Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Eiıstû

TÜRK DÜNYASI İNCELEMELERİ DERGİSİ IV

ümvefsîtesi Basım* Bornova - İZMİR 2000

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Yayını

TÜRK DÜNYASI İNCELEMELERİ DERGİSİ

iv
Osmanlı Devleti'nin Kuruluşunun 700. Yıldönümüne Armağan
OSMANLI

m

DEVLETl'NİN

7 0 0 . KURULUŞ YIL D Ö N Ü M Ü

Ege Üniversitesi Basımevi Bornova - İzmir 2000

Sahibi: Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü adına Müdür Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN

Yayın Kurulu : Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN Doç. Dr. Zeki KAYMAZ Doç. Dr. Metin EKİCİ Yard. Doç. Dr. Hasan KOKSAL Yard. Doç. Dr. Turan GÖKÇE Yard. Doç. Dr. Alimcarı İNAYET

Yazışma Adresi: Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü 35100 Bornova-İZMİR Telefon ; 0232-3390229 Belgegeçer: 0232-3427496

ISSN 1301-2045

İÇİNDEKİLER Osmanlı Döneminde Türk Mizahı Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil ve Kültür İlişkileri Mehmet SARAY Timur KOCAOĞLU M. Akif ERDOĞRU Mehmet ERSAN Cüneyt KANAT Galip EKEN Adnan GÜRBÜZ Hanlıklar Döneminde Osmanlı Devleti'nin Türkistan Siyaseti Türkistan'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Anadolu'da Aliller ve Ahi Zaviyeleri Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Dununu (XVI. Yüzyıl) Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmaııh-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti'nin Tutumu Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri XV-XVI. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Müslimlerin Durumu: 21 37 57 65 75 17 1 11

Fikret TÜRKMEN Ahmet Bican ERCİLASUN

Turan GÖKÇE Cahit TELCİ Muştala KARAZEYBEK Zekeriya TÜRKMEN

Amasya Örneği 83 XV-XVI. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 91 Canik Mulıassılı Vezir Elhac Ali Paşa'nın 1779 Tarihli Muhalleri Defterleri 159 Kanunî Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman Mustafa Kemal Paşa'ıun Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler Nevruz ve Osmanlı'da Yaşatıldığına Dair Çin Kaynaklarından T'ung Tıen ve Bunun Türk Tarihi Açısından Önemi Makrîzfnin Kitâb Es- Sulûk'undaki Osmanlılar İİe İlgili Kayıtlar 225 257 277 289 301 183

199 209 219

Muzaffer TEPEKAYA Eyüp SARITAŞ Cüneyt KANAT

Turgay UZUN İnci Kuyulu.ERSOY Hasan KOKSAL Narin KÖSE

Osmanlı Devleti1 ndc Milliyetçilik Hareketleri İzmir Saat Kulesi Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği "Pir Sultan ve Hızır Paşa" Hikayesi

Alimcan İNAYET Ali EROL Hıfzı TOZ Mehmet TEMİ2KAN

Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine (1861-1934) Şiire Yansıyan Tarih Hisar Şâirlerinde Tarilı ve Mazi Fikri Alevî- Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleti Çeviriler Göktürklerde Gelenekler ve Dini İnançlar Ki tabi yat Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-1998) Prof. Dr, Cengiz Orhonlu Hatıra Sayısı

319 325 339 349

Eyüp SAR1TAŞ

361

Turan GÖKÇE

.375 379

Bülent AKYAY

Mahir AYDIN, Osmanlı Eyâleti 'm/en Üçüncü Bulgar Çarlığına

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss, 1-10.

OSMANLİ DÖNEMİNDE TÜRK MİZAHI

Fikrel TÜRKMEN* Gülme, yüzyıllarca insanoğlunun en önemli davranış biçimlerinden birisi olmuştur. Filozoflar, psikologlar, biyologlar, sosyologlar ve lıalk bilimciler bu konu üzerinde durmuşlar, gülmenin sebeplerim, sosyal ve psikolojik fonksiyonlarını ve toplumların sosyal yapılarındaki rollerini açıklamaya çalışmışlardır. Gülme konusunda. Batı'da antik dönemden günümüze kadar çeşitli teoriler ileri sürülmüş ve bu teorilerle gülmenin analizi ve sınıflaması yapılmaya çalışılmıştır'. Bu teorileri genel olarak üç grupla toplamak mümkündür. Bunlar; "'Üstünlük", "'Zıtlık'1 ve "Rahatlama" teorileridir. Genel özellikleri itibariyle, bu teorilerin her biri gülmenin tek bir yönüne veya özelliğine dikkat çekmektedir. Bu üç teorinin birleştikleri nokta ise gülmenin hayatî bir öneme sahip olmasıdır. Bunu "gülen yaşar" şeklinde sloganlaştırmak mümkündür. Monro. bu teorileri inceledikten sonra gülmenin sebeplerini dokuz başlık altında toplamıştır. Bu dokuz başlık da kendi içinde iki ana grupta toplanır. Bunlar; "Mizah" ve "4Ni1kte"dir. Türkçe'de mizah, ntikle, fıkra, gülme gibi terimler günlük hayatımızda aynı anlamda kullanılmakla birlikte, araştırmacılar bunların aynı anlamda olmayıp birbirinden farklı olduğunu haklı olarak belirtmektedir. Monro'ya göre; Mizah ve nüktenin tanımlarını kısaca şu şekilde yapmak mümkündür; "Mizah" kendi içinde gülünçlüğü tarif eden, olayın içinde sanki kazara olan bir şeye bağlı komik durumdur. "Nükte" ise7 iki durum arasında kıyaslama yaparak, bu kıyaslamada sanatkârâııe ve hayal gücünü birleştirmek suretiyle yaratılan yeni bir 3 durumdur . Osmanlı dönemi mizahı anlayışının ve mizah tiplerinin sağlam bir zemine oturtulup incelenebilmesi için yukarıda sözünü ettiğimiz mizah teorilerine ve bu Teorilerin tasnif ettiği gülme çeşitlerine ve özelliklerine göz atmak gerekmektedir. Prof. Dr., E. Ü. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü. Beıiyne,- D. E. Laughler, Hıtmor and Play: Hcmdbook of Sacla! Physchofagy. Ed. LindrayAronson. Toronto: Univeristy of Toronto, 1968. Gülme teorileri hakkında bu kitapla uldııkça geniş bilgi bulunmakta olup. kitabın Türkçe çevirisi yakında yayımlanacaktır. Monro. D. H. Argumenl of Lcıughter. Malbournc: Malbourne Unîversity Press. 1951. Türkmen, Fikret. "Nasreddin Hoca Fıkralarında Söz ve Hareket Komiği, Hocaya Ait Fıkraların Ayırt Edilmesi İçin Bir Metod Denemesi1', /. Milletler Arası Nasreddin Hoca Sempozyumu Bildirilen, Ankara, 1990, ss. 361-369.

1

2 3

Fikret Türk/neti Böylece. Osmanlı ıııizahındaki tiplerin hangi özellikleri ile yaşadıklarını daha sağlıklı olarak açıklamak mümkün olacaktır. Yukarıda sözü edilen gülme teorilerinden "Üstünlük Teorisi", Aristo'nun "Poetika" adlı eserinden günümüze kadar çeşitli bilim adanılan tarafından işlenmiş ve geliştirilmiştir. Bu teorinin temelinde "bazılarının veya kendimizin daha önceki halimizle, o andaki halimizi kıyasladığımızda kendimizi daha üstün görmemizden doğan bir duygu" olduğu görüşü vardır. Sözgelimi, yolda giderken birinin düştüğünü gördüğümüzdeki gülmemiz, bizim o duruma düşmediğimizin sevincidir. Bu durum feri ve toplum hayatında çok yaygın olan gülme durumlarını açıklayabilir4. Bir başka teori ise, "Zıtlık" yahut "Uyumsuzluk Teorisi'" adıyla anılmakta olup. Kant, Schopenhauer ve Spencer gibi büyük filozofların da içinde bulunduğu "Endişeli bîr bekleyişin aniden hiçe dönüşmesi" (Kant), "S/r nesne ile o nesnenin değerini değiştiren soyut kavram arasındaki münasebetsiz durum" (Schopenhauer) veyahut ''Birleşik uyumsuzluğa karşı normal reaksiyon" (WiIImaun). olarak özetlenen bu görüşlere göre, birbirlerine zıt veya birbirleriyle ilgisiz iki fikrin birleşmesi "gülmeyi1' doğurmaktadır. Gülmeyle ilgili üçüncü teori ise, "Rahatlama Teori"sîdir. Descartes, üstünlük ve zıtlık teorileri için ""telılike"ııiıı birden bire ortadan kalkmasıyla duyulan "haz"m önemi yerine "kötülüğe karşı kayıtsız olduğumuzda veya ondan zarar gelmeyeceğini anladığımızda meydana gelen sevinç' olarak gülmeyi tarif etmekledir. Gülmeyi, "Bir mücadeleden galip çıkma, düşmanın etkisizliğinin farkına varına, dil ve da\'ramş üzerindeki sosyal baskıdan kurtulmanın yarattığı rahatlık" olarak tarif eden bilim adanılan da bu teorinin taraftarları olmuşlardır. Bütün bu belli başlı teorilerden kısmî farklılıklarla birlikte esasta bu teorilerden birine yakın olan daha pek çok görüş gülmeyi açıklamaya çalışmıştır. Mesela; Freııd'un Psiko-Analitik teorisi gibi. Bu görüşler gülme için sosyal fonksiyonu ferdi farklılıklar (zekâ; cinsiyet. milliyet gibi) kollektif motivasyon, coğrafi çevre, kültürel farklılıklar ve bunun gibi unsurlara dikkat çekmiş, sonunda yeni bazı görüşler de ileri sürülmüş ve şöyle bir çizelge ortaya konmuştur/1.

Türkmen, Fikrci; "Mizahta Üstünlük Teorisi ve Ntısreddin Hoca Fıkraları", Nasreddin Hoca Latifelerinin Şerhi (Burhaniye Tercümesi), İzmir: Akademi Kitabeyi. 1999, s. 21-28. Gregory, İ.C.; TheNature ofLaughter, London, 1924'den F. Türkmen, a.g.e. s. 13. Fowler Çizelgesi, Hazırlayan: Prof. Dr. Fikret Türkmen, Nasreddin Hoca Latifelerinin Şerhi (Burhaniye Tercümesi)., İzmir: Akademi Kitabevi, 1999, s. 20.

Anadolu halk kültürünü incelerken karmaşık bir yapıyla karşılaşırız. İranlı bir meslektaşını bir kongre sırasında ''Milliyeti bilinmeyen bir şairin eserlerine bakınız. tür ve şekil yine aynı ihtiyaçlar (dil. Bunun yüzlerce Örneği vardır.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı Çeşît Mızalı Nükte Hiciv Acı Şaka Tahkir İroni ] Moltf \t \m. metot ve kullandıkları araç ile dinleyicileri farklıdır. Bu yapının temel taşlanın iyi oturtamazsak kuracağımız binanın sağlam olduğundan emin olamayız. Arap ve Fars kültüründen İslâmî değerler olarak aldığnnız pek çok konu. eski Anadolu kültürlerinin harman olduğunu görürüz. Anadolu Türk kültürü ödünç aldığı bir konuyu kendi bünyesine uydurmuş ve kendi ihtiyacına uygun olarak kendi geleneğim yaratmıştır. Ferhat yapılmış (Ali Şir Nevaî). alanları. O halde biz ister yeni metotları isterse eski metotları kullanalım. sosyal yapı. Mesela.111 l flUidl i junpaük Kelime ve Fikirler Ahlak ve Davranış Hata ve Zaaflar Kötü Muamele Gerçeklerin Söylenmesi Ahlak Düşmanlık Sürpriz Vurgulayarak Etkileme Tersine Çevirme Doğrudan Söyleme Efsaneleştirme Zeki Kendinden Emin Kurban ve Seyirciler Halk Daha Dar Bir Çevre Saygıdeğer Kendisi istihza Alay Açık Seçik Ortaya Koyma Kötümser Bu çizelge incelendiğinde görülecektir ki bütün dünyada gülme konusu olan olaylar sekiz başlık altında toplanmakta ve bu başlıklar altındaki olayların motif ve amaçlan. halkm ihtiyaçları doğrultusunda yeni bir şekil olarak ortaya konmuştur. Osmanlı dönemi mizahını incelerken bunları dikkate almak zorundayız. Hüsrev ü Şirin mesnevisi alınmış Hüsrev. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yaşayan veya yaratılan fıkra tiplerinde doğu ile batının.) sebebiyle yeniden işlenerek millîleşlirilmiş ve yeniden yorumlanmıştır. coğrafya vb. . dalıa sonra halk hikâyesi şeklinde. Halk kültürünün bütün alanlarında bu kannaşık yapı dikkati çeker. otanlik Türk kültürü ile İslâmiyet ve Hıristiyanlığın.u Keşfetme Aydınlatma Düzeltme Izdırap Verme itibarı Zedeleme Kendi Çevresine Has Olma Kendini Kanıtlama Kendini Rahatlatma tllÜ.

Kimse bunların Fars'dan veya Arap'tan alındığını düşünemez bile. aslında Anadolu'dan bütün imparatorluk coğrafyasına yayılan ve oralarda kabul gören. İstanbul: İş Bankası Yayınlan. a. göçmen.g.m. Bektaşî. Anadolu'daki bağ bozumu şenlikleri veya ürün kaldırma eğlenceleri yerlerini Sclçuklırmm koç katma ve mesir eğlenceleri almıştır'. Osmanlı mizahını sınıflandırmak. subaşı. benimsenen mizahı kastediyoruz. İncili Çavuş. Cumhuriyetin 75. asker gibi meslekî tipler bu mizahın birer parçalandrrlar. atasözlerinin bazen de masalların ışığı altında göstermek isterler. Softa. yüzyılda Divanü Lugati't Türk'te "kiilüt" veya "küğ" dendiğini s 9 Türkmen. Yeniçeri. imparatorluğun yapısını paralel esasları değerlendirerek mümkün olabilir. Aynen beslenmemizde eti. sütü. 1996. Fikret: "Anadolu Mizahında Bazı İran ve Arap Kökenli Mizah Tipleri". Büyükler küçüklere öğüt vermek. meyveyi yiyoruz. ss. Bu mizah içinde Nasreddin Hoca gibi geçmişi de toplayıp gelen cihanşümul bir şöhret ile Bekri Mustafa. Fıkraların günlük hayal içindeki rolü hakkında bazı lelmihler o kadar açıktır ki fıkranın tamamı bile anlatılmaz. Aydın zümrede alman konu dil olarak hem Arapça hem Farsça hem de Türkçe yazılırken lıalk kültürü aldığı tesiri kendi vücuduna uygun hale getirir. Andavallı gibi imparatorluğun aynası olan büyük şehir ve taşra tipleri de bulunmaktadır. Ferit.Fikre! Türkmen eğer tek dille yazmışsa o Arap'tır. çingene. Öngören. Bunlar topluma yol gösteren bir ışık durumundadır. Bunların içinde antik Anadolu kültürünü ve mizahım hatırlatan mesela. onlar nasıl vücudumuzda bizim kasımız. acem gibi tipler sadrazam. Zaten dikkat edilirse halk arasında bu tip yüzlerce deyim vardır. Zira. . Noel Baba veya Ezop kültürünün izlerini ne Sabaz'm ne de Dioııyson'un tesirlerini Anadolu mizalıında orijinal haliyle bulabiliriz. 1-7. Geniş bilgi için bkz. bu fıkralar bizim dünya görüşümüzün nirengi taşlarıdır. Bu konuda yazılan eser ve makalelerin mahiyeti de bu görüşe uygundur. kıssaların. Böylece yukarıda söylediğimiz gibi. Fikret Türkmen. Ayrıca bunlar sadece gülme ihtiyacımızı karşılamazlar. onları kendi görgü ve tecrübelerinden faydalandırmak istedikleri zaman tutulacak veya tutulmayacak yolları fıkraların. Hatta buıılann dışında mahallî tipler olan yörük. Üç dille eser vermişse o Türk'tür" demişti7. kadı. Yılımla Türk Mizahı ve Hicvi. İzmir: Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi I. Karadenizli. bizim kanımız oluyorsa halk da aldığı her şeyi kendi vücuduna uydurup Türkleştiriyor8. Osmanlı dönemi mizahı derken. Dış etkilere verdiğimiz ortak tepkilerimizin hikmet kaideleridir. Bizim fıkralarımızda yukarıdaki Fovvler çizelgesinde gösterilen bütün özellikler mevcuttur. İki dille yazmışsa İranlı (Fars)dir. "Hoca'nın ye kürküm ye demesi" gibi veya "Temel'in uçması" gibi demek yeterlidir. dinî ve ahlakî mahiyetteki sözlere 11. Anadolu mizahı dışarıdan aldığı tesirleri kendi kazanında eritmiş ve yem bir senteze ulaşımşür. İslâmiyet'ten önceki Türk toplumunda kissalı.

15. Karagöz. terimler kullanılmış ve Özellikle latife. Orta Oyunu. bir takım lonca Örgütlenmeleri içinde gelişmiştir"12 demektedir. 19. Bunların Osmanlı döneminde olması da mümkündür. Öııgöroıı. ss. Osmanlı mizahında hem sözlü hem de yazılı gelenek birlikte gelişmiştir. 1976. Karagöz. Bunlar içinde ilk akla gelenler şunlardır. a. yüzyıldan itibaren Batı tesiri ile giren tiyatro. Gülşehrî'nin "Manükıfl Tayr"ı. yüzyılda Fuzulî'nin "Şikayelname"si.e. Osmanlı mizahının içinde. 39-71. nükte. şiir.Osmanlı Dönenimde Türk Mizahı ve bu türü tarif ederken "halk arasında ortaya çıkıp insanları güldüren şey. latife vb. Örnek olarak sadece Karagöz'ü ve Bektaşî fıkralarım alırsanız. Mizahta ders verme. Daha sonraki yüzyıllarda fıkra teriminin de kullanılmaya başlandığı görülmekledir. Osmanlı mizahı elbette bu latifelerden ibaret değildir. Meddah gibi şaline oyunları ile harekete bağlı komiklikler yapan çeşitli meslekler (kuklacılar. 17. Sözlü geleneğin en önemli mizah tipi olan Nasreddin Hoca Selçuklu dönenimde yaşamasına rağmen (1208-1284). yüzyılda Şcyhî'nin "Harname"si. yüzyılda letâif sözünün yam sıra "fıkarât" kelimesinin de kullanıldığı ve böylece "fıkra" teriminin yerleşmeye başladığı görülür. "Osmanlı mizahı bir ortaçağ mizahıdır ve bütün ortaçağ ilgileri gibi. yukarıda da belirttiğimiz gibi. fıkra karşılığında olmak üzere yaygınlık kazanmıştır. sihirbazlar vb. Ancak. ss. Dursun Yıldırım. Ferit. halk onu Osmanlı dönemine taşır ve 15. halta sinema mizah çeşitleri sayılan türlerdir. Herkesin başına gelebilecek yüzlerce olay fıkralara konu olabilmektedir. Hoca'mn bir devrin değil bütün devirlerin tipi olduğunu göstermek ister. s. Kendi çevresinde kalmış nice mahallî fıkra tipleri. Dr. 357. halk arasında gülünç olan nesne" şeklinde bir ifade kullandığını biliyoruz10. Türk Edebiyatında Bektaşî Tipine Bağlı Fıkralar (hscdeme-Metm)• Ankara. sayısız tipleri lonca ve tarikata bağlamak doğru olmaz. Cill 1. yüzyılda Nef î'nin "Siham-ı Kaza"sı. yüzyılda Timur'un karşısına çıkarır. İslâmiyet'ten sonra mizahı anlatırken kıssa. 111 11 12 Divaııü Lügati" l-Türk. çeşitli meslekleri konu alan fıkra tipleri. İmparatorluğun coğrafyasındaki bütün mizah türleri Osmanlı mizahının birer unsuru olmuştur. birini Nakşibendîliğe diğerini Bektaşîliğe bağlar ve haklı çıkarsınız. Orta Oyunu ve Meddah gibi halk temaşasının lemel tipleri de Osmanlı mizahının değişmez tipleridir. Mevlâna'mn "Mesnevi"si. hepsinin lonca kanalıyla bir tarikata bağlanması mümkün değildir. . 1-28. 16. Ferit Öngören. şiirden fıkraya uzanan ve hiçbir lonca ile ilişkisi olmayan çok zengin halk mizahı da Osmanlı mizahıdır. Geniş bilgi için bkz. Osmanlı dönemine kişileri ve cemiyetteki aksayan yönleri hiciv yoluyla eleştiren. bölge tipleri vb. Lamiî Çelebi'nin "Lelâifnâıne"si bu tür eserlerden ilk akla gelenlerdir11.g. karikatür. mizah.) bu mizahın diğer unsurları olmuşlardır. eğlence ve hoşgörü gibi fonksiyonlar sürekli yeni türlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. 19. Prof. Cumhuriyetimizin 75. Yılında Türk Mizahı ve Hicvi adlı eserinde. çoğu zaman sembolik bir anlatım tarzıyla yazılmış mesneviler de vardır. Böylece.

a. (Haz.g. a. Anadolu'da ortaya çıkan yüzlerce tip bu görüşü çürütür. s. beşerin ölçüsüzlüğündedir. Allah'la samimi O'mm sonsuz rahmetine ve hoşgörüsüne sığınma vardır. Espri tek olay üzerinde kurulmuştur. Allah'a sığınma.g. Bu tür fıkralarda halk kendisini lemsilen bir tip çıkarır. hoca.e. evliya. dinî yasaklar. Fıkraların bir bölümünde idareciyle halk karşı karşıya gelirler. Burada bir isyandan çok Dede Korkut'taki Deli Dmnnü'da. Osmanlı dönemindeki bu tipleri otuz bir kadar fasıl diye söylemesine rağmen bir zeyl olmak üzere 27 gruba ayırmıştır15. hurafeler. .e. rüşvetçi idareciler bu fıkra tiplerini karşılarında bulurlar. b. karşılaştığımız insan-Tanrı ilişkisi karşımıza çıkar. çözümü O'na havale etme gibi bir kurtuluş yolu bulur. c. Külliyat-! Leîâif. bunlar mantık silsilesi 13 14 15 Öngören. İstanbul: Kitabevi. •'Bir hidivin kullarına bak. Osmanlı mizahı çifte kültüre dayalıdır. bir de kendi kuluna" diyen fıkrada tenkid. Faik Reşad. Öngören. adaletsiz. yine aynı yazarın incelemesinde. e. dinî şahsiyetlerle ilgili olaylar bu fıkralar alabildiğine bir hoşgörüyle hicvedilir. ilâhî yönde değil. Özellikle İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerden uzakta. Ferit. şöyle genel bir sıralama yapabiliriz: İslâmî tesirle oluşan fıkralarda. Durgun ve değişmez bir yapıya sahiptir. Osmanlı mizahı olarak ele alınmış ve yeni türler ve yeni şartlarla nasıl geliştiği anlatılmıştır14. Faik Reşad. I d. Osmanlı Mizahı bölümünde Karagöz ve Orta Oyunu'mı esas alarak. Meşrutiyet mizahı. bu tiplerin hem sınıflandırılması yapılmış hem de güzel örnekler verilmiştir. Osmanlı mizahının hep İstanbul yaratmaları olarak kalması görüşü de tam doğru sayılmaz13. Türk fıkralarının tamamına yakın büyük bir kısmında olaylar gerçek hayat sahnelerinden alınmıştır veya gerçekleşebilir niteliktedir. Peygamberden salıte dervişe kadar uzanan geniş bir yelpazede yer alan şeyhmürîd. Osmanlı imzalımda açık saçıldık anılmaya değer bir özelliktir şeklinde maddeleştirmek anlaşılmayı kolaylaştıracaktır. 1995. cahil din adanılan ve haksızlıkla mücadelede ilahî hoşgörünün sınırlan zorlanarak Tanrı : ya sonılur. Genel olarak tek konuludur. aluınd vb. 60-68. Tannmn bir aksakal Türkmen gibi tasavvurunda. Ancak. Öngören. imam. Osmanlı mizalu sözlü bir mizahtır. a. Faik Reşad'm "Külliyal-ı Lelâif adlı eserinde.Fikret Tiirbnen ' F. Ferit. Osmanlı mizahının temel özelliklerim. Ahmet Özalp). Zaman zaman tek konu yerine katmerli diyebileceğimiz espri zinciri birden fazla halkalı olabilir. Bu tür mizahta insan zorbalık karşısındaki çaresizliğine. Tarikatlarca şartlandırılan ve güdülen bir mizahtır. Bütün devirlerde Osmanlı mizahında görülen temci özelliklerini ve tiplerini inceleyecek olursak. s. 59.

Kayıkla 100-150 metre açılıp. Bu dönemde Osmanlı toprağı üzerinde mesela Kırım'da Ahmet Akay gibi mahallî tipler ile bazı İran ve Arap tipler de sayılabilir. bitmez ve "Sen her zaman böyle yapıyorsun. İşleri uzar. N. Ayrıca yazarları bilinen ve bilinmeyen pek çok Letaif mecmuası bu dönemin mizah anlayışını yansıtırlar19. Osmanlıdan evvel ise de Nasreddin Hoca'ya atfedilen fıkraların bu döneme de damgasını vurduğu inkar edilemez bir gerçektir.e. yaşadıkları kesin olarak bilinen kişilerin yarattığı fıkra tipleri de Osmanlı mizahının unsurlarıdır. Osmanlıca dediğimiz aydın dilinin yerine halk dilinin tercih edilmesi. Temel Dursun'a söylediği yere işaret koyup koymadığını sorduğunda. kısaca yaşayan Türkçe'nin kullanılması mizahın en önde gelen özelliğidir. oltalarını denize atarlar. yeni tiplerin ortaya çıkmasıyla. CLg. Bu yüzden Hoca her devrin tipidir. Bu genel fıkralar dışında. Her ne kadar yaşadığı dönem. Karadeniz fıkralarında bu lip olanlara daha sık rastlanır. Bu ve benzeri fıkralar Osmanlı döneminde de vardır. Dursun "Koydum. Apıkyan. Faik Reşad'm Gencine-i Letaif (1882). Dursun'a "Buraya işaret koy da öğleden sonra yine gelelim. 1884. ss. Yıldırım. Kısa bir sürede epeyce balık yakalarlar. Dursun. koydum.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı ve dinleyicilerin eğilimi doğrultusunda sonradan eklenmiş izlenimini verir. Çok bereketli bir yer"' der. Hatla bazı yerli şivelerin fıkralar içinde kullanılması dilimizi canlı kılan ve zenginleştiren önemli bir unsur olmuştur16.. Mecnnıa-ı Letaif (1315) ve Külliyât-! Letaif (1910). '. 'Temel ile Dursun Trabzon'dan Rize'ye giderler. Letaif-i Asar. İstanbul Kütüphanesi'ndeki Muhtelif Yazmalar. 9-10. öğleyin aynı kayığı kiralayacağımızı nereden biliyorsun?" der. Ahmet Özalp. Muntahabat-ı Letaif. çoğu zaman da bizzat kendi fıkralarının yaşamasıyla kendim gösterir. Haz. Kısa ve yoğun anlatım tarzının. Çaylak Tevfikan Letaif-i Muntahabe (Tarihsiz). KiilliyâN Letaif İstanbul 1995. Müdhike. (Lelaif. yüzyılda İstanbul'daki Cavlak Tevfik ve Faik Reşad'm derlemeleri17 bunlar arasında en önde gelenlerdir. Navâthm'l Letaif adlan ile) 7 . Osmanlı dönemi mizah edebiyatının en Önemli özelliğinin dil olduğu kanısındayım. Yeniden düzenlenmiş şekli. Bir süre sonra kıyıya yanaşırlar. Temel. havanın da güzelliğinden istifade ederek bir kayık kiralayıp balık tutmaya karar verirler. Bunların çoğu da 19. Azınlıklar içinde de özellikle Ermenilerin bu konudaki hizmetleri önemlidir1*. Bu damga bazen onun tesiriyle. Gerektiğinde trene bile bindirir. Constantinople. halk dili ile olması hatta en ince ve en anlamlı kelimelerle anlatılması. Osmanlı dönemindeki fıkralar üzerinde yapılan çalışmaların sayısı fazla değildir. Fıkra burada bitecek sanılırken. Halk ne kadar zaman geçerse geçsin O'nu yanından ayırmaz. yüzyılın ikinci yarısı ile Cumhuriyet döneminde yapılan çalışmalardır. sakızımı kayığın kenarına yapıştırdım" der. 19. Mihran. Osmanlı döneminin diğer önemli tipleri İncili Çavuş ve Bekri Mustafa'dır.

Murat ve Bekri Mustafa" adlı manzumesi bu görüşü kuvveti endi rmekted ir. 11. a. Sünnî Müslümanlardan farklı bir dünya görüşü ve yaşayışım benimseyen zümrenin sözcüsü olmuştur. O'nun tenkidleri gerçek bildiği.e. dönemin temsilcisi olmuştur. Dursun: a. Bektaşî fıkralarında. yani İncili Çavuş ve Bekri Mustafa. Hançeri i Hanım Hikayesi'nde yine Bekri Mustafa adıyla oyuna dahil olmuştur.g.. D. Orada Sünnî-Alevî ayrımı görülmez. En Güzel Bekri Khıstafu-hıcili Çavuş Fıkraları. ancak asıl anlatılmak islenen konu dünyevîdir. s. fıkranın senaryosu dinî görünür. Çok yaygın bir şöhret kazanmış.e. Saray çevresini iyi bildiği ve padişah yakını olduğu da bilindiği için. Sabri Koz. yani Bektaşî demlen zümrenin içine bütün Anadolu girer. kanun ve kurallara fazla önem vermeyen. Murat döneminde yaşamış. O'nun buyruklarım yerine getirmeye çalışan. Allah'a inanan.. Pertev Naili. Bektaşî fıkralarında öfke ve saldırı yerine inanılmaz derecede sadelik ve hoşgörü vardır. anlayışsızlığını ve çiğliğini hafifçe uyararak alaya aldığı için kullandığı metod sürekli bir başarılı sonuç verir. Din bu fıkralarda ancak bir vesiledir24. İstanbul. Şöhreti Osmanlı toprağının bir çok yerine ulaşmış. ss. Fıkralarının tamamı saray ve saray çevresine ait insanlarla ilgilidir. Doğum ve ölüm tarihinin ve yerinin değişik gösterilmesi. ~ Kantemir. yobazlığa karşıdır. 24. Karşısındakinin hazımsızlığım. Metin EloğluOğuz Tansel. Bu iki tip. Hicrî 1042 de (1632-33) ölmüş ve 20 Edirnekapı mezarlığına gömülmüştür . "Baktâşİlik ve Bektaşî Fıkraları " s. Bu yüzden. 23 Boratav. 24 Boratav. "ı Koz. İnsan-Tanrı ilişkisini efendi-kul ilişkisi gibi değil. s. İstanbul. Özellikle Şeriat ehlinin şekilci ve taklitçi tutumuna karşı çıkar. Yaşadığı yıllarda bile IV. 198ü ile Vasile Aleksaııdri'nin (1821-1890) "Sultan Gazi IV. Hatta. I. Balkan ülkelerinde de meşhur olmuştur22. Sabri. "Bektaşî Dedikleri". Osmanlı dönenimin yasaklarına karşı çıkan ve daha çok günlük hayatın konularım işleyen tiplerdir. samimî ve saf bir şekilde birbirlerine nazı geçen iki dost gibi yorumlar23. inandığı Allah'a değildir. softaların kendi inanış ve menfaatlerine uygun yarattıkları hoşgörüsüz bir zihniyete karşı mücadele eder. Matiz. Pertev Naili.. İçkiye düşkünlüğünden dolayı "Bekri11 lakabını aldığı ve genç yaşında öldüğü bilinmektedir. Bekri Mustafa ise. Murat'ın içki yasağına karşı gelmesiyle tanınmış. (önsöz). 9. her devir ve her çevrenin onu kendilerinden biri kabul etmesi ve sahiplenmesiyle ilgilidir21. halk saray çevresine ait tenkid ve düşüncelerini ona soy 1 etmiştir. Eîkz. Bektaşî tipi fıkralarda her zaman üste çıkar. IV. O'nun karşı çıktığı ya da öyle görünen yüzü softalığa.g. İnce bir espri anlayışına sahiptir. Ahmet (1603-1617) döneminde yaşadığı ve İran'a giden bir elçilik heyetinde yer aldığı ve : padişaha musahiplik yaptığı bilinmektedir. Aslında bu zümrenin. Tuzsuz Deli Bekir. asıl adı Mustafa Çavuş olan bir tiptir. Karagöz ve Orta Oyumf nda Bekri Mustafa. 1983. 73-75.Fikret Tilrkmen İncili Çavuş gerçekten yaşamış. Osmanlı İmparaioıiıığumnı Yükseliş ve Çöküş Tarihi. Bektaşilik kavramına saf Anadolu insanının tamamım 20 Yıldırım. Bektaşî tipi ise Osmanlı döneminin dinî inançları dolayısıyla. içkiye düşkünlüğü ve hazır cevaplılığı ile tanınan bir tiptir. . İstanbul. Tek Bıyık gibi adlarla onma girmiş ve oyunun sonunu tatlıya bağlamıştır. •'Baktfışilık ve Bektaşî Fıkraları Üzerine Birkaç Söz". Bektaşî. O. 1983.

s. hatta günümüzde çok yaygın olan Karadeniz fıkralarım görmemek mümkün değildir. cemiyet eğriliklerinin teşhirinde son perde inerken. Çcmişgczekli. Kemine gibi. Ahmet Akay ve Esenpolat gibi çeşitli Türk boylarına ait tipler de girer. Mesela. Araplardan Çuha. köylü. Ahmet Akay Kırım. Siyavuşgil. Aldar Köse gibi. 1-7. . Nasreddin Hoca'ya mal edilebilmekte bazen de bunun tersi olmakladır. Oyuncular her zaman ve her yerde rastlanan insanlardır. vali. Osmanlı mizahında halk mizahının yanı sıra padişah. "Anadolu Mizahında Bazı İran ve Arap ". ss. "Folklorda Sahnede ve Resimde Türk". neticeyi hülâsa 26 etmeye yarar" . İmparatorluğun son dönemlerinde. imparatorluğun coğrafyasında yaşayan etnik ve dinî bakımdan farklı olan çeşitli grupların yarattığı tiplerdir. 1959. konu ise hayatın kendisidir. Bekri Mustafa'yı. Bu fıkra tiplerinin ortak Özellikleri epik kanunlara tabî olmalarıdır. Yine Osmanlı toplumunda çok önemli bir yeri olan ordu ile ilgili pek çok latife bulunmaktadır. Yahudi ve Ermeni tipleridir. "Söz. akim almayacağı bir olağan dişilik yoktur. Dekor son derece doğaldır. Osmanlı mizahı içinde sadece Anadolu'da yaratılan tipler bulunmaz. haksızlıklar. Sabri Esat Siyavuşgirin söylediği gibi. Esat. Bu (ipler içinde Kemine ve Esenpolat Türkmen. ancak aslında tuhaf olan beşerî zaaflarla. cimri. Aldar Köse Doğu Türklerinin ortak tipleridir. Bunların dışında aklı hastalan. Sahneye çıkanlar halkın kendisinden. Bunların kahramanlarının isimleri bellidir. şair. Balı'dan çevrilen pek çok fıkra da Osmanlı mizahı içinde yerini almıştır. Fikret. İstanbul. kişilere ait yüzlerce latife bulunmakladır. Yeniçerilerin. S. Dar bir çevrede bilinen Kayserili. özellikle Batı ile ilişkilerin iyice geliştiği dönemde. sosyal çarpıklıklar. Yeni Türkiye. Ebu Nuvas ve Behltil Dânâ (Behlül Dânende) önde gelen ve Anadolu halk fıkralarıyla karışan önemli tiplerdir. Arap kökenli mizah tipleri de Osmanlı coğrafyasında. özellikle Anadolu'da. Osmanlı fıkralarında keskin bir Türkmen. kadı. sakat vb. onlara atfedilen fıkralarda Nasreddin Hoca'yı. adaletsizlikler ince bir zekâ ve sade bir üslupla hicvedilir. Fıkralarda olmayacak. 383 vtİ.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı sokmak. yörük. mevlevî. Yabancı kaynaklı tipler içinde İran. Görüldüğü gibi çok zengin bir dünyayı yansıtan Osmanlı mizalıında insan kusurları. musahip vb. Sipahilerin. geniş bir yayılma imkanı bulmuştur 1 . En yaygın olanları Rum. tiplerle ilgili fıkralar Osmanlı mizahının zenginliğini teşkil ederler. Azınlık tipleri ise. Bunlardan bir kısmı aynen çevrilmiş bir kısmı da Türk toplumuna uyarlanmıştır. kumandanların birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerini konu alan fıkralar da oldukça fazladır. Yine bir başka fıkra grubunu Mahallî Tipler oluşturur. tipler bu gruba dahildir. hasta. Erzurumlu. Aldar Köse'nin fıkralarından bazıları Bektaşî'ye veya mahallî bir tipe ait fıkralar. Oflu vb. Yani unutulan kahramanın bütün özelliklerinin parlayan kahramana yüklenmesidir. vezir.

onun hoşgörüsünün en çok akis bulduğu mizahım ele almak uzun ve yorucu bir çalışma gerektirmektedir. Bu mizahın içinde masaldan tiyatroya uzanan çeşitli türler karşımıza çıkar. karşısında Bektaşi'yi bulur. Sonuç olarak. Böyle olmasaydı. Osmanlı'yı temsil etmiyor mu? Osmanlı'yı bir de bu yönüyle yeniden incelemek. vezirlere. Ancak bu yazının çerçevesi çok genişleyecekti. kadılara velhasıl bütün iktidar sahiplerine yönelir. sonsuz bir hoşgörüyle yan yana yaşatmayı başarmıştır. Hayat sahnesinde bu türlerin hepsi fonksiyonlarım ifa ederler. yaşayışı ve zihniyeti birbirinden çok farklı tebâ. Kaideci softa. Osmanlı potası bu tiplerin hepsim incitmeden. Osmanlı mizahında imparatorluk özelliklerinden biri olan renkli bir mozayik dikkatimizi çeker. Osmanlı fıkralarından örnekler vermeyi de düşündük. aklın kolayca kullanabileceği sonuca varma meyli. karakteri.Fikret TttrKfhm realite duygusu. Ancak burada fıkra şalisi.dcn vazgeçtik. Her millet bu mozayik içinde yerini alır. Ancak çıkacak sonucun bu yorgunluğa fazlasıyla değeceği de kesindir. Ancak. kendi kimliğini kaybedip bu dünya görüşünün. İstanbul'da konuşması. bir davranış ülküsünün sembolü olurlar. salısında. Bu yüzden okuyucunun bu metinleri dipnotlarda gösterdiğimiz bibliyografyadaki kaynaklardan veya her hangi bir latife kitabından okumasının daha uygun olacağı görüşüyle bu fikrimi/. şüpheci bir tavır takınmaya zorlar. tek bir meddahın ağzından nasıl dile gelirdi? Meddah. 10 . Aynı durum padişahlara. kaideler ve kesin lavırlar ile yasaklar karşısında.

bu kadar kısa sürede anlaşabil memizin sebepleri nelerdir diye düşündüm ve iki önemli sebep buldum. Bugün Kazaklarda bazı Oğuz destanlarının kalmış olmasının sebebi budur. Dr. Çok defa Anadolu'ya bizler sadece Oğuz Türkleri olarak geldiğimizi düşünürüz. Azerbaycanlı Türklerle hemen birkaç saat içinde anlaşabiliyoruz. ama Cengiz Han'dan sonra onlar Çağatay ulusu adını aldılar ve daha sonra kuzeyden gelen Kıpçaklarla da karıştılar. Tabii bu kadar zaman ayrı kaldıktan sonra. Türkmen ve Özbeklerle belki beş gün. özellikle Özbekistan. ama daha İran'a dahî girmeden Sirderya boylarında. Türk Dil Kurumu Başkanı.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. . Onlar da bir miktar Anadolu'ya geldikten sonra hem Kafkaslar üzerinden hem Balkanlar üzerinden çeşitli defalar Anadolu'ya Kıpçak unsurları geldi. ss. 11-16.. Onlar da buraya geldiği zaman. Karhık Türkleri ile Kıpçak Türklerinin karıştığı yerler. Çünkü orada biz komşu yaşıyorduk. Oğuz unsurları. izmir 2000. 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araşürmalan Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan ''Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde sunulmuş tebliğin bant çözümüdür. Kazakların ataları olan Kıpçaklarla orada birlikte yaşamalarıdır. belki bir hafta sonra %70-80 anlaşma seviyesine çıkıyoruz. Başkurtlarla belki bir ay sonra %70-80 anlaşma seviyesine çıkıyoruz. aynı şekilde bu dediğim süreler zarfında bizlerle anlaşabiliyorlar. üç hafta veya bir ay kadar. Elbette oradaki Türklerin içinde de Kıpçak unsurları. Kırgızlarla bu süre bir az daha uzun oluyor. Şeyinin boylarındaykcn Kıpçak Türkleriyle bol ölçüde karıştık. OSMANLI DEVLETİ İLE TÜRK DÜNYASININ DİL VE KÜLTÜR İLİŞKİLERİ" Ahmet Bicaıı ERCİLASUN* Çok uzun zaman geçmeden belli ölçülerde anlaşmamız imkânı var. Kazaklarla. yani Türk boyları çok kısaca anlatmaya çalıştığım gibi tarih boyunca sıkı bir şekilde birbirlerine karıştılar. Divan-ı Lügati't-Türk'de Kaşgarlı Mahmul sık sık Oğuz ağzının özelliklerini söylerken Kıpçaklarla birleştiriyor. Prof. yüzyıllarca ayrı kaldıktan sonra. Birisi tarih boyunca Türk boylarının zannettiğimizden fazla birbirleriyle karışmasıdır. Özbeklerin bulunduğu bölgelerde esasmda Özbekler tabiî Karahanlıları oluşturan Karlık Türklerinden Kartukları meydana getiren Yağma gibi Çiğil gibi Toksı gibi Türklerden oluşuyor. Oğuzlarda ve Kipçaklarda böyle diyor. Onun için bugün Orta Asya'daki veya İdil Ural bölgesindeki Türklerin alt birimlerini araştırdığımız zaman aslında Kıpçak olmayan unsurları Kıpçak Türklerinin Bu yazı.

-14. 14. edebiyat dilinin Farsça olduğunu. Türk boylan arasında kültür münasebetleri. yü/. Bence 11. tarih boyunca çeşitli Türk boylarının aralarındaki kültür münasebetlerinin tam olarak kesilmemiş bulunmasıdır. o tarihlerde Türkistan'a yaptığı seferlerle birlikte ortaya çıkan göç dalgalan. Safevî Devleti Jni kuran elbette 12 . Büyük Selçuklu İmparatorluğıfndan sonra da Anadolu'ya yeni akınlar geldi. Bunlardan Karamanoğlu Mehmet Bey'i çok iyi biliyoruz. Anadolu Selçuklu hemen kurulmakla beraber. Osmanlı Beyliği de dahil olmak üzere Türkiye'ye pek çoğu da bu dalgayla geliyor. Onların Türkçesi Oğuzcalaştı ve orada da Kıpçak ve Batı Türkçesi karışık dilli eserler ortaya çıkmaya başladı. imparator Cengiz unvanını alıyor. Yani Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir bakıma Anadolu ile Batı Türkistan'ı müştereken idare eden belki de tek siyasî Türk Devleti idi. İran üzerinden Anadolu'ya gelen göç dalgalan asıl büyük göçleri oluşturuyor. yavaş yavaş Oğuzcalaştı. resmî dil Türkçe oldu. yüzyılda. Osmanlı şair ve yazarları Doğu Türkçesi'nden eserleri Batı Türkçesİ'ne çeviriyorlardı. Büyük Selçııklu'ya tâbiydi başlangıçta. Özellikle Suriye'de olan uzantıları. yüzyıllarda bu münasebetler çok sıkı idi. 13. Daha sonra Kıpçak sahası. İkinci bir sebebi. Bunlar 13. 13. bilim dilinin Arapça olduğunu hatırlayınız. Yani 120(j'da Cengiz Han'ın.yılda da elbette zaman zaman görülen göçlerden sonra asıl büyük güç bu üçüncü göç dalgasıyla ortaya çıktı. Yani Anadolu Selçuklularını sarsıyor. bu yeni beyler de zaten Arapça Farsça bilmiyorlardı ve hepsinde Türkçe devlet dili oldu. yüzyılda geldiler. Hatta Çağatay Türkçesfnden Türkçeye eserler aktarılmaya başlandı. yüzyıldaki birinci dalgadan sonra 12. bir yandan da İran ve İran ötesindeki Türkleri içinde bulunduruyordu. Ama bu üçüncü dalga Anadolu'yu o kadar çok Türkle doldurdu ki. yüzyıla doğru. Yani biz Mısır Memlûkları ile bir de güneyden Kıpçaklarla temasa geçmiş olduk. Candaroğhrnda da hepsinde devlet dili. yüzyıldan itibaren 13. Kıpçaklarm bir kısmı 1250'de Mısır'da bir devlet kurdu. hatta "'bolga-olga" meselesi diye bizim dil tarihimizde geçen. Anadolu'da belki de Türk olarak yaşama imkânını bulamayacaktık. ama Osmanlı Beyliği ! nde de Germiyanoğlu'nda da. Henüz Safevî Devleti ortaya çıkmadığı zaman çok sıkı münasebetler vardı. Biz Anadolu'ya geldikten sonra zaten bir süre Türkistan Türkleriyle birlikte yaşadık. Anadolu Selçuklularının da sonunu hazırlayan bu alanlar. bazı eserler de karışık dilli eserler olarak adlandırılır yani bunlar Doğu Türkçcsi'nin hem de Kuzey Türkçesi'nin hem de Batı Türkçesfnin (Osmanlı) özelliklerini birlikte taşıyan eserlerdir. Edebiyat eserleri Türkçe yazılmaya başlandı.Ahmet Bİcan ErcİlUsıttı arasında görebiliyoruz veya Oğuz Türklerinin arasında Oğuz olmayan unsurları görebiliyoruz bir sebebi bu. yüzyıldan itibaren Arapça'dan eserler Türkçeye çevrilmeye başlandı. Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir yandan Anadolu'daki Türkleri. Belki bu üçüncü dalga olmasaydı. dil ve edebiyat ilişkileri fırsat buldukça her zaman olmuştur. Anadolu Selçuklularının resmî dilinin. yani Cengiz'in ve çocuklarının önünden kaçarak gelen dalga. Onlar da 15. Cengiz Han'ın ve çocuklarının önünden kaçan Türkler Anadolu'ya geldiler. ama beylikler devrini de hazırlıyor ve bu beylerin çoğu da bu üçüncü dalgada geliyor. aslında Anadolu'da beylikler devrini de hazırlamış oluyor. Ancak Safevî Devleti kurulunca gerçekten Osmanlı topraklan ile Türkistan topraklan arasında çok ciddî bir engel ortaya çıktı.

Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil Ve Kültür İlişkileri*

Türklerdi. Şalı İsmail de Türktü anıa aradaki mezhep farkı ve o zamanki anlayış, ciddî bir şekilde kültür bağlarımızı, siyasî bağlarımızı daha çok engelledi. Biliyorsunuz ama buna rağmen kültür ilişkileri devam etmiştir. 15. yüzyılın ikinci yansında Temür'ün kurduğu hanedanda yetişen Ali Şir Nevaî, Türk dünyasının, belki de Türk şiir tarihinin en büyük ismi. Ali Şir Nevaî 15. yüzyılın ikinci yarısında, 1463'den itibarca eserlerini meydana getirmeye başlıyor. Alî Şir Nevaî'nin eserlerinde bazı Oğuz özellikleri görüyoruz. Özellikle Nesi mî'yi okuduğunu çok iyi biliyoruz. Bizim Anadolu sahasında. Doğu Anadolu. Suriye sahasında, Azerbaycan sahasında bulunan ve son derece lirik şiirler yazan Nesimî, Türkistan'a ve Ali Şir Nevaî'ye tesir etmiştir. Nevaî'den sonra aksi yönde bir tesir Osmanlı sahasına doğru geliyor ve bütün Osmanlı şairleri Nevaî'yi üstad olarak kabul ediyorlar. Osmanlı şairleri tarafından pek çok örnek de Nevaî'den alınıyor. Nevaî Çağatay Türkçesiyle, Doğu Türkçesiyle eserler yazan, hem manzum hem mensur otuzdan fazla eser meydana getiren, adeta bazı türlerin kurucusu kabul edilen büyük bir şair. Meselâ şairler tezkeresini Türkçe olarak ilk defa Nevaî yazmış. İlk şairler tezkeresini, yani şairlerin hayat hikâyelerini kısa da olsa anlatan bu edebî türü, ilk defa Nevaî yazmış ve Nevaî'den örnek alarak Osmanlı şairleri de 16. asırdan itibaren şairler tezkereleri yazmaya başlamışlar. Nevaî'nin şiirleri Osmanlı sahasında tanzir ediliyor. Osmanlı şairleri onun şiirlerine nazireler yazıyorlar ve Çağatay Türkçesiyle nazireler yazıyorlar. Yani Osmanlı şairleri Çağatay Türkçesiyle Nevaî'nin şiirlerine karşılıklar veriyorlar. Safevî Devleti henüz yok. Yani ayrılmamışız Nevaî zamanında, ama Nevaî'den hemen sonra, Nevaî'nin ölümüyle birlikte, Safevî Devleti'nin kuruluşu var. Pek çok Osmanlı şairi Nevaî'nin dilini Öğrenmek için özel gayret sarf ediyor, Nevaî'nin dilim öğreniyor. Nevaî'nin dilini Öğrenmek için özel sözlükler yazılıyor. Abuşka sözlüğü diye bir sözlük var Osmanlı sahasında. Osmanlı kütüphanelerinde çok miktarda bulunuyor bu sözlük. Abuşka sözlüğü denmesinin sebebi ilk kelimesinin abuşka olmasıdır. Abuşka kelimesi, koca anlamında. Bu sözlüğün bilinen bir yazarı yok, anonim. Bu neyi gösteriyor? Bu eser Osmanlı sahasında bu kadar yaygın. Demek ki. Osmanlı şairleri Nevaî'nin eserlerini. Doğu Türkçesi'ndeki şiirlerini anlamak için özel olarak bir sözlük meydana getirmişler ve bu sözlük çok miktarda Osmanlı kütüphanelerinde bulunuyor, Ama bu sözlük olmasa bile, Kaygusuz Abdal'dan itibaren 15. yüzyıl ile 19. yüzyılın ilk yansına kadar Osmanlı şairlerinin Çağatay Türkçesiyle Nevaî'ye nazireler yazdığım biliyoruz. Yani Abuşka sözlüğü olmasa bile, Osmanlı şairlerinin Çağatayca şiirleri elimizde. Nedim dahil olmak üzere, Osmanlı şairleri Çağatayca şiirler yazmışlar. Nedim'in, şiir yazacak ölçüde Çağatayca bildiğini düşünürseniz, Osmanlı Türklerinin Doğu Türklerine, Türkistan Türklerine olan alâkasının hiç kesilmediğini rahatça anlayabilirsiniz. Elbette oralardan bilim adanılan ve şairleri gelmişler. Zaten Nevaî devri, Nevaî doğmadan önce Temur'un oğlu Şahruh (1405-1447). biz de Fetret Devri arkasından Çelebi Mehmet ve II. Murad, o devirlerde dünyanın siyaset merkezi, kültür merkezi olan Herat ve SemerkaiuTdadır. Yani Temur'un oğlu zamanında dünyanın en güçlü bölgesi Batı Türkistan, Herat ve Semerkand şehirleridir. Şalının'un oğlu Uluğ Bey de Semerkand'da hükümet etmektedir. Bir bakıma o devir, bazı batılı araştırıcılar tarafından Türk Rönesansı olarak adlandırılmaktadır. O devirde unutulmuş olan Uygur yazısı adeta yeniden diril tihniştir. 13

' -.

-},.-„",

Ahmet Biean Ercilasun

Ata yadigârı bir yazı olarak Herat'ta ve Semerkand'da yeniden diriltilmiş, Uygur yazısıyla yazan hattatlar, eski eserleri Kutadgu Bilig gibi, Miraçname gibi. AtabetiTlHakayık gibi eski eserleri Uygur harfleri ile yeniden yazmaya başlamışlardır. Böyle bir cereyan da doğmuştur. Onun için rönesans diyorlar. Yani Bati'nın eski Yunan'a dönmesi gibi, Batı Türkistan'daki Türk aydınlan da eski Uygur yazısına dönüp bu eserleri yeniden Uygur yazısıyla yazıyorlar. Daha önce de söylediğim gibi, siyasî ve medenî olarak en yüksek derecesine varmış Batı Türkistan. Bu üstünlük FatnYden itibaren, 1450'den itibaren, yani asrın ikinci yansında. Doğu Türklerinden Batı Türklerine geçiyor, Osmanlı'nın yükselmesiyle ve Türkistan'da da Temuroğullan'mn zayıflaması ve nihayet asnn sonunda yıkılmasıyla, üstünlük Doğu Türklüğünden Batı Türklüğüne geçiyor ve bu defa dünyanın en büyük siyasî gücü de Batı Türklüğü, Osmanlı Türkleri oluyor. Ama o hadiselerle birlikte tıpkı Amerika'ya olan beyin göçü gibi Avrupa'dan Amerika'ya olan, bu defa Batı Türkistan'dan Osmanlı'ya doğru bir beyin göçü oluyor ve hem ilim adanılan hem bazı şairler İstanbul'a geliyorlar. Ali Kuşçu bunlardan biri, Cemalî diye bir şair var, Çağatayca divaru var, onlardan biri, oralardan gelmişler. Bunlar da Osmanlı'da Çağatayca'ya olan ilgiyi diri tutuyor, sağlam tutuyor. Hatta Fatih zamanında İstanbul sarayında Şeyhzade Bahsi diye Uygur yazısını bilen bir kişinin olduğunu biliyoruz. Abdürrezzak Şeyhzade Balışı, Fatih'in sarayında, İstanbul sarayında, Fatih öldükten sonra da Bayezid zamanında İstanbul sarayında, Uygur yazısıyla birtakım eserler yazılar. Düşünebiliyor musunuz, Fatih'in ölümü 1481, bu tarihlerde İstanbul'da Uygur yazısını bilen birisi var ve Uygur yazısı çoktan ölmüş. 3-4 asır önce Arap yazışma geçmişiz, ama demin söylediğim Batı Türkistan'daki akım İstanbul'a da gelmiş Şehzade Bahşı Abdürrezzak Şehzadebaşı'nın eliyle oturmuş ve Atabetü'l-Hakayık adh kitabı, bir satırını Arap harfleriyle kendi eliyle bir satırım Uygur harfleriyle yazmış. Topkapı Sarayı'nda o kitap bulundu. Necip Asım tarafindan o kitap bulunmasa, bunu bilemeyeceğiz. Kutadgu Bilig'in Uygur harfli bir nüshası var. Aynı kimse o nüshayı da Tokat üzerinden İstanbul'a getirtiyor. Yani Yavuz Sultan Selim zamanına kadar, 16. asnn başlanna kadar uzanıyor. Ondan sonra onun da herhalde bir kaç talebesi varsa 16. asır ortalarında belki de artık Osmanlı sahasında Uygur yazısını bilen yok, ama Çağataycayı bilen insanlar 19. yüzyıl başına kadar var. 19. yüzyıl ortalanndan itibaren de yeni bir akün şeklinde tekrar Çağatayca'ya dönülüyor ki, onu biraz sonra anlatacağım. Bu arada İdil Ural Türklüğü ile olan münasebetlerimiz, Türkistan Türklüğü ile olan münasebetlerimize göre coğrafî bakundan o kadar engelle karşı karşıya değil. Yani Safevî yok. Safevî, Osmanlı ile Türkistan'ın arasım kesiyor, ama biz daha Kırım Hanlığı Jnı aldığunız zaman, Fatih Sultan Mehmed zamanında. Kının Hanlığı'nı aldığımız zaman, doğrudan doğruya İdil Ural Turklüğüyle. yani Tatarlarla ve Başkurtlarla komşu hale geliyoruz. Kırını Hanlığı bir Osmanlı toprağı ve bu vasıtayla Tatarlarla çok daha yakın münasebetlerde bulunuyoruz ve onun için Kazan'a devamlı olarak Osmanlı'nın eserleri gidiyor. Orada o eserler el yazması olarak çoğaltılıyor, okunuyor. Bunlar arasında Kesik Baş Hikâyeleri, Muhammediyeler gibi eserler vasıtasıyla, Tatarlar ve Kuzey Türkleri İstanbul Türkçesiyle yazılmış eserleri daha fazla okuyorlar. Bizim Türkiye'de doğmuş olan "gelecek zaman"ımız "'olacak, gelecek" şeklinde oluşuyor ve bu gelecek zaman İdil Ural Türklerine de gidiyor. Ancak 14

Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil Ve Kültür İlişkileri*

Özbeklerde biraz daha az kullanılıp. Kazaklardan Kırgızlara kadar tam olarak uzanmıyor. 19. yüzyıl ortalarına gelince yeni tarzda bîr münasebet başlıyor. Bu defa bilim yoluyla, yani daha önce şairlerin nazireler yazması şeklindeyken, 19. yüzyıl ortalarında bu defa bilim yoluyla bir münasebet başlıyor. Ahmet Vefik Paşa Şecerc-i Türk'ü Çağatay Türkçesi'nden Osmanlı Türkçesi'ne çeviriyor. Demek ki. Ahmet Vefik Paşa da Türkiye'de Osmanlı Türkiyesi'nde Türkolojinin önemli kurucularından biri. Eserinin, yani sözlüğünün adına Lehçe-yi Osmanî diyor. Osmanlıca, Türkçe'nin bir lehçesidir ve Türkçe'nin bir başka lehçesi ise Lehçe-yi Çağataî. Ayrıca Osmanlı Türkçesi'ne Ebul Gazi Bahadır Han'ın meşhur eserini de Ahmet Vefik Paşa çeviriyor. Hızla Türkislanla ve İdil Uralla olan edebî, ilmî münasebetler hızla gelişmeye başlıyor. Bu sefer daha farklı bir mecrada. Avrupa'da da Türkolojinin gelişmesi bize tesir ediyor ve çok luzh bir şekilde gelişmeye başlıyor. Biraz önce arkadaşlarımızm anlattığı subaylarm diğer Türk boylan arasına gönderilmesi yoluyla vb. ilişkilerin tesisi o tarihlerde olmaya başlıyor. Bir yandan meşhur Şeyh Süleyman Efendi bugünkü Özbekistan'dan İstanbul'a geliyor ve İstanbul'da Özbekler tekkesini kuruyor, ki bu Özbekler tekkesi Millî Mücadele'de İstanbul'dan Ankara'ya adam kaçıran bir teşkilât olarak çalışıyor ve Özbek pilavı da o tekke sayesinde bizim Osmanlı mutfağına giren bir yemek oluyor, yani yemeğe kadar ulaşıyor. Şeyh Süleyman Efendi sayesinde kumlan ilişki asrın soıılanndadır. Diğer taraftan da I89O'lı yıllara geldiğimiz zaman artık İstanbul'da Azerbaycan'dan gelmiş. Türkistan'dan gelmiş insanları görmeye başlıyoruz. Askerî Tıbbiye'de Azerbaycan'dan çıkmış. St. Petersburg'da matematik okumuş. Rus ve Avrupa edebiyatım bilen, biraz yaşlı bir insan Hüseyinzâde Ali Bey, İstanbul'a askerî tıbbiyeye geliyor. Diğer öğrencilerden biraz daha yaşça büyük olduğu için birdenbire etrafında hâle oluşuyor. Tahmin ediyorum ki. o Hüseyinzâde Ali Bey'in yaktığı ateşle, daha sonra bu öğrenciler 190 askerî tıp öğrencisi olarak, o zamanın Türkçü büyüklerine meşrutiyetin ilk yıllarında müracaat ederek Türk Ocaklarının açılmasını isleyeceklerdir. Meşrutiyet yıllarında arlık burslu öğrenciler var. Meşrutiyet yıllarında doğrudan doğruya İttihatçıların verdiği burslarla Türkiye'de, İstanbul'da okuyan öğrenciler vardır. Meselâ; bizde müzeciliğin kurucusu olan Hamit Zübeyir Koşay, Tatar Türklerindendir. İttihatçıların verdiği burslarla İstanbul'da okuyan ve sonra da Türkiye'de kalan böyle Türkler var. Onlara burs vermişler. Buna karşılık, Türkiye'den de subaylar gittiği gibi, biraz önce de Timur arkadaşımızın anlattığı gibi, oraya okul müdürü olarak gitmiş, Doğu Türkistan'da Kemal İlkul gibi. ki onların da hatıraları yayımlanmıştır. Doğu Türkistan'da okul müdürlüğü yapan, orada öğrenciler yetiştiren, oradan İstanbul'a gelerek hem Azerbaycan'dan hem Batı Türkistan'dan, hem İdil Ural bölgesinden ve hem de Doğu Türkistan'dan İstanbul okullarına gelerek okuyanlar var. Yani 1990'dan sonra başlayan münasebetlerimize benzeyen o kadar yoğunlukta, o kadar sık münasebetler meşrutiyet yıllarında oluyor. Ama bugünün küçülen dünyasını da, bugünün imkânlarım da, vasıtalarını da hesaba katınız. O zamanın, o ibtidaî şartlarına rağmen, bu kadar yoğun bir trafik İstanbul ile İdil Ural ve Türkistan Türkleri arasında vardı. Bunların hatıraları arada 70 yıllık Sovyet dönemine rağmen o bölgelerde unutulmamış, nesilden nesile devam ederek bugünlere kadar gelmiştir. 1990'larda 15

Ahmet Bican Ercilasım

onlarla karşılaştığımız zaman o hatıraların, meşrutiyet devrindeki ilişkileri gösteren bu hatıraların devam elliğini görüyoruz. Galiba bu münasebetler bundan sonra da hiç kesilmeyecek, kesilmeden devam edecek. Elbette şimdi çok daha rahat imkânlarla bu ilişkilere devam edeceğiz. Özbekistanli, şu anda yaşayan büyük şair Cemal Kemal'in dediği gibi, 'iki gün gelip de Türkiye'ye kalınca artık Rusça-Türkçe sözlüğümüzü atıp birbirimizle anlaşma imkânına kavuşacağız."

[6

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV, İzmir 2000, ss. 17-20.

HANLIKLAR DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLETÎ'NİN TÜRKİSTAN SİYASETİ*

Mehmet SARAY 1967 yılı sonunda rahmetli Togan Hocam ile Kafesoğlu Hocam bendenizi İngiltere'ye bu konularda tahsile gönderdiğinde aklımdan hep şu geçerdi: Acaba bu üzerinde çalıştığım tarihin coğrafyasını ve Türkistan Türkleri diye bildiğimiz bugünkü Türk cumhııriy eti erindeki kardeşlerimizi bir gün ben görebilir miyim? İşin açıkçası bu bir hayaldi. Ama bildiğiniz gibi siyasî gelişmeler öyle gelişti ki sonunda yalnız bendenizin değil hemen hepimizin büyük rüyaları ve hayalleri gerçekleşti ve kardeşlerimizle elele tutuşabildik. Bugünleri ben gördüğüm için, işin açıkçası, hasbelkader 32 yıldır da bu konularda çalışan bir hocanız olarak diyorum ki; herhalde ben artık çok mutlu ve bahtiyar bir insaıum, dalıa önce hayal edemeyeceğim şeyleri gördüğüm için. Şimdi ben bu duygulanım ifade ettikten sonra sevgili gençlere şunu söyleyeceğim: Lütfen çok iyi yetişin ve mutlaka kardeş cumhuriyetlere gidin. Hayatınızın üç veya beş yılında bu sahalarla ilgili ekonomi olur, ticaret olur. eğitim olur, kültür olur, siyaset veya ne isterseniz, hangi dalda yetişirseniz oralarda mücadele edin. Sovyet sisteminin zihinleri fevkalade alabora eden bir eğitim sistemi neticesinde, kardeşlerimiz şu anda arayışlar içindedir. Eğer biz kardeşsek -ki öyle diyoruz- o zaman yiğitçe gidelim ve onlanıı elinden tutalım ve onlara bir kardeş bir kardeşe nasıl yardım etmesi lâzım geliyorsa -ama onların asla ve asla gururlarını incitmeden ve onların ülkelerinin hakimi olduğunu unutmadan, büyük ağabey havasına da girmeden- bu kardeşlerimizle İlgili mutlaka hayatınızda bir şeyler yapın. Şimdi Osmanlı Devleti"nin Türkistan'da kurulan devletlerle ilişkileri konusunda diyeceksiniz İd: acaba bu ilişki nasıl oldu? Diyar-ı Rum'a giden, orada Osmanlı Devleti : ni kuran bizim Türkmen kardeşlerimizdir, diyerek Uluğ Bey'le birlikle, tarihimizin en bilge hükümdarlarından birisi, büyük ilmî çalışmalara imzasını atmış, tarilıimizin gerçekten büyük astronomi ve matematik alimi Ali Kuşçu Türkiye'den davet gelince heyecanlanıyor, gideyim diyor; Diyar-ı Rum'da kardeşlerim İlimde, fende Bu yazı. 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan "Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde sunulmuş tebliğin bant çözümüdür. Prof Dr., İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi.

Mektnet Baray

çok ileri gitmiş, biraz da orada ilmini arttırayım diyor. Yani bu iki olayla şunu demek istiyorum; hiç bîr devirde Türk İnşam Ön Asya'ya geldiği günden itibaren tarihimizin hiç bir devrinde ilişkilerimiz, alâkalanınız kesilmemiş!ir, devamlı olmuştur. Benim doçentlik tezim, Osmanlı Türkiyesi'nin Türkistan devletleriyle olan ilişkileridir. Bu kütüphanenizde olması lâzım. Burada tüm belgeler gösteriyor ki, bütün asırlar boyunca kardeşlerimizle Osmanlı Devleli'nin ilişkileri olmuş, hem de çok çeşitli alanlarda. Ben burada, bunlardan bir özeti size takdim etmeye çalışacağım. Giriş kısmında şöyle demişim: Bilindiği gibi bugünkü Türkiye Türklerinin ve Osmanlı Türklerinin ataları olan Oğuzlar, yani Türkmenler, Selçuklu ailesi önderliğinde 11. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu'ya gelmişlerdi. Bu devirden başlayarak Anadolu Türkleriyle Türkistan Türkleri arasında kopukluklar olsa da devamlı ilişkiler olmuştur. Bu ilişkiler ekonomik alandan ziyade sosyal, kültürel ve politik alanlarda olmuştur. 15. asırdan itibaren bu ilişkilerde Şii İran'ın ayrı bir rolü vardır. 19. asra kadar İran, Osmanlı Türkleri ile Türkistan Türkleri arasında politik ve kültürel ilişkilerde daima birinci sebep olarak gösteriliyor. Bunu bendeniz henüz tamamlanmış olan 'Türk-İran Münasebetleri" kitabnnda izah ettim. O da yakında çıkıyor. 1783'den itibaren Osmanlı Devleti'nin Türkistan siyasetinde büyük bir değişiklik olur. Bunun sebebi Kırım'ın kaybedilmiş olmasıdır. Karadeniz'in Rusya'ya bir nevi kapısı olması dolayısıyla, açıldığından tehlikeyi sezer ve devlet ricali Türkistan devletlerine rica eder, fermanlar gider, Moskof sulhu bozmuştur. Kırım'daki müslumanlar, Türkler esarete düşmüştür. Bu, aynı zamanda Osmanlı Devleti ile ilgili diri çünkü tarihimizde bütün Türk devletleri, olduğu ama bilhassa Osmanlı Devleti sulhten yana olmuştur. Yapılan beynelmilel antlaşmaları ilk çiğneyen asla ve asla Türk devletleri ve özellikle Osmanlı Devleti olmamıştır. Sulhu bozduğu için kardeşlerimize mektup gidiyor; diyor, bu sulhu tekrar tesis edelim. Bunun sebebi tabiî, Rusya'nın ve Çin'in ve İngiltere'nin Orta Asya diye bildiğimiz Türkistan illerini devletlerarası hukuku hiçe sayarak birden çiğnemesi meselesi vardır. Burada da devletimiz kardeşlerimizle ilişkiye girer, bu dertlerden nasıl kurtulacağız, bunun çarelerini aramaya başlar. Şimdi burada bir soru gelebilir; pekiyi Rusya, Çin ve İngiltere niçin bu bölgeye yönelmişti? Rusya, Türkistan illerinin ekonomik ve ticarî potansiyelini ele geçirmek. denizlerde yenemediği İngiltere'yi Orta Asya üzerinden tehdit etmek için bu işgali yapmıştır. Çin ise Doğu Türkistan'ı hem sömürmek ve hem de Rus işgaline karşı batı bölgesinin emniyetini sağlamak için bu işgali yapmıştı. İngiltere'ye gelince Türkistan ülkelerini aldıktan sonra Hindistan sömürgesini tehdit ederler endişesiyle o bölgenin emniyet yapısı olarak gördüğü Afganistan'ı iki defa işgal etmiş, parçalamış ve bu ülkenin günümüze kadar gelen problemlerinin yaratıcısı olmuştur. Bu İki işgal esnasında ki, ben bunu ayrıca da Ttirk-Afgan İlişkileri kitabımda izah ettim, her kabilesiyle ilişki kuruyor, her bir kabileyi birbirine karşı kullanıyor. Afganlı kardeşlerimiz, asla bir millet olamadılar. Bilâhare cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk'ün büyük gayretleri ile orada modem devlet oluşmaya başlamış idi, millet şuuru gelmeye başlamıştı. Sonradan, işte bildiğiniz gibi Sovyet işgali ve şimdiki dramatik durum, meseleyi izah ediyor.

18

Hanlıklar Döneminde Osmanlı Devleti nin Türkistan Ziyareti Bu arada İngiliz siyasetini anlatan "Afganistan ve Türkler", Rus siyasetini anlatan bu arz ettiğim kitap ve Çin'in siyasetini anlatan "Doğu Türkistan" kitabı var. Bunları sizin kütüphanenize hediye ediyorum. Gençler oradan alıp okuyabilirler. Rusların, Çinlilerin ve İngilizlerin Türkistan ülkeleriyle Afganistan'a yönelik işgal hareketleri ister istemez Osmanlı Devleti ile Türkistan devletleri ve Afganistan arasında, lıızlı bir diplomatik ilişkiye sebep olmuştur. Ülkeleri yabancılar tarafından işgale uğrayınca Buhara, Hokand, Hive, Kaşgar, Afganistan ve Türkmenistan liderleri yardım rica eden mektuplar ve elçilerle Osmanlı Devleti'ne başvurmuşlardır. Türkistan devletlerinin Osmanlı Devleti'nden istedikleri yardımın başında silah ve asker gelmekledir. Top, tüfek, barut ve mermi imalinde gerekli malzemeler ve bunları imal edecek ustalar istemişlerdir. Kaşgar hariç maalesef Batı Türkistan'daki Hokand, Hive ve Buhara'nm bu isteklerine müsbet bir cevap verilememişi ir. Halbuki konu Osmanlı hükümetleri tarafından son derece ciddiye alınmış, ilgili meclislerde günlerce görüşülmüş ve yardım karan da alınmıştır. Ne var ki Türkistan devletleri ile Osmanlı Devleti arasında, şii İran'ın geçit vermez bir set gibi bulunması ve Kafkaslarnı Ruslar tarafından işgal edilmiş olması gibi sebeplerle, istenen askerî malzemeyi gönderecek bir yol bulunamamıştır. Silah yardımı haricinde istenen askerî yardım ise hiç mümkün olmamıştır. Zira bu yardımların istendiği devirlerde Osmanlı Devleti'nin hem Rusya ile sulh halinde olması ve hem de Rusya'dan çekinmesi dolayısıyla, asker yardımı mümkün olmamıştır. Bu istekte bulunan ülkelerin temsilcilerine gönüllü toplama tavsiyesinde bulunulmuş bundan da istenen netice alınamamıştır. Yukarıda arz ettiğimiz silah ve askerî yardımla birlikte Osmanlı Devleti'nden idareci talebinde de bulunulmuştur. Ülkelerini idare etmek üzere ya bir Osmanlı paşasmm ya da bir Osmanlı şehzadesinin gönderilmesini istemişlerdir, 1820'lerde ve 187O'lerde istenen bu idareci zümresine Osmanlı kayıtlarında nasıl bir cevap verildiğine dair maalesef lüç bir bilgi yok. 130 milyon dosya var Başbakanlık arşivimizde. Arkadaşlar, ben Dışişleri'nde çalıştığım, TIKA'da vazife gördüğüm sırada Türkmen kardeşlerimizi getirmiştim arşivlerimizle ilgili. Verilen bilgiye, arşivlerin başındaki yetkililerin verdiği bilgiye göre bu malzemenin dörtte biri lıalihazırda araştırmacıya açıktır. Şimdi bu ayıptır. 700. yılını kutladığımız Osmanlı Devleti'nin arşivlerinin dörtte üçünün hâlâ okuyucuya açık olmaması hem kendimiz İçin haksızlıktır, hem Balkanlar hem Ortadoğu hem Kafkaslar ve Türkistan illeriyle ilgili araştırma yapmak isteyenler için de haksızlıktır. Zannederim bu vesileyle bu konu sık sık dile gelir ve devlet yetkililerimiz bunun bîr tedbirim alır. Askerî yardımın haricinde bu kardeş ülkelerin Osmanlı Devleti'nden diplomatik yardım isteklerini de görüyoruz. Rusya'nın devletlerarası hukuku hiçe sayarak ülkelerine saldırdığı, büyük maddî zarara ve insan kaybına sebep olduğunu dile getirerek bunun durdurulması için Osmanlı Devleti ile İngiltere'nin tavassutta bulunmasını istemişlerdir. Onların bu isteklerine maalesef nasihatten başka bir cevap verilememiştir. Türkistan devletlerinin Osmanlı Devleti'nden istemekte olduğu konuların başında, İslâm dininin halifesi olması hasebiyle dinî istekler gelmiştir. Hac vazifesini ifa edebilmeleri için Türkistanlı müslümanların belirli güzergâhlardan emniyet içinde seyahat etmelerinin sağlanması ve buralarda onlara maddî yardımda bulunulması için yapılan ricaların hemen tamamı yerine getirilmiştir. Bu hususta 19

Mehmet Saray

Osmanlı yetkililerinin oldukça cömert davrandıklarını mevcut arşiv belgelerinden anlamaktayız. Türkistan devletlerinin liderleri sık sık Osmanlı idarecilerinden, ülkelerindeki medreselerinin sağlıklı bir biçimde çalışabilmesi için ders kitapları isteğinde bulunmuşlardır. Onların bu isteklerinin de tamamına yakım yerine getirilmiştir. Sevgili gençler, 1820'li yıllarda Türkistan'da çok hoş bir rekabet yaşanır. Hokand'ın başında Ömer Han vardır. Buhara'nın başında Haydar Şalı vardır. Bu iki Türk hükümdarı sanki asırlar sonra Ulıığ Bey'i taklit edercesine birbirleri ile kaç medresede ders verdikleri hususunda yanş halindedirler. Medreselerine Osmanlı medreselerinden kitap, malzeme rica ediyorlar. Biz şu şu ilimlerle uğraşıyoruz, öğrencilerimize medresede bunun malzemesini vennek lâzıın ve bize yardımda bulunun diyorlar. Bunlar sevinçle, ben size şunu ifade edeyim bu yardımlar da gidiyor, ama bu güzellikler kültürel ve biraz ilmî. Tabiî siyaset, üstünlük meselelerine gelince önce Haydar Şah Osmanlı Devleti'ne biat ediyor, bunu gören Ömer Han o da elçi gönderiyor, o da biat etliğini söylüyor. Biat, sevgili gençler müslüman bir toplumun, hilafet makamını temsil eden Osmanlı Devleti'ne bağlanıyor ve onun tâbiyetine giriyor, onun vatandaşlığına giriyor demektir. Şimdi bu güzel hadiseyi sizlere anlattıktan sonra son cümlemi burada ifade edeyim. Türkistan devletlerinin Rus işgaline uğradıktan sonra. ısrarla ülkelerinde Osmanlı Devleti'nde olduğu gibi ıslahat yapmak istediklerini dile getirerek bu hususla acilen yardım talebinde bulunulmuştur. İdadi, rüşdiye, hukuk, tıp ve mühendislik dallarında okul açılması için öğretmen ve öğrenci talebinde bulunulmuştur. Buhara emiri ve meclisinin gönderdiği müşterek raporda diyor ki: "Siz bizim kan kardeşîmizsiniz. biz bir cehaletin içine düştük. Moskof geldi. Ümıııet-i müslümanı ezdi" diyor. Sefirlerinizden "Öğrendik ki Osmanlı Türkiyesi'nde böyle böyle reformlar yapmışsınız, lütfen bu reformları yapacak hocaları ve idarecileri bizlere de gönderin. Sizlerin sayesinde bu Moskof zulmünden kurtulalım" der ve fevkalade, inşam gerçekten ağlatacak dramatik cümlelerle sona erer. ' Ben, sevgili gençler, kıymetli hocalarım, böyle altı güzel hocamızı sevgili başkanımız bir araya toplayınca, şimdi zaman yarışı var ben izin verirseniz, burada sayın başkanın İkazına uyayım ve soru olursa onu ben memnuniyetle cevaplamn.

20

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss. 21-35.

TÜRKİSTAN'DA OSMANLI TÜRK SUBAYLARININ FAALİYETLERİ (1914-1923)*

Timur KOCAOGLU Osmanlı Padişahı Sultan Abdülazİz Han (saltanatı: 1861-1876)'ın ferman ivla askeri yardım ile birlikle Osmanlı ordusımcUm istihkam subayı Miralay Ali Kuzun Bey. piyade subayı Mehmet Yusuf Bey, süvari subayı Çerkeş Yusuf Bey. topçu subayı İsmail Hakkı Bey ve başka dört emekli subay Enderun'dan Mıırad Efendi başkanlığında KaşgarEmiri Yakııp Han (saltanatı: )'a 1874 (Hicri 1291) yılında gönderilir. Yukarıda adlarını saydığımız bu Osmanlı subayları Türkistan hanlıklarına gönderilen ilk ciddi Osmanlı askerî heyetinde görev almışlardır. Sayın tarihçimiz Prof. Mehmet Saray Osmanlı subaylarının Doğu Türkistan'a gönderilmelerini Osmanlı ve İngiliz devlet arşivlerine dayanarak detaylı bir şekilde gözler önüne sermiştir,1 Saray'ın önemle beürüği gibi, daha önce 1863-1873 yıllan arasında Türkistan'ın güney bölgelerine vuku bulan Rus yayılmacılığı karşısında Hokand ve Hİve hanlıklariyle Buhara emirliğinin Osmanlı devletinden yardım ricalarına. İstanbul'daki saray içi karışıklığı ve dış güçlükler dolay isiyle Osmanlı devleti gerekli karşılığı verememişti. Sultan Abdülaziz Han'ın saltanatı sırasında Kaşgarha varan Türk subaylarının bilahare Türkiye'ye dönüşlerinde Padişah Abdülhamid'e sundukları layihalardan (raporlardan) Yüzbaşı Ali Kazım Bey'inkhü de sayın Melunet Saray yaymlaımşür. Ali Kazım bey'in Padişaha sunduğu lahihadan öğrendiğimize göre, Ali Kazım bey önce Yakııb Han tarafından Yarken t valisi olan Molla Yunus'un emrine verildiğinde. Yarkent şehrinde bir lopçu tabum kurarak topçuluk eğitimi verir. Ali Kazım bey raporunda Yarkent'teki lopçu taburundan 'İstanbul askeri gibi gayet mu'allem oldular" diyerek de övgüyle sözeder. Ali Kazım bey bu tapçu taburundan başka, daha sonra Yarken!'te 3.000 kişilik Türkiye'deki Nizam-i Ccdid'c uygun olarak bir alay meydana getirir ve onları eğitir.2 Doğu Türkistan'ın liderlerinden rahmetli İsa Yusuf Alptekin'in verdiği Bu makale, 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araşürmaları Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan "Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde tebliğ olarak sunulmuştur. Doç. Dr., Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi.
Mehmet Saray. Doğu Türkistan Türkleri Tarihi I: Başlangıçtan 1878'e Kadar, İstanbul: Kitabevi, 1997, s. 165-172 ve -'Ekler 1 bölümündeki arşiv belgeleri, s. 253-295. A.g.e., s. 254-255.

Timur Kocaoğlu bilgiye göre, Bedevlet Yakub Han Türkiye'den gelmiş olan subayların yardııniyle 80 bin kişilik bir ordu kurar. İsa Yusuf Alptekin'in bu konuda verdiği şu bilgi çok ilgi çekicidir: "Dedem Kasım Hacı Muhammed Ali Oğlu [Türk subaylarının eğittiği) bu orduda la Mini görmüş ve muhaberelere katılmış bir askerdi. Birkaç yerinde yarası olduğunu görmüştüm. Biz beş yaşlarında iken, hatıralarını anlatır ve heyecanlandığı zaman, bizi ayağa kaldırarak, 'Rahat, hazırol, marş, bir-ki, bir-ki...' tarzında komut verir, eski günlerini yâdederdi. Merhum 85 yaşında vefat etmişti."3 Rahmetli İsa Yusuf Alptekin beyin anlattığı dedesiyle ilgili bu küçük hatıra parçası bile, 1874-1876 arasında Türk subayları taralından eğitilen Türkistanlı askerlerin bu aziz hatıralarını kendilerinden sonraki genç kuşaklara nasıl aktardıklarını göstermesi bakımından çok önemlidir. Osmanlı subaylarının 19.uncu yüzyılın İkinci yansında, ya'ni 1870Merde Doğu Türkistan'da büyük bir başarıyla gerçekleştirdikleri bu resmî görevden sonra, biz Türkistan'ın herhangi bir bölgesinde Osmanlı devleti tarafından resmen görevlendirilmiş başka Türk subaylarını görmüyoruz. Ancak, resmen görevlendirilmiş olmasalar da, talihin bir cilvesiyle Osmanlı Devletinin son günlerinden, ya'ni 1918'den 1923'e kadar, bu kez Batı Türkistan Ma çok sayıda Osmanlı Türk subayı ile karşılaşıyoruz. 1914'te Kafkasya cephesindeki Osmanh-Rus savaşlarında, özellikle Ardahan'da çok sayıda Osmanlı askeri ve subayı Rus ordusuna esir düşerler. Önce Kafkasya "daki çeşitli askeri esir kamplarında bulundurulan Osmanlı askerleri ve subaylarının bir bölümü daha sonra Sibirya'daki Krasnoyarsk şelırmde bulunan askeri esir kampına yollanır. Krasnoyarsk kampından kaçabilen Türk subayları çeşitli gruplarda ve tarihlerde Kazak Türklerinin deve kervanlariyle bugünkü Kazakistan topraklarım boydan boya geçerek, Taşkent'e ulaşırlar. Onlardan bir bölümü Taşkent'te kalarak çeşitli yararlı faaliyetlerde bulunur. Bir bölümü de, 1920'de yeni kumlan Buhara Cumhuriyeti'ne gider. 1922 ve 1923 yılları arasında bu Osmanlı subaylarından büyük bir bölümü Türkiye'ye dönmüştür. Ama, maalesef onların çok azı kendi canlı hatıralarını yayınlayabildi.4 Batı Türkistan'da ve özellikle Buhara Cumhuriyeti'nde bulunmuş ve oralarda hem eğitim lıemde askerlik alanında çok önemli hizmetler yapmış olan Osmanlı subaylarından Raci Çakıröz ile tanışma ve onun ağzından hatıralarım yazma imkanına salüp oldum. Rahmetli Râci beyin hatıralarını 1971'de yazdığım halde, bu hatırat ancak 5 1987'de Türk Dünyası Tarih Dergisi'nin 1 ile 11 sayılarında yayınlanabildi.

3 4 5

İsa Alptekin, Doğu Türkistan Davası. İstanbul: Otağ Yayınlan, 1973(2. Baskî 1975); s. 129. Tahsili îybar, Sibirya'dan Serendib'e, İstanbul, 1950. "Türkistan'da Türk Subayları (1914-1923)"; Anlatan: Raci Çakıröz, Yazan: Timur Kocaoğlu. Tfirk Dünyası Tarih Dergisi (İstanbul), Sayılar: 1-11 (1987). 1971 'de haftada iki gece şimdi rahmetli o Um Raci Çakıröz'ün evine gidiyor ve o anlatırken, not alıyordum. Daha sonra, eve giderek notlarımda düzeltmeler yaparak, daktilo makinesinde temize çekiyordum. Herhalde dört veya beş a)' içinde Raci beyin hatıralarını tamamlayabildik. Kendisinin elinde Kaikasya, Sibiiya ve Türkistan Ma çekilmiş çok sayıda fotoğraf ve arşiv belgesi vardı. Elindeki bütün

22

Türlcistan'da Osmanlı Türk Subaylarının. Faaliyetleri (1914-1923)

Raci Çakıroz gibi Osmanlı subaylarının çok az bir kısmı hatıralarını yayınladıkları için, bu konuda çeşitli kaynaklara başvurmamız gerekiyor. Yayınlanmış kaynaklar arasında, değerli tarihçi Prof. Zeki Velidî Togan'ın 1969da basılmış olan hatıraları, Türkistanlı Abdullah Receb Baysun'un 1945'te İstanbul'da basılan Türkistan Millî Hareketleri adlı eseri önemJi bir yer tutar. Çünkü, hem Togan hemde Baysun o sıralarda, ya'ni 192Ü-1922 yıllan arasında Batı Türkistan'da Osmanlı subayları ile yakın ilişkilerde bulunmuş iki önemli görgü tanığıdır.5 Osmanlı subaylarının Batı Türkistan'daki faaliyetleri hakkında en önemli belgeler ise, henüz gün ışığına çıkmamıştır. 1922 ve 1923'ten sonra Türkiye'ye dönen o eski Osmanlı subayları herhalde bu konuda resmî makamlara kişisel raporlarını sunmuş olmalılar. Başbakanlık ve Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivlerinde bulunan bu belgelerin üzerindeki yasaklama süresinin biran Önce kaldırılmasını dileriz. İkinci Önemli arşiv belgeleri ise, bugün Özbekistan ve Moskova'da bulunmakladır. Bolşevik Rusyası gizli polisi ÇEKA (Çerezviçayni IComissiya "Fevkuladde Komisyon") özellikle Taşkent'teki Osmanlı subaylarını yakından izlediği için onların raporlamıda oldukça yararlı detaylar bulunabilir. Ayrıca, Buhara Cumhuriyeti de 1920 ve 1923 yılları arasmda çok sayıda Osmanlı subayını eğitim ve askerlik alanında önemli görevlere getirdiği için Buhara Cumhuriyeti'nin arşivlerinin de bu bakımdan dikkatle incelenmesi gerekir. Kısmen eski ÇEKA ve kısmen de Buhara Cumhuriyeti arşivlerinden yararlanan bazı yazarlar Sovyet dönenimde bazı edebî eserler yazdılar. Onlar arasında Tacik yazan Celal İkramı'nin 1979'da Düşenbe'de yayınlanan Garnizon T aslim Nemişeved ("Garnizon teslim Olmayacak") adlı piyesi ile Özbek yazan Halmirza Şükürov'un 1982'de Taşkent'te yayınlanan Kıl Köprik ("Kıl Köprüsü", ya'ni "Sırat Köprüsü") adlı romanı ve Tatar yazarlarından Tevfık Eydi'nin 1991'de Kazan'da yayınlanan İlan Uvı ('"Yılan Zelıiri") adlı romanını anmak lazım7. Bu piyes ve romanlardaki karakterler arasmda Osmanlı Türk subayları da önemli yer alıyorlar. Osmanlı subaylarının kişiliği ve faaliyetleri, Tacik yazarı tarafından çok olumsuz bir şekilde sunulurken, Özbek ve Tatar yazarları tarafından ise, olumlu olarak yorumlanışı dikkatimizi çeker. Tabii, Sovyetler Birliği parçalanarak. Batı Türkistan'da beş bağımsız cumhuriyet ortaya çıktıktan sonra, Osmanlı Türk ve Türkistan ilişkilerini ele alma üzerindeki yasak da kalkmış oldu. Buna bir örnek vermek islenin. Benim 1987'de İstanbul'da yayınladığım Raci ÇakırözHüı hatıraları tam onbir yıl sonra 1998'de Taşkent'te çıkan Cihan Edebiyatı adlı dergide Türkistan'da Türk Ofitserlerf adıyla biraz kısaltılmış olarak s yayınlandı.

fotoğraf ve belgelerin birer filmini çikıımıaina ve bu hatıraları yayınlama yetkisini bana verdiği halde, bu 1987'ye kadar mümkün olmadı. Zeki Velidi Togan, Hatıralar, İstanbul. 1969 (Dizinli yeni baskı: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. 1999); Türkistanlı Abdullah Receb Baysun, Türkistan Millî Hareketleri. İstanbul, 1945. Celal İkrama "Garnizon Taşlını NemişevecF, Edebiyatı So\>eti (Düşenbe). No. (1979), s. 1746; Şükür 1 lalmirzayev "Kıl Köprik", Şark Ynlduzı (Taşkent), No. 9-12 (1982) ve daha sonra kitap olarak yayınlandı: Şükür Halinirzayev, Kıl Köprik, Taşkent: Gafur Gulaın, 1984; Tevfîk Eydi, İlan Uvı. Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı, 1991. Cihan Edebiyatı (Taşkent), No. 6 (1998).
23

Timur Kocaoğlu 1918 ve 1923 arasında Batı Türkistan'da yalnızca daha önce Ruslara esir düşmüş eski Osmanlı subaylarını bulmuyoruz. Bilhassa, 1920 ve 1922 arasında çok üst düzeyde Osmanlı paşalanyla da karşılaşıyoruz. Osmanlı generalleri arasında tabiiki ilk önce 1 Türkistan'a Baku üzerinden 1921'de varım Enver Paşa ve daha sonra Cemal Paşa dır. Onlardan ayrı olarak, Teşkilat-i Mahsusa'nm önemli üyelerinden Hacı Selim Sami, Emrullah Bey. Demeli Adil Hikmet Bey. Hüseyin Bey. Bursalı İbrahim Beyler de Türkistan'a giderler ve onlar "Beş Türkler" diye ün kazanırlar. Değerli sözlü tarih yazarı Cemal Kulay Ana-Vatan'da Son Beş Osmanlı Türkü adıyla 1964'te yayınladığı eserinde, bu beş Osmanlı Türkünün Türkistan'daki faaliyetleri hakkında onların ağzından ilgi çekici bilgiler verir.9 Burada Ankara hükümeti ve Mustafa Kemal Atatürk'ün özel direktifleri ile 1921'de Türkistan'a gönderilen Soysallı İsmail Suphi bcy'in Taşkent'teki Türkistanlı aydınlar arsındaki faaliyeti ve özellikle kısaca TMB diye anılan "Türkistan Millî Birliği" adlı gizli teşkilatın kuruluşundaki katkısını da burada belirtmeliyi/.. Enver Paşa'nın Türkistan'da Ekim 1920 ile Ağustos 1922 tarihleri arasında iki yıldan biraz az, ama çok hareketli ve heyecanlı faaliyeti maalesef Türkiye'de detaylı bir şekilde ortaya konulmuş değildir. Tekin Erer gibi bazı yazarların Enver Paşa hakkında 1970'lerde yay miadı klan gerçeklere dayanmayan "hamasî'" kitaplarından yararlanılma imkanı çok azdır.10 Şevket Süreya Aydemir ise. Enver Paşa hakkındaki üç ciltlik eserinde, Türkistan bölümünü çok kısa ve sathi olarak geçmiştir.11 Enver Paşa hakkında bildiğimiz en ciddi çalışma Japon bilgim Prof. Masayuki Yamauclü tarafından 1991'dc Tokyo'da yayınlandı.12 Masayuki Yamauchi bu eserinde Ankara'da Türk Tarih Kurumu'unda saklanan Enver Paşa'ya aid 21 dosya içindeki özel evrakları ve mektupları Latin alfabesiyle Türkçe olarak yayınlamıştır. Yamauchi'nin yayınladığı mektuplar arasında. Enver Paşa'nın 28 Ocak 1922'de Şarki Buhara'da Ahcar köyünden Berlin'deki arkadaşı Kamil Bey'e gönderdiği mektuptaki aşağıdaki satırlar, Enver Paşa'mn Türkistan'da bir yandan Ruslarla çarpışırken, bir yandan da oranın İlerisi için nasıl planlarla kafasının dopdolu olduğunu göstermektedir: "Burada, Şarki Buhara'da, Darvaz vilayetinde dağ içinde ve derelerde halk tarafından ibtidâî işletilmekle olan altın ma'deni var. Sonra, demir, kömür, petrol, yakut, kurşun ma'deııleri var. Acaba Almanya'dan buraya hesabına emîn bir ma'den mühendisi göndermek imkan olmaz mı? Eğer Günler bu işler için yardım çaresini bulursa çok iyi olacaktır. Büyük Parebellum tabancalardan hiç olmazsa 10 tane göndermeyi unutma. Sonra, acaba bir Zepplin (balonu) ile burayla te'sis-i rabıta mümkün olamaz mı, ve kaça mal olur? Buradan parasını vermek mümkündür. Oradakilere selam. Babanım ellerinden öperim. Enver."13

11

13

Cemal KuLay, Aııa-Vatan 'da Son Beş Osmanlı Türkü, İstanbul: Tarih yayınları, 1964. Tekin Erer, Enver Paşa 'tun Türkistan Kurtuluş Savaşı, İstanbul: Maytaş Yayınevi, 1973. Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya 'darı Orta Asya'ya Enver Paşa, I-Ill. İstanbul: Remzi Kitabevi. 1970-1972. Musayııki Yamauchi, The Green Crescent Uncler the Red Star: Enver Pasha in Soviet Russkt 1919-1922, Tokyo, 1991. Masayuki Yamauchi, cug.e., s. 293-294.

24

Türkiye'de okuyarak Osmanlı ordusunda assubay olmuştu. Özellikle benim yayınladığım Râci Çakıröz'ün hatıralarına dayanarak. Osmanlı subayları Taşkent şelırinde ve Buhara Cumhuriyeti'nde daha önceden mevcud olan cedit okullarında görev almış. Yüzbaşı Galib. Yüzbaşı Sait Bahri.ıfi Yarbay Ziya Bey.18 Üsteğmen Ziya Bey. 15 -Türkistan'da Türk Subayları (1914-1923)". İstanbul: Bağlam Yayınlan. Hoşnud Olmayan İman: Enver Paşa.k.17 Kurmay Binbaşı Nuri Bey. Üsteğmen Mehmet Sadık (Samsunlu). Mehmet (AğıistosHı). Hilmi (Aksaraylı). 14 Masayuki Y. 17 Ziya Bey 1915'te 9. Önce Ruslara esir düşerek Sibirya'daki Krasııoyarsk esir kampına gönderilen ve daha sonra çeşitli gruplar halinde oradan kaçarak Taşkent ve Bulıara'ya geçen 300 kadar Osmanlı subayının Türkistan'daki faaliyetlerinin başlıca İki alanda yoğıınlandığmı görüyoruz. Talat (Edirneli). dizin. 1 Sait Ahrari aslında Türkistan'ın Hoccnt şehrindendir.ıtnauchi. yeni okullar açmışlar. Bugün elimizde mevcut kaynaklara.Türkistan 'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Masayuki Yaraauclıi'nin Enver Paşa hakkındaki başka bir eseri de Hoşnud 14 Olmayan İnsan: Enver Paşa adıyla geçen yıl İstanbul'da yayınlandı. 19 Ziya Bey Türkiye'de Bayburt Kaymakamı olur. "" Üsteğmen Nafi Bey Türkistan'da Enver Paşa'mıı yaverliği görevini yapar. Üsteğmen Nafi (Manastırlı)20. Bunlardan biri. Assubay Sait Ahrari. a. sivil eğitim.19 Süvari üstteğnıeni Cavit Bey. Kolordu 83. Osmanlı Devleti'nde gördükleri son modern öğretim ve eğitim yöntemlerim Türkistan'da uygulamaya sokmuşlardır. İsmail Hakkı (Kayserili). Yüzbaşı Şükrü. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. daha sonra Türkiye'ye dönünce "Atuf1 soyadını alır O Zeki Velidi Togan. 597. ıs Üsteğmen Yunus (Musullu) milis kuvveti olarak kurulan Buhara Ordusunun kumandam olur. 1998. Yüzbaşı Cemal. İkinci alan olan askeri eğitimde ise. ikincisi ise Buhara ordusunun temelini atmak için girişilen askeri eğitimdir. Talisin İybar. Üsteğmen Yunus (Musullu). Mataracı Rıfat.g. Binbaşı Rıfat. mülazim-i evvel Süleyman Sami.21 Yedcksubay Halil (Bartınlı). s. Binbaşı Hüsnü. Yüzbaşı Faik (Edirneli). Osmanlı subayları özellikle genç Buhara Cuııılıuriyeti'nin milli ordusunun kumlusunda çok önemli katkılarda bulunmuşlardır. 25 . 1999. Yüzbaşı Emin. Alay komutanıydı. bir ara Antalya Valiliği yapar ve daha sonra Ali Çetrnkaya'nm Nafıa vekilliği sırasında onun müsteşarı olur. Tüfekçi Arif. Topçu mülazim-i evveli Haydar Şevki. 16 Arif Bey Türkiye'ye döndükten sonra Baytııng soyadını alır. Sait Cemal. Binbaşı Osman Bey (Harputlu). Türkistan'da faaliyet gösteren Osmanlı subayları: Raci Çakıröz'ün hatıralarında aşağıdaki Türk subaylarının adları geçer:15 Albay Arif (Çengelköylü). Hatıralar (Yeni Baskı). Kazim Bey.

. Sırada soldan 4. 1919).3' Resim 1: Türkistan'daki Yenilik (Cedirçilik) hareketinin önderlerinden Münevver Kari (2. Sakallı) bir grup Türk subayları ve başka Türkistanlı aydınlar ile (Taşkent.

. 7 •I Resim 2: 1920'de Taşkent'teki Turan mektebi öğretmenleri ve s_ınıf mümessilleri (orta sırada oturanlardan sağdan 2. Raci ÇakırÖz ve 3. Yüzbaşı Galip Türk subaylarıdır).5- S.

Resim 3: Taşkent'te öğretmenlik yapan Osmanlı subayları ve Türkistanlı öğretmenler (ilk sırada soldan 1. Raci Çakıröz. 2. 3. Hilmi. Yüzbaşı Galip Türk subaylarıdır) .

ve 4. . (Raci Bey) Türk subaylarıdır.O Resim 4: Buhara Cumhuriyeti"nin Çarcoy şehrindeki Öğretmen Okulu hocaları: Oturanlardan soldan 1.

İS) o JEtesim 5: Buhara Cumhuriyeti Maarif Nazırlığı (Milli Eğilim Bakanlığı) tarafından Türk subayı Raci Çakıröz'e verilen öğretmenlik yıllarını gösteren resmi belge (Belge Arap yazısiyle Özbekçe ve Rusça olmak üzere iki dildedir). .

. Resim 6: Osmanlı subaylarının idaresinde Taşkent'te sahneye konan bir piyesten sahne."ÎT*.

Timur Kocaoğhı o^İ^^ Resim 7: Buhara Milli Ordusunu kuran Osmanlı subaylarından Musullu Yunus Bey. .

.Kesim 8: Osmanlı Subaylğrinin yetiştirdiği Buhara Cumhuriyeti ordusundan bir takım.

Resim 9: Buhara ordusundan başka bir görünüş. .

35 . Ağustos 1920'de Buhara'ya kısa bir gezi yapan Cemal Paşa. Milli Bando Cemal Paşa'yı Türk marşları çalarak seJamlamıştı. Raci Çakıröz ve 4. Önden ikinci sırada soldan 3. Osmanlı subaylan tarafından kurulan Buhara Milli Ordusunu teftiş ederek. çok memnun kalmıştı.F Türkistan'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Resim 10: Buhara Ordusu bandosu. Türk subaylarıdır.

