Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Eiıstû

TÜRK DÜNYASI İNCELEMELERİ DERGİSİ IV

ümvefsîtesi Basım* Bornova - İZMİR 2000

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Yayını

TÜRK DÜNYASI İNCELEMELERİ DERGİSİ

iv
Osmanlı Devleti'nin Kuruluşunun 700. Yıldönümüne Armağan
OSMANLI

m

DEVLETl'NİN

7 0 0 . KURULUŞ YIL D Ö N Ü M Ü

Ege Üniversitesi Basımevi Bornova - İzmir 2000

Sahibi: Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü adına Müdür Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN

Yayın Kurulu : Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN Doç. Dr. Zeki KAYMAZ Doç. Dr. Metin EKİCİ Yard. Doç. Dr. Hasan KOKSAL Yard. Doç. Dr. Turan GÖKÇE Yard. Doç. Dr. Alimcarı İNAYET

Yazışma Adresi: Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü 35100 Bornova-İZMİR Telefon ; 0232-3390229 Belgegeçer: 0232-3427496

ISSN 1301-2045

İÇİNDEKİLER Osmanlı Döneminde Türk Mizahı Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil ve Kültür İlişkileri Mehmet SARAY Timur KOCAOĞLU M. Akif ERDOĞRU Mehmet ERSAN Cüneyt KANAT Galip EKEN Adnan GÜRBÜZ Hanlıklar Döneminde Osmanlı Devleti'nin Türkistan Siyaseti Türkistan'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Anadolu'da Aliller ve Ahi Zaviyeleri Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Dununu (XVI. Yüzyıl) Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmaııh-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti'nin Tutumu Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri XV-XVI. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Müslimlerin Durumu: 21 37 57 65 75 17 1 11

Fikret TÜRKMEN Ahmet Bican ERCİLASUN

Turan GÖKÇE Cahit TELCİ Muştala KARAZEYBEK Zekeriya TÜRKMEN

Amasya Örneği 83 XV-XVI. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 91 Canik Mulıassılı Vezir Elhac Ali Paşa'nın 1779 Tarihli Muhalleri Defterleri 159 Kanunî Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman Mustafa Kemal Paşa'ıun Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler Nevruz ve Osmanlı'da Yaşatıldığına Dair Çin Kaynaklarından T'ung Tıen ve Bunun Türk Tarihi Açısından Önemi Makrîzfnin Kitâb Es- Sulûk'undaki Osmanlılar İİe İlgili Kayıtlar 225 257 277 289 301 183

199 209 219

Muzaffer TEPEKAYA Eyüp SARITAŞ Cüneyt KANAT

Turgay UZUN İnci Kuyulu.ERSOY Hasan KOKSAL Narin KÖSE

Osmanlı Devleti1 ndc Milliyetçilik Hareketleri İzmir Saat Kulesi Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği "Pir Sultan ve Hızır Paşa" Hikayesi

Alimcan İNAYET Ali EROL Hıfzı TOZ Mehmet TEMİ2KAN

Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine (1861-1934) Şiire Yansıyan Tarih Hisar Şâirlerinde Tarilı ve Mazi Fikri Alevî- Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleti Çeviriler Göktürklerde Gelenekler ve Dini İnançlar Ki tabi yat Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-1998) Prof. Dr, Cengiz Orhonlu Hatıra Sayısı

319 325 339 349

Eyüp SAR1TAŞ

361

Turan GÖKÇE

.375 379

Bülent AKYAY

Mahir AYDIN, Osmanlı Eyâleti 'm/en Üçüncü Bulgar Çarlığına

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss, 1-10.

OSMANLİ DÖNEMİNDE TÜRK MİZAHI

Fikrel TÜRKMEN* Gülme, yüzyıllarca insanoğlunun en önemli davranış biçimlerinden birisi olmuştur. Filozoflar, psikologlar, biyologlar, sosyologlar ve lıalk bilimciler bu konu üzerinde durmuşlar, gülmenin sebeplerim, sosyal ve psikolojik fonksiyonlarını ve toplumların sosyal yapılarındaki rollerini açıklamaya çalışmışlardır. Gülme konusunda. Batı'da antik dönemden günümüze kadar çeşitli teoriler ileri sürülmüş ve bu teorilerle gülmenin analizi ve sınıflaması yapılmaya çalışılmıştır'. Bu teorileri genel olarak üç grupla toplamak mümkündür. Bunlar; "'Üstünlük", "'Zıtlık'1 ve "Rahatlama" teorileridir. Genel özellikleri itibariyle, bu teorilerin her biri gülmenin tek bir yönüne veya özelliğine dikkat çekmektedir. Bu üç teorinin birleştikleri nokta ise gülmenin hayatî bir öneme sahip olmasıdır. Bunu "gülen yaşar" şeklinde sloganlaştırmak mümkündür. Monro. bu teorileri inceledikten sonra gülmenin sebeplerini dokuz başlık altında toplamıştır. Bu dokuz başlık da kendi içinde iki ana grupta toplanır. Bunlar; "Mizah" ve "4Ni1kte"dir. Türkçe'de mizah, ntikle, fıkra, gülme gibi terimler günlük hayatımızda aynı anlamda kullanılmakla birlikte, araştırmacılar bunların aynı anlamda olmayıp birbirinden farklı olduğunu haklı olarak belirtmektedir. Monro'ya göre; Mizah ve nüktenin tanımlarını kısaca şu şekilde yapmak mümkündür; "Mizah" kendi içinde gülünçlüğü tarif eden, olayın içinde sanki kazara olan bir şeye bağlı komik durumdur. "Nükte" ise7 iki durum arasında kıyaslama yaparak, bu kıyaslamada sanatkârâııe ve hayal gücünü birleştirmek suretiyle yaratılan yeni bir 3 durumdur . Osmanlı dönemi mizahı anlayışının ve mizah tiplerinin sağlam bir zemine oturtulup incelenebilmesi için yukarıda sözünü ettiğimiz mizah teorilerine ve bu Teorilerin tasnif ettiği gülme çeşitlerine ve özelliklerine göz atmak gerekmektedir. Prof. Dr., E. Ü. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü. Beıiyne,- D. E. Laughler, Hıtmor and Play: Hcmdbook of Sacla! Physchofagy. Ed. LindrayAronson. Toronto: Univeristy of Toronto, 1968. Gülme teorileri hakkında bu kitapla uldııkça geniş bilgi bulunmakta olup. kitabın Türkçe çevirisi yakında yayımlanacaktır. Monro. D. H. Argumenl of Lcıughter. Malbournc: Malbourne Unîversity Press. 1951. Türkmen, Fikret. "Nasreddin Hoca Fıkralarında Söz ve Hareket Komiği, Hocaya Ait Fıkraların Ayırt Edilmesi İçin Bir Metod Denemesi1', /. Milletler Arası Nasreddin Hoca Sempozyumu Bildirilen, Ankara, 1990, ss. 361-369.

1

2 3

Fikret Türk/neti Böylece. Osmanlı ıııizahındaki tiplerin hangi özellikleri ile yaşadıklarını daha sağlıklı olarak açıklamak mümkün olacaktır. Yukarıda sözü edilen gülme teorilerinden "Üstünlük Teorisi", Aristo'nun "Poetika" adlı eserinden günümüze kadar çeşitli bilim adanılan tarafından işlenmiş ve geliştirilmiştir. Bu teorinin temelinde "bazılarının veya kendimizin daha önceki halimizle, o andaki halimizi kıyasladığımızda kendimizi daha üstün görmemizden doğan bir duygu" olduğu görüşü vardır. Sözgelimi, yolda giderken birinin düştüğünü gördüğümüzdeki gülmemiz, bizim o duruma düşmediğimizin sevincidir. Bu durum feri ve toplum hayatında çok yaygın olan gülme durumlarını açıklayabilir4. Bir başka teori ise, "Zıtlık" yahut "Uyumsuzluk Teorisi'" adıyla anılmakta olup. Kant, Schopenhauer ve Spencer gibi büyük filozofların da içinde bulunduğu "Endişeli bîr bekleyişin aniden hiçe dönüşmesi" (Kant), "S/r nesne ile o nesnenin değerini değiştiren soyut kavram arasındaki münasebetsiz durum" (Schopenhauer) veyahut ''Birleşik uyumsuzluğa karşı normal reaksiyon" (WiIImaun). olarak özetlenen bu görüşlere göre, birbirlerine zıt veya birbirleriyle ilgisiz iki fikrin birleşmesi "gülmeyi1' doğurmaktadır. Gülmeyle ilgili üçüncü teori ise, "Rahatlama Teori"sîdir. Descartes, üstünlük ve zıtlık teorileri için ""telılike"ııiıı birden bire ortadan kalkmasıyla duyulan "haz"m önemi yerine "kötülüğe karşı kayıtsız olduğumuzda veya ondan zarar gelmeyeceğini anladığımızda meydana gelen sevinç' olarak gülmeyi tarif etmekledir. Gülmeyi, "Bir mücadeleden galip çıkma, düşmanın etkisizliğinin farkına varına, dil ve da\'ramş üzerindeki sosyal baskıdan kurtulmanın yarattığı rahatlık" olarak tarif eden bilim adanılan da bu teorinin taraftarları olmuşlardır. Bütün bu belli başlı teorilerden kısmî farklılıklarla birlikte esasta bu teorilerden birine yakın olan daha pek çok görüş gülmeyi açıklamaya çalışmıştır. Mesela; Freııd'un Psiko-Analitik teorisi gibi. Bu görüşler gülme için sosyal fonksiyonu ferdi farklılıklar (zekâ; cinsiyet. milliyet gibi) kollektif motivasyon, coğrafi çevre, kültürel farklılıklar ve bunun gibi unsurlara dikkat çekmiş, sonunda yeni bazı görüşler de ileri sürülmüş ve şöyle bir çizelge ortaya konmuştur/1.

Türkmen, Fikrci; "Mizahta Üstünlük Teorisi ve Ntısreddin Hoca Fıkraları", Nasreddin Hoca Latifelerinin Şerhi (Burhaniye Tercümesi), İzmir: Akademi Kitabeyi. 1999, s. 21-28. Gregory, İ.C.; TheNature ofLaughter, London, 1924'den F. Türkmen, a.g.e. s. 13. Fowler Çizelgesi, Hazırlayan: Prof. Dr. Fikret Türkmen, Nasreddin Hoca Latifelerinin Şerhi (Burhaniye Tercümesi)., İzmir: Akademi Kitabevi, 1999, s. 20.

coğrafya vb. Mesela. tür ve şekil yine aynı ihtiyaçlar (dil. dalıa sonra halk hikâyesi şeklinde. Hüsrev ü Şirin mesnevisi alınmış Hüsrev. . sosyal yapı. otanlik Türk kültürü ile İslâmiyet ve Hıristiyanlığın. Osmanlı dönemi mizahını incelerken bunları dikkate almak zorundayız. Ferhat yapılmış (Ali Şir Nevaî). Anadolu halk kültürünü incelerken karmaşık bir yapıyla karşılaşırız. Halk kültürünün bütün alanlarında bu kannaşık yapı dikkati çeker. metot ve kullandıkları araç ile dinleyicileri farklıdır.) sebebiyle yeniden işlenerek millîleşlirilmiş ve yeniden yorumlanmıştır.u Keşfetme Aydınlatma Düzeltme Izdırap Verme itibarı Zedeleme Kendi Çevresine Has Olma Kendini Kanıtlama Kendini Rahatlatma tllÜ. İranlı bir meslektaşını bir kongre sırasında ''Milliyeti bilinmeyen bir şairin eserlerine bakınız. Arap ve Fars kültüründen İslâmî değerler olarak aldığnnız pek çok konu. Anadolu Türk kültürü ödünç aldığı bir konuyu kendi bünyesine uydurmuş ve kendi ihtiyacına uygun olarak kendi geleneğim yaratmıştır. O halde biz ister yeni metotları isterse eski metotları kullanalım.111 l flUidl i junpaük Kelime ve Fikirler Ahlak ve Davranış Hata ve Zaaflar Kötü Muamele Gerçeklerin Söylenmesi Ahlak Düşmanlık Sürpriz Vurgulayarak Etkileme Tersine Çevirme Doğrudan Söyleme Efsaneleştirme Zeki Kendinden Emin Kurban ve Seyirciler Halk Daha Dar Bir Çevre Saygıdeğer Kendisi istihza Alay Açık Seçik Ortaya Koyma Kötümser Bu çizelge incelendiğinde görülecektir ki bütün dünyada gülme konusu olan olaylar sekiz başlık altında toplanmakta ve bu başlıklar altındaki olayların motif ve amaçlan. eski Anadolu kültürlerinin harman olduğunu görürüz. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yaşayan veya yaratılan fıkra tiplerinde doğu ile batının. halkm ihtiyaçları doğrultusunda yeni bir şekil olarak ortaya konmuştur. Bu yapının temel taşlanın iyi oturtamazsak kuracağımız binanın sağlam olduğundan emin olamayız.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı Çeşît Mızalı Nükte Hiciv Acı Şaka Tahkir İroni ] Moltf \t \m. alanları. Bunun yüzlerce Örneği vardır.

Yeniçeri. dinî ve ahlakî mahiyetteki sözlere 11. benimsenen mizahı kastediyoruz. İslâmiyet'ten önceki Türk toplumunda kissalı. İstanbul: İş Bankası Yayınlan. İzmir: Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi I. Andavallı gibi imparatorluğun aynası olan büyük şehir ve taşra tipleri de bulunmaktadır. Bu mizah içinde Nasreddin Hoca gibi geçmişi de toplayıp gelen cihanşümul bir şöhret ile Bekri Mustafa. Fikret: "Anadolu Mizahında Bazı İran ve Arap Kökenli Mizah Tipleri". Yılımla Türk Mizahı ve Hicvi. Ferit. Noel Baba veya Ezop kültürünün izlerini ne Sabaz'm ne de Dioııyson'un tesirlerini Anadolu mizalıında orijinal haliyle bulabiliriz.g. Dış etkilere verdiğimiz ortak tepkilerimizin hikmet kaideleridir. yüzyılda Divanü Lugati't Türk'te "kiilüt" veya "küğ" dendiğini s 9 Türkmen. kıssaların. Softa. Karadenizli. Bizim fıkralarımızda yukarıdaki Fovvler çizelgesinde gösterilen bütün özellikler mevcuttur. İki dille yazmışsa İranlı (Fars)dir. 1-7. Zira. Ayrıca bunlar sadece gülme ihtiyacımızı karşılamazlar. kadı. Büyükler küçüklere öğüt vermek. bizim kanımız oluyorsa halk da aldığı her şeyi kendi vücuduna uydurup Türkleştiriyor8. Cumhuriyetin 75. Anadolu'daki bağ bozumu şenlikleri veya ürün kaldırma eğlenceleri yerlerini Sclçuklırmm koç katma ve mesir eğlenceleri almıştır'. subaşı. onlar nasıl vücudumuzda bizim kasımız. ss. aslında Anadolu'dan bütün imparatorluk coğrafyasına yayılan ve oralarda kabul gören. Geniş bilgi için bkz. . İncili Çavuş. 1996. çingene. Bu konuda yazılan eser ve makalelerin mahiyeti de bu görüşe uygundur. Anadolu mizahı dışarıdan aldığı tesirleri kendi kazanında eritmiş ve yem bir senteze ulaşımşür. Fıkraların günlük hayal içindeki rolü hakkında bazı lelmihler o kadar açıktır ki fıkranın tamamı bile anlatılmaz. atasözlerinin bazen de masalların ışığı altında göstermek isterler. acem gibi tipler sadrazam. Osmanlı dönemi mizahı derken. Aynen beslenmemizde eti. sütü. a. Fikret Türkmen. Üç dille eser vermişse o Türk'tür" demişti7. Bunlar topluma yol gösteren bir ışık durumundadır.m. Bunların içinde antik Anadolu kültürünü ve mizahım hatırlatan mesela.Fikre! Türkmen eğer tek dille yazmışsa o Arap'tır. göçmen. Kimse bunların Fars'dan veya Arap'tan alındığını düşünemez bile. Hatta buıılann dışında mahallî tipler olan yörük. imparatorluğun yapısını paralel esasları değerlendirerek mümkün olabilir. Zaten dikkat edilirse halk arasında bu tip yüzlerce deyim vardır. Öngören. Bektaşî. Osmanlı mizahını sınıflandırmak. meyveyi yiyoruz. asker gibi meslekî tipler bu mizahın birer parçalandrrlar. Böylece yukarıda söylediğimiz gibi. bu fıkralar bizim dünya görüşümüzün nirengi taşlarıdır. "Hoca'nın ye kürküm ye demesi" gibi veya "Temel'in uçması" gibi demek yeterlidir. onları kendi görgü ve tecrübelerinden faydalandırmak istedikleri zaman tutulacak veya tutulmayacak yolları fıkraların. Aydın zümrede alman konu dil olarak hem Arapça hem Farsça hem de Türkçe yazılırken lıalk kültürü aldığı tesiri kendi vücuduna uygun hale getirir.

Daha sonraki yüzyıllarda fıkra teriminin de kullanılmaya başlandığı görülmekledir. çeşitli meslekleri konu alan fıkra tipleri.e. yukarıda da belirttiğimiz gibi. hepsinin lonca kanalıyla bir tarikata bağlanması mümkün değildir. 19. Hoca'mn bir devrin değil bütün devirlerin tipi olduğunu göstermek ister. Osmanlı mizahında hem sözlü hem de yazılı gelenek birlikte gelişmiştir. ss. nükte. 17. Cumhuriyetimizin 75. Böylece. yüzyılda Nef î'nin "Siham-ı Kaza"sı. yüzyıldan itibaren Batı tesiri ile giren tiyatro. halk arasında gülünç olan nesne" şeklinde bir ifade kullandığını biliyoruz10. 111 11 12 Divaııü Lügati" l-Türk. İmparatorluğun coğrafyasındaki bütün mizah türleri Osmanlı mizahının birer unsuru olmuştur. sihirbazlar vb. 16. a. 1976. Karagöz.) bu mizahın diğer unsurları olmuşlardır. Ancak. yüzyılda letâif sözünün yam sıra "fıkarât" kelimesinin de kullanıldığı ve böylece "fıkra" teriminin yerleşmeye başladığı görülür. Öııgöroıı. 19. Mizahta ders verme. 15. Orta Oyunu. şiir. 1-28.g.Osmanlı Dönenimde Türk Mizahı ve bu türü tarif ederken "halk arasında ortaya çıkıp insanları güldüren şey. Kendi çevresinde kalmış nice mahallî fıkra tipleri. Herkesin başına gelebilecek yüzlerce olay fıkralara konu olabilmektedir. Dr. Sözlü geleneğin en önemli mizah tipi olan Nasreddin Hoca Selçuklu dönenimde yaşamasına rağmen (1208-1284). İslâmiyet'ten sonra mizahı anlatırken kıssa. Cill 1. bölge tipleri vb. Ferit Öngören. s. Türk Edebiyatında Bektaşî Tipine Bağlı Fıkralar (hscdeme-Metm)• Ankara. şiirden fıkraya uzanan ve hiçbir lonca ile ilişkisi olmayan çok zengin halk mizahı da Osmanlı mizahıdır. Lamiî Çelebi'nin "Lelâifnâıne"si bu tür eserlerden ilk akla gelenlerdir11. latife vb. "Osmanlı mizahı bir ortaçağ mizahıdır ve bütün ortaçağ ilgileri gibi. Dursun Yıldırım. halta sinema mizah çeşitleri sayılan türlerdir. Osmanlı mizahının içinde. Osmanlı mizahı elbette bu latifelerden ibaret değildir. terimler kullanılmış ve Özellikle latife. 357. Prof. Geniş bilgi için bkz. mizah. Osmanlı dönemine kişileri ve cemiyetteki aksayan yönleri hiciv yoluyla eleştiren. Meddah gibi şaline oyunları ile harekete bağlı komiklikler yapan çeşitli meslekler (kuklacılar. yüzyılda Timur'un karşısına çıkarır. Örnek olarak sadece Karagöz'ü ve Bektaşî fıkralarım alırsanız. Karagöz. Bunlar içinde ilk akla gelenler şunlardır. birini Nakşibendîliğe diğerini Bektaşîliğe bağlar ve haklı çıkarsınız. sayısız tipleri lonca ve tarikata bağlamak doğru olmaz. ss. yüzyılda Fuzulî'nin "Şikayelname"si. Bunların Osmanlı döneminde olması da mümkündür. . Yılında Türk Mizahı ve Hicvi adlı eserinde. eğlence ve hoşgörü gibi fonksiyonlar sürekli yeni türlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. bir takım lonca Örgütlenmeleri içinde gelişmiştir"12 demektedir. Ferit. çoğu zaman sembolik bir anlatım tarzıyla yazılmış mesneviler de vardır. yüzyılda Şcyhî'nin "Harname"si. halk onu Osmanlı dönemine taşır ve 15. 39-71. karikatür. Mevlâna'mn "Mesnevi"si. Orta Oyunu ve Meddah gibi halk temaşasının lemel tipleri de Osmanlı mizahının değişmez tipleridir. fıkra karşılığında olmak üzere yaygınlık kazanmıştır. Gülşehrî'nin "Manükıfl Tayr"ı.

Faik Reşad. a. Tannmn bir aksakal Türkmen gibi tasavvurunda. e. hurafeler. b. cahil din adanılan ve haksızlıkla mücadelede ilahî hoşgörünün sınırlan zorlanarak Tanrı : ya sonılur. Tarikatlarca şartlandırılan ve güdülen bir mizahtır. Osmanlı mizahı olarak ele alınmış ve yeni türler ve yeni şartlarla nasıl geliştiği anlatılmıştır14. Özellikle İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerden uzakta. yine aynı yazarın incelemesinde. Ferit. imam. dinî şahsiyetlerle ilgili olaylar bu fıkralar alabildiğine bir hoşgörüyle hicvedilir. Osmanlı mizalu sözlü bir mizahtır. evliya. rüşvetçi idareciler bu fıkra tiplerini karşılarında bulurlar. I d. Bu tür fıkralarda halk kendisini lemsilen bir tip çıkarır. karşılaştığımız insan-Tanrı ilişkisi karşımıza çıkar. a. Ancak. 59. . Peygamberden salıte dervişe kadar uzanan geniş bir yelpazede yer alan şeyhmürîd. Burada bir isyandan çok Dede Korkut'taki Deli Dmnnü'da. 60-68. Allah'a sığınma. Osmanlı mizahının hep İstanbul yaratmaları olarak kalması görüşü de tam doğru sayılmaz13. ilâhî yönde değil. Allah'la samimi O'mm sonsuz rahmetine ve hoşgörüsüne sığınma vardır. hoca. Fıkraların bir bölümünde idareciyle halk karşı karşıya gelirler.e. bir de kendi kuluna" diyen fıkrada tenkid. Faik Reşad'm "Külliyal-ı Lelâif adlı eserinde. Türk fıkralarının tamamına yakın büyük bir kısmında olaylar gerçek hayat sahnelerinden alınmıştır veya gerçekleşebilir niteliktedir. Ferit. Anadolu'da ortaya çıkan yüzlerce tip bu görüşü çürütür. Osmanlı dönemindeki bu tipleri otuz bir kadar fasıl diye söylemesine rağmen bir zeyl olmak üzere 27 gruba ayırmıştır15.Fikret Tiirbnen ' F. Osmanlı imzalımda açık saçıldık anılmaya değer bir özelliktir şeklinde maddeleştirmek anlaşılmayı kolaylaştıracaktır. Espri tek olay üzerinde kurulmuştur. Ahmet Özalp). 1995. İstanbul: Kitabevi. Öngören. bunlar mantık silsilesi 13 14 15 Öngören. adaletsiz. Durgun ve değişmez bir yapıya sahiptir. bu tiplerin hem sınıflandırılması yapılmış hem de güzel örnekler verilmiştir. Külliyat-! Leîâif. Öngören. çözümü O'na havale etme gibi bir kurtuluş yolu bulur. dinî yasaklar. Osmanlı Mizahı bölümünde Karagöz ve Orta Oyunu'mı esas alarak. a. Bu tür mizahta insan zorbalık karşısındaki çaresizliğine. beşerin ölçüsüzlüğündedir. şöyle genel bir sıralama yapabiliriz: İslâmî tesirle oluşan fıkralarda.g. Osmanlı mizahı çifte kültüre dayalıdır. Zaman zaman tek konu yerine katmerli diyebileceğimiz espri zinciri birden fazla halkalı olabilir.g. s. Bütün devirlerde Osmanlı mizahında görülen temci özelliklerini ve tiplerini inceleyecek olursak. Genel olarak tek konuludur.e. aluınd vb. c. s. •'Bir hidivin kullarına bak. Meşrutiyet mizahı. Osmanlı mizahının temel özelliklerim. Faik Reşad. (Haz.

Çok bereketli bir yer"' der. Kısa bir sürede epeyce balık yakalarlar. Faik Reşad'm Gencine-i Letaif (1882). Temel. Halk ne kadar zaman geçerse geçsin O'nu yanından ayırmaz. öğleyin aynı kayığı kiralayacağımızı nereden biliyorsun?" der. Osmanlıca dediğimiz aydın dilinin yerine halk dilinin tercih edilmesi. Müdhike.. Fıkra burada bitecek sanılırken. Osmanlıdan evvel ise de Nasreddin Hoca'ya atfedilen fıkraların bu döneme de damgasını vurduğu inkar edilemez bir gerçektir. Dursun "Koydum. yaşadıkları kesin olarak bilinen kişilerin yarattığı fıkra tipleri de Osmanlı mizahının unsurlarıdır. Constantinople. Bunların çoğu da 19. N. Ahmet Özalp. Bu genel fıkralar dışında. KiilliyâN Letaif İstanbul 1995. halk dili ile olması hatta en ince ve en anlamlı kelimelerle anlatılması. Muntahabat-ı Letaif.e. 'Temel ile Dursun Trabzon'dan Rize'ye giderler. Kısa ve yoğun anlatım tarzının. koydum. Her ne kadar yaşadığı dönem. Yıldırım. kısaca yaşayan Türkçe'nin kullanılması mizahın en önde gelen özelliğidir. Bir süre sonra kıyıya yanaşırlar. yüzyılda İstanbul'daki Cavlak Tevfik ve Faik Reşad'm derlemeleri17 bunlar arasında en önde gelenlerdir. yüzyılın ikinci yarısı ile Cumhuriyet döneminde yapılan çalışmalardır. Bu damga bazen onun tesiriyle. Karadeniz fıkralarında bu lip olanlara daha sık rastlanır. Hatla bazı yerli şivelerin fıkralar içinde kullanılması dilimizi canlı kılan ve zenginleştiren önemli bir unsur olmuştur16. havanın da güzelliğinden istifade ederek bir kayık kiralayıp balık tutmaya karar verirler. Dursun'a "Buraya işaret koy da öğleden sonra yine gelelim. 19. Bu ve benzeri fıkralar Osmanlı döneminde de vardır. sakızımı kayığın kenarına yapıştırdım" der. Apıkyan. bitmez ve "Sen her zaman böyle yapıyorsun. Bu dönemde Osmanlı toprağı üzerinde mesela Kırım'da Ahmet Akay gibi mahallî tipler ile bazı İran ve Arap tipler de sayılabilir. Yeniden düzenlenmiş şekli. Osmanlı döneminin diğer önemli tipleri İncili Çavuş ve Bekri Mustafa'dır. '. Temel Dursun'a söylediği yere işaret koyup koymadığını sorduğunda. yeni tiplerin ortaya çıkmasıyla. Azınlıklar içinde de özellikle Ermenilerin bu konudaki hizmetleri önemlidir1*. Mecnnıa-ı Letaif (1315) ve Külliyât-! Letaif (1910). Osmanlı dönemindeki fıkralar üzerinde yapılan çalışmaların sayısı fazla değildir. Mihran. Osmanlı dönemi mizah edebiyatının en Önemli özelliğinin dil olduğu kanısındayım. İşleri uzar. Navâthm'l Letaif adlan ile) 7 . İstanbul Kütüphanesi'ndeki Muhtelif Yazmalar. Kayıkla 100-150 metre açılıp. Gerektiğinde trene bile bindirir. 1884. Dursun. Çaylak Tevfikan Letaif-i Muntahabe (Tarihsiz). Letaif-i Asar. (Lelaif. Haz. Bu yüzden Hoca her devrin tipidir. Ayrıca yazarları bilinen ve bilinmeyen pek çok Letaif mecmuası bu dönemin mizah anlayışını yansıtırlar19. 9-10. CLg. ss. çoğu zaman da bizzat kendi fıkralarının yaşamasıyla kendim gösterir.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı ve dinleyicilerin eğilimi doğrultusunda sonradan eklenmiş izlenimini verir. oltalarını denize atarlar.

O. softaların kendi inanış ve menfaatlerine uygun yarattıkları hoşgörüsüz bir zihniyete karşı mücadele eder. Bu iki tip. Din bu fıkralarda ancak bir vesiledir24. İnsan-Tanrı ilişkisini efendi-kul ilişkisi gibi değil. yobazlığa karşıdır. inandığı Allah'a değildir. s. 1983. En Güzel Bekri Khıstafu-hıcili Çavuş Fıkraları.Fikret Tilrkmen İncili Çavuş gerçekten yaşamış. Aslında bu zümrenin. Osmanlı İmparaioıiıığumnı Yükseliş ve Çöküş Tarihi. yani Bektaşî demlen zümrenin içine bütün Anadolu girer. D. Bektaşî fıkralarında. s. Karşısındakinin hazımsızlığım. Bekri Mustafa ise. Murat döneminde yaşamış. I. Balkan ülkelerinde de meşhur olmuştur22. asıl adı Mustafa Çavuş olan bir tiptir. •'Baktfışilık ve Bektaşî Fıkraları Üzerine Birkaç Söz". . Murat ve Bekri Mustafa" adlı manzumesi bu görüşü kuvveti endi rmekted ir. 1983. yani İncili Çavuş ve Bekri Mustafa. 24 Boratav.. Murat'ın içki yasağına karşı gelmesiyle tanınmış. Bektaşî fıkralarında öfke ve saldırı yerine inanılmaz derecede sadelik ve hoşgörü vardır. O'nun buyruklarım yerine getirmeye çalışan.. İstanbul. Hicrî 1042 de (1632-33) ölmüş ve 20 Edirnekapı mezarlığına gömülmüştür . Sünnî Müslümanlardan farklı bir dünya görüşü ve yaşayışım benimseyen zümrenin sözcüsü olmuştur. O'nun tenkidleri gerçek bildiği. 24. Dursun: a. "Bektaşî Dedikleri". dönemin temsilcisi olmuştur. Özellikle Şeriat ehlinin şekilci ve taklitçi tutumuna karşı çıkar. Osmanlı dönenimin yasaklarına karşı çıkan ve daha çok günlük hayatın konularım işleyen tiplerdir. Fıkralarının tamamı saray ve saray çevresine ait insanlarla ilgilidir. Tek Bıyık gibi adlarla onma girmiş ve oyunun sonunu tatlıya bağlamıştır. Saray çevresini iyi bildiği ve padişah yakını olduğu da bilindiği için. IV. Karagöz ve Orta Oyumf nda Bekri Mustafa. Bektaşî. içkiye düşkünlüğü ve hazır cevaplılığı ile tanınan bir tiptir. Bektaşî tipi fıkralarda her zaman üste çıkar. Eîkz. Doğum ve ölüm tarihinin ve yerinin değişik gösterilmesi. fıkranın senaryosu dinî görünür. anlayışsızlığını ve çiğliğini hafifçe uyararak alaya aldığı için kullandığı metod sürekli bir başarılı sonuç verir. samimî ve saf bir şekilde birbirlerine nazı geçen iki dost gibi yorumlar23. Pertev Naili.. Bektaşilik kavramına saf Anadolu insanının tamamım 20 Yıldırım. Pertev Naili. Allah'a inanan. Sabri.g. Orada Sünnî-Alevî ayrımı görülmez. İnce bir espri anlayışına sahiptir. Hatta. "ı Koz. 11. ancak asıl anlatılmak islenen konu dünyevîdir. İçkiye düşkünlüğünden dolayı "Bekri11 lakabını aldığı ve genç yaşında öldüğü bilinmektedir.g. ss. Ahmet (1603-1617) döneminde yaşadığı ve İran'a giden bir elçilik heyetinde yer aldığı ve : padişaha musahiplik yaptığı bilinmektedir. İstanbul. O'nun karşı çıktığı ya da öyle görünen yüzü softalığa. her devir ve her çevrenin onu kendilerinden biri kabul etmesi ve sahiplenmesiyle ilgilidir21.e. Matiz. 198ü ile Vasile Aleksaııdri'nin (1821-1890) "Sultan Gazi IV. "Baktâşİlik ve Bektaşî Fıkraları " s. İstanbul. Metin EloğluOğuz Tansel. a. halk saray çevresine ait tenkid ve düşüncelerini ona soy 1 etmiştir. Bektaşî tipi ise Osmanlı döneminin dinî inançları dolayısıyla. 73-75. (önsöz). 23 Boratav. Çok yaygın bir şöhret kazanmış. Tuzsuz Deli Bekir.e. Bu yüzden. Hançeri i Hanım Hikayesi'nde yine Bekri Mustafa adıyla oyuna dahil olmuştur. Şöhreti Osmanlı toprağının bir çok yerine ulaşmış. ~ Kantemir. Sabri Koz. 9. Yaşadığı yıllarda bile IV. kanun ve kurallara fazla önem vermeyen.

Oyuncular her zaman ve her yerde rastlanan insanlardır.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı sokmak. Ahmet Akay Kırım. musahip vb. "Folklorda Sahnede ve Resimde Türk". Yeni Türkiye. Aldar Köse'nin fıkralarından bazıları Bektaşî'ye veya mahallî bir tipe ait fıkralar. Dar bir çevrede bilinen Kayserili. vezir. Nasreddin Hoca'ya mal edilebilmekte bazen de bunun tersi olmakladır. Aldar Köse gibi. haksızlıklar. Yahudi ve Ermeni tipleridir. Kemine gibi. Esat. imparatorluğun coğrafyasında yaşayan etnik ve dinî bakımdan farklı olan çeşitli grupların yarattığı tiplerdir. Erzurumlu. Yeniçerilerin. tiplerle ilgili fıkralar Osmanlı mizahının zenginliğini teşkil ederler. Sipahilerin. Ebu Nuvas ve Behltil Dânâ (Behlül Dânende) önde gelen ve Anadolu halk fıkralarıyla karışan önemli tiplerdir. konu ise hayatın kendisidir. yörük. tipler bu gruba dahildir. Osmanlı mizahı içinde sadece Anadolu'da yaratılan tipler bulunmaz. kumandanların birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerini konu alan fıkralar da oldukça fazladır. Ahmet Akay ve Esenpolat gibi çeşitli Türk boylarına ait tipler de girer. Balı'dan çevrilen pek çok fıkra da Osmanlı mizahı içinde yerini almıştır. Yine Osmanlı toplumunda çok önemli bir yeri olan ordu ile ilgili pek çok latife bulunmaktadır. kişilere ait yüzlerce latife bulunmakladır. 1959. Osmanlı mizahında halk mizahının yanı sıra padişah. Fıkralarda olmayacak. Mesela. Yabancı kaynaklı tipler içinde İran. Azınlık tipleri ise. Bunların kahramanlarının isimleri bellidir. özellikle Anadolu'da. İstanbul. En yaygın olanları Rum. Görüldüğü gibi çok zengin bir dünyayı yansıtan Osmanlı mizalıında insan kusurları. Yani unutulan kahramanın bütün özelliklerinin parlayan kahramana yüklenmesidir. akim almayacağı bir olağan dişilik yoktur. İmparatorluğun son dönemlerinde. vali. adaletsizlikler ince bir zekâ ve sade bir üslupla hicvedilir. Osmanlı fıkralarında keskin bir Türkmen. "Anadolu Mizahında Bazı İran ve Arap ". Oflu vb. cemiyet eğriliklerinin teşhirinde son perde inerken. neticeyi hülâsa 26 etmeye yarar" . Araplardan Çuha. Siyavuşgil. geniş bir yayılma imkanı bulmuştur 1 . Bunların dışında aklı hastalan. Fikret. sosyal çarpıklıklar. Çcmişgczekli. Aldar Köse Doğu Türklerinin ortak tipleridir. şair. Bu (ipler içinde Kemine ve Esenpolat Türkmen. 383 vtİ. Sabri Esat Siyavuşgirin söylediği gibi. s. Sahneye çıkanlar halkın kendisinden. cimri. S. 1-7. Bu fıkra tiplerinin ortak Özellikleri epik kanunlara tabî olmalarıdır. Yine bir başka fıkra grubunu Mahallî Tipler oluşturur. özellikle Batı ile ilişkilerin iyice geliştiği dönemde. sakat vb. Bunlardan bir kısmı aynen çevrilmiş bir kısmı da Türk toplumuna uyarlanmıştır. mevlevî. kadı. köylü. ss. ancak aslında tuhaf olan beşerî zaaflarla. Dekor son derece doğaldır. . hasta. Bekri Mustafa'yı. Arap kökenli mizah tipleri de Osmanlı coğrafyasında. onlara atfedilen fıkralarda Nasreddin Hoca'yı. "Söz. hatta günümüzde çok yaygın olan Karadeniz fıkralarım görmemek mümkün değildir.

dcn vazgeçtik. karşısında Bektaşi'yi bulur. yaşayışı ve zihniyeti birbirinden çok farklı tebâ. Böyle olmasaydı. Her millet bu mozayik içinde yerini alır. Ancak bu yazının çerçevesi çok genişleyecekti. onun hoşgörüsünün en çok akis bulduğu mizahım ele almak uzun ve yorucu bir çalışma gerektirmektedir. Kaideci softa. Hayat sahnesinde bu türlerin hepsi fonksiyonlarım ifa ederler. şüpheci bir tavır takınmaya zorlar. bir davranış ülküsünün sembolü olurlar. Osmanlı fıkralarından örnekler vermeyi de düşündük. Ancak çıkacak sonucun bu yorgunluğa fazlasıyla değeceği de kesindir. karakteri. Bu mizahın içinde masaldan tiyatroya uzanan çeşitli türler karşımıza çıkar. Osmanlı potası bu tiplerin hepsim incitmeden. sonsuz bir hoşgörüyle yan yana yaşatmayı başarmıştır. Sonuç olarak. 10 . kadılara velhasıl bütün iktidar sahiplerine yönelir. vezirlere. Bu yüzden okuyucunun bu metinleri dipnotlarda gösterdiğimiz bibliyografyadaki kaynaklardan veya her hangi bir latife kitabından okumasının daha uygun olacağı görüşüyle bu fikrimi/.Fikret TttrKfhm realite duygusu. kaideler ve kesin lavırlar ile yasaklar karşısında. İstanbul'da konuşması. tek bir meddahın ağzından nasıl dile gelirdi? Meddah. Ancak. aklın kolayca kullanabileceği sonuca varma meyli. kendi kimliğini kaybedip bu dünya görüşünün. salısında. Ancak burada fıkra şalisi. Aynı durum padişahlara. Osmanlı'yı temsil etmiyor mu? Osmanlı'yı bir de bu yönüyle yeniden incelemek. Osmanlı mizahında imparatorluk özelliklerinden biri olan renkli bir mozayik dikkatimizi çeker.

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Türk Dil Kurumu Başkanı. Bugün Kazaklarda bazı Oğuz destanlarının kalmış olmasının sebebi budur. Prof. Tabii bu kadar zaman ayrı kaldıktan sonra. 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araşürmalan Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan ''Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde sunulmuş tebliğin bant çözümüdür. yüzyıllarca ayrı kaldıktan sonra. Türkmen ve Özbeklerle belki beş gün. Dr. ss. Elbette oradaki Türklerin içinde de Kıpçak unsurları. Oğuzlarda ve Kipçaklarda böyle diyor. ama Cengiz Han'dan sonra onlar Çağatay ulusu adını aldılar ve daha sonra kuzeyden gelen Kıpçaklarla da karıştılar.. Şeyinin boylarındaykcn Kıpçak Türkleriyle bol ölçüde karıştık. üç hafta veya bir ay kadar. . Oğuz unsurları. Kazaklarla. izmir 2000. Başkurtlarla belki bir ay sonra %70-80 anlaşma seviyesine çıkıyoruz. Çok defa Anadolu'ya bizler sadece Oğuz Türkleri olarak geldiğimizi düşünürüz. Çünkü orada biz komşu yaşıyorduk. belki bir hafta sonra %70-80 anlaşma seviyesine çıkıyoruz. aynı şekilde bu dediğim süreler zarfında bizlerle anlaşabiliyorlar. yani Türk boyları çok kısaca anlatmaya çalıştığım gibi tarih boyunca sıkı bir şekilde birbirlerine karıştılar. Kazakların ataları olan Kıpçaklarla orada birlikte yaşamalarıdır. Birisi tarih boyunca Türk boylarının zannettiğimizden fazla birbirleriyle karışmasıdır. Onlar da bir miktar Anadolu'ya geldikten sonra hem Kafkaslar üzerinden hem Balkanlar üzerinden çeşitli defalar Anadolu'ya Kıpçak unsurları geldi. bu kadar kısa sürede anlaşabil memizin sebepleri nelerdir diye düşündüm ve iki önemli sebep buldum. OSMANLI DEVLETİ İLE TÜRK DÜNYASININ DİL VE KÜLTÜR İLİŞKİLERİ" Ahmet Bicaıı ERCİLASUN* Çok uzun zaman geçmeden belli ölçülerde anlaşmamız imkânı var. Onlar da buraya geldiği zaman. Onun için bugün Orta Asya'daki veya İdil Ural bölgesindeki Türklerin alt birimlerini araştırdığımız zaman aslında Kıpçak olmayan unsurları Kıpçak Türklerinin Bu yazı. ama daha İran'a dahî girmeden Sirderya boylarında. Azerbaycanlı Türklerle hemen birkaç saat içinde anlaşabiliyoruz. Kırgızlarla bu süre bir az daha uzun oluyor. Karhık Türkleri ile Kıpçak Türklerinin karıştığı yerler. 11-16. Özbeklerin bulunduğu bölgelerde esasmda Özbekler tabiî Karahanlıları oluşturan Karlık Türklerinden Kartukları meydana getiren Yağma gibi Çiğil gibi Toksı gibi Türklerden oluşuyor. Divan-ı Lügati't-Türk'de Kaşgarlı Mahmul sık sık Oğuz ağzının özelliklerini söylerken Kıpçaklarla birleştiriyor. özellikle Özbekistan.

yani Cengiz'in ve çocuklarının önünden kaçarak gelen dalga. Candaroğhrnda da hepsinde devlet dili. Yani 120(j'da Cengiz Han'ın. Osmanlı şair ve yazarları Doğu Türkçesi'nden eserleri Batı Türkçesİ'ne çeviriyorlardı. edebiyat dilinin Farsça olduğunu. Özellikle Suriye'de olan uzantıları. Osmanlı Beyliği de dahil olmak üzere Türkiye'ye pek çoğu da bu dalgayla geliyor. Daha sonra Kıpçak sahası. Bunlar 13. Büyük Selçııklu'ya tâbiydi başlangıçta. Yani Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir bakıma Anadolu ile Batı Türkistan'ı müştereken idare eden belki de tek siyasî Türk Devleti idi. yü/.Ahmet Bİcan ErcİlUsıttı arasında görebiliyoruz veya Oğuz Türklerinin arasında Oğuz olmayan unsurları görebiliyoruz bir sebebi bu. dil ve edebiyat ilişkileri fırsat buldukça her zaman olmuştur. bir yandan da İran ve İran ötesindeki Türkleri içinde bulunduruyordu. Yani Anadolu Selçuklularını sarsıyor. yüzyıllarda bu münasebetler çok sıkı idi. Biz Anadolu'ya geldikten sonra zaten bir süre Türkistan Türkleriyle birlikte yaşadık. Yani biz Mısır Memlûkları ile bir de güneyden Kıpçaklarla temasa geçmiş olduk. Edebiyat eserleri Türkçe yazılmaya başlandı. aslında Anadolu'da beylikler devrini de hazırlamış oluyor. yüzyıla doğru. tarih boyunca çeşitli Türk boylarının aralarındaki kültür münasebetlerinin tam olarak kesilmemiş bulunmasıdır. Safevî Devleti Jni kuran elbette 12 . Anadolu Selçuklu hemen kurulmakla beraber. bu yeni beyler de zaten Arapça Farsça bilmiyorlardı ve hepsinde Türkçe devlet dili oldu. Büyük Selçuklu İmparatorluğıfndan sonra da Anadolu'ya yeni akınlar geldi. yüzyılda geldiler. imparator Cengiz unvanını alıyor. Belki bu üçüncü dalga olmasaydı. Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir yandan Anadolu'daki Türkleri. 13. Anadolu'da belki de Türk olarak yaşama imkânını bulamayacaktık. resmî dil Türkçe oldu. hatta "'bolga-olga" meselesi diye bizim dil tarihimizde geçen. Hatta Çağatay Türkçesfnden Türkçeye eserler aktarılmaya başlandı. yüzyıldan itibaren 13. bazı eserler de karışık dilli eserler olarak adlandırılır yani bunlar Doğu Türkçcsi'nin hem de Kuzey Türkçesi'nin hem de Batı Türkçesfnin (Osmanlı) özelliklerini birlikte taşıyan eserlerdir. Anadolu Selçuklularının da sonunu hazırlayan bu alanlar. bilim dilinin Arapça olduğunu hatırlayınız. Onların Türkçesi Oğuzcalaştı ve orada da Kıpçak ve Batı Türkçesi karışık dilli eserler ortaya çıkmaya başladı.-14. Cengiz Han'ın ve çocuklarının önünden kaçan Türkler Anadolu'ya geldiler. Onlar da 15. Anadolu Selçuklularının resmî dilinin.yılda da elbette zaman zaman görülen göçlerden sonra asıl büyük güç bu üçüncü göç dalgasıyla ortaya çıktı. Bunlardan Karamanoğlu Mehmet Bey'i çok iyi biliyoruz. Henüz Safevî Devleti ortaya çıkmadığı zaman çok sıkı münasebetler vardı. ama beylikler devrini de hazırlıyor ve bu beylerin çoğu da bu üçüncü dalgada geliyor. yüzyılda. Ama bu üçüncü dalga Anadolu'yu o kadar çok Türkle doldurdu ki. Türk boylan arasında kültür münasebetleri. Ancak Safevî Devleti kurulunca gerçekten Osmanlı topraklan ile Türkistan topraklan arasında çok ciddî bir engel ortaya çıktı. 13. yüzyıldan itibaren Arapça'dan eserler Türkçeye çevrilmeye başlandı. İran üzerinden Anadolu'ya gelen göç dalgalan asıl büyük göçleri oluşturuyor. o tarihlerde Türkistan'a yaptığı seferlerle birlikte ortaya çıkan göç dalgalan. yüzyıldaki birinci dalgadan sonra 12. 14. Kıpçaklarm bir kısmı 1250'de Mısır'da bir devlet kurdu. ama Osmanlı Beyliği ! nde de Germiyanoğlu'nda da. yavaş yavaş Oğuzcalaştı. Bence 11. İkinci bir sebebi.

Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil Ve Kültür İlişkileri*

Türklerdi. Şalı İsmail de Türktü anıa aradaki mezhep farkı ve o zamanki anlayış, ciddî bir şekilde kültür bağlarımızı, siyasî bağlarımızı daha çok engelledi. Biliyorsunuz ama buna rağmen kültür ilişkileri devam etmiştir. 15. yüzyılın ikinci yansında Temür'ün kurduğu hanedanda yetişen Ali Şir Nevaî, Türk dünyasının, belki de Türk şiir tarihinin en büyük ismi. Ali Şir Nevaî 15. yüzyılın ikinci yarısında, 1463'den itibarca eserlerini meydana getirmeye başlıyor. Alî Şir Nevaî'nin eserlerinde bazı Oğuz özellikleri görüyoruz. Özellikle Nesi mî'yi okuduğunu çok iyi biliyoruz. Bizim Anadolu sahasında. Doğu Anadolu. Suriye sahasında, Azerbaycan sahasında bulunan ve son derece lirik şiirler yazan Nesimî, Türkistan'a ve Ali Şir Nevaî'ye tesir etmiştir. Nevaî'den sonra aksi yönde bir tesir Osmanlı sahasına doğru geliyor ve bütün Osmanlı şairleri Nevaî'yi üstad olarak kabul ediyorlar. Osmanlı şairleri tarafından pek çok örnek de Nevaî'den alınıyor. Nevaî Çağatay Türkçesiyle, Doğu Türkçesiyle eserler yazan, hem manzum hem mensur otuzdan fazla eser meydana getiren, adeta bazı türlerin kurucusu kabul edilen büyük bir şair. Meselâ şairler tezkeresini Türkçe olarak ilk defa Nevaî yazmış. İlk şairler tezkeresini, yani şairlerin hayat hikâyelerini kısa da olsa anlatan bu edebî türü, ilk defa Nevaî yazmış ve Nevaî'den örnek alarak Osmanlı şairleri de 16. asırdan itibaren şairler tezkereleri yazmaya başlamışlar. Nevaî'nin şiirleri Osmanlı sahasında tanzir ediliyor. Osmanlı şairleri onun şiirlerine nazireler yazıyorlar ve Çağatay Türkçesiyle nazireler yazıyorlar. Yani Osmanlı şairleri Çağatay Türkçesiyle Nevaî'nin şiirlerine karşılıklar veriyorlar. Safevî Devleti henüz yok. Yani ayrılmamışız Nevaî zamanında, ama Nevaî'den hemen sonra, Nevaî'nin ölümüyle birlikte, Safevî Devleti'nin kuruluşu var. Pek çok Osmanlı şairi Nevaî'nin dilini Öğrenmek için özel gayret sarf ediyor, Nevaî'nin dilim öğreniyor. Nevaî'nin dilini Öğrenmek için özel sözlükler yazılıyor. Abuşka sözlüğü diye bir sözlük var Osmanlı sahasında. Osmanlı kütüphanelerinde çok miktarda bulunuyor bu sözlük. Abuşka sözlüğü denmesinin sebebi ilk kelimesinin abuşka olmasıdır. Abuşka kelimesi, koca anlamında. Bu sözlüğün bilinen bir yazarı yok, anonim. Bu neyi gösteriyor? Bu eser Osmanlı sahasında bu kadar yaygın. Demek ki. Osmanlı şairleri Nevaî'nin eserlerini. Doğu Türkçesi'ndeki şiirlerini anlamak için özel olarak bir sözlük meydana getirmişler ve bu sözlük çok miktarda Osmanlı kütüphanelerinde bulunuyor, Ama bu sözlük olmasa bile, Kaygusuz Abdal'dan itibaren 15. yüzyıl ile 19. yüzyılın ilk yansına kadar Osmanlı şairlerinin Çağatay Türkçesiyle Nevaî'ye nazireler yazdığım biliyoruz. Yani Abuşka sözlüğü olmasa bile, Osmanlı şairlerinin Çağatayca şiirleri elimizde. Nedim dahil olmak üzere, Osmanlı şairleri Çağatayca şiirler yazmışlar. Nedim'in, şiir yazacak ölçüde Çağatayca bildiğini düşünürseniz, Osmanlı Türklerinin Doğu Türklerine, Türkistan Türklerine olan alâkasının hiç kesilmediğini rahatça anlayabilirsiniz. Elbette oralardan bilim adanılan ve şairleri gelmişler. Zaten Nevaî devri, Nevaî doğmadan önce Temur'un oğlu Şahruh (1405-1447). biz de Fetret Devri arkasından Çelebi Mehmet ve II. Murad, o devirlerde dünyanın siyaset merkezi, kültür merkezi olan Herat ve SemerkaiuTdadır. Yani Temur'un oğlu zamanında dünyanın en güçlü bölgesi Batı Türkistan, Herat ve Semerkand şehirleridir. Şalının'un oğlu Uluğ Bey de Semerkand'da hükümet etmektedir. Bir bakıma o devir, bazı batılı araştırıcılar tarafından Türk Rönesansı olarak adlandırılmaktadır. O devirde unutulmuş olan Uygur yazısı adeta yeniden diril tihniştir. 13

' -.

-},.-„",

Ahmet Biean Ercilasun

Ata yadigârı bir yazı olarak Herat'ta ve Semerkand'da yeniden diriltilmiş, Uygur yazısıyla yazan hattatlar, eski eserleri Kutadgu Bilig gibi, Miraçname gibi. AtabetiTlHakayık gibi eski eserleri Uygur harfleri ile yeniden yazmaya başlamışlardır. Böyle bir cereyan da doğmuştur. Onun için rönesans diyorlar. Yani Bati'nın eski Yunan'a dönmesi gibi, Batı Türkistan'daki Türk aydınlan da eski Uygur yazısına dönüp bu eserleri yeniden Uygur yazısıyla yazıyorlar. Daha önce de söylediğim gibi, siyasî ve medenî olarak en yüksek derecesine varmış Batı Türkistan. Bu üstünlük FatnYden itibaren, 1450'den itibaren, yani asrın ikinci yansında. Doğu Türklerinden Batı Türklerine geçiyor, Osmanlı'nın yükselmesiyle ve Türkistan'da da Temuroğullan'mn zayıflaması ve nihayet asnn sonunda yıkılmasıyla, üstünlük Doğu Türklüğünden Batı Türklüğüne geçiyor ve bu defa dünyanın en büyük siyasî gücü de Batı Türklüğü, Osmanlı Türkleri oluyor. Ama o hadiselerle birlikte tıpkı Amerika'ya olan beyin göçü gibi Avrupa'dan Amerika'ya olan, bu defa Batı Türkistan'dan Osmanlı'ya doğru bir beyin göçü oluyor ve hem ilim adanılan hem bazı şairler İstanbul'a geliyorlar. Ali Kuşçu bunlardan biri, Cemalî diye bir şair var, Çağatayca divaru var, onlardan biri, oralardan gelmişler. Bunlar da Osmanlı'da Çağatayca'ya olan ilgiyi diri tutuyor, sağlam tutuyor. Hatta Fatih zamanında İstanbul sarayında Şeyhzade Bahsi diye Uygur yazısını bilen bir kişinin olduğunu biliyoruz. Abdürrezzak Şeyhzade Balışı, Fatih'in sarayında, İstanbul sarayında, Fatih öldükten sonra da Bayezid zamanında İstanbul sarayında, Uygur yazısıyla birtakım eserler yazılar. Düşünebiliyor musunuz, Fatih'in ölümü 1481, bu tarihlerde İstanbul'da Uygur yazısını bilen birisi var ve Uygur yazısı çoktan ölmüş. 3-4 asır önce Arap yazışma geçmişiz, ama demin söylediğim Batı Türkistan'daki akım İstanbul'a da gelmiş Şehzade Bahşı Abdürrezzak Şehzadebaşı'nın eliyle oturmuş ve Atabetü'l-Hakayık adh kitabı, bir satırını Arap harfleriyle kendi eliyle bir satırım Uygur harfleriyle yazmış. Topkapı Sarayı'nda o kitap bulundu. Necip Asım tarafindan o kitap bulunmasa, bunu bilemeyeceğiz. Kutadgu Bilig'in Uygur harfli bir nüshası var. Aynı kimse o nüshayı da Tokat üzerinden İstanbul'a getirtiyor. Yani Yavuz Sultan Selim zamanına kadar, 16. asnn başlanna kadar uzanıyor. Ondan sonra onun da herhalde bir kaç talebesi varsa 16. asır ortalarında belki de artık Osmanlı sahasında Uygur yazısını bilen yok, ama Çağataycayı bilen insanlar 19. yüzyıl başına kadar var. 19. yüzyıl ortalanndan itibaren de yeni bir akün şeklinde tekrar Çağatayca'ya dönülüyor ki, onu biraz sonra anlatacağım. Bu arada İdil Ural Türklüğü ile olan münasebetlerimiz, Türkistan Türklüğü ile olan münasebetlerimize göre coğrafî bakundan o kadar engelle karşı karşıya değil. Yani Safevî yok. Safevî, Osmanlı ile Türkistan'ın arasım kesiyor, ama biz daha Kırım Hanlığı Jnı aldığunız zaman, Fatih Sultan Mehmed zamanında. Kının Hanlığı'nı aldığımız zaman, doğrudan doğruya İdil Ural Turklüğüyle. yani Tatarlarla ve Başkurtlarla komşu hale geliyoruz. Kırını Hanlığı bir Osmanlı toprağı ve bu vasıtayla Tatarlarla çok daha yakın münasebetlerde bulunuyoruz ve onun için Kazan'a devamlı olarak Osmanlı'nın eserleri gidiyor. Orada o eserler el yazması olarak çoğaltılıyor, okunuyor. Bunlar arasında Kesik Baş Hikâyeleri, Muhammediyeler gibi eserler vasıtasıyla, Tatarlar ve Kuzey Türkleri İstanbul Türkçesiyle yazılmış eserleri daha fazla okuyorlar. Bizim Türkiye'de doğmuş olan "gelecek zaman"ımız "'olacak, gelecek" şeklinde oluşuyor ve bu gelecek zaman İdil Ural Türklerine de gidiyor. Ancak 14

Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil Ve Kültür İlişkileri*

Özbeklerde biraz daha az kullanılıp. Kazaklardan Kırgızlara kadar tam olarak uzanmıyor. 19. yüzyıl ortalarına gelince yeni tarzda bîr münasebet başlıyor. Bu defa bilim yoluyla, yani daha önce şairlerin nazireler yazması şeklindeyken, 19. yüzyıl ortalarında bu defa bilim yoluyla bir münasebet başlıyor. Ahmet Vefik Paşa Şecerc-i Türk'ü Çağatay Türkçesi'nden Osmanlı Türkçesi'ne çeviriyor. Demek ki. Ahmet Vefik Paşa da Türkiye'de Osmanlı Türkiyesi'nde Türkolojinin önemli kurucularından biri. Eserinin, yani sözlüğünün adına Lehçe-yi Osmanî diyor. Osmanlıca, Türkçe'nin bir lehçesidir ve Türkçe'nin bir başka lehçesi ise Lehçe-yi Çağataî. Ayrıca Osmanlı Türkçesi'ne Ebul Gazi Bahadır Han'ın meşhur eserini de Ahmet Vefik Paşa çeviriyor. Hızla Türkislanla ve İdil Uralla olan edebî, ilmî münasebetler hızla gelişmeye başlıyor. Bu sefer daha farklı bir mecrada. Avrupa'da da Türkolojinin gelişmesi bize tesir ediyor ve çok luzh bir şekilde gelişmeye başlıyor. Biraz önce arkadaşlarımızm anlattığı subaylarm diğer Türk boylan arasına gönderilmesi yoluyla vb. ilişkilerin tesisi o tarihlerde olmaya başlıyor. Bir yandan meşhur Şeyh Süleyman Efendi bugünkü Özbekistan'dan İstanbul'a geliyor ve İstanbul'da Özbekler tekkesini kuruyor, ki bu Özbekler tekkesi Millî Mücadele'de İstanbul'dan Ankara'ya adam kaçıran bir teşkilât olarak çalışıyor ve Özbek pilavı da o tekke sayesinde bizim Osmanlı mutfağına giren bir yemek oluyor, yani yemeğe kadar ulaşıyor. Şeyh Süleyman Efendi sayesinde kumlan ilişki asrın soıılanndadır. Diğer taraftan da I89O'lı yıllara geldiğimiz zaman artık İstanbul'da Azerbaycan'dan gelmiş. Türkistan'dan gelmiş insanları görmeye başlıyoruz. Askerî Tıbbiye'de Azerbaycan'dan çıkmış. St. Petersburg'da matematik okumuş. Rus ve Avrupa edebiyatım bilen, biraz yaşlı bir insan Hüseyinzâde Ali Bey, İstanbul'a askerî tıbbiyeye geliyor. Diğer öğrencilerden biraz daha yaşça büyük olduğu için birdenbire etrafında hâle oluşuyor. Tahmin ediyorum ki. o Hüseyinzâde Ali Bey'in yaktığı ateşle, daha sonra bu öğrenciler 190 askerî tıp öğrencisi olarak, o zamanın Türkçü büyüklerine meşrutiyetin ilk yıllarında müracaat ederek Türk Ocaklarının açılmasını isleyeceklerdir. Meşrutiyet yıllarında arlık burslu öğrenciler var. Meşrutiyet yıllarında doğrudan doğruya İttihatçıların verdiği burslarla Türkiye'de, İstanbul'da okuyan öğrenciler vardır. Meselâ; bizde müzeciliğin kurucusu olan Hamit Zübeyir Koşay, Tatar Türklerindendir. İttihatçıların verdiği burslarla İstanbul'da okuyan ve sonra da Türkiye'de kalan böyle Türkler var. Onlara burs vermişler. Buna karşılık, Türkiye'den de subaylar gittiği gibi, biraz önce de Timur arkadaşımızın anlattığı gibi, oraya okul müdürü olarak gitmiş, Doğu Türkistan'da Kemal İlkul gibi. ki onların da hatıraları yayımlanmıştır. Doğu Türkistan'da okul müdürlüğü yapan, orada öğrenciler yetiştiren, oradan İstanbul'a gelerek hem Azerbaycan'dan hem Batı Türkistan'dan, hem İdil Ural bölgesinden ve hem de Doğu Türkistan'dan İstanbul okullarına gelerek okuyanlar var. Yani 1990'dan sonra başlayan münasebetlerimize benzeyen o kadar yoğunlukta, o kadar sık münasebetler meşrutiyet yıllarında oluyor. Ama bugünün küçülen dünyasını da, bugünün imkânlarım da, vasıtalarını da hesaba katınız. O zamanın, o ibtidaî şartlarına rağmen, bu kadar yoğun bir trafik İstanbul ile İdil Ural ve Türkistan Türkleri arasında vardı. Bunların hatıraları arada 70 yıllık Sovyet dönemine rağmen o bölgelerde unutulmamış, nesilden nesile devam ederek bugünlere kadar gelmiştir. 1990'larda 15

Ahmet Bican Ercilasım

onlarla karşılaştığımız zaman o hatıraların, meşrutiyet devrindeki ilişkileri gösteren bu hatıraların devam elliğini görüyoruz. Galiba bu münasebetler bundan sonra da hiç kesilmeyecek, kesilmeden devam edecek. Elbette şimdi çok daha rahat imkânlarla bu ilişkilere devam edeceğiz. Özbekistanli, şu anda yaşayan büyük şair Cemal Kemal'in dediği gibi, 'iki gün gelip de Türkiye'ye kalınca artık Rusça-Türkçe sözlüğümüzü atıp birbirimizle anlaşma imkânına kavuşacağız."

[6

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV, İzmir 2000, ss. 17-20.

HANLIKLAR DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLETÎ'NİN TÜRKİSTAN SİYASETİ*

Mehmet SARAY 1967 yılı sonunda rahmetli Togan Hocam ile Kafesoğlu Hocam bendenizi İngiltere'ye bu konularda tahsile gönderdiğinde aklımdan hep şu geçerdi: Acaba bu üzerinde çalıştığım tarihin coğrafyasını ve Türkistan Türkleri diye bildiğimiz bugünkü Türk cumhııriy eti erindeki kardeşlerimizi bir gün ben görebilir miyim? İşin açıkçası bu bir hayaldi. Ama bildiğiniz gibi siyasî gelişmeler öyle gelişti ki sonunda yalnız bendenizin değil hemen hepimizin büyük rüyaları ve hayalleri gerçekleşti ve kardeşlerimizle elele tutuşabildik. Bugünleri ben gördüğüm için, işin açıkçası, hasbelkader 32 yıldır da bu konularda çalışan bir hocanız olarak diyorum ki; herhalde ben artık çok mutlu ve bahtiyar bir insaıum, dalıa önce hayal edemeyeceğim şeyleri gördüğüm için. Şimdi ben bu duygulanım ifade ettikten sonra sevgili gençlere şunu söyleyeceğim: Lütfen çok iyi yetişin ve mutlaka kardeş cumhuriyetlere gidin. Hayatınızın üç veya beş yılında bu sahalarla ilgili ekonomi olur, ticaret olur. eğitim olur, kültür olur, siyaset veya ne isterseniz, hangi dalda yetişirseniz oralarda mücadele edin. Sovyet sisteminin zihinleri fevkalade alabora eden bir eğitim sistemi neticesinde, kardeşlerimiz şu anda arayışlar içindedir. Eğer biz kardeşsek -ki öyle diyoruz- o zaman yiğitçe gidelim ve onlanıı elinden tutalım ve onlara bir kardeş bir kardeşe nasıl yardım etmesi lâzım geliyorsa -ama onların asla ve asla gururlarını incitmeden ve onların ülkelerinin hakimi olduğunu unutmadan, büyük ağabey havasına da girmeden- bu kardeşlerimizle İlgili mutlaka hayatınızda bir şeyler yapın. Şimdi Osmanlı Devleti"nin Türkistan'da kurulan devletlerle ilişkileri konusunda diyeceksiniz İd: acaba bu ilişki nasıl oldu? Diyar-ı Rum'a giden, orada Osmanlı Devleti : ni kuran bizim Türkmen kardeşlerimizdir, diyerek Uluğ Bey'le birlikle, tarihimizin en bilge hükümdarlarından birisi, büyük ilmî çalışmalara imzasını atmış, tarilıimizin gerçekten büyük astronomi ve matematik alimi Ali Kuşçu Türkiye'den davet gelince heyecanlanıyor, gideyim diyor; Diyar-ı Rum'da kardeşlerim İlimde, fende Bu yazı. 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan "Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde sunulmuş tebliğin bant çözümüdür. Prof Dr., İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi.

Mektnet Baray

çok ileri gitmiş, biraz da orada ilmini arttırayım diyor. Yani bu iki olayla şunu demek istiyorum; hiç bîr devirde Türk İnşam Ön Asya'ya geldiği günden itibaren tarihimizin hiç bir devrinde ilişkilerimiz, alâkalanınız kesilmemiş!ir, devamlı olmuştur. Benim doçentlik tezim, Osmanlı Türkiyesi'nin Türkistan devletleriyle olan ilişkileridir. Bu kütüphanenizde olması lâzım. Burada tüm belgeler gösteriyor ki, bütün asırlar boyunca kardeşlerimizle Osmanlı Devleli'nin ilişkileri olmuş, hem de çok çeşitli alanlarda. Ben burada, bunlardan bir özeti size takdim etmeye çalışacağım. Giriş kısmında şöyle demişim: Bilindiği gibi bugünkü Türkiye Türklerinin ve Osmanlı Türklerinin ataları olan Oğuzlar, yani Türkmenler, Selçuklu ailesi önderliğinde 11. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu'ya gelmişlerdi. Bu devirden başlayarak Anadolu Türkleriyle Türkistan Türkleri arasında kopukluklar olsa da devamlı ilişkiler olmuştur. Bu ilişkiler ekonomik alandan ziyade sosyal, kültürel ve politik alanlarda olmuştur. 15. asırdan itibaren bu ilişkilerde Şii İran'ın ayrı bir rolü vardır. 19. asra kadar İran, Osmanlı Türkleri ile Türkistan Türkleri arasında politik ve kültürel ilişkilerde daima birinci sebep olarak gösteriliyor. Bunu bendeniz henüz tamamlanmış olan 'Türk-İran Münasebetleri" kitabnnda izah ettim. O da yakında çıkıyor. 1783'den itibaren Osmanlı Devleti'nin Türkistan siyasetinde büyük bir değişiklik olur. Bunun sebebi Kırım'ın kaybedilmiş olmasıdır. Karadeniz'in Rusya'ya bir nevi kapısı olması dolayısıyla, açıldığından tehlikeyi sezer ve devlet ricali Türkistan devletlerine rica eder, fermanlar gider, Moskof sulhu bozmuştur. Kırım'daki müslumanlar, Türkler esarete düşmüştür. Bu, aynı zamanda Osmanlı Devleti ile ilgili diri çünkü tarihimizde bütün Türk devletleri, olduğu ama bilhassa Osmanlı Devleti sulhten yana olmuştur. Yapılan beynelmilel antlaşmaları ilk çiğneyen asla ve asla Türk devletleri ve özellikle Osmanlı Devleti olmamıştır. Sulhu bozduğu için kardeşlerimize mektup gidiyor; diyor, bu sulhu tekrar tesis edelim. Bunun sebebi tabiî, Rusya'nın ve Çin'in ve İngiltere'nin Orta Asya diye bildiğimiz Türkistan illerini devletlerarası hukuku hiçe sayarak birden çiğnemesi meselesi vardır. Burada da devletimiz kardeşlerimizle ilişkiye girer, bu dertlerden nasıl kurtulacağız, bunun çarelerini aramaya başlar. Şimdi burada bir soru gelebilir; pekiyi Rusya, Çin ve İngiltere niçin bu bölgeye yönelmişti? Rusya, Türkistan illerinin ekonomik ve ticarî potansiyelini ele geçirmek. denizlerde yenemediği İngiltere'yi Orta Asya üzerinden tehdit etmek için bu işgali yapmıştır. Çin ise Doğu Türkistan'ı hem sömürmek ve hem de Rus işgaline karşı batı bölgesinin emniyetini sağlamak için bu işgali yapmıştı. İngiltere'ye gelince Türkistan ülkelerini aldıktan sonra Hindistan sömürgesini tehdit ederler endişesiyle o bölgenin emniyet yapısı olarak gördüğü Afganistan'ı iki defa işgal etmiş, parçalamış ve bu ülkenin günümüze kadar gelen problemlerinin yaratıcısı olmuştur. Bu İki işgal esnasında ki, ben bunu ayrıca da Ttirk-Afgan İlişkileri kitabımda izah ettim, her kabilesiyle ilişki kuruyor, her bir kabileyi birbirine karşı kullanıyor. Afganlı kardeşlerimiz, asla bir millet olamadılar. Bilâhare cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk'ün büyük gayretleri ile orada modem devlet oluşmaya başlamış idi, millet şuuru gelmeye başlamıştı. Sonradan, işte bildiğiniz gibi Sovyet işgali ve şimdiki dramatik durum, meseleyi izah ediyor.

18

Hanlıklar Döneminde Osmanlı Devleti nin Türkistan Ziyareti Bu arada İngiliz siyasetini anlatan "Afganistan ve Türkler", Rus siyasetini anlatan bu arz ettiğim kitap ve Çin'in siyasetini anlatan "Doğu Türkistan" kitabı var. Bunları sizin kütüphanenize hediye ediyorum. Gençler oradan alıp okuyabilirler. Rusların, Çinlilerin ve İngilizlerin Türkistan ülkeleriyle Afganistan'a yönelik işgal hareketleri ister istemez Osmanlı Devleti ile Türkistan devletleri ve Afganistan arasında, lıızlı bir diplomatik ilişkiye sebep olmuştur. Ülkeleri yabancılar tarafından işgale uğrayınca Buhara, Hokand, Hive, Kaşgar, Afganistan ve Türkmenistan liderleri yardım rica eden mektuplar ve elçilerle Osmanlı Devleti'ne başvurmuşlardır. Türkistan devletlerinin Osmanlı Devleti'nden istedikleri yardımın başında silah ve asker gelmekledir. Top, tüfek, barut ve mermi imalinde gerekli malzemeler ve bunları imal edecek ustalar istemişlerdir. Kaşgar hariç maalesef Batı Türkistan'daki Hokand, Hive ve Buhara'nm bu isteklerine müsbet bir cevap verilememişi ir. Halbuki konu Osmanlı hükümetleri tarafından son derece ciddiye alınmış, ilgili meclislerde günlerce görüşülmüş ve yardım karan da alınmıştır. Ne var ki Türkistan devletleri ile Osmanlı Devleti arasında, şii İran'ın geçit vermez bir set gibi bulunması ve Kafkaslarnı Ruslar tarafından işgal edilmiş olması gibi sebeplerle, istenen askerî malzemeyi gönderecek bir yol bulunamamıştır. Silah yardımı haricinde istenen askerî yardım ise hiç mümkün olmamıştır. Zira bu yardımların istendiği devirlerde Osmanlı Devleti'nin hem Rusya ile sulh halinde olması ve hem de Rusya'dan çekinmesi dolayısıyla, asker yardımı mümkün olmamıştır. Bu istekte bulunan ülkelerin temsilcilerine gönüllü toplama tavsiyesinde bulunulmuş bundan da istenen netice alınamamıştır. Yukarıda arz ettiğimiz silah ve askerî yardımla birlikte Osmanlı Devleti'nden idareci talebinde de bulunulmuştur. Ülkelerini idare etmek üzere ya bir Osmanlı paşasmm ya da bir Osmanlı şehzadesinin gönderilmesini istemişlerdir, 1820'lerde ve 187O'lerde istenen bu idareci zümresine Osmanlı kayıtlarında nasıl bir cevap verildiğine dair maalesef lüç bir bilgi yok. 130 milyon dosya var Başbakanlık arşivimizde. Arkadaşlar, ben Dışişleri'nde çalıştığım, TIKA'da vazife gördüğüm sırada Türkmen kardeşlerimizi getirmiştim arşivlerimizle ilgili. Verilen bilgiye, arşivlerin başındaki yetkililerin verdiği bilgiye göre bu malzemenin dörtte biri lıalihazırda araştırmacıya açıktır. Şimdi bu ayıptır. 700. yılını kutladığımız Osmanlı Devleti'nin arşivlerinin dörtte üçünün hâlâ okuyucuya açık olmaması hem kendimiz İçin haksızlıktır, hem Balkanlar hem Ortadoğu hem Kafkaslar ve Türkistan illeriyle ilgili araştırma yapmak isteyenler için de haksızlıktır. Zannederim bu vesileyle bu konu sık sık dile gelir ve devlet yetkililerimiz bunun bîr tedbirim alır. Askerî yardımın haricinde bu kardeş ülkelerin Osmanlı Devleti'nden diplomatik yardım isteklerini de görüyoruz. Rusya'nın devletlerarası hukuku hiçe sayarak ülkelerine saldırdığı, büyük maddî zarara ve insan kaybına sebep olduğunu dile getirerek bunun durdurulması için Osmanlı Devleti ile İngiltere'nin tavassutta bulunmasını istemişlerdir. Onların bu isteklerine maalesef nasihatten başka bir cevap verilememiştir. Türkistan devletlerinin Osmanlı Devleti'nden istemekte olduğu konuların başında, İslâm dininin halifesi olması hasebiyle dinî istekler gelmiştir. Hac vazifesini ifa edebilmeleri için Türkistanlı müslümanların belirli güzergâhlardan emniyet içinde seyahat etmelerinin sağlanması ve buralarda onlara maddî yardımda bulunulması için yapılan ricaların hemen tamamı yerine getirilmiştir. Bu hususta 19

Mehmet Saray

Osmanlı yetkililerinin oldukça cömert davrandıklarını mevcut arşiv belgelerinden anlamaktayız. Türkistan devletlerinin liderleri sık sık Osmanlı idarecilerinden, ülkelerindeki medreselerinin sağlıklı bir biçimde çalışabilmesi için ders kitapları isteğinde bulunmuşlardır. Onların bu isteklerinin de tamamına yakım yerine getirilmiştir. Sevgili gençler, 1820'li yıllarda Türkistan'da çok hoş bir rekabet yaşanır. Hokand'ın başında Ömer Han vardır. Buhara'nın başında Haydar Şalı vardır. Bu iki Türk hükümdarı sanki asırlar sonra Ulıığ Bey'i taklit edercesine birbirleri ile kaç medresede ders verdikleri hususunda yanş halindedirler. Medreselerine Osmanlı medreselerinden kitap, malzeme rica ediyorlar. Biz şu şu ilimlerle uğraşıyoruz, öğrencilerimize medresede bunun malzemesini vennek lâzıın ve bize yardımda bulunun diyorlar. Bunlar sevinçle, ben size şunu ifade edeyim bu yardımlar da gidiyor, ama bu güzellikler kültürel ve biraz ilmî. Tabiî siyaset, üstünlük meselelerine gelince önce Haydar Şah Osmanlı Devleti'ne biat ediyor, bunu gören Ömer Han o da elçi gönderiyor, o da biat etliğini söylüyor. Biat, sevgili gençler müslüman bir toplumun, hilafet makamını temsil eden Osmanlı Devleti'ne bağlanıyor ve onun tâbiyetine giriyor, onun vatandaşlığına giriyor demektir. Şimdi bu güzel hadiseyi sizlere anlattıktan sonra son cümlemi burada ifade edeyim. Türkistan devletlerinin Rus işgaline uğradıktan sonra. ısrarla ülkelerinde Osmanlı Devleti'nde olduğu gibi ıslahat yapmak istediklerini dile getirerek bu hususla acilen yardım talebinde bulunulmuştur. İdadi, rüşdiye, hukuk, tıp ve mühendislik dallarında okul açılması için öğretmen ve öğrenci talebinde bulunulmuştur. Buhara emiri ve meclisinin gönderdiği müşterek raporda diyor ki: "Siz bizim kan kardeşîmizsiniz. biz bir cehaletin içine düştük. Moskof geldi. Ümıııet-i müslümanı ezdi" diyor. Sefirlerinizden "Öğrendik ki Osmanlı Türkiyesi'nde böyle böyle reformlar yapmışsınız, lütfen bu reformları yapacak hocaları ve idarecileri bizlere de gönderin. Sizlerin sayesinde bu Moskof zulmünden kurtulalım" der ve fevkalade, inşam gerçekten ağlatacak dramatik cümlelerle sona erer. ' Ben, sevgili gençler, kıymetli hocalarım, böyle altı güzel hocamızı sevgili başkanımız bir araya toplayınca, şimdi zaman yarışı var ben izin verirseniz, burada sayın başkanın İkazına uyayım ve soru olursa onu ben memnuniyetle cevaplamn.

20

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss. 21-35.

TÜRKİSTAN'DA OSMANLI TÜRK SUBAYLARININ FAALİYETLERİ (1914-1923)*

Timur KOCAOGLU Osmanlı Padişahı Sultan Abdülazİz Han (saltanatı: 1861-1876)'ın ferman ivla askeri yardım ile birlikle Osmanlı ordusımcUm istihkam subayı Miralay Ali Kuzun Bey. piyade subayı Mehmet Yusuf Bey, süvari subayı Çerkeş Yusuf Bey. topçu subayı İsmail Hakkı Bey ve başka dört emekli subay Enderun'dan Mıırad Efendi başkanlığında KaşgarEmiri Yakııp Han (saltanatı: )'a 1874 (Hicri 1291) yılında gönderilir. Yukarıda adlarını saydığımız bu Osmanlı subayları Türkistan hanlıklarına gönderilen ilk ciddi Osmanlı askerî heyetinde görev almışlardır. Sayın tarihçimiz Prof. Mehmet Saray Osmanlı subaylarının Doğu Türkistan'a gönderilmelerini Osmanlı ve İngiliz devlet arşivlerine dayanarak detaylı bir şekilde gözler önüne sermiştir,1 Saray'ın önemle beürüği gibi, daha önce 1863-1873 yıllan arasında Türkistan'ın güney bölgelerine vuku bulan Rus yayılmacılığı karşısında Hokand ve Hİve hanlıklariyle Buhara emirliğinin Osmanlı devletinden yardım ricalarına. İstanbul'daki saray içi karışıklığı ve dış güçlükler dolay isiyle Osmanlı devleti gerekli karşılığı verememişti. Sultan Abdülaziz Han'ın saltanatı sırasında Kaşgarha varan Türk subaylarının bilahare Türkiye'ye dönüşlerinde Padişah Abdülhamid'e sundukları layihalardan (raporlardan) Yüzbaşı Ali Kazım Bey'inkhü de sayın Melunet Saray yaymlaımşür. Ali Kazım bey'in Padişaha sunduğu lahihadan öğrendiğimize göre, Ali Kazım bey önce Yakııb Han tarafından Yarken t valisi olan Molla Yunus'un emrine verildiğinde. Yarkent şehrinde bir lopçu tabum kurarak topçuluk eğitimi verir. Ali Kazım bey raporunda Yarkent'teki lopçu taburundan 'İstanbul askeri gibi gayet mu'allem oldular" diyerek de övgüyle sözeder. Ali Kazım bey bu tapçu taburundan başka, daha sonra Yarken!'te 3.000 kişilik Türkiye'deki Nizam-i Ccdid'c uygun olarak bir alay meydana getirir ve onları eğitir.2 Doğu Türkistan'ın liderlerinden rahmetli İsa Yusuf Alptekin'in verdiği Bu makale, 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araşürmaları Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan "Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde tebliğ olarak sunulmuştur. Doç. Dr., Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi.
Mehmet Saray. Doğu Türkistan Türkleri Tarihi I: Başlangıçtan 1878'e Kadar, İstanbul: Kitabevi, 1997, s. 165-172 ve -'Ekler 1 bölümündeki arşiv belgeleri, s. 253-295. A.g.e., s. 254-255.

Timur Kocaoğlu bilgiye göre, Bedevlet Yakub Han Türkiye'den gelmiş olan subayların yardııniyle 80 bin kişilik bir ordu kurar. İsa Yusuf Alptekin'in bu konuda verdiği şu bilgi çok ilgi çekicidir: "Dedem Kasım Hacı Muhammed Ali Oğlu [Türk subaylarının eğittiği) bu orduda la Mini görmüş ve muhaberelere katılmış bir askerdi. Birkaç yerinde yarası olduğunu görmüştüm. Biz beş yaşlarında iken, hatıralarını anlatır ve heyecanlandığı zaman, bizi ayağa kaldırarak, 'Rahat, hazırol, marş, bir-ki, bir-ki...' tarzında komut verir, eski günlerini yâdederdi. Merhum 85 yaşında vefat etmişti."3 Rahmetli İsa Yusuf Alptekin beyin anlattığı dedesiyle ilgili bu küçük hatıra parçası bile, 1874-1876 arasında Türk subayları taralından eğitilen Türkistanlı askerlerin bu aziz hatıralarını kendilerinden sonraki genç kuşaklara nasıl aktardıklarını göstermesi bakımından çok önemlidir. Osmanlı subaylarının 19.uncu yüzyılın İkinci yansında, ya'ni 1870Merde Doğu Türkistan'da büyük bir başarıyla gerçekleştirdikleri bu resmî görevden sonra, biz Türkistan'ın herhangi bir bölgesinde Osmanlı devleti tarafından resmen görevlendirilmiş başka Türk subaylarını görmüyoruz. Ancak, resmen görevlendirilmiş olmasalar da, talihin bir cilvesiyle Osmanlı Devletinin son günlerinden, ya'ni 1918'den 1923'e kadar, bu kez Batı Türkistan Ma çok sayıda Osmanlı Türk subayı ile karşılaşıyoruz. 1914'te Kafkasya cephesindeki Osmanh-Rus savaşlarında, özellikle Ardahan'da çok sayıda Osmanlı askeri ve subayı Rus ordusuna esir düşerler. Önce Kafkasya "daki çeşitli askeri esir kamplarında bulundurulan Osmanlı askerleri ve subaylarının bir bölümü daha sonra Sibirya'daki Krasnoyarsk şelırmde bulunan askeri esir kampına yollanır. Krasnoyarsk kampından kaçabilen Türk subayları çeşitli gruplarda ve tarihlerde Kazak Türklerinin deve kervanlariyle bugünkü Kazakistan topraklarım boydan boya geçerek, Taşkent'e ulaşırlar. Onlardan bir bölümü Taşkent'te kalarak çeşitli yararlı faaliyetlerde bulunur. Bir bölümü de, 1920'de yeni kumlan Buhara Cumhuriyeti'ne gider. 1922 ve 1923 yılları arasında bu Osmanlı subaylarından büyük bir bölümü Türkiye'ye dönmüştür. Ama, maalesef onların çok azı kendi canlı hatıralarını yayınlayabildi.4 Batı Türkistan'da ve özellikle Buhara Cumhuriyeti'nde bulunmuş ve oralarda hem eğitim lıemde askerlik alanında çok önemli hizmetler yapmış olan Osmanlı subaylarından Raci Çakıröz ile tanışma ve onun ağzından hatıralarım yazma imkanına salüp oldum. Rahmetli Râci beyin hatıralarını 1971'de yazdığım halde, bu hatırat ancak 5 1987'de Türk Dünyası Tarih Dergisi'nin 1 ile 11 sayılarında yayınlanabildi.

3 4 5

İsa Alptekin, Doğu Türkistan Davası. İstanbul: Otağ Yayınlan, 1973(2. Baskî 1975); s. 129. Tahsili îybar, Sibirya'dan Serendib'e, İstanbul, 1950. "Türkistan'da Türk Subayları (1914-1923)"; Anlatan: Raci Çakıröz, Yazan: Timur Kocaoğlu. Tfirk Dünyası Tarih Dergisi (İstanbul), Sayılar: 1-11 (1987). 1971 'de haftada iki gece şimdi rahmetli o Um Raci Çakıröz'ün evine gidiyor ve o anlatırken, not alıyordum. Daha sonra, eve giderek notlarımda düzeltmeler yaparak, daktilo makinesinde temize çekiyordum. Herhalde dört veya beş a)' içinde Raci beyin hatıralarını tamamlayabildik. Kendisinin elinde Kaikasya, Sibiiya ve Türkistan Ma çekilmiş çok sayıda fotoğraf ve arşiv belgesi vardı. Elindeki bütün

22

Türlcistan'da Osmanlı Türk Subaylarının. Faaliyetleri (1914-1923)

Raci Çakıroz gibi Osmanlı subaylarının çok az bir kısmı hatıralarını yayınladıkları için, bu konuda çeşitli kaynaklara başvurmamız gerekiyor. Yayınlanmış kaynaklar arasında, değerli tarihçi Prof. Zeki Velidî Togan'ın 1969da basılmış olan hatıraları, Türkistanlı Abdullah Receb Baysun'un 1945'te İstanbul'da basılan Türkistan Millî Hareketleri adlı eseri önemJi bir yer tutar. Çünkü, hem Togan hemde Baysun o sıralarda, ya'ni 192Ü-1922 yıllan arasında Batı Türkistan'da Osmanlı subayları ile yakın ilişkilerde bulunmuş iki önemli görgü tanığıdır.5 Osmanlı subaylarının Batı Türkistan'daki faaliyetleri hakkında en önemli belgeler ise, henüz gün ışığına çıkmamıştır. 1922 ve 1923'ten sonra Türkiye'ye dönen o eski Osmanlı subayları herhalde bu konuda resmî makamlara kişisel raporlarını sunmuş olmalılar. Başbakanlık ve Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivlerinde bulunan bu belgelerin üzerindeki yasaklama süresinin biran Önce kaldırılmasını dileriz. İkinci Önemli arşiv belgeleri ise, bugün Özbekistan ve Moskova'da bulunmakladır. Bolşevik Rusyası gizli polisi ÇEKA (Çerezviçayni IComissiya "Fevkuladde Komisyon") özellikle Taşkent'teki Osmanlı subaylarını yakından izlediği için onların raporlamıda oldukça yararlı detaylar bulunabilir. Ayrıca, Buhara Cumhuriyeti de 1920 ve 1923 yılları arasmda çok sayıda Osmanlı subayını eğitim ve askerlik alanında önemli görevlere getirdiği için Buhara Cumhuriyeti'nin arşivlerinin de bu bakımdan dikkatle incelenmesi gerekir. Kısmen eski ÇEKA ve kısmen de Buhara Cumhuriyeti arşivlerinden yararlanan bazı yazarlar Sovyet dönenimde bazı edebî eserler yazdılar. Onlar arasında Tacik yazan Celal İkramı'nin 1979'da Düşenbe'de yayınlanan Garnizon T aslim Nemişeved ("Garnizon teslim Olmayacak") adlı piyesi ile Özbek yazan Halmirza Şükürov'un 1982'de Taşkent'te yayınlanan Kıl Köprik ("Kıl Köprüsü", ya'ni "Sırat Köprüsü") adlı romanı ve Tatar yazarlarından Tevfık Eydi'nin 1991'de Kazan'da yayınlanan İlan Uvı ('"Yılan Zelıiri") adlı romanını anmak lazım7. Bu piyes ve romanlardaki karakterler arasmda Osmanlı Türk subayları da önemli yer alıyorlar. Osmanlı subaylarının kişiliği ve faaliyetleri, Tacik yazarı tarafından çok olumsuz bir şekilde sunulurken, Özbek ve Tatar yazarları tarafından ise, olumlu olarak yorumlanışı dikkatimizi çeker. Tabii, Sovyetler Birliği parçalanarak. Batı Türkistan'da beş bağımsız cumhuriyet ortaya çıktıktan sonra, Osmanlı Türk ve Türkistan ilişkilerini ele alma üzerindeki yasak da kalkmış oldu. Buna bir örnek vermek islenin. Benim 1987'de İstanbul'da yayınladığım Raci ÇakırözHüı hatıraları tam onbir yıl sonra 1998'de Taşkent'te çıkan Cihan Edebiyatı adlı dergide Türkistan'da Türk Ofitserlerf adıyla biraz kısaltılmış olarak s yayınlandı.

fotoğraf ve belgelerin birer filmini çikıımıaina ve bu hatıraları yayınlama yetkisini bana verdiği halde, bu 1987'ye kadar mümkün olmadı. Zeki Velidi Togan, Hatıralar, İstanbul. 1969 (Dizinli yeni baskı: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. 1999); Türkistanlı Abdullah Receb Baysun, Türkistan Millî Hareketleri. İstanbul, 1945. Celal İkrama "Garnizon Taşlını NemişevecF, Edebiyatı So\>eti (Düşenbe). No. (1979), s. 1746; Şükür 1 lalmirzayev "Kıl Köprik", Şark Ynlduzı (Taşkent), No. 9-12 (1982) ve daha sonra kitap olarak yayınlandı: Şükür Halinirzayev, Kıl Köprik, Taşkent: Gafur Gulaın, 1984; Tevfîk Eydi, İlan Uvı. Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı, 1991. Cihan Edebiyatı (Taşkent), No. 6 (1998).
23

Timur Kocaoğlu 1918 ve 1923 arasında Batı Türkistan'da yalnızca daha önce Ruslara esir düşmüş eski Osmanlı subaylarını bulmuyoruz. Bilhassa, 1920 ve 1922 arasında çok üst düzeyde Osmanlı paşalanyla da karşılaşıyoruz. Osmanlı generalleri arasında tabiiki ilk önce 1 Türkistan'a Baku üzerinden 1921'de varım Enver Paşa ve daha sonra Cemal Paşa dır. Onlardan ayrı olarak, Teşkilat-i Mahsusa'nm önemli üyelerinden Hacı Selim Sami, Emrullah Bey. Demeli Adil Hikmet Bey. Hüseyin Bey. Bursalı İbrahim Beyler de Türkistan'a giderler ve onlar "Beş Türkler" diye ün kazanırlar. Değerli sözlü tarih yazarı Cemal Kulay Ana-Vatan'da Son Beş Osmanlı Türkü adıyla 1964'te yayınladığı eserinde, bu beş Osmanlı Türkünün Türkistan'daki faaliyetleri hakkında onların ağzından ilgi çekici bilgiler verir.9 Burada Ankara hükümeti ve Mustafa Kemal Atatürk'ün özel direktifleri ile 1921'de Türkistan'a gönderilen Soysallı İsmail Suphi bcy'in Taşkent'teki Türkistanlı aydınlar arsındaki faaliyeti ve özellikle kısaca TMB diye anılan "Türkistan Millî Birliği" adlı gizli teşkilatın kuruluşundaki katkısını da burada belirtmeliyi/.. Enver Paşa'nın Türkistan'da Ekim 1920 ile Ağustos 1922 tarihleri arasında iki yıldan biraz az, ama çok hareketli ve heyecanlı faaliyeti maalesef Türkiye'de detaylı bir şekilde ortaya konulmuş değildir. Tekin Erer gibi bazı yazarların Enver Paşa hakkında 1970'lerde yay miadı klan gerçeklere dayanmayan "hamasî'" kitaplarından yararlanılma imkanı çok azdır.10 Şevket Süreya Aydemir ise. Enver Paşa hakkındaki üç ciltlik eserinde, Türkistan bölümünü çok kısa ve sathi olarak geçmiştir.11 Enver Paşa hakkında bildiğimiz en ciddi çalışma Japon bilgim Prof. Masayuki Yamauclü tarafından 1991'dc Tokyo'da yayınlandı.12 Masayuki Yamauchi bu eserinde Ankara'da Türk Tarih Kurumu'unda saklanan Enver Paşa'ya aid 21 dosya içindeki özel evrakları ve mektupları Latin alfabesiyle Türkçe olarak yayınlamıştır. Yamauchi'nin yayınladığı mektuplar arasında. Enver Paşa'nın 28 Ocak 1922'de Şarki Buhara'da Ahcar köyünden Berlin'deki arkadaşı Kamil Bey'e gönderdiği mektuptaki aşağıdaki satırlar, Enver Paşa'mn Türkistan'da bir yandan Ruslarla çarpışırken, bir yandan da oranın İlerisi için nasıl planlarla kafasının dopdolu olduğunu göstermektedir: "Burada, Şarki Buhara'da, Darvaz vilayetinde dağ içinde ve derelerde halk tarafından ibtidâî işletilmekle olan altın ma'deni var. Sonra, demir, kömür, petrol, yakut, kurşun ma'deııleri var. Acaba Almanya'dan buraya hesabına emîn bir ma'den mühendisi göndermek imkan olmaz mı? Eğer Günler bu işler için yardım çaresini bulursa çok iyi olacaktır. Büyük Parebellum tabancalardan hiç olmazsa 10 tane göndermeyi unutma. Sonra, acaba bir Zepplin (balonu) ile burayla te'sis-i rabıta mümkün olamaz mı, ve kaça mal olur? Buradan parasını vermek mümkündür. Oradakilere selam. Babanım ellerinden öperim. Enver."13

11

13

Cemal KuLay, Aııa-Vatan 'da Son Beş Osmanlı Türkü, İstanbul: Tarih yayınları, 1964. Tekin Erer, Enver Paşa 'tun Türkistan Kurtuluş Savaşı, İstanbul: Maytaş Yayınevi, 1973. Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya 'darı Orta Asya'ya Enver Paşa, I-Ill. İstanbul: Remzi Kitabevi. 1970-1972. Musayııki Yamauchi, The Green Crescent Uncler the Red Star: Enver Pasha in Soviet Russkt 1919-1922, Tokyo, 1991. Masayuki Yamauchi, cug.e., s. 293-294.

24

Hatıralar (Yeni Baskı). Binbaşı Hüsnü.17 Kurmay Binbaşı Nuri Bey.Türkistan 'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Masayuki Yaraauclıi'nin Enver Paşa hakkındaki başka bir eseri de Hoşnud 14 Olmayan İnsan: Enver Paşa adıyla geçen yıl İstanbul'da yayınlandı. yeni okullar açmışlar. Bugün elimizde mevcut kaynaklara. Hoşnud Olmayan İman: Enver Paşa. Türkistan'da faaliyet gösteren Osmanlı subayları: Raci Çakıröz'ün hatıralarında aşağıdaki Türk subaylarının adları geçer:15 Albay Arif (Çengelköylü). Üsteğmen Nafi (Manastırlı)20. Mataracı Rıfat. ikincisi ise Buhara ordusunun temelini atmak için girişilen askeri eğitimdir. Önce Ruslara esir düşerek Sibirya'daki Krasııoyarsk esir kampına gönderilen ve daha sonra çeşitli gruplar halinde oradan kaçarak Taşkent ve Bulıara'ya geçen 300 kadar Osmanlı subayının Türkistan'daki faaliyetlerinin başlıca İki alanda yoğıınlandığmı görüyoruz. daha sonra Türkiye'ye dönünce "Atuf1 soyadını alır O Zeki Velidi Togan. Binbaşı Osman Bey (Harputlu). Osmanlı subayları özellikle genç Buhara Cuııılıuriyeti'nin milli ordusunun kumlusunda çok önemli katkılarda bulunmuşlardır. Talat (Edirneli). "" Üsteğmen Nafi Bey Türkistan'da Enver Paşa'mıı yaverliği görevini yapar.21 Yedcksubay Halil (Bartınlı). mülazim-i evvel Süleyman Sami. Binbaşı Rıfat. 19 Ziya Bey Türkiye'de Bayburt Kaymakamı olur. Kazim Bey. Tüfekçi Arif. İkinci alan olan askeri eğitimde ise. Yüzbaşı Cemal. Özellikle benim yayınladığım Râci Çakıröz'ün hatıralarına dayanarak. 25 .g. Topçu mülazim-i evveli Haydar Şevki. Üsteğmen Mehmet Sadık (Samsunlu). bir ara Antalya Valiliği yapar ve daha sonra Ali Çetrnkaya'nm Nafıa vekilliği sırasında onun müsteşarı olur. Talisin İybar. Bunlardan biri.ıtnauchi. 597. İsmail Hakkı (Kayserili). s. 1998. Yüzbaşı Şükrü. Üsteğmen Yunus (Musullu).18 Üsteğmen Ziya Bey. Assubay Sait Ahrari. Sait Cemal. 17 Ziya Bey 1915'te 9. ıs Üsteğmen Yunus (Musullu) milis kuvveti olarak kurulan Buhara Ordusunun kumandam olur. Yüzbaşı Faik (Edirneli). sivil eğitim. 14 Masayuki Y. Yüzbaşı Sait Bahri.k. Mehmet (AğıistosHı). dizin. Alay komutanıydı. 15 -Türkistan'da Türk Subayları (1914-1923)". 16 Arif Bey Türkiye'ye döndükten sonra Baytııng soyadını alır. a. Yüzbaşı Galib. 1 Sait Ahrari aslında Türkistan'ın Hoccnt şehrindendir. Kolordu 83. İstanbul: Bağlam Yayınlan. Türkiye'de okuyarak Osmanlı ordusunda assubay olmuştu. Yüzbaşı Emin.19 Süvari üstteğnıeni Cavit Bey. Hilmi (Aksaraylı). Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.ıfi Yarbay Ziya Bey. Osmanlı subayları Taşkent şelırinde ve Buhara Cumhuriyeti'nde daha önceden mevcud olan cedit okullarında görev almış. 1999. Osmanlı Devleti'nde gördükleri son modern öğretim ve eğitim yöntemlerim Türkistan'da uygulamaya sokmuşlardır.

. Sırada soldan 4.3' Resim 1: Türkistan'daki Yenilik (Cedirçilik) hareketinin önderlerinden Münevver Kari (2. Sakallı) bir grup Türk subayları ve başka Türkistanlı aydınlar ile (Taşkent. 1919).

Raci ÇakırÖz ve 3. .5- S. 7 •I Resim 2: 1920'de Taşkent'teki Turan mektebi öğretmenleri ve s_ınıf mümessilleri (orta sırada oturanlardan sağdan 2. Yüzbaşı Galip Türk subaylarıdır).

2. 3. Yüzbaşı Galip Türk subaylarıdır) . Hilmi. Raci Çakıröz.Resim 3: Taşkent'te öğretmenlik yapan Osmanlı subayları ve Türkistanlı öğretmenler (ilk sırada soldan 1.

. ve 4.O Resim 4: Buhara Cumhuriyeti"nin Çarcoy şehrindeki Öğretmen Okulu hocaları: Oturanlardan soldan 1. (Raci Bey) Türk subaylarıdır.

.İS) o JEtesim 5: Buhara Cumhuriyeti Maarif Nazırlığı (Milli Eğilim Bakanlığı) tarafından Türk subayı Raci Çakıröz'e verilen öğretmenlik yıllarını gösteren resmi belge (Belge Arap yazısiyle Özbekçe ve Rusça olmak üzere iki dildedir).

"ÎT*. . Resim 6: Osmanlı subaylarının idaresinde Taşkent'te sahneye konan bir piyesten sahne.

Timur Kocaoğhı o^İ^^ Resim 7: Buhara Milli Ordusunu kuran Osmanlı subaylarından Musullu Yunus Bey. .

Kesim 8: Osmanlı Subaylğrinin yetiştirdiği Buhara Cumhuriyeti ordusundan bir takım. .

Resim 9: Buhara ordusundan başka bir görünüş. .

35 . Raci Çakıröz ve 4. Milli Bando Cemal Paşa'yı Türk marşları çalarak seJamlamıştı. çok memnun kalmıştı. Ağustos 1920'de Buhara'ya kısa bir gezi yapan Cemal Paşa. Osmanlı subaylan tarafından kurulan Buhara Milli Ordusunu teftiş ederek.F Türkistan'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Resim 10: Buhara Ordusu bandosu. Türk subaylarıdır. Önden ikinci sırada soldan 3.

üzülerek belirtmek gerekir ki ahi teşkilatının mahiyetini ve yayıldığı coğrafi sahayı i/ah çimekten uzaktır. Ona göre. tarihçiler dışında. Halbuki. füiüvvetnanıeler. Anadolu'da bu yüzyıllarda 'fütuvvet tarikatı' adıyla bir tarikat la mevcut değildir. Doç. Hacı Bektaş'm MakalaVı. 15-16 Ekim 1997 tarihleri arasyndu Kırşehir'de düzenlenmiş ohııı 10. Bu bildirimde. fütuvvef meslekine salik olan ahiler. Ayrıca. 37-55. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. İzmir 2000. Muhammed'e kadar ulaşmakladırlar. ANADOLU'DA AHİLER VE AHİ ZAVİYELERİ1 M. Dr.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Köprülü. onbeş ve onaltmcı yüzyıllarda yazılmış Osmanlı belgelerindeki kıymetli bilgiler bu teşkilat üzerine ışık saçar. Hz. teşkilat ve onun dayandığı fikirlerin Osmanlı döneminde kazandığı yeni mahiyet izah edilmiş olacaktır. Ahilik Haftası'uda okunmuş bildiri. teşkilatın kuruluşu üzerine kıymetli bilgilere sahip olmamıza rağmen. Bunun başlıca sebebi Osmanlı tarihçilerinin bu konu üzerine yeterince eğilmemiş olmalarıdır. Ali vasıtasıyla Hz. misafirperverlik ve mertlik gibi güzel insanî hasletleri hem müslümanlara hem de gayrimüslimlere aşılamış olması. AkifERDOGRU Anadolu'da ontiç ve ondördüncii yüzyıllarda mevcudiyetlerini ve faaliyetlerim bildiğimiz ahi teşkilatı üzerine şimdiye kadar yapılmış anıştırmalar.. ondördüncii yüzyıl mezar taşlarında ve onbcş ve onalUııcı yüzyıl Osmanlı belgelerinde rastladığım ahiler ve onların tesis etdikleri zaviyeler üzerine özet bilgiler sunacağım. Bu bilgiler dikkatlice değerlendirildiği zaman. Aslında. daha sonraki yüzyı Hardaki durumunu özellikle Osmanlı zamanındaki gelişimini bilememekleyiz. 'onüçüncü yüzyılın mesleki tasavvufı bekarlar zümresi' olarak yorumladığı ahiler üzerine ayrı bir kitap hazırladığını beyan etmişse de böyle bir kitabı ne yazık ki neşredcmemİştir. Bu önemli teşkilat üzerine ilk ciddi yorumlar merhum Prof. asıl olarak. Bunlar sadece bir esnaf topluluğu değildir. sanının. EttiLkVmnMenaktbü'l-Arİfm'i. Fuat Köprülü'ye aittir. en diğer yerli araştırmaların konuya ilgi duymalarını sağlamalıydı. s / . Bu teşkilatı yazarken onun kullandığı özgün kaynakların ilki. Taşköprülüzadc'nin Şakayık-ı Numaniye'si ve htaııtıkü't-Tayr'ın ondördüncii yüzyılın ilk yarısında yetişen büyük Türk şairi Gülşehri'ce yapılan Türkçe çevirisi gelmektedir. Anadolu ve Rumeli'nin bir kısmında yayılmış olan bu teşkilatın hem Türk özelliği taşıması hem de cömertlik. soy kütüklerini. Ayrıca. Aşıkpaşa Tarihi. Ihn Bal t ula seyahatnamesi. ss. Şimdiye kadar yerli ve yabancı tarihçilerin ahi teşkilatı üzerine ileri sürdükleri görüşleri kısaca özetlemekte fayda vardır.

Yine o. Prof. Merhum Köprülü'nün ahiler üzerine beyan ettiği bu görüşler kuşkusu/. ilk ahi olarak. Alıi Muhammed Divane. Yine. İzzeddm Kcykavus'un füüıvvet teşkilatına girmesinden sonra. Ahi Natur'un Mevlana Celaleddin-i Rumî'nin müridi olduğu zaman yüz on yaşında olduğu yazılıdır. siyasi önemlerinin kalmadığına işaret eder. bilindiği gibi. Ahi Muzafferiiddin. Üçüncüsü ise onüçüncü yüzyıl başlarında Konya'da yaşadığını bildiğimiz Alü Natur isimli ahidir. İkinci ahi. Tarih-i al-i Selçuk'da Alıi Alııned ve Alıi Alınıedşalı adlı iki Konyalı ahinin adı yazılı olduğunu bildirmiştir. biraz tasavvufi bir renk aldığuiı. Cahen kısa bilgiler vermiştir. 'Sevakıbü'lMeiıakıh' adlı eserde. Ahmcdşah'ın vefatından sonra Konya rindlerinin (çoğulu: rünud) basma Alü Sıddık'ın oğlu Alü Mustafa geçmiştir. Alıi Bcdreddin. Ahi Kaysar. Anadolu Selçuklu sultam I. devlet kuvvetini değil. ilk alıi 1216-1217 tarihlerinde Antalya'da yazılmış bir vakıfname adı geçen Ahi Enıinüddin Mahımıd bin Yusufdur. 1243 yılında vukubulan Kösedağ savaşından sonra Ahiler ile Fıtyan. Mevlana'nm Mektuba! adlı eserinde adı geçen Emir Alıi Mehmed. Eflaki'nin eserinde bu ahilerdenden başka. Acaba Anadolu'da isimlerini yukarıda belirttiğim bu ahilerden daha önce yaşamış bir alıi var mıdır? Bu sual hakikaten teşkilatın kökenlerini ve yayıldığı cığrafi sahayı göstermesi bakımından önem taşnnaktadır. Cahen'in esaslı yorumunu hakikaten kabul etmek 38 . Özellikle 'Ahİyan-ı Rum ' denilen zümrenin Osmanlı merkez idaresi kuvvetlendikten sonra sadece esnaf teşkilatı mahiyetinde kaldığını ifade eder. Cemaleddin Alü Gühertaş ve Ahi Evraıvın da onüçüncü yüzyılın ortalarında yaşamış olabileceklerim Prof. İslam âleminin her sahasında göze çarpan esnaf teşkilatına bağlı olduklarını öne sürer. Osmanlı devletinin kuruluşunda bunların büyük bir amil olduklarını açıklar. 'anarşi devre/erin de' kuwet ve kudrel kazandığını. Köprülümden başka. mahalli halk idaresini temsil ettiklerini ileri sürer. Alü Türk. Alıi Polad ve Ahi Sıddık'm adı geçmektedir. ilkinin 1297-1298. 1262-1263 tarihlerinde Divriği'de ölen Alıi Abdurrahman'dır. ahilerin Osmanlı Öncesinde geliştiklerini. onikincİ yüzyılda Anadolu'da ahi teşkilatının ya da ahilerin olup olmadığıdır.M. Cahen. 1284 yılında vefat etmiş olan Hüsamcddin Çelebi'uin büyük babasıdır ve diğer ahilerden daha önce alü teşkilatına girmiş olmalıdır. Onun çözmek istediği sorunlardan ilki. kıymetini hain muhafaza etmektedir. Akif Erdoğnt Batınî bir tarikat olarak doğan alillerin 1360-1361 yıllarında Ankara'nın Osmanlılar eline geçmesinden sonra. Anadolu şehirlerinde ahiliğin kuvvetlendiğini. hakkında ileride daha fazla bilgi vereceğimiz Konya yaşamış Urmiyeli Alü Türk'ü kabul etmekledir. Çünkü. Onun bu husustaki temel görüşü şudur. ikincisinin de 1294 veya 97 yıllarında vefat etliklerini belirlemiştir. müteveffa Prof Claude Cahen'in ahiler üzerine belirttiği görüşlerin ise ayrı bir kıymeti bulunduğu kuşkusuzdur. alpler ve sipahiler arasında münasebet peyda eliklerini belirtir. Ahi Emir Ahnıed-i Bayburlî. ahiliğin ne şekil bir mahiyet kazandığı hala açıklanması gereken karmaşık bir mesele olarak kalmakladır. Eflaki'nİn eserinde adı geçen Alü Ahmed. Ahi Musa. Moğollara karşı birleşmişlerdir. Cahen ifade etmişlerdir. Cahen'e göre ikinci önemli mesele de Konya'da alülerin siyasî olarak Moğolları mı yoksa Türkmenleri nü tuttu klandır? Bu hususta Prof. Bunların. Alıi Muhammed Seyyidabadi ve Ahi Çoban gibi ilk ahiler üzerine Prof. Zira. ancak ondördüncü yüzyıldan sonra. bu ahilerden başka. kısacası ahilerin Osmanlı denetimine girmesinden sonra.. o: 'Anadolu 'da İslamiyet' isimli ünlü makalesinde. Ahi Basara. Ahi Mustafa.

Konya'da Hüsameddin Çelebi'nin kabir kitabesidir. Çelebi Mehmcd gibi Osmanlı padişalüan ahi teşkilatını canii gönülden desteklediler. Osmanlı arşiv bilgileri Muallim Cevdet'in kıymetli eserinde bulunabilir. Ona göre ahi. Türkiye Cıımlıııriyeti'nin kuruluşuna kadar izlerini. onüç ve oııdördüncü yüzyıllarda Anadolu'da loncalar halinde teşkilatlanmış füluvve İdeallerini uyarlayan genç erkek derneklerinin lideri için kullanılmış bir kelimedir. zamanımıza kadar ulaşmış Osmanlı arşiv belgeleri ve mezar taşlan. Prof. Arap ve Fars topraklarında ahiliğin yayılmamasınm sebepleri bilinmemektedir. Orta Anadolu şehirlerde ortaya çıkan eşkıyaların (rümtd) liderlerine de bu isim verilmiştir. bazı konular hata açıklanamamıştır. bu yazıtta.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri gerekiyor: 'ahi/er hiçbir siyasi gücü olmayan fakat iktidar boşluğu bulunan zamanlarda karışıklıklar çıkmış şehirlerde ön sırayı alan. esnaf teşkilatı şeklinde sürekli olarak devam ettirdiği için. Konya'nın hayalını tehâil ettikleri zaman da Türkmenlerin büyük düşmanıdırlar \ Açıklanması gereken diğer bir sorun da ahiler ile esnaf arasındaki ilişkiler başlangıcı ve malüyeüdir. Lonca üyeleri tararından seçilen ahi babanın Ahi Evran'ın neslinden geldiği iddia olunur. 1. devletin denetimi altında bir sünni mahiyet aldığıdır. Bir kısmı zamanımıza ulaşabilmiş bu üzerine Arapça yazılar hakkedilmiş bu mezar taşlarında en azından ahilerin isimleri ve vefat tarihleri bize bildirilmektedir. Mikail Bayram. özellikle Ahi Evren'in hayatım araştırırken ahi teşkilatın kuruluşu üzerine Arapça ve Farsça yazma eserlere dayanan yeni kıymetli yorumlamalarda bulunmuştur. bu teşkilat onüçüncü yüzyıl Anadolusu açısından son derecede öneme haiz ise de. Prof. Dr. Modern araştırmalara rağmen. Onların vatan sevgisi çok fazladır. Yukarıda isimlerini belirttiğim modern ve özgün kaynaklara ilave olarak. Uygurca'da ve Kaşgarlı Mahmud Lügatı'nda bu kelime 'akı' şeklinde geçmekledir. Franz Teasclmer tarafından yapılmıştır. Disiplinsiz harelcetleri genellikle kendilerine saldıranlara karşıdır. Onüç ve oııdördüncü yüzyılın Türk beyleri ve I. Ahilere ait mezar taşlan bu konuda yeterince kullanılmamış özgün kaynakların başında gelmektedir. Osmanlı döneminde. Murad. Debbağların ahi babası bütün lonca teşkilatının başıdır. ahi teşkilatı üzerine ışık saçmaktadır. Her ne kadar. Bayezid. Onüçüncü yüzyıl sonlarında Anadolu Selçuklu devleti parçalanırken. çok kısa bir süre içerisinde. Modern Türkiye'nin kuruluşu açısından da önemlidir. Dr. Çünkü biliyoruz ki Şeyh Edcbalı gibi ahiler Osmanlı devletinin kumlusuna katkıda bulundular. Örneğin. Konya'da Ahi Türk olarak bilinen mühim bir kişinin nesli ortaya 39 . Ahi Evran ve ilk alillerin hayatları henüz aydınlatılmayan konular arasındadır. düzenli ordunun eksikliklerini iamamlayab'üen önemli bir teşkilatdır. Bence diğer önemli bir mesele de Fuat Köprülü'nün başlangıçta batini olarak zikrettiği ahi teşkilatının. Ahiler yönelimi doğrudan doğruya ele geçirdikleri zaman Moğolların. Ahiler Selçuklu yönetimine bağlı görünüyorlar. Fevkalade bir misal. Ancak bu kaynaklar araştınnacılarca ne yazık ki yeterince kullanılmış değildir. Neşet Çağatay'ın araştırmaları da teşkilatın inanç ve gelenek tarafına yöneliktir. Bu konu benini bildirimin sınırlarını aşacağı için üzerinde durmuyorum. Ahiliğin diğer yönleri de incelenmiştir. Kırşehir'in ahi abbaları esnaf loncalarını dolaşarak icazetname verililerdi. Bu önemli Türk teşkilatı üzerine dikkate değer bir takım araştırmalar Prof.

Hüsameddin oğlu Ahi Şerefüddin Mehmed. Ahi Sinan. Alıi İshak oğlu Scyyid Şcmscddin Ahi Yakup. Alıi Melik. Alıi Arif. Ahi Hüseyin'in kızı Ayşe Hatun Iahdinde ise: 'Masume. Bu sebeple. dokuzuncu göğün hazinelerinin anahtarcısı. Alıi Sinanüddin kabir taşında. Ahi Şerefeddin Mehmed oğlu Alıi Yusuf. Zehra. Bilinmeyen yeni ahilerin İsimleri mezar taşlan sayesinde ortaya çıkarılabilir. Nitekim. Hacı Alıi Murad oğlu Hacı Şemseddin Alıi 40 . 683 yılının Şaban ayının 24. Ahi Arif oğlu Alıi Yusuf. Alü A1İ. Akşelıir mezarlığında ahilere ait mezar taşlarını tesbit etmişti. erdemin babası. Alıi Şerefeddin Mehmed oğlu Ahi Hüseyin. Hakkın ışığı Ahi Türk olarak da bilinen Urmiyeli (İran Azerbaycanı 'nda) Hasan oğlu Mehmed oğlu Hüsameddin Hasan 'indir. Kabir kitabesine göre Hüsameddin cl-Hüseyni oğlu Alıi Mehnıed (Şerefeddin) 731 yılında vefat etmiş ve Patıma. Ahi Ali. yeryüzünün hazinelerinin güvenilir kişisi. 'Ahi Sinanüddin Mülk dünyasından Ahirete göçmüştür'. şehide. Alıi Şerefeddin Mehmed oğlu Ahi Hasmı. 'Ahi Şerefeddin oğlu Ahi Hüseyin Allah onu affetsin yıl 731'. Sene 789 (1387)\ Alıi Murad kızı Falıma hatun Iahdinde: 'Keykubad oğlu Hüseyin oğlu Ahi Murad kızı Hacı Falıma nıağfure. Örneğin. doğru yolun (islam) ve bilginin imana. 702 yılı Rcbiütewel ayının gurresi' yazılıdır. Hz. Scyyid Şemseddin Ahi Yakup oğlu Alıi Hüsameddin Hüseyin {diğer adı: Alıi Fahrcddin). zamanın dostu. Allah 'in rahmetine gark olmuş Ahi Hüseyin kızı Aişe vefat etmiştir. merhum R. Allah onu affetsin. Alıi Ali oğlu Ahi Yusuf. Alıi Yakup. Günü'. Ahi Elvan kızı Seher Hatun"un kabir taşında: 'Ahi Elvan kızı Hacı Seher Hatun dünyadan kadınlar alemine göçmüştür. on imam İçin dua edilmesini vasiyet etmiştir. 843 yılının Ramazan ayında'. Ahilere ait bu mezar taşlan kuşkusuz son derece kıymetlidir. sa'ide. Hacı Ahi Hüsam. Alıi Elvan oğlu Emir Paşa'mn kabrinde: 'Ahi Elvan oğlu Emir Paşa küçük dost erkek alemine göçmüştür: Kabri iyi ve (emiz olsun.M. 833 yılının Zilkade ayı' yazılmıştır. Aicif Erdoğru koymakladır: 'Bu türbe şeyhlerin şeyhi. Ali. Ankara'da Alıi Şercfeddin türbesi 731 (1330-1) İnşa edilmiştir. Alıi Sinan oğlu Alıi Çelebi. Nizamiiddin Hezar oğlu Mccdüddin İsa oğlu Ahi Elvan Mehmed. Alıi Suca. Görüldüğü gibi Alıi Elvan ve Alıi Şcrefddin ailesiyle ilgili mezar taşlamadaki ifadeler son derecede basit ve anlaşılırdır. Alıi Şererüddin'in oğlu Alıi Hüseyin'in lahdi çok basit ifadeyle yazılmıştır. Melul Meriç. Niğde'de türbesi bulunan Gündoğdıt oğlu Ahi Eyyup 745( 1344) yılında vefat etmiştir. Kabir kitabesinde mevcut bütün bu bilgiler ahilerin tarihi için son derecede kıymetli birinci eldir. ariflerin önde geleni. Mezar taşları ve bir kaç Arapça vakıfname bir çok Ankaralı ahinin ismini bilmemize olanak tanımaktadır: İsmail oğlu Ahi İshak. bu yazıtların vakit geçirilmeksizin hemen toplanılması ve değerlendirilmesi gereklidir. Alü Hüsam oğlu Hacı Alıi Murad. Allah ondan ve onlardan razı olsun. Ondördüncü yüzyıla ait Ankara'da mezarlıklarında olan bir kaç alıi mezar taşı Konya müzesi eski müdürlerinden merhum Yusuf Akyıırt larafmdaıı tesbit edilmiştir. merhume öbür dünyaya intikal etmiştir'. Ahi Arif oğlu Alıi Yusufun kabir taşında: 'Ahi Arif oğlu Ahi Yusuf sene 787 (1385)'. Alıi Ali oğlu Ahi Yusufun kabir taşında: 'Ahi Ali oğlu Ahi Yusuf merhum mağfur Fena aleminden Beka alemine göçmüştür. Çoban oğlu Ahi Yakup. Keykubad oğlu Hüseyin oğlu Ahi Murad. Bu taşlardan ahilerin vefat tarihleri tesbit edilebilmektedir. Ahi Sinanüddin. Onların ruhunu kutsal kılsın.

ondördüncü yüzyıl Anadolusu 'nda da ahi denilmiştir. Böyle teşkilatlanmış bir cemaatin en önemli üyesi dış dünyayı temsil eden ve dış işlere yönelmiş olan erkektir. ahilik adı altında. Anadolu ve Rumeli 'nin orta kısımlarında dinî bir önder mevkiinde kalmışlardır. Kethudasız bir esna/loncası bağımsız addedilmeyeceğinden dolayı hu seçim çok önem taşıyordu. Rumeli'nin yeni fethedilmiş topraklarında yüzlerce zaviye kurdular. Hakikaten merkezi hükümet esnaf loncalarının yetkilerine saygı duymada sıkıntı hissetmiştir. Şehirlerde her zanaat kümesi seçtikleri bir ahinin başkanlığı altında fütüwe esaslarına göre teşkilatlandırılmıştı. Bu esnaf loncası içerisinde bir küme zanaatkar ayrı bir grup kurmak istediklerinde bir kethüda seçerler ve onları bağımsız bir esnaf loncası olarak kaydedecek olan mahalli kadıya giderlerdi. İlk zamanlarda ahiler Osmanlı devlet ve toplumunda önemli bir rol oynadılar. Bu dönemde Anadolu 'da güçlü bir merkezi otorite olmadığından dolayı ahiler birkaç kamu hizmetini icra ettiler ve şehirlerde siyasi bir güç oldular. Esnaf loncalarında zanaatkarlar kendileri adına hükümetlerle başarılı ilişkiler kuracak ve esnaf loncası nizamlarını icra edecek kendi üyelerinden bir kişiyi kethüda olarak seçtiler. ancak merkezileşme ve yetkilerin büyümesiyle devlet. Ondört ve onbeşinci yüzyıllarda bu akım. orduda. Bunlar. ahileri gitdikçe kendi denetimi altına aldı. ancak bunların çoğu 'ahi' unvanını taşımaktaydılar. Kadı veya beylerbeyinin onlar üzerine kethüda seçtiği kişileri reddettiklerine dair bir çok vesika vardır. Böylece her zanaat loncasının başında bu ahlakî ve dînî yetkiyi temsil eden bir şeyh bulunmuştur. Bu kişiye Osmanlılar kethüda. Şevh fütüvve ahlakını çok iyi bilen esnaf loncasının tecrübeli ustalarından seçiliyordu. Ahi teşkilatın. Esnaf loncalarını devletin kurduğunu ve denetlediğini veya sosyal olarak farksız bir toplum oluşturduklarını söylemek bir abartıdır. Anadolu toplumunda hüküm süren bir etkendi. kethüda loncaların hükümete ödeyeceği vergileri tahsil eder ve hükümete öderdi. Şehirlerde ahi akımı basit bir esnaf lonca teşkilatı oldu. Ama ne yazık ki flUuvve ahlakı zanaat loncalarında devam etti.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahıned. Halil İnalcık9in yorumu: 'Za\>iye kuran şeyhler farklı tarikatlara bağlıydılar. Arap topraklarında şeyhler esnaf loncalarının asıl idarecileri olmalarına rağmen. Hakikaten başlangıçtan beri İslam esnaf loncaları yönetici askeri ve idari sınıfa zıt olarak halkı temsil etmiştir. Çıraklık ve ustalık merasimlerinde loncalarda ceza verme ve bildirmede bunlar başkanlık yapıyorlardı. Aynı örnek ve aynı terminoloji Osmanlı sarayında. tarikatlarda ve esnaf loncalarında bulunabilir. Şeyhler esnaf loncalarında önemli bir rol. Ahi Adil. 1330 'da Anadolu 'yu ziyaret etmiş olan Ibn Battııta bunların canlı bir tasvirini yapmıştır. Osmanlı zamanında kethüda ahinin yerini aldığında esnaf 41 . Şeyh mersairnleri yönelen bir görevliydi. oynadılar. Hükümetler kethüdalar vasıtasıyla esnaf lonca!arıyla irtibat kurar. Ahi fikri bir tarikat olmaktan daha ziyade sosyal bir teşkilat idi. Ahi Mamak. medreselerde. Ustalar eğer isterlerse kethüdayı görevinden alırlar ve yeni birinin seçiminde hükümetin müdahelesine daima karşı koyarlardı. Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud sadece isimlerini bildiğimiz ahilerdir. Yakıdoğıı toplumumla eski zamanlardan beri ortak ideal ve alakaya sahip cemaatler kendilerini belli bir örneğe göre teşkilatlandırmışlar dır. Bu ortaçağ toplumunda bu cemaatler mevcudiyetlerini korumak için dinî ve ahlakî mazeret aramışlardır. Araplar şeyh derken. onaltmcı yüzyıl sonlarına kadar kazandığı mahiyet üzerine Prof.

Yine Ahi adını taşıyan bir mahalle İshaldi şehrinde (Sultandağı. sahip oldukları yetkileri muhafaza etmek için devleti lonca işlerinde daha faal görev almaya davet etmeye başladılar'. cömerlerin efendisi (seyyidü'l-eshiya). Konya. Niğde gibi Orta Anadolu şehirlerinde ahilerce kurulmuş mahallelere bolca rastlamaklayız. Debbağlann piri olarak kabul edilen Alıi Evran adına. Bu mahalle şehrin en zengin ve en kalabalık bir mahallesi olarak hayatım devam ettirmiştir. Ahi Yadigar isimli ahiler Akşehir merkezde mahallelerini kurulmuşlardır. 'Menâhicü 'l-înşa' adlı münşeat mecmuasında onlar için övgüler yazılıdır. dilediği işi yapmakta serbest olan saygın kişi (cenab-ı menab-ı mutlak) sıfatları kullanılmıştır. Ahilerin Anadolu şehirlerinin iskanı ve şehİrleştirİlmesİ üzerinde oyadıkîan işlev üzerinde Özellikle durmak istiyorum. Bunlar Anadolu şehir ve köylerinde Türkleşme ve İslamlaşmayı teşvik etmekle kalmamışlar. Ayrıca bir hususu belirtmek islerim: diğer şehir ve köylerdeki ahilere nazaran daha çok bilgi ve belge bulunduğundan dolayı Ankara ahileri üzerine çok şey yazılmıştır. şerefli kişilerin övünüleni (tnejîum'i'l-ashab). Halbuki. cami gibi İslami mabetler ve idari birimler de kurdular. Halbuki. Kayseri şehrinde Alıi Malımud ve Ahi İsa adım taşıyan mahalleler vardı ve bunlar mevcudiyetlerini en azından oualtmcı yüzyılın sonlarına kadar devam ettirebiİdiler. Esnaf loncalarının yöneticileri. Ankara dışındaki şehirler de ahiler açısından çok önemlidir ve bu şehirlere ail belgeler incelendiğinde pek çok şehrin Anakara kadar önemli olduğu ortaya çıkacaktır. mescit. bunlardan başka özellikle şehirlerde mahalle. Çünkü. en şefkatli efendi ftıudavend-i eşfak).M. Belki misafirperverliklerini çoğunlukla zaviyelerinde misafirlerine gösterdikleri için bu yönleri ihmal edilmiş olabilir. Kayseri. Çünkü biliyoruz ki bunların Anadolu ve Rumeli'de kurdukları zaviyeler henüz bir harita üzerine yerleştirilmediğinden dolayı onlann yayılma sahaları ve buralardald faaliyetleri üzerine bilgilerimiz kıttır. vefa ve cömertliğin kaynağı (menba-İ cud ve'l-vefa). aynı zamanda en ücra köy ve şehirlere kadar giderek kurdukları zaviyelerle buraların iskanım ve şehirleşmesini de sağlamışlardır. Akif Erdoğru loncalarının dini özelliği zayıfladı. ve's-safa). mertlerin seçkin kişisi (zübde-i erbabii'lmıirfivve). Akşehir yakınında) bulunmaktaydı. Osmanlı öncesine ait kaynaklar bunların bu rolleri üzerine fazla bilgi verilmemesine karşılık. gariblcrin sığındığı kişi (rnelce-i gureba). Alıilerin şehirlerde oynadıkları ticari rol şimdiye kadar yapılan araştırmalarda daha ön plana çıkarıldığı için kırsal kesimde yaptıkları iskan faaaliyetlerİ genellikle unutulmuştur. Ahilerin onüçüncü yüzyılın ilk yarısından itibaren Anadolu ve Rumeli'nin bir kısmmı gerçekten vatan tutmuş Türkler oldukları Osmanlı vesikalarından anlaşılmaktadır. muhtemelen onüçüncü yüzyılın ortalaruıda Kırşehir merkezde bir mahalle kurulmuştur. Ahi Celal Alıi Malımud. Alıi Reis. Eserin 'lıitabı alıiyaıı" kısmında. sadakat ve safa kaynağı (nıadenü'sıdk. En dikkat çekici bir ömek de Kırşehir merkezdeki Ahi Evran mahallesidir. vakar sahibi (muvakkar). onaltmcı yüzyıl sonlarına kadar en azından yedi alıi 42 . Ahi Paşa ve Ahi Mustafa isimli mahaller Niğde şehir merkezinde yer almaktaydı. Osmanlı belgelerindeki bilgiler alıilerin Anadolu ve Rumeli'nin iskanı üzerindeki rollerini aydılatmaya kafidir. Örneğin. ahiler için. ahiler sadece zaviyeler inşa etmediler. Ankara şehri bu bakımdan son derecede ilgi çekicidir. Nitekim. yaradılanlann en güzeli (alısenü'l-halk). Alıi Osman Karaman şehrinde. Ankara.

Çünkü Osmanlı katipleri çoğunlukla vakfa sahip ahi zaviyeleri kayda geçirmişlerdir. Bu zaviyelerin 43 . onaltıncı yüzyıl Osmanlı kaynaklarında Alü Hüseyin zaviyesi olarak yazılmıştır. ünlü gezginin Anadolu'yu bu zaviyelerde yatıp kalkarak geçirdiğini ve onlardan memnuniyetle sözettiğini çok iyi bilirler. Denizli'de Alü Sinan ve Alü Duman. Yme Tire'de olduğunu söylediği Alü Mehmed zaviyesinin ismine onluna yüzyıl kaynaklarında ne yazık ki rastlayamamaktayız. Ibn Batluta'nm Peçin'de var olduğunu söylediği Alıi Ali zaviyesi. Erzincan'da Ahi Nizameddin. Hele merhum Prof. Onüçüncü yüzyılın ilk yarısından daha sonraki dönemlerde bunların sayısının daha da artmış olması tabii bir durumdur. Ali Ali zaviyesinin ismi Osmanlı belgelerinde geçmemektedir. Bunlar şehre bağlı köylere de zamanla yayıldılar. Bununla beraber Rumeli'nin köylerinde de alü zaviyelerine rastlamaktayız. Tire şehrinde Alü Sinan mahallesi bildiğimiz alü nıahallelerindendi. Örneğin Ibn Batuta seyahatnamesine onbeş civarında bir alü zaviyesinden bahsetmekte ve hatla bunların birkaçının adını zikretmem ekledir. Sivas'da Ahi Bıçakçı Ahmed. Ahi Tura.Özellikle Osmanlı vakıf defterlerini incelediğinde küçük de olsa bir vakfa salüp olan birçok alü zaviy esiyle karşılaşılmaktadır. Diğer Anadolu şelürleri bu açıdan incelendiğinde. Ahi Mahmud ve Ahi İsa mahalleleri Ankara şehir merkezinin önemli malıaleleri arasındaydı. Fuat Köprülü'nün ahilerin ilk yıllanndaka batini karakterde oldukları daha sonra sünni özelliğe bürünerek Osmanlı devletinin denetimi atma girdikleri görüşü de bu meseleye eklenirse konunun daha izaha edilmeye çok muhtaç olduğu açıkça görülecektir. Ahi Kiçibey. Ahi Elvan. Peçin'de Ahi Ali. Kütahya şehir merkezinde Ahi Armağan. Kastamonu'da Alü Nizanıeddİn ve Sinop'da Alü İzzeddin Çelebi ünlü seyyahımızın hafızasında kalmış olan ahi zaviyeleridir. Bunların köylere ne zaman yayıldıkları da araştırılması gereken ayrı bir konudur. Anadolu'da kurulmuş olan alü zaviyelerinin sayısı Ibn Battuta'mn belirttiğinden daha fazladır. Burada bir noktayı belirtmekte fayda vardır: aynı zaviyeler zamanla isim değiştirmiş ve zaviyeyi işleten son ahinin isnü Osmanlı kaynaklarına aksetmiştir. Örneğin.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri mahallesi Ankara şehir merkezinde yer almaktaydı. herhangi bir tarikata bağlı olmadıklarımı göre. Bütün bu tutarsızlıklar belki de vakıf müessesiyle ilgili olabilir. Niğde'de Ahi Caruk. Erzurum'da Alıi Duman. Vakfı olmayan alü zaviyeleri muhtemelen evakf defterlerine yazılmamıştır. Örneğin. Ahi İzzeddin ve Alıi Mustafa isimli üç alü mahallesi onaltıncı yüzyıla kadar varlıklarım devam ettirebilmişlerdi. Ahi Çelebi. Vakfa sahip ahi zaviyelerinin birkaçının en azından isimlerini burada vermeyi faydalı bulmaktayım. Şelür merkezlerinin çoğunda ahi zaviyeleri mutlaka bulunmaktaydı. Bergama'da Ahi Sinan. Bıırsa'da Alü Şemseddin. Antalya'da Ahikızı Mescidi mahallesi. Tire'de Ahi Mehmed. Ahi Hacı Murad. Şüphesiz. onaltıncı yüzyıl sonlarına kadar çok sayıda alü zaviyesinin kurulması ve bunların bir vakfa salüp olmaları sadece devletin_ denetiminde olmaları ve Osmanlı sultanlarının hoşgörüsüyle izah edilemez. Aynı durum Kastamonu'da olduğum söylediği Alü Nizanıeddİn zaviyesi için de geçerlidir. Ahilerin zaviye kurucu özellikleri diğer özelliklerine göre daha çok bilinmektedir. Ibn Battuta seyahatnamesini okuyanlar. Çünkü. aynı dununun o şehirlerde de mevcut olduğu kolaylıkla gözlemlenmektedir. Gümüşhane'de Alü Meceddin. Öncelikle şu hususu da belirtmek gerekir: Alü zaviyeleri sadece Anadolu'da şehirlerde kurulmuş değildir.

dükkan gibi gelir getirici şeylere sahiptiler ve bunlar için devlete öşür ve haraç vermekteydiler. kurulmuşlardı. Alıi Sinan. Şüphesiz Alıi Naturt. Alıi Osman ve Alü Çubuğa İzmir merkezde yeralan ahi zaviyelerinin isimleriydi. Nİf (Kemalpaşa). Alü Nasuh. Alü 44 . Alıi Sinan. Alü Ömer. Alü Hasan Bey. Alü Nalcı zaviyesi Istanos'da (Korkuteli). Peçin merkezdeki Alıi Hüseyin zaviyesi dört eve ve bir adet ahıra sahip bulunuyordu. Alü Yunus." • M. Alıi Halil. Ahi Fekki. Ahi Babukçu Tire. Alü Süleyman. Birgi. Alü Safa. Alıi Ömer. Alıi Yakup. Alü Kayser. Alü Karaoğlu Alıi Mustafa ve Alü Ahmed Şuhud. Alü Turgud. Alıi Eyyup. Ahi AİL Alıi Salık. Alıi Mahmud. Alıi Melımed. Alıi Mchmedi. Alü Hüseyin. zaviyeleri yer alıyordu. bahçe. Alıi Bayrambeyi. Ahi İsmail. bağ. Teke bölgesinde kurulmuş alıi zaviyelerine gelirsek: meşhur seyyah Ibıı Battuta Anadolu'yu ziyaretine bu bölgeden başlamıştı. Alü Keskin. Ahi Ramazan ve Alıi Arslan zaviyeleri mevcuttu. Demirci. Kütahya şelür merkezinde Alıi Mustafa. Ahi Polad. Alü baba. Güzelhisar dahil. Ahi Hasan. Alü Beklenilir. Ahi Süle. Güzellüsar. Ahi Güvegi. Alıi Debbağ. Ahi Haliloğlu Ahi Musa. Ahi Hamza oğlu Alü ivaz. Ahi Çomak. Kestei. Ahi Hüseyin. Ahi Yusuf oğlu Alü Mustafa ve Ahi Sivri zaviyeleri Elmalı'da bulunmaktaydı. Alü Ali. Ahi dede. Alü ivaz. Alü Selçuk. Alü Hızır. ve Alıi Ali zaviyeleri Sanman sancağında Akhisar. Mekri (şimdiki Fethiye) gibi idari ve adli merkezler ve bunlara bağlı köylerde zaviyelerini kurmuş bulunuyorlardı. Alü Mahmud. Denizli sancağında Alıi Alaeddin. Peçin. İsimlerini verdiğin ilk üç zaviye Balat merkezde yer almaktaydı. Ahi Arslan ve Alü zaviyeleri bulunmaklaydı. Ahi Hüseyin. Alıi Mahmud. Kastamonu'da Ahi Şorba (sonra Şorva). Sandıklı. Aydın sancağı dahilinde ise (İzmir dahil) yirmi adetden fazla alü zaviyesi vardı. Ahi Yalıya. Alıi Sinan. Alü Mustafa. Alü İshak. Sığla sancağında ise bu zaviyelerden çok vardı. Alü Paşa. Ahi Duman. Ahi Süleyman. Ahi Ahmed. Ahi Çoban. Orta Anadolu şelürlerinin durumu özellikle Ankara şehri ve civarı bu hususta çok ilgi çekicidir. Ahikızı zaviyesi Anlal'yada. Alıi Melmıed. onaltıncı yüzyılda onsekizden fazla alıi zaviyesi olduğunu görürüz. Alü İlyas alası Alü Yusuf. Erkek şahıs isimlerinin hepsinin Türkçe oluşu bu görüşü desteklemekledir. Bozdoğan ve Ayasuluğ ve bunlara bağıl köylerde mevcut olan alü zaviyeleriydi. Aİü Arap. Alü Sinan. Alü Türbeyi. Alü Receb. Ahi İsmail ve Ahi Ümmel Balat ve Çine etrafında varlığını bildiğimiz vakfa salüp ahi zaviyeleriydi. Alü baba. Ahi Yuımsoğlu Ahi Bahşiş. AkifRrdoğru n kurucuları ve işletenler kuşkusuz etnik ve kültür açısından Türk olan hayırsever genç erkeklerdir. Bunlara ek olarak Alü Hacı. Alıi Resul. Alıi Yakup. Karalüsar-ı Sahip (Afyon) ve Haınid sancaklarında da ahi zaviyeleri bulunmaktaydı: Alıi Ulubcy. Alü Şatır. Alıi Necmeddin. Zaviye sahipleri tarla. Menteşe civarını incelersek. Ahi Mukbil isimlerini bildiğiniz ama hayatları hakkında pek fazla birşey bilmediğimiz Mcntcşcli alülerdir. Alü Osman. Bolvadin ve Afyon merkez ve bunlara bağlı köylerde yeralmış alü zaviyeleri olduğunu bilmekteyiz. ancak bunlar bu görüşümüzü etkiyecek kuvvetli deliller kesinlikle değildir. Alü Evran. Alü Şerefiiddin. Örneğin. Dolayısıyla bu bölge ahilerle tanıştığı ilk yer olması bakımından önem taşımaktadır. Alü Armağan. Alıi İslam. Alıi Receb. Alü İne Hoca. Alü Yunus. Alü Hamza. Alü Canık gibi Türkçe olup olmadığım bilmediğimiz bazı erkek ahi şahıs isimlerine vesikalarda rastlamaktayız. Ahi Mustafa Burdur ve İsparta yörelerinde isimlerini bildiğimiz ahi zaviyelerine sahipliler. Kirişçi baba. Şehirdekilerin gelir kaynakları ise köylerdeki!ere göre biraz daha farklı olabilirdi. Ahi Yuvaş. Ula.

Sivas. Yolcular ve misafirler dışında. Alıi Şeyh Ali. Çorumlu ve Artukabad'da Alıi Evran adıyla anılan dön zaviye şüphesiz önemliydi. Sivas ve Kırşehri arasındaki sahada yaygınlık gösterdiğine işaret etmektedir. İhvan. Seydişehir. Bu durum kadınların en azından resmen bu teşkilat içerisinde resmen rol oyanamadığımn bir işaretidir. Kayseri şehir merkezinde Alıi İsa ve Alıi Devletyar zaviyeleri yeralmaktaydı. Anadolu şelıri ve köylerinde çok sayıda ahi zaviyenin kurulmuş olduğunu açık bir delilidir. Alıi zaviyelerin arasında sıkı fikri ve siyasi bir irtibatın olup olmadığı hakkında incelediğimiz Omanlı belgelerinde ne yazık ki bilgi bulunmamaktadır. Niğde. nazari olarak değil. Yunanlı tarihçi Prof. eğer görevli kişiler görevlerini ihmal ederlerse. ahileri ve onların hayri faaliyetlerini kayıtsız şartsız desteklediler. Osmanlı Öncesi beylerin ahi zaviyelerinin kendi topraklan üzerinde kurulması ve genişletilmesini descklediklcrini vesikalarıyla bilmekteyiz. Ahi Polad zaviyeleri Hatunsaray. bu durum. Bununla beraber ahi zaviyelerinin iç işleyişi hakkında birtakım bilgilere sahibiz. büyük beylerce kurulmuş olsa bile. Samsun. Ahi Cemal. Ahi Çalıken. Amasya. Bu durum. Alıi Koca gibi isimler ahiler verilen unvanlar olmalıdır. Osmanlı sultanlarının ahi zaviyelerini sosyal ve içtimai bir müessese olarak kabul ettiklerinin bir işareti olarak değerlendirilmelidir. ve Ahi Selman İsimli ahi zaviyeleri Ankara ve civarında bulunmaktaydı. Ahi Sadi. Ahi zaviyelerinin kurulduğu köylerin çok bir bir kısmının müslüman Türk köyleri olduğu dikkate alınırsa. Buraya kadar sıraladığım isimler. köylüler ve gayrimüslimlerle olan üşkileri üzerine de bilgilerimiz yoktur. Ahi Evran'a ait zaviyelerin Ankara. Alıi Paşa. Alıi Paşa. Larende (Karaman). Bayezid) bu zaviyeyi bizzat inşa ettirmişti. Halta bunlardan bazıları bizzat kendileri bu zaviyelerden kurdular. Ahi Hüsam. Alıi Kemah Alıi Yakup. Samsun. yolcular için barınak yerleriydi. Ahi Malımud. Akşehir. Ahi Evran zaviyesinden bir adeniıı de Ankara'da açılmış olması manidardır. Çorum. kazançlarını buraya getirir. Alıi Süleyman. yiğitlik ve cömertlik kuralları üzerine kurulmuş olan bu alıi zaviyelerinde. aynı zamanda kültüre! ve dini merkezlerdi. Bu zaviye kurucularının isimleri bizim bir noktaya dikkat etmemizi önermektedir: ahi zaviye kurucularının olarak yazılan isimler aslında zaviyenin kumcusunun gerçek ismini de yansıtmamaktadır. Osmanlı belgeleri Osmanlı öncesinde kurulmuş ahi zaviyelerine atıflarda bulunmaktadır. Örneğin. Bunların bir kısmı Osmanlılar döneminde kurulmuş ve desteklenmiş olsa bile. Samsun ve Tokat civarında isiiılcriııi burada zikretmeyi gerekli görmediğim otuzbeşden dalıa fazla ahi zaviyesi bulunmaktaydı. Osmanlının denetimine girdikten sonra. alıilerin gayrimüslim köylülerle ne gibi bir münasebet içerisinde oldukları bilinmeyen ilgi çekici bir nokta olarak kalmaktadır. önemli bir kısım Osmanlı öncesinde özellikle beylikler zamanında inşa edilmiştir. Ancak nazari olarak en azından kendilerine yakın bölgelerde yeralan ahi zaviyeleliyle irtibat halinde oldukları kabul edilebilir. akşam olunca zaviyede toplanır. Kardeşlik. devletçe hemen azledilirlerdi. yemek da\>etlerine katılarak grup hayatını burada 45 . Ahi Baba. Alıi Malımud. Alıi İsa. Arguma. Beyşehir. Ahi Segid. Alıi Hoca Ömer. Manisa Demirci'deki Alıi İshak zaviyesine Saruhanoğlu İlyas Paşa vakıflar yapmıştı. Aksaray'da bulunmaktaydı. Zira. İstinasız Osmanlı öncesinin bütün beyleri. Rumeli'den de bir örnek vermek isterim: Ahi D inek zaviyesi Dimetoka'nm Kasaplar mahallesinde yer almaktaydı ve Sultan Yıldınm Han (I.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Elvan. Ahi Mesud. Arnakis bu hususta şu bilgiyi vermektedir: 'Ahi zaviyeleri mahalli dayanışma merkezleri değil.

