaplarında 52 53 54 55 56 57 38 Tong Dian'in yazarı Du You'nmı sülalesine mensup olan Du Huang Çin başbakanı Gao Xianzhı'mn emrinde kiktik rütbeli bir subayken. Bunu arkasından savaşa hazırlık amacıyla allarına yem verirler ve orduyu beslemeye başlarlardı. Kitabında yer yer Türklerle ilgili bilgiler de bulunmaktadır (Ç. Bölümünde yer alaıı Yin Du hıian'm 52 Seyahat Notlan kısmındaki kayıt şöyledir: "Sııİye53 şehrinde 748 yılında Beiting Genel Valisi olarak görev yapan Wang Zheng. akınlar yaparız. Tarih kayıtlarına göre. Doğu ve Batı GökUirklerde yaygınlaşmasının yanında.g. Çinli filozofların da belirttikleri gibi (Lao Zı) fiziki güç kullanmadan zafer elde etmenin yolu bizim yapımıza uygun değildir". mutlaka tapmakta dini tören düzenleyip şanslarının iyi gitmesi için dua etmeliydiler. Bu din özellikle Orta Asya'da dağınık olarak yaşayan Balı Göktürkler tarafından rağbet görmüştür. Mo Chu Kağan öldükten soma. Jiao He'ııın54 prensesinin2'5 oturduğu yerde inşa edilen "Du Yün Tapınağı günümüzde hala ayaktadır". Çinliler gibi şehirler inşa ettirip oralarda olıınırsak. Bu nehrin kuzey kıyısında Foyün Tapmağı vardı. mücadele ederiz. Orta Asya'nın diğer devletlerinin yardımım temm etmek üzere 751 yılında seyahate çıkmış. Jiaohe bugünkü Doğu Türkistan'daki Turtan şehrinin bulunduğu yerde idi. Kırgıziıtan sınırları içinde bulunan Tokmak'm bulunduğu yerde idi (Ç. 716 yılı. Ancak. Alcşpcrestlik ve Ncsturilik dinleri de Batı Göktürkler taralından kabul edilmiştir.N. Tong Dkın. Göktürklerin nüfusu Çinlilerin yüzde biri bile değildir. lÜ.). Göktürkler Çinlilerin bulundukları yere saldırmadan önce. 708 yılının Mart ayında Zherıg Renyuan. fakat veziri Tonyukuk buna şöyle itiraz etmiştir: "Bu olmamalı. Çin ordusu ne kadar fazla okursa olsun bize zarar veremezler. Doğu Göktürkler zamanında da Budizme inananlar vardı. Bölüm 198. Göktürkler 11.

Eyüp Santaş herhangi bir kayda rastlayanııyoruz. Fakat Jiaohe prensesinin Suiye'de yaptırdığı mabet ve Batı Göktürkler arasında yayılışının Çin'in iç bölgeleriyle ilgisinin olmadığı. Budizm Batı Göktürklere Tiaıı Zhuldan ve Orla Asya ülkelerinden gelmiştir. ya da Çin kültüründen etkilenmediği söylenemez. üstelik Çin'in iç bölgelerinden Doğu Göktürk Kağanlığı içlerine kadar yayılmıştır. Budizm ise Doğu ve Batı Göktürk yönetici tabakası arasında oldukça önemli ölçüde taraftar bulmuş. 374 .

etnografya. kısa adı AIESEE olan Assacialion Internationale des Etııdes dit Sud-Est Europeen örgütünün kurulması ile oldukça önemli bir noktaya ulaşmıştır. "Güney-Doğu A vnıpa üzerinde çalışan Türk ve yabancı âlimlerin bütün ilmî tedkiklerine açık" olarak yılda bir sayı çıkıntısı plânlanan derginin ilk sayısı müstesna (1972). Bükreş'teki toplantıdan üç yıl sonra 1%6'da başlayan faaliyetlerin sonucu olarak 1969'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne bağlı. edebiyat ve folklor gibi bütün beşerî bilimleri kapsayan tetkiklerin neşredildiği hir Balfam Araştırmaları Dergisi yayımlanmaya haşlanmıştır. Ancak. Dr. Dr. ss. İzmir 2000. 10-11 1981-1982). Prof. söz konusu çalışmalar doğrultusunda ortaya konulmuş olan en önemli gelişmelerden birisi. Faik Reşit Unat ve Halil İnalcık gibi delegelerle. iki sayı bir arada yayımlanabilıniştir (2-3 1973-1974. başlangıçtan itibaren bu oluşum ile yakından ilgilenmiş. diğerleri ancak iki yılda bir. İstanbul 1998.Türk Dfmvası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. sanat tarilü. Emecen. Cengiz ORHONLU'mm aziz hâtırasına ithaf edilmiş olan bu yeni sayının tanıtılmasını bir vazife addettik. Bir taraftan da her bir Balkan ülkesinde arkeoloji. Ali İhsan Gencer. Feridun M. İlk kongresini I968"de Sofya'da yapmış olan