üzülerek belirtmek gerekir ki ahi teşkilatının mahiyetini ve yayıldığı coğrafi sahayı i/ah çimekten uzaktır. ondördüncii yüzyıl mezar taşlarında ve onbcş ve onalUııcı yüzyıl Osmanlı belgelerinde rastladığım ahiler ve onların tesis etdikleri zaviyeler üzerine özet bilgiler sunacağım. Ihn Bal t ula seyahatnamesi. teşkilat ve onun dayandığı fikirlerin Osmanlı döneminde kazandığı yeni mahiyet izah edilmiş olacaktır. Aşıkpaşa Tarihi. Anadolu'da bu yüzyıllarda 'fütuvvet tarikatı' adıyla bir tarikat la mevcut değildir. Hz. sanının. fütuvvef meslekine salik olan ahiler. onbeş ve onaltmcı yüzyıllarda yazılmış Osmanlı belgelerindeki kıymetli bilgiler bu teşkilat üzerine ışık saçar. 'onüçüncü yüzyılın mesleki tasavvufı bekarlar zümresi' olarak yorumladığı ahiler üzerine ayrı bir kitap hazırladığını beyan etmişse de böyle bir kitabı ne yazık ki neşredcmemİştir. AkifERDOGRU Anadolu'da ontiç ve ondördüncii yüzyıllarda mevcudiyetlerini ve faaliyetlerim bildiğimiz ahi teşkilatı üzerine şimdiye kadar yapılmış anıştırmalar. Bu önemli teşkilat üzerine ilk ciddi yorumlar merhum Prof. Ona göre. s / . Taşköprülüzadc'nin Şakayık-ı Numaniye'si ve htaııtıkü't-Tayr'ın ondördüncii yüzyılın ilk yarısında yetişen büyük Türk şairi Gülşehri'ce yapılan Türkçe çevirisi gelmektedir. Aslında. Ayrıca. Şimdiye kadar yerli ve yabancı tarihçilerin ahi teşkilatı üzerine ileri sürdükleri görüşleri kısaca özetlemekte fayda vardır. soy kütüklerini. Köprülü. Bu bilgiler dikkatlice değerlendirildiği zaman. füiüvvetnanıeler. İzmir 2000. Fuat Köprülü'ye aittir. en diğer yerli araştırmaların konuya ilgi duymalarını sağlamalıydı. ss. Ahilik Haftası'uda okunmuş bildiri. Ayrıca. Doç. Muhammed'e kadar ulaşmakladırlar. ANADOLU'DA AHİLER VE AHİ ZAVİYELERİ1 M. Halbuki. Ali vasıtasıyla Hz. misafirperverlik ve mertlik gibi güzel insanî hasletleri hem müslümanlara hem de gayrimüslimlere aşılamış olması. 15-16 Ekim 1997 tarihleri arasyndu Kırşehir'de düzenlenmiş ohııı 10. Bunun başlıca sebebi Osmanlı tarihçilerinin bu konu üzerine yeterince eğilmemiş olmalarıdır. Bu teşkilatı yazarken onun kullandığı özgün kaynakların ilki. Dr. tarihçiler dışında.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Bu bildirimde. 37-55. teşkilatın kuruluşu üzerine kıymetli bilgilere sahip olmamıza rağmen. daha sonraki yüzyı Hardaki durumunu özellikle Osmanlı zamanındaki gelişimini bilememekleyiz. Hacı Bektaş'm MakalaVı. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Bunlar sadece bir esnaf topluluğu değildir. Anadolu ve Rumeli'nin bir kısmında yayılmış olan bu teşkilatın hem Türk özelliği taşıması hem de cömertlik. EttiLkVmnMenaktbü'l-Arİfm'i.. asıl olarak.

Ahi Emir Ahnıed-i Bayburlî. Eflaki'nİn eserinde adı geçen Alü Ahmed. Anadolu Selçuklu sultam I. İzzeddm Kcykavus'un füüıvvet teşkilatına girmesinden sonra. Cahen kısa bilgiler vermiştir. Moğollara karşı birleşmişlerdir. Alü Türk. siyasi önemlerinin kalmadığına işaret eder. Ahi Natur'un Mevlana Celaleddin-i Rumî'nin müridi olduğu zaman yüz on yaşında olduğu yazılıdır. Eflaki'nin eserinde bu ahilerdenden başka. İslam âleminin her sahasında göze çarpan esnaf teşkilatına bağlı olduklarını öne sürer. ilkinin 1297-1298. Alıi Muhammed Seyyidabadi ve Ahi Çoban gibi ilk ahiler üzerine Prof. Ahi Kaysar. ikincisinin de 1294 veya 97 yıllarında vefat etliklerini belirlemiştir. Yine o. 1262-1263 tarihlerinde Divriği'de ölen Alıi Abdurrahman'dır. onikincİ yüzyılda Anadolu'da ahi teşkilatının ya da ahilerin olup olmadığıdır. Cahen'e göre ikinci önemli mesele de Konya'da alülerin siyasî olarak Moğolları mı yoksa Türkmenleri nü tuttu klandır? Bu hususta Prof. ilk ahi olarak. Alıi Bcdreddin. ancak ondördüncü yüzyıldan sonra. 1284 yılında vefat etmiş olan Hüsamcddin Çelebi'uin büyük babasıdır ve diğer ahilerden daha önce alü teşkilatına girmiş olmalıdır. Cahen ifade etmişlerdir. Prof. ilk alıi 1216-1217 tarihlerinde Antalya'da yazılmış bir vakıfname adı geçen Ahi Enıinüddin Mahımıd bin Yusufdur. müteveffa Prof Claude Cahen'in ahiler üzerine belirttiği görüşlerin ise ayrı bir kıymeti bulunduğu kuşkusuzdur. Acaba Anadolu'da isimlerini yukarıda belirttiğim bu ahilerden daha önce yaşamış bir alıi var mıdır? Bu sual hakikaten teşkilatın kökenlerini ve yayıldığı cığrafi sahayı göstermesi bakımından önem taşnnaktadır. Ahi Muzafferiiddin. Ahi Musa. Çünkü. Zira. Cahen'in esaslı yorumunu hakikaten kabul etmek 38 . bu ahilerden başka. Yine. Cemaleddin Alü Gühertaş ve Ahi Evraıvın da onüçüncü yüzyılın ortalarında yaşamış olabileceklerim Prof. Ahi Mustafa. o: 'Anadolu 'da İslamiyet' isimli ünlü makalesinde. Cahen. biraz tasavvufi bir renk aldığuiı. 'anarşi devre/erin de' kuwet ve kudrel kazandığını. kısacası ahilerin Osmanlı denetimine girmesinden sonra. Merhum Köprülü'nün ahiler üzerine beyan ettiği bu görüşler kuşkusu/. Osmanlı devletinin kuruluşunda bunların büyük bir amil olduklarını açıklar. devlet kuvvetini değil. hakkında ileride daha fazla bilgi vereceğimiz Konya yaşamış Urmiyeli Alü Türk'ü kabul etmekledir.. Akif Erdoğnt Batınî bir tarikat olarak doğan alillerin 1360-1361 yıllarında Ankara'nın Osmanlılar eline geçmesinden sonra. 1243 yılında vukubulan Kösedağ savaşından sonra Ahiler ile Fıtyan. kıymetini hain muhafaza etmektedir. Onun çözmek istediği sorunlardan ilki. alpler ve sipahiler arasında münasebet peyda eliklerini belirtir. bilindiği gibi. mahalli halk idaresini temsil ettiklerini ileri sürer. Tarih-i al-i Selçuk'da Alıi Alııned ve Alıi Alınıedşalı adlı iki Konyalı ahinin adı yazılı olduğunu bildirmiştir. Mevlana'nm Mektuba! adlı eserinde adı geçen Emir Alıi Mehmed. Onun bu husustaki temel görüşü şudur. Ahmcdşah'ın vefatından sonra Konya rindlerinin (çoğulu: rünud) basma Alü Sıddık'ın oğlu Alü Mustafa geçmiştir. İkinci ahi. Ahi Basara. Alıi Polad ve Ahi Sıddık'm adı geçmektedir. ahilerin Osmanlı Öncesinde geliştiklerini. Bunların. Alıi Muhammed Divane. Anadolu şehirlerinde ahiliğin kuvvetlendiğini.M. Özellikle 'Ahİyan-ı Rum ' denilen zümrenin Osmanlı merkez idaresi kuvvetlendikten sonra sadece esnaf teşkilatı mahiyetinde kaldığını ifade eder. ahiliğin ne şekil bir mahiyet kazandığı hala açıklanması gereken karmaşık bir mesele olarak kalmakladır. 'Sevakıbü'lMeiıakıh' adlı eserde. Köprülümden başka. Üçüncüsü ise onüçüncü yüzyıl başlarında Konya'da yaşadığını bildiğimiz Alü Natur isimli ahidir.

onüç ve oııdördüncü yüzyıllarda Anadolu'da loncalar halinde teşkilatlanmış füluvve İdeallerini uyarlayan genç erkek derneklerinin lideri için kullanılmış bir kelimedir. Murad. bu yazıtta. esnaf teşkilatı şeklinde sürekli olarak devam ettirdiği için. Osmanlı arşiv bilgileri Muallim Cevdet'in kıymetli eserinde bulunabilir. Onüç ve oııdördüncü yüzyılın Türk beyleri ve I. Lonca üyeleri tararından seçilen ahi babanın Ahi Evran'ın neslinden geldiği iddia olunur. Konya'nın hayalını tehâil ettikleri zaman da Türkmenlerin büyük düşmanıdırlar \ Açıklanması gereken diğer bir sorun da ahiler ile esnaf arasındaki ilişkiler başlangıcı ve malüyeüdir. Neşet Çağatay'ın araştırmaları da teşkilatın inanç ve gelenek tarafına yöneliktir. Onların vatan sevgisi çok fazladır. Dr. Kırşehir'in ahi abbaları esnaf loncalarını dolaşarak icazetname verililerdi. Disiplinsiz harelcetleri genellikle kendilerine saldıranlara karşıdır. Uygurca'da ve Kaşgarlı Mahmud Lügatı'nda bu kelime 'akı' şeklinde geçmekledir. Bence diğer önemli bir mesele de Fuat Köprülü'nün başlangıçta batini olarak zikrettiği ahi teşkilatının. Ona göre ahi. Her ne kadar. Yukarıda isimlerini belirttiğim modern ve özgün kaynaklara ilave olarak. ahi teşkilatı üzerine ışık saçmaktadır. Bu önemli Türk teşkilatı üzerine dikkate değer bir takım araştırmalar Prof. Prof. Fevkalade bir misal. Çelebi Mehmcd gibi Osmanlı padişalüan ahi teşkilatını canii gönülden desteklediler. Mikail Bayram. Çünkü biliyoruz ki Şeyh Edcbalı gibi ahiler Osmanlı devletinin kumlusuna katkıda bulundular. Franz Teasclmer tarafından yapılmıştır. Örneğin. Arap ve Fars topraklarında ahiliğin yayılmamasınm sebepleri bilinmemektedir. Ancak bu kaynaklar araştınnacılarca ne yazık ki yeterince kullanılmış değildir. Türkiye Cıımlıııriyeti'nin kuruluşuna kadar izlerini. Onüçüncü yüzyıl sonlarında Anadolu Selçuklu devleti parçalanırken. bu teşkilat onüçüncü yüzyıl Anadolusu açısından son derecede öneme haiz ise de. Bu konu benini bildirimin sınırlarını aşacağı için üzerinde durmuyorum.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri gerekiyor: 'ahi/er hiçbir siyasi gücü olmayan fakat iktidar boşluğu bulunan zamanlarda karışıklıklar çıkmış şehirlerde ön sırayı alan. Ahi Evran ve ilk alillerin hayatları henüz aydınlatılmayan konular arasındadır. Dr. özellikle Ahi Evren'in hayatım araştırırken ahi teşkilatın kuruluşu üzerine Arapça ve Farsça yazma eserlere dayanan yeni kıymetli yorumlamalarda bulunmuştur. zamanımıza kadar ulaşmış Osmanlı arşiv belgeleri ve mezar taşlan. Ahiler yönelimi doğrudan doğruya ele geçirdikleri zaman Moğolların. bazı konular hata açıklanamamıştır. çok kısa bir süre içerisinde. Konya'da Hüsameddin Çelebi'nin kabir kitabesidir. Bayezid. Ahiliğin diğer yönleri de incelenmiştir. Debbağların ahi babası bütün lonca teşkilatının başıdır. düzenli ordunun eksikliklerini iamamlayab'üen önemli bir teşkilatdır. Ahiler Selçuklu yönetimine bağlı görünüyorlar. Prof. Bir kısmı zamanımıza ulaşabilmiş bu üzerine Arapça yazılar hakkedilmiş bu mezar taşlarında en azından ahilerin isimleri ve vefat tarihleri bize bildirilmektedir. Konya'da Ahi Türk olarak bilinen mühim bir kişinin nesli ortaya 39 . Ahilere ait mezar taşlan bu konuda yeterince kullanılmamış özgün kaynakların başında gelmektedir. Modern Türkiye'nin kuruluşu açısından da önemlidir. Orta Anadolu şehirlerde ortaya çıkan eşkıyaların (rümtd) liderlerine de bu isim verilmiştir. Osmanlı döneminde. Modern araştırmalara rağmen. 1. devletin denetimi altında bir sünni mahiyet aldığıdır.

Alıi Ali oğlu Ahi Yusufun kabir taşında: 'Ahi Ali oğlu Ahi Yusuf merhum mağfur Fena aleminden Beka alemine göçmüştür.M. 'Ahi Şerefeddin oğlu Ahi Hüseyin Allah onu affetsin yıl 731'. Aicif Erdoğru koymakladır: 'Bu türbe şeyhlerin şeyhi. merhume öbür dünyaya intikal etmiştir'. Ahi Şerefeddin Mehmed oğlu Alıi Yusuf. Alıi Sinanüddin kabir taşında. Ahi Sinanüddin. Niğde'de türbesi bulunan Gündoğdıt oğlu Ahi Eyyup 745( 1344) yılında vefat etmiştir. Alıi Yakup. Ali. Bilinmeyen yeni ahilerin İsimleri mezar taşlan sayesinde ortaya çıkarılabilir. Ahi Hüseyin'in kızı Ayşe Hatun Iahdinde ise: 'Masume. Nitekim. Örneğin. merhum R. 833 yılının Zilkade ayı' yazılmıştır. Keykubad oğlu Hüseyin oğlu Ahi Murad. Ankara'da Alıi Şercfeddin türbesi 731 (1330-1) İnşa edilmiştir. Hacı Ahi Hüsam. Hz. Melul Meriç. Alü A1İ. Allah onu affetsin. Akşelıir mezarlığında ahilere ait mezar taşlarını tesbit etmişti. Ahi Arif oğlu Alıi Yusufun kabir taşında: 'Ahi Arif oğlu Ahi Yusuf sene 787 (1385)'. Alıi Melik. Hakkın ışığı Ahi Türk olarak da bilinen Urmiyeli (İran Azerbaycanı 'nda) Hasan oğlu Mehmed oğlu Hüsameddin Hasan 'indir. Bu taşlardan ahilerin vefat tarihleri tesbit edilebilmektedir. Allah ondan ve onlardan razı olsun. Mezar taşları ve bir kaç Arapça vakıfname bir çok Ankaralı ahinin ismini bilmemize olanak tanımaktadır: İsmail oğlu Ahi İshak. Kabir kitabesinde mevcut bütün bu bilgiler ahilerin tarihi için son derecede kıymetli birinci eldir. Ondördüncü yüzyıla ait Ankara'da mezarlıklarında olan bir kaç alıi mezar taşı Konya müzesi eski müdürlerinden merhum Yusuf Akyıırt larafmdaıı tesbit edilmiştir. Alıi Şererüddin'in oğlu Alıi Hüseyin'in lahdi çok basit ifadeyle yazılmıştır. Hüsameddin oğlu Ahi Şerefüddin Mehmed. Alıi Şerefeddin Mehmed oğlu Ahi Hüseyin. Kabir kitabesine göre Hüsameddin cl-Hüseyni oğlu Alıi Mehnıed (Şerefeddin) 731 yılında vefat etmiş ve Patıma. ariflerin önde geleni. Onların ruhunu kutsal kılsın. Alıi Sinan oğlu Alıi Çelebi. Günü'. 702 yılı Rcbiütewel ayının gurresi' yazılıdır. şehide. Görüldüğü gibi Alıi Elvan ve Alıi Şcrefddin ailesiyle ilgili mezar taşlamadaki ifadeler son derecede basit ve anlaşılırdır. doğru yolun (islam) ve bilginin imana. Alıi Şerefeddin Mehmed oğlu Ahi Hasmı. Ahilere ait bu mezar taşlan kuşkusuz son derece kıymetlidir. Alıi Elvan oğlu Emir Paşa'mn kabrinde: 'Ahi Elvan oğlu Emir Paşa küçük dost erkek alemine göçmüştür: Kabri iyi ve (emiz olsun. Ahi Arif oğlu Alıi Yusuf. Scyyid Şemseddin Ahi Yakup oğlu Alıi Hüsameddin Hüseyin {diğer adı: Alıi Fahrcddin). Alıi İshak oğlu Scyyid Şcmscddin Ahi Yakup. Ahi Ali. Ahi Elvan kızı Seher Hatun"un kabir taşında: 'Ahi Elvan kızı Hacı Seher Hatun dünyadan kadınlar alemine göçmüştür. 843 yılının Ramazan ayında'. Bu sebeple. Nizamiiddin Hezar oğlu Mccdüddin İsa oğlu Ahi Elvan Mehmed. bu yazıtların vakit geçirilmeksizin hemen toplanılması ve değerlendirilmesi gereklidir. dokuzuncu göğün hazinelerinin anahtarcısı. 'Ahi Sinanüddin Mülk dünyasından Ahirete göçmüştür'. Alıi Suca. erdemin babası. Sene 789 (1387)\ Alıi Murad kızı Falıma hatun Iahdinde: 'Keykubad oğlu Hüseyin oğlu Ahi Murad kızı Hacı Falıma nıağfure. yeryüzünün hazinelerinin güvenilir kişisi. Alıi Arif. Allah 'in rahmetine gark olmuş Ahi Hüseyin kızı Aişe vefat etmiştir. Alıi Ali oğlu Ahi Yusuf. Çoban oğlu Ahi Yakup. Ahi Sinan. Hacı Alıi Murad oğlu Hacı Şemseddin Alıi 40 . Zehra. sa'ide. zamanın dostu. 683 yılının Şaban ayının 24. Alü Hüsam oğlu Hacı Alıi Murad. on imam İçin dua edilmesini vasiyet etmiştir.

Ama ne yazık ki flUuvve ahlakı zanaat loncalarında devam etti. Bu ortaçağ toplumunda bu cemaatler mevcudiyetlerini korumak için dinî ve ahlakî mazeret aramışlardır. Arap topraklarında şeyhler esnaf loncalarının asıl idarecileri olmalarına rağmen.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahıned. ondördüncü yüzyıl Anadolusu 'nda da ahi denilmiştir. Ahi Mamak. İlk zamanlarda ahiler Osmanlı devlet ve toplumunda önemli bir rol oynadılar. ahilik adı altında. Kadı veya beylerbeyinin onlar üzerine kethüda seçtiği kişileri reddettiklerine dair bir çok vesika vardır. Şeyh mersairnleri yönelen bir görevliydi. oynadılar. Hakikaten merkezi hükümet esnaf loncalarının yetkilerine saygı duymada sıkıntı hissetmiştir. ancak bunların çoğu 'ahi' unvanını taşımaktaydılar. Aynı örnek ve aynı terminoloji Osmanlı sarayında. Ondört ve onbeşinci yüzyıllarda bu akım. Anadolu toplumunda hüküm süren bir etkendi. onaltmcı yüzyıl sonlarına kadar kazandığı mahiyet üzerine Prof. Ustalar eğer isterlerse kethüdayı görevinden alırlar ve yeni birinin seçiminde hükümetin müdahelesine daima karşı koyarlardı. Şehirlerde ahi akımı basit bir esnaf lonca teşkilatı oldu. Bu esnaf loncası içerisinde bir küme zanaatkar ayrı bir grup kurmak istediklerinde bir kethüda seçerler ve onları bağımsız bir esnaf loncası olarak kaydedecek olan mahalli kadıya giderlerdi. tarikatlarda ve esnaf loncalarında bulunabilir. Şevh fütüvve ahlakını çok iyi bilen esnaf loncasının tecrübeli ustalarından seçiliyordu. Halil İnalcık9in yorumu: 'Za\>iye kuran şeyhler farklı tarikatlara bağlıydılar. Böylece her zanaat loncasının başında bu ahlakî ve dînî yetkiyi temsil eden bir şeyh bulunmuştur. orduda. Esnaf loncalarını devletin kurduğunu ve denetlediğini veya sosyal olarak farksız bir toplum oluşturduklarını söylemek bir abartıdır. Bunlar. Çıraklık ve ustalık merasimlerinde loncalarda ceza verme ve bildirmede bunlar başkanlık yapıyorlardı. Hakikaten başlangıçtan beri İslam esnaf loncaları yönetici askeri ve idari sınıfa zıt olarak halkı temsil etmiştir. Rumeli'nin yeni fethedilmiş topraklarında yüzlerce zaviye kurdular. Esnaf loncalarında zanaatkarlar kendileri adına hükümetlerle başarılı ilişkiler kuracak ve esnaf loncası nizamlarını icra edecek kendi üyelerinden bir kişiyi kethüda olarak seçtiler. 1330 'da Anadolu 'yu ziyaret etmiş olan Ibn Battııta bunların canlı bir tasvirini yapmıştır. Bu dönemde Anadolu 'da güçlü bir merkezi otorite olmadığından dolayı ahiler birkaç kamu hizmetini icra ettiler ve şehirlerde siyasi bir güç oldular. Ahi teşkilatın. Bu kişiye Osmanlılar kethüda. Kethudasız bir esna/loncası bağımsız addedilmeyeceğinden dolayı hu seçim çok önem taşıyordu. Şehirlerde her zanaat kümesi seçtikleri bir ahinin başkanlığı altında fütüwe esaslarına göre teşkilatlandırılmıştı. Hükümetler kethüdalar vasıtasıyla esnaf lonca!arıyla irtibat kurar. Ahi Adil. Ahi fikri bir tarikat olmaktan daha ziyade sosyal bir teşkilat idi. ahileri gitdikçe kendi denetimi altına aldı. Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud sadece isimlerini bildiğimiz ahilerdir. Böyle teşkilatlanmış bir cemaatin en önemli üyesi dış dünyayı temsil eden ve dış işlere yönelmiş olan erkektir. kethüda loncaların hükümete ödeyeceği vergileri tahsil eder ve hükümete öderdi. Yakıdoğıı toplumumla eski zamanlardan beri ortak ideal ve alakaya sahip cemaatler kendilerini belli bir örneğe göre teşkilatlandırmışlar dır. medreselerde. Şeyhler esnaf loncalarında önemli bir rol. ancak merkezileşme ve yetkilerin büyümesiyle devlet. Osmanlı zamanında kethüda ahinin yerini aldığında esnaf 41 . Anadolu ve Rumeli 'nin orta kısımlarında dinî bir önder mevkiinde kalmışlardır. Araplar şeyh derken.

Osmanlı belgelerindeki bilgiler alıilerin Anadolu ve Rumeli'nin iskanı üzerindeki rollerini aydılatmaya kafidir. Örneğin. Konya. Ahi Celal Alıi Malımud. Kayseri şehrinde Alıi Malımud ve Ahi İsa adım taşıyan mahalleler vardı ve bunlar mevcudiyetlerini en azından oualtmcı yüzyılın sonlarına kadar devam ettirebiİdiler. en şefkatli efendi ftıudavend-i eşfak). şerefli kişilerin övünüleni (tnejîum'i'l-ashab).M. Ahilerin onüçüncü yüzyılın ilk yarısından itibaren Anadolu ve Rumeli'nin bir kısmmı gerçekten vatan tutmuş Türkler oldukları Osmanlı vesikalarından anlaşılmaktadır. En dikkat çekici bir ömek de Kırşehir merkezdeki Ahi Evran mahallesidir. Debbağlann piri olarak kabul edilen Alıi Evran adına. mescit. 'Menâhicü 'l-înşa' adlı münşeat mecmuasında onlar için övgüler yazılıdır. Çünkü. Alıi Osman Karaman şehrinde. Ankara dışındaki şehirler de ahiler açısından çok önemlidir ve bu şehirlere ail belgeler incelendiğinde pek çok şehrin Anakara kadar önemli olduğu ortaya çıkacaktır. Ankara. Eserin 'lıitabı alıiyaıı" kısmında. Ankara şehri bu bakımdan son derecede ilgi çekicidir. sadakat ve safa kaynağı (nıadenü'sıdk. Osmanlı öncesine ait kaynaklar bunların bu rolleri üzerine fazla bilgi verilmemesine karşılık. bunlardan başka özellikle şehirlerde mahalle. Bu mahalle şehrin en zengin ve en kalabalık bir mahallesi olarak hayatım devam ettirmiştir. Halbuki. Alıi Reis. Ahi Paşa ve Ahi Mustafa isimli mahaller Niğde şehir merkezinde yer almaktaydı. muhtemelen onüçüncü yüzyılın ortalaruıda Kırşehir merkezde bir mahalle kurulmuştur. onaltmcı yüzyıl sonlarına kadar en azından yedi alıi 42 . Niğde gibi Orta Anadolu şehirlerinde ahilerce kurulmuş mahallelere bolca rastlamaklayız. Akif Erdoğru loncalarının dini özelliği zayıfladı. cami gibi İslami mabetler ve idari birimler de kurdular. Esnaf loncalarının yöneticileri. Ahi Yadigar isimli ahiler Akşehir merkezde mahallelerini kurulmuşlardır. Kayseri. ahiler için. Ahilerin Anadolu şehirlerinin iskanı ve şehİrleştirİlmesİ üzerinde oyadıkîan işlev üzerinde Özellikle durmak istiyorum. cömerlerin efendisi (seyyidü'l-eshiya). ve's-safa). Nitekim. Çünkü biliyoruz ki bunların Anadolu ve Rumeli'de kurdukları zaviyeler henüz bir harita üzerine yerleştirilmediğinden dolayı onlann yayılma sahaları ve buralardald faaliyetleri üzerine bilgilerimiz kıttır. Ayrıca bir hususu belirtmek islerim: diğer şehir ve köylerdeki ahilere nazaran daha çok bilgi ve belge bulunduğundan dolayı Ankara ahileri üzerine çok şey yazılmıştır. vakar sahibi (muvakkar). Akşehir yakınında) bulunmaktaydı. mertlerin seçkin kişisi (zübde-i erbabii'lmıirfivve). dilediği işi yapmakta serbest olan saygın kişi (cenab-ı menab-ı mutlak) sıfatları kullanılmıştır. Alıilerin şehirlerde oynadıkları ticari rol şimdiye kadar yapılan araştırmalarda daha ön plana çıkarıldığı için kırsal kesimde yaptıkları iskan faaaliyetlerİ genellikle unutulmuştur. sahip oldukları yetkileri muhafaza etmek için devleti lonca işlerinde daha faal görev almaya davet etmeye başladılar'. Yine Ahi adını taşıyan bir mahalle İshaldi şehrinde (Sultandağı. aynı zamanda en ücra köy ve şehirlere kadar giderek kurdukları zaviyelerle buraların iskanım ve şehirleşmesini de sağlamışlardır. Bunlar Anadolu şehir ve köylerinde Türkleşme ve İslamlaşmayı teşvik etmekle kalmamışlar. gariblcrin sığındığı kişi (rnelce-i gureba). vefa ve cömertliğin kaynağı (menba-İ cud ve'l-vefa). yaradılanlann en güzeli (alısenü'l-halk). Belki misafirperverliklerini çoğunlukla zaviyelerinde misafirlerine gösterdikleri için bu yönleri ihmal edilmiş olabilir. ahiler sadece zaviyeler inşa etmediler. Halbuki.

Bergama'da Ahi Sinan. Ahi Tura. Peçin'de Ahi Ali. Ahi Mahmud ve Ahi İsa mahalleleri Ankara şehir merkezinin önemli malıaleleri arasındaydı. Ibn Batluta'nm Peçin'de var olduğunu söylediği Alıi Ali zaviyesi. Bıırsa'da Alü Şemseddin. Burada bir noktayı belirtmekte fayda vardır: aynı zaviyeler zamanla isim değiştirmiş ve zaviyeyi işleten son ahinin isnü Osmanlı kaynaklarına aksetmiştir. Onüçüncü yüzyılın ilk yarısından daha sonraki dönemlerde bunların sayısının daha da artmış olması tabii bir durumdur. Bu zaviyelerin 43 . Tire'de Ahi Mehmed.Özellikle Osmanlı vakıf defterlerini incelediğinde küçük de olsa bir vakfa salüp olan birçok alü zaviy esiyle karşılaşılmaktadır.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri mahallesi Ankara şehir merkezinde yer almaktaydı. Ahilerin zaviye kurucu özellikleri diğer özelliklerine göre daha çok bilinmektedir. Yme Tire'de olduğunu söylediği Alü Mehmed zaviyesinin ismine onluna yüzyıl kaynaklarında ne yazık ki rastlayamamaktayız. Vakfa sahip ahi zaviyelerinin birkaçının en azından isimlerini burada vermeyi faydalı bulmaktayım. Öncelikle şu hususu da belirtmek gerekir: Alü zaviyeleri sadece Anadolu'da şehirlerde kurulmuş değildir. Niğde'de Ahi Caruk. Ibn Battuta seyahatnamesini okuyanlar. Kastamonu'da Alü Nizanıeddİn ve Sinop'da Alü İzzeddin Çelebi ünlü seyyahımızın hafızasında kalmış olan ahi zaviyeleridir. Bunlar şehre bağlı köylere de zamanla yayıldılar. Diğer Anadolu şelürleri bu açıdan incelendiğinde. Çünkü Osmanlı katipleri çoğunlukla vakfa sahip ahi zaviyeleri kayda geçirmişlerdir. Kütahya şehir merkezinde Ahi Armağan. Gümüşhane'de Alü Meceddin. Örneğin. onaltıncı yüzyıl Osmanlı kaynaklarında Alü Hüseyin zaviyesi olarak yazılmıştır. Aynı durum Kastamonu'da olduğum söylediği Alü Nizanıeddİn zaviyesi için de geçerlidir. Ahi Elvan. Örneğin. herhangi bir tarikata bağlı olmadıklarımı göre. Hele merhum Prof. onaltıncı yüzyıl sonlarına kadar çok sayıda alü zaviyesinin kurulması ve bunların bir vakfa salüp olmaları sadece devletin_ denetiminde olmaları ve Osmanlı sultanlarının hoşgörüsüyle izah edilemez. Erzincan'da Ahi Nizameddin. Ahi Kiçibey. Vakfı olmayan alü zaviyeleri muhtemelen evakf defterlerine yazılmamıştır. Şüphesiz. Şelür merkezlerinin çoğunda ahi zaviyeleri mutlaka bulunmaktaydı. Tire şehrinde Alü Sinan mahallesi bildiğimiz alü nıahallelerindendi. Ahi Hacı Murad. Örneğin Ibn Batuta seyahatnamesine onbeş civarında bir alü zaviyesinden bahsetmekte ve hatla bunların birkaçının adını zikretmem ekledir. Ali Ali zaviyesinin ismi Osmanlı belgelerinde geçmemektedir. Bunların köylere ne zaman yayıldıkları da araştırılması gereken ayrı bir konudur. Antalya'da Ahikızı Mescidi mahallesi. Bununla beraber Rumeli'nin köylerinde de alü zaviyelerine rastlamaktayız. Ahi Çelebi. Fuat Köprülü'nün ahilerin ilk yıllanndaka batini karakterde oldukları daha sonra sünni özelliğe bürünerek Osmanlı devletinin denetimi atma girdikleri görüşü de bu meseleye eklenirse konunun daha izaha edilmeye çok muhtaç olduğu açıkça görülecektir. Anadolu'da kurulmuş olan alü zaviyelerinin sayısı Ibn Battuta'mn belirttiğinden daha fazladır. ünlü gezginin Anadolu'yu bu zaviyelerde yatıp kalkarak geçirdiğini ve onlardan memnuniyetle sözettiğini çok iyi bilirler. Ahi İzzeddin ve Alıi Mustafa isimli üç alü mahallesi onaltıncı yüzyıla kadar varlıklarım devam ettirebilmişlerdi. Bütün bu tutarsızlıklar belki de vakıf müessesiyle ilgili olabilir. Denizli'de Alü Sinan ve Alü Duman. Erzurum'da Alıi Duman. aynı dununun o şehirlerde de mevcut olduğu kolaylıkla gözlemlenmektedir. Çünkü. Sivas'da Ahi Bıçakçı Ahmed.

Birgi. Alıi Melımed. Alü Şatır. Alıi Ömer. Nİf (Kemalpaşa). Denizli sancağında Alıi Alaeddin. Alü Kayser. Alıi Sinan. Alü Şerefiiddin. Alıi Mahmud. Alü Mahmud. zaviyeleri yer alıyordu. Güzelhisar dahil. Alü 44 . Kestei. İsimlerini verdiğin ilk üç zaviye Balat merkezde yer almaktaydı. Alü baba. Alıi Eyyup. Aydın sancağı dahilinde ise (İzmir dahil) yirmi adetden fazla alü zaviyesi vardı. Alü Hasan Bey. Alıi Sinan. Ahi Ahmed. Ula. Şüphesiz Alıi Naturt. Ahi Hasan. Demirci. Ahi Arslan ve Alü zaviyeleri bulunmaklaydı. Alü Armağan. Ahi Duman. Erkek şahıs isimlerinin hepsinin Türkçe oluşu bu görüşü desteklemekledir. Ahi Ramazan ve Alıi Arslan zaviyeleri mevcuttu. Ahi Mukbil isimlerini bildiğiniz ama hayatları hakkında pek fazla birşey bilmediğimiz Mcntcşcli alülerdir. Alü Nalcı zaviyesi Istanos'da (Korkuteli). Peçin. ve Alıi Ali zaviyeleri Sanman sancağında Akhisar. dükkan gibi gelir getirici şeylere sahiptiler ve bunlar için devlete öşür ve haraç vermekteydiler. Örneğin. Alıi Yakup. Ahi Babukçu Tire. Ahi Süle. Alıi Yakup. onaltıncı yüzyılda onsekizden fazla alıi zaviyesi olduğunu görürüz. Alü Canık gibi Türkçe olup olmadığım bilmediğimiz bazı erkek ahi şahıs isimlerine vesikalarda rastlamaktayız. Ahi Yuvaş. Ahi Polad. Kütahya şelür merkezinde Alıi Mustafa. Alü İshak. Bunlara ek olarak Alü Hacı. Alü Nasuh. Alıi Debbağ. Alü Mustafa. Ahi Çoban. Bolvadin ve Afyon merkez ve bunlara bağlı köylerde yeralmış alü zaviyeleri olduğunu bilmekteyiz. Ahi Yalıya. Ahi İsmail ve Ahi Ümmel Balat ve Çine etrafında varlığını bildiğimiz vakfa salüp ahi zaviyeleriydi. Alıi Sinan. Kastamonu'da Ahi Şorba (sonra Şorva). Bozdoğan ve Ayasuluğ ve bunlara bağıl köylerde mevcut olan alü zaviyeleriydi. Peçin merkezdeki Alıi Hüseyin zaviyesi dört eve ve bir adet ahıra sahip bulunuyordu. Alü Süleyman. Alü Yunus. bahçe. Sandıklı. Alıi Necmeddin. ancak bunlar bu görüşümüzü etkiyecek kuvvetli deliller kesinlikle değildir. Alü İlyas alası Alü Yusuf. Orta Anadolu şelürlerinin durumu özellikle Ankara şehri ve civarı bu hususta çok ilgi çekicidir. Alü ivaz. Alü İne Hoca. Alü baba. Alıi Resul. Ahi Mustafa Burdur ve İsparta yörelerinde isimlerini bildiğimiz ahi zaviyelerine sahipliler." • M. Alü Sinan. Ahi AİL Alıi Salık. Alü Keskin. Ahi Fekki. Alü Hüseyin. Ahi Hüseyin. Ahi dede. Alü Safa. Alıi İslam. kurulmuşlardı. Alü Beklenilir. Alü Turgud. Menteşe civarını incelersek. bağ. Alü Ömer. Alü Yunus. Ahi İsmail. Alıi Melmıed. Ahi Haliloğlu Ahi Musa. Ahikızı zaviyesi Anlal'yada. Ahi Çomak. Ahi Yuımsoğlu Ahi Bahşiş. Ahi Güvegi. Kirişçi baba. Alü Hızır. Alü Paşa. Alü Osman. Alıi Mchmedi. Alü Karaoğlu Alıi Mustafa ve Alü Ahmed Şuhud. Alü Hamza. Sığla sancağında ise bu zaviyelerden çok vardı. Alıi Receb. Alü Evran. Teke bölgesinde kurulmuş alıi zaviyelerine gelirsek: meşhur seyyah Ibıı Battuta Anadolu'yu ziyaretine bu bölgeden başlamıştı. Alıi Osman ve Alü Çubuğa İzmir merkezde yeralan ahi zaviyelerinin isimleriydi. Güzellüsar. Ahi Süleyman. Zaviye sahipleri tarla. Alü Türbeyi. Şehirdekilerin gelir kaynakları ise köylerdeki!ere göre biraz daha farklı olabilirdi. Ahi Hüseyin. AkifRrdoğru n kurucuları ve işletenler kuşkusuz etnik ve kültür açısından Türk olan hayırsever genç erkeklerdir. Alü Ali. Karalüsar-ı Sahip (Afyon) ve Haınid sancaklarında da ahi zaviyeleri bulunmaktaydı: Alıi Ulubcy. Ahi Yusuf oğlu Alü Mustafa ve Ahi Sivri zaviyeleri Elmalı'da bulunmaktaydı. Alü Receb. Ahi Hamza oğlu Alü ivaz. Alıi Bayrambeyi. Aİü Arap. Mekri (şimdiki Fethiye) gibi idari ve adli merkezler ve bunlara bağlı köylerde zaviyelerini kurmuş bulunuyorlardı. Alıi Halil. Alıi Mahmud. Dolayısıyla bu bölge ahilerle tanıştığı ilk yer olması bakımından önem taşımaktadır. Alü Selçuk.

Bu durum. Yunanlı tarihçi Prof. Alıi zaviyelerin arasında sıkı fikri ve siyasi bir irtibatın olup olmadığı hakkında incelediğimiz Omanlı belgelerinde ne yazık ki bilgi bulunmamaktadır. Ahi Baba. Larende (Karaman). Alıi Süleyman. Samsun. Aksaray'da bulunmaktaydı.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Elvan. Seydişehir. Örneğin. Ahi Evran zaviyesinden bir adeniıı de Ankara'da açılmış olması manidardır. eğer görevli kişiler görevlerini ihmal ederlerse. kazançlarını buraya getirir. Alıi Hoca Ömer. devletçe hemen azledilirlerdi. Ahi Segid. Alıi Paşa. yiğitlik ve cömertlik kuralları üzerine kurulmuş olan bu alıi zaviyelerinde. akşam olunca zaviyede toplanır. Ahi Polad zaviyeleri Hatunsaray. Buraya kadar sıraladığım isimler. Zira. Amasya. Samsun ve Tokat civarında isiiılcriııi burada zikretmeyi gerekli görmediğim otuzbeşden dalıa fazla ahi zaviyesi bulunmaktaydı. Akşehir. yemek da\>etlerine katılarak grup hayatını burada 45 . Ancak nazari olarak en azından kendilerine yakın bölgelerde yeralan ahi zaviyeleliyle irtibat halinde oldukları kabul edilebilir. Bu durum kadınların en azından resmen bu teşkilat içerisinde resmen rol oyanamadığımn bir işaretidir. Çorumlu ve Artukabad'da Alıi Evran adıyla anılan dön zaviye şüphesiz önemliydi. Kayseri şehir merkezinde Alıi İsa ve Alıi Devletyar zaviyeleri yeralmaktaydı. Bu zaviye kurucularının isimleri bizim bir noktaya dikkat etmemizi önermektedir: ahi zaviye kurucularının olarak yazılan isimler aslında zaviyenin kumcusunun gerçek ismini de yansıtmamaktadır. Manisa Demirci'deki Alıi İshak zaviyesine Saruhanoğlu İlyas Paşa vakıflar yapmıştı. Çorum. Ahi Cemal. ahileri ve onların hayri faaliyetlerini kayıtsız şartsız desteklediler. Alıi Paşa. Arguma. yolcular için barınak yerleriydi. Osmanlının denetimine girdikten sonra. Alıi Kemah Alıi Yakup. bu durum. Yolcular ve misafirler dışında. Bununla beraber ahi zaviyelerinin iç işleyişi hakkında birtakım bilgilere sahibiz. Samsun. İstinasız Osmanlı öncesinin bütün beyleri. nazari olarak değil. Ahi zaviyelerinin kurulduğu köylerin çok bir bir kısmının müslüman Türk köyleri olduğu dikkate alınırsa. önemli bir kısım Osmanlı öncesinde özellikle beylikler zamanında inşa edilmiştir. Bunların bir kısmı Osmanlılar döneminde kurulmuş ve desteklenmiş olsa bile. alıilerin gayrimüslim köylülerle ne gibi bir münasebet içerisinde oldukları bilinmeyen ilgi çekici bir nokta olarak kalmaktadır. Ahi Mesud. Alıi Malımud. Ahi Malımud. Osmanlı Öncesi beylerin ahi zaviyelerinin kendi topraklan üzerinde kurulması ve genişletilmesini descklediklcrini vesikalarıyla bilmekteyiz. Arnakis bu hususta şu bilgiyi vermektedir: 'Ahi zaviyeleri mahalli dayanışma merkezleri değil. Niğde. Osmanlı belgeleri Osmanlı öncesinde kurulmuş ahi zaviyelerine atıflarda bulunmaktadır. Bayezid) bu zaviyeyi bizzat inşa ettirmişti. Alıi Şeyh Ali. İhvan. Osmanlı sultanlarının ahi zaviyelerini sosyal ve içtimai bir müessese olarak kabul ettiklerinin bir işareti olarak değerlendirilmelidir. Kardeşlik. Sivas. Ahi Çalıken. büyük beylerce kurulmuş olsa bile. Ahi Hüsam. Beyşehir. Ahi Evran'a ait zaviyelerin Ankara. Alıi Koca gibi isimler ahiler verilen unvanlar olmalıdır. Ahi Sadi. Alıi İsa. Halta bunlardan bazıları bizzat kendileri bu zaviyelerden kurdular. ve Ahi Selman İsimli ahi zaviyeleri Ankara ve civarında bulunmaktaydı. Sivas ve Kırşehri arasındaki sahada yaygınlık gösterdiğine işaret etmektedir. Anadolu şelıri ve köylerinde çok sayıda ahi zaviyenin kurulmuş olduğunu açık bir delilidir. Rumeli'den de bir örnek vermek isterim: Ahi D inek zaviyesi Dimetoka'nm Kasaplar mahallesinde yer almaktaydı ve Sultan Yıldınm Han (I. aynı zamanda kültüre! ve dini merkezlerdi. köylüler ve gayrimüslimlerle olan üşkileri üzerine de bilgilerimiz yoktur.

Çünkü. cömertlerin eliaç. 2/3 (sülüseyn) buğday camiin kandil yağı için ayrılmıştır. Alü Ali. Alıi Mustafa Kütahya merkezde. Bu cami. Ahi Elvan'a gelince. Aynı cami. 794 (1392) yılında Alü Suca.M. Ahi İzzeddin. Mescid inşa etmiş olan ahilere gelince. Ancak bu kitabede Çelebi Sultan Mehmed'in lakapları dikkatlice kitabeye hakkedildiği halde. Bilindiği üzere. Alıi Arşları. Örneğin. futüvvet ve mürüvvet ehlinin sultanı. Alıi Şerefeddin ve Alü Yakup'un. 1291 yılında inşa edildiği bildiğimiz bu camii. 1252-1296 tarihleri arasında Alıi Hüsameddin tarafından yapılmıştır. Onun için seçilmiş elkab şudur: 'merhum. Alıi Tura (zamanla Alü Tuğra). nıüslümanlar ve alüler için çalıştıklarınnı açıkça anlaşılması gerekir. Çelebi Sultan MehmedMn sultanlığı zamanında 810 yılında (1407-8) tamir edilmiştir. Ahi Elvan ve Ahi Şerefüddin camileridir. Alü Ali Mekırde. AkifEr-doğAı devam ettirirdi. 46 . Sandukası üzerindeki bu yazıya göre Alıi Şerefüddin büyük ahi olup onların sultanıdır. Alıi Şerefuddİn. Taş vakıf kitabesine göre Ahi Yakup bin Alıi Çelebi bin Ahi Sinan mescidi. murtaıa. halen mevcut kitabesine göre. Babasının da ahi olduğu ve Alıi Fahreddin ismiyle de maruf olduğunu hindinin üzerindeki yazıtdan anlamaktayız. Bu cami Osmanlı belgelerinde Ahi Yakup mescidi ismiyle de anılmaktadır. 1392 yılında Ahi Yakup tarafından tamir edilmiş ve bu isini almıştır. Antalya merkezde Alıi Yusuf kendi adım taşıyan bir mescid inşa etmişti. yardımlarıyla tamir edilmiştir. Allah ve İslamiyetin şerefli kulu. Alü Melik. Bir senede elli dirhem buğday imamına. 1290 tarilıinde inşa edilmiştir. diğer bir kitabesine göre. alıi unvanının yazılmamış olması anlaşılmaz bir durumdur. İslamiyet in ve mü si'umanların ışığı. Bu misallarin sayısı kuşkusuz çok daha artırılabilir. bu ahinin asıl adının bir kitabeye göre Hacı Elvan Mehmed Bey bin El-Hacc Mecdüddin İsa bin Nizanıüddiu Hezar olduğu anlaşılmaktadır. sandukası üzerindeki yazıya göre. Alıi Armağan. Bıitt'm bu kitabelerin içeriği Ankara'daki Alillerin İslam dinini yayıcı ve hayırsever özelliklerine işaret etmektedir. muazzam ahi. Bu hususta en dikkal çekici örnek Ankara'daki Yeşil Ahi. Alü Elvan Mehmed kabir taşında şöyle vasıflandırılmıştır: 'merhum. Muhammed neslinin övünülen kişisi. Tanrfmn ve futüvvet ve mürüvvet sahibi ihvanın yardımıyla yapılmıştı. 28 Receb 751 (1350) tarilıinde vefat etmişti. Alıi Yakup. Alü Mustafa ve Ahi İzzeddin kendi isimlerini taşıyan mescidlerini Kütahya merkezde kurmuşlardı. onlar İslam dininin Anadolu ve Rumeli'de yayılması için çok gayret sarfetmişlerdir. Alıilcrin cami ve ınescidler inşa ettikleri çok bilinen bir husustur. sene 784 (1382) '. yirmi dirhem buğday müezzinine. Ankara'nm Hacı Murat mahallesinde bulunan Yeşil Alıi camii.ıkların babası (ebu esha) Ahi Hüsameddin el-Hüseyni oğlu merhum Mehmed (Ahi Şerefeddin)'. İslam dini. said. Hz. Camii 731-762 (1331-1361) yıllan arasında inşa edilmiş olmalıdır. Alıi Kızı Antalya'da kendi isimlerini taşıyan birer mescid inşa ettirmişlerdi. Ahi Armağan. Ankara'nın en eski camilerinden biri olmalıdır. yolculara sunulan ziyafetlerin ve yemeklerin parası zaviyenin hazinesinden ödenirdi. Arslanhane camii olarak da bilinen Ankara'daki Alıi Şerefüddin camii. mağfur. Alıi Hacı Murad Ankara'da. şehid. said. Hacı Mecdüddin oğlu Mehmed Bey. Her cemaat ahi olarak hitap edilen bir başın idaresi altında idi'. Ankara'da ahilere ait bir üçüncü camiden de sözetmek isterim: Ahi Yakup camii. Zaviyenin tamiri. Ahiliği resmen kabul eden Selçuklu sultanlarından Mesud bin Keykavus'un saltanatı zamanında. Allah ona rahmet eylesin. Ancak bütün bilgilerden bu ahilerin Allah.

Ahiler çiftlikler. Köylerde yaşayanlar tarla. ya cami ve mescidleri ya da medrese ve mezarlarının korunması düşüncesiyle vakıf kurmuşlardır. Kırşehir ve civarında yer alan yirmisekiz adet köyün malikane hisseleri Kırşehir'deki Ahi Evran zaviyesinin vakfı idi. tasarruf ettikleri vakıf paralar. Ahi Baba. Bu köylerden alman kiralar zaviyenin şeyhi. Ahi Durmuş. Alü Veliyüddin ve Ahi Ali Konya'da vakıflarını kurdular. çeşitli görevlilere de aylıklar bağladılar. En iyi örneklerden biri Konya'ya bağlı Basara isimli köydür. muhtemelen Karnini zamanında kendi adıyla bilinen camiin yanına allı oda ve bir dershane yapmış ve kendini buraya müderris tayin etmiştir. Alillerin yem ziraî alanlar açmış olmaları ziraat tarihi bakımından önemlidir. arsa gibi gelir kaynakları üzerine vakıflarını inşa eltiler. nakid. yani devletin resmi ideolojisi olan sünni inanışa aykırı faaliyetde bulunmalarına asla İzin verilmedi. Bu köyün Eflaki'nin eserinde adı geçen Ahi Basara tarafından kurulduğu bugün gün ışığına çıkmış bulunmaktadır. Ahi Malmıud oğlu Mustafa ve Ahi Adüşah Ankara'da vakıf kurmuş ahilerdendi. Bütün ahiler. Ayaş köyünde Ahi Bayır çiftliği. Bunlar ya zaviyeleri. Diğer bir misal: Ahi Evran dervişlerinin ziraî faaliyetleridir. Başka bir misal: Ahi Orhab Bey oğlu Şeyh Alü Mehmed Muharrem 898 (Ekim 1492) tarihli Arapça vakıfnamesinde Adana Karaisalı kazasına bağlı olan Karakütül mezraasmın gelirlerim Hz. Ahi Sinan gibi hayırsever ve yiğit kişiler İstanbul mekezde vakıflarını kurdular. Vakıf kurmakla hem kurdukları teşkilatm devamlılığını sağlamış oldular hem de belirli bir parayı ellerinde bulundurduklarından dolayı halk içinde itibar ve nüfuz kazandılar.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahilerin medrese inşa etliklerine dair güzel örnekler Ankara ve Antalya'da bulunabilir. Gerçeği söylemek gerekirse. batini faaliyetler içerisinde bulunan. Bu bakımdan. Örneğin. Aynca bundan çok daha önemlisi. Vakıf paralan vakıfnamesinde yazılı şartlara aykırı harcayan ve görevini ihmal eden yöneticiler görevlerinden hemen alındılar. 4T . Daday'da Alü Fethüddin bahçesi. yani ahi vakıflarının diğer vakıflar içerisinde işgal ettiği mevki henüz bilinmeyen konular arasındadır. Ahi Ali. Osmanlı sultanları fırsat buldukça ahi vakıflarım denetlemeyi her zaman istediler. Osmanlı belgelerinden bu hususta çok bilgi çıkarılabilir. Korkııteli'de Hıdıroğlu Ahi. Muhammed ve diğer müminlerin ruhuna Kur'an okunması için vakfetmişti. Böylelikle bir İstihdam imkanı da yaratmış oldular. Ankara'da Ahi Minnet çiftliği. Zengin vakıflara sahip olan ahiler. bahçe. Ahi Çelebi. Ankara'da Ahi Yeşil medresesi ondördüncü yüzyıl sonlarında Ahi Ahmed tarafından yaptırılmış olmalıdır. Gerede'de Alü Mahmııdoğulları çiftliği. bağ. bahçeler ve tarlalar açmışlar ve ziraati desteklemişlerdir. mukataa. Kastanınonırdaki Ahi Şorva zaviyesinin Rebiülevvel 703 (1303) tarihli vakıfnamesinin şartlan bilinmektedir. değinnen gibi gelir kaynakları üzerine vakıflarını temellendirdiler. Koııyadakiler Sultan Cem ve Sultan Mustafa tarafından denetlendi. Kcmalütttabib oğlu Ahi Çelebi. Tavas'da Ahi İne Hoca çiftliği ahilerin zirai faaliyetlerine güzel bir misaldir. vakfın mütevellisi ve nazırı ve müsafirler için harcanılması şart koşulmuştu. Vakıf kuran ahilere örnek olarak. Yine. Alü Şeyh adında bir köyün (karye) İdari olarak Ankara'ya bağlı olduğu malumunıuzdur. bağlar. ev. Ahilerin vakıf kumcu özellikleri de önemle belirtilmelidir. Şehirlerde yaşayan ve faaliyet gösteren ahiler zirai kaynaklardan daha çok dükkan. Anadolu ve Rumeli'de fırsatım buldukça resmi yollardan vakıflar kurdular.

Bir an evvel en azından teşkilatın Osmanlılar zamanlarında kazandığı mahiyet gün ışığına çıkarılmalıdır. Somıç olarak. 1530 yılında Anadolu'da Ahiler Hüdavendigar ahileri Ahi Ali Ahi Alizadc Ahi evladı Ahi Aslhan Ahi Atlu Sinan Ahi Beşir Ahi Bey Ahi Cebe AIıi Çelebi Ahi Çelebi veled-i Yahşi bey Ahi Davud Ahi Dündar Ahi Evraıı Ahi FcLhüddin Ahi Gündüz Ahi Hamza Ahi Hıdır Ahi İlyas Ahi Kemal Ahi Mahmud Ahi Muhyiddin Ahi Musa evladı Ahi Mustafa Sarıthan ahileri Alü Hızır Aydın ahileri Biga ahileri Ahi Bayezid Ahi Fakı AIıi Yunus Karesi ahileri Ahi Burak Ahi Hamza Alü Mehmed AIıi Mustafa bin AIıi Ali AIıi Yunus Menteşe ahileri Ahi Ali Ahi Bayram bey Ahi Bektemür Ahi Çoban Ahi Debbağ Ahi Evren AIıi Falıma Asılbey AIıi Paşa Ahi Rüknüddin Ahi Rüstem Alü Sadır Ahi Sevindik Alıİ S uıan AIıi Tuzcu Ahi veled-i Malım ud Ahi Yusuf AIıi Ali AIıi Baba AIıi Dede AIıi Eyman Ahi Germiyan Ahi Hacı AIıi Halil Ahi Hayreddiıı AIıi İsrail Ahi İvaz AIıi Kara Alü Malım ud AIıi Muştala Ahi Osman Ahi Papuşçu AIıi Süleyman Ahi Şatır Ahi Yavaş Ahi Yegan . böylece vakfın zenginleşmesini sağlamıştı. yukarıda verdiğimiz özet bilgiler. ahi teşkilatının tarihinin henüz yeterince aydınlatılmamış olduğunu ortaya koymaktadır. Alcif Erdoğnt Dulkadıroğlu Alaaddin Bey bu zaviyenin vakıflarına eklemeler yapmış.M.

Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahi İslam Ahi Feki Ahi Halil Alı i Hasan Ahi Hüseyin Ahi Hoca Ahi paşa Ahi İlyns Alü İne Hoca Ahi İslam Ahi İsmail Ahi Mahmud Ahi Mehmed Hüseyin Ahi Mukbil Ahi Musa Ahi Nasuh Mi Ömer Ahi Polad Ahi Rasul Ahi Receb Ahi Safa Ahi Sali.uk Ahi Sinan Ahi Sultan Ahi Süleyman Ahi Ümmet Ahi Yalıya Ahi Yunus Teke ahileri Alıi bin Hızır Ahi Devlelhan Ahi Mustafa bin Ahi Yusuf Ahi Nalcı Ahi Sevri AhiYakub Ahi Yusuf AhiKızı Kütahya ahileri Alıi Alaüddin Alıi Ali Ahi Bayezid Alıi Bektaş Alıi Carullah Alıi Çakır Alıi Çalış Ahi Çelebi Alıi Dudu Alıi Durmuş Ahi Ece Alıi Elvan Alıi Erbasan Alıi Eşraf Ahi Güvegi Ahi Hacı Ahi Halil Ahi Hayreddin Alıi Hoca Alıi İzzeddiıı Ahi Mahmud Alıi Mehmed Alıi Murad Alıİ Mustafa Alıi Paşa Ahi Seydİ Ahi Sinan Alıi Sökmen Ahi Timur Ahi Timurtaş Alıi Tokat Ahi Yahşi Ahi Yalıya Alıi Yakub Alıi Yol beyi Ahi Yusuf Ahi Ziyaretçi Kar ah i sarıSahib ahileri Ahi Boldacı Ahi Hayran Ahi İsmail Ahi Kabil Alıİ Receb Ahi Sanı Ahi Selçuk Ahi Sinan Ahi Ümmet 49 .

Akif Erdoğnı Sultanönü ahileri Ahi Bereket Ahi Beyrük Ahi İdris Alıi İvaz Bamid ahileri Ahi AH Alıi Eyyub AhİHamza Ahi Hasan Ahi Hüseyin Alıi İlyas Ahi Mahmud Ahi Mehmed Ankara ahileri Alıi Adilşah Alıİ Bayezid Alıi Çelebi Ahi Çomak Ahi Muhammedi Ahi Muhyiddin Alıi Mustafa Alıi Ömer Alıi Paşa Ahi Şemseddin Alıi Türbeyi Alıi Yakub Ahi Yusuf Alıi Elvan Alıi Evran Alıi Hacı Murad Alıi Halife Ahi Hüsam Ahi İsmail Alıi Mahmud Alıi Mesud Alıi Minnet Ahi S elman Ahi Şerefüddin Ahi Tura Alıi Yakub AlüYcşil Konya ahileri Alü İlyas Ahi Ali Alıİ Murad Alü Şeyh Ah Ahi Turud Alıi Veliyyüddin Beyşehir ahileri Alıi Mesud Ahi Segid Akşehir ahileri Ahi Celal Alıi Hoca Ömer Ahi Mahmud Alıi Reis Ahi Süleyman Alü Yadigar Alıi Yakub Larende ahileri Alıi Osman Ahi Şeref Aksaray ahileri Ahi Sinan Ahi Süleyman Niğde ahileri Alû Kasım Ahi Mahmud Alıi Mustafa Alü Paşa Alü Pir Alımed Alıi Mehmed Pir Kayseri ahileri Ahi Devletyar Ahi İsa Ahi Mahmud İçel ahileri Ahi Efendi AhiOğlu .M.

s. Türkiye'nin İktisadi ve içtimai tarihi. VUI-XII/14-23. Bektashi Dervishes. G. 238. Türk Asar-ı Anka Binalarına Aid Tarihi Mecmua. Studies in the Economic History of the Middle Kast. s. 51 .Anadolu 'da Aliller Ve Ahi Zaviyeleri Bolu ahileri Ahi Ata Ahi Ayvad Ahi İlyas Ahi Ctineyd Alıi Eşref Ahi İbrahim Alıi İsmail Alıi Bayezid Ahi Karamanoğııllar 1 T Ahi Musa Ahi Mustafa Ahi Nusret Ahi Timurcu Kastamonu a h i l e r i A h i A l i Çankırı ahileri Ahi Bey Ahi Çelebi Ahi Durak Ahi İvaz Alıi Şeydi bin Mahınud Kocaeli ahileri Ahi Çoban Ahi Erdicik AMSavcı ^^^ Ahi Bayezid Alıi Fethüddin Ahi Mihal A h i Ş u r b a A h i Ahi Malımud KAYNAK. Ankara 1968. G. . 11-30. M. ANKARA Evkaf Defteri. October 1953. Guilds in Middle Eastern History. cilt: 2 1453-1559. Gabriel BAER. ARNAK1S: Futuwwa Traditions in the Ottonıan Empire Aklıis.571. Ankara 19793 . C. Van ARENDONK. Aydınoğulları Tarihi Hakkında Bir Araştırma. Ankara 1943-1944 (yayımlanmamıştır). and CrafLsmen. 558. M. London 1970.Cook. Türk Loncalarının Yapısı ve Bu Yapının Osmanlı Sosyal Tarihi İçin Önemi. (yayımlanmamıştır).700-1. Tarih Araştırmaları Dergisi. TKGMA. vol XII. İslam Ansiklopedisi. 99. . 1970-1974. s. VII. Fütüvvet. Sami Ferliel.Bichr FARİS. Ankara 19792 Himmet AKİN. ç&v. Number: 4. no. A. Türk Asar-ı Atıka Binalarına Aid Tarihi Mecmua.Tzpu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi (=TKGMA). Türkiye'nin iktisadi ve içtimai tarihi. no. IV. s. Journal of Near Eastern Studies. Ankara 1975. ed. KİTAP VE MAKALELER Mustafa AKDAG. Ankara 19461947.Yusuf AKYURT. AYDIN Evkaf Defteri. cilt:l 1243-1453.

Halime DOĞRU. . s. İstanbul 1145. s. . TOEM. TKGMA. 12. İbn Baruta Seyahatname sinden Seçmeler. Şeyh Evhadii'd-din Hami d el-Kirmanı ve Evhadiyye Tarikatı. Tarih İncelemeleri Dergisi (=TİD). İstanbul 1953. .Ahi Evren ve Ahi Teşkilatı 'tun Kurulusu. -. L/197.58-68 . TİD. . Türkçesi: Yıldız Moran. İstanbul 1932. IBN BATTUTA (Şenıseddin Ebu Abdullah Muhammed bin Abdullah bin İbrahim et-Timci Ql-Lcvati). Ankara 1982. İzmir 1994. Ankara'da Alıilere Aid İki Kitabe. M. 1/1. 521-40. Claudc CAHEN. s. Belleten. Cilıannüma. s. Ankara 1978. Ankara 1979. Tarih Dergisi. 1 Kanıımevvel 1332. EDİRNE Evkaf Defteri. Osmanlılardan Önce Anadolu'da Türkler. Aralık 1992. İsmet Parmaksızöğhı. Vakıf Belgeierme Göre Kayseri'de Ahi Evran ve Ahilikle İlgili Bazı Kayıtlar. Ahilik Nedir. İstanbul 1970. Tarih Enstitüsü Dergisi. Fütüvvet Ahi Müessesesinin Menşei Meselesi.AYVERDİ. Karaman Vilayeti Zaviyeleri. X. Ankara 1991. İsmail Hakkı Uzunçarşıh 'ya Armağan.. 312-15. VII/37-42. Sadreddin Konevi ile Hace Nasıreddin Tusi'nin Mektuplaştıkları İddiası Üzerine.H.81 "deki yazısının Türkçe çevirisi). Muallim CEVDET. s.Akif ERDOĞRU.Tuhfetıi'n-Nuzzar fi Garaibi'l-Emsar ve Acaibii'l-Esfar. Neşet ÇAĞATAY. Türk Kültürü. Ahi Evren Kimdir? Hayatı ve Eserleri. Bir Türk Kurumu Olan Ahilik. 89-158. çev. Konya 1991. leyi ala Fasl al-Ahiyya el-Fıtyan al-Turkiyya fi Kiiab alRıhla li-Ihn Battııta. ÇAYIRDAĞ. Ankara 1952. M. s. İstanbul 1982. Halil EDHEM. f Ahi Evren'in Öldürülmesi ve Ölüm Tarihinin Tesbiti. İzmir 1995. Ankara 1990. İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri 953 (1546) Tarihli. s. sayı: 191. Mikail BAYRAM. BARKAN-E. . İlk Ahiler Hakkında.s. no. Konya 1993.48. IX. Konya 1981 (ikinci baskı). Türk Dünyası Tarih Dergisi. Şerif Paşa çevirisi. 562. Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke. Yüzyılda Sullanönü Sancağında Ahiler ve Ahi Zaviyeleri. L. Katip ÇELEBİ. XV!. Fuad Köprülü Armağanı. 72. Ankara 1986.M AkifErdoğnı Ö. haz. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. 92-185. İstanbul 1979. Mürsel Öztürk. . 591-601 (Sur les Iraces des premiers Aklıis.

Melul MERİÇ. İzinir 1998. İktisat Fakültesi Mecmuası. Hisloire economigue el Sociale de l'empire oüoman el de la Turguie (1326-1960). çev. TDVİA. İslam Ansiklopedisi. Burgazi ve Tütüvvet-Name'si. ss. . 1. S. Ahi Şerafeddin Canıii. Yılmaz KURT. 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri (937/1530). Bahaeddin Ögel"e Armağan. ss. 255-270 M. Ankara 198S3. F. Londra 1972. no. no. 53-4. . II. 215-6. Ziya KAZICI. s. Türkiyat Mecmuası. s. s. KASTAMONU Evkaf Defleri. 555-56. Eİ . Abdülbaki GÖLPINARLI. KARAHÎSAR-ı Sahip Evkaf Defteri. 141-212. 139. s. R. 7. TKGMA. 560. haz.Fuad KÖPRÜLÜ -F. çev. Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar. İstanbul 1996. Fütüvvet ve Ahiliğin Doğuşu. İstanbul 1988. Dr. GIESE. İstanbul 1988.Fuad KÖPRÜLÜ. 273-82. 554 ve 555. M. 531-32. 425. tlıc reigıı of Murad III with regard to tbe Mufassal Defters. Nisan 1990. KÜTAHYA Evkaf Deften. Ahi Şerafeddin Türbesi. I. TDVİA. 532. BABINGER. Ankara 1942. 151-171. _ Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı (1522-1584).Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Some Observations on tlıe urban populalion of Karaman province in . s. Ankara 19814. Vakıflar Dergisi II. s. Yazma Eserler. s. Acles du sixieme congres intemational lenu â Aix-en-Provence du ler au 4 juület 1992. Milletlerarası Hoca Ahmet Yesevi Sempozyumu Bildirileri (26-29 Mayıs 1993). Osmanlı Devletinin Kurulusu. Baki KUNTER. Prof. Kitabelerimiz. Hoca Ahmed Yesevi'nin Rum Eyaletindeki Zaviye Kurucuları Üzerindeki Etkileri. 15/ l-4r İstanbul 1955. 43H Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defleri (937/ 1530). Akşehir Mezartaşlan. V. no. . s. Paris 1995. Zilkade 998/EyliH 1590. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanesi. 434-35. Sevakıbu'l-Menakıb. Alımet KALA. Tlıe Ottoman Empire. Ankara 1993. Türk Dünyası Araştırmaları. s. no. Kayseri 1993. TKGMA. Anadolu'da İslamiyet. Ankara 1995. Louis MASSIGNOK Sınıf. Alıi Baba. Das Problem der Entstelmng des osmanischen Reiches. I. 341-47. 575. KİRŞE!İRİ Mufassal Defteri. s. TKGMA. 527-8. H. İstanbul 1988. 2 1 Malbakh. Semavi EYİCE. 246-271 Türkçe Tercümesi TM.sous la responsabilitc de Daııiel PANZAC. Mehmet Kanar. ZS. 65. s. TDVİA. Derviş MAHMUD Mesnevihan. Ragıp Hulusi. Hemedanlı Celaleddin MUHAMMED. s. Halil İNALCIK. no. 76-154. yay. 809-813. TKGMA.

. Tahsin ÖZ. TDVÎA. 93-6. no. . İstanbul 1985. İstanbul 1988. s. s. Mehmet ŞEKER. 77. çev. Ankara'da Ahiler Hükümeti. 15/1-4. A. 324-5. XVI. thn Bahtta 'va Göre Anadolu 'mm Sosyal-Kültüre! ve İktisadî Hayatı île Ahilik. Semahat Yüksel 1972. çev. no. Mıırad I. İslanbul 1955. Leiden 1960. TTK Belleten XXXV1/142. Yüzyılda Amasya Şehri. Birincikanun 19447 s. Kırşehir 1938. Türklük Araştırmaları Dergisi. s. 1956. Tarih Vesikaları. 54 2 . 156. 323-24. Kırşehir'in Dikkatimizi Çeken Sarf al Abideleri. Ahi Evran Vakfiyyesi ve Vakıflarına Dair. 1. Almıcd TEVHİD. C. İzmir 1996. Franz. Tarihte Kırşehri-Gülşehri. TKGMA? no. s. 1. s. Yapılar. . MetinlerTartışmalar. TAESCHNER. 530-31. TKGMA. 1948. I. IV/19-24. Kırşehir de Ahi Evran Zaviyesinin Mütevellisine ait bir Berat. s. TTK Belleten. 603-40. Abidin İtil. s. 1. İstanbul 1988. . AkifErdoğru 438 Numara/ı Mııhasebe-i Vilayeî-i Anadolu Deften (937/ 1530). Çev. 159-74. XI. W. s. İslamda fûtu w et teşkilatının doğuşu meselesi ve tarihi ana çizgileri. SARUHAN Evkaf Defteri TKGMA. s. Leiden 1960. İslam Ortaçağında Futuvva (Fütüvvel Teşkilatı). Cedid Vakıflar. 529-30. 325-41. Vakıflar Dergisi.885894. Ankara 1987.M. s. 222. I Nisan 1329. İle Emir Süleyman'a Ail İki Vakfiye. Aklıi Baba. El2. TOEM. TDVİA. TTK Belleten. M. TKGMA: no. II. ŞEYH Ahi Mehmed bin Ahi Orhan Bey'in Muharrem 898/ Ekim 1492 Tarihli Arapça VAKIFNAMESİ. Ankara 1996. s. Ankara 1994. İstanbul 1986. Ahmet ŞÎMŞİRGİL. I. 111. s. . İlhan ŞAHİN. İktisat Fakültesi Mecmuası. Kırşehir Tarihi Üzerinde Araştırmalar.Yılmaz ÖNGE. 321-323. L Leiden 1960. Menteşe Evkaf Defteri. El2. RUBEN. 1. Hakkı TARIM. Mürsel ÖZTÜRK. Ahilik ve Esnaf: Konferanslar ve Seminer. 1200-4. 241-44. 1/4. TİD. Ankara 1993. 1947.77110. 569. 3-32. XI/44. Aklıi Evvran. SIĞLA Evkaf Defteri. s. 544. . Hacı Bektaş-ı Veli. L/198. Osmanlı Devrinde Ahi Evraıı Zaviyesinin Husussiyetine Dair Bazı Mülahazalar ve Vesikalar. Ahi Evran Zaviyesi. Fikret Işıltan. Aklıi. El . 387 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-Î Karaman ve Rum Defteri (937/ 1530). Ahi Evran. s.

s. 236-7.Yüzyılda Kütahya Araştırmaları Dergisi. Ali Sainı ÜLGER Kırşehir'de Türk Eserleri. Ankara 1958. Çetin VARLIK. 189-271. II. XVI. Fatih Devrinde Karaman Evaleti Vakıfları Fihristi. F. şehri ve Eserleri. 3. Vakıflar Dergisi.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri TÜRK Ansiklopedisi Ahiler. Ankara 1946. s. M. Türkltik 55 . İstanbul 1988. 25660. 1. s. 1942. Nafiz UZLUK.

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayını. tanzim şekli olarak diğer icmallerden. Bundan böyle B. Yüzyılın II. Bayczid zamanında Osmanlı idaresine geçmiş. türbe ve çeşmelerle bunlara tahsis edilen vakıflar yer almaktadır.. Mazon ve Bozöyük gibi hemen bütün kaza ve köylerde mevcut olan cami. Meğri. İçerisinde Hüdavendigâr. Yrd. Teke ve Alâiye livaları mevcut olup. (937/1530). . köylerin nüfuslarının da veriliyor olması nedeniyle ayrılmaktadır. 338.A. Aydın. Ankara 1995. Dr. İzmir 2000. 2. Pümaz. II. 1261 yılında bölgeyi sahilden itibaren ele geçiren Menteşe Bey dir. Çepni. XIII. Doç.Türk Düfivası incelemeleri Dergisi Sayı IV. Murad son vermiş (1424) ve toprakları Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Çine'de hüküm süren Menteşe Beyliğinin toprakları I. ss. tıbkı basım olarak da neşredilmiştir.. Samhan.. Muğla. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri. Karasi. ancak Ankara Savaşi'ndan sonra Timur tarafından yine kendilerine iade edilmiştir. YÜZYIL) Mehmet ERSAN* Menteşe Beyliği. Meğri (Fethiye). Yansında kurulmuştur. Tavas. Köyceğiz. Beyliğe. mescit. TD. MENTEŞE BEY AİLESİNE AİT VAKIFLARIN OSMANLİLAR ZAMANINDAKİ DURUMU (XVI. Sultanhisar (Nyssa). Menteşe. 166. medrese. Peçin. Numara 27. Bundan böyle B. Peçin. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu-Tahrir Tasnifi 166 numarada kayıtlı 1530 Yılma Ait İcmâl-Muhasebe Defteri1. Balat. Bu defter. Muğla. Yazımızın konusunu teşkil eden Menteşe Bey ailesine ait vakıflarla ilgili olarak kullandığımız defterler hakkında kısaca bilgi vermenin uygun olacağı kanaatindeyiz. Dizin ve Tıpkı Basım. Biga. Kanunî Sultan Süleyman'ın sultanlığının son döneminde kaleme alınmıştır. 57-63. zaviye.O. 1. Aydın (Tralles). Beyliğin kurucusu. Föke-Feke (Finike). Kanunî Sultan Süleyman'ın tahta çıkışının onuncu yılında düzenlenmiştir. 148 sahifeden oluşan deflerde Menteşe Sancağının Balat.A. Milas. Menteşe Beyliği evkafıyla ilgili defterler arasında 970/1562-63 yılında tanzim edilmiş olan Menteşe Sancağı Evkaf Defteri Başbakanlık Osmanlı Arşivi TapuTahrir Tasnifinde 338 numarada kayıtlı olup3. bugünkü Muğla yöresinde.O. TD.

Menteşe oğullarının bina ettiği eserlerden yalnızca 2 cami. vr. İstanbul 1991. Ahmed Ga/. Selman Paşa. bir takını eserler vücuda getirdikleri ve hayır kurumlan bina etliklerine şüphe yoktur. TKGM. Köyceğiz. Tavas. Remzi Duran. s. Selahaddin Bey. Orhan Bey oğlu İbrahim Bey'in Muğla'da. Şekil ve Resimler). IV. evvela Aydın Sancağı'ndan dört kadılığın ayrılarak. KK 156. 1583 ) tarihini taşımaktadır7 Kaynaklarımızı teşkil eden evkaf defterlerinde Menteşe Beyliği'nde vakıf tesis eden hanedan üyeleri olarak. Yahşi Bey. tanzim edilmiştir. 236. 4 medrese. Yine Eski Çine'de bulunan İbrahim ve Hızır Bey Türbesi ile Peçin'de bulunan Orhan Bey Türbesi Menteşe Bcyliğrnc ait eserler olup evkaf kaydına rasllaııamamıştır. 156 numarada kayıtlı bulunan Sığla Livası Defteri kullanılmıştır. Mesud Bey'in oğulları Orhan Bey. Peçin "de. Hızirşah'm. Defter içerisinde Peçin. 1 ınescîd'in vakıf kayıtları bulunmaktadır. Bundan böyle TKGM. Sığla Saneağı'nın teşkil edildiği ve o esnada henüz Menleşe Sancağımdan ayrılmamış bulunan Çine ve Balat kazalarının da. Hanedana mensup olmakla birlikte. Mesela Orhan Bey'in. Meğri ve Mazoıı kaza ve nahiyelerine ait vakıflar yeral maktadır. 85. İlyas Bey'in Balal'ta cami inşâ ettirdikleri bilinmektedir. tlyas Bey. Pürnaz. Said Bey. incelediğimiz evkaf defterlerinde. ( Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslâm Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı. Ahmed Bey'in oğlu Leys (Üveys) Bey ile Leys Bey'in oğlu İlyas Bey'in evkaf kaydına rastla namamı şiir*. evahir-i Muharremü'lharam sene 991 ( 14-23.Mehmet Ersan 3. 1 türbe. Muğla. Feridun Emocen " Aydın". 569. Datça'da. KK 156. Menteşe Bey'in oğullan Mesud Bey. Şecere için bkz. 58 . Bıı defter.la. İbrahim Bey'in oğlu Musa Bey. İbrahim Bey. Tztnİr 1995. 4. 1 Mevlevihane. yeni sancağa dâhil edilmelerinin ardından yapılan tahrirlerini İçermekte olup. XVI. buradaki vakıflar ile ilgili olarak 1583 yılında kaleme alınan ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi. 2 imaret. s. 991(1583) yılında. TD. 569 Numarada kayıtlı defter4. 1 kervansaray. Bu eserlere banisi İlyas Bey olan Peçin'deki Yelli (Kepez) Medrese ile Kızılhan'i ve banisi Orhan Bey oğlu İbrahim Bey olan Balat'taki Tiyatro Hanı ile Pireli Han'ı da ilave e ün ek gerekir. KK. İbrahim Bey. daha sonra ayrılarak. Sözü edilen bu hanedan mensuplarının imar faaliyetlerinde bulundukları. Muhtemelen 1573 yılında Sığla Sancağına dahil edilen5 Balat'taki vakıflara ail Menleşe Evkaf Defterlerinde bilgi bulunmadığından. Bozöyük. Yüzyıla ait. Kirman Bey ve Zervan Bey. 4 5 5 7 Bundan böyle TKGM. Mclmıcd Bey ve Ahmcd Bey*in adları görülmektedir. Beyliğin kurucusu Menteşe Bey. Menteşe Beyliği Mimarisi I-II (Metin. Ahmed Gazi Bey.i Bey'in Eski Çine'de. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. Basılmamış Doktora Tezi). Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi. 11. 3 zaviye.

masrafı ise 56. 4 ortak bulunmaktadır. 206. Duran. 200 akça nakit para. 2 harim. s. 1 serhane.833 akça olarak kaydedilirken13. Menleşcoğıılları hanedan ailesinin evkafında loplam 12 köy bulunmakladır. 2 kıt'a hevchane ile muhtelif bağ-bahçc ve köylerin hâsılları oluşturmakladır. 5 hamam. 1 scrhane. B. 166. Balavca Deresi kenarında. Peçin Ovası Reayası cemaati ve Meğri'ye tabi Gebran cemaati ile Karaova karyesinin gelirleri yanında muhtelif araziler. söz konusu köylerde 665 hane. 2 dükkan. bu hâsıl içerisinde başta buğday olmak üzere arpa. 9 nefer. 338. 492-493. s. masrafı ise 54. Ancak bu imaretin bugün kalıntısı bulunmamaktadır12.139. yıllık 900 akçalık zemin. mesafedeki Peçin'de. s.O. Milas yağhanesinden yılda 6 batman olmak üzere toplam geliri 70. 197.008 akça olarak gösterilmektedir.A. 2 dükkan. 1562 yılına ait defterdeki kayıtlarda. 285. B. Bozcaöyük karyesi. s.. Söz konusu evkafın. 1 pir. Ahmed Gazi'nin Peçin'de bulunan ve gelir tahsis ettiği eserlerin den birisi de. > ) II 12 13 M Duran .. Peçin'de bulunan Ahmed Gazi Medresesi. Genel olarak verilen bu bilgilerden sonra evkaf defterlerinde yer alan kayıtların verdiği malumat ölçüsünde vakıfları tek tek ele alarak söz konusu dönemdeki durumlarını ortaya koymak mümkündür.647 akça olarak gösterilmektedir14. 1 muhassıl.468 .O. 777/1375-76 yıllarında Ahmed Gazi Bey tarafından inşa ettirilmiştir10. yulaf. bugünkü Milas Müzesi'nin karşısında bulunmaktadır11. çavdar ve susam gibi zirai ürünler dikkati çekmektedir. . Orhan Bey camü'niıı hemen kuzeyinde9. Cemaat ve reayalar ise 154 hane olup. toplam hâsılı 13. Hoca Bedreddin Mahallesi'nde. TD.468. cemaat ve reayalar da 142 hane. kalenin güneyinde. 1 sahib-i berat. kendi adım taşıyan imaretidir. Muğla ili Milas ilçesine 5 km.Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Durumu (XVI. Yine Ahmed Gazi Bey tarafından yaptırılan ve Cemaziyelahir 780 (Ekim 1378)'de tamamlanan Milas'taki Ahmed Gazi (Ulu) Cami. ıu Duran. Milas ve Balat yağhanesinden yıllık 13 batman yağ. 530 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlarda. 18 değirmen. Yüzyıl) Bu vakıfların gelir kaynaklarım genel olarak muhtelif araziler.771 akça olup.A. 1 Ahmed Gazi'nin Peçiırde bulunan Medrese ve İmaret ile Milas'da bulunan Camü'niıı evkafı. toplam gelir 39. Duran. 3 muhassıl. 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlere göre 614 hane. s. 7 gebran. 1 salıib-i berat. 1530 yılında tanzim olunan defterde hasılı 65. s. 41-46. TD. 3 inıamhatip. 2 mücerred. 3 imaın-hatip bulunan bu köylerin. 2 hamam.

s. 223-224.A. 60 .000 akçadır Ahmed Gazi zamanında Çalıcı İvaz yermiş diye kayd olunun Afşar köyünden bir hisse köhne 15 16 17 18 10 20 21 TKGM. Amanlar ve buraya bağlı Bayramalam ve Çullahlar ile Alacalar ve ona bağlı Mandalyat. TD.. 338. Duran. 1562 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerdeki kayıtlara göre Balata bağlı Afşar köyünün gelirleri. Ayrıca muhtelif bağ.. 166.800 akça). 1530 yılında tanzim edilen defterde evkafın geliri 9 köy. Karaviran. s. 166. Duran. Değirmenderesi. 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlerde bulunan "Defter-i Atik'de Varvil Tuzlasrndan tahsis edilen yıllık 6 müd tuz ile Balal Yağhanesi"nden tahis edilen yıllık 3 batman yağın artık alınmadığı ve vakfa ait çeltik tarlasının da ekilemez duruma gelmiş olduğu" ifadeleri20. s. 569. TKGM.919 akçadır. 1530 yılında tanzim edilen deftere göre. s. gideri ise 35. s. Balat yağhanesinden yılda 3 batman yağ. 5-12. B. Karanlar (veya Murtadlar).476 akça. muhtelif bağ ve bahçe. TD. 1562 ve 1583'de tanzim edilen defterlere göre Bafa (Mersendükapu). 512-513. Varvil tuzlasından yılda 6 müdd tuz (1.485 akçadırL\ Bu durumda evkafın gelirlerinde bir artış gözlenmektedir. TD.öyük ve Esenılus'a tabi olan Karaova köyleri vakfedilmiştir.O. 2. bir değirmenden günlük 1 akça. Binanın tamamlanma tarihi kesin olarak tespit edilememekle beraber.928 akça olan evkafa Bo/. Afşar köyünün gelirleri İle 1 parça zeminden oluşan 980 akça 21 vakfedilmiştir . Vakf-ı Mevlevihane-i Ahmed Gazi Balat'la bulunan Ahmed Gazi Mevlevi hanesine.A. 2 harım. vakfın gelirlerinde bir azalma olduğunu göstermektedir . • 3.Mehmet Ersan 1583 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre hasılı 73.O. Peçin kazasına tabi Karaca Ayıd adlı mevkide bulunan çeltik tarlasının gelirinin yarısından oluşan evkafın yıllık hâsılı 54. 84a. TD. gideri ise 35. İlyas Bey Camii'uiıı hemen kuzeyinde.O. 26 kıt'a zemin olup yıllık geliri 49. 75b-81b. XV. 17 değirmen. 1-7. 214. Papazlık ve Çerçin köyleri ile Bafa köyünde 2. 900 akçalık zemin. 1 değirmen. Kızılkilise. Varvil Tuzlasından yılda 1 müd tuz olmak üzere. bahçe. s. v. KK. Duran.A.816 akça. 285-286. Evkaf-ı İmaret ve Medresi-i İlyas bey Balal'da. yüzyılın ilk çeyreğinde tamamlandığını söylemek mümkündür17. yıllık toplam 4. İlisuluk. Çerçin köyünde 1 cemaatin gelirleri vakfedilmiştir. Ancak.919 akçadır10. İlyas Bey'in Balat'taki imaretinin ise yapı kalıntıları tespit edilememektedir1*. KK. kısmen cami ile irtibatlı olarak inşa edİIen !6 İlyas Bey medresesinin yapımına 1404'de başlanmışlar. B. otlak ve çiftliklerin yanısıra kıst-ı haman. Aynı deftere göre evkafın masrafı 65. 156. Çukurcalı. 1 hamam. 511-512. B. TD. s.

Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Dununu (XVI. Yüzyıl) defterde kayıtlıdır22. Değirmenin harap oluşu, Varvil Tuzlası'ndaıı tuzun almamayışı ve diğer gelirlerin tahsil edilemeyişi sebebiyle gelirlerin azaldığı anlaşılmaktadır. 4. Vakf-ı Cami-i İbrahim bey Balal'da, antik Milet tiyatrosunun doğusunda, İbrahim Bey Hamamı'nın hemen yakınında bulunan Cami. İbrahim Bey'in. Menteşe Beyliğrnin başında "Ulu Bey" olarak bulunduğu 1337-1358 yılları arasında inşa edilmiş olmalıdır". 1530 yılında tanzim edilen defterde, vakfın hasılı 52 dönüm arazinin geliri olan 810 akça olarak gösterilirken24, 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlerde muhtelif bağ-bahçe ve 2 değirmen (değirmenlerden biri harap), keşti-i Kayyelü, 2 kıf a hevehânenin gelirinden oluşan yıllık 4,080 akça kayıtlıdır25. 5. Vakf-ı Zaviye-i İlyas Bey Milas civarında bulunan zaviyeye İlyas Bey, 1562 yılında tanzim edilen deftere göre muhtelif araziler, Milas yağ hanesinden iki batman yağ olmak üzere yıllık 200 akçalık gelir tahsis etmiştir 6 . Vakfın gelirinde 1530 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerdeki kayıtlara göre bir değişiklik görülmemektedir27. 1583'deki defterde Hamza adlı bir şahsın tasarrufunda olduğu kayıtlıdır28. 6. Vakf-ı Zâviye-i İlyas Bey 1530 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirleri 1 çiftlik, 1 değirmen, 1 parça zeminden oluşan 1.200 akça29 iken, 1562 yılında tanzim edilen defterde 1 çiftlik, 3.5 müdlük yer, 1 değirmenin gelirlerinden oluşan yıllık 1.720 akçaya ulaştığı görülmektedir30, 1583 yılında tanzim edilen defterde, Cafer b. Turali tasarrufunda bulunan vakfın gelirinde bir değişiklik yoktur31. 7. Vakf-ı Türbe-i Menteşe Bey Fethiye'de Akıncı İlkokulu "mm hemen yakınında. Tekke Gül Camü'nin 32 doğusunda bulunan Menteşe Bey Türbesi, Ahmed Gazi Bey tarafından Meğri'de XIV. yüzyılın ikinci yarısında, 1360-1391 yılları arasında yaptırılan medreseyle aynı 33 dönemde inşa edilmiş olmalıdır . B.O.A. TD. 338, s. 13-14,; TKGM. KK. TD. 156. v. 81b-82a. Duran, s. 128. 24 B.O.A.. TD. 166, s. 513. 25 B.O.A. TD. 338, s. 15; TKGM. KK. TD. 156, v. 82b. 26 B.O.A. TD. 338, s. 59. 21 BOA.. TD. 166, s. 520; TKGM. KK. TD. 569, s. 20. 38 TKGM. KK. TD. 569, s. 20. 29 B.O.A., TD. 166, s. 550. 30 B.O.A. TD. 33$. s. 115. 31 TKGM. KK. TD. 569, s. 72. 32 Duran, s. 179. 33 Duran,*. 182-183.
u n

Mehmet Ersan

Menteşe Bey türbesine, 1530 ve 1562 yıllarında tanzim edilen defterlere göre toplam geliri 400 akça olan 5.5 müdlük 17 pare yer vakfedilmiş olup, Hamza Fakih 35 tasarrufunda bulunmaktadır . 1583 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirinde bir 36 değişiklik görülmüyor . 8. Vakf-ı Medrese-i Ahmed Gazi Yeri tespit edilememiştir. Ancak, Fethiye (Meğri)'de Menteşe Bey Türbesinin güneyinde, türbeye bitişik eski duvar kalıntıları tespit edilen bir yapı kalıntısı bulunmaktadır. Fethiye'de bundan daha eskiye giden bir yapı veya kalıntısı bulunmadığından bu kalıntıum bu medreseye ait olduğu düşünülebilir37. Meğri nahiyesinde bulunan medreseye, 1530 yılında tanzim edilen deftere göre toplam geliri 3.500 akça olan araziler tahsis edilmiş38, 1562 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre ise toplam geliri 5,500 akça olan ve çeltik ile meyve bahçelerinden oluşan muhtelif araziler vakfedilmiştir39. 1583 yılında tanzim edilen defterde de yıllık gelir 5.450 akça olarak gösterilmektedir40. 9. Vakf-ı Kervansaray-ı Mehmed Bey Meğri nahiyesine bağlı Alıhora köyünde bulunan kervansarayın vakıf kaydına. 1530 yılında tanzim edilen defterde rastlayamadık. 1562 yılında tanzim edilen defterde 200 akça nakit vakfedildiği41 ve 1583 yılında tanzim edilen defterde de aynı değerin mevcut olduğu görülmektedir42. 10. Vakf-ı Medrese-i İlyas Bey Peçin'de, Menteşe Beyliği yerleşimini güneyden çevreleyen büyük surların dışında, merkeze yaklaşık 1.5 km. mesafede bulunan 43 medresenin inşa tarihine ışık tutacak yazılı bir belge mevcut değildir44. Ancak yapının XIV. yüzyılın ortalarına tarihlenmesi uygun görülüyor45. 1530 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirleri muhtelif arazi ve Muğla'da bulunan 1 değirmenin gelirlerinden oluşan toplam 4.500 akça iken 46 , 1562 yılında
34 35

34

3ü 37
38 39 40 41 42 43 44 45 46

B. O.A..TD.l 66 . s. 570. B.O.A. TD. 338, s. 130. TKGM. KK. TD . 569, s. 89. Duran , s. 286. B.O.A.. TD. 166, s. 569. B.O.A. TD. 338, s. 126. TKCM. KK. TD. 569, s. 85. B.O.A. TD. 338. s 139. TKGM. KK. TD. 569, s. 98. Duran. s. 208. Duran. s. 211. Duran. s. 213. B.O.A., TD. 166. s. 495.

62

Menteşe Bev Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Durumu (XVI. Yüzyıl) tanzim edilen deftere göre, yıllık geliri 1500 akça olan 4.5 çiftlik yeri, Muğla'da 1 hamamın gelirlerinden oluşan 4.125 akçadır47. 1583 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlarda da 4.125 akça olarak görülmektedir48. 11. Vakf-ı Zâviye-i Mehmed Bey Nefs-i Leyııe'dcki Bozöyük nahiyesinde bulunan zâviye'ye, 1530 ve 1562 yılında tanzim edilen defterlere göre hasılı 400 akça olan arazi ve zeytinlik vakfedilmiştir49. 1583 yılında tanzim edilen deftere göre yine hasılı 400 akça olan 6 pare yer, 1 bağçe, toplanı 1.5 çiftlik miktarı yer vakfedil mistir Talib oğlu Salih tasarrufunda dır 50 . 12. Vakf-ı Mescid-i AhmedBey Peçin'de bulunan mescide, 1562 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre Acısu (Aytemur) köyü ile muhtelif arazi, bağ-bahçe vakfedilmiştir. Toplam gelir olarak 3.550, masraf ise 2.880 akça kaydedilmiştir51. 1530 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerde de verilen değerler aynıdır*1 . Sonuç olarak toplam geliri 149.459 akçaya ulaşan söz konusu vakıfların gelirlerinden en fazla payın medrese, imaret ve camilere (138.989 akça) tahsis edildiği görülmektedir. Bunları 4.000 akça ile mevlevihâne, 2.320 akça ile zaviye, 3.550 akça ile mescid, 400 akça ile türbe ve 200 akça ile kervansaray takip etmektedir. Bununla birlikte, tahsis edilen bu gelirlerin bir kısmı artık tahsil edilemediği İçin XVI. yüzyılda vakıf gelirlerinde bir azalma olduğu gözlenmekte ve vakıf tesis edilen binalarında harap olduğu görülmektedir. Bu durum hemen aynı bölgede bulunan Aydııioğıılları Beyliği ile mukayese olunduğunda bir benzerlik arzettiği de görülür53

47

BOA. TD. 338, s. 53. *8 TKGM. KK. TD. 569, s. 14. 49 B.O.A. TD. 338. s. 70. 50 TKGM. KK. TD. 569, s. 34. 51 B.O.A. TD. 338, s. 48. 52 B.O.A., TD. 166, s. 493; TKGM. KK. TD. 569. s. 9. 5i Mehmet Ersan " Aydmoğullan Ailesine Ait Durumu' 1 CİEPO XBT da sunulan tebliğ.

Vakıfların

XV-XVI.

Yüzyıllardaki 63

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss. 65-74.

ÇALDIRAN SAVAŞI ESNASINDAKİ OSMANLI-SAFEVÎ MÜCADELESİNDE MEMLÛKDEVLETİ'NİN TUTUMU

Cüneyt KANAT* Osmanlıların Memlûk Devleti*ni mağlup ederek Mısır'ı 1517'de fethetmeleri, bu devletin İslam ülkelerindeki yayılması tarihinin en büyük bölümünü oluşturur ve üç yıldan daha kısa sürede gerçekleşmiştir. Osmanlılar'm Doğudaki ve Güneydeki yayılma alam olan iki Müslüman devletten birisi, kendilerinin son verdiği sünnî Memluk Türk Devleti, diğeri ise. yeni kurulmuş olan Safevî Devleti idi ki, Osmanlılar Çaldıran'da müthiş bir darbe vurmuş olmasına rağmen o yaşamayı sürdürebilmiş ve Osmanlı Devleti'nin Doğu sınırı boyunca yüzyıllarca değişmez bir tehlike kaynağı olarak kalmıştır. Osmanlılar, Memlûk Devletine son verdikten sonra, çok kısa bir sürede Mısır. Hicaz. Suriye, Irak ve Doğu Anadolu ile Kuzey Batı İran'ı topraklarına katabildiler. Ek bir çabayla da Kızıl Deniz ve Basra Körfezinde de hakimiyetlerini kurmaya çalıştılar. Bu fetihler ayrıca onların bir çok değişik etki ve ııüfuzlannm Kuzey Afrika ülkelerine yayılmasını sağladı1. İşte böylesine önemli hadiselerin ortaya çıkmasına zemin lıazırlayaıı Mısır'ın fethinden az önce, Osmanlılar ile Safevîler Çaldıran Savaşı (1514) ile kozlarım paylaşmışlardı. Çaldıran savaşında mücadele eden bu iki devlet, yani Osmanlılar ile Safeviler, aslında Memlûk Devleti'nin varlığını tehdit eden ciddi birer tehlike idiler. Bu sebeple onların birbirleriyle mücadele etmesi ve güç kaybederek yıpranmaları, Memlûk Devleti'nin geleceği açısından iyi bir gelişme gibi gözüküyordu. Ancak bu İki güçlü devletin mücadelesinden istifade edebilmek akıllıca bir siyasetin uygulanabilmesi ile mümkün olabilirdi. Bu hadiselerden yaklaşık bir asır Önce Memlûk tahtında oturan Berkuk. Osmanlı Devleti ile olan ilişkilerinde çok dikkatli olmuş ve bu devlet ile İslâm 1 Dünyası nın liderliğini yapma mücadelesi vermiş olmasına rağmen, Timur tehlikesi sebebiyle ilişkilerinde esnekliğe azami derecede özen göstermişti. Özellikle Berkuk'un şu sözleri O'ııun siyasi dehasmı ve geleceği görmedeki kabiliyetini açıkça ortaya koymaktadır; u Ben Timur'dan korkmuyorum, çünkü O'na karşı herkes bana yardım ediyor, ancak İbn Osmaııdan korkuyorum." Berklik'un bu korkusunda ne kadar haklı olduğu yaklaşık olarak birbuçuk asır soma Osmanlı Devleti'nin Memlûkler'e son

*
1

Yrd. Doç. Dr., Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Davıd A valem, "The End of Ihe Mamlûk Sııltanatc", Studıa Islamica, S. LXV. Paris, s. 126.

Cüneyt Kanat vermesiyle ortaya çıkmış oldu . Berkuk'un yukarıdaki sözü söylemesinden bir asır sonra İran'dan Safevîler Devleti ortaya çıkıyor ve bu kez belki de Safevîler in hükümdarı Şah İsmail, yıllar önce Timur'un cmıadığı rolü üstlenmeye hazırlanıyordu. Ancak bu esnadaki şanların Timur, Yıldırım Bayezid ve Berklik zamamndakinden çok daha farklı olduğu gelişen olaylar ile zaman içersinde ortaya çıkacaktı. Memlûk Devleti ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkiler II. Bayezid devrine dek ufak tefek sürtüşmeler bir kenara bırakılırsa genellikle iyi olmuş ve hatta Timur'un Suriye'yi tehdit ettiği sırada, Yıldırım Bayezid ve Toktamış ile Timur'a karşı bir iltifak girişiminde bile bulunulmuştu3. Ancak bu dostça münasebetler özellikle 1485' den 1490'a kadar beş sene devam eden savaşlar ile sona ermiştir. Bu esnada iki devlet arasında yapılan barış ise, bazı küçük problemler gözardı edilirse yaklaşık onbeş sene devam etmişti4. Daha sonra II. Bayezid'ın yerine tahta Yavuz Sullan Selim geçmiş ve bu sırada Memlûk Sultan'ı olan Kansuh el-Gûrî O'nunla iyi ilişkiler kurmak istediğinden O : nun tahta çıkışını tebrik için değerli hediyeler ile birlikte Emir Âlıûr Sânî olan, Emir Aktay et-Tavîl'i elçi olarak göndermiştir5. Bu elçi, Yavuz Sultan Selim tarafından huzura kabul edilmiş ve çok iltifat görmüştür6. Ancak her iki tarafın da samimi olmadığı fakat siyasetleri gereği sürdünneye gayret etlikleri bu iyi gibi gözüken ilişkiler Çaldıran Savaşı'mn hemen ardından Dulkadir Bey'i Alâuddevle meselesi ile ilgili olarak tekrar bozulacaktır7. Muhakkak ki durumun bu noktaya gelmesinden önceki, yani Çaldıran Savaşı arefesindeki Memlûk-Osmanh münasebetlerini bu savaş esnasındaki Memlûk Devleti'nin tavrını daha iyi anlayabilmek İçin ayrıntılı olarak ele alacağız. Buna ek olarak özellikle Dulkadir Bey'i Alâuddevle'nin Çaldıran Savaşı Öncesinde Osmanlılar'ı bir kenara bırakıp.. Safcvî ve Memlûkler ile birlikte hareket edip mümkün olduğu kadar da bunu el altından yapmaya çalışmasının8 yarattığı karışıklığı ortaya koymak zorundayız. Aynı şekilde Memlûk Devletini ciddi anlamda tehdit eden ve en az Osmanlılar kadar tehlikeli olan Safevîler'in durumunu da göz ardı edemeyiz.
2

Cüneyt Kanat. Memlûk-Thnurlu Münasebetleri (1382-1447), Bayılmamış Doktora Tezi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 1996, s. 233. 3 Takiy ed-Dîn Ahmed b. Âli el- Makrîzî, Kilâb es- Suluk l.i- Ma'ıifet Düvel el- Mutûk, 1U-2, nşr. Saîd Abdulfettah Âsur, Kahire 1971, s. 813; İbıı Hacer el-'Askalânî, İnha' el-Gımır biEbnâ' el-'Umr. El, nşr. Muhammet! 'Abd el-Muîd Han, 2. Baskı, Beyrut 1986, s. 199-200; Nâsıreddîn Muhainmed b. Abdurrahîm b. el-Furât, Târih İhn el-Furât, DC-2, nşr. Koslantin Zcrîg-Neclâ Izzeddm, Beyrut 1938. s. 381-382; Rbu'l-Mehâsîn Yusuf b. Tagriberdi, enNııcfmı ez-Zâhîre fî Mulfık Mısr ve 'l-Kahire, XII, nşr. Dar el-K.utub el-Mîsriyye, b. y. ve t. y., s. 796. 4 İsmail Hakkı Uzunçarşıh, Osmanlı Tarihi, 4. Baskı, Ankara 1983, s. 187-195. 5 îbn lyâs, Bedâi' ez-Zuhûrjî Vekâi' ed-Duhûr, IV, nşr. Muhammed Mustafa, Kahire 1984, s. 324. " Sdâlıaüm Tansel, Yavuz Sultan Selim, Ankara 1969. s. 168-169. 7 Cclâl-zâde Mustafa, Selim-Nâme, Haz. Ahmet Uğur-Mustafa Çuhadar, Ankara 1990, s. 397: W. W. ClilTord, ''Some Observations on Ihe Course of Mamluk-Safevi Relatioııs (15021516/908-922) II". Der İslam, Band 70 Heft 2, Berün-New York 1993. s. 27]. $ îbn Zünbül, Ahi ret el-Memâlîk, nşr. Abdulmena'm Âmir. b. y. ve t. y., a 19; Refet Yinaııç. Dulkadir Beyliği, Ankara 1989, s. 96. 66

2

Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-Safev'i Mücadelesinde Memlûk Devleti 'nîn Tutumu

Akkoyunlu Devleti'ni ortadan kaldırarak Azerbaycan, Irak-ı Acem, Irak-i Arap ve İran'ı ele geçirip Ceyhun nehrine kadar sınırlarım genişleten Şah İsmail, 1510'da Özbeklerde karşı da galip geldikten sonra iyice güçlenmişti. Böylece artık O, Memlûkler 9 için de çekinilmesi gereken bir düşman idi . Çünkü Şah İsmail, Batrdaki verimli topraklar üzerindeki Memlûk hakimiyetine karşı tarihi İran muhalefetini yeniden canlandıracak ve İlhanlılar ile Timurlular'ın yerini almaya çalışarak bu ideoloji ile kendisine yeni bir hız katacaktı. İran'da başarılı bir devlet kurma ile geçen on yıllık sürede cesaretlenen Safevî tehlikesi, 1512 yılında sadece Anadolu'da değil, Suriye. Hicaz ve hatta Mısırın kendisinde bile Memlûk otoritesine karşı koymaya hazır bir Iıal almıştı10. Bu noktaya gelmeden bir süre önce. daha II. Bayezid hükümdar iken 1507 yılında Osmanlı'nın doğu sınırlarındaki Safevî tacizine karşı, Osmanlılar büyük bir orduyu Ankara'da toplarken, diğer taraftan Şehzade Korkut başkanlığındaki bir heyeti de Memlûk Devleti'ne göndererek Şah İsmail'e karşı birlikte hareket etme isteklerini ilettiler. Bu istek Kuzey Halep'teki Safevî baskısını rahatlatmak için Memlûk Sultanı elGûrî tarafından uygun görüldü. Bundan yalnızca bir kaç ay sonra Osmanlı elçileri tCalıire'yc tekrar gelerek Şalı İsmail'e Karşı ittifak kulisini devanı ettirdiler. Yine bu esnada Suriye'den gelen haberde Şah İsmail'in askerlerinin Fırat'ı geçerek, Memlûk Devleti topraklarının yakınlarına kadar ulaştığı ve bunun üzerine Alâuddevle'nin, Türkmenleri toplayarak onların üzerine yürüyüp harb ettiği bildiriliyordu11. Bu hadiseden bir kaç yıl sonra 916 yılı Cemadi el-Ûla ayında (Ağustos/EyIüI-1510) Bire naibinden Sullan'a gelen haberde; O'mın Şalı İsmail'e mensup bir grup nisam yakaladığı ve onların elinde Şalı İsmail'den bazı Frenk krallanna yazılmış bir mektup olduğu ve bu Mektupta da Şalı İsmail'in bu krallara, onlann denizden kendisinin ise karadan olmak şartıyla Memlûk Devleti üzerine yürümeyi teklif ettiği bildiriliyordu12. Bu son gelişme, yani Safevîler'in Batılı deniz güçleri ile ittifak kurma isteğini ifade eden gizli mektubun Memlûkler tarafından ele geçirilmesi, Yavuz Sultan Selinvden önce Memlûkler ile Osmanlılar arasında yapılan ittifakın ana sebebi oldu. Memlûk Devleti, kendi istihbarat birimlerinin müdahalesi ile ortaya çıkan bu durumdan sonra, Osmanlıların uzun zamandır devam eden ikili işbirliği davetini kabul elli. Hatta bir Memlûk elçisi kısa bir süre sonra İstanbul'a giderek, Osmanlılar'dan geleceğe dönük, Safevîlefe karşı destek lafep etti. Îstanbul-Kahire eksenindeki bugüne kadar olan ilk kayda değer gelişme ise 1511 Haziranında Memlûk-Osmanh ortak askeri operasyonunun Fırat'ın Batı kıyısındaki Safevî müfrezesini sürmesi ile ortaya çıktı. İşte bu stratejik gelişim, Şalı İsmail'e karşı 1514 yılında kesin tavrını koyan yeni Osmanlı 13 sultanı Yavuz Selim tarafından da muhafaza edilmeye çalışıldı . Ve bundan sonra da Osmanlı, Safevî ve bazen de Dulkadirli elçilerinin Kahire'ye olan yoğun trafiği başladı. Şimdi bu gelişmeleri sırasıyla ve mümkün olduğu kadar özetleyerek vermeye çalışalım.