Alıi Armağan. 1252-1296 tarihleri arasında Alıi Hüsameddin tarafından yapılmıştır. Alıi Şerefeddin ve Alü Yakup'un. alıi unvanının yazılmamış olması anlaşılmaz bir durumdur. Bilindiği üzere. sandukası üzerindeki yazıya göre. Alıi Mustafa Kütahya merkezde. Allah ona rahmet eylesin. İslamiyet in ve mü si'umanların ışığı. Alıi Tura (zamanla Alü Tuğra). yirmi dirhem buğday müezzinine. Camii 731-762 (1331-1361) yıllan arasında inşa edilmiş olmalıdır. Hacı Mecdüddin oğlu Mehmed Bey. Ancak bu kitabede Çelebi Sultan Mehmed'in lakapları dikkatlice kitabeye hakkedildiği halde. Alıi Hacı Murad Ankara'da. Her cemaat ahi olarak hitap edilen bir başın idaresi altında idi'. Çünkü. Allah ve İslamiyetin şerefli kulu. Taş vakıf kitabesine göre Ahi Yakup bin Alıi Çelebi bin Ahi Sinan mescidi. Ahi İzzeddin. 46 . Alıilcrin cami ve ınescidler inşa ettikleri çok bilinen bir husustur. yolculara sunulan ziyafetlerin ve yemeklerin parası zaviyenin hazinesinden ödenirdi. onlar İslam dininin Anadolu ve Rumeli'de yayılması için çok gayret sarfetmişlerdir. Alıi Yakup. Ahi Elvan ve Ahi Şerefüddin camileridir. Ankara'nın en eski camilerinden biri olmalıdır. Muhammed neslinin övünülen kişisi. Ahiliği resmen kabul eden Selçuklu sultanlarından Mesud bin Keykavus'un saltanatı zamanında. Bu hususta en dikkal çekici örnek Ankara'daki Yeşil Ahi. mağfur. Alü Ali. Bir senede elli dirhem buğday imamına. Tanrfmn ve futüvvet ve mürüvvet sahibi ihvanın yardımıyla yapılmıştı. cömertlerin eliaç. sene 784 (1382) '. 28 Receb 751 (1350) tarilıinde vefat etmişti. nıüslümanlar ve alüler için çalıştıklarınnı açıkça anlaşılması gerekir. Alü Elvan Mehmed kabir taşında şöyle vasıflandırılmıştır: 'merhum. futüvvet ve mürüvvet ehlinin sultanı. muazzam ahi. Hz. Örneğin. diğer bir kitabesine göre. 1291 yılında inşa edildiği bildiğimiz bu camii. Bıitt'm bu kitabelerin içeriği Ankara'daki Alillerin İslam dinini yayıcı ve hayırsever özelliklerine işaret etmektedir. Antalya merkezde Alıi Yusuf kendi adım taşıyan bir mescid inşa etmişti. halen mevcut kitabesine göre. Bu cami. Çelebi Sultan MehmedMn sultanlığı zamanında 810 yılında (1407-8) tamir edilmiştir. 1392 yılında Ahi Yakup tarafından tamir edilmiş ve bu isini almıştır. şehid. Alıi Arşları. yardımlarıyla tamir edilmiştir. Ankara'da ahilere ait bir üçüncü camiden de sözetmek isterim: Ahi Yakup camii. İslam dini. Aynı cami. Bu misallarin sayısı kuşkusuz çok daha artırılabilir. 1290 tarilıinde inşa edilmiştir. 794 (1392) yılında Alü Suca. Ankara'nm Hacı Murat mahallesinde bulunan Yeşil Alıi camii. bu ahinin asıl adının bir kitabeye göre Hacı Elvan Mehmed Bey bin El-Hacc Mecdüddin İsa bin Nizanıüddiu Hezar olduğu anlaşılmaktadır. Bu cami Osmanlı belgelerinde Ahi Yakup mescidi ismiyle de anılmaktadır. Alü Melik. Alü Ali Mekırde. Babasının da ahi olduğu ve Alıi Fahreddin ismiyle de maruf olduğunu hindinin üzerindeki yazıtdan anlamaktayız. AkifEr-doğAı devam ettirirdi. Sandukası üzerindeki bu yazıya göre Alıi Şerefüddin büyük ahi olup onların sultanıdır. Alıi Şerefuddİn. Zaviyenin tamiri.M. said. Ancak bütün bilgilerden bu ahilerin Allah.ıkların babası (ebu esha) Ahi Hüsameddin el-Hüseyni oğlu merhum Mehmed (Ahi Şerefeddin)'. murtaıa. 2/3 (sülüseyn) buğday camiin kandil yağı için ayrılmıştır. Alıi Kızı Antalya'da kendi isimlerini taşıyan birer mescid inşa ettirmişlerdi. Arslanhane camii olarak da bilinen Ankara'daki Alıi Şerefüddin camii. said. Alü Mustafa ve Ahi İzzeddin kendi isimlerini taşıyan mescidlerini Kütahya merkezde kurmuşlardı. Mescid inşa etmiş olan ahilere gelince. Ahi Armağan. Onun için seçilmiş elkab şudur: 'merhum. Ahi Elvan'a gelince.

nakid. vakfın mütevellisi ve nazırı ve müsafirler için harcanılması şart koşulmuştu. Böylelikle bir İstihdam imkanı da yaratmış oldular. Ahilerin vakıf kumcu özellikleri de önemle belirtilmelidir. Aynca bundan çok daha önemlisi. mukataa. Daday'da Alü Fethüddin bahçesi. Zengin vakıflara sahip olan ahiler. Köylerde yaşayanlar tarla. Ahi Sinan gibi hayırsever ve yiğit kişiler İstanbul mekezde vakıflarını kurdular. tasarruf ettikleri vakıf paralar. ya cami ve mescidleri ya da medrese ve mezarlarının korunması düşüncesiyle vakıf kurmuşlardır. bağ. Başka bir misal: Ahi Orhab Bey oğlu Şeyh Alü Mehmed Muharrem 898 (Ekim 1492) tarihli Arapça vakıfnamesinde Adana Karaisalı kazasına bağlı olan Karakütül mezraasmın gelirlerim Hz. Alü Şeyh adında bir köyün (karye) İdari olarak Ankara'ya bağlı olduğu malumunıuzdur. Örneğin. Yine. değinnen gibi gelir kaynakları üzerine vakıflarını temellendirdiler. Bu köylerden alman kiralar zaviyenin şeyhi. Gerede'de Alü Mahmııdoğulları çiftliği. Bütün ahiler. Şehirlerde yaşayan ve faaliyet gösteren ahiler zirai kaynaklardan daha çok dükkan. Tavas'da Ahi İne Hoca çiftliği ahilerin zirai faaliyetlerine güzel bir misaldir. Bunlar ya zaviyeleri. bahçe. batini faaliyetler içerisinde bulunan. Koııyadakiler Sultan Cem ve Sultan Mustafa tarafından denetlendi. Kcmalütttabib oğlu Ahi Çelebi. Ahi Ali. Ahi Durmuş. Ahi Çelebi. Alillerin yem ziraî alanlar açmış olmaları ziraat tarihi bakımından önemlidir. Bu bakımdan. Kırşehir ve civarında yer alan yirmisekiz adet köyün malikane hisseleri Kırşehir'deki Ahi Evran zaviyesinin vakfı idi. Ahiler çiftlikler. Diğer bir misal: Ahi Evran dervişlerinin ziraî faaliyetleridir. Gerçeği söylemek gerekirse. Ankara'da Ahi Minnet çiftliği. Osmanlı sultanları fırsat buldukça ahi vakıflarım denetlemeyi her zaman istediler. yani devletin resmi ideolojisi olan sünni inanışa aykırı faaliyetde bulunmalarına asla İzin verilmedi. Vakıf paralan vakıfnamesinde yazılı şartlara aykırı harcayan ve görevini ihmal eden yöneticiler görevlerinden hemen alındılar. Ahi Baba. Korkııteli'de Hıdıroğlu Ahi. Kastanınonırdaki Ahi Şorva zaviyesinin Rebiülevvel 703 (1303) tarihli vakıfnamesinin şartlan bilinmektedir. Bu köyün Eflaki'nin eserinde adı geçen Ahi Basara tarafından kurulduğu bugün gün ışığına çıkmış bulunmaktadır. Anadolu ve Rumeli'de fırsatım buldukça resmi yollardan vakıflar kurdular.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahilerin medrese inşa etliklerine dair güzel örnekler Ankara ve Antalya'da bulunabilir. Alü Veliyüddin ve Ahi Ali Konya'da vakıflarını kurdular. Ayaş köyünde Ahi Bayır çiftliği. çeşitli görevlilere de aylıklar bağladılar. En iyi örneklerden biri Konya'ya bağlı Basara isimli köydür. muhtemelen Karnini zamanında kendi adıyla bilinen camiin yanına allı oda ve bir dershane yapmış ve kendini buraya müderris tayin etmiştir. Muhammed ve diğer müminlerin ruhuna Kur'an okunması için vakfetmişti. Ankara'da Ahi Yeşil medresesi ondördüncü yüzyıl sonlarında Ahi Ahmed tarafından yaptırılmış olmalıdır. yani ahi vakıflarının diğer vakıflar içerisinde işgal ettiği mevki henüz bilinmeyen konular arasındadır. bağlar. Ahi Malmıud oğlu Mustafa ve Ahi Adüşah Ankara'da vakıf kurmuş ahilerdendi. bahçeler ve tarlalar açmışlar ve ziraati desteklemişlerdir. arsa gibi gelir kaynakları üzerine vakıflarını inşa eltiler. Osmanlı belgelerinden bu hususta çok bilgi çıkarılabilir. 4T . Vakıf kurmakla hem kurdukları teşkilatm devamlılığını sağlamış oldular hem de belirli bir parayı ellerinde bulundurduklarından dolayı halk içinde itibar ve nüfuz kazandılar. Vakıf kuran ahilere örnek olarak. ev.

böylece vakfın zenginleşmesini sağlamıştı.M. yukarıda verdiğimiz özet bilgiler. 1530 yılında Anadolu'da Ahiler Hüdavendigar ahileri Ahi Ali Ahi Alizadc Ahi evladı Ahi Aslhan Ahi Atlu Sinan Ahi Beşir Ahi Bey Ahi Cebe AIıi Çelebi Ahi Çelebi veled-i Yahşi bey Ahi Davud Ahi Dündar Ahi Evraıı Ahi FcLhüddin Ahi Gündüz Ahi Hamza Ahi Hıdır Ahi İlyas Ahi Kemal Ahi Mahmud Ahi Muhyiddin Ahi Musa evladı Ahi Mustafa Sarıthan ahileri Alü Hızır Aydın ahileri Biga ahileri Ahi Bayezid Ahi Fakı AIıi Yunus Karesi ahileri Ahi Burak Ahi Hamza Alü Mehmed AIıi Mustafa bin AIıi Ali AIıi Yunus Menteşe ahileri Ahi Ali Ahi Bayram bey Ahi Bektemür Ahi Çoban Ahi Debbağ Ahi Evren AIıi Falıma Asılbey AIıi Paşa Ahi Rüknüddin Ahi Rüstem Alü Sadır Ahi Sevindik Alıİ S uıan AIıi Tuzcu Ahi veled-i Malım ud Ahi Yusuf AIıi Ali AIıi Baba AIıi Dede AIıi Eyman Ahi Germiyan Ahi Hacı AIıi Halil Ahi Hayreddiıı AIıi İsrail Ahi İvaz AIıi Kara Alü Malım ud AIıi Muştala Ahi Osman Ahi Papuşçu AIıi Süleyman Ahi Şatır Ahi Yavaş Ahi Yegan . Alcif Erdoğnt Dulkadıroğlu Alaaddin Bey bu zaviyenin vakıflarına eklemeler yapmış. ahi teşkilatının tarihinin henüz yeterince aydınlatılmamış olduğunu ortaya koymaktadır. Bir an evvel en azından teşkilatın Osmanlılar zamanlarında kazandığı mahiyet gün ışığına çıkarılmalıdır. Somıç olarak.

uk Ahi Sinan Ahi Sultan Ahi Süleyman Ahi Ümmet Ahi Yalıya Ahi Yunus Teke ahileri Alıi bin Hızır Ahi Devlelhan Ahi Mustafa bin Ahi Yusuf Ahi Nalcı Ahi Sevri AhiYakub Ahi Yusuf AhiKızı Kütahya ahileri Alıi Alaüddin Alıi Ali Ahi Bayezid Alıi Bektaş Alıi Carullah Alıi Çakır Alıi Çalış Ahi Çelebi Alıi Dudu Alıi Durmuş Ahi Ece Alıi Elvan Alıi Erbasan Alıi Eşraf Ahi Güvegi Ahi Hacı Ahi Halil Ahi Hayreddin Alıi Hoca Alıi İzzeddiıı Ahi Mahmud Alıi Mehmed Alıi Murad Alıİ Mustafa Alıi Paşa Ahi Seydİ Ahi Sinan Alıi Sökmen Ahi Timur Ahi Timurtaş Alıi Tokat Ahi Yahşi Ahi Yalıya Alıi Yakub Alıi Yol beyi Ahi Yusuf Ahi Ziyaretçi Kar ah i sarıSahib ahileri Ahi Boldacı Ahi Hayran Ahi İsmail Ahi Kabil Alıİ Receb Ahi Sanı Ahi Selçuk Ahi Sinan Ahi Ümmet 49 .Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahi İslam Ahi Feki Ahi Halil Alı i Hasan Ahi Hüseyin Ahi Hoca Ahi paşa Ahi İlyns Alü İne Hoca Ahi İslam Ahi İsmail Ahi Mahmud Ahi Mehmed Hüseyin Ahi Mukbil Ahi Musa Ahi Nasuh Mi Ömer Ahi Polad Ahi Rasul Ahi Receb Ahi Safa Ahi Sali.

Akif Erdoğnı Sultanönü ahileri Ahi Bereket Ahi Beyrük Ahi İdris Alıi İvaz Bamid ahileri Ahi AH Alıi Eyyub AhİHamza Ahi Hasan Ahi Hüseyin Alıi İlyas Ahi Mahmud Ahi Mehmed Ankara ahileri Alıi Adilşah Alıİ Bayezid Alıi Çelebi Ahi Çomak Ahi Muhammedi Ahi Muhyiddin Alıi Mustafa Alıi Ömer Alıi Paşa Ahi Şemseddin Alıi Türbeyi Alıi Yakub Ahi Yusuf Alıi Elvan Alıi Evran Alıi Hacı Murad Alıi Halife Ahi Hüsam Ahi İsmail Alıi Mahmud Alıi Mesud Alıi Minnet Ahi S elman Ahi Şerefüddin Ahi Tura Alıi Yakub AlüYcşil Konya ahileri Alü İlyas Ahi Ali Alıİ Murad Alü Şeyh Ah Ahi Turud Alıi Veliyyüddin Beyşehir ahileri Alıi Mesud Ahi Segid Akşehir ahileri Ahi Celal Alıi Hoca Ömer Ahi Mahmud Alıi Reis Ahi Süleyman Alü Yadigar Alıi Yakub Larende ahileri Alıi Osman Ahi Şeref Aksaray ahileri Ahi Sinan Ahi Süleyman Niğde ahileri Alû Kasım Ahi Mahmud Alıi Mustafa Alü Paşa Alü Pir Alımed Alıi Mehmed Pir Kayseri ahileri Ahi Devletyar Ahi İsa Ahi Mahmud İçel ahileri Ahi Efendi AhiOğlu .M.

Tarih Araştırmaları Dergisi. cilt:l 1243-1453. no.Tzpu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi (=TKGMA). 558. A. VUI-XII/14-23. G. AYDIN Evkaf Defteri. Türk Asar-ı Anka Binalarına Aid Tarihi Mecmua. ARNAK1S: Futuwwa Traditions in the Ottonıan Empire Aklıis. no. Ankara 19461947. Aydınoğulları Tarihi Hakkında Bir Araştırma. M.571. s. G.Yusuf AKYURT. Guilds in Middle Eastern History. s. . 238. (yayımlanmamıştır). London 1970. Ankara 1943-1944 (yayımlanmamıştır). vol XII. ANKARA Evkaf Defteri. . C. Türk Asar-ı Atıka Binalarına Aid Tarihi Mecmua. Ankara 1968. Türk Loncalarının Yapısı ve Bu Yapının Osmanlı Sosyal Tarihi İçin Önemi. Ankara 1975. Bektashi Dervishes.Anadolu 'da Aliller Ve Ahi Zaviyeleri Bolu ahileri Ahi Ata Ahi Ayvad Ahi İlyas Ahi Ctineyd Alıi Eşref Ahi İbrahim Alıi İsmail Alıi Bayezid Ahi Karamanoğııllar 1 T Ahi Musa Ahi Mustafa Ahi Nusret Ahi Timurcu Kastamonu a h i l e r i A h i A l i Çankırı ahileri Ahi Bey Ahi Çelebi Ahi Durak Ahi İvaz Alıi Şeydi bin Mahınud Kocaeli ahileri Ahi Çoban Ahi Erdicik AMSavcı ^^^ Ahi Bayezid Alıi Fethüddin Ahi Mihal A h i Ş u r b a A h i Ahi Malımud KAYNAK. Ankara 19792 Himmet AKİN. Türkiye'nin iktisadi ve içtimai tarihi. Ankara 19793 . October 1953. s. ed.700-1. Van ARENDONK. Studies in the Economic History of the Middle Kast. Fütüvvet. 51 . Gabriel BAER. ç&v. cilt: 2 1453-1559. VII. KİTAP VE MAKALELER Mustafa AKDAG. Number: 4. IV. M. Sami Ferliel. 11-30. and CrafLsmen. İslam Ansiklopedisi.Cook. Türkiye'nin İktisadi ve içtimai tarihi.Bichr FARİS. 1970-1974. s. Journal of Near Eastern Studies. TKGMA. 99.

VII/37-42. . . Ankara 1990. İstanbul 1953. Türk Kültürü. Belleten. 72. Ahilik Nedir. Konya 1981 (ikinci baskı). Ankara'da Alıilere Aid İki Kitabe.H. Tarih Enstitüsü Dergisi. s. IX.Akif ERDOĞRU. Türkçesi: Yıldız Moran. Neşet ÇAĞATAY. BARKAN-E. Şerif Paşa çevirisi. İstanbul 1979. Tarih İncelemeleri Dergisi (=TİD). X. . sayı: 191. EDİRNE Evkaf Defteri. TKGMA.Tuhfetıi'n-Nuzzar fi Garaibi'l-Emsar ve Acaibii'l-Esfar.81 "deki yazısının Türkçe çevirisi). s. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. Ankara 1986. 312-15. L/197. L.s.M AkifErdoğnı Ö. f Ahi Evren'in Öldürülmesi ve Ölüm Tarihinin Tesbiti. İsmail Hakkı Uzunçarşıh 'ya Armağan. s. Ankara 1979. M.. İstanbul 1932. Bir Türk Kurumu Olan Ahilik. . İstanbul 1145. no. 591-601 (Sur les Iraces des premiers Aklıis. Türk Dünyası Tarih Dergisi. TİD.48. Ankara 1991. İzmir 1994. İlk Ahiler Hakkında. Claudc CAHEN. İsmet Parmaksızöğhı. haz. leyi ala Fasl al-Ahiyya el-Fıtyan al-Turkiyya fi Kiiab alRıhla li-Ihn Battııta. Cilıannüma. Vakıf Belgeierme Göre Kayseri'de Ahi Evran ve Ahilikle İlgili Bazı Kayıtlar. M. TOEM. Ankara 1952. 521-40. Aralık 1992. s. . 562. XV!. IBN BATTUTA (Şenıseddin Ebu Abdullah Muhammed bin Abdullah bin İbrahim et-Timci Ql-Lcvati). Tarih Dergisi. İbn Baruta Seyahatname sinden Seçmeler. s.Ahi Evren ve Ahi Teşkilatı 'tun Kurulusu. Sadreddin Konevi ile Hace Nasıreddin Tusi'nin Mektuplaştıkları İddiası Üzerine.AYVERDİ. Ankara 1978. Katip ÇELEBİ. İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri 953 (1546) Tarihli. 1/1. 1 Kanıımevvel 1332. 92-185. Mikail BAYRAM. Karaman Vilayeti Zaviyeleri. çev. Osmanlılardan Önce Anadolu'da Türkler. -. Konya 1991. Ankara 1982. İstanbul 1970. Halil EDHEM. Halime DOĞRU.58-68 . 12. 89-158. ÇAYIRDAĞ. Fütüvvet Ahi Müessesesinin Menşei Meselesi. s. Mürsel Öztürk. Yüzyılda Sullanönü Sancağında Ahiler ve Ahi Zaviyeleri. İstanbul 1982. İzmir 1995. Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke. s. Konya 1993. Fuad Köprülü Armağanı. . Muallim CEVDET. Ahi Evren Kimdir? Hayatı ve Eserleri. Şeyh Evhadii'd-din Hami d el-Kirmanı ve Evhadiyye Tarikatı.

KÜTAHYA Evkaf Deften. çev. TDVİA. TKGMA. Milletlerarası Hoca Ahmet Yesevi Sempozyumu Bildirileri (26-29 Mayıs 1993). Ahi Şerafeddin Türbesi. F. tlıc reigıı of Murad III with regard to tbe Mufassal Defters. Ankara 1993. 341-47. 76-154. H. 7. no. Halil İNALCIK. Tlıe Ottoman Empire.Melul MERİÇ. TKGMA. . Kayseri 1993. KARAHÎSAR-ı Sahip Evkaf Defteri. 575. Türkiyat Mecmuası. İslam Ansiklopedisi. II. Mehmet Kanar. Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar. s. Burgazi ve Tütüvvet-Name'si.sous la responsabilitc de Daııiel PANZAC. Ankara 198S3. 2 1 Malbakh. no. s. Ahi Şerafeddin Canıii. Hisloire economigue el Sociale de l'empire oüoman el de la Turguie (1326-1960). TDVİA. haz. s. Derviş MAHMUD Mesnevihan. _ Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı (1522-1584). Prof. İstanbul 1988. no. TDVİA. ZS. 43H Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defleri (937/ 1530). Zilkade 998/EyliH 1590. no. 273-82. Hemedanlı Celaleddin MUHAMMED. 560. Vakıflar Dergisi II. 15/ l-4r İstanbul 1955. Osmanlı Devletinin Kurulusu. Alıi Baba. 139. I. I. Alımet KALA. 53-4. Nisan 1990. 141-212. Türk Dünyası Araştırmaları. 425. Dr. R. 527-8. Bahaeddin Ögel"e Armağan. Acles du sixieme congres intemational lenu â Aix-en-Provence du ler au 4 juület 1992. s. Ankara 1942. s. Londra 1972. 809-813. BABINGER. .Fuad KÖPRÜLÜ. İstanbul 1988. 531-32. ss. Ankara 19814. 255-270 M. Ankara 1995. V. Das Problem der Entstelmng des osmanischen Reiches. s. 151-171. Anadolu'da İslamiyet. Louis MASSIGNOK Sınıf.Fuad KÖPRÜLÜ -F. .Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Some Observations on tlıe urban populalion of Karaman province in . M. GIESE. Yılmaz KURT. Baki KUNTER. Ziya KAZICI. İstanbul 1996. Ragıp Hulusi. s. 65. TKGMA. s. çev. s. Eİ . İktisat Fakültesi Mecmuası. Fütüvvet ve Ahiliğin Doğuşu. 434-35. 554 ve 555. ss. no. s. Kitabelerimiz. s. S. KİRŞE!İRİ Mufassal Defteri. Abdülbaki GÖLPINARLI. Akşehir Mezartaşlan. KASTAMONU Evkaf Defleri. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanesi. 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri (937/1530). 532. Yazma Eserler. 215-6. 555-56. Paris 1995. 1. Hoca Ahmed Yesevi'nin Rum Eyaletindeki Zaviye Kurucuları Üzerindeki Etkileri. s. İstanbul 1988. 246-271 Türkçe Tercümesi TM. Sevakıbu'l-Menakıb. TKGMA. yay. İzinir 1998. Semavi EYİCE.

SARUHAN Evkaf Defteri TKGMA. s. İlhan ŞAHİN. El . 1948. çev.Yılmaz ÖNGE. . s. Tarihte Kırşehri-Gülşehri. Ankara'da Ahiler Hükümeti. Fikret Işıltan. Birincikanun 19447 s. L/198. I. 603-40. İktisat Fakültesi Mecmuası. s. İstanbul 1986. 1/4. ŞEYH Ahi Mehmed bin Ahi Orhan Bey'in Muharrem 898/ Ekim 1492 Tarihli Arapça VAKIFNAMESİ. s. El2. 1. 77. Mıırad I. İslamda fûtu w et teşkilatının doğuşu meselesi ve tarihi ana çizgileri. Menteşe Evkaf Defteri. Hakkı TARIM. TTK Belleten XXXV1/142. A. SIĞLA Evkaf Defteri. 544. Franz. Yüzyılda Amasya Şehri. TTK Belleten. 111. 3-32. Ahilik ve Esnaf: Konferanslar ve Seminer.77110. İstanbul 1988. s. s. . El2. W. MetinlerTartışmalar. Vakıflar Dergisi. IV/19-24. TKGMA? no. TDVÎA. 530-31. s. Almıcd TEVHİD. 1200-4. Ahi Evran Vakfiyyesi ve Vakıflarına Dair. Cedid Vakıflar. Mehmet ŞEKER. C. İslanbul 1955. Kırşehir Tarihi Üzerinde Araştırmalar.M. s. Ahi Evran Zaviyesi. 1. . Kırşehir de Ahi Evran Zaviyesinin Mütevellisine ait bir Berat. Kırşehir'in Dikkatimizi Çeken Sarf al Abideleri. Tarih Vesikaları. TOEM. s. 1947. 54 2 . XI/44. no. 93-6. II. 323-24. 1956. L Leiden 1960. no. AkifErdoğru 438 Numara/ı Mııhasebe-i Vilayeî-i Anadolu Deften (937/ 1530). Ankara 1996. Ankara 1994. 325-41. s.885894. Ankara 1993. İslam Ortaçağında Futuvva (Fütüvvel Teşkilatı). XI. Osmanlı Devrinde Ahi Evraıı Zaviyesinin Husussiyetine Dair Bazı Mülahazalar ve Vesikalar. İstanbul 1988. . TİD. İzmir 1996. Çev. Aklıi Baba. . 222. çev. Leiden 1960. 324-5. 387 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-Î Karaman ve Rum Defteri (937/ 1530). Türklük Araştırmaları Dergisi. Ahi Evran. s. 241-44. Semahat Yüksel 1972. Kırşehir 1938. İle Emir Süleyman'a Ail İki Vakfiye. Aklıi Evvran. Tahsin ÖZ. Leiden 1960. Aklıi. TKGMA: no. XVI. 569. 529-30. 1. Ahmet ŞÎMŞİRGİL. İstanbul 1985. Abidin İtil. 15/1-4. I Nisan 1329. Ankara 1987. TTK Belleten. 321-323. s. 1. . s. TAESCHNER. 156. Yapılar. Mürsel ÖZTÜRK. TDVİA. 159-74. Hacı Bektaş-ı Veli. s. I. thn Bahtta 'va Göre Anadolu 'mm Sosyal-Kültüre! ve İktisadî Hayatı île Ahilik. M. TKGMA. RUBEN.

Ankara 1946. M. s. II. Türkltik 55 . 3. XVI. şehri ve Eserleri. F. Ali Sainı ÜLGER Kırşehir'de Türk Eserleri. Nafiz UZLUK. 25660. 1942.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri TÜRK Ansiklopedisi Ahiler. 1. Ankara 1958. Fatih Devrinde Karaman Evaleti Vakıfları Fihristi. İstanbul 1988. Çetin VARLIK. 236-7. s. Vakıflar Dergisi. 189-271. s.Yüzyılda Kütahya Araştırmaları Dergisi.

A. Balat. Teke ve Alâiye livaları mevcut olup. Peçin. Muğla. Pümaz. ancak Ankara Savaşi'ndan sonra Timur tarafından yine kendilerine iade edilmiştir. Kanunî Sultan Süleyman'ın sultanlığının son döneminde kaleme alınmıştır. Samhan. Çine'de hüküm süren Menteşe Beyliğinin toprakları I. Meğri (Fethiye). II. . 166. İçerisinde Hüdavendigâr. ss. Dr. mescit. Yansında kurulmuştur. Çepni. Meğri.. 57-63. Bundan böyle B. Beyliğe. Yüzyılın II. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu-Tahrir Tasnifi 166 numarada kayıtlı 1530 Yılma Ait İcmâl-Muhasebe Defteri1.O. TD. Muğla. Karasi. İzmir 2000. Yrd. (937/1530).A. medrese.O. XIII. Dizin ve Tıpkı Basım. 1261 yılında bölgeyi sahilden itibaren ele geçiren Menteşe Bey dir.. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. 2. Aydın. tanzim şekli olarak diğer icmallerden. Bu defter. bugünkü Muğla yöresinde. zaviye. Tavas. MENTEŞE BEY AİLESİNE AİT VAKIFLARIN OSMANLİLAR ZAMANINDAKİ DURUMU (XVI. Bayczid zamanında Osmanlı idaresine geçmiş. 1. köylerin nüfuslarının da veriliyor olması nedeniyle ayrılmaktadır. Menteşe Beyliği evkafıyla ilgili defterler arasında 970/1562-63 yılında tanzim edilmiş olan Menteşe Sancağı Evkaf Defteri Başbakanlık Osmanlı Arşivi TapuTahrir Tasnifinde 338 numarada kayıtlı olup3. Sultanhisar (Nyssa). TD. Mazon ve Bozöyük gibi hemen bütün kaza ve köylerde mevcut olan cami. Ankara 1995. Aydın (Tralles). Doç. 338. 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri. Kanunî Sultan Süleyman'ın tahta çıkışının onuncu yılında düzenlenmiştir. Milas. Beyliğin kurucusu. tıbkı basım olarak da neşredilmiştir. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayını. türbe ve çeşmelerle bunlara tahsis edilen vakıflar yer almaktadır.Türk Düfivası incelemeleri Dergisi Sayı IV. Yazımızın konusunu teşkil eden Menteşe Bey ailesine ait vakıflarla ilgili olarak kullandığımız defterler hakkında kısaca bilgi vermenin uygun olacağı kanaatindeyiz. Bundan böyle B. Biga. Murad son vermiş (1424) ve toprakları Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Föke-Feke (Finike). 148 sahifeden oluşan deflerde Menteşe Sancağının Balat. Menteşe. Numara 27. Köyceğiz.. YÜZYIL) Mehmet ERSAN* Menteşe Beyliği. Peçin.

KK 156. ( Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslâm Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı. Basılmamış Doktora Tezi). 236. Bu eserlere banisi İlyas Bey olan Peçin'deki Yelli (Kepez) Medrese ile Kızılhan'i ve banisi Orhan Bey oğlu İbrahim Bey olan Balat'taki Tiyatro Hanı ile Pireli Han'ı da ilave e ün ek gerekir. 58 . Muhtemelen 1573 yılında Sığla Sancağına dahil edilen5 Balat'taki vakıflara ail Menleşe Evkaf Defterlerinde bilgi bulunmadığından. Remzi Duran. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. Menteşe Bey'in oğullan Mesud Bey. KK 156. Said Bey. Köyceğiz. 1 kervansaray. İlyas Bey'in Balal'ta cami inşâ ettirdikleri bilinmektedir. s. Mesud Bey'in oğulları Orhan Bey. 1 ınescîd'in vakıf kayıtları bulunmaktadır. evvela Aydın Sancağı'ndan dört kadılığın ayrılarak. Meğri ve Mazoıı kaza ve nahiyelerine ait vakıflar yeral maktadır. İstanbul 1991. 11. İbrahim Bey. 569. daha sonra ayrılarak.Mehmet Ersan 3. Ahmed Ga/. TKGM. Menteşe oğullarının bina ettiği eserlerden yalnızca 2 cami. Bozöyük. İbrahim Bey. 4 5 5 7 Bundan böyle TKGM.i Bey'in Eski Çine'de. 85. 1 Mevlevihane. Bundan böyle TKGM. tlyas Bey. Sığla Saneağı'nın teşkil edildiği ve o esnada henüz Menleşe Sancağımdan ayrılmamış bulunan Çine ve Balat kazalarının da. Sözü edilen bu hanedan mensuplarının imar faaliyetlerinde bulundukları. XVI. Hızirşah'm. 1583 ) tarihini taşımaktadır7 Kaynaklarımızı teşkil eden evkaf defterlerinde Menteşe Beyliği'nde vakıf tesis eden hanedan üyeleri olarak. Peçin "de. Pürnaz. Şekil ve Resimler). Mclmıcd Bey ve Ahmcd Bey*in adları görülmektedir. yeni sancağa dâhil edilmelerinin ardından yapılan tahrirlerini İçermekte olup. 156 numarada kayıtlı bulunan Sığla Livası Defteri kullanılmıştır. Yine Eski Çine'de bulunan İbrahim ve Hızır Bey Türbesi ile Peçin'de bulunan Orhan Bey Türbesi Menteşe Bcyliğrnc ait eserler olup evkaf kaydına rasllaııamamıştır. 2 imaret. Beyliğin kurucusu Menteşe Bey. Datça'da. Mesela Orhan Bey'in. 1 türbe. Şecere için bkz. Tavas. 991(1583) yılında. IV. Selahaddin Bey. Defter içerisinde Peçin. 569 Numarada kayıtlı defter4. Ahmed Bey'in oğlu Leys (Üveys) Bey ile Leys Bey'in oğlu İlyas Bey'in evkaf kaydına rastla namamı şiir*. Selman Paşa. İbrahim Bey'in oğlu Musa Bey. KK. incelediğimiz evkaf defterlerinde. 4 medrese. Yahşi Bey. Hanedana mensup olmakla birlikte. 4. Kirman Bey ve Zervan Bey. Feridun Emocen " Aydın". Muğla. 3 zaviye. vr. evahir-i Muharremü'lharam sene 991 ( 14-23. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi. Menteşe Beyliği Mimarisi I-II (Metin. Yüzyıla ait. Tztnİr 1995.la. Ahmed Gazi Bey. buradaki vakıflar ile ilgili olarak 1583 yılında kaleme alınan ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi. bir takını eserler vücuda getirdikleri ve hayır kurumlan bina etliklerine şüphe yoktur. s. Bıı defter. Orhan Bey oğlu İbrahim Bey'in Muğla'da. tanzim edilmiştir. TD.

A. 285. söz konusu köylerde 665 hane. 492-493. 206. s. masrafı ise 56. Yine Ahmed Gazi Bey tarafından yaptırılan ve Cemaziyelahir 780 (Ekim 1378)'de tamamlanan Milas'taki Ahmed Gazi (Ulu) Cami.139. 9 nefer. Cemaat ve reayalar ise 154 hane olup.008 akça olarak gösterilmektedir. Milas ve Balat yağhanesinden yıllık 13 batman yağ.. Orhan Bey camü'niıı hemen kuzeyinde9. 2 dükkan. 3 inıamhatip. B.O. 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlere göre 614 hane.468. Bozcaöyük karyesi. 166.833 akça olarak kaydedilirken13. Peçin Ovası Reayası cemaati ve Meğri'ye tabi Gebran cemaati ile Karaova karyesinin gelirleri yanında muhtelif araziler.O. 338. 197. ıu Duran. yıllık 900 akçalık zemin. 2 kıt'a hevchane ile muhtelif bağ-bahçc ve köylerin hâsılları oluşturmakladır. 2 harim.647 akça olarak gösterilmektedir14. 1 salıib-i berat. 18 değirmen. 1530 yılında tanzim olunan defterde hasılı 65. mesafedeki Peçin'de. > ) II 12 13 M Duran . 3 imaın-hatip bulunan bu köylerin. 1 serhane. 1 muhassıl. Duran. Menleşcoğıılları hanedan ailesinin evkafında loplam 12 köy bulunmakladır. kendi adım taşıyan imaretidir. Milas yağhanesinden yılda 6 batman olmak üzere toplam geliri 70. 3 muhassıl. toplam gelir 39. s. çavdar ve susam gibi zirai ürünler dikkati çekmektedir. s. s. 1 sahib-i berat. Balavca Deresi kenarında. 1 Ahmed Gazi'nin Peçiırde bulunan Medrese ve İmaret ile Milas'da bulunan Camü'niıı evkafı. 777/1375-76 yıllarında Ahmed Gazi Bey tarafından inşa ettirilmiştir10. bugünkü Milas Müzesi'nin karşısında bulunmaktadır11. 530 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlarda. bu hâsıl içerisinde başta buğday olmak üzere arpa.. s. 200 akça nakit para. 1562 yılına ait defterdeki kayıtlarda. kalenin güneyinde. Ancak bu imaretin bugün kalıntısı bulunmamaktadır12. masrafı ise 54.771 akça olup. 4 ortak bulunmaktadır. cemaat ve reayalar da 142 hane.468 .Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Durumu (XVI. Hoca Bedreddin Mahallesi'nde. 41-46. . yulaf. Duran. TD. Yüzyıl) Bu vakıfların gelir kaynaklarım genel olarak muhtelif araziler. 2 hamam. Muğla ili Milas ilçesine 5 km. 5 hamam. 1 scrhane.A. Söz konusu evkafın. Genel olarak verilen bu bilgilerden sonra evkaf defterlerinde yer alan kayıtların verdiği malumat ölçüsünde vakıfları tek tek ele alarak söz konusu dönemdeki durumlarını ortaya koymak mümkündür. 2 mücerred. s. Ahmed Gazi'nin Peçin'de bulunan ve gelir tahsis ettiği eserlerin den birisi de. 7 gebran. TD. 2 dükkan. Peçin'de bulunan Ahmed Gazi Medresesi. toplam hâsılı 13. 1 pir. B.

TD.800 akça). bir değirmenden günlük 1 akça. Kızılkilise.Mehmet Ersan 1583 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre hasılı 73. Ayrıca muhtelif bağ. 214..919 akçadır. vakfın gelirlerinde bir azalma olduğunu göstermektedir . s. 1562 ve 1583'de tanzim edilen defterlere göre Bafa (Mersendükapu). TD.816 akça. Afşar köyünün gelirleri İle 1 parça zeminden oluşan 980 akça 21 vakfedilmiştir . 26 kıt'a zemin olup yıllık geliri 49. 1 hamam. İlyas Bey Camii'uiıı hemen kuzeyinde. 285-286. • 3. Varvil tuzlasından yılda 6 müdd tuz (1. Duran. Binanın tamamlanma tarihi kesin olarak tespit edilememekle beraber. Duran. 60 . otlak ve çiftliklerin yanısıra kıst-ı haman.928 akça olan evkafa Bo/. Amanlar ve buraya bağlı Bayramalam ve Çullahlar ile Alacalar ve ona bağlı Mandalyat. gideri ise 35. s. Vakf-ı Mevlevihane-i Ahmed Gazi Balat'la bulunan Ahmed Gazi Mevlevi hanesine. yıllık toplam 4. 17 değirmen.000 akçadır Ahmed Gazi zamanında Çalıcı İvaz yermiş diye kayd olunun Afşar köyünden bir hisse köhne 15 16 17 18 10 20 21 TKGM. gideri ise 35. s. Ancak. 1530 yılında tanzim edilen deftere göre. Karanlar (veya Murtadlar). Peçin kazasına tabi Karaca Ayıd adlı mevkide bulunan çeltik tarlasının gelirinin yarısından oluşan evkafın yıllık hâsılı 54. KK. 75b-81b. 511-512. s. 338. Çerçin köyünde 1 cemaatin gelirleri vakfedilmiştir. 2 harım.O. TKGM. s.476 akça. 1530 yılında tanzim edilen defterde evkafın geliri 9 köy. 900 akçalık zemin. TD. 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlerde bulunan "Defter-i Atik'de Varvil Tuzlasrndan tahsis edilen yıllık 6 müd tuz ile Balal Yağhanesi"nden tahis edilen yıllık 3 batman yağın artık alınmadığı ve vakfa ait çeltik tarlasının da ekilemez duruma gelmiş olduğu" ifadeleri20.O. kısmen cami ile irtibatlı olarak inşa edİIen !6 İlyas Bey medresesinin yapımına 1404'de başlanmışlar. 156. Evkaf-ı İmaret ve Medresi-i İlyas bey Balal'da. B. 2. 1-7.A. İlisuluk. Değirmenderesi. Karaviran. B. s. 569. 5-12. 512-513. Papazlık ve Çerçin köyleri ile Bafa köyünde 2. v. TD. bahçe. muhtelif bağ ve bahçe. yüzyılın ilk çeyreğinde tamamlandığını söylemek mümkündür17.öyük ve Esenılus'a tabi olan Karaova köyleri vakfedilmiştir. 223-224. 166. 166. Balat yağhanesinden yılda 3 batman yağ. KK. 1562 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerdeki kayıtlara göre Balata bağlı Afşar köyünün gelirleri. Aynı deftere göre evkafın masrafı 65. TD..485 akçadırL\ Bu durumda evkafın gelirlerinde bir artış gözlenmektedir.A. XV. İlyas Bey'in Balat'taki imaretinin ise yapı kalıntıları tespit edilememektedir1*. s. 1 değirmen. Çukurcalı. Varvil Tuzlasından yılda 1 müd tuz olmak üzere. B. 84a.A.O.919 akçadır10. Duran.

Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Dununu (XVI. Yüzyıl) defterde kayıtlıdır22. Değirmenin harap oluşu, Varvil Tuzlası'ndaıı tuzun almamayışı ve diğer gelirlerin tahsil edilemeyişi sebebiyle gelirlerin azaldığı anlaşılmaktadır. 4. Vakf-ı Cami-i İbrahim bey Balal'da, antik Milet tiyatrosunun doğusunda, İbrahim Bey Hamamı'nın hemen yakınında bulunan Cami. İbrahim Bey'in. Menteşe Beyliğrnin başında "Ulu Bey" olarak bulunduğu 1337-1358 yılları arasında inşa edilmiş olmalıdır". 1530 yılında tanzim edilen defterde, vakfın hasılı 52 dönüm arazinin geliri olan 810 akça olarak gösterilirken24, 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlerde muhtelif bağ-bahçe ve 2 değirmen (değirmenlerden biri harap), keşti-i Kayyelü, 2 kıf a hevehânenin gelirinden oluşan yıllık 4,080 akça kayıtlıdır25. 5. Vakf-ı Zaviye-i İlyas Bey Milas civarında bulunan zaviyeye İlyas Bey, 1562 yılında tanzim edilen deftere göre muhtelif araziler, Milas yağ hanesinden iki batman yağ olmak üzere yıllık 200 akçalık gelir tahsis etmiştir 6 . Vakfın gelirinde 1530 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerdeki kayıtlara göre bir değişiklik görülmemektedir27. 1583'deki defterde Hamza adlı bir şahsın tasarrufunda olduğu kayıtlıdır28. 6. Vakf-ı Zâviye-i İlyas Bey 1530 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirleri 1 çiftlik, 1 değirmen, 1 parça zeminden oluşan 1.200 akça29 iken, 1562 yılında tanzim edilen defterde 1 çiftlik, 3.5 müdlük yer, 1 değirmenin gelirlerinden oluşan yıllık 1.720 akçaya ulaştığı görülmektedir30, 1583 yılında tanzim edilen defterde, Cafer b. Turali tasarrufunda bulunan vakfın gelirinde bir değişiklik yoktur31. 7. Vakf-ı Türbe-i Menteşe Bey Fethiye'de Akıncı İlkokulu "mm hemen yakınında. Tekke Gül Camü'nin 32 doğusunda bulunan Menteşe Bey Türbesi, Ahmed Gazi Bey tarafından Meğri'de XIV. yüzyılın ikinci yarısında, 1360-1391 yılları arasında yaptırılan medreseyle aynı 33 dönemde inşa edilmiş olmalıdır . B.O.A. TD. 338, s. 13-14,; TKGM. KK. TD. 156. v. 81b-82a. Duran, s. 128. 24 B.O.A.. TD. 166, s. 513. 25 B.O.A. TD. 338, s. 15; TKGM. KK. TD. 156, v. 82b. 26 B.O.A. TD. 338, s. 59. 21 BOA.. TD. 166, s. 520; TKGM. KK. TD. 569, s. 20. 38 TKGM. KK. TD. 569, s. 20. 29 B.O.A., TD. 166, s. 550. 30 B.O.A. TD. 33$. s. 115. 31 TKGM. KK. TD. 569, s. 72. 32 Duran, s. 179. 33 Duran,*. 182-183.
u n

Mehmet Ersan

Menteşe Bey türbesine, 1530 ve 1562 yıllarında tanzim edilen defterlere göre toplam geliri 400 akça olan 5.5 müdlük 17 pare yer vakfedilmiş olup, Hamza Fakih 35 tasarrufunda bulunmaktadır . 1583 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirinde bir 36 değişiklik görülmüyor . 8. Vakf-ı Medrese-i Ahmed Gazi Yeri tespit edilememiştir. Ancak, Fethiye (Meğri)'de Menteşe Bey Türbesinin güneyinde, türbeye bitişik eski duvar kalıntıları tespit edilen bir yapı kalıntısı bulunmaktadır. Fethiye'de bundan daha eskiye giden bir yapı veya kalıntısı bulunmadığından bu kalıntıum bu medreseye ait olduğu düşünülebilir37. Meğri nahiyesinde bulunan medreseye, 1530 yılında tanzim edilen deftere göre toplam geliri 3.500 akça olan araziler tahsis edilmiş38, 1562 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre ise toplam geliri 5,500 akça olan ve çeltik ile meyve bahçelerinden oluşan muhtelif araziler vakfedilmiştir39. 1583 yılında tanzim edilen defterde de yıllık gelir 5.450 akça olarak gösterilmektedir40. 9. Vakf-ı Kervansaray-ı Mehmed Bey Meğri nahiyesine bağlı Alıhora köyünde bulunan kervansarayın vakıf kaydına. 1530 yılında tanzim edilen defterde rastlayamadık. 1562 yılında tanzim edilen defterde 200 akça nakit vakfedildiği41 ve 1583 yılında tanzim edilen defterde de aynı değerin mevcut olduğu görülmektedir42. 10. Vakf-ı Medrese-i İlyas Bey Peçin'de, Menteşe Beyliği yerleşimini güneyden çevreleyen büyük surların dışında, merkeze yaklaşık 1.5 km. mesafede bulunan 43 medresenin inşa tarihine ışık tutacak yazılı bir belge mevcut değildir44. Ancak yapının XIV. yüzyılın ortalarına tarihlenmesi uygun görülüyor45. 1530 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirleri muhtelif arazi ve Muğla'da bulunan 1 değirmenin gelirlerinden oluşan toplam 4.500 akça iken 46 , 1562 yılında
34 35

34

3ü 37
38 39 40 41 42 43 44 45 46

B. O.A..TD.l 66 . s. 570. B.O.A. TD. 338, s. 130. TKGM. KK. TD . 569, s. 89. Duran , s. 286. B.O.A.. TD. 166, s. 569. B.O.A. TD. 338, s. 126. TKCM. KK. TD. 569, s. 85. B.O.A. TD. 338. s 139. TKGM. KK. TD. 569, s. 98. Duran. s. 208. Duran. s. 211. Duran. s. 213. B.O.A., TD. 166. s. 495.

62

Menteşe Bev Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Durumu (XVI. Yüzyıl) tanzim edilen deftere göre, yıllık geliri 1500 akça olan 4.5 çiftlik yeri, Muğla'da 1 hamamın gelirlerinden oluşan 4.125 akçadır47. 1583 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlarda da 4.125 akça olarak görülmektedir48. 11. Vakf-ı Zâviye-i Mehmed Bey Nefs-i Leyııe'dcki Bozöyük nahiyesinde bulunan zâviye'ye, 1530 ve 1562 yılında tanzim edilen defterlere göre hasılı 400 akça olan arazi ve zeytinlik vakfedilmiştir49. 1583 yılında tanzim edilen deftere göre yine hasılı 400 akça olan 6 pare yer, 1 bağçe, toplanı 1.5 çiftlik miktarı yer vakfedil mistir Talib oğlu Salih tasarrufunda dır 50 . 12. Vakf-ı Mescid-i AhmedBey Peçin'de bulunan mescide, 1562 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre Acısu (Aytemur) köyü ile muhtelif arazi, bağ-bahçe vakfedilmiştir. Toplam gelir olarak 3.550, masraf ise 2.880 akça kaydedilmiştir51. 1530 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerde de verilen değerler aynıdır*1 . Sonuç olarak toplam geliri 149.459 akçaya ulaşan söz konusu vakıfların gelirlerinden en fazla payın medrese, imaret ve camilere (138.989 akça) tahsis edildiği görülmektedir. Bunları 4.000 akça ile mevlevihâne, 2.320 akça ile zaviye, 3.550 akça ile mescid, 400 akça ile türbe ve 200 akça ile kervansaray takip etmektedir. Bununla birlikte, tahsis edilen bu gelirlerin bir kısmı artık tahsil edilemediği İçin XVI. yüzyılda vakıf gelirlerinde bir azalma olduğu gözlenmekte ve vakıf tesis edilen binalarında harap olduğu görülmektedir. Bu durum hemen aynı bölgede bulunan Aydııioğıılları Beyliği ile mukayese olunduğunda bir benzerlik arzettiği de görülür53

47

BOA. TD. 338, s. 53. *8 TKGM. KK. TD. 569, s. 14. 49 B.O.A. TD. 338. s. 70. 50 TKGM. KK. TD. 569, s. 34. 51 B.O.A. TD. 338, s. 48. 52 B.O.A., TD. 166, s. 493; TKGM. KK. TD. 569. s. 9. 5i Mehmet Ersan " Aydmoğullan Ailesine Ait Durumu' 1 CİEPO XBT da sunulan tebliğ.

Vakıfların

XV-XVI.

Yüzyıllardaki 63

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss. 65-74.

ÇALDIRAN SAVAŞI ESNASINDAKİ OSMANLI-SAFEVÎ MÜCADELESİNDE MEMLÛKDEVLETİ'NİN TUTUMU

Cüneyt KANAT* Osmanlıların Memlûk Devleti*ni mağlup ederek Mısır'ı 1517'de fethetmeleri, bu devletin İslam ülkelerindeki yayılması tarihinin en büyük bölümünü oluşturur ve üç yıldan daha kısa sürede gerçekleşmiştir. Osmanlılar'm Doğudaki ve Güneydeki yayılma alam olan iki Müslüman devletten birisi, kendilerinin son verdiği sünnî Memluk Türk Devleti, diğeri ise. yeni kurulmuş olan Safevî Devleti idi ki, Osmanlılar Çaldıran'da müthiş bir darbe vurmuş olmasına rağmen o yaşamayı sürdürebilmiş ve Osmanlı Devleti'nin Doğu sınırı boyunca yüzyıllarca değişmez bir tehlike kaynağı olarak kalmıştır. Osmanlılar, Memlûk Devletine son verdikten sonra, çok kısa bir sürede Mısır. Hicaz. Suriye, Irak ve Doğu Anadolu ile Kuzey Batı İran'ı topraklarına katabildiler. Ek bir çabayla da Kızıl Deniz ve Basra Körfezinde de hakimiyetlerini kurmaya çalıştılar. Bu fetihler ayrıca onların bir çok değişik etki ve ııüfuzlannm Kuzey Afrika ülkelerine yayılmasını sağladı1. İşte böylesine önemli hadiselerin ortaya çıkmasına zemin lıazırlayaıı Mısır'ın fethinden az önce, Osmanlılar ile Safevîler Çaldıran Savaşı (1514) ile kozlarım paylaşmışlardı. Çaldıran savaşında mücadele eden bu iki devlet, yani Osmanlılar ile Safeviler, aslında Memlûk Devleti'nin varlığını tehdit eden ciddi birer tehlike idiler. Bu sebeple onların birbirleriyle mücadele etmesi ve güç kaybederek yıpranmaları, Memlûk Devleti'nin geleceği açısından iyi bir gelişme gibi gözüküyordu. Ancak bu İki güçlü devletin mücadelesinden istifade edebilmek akıllıca bir siyasetin uygulanabilmesi ile mümkün olabilirdi. Bu hadiselerden yaklaşık bir asır Önce Memlûk tahtında oturan Berkuk. Osmanlı Devleti ile olan ilişkilerinde çok dikkatli olmuş ve bu devlet ile İslâm 1 Dünyası nın liderliğini yapma mücadelesi vermiş olmasına rağmen, Timur tehlikesi sebebiyle ilişkilerinde esnekliğe azami derecede özen göstermişti. Özellikle Berkuk'un şu sözleri O'ııun siyasi dehasmı ve geleceği görmedeki kabiliyetini açıkça ortaya koymaktadır; u Ben Timur'dan korkmuyorum, çünkü O'na karşı herkes bana yardım ediyor, ancak İbn Osmaııdan korkuyorum." Berklik'un bu korkusunda ne kadar haklı olduğu yaklaşık olarak birbuçuk asır soma Osmanlı Devleti'nin Memlûkler'e son

*
1

Yrd. Doç. Dr., Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Davıd A valem, "The End of Ihe Mamlûk Sııltanatc", Studıa Islamica, S. LXV. Paris, s. 126.

Cüneyt Kanat vermesiyle ortaya çıkmış oldu . Berkuk'un yukarıdaki sözü söylemesinden bir asır sonra İran'dan Safevîler Devleti ortaya çıkıyor ve bu kez belki de Safevîler in hükümdarı Şah İsmail, yıllar önce Timur'un cmıadığı rolü üstlenmeye hazırlanıyordu. Ancak bu esnadaki şanların Timur, Yıldırım Bayezid ve Berklik zamamndakinden çok daha farklı olduğu gelişen olaylar ile zaman içersinde ortaya çıkacaktı. Memlûk Devleti ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkiler II. Bayezid devrine dek ufak tefek sürtüşmeler bir kenara bırakılırsa genellikle iyi olmuş ve hatta Timur'un Suriye'yi tehdit ettiği sırada, Yıldırım Bayezid ve Toktamış ile Timur'a karşı bir iltifak girişiminde bile bulunulmuştu3. Ancak bu dostça münasebetler özellikle 1485' den 1490'a kadar beş sene devam eden savaşlar ile sona ermiştir. Bu esnada iki devlet arasında yapılan barış ise, bazı küçük problemler gözardı edilirse yaklaşık onbeş sene devam etmişti4. Daha sonra II. Bayezid'ın yerine tahta Yavuz Sullan Selim geçmiş ve bu sırada Memlûk Sultan'ı olan Kansuh el-Gûrî O'nunla iyi ilişkiler kurmak istediğinden O : nun tahta çıkışını tebrik için değerli hediyeler ile birlikte Emir Âlıûr Sânî olan, Emir Aktay et-Tavîl'i elçi olarak göndermiştir5. Bu elçi, Yavuz Sultan Selim tarafından huzura kabul edilmiş ve çok iltifat görmüştür6. Ancak her iki tarafın da samimi olmadığı fakat siyasetleri gereği sürdünneye gayret etlikleri bu iyi gibi gözüken ilişkiler Çaldıran Savaşı'mn hemen ardından Dulkadir Bey'i Alâuddevle meselesi ile ilgili olarak tekrar bozulacaktır7. Muhakkak ki durumun bu noktaya gelmesinden önceki, yani Çaldıran Savaşı arefesindeki Memlûk-Osmanh münasebetlerini bu savaş esnasındaki Memlûk Devleti'nin tavrını daha iyi anlayabilmek İçin ayrıntılı olarak ele alacağız. Buna ek olarak özellikle Dulkadir Bey'i Alâuddevle'nin Çaldıran Savaşı Öncesinde Osmanlılar'ı bir kenara bırakıp.. Safcvî ve Memlûkler ile birlikte hareket edip mümkün olduğu kadar da bunu el altından yapmaya çalışmasının8 yarattığı karışıklığı ortaya koymak zorundayız. Aynı şekilde Memlûk Devletini ciddi anlamda tehdit eden ve en az Osmanlılar kadar tehlikeli olan Safevîler'in durumunu da göz ardı edemeyiz.
2

Cüneyt Kanat. Memlûk-Thnurlu Münasebetleri (1382-1447), Bayılmamış Doktora Tezi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 1996, s. 233. 3 Takiy ed-Dîn Ahmed b. Âli el- Makrîzî, Kilâb es- Suluk l.i- Ma'ıifet Düvel el- Mutûk, 1U-2, nşr. Saîd Abdulfettah Âsur, Kahire 1971, s. 813; İbıı Hacer el-'Askalânî, İnha' el-Gımır biEbnâ' el-'Umr. El, nşr. Muhammet! 'Abd el-Muîd Han, 2. Baskı, Beyrut 1986, s. 199-200; Nâsıreddîn Muhainmed b. Abdurrahîm b. el-Furât, Târih İhn el-Furât, DC-2, nşr. Koslantin Zcrîg-Neclâ Izzeddm, Beyrut 1938. s. 381-382; Rbu'l-Mehâsîn Yusuf b. Tagriberdi, enNııcfmı ez-Zâhîre fî Mulfık Mısr ve 'l-Kahire, XII, nşr. Dar el-K.utub el-Mîsriyye, b. y. ve t. y., s. 796. 4 İsmail Hakkı Uzunçarşıh, Osmanlı Tarihi, 4. Baskı, Ankara 1983, s. 187-195. 5 îbn lyâs, Bedâi' ez-Zuhûrjî Vekâi' ed-Duhûr, IV, nşr. Muhammed Mustafa, Kahire 1984, s. 324. " Sdâlıaüm Tansel, Yavuz Sultan Selim, Ankara 1969. s. 168-169. 7 Cclâl-zâde Mustafa, Selim-Nâme, Haz. Ahmet Uğur-Mustafa Çuhadar, Ankara 1990, s. 397: W. W. ClilTord, ''Some Observations on Ihe Course of Mamluk-Safevi Relatioııs (15021516/908-922) II". Der İslam, Band 70 Heft 2, Berün-New York 1993. s. 27]. $ îbn Zünbül, Ahi ret el-Memâlîk, nşr. Abdulmena'm Âmir. b. y. ve t. y., a 19; Refet Yinaııç. Dulkadir Beyliği, Ankara 1989, s. 96. 66

2

Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-Safev'i Mücadelesinde Memlûk Devleti 'nîn Tutumu

Akkoyunlu Devleti'ni ortadan kaldırarak Azerbaycan, Irak-ı Acem, Irak-i Arap ve İran'ı ele geçirip Ceyhun nehrine kadar sınırlarım genişleten Şah İsmail, 1510'da Özbeklerde karşı da galip geldikten sonra iyice güçlenmişti. Böylece artık O, Memlûkler 9 için de çekinilmesi gereken bir düşman idi . Çünkü Şah İsmail, Batrdaki verimli topraklar üzerindeki Memlûk hakimiyetine karşı tarihi İran muhalefetini yeniden canlandıracak ve İlhanlılar ile Timurlular'ın yerini almaya çalışarak bu ideoloji ile kendisine yeni bir hız katacaktı. İran'da başarılı bir devlet kurma ile geçen on yıllık sürede cesaretlenen Safevî tehlikesi, 1512 yılında sadece Anadolu'da değil, Suriye. Hicaz ve hatta Mısırın kendisinde bile Memlûk otoritesine karşı koymaya hazır bir Iıal almıştı10. Bu noktaya gelmeden bir süre önce. daha II. Bayezid hükümdar iken 1507 yılında Osmanlı'nın doğu sınırlarındaki Safevî tacizine karşı, Osmanlılar büyük bir orduyu Ankara'da toplarken, diğer taraftan Şehzade Korkut başkanlığındaki bir heyeti de Memlûk Devleti'ne göndererek Şah İsmail'e karşı birlikte hareket etme isteklerini ilettiler. Bu istek Kuzey Halep'teki Safevî baskısını rahatlatmak için Memlûk Sultanı elGûrî tarafından uygun görüldü. Bundan yalnızca bir kaç ay sonra Osmanlı elçileri tCalıire'yc tekrar gelerek Şalı İsmail'e Karşı ittifak kulisini devanı ettirdiler. Yine bu esnada Suriye'den gelen haberde Şah İsmail'in askerlerinin Fırat'ı geçerek, Memlûk Devleti topraklarının yakınlarına kadar ulaştığı ve bunun üzerine Alâuddevle'nin, Türkmenleri toplayarak onların üzerine yürüyüp harb ettiği bildiriliyordu11. Bu hadiseden bir kaç yıl sonra 916 yılı Cemadi el-Ûla ayında (Ağustos/EyIüI-1510) Bire naibinden Sullan'a gelen haberde; O'mın Şalı İsmail'e mensup bir grup nisam yakaladığı ve onların elinde Şalı İsmail'den bazı Frenk krallanna yazılmış bir mektup olduğu ve bu Mektupta da Şalı İsmail'in bu krallara, onlann denizden kendisinin ise karadan olmak şartıyla Memlûk Devleti üzerine yürümeyi teklif ettiği bildiriliyordu12. Bu son gelişme, yani Safevîler'in Batılı deniz güçleri ile ittifak kurma isteğini ifade eden gizli mektubun Memlûkler tarafından ele geçirilmesi, Yavuz Sultan Selinvden önce Memlûkler ile Osmanlılar arasında yapılan ittifakın ana sebebi oldu. Memlûk Devleti, kendi istihbarat birimlerinin müdahalesi ile ortaya çıkan bu durumdan sonra, Osmanlıların uzun zamandır devam eden ikili işbirliği davetini kabul elli. Hatta bir Memlûk elçisi kısa bir süre sonra İstanbul'a giderek, Osmanlılar'dan geleceğe dönük, Safevîlefe karşı destek lafep etti. Îstanbul-Kahire eksenindeki bugüne kadar olan ilk kayda değer gelişme ise 1511 Haziranında Memlûk-Osmanh ortak askeri operasyonunun Fırat'ın Batı kıyısındaki Safevî müfrezesini sürmesi ile ortaya çıktı. İşte bu stratejik gelişim, Şalı İsmail'e karşı 1514 yılında kesin tavrını koyan yeni Osmanlı 13 sultanı Yavuz Selim tarafından da muhafaza edilmeye çalışıldı . Ve bundan sonra da Osmanlı, Safevî ve bazen de Dulkadirli elçilerinin Kahire'ye olan yoğun trafiği başladı. Şimdi bu gelişmeleri sırasıyla ve mümkün olduğu kadar özetleyerek vermeye çalışalım.

9

İ H. Uzunçarşılı, a.g.e., s. 258-259. W, W. Clifforcl, "Some Observations on ihe Course of Mamluk-Safevi Relalions (15021516/908-922) I", Der İslam, Band 70 Hefl2, Berlin-New York 1993, s. 247. 11 İbnİyâs, Bedâi'ez-Zuhûr, IV, s. 118-119,122; W. W. Clifford, cıg.m. II, s. 268-269. 12 İbn İyâs, Bedâ'i ez-Zuhûr, IV, s. 191; David Ayalon, cLg.m., s. 131. Vi W. W. Clifibrd. a,g.m II, s. 169-170. 67
10

Cüneyt Kanat

Safevî hükümdarı Şalı İsmail ile Memlûk Devleti arasındaki münasebet genellikle istikrarsız bir şekilde devam ediyordu. Daha 917 yılı Rebi'ül-Evvel ayının 18'inde (15 Haziran 1511 ) Şah İsmail'in elçisi Kahire'ye gelmiş ve O'nun mektubu İle içinde bir mushaf ve seccadenin de bulunduğu çeşitli hediyeler sunmuş olmasına rağmen bir yıl sonra 918 yılı Muharrem ayında (Marl/Nisan-1512) Halep naibinden alınan haberden, Safevî Öncü birliklerinin Bire civarında görüldüğü ve Bire askerlerinden bir grubun bu askerler ile karşılaştığı öğreniliyor ve Memlûk Sultanı'nın da bu habere çok cam sıkılıyordu14. Yine aynı tarihlerde Alâuddevle'nin elçisinin Kahİre'ye gelerek Sullan'a çeşitli hediyeler takdim etmesi de dikkat çekicidir15. 918 yılı Rebi'ül-Âhir ayının 12'sinde (27 Haziran 1512) yaklaşık iki yıl önce Şah İsmail" e elçi olarak gönderilmiş olan Tem ur Bey el-Hindî Kahire'ye geri döndü. O yolculuğu esnasında yanındaki adamlarından bir kısmını ve atlarını kaybetmiş, bu yüzden büyük sıkıntılar çekmişti. Temur Bey'den öğrenildiğine göre; Şalı İsmail O'na fazla itibar etmeyip ikramda bulunmayarak, kendisini yalnızca bir kez huzura kabul' etmiş ve Sultan'ın gönderdiği cevabî mektubu Temur Bey'e vermeyip kendi elçisi ile göndermişti. Temur Bey Siryakos Hankahı'na geldiği zaman Sultan'a haber göndererek yanında Şah İsmail'in elçisinin de olduğunu bildirdi. Sultan elçiyi karşılamak üzere. Muhtesib olan ez-Zeynî Berckat b. Musa'yı görevlendirdi. Daha sonra Şah İsmail'in elçisi, Kanı Bey es-Sullâk'ın evine yerleştirildi. İki gün sonra ayın 14'ünde (29 Haziran) Sultan elçiyi kabul etti ve bu esnada elçi kırk tane hamalın taşıdığı çeşitli hediyeleri Sultaıva sundu. Elçi ile birlikte Şalı İsmail'in iki Emir'i de Sultan'ın huzurunda idi ve o sırada Safevî hükümdarının mektubu Kansuh el-GûrTye verildi. Mektup hemen orada okundu, ancak içindeki hoş olmayan sözler ile bazı çiğ laflar Sultan'ın canını sıktı. Daha sonra elçi ve yanındakiler ikametgâhlarına döndü. 918 yılı Cemâdi el-Ûla ayının SMnde (22 Temmuz 1512) Sultan Şah İsmail'in elçilerini tekrar kabul ederek onlara hila't giydirdi ve cevabî mektubunu da verdi. Bu mektupta Sultan Şalı İsmail'e O'nun kullandığı üsluptan daha sert bir üslup ile cevap veriyordu. Çünkü Memlûk Sultam'na göre Şah İsmail bunu hem elçisine kötü davranmak hem de yazdığı mektupla fazlasıyla haketmişti. Böylece Sultan ile Şah İsmail arasında bir gerginlik de başlamış oluyordu. Bu elçilerin geri dönüşünden bir yıl sonra Halep naibinden gelen haberde; Şah İsmail'in, düşmanlarından bazı Tatar Melikleri ile savaştığı, otuz bin askerinin Öldüğü ve kendisinin de yaralanarak ortadan kaybolduğu ve nerede olduğunun bilinmediği 16 öğrenilmiş ve Sultan bu habere çok sevinmişti . Doğruluk derecesi şüpheli olan bu son haberin bizim için önemi ise; bu habere Memlûk Sultanı Kansuh el- Gûrî'nin çok sevinmiş olmasıdır. Yani Çaldıran savaşı öncesinde Şah İsmail'in yıpranması Sultanı memnun etmişti. Gerçekten Osmanlılar ile Safeviler'in karşı karşıya gelmesinden önce Safcviler ile Memlûkler arasında teati edilen Yukarıda bahsedilen tarihte gelen elçi ayrıca güzel görünümlü bir sandığı Sultan%a takdim etmiş ve bu sandığın içinden Özbek Han'ın başı çıkmıştı. Yine İlin İyâs'ın ifade ettiği üzere Şah İsmail'in gönderdiği mektupta bazı tehditkâr beyitler vardı. Bu sebeple de Safevî elçisi ağırlandığı evden dışarıya fazlaca çıkarılmamış ve her hangi birisiyle görüşmesi de yasaklanmıştı. İbıı İyâs. Bettâ'i ez-Zuhkr, IV. s. 219, 220, 221, 230. 15 tbn İyâs, Bet/â 'i ez-ZuhÛr, IV, s. 252. 16 tbn İyâs, Bedâ'i ez-Zuhâr, IV, s. 265-266, 271, 311. 68
14

doğuda doğrudan bir İran tehlikesinin olmaması ile alakalıydı. 276.Gûri'yc gönderdiği mektupta. Gerçi Şah İsmail muhtemelen.g. Bayezid ve çok kısa bir süre için I. Clifford.. a. Hem Memlûk Sultanı hem de Emirler alınacak olan kararın kendi devletlerinin geleceği için ne kadar önemli olduğunun farkında idiler. artık Memlûk Devleti gelinen bu noktada bir karar vermek zorundaydı. Çünkü her iki devlette yani hem Osmanlılar hem de Safeviler kendileri için tehlikeliydi ve bu savaştan galip çıkacak olan devletin kendi üzerlerine yürüme ihtimali de mevcut idi. Alınması gereken karar kolay bir karar değildi. II. 113. Bu teklif ile. W. Tansel. a. Memlûk Sultanı Kansuh el. Akşam saatlerine kadar devam eden toplantıda Selim ile Şalı İsmail arasındaki savaşta taraf olunup olunmaması ve asker gönderilip gönderilmemesi uzun uzun görüşülüp tartışıldı. 272.Gûrî büyük emirlerine haber salarak onları toplantıya davet etti. az sonra anlatacağımız üzere. Kansııh el.Gûrî her ne kadar resmen Safeviler yanında yer almayı reddetmiş ise de. Mehmet benzer bir şekilde Kahire ile olan kavgasını. t. s. özellikle gönderdiği son elçilik heyetiyle Osmanlılara karşı açacağı savaşa iştirak etmesi İçin Memlûk Sullanı'na bir teklifte bulunmuştu. Osmanlı ve Metniûkler'in Anadolu üzerindeki kavgalarının artması.?n. ayın 16'smda Memlûk Sultanı Kansuh el. Clifford. s. Osmanlı hükümdarı.Tavîl'in de geri dönmesi ve ondan alman bilgilerin de değerlendirilmesinden iki gün sonra. m. açıkça Şah İsmail üzerine yürüyeceğini söyleyerek birlikte hareket edip Safevilere karşı ittifak yapmayı öneriyordu. tarafsız 17 ls 19 S. Çok ilginçtir ki bu değişmeyen yazgı sonucunda II. Selim. İşte bu sebepten 1390 yılında Bayezid Timur'a karşı Memlûk yardımım almak için Güneydoğudaki arzularını bir kenara koydu. Şah İsmail tarafından ortaya çıkarılan tehlike karşısında Memlûkler ile işbirliği yoluna başvurmak zorunda kaldılar. 920 yılı Rebi'ül Ahir ayının 14'ünde (9 Haziran 1514) daha önce Osmanlı Devletine elçi olarak gönderilmiş olan Emir Akbay et. 1470'te II. W. a. II. Şah İsmail üzerine yürümeye karar veren Yavuz Sultan Selim'in Memlûk Devletine gönderdiği elçi. 920 yılı Rebi'ül Evvel ayının 23'ünde ( 18 Mayıs 1514) Kahire'ye geldi. W. Bununla birlikte ne zaman doğudan bir tehlike yeniden ortaya çıksa.g. Uzun Hasan ile olan mücadelesinde Memlûk desteğini almak için bir kenara bırakıp düzeltme yoluna gitti. Enver Zaglame. Bu arada Memlûkler ise sık sık Anadolu'daki İran yayılmasına karşı olan direnişleri organize edip destekliyorlar ve bu Osmanlı başvurularını da dikkatlice karşılıyorlardı1'"1. özellikle Alâüddevle vasıtasıyla el altından Safeviler lehine bazı girişimlerde bulunacaktır. b. el-Memdlikfib/hsr. s.. 69 . Osmanlılar devamlı Kahire ile yakınlaşmaya çalışıyorlardı. Kahire. 84. Meclis bütün bunlan değerlendirdikten sonra şu karara vardı: Hazırlanacak olan bir Memlûk ordusu Haleb'e gönderilecek ve bu ordu Haleb'te durarak Osmanlılar ile Safeviler arasında cereyan eden mücadelenin ne şekilde sonuçlanacağını bekleyecek ve Memlûk ordusu bu savaşa katılmayıp bunlardan herhangi birisi kendilerine saldırmayıp müdahalede bulunmadığı takdirde.e. Ancak el Gûri belki de İslam alemi ile kendi halkının tepkisinden çekindiği için Osmanlılara karşı mücadele eden Safeviler ile birlikle hareket edip savaşmayı reddetti18.. y.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-SafevîMücadelesinde Memlûk Devleti'nin Tutumu elçilik heyetleri herhangi bir gelişine kaydedememişler ve iki devlet arasındaki ilişkiler 17 soğuk olarak kalmıştı . W.g. s.

Nikolay îvanof. Selim bu sırada çok politik davranarak. s.Cilneyl Kanat kalacaktı .Feth el-Omıânî LVU Kıtâr el-Arabiyye. Selim'in yanında bulunan elçisi Aynal Bay geri dönmeden elçinin gitmesine izin verilmemesi söylendi. İbn İyâs. 378. muhtemelen Osmanlı ve Memlûk devletleri arasındaki bir ittifak ihtimalinden kuşkulandığı için casusları vasıtasıyla bu 20 20 21 22 2:) İbn İyâs. Ancak Sultan onu daha önce gelen Osmanlı elçisinin yanına gönderince birinci gelen elçi bu şahsın Osmanlı elçisi olmadığım söylemişti. Bu kararın alınmasından sonra ayın 22'sinde (17 Haziran) Memlûk sultanı Osmanlı elçisine hila't giydirerek geri dönmesi için izin verdi. Ancak bu sırada Kansuh el. ama en azından onun tarafsızlığını sağlayarak kendisini iki ateş arasında kalmaktan kurtarmıştı. IV. 3 8 1 . o sırada yeni bir Osmanlı elçisi gelmiş. TV. Yusuf Ataullah. Emirler tarafından uyarıldı. el.Gûrî. ise aynı ayın 27'sinde Yavuz Sultan Selim tarafından bir elçi daha geldi ve bu elçi gelirken yamnda 25 hamalın taşıdığı değerli armağanlar getirmişti. IV. Osmanlı elçisinin geriye gönderilmesinden sonra. s. 920 yılı Cemâdî el. Kabil'e 1960. Buna göre. 381. Gönderilen elçiye verilen mektup ile alınan karar da Osmanlı Sultanına 21 bildiriliyordu . Şehzade Ahmed'in oğullarından Süleyman ve Alâeddin'in Memlûklere sığındıklarında. Memlûk Sultanı da Selim'in bu elçisine çok itibar edip ikramda bulunmuştu. İbn İ y â s : Bedâ 'i ez-Zuhâr. 392.Ûlâ ayının 13'ünde (6 Temmuz 1514) Sultan daha önce alman karar gereği büyük bir orduyu. Haleb'e gidip Osmanlılar İle Safevîler arasındaki durumu izlemek ve o bölgeyi kontrol allında tutmak üzere görevlendirdi22. s. O'nun büyük Emirlerin üstünde ve kendi yanında bir yerde oturmasma izin vermiştir. 174. Her şeye rağmen bir müddet Kahire'de kalan bu şahıs bir süre sonra Sultan'm çeşitli ihsanlarına nail olmuş ve izin isteyerek oradan ayrılmıştı. İ b r a h i m Ali Tarhan. Ancak yolda eline geçen hediye ve paraların yansım arkadaşına vermeyi reddedince arkadaşı geriye Sultan'm yanına dönmüş ve o şalısın Osmanlı elçisi olmadığını ve tam tersine Şalı İsmail'in yamnda ikamet eden bir kişi olup Şalı İsmail'in onu casus olarak Mısır'da ne olup bittiğim öğrensin diye gönderdiğini itiraf etmiştir. IV. 59. Devlet el-Memûlîk el-Çerâkise. Ayrıca onun yanma hem ona refakat etsin hem de haberlerin doğruluğunu araştırsın diye Devadâr Aynal Bay'ı verdi. Bu törenlerin ardından büyük bir ziyafet verildi ve Sultan elçiye hila't giydirerek ona geri dönme izni verdi. s. s. 70 . 375-376. Bedâ'i ez-Zuhâı. Bedâ 'i ez-Zuhâr. Görüldüğü üzere Şah İsmail. Beyrut 1988. Hatta 920 yılı Recep ayının 6'snıda (27 Ağustos 1514) düzenlenen askeri oyunların izlenmesi esnasında. Daha sonra. Sultan da bu uyarıyı dikkate alarak elçiyi alıkoydu23. s. Arapça t e r c ü m e . İbn İyâs. Böylece Yavuz Sultan Selim Memlûk Devletim Safeviler karşısında yanma alamamış. Salihiyye'de iken bohçasını çaldırmış ve dunundan haberdar edilen Sultan'm emriyle bu bohça tekrar bulunup kendisine verilmiş somada elçi Sultan'm huzuruna çıkmıştı. 372-373. Bu durumun ortaya çıkması üzerine Sultan hemen emir vererek onu yolda yakalatmış ve hapse koydurmuştur. Bedâ'i ez-Zuhâr. Aynı günlerde Kahire'de ilginç bir olay cereyan etti ki biz bu hadiseden Şalı İsmail'in boş durmayıp Memlûk Devleti'nde olup bitenlerden haberdar olmaya çalıştığını anlıyoruz. Memlûk Sultanının bunlara çok yakınlık göstermesini bile sineye çekerek sabırlı davranmasını bilmiş ve muhtemelen her şeyin bir zamanı ve sırası olduğunu düşünmüştür.

5960. 28 İbn İyâs.g. Bedâ 'i ez-Zuhâr. daha Trabzon valisi iken mücadele etmeye başladığı Safevîlere karşı bir sefer yapmaya karar verdi.. s.e. S. Refet Yinanç. s. 392-393. Ahiret el-Memâlfk. s.e. 396. Selim-Nâme. Refet Yinanç... S. daha 1512 yılında Alauddevle'nin Kahire'ye elçisi vasıtasıyla gönderdiği hediyeler arasında Şalı İsmail'e ait olup onun tarafından Dulkadir Beg'ine hediye edilmiş olan bir hırkanın bulunması. kelamına itibar edip ikramlarda bulunduğu öğrenildi. Tansel. Bundan başka Memlûk kuvvetleri de Osmanlılar'm erzak taşıyan deve kollarını vurmuştu3". her şeye rağmen bir mektup göndererek onu Şalı İsmail üzerine yaptığı sefere davet etti. XVII. Çünkü zaman içerisinde Osmanlılardan uzaklaşmış ve Yavuz Sultan Selinfin tahta çıkışını dahi tebrik etmemişti. 38. Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim tahta çıktıktan sonra. Çünkü Alauddevle'nin Şahruh'u veliaht tayin etmesine kızan Ali Bey. Dulkadir Beg'İnin bu teklifi reddetmesi gayet tabii idi.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanlı-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti"nin Tutumu durumdan haberdar olmak istemiştir . Bu durum üzerine Selim.e. s. 19. Ayrıca Osmanlı Sultam* mn Emir Aynal ile gönderdiği mektup okundu. 36 Hoca Sadettin Efendi. Muhakkak ki Alauddevle ile Şalı İsmail arasındaki bu dostluğun tesisinde Yavuz Sultan SelinTin. s.e. a. "Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim'İB İran Seferi". a. Refet Yinanç. Tarih Dergisi.e. 385. a." 22. a.g. Tanscl. Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkmasından sonra da Trakya'da Çirmen Sancak Beyliğine tayin edilmişti29. İşte bütün bu sebepler dolay ısı ile Osmanlılardan yüz çeviren Alauddevle Çaldıran seferi esnasında Osmanlılar ile birlikte hareket etmemiş ve özellikle Memlûk Sultanı Kansuh el Gıırî'den aldığı talimat İle Osmanlı kuvvetlerine yiyecek ve hayvan yemi satışını yasaklayarak Yavuz Sultan Selim'i zor durumda bırakmıştı. s. Osmanlı ordusu Çubuk ovasına geldiğinde.. s. Selim'in yanından gelen Emir Aynal'dan ise. İşte o tarihten beri ikili bir politika takip etmeye çalışan Alauddevle. 96. Bayezid'in yanına sığınmış. 181182.e. Dulkadir Beg'İnin yeğeni Şahsuvar oğlu Ali Bey'i himaye etmesinin büyük payı vardı. Refet Yinanç.. IV. Alauddevle ile Şalı İsmail arasında artık dostluk tesis edildiğini ve bunun daha sonra bir ittifaka dönüştüğünü göstermektedir28.. Bunlara ek olarak olayların gelişimine baktığımızda. s. C. S.g.g. J7 Celâl-zâdc Mustafa.g. Yavuz Sultan Selim Dulkadir Beg'i Alauddevle'ye. s. Bedâ 'i ez-Zuhâr.g. Burada Selini'in askerlerinin çokluğu ve kuvveti ile İlgili bazı böbürlenme emareleri vardı ancak Sulan bunları dikkate almadı25. Bedâ'i ez-Zuhûr. s. Ancak Alauddevle yaşlılığını bahane ederek bu teklifi reddetti26. îu İbn Zflnbül. 252. Şehabeddin Tekindağ. 394-395. Kansuh el Gûrî'ye 24 15 24 İbn lyâs. İbn İyâs. s. a. Jilçileriıı Kahire'ye geliş tarihi ise Refet Yinanç tarafından 1511 olarak verilmektedir. IV. a. TacU't-Tevârih IV. s. 71 . 31. Bir müddet sonra başlanılan hazırlıklar tamamlanınca 20 Mart 1514 Pazartesi günü Edirne'den yola çılaldı. 110-113. Haz. s. Eskişehir 1992. aslında çıkarları gereği Memlûk Devleti ile olan dostluğunu ilerletmiş ve çoğunlukla onların yanında yer almıştır27. 95-96. İsmet Parmaksjzoğlu. 42. Osmanlı elçisine değerli hediyeler verilerek kendisi geri dönmek üzere yolcu edildi. 95-96. 96. Osmanlı Sultanı II. Bir süre sonra ise Yavuz Sultan Selim'e daha Önce elçi olarak gönderilen Emir Aynal Bay'm geri gelmesi üzerine. IV. Bkz. M. İstanbul 1968. İbn lyâs yukarıda bahsedilen hırkanın Uzun Masan'dan Şah İsmail'e geçtiğim söylemektedir. Osmanlı Sullanrmn kendisini çok iyi karşıladığı.

. 396. Selim-Nâme. Anlaşılan o ki.e. s. a. Ayrıca fakirlere ziyafetler verildi.m. s. 59-60. Aynı şekilde. W. 271. Alauddevle'nin emirlerine itaat etmediğini söylüyor ve gücünüz yeli yorsa siz ona engel olun ve kendisini katledin diyordu. Memlûk Sultanı ise ona verdiği cevapta. J1 tbıı ZünbtÜ. Sivas'ta iken ordusundan 40 bin kişiyi ayırmış ve İskender Paşa oğlu komutasında. 34 ibn lyâs.e. Fakat Sultan böyle bir haberin yayılmış olmasına sevindi ve bütün camilerde bu sebeple Kuran-ı Kerimler okunup hatun indirilmesini emretti. Ancak Sultan bu habere güvenmedi ve tâki doğruluğu tespit edilinceye dek tereddüt içinde kaldı ve davul çaldırmadı. Clifford. Kahire'de cereyan etmeye başlayan hadiseler ise çok ilginçtir. 393. Savaşın sona ermesinden yaklaşık olarak bir hafta sonra. Muhtemelen Yavuz Sultan Selim bütün bu olup biteni hissettiği ve Memlûk Sultanının tarafsızlığından yüzde yüz emin olmadığı için. s. Çünkü Kahire'ye. Ancak bu ihtimallerden her ikisi de gerçekleşmedi ve Osmanlılar ile Safevîler ( 2 Recep 92Ü) 23 Ağustos 1514 Çarşamba günü savaşa tutuştular ve aynı gün neticelenen savaştan Osmanlılar büyük bir zafer kazanarak çıktılar33. 920 yılı Şaban aynım dördünde (25 Eylül 1514) tekrar bir habercinin gelerek Selim'in Şalı İsmail'i hezimete uğrattığı ve Diyarbekir ile Tebriz'i ele geçirip Şah İsmail'i bir demir kafes içerisine koyarak ülkede dolaştırdığı haberini getirdiğini ancak yine Memlûk Sultanının bu bilgiye İtibar etmeyip inanmadığım görüyoruz34.g. 11. 96.g. s. İmam el-Lcys bin Saîd'in makamında birçok halim indirildi. s. Şehabeddin Tekindag. onları kendisinin arkasında Sivas ve çevresinde kalmak üzere bırakmıştı. indirilen hatimlerden dolayı Sultan tarafından paralar gönderildi. s. E/. a.m. Cclâl-zade Mustafa. C. Memlûk Sultanı bu haberlerden ilk ikisine bir türlü inanmak istememiştir. Osmanlı Ordularının Safevilere karşı galip geldiğine dair belli aralıklarla üç kez haber gelmiş olmasına rağmen. Tansel. Ancak her şeye rağmen sevinmiş gözükmekten de kendisini alamamıştır. OsmanhSafevî çatışması sırasında Anadolu'da çıkabilecek muhtemel bir isyanın önlenmesine yönelik bir ledbir olmasıydı32." Bu haberin ardından yaklaşık iki hafta sonra. 19. 31 S. Osmanlı Sultanının böyle bir ihtiyat kuvvetini bu bölgede bırakmasının sebeplerinden birisi Memlûk Ordusunun kendi ordusunu arkadan vurma tehlikesiydi. Memlûkler bu bilginin doğru olduğunu bir türlü kabul etmek istemiyorlardı ve belki de Timur'un Bayezid karşısında kazandığı Ankara savaşı Memlûkler anısında Safeviler'in galip geleceğine dair düşünceler akla getirmişti35. Almıed bin Tolun. ibn el-As. M. 55-60. Retet Yinanç. s.. 72 32 . 35 W.g. İlk gelen haberle ilgili bilgiler ibn İyas'ta aynen şu şekildedir "920 yılı Recep aynını 1 (Tunda (31 Ağustos 1514) halk arasında Osmanlı Sultanı Sclim'in Şah İsmail'i hezimete uğrattığı ve Erzincan ile Tebriz'i ele geçirdiği haberi yayıldı. Diğer bir sebep ise.. Bedâ'i ez-Zuhûr. IV. Ancak Kansuh el Gûrî bunun ardmd?. 368. A/./re/ el-Meınâlîk. ag. Bunun üzerine İmam cş-Şâfîi'nİn makamında 70. Bütün bu camilere.Cüneyt Kanat mektup yazarak Alauddevle'ııin yaptıklarım ona bildirmişti.n hiç vakit kaybetmeyerek gizlice bîr elçisi vasıtasıyla Alauddevle'ye gönderdiği bir mektupla ise yaptıklarından dolayı ona teşekkür ediyor ve kendisini Sclim'e karşı savaşmak üzere kışkırtıyordu31.her ve Kahire'de bulunan bütün camilerde hatim indirildi. a.

Bu hadiselerin görgü şahidi olan ibıı İyas ise eserinde. kendisi ile aynı mezhebten olan Osmanlıların galibiyetine sevinmiş gibi gözükerek belki de halkın baskısı ile çeşitli camilerde hatim indirilmesi emrini vermişti. Gerçekten bundan önceki Memlûk Sultanlarının. "Bu esnada Memlûk Sultam. 113-114. Çünkü artık Çaldıran Savaşı'ndan sonra Alauddevle meselesini de halleden ve onun başını Kahire'ye gönderen Yavuz Sultan Selim'in önünde kendisinin Suriye ve Mısır'a yürümesine engel olacak hiçbir tali kuvvet kalmamışta. Çaldıran savaşı öncesinde Osmanlı Devletî İle Memlûk Devleti arasındaki samimi olmayan yakınlaşmanın şeklen olduğunu her iki devletin hükümdarı da gayet iyi biliyordu. Ancak yazımızın en başında da ifade elliğimiz üzere şartlar bu kez çok ama çok farklıydı. Selim'in bu zaferinden dolayı kalede davul çaldırmadı ve yine Kahire'ııin süslenmesi emrini vermedi. bunun sebebi de anlaşılamadı. Çünkü savaşmaya hazırlanan bu güçlerden her ikisi de Memlûk Devleti için büyük tehlike oluşturmaktaydı. Ayrıca onun bu haberlerin doğru olmadığını düşünerek bu esnada kendisini bu şekilde teselli etmiş olması da mümkündür. Bedâ'i ez-ZuhÛr. s. Bu sebeple de muhtemelen Memlûkler. s.'" diyerek Sullan'm tavrı karşısındaki hayretini dile getirmiştir. IV. ve ona çeşitli hediyeler vermişti. Bu elçi daha sonra 920 yılı Şevval ayının 20'sinde (8 Aralık 1514) geri dönmek üzere yola çıkmıştı. IV. 398. Ancak bir süre sonra 920 yılı Ramazan ayının üçünde (22 Ekim 1514) gelen haberciden Çaldıran Savaşı ile ilgili kesin ve teferruatlı bilgiler alındığında bu haberin doğnı olduğu kabul edilmiş ve bunun sonucunda Memlûk Sultam davul çaldırmadığı gibi Memlûk Emirleri de Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim'in haşmetinden ve şiddetinden rahatsız olarak bundan sonra onun tarafından Memlûk Devleti taraflarına doğru ne olacağını merak etmeye başladılar36.e. Mehmet'in Uzun Hasan'ı bozguna uğrattığında gösterdiği tepkiyi ve samimi sevinci hatırlarsak. Osmanlılar ile Safeviler'in bu mücadele esnasında birbirlerini ciddi anlamda oyalayıp yıpratacağma inanmakta idiler. Tanscl. Bedâ 'i ez-ZuhÛr. Memlûk Sultam Kansuh el Gûri tarafsız gibi gözüküp el altından desteklediği Safevilerin mağlup olduğuna dair gelen haberlere inanmak istemiyor olsa da.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti 'nirt Tulumu Özellikle ikinci gelen haberdeki demir kafes ile ilgili söylentiler Ankara Savaşı ile Çaldıran Savaşı arasında kurulan ilişkinin İşaretidir. İstanbul'un fethine ve özellikle Sultan Kayıtbay'ın. 404. 37 73 . Eğer bu düşünceleri gerçekleşmiş olsa idi. Anc. iug. Kansuh el Gûri'nin tavrım ibıı İyus'ın yadırgamasını garip karşılaınamaüyız37. JS S.. İbn lyâs. Bu sebeple de Yavuz'un Şah * Ibn tyâs.ık olaylar beklenildiği gibi gelişmedi ve Osmanlılar. Bu anıda Memlûk Devleti ile Safeviler'in arasının da iyi olmamasına rağmen Kansuh el Gûrf nin Alauddevle'yi kullanarak el altından onlar lehine tavır alması ama tarafsız gibi gözükmesi Memlııkler'in çıkarlarına daha uygun düşüyordu.Sultan da elçiye lıila'l giydirmiş. Aynı ayın 29'unda ise Sultan Selim'in elçisi Kahire'ye gelerek hem kazanılan zaferi haber vermiş hem de Osmanlı Sultam'nın mektubunu ve fetihnamesini Kansuh el Gıirî'ye takdim etmişti. II. Safcvilcr'i bir gün içinde hezimete uğratarak bu mücadeleden daha da güçlenmiş olarak çıktılar30. kendileri için büyük birer tehlike olan bu devletlerden galip geleni de bundan böyle korkulur olmaktan çıkacaktı. s. Osmanlılar'in Avrupa'da sağladığı başarılara.

258. Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi.Cüneyt Kanal İsmail'e karşı kazandığı zaferi duyan Memlûk Sultanı ve Emirleri artık sıranın kendilerine geleceğinden endişe ederek çok üzüldüler ve Sultan bu üzüntüsüne bağlı olarak davul çaldırmayıp Kahire'yi de süsletmeyerek memnuniyetsizliğini açığa vurdu. Gerçeklen de bu hadisenin üzerinden yalnızca üç yıl geçtikten soma Memlûk Sultanı ile Emirlerinin korktuğu şey başlarına gelmiş ve Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim. i:Mısır Memlûkleri". Çünkü Kansuh el Gûrî Memlûk Devleti'nin bekâsının Osmanlılar ile Safeviler 39 arasındaki mücadelenin seyrine bağlı olduğunu çok iyi biliyordu . . 33 74 Kazını Yaşar Kopraman. İstanbul 19S9.s. VI. izlediği siyaset ile üç yıl gibi kısa bir süre sonra Memlûk Devleti'ne son vererek bütün Suriye ve Mısır'ı Osmanlı topraklarına katmıştı.

. Osmanlı ülkesinde bulunan vakıfların mal varlıkları ile bunların gelirlerinin kullanımı konusunda ayrıntılı bilgiler sunmakladır. 75-82. 1251) yıllarında tutulmaya başlanan ve Tanzimat'ın hemen öncesine denk gelen bu "Vakıf Muhasebe Defterleri " dikkatli bir nazar ile incelenirse hakikaten vakıf tarihimiz. ss. Yüzyıllarda tutulan bu defterlerin XIX. . İzmir 2000. Bu tür defterlerin bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü. Bu defterlerden Osmanlı Devletine bağlı ülkelerden hemen hepsi için bulmak mümkün olacağı sanılmakladır. Yüzyıl için muadili denebilecek yine eyalet yahut sancaklar bazında tutulan defterlerin var olduğu son zamanlarda yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır. ve XVT. kültür . Doç. Son yıllarda Özellikle Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki tasnif çalışmaları ile yeni kaynak gruplarından haberdar olan tarihçiler bir yandan bu belgelerden faydalanırken bir yandan da çıkabilecek yeni kaynak gruplarını merak etmektedirler I Osmanh tarihinin önemli bir kaynak grubunu vakfiyeler ve vakıflar ile ilgili kayıtlar oluşturmaktadır ki bunların önemli bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bulunmaktadır. Bu duaıın başlangıçla kaynak sıkıntısı çekmemek açısından bir avantaj olarak görülse bile bu kaynakların tasnif edilerek tarihçilerin hizmetine sunııhnamasından dolayı bazı sakıncalarının olabileceği de söylenebilir. Defterler. ve XVI.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Sayı IV. Yüzyıllara kadar uzanan "evkaf7 defterleridir. bir kısmı da Tapu kadastro Genel Müdürlüğü arşivlerinde bulunmaktadır. Ancak daha sonraki donemler için de şüphesiz bu tarz defterler tutulmuş olmalıydı. 1835 (H. Yrd. XV. medeniyet ve iktisat tarihimiz açısmdaıı son derece önemli bilgileri içerdiği anlaşılacaktır. Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Sivas. Bu inceleme 25-27 Eylül 1998 tarihinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen X. Öle yandan yine vakıflarla ilgili pek çok belgenin özel şahısların elinde bulunduğunu biliyoruz. Bununla birlikle vakıflar ile ilgili asıl kayıtlar XV. OSMANLI SOSYO-EKONOMIK TARİHİNİN KAYNAKLARINDAN VAKIF MUHASEBE DEFTERLERİ* Galip EKEN" Tarihçiler açısından Osmanlı tatili! belki de en bol kaynağa sahip bir çalışma alanıdır. Millî Türkoloji Kongresine tebliğ olarak sunulmuştur. Dr.

Tokat'a ise Galip Eken çalışmaktadır. 1970. Emecen. 1989. Ömer Lüttı Barkan. Amasya'ya Adnan Gürbüz.Galip Eken XVI. Ankara. . 1576) Tarihlî Defter-i Evkafı Rııma Göre Tokat Merkez Kazası Vakıf Kayıtları. Tokat ve Amasya'ya ya ait olan Vakıf Muhasebe Defterleri Milli Kütüphane'deki "Şer'iyye Sicilleri " katalogları içinde bulunmaktadır4. şehir tarihi çalışmalarında bu kaynakların kullanımına örnek olarak bkz. Sivas'a ait olanı ise Sivas Kongre Müzesi'sinde iken Şer'iyye Sicilleri içerisinde numarasız defterler serisi içerisinde idi."1 "Hiç şüphesiz aynı tarifi ve mânıyeuc 'ülger "Anaböm'Osmanıı şehirleri için de bu defterlerden tutulmuş olmalıdır.. Ancak burada üzerinde duracağımız Tanzimat dönemine ait olduğunu ifade ettiğimiz vakıf muhasebe defterleri üzerine hemen hemen hiç çalışma yapılmamıştır. Tokal ve Amasya sancaklarının Vakıf muhasebe defterleri tespit edilebilmiştir. Mesela Tokat'a ait defterdeki her bir kayıtın yan tarafına hangi vakfa ait olduğuna dair der kenarların düşüldüğü görülürken Amasya'ya ait defterde bu durum söz konusu değildir. Şu ana kadar sadece Eyalet-i Rum'a bağlı Sivas. Bu defterlerin tutuluş şekli bakımnıdan bazı farklılıklarının olduğu gözlenmektedir. Tokat'a ait Vakıf Muhasebe Defteri Milli kütüphane Şeri'yye Sicilleri Katoloğu 53 numaralıdır. Ankara. ancak şu anda Millî Kütüplıane'de ve Sivas Şer'yye Sicilleri içerisinde olduğu anlaşılan defterin şu an için numarasını bilemiyoruz. İstanbul Vakıftan Tahrir Defteri 953 (1546) Tarihli. Sivas. Sivas Şehir Hayatında Vakıfların Rolü (1700-1850). Buradan lıareketle muhtemelen bu defterler de mahkeme katipleri tarafından tutulmuştur. Örnek teşkil etmesi açısından Tokat defterinin ilk belgesinin der 1 2 4 Bu konuda bkz. 984 (h4. H. Sicillerin dikkatli bir nazarla incelenmesi ve öte yandan vilayetlerimizdeki vakıf müdürlüklerinin arşivleri bu gaye ile taranması sonucu ortaya çıkartılabileceği kuvvetle muhtemeldir. Ankara. 1985 (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi). Bu noktada Ömer Demirel. İstanbul. Amasya'ya ait olanı ise 73 numaralıdır. Fatma Üstek. 86-109. s. yüzyıla ait evkaf defterleri üzerine başta Ömer Lütfî Barkan olmak üzere son zamanlarda tahrir defteri ağırlıklı şehir tarihi incelemesi yapan araştırmacılar 1 çalışmışlardır . Bu defterlerden Sivas'a ait olanı üzerinde Ömer Demirel. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yazı stili de sicil yazılarının aynıdır. 1991. (Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi). Ekrem Hakkı Ayverdi. XVI Asırda Manisa Kazası. Çoğunun Şeriyye Sicilleri içinde bulunabileceği sanılan bu defterlerin diğer şehirlere ait olanları. Ferudun M. DEFTERLERİN TESPİTİ : Bu defterlerin öncelikle tespitinin yapılması gerekmektedir. adlı doktora çalışmasında bu defterde önemli oranda faydalandığı görülmektedir. DEFTERİN TANITIMI: D$ Görünüş Yukarıda da belirtildiği gibi dış görünüş itibariyle Şer'iyye Sicili defterleri tarzında tutulmuştur.

1836 yılında Haremeyn vakıflarmm idaresi ile meşgul olmak üzere önce Haremeyn-i Şerifeyn Evkafı Nezâreti kıınılduysa da daha sonra bu nezaretin. Vakıfların idaresi ve bu arada gelir ve giderlerinin hesabı başta vakfın mütevellileri olmak üzere taşrada bulunan "Mu'acceâat Nazırları" veya "Mu'accelât Müdirlerİ'nce birlikte yürülüldüklerine şahit oluyoruz.. 2) gibi. Haremeyn vakıfları ise Evkaf Nezaretinin kurulduğu sırada eskiden olduğu gibi yine Darüssaâde ağalarının elinde bulunuyordu. 81. ayrıca bkz. 1988. Mahmud döneminde 1826 yılında kurulan "Nezaret-i Evkâf-ı Hümayûn"a devredilmişti. Amasya defterinde her bir kayıt için her hangi bir tarilı düşülmediği.... C. s.. her belgenin hemen hemen aynı ya da yakın başlıklarla başladığı görülmektedir. a. Türk Yenileşme Tarihi Çerçevesinde Vakıf Müessesesi.284. Ankara. Nazif Öztürk...e.. Tanzimat Dönemi osmanh Merkez Teşkilatında Reform." (Tokat s." şeklinde kayıtların tutulduğu müşahede edilmekledir. Ahmet Akgündüz.7) şeklinde görülmekle..l). Ahmet Akgündüz.medine-i Amasya'da vaki Mevlevihane . Muhteviyatı Osmanlı devletinde vakıfların idaresi genel itibarıyla II. İslam Hukukunda Ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi. 146-160. İstanbul.. 13. sadece vakfın gelir ve giderlerine esas teşkil eden yıllar Rumî tarihe göre belirtildiği gözlenmektedir.. 103."(Amasya Defteri s. s.. s. 282.. 1993. n . Bkz. Evkaf Nezâretinin bir şubesi haline geldiği görülür5.g.e..medine-i Tokat'ta vâki' Marul suyu vakfında. Ali Akyıldız." gibi kayıtlardan defterin tutulduğu sırada iş başında bulunan kadı ve mu'accelâl nazırının ismi verilirken." (Tokat Defteri s. İstanbul. s.g. Bazı kayıtlarda da varidat muhasebe ve masarifalın tahkik Bu konuda bkz. Nazif Öztürk. Ve bu arada taşrada vakıf idaresinde sorumlu olmak üzere Muaccelat Nazırları yahut Muaccelat Müdürlüklerinin kurulduğu anlaşılmaktadır." tarzında ya da vakıf eğer Haremeyn vakfı ise bu kez "Haremeyn-i muhteremeyn hazine-i celilesine tâbi evkâfdan. Amasya defterinde benzeri kayıtlara rastlanmamaktadır. s. Ankara. Mesela "..6 Elimizdeki defterler 1835 yılından itibaren tutulmuş olup.284.Osmanlı Sosya-Ekonamik Târihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri kenarı olarak "Eskici Kuritoğlu menziline câri olan ma'i lezizin mütevellisi ve evkaf tarafından verilen lemessük kaydı" m görmekteyiz. Tokat defterinin ilk kayıtlarının allında "es-Seyyid Hüseyin el-Mevlevî" . a. K. "Vakıf İslam Ansiklopedisi. Bahaeddin Yediyıldız. 1986. Yine Tokat defterindeki her kayıtın altında verilen tarihler Meri tarihe göre verilmiş iken. Örneğin "Nezâret-i evkâf-ı hümâyûn-ı mülükâne mülhak evkâfdan olup .. bir başka örnek: ". Bu durum ise defterlerdeki kayıtlarda "Haremeyn-i şerifeyn nezâretinde olan evkâfdan medine-i Tokat'da vâki' Çakır Salar vakfının 254 senesine mahsuben vücûda gelen öşr-i mahsulatı nıarifct-i şer' ve mu'accelât nazırı atufetlü el-Hac Surııri Efendi ma:rifetiyle bi't-tahkik . 77-80. Vakfın evkaf nezâretine yahut haremeyn evkafına ait olduğu belirtildikten hemen sonra vakfın bulunduğu mahal tanımlanmaktadır. 1995. esSeyyid Ebııbckir Nâzır-ı Mu'accelâl .

Bunlardan gayr-ı menkullerin kiraya verilerek yıllık icarlarından faydalamldığı gibi paralar da gelir getirmek amacıyla borca verilmekteydi. Tokat deflerinde yukarıda zikredilen kayıtların hemen altında vakfın gelir ve giderlerinin 1252-1253 gibi bir ya da iki yıllık bir sürecin belirtilip altına Meri tarih Arapça olarak gün ay ve yıl itibariyle düşürülürken. Mesela Amasya'daki Ahi İmadüddin ve Ahi Mulıyiddin vakıfları ile ilgili kaydın içinde ". yanın. toplanı varidattan düşüldüğü görülmektedir. duhan ve kahve masrafı ile nakliye masrafının giderleri olduğu anlaşılmaktadır. dükkan. soğan gibi değişik ürünler de bulunmaktadır.Galip Eken * edilip masrafların ödemesi yapıldıktan sonra baki hasılatın ''mütevelli. Ya da Tokat merkezdeki bir vakfın iradı arasında Artukabad yahut Turhal gibi Tokat sancağının kazalarına bağlı köylerinin bulunduğu görülmektedir. "'aşar karye-i Kerbansaray temam malikâne der nahiye-i Güldiken vakf-ı mezbur hasıl hınta keyl. mercimek .2).. Bundan sonra gelir yerleri ile birlikte vakfa bağlı gelir kaynaklan kaydedilmektedir. para gibi diğer kıymet ifade eden menkul ve gayr-ı menkuller de bulunmaktaydı. Köy gelirlerine bakıldığında bunların daha ziyade hınta(buğday). Bu babdan da oldukça kıymetli bilgiler bulunmaktadır.:' kaydının dışında başkaca bir tarih düşülmemiştir.. fiğ? yulaf. Amasya defterinde bu gelirlerin öşrü verilmektedir..2). zaviyedar ve mürtezika "gibi görevliler arasında pay edilmesi belirtilmektedir (Tokat Defteri s. Ayrıca köylerin bağlı olduğu nahiye kaza gibi idarî birimlerde belirtilmektedir. Ayrıca bu hububatın ölçü birimi olarak keyl yahut kilenin hemen altında ""müd" ün de bir ölçü birimi olarak kullanıldığı görülmektedir.uk ettirilip bunun. Yine Amasya Mevlevihanesİne ait muhasebe kaydında buraya ait vakfın "mütevellisi olan Şeyh Mehmed Efendi ile 254 senesi martı ihtidasından şubatı gayetine değin muhasebe defteridir ki ber vech-i ati zikr ve beyan olunur" İbaresi bulunmaktadır (Amasya s. yahut rab' malikâne dununu da net olarak belirtildikten sonra kaç keyl hububat ve bunlardan kaç kuruşluk gelir elde edildiği kayl edilmiştir. Gelirlerin kaydedilmesinin akabinde "cem'an yekûn" dönemin para birimi olan kuruş ile verilmektedir. Şa'ir(arpa) olduğu görülür. Yalnız burada üzerinde durulması gereken başka bir nokta vakfa bağlı köylerin gelirleri Tokat defterinde olduğu gibi verilirken. Bununla birlikte gelirlar arasında burçak.." gibi. 158: Amasya defteri s.51 ve 52 senelerine mahsuben . Amasya'da bulunan bir vakfın gelir kaynakları içinde Sivas'ın bir köyünün gelirleri de bulunabilmektedir. Tokat defterinde köylerin isimlerin hemen yanı başında bağlı olduğu idarî birim ile birlikte toprağın tam. Pek tabii olarak vakıf mallan sadece tarlalardan ibaret olmayıp han hamam. Bunun hemen akabinde masraf kalemleri olarak görülen giderlere gelince genel itibariyle "şilindik". Amasya defterinde sadece ilgili vakıfla alakalı tutulan muhasebenin bir yıllık yahut iki yıllık süreci belirtilmektedir. Mesela Tokat'ta el-Hac Mehmed bin 78 . Vakıfların en önemli gelir kaynaklarının başında da hiç şüphesiz vakıf köyleri ve buralardan elde edilen hububat gözükmektedir. Vakfın yekun gelirleri ortaya çıkartıldıktan sonra öncelikle Evkâf-ı Hümâyûn için öşür Laliakk..

çehkân. müezzin. 79 . yine aynı vakfın "akarı içinde Cedid mahallesinde bulunan "menzil''den mezkur yıllar için 15'şer kuruşları 30 kuruş icar geliri elde edildiği anlaşılmaktadır. tabbah gibi görevlilerin ücretleri ödendikten sonra baki hasılat mütevelli ve evlad-ı vâkıfa tahsis edildiği gözlenmektedir7. çerağdar. para gelirlerinin harcama istikametlerinin oram da açıkça ortaya konacaktır. hattat. raesdd. Yine bu gelirler vasıtasıyla vakfın camii mescid. eksilme yahut vakfın kendine yetmeyecek hale gelmesini ortaya koymasının Ötesinde. ölçü ve para birimimizdeki değişim İle.(Tokat Defteri sayfa 153) Gelirler net olarak ortaya konduktan sonra "Minlıe'l-ilıracât" adı altında masârifat kısmına geçilmekte burada ise harcamalar yine açık bir şekilde ortaya konmakladır. zaviye gibi hizmet binalarında vazife yapan imam. cüzhaıı. Dolayısıyla ilk olarak. gelir kalemleri içinde Cami-i Kebir "nezdinde" ki Han'ın bulunduğu ve 1252 ve 1253 yılları için 150'şer kuruştan 300 kuruş. hafız. Gelirlerdeki artma. ferraş. Asırda var olan vakıfların eski tabirle '"bilemamiha" ortaya konmasına vesile olacaktır.Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri Hamza vakurun. Yüzyıldan ve hatta Selçukludan itibaren ihdas edilen vakıfların devamlılıkları konusunda esaslı bir bilgiye salıip olurken diğer yandan da variıklanna şalüt olunan vakıfların gelir ve gider dağılımları da çok net olarak görülecektir. Vakfın arda kalan gelirleri ihtiyaç halinde vakfedilen camii. Bu tür kayıtlara deUerin pek çok sayfasında rastlanacağından defter numaraları verilme gereği duyulmamıştır. İncelediğimiz her iki defterde de yekûnattan muntazaman ''tertib-i maaş ve harc-ı muhasebe masrafı" düşül inektedir. Sonuç olarak Tanzimat dönemine ait olan bu defterler eğer Osmanlı geneli İçin yapılmışsa bir defa XIX. XV. medrese gibi hizmet binalarının bakım ve onarımına sarf edilmektedir. Bu da vakıf tarilıimiz açısından olduğu kadar iktisat tarihimiz açısından da ayrı bir önemi haiz olsa gerektir.

(mezkur) temam malikâne der.karye-i Seviye(?) ve Bayracık Alani(?) der.5 437.Galip Eken EKLER Amasya Defterinden Bir Örnek: Sayfa 179.5 kuruş (Cem'aıı Yekûn) 1400 kuruş Şa'ir ve saire kile fi 25 müd 17.liva-i mezbur Hınta kile fî 55 müd 17. Nezâret-i evkâf-ı hümâyûna mülhak evkâfdan mediııe-i Amasya'da ka'iıı Ali Çelebi ibn-i merhum Mücyyed Çelebi Vakf-i Şerifinin bâ-berâtı-ı "âlî mütevellisi olan Seyyid Muhyiddin Halife ile ikiyüz elli dört senesi martı ibtidâsmdan şubatı gayetine değin varidat ve mesârifat vaki' muhasebesi defteridir ki ber-vech-i atî beyan Mahsul-i îrad-ı vakf-ı şerif m.nalıiye-i Argun der. (mezkur) Berâ-yı mahsul "aşâr-ı vakfın.5 962.5 kuruş Minhe'l-İhracât berâ-yı mesârif-i şıhne ve ber-nıu'tad-ı ücret-i nakliye ve maaş 395 kuruş nıaaş-ı muharrer bâ-a'şâr-ı hums-ı mahsul ba!de?l-mesaiifü'l-mu'tâde 200 kuruş harc-ı ımıhasebe-i aklâm 25 kuruş aklâm-ı hazine 25 kuruş müdir-i mu'accelât 50 kıınış 645 kumş Mizan 1400 kuruş irâd 645 kuruş mesârifat 755 kumş Fazla-i vakf-ı mezbur bi-cihet-i şart-ı vâkıf ve ber-mûceb-i vakfiye-i şerife me'mul-behâ c\'lâd-ı vâkıfdan batn-ı e^'\'ele meşruta bulumııuş olduğundan ekber evlâdı vâkıfdan mumâ-ileyh Muhyiddin Halife'ye teslim kılınmış olduğu şerh virildi .

.5 Kuruş 225 Mezra'î Kasel (?) tâbi'î nahiye-i mezkûr mâlikâne-i vakf-ı mezbûr Hınla nıb/30 Kuruş 206 Şa'ir rub/25 Kuruş 78.673 408975 .5 . .880 4782.5 Şa : ir rub/64.Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri Tokat Defterinden Bir Örnek: Sayfa 151.579.5 Şa'ir rub/148 Kuruş 462. Nezârel-i cvkâf-ı Humâyûn-ı mülüklıâneye mülhak evkâfdan medine-i Tokad'da vakiî Ahî Muhyiddin evkafının elli iki senesinde zira'at ve işbu elli üç senesinde vücûda gelen öşr-i mahsulât ma'rifet-i şer' ve Muaccelât Nâzın 'atufetlû Ebııbekir Ağa ma'rifeü ve mütevelli-yi vakf ma'rifeliyle bil-tahkîk zahire ilırâc olunarak terkîm olunan varidat ve mesârifâtı defteridir ki ber-vech-i atî zikr olunur hurrire fi yevmü'l-hâmis işrîn şehr-i zilkâde-i şerife sene selâse ve hamsın ve mieteyn ve elf Karye-i Sahır tâbi'î kazâ-i Artukâbâd te'mâm mâlikâne-İ vakf-ı mezbûr Hınta rub/156 Kuruş 1672.500 3589.5 Karye-i Berkirıcek tâbi'î kazâ-ı mezbûr te'mâm mâlikâne-i vakf-ı mezbûr Hınta nıb/471 Kuruş 3238 Şa'ir rub/153 Kuruş 478.5 Komanal an muzâfat-ı Tokad te'mâm Karye-i Seyideli tâbi'î nâhiye-i mâlİkâne-i vakf-ı mezbûr Hmta rub/74 Kuruş 508. (Der-kenâr) Ahi Muhiddin vakfı defteri .5 Yekûn 6269.5 .5 .5 ..5 Hisse-i tevliyet an-hasılal-ı mezra-i öşr ve öşr-i mahsulât 81 Ber-ınutad-ı Kadîm hakim Efendilere virile gelen bera-yı muhasebe Zehâyir-i mezkûrun Tokad'a nakliye mesârifİ Karyelerin ta'şirine me'nıur şıhnelerine ve mesânflerine virilen Öşr-i mahsul an caııib-İ evkâf-ı Hümâyûn .627 5642.

.82 .Galip Eken 3010 1505 Hisse-i evlâdiyet msf-ı mahsûl ber-mûceb-ı şart-ı vâkıf Vâkıf-ı nuıuınâileyhin sene-i nıerkûmeye mahsuben altı bin ikiyiiz alînıış dokuz buçuk kuruş varidatından ber-vech-i muharrer masânfatı hisse-i evlâdiyet ve tevliyeti fiir u nihâde bakî bin beşyüz beş kuruş dalü fî ber-mûceb amel-i kadîm dokuz cihet itibâr olunarak ba-beravât beş nefer elıl-i nıürtezika meyanelerinde taksim olunmuşdur.

ss. Milli Türkoloji Kongresine sunulan tebliğin geliştirilmiş şeklîdir. Hnsüyanların. Osmanlı ülkesinde. Klasik dönem Osmanlı toplumunda. Osmanlı medeniyetini oluşturan temel öğelerden birinin de din olduğu gerçeğinden hareketle. Nüfus Yapılan Son yıllarda Osmanlı toplumunun çeşitli yönlerinin incelendiği araştırmalarda artık Osmanlıların İmparatorluk bünyesine kattıkları bölgelerde karşılaştıkları gayr-i Bu yazı 25-28 Eylül 1998 tarihinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen X. Yrd. Katolik Kilisesi. gerekli müesseselerin kurulması gibi alanlarda tam bir inanç ve vicdan hürriyetinin sergilendiği de bilinmektedir. Gregoryen Ermeni Ortodoks Kilisesi. 83-90. Ermeni Katolik Kilisesi. Osmanlı Devleti rnin. ibadetlerin yerine getirilmesi. Gregoryen Ermeni Ortodoks Patrikliği gibi üst kuruluşlarının da bulunduğu ibadethaneleri bunun bir delili olarak ileri sürebiliriz. Süryani Ortodoks Kilisesi. Osmanlı toplumunda devletin gayr-i müslimlerle olan ilişkilerini nüfus yapılan ve ekonomik durumları olarak iki kategoride incelemek mümkündür. bu çok çeşitli gayr-i muslini unsurları dikkatle muhafaza ettiği. . Keldanî-Nesturî Kiliseleri. Musevilerin sinagog ve havraları dışında. asla asiınile yoluna gitmediği. İzmir 2000. Protestan Hrıstiyan Kilisesi. Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi. XV-XVL YÜZYILLARDA OSMANLI ANADOLU TOPLUMUNDA G AYRI MÜSLİMLERİN DURUMU: AMASYA ÖRNEĞİ* Adnan GÜRBÜZ Giriş Geniş bir coğrafya üzerinde kurulu olan Osmanlı İmparatorluğu'nda Hristiyanlar başta olmak üzere bir çok dine mensup topluluğun yaşadığı tarihî bir olgudur. Grek Ortodoks Kilisesi. Rum Ortodoks Kilisesi.. Doç. Dr.Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Faküllcsi Tarih Bölümü.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Savı IV. devletin çöküşünden sonra bu unsurların aslî özelliklerinden hiç bir şey kaybetmeksizin tarih sahnesine zinde bir şekilde çıkmalarından da açıkça anlaşılabilir.

bunların hiç birinde nıüslümanlarla gayr-i nıusliınler karışık olarak otumıuyorlardi4.68 olarak ortaya çıkmaktadır. Osmanlı Devleti 'tide Gayr-i Müslim Teb 'anın Yönelimi. 1518 yılından 1540 yılma müslümanların nüfus artış oram %34'de kalırken. Yine mesela. s. İnceleme konumuz olan Amasya şehrine gelindiğinde: Amasya şehri. s. 24-51. 1526 yılı tahrir defterinde müslümanlar 4610 hane. 118. Yaluıdiyan ve Zimmiyan taifelerinin üç yerleşme yerini de dalıil edersek. Gilfcs Veinstem. müslümanlar 5511 hane. 93. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 1514'lü yıllar civarında Osmanlı hâkimiyetine giren Mardin şehrinde. 9(1978). gayr-i müslimlerin nüfus artış oranı %56 olarak gerçekleşmiştir. s. /. ed. bkz. 84 . Şehrin nüfusu.A. Lîs.32. İstanbul 1981. 1540 yılı tahrir defterinde ise. 'The Otloman Census System and Popuiation". gayr-i müslim hane 901 iken. şehrin çok yakınında bulunan Dragobid. ve XVI. gayr-i müslimler 8432 hane olarak görünmektedir. s. Belleten. 88. İstanbul 1990. Tapu Deften 387. Başbakanlık Osmanlı Arşivi(BOA). gayr-i müslimler 4616 hane. "Research on the Ottoman Fiscal Surveys". 24-25 Mayıs 1996. 1520 yılı tahrir deflerinde Amasya şehrinde 60 mahallede. Cook. Ankara 1991. London 1970. 43. Uluslararası İstanbul'un Fethi Sempozyumu. Ö. gayr-i müslimler 6202 hane. s. çev. XLVÜ7188(1983). 137-142. fethi müteakip düzenlenen tahrir defterinde gayr-i müslim nüfusun zamanla daha büyük bir çoğunluğu teşkil ettiği.Lütfi Barkan. Heath W. s. Yavuz Ercan. Yüzyıllarda Gayrimüslimlerin Hukuki. bkz. XVI. Demet ve Heath Lowry. Bilal Eryilmaz. geri kalan %22'lik kısım 435 nefer nüfusla Ermeni. Gayr-i müslim nüfusun yaşadığı mahallelere. İstanbul 1997. Studies in the Economic Histoıy the Middte Ecm. 1990 toplam nefer yaşamaktadır. Kelkis ve Ağalık gayr-i müslim köyleri ile şehir içinde cemaat halinde yaşayan Nasriyye. 86. 1518 yılı tahrir defterinde müslümanlar 3594 hane. 1486 yılını ihtiva eden tahrir deUerinde Trabzon şelmnde müslüman hane 258. buna karşılık müslümanların aynı artış oranına ulaşamadıkları görülmektedir3. gayr-i müslimlerde %8S. Slanford J. 353-354. 1523 yılı tahrir defterinde 1005 müslüman haneye karşılık 6012 gayr-i müslim hane görünmektedir. 163-171. s. Ziyâre. Osmanlı idaresine girmesinin üzerinden altmış yıllık bir süre geçmiş olmasına rağmen 1520'li villamı Trabzon Sancağı'nda nüfusun hâlâ yüzde 2 seksenbeşlik kesiminin gayr-i müslim olarak görünmesi manidardır . Shaw. Beş köyün de dahil olduğu 12 mahalle gayr-i müstimler tarafından kurulmuş olup. Yüzyılda Mardin Sancağı. 103. 1520 yılı tahrir defterinde 48'i müslüman ve 4'ii gayr-i müslim olmak üzere 52 mahalleden müteşekkildir. 'Tetiliten Sonraki Osmanlı Millet Sistemi Üzerine Bazı Düşünceler". Şehirde. Mesela. Nejat Göyünç. s. M. 325-338. 1119-1150. Lowry. -'Türkiye'de XV. Bu toplam nefer nüfusun %78'ini 1555 nefer nüfusla müslümanlar teşkil ederken. İçtimai ve İktisadi Durumu". Bu dununda şehrin nüfus yekünü müslümanlarda %14.Adnan GUrbîlz müslim nüfusu kılıç zoruyla ve hemen müslünıan olmaya zorlamadıkları ortaya çıkmış 1 bulunmaktadır . Yahudi ve Rumlardan 1 2 3 4 Mesela bkz. gayr-i müslim mahalleleri olarak addedebileceğimiz yerleşme sayısı 12'yi bulmaktadır. Trabzon Şehrinin İslâmlaşma ve Türkleşmesi 1461-1583. Internaüonal Journal ofMiddle East Studies.

ortalama mahalle basma 33 nefer nüfus düşmektedir. s. Tapu Defteri 26. 11 neferle Hızır Beğ mahalleleridir. iki mahallel50 neferin. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gnyr-ı Müslimleriıt Durumu: Amasya örneği meydana gelen gayr-i müslimler teşkil etmektedir. Bu oran. Kuyud-ı Kadime ArşivifKKA). Gayr-i müslimler arasında ise. Mehmed Paşa Mahallesi 64'den 105 nefer nüfusa artış gösteren büyük mahalleler olarak görülürken. Karaman. Küba Mahallesi 13 nefere düşen en küçük müslüman mahalleler olmuşlardır. Bu Yahudi nüfusun büyük bir ihtimalle 1492-1496 İspanya ve Portekiz sürgünü Yahudiler olduğu düşünülebilir. Karaman. Bu mahallelerden 39'unun 40. Amasya şehrinin nüfusu 1520 tahririnden 1576 yılı tahririne kadar %67 oranında artış göstermek suretiyle 3326 nefer nüfusa ulaşmıştır. Amas> a şehrinde mahalleler nüfus oranlaması itibariyle küçük birim yapılanması halinde olup. Hnstiyanlar %97 oranında artarak 362 nefer nüfustan 712 nefer nüfusa artış göstermiş. onu sırasıyla 91 neferle Sofular. şehrin dışında müslüman ve gayr-i miislimlerin kanşık olarak bulundukları Dragobid. gayr-i müslim mahalle başına ise 36 nefer olarak ortaya çıkmaktadır. bkz. Bir arada yaşayan Yahudi cemaati de 73 nefer nüfusla büyük mahalle yapılanması içinde görünmektedir.. Trabzon and Erzurum". Öte yandan 24 mahalle 40'm ve 7 mahalle de 20'nin altında nefer nüfusa sahiptiler. Kübcüğez Mahallesi 35'den 109 nefer nüfusa. sadece 2 mahalle 80'in üzerinde nefer nüfus barındırıyordu. Amasya. gayr-i müslimlerc ait olan Savadiye Mahallesi de 73 nefer nüfustan 129 nefer nüfusa ulaşmışlardır. 1 a. Bu oran müslüman mahalle başına 32 nefer. 7(1976). s. Buna göre. bkz. Lîs . kalanı da H'nstiyandır . Moshe Sevilla-Sharon. Ziyâre. 45 . 9 neferle Alaca Mescid. Şehir içinde Dere Mescid Mahallesi 94 nefer nüfustan 152 nefer nüfusa. 7 mahalle 100"ün ve 11 mahalle de 80'in üzerindedir. 10'ar neferle Küba ve Mevlâna Sofu. Müslüman mahalleleri gibi küçülen bir başka gayr-i ! XVI. yüzyılda Kayseri. İstanbul 1993. Gayr-i müslim olmak üzere 8 neferle zimmi taifesinin birarada yaşadıkları birim yapılanması da nüfus yoğunluğu itibariyle en küçük birimi oluşturmaktadır. 1520 yılından 1576 yılma ortalama mahalle başına düşen nefer nüfus sayısı müslüman mahallelerde 52. müslümanlarda 2551 nefer nüfusla %64 oranında iken. Yahudiler 73 nefer nüfustan 63 nefer nüfusa düşmek suretiyle %14 oranında azalmışlardır6. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü. Roııald C. adı geçen şehirlerden sadece Amasya'da' Yahudi nüfusun yaşadığı belirtilmekledir. Trabzon ve Erzurum şehirlerinin merkez alınarak Anadolu'nun nüfus durumunun incelendiği bir araştırmada. Amasya. 4042. Jenniııgs.orlaya BOA. Amasya şehrinin en küçük mahalleleri ise. Gayr-i miislimlerin %17 si ki. 466480. 435 : 5 nefer nüfusun 73 ü Yalıudi. s. 72 neferle Şamlular ve gayr-i müslim olmak üzere 73 neferle Savadİye mahalleleri takip etmektedir. 21-57.W-XVI. Türkiye Yahudileri. Kclkis ve Ağalık köyleridir. "Urban Population İn Analolia in the Sixteenth Centııry: A Slııdy of Kayseri. TD 2. Uüernalional Journal of Middle east Sludies.] 4b. gayr-i müslimlerde 775 nefer nüfusla %78 oranında gerçekleşmiştir. Şeyh Çelebi Mahallesi 7 nefere. 7 nelerle Avkuniye. s. Amasya şehrinin en büyük mahallesi 94 nefer nüfusa sahip Dere Mescid iken. Amasya şehrinin en büyük mahalleleri. 14'ünün 20 neferin üzerinde nüfusa sahip oldukları görülürken. gayr-i müslim mahallelerde ise 60 nefer olmak suretiyle bir artış göstermişlerdir.

gayr-i müslimlerin her ne kadar az da olsa müslümanlarla karışık halde bir arada oturmaları dikkat çekicidir. Eski Kethüda 34 nefer nüfus. Bununla birlikte. Bu mahalleler. Şah Çelebi ve Hızır Bey mahallelerinin sonradan kurulmaları ile şehirdeki mahalle sayısı 53 olarak karşımıza çıkmaktadır. 101'i müslüman-238'i de gayr-i müslimler oluşturmaktadır. çoğunluğu her zaman müslümanlar oluşturmaktaydılar. Amasya şehrindeki gayr-i müslimlerin XVI. Bunun sonucu olarak şehir nüfusunun yaklaşık %43 oranında bir artış gösterdiği Görülmektedir7. 26 müslüman-2 gayr-i müslim. 58 müslüman-1 gayr-i müslim. 1520 yılında talimini olarak 5907'si müslüman ve 211 Ti de gayr-i müslim olmak üzere 8018 kişinin yaşamakta iken.Adnan Gürbüz müslim mahallesi de 21'den 16'ya düşen Nasriyye cemaatinin bir arada yaşadığı yerleşme birimi olmuştur. Şehirde. Amasya şehrinde 48'i müslüman ve 7'si gayr-i müslim olmak üzere 55 mahalle bulunmaktadır. Şehir mahallelerinin dörtte birinde sadece gayr-i müslimler bulunmakla beraber. Yörgüç Paşa Mahallesi'nin Gök Medrese Mahallesi ile birleşmeleri sonucu üç mahallenin eksilmesi ve Avkuniye Mahallesi ile 8 nefer nüfusa sahip zinımi taifesinin bir arada yaşadığı yerleşme biriminin ortadan kalkmalarına karşılık. yüzyıl boyunca müslümanlara göre daha fazla çoğaldıkları görülmektedir. Şehrin hemen yakınında bulunan 5 gayr-i müslim köyün de ilave edilmesiyle şehirde 60 mahallenin varlığı ortaya çıkmaktadır. müslümanların artış oram %64 olmuştur. 339 nefer nüfusa sahip olup. Yahudiler %14 oranında bir azalma göstermişledir. Bunun sonucunda gayr-i müslim nüfusun kendi İçinde artış oranı %22'den %23'e yükselmiştir. Gayr-i müslim nüfusun artış onun %78 iken. 42 müslüman-2 gayr-i müslim. 8907"si müslüman ve 2571 'i de gayr-i müslim olmak üzere 11478 kişinin yaşadığı anlaşılmaktadır. Dede Kasını 28 nefer nüfus. Müeyyedzâde ve Alaca Mescid mahallelerinin Yakutiye Mahallesi ile. yüzyıllar boyunca Osmanlı Anadolu'sunun çeşitli şehirlerinde ortaya çıkan tahminî nüfus oranlan karşılaştınldığında Amasya'nın nüfus itibariyle önde gelen şehirler arasında yer 86 . 1576 tahririnde diğer bir dikkat çekici durum da 1520 tahririnde sadece gayr-i müslimlerin oturdukları şehrin mahallelerinden sayılan Dragobid ve Ziyare köylerinde müslümanlarla gayr-i müslimlerin karışık olarak bir arada oturuyor olmalarıdır. 1576 yılında ise. 1520 yılında müslümanlarla gayr-i müslimlerin karışık olarak bir arada yaşadıkları mahalle yokken. Şehirdeki 7 gayr-i müslim mahallesinden 2'si cemaat ve biri de taife şeklinde yerleşmiş bulunmaktadır. Gayr-i müslim nüfusun içinde Hnsliyanlar %97 oranında artarken. Şehirde. Tahrir defterlerinden takip edebildiğimiz kadarıyla Kanunî devrinin ilk başlarında. 7 XV-XVI. 25 müslüınan-9 gayr-i müslim. Buna şehir yakınındaki 5 gayr-i müslim kö}ü de ilave edilse bile mahalle sayısının 1520 tahririne göre 60 : tan 58'e düştüğü görülür. Ziyare ise. 1576 yılında 6 mahallede birden müslümanlarla gayr-i müslimlerin bir arada yaşadıkları görülmektedir. Bayezid Paşa 59 nefer nüfus. Buna göre Dragobid 109 nefer nüfusa sahip olup bunun 4'ü müslüman-105'i gayr-i müslim. Hrısliyanlarm artış oranı toplam şehir nüfusu içinde %19'dan %22'ye çıkmıştır. 1576 yılına gelindiğinde ise. Mescid-i Çeribaşı Mahmud Bey 44 nefer nüfus.

dünya ticaret yollan da XVII. s. Halil İnalcık. 41-51. WXV-XVL Yüzyıllarda Sivas Şehrinde İdari ve Ekonomik Yapı1"..UK10 jien 3500ü civarında bir nüfusa. Osmanlılar. Ankara 1986. Bu topluluğunun ekonomik hayatın bütün önemli iş kollarında üst seviyeden bir faaliyet içinde bulundukları bilinmekledir. Kayseri 1997. mallarını müsadere ettirmesi ve İran ipek yolunu kapattırması ile başlayıp gelişen olaylar sonunda. Bu katkının sadece doğal artış yoluyla olmadığı. tir . yüzyıla gelinceye kadar büyük çaplı değişiklikler görülmemektedir. "XV. XVI. "XV-XVII. Ankara 1950.dwğwMİsö& dolayı bu denetimin sağlanması da kolaylaşmaktadır. Adnan Gürbüz.. 95. Osmanlı nüfus sayımlarının ortaya koyduğu gerçek. Yavuz Selim'in savaş sebebiyle Anadolu'da faaliyet gösteren İranlı tüccarları hapsettirip. insanseverliğin ve başka inançta olanlara saygı göstermenin tarih içinde ilk ve bu boyutta belki son örneğini oluşturmuştur. Hindistan ve 87 .1. XXVI(1997). s. Ermenilerin. s. A srm İkinci Yarısında Tokat Şehri".MJI-ÜÎUI Jîwa>: . Diğer yandan Ermenilerin ekonomik dummlannı ve geleceklerini etkileyen çok önemli bir olay da Osmanlı-İran mücadelesi olmuştur. ülke sınırlan içinde yerleşmelerini ve yaşamalarını kolaylaştıracak tedbirleri alıp bu yolda idari düzenlemeler yapılması.Akif Erdoğru. bir takım göçler dolayısıyla da gerçekleştiğini bilmemiz gerekiyor.15(10 jıi. Rum ve Musevî topluluğu buldular.. Osmanln ekonomisi kendi ke&dme. daha önceki bilgi birikimleriyle İranlı tüccarların yerim alarak Osmanlı ipek ticaretine hakim olmalarına yol açmıştır . 7500'den 14000 civarında bir nüfusa ortalama %50 artış göstermek suretiyle sahip bulundukları görülmektedir. Şeyhülislam İbn Kemal Sempozyumu. 89.1. Ermenilerin ticaretteki bu yeteneklerinden yararlanmak islediklerinden dolayı onlara kendi bölgelerinde dinî özerklik sağlamışlardır8. Osmanlı'nın salıip olduğu geniş coğrafya üzerinde gerçekleşen iç ve dış ticareti devlet. Tarih Boyunca Kayseri Sempozyumu Bildirileri. İlhan Şahin-F eridim Emecen. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Müslim terin Durumu: Amasya Örneği Sonuç olarak. Ekonomik Durumları XV-XVI. s. Tarihte Ermeniler ve Enneııi Meselesi. Vakıflar Dergisi. Üstelik. Osmanlı coğrafyasında cereyan eden ipek ticareti ve buna gayr-i müslim unsurun katkısı konusunda geniş bilgi için bkz. Bilhassa 1492-1496 yılları İspanya ve Portekiz sürgünü Musevilere Osmanlı idaresinin kucak açması.. yüzyıllar boyunca Osmanlı ekonomik hayalında XVII. "Osmanlı Pamuklu Pazarı. Yüzyıllarda Kayseri Zimmileri".vaunda JJUMUIÛıSV -Kijvsfiri.T5fîOUl±în . bkz. sıkı bir denetini altında \TiTO\tQTiYiekledVi. bkz. İmparatorluğun ilk başşehri olan Bursa'da bulunan Ermeni Patrikliği. Osmanlılar Anadolu'yu idareleri altına aldıklarında bu coğrafya üzerinde her tarafa dağılmış çok miktarda Ermeni. 71. Tokat. Gayri müslim unsurun bu çok düzenli ekonomik hayat içindeki yerine gelince.XV-XVÎ. Bunlardan bilhassa Ermenilerin Osmanlı coğrafyası üzerinde her noktada ipek ticaretinde başarılı oldukları görülmektedir. Hsat Uras. klasik dönem Osmanlı toplum yapısı üzerinde gerçekleştirilen talırir defterlerine dayalı araştırmalarda. M. yüzyılın sonuna kadar Osmanlı Devleti'nin kontrolündedir. İstanbul'un fcÜıedilmesinden sonra cemaatiyle birlikte İstanbul'a getirilmek sureliyle yerleştirilmiştir. ^etaa bâr &'û'ra«Kİ& W\W#. yüzyıl boyunca genel nüfusun İnzla arttığmı ve bu artışa gayr-i müslim unıısıırun da büyük miktarda katkıda bulunduklarını göstermektedir.

Türk Dünyası Araştıimaları.. 88 . XVII. Ankara 1983. bilhassa İstanbul.5 milyon akçeye Ermeni İskender'e. İstanbul 1999. s. 12 Ömer L. Osmanlı jmpamtorhtğu Toplum ve Ekonomi. bkz. 10 Bağdat ipek gümrük mukataası 1645 yılı için 9. s. Maliyeden Müdevver Defler 4397. Doğu Anadolu'da süren Osm anlı-İran savaşı dolayısıyla çok sayıda ErmenPnin daha emniyetli iç bölgelere. s. XV1-XV11. eski ipek yolu üzerinde hemen her önemli durakta yerleşmiş bulunan soydaşlarından nakit sermeye sağlayabilme özelliklerine sahip bulunmalarıydı. . bsk. 259-318. Bu iş kolları bilhassa inşaat ve gemi yapımı sektöründe yoğunluk kazanmıştır. Osmanlı topraklarında belirli bir kaç bölgede. İstanbul 1990. 172-174. 123: 9829. 1550-1583 yılları arasında ise %1781 oranında artış göstermiştir. Şehnaz Layıkel. Ankara 1992. s. Yüzyılda Tersane-i Amire. 34. Murat Çizakça. Bağdat gümrük mukataası ise. 43-45. s. s. 1645'ü yıllarda İstanbul tersanelerinde gemi yapımı işinde çalışan ustaların büyük çoğunluğunun Rum olduklan ve bunlanıı günlük ücretlerinin 12-16 akçe arasında değişen iyi bir gelire sahip bulundukları görülmektedir13. 1553-1557 yıllan arasında imparatorluk çapında bir devlet teşebbüsü olan Süleymaniye Camii inşaatında çeşitli mesleklerden toplam 3523 ustanın çalıştığını ve bunların 18 Urunun büyük çoğunluğunun Rum olmak üzere Hnsliyan lebaya mensup bulundukları bilinmektediru. Bursa. BOA. R. bilhassa imparatorluğun Önemli giriş noktalarında mesela Erzurum ve Bağdat'ta ipek ve gümrük nıukataalarmı ele geçirmelerini sağlamıştır10. istanbul 1993. s. 76-111. Süleymaniye Camii ve İmareti İnşaatı. yine aynı miktara Ermeni Şato'ya 1633 yılı için açık artımla yoluyla tevcih edilmişlerdi. " Geniş bilgi için bkz. Selanik gibi büyük şehirlerin yanısıra Mardin.İhsaıı Bağış. İngiltere: Pazar Rekabetinde Emek maliyetinin Rolü". s. yüzyıllarda gemi sektöründe çalışan ustaların aldıkları ücretlerin Akdeniz dünyası içinde Osmanlı ile diğer ülkeler arasındaki bir mukayesesi için bkz. Osmanlı Bahriye Teşkilatı. 13 İdris Bostan. Ermenilerden farklı olarak diğer bir gayr-i muslini unsur olan Rumların da belirli bazı iş kollarında Ön plana çıktıklarım görüyoruz. •'Osmanlı İltizam Sistemi". Mesela. İsfahan'dan başlayıp Akdeniz'e kadar uzanan bölgede son derece faal bir ticaret ağı meydana getirmişlerdir. Nakit sermayeye hakimiyetleri kısa zamanda Osmanlı iltizam sistemi içine girmelerine yol açmış. 2. s. Şevket Pamuk. "Urban Population in Anatotİa". I. Barkan. bkz. A. Ankara 1972. 75-76: Coşkun C. Ermenilerin Osmanlı topraklarında hamam işletmeciliğinden kumaş boyacılığına. 6(1985). Ermenilerin sayısı 1523-1554 yıllan arasında %421. Osnıanh-Türkiye İktisadî Tarihi }500-1914. Jermings. Osmanlı toplumunda. Rumların büyük ölçüde istihdam edildikleri diğer bir devlet teşebbüsü de "Tersanc-i Amire"dir. bilhassa Kayseri'ye göç edip yerleştikleri de bilinmektedir. çev. Bu üstünlüklerinin diğer bir sebebi de. "Milel-i selâse" denilen Ermeniler ve Rumlardan başka Osmanlı Anadolu'sunda yaşayan diğer bir gayr-i muslini unsur olan Musevilerin. Duralı Yılmaz. 73-79. madencilikten baharat ticaretine kadar her türlü ekonomik faaliyetin içinde bulundukları anlaşılmaktadır1!. Osmanlı Ticretiiıde Gayr-i Müslimler. 71(1991). İslam Dünyasında ve Batıda İş Ortaklıkları Tarihi. "Osmanlı Devleti'nde Ermenilerin Himayesi". 113-117. İlini ve Sanal. s. s.Adnan Gürbüz Ermeniler. 145-149. 115: Osmanlı İmparatorluğu"nda sermaye birikimi ve bu sermayenin hangi alanlarda kullanıldığı hususunda bkz. Aktan.

Amasya şehrinde yaşayan gayr-i müslim topluluğunun ekonomik yapı içindeki durumlarına baktığımızda. Bu kayda ilaveten Rum Eyaleti kanunnamesinde. s. 47. s. BOA. 128-130. Ankara'da sof cenderesi ve boyahane mukataasmııı 1592 yılı için 1100000 akçeye Mayer adlı bir Musevî'ye tevcih edildiği görülmektedir15. 17 H. Çizakea. şarap üretimi ve tüketimi ile ilgili 1576 tahririnde. 56. Halep gümrüğü nıukataasınm bir müslümaıı ile ortaklaşa olmak üzere Musevî sermayedar Yalıya'ya 1619 yılı için 1380000 akçeye tevcih edildiği. 15 14 . Özer Ergeni. 34-59. Şehirde gayr-i müslim nüfus çok fazla olmamasına rağmen. O dönemde İspanya yünlü dokuma sanayii Avrupa'nın en ileri dokuma tekniğine sahipli. s. s. haneden gelen hararın batmanından bir akçe ve hamr için gelen üzüm hamimden üçer akçe alınur. s. s. 18 BOA. Maliyeden Mildevver Defter 6229. s. 137. Sharon. Türkiye Yahudileri. 16 Vİalü SaYıülıoğnı. yüzyılın başında Selanik Musevileri. "Hamr 14 M. 417. Ermenilerden daha geniş ölçüde Osmanlı ticareti içinde mııkataa sistemine girdikleri ve önemli paylar elde ettikleri anlaşılıyor. Osmanlı idaresi tarafından bilhassa Selanik'e yerleştirildikleri ve yeniçeriler için çuha dokumakla mükellef tutuldukları bilinmektedir16. H. s. 1576 yılı tahrir defterinde aynı mizân-ı harir mukataasımn yıllık vergi gelirinin 45000 akçeye yükseldiği. 42. Tapu Defleri 26. Bunların da ekonomik yönden. bu miktar XVII. 19 KKA. "Bâc-i hamr-ı gebrân ve yahudiyân-ı nefs-i şehr. Selanik şehrinin 1478 yılı tahrir defterinde Museviler'in kayıtlı olmadıklarına bakılırsa bunların yukarıda bahsi geçen İspanya sürgünü Sephardim Musevileri olduğu anlaşılıyor. Mesela. 283-285. Musevilerin. Bayezid'in Son Yıllarında Yenicen Çuhası Muhasebesi". Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Dergisi. bozahane mukatasının da 500 akçelik vergi geliri bulunduğu ve Avram adlı bir Musevî'ye 1580 yılı için iltizama verildiği görülüyor14. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Milslimlerin Dununu: Amasya Örneği Tokat ve Amasya şehirlerinde küçük nüfuslar halinde yaşadıkları bilinmektedir . s. XVI. Ankara 1975. 415..AT'-XVI. "Yeniçeri Çuhası". Sephardim Musevileri sürgün sonucu Selanik'e bu ileri tekniği getirmek suretiyle Osmanlı sanayiinin gelişmesine büyük oranda katkıda bulunmuşlar ve Osmanlı ordusunun büyük bir bölümünün giyim İşim bu sayede çözümlemişlerdir. yine. fi sene 8000 akçe" şeklinde geçen kayıttan anlaşıldığına göre şehir merkezinde yaşayan gayr-i müslim unsurdan şarap üretimi ve tüketimi ile ilgili yıllık 8000 akçe bâc alınmaktadır. yüzyılın başında 28000 zira'ya kadar çıkarılmıştır17. Türkiye İktisat Tarihi Semineri Metinler/Tartışmalar. s. ''Yeniçeri Çuhası ve ü. Yünlü dokuma sanayii sektöründe ihtisas derecesinde bilgi birikimine sahip olan Musevilerin. 96000 zira'(arşın) çuha dokumakla mükellefken. Maliyeden Mildevver Defter 75X9. 2-3(1974). İş Ortaklıkları Tarihi. İmılaL "Osmanlı Pamuklu Pazan". M. Tapu Defteri 387. 1520 yılı tahrir defterinde Amasya şehrinin padişah ve mirliva hasları arasında paylaştırılmış olan vergi gelirleri toplamında 33000 akçelik yer işgal eden •'mizan-1 harir" mukataasmııı Musevî Joachün'e 1540 yılı için tevcih edildiği belgelerden izlenebiliyor1". 145-163. 25. "1600-1615 Yıllan Arasında Ankara İktisadi Tarihine Ait Araştırmalar". Osmanlı ticarî potansiyeli içinde yer aldıkları ve daha çok yünlü dokuma sanayii sektöründe uğraş verdikleri görülmektedir. SahiJlioglu. ^Maliyeden Mildevver Defter 6818. 4088. s. s..

Adnan Gürbüz hasılı olan yerlerde sipahi iki ay menapoliya dutub hanımı sata. Gayr-i müslim unsurun bunun karşılığında sadece cizye vergisi ve ticarette nıüslümanlardan %î oranında daha fazla ödedikleri gümrük vergisi mükellefiyetleri bulunuyordu. s. Bu ekonomik bütünleşmenin iki taraf için de faydalı sonuçlar doğurduğu görülmektedir. serbestçe ticaret yaparak zenginleşirken. KKA. 371-391. Osmanlı Devleti'nde yaşayan gayr-İ müslim unsurun ödemiş oldukları vergiler ve mükellefiyetleri hususunda geniş bilgi için bkz. 2Ü 21 KKA. s. gücile kefere üzerine bırakmaya ve menapoliya dutmak istiyecek keferenin fıçıların mühürliyeler ve iki ay menapoliya için yıllık hangi ayın ihtiyar idcrlcrse ol aylarda satalar" şeklindeki hüküm. Rum ve Yahudilerin. büyük bir imparatorluğun koruyuculuğu altında Osmanlı ekonomisiyle bütünleşmek suretiyle devletin en çok ihtiyaç duyduğu sermaye sahibi bir konuma yükseldiklerini görüyoruz. 4b. Gayr-i muslini unsur. LV/213(1991). ''Osmanlı İmparatorluğu "uda Gayrimüslimlerin Ödedikleri Vergiler ve Bu Vergilerin Doğurduğu Sosyal Sonuçlar". Belleten. Tapu Deften 14. Tapu Defteri 26.. yüzyılda gerçekleştirdiği gayr-i müslimlere yönelik istihdam siyasetinin bugün dahi bir çok gelişmiş ülkeye örnek oluşturabileceği düşünülebilir. Yavuz Ercan. 20 gayr-i müslim reayanın ticari faaliyetleri ile ilgili bir fikir vermektedir . gerek cizyelerini ödeyerek ve gerekse açık artırma yoluyla devlet teşebbüsü nıukalaa ve iltizam ihalelerine girerek devlet hazinesine büyük gelirler sağlamışlardır. 18a. 90 . s. Osmanlı'nın XVT. Sonuç Osmanlı topraklarında yaşayan ve "Milel-i selase'1 denilen belli başlı üç gayr-i müslim unsurdan Ermeni. Amasya şehrinde 1576 yılı itibariyle yaşayan 775 nefer nüfusa sahip gayr-i nıüslimlerden alman ve "İspençeir adı altında geçen baş ya da cizye vergisinin miktarı da 8000 akçe olarak görünmektedir31.