Örgüt. çok genç yaşta (48) 1976 yılında vefatına kadar. Yayın kurulunu teşkil eden Prof. İlk sayısında. bir vefakarlık ve kadirşinaslık örneği olarak. şu anda bir merkez olarak faaliyetlerini devanı ettiren enstitünün kurucularından ve onun yayın organı olan derginin çıkmasında en fazla emeği geçenlerden birisi olarak rahmetli Prof. bunları bir anıda ilim âlemine takdim eden böyle bir yayın organına büyük ihtiyaç duyulmakta idi. Türkiye de Türk Tarih Kurumu'uca teşkil edilmiş olan millî komite vasıtasıyla. Bölge ile ilgili çalışmaların yapıldığı her ülkeden katılıma açık olmakla beraber. Hem coğrafi konumuna bağlı olarak halihazırdaki stratejik önemi hem de yaklaşık 500 yıllık bir Osmanlı mîrâsmın üzerine yüklemiş olduğu târihî misyonun gereği. sayısı ile yeniden çıkmış olması. 16 yıl gibi uzun bir süre yayımlanamamış olması. 4-5 1975-1976. merkezi Edirne'de bulunan bir Güney-Doğıı Avrupa Araştırmaları Enstitüsü'nün kurulması ve ilmî yayın organı olarak GUneyDoğıı Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin çıkarılmış olmasıdır. geç de olsaı aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun yetin işbeşinci yılı olan 1998\le. 8-9 1979-1980. Dr. Celâl Özdoğan'ın gayretleriyle çıkmış olduğu anlaşılan bu sayı. bizzat çalışmalar içerisinde yer almıştır. sonraki kongrelerin üç yılda bir farklı Balkan ülkelerinde yapılmasını kararlaştırmıştır. Hoca'nın genç yaşta vefatı dolayısıyla kendi ilmî çizgisinde yetiştirdiği ender iliın adamlarından birisi olun Prof. İlhan Şahin. Prof Dr Şafak Ural ve Prof. Türkiye'de doğrudan akademik düzeyde Balkan araştırmalarına tahsis edilmiş olan ilk ve tek süreli yayın organı olarak. derginin 12. Bu düşüncelerle. Bununla birlikte. örgütte temsil ve yönetim açısından Balkanlı milletlere öncelik tanınmıştır. Gtlney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-199$) Prof. bu sahada çalışanları büyük bir ümitsizliğe sevketmiştir. Bükreş'te yapılan ilk toplantıdan İtibaren. tarih. ''Sıınııf'u takiben. Dr. Prof.375-378. Dr Yusuf Halaçoğlu'nuıı . Cengiz Orhımht Hatıra Sayısı. Dr. ülkemizde özellikle son yıllarda Balkanlarla ilgili münferici çalışmaların önemli ölçüde artmış olmasına rağmen. Dr. 6-7 1977-1978. bu alanda ümitlerin tekrar yeşermesine İmkân vermiştir. istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi. XIV+393 shf Balkan araştırmaları. Zîrâ. 1963'de Bükreş'te toplanan Balkan milletlerini temsil eden delegelerin almış oldukları müşterek karar doğrultusunda.

173187). 237-257). Mübahat S. Margarita Peşevska. 259-268). Buyana P. 37-42). Feridun M. Özcan Meri. 1-22). "Aziz KHmenî ve Naum'un Kutsallığının Makedonya'da Türk Ahalisi Arasında Yayılması" (s. "Altay Toponomisinde Meflnımlan" (s. Emecen. 221-235).Xl-XITI. 117-123). 277-290). 141 157). 209-219). Lazav Lazarov. 57-61). "Konstantitı Dayanov ile Osmanlılar Arasında Derebeylik İlişkileri" (s. Abdülkadir Özcan. Hikmet Öksüz. "Makedonya Türk Çocuk Edebiyatının İlk Eseri" (s. 269-275). Alî Arslan. 63-70) M. "Yunanisbtan'ın Doğu Ege Politikası ile Osmanlı Devleti'nin Adalardaki Halkla İlişkileri ve Yardımları (1913-1919) (23-36). ''Osmanlı Döneminde Bir Tuna Liman Kenti: İbrayil (Brailaf (s. "Youssef Eche and His Contribuîion to the History of İslamic Libraıies" (83-87). 101-115). "Osmanlı Döneminde Kıbrıs Şekerhaııeleri (1571-1607)" (s. Nelkova (Çeviren: Erol Tufan). Blaje Ristovski. Bunun dışında dergide yerli ve çoğu Balkan memleketlerinden olan yabancı bilim adamları tarafından kaleme alınmış olan 26'sı telif. 51-55). "Makedonya Cumhuriyeti Anayasasına Göre Milliyetlerin Durum ve Hakları" (s. Geza David. Hamdı Hasan. 71-82). "Kıbrıs 'ta Bir Genç Türkler Gazetesi: F'eryaf (s. 89-94). 