9

İ H. Uzunçarşılı, a.g.e., s. 258-259. W, W. Clifforcl, "Some Observations on ihe Course of Mamluk-Safevi Relalions (15021516/908-922) I", Der İslam, Band 70 Hefl2, Berlin-New York 1993, s. 247. 11 İbnİyâs, Bedâi'ez-Zuhûr, IV, s. 118-119,122; W. W. Clifford, cıg.m. II, s. 268-269. 12 İbn İyâs, Bedâ'i ez-Zuhûr, IV, s. 191; David Ayalon, cLg.m., s. 131. Vi W. W. Clifibrd. a,g.m II, s. 169-170. 67
10

Cüneyt Kanat

Safevî hükümdarı Şalı İsmail ile Memlûk Devleti arasındaki münasebet genellikle istikrarsız bir şekilde devam ediyordu. Daha 917 yılı Rebi'ül-Evvel ayının 18'inde (15 Haziran 1511 ) Şah İsmail'in elçisi Kahire'ye gelmiş ve O'nun mektubu İle içinde bir mushaf ve seccadenin de bulunduğu çeşitli hediyeler sunmuş olmasına rağmen bir yıl sonra 918 yılı Muharrem ayında (Marl/Nisan-1512) Halep naibinden alınan haberden, Safevî Öncü birliklerinin Bire civarında görüldüğü ve Bire askerlerinden bir grubun bu askerler ile karşılaştığı öğreniliyor ve Memlûk Sultanı'nın da bu habere çok cam sıkılıyordu14. Yine aynı tarihlerde Alâuddevle'nin elçisinin Kahİre'ye gelerek Sullan'a çeşitli hediyeler takdim etmesi de dikkat çekicidir15. 918 yılı Rebi'ül-Âhir ayının 12'sinde (27 Haziran 1512) yaklaşık iki yıl önce Şah İsmail" e elçi olarak gönderilmiş olan Tem ur Bey el-Hindî Kahire'ye geri döndü. O yolculuğu esnasında yanındaki adamlarından bir kısmını ve atlarını kaybetmiş, bu yüzden büyük sıkıntılar çekmişti. Temur Bey'den öğrenildiğine göre; Şalı İsmail O'na fazla itibar etmeyip ikramda bulunmayarak, kendisini yalnızca bir kez huzura kabul' etmiş ve Sultan'ın gönderdiği cevabî mektubu Temur Bey'e vermeyip kendi elçisi ile göndermişti. Temur Bey Siryakos Hankahı'na geldiği zaman Sultan'a haber göndererek yanında Şah İsmail'in elçisinin de olduğunu bildirdi. Sultan elçiyi karşılamak üzere. Muhtesib olan ez-Zeynî Berckat b. Musa'yı görevlendirdi. Daha sonra Şah İsmail'in elçisi, Kanı Bey es-Sullâk'ın evine yerleştirildi. İki gün sonra ayın 14'ünde (29 Haziran) Sultan elçiyi kabul etti ve bu esnada elçi kırk tane hamalın taşıdığı çeşitli hediyeleri Sultaıva sundu. Elçi ile birlikte Şalı İsmail'in iki Emir'i de Sultan'ın huzurunda idi ve o sırada Safevî hükümdarının mektubu Kansuh el-GûrTye verildi. Mektup hemen orada okundu, ancak içindeki hoş olmayan sözler ile bazı çiğ laflar Sultan'ın canını sıktı. Daha sonra elçi ve yanındakiler ikametgâhlarına döndü. 918 yılı Cemâdi el-Ûla ayının SMnde (22 Temmuz 1512) Sultan Şah İsmail'in elçilerini tekrar kabul ederek onlara hila't giydirdi ve cevabî mektubunu da verdi. Bu mektupta Sultan Şalı İsmail'e O'nun kullandığı üsluptan daha sert bir üslup ile cevap veriyordu. Çünkü Memlûk Sultam'na göre Şah İsmail bunu hem elçisine kötü davranmak hem de yazdığı mektupla fazlasıyla haketmişti. Böylece Sultan ile Şah İsmail arasında bir gerginlik de başlamış oluyordu. Bu elçilerin geri dönüşünden bir yıl sonra Halep naibinden gelen haberde; Şah İsmail'in, düşmanlarından bazı Tatar Melikleri ile savaştığı, otuz bin askerinin Öldüğü ve kendisinin de yaralanarak ortadan kaybolduğu ve nerede olduğunun bilinmediği 16 öğrenilmiş ve Sultan bu habere çok sevinmişti . Doğruluk derecesi şüpheli olan bu son haberin bizim için önemi ise; bu habere Memlûk Sultanı Kansuh el- Gûrî'nin çok sevinmiş olmasıdır. Yani Çaldıran savaşı öncesinde Şah İsmail'in yıpranması Sultanı memnun etmişti. Gerçekten Osmanlılar ile Safeviler'in karşı karşıya gelmesinden önce Safcviler ile Memlûkler arasında teati edilen Yukarıda bahsedilen tarihte gelen elçi ayrıca güzel görünümlü bir sandığı Sultan%a takdim etmiş ve bu sandığın içinden Özbek Han'ın başı çıkmıştı. Yine İlin İyâs'ın ifade ettiği üzere Şah İsmail'in gönderdiği mektupta bazı tehditkâr beyitler vardı. Bu sebeple de Safevî elçisi ağırlandığı evden dışarıya fazlaca çıkarılmamış ve her hangi birisiyle görüşmesi de yasaklanmıştı. İbıı İyâs. Bettâ'i ez-Zuhkr, IV. s. 219, 220, 221, 230. 15 tbn İyâs, Bet/â 'i ez-ZuhÛr, IV, s. 252. 16 tbn İyâs, Bedâ'i ez-Zuhâr, IV, s. 265-266, 271, 311. 68
14

Enver Zaglame. özellikle gönderdiği son elçilik heyetiyle Osmanlılara karşı açacağı savaşa iştirak etmesi İçin Memlûk Sullanı'na bir teklifte bulunmuştu.Tavîl'in de geri dönmesi ve ondan alman bilgilerin de değerlendirilmesinden iki gün sonra. s. Osmanlı ve Metniûkler'in Anadolu üzerindeki kavgalarının artması. W. Tansel. Clifford. Kahire. Bu teklif ile. ayın 16'smda Memlûk Sultanı Kansuh el. Alınması gereken karar kolay bir karar değildi. a. Selim. Şah İsmail üzerine yürümeye karar veren Yavuz Sultan Selim'in Memlûk Devletine gönderdiği elçi. Mehmet benzer bir şekilde Kahire ile olan kavgasını. 276. 1470'te II.g. Osmanlı hükümdarı. Ancak el Gûri belki de İslam alemi ile kendi halkının tepkisinden çekindiği için Osmanlılara karşı mücadele eden Safeviler ile birlikle hareket edip savaşmayı reddetti18. Gerçi Şah İsmail muhtemelen. Çünkü her iki devlette yani hem Osmanlılar hem de Safeviler kendileri için tehlikeliydi ve bu savaştan galip çıkacak olan devletin kendi üzerlerine yürüme ihtimali de mevcut idi. W. Kansııh el. İşte bu sebepten 1390 yılında Bayezid Timur'a karşı Memlûk yardımım almak için Güneydoğudaki arzularını bir kenara koydu. açıkça Şah İsmail üzerine yürüyeceğini söyleyerek birlikte hareket edip Safevilere karşı ittifak yapmayı öneriyordu.. y. Bu arada Memlûkler ise sık sık Anadolu'daki İran yayılmasına karşı olan direnişleri organize edip destekliyorlar ve bu Osmanlı başvurularını da dikkatlice karşılıyorlardı1'"1. a. Bayezid ve çok kısa bir süre için I.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-SafevîMücadelesinde Memlûk Devleti'nin Tutumu elçilik heyetleri herhangi bir gelişine kaydedememişler ve iki devlet arasındaki ilişkiler 17 soğuk olarak kalmıştı .g. 272. II.. W. Meclis bütün bunlan değerlendirdikten sonra şu karara vardı: Hazırlanacak olan bir Memlûk ordusu Haleb'e gönderilecek ve bu ordu Haleb'te durarak Osmanlılar ile Safeviler arasında cereyan eden mücadelenin ne şekilde sonuçlanacağını bekleyecek ve Memlûk ordusu bu savaşa katılmayıp bunlardan herhangi birisi kendilerine saldırmayıp müdahalede bulunmadığı takdirde. 920 yılı Rebi'ül Ahir ayının 14'ünde (9 Haziran 1514) daha önce Osmanlı Devletine elçi olarak gönderilmiş olan Emir Akbay et. az sonra anlatacağımız üzere. t.Gûri'yc gönderdiği mektupta. 84. Akşam saatlerine kadar devam eden toplantıda Selim ile Şalı İsmail arasındaki savaşta taraf olunup olunmaması ve asker gönderilip gönderilmemesi uzun uzun görüşülüp tartışıldı. s. b. 113. W. s. özellikle Alâüddevle vasıtasıyla el altından Safeviler lehine bazı girişimlerde bulunacaktır. doğuda doğrudan bir İran tehlikesinin olmaması ile alakalıydı.Gûrî büyük emirlerine haber salarak onları toplantıya davet etti. s. m. Çok ilginçtir ki bu değişmeyen yazgı sonucunda II.Gûrî her ne kadar resmen Safeviler yanında yer almayı reddetmiş ise de. Memlûk Sultanı Kansuh el. Hem Memlûk Sultanı hem de Emirler alınacak olan kararın kendi devletlerinin geleceği için ne kadar önemli olduğunun farkında idiler. 69 . artık Memlûk Devleti gelinen bu noktada bir karar vermek zorundaydı. tarafsız 17 ls 19 S. a. Clifford. Osmanlılar devamlı Kahire ile yakınlaşmaya çalışıyorlardı. II. Bununla birlikte ne zaman doğudan bir tehlike yeniden ortaya çıksa. el-Memdlikfib/hsr.. Şah İsmail tarafından ortaya çıkarılan tehlike karşısında Memlûkler ile işbirliği yoluna başvurmak zorunda kaldılar.?n.e.g. Uzun Hasan ile olan mücadelesinde Memlûk desteğini almak için bir kenara bırakıp düzeltme yoluna gitti. 920 yılı Rebi'ül Evvel ayının 23'ünde ( 18 Mayıs 1514) Kahire'ye geldi.

Ancak yolda eline geçen hediye ve paraların yansım arkadaşına vermeyi reddedince arkadaşı geriye Sultan'm yanına dönmüş ve o şalısın Osmanlı elçisi olmadığını ve tam tersine Şalı İsmail'in yamnda ikamet eden bir kişi olup Şalı İsmail'in onu casus olarak Mısır'da ne olup bittiğim öğrensin diye gönderdiğini itiraf etmiştir. s. 381. Kabil'e 1960. Böylece Yavuz Sultan Selim Memlûk Devletim Safeviler karşısında yanma alamamış. 3 8 1 . Şehzade Ahmed'in oğullarından Süleyman ve Alâeddin'in Memlûklere sığındıklarında. İbn İyâs. IV. Yusuf Ataullah. Ancak bu sırada Kansuh el. Memlûk Sultanı da Selim'in bu elçisine çok itibar edip ikramda bulunmuştu. s. Ayrıca onun yanma hem ona refakat etsin hem de haberlerin doğruluğunu araştırsın diye Devadâr Aynal Bay'ı verdi. Daha sonra. Bedâ'i ez-Zuhâr. Haleb'e gidip Osmanlılar İle Safevîler arasındaki durumu izlemek ve o bölgeyi kontrol allında tutmak üzere görevlendirdi22. Her şeye rağmen bir müddet Kahire'de kalan bu şahıs bir süre sonra Sultan'm çeşitli ihsanlarına nail olmuş ve izin isteyerek oradan ayrılmıştı. Bu durumun ortaya çıkması üzerine Sultan hemen emir vererek onu yolda yakalatmış ve hapse koydurmuştur. Memlûk Sultanının bunlara çok yakınlık göstermesini bile sineye çekerek sabırlı davranmasını bilmiş ve muhtemelen her şeyin bir zamanı ve sırası olduğunu düşünmüştür. Aynı günlerde Kahire'de ilginç bir olay cereyan etti ki biz bu hadiseden Şalı İsmail'in boş durmayıp Memlûk Devleti'nde olup bitenlerden haberdar olmaya çalıştığını anlıyoruz. el. 375-376. Devlet el-Memûlîk el-Çerâkise. s. Hatta 920 yılı Recep ayının 6'snıda (27 Ağustos 1514) düzenlenen askeri oyunların izlenmesi esnasında. Bedâ 'i ez-Zuhâr. Bedâ'i ez-Zuhâı. Nikolay îvanof. 378. Beyrut 1988. 59. ama en azından onun tarafsızlığını sağlayarak kendisini iki ateş arasında kalmaktan kurtarmıştı. İbn İyâs. IV. Sultan da bu uyarıyı dikkate alarak elçiyi alıkoydu23. o sırada yeni bir Osmanlı elçisi gelmiş. muhtemelen Osmanlı ve Memlûk devletleri arasındaki bir ittifak ihtimalinden kuşkulandığı için casusları vasıtasıyla bu 20 20 21 22 2:) İbn İyâs. 70 . s. IV. Görüldüğü üzere Şah İsmail. İ b r a h i m Ali Tarhan. Osmanlı elçisinin geriye gönderilmesinden sonra. TV. Salihiyye'de iken bohçasını çaldırmış ve dunundan haberdar edilen Sultan'm emriyle bu bohça tekrar bulunup kendisine verilmiş somada elçi Sultan'm huzuruna çıkmıştı. 372-373. Emirler tarafından uyarıldı.Ûlâ ayının 13'ünde (6 Temmuz 1514) Sultan daha önce alman karar gereği büyük bir orduyu. ise aynı ayın 27'sinde Yavuz Sultan Selim tarafından bir elçi daha geldi ve bu elçi gelirken yamnda 25 hamalın taşıdığı değerli armağanlar getirmişti. Bu kararın alınmasından sonra ayın 22'sinde (17 Haziran) Memlûk sultanı Osmanlı elçisine hila't giydirerek geri dönmesi için izin verdi. Selim'in yanında bulunan elçisi Aynal Bay geri dönmeden elçinin gitmesine izin verilmemesi söylendi.Feth el-Omıânî LVU Kıtâr el-Arabiyye. Ancak Sultan onu daha önce gelen Osmanlı elçisinin yanına gönderince birinci gelen elçi bu şahsın Osmanlı elçisi olmadığım söylemişti.Gûrî. İbn İ y â s : Bedâ 'i ez-Zuhâr. 392. 174. Selim bu sırada çok politik davranarak. Gönderilen elçiye verilen mektup ile alınan karar da Osmanlı Sultanına 21 bildiriliyordu . Buna göre. Arapça t e r c ü m e . 920 yılı Cemâdî el. Bu törenlerin ardından büyük bir ziyafet verildi ve Sultan elçiye hila't giydirerek ona geri dönme izni verdi. s.Cilneyl Kanat kalacaktı . s. O'nun büyük Emirlerin üstünde ve kendi yanında bir yerde oturmasma izin vermiştir.

Osmanlı elçisine değerli hediyeler verilerek kendisi geri dönmek üzere yolcu edildi. Burada Selini'in askerlerinin çokluğu ve kuvveti ile İlgili bazı böbürlenme emareleri vardı ancak Sulan bunları dikkate almadı25. Osmanlı ordusu Çubuk ovasına geldiğinde. 396.g.g. Ayrıca Osmanlı Sultam* mn Emir Aynal ile gönderdiği mektup okundu. a. Bayezid'in yanına sığınmış. Haz. Bedâ 'i ez-Zuhâr. C. 95-96. 181182. İbn lyâs yukarıda bahsedilen hırkanın Uzun Masan'dan Şah İsmail'e geçtiğim söylemektedir. İstanbul 1968. Dulkadir Beg'İnin yeğeni Şahsuvar oğlu Ali Bey'i himaye etmesinin büyük payı vardı. 385.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanlı-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti"nin Tutumu durumdan haberdar olmak istemiştir . Çünkü zaman içerisinde Osmanlılardan uzaklaşmış ve Yavuz Sultan Selinfin tahta çıkışını dahi tebrik etmemişti. Şehabeddin Tekindağ. 28 İbn İyâs. s. daha Trabzon valisi iken mücadele etmeye başladığı Safevîlere karşı bir sefer yapmaya karar verdi. Kansuh el Gûrî'ye 24 15 24 İbn lyâs.. Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkmasından sonra da Trakya'da Çirmen Sancak Beyliğine tayin edilmişti29. Osmanlı Sullanrmn kendisini çok iyi karşıladığı. Bkz. 38.e. 42.e. s.. S. Jilçileriıı Kahire'ye geliş tarihi ise Refet Yinanç tarafından 1511 olarak verilmektedir. İşte o tarihten beri ikili bir politika takip etmeye çalışan Alauddevle.g. Selim'in yanından gelen Emir Aynal'dan ise. s. J7 Celâl-zâdc Mustafa. IV. Bu durum üzerine Selim." 22. s. Osmanlı Sultanı II. "Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim'İB İran Seferi". Refet Yinanç. Bedâ 'i ez-Zuhâr. 31. s. 95-96. S. s. her şeye rağmen bir mektup göndererek onu Şalı İsmail üzerine yaptığı sefere davet etti. 392-393.e. 96. Tanscl. Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim tahta çıktıktan sonra. a. 110-113. s. s.g. 96.. Bir müddet sonra başlanılan hazırlıklar tamamlanınca 20 Mart 1514 Pazartesi günü Edirne'den yola çılaldı.g.e. Refet Yinanç. IV. s. XVII. Muhakkak ki Alauddevle ile Şalı İsmail arasındaki bu dostluğun tesisinde Yavuz Sultan SelinTin. Çünkü Alauddevle'nin Şahruh'u veliaht tayin etmesine kızan Ali Bey. daha 1512 yılında Alauddevle'nin Kahire'ye elçisi vasıtasıyla gönderdiği hediyeler arasında Şalı İsmail'e ait olup onun tarafından Dulkadir Beg'ine hediye edilmiş olan bir hırkanın bulunması.e. İbn İyâs. Eskişehir 1992. a. İsmet Parmaksjzoğlu. Tarih Dergisi. kelamına itibar edip ikramlarda bulunduğu öğrenildi.. S. a.. M. Alauddevle ile Şalı İsmail arasında artık dostluk tesis edildiğini ve bunun daha sonra bir ittifaka dönüştüğünü göstermektedir28. 19. a. Refet Yinanç. s.. Refet Yinanç. Ancak Alauddevle yaşlılığını bahane ederek bu teklifi reddetti26. aslında çıkarları gereği Memlûk Devleti ile olan dostluğunu ilerletmiş ve çoğunlukla onların yanında yer almıştır27. Selim-Nâme. s. s. 394-395. a. TacU't-Tevârih IV. Yavuz Sultan Selim Dulkadir Beg'i Alauddevle'ye. 36 Hoca Sadettin Efendi. îu İbn Zflnbül. 71 . Bundan başka Memlûk kuvvetleri de Osmanlılar'm erzak taşıyan deve kollarını vurmuştu3". 5960. Tansel. IV.g. s. 252. Bedâ'i ez-Zuhûr. Dulkadir Beg'İnin bu teklifi reddetmesi gayet tabii idi. Ahiret el-Memâlfk. İşte bütün bu sebepler dolay ısı ile Osmanlılardan yüz çeviren Alauddevle Çaldıran seferi esnasında Osmanlılar ile birlikte hareket etmemiş ve özellikle Memlûk Sultanı Kansuh el Gıırî'den aldığı talimat İle Osmanlı kuvvetlerine yiyecek ve hayvan yemi satışını yasaklayarak Yavuz Sultan Selim'i zor durumda bırakmıştı. Bunlara ek olarak olayların gelişimine baktığımızda.e. Bir süre sonra ise Yavuz Sultan Selim'e daha Önce elçi olarak gönderilen Emir Aynal Bay'm geri gelmesi üzerine.

E/. ibn el-As. J1 tbıı ZünbtÜ. s. s.m. Bedâ'i ez-Zuhûr. s.g. ag.. onları kendisinin arkasında Sivas ve çevresinde kalmak üzere bırakmıştı. a. Şehabeddin Tekindag. A/. Selim-Nâme./re/ el-Meınâlîk. indirilen hatimlerden dolayı Sultan tarafından paralar gönderildi. 393. Anlaşılan o ki. Fakat Sultan böyle bir haberin yayılmış olmasına sevindi ve bütün camilerde bu sebeple Kuran-ı Kerimler okunup hatun indirilmesini emretti. İlk gelen haberle ilgili bilgiler ibn İyas'ta aynen şu şekildedir "920 yılı Recep aynını 1 (Tunda (31 Ağustos 1514) halk arasında Osmanlı Sultanı Sclim'in Şah İsmail'i hezimete uğrattığı ve Erzincan ile Tebriz'i ele geçirdiği haberi yayıldı. Ancak her şeye rağmen sevinmiş gözükmekten de kendisini alamamıştır. Ancak bu ihtimallerden her ikisi de gerçekleşmedi ve Osmanlılar ile Safevîler ( 2 Recep 92Ü) 23 Ağustos 1514 Çarşamba günü savaşa tutuştular ve aynı gün neticelenen savaştan Osmanlılar büyük bir zafer kazanarak çıktılar33. OsmanhSafevî çatışması sırasında Anadolu'da çıkabilecek muhtemel bir isyanın önlenmesine yönelik bir ledbir olmasıydı32. Tansel. Bunun üzerine İmam cş-Şâfîi'nİn makamında 70. Cclâl-zade Mustafa. Ayrıca fakirlere ziyafetler verildi. Memlûk Sultanı ise ona verdiği cevapta. 34 ibn lyâs. a. 368. Retet Yinanç.e. 31 S. Alauddevle'nin emirlerine itaat etmediğini söylüyor ve gücünüz yeli yorsa siz ona engel olun ve kendisini katledin diyordu. Ancak Sultan bu habere güvenmedi ve tâki doğruluğu tespit edilinceye dek tereddüt içinde kaldı ve davul çaldırmadı. Çünkü Kahire'ye.e.g. Osmanlı Sultanının böyle bir ihtiyat kuvvetini bu bölgede bırakmasının sebeplerinden birisi Memlûk Ordusunun kendi ordusunu arkadan vurma tehlikesiydi. Memlûkler bu bilginin doğru olduğunu bir türlü kabul etmek istemiyorlardı ve belki de Timur'un Bayezid karşısında kazandığı Ankara savaşı Memlûkler anısında Safeviler'in galip geleceğine dair düşünceler akla getirmişti35. 396.. Clifford. M. Aynı şekilde. W. Memlûk Sultanı bu haberlerden ilk ikisine bir türlü inanmak istememiştir." Bu haberin ardından yaklaşık iki hafta sonra. 72 32 . Diğer bir sebep ise. s. Sivas'ta iken ordusundan 40 bin kişiyi ayırmış ve İskender Paşa oğlu komutasında. 11.g. s. 35 W.Cüneyt Kanat mektup yazarak Alauddevle'ııin yaptıklarım ona bildirmişti. C.her ve Kahire'de bulunan bütün camilerde hatim indirildi. IV. Ancak Kansuh el Gûrî bunun ardmd?. İmam el-Lcys bin Saîd'in makamında birçok halim indirildi. 55-60. Osmanlı Ordularının Safevilere karşı galip geldiğine dair belli aralıklarla üç kez haber gelmiş olmasına rağmen.. Almıed bin Tolun. 271. 96. 920 yılı Şaban aynım dördünde (25 Eylül 1514) tekrar bir habercinin gelerek Selim'in Şalı İsmail'i hezimete uğrattığı ve Diyarbekir ile Tebriz'i ele geçirip Şah İsmail'i bir demir kafes içerisine koyarak ülkede dolaştırdığı haberini getirdiğini ancak yine Memlûk Sultanının bu bilgiye İtibar etmeyip inanmadığım görüyoruz34. Savaşın sona ermesinden yaklaşık olarak bir hafta sonra. Bütün bu camilere. Muhtemelen Yavuz Sultan Selim bütün bu olup biteni hissettiği ve Memlûk Sultanının tarafsızlığından yüzde yüz emin olmadığı için. s.n hiç vakit kaybetmeyerek gizlice bîr elçisi vasıtasıyla Alauddevle'ye gönderdiği bir mektupla ise yaptıklarından dolayı ona teşekkür ediyor ve kendisini Sclim'e karşı savaşmak üzere kışkırtıyordu31. 19. Kahire'de cereyan etmeye başlayan hadiseler ise çok ilginçtir. 59-60. s. a.m.

e. Aynı ayın 29'unda ise Sultan Selim'in elçisi Kahire'ye gelerek hem kazanılan zaferi haber vermiş hem de Osmanlı Sultam'nın mektubunu ve fetihnamesini Kansuh el Gıirî'ye takdim etmişti. Mehmet'in Uzun Hasan'ı bozguna uğrattığında gösterdiği tepkiyi ve samimi sevinci hatırlarsak. Osmanlılar ile Safeviler'in bu mücadele esnasında birbirlerini ciddi anlamda oyalayıp yıpratacağma inanmakta idiler. Çaldıran savaşı öncesinde Osmanlı Devletî İle Memlûk Devleti arasındaki samimi olmayan yakınlaşmanın şeklen olduğunu her iki devletin hükümdarı da gayet iyi biliyordu. 113-114. bunun sebebi de anlaşılamadı. s.. kendileri için büyük birer tehlike olan bu devletlerden galip geleni de bundan böyle korkulur olmaktan çıkacaktı. Çünkü savaşmaya hazırlanan bu güçlerden her ikisi de Memlûk Devleti için büyük tehlike oluşturmaktaydı. IV. Bu sebeple de Yavuz'un Şah * Ibn tyâs. Bu elçi daha sonra 920 yılı Şevval ayının 20'sinde (8 Aralık 1514) geri dönmek üzere yola çıkmıştı. Safcvilcr'i bir gün içinde hezimete uğratarak bu mücadeleden daha da güçlenmiş olarak çıktılar30. İstanbul'un fethine ve özellikle Sultan Kayıtbay'ın.'" diyerek Sullan'm tavrı karşısındaki hayretini dile getirmiştir.Sultan da elçiye lıila'l giydirmiş. 37 73 . s. Selim'in bu zaferinden dolayı kalede davul çaldırmadı ve yine Kahire'ııin süslenmesi emrini vermedi.ık olaylar beklenildiği gibi gelişmedi ve Osmanlılar. iug. Bedâ 'i ez-ZuhÛr. Bu hadiselerin görgü şahidi olan ibıı İyas ise eserinde. Memlûk Sultam Kansuh el Gûri tarafsız gibi gözüküp el altından desteklediği Safevilerin mağlup olduğuna dair gelen haberlere inanmak istemiyor olsa da. Ancak bir süre sonra 920 yılı Ramazan ayının üçünde (22 Ekim 1514) gelen haberciden Çaldıran Savaşı ile ilgili kesin ve teferruatlı bilgiler alındığında bu haberin doğnı olduğu kabul edilmiş ve bunun sonucunda Memlûk Sultam davul çaldırmadığı gibi Memlûk Emirleri de Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim'in haşmetinden ve şiddetinden rahatsız olarak bundan sonra onun tarafından Memlûk Devleti taraflarına doğru ne olacağını merak etmeye başladılar36. Tanscl. JS S. Kansuh el Gûri'nin tavrım ibıı İyus'ın yadırgamasını garip karşılaınamaüyız37. Ayrıca onun bu haberlerin doğru olmadığını düşünerek bu esnada kendisini bu şekilde teselli etmiş olması da mümkündür. Ancak yazımızın en başında da ifade elliğimiz üzere şartlar bu kez çok ama çok farklıydı. "Bu esnada Memlûk Sultam. ve ona çeşitli hediyeler vermişti. Anc. 398. s. Bu anıda Memlûk Devleti ile Safeviler'in arasının da iyi olmamasına rağmen Kansuh el Gûrf nin Alauddevle'yi kullanarak el altından onlar lehine tavır alması ama tarafsız gibi gözükmesi Memlııkler'in çıkarlarına daha uygun düşüyordu. Osmanlılar'in Avrupa'da sağladığı başarılara. 404. İbn lyâs. kendisi ile aynı mezhebten olan Osmanlıların galibiyetine sevinmiş gibi gözükerek belki de halkın baskısı ile çeşitli camilerde hatim indirilmesi emrini vermişti. Eğer bu düşünceleri gerçekleşmiş olsa idi. Bu sebeple de muhtemelen Memlûkler. Gerçekten bundan önceki Memlûk Sultanlarının. Çünkü artık Çaldıran Savaşı'ndan sonra Alauddevle meselesini de halleden ve onun başını Kahire'ye gönderen Yavuz Sultan Selim'in önünde kendisinin Suriye ve Mısır'a yürümesine engel olacak hiçbir tali kuvvet kalmamışta. IV. Bedâ'i ez-ZuhÛr.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti 'nirt Tulumu Özellikle ikinci gelen haberdeki demir kafes ile ilgili söylentiler Ankara Savaşı ile Çaldıran Savaşı arasında kurulan ilişkinin İşaretidir. II.

258.s. VI. 33 74 Kazını Yaşar Kopraman. izlediği siyaset ile üç yıl gibi kısa bir süre sonra Memlûk Devleti'ne son vererek bütün Suriye ve Mısır'ı Osmanlı topraklarına katmıştı. . İstanbul 19S9. Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi. Gerçeklen de bu hadisenin üzerinden yalnızca üç yıl geçtikten soma Memlûk Sultanı ile Emirlerinin korktuğu şey başlarına gelmiş ve Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim. i:Mısır Memlûkleri". Çünkü Kansuh el Gûrî Memlûk Devleti'nin bekâsının Osmanlılar ile Safeviler 39 arasındaki mücadelenin seyrine bağlı olduğunu çok iyi biliyordu .Cüneyt Kanal İsmail'e karşı kazandığı zaferi duyan Memlûk Sultanı ve Emirleri artık sıranın kendilerine geleceğinden endişe ederek çok üzüldüler ve Sultan bu üzüntüsüne bağlı olarak davul çaldırmayıp Kahire'yi de süsletmeyerek memnuniyetsizliğini açığa vurdu.

Bu duaıın başlangıçla kaynak sıkıntısı çekmemek açısından bir avantaj olarak görülse bile bu kaynakların tasnif edilerek tarihçilerin hizmetine sunııhnamasından dolayı bazı sakıncalarının olabileceği de söylenebilir. 1835 (H. ve XVI. İzmir 2000. XV. Bununla birlikle vakıflar ile ilgili asıl kayıtlar XV. Millî Türkoloji Kongresine tebliğ olarak sunulmuştur. 1251) yıllarında tutulmaya başlanan ve Tanzimat'ın hemen öncesine denk gelen bu "Vakıf Muhasebe Defterleri " dikkatli bir nazar ile incelenirse hakikaten vakıf tarihimiz. medeniyet ve iktisat tarihimiz açısmdaıı son derece önemli bilgileri içerdiği anlaşılacaktır. Yüzyıl için muadili denebilecek yine eyalet yahut sancaklar bazında tutulan defterlerin var olduğu son zamanlarda yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır. Defterler. Doç. Dr. Son yıllarda Özellikle Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki tasnif çalışmaları ile yeni kaynak gruplarından haberdar olan tarihçiler bir yandan bu belgelerden faydalanırken bir yandan da çıkabilecek yeni kaynak gruplarını merak etmektedirler I Osmanh tarihinin önemli bir kaynak grubunu vakfiyeler ve vakıflar ile ilgili kayıtlar oluşturmaktadır ki bunların önemli bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bulunmaktadır.. Yüzyıllarda tutulan bu defterlerin XIX. Yrd. . 75-82. Öle yandan yine vakıflarla ilgili pek çok belgenin özel şahısların elinde bulunduğunu biliyoruz. ss. Ancak daha sonraki donemler için de şüphesiz bu tarz defterler tutulmuş olmalıydı. Bu inceleme 25-27 Eylül 1998 tarihinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen X. Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Sivas. OSMANLI SOSYO-EKONOMIK TARİHİNİN KAYNAKLARINDAN VAKIF MUHASEBE DEFTERLERİ* Galip EKEN" Tarihçiler açısından Osmanlı tatili! belki de en bol kaynağa sahip bir çalışma alanıdır.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Sayı IV. kültür . Yüzyıllara kadar uzanan "evkaf7 defterleridir. ve XVT. Bu tür defterlerin bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü. bir kısmı da Tapu kadastro Genel Müdürlüğü arşivlerinde bulunmaktadır. Bu defterlerden Osmanlı Devletine bağlı ülkelerden hemen hepsi için bulmak mümkün olacağı sanılmakladır. Osmanlı ülkesinde bulunan vakıfların mal varlıkları ile bunların gelirlerinin kullanımı konusunda ayrıntılı bilgiler sunmakladır.

Bu defterlerin tutuluş şekli bakımnıdan bazı farklılıklarının olduğu gözlenmektedir. Çoğunun Şeriyye Sicilleri içinde bulunabileceği sanılan bu defterlerin diğer şehirlere ait olanları. 1576) Tarihlî Defter-i Evkafı Rııma Göre Tokat Merkez Kazası Vakıf Kayıtları. Tokat ve Amasya'ya ya ait olan Vakıf Muhasebe Defterleri Milli Kütüphane'deki "Şer'iyye Sicilleri " katalogları içinde bulunmaktadır4. ancak şu anda Millî Kütüplıane'de ve Sivas Şer'yye Sicilleri içerisinde olduğu anlaşılan defterin şu an için numarasını bilemiyoruz. Bu noktada Ömer Demirel. Ferudun M. DEFTERLERİN TESPİTİ : Bu defterlerin öncelikle tespitinin yapılması gerekmektedir. Sivas. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ancak burada üzerinde duracağımız Tanzimat dönemine ait olduğunu ifade ettiğimiz vakıf muhasebe defterleri üzerine hemen hemen hiç çalışma yapılmamıştır. Ankara. 984 (h4. Tokat'a ise Galip Eken çalışmaktadır. Ömer Lüttı Barkan. 1991. 1989. Sivas Şehir Hayatında Vakıfların Rolü (1700-1850). yüzyıla ait evkaf defterleri üzerine başta Ömer Lütfî Barkan olmak üzere son zamanlarda tahrir defteri ağırlıklı şehir tarihi incelemesi yapan araştırmacılar 1 çalışmışlardır . Sivas'a ait olanı ise Sivas Kongre Müzesi'sinde iken Şer'iyye Sicilleri içerisinde numarasız defterler serisi içerisinde idi. 1970. şehir tarihi çalışmalarında bu kaynakların kullanımına örnek olarak bkz. Ekrem Hakkı Ayverdi. s. Fatma Üstek. Tokal ve Amasya sancaklarının Vakıf muhasebe defterleri tespit edilebilmiştir. Emecen."1 "Hiç şüphesiz aynı tarifi ve mânıyeuc 'ülger "Anaböm'Osmanıı şehirleri için de bu defterlerden tutulmuş olmalıdır. Şu ana kadar sadece Eyalet-i Rum'a bağlı Sivas. Yazı stili de sicil yazılarının aynıdır. H. Örnek teşkil etmesi açısından Tokat defterinin ilk belgesinin der 1 2 4 Bu konuda bkz. (Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi). DEFTERİN TANITIMI: D$ Görünüş Yukarıda da belirtildiği gibi dış görünüş itibariyle Şer'iyye Sicili defterleri tarzında tutulmuştur. 1985 (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi). 86-109. . İstanbul. Ankara. Mesela Tokat'a ait defterdeki her bir kayıtın yan tarafına hangi vakfa ait olduğuna dair der kenarların düşüldüğü görülürken Amasya'ya ait defterde bu durum söz konusu değildir.. Buradan lıareketle muhtemelen bu defterler de mahkeme katipleri tarafından tutulmuştur. Amasya'ya ait olanı ise 73 numaralıdır. Sicillerin dikkatli bir nazarla incelenmesi ve öte yandan vilayetlerimizdeki vakıf müdürlüklerinin arşivleri bu gaye ile taranması sonucu ortaya çıkartılabileceği kuvvetle muhtemeldir. adlı doktora çalışmasında bu defterde önemli oranda faydalandığı görülmektedir. Ankara. Bu defterlerden Sivas'a ait olanı üzerinde Ömer Demirel.Galip Eken XVI. Amasya'ya Adnan Gürbüz. XVI Asırda Manisa Kazası. İstanbul Vakıftan Tahrir Defteri 953 (1546) Tarihli. Tokat'a ait Vakıf Muhasebe Defteri Milli kütüphane Şeri'yye Sicilleri Katoloğu 53 numaralıdır.

. Tokat defterinin ilk kayıtlarının allında "es-Seyyid Hüseyin el-Mevlevî" . bir başka örnek: ". Haremeyn vakıfları ise Evkaf Nezaretinin kurulduğu sırada eskiden olduğu gibi yine Darüssaâde ağalarının elinde bulunuyordu."(Amasya Defteri s. C.. Bu durum ise defterlerdeki kayıtlarda "Haremeyn-i şerifeyn nezâretinde olan evkâfdan medine-i Tokat'da vâki' Çakır Salar vakfının 254 senesine mahsuben vücûda gelen öşr-i mahsulatı nıarifct-i şer' ve mu'accelât nazırı atufetlü el-Hac Surııri Efendi ma:rifetiyle bi't-tahkik ..g. Ankara.7) şeklinde görülmekle.284.g.. 1995. Nazif Öztürk." (Tokat s.e. Amasya defterinde her bir kayıt için her hangi bir tarilı düşülmediği... Vakfın evkaf nezâretine yahut haremeyn evkafına ait olduğu belirtildikten hemen sonra vakfın bulunduğu mahal tanımlanmaktadır.. s. Mesela ". 282. Bkz. 103. esSeyyid Ebııbckir Nâzır-ı Mu'accelâl . Bahaeddin Yediyıldız.medine-i Amasya'da vaki Mevlevihane . Yine Tokat defterindeki her kayıtın altında verilen tarihler Meri tarihe göre verilmiş iken.l)." tarzında ya da vakıf eğer Haremeyn vakfı ise bu kez "Haremeyn-i muhteremeyn hazine-i celilesine tâbi evkâfdan. her belgenin hemen hemen aynı ya da yakın başlıklarla başladığı görülmektedir. 2) gibi. Mahmud döneminde 1826 yılında kurulan "Nezaret-i Evkâf-ı Hümayûn"a devredilmişti. ayrıca bkz. 1988. Ahmet Akgündüz." gibi kayıtlardan defterin tutulduğu sırada iş başında bulunan kadı ve mu'accelâl nazırının ismi verilirken.. Amasya defterinde benzeri kayıtlara rastlanmamaktadır.. 77-80.284. 13. s. 1836 yılında Haremeyn vakıflarmm idaresi ile meşgul olmak üzere önce Haremeyn-i Şerifeyn Evkafı Nezâreti kıınılduysa da daha sonra bu nezaretin. İstanbul. s. İstanbul. Örneğin "Nezâret-i evkâf-ı hümâyûn-ı mülükâne mülhak evkâfdan olup . Evkaf Nezâretinin bir şubesi haline geldiği görülür5. a. a... 1986. sadece vakfın gelir ve giderlerine esas teşkil eden yıllar Rumî tarihe göre belirtildiği gözlenmektedir. 81. 1993. Tanzimat Dönemi osmanh Merkez Teşkilatında Reform. s. Ahmet Akgündüz.. "Vakıf İslam Ansiklopedisi. Ali Akyıldız. Türk Yenileşme Tarihi Çerçevesinde Vakıf Müessesesi. Muhteviyatı Osmanlı devletinde vakıfların idaresi genel itibarıyla II.6 Elimizdeki defterler 1835 yılından itibaren tutulmuş olup. İslam Hukukunda Ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi. Nazif Öztürk.. Vakıfların idaresi ve bu arada gelir ve giderlerinin hesabı başta vakfın mütevellileri olmak üzere taşrada bulunan "Mu'acceâat Nazırları" veya "Mu'accelât Müdirlerİ'nce birlikte yürülüldüklerine şahit oluyoruz. Ve bu arada taşrada vakıf idaresinde sorumlu olmak üzere Muaccelat Nazırları yahut Muaccelat Müdürlüklerinin kurulduğu anlaşılmaktadır. s..Osmanlı Sosya-Ekonamik Târihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri kenarı olarak "Eskici Kuritoğlu menziline câri olan ma'i lezizin mütevellisi ve evkaf tarafından verilen lemessük kaydı" m görmekteyiz.. Bazı kayıtlarda da varidat muhasebe ve masarifalın tahkik Bu konuda bkz..e. n .medine-i Tokat'ta vâki' Marul suyu vakfında. Ankara." şeklinde kayıtların tutulduğu müşahede edilmekledir." (Tokat Defteri s. 146-160. K.

Ayrıca bu hububatın ölçü birimi olarak keyl yahut kilenin hemen altında ""müd" ün de bir ölçü birimi olarak kullanıldığı görülmektedir. Amasya defterinde sadece ilgili vakıfla alakalı tutulan muhasebenin bir yıllık yahut iki yıllık süreci belirtilmektedir. 158: Amasya defteri s. Bundan sonra gelir yerleri ile birlikte vakfa bağlı gelir kaynaklan kaydedilmektedir. Ya da Tokat merkezdeki bir vakfın iradı arasında Artukabad yahut Turhal gibi Tokat sancağının kazalarına bağlı köylerinin bulunduğu görülmektedir. "'aşar karye-i Kerbansaray temam malikâne der nahiye-i Güldiken vakf-ı mezbur hasıl hınta keyl. Tokat deflerinde yukarıda zikredilen kayıtların hemen altında vakfın gelir ve giderlerinin 1252-1253 gibi bir ya da iki yıllık bir sürecin belirtilip altına Meri tarih Arapça olarak gün ay ve yıl itibariyle düşürülürken. Yalnız burada üzerinde durulması gereken başka bir nokta vakfa bağlı köylerin gelirleri Tokat defterinde olduğu gibi verilirken. Mesela Tokat'ta el-Hac Mehmed bin 78 ." gibi. soğan gibi değişik ürünler de bulunmaktadır. Yine Amasya Mevlevihanesİne ait muhasebe kaydında buraya ait vakfın "mütevellisi olan Şeyh Mehmed Efendi ile 254 senesi martı ihtidasından şubatı gayetine değin muhasebe defteridir ki ber vech-i ati zikr ve beyan olunur" İbaresi bulunmaktadır (Amasya s. Tokat defterinde köylerin isimlerin hemen yanı başında bağlı olduğu idarî birim ile birlikte toprağın tam. toplanı varidattan düşüldüğü görülmektedir. Şa'ir(arpa) olduğu görülür.. yanın. Vakfın yekun gelirleri ortaya çıkartıldıktan sonra öncelikle Evkâf-ı Hümâyûn için öşür Laliakk. Amasya'da bulunan bir vakfın gelir kaynakları içinde Sivas'ın bir köyünün gelirleri de bulunabilmektedir.Galip Eken * edilip masrafların ödemesi yapıldıktan sonra baki hasılatın ''mütevelli.2). Vakıfların en önemli gelir kaynaklarının başında da hiç şüphesiz vakıf köyleri ve buralardan elde edilen hububat gözükmektedir. Bununla birlikte gelirlar arasında burçak. Köy gelirlerine bakıldığında bunların daha ziyade hınta(buğday).. Pek tabii olarak vakıf mallan sadece tarlalardan ibaret olmayıp han hamam. Ayrıca köylerin bağlı olduğu nahiye kaza gibi idarî birimlerde belirtilmektedir.51 ve 52 senelerine mahsuben . zaviyedar ve mürtezika "gibi görevliler arasında pay edilmesi belirtilmektedir (Tokat Defteri s. duhan ve kahve masrafı ile nakliye masrafının giderleri olduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan gayr-ı menkullerin kiraya verilerek yıllık icarlarından faydalamldığı gibi paralar da gelir getirmek amacıyla borca verilmekteydi..:' kaydının dışında başkaca bir tarih düşülmemiştir. para gibi diğer kıymet ifade eden menkul ve gayr-ı menkuller de bulunmaktaydı. Mesela Amasya'daki Ahi İmadüddin ve Ahi Mulıyiddin vakıfları ile ilgili kaydın içinde ". Bu babdan da oldukça kıymetli bilgiler bulunmaktadır. yahut rab' malikâne dununu da net olarak belirtildikten sonra kaç keyl hububat ve bunlardan kaç kuruşluk gelir elde edildiği kayl edilmiştir. Gelirlerin kaydedilmesinin akabinde "cem'an yekûn" dönemin para birimi olan kuruş ile verilmektedir. mercimek . Bunun hemen akabinde masraf kalemleri olarak görülen giderlere gelince genel itibariyle "şilindik".. Amasya defterinde bu gelirlerin öşrü verilmektedir.2).uk ettirilip bunun. dükkan. fiğ? yulaf..

para gelirlerinin harcama istikametlerinin oram da açıkça ortaya konacaktır. medrese gibi hizmet binalarının bakım ve onarımına sarf edilmektedir. Gelirlerdeki artma. tabbah gibi görevlilerin ücretleri ödendikten sonra baki hasılat mütevelli ve evlad-ı vâkıfa tahsis edildiği gözlenmektedir7. raesdd. cüzhaıı. Vakfın arda kalan gelirleri ihtiyaç halinde vakfedilen camii. hafız.(Tokat Defteri sayfa 153) Gelirler net olarak ortaya konduktan sonra "Minlıe'l-ilıracât" adı altında masârifat kısmına geçilmekte burada ise harcamalar yine açık bir şekilde ortaya konmakladır. 79 . Bu da vakıf tarilıimiz açısından olduğu kadar iktisat tarihimiz açısından da ayrı bir önemi haiz olsa gerektir. XV. İncelediğimiz her iki defterde de yekûnattan muntazaman ''tertib-i maaş ve harc-ı muhasebe masrafı" düşül inektedir. Yüzyıldan ve hatta Selçukludan itibaren ihdas edilen vakıfların devamlılıkları konusunda esaslı bir bilgiye salıip olurken diğer yandan da variıklanna şalüt olunan vakıfların gelir ve gider dağılımları da çok net olarak görülecektir. gelir kalemleri içinde Cami-i Kebir "nezdinde" ki Han'ın bulunduğu ve 1252 ve 1253 yılları için 150'şer kuruştan 300 kuruş. zaviye gibi hizmet binalarında vazife yapan imam. Asırda var olan vakıfların eski tabirle '"bilemamiha" ortaya konmasına vesile olacaktır. Bu tür kayıtlara deUerin pek çok sayfasında rastlanacağından defter numaraları verilme gereği duyulmamıştır. eksilme yahut vakfın kendine yetmeyecek hale gelmesini ortaya koymasının Ötesinde. Dolayısıyla ilk olarak. Yine bu gelirler vasıtasıyla vakfın camii mescid.Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri Hamza vakurun. ferraş. çehkân. çerağdar. ölçü ve para birimimizdeki değişim İle. Sonuç olarak Tanzimat dönemine ait olan bu defterler eğer Osmanlı geneli İçin yapılmışsa bir defa XIX. müezzin. yine aynı vakfın "akarı içinde Cedid mahallesinde bulunan "menzil''den mezkur yıllar için 15'şer kuruşları 30 kuruş icar geliri elde edildiği anlaşılmaktadır. hattat.

liva-i mezbur Hınta kile fî 55 müd 17.5 962. (mezkur) temam malikâne der.nalıiye-i Argun der. Nezâret-i evkâf-ı hümâyûna mülhak evkâfdan mediııe-i Amasya'da ka'iıı Ali Çelebi ibn-i merhum Mücyyed Çelebi Vakf-i Şerifinin bâ-berâtı-ı "âlî mütevellisi olan Seyyid Muhyiddin Halife ile ikiyüz elli dört senesi martı ibtidâsmdan şubatı gayetine değin varidat ve mesârifat vaki' muhasebesi defteridir ki ber-vech-i atî beyan Mahsul-i îrad-ı vakf-ı şerif m.5 kuruş (Cem'aıı Yekûn) 1400 kuruş Şa'ir ve saire kile fi 25 müd 17.Galip Eken EKLER Amasya Defterinden Bir Örnek: Sayfa 179.5 437.karye-i Seviye(?) ve Bayracık Alani(?) der. (mezkur) Berâ-yı mahsul "aşâr-ı vakfın.5 kuruş Minhe'l-İhracât berâ-yı mesârif-i şıhne ve ber-nıu'tad-ı ücret-i nakliye ve maaş 395 kuruş nıaaş-ı muharrer bâ-a'şâr-ı hums-ı mahsul ba!de?l-mesaiifü'l-mu'tâde 200 kuruş harc-ı ımıhasebe-i aklâm 25 kuruş aklâm-ı hazine 25 kuruş müdir-i mu'accelât 50 kıınış 645 kumş Mizan 1400 kuruş irâd 645 kuruş mesârifat 755 kumş Fazla-i vakf-ı mezbur bi-cihet-i şart-ı vâkıf ve ber-mûceb-i vakfiye-i şerife me'mul-behâ c\'lâd-ı vâkıfdan batn-ı e^'\'ele meşruta bulumııuş olduğundan ekber evlâdı vâkıfdan mumâ-ileyh Muhyiddin Halife'ye teslim kılınmış olduğu şerh virildi .

Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri Tokat Defterinden Bir Örnek: Sayfa 151.5 . . Nezârel-i cvkâf-ı Humâyûn-ı mülüklıâneye mülhak evkâfdan medine-i Tokad'da vakiî Ahî Muhyiddin evkafının elli iki senesinde zira'at ve işbu elli üç senesinde vücûda gelen öşr-i mahsulât ma'rifet-i şer' ve Muaccelât Nâzın 'atufetlû Ebııbekir Ağa ma'rifeü ve mütevelli-yi vakf ma'rifeliyle bil-tahkîk zahire ilırâc olunarak terkîm olunan varidat ve mesârifâtı defteridir ki ber-vech-i atî zikr olunur hurrire fi yevmü'l-hâmis işrîn şehr-i zilkâde-i şerife sene selâse ve hamsın ve mieteyn ve elf Karye-i Sahır tâbi'î kazâ-i Artukâbâd te'mâm mâlikâne-İ vakf-ı mezbûr Hınta rub/156 Kuruş 1672.5 Hisse-i tevliyet an-hasılal-ı mezra-i öşr ve öşr-i mahsulât 81 Ber-ınutad-ı Kadîm hakim Efendilere virile gelen bera-yı muhasebe Zehâyir-i mezkûrun Tokad'a nakliye mesârifİ Karyelerin ta'şirine me'nıur şıhnelerine ve mesânflerine virilen Öşr-i mahsul an caııib-İ evkâf-ı Hümâyûn .5 Şa : ir rub/64. (Der-kenâr) Ahi Muhiddin vakfı defteri .627 5642. .5 .500 3589..5 Karye-i Berkirıcek tâbi'î kazâ-ı mezbûr te'mâm mâlikâne-i vakf-ı mezbûr Hınta nıb/471 Kuruş 3238 Şa'ir rub/153 Kuruş 478.579.5 Kuruş 225 Mezra'î Kasel (?) tâbi'î nahiye-i mezkûr mâlikâne-i vakf-ı mezbûr Hınla nıb/30 Kuruş 206 Şa'ir rub/25 Kuruş 78.5 Şa'ir rub/148 Kuruş 462.5 .5 .673 408975 .880 4782.5 Yekûn 6269.5 Komanal an muzâfat-ı Tokad te'mâm Karye-i Seyideli tâbi'î nâhiye-i mâlİkâne-i vakf-ı mezbûr Hmta rub/74 Kuruş 508.

82 .Galip Eken 3010 1505 Hisse-i evlâdiyet msf-ı mahsûl ber-mûceb-ı şart-ı vâkıf Vâkıf-ı nuıuınâileyhin sene-i nıerkûmeye mahsuben altı bin ikiyiiz alînıış dokuz buçuk kuruş varidatından ber-vech-i muharrer masânfatı hisse-i evlâdiyet ve tevliyeti fiir u nihâde bakî bin beşyüz beş kuruş dalü fî ber-mûceb amel-i kadîm dokuz cihet itibâr olunarak ba-beravât beş nefer elıl-i nıürtezika meyanelerinde taksim olunmuşdur. .

Protestan Hrıstiyan Kilisesi. .Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Savı IV. Nüfus Yapılan Son yıllarda Osmanlı toplumunun çeşitli yönlerinin incelendiği araştırmalarda artık Osmanlıların İmparatorluk bünyesine kattıkları bölgelerde karşılaştıkları gayr-i Bu yazı 25-28 Eylül 1998 tarihinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen X. Klasik dönem Osmanlı toplumunda. Süryani Ortodoks Kilisesi. Grek Ortodoks Kilisesi. Gregoryen Ermeni Ortodoks Kilisesi. Gregoryen Ermeni Ortodoks Patrikliği gibi üst kuruluşlarının da bulunduğu ibadethaneleri bunun bir delili olarak ileri sürebiliriz. ibadetlerin yerine getirilmesi.Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Faküllcsi Tarih Bölümü. asla asiınile yoluna gitmediği. Ermeni Katolik Kilisesi. devletin çöküşünden sonra bu unsurların aslî özelliklerinden hiç bir şey kaybetmeksizin tarih sahnesine zinde bir şekilde çıkmalarından da açıkça anlaşılabilir. Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi.. Rum Ortodoks Kilisesi. gerekli müesseselerin kurulması gibi alanlarda tam bir inanç ve vicdan hürriyetinin sergilendiği de bilinmektedir. ss. Doç. Keldanî-Nesturî Kiliseleri. Hnsüyanların. 83-90. Osmanlı medeniyetini oluşturan temel öğelerden birinin de din olduğu gerçeğinden hareketle. Osmanlı ülkesinde. Yrd. Osmanlı Devleti rnin. Musevilerin sinagog ve havraları dışında. Milli Türkoloji Kongresine sunulan tebliğin geliştirilmiş şeklîdir. Dr. XV-XVL YÜZYILLARDA OSMANLI ANADOLU TOPLUMUNDA G AYRI MÜSLİMLERİN DURUMU: AMASYA ÖRNEĞİ* Adnan GÜRBÜZ Giriş Geniş bir coğrafya üzerinde kurulu olan Osmanlı İmparatorluğu'nda Hristiyanlar başta olmak üzere bir çok dine mensup topluluğun yaşadığı tarihî bir olgudur. bu çok çeşitli gayr-i muslini unsurları dikkatle muhafaza ettiği. Osmanlı toplumunda devletin gayr-i müslimlerle olan ilişkilerini nüfus yapılan ve ekonomik durumları olarak iki kategoride incelemek mümkündür. İzmir 2000. Katolik Kilisesi.

buna karşılık müslümanların aynı artış oranına ulaşamadıkları görülmektedir3. s. s. 1520 yılı tahrir defterinde 48'i müslüman ve 4'ii gayr-i müslim olmak üzere 52 mahalleden müteşekkildir.A. Ö. Gilfcs Veinstem. Lowry. Internaüonal Journal ofMiddle East Studies. XVI. M. 1526 yılı tahrir defterinde müslümanlar 4610 hane. Bu dununda şehrin nüfus yekünü müslümanlarda %14. Şehirde. gayr-i müslim mahalleleri olarak addedebileceğimiz yerleşme sayısı 12'yi bulmaktadır.Adnan GUrbîlz müslim nüfusu kılıç zoruyla ve hemen müslünıan olmaya zorlamadıkları ortaya çıkmış 1 bulunmaktadır . 1540 yılı tahrir defterinde ise. s. Tapu Deften 387. XLVÜ7188(1983). İstanbul 1997. Ankara 1991. bkz. Başbakanlık Osmanlı Arşivi(BOA). 84 . s. Yaluıdiyan ve Zimmiyan taifelerinin üç yerleşme yerini de dalıil edersek. gayr-i müslimlerin nüfus artış oranı %56 olarak gerçekleşmiştir. şehrin çok yakınında bulunan Dragobid. ve XVI. London 1970. fethi müteakip düzenlenen tahrir defterinde gayr-i müslim nüfusun zamanla daha büyük bir çoğunluğu teşkil ettiği. 1990 toplam nefer yaşamaktadır. Beş köyün de dahil olduğu 12 mahalle gayr-i müstimler tarafından kurulmuş olup. 1523 yılı tahrir defterinde 1005 müslüman haneye karşılık 6012 gayr-i müslim hane görünmektedir. Yavuz Ercan. 43. Bu toplam nefer nüfusun %78'ini 1555 nefer nüfusla müslümanlar teşkil ederken. 'Tetiliten Sonraki Osmanlı Millet Sistemi Üzerine Bazı Düşünceler". 9(1978). 1518 yılından 1540 yılma müslümanların nüfus artış oram %34'de kalırken. Yahudi ve Rumlardan 1 2 3 4 Mesela bkz. 1520 yılı tahrir deflerinde Amasya şehrinde 60 mahallede. 1518 yılı tahrir defterinde müslümanlar 3594 hane. 353-354. ed. bunların hiç birinde nıüslümanlarla gayr-i nıusliınler karışık olarak otumıuyorlardi4. Nejat Göyünç. gayr-i müslimler 6202 hane. gayr-i müslim hane 901 iken.32. Ziyâre. Yine mesela. geri kalan %22'lik kısım 435 nefer nüfusla Ermeni. İçtimai ve İktisadi Durumu". s.Lütfi Barkan. 24-25 Mayıs 1996. müslümanlar 5511 hane. çev. 163-171. 103. 118. gayr-i müslimlerde %8S. -'Türkiye'de XV. 137-142. İnceleme konumuz olan Amasya şehrine gelindiğinde: Amasya şehri. Studies in the Economic Histoıy the Middte Ecm. Heath W. Lîs. 93. Slanford J. Yüzyılda Mardin Sancağı. Osmanlı Devleti 'tide Gayr-i Müslim Teb 'anın Yönelimi. 'The Otloman Census System and Popuiation". 1486 yılını ihtiva eden tahrir deUerinde Trabzon şelmnde müslüman hane 258. gayr-i müslimler 8432 hane olarak görünmektedir. Belleten. 325-338. Osmanlı idaresine girmesinin üzerinden altmış yıllık bir süre geçmiş olmasına rağmen 1520'li villamı Trabzon Sancağı'nda nüfusun hâlâ yüzde 2 seksenbeşlik kesiminin gayr-i müslim olarak görünmesi manidardır . Demet ve Heath Lowry. Yüzyıllarda Gayrimüslimlerin Hukuki. Trabzon Şehrinin İslâmlaşma ve Türkleşmesi 1461-1583. s. bkz. Shaw. Kelkis ve Ağalık gayr-i müslim köyleri ile şehir içinde cemaat halinde yaşayan Nasriyye. gayr-i müslimler 4616 hane. 88. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 1514'lü yıllar civarında Osmanlı hâkimiyetine giren Mardin şehrinde. 86. İstanbul 1981. Gayr-i müslim nüfusun yaşadığı mahallelere. Şehrin nüfusu. Uluslararası İstanbul'un Fethi Sempozyumu. /. Mesela. Bilal Eryilmaz.68 olarak ortaya çıkmaktadır. "Research on the Ottoman Fiscal Surveys". s. 1119-1150. s. 24-51. Cook. İstanbul 1990.

466480. s. Bu Yahudi nüfusun büyük bir ihtimalle 1492-1496 İspanya ve Portekiz sürgünü Yahudiler olduğu düşünülebilir. 45 . şehrin dışında müslüman ve gayr-i miislimlerin kanşık olarak bulundukları Dragobid. Gayr-i müslimler arasında ise. sadece 2 mahalle 80'in üzerinde nefer nüfus barındırıyordu. 11 neferle Hızır Beğ mahalleleridir. s. s. Tapu Defteri 26. Amasya şehrinin en büyük mahalleleri. Mehmed Paşa Mahallesi 64'den 105 nefer nüfusa artış gösteren büyük mahalleler olarak görülürken.orlaya BOA. 4042. Yahudiler 73 nefer nüfustan 63 nefer nüfusa düşmek suretiyle %14 oranında azalmışlardır6. 72 neferle Şamlular ve gayr-i müslim olmak üzere 73 neferle Savadİye mahalleleri takip etmektedir. Kuyud-ı Kadime ArşivifKKA). Öte yandan 24 mahalle 40'm ve 7 mahalle de 20'nin altında nefer nüfusa sahiptiler. 14'ünün 20 neferin üzerinde nüfusa sahip oldukları görülürken. kalanı da H'nstiyandır . adı geçen şehirlerden sadece Amasya'da' Yahudi nüfusun yaşadığı belirtilmekledir. iki mahallel50 neferin. 7 nelerle Avkuniye. İstanbul 1993. Bu mahallelerden 39'unun 40. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gnyr-ı Müslimleriıt Durumu: Amasya örneği meydana gelen gayr-i müslimler teşkil etmektedir. Buna göre. 435 : 5 nefer nüfusun 73 ü Yalıudi. Uüernalional Journal of Middle east Sludies. gayr-i müslimlerde 775 nefer nüfusla %78 oranında gerçekleşmiştir. Moshe Sevilla-Sharon. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü. Bir arada yaşayan Yahudi cemaati de 73 nefer nüfusla büyük mahalle yapılanması içinde görünmektedir. Şehir içinde Dere Mescid Mahallesi 94 nefer nüfustan 152 nefer nüfusa. Bu oran. Kübcüğez Mahallesi 35'den 109 nefer nüfusa. müslümanlarda 2551 nefer nüfusla %64 oranında iken. Ziyâre. Jenniııgs. Trabzon ve Erzurum şehirlerinin merkez alınarak Anadolu'nun nüfus durumunun incelendiği bir araştırmada. Karaman. Hnstiyanlar %97 oranında artarak 362 nefer nüfustan 712 nefer nüfusa artış göstermiş. Amasya şehrinin en büyük mahallesi 94 nefer nüfusa sahip Dere Mescid iken. 9 neferle Alaca Mescid. bkz. Amasya. Şeyh Çelebi Mahallesi 7 nefere. Lîs . Bu oran müslüman mahalle başına 32 nefer. 7(1976). Gayr-i müslim olmak üzere 8 neferle zimmi taifesinin birarada yaşadıkları birim yapılanması da nüfus yoğunluğu itibariyle en küçük birimi oluşturmaktadır. Müslüman mahalleleri gibi küçülen bir başka gayr-i ! XVI. Karaman. 21-57.. Küba Mahallesi 13 nefere düşen en küçük müslüman mahalleler olmuşlardır. Gayr-i miislimlerin %17 si ki. "Urban Population İn Analolia in the Sixteenth Centııry: A Slııdy of Kayseri. 7 mahalle 100"ün ve 11 mahalle de 80'in üzerindedir. Trabzon and Erzurum". gayr-i müslimlerc ait olan Savadiye Mahallesi de 73 nefer nüfustan 129 nefer nüfusa ulaşmışlardır. Türkiye Yahudileri. yüzyılda Kayseri. ortalama mahalle basma 33 nefer nüfus düşmektedir.] 4b. gayr-i müslim mahallelerde ise 60 nefer olmak suretiyle bir artış göstermişlerdir. 10'ar neferle Küba ve Mevlâna Sofu. s. Roııald C. Amasya şehrinin en küçük mahalleleri ise. Amasya. 1 a.W-XVI. Kclkis ve Ağalık köyleridir. gayr-i müslim mahalle başına ise 36 nefer olarak ortaya çıkmaktadır. 1520 yılından 1576 yılma ortalama mahalle başına düşen nefer nüfus sayısı müslüman mahallelerde 52. TD 2. onu sırasıyla 91 neferle Sofular. bkz. Amas> a şehrinde mahalleler nüfus oranlaması itibariyle küçük birim yapılanması halinde olup. Amasya şehrinin nüfusu 1520 tahririnden 1576 yılı tahririne kadar %67 oranında artış göstermek suretiyle 3326 nefer nüfusa ulaşmıştır.

Tahrir defterlerinden takip edebildiğimiz kadarıyla Kanunî devrinin ilk başlarında. 8907"si müslüman ve 2571 'i de gayr-i müslim olmak üzere 11478 kişinin yaşadığı anlaşılmaktadır. 1576 yılında ise. Müeyyedzâde ve Alaca Mescid mahallelerinin Yakutiye Mahallesi ile. çoğunluğu her zaman müslümanlar oluşturmaktaydılar. Buna şehir yakınındaki 5 gayr-i müslim kö}ü de ilave edilse bile mahalle sayısının 1520 tahririne göre 60 : tan 58'e düştüğü görülür. Gayr-i müslim nüfusun içinde Hnsliyanlar %97 oranında artarken. 1576 yılına gelindiğinde ise. Gayr-i müslim nüfusun artış onun %78 iken. Şehir mahallelerinin dörtte birinde sadece gayr-i müslimler bulunmakla beraber. Şehirde. Yahudiler %14 oranında bir azalma göstermişledir. müslümanların artış oram %64 olmuştur. yüzyıllar boyunca Osmanlı Anadolu'sunun çeşitli şehirlerinde ortaya çıkan tahminî nüfus oranlan karşılaştınldığında Amasya'nın nüfus itibariyle önde gelen şehirler arasında yer 86 . gayr-i müslimlerin her ne kadar az da olsa müslümanlarla karışık halde bir arada oturmaları dikkat çekicidir. Ziyare ise. yüzyıl boyunca müslümanlara göre daha fazla çoğaldıkları görülmektedir. 339 nefer nüfusa sahip olup. Şehrin hemen yakınında bulunan 5 gayr-i müslim köyün de ilave edilmesiyle şehirde 60 mahallenin varlığı ortaya çıkmaktadır. 1576 tahririnde diğer bir dikkat çekici durum da 1520 tahririnde sadece gayr-i müslimlerin oturdukları şehrin mahallelerinden sayılan Dragobid ve Ziyare köylerinde müslümanlarla gayr-i müslimlerin karışık olarak bir arada oturuyor olmalarıdır. Dede Kasını 28 nefer nüfus. 1576 yılında 6 mahallede birden müslümanlarla gayr-i müslimlerin bir arada yaşadıkları görülmektedir. Hrısliyanlarm artış oranı toplam şehir nüfusu içinde %19'dan %22'ye çıkmıştır. 7 XV-XVI.Adnan Gürbüz müslim mahallesi de 21'den 16'ya düşen Nasriyye cemaatinin bir arada yaşadığı yerleşme birimi olmuştur. Bunun sonucunda gayr-i müslim nüfusun kendi İçinde artış oranı %22'den %23'e yükselmiştir. 101'i müslüman-238'i de gayr-i müslimler oluşturmaktadır. 25 müslüınan-9 gayr-i müslim. 58 müslüman-1 gayr-i müslim. Buna göre Dragobid 109 nefer nüfusa sahip olup bunun 4'ü müslüman-105'i gayr-i müslim. Amasya şehrinde 48'i müslüman ve 7'si gayr-i müslim olmak üzere 55 mahalle bulunmaktadır. 26 müslüman-2 gayr-i müslim. Amasya şehrindeki gayr-i müslimlerin XVI. Şah Çelebi ve Hızır Bey mahallelerinin sonradan kurulmaları ile şehirdeki mahalle sayısı 53 olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte. Bunun sonucu olarak şehir nüfusunun yaklaşık %43 oranında bir artış gösterdiği Görülmektedir7. Şehirde. Mescid-i Çeribaşı Mahmud Bey 44 nefer nüfus. Yörgüç Paşa Mahallesi'nin Gök Medrese Mahallesi ile birleşmeleri sonucu üç mahallenin eksilmesi ve Avkuniye Mahallesi ile 8 nefer nüfusa sahip zinımi taifesinin bir arada yaşadığı yerleşme biriminin ortadan kalkmalarına karşılık. 1520 yılında talimini olarak 5907'si müslüman ve 211 Ti de gayr-i müslim olmak üzere 8018 kişinin yaşamakta iken. Bayezid Paşa 59 nefer nüfus. Bu mahalleler. 42 müslüman-2 gayr-i müslim. Eski Kethüda 34 nefer nüfus. 1520 yılında müslümanlarla gayr-i müslimlerin karışık olarak bir arada yaşadıkları mahalle yokken. Şehirdeki 7 gayr-i müslim mahallesinden 2'si cemaat ve biri de taife şeklinde yerleşmiş bulunmaktadır.

Kayseri 1997.dwğwMİsö& dolayı bu denetimin sağlanması da kolaylaşmaktadır. Osmanln ekonomisi kendi ke&dme. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Müslim terin Durumu: Amasya Örneği Sonuç olarak. Rum ve Musevî topluluğu buldular. s. Ermenilerin.15(10 jıi. Osmanlılar Anadolu'yu idareleri altına aldıklarında bu coğrafya üzerinde her tarafa dağılmış çok miktarda Ermeni. "Osmanlı Pamuklu Pazarı. yüzyıla gelinceye kadar büyük çaplı değişiklikler görülmemektedir. Halil İnalcık. "XV-XVII.T5fîOUl±în . 41-51. yüzyılın sonuna kadar Osmanlı Devleti'nin kontrolündedir. ^etaa bâr &'û'ra«Kİ& W\W#. Tarihte Ermeniler ve Enneııi Meselesi. dünya ticaret yollan da XVII. 89. WXV-XVL Yüzyıllarda Sivas Şehrinde İdari ve Ekonomik Yapı1". XVI. "XV.1. bkz. Ankara 1950. klasik dönem Osmanlı toplum yapısı üzerinde gerçekleştirilen talırir defterlerine dayalı araştırmalarda. Bunlardan bilhassa Ermenilerin Osmanlı coğrafyası üzerinde her noktada ipek ticaretinde başarılı oldukları görülmektedir. Yavuz Selim'in savaş sebebiyle Anadolu'da faaliyet gösteren İranlı tüccarları hapsettirip. Tokat. Ekonomik Durumları XV-XVI. bkz. ülke sınırlan içinde yerleşmelerini ve yaşamalarını kolaylaştıracak tedbirleri alıp bu yolda idari düzenlemeler yapılması.1. Osmanlılar.UK10 jien 3500ü civarında bir nüfusa. Şeyhülislam İbn Kemal Sempozyumu. insanseverliğin ve başka inançta olanlara saygı göstermenin tarih içinde ilk ve bu boyutta belki son örneğini oluşturmuştur. XXVI(1997). Bilhassa 1492-1496 yılları İspanya ve Portekiz sürgünü Musevilere Osmanlı idaresinin kucak açması.MJI-ÜÎUI Jîwa>: . s. Gayri müslim unsurun bu çok düzenli ekonomik hayat içindeki yerine gelince. Vakıflar Dergisi. 7500'den 14000 civarında bir nüfusa ortalama %50 artış göstermek suretiyle sahip bulundukları görülmektedir.. s.. 71.XV-XVÎ. Bu katkının sadece doğal artış yoluyla olmadığı. Hindistan ve 87 . Üstelik. Osmanlı coğrafyasında cereyan eden ipek ticareti ve buna gayr-i müslim unsurun katkısı konusunda geniş bilgi için bkz. tir . s. Adnan Gürbüz. Yüzyıllarda Kayseri Zimmileri". daha önceki bilgi birikimleriyle İranlı tüccarların yerim alarak Osmanlı ipek ticaretine hakim olmalarına yol açmıştır .Akif Erdoğru. M. Hsat Uras. Osmanlı'nın salıip olduğu geniş coğrafya üzerinde gerçekleşen iç ve dış ticareti devlet. yüzyıl boyunca genel nüfusun İnzla arttığmı ve bu artışa gayr-i müslim unıısıırun da büyük miktarda katkıda bulunduklarını göstermektedir. A srm İkinci Yarısında Tokat Şehri".. İlhan Şahin-F eridim Emecen. 95. Osmanlı nüfus sayımlarının ortaya koyduğu gerçek.vaunda JJUMUIÛıSV -Kijvsfiri. İmparatorluğun ilk başşehri olan Bursa'da bulunan Ermeni Patrikliği. yüzyıllar boyunca Osmanlı ekonomik hayalında XVII.. mallarını müsadere ettirmesi ve İran ipek yolunu kapattırması ile başlayıp gelişen olaylar sonunda. Bu topluluğunun ekonomik hayatın bütün önemli iş kollarında üst seviyeden bir faaliyet içinde bulundukları bilinmekledir. Ankara 1986. Tarih Boyunca Kayseri Sempozyumu Bildirileri. İstanbul'un fcÜıedilmesinden sonra cemaatiyle birlikte İstanbul'a getirilmek sureliyle yerleştirilmiştir. sıkı bir denetini altında \TiTO\tQTiYiekledVi. bir takım göçler dolayısıyla da gerçekleştiğini bilmemiz gerekiyor. Diğer yandan Ermenilerin ekonomik dummlannı ve geleceklerini etkileyen çok önemli bir olay da Osmanlı-İran mücadelesi olmuştur. Ermenilerin ticaretteki bu yeteneklerinden yararlanmak islediklerinden dolayı onlara kendi bölgelerinde dinî özerklik sağlamışlardır8.

İhsaıı Bağış. 12 Ömer L. Şehnaz Layıkel. 115: Osmanlı İmparatorluğu"nda sermaye birikimi ve bu sermayenin hangi alanlarda kullanıldığı hususunda bkz. Barkan. s. s. Bu iş kolları bilhassa inşaat ve gemi yapımı sektöründe yoğunluk kazanmıştır. Bursa. . 43-45. I. Jermings. A. 1553-1557 yıllan arasında imparatorluk çapında bir devlet teşebbüsü olan Süleymaniye Camii inşaatında çeşitli mesleklerden toplam 3523 ustanın çalıştığını ve bunların 18 Urunun büyük çoğunluğunun Rum olmak üzere Hnsliyan lebaya mensup bulundukları bilinmektediru. "Osmanlı Devleti'nde Ermenilerin Himayesi". bsk. 259-318. İstanbul 1999. İstanbul 1990. 145-149. s. Osmanlı jmpamtorhtğu Toplum ve Ekonomi. s. Ankara 1983. Duralı Yılmaz. 88 . 76-111. " Geniş bilgi için bkz. s. Osmanlı topraklarında belirli bir kaç bölgede. 172-174. Şevket Pamuk. s. Ermenilerin sayısı 1523-1554 yıllan arasında %421. Doğu Anadolu'da süren Osm anlı-İran savaşı dolayısıyla çok sayıda ErmenPnin daha emniyetli iç bölgelere. bilhassa İstanbul. "Milel-i selâse" denilen Ermeniler ve Rumlardan başka Osmanlı Anadolu'sunda yaşayan diğer bir gayr-i muslini unsur olan Musevilerin. Ankara 1972. s. Selanik gibi büyük şehirlerin yanısıra Mardin. s. 71(1991). İsfahan'dan başlayıp Akdeniz'e kadar uzanan bölgede son derece faal bir ticaret ağı meydana getirmişlerdir. 13 İdris Bostan. eski ipek yolu üzerinde hemen her önemli durakta yerleşmiş bulunan soydaşlarından nakit sermeye sağlayabilme özelliklerine sahip bulunmalarıydı. Türk Dünyası Araştıimaları. yüzyıllarda gemi sektöründe çalışan ustaların aldıkları ücretlerin Akdeniz dünyası içinde Osmanlı ile diğer ülkeler arasındaki bir mukayesesi için bkz. Ermenilerden farklı olarak diğer bir gayr-i muslini unsur olan Rumların da belirli bazı iş kollarında Ön plana çıktıklarım görüyoruz. Bu üstünlüklerinin diğer bir sebebi de. bilhassa Kayseri'ye göç edip yerleştikleri de bilinmektedir. 1550-1583 yılları arasında ise %1781 oranında artış göstermiştir.. çev. •'Osmanlı İltizam Sistemi". İngiltere: Pazar Rekabetinde Emek maliyetinin Rolü". bkz. 6(1985). bkz. 1645'ü yıllarda İstanbul tersanelerinde gemi yapımı işinde çalışan ustaların büyük çoğunluğunun Rum olduklan ve bunlanıı günlük ücretlerinin 12-16 akçe arasında değişen iyi bir gelire sahip bulundukları görülmektedir13. Mesela. yine aynı miktara Ermeni Şato'ya 1633 yılı için açık artımla yoluyla tevcih edilmişlerdi. s. 2. İslam Dünyasında ve Batıda İş Ortaklıkları Tarihi. Aktan.5 milyon akçeye Ermeni İskender'e. İlini ve Sanal. Maliyeden Müdevver Defler 4397. Nakit sermayeye hakimiyetleri kısa zamanda Osmanlı iltizam sistemi içine girmelerine yol açmış. 34. 113-117. BOA. s. bilhassa imparatorluğun Önemli giriş noktalarında mesela Erzurum ve Bağdat'ta ipek ve gümrük nıukataalarmı ele geçirmelerini sağlamıştır10. 123: 9829. Ermenilerin Osmanlı topraklarında hamam işletmeciliğinden kumaş boyacılığına. XVII. Osnıanh-Türkiye İktisadî Tarihi }500-1914. Osmanlı Bahriye Teşkilatı. istanbul 1993. Osmanlı Ticretiiıde Gayr-i Müslimler. s. XV1-XV11. Rumların büyük ölçüde istihdam edildikleri diğer bir devlet teşebbüsü de "Tersanc-i Amire"dir. 75-76: Coşkun C. Osmanlı toplumunda. Yüzyılda Tersane-i Amire. Murat Çizakça. 73-79. R. madencilikten baharat ticaretine kadar her türlü ekonomik faaliyetin içinde bulundukları anlaşılmaktadır1!. "Urban Population in Anatotİa". Bağdat gümrük mukataası ise. Ankara 1992.Adnan Gürbüz Ermeniler. 10 Bağdat ipek gümrük mukataası 1645 yılı için 9. Süleymaniye Camii ve İmareti İnşaatı.

Amasya şehrinde yaşayan gayr-i müslim topluluğunun ekonomik yapı içindeki durumlarına baktığımızda. s. 2-3(1974). Sharon. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Milslimlerin Dununu: Amasya Örneği Tokat ve Amasya şehirlerinde küçük nüfuslar halinde yaşadıkları bilinmektedir . Yünlü dokuma sanayii sektöründe ihtisas derecesinde bilgi birikimine sahip olan Musevilerin. s. "Yeniçeri Çuhası". 47. Maliyeden Mildevver Defter 6229. yine. s. Çizakea. 56. Bayezid'in Son Yıllarında Yenicen Çuhası Muhasebesi". 17 H. Selanik şehrinin 1478 yılı tahrir defterinde Museviler'in kayıtlı olmadıklarına bakılırsa bunların yukarıda bahsi geçen İspanya sürgünü Sephardim Musevileri olduğu anlaşılıyor. 137. Ermenilerden daha geniş ölçüde Osmanlı ticareti içinde mııkataa sistemine girdikleri ve önemli paylar elde ettikleri anlaşılıyor. 4088. Halep gümrüğü nıukataasınm bir müslümaıı ile ortaklaşa olmak üzere Musevî sermayedar Yalıya'ya 1619 yılı için 1380000 akçeye tevcih edildiği.AT'-XVI. 145-163. XVI. İmılaL "Osmanlı Pamuklu Pazan". yüzyılın başında 28000 zira'ya kadar çıkarılmıştır17. haneden gelen hararın batmanından bir akçe ve hamr için gelen üzüm hamimden üçer akçe alınur. s. Özer Ergeni. O dönemde İspanya yünlü dokuma sanayii Avrupa'nın en ileri dokuma tekniğine sahipli. Sephardim Musevileri sürgün sonucu Selanik'e bu ileri tekniği getirmek suretiyle Osmanlı sanayiinin gelişmesine büyük oranda katkıda bulunmuşlar ve Osmanlı ordusunun büyük bir bölümünün giyim İşim bu sayede çözümlemişlerdir. 42. 34-59. s. "Bâc-i hamr-ı gebrân ve yahudiyân-ı nefs-i şehr. Şehirde gayr-i müslim nüfus çok fazla olmamasına rağmen. Tapu Defleri 26. SahiJlioglu. s. Bu kayda ilaveten Rum Eyaleti kanunnamesinde. 96000 zira'(arşın) çuha dokumakla mükellefken. BOA. Türkiye Yahudileri. s. 25. 19 KKA. s. 15 14 . "1600-1615 Yıllan Arasında Ankara İktisadi Tarihine Ait Araştırmalar". 1576 yılı tahrir defterinde aynı mizân-ı harir mukataasımn yıllık vergi gelirinin 45000 akçeye yükseldiği. Tapu Defteri 387. 16 Vİalü SaYıülıoğnı. İş Ortaklıkları Tarihi. 283-285. Türkiye İktisat Tarihi Semineri Metinler/Tartışmalar. Bunların da ekonomik yönden. fi sene 8000 akçe" şeklinde geçen kayıttan anlaşıldığına göre şehir merkezinde yaşayan gayr-i müslim unsurdan şarap üretimi ve tüketimi ile ilgili yıllık 8000 akçe bâc alınmaktadır. 417. Musevilerin. ''Yeniçeri Çuhası ve ü... ^Maliyeden Mildevver Defter 6818. Osmanlı ticarî potansiyeli içinde yer aldıkları ve daha çok yünlü dokuma sanayii sektöründe uğraş verdikleri görülmektedir. s. Mesela. M. Maliyeden Mildevver Defter 75X9. 18 BOA. bu miktar XVII. 1520 yılı tahrir defterinde Amasya şehrinin padişah ve mirliva hasları arasında paylaştırılmış olan vergi gelirleri toplamında 33000 akçelik yer işgal eden •'mizan-1 harir" mukataasmııı Musevî Joachün'e 1540 yılı için tevcih edildiği belgelerden izlenebiliyor1". 128-130. "Hamr 14 M. H. Osmanlı idaresi tarafından bilhassa Selanik'e yerleştirildikleri ve yeniçeriler için çuha dokumakla mükellef tutuldukları bilinmektedir16. 415. bozahane mukatasının da 500 akçelik vergi geliri bulunduğu ve Avram adlı bir Musevî'ye 1580 yılı için iltizama verildiği görülüyor14. s. Ankara'da sof cenderesi ve boyahane mukataasmııı 1592 yılı için 1100000 akçeye Mayer adlı bir Musevî'ye tevcih edildiği görülmektedir15. Ankara 1975. yüzyılın başında Selanik Musevileri. s. şarap üretimi ve tüketimi ile ilgili 1576 tahririnde. s. Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Dergisi.

Osmanlı'nın XVT. 4b. 20 gayr-i müslim reayanın ticari faaliyetleri ile ilgili bir fikir vermektedir . Bu ekonomik bütünleşmenin iki taraf için de faydalı sonuçlar doğurduğu görülmektedir.. 2Ü 21 KKA. Gayr-i muslini unsur. Tapu Defteri 26. LV/213(1991). Belleten. 90 . gerek cizyelerini ödeyerek ve gerekse açık artırma yoluyla devlet teşebbüsü nıukalaa ve iltizam ihalelerine girerek devlet hazinesine büyük gelirler sağlamışlardır. gücile kefere üzerine bırakmaya ve menapoliya dutmak istiyecek keferenin fıçıların mühürliyeler ve iki ay menapoliya için yıllık hangi ayın ihtiyar idcrlcrse ol aylarda satalar" şeklindeki hüküm. s. 18a. Amasya şehrinde 1576 yılı itibariyle yaşayan 775 nefer nüfusa sahip gayr-i nıüslimlerden alman ve "İspençeir adı altında geçen baş ya da cizye vergisinin miktarı da 8000 akçe olarak görünmektedir31. Osmanlı Devleti'nde yaşayan gayr-İ müslim unsurun ödemiş oldukları vergiler ve mükellefiyetleri hususunda geniş bilgi için bkz. serbestçe ticaret yaparak zenginleşirken. Sonuç Osmanlı topraklarında yaşayan ve "Milel-i selase'1 denilen belli başlı üç gayr-i müslim unsurdan Ermeni. Tapu Deften 14. s.Adnan Gürbüz hasılı olan yerlerde sipahi iki ay menapoliya dutub hanımı sata. Gayr-i müslim unsurun bunun karşılığında sadece cizye vergisi ve ticarette nıüslümanlardan %î oranında daha fazla ödedikleri gümrük vergisi mükellefiyetleri bulunuyordu. Rum ve Yahudilerin. 371-391. Yavuz Ercan. s. ''Osmanlı İmparatorluğu "uda Gayrimüslimlerin Ödedikleri Vergiler ve Bu Vergilerin Doğurduğu Sosyal Sonuçlar". yüzyılda gerçekleştirdiği gayr-i müslimlere yönelik istihdam siyasetinin bugün dahi bir çok gelişmiş ülkeye örnek oluşturabileceği düşünülebilir. KKA. büyük bir imparatorluğun koruyuculuğu altında Osmanlı ekonomisiyle bütünleşmek suretiyle devletin en çok ihtiyaç duyduğu sermaye sahibi bir konuma yükseldiklerini görüyoruz.

kendilerine tahsis edilmiş olan çiftliklerde. s.D. sözkonusu potansiyelin ortaya konulması suretiyle.(A.Ü. İzmir 2000. Asırda Yaya ve Müsellem Ocakları (Toprak Tasarrufu. 175-201. yaya-müsellem ve yamafdm&mı müteşekkil ocakk\r halinde teşkilatlanmak suretiyle. Vergi Muafiyetleri ve /fizme/). XV. asrın sonlarında teşkilâtın lağvına kadar devam etmiştir3. geçmişi Selçuklu devrine kadar uzanmakla beraber. XV-XVI. Orhan Gazi döneminde (1324-1362) kurulmuştur1. Başlangıçta. mufassal limar ya da evkaf lahrir defterlerine kaydedilmiş bulunan arazi ve nüfusla kıyaslandığında da. ocak nizâmının bozulmasıyla. Yayımlanmamış Doçentlik Tezi). İşte bu çalışmada. iküıcilerin sefere atlı olarak iştiraki ve nisbeten daha geniş imkânlara sahip olmaları dışında. s. Bunlar. Dr. Emecen. zamanla. XVI. Muzaffer Arıkan. Yüzyılda Sultanömi Sancağı). s. mîrîye veya vakfa tahsis edilmiş olup. "Yaya ve Müsellemlerde Toprak Tasarrufu".. s. Aynı Müellif. kısaca temas edilmiş olan yaya ve müsellem ocaklarının Anadolu Eyâleti bünyesinde en yaygın olduğu alanlardan birisinin de Uşak kaza dâiresi olduğunu göstermektedir. İstanbul 1990. Asırda Manisa Kazası. YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE VE MÜSELLEM TEŞKİLÂTI Turan GÖKÇE' Giriş Osmanlı Devleti'nin kuruluş devri askerî örgütünde son derece önemli bir yer işgal eden yaya ve müsellem teşkilatı. ss. 8-50. Nitekim. Ankara 1966. E.Ü. emir vâkî olduğunda muharip bir güç olarak fiilen sefere katılan yaya ve müsellemler. Ankara 1989. Tafsilat için bkz. II. oldukça önemli bİT yaya ve müsellem potansiyelini bünyesinde barındırdığı anlaşılmaktadır. memur oldukları vazife itibariyle aynı statüyü hâiz olmuşlardır2.F. Uşak kazasının piyade ve müsellem defterlerinde kayıtlı. 1-8.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV. kapıkulu askerinin yaygınlaşması sonucunda geri hizmete çekilerek. Bu durum. 142-143. Yrd. . Aşağıda zikredilecek olan ilgili tahrir defterleri. Ankara 1983.T.. Osmanlı Devleti Teşkilatında Kapıkulu Ocakları I Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı. Ankara 1984. Kaynağım büyük ölçüde yörükler ile Türk köylülerinin oluşturduğu yaya ve müsellemler. özellikle Yeniçeri Ocağı'nin kurulması ile birlikte. 1-5. Atatürk Konferansları Vm'( 1975-1976). Halime Doğru. XVI. önemli mîrî hizmetlerin ifâsına memur edilmişlerdir. Doğru.C. Feridun M. bütün Anadolu ve Rumeli sathına yayılmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu 'nda YayaMiisellem-Taya Teşkilatı (XV-XVJ. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi./lym eser. Hakkı Uzunçarşılı. tasarruflarında bulunan çiftliklere mukabil. Doç. s. 1. 91-157.

Besim Darkot. kaza statüsünde bir idâri birim olarak düzenlenmiştir5. Uşak Tarihi. 92 . Piyade Defterleri Aşağıda ayrıca işaret olunacağı üzere. s. Gediz ve Simav. s. s. 3155. istanbul 197]. Erzurum 1985. Haşim Tümer. emîn tâyin olunan 4 5 " 7 B Bkz. Mustafa bin Hayreddin'in emânetinde kâtib Mustafa bin Mehmed tarafından tahrir edilmiş olup. Yüzyılda Kütahya Sancağı (Atatürk Üniversitesi. İslâm Ansiklopedisi. 20-23. 73-74. İkinci kısmnıda Karamsar müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu defter toplam 351 sâhifeden ibaret olup. Osmanlı piyade ve müsellem teşkilâtının Uşak kaza dairesindeki küçük bir kesiti ortaya konulacaktır. s. Uşak kazasına tabî olan nahiyeler s. Kânûnî döneminde. İkincisi. 210-265 arasında kaydedilmiştir. Germiyan-oğıdlan Tarihi (1300-1429). Ona Anadolu'yu Batı Anadolu'ya bağlayan iç-Batı Anadolu eşiği üzerinde oldukça önemli bir yer işgal etmektedir1. 13. Tafsilat için bkz. KâmûsU'l-Âlâm. 201-239. Mustafa Çetin Varlık. 74. TTK Belleten LU/202 (Nisan 1988). Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu Tahrir Defterleri (=BOA. 13. kuzeyde aynı sancağa tabî Altıntaş. "Uşak". 144-148. 548-549. a. Yüzyılda Kütahya Sancağı'nda Yerleşme ve Vergi Nüfusu". batıda Selendi ve Kula. XVI. klasik Osmanlı idarî taksimatına göre. Memâlik-i Osmâniyenin Tarih ve Coğrafya Lügati.TD)-237.MAD}-4) Uşak kazası piyadeleri bulunmamaktadır. İstanbul 1306. Mustafa Çetin Varlık. s. "XVI. yüzyılda Uşak kazasının idarî laksimâtı ve kısa bir değerlendirme İçin bkz. Aynı müellif. IV. s. Şeraseddin Sami. "XVI. güneyde Lâzıkıyye (Denizli) ve Honaz. Yayımlanmamış Doçentlik Tezi). Ankara 1974. s. •"Aynı madde". H. 1306. doğuda ise Karahisâr-ı Sâhib sancağı ile mahdud bir alanı kaplamaktadır. Türklük Araşhrmalan Dergisi 2 (İstanbul 1986). Ancak. Karahallı. Aynı müellif. Darkot. buna geçmeden önce. Bağlı bulunduğu sancağın orta kesiminde yer alan Kaza. Anadolu eyâletine tabî Kütahya sancağına bağlı. güney-batıda Şeyhlii (Çivril) kazaları. Kaynaklar 1. nihâî olarak Osmanlı hâkimiyetine girmiş olan Uşak4. Buna göre: mezkûr asırlarda Kula kazası dâhilinde bulunan Eşme hâriç olmak üzere. Karahisâr-ı sâhib yaya sancağına âit 859/1455 tarihli en eski defterde (Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mâliyeden Mf-ldevver Deflerler (=BOA. 952 (1545) yılında tamamlanmıştır". Dersaadet 1313. Bunlardan ilki. I. Bir başka ifadeyle. Sivaslı ve Ulubey ilçelerinin işgal ettiği alandan ibaret olan kaza dâiresi.Turan Gökçe * Uşak kazasının sâdece bir yönü aydınlatılmaya çalışılacaktır. 284-288. Yüzyıl Osmanlı İdarî Teşkilâtında Kütahya". Banaz. XVI. bugünkü Uşak ilinin merkez ilçe. piyade teşkilâtı İtibariyle Karahisâr-ı Sâhib Yaya SancağYna tabî olan kaza çiftliklerinin de kaydedilmiş bulunduğu üç mufassal piyade tahrir defteri bulunmaktadır7. konumuza zemin teşkil eden kaza dâiresi ve esas kaynağımızı oluşturan piyade ve müsellem tahrir defterleri hakkında kısa bilgi vermek yararlı olacaktır. 1953 yılında yapılan idarî düzenleme İle Kütahya'dan ayrılmak suretiyle teşkil edilmiş olan bugünkü Uşak ilinin esâsım oluşturan ve 1429'da Germiyan-ili'nin ilhâkıyla. Ali Cevad.

Uşak müsellemleri 155-193.TD-328. Müsellem Defterleri Müsellem teşkilâtı itibariyle Kütahya sancağına bağlı olan Uşak kazası müsellemlerinin de kaydedilmiş bulunduğu toplanı yedi mufassal müsellem tahrir defteri bulunmaktadır. tarihsiz olmakla beraber. Muallim Cevdet Yazmalan-0.TD-242. 13 BOA.. BOA. Yüzyıllarda Ufak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Karahisâr-ı Sâhib kadısı Mevlânâ" Mehıncd tarafından 967 (1559-1560) tarihinde tamamlanmıştır9. sâhifeler arasında kaydedilmiştir1 J. Uşak kazası 123-155 arasında bulunmaktadır.TD-5/7. 344 sâhifeden ibaret olan defterde. Kütahya livasının iimar ve evkaf talırirlenni de gerçekleştirmiş olaıı Dergâh-ı Âlî müteferrikalarından Mehmed RâhimTnin emânetinde. XVI.72.. yüzyıla ûit olan ikincisi Şaban 894/Temmu/. sâhifeler arasında yer almaktadır.n:>)~/58. Yine aynı şekilde. 1489 tarihlidir12. 16 BOA. 952/1545 tarilıli olup. 15 BOA. asra âit müsellem defterlerinden ilki 927/1520152Harihlidir.93. Uşak kazası 249-299 arasında kaydedilmiştir13. 10 m . Toplam 353 sâhifeden ibaret olan defterde Uşak kazası 72-76 ve 250-306. s. loplara 168 sahiledir14. A^a/frm Cevdet Yazmalan-0. 2.262-318. gurre-i Muharrem 862 /19-29 Aralık 1457 tarihli olup. ' 14 BOA.TD-574.XV'XVI. Yine XV. 12 İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. Bunlardan en eskisi. Karalıisâr-ı Sâhib müsellemlerinin de yazılmış olduğu üçüncü defter ise. Uşak müsellemleri defterin 54-60. Rumeli defter kâtiplerinden Mustafa tarafından tahrir edilmiş olan ikinci defler. toplam 278 sâhifc olup. Uşak kazası 27b-29a. Uşak kazası 132-164 arasında kaydedilmiş bulunmaktadır. sâhifeleri arasında yer almaktadır. 18 Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivi. 78-82. toplanı 155 sahife olup.TD-103. Aynı dönenul*. sâhifeler arasında kayıtlıdır. 84b-105b varakları arasında yer almaktadır. 11 İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. Sabık Kütahya kadısı Süleyman bin Ahmcd'in eminliğiııde 968/1560-61 tarihinde kaydedilmiş olan üçüncü defter15. 17 BOA TD-589. Mustafa bin Hayreddin'in emânetinde. Defler-i Hâkânî kâtiplerinden Kâtib Kasım tarafından. Piyade ve müsellem teşkilâtının lağvedilmesi üzerine. sâhifeler arasında kaydedilmiştir. 1582-1583 yıllarında tanzim edilmiş 9 BOA TD-320. ahkâm-ı mâliye kâtiplerinden Kâtip Ahmed marifetiyle 987 (1579) yılmda tamamlanmıştır10. Uşak kazası 51-57. evâil-i Rebîülâhır 979/23 Ağustos-1 Eylül 1571 tarihinde tamamlanmış olan dördüncü defterlâ 196 sâhifeden ibarettir. timar ve zeamete tahsis edilmiş olan mcnsüh yaya ve müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu mensûh piyade 15 ve müsellem defteri .KKA. Yine ikinci kısımda Karahisâr-ı Sâlıib müsellemlerinin kaydedilmiş olduğu defler. Aynı defterin aynı arşivde mükerrer nüshası bulunmaktadır: BOA-TD-574m. Divan kâtiplerinden Muhanmıed tarafından 988/1580 yılında tamamlanmış olan son defter17 ise toplam 164 sâhife olup. Tapu Tahrir Defleri (=TKGM. Uşak müsellemleri 132-168.

Ankara 1991. Metin Kuntt Sancaktan Eyalete 1550-1650 Arasında Osmanlı Ümerası ve İl İdaresi. Sultanönü. Tutman Dağı. Hüdavendigar. Tayyİb GÖkbİlgİn. yüzyılda sancağın genel idâri yapısı çerçevesinde.TD-320. Biga. BOA. Üçler Bulduk tarafından hazırlanmış olan doktora tezinde. Ankara 1993. piyade teşkilâtı bakımından oldukça farklı bir dunun arzetmektedir. Buna göre.?7. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mâliyeden Müdevver Defterler (=QOA.Ü. 94 . yaya ve müsellem sancak teşkilâtına da değinilmiştir: XVI. Mustafa Karazeybek. O s m a n l ı taşra teşkilâtında en yaygın idarî ünitelerden birisi olarak "nahiye" h a k k ı n d a bkz. "Osmanlı Taşra Teşkilâtında Karahisâr-ı Sâlüb Saııcağf um îdârî Yapısı". BOA. Menteşe. 131-132. Sincanlu. Kayırhisan. Barçınhı.TD-574. kaza dâiresi itibariyle hem-hudud olduğu. Karesi. Sandıklu.Turan Gökçe olmalıdır. M. Eınecen. Anadolu eyâletine tabî 12 yaya sancağından19 birisi olan Karahisar-ı Sâhib sancağına bağlı olarak teşkilâtlanmıştır20. sancak piyadeleri. Defter (=TSMA.MAD)-563 (M. XVI. Piyade Teşkilâtı 1. Yüzyılda Mardin Sancağı. Giçi Sincanlıı. yüzyıldaki dunımunu yeterince aydınlatma imkânı bulunmamaktadır. Asırda Kara Hisar-ı Sahib Sancağı (A.) kaydedilmiş bulunan Anadolu yaya sancakları şunlardır: Kütahya. 76-88. II. Nejat. Feridun M. 37-39. s. Göyiinç. 65-66.ro-2. s. Uşak yaya teşkilâtının XV. 1568-1574)'den ııkl. Şııhııd. " N a h i y e " . XVI. BOA. XV. Aydın. lb-261b) nıensûlı piyade çiftlikleri kaydedilmiştir.MAD-4: Karahisar (Şehrâhâd). Karahisar~ı Sâhib sancağının genel idarî taksimatı hakkında ayrıca bkz. TTK Belgeler XIX/23 (Ankara 1998). Uşak kazası meıısûh yaya çiftlikleri. yüzyıldaki durumu aksettiren deftere göre Karahisar-ı Sâhib yaya sancağına bağlı olarak 10 nahiye kaydedilmiştir'. Uşak piyadeleri. s. Fatih döneminde.. ikinci kısımda ise Kütahya mensûh müsellem çiftlikleri yazılmış olup. 110. istanbul 1978. 100-115. Buna mukabil. "Şeyhlü ve Uşak" ile "Banaz" dan oluşan iki nahiyeye bağlı olarak. Sosyal Bilimler Dergisi W\ (Afyon Nisan-2000). 137-138. Sipahi sancağı itibariyle Kütahya'ya bağlı kaza statüsünde bir idarî birim olan Uşak. Karahisar-ı Sâhib. 38-39. 155923 ve 157924 tarihli defterler. 86b-140b ve 160b-167a varaklan arasında kaydedilmiştir. Bolu. BOA. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi). Çöla. s. s. her biri nahiye25 addedilen ayrı üniteler halinde kaydedilmiş 19 20 22 23 24 25 Sancak tevcih defterlerinde (Topkapı Şurayı Müzesi Arşivi. ilgili defterlerden anlaşıldığı kadarıyla. asırdaki durumu gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bunlar içerisinde Uşak piyadelerine rastlanmaması ve söz konusu asra ait başka bir defterin de bulunmaması dolayısıyla. kaynaklar arasında zikredilmiş olan 154522.D)-5'246 (Mİ527). A X # . I. liamid. "Osmanlı Taşra Teşkilâtının Kaynaklarından 957-958 (1550-1551) Tarihli Sancak Tevcih Defteri T. Elçi. s. Ankara.. Toplam 353 varakdan ibaret olan defterin ilk bölümünde (v. Avın eser. Uşak müsellemleri 307a-318a ve 349b-35Ob varakları Uşak müsellemlerine tahsis edilmiş bulunmaktadır. İslâm Ansiklopedisi IX. İdarî Taksimat Giriş kısmında da işaret olunduğu üzere. Feridun Emeeen-İlhan Şahin. XVI. 1455 yılnıda tanzim edilmiş olup.