. Dr. 1..Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV. Ankara 1983. iküıcilerin sefere atlı olarak iştiraki ve nisbeten daha geniş imkânlara sahip olmaları dışında. Ankara 1989. Yrd. XV. Asırda Manisa Kazası. s..F. 8-50. Osmanlı Devleti Teşkilatında Kapıkulu Ocakları I Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı. emir vâkî olduğunda muharip bir güç olarak fiilen sefere katılan yaya ve müsellemler. İstanbul 1990. s. kapıkulu askerinin yaygınlaşması sonucunda geri hizmete çekilerek. Ankara 1984. Vergi Muafiyetleri ve /fizme/). ss. Yüzyılda Sultanömi Sancağı). önemli mîrî hizmetlerin ifâsına memur edilmişlerdir. II. Hakkı Uzunçarşılı. Muzaffer Arıkan. s. Asırda Yaya ve Müsellem Ocakları (Toprak Tasarrufu. Halime Doğru. Nitekim. Aynı Müellif. s. Aşağıda zikredilecek olan ilgili tahrir defterleri. "Yaya ve Müsellemlerde Toprak Tasarrufu". geçmişi Selçuklu devrine kadar uzanmakla beraber. s. Feridun M. kendilerine tahsis edilmiş olan çiftliklerde. bütün Anadolu ve Rumeli sathına yayılmışlardır. mîrîye veya vakfa tahsis edilmiş olup. Bu durum. XVI. 91-157. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi. kısaca temas edilmiş olan yaya ve müsellem ocaklarının Anadolu Eyâleti bünyesinde en yaygın olduğu alanlardan birisinin de Uşak kaza dâiresi olduğunu göstermektedir. Tafsilat için bkz. Uşak kazasının piyade ve müsellem defterlerinde kayıtlı.D. Doğru./lym eser. İzmir 2000. Doç. memur oldukları vazife itibariyle aynı statüyü hâiz olmuşlardır2. Orhan Gazi döneminde (1324-1362) kurulmuştur1. 175-201. Emecen. Kaynağım büyük ölçüde yörükler ile Türk köylülerinin oluşturduğu yaya ve müsellemler. özellikle Yeniçeri Ocağı'nin kurulması ile birlikte. Ankara 1966. tasarruflarında bulunan çiftliklere mukabil.(A. Atatürk Konferansları Vm'( 1975-1976).C. mufassal limar ya da evkaf lahrir defterlerine kaydedilmiş bulunan arazi ve nüfusla kıyaslandığında da. Bunlar. zamanla.Ü. ocak nizâmının bozulmasıyla. Başlangıçta. YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE VE MÜSELLEM TEŞKİLÂTI Turan GÖKÇE' Giriş Osmanlı Devleti'nin kuruluş devri askerî örgütünde son derece önemli bir yer işgal eden yaya ve müsellem teşkilatı. oldukça önemli bİT yaya ve müsellem potansiyelini bünyesinde barındırdığı anlaşılmaktadır.T. 142-143. Yayımlanmamış Doçentlik Tezi). XVI. İşte bu çalışmada. sözkonusu potansiyelin ortaya konulması suretiyle. 1-5. asrın sonlarında teşkilâtın lağvına kadar devam etmiştir3. Osmanlı İmparatorluğu 'nda YayaMiisellem-Taya Teşkilatı (XV-XVJ.Ü. XV-XVI. yaya-müsellem ve yamafdm&mı müteşekkil ocakk\r halinde teşkilatlanmak suretiyle. 1-8. E.

s. piyade teşkilâtı İtibariyle Karahisâr-ı Sâhib Yaya SancağYna tabî olan kaza çiftliklerinin de kaydedilmiş bulunduğu üç mufassal piyade tahrir defteri bulunmaktadır7. s. yüzyılda Uşak kazasının idarî laksimâtı ve kısa bir değerlendirme İçin bkz. kuzeyde aynı sancağa tabî Altıntaş. H. Karahallı. bugünkü Uşak ilinin merkez ilçe. İkincisi. Bağlı bulunduğu sancağın orta kesiminde yer alan Kaza. IV. Bunlardan ilki. kaza statüsünde bir idâri birim olarak düzenlenmiştir5. Erzurum 1985. Yayımlanmamış Doçentlik Tezi). Kânûnî döneminde. Darkot. Kaynaklar 1. İstanbul 1306. Sivaslı ve Ulubey ilçelerinin işgal ettiği alandan ibaret olan kaza dâiresi. Mustafa Çetin Varlık. Yüzyılda Kütahya Sancağı (Atatürk Üniversitesi. a.MAD}-4) Uşak kazası piyadeleri bulunmamaktadır. Aynı müellif. s. Karahisâr-ı sâhib yaya sancağına âit 859/1455 tarihli en eski defterde (Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mâliyeden Mf-ldevver Deflerler (=BOA. buna geçmeden önce. nihâî olarak Osmanlı hâkimiyetine girmiş olan Uşak4. 284-288. Anadolu eyâletine tabî Kütahya sancağına bağlı. klasik Osmanlı idarî taksimatına göre. doğuda ise Karahisâr-ı Sâhib sancağı ile mahdud bir alanı kaplamaktadır. Mustafa Çetin Varlık. Uşak Tarihi. "Uşak". 73-74. s. Banaz. Germiyan-oğıdlan Tarihi (1300-1429). "XVI. KâmûsU'l-Âlâm. XVI. Ancak. 74. 952 (1545) yılında tamamlanmıştır". "XVI.TD)-237. 1953 yılında yapılan idarî düzenleme İle Kütahya'dan ayrılmak suretiyle teşkil edilmiş olan bugünkü Uşak ilinin esâsım oluşturan ve 1429'da Germiyan-ili'nin ilhâkıyla. güneyde Lâzıkıyye (Denizli) ve Honaz. batıda Selendi ve Kula.Turan Gökçe * Uşak kazasının sâdece bir yönü aydınlatılmaya çalışılacaktır. Türklük Araşhrmalan Dergisi 2 (İstanbul 1986). konumuza zemin teşkil eden kaza dâiresi ve esas kaynağımızı oluşturan piyade ve müsellem tahrir defterleri hakkında kısa bilgi vermek yararlı olacaktır. Besim Darkot. Dersaadet 1313. Uşak kazasına tabî olan nahiyeler s. Haşim Tümer. TTK Belleten LU/202 (Nisan 1988). 210-265 arasında kaydedilmiştir. 548-549. Bir başka ifadeyle. Yüzyılda Kütahya Sancağı'nda Yerleşme ve Vergi Nüfusu". Ali Cevad. Mustafa bin Hayreddin'in emânetinde kâtib Mustafa bin Mehmed tarafından tahrir edilmiş olup. s. Şeraseddin Sami. s. 144-148. s. İslâm Ansiklopedisi. 13. 13. İkinci kısmnıda Karamsar müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu defter toplam 351 sâhifeden ibaret olup. 92 . emîn tâyin olunan 4 5 " 7 B Bkz. 3155. Osmanlı piyade ve müsellem teşkilâtının Uşak kaza dairesindeki küçük bir kesiti ortaya konulacaktır. Ankara 1974. Aynı müellif. Piyade Defterleri Aşağıda ayrıca işaret olunacağı üzere. •"Aynı madde". 1306. I. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu Tahrir Defterleri (=BOA. Gediz ve Simav. Ona Anadolu'yu Batı Anadolu'ya bağlayan iç-Batı Anadolu eşiği üzerinde oldukça önemli bir yer işgal etmektedir1. istanbul 197]. Tafsilat için bkz. güney-batıda Şeyhlii (Çivril) kazaları. 201-239. Memâlik-i Osmâniyenin Tarih ve Coğrafya Lügati. Yüzyıl Osmanlı İdarî Teşkilâtında Kütahya". XVI. Buna göre: mezkûr asırlarda Kula kazası dâhilinde bulunan Eşme hâriç olmak üzere. 20-23.

yüzyıla ûit olan ikincisi Şaban 894/Temmu/. 1489 tarihlidir12.. Karalıisâr-ı Sâhib müsellemlerinin de yazılmış olduğu üçüncü defter ise. 15 BOA. loplara 168 sahiledir14. Defler-i Hâkânî kâtiplerinden Kâtib Kasım tarafından. Muallim Cevdet Yazmalan-0.TD-5/7. tarihsiz olmakla beraber. sâhifeleri arasında yer almaktadır.. 12 İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. Kütahya livasının iimar ve evkaf talırirlenni de gerçekleştirmiş olaıı Dergâh-ı Âlî müteferrikalarından Mehmed RâhimTnin emânetinde. A^a/frm Cevdet Yazmalan-0. Divan kâtiplerinden Muhanmıed tarafından 988/1580 yılında tamamlanmış olan son defter17 ise toplam 164 sâhife olup. 1582-1583 yıllarında tanzim edilmiş 9 BOA TD-320.72. Uşak kazası 27b-29a. 10 m . Uşak kazası 51-57. Uşak kazası 132-164 arasında kaydedilmiş bulunmaktadır. sâhifeler arasında kaydedilmiştir1 J. Yine XV.KKA. toplanı 155 sahife olup. 2. BOA. sâhifeler arasında kaydedilmiştir. sâhifeler arasında yer almaktadır. Yine ikinci kısımda Karahisâr-ı Sâlıib müsellemlerinin kaydedilmiş olduğu defler. Sabık Kütahya kadısı Süleyman bin Ahmcd'in eminliğiııde 968/1560-61 tarihinde kaydedilmiş olan üçüncü defter15. gurre-i Muharrem 862 /19-29 Aralık 1457 tarihli olup. 952/1545 tarilıli olup. Uşak kazası 249-299 arasında kaydedilmiştir13. 78-82. Müsellem Defterleri Müsellem teşkilâtı itibariyle Kütahya sancağına bağlı olan Uşak kazası müsellemlerinin de kaydedilmiş bulunduğu toplanı yedi mufassal müsellem tahrir defteri bulunmaktadır. Uşak müsellemleri defterin 54-60.TD-574. Mustafa bin Hayreddin'in emânetinde. sâhifeler arasında kayıtlıdır. Aynı dönenul*. Rumeli defter kâtiplerinden Mustafa tarafından tahrir edilmiş olan ikinci defler. Yüzyıllarda Ufak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Karahisâr-ı Sâhib kadısı Mevlânâ" Mehıncd tarafından 967 (1559-1560) tarihinde tamamlanmıştır9. timar ve zeamete tahsis edilmiş olan mcnsüh yaya ve müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu mensûh piyade 15 ve müsellem defteri .n:>)~/58. Toplam 353 sâhifeden ibaret olan defterde Uşak kazası 72-76 ve 250-306. 344 sâhifeden ibaret olan defterde.93. ' 14 BOA.TD-103. Uşak kazası 123-155 arasında bulunmaktadır. 11 İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. Uşak müsellemleri 155-193. asra âit müsellem defterlerinden ilki 927/1520152Harihlidir. s.XV'XVI. 18 Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivi. evâil-i Rebîülâhır 979/23 Ağustos-1 Eylül 1571 tarihinde tamamlanmış olan dördüncü defterlâ 196 sâhifeden ibarettir. toplam 278 sâhifc olup. XVI. 16 BOA. Aynı defterin aynı arşivde mükerrer nüshası bulunmaktadır: BOA-TD-574m. 13 BOA.TD-328. Uşak müsellemleri 132-168. Yine aynı şekilde. Bunlardan en eskisi. 84b-105b varakları arasında yer almaktadır.TD-242. ahkâm-ı mâliye kâtiplerinden Kâtip Ahmed marifetiyle 987 (1579) yılmda tamamlanmıştır10. 17 BOA TD-589. Piyade ve müsellem teşkilâtının lağvedilmesi üzerine.262-318. Tapu Tahrir Defleri (=TKGM.

liamid. kaynaklar arasında zikredilmiş olan 154522. Avın eser. Sipahi sancağı itibariyle Kütahya'ya bağlı kaza statüsünde bir idarî birim olan Uşak. Karesi. Çöla. İslâm Ansiklopedisi IX. 100-115. Karahisar-ı Sâhib. asırdaki durumu gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Feridun Emeeen-İlhan Şahin. Giçi Sincanlıı. sancak piyadeleri. Karahisar~ı Sâhib sancağının genel idarî taksimatı hakkında ayrıca bkz. Uşak kazası meıısûh yaya çiftlikleri. Uşak yaya teşkilâtının XV. 155923 ve 157924 tarihli defterler. istanbul 1978. TTK Belgeler XIX/23 (Ankara 1998). Piyade Teşkilâtı 1. II. s. I. Bolu. Barçınhı. Defter (=TSMA. ilgili defterlerden anlaşıldığı kadarıyla. Üçler Bulduk tarafından hazırlanmış olan doktora tezinde. Anadolu eyâletine tabî 12 yaya sancağından19 birisi olan Karahisar-ı Sâhib sancağına bağlı olarak teşkilâtlanmıştır20. Metin Kuntt Sancaktan Eyalete 1550-1650 Arasında Osmanlı Ümerası ve İl İdaresi. Asırda Kara Hisar-ı Sahib Sancağı (A. Göyiinç.) kaydedilmiş bulunan Anadolu yaya sancakları şunlardır: Kütahya. Ankara 1993.D)-5'246 (Mİ527). Toplam 353 varakdan ibaret olan defterin ilk bölümünde (v. Kayırhisan. yüzyıldaki durumu aksettiren deftere göre Karahisar-ı Sâhib yaya sancağına bağlı olarak 10 nahiye kaydedilmiştir'. "Osmanlı Taşra Teşkilâtının Kaynaklarından 957-958 (1550-1551) Tarihli Sancak Tevcih Defteri T. 65-66. lb-261b) nıensûlı piyade çiftlikleri kaydedilmiştir. yaya ve müsellem sancak teşkilâtına da değinilmiştir: XVI.?7. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi). Sultanönü. Menteşe. Bunlar içerisinde Uşak piyadelerine rastlanmaması ve söz konusu asra ait başka bir defterin de bulunmaması dolayısıyla. 137-138. XVI. BOA. Aydın.. XVI. 1568-1574)'den ııkl. Nejat. Tutman Dağı. " N a h i y e " . 86b-140b ve 160b-167a varaklan arasında kaydedilmiştir. s. Fatih döneminde.MAD-4: Karahisar (Şehrâhâd). yüzyıldaki dunımunu yeterince aydınlatma imkânı bulunmamaktadır. s.Ü. piyade teşkilâtı bakımından oldukça farklı bir dunun arzetmektedir. Ankara. Feridun M. 76-88. Buna mukabil. s. s. Eınecen. A X # . Mustafa Karazeybek.TD-320. XVI. M.. 38-39.TD-574. Ankara 1991. s. Biga. Tayyİb GÖkbİlgİn. BOA. 1455 yılnıda tanzim edilmiş olup. Şııhııd. Sandıklu. 110.ro-2. Uşak piyadeleri. "Osmanlı Taşra Teşkilâtında Karahisâr-ı Sâlüb Saııcağf um îdârî Yapısı". yüzyılda sancağın genel idâri yapısı çerçevesinde. 94 . 37-39. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mâliyeden Müdevver Defterler (=QOA. Hüdavendigar. Sosyal Bilimler Dergisi W\ (Afyon Nisan-2000). 131-132. kaza dâiresi itibariyle hem-hudud olduğu. Uşak müsellemleri 307a-318a ve 349b-35Ob varakları Uşak müsellemlerine tahsis edilmiş bulunmaktadır.MAD)-563 (M. Sincanlu. XV. "Şeyhlü ve Uşak" ile "Banaz" dan oluşan iki nahiyeye bağlı olarak. O s m a n l ı taşra teşkilâtında en yaygın idarî ünitelerden birisi olarak "nahiye" h a k k ı n d a bkz. İdarî Taksimat Giriş kısmında da işaret olunduğu üzere. Elçi. ikinci kısımda ise Kütahya mensûh müsellem çiftlikleri yazılmış olup. BOA. BOA. Buna göre. her biri nahiye25 addedilen ayrı üniteler halinde kaydedilmiş 19 20 22 23 24 25 Sancak tevcih defterlerinde (Topkapı Şurayı Müzesi Arşivi.Turan Gökçe olmalıdır. Yüzyılda Mardin Sancağı.

klasik Osmanlı idâri taksimatına göre kaza addedilen bîr idâri ünitenin. mirliva hâssına tahsis edilmiş olan Ulugobek (bugünkü Ulubey). Yalak. Mirliva hâssına dâhil olan Şeyhlü ve Uşak başlığı altında kaydedilmiş olan çiftliklerin tamamı Uşak kaza dâiresi hâricinde. 55-57. BOA. Elçi. hem çiftliklerin murâkebesi hem de hizmet vâkî olduğunda yaya-başınm sevk ve idaresinde kolayca toplanılarak hizmete eşilmesi kaygısıyla. Kayirhisar. Şeyhlü. Barçınlıı. Yukarıda. Karahisar. Banaz. Osmanlı idâri taksimatında geçerli olan umûmî kaideye uygun olarak. Bunlar. Uşşak. BOA. Aym eser. Aynı adla. diğer dördü de ser-piyâde olmak üzere. kaza dairesindeki her bir idarî ünitede kaydedilmiş olan çiftlik adedi ile yaya-yamak ve sair unsurlardan müteşekkil nüfus durumunu bir icmal tablo üzerinde ifade etmek gerekirse. Büyük çoğunluğu sipahi sancağı İtibariyle de Karahisâr-ı Sâhib'c tabî olan üniteler yanında. s. Çöla. Ulugobek. Geyikler. ser-piyâde olarak kaydedilmiş olan Uşak. her biri nahiye addedilen toplam 5 ünite hâlinde teşkilâtlanmıştır. Şeyhlü'ye tabî iskân yerlerinde bulunduğundan. Homa ve Geyikler Kütahya sancağına bağlı. aşağıda yapılacak olan değerlendirmelerde. Şııhııd. H. Sandıkht-ı diğer. bizzat kazaya isim teşkil eden aynı ad allında birkaç ayrı nahiye olarak kaydedilmiş olmasıdır. coğrafî bütünlüğün dikkate alındığı anlaşılmaktadır37. Mirliva hâssrna tabî olarak. Burada dikkati çeken önemli hususlardan biri de. Uşak kaza dâiresinde bulunan piyade çiftliklerinin nahiyelere taksiminde de. Sincanlu. 57-74. Uşak ve Uşak-ı diğer nalı i yeler in den ibarettir26.TD-320. Oynaş. ek olarak verilmiş olan listelerden çıkarılan toplu sonuçlan değerlendirmek suretiyle Uşak yaya çiftliklerinin genel durumunu netleştirmek mümkündür Öncelikle. Piyade Çiftlikleri ve Nüfus Durumu İlgili piyade defterlerinde yer alan kayıtlanıl aktarılmasıyla hazırlanmış olup. Kayırhisar. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı bulunan 31 idâri birim oluşturmuşlardır. Uşak. Sandıkla. Ulusincanlıt. 21a-27a.XV~XV1. Sandıklu. 95 .7D-2J7. ilki (1). s. araştırına alanımızı teşkil eden Uşak kaza dâiresinde bulunan piyade çiftlikleri biri mirliva hâssı. Aynı isim altında kaydedilmiş olan üç ünitenin ayırdcdilebilmcsi için. BOA.7P-574. Sandıkht-ı dîger. Banaz. konumuzun dışında kalmaktadır38. v. Banaz. Elçi. 4Ter nahiye olarak kaydedilmiş olan Kayırhisar ve Sandıkla ile 3 nahiye olarak yazılmış bulunan Uşak bunun en tipik örneklerini teşkil etmektedirler. Yalak. Uşşak. s. Dulmcmdağı. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Barçınlu. 2. Yalak. sadece kendisine tâbi olan nahiyeler değil. Şeyh i ü ve Uşak ile Ulugobek: ser-piyâdegâna tabî olarak Kayırhisar. defterlerde kaydediliş sırasına göre aynen aktarılmış olan nahiye isimlerinden de anlaşılacağı üzere. diğerleri ise "ikinci'" ve "üçüncü" olarak belirtilecektir. Kızı/taş. Sultauönü sancağındaki aynı dunun için bkz. Uşşak-1 diğer nahiyeleri kaydedilmiştir. Kayırhisar. Doğru. Homa. 56-71. Karahisâr-ı Sâhib hududunda yer alan nahiyelerdir.

BanazMa 14 köyde 21. 29 16 10 7 İS 7A : . toplam 46 köyde 115 çiftlik tespit edilebilmiştir.269 Aşağıda verilmiş olan listelerden de ayrıntılı bir şekilde takip edilebileceği üzere.4<>4 330/ 1:233 531 903 1.519 709 1. 1545'den 1579'a kadar geçen zaman içerisinde.. Çürümüş olan kısımlarındaki kayıtlar İtibariyle eksik olduğu için icmal tabloya yansıtılmamış olan ikinci deftere göre..: ••73:. Kayiıağmı yÖrük-Türkmen teşekkülleri ile Türk köylülerinin oluşturduğu söz konusu piyade çiftliklerinin önemli bir kısmı öz Türkçe isim tcşımaktadır. Banaz'da 13 köyde 18. ikinci Uşak'da 14 köyde 26. diğer mufassal defterlerde de tesadüf edilebilen raiyyet köyü olmakla beraber. Ulugöbek ve Uşak (l)'daki durumun muhafaza edilmiş olduğu 1579'da diğer nâhiyelerdcki köy ve çiftlik sayılarında küçük bazı değişiklikler görülmektedir. üçüncü Uşak'da 9 köyde 28 olmak üzere.*i : .121 1579 9 U1uj>öbek 6 32 Jşak(l) 13 İS Biiııaz 14 26 Uşak (2) 11 28 Uşak (3) roplani=. kaza genelinde toplam 47 köyde 113 çiftlik tespit edilmektedir. ocağm kumcusu yayanın ismim almış olan çiftliklerin sayısının oldukça fazla olduğu dikkati çekmektedir.•> - 145 62 136 145 52t 4 110 411 177. Uşak (l)'da 6 köyde 32.: 4 1 3 •:. sadece yaya ve müsellem defterlerinde 96 . 209 368 LAM 65 21S 121 204 2MI 41 7 .4 56 162 66 123 124 :531 4. S 14 16 10 -40 3 25 2L> • 122 ' • 403. Banaz'da 14 köyde 20.1(51 7X1 1.:#<&:. Bununla birlikte.:4:. aşağıda ayrıca işaret olunacağı üzere.n: 20 20 1 4 4 9 ı 16 14 7 34 54 180 II 363 1.33! 5. ziraî ya da yaya-yamak kapasitesi itibariyle yeterliliğini yitiren çiftliklerin mevkufa kaydedilmiş olması önemli rol oynamıştır. •:IB.ii.•#». toplam 49 köyde 122 çiftlik tespit edilmiştir. 1545'de Ulugöbek nahiyesinde 3 köyde 9..sîık- SuK"" Im. aynı zamanda has. ikinci Uşak'da 16 köyde 29.121 269 5..ı. :.ıin Müiıus..»S\ Rt. 95 1 2 2 21 7 4 2 4 3 1 11 1> 1 3 11 1 25 . :•: 47. 1559'da Ulugöbek'de aynı durumun muhafaza edildiği görülmektedir.4'23 1S45 Ulugöbek Uşak(l) 3aııaz Uşak (2) Uşak (3) 3 y 34 21 .266 4.2!1'> ıa 627 1.22« 422 1.Turan Gökçe XV-XVL YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ VE NÜFUS DURUMU Kf'-v Adedi Nclik Adedi Taıilı Nahiye i'eri'iı YHVIIY. Keza. 301 422' m<> 75 243 116 1S9 237 4 6 24 - - 32 134 44 96 153 . Buna göre. olunan çiftlik sayısının 122'den 113 e düşmüş olması dikkati çekmektedir.:. Uşak-ı diğer olarak kaydedilmiş bulunan üçüncü Uşak'da ise 10 köyde 29 çiftlik olmak üzere. Uşak piyadelerinin îfa etmiş oldukları mîrî hizmetlere mukabil tasarruf ettikleri ocak tâbir .ı. Bunda.104 "1. Uşak (l)'da 6 köyde 34. Çiftliklerin tabî olduğu iskân yerlerinin büyük çoğunluğu.280 153 İSn 65. üçüncü Uşak'da ise 11 köyde 28 olmak üzere.Ma-Mİ lûl VS- Di- Gâ- M lirde Tahminî Nüfus. Gerçek durumu tam olarak yansıtmayan 1559 tarihli rakamlar bir yana.263 \ .. ikinci Uşak!da 14 köyde 26.35 . I 17 4 4 il •••113 1.:..!.. . zeamet veya tımara tahsis edilmiş olması dolayısıyla. listelerdeki şahıs isimleri ile mâruf olan çiftlikler dikkate alındığında.

Bkz. Aynı eser. ikinci sütünde! verilmiş olanı da "hâne x 5 + nâ-resîde/mttcerred/ sagir" formülüne göre hesaplanmıştır. Vehbi Günay. 243'ü (% 28. Arıkan. Emecen. "nefer x T. "Ayın makale". 201'i (% 24. .4643. Mclımed Arif.62-65. 310-325 (Ekler.488 nefer tespit edilmiştir.. üçüncü Uşak'da Müstecâb. 41 l'i (% 28.65 vd. s. 209'tı (% 14.46. Fâtih.21) ikinci Uşak.08) ser-piyâde olan Uşak (l)'da. hepsi XVI. 116'sı (% M.25) Uşak (1). "Kânunnâme-i Âl-i Osman*'. Bâyezİd ve Yavuz Sultan Selim dönemlerine ait kânunnâmelerdeki ilgili hükümlerin30. tablolarda verilen tahminî nüfusun ilk sütununda verilmiş olanı.73) ikinci Uşak'da. Bünyesinde barındırdığı çiftlikler itibariyle yaya ve müsellem köyü konumunda bulunan Uşak (1) nahiyesine tabî Güğüm. s.13) mirliva lıâssı olan Ulugöbek'de. Aynı eser. 1579'da Uşak piyade çiftliklerinin toplam nüfusu % 4. 1545*de Uşak piyade çiftliklerinde bu minval üzere. Bunların 65'i (% 8.36rsını teşkil eden 809 neferini yaya-yamak yazılmış olanlar teşkil etmektedir. Bunun 121'i (% 8. H. Bâyezid Devri Kanunnâmeleri istanbul 1990.94) Uşak (1).XV-XVI.95) Banaz. s.seileni Teşkilâtı veya yalnız piyade defterlerinde kaydedilmiş bulunan köyler de mevcuttur. tahminî 4.267 gerçek nüfusa tekabül eden. Arıkan.84) de üçüncü Uşak'da bulunmakladır. Osmanlı Kanunnâmeleri ve Huhıld Tahlilleri 2. ikinci Uşak'da Marnakayası ve İslüce. Keza./. asra tarihli olan defterlere göre: Uşak piyade çiftlikleri 5-14 yaya-yamakdan oluşmaktadır. toplam 1.421 nefere düşmüştür.228 civarında bir gerçek nüfusa tekabül eden. bunun zaman içerisinde önemli ölçüde değişmiş olduğunu göstermektedir. 176. Selim Kanunnâmesi (1512-1520) ve XVI. 282-83. 368'i (% 24. Çarık. toplam nüfusun % 54. Aşağıda verilmiş olan listelerden de ayrıntılı bir şekilde takip edilebileceği üzere.03) Ulugöbek. 387'si (% 26) de üçüncü Uşak'da kaydedilmiştir. Hisarözü karyeleri. s. Bkz.144. Bunun 110'u (% 7. 301'i (% 21. bunu teyid etmektedir31. Kuruluşuna yakın zamanlarda bir piyade ocağı 1 yaya ile 1 yamakdan ibaret küçük bir ünite olarak öngörülmüş olmakla beraber29. her ocakta 6-7 nefer yaya-yamak bulunmasını âmir olduğu görülmektedir. çiftliklerin nüfusunun 5-34 nefer arasında değişmekle beraber.04) Banaz'da. 1.69) de üçüncü Uşak'da kaydedilmiştir. "Aynı makale".Ü. Gerçek nüfusa d âh* bir fikir verebilmek İçin. s.72) Ulugöbek. 218'i "(% 26. 7-15 nefer arasında yoğunlaştığı görülmektedir. 177:si (% 12. birer piyade köyü olma özelliği taşımaktadır.45) Banaz. Bunun 75'i (% 8. XV-XVL Yüzyıllarda Bergama Kazası (E. elimizde bulunan ilgili kanunnâme hükümleri ile XV ve XVI. Alımed Akgündüz. s. 422'si (% 29.18) ikinci Uşak.92) Uşak (1). Nitekim. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlunmamış Doktora Tezi).263-5. değişik bölgelerle İlgili tetkikler de. Selanıi Pulaha-Yaşar Yücel. Doğru. s. Eksik olduğu için gerçeği ifade etmekten uzak olan 1559 tarihli rakamlar bir yana. U. TOPMİlâvesi (İstanbul 1329).30'luk bir artışla 860'a yükselmiştir. 176: F. Kitap II. 403'ü (% 27. İzmir 1999. 31-32. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve XJii. 1579'da bu sayı % 6. Baııaz'a lâbî Kuştiımır ve İne. Karlık ve Bıılkas ile birlikte. LisleIII-V). pîr-malûl ve şâir unsurların da dâhil edilmesiyle. 12Tİ (% 14. 204'ü (% 25. s.50 nisbetinde bir azalma göstererek. tahminî32 4. M. yüzyıllardaki fiili durumu yansıtan tahrir defterleri. 1545 rakamları İtibariyle. Eymirsevinç. Ankara 1988. Yüzyılın İkinci Yansının Kimi Kanun/an. Nâ-resîde.74) Ulugöbek.

75) Ulugöbek. Anadolu'da yaya kavramının genel anlamda. tabloda ayrıca verilmemiştir. s. M. 62'si (% 11. her ocakta yaya kaydedilmiş olan birisinin bulunmasına rağmen. Defter kayıtlarına göre.70) ikinci Uşak. Uşak (1) nahiyesine tabî Kızılhisar köyü hudutları dahilindeki İslıak çiftliği yayasının Şeytüü kazasına tâbi Ömer karyesinde bulunduğuna dâir kayıt da bir başka örnek teşkil 35 etmekledir . eksik olması sebebiyle genel değerlendim!eve alınmayan nâ-resîde sayısı 1579'da % 13. hatta kaza hâricinde her hangi bir köy de olabilmektedir. çiftliklerde kayıtlı nüfusun önemli bir kısmını da. doğrudan yaya ve yamak yazılmış olanlar dışında. s.23 Tafsilat içüı bkz.55) üçiincü Uşak ünitesinde kaydedilmiştir. 1559'daki durumu listelerde verilmiş olmakla beraber. Bir başka ifadeyle.72) Banaz. Osman karyesine bağlı Göbek çiftliği yayası nm Uşak'a tabî Tekye köyünde yazılmış olması3*.41) Uşak (1). hem de her iki tarihte de bunların sayılarının çiftlik sayılarına eşit olması sebebiyle. 210. Bunların meskûn olduğu köyler. Bu itibarla. ilgili listelerin yayayamak sütununda kaydedilmiş bulunan yaya-yamak nüfusun bir kısmını "eşer-yaya"\nr oluşturmaktadır. umumiyetle listelerde de belirtilmiş olan. yani yamak kaydedilecek yaşa gelmemiş olmaları dolayısıyla "nâ-resîde" statüsünde yazılmış olanlar teşkil etmektedir. henüz hizmete eşecek. Ek olarak verilmiş olan listelerden ve genel durumu yansıtmak için hazırlanmış olan tablodan da dikkat çekeceği üzere.55'ini teşkil etmektedir.TD-237.08'ini. her çiftlik defterlere "yaya" ya da "eşeryaya" olarak kaydedilmiş bulunan bir kişi üzerine kaydedilmiştir. 189'u (% 21. Devlete karşı söz konusu yaya yükümlü tutulmakla beraber.48) Banaz. 1545 ve 1579 tarihlerinde Uşak piyade çiftliklerinde tespit edilmiş olup. Anadolu piyade ocak nizamına göre. aynı tarihte.13'ünti oluşturmakladırlar. diğerleri yamak konumundadır. Uşak piyadelerinin de dâhil olduğu her üç defterde de yaşları ile birlikte "nâ-resîde" kaydedilmiş olanların toplam sayısı 1545'dc 4Ti (% 7. 136'sı (% 25. 237'si (% 27.Turan Gökçe 13. bu konuda Önemli bir fikir vermektedir. kaza piyadeleri yaya-yamak nüfusunun 1545'de "122 nefer ile % 15. s. 176-177. BOA. Uşak piyadelerine ait her (iç defterde de bu fiilî durumun oldukça yaygın bir şekilde tatbik edilmiş olduğu görülmektedir. genellikle çiftlik dışında bir iskân yerinde bulunduğu anlaşılmakladır. 1579'da ise 113 nefer İle % 13. BOA. . hem de yamaklar için kullanılmış olduğunu ifâde etmek müııikündür33.TD-237. Sözgelimi. 75-78.97) ikinci Uşak. çiftliklerde yaya yazılmış olanların. çiftliğin tabî olduğu. hem yayalar.41) de üçüncü Uşak'da olmak üzere 529 olarak tespit edilmiştir. Hem yukarıda işaret edilmiş olan dunun. Keza. 1545'de Ulugöbek nahiyesine tabî çiftliklerdeki yayaların çoğunun tabî oldukları Ulugöbek ve Emekse karyelerinde yazılmış olmakla beraber. iskân yerleri almakla birlikte. o yıl nöbeti gelip sefere ve şâir hizmete eşen yaya. Bu rakam aynı tarihle kazanın toplam yaya-yamak nüfusunun % 35. "ıAym makale". kaza dâhilinde çiftlik civarında. Arıkan. Bu minval üzere yaya kaydedilmiş olanlar. 145'i (% 27. çiftliği muayyen sayıda yamak ile birlikte tasarruf etmekle ve bunun karşılığında yükümlü olduğu vazifeyi nöbetleşe yerine getirmektedirler. 145 'i (% 27.

305-306.14 21. 1 2 2 4 n . % 21.81) 1: 12'si (% 2. • 1 ()() • 8 14 2 6 13 2. 292. 31'i (% 6. Mezkûr tarihle. 34 " 18 :ı:' (1.21 (> i 2 8 5 S 2 13 1 6 11 •33 y 1 7 4 9 7 28' V2 * 1 ' 10 3 1 11 \2 13 2 T 14 15 Toplam 1545 Uşak Banaz Uşak Uşak Toplaw= % Ulugöbek Uşak Banaz Uşak Uçak Tophııi)= % in 20 19 75. d .711 42.TD-574mt s. 153'ü (% 33.Sf-3 7 13 9 4 4 8 3 2 1 (İ 6 27 5 26 1 4 2 5 - • .7-J.272-273. 6'sı da (1. 99 . 153 2? 12 - 462 ]00 Tablodan.91) ikinci Uşak.41) 8. kesüı olmamakla beraber. Bu dununda. şöyle bir sonuç ortaya çıkmakladır. 96'sı (% 20. hizmete eşme Belirli yaşlarda bulunan nâ-resîdderlü ilgili olarak düşülmüş olan bu tür notlara. 283. . 1579'da ise 10-12 yaşlarmda bulunanlara genellikle "yarayınca/yaradukda eşer" kaydmının düşülmüş olduğu dikkati çekmektedir30. özellikle 1579 tarihli defterde sıklıkla tesadüf edilmektedir: BOA. 44'ü (% 9. Geri kalan % 27.XV-XVI.83'üne tekabül eden 87'si de 2 yaş grubunda yer almaktadır. Nalı iv*: 1 9 11 3 13 14 50 «. 459 a düşmüştür. Genel durumunu ifade etmeye çalıştığımız. 25'i (%5.17 8 17 13 23 15 76 M. 25'i (%5. Geri kalan 33'ü (% 7. 14. 134'ii (% 29.7Ö) 3.. Söz konusu 1-5 yaş gruplarında bulunanlar.41 II IS - 6 8 3 6 9 •32 'ı')! 3 20 23 30 1579 n 6 8 fi 5 6 • 31:.-'J 2 13 7 4 12 1 4 1 2 2 J» 1. yaş gruplarına dağılımım bir tablo üzerinde değerlendirmek gerekirse. . bir önceki tarihe göre önemli ölçüde bir farklılaşmamı! görüldüğü 1579'da ise 1-12 arasında değişen yaşlarda bulunan 462 neferin % 21. %18. 1545 tarihli defterde kaydedilmiş olan 529 nâ-resîdenin 1-16 arasında değişen yaş gruplarına dağılmış olmakla beraber. UŞAK KAZAST PİYADE ÇİFTLİKLERİNDE "NA-REŞIDE" KAYDEDİLMİŞ OLANLARIN YAŞ «" SUPLARINA DAĞILIMI .^1 38.41) 6.58) Banaz.19) Uşak (1). daha ziyade 1-5 yaş arasında yoğunlaşmış olduğu anlaşılmaktadır.59).• -AT.14) 4. kazanın toplam yaya-yamak nüfusunun % 32.45 i 9 17 4 1 27 11 21 17 77 13 5 5 10 •33" 7.35'ini teşkil etmektedirler. 144 62 .-. • • • • > • : • 35 <)!)• - :32 : 134 .7 fi 3 1 i. % 6. 136 145 529:.59'unu teşkil eden 146'sı 6-10..97) Ulugöbek."(i 1 4 9 1. 1545'de 11-16.33) de üçüncü Uşak'ta kaydedilmiştir.30'unu teşkil eden bu zümrenin 32'si (% 6. 04'ünü oluşturan 32'si ise 11-16 yaş gruplarmda bulunmaktadır. toplam rakamın %66.1 S - «. 1545 ve 1579 tarihli defterlerde nâ-resîde kaydedilmiş olanların şâir hususiyetlerine işaret etmeden önce.29) 9 yaş grubunda bulunmaktadır.75 i. Tarih 2 7 İS rı 22 21 73: 1J.70 8 26 9 18 37 2 12 2 - - - 3 3 4 5 İS 5 41 87: LS.92) 1. 290. Nâresîde kaydedilmiş olanların yaş gruplarına dağılımında.42'sini teşkil eden 99'u 10. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı nisbetinde azalarak. 13'ü (% 2. 32'si (% 6.96.21 'ini oluşturan 98'i 5.

329-330. Yüzyıllarda lAzıhyye (Denizli) Kazası (E. 257. Sosya! Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi).20'sini teşkil eden 18 muhassıl kaydedilmiştir. Gcdus nahiyesinde bulunan Kızılca. l'iniıı de tımar-eri olarak kaydedilmiş olduğunu da belirtmek gerekir.TD-237. 1579'da 4'ü Uşak (1). 1545'de hiç bîr imam kaydına tesadüf edilememekle beraber. 230. "gâib" ve "mürde" olanlar da sarahatle kaydedilmiş bulunmaktadır. Pulaha-Y. Bununla birlikte. Aynı tez. F. Gtinay. Bu cümleden olarak. Yücel. 222-223.144-145. iki önemli zümreyi teşkil etmektedirler. 1579'da ise 2'si Uşak (1). İzmir 1994. "sagîr" olarak kaydedilmiş olan. Uşak (l)'a tabî Kızılcasögüd karyesi İlyas çiftliğinde 2. Bunlardan 19'u Kütahya sancağı. hem de yeni yapılan talırirde bulunamayanlar ayrıntılı olarak tespit edilmiştir. 100 . Tahrir işlemi sırasında. s. Diğer taraftan. üçüncü Uşak'da Eymirscvinç karyesi Karesi çiftliğinde 2. 1579'da ise % 5. muhassıl sayısı 4'e düşmüştür. Karlık karyesi Hüsrev/Yuvaca Eşref çiftliğinde 4. 39 BÖA. s. '"atik" ve "cedid" olarak iki kalemde belirtmek suretiyle. 283-284. 4'ü Uşak (1). 1545'de 1 'i Ulugöbek. Bu da. Listelerde ve yukarıda verilmiş olan tabloda. Al7/ ve XIII. toplam 8 imam tespit edilmiştir. 31 -32. sadece 1545 tarihli defterde nâ-resîdelerdeıı ayrı. 4'ü de yine aynı sancak hudutları dahilinde olan Yalak derbendine muhafız tâyin edilmişlerdir31. ikinci Uşak'da Gökkaya karyesi Çakır çiftliğinde 4. l'i Banaz. çiftliklerde tespit edilerek deftere kaydedilmiş olan mevcut yaya-yamak ve sair unsurlardan oluşan nüfus dışında. 212. toplanı 23 nefer doğrudan "derbend muhafızı" olarak kaydedilmiştir. Yine aynı tarihte.61 "ini teşkil eden zümreye de İşaret etmek gerekir. 1545'de 35. 1579'da 17 neferin önemli bir kısmının derbend muhafızı olarak kaydedilmiş olduğu görülmektedir. Aynı eser. s. hem önceki tahrirde.13'üne tekabül etmekledir. Milgarb karyesi Eynebegi çiftliğinde 10. aynı sütunda verilmiş olanlardan 5'inin şerif. toplanı nüfusun % 1. 3'ii de üçüncü Uşak nahiyesinde olmak üzere. s. muhassıl ve imam yazılmış olanlar da yaya çiftlikleri nüfusu içerisinde tesadüf edilen. 1579Tda 12'ye düşmüş olduğunu ifade etmek mümkündür38. Turan Gökçe.Turan Gökçe yükümlülüğünün başlangıç. Piyade çiftliklerinde kaydedilmiş olup aşağıdaki listelere ve bunlardan hareketle düzenlenmiş olan genel tabloya yansımış olan unsurlardan birisi de pîr-malâl kaydedilmiş olanların teşkil etliği zümredir. l'inin derviş. Akkilise karyesi Güçlüoğlu çiftliğinde 1 olmak üzere. toplam neferin sadece % 1. Ek olarak verilmiş olan listelerde aynen aktarılmış 37 38 S. Anadolu'nun diğer bazı yerlerindeki dunun iuin bkz. Ü. dolayısıyla kânunnâmelerdeki "yayanın bir ve iki hidmete kabil oğlanları olsa anlar dahi yamak yazıl uh növbetlerinde ve Klarnetlerinde o/a/ar'' hükmü 7 fehvasınca yamak yazılma yaş tabanının. l'i Banaz. 1545'de 15-16 iken. topa m yaya-yamak nüfusun 1545'de % 4. Aynı eser. Kmecen. her iki tarihte de 73 nefer tespit edilmiştir. tahrir esnasında bulunamadığı için gâib yazılanlar. 1545'de. Sayıları az olmakla beraber. V. diğer sütununda belirtilmiş olan. 9'u da Uşak-ı diğer olarak belirtilmiş olan üçüncü Uşak nahiyesinde olmak üzere.90'ina. s. l'i de yine üçüncü Uşak ünitesinde olmak üzere. Ocak halkından olmakla beraber. bu cümleden olarak.

1545'de tespit edilmiş olan 654 neferin 334'ü miirde-i atik. Halil İnalcık.70) 120. 160. l ' i 100.76) 200. l'i 90. Söz konusu değişiklikle.64) 100. Bkz. orta hallü yerde yüz dönüm. l ' i 170. l ' i 190. büyüklüğü verim kabiliyetine göre değişen. banş zamanı buralarda zirâatla meşgul olmuşlar. İÜ. l ' i 330. aşağıda verilmiş olan listelerden de takip edilebileceği üzere.94 nisbetinde r azalarak. önceleri yarı askerî bir statüyü hâiz olan yayalar.80) 70. Aynı eser. M. Genel anlamda ciltlik hakkında bkz. üst sınırı teşkil eden 150 dönümün üzerinde bir yere sahip olduğu görülmektedir. 3'ü 80. olanların 45'i gâib-i alık. 3'ü 180. 1545'de lespit edilmiş . ulufe bedeli olarak kendilerine arazi tahsis edilmiş olan yayalar. geçmiş ocak ahvâdma işaret etmesi bakımından ayrı bir ehemmiyeti hâiz olan "mürde'' miktarmm daha büyük rakamlara baliğ olduğu görülmektedir. 3'ü 150. 1579'da tamamı cedid olarak yazılmış olan mürde sayısı 531 nefer olarak tespit edilmiştir. 145. gâib-i cedid olarak kaydedilmiştir. Bununla birlikte. alçak yerde yüz otuz ve yüz elli dönüm" den ibarettir. "eyii yerde yetmiş veya seksen dönüm. tasarruflarında bulunan çiftliklerin muafiyetle kendilerine tevcihi ile birlikte. 4'ü {% 11. 32-33. Kısaca ifâde etmek gerekirse. bir çiftlik 42 yerdir. l ' i 310. 31. Bu cümleden olarak. Uim bir "askeıf statü kazanabilmişlerdir 4 1 . Yeniçeri ocağının kum İmasından sonra Önemli bir değişikliğe mâruz kalmıştır. 5'i (% 14. Akgündüz. 320'si de milrde-i cedid olarak kaydedilmiştir. genellikle.yer'den tahsis edilmiş olan arazi. Emecen. EP. 392-397. Banaz'daki 21 çiftlikten 2'si 50.XV-XVI. ayrıca "avânz-ı dîvâniyye ve tekâlif-i örfıyye" den muaf tutulmuşlardır. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı olmakla beraber. l ' i 170. 3'ü 140. genel durumu yansıtan tabloda tek kalemde kaydedilmiş olan. s. U. l ' i 100 : l ' i 140. s. ancak bu gelişmelerle birlikte. A. Uşak ! piyadelerinin toplanı gâib sayısının. 5'i (% 23. I 3. 1579 da tespit edilenlerin tamamı ise yeni tahrirde tespit edilmiş anlamında. 2 s i 70. Ömer Lütfi Barkan. 6'sı (% 17. 1545 de 95 iken. Anadolu eyâleti yaya ve müsellem kanunnâmesinde yer alan hükme göre 4 '. özellikle zamîmclcri ile birlikte kaydedilmiş bulunan önemli bir kısmının. Özellikle Ölmüş olan. "Çiftlik". başlangıçta günde bir akça "ulufe" ve "avânz-ı dîvân iye" den muafiyet karşılığında sefere memur edilmiş olan yay alamı statüleri. 1579'da %78. 2() yc düşmüş olması oldukça dikkat çekicidir. "Aynı makale". F. 50\si de gâib-i cedid olarak yazılmıştır.44)'ü 180. l ' i 250. Ankan. 180-181. Aynı eser. Hizmetleri mukabili piyadelere "yayalık . Bu cümleden olarak. l ' i 90: Uşak (l)'daki 34 çiftlikden l'i 60. s. 1545'de Ulugöbek'dcki 9 çiftlikden 4'ü (% 44. Çiftliklerin İktisadî Durumu ve Toprak Tasarrufu İlgili araştırmalarda ortaya konulmuş olduğu üzere. s. Mevcut yamak sayısının daha sıhhatli bir biçimde tespiti düşüncesiyle40. yine atik ve cedid olarak iki kalemde verilmiş olan mürde kayıtlan da oldukça önemlidir. 101 . bir bütün piyade çiftliği. "Ciltlik". İslâm Ansiklopedisi. konumuzu teşkil eden Uşak piyade çiftlikleri dönüm miktarının genellikle mezkûr ölçüler civarında yoğunlaşmış olmakla beraber.

70 20.74'ünü teşkil 102 . 3'ü 180.82 22. 26 çiftliğin (% 89.93 35. l'i 380.920 9. 7'si (% 77.13 36.09 11. 1545 ve 1579 tarihlerindeki sayısı. 2"si 140.23)"ü 150 dönümden fazladır. Uşak (l)'da 21 "i (% 61.77) ise 150 dönümün üzerinde bir yer işgal etmektedir.257 7. l'i 380. 4'ü (% 13. YÜZYILDA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİNİN TOPLAM DÖNÜM MİKTARI VE HÂSILI Tarih Nâlıiyu UİLigöbck 1545 1579 Uşak (I) Batı az Uşak (2) Uşak (3) ToplamUlugöbek Uşak(1) Ban az Uşak (2) Uşak (3) Toplam^ Çiftlik Adedi 9 34 21 29 29 122 9 32 18 26 28 • : • 1 1 3 Dünüm Miktarı 1. 260 4. l*i 180. Uşak piyade çiftliklyerinin dönüm miktarının. nahiyeler arasında önemli farklılıklar gösterdiğini de ortaya koymaktadır.%) 80-150. Banaz'daki çiftliklerin 15'i (% 71.357 " % 7.880 % 7. Uşak kaza dâiresinde. 2'si 140. XVI. l'i 270. Dönüm miktarı itibariyle genel olarak değerlendirilmiş olan Uşak piyade çiftliklerinin. l'i de 1. 2'si 200. İkinci Uşak'daki 29 çiftlikden Ti 100.74 21.0) 14.440 4. 13"ü (%38. Vi 700. 9'u da ( % 31.87 11.141 20. Ti 500.330 • • 23.43 1.79) 350.810 5.510 6.570 6. Keza. l'i 190.11Ü 2. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır.79) 250.0! 21. üçüncü Uşak'daki 29 ! çiftlikden 4'ü (% 13. 6'sı (% 20.268 : : 100 7. Vi 370. Bu bakımdan.34) 100-150 dönüm iken.11 31. 2'si 190. çiftlik dönüm miktarı itibariyle Uşak piyâdelirinin arzettiğİ bu özellik.680 2. l'i 370.65) 150 dönümün üzerinde bir yer işgal ettiği görülmektedir. Ulugöbek'dc olduğu gibi.400 3.03) 150 dönümden fazladır. 3'ü 300I'i 320. toplam dönüm miktarı ve hâsılı bir tablo üzerinde değerlendirmek gerekirse.020 2.76 13. 1545'de tespit edilmiş olan 122 çiftliğin toplam dönüm miktarı 23. 4'ü (% 13.81 Hâsıl 2. Ek olarak verilmiş olan listelerden de takip edilebileceği üzere. teşkilâtın lağvına kadar ciddî bir değişiklik göstermeksizin muhafaza edilmiştir.870 10. her bir idâri üniteyi ayrı ayrı belirtmek üzere.76) 50-150.79) 80. Nitekim.950 33.62 22.68) 150. 2 si 90.79) 100.Ol 100 8. 4'ü (% 13.500 dönüm yerden ibarettir. l'i 330.710 29. Bunun % 7. Bu rakamlar. İM 200. l"i 250.340 7. oldukça farklı bir görünüm arz eden ikinci Uşak Ma ise sadece 3 çiffîlik (% 10. 6'sı (% 28.57) 150 dönümün üzerinde kaydedilmiştir. 100 Tablodan da takip edilebileceği üzere.74 32. Tİ 310.S3 24. üçüncü Uşak nahiyesinde de çiftliklerin 20'si (% 68.750 4.320 5.17 25.42) 50-150.45 100 . 2'si 130.357'dir. l'i 340. 2'si 200.63 23.Turan Gökçe 2'si 150.787 8. l'i 450.370 S. ınîrlivâ hâssına tahsis edilmiş olan Ulu göbek'teki çiftliklerden sadece 2'sİ 70-150 dönüm arasında .

"fmrâb" olarak kaydedilmiş olan diğeri ise aynı nahiyeye bağlı Karabolu karyesi.TD-574m.74) Banaz. s. 4. büyük çoğunluğu teşkil ettiği anlaşılan hububat dışında. 6.01) Uşak (1). 9. 4. 1559'daki durum genel değerlendirmeye dâhil edilememiştir. genellikle "hâsıl-ı go/lâl" veya "hâsıl-ı 'ani 'i-gaiie ve gaynhtı" ifadeleriyle tek kalemde kaydedilmiş olduğundan. 4.880 akçaya düşmüş olan hâsılın 2.XV-XVI.09) Uşak (1)'. söz konusu değirmenlerin tamamının 60 akça "resm-i âsiyâb" ile bütün yıl faal olduğu anlaşılmakladır.81) da Üçüncü Uşak ünitesinde bulunmaktadır.920'si (% 13.260'ı (% 25. Eymirscvinç karyesi İlyas ve Bağbaşı karyesi Evran çiftliğinde kaydedilmiştir. bir önceki tarihle harâb olmakla beraber. s 239. Ser-piyâde olarak kaydedilmiş olan geri kalan miktarın 5. 3. % 9.257'si (% 11.TD-574m.400'ü (% 24.710lı (% 22. genel olarak Osmanlı kır kesiminde olduğu gibi.340?ı (% 7. 6. 1545'de tespit edilmiş olan iki değinilenden bütün yıl çalışması dolayısıyla 60 akça "resm-i âsiyâlra tâbi olan biri.TD-574m.22 nisbetinde azalarak 20. Altı ay yürüyen.51 (Tu (% 31.93) Banaz. 44 45 4fi 47 BOA.11) Banaz. 1579"da % 13.62) ikinci Uşak.141 'i (% 20.TD-237. ikisi 4a 49 de üçüncü Uşak. Bununla birlikte.570'i (% 32.870'i (% 14. piyade çiftliklerinde de tesadüf edilebilen tek küçük çaplı sınaî teşekkül olan değirmenlerin resİmlcriylc birlikte ayrıca kaydedilmiş olduğu görülmekledir.76) Uşak (1).63) Ulugöbck'de. Diğeri ise Ulugöbek nahiyesi. s. s.70) ikinci Uşak. BOA. 309. Bunun % 7. 1579'da çiftliklerde olup. 2. Bu cümleden olarak. 293.87) Uşak (1).17'sini teşkil eden 2.TD-574m.TD-237. bakisi Ser-pİyâde olarak kaydedilmiş olan dört nahiyeye dağılmış bulunmaktadır.787'si (% 11. şâir ziraî mahsûllerin üretimiyle ilgili tafsilata inme imkânı bulunmamaktadır.370'i hâssa tahsis edilmiş olan Ulugöbek nahiyesinde olup. Aradan geçen zaman içerisinde. ihya 46 47 edilmiş olan mezkûr Mihnıad ve Nusret çiftliklerinde bulunan değirmenlerdir. Aradan geçen zaman zarfında.45) da üçüncü Uşak ünitelerinde kaydedilmiştir. Uşak piyade çiftliklerinin toplam hâsılı 1545'de 33.04) de üçüncü Uşak nahiyesine aittir. s. Nusret44.950'si {% 21. 81. talısis edilmiş olan Ukıgöbek nahiyesinde bulunmaktadır.83) Ulugöbek. s. 237. BOA.330'u (% 22. 5. BOA. BOA. 7. BOA. BOA. Evran çiflliğiııdcki hâriç.s. ikinci Uşak nahiyesi.440'ı (% 36. Emekse köyüne tabî Yaya Hoca çiftliğinde bulunmaktadır50.75ü'si (% 8. 8. 103 . Mihmad4' çiftliğinde bulunmakladır.320'si (% 35.680'i (% 23.50 nispetinde azalarak 1579'da 29. Çiftlik hâsılları.291. 2.020 akça olarak tespit edilmiştir. yayaların tasarrufunda bulunan değinilen sayısı 4'c çıkmıştır. Bunlardan ikisi. çiftlik adedi ve dönüm miktarında da görülen düşüşe paralel olarak.110'u (% 21.82) ikinci Uşak.810'u mîrlivâ hâssıiıa.268'e düşmüş olan toplam dönüm miktarının 1. 10.43) de üçüncü Uşak nahiyesinde yer almaktadır. Bunun 8. 30 akçahk resimle kaydedilmiş olan. 311.13) Banaz. 7.01) ikinci Uşak. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı eden 1.TD-574m. İlgili defterin eksik olması sebebiyle.

1579"da Uşak (l)'da Yunus. Kuzviran'da Aslıhan çiftliğine İnebegi çiftliği. 309. Banaz'da Jldutan. 306. Ayrukavak'da Osman çiftliğine Almaca çiftliği. en fazla zikredilen sebeplerdir54. Güçlüoğlu (BOA. toplam 5 çiftliğe zamîme tahsis edilmiştir: hepsi nıevkufatdan olmak üzere. Uşak (l)'da Mürsel (BOA. 104 1 . Mlirsel çiftliğine Akdere. çiftliğin zamanla kanunî ölçülere göre küçülmüş olması veya ocak nüfusunun 52 artması üzerine yetersiz hale gelmesi ile su baskını. Üçüncü Uşak nahiyesinde ise 5 çiftliğe zamîme yazılmıştır. 268. 52 Mesela. s.77. 316) çiftliklerinin zamaneye ihtiyâcının "6/Wı«\w/"olmalarından kaynaklandığı belirtilmiştir. Arıkuu. bazı çiftliklere 51 "zamîme" adı altında ilâveler yapılmış olmasıdır . Eynebegi çiftliğine Bana/. s. 279.TD-574m. Esasen bütün yaya sancaklarında yaygın bir şekilde tatbik edilmiş olduğıı anlaşılan bu uygulamayı gerektiren durumlar arasında. 258). 257 ). Yahşi çiftliğine Banaz nahiyesi Çukurviran köyünde Çubuğa. Emeksc'deki Hamza Bâlî çiftliğine Taşluca'da Haydar çiftliği.7D-2J7.TD-374m. s. Yahşı. 211). Uşak piyade çiftliklerinin tasarrufu ile ilgili olarak belirtilmesi gereken önemli noktalardan birisi de. s. Yunus çiftliğine Karlık köyünde Yamanbegi. Dumlupmar'da Çullu çiftliğine Dutluca'da İsrail ve İbrahim çiftlikleri zamnıolımmustur. ikinci Uşak"da Hamza Balı. 1545'de Ulugöbek nahiyesinde Göbek çiftliğine nıevkufatdan Orhan çiftliği zammolunmuştıır. ocak ziyâdeleri ile nıevkufata kaydedilmiş olan çiftliklerden yazılmış olduğu anlaşılmaktadır. Çullu. Güçlüoğlu (BOA. Bağluca'daki Balladır çiftliğine Gerdeme'do İrice çiftliği zaıumolunmuştur. 316). Bu cümleden olarak.TD-237. "Ayın makale". Yalısı. Mahmud çiftliğine Karlık köyünde Alice. üçüncü Uşak'da Bâyezid.TD-237. 53 1545'de Ulugöbek'de Göbek.. 1545 ve 1579 tarihli defterlerde bu husus gayet açık bir şekilde kavdedilıniş bulunmaktadır. zîrâî kabiliyetini yitirmesi33. ikinci Uşak nahiyesinde 3 çiftliğe zamime yazılmıştır. Scndcl çiftliğine Melikşah çiftliği. Eksik olan 1559 tarihli defter dışında. 269. s.. s. aynı minval üzere. Bu cümleden olarak. Kürt'de Kara İshak çiftliğine Halil çiftliği. Bu cümleden olarak. Enûrazîz'de Bayrambegi çiftliğine Oğlakalannıda Murad çiftliği. ziyâde yerlerden zayıf ocaklara zamîme yazılmak suretiyle ihya edilmesi hususunda gereğinin yapılması emredilmiştir ( 23 Muharrem 986/1 Nisan 1578 tarihli hüküm: BOA. çoğu mevkufatdan olmak üzere toplam 8 çiftliğe zamîme kaydedilmiştir. Dîvân-ı Hümâyun kâtiplerinden yaya ve müsellem muharriri Hamza'ya hitaben yazılmış olan bir hükümde. Hacılar'da İldutan çiftliğine Kuzviran'da İshak çiftliği. 1579"da yine aynı çiftlikle birlikte Mihmad çiftliğine (BO A. Ilyas çiftliğine . İnebegi.'a tabî Emiraziz köyünde Mesud çiftliği zamnıol un muştur. M. Kabaağaç'da Hızır çiftliğine Gündoğmuş çiftliği. saz ve çayır olması gibi nedenlerle "bl-hâsı!" olarak. ihtiyâca binâen. 54 Tafsilat için bkz. Küsürce çiftliğine Bağluca'da Karaca Uruz çiftliği. Çakır. 253-254. 283-284. 1545sde üçüncü Uşak'da Karesi (BOA. 311) çiftliklerine zamîme yazılmasının gerekçesi de "ziyâde oldukları sebepdeıı" şeklinde belirtilmiştir. s. 1579'da Uşak (!)'da Köse Halil. Uşak (1) nahiyesinde. üçüncü Uşaknda İbrahim (BOATD574m. 1545"de Uşak (l)'da Yunus.Turan Gökçe Defter kayıtlarına göre.). Gökkaya'da Yahya çiftliğine Oğulca bin Hasan çiftliği. 182-185. 67/146. Çarık Maki Bâyezid çiftliğine AkkiliseMe Karesi çiftliği (2 eşer). Banaz nahiyesinde. Söz konusu gerekçelerle yapılan zamîmelerin. "yeri az olduğıı erilden" zamîme yazıldığı kaydedilmiştir. üçüncü Uşak'da Bayezid.MD-34.

Yahşı-Şeyh Zekeryâ. Banaz nahiyesi Gökkaya karyesinde Hızır çiftliği ile bir görülmek üzere kaydedilmiş olan Begtemür çiftliğinin ilâvesi müstesna. Bunlann dışında. Piyade ve müsellem teşkilâtı bünyesinde tatbik edilen Osmanlı toprak nizâmına göre. Banaz'da İshak-Okcu Osman. Akkilise'deki Güçlüoğlıı çiftliğine Sarucaoğlu çiftliği (2 eşer) zammolımmuştur. mevkufa kaydedilmek suretiyle. ikinci Uşak'da NıısretKöse Yusuf. işaret olunması gereken önemli noktalardan birisi de iş gücüne yapılan takviyelerdir. Kızılcasögüd'de Hüseyin çiftliğinin zaimnolunduğu Hasan. Önceleri. ZckeryâHüseyin. Çakır. Uşak piyadelerinin yazılı bulunduğu her üç defter kayıtlanılın tedkikiyle. Eildutan-Resııl. Bunlar. böyle bir Bkz. çok yaygın bir biçimde. nıukataaya verilen ve geliri mevkufçular tarafından toplanarak hazineye aktarılmış olan bu çiftlikler. Oğlakalanı'ndaki Murad çiftliği beJirti] iniş tir. "Aynı makale". 105 . çiftliğe yapılan ilâvelerin dışında. Hasan-Cııllâh Ali çiftlikleri bu minval üzere kaydedilmişlerdir. Karesi ve Güçlüoğlıı çiftlikleri ile Banaz'a tabî Susıızviran'da Çubuğa çiftliğinin zammolduğu. nüfusu azalmış olan çiftliklere. Uşak piyade çiftlikleri üzerinde dururken işaret edilmesi gereken önemli noktalardım birisi de. İkinci Uşak nahiyesinde zamîme yazılmış olan 3 çiftliğin durumu aynen devam etmiştir. bütün bu ve benzeri uygulamalarla kendini gösteren gayretlere rağmen. muhtelif sebeplerle. Milmıad-Bâlîeşref. UzıınYurtbegi. Çullu ve Osman çiftlikleri ile Kuzviran'da mcvkufat-ı köhneden İncbegi çiftliğinin zammolunduğu İslıâk-ı diğer çiftliklerinden ibarettir. doğrudan droğnıya "'bîr görü/üb iki eskim vermek" üzere kaydedilmişlerdir. Bunlar. Nihayet. zamanla. eşkin karşılığında sancak beyleri veya yayabaşılarına tahsis edilmeye başlandığı anlaşılmaktadır. Ulugöbek : de Göbek çiftliğine mevkufaîdan Hızır çiftliği zammolunmuştur. Kısaca temas edilmiş olan. aynı şekilde kaydedilmiş olan Bâyezid. Sendel. Eklerde verilmiş olan listelerde işaret edilmiş olan numaralardan da takip edilebileceği üzere. Karesi çiftliğine Sevinç çiftliği. 198-201. Keza. Kızılhisarda mevkııfat-ı cedidden Melik çiftliğinin zanımolunduğu Köse Halil çiftliklerinden ibarettir. Ulugobek'de Yaya Enıtir-Kınk Halil. Yunus ve İııebegi çiftliklerinin dışında. Yuvaca Eşref-Aydemür. üçüncü Uşak'da Ali-Hasanbegoğlu. aynı idâri ünitede veya diğer nahiyelerde bulunan ocak halkından "hâliyâ virtten" kaydılyla birlikte yamak ilâvesi yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. yeniden canlandırılmak suretiyle işler hâle getirilemeyen harap çiftlikler mevkuf kaydedilmiştir. Savcı-Mi lunad. 1579 tarihli deftere göre. s. Banaz'da zaınînıc yazılan çiftlik sayısı 6'ya düşmüştür. aynı şekilde kaydedilmiş olan İldulan. Ankan. Uşak (l)'de Sevindik-İlyas. Turbegİ-Hızır. bunların Önemli bir kısmının bu yolla umara dâhil edilmiş ve kısmen reâyâ eline geçmiş olduğunu da belirtmek gerekir 55 . zaınîmc yazılan çiftlik sayısı değişmeyen üçüncü Uşak nahiyesinde de. Uşak (l)'da yine 5 çiftliğe zamîıne yazılmıştır. aynı şekilde kaydedilmiş olan Miirsel. aynı tarihte. Tavus Ali-İbrâhim. 1579 tarihli defterde durumun aynen muhafaza edilmiş olduğu görülmektedir. Yahya. Yaya-yamak nüfusu bu minval üzere diğer çiftliklerden aktarılan yamaklarla tekmil olunan çiftlik sayısı oldukça fazladır. M. İşte. bazı çiftlikler de.XV-XI/L Yüzyıllarda Uşak Kozası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı çiftliği.

234-235. nısfı da Ulaş'da Ummâl çiftliğine zamîme yazılmıştır.7D-237. 4'ü de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir63.TD-237. Banaz'da bulunan 31 çiftlikten sadece 9'u ihtiyacı olan diğer çiftliklere zammolunmuştur63. s. ikinci Uşak nahiyesindeki 19 çiftlikten sadece 5'i 6J . 249. 82. BOA. yüzyıldaki durumu meçhul kalmaktadır.TD-574m. 15'i atik 16 çiftlikten 7'si diğer çiftliklere zamîme yazılırken.TD-574m. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinden 730 neferden ibaret olan bir nöbellisinin. bu minval üzere mevkufa kaydedilmiş olan toplam 67 çiftlik tespit edilmektedir. 8 : i atik toplam 10 mevkuf çiftlikten 3 'ü başka çiftliklere zammolumnuşmr60. 301-302. 03 BOA. 59 BOA. Banaz'da ise. SU BOA. 2si de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir. 64 BOA. Kczâ. Orhan çiftliği de Osman karyesindeki Göbek çiftliğine zammolunmuştur. Karahisâr-ı Sâhib sancağı kadılarına. 26"sı atik olmak üzere toplanı 29 çiftlik mevkufa kaydedilmiştir58. İkinci Uşak nahiyesinde tespit edilen l'i cedid. Bilecik madenine tayin ohman nöbetti bazı yayaların görevi ihmâline dâir 17 Zilhicce BOA. 3 ! ü cedid.TD-237. Bu cümleden olarak. mühimme defterlerindeki ilgili kayıtlardan hareketle. Ulugöbek'de "el-mevkûf-ı köhne" olarak 3 çiftlik kaydedilmiştir56. Bunlardan l l ' i diğer toprak ihtiyacı olan çiftliklere zamnıolunmuş.TD-574m. 65 BOA. üçüncü Uşak'da bulunan 6 çiftlikten de l'i zamîme yazılmıştır65. 66 Bir sureti Karahisâr-ı Sâhib piyadeleri begi Mehmed Beg'e yazılan hüküm: Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mühimine Defteri (=BOA. Bununla ilgili olarak tespit edilmiş olan 26 Cemâziyelevvel 967/23 Şubat 66 1560 tarihli hükümden . Uşak piyadelerinin de kayıtlı bulunduğu bir defter mevcut olmadığı için. l'i de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir. Uşak (l)'ta bulunan 16 çiftlikten 6'sı zamîme olarak başka çiftliklere. 265. 1545'de Uşak kaza dâiresinde. Bayındır çiftliğinin nısfı Yaya Halil. s. Uşak kaza dairesindeki mevkuf çiftlik sayısı. Bunlardan Ulugöbek'te bulunan 3 çiftlikten 2'si zamîme yazılmıştır61. s. 79. "zad u zevâde"lcn ile birlikte Bilecik madeninde demir top yuvalağı hizmetine tayin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır.TD-237. 278/812-a. s. 317. 224-225. s.Turan Gökçe gelişmeye maruz kalmış olan çiftliklerdir. Bunlardan. mevkuf çiftliklerin de XV. 4. 62 BQA. s. s. 106 57 56 . s. Uşak (1) nahiyesinde "mevkufat-ı cedid" olarak 2. 4'ünün yaya-başı uhdesinde bulunduğu anlaşılmaktadır"1". ö! BOA. 286-287.TD-574m. Uşak yayalannm da dalıil olduğu Karahisâr-ı Sâhib piyadelerinin tâyin edilmiş oldukları hizmetleri kısmen de olsa tespit etmek mümkündür. 58 BOA. "mevkufat-ı atik'' olarak da 7 çiftlik kaydedilmiştir". s. Üçüncü Uşak'da tespit edilmiş olan 2'si cedid. 276-277. Bunlardan 4'ü yukarıda belirtilmiş olan çiftliklerin bazılarına zamîme yazsılmış.MD)-3. s. 1579'da 69"a çıkmıştır. Uşak Piyfidelerinin Tâyin Edilmiş Oldukları Mîrî Hizmetler Eksiksiz ortaya koyabilme imkânı bulunmamakla beraber.TD-574m.TD-237.

s.MD-26. 342-344. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinin bir nöbetlisi. sancak piyadelerinin bir ııöbetlisinin. 116/242. Keza. 43/86. mukaddemleri ve altışar aylık zad ıs zevâdeleriyle.MD-22. zaman zaman tâyin edilmiş oldukları hizmetlerin ifâsında ihmâl göstererek. 24 Şevval 984/14 Ocak 1577.dc. Ali Paşa'ya teslim edilmesini âmir bulunmaktadır. 107 . 202/560.XV-XVJ. s. 642/1412.MD-29. 658/1447. bu hizmete layin edilmiş olan yaya ve müsellemlerin eksik gelmesi üzerine. BOA. s.MD-46. 328/751. BOAMD-23. hazırlanan top yuvalağını yalıya indirme hizmetini ifâ etmek üzere. BOA. Keza. s. 84/203. Karahisâr-ı Sâhib piyadelerinin de. ciddî aksamalara yol açtıklarım ortaya koymaktadır. s. tekrar Bilecik madeni hizmetinememur edilmişlerdir. 1572 yılında sancağın bir ve ikinci nöbellileri yaya-başılan. 5 Rebî'ülevvcl 980/16 Temmuz 1572 tarihli bir hüküm70. Karahisar-ı Sâhib yayalarının Mamûriyc kalesi tamiri hizmetinde istihdam edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. 263/555. Mühimine defterlerinde yer alan bazı hükümler. Karahisar-ı Sâhib piyade beyine hitaben kaleme alınmış olan bir hükümden de74. sancağın bir nöbetli piyadesinin "Ayasofya-i kebîr hareminin laihirT ve yapılacak olan zaviye hizmetine tâyinini âmir olan 19 Muharrem 990/13 Şubat 1582 tarihli hüküm76.MD-6. 23 Muharrem 972/31 Ağustos 1564 tarihli bir hükümden72. sancak yayalarının bir ııöbetlisinin Tcrsânc-i Âmire hizmetine tâyin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. s.183/350. Tobhâne-i Âmire hizmetine memur edilmişlerdir. Ayasofya'nın tamiri hizmetidir75. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 972/16 Temmuz 156567 ve Bilecik madeninde hizmet eden müsellem ve piyade beylerine. Karahisar sancağı piyadeleri beyine hitaben yazılmış olan hükümden anlaşıldığı kadarıyla*'9. Taran Gökçe. İ82/347. BOA. Karahisar yayalarının tâyin edilmiş oldukları en son Mzmetin de yine Ayasorya ile ilgili olduğunu göstermektedir.MD-6. hizmetin aksaması ile ilgili 24 Zilhicce 972/23 Temmuz 1565 tarihli hüküm". s. Karahisar piyadelerinin 1565nde tekrar aynı hizmetle istilıdam edilmiş olduklarını göstermektedir. 21 Cemâziyelevvel 982/8 Eylül 1574"de. Yine. Karahisar-1 Sâhib piyadeleri beyine. BOA.MO-22. Anadolu vilâyeti kadılarına yazılmış 67 fıS «9 70 71 72 73 74 75 76 77 BOAMD-ö. sancak yayalarının 730 neferden İbaret olan bir ve iki nöbektİllerinin 14 Zilkade 980/18 Mart 1573'de lekrar. 17 Şaban 967/15 Mayıs 1560 tarihli. Karahisar-i Sâhib piyadeleri beyine hüküm: BOA. s. Bkz. Karahisar-ı Sâhib piyadeleri beyine hüküm: BOA. Uşak piyadeleri de dâhil olmak üzere. 22 Zilhicce 979/6 Mayıs 1572 tarihli hüküm: BOAMD-16. 185/448. 11 Şevval 981/3 Şubat 1574 tarihli hükümle73. Karahisar-ı Sâhib yayalarının tâyin edilmiş oldukları görevlerden birisi de. diğer yaya sancaklarında da 77 olduğu gibi . BOA. aynı madende yuvalak hizmetine memur edilmiş olduklarını göstermektedir. s. bir sureti Karahisar piyadeleri beyine yazılmış olan diğer bir hüküm 7I de. Aynı tez.

teftiş olunup. aynı hizmete lâyin edilmiş olan piyade ve müsellemlerin noksan götürülmüş olmasından dolayı. köprücü. toplanmış olan yayaların dağılmalarına ve gitmemekle direnmelerine sebep olmak süreliyle. bütünüyle Anadolu piyadelerinde olduğu gibi. ve şârik-i hanır" olup. Uşak yayaları da dâhil olmak üzere.â. Bilecik mâdeninde lıiznıel eden müsellem ve piyade beylerine yazılmış olan bir hüküm deKU. 64/150. köprücü. Keza. teftiş olunmasını âmir hüküm84. yeni tahrirde bir vesileyle derbendei. Sancak dâhilinde yaya-başıları ve yayalardan "ehl-i berât" olanların. hizmetten kaçmaya çalıştıklarını ortaya koymaktadır. Karahisar-ı Sâhib yayaları beyine yazılan hüküm81. 23 Zilhicce 972/23 Temmuz 1565 tarihinde. 82 BOA. memur edilmiş oldukları mîrî hizmetin aksamasına yol açtıklarından şikayetle. bir başka önemli probleme işaret etmektedir. Karahisâr-ı Sâhib sancağı kadılarına yazılmış olan bir hüküm79 . s. Ke/. 81 BOA.MD-6. bizzat yaya sancak beylerinin ortaya koydukları problemlere dâir kayıtlara da tesadüf edilebilmektedir. sipâhi-zâdc ve muhassıl yazdırarak. cürm İl cinayet ve resm-i anlsâne la leb olunması üzerine. 108 79 . doğancı. 25 Safer 982/16 Haziran 1574 tarihli. 84 BOA. câmî meremmeteisi. Uşak kadısına hilâben. 270/718. piyade olmakla beraber. şâir sancaklarda olan piyadelere muaf olduklarını bildirmcleriylc. Diğer taraftan. 80 BOA. 83 BOA.MD-3. Bilecik mâdeni hizmetine tayin edilmiş olan Karalıisar piyadelerinin. 17 Zilhicce 972/16 Temmuz 1565 tarihli. aynı şekilde. Yaya ve yamakların suiistimali dışında. Karamsar-! Sâhib piyadeleri beyi Hasan'a yazılan bir hükümde82.MD-26. s. ehl-i berat. 642/1412. Karahisar-ı Sâhib sancağı kadılarına yazılmış olan hükümM3dc. 25/68. s. bazılarının da başka ocağa kaydolunarak hizmetten kaçmaları üzerine.MD-6. nıescid civarında bulunan evinde kurduğu mecliste "fısk u fücur'' üzere olduğuna işaretle. Karahisar yayaları beyi Hüseyin'in ifâdelerine binâen. s. BOA. 12 Muharrem 967/14 Ekim 1559 tarihinde sâdır olan. Karalıisar yaya sancağı beyi Mehmed'in "tarîh-i salât. bütün Anadolu yayaları arasında önemli bir probleme yol açmış olduklarını göstermektedir. önemli aksamaların yaşandığına işaret etmektedir.MD-3. 152/409. sancak dâhilinde bazı piyadelerin. s. "ehl-i berât olduk" diyerek.MD-24. seyyid ve sâdullah yazılmış olanların teftişi emrolunmaktadır. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinin.MD-3. kısa bir süre sonra. 658/1447. Nitekim. nöbetlerinde hizmete gönderilmelerini âmir bulunmaktadır. bazılarının da kendilerini derbendei. 'H BOA. bunun tipik bir örneğini teşkil etmekledir. bu hususlarda suiistimali görülenlerin tespit edilerek. mühimine defterlerinde yer alan bazı hükümler de. 376/1116. yerlerine "gâib : ' kimseleri. 3 Safer 982/25 Mayıs 1574 larihli. Daha da çoğaltılabilecek olan bu hükümler. çiftliklerinin yazılmasının ferman olunması üzerine. halkın Cuma namazında olduğu sırada. s. aynı hizmete lâyin olunan nöbetli bazı yayaların ilaat etmedikleri ve bazı sipahilerin de yayaların çıkarılmasına manî olduklarım ortaya koymaktadır. yayaların muayyen bazı yollara baş vurarak.Turan Gökçe olan bir hüküm 78 . ödememekte direndiklerini gösteren 21 Şevval 966/27 Temmuz 1559 tarihli. s.

Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Tesiri lâfı zikrolunan tarihlerde ne ölçüde zaafa uğramış olduğunu göstermesi bakımından oldukça Önemlidir. 283-337. Halil İnalcık. s. teşkilâtın kaldırıldığı tarihi yaklaşık olarak tespit etmemize imkân vermektedir. Özellikle. çiftliklerin bulunduğu yerlerin dışında. Diğer taraftan. 97. tabiatıyla. Zeki Ankan. Söz konusu hüküm doğrultusunda. Karahisar yayalarının memur edildiği son görev olmuştur. geri hizmete çekildikten sonra da bazı mîrî hizmetlerin ifâsında önemli rol oynamış olan piyadeler. 152. "'Militan' and Fiscal Transformatipn in the Ottomaıı Empire. Bu süreüe mensûh piyade ve müsellem deflerine Söz konusu değişini için bkz. ifa etmiş oldukları lıizınetlere mukabil sahip oldukları her türlü muafiyetten arındırılmak suretiyle normal raiyyet statüsüne indirilmişlerdir. H. Bu da. s. Tafsilat için bkz. bir sureti Kütahya ve Karahisar-ı Sâhib sancaklarında piyade ve müsellem tahrîrine memur edilmiş olan. 396 vd. s. BO AMD-46. Ek olarak verilmiş olan mensâh piyade ve müsellem çiftlikleri ile ilgili listelere esas olan Karalıisar-ı Sâhib sancağı mensâiı piyade ve müsellem defteri tariiısiz olmakla beraber. Devlet'in. asrın son çeyreğine girildiğinde. sair iskân yerlerinde meskûn olmaya başlamaları gibi gelişmelerle ocak nizâmının iyice bozulmuş olması. en Önemli eyâlet askeri konumunda bulunan tımarlı sipahileri geri hizmete çekmeye başlaması. Nitekim. BOA. Ayrıca bkz. F. 164/359. Bu cümleden olarak. Archivum Ottomanicum VI (1980). 328/751. bir taraftan hemen yukarıda temas edilmiş olan suiistimallerin önü almaınayacak kadar yaygınlaşması. İzmir 1988. yukarıda işaret edilmiş olunan değişimin gereği olarak. mevcut kayıtlara göre. Yaya ve Müsellem Teşkilâtının Kaldırılması ve Mensûh Piyade Çiftlikleri Kuruluşu ile birlikte. Devlet açısından halledilmesi gereken ciddî bir problem hâline gelmiştir. piyade ve müsellemlerin temel fonksiyonlarım lamamiyle yitirmelerine yol açmıştır. teşkilâtın lağvı sürecini hızlandırmıştır86. Dergâh-ı Âli müteferrikalarından Bâlîye 89 yazılmış olan hüküm . 164/394. Yukarıda da işaret olunduğu üzere. 109 . yaya ve müsellem teşkilâtının bütünüyle ref i ile yaya ve müsellemlerin reâyâ yazılmasını âmir bulunmaktadır. çiftiiklerdeki yaya-yamak sayısının azalmasıyla. önceleri muharip bir güç olarak. aynı tarihli. s. yaya ve yamakların. BOA. 29 Cemâziyelevvel 990/21 Haziran 1582 tarihinde sâdır olan hükümler518.XJ—XVJ. Aynı eser. diğer taraftan da Osmanlı askerî sisteminde kendini gösteren değişimin etkisiyle"" tüm fonksiyonlarını yitirmesi sonucunda. 1600-1700". Eınecen. haymana taifesinden yamak kaydedilmesi. ulûfeli ve ateşli silah kullanabilecek asker sayısını artırma yoluna giderek. s. mezkûr tarihte. Aynı eser. 19 Muharrem 990/13 Şubat 1582'dc tâyin edilmiş oldukları Ayasofya'nın tamiri hizmeti87.MD-47.MD-47. Yüzyıllarda Hamil Sancağı. zeamet ve tımara tahsis edilmiş olan Karahisar-ı Sâhib piyade çiftliklerinde kayıtlı yaya ve yamaklar. XVI. neshedilerek. 50-54. Özellikle mühimine defterlerinde yer alan bâzı kayıtlar. Kütahya ve esas konumuzu teşkil eden Uşak da dâhil olmak üzere. bundan yaklaşık dört ay sonra. şehir ve kasaba gibi. 5. XVI. ref olunduğunu ortaya koymaktadır. XVXVI. teşkilâtın lağvında önemli rol oynamıştır. asrın sonlarına doğru. Karalıisar-ı Sâhib sancağı yaya ve müsellemlerinin reâyâ kaydedilmek üzere. s. Doğru.

sadece iki nahiyeye tabî olarak kaydedilmiştir.372 1. Uşak piyadelerinin tasarrufunda bulunan toplam 190 çiftlik neshedilerek. Ayn Ali Efendi'ye göre90.059 Tablodan ve aşağıda verilmiş olan listeden de anlaşılacağı üzere.: 90 21 111 3.1.536'sı Uşak. mensûh piyade defterinde özel statülerine binâen muaf kaydedilmiş olanlardan 7'si imam. genel bir değerlendirme yapmak gerekirse. 87 tiraar bulunmaktadır. 46.536 1.435. 8'i seyyid-şerif. . 90 Kavânîn-i Âl-i Osman der Hulâsa-i Mezâmîn-i Defter-i Dîvân (Nşr. s.669'u Banaz'a tabî olmak üzere. öşür ve resme lâbî olarak deftere kaydedilenlerin sayısı.Turan Gökçe kaydedilmiş olan Uşak yayalarının durumu. Uşak ve Banaz olmak üzere. şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır.40) bennâk. Tayyib Gökbilgin). Ayrıca.:. 100'ii (% 52.36) zeamete. Uşak piyade ve müsellem çiftliklerinin de dâhil edilmiş olduğu.305-5. $ Ali 52 & • • • : • Toplam^ : • 77:": : 30&20S: . mensûh çiftliklerin tahsis edilmiş olduğu 78 zeamet. Uşak mensûh piyade çiftliklerinin toplam hâsılı. 110 . istanbul 1979.205 akça olarak tespit edilmiştir. toplam 306. Bu cümleden olarak.164 5.73) de muaf olarak kaydedilmiştir. 33'ii mevkuf olmak üzere. raiyyet statüsünde. 144 47 191: 252. Raiyyet statüsüne indirilen yaya-yamak nüfus içerisinde. M.• 53. 25'i sipâhî.256'sı doğrudan Uşak.768 50] 4. • : . Kütahya sancağında. UŞAK KAZASI MENSÛH PİYADE ÇİFTLİKLERİNİN GENEL DURUMU ıl§i Uşak Banaz 49 28 • mm*.256 Muaf i Tahminî Nüros 1 1 •.305 4. 252. ek olarak verilmiş olan listede ayrıntılarıyla takdim edilmiş olmakla beraber.669 179 689 106 .059 gerçek nüfusa tekabül eden 1.7 9 5 . 1. 53. Bu çiftlikler üzerinde tespit edilmiş olup.435 neferdir. nesholuııdııktan sonra. piyade teşkilâtı itibariyle 5 nahiyeye taksim edilmiş olan Uşak piyadeleri. titnar ve zeamete tahsis edilmiştir. 21 'i sipâhi-zâde. Bunun 795'i (% 55. Bunlardan 90!ı (% 47. 11 Ti (% 7. 179'u da Banaz'a tabî olmak üzere. Kızılcasöğüd'deki Balladır çiftliğinde "'an-nesl-i Aydın Baba" ifadesiyle kaydedilmiş bulunan İÜ nefer ile Uşak kazasıyla ilgili kısmın sonunda kayıtlı 12 nefer köprücü de muaf yazılanlar içerisinde önemli bir yer tutmakladır.63) de timara kaydedilmiştir. tahminî 4. 529'u (% 36. 14'ü de pîr-ına'lûl kaydedilmiştir. Tİ kayyımı.86) mücerred.

sipahi ve yaya sancak teşkilâtından oldukça farklı bir idarî taksimata tabî tutulmuştur. 207-208. Muallim Cevdet Yazmalan-0. Uşak kaza dâiresinde bulunan müsellem çiftlikleri. Mustafa Çetin Varlık. "Aynı makale". kaza dairesindeki her bir idâri ünitede kaydedilmiş bulunan çiftlik adedi ile müsellem-yamak ve şâir unsurlardan müteşekkil nüfus durumunu bir icmal tablo üzerinde ifade etmek daha uygun olacaktır.33-: M •129: '•'•-:<••'• Gâ. İt red İM vs. BOA. 115 220 810. Livâ-i Bolu ve Kastamonu ve Ankara ve Kankırı. XV-XVI.nıak resi-. .93. ek olarak verilmiş olan listelerden çıkarılan toplu sonuçları değerlendirmek suretiyle Uşak müsellem çiftliklerinin genel durumunu netleştirmek mümkündür. "XVI. Uşak Jl ıı göbek 1457 3anaz PöiJlanış: 2M5 69 132 • . cur. Müsellem Çiftlikleri ve Nüfus Durumu Kaynaklar kısmında tavsif edilmiş olan müsellem defterlerinde yer alan kayıtların aktarılmasıyla hazırlanmış olup.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı İÜ.Mu. Idârî Taksimat Sancak tevcih defterlerinden anlaşıldığı kadarıyla. Metin Kunt. 2 İS 95 10 ıs 75 . 2. s.jvıurib de Tatnnflıî: Nüfus : •. s.Derlik Sefer en sel. Bkz. s.M(l. müsellem teşkilâtının lağvına kadar. Esas konumuzu teşkil eden Uşak müsellemleri de bunlardan ''Livâ-i Müsellemân-ı Kütahya ve Karahisâr-ı Sâhib ve Hamid" sancağına bağlı olarak teşkilâtlanmıştır91. Aym eser. Kütahya müsellemleri ile ilgili en eski kayıtları ihtiva eden 145792 ve 1489y3 tarihli defterlere göre.ğer Adedi letıı fi . . F.MAD-563 (M.Nâ. İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. İ. . 11 47.hassıl JCIİEİ Ma*.1. Uşak müsellemlerinin taksim edilmiş olduğu idarî ünite sayısı dörde çıkmıştır. Yüzeni Osmanlı İdari Teşkilatında Kütahya". Muallim Cevdet Yazmalan-0. • % • : .72. 1568-1574)'den nkl. Bu durum. Bunlar. Öncelikle. Adetli ÇiftDiMii. M.D-5246 (M. yüzyılda Yavı nahiyesinin de ilâvesiyle. 64-65.: .1 4 4 23 19 10 6 44 y 35 •. Aynı birimlerin muhafaza edilmiş olduğu XVI. • . Livâ-i Teke ve Alâiye. • • • .: • . yüzyıl boyunca değişmemiştir. 131S 137. I . 111 . YÜZYILLARDA UŞAK KAZAST MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ VE NÜFUS DURUMU tarih Nahiye. Buna göre. başlarında bulunan ser-askere bağlı bulunan üç üniteye taksim edilmiştir.Yi». Uşak müsellemleri de dalül olmak üzere. • ' • • . Müsellem Teşkilâtı 1. XVI. Emecen-İ. "elviye-î miisellemân-ı Anadolu" birbirine yakın olan muhtelif livaların biraraya getirilmesiyle oluştunılan 4 sancağa taksim edilmiştir. ser-asker kaydedilmiş olan Uşak ile ona tâbi olarak yazılmış bulunan Ulugöbek ve Banaz nahiyelerinden ibarettir. Şahin. îstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. Anadolu müsellemleri. 1527). Sancak tevcih defterlerinde (JSMA.) kaydedilmiş btıjıınan diğer Anadolu müsellem sancakları şunlardır: Livâ-i Aydın ve Sanıhan ve Menteşe ve Karesi ve Biga ve Hiidâvendigar ve Kocaili ve Sultatıönü..

279 1.1.362 1.S53 .257 2. yüzyıl boyunca hiçbir değişiklik arzetıneden ayniyle muhafaza edilmiş olması. söz konusu çiftlik sayısı ve nahiyelere dağılımının XVI. - •M.54) Uşak. 1580'de Banaz'daki ocak miktarının 9'a çıkması hâricinde. kaza dairesindeki müsellem teşkilâtının istikrârını göstermesi bakımından.• • :':2Ü:': J4&İ • • S 1 3 : •45i' Jşak 10 18 •455 ıs 3 5 .IO 192 51 2Ü 71 26 26S 225 <J20_.28.557 24.5) Uşak.460 14 I 17 48 1.1. bünyesinde barındırdığı çiftlikler ile tipik bir müsellem köyü hüviyetini hâiz olan Yavı karyesinde bulunan çiftliklerin oluşturduğu aynı adlı nahiye ile birlikte. - 1580 :'%%&'• • . 8 3anaz 6 S Yavı 17 527 14 1 20 Top]«m= . müsellem çiftlik adlannm ekseriyetini de öz Türkçe isimler oluşturmaktadır.1 . 222 84 1 46 5 İV 76 67 219 •M* • •173' : * î : •: • 303 162 5 26 59 1 105 32 1 287 143 7 754. Piyade ocaklarıyla ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere. . 152O'dc 48 çiftlik tespit edilmiştir. Sipahi vakıf ve piyade tahrir defterlerinde bulunmayan.: : 16 1 S 3 • .153 L0U2 1. Bunun 18'i (% 37.S07 347 273 453 623 1. 4'ü (% 10.' 22» 4(J8 18 İÜ ıs • 9Î • 5 3 8 •150• 8 6 .439 3.Turan Gökçe Uşak . 90S Bana?.573 4. aynı zamanda mufassal tahrir defterlerinde de bulunan reâyâ köyleridir. 5'i (% 15.670 3.12 1 12 • .44U 1. .. 1 .81) de Ulugöbek'te tespit edilmiştir. oldukça dikkat çekicidir.1 3 17 4<î S 2 4 : 2 S 2 12 4 ::4 4 1 13 T 20 24 7 13 34 7« 17 7 3 21 : 48' : 1 3 22 y 9 40 14fı 45 3.605. 4 1 4 3 • : $ : • .1 3 Jlugöbek : sı 123.30) Banaz. zeamet veya timara tahsis edilmiş olması dolayısıyla.467 1.485 I.447 1. 10'u (% 30.039 :4. . sı Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden de ayrıntılarıyla takip edilebileceği üzere. Ancak.531 1. ' 20 11 20 4 27 4 3 S 52 6 13 32 .:: • 123 7 22 1 44 1 :18i». 8'i (% 16.£. 6 9 154 4S9 15 Yavı 1 17 -4<iT o p l a m » : .91 Jlu göbek üaııaz 6 S •'151 454 15 Yavı 1 17 I1. Bunlardan 18'i (% 54. ' •••3- •450 .:• : 1571 s 1 1 .••.13) Banaz.752 270 336 614 462 1.. •'722 • 131 15 fi 260 687 1..• - • 1 %$••'-• L4 1 2 0 '26 21 .111 45 20 10 İS 4Ö5 İS Jşak .3 S 0 1. has. sâdece 112 .: 20.3 166 434 I8S 44 71 i 9$ 501 331 71 91 377 «701 :ÎI5 54 84 352 SOS 251 46 65 [OH • •:•:••. Bunun 2()"si (% 54.66) Banaz. rOPİam'sS :v :: :. 1457:de Uşak kaza dâiresinde bulunan üç nahiyede toplanı 20 köyde 33 müsellem çiftliği tespit edilmiştir. 363 14 28i.05) Uşak.Jlunöbck 14X9 3a naz T»)>laii)= Jşak Jlııeöbek 1520 3anaz Vavı Ti>i)laj]i= I5U.348 3. 5 .zdı 45: 334 İÜ İS Jşak İS . :. Köy sayısının değişmemiş olduğu 1489'da çiftlik sayısı 37'ye çıkmıştır.191 46' Toplanış 20 -İS İN 4-RO İS Uşak 10 5 Jlugöbek 3 . • 463..- 2. .735 3.'20-S 279 297 450 426 1.3 32-5 3S4 536 1."•... • - - - - - 1545 1560 1 2 3 fi 2 12 1 i • .:" I4'' 4 2 • $ " ' • 2 • '6 . Uşak müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu.330 168 261} 354 507 915 1.3.354 .<İO3 4.) 162 67 16 39 99 323 14S 7G9 : 365 .LI3 1 1.1 5 3 Jlu. söz konusu iskân yerlerinin büyük çoğunluğu. I3'ü (% 35. 17"si (% 35.41) de Ulugöbek nahiyesinde bulunmaktadır. . kaynağım büyük ölçüde yörük-Türkmen teşekkülleri ile Türk köylülerinin teşkil etmesi ve genellikle kurucularının ismiyle mâruf olmaları dolayısıyla.15) de Ulııgöbek nâlıiyesinde kaydedilmiştir.395 L 1. • . •• -20. 56 3ail!H 6 8 MS • 305 14 Yavı 1 17 : . . 48 i.333 . 16S 185 23 44 3S 4 57 7CI 11 196 21D 28 465 5fi3 .41) Yavı. 37: . i (% 10.aübek .224 l.

37) Ulugöbek çiftliklerinde meskûn bulunmaktadır. 118*i (% 14. 15Ü'si (% 13. Tablodan da takip edilebileceği gibi. Kaynağım aynı adlı yÖrük-Türkmen teşekkülünün oluşturduğııU4 ve aynı zamanda ait olduğu İdarî üniteye de isim teşkil eden Yavı köyü. hem yaya hem de müsellem köyü olan Kızılhisar'in dışında. 1545'de sadece % 8'lik bir artışla. XV. Göçürdük ve Yurtbegi.51) Yavı.71) Uşak. Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı imparatorluğunda Oymak Aşiret ve Cemaatler.XV-XVI. yaklaşık 687-1. tahminî 486-800 gerçek nüfusa tekabül eden 162 nefer tespit edilmiştir. 150'si (% 65. Yaklaşık on beş yıllık aradan sonra. Yavı nahiyesinin de mevcut olduğu 1520'de % 385. 408'i (% 36. neferen 5-34 arasında değiştiği göriilinektedir. yalnız müsellem defterlerinde kaydedilmiş bulunan iskân yerleridir. bütün idâri birimlerde görülen düşüş.279 civarında bir gerçek nüfusu ifade eden. 305'i (% 37.50) Banaz. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı piyade ve müsellem defterlerinde tesadüf edilebilmesi dolayısıyla. somaki tarihlere ait kanunnâmeler ve fiilî durumu yansıtan defterler.27'lik artış dikkati çekmektedir.201 neferin tespit edilmiş olması da bunu teyid etmektedir. 93'ü (% 8.74) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir.79) Ulugöbek'te olmak üzere. 1489'da % 41. Nitekim. 27'si (% 11. Keza. daimî bir iskân yerine dönüşmek suretiyle. 1457'de Uşak müsellem çiftliklerinde bu minval üzere. yaklaşık 30 yıllık bir zaman zarfında. 23'ü (% 14. İstanbul 1979. Önceki defterlerde tespit edilememiş olan Yavı hâriç olmak Üzere.333-3.40) Yavı.64) Uşak. varlığım aynı adla bugüne kadar devanı ettirmiş bulunan en tipik müsellem köyü özelliğini taşmıaktadrr. Bunun 95'i (% 58.15 gibi büyük bir artışla. Yavı.19) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir.30'hık bir düşüşle. 3.70) Bana?. Aşağıda ayrıca üzerinde durulacak olan.08) Uşak. s.16) Banaz. 813 nefer olarak tespit edilmiş olması da oldukça dikkat çekicidir. aynı yılın tespitlerine dayanan cedid mürde sayısında görülen. pîr-ma'lûl ve şâir unsurlar da dâhil olmak üzere.88) da Ulugöbek'te olmak üzere. vazîfe itibariyle yayalarla aynı statüyü hâiz olan müsellemler de başlangıçla 1 müsellem ve 1 yanıak'dan oluşan ocaklar hâlinde teşkilâtlanmış olmakla beraber. aynı adlı çiftliğe bağlı olarak teşekkül etmiş bir müsellem köyü olarak kaydedilmiş bulunan Yurtbegi karyesi de diğer önemli bir Örneği oluşuırnıaktadır.72) Uşak.12 oranıyla Yavı nahiyesinde daha ciddî boyutlarda yaşanmıştır. nâ-resîde. yaya-müsellem ya da yalnız müsellem köyü konumunda bulunan iskân yerleri de mevcuttur. 56'si (% 6. Bunun 527'si (% 43.35'lik bir artışla. atlı olarak sefere iştirak etmeleri dışında.603-4. zamanla daha geniş çaplı. nisbelen daha fazla imkânlara sahip olup. 113 .111 nefere yükselmiş ofan müsellem-yamak sayısının 46O'ı (% 41.50) Uşak. olağan üstü sayılabilecek artış.65) Banaz. 3. Cevdet Türkay. 765. 334'ü (% 41. asrın ikinci yansında ortalama 3-8 müseüem-yamaktan oluşan çiftliklerdeki nüfusun. özellikle % 42. bu düşüşün Bkz.88) Yavı.51) Banaz. Aşağıda verilmiş olan listelerden de tafsilatıyla takip edilebileceği üzere.153 gerçek nüfusa tekabül eden 1. Giriş kısmında da işaret edilmiş olduğu üzere. 1. Daha önce de işaret olunduğu üzere. 465'i (% 38. aynı zamanda raiyyet köyü olanlarla birlikte. 1560'da Uşak müsellem nüfusunun % 32. diğer üç nahiyenin nüfusunda görülen %184.113 gerçek nüfusa lekâbül eden 229 nefer kaydedilmiştir. Uşak merkez ilçeye bağlı bir köy olarak. 44 : ü (% 27. 128'i (% 10. 52'si (% 22. 81'i (% 6. bunun zamanla önemli ölçüde değişmiş olduğunu göstermektedir.

9O'ı (% 7.191 neferin 495'i (% 41. Uşak müsellem çiftliklerinin bulunduğu dört nahiyenin eksiksiz kaydedilmiş olduğu XVI.13) müsellemler. 3'ti (% 0.27). 46'sı (% 3.69) Banaz. yüzyıl defterlerinden tespit edilmiş olan rakamların göstermiş olduğu bu dağılım. Uşak müsellem çiftliklerinde tespit edilmiş olan nüfusun esâsını.78) yamak.41) da Ulugöbek nahiyesinde tespit edilmiştir.05) müsellem.53) müsellem. tahmini 3. 1560'da 813 neferin 45'i (% 5. 5'İ (% 0. 1580'de sadece %1. diğerleri yamak konumunda bulunmaktadır. hem genel nüfusun. bünyesinde barındırdığı çiftlik ve müsellem-yamak nüfus potansiyeli itibariyle Uşak ve Yavı nahiyelerinin önemli bir yer tuttuğunu ortaya koymaktadır. 1489 da kaydedilmiş olan 229 neferin 32'si müsellem. Çiftlîklerdeki nüfusun daha tafsilatlı bir şekilde kaydedilmiş olduğu 1520'de. yaklaşık 3. 480'i (% 39. 2'si muhassıl.41) derbendei. Mezkûr tarihte tespit edilmiş olan. %79. bir müsellem ocağında kayıtlı muayyen sayıda yamaktan sırasıyla hizmete eşen biri müsellem.86) müsellem. 463'ü (% 38. 363 ! ü (% 30. henüz hizmete eşemeyecek yaşta olmaları dolayısıyla ''nâ-resîde". 1545'te tespit edilmiş olan 1.31) Yavı.08) Yavı.62) yamak. salgın hastalık ve benzeri âfetler sonucu yaşanmış olması muhtemel ölümlerin etkili olmuş olabileceğini düşündürmektedir. 8'i ise mücerred statüsünde yazılmıştır. Bunları Banaz ve Ulugöbek nahiyeleri takip etmektedir.47) derbendei. l'i muhassıl.72) de pır-malûl kaydedilmiştir. İşte. hem de yaya ve müsellem ocakları nüfusunun önemli oranda artış eğiliminde olduğu on beş yıllık zaman zarfında % 56. Uşak müsellem çiftliklerinde tespit edilmiş olup toplam rakamlarla ifade edilmiş olan nüfusun terkibine gelince.639-4.50) pîr114 .Turan Gökçe îzahı bakımından büyük önem taşunaktadır. 151!i (% 12. 66'sı (% 5.94) mücerred. bu minval üzere müsellem veya yamak kaydedilmiş olanlar teşkil etmekledir. 465'i (% 41.99) derbendei. 1751 (% 21.85) yamak yazılmıştır.52) Uşak. 620'si (% 51. Nitekim.83) pîr-ma'lûl yazılmıştır.64) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir. 608'i (% 74.84'lük bir artışla. 1. Uşak müsellem nüfusunun 1571'de % 46.17) mücerred. geri hizmete çekildikten sonra da ifâ ettikleri mîrî hizmetlere mukabil kendilerine tahsis edilmiş olan çiftlikleri diğer yamaklarla müşterek tasarruf eden müsellemler. Bu itibarla.47) nâresîde.62'sini teşkil eden 129'unuyamaklar oluşturmaktadır. tekrar 1545 yılı rakamlarına yakın bir seviyeye ulaşmış olduğu görülmektedir.38'Iik bir artışla 619'a yükselmiş olması. l'i mücerred.sı (% 2. Ocakların lağvedilmesinden yaklaşık iki yıl önce.605 gerçek nüfusu ifade eden. 1571'de tespit edilmiş olan 1.34) pîr-ma'lûl olarak kaydedilmiştir. 14'ü (% 1.573-4. 1545'de 270 olarak tespit edilmiş olan cedid mürde sayısının. Geri kalan 601 neferin 503'ü (% 45. 189'u yamak. 454'ü (% 38..447 civarında bir gerçek nüfusa tekabül eden 1.49'luk bir artış göstererek. diğer faktörlerle birlikte.. 6'sı (% 0. Başlangıçta muharip bir güç olarak katıldıkları sefer. 154'ü (% 12. 26. 12si (% 0.27) nâ-resîde. 1457:de tespit edilen 162 neferin 31'ini (% 19. yukarıda da yayalarla ilgili olarak işaret edilmiş olduğu üzere.191 neferin 46'sı (% 3.54) muhassıl. 754'ü"(% 63.111 neferin 45'i (% 4.66) Banaz.213'e ulaşmış olan neferin 489'u (% 40.201 neferin 45'i (% 3. her müsellem çiftliği defterlere "müsellem" ya da "eşkün" olarak yazılmış olan bir kişi üzerine kaydedilmiştir.74) müsellem. 91'i (% 7. 12si (% 1.30) yamak. 1. söz konusu hizmetleri "be-nevbef tâbir olunan nöbetleşe yerine getirmektedirler. Geri : kalan 2 nefer ise pîr-ma'Iûl kaydedilmiştir.57) Uşak.24) mnhassıl. 6'sı (% 0. 1560'da müsellem ocakları nüfusunda görülen düşüşte.55) nâ-resîde. 14'ü (% 1.

91 ••24- : 24.. .83.73 13 5 1 5 7 Î.51 r: 0. .»:.173 100 & • • .63 'Uik bir düşüş sonucunda 173 nefer olarak tespit edilmiş olması da dikkat çekicidir..XV-XV1.S. 15 i 3 16 35.. : * : . Yukarıda da genel nüfusa nisbetleri ile birlikte işaret edilmiş olduğu üzere. yüzyılda gerçekleştirilmiş olan tahrirlerin tamamında ayrı bir kategori olarak kaydedilmiş olduğu görülmektedir.82'lik bir artışla 363'e yükselmiş olan nâ-resîde sayısı 1580'de 359 nefer olarak tespit edilmiştir.n17. doğrudan müsellem veya yamak yazılmış olanlar dışında.: 5. çiftliklerde kayıtlı nüfusun önemli bir kısmını.*„.!» .1 17 2 5 14 38.3 • • \. 769'u (% 63.UÎ 15 1 3 12 1 13 ıu - 13 1 7 6 1 6 - 1 - - 1 1 '••î r ^ - 1 ••«•:•:• • • •.79) müsellem. C.w 115 . XVI.30) de pîrma'lûl olarak kaydedilmiştir.sı 2 1 13. Müsellemlerin muharip karakterini muhafaza etmiş olduğu anlaşılan XV. Yukarıdaki tablodan ve genel olarak işaret edilmiş olan bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere.59 1. Nihayet. bulundukları yaşları ile birlikte kaydedilmiş bulunan nâ-resîde 1 erin şâir hususiyetlerine temas etmeden önce. 28'i (% 2. ı .K.20 18 1 3 18 40 7 - 17 1 15 33:-: •7. UŞAK KAZASİ MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNDE "NÂ-RESÎDE" KAYDEDİLMİŞ OLANLARIN YAŞ GRUPLARINA DAĞILIMI z Uşak Ulu göbek 1520 3 a naz Ya vı Toplam^ % Jşak Ulugöbek Baıuız i'avı rııplam^ %• -. nâhiyelerdeki yoğunluğunu da göz önünde bulundurmak suretiyle.213 neferin 46'sı (% 3.1R . Defterlerde. 365'i (% 30. toplam sayıları 1520'de 503 iken.2» • 11 5 10 •2S-I. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı maiül yazılmıştır.' S.İT7 OM 1560 Jşak UlıiHöbek 3anaz İ" avı 15 2 2 • .•sı 19 1 2 21 43 *w 4 1 4 :.C 13 1 10 9 • 33. ı...«.:i3': -13. • 1.77 12 2 5 15 34. Keza.' -Î:TS 22 3 10 26 61 12. hizmete eşecek yaşa gelmemiş olmaları dolayısıyla "nâ-resîde"statüsünde kaydedilmiş olanlar teşkil etmektedir.•„..50 i '•iri. s - » 4 23 8 5 31 • f>7 ü y 2 6 7. 'CM - 41 11 14 49 •115 2ÎJÎO 2S 3 1 31 16 5 5 İS • •44 • :W 3. genel bir fikir vermesi bakımından yararlı olacaktır. yüzyıla ait defterlerde nâ-resîde yazılmış olan her hangi bir nüfusa tesadüf edilememekle beraber.57: . 1580'de yazılmış olan 1.09) nâ-resîde.07• : . 7_M 1 3 5 a M - - ' 1ÎJ2 2J0 503 100 V)l 20 26 225 463 100 84 5 :i7 63+4* 17 1 2 29 49 1058 İR 1545 1 6 2R 53 11. 'M. 157Tde tekrar % 109.95 oranında azalarak 463'e düşmüştür.JÎ1 5 1 1 • 1 5 • 5 • 2 1 2 1 2 1 •4 1 3 1 4 !>*• 1 1)21 - 2 7 i.S7 7.57 14 1 - •.••.7. 185 38 70 . henüz yamak yazılarak.. yaklaşık on beş yıllık zaman zarfında görülen % 62.:• . 11 2 5 16 34' «. 1545'de % 7. H 21 1 fi 2<) 57 iMi ı 27 4 3 31 *>?•• m 12 1 3 16 32: «.39) yamak. = . yaş gruplarına dağılımım bir tablo üzerinde değerlendirmek.•1.

29'u (% 7. 63'ü(% 13.15) 12. 53'ü (% İl". 1545'de 16.2 1157 !) u. 36'sı (% 9.27 - 3(O : 100 ı .56) 9. 1560'da Uşak çiftliklerin deki müsellem-yamak nüfusuna paralel olarak. 3 1 4 • V Ü.86) 3.09) 8.• — 13 1 1) : 33 ( 18 3 7 14 42 11. başka bir ifâdeyle.s7 7 2 5 2 2 19 54 6 18 45 123 6 .18) 1. 14'ü (% 3. kalan 28'i (% 6. 5'i (% 0. v Tablodan da lâkip edilebileceği üzere. defterlerde. 1580"de tespit edilmiş olan ve yaşlan 1-13 arasında değişen 365 nâ-resîdenin 123'ü (% 33.73) 10. 35'i (% 9.87) 5.20) 7.19) 10.91) 3. 14'ü (% 3.57) 13. söz konusu nâ-resîde tavan yaş gruplarında bulunanlarla ilgili kayıtlar arasında tesadüf edilen "yarayınca/yaradukda eşer" ifâdeleri 116 .85) 9.|. 1520 ve 1560'da 14. 173'e düşmüş olan ve yaşları 1-14 arasında değişen nâ-resîdelcrin 3l'i (% 17.57) 3. 33'ü (% 6.Turan Gökçe 1571 Uşak Ulugöbek Banaz Yavı Toplam= % Uşak Uîugöbek Banaz Yavı Toplu m= '/(.69) 5. 45 i (% 12. 24'ü (% 13. 38*i (% 7. fiilen hizmetle mükellef tutulma ameliyesinin yaş tabanıdır. 28'i (% 16. Nitekim. 13'ü (% 7.87) 2.46) 12. bunların yaş tavanları.02) 2. 1571!de 12. yaş gruplarına dağılımında. 32'si (% 8. 3*ü(%1. 297si (% 5. 32^si (% 6. l'İ (% 0.11 3a 2 9 16 39 148 1 U. 152Ü'de tespit edilmiş olan ve yaşlan 3-14 arasında değişen 503 nâresîdenin 115'i (% 22.w 12 2 12 29 7. 2 1 5 20 2 - - 1 10 - - 8 2. 8'i (% 2. 6'sı (% 1.32) 4.12) 9.83) 4.28) 7. 18'i (% 3. 9'u (% 5. müsellem çiftliklerinde nâ-resîde kaydedilmiş olanların. 4()'ı (% 8.87) 4. 49'u (% 10.*•> * Yaşı belirtilmemiş.91) 6.09) 6.2'si(% 1.63) 8.Î2 - - ı . ıs 22 11 17 3 5 1 U 2 4 7 33 *. 57'si (% 12.03) 5.•> 3. 4. 13 1 6 20 5. müsellem-yamak nüfus yanında. 35'i (% 6. 61'i (% 12.94) 8.'42'si (% 11.^7 16 4 19 14 3 3 21 41 I 6 3 2S 55 I5.77) 6. 33'ü (% 9.64) 1.. M 1580 23 1 2 21 47 i:.83) 7. 41 i (% 11. 14'ü (% 3.55) 11. 1545:de 1-16 yaş arasında kaydedilmiş olan 463 nelerin yoımlıık sırasına göre.95) 10. 4'ü (% 1. yamak yazılmak suretiyle.8i 3 1 2 fi I.74) 5.M 7 1 1 • 1 4 •. 1580'de ise 13 yaşın üzerinde bulunan çocuklar nâ-resîde statüsünden çıkarılarak yamak sütlüsünde kaydedilmişlerdir..04) 11.14. 13 2 10 20 '45 ' 113.15) 5. 19'u (% 3. 33'ü (% 9.60)2.62) 8.27) de 13 yaş grubunda kaydedilmiştir. Çiftliklerde.50 - 1 2 4 1 1 1 7 7 1 - - - - 162 24+2* 143 303 İ 00 Î62 n.57) 2. 24'ü (% 13.44) 3. 67'si (% 13.57) de 14 yaşında kaydedilmiştir.99) de lavanı teşkil eden 14 yaş grubunda bulunmaktadır.50) 10. talırirler arasında önemli farklılıklar görülmektedir. 9'u (% 2. 34'ü (% 6. 47'si (% 12. Yukarıda da işaret edilmiş olduğu üzere. 8'i (% 4. 44'ü {% 8. ayrıca belirtilmesi gereken önemli hususlardan birisi de. 65'i (% 14. nâ-resîde statüsünde kaydedilmiş olanlarla ilgili olarak. 42'si (%11.51) 6. T si (% 1.91) 6.58) 1.75) 7.92) 12. 26'sı (%15. Tablo üzerinde ifade edilmiş olan rakamlardan da anlaşılacağı üzere. 3'ü (% 0.04) ise 10-16 yaş gruplarında bulunmaktadır.v2 S.82) de 11 yaş grubunda bulunmakladır.. Aynı stalü ile ilgili yaş tavanının en düşük olduğu 157Tde tespit edilmiş olan 363 neferin 55'i (% 15. 43'ü (% 9.'.12) 8.29) 4.64) 7. l'i (% 0.31) 4. 7 S .76) 3. 33'ü (% 7.32) 9.

117 . bununla ilgili önemli bir fikir vermektedir. toplam nüfusun % 1.5 96 93 BOA. diğer önemli bir zümreyi de 152ü'de 6. bunun üzerinde bulunanların ise yamak yazılarak.). Doğru. bâzı çiftliklerde "derbender statüsünde kaydedilmiş olanlara da ayrrıca işaret etmek gerekir. 1545"de 3. Bununla birlikle.17'sini teşkil eden 14 nefer sagîr tespit edilmiştir. Mezkûr tarihte. 1457'de '2. bu cümleden olarak. Uşak müselemlernıde de nâ-resîde yazılma tavanını. 1571'de 1 nefer olarak tespit edilmiş olan muhassıllar teşkil etmektedir. 46. Ayrıca işaret edilmesi gereken nüfus gruplarından birisi de 1489 tarihli defter müstesna. "Osmanlılarda Raiyyet Rüsumu". 28'i yavı. 1560'da 2. Nitekim. H.XV-XVl. 7 ! si Yavı. 1545'de Çukurviran'da Gögüoğlu çiftliğinden 1 nefer Kızılca. Mü seli em-yamak veya nâ-resîde statüsünde bulunanlar dışında. Banaz nahiyesinde.7D-5/İ. 1545 ve 156O'da 12. s. 17lvd. sadece defter kayıtlarından hareketle. 23'ü Uşak.. piyade ocaklarında da olduğu gibi. yukarıda işaret edilmiş olan yaş tavanının üzerinde olup. nâ-resîde yazılmış olanlardan. s. mücerred resmi adı allında bir vergiye tabî olanları belirtmek için kullanılan96 bu tâbirle diğerlerinden ayırdedilmiş olan bir kategorinin. Bu cümleden olarak. farklı bölgelerdeki yaya ve müsellem çiftlikleri ile ilgili bazı araştırmalarda da nâresîdelerle birlikte ayrıca kaydedilmiş olaıı mücerredlerle ilgili rakamlar verilmekle beraber. ortalama 13-14 yaşlarınının teşkil etmiş olduğunu. Bu durumda. toplam 66 nefer tespit edilmiştir. askeri olup. Kânımnâme-i Âl-İ Osman (M. şartlara bağh olarak. 11'i Bana/. s. aşağıdaki listelerde ve yukarıda verilmiş olan icmal tabloda. 5'i Uşak. müsellem çiftliklerinde tesadüf edilen farklı kategorilerden birisi de "sagîr" kaydedilmiş olanlardır. Nitekim. Kanunnâmelerle tâyin edilmiş olan nizâma göre. 164. Bu cümleden olarak. Aynı tez. ve 4'ü Ulugöbek'de olmak üzere. Üçler Bulduk. 152O'de 26. 586-588. yamak vazîfesi görmekle beraber. 1571 "de 6. Bkz. Piyade çiftliklerinde olduğu gibi. piyadelerde olduğu gibi. Dumlupmar'da Güçlü Hüseyin . s.Ârif nşr. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı de bunu leyid etmektedir95. 1545'de 46. Raiyyet statüsünde bulunanlardan. l'i Banaz ve l'i Ulugöbek'te olmak üzere. 223. Az sayıda olmakla beraber. Aynı eser. buradan hareketle. l58O'dc2S nefer tespit edilmiştir. fiilen hizmete eşmekle mükellef tutulduklarını ifâde etmek mümkündür. her hangi bir açıklama getirilmediği görülmektedir: Bkz. 132. Sadece 1571 tarihli defterde. bekâr olup. 168. Keza. 136. görülmektedir. Belleten XXÜÎ/92 (Ankara 1959). muaf durumda bulunan müsellem çiftliklerinde kayıtlı olanlarla ilgili olaıak ifâde etmiş olduğu statüyü. bütün defterlerde kaydedilmiş olup. 152O"de Uşak çiftliklerinde kayıtlı nüfusu teşkil eden kategorilerden birisini de "tniicerred" kaydedilmiş olanların oluşturduğu. s. 164-165. 1560'da 14. pır-ma 'lûl sütununda tek kalemde belirtilmiş olan yaşlı ve mariz kimselerdir. zamanla değişmekle beraber. 1571'de ise 5 nefer tespit edilmiştir. Halil İnalcık. kanunnâmelerde yer alan "yamak mücerred oba yigirmi beş akça harçlık virür" hükmü 98 . bekar olan kimseleri belirtmek için kullanılmış olduğunu ifade etmek mümkündür. lam olarak açıklığa kavuşturmak mümkün olmamaktadır97.

1520'de 6'sı cedid. ulûfeli asker konumunda olan müsellemler. çiftliklerde farklı statülerde kaydedilmiş olup. 151-153. özellikle cedid mürde sayısının 628?e çıkmış olması oldukça manidar görünmektedir. 139. iki kategoride belirtilmiş olan söz konusu gâib ve mürde kayıtlan. Yukarıda ilgili kısım. 1560'da 2517i atik. 1560'da mezkûr Gögüoğlu çiftliğinden derbend muhafızı kaydedilmiş olan 6 neferin. sâhib-i berat ve sipâhi-zâde olanlar Önemli bir yer tutmakladır. özellikle Yeniçeri ocağının kurulmasından sonra. 1520'de 189'u atik.Turan Gökçe çiftliğinden 10. Uşak piyade çiftliklerinde 1545'de 95 neler gâib tespit edilmiş olmasına rağmen bu sayı 1579'da 20'ye düşmüştür (Bkz. 1560'da tespit edilmiş olan.30'Iuk bir düşüş göstermesinin izahı balonundan. 176-177. çiftlik nüfusunun daha sıhhatli bir biçimde tespiti ve geçmiş ocak halkına ışık tutması bakımından oldukça önemlidir. Bir bakıma ocaklardaki geçmiş yaya-yamak nüfusu ifâde eden mürde başlığı altında 1489'da 40 nefer kaydedilmiştir. Kayıcık'da Elvan çiftliğinden 1 nefer Yalak derbendine muhafız tâyin edilmiştir". daha sonra kendi iradeleriyle feragat ederek. tıpkı yayalarda olduğu gibi. 1571'de yine 102 ayıu çiftlikten aynı derbende 5 nefer muhafız kaydedilmiştir . bu sayının 1571'de sadece 2'si atik. Bunlann dışında. s.7IJ-5/İ. s. 102 BOA. 1570'lerden itibaren daha sıkı bir denetimin işletilmiş olduğuna işârel etmektedir. 2'si cedid 4. 118 100 . 3. devamlı arliş gösteren müsellem çiftlikleri nüfusunun 1545'e nisbetle 1560'da % 32. yayalarla ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere. 445'i cedid olmak üzere 434'e çıkmış olan bu sayı. 1571'de 628'i atik. 1580'de ise 149'u atik.). 1560'da 45'i atik. 140. 43'ü cedid 78.TD-242. Yukarıda. müsellem çiftliklerinde de. Güçlü Hüseyin çiftliğinden muhafız kaydedilmiş olan 6 nefer de Yalak derbendine tâyin edilmiştir101. "Atik" ve "cedid' olarak. müsellem-yamak nüfus ile ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere. 619'u cedid 870. müsellem çiftliklerinde de tahrir sırasında tespit edilerek deftere kaydedilmiş olan müsellem-yamak ve şâir unsurlardan oluşan mevcut nüfus ile birlikte. bu hüviyetini yitirip. Piyade çiftliklerinde olduğu gibi. 1489:da sâdece Banaz nahiyesinde 4 nefer gâib kaydedilmiştir. 3'ü cedid 48 gâib tespit edilmiş iken. sonradan kendi iradeleriyle Yalak derbendine yazıldıkları anlaşılmaktadır: BOA. piyade çiftliklerinde olduğu gibi103.TD-328. Bu cümleden olarak. 101 Bunlardan 3'ünün. "gâib" ve "mürde" olanlar da isınen kaydedilmiş bulunmakladır. 14'ü atik 20. listelerde ve tabloda diğer sütununda verilmiş olanlar içerisinde. 1545'de 35'i atik. s. 411'i cedid 560 olarak tespit edilmiştir. 177'si cedid 805. 270'i cedid 501.TD-328. 1545'de 231'i atik. Müsellem Çiftliklerinde İktisadî Durum ve Toprak Tasarrufu Önceleri. evvelden Kızılca derbendinde hizmet etmelerine rağmen. 1580'de ise hepsi cedid 3'e düşmüş olması. geri hizmete çekildikten sonra da ifâ ile 99 BOA. muharip bir güç olarak iştirak ettikleri sefer. BO A. Banaz'da bir köprü hizmetine "kÖptiictT tâyin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır100.

152O'de 46 çiftlikten 7'si (% 15. müşterek mutasarrıf olup. ocakların alan ölçüleriyle birlikte kaydedilmiş olduğu defterlere göre. konumuzu teşkil eden Uşak müsellemleri de dâhil olmak üzere. "müseHemiik yer" olarak. A. 2'sinin 250. Tinin 300. I30r 154. S. 45. her bir İdâri üniteyi ayrı ayrı belirtmek suretiyle. 110. Ayrıca bkz. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır: u 104 105 106 M. 550 ve 700 dönüm olarak kaydedilmiştir. s. 2'sinin (% 4. "Aynı makale'1. yüzyılda Uşak'ta bulunan müsellem çiftliklerinin dönüm miktarının 90-700 dönüm arasında değişmekle beraber. 35O: 430. 1571 ve 1580 tarihlerindeki toplam sayısı. s.11 'ini teşkil eden 32'sinin 150. 1560'da. Nitekim. bu dunun nonna} karşûanmâhâtr. Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden de tafsilatıyla takip edilebileceği üzere. Arıkan. 5'i 250. Akgündüz. devlete karşı yükümlülüklerini "benevbef tâbir olunan nöbetleşe yerine getirmekle idiler106. 5'i (% 10. Ve bir ocakda müsellemin kânûn-ı kadîm üzerine birer çiftlik yerleri vardır ot çiftlikde vûkî' olan gallâtdan ve bağdan ve hağçeden ve değirmenden kimesneye 'öşr ve rüsum virmez ve ol yer satılmak ve tapuya virilmek caiz değildir ve koyunları 'âdetine ve bakî rüsumlarına kimesne dahi etmez.. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı yükümlü tutuldukları mîrî hizmet karşılığında. 2'si (% 4. 5'i 300." Böyle bir statüyü haiz olan çiftliklerde kayıtlı müsellemler ve yamaklar. 520. I'inin 110. Sefer veya hizmete müsellem olarak eşmeleri hasebiyle. Arif nşr).44) 200. 90. "Aynı makale". 160. 180. ek olarak verilmiş olan listelerden hareketle. MJîekJjn. Yücel. Uşak müsellem çiftliklerinin kapladığı alanın piyade çiftliklerinden daha büyük olduğu anlaşılmaktadır. 190. daha ziyâde 100-300 dönüm arasında yoğunlaştığı görülmektedir..XV-XVI.34) 400 dönümden ibarettir. Oldukça farklı bir statüyü hâiz olan Rumeli ve Teke-ili müsellemleri dışmda.11) 100. Aynı eser. Dönüm miktarı itibariyle genel olarak değerlendirilmiş olan Uşak müsellem çiftliklerinin sair hususiyetlerine geçmeden önce. Anadolu müsellemleri. 260. ilgili kanunnâme hükümlerinde bu dununun gayet açık bir şekilde ifâde edilmiş olduğu görülmektedir1"5. Pulaha-Y. Diğer 14 çiftlik ise. 1571 ve 1580 tarihlerinde de çiftliklerin dönüm miktarı itibariyle arzcttikleri bu özelliğin büyük ölçüde muhafaza edilmiş olduğunu da belirtmek gerekir.. Nitekim. 188. yayalarda da olduğu gibi.21) 150. Selim Kanunnâmesi. Nitekim. 5'inin (% 11. dönüm miktarı ve hâsılım bir icmal tablo üzerinde ifâde etmek gerekirse.52) 600. 1545'de kayda değer bir değişiklik olmamakla beraber. M. Arıkan. toprak tasarrufu bakımından Anadolu yayalanyla hemen hemen aynı statüyü hâizdirler104. Keza. /. 31-32. at ve sâîr teçhizatın masraflarının yayalara oranla daha yüksek olduğu göz Önünde bulunâunûduğanda. çiftlik dönüm miktarlarının 100-450 arasında değiştiği görülmektedir. listelerden de takip edilebileceği üzere. Tinin 130. 62-65. 187. mezkûr tarihte Yavı nahiyesinde birlikle yazılmış olan iki çiftlik ile birlikte tespit edilmiş olan 45 çiftliğin % 71. kendilerine lahsis edilmiş olan çiftlikleri tasarruf etmekte idiler. Kânunnâme-i Âİ4 Osman (M. 1545. s. 5'i 200. Tinin de 450 dönümden ibaret olması oldukça dikkat çekicidir. s. 1560.86) 100. 3'ü (% 6. s. XVI. 1520. 330. İ19 .

•.440 5 Bıuıaz 8 1.730 100 100 : 10.06 12.""'" T. XVI. labloya aktarmakla beraber.524 Ulugöbek 1.84 38..16 40.024 ••"••48" 18 2-960 Uşak Ukı göbek 5 750 Banaz 8 1.:'"1 "''" : • ^ g .630 Yavı Triplai mi=^^. kaza genelindeki durumu eksiksiz tespit ve zaman içerisindeki gelişimini takip etmek mümkün olmaktadır. .690 15.99 1.85 490 34.57 31.41 15. Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden ve bunlardan hareketle hazırlanmış olan.910 Ulugöbek 750 5 Banaz i.#W.700 38.79 32. '".860 Ulugöbek 5 750 Banaz 8 1. 1 1457 tarihli defterde kaydedilmiş olan çiflliklerin dönüm miktarı ve hâsılları kaydedilmemiş olduğu için tabloya da yansımamıştır..79 4.000 15.05 1. genel dununu yansıtmaktan uzak kalmıştır. Keza.85 3. 37.490 :-Toplairı=!:.305 1.450 Yavı 4.12 34. •.71 i 0.:.• 11.500 % 1489 1520 1545 1560 1571 1580 Uşak Ulugöbek Ban az Toplam= • :: " '' Uşak 4.26 16.. Uşak 18 2.81 1.92 100 İ00-" • • 1 5 .65 37.280 10.52 37.07 4.'^:1 •.150 Yavı 17 2.360 9. Buna göre.64 45.".52 11.890 2.880 TbptottîPi-"--1-1:-':^:^::.16 38.39 34.650 16365 5. YÜZYILDA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNİN TOPLAM DÖNÜM MİKTARI VE HÂSILI :• Tarih NâUİye Çiftlik Adedi 20 4 13 : -.1 T.78 42.00 4.69 4.700 Yavı 17 6.54 12.46 12.49 4. yüzyıla âit defterlerde bütün çifktlikler.150 Yavı 17 2.•::. 1489 tarihli deflerde de iki nahiyedeki çiftliklerin sâdece dönüm miktarının yazılmış olması dolayısıyla.860 2.190 : • : Toplarn^:. 1". yukarıdaki icmal tablodan da takip edilebileceği üzere.-.39 37.^it..550 550 : 5. Hâsıl 4... 8 7 5 41.:: '..500 T£72tf : İW m43.43 4.:.000 14.34 1.270 9 17 2.965 1.12 Î5.Turan Gökçe XVI.250 100 .690 38.000 16.43 9.40 34.V 37 "•"..530 8.. 18 5 8 17 Dünüm Miktarı • • .444 Ulugöbck 1. 152O'def nahiyelere dağılımı ve nisbetleri tablo üzerinde belirtilmiş olan 48 çiftlikten müteşekkil 11. .90 9.954 Uşak 18 4.440 Töplam= 14. dönüm miktarı ve hâsıllar] ile birlikte kaydedilmiş olduğu için.•• : i f l a O O ••:>.'".954 dönüm nıüsellemlik yerden elde edilen 120 ."•.68 M.330 7.-• 4 8 Uşak 18 2.92 1.490 Ban az 1. l o o .^g|^Siİ mmmm i e : ^ h ^ 5 6 Ü ^ :•:.520 5..:'.53 9.100 6. ••.56 100 100 37.550 5.

254. piyade çiftliklerinde yaygın olarak görülen zamîme uygulamasına ihtiyaç duyan müsellem çiftliklerinin oldukça nâdir olduğu görülmektedir. s. '1580'de Ulugöbek nahiyesinde Kara Yahşi111 çiftliğine Âşık Aydın çiftliği. yetiştirilen ziraî mahsûllere dâir ayrıntıya inilememektedİr.7D-589.7D-32S. s. BOA. bunun tabiî bir sonucu olarak da toplam hâsılın % 32. !ı4 BOA. Yavi ve Uşak nâhiyelerindeki düşüşün etkili olduğunu ifade etmek gerekir.31'lik bir artışla 14. Yavı nahiyesinde de Hacı Müstecab çiftliği114 iki eşkün vermekle mükellef tutulmuştur. s. 11.TD-103. Bu ölçüde önemli bir değişikliğin görülmediği 1571'de 7. 16. 295. s. 165.365 akça hâsıl kaydedilmiştir. yerlerinin "bî-hâsıF* olması sebebiyle.720 akça hâsıl. Özellikle Ulugöbek. s. Nitekim. Mezkûr tarihte Uşak müsellem çiftliklerinin dönüm ve hâsıl miktarında görülen bıı önemli düşüşle.875'e düşmüş olması oldukça dikkat çekicidir. 134. Simav çeri-başılığında mevkuf olan İlyasoğlu çiftliğinin zamîme verilmiş olduğu anlaşılmaktadır1 lL>. 154. Banaz nahiyesinde Tursun çiftliğine ise aynı nahiyeden Bekir Fakih çiftliği109 zamîme kaydedilmiştir. Yavı nahiyesindeki Hacı Müstecab çiftliğine. 147.TD-242. ayrılmaya rızâ göstermeyen veya bir görülmek üzere kaydedilmiş bulunan çiftlikler.131. yamak sayısı itibariyle ziyâde olmakla beraber. Çiftliklerin dönüm miktarı itibariyle arzeimiş olduğu söz konusu hususiyetlerine bağlı olarak.640 dönüm.59'kik düşüşle 10. 1545:dc toplanı çiftlik dönüm miktânmn % 17. 15. Yüzyıllarda Uşak"Kazâsı Piyade ve Müsellem Teşkilâtı. 109 BOA.73Mük düşüşle 7. 1545'de yerleri az olduğundan.TD-589. asıl işaret edilmesi gereken önemli noktalardan birisi de 1560'da çiftlik dönüm miktarının % 48.7D-İ0İ. 1520'de Uşak nahiyesinde Saray kaidesindeki Milımadbegoğlu çiftliği ile bir görülmek üzere yazılmış olan Küçük Yusuf m. hâsılın % 2. 113 BOA.560 dönüm. 1580'de ise 7. defter kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla. toplam gelirin genellikle "hâsü-ı gallât" şeklinde tek kalemde kaydedilmiş olması dolayısıyla.s. s. Banaz'da Bekir Fakih 113 çiftliğine Çubuğa çiftliği zamîme kaydedilmiştir. 1545'de Uşak'da aynı minval üzere kaydedilmiş bulunan Küçük Yusuf115 çiftliğinden BOA. Bununla birlikte. Ulugöbek nahiyesinde Kara Yalısı çiftliğine mensûh vakıf olan Aşık Aydın çiftliği10". 108 107 121 .XV-XVI.99 nisbetinde azalarak. Diğer taraftan.024'e çıkmış olmasına rağmen. sâdece 156()'da Uşak nahiyesi.100 akça hâsıl tespit edilmiştir.TD-242.S.700'e gerilemiş olmasıdır. 115 BOA. Bununla ilgili olarak. 110 BOA. 112 BOA. 152. fazlalıklarına ınukâbil iki veya daha fazla eşkün vermekle mükellef tutulmuşlardır. Piyade ocaklarında olduğu gibi: müsellem çiftliklerinde de hububat üretiminin hâkimiyetine bağlı olarak.190'a. 148.TD-242.TD-242. Kürt karyesine tabî Kürt Süleyman çiftliğinde107. 111 BOA. altı ay faal olduğu anlaşılan bir değirmenin mevcut olduğunu da belirtmek gerekir. 10. s.

s. Yavı nahiyesinde. îtpman 1 2 3 . Yavı nâlıiyesinden Hacı Müstecab çiftliği121 ile Çullu 122 . iki eşmekle mükellef tutulmuştur. 160. ziyâde oldukları sebeplen Bıyıkoğlu Çakır130. 140. 138 BOA. Kırık Hasan 124 ve Gedik12'' çiftlikleri ikişer eşmek üzere kaydedilmişlerdir. 149-150.TD-328. 185-186. 160. 1571'de Uşak nahiyesinde. 121 BOA. 164. 136 BOA. 188. Yayla çiftliği119 üç eşmek üzere yazılmıştır. Yavı nahiyesinde ise ziyâde oldukları sebepten İtpınarı136. s.7D-32S. s. 128 BOA. s.s.TD-589. 130 BOA. s. l 2 '' BOA. 1580'de gerek yamak. • 135 BOA.TD-511. 118 BOA. 124.129-130. 139 BOA. 126 BOA. 122 117 m . 131 BOA.TD-589. Uşak nahiyesinden Bıyıkoğlu Çakır m iki. 125 BOA.141.TD-589. s. 134. 133 BOA. 120 BOA. 140 BOA. s. 123 BOA. gerekse çiftlik ziyâdesinin artmasıyla. 124 BOA. Yayla116 çiftliği de ziyâde olduğu sebepten iki eşmek üzere kaydolunmuştur.TD-589. s.TD-589.TD-328. 193. Yayla154 çiftliği ise üç eşmekle mükellef tutulmuştur.I54-155.TD-328. Yine aym nahiyeden Küçük Yusuf çiftliği120. s. Dügüncüoğhı ljl . 141. Simav çeri-başıhğında mevkuf olan İlyasoğlu çiftliğinin zanıîme verilmesine karşılık. 158. s. s. 137 BOA. BOA. 141. 186. Nitekim. BOA. 134. 1520!de olduğu gibi. Baııaz'da Bekir Fakih müsellemleri ile bir görülen Barınak İlyas 135 çiftliği de iki eşkün vermek üzere kaydedilmiştir. 134 BOA.TD-511.TD-589. Mihmadbegoğlu çiftliği ile bir görülüp. yine aynı şekilde yazılmıştır. 148. s. 132 BOA. Hacı Müstecab139 ve Gedik140 çiftlikleri 2. &. 127 BOA. s.TD-589.^. s. R. Uşak'da Mihmadbegoğlu çiftliği ile bir görülen Küçük Yusuf129.TD-589. s. 119 BOA. 135. 125. Aym tarihte.TD-328. 165.TD-589. 1560'da bunun dana da yaygınlaştığı görülmektedir. s.TD-328. Kırık Hasan 138 . Esenli 137 . s.TD-242.7Ü-JS9.7D-J«P. s. 160. 137. Kavacık132 ve Kürt Süleyman133 çiftlikleri iki.Turan Gökçe başka. bir önceki tarihte iki eşmek üzere kaydedilmiş olan Hacı Müslecab117 çiftliği İse yerlerinin bî-hâsıl olması sebebiyle.TD-242. 122 BOA.TD-328. Yavı nâlıiyesinden de Esenli çiftliğinin127 ilâvesiyle 5 çiftliğin aynı minval üzere kaydedilmiş oldukları görülmekledir128. s.TD-589. s. 159. s.TD-328.145-146. iki eşmek üzere yazılmış olan Kavacık çiftliğinin126 ilavesiyle birlikte 4.TD-511. 151-152. 183.

179. 136. Uşak piyade çiftliklerinin aksine. s. 152. BOA. • 148 BOA.TD-103. Piyade kısmında da işaret edilmiş olduğu üzere. s. 155. 146 BOA.TD-589. m BOA. 131.7D-5i7.TD-242. muhtelif sebeplerle boşalmış ve tekrar mâmur hâle getirilme imkânı kalmamış olan çiftliklerin mevkufa yazılması kâmın gereğidir. XIV. Uşak'da Kürt Süleyman . cedid yazılan Çubuğa çiftliğinin de mevkufa kaydedilmiş olduğu görülmektedir149. s. Beldiceanu.TD-589. "evlâd-ı müsellem ile ta'mîr" olunarak. 263. Ankara 1985. 145 BOA. 152 BOA. 1571 tarihli defterde Banaz nahiyesinde aynı şekilde kaydedilmiş olan iki çiftliğe rağmen 151 . 1545!de sâdece Banaz'da Bekir Fakilı çiftliği148 mevküf-ı atik olarak kaydedilmiştir. 1545 ve 1560'da. Uşak müsellemlerinin mutasarrıf oldukları çiftliklere mukabil. s.TV-/OS. sâdece bu çiftliğe zamîme yazılmış olan Çubuğa çiftliğinin mevkuf yazılmış olduğu görülmekledir. s.TD-328. önceki defterlerde tesadüf edilememekle beraber. Yavı'da İtpınarı çiftlikleri müsellemlerinin 1520. Yüzyıldan XII. 179. s. Nitekim. ayrıca işaret olunması gereken özelliklerden birisi de 14 bazı müsellemlerin "kendi ihtiyârlanyla hürüme eşmeye mültezim" olmalarıdır . IW\ BOA. mezkûr tarihte. s.TD-328. BOA.163. 158O'de ise mevkuf iken. 142 14 141 Zırhlı bir askerî mükellefiyet olan "cebelii eşme" ite ilgili olarak bkz. Yüzyıla Osmanlı Devleti'nde Tımar. 142.TD-242. 151 BOATD-5//. listelerde kaydedilmiş olan faal çiftlikler dışında. BOA. 1545 ve 1560 tarihlerinde bürümc eşmeye mültezim oldukları görülmektedir. söz konusu çiftliğin zamîmeye ihtiyâcı kalmamış olması sebiyle mevkufa yazılmasıyla150. Uşak müsellem 141 BOA. 144 143 Nitekim. bu minval üzere harâb olup mevkuf kaydedilenlerin sayısı oldukça düşüktür. (Çev. BOA. daha önce Mürşid çiftliğine zamîme yazılmış olan Gökçe Murad çiftliği de. üzerlerine düşen nıükellefiyetleriyle ilgili olarak. 149 123 . s. s. 288. Ulugöbek nahiyesinde Kara Yalısı146 çiftliği de "cebelü eşmek" 147 üzere kaydedilmiştir.TD-589.TD-242. Yavı nahiyesinde. daha önce mevkuf kaydedilmiş olan Gökçe Murad çiftliğinin.s. Nicoara Beldiceanu. 143 Bir tür zırh olan "'bilriime" ve "hunime eşme*' mükellefiyeti hakkında bkz. Gökçe murad çiftliği ile bir görülen 142 Hurşid çiftliği de iki eşmek üzere kaydedilmiştir.TD-328. s.TD-242. 1560'da Banaz nahiyesinde. faal hâle getirilmiş olduğu anlaşılmaktadır152. 87-89. s. Uşak kazasında üç mevkuf müsellem çiftliği tespit edilmiştir.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Çullu çiftliği ise üç eşmeye memur edilmişlerdir.TD-328. Aynı eser. 154. s. Yavı nahiyesinde. 154. BOA. s. N. müsellem çiftliklerinden. atik Bekir Fakilı çiftliği yanında. 90. s. tamir olunarak faal hâle getirilmiş olan Bekir Fakih çftliğiı53hâriç tutulursa. Mevkufa kaydedilen az sayıda çiftliğin de "evlâd-ı müsellem ile" tamir olunarak faal hâle getirilmesi. s. 153 BOA. Mehmet Ali Kıhçhay).s. 146. 150 BOA.TD-328. BOA. 193. 159-160. s.

150. 255. BOA.7D-. 251-252 vd. 260. müsellemlerin.05. müsellemlik yer dışında sipahi yerinde zirâatla meşgul olmaları hâlinde.262. 280. s.s. s. 147.TD-103. Aynı defter kayıtlarına göre. BOA. Banaz'da 3. Banaz nahiyesinde Barınak İlyas çiftliğinde1"7 2. sipânî toprağından yer tasarruf edenler ismen kaydedildikten sonra. Ulugöbek'de 2. s. iş gücü takviyesi yapıldığı anlaşılmaktadır. 272-273.TD-103.TD-103. 141. Uşak müsellem çiftliklerinde bulunan yamaklardan bir kısııımm da bu minval üzere toprak tasarruf ettiklerini göstermektedir.TD-103. 259. Nuh çiftliğinde158 2.TD-103.7ZM0J. BOA. BOA. aynı defterde. 281 vd. 124 .TD-103. BOA. "mezbürûn müsellemler ki karye-i mezbûreden dutdukları yerün 'Öşrün ve resmin ve bağçe ve bağın 'öşrün veya haracın karye-i mezbûreye mutasarrıf olana vireler ber-mûceb-i emr-i hümâyûn"156 kaydının düşülmüş olması da bunu teyîd etmektedir. BOA. 124-126. 274. BOA. yer tasarruf edildiği anlaşılmaktadır. s. Yurlbegi çiftliğinde164 1.21Q. Ulugöbek nahiyesinde Çubuğa çiftliğinde165 3. s.Turan Gökçe' çiftliklerini. 45.276. Kanunnâmeler deki ilgili hükümlere göre 155 .TD-103. Bu cümleden olarak. Yeri az olan çiftliklere yapılan bu tür ilâveler yanında. BOA. 287. yamak ihtiyacı duyan çiftliklere de aynı ocağın "evlâd-ı müsellemlerinden7' veya diğer çiftliklerin "hâric-ez-deftef olanlarından "lıâliyâ virilen"' kaydı altında. s.TD-511. Sipâhî yerinden bağ tasarruf etmeleri hâlinde ise "onar akça resm" vermek durumunda bırakılmışlardır. önemli bir kısmının mevkuf yazılmış olan piyade çiftliklerinden ayıran önemkli özelliklerden birisi olarak görünmektedir.TD-103. defterlerde sıklıkla tesadüf edilen ilgili kayıtlardan154. Yenice çiftliğinde162 12. BOA. Emür çiftliğinde160 2. BOA.282. s. " 'öşürlerin ve iki dönüme bir akça yer resmin" ödemekle mükellef tutulmuş oldukları anlaşılmaktadır. 253. BOA. s. BOA.TD-103. BOA.s. s.TD-242.. Ârifnşr).TD-328. BOA. 128. s. Nitekim. 277. Kâmınnâme-i Âl-i Osman (M. Cıngıloğlu çiftliğinde166 8.TD-103. 143. BOA. Uşak'da 9. Uşak nahiyesinde Karacaahmed çiftliğinde137 3. Yavı'da 2 olmak üzere toplam 16 çiftlikte bu minval üzere.. Bâlibeg çiftliğinde'01* 1. Yurtbegi çiftliğinde159 3. 145.TD-103.TD~W3. Gazi çiftliğinde169 7. Kara Halil çiftliğinde163 1. 150.7D-/0J. Kavacık çiftliğinde'61 2. Esenli 154 155 156 157 15B 150 160 161 162 163 164 165 Mı 167 168 m t7() 171 BOA. 155-157. Konumuzu teşkil eden müselemlerin de yazılı bulunduğu 152ü tarihli defterde tesadüf edilen ilgili kayıtlar. her bir çiftlikte. s.3TM03. s. s. BOA. 278. BOA. s. s. 252. BOA.s. s. 251. Dursun çiftliğinde170 2. 159 vd.s. s.TD-103. Bkz. 257. BOA. Yavı nahiyesinde Çullu çiftliğinde171 2.

bazı çiftliklerde doğrudan derbendci ve köprücü yazılmış olan yamakların dışında. 174 Kütahya müsellemleri beyi Kasım Bey'e hüküm: &OAMD-3. s. bunların cezalandırılmaları istenmiştir. geri hizmete çekildikten sonra. derbendci. 22 Ramazan 979/7 Şubat 1572176 ve 21 Safer 980/3 Temmuz 1572177 tarihli hükümlerden de. Yaklaşık iki ay sonra. sancağın elliciler ile 831 neferden ibaret olan bir nöbetlisi 22 Rebnilâhır 982/11 Ağustos 1574 tarihinde aym hizmet çerçevesinde. 175 BOAMD-3. s. s. 186/451. ve Müsellem Teşkilâtı çiftliğinde172 1. Kütahya 172 173 BOA. Kütahya sancağı müsellemleri beyine yazılan bir diğer hükme göre 181 . s.TD-16. 185/448.TD-103. Keza. inatla hizmet yerine gitmemiş olduklarını göstermektedir. köprücü ve derbendci olanlar hâriç. 145/395. demir top yuvalağı hizmetinin aksamasına yol açtıkları anlaşılmaktadır. 290.TD-103. s. 180 Manisa ve Nif ve Mendahorya kadılarına hüküm: BOAMD-24.MD-26. hizmete varmadıkları belirtilerek. Son olarak. daha sonra aynı hizmete tâyin edilmiş olan Kütahya sancağı müsellemlerinin bir kısmının. Uşak Müsellemlerinin Tâyin Edilmiş Oldukları Mîrî Hizmetler Ynkarıda işaret edilmiş olduğu üzere. 4. Aym tarihli bir diğer hükümde179 de ocakları mahsûllü olan müsellem taifesinin subaşılara para verip. Kütahya müsellemlerinin 735 neferden ibaret olan bir nöbetlisi 26 Cemâziyelevvel 967/23 Şubat 1560 tarihinde Bilecik mâdeninde top yuvalağı hizmetine tâyin olunmuştur. Hacı Müstecab çiftliğinde173 2 neferin.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade. Bu hükümler aynı zamanda. 181 BOA. Kütahya sancağı kadılarına hitaben sâdır olan bir diğer hüküm 175 . gurre-i Şaban 967/27 Nisan-6 Mayıs 1560 tarihinde. Tespit edilebilen en eski tarihli kayda göre174. s. s. öşür ve 1-130 akça arasında değişen resim vermek suretiyle. 148/388. 295. Kütahya müsellemlerinin. tahrir esnasında kendilerini raiyyet. 178 Kütahya müsellemleri beyine hüküm: BOA. s. kısmen de olsa mühimme defterlerindeki ilgili kayıtlardan hareketle tespit etmek mümkündür. lop yuvalağrnı iskeleye indirme görevine tâyin edilmişlerdir.MD-21. söz konusu mâden hizmetinde istihdamı emredilmiş olan müsellemlerden bir kısmının. sipahi yerinden toprak tasarruf ettikleri anlaşılmaktadır. s. 258/505. Uşak müsellemlerinin de dâhil olduğu Kütahya müsellemlerinin. 125 . teşkilâtın lağvına kadar tâyin edilmiş oldukları mîrî hizmetleri.MD-2İ. köprücü ve bürüıııe kaydeUirmeleriyle. BOA. 179 Yörük ve müsellem taifesi olduğu yerlerin kadılarına hüküm: BOA. 180/378. 28 Zilhicce 981/20 Nisan 1574 tarihli bir hüküm' 80 . 14 Zilkade 980/18 Mart 1573 tarihli hükme göre 178 . piyadelerde olduğu gibi. sipâhi-zâde. Saruhan ellicileri ile birlikte yine aym mâden hizmetine tâyin edilmişlerdir. Kütahya sancağı kadılarına hüküm: BOA. Kütahya müsellemlerinin bir ve ikinci nöbetlileri olan 831 nefer. 346/1019. diğerlerinin müsellemlik vazifesine tâyin edilmelerini âmir bulunmaktadır. yine Saruhan ellicileri ile birlikte aynı hizmete memur edilmiş olduklarını göstermektedir. 278/812-f. 177 Kütahya sancağı müsellemleri beyine hüküm: BOAMD-19. s.

üzerlerinde kayıtlı müsellem-yamak! ar da îfâ ettikleri hizmetlere mukabil sahip oldukları her türlü muafiyetlerden arındırılmak suretiyle. Bemıâk Mucurred Muaf Talırnîiiî Nüfus 1 Uşak ma'a Yavı n Ulugöbek Ban az !'Töplanri¥. deftere kay dolu nnıııştur. s. müsellemlerin acele gönderilmeleri istenilen..•••. aşağıda ek olarak verilmiş olan listede tafsilatıyla ifâde edilmiştir. Sözgelimi.584 759 1. piyade teşkilâtı ile birlikte lağvedilmesi üzerine gerçekleştirilmiş olan mensûh piyade ve müsellem tahririyle. UŞAK KAZASI MENSÛH MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNİN GENEL DURUMU ••• ••.. Kaynaklarda tavsif edilmiş olan bu defterde yer alan Uşak mensûlı müsellem çiftlikleri ile İlgili kayıtlar. 1 Şaban 982/16 Kasım 1574 tarihinde memur edilmiş oldukları. bir diğer örneği teşkil etmektedir184. daha farklı mîrî hizmetlere de tâyin olunmuştur. 317/912. burada ayrıca üzerinde durulmayacaktır. timar ve zeamete tahsis edilmiş olan Kütahya sancağı mensûh müsellem çiftlikleri ve raiyyet statüsüne indirilmiş olan müsellem-yamak nüfus da aynı minval üzere tahrir edilerek. nâdir de olsa. : N ü f u s . Uşak kazası da dâhil olmak üzere. 126 .MD-26. 216/620. bir yıl sonraki nöbetlisinin istihdam edilmiş oldukları "mathah-ı âmire" binası hizmeti bunlardan birisidir.150 13. 182 : İdiîşî Biriln Köy Adedi Çiftlik Adedi Dönüm Miktîîn Hfisd Ntftren 742 76 113 • . raiyyet kaydolunmuşlardır. Kütahya müsellemleri. bunun dışında.244 83.719 398 48 69 283 19 28 61 9 16 2. Keza. ellicilerle birlikte aynı mâden hizmetinde istihdam edilmiş olduklarını göstermektedir. Müsellem Teşkilâtının Kaldırılması ve Mensûlı Müsellem Çiftlikleri Daha önce. 1582'de "umûmen yaya ve müsellem teşkilâtının re fi" ne dâir yeterli bilgi verilmiş olduğundan. 3 Cemâziyelevvel 982/21 Ağustos 1574'de sâdır olan 183 bir hüküm .226 228 339 2.Turan Gökçe müsellemleri beyine yazılan iki hüküm . Burada. Müsellem teşkilâtının.• •.578 304 453 28 Rebîttlevvel 985/15 Haziran 1577 ve 21 Rebîülâhır 985/8 Temmuz 1577 tarihli hükümler: BOA. « . 5. IS4 Kütahya müsellemleri beyine hüküm: BOA.944 19. sâdece mensûh çiftlikler ile üzerinde meskûn nüfusun genel durumunu yansıtan toplam rakamları bir icmal tablo üzerinde değerlendirmek yeterli olacaktır. s. 363/858. Kütahya müsellemleri beyine hüküm: J&OAMD-26. Kütahya müsellemlerinin bir nöbet tisinin. piyade teşkilâtı ile ilgili kısımda. 169/454. çiftlikler sipâlü yerine dâhil edilerek. s.ÎÖ.MD-.: .i 15 3 6 34 5 8 5. timar ve zeamete tahsis edilmiş. İstanbul'da Ayasofya'nnı meremmeli hizmeti de bu çerçevede. 1577 yılında sancak müsellemlerinin 831 nefer olan ikinci nöbeti ilerinin.