95-99). Ziyneti Barlas. "Makedon Miizik Folklorunda Oryenîal Özellikler" (s. Ahmet Suphi Furat. Sabahattin Özel. Gyorgi Gyorgiyev. 291-303). 125-140). "Buda (Bildin) Vilayeti 'nin İlk Timar Sahipleri" (s. "Üsküp Medresesi 'nde Hocalık Yapmış Osmanlı Âlimleri" (s. Branko Panov. "Büyük Güçler ve Türkiye'nin Makedonya Devletinin Kurulması ve Birleşmesi ile İlgili Olan Girişimleri (1944-1960f\s. toplam 28 makale yayımlanmıştır. 189-203). 205-208). Zeki Arikan-Abdullah Martal.). MüctebaUgürel/'İl Erleri Hakkında" (s. Fahamettin Başar. "Balkan ve Birinci Dünya Savaşları Arasındaki Dönemde Osmalı Devleti-Rusya İlişkileri" (s. İsmail E.Turan Gökçe "Hocam Cengiz Orhanlu" başlığı altında kaleme almış olduğu kısa fakat önemli mesajlar içeren hâtıralarla yüklü yazısı ile başlamaktadır (s. Kütükoğlıı. "İzmir 'de İlk Buharlı Un Fabrikası "(s. "Çt'rmen Savaşı 'mn Balkan Tarihindeki Yeri" (s. "SicM-i Ahval Defterleri 'ni Tamamlayan Arşiv Kayıtlan" (s. "Melekİbrahim Paşa" (s. "Pelersburg'da Makedon Bilim-Edebiyat Dostluk Derneği ve Türkiye'nin Bütünlüğü Karşısındaki Tutumu" (s. "'Fransız Diplomasi Temsilcilerinin Raporlarına Dayanan TürkMakedon İlişkileri" (s. "Atatürk Dönemi Türk-Amavut İlişkileri" (s. Maral Setıbi (Çeviren: Mualla Uydu). AkifErdoğru. Erimsal. Gottfricd Hagen. "Katip Çelebi and Tûrîh-i HimU Garbı' (s. Aleksaııdar Atamısovski. Mihai Maxim. 376 "Batı" ve "Kuzey" . 159-171). 2\i tercüme olmak üzere. "Pirlepe 'nin İlk Osmanlı Tahrirleri7 (s. "AtatUrk ve Makedonya" (43-49).

161-166. Cengiz Orhonlu Hatıra Sayısı. sunuşta da belirtilmiş olduğu üzere. arşiv kaynaklarına dayanarak. diğerinde ise Özcan Mert Kıbrıs basın tarihinden. Murad arasındaki yakın ilişkileri değerlendirmiştir. Makedonya İle ilgili makalelerin tamamı yakın dönemlerde siyasi. Başlıklardan da anlaşılacağı gibi. Ahmet ŞimşirgiTin Osmanlıların Orta •377 . 325-355). bu sayının Prof. 363392). Yüzyılda Akkirman 'in Demografik ve Sosyal Durumu" (s. 1913-1919 döneminde işgal edilmiş olan Ege adalarına yönelik Osman. Cengiz Orhonlu'ya ithal* edilmiş olması sebebiyle çerçeve. Bunlardan. XIV.) tebliğin Türkçe metninden ibaret olan makalesinde. 319-323). Lefkoşe şer'iye sicillerinde bulunan ilgili kayıtlardan hareketle. "Osmanlı-Yunan Sınır Anlaşmazlığı Sırasında Yapılan Bir Dahili istikraz Teşebbüsü" (s. Margarita Peşevska'mn Fransız diplomatik temsilcilerinin raporlarına dayanarak kaleme almış olduğu TürkMakedon ilişkileri ve Lazar Lazarov'un 1944-1960 yıllan arasında büyük güçlerin müdaheleleri ile birlikte. "Makedonya Arnavutları ve Türkleri "Case Study": Gostivar" (s. Dergide dikkati çeken bir diğer yazı grubu da klasik dönemde bazı Osmanlı Balkan şehirleri ile ilgili makalelerdir. folklor ve edebiyat ile ilgilidir. "XVI.Akif Erdoğru. 1571-1607 döneminde Kıbrıs şekerlıanelerini değerlendirmiş. 14401478 yılları arasında Marko devri Phiepe'sinin sosyal ve ekonomik gelişimini ortaya koyan ilk Osmanlı tahrirlerini ele almış olduğu yazısı oldukça Önemlidir. 1570"e gelindiğinde önemli bir şehir konumuna yükselmiş olan Akk'mnan'm demografik ve sosyal durumunu değerlendirmiştir. Arnavutluk ile ilgili tek yazıdır. Kıbrıs'la ilgili olarak dergide yer alan iki makaleden birisinde. İhrayîl şehrinin sosyal ve ekonomik durumunu ortaya koymuştur. Osmanlı-Yunan münasebetleri ile ilgili olarak dikkati çekmektedir. Emecen'in. M. Ahmet Suphi Furafm başlangıçtan Kanunî zamanına kadar olan dönemde Üsküp medreselerinde hocalık yapmış Osmanlı alimllerine dair yazısı dışında.Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-1998) Prof. Dergide yer alan yazıların önemli bir kısmının Makedonya. yüzyılın İkinci yansında Makedonya'nın ünlü derebeylerindeıı birisi olan Konslantin Deyanov ile Osmanlı hükümdarı I. Aleksandar Ataııasovski. makalelerin çok büyük çoğunluğu Güney-Doğu Avrupa ile ilgili olmakla beraber. Türkiye'nin Makedonya Devleti'nin kurulması ve birleşmesi ile ilgili teşebbüslerimi dair incelemesi Önemli yer tutmaktadır. 311-318). sonraki sayılarda korunmak üzere biraz aşılmıştır. Muzaffer Tufan. 357-361). ''Osmanlı İdaresinde Uyvar'm Hazine Defterleri ve Bir Bütçe Örneği" (s. 1899'da Genç Türkler tarafından çıkarılmış olan Feryat gazetesini ele almıştır. Hikmet Öksüz'ün Atatürk döneminde Türk-Arnavut ilişkilerini değerlendirmiş olduğu makalesi. Osmanlı döneminde Tuna üzerinde bulunan liman kentlerinden birisi olarak. Feridun M. "Kamını"nin Viizerâsı'ndan Koca Kasım Paşa'ya Dair" (s. Keza. Dr. Terzi'nin 1877-1878 Osmanlı-Rus harbi sonrasında gelişen Osmanlı-Yunan hudut ihtilâli sırasında bir dahilî istikraz teşebbüsüne dair makalesi.!] politikasını değerlendirmiş olduğu yazısı ve Arzu T. İlhan Şahin ise daha önce (20-25 Ekim 1991) Kiev'de Karadeniz'in ekonomik ve sosyal tarihi ile ilgili sempozyuma "Demographic and Socİal Profile ofAkketınan in the XVhh Ceniıııy" başlığı ile sunulan ve sonradan basılmış olan (Annals ol" Japan Associaüon for Middle East Studics XI (1996). 1995 Haziran'mda Makedonya-Pirlepe'de yapılmış olan "Kral Marka Sempozyumu"nâ sunmuş olduğu tebliğinin gözden geçirilmiş hali olarak. İlhan Şahin. Tadashi Suzuki. tahrir defterlerinden hareketle 1525'e kadar küçük bir kasaba hüviyetini haiz olmakla beraber. Ali Arslan'm. Dr. ile ilgili olduğu görülmektedir. diplomatik tarih. Bunlardan Milisi! Maxim. Arzu Terzi. s. Ahmet Şimşirgil.

Ayrıca. oldukça ümit verici bir gelişmedir. Bu sayıya mahsus olmak üzere. Sonuç olarak. Mücteba İtgürd'in. Budîn savunmasında sergilemiş olduğu kahramanlık dan dolayı devrin hükümdarı IV. doğrudan askeri örgüt içerisinde yer almamakla beraber. 1982-1998 yılları arasında yayım hayatına ara vermiş ohnası sebebiyle ilgili ilim âleminin gündeminden düşme noktasına gelmiş olan Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin. memurin dosyalarında yer alan müteferrik arşiv kayıtlarına dair yazısı oldukça önemlidir. Güney-Doğu Avrupa çerçevesinin dışına taşmakla beraber yayımlanmış bulunan makalelerden Mübahat S.Turan Gökçe Avrupa'nın en ileri ucunda teşkil etmiş oldukları Uyvar eyaleti hazinesine ait 14 Şubat 1668-28 Ağustos 1669 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan bir bütçe örneğinin yayımlamış olduğu makalesi de önemli bir yer tutmaktadır. yıllardır üzeri küllenmiş olan bir potansiyelin tekrar canlandığım görmek. Bunun yanında. daha önce (Ekim 1993) MümVde düzenlenen Biyografi seminerine sunulmuş olan bildirinin gözden geçirilmiş lıali olan. böyle bir tamıma yazısının sınırlarını aşmamak için ancak bazılarına ayrıca temas edilebilmiş olan makalelerin teşkil etliği oldukça zengin bir muhteva ile çıkmış olan bu sayısıyla. Osmanlı taşra teşkilâtında önemli bir yer işgal eden il-erierini değerlendirmiş olduğu makalesi de ihmal edilmiş bir noktayı açıklığa kavuşturmuş olması bakımından önemlidir. Abdülkadir Özcan'm ""rindmeşrepliğinden ve zekav•etinden dolayı" kendisine izafe edilmiş olan "Şeytan" lakabı. hepsini ismen belirtmiş olmakla beraber. özellikle Celâli ve Suhte isyanlarının yaygın olduğu dönemlerde ön plâna çıkmış olan. Sicill-i Ahval Deftfrleri'ni tamamlayan. Kütükoğlu'nun. Turan GÖKÇE 378 .Mehmed tarafından "Melek" e çevrilmiş olan İbrahim Paşa''ı\m biyografisi ile Tadashi Suzukfnin Kânûnî'nin tayin etmiş üldıığu ilk vezir olan Koca Kasım Paşa'ya dâir tespitleri ihtiva eden yazısına da işaret etmek gerekir.