Uşşak. Uşak. Banaz. Aynı adla. Uşşak. Uşak kaza dâiresinde bulunan piyade çiftliklerinin nahiyelere taksiminde de. s. Şııhııd. Kayırhisar. 55-57. Sandıkla. Barçınlu. Karahisâr-ı Sâhib hududunda yer alan nahiyelerdir. diğer dördü de ser-piyâde olmak üzere. hem çiftliklerin murâkebesi hem de hizmet vâkî olduğunda yaya-başınm sevk ve idaresinde kolayca toplanılarak hizmete eşilmesi kaygısıyla. Ulugobek. klasik Osmanlı idâri taksimatına göre kaza addedilen bîr idâri ünitenin. v. 57-74. kaza dairesindeki her bir idarî ünitede kaydedilmiş olan çiftlik adedi ile yaya-yamak ve sair unsurlardan müteşekkil nüfus durumunu bir icmal tablo üzerinde ifade etmek gerekirse. Doğru. Aynı isim altında kaydedilmiş olan üç ünitenin ayırdcdilebilmcsi için. Sandıklu. Burada dikkati çeken önemli hususlardan biri de. Sultauönü sancağındaki aynı dunun için bkz. H. Şeyhlü. Sandıkht-ı dîger. Yukarıda. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Bunlar. Homa. Banaz. Geyikler.TD-320. Çöla. Osmanlı idâri taksimatında geçerli olan umûmî kaideye uygun olarak. s. Kızı/taş. ilki (1). 21a-27a. BOA. Şeyh i ü ve Uşak ile Ulugobek: ser-piyâdegâna tabî olarak Kayırhisar. Şeyhlü'ye tabî iskân yerlerinde bulunduğundan. Mirliva hâssrna tabî olarak. Homa ve Geyikler Kütahya sancağına bağlı. Yalak. Piyade Çiftlikleri ve Nüfus Durumu İlgili piyade defterlerinde yer alan kayıtlanıl aktarılmasıyla hazırlanmış olup.7P-574. Dulmcmdağı. 2. bizzat kazaya isim teşkil eden aynı ad allında birkaç ayrı nahiye olarak kaydedilmiş olmasıdır. Uşak ve Uşak-ı diğer nalı i yeler in den ibarettir26. BOA. Yalak. her biri nahiye addedilen toplam 5 ünite hâlinde teşkilâtlanmıştır. BOA. Karahisar. Aym eser. mirliva hâssına tahsis edilmiş olan Ulugobek (bugünkü Ulubey). araştırına alanımızı teşkil eden Uşak kaza dâiresinde bulunan piyade çiftlikleri biri mirliva hâssı. Ulusincanlıt. 95 . diğerleri ise "ikinci'" ve "üçüncü" olarak belirtilecektir. Büyük çoğunluğu sipahi sancağı İtibariyle de Karahisâr-ı Sâhib'c tabî olan üniteler yanında. Elçi. Yalak. ek olarak verilmiş olan listelerden çıkarılan toplu sonuçlan değerlendirmek suretiyle Uşak yaya çiftliklerinin genel durumunu netleştirmek mümkündür Öncelikle. konumuzun dışında kalmaktadır38. Kayırhisar. Uşşak-1 diğer nahiyeleri kaydedilmiştir. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı bulunan 31 idâri birim oluşturmuşlardır. sadece kendisine tâbi olan nahiyeler değil. Mirliva hâssına dâhil olan Şeyhlü ve Uşak başlığı altında kaydedilmiş olan çiftliklerin tamamı Uşak kaza dâiresi hâricinde. Sandıkht-ı diğer. Elçi. defterlerde kaydediliş sırasına göre aynen aktarılmış olan nahiye isimlerinden de anlaşılacağı üzere. Barçınlıı.7D-2J7. Oynaş.XV~XV1. ser-piyâde olarak kaydedilmiş olan Uşak. Kayirhisar. aşağıda yapılacak olan değerlendirmelerde. Sincanlu. 4Ter nahiye olarak kaydedilmiş olan Kayırhisar ve Sandıkla ile 3 nahiye olarak yazılmış bulunan Uşak bunun en tipik örneklerini teşkil etmektedirler. s. 56-71. coğrafî bütünlüğün dikkate alındığı anlaşılmaktadır37. Banaz.

. Bununla birlikte. 209 368 LAM 65 21S 121 204 2MI 41 7 . Banaz'da 13 köyde 18.266 4.Ma-Mİ lûl VS- Di- Gâ- M lirde Tahminî Nüfus. ikinci Uşak'da 16 köyde 29.. zeamet veya tımara tahsis edilmiş olması dolayısıyla.121 1579 9 U1uj>öbek 6 32 Jşak(l) 13 İS Biiııaz 14 26 Uşak (2) 11 28 Uşak (3) roplani=. diğer mufassal defterlerde de tesadüf edilebilen raiyyet köyü olmakla beraber. ikinci Uşak'da 14 köyde 26..ii.269 Aşağıda verilmiş olan listelerden de ayrıntılı bir şekilde takip edilebileceği üzere. aynı zamanda has.1(51 7X1 1. 29 16 10 7 İS 7A : . Çiftliklerin tabî olduğu iskân yerlerinin büyük çoğunluğu.35 .121 269 5.2!1'> ıa 627 1. kaza genelinde toplam 47 köyde 113 çiftlik tespit edilmektedir. Uşak piyadelerinin îfa etmiş oldukları mîrî hizmetlere mukabil tasarruf ettikleri ocak tâbir . S 14 16 10 -40 3 25 2L> • 122 ' • 403. :.. I 17 4 4 il •••113 1. ikinci Uşak!da 14 köyde 26. 1559'da Ulugöbek'de aynı durumun muhafaza edildiği görülmektedir.:.: 4 1 3 •:. 1545'den 1579'a kadar geçen zaman içerisinde.:#<&:.Turan Gökçe XV-XVL YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ VE NÜFUS DURUMU Kf'-v Adedi Nclik Adedi Taıilı Nahiye i'eri'iı YHVIIY.: ••73:..n: 20 20 1 4 4 9 ı 16 14 7 34 54 180 II 363 1. Bunda.!.:. Uşak (l)'da 6 köyde 34.33! 5. 95 1 2 2 21 7 4 2 4 3 1 11 1> 1 3 11 1 25 . üçüncü Uşak'da ise 11 köyde 28 olmak üzere. aşağıda ayrıca işaret olunacağı üzere. 301 422' m<> 75 243 116 1S9 237 4 6 24 - - 32 134 44 96 153 .sîık- SuK"" Im. listelerdeki şahıs isimleri ile mâruf olan çiftlikler dikkate alındığında. . ocağm kumcusu yayanın ismim almış olan çiftliklerin sayısının oldukça fazla olduğu dikkati çekmektedir. Keza. ziraî ya da yaya-yamak kapasitesi itibariyle yeterliliğini yitiren çiftliklerin mevkufa kaydedilmiş olması önemli rol oynamıştır.ı. Banaz'da 14 köyde 20.280 153 İSn 65.•> - 145 62 136 145 52t 4 110 411 177..ı.4 56 162 66 123 124 :531 4.4<>4 330/ 1:233 531 903 1.519 709 1. toplam 46 köyde 115 çiftlik tespit edilebilmiştir.*i : . Kayiıağmı yÖrük-Türkmen teşekkülleri ile Türk köylülerinin oluşturduğu söz konusu piyade çiftliklerinin önemli bir kısmı öz Türkçe isim tcşımaktadır..»S\ Rt. sadece yaya ve müsellem defterlerinde 96 .. Uşak (l)'da 6 köyde 32. Çürümüş olan kısımlarındaki kayıtlar İtibariyle eksik olduğu için icmal tabloya yansıtılmamış olan ikinci deftere göre. Ulugöbek ve Uşak (l)'daki durumun muhafaza edilmiş olduğu 1579'da diğer nâhiyelerdcki köy ve çiftlik sayılarında küçük bazı değişiklikler görülmektedir.ıin Müiıus. :•: 47. üçüncü Uşak'da 9 köyde 28 olmak üzere. BanazMa 14 köyde 21. Uşak-ı diğer olarak kaydedilmiş bulunan üçüncü Uşak'da ise 10 köyde 29 çiftlik olmak üzere.•#».4'23 1S45 Ulugöbek Uşak(l) 3aııaz Uşak (2) Uşak (3) 3 y 34 21 . Buna göre.104 "1. 1545'de Ulugöbek nahiyesinde 3 köyde 9. olunan çiftlik sayısının 122'den 113 e düşmüş olması dikkati çekmektedir.263 \ . toplam 49 köyde 122 çiftlik tespit edilmiştir. •:IB. Gerçek durumu tam olarak yansıtmayan 1559 tarihli rakamlar bir yana.22« 422 1.:4:.

Kitap II.13) mirliva lıâssı olan Ulugöbek'de. 1545 rakamları İtibariyle.4643. 1579'da bu sayı % 6. s. 282-83. İzmir 1999.74) Ulugöbek. 209'tı (% 14.XV-XVI.30'luk bir artışla 860'a yükselmiştir.421 nefere düşmüştür. tahminî32 4. bunun zaman içerisinde önemli ölçüde değişmiş olduğunu göstermektedir.04) Banaz'da. tahminî 4.45) Banaz. 1579'da Uşak piyade çiftliklerinin toplam nüfusu % 4. LisleIII-V). Fâtih.94) Uşak (1). Selim Kanunnâmesi (1512-1520) ve XVI.144. Baııaz'a lâbî Kuştiımır ve İne. Gerçek nüfusa d âh* bir fikir verebilmek İçin. Keza.69) de üçüncü Uşak'da kaydedilmiştir.18) ikinci Uşak.267 gerçek nüfusa tekabül eden. Bunların 65'i (% 8.84) de üçüncü Uşak'da bulunmakladır.92) Uşak (1). 301'i (% 21.36rsını teşkil eden 809 neferini yaya-yamak yazılmış olanlar teşkil etmektedir. s. 177:si (% 12. Arıkan.228 civarında bir gerçek nüfusa tekabül eden. 218'i "(% 26. Çarık./. 310-325 (Ekler.. Bâyezİd ve Yavuz Sultan Selim dönemlerine ait kânunnâmelerdeki ilgili hükümlerin30. Bunun 110'u (% 7. Ankara 1988. birer piyade köyü olma özelliği taşımaktadır. elimizde bulunan ilgili kanunnâme hükümleri ile XV ve XVI.03) Ulugöbek. s.25) Uşak (1). "Aynı makale".21) ikinci Uşak.Ü. Aynı eser. Bunun 75'i (% 8. değişik bölgelerle İlgili tetkikler de. 7-15 nefer arasında yoğunlaştığı görülmektedir.263-5. Nitekim. Bünyesinde barındırdığı çiftlikler itibariyle yaya ve müsellem köyü konumunda bulunan Uşak (1) nahiyesine tabî Güğüm. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlunmamış Doktora Tezi). Osmanlı Kanunnâmeleri ve Huhıld Tahlilleri 2. toplam 1. 387'si (% 26) de üçüncü Uşak'da kaydedilmiştir.488 nefer tespit edilmiştir. 368'i (% 24. Mclımed Arif. 403'ü (% 27. Emecen.46. Arıkan. 1. tablolarda verilen tahminî nüfusun ilk sütununda verilmiş olanı. "Ayın makale".73) ikinci Uşak'da.65 vd.95) Banaz. Bâyezid Devri Kanunnâmeleri istanbul 1990. s. 422'si (% 29. ikinci Uşak'da Marnakayası ve İslüce. Kuruluşuna yakın zamanlarda bir piyade ocağı 1 yaya ile 1 yamakdan ibaret küçük bir ünite olarak öngörülmüş olmakla beraber29. asra tarihli olan defterlere göre: Uşak piyade çiftlikleri 5-14 yaya-yamakdan oluşmaktadır.08) ser-piyâde olan Uşak (l)'da. 1545*de Uşak piyade çiftliklerinde bu minval üzere. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve XJii. Eymirsevinç. 204'ü (% 25. yüzyıllardaki fiili durumu yansıtan tahrir defterleri. Eksik olduğu için gerçeği ifade etmekten uzak olan 1559 tarihli rakamlar bir yana. s.72) Ulugöbek.62-65. her ocakta 6-7 nefer yaya-yamak bulunmasını âmir olduğu görülmektedir. hepsi XVI. TOPMİlâvesi (İstanbul 1329). "Kânunnâme-i Âl-i Osman*'. "nefer x T. . Yüzyılın İkinci Yansının Kimi Kanun/an. XV-XVL Yüzyıllarda Bergama Kazası (E. 201'i (% 24. Alımed Akgündüz. Karlık ve Bıılkas ile birlikte. Doğru. Hisarözü karyeleri. toplam nüfusun % 54. pîr-malûl ve şâir unsurların da dâhil edilmesiyle. Vehbi Günay. üçüncü Uşak'da Müstecâb. s. ikinci sütünde! verilmiş olanı da "hâne x 5 + nâ-resîde/mttcerred/ sagir" formülüne göre hesaplanmıştır. 176. 31-32. 243'ü (% 28. Bkz. s.50 nisbetinde bir azalma göstererek. 41 l'i (% 28. bunu teyid etmektedir31. 176: F. H. çiftliklerin nüfusunun 5-34 nefer arasında değişmekle beraber. Bunun 121'i (% 8. Bkz. M. Selanıi Pulaha-Yaşar Yücel. Aynı eser. U.seileni Teşkilâtı veya yalnız piyade defterlerinde kaydedilmiş bulunan köyler de mevcuttur. Aşağıda verilmiş olan listelerden de ayrıntılı bir şekilde takip edilebileceği üzere. 12Tİ (% 14. 116'sı (% M. s. Nâ-resîde.

"ıAym makale". hem de her iki tarihte de bunların sayılarının çiftlik sayılarına eşit olması sebebiyle. Uşak (1) nahiyesine tabî Kızılhisar köyü hudutları dahilindeki İslıak çiftliği yayasının Şeytüü kazasına tâbi Ömer karyesinde bulunduğuna dâir kayıt da bir başka örnek teşkil 35 etmekledir . Uşak piyadelerinin de dâhil olduğu her üç defterde de yaşları ile birlikte "nâ-resîde" kaydedilmiş olanların toplam sayısı 1545'dc 4Ti (% 7. Bu rakam aynı tarihle kazanın toplam yaya-yamak nüfusunun % 35. 145'i (% 27. çiftliklerde kayıtlı nüfusun önemli bir kısmını da. 145 'i (% 27. Defter kayıtlarına göre. ilgili listelerin yayayamak sütununda kaydedilmiş bulunan yaya-yamak nüfusun bir kısmını "eşer-yaya"\nr oluşturmaktadır. umumiyetle listelerde de belirtilmiş olan. s. kaza piyadeleri yaya-yamak nüfusunun 1545'de "122 nefer ile % 15. s. BOA.72) Banaz. Uşak piyadelerine ait her (iç defterde de bu fiilî durumun oldukça yaygın bir şekilde tatbik edilmiş olduğu görülmektedir. Anadolu piyade ocak nizamına göre.55'ini teşkil etmektedir.70) ikinci Uşak. hem yayalar. çiftliklerde yaya yazılmış olanların. Hem yukarıda işaret edilmiş olan dunun.23 Tafsilat içüı bkz. . 176-177. 1545'de Ulugöbek nahiyesine tabî çiftliklerdeki yayaların çoğunun tabî oldukları Ulugöbek ve Emekse karyelerinde yazılmış olmakla beraber. 1579'da ise 113 nefer İle % 13. eksik olması sebebiyle genel değerlendim!eve alınmayan nâ-resîde sayısı 1579'da % 13. her ocakta yaya kaydedilmiş olan birisinin bulunmasına rağmen. 136'sı (% 25. Arıkan. genellikle çiftlik dışında bir iskân yerinde bulunduğu anlaşılmakladır. Bunların meskûn olduğu köyler. 210. tabloda ayrıca verilmemiştir. her çiftlik defterlere "yaya" ya da "eşeryaya" olarak kaydedilmiş bulunan bir kişi üzerine kaydedilmiştir. çiftliği muayyen sayıda yamak ile birlikte tasarruf etmekle ve bunun karşılığında yükümlü olduğu vazifeyi nöbetleşe yerine getirmektedirler. Bu minval üzere yaya kaydedilmiş olanlar. 237'si (% 27. hem de yamaklar için kullanılmış olduğunu ifâde etmek müııikündür33. Bir başka ifadeyle.41) Uşak (1).TD-237.75) Ulugöbek. Sözgelimi. 75-78. 1559'daki durumu listelerde verilmiş olmakla beraber. yani yamak kaydedilecek yaşa gelmemiş olmaları dolayısıyla "nâ-resîde" statüsünde yazılmış olanlar teşkil etmektedir. Ek olarak verilmiş olan listelerden ve genel durumu yansıtmak için hazırlanmış olan tablodan da dikkat çekeceği üzere. Bu itibarla.13'ünti oluşturmakladırlar. bu konuda Önemli bir fikir vermektedir.48) Banaz.97) ikinci Uşak. 1545 ve 1579 tarihlerinde Uşak piyade çiftliklerinde tespit edilmiş olup. Osman karyesine bağlı Göbek çiftliği yayası nm Uşak'a tabî Tekye köyünde yazılmış olması3*. diğerleri yamak konumundadır.Turan Gökçe 13. Anadolu'da yaya kavramının genel anlamda.41) de üçüncü Uşak'da olmak üzere 529 olarak tespit edilmiştir. hatta kaza hâricinde her hangi bir köy de olabilmektedir. Devlete karşı söz konusu yaya yükümlü tutulmakla beraber. aynı tarihte.55) üçiincü Uşak ünitesinde kaydedilmiştir. kaza dâhilinde çiftlik civarında.TD-237. 189'u (% 21. henüz hizmete eşecek. o yıl nöbeti gelip sefere ve şâir hizmete eşen yaya. çiftliğin tabî olduğu. doğrudan yaya ve yamak yazılmış olanlar dışında. M. Keza. 62'si (% 11. s. iskân yerleri almakla birlikte. BOA.08'ini.

04'ünü oluşturan 32'si ise 11-16 yaş gruplarmda bulunmaktadır.42'sini teşkil eden 99'u 10. Nâresîde kaydedilmiş olanların yaş gruplarına dağılımında. 1545 tarihli defterde kaydedilmiş olan 529 nâ-resîdenin 1-16 arasında değişen yaş gruplarına dağılmış olmakla beraber.-'J 2 13 7 4 12 1 4 1 2 2 J» 1.XV-XVI. 292.19) Uşak (1).33) de üçüncü Uşak'ta kaydedilmiştir.41) 8.59).TD-574mt s. bir önceki tarihe göre önemli ölçüde bir farklılaşmamı! görüldüğü 1579'da ise 1-12 arasında değişen yaşlarda bulunan 462 neferin % 21. 1579'da ise 10-12 yaşlarmda bulunanlara genellikle "yarayınca/yaradukda eşer" kaydmının düşülmüş olduğu dikkati çekmektedir30. 136 145 529:. 144 62 . Söz konusu 1-5 yaş gruplarında bulunanlar. 99 . % 6.21 'ini oluşturan 98'i 5. d .7-J.14) 4. şöyle bir sonuç ortaya çıkmakladır. 1545'de 11-16.30'unu teşkil eden bu zümrenin 32'si (% 6.75 i.59'unu teşkil eden 146'sı 6-10. kazanın toplam yaya-yamak nüfusunun % 32. 305-306.14 21.272-273. Bu dununda. 32'si (% 6. yaş gruplarına dağılımım bir tablo üzerinde değerlendirmek gerekirse. 283. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı nisbetinde azalarak. Geri kalan % 27.711 42. toplam rakamın %66."(i 1 4 9 1.97) Ulugöbek.81) 1: 12'si (% 2. Genel durumunu ifade etmeye çalıştığımız. 13'ü (% 2.1 S - «. %18. 6'sı da (1. Geri kalan 33'ü (% 7. 25'i (%5. 153 2? 12 - 462 ]00 Tablodan.41) 6. . daha ziyade 1-5 yaş arasında yoğunlaşmış olduğu anlaşılmaktadır.29) 9 yaş grubunda bulunmaktadır.92) 1.96. UŞAK KAZAST PİYADE ÇİFTLİKLERİNDE "NA-REŞIDE" KAYDEDİLMİŞ OLANLARIN YAŞ «" SUPLARINA DAĞILIMI . 134'ii (% 29. 290.17 8 17 13 23 15 76 M. 14. hizmete eşme Belirli yaşlarda bulunan nâ-resîdderlü ilgili olarak düşülmüş olan bu tür notlara. • 1 ()() • 8 14 2 6 13 2.Sf-3 7 13 9 4 4 8 3 2 1 (İ 6 27 5 26 1 4 2 5 - • . 44'ü (% 9.^1 38.7Ö) 3. Mezkûr tarihle. Nalı iv*: 1 9 11 3 13 14 50 «.7 fi 3 1 i.-. Tarih 2 7 İS rı 22 21 73: 1J.83'üne tekabül eden 87'si de 2 yaş grubunda yer almaktadır.• -AT.70 8 26 9 18 37 2 12 2 - - - 3 3 4 5 İS 5 41 87: LS. . • • • • > • : • 35 <)!)• - :32 : 134 . kesüı olmamakla beraber. 1 2 2 4 n . özellikle 1579 tarihli defterde sıklıkla tesadüf edilmektedir: BOA. 1545 ve 1579 tarihli defterlerde nâ-resîde kaydedilmiş olanların şâir hususiyetlerine işaret etmeden önce.91) ikinci Uşak...21 (> i 2 8 5 S 2 13 1 6 11 •33 y 1 7 4 9 7 28' V2 * 1 ' 10 3 1 11 \2 13 2 T 14 15 Toplam 1545 Uşak Banaz Uşak Uşak Toplaw= % Ulugöbek Uşak Banaz Uşak Uçak Tophııi)= % in 20 19 75. 25'i (%5. % 21. 96'sı (% 20.41 II IS - 6 8 3 6 9 •32 'ı')! 3 20 23 30 1579 n 6 8 fi 5 6 • 31:.45 i 9 17 4 1 27 11 21 17 77 13 5 5 10 •33" 7.35'ini teşkil etmektedirler. 31'i (% 6. 153'ü (% 33. 34 " 18 :ı:' (1.58) Banaz. 459 a düşmüştür.

l'i Banaz. Bu cümleden olarak.20'sini teşkil eden 18 muhassıl kaydedilmiştir. üçüncü Uşak'da Eymirscvinç karyesi Karesi çiftliğinde 2. 257. muhassıl sayısı 4'e düşmüştür. s. 31 -32. l'iniıı de tımar-eri olarak kaydedilmiş olduğunu da belirtmek gerekir. 1579'da 17 neferin önemli bir kısmının derbend muhafızı olarak kaydedilmiş olduğu görülmektedir. toplanı 23 nefer doğrudan "derbend muhafızı" olarak kaydedilmiştir.61 "ini teşkil eden zümreye de İşaret etmek gerekir. Akkilise karyesi Güçlüoğlu çiftliğinde 1 olmak üzere. 100 . Uşak (l)'a tabî Kızılcasögüd karyesi İlyas çiftliğinde 2. Gcdus nahiyesinde bulunan Kızılca. l'i de yine üçüncü Uşak ünitesinde olmak üzere. toplam 8 imam tespit edilmiştir. bu cümleden olarak.Turan Gökçe yükümlülüğünün başlangıç. İzmir 1994. 222-223. Ü. Ek olarak verilmiş olan listelerde aynen aktarılmış 37 38 S. 329-330. ikinci Uşak'da Gökkaya karyesi Çakır çiftliğinde 4. Yücel. 39 BÖA. Kmecen. Aynı eser. Sayıları az olmakla beraber. l'inin derviş. Milgarb karyesi Eynebegi çiftliğinde 10. 283-284. "gâib" ve "mürde" olanlar da sarahatle kaydedilmiş bulunmaktadır. Ocak halkından olmakla beraber. 4'ü Uşak (1). 3'ii de üçüncü Uşak nahiyesinde olmak üzere. hem de yeni yapılan talırirde bulunamayanlar ayrıntılı olarak tespit edilmiştir. Al7/ ve XIII. s. her iki tarihte de 73 nefer tespit edilmiştir. 230. 1579Tda 12'ye düşmüş olduğunu ifade etmek mümkündür38. Bunlardan 19'u Kütahya sancağı.90'ina. iki önemli zümreyi teşkil etmektedirler.TD-237. 1545'de hiç bîr imam kaydına tesadüf edilememekle beraber. l'i Banaz. dolayısıyla kânunnâmelerdeki "yayanın bir ve iki hidmete kabil oğlanları olsa anlar dahi yamak yazıl uh növbetlerinde ve Klarnetlerinde o/a/ar'' hükmü 7 fehvasınca yamak yazılma yaş tabanının. F. V. 1545'de. s. 1545'de 15-16 iken. diğer sütununda belirtilmiş olan. muhassıl ve imam yazılmış olanlar da yaya çiftlikleri nüfusu içerisinde tesadüf edilen. toplam neferin sadece % 1. s. topa m yaya-yamak nüfusun 1545'de % 4. Turan Gökçe. çiftliklerde tespit edilerek deftere kaydedilmiş olan mevcut yaya-yamak ve sair unsurlardan oluşan nüfus dışında. toplanı nüfusun % 1. 1579'da ise 2'si Uşak (1). Gtinay. Piyade çiftliklerinde kaydedilmiş olup aşağıdaki listelere ve bunlardan hareketle düzenlenmiş olan genel tabloya yansımış olan unsurlardan birisi de pîr-malâl kaydedilmiş olanların teşkil etliği zümredir.13'üne tekabül etmekledir. 212. Bu da. hem önceki tahrirde. Sosya! Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi). '"atik" ve "cedid" olarak iki kalemde belirtmek suretiyle. tahrir esnasında bulunamadığı için gâib yazılanlar. 9'u da Uşak-ı diğer olarak belirtilmiş olan üçüncü Uşak nahiyesinde olmak üzere. Aynı tez. 1545'de 1 'i Ulugöbek. Tahrir işlemi sırasında. Yine aynı tarihte. Bununla birlikte. Pulaha-Y. aynı sütunda verilmiş olanlardan 5'inin şerif. 1545'de 35. 1579'da ise % 5. "sagîr" olarak kaydedilmiş olan. 1579'da 4'ü Uşak (1). Anadolu'nun diğer bazı yerlerindeki dunun iuin bkz. s. 4'ü de yine aynı sancak hudutları dahilinde olan Yalak derbendine muhafız tâyin edilmişlerdir31.144-145. Yüzyıllarda lAzıhyye (Denizli) Kazası (E. Karlık karyesi Hüsrev/Yuvaca Eşref çiftliğinde 4. sadece 1545 tarihli defterde nâ-resîdelerdeıı ayrı. Aynı eser. Diğer taraftan. Listelerde ve yukarıda verilmiş olan tabloda.

32-33. l ' i 100 : l ' i 140. "Ciltlik". s. Hizmetleri mukabili piyadelere "yayalık . gâib-i cedid olarak kaydedilmiştir. l ' i 90: Uşak (l)'daki 34 çiftlikden l'i 60. "eyii yerde yetmiş veya seksen dönüm.70) 120. 2() yc düşmüş olması oldukça dikkat çekicidir. l ' i 330. Genel anlamda ciltlik hakkında bkz. Akgündüz. U. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı olmakla beraber. büyüklüğü verim kabiliyetine göre değişen. Bu cümleden olarak. 180-181. 3'ü 150. l ' i 190. 1545 de 95 iken. M. 1545'de Ulugöbek'dcki 9 çiftlikden 4'ü (% 44. geçmiş ocak ahvâdma işaret etmesi bakımından ayrı bir ehemmiyeti hâiz olan "mürde'' miktarmm daha büyük rakamlara baliğ olduğu görülmektedir. EP. 1579'da tamamı cedid olarak yazılmış olan mürde sayısı 531 nefer olarak tespit edilmiştir.44)'ü 180.yer'den tahsis edilmiş olan arazi. 101 . 320'si de milrde-i cedid olarak kaydedilmiştir. 145. orta hallü yerde yüz dönüm. bir çiftlik 42 yerdir. başlangıçta günde bir akça "ulufe" ve "avânz-ı dîvân iye" den muafiyet karşılığında sefere memur edilmiş olan yay alamı statüleri. l ' i 250. 1545'de tespit edilmiş olan 654 neferin 334'ü miirde-i atik. "Çiftlik". Söz konusu değişiklikle.XV-XVI. Özellikle Ölmüş olan. s. 6'sı (% 17. Aynı eser. l ' i 310. l ' i 100. Halil İnalcık. 5'i (% 23. banş zamanı buralarda zirâatla meşgul olmuşlar. s. s. 1579 da tespit edilenlerin tamamı ise yeni tahrirde tespit edilmiş anlamında. bir bütün piyade çiftliği. 31. Uim bir "askeıf statü kazanabilmişlerdir 4 1 . 50\si de gâib-i cedid olarak yazılmıştır. Çiftliklerin İktisadî Durumu ve Toprak Tasarrufu İlgili araştırmalarda ortaya konulmuş olduğu üzere. yine atik ve cedid olarak iki kalemde verilmiş olan mürde kayıtlan da oldukça önemlidir. genel durumu yansıtan tabloda tek kalemde kaydedilmiş olan. Ankan. Emecen.80) 70. Ömer Lütfi Barkan. alçak yerde yüz otuz ve yüz elli dönüm" den ibarettir. Banaz'daki 21 çiftlikten 2'si 50. olanların 45'i gâib-i alık. özellikle zamîmclcri ile birlikte kaydedilmiş bulunan önemli bir kısmının. genellikle. İslâm Ansiklopedisi.94 nisbetinde r azalarak. l ' i 170.76) 200. önceleri yarı askerî bir statüyü hâiz olan yayalar. 1579'da %78. Aynı eser. İÜ. Bu cümleden olarak. 3'ü 80. F. 2 s i 70. ancak bu gelişmelerle birlikte. Uşak ! piyadelerinin toplanı gâib sayısının. "Aynı makale". 4'ü {% 11. 5'i (% 14. I 3. l'i 90. Anadolu eyâleti yaya ve müsellem kanunnâmesinde yer alan hükme göre 4 '. 3'ü 140. 3'ü 180. 1545'de lespit edilmiş . A. Mevcut yamak sayısının daha sıhhatli bir biçimde tespiti düşüncesiyle40. tasarruflarında bulunan çiftliklerin muafiyetle kendilerine tevcihi ile birlikte. 392-397. aşağıda verilmiş olan listelerden de takip edilebileceği üzere. l ' i 170. Bununla birlikte. Bkz. Kısaca ifâde etmek gerekirse. üst sınırı teşkil eden 150 dönümün üzerinde bir yere sahip olduğu görülmektedir. 160.64) 100. Yeniçeri ocağının kum İmasından sonra Önemli bir değişikliğe mâruz kalmıştır. ayrıca "avânz-ı dîvâniyye ve tekâlif-i örfıyye" den muaf tutulmuşlardır. ulufe bedeli olarak kendilerine arazi tahsis edilmiş olan yayalar. konumuzu teşkil eden Uşak piyade çiftlikleri dönüm miktarının genellikle mezkûr ölçüler civarında yoğunlaşmış olmakla beraber.

03) 150 dönümden fazladır. XVI.13 36.Turan Gökçe 2'si 150. 2'si 130. toplam dönüm miktarı ve hâsılı bir tablo üzerinde değerlendirmek gerekirse.257 7.S3 24.0! 21. 3'ü 180. l'i 340. çiftlik dönüm miktarı itibariyle Uşak piyâdelirinin arzettiğİ bu özellik.57) 150 dönümün üzerinde kaydedilmiştir. 6'sı (% 20.63 23.268 : : 100 7. Uşak kaza dâiresinde. 7'si (% 77.810 5.570 6. Vi 700.950 33.93 35. teşkilâtın lağvına kadar ciddî bir değişiklik göstermeksizin muhafaza edilmiştir.70 20. 3'ü 300I'i 320.%) 80-150.510 6. 4'ü (% 13. 9'u da ( % 31.880 % 7. Dönüm miktarı itibariyle genel olarak değerlendirilmiş olan Uşak piyade çiftliklerinin.74 32.370 S.42) 50-150. 2'si 140. üçüncü Uşak'daki 29 ! çiftlikden 4'ü (% 13.82 22.79) 80. Ti 500.68) 150. 2 si 90. l*i 180.23)"ü 150 dönümden fazladır.330 • • 23.34) 100-150 dönüm iken. l'i 330. Vi 370.400 3.787 8.357 " % 7. Bu bakımdan. 2"si 140.020 2. 4'ü (% 13. 100 Tablodan da takip edilebileceği üzere. 2'si 190. İkinci Uşak'daki 29 çiftlikden Ti 100. l'i de 1. ınîrlivâ hâssına tahsis edilmiş olan Ulu göbek'teki çiftliklerden sadece 2'sİ 70-150 dönüm arasında .500 dönüm yerden ibarettir.81 Hâsıl 2. Bu rakamlar.09 11.74'ünü teşkil 102 . 2'si 200. Tİ 310.76) 50-150. 13"ü (%38. 1545 ve 1579 tarihlerindeki sayısı.320 5. Banaz'daki çiftliklerin 15'i (% 71. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır.79) 350.17 25. Ek olarak verilmiş olan listelerden de takip edilebileceği üzere.45 100 . Nitekim.357'dir.79) 250. 1545'de tespit edilmiş olan 122 çiftliğin toplam dönüm miktarı 23.87 11. Uşak piyade çiftliklyerinin dönüm miktarının. 6'sı (% 28. l'i 270.750 4. nahiyeler arasında önemli farklılıklar gösterdiğini de ortaya koymaktadır. 4'ü (% 13. Ulugöbek'dc olduğu gibi.440 4. Uşak (l)'da 21 "i (% 61.65) 150 dönümün üzerinde bir yer işgal ettiği görülmektedir.79) 100.43 1. İM 200. 26 çiftliğin (% 89. l'i 190. YÜZYILDA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİNİN TOPLAM DÖNÜM MİKTARI VE HÂSILI Tarih Nâlıiyu UİLigöbck 1545 1579 Uşak (I) Batı az Uşak (2) Uşak (3) ToplamUlugöbek Uşak(1) Ban az Uşak (2) Uşak (3) Toplam^ Çiftlik Adedi 9 34 21 29 29 122 9 32 18 26 28 • : • 1 1 3 Dünüm Miktarı 1. Keza. 260 4.0) 14.920 9. l"i 250. Bunun % 7.77) ise 150 dönümün üzerinde bir yer işgal etmektedir. l'i 370. 2'si 200.710 29.141 20.680 2. l'i 380.11 31.62 22. oldukça farklı bir görünüm arz eden ikinci Uşak Ma ise sadece 3 çiffîlik (% 10. l'i 380.870 10.74 21.Ol 100 8.340 7. üçüncü Uşak nahiyesinde de çiftliklerin 20'si (% 68. l'i 450.76 13. her bir idâri üniteyi ayrı ayrı belirtmek üzere.11Ü 2.

880 akçaya düşmüş olan hâsılın 2. 311. ikisi 4a 49 de üçüncü Uşak.TD-237.020 akça olarak tespit edilmiştir.51 (Tu (% 31. söz konusu değirmenlerin tamamının 60 akça "resm-i âsiyâb" ile bütün yıl faal olduğu anlaşılmakladır. s. ihya 46 47 edilmiş olan mezkûr Mihnıad ve Nusret çiftliklerinde bulunan değirmenlerdir. talısis edilmiş olan Ukıgöbek nahiyesinde bulunmaktadır. Aradan geçen zaman zarfında.22 nisbetinde azalarak 20. 9.11) Banaz. 4.63) Ulugöbck'de. 5.870'i (% 14. Altı ay yürüyen. Diğeri ise Ulugöbek nahiyesi. genel olarak Osmanlı kır kesiminde olduğu gibi.04) de üçüncü Uşak nahiyesine aittir. BOA. Eymirscvinç karyesi İlyas ve Bağbaşı karyesi Evran çiftliğinde kaydedilmiştir. BOA.70) ikinci Uşak. bir önceki tarihle harâb olmakla beraber.260'ı (% 25.TD-574m. s. 30 akçahk resimle kaydedilmiş olan. s.920'si (% 13.268'e düşmüş olan toplam dönüm miktarının 1.141 'i (% 20. 2.81) da Üçüncü Uşak ünitesinde bulunmaktadır. İlgili defterin eksik olması sebebiyle.75ü'si (% 8. 6. 4.s. "fmrâb" olarak kaydedilmiş olan diğeri ise aynı nahiyeye bağlı Karabolu karyesi. 293.45) da üçüncü Uşak ünitelerinde kaydedilmiştir.330'u (% 22.09) Uşak (1)'. şâir ziraî mahsûllerin üretimiyle ilgili tafsilata inme imkânı bulunmamaktadır.TD-237. 3.440'ı (% 36.87) Uşak (1).17'sini teşkil eden 2.400'ü (% 24. 103 . 4.01) Uşak (1).74) Banaz.XV-XVI. genellikle "hâsıl-ı go/lâl" veya "hâsıl-ı 'ani 'i-gaiie ve gaynhtı" ifadeleriyle tek kalemde kaydedilmiş olduğundan. BOA.TD-574m. Nusret44.13) Banaz. 1579'da çiftliklerde olup. 2.320'si (% 35. Bununla birlikte.110'u (% 21.43) de üçüncü Uşak nahiyesinde yer almaktadır. 1559'daki durum genel değerlendirmeye dâhil edilememiştir. s. % 9. 237. bakisi Ser-pİyâde olarak kaydedilmiş olan dört nahiyeye dağılmış bulunmaktadır. Çiftlik hâsılları. s 239.01) ikinci Uşak. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı eden 1. 7. 44 45 4fi 47 BOA. 10.680'i (% 23. 8. 7. yayaların tasarrufunda bulunan değinilen sayısı 4'c çıkmıştır. BOA. Uşak piyade çiftliklerinin toplam hâsılı 1545'de 33.62) ikinci Uşak.82) ikinci Uşak.TD-574m.810'u mîrlivâ hâssıiıa.TD-574m. çiftlik adedi ve dönüm miktarında da görülen düşüşe paralel olarak.787'si (% 11.TD-574m. 6. piyade çiftliklerinde de tesadüf edilebilen tek küçük çaplı sınaî teşekkül olan değirmenlerin resİmlcriylc birlikte ayrıca kaydedilmiş olduğu görülmekledir. BOA.93) Banaz. Mihmad4' çiftliğinde bulunmakladır.76) Uşak (1). büyük çoğunluğu teşkil ettiği anlaşılan hububat dışında.291.710lı (% 22. Bunlardan ikisi. Bunun 8. Bu cümleden olarak. 81.50 nispetinde azalarak 1579'da 29. Emekse köyüne tabî Yaya Hoca çiftliğinde bulunmaktadır50. ikinci Uşak nahiyesi. Evran çiflliğiııdcki hâriç. Bunun % 7.950'si {% 21. Aradan geçen zaman içerisinde. 1579"da % 13.340?ı (% 7.83) Ulugöbek.370'i hâssa tahsis edilmiş olan Ulugöbek nahiyesinde olup.257'si (% 11. BOA. 1545'de tespit edilmiş olan iki değinilenden bütün yıl çalışması dolayısıyla 60 akça "resm-i âsiyâlra tâbi olan biri. Ser-piyâde olarak kaydedilmiş olan geri kalan miktarın 5. 309.570'i (% 32. s.

TD-237. Çarık Maki Bâyezid çiftliğine AkkiliseMe Karesi çiftliği (2 eşer). Kürt'de Kara İshak çiftliğine Halil çiftliği.7D-2J7. s. Bu cümleden olarak. 1545"de Uşak (l)'da Yunus.'a tabî Emiraziz köyünde Mesud çiftliği zamnıol un muştur. ziyâde yerlerden zayıf ocaklara zamîme yazılmak suretiyle ihya edilmesi hususunda gereğinin yapılması emredilmiştir ( 23 Muharrem 986/1 Nisan 1578 tarihli hüküm: BOA. 1545sde üçüncü Uşak'da Karesi (BOA. s. Dîvân-ı Hümâyun kâtiplerinden yaya ve müsellem muharriri Hamza'ya hitaben yazılmış olan bir hükümde.MD-34. ikinci Uşak nahiyesinde 3 çiftliğe zamime yazılmıştır. Kabaağaç'da Hızır çiftliğine Gündoğmuş çiftliği. 52 Mesela. ikinci Uşak"da Hamza Balı. Güçlüoğlu (BOA. 53 1545'de Ulugöbek'de Göbek. üçüncü Uşaknda İbrahim (BOATD574m. saz ve çayır olması gibi nedenlerle "bl-hâsı!" olarak. Güçlüoğlu (BOA. Ilyas çiftliğine . 1545 ve 1579 tarihli defterlerde bu husus gayet açık bir şekilde kavdedilıniş bulunmaktadır. 309. Dumlupmar'da Çullu çiftliğine Dutluca'da İsrail ve İbrahim çiftlikleri zamnıolımmustur. Bu cümleden olarak.TD-574m. "Ayın makale". Eynebegi çiftliğine Bana/.Turan Gökçe Defter kayıtlarına göre. Gökkaya'da Yahya çiftliğine Oğulca bin Hasan çiftliği. üçüncü Uşak'da Bayezid. Banaz nahiyesinde. çoğu mevkufatdan olmak üzere toplam 8 çiftliğe zamîme kaydedilmiştir. Hacılar'da İldutan çiftliğine Kuzviran'da İshak çiftliği. 311) çiftliklerine zamîme yazılmasının gerekçesi de "ziyâde oldukları sebepdeıı" şeklinde belirtilmiştir. zîrâî kabiliyetini yitirmesi33. 253-254. Yunus çiftliğine Karlık köyünde Yamanbegi. 316) çiftliklerinin zamaneye ihtiyâcının "6/Wı«\w/"olmalarından kaynaklandığı belirtilmiştir. s. 1545'de Ulugöbek nahiyesinde Göbek çiftliğine nıevkufatdan Orhan çiftliği zammolunmuştıır. Mlirsel çiftliğine Akdere. Söz konusu gerekçelerle yapılan zamîmelerin. Scndcl çiftliğine Melikşah çiftliği.TD-237. 1579"da yine aynı çiftlikle birlikte Mihmad çiftliğine (BO A. s. Enûrazîz'de Bayrambegi çiftliğine Oğlakalannıda Murad çiftliği. M. "yeri az olduğıı erilden" zamîme yazıldığı kaydedilmiştir. Çakır. Emeksc'deki Hamza Bâlî çiftliğine Taşluca'da Haydar çiftliği. Mahmud çiftliğine Karlık köyünde Alice. Bu cümleden olarak. s. Yahşı. Ayrukavak'da Osman çiftliğine Almaca çiftliği. 268. Üçüncü Uşak nahiyesinde ise 5 çiftliğe zamîme yazılmıştır. 258).. Kuzviran'da Aslıhan çiftliğine İnebegi çiftliği. Esasen bütün yaya sancaklarında yaygın bir şekilde tatbik edilmiş olduğıı anlaşılan bu uygulamayı gerektiren durumlar arasında.TD-374m. s. 1579"da Uşak (l)'da Yunus. 54 Tafsilat için bkz. ocak ziyâdeleri ile nıevkufata kaydedilmiş olan çiftliklerden yazılmış olduğu anlaşılmaktadır. Arıkuu.). 283-284. ihtiyâca binâen. Küsürce çiftliğine Bağluca'da Karaca Uruz çiftliği. en fazla zikredilen sebeplerdir54. Uşak (l)'da Mürsel (BOA. Çullu. 211). bazı çiftliklere 51 "zamîme" adı altında ilâveler yapılmış olmasıdır . 269. 67/146. toplam 5 çiftliğe zamîme tahsis edilmiştir: hepsi nıevkufatdan olmak üzere. İnebegi. 104 1 . Uşak (1) nahiyesinde.77. Yalısı. 279. Banaz'da Jldutan. 306. çiftliğin zamanla kanunî ölçülere göre küçülmüş olması veya ocak nüfusunun 52 artması üzerine yetersiz hale gelmesi ile su baskını. 316). 257 ). üçüncü Uşak'da Bâyezid. Yahşi çiftliğine Banaz nahiyesi Çukurviran köyünde Çubuğa. Bağluca'daki Balladır çiftliğine Gerdeme'do İrice çiftliği zaıumolunmuştur.. aynı minval üzere. 182-185. Eksik olan 1559 tarihli defter dışında. Uşak piyade çiftliklerinin tasarrufu ile ilgili olarak belirtilmesi gereken önemli noktalardan birisi de. s. 1579'da Uşak (!)'da Köse Halil.

mevkufa kaydedilmek suretiyle. üçüncü Uşak'da Ali-Hasanbegoğlu. bunların Önemli bir kısmının bu yolla umara dâhil edilmiş ve kısmen reâyâ eline geçmiş olduğunu da belirtmek gerekir 55 . Keza. Bunlar. doğrudan droğnıya "'bîr görü/üb iki eskim vermek" üzere kaydedilmişlerdir. Tavus Ali-İbrâhim. Kızılcasögüd'de Hüseyin çiftliğinin zaimnolunduğu Hasan. 105 . muhtelif sebeplerle. böyle bir Bkz. Sendel. 198-201. Banaz'da İshak-Okcu Osman. Yunus ve İııebegi çiftliklerinin dışında. aynı idâri ünitede veya diğer nahiyelerde bulunan ocak halkından "hâliyâ virtten" kaydılyla birlikte yamak ilâvesi yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Yuvaca Eşref-Aydemür. s. Oğlakalanı'ndaki Murad çiftliği beJirti] iniş tir. Karesi çiftliğine Sevinç çiftliği. Kızılhisarda mevkııfat-ı cedidden Melik çiftliğinin zanımolunduğu Köse Halil çiftliklerinden ibarettir. eşkin karşılığında sancak beyleri veya yayabaşılarına tahsis edilmeye başlandığı anlaşılmaktadır. ikinci Uşak'da NıısretKöse Yusuf. İkinci Uşak nahiyesinde zamîme yazılmış olan 3 çiftliğin durumu aynen devam etmiştir. Banaz nahiyesi Gökkaya karyesinde Hızır çiftliği ile bir görülmek üzere kaydedilmiş olan Begtemür çiftliğinin ilâvesi müstesna. yeniden canlandırılmak suretiyle işler hâle getirilemeyen harap çiftlikler mevkuf kaydedilmiştir. ZckeryâHüseyin. Uşak (l)'da yine 5 çiftliğe zamîıne yazılmıştır. Bunlar. aynı tarihte. Karesi ve Güçlüoğlıı çiftlikleri ile Banaz'a tabî Susıızviran'da Çubuğa çiftliğinin zammolduğu. nıukataaya verilen ve geliri mevkufçular tarafından toplanarak hazineye aktarılmış olan bu çiftlikler. Uşak (l)'de Sevindik-İlyas. Eklerde verilmiş olan listelerde işaret edilmiş olan numaralardan da takip edilebileceği üzere. işaret olunması gereken önemli noktalardan birisi de iş gücüne yapılan takviyelerdir. 1579 tarihli deftere göre. aynı şekilde kaydedilmiş olan Bâyezid. Önceleri. zaınîmc yazılan çiftlik sayısı değişmeyen üçüncü Uşak nahiyesinde de. nüfusu azalmış olan çiftliklere. 1579 tarihli defterde durumun aynen muhafaza edilmiş olduğu görülmektedir. Ankan. çiftliğe yapılan ilâvelerin dışında. bütün bu ve benzeri uygulamalarla kendini gösteren gayretlere rağmen. Banaz'da zaınînıc yazılan çiftlik sayısı 6'ya düşmüştür. Uşak piyade çiftlikleri üzerinde dururken işaret edilmesi gereken önemli noktalardım birisi de. Milmıad-Bâlîeşref. Çakır. Ulugöbek : de Göbek çiftliğine mevkufaîdan Hızır çiftliği zammolunmuştur. çok yaygın bir biçimde.XV-XI/L Yüzyıllarda Uşak Kozası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı çiftliği. Piyade ve müsellem teşkilâtı bünyesinde tatbik edilen Osmanlı toprak nizâmına göre. Kısaca temas edilmiş olan. aynı şekilde kaydedilmiş olan Miirsel. Yaya-yamak nüfusu bu minval üzere diğer çiftliklerden aktarılan yamaklarla tekmil olunan çiftlik sayısı oldukça fazladır. Hasan-Cııllâh Ali çiftlikleri bu minval üzere kaydedilmişlerdir. Uşak piyadelerinin yazılı bulunduğu her üç defter kayıtlanılın tedkikiyle. Yahşı-Şeyh Zekeryâ. "Aynı makale". Çullu ve Osman çiftlikleri ile Kuzviran'da mcvkufat-ı köhneden İncbegi çiftliğinin zammolunduğu İslıâk-ı diğer çiftliklerinden ibarettir. Eildutan-Resııl. bazı çiftlikler de. M. aynı şekilde kaydedilmiş olan İldulan. İşte. Turbegİ-Hızır. Yahya. zamanla. Akkilise'deki Güçlüoğlıı çiftliğine Sarucaoğlu çiftliği (2 eşer) zammolımmuştur. Nihayet. Ulugobek'de Yaya Enıtir-Kınk Halil. Bunlann dışında. UzıınYurtbegi. Savcı-Mi lunad.

224-225. 65 BOA. 317. nısfı da Ulaş'da Ummâl çiftliğine zamîme yazılmıştır. Bunlardan. Kczâ. 4'ü de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir63. İkinci Uşak nahiyesinde tespit edilen l'i cedid. mevkuf çiftliklerin de XV. mühimme defterlerindeki ilgili kayıtlardan hareketle. Uşak piyadelerinin de kayıtlı bulunduğu bir defter mevcut olmadığı için. Bununla ilgili olarak tespit edilmiş olan 26 Cemâziyelevvel 967/23 Şubat 66 1560 tarihli hükümden . BOA.TD-237. s. Bu cümleden olarak. Uşak (1) nahiyesinde "mevkufat-ı cedid" olarak 2. 58 BOA. 26"sı atik olmak üzere toplanı 29 çiftlik mevkufa kaydedilmiştir58. 278/812-a. s. 1579'da 69"a çıkmıştır. 82.TD-237. 4'ünün yaya-başı uhdesinde bulunduğu anlaşılmaktadır"1". s. 1545'de Uşak kaza dâiresinde. 301-302. 4. s. ö! BOA. 62 BQA. 276-277.7D-237.TD-574m. Bunlardan l l ' i diğer toprak ihtiyacı olan çiftliklere zamnıolunmuş.TD-574m. l'i de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir. s. ikinci Uşak nahiyesindeki 19 çiftlikten sadece 5'i 6J . Banaz'da ise. 8 : i atik toplam 10 mevkuf çiftlikten 3 'ü başka çiftliklere zammolumnuşmr60. s.TD-237. s. 106 57 56 . Bayındır çiftliğinin nısfı Yaya Halil. Bunlardan Ulugöbek'te bulunan 3 çiftlikten 2'si zamîme yazılmıştır61. SU BOA. üçüncü Uşak'da bulunan 6 çiftlikten de l'i zamîme yazılmıştır65. 234-235. yüzyıldaki durumu meçhul kalmaktadır. "zad u zevâde"lcn ile birlikte Bilecik madeninde demir top yuvalağı hizmetine tayin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinden 730 neferden ibaret olan bir nöbellisinin. Bilecik madenine tayin ohman nöbetti bazı yayaların görevi ihmâline dâir 17 Zilhicce BOA. s. Bunlardan 4'ü yukarıda belirtilmiş olan çiftliklerin bazılarına zamîme yazsılmış. Uşak Piyfidelerinin Tâyin Edilmiş Oldukları Mîrî Hizmetler Eksiksiz ortaya koyabilme imkânı bulunmamakla beraber. "mevkufat-ı atik'' olarak da 7 çiftlik kaydedilmiştir". 265. 3 ! ü cedid. 2si de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir.TD-574m. bu minval üzere mevkufa kaydedilmiş olan toplam 67 çiftlik tespit edilmektedir. Uşak yayalannm da dalıil olduğu Karahisâr-ı Sâhib piyadelerinin tâyin edilmiş oldukları hizmetleri kısmen de olsa tespit etmek mümkündür.TD-574m. 66 Bir sureti Karahisâr-ı Sâhib piyadeleri begi Mehmed Beg'e yazılan hüküm: Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mühimine Defteri (=BOA. Üçüncü Uşak'da tespit edilmiş olan 2'si cedid.TD-237. 79.Turan Gökçe gelişmeye maruz kalmış olan çiftliklerdir. 59 BOA. 286-287. 64 BOA. Banaz'da bulunan 31 çiftlikten sadece 9'u ihtiyacı olan diğer çiftliklere zammolunmuştur63. Uşak kaza dairesindeki mevkuf çiftlik sayısı. 03 BOA. s.MD)-3. s. Orhan çiftliği de Osman karyesindeki Göbek çiftliğine zammolunmuştur. Ulugöbek'de "el-mevkûf-ı köhne" olarak 3 çiftlik kaydedilmiştir56. 15'i atik 16 çiftlikten 7'si diğer çiftliklere zamîme yazılırken. Uşak (l)'ta bulunan 16 çiftlikten 6'sı zamîme olarak başka çiftliklere. Karahisâr-ı Sâhib sancağı kadılarına. 249.TD-574m.

642/1412.MD-46. BOA. s. Anadolu vilâyeti kadılarına yazılmış 67 fıS «9 70 71 72 73 74 75 76 77 BOAMD-ö. Keza. Bkz. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 972/16 Temmuz 156567 ve Bilecik madeninde hizmet eden müsellem ve piyade beylerine. sancağın bir nöbetli piyadesinin "Ayasofya-i kebîr hareminin laihirT ve yapılacak olan zaviye hizmetine tâyinini âmir olan 19 Muharrem 990/13 Şubat 1582 tarihli hüküm76. Karahisar-1 Sâhib piyadeleri beyine. Yine. Mühimine defterlerinde yer alan bazı hükümler. Karahisar-ı Sâhib yayalarının Mamûriyc kalesi tamiri hizmetinde istihdam edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. Ayasofya'nın tamiri hizmetidir75. bu hizmete layin edilmiş olan yaya ve müsellemlerin eksik gelmesi üzerine. Aynı tez. bir sureti Karahisar piyadeleri beyine yazılmış olan diğer bir hüküm 7I de. hazırlanan top yuvalağını yalıya indirme hizmetini ifâ etmek üzere.MD-6. Karahisar yayalarının tâyin edilmiş oldukları en son Mzmetin de yine Ayasorya ile ilgili olduğunu göstermektedir. Karahisar-ı Sâhib piyadeleri beyine hüküm: BOA. Keza. Karahisar-i Sâhib piyadeleri beyine hüküm: BOA. s. 23 Muharrem 972/31 Ağustos 1564 tarihli bir hükümden72.MD-22.183/350. s. İ82/347. sancak yayalarının 730 neferden İbaret olan bir ve iki nöbektİllerinin 14 Zilkade 980/18 Mart 1573'de lekrar. 84/203. 116/242. BOA. Karahisar-ı Sâhib yayalarının tâyin edilmiş oldukları görevlerden birisi de. 1572 yılında sancağın bir ve ikinci nöbellileri yaya-başılan. s. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinin bir nöbetlisi. sancak yayalarının bir ııöbetlisinin Tcrsânc-i Âmire hizmetine tâyin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. BOAMD-23. 43/86. 342-344. 107 . s. 185/448. 24 Şevval 984/14 Ocak 1577. diğer yaya sancaklarında da 77 olduğu gibi .MD-6.XV-XVJ. Karahisar sancağı piyadeleri beyine hitaben yazılmış olan hükümden anlaşıldığı kadarıyla*'9. 17 Şaban 967/15 Mayıs 1560 tarihli.dc. 202/560. Tobhâne-i Âmire hizmetine memur edilmişlerdir. aynı madende yuvalak hizmetine memur edilmiş olduklarını göstermektedir. hizmetin aksaması ile ilgili 24 Zilhicce 972/23 Temmuz 1565 tarihli hüküm". 22 Zilhicce 979/6 Mayıs 1572 tarihli hüküm: BOAMD-16. 11 Şevval 981/3 Şubat 1574 tarihli hükümle73. BOA. Ali Paşa'ya teslim edilmesini âmir bulunmaktadır.MO-22. BOA. zaman zaman tâyin edilmiş oldukları hizmetlerin ifâsında ihmâl göstererek. Uşak piyadeleri de dâhil olmak üzere. s.MD-26. mukaddemleri ve altışar aylık zad ıs zevâdeleriyle. sancak piyadelerinin bir ııöbetlisinin. Karahisar-ı Sâhib piyade beyine hitaben kaleme alınmış olan bir hükümden de74. BOA. Karahisar piyadelerinin 1565nde tekrar aynı hizmetle istilıdam edilmiş olduklarını göstermektedir. ciddî aksamalara yol açtıklarım ortaya koymaktadır. Taran Gökçe. s. s. 21 Cemâziyelevvel 982/8 Eylül 1574"de. Karahisâr-ı Sâhib piyadelerinin de.MD-29. 328/751. 658/1447. s. tekrar Bilecik madeni hizmetinememur edilmişlerdir. 263/555. 5 Rebî'ülevvcl 980/16 Temmuz 1572 tarihli bir hüküm70.

Uşak yayaları da dâhil olmak üzere. Daha da çoğaltılabilecek olan bu hükümler. 81 BOA. hizmetten kaçmaya çalıştıklarını ortaya koymaktadır. 80 BOA. Keza. câmî meremmeteisi. toplanmış olan yayaların dağılmalarına ve gitmemekle direnmelerine sebep olmak süreliyle. 84 BOA. Karahisar-ı Sâhib sancağı kadılarına yazılmış olan hükümM3dc. 108 79 . 83 BOA. Bilecik mâdeni hizmetine tayin edilmiş olan Karalıisar piyadelerinin. bütünüyle Anadolu piyadelerinde olduğu gibi. Nitekim.â. Sancak dâhilinde yaya-başıları ve yayalardan "ehl-i berât" olanların. nıescid civarında bulunan evinde kurduğu mecliste "fısk u fücur'' üzere olduğuna işaretle. aynı şekilde. memur edilmiş oldukları mîrî hizmetin aksamasına yol açtıklarından şikayetle.MD-3. teftiş olunmasını âmir hüküm84. s. bazılarının da başka ocağa kaydolunarak hizmetten kaçmaları üzerine. cürm İl cinayet ve resm-i anlsâne la leb olunması üzerine.MD-3.MD-6. Karalıisar yaya sancağı beyi Mehmed'in "tarîh-i salât. yerlerine "gâib : ' kimseleri. ve şârik-i hanır" olup. s. piyade olmakla beraber. bir başka önemli probleme işaret etmektedir. mühimine defterlerinde yer alan bazı hükümler de. Bilecik mâdeninde lıiznıel eden müsellem ve piyade beylerine yazılmış olan bir hüküm deKU. Diğer taraftan. 376/1116. ödememekte direndiklerini gösteren 21 Şevval 966/27 Temmuz 1559 tarihli. bu hususlarda suiistimali görülenlerin tespit edilerek. "ehl-i berât olduk" diyerek. yayaların muayyen bazı yollara baş vurarak. seyyid ve sâdullah yazılmış olanların teftişi emrolunmaktadır. 152/409. ehl-i berat. BOA. nöbetlerinde hizmete gönderilmelerini âmir bulunmaktadır. Karahisar-ı Sâhib yayaları beyine yazılan hüküm81. köprücü. s. şâir sancaklarda olan piyadelere muaf olduklarını bildirmcleriylc.Turan Gökçe olan bir hüküm 78 . aynı hizmete lâyin olunan nöbetli bazı yayaların ilaat etmedikleri ve bazı sipahilerin de yayaların çıkarılmasına manî olduklarım ortaya koymaktadır. halkın Cuma namazında olduğu sırada. 3 Safer 982/25 Mayıs 1574 larihli. 642/1412.MD-24. 25 Safer 982/16 Haziran 1574 tarihli. bunun tipik bir örneğini teşkil etmekledir. 12 Muharrem 967/14 Ekim 1559 tarihinde sâdır olan. s.MD-26. doğancı. 25/68. Ke/. köprücü. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinin. 270/718. 82 BOA. 23 Zilhicce 972/23 Temmuz 1565 tarihinde.MD-6. sipâhi-zâdc ve muhassıl yazdırarak. Karamsar-! Sâhib piyadeleri beyi Hasan'a yazılan bir hükümde82. bizzat yaya sancak beylerinin ortaya koydukları problemlere dâir kayıtlara da tesadüf edilebilmektedir. Uşak kadısına hilâben. Karahisâr-ı Sâhib sancağı kadılarına yazılmış olan bir hüküm79 . teftiş olunup. aynı hizmete lâyin edilmiş olan piyade ve müsellemlerin noksan götürülmüş olmasından dolayı. bazılarının da kendilerini derbendei. önemli aksamaların yaşandığına işaret etmektedir. s. 'H BOA. yeni tahrirde bir vesileyle derbendei. Yaya ve yamakların suiistimali dışında. s. 17 Zilhicce 972/16 Temmuz 1565 tarihli. 64/150. bütün Anadolu yayaları arasında önemli bir probleme yol açmış olduklarını göstermektedir. kısa bir süre sonra. Karahisar yayaları beyi Hüseyin'in ifâdelerine binâen. sancak dâhilinde bazı piyadelerin. s. çiftliklerinin yazılmasının ferman olunması üzerine.MD-3. 658/1447.

İzmir 1988. Aynı eser. teşkilâtın kaldırıldığı tarihi yaklaşık olarak tespit etmemize imkân vermektedir. BO AMD-46. neshedilerek. sair iskân yerlerinde meskûn olmaya başlamaları gibi gelişmelerle ocak nizâmının iyice bozulmuş olması. bir taraftan hemen yukarıda temas edilmiş olan suiistimallerin önü almaınayacak kadar yaygınlaşması. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Tesiri lâfı zikrolunan tarihlerde ne ölçüde zaafa uğramış olduğunu göstermesi bakımından oldukça Önemlidir. piyade ve müsellemlerin temel fonksiyonlarım lamamiyle yitirmelerine yol açmıştır. 164/359. Söz konusu hüküm doğrultusunda. yaya ve yamakların. 1600-1700". s. XVXVI. XVI. asrın sonlarına doğru. çiftiiklerdeki yaya-yamak sayısının azalmasıyla. Diğer taraftan. yukarıda işaret edilmiş olunan değişimin gereği olarak. ulûfeli ve ateşli silah kullanabilecek asker sayısını artırma yoluna giderek. s. Zeki Ankan. zeamet ve tımara tahsis edilmiş olan Karahisar-ı Sâhib piyade çiftliklerinde kayıtlı yaya ve yamaklar. Aynı eser.XJ—XVJ. BOA. mevcut kayıtlara göre. Eınecen. 152. H.MD-47. F. 19 Muharrem 990/13 Şubat 1582'dc tâyin edilmiş oldukları Ayasofya'nın tamiri hizmeti87. Bu süreüe mensûh piyade ve müsellem deflerine Söz konusu değişini için bkz. bir sureti Kütahya ve Karahisar-ı Sâhib sancaklarında piyade ve müsellem tahrîrine memur edilmiş olan. 164/394. Archivum Ottomanicum VI (1980). s. "'Militan' and Fiscal Transformatipn in the Ottomaıı Empire. Karalıisar-ı Sâhib sancağı yaya ve müsellemlerinin reâyâ kaydedilmek üzere. Özellikle. önceleri muharip bir güç olarak. 109 . Kütahya ve esas konumuzu teşkil eden Uşak da dâhil olmak üzere. Ayrıca bkz. 29 Cemâziyelevvel 990/21 Haziran 1582 tarihinde sâdır olan hükümler518. s. diğer taraftan da Osmanlı askerî sisteminde kendini gösteren değişimin etkisiyle"" tüm fonksiyonlarını yitirmesi sonucunda. 50-54. Doğru. Yukarıda da işaret olunduğu üzere. 97. en Önemli eyâlet askeri konumunda bulunan tımarlı sipahileri geri hizmete çekmeye başlaması. Halil İnalcık. Bu da. s. teşkilâtın lağvı sürecini hızlandırmıştır86. ref olunduğunu ortaya koymaktadır. Yüzyıllarda Hamil Sancağı. Yaya ve Müsellem Teşkilâtının Kaldırılması ve Mensûh Piyade Çiftlikleri Kuruluşu ile birlikte. Karahisar yayalarının memur edildiği son görev olmuştur. Nitekim. haymana taifesinden yamak kaydedilmesi. 328/751. şehir ve kasaba gibi. tabiatıyla. Devlet açısından halledilmesi gereken ciddî bir problem hâline gelmiştir. 283-337. 396 vd. bundan yaklaşık dört ay sonra. teşkilâtın lağvında önemli rol oynamıştır. Devlet'in. Dergâh-ı Âli müteferrikalarından Bâlîye 89 yazılmış olan hüküm . yaya ve müsellem teşkilâtının bütünüyle ref i ile yaya ve müsellemlerin reâyâ yazılmasını âmir bulunmaktadır. aynı tarihli. Özellikle mühimine defterlerinde yer alan bâzı kayıtlar. Ek olarak verilmiş olan mensâh piyade ve müsellem çiftlikleri ile ilgili listelere esas olan Karalıisar-ı Sâhib sancağı mensâiı piyade ve müsellem defteri tariiısiz olmakla beraber. ifa etmiş oldukları lıizınetlere mukabil sahip oldukları her türlü muafiyetten arındırılmak suretiyle normal raiyyet statüsüne indirilmişlerdir. BOA. s. Bu cümleden olarak.MD-47. geri hizmete çekildikten sonra da bazı mîrî hizmetlerin ifâsında önemli rol oynamış olan piyadeler. XVI. mezkûr tarihte. asrın son çeyreğine girildiğinde. çiftliklerin bulunduğu yerlerin dışında. Tafsilat için bkz. 5.

genel bir değerlendirme yapmak gerekirse. Kızılcasöğüd'deki Balladır çiftliğinde "'an-nesl-i Aydın Baba" ifadesiyle kaydedilmiş bulunan İÜ nefer ile Uşak kazasıyla ilgili kısmın sonunda kayıtlı 12 nefer köprücü de muaf yazılanlar içerisinde önemli bir yer tutmakladır. Bunlardan 90!ı (% 47. 1. Uşak piyade ve müsellem çiftliklerinin de dâhil edilmiş olduğu. sadece iki nahiyeye tabî olarak kaydedilmiştir.36) zeamete.1. Tayyib Gökbilgin).435.059 Tablodan ve aşağıda verilmiş olan listeden de anlaşılacağı üzere. . Kütahya sancağında.669'u Banaz'a tabî olmak üzere. 87 tiraar bulunmaktadır.256 Muaf i Tahminî Nüros 1 1 •.7 9 5 .536 1.73) de muaf olarak kaydedilmiştir.305 4.305-5. 46. titnar ve zeamete tahsis edilmiştir. şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır. 25'i sipâhî. 110 . 144 47 191: 252. mensûh çiftliklerin tahsis edilmiş olduğu 78 zeamet.Turan Gökçe kaydedilmiş olan Uşak yayalarının durumu. M.536'sı Uşak. 90 Kavânîn-i Âl-i Osman der Hulâsa-i Mezâmîn-i Defter-i Dîvân (Nşr. mensûh piyade defterinde özel statülerine binâen muaf kaydedilmiş olanlardan 7'si imam. tahminî 4. piyade teşkilâtı itibariyle 5 nahiyeye taksim edilmiş olan Uşak piyadeleri. 14'ü de pîr-ına'lûl kaydedilmiştir.164 5. • : .:.256'sı doğrudan Uşak.372 1. 11 Ti (% 7. Ayn Ali Efendi'ye göre90. 179'u da Banaz'a tabî olmak üzere. UŞAK KAZASI MENSÛH PİYADE ÇİFTLİKLERİNİN GENEL DURUMU ıl§i Uşak Banaz 49 28 • mm*.: 90 21 111 3. 53. Bunun 795'i (% 55.669 179 689 106 .768 50] 4. istanbul 1979. nesholuııdııktan sonra. s. 33'ii mevkuf olmak üzere. öşür ve resme lâbî olarak deftere kaydedilenlerin sayısı.435 neferdir. 100'ii (% 52. Ayrıca.059 gerçek nüfusa tekabül eden 1. $ Ali 52 & • • • : • Toplam^ : • 77:": : 30&20S: . raiyyet statüsünde. toplam 306. Uşak mensûh piyade çiftliklerinin toplam hâsılı. 21 'i sipâhi-zâde. Tİ kayyımı.86) mücerred. 8'i seyyid-şerif.63) de timara kaydedilmiştir.• 53. Uşak ve Banaz olmak üzere.40) bennâk. Bu cümleden olarak.205 akça olarak tespit edilmiştir. 529'u (% 36. Uşak piyadelerinin tasarrufunda bulunan toplam 190 çiftlik neshedilerek. Bu çiftlikler üzerinde tespit edilmiş olup. 252. ek olarak verilmiş olan listede ayrıntılarıyla takdim edilmiş olmakla beraber. Raiyyet statüsüne indirilen yaya-yamak nüfus içerisinde.

Müsellem Teşkilâtı 1. . s. Anadolu müsellemleri.Mu. Müsellem Çiftlikleri ve Nüfus Durumu Kaynaklar kısmında tavsif edilmiş olan müsellem defterlerinde yer alan kayıtların aktarılmasıyla hazırlanmış olup. İt red İM vs. Metin Kunt. 2.nıak resi-. Mustafa Çetin Varlık. s. BOA. I .M(l. ser-asker kaydedilmiş olan Uşak ile ona tâbi olarak yazılmış bulunan Ulugöbek ve Banaz nahiyelerinden ibarettir. F. kaza dairesindeki her bir idâri ünitede kaydedilmiş bulunan çiftlik adedi ile müsellem-yamak ve şâir unsurlardan müteşekkil nüfus durumunu bir icmal tablo üzerinde ifade etmek daha uygun olacaktır. "elviye-î miisellemân-ı Anadolu" birbirine yakın olan muhtelif livaların biraraya getirilmesiyle oluştunılan 4 sancağa taksim edilmiştir. Yüzeni Osmanlı İdari Teşkilatında Kütahya". Livâ-i Teke ve Alâiye.ğer Adedi letıı fi . . Sancak tevcih defterlerinde (JSMA.jvıurib de Tatnnflıî: Nüfus : •. Esas konumuzu teşkil eden Uşak müsellemleri de bunlardan ''Livâ-i Müsellemân-ı Kütahya ve Karahisâr-ı Sâhib ve Hamid" sancağına bağlı olarak teşkilâtlanmıştır91. Adetli ÇiftDiMii. YÜZYILLARDA UŞAK KAZAST MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ VE NÜFUS DURUMU tarih Nahiye.. başlarında bulunan ser-askere bağlı bulunan üç üniteye taksim edilmiştir. Idârî Taksimat Sancak tevcih defterlerinden anlaşıldığı kadarıyla.93. Uşak müsellemlerinin taksim edilmiş olduğu idarî ünite sayısı dörde çıkmıştır. 131S 137. 64-65. "Aynı makale". • % • : . ek olarak verilmiş olan listelerden çıkarılan toplu sonuçları değerlendirmek suretiyle Uşak müsellem çiftliklerinin genel durumunu netleştirmek mümkündür. yüzyıl boyunca değişmemiştir. • . 11 47. 1527). İ. XVI.hassıl JCIİEİ Ma*.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı İÜ. Kütahya müsellemleri ile ilgili en eski kayıtları ihtiva eden 145792 ve 1489y3 tarihli defterlere göre.Derlik Sefer en sel. Uşak kaza dâiresinde bulunan müsellem çiftlikleri. Muallim Cevdet Yazmalan-0.MAD-563 (M.) kaydedilmiş btıjıınan diğer Anadolu müsellem sancakları şunlardır: Livâ-i Aydın ve Sanıhan ve Menteşe ve Karesi ve Biga ve Hiidâvendigar ve Kocaili ve Sultatıönü. müsellem teşkilâtının lağvına kadar. Livâ-i Bolu ve Kastamonu ve Ankara ve Kankırı.1 4 4 23 19 10 6 44 y 35 •. 111 . Aym eser. Şahin. 2 İS 95 10 ıs 75 . sipahi ve yaya sancak teşkilâtından oldukça farklı bir idarî taksimata tabî tutulmuştur.1. • • • .D-5246 (M. 1568-1574)'den nkl. "XVI. Uşak müsellemleri de dalül olmak üzere.Yi». Bu durum.33-: M •129: '•'•-:<••'• Gâ.: • . İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. Bkz. Buna göre. Uşak Jl ıı göbek 1457 3anaz PöiJlanış: 2M5 69 132 • . Öncelikle. 207-208. . • ' • • . Emecen-İ. cur. îstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. yüzyılda Yavı nahiyesinin de ilâvesiyle. s. Bunlar.: .72. Muallim Cevdet Yazmalan-0. Aynı birimlerin muhafaza edilmiş olduğu XVI. XV-XVI. M. 115 220 810.Nâ.

222 84 1 46 5 İV 76 67 219 •M* • •173' : * î : •: • 303 162 5 26 59 1 105 32 1 287 143 7 754. :.Turan Gökçe Uşak . 6 9 154 4S9 15 Yavı 1 17 -4<iT o p l a m » : .- 2. kaynağım büyük ölçüde yörük-Türkmen teşekkülleri ile Türk köylülerinin teşkil etmesi ve genellikle kurucularının ismiyle mâruf olmaları dolayısıyla.81) de Ulugöbek'te tespit edilmiştir. ' 20 11 20 4 27 4 3 S 52 6 13 32 .395 L 1. 363 14 28i.670 3.<İO3 4. has. 56 3ail!H 6 8 MS • 305 14 Yavı 1 17 : .111 45 20 10 İS 4Ö5 İS Jşak . kaza dairesindeki müsellem teşkilâtının istikrârını göstermesi bakımından.zdı 45: 334 İÜ İS Jşak İS . zeamet veya timara tahsis edilmiş olması dolayısıyla.aübek .) 162 67 16 39 99 323 14S 7G9 : 365 . yüzyıl boyunca hiçbir değişiklik arzetıneden ayniyle muhafaza edilmiş olması.735 3. Sipahi vakıf ve piyade tahrir defterlerinde bulunmayan.330 168 261} 354 507 915 1. 48 i.: : 16 1 S 3 • .. 90S Bana?.3 32-5 3S4 536 1.• • :':2Ü:': J4&İ • • S 1 3 : •45i' Jşak 10 18 •455 ıs 3 5 .44U 1. aynı zamanda mufassal tahrir defterlerinde de bulunan reâyâ köyleridir.05) Uşak.28.£.66) Banaz.:: • 123 7 22 1 44 1 :18i». •'722 • 131 15 fi 260 687 1.. 5'i (% 15.54) Uşak.:" I4'' 4 2 • $ " ' • 2 • '6 . 16S 185 23 44 3S 4 57 7CI 11 196 21D 28 465 5fi3 . Bunlardan 18'i (% 54.531 1.••.'20-S 279 297 450 426 1. . ' •••3- •450 .LI3 1 1.12 1 12 • . Ancak.1 3 17 4<î S 2 4 : 2 S 2 12 4 ::4 4 1 13 T 20 24 7 13 34 7« 17 7 3 21 : 48' : 1 3 22 y 9 40 14fı 45 3.362 1. 8'i (% 16. 4 1 4 3 • : $ : • .1 . • .S07 347 273 453 623 1. .Jlunöbck 14X9 3a naz T»)>laii)= Jşak Jlııeöbek 1520 3anaz Vavı Ti>i)laj]i= I5U. - 1580 :'%%&'• • .439 3. 4'ü (% 10. . • 463.41) de Ulugöbek nahiyesinde bulunmaktadır. •• -20.3. söz konusu iskân yerlerinin büyük çoğunluğu..' 22» 4(J8 18 İÜ ıs • 9Î • 5 3 8 •150• 8 6 .447 1. .224 l.1 5 3 Jlu. 5 . sâdece 112 . söz konusu çiftlik sayısı ve nahiyelere dağılımının XVI. . 17"si (% 35. - •M. sı Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden de ayrıntılarıyla takip edilebileceği üzere. Bunun 18'i (% 37. oldukça dikkat çekicidir. bünyesinde barındırdığı çiftlikler ile tipik bir müsellem köyü hüviyetini hâiz olan Yavı karyesinde bulunan çiftliklerin oluşturduğu aynı adlı nahiye ile birlikte.191 46' Toplanış 20 -İS İN 4-RO İS Uşak 10 5 Jlugöbek 3 .354 .1. 1 . Piyade ocaklarıyla ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere.30) Banaz.557 24. 37: .. Bunun 2()"si (% 54.: 20.279 1.13) Banaz.485 I.• - • 1 %$••'-• L4 1 2 0 '26 21 .752 270 336 614 462 1. 1457:de Uşak kaza dâiresinde bulunan üç nahiyede toplanı 20 köyde 33 müsellem çiftliği tespit edilmiştir. • - - - - - 1545 1560 1 2 3 fi 2 12 1 i • .IO 192 51 2Ü 71 26 26S 225 <J20_.039 :4..41) Yavı. Köy sayısının değişmemiş olduğu 1489'da çiftlik sayısı 37'ye çıkmıştır. 152O'dc 48 çiftlik tespit edilmiştir.467 1.91 Jlu göbek üaııaz 6 S •'151 454 15 Yavı 1 17 I1.5) Uşak.1 3 Jlugöbek : sı 123. i (% 10. .1.S53 .. Uşak müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu.257 2.15) de Ulııgöbek nâlıiyesinde kaydedilmiştir.605.573 4.333 . müsellem çiftlik adlannm ekseriyetini de öz Türkçe isimler oluşturmaktadır.348 3.153 L0U2 1.:• : 1571 s 1 1 . 10'u (% 30.3 166 434 I8S 44 71 i 9$ 501 331 71 91 377 «701 :ÎI5 54 84 352 SOS 251 46 65 [OH • •:•:••.460 14 I 17 48 1. 8 3anaz 6 S Yavı 17 527 14 1 20 Top]«m= . I3'ü (% 35."•. 1580'de Banaz'daki ocak miktarının 9'a çıkması hâricinde.3 S 0 1. rOPİam'sS :v :: :.

İstanbul 1979.201 neferin tespit edilmiş olması da bunu teyid etmektedir.88) da Ulugöbek'te olmak üzere. 1560'da Uşak müsellem nüfusunun % 32. 52'si (% 22. yaklaşık 687-1. Giriş kısmında da işaret edilmiş olduğu üzere. 465'i (% 38.279 civarında bir gerçek nüfusu ifade eden. pîr-ma'lûl ve şâir unsurlar da dâhil olmak üzere. asrın ikinci yansında ortalama 3-8 müseüem-yamaktan oluşan çiftliklerdeki nüfusun. 408'i (% 36.70) Bana?. 93'ü (% 8. s. Göçürdük ve Yurtbegi. 113 .113 gerçek nüfusa lekâbül eden 229 nefer kaydedilmiştir. tahminî 486-800 gerçek nüfusa tekabül eden 162 nefer tespit edilmiştir. 334'ü (% 41.XV-XVI.603-4. 3. aynı adlı çiftliğe bağlı olarak teşekkül etmiş bir müsellem köyü olarak kaydedilmiş bulunan Yurtbegi karyesi de diğer önemli bir Örneği oluşuırnıaktadır.74) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir.08) Uşak. 44 : ü (% 27.16) Banaz. Önceki defterlerde tespit edilememiş olan Yavı hâriç olmak Üzere. Nitekim. Uşak merkez ilçeye bağlı bir köy olarak.27'lik artış dikkati çekmektedir. Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı imparatorluğunda Oymak Aşiret ve Cemaatler. 118*i (% 14. diğer üç nahiyenin nüfusunda görülen %184.19) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir. 15Ü'si (% 13. yaklaşık 30 yıllık bir zaman zarfında.50) Banaz. Aşağıda verilmiş olan listelerden de tafsilatıyla takip edilebileceği üzere. Keza. Tablodan da takip edilebileceği gibi. 150'si (% 65. Kaynağım aynı adlı yÖrük-Türkmen teşekkülünün oluşturduğııU4 ve aynı zamanda ait olduğu İdarî üniteye de isim teşkil eden Yavı köyü. 305'i (% 37. somaki tarihlere ait kanunnâmeler ve fiilî durumu yansıtan defterler.71) Uşak.40) Yavı. daimî bir iskân yerine dönüşmek suretiyle.50) Uşak. hem yaya hem de müsellem köyü olan Kızılhisar'in dışında. 765.88) Yavı. 23'ü (% 14. olağan üstü sayılabilecek artış. nâ-resîde.65) Banaz. 1545'de sadece % 8'lik bir artışla. varlığım aynı adla bugüne kadar devanı ettirmiş bulunan en tipik müsellem köyü özelliğini taşmıaktadrr. 56'si (% 6. aynı yılın tespitlerine dayanan cedid mürde sayısında görülen. 27'si (% 11. Yavı nahiyesinin de mevcut olduğu 1520'de % 385. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı piyade ve müsellem defterlerinde tesadüf edilebilmesi dolayısıyla. 1.15 gibi büyük bir artışla. vazîfe itibariyle yayalarla aynı statüyü hâiz olan müsellemler de başlangıçla 1 müsellem ve 1 yanıak'dan oluşan ocaklar hâlinde teşkilâtlanmış olmakla beraber. Yavı. özellikle % 42. 813 nefer olarak tespit edilmiş olması da oldukça dikkat çekicidir.37) Ulugöbek çiftliklerinde meskûn bulunmaktadır.35'lik bir artışla.79) Ulugöbek'te olmak üzere.30'hık bir düşüşle. zamanla daha geniş çaplı. aynı zamanda raiyyet köyü olanlarla birlikte.333-3. bütün idâri birimlerde görülen düşüş.12 oranıyla Yavı nahiyesinde daha ciddî boyutlarda yaşanmıştır. Bunun 95'i (% 58. yaya-müsellem ya da yalnız müsellem köyü konumunda bulunan iskân yerleri de mevcuttur. 1489'da % 41. atlı olarak sefere iştirak etmeleri dışında. 1457'de Uşak müsellem çiftliklerinde bu minval üzere. yalnız müsellem defterlerinde kaydedilmiş bulunan iskân yerleridir.51) Banaz.64) Uşak. Bunun 527'si (% 43. neferen 5-34 arasında değiştiği göriilinektedir. bunun zamanla önemli ölçüde değişmiş olduğunu göstermektedir. bu düşüşün Bkz. Yaklaşık on beş yıllık aradan sonra. Aşağıda ayrıca üzerinde durulacak olan.51) Yavı.111 nefere yükselmiş ofan müsellem-yamak sayısının 46O'ı (% 41. Daha önce de işaret olunduğu üzere. nisbelen daha fazla imkânlara sahip olup. 128'i (% 10.153 gerçek nüfusa tekabül eden 1.72) Uşak. 81'i (% 6. XV. 3. Cevdet Türkay.

diğer faktörlerle birlikte. 12si (% 0.53) müsellem. 1.27).85) yamak yazılmıştır. İşte.72) de pır-malûl kaydedilmiştir.27) nâ-resîde. 14'ü (% 1.83) pîr-ma'lûl yazılmıştır. Geri : kalan 2 nefer ise pîr-ma'Iûl kaydedilmiştir. diğerleri yamak konumunda bulunmaktadır. 1571'de tespit edilmiş olan 1.05) müsellem.55) nâ-resîde. 1560'da müsellem ocakları nüfusunda görülen düşüşte.74) müsellem. l'i mücerred.213'e ulaşmış olan neferin 489'u (% 40. söz konusu hizmetleri "be-nevbef tâbir olunan nöbetleşe yerine getirmektedirler. tekrar 1545 yılı rakamlarına yakın bir seviyeye ulaşmış olduğu görülmektedir. l'i muhassıl.50) pîr114 . 754'ü"(% 63. yaklaşık 3. 6'sı (% 0. yukarıda da yayalarla ilgili olarak işaret edilmiş olduğu üzere. 1560'da 813 neferin 45'i (% 5. 454'ü (% 38. 608'i (% 74. Çiftlîklerdeki nüfusun daha tafsilatlı bir şekilde kaydedilmiş olduğu 1520'de. geri hizmete çekildikten sonra da ifâ ettikleri mîrî hizmetlere mukabil kendilerine tahsis edilmiş olan çiftlikleri diğer yamaklarla müşterek tasarruf eden müsellemler. 1489 da kaydedilmiş olan 229 neferin 32'si müsellem. 12si (% 1. Ocakların lağvedilmesinden yaklaşık iki yıl önce. Uşak müsellem çiftliklerinin bulunduğu dört nahiyenin eksiksiz kaydedilmiş olduğu XVI.30) yamak. bünyesinde barındırdığı çiftlik ve müsellem-yamak nüfus potansiyeli itibariyle Uşak ve Yavı nahiyelerinin önemli bir yer tuttuğunu ortaya koymaktadır. henüz hizmete eşemeyecek yaşta olmaları dolayısıyla ''nâ-resîde". 189'u yamak. Uşak müsellem çiftliklerinde tespit edilmiş olan nüfusun esâsını. Bunları Banaz ve Ulugöbek nahiyeleri takip etmektedir.Turan Gökçe îzahı bakımından büyük önem taşunaktadır. salgın hastalık ve benzeri âfetler sonucu yaşanmış olması muhtemel ölümlerin etkili olmuş olabileceğini düşündürmektedir.639-4.sı (% 2. 46'sı (% 3.86) müsellem.62'sini teşkil eden 129'unuyamaklar oluşturmaktadır. 480'i (% 39. Geri kalan 601 neferin 503'ü (% 45. 463'ü (% 38.447 civarında bir gerçek nüfusa tekabül eden 1. Uşak müsellem nüfusunun 1571'de % 46.13) müsellemler.84'lük bir artışla.34) pîr-ma'lûl olarak kaydedilmiştir. 363 ! ü (% 30. 1545'de 270 olarak tespit edilmiş olan cedid mürde sayısının. 2'si muhassıl. yüzyıl defterlerinden tespit edilmiş olan rakamların göstermiş olduğu bu dağılım.41) da Ulugöbek nahiyesinde tespit edilmiştir.62) yamak.111 neferin 45'i (% 4. %79. 5'İ (% 0.78) yamak. 465'i (% 41. 9O'ı (% 7. Başlangıçta muharip bir güç olarak katıldıkları sefer.41) derbendei.99) derbendei.49'luk bir artış göstererek. 1545'te tespit edilmiş olan 1. Bu itibarla.52) Uşak.. bu minval üzere müsellem veya yamak kaydedilmiş olanlar teşkil etmekledir.64) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir.54) muhassıl. bir müsellem ocağında kayıtlı muayyen sayıda yamaktan sırasıyla hizmete eşen biri müsellem.08) Yavı.69) Banaz. 154'ü (% 12.31) Yavı. her müsellem çiftliği defterlere "müsellem" ya da "eşkün" olarak yazılmış olan bir kişi üzerine kaydedilmiştir. Mezkûr tarihte tespit edilmiş olan..605 gerçek nüfusu ifade eden.24) mnhassıl. hem de yaya ve müsellem ocakları nüfusunun önemli oranda artış eğiliminde olduğu on beş yıllık zaman zarfında % 56. 14'ü (% 1.47) derbendei.201 neferin 45'i (% 3. 1751 (% 21.47) nâresîde. 26. 1. 8'i ise mücerred statüsünde yazılmıştır.57) Uşak. 1580'de sadece %1.38'Iik bir artışla 619'a yükselmiş olması. 151!i (% 12. 1457:de tespit edilen 162 neferin 31'ini (% 19. 6'sı (% 0.191 neferin 495'i (% 41.573-4. Nitekim.191 neferin 46'sı (% 3. 91'i (% 7. 3'ti (% 0. Uşak müsellem çiftliklerinde tespit edilmiş olup toplam rakamlarla ifade edilmiş olan nüfusun terkibine gelince. tahmini 3.94) mücerred. hem genel nüfusun. 620'si (% 51.66) Banaz. 66'sı (% 5.17) mücerred.

. çiftliklerde kayıtlı nüfusun önemli bir kısmını.»:. 7_M 1 3 5 a M - - ' 1ÎJ2 2J0 503 100 V)l 20 26 225 463 100 84 5 :i7 63+4* 17 1 2 29 49 1058 İR 1545 1 6 2R 53 11.79) müsellem. henüz yamak yazılarak. 1580'de yazılmış olan 1. Nihayet.1 17 2 5 14 38.82'lik bir artışla 363'e yükselmiş olan nâ-resîde sayısı 1580'de 359 nefer olarak tespit edilmiştir.77 12 2 5 15 34. bulundukları yaşları ile birlikte kaydedilmiş bulunan nâ-resîde 1 erin şâir hususiyetlerine temas etmeden önce. 28'i (% 2.173 100 & • • . XVI. : * : .•„.2» • 11 5 10 •2S-I.C 13 1 10 9 • 33. toplam sayıları 1520'de 503 iken.*„.' S. 'M.57: .83.:• . yaş gruplarına dağılımım bir tablo üzerinde değerlendirmek.30) de pîrma'lûl olarak kaydedilmiştir. 157Tde tekrar % 109. 1545'de % 7.' -Î:TS 22 3 10 26 61 12.S7 7. yaklaşık on beş yıllık zaman zarfında görülen % 62.73 13 5 1 5 7 Î. H 21 1 fi 2<) 57 iMi ı 27 4 3 31 *>?•• m 12 1 3 16 32: «.UÎ 15 1 3 12 1 13 ıu - 13 1 7 6 1 6 - 1 - - 1 1 '••î r ^ - 1 ••«•:•:• • • •.7. yüzyıla ait defterlerde nâ-resîde yazılmış olan her hangi bir nüfusa tesadüf edilememekle beraber.91 ••24- : 24.:i3': -13.XV-XV1. C. Yukarıda da genel nüfusa nisbetleri ile birlikte işaret edilmiş olduğu üzere. UŞAK KAZASİ MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNDE "NÂ-RESÎDE" KAYDEDİLMİŞ OLANLARIN YAŞ GRUPLARINA DAĞILIMI z Uşak Ulu göbek 1520 3 a naz Ya vı Toplam^ % Jşak Ulugöbek Baıuız i'avı rııplam^ %• -.JÎ1 5 1 1 • 1 5 • 5 • 2 1 2 1 2 1 •4 1 3 1 4 !>*• 1 1)21 - 2 7 i.. 365'i (% 30.213 neferin 46'sı (% 3. 'CM - 41 11 14 49 •115 2ÎJÎO 2S 3 1 31 16 5 5 İS • •44 • :W 3. . ı.3 • • \.07• : .09) nâ-resîde.20 18 1 3 18 40 7 - 17 1 15 33:-: •7. Müsellemlerin muharip karakterini muhafaza etmiş olduğu anlaşılan XV. 769'u (% 63.••.sı 2 1 13. Yukarıdaki tablodan ve genel olarak işaret edilmiş olan bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere.57 14 1 - •. ı .•1.: 5. 11 2 5 16 34' «. 185 38 70 . s - » 4 23 8 5 31 • f>7 ü y 2 6 7. = .1R .K.n17.«. .S.63 'Uik bir düşüş sonucunda 173 nefer olarak tespit edilmiş olması da dikkat çekicidir. • 1..59 1.51 r: 0.!» . hizmete eşecek yaşa gelmemiş olmaları dolayısıyla "nâ-resîde"statüsünde kaydedilmiş olanlar teşkil etmektedir.. Defterlerde.İT7 OM 1560 Jşak UlıiHöbek 3anaz İ" avı 15 2 2 • . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı maiül yazılmıştır..w 115 . doğrudan müsellem veya yamak yazılmış olanlar dışında..95 oranında azalarak 463'e düşmüştür.50 i '•iri.•sı 19 1 2 21 43 *w 4 1 4 :. Keza. nâhiyelerdeki yoğunluğunu da göz önünde bulundurmak suretiyle. genel bir fikir vermesi bakımından yararlı olacaktır.39) yamak. 15 i 3 16 35. yüzyılda gerçekleştirilmiş olan tahrirlerin tamamında ayrı bir kategori olarak kaydedilmiş olduğu görülmektedir..

Turan Gökçe 1571 Uşak Ulugöbek Banaz Yavı Toplam= % Uşak Uîugöbek Banaz Yavı Toplu m= '/(. 3 1 4 • V Ü. 1580"de tespit edilmiş olan ve yaşlan 1-13 arasında değişen 365 nâ-resîdenin 123'ü (% 33.76) 3. 13'ü (% 7. 8'i (% 2. 5'i (% 0.86) 3.57) de 14 yaşında kaydedilmiştir.w 12 2 12 29 7. Çiftliklerde. 19'u (% 3. 1545:de 1-16 yaş arasında kaydedilmiş olan 463 nelerin yoımlıık sırasına göre.51) 6. 3'ü (% 0. 297si (% 5. yamak yazılmak suretiyle. 36'sı (% 9.58) 1. 24'ü (% 13. T si (% 1.87) 5. 1520 ve 1560'da 14..60)2. Tablo üzerinde ifade edilmiş olan rakamlardan da anlaşılacağı üzere.64) 1. 1580'de ise 13 yaşın üzerinde bulunan çocuklar nâ-resîde statüsünden çıkarılarak yamak sütlüsünde kaydedilmişlerdir.12) 9.04) 11. 33'ü (% 6.82) de 11 yaş grubunda bulunmakladır.77) 6.32) 4.32) 9.20) 7. l'İ (% 0.57) 3. 18'i (% 3. bunların yaş tavanları.04) ise 10-16 yaş gruplarında bulunmaktadır.83) 7.64) 7.|. 47'si (% 12. ıs 22 11 17 3 5 1 U 2 4 7 33 *.31) 4.94) 8..27 - 3(O : 100 ı .57) 13.09) 6.69) 5. v Tablodan da lâkip edilebileceği üzere. 32'si (% 8.15) 12. ayrıca belirtilmesi gereken önemli hususlardan birisi de.• — 13 1 1) : 33 ( 18 3 7 14 42 11.'.^7 16 4 19 14 3 3 21 41 I 6 3 2S 55 I5.2'si(% 1.63) 8.15) 5. 1560'da Uşak çiftliklerin deki müsellem-yamak nüfusuna paralel olarak.99) de lavanı teşkil eden 14 yaş grubunda bulunmaktadır.55) 11.M 7 1 1 • 1 4 •. 33'ü (% 7. başka bir ifâdeyle. 14'ü (% 3.85) 9. söz konusu nâ-resîde tavan yaş gruplarında bulunanlarla ilgili kayıtlar arasında tesadüf edilen "yarayınca/yaradukda eşer" ifâdeleri 116 .83) 4. 35'i (% 9.11 3a 2 9 16 39 148 1 U. talırirler arasında önemli farklılıklar görülmektedir. 67'si (% 13. 32^si (% 6. 6'sı (% 1.2 1157 !) u.12) 8. defterlerde.03) 5.29) 4. Yukarıda da işaret edilmiş olduğu üzere.02) 2.91) 6. 57'si (% 12.46) 12.73) 10. 173'e düşmüş olan ve yaşları 1-14 arasında değişen nâ-resîdelcrin 3l'i (% 17.27) de 13 yaş grubunda kaydedilmiştir. 26'sı (%15.75) 7.*•> * Yaşı belirtilmemiş. 43'ü (% 9. 24'ü (% 13. 49'u (% 10. 38*i (% 7.18) 1. 4.'42'si (% 11. 13 1 6 20 5. 28'i (% 16. 63'ü(% 13.50) 10. 9'u (% 2.87) 4.56) 9.50 - 1 2 4 1 1 1 7 7 1 - - - - 162 24+2* 143 303 İ 00 Î62 n.91) 3.Î2 - - ı . 1571!de 12. 45 i (% 12. 42'si (%11. Nitekim. fiilen hizmetle mükellef tutulma ameliyesinin yaş tabanıdır. 13 2 10 20 '45 ' 113. 53'ü (% İl".14.09) 8. M 1580 23 1 2 21 47 i:. 152Ü'de tespit edilmiş olan ve yaşlan 3-14 arasında değişen 503 nâresîdenin 115'i (% 22.s7 7 2 5 2 2 19 54 6 18 45 123 6 . Aynı stalü ile ilgili yaş tavanının en düşük olduğu 157Tde tespit edilmiş olan 363 neferin 55'i (% 15.28) 7. 1545'de 16.. 9'u (% 5. 4()'ı (% 8. 65'i (% 14.74) 5. 3*ü(%1. kalan 28'i (% 6.91) 6. 61'i (% 12.92) 12.44) 3. müsellem çiftliklerinde nâ-resîde kaydedilmiş olanların. 14'ü (% 3. 7 S . 35'i (% 6.8i 3 1 2 fi I. 14'ü (% 3.62) 8. 33'ü (% 9. 8'i (% 4.•> 3. yaş gruplarına dağılımında.57) 2. 44'ü {% 8. 2 1 5 20 2 - - 1 10 - - 8 2. 4'ü (% 1.87) 2. müsellem-yamak nüfus yanında. 33'ü (% 9. l'i (% 0. nâ-resîde statüsünde kaydedilmiş olanlarla ilgili olarak. 34'ü (% 6.19) 10.95) 10. 41 i (% 11.v2 S. 29'u (% 7.

5'i Uşak. Bu cümleden olarak. kanunnâmelerde yer alan "yamak mücerred oba yigirmi beş akça harçlık virür" hükmü 98 . 1560'da 14. bütün defterlerde kaydedilmiş olup. Banaz nahiyesinde. 1571'de 1 nefer olarak tespit edilmiş olan muhassıllar teşkil etmektedir.). 1571'de ise 5 nefer tespit edilmiştir. Uşak müselemlernıde de nâ-resîde yazılma tavanını. Sadece 1571 tarihli defterde. Kanunnâmelerle tâyin edilmiş olan nizâma göre. 132. 136. bunun üzerinde bulunanların ise yamak yazılarak. Üçler Bulduk. bekar olan kimseleri belirtmek için kullanılmış olduğunu ifade etmek mümkündür.. Dumlupmar'da Güçlü Hüseyin . farklı bölgelerdeki yaya ve müsellem çiftlikleri ile ilgili bazı araştırmalarda da nâresîdelerle birlikte ayrıca kaydedilmiş olaıı mücerredlerle ilgili rakamlar verilmekle beraber.Ârif nşr. piyade ocaklarında da olduğu gibi. buradan hareketle. toplam 66 nefer tespit edilmiştir. s. Keza. Bkz. l58O'dc2S nefer tespit edilmiştir. s. diğer önemli bir zümreyi de 152ü'de 6. 1545"de 3. 586-588. H. 223. l'i Banaz ve l'i Ulugöbek'te olmak üzere. 1545 ve 156O'da 12. 1545'de 46. şartlara bağh olarak. Mezkûr tarihte. lam olarak açıklığa kavuşturmak mümkün olmamaktadır97. Aynı eser. aşağıdaki listelerde ve yukarıda verilmiş olan icmal tabloda. 117 . fiilen hizmete eşmekle mükellef tutulduklarını ifâde etmek mümkündür. nâ-resîde yazılmış olanlardan. s. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı de bunu leyid etmektedir95. Raiyyet statüsünde bulunanlardan. mücerred resmi adı allında bir vergiye tabî olanları belirtmek için kullanılan96 bu tâbirle diğerlerinden ayırdedilmiş olan bir kategorinin. 1571 "de 6. bâzı çiftliklerde "derbender statüsünde kaydedilmiş olanlara da ayrrıca işaret etmek gerekir. 7 ! si Yavı. yukarıda işaret edilmiş olan yaş tavanının üzerinde olup. görülmektedir. 152O"de Uşak çiftliklerinde kayıtlı nüfusu teşkil eden kategorilerden birisini de "tniicerred" kaydedilmiş olanların oluşturduğu. 1545'de Çukurviran'da Gögüoğlu çiftliğinden 1 nefer Kızılca. 152O'de 26. 23'ü Uşak. 46. bekâr olup. s. bu cümleden olarak. toplam nüfusun % 1. 17lvd. "Osmanlılarda Raiyyet Rüsumu". Doğru. Halil İnalcık. Bu durumda.7D-5/İ. yamak vazîfesi görmekle beraber. muaf durumda bulunan müsellem çiftliklerinde kayıtlı olanlarla ilgili olaıak ifâde etmiş olduğu statüyü. 164-165. Piyade çiftliklerinde olduğu gibi. her hangi bir açıklama getirilmediği görülmektedir: Bkz. piyadelerde olduğu gibi. Nitekim. Bu cümleden olarak. 28'i yavı.XV-XVl. ortalama 13-14 yaşlarınının teşkil etmiş olduğunu. 1457'de '2. pır-ma 'lûl sütununda tek kalemde belirtilmiş olan yaşlı ve mariz kimselerdir. sadece defter kayıtlarından hareketle. s. 1560'da 2. zamanla değişmekle beraber. Aynı tez. 11'i Bana/. Belleten XXÜÎ/92 (Ankara 1959). 164. Ayrıca işaret edilmesi gereken nüfus gruplarından birisi de 1489 tarihli defter müstesna. Bununla birlikle. Az sayıda olmakla beraber. bununla ilgili önemli bir fikir vermektedir. ve 4'ü Ulugöbek'de olmak üzere. Nitekim. 168.17'sini teşkil eden 14 nefer sagîr tespit edilmiştir.5 96 93 BOA. Kânımnâme-i Âl-İ Osman (M. Mü seli em-yamak veya nâ-resîde statüsünde bulunanlar dışında. müsellem çiftliklerinde tesadüf edilen farklı kategorilerden birisi de "sagîr" kaydedilmiş olanlardır. askeri olup.