5"i (% 10. üç nahiye hâlinde yazılmış olan Uşak kaza dâiresinde. 19.23) da muaf statüsünde kaydedilmiştir. Bu rakamlar. ma Tül ve benzeri sebeplerle mariz olanlar teşkil eünekledir. mezkûr kaza dâiresinde oldukça önemli bir piyade ve müsellem potansiyelinin mevcut olduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır. çiftlik sayısı ile dönüm miktarının birbirine yakın olmasına rağmen. ser-piyâdeye bağlı. Ayrıca. lahmînî 4.793-3. 83. Bu da tahminî 2. tek ünite olarak kaydedilmiş olması dolayısıyla.944'ü (% 11.24 nisbetinde bir düşüş kaydetmiş olduğunu da belirtmek gerekir.464-5.89) Ulugöbek. 1582-83 yıllarındaki dununu yansıtan bu rakamlar.269 gerçek nüfusu ifâde eden 1. yüzyıllarda Uşak kazâsınm bir yönünü.421. askerî olmaktan çıkarılarak raiyyet statüsüne indirilmiş olan müsellem-yamak nüfusun toplam 931 nefer olduğu anlaşılmakladır. Sâdece bir fikir vermek için. 127 . Muaf kaydedilmiş olanların % 48.83'ünü teşkil eden 42'si pîr. Söz konusu mensûh çiftliklerle beraber.263-5. teşkilâtın lağvından önceki son tahrir verilerini yansıtan 1580 yılı rakamlarıyla mukayese edildiğinde. 10 sipâhî (% 11. 24 köyde. kayıtlı nefer itibariyle 1.719'u (% 16.28) Uşak ve Yavı. 742'si (% 80. söz konusu 931 neferin.16) Ulugöbek.62) ve 7 imam (% 8. 1545'de "yaya _yerz"nden tahsis edilmiş olan 49 köyde 22.213'den 93Te gerilemiş olan toplam nüfusun yaklaşık % 23.13) deBanaz nahiyesinde kaydedilmiş olan söz konusu 931 neferin 515 : i ( % 55. 86'sı (% 9. nahiye addedilen toplam beş idarî üniteye taksim edilmiş olan Uşak piyadeleri.335 civarında bir gerçek nüfusa tekabül etmektedir. bir başka ifâdeyle.44) mücerred.793 civânnda bir gerçek nüfusa tekabül ettiğini ifâde etmek mümkündür. 1579'da ise 47 köyde 113 çiftlik üzerinde kaydedilmiş bulunmaktadır. 330'u (% 35.02) Banaz'a tabî toplam 47 mensûh çiftlik kaydedilmiştir. 76'sı (% 8.247 akça olarak tespit edilmiştir.XV'XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade. 1579!da ise 860"ı yaya-yamak. hâsılların çok büyük bir artış göstermiş olduğu dikkati çekmektedir. mirliva hâssma tahsis edilmiş olan Ulugöbek ile birlikte. lahmînî 2. ve Müsellem Teşkilâtı Tablodan da anlaşılacağı üzere. Bunlann nüfusu.81) Banaz'a âit olmak üzere.421 nefer olarak tespit edilmiştir. daha önce verilmiş olan 1580 yılı rakamlarıyla karşılaştırıldığında. 34'ü (% 72. 8'i (% 17. yaklaşık 4.23) Uşak ve Yavı. 1545'de 809'u yaya-yamak olmak üzere.228 gerçek nüfusa tekabül eden 1.34) Uşak ve Yavı. kuruluş devrinin karakteristik askerî müesseselirenden biri olan Osmanlı yaya ve müsellem teşkilâtının.63) Ulugöbek. 13. 113'ü(% 12.584'ü (% 71. Anadolu'daki küçük bir kesitini açıklığa kavuşturmayı amaçlayan bu çalışma. Yavı nahiyesinin "Nâhiye-i Uşak ma'a nâhiye-i Ya\>r başlığı altında.31) bennâk.153 olduğu anlaşılan ve hepsi zeamet ve timara tahsis edilmiş olan çiftliklerin hâsıl yekunu. İlgili tahrir defterlerine göre. Toplam dönüm miktarının 7. Sonuç XV-XVI. 117.13) da muaf zümre içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. yukarıda verilmiş olan icmal tablodaki. daha önce de işaret edilmiş olan "nefer X 3" formülünden hareketle.

640. 1580'de 7. Kütahya'ya bağlı olarak teşkilatlanmış olan Uşak müsellemleri. zamanla köy niteliğinde birer yerleşim birimine dönüşmek suretiyle varlıklarım devam ettirmiş olmaları. 1545'de 15. 1582 yılında.213 nefer olarak tespit edilmiştir. Bunlardan hâsıl olan gelir ise 1520'de 16.357. 1520'de 1.560 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak.700. 1560'da 813"e düşmüştür. 1520'de 11.268 olarak tespit edilmiştir. Ulugöbek.yen"'olarak. 1545'de 14.875. muayyen zamanlarda.880 akça tutmaktadır. zeamet ve timara verilmiştir. raiyyet statüsünde kaydedilmişlerdir. 1579'da nüfusta görülen artışla. Başta Bilecik mâdeni olmak üzere. 1571'de 1.720. hepsi "ser-asker"e bağlı olmak üzere. Bunlar. alam 100-150 dönüm arasında yoğunlaşan çiftliklerin toplam dönüm miktarı 1545'de 23. 1580'de ise 1. 1571'de 11.201 iken. XVI. Uşak müsellemlerinin. Bununla birlikle. 1560"da 7. yüzyılın eksik defterlerinde 162-229 nefer arasmda değişen nüfusu. dört nahiyeye taksim edilmiştir. değişik mîrî hizmetlere tâyin edilmiş olan Uşak müsellemleri de 1582'de ref olunarak.024. bunların iskân tarihi bakımından da oldukça önemli olduğunu göstermektedir. 1560'da 10.Turan Gökçe Mükellef tutuldukları mîrî hizmetlere mukabil. Bilecik mâdeninde top yuvalağı başta olmak üzere. Piyadelerde olduğu gibi.191. yüzyıl defterlerine göre. 1580'de 10. Geri hizmete çekildikten sonra. 1545'de 33. Bu çiftliklerden hâsıl olan toplam gelir ise.100 akça olarak hesab edilmiştir. Sipahi sancağında olduğu gibi. 1571'de 7. bütünüyla Anadolu yaya ve müsellem teşkilâlmın refi ile birlikte raiyyet yazılarak. çiftlikleri zeamet ve timara verilmiştir.020. Yavi ve Yurtbegi örneklerinde olduğu gibi. Çiftlikleri de '*raiyyet . aynı zamanda. çeşitli mîrî hizmetlerde istihdam edilmiş olan Uşak piyadeleri. kendilerine tahsis edilmiş olan. birer köy-altı iskân yeri olma özelliğini taşıyan yaya ve müsellem çiftliklerinden bir kısmının. Mutasarrıf oldukları çiftliklerin toplam dönüm miktarı. Uşak. Banaz ve Yavı'dan oluşan.365. 1574'de 20.190. 20 köyde "müsellemlik yer" den tahsis edilmiş olan 48 çiftlik üzerinde kaydedilmişlerdir. 1545'de 1.954.111.1579'da29. 128 . XV.

Köy Yaya Küçük Selcen Göbek Yaya İsmail Y.TD.1 ? -' .Ma. • - 2 .Sagjr Mu. NAHİYE-İ UŞAK (Ser-piyâde) Ishak Yiğit Sevindik (2) Tunrul Mürsel Turacı? Tlyas (2) Mihmad (3) Bahâdır İbrahim Di«er îbraiıün Yaya Halil Hasan Köse Halil Yunus Bâlîeşler (3) Yahşi 160 100 200 120 120 140 200 100 190 100 150 90 70 120 İSO 100 200 250 190 250 190 210 250 450 210 200 190 200 180 200 170 220 180 350 11 7 7 12 10 5 16 7 12 11 \6 11 13 9 23 7 17 7 6 6 6 .Diğer <>aii> Yakassi! lûl resîde At ıııak vs. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı EKLER A PİYADE ÇİFTLİKLERİ I BOA. - 8 T Orta A 3 4 3 129 .1 6 5 6 4 6 3 2 1 4 4 7 1 4 4 11 3 5 5 12 1 8 1 - 1 3 - 1 2 dm • • 1 : ' • - • •4-. .290 .1 - 22 1 - r 2 - 2' C 7 4 9 6 8 1 .ıya Hoca ? çiftlik : 170 130 100 90 350 İSO 1 3 1 1 1 1 7 1 - 1 - 1 2 2 2 ı 2. T-" - lön 400 200 5 6 4 36 1 4 3 41 1 18 •U80. •fi 4 Osman Emekse 3.1 Kızılhisar 1 1 2 İ : - - - 1 5- 1 Kızılcasögüd 2 1 1 1 2 - -3 . 121 .1 . 2 . i to 7 2 2 1 1 '. i • k d 3 7 6 8 1 5 8 6 4 6 5 7 8 S5 1 İskân Yeri Çiftlik MiU-dt: Al fc • 1 • İ(1 Yaya Güvendik $cvh Hızır ölugöbek Kırık Ilalil Yaya E n ı ü r (1) (1) 350 180 İSO 3S0 250 250 350 250 150 10 15 6 13 12 20 16 16 13 4 4 2 1 4.XV-XVT.2.237'YE GÖRE 1545'DE UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK(Hâssa-i Mîrmîrân-ı Kıualıisâr-ı Sâbib) Dünüm 'Hâsıl Nefere n Pîr ViiyuNa.

I1U S 2tYU 40? 21S 14.1 4 2.V 4 ir. - .1 51 4 1 2 9 - G 6 4 6 6 S 4 .1 6 2 - - - • 1 1 2 2 2 5 - 100 230 220 290 190 290 290 250 250 410 8 Güğüm 15 S 11) 9 2 2 1 1 7 6 5 - 4 • 9 - 2 i 100 140 120 s 5 6 10 S ] I 2 2 i 7 3- ö 5 6 - - 1 200 140 330 5 2 17 Karhk 31 7 7 11 12 6 6 6 70 120 250 100 150 100 190 370 150 1 1 2 11 2 14 4 dm I 1 3 4 0 ? ı 1 1 4 4 1 1 . 17 [9 15 :» 77 NAHIYE-İBANAZ Balarbulduk Emirabiid Susuz Aynı kavak Emir Aziz Kün Gökkaya Dutluca Kuzviran Hoca Ahine d Tegmür Hisarbcgi Errıîn İ İd u tan Osman Biivvamlu Bayram begi Kara Îshak Timur Yalıya Hisarbegj Çakır 100 70 50 180 140 100 160 8 7 4 15 6 10 6 5 5 4 .:" : - 1 1 • • 5 500 150 400 14 13 8 15 14 16 5 7 7 7 4 Îshak (1) îshak Oruç Gazi Dunılıı pınar Cullu Kızılca Okçu Osman İne? Yahya Ku^limur Culiah 63 250 70 İSO fil 70 2 - 4 ^ 1 6 1 7 190 250 150 150 170 7 7 5 4 2 1 1 - - 4 70 84 1 1 3 1 3 1 6 2 130 .1 3 ] 1 3 3.1. 1 4 1 1 1 - . 310 40 2 10 d m 5. 250 300 250 430 6 7 . 3 •i ' ^ 1 1 T K O [40 200 180 2.Turan Gökçe Şeyh Zekeryâ Yalısı İbrahim Arslan Uruz Turası Zckcrya (5) Hıdır Yahşi Hüseyin (5) Yahşi YurLcu Seııdel Mahnuuİ Hüsrev/Yuvaca Eşref Eymür Eynchegi 34 ÇiÛlik 150 60 180 170 130 280 S .1 6 .T 310 150 12 11 9 8 12 1 1 1 1 1 2 3 260 190 320 120 so 1511 50 370 2 2 3 3 3 4 8 7 6 1 - 1 1 1 4 ] - 4 dm 1.1 23 ') 8 7 14 290 470 - - - K fi Bulkas? ^Köy.

Yayla Mustafa Temiirhan 1 J 131 . ~P 9 .4 S. 320 zn- 4 ]3 14 75 NAHİYE-İ UŞAK Sevinç Ali (lj Hasanhegoğlu (1) 80 140 150 80 90 160 220 240 100 180 180 12 11 7 9 10 11 7 6 6 4 6 > 4 5 i 5 3 I 1 1 .I 14 16 35 NAHİYE-I UŞAK Kınık Ululıeg Sunkur Karalı olu Almaçtık Dutluca Kürtcik Ulaş AkgeçiHi Kayalu Emeksö Manıakayası Iluca Lâl Bağlıma K-ü-jlcasögud 16 Köy Kınık İshak Nusret(l) Bekir Mîsâr'ir Savcı (2) Mihmad (2) Köse Yusuf fi) Görele Siilcymanoğlu İdrıs Kerem Yalısı Tiişgıın Belfis? Musa Bekir Sendel Timur Yunus Isâ Beti EyiK Gazi ] Derk emiş Hamza Bfılî Atgezdüren Kara Halil Eyncbegi Orhan Bahâdır Adil 29 Çiftlik 270 250 200 200 140 İMİ) 300 300 27Ü 250 2S0 250 350 400 440 350 250 750 370 550 300 400 4S0 400 170 290 310 340 500 300 490 350 260 570 100 HI. - 7 3 1 ! 14 ') 4 - 3 1 1 2 1 1 1 1 ] 7.O 6 3 4 .fi 4 : > 1 -î 2 1 4 4 1 1 11 22 12 15 8 10 15 14 S 7 11 7 36 17 14 7 fi 15 9 368 1 1 1 1 1 .•.-S 7 0 9 ?n.XV-XV1.•#-• Müstecab 1 2 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâh Kayıcık 14 Köy Güvendik 21 Cinlik 70 2.1 ı • . • fi 3 • n 2 1 2 1 1 2 V3. :-$-'-. > . 2 250 38IJ ı: 4 300 180 450 2Ştl 7 .İ7İ) 10 13 18 10 6 6 7 5 6 S 7 6 6 7 7 6 G 6 2 7 10 4 2 0 7 9 4 3 15 4 9 2 3 6 :ı - 2 1 1 .7*7 15Ü 4. 4 I - .1 8 8 R 5 10 7 18 !) 6 5 8 7 204 5 1 7 1 .1 Eymir.3 3 • :.f'ivtın. 1 1 ) 4 '* 4 1 1 • 1 t 1 2 2 • ! s 14 15 15 10 1 1 - - 1 1 - 190 350 330 300 180 700 300 500 250 350 350 350 100 14U 320 190 37li ı 4 4-.1 - 4 4 4: .

lıassıj MÜ uı.h'it Vilm.î(] Koy 2yCifilik dm=Derbeud muhafızı . - 4 .>k îsk." VilVIt-' IV. 1 10 1 4 4 2 ! 2 1 1 1 I 1 t) Uk-r • 1 ' - 4 5 2 . • 76 24 132 .9 Çiftlik ııliıi] Hüsıl ri'Şİtli1 Pir İ.ik f.1 1 1 1 1 - - s 1 - Hİsaiözü Orta Sorkun Göçeri - 1 1 4 3 [ 4 4 3 5 4 S : 1 100 100 100 150 İSO 160 (> ')> M e 7 - n s 21li :.mı 101 vs.10 5 - ')"•? ti BOA.4SCI 13 14 - • 1 ! L 1 ti - 1 1..6 7 ti 1 > -1 1 - •' 350 İSO j . - Oâih iti M îirde L'rd \l.Si. Bağbaşı 250 1000 250 i 40 180 G 8 7 6 10 8 2 5 145 • i şair ] Sffif .\-<] id ?5ıı 3Ü:J 180 180 150 90 •} 250 1 11 11 y 10 1 7 7 1 4 4 • 1 2 7 3 19.TD-320'YE GÖRE 1560'DA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK (Hüssa-i Mîrnıîrân-i Karahisâr-ı Sâhib) " DÜ.9 7ü.m Yeri Çifllik Yavii Güvendik Şevh Hızır Kırık Halil Yaya Rmür Yaya Küçük Sülcen Göbek Yaya İsmail Yaya Iloaı 3 Koy .1 2 - Çarık - 300 250 390 120 ? 11 11 7 15 10 11 32 7 15 15 15 20 17 13 19 İG !> I 5 ö 4 4 2 4 S 5 3 2 4 7 ^ 80 •> - 1 3 1 - 1 ." 2 'i •ı •> - -4 - 4 6 •> [Jlugöbek 250 250 180 ) 400 2f'fl 3sman 3 m ekse s 9 7 7 ? 9 9 • 55 1 - - i 4 - 6 .- Eymirsevİnç 80 340 150 200 140 200 1500 150 150 100 170 640 250 270 200 7 15 5 7 7 8 11 6 Ak.• Nv.Turan Gökçe Bayezİd Hızır (4) Sende] Eşşek Alımcd Ilvas Resul Karesi Bildulan (2) Resul (2) Mı ki loğ i u? Güçlüoğlu Evran (3) israil Mustafa Turbcgi (4) Tavus Ali (5) İvaz Hasan (61 Cüllah Ali (6) Mümin Yurtbegi (3) ibrahim (5) 13 Cı 250 2S0 300 MÜ 34 17 11 9 14 5 7 7 / 5 5 6 15 11 2 2 1 1 1 2 3 1 1 1 1 0 J80 190 150 150 130 3SÜ 6 7 4 6 ı5 6 .kili.

•? • 5 '•? 133 .290 5.• •W 7 1 • - '? 1 ? - i 1 • 4 Kızılhisar 101) 120 120 130 210 190 5 12 fi 1 3 3 - 1 7 2 1 1 4 6 n • 200 210 • ı 9 • ) KiziJcisoguJ 100 ? 100 ISO 6 1 2 7 1 - 1 ? 31 •i. 1 a n 18 1 55 N AHİYE-I BAN AZ Bakırbulduk Susuz Eymirâbâd'. 2 7 - Ona T • ! 270 170 7 7 230 15 9 5 "2 •> 2 4 > ' 1 * • a 1 7 •> •> ? ? 7 7 7 7 7 - ? • 7 .5 210 10 > 2 7 7 ) 4 • . 1 6 ? 1 ' 7 50 3.1.1 7 7 Karlık 200 100 4 7 1 15 1 I. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı NÂHİYE-İ UŞAK (Ser-piyâdc) tahak Sevindik Yieil Mürsel TunnıJ Bahâdır Mihnıad Turacı Balı eş Fer Yahşi İbrahim Diğer İhnınim Halil Hasan Köse Halil Yunus Şeyh Zekerya İbrahim Arşla n Yahya Uruz Turası Zekerya Hüseyin Hızır Yahşi Yurtçu S e ııde İ ICO •> 250 7 190 9 7 7 2 1 1 4 K 6 6 7 - 7 - 7 - 7 : • • - •?. 7 7 12 dm : ! 1 6 Köy . 7 .1.3 70 211 148 •46 . . 7 7 7 7 • ••? ISO 350 7 200 } 7 12 6 4 3 7 7 150 7 170 120 •> 7 16 7 8 7 G 7 3 ? Ğ 7 3 1 7 ? 7 7 1 1 ? 1 ı 7 • ) ' - 7 3 ? 2 7 77' 7 ') . 1 2 T 1 1 - 2 1 130 270 6 10 7 Bul kas? Mahnıud Eşref / Yuvaca Eşref A yıl emir Eyııebegi n çiftlik 1 4 - 7 150 290 470 •> 7 s dm - .' Hacılar Kızılca Dutluca Gökkaya Hoca Ahmed Beplemür Emin Hisarbcpi İkiuum Okçu Osman Ishak Hisarbegi Çakır Yahşi 100 70 180 140 1 8 4 7 7 6 4 7 7 7 - - o 7 - 7 1 7 3 9 - 1 . > i' 2 11 100 250 150 7 7 / 6 7 S > - 140 70 63 50 200 • ) 150 120 250 7 14 <) 12 15 17 • 1 7 2 1 2 2 1 - 6 B 7 - - 1 ? 1 7 6 3 • • ? : 7 7 1 7 1 7 •••?• . •4: 6 1 ) 140 ! 150 70 120 200 100 150 250 1 11 7 21 8 5 ? .1 180 170 6 1 3 11 3 4 1 Güğüm 320 100 7 7 6 7 14 4 eo • > 6 •> 7 5 9 '> 12 7 6 7 7 7 5 2 7 _1 7 1 - 1 S i 7 - 7 2 2 ? 100 IV) 0 120 250 - 1.XV-XVI.2 1.

\_ Turan Gökçe 84 ISO 70 J70 250 7 il 7 2 Kuştinıur Dıı mi ıı pınar Kayıcık Kürt Ey ne Ayrukavak Kuzviıan Culhh Çuliu Güvendik Kara İshak Timur Yahşi Osman Bayramlu Ishak-ı diğer Oruçüûzi 20 ÇifıJik 2 1 1 150 2(50 130 7 300 8 S 150 80 7 200 13 ? 8 6 7 8 6 7 7 2 - 1 i - î 1 3 3 1 •ı i ö 4 - 1 ! 7 1 7 7 5 5 7 7 ? 1 - 6 6 180 250 7 l.5 10 1 04 134 . 3 7 •3' 6 •> 250 7 400 - • 7 1 7 7 • Karabolu Almacık 350 î 7 6 î - ? 1 1 1 • 7 11 5 '?. 7 1 7 7 - 1 Sorkun : ] : 3. Âdil Orhan Bahâdır Yunus Dirkemiş 26 Çiftlik: e 7 150 450 100 190 280 570 170 340 7. ! 5 2 •I 7 - 7 - 7 - 300 500 Dutluca 250 ı 350 370 550 300 7 480 400 6 y 9 7 5 7 8 7 8 9 7 18 1 2 1 7 2 - 2 1 7 7 1 'i 1 3 - 1 • S.51 33 - . ••) .570 .300 300 7 250 13 7 11 9 7 8 6 ? a 6 7 7 fi 6 7 2 7 3 7 7 7 • ] 7 7 3 tim 7 • 1 7 1 •)• 4 i • 4 3 7 2 4. 4 > i 12 7 Kürecik Akgeçilü E m ekse Manıakayasi IIUCII 13 9 i 1 •> 350 7 370 7 7 4 •) 7 500 T 7 7 7 7 - 7 24 • ) 2 7 ? - ? 7 Ğ 7 6 1 1 7 7 •7 1 380 300 7 LSI Kıztlcasögüd 430 350 7 14 .. 350 250 7 9 8 7 9 7 7 1 ? - 7 ? - - 5 4 >.130 S 11 9 7 1 6 8 8 7 7 - 7 - 5 •>• 10 6 ? 1 ? ! 7 4 2 2 - - 1 '7 ' - - - 3 6 i il 4 1 1 - 5.• Bağlııca Ulaş Kayalu 14 Köy.İl .S)37' 250 400 •> 2 1 • > -40 2 5 6' 4' - 7 7 4 7 6 7 153 5 •' 5 7 ?' 7 14 Köy 3.197 1.250 • 104 3 2 13 37 NAHTYE-I UŞAK Kınık Ulugöbek Hasan İshuk Nusret Bekir Misafir Savcı Köse Yusuf Mihnıâd Küs üre e Süleyman oğlu kiriş Kerem Yahşi Taggıın Melfis? Musa Bekir Sende! Timur Isa Beg Hamza Bâli Alpezdüren Kara Halil Eyııebtijîî 270 250 7 200 140 7 350 190 t 3 EK) 180 7 .

• 28ÇiflIik :m .î 7 4 7 3 4 7. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı NAHIYE-I UŞAK Sevinç Ali Hasanbegoğlu Yayla Bâyuzid Hızır Semte! Minnetoğlıı Mustafa Temürhaıı Hşşek Ahmed Ilyas Resul Karesi Bin di naıı? Resul Güı.1 î 3 ? - 1 - 7 • 7 1 4 1 - - 1 1 1 11 7 1 7 1 i 1 6 t .1 > 7 7 İSO İSO 7 7 - 7 • > 7 •i - ':' 7 7 90 90 150 150 7 250 80 i 230 ? 200 7 200 7 S 6 ]2 11 ? 6 16 1 e 6 S 6 7 6 7 •) 2 4 2 7 9 • .1 10 .XV-XVl. 1 4" - Eymiısevinç Akkilise 240 300 ? 420 120 7 400 7 290 '1 - - 7 ? 7 7 7 7 7 3 7 •ı 7 7 1 7 2 7 T > 2 7 • ) ı: •-• "7 7 1 7 7 7 7 1 1 4 3 7 (5 .!)• 3 135 .' 60 ? 150 7 : 180 220 •ı 11 7 •ı Müsleıriib 100 '? 250 7 7 10 } 6 7 ? 6 7 6 7 - 6: 9 2 6 > 7 } 1 ? 7 1 7 . - - - 'i - - } T 7 1 ? 7 - 3 1 1 :3 7 7 7 4 Çarık ? 7 7 7 9: 3' 3' 7 .1 34 7 İfi ) 15 7 7 •j 14 T 4 1 4 7 .470 250 140 1 10 11 • ? 150 160 İSO 4.010 If) 14 (J 213 • 8 '.' S 7 ? 7 S 7 7 8 ? . 7 10 7 4 T' Ö 7 .T 7 7 '? ? 1 250 •/ 15 7 ivaz Hisar özü Orta Sı>rkuıı Göçeri Hasan Cüllah Ali Mümin ibrahim Yurtbcgi 9 Koy • 150 150 7 100 100 100 2.2 2 4 69.lüoğlıı Evraıı İsrail Bağbaşı Mustafa Türbeni Tavus Ali 80 140 '. .

-/ •i . - m?.k. İliam ja.: ..'Iiû! MuPir 3 5 1 5 2 6 7 3 vs.-K) • A.TD.ıSO 250 250 250 250 150 150 400 260 IX'ren 10 14 S 14 10 YÎI- i.4 S - •':"-.* ..Turan Gökçe III BOA..uk • • .-Vlik t'eti Atik iıl id 2• 4 11 f\ / 4 7 > II. •••-••:• 136 .349-. .-i'i ÇiCllik Yaya Güvendik Şeyh Hızır Kırık Halil/ üsmıkcı Yaya Enıür Yaya Küçük jSclcaiı Göbek YitVii İsmail Yaya ]KK:II J--Ciil. • )iğer Gâib Miirde 1 ' 9 8 I0 8 8 in - 1 " Ulugöbek .. i '•1 - 1 2 - - - - 1 -••- 6 1 2 ~ • - - - 1 - 2 1 4 1 1 1 1 İ • - .1 2 2 3 2 5 a 1 4 13 :> 10 6 1 1 - • •*•• t-. • 3 - A. 574 / 574m'YE GÖRE 1575>'DA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK (Hâssa-i Mîrlîvâ-i Karahisâr-ı Sîîhib) İskan Vi. - / ' - • - - 1 - 1 1 1 - - - Güğüm - 6.••••• .: :. ... NAHİYE-İ UŞAK(Ser-piyâde) İs hak Sevindik Miirsel Tuıırul flvas Baluîdır Mirmıud Turacj Balıeşler Yahşi İbrahim Diı... U.cr Ihralıiııı HHIII MiLSüll Köse Halil Yunus Şcylı Zekcr\'« İbrahim Arşla ıı Yahya . .vSO 180 180 170 150 100 "XI 350 ISO M fısıl . 180 200 120 120 200 130 100 140 100 120 100 150 90 170 220 150 150 160 17(1 60 250 280 110 130 45iı 200 210 250 ISO 190 200 180 370 360 150 2S0 130 320 100 7 12 11 6 14 10 (7 7 12 11 15 22 11 12 26 13 VJ 15 ') K. 72 16. :. : .ızılhisar Kii^lcasögüı] m Orta 8 7 6 9 1 7 6 6 S 7 9 S y 7 12 S 7 7 e 1 2 2 .. 1%:-.' 4 • ıs 16 y 13 - 1 1 • 3m.„. Dönüm .ssıl İVI. * • : . 2.:..Ü.1.

:.1 1 • 1 1 ı 1 2 I . - 16 - 1 - .:.T.i Kov H»ca Ahmed BöHtemür İn 11 iki Lan 'l'imur Bayramb(ü£İ Okçu Osman Asi ıha» Uisarbegi Çakır Yalısı Cellat Çıı Hu Güvendik Yahşi Osman Bayramlıı Asl)lıaıı-ı dİgcr Omç-üâzi 100 70 80 140 KO 150 70 63 50 200 150 84 İSO 70 70 200 18(1 250 70 180 140 180 250 130 24U 150 150 120 250 320 170 250 150 150 300 250 400 140 J. NÂHİVE-İBANAZ Bakırbııldıık Susu 7..• 2 NAHIYE-İ UŞAK Kınık Ulutföbek Masan Asi ıhan N'usrel? Bekir Misafir Savcı Köse Yusuf Milımâd Küsürce 270 250 270 200 140 180 350 30 330 300 300 270 250 250 250 400 350 460 10 35 10 16 12 9 10 7 13 6 9 8 S 7 7 7 S 6 4 5 1 7 5 2 3 7 - •2 - 1 1 1 - Sorkun - ' .:ı . 150 10 Ü 140 140 i 20 200 240 1 5 7 8 6 7 230 29 ü 250 23U 25U 200 lu 9 <J s 2 6 0 - 1te.1 1 .XV-XV1.- - 1 1 ?•• 3 •4 - 2 1 2 y 1+1 - • * • : 150 70 200 100 150 33U L 8 6 T 21 9 11 17 16 36 - 100 270 150 2yo 47 0 6 6 10 7 15 3 5 - - 4 • 5 -7 Bulkas'.- 2 3 2T • 4 :5 ]_• 5 6 il e- 1 11 a .. ? 7 U 2' 2 3 \ 5:.92Û 11 7 y s 7 17 11 7 11 28 9 9 9 5 7 11 8 7 177 6 7 5 7 5 6 7 7 8 6 / 7 5 7 7 .D \ 1 2 1 4 3 1 1 - 1 .1. 137 . 2 1 .4 . Hacılar Ey mir Aziz Kızılca Dutluca 0okkaya Kuştimıır Dıımlıı pınar Kayıcık fîyne Ayrukavak Ku KVİrajı r.1 4 3 1 1 ..13 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 10 [4 Karlık \ 'm/ Turası Z^kerya Hüseyin Hıdır Yahşi Yaiışı Yörük Mahmud Eşref / Yuvaca Eşref Aydemir liyıifiıegi 32 CİElliir •' v.f\ .:ı ..4p:0. • - - - Karabolu - .' fi Köy h=hatib 9 11 - 1 4 1 ~F :: A..7.- - • »:• 3 .

Turan Gökçe Almaeık Süleyman oğlu Evres? Kerem Yalısı Taşgıuı Belkıs? Musa Yem? Sen del Timur Isa Beg HamzaBâlî Algezdüreıı Kara Halil Eynebegi Orhan Bahâdır Yunus 300 180 700 300 500 250 350 350 350 140 370 250 3 SI) 350 150 750 370 550 300 400 480 400 230 500 300 430 350 280 57D 17li Duduca Kürecik Akecçilü Emek s e Mamakavası Eslüce Lâl S 8 15 6 13 7 13 15 10 8 28 ][) b 1 5 1 5 1 4 7 4 - - 1 4 8 6 5 7 6 7 7 G 7 13 7 y 5 7 8 7 1 - - 4 • - - - - 1 2 1 1 1 1 - - .P.: •••...". 2 - - r - - 2 1 4 1 2 2 1 1 - 1 dm . 1 •9 - 9 .şşek Alımed liva s Ey mi rs e vinç Resul Karesi Bindinan? Resul Genç lii oğlu Akkili..! NAHİYE-I UŞAK Sevi [iv Ali 140 150 S O 130 15iı 150 90 150 150 170 250 80 80 130 150 200 140 200 531 150 150 100 100 100 .::.16 • ıa 8 7 6 1 • - m . .1 300 İSO ıs - - 7 - S i 4 3 Bağluca Ulaş 450 100 10 11 11 X - - - • :İl"4--kö^!:::.•:?•:-. 3 .8 7 2 1 2 7 9 Mİ 6 S S 7 7 6 7 17 10 8 10 9 11 .:İOl::.4. i 9 7 12 3 9 3 6 3 5 5 1 - Bağbaşı 1 - - - y 1 1 1 - 9 - Htsarözü Orta Sorkun Göçeri 250 140 180 150 160 7 8 8 7 7 1 .ı - 1 10 ^ 8 4 4 2 1 - • - - 41 . so 18(1 16 7 11 13 35 !<! 0 14 9 20 15 9 7 15 12 31 18 22 15 19 14 13 11 14 12 14 7 6 7 Miistecab Hasanlı ogoğlu Yayla Bâyczid Hızır Çarık Sende] Minnetoglu Mustafa ]7.se Evran İsrail Muştala Turbegi Tavus Ali ivaz Hasan Cellat Ali Mümin İbrahim 220 240 100 250 250 150 170 180 240 300 250 420 !2U 160 430 290 200 250 1000 7 9 1 4 5 11 3 2 6 3 9 S 2 1 4 2 1 1 4 2 2 - 2 1 • : ' & • 1 ^ .ı 1 3 4 6 138 .

28.200 2. 11 8 • 12 9 ". 3ria Yunus Ilır ahim Jıgırr Tb rahim 16 •9" •.- -" ıao 0:710- 25 11 - IV TKGM. 22 .500 200 150 147 150 161 140 82 80 100 190 50 700 300 500 250 350 200 350 100 200 91 100 120 150 10Ü 150 230 30 103 1 2 3 1 Bağbaşı - Vlüstecâh Sorkun Mckilise A' Vay la Sevine VI L mi ıı i Güçlünğltı Karesi i e r e m Yahşi Taşgun 3eliş 1 - 1 - - - Dutluca vlûsâ Bekir Bayıambegi (M) 6 1..500 3." 180 80 4.452 1.312 2. Karakeçili! Vlamak "illiah Ali - - •^•İ2-::". 16 .12: 13 ıo . 5 - 139 .. .639 • Pîr Ma'lnl Di vinç )İğM NtflTtlI Ik'imük Milccr m u m .Mıı.SÛ0 2.326 3. • 9..KÖY: .386 2.57 8 3 1 1 - .600 2.M 14 13 • 6 6 5 4 10 10 10 7 6 S 6 8 6 7 6 17 7 5 7 6 Ğ - 8 5 7 6 10 11 14 4 4 3 2 4 3 7 8 17 6 1 5 1 4 5 2 3 6 3 3 2 7 2 S - • - - - 3 1 1 - - 2 2 3 1 - 170 203 1.345 1.600 2.Mpûllî Sipîihi Kevvid Vs.İO-.965 2.Iasan Köse Halil 12 7..850 2. lıuisıl -mi zâdc.kûıı Yeri S ojiti d JÜgüm Çiftlik nehoca Scyh Zckcryâ brâhim \ ısl an srâıl 'avus Aii "urbegi ivran vlustafa vaz -lasanbegoğhı Dünüm 150 50 ]Ğ0 Ilâsıi 1. Seril 1 17 12 .18 • " — " .213 2.500 2.259 2.2 T •15 .200 1.İ4I: 250 16 16 422 12 S 2. O f t H k " . • 1 1 - - îamfakih (M) Kiirtcik S ende1 Feımu' 3S1Î Eşref Yahşi Halil .184 2.899 2.803 2.T0-158'E GÖRE UŞAK KAZASI MENSÛH PİYADE ÇİFTLİKLERİ :.XV-XVI.500 2.200 2.000 2.KKA.106 2. 10. 7 5 5 6 10 4 7 9 7 7 6 3 - Mû n.000 999 2. 21 .567 2.219 2.. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Oğlakalam Murad M a çr e m şah YııvacıhırV İ1.500 200 600 2.300 2. 24 .11 10 ..706 300 250 3.d.700 2.600 2.

••?•! 4 3 7 6 2 îyuıiratfvİEiç Okcuonıer (M) Karesi 150 100 . - .300 2. .335 2.359 400 3.434 2.14 28: ••'•••".560 •-.v." • " - • dİlgarb <Sfirviranı brâhjm Aydemür nebegı Cara Dâvııd Yaya Güvendik shak Ü elce n Göbek 21 ' .200 2.634 2.000 500 3.666 2.• . 9 .000 2..550 2. " "10 8 • -.022 ı& .331) 2.•.400 2.760 600 2.530 409 2.542 2. . - 5 6 8 5 15 5 6 11 7 8 7 9 8 10 5 10 6 8 12 6 10 • •: . - - • I 1 - 11 1 ». .Turan Gökçe Yahşi Mi (M) V'ahşı-ı Dıger Hüsrcv ıı. V • .-•_:.566 1.220 2.220 1.000 2.-10_j • < ) • • ' - Karlık -9 • "12 1 1 - - 12 • • • : i 4 • • .798 2.j • 8' : i . • • : • • - - S • 140 . Yuvaca Eşref Turası Hızır Yuılcu Uruz Sckcrya Üüseyin Mahmud Sendel (M) Sevindik shak tfürsel Tınını] YiğitYahya Yakfib -Iızır(M) Femürhan PeiTiürhaıı Yurt be gi 200 150 152 100 100 102 81 150 İ40 140 200 120 200 180 120 120 138 60 150 100 90 100 100 150 İSO 2. • 1. • .000 2. 1 1 2 143 350 250 100 90 180 İSO i 70 150 80 177 81 90 n - :--9:V 9.300 150 150 2. • • Ulugöbck Şeyh 1 lızır Kırık Halil Yaya Umur Orhan (M) îayram (M) îîiyıntlir (M) 3smau Yaya Kliçük Bildi nâu? lesîil îcsûl-i diğer Mustafa lyas îşşek Ahnıed Aydın (M) Sevinç i i 300 2. 9 8 5 7 7 6 6 4 6 4 7 4 S 1 7 4 3 1 4 2 5 3 6 6 2 7 1 4 12 7 8 3 3 3 3 16 7 9 4 4 2 1 1 - - 1 i.4 : - 14 24 • . i 00 2.„ .200 3. : - 1 - : • - • ' • . ' 7 • • .598 2. .d.••6--. JO ..00U 560 490 300 300 2.l-5'":" 1 : 1 :: . 1 4 . .547 2.500 2.'.-> 1 Kızılhisar 15.: 1 3 : .410 2.556 2." K:-: •:•$. : 3 ökçe -• 1 J 4 1 2 1 - 1 - • ••.15.10-:-.

- 1 - .510 150 . ! s. • . . : • 1 - • 200 100 250 150 25 200 200 140 İSO 350 300 İSO SÛ _ . - .535 592 215 215 • Hisarözü Kayalu Çaıakalaıı Emekse Manıakayası 16 7 12 11 IA 2 - - - 1 - 5 R 14 8 5 5 10 - 11 ı 3 1 1 4 5 2 4 6 - 1 -I 7 • .0S5 1.035 300 1 2 2 2 26 d 234 252 ""Sy 1 6 '7 • 5 5 7 - - - - • Nıısrcı S un kur Bcglu Misafir Savcı Kara Halil Stıleymnnoğlu İtlıis oğlu Mıkıluğlu Bâyc/itl Hızır Sondiîl Hasmı D ırk em iş Isce Ha niza BSIİ Yaya İsmail Yaya Hoca Atgczdürcn Çal al tu Ilyas Bahâdır Mîhnıâd Adil 10 13 1* •j 7 7 7 4 11 uca Almaçtık 3 0S5 2 2OG 2 201) 2 207 Ifc 6 10 7 34 6 \6 5 6 1 - - - - - - - - - - Çarık 80 165 148 150 68 100 250 350 148 254 100 200 130 100 250 40 40 41 5S 100 70 120 140 100 250 300 270 100 - 2 mn 2. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Küse.2OU 2 -1^2 "32 3 131 3 060 2 ->2O 2M3 2 33. : 12 •ıı "?• " ~ • .0X4 400 350 300 273 273 132 133 2.400 2.âl Kınık .SerSbâd 141 . • 7 4 5 •: 4 Hafiluca İne Gazi İne Gâzî-ı diğer Be^irFükih (M) Abciııl (M) Turbegi (M) Bahâdır Orhan Karaçalınız 6'J7 46 80 <o .600 2..500 500 150 1.XV-XVI. " " • • : 4 2 1 2 3 6 6 4 7 1 2 4 17 6 1 7 3 10 3 3 1 - - - - 3 - - - 4 2 - • - • • : • • - : .300 2. - • • .200 778 410 300 1. . 400 2 210 2 21 1 1. - . • _ • • • 2 6 - - - - Kj^ılcasögüd H. . - " : - ' • * - ' . ) . .500 2. • . . 4 4 6 5 6 - 9-' 9 12 '• .000 2.V'usııf Göl ece Mihmâd Karaholu 350 3.İce Vuvacı Akdepe Ali Mahmûd (M) Hüseyin (M) Haydar (M) Isa Beg Yunus Af ab (M) Alice (M) M ur a d Eynebegi Hasan SOıznncı Halil (M) Deltkuşlu (M") Durabda] • - - - . - 2. • • . . Taslu Akgegilii Ulaş Çukurca Oğl akalanı [.

D utluca Dumlu pınar 6 6 10 5 6 7 • 2 1 2 1 2 - •7 - " . 12 : .. > '.-'. • • . > • • - 2> .S86 370 3.400 2. V ..066 500 450 400 2. . 7 .- 1 3 6 9 4 K.90 200 70 78 70 50 200 80 150 34 80 63 180 80 70 70 80 •• Kuz viran 2 6 7 4 - 4 5 5 - - - - - - - .200 600 2. • • . • 2 7 10 10 9 (*) 20 - 1 - - İĞ 15 10 1. .M) Karagiivcnılîk Süleyman Oğulbegi 144 Çiftlik 215 150 80 150 80 80 150 150 150 215 300 340 1. • > • .000 2.600 2.320 300 2.333 519 2.100 2.290 300 • - e : - - 11 . . ayıcık Kuştiımır Doğancık Kal'a Güvendi k Ciillah Kurd (M) Aydın (M) Yahşi Hisarbegt Çakır Oyumken Bayramlıca i Suyu uca Hasan'? Enıin Okcıt İshak Yaya israil Çııllıı Milımâd ve Yaylaca Temiir Okçu Osman Yahşi Halil .600 2.200 250 400 2. .000 34S 2. • Emiraziz Susııy.256 ' 49 Koy 6 13 2i NAHIYE-I BANAZ 11 doğan Baktrbuklıık İl doğan Huca Alime d Bcgtemür Onıçgâzi Aşık Beg Bâyczid İshak İshale-ı diğer İbrahim (M) Halil (M) Laıuk (M) İsmail (M) Polad (M) Hoca (M) Batak Hüseyin (M) 140 100 70 2. • 5 - : : - i " .•9-:- 1 - - - 1 - 2 - - - - - - - - - Kızılca îne Kel anin '•7 •': 142 .066 2.• 9 no .226 2. " . \ L " .150 120 250 350 310 300 300 200 2.4OU . • • • : . . . • •' 5.618 2. ••: '.420 2.6 6 .300 2. .Turan Gökçe Karacahisar • 7 Çerde me Eymir Aziz Mjıremşsh Mor uca Sıvaslu Sazak Sügüdlü ÇaL irice (M) Mesud (M) Yuvacıliir Mûsâ Bayındır (M) Daraca (. 11 • ~ • . •) 5 6 5 4 6 6 1 1 - - 1 2 - - Gökkaya 10 ıe 13 11 . v .. • ' .f i .• : " • : " Oturak .000 557 250 2. • 3 3 6 5 1 477 - - 27 - - - - . • .. _ .645 2.

ı\k\kui 143 . '• 1 |1 / t •- (M.400 2.I - - 2. 1 70 150 İ 80 70 160 170 - 400 200 250 - 6 4 - - - - - 1 :. "4. Osman Bayramlu Çubuğa(M) Sâliheddm(M) Murad Gündoğmuş (M) Harı (M) Ilyas Köse (M) Afifi fil il.200 500 300 450 400 250 250 10 7 -. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Kürt •} KÎıM lshak Manastır Oynıkavak Çukurviraa Ovacık Oği akala ııı Kabaaüaç Fil ÜS i 26 Kilv Rteoglu (M) Şeyh .:.. 4 3 - - - - - - - - - - -" - - - '' S'S- 2 1 * + • •'•.XV-XVl. t:*.

93'E GÖRE 1457'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK İskan Yeri fCâfırviranı Çiftlik Kanıca Ahmcd Nuh Yurtbegi Küçük Yusuf 3ıyık oğlu Çakır il Masan Bmür Yenice Dügüııcüoğlu Kava ak Kara Halil Yayla Yurtbegi Kürt Süleyman Kara Bayczkl Sâlıib Mihnıadbegoğlu Sarıcakavak 18 Çiiitlik 6 6 6 4 6 7 4 4 4 6 fi 4 5 5 6 MİLsolll'lli Yanın k Mu- Pir.TD-0. - - 1 i - - - - - - - 2 . NAHİYE-İ ULUGOBEK Tulluca Emekse Dümerek Sivasî A Koy Yunus Çubuğa Bıyıklu Kara Yahşi Cıngılojlhı 5'ÇiflIik • fi 5 7 1 1 1 I 4 5 4 6 4 19 - - 23 NAHİYE-İ BANAZ Kuzviran Gökkaya Doğan Barınak Ilyas 3 8 1 1 2 7 - - .vşar Y'urtbegi Kürt Balıalanı Yi re piren Saray 10 Köy 5 7 5 95 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 I 1 1 1 18 5 4 5 3 5 5 3 3 3 5 4 3 4 4 5 4 6 4 75 Durbe IKI .Turan Gökçe MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ r MC. Malûl UÎY«e Göçürdük Göçeri Kızılhisar A.Yltıb.

-.C i l t l i k 35 7 - - n MC. ' 400 300 300 200 500 200 300 250 200 600 200 400 600 100 i.. 123 7-:- _ • _.• 1 . ... ..XV-XVI.:. ... . bi'iıtl - Kâfirviraıu CJÖÇCI" Cızı] hisar ^vşar Yuribcpi Kür! 3 £i halanı Yiregiren S ar av Jümerek Yavı UKöy. 3 . 0 .:.-:-L 145 ..:.. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Çukurviran Çorumpınar Dumlupınar Gögüoğlu Bâlibeg Güçlü Hüseyin Dursun Çubuğa Gazi Elvan Bekû" Fakih . .Diğtr Münk' Gâib Muh..SKı 7 10 ne - 1 1 6 9 5 7 S 7 9 9 6 5 1 1 1 1 1 1 1 1 2 1 1 1 1 - - - - 1 1 - 1 1 1 1 1 1 5 4 8 7 7 5 5 5 8 6 1 1 1 2 1 7 1 - - - - 9 9 8 6 6 7 10 7 2 1 1 1 1 - 1 1 1 1 1 - 150 20". ..72'YE GÖRE 1489'DA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İUŞAK İskan Yeri Cinlik Karaca Alımed Nuh Yurıbegi Küçük Yusuf 3ıyık oğlu Çakn İt Hasan Emür Yenice 3ügüncüoğlu Kavauk Kara Halil Yayla Yurtbegi Kürl Süleyman Kara Bayezid Sasa Mihmadbegoğlu Sancakavak Kara Yahşi Kesmik ve Dûndur 20 ÇifUik Hâsıl Nı-- Müsellem nıak 5 7 5 S 4 6 6 6 8 S Vii- Mii- Mııliiisüil Malûl bÎTâ- üer. . 5 6 7 3 1 1 1 1 1 1 1 9 Kayıeık 4 5 44 • 2 4 5 6 2 3 4 - - - - 6-Köy.TD-0.-r-L..

: . .> * 1 _ _ - _ 2 4 3 9 _ îffcaiftUfc.TD-103'E GÖRE 1S2O'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİVE-İUŞAK Hâsıl nilm f'cıv» selküt! mali Bettor- Mfl.5İ.aa.• . • • • • : :.: : • : : > : « : : .... Gâib Atik Mîiı-dc Atik Cedit! 4 4 4 6 1 3 2 3 4 4 1 FCâfîrviranı 3öçürdük Saraca Alımed Nuh Yurtbeiit •Cücük Yusuf Bıyık oğlu Çakır 11 Hasan ümür İSO 100 150 150 250 110 160 350 190 150 250 270 22(1 281) 26 22 İS 17 21 14 20 1 1 1 1 1 ] 1 12 11+2* >i+4 6+1 5+1 10 5 13 - 9 9 S 9 8 6 1 T - 1 - - - - 1 4 5 .: • : .s 146 .55âNAHIVE-İBANAZ Kuzviran Gökkaya Çukurviran Çoruinpmar Doğan Barınak llyas Gögüoğlu Bâlibe» Güçlü Hüseyin Dursun* Çubuğa Yolma Boladoğlu Harman A1İ Gazi Elvan Bekir Fakih 13:Çittak. : • ••••• TI T BOA.- Dumlupınar • " • • : : 6 6 4 4 9 6 3 7 6 .:: 1 1 1 I i 1 - 5 5 3 3 5 3 7 - : .. • : : : - - - - - - - - - - - - - - - - - - 1 2 1 2 3 - 1 3 - - - - Kayıcık 1 - 5 - - - - - - - - - - - 9 : 4 • •6 Köy.•-.Turan Gökçe NAHİYE! ULUGOBEK Dutluca Emckse Sivâsî Yunus Çubuğa Bıvıklu Cinmloöhı 100 100 100 250 7 6 8 6 1 1 1 1 6 5 6 . :>44 • _ : • : • : • ...bi'iı ger İskan Yeri Çiftlik d iûl l>îv Mu Sn s h...-.

1 S 2 7 3 8 44 2 + 11 5 • S NAHIYE-I YAVl Ya^lupmar Süleyman şah Mûsâoğlu Gtizeloğlu ve Göçbejîi Çullu Tipi narı 600 400 100 700 450 170 550 220 800 500 170 IÖ0 23 23 31 24 44 1 1 1 10 15 12 13 3+3 (1 ! 1 1 - 1 1 6 . .XV-XVI..180 500 425 55(! 17 17 24 27 4'JIS I 1 1 1 5 - - 1 İd - 10 16S 13+2 1*5 .580 500 2K0 1 Jv>! 1 14 20 18 13 1 I 1 i 1 9 10 S 7 4 9 7+2 8+1 HH-I - - - - - 1 4 4 6 4 1 S 2 7 . \ 7 <ı() • ı su • 10 Köy.£U$k....1 2 330 100 15') 1 -45() 200 2'JO 22 23 25 17 15ü 7 10 10 6 57 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Göçeri Cmlhisar A..4 yo • • 350 mı ..1 1 23 ''• 10 •u 1 1 1 - 1 6 ?A 3 Koy 5 2Î..ı 8 7 5+1 11 + 2 12+2 10+2 H+-İ •) 1 1 2 2 - - 1 1 ] 1 3 9 S 1 5 4 1 1 1 1 1 1 5 7 - 3 4 . . ıs - 4 NAHIYE-I ULUGOBEK Dutluca Emekse Dünıerck Yunus Çubuğa Bıyık! u Kara Yahşi CmtMİojUıı S OKl'k 300 350 250 430 1150 1.u:a kavak İSO 300 400 250 350 450 390 35(1 350 600 31 19 27 13 36 27 28 1 1 1 1 1 1 1 13 7 >) 10 13 9 ı > 7 9 11 15 '3+2 12+4 -j 2 - - - 1 1 - 4 4 3 7 9 3 300 200 20+1 15+2 14+?.S 6 1 4 .. düğüncü oğlu Cavacık Kara Halil Yayla Yurlbcgi İürt Süleyman Cara Bavezid Sâhib İVUlunaılbegoğlu San. .İ2J .İ NAHÎYE-TBANAZ Kuzviran Gökkaya Çukur viran Çoru rapınar Durulup ınar Kayıcık 6 Köy Doğan Barınak İlyas Göğü oğlu Bâlibeji Güçlü Hüseyin Dursun G3zi lîlvan « Çildik 150 190 180 20'..1 10 IS 9 22+3 27+5 8+1 13+] 1S+4 13+1 6 1 7 5 7 200 1 1 Yavi 200 no 100 Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlanbegi soo 1Ü0 54 22 25 36 30 1 1 1 1 17 19 12 10 13 14 1 1 - - 2 4 4 S 9 6 7 8 2 11 3 - 520 450 1 1 4 147 . 5 6+1 9+1 1 2 1 - - 1 ^ 4 1 4 - 3 6 2sn 30(1 1 - 4 10 250 550 154 60 ıı 4..l&. +23...) 150 300 281) 350 300 370 430 ıe 13 12 T") 1 1 7 ..vşar Yurlbe^i Kürt 3alıalam Yiıreairun 5:ıray Yenice.

- NAHIYE-I ULUGOBEK Dutluca Eraeksc Yunus Çubuğa Bıyık] ıı 300 300 250 350 350 3S0 10 İS 11 1 6 3 6 1 1 - 4 2 3 - 1 1 10 S 2 1 .. .21 2 • 5 5 7 11 3 4 4 10 - - - I 2 1 s 1 .Turan Gökçe Eİacı Müsleeab Yayaoğlu Kmgi ve Kazancı Mahmııd rlurşid ve Gökçe Murad Gedik T Köy [7Çıftiîk 250 700 200 300 90 4... ^ - .K ö y :•:-...*..iş .•S7İ stl- r e si de h a s - ^C M (irde Atik reci id Alık Codid ı. .- Nuh Yunbesi Küçük Yusuf Bıvık oplıı Çakır İl Masan imiir Yenice Düğüncü oğlu Kavatık Kara Halil Yunhegi Yayla Kürt Süleyman Kara Bayezid Sim 170 150 150 110 160 150 300 400 300 250 200 300 250 130 250 250 270 22! 27 16 İS 26 10 14 25 1 1 1 1 1 1 15 7 7 8 7 7 15 2 2 - 1 1 3 1 .•." 5 2 1 .:23ü.1 !4 s 1 5 - 3 6 5 7 3 1 - 2 1 - 1 - 2 2 4 y 4 2 10 1 280 250 i 1 K 9 14 - 350 390 350 350 600 380 50(1 425 550 .•2-:..TD-242'YE GÖRE 1545'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK HıMa101 Muti ân e K J I ' J Q Ahmed 150 100 350 3:i 1 ]•> IV IIİİsıİ İskan Yeri ÇifÜik nüm Nı.•.. 2 u • 13 . .=mücerred BOA.vşar Yurtbegi Kürt 3a halanı Yiretiiren 5arn v İ O : . 0 61 *+.ı 11 û 3 - 1 - Kâlirvİranı Göçütdük 3 üçeri Kızılhisar A. fi 5LI l'J 1 1 12 17 196 14+] 23+5 1 2 - - 1 4 46 46"' 2 10 14 210 ..1 1 7 148 . .- Mli- YıLma!< Nâ- VI. . 550 154 600 11 28 70 27 19 26 34 2 fi 1 1 1 1 1 13 14 10 17 34 12 10 14 1 I 2 1 • - 9 3S 13 8 M İ fi 11 - 1 1 2 1 .-93.•-.+23 .4i>0 350 43 28 1 1 22 10 17+1 13+3 2 - 1 - s 4 13 8 500 450 İSO 5.» ' -465 .. 25 30 1 1 1 Nlilımaıibeg-oğlu Sum fa kavuk m-ÇİTtUb: : .•.1 6 7 1 13 12 5 ') <) ••yi-* 5 3 .

..1 111 Gazi Ka vıcık 6 Köy Elvan SÇitllık " 460 100 150 1..-.•.20 1 1 - - 5 7 Dinilerek 3 Köy.1 2 1 1 3 I 1 1 1 2 7 1 ! 3 4 6 5 S 170 550 220 31 33 72 62 46 \\) 1 1 1 1 1 1 1 1 I 2 1 12 39 34 24 S 23 l'J 18 7 ! 2 1 2 1 4 1 S 13 son 50 U 7 17 S 10 5 7 3 170 ICO 450 Yavİ 51 41 36 26 25 21 15 14 2 2 - - 1 8 'î 1 6 .Siv- ri 4 . • .' 71 26 3 3D H~ NAH1YE-IYAVI Yağlupınar Sü ley mandal) Mûsâoğlu Gö/.-. 1 1 12 15 •.70 İÜ 1 s 13 S G 1 _"l 200 290 2.eloğlu Çullu Itpınarı Bscıılî Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlaııboei Hacı Müsticah Yayaoğlu Emgi ve Kazancı Malınıud Ilurşid ve Gökco Murad Gedik L. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilât) Kanı Yahşi Cıııgıloğlu ......1 250 500 17 12 1 " 5 24 4S 1 1 15 29 5 14 1 3 3 - 3 2 3 fi 5 7 12 527 M i J8 7S 120 1..-Ş:l. 1 7 O W i k •.49 . fi A 40 300 450 180 60li 400 !0[i 700 130 12(1 fiOO 100 100 500 200 70(1 700 400 17 21 I 1 11 15 20 19 30 27 İS y . .Küy. 1..XV-XV1. 11 1 1 1 1 1 8 4 S 2 2 41 128 n s..7.JJÇiiilik 430 160 500 2H0 20 22 ::-. 27 NAHİYE-İ BANAZ Kuzviraıı Gökkaya Çukurviran Çonımpmar Dumlupıııar Dursun Doğan Barnıak İİyas Göğü oğlu Bâlilıcjî GLIÇİU Hüseyin 150 190 İSO 300 2S0 11 11 B 23 26 1 1 6 2 3 8 2 1 1 4 - 3 8 7 :ı 4 5 2 2 3 350 300 370 •460 1 1 1 \T~ 7 11 200 270 3 d 11 3 1 9 - m - - - 8 3 1 i . m 7 .

im.) W) 4.sc Dümerek Yunus Çubuğa Bıvıklu Kara Yahşi Cıngıloğlıı 150 150 150 150 150 200 200 200 200 200 S 11 10 15 12 1 1 1 1 1 7 10 7 11 11 •?Mk 2 3 - - - 4 3 7 7 10 2 14 6 10 12 1 2 iÜ-::.Mıı.2K0 s 17 - Ur.s.'. 245' NAHIYE-IULUGOBEK Tutluca Emck. ıı e Gâıb Mürtie Atik. . .Turan Gökçe V BOA.i'ivnîüîdf iî! s.ün Süleyman Kara Bayezid Sâsa Milimadbcgoğlıı Sarucakuvak İS Çiftlik 150 100 150 150 250 110 150 150 150 150 150 150 450 150 150 150 100 150 350 190 200 7 350 220 200 250 200 200 200 14 Iö S 10 19 9 9 16 19 .1 Göçür dük 3öçeri ECızılhİsar Avşar Yurtlıegi Kürt Bal lalanı Yirepiien Saray 10 Köy 200 550 250 220 250 250 200 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 18 1 - 1 1 1 •) 5 7 2 9 10 1 3 3 4 4 10 6 7 5 8 4 - 4 19 9 11 10+1 - 1 - - 52 26 20 17 18 18 335 10 12 40 13 11 11 11 11 222 - - 6 4 1 1 1 1 - 6 6 Ü4+İ 1 - - - 5 1 7 15 23 16 ?.TD-328'E GÖRE 1560'DA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK DRııüm [•lâ-ul Vffcn'iı İskitn Yeri Çiftlik Müwlk'm Yumak Nâ.27.jt-iid er lûl Vtulı sıl l>î.11 11 11 1 1 1 13 10 7 7 18 7 7 11 12 11 - - 4 - 1 - - I 1 - 10 14 10 11 12 5 8 15 9 18 4 17 29 1. '••MŞ9y.: NAHIYE-I BANAZ Kuzvicaiı Gokkaya Çukur viran Çoru m pınar Dumlupınar Doğan Bamıak Ilyas Gögîioğlıı BSlibeg Güçlü Hüseyin Durdun 150 150 150 150 150 150 200 200 200 200 200 200 14 7 17 \3 19 10 1 1 1 1 1 1 9 6 10 9 12 '1 4 3 - 6 6 1 1 - 5 2 2 j 4 7 3 15 .. M*.><jki Aiik Cttlkl 3 6 - •tanıca Ahmet! Kâfîrvİranı Nuh Yurtbegi Küçük Yusuf 3ıvık oğlu Çakır it Hasan ümür Y I nice L)Ü göncü oğlu i^avacık Kara Halil Yurtbegi Yavla K.1 6 7 150 .Ma.... .

61. : • % • .1(1 200 150 100 300 220 200 170 200 220 S00 200 15 13 14 22 32 42 1 1 1 1 1 1 1 10 12 11 13 24 4 1 - - - - - - - s 7 7 S 7 2 A M 1" 11 IX 1 - 2 2 1 1 - 3 4 12 4 19 14 7 49 2 1 - 17 S İd 170 400 22 20 21 1 ] 2 1 1 - 150 250 150 200 150 200 15 21 1 1 9 13 11 s '1 2 - 4 17 12 27 28 7 2S 11 15 7 13 1 1 150 200 2..1 S 2 10 9 18 151 .TD-511'E GÖRE 1571'0E UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-FUŞAK Dünüm Hâsı! Nı-ftTlMl MiiSPI- Iskan Veri çiftlik k'in.'İ. : .. 9 26 27 1 1 9 11 23 7 7 - - 14 10 11 12 13 3 4 - 1 - 1 1 1 24 21 1 4 1 1 - - . Gazi Elvan Ş Çiftlik 100 15(1 200 2 0 fi 23 1 1 13 8 7 2 - 1 12 • HfS - 7 12 8 S .7 .7-6 17.11. Yiizyıllaıria Uşak Kazcisı Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Kıı vıcık 6 Köy . - .HI 200 300 .Î0 20 1 1 13 35 27 2:y 6 6 67 ! 2 3 7 KİK 11 26 14 i 4 !8 W BOA.Yditl Atik i') - fCâfırviranı Göçürdük 100 150 150 150 110 150 150 150 iyo 200 250 350 220 200 200 200 ıs 2(5 15 17 1 1 14 14 3 - 10+1* 5 3+1 10 1 - 1 1 Kızı İh isar Enıür 3ügü neti oğlu üavacık 34 { .3.1.MitYamak resitk' İİISSll İtil CIHİ «e er Muiı Gûil) Mttrdt Div ı-ııc i ara ta Ahmed Kııh YurtbcgL Küçük Yusuf 3ıyik oğlu Çakır İt HîiNan 150 35U Atik .XV-XVI. Nâ..Köy • 17..QAUk 150 150 100 150 1. NAHIYE-IYAVİ Yağlupınar Süleymanşah MCısâoglu Güzeloglu Çullu Tipi narı Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan OglanbeRİ Hacı Mîisleoalı Yayaoğlu Eragi ve Kazancı Mahnıud Hurşid ve Gökçe Murad Gedik 1 ...

:.1.v-jar Yurihegi Kürt Baha lam Yiro.1li 200 200 200 200 200 2(10 10 17 28 İS 200 290 33 12 21 12 15i 1 1 1 1 1 1 I 1 9 11 20 13 14 11 16 11 Î'D 5 7 4 12+1 - - - - 4 7 .(4.1 15 :ı A - 5 - 7 12 61 4 4 7 1 1 S 23 NAHIYE-I YAVI Yağlupmar Sülevmanşah M üs â oğlu Yörükoğlu Çullu İtpınarı IİSNM1İİ 15n 150 100 150 130 20U Yavi Kirlü Halil Kırık Masan Oğlan Lıegi Hacı Müstecab 15ü 100 300 150 500 220 200 170 200 220 300 200 170 400 200 500 IS İS 23 27 34 5'J 30 17 51 23 29 1 1 1 I 1 1 1 1 1 ! 1 14 13 15 15 22 37 19 11 32 Ifi 20 3 4 fi+l 10+1 - - - - - 2 [g+i - 10 1 5 18 6 6 - 12 4 19 14 47 27 2S 7 28 22 15 1 2 1 S 13 6 7 3 7 S 152 .:.avn.l - - - - 1 1 - 2 14 0 10 12 44 4 3 3 m NAHIYE-I BANAZ Kuzviran Cîökkaya Çukurviran Çoru m pınar Dumktpmar Is.:: 1 •4 NÂHİYE-İ ULÜGÖBEK Dutluca Enıekse Dümeıek :3"Küy Yunus Çubuğa Bıvıklu Kara Yalısı Cıngıloğlu f> ciniifc 15(1 150 150 150 150 20Û 200 200 200 200 l.V+5:.11 1 3 73 .Turan Gökçe Göçeri A.VU 1. 150 150 150 450 150 150 150 !00 151} 250 200 200 550 250 220 250 250 200 -i. 5 Sı) 24 18 IS 69 48 36 29 31 3S I 1 1 1 1 1 1 1 I İM 14 12 15 41 19 15 21 17 19 8+1 - 4 25+1 1 1 - :«ı 20 1 - 1 - - - 7 13 lû+1 - - 15 4 17 27 13 7 15 23 15 242 4 2 12 S .niren Saray Yenice.ik 6Kn\ Doğan Yarık İlyas Göğü oğlu Bâlibei! Güçlü Hüseyin Dursun Gfızî Elvan 8 Çiftlik 150 150 150 150 150 150 100 150 1. 10 Köy.IO S 15 14 25 29 üt 1 1 1 1 1 5 7 10 12 12 13 5') 4 1 12 9+1 2ft. Kara Halil Yurıbcjy Yayla Kürt Süleyman Kant Bayezki Sâhib Mİlunadlıegoğlu S anıca kavak IS.f'.

150 İ00 350 190 200 250 350 250 25(ı 2H0 200 200 200 550 250 220 250 250 200 25 28 1 1 1 1 1 1 1 1 ] 13 13 11 12 10 9 ') 13 21 20 1! 12 41 21 13 14 13 15 11 12 S 5 10 3 - - 2 150 İSO 17 İS 3 3 4 2 4 16 7 7 9 6 5 8 9 10 7 7 21 11 250 110 150 150 i 50 150 150 150 400 150 150 !50 100 15D 32 11 11 20 32 26 17 20 66 49 25 26 26 31 1 1 - 1 .."1 daraca Ahmeıl Câ lir viranı Suh Yunbe.ıs 230 . . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Yayaoğlu Emgi vo Kazancı Mahmud Ihırşkl ve üökce Muratl Gedik Gökçe Munul 1 Köy 17 Çiftlik 150 2U0 17 1 11 - - İS 3 1511 200 220 31lf) 33 4'J 26 454 1 1 15 26 21 2S7 17 2Ü* 2.mı Y ire ı.480.ei GöçÜRİük £üçiik Yusuf Bıyık oğlu Çakır İl Hasan îmiir Göçeri Kızılhisar 'Vvşar Yurt beni <ün 3alıal.. • - 1 6 7 5 4 6 23 23 11 10 H 12 - 3 1 • 1 1 1 1 1 1 1 1 1 - 1 1 4 1 1 2 12 .:•••..TD-589'A GÖRE 1580'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İUŞAK TS1I.-102. . 4 61 190 NAHIYE-IULUGOBEK Dul kıça Emekse Yunus Çuhuğa Bıvıklıı 150 150 150 200 200 200 14 16 İ4 1 1 1 11 14 13 2 1 - - - • - 4 4 - - - - 7 4 - - 153 ..1 - 11 - 17 12 S 14 - 1 3 İD 4J&J . i ren Mirav 10'Köy •.::..I» Yeri Çifllik Dünüm na«ı [öven Mil3Cİ- Yumak loııı Moreşide ıaSsıl S: MaIEll Divâne )t-rh Dicıvd ğer Muh Câi lı Mik l. Yenice D ü ş ü n t ü oğlu Kavacik Kara Halil Yuıılıeııi Yayla Kün Süleyman Kara Bayezid Sahih Mihmadlıegoğkı SariK-akavak . lS.Vıhıl Miinle A ilk Cedld .SKO 4 3'.!'i 1 J .- ıs Mi +7 1 2 71 - vn BOA. - - - il 29 5 7 - 5f":0 'Î.-T :.Cİfllİt.XV-XVI..

148 s 99 . 490..l3 -\ Ki 5 3kuj 5 Çildik 750 5 (')? 16 1 NAHİYE-IBANAZ Kuzvirau Gokkaya Çukur vi [an Çorumpınar Dumlupınar Doğan Bamıak Ilyas Göğü oğlu Bâlibcf! Güçlü Hüseyin Dursun Gazi Blvaıı Bekir İçkili •Q . 154 .fı3ü 13 1 14K "1 K ö y • • • - - •58. 39.1 1 4 7 2 1 4 4 7 7 2 3 - - - 10 2 9 4 l'l 1 1 2 - 5 S S n - Kayıcık •A.270 200 200 200 200 ıs 21 200 200 200 290 2 UD 15 14 23 15 25 17 19 1 1 1 1 1 1 ! 1 1 16 14 12 10 11 12 14 10 12 1 .too 2..Çiftlik:.00 fi 22 24 'Ki I 1 13 7 6 1 1 i - . 20 /. 150 150 150 150 150 150 100 150 1211 t . .4Ş' 1 -ö-Köy..Turan Gökçe 1 Kara Yahşi \ D\m>a-*V \ 150 ISO 200 200 1.: . ---- •: : - NAHİYE-IYAVI Yağlıı pınar Sülevmanşah Mûsâoğlu Güz el oğlu ÇUÜLI 150 150 100 Yavi Tip man Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlan begi Hacı Miistcoab Yayaoğlıı Emgi ve Kazancı Mhhmucl THırşid ve Gökcc Murad Cietîik Cîökcc Murad 17 Çiftlik 150 130 200 150 100 300 150 250 150 220 200 170 200 220 800 25 20 24 28 Sİ 1 1 1 1 1 ] 200 170 400 62 34 19 36 1 1 1 1 1 1 16 12 lû 15 47 37 23 12 33 17 24 12 8 7 7 11 33 24 10 4 2 4 10 - - - - - 1 I 5 3 5 6 1 3 4 e n 13 20 10 4 17 7 4 5 1 2 - ^ 200 250 200 22 35 21 r > a :ı 150 200 220 3Û0 500 22 45 15 •im 1 1 1 15 15 31 13 323 6 - - - - 5 7 11 12 S . • - .

500 20.::::: İskân Yeri Çirilik Ditnllm Hâsıl ..984 3.700 2.XV-XVI.'J98 2.332 26 4.516 19 24 31 5İ J.&&.yyulŞeril' şevh 1 1 1 2 i 1 2 3 1 1 2 1 İl* )ÎV.39.200 13-.KKA.")1İ Scııııâk MÜ ÜT İ. :o 1. Diğer Yol he JI i Saray Yol be I.244.7 .656 2. : : • : .ır jüçcrı Siirueakavak Yayla 3 asa imür l Hasan 3ıvıkoglu Çakır <üçük Yusuf <ürl Sük'yınai] N'uh Türbesi Kanıcaahıned Aslılıatı Beşiroğlu 3ügimaloğlu kavacık Yenice Karabayeziıî Kanı l-Iiilil 34-Çîölik 3.28' 20 [0 21 "14 - - - - - 3 âlî al anı - - 1 - Î.38-1 3.406 3.000 1.400 3.-.380 6.327 11 J 2.933 3.000 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı TKGM.s-.832 42 3.Ş Köy 5. 2. . • vin : \ Mu-U'ıl So.-283 ıs.5S.T - 1 - - - - - - - - - t î 650 715 7K) 650 3. .215 1 1 1 1 . • .. : : • .ii'ik Hasan Gedik Çullu Vayaoğlu Emgi ve Kırağı Mahmud Bsenli - 30 30 58 15 n s - - - - - - Saray Vurbepi Yircgiren Göçünlük Küıt Câfırvıranı barlık "jökceüzü <iKilKis.000 •10 1.200 9 1.132 2. i ^ihmiidbegoğlu Iacı Müstecab ip inan Yağlupıtıarı Güzeloçlıı OğlaııLıegi lurşid ve Gökçe Muratl 150 100 250 150 150 150 150 150 100 100 300 200 200 150 150 150 400 150 150 110 250 150 100 150 150 80 100 150 300 :o4 150 150 2.100 3.533 4. 21 • 11 13 18 20 8 4 11 4 15 4 25 16 26 8 19 17 37 9 4 7 7 4 19 S 6 7 17 15 9 13 9 6 10 12 27 5 11 8 12 10 12 5 3 12 30 4 7 9 18 11 2 2 5 2 16 5 3 6 10 3 S 5 4 1 1 1 - • - 2 2 1 - - 2 1 1 1 2 2 2 1 1 i 1 2 1 1 3 2 4 1 - Yavı Sükvmaıışalı vlösâoğlu Zirlü Halil s.'sipahi rwl zade naııı İ1HSsil e vs. 83.ö 18 21 2U 25 .600 7 2. 155 .299 2.020 16 615 • a 3.600 17 3.TD-158'E GÖRE UŞAK KAZASI MENSÛH MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ .Mıı.

: • 21 " 6 .452 2.n CuîRİioğlıı 8 Çiftlik 150 150 150 150 100 150 150 150 1.60O 2.440 2. • • 1 J 158 . 1419 17 8 • 15! P I? 2 10 9 S 9 6 12 60 5•5 5 3 1 4 < ) 2 2 2 'S - - - - - - - - - 2 2 - - - - - - 3 1 ] 2 I - 1 ! 4 / .Köy U.150 2.664 1.i'.::Kaz3':!röjİ!iL:': Barmak îlvas Güçlü Hüseyin Dursun Doğan GÛ2Î Elvan Balibe.506 2.719 ı i7.79S 2.059 2.600 19.'M4 1 3 BANAZ Gokkaya Duınlııpuiür Kuz vira ıı Kavıcık HcıtZLim|jjjıai Çukurviran (5 -Köy .Turan Gökçe ULUGOBEK Dutluca üıııekstı Dü inere k Yunus pulluya Bıvıklu Cıngıloğlıı Kara Yahşi SÇİIdik i 50 150 150 159 150 759 2 3 2 3 194 100 yııo 4110 14 14 14 12 9 9 8 II) 4fc 2 4 4 4 !9 - - - 2 T5M m 15 7(3 1 4 ! 5 1 2 Î.3.1.

* ^ r .\|cırsu!ıır t N ÖLÇEK . YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE VE MÜSELLEM KÖYLERİ İŞARETLER © Pıyaüe NJ/uveMo-kf ı Q] Müsdluııı Nalım1 Merkep • PıvJüe Kdyu • Müwltem Kovu . 1 : 5 M I H C IM1 157 .XV-XVL Yüzyıltanîa b'şak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı \ XV-XVI.

Mücteba İlgürel. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü. . devleti hoşnut etmemişti. hâkim oldukları coğrafyaya bir anlamda sıkıştırılmışlar idi.. Yay. yazdığı mektuplarında kendi kabahatlerini kapatmaya matuf ifadeler kullanması da merkezi idareyi rahatsız etmiş idi. 548. CAJNÎK MUHASSILI VEZİR ELHAC ALİ PAŞA'NIN 1779 TARİHLİ MUHALLEFÂT DEFTERLERİ Cahit TELCİ* Canik ınuhassıh Ali Paşa1. Daha sonra Kırım Seraskerliğine getirilmesi Aynı bölgede bulunan Çapan Oğhı Mustafa Bey"in de kıskaçlığına sebep oldu.TDl'. onunla beraber 1741 senesinde.\ soıua. Ankara'ya sürtümüş. 277. Sicill-i üsınânî. Hacı Ali Paşa'dan din ve devlete bir fayda olur niyetiyle. VE. kendisine vezârel ihsan olunduğu ve şimdiye kadar hiç kimse için uygulanmadığı halde. Özcan Mert "Caııikli ilacı Ali Paşa Ailesi'. ÎA. Caniklioğulları ile Çapanoğullan arasında vuku bulan bu kavgalar sürecinde devlet. Mehtısinii'l-âsâr ve Hahâikil'l-Ahbâr. "Djamklı Hadjdji Ali Pasclıa" E12. vezirlik rütbesi ihsan olunmuştur. tekrar Canik'e dönmüştür. 151-İ54. s. kendisinin Kırım seraskeri tayin edildiği fakal O. III. derya mevsimi geçtikten sonra Kırım tarafına gidip başarı sağlayamadan eli boğ döndüğü. Babasının bölgede yapuğı zulümier yüzünden. V"H% d<s babasmuA &timûmd<M. Ahmed Vasıf Efendi. 145. II. Çapan oğullan. Dr.. C. on sekiz yaşındaki oğlu Mikdad'a da aynı rütbe verildiği gibi. 548. s.g. ve ayrıca yazdığı birçok mektupta başarısızlığım gizlemeğe gayret maksadıyla tahammül edilemeyecek sözler söylemekte olduğu ve Çapanoğullannı rakib kabul ederek ya Çapanoğlunu idam edersiniz ya da ben fecrine gidip izale ederim dediğinden bahisle. C. Ahmed Cevdet. Hacı Ali Paşa'nın Kırım seferine çıkması ve oradan eli boş dönmesi. ss 159-182. Bemard Levis. Dersaadet 1309. Çapanoğulları tarafında yer almıştır. Bir de üstüne Ali Paşa'nın. 1772 senesinde Amasya sancağı kendisine malikâne olarak verilen Ali PaşaTya. C. s. izmir 2000. 151. Zaten o tarihe kadar Caııikli Hacı Ali Paşa ailesine bölgede verilen görevler ile. 1768'de Osmanlı Rus harbine katılmış ve 1769 senesinde Hotin tarafına gönderilmiştir. a. Eylül 177ıJ"da İstanbul'dan Çapanoğlu Mustafa Bey'e gönderilen bir fermanda.m. Mehmed Süreyya. Özcan Meri. Dcrgâh-ı Ali kapucı başı hır mdan Fatsalı Ahmed Ağa'nın oğlu olarak 113? (1720-21) senesinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Tarih-i Cevdet. İstanbul 1978» s. Bu sebepler ile.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Dersaadet 1309. E.m. Daha sonra Canik tarafına gelmiştir. Ü.

Yine hemen aynı dönemin bir ıslahatçısı olan Penah Efendi de "Nizam her ne güne olur ise kati ve nefy ve müsadere İle mutlak olmaz san 'at ile olur" demek suretiyle bu uygulamayı kınar. Muhallcfâlın kaydedildiği mufassal 3 4 5 6 7 8 BOA. İA . Daha sonra bu defterler merkeze getirilerek. D'Ohsson. Aziz Berktir "Mora ihtilali Tarihçesi veya Penah Elendi Mecmuası 1769'" Tarih Vesikaları. s. Fahri Çetin Derin. Kdremid ayanı Mürid-zâde Mehmet! Ağa'nm.V. Hacı Ali Paşa'nın asıl kuvvetleri Mustafa Bey'in askerlerinden fazla olduğu halde O. 659-673. 15 Şaban 1199 ( 23 Haziran 1785 ) tarihinde Erzurum'da ölmüş ve orada defn edilmiştir15. maliyede meydana gelen sıkıntılara da bir çare olarak addedilmiştir. çcv. 278. 8.204) 16Û . Keınel Beydilli 'İgnatius Mouradgea D1 Ohsson" T. yerli rayiçten satılması istenilenler işaretlenir. Müsadere işlemi. Hafız Hüseyin Ayvansaratî. yüzyıl müsadere işlemini "hazine müzayakasına karşı. s. VHI. îsmail Hakkı Uzunçarşıh "Çaptın Oğulları" TTICBelleten. 157. 162. Muhallefât ve Müsadere: Osmanlı yönetimi başından beri muhtelif sebeplerle devlet yönetiminden uzaklaştırılan ldşilcrin geride bıraktıklan menkul ve gayrı menkullerini zaptetmekte idi.3. XXXVIII /15Ü. Cavid Baysan.x.S. zerre kadar kabahati yok iken sadece " servet-i bisyârına tama" en şehid" edilerek muhalleîatmm aimmasmı tenkid eder (s.sinde Örf ve Adetler. muhallefâtı zabtedilecek olan kişinin emval ve eşyası ile alacakları ve borçlarının görevlendirilen memurlar vasıtasıyla mahallinde sayılarak defterlere geçirilmesi işlemi ile başlamaktadır.m.49697. XVTIT. s. servetine el koyabilmek maksadıyla adı zengine çıkmış bazı kişiler7 muhtelif sebeplerle devlet yönetiminden uzaklaştırılarak cezalandırılmakta ve mallarına da el konulmakta idi*.1X. Ancak bu işlem XVHX Yüzyılla beraber. yanma maiyeti ve 4 hazinelerinin bir kısım ile oğlu Battal Hüseyin'i de alarak Kının tarafına firar etmiştir .Cahil Telci bu asinin yakalanarak idam olması ve başının İstanbul'a gönderilmesi Mustafa Bey'den 3 islenmektedir . İstanbul'a getirilmesi istenilen eşya ile mahallinde.D. Böylece. C. Bunun üzerine Mustafa Bey birkaç bin kişilik kuvvetle hareket ederek Bafra tarafına yönelmiş. Zerinin Yüksel (ty). Yüzyıl Türkiye. Daha sonra afv edilerek yeniden vezâret payesi verilen Ali Paşa. Hacı Ali Paşa'nm az miktardaki öncü kuvvellcriıü bozmuştur. mâlî bir Icdbir İmline getirilmek sureti ile. Türklerin şeîıîr dışında büyük yazlık malikâneler yapmıyor olduklarını ifade ederken bunun sebebini kişinin zenginliğinin ortaya yıkması tehlikesi olarak ifade eder.37.223.MD.IL S. 18. sfıistimîU edilmiştir'" ifadesiyle anlatır bkz: " Müsadere'' İslam Ansiklopedisi. Vefâyât-ı Selâtin ve Meşâhir-i Rical Haz.158: Aşağıda 10 numaralı dipnotla gösterilen eserinde Ata. Kitabın bu çevirisi hakkındaki tenkiti için. Mahallinde satılan eşya ve satış fi atları daha sonra ayrıca bir deftere kaydedilir ve yine İstanbul'a gönderilerek hazineye giren ya da İstanbul'da satılanlar da ayrıca defterlere kaydedilirlerdi. İstanbul 1978. Vâsıf. Bunun üzerine devlet firarilerin unvanlarını geri alarak mallarını da müsadere etmiş idi". muharebeye girişmemiş ve Bafra'daki kendi konağını yakmış.

Metinden ve aşağıda verdiğimiz tablolardan da anlaşılacağı üzere. 13 BOA. Neüccde: II. S. 161 . üç suret halinde hazırlandığı ifade edilmektedir ki biz iki surelini tesbit edebildik12. muhallelatdan bazı yerlere verdikleri karşılığında. Malımud devrinde yasaklanan müsadere. ve muhtemelen önemli bir kısmını da beraberinde götürmüştür. devlet tarafından bütün unvan ve dirlikleri geri alınırken.1. Aynı zamanda. Tanzimat Fermanıyla kaldırılmıştır10. 13695. hesap olunduğu zaman mufassal muhallefât defleri ile füruht defterleri ve senedlcrinin toplamının denk çıkması. onların teslim senedi erinin biri biriyle denk olması. işlemin önemli noktalarından idi. bizim D 1 olarak kısalttığımız defter içermektedir11. 12 Defterin ikinci sureti BOA. 13693. Müsadere usulünün devrin kaynaklarında zaman zaman şiddetle tenkid edildiğini görmekteyiz".BŞMA932. ı | BOA.BŞM.3. Ali Paşanın kendi konağını yakarak kaçması ile muhallefât m zabt edilmesi arasında geçen zaman içerisinde halk. yangından kalanlar da zabt edilmiştir (D I. 41-78. muhaliefatı zabt ile görevlendirilen kişinin. Havza ve Köprü Kazalar Ayanı Kör İsmail. Müsadere Olayı ve Terekenin İncelenmesi" TTK. Yavuz Cezar " Bir Ayanın Muhallefâtı. Bunun dışında D II 1 3 ve D1II14 olarak kısalttığımız iki küçük defler daha bulunmaktadır. Bizim tcsbil edebildiğimiz kadarıyla toplam üç defter halinde müsadere edilen muhalleıatın büyük kısmını.4932 numarada bulunmaktadır.BŞMMHF.Cam'kMııhassüt Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli hfııhallefât Defterleri deflerler ile bu füruht defterlerindeki mallar ve de şayet. sened almaması/alamaması sebebiyle. Ancak yukarıda ifade edildiği gibi Ali Paşa kaçarken hazinelerinden bir kısmını.Oğlu Hüseyin. Muhallefât m zabtı ile görevlendirilen kişiler (memur-1 zabl-ı emval) dergâlı-ı âli kapucıbaşısı Mehmed ile kâtib Abdi Efendi'dir15. 14 BOA. Belleten. özellikle hayvanat ve zahirenin önemli bir kısmını yağma hımıştır. Bu defter üzerinde.sâni. bazı malların kendi zimmetinde kaldığı durumlar da ortaya çıkmakta idi. Dersaadcl 1293 Muharrem/1291 K. Cahit Telci *' Aydın Muhassılı Abdullah Paşa ve 1148/1735 Senesinde Zabt Edilen Muhallefât]" Tarih İncelemeleri Dergisi XVI ( Baskıda ). s. mahallinde bir devlet görevlisine verilen unsurlar varsa.. Samsun civarına ait başka bir muhallefal örneğinde inceleyen biç çalışma için bk/.. Zaman zaman bu konuda problemlerin ortaya çıktığı.BŞMMHF. Ali Paşa kaçarken konağım yakarak kaçlığı için bu yangın mahalli de ahali yardımıyla kazılarak. emvali de mirî tarafından zabt edilmiştir. ss. 10 Tuyyar-zâde Mehmed Ata. XLI/161. Bazı muhali el at tamı zabtının. 13694. Ali Paşa'nın Muhalld'âtı Ali Paşa'nm 1779 senesinde Kırım tarafına kaçmasından sonra. devrin kaynaklarında yansımasına dair örnekler için. Çapanoğlu Mustafa Bey'in de bu müsadere işleminde görev aldıklarını anlıyoruz. paşaya ait. bizim burada bahsedeceğimiz Ali Paşa ile aynı bölgeye. C. D.12.204. D. ıra. Tarih-iAta.BŞMMHF. muhallefâtdan. D. D. 15 BOAD. 13) '' Muhallefât ve müsadere işleminin tatbikatında dikkat çeken hususları ve bir muhali e taun miri için zabt edilmesi sürecini.

775 gııruş kıymclindcki kaltak bargirlerini buraya almamamızdır 162 1 . kumaş eşya ve giyecek Muhtelif cins kürkler Saat Kıymetli taşlarla süslü eşya Nargil. 16 daha önce başka bir muhallefât ile ilgili çalışmamızda yaptığımız gibi. 5 tanesi. kıymet olarak kaydedilmemiş oldukları için. defter içerisinde yer alan unsurların miktarına göre inceleyeceğiz.Bunun sebebi. sadece miktar olarak belirtilmiş. D I KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ Türü Altın ve akça Mücevher eşya Kumaş.Cahit Telci Muhallfatın büyük bir kısmının İçerisinde yer aldığı defterde. ancak bazı tahminler yürütülebilir. muhallefâün lamaminm kıymeti konusunda kesin bir şey söyleyebilmek mümkün olmayıp.'' 294. teşbih. altın olarak kaydedilen kalemlerin dışındaki unsurlar." Rakamlar toplandığında 295 .643 w - Mal ve eşyanın dökümünden de görüleceği üzere deflerde. Bu sebeple. ayna Mutvak eşyası Silah Bayrak-sancak-mehler Kitap At takınılan At Çiftlik Diğerleri TOPLAM Defter içinde kaç kere zikredildiği û 6 51 17 1 3 6 8 13 18 1 9 5 5 16 165 Kıymeti (•. içerisinde muhtelif hayvan've zahirclcriyle beraber sayılan çiftlikler olmak üzere toplam 165 kalem unsur yer almakladır.giıriış) . burada da mulıallefâtı.g.m. Paşanın serveti diğer malların maddi kıymetleri belli Cahil Telci " a.428 çıkmaktadır.

Bunun dışında muhtelif türlerde giyim eşyaları ile seccade. büyük çoğunluğu koyun ve keçi olmak üzere 7. ÇİFTLİKLERDE MEVCUT CANLI HAYVANLAR VE TAHMİNİ BEDELLERİ "• Aded. yaklaşık 300. Bu yüzyılın genel bir özelliği olarak kürke rağbeti Ali Paşa'da da gömıek mümkündür ki bu defter içerisinde 17 başlık altında. XVII. "sığır ve kısrak1' olarak kayıtlı bulunup. Jean Thevenot. Meünde. Türklerin kürke olan tutkularından bahisle. orta halli olanların bile samur bir kürke sahip olmak İçin seve seve dört veya beş yüz kuruş sarf edebildiklerini söyler. Muhalleiat içerisinde en önemli yekûn kumaş ve kumaştan mamul giyim ve ev eşyalarıdır. Bu meyanda birer aded topuz. devri içerisinde hiç de küçümsenemeyecek bir meblağdır ki müverrih Vasıf da paşanın emvalinin zabtından bahsederken servetiyle ilgili olarak "nüküd-ı bî-hadd ü 18 payân"' tanımlamasını kullanır .020 1. 'Tallmırîr Toplam kıymet (Guruş'! 9. gaddare. 83. bu bile başlı başına bir servet oluşturmaktadır. Dil deki 6 kürkle beraber toplam 33 kürkü bulunmaktadır. Bu servet. toplam 27 tane mııhteli f cins kürkünün yer aldığını görüyoruz19. birer tane de pişlov ve piştov kuburu bulunmaktadır. sadece para olarak. mızrak.Catıik Muhassılı Vezir Elhac Ali Paşa'nuı 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri olmamakla beraber. 163 .27S. İstanbul 1978. Silahlar beklenilen kadar değildir. 7 tanesi. 11 tane Trabzon işi fişeklik.840 170 40 20 765 80 8. birer tane.740 1. lfı 19 Talimim bedel (gunış) 20 20 5 5 5 15 10 10 20 :. bu 7 hayvanm lamamı kısrak olarak kabul edilmiştir. 1655-56 'da Türkiye. kılıç ve hançer. Yüzyılın ikinci yansında Osmanlı ülkesinde seyahat eden Thevenot. s.000 kuruş kıymelindedir.' Türü Kısrak Tay Bargir Merkeb Ester Kara sığır öküz Kara sığır dana Kara sığır inek Camus öküz. Nuray Yıldız. minder. Ancak aşağıda görüleceği gibi bu miktar diğer defterde daha fazladır.550 civarında da canlı hayvan bulunmaktadır ki. şeşber. Kumaş olarak 1 top Trabzon bezi bulunmaktadır. Yine tablodan görüleceği üzere mulallefat içerisinde.940 ~~4TP' 92 34 8 4 51 8 874 97 20 Vâsıf S. Çev. 21 tüfek. yastık gibi ev eşyalarım söylemek mümkündür.

bir öküz fiatı civarında hesab etlik. s.255 855 45 360 22. hayvanın kilosu. böylesi bir fiat yaklaşımında bulunduk. alıcının ve satıcının o andaki vaziyeti. Bunların fiatları. Böylece Ali Paşa'nın muhalicfâlı içerisinde bulunan yaklaşık 7.541 15 15 15 15 3. Elimizdeki camus ve inek fiaünın üzerine. iklim gibi bir çok değişkene bağlıdır. sağlık dununu. Tay ve kısrak fıatım da ortalama olarak. D. Burada 3 aded camusıın beheri 15 gnmştan toplam 45 gunış ve 33 tane kara sığırın da beheri 10 guruşlan toplanı 330 guruş ettiğine dair bir bilgi bulunmaktadır. Aynı zamanda Ali Paşa'nın nıulıallefâlıııdakj bu iki fıatuı Pazar fiatı olmadığı da muhakkaktır. ÇİFTLİKLERDE MEVCUT ÜRÜNLER Çiftlik Adı Türü Asıl En giz Hinta Şair Mısır Buğdayı Uzunkoz Hint a Kabluca Şair Kaldalipa Şair 2.624 320 • :i Kalan 552 000 472 80 40 - - - 200 160 noo BOA.484 49.550 hayvanın.BŞMMHFA3695.621 7. 2.176 320 472 160 Keyi-i Istanbulî Yağmalanan 1. 164 .000 guruş civarında olabilir.614 4 Aslında defterlerden sadece bir tanesinde hayvan flatlanyla ilgili bilgi bulunmaktadır"1. satışın yapıldığı yer. diğer canlı hayvanların takriben bedelleri ne kadar olabilir düşüncesinden hareketle. tahminen bedeli. Gerçi şunu burada önemle vurgulamak gerekir ki eşyalarda da olduğu gibi bilhassa canlı hayvan fıatları konusunda kesin bir şeyler söyleyerek mali bir yekûn çıkartmak mümkün değildir.Cahit Telci Camııs ineği Cam us düge Canı us dana Malak Koyun -keçi TOPLAM 217 57 3 24 5. gösterişi. 50. üçte bir artı ilave ederek öküz fiatı ve inek Kalının yarısından az olarak da koyun ve keçi fıaluıı düşündük. Fakat biz aynı muhallefat içerisinde. o anda oluşan bir fiat ile karşı karşıya bulunduğumuz için.

muhtelif cins 9 tüfek. buhurdan.Can i k Mukassi h Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli Muhallejat Defterleri Kanlıcak Kelene Şair KKK) 3. 2 tüfek kuburu.5.. 165 . kahve sinisi. kahve tepsisi.. Ancak bölgesel anlamda Önemli bir güç olan Ali Paşa'nm aslında daha fazla silahının olduğu da muhakkaktır. ibrik. Bu zahire dışında daha henüz döğülmemiş olan bir miktar daha zahire bulunmaktadır ki hakiki miktarlarını bilememekteyiz.. vaşak... 6 madde halinde. Kürkler de muhtelif türde olup semmur. s.000 - 000 Tablodan da görüldüğü üzere paşanın firarı ile muhallefatm zabtı arasında geçen zaman içerisinde mevcut tahılın önemli bir kısmı yağmalanın ıştır. Ankara'nın muhtelif cins kumaşlarından toplam 11 top kumaş mevcuttur. zarf gibi eşyalardan müteşekkildir. içinde . 1 kalkan ile 1 tane de yatağan bıçağından oluşmaktadır.. kcre.matara ile gümüş gülabdan. Defter içerisinde..&il$^Idiği. ^ v i n ç t i . Metinlerden de anlaşılacağı üzere kumaş türleri imparatorluk coğrafyasının muhtelif yerlerine ait olup. Mutvak eşyaları ise bakır leğen. Tosya. abası ve 20 tane de Fransız çukası toplam 7 başlık altında kaydedilmiştir. toplam 6 başlık halinde ve 6 adet olarak kaydedilmişlerdir.v| 7 6 7 6 1 - 4 31 Tablodan da görüleceği üzere bu defter içerisinde mevcut eşyalar arasında kumaş ve kumaş eşyalar ilk sırada yer almakladır.. defterde 3 tepe hınta ve birer tepe de şair ve kabluca olarak belirtilmiştir 2 . 1 3693.kaç. .. Ayrıca da birer tane Selanik seccadesi ile Bağdat. D İT KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ Türü Kumaş ve kumaş eşya Muhtelif cins kürkler Mutvak eşyası Silah At lakımı Diğerleri TOPLAM Defter... Bu zahire. .. . kaplan kürkleri olarak tavsif edilmiş. zerdeva.. Haleb. Silahlar. Şam. bu döneme ait bir çok muhallefâtda tesadüf edilen mercan bir teşbih de bulunmaktadır..

Defter içerisinde silah olarak ise sadece 1 tane ve 40 guruş değerinde Banyakâri piştov bulunmaktadır ki bu tür silahı da dönemin birçok muhalleıatuıda görmek mümkündür.Cahit Telci D m KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ T ü r ü ' " '• ' • ••••••. Defter içerisinde iki kalem halinde toplam 36 tane canlı hayvan kayıtlıdır. 3 guruş'tan 2 tane baş yaşlığı ( 6 guruş ) ve 4.5 - 1 """"" Kumaş ve kumaş eşya Mutvak eşyası Si lalı Kitap Canlı hayvan TOPLAM ıon 40 11 375 668. Bunun ü/. 166 .•••••••- DefKr'lçirıâte-^aç"" İçere ::fâym^İ(güitl^ zikredildiği 7 1 1 1 2 12 192. nakit ve canlı hayvan varlığı olarak. beheri 13 guruş'tan 2 tane orta kilimi (26 guruş ). ayrıca diğer eşyalar ve defterde kayıtlı 5 çiftliği de ilave edersek.5 guruş'tan 6 adet şilte ( 39 guruş ). ki bu çiftliklerin de vasıf ve bedelleri belli olmadığı için değerleri konusunda bir şey söylemek mümkün değildir.erinc. 436 keyl kabluca ve 122 keyl de mısır bulunmaktadır. beheri 6. defterlere akseden kısmının 400. Toplam 7 başlık altında 49 tane kıunaş eşya kaydedilmiştir. Sonuç olarak Ali Paşa'nm. beheri 4 guruş'tan 4 tane minder (16 guruş).5 yazılımş} Bu defter Ali Paşa'nm ımıhallefâtı içerisinde tüm kaydedilenlerin kıymetlerinin de verildiği yegâne defterdir.5 (743. belıeri 6. beheri 2 guruş'tan 48 gıımş eden 24 tane köhne kadife yastık. 868 keyl alef. yaklaşık 350. servetinin. Yine bu defter içerisinde 828 keyl hınta.000 guruş civarında bir yekûn tuttuğunu söylemek mümkündür. Ancak kaçtığmda servetinden önemli bir kısmını beraberinde götürdüğü de muhakkaktır. muhallefâtınm bütününü değerlendirecek olursak. Ancak deflerde çok şey kayıtlı değildir.5 guruş'tan 4 tane köhne mak'ad (26 grınış ) .000 guruş kıymetinde bir meblağ ile karşılaşmaktayız. Kumaş eşyalar bu defterde de en çok yer bulan unsurlardır. Bunlar beheri 15 guruş'tan 3 adet camus ( 45 guruş) ve beheri U) guruş'tan 33 tane büyük ve küçük kara sığır (330 guruş ) dır. Bunlar.5 guruş'tan 7 tane yorgan ( 3L5 gıınış ) dır.

guruş: 2) 3) Kapan ile vezn olunan beyaz akça torba aded: 49 fiy: miııh.000 80. fiy: 2..Canik K'luhassth Vezir Elhac Ali Paşa 'ınrı 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri D. 13693 ( D i ) Bundan mukaddem Canik muhassılı iken firar eden Elhac Ali Paşa'nın bi : lcümle cmvâl ve eşya ve nükûd ve zinmıât ve gulâm ve cevâri ve hayvanât ve sair cins mal illa' olunur her nesi var ise t[z"|ahîre îhrâc ve memlıûr ve mümzâ defteri der alizeye irsal ohınmak babında sâdır olan emr-i âlişân mûcebince fırari-i müşyârünileyh makam olan Canik Sancağfnda vaki Bafra kasabasında kâin alik sarayına bade'l-vusûl taraf-ı lıazrct-i vcliü"n-niâinânclerinden tayin buyrulan divân kâtibi Elhâc Abdi Efendi ve dergâh-ı âli kapucıbaşılarıııdaıı hıısûs-ı mezbûra memur Çapar-zâde Mustafa Beğ ve sabıka Kırını defterdarı olub Bafra kasabasında mevcud Mustafa Ağa ve şâir bi'1-cümJc ahâli marifetleri ve marifel-i çakeri ve marifet-i şer' ile hâne-i nıezbûrun harem bağçesi derûnunda kârgîr malızen-kâşan de mevcud olan uükûd ve cşyâ-yı şâire ve Canik Sancağı'nda vâki çiftlikâü ve derûnlarmda olan hayvanâtı ve bazan bir miktar malttır ile bazı alıâli-i kuraya verdiği hayvanât ve sâirenin müfredat defteridir. gıınış: 4) Tâdâd olunur İken bazı denkler derûnunda zuhur eden malüut altını guruş: 5) Firari-i müşarünileyhin iç çııkadan Halil Ağa yed'inde bulunan • fındık ahunu mukaddem Çapar-zâde Mustafa Beğ alız cdüb [.580 3.] guruş hesabıyla mir-i mumaileyh tarafından teslim olunan fındık altımı aded: 895. Müşarünileyhin Bafra kasabasında kâin atik hanesi derûnunda kârgîr mahzende mevcud bulunan 1) Cümle marifetiyle tadâd olunan beyaz akça.500.BŞM..500 / tobramn biri safi para olnıağla yüz gunts ziyadesi vardır ] 167 .473 85. be hesâb-ı guruş: 3.MHF. torba aded:32.100" 122.. guruş: Hazine bağıyla bnlıınub feth olunmaksızın hâli üzere terk olunan torba adcd: 44 .

] sîm islelaıi. aded: 23) Sîm beyaz [.Cahil Telci 6) Vilayet tarafından müşarünileyltin firarından sonra bazı kesâna ber kazıyye-i emanet verilüb badehu furuht olunan bargİrân-ı kaltak. 31 fıy beher re's: 25 guruş.].. kıyye: 7. aded.428r Kese-i Rumî: 590.. 1. aded: 168 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 700 8 1 1 1 4. aded: 24) Sîm zencirli ve nişanlarında ikişer nıercanh teşbih. aded: 13) Müşarünileyhin muhlerik hanesi cümle marifetiyle hafr olundukta hurda ve külçe zuhur eden sîm.. re's . gunış: 11) Ortasında ve kenarlannda beşer zümrüd ve dört la'l ile müzeyyen 12) Beş yapraklı sîm inalla' çelenk.190.] kutu.. 18) Sîm beyaz kalemkâr gülabdan. aded: 19) Etrafı gayet hurda incilü müdevver ve müşebbek küpe. aded: 25) Hurda Ia'l taş ile müzeyyen on yedi müşebbek kitabeli [. küsur guruş : 428 7) Firari-i müşarünileyhin Fatsa kasabasında mevcud imhasından kal' eltirdikten sonra Piiiııci-zâde Ellıac Hasan Ağa'ya füruht edüb balıasıyçün alız eylediği temessük kıt'a 8) Üçer yapraklı sîın beyaz çelenk aded: 9) Ortasında bir lûlî ve bir ziinıriidi bir yapraklı matla' çelenk..| badem resmli ayine. aded: 26) Sîm beyaz kalemkâr l. kıyye 14) Sîm matla' sade ve kalemkâr nargü seri 15) Simlice mukavva nargil seri 16) Sîmli fağfur nargil seri 17) Sîm matla ve su hanesi sîm beyaz ve lale avizeli yedi müdevver yaftalaranuıda kuş resm vaz' sîmsiz... aded: 10) Nulıas.761 * 1 227 1 .140 Batman : 1. aded: 22) Sîm beyaz. 775 YEKUN GURUŞ : 295. aded: 21) Şişhane sîm beyaz su tası. fiy beher batman: 40.. çift: 20) Sîm matla gayet hurda firuze taşlı kefere nisası takımı? .

aded: 33) ALü mahallinde minekârî jüllü müşebbek altun zarf. aded: 38) Sîm şeşber. aded: 48) Sîm matla' [.. aded: 6 .Canikkiuhassûı Vezir Elhac Ali Paşa 'um 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri 27) Altı sıra pul resin sîm zencirli reaya nisalarına mahsus altunboğaz avizesi: Müşarünileyhin iç oğlanı baş çavuşu yedinde olub kadı efendiye Teslim eylediği. kem a'yar sîm matla': 1 42) Birer yanlan beyaz sîm kaplama temiir rikab çift: 43) Pirinç at başlığı. aded: 32) Mâi ve kırmızı ve beyaz taşlı müşebbek altun zarf.. % 1 1.] kaştan bütün kaplama kalemkâri ve şükııleli sarı dibah resen? Kıt'a: 49) Pirinç üzerine câbeca altım kakmalı rikâb-ı esb tek: 1. çift: 47) Kâm aheni. % $ % 30 ı • 1 3 1 3 1 1 1 1 X I 1 39) Sîm matla' donanmalı ve kabzalı ağaç ve şir-mâhi gaddare. aded 34) Kema'yar sîm matla1 düz yaftalı birer zencirli kırmızı püsküllü sinebenâ ma 'a başlık?. çift: 1 2 . çift: 46) Temür rikab-ı çatkım. aded: Müşarünileyhin kahveci yamağı Mehmed yedinde kahin teslim Eylediği: 31) Yalnız altmış sagîr ve hurda elmas Üe müzeyyen müşebbek ahun zarf. aded: 1 35) Sîm matla' çifte peçeli beyaz püsküllü kalemkâr yalnız sinebend 1 36) İshakbcğ-zâde'nin lalası yedinde bulunan sîm beyaz pul avizeli sade başlık. aded: 44) Pirinç rikab çift: 45) Temür rikab-ı esb. aded: 40) Simlice şikesi gaddare. aded: 37) Sîm topuz. 28) Matla iki başlı çavuş kuşağı. çift: 29) Baş çavuş çcvgânı simleri 30) Sîm beyaz mükemmel çavuş çcvgânı. aded: 41) Sîm beyaz rikab-ı esb çift: birbirine uymaz: I. ..

aded: Bafra sakinlerinden Deh Hüseyin yed'İnde bulunan Bafra sakinlerinden Kürekli Abdullah yed'İnde bulunan Öküzoglu Hasan yed'İnde bulunan 72) Kundağı bütün sîm matla ve bazen mercan ile müzeyyen ve 170 1 f. taylara mahsus: 2 52) Mor çuka üzerine serapa matla' kabaralı sagîr Midillü haşesi. kıt'a: 57) Mor çuka üzerine üç sagîr üç kebîr gül resm sîm beyaz kabaralı haşe.Cahit Telci 50) Sîm matla' önü nim ve orhanesi ? bütün kaplama kalemkâr ve kırmızı kadifeli [. aded: 55) Surmai kadife üzerine kezâlik kabaralı. kıt'a: 58) Mor çuka üzerine iki nîm müdevver güllerinin ortalarında minakârî sîm malla' kalemkâr müseccem kebîr kabara ve saçak mahallinde sîm beyaz. cild: 62) Sîm beyaz sancak bayrağı tepeliği. kıt'a: 59) Köhne sagîr şam haşesi. aded: 61) Sîm matla' şişhane fota ? sancağa avise [silik | Mushaf-ı şerif.aded: 71) Trabzonkâri kılabdarüıca fişenklik. zencire avize sîm beyaz müdevver pullu sagîr haşe. 1 4 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 I 1 % 2 1 1 % 1 1 1 % 66) Altım kakmalı ve sîmli revgani ve çâr kuşe demren mızrak. .. aded: 1 . aded: 56) Mor çuka üzerine etrafı şerid resiın ve sîm matla" kabaralı haşe. aded: 63) Sîm matla sancak alemi ve tahtında yine sîm matla bir toplu bilezik 64) Üç halkalı sîm beyaz alem çubuğu ? topu. adcd: 70) Nefti çuka üzerine serapâzerdûz köhne seccade..] kıt'a: 51) Köhne kaltak aded. aded: 54) Gezi çuka üzerine sîm matla beyaz kabaralı. adcd: 53) Mor çuka üzerine sîm matla kabara Iıaşe. kıt'a: 60) Türkmânî çul sepet . aded: 69) Beyaz sanda! Yörük bayrağı. aded: 68) Sancak bayrağı. 65) Sîm beyaz resm [silik ]kabaraJı şenr sofrası. aded: 67) Deıırrenleri altım kakmalı ve sîmli kargı mızrak. aded. 4.

aded: 1 1 1 5 1 1 1 1 1 6 1 I î 1 1 1 1 İ 1 İ İ 1 1 171 . aded: 83) Mâi-İ şaliye kaplı vaşak koline yemin ? kürk. aded.. aded: 84) Penbe kermesuda kaplı müstamel kakımı biniş kürk. aded: 91) Kapsız koline sincab kürk. aded: 76) Kölme piştov. aded 81) Yeşil çukaya kaplı Anadolu nâfesi hırdevatı kürk. çift: 78) Serasere kaplı sırt semmıır ve zavat ? kürkü. aded: • 2 1 1 87) Yeşil çukaya kaplı vaşak köhne nimten kürk. aded: 79) Gezi çukaya kaplı sırt seımtıur erkân kürkü.. aded: 86) Gezi ve siyah kermesuda kaplı öııi ? siyah sincab biniş kürk. 85) Gezi atlasa kaplı zerlıeva? paçası ııimtcn müst'aracl kürk. aded: 73) Kundağı şir-nıâi ve sîm matla ve beyaz kabaralı ve nişangâh mahalli 74) Altım kakmalı hâre demirli şişhane tüfenk Bafralı Deli Hüneyin yed'inde bulunan İshak Beğ-zâde yed'inde bulunan Abdullah yed' inde bulunan Akgö/oğlu Hasan yed*inde bulunan Kürekcibaşı yed'inde bulunan Bafralı Saraç Ali yed'inde bulunan Suııguroğlu Osman yed'inde bulunan 75) Kaval nefer tüfenki. aded: 80) Sarı ve fıstıkî ve yeşil çukaya kaplı Rumili semmur paçası çiftlik kuntıış kürk. aded: Aktekye karyesinden gelen kürklerin miktarı 89) Kermesud kaplı nâfe kürk. aded: 77) Mor çuka üzerine beyaz kabaralı piştov kuburu.. aded: 82) [.Canikhiııhassıh Vezir Elhac Ali Paşa'mn 1779 Tarihti Muhalle/ât Defterleri on dokuz sîm matla' [..] çukaya kaplı beyaz tavşan kuntıış kürk.] ve nişan mahalli altuıı kakmalı hâre demirli şişhane tüfenk. aded: 90) Çukaya kaplı hırvani kölme kürk. aded: 88) Yeşil çukaya kaplı bol yenli Anadolu nâfesi sagîr kürk.

aded: Bafra kasabasına tâbi Aktekye karyesinden gelen 112) Havlı.2 I . sade: 2 95) Elvan şali kerrake. adcd: 114) Köhne çuka cübbe. aded: 105) Zerdûzkâri köhne boğça. aded: 103) Battal Beğ-zâde Tayyar Beğ'ingulamı yed'inde bulunan yalnız ağızlığı sîm beyaz kara kaplı ? kaliça. aded: 98) Altım harclı?beşer şemseli beyaz şali kenake. aded: 97) Gezi sof kerrake. 99) Beyaz hareli cevizi sof kerrake.Cahil Telci Biniş Seyis yed'inde bulunan 92) Semmur kuntuş kürk. aded: 115) Köhne enmri.. aded. aded: 108) Sîm köhne saat. aded: 102) Kabala çukası 12. adcd: 93) Cüd kafa kuntuş kürk aded: 94) Müstamel kaplan postu. adcd: 107) Kabzası ve kını sîm inatla' hançer. aded: 3. mai:27. aded: 104) S i yalı aüas entari. aded: 113) Destmâl sini. aded: 101) Müstamel gözi kürk kabı. aded: 100) Derzibaşı yed'inde bulunan çiftilekapu biniş. mâi-i Fransız: 14. aded: 96) Bir zeııbil derununda sarayda nıcdfûn bulunan Çifılikkapu taklidi biniş. aded: 110) Müstamel şükufeli entari. aded: İ 1 1 3 % % 1 4 1 53 1 t üs 4 Bafra kasabasına tâbi Sağlar nâm karye yolunda bir seis yed'inde buldum Deyu Alemdaryed'iyle teslim olunan 106) Balçık ve kabza ve kını bütün sîm matla' kılıç.1 1 İ 1 :| t I 1 1 .aded: 111) Köhne çakşur. aded: 17. aded: Sunkur oğlu Osman yed'inde bulunub teslim olunan 109) Mercan teşbih.

. aded: 139) Koline şayak yastık.3 142) Surna. aded: 118) Elvan cezâir ihramı Cedid ve şeridli. aded: 127) Köhne Türkmen Kilimi. çift: 138) Yapağı memlu şayak yasdık. aded: 143) Kaba suma . top: 135) Koline atlas boğça : aded: 136) Yorgan me'a çarşeb.. aded: Müsla'mel Köhne 119) Müsta'mel sagîr kilim. aed: 133) Destar [. aded: 131) Surmfn çuka yol dolaması. aded: 124) Şeritli ve yeşil püsküllü [. aded: Müşarünileyhin ÇaLıcı Mehterbaşısı yed'inde bulunan 141) Nakkare. adcd: 125) Köhne al mak'ad.CanikMuhassdı Vezir lilhac Ali Paşa 'nın 1779 Tarihti Mııhallefât Defterleri 116) Tencere.] mak'ad.. adcd: . aded: 137) Müstamel kılabdanlı kadife yasdık. aded: 1 7 Î0 : 2 1 4 3 4 $' • 1 1 1 %• 1 4 t 5 3 % 1 2 4 1 1 |$! 10. aded: 126) Çiftlik kaftanı. aded: 140) Müsuıme! ve köhne Selanik kiçesi. 8 % . aded: 120) Taraklı sandal mtist'amel yorgan yüzü.] aded: 134) Trabzon bezi.. adcd: 138) Müstamel çuka mak'ad. aded: 132) Çuka yelek. aded: 130) Yapağı memlu minder. aded: 121) Pebe memlıı çubuklu kııtnı köşe şiltesi ve me'a şükûfeli mor puşide 122) Penbe memlu gezi şükûfeli köşe şiltesi. aded: 128) Yapağı memlu gayet köhne kadife yasdık. aded: 123) Beyaz üzerine şükûfe İşleme mak'ad. adcd: 117) Kapak.

60 %. aded: 145) Boru.. şikestl bulunan Bağdad Kulası dinıekle arif lenk esb. re's: 160) Müşarünileyh hîn-i firarında vilayet marifetiyle bazı kurraya ber veçh-i emanet verilen bargir (Çapar-zâde Mustafa Beğ'in hîn-i vürudunda yağmaya gittiğini haber verdiler ) nı's: 161) Ç i f t I i k â t .]santur. aded: 153) [. 10 1 1 i 1 155) İbtida Bafra kasabasına vürudumuzda müşarünileyhin esblerinden 174 . aded: 146) Zil. aded: 148) Kaba lülesi.Cahit Telci 144) Kaba çevre. yed'inde bulunub mukaddem Çapar-zâde Mustafa Beğ'inahz etmekle badehu tarafımıza teslim olunan perişan tabir olunur kara esb.ı E n g i z [ Firari-i müşarünileyhin oğlu merhum (silik) zade İsmail Beğ'e işbu çiftlik pederimden müntakil deyu ahali haber verirler.] 22 1 1 1 1 157) Mumaileyh Çapar-zâde Beğ'in Çorumlu Mehmed yed'inde bulunan 5 9 f 22 40. re's: 156) Yine fırari-i müşarünileyhin esblerinden iç çukadarı.. re's 159) Yine Çapar-zâde Beğ'in adamlarından Sunkur oğlu Osman yed'İyle gelen al esb. aded: 149) Surna ve çevre lülesi. aded: 152) Sîmli nây. aded: 154) Pirinç boru ve ağızlığı. re's: Akçakanad Kula esb 158) Yine müşarünileyhin kendüye mahsus esblerinden Çapar-zâde Beğ'in firarından sonra bulunan Bolu Dorusu dinıekle arif doru Esb. aded: 150) Talim düdüğü. aded: 151) Kemik surna ağızlığı. aded: 147) Kamış göl. aded: 2.

! 20 82 24 10 6 13 82 24 10 çift 6 33 10 Keyl-i 2.624 162) Çiftlik- i Uzunkoz ÇiftJik-i mezbûr Kethüdası FeyzuUah zabtında olan hayvanât •Türü Camus öküzü Kara Sığır Öküz Kara Sığır İneği Bargir Ağnam ve Keçi Kebe.CanikMuhassüı Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri Çiftlik-i mezbûr derumında olan hayvanât l l l l l l l a .••çm. aded: 2 . • Tok 1 - j 2 100 175 . aded: Kilim.176 320 472 320 000 istanbul! 552 000 472 1... •• Camııs ineği Malak Cam us Öküzü Kara sığır öküzü Kara sığır ineği Yine çiftlîk-i mezbûr hademelerinden Ebce Mehmed zabtında olan ki sak Hınta Şair Mısır Buğdayı Ru-:S 'Fuplaün :•.

j To[>? a IıI 10 1 18 160 10 Camus ineği Camus öküzü Kara sığır Şair.. aded: Kabluca tepesi. aded: Mevcud der anbar-ı çiftlik Şair. 1 176 .. Keyl-i İstanbulî Hınta. Keyl-i İslanbulî Döğülmemiş zehairin mikdarı Hınta tepesi. aded: 200 80 40 163)Çifîlik-i Kaldalipa Çiftlik-i mezbûr derununda olan Hayvanât •T'ürii .. yed'inde olduğunu cümle ahali haber verirler. Keyl-i İstanbulî Kabluca.ifgg|îi.||f ||İfİ. keyl-i İstanbıılî 13 160 1 5 000 164) Çiftlik-i Kaniıc ak \ Çiftlİk-i mezbûr firarı Ali Paşa-zâde İshak Beğ'in üveği oğlu Abdurralıman Ağa-zâde Hasan Beğ'in kendi pederinden nıüntakil olduğuna binaen müşarünileyh vaz-ı yed etmeyüb . aded: Şair tepesi.Cahil Telci Evâni-i Nühas Tencere. aded: Taba ? ve sallan ve şâir nühas.

>.:.. keyl-i İstanbulî 12 3 5 3....i 1 .:..: r ^-..Cam'k Mııhassth Vezir Elhac Ali Paşa 'um 1779 Tatihli Muhalle/ât Defterleri Çiftlik-i mezbûr kethüdası Süleyman zabtında olan hayvanât: I^TÜM'I • • î Kü 's • •:-: • • Ciüiıus öküzü Kara sığır öküzü Kara sığır ineği Camus ineği Sığır ve kebîr kısrak 165) Ç i f t l i k .000 3.:....] Çiftlüi-i mezbûr hademelerinden Evkatlı Hasan zabtında olan: ı I P• • Canıus ıncğı Canıus danası ? Kara sığır Bafra kasabası anbannda mevcud bulunan şâir..000 Toplotn ..:. : .. - 12 3 5 000 177 .:.. w: ^ . ||| 1 8 13 7 K e l e r iç 1 - [Çiftlik-i nıezbûr firari Ali Paşanın [silikj Abdıırrahman Ağa'mn lıadcmelerinden ve [silik] ser çukadârân-ı lıazret-i şelıriyâri [silik] hazretleri biraderi Halid Ağa benimdir [silik] olduğunu müş'ir yedimde senedim vardır lakin fîrari-i müşarünileyh cebren zabt eyledi deyu ihbar ve senedini ihraz eder.ijn.. | pi.

844 00 000 746 200 40 792 Hm ta Şair Kabluca Mısır Buğdayı [Bafra kasabasında ve etraf kurada asâkir kesir olduğundan hınta ve şâirin kemâl kıüeli olmağla medâr-ı masarifimiz içlin (bir kelime okunamadı) mezkûr zehairi bazan tanzim ettirdiğine şerh verildi.Cahil Telci YEKUN Türü Rırs t c k ] - Çift Tayin ata giden Yağmaya giden Canıus Öküzü Camus ineği Cam us dügesi 284 57 34 19 6 30 - 1 76 4 7 174 - Kara sığır öküzü Kara sığır ineği 284 Kara sığır tanesi 8 Ganem ve keçi Esb Kısrak Tay Bargir Ester sayası Merkeb sayası :: 1 - 210 4 230 92 10 4 3 35 26 8 8 Wi:i::^!llllllll 1 il 3.938 4.044 40 792 verilen 3.192 2.J Türü Saiıan ve tencere ve şâir evân-i nühas ' Ası yâ b 178 AdeJ 61 f f .

[bir kelime okunamadı] talisi 1 olunmayub lakin bazen sülük oldukta müşarünileyh lıin-İ firarında Çapar-zâde Mustafa'nın asâkir-i vefire ile girdiği esnada hayvanât-ı mezkûrun ekserisi yağmaya gittiğini haber verirler. geldiğine binaen bir re"sinin bahasını alız edemeyüb mîr-i mümâileyrı zimmetinde kaldığı muhat-ı ? ilm-i âlileri buyruldukta ol bâbda enir ü ferman devletlü inâtetlü ve merhametlü efendim sultanım hazretlerinindir.Canik Muhassılt Vezir Elhac Ati Paşa 'tını 1779 Tarihli Muhalle/at Defterleri Kebe Kilim 1 1 Firan-i müşarünileyhin malı olmak üzere Cânik sancağı'n d a vaki kura ahalilerinde ağnam ve keçi ve hayvanât-ı şâire: [ Hayvanât-ı mezkûrun bu larafla fiinıhtu nıurad olıınub ancak talibi olmadığına binâen defter-i müfredat mucebince yerlü yerinden...31 1 214 237 100 Sabıka Canik muhassılı iken firar eden El-lıac Ali Paşa'nın nükud ve eşya ve çiflükât ve hayvanaübâlâda serd ve beyân olunduğu üzere olub lâkin lâyinâl verilen deyu işaret olunarak aşağı? Verilen dergâh-ı ali Kapucıbaşılanndan Çavuşbaşı-ı Esbak Melımed Ağa Hazretleri Bafra kasabasına vünıdundan sonra Çapar-zâde Mustafa Beğ kullarının asâkirinc badehu bahalarını eda eylemek şartıyla verilen hayvanât olub kasabaya bir.bevvâbîn-i dergâlı-i âli memur-ı zabt-ı emvâl-i mezkûr 179 . Bcnde-i Melımed Ser..] Koyun ve kı\ı Kısrak Kara sığır Camus 5.

MHF. 13694 (Dil) Sabıka Canik mulıassılı iken firar eden El-Hac Ali Paşa'nın Kethüdası Abdullah Kethüdanın Samsun'da kâin hanesinde mevcud bulunub bâ enır-i şerif-i âlişâıı cânib-i ıniriyçün zabl ve marilel-i şer'le tahrîr olunan bi'l-cümle cvâni ve sîm ve şâir eşyasından aynı der aliyyeye nakl olunacak lüfenk ve evâni-i sîm ve sâirenin defleridir. buhurdan 8) Siın kahve tepsisi 9) Sim kahve ibriği 10) Sim Yatağan bıçağı 11) Nühas matla' leğen me'a ibrik 12) Nülıas matla'malara 13) Sim su tası 14) Sim zarf 15) Sim raht me'a resme Oğluna verdiği 16) Sim karalı kalkan 17) Mercan teşbih 18) Müstamel semnmr paçası kuntuş kürk 19) Müstamel semrmır paçası beden kürk 20) Zerdeva paçası müstamel biniş kürk 21) Atlasa kaplı vaşak biniş kürk 22) Zerdeve kürk tulum 180 3 4 2 1 2 1 2 î I î I 1 2 % 3 1 1 I 1 1 1 1 1 .Cahit Telci D. çift 5) Sim kaplı vezne ? 6) Sim kaplı En'amkisesi 7) Sim gülabdan me'a.BŞM. Aded 1) Sim Kaplu Şeşhânc tüfenk 2) Sim pladinli şeşhâne lüfenk 3) Siın pladinli kaval tüfenk 4) Simli piştov kuburları.

13695 (Dili) Sabıka Caııik muhassılı iken firar eden Elhac Ali Paşa Kethüdası Abdullah Ağa'ıım Samsun'da kâin hanesinde mevcud bulunup bâ emr-i şerif-i âliğân cânib-i mirîyçün zabt ve ma'rifel-i şer'le lalırir ve defter olunan bi'1-cümle emval ve eşyasından aynen der aliyyeye nakl olunacaktan maada bi'1-müzâyede fürulıt olunan ecnâs zeâir ve hayvanât ve sâirenin müfredat defteridir.5 Yi 39 1İ ısı . 20 İ î 1 Vech-i mcşrulı üzere bâlâda mezkûr olan sim ve kürk ve eşyayı saire sâdır olan emr-i âlişân mucebince aynı der alizeye irsal olunmak üzere olınağla işbu mahalle şerh verildi Mühür D. cild: 2) Banyakârî Piştov 1 1 - 11 40 İki aded Oda döşemeleri 3) Kadife köhne yasdık 24 4) Şilte 6 5) OrVaYiYıim 2 48 2 6. top: 28) Ninı Fransız çukasi 29) Selanik seccadesi 30) Kaplan postu 31) Köhne Bağdad abası # 1 4 3 2 2 .BŞM. top: 27) Ankara şalisi. top: 25) Haleb çiçeklisi.MHF.CanikMuMssıh Vezir Elhac Ali Paşa'mn 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri 23) Pulad kolçak 24) Şam gezisi. top: 26) Tosya şalisi. 1) Şifa-i şerif.

Mühür .416 5.Cahit 7elci 6) Minder 7) Camus: ru's: 8) Kara sığır kebîr ve sagu\ru's 9) Salıan ve tencere ve sâîr evânHniihas.700 10.5 3 4.5 100 26 6 31.232 1.830 38.5 ECNAS Z E HA İR Hınta Alet' Kabluca Mısır YEKUN Key[-ı istanbul 828 436 122 Fiy 25 12 12 15 Para 20.5 Para:18 Vcch-i meşriih üzere bâlâda zikr olunan eşya ve ecnâs zchâire vaz' olunan fiy mûcebince bi'1-müzâyede fürulıt ve iktiza eden bahaları alız ve kabz olunmağla işbu mahalle şerh verildi. 4 2 7 6.697.5 743.178 YEKUN GURUŞ CEM'AN YEKUN 954 Para: 18 1. kıyye 10) Köhne mâi çuka mak'ad 11) Baş yasdiğı 12) Müstamel yorsan YEKUN •4 4 15 10 16 45 330 3 33 İÜ .

Ancak. diğer eserlerle yaptığımız karşılaştırmalar neticesinde ünlü tarihçi ve nakkaş Matrakçı Nasııh'a ait olabileceği ihtimali belirmiştir. . Zira bu durumda Matrakçı Nasuh'un bu zamana kadar bilinmeyen bir çalışması ortaya çıkmış olacakf ayrıca parça parça yazdığı mufassal Utana' el-Tevârîfı adlı eserini kısaltıp daha sade bir üslûpla kaleme aldığı yolundaki kanaatleri kuvvetlendirecek ve Rüstem Paşa'ya izafe edilen bu tür çalışmasının ikinci bir telifi olarak karşımıza çıkacaktır. Tarih Uzmanı. üzerinde çalıştığımız Târîh-i Âl-i Osman1 ile ilgili olarak herhangi bir inceleme yapılmamış. Osmanlı ailesinin Anadolu'ya gelerek Osmanlı Beyliği'ni kurması ile başlayıp: Kânfmî'nin II. TSMK. Bu eser üzerinde tarafımızdan yapılan inceleme için bkz. Revan Ktb. ss.956 (M. Mustafa Kanızeybek.s nr. 1099. bir kısım da yayınlanmıştır. 1549) yılma kadarki döneın içinde meydana gelen olaylar ele alınmıştır. Şayet bu kanaat doğru ise eserin öneminin oldukça artacağı şüphesizdir. diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlara nazaran daha geniş ve bilhassa Kanunî dönemi itibariyle diğerlerinden daha teferruatlı ve orijinal bilgilerle anlatan eser. Kânımı Sultan Süleyman zamanında Tevârîh-i Âl-i Osman geleneğine uygun tarzda sade bir dil ve üslupla yazılmıştır. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeniçağ Tarihi Anabilımdalı. Târîh-i Âl-i Osman. KANUNİ DÖNEMİNDE YAZILMIŞ BİR T A R Î H . 183-198. İzmir 2000. İstanbul 1994. müellifinin kimliği dışında muhteva itibariyle de dikkate şayandır. Başka nüshasını tespit edemediğimiz bu eser. Anonim olarak bilinen eserin.İ ÂL-İ OSMAN Mustafa KARAZEYBEK' Osmanlı tarihinin ilk dönemleri için en önemli kaynaklardan olan Tevârîh-i Âli Osmanlar üzerine zamanımıza kadar muhtelif çalışmalar yapılmış. diğer Tevârîh-i Âl-i Osman'lara gösterilen ilgi bu esere gösterilmemiş ve gözardı edilmiştir. Eserde. Afyon Kocatepe Üniversitesi Târîh-i Ahi Osman. İran seferinin H. Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Dönemi.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV.

muhtevası. Baştan sona kadar mürekkep ve yazı sitilinde hiçbir farklılık yoktur. Her varakta "reddâde" 2 mevcut tur. Târîh-i  l i Osman'ın Fizikî Özellikleri ve Muhtevası Eser. 184 . Fazla olmamakla beraber bazı sahifclerin kenarlarında metne ilaveler yapılmıştır. 28 cm. boyunda. başı ve sonu tam olmakla birlikte muhtevası incelendiğinde Fatih dönemi hadiselerinin anlatıldığı kısımda eksiklik olduğu anlaşılmaktadır. âyet-i kerîmeler. Fâtih dönemi hadiselerinde daha önce de söylediğimiz gibi eksiklik bulunmakladır.İran seferinin sonlarında H. Sahifelerdc metnin etrafı kırmızı mürekkeple çizilmiştir.98b'dc Fâtih'in İran üzerine sefere çıkma kararı vererek yaptığı sefer hazırlıkları anlatılırken: v.956 (M. rakamla yazılı tarihler kırmızı mürekkeple yazılmışın". Eserin muhtevasında. İlk sahifenin renkli müzelüıeb ser-levhasi vardır ve bunun İçinde eserin ismi olan 'Târîh-i Âl-i Osman" yazılıdır. eninde. 17. 1549) yılında Serasker Ahmed Paşa'mn Gürcüler üzerine sefere gönderilmesi hâdiselerine kadarki Osmanlı tarihine ait olayları nisbelen sade bir dil ve üslupla. Siyah mürekkeple nesih hattıyla yazılmış 209 varakdan müteşekkildir. Her salıife 9.a. metnin sol alt köşesine bir sonraki sahifenin metninin ilk kelimesi yazılırdı ki buna "reddâde" denilirdi. miklepli kahverengi deri ciltli. Metinde bulunan bütün başlıklar. Ancak 99a'nm başlangıcı "sultan" kelimesi ile başlamaktadır. Nitekim v. Eserde baştan sona kadar bütün yaprakların ikinci sahifelerinin alt kısmında '"reddâde" bulunmaktadır. Bu usûl herhangi bir şekilde sahifeleriiı karışması halinde sahileleri düzenlemek maksadıyla kullanılmakta idi. Bu ilavelerin bir kısmı metnin yazı ve mürekkebine uyarken. önce Allâhu Teâlâ'ya hamd ve Rasûlü Muhammed Mustafâ (s. yazıldığı dönem ve kaynaklarının tespiti hususlarındaki değerlendirmelerimiz ile diğer bazı Tevârîh-i Âl-i Osmanlarla yaptığımız mukayeseleri ihtiva etmekledir. etbâ1 ve ashabına saiât ü selâm getirdikden sonra "Sultan Süleyman Şah Han bin Sultan Selim Han'ın" ecdâdından ı'Vilâyet-i Rûm'a11 gelen Osman Gâzî'nin atalarından ve nerelerde yaşadıklarından kısaca bahsetmektedir. Bu iki olay arasındaki dönemle ilgili olarak herhangi bir bilgi bulunmamakladır. varakların ikinci sah itelerinin sonunda. müellifi.5 cin. bazıları hem mürekkep hem de yazı karakteri olarak farklıdır. Daha sonra Osman Gâzî dönemi ile Osmanlı tarihini anlatmaya başlayarak.v. Târîh-i Âl-i Osman'ın fizikî özellikleri. Eserin.)'ya.99a'da Fâtih'in vefalından sonra yerine geçen Sultan Bayezid'i tahldaiı indirmek düşüncesiyle Cem Sultan'ın Mısır'dan tekrar Anadolu'ya gelmesi olaylarına geçilmektedir. 98b'nin altında bulunan "reddâde" "ol" kelimesidir. yapraklar aharlı kağıt olup eserin tümü sağlamdır.8 cm. Kanunî Sultan Süleyman'ın II. Eserin başında ve sonunda beşer salıife boşluk vardır. uzunluğunda 27 satırdan oluşmakladır. diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlara nazaran daha teferruatlı bir şekilde nakletmektedir. Metinde varak 98b ile varak 99a arasında konularda kopukluk olduğu görülmektedir.Mustafa Karazeybek Bu çalışmamız. Târîh-i Âl-i Osman'ın içine aldığı bu geniş zaman diliminde. 98b'nin Reddâde: Osmanlılar zamanında vücuda getirilen birçok yazma eserde. A. Arkasından Osman Gâzî'nüı Vilâyet-i Rûm'a geliş sebeplerini zikretmektedir.

Daha sonra ".. istanbul Arkeoloji Müzesi Ktb. Eserde "râvî" ibaresinin kullanılması. 4 Matrakçı Nasuh.954 (M.) denilerek Fâtih dönemi hadiselerinde kalındığı yerden devam edilmektedir. Arkasından İslâm tarihine kısa bir girişten sonra Müslümanların tarih boyunca İstanbul'u fethetmek için yaptıkları seferler sıra ile anlatılarak hâdiseler Fâtih'in İstanbul'u fethetmesine kadar getirilmektedir.) başlığı altında garip rivayetlerle gayet uzun bir şekilde İstanbul'un tarihi anlatılmaya başlanmaktadır. Varak numaralarında eksiklik olmaması ve yazmanın cildinde bozukluk görülmemesi bu sahifelerin çok önceden kaybolduğu düşüncesini akla getirmekledir. Nitekim. Fâtih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethi anlatılırken "Der-beyân-ı hikûyet-i ibtidâ-i imâret-i şehr-i Kostanüniyye"(y. 81b. 185 3 . Eserin muhtevasında müellifi hakkında açık olarak verilmiş bilgi yoktur. s. 1547) senesinde Osmanlı Devleti ile Almanya ve Avusturya devletleri arasında yapılan sulh antlaşması bahsine(v.(A%. v. Ancak diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlarla. 329-354. Müşâhadelerine dayanarak yazdığım düşündüğümüz bölümlerde ise bu ifadeyi kullanmadığı görülmektedir. Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmanlar tarzında kaleme alınmış olup. aynı konunun anlatıldığı kısımdan4 itibaren başlamaktadır. Târîh-i Âl-İ Osman ile Matrakçı Nasuh'un S (i! ey mannâme'si arasındaki benzerlik.Kaniim Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman sonunda anlatılan konu bitmeden. başka kaynaklardan faydalanarak kaleme aldığı bölümleri sürekli olarak "râvîlerden" naklettiğini belirtmektedir. XX1X/114. B. Özellikle ünlü tarihçi Matrakçı Nasuh'un Osmanlı tarihine dair yazmış olduğu eserlerle yaptığımız mukayeseler sırasında ortaya çıkan benzerlikler müellifin tespitinde bize yol gösterici olmuştur. Eserde. Târîh-i Âl-i Osman'ın Müellifinin Tespiti Târîh-i Âl-i Osman. Siileymannâme. nr. Hüseyin Gazi Yurdaydın. anonimlerin özelliklerini taşımaktadır. Osmanlı tarihi ile fazla alakalı olmamakla birlikte İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşa edilmesi hakkında geniş bir bölüm de mevcuttur. aradaki dönemin de eserde mevcut iken daha sonra herhangi bir sebepten aradan çıkarak kaybolduğunu göstermektedir. "Matrakçı Nasuh'un Hayalı ve Eserleri ile İlgili Yeni Bilgiler".. Âl-i Osman'ın sonuna kadar devam etmektedir.. Târîh-i Âl-i Osman'ın müellifi eserini vücuda getirirken. 379. Belleten.biz girii Sultan Mehemmed Hân hikâyesine gelelim" (v. 77b) kadar devanı etmekte ve bundan sonra bir daha kullanılmamaktadır. Her iki eserde sözkonusu antlaşma bahsinde başlayan benzerlik Târîh-i. bir sonraki sahifenin başında bir anda başka bir konunun ortasından devam etmesi ve 98b'nin sonundaki "reddâde"nin de bir sonraki sahi Penin ilk kelimesi ile birbirini tutmaması. İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nde bulunan ve Hüseyin Gazi Yurdaydın tarafından Matrakçı Nasuh'a ait olduğu tespit edilen Süleyman nâme3 ile Târîh-i Âl-i Osman'ın ilgili bölümleri her yönü ile birbirine benzemektedir.88a. (Nisan 1965).. Yine bu konu içerisinde Ayasofya'nın inşasından da bahsedilmektedir. Kanunî Sultan Süleyman dönemi hadiselerinde H.

(ııeşr. İki eser arasındaki benzerlikler için eserlerin mukayesesi bahsine bakınız. Târîh-i Âl-i Osman ile Menzilnâtne'nin mukaddimeleri karşılaştırıldığında her iki eserin girişlerindeki ifadelerin benzerliği aynı kalemden çıktığı kanaatini uyandırmaktadır. Beyâtı-ı Menûzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han. Hatta. Ayrıca. Başından sonuna kadar konu başlıklarının tespitinde. Matrakçı Nasuh'un eserindeki aynı bölümlerle. ancak bu devrenin muhtelif bölümlerine ait birtakım yazma nüshaların mevcudiyetine İşaret etmektedir7. 186 . Târîh-i. onun Taberî'nin ünlü eserini Arapça aslından Mecma' el-Tevârîh adı ile Türkçe'ye çevirdiğini ve Taberî Tarihi'ımı bittiği yerden devam ederek 958/1551 yılına kadar getirdiğini belirtmektedir. Öncelikle. Süleymannâme ve Menzilnâme ile Târîh-i Âl-i Osman arasındaki benzerlikler Matrakçı Nasuh'un Mectna' el-Tevârîh'inin Osmanlı tarihini içine alan son cildini akla getirmektedir. Diğer larafdan MenzUnâme'dcki bilgiler özetlenerek ve ifadeler sadeleştirilerek Târîh-i Âl-i Osman'a aktanlmıştırfi. G. Turdaydın). 5 6 7 Nasûhü's-Silâhî (Matrakçı). 2-6. Diğer bir husus ise eserin dili ve üslubunda ortaya çıkmaktadır. cilt olarak nitelenebilecek Osmanlı devrinin bütün olaylarını içine alan bir cildin tespit edilemediğim. sonlarına doğru ifadenin biraz daha ağırlaşması dışında başı ile sonu arasında herhangi bir farklılık göstermemektedir. Târîh-i Âl-i Osman'ın Matrakçı Nasuh'a ait olabileceği düşüncesini kuvvetlendirmektedir.. Târîh-i Âl-i Osman'ın Matrakçı Nasuh'a ait olabileceği düşüncesini akla getirmekledir. Bu yönüyle eserin tümünün tek bir şahıs tarafından kaleme alındığı anlaşılmaktadır. olayları anla üş tarzında ve kullanılan ifadelerde değişiklik yoktur. anlatış tarzı ve kullandığı ifadelerin eserin diğer bölümleri ile de pek farklılık göstermemesi ve tamamı itibarıyla birbirine uyması. Menzilnâme'de farklı yerlerde zikredilen âyet-i kerîmelerden on biri Târîh-i Âl-i Osman'da benzer konular anlatılırken zikredilmiştir. hadiseleri anlatırken konuya uygun olarak bazen şiir bazen de âyet-i kerimeler koyma hususu Târîh-i Âl-i Osman'da da görülmektedir. Aynı Eser. Bununla birlikte Osmanlılara kadar olan dönemi içine alan üç cilt yazmanın mevcut olmasına rağmen IV. H.Mustafa Karazeybek Müellifin bizzat kendi müşaha deleri ne dayanarak kaleme aldığı kanaatini uyandıran eserin bu son kısmının. s. : Târîh-i ÂN Osman'ın Matrakçı Nasuh'un eseri ile benzerlik gösteren bölümlerinin dili. Gazi Yurdaydm. Matrakçı'nm bütün eserlerinde ortak özellik olarak görülen. konunun özünü değiştirmeyecek bazı ufak farklılıklar haricinde kelimesi kelimesine birbirini tutması. Âl-i Osman nisbeten sâde bir dil ve ifade tarzıyla kaleme alınmış olup. Matrakçı Nasuh üzerine geniş bir araştırma yapan H. eserin yine Matrakçı Nasuh'a ait Beyâıı-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han isimli eserle^ karşılaştırılması sırasında da Süleymannâme ile yapılan karşılaştırma sonuçlarına benzer bulgular elde edilmiştir. Ankara 1976.

. Oğuz Han'ın evlâd ve ensâbmdan başlayarak Selçuklular. eseri Kânımı döneminde kaleme aldığını düşündürmektedir. Tcvârîh-i Âl-i Osnıanlarm halk için yazılmış elmaları mantığına da uygun düşmektedir. Ccngizoğulları. 187 .Yurtlaydın. Müellifin. müellifin Kanunî dönemine kadar her konu başlığından sonra verdiği bilgileri râvîlerden veya ehl-i tevârîhden naklettiğini sürekli olarak belirtirken. s. Nasuh'uıı Rüstem Paşa'nın teşvikleriyle Mecma' elTevârîKi ihtisar etmek süreliyle sade bir dille ikinci bir versiyon olarak Cami' elTevârîh'i kaleme aldığını ve Nasuh'ım Cami' el-Tevârîh!m girişinde Taberî Tarihi'nin tercümesinin ardından birtakım tarihî eserlerden faydalanarak yazmaya devam ettiğini. eseri yazma gayesini belirtirken "es-Sultân bin es-Sultân bin es-Stdtân Süleyman Şah Han bin Sultan Bâyezid Han"m ve ecdadının yaptıklarını ortaya koyacağını ifade etmesi (v. Ancak bu konuda daha detaylı bir çalışma yapma ihtiyacı olduğunu da belirtmeliyiz. Bununla beraber dönemin yaklaşık olarak tespitinde bize yardımcı olacak bazı ipuçları mevcuttur. Gazi Yurdaydın. Müellif. eserde Ayasofya'nm yapılması vakaları anlatılırken kullanılan bîr ifade bize daha doğru tahmin yapma imkanı vermektedir. 21-25. Osmanlılar ve son olarak da 957/1550 yılma kadar yaşadığı zamanın hükümdan Kanunî devrinin tarihini yazdığını söylediğinden bahsederek bunun Osmanlı tarihi bölümünün Rüslenı Paşa'ya izafe edilen eser olduğunu vurgulamaktadır8. "Aynı Makale".. bu eserin büyük ihtimalle Cami' el-Tevârîh'in Osmanlı tarihine ilişkin bölümü olabileceğini göstermektedir. Ayasofya'mn binası harcına üç yüz sübeke altım hare olunup ve her sübekenin kıymeti içim üç yüz bin altım bahâ vaz' olunmuşdur. G. Bu tarz. Onun beyanları çerçevesinde sözkonusu nüshanın benzerliklerinin bir tesadüf eseri olamayacağı düşünülebilir. bu konuda muhtevasında da net bir bilgi mevcut değildir. C. Beyân-ıMenûziL s. Eyle olduğu takdirce dokuzyüz Matrakçı. İkinci bir husus ise. bizim üzerinde çalıştığımız Târîh-i Âl-i Osnuın'm genel özellikleri ve Nasuh'ım eserleri ile yaptığımız mukayeseler sonucunda ortaya çıkan benzerlikler.I). müellifin kendi müşahadelerine dayandığını düşündürmektedir ki bu da müellifin Kânûnî döneminde yaşadığına delalet etmektedir. Târîh-i Al-i Osman'ın Yazıldığı Dönemin Tespiti Eserin kaleme alındığı tarih ve dönem hakkında yazılmış herhangi bir yazı bulunmadığı gibi. Diğer bir deyişle Târîh-i Âl-i Osman. manzum ve ağdalı ifadelerden büyük ölçüde arındırılarak halkın anlayabileceği sade bir dille ve aynı zamanda bilgilerin özetlenerek muhtasar şekilde aktarıldığı yeni bir versiyonudur. Ayasüfya'nm yapımı için harcanan altın miktarından bahsederken şöyle demektedir: ". Matrakçı Nasuh'un parça parça kaleme aldığı Osmanlı tarihine dair eserlerinin. Târîh-i Âl-İ Osman'ın ithaf kısmındaki ifadelerden Kânımı Sultan Süleyman'ın o dönemde hayatla bulunduğu anlaşılmaktadır. Bunların yanında. 349-353. Bu arada özellikle şunu ifade edebiliriz ki. Kanunî döneminden itibaren bu ifadeleri kullanmayı terketmesi.Kaniim Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman Ayrıca H. H.