23-26) alt başlıklı kısımda Fener Patrikhanesi kontrolündeki kilise ve manastırlara bağlı dinî bilgilerin öğretildiği okullann yanı sua yeni okullarnı açılması. 17-35) adlı bölümün "ilk Kıvılcımlar" (s. XTX. Osmanlı döneminde Bulgaristan sahasının Türkleşmesi ve İslâmlaşması. Slavlaşmalan ve daha sonra Osmanlı hâkimiyetine girmeleri. Ülke dahilindeki dinî ve etnik gruplar. 1996. Türklerin Avrupa ve Anadolu'dan çıkarılması düşüncesi oluşturmuştur.s. XIX. Aynı zamanda Bulgar meselesi. "Aydınlanma Dönemi'" (s. yüzyıldan itibaren ise Rus ve Avusturya harpleri sebebiyle bölgenin harap olması. Yazar.s. "deneme mahiyetinde olan bu çalışma" olarak nitelendirdiği bu eserinde Bulgaristan'ın XIX. 11-16) kısmında. Tuna havzasına gelme süreçleri. "Giriş" (s. faktörler sayesinde Bulgarlık bilincinin uyanmaya başlamasına değinilmektedir. eşkıyalık ve yolsuzluk vb. 17-22) alt başlıklı kısmında Fener Patrikhanesi"nin Bulgarları asimile etme siyaseti ve çabalan neticesinde oluşan reaksiyon gibi dinî faktörlerin yanında.Türk Dünvası incelemeleri Dergisi Savı IV. ss. Avrupa'nın da desteğiyle ballıca kâbus ve lelâket haline gelmişlerdir.s. "Şark Meselesinin bir parçası olarak değerlendirmek gerekmektedir. 1835 yılında başlayan eğitim reformu ve okullaşma ile etnik kültüre bağlı eğitimin yaygınlaşma süreci. Kitabevi Yayınlan Nu. Bulgarların ekonomik faaliyetlerinin artması ve Rumların yanında ortakçı konumunda dış ticaret vasıtasıyla ufuklamuiı genişlemesi ile Bulgar zenginler simlinin ortaya çıkması. Osmanlı Devletİ'nden ayrılma sürecini ve Osmanlı Devleti'nİn çöküşünü Bulgaristan örneğinde incelemektedir. Zira "'Şark Meselesi'" Osmanlı Devleti'nİn Avrupalı güçler tarafından parçalanmasını ve imha edilmesini ifade etmekledir. yüzyıl m ikinci yarısında yoğunlaşan bu türden faaliyetler ile Bulgar liili. basını . Bulgar meselesini. Fener Patrikhanesi'nin asimilasyon siyaseti. Osmanlı Devletfni en çok uğraştıran konulardan biri de Bulgar meselesidir ki. yüzyıl boyunca karşılaştığı meseleleri. 26-29) alt başlıklı kısımda evvelce Bulgar dilindeki kitapların azlığı. Osmanlı Eyûlcti'mlen Üçüncü Bulgar Çarlığına. "Bulgar Okulları" (s. 1847'de gazete çıkarılması için Hükümet tarafından izin verilmesiyle Bulgar gazete ve dergilerinin sayısının artması. kitaplan. yüzyıl Osmanlı Devleti için çöküşünün hızlandığı bir dönem olmuştur. çöküşü hızlandıran en önemli sebeplerden birisini teşkil etmiştir. bu sürecin tabiî neticesi olarak Bulgar milliyetçilerinin yetiştirilmesi. Osmanlı Devleti'nİn parçalanma dönemidir.229 s. İstanbul. Bulgarların Türk kökeni. burada yerleşerek devletlerini kurmaları.s. zamanla matbaa sayısının ve basın yayın faaliyetlerinin artması. Tarihî kökeni oldukça eskilere dayanan ve Avrupalılar tarafından bir terim olarak ilk kez 1815 Viyana Kongresrnde kullanılmış olan "Şark Meselesinin özünü.s. Mahir Aydın. Bu cümleden olarak. Bu yüzyıl bir başka ifade ile.379-382. eğitimi. XVIII. 49. zenginler tarafından finanse edilen gençlerin başla Rusya olmak üzere Avrupa'da eğitim görmeleri anlatılmaktadır "'Bulgar Basını" (s. İzmir 2000. Suplar ve Bizanslılar ile olan mücadeleleri. neticede bağımsız Bulgaristan'nı ortaya çıkarılması ile sonuçlanarak Panslaviznr in bir zaferi olmuştur. mahallî idarecilerin yolsuzlukları gibi sebeplerle yaşanan olumsuzluklar ve düzenin bozulması konularına kısaca değinilerek bir giriş yapılmıştır. Türk yönetiminin zayi flaması.