619'u cedid 870.). 1560'da mezkûr Gögüoğlu çiftliğinden derbend muhafızı kaydedilmiş olan 6 neferin.30'Iuk bir düşüş göstermesinin izahı balonundan. geri hizmete çekildikten sonra da ifâ ile 99 BOA. Güçlü Hüseyin çiftliğinden muhafız kaydedilmiş olan 6 nefer de Yalak derbendine tâyin edilmiştir101. 1580'de ise 149'u atik. s. çiftliklerde farklı statülerde kaydedilmiş olup. 1570'lerden itibaren daha sıkı bir denetimin işletilmiş olduğuna işârel etmektedir.7IJ-5/İ. özellikle cedid mürde sayısının 628?e çıkmış olması oldukça manidar görünmektedir. Bir bakıma ocaklardaki geçmiş yaya-yamak nüfusu ifâde eden mürde başlığı altında 1489'da 40 nefer kaydedilmiştir. 3. Bu cümleden olarak. Banaz'da bir köprü hizmetine "kÖptiictT tâyin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır100. Uşak piyade çiftliklerinde 1545'de 95 neler gâib tespit edilmiş olmasına rağmen bu sayı 1579'da 20'ye düşmüştür (Bkz. listelerde ve tabloda diğer sütununda verilmiş olanlar içerisinde. 14'ü atik 20. Yukarıda ilgili kısım. s.TD-328. Bunlann dışında. ulûfeli asker konumunda olan müsellemler. 43'ü cedid 78.TD-242.TD-328. 177'si cedid 805. "Atik" ve "cedid' olarak. müsellem-yamak nüfus ile ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere. özellikle Yeniçeri ocağının kurulmasından sonra. tıpkı yayalarda olduğu gibi. sâhib-i berat ve sipâhi-zâde olanlar Önemli bir yer tutmakladır. daha sonra kendi iradeleriyle feragat ederek. 1571'de 628'i atik. 1520'de 6'sı cedid. "gâib" ve "mürde" olanlar da isınen kaydedilmiş bulunmakladır. 1560'da tespit edilmiş olan. bu hüviyetini yitirip. müsellem çiftliklerinde de. 445'i cedid olmak üzere 434'e çıkmış olan bu sayı.Turan Gökçe çiftliğinden 10. 2'si cedid 4. BO A. 3'ü cedid 48 gâib tespit edilmiş iken. 101 Bunlardan 3'ünün. 411'i cedid 560 olarak tespit edilmiştir. Piyade çiftliklerinde olduğu gibi. evvelden Kızılca derbendinde hizmet etmelerine rağmen. 118 100 . Kayıcık'da Elvan çiftliğinden 1 nefer Yalak derbendine muhafız tâyin edilmiştir". 1545'de 35'i atik. 139. Yukarıda. 1489:da sâdece Banaz nahiyesinde 4 nefer gâib kaydedilmiştir. 140. 270'i cedid 501. 1560'da 45'i atik. müsellem çiftliklerinde de tahrir sırasında tespit edilerek deftere kaydedilmiş olan müsellem-yamak ve şâir unsurlardan oluşan mevcut nüfus ile birlikte. 1571'de yine 102 ayıu çiftlikten aynı derbende 5 nefer muhafız kaydedilmiştir . muharip bir güç olarak iştirak ettikleri sefer. 1580'de ise hepsi cedid 3'e düşmüş olması. 151-153. devamlı arliş gösteren müsellem çiftlikleri nüfusunun 1545'e nisbetle 1560'da % 32. 102 BOA. çiftlik nüfusunun daha sıhhatli bir biçimde tespiti ve geçmiş ocak halkına ışık tutması bakımından oldukça önemlidir. 1545'de 231'i atik. 1560'da 2517i atik. yayalarla ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere. Müsellem Çiftliklerinde İktisadî Durum ve Toprak Tasarrufu Önceleri. s. piyade çiftliklerinde olduğu gibi103. bu sayının 1571'de sadece 2'si atik. iki kategoride belirtilmiş olan söz konusu gâib ve mürde kayıtlan. 1520'de 189'u atik. 176-177. sonradan kendi iradeleriyle Yalak derbendine yazıldıkları anlaşılmaktadır: BOA.

İ19 . Oldukça farklı bir statüyü hâiz olan Rumeli ve Teke-ili müsellemleri dışmda. 1560'da. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır: u 104 105 106 M. Keza. devlete karşı yükümlülüklerini "benevbef tâbir olunan nöbetleşe yerine getirmekle idiler106. yüzyılda Uşak'ta bulunan müsellem çiftliklerinin dönüm miktarının 90-700 dönüm arasında değişmekle beraber. 5'inin (% 11. 1545. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı yükümlü tutuldukları mîrî hizmet karşılığında. kendilerine lahsis edilmiş olan çiftlikleri tasarruf etmekte idiler. Ve bir ocakda müsellemin kânûn-ı kadîm üzerine birer çiftlik yerleri vardır ot çiftlikde vûkî' olan gallâtdan ve bağdan ve hağçeden ve değirmenden kimesneye 'öşr ve rüsum virmez ve ol yer satılmak ve tapuya virilmek caiz değildir ve koyunları 'âdetine ve bakî rüsumlarına kimesne dahi etmez. Tinin 130. 2'si (% 4.52) 600. 35O: 430.11) 100. her bir İdâri üniteyi ayrı ayrı belirtmek suretiyle. ocakların alan ölçüleriyle birlikte kaydedilmiş olduğu defterlere göre. Nitekim. Akgündüz. 62-65. S. at ve sâîr teçhizatın masraflarının yayalara oranla daha yüksek olduğu göz Önünde bulunâunûduğanda. 1560.86) 100. Kânunnâme-i Âİ4 Osman (M. mezkûr tarihte Yavı nahiyesinde birlikle yazılmış olan iki çiftlik ile birlikte tespit edilmiş olan 45 çiftliğin % 71. Nitekim. Tinin de 450 dönümden ibaret olması oldukça dikkat çekicidir. s. s. 110. çiftlik dönüm miktarlarının 100-450 arasında değiştiği görülmektedir. 160. "Aynı makale'1. konumuzu teşkil eden Uşak müsellemleri de dâhil olmak üzere. Anadolu müsellemleri. Nitekim. Tinin 300. 180.44) 200. Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden de tafsilatıyla takip edilebileceği üzere. 550 ve 700 dönüm olarak kaydedilmiştir. dönüm miktarı ve hâsılım bir icmal tablo üzerinde ifâde etmek gerekirse." Böyle bir statüyü haiz olan çiftliklerde kayıtlı müsellemler ve yamaklar.XV-XVI. 1571 ve 1580 tarihlerindeki toplam sayısı. 45. Yücel. 260. 2'sinin (% 4. 190..34) 400 dönümden ibarettir. 188. toprak tasarrufu bakımından Anadolu yayalanyla hemen hemen aynı statüyü hâizdirler104. 5'i (% 10. 90. Arıkan. s. 5'i 300. 3'ü (% 6. s.21) 150. 330. Diğer 14 çiftlik ise. yayalarda da olduğu gibi. I30r 154. XVI. 5'i 200. Pulaha-Y. M. listelerden de takip edilebileceği üzere. 1520. s.11 'ini teşkil eden 32'sinin 150. Arif nşr). ilgili kanunnâme hükümlerinde bu dununun gayet açık bir şekilde ifâde edilmiş olduğu görülmektedir1"5. 31-32. "Aynı makale". 5'i 250. MJîekJjn. Arıkan. A. Aynı eser. 187. Ayrıca bkz. /. 1571 ve 1580 tarihlerinde de çiftliklerin dönüm miktarı itibariyle arzcttikleri bu özelliğin büyük ölçüde muhafaza edilmiş olduğunu da belirtmek gerekir. Dönüm miktarı itibariyle genel olarak değerlendirilmiş olan Uşak müsellem çiftliklerinin sair hususiyetlerine geçmeden önce. Sefer veya hizmete müsellem olarak eşmeleri hasebiyle. 2'sinin 250. bu dunun nonna} karşûanmâhâtr.. Uşak müsellem çiftliklerinin kapladığı alanın piyade çiftliklerinden daha büyük olduğu anlaşılmaktadır. müşterek mutasarrıf olup. daha ziyâde 100-300 dönüm arasında yoğunlaştığı görülmektedir. 1545'de kayda değer bir değişiklik olmamakla beraber. ek olarak verilmiş olan listelerden hareketle. "müseHemiik yer" olarak. 520. I'inin 110. 152O'de 46 çiftlikten 7'si (% 15. Selim Kanunnâmesi..

1489 tarihli deflerde de iki nahiyedeki çiftliklerin sâdece dönüm miktarının yazılmış olması dolayısıyla. 1 1457 tarihli defterde kaydedilmiş olan çiflliklerin dönüm miktarı ve hâsılları kaydedilmemiş olduğu için tabloya da yansımamıştır.890 2.^g|^Siİ mmmm i e : ^ h ^ 5 6 Ü ^ :•:.71 i 0.26 16.56 100 100 37.-• 4 8 Uşak 18 2.'".860 Ulugöbek 5 750 Banaz 8 1. ••.500 % 1489 1520 1545 1560 1571 1580 Uşak Ulugöbek Ban az Toplam= • :: " '' Uşak 4. Hâsıl 4.92 100 İ00-" • • 1 5 .700 Yavı 17 6..•• : i f l a O O ••:>.39 37.444 Ulugöbck 1.79 32.00 4.. dönüm miktarı ve hâsıllar] ile birlikte kaydedilmiş olduğu için.• 11.34 1..52 37.16 40.530 8.:: '.46 12. Uşak 18 2.""'" T.05 1.. Keza.270 9 17 2.700 38.360 9.440 5 Bıuıaz 8 1..12 Î5.490 Ban az 1.78 42.79 4.954 Uşak 18 4.69 4. •. yukarıdaki icmal tablodan da takip edilebileceği üzere.150 Yavı 17 2.730 100 100 : 10.16 38. '".500 T£72tf : İW m43.•.690 15.65 37.64 45.:'. . labloya aktarmakla beraber. l o o .92 1.40 34.630 Yavı Triplai mi=^^.53 9.280 10. 8 7 5 41. Buna göre.Turan Gökçe XVI.07 4.550 5.450 Yavı 4..84 38.150 Yavı 17 2.860 2..524 Ulugöbek 1.190 : • : Toplarn^:.880 TbptottîPi-"--1-1:-':^:^::. 37.•::.-.85 3.100 6.954 dönüm nıüsellemlik yerden elde edilen 120 .024 ••"••48" 18 2-960 Uşak Ukı göbek 5 750 Banaz 8 1..06 12.#W.000 14.250 100 .:.".68 M. kaza genelindeki durumu eksiksiz tespit ve zaman içerisindeki gelişimini takip etmek mümkün olmaktadır.440 Töplam= 14.520 5.965 1.910 Ulugöbek 750 5 Banaz i.54 12..330 7.99 1.90 9.000 16. 1". genel dununu yansıtmaktan uzak kalmıştır.305 1.43 9.^it.1 T. yüzyıla âit defterlerde bütün çifktlikler..81 1."•.490 :-Toplairı=!:.41 15.43 4.:.650 16365 5. 152O'def nahiyelere dağılımı ve nisbetleri tablo üzerinde belirtilmiş olan 48 çiftlikten müteşekkil 11.57 31.690 38. Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden ve bunlardan hareketle hazırlanmış olan.52 11.85 490 34. XVI. 18 5 8 17 Dünüm Miktarı • • .'^:1 •.000 15.:'"1 "''" : • ^ g . YÜZYILDA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNİN TOPLAM DÖNÜM MİKTARI VE HÂSILI :• Tarih NâUİye Çiftlik Adedi 20 4 13 : -.12 34.550 550 : 5.V 37 "•". .49 4.39 34.

700'e gerilemiş olmasıdır. s. 113 BOA. 1520'de Uşak nahiyesinde Saray kaidesindeki Milımadbegoğlu çiftliği ile bir görülmek üzere yazılmış olan Küçük Yusuf m. fazlalıklarına ınukâbil iki veya daha fazla eşkün vermekle mükellef tutulmuşlardır.7D-32S.TD-103. asıl işaret edilmesi gereken önemli noktalardan birisi de 1560'da çiftlik dönüm miktarının % 48. s. defter kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla. Nitekim. 152.875'e düşmüş olması oldukça dikkat çekicidir. 1545'de Uşak'da aynı minval üzere kaydedilmiş bulunan Küçük Yusuf115 çiftliğinden BOA.254. Özellikle Ulugöbek. Piyade ocaklarında olduğu gibi: müsellem çiftliklerinde de hububat üretiminin hâkimiyetine bağlı olarak.365 akça hâsıl kaydedilmiştir. Bununla ilgili olarak. Simav çeri-başılığında mevkuf olan İlyasoğlu çiftliğinin zamîme verilmiş olduğu anlaşılmaktadır1 lL>. yamak sayısı itibariyle ziyâde olmakla beraber.XV-XVI. s. Banaz'da Bekir Fakih 113 çiftliğine Çubuğa çiftliği zamîme kaydedilmiştir.31'lik bir artışla 14. piyade çiftliklerinde yaygın olarak görülen zamîme uygulamasına ihtiyaç duyan müsellem çiftliklerinin oldukça nâdir olduğu görülmektedir.7D-589. 112 BOA. toplam gelirin genellikle "hâsü-ı gallât" şeklinde tek kalemde kaydedilmiş olması dolayısıyla. Diğer taraftan. 111 BOA. 108 107 121 . hâsılın % 2. 110 BOA. s.190'a. 15.TD-242. 1580'de ise 7.TD-589.TD-242.100 akça hâsıl tespit edilmiştir. yerlerinin "bî-hâsıF* olması sebebiyle. yetiştirilen ziraî mahsûllere dâir ayrıntıya inilememektedİr. Yavı nahiyesindeki Hacı Müstecab çiftliğine. 147. 115 BOA.S.73Mük düşüşle 7.99 nisbetinde azalarak. 134. ayrılmaya rızâ göstermeyen veya bir görülmek üzere kaydedilmiş bulunan çiftlikler. s. 109 BOA.131. 165. s. '1580'de Ulugöbek nahiyesinde Kara Yahşi111 çiftliğine Âşık Aydın çiftliği. Bununla birlikte. sâdece 156()'da Uşak nahiyesi. Bu ölçüde önemli bir değişikliğin görülmediği 1571'de 7. Yavı nahiyesinde de Hacı Müstecab çiftliği114 iki eşkün vermekle mükellef tutulmuştur. 10.TD-242. Ulugöbek nahiyesinde Kara Yalısı çiftliğine mensûh vakıf olan Aşık Aydın çiftliği10". altı ay faal olduğu anlaşılan bir değirmenin mevcut olduğunu da belirtmek gerekir. Yüzyıllarda Uşak"Kazâsı Piyade ve Müsellem Teşkilâtı. 1545:dc toplanı çiftlik dönüm miktânmn % 17. Kürt karyesine tabî Kürt Süleyman çiftliğinde107. 1545'de yerleri az olduğundan. Yavi ve Uşak nâhiyelerindeki düşüşün etkili olduğunu ifade etmek gerekir. s. 295. bunun tabiî bir sonucu olarak da toplam hâsılın % 32. Çiftliklerin dönüm miktarı itibariyle arzeimiş olduğu söz konusu hususiyetlerine bağlı olarak. BOA. 16. Mezkûr tarihte Uşak müsellem çiftliklerinin dönüm ve hâsıl miktarında görülen bıı önemli düşüşle. !ı4 BOA.s.640 dönüm.TD-242. 148.560 dönüm.7D-İ0İ. 11. Banaz nahiyesinde Tursun çiftliğine ise aynı nahiyeden Bekir Fakih çiftliği109 zamîme kaydedilmiştir.59'kik düşüşle 10. 154.024'e çıkmış olmasına rağmen.720 akça hâsıl.

7Ü-JS9. s. Mihmadbegoğlu çiftliği ile bir görülüp.TD-589. Yayla154 çiftliği ise üç eşmekle mükellef tutulmuştur. 160. 122 117 m . s. 186. 159. yine aynı şekilde yazılmıştır. 132 BOA.7D-J«P.TD-328. 136 BOA. s. Nitekim. 148. R. Esenli 137 . 183.TD-589. 122 BOA. s. 149-150.141.TD-589. 137 BOA.TD-242. iki eşmek üzere yazılmış olan Kavacık çiftliğinin126 ilavesiyle birlikte 4. s. l 2 '' BOA. 1571'de Uşak nahiyesinde. 134. Dügüncüoğhı ljl . 160. 138 BOA. s. Kırık Hasan 124 ve Gedik12'' çiftlikleri ikişer eşmek üzere kaydedilmişlerdir. 128 BOA. s. Yavı nahiyesinde. Yine aym nahiyeden Küçük Yusuf çiftliği120. Baııaz'da Bekir Fakih müsellemleri ile bir görülen Barınak İlyas 135 çiftliği de iki eşkün vermek üzere kaydedilmiştir. 123 BOA. 1520!de olduğu gibi. 164.TD-328. &.145-146. Uşak nahiyesinden Bıyıkoğlu Çakır m iki.TD-328. 137. 119 BOA. 160. Kırık Hasan 138 . 125 BOA. 151-152. 135.129-130. s.TD-328. 140 BOA. 193. Kavacık132 ve Kürt Süleyman133 çiftlikleri iki.^. 134. 139 BOA. 188. 127 BOA. Hacı Müstecab139 ve Gedik140 çiftlikleri 2. 124. Yayla çiftliği119 üç eşmek üzere yazılmıştır. s.TD-511. s. Yavı nâlıiyesinden de Esenli çiftliğinin127 ilâvesiyle 5 çiftliğin aynı minval üzere kaydedilmiş oldukları görülmekledir128.TD-589.TD-589. s. 126 BOA. Uşak'da Mihmadbegoğlu çiftliği ile bir görülen Küçük Yusuf129.TD-328. 121 BOA.Turan Gökçe başka.TD-589.TD-589.TD-589. 125. 1580'de gerek yamak. s. gerekse çiftlik ziyâdesinin artmasıyla. s. Simav çeri-başıhğında mevkuf olan İlyasoğlu çiftliğinin zanıîme verilmesine karşılık.TD-242.TD-511. 130 BOA. s. Aym tarihte. BOA. 140. 134 BOA.TD-511. îtpman 1 2 3 . 185-186. BOA.I54-155.7D-32S. ziyâde oldukları sebeplen Bıyıkoğlu Çakır130. Yavı nâlıiyesinden Hacı Müstecab çiftliği121 ile Çullu 122 . s.TD-328. s. 158. iki eşmekle mükellef tutulmuştur. s.TD-589. 120 BOA. 118 BOA. 165. 131 BOA. s.TD-589. 133 BOA.s. 141. Yayla116 çiftliği de ziyâde olduğu sebepten iki eşmek üzere kaydolunmuştur. s.TD-328. Yavı nahiyesinde ise ziyâde oldukları sebepten İtpınarı136. bir önceki tarihte iki eşmek üzere kaydedilmiş olan Hacı Müslecab117 çiftliği İse yerlerinin bî-hâsıl olması sebebiyle. • 135 BOA. 141. 1560'da bunun dana da yaygınlaştığı görülmektedir. s. s. 124 BOA.

131. 193. Yavı'da İtpınarı çiftlikleri müsellemlerinin 1520. s. Uşak'da Kürt Süleyman . s. 263. 136. Uşak piyade çiftliklerinin aksine. Uşak müsellem 141 BOA. "evlâd-ı müsellem ile ta'mîr" olunarak.163. Ankara 1985. Uşak müsellemlerinin mutasarrıf oldukları çiftliklere mukabil. BOA. Nicoara Beldiceanu. s.TD-328. 1545 ve 1560'da. 87-89. s. 146 BOA.TD-242. 1545!de sâdece Banaz'da Bekir Fakilı çiftliği148 mevküf-ı atik olarak kaydedilmiştir. s. 154.s. m BOA. 142.TD-589. BOA. 155. 1571 tarihli defterde Banaz nahiyesinde aynı şekilde kaydedilmiş olan iki çiftliğe rağmen 151 .7D-5i7. daha önce Mürşid çiftliğine zamîme yazılmış olan Gökçe Murad çiftliği de. Gökçe murad çiftliği ile bir görülen 142 Hurşid çiftliği de iki eşmek üzere kaydedilmiştir. faal hâle getirilmiş olduğu anlaşılmaktadır152. BOA.TD-328. cedid yazılan Çubuğa çiftliğinin de mevkufa kaydedilmiş olduğu görülmektedir149. bu minval üzere harâb olup mevkuf kaydedilenlerin sayısı oldukça düşüktür. Yavı nahiyesinde. Beldiceanu. s. 90. s. 145 BOA. • 148 BOA. s. 159-160. Piyade kısmında da işaret edilmiş olduğu üzere. üzerlerine düşen nıükellefiyetleriyle ilgili olarak. 144 143 Nitekim.TD-328. 288. 179. s. 152. s. s. s. IW\ BOA. Yüzyıldan XII. 179. 150 BOA. 1545 ve 1560 tarihlerinde bürümc eşmeye mültezim oldukları görülmektedir.s. BOA. 154. 142 14 141 Zırhlı bir askerî mükellefiyet olan "cebelii eşme" ite ilgili olarak bkz.TD-242. mezkûr tarihte. söz konusu çiftliğin zamîmeye ihtiyâcı kalmamış olması sebiyle mevkufa yazılmasıyla150. s. daha önce mevkuf kaydedilmiş olan Gökçe Murad çiftliğinin. 149 123 . BOA.TD-242. 152 BOA. 151 BOATD-5//. muhtelif sebeplerle boşalmış ve tekrar mâmur hâle getirilme imkânı kalmamış olan çiftliklerin mevkufa yazılması kâmın gereğidir. Mevkufa kaydedilen az sayıda çiftliğin de "evlâd-ı müsellem ile" tamir olunarak faal hâle getirilmesi. s. Uşak kazasında üç mevkuf müsellem çiftliği tespit edilmiştir. listelerde kaydedilmiş olan faal çiftlikler dışında. XIV. 153 BOA. ayrıca işaret olunması gereken özelliklerden birisi de 14 bazı müsellemlerin "kendi ihtiyârlanyla hürüme eşmeye mültezim" olmalarıdır . müsellem çiftliklerinden. 158O'de ise mevkuf iken.TD-589. Nitekim. BOA. 146. Aynı eser. Mehmet Ali Kıhçhay).TD-242.TD-328. 143 Bir tür zırh olan "'bilriime" ve "hunime eşme*' mükellefiyeti hakkında bkz. N. sâdece bu çiftliğe zamîme yazılmış olan Çubuğa çiftliğinin mevkuf yazılmış olduğu görülmekledir. s.TD-103. Yavı nahiyesinde. tamir olunarak faal hâle getirilmiş olan Bekir Fakih çftliğiı53hâriç tutulursa. s. Ulugöbek nahiyesinde Kara Yalısı146 çiftliği de "cebelü eşmek" 147 üzere kaydedilmiştir.TD-328. (Çev. önceki defterlerde tesadüf edilememekle beraber. Yüzyıla Osmanlı Devleti'nde Tımar.TV-/OS. atik Bekir Fakilı çiftliği yanında. 1560'da Banaz nahiyesinde.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Çullu çiftliği ise üç eşmeye memur edilmişlerdir.TD-589.

Konumuzu teşkil eden müselemlerin de yazılı bulunduğu 152ü tarihli defterde tesadüf edilen ilgili kayıtlar. s. s. Kavacık çiftliğinde'61 2.. 124 . Nitekim. Yenice çiftliğinde162 12. s. Uşak nahiyesinde Karacaahmed çiftliğinde137 3.7D-. Kanunnâmeler deki ilgili hükümlere göre 155 . sipânî toprağından yer tasarruf edenler ismen kaydedildikten sonra. BOA. defterlerde sıklıkla tesadüf edilen ilgili kayıtlardan154. s. s. BOA. Bkz. 147. Yurlbegi çiftliğinde164 1. BOA.TD-103. BOA.276. Gazi çiftliğinde169 7. Aynı defter kayıtlarına göre. 257. Dursun çiftliğinde170 2. BOA. Esenli 154 155 156 157 15B 150 160 161 162 163 164 165 Mı 167 168 m t7() 171 BOA. "mezbürûn müsellemler ki karye-i mezbûreden dutdukları yerün 'Öşrün ve resmin ve bağçe ve bağın 'öşrün veya haracın karye-i mezbûreye mutasarrıf olana vireler ber-mûceb-i emr-i hümâyûn"156 kaydının düşülmüş olması da bunu teyîd etmektedir. aynı defterde.TD-103. BOA. Yavı nahiyesinde Çullu çiftliğinde171 2.s. 143. s. s. Emür çiftliğinde160 2. 128. 259.TD-103. s. s. BOA. 255.Turan Gökçe' çiftliklerini. 150. Yavı'da 2 olmak üzere toplam 16 çiftlikte bu minval üzere. BOA.7ZM0J. s. 251.7D-/0J. 260.s. BOA. s. 159 vd.TD~W3. Kâmınnâme-i Âl-i Osman (M. BOA. Uşak'da 9.282. Banaz'da 3. 141. 280. Bâlibeg çiftliğinde'01* 1. Yurtbegi çiftliğinde159 3. Bu cümleden olarak. s.05. 272-273. 252.21Q. Yeri az olan çiftliklere yapılan bu tür ilâveler yanında. BOA.TD-103. Sipâhî yerinden bağ tasarruf etmeleri hâlinde ise "onar akça resm" vermek durumunda bırakılmışlardır. s.TD-103. BOA. BOA. s. yamak ihtiyacı duyan çiftliklere de aynı ocağın "evlâd-ı müsellemlerinden7' veya diğer çiftliklerin "hâric-ez-deftef olanlarından "lıâliyâ virilen"' kaydı altında. 155-157. 277. Uşak müsellem çiftliklerinde bulunan yamaklardan bir kısııımm da bu minval üzere toprak tasarruf ettiklerini göstermektedir. 287. 274. 253. 45.3TM03.262.TD-103.TD-103. Kara Halil çiftliğinde163 1.TD-103.. iş gücü takviyesi yapıldığı anlaşılmaktadır.TD-103. s. BOA. Cıngıloğlu çiftliğinde166 8. 145. müsellemlerin.TD-103. 251-252 vd. her bir çiftlikte. BOA. Banaz nahiyesinde Barınak İlyas çiftliğinde1"7 2. " 'öşürlerin ve iki dönüme bir akça yer resmin" ödemekle mükellef tutulmuş oldukları anlaşılmaktadır. BOA.s.s. önemli bir kısmının mevkuf yazılmış olan piyade çiftliklerinden ayıran önemkli özelliklerden birisi olarak görünmektedir. BOA. müsellemlik yer dışında sipahi yerinde zirâatla meşgul olmaları hâlinde.TD-103. BOA. s.TD-103. Ulugöbek'de 2.TD-511. Ârifnşr). s. 150. Nuh çiftliğinde158 2. yer tasarruf edildiği anlaşılmaktadır. BOA. 124-126.TD-328.TD-242. Ulugöbek nahiyesinde Çubuğa çiftliğinde165 3. 278. 281 vd.

köprücü ve derbendci olanlar hâriç. 258/505. köprücü ve bürüıııe kaydeUirmeleriyle. derbendci. yine Saruhan ellicileri ile birlikte aynı hizmete memur edilmiş olduklarını göstermektedir.TD-103. bunların cezalandırılmaları istenmiştir. Kütahya müsellemlerinin bir ve ikinci nöbetlileri olan 831 nefer. 178 Kütahya müsellemleri beyine hüküm: BOA. inatla hizmet yerine gitmemiş olduklarını göstermektedir. Kütahya müsellemlerinin. Saruhan ellicileri ile birlikte yine aym mâden hizmetine tâyin edilmişlerdir. 295. 125 . Son olarak. s. s. teşkilâtın lağvına kadar tâyin edilmiş oldukları mîrî hizmetleri. Keza. 14 Zilkade 980/18 Mart 1573 tarihli hükme göre 178 . 145/395. 4. 186/451. tahrir esnasında kendilerini raiyyet. sipâhi-zâde. s. Hacı Müstecab çiftliğinde173 2 neferin. 180/378. 181 BOA. Kütahya sancağı kadılarına hüküm: BOA. 346/1019. s. bazı çiftliklerde doğrudan derbendci ve köprücü yazılmış olan yamakların dışında. Yaklaşık iki ay sonra. 290. Aym tarihli bir diğer hükümde179 de ocakları mahsûllü olan müsellem taifesinin subaşılara para verip. daha sonra aynı hizmete tâyin edilmiş olan Kütahya sancağı müsellemlerinin bir kısmının. piyadelerde olduğu gibi. Kütahya sancağı müsellemleri beyine yazılan bir diğer hükme göre 181 . 185/448. sancağın elliciler ile 831 neferden ibaret olan bir nöbetlisi 22 Rebnilâhır 982/11 Ağustos 1574 tarihinde aym hizmet çerçevesinde. hizmete varmadıkları belirtilerek. lop yuvalağrnı iskeleye indirme görevine tâyin edilmişlerdir. öşür ve 1-130 akça arasında değişen resim vermek suretiyle.MD-2İ. 174 Kütahya müsellemleri beyi Kasım Bey'e hüküm: &OAMD-3.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade. 278/812-f. Kütahya 172 173 BOA.MD-21. s. 180 Manisa ve Nif ve Mendahorya kadılarına hüküm: BOAMD-24. s. Bu hükümler aynı zamanda. diğerlerinin müsellemlik vazifesine tâyin edilmelerini âmir bulunmaktadır. Kütahya sancağı kadılarına hitaben sâdır olan bir diğer hüküm 175 .TD-103. 22 Ramazan 979/7 Şubat 1572176 ve 21 Safer 980/3 Temmuz 1572177 tarihli hükümlerden de. BOA. s. s. ve Müsellem Teşkilâtı çiftliğinde172 1. Kütahya müsellemlerinin 735 neferden ibaret olan bir nöbetlisi 26 Cemâziyelevvel 967/23 Şubat 1560 tarihinde Bilecik mâdeninde top yuvalağı hizmetine tâyin olunmuştur. geri hizmete çekildikten sonra.TD-16. s. 148/388. söz konusu mâden hizmetinde istihdamı emredilmiş olan müsellemlerden bir kısmının. s. 175 BOAMD-3. 179 Yörük ve müsellem taifesi olduğu yerlerin kadılarına hüküm: BOA. sipahi yerinden toprak tasarruf ettikleri anlaşılmaktadır. Tespit edilebilen en eski tarihli kayda göre174. kısmen de olsa mühimme defterlerindeki ilgili kayıtlardan hareketle tespit etmek mümkündür.MD-26. 177 Kütahya sancağı müsellemleri beyine hüküm: BOAMD-19. Uşak müsellemlerinin de dâhil olduğu Kütahya müsellemlerinin. 28 Zilhicce 981/20 Nisan 1574 tarihli bir hüküm' 80 . Uşak Müsellemlerinin Tâyin Edilmiş Oldukları Mîrî Hizmetler Ynkarıda işaret edilmiş olduğu üzere. gurre-i Şaban 967/27 Nisan-6 Mayıs 1560 tarihinde. demir top yuvalağı hizmetinin aksamasına yol açtıkları anlaşılmaktadır.

Turan Gökçe müsellemleri beyine yazılan iki hüküm . 182 : İdiîşî Biriln Köy Adedi Çiftlik Adedi Dönüm Miktîîn Hfisd Ntftren 742 76 113 • .. İstanbul'da Ayasofya'nnı meremmeli hizmeti de bu çerçevede. bir diğer örneği teşkil etmektedir184. Kütahya müsellemlerinin bir nöbet tisinin. Müsellem Teşkilâtının Kaldırılması ve Mensûlı Müsellem Çiftlikleri Daha önce..MD-. Uşak kazası da dâhil olmak üzere. bunun dışında. 216/620.226 228 339 2. Kütahya müsellemleri. aşağıda ek olarak verilmiş olan listede tafsilatıyla ifâde edilmiştir. s. UŞAK KAZASI MENSÛH MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNİN GENEL DURUMU ••• ••. « . 317/912. 1 Şaban 982/16 Kasım 1574 tarihinde memur edilmiş oldukları. ellicilerle birlikte aynı mâden hizmetinde istihdam edilmiş olduklarını göstermektedir. 1577 yılında sancak müsellemlerinin 831 nefer olan ikinci nöbeti ilerinin.244 83. 5.578 304 453 28 Rebîttlevvel 985/15 Haziran 1577 ve 21 Rebîülâhır 985/8 Temmuz 1577 tarihli hükümler: BOA. müsellemlerin acele gönderilmeleri istenilen.: . timar ve zeamete tahsis edilmiş olan Kütahya sancağı mensûh müsellem çiftlikleri ve raiyyet statüsüne indirilmiş olan müsellem-yamak nüfus da aynı minval üzere tahrir edilerek.584 759 1. Müsellem teşkilâtının. Bemıâk Mucurred Muaf Talırnîiiî Nüfus 1 Uşak ma'a Yavı n Ulugöbek Ban az !'Töplanri¥. piyade teşkilâtı ile birlikte lağvedilmesi üzerine gerçekleştirilmiş olan mensûh piyade ve müsellem tahririyle. Burada. s. IS4 Kütahya müsellemleri beyine hüküm: BOA. 169/454. piyade teşkilâtı ile ilgili kısımda. 126 . raiyyet kaydolunmuşlardır. Kütahya müsellemleri beyine hüküm: J&OAMD-26. sâdece mensûh çiftlikler ile üzerinde meskûn nüfusun genel durumunu yansıtan toplam rakamları bir icmal tablo üzerinde değerlendirmek yeterli olacaktır. deftere kay dolu nnıııştur. Keza. daha farklı mîrî hizmetlere de tâyin olunmuştur.• •.MD-26.•••. s.944 19. çiftlikler sipâlü yerine dâhil edilerek. bir yıl sonraki nöbetlisinin istihdam edilmiş oldukları "mathah-ı âmire" binası hizmeti bunlardan birisidir. : N ü f u s .ÎÖ. 1582'de "umûmen yaya ve müsellem teşkilâtının re fi" ne dâir yeterli bilgi verilmiş olduğundan. 363/858. nâdir de olsa. üzerlerinde kayıtlı müsellem-yamak! ar da îfâ ettikleri hizmetlere mukabil sahip oldukları her türlü muafiyetlerden arındırılmak suretiyle. timar ve zeamete tahsis edilmiş. Kaynaklarda tavsif edilmiş olan bu defterde yer alan Uşak mensûlı müsellem çiftlikleri ile İlgili kayıtlar.i 15 3 6 34 5 8 5.150 13. Sözgelimi. burada ayrıca üzerinde durulmayacaktır. 3 Cemâziyelevvel 982/21 Ağustos 1574'de sâdır olan 183 bir hüküm .719 398 48 69 283 19 28 61 9 16 2.

ser-piyâdeye bağlı. 1579'da ise 47 köyde 113 çiftlik üzerinde kaydedilmiş bulunmaktadır. 5"i (% 10.213'den 93Te gerilemiş olan toplam nüfusun yaklaşık % 23. daha önce verilmiş olan 1580 yılı rakamlarıyla karşılaştırıldığında.263-5. ma Tül ve benzeri sebeplerle mariz olanlar teşkil eünekledir. Anadolu'daki küçük bir kesitini açıklığa kavuşturmayı amaçlayan bu çalışma.153 olduğu anlaşılan ve hepsi zeamet ve timara tahsis edilmiş olan çiftliklerin hâsıl yekunu.63) Ulugöbek. bir başka ifâdeyle.23) da muaf statüsünde kaydedilmiştir. lahmînî 4. 742'si (% 80.421.44) mücerred. hâsılların çok büyük bir artış göstermiş olduğu dikkati çekmektedir.16) Ulugöbek. yaklaşık 4. teşkilâtın lağvından önceki son tahrir verilerini yansıtan 1580 yılı rakamlarıyla mukayese edildiğinde. Toplam dönüm miktarının 7. 1582-83 yıllarındaki dununu yansıtan bu rakamlar. Yavı nahiyesinin "Nâhiye-i Uşak ma'a nâhiye-i Ya\>r başlığı altında. lahmînî 2. 117.247 akça olarak tespit edilmiştir. 19. daha önce de işaret edilmiş olan "nefer X 3" formülünden hareketle.23) Uşak ve Yavı. yukarıda verilmiş olan icmal tablodaki.944'ü (% 11.793-3. Ayrıca. askerî olmaktan çıkarılarak raiyyet statüsüne indirilmiş olan müsellem-yamak nüfusun toplam 931 nefer olduğu anlaşılmakladır.34) Uşak ve Yavı.719'u (% 16.62) ve 7 imam (% 8. 1545'de "yaya _yerz"nden tahsis edilmiş olan 49 köyde 22. Sâdece bir fikir vermek için.464-5.228 gerçek nüfusa tekabül eden 1. 24 köyde. mezkûr kaza dâiresinde oldukça önemli bir piyade ve müsellem potansiyelinin mevcut olduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır. 1579!da ise 860"ı yaya-yamak.28) Uşak ve Yavı.89) Ulugöbek. Bunlann nüfusu. 86'sı (% 9. Bu da tahminî 2.02) Banaz'a tabî toplam 47 mensûh çiftlik kaydedilmiştir. 127 .XV'XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade. 76'sı (% 8. Söz konusu mensûh çiftliklerle beraber. Sonuç XV-XVI.335 civarında bir gerçek nüfusa tekabül etmektedir.793 civânnda bir gerçek nüfusa tekabül ettiğini ifâde etmek mümkündür.13) da muaf zümre içerisinde önemli bir yer tutmaktadır.81) Banaz'a âit olmak üzere.421 nefer olarak tespit edilmiştir.584'ü (% 71.13) deBanaz nahiyesinde kaydedilmiş olan söz konusu 931 neferin 515 : i ( % 55. üç nahiye hâlinde yazılmış olan Uşak kaza dâiresinde. 34'ü (% 72. 330'u (% 35. çiftlik sayısı ile dönüm miktarının birbirine yakın olmasına rağmen. Bu rakamlar. yüzyıllarda Uşak kazâsınm bir yönünü. ve Müsellem Teşkilâtı Tablodan da anlaşılacağı üzere. nahiye addedilen toplam beş idarî üniteye taksim edilmiş olan Uşak piyadeleri. kayıtlı nefer itibariyle 1. 113'ü(% 12. 1545'de 809'u yaya-yamak olmak üzere. 10 sipâhî (% 11. 8'i (% 17. söz konusu 931 neferin. İlgili tahrir defterlerine göre. tek ünite olarak kaydedilmiş olması dolayısıyla.83'ünü teşkil eden 42'si pîr. kuruluş devrinin karakteristik askerî müesseselirenden biri olan Osmanlı yaya ve müsellem teşkilâtının.269 gerçek nüfusu ifâde eden 1. 13. Muaf kaydedilmiş olanların % 48. mirliva hâssma tahsis edilmiş olan Ulugöbek ile birlikte.24 nisbetinde bir düşüş kaydetmiş olduğunu da belirtmek gerekir. 83.31) bennâk.

Bunlardan hâsıl olan gelir ise 1520'de 16. değişik mîrî hizmetlere tâyin edilmiş olan Uşak müsellemleri de 1582'de ref olunarak. XVI. bunların iskân tarihi bakımından da oldukça önemli olduğunu göstermektedir.213 nefer olarak tespit edilmiştir. 1580'de 7. Kütahya'ya bağlı olarak teşkilatlanmış olan Uşak müsellemleri. 1579'da nüfusta görülen artışla. Yavi ve Yurtbegi örneklerinde olduğu gibi. raiyyet statüsünde kaydedilmişlerdir. XV. 128 . 1545'de 14. 1571'de 1. zeamet ve timara verilmiştir.875. 20 köyde "müsellemlik yer" den tahsis edilmiş olan 48 çiftlik üzerinde kaydedilmişlerdir. Bununla birlikle. Piyadelerde olduğu gibi.1579'da29. alam 100-150 dönüm arasında yoğunlaşan çiftliklerin toplam dönüm miktarı 1545'de 23. Mutasarrıf oldukları çiftliklerin toplam dönüm miktarı. Ulugöbek.720. hepsi "ser-asker"e bağlı olmak üzere. 1560"da 7. Sipahi sancağında olduğu gibi. çeşitli mîrî hizmetlerde istihdam edilmiş olan Uşak piyadeleri. 1520'de 1.954.190. 1560'da 10. 1582 yılında. aynı zamanda.191. Banaz ve Yavı'dan oluşan. çiftlikleri zeamet ve timara verilmiştir.357.640.365. Sonuç olarak. zamanla köy niteliğinde birer yerleşim birimine dönüşmek suretiyle varlıklarım devam ettirmiş olmaları.201 iken. 1571'de 7. Uşak. 1520'de 11.Turan Gökçe Mükellef tutuldukları mîrî hizmetlere mukabil. 1580'de ise 1. 1571'de 11.560 olarak tespit edilmiştir. Çiftlikleri de '*raiyyet . Geri hizmete çekildikten sonra. Uşak müsellemlerinin. 1545'de 33. 1574'de 20. yüzyıl defterlerine göre. birer köy-altı iskân yeri olma özelliğini taşıyan yaya ve müsellem çiftliklerinden bir kısmının. Bu çiftliklerden hâsıl olan toplam gelir ise. 1560'da 813"e düşmüştür.020. Bunlar. Bilecik mâdeninde top yuvalağı başta olmak üzere.700.111.yen"'olarak.024. 1545'de 1. yüzyılın eksik defterlerinde 162-229 nefer arasmda değişen nüfusu. 1580'de 10. dört nahiyeye taksim edilmiştir.100 akça olarak hesab edilmiştir. 1545'de 15.268 olarak tespit edilmiştir. Başta Bilecik mâdeni olmak üzere.880 akça tutmaktadır. muayyen zamanlarda. bütünüyla Anadolu yaya ve müsellem teşkilâlmın refi ile birlikte raiyyet yazılarak. kendilerine tahsis edilmiş olan.

Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı EKLER A PİYADE ÇİFTLİKLERİ I BOA. Köy Yaya Küçük Selcen Göbek Yaya İsmail Y.Ma.XV-XVT.1 .290 . .1 6 5 6 4 6 3 2 1 4 4 7 1 4 4 11 3 5 5 12 1 8 1 - 1 3 - 1 2 dm • • 1 : ' • - • •4-. i • k d 3 7 6 8 1 5 8 6 4 6 5 7 8 S5 1 İskân Yeri Çiftlik MiU-dt: Al fc • 1 • İ(1 Yaya Güvendik $cvh Hızır ölugöbek Kırık Ilalil Yaya E n ı ü r (1) (1) 350 180 İSO 3S0 250 250 350 250 150 10 15 6 13 12 20 16 16 13 4 4 2 1 4.2.237'YE GÖRE 1545'DE UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK(Hâssa-i Mîrmîrân-ı Kıualıisâr-ı Sâbib) Dünüm 'Hâsıl Nefere n Pîr ViiyuNa.Sagjr Mu. i to 7 2 2 1 1 '.1 ? -' .1 - 22 1 - r 2 - 2' C 7 4 9 6 8 1 .Diğer <>aii> Yakassi! lûl resîde At ıııak vs. • - 2 .ıya Hoca ? çiftlik : 170 130 100 90 350 İSO 1 3 1 1 1 1 7 1 - 1 - 1 2 2 2 ı 2. T-" - lön 400 200 5 6 4 36 1 4 3 41 1 18 •U80. •fi 4 Osman Emekse 3. 2 .1 Kızılhisar 1 1 2 İ : - - - 1 5- 1 Kızılcasögüd 2 1 1 1 2 - -3 . NAHİYE-İ UŞAK (Ser-piyâde) Ishak Yiğit Sevindik (2) Tunrul Mürsel Turacı? Tlyas (2) Mihmad (3) Bahâdır İbrahim Di«er îbraiıün Yaya Halil Hasan Köse Halil Yunus Bâlîeşler (3) Yahşi 160 100 200 120 120 140 200 100 190 100 150 90 70 120 İSO 100 200 250 190 250 190 210 250 450 210 200 190 200 180 200 170 220 180 350 11 7 7 12 10 5 16 7 12 11 \6 11 13 9 23 7 17 7 6 6 6 . 121 .TD. - 8 T Orta A 3 4 3 129 .

1 6 .1.1 51 4 1 2 9 - G 6 4 6 6 S 4 . 250 300 250 430 6 7 .1 23 ') 8 7 14 290 470 - - - K fi Bulkas? ^Köy.T 310 150 12 11 9 8 12 1 1 1 1 1 2 3 260 190 320 120 so 1511 50 370 2 2 3 3 3 4 8 7 6 1 - 1 1 1 4 ] - 4 dm 1.I1U S 2tYU 40? 21S 14.1 4 2. - . 3 •i ' ^ 1 1 T K O [40 200 180 2.1 6 2 - - - • 1 1 2 2 2 5 - 100 230 220 290 190 290 290 250 250 410 8 Güğüm 15 S 11) 9 2 2 1 1 7 6 5 - 4 • 9 - 2 i 100 140 120 s 5 6 10 S ] I 2 2 i 7 3- ö 5 6 - - 1 200 140 330 5 2 17 Karhk 31 7 7 11 12 6 6 6 70 120 250 100 150 100 190 370 150 1 1 2 11 2 14 4 dm I 1 3 4 0 ? ı 1 1 4 4 1 1 . 17 [9 15 :» 77 NAHIYE-İBANAZ Balarbulduk Emirabiid Susuz Aynı kavak Emir Aziz Kün Gökkaya Dutluca Kuzviran Hoca Ahine d Tegmür Hisarbcgi Errıîn İ İd u tan Osman Biivvamlu Bayram begi Kara Îshak Timur Yalıya Hisarbegj Çakır 100 70 50 180 140 100 160 8 7 4 15 6 10 6 5 5 4 .Turan Gökçe Şeyh Zekeryâ Yalısı İbrahim Arslan Uruz Turası Zckcrya (5) Hıdır Yahşi Hüseyin (5) Yahşi YurLcu Seııdel Mahnuuİ Hüsrev/Yuvaca Eşref Eymür Eynchegi 34 ÇiÛlik 150 60 180 170 130 280 S .1 3 ] 1 3 3. 310 40 2 10 d m 5.V 4 ir. 1 4 1 1 1 - .:" : - 1 1 • • 5 500 150 400 14 13 8 15 14 16 5 7 7 7 4 Îshak (1) îshak Oruç Gazi Dunılıı pınar Cullu Kızılca Okçu Osman İne? Yahya Ku^limur Culiah 63 250 70 İSO fil 70 2 - 4 ^ 1 6 1 7 190 250 150 150 170 7 7 5 4 2 1 1 - - 4 70 84 1 1 3 1 3 1 6 2 130 .

:-$-'-. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâh Kayıcık 14 Köy Güvendik 21 Cinlik 70 2.•#-• Müstecab 1 2 .•.f'ivtın.1 - 4 4 4: .I 14 16 35 NAHİYE-I UŞAK Kınık Ululıeg Sunkur Karalı olu Almaçtık Dutluca Kürtcik Ulaş AkgeçiHi Kayalu Emeksö Manıakayası Iluca Lâl Bağlıma K-ü-jlcasögud 16 Köy Kınık İshak Nusret(l) Bekir Mîsâr'ir Savcı (2) Mihmad (2) Köse Yusuf fi) Görele Siilcymanoğlu İdrıs Kerem Yalısı Tiişgıın Belfis? Musa Bekir Sendel Timur Yunus Isâ Beti EyiK Gazi ] Derk emiş Hamza Bfılî Atgezdüren Kara Halil Eyncbegi Orhan Bahâdır Adil 29 Çiftlik 270 250 200 200 140 İMİ) 300 300 27Ü 250 2S0 250 350 400 440 350 250 750 370 550 300 400 4S0 400 170 290 310 340 500 300 490 350 260 570 100 HI.1 Eymir.O 6 3 4 .7*7 15Ü 4.4 S. 2 250 38IJ ı: 4 300 180 450 2Ştl 7 .İ7İ) 10 13 18 10 6 6 7 5 6 S 7 6 6 7 7 6 G 6 2 7 10 4 2 0 7 9 4 3 15 4 9 2 3 6 :ı - 2 1 1 .3 3 • :.-S 7 0 9 ?n. 1 1 ) 4 '* 4 1 1 • 1 t 1 2 2 • ! s 14 15 15 10 1 1 - - 1 1 - 190 350 330 300 180 700 300 500 250 350 350 350 100 14U 320 190 37li ı 4 4-. ~P 9 .1 8 8 R 5 10 7 18 !) 6 5 8 7 204 5 1 7 1 . 320 zn- 4 ]3 14 75 NAHİYE-İ UŞAK Sevinç Ali (lj Hasanhegoğlu (1) 80 140 150 80 90 160 220 240 100 180 180 12 11 7 9 10 11 7 6 6 4 6 > 4 5 i 5 3 I 1 1 . > . 4 I - .fi 4 : > 1 -î 2 1 4 4 1 1 11 22 12 15 8 10 15 14 S 7 11 7 36 17 14 7 fi 15 9 368 1 1 1 1 1 .1 ı • . Yayla Mustafa Temiirhan 1 J 131 . • fi 3 • n 2 1 2 1 1 2 V3. - 7 3 1 ! 14 ') 4 - 3 1 1 2 1 1 1 1 ] 7.XV-XV1.

10 5 - ')"•? ti BOA..- Eymirsevİnç 80 340 150 200 140 200 1500 150 150 100 170 640 250 270 200 7 15 5 7 7 8 11 6 Ak." 2 'i •ı •> - -4 - 4 6 •> [Jlugöbek 250 250 180 ) 400 2f'fl 3sman 3 m ekse s 9 7 7 ? 9 9 • 55 1 - - i 4 - 6 .m Yeri Çifllik Yavii Güvendik Şevh Hızır Kırık Halil Yaya Rmür Yaya Küçük Sülcen Göbek Yaya İsmail Yaya Iloaı 3 Koy .• Nv.\-<] id ?5ıı 3Ü:J 180 180 150 90 •} 250 1 11 11 y 10 1 7 7 1 4 4 • 1 2 7 3 19. Bağbaşı 250 1000 250 i 40 180 G 8 7 6 10 8 2 5 145 • i şair ] Sffif .h'it Vilm.mı 101 vs.TD-320'YE GÖRE 1560'DA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK (Hüssa-i Mîrnıîrân-i Karahisâr-ı Sâhib) " DÜ.Si. - 4 .î(] Koy 2yCifilik dm=Derbeud muhafızı .Turan Gökçe Bayezİd Hızır (4) Sende] Eşşek Alımcd Ilvas Resul Karesi Bildulan (2) Resul (2) Mı ki loğ i u? Güçlüoğlu Evran (3) israil Mustafa Turbcgi (4) Tavus Ali (5) İvaz Hasan (61 Cüllah Ali (6) Mümin Yurtbegi (3) ibrahim (5) 13 Cı 250 2S0 300 MÜ 34 17 11 9 14 5 7 7 / 5 5 6 15 11 2 2 1 1 1 2 3 1 1 1 1 0 J80 190 150 150 130 3SÜ 6 7 4 6 ı5 6 .lıassıj MÜ uı.9 7ü.kili.1 1 1 1 1 - - s 1 - Hİsaiözü Orta Sorkun Göçeri - 1 1 4 3 [ 4 4 3 5 4 S : 1 100 100 100 150 İSO 160 (> ')> M e 7 - n s 21li :.6 7 ti 1 > -1 1 - •' 350 İSO j .1 2 - Çarık - 300 250 390 120 ? 11 11 7 15 10 11 32 7 15 15 15 20 17 13 19 İG !> I 5 ö 4 4 2 4 S 5 3 2 4 7 ^ 80 •> - 1 3 1 - 1 . • 76 24 132 .>k îsk. 1 10 1 4 4 2 ! 2 1 1 1 I 1 t) Uk-r • 1 ' - 4 5 2 . - Oâih iti M îirde L'rd \l.9 Çiftlik ııliıi] Hüsıl ri'Şİtli1 Pir İ.4SCI 13 14 - • 1 ! L 1 ti - 1 1." VilVIt-' IV.ik f.

> i' 2 11 100 250 150 7 7 / 6 7 S > - 140 70 63 50 200 • ) 150 120 250 7 14 <) 12 15 17 • 1 7 2 1 2 2 1 - 6 B 7 - - 1 ? 1 7 6 3 • • ? : 7 7 1 7 1 7 •••?• . 7 7 12 dm : ! 1 6 Köy . .3 70 211 148 •46 .2 1.1 180 170 6 1 3 11 3 4 1 Güğüm 320 100 7 7 6 7 14 4 eo • > 6 •> 7 5 9 '> 12 7 6 7 7 7 5 2 7 _1 7 1 - 1 S i 7 - 7 2 2 ? 100 IV) 0 120 250 - 1. 7 7 7 7 • ••? ISO 350 7 200 } 7 12 6 4 3 7 7 150 7 170 120 •> 7 16 7 8 7 G 7 3 ? Ğ 7 3 1 7 ? 7 7 1 1 ? 1 ı 7 • ) ' - 7 3 ? 2 7 77' 7 ') .5 210 10 > 2 7 7 ) 4 • . •? • 5 '•? 133 . 2 7 - Ona T • ! 270 170 7 7 230 15 9 5 "2 •> 2 4 > ' 1 * • a 1 7 •> •> ? ? 7 7 7 7 7 - ? • 7 . 7 . 1 a n 18 1 55 N AHİYE-I BAN AZ Bakırbulduk Susuz Eymirâbâd'.1 7 7 Karlık 200 100 4 7 1 15 1 I. 1 2 T 1 1 - 2 1 130 270 6 10 7 Bul kas? Mahnıud Eşref / Yuvaca Eşref A yıl emir Eyııebegi n çiftlik 1 4 - 7 150 290 470 •> 7 s dm - .' Hacılar Kızılca Dutluca Gökkaya Hoca Ahmed Beplemür Emin Hisarbcpi İkiuum Okçu Osman Ishak Hisarbegi Çakır Yahşi 100 70 180 140 1 8 4 7 7 6 4 7 7 7 - - o 7 - 7 1 7 3 9 - 1 .• •W 7 1 • - '? 1 ? - i 1 • 4 Kızılhisar 101) 120 120 130 210 190 5 12 fi 1 3 3 - 1 7 2 1 1 4 6 n • 200 210 • ı 9 • ) KiziJcisoguJ 100 ? 100 ISO 6 1 2 7 1 - 1 ? 31 •i.1.1. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı NÂHİYE-İ UŞAK (Ser-piyâdc) tahak Sevindik Yieil Mürsel TunnıJ Bahâdır Mihnıad Turacı Balı eş Fer Yahşi İbrahim Diğer İhnınim Halil Hasan Köse Halil Yunus Şeyh Zekerya İbrahim Arşla n Yahya Uruz Turası Zekerya Hüseyin Hızır Yahşi Yurtçu S e ııde İ ICO •> 250 7 190 9 7 7 2 1 1 4 K 6 6 7 - 7 - 7 - 7 : • • - •?.290 5. •4: 6 1 ) 140 ! 150 70 120 200 100 150 250 1 11 7 21 8 5 ? .XV-XVI. 1 6 ? 1 ' 7 50 3.

3 7 •3' 6 •> 250 7 400 - • 7 1 7 7 • Karabolu Almacık 350 î 7 6 î - ? 1 1 1 • 7 11 5 '?.• Bağlııca Ulaş Kayalu 14 Köy.250 • 104 3 2 13 37 NAHTYE-I UŞAK Kınık Ulugöbek Hasan İshuk Nusret Bekir Misafir Savcı Köse Yusuf Mihnıâd Küs üre e Süleyman oğlu kiriş Kerem Yahşi Taggıın Melfis? Musa Bekir Sende! Timur Isa Beg Hamza Bâli Alpezdüren Kara Halil Eyııebtijîî 270 250 7 200 140 7 350 190 t 3 EK) 180 7 . 350 250 7 9 8 7 9 7 7 1 ? - 7 ? - - 5 4 >. 4 > i 12 7 Kürecik Akgeçilü E m ekse Manıakayasi IIUCII 13 9 i 1 •> 350 7 370 7 7 4 •) 7 500 T 7 7 7 7 - 7 24 • ) 2 7 ? - ? 7 Ğ 7 6 1 1 7 7 •7 1 380 300 7 LSI Kıztlcasögüd 430 350 7 14 . ••) .İl ..S)37' 250 400 •> 2 1 • > -40 2 5 6' 4' - 7 7 4 7 6 7 153 5 •' 5 7 ?' 7 14 Köy 3. 7 1 7 7 - 1 Sorkun : ] : 3.\_ Turan Gökçe 84 ISO 70 J70 250 7 il 7 2 Kuştinıur Dıı mi ıı pınar Kayıcık Kürt Ey ne Ayrukavak Kuzviıan Culhh Çuliu Güvendik Kara İshak Timur Yahşi Osman Bayramlu Ishak-ı diğer Oruçüûzi 20 ÇifıJik 2 1 1 150 2(50 130 7 300 8 S 150 80 7 200 13 ? 8 6 7 8 6 7 7 2 - 1 i - î 1 3 3 1 •ı i ö 4 - 1 ! 7 1 7 7 5 5 7 7 ? 1 - 6 6 180 250 7 l. ! 5 2 •I 7 - 7 - 7 - 300 500 Dutluca 250 ı 350 370 550 300 7 480 400 6 y 9 7 5 7 8 7 8 9 7 18 1 2 1 7 2 - 2 1 7 7 1 'i 1 3 - 1 • S.570 .197 1.5 10 1 04 134 .300 300 7 250 13 7 11 9 7 8 6 ? a 6 7 7 fi 6 7 2 7 3 7 7 7 • ] 7 7 3 tim 7 • 1 7 1 •)• 4 i • 4 3 7 2 4.51 33 - .130 S 11 9 7 1 6 8 8 7 7 - 7 - 5 •>• 10 6 ? 1 ? ! 7 4 2 2 - - 1 '7 ' - - - 3 6 i il 4 1 1 - 5. Âdil Orhan Bahâdır Yunus Dirkemiş 26 Çiftlik: e 7 150 450 100 190 280 570 170 340 7.

Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı NAHIYE-I UŞAK Sevinç Ali Hasanbegoğlu Yayla Bâyuzid Hızır Semte! Minnetoğlıı Mustafa Temürhaıı Hşşek Ahmed Ilyas Resul Karesi Bin di naıı? Resul Güı.î 7 4 7 3 4 7. - - - 'i - - } T 7 1 ? 7 - 3 1 1 :3 7 7 7 4 Çarık ? 7 7 7 9: 3' 3' 7 .1 î 3 ? - 1 - 7 • 7 1 4 1 - - 1 1 1 11 7 1 7 1 i 1 6 t .' 60 ? 150 7 : 180 220 •ı 11 7 •ı Müsleıriib 100 '? 250 7 7 10 } 6 7 ? 6 7 6 7 - 6: 9 2 6 > 7 } 1 ? 7 1 7 . 1 4" - Eymiısevinç Akkilise 240 300 ? 420 120 7 400 7 290 '1 - - 7 ? 7 7 7 7 7 3 7 •ı 7 7 1 7 2 7 T > 2 7 • ) ı: •-• "7 7 1 7 7 7 7 1 1 4 3 7 (5 .470 250 140 1 10 11 • ? 150 160 İSO 4.lüoğlıı Evraıı İsrail Bağbaşı Mustafa Türbeni Tavus Ali 80 140 '.!)• 3 135 . 7 10 7 4 T' Ö 7 .1 10 .T 7 7 '? ? 1 250 •/ 15 7 ivaz Hisar özü Orta Sı>rkuıı Göçeri Hasan Cüllah Ali Mümin ibrahim Yurtbcgi 9 Koy • 150 150 7 100 100 100 2.1 > 7 7 İSO İSO 7 7 - 7 • > 7 •i - ':' 7 7 90 90 150 150 7 250 80 i 230 ? 200 7 200 7 S 6 ]2 11 ? 6 16 1 e 6 S 6 7 6 7 •) 2 4 2 7 9 • .' S 7 ? 7 S 7 7 8 ? .1 34 7 İfi ) 15 7 7 •j 14 T 4 1 4 7 .XV-XVl.010 If) 14 (J 213 • 8 '. • 28ÇiflIik :m .2 2 4 69. .

: :.ızılhisar Kii^lcasögüı] m Orta 8 7 6 9 1 7 6 6 S 7 9 S y 7 12 S 7 7 e 1 2 2 .. • )iğer Gâib Miirde 1 ' 9 8 I0 8 8 in - 1 " Ulugöbek .. U.ssıl İVI. 1%:-.ıSO 250 250 250 250 150 150 400 260 IX'ren 10 14 S 14 10 YÎI- i.-Vlik t'eti Atik iıl id 2• 4 11 f\ / 4 7 > II. i '•1 - 1 2 - - - - 1 -••- 6 1 2 ~ • - - - 1 - 2 1 4 1 1 1 1 İ • - ..1.uk • • . NAHİYE-İ UŞAK(Ser-piyâde) İs hak Sevindik Miirsel Tuıırul flvas Baluîdır Mirmıud Turacj Balıeşler Yahşi İbrahim Diı..„. 72 16. 180 200 120 120 200 130 100 140 100 120 100 150 90 170 220 150 150 160 17(1 60 250 280 110 130 45iı 200 210 250 ISO 190 200 180 370 360 150 2S0 130 320 100 7 12 11 6 14 10 (7 7 12 11 15 22 11 12 26 13 VJ 15 ') K.:.-K) • A.Ü. . • 3 - A.k.'Iiû! MuPir 3 5 1 5 2 6 7 3 vs.-/ •i . * • : . - / ' - • - - 1 - 1 1 1 - - - Güğüm - 6.. İliam ja. Dönüm .4 S - •':"-..vSO 180 180 170 150 100 "XI 350 ISO M fısıl .* .' 4 • ıs 16 y 13 - 1 1 • 3m.-i'i ÇiCllik Yaya Güvendik Şeyh Hızır Kırık Halil/ üsmıkcı Yaya Enıür Yaya Küçük jSclcaiı Göbek YitVii İsmail Yaya ]KK:II J--Ciil.1 2 2 3 2 5 a 1 4 13 :> 10 6 1 1 - • •*•• t-.cr Ihralıiııı HHIII MiLSüll Köse Halil Yunus Şcylı Zekcr\'« İbrahim Arşla ıı Yahya . •••-••:• 136 . 2.. - m?.: .Turan Gökçe III BOA.349-... . 574 / 574m'YE GÖRE 1575>'DA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK (Hâssa-i Mîrlîvâ-i Karahisâr-ı Sîîhib) İskan Vi. :..TD.••••• . . : .

? 7 U 2' 2 3 \ 5:.i Kov H»ca Ahmed BöHtemür İn 11 iki Lan 'l'imur Bayramb(ü£İ Okçu Osman Asi ıha» Uisarbegi Çakır Yalısı Cellat Çıı Hu Güvendik Yahşi Osman Bayramlıı Asl)lıaıı-ı dİgcr Omç-üâzi 100 70 80 140 KO 150 70 63 50 200 150 84 İSO 70 70 200 18(1 250 70 180 140 180 250 130 24U 150 150 120 250 320 170 250 150 150 300 250 400 140 J.XV-XV1. 150 10 Ü 140 140 i 20 200 240 1 5 7 8 6 7 230 29 ü 250 23U 25U 200 lu 9 <J s 2 6 0 - 1te.1.1 1 • 1 1 ı 1 2 I ..7.T..f\ . 2 1 . • - - - Karabolu - .. NÂHİVE-İBANAZ Bakırbııldıık Susu 7. Hacılar Ey mir Aziz Kızılca Dutluca 0okkaya Kuştimıır Dıımlıı pınar Kayıcık fîyne Ayrukavak Ku KVİrajı r. 137 .92Û 11 7 y s 7 17 11 7 11 28 9 9 9 5 7 11 8 7 177 6 7 5 7 5 6 7 7 8 6 / 7 5 7 7 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 10 [4 Karlık \ 'm/ Turası Z^kerya Hüseyin Hıdır Yahşi Yaiışı Yörük Mahmud Eşref / Yuvaca Eşref Aydemir liyıifiıegi 32 CİElliir •' v.1 4 3 1 1 .' fi Köy h=hatib 9 11 - 1 4 1 ~F :: A.13 .- - 1 1 ?•• 3 •4 - 2 1 2 y 1+1 - • * • : 150 70 200 100 150 33U L 8 6 T 21 9 11 17 16 36 - 100 270 150 2yo 47 0 6 6 10 7 15 3 5 - - 4 • 5 -7 Bulkas'.• 2 NAHIYE-İ UŞAK Kınık Ulutföbek Masan Asi ıhan N'usrel? Bekir Misafir Savcı Köse Yusuf Milımâd Küsürce 270 250 270 200 140 180 350 30 330 300 300 270 250 250 250 400 350 460 10 35 10 16 12 9 10 7 13 6 9 8 S 7 7 7 S 6 4 5 1 7 5 2 3 7 - •2 - 1 1 1 - Sorkun - ' . - 16 - 1 - .- - • »:• 3 .1 1 .:ı .:..4p:0.D \ 1 2 1 4 3 1 1 - 1 .:ı .- 2 3 2T • 4 :5 ]_• 5 6 il e- 1 11 a .:.4 ..

::..8 7 2 1 2 7 9 Mİ 6 S S 7 7 6 7 17 10 8 10 9 11 . 1 •9 - 9 .şşek Alımed liva s Ey mi rs e vinç Resul Karesi Bindinan? Resul Genç lii oğlu Akkili..•:?•:-. 3 .".16 • ıa 8 7 6 1 • - m .1 300 İSO ıs - - 7 - S i 4 3 Bağluca Ulaş 450 100 10 11 11 X - - - • :İl"4--kö^!:::.se Evran İsrail Muştala Turbegi Tavus Ali ivaz Hasan Cellat Ali Mümin İbrahim 220 240 100 250 250 150 170 180 240 300 250 420 !2U 160 430 290 200 250 1000 7 9 1 4 5 11 3 2 6 3 9 S 2 1 4 2 1 1 4 2 2 - 2 1 • : ' & • 1 ^ .! NAHİYE-I UŞAK Sevi [iv Ali 140 150 S O 130 15iı 150 90 150 150 170 250 80 80 130 150 200 140 200 531 150 150 100 100 100 . i 9 7 12 3 9 3 6 3 5 5 1 - Bağbaşı 1 - - - y 1 1 1 - 9 - Htsarözü Orta Sorkun Göçeri 250 140 180 150 160 7 8 8 7 7 1 .ı - 1 10 ^ 8 4 4 2 1 - • - - 41 . 2 - - r - - 2 1 4 1 2 2 1 1 - 1 dm .: •••..:İOl::. .Turan Gökçe Almaeık Süleyman oğlu Evres? Kerem Yalısı Taşgıuı Belkıs? Musa Yem? Sen del Timur Isa Beg HamzaBâlî Algezdüreıı Kara Halil Eynebegi Orhan Bahâdır Yunus 300 180 700 300 500 250 350 350 350 140 370 250 3 SI) 350 150 750 370 550 300 400 480 400 230 500 300 430 350 280 57D 17li Duduca Kürecik Akecçilü Emek s e Mamakavası Eslüce Lâl S 8 15 6 13 7 13 15 10 8 28 ][) b 1 5 1 5 1 4 7 4 - - 1 4 8 6 5 7 6 7 7 G 7 13 7 y 5 7 8 7 1 - - 4 • - - - - 1 2 1 1 1 1 - - .ı 1 3 4 6 138 .P.4. so 18(1 16 7 11 13 35 !<! 0 14 9 20 15 9 7 15 12 31 18 22 15 19 14 13 11 14 12 14 7 6 7 Miistecab Hasanlı ogoğlu Yayla Bâyczid Hızır Çarık Sende] Minnetoglu Mustafa ]7.

.700 2. • 1 1 - - îamfakih (M) Kiirtcik S ende1 Feımu' 3S1Î Eşref Yahşi Halil .28.İO-.500 200 150 147 150 161 140 82 80 100 190 50 700 300 500 250 350 200 350 100 200 91 100 120 150 10Ü 150 230 30 103 1 2 3 1 Bağbaşı - Vlüstecâh Sorkun Mckilise A' Vay la Sevine VI L mi ıı i Güçlünğltı Karesi i e r e m Yahşi Taşgun 3eliş 1 - 1 - - - Dutluca vlûsâ Bekir Bayıambegi (M) 6 1.259 2. 24 ..57 8 3 1 1 - .KÖY: .11 10 .KKA.200 2.d. lıuisıl -mi zâdc.Mıı.İ4I: 250 16 16 422 12 S 2..452 1.312 2.386 2.T0-158'E GÖRE UŞAK KAZASI MENSÛH PİYADE ÇİFTLİKLERİ :.M 14 13 • 6 6 5 4 10 10 10 7 6 S 6 8 6 7 6 17 7 5 7 6 Ğ - 8 5 7 6 10 11 14 4 4 3 2 4 3 7 8 17 6 1 5 1 4 5 2 3 6 3 3 2 7 2 S - • - - - 3 1 1 - - 2 2 3 1 - 170 203 1.965 2.2 T •15 .200 2.500 200 600 2.SÛ0 2.kûıı Yeri S ojiti d JÜgüm Çiftlik nehoca Scyh Zckcryâ brâhim \ ısl an srâıl 'avus Aii "urbegi ivran vlustafa vaz -lasanbegoğhı Dünüm 150 50 ]Ğ0 Ilâsıi 1.200 1.326 3. Seril 1 17 12 .500 2.850 2.600 2.000 999 2. 21 ..345 1. O f t H k " .. Karakeçili! Vlamak "illiah Ali - - •^•İ2-::".803 2.106 2. 5 - 139 .Iasan Köse Halil 12 7.Mpûllî Sipîihi Kevvid Vs.639 • Pîr Ma'lnl Di vinç )İğM NtflTtlI Ik'imük Milccr m u m .300 2.706 300 250 3.18 • " — " .000 2. .213 2. 3ria Yunus Ilır ahim Jıgırr Tb rahim 16 •9" •. 7 5 5 6 10 4 7 9 7 7 6 3 - Mû n.899 2. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Oğlakalam Murad M a çr e m şah YııvacıhırV İ1.567 2.219 2.600 2.500 3.12: 13 ıo ." 180 80 4. 10.600 2.. • 9. 11 8 • 12 9 ".500 2. 22 . 16 .184 2.XV-XVI.- -" ıao 0:710- 25 11 - IV TKGM.

300 2." K:-: •:•$.666 2. ' 7 • • .022 ı& .-•_:.•.000 2.434 2.15.760 600 2.'.4 : - 14 24 • .000 2.200 2. • 1.359 400 3.••6--. i 00 2. 9 8 5 7 7 6 6 4 6 4 7 4 S 1 7 4 3 1 4 2 5 3 6 6 2 7 1 4 12 7 8 3 3 3 3 16 7 9 4 4 2 1 1 - - 1 i.560 •-. - 5 6 8 5 15 5 6 11 7 8 7 9 8 10 5 10 6 8 12 6 10 • •: .• .220 1.331) 2.v.000 2.550 2. .410 2.300 150 150 2.d.l-5'":" 1 : 1 :: . . . 9 .„ .j • 8' : i .335 2. - - • I 1 - 11 1 ». : - 1 - : • - • ' • .: 1 3 : .200 3.400 2.-10_j • < ) • • ' - Karlık -9 • "12 1 1 - - 12 • • • : i 4 • • .220 2.798 2.10-:-. - .000 500 3. • • Ulugöbck Şeyh 1 lızır Kırık Halil Yaya Umur Orhan (M) îayram (M) îîiyıntlir (M) 3smau Yaya Kliçük Bildi nâu? lesîil îcsûl-i diğer Mustafa lyas îşşek Ahnıed Aydın (M) Sevinç i i 300 2. V • .500 2.634 2. . " "10 8 • -.542 2.••?•! 4 3 7 6 2 îyuıiratfvİEiç Okcuonıer (M) Karesi 150 100 .530 409 2. • • : • • - - S • 140 .00U 560 490 300 300 2.-> 1 Kızılhisar 15. : 3 ökçe -• 1 J 4 1 2 1 - 1 - • ••. Yuvaca Eşref Turası Hızır Yuılcu Uruz Sckcrya Üüseyin Mahmud Sendel (M) Sevindik shak tfürsel Tınını] YiğitYahya Yakfib -Iızır(M) Femürhan PeiTiürhaıı Yurt be gi 200 150 152 100 100 102 81 150 İ40 140 200 120 200 180 120 120 138 60 150 100 90 100 100 150 İSO 2..566 1. • ." • " - • dİlgarb <Sfirviranı brâhjm Aydemür nebegı Cara Dâvııd Yaya Güvendik shak Ü elce n Göbek 21 ' .Turan Gökçe Yahşi Mi (M) V'ahşı-ı Dıger Hüsrcv ıı.556 2.547 2. JO .14 28: ••'•••". 1 4 ..598 2. 1 1 2 143 350 250 100 90 180 İSO i 70 150 80 177 81 90 n - :--9:V 9. .

. : 12 •ıı "?• " ~ • . .500 2..İce Vuvacı Akdepe Ali Mahmûd (M) Hüseyin (M) Haydar (M) Isa Beg Yunus Af ab (M) Alice (M) M ur a d Eynebegi Hasan SOıznncı Halil (M) Deltkuşlu (M") Durabda] • - - - . .200 778 410 300 1. .0X4 400 350 300 273 273 132 133 2.SerSbâd 141 .035 300 1 2 2 2 26 d 234 252 ""Sy 1 6 '7 • 5 5 7 - - - - • Nıısrcı S un kur Bcglu Misafir Savcı Kara Halil Stıleymnnoğlu İtlıis oğlu Mıkıluğlu Bâyc/itl Hızır Sondiîl Hasmı D ırk em iş Isce Ha niza BSIİ Yaya İsmail Yaya Hoca Atgczdürcn Çal al tu Ilyas Bahâdır Mîhnıâd Adil 10 13 1* •j 7 7 7 4 11 uca Almaçtık 3 0S5 2 2OG 2 201) 2 207 Ifc 6 10 7 34 6 \6 5 6 1 - - - - - - - - - - Çarık 80 165 148 150 68 100 250 350 148 254 100 200 130 100 250 40 40 41 5S 100 70 120 140 100 250 300 270 100 - 2 mn 2.XV-XVI. • • . : • 1 - • 200 100 250 150 25 200 200 140 İSO 350 300 İSO SÛ _ .400 2.300 2. Taslu Akgegilii Ulaş Çukurca Oğl akalanı [. ) .500 500 150 1.0S5 1. • 7 4 5 •: 4 Hafiluca İne Gazi İne Gâzî-ı diğer Be^irFükih (M) Abciııl (M) Turbegi (M) Bahâdır Orhan Karaçalınız 6'J7 46 80 <o .510 150 . . - 1 - . • _ • • • 2 6 - - - - Kj^ılcasögüd H.2OU 2 -1^2 "32 3 131 3 060 2 ->2O 2M3 2 33. - • • .âl Kınık . " " • • : 4 2 1 2 3 6 6 4 7 1 2 4 17 6 1 7 3 10 3 3 1 - - - - 3 - - - 4 2 - • - • • : • • - : . • . . 400 2 210 2 21 1 1. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Küse.000 2. - 2. 4 4 6 5 6 - 9-' 9 12 '• . ! s.600 2. - " : - ' • * - ' .535 592 215 215 • Hisarözü Kayalu Çaıakalaıı Emekse Manıakayası 16 7 12 11 IA 2 - - - 1 - 5 R 14 8 5 5 10 - 11 ı 3 1 1 4 5 2 4 6 - 1 -I 7 • . - . - .V'usııf Göl ece Mihmâd Karaholu 350 3. • .

- 1 3 6 9 4 K.320 300 2. > '.600 2. ••: '. • .000 2.066 500 450 400 2.000 557 250 2. • Emiraziz Susııy.4OU .226 2.333 519 2. • ' . • 3 3 6 5 1 477 - - 27 - - - - .150 120 250 350 310 300 300 200 2. • •' 5.S86 370 3.6 6 .420 2.100 2. • • • : .618 2. 12 : . ..M) Karagiivcnılîk Süleyman Oğulbegi 144 Çiftlik 215 150 80 150 80 80 150 150 150 215 300 340 1. _ . •) 5 6 5 4 6 6 1 1 - - 1 2 - - Gökkaya 10 ıe 13 11 .• 9 no . V . . ..400 2.90 200 70 78 70 50 200 80 150 34 80 63 180 80 70 70 80 •• Kuz viran 2 6 7 4 - 4 5 5 - - - - - - - .256 ' 49 Koy 6 13 2i NAHIYE-I BANAZ 11 doğan Baktrbuklıık İl doğan Huca Alime d Bcgtemür Onıçgâzi Aşık Beg Bâyczid İshak İshale-ı diğer İbrahim (M) Halil (M) Laıuk (M) İsmail (M) Polad (M) Hoca (M) Batak Hüseyin (M) 140 100 70 2.•9-:- 1 - - - 1 - 2 - - - - - - - - - Kızılca îne Kel anin '•7 •': 142 . .f i . " . • > • .-'.290 300 • - e : - - 11 .Turan Gökçe Karacahisar • 7 Çerde me Eymir Aziz Mjıremşsh Mor uca Sıvaslu Sazak Sügüdlü ÇaL irice (M) Mesud (M) Yuvacıliir Mûsâ Bayındır (M) Daraca (.066 2. .600 2. • • .645 2. \ L " ..• : " • : " Oturak . v .200 250 400 2. . . D utluca Dumlu pınar 6 6 10 5 6 7 • 2 1 2 1 2 - •7 - " .300 2. 7 ..000 34S 2. • 2 7 10 10 9 (*) 20 - 1 - - İĞ 15 10 1. > • • - 2> . • • . ayıcık Kuştiımır Doğancık Kal'a Güvendi k Ciillah Kurd (M) Aydın (M) Yahşi Hisarbegt Çakır Oyumken Bayramlıca i Suyu uca Hasan'? Enıin Okcıt İshak Yaya israil Çııllıı Milımâd ve Yaylaca Temiir Okçu Osman Yahşi Halil . • 5 - : : - i " .200 600 2. 11 • ~ • .

1 70 150 İ 80 70 160 170 - 400 200 250 - 6 4 - - - - - 1 :. t:*. '• 1 |1 / t •- (M. "4. 4 3 - - - - - - - - - - -" - - - '' S'S- 2 1 * + • •'•. Osman Bayramlu Çubuğa(M) Sâliheddm(M) Murad Gündoğmuş (M) Harı (M) Ilyas Köse (M) Afifi fil il. ı\k\kui 143 .XV-XVl.I - - 2.400 2.:.200 500 300 450 400 250 250 10 7 -.. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Kürt •} KÎıM lshak Manastır Oynıkavak Çukurviraa Ovacık Oği akala ııı Kabaaüaç Fil ÜS i 26 Kilv Rteoglu (M) Şeyh .

Yltıb. - - 1 i - - - - - - - 2 . Malûl UÎY«e Göçürdük Göçeri Kızılhisar A.Turan Gökçe MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ r MC.93'E GÖRE 1457'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK İskan Yeri fCâfırviranı Çiftlik Kanıca Ahmcd Nuh Yurtbegi Küçük Yusuf 3ıyık oğlu Çakır il Masan Bmür Yenice Dügüııcüoğlu Kava ak Kara Halil Yayla Yurtbegi Kürt Süleyman Kara Bayczkl Sâlıib Mihnıadbegoğlu Sarıcakavak 18 Çiiitlik 6 6 6 4 6 7 4 4 4 6 fi 4 5 5 6 MİLsolll'lli Yanın k Mu- Pir. NAHİYE-İ ULUGOBEK Tulluca Emekse Dümerek Sivasî A Koy Yunus Çubuğa Bıyıklu Kara Yahşi Cıngılojlhı 5'ÇiflIik • fi 5 7 1 1 1 I 4 5 4 6 4 19 - - 23 NAHİYE-İ BANAZ Kuzviran Gökkaya Doğan Barınak Ilyas 3 8 1 1 2 7 - - .vşar Y'urtbegi Kürt Balıalanı Yi re piren Saray 10 Köy 5 7 5 95 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 I 1 1 1 18 5 4 5 3 5 5 3 3 3 5 4 3 4 4 5 4 6 4 75 Durbe IKI .TD-0.

-r-L. .• 1 .XV-XVI.:.C i l t l i k 35 7 - - n MC.TD-0...:. ' 400 300 300 200 500 200 300 250 200 600 200 400 600 100 i. bi'iıtl - Kâfirviraıu CJÖÇCI" Cızı] hisar ^vşar Yuribcpi Kür! 3 £i halanı Yiregiren S ar av Jümerek Yavı UKöy. .72'YE GÖRE 1489'DA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İUŞAK İskan Yeri Cinlik Karaca Alımed Nuh Yurıbegi Küçük Yusuf 3ıyık oğlu Çakn İt Hasan Emür Yenice 3ügüncüoğlu Kavauk Kara Halil Yayla Yurtbegi Kürl Süleyman Kara Bayezid Sasa Mihmadbegoğlu Sancakavak Kara Yahşi Kesmik ve Dûndur 20 ÇifUik Hâsıl Nı-- Müsellem nıak 5 7 5 S 4 6 6 6 8 S Vii- Mii- Mııliiisüil Malûl bÎTâ- üer.Diğtr Münk' Gâib Muh. 123 7-:- _ • _. 3 . . . 5 6 7 3 1 1 1 1 1 1 1 9 Kayıeık 4 5 44 • 2 4 5 6 2 3 4 - - - - 6-Köy. ... ... ....:.-:-L 145 .SKı 7 10 ne - 1 1 6 9 5 7 S 7 9 9 6 5 1 1 1 1 1 1 1 1 2 1 1 1 1 - - - - 1 1 - 1 1 1 1 1 1 5 4 8 7 7 5 5 5 8 6 1 1 1 2 1 7 1 - - - - 9 9 8 6 6 7 10 7 2 1 1 1 1 - 1 1 1 1 1 - 150 20". Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Çukurviran Çorumpınar Dumlupınar Gögüoğlu Bâlibeg Güçlü Hüseyin Dursun Çubuğa Gazi Elvan Bekû" Fakih . 0 .-...

•-.aa.bi'iı ger İskan Yeri Çiftlik d iûl l>îv Mu Sn s h.55âNAHIVE-İBANAZ Kuzviran Gökkaya Çukurviran Çoruinpmar Doğan Barınak llyas Gögüoğlu Bâlibe» Güçlü Hüseyin Dursun* Çubuğa Yolma Boladoğlu Harman A1İ Gazi Elvan Bekir Fakih 13:Çittak. Gâib Atik Mîiı-dc Atik Cedit! 4 4 4 6 1 3 2 3 4 4 1 FCâfîrviranı 3öçürdük Saraca Alımed Nuh Yurtbeiit •Cücük Yusuf Bıyık oğlu Çakır 11 Hasan ümür İSO 100 150 150 250 110 160 350 190 150 250 270 22(1 281) 26 22 İS 17 21 14 20 1 1 1 1 1 ] 1 12 11+2* >i+4 6+1 5+1 10 5 13 - 9 9 S 9 8 6 1 T - 1 - - - - 1 4 5 . : . :>44 • _ : • : • : • .- Dumlupınar • " • • : : 6 6 4 4 9 6 3 7 6 .• .:: 1 1 1 I i 1 - 5 5 3 3 5 3 7 - : ...-..Turan Gökçe NAHİYE! ULUGOBEK Dutluca Emckse Sivâsî Yunus Çubuğa Bıvıklu Cinmloöhı 100 100 100 250 7 6 8 6 1 1 1 1 6 5 6 .....5İ. .: : • : : > : « : : .s 146 .> * 1 _ _ - _ 2 4 3 9 _ îffcaiftUfc. • : : : - - - - - - - - - - - - - - - - - - 1 2 1 2 3 - 1 3 - - - - Kayıcık 1 - 5 - - - - - - - - - - - 9 : 4 • •6 Köy. • • • • : :.. : • ••••• TI T BOA.TD-103'E GÖRE 1S2O'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİVE-İUŞAK Hâsıl nilm f'cıv» selküt! mali Bettor- Mfl.: • : .

l&.) 150 300 281) 350 300 370 430 ıe 13 12 T") 1 1 7 .580 500 2K0 1 Jv>! 1 14 20 18 13 1 I 1 i 1 9 10 S 7 4 9 7+2 8+1 HH-I - - - - - 1 4 4 6 4 1 S 2 7 .ı 8 7 5+1 11 + 2 12+2 10+2 H+-İ •) 1 1 2 2 - - 1 1 ] 1 3 9 S 1 5 4 1 1 1 1 1 1 5 7 - 3 4 .İ NAHÎYE-TBANAZ Kuzviran Gökkaya Çukur viran Çoru rapınar Durulup ınar Kayıcık 6 Köy Doğan Barınak İlyas Göğü oğlu Bâlibeji Güçlü Hüseyin Dursun G3zi lîlvan « Çildik 150 190 180 20'.4 yo • • 350 mı .İ2J . \ 7 <ı() • ı su • 10 Köy...1 2 330 100 15') 1 -45() 200 2'JO 22 23 25 17 15ü 7 10 10 6 57 ... .180 500 425 55(! 17 17 24 27 4'JIS I 1 1 1 5 - - 1 İd - 10 16S 13+2 1*5 .1 10 IS 9 22+3 27+5 8+1 13+] 1S+4 13+1 6 1 7 5 7 200 1 1 Yavi 200 no 100 Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlanbegi soo 1Ü0 54 22 25 36 30 1 1 1 1 17 19 12 10 13 14 1 1 - - 2 4 4 S 9 6 7 8 2 11 3 - 520 450 1 1 4 147 ..1 1 23 ''• 10 •u 1 1 1 - 1 6 ?A 3 Koy 5 2Î. 5 6+1 9+1 1 2 1 - - 1 ^ 4 1 4 - 3 6 2sn 30(1 1 - 4 10 250 550 154 60 ıı 4. ... Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Göçeri Cmlhisar A.£U$k...vşar Yurlbe^i Kürt 3alıalam Yiıreairun 5:ıray Yenice.S 6 1 4 ..XV-XVI.1 S 2 7 3 8 44 2 + 11 5 • S NAHIYE-I YAVl Ya^lupmar Süleyman şah Mûsâoğlu Gtizeloğlu ve Göçbejîi Çullu Tipi narı 600 400 100 700 450 170 550 220 800 500 170 IÖ0 23 23 31 24 44 1 1 1 10 15 12 13 3+3 (1 ! 1 1 - 1 1 6 . düğüncü oğlu Cavacık Kara Halil Yayla Yurlbcgi İürt Süleyman Cara Bavezid Sâhib İVUlunaılbegoğlu San. ıs - 4 NAHIYE-I ULUGOBEK Dutluca Emekse Dünıerck Yunus Çubuğa Bıyık! u Kara Yahşi CmtMİojUıı S OKl'k 300 350 250 430 1150 1...u:a kavak İSO 300 400 250 350 450 390 35(1 350 600 31 19 27 13 36 27 28 1 1 1 1 1 1 1 13 7 >) 10 13 9 ı > 7 9 11 15 '3+2 12+4 -j 2 - - - 1 1 - 4 4 3 7 9 3 300 200 20+1 15+2 14+?. .. +23.

" 5 2 1 ...Turan Gökçe Eİacı Müsleeab Yayaoğlu Kmgi ve Kazancı Mahmııd rlurşid ve Gökçe Murad Gedik T Köy [7Çıftiîk 250 700 200 300 90 4.- Nuh Yunbesi Küçük Yusuf Bıvık oplıı Çakır İl Masan imiir Yenice Düğüncü oğlu Kavatık Kara Halil Yunhegi Yayla Kürt Süleyman Kara Bayezid Sim 170 150 150 110 160 150 300 400 300 250 200 300 250 130 250 250 270 22! 27 16 İS 26 10 14 25 1 1 1 1 1 1 15 7 7 8 7 7 15 2 2 - 1 1 3 1 .» ' -465 .. 0 61 *+.•.. .+23 . ..1 !4 s 1 5 - 3 6 5 7 3 1 - 2 1 - 1 - 2 2 4 y 4 2 10 1 280 250 i 1 K 9 14 - 350 390 350 350 600 380 50(1 425 550 .iş ..•.vşar Yurtbegi Kürt 3a halanı Yiretiiren 5arn v İ O : .. 2 u • 13 .=mücerred BOA. 550 154 600 11 28 70 27 19 26 34 2 fi 1 1 1 1 1 13 14 10 17 34 12 10 14 1 I 2 1 • - 9 3S 13 8 M İ fi 11 - 1 1 2 1 .TD-242'YE GÖRE 1545'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK HıMa101 Muti ân e K J I ' J Q Ahmed 150 100 350 3:i 1 ]•> IV IIİİsıİ İskan Yeri ÇifÜik nüm Nı.. .- Mli- YıLma!< Nâ- VI.ı 11 û 3 - 1 - Kâlirvİranı Göçütdük 3 üçeri Kızılhisar A. fi 5LI l'J 1 1 12 17 196 14+] 23+5 1 2 - - 1 4 46 46"' 2 10 14 210 .21 2 • 5 5 7 11 3 4 4 10 - - - I 2 1 s 1 .- NAHIYE-I ULUGOBEK Dutluca Eraeksc Yunus Çubuğa Bıyık] ıı 300 300 250 350 350 3S0 10 İS 11 1 6 3 6 1 1 - 4 2 3 - 1 1 10 S 2 1 . .1 6 7 1 13 12 5 ') <) ••yi-* 5 3 .•-.•S7İ stl- r e si de h a s - ^C M (irde Atik reci id Alık Codid ı. 25 30 1 1 1 Nlilımaıibeg-oğlu Sum fa kavuk m-ÇİTtUb: : .K ö y :•:-.*.-93. .:23ü.4i>0 350 43 28 1 1 22 10 17+1 13+3 2 - 1 - s 4 13 8 500 450 İSO 5.. ^ - .1 1 7 148 ..•2-:.•.

JJÇiiilik 430 160 500 2H0 20 22 ::-. 1 7 O W i k •. • . m 7 .' 71 26 3 3D H~ NAH1YE-IYAVI Yağlupınar Sü ley mandal) Mûsâoğlu Gö/. 1 1 12 15 •.-... Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilât) Kanı Yahşi Cıııgıloğlu . 11 1 1 1 1 1 8 4 S 2 2 41 128 n s.-.70 İÜ 1 s 13 S G 1 _"l 200 290 2..-Ş:l.Küy..7.•. .1 2 1 1 3 I 1 1 1 2 7 1 ! 3 4 6 5 S 170 550 220 31 33 72 62 46 \\) 1 1 1 1 1 1 1 1 I 2 1 12 39 34 24 S 23 l'J 18 7 ! 2 1 2 1 4 1 S 13 son 50 U 7 17 S 10 5 7 3 170 ICO 450 Yavİ 51 41 36 26 25 21 15 14 2 2 - - 1 8 'î 1 6 .20 1 1 - - 5 7 Dinilerek 3 Köy....49 ...1 250 500 17 12 1 " 5 24 4S 1 1 15 29 5 14 1 3 3 - 3 2 3 fi 5 7 12 527 M i J8 7S 120 1. 27 NAHİYE-İ BANAZ Kuzviraıı Gökkaya Çukurviran Çonımpmar Dumlupıııar Dursun Doğan Barnıak İİyas Göğü oğlu Bâlilıcjî GLIÇİU Hüseyin 150 190 İSO 300 2S0 11 11 B 23 26 1 1 6 2 3 8 2 1 1 4 - 3 8 7 :ı 4 5 2 2 3 350 300 370 •460 1 1 1 \T~ 7 11 200 270 3 d 11 3 1 9 - m - - - 8 3 1 i .Siv- ri 4 ..eloğlu Çullu Itpınarı Bscıılî Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlaııboei Hacı Müsticah Yayaoğlu Emgi ve Kazancı Malınıud Ilurşid ve Gökco Murad Gedik L.1 111 Gazi Ka vıcık 6 Köy Elvan SÇitllık " 460 100 150 1.. fi A 40 300 450 180 60li 400 !0[i 700 130 12(1 fiOO 100 100 500 200 70(1 700 400 17 21 I 1 11 15 20 19 30 27 İS y .XV-XV1. 1.

i'ivnîüîdf iî! s. '••MŞ9y.27.. 245' NAHIYE-IULUGOBEK Tutluca Emck..sc Dümerek Yunus Çubuğa Bıvıklu Kara Yahşi Cıngıloğlıı 150 150 150 150 150 200 200 200 200 200 S 11 10 15 12 1 1 1 1 1 7 10 7 11 11 •?Mk 2 3 - - - 4 3 7 7 10 2 14 6 10 12 1 2 iÜ-::...1 Göçür dük 3öçeri ECızılhİsar Avşar Yurtlıegi Kürt Bal lalanı Yirepiien Saray 10 Köy 200 550 250 220 250 250 200 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 18 1 - 1 1 1 •) 5 7 2 9 10 1 3 3 4 4 10 6 7 5 8 4 - 4 19 9 11 10+1 - 1 - - 52 26 20 17 18 18 335 10 12 40 13 11 11 11 11 222 - - 6 4 1 1 1 1 - 6 6 Ü4+İ 1 - - - 5 1 7 15 23 16 ?.s.11 11 11 1 1 1 13 10 7 7 18 7 7 11 12 11 - - 4 - 1 - - I 1 - 10 14 10 11 12 5 8 15 9 18 4 17 29 1. . M*.: NAHIYE-I BANAZ Kuzvicaiı Gokkaya Çukur viran Çoru m pınar Dumlupınar Doğan Bamıak Ilyas Gögîioğlıı BSlibeg Güçlü Hüseyin Durdun 150 150 150 150 150 150 200 200 200 200 200 200 14 7 17 \3 19 10 1 1 1 1 1 1 9 6 10 9 12 '1 4 3 - 6 6 1 1 - 5 2 2 j 4 7 3 15 .Ma.) W) 4. ıı e Gâıb Mürtie Atik.Mıı.'. im.><jki Aiik Cttlkl 3 6 - •tanıca Ahmet! Kâfîrvİranı Nuh Yurtbegi Küçük Yusuf 3ıvık oğlu Çakır it Hasan ümür Y I nice L)Ü göncü oğlu i^avacık Kara Halil Yurtbegi Yavla K.TD-328'E GÖRE 1560'DA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK DRııüm [•lâ-ul Vffcn'iı İskitn Yeri Çiftlik Müwlk'm Yumak Nâ.2K0 s 17 - Ur.1 6 7 150 .ün Süleyman Kara Bayezid Sâsa Milimadbcgoğlıı Sarucakuvak İS Çiftlik 150 100 150 150 250 110 150 150 150 150 150 150 450 150 150 150 100 150 350 190 200 7 350 220 200 250 200 200 200 14 Iö S 10 19 9 9 16 19 . .Turan Gökçe V BOA. .jt-iid er lûl Vtulı sıl l>î.

. NAHIYE-IYAVİ Yağlupınar Süleymanşah MCısâoglu Güzeloglu Çullu Tipi narı Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan OglanbeRİ Hacı Mîisleoalı Yayaoğlu Eragi ve Kazancı Mahnıud Hurşid ve Gökçe Murad Gedik 1 .. : ..Yditl Atik i') - fCâfırviranı Göçürdük 100 150 150 150 110 150 150 150 iyo 200 250 350 220 200 200 200 ıs 2(5 15 17 1 1 14 14 3 - 10+1* 5 3+1 10 1 - 1 1 Kızı İh isar Enıür 3ügü neti oğlu üavacık 34 { .1.1(1 200 150 100 300 220 200 170 200 220 S00 200 15 13 14 22 32 42 1 1 1 1 1 1 1 10 12 11 13 24 4 1 - - - - - - - s 7 7 S 7 2 A M 1" 11 IX 1 - 2 2 1 1 - 3 4 12 4 19 14 7 49 2 1 - 17 S İd 170 400 22 20 21 1 ] 2 1 1 - 150 250 150 200 150 200 15 21 1 1 9 13 11 s '1 2 - 4 17 12 27 28 7 2S 11 15 7 13 1 1 150 200 2..11. 9 26 27 1 1 9 11 23 7 7 - - 14 10 11 12 13 3 4 - 1 - 1 1 1 24 21 1 4 1 1 - - . Nâ..7 . - .3.'İ.MitYamak resitk' İİISSll İtil CIHİ «e er Muiı Gûil) Mttrdt Div ı-ııc i ara ta Ahmed Kııh YurtbcgL Küçük Yusuf 3ıyik oğlu Çakır İt HîiNan 150 35U Atik .HI 200 300 .1 S 2 10 9 18 151 .7-6 17.TD-511'E GÖRE 1571'0E UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-FUŞAK Dünüm Hâsı! Nı-ftTlMl MiiSPI- Iskan Veri çiftlik k'in.Köy • 17. : • % • . Yiizyıllaıria Uşak Kazcisı Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Kıı vıcık 6 Köy .. 61.XV-XVI.QAUk 150 150 100 150 1. Gazi Elvan Ş Çiftlik 100 15(1 200 2 0 fi 23 1 1 13 8 7 2 - 1 12 • HfS - 7 12 8 S .Î0 20 1 1 13 35 27 2:y 6 6 67 ! 2 3 7 KİK 11 26 14 i 4 !8 W BOA.

10 Köy.v-jar Yurihegi Kürt Baha lam Yiro.V+5:.Turan Gökçe Göçeri A.1.avn.11 1 3 73 . 150 150 150 450 150 150 150 !00 151} 250 200 200 550 250 220 250 250 200 -i.1li 200 200 200 200 200 2(10 10 17 28 İS 200 290 33 12 21 12 15i 1 1 1 1 1 1 I 1 9 11 20 13 14 11 16 11 Î'D 5 7 4 12+1 - - - - 4 7 .ik 6Kn\ Doğan Yarık İlyas Göğü oğlu Bâlibei! Güçlü Hüseyin Dursun Gfızî Elvan 8 Çiftlik 150 150 150 150 150 150 100 150 1. Kara Halil Yurıbcjy Yayla Kürt Süleyman Kant Bayezki Sâhib Mİlunadlıegoğlu S anıca kavak IS.VU 1. :.:: 1 •4 NÂHİYE-İ ULÜGÖBEK Dutluca Enıekse Dümeıek :3"Küy Yunus Çubuğa Bıvıklu Kara Yalısı Cıngıloğlu f> ciniifc 15(1 150 150 150 150 20Û 200 200 200 200 l.1 15 :ı A - 5 - 7 12 61 4 4 7 1 1 S 23 NAHIYE-I YAVI Yağlupmar Sülevmanşah M üs â oğlu Yörükoğlu Çullu İtpınarı IİSNM1İİ 15n 150 100 150 130 20U Yavi Kirlü Halil Kırık Masan Oğlan Lıegi Hacı Müstecab 15ü 100 300 150 500 220 200 170 200 220 300 200 170 400 200 500 IS İS 23 27 34 5'J 30 17 51 23 29 1 1 1 I 1 1 1 1 1 ! 1 14 13 15 15 22 37 19 11 32 Ifi 20 3 4 fi+l 10+1 - - - - - 2 [g+i - 10 1 5 18 6 6 - 12 4 19 14 47 27 2S 7 28 22 15 1 2 1 S 13 6 7 3 7 S 152 . 5 Sı) 24 18 IS 69 48 36 29 31 3S I 1 1 1 1 1 1 1 I İM 14 12 15 41 19 15 21 17 19 8+1 - 4 25+1 1 1 - :«ı 20 1 - 1 - - - 7 13 lû+1 - - 15 4 17 27 13 7 15 23 15 242 4 2 12 S .l - - - - 1 1 - 2 14 0 10 12 44 4 3 3 m NAHIYE-I BANAZ Kuzviran Cîökkaya Çukurviran Çoru m pınar Dumktpmar Is.(4.niren Saray Yenice.f'.:.IO S 15 14 25 29 üt 1 1 1 1 1 5 7 10 12 12 13 5') 4 1 12 9+1 2ft.

.::.-102..1 - 11 - 17 12 S 14 - 1 3 İD 4J&J . • - 1 6 7 5 4 6 23 23 11 10 H 12 - 3 1 • 1 1 1 1 1 1 1 1 1 - 1 1 4 1 1 2 12 . .Cİfllİt. lS.I» Yeri Çifllik Dünüm na«ı [öven Mil3Cİ- Yumak loııı Moreşide ıaSsıl S: MaIEll Divâne )t-rh Dicıvd ğer Muh Câi lı Mik l.SKO 4 3'. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Yayaoğlu Emgi vo Kazancı Mahmud Ihırşkl ve üökce Muratl Gedik Gökçe Munul 1 Köy 17 Çiftlik 150 2U0 17 1 11 - - İS 3 1511 200 220 31lf) 33 4'J 26 454 1 1 15 26 21 2S7 17 2Ü* 2.. - - - il 29 5 7 - 5f":0 'Î..XV-XVI.Vıhıl Miinle A ilk Cedld . 150 İ00 350 190 200 250 350 250 25(ı 2H0 200 200 200 550 250 220 250 250 200 25 28 1 1 1 1 1 1 1 1 ] 13 13 11 12 10 9 ') 13 21 20 1! 12 41 21 13 14 13 15 11 12 S 5 10 3 - - 2 150 İSO 17 İS 3 3 4 2 4 16 7 7 9 6 5 8 9 10 7 7 21 11 250 110 150 150 i 50 150 150 150 400 150 150 !50 100 15D 32 11 11 20 32 26 17 20 66 49 25 26 26 31 1 1 - 1 .!'i 1 J .:•••.TD-589'A GÖRE 1580'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İUŞAK TS1I.ıs 230 . 4 61 190 NAHIYE-IULUGOBEK Dul kıça Emekse Yunus Çuhuğa Bıvıklıı 150 150 150 200 200 200 14 16 İ4 1 1 1 11 14 13 2 1 - - - • - 4 4 - - - - 7 4 - - 153 .. .480.ei GöçÜRİük £üçiik Yusuf Bıyık oğlu Çakır İl Hasan îmiir Göçeri Kızılhisar 'Vvşar Yurt beni <ün 3alıal.mı Y ire ı. Yenice D ü ş ü n t ü oğlu Kavacik Kara Halil Yuıılıeııi Yayla Kün Süleyman Kara Bayezid Sahih Mihmadlıegoğkı SariK-akavak . i ren Mirav 10'Köy •."1 daraca Ahmeıl Câ lir viranı Suh Yunbe.-T :..- ıs Mi +7 1 2 71 - vn BOA.