Bir altının (Sultanî ve Flori) rayicinin 1560'da 58-60 akçe. Bu kısımda istisnasız her konu başlığından sonra "Râvîler şöyle rivayet ederler ki".1547) senesine kadar birkaç konu hariç yine "râvr ibaresiyle konular nakledilmektedir. 954 (M. 1563'de 60 akçe olduğu ve bu tarihden I584'e kadar resmî kurun 60 akçe olarak kaldığı. ikinci bölüm ise Kânûnî'nin cülusundan sonuna kadardır. Zikr olan hesâb üzre şimdiki hâlde bir allunıın ktvnıeti ki altmış akçe olmuşdur. Müellif. ol zamanın ahunu veznde eğer bit zamanın altunu gibi kıyâs olunur ise zikr olunan üç yüz sübeke altıma kıymet takdir olunan elli dört bin kene yüz bin akçe olur.. Basılmamış Doktora Tezi."(v. 78a). D. İstanbul 1958. Müellifin bu bölümde "râvV ibaresini kullanmakta titizlik göstermesi. kullandığı kaynakların isimlerini vermemektedir. onun başkalarından naklettiği olaylar ile kendi nıüşahadelerine dayanarak yazdığı bölümleri birbirinden ayırmak düşüncesinden kaynaklandığını akla getirmekledir. Ancak "şimdiki hâlde bir ahunun kıymeti ki altmış akçe olmuşdur" ifadesinden. 188 . Buradaki ifadelerde. Kânûnî'nin tahta çıkışı ile ilgili kısa bir bölümdür. Eserin bundan sonraki kısmı ise olayların en teferruatlı şekilde anlatıldığı ve diğer eserlerde bulunmayan geniş bilgiler ihtiva eden. altının fiyatının 60 akçeye yeni çıktığı anlaşılmaktadır ki bu itibarla yaklaşık bir tahmin ile eserin 1560 yıllarında kaleme alındığı düşünülebilir. Başlangıçtan Kânûnî'nin cülusuna kadarki bölüm müellifin kendisinden önce kaleme alınmış muhtelif kaynaklardan yararlanarak yazdığı bölümdür. Kum hışımdan XVII. s. Târîh-i Âl-i Osman'ın Kaynakları Târîh-i Âl-i Osman'ın kaynaklanın tespit ederken eseri iki bölümde incelemek gerekmektedir. Müellifin "ravf ibaresi kullanmadan zikrettiği ilk konu. Ancak eserini vücuda getirirken: başka kaynaklardan faydalanarak kaleme aldığı bölümleri sürekli olarak "râvîlerdcn 1 naklettiğim belirtmiştir. 1584'de 85 akçeye çıktığı bilinmektedir9. Bu bölümde "râvT ibaresi de bir daha kesinlikle kullanılmamaktadır. İlk bölüm. Buradan itibaren H. Diğer bir ifade ile müellifin yaşadığı dönem öncesi ve idrâk ettiği dönemdir. eserin en geniş zaman dilimi olarak 1560 ile 1584 yıllan arasında kaleme alınmış olması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Halil Salıillioğlu. Bu bilgiler ışığında. kendinden önceki dönemler için mevcut muhtelif eserleri kullanmış ve kendi dönemini müşaha deleri ne dayanarak ilave etmiştir Müellif.l 66 ve tablo 9. aynı zamanda Matrakçı Nasuh'un Süleymannâmesi'nin Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nde bulunan nüshası ile birbirine benzeyen kısmıdır. müellifin eseri kaleme aldığı dönemde bir altının kıymetinin altmış akçe olduğu görülmekledir. baştan Kânûnî Sultan Süleyman'ın tahta çıkışma kadar. "Râviyân-ı tevârîh şöyle rivayet ederler ki" gibi İfadeler kullanarak konuya girmekledir. "Ehl-i tevârîh şöyle rivayet ederler ki'\ " Rivâyetde gehnişdir ki".Mustafa Kavazeybek kene yüzbin altım hare olunmuşdur dirler. İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Asrın Sonlarına Kadar Osmanlı Para Tarihi Üzerinde Bir Deneme.

Halk üşdi. ol tarafdan çok gazalar ildiler. ol aradan vilâyet-i Rûm'a gelmeğe niyyet eyledi. Süleyman Şah alile Furat ırmağına boğildı. İstanbul 1991. (Haz. Faik Reşit Unat ve Mehnıed A. Âl-i Selçuk ve Âl-i Abbâs tefrika olmağın Süleyman Şah dahi Mâhân şehrinden kopup Rûm vilâyetine gelmeğe niyet itdi. Bu eserler arasında Âşıkpaşazûde Tarihi1". Şchîd oldı. (Haz." iu Aşık Paşaoğlu Tarihi. Eceli andayidi. Köymeıı). Süleyman Şah dahi memleketinden kopup Erzincan'a geldi. Aşağıda örnek olarak verilen metinler karşılaştırıldığında bunu görebilmekteyiz. Necdet Öztürk). 89) "Mânân şehrinün pâdişâhı Süleyman Şalı idi kim Osman'ım dedesidür. zîrâ kim dâyimâ meyli gazaya idi. gelüp öninc kondılar. Fırat ırmağı suyu önlerine geldi. ırmakdan çıkardılar.la-lb) "Hâmân şehrin Cengiz Han harâb itmişdi. pâdişâhları Osman Gâzî'nin dedesi Süleyman Şâh'dı. Öni hoz yar İmiş. Süleyman Şah atın depli. 12 Hadîdî.Kanunî Döneminde Yazılmış Bir Târîh-iÂÎ-i Osman Müellif genel olarak Anonimleri taslak olarak almış. I-II. Rûm vilâyetinden hayli vilâyetler aldılar. Mehmed Neşri. (Haz. 01 Ca'ber kalasınım Öninde defn ildiler. Erzincan'dan Rûm vilâyetine girdiler. Neşrî'nin Kitâb-ı Cihan-nümâ's\n ve Hadîdî'nin Tevârîh-i Âl-i Osman'ım12 sayabiliriz. Târîh-iÂl-i Osman (v. Ca'ber kal'ası dirler bir kal'a vardur. Amasiyye tarafı kim Rûmîlerdür. Şimdiki halde ana "Mezâr-ı Türk" dirler. N. Gafilin Fırat ırmağına uğradılar. geçmek istedi. onlardan aktardığı bilgileri diğer muhtelif eserlerle takviye ederek genişletmiştir. 11 189 . ol sebebden Süleyman Şah bahâdır elli bin mikdân Türkmân evi ile Erzincan yolundan vüâyet-i Rûm'a kadem basıtp Amasya tarafına geîüp ol etraflarda altı yıl mikdân küjfâr-ı meîâ 'inler ile gazalar idüp nice yerler feth itdikden sonra âkıbelü'1-ömr dönüp Halcb vilâyetine çıkup Ca'ber nâm kal'a önüne gelüp âb-ı Fırat'dan güzer itmek içiin bir yere uğrayup geçmek isteyicek ittifak kazâ-i kudret ol sunun güzer itmek içün uğraduğu yirin kenarı yâr ve amîk olmağın bindüğü atıyla suya batııp lıükmu'Ilâlı ile suyu öte geçmedin dâr-ı fenadan saray-i bekaya göçüp ol arada cism-i pâkin âb-ı Fırat'dan çıkanıp hâk-i zemine defn idüp Fırat'a Mezar-ı Türk diyü nâm virdiler ki henüz ol nâmla meşhurdur. Kitâb-ı Cihan-nümâ. Tevârîh-i ÂN Osman. İstanbul 1992. Ankara 1987. İrmağı geçmek dilediler. Ve hem işildî kim Rûm vilâyetinde gazalar olur. Akıbet andan göçüp Haleb'e çıkdılar. Yol iz bilmezler göçmel yörükleridi. Atsız)." Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman (s.

Süleymanşah dahi kabul etli. "Varın. Geldiler. Erzincan'dan Rûm (-Anadolu) ülkesine girdiler. Erzurum'dan Erzincan'a indiler." Hadîdî'nin Tevârîh-i Al-i Osman'ı (s. 13) "Süleymanşah Gaziyi ileri çekdiler ki o. Etrafları fethettiler'. 22-24) Süleynıân-şâh o kavtnün hânı imiş Göçer-evlülerün sultam imiş Dil ü candan gazaya niyyet eyler Okur akıllan cem'iyyet eyler 0 yer Türkmau evi yigirmi bin var Kimi Türkmanidi kimisi Tâtâr 01 göçerler iderler İnip iderler Cihanı ehl-i küfre teııg iderler Amâsiyye nevâhîsinde çok yer Birez eylediler vakt olmadın feth serhadd-i Rûm'a ceng aradan ki cem' Rûm'a olup azm Geh idüp kûh u sahrânun şikârın Gehî seyrân ider cûyun kenarın Birez gün ol arada eglenürler Seferdür danışurlar.Mustafa Karazeybek Aşık Paşaoğlu Tarihi (s. Rûm'da (=Anadoln'da) gaza edin" dediler. öglentirler Dilerler kim ol aradan göçeler Furat ırmağını asra geçeler Geçit bulup bular cûy-ı Furat'a Seherden kim süvâr oldilar ata Süleymân-şâh hemân-dem depdi atı Ki ya'nî alile geçe Furat'ı Öni yarİmiş uçdı nâ-gehânî Kaza irüp ayırdı atdan anı Getürler şahı CaLber-karası'na Be-resm-i şer'i korlar anda sine Yapup bir türbeyi bünyâd iderler Ana şimdi Mezâr-ı Türk dirler Gaza kasdına Göçerler ol aralardan yegâne Haleb'den yana olurlar revâne İrerler çün Haleb nâhiyyesine Furât ırmağı. Elli bin kadar göçer Türkmen ve Tatar evini onun yanma verdiler. Ca'ber-kal'ası'na Süleymân-şâh konar bir sebzezâra İrüp leşger tolar hep ol diyara Burumla birlikte eserde. göçer evlilerin ulularındandi. Rûm (=Anadolu) ülkesinde altı yıl durdular. Nihat Azanıat tarafından Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman(Giese neşri)'m kaynaklanndan oldukları tespit edilen Yahşi Fakih'in 190 .

konunun özüne taalluk etmeyen bazı kısımlar atlanarak ufak bazı cümle farklılıkları ile Târîh-i Âl-i Osman'a alınmıştır. Bu durum. s. İstanbul ve Ayasofya'nm tarihi hakkında değişik eserlerde bulunan bilgilerin aynı kaynaklara dayandığım göstermektedir.1547) senesinde Osmanlı Devleti ile Almanya ve Avusturya devletleri arasında yapılan sulh antlaşması bahsinden(v.) eserin sonuna kadar olan bölüm ise daha önce belirttiğimiz gibi Matrakçı Nasuh'un İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphânesi'nde bulunan Süleymannûmesi'ndz aynı konunun anlatıldığı kısımdan itibaren büyük ölçüde aynıdır. Târîh-i Âl-i Osman (v. Yusufb. Süleymaniye Ktb. Matrakçı'mn eserinin tekrar kaleme alınmış şekli olarak görünmektedir. Ali el-Arabî İlyas. Târîh-i Âl-i Osman'ın bu son kısmı. S'ükymannâme'deki bilgiler.Kâmım Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Al-i Osman Menâkıbnâme 'si. Musa Balıkesirli. Ayrıca bu konularla ilgili olarak Âlî'nin Künlıü'I-Ahbâr'mda..954 (M. (Haz. âyet-i kerîme. E. teferruat atlanarak konular özetlenmiş ve ifadeler sadeleştirilmiştir. Anonim.177b.hazretine olsun kim iktizây-ı ezelî ve <te'vîd-i> takdîr-i lem-yezelîsinden rûy-ı zenıîni tîre ve M 15 Anonim Tevârîh-i Al-İ Osman (Gie. Menzilnâme'deki bilgiler Târth-İ Âl-i Osman'a aktarılırken. s. Tâıih'İ Âl'İ Osman'daki 1. Tevârîh-i Âl-i Osman'daki bilgiler ile büyük bir benzerlik göstermektedir. 1) "Şükr-i sipâs ve ftanul u M-kıyâs ol hâlik-i cinn ü inâs ya'nî hazret-i Hudâ-yı te'âlâ cellet-âlâ'uhû ve ammet ni'amâ'uhûya olsun kim nev'-i beşeri âlemi ademden fezâ-yi vücûda getüriip teklîf-i a'mâl-i ferâyiz-i ibâdâl-ı sâliha ile mükellef eylemeğin sebeb-i kat'-ı derece-i âliye Vi Menzilnâme (Giriş kısmı. Tevârîh-i İbüdâ-i Şehr-i İstanbul ma'a Ayasofya-i Kebîr. 211-213) "Hamd <u> sipâs-ı bî-kıyâs u lâo l k â d i r u muta<âı v e kayyftm _cellet kudretuhu ve tabet y e z â i hikmetuhıı. Yusuf b. metin içerisindeki şiir. Târth-i Âl-i Osman'da H. 2057/2. Musa Balıkesirli'nin Târîh-i Ayasofya isimli eserinde14 ve Ali el-Arabî tlyas'ın Tevârîh-i Ihüdâ-i Şehr-î İstanbul ma 'a Ayasofya-i Kebîr isimli eserinde1'"1 benzer bilgiler bulunmakladır. Süleymuniye Ktb. Esad Efendi. Nihat Azamat). XIVXVTH. 19] . nr. Yazma Bağışlar ıır. Târihî Takvimler ve Ahmedî'nin Dâsitân-ı Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i 13 Osman'ından da faydalanılmış olması kuvvetle muhtemeldir. Târîh-i Âl-i Osman'ın Bazı Osmanlı Tarihleriyle Mukayesesi a) Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han \)Târîh-i Âl'i Osman'ın ilk sahifesi ile Menzilnâme'nin ilk sahifesi karşılaştırıldığında eserlerin girişinin ifade tarzları aşağıda verdiğimiz örnekte de görüldüğü gibi birbirine benzemektedir. Târîh-i Ayasofya.se neşri). İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nııı inşası hakkındaki bilgiler ise. övgü ve yerme ifadelerinden büyük ölçüde arındırılmış.. 1803/4. istanbul 1992. İran seferi ile ilgili bilgiler Matrakçı Nasııh'un Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han İsimli eserine dayanmaktadır.

âyet-i kerîme. 258.. ve dahi âl <u> ashâb-ı erbâb-ı hidâyet . Târîh-i Âl-i Osman. Aynı âyetlerin zikredilmesi hakkında aynca bkz. 265.. metin içerisindeki şiir.. Rahman. 113b. Târîh-i Âl-i Osman'da Kânûnî'nin 1548'de II. 203b. üzerine olsun kim . 154. 266. 185b. 227. Hatta Menzılnâme'de farklı yerlerde zikredilen âyet-i kerimelerden on biri Târîh-i Âl-i Osman'da benzer konular anlatılırken zikredilmiştir.. 192 . 198b. habîh-i <hudâ> hazret-i Muhammed Mustafâ üzerine olsun kim . 212. tâyife-i usât ve zümre-i tağâta arsa-i arasâîda şefa'at-i bî-gâyeti mebzuldür ve dahi âl-i et.... Beyân-ı Menâzil.. 24 (Matrakçı. Aynı Eser. s. 180a. 252.. s... 220.hu'ı ve ashâb u eşyâ't üzerlerine otsun ki lıerbiri muktedâ-yı şer'-i şerîf mütebeyyin ve pîşvâ-yi dîn-i münîf metindir rıdvânullâhi te'âlâ aleyhim ecma'în ve ba'demâ talırîr-i în-aklâm ve bâ'is-i tasdîr-i erkâm-ı anber-i fam oldur kini.vilâyet bi'l-irs ve'I-isühkâk a'nî halîfete-i haiîfeüllâhi'l." 'ayn-i berînî hîre iden zulmet-i deycûr ve şerr u şürî-i nıâdde-i âsumân-ı saltanat-ı cihâna mâh. övgü ve yerme ifadelerinden büyük ölçüde arındırılarak sade bir dille Târîh-iÂl-i Osman'a aktarılmıştır. 184a.Mustafa Karazeybek kılmışdır vüfûr-ı teslîmât-ı zâkiyât ol server-i kâyinât ve mefhar-ı mevcudat şefî'i usât fi yevnı-i .22i-222). sultânü'lberreyn ve 'l-hahreyn hâdimü 7haremeynVş-şerîfeyn pâdişâh-ı cihan hüsrev-i devr-i zaman melâz-ı ehli îmân Sultân bin Sultân Sultân Süleyman Hân bin Sultan Selim Hân hin Sultân Bâyezid Hân . vücûd-ı pâdişâh-ı kişver-penâh ve kevâkib-i mevâkib-i leşker ve sipâhile giderdi ve vüfûr-ı 'inâyet-i karniye ve kemâl-i kudret-i şâmilesinden cihet-i kaf-ı mevâdd-ı küfr u zalâl ve def <u> ref'-i dâire-i fesâd u cidal . [ I ^ J I Denizde yürüyen dağlar gibi gemilerfO'nım varlığının delîlidiı-. v. İran seferi için Üsküdar'a geçmek üzere iskeleye inip kadırgalara binmesi anlatılırken de zikredilmektedir17. ol server-i kâinat meflıar-i mevcudat . İran seferine hareketinde İstanbul'dan Üsküdar'a geçmek için iskeleye indiği sırada gemilerin denizdeki görünüşlerini tasviri ve gemiler ile denizden geçmesi anlatılırken iki kere zikrettiği âyet-i kerîme16. 31a. Meselâ.. Beyân-t MerıâzH.. 178b. 269. 178a.. Menzilnâme'de Kânûnî'nin 1534'de I. Krş.]"." 2) Nisbelen ağır bir ifade tarzi ile yazılmış olan Menzilnâme'Ğoki bilgiler. v. hazret-i sultânü'l-guzât ve'Imücâhidin kâtilü'l-keferetü ve'l-müşrikîn ve kâmi'ü'z-zanâthk ve'1-mülhidîn sultânü'lherreyn ve'l-hahreyn burhânü'l-ınaşrıkîn ve'1-mağrîbîn hâdimü'l-haremeyni'şşertfeyn mâlikü'l-memâlik alcl-itlâk valiyü'l. 3) Matrakçı'nın bütün eserlerinde ortak özellik olarak görülen.ırasât Rasûl-i Huda ya'nî Muhammed Mustafâ sallallâhtı aleyhi vesellem hazretlerinin üzerine olsun ki. 206a.meliki'1-mennân essuîtân bin es-sultân hin es-sultân Süleyman Han hin Sultan Selim Han bin Sultan Bâyezid Han . Matrakçı. hadiseleri anlatırken konuya uygun olarak bazen şiir bazen de ayet-i kerîmeler koyma hususu Târîh-i Âl-i Osman'da da görülmektedir.

Bu dimim hem konunun özetlenmesinden hem de kullanılan ifade tarzımn sadeleştirilnıesİnden kaynaklanmaktadır. Menzilnâme'âs Irakeyn Seferi teferruatlı olarak anlatılırken Târîh-i Âl-i Osman'&d aynı bilgiler özetlenmiştir.265.ş.ere Van Beğlcrbeğisi İskender Paşa'ya gönderdiği mektubundan bahsedilirken de1K zikredilmektedir.KârıûnîDöneminde Yazılmış Bir Târîh-İ Âl-i Osman Yine Menzilnâme'dt I. Târîh-İ. 4) Diğer bir husus. Menzilnâme (s. 206a. Menzünâme'de yarım samfede anlatılan bir husus Târîh-i ÂI-i Osman'da bir-iki satırda ifade edilmektedir. v. Beyân-ı Menâzil. Kr.. s." b) Matrakçı Nasuh'un SüleymannâmesVnin İstiinbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nıle Bulunan Nüshası Matrakçı. İran seferi sırasında Şah Tahmas'ın oğlu İsmail Mirza'nrn sulh maksadıyla padişaha gönderilmek ü/. Târîh-i Âl-i Osman (v. Beyt: L^U^ 'Ü3JJL* j>*-kJl j L^ljb üy.»yıl I İcâbiyle umûr-ı (merhûnun) zuhûnna ve emr-i mu'zamun husCıline pîşvâ ve rehniimâ olan kâim-i makâm-ı hüsrev-i sâhibkırân ve İeşker-keş-i Süleymân-ı zaman (Vezîr-i a'zam ve Rıunili beylerbeyisi İbrahim Paşa) 'ızz ıı şevket ve nusret u sancak tavk-ı 'azamet u bayrak ııbhet ıı 'izzet ve dergâh-ı sipihr-i ihlişâm ve bârgah-ı gerdûn kıyamdan nice biri bahâdırân-ı sipâh u dilîrân-ı fursat-nigâh ve şîrân-ı peleng-i ceng ve mübârizân-ı neberd-âhcng suvâr-ı ceng-sâz "askeriyle mukaddimâ irsal olııuıb semt-i İmtisâlile kûs-ı (irtihâli) cihet-i intikâle çâlub dahi teveccüh-i hümâyûn-ı zafer-rehber-i meymûıı ile sene (tokuz-yüz kırk rebî'ü'l-âhirinün onunda) mecma'-ı şerâyi'-i Muhammediyye ve menba'-ı mezâhib-i İslâmİyye ve mevzi'-i mesâkin-i sultâniyye ve râsihu'l-eyvâniyye ve kadîmu'1-esasiyye ve azîmu'ş-şâniyye ve etrafı ehâsin-i inehâsin-i (bahrle) ve eknafı tezâyin-i mezâyin-i nehıile müzeyyen olan medîne-i rnetîne-i Kostantıniyye'den (teveccüh idüb) kat'-ı nıenâzil ve (tayy-ı merâlıil ile) serhadd-i vilâyet-i 'Arab ve mahrûse-i ma'mûre-i Haleb canibine varub subh-İ devlet-i kümurânî ve ahter-i sa'âdeti dü~cihânî ile vusul bulıcak evân-ı şedâyid-i şiddet-i şitâ ve zamân-ı savlet-i burûdel-i hiddet-i hevâ (cvânî) karîb olmağın 'asker-i zafer-relıberile kışlaımıası lâzım (bel mühim) olduğu eclden (mumaileyh) mahrüse-i (mezbûrda) ve medîne-i (meşhurda) kışlayup andan sonra . 149b) sııltân-ı serasker İbralûm Paşa hazretleri dahi mahrûsa-i İstanbul'dan bîlıadd ve bîpâyân asakir-i bî-girân ile vilâyet-i Anadolu'ya geçüp diyâr-ı Arab'a çıkup ve şehr-i Haleb'e kışlamak ıçun girüp karâr eylediler.y . İran seferi sırasında Şâh'nı sulh için gönderdiği elçilere verilen cevapta Şâh'ın kurtuluş çâresi ifade edilirken zikredilen âyet-i kerîme. Târîh-i Âl-i Osman'da 11. 213-214) •'Makarr-ı hilâfet-i cihânbâni ve mesned-i hükflmet-i fermân-revânî ve pây-gâh-ı bülcııd ü refi' ve tahtgâh-ı ercümend ü ineııî' canibinden. 193 . Âl-i Osman.. Aşağıda verdiğimiz örnek bunu açık bir şekilde göstermektedir.

fi'âli ve sipehsâlâr-ı nekbet-âmâli Frandoş nâm ki hemîşe ol bed-nihâdın gümrâh-ı tuyürları saydgâh-ı gazada sıığûr-ı kârzâr-ı ecnâd ile buluşu gelüp gülşen-i vilâyetlerine ve kişver-i memleketlerine yâğî ayağın basdurmazlardı.. basit cümle farklılıkları ile Târîh-i. Bu iki eser arasındaki ilişki de eserlerin tümü üzerinde değildir. 95a) Târîh-i Âl-İ Osman (v. 177b-178a) "Haber-i mütâ'abetkerden serdâr-ı vilâyet-i Alaman ve cizye firistâden be-dergâh-ı hazret-i Süleymân-ı zemân .. Olayların anlatımında ise Matrakçi'mn eserindeki konunun Özünü etkilemeyen bazı kısımlar atılarak.954 (M. Nadiren bazı olaylar Matrakçı'da başlık altında anlatılırken aynı konu Târîh-i Âl-i. Bu iki eserde başlıklar ufak bazı farklılıklar haricinde kelimesi kelimesine aynıdır." tahkir olan sâyir kefere-i fecereden kendülerin add idüp elçüşiyle dergâh-ı âlem-penâh ve bârgâh-ı sa'âdet destgâha otuz bin sikke temâmü'l-ayâr ahun gönderüp istid'â-yı emân taleb eyledi" Süleymannâme (v.. 81b-82a) "Haber-i mütâ'abet-kerden serdâr-ı vilâyet-i Alaman ve cizye firistâden be-dergâhı Süleymân-ı zemân . H.1547) senesi olaylarından başlamakla ve bu durum Târîh-i Âl-i Osman'ın sonuna kadar devam etmektedir. Matrakçı1 nın eserinin büyük ölçüde tekrarı mahiyetinde yeniden kaleme alınmış şekli olarak görünmektedir. Janj t ^. Eserin bu kısmı. Söylediğimiz hususlar aşağıda verdiğimiz metinler karşılaştırıldığında açık bir şekkilde ortaya çıkmaktadır.zilleti ile ı kefere ve fecereden kendülerin add idüp elçüsile dergâh-ı tılempenâha otuz bin sikke temâmü'layâr altını gönderüp istİd'â-yt emân taleb eyledikde.. Osman'da başlık konulmadan anlatılmaktadır. 184a-184b) . Âl-i Osman'a alınmıştır." zillet ile tahkir olan sâyir Süleymannâme (v. Kalb-i salîb-i bednihâdlarma nassâl-i sihâm-ı ehl-i islâm'dan nı'h ıı hirâs müstevli olup hemati dem padişâlı-ı memleket-küşânın yümn-i himmetleri berekâttnda dürr-i muvafakati feth ü derîçe-i muhalefeti fesli idüp musâlahat-ı hâl selamete yakindur diyü tav'an bel rav'an itâ'at-şi'ârın izhâr u sadâkat-ihtisâsın aşikâr idüp jjji-lv> *-*jJo t\f...öte cânibde vüfûr-ı aded ve huzûr-ı uded ve ceyş-i bed-ktş-i salâbet ve mehâbetendiş ile meşhur olan Alaman vilâyetinin kralt bed.öte cânibde ol ceyş ve bed-kîş ve salâbet ve mehabet' endîş ile meşhur olan Alaman vilâyetlerinin kral-ı bed-fi'âl Frandoş nâm olan bed-encâmın kalb ve salîb-i bed-nihâdlarına nassâl-i sihâm-ı ehl-i İslâm'dan rıı'b u hirâs müstevli olup heman dem pâdişâh-ı memleket-küşânın yümn-i himetleri berekâttnda tav'an bel rav'an itâ'at-şi'ârın izhâr idüp y>. Târîh-i Âl-i Osman (v.Târîh-i Al-İ Osman'ı diğer Osmanlı tarihleri ile yaptığımız karşılaştırmalarda aralarında net olarak irtibat kurabildiğimiz eserlerden birisi de Matrakçı'nın sözkoimsu eseri olmuştur.'iij>rj \.. Her iki eser arasındaki benzerlik.

ve Muzaffer ve Hacı Beğ ve ..i Anonim Osman (s..^m4en Bedirkan ve Abdullah. .?'' Süleymannâme (v.." c) Anonim Tevârîh-i Al~i Osman(Giese neşri) Târîh-i Âl-i Osman'ın diğer eserler ile mukayeselerine gelince. Verdiğimiz kısa örnekler de bunu göstermektedir. Kânûnî'nin II. İran seferine kadarki dönemde II.i-südde-i sidre-i esâs Sene sitte ve hamsın ve tis'a mi'e Saferinin yirmisinde sâbıkâ sılk-İ beyâna getirilen ahvâl muhakkak ve makâl-i musaddak üzre Elkas Mirza safka-İ ahd ve sadâkati teedîd ve peymân ile kavâ'id-i ubûdiyyetini te'kîd ve teşlıîd itmek içün sultân-ı zıHu'llâhî hazretlerinin âsitân-ı gerdûn. Eserin başından. diğer eserler içerisinde en fazla irtibat kurabildiğimiz Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmanlar olmuştur. Ban.'7 "Haber-i cenk-kerden-i ümerâ-i şâh-ı bed-ahvâl ve inhizâınyâften an-tâyife-i nekbet-âmâl Bu cânibden sultân-ı selâtîni'7-islâm asâkir-i süreyyâintizâm kasaba-i Hoy'dan azimet idüp gider iken düşman-ı makhûnın Karadere canibinden kaçup giden ümerâ-i kalîle ve küberâ-i zcYİlesinden Bedirhan ve Abdullah Flan ve Hüseyin Caa ve Kayıtmaz ve Muzjıffer ve Hacı ve.i Elkas <\ç. Anonimlerle yapılan karşılaştırmada.. Whs/t\\w. 13a) Sultan Orhan Kal'a-i İznik'i feth idüp ve kendüye taht idüp oturup karâr eyledi.Murat dönemi hariç Anonİm'in bilgileri ile büyük benzerlik içerisindedir. ve.iktidarına seferinin ibtidâsı ile hatimesin vuku 'u üzre ale't-tafsîl iftitâh idüp rlâmitmişdi. Târîh-i Al-i Osman (v. Anonimi erdeki bilgiler bazı ifade farklılıkları ile Târîh-i Âl-i Osman'a alınmıştır. Konuların anlatılış sırası ve olayların seyri birbiri ile aynıdır. Târîh-İ Âl-i Osman'ın müellifinin Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman'ları taslak olarak kullandığı anlaşılmaktadır. Kayıtmaz..17) "Andan Tevârih-i sonra Al-i Orhan 195 ." Târih-i Âl-i Osman (v.Kânûnî Döneminde Yazılmış Bir Târih-i Âi-i Osman "Der-beyân-ı haber-i cenk-kerden-i ümerâ-i şâh-ı gümrâh ve inhizâtn-yâften an-tâyife-i gcç-râh Bu cânibden hazret-i sultân-ı selâttn-i cihan ferman-Termây-ı heft-aklâın cânib-i Tebriz'e teveccüh idüp kasaba-i Hoy'dan azîmet-i hümâyûnla göçüp gider iken adüvvi-i mağrurun mukaddema zikr olunduğu üzre Karadere canibinden girîz idüp şâh-ı bed-hâh tarafına giden ümerâ-i Ba\\e. Matrakçı Nasuh'un eserleri bir tarafa bırakılacak olursa... 197a) "Der-beyân-ı pîşkeş-i firistâden-i Elkas be-südde-i sidre-i esâs Ve pâdişâh-ı âlem-penâh mahrûsa-i Haleh'de iken girü sene 956 dokuzyüz ellialtı Saferinin yirmisinde Elkas Mirza ahd-i sadâkati teedîd ve peymân ve kavâid-i ubûdiyyeti te'kîd itmek içün pâdişâh-ı zıllu'llâh hazretlerinin âsitâne-i sa! âdetine seferinin ibtidâsîle intihasın vııkû'u üzre bundan evvel arz eylemiş idi. 122b) "Haber-i pîşkeş-i firistâden.

." İznikmid'i oğlu Süleyman Paşa'ya virdi." Anonim Tevarîh-i Osman (s.. Anonim. Andan Emir Süleyman Bursa'ya geldi. âhirü'1-emr ol kızın temâmet ahvâlinden haberdâr olup kendü sarayında olan hâtûnu pula lapdıığu sebebden hatemi nübüvvet elinden gidüp ve ol kıza ol mertebe mâyil olduğundan ötürü kendüyc bunca akabeler vakf olup tâc [ıı] tahl elden 196 Anonim Tevarîh-i Âl-i Osman (s.. 50. Târîh-i Al-i Osman'ın müellifinin müşahadelcrine dayanarak kaleme aldığım düşündüğümüz konular. Bergama ve Edirne'nin fetihleri hakkında Anonim'de sadece "nevâhîleri ile fethedildi" denilirken. Fâtih Sultan Mehmed döneminde Târîh-i Âl-i Osman'da bulunan İstanbul'un tarihi ve Ayasorya'nın inşası bahsi Anonim'de de vardır.. 40b) ".51) Al-i "...Murad'm öldürülmesi ve yerine Yıldırım Bayczıd'in geçmesi hadiseleri Anonim'de kısaca geçilirken aynı konular Târîh-i Âl-i Osman'da uzun bir şekilde anlatılmaktadır. Târîh-i Âl-i Osman'da nasıl fethedil dikleri ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.." Târîh-iAl-i Osman (v.. Andan Mûsâ Çelebi Bursa'ya vardı. îsâ ve Mûsâ Karesi İli'ndc birbirin kovagitdi. asker cem' idüp Buruşa üzerine hücum idicek Mûsâ Çelebi Mîr Süleyman'a mukabil olamayup Burusa'dan çıkup kaçup Karaman vilâyetine gidüp. Meselâ. Tacından tahtından . Târîh-i Âl-i Osman (v.. Andan Mûsâ Çelebi kaçdı. Anonim'de birkaç cümle ile bahsedilen bazı hadiseler Târîh-i Al-i Osman'da ayrı başlıklar altında zikredilmektedir. 67a) ". Yenice'ye ve Göynük'e ve Mutıırnı'ya havale olmuşdı ve Buruşa sancağın oğh Murad Gazî'ye virdi... Balıkesir.. Yine birçok yerin fethi Anonim'de sadece fcthcdildikleri belirtilerek geçilirken Târîh-i Âl-i Osman'da nasıl fethedildikten ayrı ayrı nakledilmektedir. îsâ Çelebi karındaşı Mûsâ Çelebi ile bir nice zemân cenk eylediler âhirü'1-emr Mûsâ Çelebi gâlib olup karındaşı îsâ Çelebi'i ortadan göLüriip andan kendüsü Burusa'ya gelüp oturup birkaç gün karâr i dince değin ki Mır Süleyman ki Yıldırım Hân'ın ulu oğludur.. Bunun yanında Târîh-i Âl-i Osman. Meselâ: Bursa'nın fethi. l. İran seferi hazırlıklarından eserin sonuna kadarki bülümü Anonimler ile mukayese edilemiyecek kadar geniş ve teferruatlıdır. Ahirü'lenır Mûsâ îsâ'yı bulup aradan götürdi. Karaman'a eitdi.Mustafa Karazeybek Oğlu Süleyman Şâh'a İzniknıid sancağın virüp Taraklu Yenicesi ve Göynük ve Mudurnu vilâyetlerine lıavâle eyledi ve bir oğlu dahi ki Murad Han Gâzî'dir ana Buruşa sancağın virüp . e nazaran daha fazla konu içermekledir. özellikle II. Târîh-i Âl-i Osman'da daha teferruatlıdır." Bunun yanında umumiyetle konular Anonim'de kısa ve özet. Osman Gazi'nin vefatı. Bu konularda her iki eserdeki bilgiler birbirine benzemektedir. 80) âhirü'1-emr Süleyman Peygamber ol kız puta tapduğı ccilden Süleyman Hak tarafın koyup ol kıza gönül virdüği ecilden akıbet bunca vak'alara uğradı..

İstanbul 1332. özellikle Târîh4 kl'İ Osman'ın son kısmında müellifin kendi müşahadelerine dayanarak yazdığım düşündüğümüz kısımlardaki bilgiler Lütfı Paşa Tarihinden çok daha mufassaldır. Âşıkpaşazâde. müelliflerin aynı kaynaklan kultanmalarındandır.. Kaza ve kader şu üslûb üzerine carî oldu kim sâyir halkdan Ögedin kendü uğrayup önü hod yâr imiş atıyla bile belürsüz ." e) Âşıkpaşazâde Tarih?® Târîh-i Âl-i Osman ile Âşıkpaşazâde Tarihi arasında olaylar zinciri ve ihtiva ettikleri bilgiler açısından benzerlikler bulunmaktadır. Âlî Bey). Tevârîh-i Âl-i Osman.. Lütfı Paşa Tarilıi'm göre dalıa geniş bilgi vermektedir.. Süleyman Şâh bahâdır cllibin mikdârı Türkmân evi ile Erzincan yolundan vilâyet-i Rûm'a kadem basup. Andan girü Haleb'e çıkdı. İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşası hakkında her iki eserde bulunan bilgilerin aynı kaynaklardan alındığı anlaşılmaktadır." Bu konularda eserler aralarındaki iark.. (ııeşr. Süleyman Şalı kim Osman'ın dedesidir.KânûnîDöneminde Yazılmış Bir TâHh-İ Al-i Osman gidüp kırk gün temam şeytân-ı recîm emri ile o dîv-İ sakîm talıt-ı Süleyman'da mukAm olup ve Süleymanlık idüp ve kendü bu kadar zaman âvâre ve sergerdân olduğuna. Kanaatimizce iki eser arasındaki benzerliklerin sebebi. Amasya tarafına gelüp ol etraflarda altı yıl mikdârı kiiffâr-ı ınelâ'înler ile gazalar İdüp nice yerler feth itdikden sonra âkıbetü'1-ömr dönüp Halcb vilâyetine çıkup Ca'ber nâm kal'a önüne gelüp âb-i Fırat'dan güzer itmek içün bir yere uğrayup geçmek İsteyince. Târîh-i ÂI-i Osman (v. Haleb'den Ca'ber kal'asına revânc olup ve Fırat suyun geçmek kasdın eyledi. daha önceki konularda olduğu gibi Anonim'deki bilgilere nazaran Târîh-i Âl-i Osman'ın daha fazla bilgi ihtiva etmesidir. ittifak kazâ-i kudret ol sunun güzer itmek içün uğraduğu yirin kenarı yâr ve araîk olmağın bindüğü atıyla suya batup fenadan saray-ı bekaya göçüp.. Diğer dönemler hakkında verilen bilgiler ise farklıdır. Âlî Bey). Tevârîh-i At-i Osman. 01 feterâtda Rum vilâyetine azm ve niyyet-i cezm idüp doğru Erzincan'a gelüp Erzincan'dan Rum vilâyetine ki Amasya tarafıdır gelüp anda haylî zaman gaza ildi. 18) "... d) Lütfı Paşa Tarihi Târih-i Âl-i Osman'ın başından fetret devrine kadarki dönemle Fatih dönemindeki İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nm inşası bahsi İle Kânûnî Sultan Süleyman'ın saltanatının ilk dönemleri hakkındaki bilgiler ve anlatış tarzları birbirine yalandır. Ancak Târîh-i Âl-i Osman. (neşr.. 197 Lütjî Paşa Tarihi (s.. Her iki eserde bazı farklı konu ve rivayetler mevcul olmakla birlikte Osmanlıların ilk • dönemlerine ait birçok konu Lütti Pa^a." âvâre olup bir dîv sihr idüp Süleyman'un tahtına geçüp hükm-i hükümet idüp kırk gün tamâm Süleyman tahtından ayrılup avarelik çekdi. istanbul 1341. 1 a-1 b) "..

Osman Gâzî eydür.-ievârth'\n Osmanlı tarihine hasredilen ikinci cildi olmalıdır. zîrâ bunlun vilâyetinden çıkarmazam. Tûnh-i Âl-i Osmari&ak İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşası konuları iseÂştkpaşazâck^'de mevcut değildir. bahâdır er idi ve hem Osman Şalı Gâzî'nin sâbıkdan cmekdar yoldaşlarından idi. Bilgilerin birbirlerine benzemesinin sebebi. bu vilâyeti bana ver kim bunlar yine yâgî olmuşlar. vilâyetin ba . Ancak anlatış ve ifade tarzları farklıdır. Bu bilgiler Nasuh'un yazdığı tahmin edilen ve kendisinin de yazdığını ifade ettiği ancak günümüze kadar tespit edilememiş müstakil bir Osmanlı Tarihinin varlığını ortaya koymaktadır.. ayağ üzre durup Osman Şah Gâzî hizmetine baş koyup yir-yurl idiıımek içtin birkaç pare köy laleb iıdikde. 198 . Matrakçı Nasuh tarafından Mecmaü'ilevârîh'in değişik bir versiyonu şeklinde kaleme alınan Câmi'fi'f.. Târîh-i Al-i Osman (v. Yaklaşık olarak 1560 tarihlerinde yazılmış olan eser.Mustafa." Aşıkpaşazada Tarihi (s... 5b) ". lefke yanında dere ağzında Yenişehir suyunun kenarında bir hisarcık vardı anı Samsa Çavuş'a virdi.." Netice olarak Târth-i Âl-i Osman.. Tâniı-i Âl-i Osman'ın müellifinin Âşıkpaşazâde'yı kaynak olarak kullanması ve Osmanlıların ilk dönemlerine ait kaynakların kısıtlı olması nedeniyle kaynakların müellifler tarafından müştereken kullanılmasından olmalıdır.Samsa Çavuş geldü eydür.Samsa Çavuş dimekle meşhur bir künesne varidi. Osman Şalı Gâzî dahi kabul idüp kal'a-i Lefke civarında Yenişehir suyu kenarında bir kal'acık varidi ol hisarcuka tâbi1 olan il [ü] vilâyeti mezkûr Samsa Çavuş'a ihsan eylediler. Karazeybek hakkında verdikleri bilgiler birbirine benzemektedir. zısm virmezinı.. Matrakçı'nın daha önce Osmanlı tarihine dair yazdığı muhtelif eserleri özetleyerek halkın anlayabileceği sade bir dille yeniden kaleme aldığı tek ciltlik farklı bir eseridir. 24) "..

m. Jaeschke. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. M.l.Kemal Paşa. Kemal Paşa: "' Ağır ve kafi bir kararın doğruluğuna inanmak için vaziyeti her köşesinde mütalaa etmek. 1919 yılı Nisan ayma kadar geçen beş aylık süre içinde çeşitli temaslarda bulundu.16 Mayıs 1919) İstanbul'da kaldığım'1 belirtmişti.. İstanbul 1983. Meclis-i Meb'usân eski reisi Ahmet Rıza Beyle temas kurmayı düşündüğü gibi: dönemin önde gelen asker-devlet adamlarından Ahmet İzzet Paşa ile de temasa geçmek niyetinde idi.97. Geniş bilgi için bk.99. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri (ASD. Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra. Hatla .1 Dr. bu faaliyetleri sırasında ayrıca tttihad ve Terakki Cemiyeti yetkilileri ile yakınlaşmayı. Adana'dan hareketle 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelen M. c.. s. Kemal Paşa. Genelkurmay ATAŞE Başkanlığı. İzmir 2000. 199-208. Kemal'in bu düşüncelerini uygulamaya kayması mümkün olmadı. s. basın yoluyla İngilizler'den yana bir tavır sergileyerek onların şüphelerinden uzak durmayı planlar ve 17 Kasım 1918Me Minberde . Mustafa Kemal Pasa bu sırada İngilizlerle de temasta bulunmaktan geri kalmamıştı. 18 Kasım 1918Me Vakil'de yayımlanan mülakatında. Ordu (in.O İstanbul'a gelişinden. s*. M. 125-133.Ordu) Kafaları Müfettişliği idi. Falih Rıfkı Alay. s. s.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. gerekse ülkenin kurtarılmasında büyük rol oynayacak olan Mustafa Kemal (ATATÜRK) Paşa'run emrinde bulunmasından dolayı son derece önemli idi.). İstanbul 1955. Bk. Bu dönemdeki faaliyetlerini bilahare Falih Rıfkı'ya anlatan M. (1961). O. Atcailrk'iin Bana Anlattıkları. O. Sina Aksin. ülkenin içinde bulunduğu kötü şartlardan kurtulabilmesi için siyasî yollardan çözüm aramanın faydalı olacağına inanıyordu. MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN M ÜFETTİŞLİK GÖREV BÖLGESİNDEN GERİ ÇAĞRILMASINA NEDEN OLAN GELİŞMELER Zekeriya TÜRKMEN' GİRİŞ Mütareke Döneminde kumlan askerî müfettişlikler içerisinde şüphesiz en önemlisi IX. tereddüde yer bırakmamak. İngilizler'in Osmanlı Milleti'ne gösterdiği iyi niyet ve dostluktan uzun uzun bahsetti. Bk. İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele. olmazsa kurulacak hükümete Harbiye Nazın olmak.. istanbul'daki faaliyetlerinde esas olarak hükümet kurmak. ya da mebus olarak meclise girmek arzusunda idi. Bu müfettişlik gerek Anadolu'daki ordunun yeniden teşkilâtlanması hususunda. Öte yandan. Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi. başka ihtimal kalmadığına inanmak için mütareke esnasmdadört-beş ay (13 Kasım 1918 ..

M. saray ve çevresiyle olan ilişkilerinde de dikkatli davranıyordu. Mehmet Harmancı). nr: 68/11. ATAŞE Arşivi: 1 -1. Daktilo Metin. nr:99/55.. s.. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. s. M.404.BEO. bu sırada İstanbul'da yönetimin karşı olduğu şeylere kendisinin de karşı olduğunu gösteriyor ve siyasî taktikler sergiliyordu. bir süre Padişah Vahdettin1 üı yaverliğini yapmış". Kemal Paşa 23 Eylül 1918 tarihli irade ile yaveran-ı hazret-i şehriyarîlige getirildi. İstanbul'da sürdürülen uzun temasların sonunda M.. istanbul 1994. Hüsamettin Ertürk.88 vd.M. Babıali Evrak Odası (BOA. Harbiye Giden nr: 340052.Aynı gün Harbiye Nazın (Milli Savunma Bakam) Şakir Paşa tarafından sadaret makamına. Kemal Paşa'nın ordu müfettişi olarak Anadolu'ya gönderilmesi uygun görüldü3. yapılan bu tayin hakkında bilgi verildi5. Ordunun iaşe ve ikmâli için vilayetlerle yazışma başlatıldı6.). Kemal ile İlgili Bilinmeyen Belgeler".. Harbiye Terliat.87 vd. Belgelerle Türk Tarihi Dergisi (B'ITD. s. Bk. Süreyya Aydemir. S. Midhat Sertoğlu. yüzyılın en büyük politik yolculuğu olduğunu belirtir. BEO. Müfettişlik talimatnamesine göre.. BOA. BOA. İstanbul'da bulunduğu süre zarfında politika gereği.97. İstanbul'da kaldığı süre içinde bir kaç kez (15 Kasım. Tevcihat nr: 67/5. onların şikayet ettikleri olayları önlenmekti. İşte bu durumu çok iyi değerlendiren M.5-41. Aynı eser. 30 Nisan 1335 (1919) tarihinde IX. Mesela David Fromkm batılı gözü ile olaylara yaklaşarak. ün. Bk. Milli Mücadele Senelerinde Teşkilat-ı Mahsusa. Bk. Gnkur. Bk. Harbiye Giden nr: 343882. Dosya Usulü İrade Tasnifi (DUİT. Kemal Paşa. Kemal Paşa'nın lehine olduğunu ifade eder. IX. Ordu Kıt'aâtı Müfettişliğine tayin olundu4. Nitekim. Aym eser. bundan sonra.ŞFR). Bk.). kendisi. F: 1. Ds: 164. s. "Millî Mücadelede M. (1969). 9 Ağustos 1919 tarihinde de yaverlik rütbesi kaldırıldı. 2 3 4 5 6 bu sırada M. Bu arada belirtmek gerekirse.Zekeriya Türkmen M. Kemal İngiliz casusu Rahip Frew'le temas kurdu. s. Kur.. faydasını gördü. M. Keza.I. Tek Adam. 29 Kasıl ve 20 Aralık 1918 tarihlerinde padişah ile görüşme fırsatını buldu. Barışa Son Veren Barış.968). (Kasım 1. bu sırada bütün gelişmelerin M. Sy:14.BEO. Kemal'in görevi. s. BOA. Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATAŞE) Kütüphanesi. diğer taraftan Çanakkale'deki başarısından dolayı herkesçe tanınmış bir generaldi. Kemal Paşa. bu laktiklerinin bir süre sonra ortaya çıkan gelişmelere bakılırsa zararım değil.372. (Çev.). Dahiliye Şifre Kalemi (DH. BOA. sonra da Anadolu'nun çeşitli yerlerinde beliren kuva-yı milliye veya şuraları ortadan kaldırmak. 200 . İngilizlerle münasebetlerde bulunmaktan çekinmiyor.BOA. Kls:l 1. Harbiye Giden nr:342765. Bu konu daha sonra yapılan araştırmalarda da ele alınmıştır. Jaeschke. Kemal Paşa. İtilaf Devletlerinin istekleri dışında bir harekette bulunmamak. Kemal'in müfettişlik için Samsun -yolculuğunu bir yerde XX. c. M. Hüsamettin Ertürk. ayrıca bk. Kemal Paşa'mn yukarıda izah edilmeye çalışılan tasarı ve düşünceleri çok ince düşünülmüş fikirlerdi. Mirliva Mustafa Kemal Paşa ile Sultan Vahdettin arasında padişahın şelızadelik döneminde Almanya seyahati vesilesiyle bir yakınlık kurulduğunu Teşkilat-ı Mahsusa'nın lideri olan Hüsamettin Erlürk de eserinde izah eder. O. Samsun ve çevresindeki eşkıyalık hareketlerini engellemek..

Belge nr:25.I. c. bu konuda valilerin kendisine yardımcı olmaları gereğini hatırlatmakta İdi10. Jaeschkc. Kemal'in Samsun'da bulunduğu 24 Mayıs tarihine kadar. Yüzbaşı Mümtaz (Tünay). s. Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi. . bîr kısım kaynaklarda selamlık görüşmesinin 15 Mayıs'ta yapıldığı belirtilmektedir. Kemal Paşa aynı yoldaki telgrafları Harbiye Nezaretine de göndermişti. Tabip Binbaşı Refik (Saydam) Bey. Ankara 1970. Kemal Paşa üç günlük bir yolculuktan sonra 19 Mayıs 1919*da Samsun'a vardı. Diyarbekir vilayetleri ile Erzincan müstakil mutasarrıflığı ve 15. 16. F:22. Yüzbaşı Cevat Abbas (Gürer). (1953). Ertesi gün (16 Mayıs) yapılan selamlık resmine Bahriye Nazın Avni ve Erkûıı-ı Harbiye-i Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Cevat Paşa ile birlikte tkatıldıktan sonra7. Paşa ilk iş olarak mıntıkasında bulunan Sivas.). Üsteğmen Abdullah (Kunt). Erkân-ı Harp Miralayı. Gn. bu tür saldırıların hükümetçe ASD. Erzurum. Atatürk. Kurtuluş Savaşı île İlgili İngiliz Belgeleri. Kls:ll. Yüzbaşı Ali Şevket (Öndersev). s. Mustafa Kemal Paşa'nın maiyetinde şunlar bulunuyordu: M. Birinci sınıf kâtip Faik (Aybars). Bk.25. telgrafında. Yüzbaşı Mustafa Vasfı (Süsoy).303. 201 . Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yay. Fethi Tevetoğlu. s. Kolordu Komutam Erkân-ı Harp Miralayı Re'let (Bele Paşa) Bey. Sy:4. Bk. Yusuf Hikıncl Bayur. Jaeschkc. müfettişlik ile hükümet arasındaki yazışmaların gayet normal devam ettiği fakat. Kemal Paşa. Van.117. Ankara..00'da Bandırma Vapuruna binerek maiyeti i k \ Samsun'a hareket etti9.I.Ds: 164. Üsteğmen Arif Hikmet (Gerçekçi).19 Mayıs 1919. Kastamonu. Teğmen Muzaffer (Kılıç). Alemdar nr:86-l 396. Atatürk'le Samsun'a Çıkanlar. Trabzon.I. Üsteğmen Hayati. Samsun'daki işgal hadisesi ile İzmir'in işgaline karşı duyulan tepkiyi 20 Mayıs tarihli iki ayrı telgrafı ile sadarete bildirdi". Yüzbaşı İsmail Hakkı (Ede). Müfettişlik kurmay başkanı Manastırlı Kâzım (Dirik Pastı) Bey. Harp Tarihi Vesikaları Dergisi (HTVD. Aynı Eser. c. memleketteki asayişsizlik ve eşkıyalığın sebepleri hakkında gerekli bilgiyi toplamaya çalışacağını.15. ve 20. İkdam nr: 7998. M. M. Miralay Mehmet Arif. ATAŞE Arşivi: 1-1. 17Mayıs 1335. s. Kur. Samsun'da bir kaç gün kalacağını.. Kemal Paşa. zaman zaman görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı görülüyordu.Mustafa Kemal Paşa 'tun Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağnlmasma Neden Olan Gelişmeler Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a Hareketi ve Bölgedeki Faaliyetleri İngilizlerin Endişeleri 15 Mayıs 1919 gtinıi vedalaşmak için Babıâli'ye giden M. M. Kemal Paşa'nınmaiyetinde ili. Bu emrinde. Havza'ya geçişinden sonraki günlerde görüş ayrılıkları daha da arttı. s. c. Kolordu komutanlıklarına iki numaralı emrini yayınladı. Topçu Binbaşı Kemal (Doğan) Bey. Dördüncü sim I" kâtip Memduh (Atasev) Beyler bulunuyordu.saat 16. Ankara 1982. vesika nr:68. Erkân-ı Harp Kaymakamı Mehmet Arif Bey (Ayıcı). Bk. M. Tabip Miralay İbrahim Talî (Öngören) Bey. orada. Atatürk'le İlgili Arşiv Belgeleri. İzmir'in işgal haberini aldı ve hükümet erkânını da büyük bir telaş içerisinde buldu. s. Mamüretilaziz (Elazığ).. 16 Mayıs 1335.32. -öğleden sonra. Erkân-ı Harp Binbaşısı Hüsrev (Gerede) Bey. Paşa..

Ankara 1992. s. ayın zamanda Hariciye Nazın sıfatı ile 25 Mayıs'la Milnc'e verdiği cevapta. Ordu dağıldığı halde ona bağlı birlikler için bir müfettişin geniş bir kurmay heyetiyle gönderilmesinin asıl amacının ne olduğunu öğrenmek istedi.Ordu) Müfettişliğinin benzeri olduğu ve belirli bir merkezi olmadığı açıklandı. ayrıca bu hey'elin. asayişsizlik hakkında 21. IX. (1953)vesikanr:69.l 5. M. Samsun'da bulunan İngiliz istihbarat subayları ise. Sy:5. BÜA. Milne. Kemal'in bölgeye varışı ve teftiş gezileri hakkında önemli bilgiler aktarıyordu10. 21 Mayıs tarihli raporunda Samsun yöresindeki çete faaliyetlerinden ve şehre Rusya'dan 500 Rum'un getirilip yerleştirildiğinden bahsettikten sonra. Dahiliye nr:343451. BTTD. Öte yandan. nr:12. İngiliz İşgal Kuvvetleri Karadeniz Ordusu Komutanı General Münc. Ordu Kıt'aalı Müfettişi M. 202 .Ds:l 64.IV. s. Öte yandan M.Jaeschke. Bilal N.4-5. ASD. Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri. Şimşir. Yüzbaşı Hurst. F:29. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. 77. Kemal Paşa da. Yüzbaşı Hursftan Amiral Calthorpe'a gönderilen bu mufassal rapor için bk. ayrıca bk. M.267-269.Zekeriya Türkmen önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını ve kendisinin de bunlardan haberdar 1 f edilmesini istedi \ İstanbul'da ise.I. Harbiye Nazın Şevket Turgut Paşa da 26 Mayıs tarihli cevabî telgrafında bunu 12 13 14 15 16 17 IK Mithat Sertoglu. 71. Erkân-ı Harbiyc-i Umumiye Reisi Cevat Paşa'nın imzası olan bu belgede IX. ülkedeki asayişsizlik. İngiliz Belgelerinde Atatürk. Sy:l.Bu raporlarda jandarmanın takviye edilmesini istedi. Müfettişlikten beklenen görevlerin ise şunlar olduğu belirtiliyordu: Geniş bir bölgeye dağılnuş olan birliklerin genel durumlarım yerinde incelemek. Sadrazam Damat Ferit ise. yukarıdaki bu İngiliz tepkisine karşı Osmanlı hükümeti iki ayrı cevap verdi. Kls:11. IX. İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiserliğine ordu müfettişinin çalışmaları hakkında devamlı raporlar veriyorlardı. Jaescbke. ATAŞE Arşivi: 1-1. s. 19 Mayıs 1919 günü Harbiye Nazırına gönderdiği şifrede duydukları kuşkulan anlattı. c..Nitekim M. Kur. vesika nr. Kemal Paşa'mn Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi tarafından korunduğu anlaşılmakta idi.BEO. bölgede her hangi bir asayişsizlik olayına yer vermemek14. bölgedeki tüfek. sürgü kolu ve top kamalarının toplanıp belirlenen yerlere gönderilmesini sağlamak. Kemal. Nitekim.. HTVD. vesikanr:16. sükûn ve asayişin her hangi bir şekilde bozulmasını önlemek amacıyla bu ordu müfettişliğinin kurulduğunu ve doğu vilayetlerinde görev yapacağını belirtmekte idi' 5 . İlk cevap Harbiye Nezareti tarafından verildi.. sadarete gönderdiği raporlarında İngiliz faaliyetleri hakkında 17 bilgiler vermekte idi . General. Kemal'in Anadolu'da görevlendirilmesinin ilk nedeninin Galthorpe'ıın 21 Nisan 1919 tarihli notası olduğunu vurguladıktan sonra.9.Cevat Paşa'mn İngilizlerce verdiği bu cevaba bakılırsa M. HTVD-.269-270. niçin Sivas'a doğru hareket etmekte olduğunu merak ettiğini belirterek bu konunun açıklanmasını istedi*3. s. c. HTVD. Sy:I. Kemal Paşa'nın geniş bir subay kadrosu ile Samsun'a gitmesinden ve orada millî galeyana neden olmasından dolayı n İngilizler in kuşkusu giderek arllı. Ordu Müfettişliğinin Konya'da kumlan Yıldırım Kıt'aatı (II. 22 ve 24 Mayıs 18 tarihlerinde beş ayrıntılı rapor gönderdi . Gn. "Millî Mücadelede Ata'nın Bilinmeyen Bir Telgraf]". Sy:4.

ATASE Arşivi:] -1.BEO. nr:99/385. M.Bu sırada Paris'e barış görüşmelerine giden Sadrazam. Harbiye Giden nr: 343 181. Aynca Canik livasında asayişin sağlanabilmesi için de. s. aynı vesikalar. jandarmanın arttırılması hususunaşu açıklamayı getirmekte idi: " Devletin halen muhtaç olduğu jandarmaya kayd keyfiyetinin de bir vaztfe-i vataniyye ifâsından ibaret olduğunun. Bu telgrafında.132. 28 Mayıs 1919 tarihli Hey'et-i Vükelâ toplantısında etraflıca görüşüldü ve uygun bulunarak22. hükümet tarafından bildirilmesi üzerine müfettişlik mıntıkasındaki kumandan ve valilere "'kişiye özel" olarak bir telgraf çekti. BOA. İngilizlerin kuşkularım daha da arttırdı. Nitekim. BOA.000 kişi olarak gösterildiğini ve 20 kendi teklifinin de buna uygun olduğunu belirtmekte idi .. İngilizler.l.DH. Damat Ferit şifrelelgrafında. Bu sırada memleketin çeşitli yerlerinden gelen telgraflar. halktan bir kaç bin askerin silah altına alınmasını teklif eden Paso. Kemal Paşa önemli bir girişimde bulundu. ülkede asayişin sağlanabilmesi için devletçe jandarma sayısının 75.000 civarına indirilmek durumunda idi. Ayrıca Yuııanhlar'm İzmir'i işgal ettikleri bir zamanda milletin istekleri ile Paris Konferansına gidecek hey'etin istekleri arasında bir uygunluk bulunması gerekiyordu24. Bu durumdan yararlanmak isteyen İngilizler hemen devreye girerek M.MVM. M. Osmanlı murahhaslarının 1 Haziran'da Paris Barış Konferansına çağrıldığının.Sy:4.ŞFR.Halbuki mütareke hükümleri gereği jandarma sayısı 43. 24 HTVD. yapılan miting ve sairenin hedefine ulaştığı belirtiliyordu. işgal olayları karşısında pasif davranan hükümete halk hoş bakmıyordu.BEO. Harbiye Giden nr:343181. HTVD. Nitekim bu istekler.4. alman karar aynı gün Damat Ferit tarafından M. Ds:l 64. Sadrazama ve hükümete baskı yaparak Önlemler alınmasını isledi. Kemal Paşa'ya şifre edildi.82. bu konferanstan kısa bir süre önce 26 Mayıs 19 20 21 19 11 BOA. hükümet başkanlığına. Hey'et-i Vükelâca kararlaştırılmış ve Harbiye ve Dahiliye Nezaretleri'ne tebligat yapıhmşlır.Mustafa Kemal Paşa 'nın Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler yapacağına dair söz verdi . ^ BOA."23 Mustafa Kemal Paşa'mn Müfettişlik Bölgesinden Geri Çağrılması M. Öte yandan.. 3 Haziran 1919 günü M.. Gn-Kur. Kemal Paşa'mn Samsun'a gidişinden sonra İngilizler kendisinden şüphelenmeye başladılar. hükümete güven duyulmadığım belirtiyordu. F:48-l.27-29. Klsıll. Sy. bu durumun İtilaf temsilcilerine kabul ettirilmesini de islemekte idi 21 .Bu yazışmalar sırasında M. Kemal. Kemal'in geri çağrılması yolunda hükümete baskı yapmaya başladı. c. halkın tepkisinin İtilaf Devletleri tarafından dikkate alınmak mecburiyetinde olduğu.s... vesika nr: 78. Nutuk. Kemal'in müfettişlik mıntıkasındaki tutumu. 203 ..nr:215. cihet-i mülkiyye ve askeriyye tarafından ana göre Icdâbir ve tcşebbüsât-ı laziıneniıı ifasıyla icabı miktar jandarmanın kayd ve istihdamı esbabının istikmâli. icap eden mahallerde ahaliye hüsn-i suretle ifnamı tenün-i maksada hadim olacağına binâen. Kemal'in ordu müfettişliğine atanmasına başından beri karşı çıkan Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi'yi bıraktı. Kemal Atatürk.

vesika nr:494. Sy:5. Kemal'in geri çağrılması yolunda istekte bulundukları için İngilizler'e teşekkür dahi etti. Hükümetin Tutumu Bu sırada İngiliz istihbaratından Yüzbaşı Hurst ise. s. Şunu da belirtmek gerekirse. İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığını harekete geçirdi. Sy:l. İngiliz Belgelerinde Atatürk. Kemal'in 3 Haziran'da Havza'dan Harbiye Nezaretine gönderdiği telgraf. s. "'İtilaf Devletleri milletimizin hukuk ve istiklaline riayetkar kalmadıkça ve millet ve devletin tamami-i masuniyetinden emin bulunmadıkça.. Sy:19. s. HTVD.Hursl'tan gelen bu raporlar.KMS. c.L s. 6 Haziran 1919'da Harbiye Nezaretine verdiği notada M. İngiltere 26 himayesini teklif ediyordu . Aynı eser. 28 Bilal Şimşir.. M. Milne'in bu eniri yanında Galthorpe da 8 Haziran (1919) tarihinde Osmanlı Harbiye Nezaretine gönderdiği şifre telgrafta. Bu maksatla İngiliz Askerî Ataşesi Deedes. Ds:53-1. Anadolu'daki milliyetçi hareketin bir ittihatçılık hareketi olarak yorumlanması konusunda Sabri Efendi ile hem 26 Tayyip Gökbilgin. III. Ordu Müfettişinin faaliyetleri birer birer sıralıyor. İtilaf Devletleri istekleri doğrultusunda hareket etmek durumunda kalan hükümete bir başkaldırı niteliğinde idi. vesika nr:95. (1953). General Milne. M. Kanal bu telgrafında. F:2. HTVD. c. (1957). Kemal Paşa'mn geriye çağrılmasını istedi30.DH.26. Sina Aksin. Ayrıca askerî yönden bir faaliyette bulunmasına da gerek yoktu29.Zekeriya Türkmen 1919'da toplanan Saltanat Şurasında. Deedes. 10.339-340. hükümetin sırtını dayadLğı Hürriyet ve İtilaf Fırkası adma konuşan Sadık Bey. bu yüzden çıkacak olay ve gelişmeler karşısında sorumluluk kabul edecek ne kumandan. vesika nr: 17. Sadrazam vekiline göre. Samsun mıntıkasından iç kesimlere gitmek için hazırlanan M.I. 30 BOA. İngiliz komutana göre. M. hemen herkes millî bağımsızlığın korunması ve 25 millet adına alınacak kararların bir millî şuraya verilmesi gereği istendiği halde . vesikanın İngilizce metni için bk. emrindeki subaylarla birlikte Anadolu'da dolaşması huzursuzluk yaratacak nitelikte idi. o günün kritik şartları içinde tanınmış bir Türk generalinin. Anadolu'daki hareketin ardında Harbiye Nezaretinin bulunduğu bir gerçekti. Kemal Paşa ile maiyetinin derhal İstanbul'a çağrılmasını istemişti.95-119. Mustafa Kemal'in Görevden Alınması Yolunda İngiliz'lerin Çabaları. Bu görüşmede Sabri Efendi. Bilal Şimşir. ne mülkiye memuru ve ne de hükümet tasavvur edemiyorum27 diyordu..15-23..I.. 8 Haziran'da Sadrazam ve Dahiliye Nazın Vekili Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ile bir görüştü. tezahürâl-ı milliyeyi men' ve tevkif için nefsimde ve hiç kimsede kudret ve takat göremeyeceğim gibi. M. nr:43. Kemal Atatürk. Milli Mücadele Başlarken. 29 HTVD. Kemal'in "telgraJhalencri âdeta tekeline almış olduğunu'' ifade ediyordu28. Merzifon'dan Amiral Galthorpe'a gönderdiği şifre telgrafta. Aynı eser. 204 27 . s. s.. Nutuk.

205 . 76-1. çelişkili tavırlar sergiliyordu. Gn. Böyle bir müfettişin vilayetleri dolaşmasının halkı rahatsız mı. Hükümetin sivil kanadı İngiliz görüş ve istekleri doğrultusunda bir politika izlerken. vesika nr: 18-a.11-14. Ds: 164. Halbuki cevabı veren imzasından da anlaşıldığı üzere Cevat Paşa'dır.. Bu gelişmeler olurken Havza'da bulunan M.Öte yandan..Mustafa Kemal Paşa 'mn Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler fikir idi.Kur.. siyasî mümessil ile görüşmüş ve bir müfettiş gönderileceğini söylemiş. her mıntıkaya da bir müfettiş tayin olunmuştur. Kemal gönderdiği telgrafta. hükümetin sivil kanadının M. vesika nr:I9. askerî kanada bakılırsa. İngiliz Generali bu sırada İngiliz Muhipler Cemiyetinin kurucuları arasında yer 31 alan Sait Molla ile de bu konuda görüşmekte idi . 34 HTVD. gerçek nedeni öğrenebilmek için de Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa'ya 31 32 Bilal Şimşir. 76-2. Şevket Turgut Paşa. İşte bundan dolayı M.c. Kemal'in başkente dönmesi hakkında hiç bir açıklamada bulunmuyordu. Kemal'den 8 Haz."32. 33 HTVD.HTVD.Sy:l. Cevat Paşa'nm cevabından da anlaşıldığına göre.. Kemal Paşa'mn IX. Kemal. farklı bir görüş içinde bulundukları anlaşılır.. F:76. Talep ve tasvip buyurduğunuz şekilde Yakup Şevki Paşa'mn yerine tayin edilmiştir. Kemal Paşa da bunlardan biridir. çağrılma gerekçelerim sorduktan sonra.. Krş. Nitekim Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa. Kls:l 1. Kemal Paşa ile hükümet arasında ilk kovalamaca ve sinir savaşı başlamış oldu. Paşa tarafından Sadrazam ve hükümete gönderilen telgraflarda İngilizlere karşı önlemler alınması isteniyordu.. Ancak barış kadrosu olduğundan ordu komutanı değil.M. Binaenaleyh şikayetin önünü almak. buradaki faaliyetlerinden dolayı. Hususiyle o sıralarda silahların toplanmadığı ve nakledilmediği hakkında bir çok şikayetler de vardı. Damat Ferit ile İngiliz siyasî mümessili Ryan görüşüp anlaşmışlardı. Ayrıca bk. Kemal'in İstanbul'a hemen dönmesi yolundaki çalışmaları karşısında. Bu nota üzerine Sadrazam (Damat Ferit). " elindeki istimbotlardan biri ile hemen İstanbul'a dönmesini" istedi33. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri.Sy:l. Gotthard Jaeschke. yoksa teskin mi edeceğinin takdirini memleketin lecıtibeli bir asker evlâdı ve mes'ul nazırı olarak acizlerine tcrkcdilmesiiü rica eder ve sekiz aydan bu yana devam eden bir mütarekeden soma artık Türkler ve Müslümanlara lütfen güven duymanızı rica ederim. hem de hükümetin mütareke hükümleri gereği mes'ul olduğu asayiş ve inzibatı teinin etmek amacıyla hükümetin kararı ile ülke üç ayrı müfettişlik mıntıkasına taksim edilmiş. Milne'nin notasına 8 Haziran tarihinde şu cevabı verdi: "M.. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa. M. kömür ve benzin sıkıntısından dolayı gecikeceğim ileri sürerek34.iran'da. vesika nr:20. M.b.ATASE Arşivi: 1-1. Milne'in notasına Harbiye Nazırının cevap verdiğini söyleyerek hataya düşmüştür. Ordu Kıt1 alan müfettişliğine tayininde en etkili sebeplerden biri İngiltere Devleti mümessilinin Bâbıâliye verdiği bir nota olmuştur. öte yandan. Bu gelişmelerin olduğu esnada. ordu müfettişi unvanına sahiptir. bu görevlendirmede yani müfettişlik mes'elesinde İngiliz temsilcilerinin arzusu da dikkate alınmış. 125. İngilizler'in kararlı tutumları karşısında şaşkına dönen Osmanlı hükümeti. her hangi bir itiraza maruz kalmamıştır. Aynı eser. Sy:l (1952). İngilizler'in isteğini kabul eden Meclis-i Vükela (Bakanlar Kurulu) kararma uyarak M. s. İngilizlerin kuşkularını daha da arttırmakta idi. s.

.DH. İstiklal Harbimiz. Nitekim Cevat Paşa.. c.. 11 Haziran tarihli cevabında.. kumandan arkadaşları gibi İngilizler tarafından tutuklmıa cağından kuşkulanıyordu. ASD. M. Ayrıca kendisinin. Kemal bilahere telgrafında şu açıklamalarda bulunuyordu: ". memuriyet-i âcizânemden istifa ederek kemâgân Anadolu'da ve sine-i milletle kalacağını ve ve/.IV. Kemal Paşa 11 Haziran tarihinde Erzurum'da bulunan 15. "İstanbul'a 36 davetiniz hükümetin kararı sonucudur. vesikanv:22. milletin azmim arttırmıştı. Öte yandan bu sırada yayınlanmış olan padişah'ın son hatt-ı hümâyûnu. bir telgrafla padişaha müracaat etti. BOA. K â z ı m Karabekir..29. "3H. devletin istiklalini.346. O. hükümetin İngiliz istekleri karşısında boyun eğdiğini görünce. s. Kemal'e göre. Ah" İhsan. Kemal'e aynı tarihte (11 Haziran) gönderdiği telgrafında. M. kumandan ve memurlarm düşüncelerine nüfuz ettiğinden milletin baştan aşağıya uyanık bulunduğunu. Yakup Şevki Paşa. Böylece hükümet ile müfettişlik unvan ve yetkilerini bırakmak istemeyen M. s. Sina Aksin de bu görüştedir. Bu sırada 35 36 37 38 39 40 ATTB. Ayın eser. nr:43. Kemal'in azlini geciktirmek yanında bir faydası da. Bu telgrafında sık sık saltanat makamına bağlılığını vurgulamakla birlikte.. millet mazhar-ı istiklâl ve saltanat ve hilafet-i muazzama-i hümâyûnları masun-ı indiras olsun.C. 206 . Kemal Paşa arasında zamanla giderek şiddetlenen yeni bir yazışma dönemi başladı ve bu tam bir ay sürdü. Kemal Paşa'nın bu telgrafı gayet uzun yazılmış bir şikayetname idi. Fethi Bey vb. Kemal Paşa'nm görevinden azledilmesi an meselesi haline geldi. M. F:2.Sy:L. İstanbul'da bulunan korkakların ahlâkından yararlanmasım bilen yabancılar. s."•'-" ZekeriyaTürfcfnen başvuruyordu. Hariciye Nezareti Vekâletinden Dahiliye Nezaretine yazılan bir tezkireden anlaşıldığına göre. Şayet kendisi başkente dönecek olursa. İngilizlerin kesin ve ısrarlı istekleri karşısında.KMS. M.15-17. Bu yazışmalar devam ederken. Diğer taraftan Harbiye Nazın Şevket Turgut Paşa da M. Ona göre hükümet. ayrıca bütün mülkiye memurlarının. Bk. mümkün olduğunca zaman kazanmak ve karargâhını memleket dahiline sokmak amacında olduğunu ifade etmişti40.âif-i vataniyyeme bu kere daha sarih hatvelerle devam edeceğim. bütün bu gelişmeleri anlatmış ve "milletin hukuk ve istiklalini tayin uğrunda millet ile beraber çalışmaktan" yana olduğunu belirtmişti. Kemal'in görevine Meclis-i Vükela karan ile son verileceği belirtiliyor. Anadolu'daki millet. Bu telgrafın M. M. devlet. Ankara 1964. millet ve padişahına bağlılık ve fedakârlıkla hizmet kabiliyetinde olanları ortadan kaldırmak istiyorlardı.Kolordıı komutam Kâzım Karabekİr Paşa'ya gönderdiği şifre telgrafta ise.1. kendisini aldatarak merkeze çekmek istiyordu. Kemal Paşa'ya gizlice mes'elenin gerçek nedeni şöyle açıkladı: "Sizin gibi kıymetli bir generalin Anadolu illerinde dolaşması kamuoyunda iyi bir etki uyandıracağından bahisle 35 İstanbul'a çağrılmanızı İngilizler istedi" . kendisini Padişah 39 Vahdetlin'e millî direnişin sözcüsü olarak tanıtmak oldu .44. s. Ds:53-1. Ta ki. Eğer icbar edilirscm. saltanat ve hilafet haklarım korumak için güçlü bir azim ve imanla donanmış olduğunu belirtiyordu." diye açıklamakta idi . bundan haberdar edilmeleri gereği üzerinde duruluyordu37. M.. HTVD. M.

Paşa'nın telgrafında isteksizce bir çağrı ifadesi gizli idi. SONUÇ Osmanlı ordusunun tasfiyesinin düşünüldüğü bir sırada teşkil edilmiş olan ve olağanüstü bir dönem olması itibarıyla geniş yetkilerle donatılmış bulunan ordu müfettişlikleri İngiliz propagandası.Sy:l. Dahilîye Nazın Ali Kemal ise. Kemal ile bağların kopmasına zemin hazırladı43. Refik Halit Karay. Posta ve Telgraf Müdüriyetine gönderdiği 20 Haziran tarihlî yifrede bu gelişmelerden dolayı hükümeti protesto elli.204205. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa. Kemal'e "İstanbul'a davetiniz hükümetin 41 karandır. 3-3.. ne de başkalarıyla savaşabilecek bir gücü olmadığım. bu çağnnın hükümet tarafından yapıldığını tekrarlıyordu. Bütün bunlardan da anlaşıldığı üzere. İstanbul'da bu acele mukabele..Anadolu'da o şiddetli müdahale. Ayın eser. s. s. Bütün bu gelişmeler olurken. Bunların başına tayin olunan genç ve dinamik komutanların. Refik Halit Karay.48vd. Kemal Paşa'nm İstanbul'a çağrılması hususundan nezaretinin sorumlu tutulmasını istercesine. M. Bunun üzerine M. vesika nr:22. 16 Haziran tarihinde bütün posta teşkilatına yayınladığı genelgesinde. memleketin içinde bulunduğu HTVD. bu aşamada hükümetin ne Yunanlılarla.. ekonomik krizden dolayı müfettişlik teşkilatına son verildiğini açıklarsa da. s." M. bu pek inandırıcı değildi. 1919 tarihinde İstanbul hükümeti ile Anadolu arasındaki ilişkiler tamamen kopacak ve Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu Türkü kendi basma Millî Mücadele hareketini yürütmek için harekete geçecekti. Ankara 1997. olanları kabul et şeklinde idi. Aynı eser. ayrıca geniş bilgi için bk. baskısı ve tazyiki. diğer yandan hükümetin beceriksizliği yüzünden lağv edildi. Kemal Paşa. s. Geri planda İtilaf Devletleri temsilciliklerinin baskılan ve özellikle ordu müfettişlerinin Anadolu'da kuva-yı milliye hareketini örgütlemeleri.5 ay kadar süren görevleri esnasmda millî hareketin Anadolu'da yayılıp dal budak salmasında önemli bir görevi yerine getirmişti. t. 15 Haziran'da M." ifadelerini içeren telgrafını tekrar göndermişti . adeta bu işten yani M. Mareşal Ahmet izzet Paşa (Askeri ve Siyasi Hayati). bu defa Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin telgraflarının işleme konmasını yasakladı.. işgallerden dolayı duyulan üzünlü ne kadar büyük olursa olsun. Mine! Bâb İlelMihrap. AH Kemal'in bu dönemde politikası kuva-yı milliye karşıtı-bir yerde lıaince-ve bekle gör. bit nedenle "Lkuva-yı milliye" adıyla birlikler hazırlamanın felaketlere neden olacağım ileri sürmekte idi 42 . Bir müddet sonra da 7/8 Temmuz.. Kemal Paşa'nm hareketi ordu mensuplarınca kalben destekleniyordu. 156-159. 160-161. Karabekir. Metin Ayışıâı..Mustafa Kemal Paşa 'mn Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler Şevket Turgut Paşa. 207 .. halkı işgal ve ilhaklara karşı uyandırmaya çalışmaları büyük ümitler bağlanan bu yapılanmalım sona ermesinin nedenleri arasında idi. Gerçi Osmanlı hükümeti. Refik Halit Bey'in ifadesiyle. hükümet. Ordu müfettişlikleri. İstanbul 1992. bu demeklerin telgraflarının kabul edilmemesini tebliğ etli.Posta ve Telgraf Müdürü Refik Halit (Karay) Bey.

Ü. Mücadele yıllarmda ordunun yeniden yapılanması hakkında geniş bilgi için bk. İstanbul 1996. 208 . İstanbul'un orduyu ayakta tutma fonksiyonunu yitirmesinin ardından Anadolu'da giderek dallanıp budaklanan bir hareketle ordu yeniden.yapılanmanın içerisine girdi . bu teşekküllerin Anadolu'da birlik ve beraberlik ruhunu sağlayarak. 44 Milli. Mütareke Döneminde Ordu ve Yeniden Yapılanma (1918-1920). düşmana karşı mukavemet duygusunun oluşmasında önemli roller üstlendiğini ifade etmek gerekir. Nitekim. . . İşte bu dönemde halk. Anadolu'da Kuva-yı Milliyeci komutanlar etrafında birleşerek yöresel mücadeleleri başlattı.Zekeriya Türkmen durum ve diğer gelişmeleri. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi).. Yöresel mücadeleler kısa bir süre sonra da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde topvekun "Millî Mücadele" hareketine dönüştü. Zekeriya Türkmen.fakat bu defa Anadolu merkezli .44 . olayların gidişatını çok iyi tahlil etmeleri sonucu. (M. İtilaf Devletlerinin etkisinden kurtulamaması Anadolu'da halkın başının çaresine bakması için yeni bir politikanın belirlemesini gündeme getirdi. . Damat Ferit hükümetin ecziyet ve beceriksizliği.

69. Türklerin kendi buluşudur ve Çin'e M. baharın başlangıcı.. NEVRUZ Türk Ergenekon Bayramı. İzmir Aydın Vilayet Matbası. Kamus-ı Tfirki. s. Kırgız gibi Türk topluluklar ile Anadolu ve Balkan Türkleri'nin ve iranlıların "yemgün" ve yılbaşı olarak kabul ettikleri gündür.. Çay. "Eski Türklerde Takvim". s. Ankara 1997. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'nde yılbaşı 21 Mart. A.I. sayı: 12.55.g. sayı:12.1474-1475. Orta Asya'da yaşayan Uygur. Nuraniye.'' Yine Batılı Türkolog ve Sinologlar.347. Türklerde yılbaşı ve baharın başlangıcı Mart ayıdır. s. Ankara 1997. yenigün olarak da kullanılmıştır. Özbek. Dersaadet 1317.e. Celal Bayar Üniversitesi. Türkmen. Ankara 1939. Türk Dünyasında en eski dönemlerden beri Nevruz.'Tl ygurlarda Nevruz Kutlamaları" Anayurttan Atayurda Türk Dünyası. Kaşgarîı Mahmud. 209-218. "Türk Tarihinde ve Kültüründe Nevruz" Anayurttan Atavurda Türk Dünyası. Nevruz'dur.6 Nevruzlu. bir başka Fransız Türkolog ve sinoloğu Edouard Chavannes (1865-1918). Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. M. Ergenekondan çıkış. İzmir 2000. Türkler bugüne "yenigün" demektedirler. yılbaşı. ss. On iki Hayvanlı Türk Takvimi üzerine Türkiye'de doktora yapan İranlı Ebulfez Nebeyî.503-508. . On iki Hayvanlı Türk Takvimi'ııin Türklere özgü ve onların icadı olduğunu söylemişlerdir.'Bu takvim Türklerin biricik buluşudur" derken. Kazak. Anayurttan Atayurda Türk Dünyası. s. Azeri. Nevruz Köyü. . c.2 Takviın-İ Celali* de sene başı ve ilk bahar başlangıcı olan bu gün.Erkin H. "Kim ne derse desin her yönü ile Türk düşüncesine uygun olan bu takvim. s. sayı: 12. Neşet Çağatay. Ankara 1999.Abdülhah Çay.. Divaıı-ü Lûgat-it Türk'te. ss. 1-2. (çev:Besirn ALalay).s.Ekrem. Şemseddin Sami.48 yılında Türkler tarafından sokulmuştur'5 demektedir. Dr. en eski dönemlerden bugüne kadar yaşayagelnüştir. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'nin başlangıcının 21 Mart tarihi ve Nevruz günü olduğunu çok net ve açık bir şekilde belirtmiştir. 8. Divan-U Lûgat-it Türk. Bunlardan ünlü Fransız Sinoloğu Abel Remusat (1788-1832).baskı. Fen-Edebiyat Fakültesi. s. yani Nevruz'dur.73.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Doç.1 Türk Dünyasının ortak kültür unsuru olan Nevruz. NEVRUZ VE OSMANLI DA YAŞATILD1ĞINA DAİR Muzaffer TEPEKAYA Nevruz. Nevruz Yard. Ankara 1997.3 Türklere ait bu kaynaklara göre. Reşat Genç. Rumi takvime göre 9 Mart'a tesadüf etmekte ve Nevruz olarak kabul edilmektedir.33Û.

9 Duran. A.13 Ergeııekon efsanesine göre her yılbaşında.9 Nevruz geleneği Orta Asya Türk topluluklarında çok eski tarihlere kadar inmektedir. 13 Nuraniye-Erkin H. s. s. Çin Elçisi Watıg-yen-ie'nin Uygur Seyahainatnesi. Wang-yen-te'niıı anlattıklarına göre ilkbaharda toplu olarak civardaki mabetlere gitmekte idiler. 10 M. 16 Nuraniye-Erkin H. Kagnılı boylarının kullanıldığı kağnının üstüne gerilen renkli keçelerden müteşekkil çadır örtüsünde yer almıştır. Ergenekon'dan çıkış gününde demir döverek çeşitli kutlamalar yapılırdı. A.17 7 Remzi Duran. Ankara 1989.Ekrem.g.m. Hoca Ahmed Yesevi Türbesi'ndc.75.g.Ö.Ekrem. 12 Nuraniye-Erkin H. Duran.m.Ekrem. Türk süsleme sanatlarında yaklaşık üç bin yıldır sürdürmektedir. Nevruz. Bu gelenek dalıa sonra dinî.m.Ekrem. s. "Türk Süsleme Sanatlarının Ortak Motifi Nevruz Çiçeği" Ege Üniversitesi Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi.14 Belgelerde Nevruz geleneklerinin Uygurlar da da varlığına şalüt oluyoruz. Atabeg Nevruz.8 Tarihten bugüne gelen seyir içerisinde peynir veya kımız tulumunda.Muzaffer Tepekaya Yaylası gibi yer isimleri.137. önemli ve anlamlı bir molif 7 olarak.. s. 210 . " Crenç. 1 Nuraniye-Erkin H. ss. Nevruz Han gibi şahıs ! isimleri ve baharın simgesi Nevruz Çiçeği de bitki ismi olarak Türk Kültür Tarihi ndc yerini almıştır.137-140. ss. A.rn.. İzmir 1998. Nevmzay. giyim kuşam ve ev eşyalarında Nevruz Çiçeği motifini görebiliyoruz. 21 Mart tarihinde hazır yemeklerle kıra çıktıklarını.l.Abdülhalûk Çay.m.'1 Ts-ma-chian'ın yazdığı Shih-ehi adlı kitabın "Hım Tezkeresi" bölümünde "Her yılın birinci ayı olan (yılbaşı) mart ayında Hunların bütün beyleri Chan-yü ordugahına toplanıp kendi adetlerine göre çeşitli kutlamalar ve ibadetlerde bulundukları"13 yazılıdır.m.65.10 Çağdaş Uygur resminde Uygurların Nevruz kutlamalarını temsil eden tablolar yapılmıştır. s.51. Ankara 1985.g.76.£. A. bahar şenlikleri yaptıklarını. s.Binc ait Altun Yış mezarlarında bulunan (Pazınk V.Kurgan). A.75 15 Özkan İzgi. Türk Ergenekon Bayramı NEVRUZ. sayı:2. 125-173. 840 yılında Turan bölgesine göç eden Uygurlar.m. Buna ilaveten Nevruz Çiçeği tabii özelliğini. Yine Çin kaynaklarında Göklürkleriıı otların yeşermesini yani balları yeni yılın başlangıcı olarak kabul ettikleri belirtilmektedir.g. s. s.'5 Uygurlar da diğer Türk toplulukları gibi yeni yıl kutlamalarını Mart ayında düzenlemişlerdir. A. A.g. s. halı kilim motiflerinde. B Emel Esin. Islamiyeiten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslama Giriş (Türk Kültürü El-Kitabı II. Nevruz Çiçeği motifi M.cild 1/b'den Ayrı Basım) İstanbul 1978. bu bahar şenliklerinin o günden bugüne değişmeden gelen âdet ve gelenekler olduğunu öğreniyoruz. mitolojik ve folklorik bir özellik kazanmış ve Uygur Türklerinin vazgeçilmez adetleri arasına girmiştir.g.332.10 Çin kaynaklarında Hunların. Milattan yüzlerce ytl önceleri..2. Bu da Çin kaynaklarında yer alan "Göktürkler her yıl Atalar mağarasında Göktann ve Yersu'Iara kurbanlar vererek kutlama törenleri yapar" yolundaki görüş ile aynıdır.74.

.27 Altı yüzyıllık Divan Edebiyatının mahsulü olan gazel.8. Fransız seyyah Gabriel Bonvalot. s. Ege Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. A.20 Babumâme'de (H.s. ss. kaside vb. " Mahmut Tezcan. s.Dr.'. ilkbaharın yaklaşmakta olduğu zamanı belirtmektedir.m. s. 20 Genç. s. Ankara 1946.Nevruz ve. Türk Kültürü Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni (Sempozyumu) Bildirileri (Ankara 20-22 Mart 1995) Ankara 1995. Siyaset name. Türk edebiyatında Türk şairleriıün şiirlerinde Nevruz'un yılda bir defa geldiği vurgulanmış ve yılbaşı gününe işaret edilmiştir. 26 Bedri Noyan. Ankara 1997.2. Ankara 1982. s.g. "Her gün açar gönlünü zevk-i visalün yetıleden. Vekayî. gibi şiir türlerinde. EsirYurt Orta Asya 'dan (terci Reşat Uzman).. " Nuraniye-Erkin H. A.Harun Tolasan Özel Sayısı.25 Türk edebiyatında Nevruz münasebetiyle yazılan şiirlere Ncvruziye adı verilmektedir. istanbul 1987. yüzyıllarda Nevruz geleneğinin yaşadığının delilidir.m.76.2. Türk musikisinde ve Türk sanatında konu ve motif olarak her devirde kullanılmıştır. "XIV-XV.11'1 El Bîrûnî. s. Gerçi güller açmağa her yılda bir nevruz olur..Türk edebiyatında. Siyaselnamesinde Nevruz'un yılbaşı olduğunu18 ve Türkler arasında yaygın olarak kutlandığını belirtir.910) 1505 yılı ile İlgili hatıralda Ramazan bayramı ile Nevruz bayranmıın 1-2 gün gibi bir müddetle birleşmesinden bahsedilmektedir.Bu eserde Ramazan ve Kurban bayramları gibi bayramlar yanında yılbaşı bayramı da yapılmakta olduğundan bahsedilmektedir. TUrk Milli Kültüründe Nevruz. birçok şairimizin divanlarında dinî-Tasavvufî Türk edebiyatında28 konu ve motif olarak yer almıştır.e.27. kırlarda okunmaktadır. "Nevruz Erkanı". s. 28 Abdurrahman Güzel. 136-140. sayı:12. 27 Çay.53.e. • ss. İstanbul 1976. İl. 24 Bonvalot. Türk şiirinde. II. 117. s. A.21 Ali Şîr Nevarde eserlerinde Nevnız adı verilen musiki makamlarından ve Nevnız'da okunan şiirlerden söz eder.g.23 Gün olarak yılbaşı bayramından bahsederken.g. (Haz: Mehmet Altay KÖymen)..99. Genç. 53 19 Nizamü'1-Mülk. aynı yüzyılda Nevruz'un canlı bir şekilde Türkler arasında yaratıldığından söz etmiştir. Prof.9-52. Osmanlı da Yaratıldığına Dair XI. Duran. 1881-1882 yıllarında Orta Asya'yı dolaşmış ve seyahat hatıralarını bir eserde toplamıştır. izmir 1983. s.Ekrem.26 Divan edebiyatı şairleri ise. A. Bektaşilerde Nevruziyeler dergah bahçelerinde.g.24 Nevruz . 114.yüzyılda meşhur Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk.g. 211 1 .72. Babur'un Hatıratı.g. Fuzuli'nin.m.nı. 35 Zeynelabidin Makas. 23 Gabriel Bonvalot.m. ..450. A. 21 Reşit Ahmeti Arat. s.162.32 Tüm bunlar 14 ve 15. "Türk Coşkusunun Simgesi NEVRUZ ' Anayurttan Aîayurda Türk Dünyası.g. A. caize almak için Nevruz dolayısıyla devlet büyüklerine Nevruziyeler sunarlardı.>'üzyıl Edebiyatında Nevruz ve Nevruziyeler". A. 18 Nizamü'1-Mülk.

s.Murad'in.80. ss. Yara teslim olup geri çekilmek" 31 XIX.Ankıanl995. "Nevruz bayramıdır.29 • •' -• Türk Dünyası edebiyatında da Nevruzu konu alan şiirlere sıklıkla rastlamak mümkündür.e. Çay. s.37-42. İrfan Ü n v c r Nasrattmoğlu. A.129. Nefı'nin. "Olmadı bende nasibin istedim güzden seni. 8. "Ey gönülgül devridür vakt-i nev-i Nevruzdur Can bağışlar âdeme bu dem dem-i firuzdur. Bâbıır Şah'in.g. " beyitleri Nevruzla ilgili güzel örneklerdir. ilk bahar gelir. "Yılda bir ahır bu dem-i ferhunde aceb mi. Ankara 1984. "'Klasik Edebiyatımızda N e v r u z " Türk Kültüründe Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni {Sempozyum) Bildirileri (Ankara 20-22 Marti 995). 212 . ona ar gelir. Kışın el-ayağı yığışır demek. Bâbur Divanı.448-449..Muzaffer Tepekaya Nev'î Efendi'nin. "Yüzi nevrim vaslı lychnı Babûr ganimet tut ki imindin yahşi bolmas bolsayüz nevruzu bayramlar" ?Q Kuzey Azerbaycan Türlderinden Şair Bal aş AzeroğlıTmm. yüzyıl başlarında yaşayan meşhur Türkmen şairi Mahdum Gulu'nun. Fakat ele bil ki. Dedİn:geçsİn kış bulurum ben taze Nevruz 'darı seni"?2 29 30 31 Müjgan Cunbıır.baskı. s.Çağrfa£ Kuzey Azerbaycan Şiiri Antolojisi. "Nevruz kim bu bezm içine yılda bir gelir Hürmetsiz itdi anı da hu köhne rüzgar". BilalYücel. Ankara 1995. Olmazsa her eyyamda ger âlem-i nevruz " Sultan IV.

s. Müjgaıı Cunbur.159.42.VI.a nevruz dolayısıyla bir tebrtkname göndermiştir. Osmanlılarda Nevruz geleneği hemen her dönemde görülmüştür. Manisa 1981." Bu bilgiler göstermekledir. Bayat. "Cumadiye V ulanın On ikinci sebl günü ba 'de 'l-gump şems evvel-i hamele tahvil idup Nevruz oldu . s.Vezir kanun üzere Nevruziyye pişkeşi ile sadâret pişkeşİni cem idüp birden irsal eyledi.33 Sultan I. Osmanlı döneminde Nevruz kutlamaları örnek teşkil etmesi bakımından. s. Naima Tavih-İ Naima...Bayezid. C. 1431-1512). Harem //. Aynı şekilde Sarartan 32 33 w 35 v 3S 39 Orazpulat Eke Baharlı: "'Nevruz-Yeni Yıl".baskı. 158. istanbul 1283.g.Mora Seferi için taşradaki askerlerin Edirne Salmışında Nevruz-ı Finize'de Ordu-yı Hümayuna ilhak olmaları islenmektedir3'1.baskı. 3. Nevruz ve Renkler. 4.65-66. Ankara 1988.33 Yine Nevruziye denen çeşitli baharattan yapılmış macunlar.37 Nevruz kutlamaları Osmanlı Devleü'nde bir Türk halk geleneği olarak devanı ettiği gibi.m. s. Matbaa-i Amire.21. sayı:8. Anayurttan Atayurda Türk Dünyası.baskı. Gerek sarayda gerekse halk arasında Nevruz coşkuyla kutlanmıştır. Naima Tarihinde Veziri Azam İbşir Mustafa Paşa'nın IV.36 Bunların karşılığında padişah ve sadrazam"Nevruziye'' adı verilen bir takım hediyeler dağıtırlardı. Vezir ve müfli ve vükelâ cem ve yevm-i meşhûd oldı. s.. Manisa fviesirBayramı ve Darüşşifası. 122-123. Divan Kalemi (A.baskı.g.1739"dan itibaren maaşların ve vazifelerin Muharrem ayından başlamayıp Mart ayından başlamasına karar vermiştir.Mehmed'e sunduğu Nevruziye ile birlikte sadarete tayini dolayısıyla verilen bilgiler ilgi çekicidir. Gülbahar Valde Sultan. Mart 1995.1152/M.. Hicri Tarihleri Miladi Tarihe Çevirme Kılavuzu.e. s.DVN).371372. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. 685/39 213 . A. (Yay.. İsmail Hakkı Uzunçarşıh.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair dizeleri bu örneklerden birkaçıdır. Nevruzun Osmanlı saray hayalının bir parçası olduğunu Osmanlı Devleti'nde her büyük savaş için sefer hazırlıkları yapılırken taşradaki askerlerin çağrılarak Ordıı-yı Hümayun'un da toplanma zamana olarak da Nevruz günü beîirlenmişlir. ö. Ankara 1988. oğlu Bayezid (II. Faik Reşit Unat. sadrazama ve diğer devlet ricaline düzenledikleri bu takvimi "Nevruz Pişkesi" olarak sunmalarıydı. s. Nevruz sabahları yeni yıl takviminin sunuluşu da bir Osmanlı saray âdeti olarak yerleşerek sürmüştür. padişah ailesine ve büyüklere sunulurdu. Çağatay Uluçay. Ankara 1985. "Bir Osmanlı Müneccimbaşının NevnızTebrikleri". s. Osmanlı Devleti'nin Saray Teşkilatı. Tophane önünde müceddeden bina olunan kalyon Nevruzdan sonra tamam olup deryaya indirdiler.Ravzalu'l Hüseyin fi Hulâsati Ahbâri'l-Hâfîkayn. A. Dönemin Baş Defterdarı Atıf Efendi H. Ali Haydar Bayat.34 Osmanlı Sarayında Müneccimbaşılann en önemli görevleri her yıl takvim tertip edip Nevruz sabahı padişaha.Mahmud döneminde nevruzun tarih tespitinde kullanıldığı görülmektedir. Cunbur.21. s.122. 2.haz: Sadık Tural-Elmas Kılıç) Ankara 1996.

Şeyhülislam Durrİzade Abdullah Efendi yerinden kıpırdamıyor.81-82.176. atiyyeler sunulmuştur.Türk Edebiyatında Nevruz geleneğinin Osmanlı'da sürdüğünü gösteren en güzel delillerden biridir. Edime salmışına gelmeleri" istenmiştir. s.S. 19. Avusturya 42 Seferi'nde de aynı şekilde askerler Nevruz günü toplanmak üzere çağrılmışlardır. Hem îd-i safa sür yürü hem âlem-i nevruz. İstanbul 1957. C. 214 . I Hem hurrem-i îdi/. biri takvimini.256 Crulİne Finkel. ufacık bir ilgi göstermiyordu. Ankara 1951.e.1 13/1 Akdes Nimet Kural. NEVRUZ 4 5 Bayramı getürdü şeref-ı makdem-i nevruz. "Bu olayda Sadrazam Hurşit Paşa eşkiyayı bastırmağa uğraşırken. VVien 1988.Muzaffer Tepekaya Sancaği'ndan Mora Seferi içki Nevruz-ı Firuze'de yani 21 MarTta toplanmak üzere 40 asker çağrılmaktadır. Prut Seferi'nde "Harp ilanından sonra vilayeti erdeki askere 41 Nevruz yani 21 Mart tarihinde.yüzyılda Osmaııb ülkesinde Nevruz geleneği canlı bir şekilde devam etmiştir. Bunun ilk örneğine meşhur tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'mn Tarih-i Ccvdeti'nde rastlıyoruz. Müneccimbaşılar padişah ve sadrazama Nevruz takvimini sunarken yanlarında Nevruziye adı verilen macunlarım takdim eden hekimbaşılar da bulunmaktadır. Ahmet Cevdet Paşa.2580.s.44 Yine Yakınçağda vatan şairimiz Namık Kemal'in Nevruz adlı şiiri. Namık Kuma fin Şiirleri. 1593-1606.. s. Pnıt Seferi ve Barışı 1123 (1711).49-50 Ahmed Cevdet Paşa. c. s. 40 41 2 43 44 45 Manisa Seriyye Sicilleri.Yeniçeri isyanlarım anlatırken. Arpalığı olan Manisa'ya sürüldü. Bu durumuna bakılarak 10 Rebiülâhir 1229 (21 Mart 1814) Çarşamba günü görevinden ıızaklaş tırıldı. İstanbul 1993. The Aılministration of Warfare:Tlıe Otlaman MU'ttaıy Chantpaigus İn Hungaty. yine hem mükrem-i nevruz. Uzunçarşılı.Üçdal Neşriyat.367."43 İfadelerini kullanmaktadır.s. A#.V. Nitekim 1821 yılında Müneccimbaşı Rakım Efendi ile Anadolu Kazaskeri Payelİ Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi birlikte Bab-ı Ali'ye gidip sadrazamın huzuruna kabul olunmuşlar. O gün ise nevruzdu. Onlara kahve. Tarih-i Cevdet. gülsuyu ve buhur ikramından sonra hil'atler giydirilmiş. Zulmel-i gamla seçilmez geceden gündüzü Böyle eyyam-ı gamın böyle olur nevruzu Deyimiyle kar yağar seri fırtına olmakla o gün Abdullah efendi Üsküdar'a geçemedi. Olsam iki yüzden nola şekker çeş-i buse. öbürü de Nevruz macununu sunmuştur. Fındıklı'da akrabasından birinin evinde kaldı. At köhne libâs-ı gamı teedîd-i sürüret. Ertesi gün karşıya geçerek sürgün yerine gilli.

Nevruz münasebetiyle İran Şahı İstanbul'daki elçilik kanalıyla Osmanlı Hükümdarına hediyeler sunmuştur.47 Ay m dönemde Tahran Sefaretinden Osmanlı Hariciye Nezaretine gelen 21 Mart 1303 (1886) tarihli telgrafnamede Nevruz münasebetiyle İran Şalu'na Avrupa hükümdarlarında» lebriknameler geldiği bildirilmektedir.275. Çüy. Başbakanlık Osmanlı Arşivi.Hus. A. s.A. Gönlüm gibi hamyâze keş-i bûse-i îdim.e. Nevruz un Mart dokuzuna tesadüf ettiği ve Mesir ilamıyla kutlandığı geniş bir şekilde Ayşe Osmanoğlu. 200/110-3.g. "Nevruz bahann ilk günü olduğundan bir gün önceden Eczahane-i Hümayun'da hazırlammş Nevruz macunu denilen üzerine altın tozu dökülmüş kırmızı renkte Nevruz şekeri hazırlanır. Her tavrı televvünde velîkin dem-i nevruz.45 Sadrazam 50 Mehnıcd Kamil Paşa da padişaha iletmiştir.A. Namık gibi hem teşne-i câm-ı ccm-i nevruz.AHus). mevki sahiplerine. 215 . s. Y. Nevruz kutlama millî millî lan millî bir gelenek olmaktan öteye geçerek milletlerarası bir boyut kazanmıştır. Uşşâka zanıân-ı keseni îd-i safadır. Mabeyn-i Hümâyûn "a getirilen bu hediyeler yanında bizzat Hükümdara takdim edilmek üzere Nevruz şekerinin üzerinde İran Şahı'nın resmi bulunan küçük İran alımlarıyla Sultan Il. Bu hediyeler. 1304 (1887) tarihli salnamenin Sanman Sancağı kısmında.A.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair İd-İ ramazan oldu bugün hemdem-i nevruz.baskı. Bir tıfl-ı yetînı-i elemiz etmeyiz ikbâl. Osmanoğlu. kumaş tablolar içinde kıymetli porselenler ve süslü kutular içinde macun ve İran usulü çeşitli şekerlerdir. Bunun üzerine Sultan Il. İstanbul 1986. vükelâya. s.. 200/110-1 BaşbakanhkOsmanlı Arşivi. Nâmık Kemal . 106. Nevmz başkent İstanbul'da kutlandığı gibi taşrada da kutlanmaktadır. Başbakanlık Osmanlı Arşivi.e. 3.. tüllerle bağlı güzel kâseler içinde Hanedan azasına.** Konu Hariciye Nezareti tarafından Sadârete bildirilmiş.Hus. Y.g. 200/110-2. İdin şerefi oldu yine munzam-i nevruz. Bin îd-i sürür olsa eğer tev'em-i nevruz. bendegâna dağıtılırdı"46 diye bahsetmektedir. Yıldız Sadaret Hususi Maruzat (Y. Tebrik edelim bir melı-i lıurşîd cemâle.Abdüllıamifin kızı Ayşe Osmanoğlu hatıralarında. Babam Sultan Abdülhamil (Hatıralarım).Abdülhamit tk İran Şahı'na Nevruz münasebetiyle tebrikname göndermiştir.ı Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Nevruz törenleriyle ilgili olarak Sultan n. Nitekim : Aydın Vilayeti H.Abdüİhamid'in adının yazıldığı Nevruz şekerleri sunulurdu. 106.

Karanfil. kişniş. Ma'cunun lerkibâü edviye-i atiyeden ibarettir. Mâhımat-ı tarihiyeye nazaran Mağnisa şelıri kadiıneu şimdiki mevkinin şarki cihetindeki dağ üzerinde müessis ohıb halbuki orası pek sarp ve taşlık bir mahal olduğuna ve cennetmekân Kânûnî Sultan Süleyman Han Hazretlerinin zaman-ı saltanatlarında kesb-i vüsat itmeğe başladığına mebııi şehrin hâl-ı haznndaki mevki'ne ııakli lüzumu tahakkuk eylemiş ve bu lüzum üzerine dağın altında en evvel hakân-ı müşânıııileyli hazretlerinin vaİdeleri Hafize Sultan hazretleri tarafından elhâletü hazihî mevcud ve ma'mur olan "Sultan" Camii" şerifi ile ittisalindeki medreseler bina ve bir de bimârhâne te'sis ve inşâ olunmuştur. s 5l 216 . ss. kalem-i Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi.330-332. ûdül-kahar. zaTeran. Bu ma'cuıılann teııâvülündc halkça bir itikâd-ı umumî olub bu da ına'cunu eki eden zâta senesi içinde yılan tasallut idemeyeceğinden ibaret ve ma'cun dahi âtide gösterileceği üzre kırk türlü edviyc-i nebâliyeden mürekkeptir. Maııisa Sancağı merkezinde H. hardal. karabiber. çöp çini. meyan balı.1304/M. iksir.Muzaffer Tepekaya anlatılmaktadır. tarçın. hiyarşenbe. hindistan cevizi. Bundan sonra şehrin şimdiki mevki'inde haneler inşâsına başlanub alıîran Halunîye cami'i şerifi dahî bina kılınmış ise de emr-i nakil bir suret-i matlubede sürat peyda edemediğine mebni bu bubda bir çare teharri edilmiş ve bu sırada Hamiliye caınri şerifîndeki tülhânede icray-ı tdababetle meşgul bulunan ve dersâ'detde defin-i hâk-i ıtırnâk ve Merkez Efendi nâmıyla şölıretyâb olajı şeylı Mûsâ Muslihiddin kuddise sırra hazretlerinin re'y ve tensibleri ile tıbb-ı kadim ahkâmına tcvfıgan bir ma'cun tertib ve bunun küçük küçük kağıtlara sarılarak her sene nevruzda sâlifü'z-zikr Sultan cami'i şerifinin kubbesinden halka saçılması ve bu sebeble bir cemi'yet akd idüerek oraların git gide şenlendirilmesi tasvib edilmişdir.1887 tarihinde Mesir adıyla kuüanan Nevruz törenlerini anlatan belgeyi aynen veriyoruz: "Mağnisa mn Mesiri Her sene Mart'm dokuzuna müsadif olan nevruzda Mağnisa'da "Mesir" namıyla bir cemiyet olduğu ve yevra-i mezkûrde oraya her taraftan külliyetli lıalk toplandığı malumdur. Bu babda ba'zı malumat i'tası münasib görülmüştür. yeni bahar. kının tartar. havlıcan. anason. sakız. çivid. kolonga. mürr-ü safî esmâri. zencefil. kebabiye. O vakitten beri bu veehle her sene cemiyet akd İdilmekdc ve cami'i şerifin kubbesi üzerinden halka kâğıtlara sarılı macunlar saçılmakdadır. Mesirde Mağnisa "ya hariçten henıan kırk bin nüfus ahâli gelir ve Magnisa'nm seksen bin neferden ibaret halkıyla birleşerek yüzyirmi bin kişilik azîm bir cemiyet akd edilir. Bu macunlardan münasib miktarının her sene hâk-i pây-ı şevket-i ihtivayı hazretİ padişahiye ve vükelây-ı fihâm hazeratına takdim-i dahi de'bi kadimden olub ancak bu suret beş on seneden beri terk edilmiş ve halbuki Sultan-u nıüşârun ileyha ınisillü lıanedan-ı saltanat-ı seniyyeden olan bir muhaddere-i mulueremenin ve şeyh-i nıüşârun ileyh gibi bir zât-ı mukaddesin tasvib ve tertib kerdeleri olan de'bi müstahsenin unutulup gitme nezd-i sâmTi hazret-i velâyetpenâlıide münasib görülmeyerek malıallindcn âdet-i kadimesi veehle ma'cunlar celb ve dcrsâ'dete takdim olunmağa başlamıştır.

Türk Sözü Gazetesi. çörek otu. Köroğlu Gazetesi.e. limon tuzu. s.g. "Kastamonu'da Bir Nevruz Kutlaması".286. sinameki. Saim Sakaoğhr nun araştırmaları sonucu ortaya çıkan Nevraz törenleri 21 Mart 1918'de Konya Valiliği ve Konya Türk Ocağı Başkam tarafından organize edilmiştir. Mclımeî Serhat Yılmaz. ravend. zerdeçay. vanilya. 2 Nisan 1330. Yeni Gün: Mart 9". (18 Mart 1914). 26 Mart 1331. sayı:254. Yine aynı gazetenin Türk Gücü Kastamonu şubesinin müracaatı üzerine çıkardığı ilavesinde Nevruzdun Türklerin en eski bayramı olduğu ve Ergenekon'dan çıkışı simgelediği vurgulanarak Nevruzu yaşatmak için tüm Kastamonuluları Nevruz törenlerine davet eder. "Konya'da 1918 Yılı Ergenekon Bayramı71. ÖmerSeyfeddin Mart Dokuzu veya Nevruz olarak bilinen bu millî gelenekle İlgili olarak 18 Mart 1914'de bir makale neşretmiş59 ve bugünün Türk gençliğinin millî 53 54 55 56 57 ss 59 Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi.e.g. s. kakule.57 Nevruz kutlamalarının bir başka örneğini de Konya'da çıkan Türk Sözü gazetesinden öğreniyoruz.e. Daha sonra öğrenciler şiirler okumuş ve günün mana ve ehemmiyetini anlatan konuşmalar yapılmıştır. san halil.89-90. a.330-332. s. 2 Nisan 1330. Hindistan Çiçeği.A.g. Törende millî kıyafetler giymiş bir heyet Ergenekon adında bir beste seslendirmişlerdir. (Mart 1997) Köroğlu Gazetesi. Ömer Seyfeddin."Gazetenin verdiği bilgiden anlaşıldığına göre Nevruz kutlamasmıTtirk Gücü Cenûyeti Kastamonu şubesi tertip etmiştir. kara halil. Sayı:305-306. Saim Sakaoğlu.285.2X8-293. 'Türklerin Milli Bayramı. A. razyane (rezene).Meşmtiyet döneminde yapılmıştır. şeker"52 Kastamonu'da çıkan Köroğlu gazetesinin 2 Nisan 1330 (1914) tarihli nüshasında Millı Bir Bayram" başlığı altında manşetten verilen Nevruz kutlaması anlatılmaktadır. Bu kutlamalarda. tiryak. Köroğlu Gazetesi. portakal kabuğu. sayı:254'e ilave.16. Duygu. ta eski cengaver ve kadirşinas ecdadını istihlaf ederek nasıl ki islamiyetin hadimi ve Osmanlılığın müessis ve hamisi olmuş iseler bugünkü Türkler de o necabet-i fıtriye saîkasiyle senelerden beri bünyesine sâri olan zaafıyeti teşhis ederek eslâfına hayr-ül halef olmak azmine koyulmuşlardır54 denilmektedir. tarçın çiçeği. dâr-ı fülfül. "Bizzat Saltanat-ı Osmaniye'de Türkler. Tören Alaâddin Tcpesi'nde toplanan halk ve resmi zevatın katılımı ile gerçekleşmiştir.3-4. sayı:6. ÇsytA. ss. Çay.5-7. C...Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair bârid.58 Nevruzla ilgili ilk araştırmalar II. ss. T/İrk Kültüründe Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni (Sempozyumu) Bildirileri (Ankara 20-22 Mart 1995).56 Aynı şekilde ertesi yıl. Tanıtı. 24 Man 1918. Çay. 217 . s.. Kastamonu'da halk ve resmi zevatın katılımıyla Nevruz.2 Nisan 1331. yani Ergenekoırdan çıkış günü coşkuyla kutlanmıştır.55 CL Türk Gücü Cenûyeü Kastamonu Şubesi'nin Köroğlu gazetesi vasıtasıyla daveti üzerine. Ankara 1995. yani 1331 Mart'ında Ergenekon Bayramı adı altında Nevruz kutlamaları yapılmıştır. kimyon. topalak kökü.

g.Muzaffer Tepekaya bayramı olduğunu vurgulamıştır.2H5. Kastamonu ve Konya merkezlerinde de coşkulu bir şekilde Nevruz kutlamaları tertip edilmektedir. saray çevresinde olduğu gibi Manisa. R. 218 .g. Nevruz kutlama geleneği Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. İttilıal ve Terakki nin bu dönemde uyguladığı Türkçülük politikasının bir neticesidir.e. 60 Öıner Seyfeddin. 61 Çay. A. Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti'nhı. Nevruz bayramı kutlamaları yaygınlaştırılmış ve iktidarda 61 bulunan İltihatve Terakki Partisi bu bayramı devlet töreni haline getirmiştir.m.. Özellikle 1914'den sonra ülke genelinde dalıa çok kutlanmaya başlanan Nevruz ve Ergenekon ! Bayramı.4. s. II. Meşrutiyetle birlikte Türk Ocaklarının öncülüğünde Ergenekon. A.

K'ai Yüen saltanat döneminin (713-741) son yıllarında tarihçi Liu Cluh çeşitli tarih belgelerinden faydalanarak 35 bölümden oluşan "Chenğ Tien" adını verdiği bir tarih kitabı yazmıştı. Liu Chıh'mn '.Chcng Tien:' adlı eseri temel alarak yazılan T'ııııg Tien hacim ve içerik açısından oldukça büyüktür2.5089. Ou Yang Hsiu. maliyecisi ve tarihçisi olarak da tanınır. Ou Yang Hsiu-Sung Ch'i. Yeni T'ang Hanedanı Yıllığrnın (Hsin T'ang Shu) 147. s. . E. politika alanındaki yükseliş ve düşüşleri tam anlamıyla kavramış. bölümünde Tu Younun biyografisi bulunmaktadır. a. cilt xvı. İşte. Çin hükümdarı Hsüen Tzung'ım saltanat döneminin (742-756) siyaseti. Tu You. 200 bölümden oluşan yeni bir tarih kitabı yazmıştır. 1986. Tu You'nırn diğer adı Chiin Hsiang'dır. Chung Hua Shu Chü. toplum hayatı.5089. tuz ve demir işyeriyle ilgili yönetim işlerini de iyice Öğrenmiştir. sayıca çok daha fazla tarih belgelerini kullanarak. ÇİN KAYNAKLARINDAN T'UNG TİEN VE BUNUN TÜRK TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMİ Eyüp SARITAŞ* T'ung Tieıı klasik Çin tarih kitapları arasında önemli bir yer tutan özel tarih kitabıdır. Görv. para. 219-223. Yeni T'ang Hanedanı Yıllığmdaki Tu You'nun biyografi sindeki kayda göre. Zamanın saray başbakanı Tu You bu eserin yazandır... Hsin T'ang Shı (Yeni T'ang Hanedanı yıllığı). 734-812 yılları arasında yaşamıştır. ss. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü. ayın zamanda bir Çin tarih külliyatıdır. Tu You yüksek bir makamda bulunmasına rağmen devamlı olarak kitap okurdu. Ü.Tu You sözkonusu Arş.g. dini törenleri ve askerlik sistemi gibi kurumlan ile loponomi ve Asya kıtasında yaşayan çeşitli kabilelere ait bilgiler içeren T'ung tien.c. Hsün Tzung ve Hsien Tzung gibi Çin hükümdarları zamanında Çin'in önde gelen siyasetçisi.Türk Di'tnvası incelemeleri Dergisi Savı IV. T'ung Tien'i imparatora sunduğunda ondan büyük Övgüler almıştır. s. daha genç yaşındayken "Chİn Kııan" ve "Wai Kııan1' gibi önemli rütbelere yükselmiş ve bu arada Ling Nan ve Hnaî Naıı bölgelerinin üst düzey askeri komutanlığını da yapmıştır. İzmir 2000. D olayı siyi a onun politika ile ilgili zengin deneyimleri T'ung Tien'i tamamlamasında büyük katkıları olmuştur. Beijing. bölüm 166. bu eseri incelemiş ve adıgeçen eserin yetersiz olduğu sonucuna vararak.. Te Tzung.' Tu You kaymakam yardımcılığından başbakanlığa kadar yükselmiş. Yüksek makamlara sahip olmuş bir aileye mensup olan Tu You. tahıl.

7. "Han Sim". 6. T'ung Tien'in tamamlanması İle Çin'de biyografi yazarlığı ve tarihi olayları kaydetme konusunda Çin tarihçiliğinde yeni bir ekol başlatılmış oldu. Törenler-100 bölüm. bunun yanında "Sui Kııan Hsü Lü'\ "Sııi Ch'ao Yi Li". . ı • : ! Bu 9 bölüm de kendi aralanııda küçük bölümlere ayrılmıştır. Ona göre bir ülkede banş ve sükuneti sağlamak için halkm yiyecek ve giyecek ilıtiyacımn lam olarak sağlanması gerekmektedir. Bu yüzden yazar sözkonusu eserinde ekonomik konulara büyük yer vermiştir. '"K'ai Yüen Li".s. 2. Chung Hua Shu Cim.Eyüp Sarîtaş kitabını yazmak için 30 yıldan fazla bir süre harcayarak eserini 801 yılında 3 tamamlamıştır . . Şuurları Koruma-16 bölüm. Bölümler açıklanırken çeşitli devirlerdeki durumları hakkında da bilgi verilmektedir. 4. 1991. "T'ai Tzung Clıcng Yao" ve "T'ang Liu Tien" gibi klasik eserlere de müracaat etmiştir. T'ung Tien'in etkisiyle Çin kaynaklan arasında önemli bir yer tutan "T'ung Chılf ve "Wen Hsien T'ung K'ao" adlı eserler birbiri arkasından yazılmış. Bu yüzden eserinde bu konuya daha fazla ağırlık vermiştir. Kitapta bu tür konulara ağırlık verilmesinin bir diğer nedeni de. Bu nokta onun ne kadar bilgili olduğunu göstermektedir4. "Chin Shu". Yönetim Birimleri-14 bölüm. Tu You kitabını yazarken "Shıh Chi". Tung Tien. cilt 1. Chung Kuo Ch'ing Nien Ch'u Pan Shıh. "Nan Ch'i Shu". s. 5. 1993. Chung Kııo Ku Tai Shılı Ch 'ang Shıh (Eslci Çin Tarihi Hakkında Genel Bilgiler). s. Chung kııo Li Shth W en Hsien I işiten (Çin Tarihi Belgeler Bilimi). Dolayısıyla T'ung Tien'de en çok. ülke yönetimi bakımından en çok önemli olan ekonomik durumdur. Shaanhsi JenMin Chiao Yü Ch'u Pan Shıh. Tu You'ya göre. Meng Clı'ing Yüen. yazarının aynı zamanda iyi bir maliyeci olmasındandır. Müzik-7 bölüm Askerlik-15 bölüm Cezalar-8 bölüm. "Ta T'ang Yİ Li' . Memur Seçme Sistemi-6 bölüm. Toplam 208 bölümden oluşan T'ung Tien'de konular 9 büyük kısma ayrılmıştır: 1.Beijing. "Bei Ch'i Shu". Halkm yiyecek ve giyecek gibi ihtiyaçları yeterince karşılandığı sürece onların medeni olmaları ancak mümkün olabilir5.206. 168. 3. 1979. bu sayede Çin tarihinin çeşitli dönemlerinin sistem ve kurumlarının araştırılması için uygun bir ortam oluşmuştur. Hsi 'An. Tu You ekonomi tarihine çok önem vermiştir. "Sung Shu". 9. 9 Bölümün düzenlenme sistemi Tu You'nun siyasi fikrini de ortaya koymaktadır. "Wei Shu" ve "Sui Shu" gibi resmi Çin yıllıklarından : faydalanmış. Yiyecekler-20 bölüm. Meslekler-22 bölüm. 2. Beijing. S. çeşitli dönemlerin ekonomik durumlarını anlatan bölümler için özel bölümler ayrılmıştır. Tu You. Cnang Ta K'e -Wang Hsü Kuang.

Ö. Bunlar arasında Clı'ing döneminde basılan '"Chiu T'ang Pen" adını taşıyan nüshası en çok kullanılandır. Bu nedenle klasik Çin tarihi araştırmaları açısmdan T'"ng Tien çok değerli bir kaynaktır. Chung Kuo Li Shıh (Çin Ansiklopedisi-Çin tarihi cildi). Bu yönüyle de Kök Türk devri araştırıcıları için çok büyük bir önem arzetmektedir. yönetim birimlerinin kanunları ve T'ien Pao saltanat yıllanın içeren (742-756) istatistik kayıtlarının hepsi birinci elden tarih belgeleridir.Ö.221-M. T'UNG TIEN' TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ BÖLÜMLER Wu Feng-Tsung T'ai Pen. Bu nüsha 1981 yılında yeniden basılmıştır6. Beijin" 1994. Sung. T'ung Chıh ve Wen Hsien T'ung K'ao) deyimi kullanılmaya başlanmıştır. Bu kitapların da yazılmasıyla T'ung Tien de dahil olmak üzere "San T'ung (Üç T'ımg: T'ung Tien. yaklaşık 900 tanhi belge T'ung Tien'den derlenmiştir. Öyle ki bu belgelerin pek çoğu bugün elimizde değildir. savunma sistemleri ve teknikleri konusu ihmal edilerek herhangi bir kayıt verilmemiştir. Diğer taraftan T'ung Tien sınır bölgelerinde yerleşik milletler ve diğer dış ülkelerin durumlarını aydınlatmaya ağırlık verilirken. T'ung Tien'de yer alan siyasi sistem. özel şaluslara hitaben yazılan imparator fermanları. Beş Element ve Budizm gibi konular diğer tarih kayıtlarına nazaran belli bir sistem dahilinde kaydedilmiştir. T'ung Tien çok fazla sayıda tarihi belge içermektedir. Günümüzde mevcut en eski T'ung Tien nüshası Kuzey Sung dönemine (960-1127) ait nüsha Japonya Kraliyet Kitaplığında saklıdır.Çin Kaynaklarından T"ımg Tıen Ve Bunun Türk Tarihi Açısından önemi T'ung Tien ile diğer eski tarih kayıtlan aynı değildir. T'ung Tien'i temel alarak "T'ung Chılı" ve "Wen Hsien T'ung K'ao" adlı ünlü eserlerini yazmışlardır.207). Öyle ki astronomi. Yukarıda adıgeçen belgeler T'ang hanedanı tarihini araştırmak isteyenler için ana kaynaktırlar. Ming (1378-1644) ve Clı'ing (1644-1911) hanedanlan döneminde T'ung Tien'in baskıları yapılmıştır. Bazı önemli belgeler ise kullanılmamıştır.229) ve Üç Devlet (220-280) döneminden itibaren alü hanedanlık boyunca. Bir kısmı belgeler de kontrol edilmeden esere alınmıştır.S. Yüeıı (1272-1368). Kore'de basılan nüshası da kayda değer niteliktedir. Çin dışında. Clrin (M. Örneğin askerlik sanatı ile ilgili kayıtlar bölümünde strateji tc taktik. Sung Hanedanı (960-1279) tarihçilerinden Cheng Ch'iao ile Ma Tuan Lin. s. hukuk.Ö. Bunun yanında memur ve unvan kayıtlan ve ticari belgelerle. 722-723 221 . H a n (M. Chung Kuo Ta Pai K'e Ch'üen Slıu Ch'u Pan Sluh. ekonomik oluşumlar ve yönetim birimlerinin kuruluşları gibi konular çok eski çağlardan itibaren ayrıntılı bir şekilde Tang hanedanı imparatoru Hsücn Tzung'ıın saltanat yıllarına (742-756) kadar Özetlenmiştir. savaş hilesi ve savaş yöntemlerine ilişkin konulara dikkat çekilmiş. askerlik sistemi ile ilgili konulara Önem verilmemiştir.206-M. Fakat bu belgeler tasedüfen seçildiği için kullanılırken çok dikkatli olmak gerekmekledir. Eserin hacminin dörtte birinden fazlası TMang Hanedanı ile ilgilidir. Chung Kuo Ta Pai K'e Ch'üetı Sluı.

Eyüp Sarttaş

Türklerin en eski devirlerini oluşturan Hun döneminden başlayarak kök Türkler, Uygurlar ve bir kısım Kök Türk hakimiyeti altında bulunan bazı Batı Türkistan şehir devletleri baklanda pek çok kaydı bu eserde bulmak mümkündür. Sözkonusu eser, Çin'in resmi yıllıkları arasında yer almamasına rağmen İslmiyetten önce Türk tarihinin çeşitli devirlerine dair oldukça ayrıntılı bilgiler içermektedir. Toplanı 5 büyük ciltten oluşan T'ung tien'deki Türklerle ilgili tarih kayıtları beşinci ciltte yer almaktadır. Bu kayıtlar Hımlar, Kök türkler ve Batı Tiirkistan-Uygurlar olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır.. a) Hunlar: Bu eserdeki Hun tarihi ile ilgili kayıtlar 194.-195. bölümlerde yer alır. Hunlar kısım, onların ataları olduğu kabul edilen Tilerle başlatılmaktadır.Huni ar o dönemde Çin'in kuzeyinde yaşadıkları için. T'ung Tien Hun bölümünü "'Kuzey Tiler 1" başlığı ile başlatmaktadır. Bu bölüm eserin 5302-5332. sayfalan arasındadır. 195. bölümde ise Kuzey Ti'ler 11 kısmında, Hunlar 11 (5333-5346) sayfalar) ve Güney Hunlan hakkında kayıtlar vardır (5347-5464). 197. bölümde yaklaşık 3 sayfa Kao ChVlarla ilgili bilgiler bulunmaktadır (5398-5400).

'

Aynı bölümün 5401-5431. sayfaları arasındaki Kök türkler 1, 198. bölümde kök Türkler 11 (5432-5461), 199. bölümdeki Kök Türkler 111 ise 5442-5463. sayfalar arasındadır. Bu kitaptaki Hunlar ve Kök Türkler ile ilgili kayıtlar oldukça aymıtılıdır. Kitabın bazı yerlerinde diğer Çin kaynaklarına atıflar yapılarak açıklamalar eklenmiştir. Şüphesiz, bu açıklama kısımları her bölümün sonundadır ve sonraki çağdaş tarihçiler tarafından, araştırmacılara kolaylık olması için eklenmiştir. Atıfta bulunulan tarih kitapları sadece resmi Çin yıllıkları olmayıp, bazı özel tarih kitapları da yer almaktadır. 199. bölümde ayrıca T'ien Le'lar (Tölesler), Hsüeh Yen T'uo'lar (Sir Tarduşlar), ve Pu Ku, T'ung Po, Pa Ye Kırlar (Bayırktılar). Hu Hsüeh ve A Ttiehler gibi Töles boylan ile ilgili kısa da olsa. kayıtlar bulunmaktadır. 200. bölümde bir Hun boyu olan Hsİ'ler, Pa Hsi Mi'ler (Basmıllar). Uygurlar, Ku Li Han ve Chich Ku'lar (kırgızlar) gibi Türk boyları tanıtılmaktadır. Yeni ve Eski T'ang Hanedanı Yıllıklarında Uygurlarla ilgili kayıtlar oldukça geniş olmasına rağmen, T'ung Tien'de Uygurlara sadece bir sayfa kaydın ayrılmış olması dikkat çekicidir. Diğer taraftan Pu Ku'lar, A Polar, Basmıllar ve Ku Li Hanlar ile ilgili T'ung Tien'de özel kısımlar yer alırken, bu boylar hakkında Eski ve Yeni T'ang Hanedam Yıllıklarındaki bilgiler özel bölümler halinde olmayıp, dağınık bir şekilde bulunmaktadır. Ülkemizde Orta Asya Türk tarihi ile meşgul olup da kaynak dili Çince olan tarihçiler, Çİn kaynaklarındaki Türk tarihine ilişkin kayıtların sadece kendilerini ilgilendiren kısımlarım kullanarak araştırmalarını yapmaktadırlar. Oysa. gerek resmi Çin yıllıklarında ve gerekse özel Çin tarih kitaplarında Orta Asya Türklerinin siyasi ve kültür tarihlerine dair oldukça fazla miktarda kayıt bulunmaktadır. Üstelik bunların hiç 222

Çin Kaynaklarından T'uug Tıeıı Ve Bunun Türk Tarihi Açısından Önemi

birisi sistematik bir biçimde dilimize çevriyip, diğer Türk tarihçi ve araştırıcıların istifadelerine henüz sunıılmamışür. Burada çalışma konusu yaptığımız T'ımg Ticn'de yer alan Türk tarihinin çeşitli devirlerini kapsayan kısımlarının çevrilmesi kültür tarihimiz açısından son derece faydalı olacaktır. Bu sayede T'ımg Ti en'de yer alan Türk tarihi ile ilgili bilgiler, resmi Çin yihklanndaki ve diğer dillerde yazılmış kayıtlarla karşılaştırma olanağı ortaya çıkacaktır. Böylelikle Orta Asya Türk tarihçiliği alanında önemli bir görev yerine getirilmiş olacaktır.

223

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss.225-256.

MAKRIZI'NIN KITAB ES- SULÜK'UNDAKJ OSMANLILAR İLE İLGİLİ KAYITLAR

Cüneyt KANAT*

Şüphesiz Osmanlı dönemine ait, Türkçe olarak yazılmış olan yerli kaynakların dışında, yabancı dilde yazılmış birçok değerli ve önemli bilgileri ilıtiva eden kaynaklar mevcuttur. Yabancı dilde yazılmış olan bu kaynaklar arasında, Arapça olanlar da büyük önem taşmıaktadrr. Ancak, özellikle Anadolu'daki Türk tarihi ile ilgili kayıtların bulunduğu bu kaynakların büyük bölümü, Türkçe'ye çevrilmemiş ve araştırmacıların istifadesine sunulamamıştır. Osmanlı Devleti hakkında Memlûk kaynaklarında çeşitli bilgiler ve kayıtlar bulunmaktadır. İşte bu kayıtlar günümüz tarihçileri için her zaman kullanışlı ve orijinal olma özelliğim korumuştur. Bu kayakların büyük bir bölümü, içinde bulunduğumuz yüzyıl içerisinde neşredilmiştir. Bunların en önemlilerinden birisi de, içinde bulunduğumuz yüzyılda neşredilmiş olan, Makrîzî'nin Kitâb es-Sulük liMa'rilel Düvel el-Mulûk isimli eseridir1. Arapça olarak yazılmış olan bu dönemdeki kaynaklar içerisinde bulunan kendi tarihimizle ilgili bilgiler, tarihçiler tarafından zaman zaman bölümler halinde, bazen de bir kaynağın tamamen taranıp tüm kayıtların ayıklanarak tercüme edilmesi şeklinde, Arapça bilmeyen tarihçilerin de istifadesine sunulmuştur. Bizim bu çalışmadan amacımız da; Makrîzî'nin Kitâb es-Sulûk:unda Yrd. Doç. Dr, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Eserin kullandığımız baskılan şunlardır; Takiy ed-Dîn Ahmed b. Ali el-Makrîzî, Kilâb esSulûk li-Ma'rifet Düve! el-Mıılâk, C. 141. neşr; Muhammed Mustafa Ziyade, Kahire C. 1-1/2 1956, C. 1-3 1970 ikinci baskı, C. II-1/2 1941, C. II-3 1958, C. 111-IV, neşr; Saîd Abdültettah •Aşûr, Kahire 1971-72. Özellikle Memlûk devri Arapça kaynaklarında bulunan Anadolu ve Osmanlılar ile ilgili kayıtlanıl bir kısmı bazı araştırmacılar tarafından Türkçe'ye kazandırılmıştır. Bu türden şu ana kadar yapılmış olan çalışmalar ise şunlardır; Şevkiye İnalcık, "İbn-i Hacer'de Osmanlılara Dair Haberler", Ankara Üniversitesi Dil ve Tanh-Coğrafya Fakültesi Dergisi, C. VI. S. 3, Ankara 1948, ss. 189-195; Aynı yazar aynı makale II, C. VI, S. 4, ss. 349-359; Aynı yazar aynı makale III, C. VI, S. 5, ss. 517-529; Kazım Yaşar Kopraman. el- 'Aytıt'nin 'Ikâu'U Cuman 'ında XV. Yüzyıla Ait Anadolu Tarihi İle İlgili Kayıtlar, basılmamış doktora tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 1971; Kazım Yaşar Kopraman, "Ikdu'l-Cumâıvda Karanı an -Oğullarına Dair Kayıtlar", Prof. Dr. İsmail Aka Armağanı, izmir 1999, ss. 43-54. Bunların dışında bizim yüksek lisans tezi olarak yaptığımız bir çalışmamız var ki, biz bu yazıyı o çalışmanın bir bölümünü tekrar gözden geçirip kullanarak hazırladık. Bkz. Cüneyt Kanat, Makrİzı'nin Kitâb es-Sulûk'unda Osmanlılar, Karamanoğıılları ve Batı

Cüneyt Kanat

bulunan ve taraflınızdan Türkçe'ye çevrilmiş olan Osmanlılar ile ilgili kayıtların, bilim adanılan tarafından kolaylıkla kullanılabilmesini sağlamaktır. Makrîzî'nin bir Memlûk tarihçisi olması ve bahsedilen eserinde özellikle Memlûk Devleti tarihini yazmak istemesi sebebiyle, eserindeki meselelerin büyük bir bölümünü Memlûk Devleti'ni yakından ilgilendiren olaylar meydana getirmekledir. Ancak muhakkak ki bu devletin komşularıyla olan ilişkilerine de büyük ölçüde yer verilmiştir. Özellikle Osmanlı Devleti:ııin Ankara savaşından sonra fetret devrini atlatıp güçlü bir devlet olmaya başlaması ile, iki devlet arasındaki ilişkiler artmış ve Makrîzî de eserinde bu hadiselere yer vermiştir. Fakat bunların yanısıra müellif. Osmanlı Devleti'ni ilgilendiren bazı önemli olayları da göz ardı etmemiştir ki bunlara en güzel ömek ayrıntılı olarak anlattığı Ankara savaşı olmalıdır. 766 (1364-1365) yılında Kahirede doğup 27 Ramazan 845 (9 Şubat 1442) tarihinde veıal eden Makrîzî'nin3 en önemli eserlerinden birisi olan Kitâb es-SulÛk, Mısır'ın Arap fethinden kendi zamanına kadar olan ve Mısır'da kurulmuş olan iki devlet yani; Eyyûbîler ve M emlâkler devletlerinin tarihini ihtiva eder. Bahsedilen eserden bizim Türkçe'ye çevirdiğimiz kayıtlar ise, hem müellifin yaşadığı döneme ait olması hem de Osmanlı Devleti'nİn erken dönemine tekabül etmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kullandığımız metinlerin Türkçe'ye çevirisi esnasında bazen güçlüklerle karşılaştık. Bunun en önemli sebeplerinden birisi ise eserin bundan altı yüzyıl önceki Arapça ile yazılmış olmasıydı. Bu sebeple cümleler içersinde bazen ortaya çıkan kopuklukları [ ] kare parantez içerisinde yaptığımız ilaveler ile tamamlamaya çalıştık. Yine Türkçe'ye girmiş ve halen kullanılan ıstılahları da aynen yazdık ve Arapça asıllarım da ( ) normal parantez İçerisinde verdik. Ayrıca metinler içerisinde geçen, özellikle Türkçe isimlerin okunmasında zorluklarla karşılaştık. Bunun sebeplerinden en önemlisi de herhalde eserin müellifi olan Makrîzî'nin Türkçe bilmemesi ve Türkçe isimleri zaman zaman farklı şekillerde yazması idî. Bahsedilen ve çözmekte sıkıntı çektiğimiz bazı isimlerin okunuşunda emin olamadığmıız zaman ise ismin arkasına koyduğumuz soru işaretiyle (?) bunu belirtmeyi uygun gördük. Müellifin kullandığımız eserinde hadiseler yıl yıl ve yıllar da ay ay olmak kaydıyla anlatılmaktadır. Bu sebeple biz de yaptığmuz çevirilerde bu kronolojik sırayı koruduk ve metinleri aynı şekilde sırası ile vermeye çalıştık. Buna bağlı olarak ekte verdiğimiz Arapça metinleri de aynı sıraya göre dizdik.

Anadolu Beylikleri ile ilgili Kayıtlar, basılmamış yüksek lisans tezi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 1991. 3 Memlûk Devri müelliflerinden olan Makrîzî'nin hayatı ve eserleri ile ilgili geniş bilgi için bkz; Muhammed Mustafa Ziyâde, "Makrîzî ve Çağdaşları", çev. Cüneyt Kanat, Tarih İncelemeleri Dergisi. S. VIÜ, İzmir 1993, s. 221-227; Saîd Abdulfettah 'Aşur: "Edva' Cedide ala elMuverrih Ahmed b. Ali el-MakrM ve KitâbStihi", Âlem el-Fikr, Kuveyt 1983. S. II. s. 455457. 226

Makrhî'nûı Kitâb es- Sıılûk'undaia Osmanlılar İle ilgili Kayalar C. ili, s. 574, y. 760h./1358-59 . Osmanlı sultanı İbn Osman'ın elçileri geldi ve Mevred el-Cebs yoluyla büyük meydana indirildiler, C. m, s. 749, y. 793h./1390-91. Haberci geldi ve Osmanlı sultanı Hondgâr Ebu Yezid7 b. Osman'ın KayserTye geldiğini ve orayı aldığını bildirdi. C. IH, s. 763, y. 794h./1391-92. Bu ayda (Rebi!ül-Ewel=Ocak-Şubal 1392)8 Emîr Hasan el-Gecgenî(?), Hondgâr Bayezid b. Osman için |lıazırlanmış olan] armağan ile birlikte Anadolu (Rûmf memleketine gitti. C. IH, s. 790, y. 795h./l392-93. Bu ayda (Zilkâ'de=Eylül-Ekiın 1393) Osmanlı sultanı Bayezid Beg 10 b. Murad Beg b. Osman'ın elçileri Emir Hüsaıneddîn Hasan el-Gecgenî ile beraber geldiler, Yanlarında içlerinden birisi beyaz bir Atmaca olan değerli hediyeler vardı. Elçiler İbn Osman'ın hastalığının tedavisi için Kahire tabiblerinden birinin hazırlanmasını istediler ve tabib Şemseddîn Mııhanımed b. Muhammed es-Sagîr tayin edildi. Yolculuğa hazırlandı ve O'na İbn Osman'ın ihtiyaç duyduğu ilaçlar verildi.
5 6 4

Daha önce 1 noiu notta verilmiş olan kullandığımı/ eserin tam künyesi bundan böyle aynen veya kısaltılmış olarak tekrar edilmeyip, yalnızca aynı eserden alınıp çevrilmiş olan metinlerin cildi: C, sayfası: s ve yılı: y olarak kısaltılmış şekliyle birbirinden bağımsız olan her metnin başında verilecektir. Makrîzî, eserinde Osmanlı sultanlarından bahsederken genellikle ya Bursa Melîki ya da Rûm Meliki veya Rûm Hâkimi tabirlerini kullanıyor. Biz metinler arasında bütünlüğün sanlaımıası için bundan böyle bu ifadelerin, geçtiği yerde Osmanlı sultanı tabirini kullanacağız. Naşir metinde kelimeyi cebs olarak okumuş, ancak kelimeyle ilgili verdiği notta bu kelimenin başka yazmalarda ceyş olarak geçtiğim de belirtmiştir, Bkz. Makrîzî, Sulak, C. III, s. 357, not 3. Bayezid isim Makrîzî tarafından değişik yerlerde "Yezid" olarak yazılıp kullanılmıştır. Müellif, genellikle paragraf başlarında veya yeni bir meseleyi anlatmaya başlarken, "bu yılda'" yada "bu ayda" diye söze başlıyor, ay ve yılı belirtmiyor. Ancak, biz daha önceki sahifelerden kastedilen ayı bulup parantez içerisinde gösteriyoruz. Makrîzî, eserinde Anadolu ile ilgili bahislerde ''Rûm" kelimesini kullanmış ve bununla Anadolu'yu kastetmiştir. Bu sebeple bundan böyle bu kelimenin geçtiği yerlerde Anadolu tabirini kullanacağız. Rûm ifadesi ile Anadolu'nun kastedilmeği diğer Memlûk devri müelliflerinde de görülür. Bkz. Mustafa Çuhadar, "tbıı Tagribirduım Hayatı ve Eserleri", Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 3, Kayseri 1989. s. 364. Müellif zaman zaman "Beg" unvanını y ile yazılmış şekliyle "Beyk" olarak bazen de y kullanmadan "Beg" biçiminde yazmıştır. Biz yine metinlerde bütünlük olması için bundan böyle bu kelime geçtiğinde "Beg" olarak yazacağız. 227

CUneyt Kanat

C. III, s. 813, y. 796h./1393-94. Bu ayda (Cemâdi'cl-EweI=Marl-Nisaiı 1394) Osmanlı sultanı İbn Osman'ın elçileri Kahire'ye geldi. C. m, s. 817, y. 796h./1393-94. Sultan'a [yani Memlûk Hükümdarı Berkûk'a] yardım için ikiyüz bin11 hazırlamış olan İbn Osman'ın elçileri geldi. İbn Osman'a güvcnebilmesi için gelecek olan cevabı beklemektedir. C. III, s. 865: y. 798h./1395-96. Osmanlı sultanı Hondgâr Ebû Bayezid b. Mıırad Beg b. Osman'ın elçisi Hanefî fakih Sefer Şah, Cemâdi'el-Evvel (=Şubat -Mart 1396) ayında Kahire'de vefat etti. C. III, s. 873-74, y. 799/1396-97. Ayın oııdokuzunda (Rebi'ül-Ewel=21 Aralık 1396) Anadolu memleketinden Tolu miıı Ali Şalı geldi. Hondgâr İbn Osman'a bir mektup ile gitmişti. O1nun elAkiros12 muharebesini ye bu muharebede zafer ve ganimetler elde ettiğini, sayısız canlıları öldürdüğünü, Şemseddîn Mııhammed b. el-Cezerî'nin13 İbn Osman'a ulaştığını ve sultanın kendisine mulıleşem ikramlarda bulunarak gündelik yüzelli altın dirhem bağladığım haber verdi. O'nunla ilgili haber şöyle idi; Kahire'den kaçtığı zaman İbn Osman'a katılmak istediği için İskenderiye'den gemiye binip üç günde Antakya'ya vardı. O, Dimaşk'ta Anadolu halkından olan ve Hacı Mü'min diye tanınan bir adama dersler okutmuştu. Bu kişi sonra İbn Osman'ın en büyük dostlarından biri oldu. Antakya valisi O'na ikramda bulundu ve İbn Osman'ın Anadolu'da bulunan ve Pay-ı tahtı olan Bursa'ya gönderdi. Bursa halkı O'nu karşıladı ve İbn Osman'ın huzuruna çıktı. [Sultan] O'na zikredilen ücreti verdi, dokuz tane at ile köle ve cariyeler sundu ve ikramda bulundu. Bundan sonra O, büyüklerden sayıldı.

1

1

1

228

Burada bahsedilen ikiyüz biııin ne olduğu, ytıni para mı yoksa asker mi olduğu beliülmemiş, yalnızca rakam verilmiştir. Burada geçen isim. el-Ekros veya cl-Akiros olarak okunabilir. İ. Hakkı Uzunçarşılı, "Balıkesir'in pek yakınında eski adı Akiros veya Akiraus olan bir şehir bulunmuştur" demekte ve kelimeyi bu şekilde yazmaktadır. Bkz Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, Ankara 1984. s. 97. Arapça metnin aslında, bahsedilen şahsın ismi yazılırken muhtemelen baskı hatası olarak Cezeri deki Cim hailinin noktası düşmüştür.

Makrîzî'nin Kitâh es- Sulûk'ıtndaki Osmanlılar İte İlgili Kayıtlar

Yine vezir Taceddîıı Abdurrahim b. Ebu Şakir'in Dimaşk'tan kaçtığı ve 14 Beyrut'tan İbn Osman'ın yanma gittiği , [sultanın] O'na ikramda bulunduğu ve günlük elli dirhem bağladığı haberi geldi. C. III, s. 879, y. 799İ1./1396-97. Bu ayın yirmiüçünde (Şaban=22 Mayıs 1397) Osmanlı sultam İbn Osman'ın elçileri Bulak' 5 sahiline geldiler. Onları hacib, Sultan'ın atlan ile bu allara binsinler ve kendileri için hazırlanan eve gidebilsinler diye karşıladı. Ayın yedisinde (Ramazan=4 Haziran) tbn Osman'm elçileri kendileriyle gönderilen armağanları [Sultan'a] verdiler. C. III, s. 906, y. 800h,/1397-98. Bu ayda (Zilka'de=Temmuz-Ağuslos 1398) Sivas hâkimi Kadı Burlıaneddîn ile Türkmenler'den İbn Bozdoğan'ın evlatlarının muharebe ettikleri haberi geldi. Yapılan savaşta Kadı Burlıaneddîn öldürüldü, yerine oğlu geçti ve Türkmenlerin Sivas'ta oturmalarını yasakladı. Babası İle ilgili haberler şöyleydi; Osman b. Kara Yülük etTürkmanî O'na muhalefet etti ve O'na her zaman verdiği armağanları göndermedi. Kadı Burhaneddîn ise O'nu önemsemedi. Çünkü. O önemli emirlerden değildi. Kara Yülük, Amasya ile Erzincan'a gelip giderdi. Bir gün Sivas'ın yakınından bir yaylaya gidiyordu. Oradan geçerken Kadı Burhaneddîn'İn de orada olduğunu duyunca bu dunundan çok rahatsız oldu ve acale ile atına binerek askerlerinin başına geçip O'nu yakalamak üzere harekete geçti. Gece olurken Kara Yülük maiyeti ile O'na saldırdı ve Kadı Burhaneddîn'İ eliyle yakaladı, sonra da öldürdü ve Sivas'ı kuşattı. Sivas halkı da buna şiddetle savaşarak karşı koydu ve bu durumu Bayezid b. Osman'a, onlara [yardıma] gelsin diye yazdılar. [Osmanlı sultanı da] onlara doğru yola koyuldu. Kara Yülük bunun üzerine Azerbaycan'da bulunan Timurlenk'in yanına gitti ve orada O'nun maiyyetinde kaldı. C.III, s. 965, y. 801h./1398-99. Bu ayda (Şewâl=Haziran-Temmuz) Osmanlı sultanı Bayezid b. Osman'ın Şam memleketinden geçmek üzere hareket ettiği ve Acem ülkesi hakimi Timurlenk'in Hind memleketlerini ele geçirdiği haberi geldi.
16

Burada gitti anlamındaki fiil muhtemelen yanlış olarak sat ile yazılmıştır, ancak biz onu sin ile yazılmış kabul edip öyle tercüme ettik. Bulak, Kahirede Nü kıyısındaki gezinti yerlerinden birisidir. Bkz. Kazım Yaşar Kopraman,
Mısır Memlükleri Tarihi, Ankara 1989, s. 221. Burada Şam isminden kastedilen yer; O dönemdeki Suriye bölgesidir. Bugünkü Şam şehri ise daha Önce geçmiş olduğu üzere Dimaşk ismiyle anılmıştır.