s. "Panslavist Ayaklanma Dönemi" (s. 70-79) alt başlıklı bu kısımda ise milletleşme sürecine girmiş bulunan Bulgarların bağımsız bir kiliseye olan ihtiyaçları ve Hükümet tarafından 11 Mart 1870 tarihinde Bulgar Kilisesi'nin bağımsızlığını ilân eden "Eksarhlık Beraii"mn yayınlanması ile bu ana kadar yaşanmış süreç ve gelişmeler. 56-59) alt başlıklı kısımda Panslavizm siyaseti doğrultusunda seçilmiş Bulgar gençlerinin Ruslar tarafından eğitil meleri yle ortaya çıkan Bulgar komitecilerin faaliyetleri ve uğradıkları başarısızlıkları.s.s.s. 38-42) alt başlıktı kısımda fazla vergi alındığı iddiasıyla 1841 yılında başlamış ve başarısızlıkla neticelenmiş olan Niş Ayaklamnası'ndan bahsedilmektedir. "Niş Ayaklanması" (s.s. gelişimi. "İlk Yapılanma" (s.s. Ayrıca bu yeni düzenin olumsuz yanı olarak.s. 59-65) alt başlıklı kısımda Bulgaristan'daki huzursuzluk ve sıkıntıları bir nebze olsun yatıştırmak ve düzene koymak amacıyla idari anlamda yeni bir düzen olan "Tuna Vilâyeitmn kurulması ve bu vilâyetin Bulgaristan'in ilk çekirdeğini teşkil etmesi konusu anlatılmaktadır.s.. "Yerel Ayaklanmalar Dönemi"' (s. seçilen Bulgar gençlerinin Rus okullarında yetiştirilerek Bulgaristan'a gönderilmeleri ve ardından okullarda Öğretmenlik yaparak bir '''ihtilâl gençliği" yetiştirmek idealiyle misyonerlik faaliyetlerinde bulunmaları ve Rusya'nın eğitim yoluyla "kaleyi içten fethetmesi" konusu üzerinde durulmakladır. 36-49) adlı bolümde isyanların öncelikle yerel idare bozukluklarından kaynaklandığı vurgulanmaktadır. 45-49) alt başlıklı bu kısımda ise zengin toprak ağalanılın Bulgar ahaliye tahakkümü.s. 50-79) adlı bölümün "Tanslavist Ruslar'" (s. arkasında çok güçlü Panslavist bir desteğin bulunduğu son Bulgar isyanı üzerinde durulmaktadır. "Himaye Dönemi" (s. "Toprak Ağalığı" (s. devlet ile halk arasında "gospodar" adı verilen ağalar sınıfının sebep olduğu feodal anarşi ve vergi memurlannm yolsuzlukları konularına değinilmiştir. "Dinî Bağımsızlık'' (s. "Komite Ayaklanması" (s. bu sonuç üzerine dışanda ülke dışında düzenlenen komite faaliyetleri ile bölgede çıkarılacak ayaklanmaların başarılı olamayacağı sonucuna varmaları anlatılmaktadır. "Komiteci Bulgarlar" (s. Panslavistlerin ülküleri doğrultusunda Balkanlarda ve özellikle Bulgaristan coğrafyasındaki faaliyetleri ve Türk idaresinin bütün olup bitenler karşısındaki aciz kalışı hakkında bilgi verilmektedir.s. 50-56) alt başhkh kısmında Panslavizm düşüncesinin ortaya çıkışı. siyasallaşması.s.s. 380 . 80-124) adlı bu bölümde 2 Mayıs 1876 tarihinde çıkarılan ve Nisan Ayaklanması. bu beratla birlikle Bulgar Eksarhrnrn yönetimi altına verilen bölge ile ileride kurulacak Bulgaristan'ın sınırlanılın dinî bakımdan da çizilmiş olduğu gibi konular işlenmektedir. "Bulgar Misyonerleri" (s. 30-35) alt başlıklı bu kısımda ise Rus Panslavistleri'nin yardım ve himayelerinde.Bülent Akyay ile millî bilince sahip bir Bulgar kitlesinin ortaya çıktığı ve bu uyanışın bir Bulgar milletini yarattığı belirtilmektedir. bu idarî nizamın Bulgarlara bir valan bilinci kazandırdığı da belirtilmektedir. diğer bir deyişle sonuç alamamaları ki bu durumda Bulgar halkının da bekledikleri seviyeye henüz ulaşamamış olması ve kendilerine bekledikleri ilgiyi göstermemiş olmalarının yarattığı hayal kırıklığı üzerinde durulmaktadır. 65-70) alt başlıklı kısımda 1868 yılında Bulgar komitecilerinin düzenleyip başım çektiği ayaklanma ve başarısızlığa uğrayışı. "Vidin Ayaklanması" (s. Filibe Ayaklanması veya 1876 Ayaklanması olarak da adlandırılan. 42-45) alt başlıklı kısımda 1849 yılında Bulgarların devlet görevlileri ve Türk ahaliden müşteki olmaları sebebiyle çıkan ve başarısızlıkla biten ayaklanma anlatılmaktadır.