148 s 99 . .. 150 150 150 150 150 150 100 150 1211 t .Turan Gökçe 1 Kara Yahşi \ D\m>a-*V \ 150 ISO 200 200 1.l3 -\ Ki 5 3kuj 5 Çildik 750 5 (')? 16 1 NAHİYE-IBANAZ Kuzvirau Gokkaya Çukur vi [an Çorumpınar Dumlupınar Doğan Bamıak Ilyas Göğü oğlu Bâlibcf! Güçlü Hüseyin Dursun Gazi Blvaıı Bekir İçkili •Q .270 200 200 200 200 ıs 21 200 200 200 290 2 UD 15 14 23 15 25 17 19 1 1 1 1 1 1 ! 1 1 16 14 12 10 11 12 14 10 12 1 . 490..: .too 2..1 1 4 7 2 1 4 4 7 7 2 3 - - - 10 2 9 4 l'l 1 1 2 - 5 S S n - Kayıcık •A.Çiftlik:. 20 /. 154 .4Ş' 1 -ö-Köy. • - . ---- •: : - NAHİYE-IYAVI Yağlıı pınar Sülevmanşah Mûsâoğlu Güz el oğlu ÇUÜLI 150 150 100 Yavi Tip man Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlan begi Hacı Miistcoab Yayaoğlıı Emgi ve Kazancı Mhhmucl THırşid ve Gökcc Murad Cietîik Cîökcc Murad 17 Çiftlik 150 130 200 150 100 300 150 250 150 220 200 170 200 220 800 25 20 24 28 Sİ 1 1 1 1 1 ] 200 170 400 62 34 19 36 1 1 1 1 1 1 16 12 lû 15 47 37 23 12 33 17 24 12 8 7 7 11 33 24 10 4 2 4 10 - - - - - 1 I 5 3 5 6 1 3 4 e n 13 20 10 4 17 7 4 5 1 2 - ^ 200 250 200 22 35 21 r > a :ı 150 200 220 3Û0 500 22 45 15 •im 1 1 1 15 15 31 13 323 6 - - - - 5 7 11 12 S .fı3ü 13 1 14K "1 K ö y • • • - - •58. 39.00 fi 22 24 'Ki I 1 13 7 6 1 1 i - .

200 9 1. • .s-.984 3. : : • .215 1 1 1 1 .::::: İskân Yeri Çirilik Ditnllm Hâsıl . i ^ihmiidbegoğlu Iacı Müstecab ip inan Yağlupıtıarı Güzeloçlıı OğlaııLıegi lurşid ve Gökçe Muratl 150 100 250 150 150 150 150 150 100 100 300 200 200 150 150 150 400 150 150 110 250 150 100 150 150 80 100 150 300 :o4 150 150 2. .ii'ik Hasan Gedik Çullu Vayaoğlu Emgi ve Kırağı Mahmud Bsenli - 30 30 58 15 n s - - - - - - Saray Vurbepi Yircgiren Göçünlük Küıt Câfırvıranı barlık "jökceüzü <iKilKis.200 13-.400 3.yyulŞeril' şevh 1 1 1 2 i 1 2 3 1 1 2 1 İl* )ÎV.Mıı.Ş Köy 5.500 20.5S..100 3.ö 18 21 2U 25 .-283 ıs. 2.832 42 3.000 . 155 .39.406 3. :o 1.132 2.7 . : : • : .'sipahi rwl zade naııı İ1HSsil e vs.327 11 J 2.332 26 4.700 2.656 2..38-1 3. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı TKGM.KKA.933 3.020 16 615 • a 3.299 2.600 7 2.533 4. 21 • 11 13 18 20 8 4 11 4 15 4 25 16 26 8 19 17 37 9 4 7 7 4 19 S 6 7 17 15 9 13 9 6 10 12 27 5 11 8 12 10 12 5 3 12 30 4 7 9 18 11 2 2 5 2 16 5 3 6 10 3 S 5 4 1 1 1 - • - 2 2 1 - - 2 1 1 1 2 2 2 1 1 i 1 2 1 1 3 2 4 1 - Yavı Sükvmaıışalı vlösâoğlu Zirlü Halil s. Diğer Yol he JI i Saray Yol be I.380 6.'J98 2.")1İ Scııııâk MÜ ÜT İ. .-.&&.000 1.ır jüçcrı Siirueakavak Yayla 3 asa imür l Hasan 3ıvıkoglu Çakır <üçük Yusuf <ürl Sük'yınai] N'uh Türbesi Kanıcaahıned Aslılıatı Beşiroğlu 3ügimaloğlu kavacık Yenice Karabayeziıî Kanı l-Iiilil 34-Çîölik 3.28' 20 [0 21 "14 - - - - - 3 âlî al anı - - 1 - Î.000 •10 1.T - 1 - - - - - - - - - t î 650 715 7K) 650 3.XV-XVI. • vin : \ Mu-U'ıl So.600 17 3.244.516 19 24 31 5İ J.TD-158'E GÖRE UŞAK KAZASI MENSÛH MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ . 83.

440 2.::Kaz3':!röjİ!iL:': Barmak îlvas Güçlü Hüseyin Dursun Doğan GÛ2Î Elvan Balibe.664 1.79S 2.506 2.719 ı i7.1.i'.600 19.059 2.150 2.60O 2.: • 21 " 6 .n CuîRİioğlıı 8 Çiftlik 150 150 150 150 100 150 150 150 1.Köy U.3.Turan Gökçe ULUGOBEK Dutluca üıııekstı Dü inere k Yunus pulluya Bıvıklu Cıngıloğlıı Kara Yahşi SÇİIdik i 50 150 150 159 150 759 2 3 2 3 194 100 yııo 4110 14 14 14 12 9 9 8 II) 4fc 2 4 4 4 !9 - - - 2 T5M m 15 7(3 1 4 ! 5 1 2 Î. • • 1 J 158 . 1419 17 8 • 15! P I? 2 10 9 S 9 6 12 60 5•5 5 3 1 4 < ) 2 2 2 'S - - - - - - - - - 2 2 - - - - - - 3 1 ] 2 I - 1 ! 4 / .'M4 1 3 BANAZ Gokkaya Duınlııpuiür Kuz vira ıı Kavıcık HcıtZLim|jjjıai Çukurviran (5 -Köy .452 2.

XV-XVL Yüzyıltanîa b'şak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı \ XV-XVI.* ^ r . 1 : 5 M I H C IM1 157 . YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE VE MÜSELLEM KÖYLERİ İŞARETLER © Pıyaüe NJ/uveMo-kf ı Q] Müsdluııı Nalım1 Merkep • PıvJüe Kdyu • Müwltem Kovu .\|cırsu!ıır t N ÖLÇEK .

onunla beraber 1741 senesinde. "Djamklı Hadjdji Ali Pasclıa" E12. Daha sonra Kırım Seraskerliğine getirilmesi Aynı bölgede bulunan Çapan Oğhı Mustafa Bey"in de kıskaçlığına sebep oldu. 145. Tarih-i Cevdet. Yay. Özcan Meri. Bu sebepler ile. Hacı Ali Paşa'nın Kırım seferine çıkması ve oradan eli boş dönmesi. İstanbul 1978» s. ss 159-182. Caniklioğulları ile Çapanoğullan arasında vuku bulan bu kavgalar sürecinde devlet.\ soıua. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü.m. C.g. a. Daha sonra Canik tarafına gelmiştir. devleti hoşnut etmemişti. yazdığı mektuplarında kendi kabahatlerini kapatmaya matuf ifadeler kullanması da merkezi idareyi rahatsız etmiş idi. Ahmed Cevdet.m. Babasının bölgede yapuğı zulümier yüzünden. E. Bemard Levis. 548. CAJNÎK MUHASSILI VEZİR ELHAC ALİ PAŞA'NIN 1779 TARİHLİ MUHALLEFÂT DEFTERLERİ Cahit TELCİ* Canik ınuhassıh Ali Paşa1. 151. derya mevsimi geçtikten sonra Kırım tarafına gidip başarı sağlayamadan eli boğ döndüğü. III.TDl'. Dr. 151-İ54. on sekiz yaşındaki oğlu Mikdad'a da aynı rütbe verildiği gibi. Eylül 177ıJ"da İstanbul'dan Çapanoğlu Mustafa Bey'e gönderilen bir fermanda. tekrar Canik'e dönmüştür. vezirlik rütbesi ihsan olunmuştur. s. C. II. hâkim oldukları coğrafyaya bir anlamda sıkıştırılmışlar idi. . ve ayrıca yazdığı birçok mektupta başarısızlığım gizlemeğe gayret maksadıyla tahammül edilemeyecek sözler söylemekte olduğu ve Çapanoğullannı rakib kabul ederek ya Çapanoğlunu idam edersiniz ya da ben fecrine gidip izale ederim dediğinden bahisle. Ahmed Vasıf Efendi. kendisinin Kırım seraskeri tayin edildiği fakal O. 1768'de Osmanlı Rus harbine katılmış ve 1769 senesinde Hotin tarafına gönderilmiştir. 1772 senesinde Amasya sancağı kendisine malikâne olarak verilen Ali PaşaTya. Ankara'ya sürtümüş. s. Zaten o tarihe kadar Caııikli Hacı Ali Paşa ailesine bölgede verilen görevler ile. Dersaadet 1309.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. ÎA. Bir de üstüne Ali Paşa'nın. Sicill-i üsınânî. Ü. Dcrgâh-ı Ali kapucı başı hır mdan Fatsalı Ahmed Ağa'nın oğlu olarak 113? (1720-21) senesinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Mehmed Süreyya. 548.. s. Çapanoğulları tarafında yer almıştır.. Özcan Mert "Caııikli ilacı Ali Paşa Ailesi'. C. Mücteba İlgürel. 277. V"H% d<s babasmuA &timûmd<M. Dersaadet 1309. Çapan oğullan. kendisine vezârel ihsan olunduğu ve şimdiye kadar hiç kimse için uygulanmadığı halde. Hacı Ali Paşa'dan din ve devlete bir fayda olur niyetiyle. VE. Mehtısinii'l-âsâr ve Hahâikil'l-Ahbâr. izmir 2000.

İA .IL S. Daha sonra afv edilerek yeniden vezâret payesi verilen Ali Paşa. Müsadere işlemi. Yine hemen aynı dönemin bir ıslahatçısı olan Penah Efendi de "Nizam her ne güne olur ise kati ve nefy ve müsadere İle mutlak olmaz san 'at ile olur" demek suretiyle bu uygulamayı kınar. VHI. Ancak bu işlem XVHX Yüzyılla beraber. s. 15 Şaban 1199 ( 23 Haziran 1785 ) tarihinde Erzurum'da ölmüş ve orada defn edilmiştir15. Muhallefât ve Müsadere: Osmanlı yönetimi başından beri muhtelif sebeplerle devlet yönetiminden uzaklaştırılan ldşilcrin geride bıraktıklan menkul ve gayrı menkullerini zaptetmekte idi. maliyede meydana gelen sıkıntılara da bir çare olarak addedilmiştir. D'Ohsson. Kdremid ayanı Mürid-zâde Mehmet! Ağa'nm.S. Hacı Ali Paşa'nın asıl kuvvetleri Mustafa Bey'in askerlerinden fazla olduğu halde O. 659-673.Cahil Telci bu asinin yakalanarak idam olması ve başının İstanbul'a gönderilmesi Mustafa Bey'den 3 islenmektedir .37. Hacı Ali Paşa'nm az miktardaki öncü kuvvellcriıü bozmuştur.223. Kitabın bu çevirisi hakkındaki tenkiti için.49697. XXXVIII /15Ü. 278. Hafız Hüseyin Ayvansaratî. sfıistimîU edilmiştir'" ifadesiyle anlatır bkz: " Müsadere'' İslam Ansiklopedisi.MD. Muhallcfâlın kaydedildiği mufassal 3 4 5 6 7 8 BOA. 162. Türklerin şeîıîr dışında büyük yazlık malikâneler yapmıyor olduklarını ifade ederken bunun sebebini kişinin zenginliğinin ortaya yıkması tehlikesi olarak ifade eder. zerre kadar kabahati yok iken sadece " servet-i bisyârına tama" en şehid" edilerek muhalleîatmm aimmasmı tenkid eder (s. Yüzyıl Türkiye. s.V. Cavid Baysan. C. Zerinin Yüksel (ty). Bunun üzerine Mustafa Bey birkaç bin kişilik kuvvetle hareket ederek Bafra tarafına yönelmiş. yüzyıl müsadere işlemini "hazine müzayakasına karşı. Vâsıf. îsmail Hakkı Uzunçarşıh "Çaptın Oğulları" TTICBelleten.sinde Örf ve Adetler.D. Aziz Berktir "Mora ihtilali Tarihçesi veya Penah Elendi Mecmuası 1769'" Tarih Vesikaları.158: Aşağıda 10 numaralı dipnotla gösterilen eserinde Ata. yerli rayiçten satılması istenilenler işaretlenir. Daha sonra bu defterler merkeze getirilerek. Böylece.m. 18. Vefâyât-ı Selâtin ve Meşâhir-i Rical Haz. yanma maiyeti ve 4 hazinelerinin bir kısım ile oğlu Battal Hüseyin'i de alarak Kının tarafına firar etmiştir .x.1X. 157. Mahallinde satılan eşya ve satış fi atları daha sonra ayrıca bir deftere kaydedilir ve yine İstanbul'a gönderilerek hazineye giren ya da İstanbul'da satılanlar da ayrıca defterlere kaydedilirlerdi. 8. s. çcv. mâlî bir Icdbir İmline getirilmek sureti ile.204) 16Û . Bunun üzerine devlet firarilerin unvanlarını geri alarak mallarını da müsadere etmiş idi". Fahri Çetin Derin. Keınel Beydilli 'İgnatius Mouradgea D1 Ohsson" T. İstanbul 1978. servetine el koyabilmek maksadıyla adı zengine çıkmış bazı kişiler7 muhtelif sebeplerle devlet yönetiminden uzaklaştırılarak cezalandırılmakta ve mallarına da el konulmakta idi*. İstanbul'a getirilmesi istenilen eşya ile mahallinde.3. muhallefâtı zabtedilecek olan kişinin emval ve eşyası ile alacakları ve borçlarının görevlendirilen memurlar vasıtasıyla mahallinde sayılarak defterlere geçirilmesi işlemi ile başlamaktadır. muharebeye girişmemiş ve Bafra'daki kendi konağını yakmış. XVTIT.

Dersaadcl 1293 Muharrem/1291 K.Oğlu Hüseyin. Tarih-iAta. bizim burada bahsedeceğimiz Ali Paşa ile aynı bölgeye. Cahit Telci *' Aydın Muhassılı Abdullah Paşa ve 1148/1735 Senesinde Zabt Edilen Muhallefât]" Tarih İncelemeleri Dergisi XVI ( Baskıda ). bazı malların kendi zimmetinde kaldığı durumlar da ortaya çıkmakta idi. 12 Defterin ikinci sureti BOA. D. Malımud devrinde yasaklanan müsadere. 13) '' Muhallefât ve müsadere işleminin tatbikatında dikkat çeken hususları ve bir muhali e taun miri için zabt edilmesi sürecini. D. muhaliefatı zabt ile görevlendirilen kişinin.BŞMMHF.12.Cam'kMııhassüt Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli hfııhallefât Defterleri deflerler ile bu füruht defterlerindeki mallar ve de şayet.BŞMMHF. emvali de mirî tarafından zabt edilmiştir. Bunun dışında D II 1 3 ve D1II14 olarak kısalttığımız iki küçük defler daha bulunmaktadır. onların teslim senedi erinin biri biriyle denk olması.4932 numarada bulunmaktadır. Neüccde: II. hesap olunduğu zaman mufassal muhallefât defleri ile füruht defterleri ve senedlcrinin toplamının denk çıkması. paşaya ait. devrin kaynaklarında yansımasına dair örnekler için. Ali Paşanın kendi konağını yakarak kaçması ile muhallefât m zabt edilmesi arasında geçen zaman içerisinde halk. Bazı muhali el at tamı zabtının. Ali Paşa'nın Muhalld'âtı Ali Paşa'nm 1779 senesinde Kırım tarafına kaçmasından sonra. üç suret halinde hazırlandığı ifade edilmektedir ki biz iki surelini tesbit edebildik12. mahallinde bir devlet görevlisine verilen unsurlar varsa. Muhallefât m zabtı ile görevlendirilen kişiler (memur-1 zabl-ı emval) dergâlı-ı âli kapucıbaşısı Mehmed ile kâtib Abdi Efendi'dir15.. 161 . D. Çapanoğlu Mustafa Bey'in de bu müsadere işleminde görev aldıklarını anlıyoruz. Müsadere usulünün devrin kaynaklarında zaman zaman şiddetle tenkid edildiğini görmekteyiz". Metinden ve aşağıda verdiğimiz tablolardan da anlaşılacağı üzere.1.. 14 BOA. 13694. bizim D 1 olarak kısalttığımız defter içermektedir11. 41-78. 13 BOA.3.BŞMMHF. işlemin önemli noktalarından idi. C. 10 Tuyyar-zâde Mehmed Ata. ve muhtemelen önemli bir kısmını da beraberinde götürmüştür. Müsadere Olayı ve Terekenin İncelenmesi" TTK. ıra. Bizim tcsbil edebildiğimiz kadarıyla toplam üç defter halinde müsadere edilen muhalleıatın büyük kısmını. yangından kalanlar da zabt edilmiştir (D I.BŞMA932. Belleten. ı | BOA. S. D. 13693. 13695. özellikle hayvanat ve zahirenin önemli bir kısmını yağma hımıştır. Ali Paşa kaçarken konağım yakarak kaçlığı için bu yangın mahalli de ahali yardımıyla kazılarak. Yavuz Cezar " Bir Ayanın Muhallefâtı. Tanzimat Fermanıyla kaldırılmıştır10. Samsun civarına ait başka bir muhallefal örneğinde inceleyen biç çalışma için bk/.BŞM.204. XLI/161. Aynı zamanda. Bu defter üzerinde. devlet tarafından bütün unvan ve dirlikleri geri alınırken. Ancak yukarıda ifade edildiği gibi Ali Paşa kaçarken hazinelerinden bir kısmını. sened almaması/alamaması sebebiyle. s. muhallefâtdan.sâni. muhallelatdan bazı yerlere verdikleri karşılığında. Zaman zaman bu konuda problemlerin ortaya çıktığı. ss. 15 BOAD. Havza ve Köprü Kazalar Ayanı Kör İsmail.

5 tanesi.m. sadece miktar olarak belirtilmiş. defter içerisinde yer alan unsurların miktarına göre inceleyeceğiz. kumaş eşya ve giyecek Muhtelif cins kürkler Saat Kıymetli taşlarla süslü eşya Nargil. altın olarak kaydedilen kalemlerin dışındaki unsurlar." Rakamlar toplandığında 295 . kıymet olarak kaydedilmemiş oldukları için. teşbih.Cahit Telci Muhallfatın büyük bir kısmının İçerisinde yer aldığı defterde. burada da mulıallefâtı. Paşanın serveti diğer malların maddi kıymetleri belli Cahil Telci " a.643 w - Mal ve eşyanın dökümünden de görüleceği üzere deflerde.428 çıkmaktadır. Bu sebeple.g. 16 daha önce başka bir muhallefât ile ilgili çalışmamızda yaptığımız gibi. ancak bazı tahminler yürütülebilir. D I KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ Türü Altın ve akça Mücevher eşya Kumaş. içerisinde muhtelif hayvan've zahirclcriyle beraber sayılan çiftlikler olmak üzere toplam 165 kalem unsur yer almakladır.Bunun sebebi.giıriış) . muhallefâün lamaminm kıymeti konusunda kesin bir şey söyleyebilmek mümkün olmayıp.'' 294. ayna Mutvak eşyası Silah Bayrak-sancak-mehler Kitap At takınılan At Çiftlik Diğerleri TOPLAM Defter içinde kaç kere zikredildiği û 6 51 17 1 3 6 8 13 18 1 9 5 5 16 165 Kıymeti (•. 775 gııruş kıymclindcki kaltak bargirlerini buraya almamamızdır 162 1 .

birer tane. lfı 19 Talimim bedel (gunış) 20 20 5 5 5 15 10 10 20 :.740 1. toplam 27 tane mııhteli f cins kürkünün yer aldığını görüyoruz19.' Türü Kısrak Tay Bargir Merkeb Ester Kara sığır öküz Kara sığır dana Kara sığır inek Camus öküz. Jean Thevenot. Bu servet. kılıç ve hançer. Yine tablodan görüleceği üzere mulallefat içerisinde. Meünde. ÇİFTLİKLERDE MEVCUT CANLI HAYVANLAR VE TAHMİNİ BEDELLERİ "• Aded. "sığır ve kısrak1' olarak kayıtlı bulunup.Catıik Muhassılı Vezir Elhac Ali Paşa'nuı 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri olmamakla beraber. minder. 21 tüfek. XVII. şeşber.840 170 40 20 765 80 8. gaddare. 7 tanesi. Ancak aşağıda görüleceği gibi bu miktar diğer defterde daha fazladır. yastık gibi ev eşyalarım söylemek mümkündür. Kumaş olarak 1 top Trabzon bezi bulunmaktadır. Türklerin kürke olan tutkularından bahisle. devri içerisinde hiç de küçümsenemeyecek bir meblağdır ki müverrih Vasıf da paşanın emvalinin zabtından bahsederken servetiyle ilgili olarak "nüküd-ı bî-hadd ü 18 payân"' tanımlamasını kullanır . bu bile başlı başına bir servet oluşturmaktadır.27S. orta halli olanların bile samur bir kürke sahip olmak İçin seve seve dört veya beş yüz kuruş sarf edebildiklerini söyler. 11 tane Trabzon işi fişeklik.000 kuruş kıymelindedir. 'Tallmırîr Toplam kıymet (Guruş'! 9. 163 . büyük çoğunluğu koyun ve keçi olmak üzere 7. Silahlar beklenilen kadar değildir. bu 7 hayvanm lamamı kısrak olarak kabul edilmiştir. mızrak. Bu yüzyılın genel bir özelliği olarak kürke rağbeti Ali Paşa'da da gömıek mümkündür ki bu defter içerisinde 17 başlık altında. 83. Nuray Yıldız.940 ~~4TP' 92 34 8 4 51 8 874 97 20 Vâsıf S. sadece para olarak. Muhalleiat içerisinde en önemli yekûn kumaş ve kumaştan mamul giyim ve ev eşyalarıdır. Çev. 1655-56 'da Türkiye. Dil deki 6 kürkle beraber toplam 33 kürkü bulunmaktadır. Bunun dışında muhtelif türlerde giyim eşyaları ile seccade. Bu meyanda birer aded topuz. İstanbul 1978. birer tane de pişlov ve piştov kuburu bulunmaktadır. Yüzyılın ikinci yansında Osmanlı ülkesinde seyahat eden Thevenot. yaklaşık 300.550 civarında da canlı hayvan bulunmaktadır ki.020 1. s.

üçte bir artı ilave ederek öküz fiatı ve inek Kalının yarısından az olarak da koyun ve keçi fıaluıı düşündük. sağlık dununu. gösterişi.BŞMMHFA3695. 50. Elimizdeki camus ve inek fiaünın üzerine. iklim gibi bir çok değişkene bağlıdır.Cahit Telci Camııs ineği Cam us düge Canı us dana Malak Koyun -keçi TOPLAM 217 57 3 24 5. satışın yapıldığı yer. o anda oluşan bir fiat ile karşı karşıya bulunduğumuz için. s.624 320 • :i Kalan 552 000 472 80 40 - - - 200 160 noo BOA. Gerçi şunu burada önemle vurgulamak gerekir ki eşyalarda da olduğu gibi bilhassa canlı hayvan fıatları konusunda kesin bir şeyler söyleyerek mali bir yekûn çıkartmak mümkün değildir.614 4 Aslında defterlerden sadece bir tanesinde hayvan flatlanyla ilgili bilgi bulunmaktadır"1. tahminen bedeli. Bunların fiatları. Fakat biz aynı muhallefat içerisinde. ÇİFTLİKLERDE MEVCUT ÜRÜNLER Çiftlik Adı Türü Asıl En giz Hinta Şair Mısır Buğdayı Uzunkoz Hint a Kabluca Şair Kaldalipa Şair 2. 164 .255 855 45 360 22.000 guruş civarında olabilir.484 49.541 15 15 15 15 3.621 7. böylesi bir fiat yaklaşımında bulunduk. D.550 hayvanın. Böylece Ali Paşa'nın muhalicfâlı içerisinde bulunan yaklaşık 7. alıcının ve satıcının o andaki vaziyeti. diğer canlı hayvanların takriben bedelleri ne kadar olabilir düşüncesinden hareketle. Tay ve kısrak fıatım da ortalama olarak. 2. bir öküz fiatı civarında hesab etlik. hayvanın kilosu. Aynı zamanda Ali Paşa'nın nıulıallefâlıııdakj bu iki fıatuı Pazar fiatı olmadığı da muhakkaktır.176 320 472 160 Keyi-i Istanbulî Yağmalanan 1. Burada 3 aded camusıın beheri 15 gnmştan toplam 45 gunış ve 33 tane kara sığırın da beheri 10 guruşlan toplanı 330 guruş ettiğine dair bir bilgi bulunmaktadır.

toplam 6 başlık halinde ve 6 adet olarak kaydedilmişlerdir.. 1 3693.. Silahlar. ^ v i n ç t i .. 1 kalkan ile 1 tane de yatağan bıçağından oluşmaktadır. Tosya. kaplan kürkleri olarak tavsif edilmiş. Ayrıca da birer tane Selanik seccadesi ile Bağdat.kaç. Ancak bölgesel anlamda Önemli bir güç olan Ali Paşa'nm aslında daha fazla silahının olduğu da muhakkaktır. D İT KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ Türü Kumaş ve kumaş eşya Muhtelif cins kürkler Mutvak eşyası Silah At lakımı Diğerleri TOPLAM Defter. kcre. Bu zahire. Haleb. Şam.v| 7 6 7 6 1 - 4 31 Tablodan da görüleceği üzere bu defter içerisinde mevcut eşyalar arasında kumaş ve kumaş eşyalar ilk sırada yer almakladır. bu döneme ait bir çok muhallefâtda tesadüf edilen mercan bir teşbih de bulunmaktadır.&il$^Idiği.. kahve tepsisi. . kahve sinisi. zerdeva. 6 madde halinde. buhurdan.Can i k Mukassi h Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli Muhallejat Defterleri Kanlıcak Kelene Şair KKK) 3. defterde 3 tepe hınta ve birer tepe de şair ve kabluca olarak belirtilmiştir 2 . Mutvak eşyaları ise bakır leğen. Bu zahire dışında daha henüz döğülmemiş olan bir miktar daha zahire bulunmaktadır ki hakiki miktarlarını bilememekteyiz.. Defter içerisinde. abası ve 20 tane de Fransız çukası toplam 7 başlık altında kaydedilmiştir. Kürkler de muhtelif türde olup semmur. s. zarf gibi eşyalardan müteşekkildir. 2 tüfek kuburu.. 165 .. vaşak. .. muhtelif cins 9 tüfek..000 - 000 Tablodan da görüldüğü üzere paşanın firarı ile muhallefatm zabtı arasında geçen zaman içerisinde mevcut tahılın önemli bir kısmı yağmalanın ıştır... Metinlerden de anlaşılacağı üzere kumaş türleri imparatorluk coğrafyasının muhtelif yerlerine ait olup. . Ankara'nın muhtelif cins kumaşlarından toplam 11 top kumaş mevcuttur. içinde .matara ile gümüş gülabdan. ibrik....5.

Toplam 7 başlık altında 49 tane kıunaş eşya kaydedilmiştir.5 guruş'tan 4 tane köhne mak'ad (26 grınış ) .•••••••- DefKr'lçirıâte-^aç"" İçere ::fâym^İ(güitl^ zikredildiği 7 1 1 1 2 12 192. 3 guruş'tan 2 tane baş yaşlığı ( 6 guruş ) ve 4. belıeri 6. servetinin.000 guruş kıymetinde bir meblağ ile karşılaşmaktayız. 436 keyl kabluca ve 122 keyl de mısır bulunmaktadır.5 - 1 """"" Kumaş ve kumaş eşya Mutvak eşyası Si lalı Kitap Canlı hayvan TOPLAM ıon 40 11 375 668. Ancak deflerde çok şey kayıtlı değildir. Defter içerisinde silah olarak ise sadece 1 tane ve 40 guruş değerinde Banyakâri piştov bulunmaktadır ki bu tür silahı da dönemin birçok muhalleıatuıda görmek mümkündür.erinc. Bunlar. Bunun ü/. ayrıca diğer eşyalar ve defterde kayıtlı 5 çiftliği de ilave edersek.5 (743. Sonuç olarak Ali Paşa'nm. beheri 6. 868 keyl alef. Kumaş eşyalar bu defterde de en çok yer bulan unsurlardır. 166 . Yine bu defter içerisinde 828 keyl hınta. yaklaşık 350. Bunlar beheri 15 guruş'tan 3 adet camus ( 45 guruş) ve beheri U) guruş'tan 33 tane büyük ve küçük kara sığır (330 guruş ) dır.5 guruş'tan 6 adet şilte ( 39 guruş ). muhallefâtınm bütününü değerlendirecek olursak. beheri 2 guruş'tan 48 gıımş eden 24 tane köhne kadife yastık.5 yazılımş} Bu defter Ali Paşa'nm ımıhallefâtı içerisinde tüm kaydedilenlerin kıymetlerinin de verildiği yegâne defterdir.5 guruş'tan 7 tane yorgan ( 3L5 gıınış ) dır. Defter içerisinde iki kalem halinde toplam 36 tane canlı hayvan kayıtlıdır.Cahit Telci D m KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ T ü r ü ' " '• ' • ••••••. ki bu çiftliklerin de vasıf ve bedelleri belli olmadığı için değerleri konusunda bir şey söylemek mümkün değildir. nakit ve canlı hayvan varlığı olarak. defterlere akseden kısmının 400. beheri 13 guruş'tan 2 tane orta kilimi (26 guruş ). Ancak kaçtığmda servetinden önemli bir kısmını beraberinde götürdüğü de muhakkaktır.000 guruş civarında bir yekûn tuttuğunu söylemek mümkündür. beheri 4 guruş'tan 4 tane minder (16 guruş).

.500 / tobramn biri safi para olnıağla yüz gunts ziyadesi vardır ] 167 . gıınış: 4) Tâdâd olunur İken bazı denkler derûnunda zuhur eden malüut altını guruş: 5) Firari-i müşarünileyhin iç çııkadan Halil Ağa yed'inde bulunan • fındık ahunu mukaddem Çapar-zâde Mustafa Beğ alız cdüb [.. 13693 ( D i ) Bundan mukaddem Canik muhassılı iken firar eden Elhac Ali Paşa'nın bi : lcümle cmvâl ve eşya ve nükûd ve zinmıât ve gulâm ve cevâri ve hayvanât ve sair cins mal illa' olunur her nesi var ise t[z"|ahîre îhrâc ve memlıûr ve mümzâ defteri der alizeye irsal ohınmak babında sâdır olan emr-i âlişân mûcebince fırari-i müşyârünileyh makam olan Canik Sancağfnda vaki Bafra kasabasında kâin alik sarayına bade'l-vusûl taraf-ı lıazrct-i vcliü"n-niâinânclerinden tayin buyrulan divân kâtibi Elhâc Abdi Efendi ve dergâh-ı âli kapucıbaşılarıııdaıı hıısûs-ı mezbûra memur Çapar-zâde Mustafa Beğ ve sabıka Kırını defterdarı olub Bafra kasabasında mevcud Mustafa Ağa ve şâir bi'1-cümJc ahâli marifetleri ve marifel-i çakeri ve marifet-i şer' ile hâne-i nıezbûrun harem bağçesi derûnunda kârgîr malızen-kâşan de mevcud olan uükûd ve cşyâ-yı şâire ve Canik Sancağı'nda vâki çiftlikâü ve derûnlarmda olan hayvanâtı ve bazan bir miktar malttır ile bazı alıâli-i kuraya verdiği hayvanât ve sâirenin müfredat defteridir.BŞM.580 3.000 80..Canik K'luhassth Vezir Elhac Ali Paşa 'ınrı 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri D.100" 122. torba aded:32. fiy: 2.MHF. guruş: 2) 3) Kapan ile vezn olunan beyaz akça torba aded: 49 fiy: miııh. Müşarünileyhin Bafra kasabasında kâin atik hanesi derûnunda kârgîr mahzende mevcud bulunan 1) Cümle marifetiyle tadâd olunan beyaz akça.473 85.500. be hesâb-ı guruş: 3. guruş: Hazine bağıyla bnlıınub feth olunmaksızın hâli üzere terk olunan torba adcd: 44 .] guruş hesabıyla mir-i mumaileyh tarafından teslim olunan fındık altımı aded: 895.

18) Sîm beyaz kalemkâr gülabdan. küsur guruş : 428 7) Firari-i müşarünileyhin Fatsa kasabasında mevcud imhasından kal' eltirdikten sonra Piiiııci-zâde Ellıac Hasan Ağa'ya füruht edüb balıasıyçün alız eylediği temessük kıt'a 8) Üçer yapraklı sîın beyaz çelenk aded: 9) Ortasında bir lûlî ve bir ziinıriidi bir yapraklı matla' çelenk.. fiy beher batman: 40. aded: 168 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 700 8 1 1 1 4.. aded: 24) Sîm zencirli ve nişanlarında ikişer nıercanh teşbih. aded: 25) Hurda Ia'l taş ile müzeyyen on yedi müşebbek kitabeli [. çift: 20) Sîm matla gayet hurda firuze taşlı kefere nisası takımı? .]. kıyye: 7.. aded: 23) Sîm beyaz [. aded: 13) Müşarünileyhin muhlerik hanesi cümle marifetiyle hafr olundukta hurda ve külçe zuhur eden sîm..190.. aded: 10) Nulıas.761 * 1 227 1 .| badem resmli ayine. 775 YEKUN GURUŞ : 295.. 1.. gunış: 11) Ortasında ve kenarlannda beşer zümrüd ve dört la'l ile müzeyyen 12) Beş yapraklı sîm inalla' çelenk. 31 fıy beher re's: 25 guruş. re's . aded: 26) Sîm beyaz kalemkâr l. aded: 21) Şişhane sîm beyaz su tası. aded.428r Kese-i Rumî: 590.140 Batman : 1.. aded: 22) Sîm beyaz.] kutu.] sîm islelaıi.Cahil Telci 6) Vilayet tarafından müşarünileyltin firarından sonra bazı kesâna ber kazıyye-i emanet verilüb badehu furuht olunan bargİrân-ı kaltak. kıyye 14) Sîm matla' sade ve kalemkâr nargü seri 15) Simlice mukavva nargil seri 16) Sîmli fağfur nargil seri 17) Sîm matla ve su hanesi sîm beyaz ve lale avizeli yedi müdevver yaftalaranuıda kuş resm vaz' sîmsiz. aded: 19) Etrafı gayet hurda incilü müdevver ve müşebbek küpe.

aded: 6 . aded: Müşarünileyhin kahveci yamağı Mehmed yedinde kahin teslim Eylediği: 31) Yalnız altmış sagîr ve hurda elmas Üe müzeyyen müşebbek ahun zarf. çift: 29) Baş çavuş çcvgânı simleri 30) Sîm beyaz mükemmel çavuş çcvgânı. kem a'yar sîm matla': 1 42) Birer yanlan beyaz sîm kaplama temiir rikab çift: 43) Pirinç at başlığı. çift: 47) Kâm aheni. . aded: 40) Simlice şikesi gaddare. % $ % 30 ı • 1 3 1 3 1 1 1 1 X I 1 39) Sîm matla' donanmalı ve kabzalı ağaç ve şir-mâhi gaddare. aded: 33) ALü mahallinde minekârî jüllü müşebbek altun zarf... aded: 32) Mâi ve kırmızı ve beyaz taşlı müşebbek altun zarf. aded 34) Kema'yar sîm matla1 düz yaftalı birer zencirli kırmızı püsküllü sinebenâ ma 'a başlık?. çift: 1 2 . % 1 1. aded: 41) Sîm beyaz rikab-ı esb çift: birbirine uymaz: I.Canikkiuhassûı Vezir Elhac Ali Paşa 'um 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri 27) Altı sıra pul resin sîm zencirli reaya nisalarına mahsus altunboğaz avizesi: Müşarünileyhin iç oğlanı baş çavuşu yedinde olub kadı efendiye Teslim eylediği. aded: 38) Sîm şeşber. çift: 46) Temür rikab-ı çatkım. 28) Matla iki başlı çavuş kuşağı.] kaştan bütün kaplama kalemkâri ve şükııleli sarı dibah resen? Kıt'a: 49) Pirinç üzerine câbeca altım kakmalı rikâb-ı esb tek: 1. aded: 48) Sîm matla' [. aded: 44) Pirinç rikab çift: 45) Temür rikab-ı esb. aded: 37) Sîm topuz.. aded: 1 35) Sîm matla' çifte peçeli beyaz püsküllü kalemkâr yalnız sinebend 1 36) İshakbcğ-zâde'nin lalası yedinde bulunan sîm beyaz pul avizeli sade başlık.

adcd: 70) Nefti çuka üzerine serapâzerdûz köhne seccade. taylara mahsus: 2 52) Mor çuka üzerine serapa matla' kabaralı sagîr Midillü haşesi. zencire avize sîm beyaz müdevver pullu sagîr haşe. aded: 68) Sancak bayrağı. adcd: 53) Mor çuka üzerine sîm matla kabara Iıaşe. kıt'a: 58) Mor çuka üzerine iki nîm müdevver güllerinin ortalarında minakârî sîm malla' kalemkâr müseccem kebîr kabara ve saçak mahallinde sîm beyaz. . aded: 63) Sîm matla sancak alemi ve tahtında yine sîm matla bir toplu bilezik 64) Üç halkalı sîm beyaz alem çubuğu ? topu. aded: Bafra sakinlerinden Deh Hüseyin yed'İnde bulunan Bafra sakinlerinden Kürekli Abdullah yed'İnde bulunan Öküzoglu Hasan yed'İnde bulunan 72) Kundağı bütün sîm matla ve bazen mercan ile müzeyyen ve 170 1 f. aded.. aded: 54) Gezi çuka üzerine sîm matla beyaz kabaralı. aded: 1 . aded: 69) Beyaz sanda! Yörük bayrağı.aded: 71) Trabzonkâri kılabdarüıca fişenklik.Cahit Telci 50) Sîm matla' önü nim ve orhanesi ? bütün kaplama kalemkâr ve kırmızı kadifeli [. aded: 61) Sîm matla' şişhane fota ? sancağa avise [silik | Mushaf-ı şerif. 1 4 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 I 1 % 2 1 1 % 1 1 1 % 66) Altım kakmalı ve sîmli revgani ve çâr kuşe demren mızrak. kıt'a: 57) Mor çuka üzerine üç sagîr üç kebîr gül resm sîm beyaz kabaralı haşe. kıt'a: 60) Türkmânî çul sepet . aded: 56) Mor çuka üzerine etrafı şerid resiın ve sîm matla" kabaralı haşe. 65) Sîm beyaz resm [silik ]kabaraJı şenr sofrası.] kıt'a: 51) Köhne kaltak aded. kıt'a: 59) Köhne sagîr şam haşesi.. aded: 55) Surmai kadife üzerine kezâlik kabaralı. cild: 62) Sîm beyaz sancak bayrağı tepeliği. aded: 67) Deıırrenleri altım kakmalı ve sîmli kargı mızrak. 4.

aded: • 2 1 1 87) Yeşil çukaya kaplı vaşak köhne nimten kürk. 85) Gezi atlasa kaplı zerlıeva? paçası ııimtcn müst'aracl kürk.. çift: 78) Serasere kaplı sırt semmıır ve zavat ? kürkü. aded: 79) Gezi çukaya kaplı sırt seımtıur erkân kürkü. aded: 91) Kapsız koline sincab kürk. aded: 1 1 1 5 1 1 1 1 1 6 1 I î 1 1 1 1 İ 1 İ İ 1 1 171 . aded: 84) Penbe kermesuda kaplı müstamel kakımı biniş kürk. aded: 80) Sarı ve fıstıkî ve yeşil çukaya kaplı Rumili semmur paçası çiftlik kuntıış kürk. aded: Aktekye karyesinden gelen kürklerin miktarı 89) Kermesud kaplı nâfe kürk. aded: 82) [.] çukaya kaplı beyaz tavşan kuntıış kürk... aded: 76) Kölme piştov. aded: 88) Yeşil çukaya kaplı bol yenli Anadolu nâfesi sagîr kürk. aded: 73) Kundağı şir-nıâi ve sîm matla ve beyaz kabaralı ve nişangâh mahalli 74) Altım kakmalı hâre demirli şişhane tüfenk Bafralı Deli Hüneyin yed'inde bulunan İshak Beğ-zâde yed'inde bulunan Abdullah yed' inde bulunan Akgö/oğlu Hasan yed*inde bulunan Kürekcibaşı yed'inde bulunan Bafralı Saraç Ali yed'inde bulunan Suııguroğlu Osman yed'inde bulunan 75) Kaval nefer tüfenki. aded: 90) Çukaya kaplı hırvani kölme kürk. aded: 77) Mor çuka üzerine beyaz kabaralı piştov kuburu. aded.] ve nişan mahalli altuıı kakmalı hâre demirli şişhane tüfenk. aded 81) Yeşil çukaya kaplı Anadolu nâfesi hırdevatı kürk.. aded: 86) Gezi ve siyah kermesuda kaplı öııi ? siyah sincab biniş kürk.Canikhiııhassıh Vezir Elhac Ali Paşa'mn 1779 Tarihti Muhalle/ât Defterleri on dokuz sîm matla' [. aded: 83) Mâi-İ şaliye kaplı vaşak koline yemin ? kürk.

aded: 102) Kabala çukası 12. aded: 103) Battal Beğ-zâde Tayyar Beğ'ingulamı yed'inde bulunan yalnız ağızlığı sîm beyaz kara kaplı ? kaliça.2 I . aded: 100) Derzibaşı yed'inde bulunan çiftilekapu biniş. mâi-i Fransız: 14. aded: 113) Destmâl sini. aded: 105) Zerdûzkâri köhne boğça. aded: Bafra kasabasına tâbi Aktekye karyesinden gelen 112) Havlı. aded: 101) Müstamel gözi kürk kabı. aded: 17.aded: 111) Köhne çakşur. aded: İ 1 1 3 % % 1 4 1 53 1 t üs 4 Bafra kasabasına tâbi Sağlar nâm karye yolunda bir seis yed'inde buldum Deyu Alemdaryed'iyle teslim olunan 106) Balçık ve kabza ve kını bütün sîm matla' kılıç. sade: 2 95) Elvan şali kerrake. aded: 108) Sîm köhne saat. adcd: 107) Kabzası ve kını sîm inatla' hançer. aded: 3. adcd: 114) Köhne çuka cübbe.Cahil Telci Biniş Seyis yed'inde bulunan 92) Semmur kuntuş kürk. aded: 115) Köhne enmri. aded: 98) Altım harclı?beşer şemseli beyaz şali kenake. 99) Beyaz hareli cevizi sof kerrake. adcd: 93) Cüd kafa kuntuş kürk aded: 94) Müstamel kaplan postu.. aded: 97) Gezi sof kerrake. aded: Sunkur oğlu Osman yed'inde bulunub teslim olunan 109) Mercan teşbih. aded: 104) S i yalı aüas entari. mai:27. aded. aded: 96) Bir zeııbil derununda sarayda nıcdfûn bulunan Çifılikkapu taklidi biniş. aded: 110) Müstamel şükufeli entari.1 1 İ 1 :| t I 1 1 .

aed: 133) Destar [.3 142) Surna. aded: 1 7 Î0 : 2 1 4 3 4 $' • 1 1 1 %• 1 4 t 5 3 % 1 2 4 1 1 |$! 10. aded: 124) Şeritli ve yeşil püsküllü [. aded: 139) Koline şayak yastık. aded: 130) Yapağı memlu minder. aded: 120) Taraklı sandal mtist'amel yorgan yüzü. aded: Müsla'mel Köhne 119) Müsta'mel sagîr kilim. aded: 127) Köhne Türkmen Kilimi. aded: 131) Surmfn çuka yol dolaması. çift: 138) Yapağı memlu şayak yasdık. aded: 118) Elvan cezâir ihramı Cedid ve şeridli. adcd: 138) Müstamel çuka mak'ad.. aded: 132) Çuka yelek. adcd: 125) Köhne al mak'ad..] aded: 134) Trabzon bezi. aded: 143) Kaba suma . aded: 128) Yapağı memlu gayet köhne kadife yasdık. adcd: . aded: 126) Çiftlik kaftanı. aded: 137) Müstamel kılabdanlı kadife yasdık. aded: Müşarünileyhin ÇaLıcı Mehterbaşısı yed'inde bulunan 141) Nakkare. 8 % .. aded: 121) Pebe memlıı çubuklu kııtnı köşe şiltesi ve me'a şükûfeli mor puşide 122) Penbe memlu gezi şükûfeli köşe şiltesi. aded: 140) Müsuıme! ve köhne Selanik kiçesi. top: 135) Koline atlas boğça : aded: 136) Yorgan me'a çarşeb. aded: 123) Beyaz üzerine şükûfe İşleme mak'ad. adcd: 117) Kapak.] mak'ad..CanikMuhassdı Vezir lilhac Ali Paşa 'nın 1779 Tarihti Mııhallefât Defterleri 116) Tencere.

aded: 151) Kemik surna ağızlığı. aded: 149) Surna ve çevre lülesi. aded: 150) Talim düdüğü. aded: 145) Boru.. şikestl bulunan Bağdad Kulası dinıekle arif lenk esb. aded: 147) Kamış göl. re's: 156) Yine fırari-i müşarünileyhin esblerinden iç çukadarı.. yed'inde bulunub mukaddem Çapar-zâde Mustafa Beğ'inahz etmekle badehu tarafımıza teslim olunan perişan tabir olunur kara esb.Cahit Telci 144) Kaba çevre. aded: 154) Pirinç boru ve ağızlığı. aded: 2. re's: 160) Müşarünileyh hîn-i firarında vilayet marifetiyle bazı kurraya ber veçh-i emanet verilen bargir (Çapar-zâde Mustafa Beğ'in hîn-i vürudunda yağmaya gittiğini haber verdiler ) nı's: 161) Ç i f t I i k â t .] 22 1 1 1 1 157) Mumaileyh Çapar-zâde Beğ'in Çorumlu Mehmed yed'inde bulunan 5 9 f 22 40.ı E n g i z [ Firari-i müşarünileyhin oğlu merhum (silik) zade İsmail Beğ'e işbu çiftlik pederimden müntakil deyu ahali haber verirler. aded: 148) Kaba lülesi.]santur. re's: Akçakanad Kula esb 158) Yine müşarünileyhin kendüye mahsus esblerinden Çapar-zâde Beğ'in firarından sonra bulunan Bolu Dorusu dinıekle arif doru Esb. aded: 146) Zil. 10 1 1 i 1 155) İbtida Bafra kasabasına vürudumuzda müşarünileyhin esblerinden 174 . aded: 152) Sîmli nây. 60 %. aded: 153) [. re's 159) Yine Çapar-zâde Beğ'in adamlarından Sunkur oğlu Osman yed'İyle gelen al esb.

• Tok 1 - j 2 100 175 . aded: 2 .CanikMuhassüı Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri Çiftlik-i mezbûr derumında olan hayvanât l l l l l l l a .. •• Camııs ineği Malak Cam us Öküzü Kara sığır öküzü Kara sığır ineği Yine çiftlîk-i mezbûr hademelerinden Ebce Mehmed zabtında olan ki sak Hınta Şair Mısır Buğdayı Ru-:S 'Fuplaün :•.176 320 472 320 000 istanbul! 552 000 472 1. aded: Kilim.! 20 82 24 10 6 13 82 24 10 çift 6 33 10 Keyl-i 2.624 162) Çiftlik- i Uzunkoz ÇiftJik-i mezbûr Kethüdası FeyzuUah zabtında olan hayvanât •Türü Camus öküzü Kara Sığır Öküz Kara Sığır İneği Bargir Ağnam ve Keçi Kebe..••çm.

Cahil Telci Evâni-i Nühas Tencere. keyl-i İstanbıılî 13 160 1 5 000 164) Çiftlik-i Kaniıc ak \ Çiftlİk-i mezbûr firarı Ali Paşa-zâde İshak Beğ'in üveği oğlu Abdurralıman Ağa-zâde Hasan Beğ'in kendi pederinden nıüntakil olduğuna binaen müşarünileyh vaz-ı yed etmeyüb .ifgg|îi. yed'inde olduğunu cümle ahali haber verirler... aded: Mevcud der anbar-ı çiftlik Şair. Keyl-i İstanbulî Kabluca. aded: Taba ? ve sallan ve şâir nühas. aded: Kabluca tepesi. aded: Şair tepesi. Keyl-i İstanbulî Hınta. Keyl-i İslanbulî Döğülmemiş zehairin mikdarı Hınta tepesi.. 1 176 . aded: 200 80 40 163)Çifîlik-i Kaldalipa Çiftlik-i mezbûr derununda olan Hayvanât •T'ürii . j To[>? a IıI 10 1 18 160 10 Camus ineği Camus öküzü Kara sığır Şair.||f ||İfİ.

Cam'k Mııhassth Vezir Elhac Ali Paşa 'um 1779 Tatihli Muhalle/ât Defterleri Çiftlik-i mezbûr kethüdası Süleyman zabtında olan hayvanât: I^TÜM'I • • î Kü 's • •:-: • • Ciüiıus öküzü Kara sığır öküzü Kara sığır ineği Camus ineği Sığır ve kebîr kısrak 165) Ç i f t l i k .ijn..] Çiftlüi-i mezbûr hademelerinden Evkatlı Hasan zabtında olan: ı I P• • Canıus ıncğı Canıus danası ? Kara sığır Bafra kasabası anbannda mevcud bulunan şâir.000 3..>. ||| 1 8 13 7 K e l e r iç 1 - [Çiftlik-i nıezbûr firari Ali Paşanın [silikj Abdıırrahman Ağa'mn lıadcmelerinden ve [silik] ser çukadârân-ı lıazret-i şelıriyâri [silik] hazretleri biraderi Halid Ağa benimdir [silik] olduğunu müş'ir yedimde senedim vardır lakin fîrari-i müşarünileyh cebren zabt eyledi deyu ihbar ve senedini ihraz eder.:.:..:.... : .:.. | pi..i 1 .. keyl-i İstanbulî 12 3 5 3..: r ^-...000 Toplotn . w: ^ ...:. - 12 3 5 000 177 .

J Türü Saiıan ve tencere ve şâir evân-i nühas ' Ası yâ b 178 AdeJ 61 f f .044 40 792 verilen 3.Cahil Telci YEKUN Türü Rırs t c k ] - Çift Tayin ata giden Yağmaya giden Canıus Öküzü Camus ineği Cam us dügesi 284 57 34 19 6 30 - 1 76 4 7 174 - Kara sığır öküzü Kara sığır ineği 284 Kara sığır tanesi 8 Ganem ve keçi Esb Kısrak Tay Bargir Ester sayası Merkeb sayası :: 1 - 210 4 230 92 10 4 3 35 26 8 8 Wi:i::^!llllllll 1 il 3.938 4.192 2.844 00 000 746 200 40 792 Hm ta Şair Kabluca Mısır Buğdayı [Bafra kasabasında ve etraf kurada asâkir kesir olduğundan hınta ve şâirin kemâl kıüeli olmağla medâr-ı masarifimiz içlin (bir kelime okunamadı) mezkûr zehairi bazan tanzim ettirdiğine şerh verildi.

31 1 214 237 100 Sabıka Canik muhassılı iken firar eden El-lıac Ali Paşa'nın nükud ve eşya ve çiflükât ve hayvanaübâlâda serd ve beyân olunduğu üzere olub lâkin lâyinâl verilen deyu işaret olunarak aşağı? Verilen dergâh-ı ali Kapucıbaşılanndan Çavuşbaşı-ı Esbak Melımed Ağa Hazretleri Bafra kasabasına vünıdundan sonra Çapar-zâde Mustafa Beğ kullarının asâkirinc badehu bahalarını eda eylemek şartıyla verilen hayvanât olub kasabaya bir. Bcnde-i Melımed Ser.bevvâbîn-i dergâlı-i âli memur-ı zabt-ı emvâl-i mezkûr 179 ... [bir kelime okunamadı] talisi 1 olunmayub lakin bazen sülük oldukta müşarünileyh lıin-İ firarında Çapar-zâde Mustafa'nın asâkir-i vefire ile girdiği esnada hayvanât-ı mezkûrun ekserisi yağmaya gittiğini haber verirler..Canik Muhassılt Vezir Elhac Ati Paşa 'tını 1779 Tarihli Muhalle/at Defterleri Kebe Kilim 1 1 Firan-i müşarünileyhin malı olmak üzere Cânik sancağı'n d a vaki kura ahalilerinde ağnam ve keçi ve hayvanât-ı şâire: [ Hayvanât-ı mezkûrun bu larafla fiinıhtu nıurad olıınub ancak talibi olmadığına binâen defter-i müfredat mucebince yerlü yerinden. geldiğine binaen bir re"sinin bahasını alız edemeyüb mîr-i mümâileyrı zimmetinde kaldığı muhat-ı ? ilm-i âlileri buyruldukta ol bâbda enir ü ferman devletlü inâtetlü ve merhametlü efendim sultanım hazretlerinindir.] Koyun ve kı\ı Kısrak Kara sığır Camus 5.

çift 5) Sim kaplı vezne ? 6) Sim kaplı En'amkisesi 7) Sim gülabdan me'a. buhurdan 8) Siın kahve tepsisi 9) Sim kahve ibriği 10) Sim Yatağan bıçağı 11) Nühas matla' leğen me'a ibrik 12) Nülıas matla'malara 13) Sim su tası 14) Sim zarf 15) Sim raht me'a resme Oğluna verdiği 16) Sim karalı kalkan 17) Mercan teşbih 18) Müstamel semnmr paçası kuntuş kürk 19) Müstamel semrmır paçası beden kürk 20) Zerdeva paçası müstamel biniş kürk 21) Atlasa kaplı vaşak biniş kürk 22) Zerdeve kürk tulum 180 3 4 2 1 2 1 2 î I î I 1 2 % 3 1 1 I 1 1 1 1 1 .MHF.BŞM. Aded 1) Sim Kaplu Şeşhânc tüfenk 2) Sim pladinli şeşhâne lüfenk 3) Siın pladinli kaval tüfenk 4) Simli piştov kuburları.Cahit Telci D. 13694 (Dil) Sabıka Canik mulıassılı iken firar eden El-Hac Ali Paşa'nın Kethüdası Abdullah Kethüdanın Samsun'da kâin hanesinde mevcud bulunub bâ enır-i şerif-i âlişâıı cânib-i ıniriyçün zabl ve marilel-i şer'le tahrîr olunan bi'l-cümle cvâni ve sîm ve şâir eşyasından aynı der aliyyeye nakl olunacak lüfenk ve evâni-i sîm ve sâirenin defleridir.

top: 27) Ankara şalisi. cild: 2) Banyakârî Piştov 1 1 - 11 40 İki aded Oda döşemeleri 3) Kadife köhne yasdık 24 4) Şilte 6 5) OrVaYiYıim 2 48 2 6. top: 25) Haleb çiçeklisi. top: 28) Ninı Fransız çukasi 29) Selanik seccadesi 30) Kaplan postu 31) Köhne Bağdad abası # 1 4 3 2 2 . 20 İ î 1 Vech-i mcşrulı üzere bâlâda mezkûr olan sim ve kürk ve eşyayı saire sâdır olan emr-i âlişân mucebince aynı der alizeye irsal olunmak üzere olınağla işbu mahalle şerh verildi Mühür D. 1) Şifa-i şerif.CanikMuMssıh Vezir Elhac Ali Paşa'mn 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri 23) Pulad kolçak 24) Şam gezisi.MHF.BŞM. top: 26) Tosya şalisi. 13695 (Dili) Sabıka Caııik muhassılı iken firar eden Elhac Ali Paşa Kethüdası Abdullah Ağa'ıım Samsun'da kâin hanesinde mevcud bulunup bâ emr-i şerif-i âliğân cânib-i mirîyçün zabt ve ma'rifel-i şer'le lalırir ve defter olunan bi'1-cümle emval ve eşyasından aynen der aliyyeye nakl olunacaktan maada bi'1-müzâyede fürulıt olunan ecnâs zeâir ve hayvanât ve sâirenin müfredat defteridir.5 Yi 39 1İ ısı .

5 100 26 6 31.Cahit 7elci 6) Minder 7) Camus: ru's: 8) Kara sığır kebîr ve sagu\ru's 9) Salıan ve tencere ve sâîr evânHniihas.700 10.416 5.5 ECNAS Z E HA İR Hınta Alet' Kabluca Mısır YEKUN Key[-ı istanbul 828 436 122 Fiy 25 12 12 15 Para 20.5 Para:18 Vcch-i meşriih üzere bâlâda zikr olunan eşya ve ecnâs zchâire vaz' olunan fiy mûcebince bi'1-müzâyede fürulıt ve iktiza eden bahaları alız ve kabz olunmağla işbu mahalle şerh verildi. Mühür . kıyye 10) Köhne mâi çuka mak'ad 11) Baş yasdiğı 12) Müstamel yorsan YEKUN •4 4 15 10 16 45 330 3 33 İÜ . 4 2 7 6.178 YEKUN GURUŞ CEM'AN YEKUN 954 Para: 18 1.5 743.5 3 4.830 38.232 1.697.

diğer Tevârîh-i Âl-i Osman'lara gösterilen ilgi bu esere gösterilmemiş ve gözardı edilmiştir. Ancak. Mustafa Kanızeybek. üzerinde çalıştığımız Târîh-i Âl-i Osman1 ile ilgili olarak herhangi bir inceleme yapılmamış. 183-198. İstanbul 1994. Revan Ktb. İzmir 2000. Dönemi. Eserde. . Şayet bu kanaat doğru ise eserin öneminin oldukça artacağı şüphesizdir. 1099. Zira bu durumda Matrakçı Nasuh'un bu zamana kadar bilinmeyen bir çalışması ortaya çıkmış olacakf ayrıca parça parça yazdığı mufassal Utana' el-Tevârîfı adlı eserini kısaltıp daha sade bir üslûpla kaleme aldığı yolundaki kanaatleri kuvvetlendirecek ve Rüstem Paşa'ya izafe edilen bu tür çalışmasının ikinci bir telifi olarak karşımıza çıkacaktır.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. bir kısım da yayınlanmıştır. Kânımı Sultan Süleyman zamanında Tevârîh-i Âl-i Osman geleneğine uygun tarzda sade bir dil ve üslupla yazılmıştır. Anonim olarak bilinen eserin. TSMK. Afyon Kocatepe Üniversitesi Târîh-i Ahi Osman. Bu eser üzerinde tarafımızdan yapılan inceleme için bkz. ss. Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlara nazaran daha geniş ve bilhassa Kanunî dönemi itibariyle diğerlerinden daha teferruatlı ve orijinal bilgilerle anlatan eser.s nr. müellifinin kimliği dışında muhteva itibariyle de dikkate şayandır.İ ÂL-İ OSMAN Mustafa KARAZEYBEK' Osmanlı tarihinin ilk dönemleri için en önemli kaynaklardan olan Tevârîh-i Âli Osmanlar üzerine zamanımıza kadar muhtelif çalışmalar yapılmış. 1549) yılma kadarki döneın içinde meydana gelen olaylar ele alınmıştır. Başka nüshasını tespit edemediğimiz bu eser. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeniçağ Tarihi Anabilımdalı. diğer eserlerle yaptığımız karşılaştırmalar neticesinde ünlü tarihçi ve nakkaş Matrakçı Nasııh'a ait olabileceği ihtimali belirmiştir.956 (M. Tarih Uzmanı. Târîh-i Âl-i Osman. KANUNİ DÖNEMİNDE YAZILMIŞ BİR T A R Î H . Osmanlı ailesinin Anadolu'ya gelerek Osmanlı Beyliği'ni kurması ile başlayıp: Kânfmî'nin II. İran seferinin H.

Fazla olmamakla beraber bazı sahifclerin kenarlarında metne ilaveler yapılmıştır. rakamla yazılı tarihler kırmızı mürekkeple yazılmışın". Eserin başında ve sonunda beşer salıife boşluk vardır. 98b'nin Reddâde: Osmanlılar zamanında vücuda getirilen birçok yazma eserde.956 (M. 98b'nin altında bulunan "reddâde" "ol" kelimesidir.5 cin. varakların ikinci sah itelerinin sonunda. Târîh-i  l i Osman'ın Fizikî Özellikleri ve Muhtevası Eser. uzunluğunda 27 satırdan oluşmakladır.8 cm. Baştan sona kadar mürekkep ve yazı sitilinde hiçbir farklılık yoktur. Siyah mürekkeple nesih hattıyla yazılmış 209 varakdan müteşekkildir. Daha sonra Osman Gâzî dönemi ile Osmanlı tarihini anlatmaya başlayarak. İlk sahifenin renkli müzelüıeb ser-levhasi vardır ve bunun İçinde eserin ismi olan 'Târîh-i Âl-i Osman" yazılıdır. Târîh-i Âl-i Osman'ın içine aldığı bu geniş zaman diliminde. eninde. Metinde bulunan bütün başlıklar. âyet-i kerîmeler.v. Sahifelerdc metnin etrafı kırmızı mürekkeple çizilmiştir. Fâtih dönemi hadiselerinde daha önce de söylediğimiz gibi eksiklik bulunmakladır. metnin sol alt köşesine bir sonraki sahifenin metninin ilk kelimesi yazılırdı ki buna "reddâde" denilirdi. yapraklar aharlı kağıt olup eserin tümü sağlamdır. diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlara nazaran daha teferruatlı bir şekilde nakletmektedir. 28 cm. bazıları hem mürekkep hem de yazı karakteri olarak farklıdır.a. Kanunî Sultan Süleyman'ın II. 17. Eserin. A. Eserde baştan sona kadar bütün yaprakların ikinci sahifelerinin alt kısmında '"reddâde" bulunmaktadır.)'ya. Bu usûl herhangi bir şekilde sahifeleriiı karışması halinde sahileleri düzenlemek maksadıyla kullanılmakta idi. Nitekim v. 1549) yılında Serasker Ahmed Paşa'mn Gürcüler üzerine sefere gönderilmesi hâdiselerine kadarki Osmanlı tarihine ait olayları nisbelen sade bir dil ve üslupla. yazıldığı dönem ve kaynaklarının tespiti hususlarındaki değerlendirmelerimiz ile diğer bazı Tevârîh-i Âl-i Osmanlarla yaptığımız mukayeseleri ihtiva etmekledir. başı ve sonu tam olmakla birlikte muhtevası incelendiğinde Fatih dönemi hadiselerinin anlatıldığı kısımda eksiklik olduğu anlaşılmaktadır. miklepli kahverengi deri ciltli. müellifi.İran seferinin sonlarında H. Her varakta "reddâde" 2 mevcut tur. Eserin muhtevasında. Her salıife 9.99a'da Fâtih'in vefalından sonra yerine geçen Sultan Bayezid'i tahldaiı indirmek düşüncesiyle Cem Sultan'ın Mısır'dan tekrar Anadolu'ya gelmesi olaylarına geçilmektedir. önce Allâhu Teâlâ'ya hamd ve Rasûlü Muhammed Mustafâ (s.98b'dc Fâtih'in İran üzerine sefere çıkma kararı vererek yaptığı sefer hazırlıkları anlatılırken: v. Ancak 99a'nm başlangıcı "sultan" kelimesi ile başlamaktadır. muhtevası. Metinde varak 98b ile varak 99a arasında konularda kopukluk olduğu görülmektedir. Bu ilavelerin bir kısmı metnin yazı ve mürekkebine uyarken. boyunda. Bu iki olay arasındaki dönemle ilgili olarak herhangi bir bilgi bulunmamakladır. 184 . Arkasından Osman Gâzî'nüı Vilâyet-i Rûm'a geliş sebeplerini zikretmektedir.Mustafa Karazeybek Bu çalışmamız. Târîh-i Âl-i Osman'ın fizikî özellikleri. etbâ1 ve ashabına saiât ü selâm getirdikden sonra "Sultan Süleyman Şah Han bin Sultan Selim Han'ın" ecdâdından ı'Vilâyet-i Rûm'a11 gelen Osman Gâzî'nin atalarından ve nerelerde yaşadıklarından kısaca bahsetmektedir.

Ancak diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlarla. Eserin muhtevasında müellifi hakkında açık olarak verilmiş bilgi yoktur. nr. istanbul Arkeoloji Müzesi Ktb.Kaniim Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman sonunda anlatılan konu bitmeden. 77b) kadar devanı etmekte ve bundan sonra bir daha kullanılmamaktadır. Arkasından İslâm tarihine kısa bir girişten sonra Müslümanların tarih boyunca İstanbul'u fethetmek için yaptıkları seferler sıra ile anlatılarak hâdiseler Fâtih'in İstanbul'u fethetmesine kadar getirilmektedir. Eserde. 379. bir sonraki sahifenin başında bir anda başka bir konunun ortasından devam etmesi ve 98b'nin sonundaki "reddâde"nin de bir sonraki sahi Penin ilk kelimesi ile birbirini tutmaması.954 (M.biz girii Sultan Mehemmed Hân hikâyesine gelelim" (v. İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nde bulunan ve Hüseyin Gazi Yurdaydın tarafından Matrakçı Nasuh'a ait olduğu tespit edilen Süleyman nâme3 ile Târîh-i Âl-i Osman'ın ilgili bölümleri her yönü ile birbirine benzemektedir. Nitekim. 329-354. "Matrakçı Nasuh'un Hayalı ve Eserleri ile İlgili Yeni Bilgiler". Târîh-i Âl-i Osman'ın Müellifinin Tespiti Târîh-i Âl-i Osman. Eserde "râvî" ibaresinin kullanılması. Varak numaralarında eksiklik olmaması ve yazmanın cildinde bozukluk görülmemesi bu sahifelerin çok önceden kaybolduğu düşüncesini akla getirmekledir. B. Siileymannâme. anonimlerin özelliklerini taşımaktadır.. Daha sonra ". Osmanlı tarihi ile fazla alakalı olmamakla birlikte İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşa edilmesi hakkında geniş bir bölüm de mevcuttur. Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmanlar tarzında kaleme alınmış olup. v. aynı konunun anlatıldığı kısımdan4 itibaren başlamaktadır. Târîh-i Âl-İ Osman ile Matrakçı Nasuh'un S (i! ey mannâme'si arasındaki benzerlik. Kanunî Sultan Süleyman dönemi hadiselerinde H. Müşâhadelerine dayanarak yazdığım düşündüğümüz bölümlerde ise bu ifadeyi kullanmadığı görülmektedir.(A%.88a.. başka kaynaklardan faydalanarak kaleme aldığı bölümleri sürekli olarak "râvîlerden" naklettiğini belirtmektedir. 81b. XX1X/114. aradaki dönemin de eserde mevcut iken daha sonra herhangi bir sebepten aradan çıkarak kaybolduğunu göstermektedir.. Fâtih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethi anlatılırken "Der-beyân-ı hikûyet-i ibtidâ-i imâret-i şehr-i Kostanüniyye"(y.) denilerek Fâtih dönemi hadiselerinde kalındığı yerden devam edilmektedir. 4 Matrakçı Nasuh. Hüseyin Gazi Yurdaydın. Her iki eserde sözkonusu antlaşma bahsinde başlayan benzerlik Târîh-i. Târîh-i Âl-i Osman'ın müellifi eserini vücuda getirirken. s.. Yine bu konu içerisinde Ayasofya'nın inşasından da bahsedilmektedir. Belleten.) başlığı altında garip rivayetlerle gayet uzun bir şekilde İstanbul'un tarihi anlatılmaya başlanmaktadır. Âl-i Osman'ın sonuna kadar devam etmektedir. (Nisan 1965). Özellikle ünlü tarihçi Matrakçı Nasuh'un Osmanlı tarihine dair yazmış olduğu eserlerle yaptığımız mukayeseler sırasında ortaya çıkan benzerlikler müellifin tespitinde bize yol gösterici olmuştur. 1547) senesinde Osmanlı Devleti ile Almanya ve Avusturya devletleri arasında yapılan sulh antlaşması bahsine(v. 185 3 .

İki eser arasındaki benzerlikler için eserlerin mukayesesi bahsine bakınız. Başından sonuna kadar konu başlıklarının tespitinde. Târîh-i. olayları anla üş tarzında ve kullanılan ifadelerde değişiklik yoktur. onun Taberî'nin ünlü eserini Arapça aslından Mecma' el-Tevârîh adı ile Türkçe'ye çevirdiğini ve Taberî Tarihi'ımı bittiği yerden devam ederek 958/1551 yılına kadar getirdiğini belirtmektedir. 186 . G. Târîh-i Âl-i Osman'ın Matrakçı Nasuh'a ait olabileceği düşüncesini akla getirmekledir. Menzilnâme'de farklı yerlerde zikredilen âyet-i kerîmelerden on biri Târîh-i Âl-i Osman'da benzer konular anlatılırken zikredilmiştir. anlatış tarzı ve kullandığı ifadelerin eserin diğer bölümleri ile de pek farklılık göstermemesi ve tamamı itibarıyla birbirine uyması. Âl-i Osman nisbeten sâde bir dil ve ifade tarzıyla kaleme alınmış olup. ancak bu devrenin muhtelif bölümlerine ait birtakım yazma nüshaların mevcudiyetine İşaret etmektedir7. cilt olarak nitelenebilecek Osmanlı devrinin bütün olaylarını içine alan bir cildin tespit edilemediğim. Hatta. konunun özünü değiştirmeyecek bazı ufak farklılıklar haricinde kelimesi kelimesine birbirini tutması. Süleymannâme ve Menzilnâme ile Târîh-i Âl-i Osman arasındaki benzerlikler Matrakçı Nasuh'un Mectna' el-Tevârîh'inin Osmanlı tarihini içine alan son cildini akla getirmektedir. Târîh-i Âl-i Osman ile Menzilnâtne'nin mukaddimeleri karşılaştırıldığında her iki eserin girişlerindeki ifadelerin benzerliği aynı kalemden çıktığı kanaatini uyandırmaktadır. Târîh-i Âl-i Osman'ın Matrakçı Nasuh'a ait olabileceği düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Matrakçı Nasuh üzerine geniş bir araştırma yapan H. Beyâtı-ı Menûzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han. H. Matrakçı'nm bütün eserlerinde ortak özellik olarak görülen. Bununla birlikte Osmanlılara kadar olan dönemi içine alan üç cilt yazmanın mevcut olmasına rağmen IV.. eserin yine Matrakçı Nasuh'a ait Beyâıı-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han isimli eserle^ karşılaştırılması sırasında da Süleymannâme ile yapılan karşılaştırma sonuçlarına benzer bulgular elde edilmiştir. : Târîh-i ÂN Osman'ın Matrakçı Nasuh'un eseri ile benzerlik gösteren bölümlerinin dili. Aynı Eser. Ankara 1976. sonlarına doğru ifadenin biraz daha ağırlaşması dışında başı ile sonu arasında herhangi bir farklılık göstermemektedir. Diğer larafdan MenzUnâme'dcki bilgiler özetlenerek ve ifadeler sadeleştirilerek Târîh-i Âl-i Osman'a aktanlmıştırfi.Mustafa Karazeybek Müellifin bizzat kendi müşaha deleri ne dayanarak kaleme aldığı kanaatini uyandıran eserin bu son kısmının. Bu yönüyle eserin tümünün tek bir şahıs tarafından kaleme alındığı anlaşılmaktadır. s. Matrakçı Nasuh'un eserindeki aynı bölümlerle. Öncelikle. Turdaydın). Ayrıca. 2-6. Gazi Yurdaydm. 5 6 7 Nasûhü's-Silâhî (Matrakçı). hadiseleri anlatırken konuya uygun olarak bazen şiir bazen de âyet-i kerimeler koyma hususu Târîh-i Âl-i Osman'da da görülmektedir. (ııeşr. Diğer bir husus ise eserin dili ve üslubunda ortaya çıkmaktadır.

349-353. 187 . Eyle olduğu takdirce dokuzyüz Matrakçı. eserde Ayasofya'nm yapılması vakaları anlatılırken kullanılan bîr ifade bize daha doğru tahmin yapma imkanı vermektedir. Onun beyanları çerçevesinde sözkonusu nüshanın benzerliklerinin bir tesadüf eseri olamayacağı düşünülebilir. Bu arada özellikle şunu ifade edebiliriz ki. 21-25. Bunların yanında. "Aynı Makale". Bununla beraber dönemin yaklaşık olarak tespitinde bize yardımcı olacak bazı ipuçları mevcuttur. C. Nasuh'uıı Rüstem Paşa'nın teşvikleriyle Mecma' elTevârîKi ihtisar etmek süreliyle sade bir dille ikinci bir versiyon olarak Cami' elTevârîh'i kaleme aldığını ve Nasuh'ım Cami' el-Tevârîh!m girişinde Taberî Tarihi'nin tercümesinin ardından birtakım tarihî eserlerden faydalanarak yazmaya devam ettiğini. İkinci bir husus ise.I)..Kaniim Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman Ayrıca H. Ancak bu konuda daha detaylı bir çalışma yapma ihtiyacı olduğunu da belirtmeliyiz. bizim üzerinde çalıştığımız Târîh-i Âl-i Osnuın'm genel özellikleri ve Nasuh'ım eserleri ile yaptığımız mukayeseler sonucunda ortaya çıkan benzerlikler. eseri yazma gayesini belirtirken "es-Sultân bin es-Sultân bin es-Stdtân Süleyman Şah Han bin Sultan Bâyezid Han"m ve ecdadının yaptıklarını ortaya koyacağını ifade etmesi (v. bu konuda muhtevasında da net bir bilgi mevcut değildir. Müellif. Ayasofya'mn binası harcına üç yüz sübeke altım hare olunup ve her sübekenin kıymeti içim üç yüz bin altım bahâ vaz' olunmuşdur. Târîh-i Al-i Osman'ın Yazıldığı Dönemin Tespiti Eserin kaleme alındığı tarih ve dönem hakkında yazılmış herhangi bir yazı bulunmadığı gibi. Matrakçı Nasuh'un parça parça kaleme aldığı Osmanlı tarihine dair eserlerinin. müellifin Kanunî dönemine kadar her konu başlığından sonra verdiği bilgileri râvîlerden veya ehl-i tevârîhden naklettiğini sürekli olarak belirtirken. Beyân-ıMenûziL s. Tcvârîh-i Âl-i Osnıanlarm halk için yazılmış elmaları mantığına da uygun düşmektedir. eseri Kânımı döneminde kaleme aldığını düşündürmektedir. Oğuz Han'ın evlâd ve ensâbmdan başlayarak Selçuklular. Bu tarz. Osmanlılar ve son olarak da 957/1550 yılma kadar yaşadığı zamanın hükümdan Kanunî devrinin tarihini yazdığını söylediğinden bahsederek bunun Osmanlı tarihi bölümünün Rüslenı Paşa'ya izafe edilen eser olduğunu vurgulamaktadır8. Ayasüfya'nm yapımı için harcanan altın miktarından bahsederken şöyle demektedir: ". H. Gazi Yurdaydın. Müellifin. müellifin kendi müşahadelerine dayandığını düşündürmektedir ki bu da müellifin Kânûnî döneminde yaşadığına delalet etmektedir. manzum ve ağdalı ifadelerden büyük ölçüde arındırılarak halkın anlayabileceği sade bir dille ve aynı zamanda bilgilerin özetlenerek muhtasar şekilde aktarıldığı yeni bir versiyonudur.Yurtlaydın. s. bu eserin büyük ihtimalle Cami' el-Tevârîh'in Osmanlı tarihine ilişkin bölümü olabileceğini göstermektedir. Kanunî döneminden itibaren bu ifadeleri kullanmayı terketmesi. Diğer bir deyişle Târîh-i Âl-i Osman. Ccngizoğulları. Târîh-i Âl-İ Osman'ın ithaf kısmındaki ifadelerden Kânımı Sultan Süleyman'ın o dönemde hayatla bulunduğu anlaşılmaktadır. G..

müellifin eseri kaleme aldığı dönemde bir altının kıymetinin altmış akçe olduğu görülmekledir.. Basılmamış Doktora Tezi. Kânûnî'nin tahta çıkışı ile ilgili kısa bir bölümdür. "Râviyân-ı tevârîh şöyle rivayet ederler ki" gibi İfadeler kullanarak konuya girmekledir. kullandığı kaynakların isimlerini vermemektedir. kendinden önceki dönemler için mevcut muhtelif eserleri kullanmış ve kendi dönemini müşaha deleri ne dayanarak ilave etmiştir Müellif. altının fiyatının 60 akçeye yeni çıktığı anlaşılmaktadır ki bu itibarla yaklaşık bir tahmin ile eserin 1560 yıllarında kaleme alındığı düşünülebilir. 1563'de 60 akçe olduğu ve bu tarihden I584'e kadar resmî kurun 60 akçe olarak kaldığı. onun başkalarından naklettiği olaylar ile kendi nıüşahadelerine dayanarak yazdığı bölümleri birbirinden ayırmak düşüncesinden kaynaklandığını akla getirmekledir. Bir altının (Sultanî ve Flori) rayicinin 1560'da 58-60 akçe. eserin en geniş zaman dilimi olarak 1560 ile 1584 yıllan arasında kaleme alınmış olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.1547) senesine kadar birkaç konu hariç yine "râvr ibaresiyle konular nakledilmektedir. ikinci bölüm ise Kânûnî'nin cülusundan sonuna kadardır.l 66 ve tablo 9. İstanbul 1958. 954 (M. Müellifin "ravf ibaresi kullanmadan zikrettiği ilk konu. Diğer bir ifade ile müellifin yaşadığı dönem öncesi ve idrâk ettiği dönemdir. Ancak "şimdiki hâlde bir ahunun kıymeti ki altmış akçe olmuşdur" ifadesinden. İlk bölüm. Buradaki ifadelerde. ol zamanın ahunu veznde eğer bit zamanın altunu gibi kıyâs olunur ise zikr olunan üç yüz sübeke altıma kıymet takdir olunan elli dört bin kene yüz bin akçe olur. Halil Salıillioğlu. Müellif. Buradan itibaren H.Mustafa Kavazeybek kene yüzbin altım hare olunmuşdur dirler. Başlangıçtan Kânûnî'nin cülusuna kadarki bölüm müellifin kendisinden önce kaleme alınmış muhtelif kaynaklardan yararlanarak yazdığı bölümdür. Zikr olan hesâb üzre şimdiki hâlde bir allunıın ktvnıeti ki altmış akçe olmuşdur. Eserin bundan sonraki kısmı ise olayların en teferruatlı şekilde anlatıldığı ve diğer eserlerde bulunmayan geniş bilgiler ihtiva eden. İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Târîh-i Âl-i Osman'ın Kaynakları Târîh-i Âl-i Osman'ın kaynaklanın tespit ederken eseri iki bölümde incelemek gerekmektedir. D. aynı zamanda Matrakçı Nasuh'un Süleymannâmesi'nin Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nde bulunan nüshası ile birbirine benzeyen kısmıdır. Asrın Sonlarına Kadar Osmanlı Para Tarihi Üzerinde Bir Deneme. 1584'de 85 akçeye çıktığı bilinmektedir9. 78a). Bu bölümde "râvT ibaresi de bir daha kesinlikle kullanılmamaktadır. Bu kısımda istisnasız her konu başlığından sonra "Râvîler şöyle rivayet ederler ki". 188 . "Ehl-i tevârîh şöyle rivayet ederler ki'\ " Rivâyetde gehnişdir ki". baştan Kânûnî Sultan Süleyman'ın tahta çıkışma kadar. Kum hışımdan XVII. Bu bilgiler ışığında. Müellifin bu bölümde "râvV ibaresini kullanmakta titizlik göstermesi. Ancak eserini vücuda getirirken: başka kaynaklardan faydalanarak kaleme aldığı bölümleri sürekli olarak "râvîlerdcn 1 naklettiğim belirtmiştir. s."(v.

onlardan aktardığı bilgileri diğer muhtelif eserlerle takviye ederek genişletmiştir. Neşrî'nin Kitâb-ı Cihan-nümâ's\n ve Hadîdî'nin Tevârîh-i Âl-i Osman'ım12 sayabiliriz. Mehmed Neşri. Bu eserler arasında Âşıkpaşazûde Tarihi1". (Haz. Şchîd oldı. Amasiyye tarafı kim Rûmîlerdür. Aşağıda örnek olarak verilen metinler karşılaştırıldığında bunu görebilmekteyiz. Faik Reşit Unat ve Mehnıed A. Ca'ber kal'ası dirler bir kal'a vardur. pâdişâhları Osman Gâzî'nin dedesi Süleyman Şâh'dı. ol aradan vilâyet-i Rûm'a gelmeğe niyyet eyledi. gelüp öninc kondılar.la-lb) "Hâmân şehrin Cengiz Han harâb itmişdi. Fırat ırmağı suyu önlerine geldi. Erzincan'dan Rûm vilâyetine girdiler. Akıbet andan göçüp Haleb'e çıkdılar. 89) "Mânân şehrinün pâdişâhı Süleyman Şalı idi kim Osman'ım dedesidür. Gafilin Fırat ırmağına uğradılar. 12 Hadîdî. Ve hem işildî kim Rûm vilâyetinde gazalar olur. İrmağı geçmek dilediler. Necdet Öztürk). Şimdiki halde ana "Mezâr-ı Türk" dirler. N. Tevârîh-i ÂN Osman. Öni hoz yar İmiş. Atsız). Kitâb-ı Cihan-nümâ. Süleyman Şah alile Furat ırmağına boğildı." Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman (s. Eceli andayidi. geçmek istedi. ol sebebden Süleyman Şah bahâdır elli bin mikdân Türkmân evi ile Erzincan yolundan vüâyet-i Rûm'a kadem basıtp Amasya tarafına geîüp ol etraflarda altı yıl mikdân küjfâr-ı meîâ 'inler ile gazalar idüp nice yerler feth itdikden sonra âkıbelü'1-ömr dönüp Halcb vilâyetine çıkup Ca'ber nâm kal'a önüne gelüp âb-ı Fırat'dan güzer itmek içiin bir yere uğrayup geçmek isteyicek ittifak kazâ-i kudret ol sunun güzer itmek içün uğraduğu yirin kenarı yâr ve amîk olmağın bindüğü atıyla suya batııp lıükmu'Ilâlı ile suyu öte geçmedin dâr-ı fenadan saray-i bekaya göçüp ol arada cism-i pâkin âb-ı Fırat'dan çıkanıp hâk-i zemine defn idüp Fırat'a Mezar-ı Türk diyü nâm virdiler ki henüz ol nâmla meşhurdur.Kanunî Döneminde Yazılmış Bir Târîh-iÂÎ-i Osman Müellif genel olarak Anonimleri taslak olarak almış." iu Aşık Paşaoğlu Tarihi. Süleyman Şah atın depli. İstanbul 1991. (Haz. Âl-i Selçuk ve Âl-i Abbâs tefrika olmağın Süleyman Şah dahi Mâhân şehrinden kopup Rûm vilâyetine gelmeğe niyet itdi. Süleyman Şah dahi memleketinden kopup Erzincan'a geldi. Ankara 1987. Köymeıı). Rûm vilâyetinden hayli vilâyetler aldılar. 11 189 . 01 Ca'ber kalasınım Öninde defn ildiler. Târîh-iÂl-i Osman (v. zîrâ kim dâyimâ meyli gazaya idi. ol tarafdan çok gazalar ildiler. İstanbul 1992. Yol iz bilmezler göçmel yörükleridi. Halk üşdi. ırmakdan çıkardılar. I-II. (Haz.

Rûm (=Anadolu) ülkesinde altı yıl durdular. Erzincan'dan Rûm (-Anadolu) ülkesine girdiler. Etrafları fethettiler'. öglentirler Dilerler kim ol aradan göçeler Furat ırmağını asra geçeler Geçit bulup bular cûy-ı Furat'a Seherden kim süvâr oldilar ata Süleymân-şâh hemân-dem depdi atı Ki ya'nî alile geçe Furat'ı Öni yarİmiş uçdı nâ-gehânî Kaza irüp ayırdı atdan anı Getürler şahı CaLber-karası'na Be-resm-i şer'i korlar anda sine Yapup bir türbeyi bünyâd iderler Ana şimdi Mezâr-ı Türk dirler Gaza kasdına Göçerler ol aralardan yegâne Haleb'den yana olurlar revâne İrerler çün Haleb nâhiyyesine Furât ırmağı. Ca'ber-kal'ası'na Süleymân-şâh konar bir sebzezâra İrüp leşger tolar hep ol diyara Burumla birlikte eserde." Hadîdî'nin Tevârîh-i Al-i Osman'ı (s. "Varın. Erzurum'dan Erzincan'a indiler. Nihat Azanıat tarafından Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman(Giese neşri)'m kaynaklanndan oldukları tespit edilen Yahşi Fakih'in 190 . 22-24) Süleynıân-şâh o kavtnün hânı imiş Göçer-evlülerün sultam imiş Dil ü candan gazaya niyyet eyler Okur akıllan cem'iyyet eyler 0 yer Türkmau evi yigirmi bin var Kimi Türkmanidi kimisi Tâtâr 01 göçerler iderler İnip iderler Cihanı ehl-i küfre teııg iderler Amâsiyye nevâhîsinde çok yer Birez eylediler vakt olmadın feth serhadd-i Rûm'a ceng aradan ki cem' Rûm'a olup azm Geh idüp kûh u sahrânun şikârın Gehî seyrân ider cûyun kenarın Birez gün ol arada eglenürler Seferdür danışurlar. Geldiler. Elli bin kadar göçer Türkmen ve Tatar evini onun yanma verdiler. Süleymanşah dahi kabul etli. 13) "Süleymanşah Gaziyi ileri çekdiler ki o. Rûm'da (=Anadoln'da) gaza edin" dediler.Mustafa Karazeybek Aşık Paşaoğlu Tarihi (s. göçer evlilerin ulularındandi.

177b. İran seferi ile ilgili bilgiler Matrakçı Nasııh'un Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han İsimli eserine dayanmaktadır. S'ükymannâme'deki bilgiler. Târîh-i Âl-i Osman'ın bu son kısmı. İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nııı inşası hakkındaki bilgiler ise. 19] . E. Ali el-Arabî İlyas. XIVXVTH. Musa Balıkesirli'nin Târîh-i Ayasofya isimli eserinde14 ve Ali el-Arabî tlyas'ın Tevârîh-i Ihüdâ-i Şehr-î İstanbul ma 'a Ayasofya-i Kebîr isimli eserinde1'"1 benzer bilgiler bulunmakladır. istanbul 1992. Yusuf b. Târîh-i Âl-i Osman (v.Kâmım Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Al-i Osman Menâkıbnâme 'si. Tâıih'İ Âl'İ Osman'daki 1. 2057/2. Yusufb. Anonim. Matrakçı'mn eserinin tekrar kaleme alınmış şekli olarak görünmektedir. Tevârîh-i İbüdâ-i Şehr-i İstanbul ma'a Ayasofya-i Kebîr. metin içerisindeki şiir. Bu durum.) eserin sonuna kadar olan bölüm ise daha önce belirttiğimiz gibi Matrakçı Nasuh'un İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphânesi'nde bulunan Süleymannûmesi'ndz aynı konunun anlatıldığı kısımdan itibaren büyük ölçüde aynıdır. Yazma Bağışlar ıır. 211-213) "Hamd <u> sipâs-ı bî-kıyâs u lâo l k â d i r u muta<âı v e kayyftm _cellet kudretuhu ve tabet y e z â i hikmetuhıı. âyet-i kerîme. Menzilnâme'deki bilgiler Târth-İ Âl-i Osman'a aktarılırken. 1) "Şükr-i sipâs ve ftanul u M-kıyâs ol hâlik-i cinn ü inâs ya'nî hazret-i Hudâ-yı te'âlâ cellet-âlâ'uhû ve ammet ni'amâ'uhûya olsun kim nev'-i beşeri âlemi ademden fezâ-yi vücûda getüriip teklîf-i a'mâl-i ferâyiz-i ibâdâl-ı sâliha ile mükellef eylemeğin sebeb-i kat'-ı derece-i âliye Vi Menzilnâme (Giriş kısmı. konunun özüne taalluk etmeyen bazı kısımlar atlanarak ufak bazı cümle farklılıkları ile Târîh-i Âl-i Osman'a alınmıştır. 1803/4.se neşri).. Târihî Takvimler ve Ahmedî'nin Dâsitân-ı Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i 13 Osman'ından da faydalanılmış olması kuvvetle muhtemeldir. Târîh-i Âl-i Osman'ın Bazı Osmanlı Tarihleriyle Mukayesesi a) Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han \)Târîh-i Âl'i Osman'ın ilk sahifesi ile Menzilnâme'nin ilk sahifesi karşılaştırıldığında eserlerin girişinin ifade tarzları aşağıda verdiğimiz örnekte de görüldüğü gibi birbirine benzemektedir.1547) senesinde Osmanlı Devleti ile Almanya ve Avusturya devletleri arasında yapılan sulh antlaşması bahsinden(v. Süleymaniye Ktb. Tevârîh-i Âl-i Osman'daki bilgiler ile büyük bir benzerlik göstermektedir. Ayrıca bu konularla ilgili olarak Âlî'nin Künlıü'I-Ahbâr'mda. (Haz.. Târîh-i Ayasofya. Musa Balıkesirli. nr. s. övgü ve yerme ifadelerinden büyük ölçüde arındırılmış. Esad Efendi. Süleymuniye Ktb. İstanbul ve Ayasofya'nm tarihi hakkında değişik eserlerde bulunan bilgilerin aynı kaynaklara dayandığım göstermektedir. Nihat Azamat).hazretine olsun kim iktizây-ı ezelî ve <te'vîd-i> takdîr-i lem-yezelîsinden rûy-ı zenıîni tîre ve M 15 Anonim Tevârîh-i Al-İ Osman (Gie. Târth-i Âl-i Osman'da H.954 (M. s. teferruat atlanarak konular özetlenmiş ve ifadeler sadeleştirilmiştir.

24 (Matrakçı. 184a. övgü ve yerme ifadelerinden büyük ölçüde arındırılarak sade bir dille Târîh-iÂl-i Osman'a aktarılmıştır.. Meselâ.]". 3) Matrakçı'nın bütün eserlerinde ortak özellik olarak görülen. 178b. sultânü'lberreyn ve 'l-hahreyn hâdimü 7haremeynVş-şerîfeyn pâdişâh-ı cihan hüsrev-i devr-i zaman melâz-ı ehli îmân Sultân bin Sultân Sultân Süleyman Hân bin Sultan Selim Hân hin Sultân Bâyezid Hân . 265. Aynı Eser. metin içerisindeki şiir. tâyife-i usât ve zümre-i tağâta arsa-i arasâîda şefa'at-i bî-gâyeti mebzuldür ve dahi âl-i et. habîh-i <hudâ> hazret-i Muhammed Mustafâ üzerine olsun kim . s. ol server-i kâinat meflıar-i mevcudat . Beyân-ı Menâzil.meliki'1-mennân essuîtân bin es-sultân hin es-sultân Süleyman Han hin Sultan Selim Han bin Sultan Bâyezid Han . Matrakçı.. s. Krş. 269. [ I ^ J I Denizde yürüyen dağlar gibi gemilerfO'nım varlığının delîlidiı-.22i-222).. 252. âyet-i kerîme. Hatta Menzılnâme'de farklı yerlerde zikredilen âyet-i kerimelerden on biri Târîh-i Âl-i Osman'da benzer konular anlatılırken zikredilmiştir. Rahman." 2) Nisbelen ağır bir ifade tarzi ile yazılmış olan Menzilnâme'Ğoki bilgiler. Târîh-i Âl-i Osman'da Kânûnî'nin 1548'de II. 31a. 154. 180a." 'ayn-i berînî hîre iden zulmet-i deycûr ve şerr u şürî-i nıâdde-i âsumân-ı saltanat-ı cihâna mâh.Mustafa Karazeybek kılmışdır vüfûr-ı teslîmât-ı zâkiyât ol server-i kâyinât ve mefhar-ı mevcudat şefî'i usât fi yevnı-i . 113b. Târîh-i Âl-i Osman. Beyân-t MerıâzH. ve dahi âl <u> ashâb-ı erbâb-ı hidâyet . 212.. 178a.. 192 . v.. Menzilnâme'de Kânûnî'nin 1534'de I. 185b.ırasât Rasûl-i Huda ya'nî Muhammed Mustafâ sallallâhtı aleyhi vesellem hazretlerinin üzerine olsun ki... hadiseleri anlatırken konuya uygun olarak bazen şiir bazen de ayet-i kerîmeler koyma hususu Târîh-i Âl-i Osman'da da görülmektedir.vilâyet bi'l-irs ve'I-isühkâk a'nî halîfete-i haiîfeüllâhi'l. 203b. üzerine olsun kim .hu'ı ve ashâb u eşyâ't üzerlerine otsun ki lıerbiri muktedâ-yı şer'-i şerîf mütebeyyin ve pîşvâ-yi dîn-i münîf metindir rıdvânullâhi te'âlâ aleyhim ecma'în ve ba'demâ talırîr-i în-aklâm ve bâ'is-i tasdîr-i erkâm-ı anber-i fam oldur kini. İran seferine hareketinde İstanbul'dan Üsküdar'a geçmek için iskeleye indiği sırada gemilerin denizdeki görünüşlerini tasviri ve gemiler ile denizden geçmesi anlatılırken iki kere zikrettiği âyet-i kerîme16... 227. vücûd-ı pâdişâh-ı kişver-penâh ve kevâkib-i mevâkib-i leşker ve sipâhile giderdi ve vüfûr-ı 'inâyet-i karniye ve kemâl-i kudret-i şâmilesinden cihet-i kaf-ı mevâdd-ı küfr u zalâl ve def <u> ref'-i dâire-i fesâd u cidal . İran seferi için Üsküdar'a geçmek üzere iskeleye inip kadırgalara binmesi anlatılırken de zikredilmektedir17... Aynı âyetlerin zikredilmesi hakkında aynca bkz. 258.. 206a. v. 266. 220. 198b. hazret-i sultânü'l-guzât ve'Imücâhidin kâtilü'l-keferetü ve'l-müşrikîn ve kâmi'ü'z-zanâthk ve'1-mülhidîn sultânü'lherreyn ve'l-hahreyn burhânü'l-ınaşrıkîn ve'1-mağrîbîn hâdimü'l-haremeyni'şşertfeyn mâlikü'l-memâlik alcl-itlâk valiyü'l..

Târîh-i Âl-i Osman'da 11.ş. Beyt: L^U^ 'Ü3JJL* j>*-kJl j L^ljb üy. 149b) sııltân-ı serasker İbralûm Paşa hazretleri dahi mahrûsa-i İstanbul'dan bîlıadd ve bîpâyân asakir-i bî-girân ile vilâyet-i Anadolu'ya geçüp diyâr-ı Arab'a çıkup ve şehr-i Haleb'e kışlamak ıçun girüp karâr eylediler.. s. 4) Diğer bir husus.265. v. Aşağıda verdiğimiz örnek bunu açık bir şekilde göstermektedir. Âl-i Osman. 206a. Bu dimim hem konunun özetlenmesinden hem de kullanılan ifade tarzımn sadeleştirilnıesİnden kaynaklanmaktadır. Beyân-ı Menâzil.y ." b) Matrakçı Nasuh'un SüleymannâmesVnin İstiinbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nıle Bulunan Nüshası Matrakçı. 213-214) •'Makarr-ı hilâfet-i cihânbâni ve mesned-i hükflmet-i fermân-revânî ve pây-gâh-ı bülcııd ü refi' ve tahtgâh-ı ercümend ü ineııî' canibinden.KârıûnîDöneminde Yazılmış Bir Târîh-İ Âl-i Osman Yine Menzilnâme'dt I. İran seferi sırasında Şâh'nı sulh için gönderdiği elçilere verilen cevapta Şâh'ın kurtuluş çâresi ifade edilirken zikredilen âyet-i kerîme. 193 .ere Van Beğlcrbeğisi İskender Paşa'ya gönderdiği mektubundan bahsedilirken de1K zikredilmektedir..»yıl I İcâbiyle umûr-ı (merhûnun) zuhûnna ve emr-i mu'zamun husCıline pîşvâ ve rehniimâ olan kâim-i makâm-ı hüsrev-i sâhibkırân ve İeşker-keş-i Süleymân-ı zaman (Vezîr-i a'zam ve Rıunili beylerbeyisi İbrahim Paşa) 'ızz ıı şevket ve nusret u sancak tavk-ı 'azamet u bayrak ııbhet ıı 'izzet ve dergâh-ı sipihr-i ihlişâm ve bârgah-ı gerdûn kıyamdan nice biri bahâdırân-ı sipâh u dilîrân-ı fursat-nigâh ve şîrân-ı peleng-i ceng ve mübârizân-ı neberd-âhcng suvâr-ı ceng-sâz "askeriyle mukaddimâ irsal olııuıb semt-i İmtisâlile kûs-ı (irtihâli) cihet-i intikâle çâlub dahi teveccüh-i hümâyûn-ı zafer-rehber-i meymûıı ile sene (tokuz-yüz kırk rebî'ü'l-âhirinün onunda) mecma'-ı şerâyi'-i Muhammediyye ve menba'-ı mezâhib-i İslâmİyye ve mevzi'-i mesâkin-i sultâniyye ve râsihu'l-eyvâniyye ve kadîmu'1-esasiyye ve azîmu'ş-şâniyye ve etrafı ehâsin-i inehâsin-i (bahrle) ve eknafı tezâyin-i mezâyin-i nehıile müzeyyen olan medîne-i rnetîne-i Kostantıniyye'den (teveccüh idüb) kat'-ı nıenâzil ve (tayy-ı merâlıil ile) serhadd-i vilâyet-i 'Arab ve mahrûse-i ma'mûre-i Haleb canibine varub subh-İ devlet-i kümurânî ve ahter-i sa'âdeti dü~cihânî ile vusul bulıcak evân-ı şedâyid-i şiddet-i şitâ ve zamân-ı savlet-i burûdel-i hiddet-i hevâ (cvânî) karîb olmağın 'asker-i zafer-relıberile kışlaımıası lâzım (bel mühim) olduğu eclden (mumaileyh) mahrüse-i (mezbûrda) ve medîne-i (meşhurda) kışlayup andan sonra . Kr. Menzünâme'de yarım samfede anlatılan bir husus Târîh-i ÂI-i Osman'da bir-iki satırda ifade edilmektedir. Târîh-i Âl-i Osman (v. Târîh-İ. Menzilnâme'âs Irakeyn Seferi teferruatlı olarak anlatılırken Târîh-i Âl-i Osman'&d aynı bilgiler özetlenmiştir. Menzilnâme (s. İran seferi sırasında Şah Tahmas'ın oğlu İsmail Mirza'nrn sulh maksadıyla padişaha gönderilmek ü/.