229

Halil Yinanç. 'Aynî'nin ve diğer Memlûk müverrihlerinin Ablustayn. Sûlî'nin O'ndan kaçtığını ve Zilka'denin yirmisekizinde (=1 Ağustos) şehir teslim alındıktan sonra da Darende'yi kuşattığım içeren nâmeler okundu. Mısır Memlüklcri Tarihi. Orada bulunanlar O'na karşı savaşmak üzere ittifak edip dağıldılar. IV. Abu'lFarae'm Ablastin. y. / A. Yükût Hamavi'nin AbİLislayn. Yine İbn Osman ile ilgili olarak gelen haberler şunlardı: Sivas hâkimi Kadı Burhaneddîn katledildiği zaman Sivas lıalkı Bayezid b. 802h. 801İ1. 31 Çomak isminin okunuşuyla ilgili olarak bkz. Süryani Milıail'in Ablastayn. Bkz. Emirler. 972. asırdan itibaren. J5\V ayoir ^ühtcc^/tgusrtîff-^ılâi' iSfff £krair el-Tayyar. s. s. 1950. Bu kişi Yüzler Emîri rütbesinde olup üç tane Tablhane Emîri ile çok sayıda Onlar Emîri kendisine yardımcı olurdu.Cüneyt Kanal C. 238. Fakat bazan doğru şekliyle Elbistan olarak da yazmıştır. 223. 979. 20 Ez-Zâhiriyye Memlûkları. . 34. Daha sonra Sultan'm memlûkları bu haberlerin doğruluğunu inkar edip "bu bizi Kahirc'dcn çıkarmak için bir hiledir" dediler ve haberin doğruluğunu araştırmak üzere Emîr Ahur'y Sudun et-Tayyûfı görevlendirdiler. İbn Osman'ın memleketine sefer hazırlığının emri çıkarılıp ilan edildi ve sonra Sudun et-Tayyâr Haleb'e doğru yöneldi. Saııvaget. s. Journal Asiatiq_ue. s. Sııltan'nı Suriye birliklerine. M. Sadaka b. y. 47. asırlardaki kan müverrihlerinin Abustan şekil ve telaffuzu ile yazdıkları bu ismin XVI. III./1398-99./1399-1400. araştırılması için posta (berîd) atıyla gitti ve ayın yirmisinde (Zilhicce-23 Ağustos 1399) Dimaşk'a girdi. 18 Metinde Osmanlı sultanının kardeşi diye verilen isim lam olarak okunamamış ve böyle bir şahıs lesbil edilememişlir. İbn İyâs hariç diğer bütün müellifler tarafından Ablistan veya Elbistan şeklinde yazıldığı görülmektedir. III. 230 17 . kadılar ve devletin üsl yöneticileri ayın onbeşinde (18 Ağustos) sultanın sarayına çağrıldılar. yani eİ-Meîîk ez-Zâhir Rerkûk'un satın alıp azad ettiği memlûklar. Selçuklular tarihine dair eserler yazan müelliiler ile XIV. ayrıca Suriye'deki aşiretler arasında fitne ve harplerin olduğu ve binlerce insanın katledildiği haberleri geldi. III.. "Noms et Sunıems de Mamelouks". C. Osman'ı yardıma çağırdı ve O Urfah Mathieu ve diğer Ermeni müverrihlerin Ablusta. ve XV. Bunu üzerine. s.1. s. y. 19 Sultanın veya büyük emirlerin ahularından sorumlu olan görevlidir. C./1398-99. Onlara. 801h. Bkz. 971. C. [Zilhicee'nİn] onüçünde (-16 Ağustos 1399) Osmanlı sultanı İbıı Osman'ın Elbistan'ı (Ablastin)17 aldığı ve sonra Suriye bölgesine doğru yürümeye niyetlendiği haberi geldi. Kazım Yaşar Kopraman. '"Elbistan". Makrîzî de kullandığımız eserinde bu ismi zaman zaman Abustan veya Ablustayn olarak yazıyor. İbn Osman'ın Malatya'ya gittiği orayı kuşattığı ve orada ez-Zâhiriyye [Memlûklarından]20 Çomak'm 21 bulunduğu. Osmanlı sultanı İbn Osman'ın kardeşini18 asker ile gönderdiğini ve O'mm Malatya ile Elbistan'ı aldığını.

] O Rahbe'de elçilerini katledenlerden intikam almak istiyordu./1400-01. Bayezıd'ın halkının büyük bir bölümünü katlettiği. fakat yine muhtelif yerlerde aynı isim Süleyman olarak ta geçmektedir. III. s. İbn Osman O'ııun malını aldı ve haremindeki kadınları kendi devlet adamlarına verdi. Bu armağanların içerisinde. Şchabeddîn Tekindağ. şeyhler. Memlûk Devleti'nde kendisinin de mensup olduğu Çerkezler'i iş başına getirmeğe muvaffak olan Berkûk"un741 (=1340-1341) yılında doğduğu kabul edilmektedir.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar da süratle çok sayıdaki askeriyle birlikte oraya gitti. y. [Mektubun içeriği şuydu. on at. 803İ1. 1027. [Muharremin] dokuzunda (=31 Aralık) İbn Osman'ın elçileri geldi. 231 . Berkuk Devrinde Memlûk Sultanlığı.803h. III. Osman'ın terbiyesizliği anlatılınca O'na bir ders vermeye niyetlendi.UI. C. 41-42. 111.MakrîzVnin Kitâb es. 1031. İkinci sultanlığı da 1390 yılında gerçekleşmiştir. y. C./1400-01. Sivas'ı aldı. İlk sultanlığı ise 1382 yılı başlarında olmuştur. s. Timurlenk'e kaçlı. Daha sonra ise delikanlı olan Bayezid b. Ayrıca emirler için de çok sayıda armağanlar 22 2İ Makrîzî burada Süleyman ismini Seltnan şeklinde yazmıştır./1400-01. Bu ayda (Zillıicce-Temmuz-Ağustos 1401) Osmanlı sultam İbn Osman'ın elçileri armağanlar ile geldiler. Kara Yusuf b. sonra memleketine döndü. 1069. Bunun üzerine Erzincan hâkiminin oğlu Tuhr. Orada oğlu Selnıan'ı22 bırakıp Erzincan'a gitti. C. kadılar ve eınîrler için olan beraberindeki mektupla geldi. Ancak sonra [insanlarını Hiudislanda fesatlıkla ilgili olarak yaptıkları kendisine bildirildiğinde Hindistan'a döndü ve Allah'ta O'nu onlara karşı muzaffer kıldı. 803h. s. [Mımarrcivün ] altısında (=27 Ağustos) Timurlenk'in Dimaşk'tan Sivas'a indiği ve Sivas'ı alarak Süleyman b. Sivas'ta ve memleketinin diğer yerlerinde duyduklarınızı yaptı. 13eıkûk"un ölüm tarihi olarak da 801 yılı Şevvali'nin 15. Ez-Zâhir [Berkûk'ım[23 ölümü O'na bildirildiğinde ise geri döndü ve Kerec'e saldırdı. On köle. s. C. Bu ayda (Rebi'ül-Ewel=Ekim-Kasım 1400) önceki yıl Irak'a da gelmiş olan Timur'un elçisi. y. İstanbul 1961. on parça yünden örülmüş elbise. Ayın (Receb=Şubal-Mart 1401) sonunda İbn Osman'ın Anadolu memleketinden Kay seriye ulaştığı haberi geldi. 1056. M. s. Kara Muhammed'in. getirdikleri mektuplara cevaplar yazıldı ve geri gönderildiler. Cuma gecesi (=20 Hazmın Î399) kabul edilir. 803U. C./1400-01. gümüş kadehler ile aralarmda tabaklar ve bunun ben/. y. Daha geniş bilgi için bkz.cri şeyler olan on parça gümüş vardı. Anadolu memleketinden Bursa yönünde olduğu haberi berîd yoluyla geldi.

Bu hadise özet olarak şöyleydi. 805h71402-03. Timurlenk de O'nu yanıltıp geri çekildi. Bayezid b. Günün son saatlerinde Timurlenk bir tuzak hazırladı. Atlı askerlerinin adedi yediyüzbine. 232 . ben senden yalnızca Osmanlı memleketindeki babanın ve dedenin topraklan ile yetinmeni isliyorum ve benim amacım Anadolu Emir i Sultan Ebu Saîd'in zamanındaki Emir Eretııa'nm topraklarını almaktır". Fakat oraya geldiğinde askerleri darmadağınık.. Bayezid ise O'nun kendisinden korktuğunu zannetti. Anlatılanlara göre her iki ordudan da seksen bin kişi Öldürülünceye dek aynı yerde savaşıldı ve bu esnada Timıırlenk'in askerlerine karşı galip olan taraf Osmanlılar idi. Murad b. İbn Osman'ın bulunduğu yeri ve beraberindekileri çember içine aldılar ve O'nu esir ederek Timurlenk'in huzuruna 24 25 Meymene. ordunun sağ tarafındaki kuvvetlere verilen isimdir. Bu haber İbn Osman'a bildirildiğinde hemen harekete geçerek birlikleri ile yola çıktı ve sekiz gün sonra oraya ulaştı. Emîr Süleyman b. C. O [Timur] Irak'tan Anadolu memleketine doğru gitti. Timurlenk O'nu kandırmak İçin şöyle bir haber gönderdi. İbn Osman. Arapça bir kelime olup. O sırada Timurlenk de yüksek bir yerden askerlerini düzenleyerek kontrol ediyordu. "Sen Allah yolunda cihad yapan bir insansın. Timurlenk'in askerleri. alları ise telef olmuştu. 57. Bunun üzerine Emîr Süleyman yaklaşık yüzbin askeriyle birlikte payitaht olan Bursa'ya doğru kaçtı. s. Buna aldanan İbn Osman barış yapmaya meyletti ve Timurlenk'in Kemah'a gidip oramn ahalisini katlettiği. s. III. ibn Osman. 265. Osman'ın askerlerinin büyük bir bölümü çarpışma esnasında kırıldı ve askerlerinin geriye kalan 24 25 üçte biriyle babasına katıldı. bunlar yaklaşık yüzbin askerdi. Doğu Meliki zatim Timur Kerkim (Güregen) ile Osmanlı sultam Hondgâr Bayezid b. Daha sonra ayın yirmisinde (=1 Ağustos) O'ndan gelen mektup okundu. Corci Zeydan. Bkz.kentinde istihdam etti. Tatbikat gününde ortaya çıkan izdihamdan yinnibeş asker ayaklar altında ezilerek öldü. namuslarına el uzatıp her yeri harap etliği haberi kendisine gelinceye dek de bu aldatmacayı hissetmedi. benim istediğim seninle savaşmak değil. İbn Osman da askerlerini Akşehir -yani beyaz şelür. s. Timurlenk'in kendisini aldattığım anladığı zaman O'nun yakınına kadar gitti. Osman'ın vakıası bu ayda (Mulıarrem=Ağuslos-Eylül) idi. oraya ulaştığında Timurlenk O'nun ve askerlerinin yorgunluktan bitkin bk halde olduğunu öğrendiği zaman O'nımla savaşmamak için hiç bir sebep göremedi ve Muharrem ayının birinci gününde (1 Ağustos Salı) alma binerek savaşmak üzere harekete geçti ve ayın beşinde Pazar günü (=5 Ağustos Cumartesi) sabahın İlk saatlerinden akşam saatlerine dek iki ordu harp etti. 1091-1092. y. [Bayezıd] yaklaşık olarak onbeş gün sonra O'nımla karşılaşmayı istediği için gitti. Bkz. Timurlenk Bayezid'm arkasından ve O'nun farkedemiyeceği bir yoldan Anadolu memleketinde sekiz gün yolculuk yaptıktan sonra Amûriyye'ye -bu gün orası için Engüriyye denirulaştı ve orayı kuşatarak ateşe verdi.Cüneyt Kanat bulunmaklaydı. İslam Medeniyeti Tarihi. Kalb Arapça bir kelimedir ve ordunun ortasındaki yani merkezdeki ana kuvvetlere verilen isimdir. Ankara 1980. İsmet Kayaoğhı. yaya askerlerinin adedi ise üçyüzbine ulaşıyordu. İslam Kurumlan Tarihi. I. böylece Meyınene ortaya çıktı ve Kalb'in üstüne doğru yöneldi. İstanbul 1976. Kendisi de çok yorgun düşmüştü. C.

İ. Uzunçarşıh. 550 ve Vaciz al-Kalâm. İnsanlara çeşitli işkenceler yaparak onları esir ettiler ve öldürdüler. bir lakabın da Sultan Çelebi veya Çelebi sultan olduğu anlaşılmaktadır (bu hususta bkz. s . Bütün bunların yanışını Uzıınoarşılı. (Gibbons. el-Emîr Murad b. Bu lakabın doğrusunun onun mücadeleleri dolayısı ile "Güreşçi" demek olduğu ve yukarıda gösterildiği gibi. 1189. 8051ı71402-03. Zilka'de ayında (=Mayıs-Haziran 1403) Timurlenk'in yanında esir olduğu halde vefaı etti. nr. İbn Osman Timur'a getirildiği zaman O'nu ayakta tuttu ve azarladı. 813h t /1410-ll. O'nu hezimete uğrattı. Arapça yazm. Osman Bizans (KostanUniyyc) topraklarına geçti. Ayasofya nüshası. 3429. 142. Makrîzî genellikle kef harfinin üzerine ötre koyarak Güreşçi biçiminde yazdığından ve metinler arasında bütünlüğü sağlamak için Güreşci'yi tercih ediyor ve o şekliyle kullanıyoruz. 1) Kirişçi.. HondgâT Bayezid b. s.. Bkz. Osmanlı sultanı Hondgâr Bayezid b. 3376'da 813-814.T. 353. 20 not. 233 . 818-819 vekayü arasında ve Phrantz. nşr. 111. T. İ. Köprülü Kutup.Makrîzî'nin Kitûb es-"Sulûk'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar getirdiler. y. 357. s. Bkz. Orhan b. Bu ayda (Cemadi'el-Evvel=Eylül) Emîr Süleyman b. nr. Ragıb Hulusi. Bayczid b. 249 ve al-Nucûm al-Zâhira. H. H. el-Enıîr Orhan b. s. 85). H. Zehchî Zeyli. 26 Makrîzî taralından muhtelif yerlerde zaman zaman Kirişçi. Timurlenk'in askerleri onlardan hiçbirini sağ bırakmayacaktı. 26. Sonra Süleyman O'mı kuşattı. 89 ve Sına at al-lnşâ: Bibi. Biz bu iki tür okunuş şeklinden. yay yapan bir kirişçinin yanında çırak olduğunu yazıyorlar. Bu sırada kardeşlen Güreşçi 2 5 Bursa'da oturuyordu. Eğer gece olmasaydı. bazen de Muhammed Güreşçi olarak verilen isimden Emîr Süleyman ve Musa Çeİebi'nİn kardeşi Mehmet Çelebi kastedilmektedir. Murad b. Musa Eflak'a kaçtı. İslâm Ansiklopedisi Mehmed I. I V . nr. Bu sırada îbn Osman'ın askerleri bölünmüş ve tamamen parçalanmıştı. s.es. "Arap ve Bizans tarihçileri Çelebi Melımed'e Kirişçi lakabını vermektedirler (İbn Tagribirdi. Türkçe trc. var. Yukanda geçen Kirişçi veya Güreşçi olarak okunmaya müsait olan kelime î. al-Manhal al-Sâtl. Neşri. sonra da ilgililere teslim etti. 20. Uzunçarşıh. Osmanlı Tarihi. tır. s. Uzunçarşıh tarafından Anadolu beylikleri isimli kitabında (s. kardeşi Musa Çelebi ile yaptığı savaşta. C . diğer taraftan başka bir eserinde yine Makrîzî'den yaptığı alıntılarda Güreşçi olarak okunmuştur. Emîr Süleyman b. 128'de •Sultan Çelebi diye ma'ruf ve Kirişçi lakabı iîe mülekkab Mehmed bey' iki unvan ile beraber ve Makrîzî. Anadolu Beylikleri. y. Arap müverrihleri hükümdar olmadan evvel kiriş ile boğulmak istenmiş olduğunu ve Bizans tarihçileri de kardeşlerinden korkarak. Bursayı'da yaktılar.K. Osman. s. s. Ankara 1982. Tahrir defteri. 50.). 4439. Bonnlab. I. Bu altı ay boyunca böyle devam eüi. s. 350)". Timur'un taraftarları Anadolu memleketine dağılarak her tarafı yağmaladılar. Tarih. Sonradan bir çok garp müverrihleri de Çelebi Mehmed "i Kiri lakabı ile zikretmişlerdir.. Nuruosmaiıiye Kulüp. 1109. el-Emîr Osman. Ertesi günü.. Timur mağlup olan orduyu takip etmeleri için askerlerini gönderdi ve sonra O'na yaklaşık olarak ûçbin yaralı getirildi. s.. 453. C. Nr. Nat. s. C. Maddesinde Kirişçi veya Güreşçi lakabı ile ilgili olarak aynen şu bilgileri vermektedir.

Bu ayda (Zilka'de=Şubat-Mart) Osmanlı sultanının elçileri Haleb'e geldi. y. s. 171./1411-12. IV. İbn Karamarnn.Cüneyt Kanat * C. Osman İstanbul'u (Kostantıniyye) kuşattı ve oradan bir çok memleketi feth ederek bol miktarda ganimet ele geçirdi ve Hıristiyan birliğini bozdu. 200 r y. 234 . IV. C. 813Ü. Osman Rumca'da Bursa denilen Yeşil Köy'e ve civarına hakim oldu./l4ll-12./1411-12. Mulıammed b. Enıîr Süleyman b. Bayezid b. Murad b. C. Kardeşi Musa Anadolu ülkesine (el-Cezire er-Rûmiyye) ve civarına lıakim oldu. E mır Süleyman b. Bayezid b. Osman öldürüldü. 179. 159. Bayezid b. s. -Bursa hâkimi olan. 190.IV. Karaman hâkimi cl-Emîr Nâsıreddîn Muhanımcd b. 813İ1. kardeşi Çelebiyi [Musa Çelebi] Eflak ülkesinde muhasara ettiği ve yine kardeşi Mııhamnıed Gürcşci'nin [Meluned Çelebi] Anadolu memleketine oğlu Murat'ı vali tayin ettiği. Osman'ın. C. s. 162. IV. Bu ayda (Şaban=Kasım-Aralık) Güreşçi b.Musa Çelebi b. s. 8l4h. IV./l41l-l2. cl-Emîr Bayezid b. Osman'ın. Bu yılda Emîr Musa b. İbn Genniyatvm memleketini muhasara ederek yaktığı ve İbn Dulkadir'in de Elbistan da ziraatı men ettiği haberleri geldi. rv. 814h. kardeşi Musa Çelebi'y e Bizans (Kostantıniyye) topraklarında yenildi.y. C. y. y. Osmancık [idi. IV. s. Murad Han İbn Orhan (Azman)27 b. y.] C. Karaman ve Ucat sahibi el-Emîr Musa Çelebi b./1410-ll. Orhan b. 27 Burada her zaman Osman'dan önce Orhan diye geçen isim herhalde basım hatası sonucunda Azman olarak yazılmıştır./1410-11. 814h./1410-11. 814h. 813h. Osmancık ile kardeşi Musa Çelebi arasında anlaşmazlık çıktı ve Muhammed Güreşçi.s. y.s. 173. el-Emîr Alaaddin b. C. kardeşi Süleyman'ı katlettiği ve bütün topraklarını aldığı sonra da diğer kardeşi Güreşci'nin üzejine doğru yürümeye niyetlendiği haberi geldi.

/1413-14. Bunun üzerine Karamanoğullan devletinin idarecileri ('Ayan) de O'na kaçmıştı.y. Faruk Sümer. t./1412-13. Türk oymaklarından birisinin ismidir. Karaman Bursa şehrine saldırdı ve orayı yakarak kalesini kuşattı ve hatta az kalsın ele geçirecekti. Osman kardeşi Musa'yı katlettikten sonra Bursa'ya sahip oldu. Oğuzlar. IV. Bu yılda Enıîr Musa b. Osmaırm kendisine karşı olduklarım gördü. C. Bkz. tarafından bastırılan takvim s. Uzunçarşılı. Sonra döndüğünde İstanbul hâkimiyle |Manuel İL Palaiologos]. O "mı yendiği ve İbn Karaman'm elinde yalnızca Konyamn kaldığı. İbn Karaman ise [bu sırada] el-Versak2B topraklarına sığındı ve kendini orada savundu20. 815h. s. Emîr Muhammed Beg b. Orhan b. Osmancık idi. Murad Han b. s. Karaman'i [ele geçirmek] istediği için Bizans (Kostanüm'yye) topraklarından dönmüştü. s. s. Hondgâr Bayezid b. Bayezid Hondgâr b. C. Osmancık idi. 204 y. IV. kitabında Karaman sererini anlatırken yukarıdaki bölümü Makrîzî'den aynen alıp tercüme ederek kullanmıştır. Bkz. 235 . K. C. Bu yılda Emîr Muhammed b. Karaman ile savaştığı. Ayrıca. 299. İstanbul. Anadolu Memlekcti'niıı geri kalan kısmının sultanı el-Emîr Musa Çelebi b. Osman'ın aldığı haberi geldi. Osman Hristiyanlar'm ülkesine girdi. Osmanlı Tarihi. 339. Osman İstanbul'dan Eflak'a geçti ve Muhammed Güreşçi bundan rahatsız oldu. kardeşi Muhammed b. C. Uzunearşıh. Murad Han b. 815h. C.-818h. 1980. Osmanlı sultanı Muhammed Güreşçi b. 818İ1. IV./1415-16./1415-16. oraları yaktı.y. IY7 s. Mulıammed Beg Güreşçi b. s. Emirler de O'mı destekledi. [Böylece] onların arasında büyük harpler oldu. fi 14. geri kalan topraklarının çoğunu ise Muhammed Güreşçi b. T. 2 Versak. IV. Osman'ın Konya hâkimi Muhammed b. 818h.y. H. y.fflakrîzî'mn Kitâb es./1412-13. C. Karaman seferinin TSFuoimî takvimlerde 817. s. 8I6İ1. 20 ve 56) olduğunun görüldüğünü belitmiştir.IV. Bu yılda Mustafa b. 253. esir âldı ve (tir çok şey] ele geçirdi.818 ve 819 senelerinde (1414-1416) (Nur-ı Osmaniye nüshası ve Osman Turan neşri olan ve T. y. 310. O. Orhan b./1415-16. s.Sutûk'ımdaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. [Fakat] Emîr Musa'ma katledildiği kendisine bildirildiğinde memleketine gitti. Yine ayın yılda Emîr Muluıınmed b. I. 353.275.

819h. 8l9h. IV. y. 369. aslında bir yarını ada olan Sinob'u burada Siııob adası olarak ifade etmiştir. Bayezid b. Osmanlı Tarihi. s. y. Sonra armağanları kabul edildi ve O'na armağan lıazırlaninası için emir çıkarıldı. yani. I. (Kudâl cl-Kudâl)32 ve içinde bulunduğumuz yılda gelen elçiler. 2 Fâümîler ile Eyyûbîler'iıı bir çok teşkilatına varis olan Meırdûklerde en yüksek dinî sıfata sahip olan ve şer'i kaza ile hukuki işlere bakan Kadı cl-Kudât. Süleyman b. H. Bu ayın dördünde (Safer=23 Mart) Sultan [Şeyh el-Mahmüdi] Kahire dışından. O'da geldi./1416-17. Bkz. [Muhammed b. Bayezid ile savaşmak üzere harekele geçti ve O'nu Sinop adasında30. Bu ayda (Şevval-Kasım-Aralık) Osmanlı sultanı Muhammed Güreşçi b. s. Bkz. C. 236 31 311 .. IV.Cüneyt Kanat C. 384-385. s. C. Bayezid b. Böylece o camide İsfendiyâr adına hutbe okundu. Osman'ın armağanları geldi. Hıristiyanlar [îbn Osman'ın] oniki gemisini ele geçirdiler ve Müslümanlardan dörtbin kişi öldürdüler. mezhebi ile alakalı davaları ru'yet etmek suretiyle. s. Sultan. s. 366. geri kalan askerler ile Suriye'ye doğnı yola çıktı./1417-18. C.çok garip idi. Makrîzî. Osman'ın mektubunu takdim etti. Kara Yusuf un elçisi. Bu ayda (Şaban=Eylül-Ekim) Bursa hâkimi Süleyman b. geri kalan camilerde ise Muhammed Güreşçi adına hutbe okundu ki bu durum -yani aynı anda aynı şehirde iki sultan adına hutbe okutulması . Erzincan hâkimi Pir Ömer'in ve İbn Ramazan'm elçisi vardı. Fakat veziri Hondsalar Ali kendisi için inşa edilen camide Onun ismine hutbe okunmasına muvafakat etmedi. 820İ1. 375. O'nunla birlikte halife. IV.S. Bu yılda İbn Osman ile Hıristiyanlar arasında büyük harpler oldu. y. aralarında kendi ismine hutbe okutacağı ve para bastıracağına dair anlaşma oluncaya dek kuşatma altında tuttu ve daha sonra serbest bıraktı31. 357. Bayezid b. Uzunçarşılı./1417-18.4O3. y. y. Sultanla konuştu ve O'na Osmanlı sultam Süleyman b. Karaman'm elçileri arasında bulunan kadı] Muslihîddîn'i emretti. eserinin Candar Beyleri ile münasebet bölümünde yukarıdaki metni Makrızî'den çevirerek kullanmış ve bu muharebe ile ilgili Osmanlı tarihlerinde herhangi bir bilgiye rastlanmadığını belirtmiştir. İsfendiyâr Kastamonu'ya döndüğünde. a. Osman'ın elçisi. IV. hal-ıı fasl ederdi. O'nun elçisi misafir evine (Dâr ed-Diyâfe) yerleştirildi. 820İ1. Osman. C. Muhammed Güreşçi adına hutbe okuttu.g.e. başkadılar. C. s. 147. JV. î. 819h. Şehabeddin Takindağ./1416-17. Kastamonu Hâkimi İsfcndiyar b./141fi-l7. Dâr el-Adl'de örfî kazaya memur Bacibler'in yatımda.

s. C./1417-18. 52. Osmanlı sultanı Gıyaseddîn Ebıf 1-Feth Muhammed Güreşçi b. Devlet adamlarının.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. 824İ1. Orhan b.519. Fakat Onu ve askerlerim neredeyse yok edecek çok şiddetli bir sel felaketine inanız kaldıkları için şehri terk etti. C. IV. y. Bu ayın yirmi seki zinde (Safer=15 Mart) Dâr el-Adi'deki Eyvan'da huzura kabul gerçekleşti ve Osmanlı sultanı Mııhammcd Güreçci b. Osman idi. ilim adamlarının. İbn Osman'ın elçilerinin. 431.Makrîzi 'nin Kilâb es. Karaman'ı kuşattı. lV. İbn Osman da Bursa'da yeni bir saray ve bir kaç dükkan inşa ettirmişti. C. C./1420. 524./1421. y. Osman. s. Avrupalılar'in Osmanlı sultanı İbn Osman İle savaşmak için bir araya geldiklerinin haberi geldi. 548. J. Osmanlı sultam İbn Osman'a gitmek üzere elçi olarak hazırlandı. Murad b. 824İ1./1420.s. Bayezid b. IV.. Ayrıca hiçbirisi sağ kalmayacak şekilde bir çok canlı da yok oldu. 237 . 823h. s. s. IV. s. s./1420. IV. y. Konya'ya saldırdı ve Muhammed b.y.g. s.. 490. IV./1419. Zelzelenin şiddetinden Erzincan (Erzcnkan) şehrinin yansı ve çok sayıda insan helak oldu. y. y. Yine Bizans (Kostanüniyye) binalarından bir çoğu yıkıldı. Avrupa (Frenk) ülkelerinden olan Giril (Akıituş) ve Venedik'te (el-Bundıikıyye) veba salgını o kadar yayıldı ki iki [şehir] boşaldı. 822h. Osmanlı sultanı. kadıların. Anadolu memleketinde güneşin tutulduğu günde [meydana gelen] şiddetli zelzele ile ilgili haberler geldi./1421. 823h. Bursa'da vefat etti. C. Muhammed Güreşçi b. [Sultan] bu ayın yedisinde (Rcbi'ül-Ewel= 23 Mart) Peşembeyi Cuma'ya bağlayan gecede adet olduğu üzere peygamberin doğum yıldönümü do)ayısı ile tören düzenledi. 820h. Osman'ın elçileri ve hediyeleri takdim edildiler. Sauvaget a. Bu yılda Osmanlı sultanı îbn Osman. Götüreceği mektup İbn Karaman'm yakalanması ve tutuklanması [ile ilgili mevzuları] içeriyordu. Erriîr Kockâr33 el-Kerdemî. 823lı. y. emirlerin.ın. Fakat bunlar ve çevresindekiler de yıkıldı. C. 522. Hondgâr Bayezid b. IV. Kendisinden sonraki Osmanlı sultanı ise oğlu Koçkar isminin okunuşuyla ilgili bfcz. İbn FenarTnin hazır bulunduğu muazzam bir geceydi. 599.

/ı421-22. [Bunun üzerine] kardeşi Murad 35 Arap alfabesinde ç harfi olmadığı için bu isini Makrîzî tarafından Şelebi şeklinde yazılmıştır. Ancak her nasılsa yukarıda tercüme ederek verdiğimiz istanbul'un kuşatılması ile ilgili bölümü gözden kaçırmış ve yukarıdaki notta da belirttiği gibi bizim U1rihlerimi7. Bizim yukanda verdiğimiz metin ise Uzımçarşılı'mn Rûm ve ecnebi tarihlerinden faydalanarak yazdığuu söylediği bölümle bazı küçük ayrıntılar hariç olmak kaydıyla büyük oranda benzerlik göstermektedir. 826h. Sonra Murad"n askerleri O"a muhalefet etti ve onlar yüzellibiu kişiden azala azala yaklaşık yirmibiu kişi kaldılar. s. Bu çarpışma şehir halkı ile hücum edenler arasında çok şiddetli bir şekilde sürdü. Tam bu sırada Muhammed Beg b. Bu kalelerden birisi Anadolu ülkesi Müslüman]arına diğeri de Hırisüyanlara ait idi.Cüneyt Kanat Hongâr Murad Çelebi (Şelebi)34 Muhammed Güreşçi b. 238 . y. C. Osmanlı Tarihî isimli eserinde Makıizî'nin Kitâb es-Sulûk'unu kaynak olarak kullanmış ve zaman zaman alınlılar yapmıştır. I. Muhammed Güreşçi b. 389-390. IV." Uzunçarşılı. Mustafa İstanbul'a iltica etti. Küçük Mustafa Çelebi vakıası içinde yarım satırdan ibarel olup bu hususta Rûm ve ve ecnebi tarihlerinde malumat vardır. Murad b. 825hV 1421-22. "İstanbul'un II. Ramazan ayının üçünde Cuma günü (=21 Ağustos Cuma 1422) günü olan çarpışma dışında herhangi bir olay olmadı. Sonra şelıre yiyecek girmesini tamamen menetti. Rcceb ayında (=Haziran-Temmuz) Bursa'dan İstanbul'a -yani Kostantmiyye'ye.gitmek üzere yola çıkıp Şaban ayının ilk günü (=21 Temmuz 1422) oraya ulaştı ve oradaki ağaçların büyük bir bölümünü kesti.de ayrıntılı bilgi olmadığından Rûm ve ecnebi tarihlerinden faydalanmıştır. Bkz. Yaklaşık bir ay daha orada kaldı ve [daha sonra] askerlerinin kendisine muhalefet etmesinden dolayı aciz duruma düştü35. y. İ. Murad. s. Bu da Receb ayında C=Temnmz-Ağustos) idi. İ: H. C. Karamanın memleketinde olan kardeşi Mustafa geldi. Uzmıçarşılı. Bu ayda (RebiHil-Ahir^Mart-Nisan) Mustafa b. C. Çarpışmalar günlerce. s./1422-23. Müslümanlar bir sabah uyandıklarında Hıristiyan kalesindeki bütün insanlann ve hayvanlaruı helali olduğunu gördüler ve kaledeki herşeyi kolaylıkla teslim aldılar. Bu ayda (Zilhicce=Kasun-Aralık) Bursa şeluiıün yakınında iki kale halkı arasında çarpışmalar oldu. s. C. hatta bazı geceler bile sürdü ve bazen Hıristiyan kalesinden gelen bağnşmalar Müslümanların yüreklerini hoplatacak şekildeydi. Bu metinle ilgili olarak bizim için önemli olan Uzunçarşılrnm aynı saylanın 2 numaralı notunda yazdıklarıdır. Uzunçarşılı tarafından eserinin ''İstanbul'un Muhasarası" isimli bölümünde ayrıntılı oUtrak biraz farklı bir şekilde anlatılmaktadır. 825h. Osmanlı Tarihi. 625. IV. Osman. Bayezıd Hondgâr oldu. H. 634. 625-626. Osman İstanbul'dan İznik'e geçti ve orayı bir müddet kuşattıktan sonra ele geçirdi. Murad tarafından kuşatılmasını anlattın yukarıdaki metin. y. İstanbul'un 1). Murad tarafından yapılan bu muhasarası hakkında bizim larihlerimİzdeki bilgi. IV.

C. Sultan. buraya gelmelerinden dolayı törenler tertip etti. 827h. Osmanlı sultanı Hondgâr Bayezid b. daha sonra savaştılar ve İsa öldürüldü. Ankeros36 -Hıristiyan Rûmlar'dan bir grup.muharebesi için asker topladığı ve savaştığı sonra askerlerinden bir çoğunun öldürüldüğü ve hezimete uğradığı haberi geldi. y. Sonra Bursa'ya döndü. s. Süleyman sultan oldu ve İstanbul (Kostantmiyye) topraklannda. Süleyman. - Bu ayın yirmidokuzunda (Cemadi"el-Alür=25 Nisan) Bursa'daki Osmanlı sultanı Murad Bcg b.Böylece bu meseleden kurtulmuş oldu. babasının memleketine sahip çıktı. C./1429-30. C. Osman'ın elçileri armağanlar ile birlikte geldi. C. O'ıılan karşılamalarını emrederek. 12. 833h.TV. Muhammed Güreşçi b. Güreşçi Muhammed b. y. y. Osman'ın. İsa ve Musa'dır. Muhammed b. Anadolu ülkesinden Bursa şetırinde veba salgınının kötü bir şekilde olduğu ve hergün ölenlerin sayısının binbeşyüz kişiyi aşüğı haberi geldi. s. s. askerlerine. [Bu yıl] Osmanlı sultanı Murad b. 830İ1. not.836h.Sülük 'undaki Osmanlı lar İle İlgili Kayıtlar askerleriyle O'mm üzerine yürüdü. Osmanlı Melikleri [şehzadeleri] ile ilgili haberler geldi. Bu kelimenin okunuşu ile ilgili olanık bkz. Bunlarda en büyüğü Süleyman olmak üzere Muhammed. 831İ1. 880. 656. O'nunla savaştı ve savaşı kazanarak [Mustafa'yı] öldürdü. [Bunun sonucunda] kardeşi Musa Süleyman'ın üzerine yürüdü ve O'nunla savaştı.Makrîzî '}iüı Kitdb es./1423-24. Musa Edirne topraklarına hâkim oldu. 747-748. Süleyman öldürüldü. 239 . Bıı ayın yirmialtısmda (Muharrem=30 Aralık) Bursa hükümdarı Murad b./U32-33. Bayezıd' m elçileri mektup ve armağanlar ile birlikte geldiler./1427-28. IV. Bu ayda (Şcwal=Tcmmuz> Ağustos) Anadolu ülkesinden Bursa hükümdarı Murad b. s.ii Edime ve Gelibolu'ya yerleşti. Bayezıd b. y. IV. Bursa'ya yerleşmiş olan kardeşi Muhammed Güreşci'yle savaştı ve bu savaşta Musa öldürüldü. Muhammed Güreşçi ölünceye dek Osmanlı sultanı olarak kaldı ve O'ndan sonra yerine oğlu Murad Beg b. IV. C. y. Osman geride dört erkek evlat bırakmıştı. Murad b. Süleyman'dan sonra. Muhammed Güreşçi geçti. 36 Bu kelime muhtemelen daha önce geçen Akiros isminin faiklı şekilde yazımış şeklidir. s. Güreşçi b./1426-27. 821-822. . Osman idi. Kardeşi İsa ise Bursa şehrinde ikamet etti. 776. IV.

(Rebi'ül-Ewcl-]7 Eylül Pazartesi) Kal'al ül-Cebel'de ikamet ediyor olan Süleyman b. İskender'in kendisiyle birlikte olduğunu bilsin diye gizlice haber gönderdi. Bu. Bu ayda (Rebrül-Evvel=Eylül-Ekim) Anadolu memleketinden Bursa şehrinde veba salgınının arttığı. Osmanlı sultam Murad b. Ancak beraberindeki bir grupla kaçabildi. s. 959. 840. Erden Ali b. s. Süleyman b. Kara Yusuf Akşehir'e indi. İskender. kardeşi Orhan Beg'i yakaladı ve gözlerine mil çekerek O'nu bir müddet hapsetti. İskender b. 839İ1. Anadolu memleketinin Müslüman hükümdarı. Sonra sultanın huzuruna çıkarıldılar. s. Muhanımed Güreşçi b. [Bu cariye) Orhan'dan bu çocuğu ve diğerini [Dünyaya gelirdi]. Osman'a gitmek istediği için ona doğru yöneldi. Akşelıir valisi O'nun hizmetine girdi.h. s. O'nunla ilgili haber şöyle idi. Güreşçi. y. köleler. C. Sonuçta İskender Fırat ülkelerine doğru giderek. Neticede Erkoç ile İskender arasında tartışmalar olduğu için Erkoç Murad'a mektup yazıp ülkesindeki tahribatı ve hırsızlıkları O'na bildirmek zorunda kaldı./1436-37. [Kahire'de] onlan Kal'at ül-Cebel'de bulunan Kaat'es-Sâhib olarak bilinen yere yerleştirdi. cariyeler. Tokat'a ulaştığında oranın hâkimi Erkoç. Cııki O'nunla birlikte olan her şeyi ganimet olarak aldı ve döndü. Murad b. Yıldırım Bayezıd b. O gizlice hapishaneye [Orhan] için tebdîl-i kıyafet içinde bir cariye soktu. Sultan onlara ihsanda bulundu ve Haleb kalesine yerleştirdi. Osman idi. IV. 8401ı71436-37. Orhan b./1435-36. İskender'in geldiğini öğrensin diye Murad'a durumu bildirdi. Bu ayın beşinci günü. 997-998. Orhan ölünceye dek bu çocukları sır olarak sakladı. onlardan kaçtı./1432-1433] senesinde Haleb'e gelinceye kadar orada ikamet eltiler. Sultan onları sonra Kahire'ye gönderdi. y. Bu [haber Murad'a] çok dokundu ve hediyelerin geri gönderilmesi için emir verdi. Sullan otuzallı [yani 836İ1. Sullan |Barsbay'ın] oğlu el-Cemâlî'nin hizmetinde bulunan Süleymandı. C. C. TV. Orhan Beg b. Onlara elbise ./1435-36. Tskender ve beraberindekiler İse Tokat'a çok kötü muamele yaparak orayı harab ederek her şeyi çaldılar. Osman b. y. Fakat sonra Ahmet Cuki'ye (?). Anadolu memleketinden Bursa ve diğer yerlerin sahibi olan Osmanlı sultanı Murad b. IV. [Sonra] asker göndererek İbn Karaman ile diğerlerine İskender'e karşı savaşılması ve O'nıın oradan uzaklaştırılması için mektup yazdı. 957. Muhammed Güreşçi b. Güreçci b. [Ve sonra] bu köle ismi Süleyman ve kardeşi Şehzade olan bu İki çocuğu ve annelerini alarak Haleb şehrine kaçtı. IV. şehirde ve civarında yaklaşık dört ay devam ettiği haberi geldi. Osman ve kız kardeşi Şehzade ve bereberindekiler kayboldular. Pazar'ı Pazartesiye bağlayan gecede. 991.Cüneyt Kanat C. Muhammed b. Köle. Bunun üzerine [Osmanlı sultanı] O'na çok sayıda elbiseler. hayvanlar ve onbin dinar gönderdi. Bursa ve Gelibolu hâkimi Hondgâr Murad b. 839h. Hapishanedeyken O'nun hizmetinde bulunan kölelerinden birisinin ismi Doğan'di. Bunun üzerine İskender hiç bir şeyin farkına varmadı ve askerlerin ani baskım İle [karşılaştı]. y.

XVII. Fakat Barsbay tarafından yakalandı ve hapsedildi. Barsbay O'na iyi davrandı ve O n u büyüttü. [Hatta] istediği zaman sultanın oğlunun evinde yatabiliyordu. Osman'ın yüz gemi inşa ettirdiği haberi geldi. [Bu sırada] Sultan. 1112. y. H. C. Barsbay daha sonra O'nu serbest bıraktı ve kız kardeşi Şehzade ile evlendi. IV. Onların Kahirc'ye inmesini yasaklamadı. î. 1189.y. "Memlûk Sultanları Yunma İltica Etmiş Olan Osmanlı Hanedanına Mensup Şehzadeler'. C. 1064. C. s. Dedesi Muhammed Güreşçi Anadolu memleketinin hükümdarı idî. Muhammed Güreşçi b. 841İ1. Kalalon taifesinin.Makrîzî 'nirı Kitâb es. Mııhammed Güreşçi b. Süleyman doğduktan sonra babasımn kölesi Onnıı kaçırarak [Memlûk] sultanı el-Eşrcf Barsbay'a gitti./1437-38. Orhan Beg b. Belleten C. babası Orhan Beg'i tutuklatıp O'nu ölünceye dek hapsetmişti.s.IV. 68. Osman [bu yılda] öldü./1439-40. î7 Yukarıda aııUıtılan mesele ile ilgili geniş bilgi için bkz. Bu ayda (Cemâdi'el-Ewel=Kasım-Arahk) Osmanlı sultanı Muhamıned Güreşçi b. oniki gemi inşa ettirdiği ve Osmanlı sultanı Murad b. Osman'ın elçisi armağanlar ile geldi. y. C. Bu ayın onaltısmda (Zilka'de=19 Nisan) Osmanlı sultanı Hondgâr Murad b. lOOl./1438-39. Sonra babasımn kölesi Anadolu memleketine gitmek istediği İçin O'nu kaçırdı. Murad b. Orhan'a oğlu el-Cemâlî'ye hizmet etme görevini verdi. Ankara 1953. [Bu durum Süleyman ve beraberindekileri 37 kayboluncaya kadar [devam etli] . Anadolu sahillerine ve Suriye sahillerine gitmek için. Bu ayda (Ramazan-Şubat-Marl) İskenderiyeden. Bayezıd b. IV. 241 . Böylece sultanın oğlu ala bindiğinde O da O'nunla biniyordu ve Süleyman'ın gözetimi altında oluyordu. S. 842İ1. s. El-Emîr Süleyman b. s.Suluk 'ımdaki Osmanlılar île ilgili Kayıtlar verdi ve Kahire'de yürürlükte olan dirhemden her ay yirmiiki bin dirhem tahsis etti. y. Amcası Osmanlı sultanı Murad b. 840h. Osman'ın elçisi geldi. Bayezıd b. 843h. s. Mııhammed Güreşçi. Süleyman b. 522-529. IV./1436-37. Uzunçarşılı.

III. C. y. III. 796h. 813.\ C. s. C. s.Ü ^ P ^ l J--j SJAUİI J i . C. ffl. III. 817. 793h. MJJ\ ÜUx. ./1392-93./l 358-59. y. 242 . u .I C. III.Cüneyt Kanat EK C. s. 795fı. 79öh. 763. s. 790./1390-91./1393-94. y. y. 760h./1393-94. s. 794h713yi-92. y. s. III. 574. 749. y.

799h./I396-97. y. III. 865.i ! ^ C.X îyl *. J 3 . -i . y.JİJ L ı _ i . 243 .ji Ji 1 •A-.Sulûk'iındaki Osmaııhlar İte İlgili Kayıtlar C. s. 799/1396-97.Maktîzf'nin Kitâh es. 798hJ1395-96. lM j J . s. y. IH. 873-74. 879. s. C III.

-JÜT/!! illiljî L. Ijbîl ülSJj\ ^ JtpJjj y\ JNJT öt -b. 906. I '. C. y. ÖJ HÂJI ^I j>_ji-£. S01hyi398-99. .-. 80Ih7I39S-99.J ^ I J J İP ÂL» IjU S I J l i • .1* ^jJU."i-* ^s ı_î*.i. y. y. III. s. 800h./1397-98. III. s. -UP A . 1 C..Jt » s AJJ O ilı j . J>\—si!.Cüneyt Kanat C. III. 971. 965. O] *U»ı j l T U ^j I 4.. s.'Jj  £? â iUstL 244 .

-^ . 972.I ı_. III. ! . y. III./1398-99. s./1399-İ400. y. • 1. 8(>3h. 1031. III. t- r • -* • - — ^ • » ı .Suluk 'undaki Osmanlılar île İlgili Kayıtlar C.. *İJİ ı» Jüli . . 802h. 801h./1400-01.-1. . l- C.-\ C. 979.J . »_.si—ül v a ^JNJ JI L* -^IJJ \—I Jiil II 245 . 1027. j l ı lirf .J • iiıl J. 803lı. y. s. • ^ Û ^J* -* ^ İ <• l i l C. III. . s. jilliÜO^ «xLi ./1400-01.Makrizi'nin Kiiâh es. y.ie. s.

.c.6 . 1091-1092.iLi — t-1- 24. -u>. y./1400-01. 805h. 1069. C. s./l 402-03. y./l 400-01. jî AJLIIJI ^ ili ı_^!ı ÜU « ı î !>• Jl—uÜ .J. 1056. 803h. s. III.III.)\ C. y.803h. s. -_. III.Cüneyt Kanat C.

^P .• Js^i. i l •.^ OÎIJ" • .1 ^Sj '\~*> .JJ c-Lill '^J .-. .Sulûk'ttndaki Osmanlılar İle.. J >N1 L kj I ti. t *^i a-U>. t— " ^ 4_i : İÜ>' .. l*..rL_* kijıki. ı_-»~l i l p J J ^ T L J J *» . • « J «I J <ı j . i Ü / j : ^1 JI jL_-!l Jjî /. JJ i r ı ^ U . L'JJİs : « ^ j l i -• î-b Jjf J j . * .'T\I Jjl •..JJ • • <~^ A i^ J J I Jİ • : İİA * . a 5 L_p c—" / tiJ . l ^ ^ ! 1 * «.?.î-b-î *.U ti\£ ~=±* AJI S J ^ L P J J L i j\c"fi JJI illâ iLi UwU*i .ir O*'s .._. .i_. i . İlgili Kayıtlar »l! İJLc !j^.b/laknzî'mn Kitâh es. .• • .t LÎ* . * J ' J ^ I . I s jUJI LJ Jiîj .*&î »jJl li J lliijj — i j y J»jJl li J — J J s ^ l jî JJ . U^'ı^ .iîjî İ Ü / JI j^p /JIJ *^r 1 lj .J.Sjjjl JJÎI I Ü*il r - -^ <—'fi 247 .f ^ jO\ >T J j *J\J I'JJ -U>. .* .J I i l i .. * .I Ü .

IV. i. 814h71411-12. ^ı. 813h. C.s. y. 171. y. IV. 1109.j C. IV. 173. s. 159. 142. C. y. 162. J JÎ J l-* J J . 805h.IV. 813tk/I410-ll. VJ C./1410-ll./1410-U./1402-03. -1 ^ 248 . s.-: •-=' C. y. 8I3h. s. s. IV. «13h71410-U. y. y.Cüneyt Kanal C IH.s.

y. 814H71411-I2.816hyi413-I4. 204. y. s. IV. y. 815hJ1412-I3. . 814hJ14U-12. s. 814h71411-12. IV. ] ^ ^ r C IV. 275.Makvîzt'nm Kitâb es. 179. 200. ı j tJj-^T f^ c*} C. IV.i . j . 190. C. C. 253. 815h7t4I2-13. IV. y. ^'1 fJ .Suluk 'undaki Osmanlılar île İlgili Kayıtlar C IV. L£ jLaJ. ii J 249 . s. ^ ^ C. s. s. y. s.il J^ 1 j j . y.

j l j . C. y. y. y.: jı . _J -l*j. y. .^ ^ „. IV. 339.Cilneyi Kana! C IV. s. s. IV. s. . L İ j i ^ J / • * . J. IV. y. 819hJ1416-17. 818h71415-İ6.818hV1415-16. s. ı _-'l -=-V S> —' J* S :J-'1! C./1415-16. -i —Tj -J C I V . s. 3lü. C.* . 818h. ^ j I_=-UJ j\U j . 369. 819lu/14 İti-17. -u>.— 1 ^ J j 250 .. 299. 366.

. IV. s.s. I * J I P -şıy sj^3^ JHI «» * C/) *y. 384-385. y.819h. "-^'^ V*J -W- C. -J jj-\ 5 I. s.j C./14I6-17.Makrîzî'nin Kitûb es.y. IV./1417-l8.ll C.y. IV. 490. y. y. H2QhJ14l7-l8. C. s./14I9.Sıılûk'uııdaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C.375. SUsiil âl^i j üJJ^l *—uj ı fU.822h. ı—. P/. s. 403.IV. . S20h7î4I7-18. 820h. 431. 251 .

IV. s.rV.Cüneyt Kanat C. 522. C./142Û. J. 823h.^ C. IV.s./1420. s. s. y.519. IV. C./1421.l j . 823h. j 252 . ^ s . 599. IV.823h./ 1420. .UÜ JIOJ J'j^Ni i .y. 524. C. y. 548.. y. y. s. 824h71421. /. 824h.

' t ' I l^N^ı i M i ' . 634. s. 825hJI 421-22. _ I J. y. 656. *J ^' . IV. 825h71421-22İ C IV. s. 1423-24. IV. »— C.Makrtzf 'nin Kitdb es. y. C.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. 826hJ1422-23. 625. lı I J ^ I . 827h. s. y. v t*' J ^J -* ~ 253 .. s. 625-626. IV. y. .

*J. 747-748. y. C. y. y.^ t -•* C. 3 .. C. 833h. 776.83Sı. s. IV. s. s. IV. j l T U 254 . y. s. 880. 830h. C. IV. IV. 8391)71435-36. y./l 426-27. s. 83lhJl427-28. 821-822.Cüneyt Kanat C./1429-30../1432-33. »ıJİil ^i t ^ j ^JtJ : jic-j . IV. 937.

i !jı 1 2İ5 .^-^ûi a V C f. r j j ! l J^ILI ı^O1. IV. 840. IV.jy ' : * . 840h71436-37.J U İ . 997-998.ö . y. -'JsJ\ iL) J .h71436-37. 991.Suluk'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar J^U «J-ıJI^ ıiiv^" ^ «il ^ i T ' ^NjU.I ö .î ı ^ (^J* öî^ O'. C. y.JH C. illi C. 839h71435-36. s. s.i »Uİ. 959. s.Makrîzî'nin Kiîâb es. IV. ı ^ İ J • J U ^S J I f. y.

1189. 84Ih. y. U12. IV. s. IV. V ->* C. 840hJ1436-37. IV. s. -jjiı j»-ı^j -t—=Jı C. 256 . y. s. s. 842h. y. IV. C. 843tıJ 1439-40. . y. 1001. 1064.Cüneyt Kanat ^" [ J 1 ~~r^~ OilıUl f-^' {^~ V jy-1 rULl =JJJ 4>o^ J l o ^ j ' C./I437-38./1438-39.

Türkler dışındaki Müslüman halklanıı milliyetçi hareketlerini engelleme çabaları da işe yaramamış. Osmanlı devlet adanılan. Hıristiyan nüfusun yoğun olduğu Balkan yarımadasında toplumsal huzursuzlukların ve milliyetçi hareketlerin nedenlerinden biri olmuştur. Muğla Üniversitesi. İzmir 2000. Tanzimatın özellikle vergi alanındaki merkczilcştirici önlemleri.. toplumsal ve idari yapıdaki birinci sınıf rollerine karşın. bir Osmanlı kimliğini yaratma projesinde çok az başarılı olmuştur. Halifelik kurumu ve İslâmın "bütünleştirici" etkisi milliyetçi hareketlerin gücünü azaltmıştır. İslâm ümmetçiliği. ss. idari-askeri yapının çözülmesi ve ülke dışından gelen ideolojik etkiler nedeniyle bir milliyetçi hareketin İçinde oldukları görülmektedir. Dr.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Sayı IV. bu tavizin. İslâmi duygularla destekleyerek. OSMANLI DEVLETİ'NDE MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Turgay UZUN* 1839 Gülhane Hatl-ı Hümayıımı ile başlayan Tanzimat'la birlikte İmparatorluk içinde yaşayan gayrimüslim ve Müslümanlar eşil haklara sahip olmuşlardır. Hıristiyan tüccarları himayelerine alıp vergi bağışıklığı ve yürürlükteki Osmanlı yasalarından korunma güvencesi sağlamışlardır. geleneksel olarak özerk gayrimüslim cemaatlerin devlete bağlılıklarını artıracağım umut etmişlerdir. İİBF. özellikle Arap ve Arnavut ulusal topluluklarında görüldüğü gibi. Merkezileşme ve Batılılaşma doğrultusunda atılan adımlar gayrimüslimlerin aksine Müslüman topluluklarda hemen bir ayrılıkçı hareketi doğurmamış. MÜSLÜMAN UNSURLARDA MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Osmanlı İmparatorluğıındaki Türk olmayan Müslüman toplulukların çoğunun. Oysa Batılı devletler yeniden sağlamlaştırdı klan kapitülasyonlardan hemen yararlanarak. Kamu Yönelimi Bölümü . 257-275. İmparatorluğun birliğini.

Arap aydınlan Batıdan öğrendikleri milliyetçi düşünceleri gençlere aktararak bu yönde bir harekelin doğmasında önemli rol oynamışlardır.lÛ33 Araplar arasıntlak Hıristiyan misyonerlerinin faaliyetleri. Muhaımned Abdulı gibi aydınlar Arap milliyetçiliğinin oluşumunda önemli rol oynamışlardır. Hİsham Sharabi. 258 . 1960. devlet bürokrasisinde çok daha az oranda yer almıştır. a.' Osmanlı Devleti ! nin iktisadi ve askeri alanda gerilemesi ve Batılı devletlerin etkileriyle on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından sonra Vahiıabi hareketi. Ortaylı. Özellikle misyonerlik faaliyetleri Müslüman Arapların Hıristiyanlüşünlmasma değil. Jön Türkler ve Araplar Osmanlıcılık. Araplarda ilk milliyetçi hareketler Suriye'de yaşayan Araplar arasında dalıa çok kültürel ve edebi faaliyetler şeklinde başlamıştır. reisülküitaplar arasında ise dört Arap vardır.2!. Hasan Kayalı.m. Diğer yandan Hıristiyan Arapların da milliyetçi hareket içinde önemli rolü olduğu görülmektedir. Erken Arap Milliyetçiliği ve İslamcılık (1908-19Î8). "Osmanlı İmparatorkığu'nda Arap Milliyetçiliği". s. bu sürecin başlangıcı daha eskilere gitmektedir.g. İstanbul. Arapça konuşanların bir ulusu oluşturmaları ve bu ulusun bağımsız ve birleşmiş olması gerekliği ancak yirminci yüzyılda anlaşılır hale gelmiş ve siyasal güç kazanmış olmasına rağmen. istanbul. Abdurralmıan El Kevakibû Rıfat El Tahtavi.3 Osmanlı Toplumundu Araplar Arap topluluğu.Turgay Uzun ARAP BAĞIMSIZLIK HAREKETİNİN GELİŞİMİ Osmanlı Devleti'nde Müslüman unsurlar içinde on dokuzuncu yüzyıldan itibaren oluşan milliyetçi bağımsızlık hareketleri içinde ilk hareket ve milliyetçi bilinçlenme ilk önce Araplarda ortaya çıkmıştır. sadece üç sadrazamın Arap kökenli olma olasılığı vardır. 215 Osmanlı sadrazamından hiçbiri Arap kökenli değildir. Osmanlı imparatorluğu içinde büyük bir nüfusa sahip olmasına karşın. Tarih Vakfı Yurt Yayınlan. Örneğin. Arap milliyetçi hareketi bazen yoğun bir anli-Türk teması doğrultusunda gelişine göstermiştir. ulusal bilinçlerinin uyandırılmasma yönelik olarak uygulanmıştır. Tanzitnaltan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi. için bkz. Müslüman Araplar devletin adli yönetiminde geleneksel bir yere sahip olmuş olsalar da. 1998. İletişim Yayınları. s.. 4 Ancak Osmanlı bürokratik yapısı 1 2 3 İlher Ortaylı. Tanzimat la birlikte yasal sistemin giderek laikleştirilmesi ulemanın rolünü de zayıflatmıştır. devletin zayıflaması ve bağımsızlıkçı düşüncelerin yaygınlaşması sonucu bu ümmet bağı yerini ulus bilincine bırakmış. Cilt:4. Mehmet Ali Paşa İsyanı ve benzeri hareketler ideolojik bütünlüğün sarsılmasına yol açmıştır.1033-34. Başdeflerdarlar arasında bir. 1983.3 Önceleri Osmanlı Devleti içerisinde aynı ümmet toplumuna bağlı olarak yaşayan Müslüman unsurlar. Arab Enicdlecîuah and the West Tlıe Fonnative Years.s. 78 Türk ve 31 Arnavut sadrazama karşılık. bu dini hiyerarşinin dalıa üst kademelerinde yine İstanbul'da yetiştirilmiş ve yüksek idari mevkilere bağlı insanlar görev yapmış. Kaptan-ı Derya'lar içinde Arap olan yoktur. Baltimor.

bağımsızlığı için çalışan örgütlerin ortak amacı.g.e. Antonius.22. Çağdaş Arap Düşüncesi. 19 yüzyılın ortalarından Birinci Dünya Savaşına. İslâm öncesinde de Arapların bir çeşit ırkçı duygulanımları olduğu görül inektedir. însan Yayınları. Araplarda mevcut bulunan kavmiyet bilinci. istanbul.. Kayalı. Arap aydınları arasında da özellikle İmparatorluğun son döneminde kendi geleceklerinin ne olacağı ya da ne olması gerektiğine yönelik tartışmaların yaşandığı görülmektedir. 1916 yılındaki Arap isyanıyla doruğa ulaşmasına. a. on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Türkler ve Araplar arasında farklılık bilincinin geliştiği görülmektedir.5 Araplar her zaman için istisnaî bir şekilde dillerinin bilincinde olmuşlar ve onunla gurur duymuşlardır. s. Nitekim çok değişik etnik gruplardan olan çok sayıda üst düzey kaimi görevlisi devlet örgütü içinde yer alabilmiştir. yavaş yavaş işlemez hale gelmiş olmasından dolayı seçkinlerin imparatorlukla bütünleşme yollarından birinin fiilen kapanmış olması. Arap milliyetçiliğinin başlangıcı on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısı olarak ele alınmaktadır. Bu doğrultuda Arap milliyetçiliğini savunan çeşitli dergi ve gazetelerle birlikte bu amacı savunan örgütlerin kurulma süreci yaşanmıştır. açık bir Arap milliyetçiliği on dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar siyasal hedefleri olan önemli bir hareket olarak ortaya çıkmamıştır.:Latif Boyacı-Hüseyin Yılmaz. hatta daha sonrasına kadar götürmektedir. Arap milliyetçiliğinin aşamalı gelişimini. s. Arabistan'daki Valmabi Krallığı ve Mehmet Ah Paşa'mn kısa egemenliği Arapların bağımsızlıkçı ve milliyetçi hareketler içine girmelerinde etkili olmuştur. Kayalı da bu doğrultuda Arapların bürokrasi İçinde az sayıda temsil edilmesini.6. Bununla beraber. Osmanlı Devleti İçinde yaşayan Arapların peygamber ile aynı soydan gelmeleri ve Kur'an'la aynı dili konuşmaları onlara doğal bir ayrıcalık vermiştir.Osmanlı Devleri 'tide Milliyetçilik Hareketleri içinde etnik grupların temsili noktasında bir kayırmanın veya bir ön yargının varlığından söz etmek güçtür.5.c. 259 . Arap bölgelerinin başkente uzaklığı ve özellikle aşiret bölgelerinde özerk yönetimlerin devanı etmesi gibi tarihsel nedenlere dayandırmaktadır. Çev.287. tımar sisteminin Arap toprakları feth edildiğinde. padişahı destekleyerek Müslüman unsurun egemenliğini sürdürmek ve hiç bir fark gözetmeksizin bütün tebaaya eşit haklar tanıyan bîr anayasal monarşiyi kurmak arasında değişiklik göstermiştir. fl. 5 6 Kayalı. 1993s. Osmanlı egemenliğinden kurtularak kendi topraklarında bağımsız bir ülke yaratmaktır. Bu etkenlerinde etkisi ile İmparatorluğun Balkanlardaki tebaası arasında milliyetçiliğin yayılmasıyla.6 Arap Milliyetçiliğimle İdeulujik Etkiler Arap milliyetçiliği konusunda yazılmış temel eserlerden olan George Antoniııs'un "Arap Uyanışı" (The Arab A\vekining) adlı eserinde. Arap vilayetlerinin İmparatorluğa daha geç katılmış olması. Bu noktaya kadar Arapların eylemleri. Suriye'nin. Mısır'ın ve Lübnan'ın. Albert Hourant.

Halifeliğin ve "din kardeşliğinin" birleştirici etkisinin azalması özellikle Arap milliyetçi hareketinin belirli bir ivme kazanmasına yol açtığı söylenebilir. Bu nedenle Padişahın sahip olduğu Halifelik makamı muhalefetin önündeki en büyük engel olarak ortaya çıkmıştır. pek çok gazetecinin Avrupa ve Mısıra gitmesine neden olmuştur. Muhalefetin.. îslâmi fikirleri farklı bir modernleşmeci tarzda vurgulamaya başlamışlardır. a. Tanzimat sonrası dönemde Mısır ve Suriye'de gelişerek Abdülhamid döneminin siyasal ve toplumsal rahatsızlıklarına karşı çıkmış. Genç Osmanlı8 düşüncesini besleyen benzer toplumsal. Osmanlı vatanı içinde birlik çağrısı yaparken "Osmanlı bizim vatanımızdır. Londra'da örgütlenmeleri ve muhalif yayınlar çıkarmaları Abdülhamid iktidarına karşı olan Genç Osmanlı hareketi ile başlayan ve Jön Türklerle devam eden muhalefetin güçlenmesini sağlamıştır. Arap kentlerinde milliyetçi hareket. liberal düşüncelerin İslâmla bağdaşabileceği düşüncesine daha sistematik olarak yaklaşmışlardır.e. Paris'te. liberal-nıeşruü bir rejim isteği ancak Padişahın gücünün azaltılması ile mümkün olabilecektir. Muhalefetin Padişahın halifelik makamına olan salüpliğini çürütme stratejisi bir anlamda dinsel bağlılıklarla engellenmeye çalışılan Müslüman ayrılıkçı hareketin de işine yaramıştır.Turgay Uzun On dokuzuncu yüzyılın sonlarında ise bazı Arap aydınlar. 260 . diğer bütün muhalif gruplarda olduğu gibi Arap'lar da yeni bir yapılanmaya gidilmesine yol açmıştır. Abdurrahman Kavvakebi gibi Arap aydınlarının tarih yorumlan 8 Genç Osmanlı hareketi ve Jön Türk hareketinin çoğu zaman birbiri yerine kullanılan terimler olduğu görülmektedir. a. Rıfat Tahtavi.g. Padişah'ın özellikle yayın hayatı üzerinde sürdürdüğü sansür ve sürgün politikası. 10 Kayalı. Suriye'nin entegrasyonunun başanh olabilmesinin bir anayasal düzenlemeye bağlı olduğuna inanmamıştır. Sııriyeciligin ilk ve en inanmış taraftarlarından biri olan Bustani.Abduh'un İslâmi modernizmi (Selcfiyyc).g. Bunlara başta gelen örnek olarak gösterilebilecek olan Suriye'nin bağımsızlığını savunan bir Arap milliyetçisi Butrus el-Bustanî ve onun çıkardığı dergi "ez-Zinan". s. 9 Kayalı. 1875'de Bustanî halkasından Hıristiyan Araplar gizli bir dernek kurarak. ekonomik ve siyasal sıkıntılara tepki olarak gelişmiştir. gerek örgütsel gerekse entelektüel anlamda bir gelişme dönemine girmiştir..9 Abdülhainid'in iktidara gelmesi ve muhalefete karşı baskıcı bir politika izlemesi. Selefi modemizm. &A%.25. böylece Abdülhamid'e karşı gelişen Überal hareketin daha sonraki evresiyle kesişmiştir. Bu akımın önde gelenlerinden Muhamıned Abdıılı ve pek çoğu ulemadan olan taraftan. Suriye'nin Lübnan'la birlikte özerkliğini ve Arapça'nın resmi dil olarak kabul edilmesini istemişlerdir.10 Butrus el Bustani. dönemsel olarak Abdülhamid döneminden önceki bir hareketi ifade etmesine karşın Jön Türk Hareketi Abdülhamid ile aynı dönemi paylaşır. Ancak Genç Osmanlı hareketi gerek dönemsel gerekse de düşünse] açıdan Jön Türk harekelinden farklılık gösterir Genç Osmanlılar.e. Muhalif aydınların Avrupa başkentlerinde.ancak memleketimiz Suriye'dir" demektedir.

1861'de ilk Arap gazetecilerinden olan Halil cl-Huri. Bazı Arap milliyetçilerinin. Arap milliyetçiliğinin aslında İslâm anlamına geldiğini ve peygamberinde bir Arap milliyetçisi olduğunu söylemiştir.13 Bu tip ideologların. Houratıi. a. Türklerden bağımsız olmalıdır.g. milliyetçilik ve islâm'ı bağdaştırma çabası içine girdikleri de görülmektedir. From Ottomanistn lo Arab'ısın. Ernesi Dawsı. İslâm ve milliyetçiliği birleştirmiş ve Arap kimliğine sahip olma ile Müslüman olma arasında doğrudan bir ilişki kurmuşlardır. devlet bürokrasisi içinde değişik mevkilerde görev almış ve farklı etnik kökene salıip kişilerle bir arada yaşamaları sonucunda Arap kimliğine salıip olma ve farklı bir etnik kimliğe salıip olma duygusu güçlenmiştir. 174. ancak göreli de olsa-diğer bölgelerde 11 n 13 Ortaylı. 1973. yazdığı eserlerde vurgulamış. Azıırî'ye göre Arap ulusu. milliyetçi idealleri önünde engel olarak gördükleri evrensel İslâm anlayışım aşma amacında oldukları söylenebilir. Suriye'nin hepsinin bir gün bütünüyle bağımsız olacağını.. 1905'de Paris'te yazdığı "Le Revcil de la Nation Arabe" adlı kitapta Arapların farklı bir ulus olduğunu ve Hıristiyan veya Müslüman Araplar arasındaki ayrılığın dış güçler tarafından çıkarıldığını söyleyerek tüm Araplar arasında bir birlik kurmaya çalışmıştır. Bağımsızlık yanlısı milliyetçi bir Arap aydın grubun oluşması ve bu düşünceyi savunan örgütlerin çatısı altında birleşmeleri Osmanlı Devleli'nde Arap milliyetçi hareketinin güçlenmesinde önemli bir etki yapmıştır. s. a. Devlet tarafından Arap vilayetlerinde Arap gençlerine Osmanlılık düşüncesini aşılamak için verilen eğitim milliyetçi uyanışı Önleyememiş. "Harabat-ı Suriyye" adlı eserinde Suriye halkının farklılığım ortaya koyan bir kitap yazmıştır.81. Özellikle Abdüllıanıid yönetimi döneminde Arap gençlerinin.az gibi milliyetçi düşünce adamları. s.m.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri tamamen anti-Türk ve ırkçılığa dayanan bir Arap milliyetçiliği olarak kendisini 11 göstermiştir. Bu okullardan mezun olan gençler. 12 Hıristiyan Araplar arasında partikülarisl milliyetçi düşüncenin Müslüman Araplara göre daha fazla yayıldığı ve taraftar bulduğu görülmektedir. aynı Yahudilikte olduğu gibi İslâm'ı Araplara has bir "ulusal din" haline getirerek. Suriye ve İrak'ın büyük şehirlerinde kurulan devlet okullarında eğitim alarak yabancı dil Öğrenmeleri ve yeni düşüncelerle tanışmaları önemli bir etken olarak sayılabilir.g.301-302.. Diğer bir Suriyeli Arap olan Manınî Buluş Nuceym. İslâm'ın bu evrenselci niteliğine karşın. Bunun nedeni olarak İslâm'ın evrenselci ve ulusal-üstü bir niteliğe salûp olması ile Halifelik kurumunun birleştirici özelliğinin hala etkin olabilmesi gösterilebilir.e. Daha önceki yazılarına göre Türk karşıtlığım daha çok vurgulamakla ve Türklerin Arapları "mahvettiğini" söylemektedir. Diğer yandan radikal bir Arap milliyetçisi olan Michel Eflak. Arap ulusal bilincinin yükselmesinde. Yine Suriye milliyetçisi olan Necip Azuri bu akım içinde önemli bir yere sahiptir. Universilİy of IHinoİs Press. Hliııois. 261 . Şali el Husrî ve Abd-el Rahman el-Baz/. s.

Özellikle İttihat ve Terakki dönemi sonlarına doğru bu birlikten yana olan görüşlerin giderek güç kaybettiği ve Türk karşıtı. Cemiyet-ül Kahtaniye (İstanbul 1909).l5.Turgay Uzun olduğu gibi. Dahil sonra bu partiye katılmış bir grup 1913 yılında Paris'te bir Arap kongresi düzenlemiş. Suriye Osmanlı Cemiyeti. Türk milliyetçiliği düşüncesinin ortaya çıkması ve gelişmesinde. 1998. Cemiyet-i İslahiye (Beyrut 1912).Sayı:32. Arap ulusal hareketinin oluşmasında Abdülhamid döneminde ortaya çıkan Türkçü akuîitn da bir itici güç oluşturduğu söylenebilir. Müslüman un sur tan n ve özelde Araplann milliyetçi hareketlere girişmelerinin de rolü olmuştur. bu kongrede Arapların idari ve siyasal Özerkliğini Öngören öneriler kabul edilerek Osmanlı yönetimine bildirilmiştir. Nitekim daha sonra bu eğitimli kadrolar yeni Arap devletlerinin kurulmasında önemli roller üstlenmişlerdir. Arap bölgelerinde Osmanlı eğitimi almış bir bürokrat kadronun yerleşmesini sağlamıştır. Arap milliyetçiliğini gizli veya açık şekilde amaç edinmiş ve Osmanlı Devletinden ayrılarak ayrı bir Arap Devleti kurma yönünde faaliyet gösteren bir çok örgüt kurulmuştur. Milliyetçi Arap Örgütlerinin Kuruluşu Fikri alanda olduğu gibi örgütsel alanda da Arap milliyetçi hareketi bu dönemde önemli gelişme içerisindedir. s. Bu görüşleri savunanlar Osmanlı Devleti'nin taraf olduğu savaşın Araplar lehine sonuçlanmasının ancak Türklerin yenilgisi sonucu ortaya çıkabileceğini ve özellikle 14 13 Zekeriya Kurşun. Nisan 1990. Müslümanların ayrılıkçı hareketlerini engelleyememesi üzerine Türkçülük.bir Osmanlılık anlayışını yerleştirmiş. İstanbul. s. O dönemde iktidarı elinde bulunduran İttihat ve Terakki yönetiminin bu önerilere cevabı Arapları tatmin etmeyince. Tarık Zafer Tutıaya. Bununla beraber. Araplann bağımsızlık istediği ve bunun da ancak güç kullanarak mümkün olabileceği görüşü ağırlık kazanmıştır. Özeli ilde 1908 sonrası dönemde. Cilt:l[). İha el Arabi (Al Îkha-İstanbul 1908). "I. Ciltli. İmparatorluğun kurtanlması ve dinsel bağlılık temelinde bir birlik kurulması düşüncesini savunan Arap aydınlanılın da bulunmasına rağmen. yeni ve güçlü bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır.14 Osmanlıcı ve Pan-İslâmist politikaların. Cemiyel-ül İha el Osmani (Kahire 1909). El Ahd (İstanbul 1913) bu örgütlerin başta gelenleridir. El "la 15 Merkeziye (Kahire 1912). Arap milliyetçiliği ve Araplann bağımsız bir devlete salıip olması sürecinin başlarında çoğunluğu Suriyeli Araplardan oluşan bir grup 1912'de Osmanlı İdari Adem-i Merkeziyet Partİsi'rıi kurmuşlardır. Arap siyasal birliğinin kurulmasını amaçlayan eylemlerin yoğunluk kazandığı söylenebilir. iletişim Yayınlan. El Fatat (Beyrut 1912). Osmanlı Devleti İçindeki Türk olmayan Müslüman halkları birbirine bağlayan din unsurunun ve Halifenin otoritesinin giderek zayıflayarak etnik farklılıkların ön plana çıkması Arap ulusal harekeline belirli bir ivme kazandırmıştır. (Paris 1908). El ttühad-ül Lübnani ( Kahire 1909). Türkiye'de Siyasi Partiler. 623-634. 262 . Meşrutiyet Dönemi Türk Milliyetçiliğinin Gelişmesinde Arap Milliyetçiliğinin Rolü" 'fiirk Yurdu Dergisi. El Müntcdi-ül Edebi (İstanbul İ 909). Milliyetçi Arap örgütleri ve bunlara ilişkin belgeler hakkında bkz.

Mekke Şerifi'ne güvenmemeleri nedeniyle. Bu bölgelerde işgal güçlerinin denetiminde Arapların da yönetime katılması sağlandıysa da. Sonuç olarak Arap milliyetçi hareketi kendi devletlerini kurma amacına ulaşlıysa da birleşik bir Arap devleti kurma düşüncesi gerçekleşmemiştir. 1908 devrimi sonrasında. Lübnan ve Filistin'in İngiliz ve Fransızlar tarafından işgal edilmesi ile birlikte bu bölgelerde bir işgal yönetimi kurulmuştur. Ancak Lübnan Araplarının.Osmanlı Devleti'ndeKdilîiyetçilikHareketleri Fransa ve İngiltere'nin Arap siyasal birliğinin kurulmasında kendilerine yardımcı olacaklarını düşünmüşlerdir. Filistin topraklanın satın almak için gelen Yahudi zenginlerine "bu topraklan kendi kanımızla aldık. kendilerine olan olumsuz etkisi uzun yıllar sürecek bir Yahudi Devleti'nin kuruluşuna zemin hazırlamışlardır. Bu süreç içinde Mekke Şerifinin ailesinin yönelim düşüncesi öne çıkmış ve Adeuı-i Merkeziye! Partisi'nin görüşlerine uygun olarak eyaletlerin federasyonundan oluşan ve bağımsız bir Irak ve Hicaz ile bir tür gevşek ilişki içinde olan bir Suriye kurma düşüncesi güç kazanmıştır. Bu arada Mekke Şerifi de Türk egemenliğine karşı birleşen Arap milliyetçisi örgütlerle birlik olarak Osmanlı Devleti'ne isyan etliğini açıklayarak Hicaz'ın bağımsızlığını ilan etmiş ve bir Arap Ordusu kurmuştur. İmparatorluk içinde Müslüman Türk ve Araplardan sonra geniş bir etnik topluluğu oluşturan Müslüman Anıavutlann Osmanlı Devleti içinde önemli ve etkin bir topluluk olduğu görülmekledir. ancak aldığımız bedele size verebiliriz" sözlerinin üzerinden çok geçmeden Araplar. Suriye. 1908'den 1913'e kadar milliyetçi Arnavut harekeli sürekli olarak eylem yapan aktif bir hareket görünümündedir. tarihsel hasımlan olan Yahudilere bir vatan oluşturulma snıa tanık olmuşlardır. İngiliz ve Fransızlar kendi çıkarları için Arap milliyetçiliğim bir araç olarak kullanmışlardır. lam bağımsız bir Lübnan kurma filerini öne çıkarmış ve bir çok Lübnanlı Hıristiyan Fransız ordusuna katılmıştır. Arnavut halk arasında bağımsızlık noktasında bir görüş birliği olmamasına ve bu halkın Hıristiyan ve Müslüman Arnavutlar olarak ikiye ayrılmasına rağmen. Osmanlı yönetimi altında yaşamak istemeyen ve Müslüman Türklerin kendilerini ezdiğini söyleyen Araplar. İngiliz himayesine karşı çıkmaları. özellikle kutsal sayılan şehirlerin bile Hıristiyan devletlerin işgali altına girmesine göz yummuşlar. 263 . Osmanlı Padişahı Abdülhamid'iıı. Arnavutluk bağımsızlık hareketi. ARNAVUT ULUSAL HAREKETİ Müslüman unsurların milliyetçilik hareketine bir diğer örnek de Arnavut ulusal hareketidir. yirminci yüzyılın başlarında hala ortaçağ geleneklerini ve yaşam şartlanni devam ettiren bir ülkedir. Bunların ortak endişesi bağımsızlık sonrası kurulacak Arap Devletinin hükümdarının kim olacağı yönündedir. hatta işgal ordularına katılıp Türk askerleriyle savaşmaktan çekinmemişlerdir. yaşadıkları topraklanıl. Bu süreç içinde İngiliz ve Fransızlarla Osmanlı Devleti'ne karşı birleşen Arap milliyetçileri. Osmanlı Devleti'nin yenilgisinden sonra yine kendi topraklarının sömürge haline getirilmesine ve yüzyıllardır Arapların yaşadığı topraklarda. Bu gruplar da Fransa ve İngiltere yanlıları olarak iki gruba ayrılmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu'ndan en son ayrılan Arnavutluk.

"millî dil olan Osmanlıca ve Arnavutça'nın öğretilmesi ve yaygın la şt in İma sı dır. 82. Sırp devletinin kuzeye yayılması Müslüman Arnavut cemaati arasında. İttihat ve Tcrakki'nin Makedonya da'ki bazı üyeleri ile Arnavut Devrimci Komiteleri'ndeki benzerleri arasında ilişki kurulmuştur. l7 Arnavut milliyetçi aydınlarının açtığı okullarda bağımsız Arnavut devletinin kurulması gerektiği düşüncesi yayılmaya çalışılmış. s. a. 1905'de ise. milliyetçi örgütlerin önemli yeri bulunmaktadır. eylem sürecine bırakmıştır. 1908 Jön Türk devrimine kadar. Arnavutların çevresinde oluşan gelişmeler onları da etkilemiş. yeni ve önemli bir etki oluşlurmuşlıır. çok sayıda Arnavut kasabasında Osmanlı yönetimine karşı bir ayaklanma düzenlemek için Arnavut devrimci komiteleri oluşturulmuştur. l8 Siyasal amaçlı ilk Arnavut gerilla hareketi (Bulgar devrimci gruplarının faaliyetlerine karşı direniş). 264 16 . s.g.564.Turgay Uzun Meşnıtiyet'in eşitlikçi politikasını yeterli bulmamış. dernekleşme tarihi içinde en etkin ve en tanınmış demektir. 17 Hugh Poulton. Üsküp'teki İttihat Terakki şubesi genellikle Arnavutlardan oluşmaktadır. a. Hurst&Company.e. İstanbul. Bu Örgütler içinde Başkim Cemiyeti.e. I Büyük çoğunluğu Müslüman olan Arnavutların yaşadıkları toprakların güneyinde geniş bir Ortodoks azınlık. Arnavutların genelde İmparatorluğa sadık oldukları kabul edilmiş. 19 Poulton. Osmanlı Yöneliminde Arnavutluk ve Arnavut Uhtsçııhtğıtının Gelişimi. 1997. Osmanlı Dönemi Arnavutluğun toplumsal yapısı ve ayrılıkçı hareketler hakkında geniş bilgi için bkz. 1878'de bir grup Arnavut aydını.. Arnavutlar içinden çok sayıda yüksek rütbeli subay yetişmiştir. Grey Wolf and Crescenî. Boyut Yayınlan..g. küçük ve entelektüel çevreyle sınırlı kalmasına ve kitlesel olmamasına rağmen bu hareket.. Arnavutça'yı yaygınlaştırarak ve Sırbistan ile Yunanistan ve belki de Bulgaristan arasında bölünme tehdidine karşı savaşarak Arnavut ulusal bilincini güçlendirmeyi amaçlayan "Prizren Lİgası"nı kurmuştur. Bu arada Mithat Frasheri ıy Selanik'te tüm Arnavut halkma devrimi destek çağrısı yapmaktadır. London. daha dağlık ve aşiretlerin yaşadığı kuzeyde ise 16 daha küçük bir Katolik azınlık bulunmaktadır. a. Nuray Bozbora. Ancak gerçekte bu örgüt ayrılıkçı Arnavut hareketinin eylem organı olmuş ve 1909 isyanında da aktif rol oynamıştır. Arnavutluk bağımsızlık sürecinde. Bu derneğin görünen amacı.g. Arnavutça eğitim yapan bir çok okul açmışlar. 1880'lerin başlarında Naim Frasheri gibi aydınların öncülüğünde güney Arnavutlukta. Arnavut denekleri. bu eğitim ve bilinçlendirme süreci yerini daha sonra.. 18 Tunaya.e. yeni vergi konulması sonrasında ivme kazanmıştır. 1997. Top Hal. 1899'da Hacı Molla Zeka tarafından kurulmuştur. bağımsızlığını kazanan Yunan Devletinin güneye.81. onların çıkarlarım zorba komşularına karşı konıyamayabileceğine ilişkin korkuların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Osmanlı İmparatorluğunun. Kürt dernekleriyle beraber İstanbul'da ilk kumlan örgütler olmuşlardır.

e. s. yerini Türk milliyetçiliği ideolojisine bırakmıştır. Bireylerin toplumdaki Tunaya. Arap ve diğer Müslüman kentlerinde kendini hissettirmesiyle başlayan çözüm arayışları sonucu. Padişahın ortamı yumuşatmak için "Kosova Sahrasında namaz kılması yeterli olmamış. Osmanlı toplumu "Müslüman" ve "gayrimüslim" olmak üzere iki ana gruptan oluşmuştur. bu niteliğini kaybetmiş.g. Jön Türk devrimi sonrası güçlenen Türkçülük düşüncesinin. Batılı devletlerin ayrılıkçı Müslümanların hareketlerini ideolojik ve lojistik anlamda desteklemesi. isyancıların silahlan toplanmıştır. Diğer yandan İmparator!uğun çözülme sürecine girmesiyle birlikte ortaya çıkan ekonomik ve siyasal bozulmanın.562. başta Arap ulusal hareketi olmak üzere.. Batı'dan gelen milliyetçi düşüncelerin önemli payı olduğu söylenebilir. Ayaklanma hızla bastırılmış. n Arap ve Arnavut ulusal harekeüerinin ortaya koyduğu gibi. Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde eğilim gören Müslüman gençlerin milliyetçi düşüncelerle ülkelerine dönmeleri ve düşünceleri yaymaları.g. Tunaya. a. "millet" anlayışına dayanmaktadır. diğer Müslüman unsurlardaki ulusal hareketlerin oluşumunda elkisi olduğu söylenebilir. bir ulusal hareketin oluşmasına yol açmıştır. Müslüman topluluklarda milliyetçi hareketlerin orlaya çıkmasıyla. İmparatorluğun dağılmasını önleyecek bir seçenek olarak görülen İslamcılık. 1912 yılında iki Arnavut derebeyi İsa Bolalin ve Yakovalı Bayram Sur ve arkadaşları Sait Paşa hükümetine isteklerini saptayan sert bir bildiri vermişlerdir. İttihat Terakki hükümeti devrilmiş ve yerine Gazi Ahmet Muhtar Paşa hükümeti kurulmuştur.562.Osmanlı Devleti 'tule. Millet anlayışı toplumların birbirleriyle olan ilişkilerini belirleyebildiği gibi. s. Bn yıllarda hükümet isyanı bastırmak üzere Şevket Turgut ve Cavit Paşa'lan göreviendirmiştir. Yem hükümet isyancıların şartlarını kabul ederek Arnavutluk sorunun çözüldüğünü ilan etmiş.e. 265 . GAYRİMÜSLİMLERDE MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Osmanlı Deyleti'nin gayrimüslimlerle ilgili politikası. Müslüman unsurlarda milliyetçi hareketin oluşmasında. Müslüman unsurlarda milliyetçi hareketlerin güçlenmesini sağlamıştır. Bu seçeneğin güçlenmesi ve örgütlenmesi sürecinde. güçlü bir seçenek olarak kendini göstermiştir. devletle olan ilişkilerini de belirlemektedir. sıkıyönetimi kaldırmış ve genel af çıkarılmıştır.. milliyetçilik ve ulusal devlet kurma düşüncesi. Bu etkenler kadar olmasa da. Birinci Dünya Savaşı sırasında ABD Başkanı Wilson Arnavut ulusunun koruyucusu olmuş ve 1924 yılında ilan edilen cumhuriyet^ Başkan Zogu'nun krallığım ilan etmesiyle monarşiye dönüşmüştür. Milliyetçilik Hareketlen Osmanlı Devlcti'ne karşı geniş çaplı ilk başkaldırı harekeli 1910 yılı Nisanmda başlamış ve Malisöricr (Malisya bölgesinin Kalolİk Arnavutları) tarafından bir yıl sonra tekrar alevlendİrÜmiştir. 2Ü Bu sırada İstanbul'da hükümet darbesi olmuş. a. Bunalım süresince Arnavutlar bir kaç kez bağımsızlık ilan etmiştir.

Din farklılığı kriterine göre idari ve ruhani anlamda örgütlenen gayrimüslim topluluk Osmanlı Devleü'nde iki temel toplumsal yapıdan ikincisini oluşturmaktadır. Bunlardan birisi fen öğrenimi diğerleri tıp öğrenimi yapmak üzere gönderilmiştir.. değişik Nazırlıklar. Tazimatın ilanıyla.Turgay Uzun statülerini ve devletle olan ilişkilerim belirleyen ya din ya da mezhep olmuştur. her dinsel toplumun rubam başkanı ile devlet tarafından görevlendirilecek bir memurun . Osmanlı yönetim yapısı üzerinde de önemli etkiler yapmıştır. liva ve nahiye düzeyinde gerçekleşmesini belirtmesi bakımından Avrupa ülkelerine gönderilen 11 kişilik gruptan sadece ikisi Müslüman gerisi gayrimüslimdir. Tanzimat'ın ilanına kadar Avrupa'ya gayrimüslim öğrenci gönderilmemesine karşın. bunun taşra yönetim birimleri olan vilayet. 1856 yılının sonuna kadar Fransa'ya toplam 56 Öğrenci gönderilmiştir. Bu öğrenciler ülkeye geri döndüklerinde. 1847-1856 yılları arasında gönderilen 32 kişinin 24'ü Müslüman. Süryanilerin kültürel düzeylerinin yükselmesini ve kendilerini diğerlerinden ayıran cemaat bilinçlerinin gelişmesi sonucunu doğurmuştur. 150. Osmanlı Devletinde yaşayan gayrimüslim azınlıkların sahip olduğu haklar açısından 1856 Islalıat Fermanı yeni haklar ve özgürlükler getirmesi bakımından önemli bir başlangıcı temsil etmektedir. "Osmanlı Bilim ve Eğitim Anlayışı". Ankara.123. Büyükelçilikler. Bütün bu cemaatlerin Osmanlı öncesi varolan bağımsızlık hatıraları tekrar canlanmış. gayrimüslim vatandaşların kamu lüzmetlerine. Toplumsal Yapı İçerisinde Gayrimüslimler Osmanlı Devleü'nde gayrimüslim aznılıklarm hem siyasal hem de ekonomik açıdan güçlenmesi. Yılında Tanzimat. 184-0'da Avrupa'ya öğrenime gönderilen ilk grubun çoğunluğunu gayrimüslimlerin oluşturması dikkat çekicidir. s. Bu fermanla beraber. Silahlı Kuvvetler ve eğilim kurumlarında görev almışlardır. Avrupa'da eğitim almaları ve yabancı dil bilmeleri onların devlet kademelerinde yer almasını kolaylaştırmıştır. gayrimüslim azınlıkların kültürel seviyelerinin yükselmesi. sivil ve askeri okullara girebilmeleri. 266 . 1992. Ermenilerin. Avrupa'da eğitim gören zengin azınlık çocukları oralarda yeni filizlenen ve moda olan milliyetçi fikirlerle ülkeye dönmüşler ve bu fikirleri kendi cemaatlerine anlatmaya başlamışlardır. kendi aralarındaki uyuşmazlıkların kendi dinsel otoritelerince çözümlenebilmesi. 8'i gayrimüslimdir. tüm vatandaşları ilgilendiren sorunlarda düzenlenen toplantılara (Mcclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye) katılabilmeleri gibi hususlarda yeni özgürlükler tanınmıştır. Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınlan. Osmanlı toplumu inanç temelinde çeşitli milletlere ayrılmıştır. 1856-64 yıllan arasında 38'i Müslüman 23'ü gayrimüslim 61 kişi gönderilmiştir. Ekmeleddin İnsanoğlu. Rumların. Ferman halkın yönetime katılmasını teşvik ederken. başta Sadrazamlık olmak üzere. n Zengin Rum ailelerinin çocukları devlet yapısı içinde önemli mevkileri neredeyse tamamen doldurmuşlardır. 1856 Islahat Fermam.

a. Millet sislenü. İşte bu noktada bir paradoks ortaya çıkmaktadır.35. Niteliği ve Muğla İli Yerel Yönetimlerinin Uygulamada Karşılaştıkları Şortlular. Millet sistemi. a. farklılığı ve çeşitliliği yok etmek değil.g. sahip oldukları otoritelerini kaybetmeye başladıkları sırada. korumak islemektedir. Millet sistemi gayrimüslimleri Osmanlı toplumuna entegre etmeyi amaçlayan bir sistem olduğu halde yaşanan süreç sonunda. Kültürel yönden çeşitlilik içinde bütünlüğü amaçlamaktadır. bu topluluklarda diğer etkenlerle birlikle milliyetçilik akımlarının güçlenmesi noktasında elverişli bir zemin hazırlamıştır. Hourani. Osmanlı Hükümeti üzerinde büyük nüfuz sahibi olmuşlardır.298. Muğla Üniversitesi Yayını. Ancak Yunan ayaklanmasından somaki dönemde Fenerli Rum aristokrasisi gözden düşmüş ve Babıali'nin kadrolarına diğer gayrimüslim unsurlar ve Türkler de girmeye başlamıştır. Osmanlı Devletindeki gayrimüslim topluluklar içerisinde. bu toplumların ayrılıkçı hareketlerini kolaylaştıran bir unsur haline gelmiştir. farklılıkları bütünlük içinde korumak amacıyla oluşturulmuş olmasına rağmen. din adamlarının kaybettikleri otoriteyi kendilerine aktarmayı başarmışlardır.e.. Örneğin Ermeni Divan-ı Hümayun tercümanlarından Salılıak Abro Efendi Osmanlıcasmın zenginliği ve yaptığı telif ve tercümelerde İktisat bilimine ait bulduğu Türkçe karşılıklarıyla tanınmaktadır. Bu bürokratların içinde örneğin Moiz Fresko gibi îbranice harflerle "Üstad" adlı Türk dilinde gazete çıkaranlar. bu arada milliyetçilik de gayrimüslim halkları etkilemeye devam etmiştir. 23 Turgay Uzun-Bayram Coşkun. 1999. İstanbul Rum Patriği 1433'den bu yana bütün Ortodoks cemaatinin sivil başkanı olmuş ve on dokuzuncu yüzyıldan itibaren İstanbul'un Fener semtindeki Rumlar.Osmanlı Devleti 'tide Milliyetçilik Hareketleri önem taşımaktadır. Devletin giderek daha fazla toprak kaybetmesi ve o güne kadar Türklerle eşit haklara salüp Müslüman halkların da ayrılıkçı hareketlere girişmeleri. Ancak yine de tek basma bir hoşgörü ve özgürlükler sistemi olan mîllet sistemini Osmanlı Devleti'nin parçalanmasından sonımlu tutmak yanlış olacaktır. Ortodoks cemaatte "ulusal sorun"un daha canlı olduğu görülmektedir. u Rumlar özellikle yabancı dil bilmelerinden dolayı bir çok üst bürokratik görevlere sahip olmuşlardır. Tanzimat reformları amaçladığı Osmanlı ulusu yaratma amacına ulaşamamış. 2S7 . Tanzimat ile eşit hale gelen gayrimüslim halkın önderleri. gayrimüslim topluluklara idari ve dinsel haklar ve özgürlükler getirmesine karşı. Türkiye'de Yerel Yönetimlerin Gelişimi. Rumlar dinsel yönetimlerini aşamalı olarak tüm Kilise örgütüne yaymışlardır. bu halkların içinden çıkan milliyetçi liderler. gayrimüslim toplulukların kendi farklılıkları üzerinde yükselen bir milliyetçiliğe ve ulus devlet sürecine giden yolu açmıştır. s. On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde eğitim reformu geçiren Museviler de bu dönemden itibaren Babıali bürokrasisinin önemli mevkilerinde görülmeye başlamışlardır. Osmanlıcılık ve İslamcılığın çöküş karşısında bir engel oluşturamayacağı düşüncesini güçlendirmiştir. Muğla."" 3 Osmanlı toplumsal yapısını biçimlendiren millet sisteminin.

On dokuzuncu yüzyılın bu kültürel pluraüzmi.2Ğ Ticari ve hukuki ayrıcalıklar getiren kapitülasyonlar azınlıklarla beraber yabancıların da Osmanlı Devleti içinde daha çok yatırım yapmasını sağlamış ve bu da onları devlet içinde bağımsız bir iktisadi güç haline getirmiştir. 268 . Ağustos1999. onları Avrupa'yla yapılan ticarette aracılar yaparak ticari ve malî açıdan kalkındımııştır. Etrafında kendilerine yabancı statüsüne sahip bazı ayrıcalıklar tanınan Osmanlı Hiristiyanları ya da Yahudilerden oluşan bir grup zımmî toplanan her Avrupa konsolosluğu bir etki merkezi olmuştur. Yabancı devletlerin himayesi onlara sadece siyasal kazançla sağlamakla kalmamış. İmparatorluğun dağılma sürecine girmesiyle. on altıncı yüzyıldan beri Fransa'ya. Bu nedenle denilebilir ki. Diğer yandan Türk tanın ekonomisini kendi sanayileri için hammadde kaynağı durumunda tutarak feodal ilişkileri korumaya çaba göstermiş ve bu sistemin 25 llbcr Ortaylı. Avrupa koruması.Turgay Uzun Missalidis gibi Yunanca harflerle Türkçe dergi çıkaran ve roman yazanlar (Temaşa-i Dünya).g. Kültürel farklılıklarım Osmanlı toplumsal yaşamına eklemleyen gayrimüslimler. kamu yönetimi alanında da önemli mevkilere yükselebilmişlerdir.57. Cogiîo Dergisi.e. Kiliselerini ve rahiplerini himaye hakkı vermiştir. Şeinseddİn Sami gibi hem Arnavut hem Türk milliyetçiliğinde ayrı bir yeri olan. kapitülasyonlar. ülkeyi kendi fabrika ve atölye ürünlerinin pazan durumuna getirerek Türk zanaatçılığının temellerini yıkmışlardır.80. Yapı Kredi Yayınları. sahip oldukları ekonomik gücü ve toplumsal alandaki yerlerini büyük oranda kendi ulusal hareketleri doğrultusunda seferber etmişlerdir. hukuk dışı koruma yöntemleri geliştirmişlerdir. kültürel anlamda kendilerini Osmanlı toplumu içinde ispatlamışlar. bu sanayiinin oluşma durumundaki çekirdeklerini yok etmiş. Ortodoks ve diğer Hıristiyan cemaatler on sekizinci yüzyıl boyunca refah. 20 Hourani.25 İyi eğilim görmüş ve ekonomik yönden gelişmiş gayrimüslimler. Avrupalı devletlerin etkisi hissedilmiştir. sanki kendi vatandaşları olan kişileri yabancı bir ülkenin yönetiminden kurtarmaya çalışıyormuş gibi. Baronyan Agop gibi hem Ermenice hem Türkçe gazete çıkaranlara da rastlanmakladır ("Tadron" veya "Tiyatro" gazetesi).. Gayrimüslimler. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Avrupalı devletler ülke içinde yaşayan gayrimüslimlerin koruyuculuğunu o kadar ileri düzeye götürmüşlerdir ki. Gayrimüslimlere yönelik hiç bir askeri tehdidin olmadığı eyaletlerde bile. Türk sanayiinin gelişmesine yardım etmek şöyle dursun. toplumsal yaşam içinde önemli işlevlere sahip olmuşlardır. Yabancı sermaye yatırımcıları. daha doğrusu bir Osmanlı imparatorluk milliyetçisi tipindeki aydınların da ortaya çıkmasına neden olmuştur. bireyleri aşarak bütün milletleri kapsar duruma gelmiş. "Osmanlı1 Kimliği". a. yabancı sermayelim Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bu sınırsız egemenliği bu ülkenin ekonomik ve kültürel geriliğinin baş nedenlerinden birim oluşturmuştur. Sayı: 19. Ermem harfleriyle roman ve şiirler yazanlar. s. kültür ve nüfus açısından gelişmiştir. Osmanlı topraklarındaki Avrupa Katolikleri. İstanbul s.

özellikle Türk toplumu ile iyi ilişkiler kurmuşlar ve kültürel etkileşim içinde bulunmuşlardır. Avukat Kirkor Fiuapyan.g. 1897'de Girit bağımsızlığını ilan etmiştir. Fikret Türkmen. Şamsutdinov. s.31 Ancak Tanzimat süreci ile gayrimüslim azınlıkların elde ettiği haklar Ermenilerce bağımsızlık amacıyla kullanılmış. Osmanlı Devletine karşı içinde para-militer grupların yer aldığı silahlı bir bağımsızlık hareketi başlatılmıştır. İzmir. düşünsel alandaki yeni gelişmelerin de etkisiyle bir siyasal bağımsızlık hareketine girişmişlerdir. bağımsız Bulgar devletinin kurulmasına giden süreci başlatmış. 1858'de Bosna-Hersek'in bağımsızlık hareketi başlamış. Tarık Zafer Tunaya.T Bakanları Mareşal Karabet Artin Davut Paşa ve Andan Tmger Yaver Paşa.11-12. 1983. 1999. a. Ermeniler Osmanlı Devleti içinde bürokratik kadrolarda üst düzey mevkilere kadar yükselmişler30. s.628. Maliye Bakam ve Hazine-i Hassa Nazın. Bunlardan bazıları şunlardır: Ayan Azası Mareşal Ohannes Kuyumcuyan.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Harelcetleri dayanaklarını desteklemişlerdir. Mondros'tan Lozan'a Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı Tarihi 1918-1923. Ermem ve Türkler arasındaki kültürel ilişki konusunda bkz. Bayındırlık Bakanları Bedros Hallaçyan.T. iktisadi alanda da gelişmiş bir topluluk oluşturmuşlar.s. Haziııe-İ Hassa Nazırları Mikael Portakalyan Paşa ve Sakız Ohannes Paşa. Osmanlı Devletinde gayrimüslimlerin milliyetçi bağımsızlık hareketlerine yönelmeleri Osmanlı'da İslamcılık akımının ortaya çıkması ve güçlenmesi sonucunu doğurmuştur 9 ERMENİ HAREKETİNİN GELİŞİMİ Gayrimüslim azınlıkların milliyetçi hareketlerinde eylemscl ve toplumsal anlamda Ermeni hareketi daha değişik konumda bulunmaktadır. s. 1805'de Sırp bağımsızlık hareketi.. Nitekim I848'dc başlayan Bulgar isyanı. İstanbul 1985. bunlar Ermeni hareketi gibi halklar arasında topyekün bir A. Doğan Yayınlan. 269 27 . Kirkor Agafyan.sı idinde bir çok Ermeni üst düzey kamu görevlerine kadar yükselebilmişlerdir. yoğun olarak bağımsızlık amacına yönelik askeri yöntemin kullanılmış olmasıdır. P. Şükrü Haııioglu. büyük ölçüde Rusya'nın desteğiyle ortaya çıkmış ve başarıya ulaşmış. bunu 1821'de Mora'da patlak veren Yunan isyanı izlemiş ve bu hareket 1830'da Yunanistan'ın bağımsızlık ilanı ile 28 sonuçlanmıştır. İletişim Yayınlan. Diğer yandan 1876 ve 1908 Meşrutiyet Meclislerinde çok sayıda Ermeni milletvekili de bulunmaktadır. İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Jön Türklük (1889-1902). Dokuz Eylüî Üniversitesi Yayınlan.M. Yunan bağımsızlık süreci hakkında bfcz. Osmanlı bürokratik yapı.530-533.e. 1856 Islahat Fermanı'nın azınlıklara iktisadi ve Toplumsal alanda yeni haklar getinm'ş ve bunlar da milliyetçi hareketlere uygun bir hareket alam sağlamıştır. Ermeni harekelinin diğer hareketlerden ayıran nokta.57-67 . Diğer Gayrimüslim halkların bağımsızlık hareketlerinin de silahlı bir hareket niteliği gösterdiği görülmekteyse de. Türk Tarihinde Ermeniler. İstanbul. Giderek ekonomik açıdan palazlanan gayrimüslim halklar. "Tarih Boyunca Türk-Ermeni Kültür İlişkileri". diğer etnik unsurlarla.

özellikle imparatorluğun dış ticaretinde önemli payı olduğunu belirtmekte ve bunların İngiliz ve Fransız sermayesini de desteklediklerini ifade etmektedir.Z. a. Bkz. Anda Yayınlan. u 1896 tarihli Osmanlı kayıtlan ise. Asırda Ermeni Nüfusu".m. yabancı ve Ermeni kaynaklarında değişik rakamlar verilmektedir. büyük oranda Müslüman ballan yaşadığı yerleri kendi toprak almıı olarak kabul eden bir harekettir.78.g. "" Anadoluda'ki Ermeni nüfusu en geniş şekilde incelemiş olan Vital Cuinct'e göre. Cilt:33. 36 Ermeniler özellikie İstanbul'da ekonomik birer güç haline gelmişlerdir.475. 34 Vital Cuinet. s.37 n H. Paris. "XIX. 19S3.000 olarak göstermektedir. Cevdet Küçük. Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Ermeni nüfusu 1. "1915 E r m e n i Ayaklanmalarında Çarlık Rusya'sının Rolü". Tessa Hofmanıı.32 Yine Ermeni bir yazar oları Hovannisian. İstanbul Ermenilerinin daha çok matbaacılık ve gazete tekelini elinde bulundurdukları görülmektedir. akt.78. 1967. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi. Turtsiyct v Period Pravleniya Mladoturok. hemen hemen her vilayette az veya çok bulunduğu görülmektedir.78. Mehmed Hocaoğlu. Ermeniler büyük bir ekonomik güç olma yolunda ilerlemişlerdir. Berlin Kongresinde Etmeni Meselesi (Ermenice). Köçeoğlu Agop devlete kredi açacak düzeyde zengin Ermelilerdendir. akt.. XX1XX. Ermenilere de önemli bir avantaj sağlannş.01 l'dir.160. Diğer yandan Ermeni tüccarlardan bir grup.Aliev. Bütün bu nedenlerden dolayı Ermeni hareketi kendisinden sonraki dönemlerde de etkisini gösteren bir sorun olma özelliğine bürünmüştür. s. Müslümanlar birbiri ardına çıkan savaşlarda kırılırken. Ankara.220-226. izmir. Bacîaljan. Erivan.g. 35 Küçük.000'e yaklaşmakladır 35 Ermenilerin askerlik görevinden muaf tutulmaları diğer gayrimüslim cemaatlerde olduğu gibi. akt. Vergi ve askerlik yüzünden kimliğini saklayan ve yazılmayanlarla birlikte bu sayı 1. Türk Tarihinde Ermeniler. Sayı: 1-2.g.459. bir buçuk milyondan fazla olduğunu ifade etmektedir. Tarihte Ermeni Mezalimi ve Ermeniler.G. 1914 yılından önce bütün Türkiye'deki Ermeni nüfusun iki milyondan az ancak. s.:Aydın Söer. s. tüm imparatorlukta yaşayan Ermeni nüfusu 1. Armenia on the Road ofthe Independence. 37 G.XXl. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. 37. Moskova. 1980.79. 3 Bu doğrultuda Sovyet Ali ev. Küçük. 'Die Arıneniche Frage' aufdem Berliner Kongress atış Sowpetanninscher Sicht Südos-Forschungen. HovannisİLin. s. a.300. Los Angeles. a.275. 1990. Ermeni ve Rum burjuvazisinin. d'Asie. 1955. Ancak Anadolu'daki Ermeni nüfusun sayısı hakkında başta Türk. Turquie. Bu nedenle Ermeni hareketi tarihsel köklere de inen. akt. bunun iki buçuk milyonunun altı vilayette toplandığını belir im ektedir. devletten yetki alarak tahsildarlar cemiyeti kurmuş ve vergi toplama yetkisi almışlardır.m. s. Bu gruplar Osmanlı Bankası ve Şirket-i Hayriye hisselerinden bir çoğunu da elinde bulundurmaktadır. s. Örneğin Badaljan 1870'de tüm Osmanlı topraklan içinde üç milyon Ermeni nüfusun yaşadığım. s.122. 18924894. Artin Bezeiyan. 1976. 270 .Turgay Uzun çatışmayı beraberinde getirmemiş ve geniş bir alana yayılmamıştır.: München. Osmanlı Toplumunda Ermeniler Anadolu'nun demografik yapısına bakıldığında Ermeni nüfusun. 33 R. 1976.m. s. istanbul. s. La.: Küçük.

bu nedenle de aralarında bir savaşım başlamıştır. Kendi hak ve imtiyazlarının erozyona uğradığım gören dönemin Patriği Çuhacıyan ve Keresteciyan gibi patrikler görevlerinden istifa etmişlerdir.g. Padişah II.23. Hoeaoğlu. kendi cemaatlerinin işlerini yürütme yetkisi veren muhtıranın Ennenileri de kapsayacak şekilde genişletilmesi çabası bu iki grubun birleştirilmesine yol açmıştır. Ali ve Fuat kabinesine iletmiş ve bunun (Nizamname-i Ermeniyan) kabul edilmesini sağlamışlardır. kendi cemaatlerinin ikiye bölünmüş olduğunu görmüşlerdir Bu grupların ilki Minas ve Canik adlı iki Ermeni milliyetçisinin yanında yer alanlar. Ermeni toplumunun devlet içindeki durumu bakımından değil de. Patriğin yetkilerinin. ö. ancak Patrikhane'nin aleyhinde bir durum yaratmıştır.e. Ermenilerde milliyetçilik hareketlerinin başlamasında en önemli etkenlerden birisi. 1854 Kırım Savaşının çıkması Ermeni milliyetçi hareketine ivme kazandırmış..23. toplumun lehinde.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri Ermeniler Hıristiyan olmalarına rağmen Gregoryen. Bunların her Halil Metin. Türlciye'nin Siyasi Talihimle Ermeniler ve Ermeni Olayları.. diğeri cismimi olmak üzere iki meclise sahip olmuşlardır. Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları. Ermeniler kendi isteklerini içeren bir nizamname hazırlayarak Sadr-ı Azam Mustafa Reşit. Nizamname-i Ermeniyan41.#.g.e. Bu yönetmeliğin yapısı Ermenilerin bağımsızlığa hazırlanması yolunda önemli bir adım attıklarım göstermektedir. 1839 Gülhane Hatlı Hümayunu ikinci grubun genişlemesini sağlamış ve 1847 yılında Rum Patrikhanesi'ne. İle tanımıştır.34. yurtdışına özellikle Fransa'ya giden Enncmlerin milliyetçi düşüncelerle İstanbul'a dönmeleridir. Bu isteğin kabulü sonrası Ermenilerin kendilerini temsil edecek biri ruhani. 271 . 1850 yılında da Osmanlı Devleti İngiliz elçisinin baskısıyla 38 Ermeni Protestan topluluğunu da bir ferman. Ermeni azınlığın kendi kendisim idare edebilecek bir duruma gelebilmesİdir. 4lJ Bu belge Ermenilerin siyasal ve toplumsal varlıkları açısından yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Mahmut Fransa elçiliğinin aracılığıyla 1830 tarihinde Ermeni Katolikl erini bir topluluk olarak kabul etmiştir. 1992. Hocaoğlu. Hoeaoğlu. beşinci bendinde Ermeni milletvekilleri deyimi yer almıştır. a. Bkz. Katolik ve Protestan mezheplerine ayrılmış. Fransız başkentinden dönen Ermeniler. Bu nizamname 6 bend ve 95 maddeden oluşmaktadır. Bağos Dıdyan.. İstanbul. a.. 1851'dcEncümen'i Dâııiş. s. İlginç olan ise bu yönetmeliğin devlet tarafından onaylanmış olmasıdır. e. s. s. Mığırdıç Cezayirliyan'm oluşturduğu gruptur. s.27. mutlak olmaktan çıkarılarak Ermeni cemaati İle bölüşülmesi noktasında. Agop Gıcıkyan'm akıl hocalığını yaptığı Kevork Yeremyaıı. 1848'de Meclis-i Maarif oluşturulması. Karabet Balyan . iö Ermenilerden bazıları bu gelişmeyi yeterli görmeyerek kendilerine daha çok özerklik getirecek bir düzenlemenin yapılması için çalışmaya başlamışlardır. diğerleri ise. Bu grubun amacı. Ermenice metinde Ermenileri Teşkilat-ı Esasiyesi.

4 3 42 43 Kamuran Gürün. güneye i n m e politikası içinde. Daha sonra Rus askeri okullarında eğilim alan bu subaylar. Tiirk-Rus Münasebetlerinin Bir Analizi.21. E r m e n i milliyetçileri Padişalı II. 42 E r m e n i N i z a m n a m e s i ile Patrikhane ve kendi cemaati arasında süregelen otorite savaşımı cemaat lehine sonuçlanmış ve Patrikhanenin kendi otoritesini yeniden kumıa yolunda. bunlara karşı alınmasını istedikleri önlemler ve destek isteklerini içeren b i r rapor sunmuştur. Ermeniler ya Osmanlı yönelimine ve Türklere karşı m ü c a d e l e d e n vazgeçecek veya diğer gayrimüslim cemaatler gibi bir bağımsızlık hareketine başlayacaklardır. A b d ü l h a m i d ve h ü k ü m e t e karşı silahlı mücadele y ö n t e m i n i benimseyen gizli dernekler kurarak tedhiş hareketlerine girişmişlerdir. Rusların 1813 ve 1828'de İran'a ve 1828-1829'da Osmanlı Devleti'ne karşı Kafkaslarda yaptığı savaşlarda Ermeni asıllı subayların önemli etkileri olmuştur. {Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumu'na Sunulan Bildiri). Türk Tarihinde Enneniler. İzmir.164-165. Abdülhamid'in de bunu gerekçe gösterip Anayasayı geçersiz sayarak Meclisi dağıtması bir baskı dönemini getirmiş. bu ayaklanma Bulgaristan'a da sıçramıştır. Bu d ö n e m d e Rusya'nın. 1998. Çar Petro d ö n e m i n d e Hıristiyan Gürcü ve E r m e n i Prenslikleri d ö n e m i n d e kurduğu ilişkiler ve onların hamiliğini üstlenmesinden beri. Bu konferansın d o ğ r u d a n Ermenileri ilgilendirmemesi nedeniyle E r m e n i l e r bu girişimden bir sonuç alamamışlardır. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınlan. İstanbul. 272 . Ermeni bağımsızlık hareketini kullanma y ö n ü n d e önemli gayretler harcadığı görülmektedir. Ermeııilerde bu d ö n e m i n şartlarından yararlanmışlardır. Ruslar. Osmanlı Devleti'nden ayrılarak bağımsız bir Ermenistan devleti kurulması tek seçenek olarak seçilmiştir. Ermenilerin Osmanlı yönetimine karşı strateji belirleme sürecinde diğer g a y r i m ü s l i m topluluklara Osmanlı Devletine karşı silalılı bağımsızlık mücadelesi içine girdikleri ve bazılarının bu mücadeleden başarıyla çıktıkları g ö r ü l m e k t e d i r Rumeli'de Bosna-Hersek'te ayaklanma başlamış. İstanbul Konferansının ardından R u s y a ' n m Osmanlı Devleti'ne savaş açması. Bu seçeneğin seçilmesinde Osmanlı Devleti içinde yaşayan t ü m Hıristiyanların tek bir cismani lidere bağlanma ve Ermeni Patriğinin sadece ruhani bir lider olarak kalması üıtimali de önemli rol oynamıştır. s.Turgay Uzun ikisi de ileri tarihlerde Eçmiyazin Katolikosluğuna seçileceklerdir. "Türkiye'de Ermeni Sorununun Yaraübşı". Bkz. s. 1983. Padişah II. Ermeni çetelerinin k u r m a y kadrolarını o l u ş t u r m u ş t u r . Tergegusov ve Lazaryev. Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları. No:2. Müslümanlara yönelik katliamları yönetmişler ve Kafkas direnişi olarak anılan Şeyh Şamil hareketinin başlamasına neden olmuşlardır. Bu tip bağımsızlık amaçlı ayaklarını alarm artması Ermeni hareketinde de bir yol ayırımına girilmesini hızlandırmıştır. Bu Ermeni güçlerini örgütleyen Ermeni asıllı Rus subaylar arasında General Rütbesine yükselmiş olanlar Yermoİov. M e h m e t Saray. Osmanlı Devleti'ne karşı Ermenileri kullandığı görülmektedir. Bulgaristan sorununun ç ö z ü m ü için 1876 yıluıda toplanan İstanbul K o n f e r a n s m d a Ermeniler İngiliz temsilci Salisbury'ye O s m a n l ı hükümetinin Ermenilere yaptığı baskılar.

Bu demeğin amacı. 273 .4S 44 46 47 48 Recep Şahin. yeni adı Süleymanlı olan Kahramanmaraş ilinin kuzeyinde bir kasabadır. 1862 yılında "Umumi Hayriye Cemiyeti" adıyla başka bir demek kurumuştur. Abdülhamid. HocaoğliL s ü. Ayaklanmayı başlatan grubun önde gelenleri İstanbul'a geldiğinde Ermeniler tarafından coşkuyla karşılanmıştır. 1872'de Van'da "İttihat ve Halas Derneği" ve"Karahaç Derneği" kurulmuştur. 1983.e. "Cemiyet-i Tedrisiye". ve 1880 yılında bu demekler bir çatı altında birleşmiş ve "Ermenilerin Birleşik Demeği" adım almıştır.g.g.30. s. Ancak gerçeklen bu demeklerin bağımsızlık ve özerklik amaçları da vardır. s30. milliyetçi hareketin örgütlenmesinde önemli roller oynamıştır. "Doğulu" ve "Kilikya" demekleri kurulmuş. Türk ve Rus Ermenileri arasında önemli bir köprü oluşturma işlevim yerine getirmekledir. Daha sonra iç çekişmeler sonunda Fransa'ya giden Portakalyan. Hükümetin Zeylun'a kaymakam tayin etmesi ayaklanmayı durduramamış. Portakalyan. Hocaoğlu. 1862 yılında radikal milliyetçi Ermeniler bir ayaklanma başlatmış ve bağımsız Ermenistan'ı kurma isteklerini açıkça İlan etmişlerdir. s. "Kilikya" adında demeklerde bu yolla milliyetçi hareketi örgütlemek İçin faaliyette bulunmaktadır.. Türk Tarihimle Ermeniler. Kafkasya'da "Genç Ermenistan Demeği". Bu demek ve lideri Portakalyan Türk-Rus savaşında karşılıklı yardımları örgütlemiş. girişimleri sonunda Van'da milliyetçi düşünceleri yaymak ve geliştirmek için ünlü Ermeni Kilisesini açmıştır. "Cemiyci Hayriye" adlan allında kurulan gruplar. a.87. Pariste "Armenia" gazetesini çıkartarak milliyetçi hareketin sözcülüğünü yapmaya başlamıştır. s. (Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumuna Sunulan Bildiri). Merkezleri Muş'ta bulunan "Okul Sevenler". 1880'de Erzurum'da "Silahlılar Derneği".Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri İT. hem dış destekçilerini Ermenilere karşı. Bu demeklerden Araratyan.g. a. No:2. "Tabkutrarinaıüs".e. "Araratyan". Zeytun. 1879'da "Milliyetçi Kadınlar Derneği".e.. diğer yandan Ermenilerin yaşadıkları bölgelerdeki halkı Ermenilere karşı kullanarak bu 4d isyanları bastırmıştır. Van bölgesinde "Araratlı". Ermenilerin bu dönemdeki ilk büyük ayaklanma hareketi 4S Zeytun adlı bir kasabada ortaya çıkmıştır. "Tervliyan". Patrik Varjabetyan'da bu komisyonda yer almıştır.. karışıklıklar devam etmiştir. İzmir. Maraş ve çevresini imar etmektir. Daha sonra Araratyan komitesi bağımsızlık yanlısı Ermenilere daha uygun bir zemin haline gelmiştir. Ayaklanma üzerine özellikle Fransa'nın baskıları ile bir komisyon kurulmuş. Ermenileri birbirine.. Adana. 47 1873 yılında Portakalyan adlı bir Ermeni ini Ermeni ihtilal grubunu kurarak "Asya" adlı bir gazete yayımlamaya başlamıştır. Metin.46 Ermeni Örgütlerinin Kuruluşu ' ' ' 1870-1880 tarihleri arasında. "Tarih Boyunca Türk Devletlerinin Ermeni Politikaları". Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınlan.

Örgüt. "Ermeni İhtilal Cemiyetleri İttifakıMır. Bu aşamadan sonra Ermenilerin bağımsızlık yönündeki faaliyetleri artmış. Bu nedenden dolayı iki örgüt . milliyetçi hareketin örgütlendiği ve gençlere aktarıldığı yerler olmuştur.1896 yılına kadar iki ayrı örgüt olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Türkiye'ye silahlı Ermeni güçlerini sokmak. Sırbistan ve Bulgaristan'da milliyetçi karakterde isyanların çıkması da Ermenileri bu yolda cesaretlendirmiştir. bu harekelin odaklarım oluşturan komitelerin önemli rolü olnıuşlur. 1887 yılında Kafkas Ermenilerinin önderliğinde Avcdİs Nazarbekian ve eşi Manan Vardaniyan tarafından Marksist ilkeler doğrultusunda kurulmuştur.e. Ermeni bağımsızlık hareketine destek bulma yönünde bu iki patrik özellikle Avrupa'da etkili çalışmalar yapmışlardır. Ermeni milliyetçi hareketine olumlu bir etki yaptığı söylenebilir.Turgay Uzun 1829 yılında Yunanlı kırın ayaklanma sonucunda bağımsızlıklarım kazanmalarının. s. Taşnak komitesi.g. İngiliz hükümetinin sağladığı destek sonucu merkezini Londra'ya kaydırmış. daha sonrada İstanbul'da bir temsilcilik açmış ve tüm milliyetçi örgütler bu komiteye bağlanmıştır. 1890 yılında Kafkasya'da kurulmuştur. Taşnak Komitesine bağlı güçler 1890 yılında Erzurum ve çevresinde çeşitli silahlı eylemlerde bulunmuşlar.. Rusya Ermenilerinin katılımıyla kurulan komite. sırasıyla İzmir. Müslüman köylerine Halil Metin.90. 4"' İlk olarak Türkiye Ermenistan1! diye adlandırdıkları bölgeyi temel faaliyet alam olarak belirlemişlerdir. Ermeni Komitelerinin Oluşumu Ermeni bağımsızlık hareketinde. Üçüncü Türk kolordusu ile çatışmalara giren örgüt militanları. özellikle kiliseler. Hınçak komiteleriyle birleşerek Rusya'dan Türkiye'ye giren çetelere yardım amacını taşımaktadır. Ermeni ruhani liderlerinden Van Başpiskoposu Mıgırdıç Hrımyan. Bu komitelerden ilki olan Hınçak Komitesi.. Ayestefanos Antlaşmasıyla bu yerlerin bağımsızlıklarına kavuşması ve Osmanlı Devletipnin içine düştüğü dunun. Türkiye'de işçi sınıfının bulunmadığını ve bu nedenle de Türkiye Ermenilerinin bu harekete katılımının az olacağını söyleyen Taşnak Komitesi arasında ideolojik ve yöntemsel farklılıklar nedeniyle görüş ayrılıkları oluşmuştur. Türkiye Ermenilerini silahlandırarak bir bağımsızlık hareketini başlatma amacı gütmektedir. Büyüyen örgüt. Örgütün amacı. a. 274 w . bu süreç içerisinde görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Örgütün tam adı federasyon anlamına gelen "Taşnaksııtyun" dur. daha sonra onun yerine gelen Nerscs Varjabetyan döneminde milliyetçi hareketin yeni bir ivme kazandığı görülmektedir. Bu dönemde Bosna-Hersek. Marksist ideolojiyi benimseyen Hınçaklarla. Halep ve diğer büyük kentlerde örgütlenmiştir. Osmanlı Devleti sınırları içinde bağımsız Ermenistan i kurmak ve daha sonra Rus ve İran Ermenistan1 ıyla birleşerek efsanevi ideal olan "Büyük Ermenistan"ı kurmaktır. Ermenilerin bir an önce bir isyan hareketi başlatma yönündeki isteklerini artırmıştır. Ermeni milliyetçi hareketini örgütleyen iki büyük örgüt. Komitenin asıl adı. Ermeni milliyetçi hareketinin bir diğer önemli örgütü.

s.34. 51 İlociioğlu. 1896 yılında silahlı çeteler Türk-Rus sınırım geçmişlerdir.459-466. Süer. a. kendisine ''sosyalist demokrat".e. Rusların gizli bir örgülü olan Norotonovlets'de uzun zaman çalışmış.5i Taşnak komitesi bölgedeki Kürt aşirelleriyle işbirliği içinde bir ayaklanma başlatmaya çalıştıysa da bunda başarılı olamamıştır. Taşnak komitesi'nin programını buradan adapte etmiştir. Ermeni güçlerin saldırıları Birinci Dünya Savaşı sonrası mütareke döneminde özellikle Fransız ve Rus işgal güçlerinin yardımıyla dalıa da artmış ve Ermeniler Kars.461.g. "adem-i merkeziyetçi" gibi tutarsız tanımlamalar getiriyorsa ve Ermeni toprak sahiplerini. a. Ermeni hareketi ve 1915 Ermeni ayaklanmalarında Rusya'nın etkisi konusunda bkz.bu yörelerde katliamlar yapmışlardır.. 275 . Ermeni gençlerine Makedon ve Bulgar örgütleri tarafından askerî eğitim verilmesi ve askeri yardım sağlanması konusunda antlaşma yapılmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara Hükümeti bu güçlere karşı 9 haziran 1920:de Doğu Cephesini oluşturmuş ve Kazım Karabekir Paşa komutasındaki ordu.m. işçi ve köylülerle beraber yapısında bunlara da yer vermekten kaçınmamıştır. Ermenistan'la yapılan Günırü Antlaşması ile de ateşkes ilan edilmiş. din adamlarını. tüccarları. 52 Süer. "sosyalist devrimci". s. ct-g. s . Bu süreç içinde Ermeni güçlerin Rusya'dan yardım aldığı görülmektedir50 Taşnak Komitesi'iııin kumcusu olan Clıristopher Mikaelyan. "milliyetçi". Ancak Taşnak Komitesi'nin Makedon ve Bulgar milliyetçi örgütleriyle bir ittifak sağlama girişişimi başarıyla sonuçlanmış.m. işçi sınıfım sömürmekle suçlamışsa da. Rusya'da Ekim Devrimi sonrasında Ermenistan'ın Sovyetler içinde yer alması ile de Ermeni milliyetçi hareketi uzun bir süre için ortadan kalkmıştır. amaçlarını gerçekleştirmek için silahlı mücadele yolunu seçtikleri ve bir terör örgütü kimliğini taşıdıkları görülmektedir Diğer yandan Taşnaklar ilk programlarında bağımsızlıktan hiç söz etmemişler ve Hmçak Parlisi'nden kesin çizgilerle ayrılmışlardır. Ardahan ve havalisini işgal etmişfer..5' Taşnak Komitesinin programından.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri yaptığı baskınlarla sürekli bir çatışma ortamı yaratmayı bir strateji haline getirmiş ve. Taşnak Komitesi. tüzüğünde. Kars ve Ardahan bölgesini kuriarmıştır.g.

Baykara. Sonradan ortadan kaldırılan havuzlu ön bahçenin görünümü için bkz. 52. 5 Hükümet Konağı için bkz. T. Türk Tarih Konresi 'nden aynbasım (Ankara 1994). izmir 2000. Konak Meydanı olarak tamnan meydanın tasarımı da. Modernleşme Sürecinde Osmanlı Kentleri.Dumont-F. Yüzyıl İzmir Fotoğraftan. Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri'nin Sosyal ve Ekonomik Yapılan. Batısından denize açılan meydan. 1973. 55.Çadırcı. 277-287. Konak adıyla anılmaya başlandı6. Kent siluetlerine düşe)' öğe olarak katkıda bulunan saal kuleleri de. s. Ankara 1978. 3 Konak Meydam'mn eski durumunu gösteren kartpostal resmi için bkz. 18. 211-212. 1 Kent yapısındaki değişimler için bkz. yüzyılda. Dr. s. İzmir 1998. s. o döneme kadar uzanır. 4 Kışlayla ilgili geniş bilgi için bkz. İstanbul 1996. Tarih Enstitüsü Dergisi. yüzyıla tarilüendirilen Yalı Camii ve bugün ayakta olmayan medresesi7 bu oluşumdan sonra. M. "İzmir Sarıkışlasmm Yapım Çalışmaları". s. 43. Atay. kentlerin fiziksel çehrelerinin de farklılaşmaya başladığı izlenir1. Ç. bu eyaletin merkezi olmuştur.3 (Ekim 1972). 7 Tarihlendirme için bkz. A. İzmir Şehri ve Tarihi. N. E. Bu farklılaşmalar arasında. M.Baykara. S. Osmanlı Devleti fnin ekonomik. diğer üç yönden de Sankışla' Hükümet Konağı ve depo yapılarıyla çevrelenmişti3. s. Öğretim Üyesi. Aydın Eyaletine bağlı bir kent olan İzmir. İzmir Şehri ve Tarihi. ss. İZMİR SAAT KULESİ İnci Kuyııhı ERSOY* 19. İstanbul 1 997. S. Ankara 1991. belediye gibi yeni yapı türleri ile çeşitli meydan tasarımlan göze çarpar.Berktay).. (Çav. bu alanda herhangi bir meydan yoktu4. kentlerde oluşturulmaya başlanan idari merkezler ve bu merkezlerde inşa edilmeye başlanan hükümet konağı. S. Batılılaşma Sürecinde İstanbul 'da Tasanm ve Dış Mekanlarda Değişim ve Nedenleri. 1850'den itibaren. İzmir 1974.. bu * Doç.. İzmir 1974.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. 19. P. Ankara 1982.Georgeon (Ed). sosyal ve toplumsal değişimlerine paralel olarak. Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü.Dcncl. 1867-72 yıllan arasında inşa edilen Hükümet Konağı ile önem kazanmaya başladı5.Ü. bu bağlamda önemli yapılar olarak karşımıza çıkar. 2 T. yüzyılın İkinci yansından itibaren bu değişimlerin etkilerini dımımsayan kentlerden biri olarak önem taşır.Aktepe. 19. Bu bölge. "Osmanlı Devri İzmir Camileri Hakkında Ön Bilgi". X. Osmanlı'nın prestij yapısı olan Sankışla 1827-28 yıllarında tamamlandığı dönemde. 19. Osmanlı'dan Cumhuriyete İzmir Palmlan. Aklüre. Yüzyıl Sonunda Anadolu Kenti Mekansal Yapı Çözümlemesi. 2439-2446. 192.Ülker. Önündeki geniş bahçe düzenlemesiyle de dikkati çeken Hükümet Konağı "mn bulunduğu mahal. . s.

İzmir 1978. 19. 42.. 11 Acun.37 (Temmuz 1998).g. Ayrıca bkz. Kemal Paşa Evrakı. bazı İevantenlere ev planları çizdiği ve bugünkü Alman Konsolosluğu binasının da mimarı olduğu belirtilmektedir. 133. N.ıtlan. hem de yukarıda zikredilen emir müsveddesinde. "'İzmir Saat Kulesi". Yüzyıl İzmir Fotoğraftan. Anadolu Saca Kuleleri.İnci Kııvııhı Ersoy alan içinde kaldı . s. Giiltekin. G. İzmir için simgesel bir değer taşıyan ve kent 10 siluetine düşey bir öğe olarak katkıda bulunan Saat Kulesi inşa ettirildi . İzmir'deki Alman Konsolosluk binasını da inşa eden mimar olduğu belirtilmektedir. yüksekliğindeki som gümüşten yapılmış makel. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. 7 (t990 ). Atay.. Raymond Pere'nİn. Bkz.si'nde çıkan bu haber için bkz. a. Maketin üzerindeki Fransızca ya/. a. 24. Ç. "E..Raymond'ıın. 1-2) 8 a Konak Meydatıfnm 1910 yıllarındaki görünümü için bkz. İzmir 1952. a. ag.Alay.Acun.e. s. Ç. S. Oryantalist eğilimli yapıların kentteki en anıtsal örneğidir (Res. bir maketinin yaptırıldığı ve maketin inşaat komisyonu üyesi Belediye Reisi Eşref Paşa ve Kamil Paşa'nın oğlu Said Paşa eliyle gönderilmesi konusunda 10 Mart 1307/23 MarL 1901 tarihli bir emir müsveddesi bulunmaktadır14. s. Raynıond Pere olarak verilmektedir17. eski sadrazamlardan İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa'mn oğlu bahriye mirlivası Said Paşa'mn yaptığı12 ve bir inşaat komisyonu kurulduğu13 anlaşılmaktadır.g. İstanbullu Kuyumcu Zingulli Usta'dırL\ 90 cm. 13 Yapının İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa oğlu Said Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa "dan oluşan bir komisyon tarafından yaptırıldığı konusunda bilgi için bkz. 86/13 1210 numarada kayıtlı yapının maketi ile ilgili belgenin iranskripsİyonu için bkz. değerli taşlar ve altın yaldızla süslenmiştir. Hükümet-i Seniyye ve Kışla-yı Hümayun Meydanı olarak da 0 adlandırılan bu alana temel kimliğini kazandıran ve genellikle neo-klasik üslnp özellikleri yansıtan bu yapılardan sonra. Bugün Topkapı Sarayı'nda bulunan ve Saat Kulesi ile aynı özellikleri taşıyan 1902 tarihli maketin sanatçısı. Lak: S. İzmir Tarihi. Yapımn inşaat nazarlığını. Bkz. Ahenk Gazete.. 10 Saat kuleleri hakkında toplu ve geniş bilgi için bkz. 11 N. inşaatı devam eden Saat Kulesi'nin yeri bu şekilde belirtilmiştir. Tarih İçinde İzmir. "Saat Kulesi".Çiğ. S.Acun. 194.Sonat.12 (Ocak 1978). yapı İzmir'de inşa edilen Şadırvanh Saat Kulesi olarak tanımlanmıştır. Saat Kulesrnin görünümünün bulunduğu bir kartpostalda. Yapının inşası sırasında. s. 278 9 .g. 17 M. yüksekliğindeki 4 katlı kuruluşun kaidesi. yıldönümü kutlamaları nedeniyle. Ankara 1994. 1).5. Ancak. s. kulenin mimarının İzmirli S. İzmir 1998. s.Raymond olduğu anlaşılmaktadır16. H. Yapı hem maketin yazıtında. . H. 2415 İstanbul Beyoğlu'ndaki kuyumcu atelyelerinde yapılan maketle ilgili bilgi için bkz.. Ülker.23. 'Topkapı Sarayı Müzesi Suat Seksiyonu". S. s. s. 14 Başbakanlık Arşivi.e.e. 1901 yılında inşa ettirilmiş olan Saat Kulesi11. Atay. 25 m. 10. 183. 60. s. Abdülhamife Hediye İidüen Gümüş Maketler'". 9. 12 H.e. Ülker. Sanat Dfinyannz. Sanat Dünyamız. Ç. 11. Her katı kendi içinde bir bütünlük gösteren Saat Kulesi. s. Konak Meydamlım denize bakan tarafında yer alan ve Sultan II. yapının mimarının M. sekizgen planlı olup çokgenin köşeleri merdivenlerle ulaşılan birer su yapısı olarak tasarlanmıştır (Res. Bir gazete haberinde. K. haç biçimli bir platform üzerinde yükselir. s.

. Köşelerdeki baldakenler ile eksenlcrdcki açıklıkların kemer köşeliklerindeki Oryantalist bitkisel motifler. Abdülhamit'in tuğrasının bulunduğu bilinmektedir21. orijinalinde çift renkli taşla örülmüşken. 20 . Yapının ilk inşasında. . Osmanlı Arması ve II. Alt kat cepheleri silmcli bir saçak ve onun üstünde yer alan ajurlu palmet şeridiyle son bulur. köşelerde dar sekiz kenarlı bir plan tasannu gösteren gövdenin yüzeyleri baklava motifleri içme yerleştirilmiş beş kollu yıldızlarla dolgulandnılmıştır (Res. Yüzyıl İzmir 19 21 IB Fotoğrafları. Üst kesimde de. onarımlar sonucunda tek renkli taşla inşa edilerek bugünkü görünümlerim almışlardır". birer yalak yerleştirilmiş ve bu ayaklara havuzdan birer lüleyle suyun akması sağlanmıştır1 y. 42.4). halk arasında Havuzlu Anıt olarak da isimlendirilmiştir. Kemer köşelikleri bitkisel arabesklerle dolgulandırılnuştır. sivri at nalı kemerli birer açıklık şeklinde olup sekizgenin köşelerine yerleştirilmiş birer ayakla baldaken kuruluş gösterir. sütunçeier üzerine oturan dilimli kemerli. köşelerde iki. Üzeri birer kubbeyle Örtülmüş baldaken tarzında inşa edilmiş bu kuruluşların alt kesimine dikdörtgen biçimli birer havuz yerleştirilmiştir (Res. Ortasında birer fıskiye bulunan havuzların üç tarafında da. Baldakenin kubbeleri. Alt bölüme göre daha alçak ve dar tutulmuş olan ikinci kat.Yapının çizimleri. ay-yıldız motiflerinin yerinde. Kemerleri taşıyan silindirik sütunlar. süs balkonlarıyla aynı hizada yuvarlak madalyon İçine birer ay-yıldız motifi işlenmiştir. cephelere yerleştirilen ve alttan Morcsk başlıklı silindirik sütunlarla desteklenen birer at nalı kemerle taşınmaktadır.İzmir Saat Kulesi (Şek. birer açıklık ve bu açıklıkların önüne de konsollarla taşman ve mükebbireleri anımsatan birer küçük süs balkonu inşa edilmiştir. a.Saat Kulesi'nİn eski durumunu gösteren kartpostal resmi için bkz.15 Haziran 1927 yılında çıkarılan "Millî ve Resmi Binalarda Bulunan Tuğra ve Medhiyelerin Kaldırılması" hakkındaki 1057 sayılı kanundan sonra arma ve tuğraların çıkarıldığı bilinmektedir. . Geniş kenarlarının ortasına.g.4). İki tarafında yer alan düşey dikdörtgen pano yüzeyleri geometrik motifler ve aralarındaki palmet motifleriyle bezenmiştir. alt bölümde olduğu gibi silmcli bir saçak ve üzerindeki taştan palmet dizisiyle son bulut. üç dilimli kemerlerle hareketi en dirilmişür (Res. Kemer köşelikleri bitkisel kıvrık dallar ve palınet motifleriyle bezenmiştir. 19. Moresk başlıklara sahiptir. Taştan yapılmış ok ucu biçimli birer alemle biten kubbelerin dış yüzeyleri de. N. Yine sekizgen plan gösteren ve gövdenin etrafım bir galeri şeklinde çevreleyen bu bölüm. Yapının eksenlerde yer alan kapıları. içlerinde birer palmet bulunan baklava motifleriyle bezenmiştir. Bu açıklıklardan güneybatıdaki hariç. deniz cephesi hariç diğer cephelerde. Kemer köşeliklerinde.3). Sivri at nalı kemerler.Ülker. 13. saçak üzerinde yer alan palmetlerle birlikte cephe süslemesinin ana unsurlarını oluşturur.Fıskiyelerden bazıları günümüze ulaşamamıştır. l-3) ı s . s. s. Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nden alınmıştır. Galerinin üzerinden yükselen ve eksenlerde geniş. diğerleri birer yalancı açıklık şeklindedir ve önlerini kapatan duvar yüzeyi bitkisel arabesk bezemelerle süslenmiştir. Bu nedenle de..m. . Bilgi için bkz. cephelerde dört kemer açıklığının oluşturduğu at nalı formlu. üst kesimlerinde birer ay ve yıldız motifi bulunan bitkisel arabeskler görülür.

Ancak. Tamamen düzgün kesme taşla inşa edilmiş yapının. 11. Alman İmparatoru II. Uluslararası Türk Sanalları Kongresi nde bildiri olarak sunulmuştur. "İzmir Mektcb-i Sultanisi (Mithat Paşa Endüstri Meslek Lisesi Binası). IV. Uluslararası Türk Kültürü Kongresi (3-7 Kasım 1997 Ankara). Moresk sülün başlıkları. Keçeciler (Aııafartalar) ve Kemer (Yenişehir) karakolları gibi yapılar.g. 24 18 Haziran 190! ve 18 Eylül 1901 tarihli Ahenk gazetelerinde çıkan haberler için bkz. istanbul 1974. baskı da. Sütunlardan 40 ianesi Marsilya'dan getirtilmiş24 yapıda. bir alt bölümdekiyle aynı karakteri taşır. İslaini karakterin ön plana çıkmasına neden olmuştur. Endülüs'teki yapılarda aranabilecek biçimlerin eklektik anlayışta ele almışım göstermektedir. s. 27 İzmir'deki Oryantalist eğilimli yapılan konu alan bir araştırmamız. 26 Tarihlendinîıe için bkz. 136. diğer Baülı üslup özellikleriyle biramda kullanılmıştır. 25 Yapıyla ilgili geniş bilgi için bkz. Cephelerin tamamı yine taşa oyulmuş bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiştir. diğer bölümlerde olduğu gibi sekizgen bir baldaken şeklindedir23. Bkz. N. dilimli kemerler: kat cephelerini soıüandıran silmeler üzerindeki palmet ve mazgal dizileri: dışa taşlan üst bölüme geçişi sağlanyan üç sıra mukarnas dizisi: cephe yüzeylerinin danteliınsi ağ gibi baklava motifleri içine yerleştirilmiş beş kollu yıldızlarla dolgulandırılması. Çorakkapı. Kuzey Afrika ve Endülüs yapı ayrıntılarıyla îslami Revivalizm diyebileceğimiz bir yaklaşımla ele alınmış Saat Kulesi H. saatlerin bulunduğu bölüme ulaşım.. 280 23 . adı geçen kongre metinleri arasında yayınlanacaktır. Çorakkapı (Basmahane). yuvarlak ve sivri at nalı kemerlerle. 26. Ülker. s. 1974 yılındaki depremle yıkılanbu bölüm. s. Saat Kulesi. "Osmanlı Devri Camileri Hakkında Ön Bilgi". 1976 yılında onarılmıştır. dışa taşkın üst bölüme geçiş üç mukarnas sırasıyla sağlanmıştır (Res.Kuyulu. 1881-83 tarihli Mekteb-i Sultani (Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi)25. s. a. 14. İzmir'deki Oryantalist eğilimli yapıların ilginç örneklerindendir7. kaynağı KaJıire'deki Fatimi ve Memluk yapılarıyla. Ülker.e. köşelerindeki havuz ve kumalar mermerden yapılmıştır. Oryantalist üslubun İzmir'deki en Önemli temsilcisidir. zemin kattaki odadan başlayarak yükselen bir merdivenle sağlanmaktadır. bu yapılarda Oryantalist özellikler. Tarih Enstitüsü Dergisi. "izmir Saat Kulesi".13. MAktepe. kemer köşeliklerindeki ve cephelerdeki bitkisel ve geometrik motifler. Wilhem tarafından hediye 22 edilmiş birer saat yer almaktadır . Dışa taşkın saçak ve üstünde yer alan mazgallardan soma daralarak yükselen kule. 'İzmir Saat Kutesi". İ. Bir alemle son bulan kubbeyle örtülü baldakendeki saçak üstü süslemesi. üst bölümde. Geniş cephelerinde.Acun.5). N. S. Keçeciler ve Kemer Polis Karakolları Örnekleriyle İzmir'de Oryantalist Eğilimli Yapılar" başlıklı bildirimiz.inci Kıtyıtlu Ersoy Gövdeden. 1893 tarihinden sonra inşa edilen Salepçioğlu Camii26 ile Vali Rahmi Bey Dönemi'nde 19131918 tadilleri arasına larihlenen Kemeraltı. "Kemeraltı. Ağustos 1999'da Hollanda'nın Utrecht kentinde düzenlenen A7. Bu karakteriyle de.4-5 (Ağustos 1973-74). Kuruluş özellikleri ile bezemenin bütünleşerek ahenkli bir etki bıraktığı yapıda gerek form gerek kullanılan biçimler.

daha çok Baü Oryantalizmini hatırlatan tarzıyla. 281 . sadece İzmir'in değil.İzmir Saat Kulesi ise. Türkiye genelinde de Oryantalist üslubun en anıtsal temsilcilerinden biridir.

İnci Kuyulu Ersoy O 1 2 5m Plan Şek. 1 .İzmir Saat Kulesi .

İzmir Saat Kulesi • 0 .. 2 . -r- O I 2 5m Doğu-Baıı Cephesi Şek.İzmir Saat Kulesi .

İnci Kuyıdu Ersoy O 1 2 5m A-A «. 3 .eşiti Şek.İzmir Saat Kulesi 284 .

İzmir Saat Kulesi Res. 1 . 2 .İzmir Saat Kulesi 285 .İzmir Saat Kulesi lı " • Res.

İzmir Saal Kulesi • «=***.İzmir Saat Kulesi 286 . 3 . 4 . J- 1 ? Res.İnci Kııyulu Ersoy Res.

5 .İzmir Saat Kulesi Res.İzmir Saat Kulesi Res. 6 .izmir Saat Kulesi 287 .

C. bir neslin tecrübesini diğer bir nesle ulaştırma. Mesela ilpend-name. İslâmda İnanç. üç küçük oğlu üç-oklar solda oturur. Üç büyük oğlu Boz-oklar sağda. talebelerine. "Ey oğullarım! Çok savaştım. Bunlarda ahlaki öğütler yer alır3. 440. Kazan 1990. : Aslında dilimizde yaşayan binlerce "ata sözü". Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1963. 4. dostları sevindirdim. s. s. Ankara 1988. Agâh Sun. malını ölüm sonrasına bağlayarak bir şahsa teberru yoluyla temlik (mülk kazandırma) etmesini ifade eden bir ıerim"2dir. İzmir 2000. TÜRK KÜLTÜRÜNDE VASİYET GELENEĞİ Hasan KOKSAL' Vasiyet: "Birini (ana-babamn.Doç. " der. Leveııd. Vasiyet konusunda Hunlar devrine kadar çıkan Oğuz-nâme'de ilk bilgilere rastlıyoruz. İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi. Yard. Binlerce hayvan keserek büyük bir toy yapar. ss.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. artık yaşlandım. Halk eğitiminde ve sosyal huzurun sağlanmasında geleneklerin önemli bir fonksiyonunun bulunduğu herkesçe kabul edilen bir gerçektir. Konu olarak seçtiğimiz "vasiyet geleneği'". Bir "Uluğ Kurultay" toplar. İstanbul 1997. altı oğlu ile birlikte dünyayı fethedip cihangir olduktan sonra ana yurduna (yurt-i asli) döner.Dr. Türk Dil Kurumu Yayınları: 234. vasiyet konusuna geçiyoruz. Edebiyat Bilimi Sözligi. s. kendi yolunu devam ettirenlere) ölütn öncesi yazılı veya sözlü olarak bıraktığı nasihat"1. 91.) bir başkasına (çocuklarına. Konumuzu dağıtmamak için bu bir biriyle iç içe bulunan didaktik mahiyetteki bir başka çalışmada ele almayı düşünüyor. aileden devlete kadar uzanan kurumlarda görülen bir uygulamadır.289-299. Ü. üstadın. Düşmanları ağlattım. idarecinin vs.' adı altında kaleme alınmış manzum ve mensur bir çok eser vardır. Ümmet Çağında Ahlâk Kitablarıımz. . Oğuz Han. dilek. ibret alınacak fikir teşkil eder. "Kişinin. E. "didaktik şiir" ve yüzlerce ahlâk kitabı birer vasiyet niteliğindedir. Altın bir otağ kurar. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. "kıssa". akrabalarına. Bunun esasım rica. Gök-Tanrı 'va borcumu ödedim. Modern Edebiyal'taki Vecize (Maxime)ler aynı amaçlı ürünlerdir. 32.