ardından gelen Rusların ültimatomu. Bulgaristan'ın iç siyasetine ait uygulamalar ve hadiseler.mesi: 1885 yılı sonlarında Bulgarların Sırplarla çatışmaları ve nihayet ! Şubat 1886 tarihli antlaşma ile Osmanh Devleti'nin birleşmeyi resmen tanıdığı anlatılmaktadır. İngiltere'nin isteği üzerine istanbul Konferansı "nm tertiplenmesi fakat Bâb-ı Âlî'nin burada alman kararlan reddi ve bunun üzerine Rusya'nın Avrupa nâmuıa cezalandırma savaşına girişmesi konulan incelenmektedir. 1875 Osmanlı malî iflâsının Avrupa'daki olumsuz etkileri.16 Nisan 1879 tarihleri arasında Ruslarca yönetilmesi. Rus elçisi İgnatiyef in Bâb-ı Alî üzerindeki baskıları ve isyan planı gibi konularla ilgili bilgiler verilmektedir. belirlenen tarihten önce isyan başladığından ortak hareket edilemediği ve bu yüzden her bir köyün kendi muhitinde etkinleşme çabalan ve umulandan daha az köyün ayaklanmaya iştiraki. bu meyânda Selanik'teki Saatli Camii hadisesi. Bulgarların katledildiğine dair Avrupa kamuoyu nezdinde aleyhte kampanyalar düzenlenmesi. bu yeni devleti teşkilâtlandırma çalışmaları. "Son Fırtına" (s. komitecilerin geçici bir Bulgar Hükümeti kurması. "Yanın Birleşme" (s. lâkin İngiltere ve Avusturya'nın karşı çıkmasıyla 13 Temmuz 1878'de imzalanmış Berlin Antlaşması ile Doğu Rumeli'nin özerk hale getirilmesi ve burasının 13 Temmuz 1878 . 80-90) alt başlıklı kısımda önceki isyanların tümünün başarısızlığa uğramış bulunması üzerine insiyatifi Pansîavist Rusların üstlenmesi ve Si Petersburg'un yönlendirmeleri.s. il "Panslavist işbirliği" (s. ayaklamnanm plânlanandan 10 gün önce başlaması ve gelişmesi. 107-120) alt başlıklı kısımda bu son ayaklanmanın da başarısızlığa uğramasıyla birlikte Rusya'nın Bulgar meselesini uluslararası platforma çekme ve Osmanh Devleti'ıü bu platformda yalnız bırakma çabalan. meclis kurularak bir anayasa hazırlanması ile meşnıtî Bulgar Prensliği'nin kurulması. fakat İngiltere'nin bu konuda göstermiş olduğu muhalefet. 135-142) alt başlıklı kısımda Doğu Rumeli Vilâyeti'nin kurulması ve teşkilâtlandırılmasına yönelik faaliyetler. 125-177) adlı bölümün "Üç Parçalı Bulgaristan" (s. "Yol Ayrımı" (s. Bulgarların Türklere uyguladıkları mezâlim vb. 125-135) alt başlıklı kısmında. 121-124) alt başlıklı bu kısımda ise 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşi'mn Panslavizm'in zaferi olduğu. Osmanlı Devleti'nin ise Berlin AııÜaşması'nm kendisine tanıdığı müdahale hakkını kullanmayarak bu gelişmeyi kabullen. Şark Meselesİ'ni istediği gibi çözmesi. değişen siyasî dengelerin yarattığı müsait ortam üzerine 18 Eylül 1885 tarihinde Bulgaristan taralından ilhak edilmesi. Ignatyef İn baskılarıyla Türk Hükûmeti'nin bir müdahale için gecikmesinin de Türk ve Bulgar köylüleri karşı karşıya getirdiği belirtilmektedir.s. Rusya'nın Karadağ ve Sırbistan'ı Osmanlı Devleti'ne karşı savaşa sürmesi fakat bu devletlerin yenilmeleri. savaşın fecaati. 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos Antlasmasfnm Panslavizm'in zaferi olduğu. 90-100) alt başlıklı kısımda Türk Hükümeti'nin gelişmeler karşısındaki ilgisiz tutumu ve tedbirlere başvurmayarak adeta savsaklanması. bu arada Rus Büyükelçisi İgnatiyef in asilere zaman kazandırma yolundaki faaliyetleri anlatılmaktadır. "Ya İhtilâl Ya Savaş" (s.s. 100-107) alt başlıklı kısımda Türk Hükûmeti'nin nihayet ayaklamnanm önemini kavrayarak bölgeye asker şevkine başlayarak isyanı bastırma gayretleri ile Balak köyündeki ayaklanmamı! bastırılma örneği üzerinde durulmuş. Berlin Memorandumu"mm hazırlanması.s. 381 ^ . "'Bulgaristan Bulgarlanndır"1 (s.Osmanlı Eyâleti 'tiden Üçüncü Bulgar Çarlığına. Bulgarların uyguladığı vahşet.s.s. "Prenslik Dönemi" (s. geçmiş başarısızlıklardan ders alarak Bulgaristan içinde teşkilâtlanarak hazırlık yapmaları. konulardan bahsedilmektedir.s. neticede İngiltere'nin sözde Bulgar katliamını kabul etmesi. Bulgar ayaklanmasının Türkler aleyhine büyük bir kampanyaya dönüştürülmesi.s. Türk Hükûmeti'nin yetersiz kalması. ülkedeki liberal ve muhafazakâr grupların çekişmeleri üzerinde durulmaktadır.