.. Osman'da başlık konulmadan anlatılmaktadır.954 (M. basit cümle farklılıkları ile Târîh-i. Târîh-i Âl-i Osman (v. Söylediğimiz hususlar aşağıda verdiğimiz metinler karşılaştırıldığında açık bir şekkilde ortaya çıkmaktadır. Janj t ^. 184a-184b) . Bu iki eser arasındaki ilişki de eserlerin tümü üzerinde değildir. Nadiren bazı olaylar Matrakçı'da başlık altında anlatılırken aynı konu Târîh-i Âl-i.öte cânibde ol ceyş ve bed-kîş ve salâbet ve mehabet' endîş ile meşhur olan Alaman vilâyetlerinin kral-ı bed-fi'âl Frandoş nâm olan bed-encâmın kalb ve salîb-i bed-nihâdlarına nassâl-i sihâm-ı ehl-i İslâm'dan rıı'b u hirâs müstevli olup heman dem pâdişâh-ı memleket-küşânın yümn-i himetleri berekâttnda tav'an bel rav'an itâ'at-şi'ârın izhâr idüp y>.1547) senesi olaylarından başlamakla ve bu durum Târîh-i Âl-i Osman'ın sonuna kadar devam etmektedir. Kalb-i salîb-i bednihâdlarma nassâl-i sihâm-ı ehl-i islâm'dan nı'h ıı hirâs müstevli olup hemati dem padişâlı-ı memleket-küşânın yümn-i himmetleri berekâttnda dürr-i muvafakati feth ü derîçe-i muhalefeti fesli idüp musâlahat-ı hâl selamete yakindur diyü tav'an bel rav'an itâ'at-şi'ârın izhâr u sadâkat-ihtisâsın aşikâr idüp jjji-lv> *-*jJo t\f. 95a) Târîh-i Âl-İ Osman (v.." tahkir olan sâyir kefere-i fecereden kendülerin add idüp elçüşiyle dergâh-ı âlem-penâh ve bârgâh-ı sa'âdet destgâha otuz bin sikke temâmü'l-ayâr ahun gönderüp istid'â-yı emân taleb eyledi" Süleymannâme (v. Bu iki eserde başlıklar ufak bazı farklılıklar haricinde kelimesi kelimesine aynıdır.fi'âli ve sipehsâlâr-ı nekbet-âmâli Frandoş nâm ki hemîşe ol bed-nihâdın gümrâh-ı tuyürları saydgâh-ı gazada sıığûr-ı kârzâr-ı ecnâd ile buluşu gelüp gülşen-i vilâyetlerine ve kişver-i memleketlerine yâğî ayağın basdurmazlardı. H." zillet ile tahkir olan sâyir Süleymannâme (v.zilleti ile ı kefere ve fecereden kendülerin add idüp elçüsile dergâh-ı tılempenâha otuz bin sikke temâmü'layâr altını gönderüp istİd'â-yt emân taleb eyledikde.. Eserin bu kısmı...öte cânibde vüfûr-ı aded ve huzûr-ı uded ve ceyş-i bed-ktş-i salâbet ve mehâbetendiş ile meşhur olan Alaman vilâyetinin kralt bed. Olayların anlatımında ise Matrakçi'mn eserindeki konunun Özünü etkilemeyen bazı kısımlar atılarak.'iij>rj \.Târîh-i Al-İ Osman'ı diğer Osmanlı tarihleri ile yaptığımız karşılaştırmalarda aralarında net olarak irtibat kurabildiğimiz eserlerden birisi de Matrakçı'nın sözkoimsu eseri olmuştur.. Her iki eser arasındaki benzerlik. Matrakçı1 nın eserinin büyük ölçüde tekrarı mahiyetinde yeniden kaleme alınmış şekli olarak görünmektedir. Âl-i Osman'a alınmıştır. 177b-178a) "Haber-i mütâ'abetkerden serdâr-ı vilâyet-i Alaman ve cizye firistâden be-dergâh-ı hazret-i Süleymân-ı zemân . 81b-82a) "Haber-i mütâ'abet-kerden serdâr-ı vilâyet-i Alaman ve cizye firistâden be-dergâhı Süleymân-ı zemân .

'7 "Haber-i cenk-kerden-i ümerâ-i şâh-ı bed-ahvâl ve inhizâınyâften an-tâyife-i nekbet-âmâl Bu cânibden sultân-ı selâtîni'7-islâm asâkir-i süreyyâintizâm kasaba-i Hoy'dan azimet idüp gider iken düşman-ı makhûnın Karadere canibinden kaçup giden ümerâ-i kalîle ve küberâ-i zcYİlesinden Bedirhan ve Abdullah Flan ve Hüseyin Caa ve Kayıtmaz ve Muzjıffer ve Hacı ve.i Anonim Osman (s. diğer eserler içerisinde en fazla irtibat kurabildiğimiz Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmanlar olmuştur. ve. Kayıtmaz. ve Muzaffer ve Hacı Beğ ve .?'' Süleymannâme (v. Anonimlerle yapılan karşılaştırmada. Târîh-İ Âl-i Osman'ın müellifinin Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman'ları taslak olarak kullandığı anlaşılmaktadır. Verdiğimiz kısa örnekler de bunu göstermektedir. Kânûnî'nin II. Târîh-i Al-i Osman (v... Eserin başından.Kânûnî Döneminde Yazılmış Bir Târih-i Âi-i Osman "Der-beyân-ı haber-i cenk-kerden-i ümerâ-i şâh-ı gümrâh ve inhizâtn-yâften an-tâyife-i gcç-râh Bu cânibden hazret-i sultân-ı selâttn-i cihan ferman-Termây-ı heft-aklâın cânib-i Tebriz'e teveccüh idüp kasaba-i Hoy'dan azîmet-i hümâyûnla göçüp gider iken adüvvi-i mağrurun mukaddema zikr olunduğu üzre Karadere canibinden girîz idüp şâh-ı bed-hâh tarafına giden ümerâ-i Ba\\e.. Whs/t\\w. Anonimi erdeki bilgiler bazı ifade farklılıkları ile Târîh-i Âl-i Osman'a alınmıştır. 197a) "Der-beyân-ı pîşkeş-i firistâden-i Elkas be-südde-i sidre-i esâs Ve pâdişâh-ı âlem-penâh mahrûsa-i Haleh'de iken girü sene 956 dokuzyüz ellialtı Saferinin yirmisinde Elkas Mirza ahd-i sadâkati teedîd ve peymân ve kavâid-i ubûdiyyeti te'kîd itmek içün pâdişâh-ı zıllu'llâh hazretlerinin âsitâne-i sa! âdetine seferinin ibtidâsîle intihasın vııkû'u üzre bundan evvel arz eylemiş idi. Konuların anlatılış sırası ve olayların seyri birbiri ile aynıdır.iktidarına seferinin ibtidâsı ile hatimesin vuku 'u üzre ale't-tafsîl iftitâh idüp rlâmitmişdi.Murat dönemi hariç Anonİm'in bilgileri ile büyük benzerlik içerisindedir...i Elkas <\ç." Târih-i Âl-i Osman (v.17) "Andan Tevârih-i sonra Al-i Orhan 195 ." c) Anonim Tevârîh-i Al~i Osman(Giese neşri) Târîh-i Âl-i Osman'ın diğer eserler ile mukayeselerine gelince.^m4en Bedirkan ve Abdullah. 122b) "Haber-i pîşkeş-i firistâden. İran seferine kadarki dönemde II.i-südde-i sidre-i esâs Sene sitte ve hamsın ve tis'a mi'e Saferinin yirmisinde sâbıkâ sılk-İ beyâna getirilen ahvâl muhakkak ve makâl-i musaddak üzre Elkas Mirza safka-İ ahd ve sadâkati teedîd ve peymân ile kavâ'id-i ubûdiyyetini te'kîd ve teşlıîd itmek içün sultân-ı zıHu'llâhî hazretlerinin âsitân-ı gerdûn.. 13a) Sultan Orhan Kal'a-i İznik'i feth idüp ve kendüye taht idüp oturup karâr eyledi. . Matrakçı Nasuh'un eserleri bir tarafa bırakılacak olursa. Ban..

. Bunun yanında Târîh-i Âl-i Osman. Târîh-i Âl-i Osman'da nasıl fethedil dikleri ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. îsâ ve Mûsâ Karesi İli'ndc birbirin kovagitdi. 40b) "." Târîh-iAl-i Osman (v.Mustafa Karazeybek Oğlu Süleyman Şâh'a İzniknıid sancağın virüp Taraklu Yenicesi ve Göynük ve Mudurnu vilâyetlerine lıavâle eyledi ve bir oğlu dahi ki Murad Han Gâzî'dir ana Buruşa sancağın virüp .. l." Anonim Tevarîh-i Osman (s. asker cem' idüp Buruşa üzerine hücum idicek Mûsâ Çelebi Mîr Süleyman'a mukabil olamayup Burusa'dan çıkup kaçup Karaman vilâyetine gidüp.. îsâ Çelebi karındaşı Mûsâ Çelebi ile bir nice zemân cenk eylediler âhirü'1-emr Mûsâ Çelebi gâlib olup karındaşı îsâ Çelebi'i ortadan göLüriip andan kendüsü Burusa'ya gelüp oturup birkaç gün karâr i dince değin ki Mır Süleyman ki Yıldırım Hân'ın ulu oğludur. 50. Fâtih Sultan Mehmed döneminde Târîh-i Âl-i Osman'da bulunan İstanbul'un tarihi ve Ayasorya'nın inşası bahsi Anonim'de de vardır. Anonim. Osman Gazi'nin vefatı. Andan Mûsâ Çelebi kaçdı.. 67a) ". Tacından tahtından . Târîh-i Âl-i Osman (v..." İznikmid'i oğlu Süleyman Paşa'ya virdi.. Bu konularda her iki eserdeki bilgiler birbirine benzemektedir... İran seferi hazırlıklarından eserin sonuna kadarki bülümü Anonimler ile mukayese edilemiyecek kadar geniş ve teferruatlıdır. Yine birçok yerin fethi Anonim'de sadece fcthcdildikleri belirtilerek geçilirken Târîh-i Âl-i Osman'da nasıl fethedildikten ayrı ayrı nakledilmektedir. Meselâ. Karaman'a eitdi.51) Al-i ". Balıkesir. Bergama ve Edirne'nin fetihleri hakkında Anonim'de sadece "nevâhîleri ile fethedildi" denilirken. Meselâ: Bursa'nın fethi. Târîh-i Al-i Osman'ın müellifinin müşahadelcrine dayanarak kaleme aldığım düşündüğümüz konular. Anonim'de birkaç cümle ile bahsedilen bazı hadiseler Târîh-i Al-i Osman'da ayrı başlıklar altında zikredilmektedir. e nazaran daha fazla konu içermekledir. Andan Mûsâ Çelebi Bursa'ya vardı. Ahirü'lenır Mûsâ îsâ'yı bulup aradan götürdi.. Târîh-i Âl-i Osman'da daha teferruatlıdır. özellikle II. âhirü'1-emr ol kızın temâmet ahvâlinden haberdâr olup kendü sarayında olan hâtûnu pula lapdıığu sebebden hatemi nübüvvet elinden gidüp ve ol kıza ol mertebe mâyil olduğundan ötürü kendüyc bunca akabeler vakf olup tâc [ıı] tahl elden 196 Anonim Tevarîh-i Âl-i Osman (s. Andan Emir Süleyman Bursa'ya geldi... 80) âhirü'1-emr Süleyman Peygamber ol kız puta tapduğı ccilden Süleyman Hak tarafın koyup ol kıza gönül virdüği ecilden akıbet bunca vak'alara uğradı... Yenice'ye ve Göynük'e ve Mutıırnı'ya havale olmuşdı ve Buruşa sancağın oğh Murad Gazî'ye virdi." Bunun yanında umumiyetle konular Anonim'de kısa ve özet.Murad'm öldürülmesi ve yerine Yıldırım Bayczıd'in geçmesi hadiseleri Anonim'de kısaca geçilirken aynı konular Târîh-i Âl-i Osman'da uzun bir şekilde anlatılmaktadır.

Süleyman Şâh bahâdır cllibin mikdârı Türkmân evi ile Erzincan yolundan vilâyet-i Rûm'a kadem basup. 197 Lütjî Paşa Tarihi (s. daha önceki konularda olduğu gibi Anonim'deki bilgilere nazaran Târîh-i Âl-i Osman'ın daha fazla bilgi ihtiva etmesidir. Âlî Bey). müelliflerin aynı kaynaklan kultanmalarındandır. istanbul 1341. Diğer dönemler hakkında verilen bilgiler ise farklıdır. Lütfı Paşa Tarilıi'm göre dalıa geniş bilgi vermektedir...KânûnîDöneminde Yazılmış Bir TâHh-İ Al-i Osman gidüp kırk gün temam şeytân-ı recîm emri ile o dîv-İ sakîm talıt-ı Süleyman'da mukAm olup ve Süleymanlık idüp ve kendü bu kadar zaman âvâre ve sergerdân olduğuna. (neşr. Kaza ve kader şu üslûb üzerine carî oldu kim sâyir halkdan Ögedin kendü uğrayup önü hod yâr imiş atıyla bile belürsüz . Andan girü Haleb'e çıkdı. (ııeşr.." âvâre olup bir dîv sihr idüp Süleyman'un tahtına geçüp hükm-i hükümet idüp kırk gün tamâm Süleyman tahtından ayrılup avarelik çekdi. d) Lütfı Paşa Tarihi Târih-i Âl-i Osman'ın başından fetret devrine kadarki dönemle Fatih dönemindeki İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nm inşası bahsi İle Kânûnî Sultan Süleyman'ın saltanatının ilk dönemleri hakkındaki bilgiler ve anlatış tarzları birbirine yalandır. Her iki eserde bazı farklı konu ve rivayetler mevcul olmakla birlikte Osmanlıların ilk • dönemlerine ait birçok konu Lütti Pa^a.. ittifak kazâ-i kudret ol sunun güzer itmek içün uğraduğu yirin kenarı yâr ve araîk olmağın bindüğü atıyla suya batup fenadan saray-ı bekaya göçüp. Haleb'den Ca'ber kal'asına revânc olup ve Fırat suyun geçmek kasdın eyledi." e) Âşıkpaşazâde Tarih?® Târîh-i Âl-i Osman ile Âşıkpaşazâde Tarihi arasında olaylar zinciri ve ihtiva ettikleri bilgiler açısından benzerlikler bulunmaktadır. Süleyman Şalı kim Osman'ın dedesidir.. 01 feterâtda Rum vilâyetine azm ve niyyet-i cezm idüp doğru Erzincan'a gelüp Erzincan'dan Rum vilâyetine ki Amasya tarafıdır gelüp anda haylî zaman gaza ildi... İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşası hakkında her iki eserde bulunan bilgilerin aynı kaynaklardan alındığı anlaşılmaktadır.. Tevârîh-i Âl-i Osman. Âşıkpaşazâde. 18) ". Âlî Bey). Amasya tarafına gelüp ol etraflarda altı yıl mikdârı kiiffâr-ı ınelâ'înler ile gazalar İdüp nice yerler feth itdikden sonra âkıbetü'1-ömr dönüp Halcb vilâyetine çıkup Ca'ber nâm kal'a önüne gelüp âb-i Fırat'dan güzer itmek içün bir yere uğrayup geçmek İsteyince. İstanbul 1332." Bu konularda eserler aralarındaki iark. Tevârîh-i At-i Osman. Târîh-i ÂI-i Osman (v. Kanaatimizce iki eser arasındaki benzerliklerin sebebi. özellikle Târîh4 kl'İ Osman'ın son kısmında müellifin kendi müşahadelerine dayanarak yazdığım düşündüğümüz kısımlardaki bilgiler Lütfı Paşa Tarihinden çok daha mufassaldır. Ancak Târîh-i Âl-i Osman... 1 a-1 b) ".

ayağ üzre durup Osman Şah Gâzî hizmetine baş koyup yir-yurl idiıımek içtin birkaç pare köy laleb iıdikde.-ievârth'\n Osmanlı tarihine hasredilen ikinci cildi olmalıdır.Mustafa.. Ancak anlatış ve ifade tarzları farklıdır. 24) ".. Karazeybek hakkında verdikleri bilgiler birbirine benzemektedir.Samsa Çavuş dimekle meşhur bir künesne varidi. Matrakçı'nın daha önce Osmanlı tarihine dair yazdığı muhtelif eserleri özetleyerek halkın anlayabileceği sade bir dille yeniden kaleme aldığı tek ciltlik farklı bir eseridir. Osman Şalı Gâzî dahi kabul idüp kal'a-i Lefke civarında Yenişehir suyu kenarında bir kal'acık varidi ol hisarcuka tâbi1 olan il [ü] vilâyeti mezkûr Samsa Çavuş'a ihsan eylediler.. bu vilâyeti bana ver kim bunlar yine yâgî olmuşlar.Samsa Çavuş geldü eydür. Yaklaşık olarak 1560 tarihlerinde yazılmış olan eser. Osman Gâzî eydür. Tâniı-i Âl-i Osman'ın müellifinin Âşıkpaşazâde'yı kaynak olarak kullanması ve Osmanlıların ilk dönemlerine ait kaynakların kısıtlı olması nedeniyle kaynakların müellifler tarafından müştereken kullanılmasından olmalıdır. bahâdır er idi ve hem Osman Şalı Gâzî'nin sâbıkdan cmekdar yoldaşlarından idi.. Tûnh-i Âl-i Osmari&ak İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşası konuları iseÂştkpaşazâck^'de mevcut değildir. 198 . 5b) ". Târîh-i Al-i Osman (v. Bu bilgiler Nasuh'un yazdığı tahmin edilen ve kendisinin de yazdığını ifade ettiği ancak günümüze kadar tespit edilememiş müstakil bir Osmanlı Tarihinin varlığını ortaya koymaktadır.. vilâyetin ba ." Netice olarak Târth-i Âl-i Osman.. Bilgilerin birbirlerine benzemesinin sebebi. Matrakçı Nasuh tarafından Mecmaü'ilevârîh'in değişik bir versiyonu şeklinde kaleme alınan Câmi'fi'f. zısm virmezinı..." Aşıkpaşazada Tarihi (s. lefke yanında dere ağzında Yenişehir suyunun kenarında bir hisarcık vardı anı Samsa Çavuş'a virdi. zîrâ bunlun vilâyetinden çıkarmazam.

18 Kasım 1918Me Vakil'de yayımlanan mülakatında. Hatla . M. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri.97. Kemal'in bu düşüncelerini uygulamaya kayması mümkün olmadı. Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra. c. Öte yandan. (1961). İngilizler'in Osmanlı Milleti'ne gösterdiği iyi niyet ve dostluktan uzun uzun bahsetti.Ordu) Kafaları Müfettişliği idi.m.99. 1919 yılı Nisan ayma kadar geçen beş aylık süre içinde çeşitli temaslarda bulundu.. Kemal Paşa. başka ihtimal kalmadığına inanmak için mütareke esnasmdadört-beş ay (13 Kasım 1918 . 125-133.. tereddüde yer bırakmamak. O. Falih Rıfkı Alay. Bu dönemdeki faaliyetlerini bilahare Falih Rıfkı'ya anlatan M. s.1 Dr. O. Bk. Adana'dan hareketle 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelen M.16 Mayıs 1919) İstanbul'da kaldığım'1 belirtmişti. Kemal Paşa: "' Ağır ve kafi bir kararın doğruluğuna inanmak için vaziyeti her köşesinde mütalaa etmek. Genelkurmay ATAŞE Başkanlığı.O İstanbul'a gelişinden. istanbul'daki faaliyetlerinde esas olarak hükümet kurmak. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri (ASD. Sina Aksin. Geniş bilgi için bk. Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi. Mustafa Kemal Pasa bu sırada İngilizlerle de temasta bulunmaktan geri kalmamıştı.l. Bu müfettişlik gerek Anadolu'daki ordunun yeniden teşkilâtlanması hususunda. s. ülkenin içinde bulunduğu kötü şartlardan kurtulabilmesi için siyasî yollardan çözüm aramanın faydalı olacağına inanıyordu. bu faaliyetleri sırasında ayrıca tttihad ve Terakki Cemiyeti yetkilileri ile yakınlaşmayı. Meclis-i Meb'usân eski reisi Ahmet Rıza Beyle temas kurmayı düşündüğü gibi: dönemin önde gelen asker-devlet adamlarından Ahmet İzzet Paşa ile de temasa geçmek niyetinde idi. s*. s. İzmir 2000.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Atcailrk'iin Bana Anlattıkları. MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN M ÜFETTİŞLİK GÖREV BÖLGESİNDEN GERİ ÇAĞRILMASINA NEDEN OLAN GELİŞMELER Zekeriya TÜRKMEN' GİRİŞ Mütareke Döneminde kumlan askerî müfettişlikler içerisinde şüphesiz en önemlisi IX. olmazsa kurulacak hükümete Harbiye Nazın olmak. Ordu (in. gerekse ülkenin kurtarılmasında büyük rol oynayacak olan Mustafa Kemal (ATATÜRK) Paşa'run emrinde bulunmasından dolayı son derece önemli idi. ya da mebus olarak meclise girmek arzusunda idi.Kemal Paşa..). İstanbul 1983. Jaeschke. 199-208. basın yoluyla İngilizler'den yana bir tavır sergileyerek onların şüphelerinden uzak durmayı planlar ve 17 Kasım 1918Me Minberde . İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele.. Bk. İstanbul 1955. M. s.

M. F: 1. Kemal Paşa'mn yukarıda izah edilmeye çalışılan tasarı ve düşünceleri çok ince düşünülmüş fikirlerdi. s. Kemal Paşa'nın ordu müfettişi olarak Anadolu'ya gönderilmesi uygun görüldü3. Kemal Paşa 23 Eylül 1918 tarihli irade ile yaveran-ı hazret-i şehriyarîlige getirildi. BOA. 30 Nisan 1335 (1919) tarihinde IX. İstanbul'da kaldığı süre içinde bir kaç kez (15 Kasım. Bk.BEO. Kur. Müfettişlik talimatnamesine göre.Zekeriya Türkmen M. Hüsamettin Ertürk.).5-41. Milli Mücadele Senelerinde Teşkilat-ı Mahsusa. Nitekim. Dosya Usulü İrade Tasnifi (DUİT. Bu konu daha sonra yapılan araştırmalarda da ele alınmıştır. Ds: 164. Kemal'in müfettişlik için Samsun -yolculuğunu bir yerde XX. Mehmet Harmancı). Aynı eser. Kemal Paşa'nın lehine olduğunu ifade eder.88 vd. ayrıca bk. Midhat Sertoğlu. Harbiye Giden nr: 343882.. Kemal Paşa. Tevcihat nr: 67/5. Mirliva Mustafa Kemal Paşa ile Sultan Vahdettin arasında padişahın şelızadelik döneminde Almanya seyahati vesilesiyle bir yakınlık kurulduğunu Teşkilat-ı Mahsusa'nın lideri olan Hüsamettin Erlürk de eserinde izah eder. bu laktiklerinin bir süre sonra ortaya çıkan gelişmelere bakılırsa zararım değil.87 vd. Belgelerle Türk Tarihi Dergisi (B'ITD. Tek Adam. saray ve çevresiyle olan ilişkilerinde de dikkatli davranıyordu. 29 Kasıl ve 20 Aralık 1918 tarihlerinde padişah ile görüşme fırsatını buldu. Keza. ATAŞE Arşivi: 1 -1.I. BOA.97. istanbul 1994. S. M. (Kasım 1. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. Jaeschke.. bu sırada bütün gelişmelerin M. BEO. s.). Hüsamettin Ertürk. Bu arada belirtmek gerekirse. İstanbul'da sürdürülen uzun temasların sonunda M.. "Millî Mücadelede M. Bk. Dahiliye Şifre Kalemi (DH. s. s. ün.. Daktilo Metin. yapılan bu tayin hakkında bilgi verildi5. (1969). Harbiye Giden nr: 340052. İtilaf Devletlerinin istekleri dışında bir harekette bulunmamak. Bk. Barışa Son Veren Barış. Sy:14. nr: 68/11. O.). 2 3 4 5 6 bu sırada M. s. bir süre Padişah Vahdettin1 üı yaverliğini yapmış". sonra da Anadolu'nun çeşitli yerlerinde beliren kuva-yı milliye veya şuraları ortadan kaldırmak. s. Bk. Babıali Evrak Odası (BOA. Kemal İngiliz casusu Rahip Frew'le temas kurdu. İstanbul'da bulunduğu süre zarfında politika gereği.BOA. Süreyya Aydemir. nr:99/55. Ordu Kıt'aâtı Müfettişliğine tayin olundu4. Kemal Paşa. Samsun ve çevresindeki eşkıyalık hareketlerini engellemek.BEO. Aym eser.404. Gnkur. Harbiye Terliat. Kemal Paşa. Mesela David Fromkm batılı gözü ile olaylara yaklaşarak. diğer taraftan Çanakkale'deki başarısından dolayı herkesçe tanınmış bir generaldi. faydasını gördü.. bu sırada İstanbul'da yönetimin karşı olduğu şeylere kendisinin de karşı olduğunu gösteriyor ve siyasî taktikler sergiliyordu. IX. M. onların şikayet ettikleri olayları önlenmekti. İngilizlerle münasebetlerde bulunmaktan çekinmiyor. BOA. 9 Ağustos 1919 tarihinde de yaverlik rütbesi kaldırıldı. kendisi. Kls:l 1.M. (Çev. İşte bu durumu çok iyi değerlendiren M. Bk. Kemal'in görevi. Ordunun iaşe ve ikmâli için vilayetlerle yazışma başlatıldı6. bundan sonra... BOA. 200 .ŞFR). Kemal ile İlgili Bilinmeyen Belgeler". Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATAŞE) Kütüphanesi.372. M. yüzyılın en büyük politik yolculuğu olduğunu belirtir.968).Aynı gün Harbiye Nazın (Milli Savunma Bakam) Şakir Paşa tarafından sadaret makamına. c. Harbiye Giden nr:342765.

19 Mayıs 1919. Ankara 1970. M. F:22. Miralay Mehmet Arif. Atatürk'le İlgili Arşiv Belgeleri. vesika nr:68. memleketteki asayişsizlik ve eşkıyalığın sebepleri hakkında gerekli bilgiyi toplamaya çalışacağını. Birinci sınıf kâtip Faik (Aybars). Kls:ll. Atatürk. Müfettişlik kurmay başkanı Manastırlı Kâzım (Dirik Pastı) Bey. 16 Mayıs 1335.). Aynı Eser. s.32. M.. 16. M. Paşa ilk iş olarak mıntıkasında bulunan Sivas. Trabzon.00'da Bandırma Vapuruna binerek maiyeti i k \ Samsun'a hareket etti9. Yüzbaşı Mümtaz (Tünay). Ertesi gün (16 Mayıs) yapılan selamlık resmine Bahriye Nazın Avni ve Erkûıı-ı Harbiye-i Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Cevat Paşa ile birlikte tkatıldıktan sonra7. 201 . Samsun'da bir kaç gün kalacağını. Kemal'in Samsun'da bulunduğu 24 Mayıs tarihine kadar. Kemal Paşa üç günlük bir yolculuktan sonra 19 Mayıs 1919*da Samsun'a vardı. Kemal Paşa aynı yoldaki telgrafları Harbiye Nezaretine de göndermişti. Havza'ya geçişinden sonraki günlerde görüş ayrılıkları daha da arttı. Ankara 1982. Jaeschkc. Kastamonu. Yüzbaşı Mustafa Vasfı (Süsoy). Bk. Erkân-ı Harp Miralayı. Yüzbaşı İsmail Hakkı (Ede). İzmir'in işgal haberini aldı ve hükümet erkânını da büyük bir telaş içerisinde buldu. s. Teğmen Muzaffer (Kılıç). Gn. Yüzbaşı Ali Şevket (Öndersev).. orada. ve 20. Üsteğmen Arif Hikmet (Gerçekçi). telgrafında. Bu emrinde. Samsun'daki işgal hadisesi ile İzmir'in işgaline karşı duyulan tepkiyi 20 Mayıs tarihli iki ayrı telgrafı ile sadarete bildirdi". Bk. Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi.25. Jaeschkc. Yusuf Hikıncl Bayur. (1953). c. Tabip Binbaşı Refik (Saydam) Bey.I. . Atatürk'le Samsun'a Çıkanlar.117. Ankara. Mustafa Kemal Paşa'nın maiyetinde şunlar bulunuyordu: M. Topçu Binbaşı Kemal (Doğan) Bey.Mustafa Kemal Paşa 'tun Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağnlmasma Neden Olan Gelişmeler Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a Hareketi ve Bölgedeki Faaliyetleri İngilizlerin Endişeleri 15 Mayıs 1919 gtinıi vedalaşmak için Babıâli'ye giden M. Harp Tarihi Vesikaları Dergisi (HTVD. müfettişlik ile hükümet arasındaki yazışmaların gayet normal devam ettiği fakat.I. ATAŞE Arşivi: 1-1. Kemal Paşa'nınmaiyetinde ili. Tabip Miralay İbrahim Talî (Öngören) Bey. Paşa. Belge nr:25. bu tür saldırıların hükümetçe ASD. Alemdar nr:86-l 396.I. Bk.saat 16.. s. Kolordu komutanlıklarına iki numaralı emrini yayınladı. Kemal Paşa. c. Kurtuluş Savaşı île İlgili İngiliz Belgeleri. Üsteğmen Abdullah (Kunt). bîr kısım kaynaklarda selamlık görüşmesinin 15 Mayıs'ta yapıldığı belirtilmektedir. M. Kur. Üsteğmen Hayati.303. Fethi Tevetoğlu. Sy:4. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yay. Erkân-ı Harp Kaymakamı Mehmet Arif Bey (Ayıcı).15.Ds: 164. Van. s. s. Kolordu Komutam Erkân-ı Harp Miralayı Re'let (Bele Paşa) Bey. s. bu konuda valilerin kendisine yardımcı olmaları gereğini hatırlatmakta İdi10. Erkân-ı Harp Binbaşısı Hüsrev (Gerede) Bey. Mamüretilaziz (Elazığ).. 17Mayıs 1335. zaman zaman görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı görülüyordu. -öğleden sonra. Kemal Paşa. Yüzbaşı Cevat Abbas (Gürer). Diyarbekir vilayetleri ile Erzincan müstakil mutasarrıflığı ve 15. c. Erzurum. Dördüncü sim I" kâtip Memduh (Atasev) Beyler bulunuyordu. İkdam nr: 7998.

Samsun'da bulunan İngiliz istihbarat subayları ise. Kemal'in Anadolu'da görevlendirilmesinin ilk nedeninin Galthorpe'ıın 21 Nisan 1919 tarihli notası olduğunu vurguladıktan sonra. Ordu Kıt'aalı Müfettişi M. ülkedeki asayişsizlik. Kls:11.267-269. Kemal Paşa'mn Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi tarafından korunduğu anlaşılmakta idi. s.Ordu) Müfettişliğinin benzeri olduğu ve belirli bir merkezi olmadığı açıklandı. Kemal Paşa'nın geniş bir subay kadrosu ile Samsun'a gitmesinden ve orada millî galeyana neden olmasından dolayı n İngilizler in kuşkusu giderek arllı. Sy:5. 22 ve 24 Mayıs 18 tarihlerinde beş ayrıntılı rapor gönderdi . IX. ayrıca bk. "Millî Mücadelede Ata'nın Bilinmeyen Bir Telgraf]".Ds:l 64. Öte yandan. bölgedeki tüfek. ASD. 202 . Şimşir. M. c.269-270..IV. F:29.4-5. 21 Mayıs tarihli raporunda Samsun yöresindeki çete faaliyetlerinden ve şehre Rusya'dan 500 Rum'un getirilip yerleştirildiğinden bahsettikten sonra. HTVD. s. Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri.Nitekim M. vesika nr. yukarıdaki bu İngiliz tepkisine karşı Osmanlı hükümeti iki ayrı cevap verdi. (1953)vesikanr:69. Yüzbaşı Hursftan Amiral Calthorpe'a gönderilen bu mufassal rapor için bk. İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiserliğine ordu müfettişinin çalışmaları hakkında devamlı raporlar veriyorlardı. 71. IX. Sy:4. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. ATAŞE Arşivi: 1-1. Ordu dağıldığı halde ona bağlı birlikler için bir müfettişin geniş bir kurmay heyetiyle gönderilmesinin asıl amacının ne olduğunu öğrenmek istedi. İngiliz İşgal Kuvvetleri Karadeniz Ordusu Komutanı General Münc. c. HTVD-. Kemal Paşa da. Ordu Müfettişliğinin Konya'da kumlan Yıldırım Kıt'aatı (II. niçin Sivas'a doğru hareket etmekte olduğunu merak ettiğini belirterek bu konunun açıklanmasını istedi*3. Dahiliye nr:343451. 19 Mayıs 1919 günü Harbiye Nazırına gönderdiği şifrede duydukları kuşkulan anlattı. Bilal N.Bu raporlarda jandarmanın takviye edilmesini istedi. 77.I.Cevat Paşa'mn İngilizlerce verdiği bu cevaba bakılırsa M. Jaescbke. ayrıca bu hey'elin. vesikanr:16. Öte yandan M. BÜA.. s. General. sürgü kolu ve top kamalarının toplanıp belirlenen yerlere gönderilmesini sağlamak. HTVD. İlk cevap Harbiye Nezareti tarafından verildi. Ankara 1992.BEO. İngiliz Belgelerinde Atatürk. Kemal'in bölgeye varışı ve teftiş gezileri hakkında önemli bilgiler aktarıyordu10. BTTD. Erkân-ı Harbiyc-i Umumiye Reisi Cevat Paşa'nın imzası olan bu belgede IX. Müfettişlikten beklenen görevlerin ise şunlar olduğu belirtiliyordu: Geniş bir bölgeye dağılnuş olan birliklerin genel durumlarım yerinde incelemek. Milne. M. Sadrazam Damat Ferit ise. nr:12. Sy:I.Zekeriya Türkmen önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını ve kendisinin de bunlardan haberdar 1 f edilmesini istedi \ İstanbul'da ise. sükûn ve asayişin her hangi bir şekilde bozulmasını önlemek amacıyla bu ordu müfettişliğinin kurulduğunu ve doğu vilayetlerinde görev yapacağını belirtmekte idi' 5 .9. s..l 5. Kur. ayın zamanda Hariciye Nazın sıfatı ile 25 Mayıs'la Milnc'e verdiği cevapta. Yüzbaşı Hurst. Nitekim. Kemal. Harbiye Nazın Şevket Turgut Paşa da 26 Mayıs tarihli cevabî telgrafında bunu 12 13 14 15 16 17 IK Mithat Sertoglu. Sy:l. bölgede her hangi bir asayişsizlik olayına yer vermemek14. Gn.Jaeschke. asayişsizlik hakkında 21. sadarete gönderdiği raporlarında İngiliz faaliyetleri hakkında 17 bilgiler vermekte idi .

Kemal Atatürk. Kemal Paşa'ya şifre edildi. Kemal'in geri çağrılması yolunda hükümete baskı yapmaya başladı.MVM.. vesika nr: 78. BOA.Bu yazışmalar sırasında M. M. 3 Haziran 1919 günü M. Bu durumdan yararlanmak isteyen İngilizler hemen devreye girerek M.. 24 HTVD.BEO.000 kişi olarak gösterildiğini ve 20 kendi teklifinin de buna uygun olduğunu belirtmekte idi . İngilizlerin kuşkularım daha da arttırdı...Halbuki mütareke hükümleri gereği jandarma sayısı 43. Bu sırada memleketin çeşitli yerlerinden gelen telgraflar. Kemal Paşa'mn Samsun'a gidişinden sonra İngilizler kendisinden şüphelenmeye başladılar. Kemal'in ordu müfettişliğine atanmasına başından beri karşı çıkan Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi'yi bıraktı. Nitekim. Nutuk. Sy. F:48-l. hükümete güven duyulmadığım belirtiyordu. 203 .000 civarına indirilmek durumunda idi. jandarmanın arttırılması hususunaşu açıklamayı getirmekte idi: " Devletin halen muhtaç olduğu jandarmaya kayd keyfiyetinin de bir vaztfe-i vataniyye ifâsından ibaret olduğunun. 28 Mayıs 1919 tarihli Hey'et-i Vükelâ toplantısında etraflıca görüşüldü ve uygun bulunarak22.Sy:4.DH. Osmanlı murahhaslarının 1 Haziran'da Paris Barış Konferansına çağrıldığının. Klsıll. Nitekim bu istekler.82.132. halktan bir kaç bin askerin silah altına alınmasını teklif eden Paso. İngilizler. Harbiye Giden nr: 343 181. ^ BOA. aynı vesikalar. nr:99/385. alman karar aynı gün Damat Ferit tarafından M. hükümet başkanlığına. M.Bu sırada Paris'e barış görüşmelerine giden Sadrazam.ŞFR.. Harbiye Giden nr:343181. Kemal Paşa önemli bir girişimde bulundu. Gn-Kur. icap eden mahallerde ahaliye hüsn-i suretle ifnamı tenün-i maksada hadim olacağına binâen.27-29.nr:215. c. Kemal. Ds:l 64. Bu telgrafında. HTVD. bu konferanstan kısa bir süre önce 26 Mayıs 19 20 21 19 11 BOA.l. Hey'et-i Vükelâca kararlaştırılmış ve Harbiye ve Dahiliye Nezaretleri'ne tebligat yapıhmşlır.ATASE Arşivi:] -1.. halkın tepkisinin İtilaf Devletleri tarafından dikkate alınmak mecburiyetinde olduğu. Damat Ferit şifrelelgrafında. Öte yandan. işgal olayları karşısında pasif davranan hükümete halk hoş bakmıyordu. bu durumun İtilaf temsilcilerine kabul ettirilmesini de islemekte idi 21 . ülkede asayişin sağlanabilmesi için devletçe jandarma sayısının 75."23 Mustafa Kemal Paşa'mn Müfettişlik Bölgesinden Geri Çağrılması M. s. cihet-i mülkiyye ve askeriyye tarafından ana göre Icdâbir ve tcşebbüsât-ı laziıneniıı ifasıyla icabı miktar jandarmanın kayd ve istihdamı esbabının istikmâli. Aynca Canik livasında asayişin sağlanabilmesi için de. yapılan miting ve sairenin hedefine ulaştığı belirtiliyordu.4.s. Kemal'in müfettişlik mıntıkasındaki tutumu. hükümet tarafından bildirilmesi üzerine müfettişlik mıntıkasındaki kumandan ve valilere "'kişiye özel" olarak bir telgraf çekti.BEO. Sadrazama ve hükümete baskı yaparak Önlemler alınmasını isledi. BOA.Mustafa Kemal Paşa 'nın Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler yapacağına dair söz verdi . Ayrıca Yuııanhlar'm İzmir'i işgal ettikleri bir zamanda milletin istekleri ile Paris Konferansına gidecek hey'etin istekleri arasında bir uygunluk bulunması gerekiyordu24.

c. Bilal Şimşir.I. c. (1957). Ordu Müfettişinin faaliyetleri birer birer sıralıyor. s. M. Ayrıca askerî yönden bir faaliyette bulunmasına da gerek yoktu29. 29 HTVD. Sy:5. Sina Aksin. Şunu da belirtmek gerekirse. 204 27 . emrindeki subaylarla birlikte Anadolu'da dolaşması huzursuzluk yaratacak nitelikte idi. Mustafa Kemal'in Görevden Alınması Yolunda İngiliz'lerin Çabaları. F:2. Kanal bu telgrafında.. Sy:19. vesika nr: 17. İngiltere 26 himayesini teklif ediyordu .Zekeriya Türkmen 1919'da toplanan Saltanat Şurasında. Anadolu'daki milliyetçi hareketin bir ittihatçılık hareketi olarak yorumlanması konusunda Sabri Efendi ile hem 26 Tayyip Gökbilgin. İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığını harekete geçirdi.. Kemal'in 3 Haziran'da Havza'dan Harbiye Nezaretine gönderdiği telgraf. İngiliz Belgelerinde Atatürk. Bu maksatla İngiliz Askerî Ataşesi Deedes.. vesika nr:95.26. tezahürâl-ı milliyeyi men' ve tevkif için nefsimde ve hiç kimsede kudret ve takat göremeyeceğim gibi. İngiliz komutana göre.KMS. Deedes. M. Sadrazam vekiline göre. HTVD. 6 Haziran 1919'da Harbiye Nezaretine verdiği notada M. Kemal'in geri çağrılması yolunda istekte bulundukları için İngilizler'e teşekkür dahi etti. vesika nr:494. hemen herkes millî bağımsızlığın korunması ve 25 millet adına alınacak kararların bir millî şuraya verilmesi gereği istendiği halde . s. İtilaf Devletleri istekleri doğrultusunda hareket etmek durumunda kalan hükümete bir başkaldırı niteliğinde idi.15-23. Aynı eser.95-119. s. 28 Bilal Şimşir. o günün kritik şartları içinde tanınmış bir Türk generalinin. General Milne.. Ds:53-1. 10.I.. Kemal'in "telgraJhalencri âdeta tekeline almış olduğunu'' ifade ediyordu28.L s. vesikanın İngilizce metni için bk. M. bu yüzden çıkacak olay ve gelişmeler karşısında sorumluluk kabul edecek ne kumandan. 8 Haziran'da Sadrazam ve Dahiliye Nazın Vekili Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ile bir görüştü. Samsun mıntıkasından iç kesimlere gitmek için hazırlanan M. Milne'in bu eniri yanında Galthorpe da 8 Haziran (1919) tarihinde Osmanlı Harbiye Nezaretine gönderdiği şifre telgrafta. Kemal Paşa ile maiyetinin derhal İstanbul'a çağrılmasını istemişti. M. ne mülkiye memuru ve ne de hükümet tasavvur edemiyorum27 diyordu. (1953). Milli Mücadele Başlarken. 30 BOA. Sy:l. hükümetin sırtını dayadLğı Hürriyet ve İtilaf Fırkası adma konuşan Sadık Bey. Merzifon'dan Amiral Galthorpe'a gönderdiği şifre telgrafta. "'İtilaf Devletleri milletimizin hukuk ve istiklaline riayetkar kalmadıkça ve millet ve devletin tamami-i masuniyetinden emin bulunmadıkça. Kemal Atatürk. nr:43. Bu görüşmede Sabri Efendi. Kemal Paşa'mn geriye çağrılmasını istedi30. Nutuk. s.DH. Hükümetin Tutumu Bu sırada İngiliz istihbaratından Yüzbaşı Hurst ise. HTVD. III.339-340. Aynı eser. Anadolu'daki hareketin ardında Harbiye Nezaretinin bulunduğu bir gerçekti..Hursl'tan gelen bu raporlar. s.

buradaki faaliyetlerinden dolayı.. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. 205 .b. çağrılma gerekçelerim sorduktan sonra. Bu nota üzerine Sadrazam (Damat Ferit). her mıntıkaya da bir müfettiş tayin olunmuştur. İngilizlerin kuşkularını daha da arttırmakta idi. Kemal Paşa da bunlardan biridir. vesika nr:20.Mustafa Kemal Paşa 'mn Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler fikir idi. siyasî mümessil ile görüşmüş ve bir müfettiş gönderileceğini söylemiş. 76-1. Gn. kömür ve benzin sıkıntısından dolayı gecikeceğim ileri sürerek34. Ordu Kıt1 alan müfettişliğine tayininde en etkili sebeplerden biri İngiltere Devleti mümessilinin Bâbıâliye verdiği bir nota olmuştur.. Bu gelişmelerin olduğu esnada. farklı bir görüş içinde bulundukları anlaşılır. gerçek nedeni öğrenebilmek için de Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa'ya 31 32 Bilal Şimşir. Bu gelişmeler olurken Havza'da bulunan M. askerî kanada bakılırsa. Damat Ferit ile İngiliz siyasî mümessili Ryan görüşüp anlaşmışlardı."32.. öte yandan. Binaenaleyh şikayetin önünü almak. hükümetin sivil kanadının M. " elindeki istimbotlardan biri ile hemen İstanbul'a dönmesini" istedi33. F:76..ATASE Arşivi: 1-1. Kemal gönderdiği telgrafta. Ancak barış kadrosu olduğundan ordu komutanı değil.Sy:l. Hükümetin sivil kanadı İngiliz görüş ve istekleri doğrultusunda bir politika izlerken.Sy:l. 34 HTVD. Ds: 164. Şevket Turgut Paşa. İşte bundan dolayı M. Nitekim Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa.c. Kemal'den 8 Haz.M.. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa. Kls:l 1. Sy:l (1952). Kemal'in başkente dönmesi hakkında hiç bir açıklamada bulunmuyordu. s. s. Milne'in notasına Harbiye Nazırının cevap verdiğini söyleyerek hataya düşmüştür. Krş.Öte yandan. her hangi bir itiraza maruz kalmamıştır. 125. Kemal Paşa ile hükümet arasında ilk kovalamaca ve sinir savaşı başlamış oldu. İngilizler'in kararlı tutumları karşısında şaşkına dönen Osmanlı hükümeti.HTVD..Kur. 76-2. çelişkili tavırlar sergiliyordu.iran'da. Hususiyle o sıralarda silahların toplanmadığı ve nakledilmediği hakkında bir çok şikayetler de vardı. İngilizler'in isteğini kabul eden Meclis-i Vükela (Bakanlar Kurulu) kararma uyarak M. Gotthard Jaeschke. hem de hükümetin mütareke hükümleri gereği mes'ul olduğu asayiş ve inzibatı teinin etmek amacıyla hükümetin kararı ile ülke üç ayrı müfettişlik mıntıkasına taksim edilmiş. Ayrıca bk. İngiliz Generali bu sırada İngiliz Muhipler Cemiyetinin kurucuları arasında yer 31 alan Sait Molla ile de bu konuda görüşmekte idi . M. Cevat Paşa'nm cevabından da anlaşıldığına göre. 33 HTVD. yoksa teskin mi edeceğinin takdirini memleketin lecıtibeli bir asker evlâdı ve mes'ul nazırı olarak acizlerine tcrkcdilmesiiü rica eder ve sekiz aydan bu yana devam eden bir mütarekeden soma artık Türkler ve Müslümanlara lütfen güven duymanızı rica ederim. Böyle bir müfettişin vilayetleri dolaşmasının halkı rahatsız mı. bu görevlendirmede yani müfettişlik mes'elesinde İngiliz temsilcilerinin arzusu da dikkate alınmış. vesika nr: 18-a. Kemal Paşa'mn IX.11-14. Aynı eser. M. ordu müfettişi unvanına sahiptir.. vesika nr:I9. Talep ve tasvip buyurduğunuz şekilde Yakup Şevki Paşa'mn yerine tayin edilmiştir. Paşa tarafından Sadrazam ve hükümete gönderilen telgraflarda İngilizlere karşı önlemler alınması isteniyordu. Halbuki cevabı veren imzasından da anlaşıldığı üzere Cevat Paşa'dır. Milne'nin notasına 8 Haziran tarihinde şu cevabı verdi: "M. Kemal. Kemal'in İstanbul'a hemen dönmesi yolundaki çalışmaları karşısında..

Kemal Paşa'nm görevinden azledilmesi an meselesi haline geldi.Kolordıı komutam Kâzım Karabekİr Paşa'ya gönderdiği şifre telgrafta ise.. kumandan arkadaşları gibi İngilizler tarafından tutuklmıa cağından kuşkulanıyordu. M. Hariciye Nezareti Vekâletinden Dahiliye Nezaretine yazılan bir tezkireden anlaşıldığına göre. saltanat ve hilafet haklarım korumak için güçlü bir azim ve imanla donanmış olduğunu belirtiyordu. memuriyet-i âcizânemden istifa ederek kemâgân Anadolu'da ve sine-i milletle kalacağını ve ve/. kendisini Padişah 39 Vahdetlin'e millî direnişin sözcüsü olarak tanıtmak oldu . Ayrıca kendisinin. Bu sırada 35 36 37 38 39 40 ATTB. Kemal Paşa'nın bu telgrafı gayet uzun yazılmış bir şikayetname idi.. Anadolu'daki millet. Eğer icbar edilirscm. s. Ankara 1964." diye açıklamakta idi . M. Ah" İhsan. Kemal'in azlini geciktirmek yanında bir faydası da.KMS. vesikanv:22.C. M. İngilizlerin kesin ve ısrarlı istekleri karşısında.Sy:L.15-17. İstanbul'da bulunan korkakların ahlâkından yararlanmasım bilen yabancılar. Ds:53-1. Bk. Böylece hükümet ile müfettişlik unvan ve yetkilerini bırakmak istemeyen M.346.29..44. Kemal'e göre. mümkün olduğunca zaman kazanmak ve karargâhını memleket dahiline sokmak amacında olduğunu ifade etmişti40. s. Nitekim Cevat Paşa.âif-i vataniyyeme bu kere daha sarih hatvelerle devam edeceğim. bütün bu gelişmeleri anlatmış ve "milletin hukuk ve istiklalini tayin uğrunda millet ile beraber çalışmaktan" yana olduğunu belirtmişti. s. Kemal Paşa'ya gizlice mes'elenin gerçek nedeni şöyle açıkladı: "Sizin gibi kıymetli bir generalin Anadolu illerinde dolaşması kamuoyunda iyi bir etki uyandıracağından bahisle 35 İstanbul'a çağrılmanızı İngilizler istedi" ."•'-" ZekeriyaTürfcfnen başvuruyordu. BOA. Ona göre hükümet. kumandan ve memurlarm düşüncelerine nüfuz ettiğinden milletin baştan aşağıya uyanık bulunduğunu. Diğer taraftan Harbiye Nazın Şevket Turgut Paşa da M. Sina Aksin de bu görüştedir. Bu telgrafında sık sık saltanat makamına bağlılığını vurgulamakla birlikte. Öte yandan bu sırada yayınlanmış olan padişah'ın son hatt-ı hümâyûnu. M. Yakup Şevki Paşa. Ta ki. "İstanbul'a 36 davetiniz hükümetin kararı sonucudur.. bir telgrafla padişaha müracaat etti. M. ASD. O. Şayet kendisi başkente dönecek olursa. M. Bu telgrafın M. Kemal bilahere telgrafında şu açıklamalarda bulunuyordu: ". K â z ı m Karabekir. kendisini aldatarak merkeze çekmek istiyordu.. s. ayrıca bütün mülkiye memurlarının. "3H. Bu yazışmalar devam ederken. devlet. Kemal Paşa 11 Haziran tarihinde Erzurum'da bulunan 15. millet ve padişahına bağlılık ve fedakârlıkla hizmet kabiliyetinde olanları ortadan kaldırmak istiyorlardı. millet mazhar-ı istiklâl ve saltanat ve hilafet-i muazzama-i hümâyûnları masun-ı indiras olsun. milletin azmim arttırmıştı. 206 . Kemal Paşa arasında zamanla giderek şiddetlenen yeni bir yazışma dönemi başladı ve bu tam bir ay sürdü. c.. bundan haberdar edilmeleri gereği üzerinde duruluyordu37. HTVD. F:2. Fethi Bey vb. nr:43. Kemal'in görevine Meclis-i Vükela karan ile son verileceği belirtiliyor. devletin istiklalini.IV. Kemal'e aynı tarihte (11 Haziran) gönderdiği telgrafında. M. İstiklal Harbimiz. Ayın eser. 11 Haziran tarihli cevabında.1.DH.. hükümetin İngiliz istekleri karşısında boyun eğdiğini görünce.

. Bunların başına tayin olunan genç ve dinamik komutanların.Sy:l. t.48vd. Kemal ile bağların kopmasına zemin hazırladı43. Metin Ayışıâı. 1919 tarihinde İstanbul hükümeti ile Anadolu arasındaki ilişkiler tamamen kopacak ve Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu Türkü kendi basma Millî Mücadele hareketini yürütmek için harekete geçecekti.. hükümet..Anadolu'da o şiddetli müdahale. SONUÇ Osmanlı ordusunun tasfiyesinin düşünüldüğü bir sırada teşkil edilmiş olan ve olağanüstü bir dönem olması itibarıyla geniş yetkilerle donatılmış bulunan ordu müfettişlikleri İngiliz propagandası. baskısı ve tazyiki. s. bu aşamada hükümetin ne Yunanlılarla. Refik Halit Karay. 16 Haziran tarihinde bütün posta teşkilatına yayınladığı genelgesinde. s.. ne de başkalarıyla savaşabilecek bir gücü olmadığım. AH Kemal'in bu dönemde politikası kuva-yı milliye karşıtı-bir yerde lıaince-ve bekle gör. M. 156-159. Geri planda İtilaf Devletleri temsilciliklerinin baskılan ve özellikle ordu müfettişlerinin Anadolu'da kuva-yı milliye hareketini örgütlemeleri. Bütün bu gelişmeler olurken. 3-3. memleketin içinde bulunduğu HTVD. Ordu müfettişlikleri.Posta ve Telgraf Müdürü Refik Halit (Karay) Bey. bu defa Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin telgraflarının işleme konmasını yasakladı. Kemal Paşa'nm hareketi ordu mensuplarınca kalben destekleniyordu.Mustafa Kemal Paşa 'mn Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler Şevket Turgut Paşa. Bunun üzerine M. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa. ayrıca geniş bilgi için bk. Ayın eser.5 ay kadar süren görevleri esnasmda millî hareketin Anadolu'da yayılıp dal budak salmasında önemli bir görevi yerine getirmişti. İstanbul 1992.. s. bu çağnnın hükümet tarafından yapıldığını tekrarlıyordu. Bir müddet sonra da 7/8 Temmuz. Karabekir. 160-161. vesika nr:22. Refik Halit Karay. diğer yandan hükümetin beceriksizliği yüzünden lağv edildi. Posta ve Telgraf Müdüriyetine gönderdiği 20 Haziran tarihlî yifrede bu gelişmelerden dolayı hükümeti protesto elli. Kemal'e "İstanbul'a davetiniz hükümetin 41 karandır. 207 . bit nedenle "Lkuva-yı milliye" adıyla birlikler hazırlamanın felaketlere neden olacağım ileri sürmekte idi 42 .204205. Bütün bunlardan da anlaşıldığı üzere. Ankara 1997. bu pek inandırıcı değildi. Kemal Paşa'nm İstanbul'a çağrılması hususundan nezaretinin sorumlu tutulmasını istercesine. Mine! Bâb İlelMihrap. Gerçi Osmanlı hükümeti. ekonomik krizden dolayı müfettişlik teşkilatına son verildiğini açıklarsa da. s. işgallerden dolayı duyulan üzünlü ne kadar büyük olursa olsun. Mareşal Ahmet izzet Paşa (Askeri ve Siyasi Hayati). adeta bu işten yani M. Dahilîye Nazın Ali Kemal ise.. Kemal Paşa." M.. Paşa'nın telgrafında isteksizce bir çağrı ifadesi gizli idi." ifadelerini içeren telgrafını tekrar göndermişti . halkı işgal ve ilhaklara karşı uyandırmaya çalışmaları büyük ümitler bağlanan bu yapılanmalım sona ermesinin nedenleri arasında idi. bu demeklerin telgraflarının kabul edilmemesini tebliğ etli. olanları kabul et şeklinde idi. 15 Haziran'da M. İstanbul'da bu acele mukabele. Refik Halit Bey'in ifadesiyle. Aynı eser.

Damat Ferit hükümetin ecziyet ve beceriksizliği.Zekeriya Türkmen durum ve diğer gelişmeleri. ..fakat bu defa Anadolu merkezli . İşte bu dönemde halk. . 44 Milli. bu teşekküllerin Anadolu'da birlik ve beraberlik ruhunu sağlayarak. 208 . Yöresel mücadeleler kısa bir süre sonra da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde topvekun "Millî Mücadele" hareketine dönüştü. İtilaf Devletlerinin etkisinden kurtulamaması Anadolu'da halkın başının çaresine bakması için yeni bir politikanın belirlemesini gündeme getirdi. İstanbul'un orduyu ayakta tutma fonksiyonunu yitirmesinin ardından Anadolu'da giderek dallanıp budaklanan bir hareketle ordu yeniden. . Mücadele yıllarmda ordunun yeniden yapılanması hakkında geniş bilgi için bk. İstanbul 1996.yapılanmanın içerisine girdi . Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi). düşmana karşı mukavemet duygusunun oluşmasında önemli roller üstlendiğini ifade etmek gerekir.44 .Ü. Nitekim. Zekeriya Türkmen. Mütareke Döneminde Ordu ve Yeniden Yapılanma (1918-1920). (M. olayların gidişatını çok iyi tahlil etmeleri sonucu. Anadolu'da Kuva-yı Milliyeci komutanlar etrafında birleşerek yöresel mücadeleleri başlattı.

A.1474-1475.'' Yine Batılı Türkolog ve Sinologlar. s. s. Özbek. Nuraniye. On iki Hayvanlı Türk Takvimi üzerine Türkiye'de doktora yapan İranlı Ebulfez Nebeyî. Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. bir başka Fransız Türkolog ve sinoloğu Edouard Chavannes (1865-1918). yılbaşı.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. 8. Bunlardan ünlü Fransız Sinoloğu Abel Remusat (1788-1832). "Eski Türklerde Takvim". M. Anayurttan Atayurda Türk Dünyası. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'nde yılbaşı 21 Mart.69.3 Türklere ait bu kaynaklara göre.. Nevruz'dur.s. s. Orta Asya'da yaşayan Uygur. NEVRUZ Türk Ergenekon Bayramı.'Bu takvim Türklerin biricik buluşudur" derken. sayı: 12.'Tl ygurlarda Nevruz Kutlamaları" Anayurttan Atayurda Türk Dünyası. Doç.Abdülhah Çay. Türklerin kendi buluşudur ve Çin'e M.2 Takviın-İ Celali* de sene başı ve ilk bahar başlangıcı olan bu gün.6 Nevruzlu. Divaıı-ü Lûgat-it Türk'te. . Reşat Genç. Kamus-ı Tfirki. Dr. Türklerde yılbaşı ve baharın başlangıcı Mart ayıdır. . 1-2.Ekrem.55. 209-218. Celal Bayar Üniversitesi.g. Ankara 1997. sayı: 12. İzmir Aydın Vilayet Matbası.347. en eski dönemlerden bugüne kadar yaşayagelnüştir. "Türk Tarihinde ve Kültüründe Nevruz" Anayurttan Atavurda Türk Dünyası. Türkler bugüne "yenigün" demektedirler. Kaşgarîı Mahmud. Türkmen. Ankara 1997. Ankara 1939. Fen-Edebiyat Fakültesi. Nevruz Köyü. c. Azeri. İzmir 2000. Ankara 1999.I. "Kim ne derse desin her yönü ile Türk düşüncesine uygun olan bu takvim.baskı. baharın başlangıcı.33Û. Nevruz Yard. Ankara 1997.73. Şemseddin Sami. Divan-U Lûgat-it Türk.Erkin H. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'nin başlangıcının 21 Mart tarihi ve Nevruz günü olduğunu çok net ve açık bir şekilde belirtmiştir.. yenigün olarak da kullanılmıştır. Kazak. s. NEVRUZ VE OSMANLI DA YAŞATILD1ĞINA DAİR Muzaffer TEPEKAYA Nevruz. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'ııin Türklere özgü ve onların icadı olduğunu söylemişlerdir. Rumi takvime göre 9 Mart'a tesadüf etmekte ve Nevruz olarak kabul edilmektedir.503-508.48 yılında Türkler tarafından sokulmuştur'5 demektedir. Kırgız gibi Türk topluluklar ile Anadolu ve Balkan Türkleri'nin ve iranlıların "yemgün" ve yılbaşı olarak kabul ettikleri gündür. Ergenekondan çıkış. Dersaadet 1317. ss. Neşet Çağatay. Türk Dünyasında en eski dönemlerden beri Nevruz. sayı:12. s. Çay. yani Nevruz'dur.e. s.1 Türk Dünyasının ortak kültür unsuru olan Nevruz. ss. (çev:Besirn ALalay)..

£. 21 Mart tarihinde hazır yemeklerle kıra çıktıklarını.75 15 Özkan İzgi.rn.Ekrem.Binc ait Altun Yış mezarlarında bulunan (Pazınk V.65. Buna ilaveten Nevruz Çiçeği tabii özelliğini.l.'5 Uygurlar da diğer Türk toplulukları gibi yeni yıl kutlamalarını Mart ayında düzenlemişlerdir. Yine Çin kaynaklarında Göklürkleriıı otların yeşermesini yani balları yeni yılın başlangıcı olarak kabul ettikleri belirtilmektedir.17 7 Remzi Duran.332.10 Çağdaş Uygur resminde Uygurların Nevruz kutlamalarını temsil eden tablolar yapılmıştır. Milattan yüzlerce ytl önceleri. bu bahar şenliklerinin o günden bugüne değişmeden gelen âdet ve gelenekler olduğunu öğreniyoruz. ss. Kagnılı boylarının kullanıldığı kağnının üstüne gerilen renkli keçelerden müteşekkil çadır örtüsünde yer almıştır. Ankara 1989.9 Nevruz geleneği Orta Asya Türk topluluklarında çok eski tarihlere kadar inmektedir.51. 12 Nuraniye-Erkin H. giyim kuşam ve ev eşyalarında Nevruz Çiçeği motifini görebiliyoruz. s.'1 Ts-ma-chian'ın yazdığı Shih-ehi adlı kitabın "Hım Tezkeresi" bölümünde "Her yılın birinci ayı olan (yılbaşı) mart ayında Hunların bütün beyleri Chan-yü ordugahına toplanıp kendi adetlerine göre çeşitli kutlamalar ve ibadetlerde bulundukları"13 yazılıdır. sayı:2.g. " Crenç.g.g. Türk süsleme sanatlarında yaklaşık üç bin yıldır sürdürmektedir. A. Ankara 1985. 210 ..m. halı kilim motiflerinde. Çin Elçisi Watıg-yen-ie'nin Uygur Seyahainatnesi. A. s.13 Ergeııekon efsanesine göre her yılbaşında. 13 Nuraniye-Erkin H. önemli ve anlamlı bir molif 7 olarak. Duran. 9 Duran. Atabeg Nevruz. bahar şenlikleri yaptıklarını. s. Bu da Çin kaynaklarında yer alan "Göktürkler her yıl Atalar mağarasında Göktann ve Yersu'Iara kurbanlar vererek kutlama törenleri yapar" yolundaki görüş ile aynıdır.Abdülhalûk Çay.g. 1 Nuraniye-Erkin H.Ekrem.Kurgan). ss. 125-173.76. s.. 10 M. Nevmzay.m. s.Ö. A.10 Çin kaynaklarında Hunların. Nevruz Çiçeği motifi M.m. "Türk Süsleme Sanatlarının Ortak Motifi Nevruz Çiçeği" Ege Üniversitesi Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi. A. s.m.137-140.cild 1/b'den Ayrı Basım) İstanbul 1978. A..m.2.Ekrem.g.137. 16 Nuraniye-Erkin H.8 Tarihten bugüne gelen seyir içerisinde peynir veya kımız tulumunda. Türk Ergenekon Bayramı NEVRUZ. Islamiyeiten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslama Giriş (Türk Kültürü El-Kitabı II. Nevruz.74. 840 yılında Turan bölgesine göç eden Uygurlar.Muzaffer Tepekaya Yaylası gibi yer isimleri. İzmir 1998.g. s. Bu gelenek dalıa sonra dinî. s. Wang-yen-te'niıı anlattıklarına göre ilkbaharda toplu olarak civardaki mabetlere gitmekte idiler. A.75. Nevruz Han gibi şahıs ! isimleri ve baharın simgesi Nevruz Çiçeği de bitki ismi olarak Türk Kültür Tarihi ndc yerini almıştır. A. Ergenekon'dan çıkış gününde demir döverek çeşitli kutlamalar yapılırdı. mitolojik ve folklorik bir özellik kazanmış ve Uygur Türklerinin vazgeçilmez adetleri arasına girmiştir. B Emel Esin.m.Ekrem. s.14 Belgelerde Nevruz geleneklerinin Uygurlar da da varlığına şalüt oluyoruz. Hoca Ahmed Yesevi Türbesi'ndc.

Duran. Fuzuli'nin.m. s. . (Haz: Mehmet Altay KÖymen). İl. Siyaselnamesinde Nevruz'un yılbaşı olduğunu18 ve Türkler arasında yaygın olarak kutlandığını belirtir. Gerçi güller açmağa her yılda bir nevruz olur. istanbul 1987.Harun Tolasan Özel Sayısı.20 Babumâme'de (H.Nevruz ve. Türk Kültürü Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni (Sempozyumu) Bildirileri (Ankara 20-22 Mart 1995) Ankara 1995.162.21 Ali Şîr Nevarde eserlerinde Nevnız adı verilen musiki makamlarından ve Nevnız'da okunan şiirlerden söz eder.g..9-52.2. Türk musikisinde ve Türk sanatında konu ve motif olarak her devirde kullanılmıştır. "Her gün açar gönlünü zevk-i visalün yetıleden.27 Altı yüzyıllık Divan Edebiyatının mahsulü olan gazel.24 Nevruz . EsirYurt Orta Asya 'dan (terci Reşat Uzman). " Nuraniye-Erkin H.Ekrem. Ankara 1946.Türk edebiyatında.99. Babur'un Hatıratı. Siyaset name..32 Tüm bunlar 14 ve 15. 53 19 Nizamü'1-Mülk.8. Türk edebiyatında Türk şairleriıün şiirlerinde Nevruz'un yılda bir defa geldiği vurgulanmış ve yılbaşı gününe işaret edilmiştir. A. Ankara 1982.53. kaside vb.76. izmir 1983.25 Türk edebiyatında Nevruz münasebetiyle yazılan şiirlere Ncvruziye adı verilmektedir. s. A.'. 23 Gabriel Bonvalot.450. 21 Reşit Ahmeti Arat. s. 114.>'üzyıl Edebiyatında Nevruz ve Nevruziyeler".g. • ss.g.g. Fransız seyyah Gabriel Bonvalot.23 Gün olarak yılbaşı bayramından bahsederken. "XIV-XV. s. 20 Genç.s. A. birçok şairimizin divanlarında dinî-Tasavvufî Türk edebiyatında28 konu ve motif olarak yer almıştır. Genç. 117.m. 18 Nizamü'1-Mülk. Vekayî. A. ilkbaharın yaklaşmakta olduğu zamanı belirtmektedir. 26 Bedri Noyan.. "Türk Coşkusunun Simgesi NEVRUZ ' Anayurttan Aîayurda Türk Dünyası. " Mahmut Tezcan. s.Bu eserde Ramazan ve Kurban bayramları gibi bayramlar yanında yılbaşı bayramı da yapılmakta olduğundan bahsedilmektedir. 27 Çay. s. 35 Zeynelabidin Makas.m. A. 136-140. II.yüzyılda meşhur Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk.910) 1505 yılı ile İlgili hatıralda Ramazan bayramı ile Nevruz bayranmıın 1-2 gün gibi bir müddetle birleşmesinden bahsedilmektedir. İstanbul 1976. Ege Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi.27. "Nevruz Erkanı". Osmanlı da Yaratıldığına Dair XI. Ankara 1997.nı. gibi şiir türlerinde.. Prof. A.2. 1881-1882 yıllarında Orta Asya'yı dolaşmış ve seyahat hatıralarını bir eserde toplamıştır. 211 1 . s.e. sayı:12. s. Bektaşilerde Nevruziyeler dergah bahçelerinde.m..g. 28 Abdurrahman Güzel. s.e. A.g. aynı yüzyılda Nevruz'un canlı bir şekilde Türkler arasında yaratıldığından söz etmiştir.g.72. Türk şiirinde.26 Divan edebiyatı şairleri ise. yüzyıllarda Nevruz geleneğinin yaşadığının delilidir. caize almak için Nevruz dolayısıyla devlet büyüklerine Nevruziyeler sunarlardı. 24 Bonvalot. kırlarda okunmaktadır.Dr.11'1 El Bîrûnî. TUrk Milli Kültüründe Nevruz. ss. s.

Bâbıır Şah'in. İrfan Ü n v c r Nasrattmoğlu.448-449. Kışın el-ayağı yığışır demek.37-42. s. BilalYücel. "Nevruz bayramıdır. Olmazsa her eyyamda ger âlem-i nevruz " Sultan IV.Ankıanl995. "'Klasik Edebiyatımızda N e v r u z " Türk Kültüründe Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni {Sempozyum) Bildirileri (Ankara 20-22 Marti 995).Çağrfa£ Kuzey Azerbaycan Şiiri Antolojisi. Çay.baskı.80. Yara teslim olup geri çekilmek" 31 XIX. "Nevruz kim bu bezm içine yılda bir gelir Hürmetsiz itdi anı da hu köhne rüzgar". Dedİn:geçsİn kış bulurum ben taze Nevruz 'darı seni"?2 29 30 31 Müjgan Cunbıır. "Yılda bir ahır bu dem-i ferhunde aceb mi. ss. A.29 • •' -• Türk Dünyası edebiyatında da Nevruzu konu alan şiirlere sıklıkla rastlamak mümkündür. s..e. s.g. ona ar gelir. ilk bahar gelir.Murad'in.129. Bâbur Divanı. "Olmadı bende nasibin istedim güzden seni. Ankara 1984. Nefı'nin. "Ey gönülgül devridür vakt-i nev-i Nevruzdur Can bağışlar âdeme bu dem dem-i firuzdur. yüzyıl başlarında yaşayan meşhur Türkmen şairi Mahdum Gulu'nun.Muzaffer Tepekaya Nev'î Efendi'nin. " beyitleri Nevruzla ilgili güzel örneklerdir. 212 . Fakat ele bil ki. Ankara 1995. 8. "Yüzi nevrim vaslı lychnı Babûr ganimet tut ki imindin yahşi bolmas bolsayüz nevruzu bayramlar" ?Q Kuzey Azerbaycan Türlderinden Şair Bal aş AzeroğlıTmm.

1431-1512). A. s.65-66.Mahmud döneminde nevruzun tarih tespitinde kullanıldığı görülmektedir. 122-123. Ankara 1985. A. "Cumadiye V ulanın On ikinci sebl günü ba 'de 'l-gump şems evvel-i hamele tahvil idup Nevruz oldu . Gerek sarayda gerekse halk arasında Nevruz coşkuyla kutlanmıştır. sadrazama ve diğer devlet ricaline düzenledikleri bu takvimi "Nevruz Pişkesi" olarak sunmalarıydı. Aynı şekilde Sarartan 32 33 w 35 v 3S 39 Orazpulat Eke Baharlı: "'Nevruz-Yeni Yıl".21. ö. Gülbahar Valde Sultan.Ravzalu'l Hüseyin fi Hulâsati Ahbâri'l-Hâfîkayn. 2.34 Osmanlı Sarayında Müneccimbaşılann en önemli görevleri her yıl takvim tertip edip Nevruz sabahı padişaha.Bayezid. Bayat. Dönemin Baş Defterdarı Atıf Efendi H. s. Manisa 1981.haz: Sadık Tural-Elmas Kılıç) Ankara 1996. istanbul 1283.m. Osmanlılarda Nevruz geleneği hemen her dönemde görülmüştür. Nevruz ve Renkler. Matbaa-i Amire.. Başbakanlık Osmanlı Arşivi.37 Nevruz kutlamaları Osmanlı Devleü'nde bir Türk halk geleneği olarak devanı ettiği gibi.122. padişah ailesine ve büyüklere sunulurdu.g.Mehmed'e sunduğu Nevruziye ile birlikte sadarete tayini dolayısıyla verilen bilgiler ilgi çekicidir. Hicri Tarihleri Miladi Tarihe Çevirme Kılavuzu. Ankara 1988.36 Bunların karşılığında padişah ve sadrazam"Nevruziye'' adı verilen bir takım hediyeler dağıtırlardı. Mart 1995. Ali Haydar Bayat. s.a nevruz dolayısıyla bir tebrtkname göndermiştir..33 Yine Nevruziye denen çeşitli baharattan yapılmış macunlar. oğlu Bayezid (II.1152/M. Tophane önünde müceddeden bina olunan kalyon Nevruzdan sonra tamam olup deryaya indirdiler. s.21. Ankara 1988. Cunbur. "Bir Osmanlı Müneccimbaşının NevnızTebrikleri".DVN). Manisa fviesirBayramı ve Darüşşifası.Vezir kanun üzere Nevruziyye pişkeşi ile sadâret pişkeşİni cem idüp birden irsal eyledi.baskı.e. C. Osmanlı döneminde Nevruz kutlamaları örnek teşkil etmesi bakımından.. 685/39 213 . s. Nevruzun Osmanlı saray hayalının bir parçası olduğunu Osmanlı Devleti'nde her büyük savaş için sefer hazırlıkları yapılırken taşradaki askerlerin çağrılarak Ordıı-yı Hümayun'un da toplanma zamana olarak da Nevruz günü beîirlenmişlir.33 Sultan I. Naima Tavih-İ Naima. 3..baskı.g. 158. Vezir ve müfli ve vükelâ cem ve yevm-i meşhûd oldı.baskı. İsmail Hakkı Uzunçarşıh.42.Mora Seferi için taşradaki askerlerin Edirne Salmışında Nevruz-ı Finize'de Ordu-yı Hümayuna ilhak olmaları islenmektedir3'1. Anayurttan Atayurda Türk Dünyası. sayı:8.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair dizeleri bu örneklerden birkaçıdır. Divan Kalemi (A.371372. Müjgaıı Cunbur. s. Nevruz sabahları yeni yıl takviminin sunuluşu da bir Osmanlı saray âdeti olarak yerleşerek sürmüştür. Harem //. Naima Tarihinde Veziri Azam İbşir Mustafa Paşa'nın IV.. Faik Reşit Unat. s.1739"dan itibaren maaşların ve vazifelerin Muharrem ayından başlamayıp Mart ayından başlamasına karar vermiştir.baskı. Osmanlı Devleti'nin Saray Teşkilatı." Bu bilgiler göstermekledir. s.VI. 4. (Yay. Çağatay Uluçay.159. s.

s."43 İfadelerini kullanmaktadır. A#. I Hem hurrem-i îdi/. Bunun ilk örneğine meşhur tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'mn Tarih-i Ccvdeti'nde rastlıyoruz. Bu durumuna bakılarak 10 Rebiülâhir 1229 (21 Mart 1814) Çarşamba günü görevinden ıızaklaş tırıldı.2580. İstanbul 1957. Tarih-i Cevdet. c.81-82. Nitekim 1821 yılında Müneccimbaşı Rakım Efendi ile Anadolu Kazaskeri Payelİ Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi birlikte Bab-ı Ali'ye gidip sadrazamın huzuruna kabul olunmuşlar. 1593-1606.49-50 Ahmed Cevdet Paşa.Yeniçeri isyanlarım anlatırken. s. İstanbul 1993. Arpalığı olan Manisa'ya sürüldü. atiyyeler sunulmuştur. Pnıt Seferi ve Barışı 1123 (1711).. Uzunçarşılı. 40 41 2 43 44 45 Manisa Seriyye Sicilleri. "Bu olayda Sadrazam Hurşit Paşa eşkiyayı bastırmağa uğraşırken. Prut Seferi'nde "Harp ilanından sonra vilayeti erdeki askere 41 Nevruz yani 21 Mart tarihinde.367. öbürü de Nevruz macununu sunmuştur. The Aılministration of Warfare:Tlıe Otlaman MU'ttaıy Chantpaigus İn Hungaty. gülsuyu ve buhur ikramından sonra hil'atler giydirilmiş. Şeyhülislam Durrİzade Abdullah Efendi yerinden kıpırdamıyor.e.256 Crulİne Finkel.1 13/1 Akdes Nimet Kural. 19. yine hem mükrem-i nevruz. Ankara 1951. NEVRUZ 4 5 Bayramı getürdü şeref-ı makdem-i nevruz.S. s. Hem îd-i safa sür yürü hem âlem-i nevruz. s. ufacık bir ilgi göstermiyordu.V. biri takvimini. Ahmet Cevdet Paşa. VVien 1988. Olsam iki yüzden nola şekker çeş-i buse. Namık Kuma fin Şiirleri. Onlara kahve. O gün ise nevruzdu.Türk Edebiyatında Nevruz geleneğinin Osmanlı'da sürdüğünü gösteren en güzel delillerden biridir.s.Muzaffer Tepekaya Sancaği'ndan Mora Seferi içki Nevruz-ı Firuze'de yani 21 MarTta toplanmak üzere 40 asker çağrılmaktadır. Müneccimbaşılar padişah ve sadrazama Nevruz takvimini sunarken yanlarında Nevruziye adı verilen macunlarım takdim eden hekimbaşılar da bulunmaktadır. Ertesi gün karşıya geçerek sürgün yerine gilli. Edime salmışına gelmeleri" istenmiştir.176. Zulmel-i gamla seçilmez geceden gündüzü Böyle eyyam-ı gamın böyle olur nevruzu Deyimiyle kar yağar seri fırtına olmakla o gün Abdullah efendi Üsküdar'a geçemedi.yüzyılda Osmaııb ülkesinde Nevruz geleneği canlı bir şekilde devam etmiştir. Avusturya 42 Seferi'nde de aynı şekilde askerler Nevruz günü toplanmak üzere çağrılmışlardır. C. At köhne libâs-ı gamı teedîd-i sürüret.44 Yine Yakınçağda vatan şairimiz Namık Kemal'in Nevruz adlı şiiri. Fındıklı'da akrabasından birinin evinde kaldı.Üçdal Neşriyat. 214 .

Nevruz kutlama millî millî lan millî bir gelenek olmaktan öteye geçerek milletlerarası bir boyut kazanmıştır.** Konu Hariciye Nezareti tarafından Sadârete bildirilmiş. Babam Sultan Abdülhamil (Hatıralarım).g. 215 . s.ı Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Nevruz törenleriyle ilgili olarak Sultan n.Abdüllıamifin kızı Ayşe Osmanoğlu hatıralarında. 106.Abdülhamit tk İran Şahı'na Nevruz münasebetiyle tebrikname göndermiştir. 200/110-2. 3. Y. Bir tıfl-ı yetînı-i elemiz etmeyiz ikbâl. 200/110-3.Abdüİhamid'in adının yazıldığı Nevruz şekerleri sunulurdu. Tebrik edelim bir melı-i lıurşîd cemâle. 1304 (1887) tarihli salnamenin Sanman Sancağı kısmında.Hus. bendegâna dağıtılırdı"46 diye bahsetmektedir.Hus.. "Nevruz bahann ilk günü olduğundan bir gün önceden Eczahane-i Hümayun'da hazırlammş Nevruz macunu denilen üzerine altın tozu dökülmüş kırmızı renkte Nevruz şekeri hazırlanır. Namık gibi hem teşne-i câm-ı ccm-i nevruz. Mabeyn-i Hümâyûn "a getirilen bu hediyeler yanında bizzat Hükümdara takdim edilmek üzere Nevruz şekerinin üzerinde İran Şahı'nın resmi bulunan küçük İran alımlarıyla Sultan Il. Gönlüm gibi hamyâze keş-i bûse-i îdim. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. Nevmz başkent İstanbul'da kutlandığı gibi taşrada da kutlanmaktadır. s. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. kumaş tablolar içinde kıymetli porselenler ve süslü kutular içinde macun ve İran usulü çeşitli şekerlerdir. vükelâya. tüllerle bağlı güzel kâseler içinde Hanedan azasına. Y.45 Sadrazam 50 Mehnıcd Kamil Paşa da padişaha iletmiştir. A. Yıldız Sadaret Hususi Maruzat (Y.e.AHus).A.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair İd-İ ramazan oldu bugün hemdem-i nevruz.47 Ay m dönemde Tahran Sefaretinden Osmanlı Hariciye Nezaretine gelen 21 Mart 1303 (1886) tarihli telgrafnamede Nevruz münasebetiyle İran Şalu'na Avrupa hükümdarlarında» lebriknameler geldiği bildirilmektedir.275. Osmanoğlu. s. Nâmık Kemal .g.baskı. İstanbul 1986.. Uşşâka zanıân-ı keseni îd-i safadır. 200/110-1 BaşbakanhkOsmanlı Arşivi.A. Bin îd-i sürür olsa eğer tev'em-i nevruz.A. 106. Nitekim : Aydın Vilayeti H. Bu hediyeler. mevki sahiplerine. Çüy. Her tavrı televvünde velîkin dem-i nevruz. İdin şerefi oldu yine munzam-i nevruz.e. Nevruz münasebetiyle İran Şahı İstanbul'daki elçilik kanalıyla Osmanlı Hükümdarına hediyeler sunmuştur. Nevruz un Mart dokuzuna tesadüf ettiği ve Mesir ilamıyla kutlandığı geniş bir şekilde Ayşe Osmanoğlu. Bunun üzerine Sultan Il.

Bu macunlardan münasib miktarının her sene hâk-i pây-ı şevket-i ihtivayı hazretİ padişahiye ve vükelây-ı fihâm hazeratına takdim-i dahi de'bi kadimden olub ancak bu suret beş on seneden beri terk edilmiş ve halbuki Sultan-u nıüşârun ileyha ınisillü lıanedan-ı saltanat-ı seniyyeden olan bir muhaddere-i mulueremenin ve şeyh-i nıüşârun ileyh gibi bir zât-ı mukaddesin tasvib ve tertib kerdeleri olan de'bi müstahsenin unutulup gitme nezd-i sâmTi hazret-i velâyetpenâlıide münasib görülmeyerek malıallindcn âdet-i kadimesi veehle ma'cunlar celb ve dcrsâ'dete takdim olunmağa başlamıştır.1304/M. sakız.Muzaffer Tepekaya anlatılmaktadır. tarçın. kının tartar.330-332. anason. Karanfil. meyan balı. s 5l 216 . çöp çini. hiyarşenbe. kalem-i Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. kolonga. çivid. zaTeran. Maııisa Sancağı merkezinde H. yeni bahar. mürr-ü safî esmâri.1887 tarihinde Mesir adıyla kuüanan Nevruz törenlerini anlatan belgeyi aynen veriyoruz: "Mağnisa mn Mesiri Her sene Mart'm dokuzuna müsadif olan nevruzda Mağnisa'da "Mesir" namıyla bir cemiyet olduğu ve yevra-i mezkûrde oraya her taraftan külliyetli lıalk toplandığı malumdur. ûdül-kahar. Bundan sonra şehrin şimdiki mevki'inde haneler inşâsına başlanub alıîran Halunîye cami'i şerifi dahî bina kılınmış ise de emr-i nakil bir suret-i matlubede sürat peyda edemediğine mebni bu bubda bir çare teharri edilmiş ve bu sırada Hamiliye caınri şerifîndeki tülhânede icray-ı tdababetle meşgul bulunan ve dersâ'detde defin-i hâk-i ıtırnâk ve Merkez Efendi nâmıyla şölıretyâb olajı şeylı Mûsâ Muslihiddin kuddise sırra hazretlerinin re'y ve tensibleri ile tıbb-ı kadim ahkâmına tcvfıgan bir ma'cun tertib ve bunun küçük küçük kağıtlara sarılarak her sene nevruzda sâlifü'z-zikr Sultan cami'i şerifinin kubbesinden halka saçılması ve bu sebeble bir cemi'yet akd idüerek oraların git gide şenlendirilmesi tasvib edilmişdir. Ma'cunun lerkibâü edviye-i atiyeden ibarettir. Bu ma'cuıılann teııâvülündc halkça bir itikâd-ı umumî olub bu da ına'cunu eki eden zâta senesi içinde yılan tasallut idemeyeceğinden ibaret ve ma'cun dahi âtide gösterileceği üzre kırk türlü edviyc-i nebâliyeden mürekkeptir. hardal. havlıcan. karabiber. ss. kebabiye. iksir. hindistan cevizi. zencefil. O vakitten beri bu veehle her sene cemiyet akd İdilmekdc ve cami'i şerifin kubbesi üzerinden halka kâğıtlara sarılı macunlar saçılmakdadır. Bu babda ba'zı malumat i'tası münasib görülmüştür. Mesirde Mağnisa "ya hariçten henıan kırk bin nüfus ahâli gelir ve Magnisa'nm seksen bin neferden ibaret halkıyla birleşerek yüzyirmi bin kişilik azîm bir cemiyet akd edilir. kişniş. Mâhımat-ı tarihiyeye nazaran Mağnisa şelıri kadiıneu şimdiki mevkinin şarki cihetindeki dağ üzerinde müessis ohıb halbuki orası pek sarp ve taşlık bir mahal olduğuna ve cennetmekân Kânûnî Sultan Süleyman Han Hazretlerinin zaman-ı saltanatlarında kesb-i vüsat itmeğe başladığına mebııi şehrin hâl-ı haznndaki mevki'ne ııakli lüzumu tahakkuk eylemiş ve bu lüzum üzerine dağın altında en evvel hakân-ı müşânıııileyli hazretlerinin vaİdeleri Hafize Sultan hazretleri tarafından elhâletü hazihî mevcud ve ma'mur olan "Sultan" Camii" şerifi ile ittisalindeki medreseler bina ve bir de bimârhâne te'sis ve inşâ olunmuştur.

tiryak. Saim Sakaoğlu. Çay.16. Köroğlu Gazetesi.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair bârid. kakule. Çay. 2 Nisan 1330. topalak kökü. ravend. ta eski cengaver ve kadirşinas ecdadını istihlaf ederek nasıl ki islamiyetin hadimi ve Osmanlılığın müessis ve hamisi olmuş iseler bugünkü Türkler de o necabet-i fıtriye saîkasiyle senelerden beri bünyesine sâri olan zaafıyeti teşhis ederek eslâfına hayr-ül halef olmak azmine koyulmuşlardır54 denilmektedir.56 Aynı şekilde ertesi yıl. Türk Sözü Gazetesi."Gazetenin verdiği bilgiden anlaşıldığına göre Nevruz kutlamasmıTtirk Gücü Cenûyeti Kastamonu şubesi tertip etmiştir.58 Nevruzla ilgili ilk araştırmalar II. Mclımeî Serhat Yılmaz. a. kara halil. Yine aynı gazetenin Türk Gücü Kastamonu şubesinin müracaatı üzerine çıkardığı ilavesinde Nevruzdun Türklerin en eski bayramı olduğu ve Ergenekon'dan çıkışı simgelediği vurgulanarak Nevruzu yaşatmak için tüm Kastamonuluları Nevruz törenlerine davet eder. razyane (rezene). Törende millî kıyafetler giymiş bir heyet Ergenekon adında bir beste seslendirmişlerdir. C.g.. 26 Mart 1331. ss. (Mart 1997) Köroğlu Gazetesi.5-7. tarçın çiçeği. A. çörek otu.330-332.. s. Bu kutlamalarda. şeker"52 Kastamonu'da çıkan Köroğlu gazetesinin 2 Nisan 1330 (1914) tarihli nüshasında Millı Bir Bayram" başlığı altında manşetten verilen Nevruz kutlaması anlatılmaktadır.g. sayı:6. sayı:254.Meşmtiyet döneminde yapılmıştır. vanilya.285. ÇsytA. s. Yeni Gün: Mart 9". Ankara 1995. Duygu. s. "Bizzat Saltanat-ı Osmaniye'de Türkler.57 Nevruz kutlamalarının bir başka örneğini de Konya'da çıkan Türk Sözü gazetesinden öğreniyoruz. Hindistan Çiçeği.55 CL Türk Gücü Cenûyeü Kastamonu Şubesi'nin Köroğlu gazetesi vasıtasıyla daveti üzerine.e. 24 Man 1918.e. 217 . Kastamonu'da halk ve resmi zevatın katılımıyla Nevruz. san halil. 'Türklerin Milli Bayramı.2X8-293.89-90. Saim Sakaoğhr nun araştırmaları sonucu ortaya çıkan Nevraz törenleri 21 Mart 1918'de Konya Valiliği ve Konya Türk Ocağı Başkam tarafından organize edilmiştir. s.A. Ömer Seyfeddin. "Konya'da 1918 Yılı Ergenekon Bayramı71.e. Daha sonra öğrenciler şiirler okumuş ve günün mana ve ehemmiyetini anlatan konuşmalar yapılmıştır.. kimyon.3-4. ss. yani Ergenekoırdan çıkış günü coşkuyla kutlanmıştır. ÖmerSeyfeddin Mart Dokuzu veya Nevruz olarak bilinen bu millî gelenekle İlgili olarak 18 Mart 1914'de bir makale neşretmiş59 ve bugünün Türk gençliğinin millî 53 54 55 56 57 ss 59 Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. yani 1331 Mart'ında Ergenekon Bayramı adı altında Nevruz kutlamaları yapılmıştır. sinameki. T/İrk Kültüründe Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni (Sempozyumu) Bildirileri (Ankara 20-22 Mart 1995). dâr-ı fülfül. limon tuzu. Tanıtı. "Kastamonu'da Bir Nevruz Kutlaması". (18 Mart 1914). Köroğlu Gazetesi.286. 2 Nisan 1330. Tören Alaâddin Tcpesi'nde toplanan halk ve resmi zevatın katılımı ile gerçekleşmiştir. zerdeçay. Sayı:305-306.g. portakal kabuğu.2 Nisan 1331. sayı:254'e ilave.

61 Çay.e.2H5.Muzaffer Tepekaya bayramı olduğunu vurgulamıştır. Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti'nhı.m. saray çevresinde olduğu gibi Manisa. Nevruz kutlama geleneği Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir.g.4. İttilıal ve Terakki nin bu dönemde uyguladığı Türkçülük politikasının bir neticesidir. Nevruz bayramı kutlamaları yaygınlaştırılmış ve iktidarda 61 bulunan İltihatve Terakki Partisi bu bayramı devlet töreni haline getirmiştir. 218 . Kastamonu ve Konya merkezlerinde de coşkulu bir şekilde Nevruz kutlamaları tertip edilmektedir.g. Özellikle 1914'den sonra ülke genelinde dalıa çok kutlanmaya başlanan Nevruz ve Ergenekon ! Bayramı. Meşrutiyetle birlikte Türk Ocaklarının öncülüğünde Ergenekon. 60 Öıner Seyfeddin.. R. A. s. II. A.

. 1986. s. politika alanındaki yükseliş ve düşüşleri tam anlamıyla kavramış. Hsin T'ang Shı (Yeni T'ang Hanedanı yıllığı).g.Türk Di'tnvası incelemeleri Dergisi Savı IV. sayıca çok daha fazla tarih belgelerini kullanarak. T'ung Tien'i imparatora sunduğunda ondan büyük Övgüler almıştır.5089.Tu You sözkonusu Arş. maliyecisi ve tarihçisi olarak da tanınır. Ü. Ou Yang Hsiu. Ou Yang Hsiu-Sung Ch'i. a. Liu Chıh'mn '. . Tu You. Te Tzung. tahıl. D olayı siyi a onun politika ile ilgili zengin deneyimleri T'ung Tien'i tamamlamasında büyük katkıları olmuştur. İşte. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü. Chung Hua Shu Chü.c.5089. ayın zamanda bir Çin tarih külliyatıdır.. ss. Beijing. Görv. ÇİN KAYNAKLARINDAN T'UNG TİEN VE BUNUN TÜRK TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMİ Eyüp SARITAŞ* T'ung Tieıı klasik Çin tarih kitapları arasında önemli bir yer tutan özel tarih kitabıdır. Zamanın saray başbakanı Tu You bu eserin yazandır. daha genç yaşındayken "Chİn Kııan" ve "Wai Kııan1' gibi önemli rütbelere yükselmiş ve bu arada Ling Nan ve Hnaî Naıı bölgelerinin üst düzey askeri komutanlığını da yapmıştır. s. Yeni T'ang Hanedanı Yıllığmdaki Tu You'nun biyografi sindeki kayda göre. 734-812 yılları arasında yaşamıştır. 200 bölümden oluşan yeni bir tarih kitabı yazmıştır. İzmir 2000. Yüksek makamlara sahip olmuş bir aileye mensup olan Tu You. bölümünde Tu Younun biyografisi bulunmaktadır. E. Çin hükümdarı Hsüen Tzung'ım saltanat döneminin (742-756) siyaseti. Yeni T'ang Hanedanı Yıllığrnın (Hsin T'ang Shu) 147. bölüm 166. Hsün Tzung ve Hsien Tzung gibi Çin hükümdarları zamanında Çin'in önde gelen siyasetçisi. 219-223. para. bu eseri incelemiş ve adıgeçen eserin yetersiz olduğu sonucuna vararak.' Tu You kaymakam yardımcılığından başbakanlığa kadar yükselmiş.Chcng Tien:' adlı eseri temel alarak yazılan T'ııııg Tien hacim ve içerik açısından oldukça büyüktür2. cilt xvı. dini törenleri ve askerlik sistemi gibi kurumlan ile loponomi ve Asya kıtasında yaşayan çeşitli kabilelere ait bilgiler içeren T'ung tien. toplum hayatı.. Tu You'nırn diğer adı Chiin Hsiang'dır. Tu You yüksek bir makamda bulunmasına rağmen devamlı olarak kitap okurdu. tuz ve demir işyeriyle ilgili yönetim işlerini de iyice Öğrenmiştir. K'ai Yüen saltanat döneminin (713-741) son yıllarında tarihçi Liu Cluh çeşitli tarih belgelerinden faydalanarak 35 bölümden oluşan "Chenğ Tien" adını verdiği bir tarih kitabı yazmıştı.

Chung kııo Li Shth W en Hsien I işiten (Çin Tarihi Belgeler Bilimi). cilt 1. . 6. yazarının aynı zamanda iyi bir maliyeci olmasındandır. Chung Kııo Ku Tai Shılı Ch 'ang Shıh (Eslci Çin Tarihi Hakkında Genel Bilgiler). 9. 4. S.206. ülke yönetimi bakımından en çok önemli olan ekonomik durumdur. bunun yanında "Sui Kııan Hsü Lü'\ "Sııi Ch'ao Yi Li". "Sung Shu". Müzik-7 bölüm Askerlik-15 bölüm Cezalar-8 bölüm. Tu You ekonomi tarihine çok önem vermiştir. Hsi 'An. Shaanhsi JenMin Chiao Yü Ch'u Pan Shıh. "Wei Shu" ve "Sui Shu" gibi resmi Çin yıllıklarından : faydalanmış. Bölümler açıklanırken çeşitli devirlerdeki durumları hakkında da bilgi verilmektedir. Chung Kuo Ch'ing Nien Ch'u Pan Shıh. 9 Bölümün düzenlenme sistemi Tu You'nun siyasi fikrini de ortaya koymaktadır. Ona göre bir ülkede banş ve sükuneti sağlamak için halkm yiyecek ve giyecek ilıtiyacımn lam olarak sağlanması gerekmektedir. 2. "Bei Ch'i Shu". Toplam 208 bölümden oluşan T'ung Tien'de konular 9 büyük kısma ayrılmıştır: 1. "Chin Shu". 3. Chung Hua Shu Cim. Cnang Ta K'e -Wang Hsü Kuang. ı • : ! Bu 9 bölüm de kendi aralanııda küçük bölümlere ayrılmıştır.Eyüp Sarîtaş kitabını yazmak için 30 yıldan fazla bir süre harcayarak eserini 801 yılında 3 tamamlamıştır . 7. Tung Tien.Beijing. Yönetim Birimleri-14 bölüm. Törenler-100 bölüm. Bu yüzden yazar sözkonusu eserinde ekonomik konulara büyük yer vermiştir. T'ung Tien'in tamamlanması İle Çin'de biyografi yazarlığı ve tarihi olayları kaydetme konusunda Çin tarihçiliğinde yeni bir ekol başlatılmış oldu. "Han Sim". Meslekler-22 bölüm. Tu You kitabını yazarken "Shıh Chi". Dolayısıyla T'ung Tien'de en çok.s. Meng Clı'ing Yüen. 2. 168. Kitapta bu tür konulara ağırlık verilmesinin bir diğer nedeni de. Yiyecekler-20 bölüm. Beijing. '"K'ai Yüen Li". 1993. "Ta T'ang Yİ Li' . s. . Halkm yiyecek ve giyecek gibi ihtiyaçları yeterince karşılandığı sürece onların medeni olmaları ancak mümkün olabilir5. s. bu sayede Çin tarihinin çeşitli dönemlerinin sistem ve kurumlarının araştırılması için uygun bir ortam oluşmuştur. Şuurları Koruma-16 bölüm. 1979. Bu nokta onun ne kadar bilgili olduğunu göstermektedir4. çeşitli dönemlerin ekonomik durumlarını anlatan bölümler için özel bölümler ayrılmıştır. Tu You. Bu yüzden eserinde bu konuya daha fazla ağırlık vermiştir. Memur Seçme Sistemi-6 bölüm. "Nan Ch'i Shu". 5. "T'ai Tzung Clıcng Yao" ve "T'ang Liu Tien" gibi klasik eserlere de müracaat etmiştir. T'ung Tien'in etkisiyle Çin kaynaklan arasında önemli bir yer tutan "T'ung Chılf ve "Wen Hsien T'ung K'ao" adlı eserler birbiri arkasından yazılmış. Tu You'ya göre. 1991.

yaklaşık 900 tanhi belge T'ung Tien'den derlenmiştir. ekonomik oluşumlar ve yönetim birimlerinin kuruluşları gibi konular çok eski çağlardan itibaren ayrıntılı bir şekilde Tang hanedanı imparatoru Hsücn Tzung'ıın saltanat yıllarına (742-756) kadar Özetlenmiştir. T'ung Tien'i temel alarak "T'ung Chılı" ve "Wen Hsien T'ung K'ao" adlı ünlü eserlerini yazmışlardır. T'ung Tien çok fazla sayıda tarihi belge içermektedir. Clrin (M. Günümüzde mevcut en eski T'ung Tien nüshası Kuzey Sung dönemine (960-1127) ait nüsha Japonya Kraliyet Kitaplığında saklıdır. Bu nedenle klasik Çin tarihi araştırmaları açısmdan T'"ng Tien çok değerli bir kaynaktır. Fakat bu belgeler tasedüfen seçildiği için kullanılırken çok dikkatli olmak gerekmekledir. Bu yönüyle de Kök Türk devri araştırıcıları için çok büyük bir önem arzetmektedir.Çin Kaynaklarından T"ımg Tıen Ve Bunun Türk Tarihi Açısından önemi T'ung Tien ile diğer eski tarih kayıtlan aynı değildir.Ö. T'ung Tien'de yer alan siyasi sistem. savaş hilesi ve savaş yöntemlerine ilişkin konulara dikkat çekilmiş. Bu kitapların da yazılmasıyla T'ung Tien de dahil olmak üzere "San T'ung (Üç T'ımg: T'ung Tien. askerlik sistemi ile ilgili konulara Önem verilmemiştir.S.229) ve Üç Devlet (220-280) döneminden itibaren alü hanedanlık boyunca. Sung. Bunun yanında memur ve unvan kayıtlan ve ticari belgelerle. Diğer taraftan T'ung Tien sınır bölgelerinde yerleşik milletler ve diğer dış ülkelerin durumlarını aydınlatmaya ağırlık verilirken. Kore'de basılan nüshası da kayda değer niteliktedir. T'ung Chıh ve Wen Hsien T'ung K'ao) deyimi kullanılmaya başlanmıştır. Öyle ki astronomi. Chung Kuo Li Shıh (Çin Ansiklopedisi-Çin tarihi cildi).Ö. Sung Hanedanı (960-1279) tarihçilerinden Cheng Ch'iao ile Ma Tuan Lin. Yukarıda adıgeçen belgeler T'ang hanedanı tarihini araştırmak isteyenler için ana kaynaktırlar. Öyle ki bu belgelerin pek çoğu bugün elimizde değildir. Yüeıı (1272-1368). 722-723 221 . savunma sistemleri ve teknikleri konusu ihmal edilerek herhangi bir kayıt verilmemiştir. Çin dışında. Bir kısmı belgeler de kontrol edilmeden esere alınmıştır. Ming (1378-1644) ve Clı'ing (1644-1911) hanedanlan döneminde T'ung Tien'in baskıları yapılmıştır. Bunlar arasında Clı'ing döneminde basılan '"Chiu T'ang Pen" adını taşıyan nüshası en çok kullanılandır.Ö. Bu nüsha 1981 yılında yeniden basılmıştır6. H a n (M. Chung Kuo Ta Pai K'e Ch'üetı Sluı. yönetim birimlerinin kanunları ve T'ien Pao saltanat yıllanın içeren (742-756) istatistik kayıtlarının hepsi birinci elden tarih belgeleridir. Chung Kuo Ta Pai K'e Ch'üen Slıu Ch'u Pan Sluh. Beş Element ve Budizm gibi konular diğer tarih kayıtlarına nazaran belli bir sistem dahilinde kaydedilmiştir.206-M. Beijin" 1994. Eserin hacminin dörtte birinden fazlası TMang Hanedanı ile ilgilidir. Bazı önemli belgeler ise kullanılmamıştır. özel şaluslara hitaben yazılan imparator fermanları. Örneğin askerlik sanatı ile ilgili kayıtlar bölümünde strateji tc taktik. s.207). hukuk.221-M. T'UNG TIEN' TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ BÖLÜMLER Wu Feng-Tsung T'ai Pen.

Eyüp Sarttaş

Türklerin en eski devirlerini oluşturan Hun döneminden başlayarak kök Türkler, Uygurlar ve bir kısım Kök Türk hakimiyeti altında bulunan bazı Batı Türkistan şehir devletleri baklanda pek çok kaydı bu eserde bulmak mümkündür. Sözkonusu eser, Çin'in resmi yıllıkları arasında yer almamasına rağmen İslmiyetten önce Türk tarihinin çeşitli devirlerine dair oldukça ayrıntılı bilgiler içermektedir. Toplanı 5 büyük ciltten oluşan T'ung tien'deki Türklerle ilgili tarih kayıtları beşinci ciltte yer almaktadır. Bu kayıtlar Hımlar, Kök türkler ve Batı Tiirkistan-Uygurlar olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır.. a) Hunlar: Bu eserdeki Hun tarihi ile ilgili kayıtlar 194.-195. bölümlerde yer alır. Hunlar kısım, onların ataları olduğu kabul edilen Tilerle başlatılmaktadır.Huni ar o dönemde Çin'in kuzeyinde yaşadıkları için. T'ung Tien Hun bölümünü "'Kuzey Tiler 1" başlığı ile başlatmaktadır. Bu bölüm eserin 5302-5332. sayfalan arasındadır. 195. bölümde ise Kuzey Ti'ler 11 kısmında, Hunlar 11 (5333-5346) sayfalar) ve Güney Hunlan hakkında kayıtlar vardır (5347-5464). 197. bölümde yaklaşık 3 sayfa Kao ChVlarla ilgili bilgiler bulunmaktadır (5398-5400).