Doç. gerekse barış yoluyla İslâmiyet Türkler arsında yayılmaya başlamıştır. Milli Eğilim Bakanlığı Eğitim Dizisi: 30 İstanbul 1997.. Melik Şah'ı yerime tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. yüzyıllarda siyaselnâmeler ve ahlâk-görgü kurallarından bahseden didaktik mahiyetteki kitaplar (Nizamü'ül-mülk'ün Siyasetnâme'si. Ayrıca üvey oğullarının. Ögel. Eğer alacağız diye dava ederlerse. Tanık İnge. Türk Devlet Geleneği. s. a. halk ve yakınlarımdan Asana. Tükele ve Kimtsü başta olmak üzere. Bahaddin. Ben vasiyetnameyi Sııtz'a. "faizle ve kefaletle borç alma". Coşkun-Mıımcu. Dr. Türk Hukuk Tarihi. Ankara 1971. başka bir kimse ile evlenmeden. diğer yandan da batıda Müslümanlarla ilişki kurmuşlardır. Tanen. Anadolu kapısını Türklere açan sultan Alparslan'ın Roinenos Diogenes ile Malazgirt Meydan Muharebesinle çıkmadan yapmış olduğu şu vasiyet-hitâbe bu geleneğin devlet katında sıkı bir şekilde uygulandığım göstermektedir: "Ey askerlerim! Eğer şehid olursam. 29-34.e. Türk Mitolojisi /. "yarıcılık". Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını: 388. Ahmet. XT-XIII. Bu belgede vasiyeti yapan. Dr. s. Bu tamga ben."5. Yusuf Has Hacib'in Kutad-gu Bilig'i) özellikle dikkati çeken eserlerdir. Töreye ve birliğe bağlı kalmalarım vasiyet eder4. Prof. Üçok-Mumucu. Ankara 1976. Tanık Kara-toym.Hasan Koksal Yurdunu oğulları arasında böler. Ok-yay ilişkilerine göre Üç-oklar'ın bozoklar'a tabiiyetini bildirir. 32. analıkları ile evlenmelerine vasiyetname ile engel olunabileceği anlaşılmaktadır. "evlat edinme" vs. s. İmlâsı altında yazdım. Ben Kaysın sorup yazdım. Uygurlara ait hukukun çeşitli alanlarındaki hukukî ilişkileri düzenleyen belgeler arasında vasiyetnamelere de rastlıyoruz. "trampa". onlar huzurunda verdim. Türk Tarih Kurumu Basımevi. 5 6 290 . kimi mirasçı olarak kabul ettiğini ve terekesinde kimlerin hakkı olamayacağını gösteriyor. gibi konularda yerleşik kültür hukukunun gelişmiş olduğu görülmekledir6. s. işe karışmasınlar. Bu tamga ben Asaııa'mndır. İkici başta olmak üzere. evimi yönetip oğlum Altmış-Kaya'nııı eğitimi ile uğraşsın. Üçok. büyük orduya (?) bir altın yastık. İslâmiyet öncesi Türklerde yerleşik medeniyete geçildikten sonra "velayet hakkı". Oğullarım Kosang ile Esen-Kaya üvey annemiz bizimdir. cemâat ile Tavgag-Yeke. iç hazineye bir at vermek yoluyla ağır cezaya çarptırılsınlar ve sözleri geçmesin. O zaman ruhum göklere çıkacaktır. Aydın. gerek savaş. Türkler bir yandan doğuda yerleşirlerken. 206. şehzadelere birer gümüş yastık.g. Ked-Kaya Tukung. Bu tamga benimdi. alacağız diye. "Küskü yılının sekizinci ayının on sekizinci gününde ben Tüşimi Ağırca hastalandığımdan ve hastalığımın gittikçe fenalasaçağını düşünerek ben karım Silang'a şu yazıyı bıraktım: '"Benim ölümünden sonra. Tavgaç-Keke'nindir. 211. Zaferi kazanırsak önümüzde çok hayırlı günler olacaktır7. bu beyaz elbise kefenim olsun.

ona memleket meseleleri hakkında vasiyetler yapacağım" demiş. s. Bahar Yay.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği Malazgirt Meydan Muharebesi'nde esir aldığı ve yaptığı antlaşmadan sonra serbest bıraktığı Rotnenos Diogenes'in tahttan indirildiği ve gözlerine mil çekildiğini haber alan Alparslan. Turan. s. ona karşı gelirsen. Şeyh Edebali'yi kırma. Beni fcır. çeviren: Dr. Terazisi dirhem şaşmaz. Turan. A.g.e. 491. onların dil ve dinlerini devlet güvencesi alıma alarak örnek davranışlar gösterdiklerini görmekteyiz. fakat az sonra konuşma melekesini kaybetmiştir9... a. 389. Osman Gâzfnin. "Bundan böyle arslan yavruları olunu?. O bizim boyumuzun ışığıdır. hasta yatağında ümerânın büyüklerini toplayarak kendisinden sonra oğlu Seyfeddin Ebu Bekr'i sultan yapmalarını vasiyet etmiş ve onlar da bu vasiyete uymuşlardır11"1. Oğuzlar'm 24 boyundan bir olan Kayı aşiretinin reisleri Ertıığrul Gâzi'nüı. 1071 Malazgirt Zaferi'nden hemen sonra Merv'den Doğu Anadolu'ya gelip yerleşen bir Türk grubunun.. VI. C. oğlu Orhan Gâi'ye sundukları vasiyetleri ve Osman Gâzi'nuı kayın babası şeyh Edebali'nin vasiyetleri bu türün devlet geleneğinde ciddiyetle uygulandığım. bu dununa çok üzülmüş. oğlu osnıan Gâzi'ye. İstanbul 1989. 71. gece-gündüz kartal gibi uçunuz ve Rumlara merhamet etmeyiniz"8. Bana karşı gel. 2. tbnü'1-Esir. Asya-Avrupa-Afrika kıtalarındaki pek çok devlete 600 yıldan g-fazla adil bir ölçüde davranarak. en-Nasır Muhammed daha Önce veliaht tayin ettiği oğlu Amık'un 1340 yılında vefat etmesi üzerine. 188489. el-Kâmil Fi't Târîh Tercümesi. . ona karşı gelme! Bana karşı gelirsen üzülür. Cilt:U). Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi. Selçuklu dönemine ait diğer bir vasiyetname Sultan Alaeddin Keykubad'a aittir. Osman. 1237 yılında bir ziyafet sofrasında zehirlendiği anlaşılmış ve Celaleddin Karatay'a: "Benim işim sona erdi. s. yeryüzünde. beylere ve askerlere şu vasiyethitabe'de bulunmuştur. Özaydın. gözlerim sana bakmaz. İstanbul 1984. Bu vasiyetnameleri aşağıya alıyoruz: ERTUĞRUL GÂZİ'NİN VASİYETNAMESİ: "Bak oğul. Kopraman. Mısır Memlûkta teri. Vasiyet konusunda bir başka örnek de Memlûk Devleti Sultan'ı en-Nasır Muhammed'in hasta iken verdiği vasiyettir. s. İstanbul. Baksa da görmez olur. Kâzım Yaşar. Selçuklular Zamanımla Türkiye Tarihi. incinirim. kendimden ümidim kalmadı. Kemaleddin Kâinyar'ı çağır. Baskı. Osman.

sebatlı ve irâdene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. 292 . ona rağbet. görünmeyenler. Ancak. akşam ezanında ölürler. Güçlüsün. Vecdi. 11 Bürün. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Zalim olma! Alemi adaletle şenlendir ve ALLAH İçin cihadı terk etmeyerek beni şad el. Daima sabırlı. nasıl kullanacağım bilmezsen.Hasan Koksa! SözümüzEdebali için değil. Bu dediklerimi vasiyet . Yoksa kuru kavga ve cihangirlik da 'vasi değildir. 14. ihsanı eksik etmeyesin ki. Sabah rüzgarında sa\'rulur gidersin. şafak vaktinde doğar. ikbal ve hilm göster! Askerine ve malına gurur getirip. s. akıllısın. Bunları nerede. Şeriat (din) işleri nizam bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan. kuvvetlisin.say. insan ihsanın kıılcağızıdır.. Bilmediğini Şeriat (İslâm) ulemasından sorup anlayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasınl Askerine in 'ami. Avun oğlum.'. OSMAN GAZİ ŞEYH EDEBALİ'NİN VASİYETNAMESİ: -'Oğul! İnsanlar vardır. Sana da bunlar yaraşır. senceğiz içindir. Ama. Ulemaya rivayet eyle ki. Şeriat (Kur 'an) ehlinden uzaklaşma! Bizim mesleğimiz ALLAH yoludur. bilinmeyenler. Bütün fethedilmemiş sırlar. Ve maksadımız. " ERTUĞRUL GAZİ OSMAN GÂZİ'NİN VASİYETNAMESİ: Bak oğul! ALALH-û Teâla'mn emirlerine muhalif bir İs işlemeyesin. Daima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi ALIAH-û Teala 'ya emanet ediyorum"11. ALLAH'm dinini yaymaktır. senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. kelâmlısın. İstanbul 1981. avun. Nasıl Öldüler. Ötüken.

Gaziler. s. yeşilken çorak olur.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği Ananı. kaybedersen. Sarı Saltıık gâ/ilere kendisi için on iki tabut yaptırmalarını vasiyet eder. Kemal. Haklı olduğunda mücadeleden korkma. ev Bakav! 12 13 Semerkant Dergisi. Sarı Saltuk tabutun içinden bir na'ra alarak vasiyetinin dışına çıkmamalarını İster' 13 . Umuma ki yüksekte yer tutanlar. 377-378. Aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Bereket. Bilesin. Açık sözlü ol.. hiç bir kimsenin yardımı olmadan musallaya doğru yürür. Kültür ve Turizm Bak. Yay. atın iyisine doru. Bu dünyada İnancını. San Saltuk'un böylece tekkede bekleyen her bir tabutta ayrı ayrı görülecektir. San Salıuk'un vasiyeti üzerinde ihtilafa düşerler. Sarı Saltuk'un ölüsü yıkanıp tabuta konduktan sonra. Zenginken fakir düşene. çöllere dönersin. Anakara 1987.:832.. Her sözü üstüne alma. Üç kişiye acı: Cahiller arasındaki âlime. yiğidin iyisine deli derler. Yüce. atanı say. Saltuknâme. Sarı Saltuk'a bir yahudi hile ile bir zehirli su içirir ve arkasından gönderdiği bir fedai ile hançerletir. olun bana birer eşj Altıma da bir davak. 293 . bildin bilme. Kırgızların milli destanı Manas'ta da aynı gelenekle karşılaşıyoruz. tabut kendiliğinden. büyüklerle beraberdir. Bu tartışma esnasında. kalkar muhabbetin itibar olmaz. "ı ŞEYH EDEBALİ İslamî Türk destanı olan Saltıık-nâme'de de vasiyet geleneği ile karşılaşıyoruz. Bu tabutların her birisi Eski Baba'daki Sarı Saltuk tekkesinde bir gün bekletildikten sonra na'şını almaya çevreden gelen beylere verilecektir. Sarı Saltıık ölümün yaklaştığını anlayınca abdeslini alır ve kefenini giyerek çerağınm yanma gelir. Hatırlı iken itibarım kaybedene. Sevildiğin yere sık gidip gelme. Gördün söyleme. Manas hasta yatarken kırk yiğidini çağırır ve onların huzurunda Vezir Bakay'a vasiyetini bildirir: Ey benim kardeşlerim Abeke ile Kölfişf Vasiyetimi yapın. Ocak 2000. hazır olsun.

anılarında diyor ki: "..9.. Atatürk'ün bizzat kaleme aldığı vasiyetnamesi şekil ve muhteva olarak şöyledir: VASİYETNAME: Ankara 28 (A:A)-Atatürk'ün bugün açılan vasiyetnamesi aşağıdadır: "Dolmabahçe 8. kökü çok eskilere dayanan bir gelenektir.Hasan Koksal Maiyetimle herkes. s. Atatürk'ün Vasiyeti. Levendoğlu. oldukça anlamlı bir tarih vesikasıdır. Mesela. Eşsiz muhakeme ve zarafeti burada da kendini göstermişti. 14 :5 16 Ögel... baktı Han göçüp gitti! Onun cenazesini kamışa koydu gitti! Bir dağ gibi Manas 'ı mezara koydu gitti/u Aynı destanda Yakup Han'ın vasiyetnamesini de hazırlayan yine Vezir Bakay'dır 15 . bir maddede kendilerine ayaklık bağlanmasını vasiyet ettiği hanımlardan beşinin soyadı yazılı idi.. çekin şimdi.. 125. Nıtkut ve hisse senetleri şimdiki iş Bankası tarafından nemalandırılacaktır. kamu düzenin sağlanması. Mazhar. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Önder Atatürk'ün vasiyetnamesi. ey Bakay! Yakup oğlu genç Manas böylece göçüp gitti! Bay 'in tek oğlu Bakay. bunu görünce diğerlerinin soyadlarını yazmadı" 16 . ailesinin soyadını kullanmıyordu. hem de bazı kelimeleri değiştiriyor. ey Bakay! Başımla ayağımı. yalnız Bayan Afet'in soyadı yoktu. 531.g. henüz başka bir ad da almamıştı. vasiyetin günümüzde uygulanan şekillerine bakalım. Şimdi. Ögel. çok ince düşünüyordu. ey Bakay! Ölmek üzereyim ben. cümleleri mânalarına hiç halel gelmeden kısaltıyor ve sadeleştiriyordu. gelin şimdi.hazır olsun. o. s.g. Hasan Rıza Soyak. çok sakindi. Hem yazıyor. 505. vasiyet konusunda bir takım ölçü ve kayıtlar getirilerek yakınların korunması. a.e.e. 294 . hak ve ödevler arsında denge kurulması hedeflenmiştir.1938 Pazartesi. Günümüz toplumunda. İstanbul 1968.. a. malik olduğum bütün nukııt ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayri menkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi 'ne âtideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum: î. Bu tarihî açıklamalardan anlaşıldığı gibi Türk toplumunda vasiyet. s.

Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği 2. hukuki bir belge sayılmakla birlikte. Derhal kalkıp odadan çıktık. yıkanmış. Sabiha Gökçen 'e bir evde alınabilecek ayrıca para verilecektir.l. sonra önündeki sigara masasının üzerine koyduğu kapalı zarfı aldı. Biraz vakit kazanmamı istedi. s. Neşet. Zaten bizimde yapacak işlerimiz vardı. Sabiha Gökçen'e 600. Denize nazır pencerelerin önüne koydurduğu bir şezlongun üzerine oturmuş. Bunda Dr. Teşrin (Kasım) 1938. Her seneki nemadan bana nisbetleri şerefi mahfuz kaldıkça yaşadıkları müddetçe Makbule'ye ayda 1000. Çoğu kez yazılı hale getirilen bu beyanlar. İsmet İnönü'nün yüksek tahsillerini İkmal için. Boynuna gene koyu vişne renginde ipek bir eşarp bağlamıştı. Kendisine haber verdim. 'Bu benim vasiyetimdir. Ülkii'ye 200 lira ve Ruhîye ile Nebiye 'ye 100'er Ura verilecektir. yüzü Özellikle ebeveynler. İstanbul 'daki noter mevcudu ve o sene yeni çıkan noterlik kanunu üzerine konuştuk. Tam karşısına koydurduğu sandalyelerde üçümüze de ver gösterdi. Getirilen kahvelerin içilmesini bekledi. yeni kurulacak bir yuvanın ayakta kalması ve mutluluğu için her türlü tedbiri önceden aldığı gibi. 249. yatak odasına girdik. Soyak Hasan Rıza. 295 . bir zabıt yazdık. s. Tarih Coğrafya Dünyası. icap ettiği zaman kanuni muamelesini yaparsınız'. Bizi görünce hafifçe kımıldadı. Kendisi yataktan çıkmış. 3.bulunacakları tasamı Har hakkında İsteklerde bulunurlar. Trabzon 29 2. Her sene nemadan mütebaki miktar varı yarıya Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir.ATATÜRK" 1 . Sayı:2024. Sayı:9-10. Hatırımda kaldığına göre noterle. 10 Kasım 1939. diyerek notere verdi. muhtaç oldukları yardım yapılacaktır. ipek ve robdöşambr giymiş. 5. sigara içiyordu. Alt katta bir odava girdik. edebî bir kıymete de sahiptirler. kendileri ölmeden önce düşündükleri yolun devam etmesi için varislerine -özellikle mali konularda. "Buyursunla" dedi. 6. "Atatürk Vasiyetnamesini Nasıl Hazırlamıştı?"..Bir gün sonra emrettiği saatte noter geldi. oturduk. üzerinden bir yük kalkmış gibi ferahlamış.. K. 4. Afet'e 800. 17 18 Olcay Gazetesi. Makbule 'tiin yaşadığı müddetçe Çankaya 'daki oturduğu ev de emrinde kalacaktır. traş olmuş. Atatürk 'ten haber gelince üst kata çıktık. Bu vasiyetnamenin notere teslim edilişini Hasan Rıza Soy ak şöyle anlatmaktadır: ". baktım. Çıkarken pembeteşmişti"1*. Ömer İrde/p ve ben şahit oluyorduk.

. böyle bir müessese kabul edilmemiştir".e. bu malı Ölüme bağlı bir tasarrufa konu edebilme hakkı ve irade hürriyetinin tabîî bir sonucudur. 7 1 .Hasan Koksal Edebî metinlere geçmeden önce İslâm Miras Hukukıfnda "Ölüme Bağlı Tasarruflar" başlığı altında ele aldığımız ivvasiyet"i izaha çalışalım: Kişinin kendi malında hayatta iken dilediği gibi tasarrufla bulunması gibi. s. . borçların ödenmesinden sonra yer aldığı bilinmektedir20. ancak inalının üçte birini vasiyet etmesine müsaade etmiştir22. 72. vasiyetnamesi yanında yazılı olmadığı halde iki gece geçirmelidir.e. miras bırakanın herhangi bir kimse ile miras mukavelesi yapması mümkün değildir. Veda haccı sırasında şiddetli bir hastalığa tutulan öleceği zannıyla malının tamamını hayır hizmetlerine vakfetmek isteyen Sa'd bin Ebu Vakkas'a izin vermemiş. mekrun 1 20 21 22 23 24 25 Aklan.g. Hatta Hz.VI06. sonradır"22. vasiyetin müessese olarak tslâm hukukunda caiz olduğu açıklanmaktadır. Peygamber'in. Maide. Nisa. a. "Mirasçılarda taksim. Aktan. Fukahanın değerlendirilmesine göre.g. sağlığında yapamadığı bazı hayır ve iyilikleri vasiyet yoluyla olsun yerine getirmeye teşvik etmiştir. s. s. ölenin borcu ödenip vasiyeti yerine getirildikten "Ey iman edenler! Sizden birinize ölüm hali geldiği zaman vasiyet vaktinde içinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tu/un "u. • Aklan. 71. bir kimsenin sahip olduğu malın aynını veya menfaatini bağış şeklinde ölüme bağlı olarak temlik edebilir. Peygamber. Ancak tereke (ölen kimsenin miras olarak bıraktığı her şey) üzerindeki hakların sıralanmasında vasiyetlerin. Kur'an'da vsiyetin caiz olduğu genel bir ifadeyle duyurulmaktadır. 79.. Hanefi mezhebine göre vasiyet. kişinin miras olarak bıraktığı malların ancak üçte birini vasiyet edebilir. İşaret Bilimsel Araştırma Dizİsi/9. Aktan. Peygamber de müslümanları vasiyette bulunmaya. Ayetleri. İslâm Miras Hukuku'nda.e. "Bir müslümanın vasiyet edebileceği bir şeyi varsa. Mukayeseli İslâm Miras Hukuku. s.. Bu hususta mezhepler arsında birlik vardır 21 ." Diye buyurduğu rivayet edilmiştir 3 . Erzurum 1989. s. İslâm Miras Hukukıf nda. Yalnız İslâm Hukukıfnda bu serbestlik sınırsız değildir. a. kural olarak nıendup (şeriatça yapılması uygun görülen) ve müstehap (beğenilen) olmakla birlikte belli şartlarda farz.. 4/11-12. Hamza. . Hz. ölüme bağlı tasarruflar içinde vasiyetler önemli bir yer tutar. Aktan.g. Vasiyette bulunmanın dinî hükmü. 7 1 . a. a. Hz.e.g.

. 297 . s. Sami. Aklan.e. Aktan. O an Yusuf Naİkeseir e vasiyette bulunur: "Öldüğüm zaman. bestekâr Yusuf Nalkeseıvin evine gider. okul. 26 27 28 29 30 31 52 İslâmda İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi. Cilt:4. Sadi Hoşses öldüğünde Yusuf Nalkesen bu vasiyeti yerine getirir31. Yapılan bir vasiyetin hukuken geçerli olması için vasiyette bulunanın akit ehliyetine sahip bulunması. Şerbetini de benim mezarımın toprağına dök". Yine ünlü bestekâr Reşat Aysu. cenazemde çalınsın. Müzik dünyasının yakından tanıdığı merhum Sadi Hoşses bir gün. Sami.. Lehine vasiyet edilen kimse.g.g. mezarlığa gelen cemaate yetecek kadar kalburabastı tatlısı yaptır ve onlara yedir. Buna karşılık. 440-442. o gün kalburabastı tatlısı yapmıştır. Bu durum dikkate alınınca vasiyetin bırakılan mallara taallukunun ölümden sonra gerçekleşeceği sonucu ortaya çıkmaktadır. kütüphane. bîr müslümanın sağlığında ödemesi gerektiği fakat ödeyemediği malî karakterdeki dinî ve medenî borçlarının. Bilgiyi aktaran: Emiroğlu. camii. a. İzmir Klasik Türk Müziği Korosu Viyola Sanatçısı. yetim torununa vasiyette bulunabilir^1. ancak mirasçısı olamaz. Yusuf Nalkesen'in hanımı. İstanbul? 1997. 74. Mesela oğlu sağ olan baba. çok sevdiği bu tatlıyı yer ve hoşuna gider. ölmeden önce şu vasiyeti yapmıştır: "Kendi beste/ediğim cenaze marşım. s. Başka bir söyleyişle mirasçıya vasiyet olmaz. geç duyulduğu için öldükten sonra Devlet Klasik Türk Müziği Korosu tarafından "Reşat Aysu'yu Anma Programlında yerine getirilmiştir32. Vasiyette bulunan kimse ölmeden önce vasiyetten vazgeçebilir.. îslâmiyette gayri meşru bir iş ve faaliyet için vasiyette bulunma caiz olmadığı gibi bu tür vasiyetlerin yerine getirilmesi de caiz değildir. vasiyet yapılanın vasiyeti kabul ettiğini belirtmesi gerekir2". Geride kalanların bu vasiyeti yerine getirmeleri hem dinî hem de hukukî bir borçtur. 72. ölümden sonra ödenmesini ve hak sahiplerinin haklarının verilmesini vasiyet etmesi ise vaciptir 7 .. Eğer kendisini mirastan mahrum edebilecek başka bir mirasçı bulunuyorsa böyle bir mirasçıya vasiyet caizdir. Sadi Hoşses. hastane. vasiyette bulunanın hısımı olabilir. gibi bütün insanlara yararlı yatırımları sağlığında yaptırma fırsatı bulamayanların bu yönde vasiyette bulunması müstchap görülmüştür. Aynı yer.. Aynı yer. s..e. "Vasiyet" Maddesi.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği (yapılması şeriatça hoş görülmeyen) hatta haram hükmü de olabilir25. a. Vasiyetin yerine getirilmesi mirasın paylaşılmasından önce gelir. Mesela vakıf. Bu vasiyet. çeşme. Yani kişi yaptığı vasiyetine bağlı kalmak zorunda değildir 9 . Emiroğlu.

Allah rızası için. bir fatiha okuyun! Yalçın BENLİ CAN Baba: Dr. Sami. sonunda bir kabirde. geçerken biraz durun. Bu toprak yığınından.Hasan Koksal Çeşitli meslek gruplarından olup da toplum tarafından sevilen-sayılan şahsiyetler ilgi odağı oldukları için.sonra. benim oğlumla aynı mezara gömüm ve mezar taşıma da şu dörtlüğü yazın: Baba oğlu kavuştuk. sonuymuş başka yolun. Gizli dertlerimi sana anlattım Çalıştım sesini sesime kattım Bebe gibi kollarımda yaylattım Hayali hatır et. Röntgen Mütehassısı Dr. alegori san'atının da tipik örneğini teşkil etmektedir. Sanatçı Engin Çır. beni unutma. Şair şahin Çandır. Mustafa Kandırah benim mezarımın başında klarnet çalsın. söyleme yâda Garip bülbül gibi âhuzar etme. Sami Emiroğlu ve aile efradına: "Ben öldüğüm zaman. Cemalettib Alptekin (1928-1992) Oğul: Tahsin Eren Alptekin (1960-1981) Türk San'at müziğinin paşası diye namlandınlmış Zeki Müren'in vasiyeti ilginçtir: "Ben öldükten . Sen petek misali Veysel de arı înlesir beraber yapardık balı Emiroğlu. Her yolun başlangıcı. "Bu vasiyet de yerine getirilmiştir33. orada bulunan Şair Yalçın Banricaıı. Büyük Ozan Aşık Veysel'in sazına vasiyeti. . Ben gidersem sazım sen kal dünyada Gizli sır/arımı aşikar etme Lâl olsun dillerin.. Öğrenilen bu istek yerine getirilir.. ömürlerinin son döneminde kendilerinden arzuları sorulur. Ccmalettin Alptekin.

299 .Türk Kiiltüriinde Vasiyet Geleneği Ben bir insan oğlu san bir dut. toplulukların tarih sahnesine çıktıkları andan bugüne kadar geçirdikleri hayal serüvenlerini. Bu gelenekler. mitolojilerini ve inançlarını kayıtlara geçirmemiş bir çok yönleriyle ve bir bütün halinde muhafaza etmeyi sağlamıştır. sen ustanı unutma. bizleri büyük bir devlet olduğumuz sonucuna götürür. dalı Ben babamı. Elemanları bakımından çeşitlilik arzeden kültürümüzü bir bütün olarak ele alıp değerlendirmek.

Ü. Orta Asya. E. O sebeple ortaya çıkan çeşitli ayaklanmalar. tarihi. ss. özellikle topraklarını kaybeden beylerin başkaldısına da zemin hazırlamış.. ss:413-414: Köprülü I. O yüzden hikâye üzerinde incelemeye başlamadan önce hikâyenin kahramanı olan Pir Sultan'm yaşadığı dönem ve o döneme gelinceye kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun genel durumu hakkında kısa bir bilgi vermeyi uygun buluyoruz. siyasi. kültürel ve ekonomik bakımdan oldukça ilginç bir tablo görünümündeydi. savaşlar vb.dan itibaren farklı sınıfların görülmeye başlamasıyla teşekkül elliği kabul edilen halk hikâyelerimiz (Boratav II ss.301-318. eşkıyalık hareketleri ya da başka türden olayların doğduğu ortamın niteliğini taşıması. s:200) Taht kavgaları. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi . bir başka ifadeyle bu tür hareketlerin farklı sınıflan bünyesinde barındıran toplumlarda görülmesi bu durumun toplumların ihtiyaçlarına göre ortaya çıkan ve şekillenen. Selçuk Devleü'nin askeri ve iktisadi durumunu daha çok Moğollar'ın bu acımasız saldırılan sarsmış. çelişki ve anlaşmazlıklar oluşturmaktadır. hatla Pir Sultan Abdal gibi bir dönem Türk Edebiyatına damgasını vurmuş şairin hayatı çevresinde bir halk hikâyesi teşekkül etmesinden daha tabi bir şey olamaz. Yüzyılda Anadolu coğrafi.76-77) de de bu tür olayların tespit edilmesinden. Dr. yy. X1TI. İran ve Doç. (Gülpınarlı 1. bu sınıflar arasındaki çeşitli çatışmaların. hükümetin merkeze uzaktaki yerlerin denetimini ve halk üzerindeki etkisini zayıflatmıştır. çelişkilerin. İşte yazımızın konusu da Pir Sultan Abdal'ın hayatını konu alan ve onun ölümüyle ilgili bilgilerin de yer aldığı "Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikayesi" de böyle bir anlatıdır ve dönemin siyasi ve sosyal durumundan pekçok şeyi aksettirmekledir. Bu sebeple Türk toplumunda XV.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV. İran ve Harezm ile Mısır ve Suriye arasında geçit durumunda olması doğudan gelen bitmez tükenmez bir trafiğe yol açmış. ss: 18-90) idari ve askeri kudretin bozulması birtakım isyanların. Zaten sınıflaşmanın Temelini de bu çatışma. bir asır boyunca devam eden Moğol istilâsı ise bu trafiğin bir insan seli halini almasını sağlamıştır. anlaşmazlıkların da olması demektir. (Öz. İzmir 2000. "PİR SULTAN VE HIZIR PAŞA" HİKAYESİ Nerin KÖSE* *Bir toplumda farklı sınıfların varlığı. onların arzu ve beklentileriyle kültürel yapıların da ortaya çıkaran anlat türlerine de aksetmesine yol açacaktır. toprak idaresinde rüşvetin Önlenememesi.

Selçuklu Devleti'ndeki idari ve askeri çöküntü ile XIII. mezhep ve inançları temsil eden ve çoğu gezginci olan bu kimselerin gelişiyle İslâm dini büyük bir toleransın hakim olduğu geniş bir düşünce akımı halini almıştır (Köprülü I. müslüman inanç ve ibadetlerine karşı tevil ve kınamada bulunmaları. nefeslerin söylenip çalındığı yeni bir edebiyat türü ortaya çıkmıştır (Köprülü 1 ss:337357). tasavvuftaki "Varlık Birliği" yerine "Ali ve Ehl-i Beyt Sevgisi"nin ön plâna geçmesi. Bu durum XIV ve daha sonraki yüzyıllarda da devam etmiş. Haydariler. bu zümrenin erkân ve usûllerini içeren nutukların. Alp Erenler vb. Gölpınarhl. Saz şairlerinin bazılarının da bu inanç tarzım temsil ettileri düşünülecek olursa bu yakınlığın ve önemin sebebi daha iyi anlaşılmış olur. ss:361-362) halk edebiyatımıza bu iki sınıfının benzer ya da aynı ürünleri yaratmalarına yol açmıştır. Tanrı ile inceden inceye 302 .) lerin kendi inançlarıyla örülü olup kutsal tanıdıklarının ınenkabelerini anlatması.aşi Halk Edebiyatı *Melâmi-Hamzavi Hlk Edebiyatı olarak üç gnıpta inceleyebileceğimiz Türk Edebiyatının bu sahasında (Gölpınırlı II. İslamiyet. Ss:359-375. sınır boylarında alp-erenlerin ve diğer çeşitli grupların aracılığıyla farklı şekillerde yorumlanıp hızla yayılmaya başlamıştır. Anlaşılacağı üzere bu karışık dunun halk ve İdareciler arasında şu ya da bu sebeple sivrilmiş pek çok kimsenin bu gruplar aracılığıyla kuvvetlenme. nutuk. Mesela 1240'ta güçlükle bastırılan Babailer İsyanı İle 1278'te Konya'yı zaptederek adına hutbe okutan ve şehzade olduğunu iddia eden Cimri İsyanı bize. kuvvetlerini konuna vb. Çünkü Sünni ya da değil (Rum Abdalları. Bir başka ifadeyle kıtlık ve açlık. " Zümre Edebiyatları" dediğimiz "kendi inanç şekilleri doğrultusunda ibadeti öngören. ss: 184-187) yanışına tasavvufu kaynak edinmeleri (Gölpmarlı I. Anadolu'sımdaki yeni ve ilginç bir dini havanın haberini de vermektedir (Gölpınırlı II. şiir (nefes. yy. Camiler. Boratav:ss:5()-51). *Alevi-Bekt. S:36O). Gölpmarlı II. Kalenderiler. A Icvi-Bcklaşi Edebiyatı. hesaplarına son derece uygundur.) bütün yeni tarikat.Nerİn Köse Türkistan'dan pekçok sufinin Anadolu'ya gelip çoğu Batıni karakter taşıyan çeşit çeşit tarikat ve mezhep crbabıyla birlikte yarattıkları yeni hava ile hükümetin etkisi daha da azalmıştır. S:414J. ss:2OQ-255. Anadolu'da her türlü inanç şeklinin yerleşip yeşermesine elverişli bir durum yaratmış. kaynağı Yesevi'nin Hikmet'lerine dayanan ve Yunus'un coşkun lizmiyle beslenerek tekkelerde şeyhlerin. *Tasavvufî Halk Edebiyatı. esnaf teşkilâtlarında ahilerin. Âşıkların gerek şiir türleri ve konuları. ilâhilerin. bozulan ekonomiyi düzeltmek için konulan ağır vergiler ve dunundan İstifade etmek isleyenlerin yağmaları vb. ss:413-414). devriye vb. isyanlar taht ve toprak kavgaları. önemli bir yer işgal eder. gerekse ekseriyetinin içinde bulundukları çevre bakımından Alevi Bektaşi şairlerle paralel bir özellik göstermelerinin (Köprülü II. Yunus'u kaynak edinmiş olmasına rağmen kullandıktan terimlerin Alevi ve Bektaşilik'in erkân ve usulünü yansıtması.

ss:43-53: Ural. ss:67-86). ss. Düşüncelerinden vazgeçmediği. Ss:58-66). Hikâyenin musannifi Ali İzzet İlci aslen Sivas'ın Su Şehri köyünden olup 63 yaşındadır ve âşıklığını. Kerem. Ali'ye ve Şah İsmali'c bağlılıklarını dile getirmiş (Aslanoğlu. Aslanoğlu."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi alay edilmesi. Gölpınarh 1. odur. hatta kendisiyle aynı adı taşıyan beş şair daha ortaya çıkmıştır. Ahmet zamanında Sivas valiliğinde bulunmuş olan Hızır Paşa ile olan münasebeti şiirlere konu olmuş. bir müddetten beri farklı bir yörede oturmasına 303 . ss:67-68). hayvanlar. bu yolda bir kitap olabilecek hacimde rivayetler ortaya çıkmıştır. sık ağaçlı ormanlar. Kul Mustafa. ss:48-53. ss:30-54. İşte makalemizin konusu olan "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi" de bunlardan biri olup mahalli bir saz şairinin tasnif elliği halk hikâyesi olarak karşımıza çıkmaktadır. yol vermeyen dağlar tepeler. en lirik şairi kuşkusuz Pir Sultan'dır. Pir Sultan hayatı boyunca Alevilik'in en güçlü savunucularından olmuş: bütün nefeslerinde bu inanca ait erkân ve usûlleri. Hz. Pir Sultan'ın hayatında III. Deniş Ali. dünya ve ölüm. bağlar bahçeler. Kısacası Tasavvuf Halk Edebiyatı için Yunus ne ise. Ayrıca Dede Korkut'tan Kaygusuz'a. 5 yıldan beri İzmir'in Torbalı ilçesinde yaşayan Ali İzzet İlci "Kul İzzet" mahlasım kullanmaktadır. yaşayışı ve hayatı. Nitekim ölümü ve ölüm sebebi. Alevi olan ve "kul" lakabıyla bunu açıkça ortaya koyan. çiçekler. Köroğlu. Beklentileri. Bunların sonunda Pir Sultan'ın hayatı dcstanlaşmış. kahvelerde saz çalıp söyleyerek sürdürmekledir. Murat döneminde Sivas valisi olan Hızır Paşa'nm ayrı ve önemli bir yeri vardır. ss: 111-142) bile onu bu yolundan alıkoyamamıştır.418-419. île ilgili hususlarda anlatılanlar (Aslanoğlu. Bu sebeple Pir Sultan'ın olmayan ancak onun gibi gösterilen pek çok nefes tesbil edilmiştir (Aslanoğlu. Sefil Ali. Kısacası herşey onun şiirlerinde kendilerine yer edinmişlerdir. İran'a ve Erdebil Dergâhına candan bağlılığının görülmesiyle bu cdcbiyal Tasavvuf! Halk Edcbiyalı'ndan hemen ayrılır (Gölpınarh II. insan sevgisi vb. üstelik vazgeçmeye niyelli olmadığını açıkça söylemekten çekinmediği için onun tarafından hapse attırılmış ve idam edilmiş (Ural. ss:417-423. bir ermiş gibi kabul edildiğini göstermektedir. ss:417-418) onun halk tarafından ne kadar sevildiğini. ss:120-142. Hızır Paşa ile olan ilişkileri. Aslanoğlu. Gevheri gibi diğer Alevi şairlerini etkilemekte gecikmemiştir (Gölpınarh I. Gölpınarh. ss:60-64). bu uğurda hayatından olmasına rağmen tasavvuf. ss:417418): diğer Pir Sultan Abdallar ise sanki kendi başlarından geçmiş gibi bu olayı anlatan şiirler söylemişlerdir (Aslanoğlu. Hem kendi. Alevi-Bektaşi Edebiyatı için de Pir Sultan. pek önemli bir yere sahip değildir. Şiirlerinde bu inancı yaymaya çalışmasına. bazı olayların etrafında efsaneler teşekkül etmiştir. deyiş söylencesi vb. Gölpınarh 1. ss:362-37I). hükümetin yıllar boyu Alevilcr'e baskı uygulaması hatla öldürtülmesi (Aslanoğlu. Yunus'taıı Hayati'ye kadar pekçok ustanın etkisi açıkça görülen Pir Sultan Dadaloğlu. Alcvi-Bektaşi Edebiyalı'mn en önemli siması. Özellikle III. hem de daha sonraki çağların Alevi şairleri Pir Sulum tarzında söylemeye çalışmışlar. uzun yıllar adı geçen olayın geçtiği çevrede yaşayan Ali İzzet İlci.

Çıldırlı Âşık Şenlik'in "Salman Bey Hikâyesi'ni tasnifini hatırlatan (Boratav.lti varyanttaki iki türkü hariç) Kul İzzet'İn. Nitekim hikâyede 3'ü lek dörtlük 11 türküden: . Önce vakayı anlatan nesir kısmım düzenlemiş: uygtm yerlerine de (1 no.Nerin Köse rağmen hafızasından silinmeyen "Pir Sultan'ııı ölümü" meselesini bir halk hikâyesi haline getirmiştir. ss: 127-128) bu lükayesindeki türkülerinde bile Pir Sullan'm etkisi açıkça görülmektedir.

Açılın kapılar Şah'a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar Şah'a gidelim diye başlayan ve ilk dötlüğü aynı olan türküsünde de: 305 . 85 no. Yiyemezsin demendim mi? Diye başlayan 4 dörtlükten ibaret türküsünde: Güzel âşık çevrimizi Çekemezsin demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi? (Aslanoğlu.lu deyiş)diye başlayan deyişini: Ey bana kimsin diyen Evvel Allah'tanız bir Nâmıma Haydar derler Âli Abadanız biz şeklinde baylayan 2 dörtlükten ibaret türküsünde: Gel güzelim kaçma benden Yad değiliz bülbülüz biz Biz yol ehli kardaşlarız . Hızır Paşa bizi berdar etmeden.lu deyiş) misralanyla başlayan deyişin. Evvel rı/.lu deyiş) mısralarıyla başlayan deyişinin. s: 197. s:231. 121 no. Mahşerde toplanır biltamam kamu Ol Nebi Muhammed Pirim Ali'dir dörtlüğünde: Gelstin ikrarına beli diyenler Anladım derdim Muhammed Ali'dir İsmim anınca salâal vernler Meşrebim virdim Muhammed Ali'dir (Aslanoğlu. s:164."Pir Sultan Ve Hızır Paşa " Hikayesi Muhaııınıed Ali'dir var mıdır aynı Pirimi sevenler çeker mi kaygu. Erkân içinde yoluz biz (Aslanoğlu. 158 no.a demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır. ilk dörtlüğünün son iki mısraı aynı olan: Hak yonunu eğri tuttun.

Hikâyenin adından da anlaşılacağı üzere vaka. git zaman Cemile Hatun'un uzun saçlı. Dizdaroğlu. sevincini ve tasasını. Gel zaman.) 2 no. ss:68-84) da ortaya koyan bu dimim Hz. hepside Pir Sultan'a aittir. 47 no. ss:189-223. özeti kısaca şöyledir: "Horasan erenlerinden Kul Fam ve eşi Bahar Çiçek'in (1 no.lu varyanttaki Öyle bir zamane geldi ki devran Zalimler sultandır Hak agâh olsun Elimde zincir var dilimde efgân Halimi işiten dil mahzun olsun dörtlüğüyle başlayan ve 2 bentten ibaret olan türkü. Kul Fam sevincinden ne yapacağını bilemez. 3G6 .lu varyantta ise 3 iürkü ile iki dörtlük vardır ve Mukammed Ali'dir var mıdır ayn diye başlayan ilk dörtlük hariç. S. (Dizdaroğlu. Gerçeği istersen kâtip böyle yaz Hem gece hem sabah Şah'adır niyaz İnşallah yıkılır şu kanlı Sivas Kâtip ahvalimi Şah'a böyle yaz dörtlüğüyle başlayan diğer türkü ise tamamen Pir Sultan'a aittir (Öztelli. ss: 102-122) Zaten türkülerimi/.lu varyanttaki tek dörtlük hariç) koşma düzeninde söylenmiştir. 1 no. isterse devriye vb. 18. sofralar kurdurur. ister nutuk.lu deyiş) deyişinin açık tesirini görmemek mümkün değildir.lu varyantta Cemile olarak geçmektedir) yedi yıldır evli olmalarına rağmen çocukları olmamıştır.. Ali'ye olan bağlılığını konu eden ilk dörtlükle. yani tulum ve tepkisini gösteren en güzel i İade yoludur. müjdeciye de bir ak koç hediye eder. olsun bütün şiirlerinde kullandıkları bir biçim olduğunu (Elçin. Kul İzzet'in kendisine. Hikâyenin her iki varyalındaki türkülerin hepsi de (1 no. kendisini sevenlerin ve halkın Hızır Paşa'ya karşı duygulan. ss. Pir Sultan'ın ağzından söylenen türkülerde gayet açık bir şekilde görülmektedir. Günlerden birgün yavrularını arayan ancak bir türlü bulamayan bir kazın "yetiş Allah" diyerek dileğine-kavuştuğunu gören Kul Fanı evine dönünce olanları karışma anlatır ve sabaha kadar "kendilerine bir evlât vermesi için Allah'a dua ederler. Edebiyatımızın en çok sevilen şiir türü ve saz şairlerimizin ister nefes..Nerin Köse Gönül çıkmak ister Şah'ııı köşküne Can boyanmak ister Ali Müşküne Pirim Ali on'ki imam aşkına Açılın kapılar Şah'a gidelim (Aslanoğlu.13ü-132. toplumun herhangi bir olay karşısındaki yergisini. Pir Sultan ile Hızır Paşa arasındaki ilişkileri anlatan olaylarla ilgili olup. badem tenli bir oğlu olur. Gelelim anlatının konusuna.

Duyduklarına çok sinirlenen paşa ona kuk değnek vurdurup ellerini zincirletir ve katırına ters bindirerek Banaz'a yollar. Bunu gören Hızır Pir Sultan'a "Sivas'a girmesinin yasak olduğunu" ifade eder ve onu kovar. Haydar ona "yol verir" ve "eline. Ancak Pir Sultan'in Yıkılın kapılar Şah'a gidelim redifli deyişi. Usta ozan da sazı ile birlikte oradan gider. Bugün Banaz halkı "onun ölmediği" konusunda efsaneler. taşar. yoksa asarım" der. Hızır'ın olayı bilmezden gelmesi üzerine hiddetlenir ve "yaptıklarının kötü olduğunu" söyler. 3.07 . Hızır Paşa'dan hesap soran ve ondan "Banazlılar bana itaat etmedi. Bunu gören Hızır Paşa daha da hiddetlenir ve Pir Sultan'a "içinde şah kelimesi geçmeyen bir şiir söyle. Giderek nefesinin ve sazının kerameti her yere yayılan Haydar babasının evini dergâh edinir ve etrafı müridleriyle dolar. destursuz dergâha gelen müridini ise Pir Haydar'm "Sarı Kadı" ve "Kara Kadı" adlı köpekleri bile sevmezler. halkın gözü önünde asılır. beline. Orada Banaz'ın usta âşığı Kul Himmet'in ulu kişisi Seyid Necmettin'in önünde söylediği bir dörtlükle hikmetini gösterir ve Kul Fahı oğluna Haydar adını koyar. Köyü'nden haracını alamayınca Pir Sultan'ı ayağına çağınr. Pir Sultan bu davete cevap vermezse de eli-kolu zincirlenir ve sürüye sürüye konağa getirilir. Bu arada amca kızı Balım Sultan'Ia evlenen Pir Haydar haktan ağır vergiler alan ve onlara zulmeden Sivas Valisi Ayvaz Paşa'nın huzuruna çıkarak "yaptıkılarının ulanç verici olduğunu" söyler . iki haram yemek pişirir. Bunların içinde Tokat'tan gelen Hızır isimli abdestsiz namaza duran. Bunlar yetmezmiş gibi Hızır "İstanbul'a gidip mederese okuyarak Sivas'ta adaletin temsilicisi olmayı düşündüğünü" belirtmiştir. Gel zaman git /. seninkelerse yiyecekler" teklifini yapar. Durum çok ağırına giden Pir Sultan. Uzun süre ilden ile dolaşan Pir Sultan vatan hasretine dayanamayıp geri geldiğinde Banaz'da taş taş üstünde kalmamıştır.aman İstanbul'da tahsilini tamamlayan ve Sivas'a vali tayin edilen Hızır Bana/. Göreceksiniz benim illerim yemeyecekler. sahip olmasını" söyler. bir daha da görünmez. Hızır Paşa söylenileni yapar ve : Pir Sıütan'ın dedikleri aynen gerçekleşir. onun sonunu hazırlar ve Hızır Paşa. haram yediler" cevabını almaca "o halde iki helâl. kırk makamın sırrına vakıf olur ve yedi yaşında iken de erenler sohbetine girer. seni affedeyim. hikâyeler anlatırlar."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi Bir hikmet gösterene kadar adı konulmayan çocuk kısa zamanda "dört kapı.

Âlemi âlem eden üç harf ile boş noktadır.Netin Köse Anlaşılacağı üzere "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi".lu varyantta bu. "Dört kapı. Kul istemeyenice Mevlâ vermez. *Herşeyden önce Pir Sııllan'ın annesinin adı Bahar Çiçek." şeklinde geçer) Dede Korkut'taki Allah Allah dinleyince işler anmaz. "Bahar".. s:2()7. Ali kimdir?" sorusuna karşılık söylediği: 308 .lu varyantta "Aliah'dan ân iş olmaz. kul islemeyince Allah vermez" diye söylenmesi (1 no. Babasına "âşığın söylediklerinin manâsını " soran oğlan ondan "muhabbetten oğul" cevabını alınca "Böyle sohbet olmaz. kadir Tanrı virmeyince er bayımaz (Ergin. Sânı ulvi Allah. demek yeterli" diye cevap verir. s:122)i hatırlatmaktadır. "Çiçek". Bunca söze ne hacet? "Ademi "adem eden üç harf ile beş noktadır. kırk makamın sırrım" söyleyen oğlanın. *Yine hikâyede yedi yıllık evli olmasına rağmen çocuğu olmayan Kul Fakı'nın gamlı gönlünü avutmak için çıktığı çayırda yavrularını arayan ancak "medet Allah. mahalli bir saz şairi tarafından halk Hikâyesi haline getirilmiştir. Ancak "Gökçe Çiçek". Günlerden birgün erenler sohbetine ayak basan oğlan orada Kul Himmet adlı bir âşığın (1 no. s:73) soy lamasını hatırlatmaktadır. Bunun üzerine meclîste oturanlardan Seyid Necmeddin adlı yaşlı ortalığı yatıştırır. O sebeple hem anlatı geleneğinden. meclisteki 1 erin: "Muhammed kimdir. "San Çiçek" gibi isimlerin bu gün Anadolu'da hala yaşıyor olması bu durumun kaynağını Dede Korkut'un hikayedeki izlerinden biri olarak değerlendirmekten ziyade ilk insanın çevresini tanıma döneminde olduğu gibi dünden bugüne gelen çizginin hemen her aşamasında süjeyi objede görme (Yöntem ss. Nitekim kul Fakı'nm oğlu yedi yaşma gelmesine rağmen adı konmamış. XVI. medet Allah" dedikten sonra onları bulabilen bir anne kazı gördükten sonra "Allah deyince işler olmaz. s: 11). Seyİd Necmeddin'dir) çalıp söylediğini görür. bize Dede Korkut'takî Bamsı Beyrek'in beşîkkertme nişanlısı Banu Çiçek (Ergin. Kalafat. saçı kesilmemiştir.. (İnan. l-2):si sebebiyle uğuruna. Bun duyan Kul Himmet: "Bahey Kul Fakı! Ne zamandan beri adı olmayan çocukar meclise gelip olur olmaz sözlerle ayıplar kılar?! diye kızar. tabidir ve bunların basında da Dede Korkut gelmektedir. yy âşıklarından ve Alevi-Beklaşi Edebiyat'in önderi Pir Sultan'ın hayat hikâyesi olup. hem de gerçek hayattan pekçok unsuru bünyesinde barındıracağı. *Hikâye kahramanının adının konması ile ilgili kısımlarının da Dede Korkut Hikâyeleri'ylc paralelliği söz konusudur.. gücüne inandığı yada korktuğu varlık veya canlıları ad olarak koyma meselesinde aramak gerektiğine inanıyoruz. Çünkü bir hüner göstermemiştir.

Gerek hikâyenin musannifi olan Kul İzzel'in. Ergin s. anlatımda bol sıfatlı ve zarflı. önden bakınca kayık. *Epiko-romanesk dönemin ürünlerindeki en önemli özelliklerinden biri. bir başka ifadeyle anlatı kahramanlarının. Nitekim Kara Göne "kara buga derisinden bişiğinim yapugı olan. aşk badesini içip deryaya daldı. tamlamalarla dolu. seğirdince geyik gibi (2 no. 112) hem epik. gerekse hikâye kahramanı Pir Sullau'm Alevî olmaları sebebiyle gayet tabi olan bu durumu şimdi teker teker gösterelim: ' 309 . içinde bulundukları sosyal yapının ihtiyacı olan ürünle beraber doğup gelişmeleri meselesidir. hem de roman döneminin özelliklerini taşıyan hikâye kahramanlarının göçebe. Dede Korkut kalıra inanlarından Dirsc Han'ın oğlunun "Boğaç" adını alması Bayındır Han'ın "taşa boynuzuyla vıırsa un gibi öğüten" boğasını yumnığuyla yere serdikten (Ergin. ss:118-121) sonra Dede Korkul'un gelip soylaması ile söz konusu olur. Bu sebeple incelediğimiz hikâyenin kahramanı Pir Sultan'ın da Dede Korkut kahramanlarına benzer şekilde "yandan bakınca kayık. s:174) şeklinde tarif edilir. azameti arslan gibi şeklinde (1 no.İn varyant) verilmesinin sebebini bu açıklamaya. toplumun ihtiyacım da belirleyen bu durum epik ürünlerde fiziki güce yönelik bir Özellik göstermekte iken Alevî-Bektaşî bir âşığın hayatım anlatan hikâyede ise "çok küçük yaşta tarikatının sırlarına vakıf olma" şeklinde bir keramete dönüşmüştür. Gerek Bcyrek'in. açığı tutanda kara taşı kül eyleyen. olağandan İri ve abartılı. artık adını koymalı" derler ve oğlanı Haydar diye çağırmaya başlarlar. s:71."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi Muhammed Ali'dir var mıdır ayrı Pirini sevenler düşer mi sayrı Mahşerde toplanır biltamam kamu Ol nebi Muhammed şalımı Ali'dir ' dörtlüğü onların "hû" çekmelerine sebep olur. kan dökmese ad komazlar idi" (Ergin: s: 118) geleneğinde yatmaktadır. gerekse Boğaç'ın ancak onbeş yaşında adlarının konması ise "ol zamanda bir oğlan baş kesmese.Iu varyant) veya (Yandan bakınca höyük. İlk örneğinin Dede Korkut Hikâyeleri'nde gördüğümüz (Boratav I. * * * • • "Pir SulUuı ve Hızır Paşa Hikâycsi"nde Alevi-Bektaşi Edebiyatı'na ait terimlerin ve özelliklerin çokluğu. hareketli bir hayattan yerleşik ve durgun bir hayat tarzına geçişin anlatı türlerindeki izlerine uyar tarzda tarif edilmesi. Durumdan çok memnu oldukları için de Kul Fakı'ya "oğlun hünerini gösterdi. seğirdişi ceylân gibi. Ancak değişen şu ki "bir hüner göstermeyince çocuğa ad koymama" geleneği tarih boyunca şekil değiştirmiş. ss:81-83). Kam püre'nin oğlunun "Beyrek" adını alması ise Evnük Kalcsi'nin kâfirlerini yendikten (Ergin. kara bıyığın yidi yirden ensesinde düğen (Ergin. secilerle dolu bir üslubun kullanılmasıdır. daha doğrusu Dede Korkut'ıın söz konusu hikâyedeki izlerine bağlanmayı uygun buluyoruz. önden bakınca höyük. hemen dikkati çekmekledir.

Hû! "olarak geçmekte. pirin kimdir" sorusuna cevap olarak söylediği: Muhammed Ali'dir var mıdır aynı Pirini sevenler çeker mi kaygu (2 no. XVI-XV. hikâyenin bitiş kısmında da kendisini göstermekledir.lu varyantla ise "Böyle işte erenler. 1 no. "pir". Ali demine bir daha hû!". Olmayalım zalime yakın. yy. halk hikâyelerine başlarken söylenmesi âdet olan "dua" kısmında. Zalime kılıç gibi. kılıcımız kahrımız düşmana ziyan. Kerem-i Ali. hû'ya nazar gılalım. *AIevi-Bcklaşi nefeslerinin özelliklerinden biri "AIİ ve Ehl-i Beyt sevgisi" nin ön plâna geçmesi. Allah Allah ayvallah: Nur-ı Nebi. apaçık ortadadır. s: 163) Pir Sultan'da "pir" ve "sultan" terimlerinin birlikte görülmesi babası Fakı'nin adına "kul" eklenmesi de tamamen bu edebiyatın geleneklerinden biri olmasındandır. kem dilden arınalım. Ali sevgisi. âmin. Allah Allah eyvallah.lu varyantla "Evvel hû diyelim. r Şairlerinden Ka\ gusuz-Abdal örneklerinde olduğu gibi (Gölpmarlı II.lu varyantta "işte böyle pirin ahvali. hem de bu sevginin ve bağlılığın Hz. mazluma ümit gibi doğsun güneş. kulluğumuz Allah'a ayan.lu varyantta bu soruyu Seyid Necmeddin sorar) "Nebin kim. dörtlüğü ile. özellikle 2 no. dörtlüğünü de hesaba katlığımız bu dunun hem Ali sevgisinin büyüklüğünü. Nitekim halk hikâyelerimizde anlatının sona erdiğini gösleren dua bölümü (Türkmen. pirimiz sultanımız hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli demine bir hû" şeklinde tesbil etliğimiz ve bir Bektaşi Gülbanki olan kısımda da bu durum. "miskin" gibi adlar verirler: Pir SuItarTııı müridi Kul Himmet. "deniş". anlatının girişinde.lu varyantta Pİr Sultan'ın Hızır Paşa'ya "Kadılarının haram yiyecekten yemeleri" üzerine söylediği: Muhamnıcd dinidir bizim dinimiz Tarikat altında geçer yolumuz Cibrii-i Emindir hem rehberimiz Biz müminiz hürsidimiz Ali'dir. pirimiz hünkârımız Hacı Bektaş-i Veli demine hû".Nerin Köse *Alevi-Bektaşi şairlerinin hepsi kendilerine "kul". Kercm-i Ali. S:366). Pir-i Nebi. s:XHI 1) no. "abdal". Haktan geri tüm insanın mlııma şad olsun bu dua.lu varyalta ikinci mısra "Pirini seven düşer mi sayrı" diye geçmektedir) Mahşerde toplanır bulamanı kamu Ol nebi Muhammed Pirim Ali'dir. Her iki varyantta da Pir Sultan'ın erenler sohbetine ayak baslığında ineciistekİlerin (1 no. nûr ile sağmalını. 2 no. 310 . Âmin diyelim. 2 no. *Hz.lu varyantta ise: "Evvel hû diyelim. Muhammed'e olandan daha fazla olduğunu gayet açık olarak ortaya koymaktadır. ona olan candan bağlılık. Biz de Ali sırıma. hû'ya nazar gılalını. Muhammed aşkına bir hû diyelim. buna karşılık "Allah scvgisi"'nin daha geri plâna itilmesidir (Gölpınarlı II.

bütün kavram ve inanışlar Anadolu'da Yunus'un şiirlerinde vücut bulmuş. "aşk ve gönül" vb. Hızır Paşa bizi berdar etmeden. ss:300-327). Ademi âdem eden üç harf ile boş noktadır. Nitekim Pir Sultan yedi yaşında erenler meclisine ayale bastığında çoktan "dört kapı kırk makanTın sırrına ermiştir. kırda Erdebil'i merkez edinerek Anadolu'da Safcviyc ve Erdebiliyye tarikatını yaymak isteyen Ali lara fi arlarının Anadolu'ya gelip propaganda yapmaları. île ilgili bilgilerin yer aldığı şiirleri sadece bu konuda bilgi sahibi olanların ya da Beklaşilik'e intisap etmiş kimselerin anlayabilmesi ise. Erdebil dergâhına ve îran'a duydukları candan bağlılık ile Osmanlılara duyulan nefret (Gölpmarlı 11."Pir Sultan Ve Hızır Paşa " Hikayesi *Hz. çok açıktır. Ss:357-362. içinde "Şah" kelimesi geçmesin" sözü üzerine söylediği. "bir azim şiir söyle ki. *Bu edebiyatının bir başka Özelliği ise bazı şiirlerinin "erkân" dan bahsclınesidir. ss:12O-131) hikâyede Pir Sultan'a izale edilmesinin 311 . Bu durumu. rehberini söyleyip artık kemale erdiğini ortaya koymuştur. (Gölpmarlı II. Ayrıca: "Âlemi "alem eden üç harf ile beş noktadır. "Fenâfillâh". ve 01 nebi Muhammed pirim Ali'dir diyerek de mürşidini. ss:365366). "kavs-i nüzul ve kavs-i urûc". -** Bilindiği üzere zümre halk edebiyatlarının hepsinin kaynağı da.Iu varyant) dörtlüğüyle başlayan nefesinde bu durum. yy.. 371-375. daha sonra onu taklit eden bütün şairlerin bu konuları kendi tarikat esaslarına göre yeniden işlemeleriyle tekkelere taşınmıştır (Köprülü 11. Köprülü II. "esma". Özellikle XV1-XVII. "kırk makam" vb. bu sebeple yerleşmek için izin istedikleri halde kabul edilmemeleri sebebiyle Erdebil'c geri dönen laraftarlarımmı Şah İsmail'e. gerekse hayatıyla ilgili menkıbelerinin tekkelere girmesinin çeşitli veli veya dervişlerle ilgili olarak anlatılmasının Anadolu Türk-îslâm kültür ve medeniyetinin kurulmasında büyük bir rolü olanlardan biri olan Yunus'la ilgili iki menkıbenin (Kaplan. Yunus'ıın gerek söyleyiş tarzının ve söylediklerinin. Yunns'tıır. Hızır Paşa'nın kendisine. S:36f>) Pir Sultan'm. diyerek aşk ve âdem p>l in sırrım bildiğini. Alevi veya Beklaşiler "Ayn-ı Cem'leri sırasında sorulan" dört kapı". incelediğimiz hikâyenin her iki varyantında da tesbit edebiliyoruz. tamamen bu şiirlerin çeşitli remizlerle örülü olmasından ileri gelmektedir (Gölpmarlı II. Ali'ye ve Ehl-i Beyl'c olan büyük sevgi ve buna karşı olanlara duyulan 1 nefret yani "tevellâ" ve "teberra" Alevi Bektaşi Edebiyatı nın önemli bir başka yanıdır. ss:357-362) İlk ya da geri plânda olsun "varlık birliği". Açılın kapılar Şah'a gidelim Siyaset günleri gelip çatmadan Yıkılın kapılar Şah'a gidelim (1 no. Saftıvi Hanedanına.

lu varyantında ". * • * . Ben olsaydım: Ete kemiğe burundum. Bana bir azîm şiir söyle ki içinde şah ismi geçmesin. kadılarımı yoldan şaşırttın.lu varyantta ise Kul Himmet adını taşımaktadırlar) erenler meclisinde çalıp söyleyen ozanları beğenmeyerek babasına: -Baba. bu âşık neyden bahseder? diye sorduğunda Muhabbetten bahseder oğul. Nitekim. birbirine son derce benzer özellik gösterirler. gerekse şiir türleri. ss: 38-39) diye söylenen rivayet ise incelediğimiz hikâyenin her iki varyantında Pir Sultan'm (1 no.lu varyantta Seyid Necmeddin. Gel zaman git zaman oğlanın namı cihanı dulmuş. ss:340-343.. ss: 177-178) bu durum hikâyesinin her iki varyantına da aynı şekilde aksetmiştir. Yunus diye göründüm derdim. Dergâhına müridler dolmuş.lu varyantla "Ey koca pir! Büyü yaptın. hem de halk şairlerimiz ayrı topluluğa seslenmişlerdir." olarak kendini göstermiş. Çünkü kırsal kesimlerde. 2 no." şeklinde açıkladığı bilinen rivayet (Kabaklı. budur. Hemi de doğru odun. Dolayısıyla gerek dil ve üslûp. Babası gapısın dergâh edinmiş. Eğer o isim geçti ise seni darda asarım". cevabım alınca: -Baba böyle muhabbet sohbeti olur mu? Bunca söze ne hacet? deyip çaldığı: "Alemi "âlem eden üç harf ile beş noktadır. Nitekim elleri zincirlenerek huzura çıkarıan Pir Sultan'ın köpeklerinin helâl yemeği. Yunus'la Mevlâna arasında geçtiği söylenen "Mevlâna Mesnevi'sini Yunus'a okutmuş ve nasıl bulduğunu sormuş-Yunus: -Fevkalâde ama çok yazmışsın.İu varyantta ise "Ey pir Seni bir yolla 312 . s:24) Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi'nin 1 no.Nevin Köse sebebi. "Hacı Bektaş'tan himmet alamayıp Taptuk Emre'nin dergâhına giderek odun taşımaya başlayan ve hizmet ettiği kırk yıl içinde bir tek eğri odun taşımaya başlayan ve hizmet ettiği kırk yıl içinde bir tek eğri odun getinnevişi üzerine -Dağda eğri odun kalmadı mı hey Yunus? diye soran şeyhine: -Eğri odun çok ama. Anıma büyüklük bizde kalsın. ss:21-22. 2 no. *"Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi"nde âşıklık geleneğiyle ilgili özelliklere de rastlamaktayız. Köprülü II.. Pir Sultan'ııı da bir Kızılbaş şairi olmasına rağlen yaratmalarında âşıklık geleneğini içinde kalması. deyişinde yerini almıştır. senin dergâhına odunun eğrisi bile geremez.. demiş. Kul Fahi oğlunun adını Haydar koymuş. iki kadısının ise hakanı yemeği seçip yemeleri üzerine sinirlenen Hızır Paşa âşıktan 1 no. âşık tarzında deyişler söylemesinin sebebi buradan kaynaklanmakta olup (Boratav II. Alevi-Kizılbaş toplulukların bulunduğu bölgelerde uzun yıllar hem tekke şairleri. Âdemi âdem eden üç harf ile boş noktadır.. taşınış. odun taşımışlar dergâha. Boralav IV. olur biterdi (Kabaklı.

s:366) "İşte böyle erenler. Safavi Hanedanına ve o hanedanın temsilcisi Şah İsmail'e olan bağlılığı (Gölpınarlı İL s:366) ifade eden "koşma tarzında bir güzellemedir ve âşık tarzında bu şekil. Hakdan geri tüm insanın ruhuna şad olsun bu dua.. içinde şah adı olmasın" demesi üzerine Pir Sultan'm 1 no. Zalime kılıç gibi. kabul olsun. Amin diyelim âmin. Ancak 1 no. 2 no. âmin amin diyenler didar görsün. s:XHl: Baratav (Tl). [Türkmen (II) ss: 87-88].lu varyantta: Hızır Paşa bizi berdar etmeden. Biz de Ali sırrına.. Her iki varyant da (daha önce sözünü ettiğimiz üreze) aslında bir Bektaşi Gülbankı olan "dua" kısmıyla başlar. yığırdırsın dürişdürsün günahınızı Muhammed Mustafaya bağışlasın hanım hey (Ergin.. Açılın kapılar ŞAH'a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Yıkılın kapılar ŞAH'a gidelim .lu varyantla Alevi-Bektaşi Edebiyatın en önemli yanı olan Hz. "leb-değmez" olarak bilinmektedir. Ailenin tanımı: a)Zaman: Sultan Süleyman zamanı b)Yer:Banaz/Sivas 313 : -ı .lu varyantta ise: Şu görülen yayla ne güzel yayla Bir dem süremedim giderim böyle Pirim ben gidiyom sen himmet eyle Açılın kapılar ŞAH'a gidelim diye başlayan "Şah'a gidelim" redifli deyişi. Ali sevgisini öne çıkaran ve Hz. biş kelime dua kıldık."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi affederim. Olmayalım zalime yakın. Alevi-Beklaşi Edebiyatı'mn belirgin vasıflarından olan" İran'a. hak hikâyelerimizin bu ilk örneğine yakın bir şekilde "işte böyle pirin ahvali.. * Herşeyden önce "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi" halk hikâyelerinin geleneksel üslubu [Türkmen (I). ss:49-5l]rna uyarak anlatılmıştır. Bana bir şiir söyle ki.lu varyantın sonunda Dede Korkut'un "İç Oğuza Taş Oğuz Âsi Olup Beyrek Öldügi Boy. "asıl hikâye" dediğimiz anlatı kahramanımı macerası ile devam eder ve nihayet gene "dua" dediğimiz biliş kısmı ile sona erer. HÛ!" olarak görülen bu kısım 2 no. ** Gelelim anlatının halk hikâyeleri ile gerek üslûp. Muhammed'i geri plâna iter tarzda (Gölpınarlı II. mazluma ümit gibi doğsun güneş. Muhammed aşkına bir hû diyelim hû!" şeklinde tesbit edilmiştir. Hazırlık Bölümü A." nda gördüğümüz ". s:251) şekline benzeyen tarzda. Hikâyenin yapısında gördüğümüz: I. gerekse yapı ve motif yönünden benzerliklerine.

dertliyi sazıyla iyeleştirmeye başlar. karşı gelenin malına da el koyar.Kendisinden hesap soran ve onun Banazlılar'a iftira ettiğini duyan Pir Sultan.Pirini unu t muş görünen Hızır. II. Ayvaz'ın huzuruna giderse de bu olay. Kahramanın Tanınu: a)Doğum:Dıia edişlerinden 9 ay sonra bir oğullan olur. elde ettiklerinin çok az bir kısmıdır. halka ağır vergiler yükler. Pir Sultan Hızır'a "tuttuğu yolun yanlış olduğunu" ağır bir dille söyleyince olanlar olur ve eski müridi Hızır Paşa. kendi kendine "dört kapı. Ellerini zincirleterek zorla saraya getirttiği .Pir Sultan. hatunun 40 yaşına gelmesine rağmen çocukları yoktur. D. c)Sosyal statü belli değjl d)Çocuksuzluk:Knl Fam ile eşi Bahar Çiçek'in. Görüldüğü üzere anlatı. Macera Bölümü: A. B.Pir Sultan. Pir Sultan'daıı "İstanbul'a gidip medrese tahsili yapmak ye halkın bu durumuna çer bulmak" niyetiyle izin İsler ve gider.Zamamın Sivas Valisi Ayvaz Paşa. e)Çare arama:Her iki varyantta da baba Kul Fanı.Merin Küse. Günün birinde Banaz'a geri dönen Pir Sultan. Sonuç Bölümü. anıca kızıyla evlenir. H. A. Hızır Paşa'ya bunun böyle olmadığım ispat eder. E. çocuğunun olması için dua eder." III. F. B)Eğitim:7 yaşına kadar. 40 makam sırrına erer. valinin bu isteğine uymaz.Dergâhta müridiik yapan ve pek makbul tutulmayan Hızır.Hızır. halk hikâyelerinin yapısına (Köse. C. çalıp söylemeyi" öğrenir.Bu durumdan rahatsız olan Pir Sultan. G. köyünde taş taş üstünde kalmadığını görünce Hızır Paşa'nın huzuruna çıkar B. Pir Sultan'ın haklı çıkması üzerine çok kızar ve ondan "içinde Şah adı geçmeyen bir türkü isteyince de yerine"Şa!ıla bağlılığını dile getiren bir nefes" söylemesi üzerine onu aslınr. günün birinde Sivas'a vali olur ve Ayvaz Paşa'yı aratmayacak kötülüklere meydan verir. C. B. Ancak Pir Sulum. Banaz'ın vergisini vermesi üzerine Pir Sullan'ı huzuruna çağırır. Ancak Hızır Paşa. C)Ad koyma:Erenler sohbetinde yapılan bir imtihandan sonra adı babası larafındaıı Haydar konulur. "Sivas'a girmesini yasak ederek sürgüne gönderir. babasının evini dergâh haline getirir: orada hastalan ncfesiyle. ss:2Ü-60) genel bir benzerlik yanında Hazırlık Bölümü ile de tam bir 314 . durumun daha da kötüleşmesine sebep olur. Devlete verdikleri ise.

Âhir zamanda Sultan Süleyman devrinde. "zeamet" ve "tımar" olmak üzer üç sınıfa ayırıp idarelerini de. Çalışmamızın başından beri de belirtmeye çalıştığımız üzere bu anlatı yaşadığı bilinen bir âşığın XVI. Bu durum. Kısacası Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikâyesi. Alevi bir şair olmasıyla da ilgilidir. merkezin özellikle uç bölgelere ulaşmasında aracılar koymasına. .lu varyant) Ayvaz Paşa'ya. Ahmet (Öztelli. * Gelelim hikâyelerde adı geçen "zulmün kalesi" (2 no. gönüller ferah İken.lu varyant).lu varyant) şeklinde bir giriş formalitesiyle başlamasının sebebini ise Sivas tarihinde valilik yapan iki Hızır Paşa'dan birinin ve ilkinin Kanuni Sultan Süleyman devri vezirlerinden olması (Öz ss:290-204: 1 Aslanoğlu. s:667. gibi hıısııllar halk hikâyelerimizin bünyesine ve anlatı tekniğine büyük bir uygunluk ortaya koymaktadır. imparatorluğun topraklarını "has". Mehmet'in oğlu I. ss:417-418. toprakların idaresi zorlaşmıştı.m sonu ile XVII. s. s:34) ise hikâyenin realist yanını güçlendiren hususlardan sadece bir tanesidir. XVI.Bayrak. ss:26-45).... kendilerine her yılki gelirin 1/10'unu vermesini şart koştukları toprak beylerine bırakmışlardı (Özkaya. Ayrıca hikâyede anne Ballar Çiçek'iıı (1 no.21) nın halk zihnindeki akislerinde aramak gerektiğine inanıyoruz..lu varyant). yy'ın başarında Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları genişlemiş. Büyük bir ihtimalle âşık Kul İzzet. Hikâyenin. nefeslerinin pekçoğunda onun tarzını sürdürerek bu üzücü olaylara karşı tavrını saziyhı. Özlelli.. ona bir ad verilmesi için hem uygun bir zamanın hem de olağanüstü bir işi başarmasının beklenmesi vb. ss: 128-133) ile Kanuni nin Doğu Seferi'ne giderken Sivas'ta bİrgün kalması (Aslanoğlu. ss:44-45. Murat zamanlarında (Aslaııoglu. Öz. ss:33-37) ya da III. yy saz şairlerinden Pir Sultan'm yarı nıeııkabevi hayatını anlatmaktadır."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi paralellik göstermektedir. Ahmet zamanında Sivas Valiliğinde bulunması (Gölpinarlı H. 315 . Bu sebeple hikâyede Pir Sultan'la aynı çağda yaşamış kimselerin. olayın gerçekte de cereyan ettiği yöre olan Banaz'da geçmesi ise anlatının realisl yanıyla beraber anlatıcının Sivaslı ve Pir Sultan âşığı." (1 no. Pir Sultan'ın efsanevi hayat hikâyelerinin geleneksel şekil ve üslûbuna uygun tarzda tasnif edilip anlatılmasıyla teşekkül etmiş klâsik bir halk hikâyesidir.. kutsal bir görev olarak görmektedir. ss:43-48) geçmişte olduğu konusunda çeşitli fikirler ileri sürmelerine rağmen hikâyelenin "Sultan Süleyman Şah iken..lu varyantta Cemile olarak geçmektedir) kırk yaşına gelmesine rağmen bir çocuk doğuramamış olması ve ailesinin bu durumdan duyduğu üzüntü yanında bir evlâda kavuşmak için çare arayışları. Araştırmacılar olayın III. sözüyle dile getirmeyi." (2 no. "halktan on aldığım devlete bir diye söyleyen (1 no. gayet tabidir. yy. Pir Sultan'm mucizevi doğumu. * Hikâyenin her iki varyantında da vakanın Kanuni Sultan Süleyman zamanında geçtiğinden bahsedilmektedir. Nitekim hikâyeye zemin teşkil eden "Pir Sultan'ın Hızır Paşa tarafından astınlması "meselesinde önemli rolleri olan Hızır Paşa'nin T. ve o dönemde cereyan etmiş olayların görülmesi.

Sivas'ı kasıp kavuran eşkıyaların da Osmanlı devleti için aynı değerde olduğu düşünülmüş olmalıdır. ss:18-77. başka bir ifadeyle "Pir Sultan Abdal'ın hayat hikâyesinin usta bir el tarafından klâsik bir halk hikâyesi haline getirildiği" şeklinde olmalıdır. yanında ekseriyeti savaşlarda ganimet olarak getirilen hanım sultanlarla cariyelerin destekledikleri taht kavgalarının (Ö/. Her iki varyantta da Hızır Paşa. s:96) ile karışmış. halk canından bezmişti. Büyük bir ihtimalle halkın zihniyetinde Sivas iline yaptıkları baskı. Arslanoğlu. eğitim görmek üzere İstanbul'a gidişinden önce Ayvaz. Karayagıç. Deli İlâhi Bey. ss. kaçınılmazdı. Hatta İzmir'de imbat rüzgârına bile "Haydar" denildiği düşünülecek olursa söz konusu geleneğin izlerinin nerelere kadar uzandığı. bu huzursuzluğun akisleriydi. Celâli İsyanları (Öz. Düzmece Mustafa.78-82. Özellikle ekonomik bozukluğun ortaya çıkardığı sınıflararası eşitsizlik. başkaldırmalar başta İstanbul olmak üzere hemen bütün Anadolu'yu kasıp kavurmuş. Kara Haydaroğııl. Varvar Ali Paşa. Köroğlu için Ayvaz ne ise. Bütün bunlara Osmanlı İmparatoruğu'nun Çaldıran Savaşından hariç İran. işi doruk noktasına çıkarmıştı (Öz. Abaza Mehmet Paşa. devlet İçinde devlet olmaya çalışan toprak ağalarını ve eşkiyalan (Öz. Köroğlu. zulüm ve saygunkuia büyük bir huzursuzluk kaynağı olan "Yadigâroğlu (Öz. Hacı Ahmet oğlu Ömer. Özkaya. Özkaya. Dağlar Delisi Süleyman. s:S9-139) hatıra getirdikten ve böylece bu dönemde devletin genel bir görünümünü çizdikten sonra hikâyedeki Ayvaz Paşa'nın kimliği ile ilgili kısma geçebiliriz. anlaşılabilir. 3İ6 . Özkaya. s: 106) olaylarının kahramanlarıyla büyük bir Osmanlı düşmanı kabul edilen Köroğlu (Öz. gerekse toplu olarak sürdürülen ayaklanmalar. gelişinden sonra da Hızır Paşa olarak adlandırılmaktadır. * Hikâyenin her iki varyantında da dikkatimizi çeken bir başka husus ise Pir Sultan'ın doğduğunda ona "Haydar" adı verilmesi meselesidir. ss: 19-22) Bütün bunların sonucunda da merkeze karşı ayaklanmalar. Tavil Ahmet. Bilindiği üzere Haydar. Gürcü Abdünnebi. s:6). ss:89-9O. Bu yüzden şiîlerin piri sayılan bu ünlü hükümdarın babasının adım koymak. ss.•Netin Köse Ancak saraydaki aşırı israfın ve debdebenin yol açtığı ekonomik bozukluklar (Öz.. Alevi ve şiîlece Kutsal bir gelenek olarak kabul edilegelmiştir. s: 108) "Vardar Ali Paşa" (Öz. Deli Hasan başta olmak üzere 1600'dan sonra görülen Tavil Halil. ünlü Safevi hükümdarı Şah İsmail'in babasının adıdır. Bu konuda söylenecek son sözün "Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikâyesinin. s:708. Yadigâroğlu olayları Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapısını ortaya koymaktadır(Öz. ss: 12-13). Mert. Avusturya ve Lehistan üzerine yaptığı savaşlarla bunların halkın üzerindeki olumsuz etkilerini. açlık ve kıtlık. bunun da içki-fuhuş hatta homoseksüellik gibi çarpıklıklara yol açması. Boynu İnceli Bey. ss:83-89) ve gerek ferdi. ss:90-115. ünlü Alevî şairi Pir Sultan Abdal'ın gerçek hayalıyla birlikte içinde yaşadığı dönenun tarihi yönünü de aksettirdiği". Yeniçeri Ayaklanmaları.S7-89) toplumda büyük bir huzursuzluğun doğmasına. Nitekim Tl.

1987]. KAPLAN. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. Orhan.* "Pir Suttan Ve Hızır Paşa " Hikayesi KAYNAKÇA: GÖLPINARLI. Türk Dili Dergisi. Toker Genel Dizisi:39. KÖPRÜLÜ. I. Ankara. Yayın No: 14. Înceleme-Metin1995. 1989. 1969. Fikret. Muharrem. S:207. Türk Dili Dergisi. 1984.) "Halk Şiirinde Az Kullanılan Mazım Şekilleri ve Türleri" (Türk Halk Edebiyatı ve Folkumda Yeni Görüşler II. İstanbul :Ötüken Yayınlan. Halk Ozanları Dizisi:3. 100 Büyük Edip 100 Büyük Şair:2. (I. 1988. İstanbul:Erman Yay. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. Dede Korkut Kitabı. Baki.19%2. S:207. Baskı). KABAKLI. İstanbul Toker Yayınlan. (JllJÎOO Soruda Türk Halk Edebiyatı 1988. YaymNo:186. Naili İstanbul:Adam Yayınlan (ll)Halk Hikayeleri İstanbul: Adanı Yayınları. Türk Edebiyatı-tncel eme: 3 /3 317 . İbrahim. 1992.) Âşık Garip Hikâyesi. ÖZ. Kültür Eserleri Dizisi:52 [1966. (U). Baskı) DİZDAROĞLU. (II). İstanbul:Ant Yayınlan. URAL. Ankara:Diyanet işleri Başkanlığı Yayınları No: 118 (6. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. Pir Sultan Abdal. s:207. Fuat (I) Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıf/an. (II. Hikmet. O. Mehmet. 1978. Tip Tahlilleri: "Veli Tipi" 1985-İstanbul:Dergâh Yayınları:21/3. Ahmet. ASLANOĞLU. Haz: Feyzi Hahcı 1985: Konya) ss: 84-91. Pir Sultan Abdal. Türk Dil Kurumu Yaymları:283 Çeşitli Konular Dizisi:7. 1976. Türk Edebiyat Üzerinde Araştırmalar 3. Türk Tarih Kurumu Yayınlan :169 (3. Ankara:Türk Dil Kurumu Yayınlan:494 Türk Dil Kurumu Halk Kitapları.Halk Edebiyatımızda Zümre Edebiyatları. Halk Hikayeciliği. Halk Şiirlerinde Türler. 1982. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. Abdülbaki (I). Ankara: Akçağ Yayınları: 123. Osmanlı'da Alevî Ayaklanmaları. Ankara: Atatürk Kültür. (DFolklor ve ve Edebiyat II. İstanbul:Gerçek Yayınevi: 100 Soruda Dizisi: 13 (Beşinci Baskı) (IVVl>/c Edebiyatı Türk Dili Dergisi. ERGİN. P. Yunus Emre. Evi: Pir Sultan Abdallar.Edebiyat Araştırmaları I. TÜRKMEN. Giriş-Metin-Faksimile 1994. Kaynak Eserler: 14. BORATAV.

Yaşamı ve Bütün Şiirleri. Araştırmalar 1. 1980.larda Çapanoğlulları. Nerin. 1930 . ve XIX. Cahit. Özcan XVII. Gelenek-Görenek-İnançlar. Halk Edebiyat Dizisi:4. "Türk Halk Hikâyelerinde Yapı" 1996..Netin Köse KÖSE. İstanbul: Milli Eğitim vekaleti.in İlk Yansında Yeril Aiilerin Ayanhklart. 1996 Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları: 1857 HAGEM Yayınları /233. XVIII. Ankara: MERT. yy. Ankara. Yy. Ele Geçirişleri ve Büyük Hanedanlıkları Kuruluşu-1978. KALAFAT. Devlet Matbaası. Yaşar İslamiyet ve Türk Halk İnançları. 318 . ÖZTELLİ. Pir Sultan Abdal. Epope (Epepee) [Edebi Nevilerle Mesleklere Dair Malumat). Tarih 'te ve Bugün Şamanizm Materyaller ve Araştırmalar 1954: Ankara TTK Yayınları'ndan VII seri no: 24 TTK Basını Evi. YÖNTEM Ali Canip. Yücel. 1983 İstanbul:Özgür Yayın Dağılım (Beşinci Baskı) ÖZKAYA. İNAN Abdülkadir. Ankara:MiIii Folklor Yayınlan:8.

381 Prof. Osmanlı Devrinde Türk Ordusu. ve 20. Bilindiği üzere. Türklüğü dünyanın hakim milleti olarak yaşatmak. Halil İnalcık'a göre. hatta Kayseri. 1864 . Dr. Burada o kadar eskiye gitmeden. Doğu Türkistan da müslümanlığı kabul ederek Türkleşmiş olan Moğol kökenli hükümdarlar tarafından idare ediliyordu. Ü. Osmanlı Döneminde Tiiık-Uygur İlişkileri Osmanlıların Orta Asyadan daha ziyade Batıya özen gösterdikleri bir gerçektir. İstanbul. yüzyılda da devam eden bu ilişkiler üzerinde duracağız.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Savı IV..1869 yılları arasında Yakup Bey Hoten. 17. diğeri de hak tanıdığı din olan islam için savaşıp Tanrının gaza vazifesini yerine getirmekti2. İzmir 2000. 385 . OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRK-UYGUR İLİŞKİLERİ ÜZERİNE(1861-1934) Alimcan İNAYET Anadolu Türkleri ile Uygur Türklerinin siyasi ve kültür ilişkileri Osmanlı öncesine kadar gider. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. Zeki Velidi Togan. Osmanlı döneminde Fatih Sultan Melunel'in fermanlarını Uygurca yazdırdığı. Birisi. Ancak bu Osmanlıların Orta Asya ile hiç ilgilenmediği anlamına gelme/. 1981. Uygurların Moğollarla birlikte Anadoluya gelip umumivali gibi önemli görevlerde bulundukları. Osmanlılar soydaş ve dindaşlarına ellerinden gelen yardımı esirgememişlerdir. Umumi Türk Tarihine Giriş. Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu ilk dönemlerde Orta Asyada Timur Bcy'in kurduğu güçlü bir devlet bulunuyordu. Fatih'in sarayında Uygurca'nın öğrenildiği bilinmektedir1. Osmanlılar'm iki büyük ideali vardı. Osmanlıların Kaşgar hükümdarı Atalık Gazi Yakup Bey Bedevlet'e gösterdikleri ilgi bunun en güzel örneğidir. ve 18. yüzyılda Batı Türkistan Ruslar. Türk KilliürU. Yani 19.319-324. Orta Asya Türkleri Rus ve Çin tehdidine mam/. yüzyıllarda ise Seyid olarak kabul edilen Hocalar iş başında idiler. Yakup Bey kurmuş olduğu bu devletin tanınması için 1870'te Osmanlı sultanı ve dönemin İslam halifesi Sultan Abdul'aziz Yrd. sayı 375. mevcut belgeler ışığında. Urumçi ve Tuıfandaki yerel beylikleri oıladan kaldırıp merkezi Kaşgar olmak üzere bağımsız bir devlet kurmaya muvaffak olmuştu. Enderim Kitabevi. kaldıklarında ise. Doç. A. Doğu Türkistan Çinliler tarafından işgal edilinceye kadar Orta Asya Türkleri kendi kendilerini idare ediyorlardı. s. ss. Konya ve Karaman gibi bölgelere yerleştikleri. Kuça. E.. s. Prof. 1994. 19. Halil İnalcık. Bu nedenlerle Orta Asya Osmanlıların öncelikli hedefi olmamıştır. Dr. Dr. 1.

Kaşgar Tarihi. yüzyıldan Önce Doğu Türkistandaki Çinli müslümanlar( Döngcnlcr ) suni ( İmam Safi ) mezhebine mensup idiler. Yusuf Gedikli. 1914 yılında Osmanlı paşalarından Talat Paşa Rodoslu Habibzadc Ahmet Kemal İlkul'u Uygur Türklerinin eğitimi için Doğu Türkistan'a göndermiştir. Bunun üzerine. g. Ötükıaı. Bu zal burada çok sayıda Çinli müslümaııı mürit olarak kabul etmiş ve onları gizli olarak şii mezhebine yönlendirmiştir6. bundan dolayı hapse atılmış ve 192O'de Türkiye'ye dönebilmişür^. 1998. 5. Hazırlayan: Dr. Ahmet Kemal İlkul'un Doğu Türkistanda gerçekleştirmiş olduğu eğitim reformu Uygur milli eğitim tarihinde yeni sayfa açmıştır. Yakup Bey camilerde Halife Sultan Abdul'aziz Han adına 4 hutbe okutmuş ve parayı da Sultan Abdul'aziz Han'ın ismiyle bastırmıştır . 336 Mchıned Atif. Vehpi Günay: Cahit Teki. İsmail Hakkı Efendi. 418-419 Ahmet Kemal İlkul. Doğu Türkistan'ın Urumçi. e. Ahmet Kemal îlkııl Doğu Türkistan'a gönderilmeden Önce de orada şuurlu Uygur Türklerinin Osmanlı devletinden davet ettikleri öğretmenler görev yapmışlardı. bir medris ve bir cami yaptırmıştır. Dr. Bavudun Bay gibi kişilerin Osmanlı devletinden davet edip 3 4 5 6 7 8 Mehmet Emüı Buğra. 17 320 . Şincang Helk Neşriyatı. 1861 yılında Osmanlılardan da Gulam Mesum( Malısum ) Han admda bir zat Yerkent'e gelerek şehrin güneybatısındaki Tirebağ Güze denen yerde tekke yaptınrp Çinli müslümanlan müritliğe kabıü etmiş ve onların tamamının tekrar sürü mezhebine dönmelerini sağlamıştır. Zaman Bey'ı göndermiştir5. Çin-Türkistan Hatıraları. 1988. 1997. Osmanlı Devleti ayrıca Yakup Bey'e Hindistan üzerinden top. 336 a. s. Hazırlayanlar: Prof. Şerhi Türkistan Tarihi. tüfek ve askeri eğitim için piyade. s. 1780 yılında İranlı Magrup Şah admda bir şahıs Yerkent'e gelip şehirden beş kilometre uzağındaki Mıyşa köyüne yerleşmiş ve burada beş dönümlük bir arazi satın alarak bir tekke. onun faaliyetlerini oğlu Ömer Han Hoca devam ettirmiştir. Urumçi. 4İ 7 Şincang Tarih K4ateriyaUiri(25).Alimcan İnayet Han'a bir heyet göndererek kendinin İslam halifesine tabi olduğunu bildirmiş ve Doğu 3 Türkistan'ın bağımsız İslam devleti olarak tanınmasını istemiştir . s. s. 1880 ve 1910 yıllarında iki defa Atuş'ta Hüseyin Bay. Bunun üzerine. süvan ve topçu muallimleri Çerkez Yusuf. 296 Şincang Tarih Materiya!liri (25). hatla Ningşia'dan pek çok Çinli nıüslüman bu zata gelip mürit olmuştur. Bu olaydan önce de Osmanlılar İranlıların Doğu Türkistan müslumanlarım etkileri altına almaya yönelik çalışmalarına kayıtsız kalmamışlardı. ss. Bugün de Çinli müslünıaıüar bu zatın mezarım ziyaret etmektedirler7 Osmanlıların Doğu Türkistan müslünıan Türklerine olan ilgisi bununla kalmamış. Gulam Meşum han Hoca 1911 yılında vefat etmiş. Öğretmen olarak Kaşgar'a gelen İlkul burada Darülnıuallimin-i İttihat admda bir öğretmen okulu açmış. Bundan çok memnun olan Sultan Abdul'aziz Han Yakup Bey'e " emir'ül müslimin" unvanını lütfetmiştir. Sancı ve Pokang gibi şehirlerinden. Bununla ilgili şöyle bir kayıl bulunmaktadır: 18. Kırıkkale. O dönemde bu kişinin etki alanı o kadar genişlemiştir ki.. İsmail Aka.

1992. ss. Mesut Sabri Baykuzu 1904 . Orenburg. Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Seyfettin Azizi. Uygur Türkleri bir taraftan Osmanlılardan öğretmen isterlerken. Şarki Türkistan Cumhunyeli( 1944-1949).1915 yıllan arasında İstaııbulda eğitim görmüş ve 1947'de Doğu Türkistan'ın cumhurbaşkanı olmuştur12. Yani Osmanlıların Doğu Türkistan milli eğitiminin geliştirilmesinde çok önemli rolü olmuştur. Forbes. Ömür Dastanhn (Hatıralar 1). İstanbul Mektupları. 55 15 a. Türk Tarih Kurumu Basımevi. e.Osmanlı Ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine(1861-1934) getirdikleri öğretmenler okul açmış ve bu okulda dil. Milletler Neşriyatı. s. Ankara.. e. s. Bilindiği gibi. W. Bu gençler İstanbul'da eğilimini tamamladıktan sonra Kulca'da okul açıp 100 kişiyi yetiştirmişlerdir"1. Kuşcubaşı Selim Sami Bey. Dr. Yaııg Zeııgxin döneminde İli'de Türkiyeliler çoktu. 2. puttop(futbol) gibi spor 9 faaliyetlerinin yanısıra. tarih ve coğrafya gibi dersleri okutmuşlardır. Hüseyin Emrullah(Barkan) Bey. Pekin. Osmanlı devletinin bu ağır günlerinde Doğu Türkistan Türkleri de işgal altında bulunmalarına rağmen İstanbul'a yardım göndermişlerdir. Ayrıca okulda cimnastik. Mesut Sabri Baykırzu bu kişilerle birlikte okul açmış. Hazırlayan: Dr. 1900'h yılların başlangıcında Kulca'da. Doğu Türkistan Türklerinin de Osmanlılara olan manevi bağlarını gösteren belgelerdir.Osmanlı devleti Balkan savaşından yenik çıkınca İstanbul yaralı asker ve Balkanlardan göç eden insanlarla dolmuştu. ss. Bu kişiler Hindistan üzerinden Doğu Türkistan'a ve diğer Orta Asya ülkelerine ulaşmış ve oralarda faaliyet göstermişlerdir13. Tatar gazeteci yazan Fatih Kerimi'nin 1913'tc Orenbıırg'da basılan "İstanbul Mektupları11 adlı kitabına göre.g. Mesela. Osmanlıların çok yakından ilgilendikleri Doğu Türkistan Türkleri de bunca ilgiye duyarsız kalmamışlardır.. İklil Kurban. 1913. edebiyat. Yine aynı kitaba göre. 82 12 Andrew D. askeri eğitim de verilmiştir . a. Ötüken. 372-373 11 Dr. 113 321 . Yusuf Gedikli. g. ss. bir Çin müslümanı ( Kulcalı ) Mekleb-i Sultani binasındaki Alman "Saleb-i ahmer"( Kızılhaç) hastanesinde yaralılara hizmet etmiştir u . s. 1998. 13 24 H Fatih Kerimi. İklil Kurban'm naklettiği Burhan Şehidi'ye ait bir bilgiye göre_. Asya 'da Beş Türk. Bunlar Osmanlıların Doğu Türkistan Türklerine olan ilgisini. 144145 İU Şnıcang Tarih Materiyaltiri(25). s. Osmanlı paşalarından Enver Paşa tarafından kurulan Umur-ı Şarkiye( Doğu İşleri ) teşkilatının 1914 tarihinde Adil Hikmet Bey. bazı zengin kimseler kendi çocuklarım ve yakınlarını tahsil için İstanbul'a göndermişlerdir. 460 13 Ati il Hikmet Bey. Kaşgar 15 müslünıanlarmdan Hilal-i Ahmer (Kızılay) yararına beş bin sum para gelmiştir . matematik. öğrencilerine Türkiye şarkısı söyletmiştir11. Hüseyin Bey ve İbralıim(Haklıer) Bey olmak üzere beş kişiyi Orta Asya Türklerini eğitme ve örgütleme amacıyla bölgeye göndermesi daha da dikkat çekicidir. bir taraftan da çocuklarını eğitim için İstanbul'a göndermekleydiler. 1990.

305 . Mahmud Nedim beyler Doğu Türkistan'a gitmeden önce de Urumçi'de iki İstanbullu Türk bıılıınyordu.. a. İstanbul. Ancak Rus engeli nedeniyle Türkiye Doğu Türkistan'a maddi yardımda bulunamamıştır. 95-98 322 . g. 203 22 Andrevv. Doğu Türkistanda Çin yönelimine karşı başlayan ayaklanmalar sonucunda 12 Kasım 1933 tarihinde Kaşgarda "Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti" adı altında bir devlet kurulmuştu. Bu kişiler 1931 yılında Kansu'ya giderek Çinli müslüman komutanı Ma Zhongying ile tanışmış ve bunlardan Kemal Kaya Efendi Ma Zhongyin'in genel kurmay başkanı olmuştur. s. Forbes. e. Ayrıca Sovyetler Birliğinden gelen Selİvaldican. Ancak böyle bir amaçla Doğu Türkistan'a sokulan Ma Zlıongying ordusu Uygur Türklerinin bağımsızlık mücadelesinde büyük bir baş belası olmuştur. g. büyük ihtimalle Doğu Tükistan'da bağımsız bir müslüman Türk devletinin kurulma sürecine hız kazandırmaktı. Amerika.. Çeviren: Enver Can.. Ma Zlıongying Kemal Kaya Efeııdi'nin tavsiyesiyle Doğu Türkistan'a girmiştir22. 24 18 Seffettin Azizi. e. e. D.^ Alimccm İnayet Anadolu Türkleriyle Doğu Türkistan Türkleri arasındaki ilişkiler cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. ve Ltd. Mustafa Kentli Ali Bey. ss.. W. 306 20 Andrew. g. g. Adı geçen şahıslar Kasım 1933'te Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetine müsteşar olarak Kaşgar'a gönderilmişlerdir16. Sullanbek. Kemal Kaya Efendi'nin Ma'yı Doğu Türkistan'a girmeye teşebbüs etmesinin asıl amacı. Doğu Türkislanda kurulmuş olan bu yeni devletle ilgili haberler Türk basınında sevgiyle karşılanmış ve geniş yer almıştır . Japonya. Doğu Türkistan Harp Beyleri. e.. a. W. e. Forbes. Mustafa Kentli Ali Bey ve Harbiyeden Mahmud Nedim beylerin büyük rolü vardır. Almanya. Forbes. 1991. İzmirli Dr.Türkiye Basımevi. Bu kişiler Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetinin başbakanı Sabit Damolla ile birlikte iş gördüler ve Şarki Türkistan hareketine bir şekil vermek islediler17. Bayrak Yayıncıhk-Malbaacılık San. s. İran. 1929 . Fransa ve İtalya gibi ülkelere göndermiş ve bu ülkelerden Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetini tanımalarını ve yardım etmelerini istemiştir1 y. 1940. s. Bu devletin hükümet ve ordu teşkilatının oluşturulmasında Türkiycden giden İzmirli Dr. Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'ııiıı dönemin Ankara hükümetine gönderdiği bir mesajında " Yeni bağımsızlığa kavuşmuş Doğu Türkistan'ın mavi bayrağından sevgili Türkiye'nin al bayrağına selam olsun" ifadesi kullanılmıştır21. Şti. s.W. Bilindiği gibi. o. ss. 202 ll Zeki Validi Togan. Belıram Efendi ve Sofizade gibi kişilerle birlikle Doğu Türkistan Türk İslam Cumhuriyetinin hükümet ve ordu teşkilatının düzenlenmesine yardım etmişlerdir18. a. İstanbul. İngiltere. Yeni kumlan bağımsız Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti hükümeti Dışişleri bakanı Kasını Hacı'yı devlet mektubuyla birlikle Türkiye cumhuriyeti başta olmak üzere Afganistan. W. D. g. Uygur Türkleri Diktatör Şeng Şısey ordusuyla savaşacak yerde Ma'nın ordusuyla savaşmak zorunda Aııdrew D.1940 Seneleri Arasında Türkistan Vaziyeti. s. Forbes. Daha da ilginç olan odur ki . a. 203 21 Andrew.306 19 Seyfettin Azizi. D.

O aslen Uygur olup gençken bilim aşkıyla önce Taşkent'e gelip çalışarak okur. O 6 ay içerisinde dönemin ihtiyacı İçin 60 öğretmen öğretmen yetiştirmiş. Ancak onun 1934'te Sovyet taraftarı birlikler tarafından yakalanıp Urumçiye gönderildiği hakkındaki bilgi yukarıdaki söylentiyi yalanlamaktadır. sonra Kara Deıüz'e gelip bir Türk gemiciyle tanışarak onunla birlikte Türkiyeye gelir. Cumhuriyet döneminde de Tiirk-Uygur ilişkileri eğitim alanında devanı etmiştir. ancak geçim sıkıntısı nedeniyle eğitimini devam ettiremez. bir yıl sonra lokanta sahibi onu bir yöneticiyle tanıştırır. Aııdrew D. 341 Seyfettin Azizi. s. ondan sonra Mehmet Emin Tevfik Efendi Uygur sanatçısı diye tanınır. g. a. Böylece Mehmet Emin Tevfik Efendi bir lokantada Kaşgardan beraberinde getirdiği tamburu çalıp şarkı söyleyerek geçimini sağlar. Kemal Kaya Efendi'nin Sovyet ajanı olduğu hakkında söylentiler bulunmaktadır. ss. s. g. Türkiyede epey zorlanır. 330 Seyfettin Azizi. a. O ayrıca 23 Seyfettin Azizi. e. gençler birliği teşkilatı onu bir kaç kişiyle Doğu Türkistan'a gönderir27. 396 -397 Seyfettin Azizi. Kemal Kaya Efendinin kimliği hakkında farklı görüşler mevcuttur. Bu sırada yavaş yavaş Türk sanatçılarıyla da tanışır. e. Doğu Türkistan'da ayaklanmalar başladıktan sonra o memleketine dönmek ister. o yöneticinin yardımıyla bir okula girer. Kemal Kaya Efendi'nin Ma Zhongying'in Doğu Türkis tanda gerçekleştirdiği katliamlarda yer alıp almadığı hakkında bilgi bulumu a m aktadır. 330 Seyfettin Azizi. sonra Gençler Birliği teşkilatına ve faaliy eterine aktif biçimde katılır ve belirli çevre edinir. e.. ancak sonra bir lokanta sahibi onun tambur çaldığını görünce lokantasında tambur çalmasını ister. Mehmet Emin Tevfik Efendi Doğu Türkistan'a döndükten sonra yukarıda sözünü ettiğimiz gibi. fakat Mehmet Emin Efendi konuşma yerine tamburunu çalıp şarkı söyler.399 323 . 397 . Kalabalık onu coşkulu bir şekilde alkışlar. W. Mehmet Emin Tevfik Efendi okulda çok iyi okur. Azizi'ye göre. Bu kişilerin çağdaş Uygur eğitiminde oynadıkları rolü bugün de Uygur Türkleri tarafından şükranla anılmaktadır. 24 köyde 24 okul açmıştır.Osmanlı Ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine(1861-1934) kalmışlardır. Yani. g. Kemal Kaya Efendi Türkiyedeki devrimden sonra Japonya'ya kaçmış. s. Japonya onu Ma Zhongying'e askeri müsteşar olarak göndermiştir23... e.. Daha sonra o Şeng Şıseyİn eline geçmiş ve hapishanede vefat etmiştir2'. Bir gün bir toplantıda konuşmaya davet edilir. g. Kemal Kaya Efendi Japonya'nın casusudur24. orada orta tahsilini bitirdikten sonra yüksek tahsil görmeye çalışır. ss.. o.. 1934 yılında Şeng Şısey hükümetinin başkan yardımcısı olan Hoca Niyaz Hacı'nın meşhur komutanı Malmıut Şıcang(Albay) başta Macidİn Efendi olmak üzere Türkiyeden gelen 12 kişiyle eğitim seferberliğini başlatmıştır26. a. a. Seyfettin Azizi'nin hatıralarındaki bilgiye göre. Onların içerisinde yer alan Mehmet Emin Tevflk Efendi'nin ilginç hikayesi bulunmaktadır. Forbes'in anılan kitabına göre. çağdaş Uygur eğitiminin başlatılmasına öncülük etmiştir. g. e.

e. g. cumhuriyet döneminde de sıcak bir şekilde devam ettiğini gösterir. Bu da aynı zamanda Atatürk'ün ne denli ileri görüşlü büyük önder olduğunu göstermektedir. bütün bunlar Türk-Uygur ilişkilerinin Osmanlı döneminde olduğu gibi. Üstelik söz konusu ilişkiler Büyük Atatürk'ün dönemine rastlamaktadır. Mustafa Kentli Ali Bey ve Harbiyeden Mahnıud Nedim Beylerin Doğu Türkistan'a Atatürk'ün bilgisi haricinde gitmiş olmaları mümkün değildir.Alimcan İnayet öğrencilerden oluşan bir izci gnıbu kurmuştur *. Bu izci grubunun yapısı Türkİyedekiyle aynıdır. 4Ü4 324 . Dr. Sonuç itibariyle. s.. 2 Seyfettin Azizi. a.

Nitekim yukanda da ifade ettiğimiz gibi. o yıllarda yazılmış bazı edebî eserlerin dikkatli bir şekilde incelenmesi durumunda birçok tarihî gerçeğin gün yüzüne çıkacağını ifade etmekledir. edebî sahaya: "Ba$qasım islemeni de. özellikle XVI. Zira Prof. Ü. Hareket Yayınları. "kolleklifleştirmc" politikası gereği Örtbas edilmiş bazı gerçeklerin aydınlanmasına yardımcı olmaktadır. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretini Görevlisi. Kamal. Fahrettin. S. "Tnmsilions. Azerbaycan'a düzenlenen harekfıt. sen!" I şeklindeki ifadelerle yansıyan Azerbaycan halkının gerçek duygulan. o yıllarda tek Dr. 1 (14. Dr. gerek siyasî ve gerekse idarî teşkilatlanması bakımından döneminin en büyük güçleri arasına girmiş olan Osmanlı Devleti. oldukça farklı yorumlanmış. içinde bulunduğu ağır şartlara rağmen. ey Türk. Azerbaycan Edebiyatnun yaşayan en büyük tenkitçilerinden Prof. meseleye farklı bir bakış açısı getirmeyi zarurî kılmaktadır. bir işgal hareketi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Dr. hakim olduğu topraklarda sergilediği adalet anlayışı ve hoşgörüsü ile gönülleri feth etmiştir. Nitekim bıı politikasından dolayıdır ki. Türk Ta-rih Kurumu Yayınlan. Azerhaijan. Kemal Talıbzade bir makalesinde2. tarihî hadiselerin aydınlatılmasında önemli bir malzeme teşkil ettiği bilim dünyamızın malûmudur. Nesillerin Ruhu. 1996. Dr. büyük bir soykırımla karşı karşıya olan Azerî kardeşlerinin çağrısına koşmayı bir görev bilerek 1913'de Bakü'yc girmiştir. Mehmet.H. 1993T s. Ancak bu hadise." İşte bu ilgidir ki. M.325-337. ŞİİRE YANSIYAN TARİH Ali EROL* Araştırmalar göstermektedir ki. Benzerî mesajları. Bu hadiselerin son örneği ise yüzyılımızın ilk yansında yaşanmış. 2. Spring. E. KTRZIOĞLU. Müslüman.. Prof. s. çabuk sen gel. Osmanlı'nın Azerbaycan'ı işgal ettiği yönündeki yorumlara karşı. KAPLAN. . özellikle İran ve Rusya'nın yayılmacı siyasetine karşı Kafkas Elleri'ne düzenlemiş olduğu seferlerin bir çoğunu bölgede yaşayan ve kendi yönetimi altına girmek isteyen Türk. hatta bazen de Hıristiyan topluluklann yardım talepleri üzerine gerçekleştirmiştir1. Edebî çalışmaların. 1970. içinde 3 bulundukları tarihî şartlarla yakından ilgilidir. s. Mehmet Kaplanan da ifade ettiği gibi: ''Edebiyat tarihin içine gömülü bir vakradır ve en mücerret edebiyatlar dahi. Osmanlılar uı Kafkas Ellerini Fethi (1453-1590). Osmanlı.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı II \ İzmir 2000. allı yüzyıllık mevcudiyeti sırasında çok geniş bir coğrafyaya hükmetmiş." Dr. Prof. yy'da gerek askerî.Lilcrary Criticisın in Azcrbaijan.251-266 TALIBZADE. A New Look at Soviet Works". Ankara. bugün için bizlere yeni ufuklar açmakta. özellikle Sovyet devri olarak bilinen yıllarda. İstanbul.

Hemen ifade etmek gerekir ki. Osmanlı ve İran adına. söz konusu duyguların en üst noktada lenısil edildiği çalışmalar olarak değerlendirilmeyi beklemekledir. An-kara. Prof.M Erol güvence olarak Osmanlı'yı gören Ahmet Cevat. Dr. Kamal Talıbzade'nin özel arşivinden temin ettiğimiz bu şiirler. bu devletin ileriki yıllarda bilhassa dinî sebeplere dayalı olarak izleyeceği yanlış politikalar. Prof. Türk Tarih Kurumu Yayınlan. yıllarca saklandığı özel arşivden çıkarılamayan bazı şiirler. bölge üzerindeki hassasiyetini ortaya koymuştur. Dr. yy'dan itibaren Bulgar Türkleri. ardından Akkoyunlular (1340-1515) devletleri kurulmuş. Ağaçerüer. Selçuklulardan sonra XII.ıineMakateler-İncelemeler. XVI. Osmanlı ile İran arasında yıllarca sürecek olan kardeş kavgalarına yol açmıştır. Osmanlı-Azerbaycan münasebetlerini hatırlamakta fayda görüyoruz. etkileri günümüze kadar ulaşacak olan önemli siyasî hadiselerin başladığı bir dönem olmuştur. XVI. ''Vatanın Yanık Sesi" ve "İntizar Karşısında" adlarım taşıyan bu şiirlerin4 işaret ettiği tarihî hadiselere geçmeden önce. Feryat Matbaası. özellikle Göktürkler döneminde Türk nüfusu açısından büyük bir artış yaşanmıştır. Ancak sonraki yüzyıllarda Araplar'ııı hakimiyeti altına girecek olan Azerbaycan'ın bir Türk ülkesi haline getirilmesi ise Selçuklular dönemine rastlar. Osmanlı'nın. yy. Akçağ Basım.S 48 yılından başlayarak Batı Hunlular'ın akınına uğramıştır. 17.yy'dan itibaren uğruna yoğun bir hakimiyet mücadelesi içine gireceği Azerbaycan. defalarca Azerbaycan'a girerek. 326 . bölgedeki Türk varlığı açısından oldukça derin bir tarihî geçmişe sahiptir. s. Harezm ve Timurlıüar'ın idaresine geçecek olan Azerbaycan'da önce Kara koyunlular (1380-1468). gerek siyasî. 152-153. 1996. özellikle XVI. Şaik'in basılmış hiçbir eserinde yer a] m anı aktadır. Akhunlar. ve XIV. Mehmet. Dr. Türk Dünyası Üze. gibi birçok şairin çalışmalarında da bulmak mümkündür. Azerbaycan. Anadolu'nun birliği açısından tehlike addeden Osmanlı Devleti. 6 SARAY. yy'lar arasında sırasıyla Moğol. ve gerekse kültürel anlamda önemli tahribata yol açacak olan bu olumsuz gelişmelerden en fazla etkilenenler ise tabiî olarak Azeriler olmuştur 6 . Yeni Türk Cumhuriyetleri Tarihi. Ancak yukarıdaki mısramın sahibi Abdulla Saik tarafından 1918"de kaleme alınmış olmakla birlikte. girilen lüzumsuz rekabet neticesinde zamanla Şii-Sünnî çatışmasına dönüşerek Türk toplumu adına gerek ekonomik. birçok kez İran üzerine seferler düzenlemiş. 1993. Akkoyunlular Devleti'nin hemen ardından Şah İsmail önderliğinde Safevî Devleti (1501-1732) kurulmuş. "Tarih İçinde Azerbaycan'a Bakış". M. yüzyıl. Meherruned Eminoğlu. bu yıllarda bölgenin birçok sahasına Türkmen boylan yerleştirilmiştir5. Safevî Devleli'nin izlediği politikayı. Yaklaşık üç yüzyıl sonra İskender'in istilâsına manız kalan Azerbaycan.'dan itibaren yoğunlaşan bu mücadelelerden Çaldıran Savaşı (1514) Osmanlı lehine sonuçlanmış. Bizanslılar ile Sasâniler arasında patlak verecek olan kanlı çalışmalara sahne olmuş. s. Sultan Tuğrul Bey"in bölge üzerine yaptığı sayısız akınlardan sonra Selçuklu sultanı Alparslan 1076 yılında Azerbaycan'ın hemen tamamım kontrol altına almıştır. Ankara. yy'da bölgeye akın eden ilk Türk boyu İskitler olmuştur. San Uygurlar ve Sabirlcr'e ev sahipliği yapacak olan bölgede. 5 ERCÎLASUN. II. 4 Abdulla Şaik'in oğlu oları Prof. Bu manada MÖ VII. Salman Mümtaz. Ahmet Bican.

Azerbaycan. sonuçta. sonraki yıllarda Osmanlı-İran çekişmesinden de faydalanarak 1556'da Astrahanı ele geçirmiş.Şiire Yansıyan Tarih Safevî hükümdarı Şah İsmail 'i bozguna uğratan Yavuz Sultan Selim. s. II Osman. yy'in başlarından itibaren Anadolu'da baş gösteren Celâli isyanlarının sebep olduğu iç kanşıklık. İran'da cereyan eden iç karışıklığı. Ankara.I. Erivan. Lala Mustafa Paşa komutasındaki birlikler. Kırım Hanı Mehmet Giray ve kardeşleri Gazi Giray ile Adil Giray'in da yardımlan ile Osmanlı'nın bölgedeki mevcudiyetini pekiştirmiş. bu basan da kalıcı olamamış. Şirvan ve Derbent'e kadar olan bölgeyi ele geçirmiştir. Şah İsmail'in ölümüyle birlikte Sünnî müslünıanlar üzerindeki baskıların artması üzerine. s. İlk kez IX. Ankara. Türk Dünyası El Kitabı. almış. 1976. 1. İrandaki iç kanşıklıklar ve saltanat çekişmeleri sırasında doğan otonte boşluğu. Ahmet'in yaptığı seferler sonucunda Batı Azerbaycan. 158 CAFEROĞLll Ahmet. bölge üzerindeki emellerinden asla vazgeçmeyecek olan İran için bulunmaz bir fırsat olmuş. ardından Kafkaslar'a girerek Şirvan'ın Kuzey bölgesini işgal etmiştir. 1585 'tc Tebriz'e girerek. "Azerbaycan Edebiyatı". Ne var ki. Azerbaycan'ın. Ancak XVII. Tiflis. 1104. Kuzey ve Güney Azerbaycan'ı tamamen hakimiyet altına almıştır. bu kez Kanunî Sultan Süleyman İran üzerine yürümüş. Şirvan. bu kopukluk ise Azeriler1 in düşmanlarına. Ancak bir süre sonra bu bölgeler tekrar Safevîlerin kontrolü altına geçmiştir. IV. Nahçıvan. Şalı Abbas yönetimindeki birlikler Azerbaycan'ı tekrar Fars toprağı haline getirmişlerdir. Azerî'lerin ise küçük devletçiklere ayrılmış olmasını fırsat bilerek 1804'ten itibaren Azerbaycan'ı işgal etmeye başlamıştır. Bir süre sonra özellikle Tebriz'de yoğunlaşan Şii propagandalarının sebep olduğu iç karışıklıklar isyanlara yol açmış. İran egemenliğinden çıkarak irili ufaklı hanlıklara aynlmasına yol açmış. özellikle de Osmanlı ve İran'ın zayıflığından faydalanarak Doğu'ya açılmaya çalışan Rusya'ya karşı zayıf düşmelerine 7 sebep olmuştur.. 1578-1588 yıllan arasında yoğunlaşan çatışmalar sonucunda Şirvan Valisi Özdcmiroğhı Osman Paşa. Nitekim ilk olarak Cevat Han'ın başarılı savunmasına karşı Gence elden çıkmış (1804). ancak Osmanlı'nm yorgunluğunu. yy' da Kuzey Azerbaycan'daki Türk ve Müslüman'lar üzerine sefer 8 düzenlemiş olan Rusya . Makbul İbrahim Paşa'nm emrindeki birlikleri ile önce Tebriz'i (1534). Bu sırada durumu fark eden Osmanlı'nın müdahalesiyle planlarını bir süre askıya. Gence ve Tebriz'de bazı başarılar elde edilmişse de nihaî sonuca ulaşılamamıştır. Tebriz ve Güney Azerbaycan'ı ele geçirmiştir. ardından Azerbaycan Tilrk Edebiyatı (Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi) C. Türk Kültürünü Araşür-ma Enstitüsü. 1993. Bu tarihten sonra. Ahmet. başta Kübalı Felh Ali Han. ancak onların düşmana karşı birleşme gayretleri bir sonuç vermemiştir. Murat ve III. Zira Afşar Türkleri'nden olan Nadir Han'ın öldürülmesi (1747) ile birlikte Safevî Devleti'nin Farsçı bir politikaya yönelmesi. ve Dağıstan hanlıklarının Osmanlı'dan yardun talep etmeleri üzerine İran'a karşı yeni bir harekât düzenlenmiş. ardından bütün Azerbaycan'ı hakimiyet altına almıştır. birkaç yıl sonra tekrar îranlılar'ın eline geçmiştir. Tiflis. Seki Ham Hacı Çelebi gibi ileri görüşlü devlet adamlarının dikkatlerinden kaçmamış. Gerçi bu tehlike. Ancak stratejik açıdan son derece Önem taşıyan Azerbaycan için asıl tehlike bu yıllardan sonra kendim göstermeye başlamıştır. Ayyıldız Matbaası. tCülliir Bakanlığı Yayınlan. 327 .

Şekİ. bölgeye yapılan seferler bir işgal hareketi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Ankara. Azerbaycan için gerek siyasî. Zaten daha önce de vurguladığnnız gibi bu seferlerin bir çoğu. gerek iktisadî. Mayıs 1964. Bu kısa hatırlatmadan sonra hemen ifade etmek gerekir ki. 1840'lardan sonra bütün hanlıkları "Tirikaspiski Oblast'" adı altında bir il haline getirmiş.yy'da ise Seki Ham Hacı Çelebi. Osmanlı'nın. yy'da. bu tarihî vakıanın en somut delili olarak karşımıza çıkmakladır. Küba. ve Şirvan Hanı Memned Han'ın içinde bulundukları müşkül durum kar-şısında lek kurtuluş olarak Osmanlı'yı görerek yardım talebinde bulunmuş olmaları. Ne var ki. Nahcivan ve Revan hanlıkları bir bir Rus'ların pençesine düşmüştür9. Lenıkeran. bu lavnıı ileriki yıllarda da sürdürülmüş olması. Nıı:19. hadiselerin rejime münhasır yaklaşımlarla yeniden yorumlanmış olmasıdır. tarihî gerçeklerden yüz çevrilerek. XVTIT. Gence Hanı Salıverdi Han. İşte bu tavır ki. ortak tarihî geçmişe sahip olan bir milletin torunları olmanın verdiği güvenceyle kendisine yapılmış olan bu çağrılara uzattığı yardım eli. Nitekim 16. Nuri Paşa komutasında Bakü'ye giren Türk askerlerini alkışlayan fikir ve sanat adamlarım "dahilî düşman*' sıfatı ile suçlamış. s. Özellikle 1930 ve 19401ı yıllarda Marksist-Lenınisl aydınlarca yazılmış olan birçok eserde benzeri değerlendirmelere rastlamak mümkündür. Ancak asıl düşündürücü olan. Osmanlı'nın işgallere müdahele edememesi.Ali Erol Derbend. asimilasyon çalışmalarının yoğunlaştığı Sovyet devri yıllarında kaleme alınmış olan bazı kaynaklarca farklı yorumlanmış. İstanbul Hükûmeti'ne başvurarak kendilerine destek olunmasını istemesi. söz konusu hadise ile birlikte perçinlenen bağımsızlık günlerinin. yapılan yardım çağrılarına bir cevap niteliği taşımaktadır. Türk Kültürü. Yıl 2. Bu dimim Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanacağı 1918 yılma kadar devam etmiştir. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü. 1918'de Azerbaycan'daki millî iradenin çağrısı üzerine bölgeye 7 birlik gönderen Osmanlı'yı "işgalci '. Osmanlı Devleü'nin bölge üzerindeki politikasmı ortaya koyan hadiselerden yalnızca birkaçıdır. Osmanlı'mıı İran ve Kafkaslar'a yapmış olduğu seferlerin temel sebeplerinden birisi. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyet'ini yıkmak için düzenlenen siyasî entrikalar üzerine zamanın Dışişleri Bakanı Mchmed Hacmski'nin. Baku. üzerlerindeki dinî ve siyasî baskıların artması üzerine Şirvan. Tiflis ve Dağıstan hanlıklarının. gerekse kültürel anlamda büyük talıribal olduğu fikrini empoze etme- 9 BAYKARA. İran'ın ise Rusya'ya boyun eğmek zorunda kalması sonucunda yapılan Gülistan (1813) ve Türkmençay (1828) anlaşmaları ile Araş Nehri sınır olmak üzere Rusya ve İran arasmda paylaşılmıştır. ele geçirmiş olduğu hanlıkların idarî sistemine karışmaz bir tavır sergileyen Rusya. ""Çarlık Rıısyasının Azerbaycan'da Yaptığı İstilâ Savaşları". Hüseyin. Başlangıç itibarıyla. Şirvan. mevcudiyeti için tehlike teşkil eden dış mihraklara engel olmak ve bölgedeki kardeşlerinin zaman zaman ihlal edilen haklanın güvence altına almak düşüncesidir. Böylece Azerbaycan toprakları. Hele hele yüzyılımızın hemen başlarında. 17-25' 328 . ardından "Bakü: Gence ve Erivan İlleri" ile "Dağıstan ve Zokatala Mahalleri" adî altında bir genel valilik yönetimine alınıştır. Karabağ.

Çar Hükümeti'ne karşı girişilen başkaldırının sembolü olarak geniş kitleleri harekete geçirmiş.: B. İşte bütün bu gelişmeler karşısında. Osmanlı Devleti'nin 1918 yılında Azerbaycan'a askerî birlik göndermiş olması herşevden önce iki ülke arasında dalıa önceden imzalanmış olan bir anlaşmanın gereğidir. ellerindeki toprakların yabancı sermayeye peşkeş çekildiğini fark Azerbaycan Sovet Edebiyyatı Tarixi. iç ve dış sermaye sahiplerinin girdikleri çıkar çatışmaları. s.Fuad'm "Teceddüd Devri" adım verdiği bu yıllarda.)'". iki ülke arasında günden güne filizlenip yeşerecek olan kardeşlik duygularının temellerini çoktan atmışlardır. Yusuf Vezir Çcnıenzemiıüi ve Abdulla Saik gibi nice kültür elçisi. Ahmet Ccvad. Elm Metbecsi. millî değerlerin yüceltilerek modern devlet olma yolunda önemli mesafelerin katedildiği. ancak uygulamaya gösterilen tepkiler zaman içerisinde "Kaçaklar Hareketi'1 olarak bilinen isyanlara yol açmıştır.Şiire Yansıyan Tarih ye çalışmıştır . "1917-1920-ci İllerde Edebiyyat". s. unutturulmaya ya da karalanmaya çalışılmıştır". Bugün için çok iyi bilinmektedir ki. başta petrol olmak üzere diğer sanayi merkezlerinde çalışan işçilerle. Aynı yıllarda Azerbaycan'ın tabiî kaynakları. Azerbaycan Sovet Sosialist Respublikası Elmler Akademiyası Neşriyyat. Mars Ticaret ve Sanayii AŞ. 1967. "Azerbaycan Millî Demokratik Cumhuriyeti Devrinde Edebiyat 1918-1920 (Aktaran. BAYKARA. meselenin sadece hukukî kısmını teşkil eder. kapitalist dünyanın bölgeye olan ilgisini artırmış. Ankara. bağımsızlık hareketine olan. o yıllarda Osmanlı ile Azerbaycan arasında alman bu birliktelik karan. Azerbaycan'da günden güne artan bir katılımla daha da güçlenecek olan millî mücadele hareketinin çekirdeğini teşkil etmiştir.I. Oysa burada asıl dikkatlere sunulması gereken husus. Pek tabiî olarak tarihin ilk Türk cumhuriyeti olan Azerbaycan Demokaratik Cumhuriyeti'nin kurulması için elinden geleni esirgemeyen Osmanlı Devleti de. yy'ın ikinci yansından itibaren teşekkül etmeye başlayan. Atsız Gökdıığ. Gençlik Basımevi. 30. Mehmed Emin Resulzade. özellikle Türk ve Müslüman topluluklara karşı katı bir politika uygulamaya başlamıştır.89 329 10 . aslında. Hatırlanacağı üzere Rusya. yıllar önce. Savaşlardaki maddî kayıplarının faturasmı yöre halkına yükleyen. yy'm sonlarına doğru kendini gösteren ve tamamen bir halk hareketi olan bu ilk kıpırdanmalar. Bakı. çalışanlar üzerinde büyük tahribata yol açmaya başlamıştır. Zira Köprülüzade M. bölgenin verimli topraklarına da Rus köylülerini yerleştirerek Azerîler'i tamamen pasifize etmeyi amaçlamış. 1975. " "• XIX. bu anlaşmanın beslendiği temel kaynaklardır. Eyhj]-Ekiml991.12 İşle başlangıç itibarıyla sıradan tepkiler olarak değerlendirilen bu isyanlar ki . geleceğe yönelik planları gereği. Hüseyin.5. Şurası muhakkak ki. onlara ağır vergiler getiren rejim. gönül birliğinin resmiyete yansıtılmasından başka bir şey değildir.. Azerbaycan. Allıan. üniversitelerin açıldığı yıllar adeta yok sayılmış. Hüseyin Cavid.s. ülkedeki siyasî ve özellikle de iktisadî gelişmelere bağlı olarak giderek farklı bir görünüm kazanmıştır. katkılarından dolayı bu karalama kampanyasından nasibini almakta gecikmemiştir. İstanbul. Aynı amaç doğrullusunda. Alibey Hüseyinzade. c. MEMMEDOV. Azerbaycan İstiklâl Mücadelesi Tarihi. özellikle kültür ve sanat adamlarının gayretleriyle XIX. Ancak resmî kurumlarca imzalanmış olan bu anlaşma. 1828 Türkmençay anlaşmasının hemen ardından Kuzey Azerbaycan'ı peyderpey ele geçirmiş.

meclisin kapatılması ile birlikle. temel hak ve hürriyetler konusunda yeni düzenlemeler getirileceği vaadiyle 17 Ekim 1905 tarihinde "Hürriyet Manifestosu1' adı altında bir bildiri yayınlar. c. İslâm Ansiklope-disi. İstanbul. Benzerî amaçlarla 1890'lardan itibaren başlatılmış olan dernek çalışmaları. Ahmedbey Ağaoğlu gibi idealist mütefekkirler. Azerîler'in verdiği mücadeleyi farklı zaman ve zeminlerde günümüze kadar taşıyacak olan ""Türk Adem-i Merkeziyyet Müsavat Partisi" kurulur14. 1904'te kurulan "Himmet" grubunun yoğun propagandaları kısa /. "Prof. 44.amanda geniş kitleleri harekete geçirir. Sırat-ı Müstakim (1908). Açıksöz (1915)" gibi yayın'organlarında millet kavramı etraflı bir şekilde ele alınırken. Ülkesinin tarihini. s. XIX. Millî menfaatleri korumayı ve yüceltmeyi amaçlayan bu çalışmalar kültürel faaliyetlerle pekiştirilir. halkının beklentilerini yakından tanıyan Alibey Hüseyinzade. 360. Ankara. Nikola. edebiyatını.T baycan Sovet Sosialist Ehnler Akademiyası Ncşriyyat. üzerlerindeki yoğun baskıdan dolayı uzun zamandır sessiz bir bekleyiş içinde olan Azerî aydınlar harekete geçerler. Bu amaçla. Mehmet Emin Resulzade. gibi dergilerde de iki ülke arasındaki or13 14 15 Azerbaycan Edebiyyatı Tarixi. GAZANFEROöLU. Bu gelişmeler üzerine. Rusya'nın. Dikkatler.Ali Erol eden köylüler örgütlenmeye başlarlar. Fazıl. Yıllardır yaşanmakta olan çok yönlü istilâya son vermek amacıyla başta eğitim. İstanbul'da yayınlanmakta olan İkdam (1896). a. önce İslâmî bir söylemle girdikleri birlik çağrısını. KÖPRÜLÜZADE. dilini. dil ve edebiyat olmak üzere birçok sahada millî bir tavır içine girilir. Kasım-Aralık 1996. ardından 1911 'de "Rusya Müslümanları İttifakı77 ve aynı yıl. Bu amaçla 1906'da bilhassa Ermenilere karşı aktif bir bir mücadele içine girecek olan "Difaî". ülke çapında birbiri ardınca mitingler düzenlenir. Verilen mücadeleyi siyasî arenaya taşıma düşüncesi ile örgütlenme çalışmaları başlatılır. Bakı. Mclımed Fuad. "Azerî Edcbiyaü'nın Tekâmülü".. İrşad ( 1907) Terakki ( 1908). Hüseyin Cavid. 147. bilhassa Türk ve Müslüman topluluklar adına o karanlık günler daha ağır bir şekilde yeniden başlayacaktır. Azerbaycan'da Füyuzat (1906). 19O5'tc Japonlarla girdiği savaşı kaybetmesi ile uğradığı zaafiyet bu anlamda kendileri için Önemli bir fırsat olur. 330 . diğer taraftan Namık Kemal Mchnıed Akif. Yıl: 312. İki ülke arasında birtakım siyasî hesaplar neticesi koparılmış olan kültürel bağlan yeniden ve daha güçlü bir biçimde tesis etme çalışmaları başlatılır. Türk Yurdu (1911). Ancak kısa bir süre sonra bu manifestonun Kafkas toplumhırmı birbirine düşürerek zayıflatmayı amaçlayan bir aldatmacadan başka bir şey olmadığı anlaşılacak13. hareketi durdurmak için aldığı sert tedbirlere rağmen bir sonuç elde edemeyen Rus Çarı II. "Azerbaycan'ın Son Dönem istiklâl Mücadelesi Tarihi ve Halk Cephesinuı Kwru\\ışn'\ Azerbavcan. Hürriyet Manifeslosu'nun hemen ardından.H. Hayat (1907). s. 1901 'de "Sosyal Demokrat Demeğrnin kurulması ile birlikle daha aktif bir hal alır. siyasî gelişmelere bağlı olarak bir süre sonra "millet" kavramı çerçevesinde sürdürürler. İstanbul'daki siyasî ve kültürel gelişmeler yakın takibe aluıır. bir önceki dönemden farklı olarak. Mchmed Emin Yurdakul gibi millî şuur sahibi Osmanlı şairlerinin eserlerini ülkelerine taşırlar. 3 Haziran 1907'dc. Yusuf Vezir ÇemenzeminlL Ahmed Ağaoğlu. Alibey Hüseyinzade gibi ilim ve sanat adanılan İstanbul'a gelerek kültürel çalışmalara iştirak ederler. Osmanlı'ya 1 çevrilir ^. Ord. 1961. Millî Eğilim Bakanlığı. 1960. "Dövrün Tarixî Medenî Xülasesi (1900-1917-ci İller) cT Azer. yy'm ikinci yansından itibaren Rusya üzerinden gelen Batılı fikirlerden çok.

toplumu bütünüyle kuşatan her hadisede olduğu gibi halkın sesi olan sanat adamlarının eserlerine aksetmekte gecikmemiştir. gerek siyasî. müteşekkil. s. daha önce de belirttiğimiz gibi. ümum-proletar işinin bir hissesi. Azer Neşriyyat. özellikle Sovyet devri olarak bilmen yıllarda yasaklanmış.47. 18 NVELLEK. Ağadacbış Münirî. Türk Cumhuriyetleri Tarihi. yok sayılmıştır. 1918e kadar verilecek olan millî mücadelenin fikri temellerini teşkil edecek olan bu gelişmeler. birçok aydın bir şekilde pasivize edilmiştir. tıp öğretmeni Medine Hanım Kıyasbeyli. saluıe sanatçısı Ulvi 10 GÖMEÇ . Türkiye Büyükelçisi Yusuf Vezir Çcmenzeminli. Özellikle Millî Edebiyat akımının tesiri ile daha da güçlenen bu düşünce. Kömen Yayınları. birleşmiş sosial-demokrat pariiya işinin terkib hissesi olmalıdır. Ancak tarihî birer vesika olarak değerlendirilebilecek olan bu çalışmaların büyük bir bölümü. Ilyic V\\oâexcars EdebiyyatHaqqında. İbrahim Dadaş. "17 Edebiyat ve toplum arasındaki İlişkinin ne olduğundan çok.l22-123. Marksizm ve Leninizm ideolojisine ters düşen çalışmalar yasaklanmış. Edebiyat Teorisi (Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel). Pek tabiî olarak bu şuur. İzmir. Saadettin. Edebiyyat isi. aynı millete mensup olan iki ülke insanları arasındaki kardeşlik duygularını daha da kuvvetlendirmiş. kısa sürede Azerbaycan'daki kültürel çalışmalara da yansımış. 17 LENİN. kurulmak istenen yeni düzeni geniş kitlelere ulaştırmaktan öte bir amaç peşinde olamaz: "Edebıyyat işi. İşte Azerbaycan'da. Şair Hüseyin Câvid. Konya. Mikâyıl Müşfik. bütün şii 'urlu av çıngardı tere/inden berekete getirilen vahid. Bakü'de bulunan ve Şark'm ilk konservatuarı olma özelliğine sahip okulun kurucusu Hediye Hanım Kcyibova. Bu ara. örf. basım. "kolektifleştirme" adı altında yürütülen icraatlarla yok edilmeye çalışılmış. ne olması gerekliği konusunda ön yargılara sahip olan böyle bir anlayış"5 şüphesiz ki kendisine muhalif düşen fikirlere yaşama hakkı tanıyamazdı ve tanımamıştır da. Çünkü Marksist ideolojiye göre edebiyat. 331 . Samed Mansur. Arap dünyasındaki siyasî kargaşa ve iran'daki başarısızlıkla sonuçlanan meşrûtiyet girişimleri gibi sebeplerden dolayı yerini Türkçülük düşüncesine terk etmeye başlamıştır. bütün fehle sinfmin. Ali Abbas Müznib gibi şair ve yazarlar Türk tarihinin şanlı sayfalarına dönerek millî kimlik kavramı üzerine yoğunlaşmışlar. fikirde. Özellikle 1928'den sonraki mevcut rejim tarafından organize edilen alternatif bir edebiyat yanıtına çabalarının ezici baskısıyla karşı karşıya kalmış. VARREN. düşmana karşı birlikte hareket etme şuuruna taşımıştır. höyük sosial-demokrat mexanizminin tekerciyi ve vinteiyi olmalıdır. s. 2. Gaspıralı İsmail'in.. işte birlik" şuan kabul görür. Doç. onları. münîezem. Bıı arada Türkiye'de. Bütün bu çalışmalar kısa sürede meyvesini verir ve Azerbaycan. 74. başlangıçta bütün İslâm alemi için tek kurtuluş yolu olduğu düşünülen İslamcılık fikri. Rene-A. 1993. gerekse kültürel anlamda Osmanlı lesiri altına girmeye başlar. adet ve an'aneler. Dr. Ebu'l Halik Cenneti. din âlimi Mir Mehemmed Kerimağa.Şiire Yansıyan Tarih tak değerler işlenir. "Dilde. Akdeniz Ki-tabevi. iki ülkenin tarihî bağlarına yönelmişlerdir. 1997. aynı duygularla Azerbaycan'a giden gönüllü öğretmenler. 1970. s. yeniden başlatılan kültürel alış verişe katkıda bulunmak için hummalı bir çalışma içine girerler16. naşir ve edebiyat tenkitçisi Seyyid Hüseyin. Bakı. Bundan dolayı aynı yıllardaki kültürel çalışmaların büyük bölümü. Azerbaycan millî marşının yazan Ahmed Cevad.

aynı ihtiyat çerçevesinde. Ankara. Azerî Edebiyatı 'nda İstiklâl Mücadelesi İzleri. Dr. Aralarında Abdulla Saik. Azerbaycan edebiyatının önde gelen isimlerinden Şaik'e ait olan ve o dönemde Azerî halkının Osmanlı'ya bakış açısını. (Azerbaycan Yurt Bilgisi Tetkikleri II). sürgün. İstanbul. çağdaş değerler arkasmda kalmaması ve en azından geleceğe hazırlanması için siyasî meselelerde ihtiyat gösterip eğitime yönelmişlerdir. Cafer Cabbarlı. Nu: 281. sürgünlerde çürütülüp öldürüldü''20. Tıpkı Bolşevik.. Halkın sesi olan birçok şair gibi Saik'in mısraılarına da bütün açıklığı ile yansımış olan bu tarihî hakikatleri görmek için. Oysa ki Azerbaycan'da yaşanan siyasî ve sosyal gelişmeler karşısında halkın gösterdiği tepkinin edebî ifadesi olan bu şiirler samimi olarak değerlendirildiğinde görülecektir ki. Prof. Osmanlı Devleti'nin de diğer işgalci güçlerden farkı yoklu. Türk Topluluktan Edebiyatı I. Bu uygulamalar. Mars Ticaret ve Sanayii AŞ. Samir. Ecdâd Yayınları. Kasım. Ahmed. Ankara. bu eserlerini yayınlama imkânı bulamamıştır. 30 21 332 . İngiliz ve Almanlar'a karşı çaresiz kalımları bir anda Osmanlı'ya ithafen yazdığı "Vatanın Yanık Sesi" ve "'İntizar Karşısında" adlı şiirlerini saklamak zorunda kalan Abdulla Saik gibi. s. Taşnaksütun.s. Menşevik. Bir kısmı mecbur olup yeni hükümetle barıştı ve diğer bir kısmı ise hapishanelerde. Azerbaycan edebî hayatına çok daha önce girmiş olan ve bütün birikimlerini kendi insanlanna hizmet yolunda seferber etmiş olan birçok yazann daha dikkatli davranmasını gerekli kılmıştır. Osmanlı'nın 1918 yılında Baku "ye düzenlediği askerî harekatın temel amacı bölgeyi işgal etmek değil. öteden beri Osmanlı ile Azerbaycan arasında sun'î bir set oluşturmaya çalışan Rus rejiminin çıkarlarına ters düşmüştür. Aynı yıllarda mevcut şartlar altında birçok aydın kalemini bırakırken. "Muhaciret ve Muasır Azerbaycan Edebiyyatı'mn Bazı Meseleleri".Ati Erol Receb gibi yüzlerce ilim ve sanat adamı. Ali Nazmi. Çünkü "Bir millet. Osmanlı'dan beklentilerim dile getiren bu iki şiir.29. Kızıl Ordu Bakü'ye girdikten sonra yasaklanmış. feryat içinde olan Azerî kardeşlerin çağrılarına cevap vermektir. ve Mehemmed Said Ordubadî gibi isimlerin de bulunduğu bu yazarlar.L'minli. bazıları ise ülkeyi terkelmek pahasına bildikleri yolda yürümeye devam etmişlerdir15: "Kuşkusuz ki Sovyet hakimiyetinin aleyhine ulanlar ciddî saldırıya maruz kaldı ve onların bir kısmı muhacerete gitti. bazıları. CAFEROGLU. KÂZJMOĞLU. 138. EylülEkiml991. Celil Memmedkulu/ade. söz konusu şiirleri.. 1932. yeni rejimi benimseyerek çalışmalarım sürdürmüşler. Burhaneddin Matbaası.40. hapis ya da idam gibi cezalara çarptırılmışlardır. iki ayrı devlet" gerçeğini gündeme taşıyan bu çalışmalar. Azerbaycan Türk Külîürit Dergisi. Abdurrahim Hakverdili. 1994. s. Dr. Prof. Zira o yıllarda Azerbaycan üzerinde hak iddia eden Rusya için. Yusuf Vezir Çemen/. o yıllardaki siyasî ve sosyal hadiseler ışığında tahlil etmek yeterli olacaktır: Bilhassa meşrutiyetin ilanından sonra Türkiye'deki Türkçülük hareketlerinin kısa sürede Azerbaycan'ı da etkisi altına almasını21 özellikle Rusya açısından tehlikeli gören KASIMZADE.. Azerbaycan'ın. Süleyman Sani Ahımdov. şair. Azerî halkının duygulanın yansıttıkları bazı eserlerim' geri çekmek.. Sovyet hükümetinin mevcul tutumuna doğrudan mukavemet etmeyen ve şartlar gereği temkini elden bırakmayanlar ise.. tarihe ışık tutacak nitelikteki tespitlerini reddetmek zorunda kalmışlardır.

ur. hâdiseyi olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiştir. kısa bir süre sonra boş olduğıı görülecek olaiı vaatleri ile halkın desteğini de arkalarına alarak 3 Aralık 1917'de gerçekleştirdikleri ihtilâl ile iktidarı ele geçirmişlerdir. Lengİran gibi bölgelerde halka büyük eziyetler vermeye başlaması ve Çar zulmünden sonra bu kez böyle bir saldırıya maruz kalan Azeriler'in içine düştükleri çaresizlik. uzun zamandır büyük bir hasretle beklediği hürriyetin. Bu çalışmalarda. mahallî Sovyet hükümetinin kontrolü altındadır. Revan (Erivan). GöycegÖl gibi bölgelere yerleştirmeye başlamış. böylece Feth Ali Han başkanlığında tarihin ilk Türk cumhuriyetinin temelleri atılmış olur. 28 Mayıs 1918'de bağımsızlığını kazanır. bu ihtilâli.. ona sahip çıkmış. 333 . Zaten bu yüzdendir ki. Ancak bu olumsuz psikoloji fazla uzun sürmez. İşte 1918'de Millî Şu'ra Hükümeti'nİn Azerbaycan'ın bağımsızlığım ilan etmesinin hemen ardından Bolşeviklerin Ermeni militanları da arkalarına alarak başta Baku olmak üzere Şamahı. İran ve Irak Suriya ve Lübnan'dan getirdiği Ermeniler*i Zenge/. Azeri . Başlangıç itibarıyla ülkedeki birçok aydın gibi Abdulla Saik de. ülkedeki birçok aydın gibi Abdulla Şaik'in de tepkilerine neden olmuş. yine 1905 İhülâli'nin hemen ardından içine düştüğü bunalıma sürükler. Ne var ki. Yazar. Açıq Söz Qeze!i. Dilican. Üstelik bu harekâtın önemli bir gücünü de Ermeniler oluşturmaktadır. tıpkı yıllar öncesinde olduğu gibi. bütün Azeriler gibi onun için de yeni bir ümit ışığı olur. tam bir hayâl kırıklığı ile sonuçlanır. Bolşevikler "in eşitlik vaadiyle iktidan ele geçirdikten sonra uyguladıkları hilekâr politika. Cumhuriyetin merkezi henüz Gence'dcdir ve Baku. Azerbaycan siyasî hayatında önemli bir yeri olan bu ihtilâl ile elde edileceğine inanmış. Nitekim yoğun çalışmalar sonucunda. Ancak: Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etmiş olması. Zira Çarlık Rıısyası. aşağıdaki mısraılarla edebî sahadaya taşınmıştır. Dünya savaşı yıllarında artarak sürdürülmüş. Bakı.toplumu adına gerçek bir kurtuluş olarak yorumlamıştır22. ilk intibaları çerçevesinde. "Fevral Burjuva İnkılâbı" olarak bilinen 1917 ihtilâlinin mahiyetini yeteri kadar anlayamamış. Açıq Söz Metbeesi. 8 Aprel 1917.Şiire Yansıyan Tarih Bolşevikler. yazıları ile onu destekleme yoluna gitmiş. Şaik'in büyük ümitlerle sahiplendiği bu gelişme de. üzerinde oynanan oyunların son bulmasını sağlayamamıştır. Karabağ bölgeleri Ermeniler'e taksim edilmiştir. 1905*ten Sonra Azerilerle Ermeniler sürekli çatışma içinde olmuşlardır. Küba. Baku'nun Rusya açısından önemini bilen Bolşevikler ise halka karşı çoktan sindirme harekâtını başlatmışlardır. yöredeki Ermeni nüfusunu hayli artırmıştır. mazisi zaferlerle dolu olan bir milletin asla esaret altına alınamayacağını haykıran TALİBZADE Abdulla Şaik: "Muselman XÜIUIÎI Efendilere!". işgalin hemen ardından Osmanlı. Zira 1 Mayıs 1917'dc Moskova'da toplanan "Rusya Müslümanları Kongresi"nde Mehmet Emin Rcsulzadc ve Ali Merdaiı Topçubaşı'nın Bolşeviklere karşı verdikleri başarılı mücadele. önce Güney Kafkasya Federal Demokratik Cumhuriyeti adı altında Ermeni ve Gürcülerle birlikte bir federasyon içine giren Azerbaycan. onu. Bu uygulama özellikle I. bu tepki.

yukarıda izalıa çalıştığımız menfur saldırıların cereyan ettiği tarihlerde kaleme aldığı "Vatanın Yanık Sesi" adlı çalışmasında. ayak bastığı yerlere feyz ve rahmet saçan. deve basdım hepsini bağrıma. Çünkü yukarıda ana hatlarıyla da olsa ortaya koy-duğumuz gibi. Yıllardır süren hasret son bulmuştur. tabiatın bile bu vuslat anmdaıı etkilendiği. o şa:şaalı yıllar geride kalmış. Evlad.. yok edilmeye çalışılan bir milletin feryadı ile karşılaşırız. Bağırdım: ây iqid. Himalay ve Karpat dağlarım şenlendiren kudretini büyük bir coşkunlukla tasvir eder. Ancak bu sevinçli ruh hali.. Ana gelhmde çırpınan sefqei. Bu coşkunluk zaten dolu olan şairi sevinç göz yaşlarına boğar: Sefasınız. Taşıdığı fikir ve çizilen çerçeve açısından şiirin ikinci bölümünü oluşturan sonraki mısraılarda. korku nedir bilmeyen "kahraman erler" bir yıldırım hızıyla esarete mahkum edilmek istenilen kardeşlerinin yardıma koşmuşlardır. Azerî halkı son derece ağır şartlar altında yine kendisini tutsak etmek isteyen güçlerle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Alp. Türk ordusunun "Alimi Ordu" türküsü söyleyerek dünyanın dört bir tarafına yaptığı akınlar] hayal eder. diyerdim her ağrıma. engin denizlerin onu nasıl selamladıklanın. ırmaklar coşarken. şairin hayal aleminden kurtulup yaşanmakta olan gerçeklere dönmesiyle yerini derin bir hüzne bırakır.le. Sevincimden gözlerim dolu yasla. Şair. Yalçın kayaların. Taleyİme kûsdüm. büyük bir duygu seli içerisinde tasvir edilir. Oralardan eksimiya bu yerler? Yolunuzda benefseler saçmışam. O gün. kır çiçeklerlerinin Türk bayrağını öpmek için birbirleri ile yarıştıkları dile getirilir. "Altaylar gibi demir yürekli bir nesil" benzetmesi ile tasvir ettiği Türk 334 . İleriki mısraılarda bu manzara. Abdulla Saik. bülbüllerin şakıdığı. dilekler kabul olmuş. sarardım soldum. önce mensubu bulunduğu Türk milletinin şanlı larihine yönelerek trans halinde o yılları yeniden yaşar. yıllardır göz yaşları İçinde karlı dağların başından Altaylar'a bakarak kendilerine uzatılacak dosl elinin hasretiyle yanıp tutuşan şairin patlamasına yol açar: " Men uzagdan seyr edince kesretle. ağaçların "kavuşan kollan" alkışladıkları. yüreğinde iman ve sevgi taşıyan.Ali Erol bir şairin temsilciliğinde. canhıraşâne bir şekilde. bütün umutlarını Türkiye'deki kardeşlerine bağlayen Azerî halkının öz duygularını bulmak mümkündür. Büyük bir inançla yapılan bu çağrı amacına ulaşmış. A/tun ordu feraqında saç yoldum. Bu coşku. Tek başına böyle bir mücadeleyi kazanabilmesi ise mümkün gözükmemektedir. qehreman erler? Sizler üçün qoîlarımı açmışam. Üreyim de sevgi saçan ateşle.

"İntizar Karşısında" adım taşıyan söz konusu eserde. 1917 İhtilâl i'nden sonra ülkesi üzerinde oynanan oyunları. 335 1 . Neden şimdi feryadıma qayqusuz? Damarlarda deyişdi mi eski qan? Neden şimdi bu halıma saygısız.ş Ne var ki. birlik ve beraberlik içerisinde kazandığı zaferleri hatırladıkça kahrolur. Azerbaycan halkının duygularım temsilen kaleme alınanan bu şiirde de sitemlerin artarak sürdüğünü. xırpalanmış. iman? Yeri gelmişken hemen ifade etmeliyiz ki. Qelbınizdc söndümü sevgi. Rusya'nın sinsi planlan doğrultusunda Bolşevik ve Ermenilerin yürüttüğü kıyımı kabullenemeyen şair. zefer daşıyan Oğuzların. Ey aelbinde iman. Özellikle son zamanlarda baskılar giderek artmış. genel manada bütün Türk alemine karşı sarfedilen bu sitem yüklü sözlerin esas muhatabı Osmanlı'dır. xırpalanmı. vatanın öksüz. milletinin o eski kudretini. Kudret sahibi. Her yanına neşter. ardından sitem dolu sözlere dönüşür. Çünkü artık tahammül kalmamıştır. daha doğrusu büyük problemler yaşıyor olsa da en azından kendi bayrağını dalgaUuıdımakta olan tek Türk Devleti ise. Elxanlann ahfadı! Ananız bax. Osmanlı Devleti'nden beklenilen yardım. Zira bu saldırı sadece Azeriler'e değil. Zira o günün şartları itibarıyla Kafkas Elleri'ndcki diğer Türk topluluklarının durumu Azerbaycaıvınkinden pek farklı değildir.Şiire Yamıyan Tarih milletine seslenir. Düşmüş de pek tehîükeli bir derde. bir an önce harekete geçilmesi konusunda sabırsız bir tavır sergilendiğini görürüz. bağrı qan. bu şikayetler. kurtarıcılarını beklerlerken büyük acılar çekmişler. binbir türlü eziyete maruz bırakılmışlardır: Necin böyle gecikdin? Sensiz qelbîm qırıq. Sızlar. çeynenmiş. Oğuzların torunları olan bütün Türk alemine yapılmış bir saldırıdır: Şimdi siz eyAltaylan andıran Demir iirekli bir neslin avladı. xençer saplanmış. Ömür şiişem daşa deymiş. Bu psikoloji önce bir burukluğa. aynı yıl kaleme aldığı. biraz da boşalmak ve rahatlamak için yapılan bu çağrılar. yetim ve dulları. sönük. heyettim parçalanmış. ancak bilinen sebeplerden dolayı yine eserleri arasında gösteremediği bir diğer şiirinde de benzerî duygular içindedir. sürüklenir yerlerde. •'VatamnYanık Sesi ' adlı şiiri ile ülkesine yapılan tecavüzü milletinin asla kabul edemeyeceğini vurgulayan şair. ağlar. çok daha açık ifadelerle dile getirilir. Osmanlı Devleti'dir. şairi yaşamakta olduğu bunalımdan uzaklaştırmaya yetmez.