Bul eni Akyay "Makedonya Ütopyası" (s. 199-204) kısmında yazar kullandığı kaynaklar ve eserleri zikretmiştir. Türk Tarihi ve Balkan araştırmalarına katkıda bulunan tarihçinin gelecek çalışmalarını ilim dünyası beklemektedir. Bulgaristan'ın kendi parasını tedavüle sokması. 1905 sonrası Avusturya ile yakınlaşma. bazı bilgiler. Avusturya ve Rusya'nın müştereken hazırladıkları retonn programı mahiyetindeki Mürzteg Programı hakkında bilgiler verilmektedir. 183-198) kısmında yer alan 1 numaralı ekte 16 Nisan 1879 Bulgar Anayasası. 205-208) adlı bu kısımda yazar çok kısa bir . "Üçüncü Bulgar Çarlığfna" (s.s. 1892 Filibe Sergisi. Berlin Antlaşması ile kurulmuş bul iman Bulgaristan Komiserliği ve faaliyetleri. 4 numaralı ekte ise Bulgar Kilise Beratı'na yer verilmiştir. yüzyılda Bulgaristan sahası üzerinde çalışan ve bu konuda büyük bir bilgi birikimine sahip bulunan yazarın ortaya koyduğu çalışmaları neticesinde Balkan tarihine önemli katkılarda bulunduğu görülmektedir. ancak buranın kozmopolit yapısının durumu zorlaştırması takat kurdukları komitelerle seslerini duyurmaya çalışmaları. "Kaynaklar'1 (s. 5 Ekim 1908'de bağımsızlığın ilânı.şekilde kendi biyografisini verdikten sonra yayınlarının ve bildirilerinin de bir listesini eklemiştir. Bulgaristan hakkında nüfus. 15 Nisan 1909'da Osmanlı Devleti ile Bulgaristan'ın bir antlaşma imzalamasıyla fiilî bağımsızlığın hukuken de tanınmış olması ve III. eğitim. "Ekler" (s. Eser Bulgar halkının milletleşme sürecim açıklamaya ve böylece bağımsız bir Bulgaristan kurulması meselesine genel anlamda bir giriş mahiyeti taşımaktadır. ayrıca bu bölge üzerindeki Yunan ve Sırpların emel ve faaliyetleri ile Rusya ve Avusturya'nın da niyetleri neticesinde meselenin uluslararası boyutu. gazeteler vb. komiteler ve amaçları hakkında bilgiler. haricî ve siyasî faaliyetler.s. siyasî partiler ve politikaları.s. 2 Numaralı ekte 15 Mayıs 1893 Bulgar Anayasası maddeler halinde verilmiş.s. 152-177) alt başlıklı kısnnda ülke dahilindeki siyasî gelişmeler.s. Bülent AKYAY 382 . Türkçe'yi resmiyetten kaldırması. XIX. Kitabuı sonunda ise "İndeks" (s. 142-152) alt başlıklı kısımda Bulgaristan için Doğu Rumeli ile birleşmesinden somu sıranın Ayastefanos ile kazanılıp Berlin ile kaybedilmiş olan Makedonya'ya gelmesi. Osmanlı Devleti'nin durumu sadece protesto etmesi. 3 numaralı ekte 12 Mayıs 1292 tarihli ayaklanma hakkında bir telgrafın metni ve tıpkıbasımı.s. 209-229) ve ardından Burgaz limanı ve Bulgar komiteci ve devlet adamlarını tasvir eden beş adet karakalem resim yer almaktadır. Bulgar Çarlığı'nm ortaya çıkışı konulan üzerinde durulmaktadır. "Mahir Aydın'm Biyografisi" (s.

You're Reading a Free Preview

İndirme