Ali Erol Qırık bîr saz kimi sızlar qanh. 41. iktisadî ve kültürel alanlarda geniş reform harekeli erini başarıyla uygula mıştır. dolumsanmış ürekler hiç şad olmaz. polad olsa da onlar Üreyinde şö 'lenen metin qızğın ateşle Yakanları. ardından Karpatlardan gelen 15. Yeni Türk Cmnhuriyeileri Tarihi. söndür. erir. İstanbul Hükümeti yapılan bu çağrıya cevap niteliğinde Dilican ve Kars üzerinden Gence'ye birlik göndermiş. Sen gelmesen. sönük baxtuva nur saçılmaz. Gözyaşıyla mlamış hep keçdiyiniz yolları. Burakmıyor? Daş. neden? Yollarına daşnn qalanmış? Ya azgın quldurlar. güler ürekleri gem almış. s. Prof. Atsız Gökdağ. Sel gelmesen güneş doğmaz.ey Türk. alçaq düşmenlere qol gücünü hep göster. yorgun telleri. Kain. qelbim seni pek ister. Heç gelmed'm! O sen. gelinleri. Şu vetenin öksüzleri.)". Ankara. ve o sırada Kafkas-İslâm orduları komutanı olan Nuri Paşa ile Mürsel Paşa 2 Temimi//da Baku'yu muhasara altına almışlar. Açyollan. Alhan. Ankara. Mehemmed Eminoğlu Salman Mümtaz gibi birçok şair tarafından coşkuyla işlenmiştir Azerbaycan. Mehmet. s. çeğne. devletin temel yapısı Türk milliyetçiliği ideolojisi üzerine MEMMEDOV. Beklemeqdenyoruldum. Dr. Osmanlı Devleti'nin de kendisine sahip çıkması ile elde ettiği bağımsızlığını yaşadığı bu iki yıllık süre içerisinde büyük fedakârlıklarla siyasî. sen gel. demir ya. Azerbaycan. işte gâc qaldin. "Azerbaycan Millî Demokratik Cumhuriyeti Devrinde Edebiyat 1918-] 920 (Aktaran: B. çabuk gel ki.9. boğ. Eylül-E-kim 1991. çabuk sen gel. Yakılar da. 336 . ez. Nitekim aynı tarihlerde millî şuur sahibi birçok şair tarafından da hararetle işlenen bu duygular yetkilileri harakete geçirmiş. Yolunuzu beklemeqden benizleri sararmış. dulları. Sen gelmesen. 4 Haziran 1918de yapılan anlaşma gereği Türkiye'den yardım istemiştir. Mars Ticaret ve Sanayii A Ş. eh. 1996. Başqasını istemem de. xerabaya dönen qelb ahad olmaz. xırpala. Azerbaycan Hükümeti Hariciye Vekili Mehmet Hacinski Mehmet Emin Resulzade'nin de desteği ile. ümicl gülüm açılmaz. Türk fırkası üe birlikte 15 Eylül 1918'de şehre girnüşlerdir. Bu dönem İçerisinde eğilime büyük önem verilmiş. yakar bütün qayğı vurmuş elleri. Türk ordusunun Bakü'ye girişi halk taralından büyük bir sevinçle 24 karşılanmış ve bu sevinç Ahmed Ceval. Türk Tarih Kurumu. SARAY. Bir başka ifade ile: "Azerbaycan halkı tam bir ümitsizlik içinde iken yüzünü büyük kardeşi Osmanlı Türkü 'ne çevirip yardım dilemiş. kardeş sesinin güçlü sadasmı işittniştir3. Dodaqlanm gülmez.

Artıqyem ruh ile canlanırdım. verilen hapis ve ölüm cezaları bu hakikatleri değiştirememiş. Bakı. Sovyet rejiminin bu süre içerisinde Azerbaycan'ı millî kimliğinden uzaklaştırmak İçin uyguladığı istibdat başarılı olamamış. fegel ruhsuz bir ülkeydim men. Çıraq kimi panl-parıl yanırdım. s. millî hükümet. 15. kendi kadrolarım yetiştirmek amacıyla dış ülkelere öğrenci göndermiş25. kültürel sahadaki birikimler sayesinde tarihî birer vakıa olarak günümüze kadar ulaştırılmıştır. c. Gerçi 12 Ocak 192U yılında Azerbaycan'ın bağımsızlığı Paris'te ger-çekleştirilen toplantıda büyük devletlerce kabul edilmiş. yıllar öncesinden kurulmuş olan gönül bağım yıkmaya yetmemiştir. Osmanlı Devleti'ııin I. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü. Azerbaycan'daki komünist sempatizanların açtığı yoldan Bakü'ye. 1957." '. s. hür iradenin kullanılmaya başlandığı ve millî benliğe dönüş anlamında önemli adımların atıldığı bu dönem uzun ömürlü olamamıştır. Azeriler kendi kaderleriyle başbaşa kalmışlardır. ancak ülkedeki Ermeni ve Bolşevik militanların yürüttüğü terör durmamıştır. aynca aynı şuur içerisinde 13 Ağustos 1919'da Rus edebiyatı. ihtilâl komitesi önderlerinden Neriman Nerimanov'un başkanlığında geçici bir hükümet kimmiş. iktidarı devirerek. 9. bütün engellemelere rağmen. Nıı: 19. Azerbaycan Eckhiyyah Tarixi. Ahmet. iki yıl kadar soma teşkilatlanmasını tamamlamış ve böylece 1918 yılında başlayan millî bağımsızlık hareketi son bulmuş. Dünya Savaşı sonucunda imzalanan Mondros Mütarekesi gereği Azerbaycan'ı boşaltmak zorunda kalmasıyla. 28 Nisan 1920 yılında.giren Kızıl Ordu.HL Qızil ŞerqMelbeesi". Başta Azerbaycan olmak üzere bölgedeki hemen bütün Türk topluluklarının yoğun bir asimilasyonla karşı karşıya kaldığı bu devir Sovyetler Birliği "nin dağıldığı 1991"in Ağustos ayına kadar devam etmiştir.Şiire Yansıyan Tarih bina edilmiştir. Halk ruhunun ön plana alındığı aynı yıllarda. Fakat millî değerlerin yüceltildiği. Yıllar süren esaretin son bulması ile kazanılan bu yeni ruh hali . aynı yıllar. bu hükümet. Ankara. CAHîROĞLU. 1918 yılında Osmanlı ile Azerbaycan arasında sergilenen dayanışmanın temelleri. yerine. uğranılan haksızlıklar sürgünler. İzlenilen inkâr politikası. Bakü'de Azerbaycan halkının ilk millî üniversitesi açılmış (1919). 337 . alqış deyirdinı menden. "Sosialist İnqilâbı Areiesinde Edebiyyai (1917-1920)''. 'Tarihin İlk Tilrk Cumhuriyeti Azerbaycan^ Türk Kültürü. tarilıi ve coğrafyası müfredattan çıkarılmıştır. Azerbaycan siyasî ve kültür larilüne "Sovyet Devri" adı ile geçecek olan yeni bir devrin başlangıcı olmuştur. JVüıyısl 964. başta di! olmak üzere Anadolu ile Azerbaycan toplumunu birbirine bağlayan kültürel birlikteliği yok etme çalışmaları. Size akjtş.bir anlamda Şaik'in ideallerinin de gerçeğe dönüştüğü yıllar olmuştur: Ulu. Prof Dr.

HİSAR ŞAİRLERİNDE TARİH VE MAZİ FİKRİ Hıfzı TOZ 16 Maıt 1950 tarihinde Ankara'da çıkartılan Hisar dergisi etrafında bir araya gelen Munis Faik Ozansoy. M. . E. bin yıllık bir kültür tarihi olarak tezalıür eder ve mazi onlara göre saplamp kalınacak bir yer olmaktan ziyade. Hisarcılar'ın sanat eserlerinde tarih ve mazinin yanı sıra millî kültürümüz. Zira Garipçİler. Yenilcr'in) sanat ve edebiyat ardayışlanna tepki gösterirler. kendi kültürünü tanımama. Millî tarihimizi işlemişler ve Türk tarihini başından sonuna kadar şiirlerine konu edinmişlerdir. iç içe girmiş olarak bulunur. Hisar şairlerinin önünde acı bir tecrübe olarak duruyordu. İzmir 2000. Ancak Hisarcılar'da tarih ve mazi Fikri. Garipçiler'de tarih ve mazi fikrinden uzaklaşma söz konusuyken. Onun için de Hisarcılar. Tarih ve maziye yaklaşmayı millî Dr. O. Bir önceki neslin (Garipçilcr'in) bu değerlerden uzaklaşması. 339-348. ona daha yakın olunması gerektiği düşüncesi içinde olurlar. İlhan Geçer.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı W. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. Zira bu uzaklaşma. Fehmi Özçelik. Millî bir edebiyat yaratma düşüncesinde olan Hisarcılar. tarihe ve maziye yakınlaşma ve saygı görülür . mazi ve tarihten uzak olmak yerine. Hasan İzzet Aralat adlı genç şairler. şairlerin şiirlerinde kaynaşmış halde. Türk kültürünün dünyada seçkin bir yere sahip olduğunu söylerler. ss. geleneklerimiz ve folklorumuz de ağırlıklı olarak işlenir. Fikret Sezgin. kendilerinden bir önceki edebî hareket olan Garipçilerin (T. Necati Karaer. Ü. tarihten ve geleneklerden uzaklaşmayı 'soysuzlaşmak' olarak gören Hisarcılar. Bu unsurlar adeta şairlerin kültürel tavırlarına da etki eder ve bu kavramlar. Gültekİn Sâinanoğlu. kültürel buhran ve çeşitli bunalımların yaşanması olarak kendisini gösteriyordu. var olan birçok şeye karşı çıkıyorlar ve mevcudun birçok yönünü red veya inkâr ediyorlardı. Yalıya Bcnekay. Bu reddin veya inkârın içinde tarih ve ınazi de önemli bir yer tutmaklaydı. köklerimizin uzandığı bir mekân ve güç alınacak bir kaynak olarak ele alınır. Mehmet Çınarlı. Millî kültürden. tarihe bakış açılan ile Millî Edebiyat'ın maziye ve tarihe bakışı içinde olmuşlar ve adeta Millî Edebiyat'm yeniden canlandırdması görevini üstlenmişlerdir. Hisarcılar'da bu uzaklaşmalım aksine.

tarihe özellikle eğilmişler ve tarüü şiirlerinde kullanmak suretiyle. 6. Bunun şuurunda olan Hisarcılar. "Millî Kültürden Yana". millî kaynaklara yönelmenin mecburiyeti ve bunun da yenilikle birlikte olması gerektiği üzerinde durur.Hıfzı Toz kaynaklara yönelmek olarak gören Hisarcılar. Şubat 1966. Millî rengi. Kül Tigin". Önce millî sanatın gelenekleri içinde yoğrulmak. "Bizim Türkümü/" adlı şiirde ise. s. bir anlamda. Hisar Dergisi. "Yüzyıllardım beridir Altaylardan Tuna'ya Bizim lürkülcrimizdir söylenen Konuşulan dil. estetik kaygı içinde kalınarak millî rengi ve millî havayı kaybetmeyecek şekilde ve sanatın geleneklerine göre eser vemıek şeklinde olmalıdır düşüncesini taşırlar. Hisarcılar'm dönemlerindeki sanatçılardan farklılık gösterdikleri önemli noktalardan biri de tarihe bakış açılarıdır. "Türklüğün hamurunu yeniden mayalamış"tır. bizim dilimizdir. . yine tarih ve maziye ait birtakım unsurları bulabiliriz. derler. "Türkistan". Yalnız bu millîlik. Bunu aşağıda verilen şiirlerde görebiliri/. milletlerin hafızasıdır. Bu cümleden hareketle. Tarilıin Hisarcılarda iki yönlü olduğunu görürüz. Nu: 26. Onların şiirlerinde hem İslâmiyet öncesi Türk tarihini. Nu: 41. s. Bundan uzaklaşmanın bir tehlike olduğuna dikkat çekerek. 12. "Kulağına okunan ezanla adı konmuş"." 1 2 Mehmet Önder. Bu görüşünü de Çınarlı: "•Edebiyatımızın millî rengi. Onlara göre tarih. "şehir. Mehmet Çımırlı: "Bir Mucize mi Bekleniyor?1". "Kerkük". "Osman Balur Han". millî sanala yeni sesler. bunun ilericilik sayılamayacağım. "Orkun Anıllarr' gibi kelime ve mısralarla İslâmiyet öncesi Türk tarihi. "Bilge Kağan. bu fikre ulaşmanın yolunu da güzel ve millî olmakla çizdikleri görülür. soysuzlaşıp züppeleşmeden cevherlerini ortaya koymalarını. Şiire göre Malazgirt. Hisar topluluğunun önde gelen şairlerinden Mehmet Çınarlı. Kül Tigin ve bütün töresiyle". hem de İslâmiyet sonrası Türk tarihini bulmak mümkündür. Genç şair ve yazarların zararlı akımlara kapılmadan. millî havayı kaybetmeden gelişmesini isteriz. yenilik fikri içinde olan Hisarcılar'in. gurur kaynağıdır ve şiirlerde de işlenmesi gereken bir konudur. Mayıs 1967. yeni tadlar getirmelerini bekleriz. "Üstten bu gök çökmedi. onu hor görmek. alttan yer delinmedi.". yenilik yaratmak çok zordur. Hisar Dergisi. bu kaynaklara yönelmenin bir mecburiyet olduğunun da altını çizerler. Ondan çıkarılacak dersler vardır ve onu paylaşmak. kültürsüzlük ve kendini bilmezliktir. kötülemek veya geçmiş kült ürürü gerçek değerlerini inkâr etmek •İlericilik' değildir. Asıl ilericilik. Şiirde geçen "Tiyan-Şan Kadır-Gan Dağlan". millet hafızasının diri kalmasını sağlamışlardır. millet olmanın gereğidir. sonra yeniliği arayıp bulmak gerek"2 sözleriyle ortaya koyar. Tarih. "Malazgirt" adlı şiirde "Tanndağı". millî havayı kaybetmeden yeni olmak. "Bilge Kağan. kendine dönüş için büyük tekne: Malazgirt" sözleriyle de İslâmiyet sonrası Türk tarilıi çağrıştırılır. asıl ilericiliğin millî kültüre bağlı olarak yapılması gerektiğini vurgulayarak: "Geçmişle bağları kopanp. ilerlemeğe yön verecek ve çağdaş medeniyet seviyesinde yerini tayin edecek olan millî kültürdür"'. "dini bütün bir millet"'.

kemer. Önünde yüz yıllara. hem İslâm öncesi. binlerce Alpaslan'ın. Peçenckler. alttan yer delinmedi Kendine dönüş için büyük tekne: Malazgirt Türklüğün hamurunu yeniden mayalamış. Ve hepsi. Üstten bu gök çökmedi. Yani şiirde hem İslâm öncesi Türk tarihine. Tarihe yolcu etmiş nice bin civanmerdi Atmın terkisinde. Bu baş-gözediş var ya. aynı soydan çocuklar Ki hepsi. "Bir ay yıldızlı Türk bayrağı resmi çizer" sözleriyle bugün kastedilir. "Çekirdek" adlı şiirde de Türk larilıi. Anadolu'ya ötedenberi tanış: Asya'dan Aktoprağa düşen cemre'nin ilki. Bahse konu olan bir diğer şiir de "Bar Başlarken" adım taşır. Sinan*da kubbe. Bunlar: Oğuz Türkleri. Şiirde tekrarlanan "Bir bozkurt" sözüyle dün. yamnda gazi. Bunlar: Ova taşlan. hem de İslâm sonrası olarak karşımıza çıkar. Şiirde 'Bar' oyunu ile tarih arasında bir bağ kurulur ve Bar'm tarihteki yerine dikkat çekilir. ardında şehit. nice büyük ustanın 341 . Hisar şairlerinden örnek olarak aldığımız şu şiirlerde Hisarcilar'm tarihe ve maziye bakışlarım görmek mümkündür: MALAZGİRT O ki. hem de İslâm sonrası Türk larilüne atıflar vardır. Yunus Emre'nin ilki.Hisar Şâirlerinde Tarih VeMazi Fikri gibi kelime ve mısralarda da gerek İslâm öncesi ve gerekse İslâm sonrası tarihe ve maziye uzanma söz konusudur. Selçuklar Aynı dili konuşan. Tanrıdağfndan belki. Kulağına okunan ezanla adı komnuş Fatih Sultan Mehmet'in. Bir başka deyişle Türk tarihi. Yahya Kemal'de beyit. en doğıı'nun Türkleri kadar yiğit. binler. bin yıllara değil ki Mahşer'e. at koşturan dini-bütün bir millet Ki ömrü al sırtında. destanlar döneminden günümüze kadar bir bülün lyaliııde şiirde işlenir. Binler. gündoğumda bir özlemle uyanmış. çadır altmda uzar.

toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan Kadır-Gan Dağlan"na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar. Basmış kanlı çizmeler toprağına bir defa Çiğnenmiş kara kalpaklar.. Kül Tigin ve bütün löresiyle Orkun Aıııtlan'nın yıllar süren düşü bu.Kağan.. temiz duvaklar Susmuş minarelerinde mübarek ezan Prangaya -vurulmuş bir malikimi gibi çaresiz Boynu bükük Lürkülerde güzeliiim Azerbaycan. Kerkük'te kurşunlar ansızın bizi vurur Sürüklenir sokaklarda başsız cesetlerimiz Zulüm bir hançer gibi içimize olurur Bir mağara devrinden arta kalan insanlar Kerkük'te kan kusturur. yöresiyle Asya'nın Avrupa'ya doğni yürüyüşü bu.. ırmağı: yanıyla. gölü. yürek var. 342 . Dağı.. Gültekin Sâmanoğlu BİZİM TÜRKÜMÜZ Bizim türkümüzde gurbet var artık Hasret var.Hıfzı Toz Vc nice kalıramamn yüzüsuyıma hürmet: Bilge . Uzar gider bir sesizlik İçinde Bir uçtan bir uca Türkistan topraklan Beyaz altın dediğimiz pamuk tarlalarına Çöreklenir yedi başlı bir kızıl yılan Baş kaldırsa esarete yeni bir Osman Batur Han Bebekler bile vurulur beşiklerinde Kana boyanır Türkistan.

Estergon'da. Yüzyıllardan bendir Altaylardaıı Tuna'ya Bizim türküler imizdir söylenen Konuşulan dil. kalpağımızdan. toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan. zurnalar ve serhat türküleri. Yavuz Bülent Bakiler 343 . Mazi Fikri Bir kanlı ağıt söylenir şimdi Kırım'da Biz duyarız Kırım'ın öldüren feryadını Bir büyük destanla birlikle yemden yazacağız Kın m topraklarına Kırım Türkünün adını.. yürek var.. Yine bir dağ gibi. Kadır-Gan Dağları1 na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar. Renk renk nakış nakış uzayan toprak değildir Kilünlerimîzdir..Hisar Şâirlerinde Tarih Ve. şadırvanlar. Balkanlarda büyük. Bizim türkümüzde gurbet var artık Hasret var. öksüz kubbeler Minareler. bir atar damar gibi Davullar.. kervansaraylar Bizi söyler anlatır Mimar Sinan'dan beri Üsküp'te. bir dev gibi doğrulacağız Yeni bir ruh doğacak toprağımızdan Tanıyacak bizi dünya yeniden heyecanla Burma bıyığımızdan. bizim dilimizidir.

Bu oyunda boydan-boya vaian var! Seyrine gelenlere selâma dur Millet için deli gönül. dil şakrak olur Mendiller ellerde bayrak olur Biz oynarken. Tarihe destan.Hıfzı Toz BAR BAŞLARKEN Seyrine gelenlere selâma dur Millet için deli gönül bizde bulunur Savaşı düğün eden davul bizde bulunur Vur kardeşim. Zigana'lar Çoruh gibi kükrer bizde damarlar Türk'ün göz-bebeklerinde en güzel bahar. o davula bir daha vur! Boz-bulanık akan seller durulur Yürek coşar. kara toprak ak olur Bu davulu yeryüzüne ben dinlettim Bar tuttum dağlarla omuz omuza Kara bahtı güldürmeye yemin ettim. şan yaza yaza! Bizden öğrendi fırtınayı KopTar. bizde bulunur Vur kardeşim. bizde bulunur Savaşı düğün eden davul. o davula bir daha vur! Yalıya Akengin ÇEKİRDEK Sularıma ilk ışık yeli değdiğinde Uyanının. karşımda başı karlı dağlar 344 .

. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar .Nerelisin... Türk/ Kırımlı Bahadırhan/ Görünen ve görünmeyen her yere/ Görünen ve görünmeyen herşeye/ Mezarsız şehitlerin ruhlarına/ Tutsak ölenlerin iskeletlerine/ Sürgünlerin kaderlerine/ Tarihin sabnna/ Sabrın sabununa/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt Bir ay-yildızlı Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle Somutlaşürır/ Eker toprağına çekirdeğim. Donanırım tepeden tırnağa can. Buhara kumaşı gibi ezgiler dokurum. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar. Kuş emerken asmadaki üzüm ışığını. Derim. soyun. Türk/ Alma-Alalı Balacan/ Taşa ve kuma/ Tahtaya kağıda/ Havaya ve suya/ Akçakavakların döşlerine/ Tavşanların dişlerine/ Pınarların taşlarına/ Atının eyerine/ Evinin ak keçesine/ Bir kılıç/ Bİr kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldızh Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini somu il aştırır/ Eker toprağına çekirdeğim. Ay gelip bacaya yaslandığında. adım Bahadırhan'dıraga.. adın ne yiğit? Der Türküm. nerelisin soyun. Kutsal bir kopuzdur bana akşamlar. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar. Alma-Atah.Hisar Şâirlerimle Tariiı Ve Mazi Fikri Yitik yıldız kokulan gelir burnuma. adın ne yiğit? . 345 . Kerpiç duvarların yüreği güm güm atar.Kırım Türküyüm. Adım Balacan'dır aga.

DeliormanJıyım. Çalkalanırsın deniz gibi.Kıbrıslıyım. a dm ne yiğit? .. adın ne yiğit? ... Adım Aslan'dır aga. Türk/ Kerküklü İslâm/ Petrol kokularına/ Umut dokularına göçebe kuşların kanallarına/ Yufka ekmeğin üstüne/ Ceylan gözlere/ Postacıların çantalarına/ Telefon direklerine/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldı/lı Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle somutlaşürır/ Eker toprağına çekirdeğini. Türküm. . Türk/ Kıbrıslı Aslan/ Araba karoserlerine/ Balıkların Pullarına/ Karıncaların dillerine/ Gelinlerin tellerine/ Ağlara/ Trollere/ Tüfek demirlerine/ Kışla kapılarına/ Gebe takvimlere/ Yeşile/ Maviye/ Boz'a/ Kendi kanıyla/ Sevdasının dumanıyla/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurl/ Bir ay-yıldızlı Türk bayrağı çizer/ Soyut düşlerini Böyle somullaştırır/ Eker toprağına çekirdeğini/ Doğuda. batıda. .. adım İslâm'dır aga. adın ne yiğit? . Karşıma bir Türkmen yiğidi damlar. Bir dağdan bir dağa uçuranım atımı.Nerelisin. soyun. 346 .Ben Kerkük Türküyüm.. aynı ezanlarla vakti meşale yapar. Düşüme tutsak bir Türkmen yiğidi damlar. Adım Sinan'dır aga.. Oralarda kardeşlerimin tümü tutsak. Davullar vurmaya başlamasın mı.Nerelisin. kuzeyde ve güneyde Aynı ses.Nerelisin. yağarsın kar kar. Türküm. soyun. soyun.Hıfzı Tuz .

Düşüme yaralı vatanlar. Elbistanlryım. Adım Bahattin. kardeş çığlıklar dolar. Dinim İslâm. Ruhum bir kartal gibi uzaklarda döner dolanır. karşımda başı karlı dağlar. Türküm/ Elbistanlı Bahattin'im/ Uzatıyorum ellerimi Çoğaltarak/ Bayrak bayrak/ Bir elimde Balacan'm eli/ Bir elimde Bahadırluın'ın eli/ Bir elimde İslâm'ın/ Bir elimde Aslan'ın/ Bir elimde Sinan'm eli/ Bir elimde kalem/ Besmeleyle Hümanizm bezirganlarının ticaret karnelerine/ Devrim kolcularının Düdüklerine/ Bal'a soğan suyu katan/ Temelli tabutunda temelsiz Yatanların taslarına tabaklarına/ Kedilerin sivri tırnaklarına/ Güvercinlerin ak tüylerine/ Hızımı ışığına /Bakıra/ Çeliğe/ İpeğe Ve selüloza/ Düşmanın şahdamanna dayayacağım jilete/ Putları Kıracağım baltaya/ Kalk borusuna/ İlk yardım çantasına/ Savaş plânlarına/ Ülkü antolojilerine/B İr kılıç/ Bir kitap/ Birbozkurt/ 347 . Sulanma ilk ışık yeli değdiğinde Uyanırım. imzam kan grubum gibi belli benim. Türküm.Hisar Şâirlerinde Tarih Ve Mazi Fih-i Türk/Deliormanlı Sinan/ Gözaltındaki camilerin secde Susuzluğuna/ Çobanların korkusuzluğuna/ Prangalara Telörgülere/ TFR komyhonların plakalarına/ Karakol Binalarına/ Uzaklara giden trenlere/ Bulutlan yırlan Uçaklara/ İçinde susturduğu sese/ Duruşmaya çağıran Davetiyelere/ Var'daki yok'a/ Yoktaki var'a/ Hürriyet Yollarım kesen duvarlara/ Mısır koçanlarına/ Tütün Yapraklarına/ Güreşçilerin kispetlerine/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldızli Türk bayrağı Resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle somutlaştınr/ Eker toprağına çekirdeğini.

Bahatün Karakoç 348 ...Hıfzı Toz Bir ay-yıldızh Türk bayrağı resmi/ Ve erozyondan kurtulmuş yeni birTiirkive haritası çiziyorum/ Ekiyomm toprağıma çekirdeğimi/ Ekiyoruz topraklarımıza Çekirdeklerimizi.

s. Alınan şiirlerin HakMuhamrned-Alî. Uzman. bağlılık duygusunu aksettiren. Hatırlanacağı üzere. bunların dışındaki temaları işleyen şiirlere pek yer verilmediği. Muhamnıed-Alî "bir"liğîni vurgulayan. Kaynak metinler arasında ilk sırayı aldığını söylediğimiz antolojiler ise hemen hemen aynı şiirleri ihtiva etmekledirler. antolojilere dahil edilen şiirlerin «enel karekt eristiğin i aksettirmesi bakımından Önemlidir. Antolojilerin bu temel özelliği. pek çok hususta olduğu gibi vatandaşı oldukları devlet hakkındaki düşüncelerinin de açık ve net olarak anlaşılmasını zorlaştı nnaktadır. çeşitli dergilerde yayınlanmış şiirleri de "kaynak metinler" olarak kullanmak durumundayız. Farklı şiirlere yer verilmiş olsa bile. Maarif Kitaphanesi Yayınlan. bu kaynaklar arasında ilk strayı da. "Bektaşîlikten bahseden şiirlerinden Üç tane sunuyoruz.506 .Türk Dünyası -İncelemeleri Dergisi Savı IV. bu zümreye mensup şâirlerin. daha ilk bakışta dikkati çekmektedir."1 diyerek şiir metinlerini verir. Alevî-Bektaşî şâirlerin Osmanlı devleti hakkındaki • Ege Üniversitesi. Turgut Koca. hazırladığı antolojide Cevabî adlı Bektaşî şâirin hayalı hakkındaki bilgileri özetler. Fuzûlî. Ncsîınî. İst.Meselâ1. bu zümre edebiyatıyla ile ilgili olarak hazırlanmış olan antolojiler almakladır. Hacı Bcktaş Velî'nin yanında diğer bazı mutasavvıfları da yücelten metinler oldukları. birkaç kaynağa dayanılarak yapılmakta. İzmir 2000. Bu cümle. "Halk edebiyatı** dairesinde olan ve Alevî-Bektaşî anlayışını lam anlamıyla aksettiren şâirlerin "dîvârrlanmıı ilmî neşriyatlarına. şâirlerin hayat lan hakkında verilen bilgilerle alınan bazı şiirlerden. Alî olmak üzere on iki imamı metheden ve bu imamlara karşı beslenen sevgiyi. Dünyası Araştırmaları Enstitüsü . bu şiirlerin muhteva olarak aynı oldukları rahatlıkla ifade edilebilir. Hayreti. Alevi-Bekuışî şâirlerinin bütün şiirlerini ihtiva eden "dîvân" lan nın ilmî metinleri. 1990.ırlanamanııştır. Bekfaşî-Alevî şairleri ve Nefesleri. Seçicilerin bu tavrı Alevî-Bcktaşî şâirlerin çeşitli konular hakkındaki düşüncelerinin kapalı kalması gibi bir sonuç doğurmuştur. 1 Turgut Koca. Türk. Bununla birlikte.başta Hz.3~S9-359. ss. Bu sebeple antolojilerin ve var olan tenkitli "dîvârT'lann yanında muhtelif kişiler tarafından hazırlanmış Takat ilmî kimlikten uzak "dîvâıf'larla.BEKTAŞÎ ŞİİRİNDE OSMANLI DEVLETİ Mehmet TEMİZK AN* Alevî-Bektaşî edebiyatıyla ilgili değerlendirmeler. yani tenkitli metinlerine sahip değiliz. henüz ha/. Hatayı ve Usûlî gibi tamamen veya kısmen "Dîvân edebiyatı" dairesine mensup birkaç önemli şahsiyetin "dîvân"ları hariç. ALEVÎ.

Hacı Bektaş Velî'nin gerek Osman Gâzî ile olan münâsebetlerinin. Bu tespiti yaptıktan sonra bu iştirakin yegâne sebebinin "farklı dinî anlayış" olup olmadığını anlayabilmek için bu insanların kuruluşundan yıkılışına kadar devletle olan karşılıklı ilişkilerini gözden geçirmeye başlayabiliriz: Alevî-Bektaşî zümreye mensup olan herkesin gönülden bağlı olduğu ulu kişi hatırlanacağı üzere Hacı Bektaş Velî'dir. Tarikata adını veren ve bütün Alevî-Bektaşî şairler üzerinde büyük bir tesiri bulunan bu zâtın Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gâzî ile olan münâsebetleri hakkında eski Bektaşî menakıbnamelerinde bir takım rivayetlerin bulunduğu bilinmektedir. sırf "dinî anlayıştan sebebiyle isyan etmek zorunda kalmış olmalarım birbirinden ayn düşünmek ve değerlendirmek gerektiğini kabul etmek mecburiyetindeyiz. pek çok şairin bu ocağa mensup olduğu ve önemli mevkilerde bulunduğu ifade 2 3 4 a. Abdal adlı bir Bektaşî şâirinin "Şecaatla nazar kılmış yeniçer kullarına ol Seza oldı ana anın üçün fursat-ı kübrâ" 4 şeklindeki ifadesi. Anadolu 'da islâmiyet. Yeniçeri ocağı devletin resmî bir kurumudur. Acaba bu hâkim kanaatin doğruluk derecesi nedir? Bnmuı tespiti. geniş halk kitleleri tarafından o şekilde kabul edilmiş olması önemlidir. Kaynaklarda Bektaşî şairlerin hayatları hakkında bilgi verilirken. Osmanlı'nın egemenliği altındaki topraklar üzerinde zaman zaman bir takım isyan teşebbüslerinin olduğu ve Alevî-Bektaşî anlayışnıa sahip insanların da bu teşebbüslere iştirak ettiği bilinmektedir. s.. şiirlerinde dile getirdikleri devlet hakkındaki düşüncelerinin gözden geçirilmesiyle mümkün olacaktır. fakat doğru olmasa bile."2 şeklinde dua ettiği zikredilmektedir. Alevî-Bektaşî zümrelerin Osmanlı devletiyle kavgalı oldukları.c. s. Babinger.g. Velî'nin Osman Gâzî'ye hitaben "Sonun önünden gür gelsin. yukarıdaki rivayete olan inancın mahsulünden başka bir şey değildir. Bektaşî tarikâüyle de âdeta özdeşleşmiştir. "'Osmanlılarda Alevî Ayaklanmaları". 42 350 . gerekse Yeniçeri teşkilatı hakkındaki hayır duasının tarilıi olarak doğru olup olmadığı tartışılabilir. 291 F. oldukça zengin bir edebiyata mâlik bu zümrenin devletle olan münâsebetleriyle.e. Hâkim olan kanaat. a. Her şeyden önce "farklı dinî anlayış" ortaklığına sahip olan kesimlerin. Köprülü. "Anadolu'da Alevî Katliamları'1. 65 Turgut Koca. bu hâkim kanaatin sonuçlarından başka bir şey değildir. 1996: s.Mehmet Temizkan * kanaall eriyle birlikte devletin de bu kişilere ve bu kişilerin şahsında bu zümreye karşı takındığı tavrı lespit etmek mümkün olmaktadır. Aynı şekilde Yeniçeri ocağının ilk kuruluşunda da bu şalısın hayır duada bulunduğu rivayet edilmektedir3.g.. Birkaç kitap ismi bile bu kanaatin ne kadar yaygın olduğunu göstermeye yeterlidir: "Kalender Ayaklanması". devletin baskîlarma manız kaldıkları ve bu durumun tabîî bir neticesi olarak zaman zaman isyan teşebbüslerinde bulundukları veya isyanlara yoğun bir şekilde iştirak ettikleri yönündedir. insan Yayınlan. F. İst. patlak veren isyanlara işlirak etmiş olmalarıyla. "Toplumsal Bir Başkaldırının İdeolojisi: Alevîlik-Beklaşîlik" gibi eser adları.

Hz. LsL. 1976. yani Büyük Baba Efendi idi . yüz bin de sipâh Yüz bini de darplı. Uyan Padişahın.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleri edilmektedir.g. Üstelik Bağdat şelıri bu tarihlerde şiî bir devletin hakimiyeti altında bulunmaktadır: Ar/ulaımş gelir koca Bağdad'ı Şalı Süleyman başı telli geliyor Yardımcısı olan on iki imam Önü sıra serdâr Ali geliyor Yüz bini birden der Allâhım Allah Yüz bini der Lâilahe-illaJlah Yüz bin kalan var. çallı geliyor Mü'minler Hû çeker. Kaynaklardaki ifadelerden bazıları şöyledir: Teslim Abdal: Yeniçeri ocağının Halîfe Babası. 5 6 7 a. 24 Turgl Koca. s. Ali ile birlikte on iki imamın yardım elliğini söylemiş olmasıdır. Bu şiir de dikkatimizi çeken önemli bir nokta.e. Gedâ Muslî: Yeniçeri ocağına mensuptur. Milliyet Yayınları..Alevî. s. münafık erir Mîf minin muradın ol Hüdâ verir Yüz bin de zırh geymiş sipahi gelir Yüz bini de Bedir Hanlı geliyor Teslim Abdal der ki. Alevî-Bektaşî meşrepteki bir kişinin Sünnîliğin temsilcisi olarak görülen Osmanlı hükümdarına.163 351 .e. Cezayir'de yaşayan Yeniçeri şaâirlerindendir". Bu durum bize hem bu kişilerin devlete. Daha açık bir ifadeyle bu kişiler.zm kmılınıs ve bu seferle ilgili güzel bir şiirde söylemiştir. s. Bu Bektaşî şâir Kanunî Sultan Süleyman ile birlikle Bağdat seferine bi/.g. hem de devletin bu kişilere olan bağlılığı ve itimadı hakkında bir fikir vermektedir. yüz bin de cam Yüz bin de kolu kolçaklı geliyor 0 5 Kul Himmcl: Yeniçeri ocağından emekli olmuştur7.. a. devletin birer memuru.283 Cahit Özteüi. hep canlar canı Bunca S ül ey manlar dünyada hanı Yüz bin nutku vardır. birer kumandanıdırlar.

203 15 a.e. Mehmed'e müjdelemiş. 16 10 a.e. 147. Âlıû: Yeniçeridir. 11 a." ve Tacü't-Tevârîh "Orhan Gâzî ile Bursa fethinde bulunmuştur. Fâtih'in İstanbul'u alacağını yıllar önce bilmiş. . Bunlardan bazıları da şöyledir: Serezli Pir Su İtim: Kesriydi Kasım Baba ve Koniçalı Hüseyin Babalar ile Yanya fethinde bulunmuştur. 83 S 352 . IIs.s. Balım Sultan: Dimetoka'daki Kızıl Deh Sultan (Seyyid Ali Sultan) dergâhında posl-nîşîn İken 1499 yılında ikinci Bayezid'm çağrısı üzerine İstanbul'a gelmiş ve tekrar Dimcloka'ya dönmemiştir15.n. güzel lürkü söylemesi sebebiyle IV. 145 14 İsmail Özınen.. sonraları sipahi ocağına geçerek oradan emekli olmuştur . gününü ve yılını bir gün seferden dönmekte olan II. C. Otman Baba: Keramet sahibi bir zâttır.g. Bcktaşîler.e. C.e. .e. CIH s.s. C. Bu durum mezkûr zümreye mensup olan kişilerin ordu içindeki varlıklarının Yeniçeri ocağı ile sınırlı kalmadığım göstermesi bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Fâtih tarafından uzun süre sarayda barındırılmış. Hiisrev: Sancak beylerinden Karagöz Bey'in oğludur. 1.e. C. Dervişlerine hitaben "Horasan erlerinin cümle 9 8 İsmail Öznıen.C. s. Alevi-Bektaşî Şiirleri Antolojisi. 12 a. gazalar etti. Murad'ın dikkatini 1 çekmiş ve onun hanendeleri arasına girmiştir *.î'nin oğlu olduğuna inanırlar. bu ocaktan olmayıp orduda görev yapan Bektaşî şâirler de bulunmaktadır. Abdal Musa: Anadolu Alevîliğinin temel taşlarından biridir. 10 a..TTT. a. ayını. Abdal Musa'yla ilgili olarak Aşıkpaşazâde "Orhan devri geldi. Bunların bir kısmıyla ilgili olarak yaptıkları işler ve katıldıkları seferler hakkında daha da detaylı bilgiler sunulmakladır. Kültür Bakanlığı Yayınlan.g. Bektaşüerin en büyük iki dergahından biri Abdal Musa acunadır.e.41 3 a. Yanya fatihi Arslan Paşa "yi savaşlarda korumuşlardır.Mehmet Temizkaıı Sânî: Yeniçeridir. Yeniçeri ocağına mensup olmaları dolayısıyla devlete hizmet eden Bektaşî şâirlerin yanında.. Ank.g. 61.g.575. fakat daha sonra çeşitli sebeplerle saraydan uzaklaştırılmıştır.e. 1988.. II. Sersem Ali Baba: Kanuni tarafından Anadolu'da Celali isyanları ve özellikle Kalender Çelebi isyanı patlak verdiği sırada işleri yatıştırmak için Hacı Bektaş'a dönmesi ferman olunmuş ve o da bu emri yerine getirmiştir16. Yeniçeridir.v demekledir14.g. Hacı Bektaş Velî'nin amcası Haydar Ata'nın oğlu Hasan Ga/.g.g. . Aşık: Yeniçeri ocağında yetişmiş bir ozan olduğu sanılmaktadır12. s. Kilidbahir 10 kalesi kumandanlığı yapmıştır . s 549.s. Fütuhat erlerindendir13. 13 Turgut Koca.g. s. a. .

Kanuni ile birlikte Budin kuşatmasında bulunmuş. Müjgan Cumhur. Dr. Fuzûlî: Bektaşî edebiyatının yedi büyük şairinden biri olan Fuzûlî. Oğuz dilinin de cümle dillerin atası ve desteklerinin de Oğuz dili 7 konuşana olduğu" nu söylediği Cemal Kutay tarafından bildirilmektedir' .. s. Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanlarında yaşamıştır. Hayalî Bev: Karnini Sultan Süleyman devrinde sancak beyliği yapmıştır19. şelül düşmüş ve cenaze namazında bizzat Kanuni Sultan Süleyman da hazır 18 bulunmuştur. Kıldı meşhûr-ı Arab fetlı-i Acem tarihini Geldi Burc-i Evliya'ya pâd-şâh-i nâm-dâr Ruşen etti adiden her gûşesinde bir çerâğ Carî etti feyzden her mülküne bir cûybâr Pâd-şâh-i bahrüber Sultân Süleymân-ı Velî Server-i sâhîb-nazar Şâh-en-şâh-i şefkat-şiâr Âlemin vasfın Süleyman mülkü derlerse n'ola Çun Süleyman'dan Süleyman'a kalıptır yâd-gâr20 Kul Mustafa: Bektaşî bir şair olduğu bildirilen Kul Mustafa IV. II. Şedit Yüksel. Gül Baba: Fâtih Sultan Mehıned.s. Doç. s. Bu kasidelerden birinde. Dr. karaların ve denizlerin hükümdarı gibi vasıflarla methetmiştir.g. 109 a. O'nu salılar şahı.Alevi. Süheyl Beken. .g. Ank. 52-54 353 . Fuzulî Divanı.g.e. Murad'in Bağdat seferine katılmış ve Bağdat'ı Osmanlılardan alan Bağdat şahı Şalı Abbas'a hitaben şu türküyü söylemiştir: Gaziler keskin tîğ ahp eline Dökerler kanını Irak çölüne Ser veririz imamların yoluna Şâh ne akü ettin aldın Bağdat'ı Mustafa eydür. 1997. Bayezıd. a. Misali mahlasryla şiirler yazmıştır .BeMaşî Şiirinde Osmanlı Devleti alemin baş tacı. Kenan Akyüz. Süleyman'a benzetmiş.5O5 Prof. Kanuni Sultan Süleyman'a Bağdat'a girişinde beş kaside yazmıştır. Kanuni Sultan Süleyman'ı Hz. 345 a.e.s. gel etme inadın 17 18 19 20 . Akçağ Yayınlan.e.

1897 Yunan savaşma katılmış ve 1908 yılında Bulgar koınilacıleri tarafından şehit edilmiştir 2 .g.V..e.c. 663 İsmail Özmen. 419 Turgut Koca. Yeni devletin kurulması için verilen mücadelelere aktif olarak katılan Alevî-Bcklaşî şairlerle ilgili bazı kayıtlar da şu şekildedir: Cemaleddin Celebi: Birinci Dünya Savaşı'nda. yani Türkiye Cumlıuriyeti'nin kuruluş yıllarında da devam etmiştir. a. s.g. s." şeklinde ifâde etmiştir: Vakit tornam oldu.e. Sâdık Baba: Deniz subaylığından emekli olmuştur23. İlk devirlerinden son devirlerine kadar devletin yanında ve hizmetinde buluımıuş olan Bektaşî şairlerin bu tutumu. s. eski Türk an'ailelerini daha fazla yaşatan Bektaşiler için.e.IV.aleıı aksi bir tutumun düşünülmesi bile imkan dahilinde değildir. a. 21 22 23 24 25 26 27 Cahit Oztclli. yeni Türk devletinin kurulmasını "Maksat yerini buldu.g. a. Kaynaklarda Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Şavaşı'na aktif olarak katıldığı ve Atatürk'ün yanında yer aldığı zikredilen şairlerin sayısı hiç de az değildir. Yeşil Ordu (Mücâhidin Alayı) yu oluşturarak doğu illerini Ruslardan kurtarmak için Erzurum'a değin gitmiştir. 560 a. 37 İsmail Ö z m c n . s. Yurdun çeşitli cephelerinde düşmanla savaşmış. 539 a.. yeni devletin. Kurtuluş hareketinde "mim mim" grubunda çalışmıştır2*. s. Amasya toplantısına katılmış. C.e. Edib Harabı: Deniz Levazım Binbaşılığı yapmıştır24. C.e.clim bizim illeri şimdi Elhamdülillah maksat yerini buldu Seslendi mahabbet telleri şimdi20 Yed i har i": Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Rus savaşlarına katılmıştır27..g. a. /. C.Mehmet Teınizkan Niee kerre kendi kendin sınadın Sultan Murâd kırar kolun. 568 a. Kâzım Baba: Topçu subayı olarak Balkanlarda görevlerde bulunmuş. Atatürk'ün desteklenmesi için ülke çapında çalışmalar yapmıştır25. Devlete bağlılık fikrinin Türk kimliğinin en eski unsurlarından biri olduğu düşünülürse. Âşık Sıtkı Baba: Kurtuluş Savaşma katılmıştır. s. kanadın Şâh ne akıl eltin aldın Bağdad'ı 21 Şevki: Manastır Askeri Lisesi'ni ve Harbokulıınu bitirerk piyade subayı olmuş. çileler doldu Gel gc/. s.. 73 354 .e.g. Kurtuluş Savaşında Atatürk ile yakın ilişki içinde bulunmuş.1V.g..g.

Osmanlı'nın maddî ve manevî iltifatına mazhar olmasını da engellememiştir. Ancak Fuzulî'nin bu anlayışı Bağdat'a giren Osmanlı hükümdarına kasideler yazmasını da. bu ayaklanmanın başında da Kalender Çelebi bulunmuştur32. Bununla alakalı birkaç Örnek şöyledir. Hatta Şalı İsmail'in sohbet arkadaşlarından olan ve Şah İsmail'e duyduğu saygıdan dolayı "Şahî" mahlasım alan şair. tst. ekonomik bir kaygıdan kaynaklanan bir ayaklanmaya başkanlık etmesi ile alakalıdır. Resimli Türk Edebiyatı 7«n7)/MiIli Eğitim Basımevi. Pir Ali: Şalı Kalender ayaklanmasına katıldığı ve onunla görüştüğü.e. Mehdi77 kelimeleriyle andığı kişinin Şah Kalender olduğu belirtilmektedir. s s. 2] 5 a.23-24 355 . . Şâh İsmail'in Özbek hükümdarı Şcybek Han'ı yenmesi üzerine yazdığı bilinmekte. "Şalı. Aşağıdaki şiir. c. gazabına uğrayan şairlerin de bulunduğu bilinmekledir. f s.Bektaşi Şiirinde Osmanlı Devletî Selman Cemali Baba: Kurtuluş savaşmda Denizli'ye gelmiş.. Kalender Çelebi: Kanuni Sultan Süleyman tarafından çıkarılan ağır bir toprak vergisi yüzünden bazı Türkmen gruplan ayaklanmış. önemli devlel hizmetlerinde ve mevkilerinde bulunmalarına maııi olmamıştır.e. Zikredilen örneklerden de anlaşılacağı üzere. Şah Kalender. şâirin duygularını çok açık olarak aksettinnektedir. ulusal kuvvetlerde 29 görev almıştır .Alevî.e. Latifi tezkiresinde kendisinden övgüyle söz edildiği belirtilmektedir30.191 Nihal Sami Bunadı.ii.s.548 tsmuil Özmtaı. Osmanlı hükümdarlarının taltiflerine engel teşkil etmemiş.g. Mehdi.g.g.'Bâde"nin atak ve cevval olan Şâh İsmail'i "Beng"in ise mütevekkil ve hareketsiz olan Osmanlı Hükümdarı İkinci Bayezıd'ı temsil etliği söylenmektedir31. Çaldıran savaşından sonra İstanbul'a götürülmüş ve sanatına orada devam etmiştir.U37 a. Ancak devletin gazabına uğramaları "farklı dinî anlayış"lan sebebiyle değil devlete karşı takındıkları tavır sebebiyle olmuştur. Yani Kalender Çelebi'nin idamı inancıyla alakalı olamayıp. C. H.1971. Zaten Alevî-Bektaşî edebiyatıyla ilgili kaynaklarda bu dunırm açık açık ifade edilmektedir. Yezid ise Osmanlı'dır: Hey Yczid yanma kalır mı sandm Nice intikamlar alınsa gerek Mehdî çıkar ise nic'olur halin Heybetli kösleri çahnsa gerek Gazi Mehdî bir gün Urum'a çıkar Yezîd kalasmı hem burcun yıkar 28 29 311 31 32 a. Daha açık bir ifadeyle "dinî anlayış" belirleyici bir faktör olmamıştır.e.I.. s. Osmanlı idaresinin iltifatına mazhar olan pek çok Alevî-Bektaşî şâir yanında. şâirlerin Alevî-Bektaşî meşrepte olmaları.g. Aynı şekilde Fuzulî'nin de "Beng ü Bâdc" adlı mesnevisini.

. Cm. İst.e.e.. s. Özgür Yay. İst. Milliyet Yay. Pir Sultan Abdal: Zamanın çok önemli bir merkezi olan Bağdat. Cahil Öztelli de bu iki şâir-dervişin şiirlerinden hareketle "Şeyh BedrcUhrin anıldığı ve vatlığı yer olan Serez'de gizli bir toplantı yaptıklarının anlaşıldığım" söyleyerek ayaklanma hazırlığı içinde olduldarım teyit etmektedir3''. s. Dördüncü Murad devrinde ise bir defa daha Osmanlı hakimiyetine girmiştir. s. Pir Sulum Abda!.g. X L V Cahit Özlclli.e.g.g. 1985.17 a.31 Cahit Öztelli. 1 9 7 1 . Bu hadise üzerine meşhur Alevî-Bektaşî ozam Pir Sultan Abdal Şalı Tahmasb'a sitemlerde bulunup Osmanlı'ya hakaretler savurduğu ve Osmanlı'yı "Yezîd" olarak adlandırarak. Osmanlı bu dünya sana da kalmaz Zannetme bu kanı Şahoğlu almaz34 Kul Nesimi: İran Safavî şahlannea Anadolu üzerinde egemenliği sağlamalı yolunda sürdürülen siyasal çabalara katılmış ve bu yüzden de kovuşturmalara uğramıştır35.s. Bektaşî Gülleri. Bazen Osmanlılarla bazen de Safavîlerin hakimiyetine geçmiştir. hatırlanacağı üzere sık sık el değişLirmiş bir şehirdir. düşmanı Anadolu topraklarına davet elliği şu şiiri söylemiştir: 33 34 35 36 a.356 37 . s.Mehmet Temizkan Sanma ki Osmanlı yanına kalır TanrTnnı aslanı Şah oğlu gelir Darb ile elinden tahtını alır Harabende erkan sürülse gerek33 Şu iki beyit de aynı şairindir: Osmanlı oğluna gücümüz yetmez Bize ölüklerin Ye/idler etmez.18 a. Al i oğlu: Müridi Dcdcınoğhı ile birlikte bir ayaklanma hazırlığı sırasında tutuklanıp yargılanmıştır.. DedcmoAlu: Safavîler yaranna bir takım e}rIemlerde bulunuş ve tutuklanarak 37 cezalandı n 1 nuştır . Genç Osman'ın öldürülmesinden sonraki karışıklıklar sırasında tekrar Safavilerin eline geçmiş. Bu şehir önce Kanuni Sultan Süleyman taralından Osmanlı topraklarına katılmış.

Dördüncü Murad'm nnısalıibi Musa Çelebi'yi parçalayarak öldünneleri akla ilk gelen Örneklerdir. İst. Kendisi de bir Yeniçeri olan Kul Mustafa'nın Yeniçeriler tarafından hallledilen Genç Osman için yazdığı ağıt. bizzat Yeniçeri ocağı men su pl arım n kapatılma hadisesini davetkâr faaliyetlerde bulundukları.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleti Güzel Şah'ım çok yerlerden görünür Aslı nedir. 1826 yılındaki Yeniçeri ocağının kapatılması olmuştur. s. s.e.39 Sultan Osman'ın öldürülmesi bütün imparatorlukta. tarihî bilgi ve belgelerle ortadadır.. Bu ocağın kapatılmasını tartışmak.. Hüseyin düriir yoldaşım Şehit oldum bana zulüm değildir. bu ruh hali ile yazılan bir destanda Yeniçeri ocağının piri sayılan Hacı Bektaş Veli'ninbile.g. Uvan Padişahım. larihî bir belge niteliğindedir. Genç Osman'ı boğmaları.s30 357 . Yeniçeriye karşı büyük ve genel bir nefret uyandırmış.e. niye verdin Bağdad'ı Akı 1 edemedik senin sırrına da Güzel Şah'ım niye verdin Bağdadi Çeksen de askerini gelsen İdi Hacı Bektaş Ham'na konsan idi Kırsan ol Yezîd'i olmaz mı idi Ah Hünkar"im niye verdin B a ğ d a d i Bektaşî şairlerin çok fazla al indi klan hadise. 27 a. eski ve lıakikî kimliklerinden ne kadar uzaklaşmış bulunduklarını göstermektedir: Gâzîyim. Bu iki imama bağlılığın en temel vasıf olduğu Bektaşîlikle âdeta özdeşleşmiş olan Yeniçeri ocağının Genç Osman'ı halletmiş olması.g. dünyada ettim savaşım Ahir son demimde döktüler yaşım İmam Hasan. konumuzun dışındadır. Ancak. Genç Osman'ın ağzından yazılan bu ağıtta imam Hasan ile İmam Hüseyin'in Genç Osman'ın yoldaşları olduğu söylenmekledir. Milliyet Yuy. artık Yeniçerilerden yüz çevirdiği tasvir edilmiştir. 418 Cahit Öztclli: A. 1976.40 3B 3 * 411 Caldl Özlclli.Alevî.

358 . bu ocağın kapatılması. yâ Muhanuned. ayaklanmalara ve ayaklanmalara önderlik edenlere karşı tedbirler alırken son derece hassas davrandığLkendi halinde olan vatandaşlarmı 41 3 a.e. Mesela Dervîş Ruhullah adlı Bektaşî şâir. yâ Muhanuned.g.c. Osmanlı idaresinin. yâ Ali Türbelerin yıkıldığın gördüler Yezidler ferah edip güldüler Her dervişi bir diyara sürdüler Yetiş Allah.g. s.) Okuyup zikrettik biz yarın adın Sundu ağzımıza lezzetin tadın Biz bin yüz kırk beşin yedik tokadın Bize bundan gayrı sille olur mu 42 Osmanlı devletinin uygulamalarına karşı çıkan Bektaşî şâirler olduğu gibi. Ulusal Kurtuluş Savaşı aleyhinde bulunmuş. ı. yâ Ali41 Rızâ adlı bir başka şairin şu dörtlüğü de aynı ruh halinin ifadesidir: (Üçüncü mısradaki tarih yanlış olup 1242(1826) kastedilmiş olmalıdır.IV. a. s.427 Turgut Koca.. yâ Mııhammed. yâ Ali Sene bin iki yüz kırk iki aman Dünyada bu fesat olmuştur ayan Simden sonra sürülmez oldu erkan Yetiş Allah. Hakkı adlı bir Bektaşî şairin aşağıdaki şiiri devlete bu vesileyle yapılan ithamın ağırlığını gözler önüne sermektedir: Kavm-i Yczid Yezidliğin bildirdi Yetiş Allah. zaferden sonra Yunanistan'a kaçmış ve orada ölmüştür43. yâ Muhanrmed.714. kesinlikle dinî değildir. Kurtuluş Savaşı aleyhtarlığı yapan şâirler de olmuştur.g. s.c. mütâreke döneminde.. 115-116 İsmi I Ozmen. Alevî-Bektaşî şâirlerin tepkisine ve bu vesileyle devlcle ağır ithamlarda bulunmalarına sebep olmuştur. a. Açık olarak görülmektedir ki. bu ithamların sebebi.Mehmet Teınizkan Bu lıadiselere rağmen. yâ Ali Sürgün edip her dervişi öldürdü Yetiş Allah.

Hatifi adlı başka bir Bektaşî şairin şu ifadesi de. devletin aleyhindeki faaliyetlere iştirak eden halla başka bir devlet adına faaliyetlerde bulunan Bektaşî şâirler de olmuştur. s..Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleli incitmemeye özen gösterdiği gözden uzak tutulmamalıdır.... Osmanlı devleti de devlet olmanın bir gereği olarak bu kişileri kovuşturma ve cezalandırma yoluna gitmiştir. bu zümrenin Osmanlı hanedanı hakkındaki farklı bir kanaatini yansıtması bakımından kaydedilmeye değer bir dörtlüktür: Ba-emr-i âli-i meşihat-penâh Vâlî-i vilâyet erişti nâ-gâh Payidar eylesin Hazreti Allah Hânedân-ı pâk-i Al-i Osmaru46 Cahil Ölelli. s.. sefere çıkan hükümdar veya beylere methiyeler düzen kişiler olarak görüldüklerini söylemek mümkündür. sebep olan kişilerin kanun yoluyla mahkeme edilerek gerçeğin meydana çıkarılması ama bu bahane île kendi halinde olanın kanuna aykırı olarak incitilmekten sakınılması" ferman olunmaktadır44. Bektaşi Şairleri. Bu tespiti yaptıktan sonra. kendisine hizmet edenleri de mükafatlandırmıştın ceza veya mükafatın ölçüsü "dinî anlayış" olmayıp "takınılan tavır" olmuştur. İst. İstanbul 1930. hem Alevî-Bektaşî zümrelerin hem de temsilcileri olan Bektaşî şâirlerin devlet hakkındaki hakim kanaatlerini yansıtmaktan uzak olduğu rahatlıkla söylenebilir. CL s 16 Sadelün Nüzhet (Ergün). 176. Sonuç olarak Alevî-Bektaşî zümrelerin sesi durumunda olan (emsil etlikleri kesimin duygu ve düşüncelerini mısralanna döken Betası şâirlerin genellikle Osmanlı devletine sadık. Pir Sultan Abdal. 1971. Cahit Öztelli'nin "Başbakanlık Arşivi Mühimine defteri No: 81) Sayfa: 19 Hüküm: 49" dan sadel eştirerek aktardığı bir padişah hükmünde "Tanrı yolundan sapan. devletin başarısı İçin çırpınan.e. 45-46 İsmail Özinen: a. Kısaca söylemek gerekirse. Milliyet Yay. şeriat dışı birçok kötü işler işleyen. 359 . seferlere katılan. Bununla birlikte devletle kavgalı oUuı. Kızılbaş başlığı giyinip Şalı mıüıibleri olduklarmı söyleyen. tamamen ekonomik bir şikayetin mahsûlü olduğu anlaşılan ve âdeta bayrak I aştırıl maya çalışılan Şalvarı şallak Osmanlı Eğeri kaltak Osmanlı Ekende yok biçende yok Yiyende ortak Osmanb45 şeklindeki dörtlüğün. aleyhindeki faaliyetlere katılanları cezalandırmış. nice müslümanlanıı baştan çıkmasına. yukarıdaki dörtlük kadar meşhur olmamakla birlikte.Alevî.g..

Göçebe hayatı sürekli yer değiştirmeyi gerektirdiğinden. E. COKTURKLERDE GELENEKLER VE DİNİ İNANÇLAR Yazan: Prof. 552 yılında yine Aşma Ailesine mensup Turnen. ss. 742 yılında ise Baü Göktürklerden Aşina Xin'in siyasi gücünü kaybetmesiyle Çin'de ve Oita Asya'da yaklaşık olarak 200 yıllık aküf siyasi tarihi sona ermiştir. 361-374. Kızın peşinden 1 Arş. . Göktürkler. Çeviren: Eyüp Sarıtaş* Göktürkler eski çağlarda Çin'in kuzeyinde yaşamış göçebe bir millettir. Ü. 1.Dr. Çünkü göçebe ekonomisi oldukça dağınıktı. Çin ve dünya tarihini geniş çapta etkilemişlerdir. VI.. 386-618 yılkın arasını kapsayan dönemin olaylarını anlatır. . (Çevirenin notu. evine döndükten sonra bir yakınını kızın evine göndererek onu istetir. Eğer erkek herhangi bir kızı beğenirse. 13u kitap. Gobİ bölgesinde siyasi otoritesim kurmuş. genelde cenaze törenlerinde eş seçme uygulaması görülmektedir. Edebiyal Fakültesi Tarih Bölümü.Lin Gan .) . GELENEKLER Göktürklerde evlilik geleneği ile ilgili olarak. Tan» devrinde yaşamış olüiı tarihçi Li Yanshou taralından yazılmıştır. daha sonra Gobi Çölü. Çin kaynağı Bei Surdaki 1 "Göktürk Kayıtları" bölümünde konu İle ilgili şu bilgiler bulunmaktadır: "Cenaze töreni yapılacağı zaman genç erkekler ve kızlar en gü/. Bu çalışına.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV.el elbiselerim giyerler ve cenaze yerine gelerek orada karşılaşırlar. Bu tür eş seçme yöntemi Bozkır Bölgesi özelliğini yansıtmakladır". genç kızlarla erkeklerin normal zamanlarda günlük hayatta karşılaşma olanağı ve uygun yer bulmak zorluğu vardı.nün güney ve kuzey kesimi ile Orta Asya bölgesine doğru genişlemişlerdir. Gör. Göktürklerin en üst yöncüci tabakası Aşina Ailesi idi. yüzyılda Doğu Türkistan'ın kuzeydoğusunda siyasi bir güç olarak yükselmeye bağlamışlar. İzmir 3000. onların toplum sistemiyle ilgili olarak gelenek ve din açısından konuya yaklaşmayı amaçlamaktadır. Kız tarafı genellikle bu isteği geri çevirmez.

) 362 .N. sonunda bu geleneğe uymak zorunda kalmıştır. Yine buna benzer bir örnek Sui S hu5 adlı Çin kaynağının Göktürkler bölümümde yer alan bir kayda göre Ni Li Kağan ölünce. Bei Shrda yer alan bir kayda göre.) Çin'in Resmi 24 Tarihinden birisini oluşturan tarih kitabıdır. "Kabile reisleri kendilerinden sonraki kuşaktan olanlarla evle nem czl er" kuralım gözönüne alırsak. 85 bölümden oluşur. büyük oğlu Te Lechuan "Şad" olarak onun yerini almış. Çinli Budist rahip Hııi Li'nin yazdığı "Da Tang Sı En Sı San Zang Fa Shı Zhuan" * adlı eserin ikinci bölümündeki bir kayda göre Tong Yabgu Kağaırın büyük oğlu Da Du Şad öldükten sonra. bu nedenle bu tür evliliğin Göktürkler arasında sadece bir çeşit evlilik geleneği olmayıp. Sadece kabile reisleri kendilerinden bir sonraki kuşağa mensup olanlarla evlenemezlerdİ. Gaochang devletinin kurulduğu bölgede yer almaktadır. aynı zamanda bir tür evlilik sistemi oluşturduğunu görürüz. 581 yılından 618 yılma kadar cilan tarihi olayları anlatır. ölenin oğlu. Wusunlar ve Juan-Juanlar gibi Çin'in kuzey bölgesinde yaşamış diğer göçebe milletlerde de görülür. bu tür evlilik belli bir zorlama karakterine sahip bir sistemdir.N. yeğeni onun sağ kalan karısıyla evlenirdi. Bu kağanın annesi Qiang Shı kocasının kardeşi Bo Shı Tegin ile evlenmiştir. daha sonra ise Chu Luo'nıın kardeşi Jic Li ile evlenmiştir. Göktürklerde bu tür evlilikler halk arasında ve yöneticiler arasında birlikte devam etmiştir. bunu takiben de üvey annesiyle evlenmiştir. amca ve kardeş Öldükten sonra. Aynı şekilde amca öldükten sonra. Gao Chang3 hükümdarı Qü Jian ölünce oğlu Bo Ya babasının yerine tabla çıkmış ve Göktürkler kendi gelenekleri uyarınca Bo Ya'nm üvey annesi . Bei Slu'daki "Batı Bölgeleri" adlı bölüme göre. Tong Di cm.) Bu eser ünlü Çinli Bııdst rahip Xuan Zaııg'm hayatını anlatır. bölüm 197. Bu gibi üvey anne ve kardeş karısıyla evlenme geleneği sadece Göktürklerde değil. Han-Tang dönemleri arasında hunisi daima Önemini korumuştur. Bu gelenek VU.Bu da kardeşin karısıyla evlenme geleneğine bir Örnek teşkil etmektedir. (Ç. oğlu Da Man tahta geçmiş ve "Nİjüe Chulııo Kağan" unvanını almıştır. Bu tür geleneğin ortaya çıkış nedenlerinden birisi. Göktürkler kısmı 1. Orta Asya'nın Önemli bir geçit bölgesinde kurulmuş eski bir devletin adıdır. fakat baskılara daha fazla dayanamayarak . eski Türklerde (Göktürkler) evlilik sisteminin belli bir sınır dahinindc zorlama karakterinde olduğunu. önce Göktürk Kağanı Qi Min ile evlenmiş. (Ç. ilkel toplumlarda göriilen grup evliliğinin kuşaklar boyunca aktarılarak Du You.Eyüp Santaş giderek evlenme isteğini bizzat iletine imkanı da kolay olmadığından. cenaze törenleri eş seçmek için en uygun yer şekline dönüşmüştür. Bo Ya uzaun süre bu isteğe direnmiş. Göktürklerde bir gelenek daha vardı ki o şu idi: "Baba.e göstermektedir ki. Anlaşılacağı üzere. Tang devrinde yaşamış olan Wei Zhı tarafından yazılan bu eser. Shı Bin'in kardeşi Chu Luo Kağan.ki Bo YaTmn üvey annesi Göktürk kağanının kızı idi. Buna bir örnek verecek olursak: Çinli prenses Sui Yicheng.N. sonra sırasıyla Qi Minin oğlu Shı Bi Kağan.2 Bu Örnek bi/. Hunlar. erkek kardeşi veya (kardeşinin oğlu) üvey annesi ile veya kardeşinin karısı ile evlenirdi. özellikle Batı Göktürk toplumunda oldukça yaygın olarak görünmüştür. Doğu Türkistan'daki Turfan şehri . (Ç. Yüzyılın başına kadar devam etmiş.ile evlenmesini istemişlerdir.

bunları ölü çadırının önüne sergileyerek. yüzyılda tarih sahnesine çıktıkları sırada. ölünün hayatta iken öldürdüğü insan sayısına göre belirlenirdi. Bunu takiben akrabaları. ölünün yakıldığı gün düzenlenen törenin aynısıdır. bir balbalın üzerine asılırdı. Dolay ısı ile balbal sayısı bazen HH)'leri. bir ailenin veya bir kabilenin çalışan insan gücünün ve aile-kabilenin üretim gücünü arttıran ekonomik fonksiyona dönüşmüştür. mezarın önüne taştan yapılmış Balballar konur. ata binerek çadırın etrafında yedi kez dolaşırlar. tekrar evlenerek başka bir klana gitmesi önlenmiş oluyordu. Kan ile karışık göz yaşı dökerler. Daha sonra toplumların liretim gücünün artmasıyla özel mülkiyet sistemi gelişmiş. Üvey anne ve kardeş karısıyla evlenme adetleri buna bariz bir bir örnek leşkil etmektedir. Wusunlars Juan-juanlar ve Göktürkler arasında kuşaklar boyunca devam ettirilen bu evlilik geleneğinin sebebini oluşturmuştur. Göktürkler VI. ölünün yakınları yeni bir tören düzenleyerek ata binip bıçakla yüzlerini çizerler ve ağlayarak yas tutarlar. sonbahar ya da kışın ölmüşse yeşilliğin bol olduğu günler beklenir. Balbalların sayısı. cesedi gömmek için. İşte bu dunun.Göktürklerde Gelenekler Ve Dinî İnançlar süregelnıesi. kesilen hayvanları ölüye kurban olarak sunarlar. Balballar üzerine ölünün resmi ve hayatta iken geçirdiği savaşları sembolize eden . hatta lüOÜ'leri bulurdu. Ölünün gömüldüğü gün. Bu tören. klanın gücü ve nüfusu korunmuş oluyordu. torunları ve kadm-erkek bütün akrabalarının her biri at ve koyun keserler. Bunun arkasından çukur kazılmaya başlanır ve ceset tabutla birlikte gömülür. oğulları. Baba veya küçük-büyük kardeş öldükten sonra. Eğer. ölen kişi ilkbahar ya da yazın ölmüşse.) Kurban töreninde kesilen atın başı. Her ne kadar bıı gibi evlilik adetlerinin dayandığı tarihi şartlar (grup evliliği ve klan içi evlilik) ortadan kalkmış veya geçerliliğini günden güne kaybetmiş ise de yeni şartlar (aileler ve sülaleler) tekrar eski adetlerin yerini almış ve bu tür geleneği desteklemiştir. Ayrıca bununla dul kadının. ilkel dönemin her türlü gelenekleri babadan oğula aktanlagelnıişür. Geriye kalan külleri toplanarak.. Gömme işi tamamlandıktan sonra. yaprakların sararıp düşmesi. Tarih kayıtlarına göre. bir diğer neden de klanlarda görülen dış evlilik sistemini varlığıdır. şahsi mülkiyete ait evlerin (ailelerin) loplımıda başlattığı ekonomik fonksiyon giderek klanın fonksiyonunu geride bırakmıştır. İçlerinden birisi çadırın Önüne gelip yüzünü bıçakla çizerek yas tutmaya başlar. Bu hareket yedi kez tekrarlanır. (Öldürülen her bir kişi için bir balbal konurdu. İlkel Toplum döneminden çıktıkları sürenin çok uzun süre olmaması uedeııiyle. İlkel klan sisteminden Köle Toplumu sistemine girmişlerdir.dul anne ve dul yengeyi aynı klan içinde alıkoymak amacıyla. Hunlar. gömme zamanı geldiğinde gömülerek işlem tamamlanır. ölümden sonra sağ kalanla evliliğin devanı ettirilmesi geleneği (sistemi) tatbik edilmiştir Böylece dul kadının kendi klanından ayrılması. ölünün sağlığında kullandığı eşyaları ile bindiği alı bir araya getirilerek ölü ile birlikte yakılır. dul kalan üvey. Göktürk toplumu. Göktürklerde ölü gömme törenleri şöyle yapılırdı: Ölü önce çadırda bekletilir. Bu dönemde dul-îivey anne ve dul kardeş karsının klanda alıkonulması ve çeşitli geleneksel uygu I a malamı kuşaklar boyunca devam ettirilmesi geleneği ve klan nüfusunun konulması. Bunun arkasından belli bir tarih lesbit edilerek.

döneminin Göktürk geleneğini yansıtması açısmdam çok önemlidir. onların kağanlanıım esir etmiş. Kağanlar yay şeklinde inşa edilmiş büyük çadır evlerde otururlar.'' Küİliğin Kağan öldükten sonra (Bilge Kağan'm kardeşi) adına kitabe yazılmış ve üzerine resmi kazınmıştır.. Anıtın dört tarafına da kağanın savaş manzarası resmedilmiştir. Çin imparatoru Tai Zong.10 Bundan başka Sui Shırdaki Batı Göktürkler bölümü.. Bununla ilgili Göktürk Kitabelerinde kayıtlar mevcuttur. Çadırların önünde kurt başlı bayrak dalgalanır. kırkyedi defa savaşmış Gök Taun dilediği için babam bütün bu ülkelere sahip olmuş. Göktürkler her yılın Mayıs ve Ağustos aylarında bir araya gelerek ilahlara kurbanlar sunarlar ve her yıl önemli bir devlet görevlisini öldürerek. yüzlerini bıçakla çizmelerini ve ata binerek çadırın etrafında dolanıp yas tutmalarının emrederdi"." Cheng Qian Kağan ölmüş gibi hareket ederek çevresindekilere yüksek sesle ağlamalarını.) Askerlerini çcşilli rütbelere ayırır.. Bu kaynak ile ilgili Xin Tang Shu ve Jiu Tang Shu gibi hanedan kayıtlarında bilgiler vardır. Tong Dİan. Onların hepsine diz çöktürmüş. 25 bölümden oludan bu kilap Tung devrinin olaylarını anlatır. Kırgızlar hep beni düşman olarak görürlermiş. çok iyi Türkçe bilir ve Türk elbiseleri giyer. "Chang Shaıı Wang". Bu kayıt.. her birliğin kendi flaması vardır. Bilge Kağan Kilabcsmdeki kayıt şöyledir: "Kuzeyde Baz Kağan. kağanın kendi milletinin geleneklerine göre cesedinin yakılmasını ve Ba Irmağı'mn8 üzerinde bulunan köprünün doğusuna bırakılmasını emretmiştir. Birlikte çalışacağı insanları Türklere benzeyenler arasından seçer ve onlara koyun derisinden yapılmış elbiseler giymeyi. bölüm 197. Taııg devrinde kurulmuş küçük bir devlettir.Babam Birinci Kırgız Kağanım öldürerek başını Balbal olarak dikmiş'" Bir diğer kayıt: "Amcam Bilge Kağan öldükten sonra (Kitabelerin yazan Yollııg Tegin'dir) Kırgız Kağanının başım Bilge Kağan1 m mezarına balbal olarak dikmiş. onların gelenekleriyle ilgili bilgiler vermekledir. saçlarını onlar gibi ayırmayı.. böylece büyük bir ülke ve kudrete 7 sahip olmuş. 7 8 J "' Jiu Tang Shu . düşman imiş.. Türk gelenekleri içinde bıçak ile yüz çizine adeti mutlaka yaygın olmalı ki. Göktürkler Bölümü 1. 634 yılında Jie Li Kağan öldükten sonra. ı " Chang Shaıı. Çin'in şimdiki Shaanxİ eyaleti şuurları içinde kalmaklador. Şimdiki Hebci eyaletinin Zhengdian geliri civarıdır. " Kuzey Song döneminde tarihçi Ou Yangxiu yazmıştır. Bol miktarda koyun etinin yendiği ziyafetlerde herkes kendi kullandığı bıçağı ile etini kesip yer. Xin Tang Shu'nun11 Tai Zong'un oğulları ile ilgili bölümünde bulunan kayıl şöyledir: "Chang Shamvang12 Cheııg Qiaıı.. "Chang Shan Hükümdarı" anlamındadır..Eyüp Sarıtaş 6 " şekiller çizilerdi. Zhoıı Shu ve Sui Shu "nun Göktürkler Bölümü. Buradaki kayıtlara göre. 364 . her ne kadar Chang Qian"in kendini beğenmiş gibi bir tarzda tasvir else de. Bütün bunlara karşı babam Gıı Dulu Kağan çarpışmış.. bu gelenek sadece ölü gömme törenlerinde değil. onun bu özellikleri. ölmüş alalarının bılunduğu mağaraya kurban olarak sunarlardı. (Göktürklerin alaları kurdu toteın olarak tanırlardı. beş kişiden meydana gelen aile kurmayı ve keçe çadır kurup onlara nasıl kullanılacağını öğretir.

Bazı Çinliler herhangi bir isteğini anlatmak için bu geleneğe baş vurmuşlardır. onun arabasını kullanmakla görevli olanların taşıdığı unvandır.).). Türk kağanlarının tahta çıkma Guo Yuanzhen ile ilgili Xİn Tang Shn'âa.N. Bunu üzerine 10'dan fazla kabile başkanı kendisinden davacı olduklarım göstermek için kulaklarını kesmişler ve böylece sorun çözülmüştür. Çin imparatoriçesi Wu Zetian'e istihbarat haberleri getirdiği içn. Bu düşünce tarzı Hunlarda da hemen hemen aynı idi. Sui imparatoru Wen Di 20 . kendisine karşı böylesine sadıkane bir hareketi övmüş ve kumar oynaması için Du Suliu'ya değerli mücevherler vermiştir. bunun üzerine.Göktürklerde Gelenekler Ke Dini İnançlar insanları yolculuklarına uğurlama törenleri için de geçerliydi. Tang devrinde yaşamış ve çeşitli görevlerde bulunmuş bir devlet adamıdır. Bir diğer Örnek de Sui Shu'nıın Göktürkler bölümünde bulunmaktadır.) Tai Puqing. 5X1-618 yılları arasında tahtla kalmıştır (Ç.N. 365 .N.)..N. Sui Shıı. kardeşi Du Sııliu ise ağabeyinin seferine katılmayıp karısını terketmiş ve Tu Li ile birlikte Çin'e gitmiştir. hasta yatağında ölmekten utanç duyarlardı. Daha sonra bu gelenek Çin'in iç bölgelerine de yayılmıştır.N. geniş bilgi bulunmakdadır. (Ç N. emrindeki generallere gizlice Çin sarayında "Zhong Shı" ı s olarak görev yapan Sun Zhıgu'nun yanma gitmelerini emretmiş.N. Göktürkler erkekleri kumar oynamayı severler. Örneğin Xin Tang Shu'da 13 bulunan Çinli devlel adamı Guo Yuanzhen'ın biyografi sindeki kayıt şöyledir. Xiang.) 710 yılında Doğu Türkistan'da kurulan tarihi öneme sahip Çin'e bağlı Genel Valilik idi. Ming ve Cı'dan oluşan dört eyaleti birleştirip kendi idaresi altına almak istemiş.)Lai Chuıı Aşina Jue Sıluo'nun yanında çok iyi raksedip şarkı söyleyen rakkase kızların bulunduğunu duymuş ve çeşitli entrikalarla onlan elde etmeyi planlamıştı. 705-706 yıllarında Anxi Genel Valisi iken Çin hükümdarı tarafından "Tai Pu l5 Qing" olarak tayin edildi. Çin'de duvkt tarafından büyük bir tören düzenlendiği ya da imparator saraydan çıktığı zaman. Du Suliuyu karısından ayrıldığı için teselli etmekti21. bazı Türkler mensupları yüzlerini 1 bıçakla çizerek ağlamışlar ve eski valilerini uğurlamışlardır' . Buna bir Örnek verecek olursak: Xin Tang Snu'daki Lai Chuif un"1 biyograrîsindeki kayda göre Göktürk lideri (Kaynakta yanlış olarak 'Tibet" şeklinde geçmektedir. Anxi'den ayrıldığında. onun güvenini kazanmış ve kendisine "Shı Yüshı" rütbesini vermiştir (Ç. Çin Sarayı tarafından elçilik görevlerini yürütenlere bu isim verilirdi (Ç. (Ç. adıgeçen generaller kulaklarını kesip yüzlerini çizmişler ve Cheng Sı'ya "Shuai" ı y rütbesinin verilmesini istemişlerdir. (Ç. 599 yılında Du lan Kağan Çin sınırlarına saldırmış.N. İmparatorun hediye vermekteki bir diğer amacı ise. kadınları ise tüyden yapılmış bir oyun aracı ile oynamaktan hoşlanırlar ve sarhoş oluncaya kadar kımız içerler ve karşılıklı şarkı söylerlerdi. Wei.). Sui Hanedanını kuran hükümdardır. 757 yılında ölen An Lushan'm annesi Türk idi (Ç." 775 yılında An Lushan'ın 17 enirinde eski bir general olan Tian Chengsı.) Tang devrinde yaşamış (651-697) bir devlel adamıdır. Generalden daha yüksek olan bir rütbedir (Ç.). Ayrıca Göktürkler savaşta ölmeyi şeref sayıp. Göktürkler Bölümü. "Guo 14 Yuanzhen. Türkler bu geleneği bir konu ile ilgili davacı olduklarında da (şikayetçi olduklarında) uygularlardı.

Daha sonra kağanı bir ata bindirip ipekli kumaşla boğazını sıkmaya başlarlar. vasiyeti gereği yerini kardeşi Chu Luo almıştır. o anda söylediği her hangi bir rakam dikkate alınır ve böylece ne kadar süre tahtta kalacağı belirlenmiş olur.Eyüp Sarıtaş * töreleri İle İlgili olarak Sui Slııfnım Göktürkler kısmında az da olsa kayıt bulunmaktadır. Toplam 50 bölümdür (Ç. Ateşperesllik. devletin ileri gelen yöneticileri. Yapılan anıştırmalara göre GöktÜrklerin ilk kağanı İli Kağan23 ( AshıNa Tümen) öldükten sonra oğlu Ke Luo. Diğer taraftan tarihi gerçeklere göre sözkonusu uygulama tam olarak bu şekilde gerçekleşmemiştir. Zhou dönemi (Kuzey Zhou dönemi: 557581) olaylarını anlatır. Bu kayda göre GöktÜrklerin devlet kurmalarından itibaren kağanların tahta çıkma töreleri "'Babadan Sonra Oğul'" şeklinde görülmektedir. Nestoryanizm ve Budizm gibi dinlere inanmışlardır. Buradan anlaşılmaktadır ki. 552-553 yılları arasında tahtta kalmıştır (Ç.N.ibadel eder gibi saygı gösterirler. Her seferinde ona. ağabey öldükten sonra kardeşin tahta çıkma geleneği başlamıştır. 587 yılında Sha Benjiie ölünce. Sha Bulüeden sonra ise. ağabeyinin oğlu Yong Yülü'ye şöyle demiştir: "Biz Göktürklerde Mu Gan Kağan'dan 32 beri ağabeyin yerine kardeş tahta çıkar. Türkler tarih sahnesinde göründükten sonra. 366 . Linghe Delen (583-666) tarafından yazılan Zhou Shu. her ne kadar Sosyal Tabaka Toplumu (Kölelik Sistemi 11 23 24 Bunun Kagan'ın oğludur (553-572) (Ç. Bıı atalarımızın töresine uygun değildir. Göktürk kağanlarının tahta çıkma töreleri "Babadan Sonra Oğul" ve "Ağabeyden Sonra Kardeş'" olmak üzere iki tür uygulama görülmüştür. "Kağan tahta çıktığı ilk günlerde. Ke Luo'dan sonra kardeşi Erkin (Mu Gan Kağan). Kağanların tahta çıkış törenleriyle ilgili olarak Zhou Shu'daki 24 Göktürkler bölümünde oldukça ayrıntılı kayıt bulmak mümkündür. vasiyeti üzerine yerine kardeşi Yabgu Chu Lııo geçmiştir. İlkel Klan Toplumundan gelen bir ilkel dönem dinidir.). Ben seni kağan olarak kabul etmeye hazırım".). Bu şekilde dokuz kez dolanırlar. yeni kağanın çadırına gelirler ve onu keçenin üzerine çıkarıp havaya kaldırırlar. Fakat Mu Gan Kağan'dan itibaren.). Erkin'den sonra ise kardeşi Tuo Bo Kağan tahta geçmiştir.Tuo Bo'dan sonra oğlu Sha Bolüe onun yerini almış. Yong Yülü ise "Yabgu" olmuştur.N. Yong Yülü bu öneriyi bir çok kez geri çevirmiş ve sonuçta Chu Luo "Yabgu Kağan" unvanı ile tahta çıkmıştır.DTN Göktürkler Şamanizm. ll. Bunun üzerine Chu Luo. Şamanizm. Bu arada kağanlarının yeteneklerinin lüç bir zaman sona ermemesi dilekte bulunurlar ve onu serbest bıraktıktan sonra sorarlar: "Sen kaç yıl kağanlık yapabilirsin?" Çok zor ve sıkıntılı bir psikolojik durumda bulurum kağan tahta bulunacağı süreyi kesin olarak belirleyemez. Bu yüzden tahtan senin çıkman gerekir.N. Çünkü sıradan bir insan asil tabakaya mensup birinin yerini alırsa iki farklı mevkiye salûp insanlar arasında saygı ve itibar kalmaz.

İki ateş arasından geçilince Türkler kötü ruhlardan tamamen arındıklarına inanırlardı. neşe ile ve çılgınca durmaksızın danseden insanlardır. s.Gökttirklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar Toplumu) dönemine geçmiş olsalar da. Büyü yapma işi sona erdikten sonra Göktürkler. bu nedenle Şamanistik inançlar toplumda oldukça yaygınlık kazanmıştır.N. Turnen Kağanlığını kurduğunda otağı. Şamanlar insanları tedavi edip kölü ruhları kovarken yüksek sesle büyü yaparlar.N. yüzyılın ortalarında İstemi Kağan25 tahta çıktığı sıralarda Doğu Roına'dan Balı Göktürklere elçi olarak gönderilen Zenıarklıos. 285-286.) Şamanlar adil. 20 Zhang Xiııglang. Ataları için kurban kesmeleri. 387 .1997.). Kağan her yıl devletin ileri gelenlerini toplayarak. mağarada atalan için kurban kesme törenleri düzenler. orada bulunuyordu. Göktürkler "? Batı Göktürk kağanıdır. Orta Asya'dan geçerken Soğdiana topraklarına ulaştığında (Kağanın otağına kadar varmamıştır. Zemarkhos'un da iki ateş arasından geçmesini istemişlerdi.26 Bu kayıt Göktürklerin Şamanizm inancını bütün açıklığı ile ortaya koymaktadır. onları kutsal olarak kabul etmeleri ve Yer ve Gök Tanrılarına tapmaları. Göktürklerin Şamanizm dinine mensup olduklarının diğer kanıtlan da şunlardır: Güneşe verdikleri önem. Çin-Baıı İlişkileri Tarihî Belgelen. İnsanlarla ilahlar arasındaki ilişkinin kurulmasından ve kötü ruhların ortadan kaldırılmasından Şamanlar sorumludur. Çin tarih kitabı Zhou Shu'da ki Göktürkler bölümünde konu ile ilgili bilgiler bulunmaktadır: '"Kağanın çadırmm kapısı doğuya doğru açılır. VI. Diğer taraftan neşe ile dansederek maddi bakımdan ruhları temsil ettiklerine de inanırlar. Klanlık Sistemi döneminden kalan uygulama ve alışkanlıkları nesilden nesile aktarılarak devam etmiş. (Kadın Samanlara "Wu Da You" adı verilirdi. Bir kısmı da ellerinde kuvvetli ateşler ve tütsülerle daire çizip dönerlerken kendinden geçmiş bir manzara oluşturuyorlardı.5 kurye eşittir (Ç. evreni üç kısma ayırmaktadır: a) Cennet: Burası dünyanın üst tarafında yer ahr ve bütün ilahlar burada kalmaktadır. "Bo Dcnguing:: adı verilen bu dağ Çin'de yer tanrısı olarak bilinirdi. b) Yeryüzü: Dünyanın orta katıdır ve insanlık orada bulunmakladır. cilt iv. Kötü ruhların hepsi oradadır. Du Jin 27 Dağf nııı 500 li2B batısında üzerinde bitki ya da ağaç bulunmayan yüksek bir dağ vardır. Şamanizm inancı. Zhonghua Kitabevi: Pekin. toplar ve Gök Tann'ya kurbanlar sunar. Diğer taraftan her yılın Mayıs ayının onuncu günü halkım ırmak kenarına. Batı dillerinde yazılmış tarih kaynaklarının bildirdiğine göre. c) Üçüncü kal ise Cehennem olup yeryüzünün alt tabakasını teşkil eder. Kağan çadırım lerketmeden önce güneşi selamlar. 27 Bu dağ Orhun Nehri "ııin yukarı mecrasmdaki Kang Ai Daği'nın kuzeydoğusunda bulunan dağa verilen isimdir. 28 Çin uzaklık sisteminde 1 li Ü. Kötü ruhları kovma töreni bittikten sonra Zemarkhos ve beraberindekiler yollarına devam etmek için Türk ülkesinden ayrılmışlardır.). Orada bulunan topluluk Zemarkhos'un etrafını çevirmiş ve onu da aralarına almışlardır.) Türkler kötü ruhları kovmak ve şanssızlıklara ve felaketlere engel olmak için dini törenleriyle meşgul idiler. Turnen Kagan'm kardeşidir (Ç.Ayin yapanların bazıları da davul çalıyorlardı.

Bu konu Bilge Kağan Anıtında da dile getirilmiştir: "Tanrıya benzer. Göktürkler Bölümü. 620 yılında Chu Luo Kağan. Bu nedenle tarih kitapları Sı Mo'nun fala bakmaktan ve kendisine bununla ilgili sorular sorulmasından hoşlandığım yazmaktadırlar.N. aydınlık ile karanlık gibi zıt güçler birbirleriyle mücadele halindedirler. İyi ya da kötü şansla ilgili kehanette bulunmak da Şamanizm inancının bir özelliğidir. Kut'uin olduğu için kağan oldum". Örneğin Aşina Sı Mo bunlardan bilişidir. Göktürkler Bölümü 1*. MÖ.g. Ateş ile iyi. Bu dinin akideleri Eski İran'da "Avesta" adlı eserde bulunmaktadır. yüzyıllarda Zerdüşt tarafından ortaya atılıp yayıldığı için bu inanç sistemine "Zerdüşlük Dini" adı da verilir. Xin Tang Shu. Şamsımın iyi olmadığını İlahlar da biliyor. MS. Yaklaşık MÖ. Ünlü Çinli Budist Keşiş Hııi Li tarafmdan kaleme alınan " Da Tang Si En San Zang Fa Shı Zhuaıı" adlı kitabın ikinci Q 31 32 Çin'in Shaaim eyaletinin kuzey kesiminde bulunuyordu. VI. düşmanımız ise koyuna benzermiş". Chu Luo Kağan ise bunun üzerine şunları söylemiştir: "Alalarını daha önce ülkelerini kaybettiler. Shaanxi eyaleünin şimdiki başkenti Xi'an'ın bulunduğy yerde idi (Ç. Tann irade ettiği için. Tanrıda olmuş Türk Bilge Kağan.-MÖ. Sözkonusu inanca göre kainatta iyi ile kötülük. 518 yılı civarında bu din Çüı'c girmiştir. Bing Zhou'ya 29 saldırarak ele geçirmiş ve Yang Chengdao'yu buraya yerleştirmiş.N. Bu örneklerin hepsi İlkel Dönem dinleriyle hemen hemen aynıdır.yüzyıldan itibaren bir dönem boyunca İran'ın devlet dini haline gelmiş (bu nedenle bu dine Ateşperesttik adı verilir.Eyüp Sarıtaş Gök'e taparlar ve ona saygı gösterirlerdi. Benim bu durumu unutmuş olmam çok kötü. AleşpereslIİk. Bu dinin en önemli ayinlerinin odak noktasını ateş oluşturur. sonunda sorunu çözmek ve ikna olmak için fal sorularını sormuştur.31 Ateşperesllik dininin menşei Eski İran ve Orta Asya'ya dayanmaktadır.VI. 631 yılında Çin'in o dönemdeki başkenti Chang Anda 3 2 "İran Tapmağı'" adında bir mabet inşa edilmiştir. Muhtemelen. Göktürklerin Aleşperestlik dinine ne zaman inanmaya başladıkları kesin olarak bilinmemektedir. Şimdiki Taiyuan şehrinin olduğu yerdir (Ç.e. daha sonra ise varlıklarını Sui devletinin ayakta katması sayesinde sürdürebildiler. aynı zamanda yönetici tabakasına mensup olanlar arasında da kehanetten anlayanlar olmuştur. Göktürk Devletini yeniden kuran Kulluk Kağan için şunları söylemektedir: "Gök Tanrı güç bağışladığı için babam (Kutluk Kağan) Kağan'in ordusu kurda. I a.).VII. aydınlığın canlı timsali olduğundan kutsal olarak kabul edilir ve ona saygı gösterilir.). Göktürkler arasında fala (kehanete) inanan insanların sayısı çok olmakla kalmamış. Bu sorunu ben kendim çözeceğim".). etrafındaki insanlar şansının kötüye gidebileceğini söyleyerek onu uyarmışlardır. 368 .30 Kağan her ne kadar inandığı fal sonucunu alamadı ise de.

yüzyılın son yıllarında kendi bağımsız dinlerini kurmuşlardır. Tann'nm annesi olduğu geleneksel inancını kabul etmediği İçin.Bıı malzemelere göre.N.tarafından Çinceye tercüme edilmiş ve 1958 yılında Çin'de yayınlanmışür Ç. aleşe saygı gösterdiklerini ve ona taptıklarını görmüştür. Keçeden çeşitli şekillerde parçalar kesip deriden yapılmış bir torbaya koyarlar ve bunu bir direğe asarlar. Nestorius'un (384-440) görüşlerinin bir kısım Hıristiyanın kabul etmesiyle "Neslorius Mezhebi" adı verilmiştir. Fransız bilimadamt Edward Chavannes tarafından yazılan "Batı Göktürk Tarihi Belgeleri"30 adlı eserin 219. Batı Göktürklerden bir kızla evlenmiş. Direğin kımıldayan yerlerine reçine sürerler. sayfasında Batı dillerinde yayınlanan eserler. Tapmakları yoktur. Bu askerlerin bazılarının alnında haç işareti bulunuyordu. 645 yılında Çin'e dönen seyyalim yazdığı seyahatname Da Tang Xiyii Ji adını taşımaktadır Ç.Göktürklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar bölümünde. Göktürklerinbu din ili olan ilgilerinden kaynaklanmaktadır. Müritleri Pcrs İmparatorluğuna kaçarak onların desteğini kazanmışlardır. Balı Bölgeleri Bölümü. NestoryanlarıV. Başka yerlerden gelip bu mabetlerde konaklayan rahipleri Semerkant halkı ateşle kovalayarak kendi mabetlerinde kalmalarına izin vermezlerdi. Bundan başka.). Sııi Hanedanı döneminde hükümdar Qıı Muzhi. Şimdiki Semerkant civarında bulunan Kang ülkesi. Bu eser Feng Chengjun. Bahram'a saldırması için askeri destek göndermiştir. Bu anıt 1625 yılında ortaya çıkarılmış olup. 561 yılında şimdiki Kazakistan'ın güneydoğu bölgesindeki Kang ülkesinde yaşayan Türkler arasında yayılmıştır. Türklerin iki iane mabetleri olmasına rağmen rahipleri yoktu. Kin Tang Shu. de kullanılmiştır. tarihi açısından son derece önemli olan bilgiler vermiştir. Xuan Zang Semerkanfta bulunurken.*Xiyang Zazu" adlı eserin dördüncü bölümünde de bu konu ile ilgili kayıt vardır "Göktürklerin Ateş ilahları vardır. bu yüzden onlara tabi olmuştu. Nestorius aslında İstanbul'da Baş Piskopos idi. Bunun üzerine Balınım'm emrinde bulunan bir kısmı Türk asıllı asker isyan etmiştir. Hıristiyanlığın bir koludur. Nesi oryan İzm. Bu din Taııg devrinde Çin'de de yayılmış. yine ünlü bir diğer keşiş ve seyyah Xuan Zang'ın 33 Orta Asya'da Göktürk]erin ateşe saygı gösterdiklerini.N. Nestoryanizm. Pers M M 35 3û Xıum Zang Budizm ile ilgili kutsal metinleri elde etmek üzere 629 yılında Chang An dan Hindistan'a gilıniş. 1 369 . oluracaklan zaman yere bir keçe serdiklerini gördüğünü kaydettiğini yazmakladır. ağacın ateş unsuru olması sebebiyle ona saygı alameti olarak ıızerine olurmayıp. J4Semerkant halkının Ateşperesti ile dinine inanmamalarının sebebi. Doğu Roma imparatoru tarafından dinden afaroz edilerek kendisine askeri bir rütbe verilmiştir. bu vesile ile "Nestoryanizmin Büyük Çin'de Yayılışının Övgüsü" adlı bir abide de diktirilmiştir3*. Bir rivayete göre 591 yılında Doğu Roma imparatoru. Xi"Anfdaki Beilin Müzesinde sergilenmektedir. Orta Asya'dan geçerken Göktürk ülkesine de uğramış ve seyahat notlarında Türk. hükümdar ve halkın Bııdizme inanmayıp. Meryem'in. Taııg döneminde Duan Shıcheng tarafından yazılan . Pers hükümdarı Ka Sa'nın. Kang Ülkesi ile ilgili kısım.). Bu torbaya yılın her mevsimi boyunca dua ederler.

. Budist tapmağına gitmiş ve kulenin etrafında dolaşmıştır. 653 yılında. ancak alnında haç işareti bulunan askerleri Doğu Roma'ya göndermiştir. Yüzyılın ortalarında Orta Asya Arap istilası döneminde ortadan kaldırılmıştır (Ç. Fakat yaşayanlarm acı çekmeleri kaçınılmazdır. Budizm giderek Orta Hindistan'dan güney ve batı bölgelerine doğru yayılmıştır. Askerlerin verdiği cevaba göre. Nesturilik 59 L yılından 30 yıl önce Kangjifdeki37 Türkler arasında yayılmıştı. Niepan. To Ba Kağan'm kendisi de Budizm dinine girerek. Güneyden Xi Lan (Sri Lanka) ve Birmanya gibi ülkelere girmiş ve genel olarak "Güneyden Yayılan Budizm'" ya da *.Ö.V1. Nitekim Türkler arasında Hıristiyanlar da bulunduğu için. eskiden Doğu Soğd ülkesinde bulaşıcı hastalıklar başgösterdiği zaman. M Ö . Özbekistan'ın Semcrkant şehrinin olduğu yerde idi.). Hıristiyan din adamları hastalığın yayılmasını önlemek için onların alnına haç işareti yaparlarmış. onların Budizm inancında olmasındandır" diyerek her sonucun arkasında mutlaka bir sebebin yattığına işaret etmiştir.N. Budizm. Bu keşiş Qi'ler tarafından Türklerin bulunduğu bölgeye kaçırılmıştı. yüzyıllar arasında Eski Hint yarımadasında bulunan Jiabi Luovvei38 ülkesinin hükümdarının oğlu Sakyamuni tarafından kurulmuştur. Vlll. bu dini o kadar benimsemiştir ki. Türklerin Budizm inancını ilk olarak kabul etmelerine gelince. Chavanncs ise bu konuda şunları yazmaktadır: "Bu esere göre. Sui Shu'nun"Göktürk Kayıtlan" bölümündeki kayda göre bu tarihi olay To Ba Kağan (572-581) döneminde gerçekleşmiştir. Yüe Çi hükümdarı Yü Cun'un Sanskriçe yazılmış olan "Fu Tujing" adlı kutsal metinler ile ilgili anlattıklarım Çince olarak kaleme almıştır. Türk kağanı da bunun üzerine Qi ülkesine bir elçi göndererek Jingming. isteyen herkes Buda olabilir. insanlar her ne kadar eşit ise de. yukarıda sözü edilen abidedeki A Lııobcn. "Keşke Qİ ülkesinde doğsaydım" bile demiştir. Bııdi/. Huayan ve Slıi Songlü gibi Budist ı ne tinlerim ıı getirilmesini istemiştir. Kuzeyden Çin'e girdikten sonra. Hükümdar bu esirlere alınlarında bulunan haç işaretinin sebebini sormıışlur. Kore ve Japonya gibi ülkelere yayıldığında ise genel olarak "Kuzeyden Yayılan Budizm" ya da "Mahayana Budizmi" adı verilmiştir.V.-M. Nestoryanizm dinini Çin'e getirmiştir" şeklindeki kaydı doğru olarak kabun etmekte bir sakınca yoktur. 111. To Ba Kağana : "Qi ülkesinin zengin ve kuvvetli olmasının sebebi.N. Rahip.min Çin'e ilk olarak girişi M.Eyüp Santaş hükümdarı Ka Sa isyan eden asi Türkleri fillerle ezmiş.Ö. Acılardan kurtulmanın tek çaresi ölümdür. Adıgeçen kaynaktaki bilgi şöyledir: "Qi döneminde (479-502) Hui Lin adında bir keşiş vardı. 2 yılında Çin sarayında sekreter olarak çalışan Jing Fu. 37 38 Bati Türkistan'da kurulmuş küçük şehir devletidir. Budizm. *MÖ. daha çocuk yaşlarında bu işareti taşımaya başlarlarmış. Kağan. Bu yüzden ahularında haç işareti olan Türk askerleri. yüzyılda Asoka'nm itikatı ve bunun benimsenmesinden dolayı. Bu dinin inanema göre.Hinayana BudiznıT'adı verilmiştir. Nepal sınırları içinde kalmaktadır (Ç.

Pisha Yabgu'ya şöyle demiştir: ''Senin ne gücün var ki Budist mabetlere saldırmaya cesaret ediyorsun?" Bunun arkasından uzun bir mızrağı kağamn göğsüne saplayıp. Tong Yabgu Kağan.).).N. Dolayısıyla içlerinde Taoist din adamı ve sıradan insanlar bulunan 10 kişilik bir ekip kuzeye doğm yönelerek Tong Yabgu Kağaıı'm kaldığı otağa varnuşlar ve kağamn Budizme karşı sempati duymasını sağlamışlardır.) Onlar daha sonra tekrar Budist inancına dönmüşlerdir. hızla allarına binerek Budist rahipleri davet etmelerini emretmiş ve onlara bu teşebbüsünden dolayı itarafta bulunarak af dilemiştir.anlatmaktadır.) Tong Yabgu Kağanı Öldükten sonra Batı Göktürk yönetici tabakasının Budizm inancını terkettikleri. sırtındım çıkarmıştır.N. onlara lıergün 20 kişiye yetecek kadar ihtiyaç maddeleri (yiyecek-içecek ve hayvan yemleri dahil) verilmiştir.komşu ülkelerin dillerini biliyordu. Çince olarak yazılmış "Meşhur Keşişlerin Hayat Hikayeleri" adlı eserin ikinci cildinin üçüncü bölümündeki kayıt şöyledir: "Boluo Poluo Miluo. Toplam 50 bölümden oluşur (Ç.Göklürklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar Bei Qi Slnı adlı tarih kitabının "Jüe Lu Qiang Kabilesi Kayıtlan bölümünde yer alan bilgilere göre bu dönemde yaşayan Liıı Shıqing.)- 37* . Kuzey Qi imparatorunun emrinde çalışan Sin Qing. bu din elçilerine çok önem vererek. yaptıkları sert tartışmalardan anlaşılmaktadır. ""Nie Panjing" adlı Budist metilini Çince'den Göktiirkçeye çevirerek kağana sunmuştur. (Bu dini tartışmalarım içeriği bilinmemektedir.9. Kağan büyük bir şaşkınlık içinde uyanmış ve vicdan azabı duymuştur. o gece Sı Yabgu Kağan rüyasında Budizmin ünlü keşişi Pisha Mentiaıvi görmüştür. Bu yüzden Budizm inancını kabul etmeyi düşünüyorlardı.. Rahip Xııan Zang. Tianzhu40 ülkesindendir. 10 kişiden oluşmalarına rağmen. Burası şimdi "Gaııdhara" olarak bilinir (Ç. Fakat. "D'î' sözcüğü. Bu olayı hemen etrafındakilere ve askerlerine anlatarak yola devam etmekten vazgeçmiş ve bazı adamlarını. Bu ekibe çok itibar edilmiş olmalı ki. kendisi de bu dine inanmaya başlamıştır. (Bu olay 622 yılından önceye aittir. Dinglingler ve Gaoche'ları işaret etmektedir (Ç. Eski Hindistan' verilen isimdir (Ç. Kuzey Di'liler'11 çok cesaretli olmalarına rağmen pek medeni değillerdi. Hui Chao adlı ünlü Budist rahip"Bcş Tianzhıı Ülkesine Seyahat"' adını verdiği seyahat notlarında bu konu ile ilgili şunları kaydetmekledir: "Jiantuo 42 ülkesinde bulunan hükümdar ve askerler genel olarak 3y 40 41 42 Kuzey Hanedanlığı (386-550) tarihini anlatan tarih kitabıdır. Bu olayın meydana geldiği yıllarda (574-567) To Ba Kağan tahtta idi. Tan» devrinde yaşamış olan U Baiyao (565-648) taralından yazılmıştır. kağanın yola devam etme emrinin ulaşmadığı bir kısım asker ilerleyerek Budist mabetlerine ulaşmışlar ve onları yağmalayarak yıkmışlardır..N. yola çıktıktan kısa bir süre sonra dinlenmek için mola verilmiş. yazdığı "Da Tang Xiyü Ji" adlı eserin birinci bölümünde bu ol ayı-ayrıntılı olmasa da. Sabah akşam demeden daima kendileriyle ilgilcnilmişür.N.. Bu dönemde onun gibi başka bir insan daha yoktu. Bu seyahatnamedeki konu ilgili kayıt şöyledir: "Son zamanlarda Göktürk Yabgu Kağan'ın oğlu Sı Yabgu Kağaıı'm bütün kabilesi ve ordusuna liderlik ederek Budist mabetlere saldırmayı ve içindeki değerli eşyaları yağmalamayı düşünmüş.

Bu kayıl ile yukarıda adıgeçen Hui C h a o ' n u n eserindeki kayıtlar birbirini tutmaktadır. Taııg döneminde 'TancaraparişaıT adı verilmektedir (Ç. Tang döneminde Afganistan'ın kuzeydoğusunda kurulmuş olan eski bir devlet ismidir.Eyüp Sarıtaş Ttirktür. Hindistan'a giünek üzere 751 yılında yola çıkmış. Suo Tarkan adında büyük bir liderleri.). Çin tarihçisi Du You (735-812) tarafından yazılan ve Tang döneminin tarihi olaylarım anlatan önemli ansiklopedik bir eserdir. eski Hindistan'a verilen isimdir. Budizmin Mahayana mezhebine mensupturlar.50 Son olarak da "Tong Diaıı51 43 44 45 46 47 AK 49 50 51 Eski çağlarda Çin'in kuzey ve batı bölgelerinde yaşayan Çinli olmayan milletlere verilen isimdir. 801 yılında bitirilen bu eserde toplanı 200 bölüm vardır. Buralarada belirli sayıda Göktürk prensleri tarafından yaptırılan mabetler vardı ki. Adıgeçen hükümdar her yıl iki kez lıer kesimden insanın katıldığı tören düzenlerdi.).N.)..). Diğer adı Keşmir'dir (Ç. Gandhara'daki Tegin Sa Mabedi Göktürk prensi tarafından yaptırılmıştır. Budist eserlere ve Budist rütbelerine çok değer vererek inanmaktadır.. sayısız maktardaki alim ve gümüş eşya hin sadaka olarak dağıtırdı Bundan başka E. Altay Dağlan ve Moğolistan'dan geçip. Ye Li Tegiıı Mebedi Göktürk prensi tarafından. Gaııdhara. 759-764 yıllan arasında Jiashı Miluo ve Gandhara49 ülkesinde bulunduğu sırada Budizme yakın ilgi duyarak mabetleri ziyaret etmiştir. Bunlara Örnek verecek olursak. Amıı Nehri'nin yukarı mecrasının güneydoğusunda bulunmaktaydı..N. ayrı ayrı mabetler inşa ettirmişler ve fakirlere sadaka olarak yiyecekler dağıtmışlardır. Göktürk gücünün yadigarları olarak ayakta kalmıştır. Bunların içinde BraJunanlar44 da bulunmaktadır.N. Xianbei kabilesin dendir. Hindistan'daki Kast sisteminde en yüksek sınıfa mensup olanlara verilen isimdir Ç. Afganistan. Sayfalar) Wu Kong. daha önce adıgeçen "Batı Göktürk Tarihi Belgeleri" adlı eserinin "Wıı Kong'un411 Seyahat Notlan" kısmında önemli bilgiler bulunmaktadır (176-177. Yerliler Hu43 kökenlidir. 372 . Jislıı Miluo'daki Hatun Mabedi Göktürk kağanının karısı tarafından. Bu hükümdar Türk olmasına rağmen Budizmin kumcusuna. Doğu Türkistan. liderler ayrı ayrı mabetler inşa ettirmişi erdir.. 766 yılında yazılmaya başlanıp. Özellikle Türk asıllı kabileler ve Ç i n ' e komşu bölgelerde yaşayan-çeşitli millerlerle ilgili değerli bilgiler içermektedir (Ç.. Hükümdar ve kraliçe.*5 Hükümdar günlük hayatla kullandığı eşyalarını.. kraliçe ise fil ve atlarım başkalarına sadaka olarak verirlerdi. Burasının yerlileri "'Hu" menşelidir ve liderleri Türk olmalarına rağmen inanç açısından Budizmin üç önemli unsuruna gönülden inanmaktadırlar... Kuça. Bu devletin bulunduğu yer tan olarak Pakistan'ın Peşaver kenti ile Afganistan'ın doğu kesimi idi (Ç. 790 yılında Çin başkenti Chang An'a döJimüştür. Hükümdarın evlatları da aynı yolu İzleyerek. hükümdar gibi hareket ederek her sene bir defa tören düzenler.N. Chavanııes'm . Cimsar Uygar devleti. Budist rahip ve seyyahtır.N.N. Çok sayıdaki mabetleri Budist keşişlerle doludur." Aynı eserdeki bir başka kayıt: Buradan batıya doğru Jibin46 ülkesine yedi günde varılır Daha sonra Xiebu47 ülkesi gelir.). " H u " sözcüğü aynı zamanda "Yabancı" anlamında da kullanılmıştır Ç. bunlar 100 yıl öncesine kadar korunmuş.. prens.).

). Kırgıziıtan sınırları içinde bulunan Tokmak'm bulunduğu yerde idi (Ç.73 . Bunu arkasından savaşa hazırlık amacıyla allarına yem verirler ve orduyu beslemeye başlarlardı."1 Yukarıdaki kayıtları özetleyecek olursak.e. Sarı Irmak'm kuzey kesimidir. Mo Chu Kağan öldükten soma. Göktürkler 11. Bu nehrin kuzey kıyısında Foyün Tapmağı vardı. Göklürklerin dini inanışları oldukça karmaşıktır. Suiye. Klan Toplumundan kalan Şamanizm. Doğu Göktürklerin Atcşperestliğe ve Ncsloryaniznıe inandıklarına dair tarih kitaplarında 52 53 54 55 56 57 38 Tong Dian'in yazarı Du You'nmı sülalesine mensup olan Du Huang Çin başbakanı Gao Xianzhı'mn emrinde kiktik rütbeli bir subayken. lÜ. Bölümünde yer alaıı Yin Du hıian'm 52 Seyahat Notlan kısmındaki kayıt şöyledir: "Sııİye53 şehrinde 748 yılında Beiting Genel Valisi olarak görev yapan Wang Zheng. Başarılarımız yaşayış tamınızdan ileri gelir. mutlaka tapmakta dini tören düzenleyip şanslarının iyi gitmesi için dua etmeliydiler. Bu din özellikle Orta Asya'da dağınık olarak yaşayan Balı Göktürkler tarafından rağbet görmüştür.g. Kitabında yer yer Türklerle ilgili bilgiler de bulunmaktadır (Ç.(Tang Xuan Zong. fakat veziri Tonyukuk buna şöyle itiraz etmiştir: "Bu olmamalı.N. 716 yılı. Doğu Göktürkler zamanında da Budizme inananlar vardı. Çinli filozofların da belirttikleri gibi (Lao Zı) fiziki güç kullanmadan zafer elde etmenin yolu bizim yapımıza uygun değildir". Arapların Orta Asya'yı istilaları üzerine onunla birlikte. Jiaohe bugünkü Doğu Türkistan'daki Turtan şehrinin bulunduğu yerde idi.).'" Bu olay Mo Chu Kağan dönimine aittir 694-716). Duvarları yıkılmış evlerde dağınık olarak yaşayanlar buraları terkedip gilmişlerdir. mücadele ederiz. yerine Bilge Kağan geçmiş. Daha önce Su Faııg. Gördüklerini Seyahat Notlan adlı eserinde toplamıştır.Ay kaydı) 3. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevkeder.. Göktürklerin nüfusu Çinlilerin yüzde biri bile değildir. Doğu ve Batı GökUirklerde yaygınlaşmasının yanında. Tarih kayıtlarına göre.N. Eğer bir defa yenilgiye uğrarsak çöküntümüz kaçınılmaz olur. Alcşpcrestlik ve Ncsturilik dinleri de Batı Göktürkler taralından kabul edilmiştir. Bununla İlgili tarih kaydı şöyledir: "Bilge Kağan da şehirler ve mabetler inşa etticrmeyi düşünmüş. Batı Göktürk kağanı Aşina Xİn'in karışıdır. Bölüm 198. Kıyıdan karşı tarafa geçmek için ırmak suyunun buz tutmasını beklerlerdi. Orta Asya'nın diğer devletlerinin yardımım temm etmek üzere 751 yılında seyahate çıkmış.Gökfûrklerâe Gelmekler Ve Dini İnançlar adlı eserin 193. a. Jiao He'ııın54 prensesinin2'5 oturduğu yerde inşa edilen "Du Yün Tapınağı günümüzde hala ayaktadır". burada bazı şehir kalmülan görmüştür. Çinliler gibi şehirler inşa ettirip oralarda olıınırsak. Göktürkler Çinlilerin bulundukları yere saldırmadan önce. Hebei'de56 San Shouxiang şelııini inşa ettirmiştir. ordusu ile Göktürkler arasında San Irmak sınır olarak belirlenmişti. Zayıf isek bozkırlara çekilir. eski törelerimizi değiştirmiş oluruz. fakat yönetici tabakası tarafından benimsenmediği için otoritesini tam olarak kabul etiirememiştir. Bunun üzerine Bilge Kağan niyetinden vazgeçmiştir". Bölüm 21 l. Tong Dkın. uzun ve maceralı geçen bir seyahatten sonra 762 yılında başkent Chang Aiva dönmüştür. 708 yılının Mart ayında Zherıg Renyuan. Çin ordusu ne kadar fazla okursa olsun bize zarar veremezler. Ancak. akınlar yaparız.

Fakat Jiaohe prensesinin Suiye'de yaptırdığı mabet ve Batı Göktürkler arasında yayılışının Çin'in iç bölgeleriyle ilgisinin olmadığı. üstelik Çin'in iç bölgelerinden Doğu Göktürk Kağanlığı içlerine kadar yayılmıştır.Eyüp Santaş herhangi bir kayda rastlayanııyoruz. ya da Çin kültüründen etkilenmediği söylenemez. Budizm Batı Göktürklere Tiaıı Zhuldan ve Orla Asya ülkelerinden gelmiştir. Budizm ise Doğu ve Batı Göktürk yönetici tabakası arasında oldukça önemli ölçüde taraftar bulmuş. 374 .

4-5 1975-1976. tarih. Bununla birlikte. bir vefakarlık ve kadirşinaslık örneği olarak. sonraki kongrelerin üç yılda bir farklı Balkan ülkelerinde yapılmasını kararlaştırmıştır. bunları bir anıda ilim âlemine takdim eden böyle bir yayın organına büyük ihtiyaç duyulmakta idi. Prof Dr Şafak Ural ve Prof. Türkiye'de doğrudan akademik düzeyde Balkan araştırmalarına tahsis edilmiş olan ilk ve tek süreli yayın organı olarak. bu alanda ümitlerin tekrar yeşermesine İmkân vermiştir. edebiyat ve folklor gibi bütün beşerî bilimleri kapsayan tetkiklerin neşredildiği hir Balfam Araştırmaları Dergisi yayımlanmaya haşlanmıştır. Ali İhsan Gencer. ss. Yayın kurulunu teşkil eden Prof. sanat tarilü. Dr Yusuf Halaçoğlu'nuıı . ülkemizde özellikle son yıllarda Balkanlarla ilgili münferici çalışmaların önemli ölçüde artmış olmasına rağmen. Dr. Zîrâ. başlangıçtan itibaren bu oluşum ile yakından ilgilenmiş. ''Sıınııf'u takiben. Hem coğrafi konumuna bağlı olarak halihazırdaki stratejik önemi hem de yaklaşık 500 yıllık bir Osmanlı mîrâsmın üzerine yüklemiş olduğu târihî misyonun gereği. Dr. çok genç yaşta (48) 1976 yılında vefatına kadar. söz konusu çalışmalar doğrultusunda ortaya konulmuş olan en önemli gelişmelerden birisi. derginin 12. Faik Reşit Unat ve Halil İnalcık gibi delegelerle. İlk sayısında. Bölge ile ilgili çalışmaların yapıldığı her ülkeden katılıma açık olmakla beraber. etnografya. bu sahada çalışanları büyük bir ümitsizliğe sevketmiştir. Prof. sayısı ile yeniden çıkmış olması. Ancak. "Güney-Doğu A vnıpa üzerinde çalışan Türk ve yabancı âlimlerin bütün ilmî tedkiklerine açık" olarak yılda bir sayı çıkıntısı plânlanan derginin ilk sayısı müstesna (1972). İstanbul 1998. kısa adı AIESEE olan Assacialion Internationale des Etııdes dit Sud-Est Europeen örgütünün kurulması ile oldukça önemli bir noktaya ulaşmıştır. istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi. Bükreş'teki toplantıdan üç yıl sonra 1%6'da başlayan faaliyetlerin sonucu olarak 1969'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne bağlı. şu anda bir merkez olarak faaliyetlerini devanı ettiren enstitünün kurucularından ve onun yayın organı olan derginin çıkmasında en fazla emeği geçenlerden birisi olarak rahmetli Prof. 6-7 1977-1978. diğerleri ancak iki yılda bir. Dr. Emecen. Cengiz Orhımht Hatıra Sayısı. merkezi Edirne'de bulunan bir Güney-Doğıı Avrupa Araştırmaları Enstitüsü'nün kurulması ve ilmî yayın organı olarak GUneyDoğıı Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin çıkarılmış olmasıdır. Dr. Feridun M.Türk Dfmvası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. 10-11 1981-1982). Dr. bizzat çalışmalar içerisinde yer almıştır. Celâl Özdoğan'ın gayretleriyle çıkmış olduğu anlaşılan bu sayı. Bir taraftan da her bir Balkan ülkesinde arkeoloji. 8-9 1979-1980.375-378. örgütte temsil ve yönetim açısından Balkanlı milletlere öncelik tanınmıştır. Bükreş'te yapılan ilk toplantıdan İtibaren. 16 yıl gibi uzun bir süre yayımlanamamış olması. Hoca'nın genç yaşta vefatı dolayısıyla kendi ilmî çizgisinde yetiştirdiği ender iliın adamlarından birisi olun Prof. Türkiye de Türk Tarih Kurumu'uca teşkil edilmiş olan millî komite vasıtasıyla. XIV+393 shf Balkan araştırmaları. Cengiz ORHONLU'mm aziz hâtırasına ithaf edilmiş olan bu yeni sayının tanıtılmasını bir vazife addettik. İzmir 2000. Dr. İlhan Şahin. geç de olsaı aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun yetin işbeşinci yılı olan 1998\le. Bu düşüncelerle. 1963'de Bükreş'te toplanan Balkan milletlerini temsil eden delegelerin almış oldukları müşterek karar doğrultusunda. Prof. Gtlney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-199$) Prof. iki sayı bir arada yayımlanabilıniştir (2-3 1973-1974. İlk kongresini I968"de Sofya'da yapmış olan Örgüt.

"Makedonya Türk Çocuk Edebiyatının İlk Eseri" (s. "Yunanisbtan'ın Doğu Ege Politikası ile Osmanlı Devleti'nin Adalardaki Halkla İlişkileri ve Yardımları (1913-1919) (23-36). 159-171). 141 157). Nelkova (Çeviren: Erol Tufan). Sabahattin Özel. Ahmet Suphi Furat. "Pelersburg'da Makedon Bilim-Edebiyat Dostluk Derneği ve Türkiye'nin Bütünlüğü Karşısındaki Tutumu" (s. 376 "Batı" ve "Kuzey" . 2\i tercüme olmak üzere. Blaje Ristovski. Branko Panov. "Youssef Eche and His Contribuîion to the History of İslamic Libraıies" (83-87). 95-99). Maral Setıbi (Çeviren: Mualla Uydu). 291-303). "Balkan ve Birinci Dünya Savaşları Arasındaki Dönemde Osmalı Devleti-Rusya İlişkileri" (s. Lazav Lazarov. 89-94). 269-275). 173187). Gyorgi Gyorgiyev. Fahamettin Başar. 101-115). Margarita Peşevska. "Aziz KHmenî ve Naum'un Kutsallığının Makedonya'da Türk Ahalisi Arasında Yayılması" (s. 117-123). 209-219).Turan Gökçe "Hocam Cengiz Orhanlu" başlığı altında kaleme almış olduğu kısa fakat önemli mesajlar içeren hâtıralarla yüklü yazısı ile başlamaktadır (s. 125-140). "İzmir 'de İlk Buharlı Un Fabrikası "(s. Geza David. Hamdı Hasan. 259-268). "Atatürk Dönemi Türk-Amavut İlişkileri" (s. 237-257). ''Osmanlı Döneminde Bir Tuna Liman Kenti: İbrayil (Brailaf (s. "Katip Çelebi and Tûrîh-i HimU Garbı' (s. "Kıbrıs 'ta Bir Genç Türkler Gazetesi: F'eryaf (s. "Üsküp Medresesi 'nde Hocalık Yapmış Osmanlı Âlimleri" (s. Mübahat S. Emecen. "Buda (Bildin) Vilayeti 'nin İlk Timar Sahipleri" (s. 51-55). AkifErdoğru. 221-235). Hikmet Öksüz. Kütükoğlıı. 37-42). "Büyük Güçler ve Türkiye'nin Makedonya Devletinin Kurulması ve Birleşmesi ile İlgili Olan Girişimleri (1944-1960f\s. "Makedonya Cumhuriyeti Anayasasına Göre Milliyetlerin Durum ve Hakları" (s. Bunun dışında dergide yerli ve çoğu Balkan memleketlerinden olan yabancı bilim adamları tarafından kaleme alınmış olan 26'sı telif. Abdülkadir Özcan.Xl-XITI. 1-22). "AtatUrk ve Makedonya" (43-49). Zeki Arikan-Abdullah Martal. toplam 28 makale yayımlanmıştır. "Melekİbrahim Paşa" (s. Alî Arslan. "Makedon Miizik Folklorunda Oryenîal Özellikler" (s. Ziyneti Barlas. "Altay Toponomisinde Meflnımlan" (s. 205-208). "Çt'rmen Savaşı 'mn Balkan Tarihindeki Yeri" (s. 63-70) M. Feridun M. Özcan Meri. 277-290). Mihai Maxim. 57-61).). "SicM-i Ahval Defterleri 'ni Tamamlayan Arşiv Kayıtlan" (s. MüctebaUgürel/'İl Erleri Hakkında" (s. Buyana P. Erimsal. Gottfricd Hagen. 189-203). 71-82). "Pirlepe 'nin İlk Osmanlı Tahrirleri7 (s. "Osmanlı Döneminde Kıbrıs Şekerhaııeleri (1571-1607)" (s. İsmail E. "Konstantitı Dayanov ile Osmanlılar Arasında Derebeylik İlişkileri" (s. Aleksaııdar Atamısovski. "'Fransız Diplomasi Temsilcilerinin Raporlarına Dayanan TürkMakedon İlişkileri" (s.

Ahmet Şimşirgil. Lefkoşe şer'iye sicillerinde bulunan ilgili kayıtlardan hareketle. 357-361). M. Tadashi Suzuki. Yüzyılda Akkirman 'in Demografik ve Sosyal Durumu" (s. makalelerin çok büyük çoğunluğu Güney-Doğu Avrupa ile ilgili olmakla beraber.) tebliğin Türkçe metninden ibaret olan makalesinde. Dr. Bunlardan Milisi! Maxim. Terzi'nin 1877-1878 Osmanlı-Rus harbi sonrasında gelişen Osmanlı-Yunan hudut ihtilâli sırasında bir dahilî istikraz teşebbüsüne dair makalesi. bu sayının Prof.Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-1998) Prof. Keza. Cengiz Orhonlu Hatıra Sayısı. Emecen'in. "Osmanlı-Yunan Sınır Anlaşmazlığı Sırasında Yapılan Bir Dahili istikraz Teşebbüsü" (s. s. Ahmet Suphi Furafm başlangıçtan Kanunî zamanına kadar olan dönemde Üsküp medreselerinde hocalık yapmış Osmanlı alimllerine dair yazısı dışında. Osmanlı-Yunan münasebetleri ile ilgili olarak dikkati çekmektedir. Osmanlı döneminde Tuna üzerinde bulunan liman kentlerinden birisi olarak. sonraki sayılarda korunmak üzere biraz aşılmıştır. folklor ve edebiyat ile ilgilidir. Dergide yer alan yazıların önemli bir kısmının Makedonya. 1995 Haziran'mda Makedonya-Pirlepe'de yapılmış olan "Kral Marka Sempozyumu"nâ sunmuş olduğu tebliğinin gözden geçirilmiş hali olarak. "Kamını"nin Viizerâsı'ndan Koca Kasım Paşa'ya Dair" (s. "XVI. 325-355). Murad arasındaki yakın ilişkileri değerlendirmiştir. 161-166. 1570"e gelindiğinde önemli bir şehir konumuna yükselmiş olan Akk'mnan'm demografik ve sosyal durumunu değerlendirmiştir. İlhan Şahin ise daha önce (20-25 Ekim 1991) Kiev'de Karadeniz'in ekonomik ve sosyal tarihi ile ilgili sempozyuma "Demographic and Socİal Profile ofAkketınan in the XVhh Ceniıııy" başlığı ile sunulan ve sonradan basılmış olan (Annals ol" Japan Associaüon for Middle East Studics XI (1996). Makedonya İle ilgili makalelerin tamamı yakın dönemlerde siyasi. Cengiz Orhonlu'ya ithal* edilmiş olması sebebiyle çerçeve. 319-323). Hikmet Öksüz'ün Atatürk döneminde Türk-Arnavut ilişkilerini değerlendirmiş olduğu makalesi. İhrayîl şehrinin sosyal ve ekonomik durumunu ortaya koymuştur. Aleksandar Ataııasovski. yüzyılın İkinci yansında Makedonya'nın ünlü derebeylerindeıı birisi olan Konslantin Deyanov ile Osmanlı hükümdarı I. Arzu Terzi. Dergide dikkati çeken bir diğer yazı grubu da klasik dönemde bazı Osmanlı Balkan şehirleri ile ilgili makalelerdir. tahrir defterlerinden hareketle 1525'e kadar küçük bir kasaba hüviyetini haiz olmakla beraber. sunuşta da belirtilmiş olduğu üzere. ''Osmanlı İdaresinde Uyvar'm Hazine Defterleri ve Bir Bütçe Örneği" (s. Feridun M. arşiv kaynaklarına dayanarak. ile ilgili olduğu görülmektedir. "Makedonya Arnavutları ve Türkleri "Case Study": Gostivar" (s. 1913-1919 döneminde işgal edilmiş olan Ege adalarına yönelik Osman. diplomatik tarih. İlhan Şahin. 1899'da Genç Türkler tarafından çıkarılmış olan Feryat gazetesini ele almıştır. 14401478 yılları arasında Marko devri Phiepe'sinin sosyal ve ekonomik gelişimini ortaya koyan ilk Osmanlı tahrirlerini ele almış olduğu yazısı oldukça Önemlidir. Türkiye'nin Makedonya Devleti'nin kurulması ve birleşmesi ile ilgili teşebbüslerimi dair incelemesi Önemli yer tutmaktadır. diğerinde ise Özcan Mert Kıbrıs basın tarihinden. 1571-1607 döneminde Kıbrıs şekerlıanelerini değerlendirmiş. 311-318). Arnavutluk ile ilgili tek yazıdır. Bunlardan. Başlıklardan da anlaşılacağı gibi. Ali Arslan'm. Ahmet ŞimşirgiTin Osmanlıların Orta •377 .!] politikasını değerlendirmiş olduğu yazısı ve Arzu T. XIV. Kıbrıs'la ilgili olarak dergide yer alan iki makaleden birisinde.Akif Erdoğru. 363392). Dr. Muzaffer Tufan. Margarita Peşevska'mn Fransız diplomatik temsilcilerinin raporlarına dayanarak kaleme almış olduğu TürkMakedon ilişkileri ve Lazar Lazarov'un 1944-1960 yıllan arasında büyük güçlerin müdaheleleri ile birlikte.

oldukça ümit verici bir gelişmedir. Sonuç olarak. Kütükoğlu'nun. böyle bir tamıma yazısının sınırlarını aşmamak için ancak bazılarına ayrıca temas edilebilmiş olan makalelerin teşkil etliği oldukça zengin bir muhteva ile çıkmış olan bu sayısıyla. Turan GÖKÇE 378 . Budîn savunmasında sergilemiş olduğu kahramanlık dan dolayı devrin hükümdarı IV. özellikle Celâli ve Suhte isyanlarının yaygın olduğu dönemlerde ön plâna çıkmış olan. Abdülkadir Özcan'm ""rindmeşrepliğinden ve zekav•etinden dolayı" kendisine izafe edilmiş olan "Şeytan" lakabı. Osmanlı taşra teşkilâtında önemli bir yer işgal eden il-erierini değerlendirmiş olduğu makalesi de ihmal edilmiş bir noktayı açıklığa kavuşturmuş olması bakımından önemlidir. Bu sayıya mahsus olmak üzere. hepsini ismen belirtmiş olmakla beraber.Turan Gökçe Avrupa'nın en ileri ucunda teşkil etmiş oldukları Uyvar eyaleti hazinesine ait 14 Şubat 1668-28 Ağustos 1669 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan bir bütçe örneğinin yayımlamış olduğu makalesi de önemli bir yer tutmaktadır. doğrudan askeri örgüt içerisinde yer almamakla beraber. Güney-Doğu Avrupa çerçevesinin dışına taşmakla beraber yayımlanmış bulunan makalelerden Mübahat S. Bunun yanında. Ayrıca.Mehmed tarafından "Melek" e çevrilmiş olan İbrahim Paşa''ı\m biyografisi ile Tadashi Suzukfnin Kânûnî'nin tayin etmiş üldıığu ilk vezir olan Koca Kasım Paşa'ya dâir tespitleri ihtiva eden yazısına da işaret etmek gerekir. Mücteba İtgürd'in. yıllardır üzeri küllenmiş olan bir potansiyelin tekrar canlandığım görmek. Sicill-i Ahval Deftfrleri'ni tamamlayan. daha önce (Ekim 1993) MümVde düzenlenen Biyografi seminerine sunulmuş olan bildirinin gözden geçirilmiş lıali olan. memurin dosyalarında yer alan müteferrik arşiv kayıtlarına dair yazısı oldukça önemlidir. 1982-1998 yılları arasında yayım hayatına ara vermiş ohnası sebebiyle ilgili ilim âleminin gündeminden düşme noktasına gelmiş olan Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin.

229 s. burada yerleşerek devletlerini kurmaları. eşkıyalık ve yolsuzluk vb. 17-22) alt başlıklı kısmında Fener Patrikhanesi"nin Bulgarları asimile etme siyaseti ve çabalan neticesinde oluşan reaksiyon gibi dinî faktörlerin yanında.s. Osmanlı Devletİ'nden ayrılma sürecini ve Osmanlı Devleti'nİn çöküşünü Bulgaristan örneğinde incelemektedir. Osmanlı döneminde Bulgaristan sahasının Türkleşmesi ve İslâmlaşması. "Aydınlanma Dönemi'" (s. Slavlaşmalan ve daha sonra Osmanlı hâkimiyetine girmeleri. 17-35) adlı bölümün "ilk Kıvılcımlar" (s. yüzyıl boyunca karşılaştığı meseleleri.s. zenginler tarafından finanse edilen gençlerin başla Rusya olmak üzere Avrupa'da eğitim görmeleri anlatılmaktadır "'Bulgar Basını" (s. Ülke dahilindeki dinî ve etnik gruplar.s. XVIII. Bu yüzyıl bir başka ifade ile. eğitimi. Osmanlı Devletfni en çok uğraştıran konulardan biri de Bulgar meselesidir ki. 1847'de gazete çıkarılması için Hükümet tarafından izin verilmesiyle Bulgar gazete ve dergilerinin sayısının artması. faktörler sayesinde Bulgarlık bilincinin uyanmaya başlamasına değinilmektedir. bu sürecin tabiî neticesi olarak Bulgar milliyetçilerinin yetiştirilmesi. Zira "'Şark Meselesi'" Osmanlı Devleti'nİn Avrupalı güçler tarafından parçalanmasını ve imha edilmesini ifade etmekledir. Avrupa'nın da desteğiyle ballıca kâbus ve lelâket haline gelmişlerdir. yüzyıl m ikinci yarısında yoğunlaşan bu türden faaliyetler ile Bulgar liili. Aynı zamanda Bulgar meselesi. "deneme mahiyetinde olan bu çalışma" olarak nitelendirdiği bu eserinde Bulgaristan'ın XIX. Bu cümleden olarak. Tuna havzasına gelme süreçleri. "Şark Meselesinin bir parçası olarak değerlendirmek gerekmektedir. XTX.379-382.s. zamanla matbaa sayısının ve basın yayın faaliyetlerinin artması. Bulgarların Türk kökeni. Kitabevi Yayınlan Nu. 23-26) alt başlıklı kısımda Fener Patrikhanesi kontrolündeki kilise ve manastırlara bağlı dinî bilgilerin öğretildiği okullann yanı sua yeni okullarnı açılması. neticede bağımsız Bulgaristan'nı ortaya çıkarılması ile sonuçlanarak Panslaviznr in bir zaferi olmuştur.s. ss. Bulgarların ekonomik faaliyetlerinin artması ve Rumların yanında ortakçı konumunda dış ticaret vasıtasıyla ufuklamuiı genişlemesi ile Bulgar zenginler simlinin ortaya çıkması. 49. Mahir Aydın. Türk yönetiminin zayi flaması. yüzyıl Osmanlı Devleti için çöküşünün hızlandığı bir dönem olmuştur. "Giriş" (s. İstanbul. Osmanlı Eyûlcti'mlen Üçüncü Bulgar Çarlığına. Yazar. 1835 yılında başlayan eğitim reformu ve okullaşma ile etnik kültüre bağlı eğitimin yaygınlaşma süreci. çöküşü hızlandıran en önemli sebeplerden birisini teşkil etmiştir. 26-29) alt başlıklı kısımda evvelce Bulgar dilindeki kitapların azlığı. basını . Bulgar meselesini.Türk Dünvası incelemeleri Dergisi Savı IV. 11-16) kısmında. kitaplan. Osmanlı Devleti'nİn parçalanma dönemidir. Fener Patrikhanesi'nin asimilasyon siyaseti. XIX. yüzyıldan itibaren ise Rus ve Avusturya harpleri sebebiyle bölgenin harap olması. mahallî idarecilerin yolsuzlukları gibi sebeplerle yaşanan olumsuzluklar ve düzenin bozulması konularına kısaca değinilerek bir giriş yapılmıştır. Türklerin Avrupa ve Anadolu'dan çıkarılması düşüncesi oluşturmuştur. "Bulgar Okulları" (s. Tarihî kökeni oldukça eskilere dayanan ve Avrupalılar tarafından bir terim olarak ilk kez 1815 Viyana Kongresrnde kullanılmış olan "Şark Meselesinin özünü. Suplar ve Bizanslılar ile olan mücadeleleri. İzmir 2000. 1996.

"Yerel Ayaklanmalar Dönemi"' (s.s. "Toprak Ağalığı" (s. 38-42) alt başlıktı kısımda fazla vergi alındığı iddiasıyla 1841 yılında başlamış ve başarısızlıkla neticelenmiş olan Niş Ayaklamnası'ndan bahsedilmektedir. gelişimi. Ayrıca bu yeni düzenin olumsuz yanı olarak.s.s.s.s. "Niş Ayaklanması" (s. "Komiteci Bulgarlar" (s.s. seçilen Bulgar gençlerinin Rus okullarında yetiştirilerek Bulgaristan'a gönderilmeleri ve ardından okullarda Öğretmenlik yaparak bir '''ihtilâl gençliği" yetiştirmek idealiyle misyonerlik faaliyetlerinde bulunmaları ve Rusya'nın eğitim yoluyla "kaleyi içten fethetmesi" konusu üzerinde durulmakladır.s.s.s. 380 . 42-45) alt başlıklı kısımda 1849 yılında Bulgarların devlet görevlileri ve Türk ahaliden müşteki olmaları sebebiyle çıkan ve başarısızlıkla biten ayaklanma anlatılmaktadır. 30-35) alt başlıklı bu kısımda ise Rus Panslavistleri'nin yardım ve himayelerinde. "Bulgar Misyonerleri" (s. 59-65) alt başlıklı kısımda Bulgaristan'daki huzursuzluk ve sıkıntıları bir nebze olsun yatıştırmak ve düzene koymak amacıyla idari anlamda yeni bir düzen olan "Tuna Vilâyeitmn kurulması ve bu vilâyetin Bulgaristan'in ilk çekirdeğini teşkil etmesi konusu anlatılmaktadır.s.. 50-56) alt başhkh kısmında Panslavizm düşüncesinin ortaya çıkışı. "Dinî Bağımsızlık'' (s. 80-124) adlı bu bölümde 2 Mayıs 1876 tarihinde çıkarılan ve Nisan Ayaklanması. diğer bir deyişle sonuç alamamaları ki bu durumda Bulgar halkının da bekledikleri seviyeye henüz ulaşamamış olması ve kendilerine bekledikleri ilgiyi göstermemiş olmalarının yarattığı hayal kırıklığı üzerinde durulmaktadır. "Panslavist Ayaklanma Dönemi" (s. 56-59) alt başlıklı kısımda Panslavizm siyaseti doğrultusunda seçilmiş Bulgar gençlerinin Ruslar tarafından eğitil meleri yle ortaya çıkan Bulgar komitecilerin faaliyetleri ve uğradıkları başarısızlıkları. arkasında çok güçlü Panslavist bir desteğin bulunduğu son Bulgar isyanı üzerinde durulmaktadır.s. "İlk Yapılanma" (s.Bülent Akyay ile millî bilince sahip bir Bulgar kitlesinin ortaya çıktığı ve bu uyanışın bir Bulgar milletini yarattığı belirtilmektedir. Filibe Ayaklanması veya 1876 Ayaklanması olarak da adlandırılan. bu sonuç üzerine dışanda ülke dışında düzenlenen komite faaliyetleri ile bölgede çıkarılacak ayaklanmaların başarılı olamayacağı sonucuna varmaları anlatılmaktadır. 50-79) adlı bölümün "Tanslavist Ruslar'" (s. "Vidin Ayaklanması" (s.s. siyasallaşması. bu idarî nizamın Bulgarlara bir valan bilinci kazandırdığı da belirtilmektedir. "Komite Ayaklanması" (s. 45-49) alt başlıklı bu kısımda ise zengin toprak ağalanılın Bulgar ahaliye tahakkümü. 65-70) alt başlıklı kısımda 1868 yılında Bulgar komitecilerinin düzenleyip başım çektiği ayaklanma ve başarısızlığa uğrayışı. Panslavistlerin ülküleri doğrultusunda Balkanlarda ve özellikle Bulgaristan coğrafyasındaki faaliyetleri ve Türk idaresinin bütün olup bitenler karşısındaki aciz kalışı hakkında bilgi verilmektedir. 36-49) adlı bolümde isyanların öncelikle yerel idare bozukluklarından kaynaklandığı vurgulanmaktadır. 70-79) alt başlıklı bu kısımda ise milletleşme sürecine girmiş bulunan Bulgarların bağımsız bir kiliseye olan ihtiyaçları ve Hükümet tarafından 11 Mart 1870 tarihinde Bulgar Kilisesi'nin bağımsızlığını ilân eden "Eksarhlık Beraii"mn yayınlanması ile bu ana kadar yaşanmış süreç ve gelişmeler. devlet ile halk arasında "gospodar" adı verilen ağalar sınıfının sebep olduğu feodal anarşi ve vergi memurlannm yolsuzlukları konularına değinilmiştir. "Himaye Dönemi" (s. bu beratla birlikle Bulgar Eksarhrnrn yönetimi altına verilen bölge ile ileride kurulacak Bulgaristan'ın sınırlanılın dinî bakımdan da çizilmiş olduğu gibi konular işlenmektedir.

ülkedeki liberal ve muhafazakâr grupların çekişmeleri üzerinde durulmaktadır. savaşın fecaati. meclis kurularak bir anayasa hazırlanması ile meşnıtî Bulgar Prensliği'nin kurulması. 90-100) alt başlıklı kısımda Türk Hükümeti'nin gelişmeler karşısındaki ilgisiz tutumu ve tedbirlere başvurmayarak adeta savsaklanması. 107-120) alt başlıklı kısımda bu son ayaklanmanın da başarısızlığa uğramasıyla birlikte Rusya'nın Bulgar meselesini uluslararası platforma çekme ve Osmanh Devleti'ıü bu platformda yalnız bırakma çabalan.s. bu meyânda Selanik'teki Saatli Camii hadisesi.s. geçmiş başarısızlıklardan ders alarak Bulgaristan içinde teşkilâtlanarak hazırlık yapmaları.16 Nisan 1879 tarihleri arasında Ruslarca yönetilmesi. Bulgar ayaklanmasının Türkler aleyhine büyük bir kampanyaya dönüştürülmesi. "Ya İhtilâl Ya Savaş" (s. 100-107) alt başlıklı kısımda Türk Hükûmeti'nin nihayet ayaklamnanm önemini kavrayarak bölgeye asker şevkine başlayarak isyanı bastırma gayretleri ile Balak köyündeki ayaklanmamı! bastırılma örneği üzerinde durulmuş. Bulgarların katledildiğine dair Avrupa kamuoyu nezdinde aleyhte kampanyalar düzenlenmesi.s. Bulgarların uyguladığı vahşet. Bulgarların Türklere uyguladıkları mezâlim vb. "'Bulgaristan Bulgarlanndır"1 (s.s. ayaklamnanm plânlanandan 10 gün önce başlaması ve gelişmesi.mesi: 1885 yılı sonlarında Bulgarların Sırplarla çatışmaları ve nihayet ! Şubat 1886 tarihli antlaşma ile Osmanh Devleti'nin birleşmeyi resmen tanıdığı anlatılmaktadır. 121-124) alt başlıklı bu kısımda ise 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşi'mn Panslavizm'in zaferi olduğu. Osmanlı Devleti'nin ise Berlin AııÜaşması'nm kendisine tanıdığı müdahale hakkını kullanmayarak bu gelişmeyi kabullen. fakat İngiltere'nin bu konuda göstermiş olduğu muhalefet. bu arada Rus Büyükelçisi İgnatiyef in asilere zaman kazandırma yolundaki faaliyetleri anlatılmaktadır. 1875 Osmanlı malî iflâsının Avrupa'daki olumsuz etkileri.Osmanlı Eyâleti 'tiden Üçüncü Bulgar Çarlığına. "Prenslik Dönemi" (s. 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos Antlasmasfnm Panslavizm'in zaferi olduğu. il "Panslavist işbirliği" (s. Bulgaristan'ın iç siyasetine ait uygulamalar ve hadiseler. Rusya'nın Karadağ ve Sırbistan'ı Osmanlı Devleti'ne karşı savaşa sürmesi fakat bu devletlerin yenilmeleri. 381 ^ . 135-142) alt başlıklı kısımda Doğu Rumeli Vilâyeti'nin kurulması ve teşkilâtlandırılmasına yönelik faaliyetler. Rus elçisi İgnatiyef in Bâb-ı Alî üzerindeki baskıları ve isyan planı gibi konularla ilgili bilgiler verilmektedir. Berlin Memorandumu"mm hazırlanması. İngiltere'nin isteği üzerine istanbul Konferansı "nm tertiplenmesi fakat Bâb-ı Âlî'nin burada alman kararlan reddi ve bunun üzerine Rusya'nın Avrupa nâmuıa cezalandırma savaşına girişmesi konulan incelenmektedir.s.s. 125-135) alt başlıklı kısmında. ardından gelen Rusların ültimatomu. lâkin İngiltere ve Avusturya'nın karşı çıkmasıyla 13 Temmuz 1878'de imzalanmış Berlin Antlaşması ile Doğu Rumeli'nin özerk hale getirilmesi ve burasının 13 Temmuz 1878 . neticede İngiltere'nin sözde Bulgar katliamını kabul etmesi. 80-90) alt başlıklı kısımda önceki isyanların tümünün başarısızlığa uğramış bulunması üzerine insiyatifi Pansîavist Rusların üstlenmesi ve Si Petersburg'un yönlendirmeleri.s. Ignatyef İn baskılarıyla Türk Hükûmeti'nin bir müdahale için gecikmesinin de Türk ve Bulgar köylüleri karşı karşıya getirdiği belirtilmektedir. Şark Meselesİ'ni istediği gibi çözmesi. konulardan bahsedilmektedir. "Son Fırtına" (s. 125-177) adlı bölümün "Üç Parçalı Bulgaristan" (s.s. değişen siyasî dengelerin yarattığı müsait ortam üzerine 18 Eylül 1885 tarihinde Bulgaristan taralından ilhak edilmesi. belirlenen tarihten önce isyan başladığından ortak hareket edilemediği ve bu yüzden her bir köyün kendi muhitinde etkinleşme çabalan ve umulandan daha az köyün ayaklanmaya iştiraki. "Yol Ayrımı" (s. komitecilerin geçici bir Bulgar Hükümeti kurması. bu yeni devleti teşkilâtlandırma çalışmaları. "Yanın Birleşme" (s. Türk Hükûmeti'nin yetersiz kalması.

"Mahir Aydın'm Biyografisi" (s. 2 Numaralı ekte 15 Mayıs 1893 Bulgar Anayasası maddeler halinde verilmiş. Bulgaristan hakkında nüfus.s. Bulgar Çarlığı'nm ortaya çıkışı konulan üzerinde durulmaktadır. haricî ve siyasî faaliyetler.s. Berlin Antlaşması ile kurulmuş bul iman Bulgaristan Komiserliği ve faaliyetleri. Eser Bulgar halkının milletleşme sürecim açıklamaya ve böylece bağımsız bir Bulgaristan kurulması meselesine genel anlamda bir giriş mahiyeti taşımaktadır. bazı bilgiler. gazeteler vb.s. 205-208) adlı bu kısımda yazar çok kısa bir . 3 numaralı ekte 12 Mayıs 1292 tarihli ayaklanma hakkında bir telgrafın metni ve tıpkıbasımı. Bülent AKYAY 382 . 142-152) alt başlıklı kısımda Bulgaristan için Doğu Rumeli ile birleşmesinden somu sıranın Ayastefanos ile kazanılıp Berlin ile kaybedilmiş olan Makedonya'ya gelmesi. komiteler ve amaçları hakkında bilgiler. Osmanlı Devleti'nin durumu sadece protesto etmesi.Bul eni Akyay "Makedonya Ütopyası" (s. XIX. eğitim. 15 Nisan 1909'da Osmanlı Devleti ile Bulgaristan'ın bir antlaşma imzalamasıyla fiilî bağımsızlığın hukuken de tanınmış olması ve III. "Ekler" (s. 4 numaralı ekte ise Bulgar Kilise Beratı'na yer verilmiştir. 183-198) kısmında yer alan 1 numaralı ekte 16 Nisan 1879 Bulgar Anayasası.s. "Kaynaklar'1 (s.şekilde kendi biyografisini verdikten sonra yayınlarının ve bildirilerinin de bir listesini eklemiştir. Türk Tarihi ve Balkan araştırmalarına katkıda bulunan tarihçinin gelecek çalışmalarını ilim dünyası beklemektedir. 5 Ekim 1908'de bağımsızlığın ilânı. Avusturya ve Rusya'nın müştereken hazırladıkları retonn programı mahiyetindeki Mürzteg Programı hakkında bilgiler verilmektedir. yüzyılda Bulgaristan sahası üzerinde çalışan ve bu konuda büyük bir bilgi birikimine sahip bulunan yazarın ortaya koyduğu çalışmaları neticesinde Balkan tarihine önemli katkılarda bulunduğu görülmektedir. Kitabuı sonunda ise "İndeks" (s. "Üçüncü Bulgar Çarlığfna" (s. ancak buranın kozmopolit yapısının durumu zorlaştırması takat kurdukları komitelerle seslerini duyurmaya çalışmaları. 1892 Filibe Sergisi. Türkçe'yi resmiyetten kaldırması. siyasî partiler ve politikaları. ayrıca bu bölge üzerindeki Yunan ve Sırpların emel ve faaliyetleri ile Rusya ve Avusturya'nın da niyetleri neticesinde meselenin uluslararası boyutu. 199-204) kısmında yazar kullandığı kaynaklar ve eserleri zikretmiştir.s. Bulgaristan'ın kendi parasını tedavüle sokması. 209-229) ve ardından Burgaz limanı ve Bulgar komiteci ve devlet adamlarını tasvir eden beş adet karakalem resim yer almaktadır.s. 1905 sonrası Avusturya ile yakınlaşma. 152-177) alt başlıklı kısnnda ülke dahilindeki siyasî gelişmeler.