'

Aynı bölümün 5401-5431. sayfaları arasındaki Kök türkler 1, 198. bölümde kök Türkler 11 (5432-5461), 199. bölümdeki Kök Türkler 111 ise 5442-5463. sayfalar arasındadır. Bu kitaptaki Hunlar ve Kök Türkler ile ilgili kayıtlar oldukça aymıtılıdır. Kitabın bazı yerlerinde diğer Çin kaynaklarına atıflar yapılarak açıklamalar eklenmiştir. Şüphesiz, bu açıklama kısımları her bölümün sonundadır ve sonraki çağdaş tarihçiler tarafından, araştırmacılara kolaylık olması için eklenmiştir. Atıfta bulunulan tarih kitapları sadece resmi Çin yıllıkları olmayıp, bazı özel tarih kitapları da yer almaktadır. 199. bölümde ayrıca T'ien Le'lar (Tölesler), Hsüeh Yen T'uo'lar (Sir Tarduşlar), ve Pu Ku, T'ung Po, Pa Ye Kırlar (Bayırktılar). Hu Hsüeh ve A Ttiehler gibi Töles boylan ile ilgili kısa da olsa. kayıtlar bulunmaktadır. 200. bölümde bir Hun boyu olan Hsİ'ler, Pa Hsi Mi'ler (Basmıllar). Uygurlar, Ku Li Han ve Chich Ku'lar (kırgızlar) gibi Türk boyları tanıtılmaktadır. Yeni ve Eski T'ang Hanedanı Yıllıklarında Uygurlarla ilgili kayıtlar oldukça geniş olmasına rağmen, T'ung Tien'de Uygurlara sadece bir sayfa kaydın ayrılmış olması dikkat çekicidir. Diğer taraftan Pu Ku'lar, A Polar, Basmıllar ve Ku Li Hanlar ile ilgili T'ung Tien'de özel kısımlar yer alırken, bu boylar hakkında Eski ve Yeni T'ang Hanedam Yıllıklarındaki bilgiler özel bölümler halinde olmayıp, dağınık bir şekilde bulunmaktadır. Ülkemizde Orta Asya Türk tarihi ile meşgul olup da kaynak dili Çince olan tarihçiler, Çİn kaynaklarındaki Türk tarihine ilişkin kayıtların sadece kendilerini ilgilendiren kısımlarım kullanarak araştırmalarını yapmaktadırlar. Oysa. gerek resmi Çin yıllıklarında ve gerekse özel Çin tarih kitaplarında Orta Asya Türklerinin siyasi ve kültür tarihlerine dair oldukça fazla miktarda kayıt bulunmaktadır. Üstelik bunların hiç 222

Çin Kaynaklarından T'uug Tıeıı Ve Bunun Türk Tarihi Açısından Önemi

birisi sistematik bir biçimde dilimize çevriyip, diğer Türk tarihçi ve araştırıcıların istifadelerine henüz sunıılmamışür. Burada çalışma konusu yaptığımız T'ımg Ticn'de yer alan Türk tarihinin çeşitli devirlerini kapsayan kısımlarının çevrilmesi kültür tarihimiz açısından son derece faydalı olacaktır. Bu sayede T'ımg Ti en'de yer alan Türk tarihi ile ilgili bilgiler, resmi Çin yihklanndaki ve diğer dillerde yazılmış kayıtlarla karşılaştırma olanağı ortaya çıkacaktır. Böylelikle Orta Asya Türk tarihçiliği alanında önemli bir görev yerine getirilmiş olacaktır.

223

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss.225-256.

MAKRIZI'NIN KITAB ES- SULÜK'UNDAKJ OSMANLILAR İLE İLGİLİ KAYITLAR

Cüneyt KANAT*

Şüphesiz Osmanlı dönemine ait, Türkçe olarak yazılmış olan yerli kaynakların dışında, yabancı dilde yazılmış birçok değerli ve önemli bilgileri ilıtiva eden kaynaklar mevcuttur. Yabancı dilde yazılmış olan bu kaynaklar arasında, Arapça olanlar da büyük önem taşmıaktadrr. Ancak, özellikle Anadolu'daki Türk tarihi ile ilgili kayıtların bulunduğu bu kaynakların büyük bölümü, Türkçe'ye çevrilmemiş ve araştırmacıların istifadesine sunulamamıştır. Osmanlı Devleti hakkında Memlûk kaynaklarında çeşitli bilgiler ve kayıtlar bulunmaktadır. İşte bu kayıtlar günümüz tarihçileri için her zaman kullanışlı ve orijinal olma özelliğim korumuştur. Bu kayakların büyük bir bölümü, içinde bulunduğumuz yüzyıl içerisinde neşredilmiştir. Bunların en önemlilerinden birisi de, içinde bulunduğumuz yüzyılda neşredilmiş olan, Makrîzî'nin Kitâb es-Sulük liMa'rilel Düvel el-Mulûk isimli eseridir1. Arapça olarak yazılmış olan bu dönemdeki kaynaklar içerisinde bulunan kendi tarihimizle ilgili bilgiler, tarihçiler tarafından zaman zaman bölümler halinde, bazen de bir kaynağın tamamen taranıp tüm kayıtların ayıklanarak tercüme edilmesi şeklinde, Arapça bilmeyen tarihçilerin de istifadesine sunulmuştur. Bizim bu çalışmadan amacımız da; Makrîzî'nin Kitâb es-Sulûk:unda Yrd. Doç. Dr, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Eserin kullandığımız baskılan şunlardır; Takiy ed-Dîn Ahmed b. Ali el-Makrîzî, Kilâb esSulûk li-Ma'rifet Düve! el-Mıılâk, C. 141. neşr; Muhammed Mustafa Ziyade, Kahire C. 1-1/2 1956, C. 1-3 1970 ikinci baskı, C. II-1/2 1941, C. II-3 1958, C. 111-IV, neşr; Saîd Abdültettah •Aşûr, Kahire 1971-72. Özellikle Memlûk devri Arapça kaynaklarında bulunan Anadolu ve Osmanlılar ile ilgili kayıtlanıl bir kısmı bazı araştırmacılar tarafından Türkçe'ye kazandırılmıştır. Bu türden şu ana kadar yapılmış olan çalışmalar ise şunlardır; Şevkiye İnalcık, "İbn-i Hacer'de Osmanlılara Dair Haberler", Ankara Üniversitesi Dil ve Tanh-Coğrafya Fakültesi Dergisi, C. VI. S. 3, Ankara 1948, ss. 189-195; Aynı yazar aynı makale II, C. VI, S. 4, ss. 349-359; Aynı yazar aynı makale III, C. VI, S. 5, ss. 517-529; Kazım Yaşar Kopraman. el- 'Aytıt'nin 'Ikâu'U Cuman 'ında XV. Yüzyıla Ait Anadolu Tarihi İle İlgili Kayıtlar, basılmamış doktora tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 1971; Kazım Yaşar Kopraman, "Ikdu'l-Cumâıvda Karanı an -Oğullarına Dair Kayıtlar", Prof. Dr. İsmail Aka Armağanı, izmir 1999, ss. 43-54. Bunların dışında bizim yüksek lisans tezi olarak yaptığımız bir çalışmamız var ki, biz bu yazıyı o çalışmanın bir bölümünü tekrar gözden geçirip kullanarak hazırladık. Bkz. Cüneyt Kanat, Makrİzı'nin Kitâb es-Sulûk'unda Osmanlılar, Karamanoğıılları ve Batı

Cüneyt Kanat

bulunan ve taraflınızdan Türkçe'ye çevrilmiş olan Osmanlılar ile ilgili kayıtların, bilim adanılan tarafından kolaylıkla kullanılabilmesini sağlamaktır. Makrîzî'nin bir Memlûk tarihçisi olması ve bahsedilen eserinde özellikle Memlûk Devleti tarihini yazmak istemesi sebebiyle, eserindeki meselelerin büyük bir bölümünü Memlûk Devleti'ni yakından ilgilendiren olaylar meydana getirmekledir. Ancak muhakkak ki bu devletin komşularıyla olan ilişkilerine de büyük ölçüde yer verilmiştir. Özellikle Osmanlı Devleti:ııin Ankara savaşından sonra fetret devrini atlatıp güçlü bir devlet olmaya başlaması ile, iki devlet arasındaki ilişkiler artmış ve Makrîzî de eserinde bu hadiselere yer vermiştir. Fakat bunların yanısıra müellif. Osmanlı Devleti'ni ilgilendiren bazı önemli olayları da göz ardı etmemiştir ki bunlara en güzel ömek ayrıntılı olarak anlattığı Ankara savaşı olmalıdır. 766 (1364-1365) yılında Kahirede doğup 27 Ramazan 845 (9 Şubat 1442) tarihinde veıal eden Makrîzî'nin3 en önemli eserlerinden birisi olan Kitâb es-SulÛk, Mısır'ın Arap fethinden kendi zamanına kadar olan ve Mısır'da kurulmuş olan iki devlet yani; Eyyûbîler ve M emlâkler devletlerinin tarihini ihtiva eder. Bahsedilen eserden bizim Türkçe'ye çevirdiğimiz kayıtlar ise, hem müellifin yaşadığı döneme ait olması hem de Osmanlı Devleti'nİn erken dönemine tekabül etmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kullandığımız metinlerin Türkçe'ye çevirisi esnasında bazen güçlüklerle karşılaştık. Bunun en önemli sebeplerinden birisi ise eserin bundan altı yüzyıl önceki Arapça ile yazılmış olmasıydı. Bu sebeple cümleler içersinde bazen ortaya çıkan kopuklukları [ ] kare parantez içerisinde yaptığımız ilaveler ile tamamlamaya çalıştık. Yine Türkçe'ye girmiş ve halen kullanılan ıstılahları da aynen yazdık ve Arapça asıllarım da ( ) normal parantez İçerisinde verdik. Ayrıca metinler içerisinde geçen, özellikle Türkçe isimlerin okunmasında zorluklarla karşılaştık. Bunun sebeplerinden en önemlisi de herhalde eserin müellifi olan Makrîzî'nin Türkçe bilmemesi ve Türkçe isimleri zaman zaman farklı şekillerde yazması idî. Bahsedilen ve çözmekte sıkıntı çektiğimiz bazı isimlerin okunuşunda emin olamadığmıız zaman ise ismin arkasına koyduğumuz soru işaretiyle (?) bunu belirtmeyi uygun gördük. Müellifin kullandığımız eserinde hadiseler yıl yıl ve yıllar da ay ay olmak kaydıyla anlatılmaktadır. Bu sebeple biz de yaptığmuz çevirilerde bu kronolojik sırayı koruduk ve metinleri aynı şekilde sırası ile vermeye çalıştık. Buna bağlı olarak ekte verdiğimiz Arapça metinleri de aynı sıraya göre dizdik.

Anadolu Beylikleri ile ilgili Kayıtlar, basılmamış yüksek lisans tezi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 1991. 3 Memlûk Devri müelliflerinden olan Makrîzî'nin hayatı ve eserleri ile ilgili geniş bilgi için bkz; Muhammed Mustafa Ziyâde, "Makrîzî ve Çağdaşları", çev. Cüneyt Kanat, Tarih İncelemeleri Dergisi. S. VIÜ, İzmir 1993, s. 221-227; Saîd Abdulfettah 'Aşur: "Edva' Cedide ala elMuverrih Ahmed b. Ali el-MakrM ve KitâbStihi", Âlem el-Fikr, Kuveyt 1983. S. II. s. 455457. 226

Makrhî'nûı Kitâb es- Sıılûk'undaia Osmanlılar İle ilgili Kayalar C. ili, s. 574, y. 760h./1358-59 . Osmanlı sultanı İbn Osman'ın elçileri geldi ve Mevred el-Cebs yoluyla büyük meydana indirildiler, C. m, s. 749, y. 793h./1390-91. Haberci geldi ve Osmanlı sultanı Hondgâr Ebu Yezid7 b. Osman'ın KayserTye geldiğini ve orayı aldığını bildirdi. C. IH, s. 763, y. 794h./1391-92. Bu ayda (Rebi!ül-Ewel=Ocak-Şubal 1392)8 Emîr Hasan el-Gecgenî(?), Hondgâr Bayezid b. Osman için |lıazırlanmış olan] armağan ile birlikte Anadolu (Rûmf memleketine gitti. C. IH, s. 790, y. 795h./l392-93. Bu ayda (Zilkâ'de=Eylül-Ekiın 1393) Osmanlı sultanı Bayezid Beg 10 b. Murad Beg b. Osman'ın elçileri Emir Hüsaıneddîn Hasan el-Gecgenî ile beraber geldiler, Yanlarında içlerinden birisi beyaz bir Atmaca olan değerli hediyeler vardı. Elçiler İbn Osman'ın hastalığının tedavisi için Kahire tabiblerinden birinin hazırlanmasını istediler ve tabib Şemseddîn Mııhanımed b. Muhammed es-Sagîr tayin edildi. Yolculuğa hazırlandı ve O'na İbn Osman'ın ihtiyaç duyduğu ilaçlar verildi.
5 6 4

Daha önce 1 noiu notta verilmiş olan kullandığımı/ eserin tam künyesi bundan böyle aynen veya kısaltılmış olarak tekrar edilmeyip, yalnızca aynı eserden alınıp çevrilmiş olan metinlerin cildi: C, sayfası: s ve yılı: y olarak kısaltılmış şekliyle birbirinden bağımsız olan her metnin başında verilecektir. Makrîzî, eserinde Osmanlı sultanlarından bahsederken genellikle ya Bursa Melîki ya da Rûm Meliki veya Rûm Hâkimi tabirlerini kullanıyor. Biz metinler arasında bütünlüğün sanlaımıası için bundan böyle bu ifadelerin, geçtiği yerde Osmanlı sultanı tabirini kullanacağız. Naşir metinde kelimeyi cebs olarak okumuş, ancak kelimeyle ilgili verdiği notta bu kelimenin başka yazmalarda ceyş olarak geçtiğim de belirtmiştir, Bkz. Makrîzî, Sulak, C. III, s. 357, not 3. Bayezid isim Makrîzî tarafından değişik yerlerde "Yezid" olarak yazılıp kullanılmıştır. Müellif, genellikle paragraf başlarında veya yeni bir meseleyi anlatmaya başlarken, "bu yılda'" yada "bu ayda" diye söze başlıyor, ay ve yılı belirtmiyor. Ancak, biz daha önceki sahifelerden kastedilen ayı bulup parantez içerisinde gösteriyoruz. Makrîzî, eserinde Anadolu ile ilgili bahislerde ''Rûm" kelimesini kullanmış ve bununla Anadolu'yu kastetmiştir. Bu sebeple bundan böyle bu kelimenin geçtiği yerlerde Anadolu tabirini kullanacağız. Rûm ifadesi ile Anadolu'nun kastedilmeği diğer Memlûk devri müelliflerinde de görülür. Bkz. Mustafa Çuhadar, "tbıı Tagribirduım Hayatı ve Eserleri", Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 3, Kayseri 1989. s. 364. Müellif zaman zaman "Beg" unvanını y ile yazılmış şekliyle "Beyk" olarak bazen de y kullanmadan "Beg" biçiminde yazmıştır. Biz yine metinlerde bütünlük olması için bundan böyle bu kelime geçtiğinde "Beg" olarak yazacağız. 227

CUneyt Kanat

C. III, s. 813, y. 796h./1393-94. Bu ayda (Cemâdi'cl-EweI=Marl-Nisaiı 1394) Osmanlı sultanı İbn Osman'ın elçileri Kahire'ye geldi. C. m, s. 817, y. 796h./1393-94. Sultan'a [yani Memlûk Hükümdarı Berkûk'a] yardım için ikiyüz bin11 hazırlamış olan İbn Osman'ın elçileri geldi. İbn Osman'a güvcnebilmesi için gelecek olan cevabı beklemektedir. C. III, s. 865: y. 798h./1395-96. Osmanlı sultanı Hondgâr Ebû Bayezid b. Mıırad Beg b. Osman'ın elçisi Hanefî fakih Sefer Şah, Cemâdi'el-Evvel (=Şubat -Mart 1396) ayında Kahire'de vefat etti. C. III, s. 873-74, y. 799/1396-97. Ayın oııdokuzunda (Rebi'ül-Ewel=21 Aralık 1396) Anadolu memleketinden Tolu miıı Ali Şalı geldi. Hondgâr İbn Osman'a bir mektup ile gitmişti. O1nun elAkiros12 muharebesini ye bu muharebede zafer ve ganimetler elde ettiğini, sayısız canlıları öldürdüğünü, Şemseddîn Mııhammed b. el-Cezerî'nin13 İbn Osman'a ulaştığını ve sultanın kendisine mulıleşem ikramlarda bulunarak gündelik yüzelli altın dirhem bağladığım haber verdi. O'nunla ilgili haber şöyle idi; Kahire'den kaçtığı zaman İbn Osman'a katılmak istediği için İskenderiye'den gemiye binip üç günde Antakya'ya vardı. O, Dimaşk'ta Anadolu halkından olan ve Hacı Mü'min diye tanınan bir adama dersler okutmuştu. Bu kişi sonra İbn Osman'ın en büyük dostlarından biri oldu. Antakya valisi O'na ikramda bulundu ve İbn Osman'ın Anadolu'da bulunan ve Pay-ı tahtı olan Bursa'ya gönderdi. Bursa halkı O'nu karşıladı ve İbn Osman'ın huzuruna çıktı. [Sultan] O'na zikredilen ücreti verdi, dokuz tane at ile köle ve cariyeler sundu ve ikramda bulundu. Bundan sonra O, büyüklerden sayıldı.

1

1

1

228

Burada bahsedilen ikiyüz biııin ne olduğu, ytıni para mı yoksa asker mi olduğu beliülmemiş, yalnızca rakam verilmiştir. Burada geçen isim. el-Ekros veya cl-Akiros olarak okunabilir. İ. Hakkı Uzunçarşılı, "Balıkesir'in pek yakınında eski adı Akiros veya Akiraus olan bir şehir bulunmuştur" demekte ve kelimeyi bu şekilde yazmaktadır. Bkz Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, Ankara 1984. s. 97. Arapça metnin aslında, bahsedilen şahsın ismi yazılırken muhtemelen baskı hatası olarak Cezeri deki Cim hailinin noktası düşmüştür.

Makrîzî'nin Kitâh es- Sulûk'ıtndaki Osmanlılar İte İlgili Kayıtlar

Yine vezir Taceddîıı Abdurrahim b. Ebu Şakir'in Dimaşk'tan kaçtığı ve 14 Beyrut'tan İbn Osman'ın yanma gittiği , [sultanın] O'na ikramda bulunduğu ve günlük elli dirhem bağladığı haberi geldi. C. III, s. 879, y. 799İ1./1396-97. Bu ayın yirmiüçünde (Şaban=22 Mayıs 1397) Osmanlı sultam İbn Osman'ın elçileri Bulak' 5 sahiline geldiler. Onları hacib, Sultan'ın atlan ile bu allara binsinler ve kendileri için hazırlanan eve gidebilsinler diye karşıladı. Ayın yedisinde (Ramazan=4 Haziran) tbn Osman'm elçileri kendileriyle gönderilen armağanları [Sultan'a] verdiler. C. III, s. 906, y. 800h,/1397-98. Bu ayda (Zilka'de=Temmuz-Ağuslos 1398) Sivas hâkimi Kadı Burlıaneddîn ile Türkmenler'den İbn Bozdoğan'ın evlatlarının muharebe ettikleri haberi geldi. Yapılan savaşta Kadı Burlıaneddîn öldürüldü, yerine oğlu geçti ve Türkmenlerin Sivas'ta oturmalarını yasakladı. Babası İle ilgili haberler şöyleydi; Osman b. Kara Yülük etTürkmanî O'na muhalefet etti ve O'na her zaman verdiği armağanları göndermedi. Kadı Burhaneddîn ise O'nu önemsemedi. Çünkü. O önemli emirlerden değildi. Kara Yülük, Amasya ile Erzincan'a gelip giderdi. Bir gün Sivas'ın yakınından bir yaylaya gidiyordu. Oradan geçerken Kadı Burhaneddîn'İn de orada olduğunu duyunca bu dunundan çok rahatsız oldu ve acale ile atına binerek askerlerinin başına geçip O'nu yakalamak üzere harekete geçti. Gece olurken Kara Yülük maiyeti ile O'na saldırdı ve Kadı Burhaneddîn'İ eliyle yakaladı, sonra da öldürdü ve Sivas'ı kuşattı. Sivas halkı da buna şiddetle savaşarak karşı koydu ve bu durumu Bayezid b. Osman'a, onlara [yardıma] gelsin diye yazdılar. [Osmanlı sultanı da] onlara doğru yola koyuldu. Kara Yülük bunun üzerine Azerbaycan'da bulunan Timurlenk'in yanına gitti ve orada O'nun maiyyetinde kaldı. C.III, s. 965, y. 801h./1398-99. Bu ayda (Şewâl=Haziran-Temmuz) Osmanlı sultanı Bayezid b. Osman'ın Şam memleketinden geçmek üzere hareket ettiği ve Acem ülkesi hakimi Timurlenk'in Hind memleketlerini ele geçirdiği haberi geldi.
16

Burada gitti anlamındaki fiil muhtemelen yanlış olarak sat ile yazılmıştır, ancak biz onu sin ile yazılmış kabul edip öyle tercüme ettik. Bulak, Kahirede Nü kıyısındaki gezinti yerlerinden birisidir. Bkz. Kazım Yaşar Kopraman,
Mısır Memlükleri Tarihi, Ankara 1989, s. 221. Burada Şam isminden kastedilen yer; O dönemdeki Suriye bölgesidir. Bugünkü Şam şehri ise daha Önce geçmiş olduğu üzere Dimaşk ismiyle anılmıştır.

229

801İ1. Onlara. s. Saııvaget. III. '"Elbistan". C. Fakat bazan doğru şekliyle Elbistan olarak da yazmıştır. III. 979. J5\V ayoir ^ühtcc^/tgusrtîff-^ılâi' iSfff £krair el-Tayyar. 18 Metinde Osmanlı sultanının kardeşi diye verilen isim lam olarak okunamamış ve böyle bir şahıs lesbil edilememişlir. 'Aynî'nin ve diğer Memlûk müverrihlerinin Ablustayn. 972.Cüneyt Kanal C./1398-99. IV. Yine İbn Osman ile ilgili olarak gelen haberler şunlardı: Sivas hâkimi Kadı Burhaneddîn katledildiği zaman Sivas lıalkı Bayezid b. 230 17 . s. Makrîzî de kullandığımız eserinde bu ismi zaman zaman Abustan veya Ablustayn olarak yazıyor. s. İbn Osman'ın memleketine sefer hazırlığının emri çıkarılıp ilan edildi ve sonra Sudun et-Tayyâr Haleb'e doğru yöneldi. 971. Kazım Yaşar Kopraman. Süryani Milıail'in Ablastayn. y. Selçuklular tarihine dair eserler yazan müelliiler ile XIV. ve XV. 19 Sultanın veya büyük emirlerin ahularından sorumlu olan görevlidir. yani eİ-Meîîk ez-Zâhir Rerkûk'un satın alıp azad ettiği memlûklar. C. III. C. 47. Bunu üzerine. araştırılması için posta (berîd) atıyla gitti ve ayın yirmisinde (Zilhicce-23 Ağustos 1399) Dimaşk'a girdi. kadılar ve devletin üsl yöneticileri ayın onbeşinde (18 Ağustos) sultanın sarayına çağrıldılar./1399-1400. y. Sadaka b. . Halil Yinanç. Emirler. 802h. "Noms et Sunıems de Mamelouks". 20 Ez-Zâhiriyye Memlûkları. Bkz. Mısır Memlüklcri Tarihi. s. 801h. Osmanlı sultanı İbn Osman'ın kardeşini18 asker ile gönderdiğini ve O'mm Malatya ile Elbistan'ı aldığını. M. Osman'ı yardıma çağırdı ve O Urfah Mathieu ve diğer Ermeni müverrihlerin Ablusta. 238. 223.. Yükût Hamavi'nin AbİLislayn. Daha sonra Sultan'm memlûkları bu haberlerin doğruluğunu inkar edip "bu bizi Kahirc'dcn çıkarmak için bir hiledir" dediler ve haberin doğruluğunu araştırmak üzere Emîr Ahur'y Sudun et-Tayyûfı görevlendirdiler. İbn Osman'ın Malatya'ya gittiği orayı kuşattığı ve orada ez-Zâhiriyye [Memlûklarından]20 Çomak'm 21 bulunduğu. Bu kişi Yüzler Emîri rütbesinde olup üç tane Tablhane Emîri ile çok sayıda Onlar Emîri kendisine yardımcı olurdu. [Zilhicee'nİn] onüçünde (-16 Ağustos 1399) Osmanlı sultanı İbıı Osman'ın Elbistan'ı (Ablastin)17 aldığı ve sonra Suriye bölgesine doğru yürümeye niyetlendiği haberi geldi. s. Journal Asiatiq_ue. İbn İyâs hariç diğer bütün müellifler tarafından Ablistan veya Elbistan şeklinde yazıldığı görülmektedir. / A.1. s. Bkz. Sııltan'nı Suriye birliklerine. asırdan itibaren. Abu'lFarae'm Ablastin. y. asırlardaki kan müverrihlerinin Abustan şekil ve telaffuzu ile yazdıkları bu ismin XVI. Sûlî'nin O'ndan kaçtığını ve Zilka'denin yirmisekizinde (=1 Ağustos) şehir teslim alındıktan sonra da Darende'yi kuşattığım içeren nâmeler okundu. ayrıca Suriye'deki aşiretler arasında fitne ve harplerin olduğu ve binlerce insanın katledildiği haberleri geldi. 31 Çomak isminin okunuşuyla ilgili olarak bkz. 34./1398-99. 1950. Orada bulunanlar O'na karşı savaşmak üzere ittifak edip dağıldılar.

MakrîzVnin Kitâb es. On köle. y. Daha sonra ise delikanlı olan Bayezid b. İlk sultanlığı ise 1382 yılı başlarında olmuştur. gümüş kadehler ile aralarmda tabaklar ve bunun ben/. Orada oğlu Selnıan'ı22 bırakıp Erzincan'a gitti. İbn Osman O'ııun malını aldı ve haremindeki kadınları kendi devlet adamlarına verdi. Timurlenk'e kaçlı. Anadolu memleketinden Bursa yönünde olduğu haberi berîd yoluyla geldi. C. C. 1069.] O Rahbe'de elçilerini katledenlerden intikam almak istiyordu. [Mektubun içeriği şuydu. Sivas'ta ve memleketinin diğer yerlerinde duyduklarınızı yaptı. III. Ayın (Receb=Şubal-Mart 1401) sonunda İbn Osman'ın Anadolu memleketinden Kay seriye ulaştığı haberi geldi./1400-01. Cuma gecesi (=20 Hazmın Î399) kabul edilir. Bayezıd'ın halkının büyük bir bölümünü katlettiği. C. 803U. Şchabeddîn Tekindağ. C. İkinci sultanlığı da 1390 yılında gerçekleşmiştir. 1056. Ayrıca emirler için de çok sayıda armağanlar 22 2İ Makrîzî burada Süleyman ismini Seltnan şeklinde yazmıştır. y. Ez-Zâhir [Berkûk'ım[23 ölümü O'na bildirildiğinde ise geri döndü ve Kerec'e saldırdı. kadılar ve eınîrler için olan beraberindeki mektupla geldi. 231 . Sivas'ı aldı. sonra memleketine döndü. Kara Muhammed'in./1400-01. 1031. getirdikleri mektuplara cevaplar yazıldı ve geri gönderildiler. y. 13eıkûk"un ölüm tarihi olarak da 801 yılı Şevvali'nin 15. s. s. Daha geniş bilgi için bkz. 803h. on parça yünden örülmüş elbise.UI. on at.803h. Osman'ın terbiyesizliği anlatılınca O'na bir ders vermeye niyetlendi. Bunun üzerine Erzincan hâkiminin oğlu Tuhr. 111. Memlûk Devleti'nde kendisinin de mensup olduğu Çerkezler'i iş başına getirmeğe muvaffak olan Berkûk"un741 (=1340-1341) yılında doğduğu kabul edilmektedir. C. y. [Muharremin] dokuzunda (=31 Aralık) İbn Osman'ın elçileri geldi. Bu armağanların içerisinde. İstanbul 1961. Kara Yusuf b. s. fakat yine muhtelif yerlerde aynı isim Süleyman olarak ta geçmektedir.cri şeyler olan on parça gümüş vardı. şeyhler. Bu ayda (Rebi'ül-Ewel=Ekim-Kasım 1400) önceki yıl Irak'a da gelmiş olan Timur'un elçisi. Bu ayda (Zillıicce-Temmuz-Ağustos 1401) Osmanlı sultam İbn Osman'ın elçileri armağanlar ile geldiler./1400-01. Berkuk Devrinde Memlûk Sultanlığı.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar da süratle çok sayıdaki askeriyle birlikte oraya gitti./1400-01. M. Ancak sonra [insanlarını Hiudislanda fesatlıkla ilgili olarak yaptıkları kendisine bildirildiğinde Hindistan'a döndü ve Allah'ta O'nu onlara karşı muzaffer kıldı. [Mımarrcivün ] altısında (=27 Ağustos) Timurlenk'in Dimaşk'tan Sivas'a indiği ve Sivas'ı alarak Süleyman b. 1027. 41-42. III. 803İ1. s. s.

Bu hadise özet olarak şöyleydi. Tatbikat gününde ortaya çıkan izdihamdan yinnibeş asker ayaklar altında ezilerek öldü. "Sen Allah yolunda cihad yapan bir insansın. Bunun üzerine Emîr Süleyman yaklaşık yüzbin askeriyle birlikte payitaht olan Bursa'ya doğru kaçtı. Buna aldanan İbn Osman barış yapmaya meyletti ve Timurlenk'in Kemah'a gidip oramn ahalisini katlettiği. Osman'ın askerlerinin büyük bir bölümü çarpışma esnasında kırıldı ve askerlerinin geriye kalan 24 25 üçte biriyle babasına katıldı. Bkz. 57. y. 232 . İbn Osman. Kendisi de çok yorgun düşmüştü. yaya askerlerinin adedi ise üçyüzbine ulaşıyordu. bunlar yaklaşık yüzbin askerdi. Ankara 1980. Timurlenk'in askerleri. s. Bayezid ise O'nun kendisinden korktuğunu zannetti. s. Anlatılanlara göre her iki ordudan da seksen bin kişi Öldürülünceye dek aynı yerde savaşıldı ve bu esnada Timıırlenk'in askerlerine karşı galip olan taraf Osmanlılar idi. Bayezid b. İbn Osman'ın bulunduğu yeri ve beraberindekileri çember içine aldılar ve O'nu esir ederek Timurlenk'in huzuruna 24 25 Meymene.Cüneyt Kanat bulunmaklaydı. Arapça bir kelime olup. Fakat oraya geldiğinde askerleri darmadağınık. İbn Osman da askerlerini Akşehir -yani beyaz şelür. Timurlenk'in kendisini aldattığım anladığı zaman O'nun yakınına kadar gitti. böylece Meyınene ortaya çıktı ve Kalb'in üstüne doğru yöneldi. Bu haber İbn Osman'a bildirildiğinde hemen harekete geçerek birlikleri ile yola çıktı ve sekiz gün sonra oraya ulaştı. 1091-1092.kentinde istihdam etti. I. Osman'ın vakıası bu ayda (Mulıarrem=Ağuslos-Eylül) idi. C. İslam Kurumlan Tarihi. [Bayezıd] yaklaşık olarak onbeş gün sonra O'nımla karşılaşmayı istediği için gitti. namuslarına el uzatıp her yeri harap etliği haberi kendisine gelinceye dek de bu aldatmacayı hissetmedi. Kalb Arapça bir kelimedir ve ordunun ortasındaki yani merkezdeki ana kuvvetlere verilen isimdir. İstanbul 1976. O [Timur] Irak'tan Anadolu memleketine doğru gitti. Daha sonra ayın yirmisinde (=1 Ağustos) O'ndan gelen mektup okundu. Timurlenk de O'nu yanıltıp geri çekildi. Atlı askerlerinin adedi yediyüzbine. alları ise telef olmuştu. O sırada Timurlenk de yüksek bir yerden askerlerini düzenleyerek kontrol ediyordu. Emîr Süleyman b. ben senden yalnızca Osmanlı memleketindeki babanın ve dedenin topraklan ile yetinmeni isliyorum ve benim amacım Anadolu Emir i Sultan Ebu Saîd'in zamanındaki Emir Eretııa'nm topraklarını almaktır". III. Günün son saatlerinde Timurlenk bir tuzak hazırladı. Corci Zeydan. 805h71402-03. Bkz. s. Murad b. İsmet Kayaoğhı. ibn Osman. Doğu Meliki zatim Timur Kerkim (Güregen) ile Osmanlı sultam Hondgâr Bayezid b. İslam Medeniyeti Tarihi. oraya ulaştığında Timurlenk O'nun ve askerlerinin yorgunluktan bitkin bk halde olduğunu öğrendiği zaman O'nımla savaşmamak için hiç bir sebep göremedi ve Muharrem ayının birinci gününde (1 Ağustos Salı) alma binerek savaşmak üzere harekete geçti ve ayın beşinde Pazar günü (=5 Ağustos Cumartesi) sabahın İlk saatlerinden akşam saatlerine dek iki ordu harp etti. benim istediğim seninle savaşmak değil. Timurlenk O'nu kandırmak İçin şöyle bir haber gönderdi. ordunun sağ tarafındaki kuvvetlere verilen isimdir. 265. C. Timurlenk Bayezid'm arkasından ve O'nun farkedemiyeceği bir yoldan Anadolu memleketinde sekiz gün yolculuk yaptıktan sonra Amûriyye'ye -bu gün orası için Engüriyye denirulaştı ve orayı kuşatarak ateşe verdi..

C. 26 Makrîzî taralından muhtelif yerlerde zaman zaman Kirişçi. 1) Kirişçi. Timur'un taraftarları Anadolu memleketine dağılarak her tarafı yağmaladılar. Ankara 1982. al-Manhal al-Sâtl. Osman. 89 ve Sına at al-lnşâ: Bibi. Zehchî Zeyli. 3429. 20. 50. s. bazen de Muhammed Güreşçi olarak verilen isimden Emîr Süleyman ve Musa Çeİebi'nİn kardeşi Mehmet Çelebi kastedilmektedir. Nat. Maddesinde Kirişçi veya Güreşçi lakabı ile ilgili olarak aynen şu bilgileri vermektedir. 1109. Tahrir defteri. s. Arap müverrihleri hükümdar olmadan evvel kiriş ile boğulmak istenmiş olduğunu ve Bizans tarihçileri de kardeşlerinden korkarak.T. Yukanda geçen Kirişçi veya Güreşçi olarak okunmaya müsait olan kelime î. Bu ayda (Cemadi'el-Evvel=Eylül) Emîr Süleyman b. Zilka'de ayında (=Mayıs-Haziran 1403) Timurlenk'in yanında esir olduğu halde vefaı etti. bir lakabın da Sultan Çelebi veya Çelebi sultan olduğu anlaşılmaktadır (bu hususta bkz. Bayczid b.). I V . Musa Eflak'a kaçtı. nr. s. Tarih. Osman Bizans (KostanUniyyc) topraklarına geçti. Ertesi günü.. I. H. (Gibbons. C. diğer taraftan başka bir eserinde yine Makrîzî'den yaptığı alıntılarda Güreşçi olarak okunmuştur. 353. Emîr Süleyman b. O'nu hezimete uğrattı.Makrîzî'nin Kitûb es-"Sulûk'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar getirdiler.es.K. H. 111. 3376'da 813-814. Murad b. T. s. Bu lakabın doğrusunun onun mücadeleleri dolayısı ile "Güreşçi" demek olduğu ve yukarıda gösterildiği gibi. s. 1189. s. 128'de •Sultan Çelebi diye ma'ruf ve Kirişçi lakabı iîe mülekkab Mehmed bey' iki unvan ile beraber ve Makrîzî. 142. 249 ve al-Nucûm al-Zâhira. "Arap ve Bizans tarihçileri Çelebi Melımed'e Kirişçi lakabını vermektedirler (İbn Tagribirdi. 550 ve Vaciz al-Kalâm. 818-819 vekayü arasında ve Phrantz. 453. yay yapan bir kirişçinin yanında çırak olduğunu yazıyorlar. tır. Ragıb Hulusi. sonra da ilgililere teslim etti. Uzunçarşıh tarafından Anadolu beylikleri isimli kitabında (s. nr. Biz bu iki tür okunuş şeklinden.. Bütün bunların yanışını Uzıınoarşılı. 85). 350)". s . 233 . Timur mağlup olan orduyu takip etmeleri için askerlerini gönderdi ve sonra O'na yaklaşık olarak ûçbin yaralı getirildi. 20 not. s. İnsanlara çeşitli işkenceler yaparak onları esir ettiler ve öldürdüler. el-Enıîr Orhan b. nşr. Bu altı ay boyunca böyle devam eüi. y. s. Bonnlab. Arapça yazm. el-Emîr Osman. 4439. Bu sırada îbn Osman'ın askerleri bölünmüş ve tamamen parçalanmıştı. s. İ.. 357. Uzunçarşıh. Uzunçarşıh. Osmanlı sultanı Hondgâr Bayezid b. Makrîzî genellikle kef harfinin üzerine ötre koyarak Güreşçi biçiminde yazdığından ve metinler arasında bütünlüğü sağlamak için Güreşci'yi tercih ediyor ve o şekliyle kullanıyoruz. H. 813h t /1410-ll.. Köprülü Kutup. Orhan b. s. Türkçe trc. Bkz. İslâm Ansiklopedisi Mehmed I. Nr. Neşri. Osmanlı Tarihi. Ayasofya nüshası. Anadolu Beylikleri. var. HondgâT Bayezid b. 8051ı71402-03. y. Bu sırada kardeşlen Güreşçi 2 5 Bursa'da oturuyordu. 26.. Sonradan bir çok garp müverrihleri de Çelebi Mehmed "i Kiri lakabı ile zikretmişlerdir. İbn Osman Timur'a getirildiği zaman O'nu ayakta tuttu ve azarladı. Timurlenk'in askerleri onlardan hiçbirini sağ bırakmayacaktı. el-Emîr Murad b. nr. Bursayı'da yaktılar. Bkz. İ. Eğer gece olmasaydı. C . Sonra Süleyman O'mı kuşattı. Nuruosmaiıiye Kulüp. kardeşi Musa Çelebi ile yaptığı savaşta.

kardeşi Çelebiyi [Musa Çelebi] Eflak ülkesinde muhasara ettiği ve yine kardeşi Mııhamnıed Gürcşci'nin [Meluned Çelebi] Anadolu memleketine oğlu Murat'ı vali tayin ettiği. 190. IV. s. -Bursa hâkimi olan. Osmancık [idi. Osman Rumca'da Bursa denilen Yeşil Köy'e ve civarına hakim oldu./l4ll-12. Murad b. 159. 813İ1.IV.s./1411-12. s. C. 173. y. Bayezid b. Mulıammed b./1410-11. 814h./1411-12. Osman İstanbul'u (Kostantıniyye) kuşattı ve oradan bir çok memleketi feth ederek bol miktarda ganimet ele geçirdi ve Hıristiyan birliğini bozdu. C. el-Emîr Alaaddin b. 162. 8l4h. 814h. y. Kardeşi Musa Anadolu ülkesine (el-Cezire er-Rûmiyye) ve civarına lıakim oldu. Bu ayda (Şaban=Kasım-Aralık) Güreşçi b. Osman öldürüldü. rv. İbn Genniyatvm memleketini muhasara ederek yaktığı ve İbn Dulkadir'in de Elbistan da ziraatı men ettiği haberleri geldi. kardeşi Musa Çelebi'y e Bizans (Kostantıniyye) topraklarında yenildi. Bayezid b. Enıîr Süleyman b.Cüneyt Kanat * C. 179. IV. Bu ayda (Zilka'de=Şubat-Mart) Osmanlı sultanının elçileri Haleb'e geldi. cl-Emîr Bayezid b./l41l-l2. C. Bu yılda Emîr Musa b. IV. Osman'ın. Karaman ve Ucat sahibi el-Emîr Musa Çelebi b. IV. 171. s. Osman'ın./1410-11. Karaman hâkimi cl-Emîr Nâsıreddîn Muhanımcd b. 814h. IV. 27 Burada her zaman Osman'dan önce Orhan diye geçen isim herhalde basım hatası sonucunda Azman olarak yazılmıştır./1410-ll.] C.s. C. 813h. Bayezid b.Musa Çelebi b. s. E mır Süleyman b. y. 200 r y. y. Osmancık ile kardeşi Musa Çelebi arasında anlaşmazlık çıktı ve Muhammed Güreşçi. Orhan b. 234 . 813Ü.y. İbn Karamarnn. Murad Han İbn Orhan (Azman)27 b. kardeşi Süleyman'ı katlettiği ve bütün topraklarını aldığı sonra da diğer kardeşi Güreşci'nin üzejine doğru yürümeye niyetlendiği haberi geldi. s. y. C.

esir âldı ve (tir çok şey] ele geçirdi./1412-13. Yine ayın yılda Emîr Muluıınmed b.818 ve 819 senelerinde (1414-1416) (Nur-ı Osmaniye nüshası ve Osman Turan neşri olan ve T.y. Osman kardeşi Musa'yı katlettikten sonra Bursa'ya sahip oldu./1415-16./1412-13. Ayrıca.fflakrîzî'mn Kitâb es. 8I6İ1. Osman Hristiyanlar'm ülkesine girdi. 20 ve 56) olduğunun görüldüğünü belitmiştir. y. y. Osman'ın aldığı haberi geldi. I.Sutûk'ımdaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. Karaman'i [ele geçirmek] istediği için Bizans (Kostanüm'yye) topraklarından dönmüştü. C. Anadolu Memlekcti'niıı geri kalan kısmının sultanı el-Emîr Musa Çelebi b. Bunun üzerine Karamanoğullan devletinin idarecileri ('Ayan) de O'na kaçmıştı. IV. Karaman Bursa şehrine saldırdı ve orayı yakarak kalesini kuşattı ve hatta az kalsın ele geçirecekti. 815h. Bkz. Uzunçarşılı. Bu yılda Emîr Muhammed b. 310. Oğuzlar. 1980. Emirler de O'mı destekledi. Orhan b. Sonra döndüğünde İstanbul hâkimiyle |Manuel İL Palaiologos]. 253. Osman'ın Konya hâkimi Muhammed b. İbn Karaman ise [bu sırada] el-Versak2B topraklarına sığındı ve kendini orada savundu20. 235 . Osmanlı Tarihi. C. Orhan b. Uzunearşıh. 818İ1. Bayezid Hondgâr b. Osmancık idi. 339. Mulıammed Beg Güreşçi b. C. s. 2 Versak. s. O. s. Karaman ile savaştığı./1413-14.275.y. tarafından bastırılan takvim s. s. Karaman seferinin TSFuoimî takvimlerde 817. C. kitabında Karaman sererini anlatırken yukarıdaki bölümü Makrîzî'den aynen alıp tercüme ederek kullanmıştır. Türk oymaklarından birisinin ismidir. 204 y. s. Emîr Muhammed Beg b. 299. IY7 s. s. Osman İstanbul'dan Eflak'a geçti ve Muhammed Güreşçi bundan rahatsız oldu. 818h. Bu yılda Enıîr Musa b. K. oraları yaktı. 815h. kardeşi Muhammed b. s. C. Hondgâr Bayezid b. Osmancık idi. C. Murad Han b. IV. IV./1415-16./1415-16.y. O "mı yendiği ve İbn Karaman'm elinde yalnızca Konyamn kaldığı. İstanbul. 353. t.-818h. Bu yılda Mustafa b. Bkz. [Fakat] Emîr Musa'ma katledildiği kendisine bildirildiğinde memleketine gitti. T. geri kalan topraklarının çoğunu ise Muhammed Güreşçi b.IV. fi 14. [Böylece] onların arasında büyük harpler oldu. Faruk Sümer. Osmaırm kendisine karşı olduklarım gördü. H. IV. Murad Han b. Osmanlı sultanı Muhammed Güreşçi b.

Sonra armağanları kabul edildi ve O'na armağan lıazırlaninası için emir çıkarıldı. IV. Uzunçarşılı. s. a. C. Süleyman b. (Kudâl cl-Kudâl)32 ve içinde bulunduğumuz yılda gelen elçiler. 820İ1. y. Şehabeddin Takindağ. 147. eserinin Candar Beyleri ile münasebet bölümünde yukarıdaki metni Makrızî'den çevirerek kullanmış ve bu muharebe ile ilgili Osmanlı tarihlerinde herhangi bir bilgiye rastlanmadığını belirtmiştir./1417-18. IV. Kastamonu Hâkimi İsfcndiyar b.S.. Kara Yusuf un elçisi. I./1416-17.Cüneyt Kanat C. Erzincan hâkimi Pir Ömer'in ve İbn Ramazan'm elçisi vardı./141fi-l7. Osman'ın armağanları geldi. Hıristiyanlar [îbn Osman'ın] oniki gemisini ele geçirdiler ve Müslümanlardan dörtbin kişi öldürdüler. yani. 236 31 311 . Bu yılda İbn Osman ile Hıristiyanlar arasında büyük harpler oldu. Makrîzî. 819h. C. s.çok garip idi. Osmanlı Tarihi. Dâr el-Adl'de örfî kazaya memur Bacibler'in yatımda. C. Bu ayın dördünde (Safer=23 Mart) Sultan [Şeyh el-Mahmüdi] Kahire dışından. C. Osman'ın elçisi. Bayezid ile savaşmak üzere harekele geçti ve O'nu Sinop adasında30.4O3. s./1417-18. 8l9h. 369. C. geri kalan askerler ile Suriye'ye doğnı yola çıktı. s. Karaman'm elçileri arasında bulunan kadı] Muslihîddîn'i emretti. y. Osman. 384-385./1416-17. Bayezid b. Bkz. O'nun elçisi misafir evine (Dâr ed-Diyâfe) yerleştirildi. Fakat veziri Hondsalar Ali kendisi için inşa edilen camide Onun ismine hutbe okunmasına muvafakat etmedi.g. aralarında kendi ismine hutbe okutacağı ve para bastıracağına dair anlaşma oluncaya dek kuşatma altında tuttu ve daha sonra serbest bıraktı31. İsfendiyâr Kastamonu'ya döndüğünde. Osman'ın mektubunu takdim etti. 819h. Böylece o camide İsfendiyâr adına hutbe okundu. mezhebi ile alakalı davaları ru'yet etmek suretiyle. y. 357. 375. geri kalan camilerde ise Muhammed Güreşçi adına hutbe okundu ki bu durum -yani aynı anda aynı şehirde iki sultan adına hutbe okutulması . Bu ayda (Şevval-Kasım-Aralık) Osmanlı sultanı Muhammed Güreşçi b. Bkz. s. Bu ayda (Şaban=Eylül-Ekim) Bursa hâkimi Süleyman b. H. Sultanla konuştu ve O'na Osmanlı sultam Süleyman b. Bayezid b. 820İ1. O'nunla birlikte halife. Muhammed Güreşçi adına hutbe okuttu. Sultan. IV. JV. başkadılar. [Muhammed b. î. 2 Fâümîler ile Eyyûbîler'iıı bir çok teşkilatına varis olan Meırdûklerde en yüksek dinî sıfata sahip olan ve şer'i kaza ile hukuki işlere bakan Kadı cl-Kudât. 366. Bayezid b. O'da geldi. s.e. aslında bir yarını ada olan Sinob'u burada Siııob adası olarak ifade etmiştir. hal-ıı fasl ederdi. IV. y. y.

Osmanlı sultanı Gıyaseddîn Ebıf 1-Feth Muhammed Güreşçi b./1421. 431. Muhammed Güreşçi b. 824İ1. s. Bu yılda Osmanlı sultanı îbn Osman. y. Osmanlı sultam İbn Osman'a gitmek üzere elçi olarak hazırlandı. Karaman'ı kuşattı. Bayezid b. 823h. s. C. 524. Kendisinden sonraki Osmanlı sultanı ise oğlu Koçkar isminin okunuşuyla ilgili bfcz. IV. Ayrıca hiçbirisi sağ kalmayacak şekilde bir çok canlı da yok oldu. C. IV. Götüreceği mektup İbn Karaman'm yakalanması ve tutuklanması [ile ilgili mevzuları] içeriyordu. 823h. Hondgâr Bayezid b. s.Makrîzi 'nin Kilâb es. Erriîr Kockâr33 el-Kerdemî. Osman. Konya'ya saldırdı ve Muhammed b./1417-18..ın. IV. Osmanlı sultanı. 599. Zelzelenin şiddetinden Erzincan (Erzcnkan) şehrinin yansı ve çok sayıda insan helak oldu. ilim adamlarının. 548.g. C. Sauvaget a. Yine Bizans (Kostanüniyye) binalarından bir çoğu yıkıldı. Osman idi. Murad b. y. J. 490.. C. 824İ1. C. Avrupa (Frenk) ülkelerinden olan Giril (Akıituş) ve Venedik'te (el-Bundıikıyye) veba salgını o kadar yayıldı ki iki [şehir] boşaldı. [Sultan] bu ayın yedisinde (Rcbi'ül-Ewel= 23 Mart) Peşembeyi Cuma'ya bağlayan gecede adet olduğu üzere peygamberin doğum yıldönümü do)ayısı ile tören düzenledi. IV. lV. y. emirlerin. s. Osman'ın elçileri ve hediyeleri takdim edildiler.519. kadıların. s./1421. Anadolu memleketinde güneşin tutulduğu günde [meydana gelen] şiddetli zelzele ile ilgili haberler geldi. Bu ayın yirmi seki zinde (Safer=15 Mart) Dâr el-Adi'deki Eyvan'da huzura kabul gerçekleşti ve Osmanlı sultanı Mııhammcd Güreçci b. Avrupalılar'in Osmanlı sultanı İbn Osman İle savaşmak için bir araya geldiklerinin haberi geldi. Fakat bunlar ve çevresindekiler de yıkıldı./1420.s. Orhan b. İbn Osman'ın elçilerinin. s. İbn Osman da Bursa'da yeni bir saray ve bir kaç dükkan inşa ettirmişti. y. 823lı. Bursa'da vefat etti. C. İbn FenarTnin hazır bulunduğu muazzam bir geceydi. s./1419. Devlet adamlarının. 820h. y. 237 . Fakat Onu ve askerlerim neredeyse yok edecek çok şiddetli bir sel felaketine inanız kaldıkları için şehri terk etti. y./1420./1420. 52. IV. 522.y.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. IV. 822h.

C. İ. y. 825h. İstanbul'un 1)./ı421-22.Cüneyt Kanat Hongâr Murad Çelebi (Şelebi)34 Muhammed Güreşçi b. Çarpışmalar günlerce. Yaklaşık bir ay daha orada kaldı ve [daha sonra] askerlerinin kendisine muhalefet etmesinden dolayı aciz duruma düştü35. Bu kalelerden birisi Anadolu ülkesi Müslüman]arına diğeri de Hırisüyanlara ait idi. Murad b. C. Sonra Murad"n askerleri O"a muhalefet etti ve onlar yüzellibiu kişiden azala azala yaklaşık yirmibiu kişi kaldılar. s. Mustafa İstanbul'a iltica etti. Ramazan ayının üçünde Cuma günü (=21 Ağustos Cuma 1422) günü olan çarpışma dışında herhangi bir olay olmadı. Sonra şelıre yiyecek girmesini tamamen menetti. 634. 389-390. Osmanlı Tarihî isimli eserinde Makıizî'nin Kitâb es-Sulûk'unu kaynak olarak kullanmış ve zaman zaman alınlılar yapmıştır. Murad tarafından kuşatılmasını anlattın yukarıdaki metin. Bizim yukanda verdiğimiz metin ise Uzımçarşılı'mn Rûm ve ecnebi tarihlerinden faydalanarak yazdığuu söylediği bölümle bazı küçük ayrıntılar hariç olmak kaydıyla büyük oranda benzerlik göstermektedir. Muhammed Güreşçi b./1422-23.de ayrıntılı bilgi olmadığından Rûm ve ecnebi tarihlerinden faydalanmıştır. 625. Osman. s. y. IV. y. s. "İstanbul'un II. Karamanın memleketinde olan kardeşi Mustafa geldi. H. Murad." Uzunçarşılı. Rcceb ayında (=Haziran-Temmuz) Bursa'dan İstanbul'a -yani Kostantmiyye'ye. Küçük Mustafa Çelebi vakıası içinde yarım satırdan ibarel olup bu hususta Rûm ve ve ecnebi tarihlerinde malumat vardır. 238 . Tam bu sırada Muhammed Beg b. Uzmıçarşılı. Bu ayda (RebiHil-Ahir^Mart-Nisan) Mustafa b.gitmek üzere yola çıkıp Şaban ayının ilk günü (=21 Temmuz 1422) oraya ulaştı ve oradaki ağaçların büyük bir bölümünü kesti. 826h. 625-626. İ: H. C. Osman İstanbul'dan İznik'e geçti ve orayı bir müddet kuşattıktan sonra ele geçirdi. Osmanlı Tarihi. Bu ayda (Zilhicce=Kasun-Aralık) Bursa şeluiıün yakınında iki kale halkı arasında çarpışmalar oldu. Ancak her nasılsa yukarıda tercüme ederek verdiğimiz istanbul'un kuşatılması ile ilgili bölümü gözden kaçırmış ve yukarıdaki notta da belirttiği gibi bizim U1rihlerimi7. Bayezıd Hondgâr oldu. Bu çarpışma şehir halkı ile hücum edenler arasında çok şiddetli bir şekilde sürdü. Uzunçarşılı tarafından eserinin ''İstanbul'un Muhasarası" isimli bölümünde ayrıntılı oUtrak biraz farklı bir şekilde anlatılmaktadır. hatta bazı geceler bile sürdü ve bazen Hıristiyan kalesinden gelen bağnşmalar Müslümanların yüreklerini hoplatacak şekildeydi. IV. Murad tarafından yapılan bu muhasarası hakkında bizim larihlerimİzdeki bilgi. Bu da Receb ayında C=Temnmz-Ağustos) idi. 825hV 1421-22. C. Bkz. I. Bu metinle ilgili olarak bizim için önemli olan Uzunçarşılrnm aynı saylanın 2 numaralı notunda yazdıklarıdır. Müslümanlar bir sabah uyandıklarında Hıristiyan kalesindeki bütün insanlann ve hayvanlaruı helali olduğunu gördüler ve kaledeki herşeyi kolaylıkla teslim aldılar. IV. [Bunun üzerine] kardeşi Murad 35 Arap alfabesinde ç harfi olmadığı için bu isini Makrîzî tarafından Şelebi şeklinde yazılmıştır. s.

[Bu yıl] Osmanlı sultanı Murad b. askerlerine. 833h. IV. Güreşçi b./1423-24. 827h. s.Sülük 'undaki Osmanlı lar İle İlgili Kayıtlar askerleriyle O'mm üzerine yürüdü./1426-27./1427-28. s. C. Osman idi. Osmanlı Melikleri [şehzadeleri] ile ilgili haberler geldi. C. Ankeros36 -Hıristiyan Rûmlar'dan bir grup. y. Kardeşi İsa ise Bursa şehrinde ikamet etti. . 12. s. İsa ve Musa'dır. Bunlarda en büyüğü Süleyman olmak üzere Muhammed. s. Muhammed Güreşçi ölünceye dek Osmanlı sultanı olarak kaldı ve O'ndan sonra yerine oğlu Murad Beg b. Bıı ayın yirmialtısmda (Muharrem=30 Aralık) Bursa hükümdarı Murad b. Muhammed b. Osman'ın elçileri armağanlar ile birlikte geldi. 239 . Osman geride dört erkek evlat bırakmıştı. Bayezıd' m elçileri mektup ve armağanlar ile birlikte geldiler. C. Sonra Bursa'ya döndü. Murad b. Sultan. Musa Edirne topraklarına hâkim oldu. s. Süleyman sultan oldu ve İstanbul (Kostantmiyye) topraklannda. 831İ1.Böylece bu meseleden kurtulmuş oldu. Bu kelimenin okunuşu ile ilgili olanık bkz. 656. Osman'ın. Muhammed Güreşçi b./1429-30. IV. Osmanlı sultanı Hondgâr Bayezid b. O'nunla savaştı ve savaşı kazanarak [Mustafa'yı] öldürdü. y. y. Bu ayda (Şcwal=Tcmmuz> Ağustos) Anadolu ülkesinden Bursa hükümdarı Murad b. y. y. Süleyman'dan sonra. 776.Makrîzî '}iüı Kitdb es. Süleyman. babasının memleketine sahip çıktı./U32-33. buraya gelmelerinden dolayı törenler tertip etti. daha sonra savaştılar ve İsa öldürüldü. C. 821-822. Süleyman öldürüldü. IV. C. 747-748. Muhammed Güreşçi geçti.836h. [Bunun sonucunda] kardeşi Musa Süleyman'ın üzerine yürüdü ve O'nunla savaştı. Anadolu ülkesinden Bursa şetırinde veba salgınının kötü bir şekilde olduğu ve hergün ölenlerin sayısının binbeşyüz kişiyi aşüğı haberi geldi. O'ıılan karşılamalarını emrederek. Bayezıd b. 830İ1.TV. Güreşçi Muhammed b.muharebesi için asker topladığı ve savaştığı sonra askerlerinden bir çoğunun öldürüldüğü ve hezimete uğradığı haberi geldi. - Bu ayın yirmidokuzunda (Cemadi"el-Alür=25 Nisan) Bursa'daki Osmanlı sultanı Murad Bcg b.ii Edime ve Gelibolu'ya yerleşti. not. Bursa'ya yerleşmiş olan kardeşi Muhammed Güreşci'yle savaştı ve bu savaşta Musa öldürüldü. 36 Bu kelime muhtemelen daha önce geçen Akiros isminin faiklı şekilde yazımış şeklidir. 880. IV.

Bu [haber Murad'a] çok dokundu ve hediyelerin geri gönderilmesi için emir verdi. Bunun üzerine [Osmanlı sultanı] O'na çok sayıda elbiseler. İskender./1435-36. s. [Kahire'de] onlan Kal'at ül-Cebel'de bulunan Kaat'es-Sâhib olarak bilinen yere yerleştirdi. 957. Bu ayda (Rebrül-Evvel=Eylül-Ekim) Anadolu memleketinden Bursa şehrinde veba salgınının arttığı. y. IV. Bu. Anadolu memleketinin Müslüman hükümdarı. köleler. Onlara elbise . (Rebi'ül-Ewcl-]7 Eylül Pazartesi) Kal'al ül-Cebel'de ikamet ediyor olan Süleyman b. 959. Güreşçi. Osman idi. Muhammed b. cariyeler. Muhanımed Güreşçi b. Cııki O'nunla birlikte olan her şeyi ganimet olarak aldı ve döndü. O'nunla ilgili haber şöyle idi. y. IV. 839İ1. Yıldırım Bayezıd b. Süleyman b. s. Erden Ali b. Orhan Beg b. Bu ayın beşinci günü. Köle. Orhan ölünceye dek bu çocukları sır olarak sakladı. Sonuçta İskender Fırat ülkelerine doğru giderek. Güreçci b. s. şehirde ve civarında yaklaşık dört ay devam ettiği haberi geldi. Bursa ve Gelibolu hâkimi Hondgâr Murad b. Sultan onlara ihsanda bulundu ve Haleb kalesine yerleştirdi. İskender'in kendisiyle birlikte olduğunu bilsin diye gizlice haber gönderdi. y. kardeşi Orhan Beg'i yakaladı ve gözlerine mil çekerek O'nu bir müddet hapsetti. İskender'in geldiğini öğrensin diye Murad'a durumu bildirdi. Osmanlı sultam Murad b. y. O gizlice hapishaneye [Orhan] için tebdîl-i kıyafet içinde bir cariye soktu. Osman'a gitmek istediği için ona doğru yöneldi. Akşelıir valisi O'nun hizmetine girdi. Ancak beraberindeki bir grupla kaçabildi. C. Neticede Erkoç ile İskender arasında tartışmalar olduğu için Erkoç Murad'a mektup yazıp ülkesindeki tahribatı ve hırsızlıkları O'na bildirmek zorunda kaldı. [Bu cariye) Orhan'dan bu çocuğu ve diğerini [Dünyaya gelirdi]./1435-36. [Sonra] asker göndererek İbn Karaman ile diğerlerine İskender'e karşı savaşılması ve O'nıın oradan uzaklaştırılması için mektup yazdı. Pazar'ı Pazartesiye bağlayan gecede. Osman b. TV. Sonra sultanın huzuruna çıkarıldılar. [Ve sonra] bu köle ismi Süleyman ve kardeşi Şehzade olan bu İki çocuğu ve annelerini alarak Haleb şehrine kaçtı./1436-37. Sultan onları sonra Kahire'ye gönderdi. Bunun üzerine İskender hiç bir şeyin farkına varmadı ve askerlerin ani baskım İle [karşılaştı]. C. 997-998. 839h. Hapishanedeyken O'nun hizmetinde bulunan kölelerinden birisinin ismi Doğan'di. Anadolu memleketinden Bursa ve diğer yerlerin sahibi olan Osmanlı sultanı Murad b.h. onlardan kaçtı. Sullan |Barsbay'ın] oğlu el-Cemâlî'nin hizmetinde bulunan Süleymandı. Sullan otuzallı [yani 836İ1. 8401ı71436-37. IV. Fakat sonra Ahmet Cuki'ye (?)./1432-1433] senesinde Haleb'e gelinceye kadar orada ikamet eltiler. Muhammed Güreşçi b. İskender b. Tskender ve beraberindekiler İse Tokat'a çok kötü muamele yaparak orayı harab ederek her şeyi çaldılar. s. Murad b. 840. Kara Yusuf Akşehir'e indi. Orhan b. 991. hayvanlar ve onbin dinar gönderdi. Osman ve kız kardeşi Şehzade ve bereberindekiler kayboldular.Cüneyt Kanat C. C. Tokat'a ulaştığında oranın hâkimi Erkoç.

s. Bu ayda (Ramazan-Şubat-Marl) İskenderiyeden. Süleyman b. H. Kalalon taifesinin. 843h. IV. Ankara 1953. [Bu sırada] Sultan. 842İ1. Mııhammed Güreşçi. [Hatta] istediği zaman sultanın oğlunun evinde yatabiliyordu. s.Suluk 'ımdaki Osmanlılar île ilgili Kayıtlar verdi ve Kahire'de yürürlükte olan dirhemden her ay yirmiiki bin dirhem tahsis etti. Bu ayın onaltısmda (Zilka'de=19 Nisan) Osmanlı sultanı Hondgâr Murad b. Osman [bu yılda] öldü. 68. Uzunçarşılı. C. S.s. Orhan'a oğlu el-Cemâlî'ye hizmet etme görevini verdi. IV. Muhammed Güreşçi b. Mııhammed Güreşçi b. 1112. 522-529. C./1439-40.IV. Belleten C. 1189. Orhan Beg b. XVII. î7 Yukarıda aııUıtılan mesele ile ilgili geniş bilgi için bkz. C. babası Orhan Beg'i tutuklatıp O'nu ölünceye dek hapsetmişti. lOOl. Amcası Osmanlı sultanı Murad b. y. Fakat Barsbay tarafından yakalandı ve hapsedildi. "Memlûk Sultanları Yunma İltica Etmiş Olan Osmanlı Hanedanına Mensup Şehzadeler'./1437-38. El-Emîr Süleyman b. Murad b. IV.y. y. Osman'ın elçisi armağanlar ile geldi. s. Bayezıd b. Osman'ın yüz gemi inşa ettirdiği haberi geldi. C. 241 . Osman'ın elçisi geldi./1436-37. y. 840h. Barsbay daha sonra O'nu serbest bıraktı ve kız kardeşi Şehzade ile evlendi. Böylece sultanın oğlu ala bindiğinde O da O'nunla biniyordu ve Süleyman'ın gözetimi altında oluyordu.Makrîzî 'nirı Kitâb es. Bu ayda (Cemâdi'el-Ewel=Kasım-Arahk) Osmanlı sultanı Muhamıned Güreşçi b. 841İ1. 1064. Süleyman doğduktan sonra babasımn kölesi Onnıı kaçırarak [Memlûk] sultanı el-Eşrcf Barsbay'a gitti. Dedesi Muhammed Güreşçi Anadolu memleketinin hükümdarı idî. Bayezıd b. s. î. Sonra babasımn kölesi Anadolu memleketine gitmek istediği İçin O'nu kaçırdı./1438-39. oniki gemi inşa ettirdiği ve Osmanlı sultanı Murad b. Onların Kahirc'ye inmesini yasaklamadı. [Bu durum Süleyman ve beraberindekileri 37 kayboluncaya kadar [devam etli] . Anadolu sahillerine ve Suriye sahillerine gitmek için. Barsbay O'na iyi davrandı ve O n u büyüttü.

760h. III. s. s. III. 574. 817. s. 796h. y. s.Ü ^ P ^ l J--j SJAUİI J i . C./l 358-59. 790. ffl./1390-91. III. y. C./1392-93./1393-94. 242 . 795fı. III. C. 763. u . 793h. y./1393-94. MJJ\ ÜUx. y. s. y. s. 813.\ C. 749. y. 79öh. .Cüneyt Kanat EK C. 794h713yi-92.I C. III.

873-74. s.X îyl *. y.Maktîzf'nin Kitâh es.i ! ^ C. y.Sulûk'iındaki Osmaııhlar İte İlgili Kayıtlar C. 879. 799/1396-97.JİJ L ı _ i . III. s. -i . 865. y. s. 798hJ1395-96. 243 . J 3 . C III. IH./I396-97. 799h.ji Ji 1 •A-. lM j J .

1* ^jJU. s.-. y. O] *U»ı j l T U ^j I 4.'Jj  £? â iUstL 244 .J ^ I J J İP ÂL» IjU S I J l i • .. 80Ih7I39S-99. J>\—si!.i. s. y. y."i-* ^s ı_î*. . 965. -JÜT/!! illiljî L. S01hyi398-99. C.. 1 C. Ijbîl ülSJj\ ^ JtpJjj y\ JNJT öt -b./1397-98. III. ÖJ HÂJI ^I j>_ji-£. III.Cüneyt Kanat C.Jt » s AJJ O ilı j . III. I '. 906. s. 971. -UP A . 800h.

/1399-İ400./1398-99. III. »_. . s.Makrizi'nin Kiiâh es. • 1.I ı_. j l ı lirf . y. 8(>3h.-\ C./1400-01.-^ . 1031. III. . 979.si—ül v a ^JNJ JI L* -^IJJ \—I Jiil II 245 . 802h. . 1027. III. y. s./1400-01.-1. s.J . s. jilliÜO^ «xLi .. 972. 803lı. t- r • -* • - — ^ • » ı .J • iiıl J. III.ie. l- C. *İJİ ı» Jüli . y. • ^ Û ^J* -* ^ İ <• l i l C. 801h. ! .Suluk 'undaki Osmanlılar île İlgili Kayıtlar C. y.

III.Cüneyt Kanat C. III. s. s.)\ C. 805h. -_./l 400-01. y. 1069. 1091-1092. s.iLi — t-1- 24. C. 1056. ./1400-01.III. 803h./l 402-03. jî AJLIIJI ^ ili ı_^!ı ÜU « ı î !>• Jl—uÜ .J. y. -u>.c.803h.6 . y.

._. t *^i a-U>. a 5 L_p c—" / tiJ ..*&î »jJl li J lliijj — i j y J»jJl li J — J J s ^ l jî JJ .1 ^Sj '\~*> .U ti\£ ~=±* AJI S J ^ L P J J L i j\c"fi JJI illâ iLi UwU*i . t— " ^ 4_i : İÜ>' . i .Sjjjl JJÎI I Ü*il r - -^ <—'fi 247 .b/laknzî'mn Kitâh es. . JJ i r ı ^ U . • « J «I J <ı j .• • . * J ' J ^ I .'T\I Jjl •. İlgili Kayıtlar »l! İJLc !j^. l ^ ^ ! 1 * «.Sulûk'ttndaki Osmanlılar İle..i_.JJ • • <~^ A i^ J J I Jİ • : İİA * . . * .-. U^'ı^ .J I i l i . ı_-»~l i l p J J ^ T L J J *» .. L'JJİs : « ^ j l i -• î-b Jjf J j .iîjî İ Ü / JI j^p /JIJ *^r 1 lj . ^P . .* .t LÎ* .rL_* kijıki. l*.î-b-î *. I s jUJI LJ Jiîj .ir O*'s .JJ c-Lill '^J .?.. i l •. .I Ü .J. J >N1 L kj I ti.• Js^i.^ OÎIJ" • . i Ü / j : ^1 JI jL_-!l Jjî /..f ^ jO\ >T J j *J\J I'JJ -U>. * .

/1410-U.IV. C./1402-03.IV. J JÎ J l-* J J . y. IV. 171. s.j C. «13h71410-U. 173. 8I3h. y. y. 159. 814h71411-12. 142. 813tk/I410-ll.s. y.Cüneyt Kanal C IH. 813h.s. s. IV. i.-: •-=' C. y. -1 ^ 248 . s. VJ C. C. 805h. 162. ^ı. 1109./1410-ll. y. s. IV.

j . C. s. 204.y. 200.816hyi413-I4. s. s.il J^ 1 j j . L£ jLaJ. IV. IV. y. 814hJ14U-12. s. s. 275. ^'1 fJ . 815hJ1412-I3. y.Suluk 'undaki Osmanlılar île İlgili Kayıtlar C IV.Makvîzt'nm Kitâb es. 815h7t4I2-13. ii J 249 . s. y. IV. ı j tJj-^T f^ c*} C. . ^ ^ C. y.i . y. IV. 253. 814H71411-I2. 814h71411-12. C. ] ^ ^ r C IV. 190. 179.

: jı .^ ^ „. . IV.* .. 819hJ1416-17. 369. 299. IV. J. y. L İ j i ^ J / • * . y. C. 366. IV. ^ j I_=-UJ j\U j . s. 3lü./1415-16.818hV1415-16. y. 339. s. . s.Cilneyi Kana! C IV. C. _J -l*j. 818h71415-İ6. ı _-'l -=-V S> —' J* S :J-'1! C. s. 819lu/14 İti-17. s. y. -u>. 818h.j l j . -i —Tj -J C I V .— 1 ^ J j 250 . y.

y. H2QhJ14l7-l8. s. S20h7î4I7-18./1417-l8. I * J I P -şıy sj^3^ JHI «» * C/) *y. IV. ı—.375. 403.s. IV. SUsiil âl^i j üJJ^l *—uj ı fU. "-^'^ V*J -W- C.y./14I6-17. y. C. -J jj-\ 5 I. 431. .j C.819h. s. 251 ./14I9. . y. y.IV. IV. s.822h. P/. 384-385. s. 820h. 490.ll C.Sıılûk'uııdaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C.Makrîzî'nin Kitûb es.

824h. 824h71421. . s.823h.rV.Cüneyt Kanat C. s. y. IV. s. J./1420. y.. 823h. 599. C./ 1420. ^ s . 524. 823h. j 252 . s.UÜ JIOJ J'j^Ni i .519. 522.^ C./1421./142Û. C. y. 548.s. IV. /. C.y. IV.l j . IV. y.

s. 625-626.Makrtzf 'nin Kitdb es. IV. 634. 825hJI 421-22. s. y.. . 825h71421-22İ C IV. 656.' t ' I l^N^ı i M i ' . *J ^' . s. y. y. 826hJ1422-23. y. v t*' J ^J -* ~ 253 . IV. _ I J. IV. C. 1423-24. s. 625.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. lı I J ^ I . 827h. »— C.

y. *J. s. y. 8391)71435-36. IV. s. 747-748./1432-33. IV. IV./l 426-27.83Sı. C. 3 . 833h. 830h. 776. y.. »ıJİil ^i t ^ j ^JtJ : jic-j . C. IV. s. j l T U 254 . 937./1429-30. 880. C. s. 821-822. IV. y.^ t -•* C. 83lhJl427-28.Cüneyt Kanat C.. s. y.

h71436-37. IV.I ö . s. s. 959. 840h71436-37.Suluk'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar J^U «J-ıJI^ ıiiv^" ^ «il ^ i T ' ^NjU. 839h71435-36. r j j ! l J^ILI ı^O1.ö .^-^ûi a V C f. -'JsJ\ iL) J . s. y.î ı ^ (^J* öî^ O'.i !jı 1 2İ5 .Makrîzî'nin Kiîâb es.JH C. y. IV. y. IV. illi C.jy ' : * .i »Uİ. C.J U İ . ı ^ İ J • J U ^S J I f. 997-998. 991. 840.

84Ih. 256 .Cüneyt Kanat ^" [ J 1 ~~r^~ OilıUl f-^' {^~ V jy-1 rULl =JJJ 4>o^ J l o ^ j ' C. C. . IV. 842h. y./1438-39. 1064. U12. IV. 840hJ1436-37. IV. 1189. IV. 1001. s. s. y./I437-38. -jjiı j»-ı^j -t—=Jı C. V ->* C. s. y. s. 843tıJ 1439-40. y.

257-275. bu tavizin.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Sayı IV. MÜSLÜMAN UNSURLARDA MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Osmanlı İmparatorluğıındaki Türk olmayan Müslüman toplulukların çoğunun. İmparatorluğun birliğini. Muğla Üniversitesi. özellikle Arap ve Arnavut ulusal topluluklarında görüldüğü gibi. İzmir 2000. bir Osmanlı kimliğini yaratma projesinde çok az başarılı olmuştur. Hıristiyan tüccarları himayelerine alıp vergi bağışıklığı ve yürürlükteki Osmanlı yasalarından korunma güvencesi sağlamışlardır. Merkezileşme ve Batılılaşma doğrultusunda atılan adımlar gayrimüslimlerin aksine Müslüman topluluklarda hemen bir ayrılıkçı hareketi doğurmamış. geleneksel olarak özerk gayrimüslim cemaatlerin devlete bağlılıklarını artıracağım umut etmişlerdir. Hıristiyan nüfusun yoğun olduğu Balkan yarımadasında toplumsal huzursuzlukların ve milliyetçi hareketlerin nedenlerinden biri olmuştur. Tanzimatın özellikle vergi alanındaki merkczilcştirici önlemleri. toplumsal ve idari yapıdaki birinci sınıf rollerine karşın. OSMANLI DEVLETİ'NDE MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Turgay UZUN* 1839 Gülhane Hatl-ı Hümayıımı ile başlayan Tanzimat'la birlikte İmparatorluk içinde yaşayan gayrimüslim ve Müslümanlar eşil haklara sahip olmuşlardır. İslâmi duygularla destekleyerek. Türkler dışındaki Müslüman halklanıı milliyetçi hareketlerini engelleme çabaları da işe yaramamış. idari-askeri yapının çözülmesi ve ülke dışından gelen ideolojik etkiler nedeniyle bir milliyetçi hareketin İçinde oldukları görülmektedir.. Oysa Batılı devletler yeniden sağlamlaştırdı klan kapitülasyonlardan hemen yararlanarak. İİBF. ss. Kamu Yönelimi Bölümü . İslâm ümmetçiliği. Osmanlı devlet adanılan. Dr. Halifelik kurumu ve İslâmın "bütünleştirici" etkisi milliyetçi hareketlerin gücünü azaltmıştır.

lÛ33 Araplar arasıntlak Hıristiyan misyonerlerinin faaliyetleri.1033-34. Erken Arap Milliyetçiliği ve İslamcılık (1908-19Î8). Arab Enicdlecîuah and the West Tlıe Fonnative Years. Tarih Vakfı Yurt Yayınlan. Osmanlı imparatorluğu içinde büyük bir nüfusa sahip olmasına karşın. devletin zayıflaması ve bağımsızlıkçı düşüncelerin yaygınlaşması sonucu bu ümmet bağı yerini ulus bilincine bırakmış. istanbul.2!.s. 215 Osmanlı sadrazamından hiçbiri Arap kökenli değildir. Arap milliyetçi hareketi bazen yoğun bir anli-Türk teması doğrultusunda gelişine göstermiştir. Müslüman Araplar devletin adli yönetiminde geleneksel bir yere sahip olmuş olsalar da. a. Tanzimat la birlikte yasal sistemin giderek laikleştirilmesi ulemanın rolünü de zayıflatmıştır. Arap aydınlan Batıdan öğrendikleri milliyetçi düşünceleri gençlere aktararak bu yönde bir harekelin doğmasında önemli rol oynamışlardır.3 Osmanlı Toplumundu Araplar Arap topluluğu. 258 . s.Turgay Uzun ARAP BAĞIMSIZLIK HAREKETİNİN GELİŞİMİ Osmanlı Devleti'nde Müslüman unsurlar içinde on dokuzuncu yüzyıldan itibaren oluşan milliyetçi bağımsızlık hareketleri içinde ilk hareket ve milliyetçi bilinçlenme ilk önce Araplarda ortaya çıkmıştır. Hİsham Sharabi. Örneğin. Baltimor. ulusal bilinçlerinin uyandırılmasma yönelik olarak uygulanmıştır. Diğer yandan Hıristiyan Arapların da milliyetçi hareket içinde önemli rolü olduğu görülmektedir. Özellikle misyonerlik faaliyetleri Müslüman Arapların Hıristiyanlüşünlmasma değil. 78 Türk ve 31 Arnavut sadrazama karşılık. devlet bürokrasisinde çok daha az oranda yer almıştır. Muhaımned Abdulı gibi aydınlar Arap milliyetçiliğinin oluşumunda önemli rol oynamışlardır. Arapça konuşanların bir ulusu oluşturmaları ve bu ulusun bağımsız ve birleşmiş olması gerekliği ancak yirminci yüzyılda anlaşılır hale gelmiş ve siyasal güç kazanmış olmasına rağmen. s. Kaptan-ı Derya'lar içinde Arap olan yoktur. İletişim Yayınları. 1983. Abdurralmıan El Kevakibû Rıfat El Tahtavi. İstanbul. bu dini hiyerarşinin dalıa üst kademelerinde yine İstanbul'da yetiştirilmiş ve yüksek idari mevkilere bağlı insanlar görev yapmış.m.. Ortaylı. bu sürecin başlangıcı daha eskilere gitmektedir. 1998. Hasan Kayalı. 1960.3 Önceleri Osmanlı Devleti içerisinde aynı ümmet toplumuna bağlı olarak yaşayan Müslüman unsurlar.g. Başdeflerdarlar arasında bir. Araplarda ilk milliyetçi hareketler Suriye'de yaşayan Araplar arasında dalıa çok kültürel ve edebi faaliyetler şeklinde başlamıştır. Mehmet Ali Paşa İsyanı ve benzeri hareketler ideolojik bütünlüğün sarsılmasına yol açmıştır. sadece üç sadrazamın Arap kökenli olma olasılığı vardır. Cilt:4. Tanzitnaltan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi. 4 Ancak Osmanlı bürokratik yapısı 1 2 3 İlher Ortaylı. Jön Türkler ve Araplar Osmanlıcılık.' Osmanlı Devleti ! nin iktisadi ve askeri alanda gerilemesi ve Batılı devletlerin etkileriyle on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından sonra Vahiıabi hareketi. "Osmanlı İmparatorkığu'nda Arap Milliyetçiliği". için bkz. reisülküitaplar arasında ise dört Arap vardır.

Arap aydınları arasında da özellikle İmparatorluğun son döneminde kendi geleceklerinin ne olacağı ya da ne olması gerektiğine yönelik tartışmaların yaşandığı görülmektedir. Arap milliyetçiliğinin başlangıcı on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısı olarak ele alınmaktadır.:Latif Boyacı-Hüseyin Yılmaz. padişahı destekleyerek Müslüman unsurun egemenliğini sürdürmek ve hiç bir fark gözetmeksizin bütün tebaaya eşit haklar tanıyan bîr anayasal monarşiyi kurmak arasında değişiklik göstermiştir.5 Araplar her zaman için istisnaî bir şekilde dillerinin bilincinde olmuşlar ve onunla gurur duymuşlardır.Osmanlı Devleri 'tide Milliyetçilik Hareketleri içinde etnik grupların temsili noktasında bir kayırmanın veya bir ön yargının varlığından söz etmek güçtür. Arap bölgelerinin başkente uzaklığı ve özellikle aşiret bölgelerinde özerk yönetimlerin devanı etmesi gibi tarihsel nedenlere dayandırmaktadır.6. 1916 yılındaki Arap isyanıyla doruğa ulaşmasına. Antonius. 259 . hatta daha sonrasına kadar götürmektedir. Nitekim çok değişik etnik gruplardan olan çok sayıda üst düzey kaimi görevlisi devlet örgütü içinde yer alabilmiştir. Çev. Kayalı da bu doğrultuda Arapların bürokrasi İçinde az sayıda temsil edilmesini. Arap vilayetlerinin İmparatorluğa daha geç katılmış olması. 19 yüzyılın ortalarından Birinci Dünya Savaşına. tımar sisteminin Arap toprakları feth edildiğinde.c. on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Türkler ve Araplar arasında farklılık bilincinin geliştiği görülmektedir.287. Arap milliyetçiliğinin aşamalı gelişimini. Bununla beraber. Bu noktaya kadar Arapların eylemleri. însan Yayınları. İslâm öncesinde de Arapların bir çeşit ırkçı duygulanımları olduğu görül inektedir. Albert Hourant. istanbul. Osmanlı Devleti İçinde yaşayan Arapların peygamber ile aynı soydan gelmeleri ve Kur'an'la aynı dili konuşmaları onlara doğal bir ayrıcalık vermiştir. bağımsızlığı için çalışan örgütlerin ortak amacı. Suriye'nin. s. 5 6 Kayalı. a.5. Osmanlı egemenliğinden kurtularak kendi topraklarında bağımsız bir ülke yaratmaktır. 1993s. Kayalı. Mısır'ın ve Lübnan'ın.6 Arap Milliyetçiliğimle İdeulujik Etkiler Arap milliyetçiliği konusunda yazılmış temel eserlerden olan George Antoniııs'un "Arap Uyanışı" (The Arab A\vekining) adlı eserinde. s. Arabistan'daki Valmabi Krallığı ve Mehmet Ah Paşa'mn kısa egemenliği Arapların bağımsızlıkçı ve milliyetçi hareketler içine girmelerinde etkili olmuştur. Çağdaş Arap Düşüncesi.. yavaş yavaş işlemez hale gelmiş olmasından dolayı seçkinlerin imparatorlukla bütünleşme yollarından birinin fiilen kapanmış olması. Araplarda mevcut bulunan kavmiyet bilinci. açık bir Arap milliyetçiliği on dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar siyasal hedefleri olan önemli bir hareket olarak ortaya çıkmamıştır. Bu etkenlerinde etkisi ile İmparatorluğun Balkanlardaki tebaası arasında milliyetçiliğin yayılmasıyla. fl.g.e.22. Bu doğrultuda Arap milliyetçiliğini savunan çeşitli dergi ve gazetelerle birlikte bu amacı savunan örgütlerin kurulma süreci yaşanmıştır.

ekonomik ve siyasal sıkıntılara tepki olarak gelişmiştir. &A%. Halifeliğin ve "din kardeşliğinin" birleştirici etkisinin azalması özellikle Arap milliyetçi hareketinin belirli bir ivme kazanmasına yol açtığı söylenebilir. 10 Kayalı. a.e.e. Arap kentlerinde milliyetçi hareket. Bunlara başta gelen örnek olarak gösterilebilecek olan Suriye'nin bağımsızlığını savunan bir Arap milliyetçisi Butrus el-Bustanî ve onun çıkardığı dergi "ez-Zinan". Tanzimat sonrası dönemde Mısır ve Suriye'de gelişerek Abdülhamid döneminin siyasal ve toplumsal rahatsızlıklarına karşı çıkmış. 9 Kayalı. Suriye'nin Lübnan'la birlikte özerkliğini ve Arapça'nın resmi dil olarak kabul edilmesini istemişlerdir. Padişah'ın özellikle yayın hayatı üzerinde sürdürdüğü sansür ve sürgün politikası. Bu akımın önde gelenlerinden Muhamıned Abdıılı ve pek çoğu ulemadan olan taraftan. Suriye'nin entegrasyonunun başanh olabilmesinin bir anayasal düzenlemeye bağlı olduğuna inanmamıştır.g. Muhalefetin Padişahın halifelik makamına olan salüpliğini çürütme stratejisi bir anlamda dinsel bağlılıklarla engellenmeye çalışılan Müslüman ayrılıkçı hareketin de işine yaramıştır. Muhalefetin. Selefi modemizm.9 Abdülhainid'in iktidara gelmesi ve muhalefete karşı baskıcı bir politika izlemesi.g. îslâmi fikirleri farklı bir modernleşmeci tarzda vurgulamaya başlamışlardır.25. Osmanlı vatanı içinde birlik çağrısı yaparken "Osmanlı bizim vatanımızdır. böylece Abdülhamid'e karşı gelişen Überal hareketin daha sonraki evresiyle kesişmiştir.Turgay Uzun On dokuzuncu yüzyılın sonlarında ise bazı Arap aydınlar. a.ancak memleketimiz Suriye'dir" demektedir. Bu nedenle Padişahın sahip olduğu Halifelik makamı muhalefetin önündeki en büyük engel olarak ortaya çıkmıştır. Muhalif aydınların Avrupa başkentlerinde. gerek örgütsel gerekse entelektüel anlamda bir gelişme dönemine girmiştir. Sııriyeciligin ilk ve en inanmış taraftarlarından biri olan Bustani. 260 ..Abduh'un İslâmi modernizmi (Selcfiyyc). liberal-nıeşruü bir rejim isteği ancak Padişahın gücünün azaltılması ile mümkün olabilecektir. 1875'de Bustanî halkasından Hıristiyan Araplar gizli bir dernek kurarak. liberal düşüncelerin İslâmla bağdaşabileceği düşüncesine daha sistematik olarak yaklaşmışlardır. Londra'da örgütlenmeleri ve muhalif yayınlar çıkarmaları Abdülhamid iktidarına karşı olan Genç Osmanlı hareketi ile başlayan ve Jön Türklerle devam eden muhalefetin güçlenmesini sağlamıştır. diğer bütün muhalif gruplarda olduğu gibi Arap'lar da yeni bir yapılanmaya gidilmesine yol açmıştır.10 Butrus el Bustani. Ancak Genç Osmanlı hareketi gerek dönemsel gerekse de düşünse] açıdan Jön Türk harekelinden farklılık gösterir Genç Osmanlılar. Abdurrahman Kavvakebi gibi Arap aydınlarının tarih yorumlan 8 Genç Osmanlı hareketi ve Jön Türk hareketinin çoğu zaman birbiri yerine kullanılan terimler olduğu görülmektedir. s. Rıfat Tahtavi. pek çok gazetecinin Avrupa ve Mısıra gitmesine neden olmuştur. Genç Osmanlı8 düşüncesini besleyen benzer toplumsal. dönemsel olarak Abdülhamid döneminden önceki bir hareketi ifade etmesine karşın Jön Türk Hareketi Abdülhamid ile aynı dönemi paylaşır.. Paris'te.

Devlet tarafından Arap vilayetlerinde Arap gençlerine Osmanlılık düşüncesini aşılamak için verilen eğitim milliyetçi uyanışı Önleyememiş. Bu okullardan mezun olan gençler.. İslâm ve milliyetçiliği birleştirmiş ve Arap kimliğine sahip olma ile Müslüman olma arasında doğrudan bir ilişki kurmuşlardır. milliyetçi idealleri önünde engel olarak gördükleri evrensel İslâm anlayışım aşma amacında oldukları söylenebilir.g. Arap milliyetçiliğinin aslında İslâm anlamına geldiğini ve peygamberinde bir Arap milliyetçisi olduğunu söylemiştir. Hliııois. devlet bürokrasisi içinde değişik mevkilerde görev almış ve farklı etnik kökene salıip kişilerle bir arada yaşamaları sonucunda Arap kimliğine salıip olma ve farklı bir etnik kimliğe salıip olma duygusu güçlenmiştir. Yine Suriye milliyetçisi olan Necip Azuri bu akım içinde önemli bir yere sahiptir. milliyetçilik ve islâm'ı bağdaştırma çabası içine girdikleri de görülmektedir. İslâm'ın bu evrenselci niteliğine karşın.e.az gibi milliyetçi düşünce adamları. Daha önceki yazılarına göre Türk karşıtlığım daha çok vurgulamakla ve Türklerin Arapları "mahvettiğini" söylemektedir. Universilİy of IHinoİs Press. 1973. Ernesi Dawsı. Arap ulusal bilincinin yükselmesinde. 1905'de Paris'te yazdığı "Le Revcil de la Nation Arabe" adlı kitapta Arapların farklı bir ulus olduğunu ve Hıristiyan veya Müslüman Araplar arasındaki ayrılığın dış güçler tarafından çıkarıldığını söyleyerek tüm Araplar arasında bir birlik kurmaya çalışmıştır. Diğer bir Suriyeli Arap olan Manınî Buluş Nuceym. yazdığı eserlerde vurgulamış.81. Suriye ve İrak'ın büyük şehirlerinde kurulan devlet okullarında eğitim alarak yabancı dil Öğrenmeleri ve yeni düşüncelerle tanışmaları önemli bir etken olarak sayılabilir.. a. a. Özellikle Abdüllıanıid yönetimi döneminde Arap gençlerinin.301-302.13 Bu tip ideologların. Diğer yandan radikal bir Arap milliyetçisi olan Michel Eflak. Houratıi. s. aynı Yahudilikte olduğu gibi İslâm'ı Araplara has bir "ulusal din" haline getirerek. 12 Hıristiyan Araplar arasında partikülarisl milliyetçi düşüncenin Müslüman Araplara göre daha fazla yayıldığı ve taraftar bulduğu görülmektedir.m. 1861'de ilk Arap gazetecilerinden olan Halil cl-Huri. 174. Bunun nedeni olarak İslâm'ın evrenselci ve ulusal-üstü bir niteliğe salûp olması ile Halifelik kurumunun birleştirici özelliğinin hala etkin olabilmesi gösterilebilir.g. s. Bağımsızlık yanlısı milliyetçi bir Arap aydın grubun oluşması ve bu düşünceyi savunan örgütlerin çatısı altında birleşmeleri Osmanlı Devleli'nde Arap milliyetçi hareketinin güçlenmesinde önemli bir etki yapmıştır. Suriye'nin hepsinin bir gün bütünüyle bağımsız olacağını. Şali el Husrî ve Abd-el Rahman el-Baz/. "Harabat-ı Suriyye" adlı eserinde Suriye halkının farklılığım ortaya koyan bir kitap yazmıştır. s. Azıırî'ye göre Arap ulusu. From Ottomanistn lo Arab'ısın.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri tamamen anti-Türk ve ırkçılığa dayanan bir Arap milliyetçiliği olarak kendisini 11 göstermiştir. ancak göreli de olsa-diğer bölgelerde 11 n 13 Ortaylı. Bazı Arap milliyetçilerinin. 261 . Türklerden bağımsız olmalıdır.

Özeli ilde 1908 sonrası dönemde. Arap milliyetçiliği ve Araplann bağımsız bir devlete salıip olması sürecinin başlarında çoğunluğu Suriyeli Araplardan oluşan bir grup 1912'de Osmanlı İdari Adem-i Merkeziyet Partİsi'rıi kurmuşlardır. Arap bölgelerinde Osmanlı eğitimi almış bir bürokrat kadronun yerleşmesini sağlamıştır. Özellikle İttihat ve Terakki dönemi sonlarına doğru bu birlikten yana olan görüşlerin giderek güç kaybettiği ve Türk karşıtı. Araplann bağımsızlık istediği ve bunun da ancak güç kullanarak mümkün olabileceği görüşü ağırlık kazanmıştır. 1998. Nisan 1990. İstanbul. Nitekim daha sonra bu eğitimli kadrolar yeni Arap devletlerinin kurulmasında önemli roller üstlenmişlerdir. El "la 15 Merkeziye (Kahire 1912). bu kongrede Arapların idari ve siyasal Özerkliğini Öngören öneriler kabul edilerek Osmanlı yönetimine bildirilmiştir. Meşrutiyet Dönemi Türk Milliyetçiliğinin Gelişmesinde Arap Milliyetçiliğinin Rolü" 'fiirk Yurdu Dergisi. Dahil sonra bu partiye katılmış bir grup 1913 yılında Paris'te bir Arap kongresi düzenlemiş. Cilt:l[). Suriye Osmanlı Cemiyeti. Milliyetçi Arap örgütleri ve bunlara ilişkin belgeler hakkında bkz. Arap milliyetçiliğini gizli veya açık şekilde amaç edinmiş ve Osmanlı Devletinden ayrılarak ayrı bir Arap Devleti kurma yönünde faaliyet gösteren bir çok örgüt kurulmuştur. Arap siyasal birliğinin kurulmasını amaçlayan eylemlerin yoğunluk kazandığı söylenebilir. İha el Arabi (Al Îkha-İstanbul 1908). O dönemde iktidarı elinde bulunduran İttihat ve Terakki yönetiminin bu önerilere cevabı Arapları tatmin etmeyince. "I.Sayı:32. El Müntcdi-ül Edebi (İstanbul İ 909). Cemiyet-ül Kahtaniye (İstanbul 1909). 623-634. Türk milliyetçiliği düşüncesinin ortaya çıkması ve gelişmesinde. yeni ve güçlü bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır. 262 . s. Ciltli. Cemiyet-i İslahiye (Beyrut 1912).bir Osmanlılık anlayışını yerleştirmiş. Tarık Zafer Tutıaya. s. El Ahd (İstanbul 1913) bu örgütlerin başta gelenleridir. iletişim Yayınlan. Osmanlı Devleti İçindeki Türk olmayan Müslüman halkları birbirine bağlayan din unsurunun ve Halifenin otoritesinin giderek zayıflayarak etnik farklılıkların ön plana çıkması Arap ulusal harekeline belirli bir ivme kazandırmıştır. Cemiyel-ül İha el Osmani (Kahire 1909). Müslümanların ayrılıkçı hareketlerini engelleyememesi üzerine Türkçülük. (Paris 1908). El ttühad-ül Lübnani ( Kahire 1909). Milliyetçi Arap Örgütlerinin Kuruluşu Fikri alanda olduğu gibi örgütsel alanda da Arap milliyetçi hareketi bu dönemde önemli gelişme içerisindedir. İmparatorluğun kurtanlması ve dinsel bağlılık temelinde bir birlik kurulması düşüncesini savunan Arap aydınlanılın da bulunmasına rağmen. Türkiye'de Siyasi Partiler. Arap ulusal hareketinin oluşmasında Abdülhamid döneminde ortaya çıkan Türkçü akuîitn da bir itici güç oluşturduğu söylenebilir. El Fatat (Beyrut 1912). Bu görüşleri savunanlar Osmanlı Devleti'nin taraf olduğu savaşın Araplar lehine sonuçlanmasının ancak Türklerin yenilgisi sonucu ortaya çıkabileceğini ve özellikle 14 13 Zekeriya Kurşun.Turgay Uzun olduğu gibi.l5. Müslüman un sur tan n ve özelde Araplann milliyetçi hareketlere girişmelerinin de rolü olmuştur.14 Osmanlıcı ve Pan-İslâmist politikaların. Bununla beraber.

Osmanlı İmparatorluğu'ndan en son ayrılan Arnavutluk. hatta işgal ordularına katılıp Türk askerleriyle savaşmaktan çekinmemişlerdir. Arnavutluk bağımsızlık hareketi. Bu arada Mekke Şerifi de Türk egemenliğine karşı birleşen Arap milliyetçisi örgütlerle birlik olarak Osmanlı Devleti'ne isyan etliğini açıklayarak Hicaz'ın bağımsızlığını ilan etmiş ve bir Arap Ordusu kurmuştur. Ancak Lübnan Araplarının. ARNAVUT ULUSAL HAREKETİ Müslüman unsurların milliyetçilik hareketine bir diğer örnek de Arnavut ulusal hareketidir. Bu süreç içinde Mekke Şerifinin ailesinin yönelim düşüncesi öne çıkmış ve Adeuı-i Merkeziye! Partisi'nin görüşlerine uygun olarak eyaletlerin federasyonundan oluşan ve bağımsız bir Irak ve Hicaz ile bir tür gevşek ilişki içinde olan bir Suriye kurma düşüncesi güç kazanmıştır. Bu bölgelerde işgal güçlerinin denetiminde Arapların da yönetime katılması sağlandıysa da. 1908 devrimi sonrasında. 263 . kendilerine olan olumsuz etkisi uzun yıllar sürecek bir Yahudi Devleti'nin kuruluşuna zemin hazırlamışlardır. yaşadıkları topraklanıl. özellikle kutsal sayılan şehirlerin bile Hıristiyan devletlerin işgali altına girmesine göz yummuşlar. Osmanlı Padişahı Abdülhamid'iıı. Bu gruplar da Fransa ve İngiltere yanlıları olarak iki gruba ayrılmışlardır. Filistin topraklanın satın almak için gelen Yahudi zenginlerine "bu topraklan kendi kanımızla aldık. Osmanlı yönetimi altında yaşamak istemeyen ve Müslüman Türklerin kendilerini ezdiğini söyleyen Araplar. İngiliz ve Fransızlar kendi çıkarları için Arap milliyetçiliğim bir araç olarak kullanmışlardır. Suriye. Sonuç olarak Arap milliyetçi hareketi kendi devletlerini kurma amacına ulaşlıysa da birleşik bir Arap devleti kurma düşüncesi gerçekleşmemiştir.Osmanlı Devleti'ndeKdilîiyetçilikHareketleri Fransa ve İngiltere'nin Arap siyasal birliğinin kurulmasında kendilerine yardımcı olacaklarını düşünmüşlerdir. Bunların ortak endişesi bağımsızlık sonrası kurulacak Arap Devletinin hükümdarının kim olacağı yönündedir. Mekke Şerifi'ne güvenmemeleri nedeniyle. tarihsel hasımlan olan Yahudilere bir vatan oluşturulma snıa tanık olmuşlardır. İmparatorluk içinde Müslüman Türk ve Araplardan sonra geniş bir etnik topluluğu oluşturan Müslüman Anıavutlann Osmanlı Devleti içinde önemli ve etkin bir topluluk olduğu görülmekledir. yirminci yüzyılın başlarında hala ortaçağ geleneklerini ve yaşam şartlanni devam ettiren bir ülkedir. Bu süreç içinde İngiliz ve Fransızlarla Osmanlı Devleti'ne karşı birleşen Arap milliyetçileri. ancak aldığımız bedele size verebiliriz" sözlerinin üzerinden çok geçmeden Araplar. lam bağımsız bir Lübnan kurma filerini öne çıkarmış ve bir çok Lübnanlı Hıristiyan Fransız ordusuna katılmıştır. Lübnan ve Filistin'in İngiliz ve Fransızlar tarafından işgal edilmesi ile birlikte bu bölgelerde bir işgal yönetimi kurulmuştur. 1908'den 1913'e kadar milliyetçi Arnavut harekeli sürekli olarak eylem yapan aktif bir hareket görünümündedir. İngiliz himayesine karşı çıkmaları. Arnavut halk arasında bağımsızlık noktasında bir görüş birliği olmamasına ve bu halkın Hıristiyan ve Müslüman Arnavutlar olarak ikiye ayrılmasına rağmen. Osmanlı Devleti'nin yenilgisinden sonra yine kendi topraklarının sömürge haline getirilmesine ve yüzyıllardır Arapların yaşadığı topraklarda.

. Arnavutların çevresinde oluşan gelişmeler onları da etkilemiş. 19 Poulton. 264 16 . l8 Siyasal amaçlı ilk Arnavut gerilla hareketi (Bulgar devrimci gruplarının faaliyetlerine karşı direniş).g. Top Hal. yeni ve önemli bir etki oluşlurmuşlıır.e. Osmanlı Dönemi Arnavutluğun toplumsal yapısı ve ayrılıkçı hareketler hakkında geniş bilgi için bkz. Ancak gerçekte bu örgüt ayrılıkçı Arnavut hareketinin eylem organı olmuş ve 1909 isyanında da aktif rol oynamıştır. Arnavutların genelde İmparatorluğa sadık oldukları kabul edilmiş. a. l7 Arnavut milliyetçi aydınlarının açtığı okullarda bağımsız Arnavut devletinin kurulması gerektiği düşüncesi yayılmaya çalışılmış. küçük ve entelektüel çevreyle sınırlı kalmasına ve kitlesel olmamasına rağmen bu hareket. Bu Örgütler içinde Başkim Cemiyeti. 1997. milliyetçi örgütlerin önemli yeri bulunmaktadır. Arnavut denekleri. I Büyük çoğunluğu Müslüman olan Arnavutların yaşadıkları toprakların güneyinde geniş bir Ortodoks azınlık. onların çıkarlarım zorba komşularına karşı konıyamayabileceğine ilişkin korkuların ortaya çıkmasına yol açmıştır.. Arnavutça'yı yaygınlaştırarak ve Sırbistan ile Yunanistan ve belki de Bulgaristan arasında bölünme tehdidine karşı savaşarak Arnavut ulusal bilincini güçlendirmeyi amaçlayan "Prizren Lİgası"nı kurmuştur. bağımsızlığını kazanan Yunan Devletinin güneye. Osmanlı İmparatorluğunun. a. Bu arada Mithat Frasheri ıy Selanik'te tüm Arnavut halkma devrimi destek çağrısı yapmaktadır. "millî dil olan Osmanlıca ve Arnavutça'nın öğretilmesi ve yaygın la şt in İma sı dır. Boyut Yayınlan. İttihat ve Tcrakki'nin Makedonya da'ki bazı üyeleri ile Arnavut Devrimci Komiteleri'ndeki benzerleri arasında ilişki kurulmuştur. Bu derneğin görünen amacı.g. 1905'de ise. dernekleşme tarihi içinde en etkin ve en tanınmış demektir. 17 Hugh Poulton. Arnavutluk bağımsızlık sürecinde. 1908 Jön Türk devrimine kadar. 1880'lerin başlarında Naim Frasheri gibi aydınların öncülüğünde güney Arnavutlukta.Turgay Uzun Meşnıtiyet'in eşitlikçi politikasını yeterli bulmamış. Grey Wolf and Crescenî. a. yeni vergi konulması sonrasında ivme kazanmıştır.g. 1878'de bir grup Arnavut aydını. 18 Tunaya. 1997. s. Üsküp'teki İttihat Terakki şubesi genellikle Arnavutlardan oluşmaktadır.e. Nuray Bozbora. London. 82.81. Kürt dernekleriyle beraber İstanbul'da ilk kumlan örgütler olmuşlardır. 1899'da Hacı Molla Zeka tarafından kurulmuştur. İstanbul. Arnavutça eğitim yapan bir çok okul açmışlar.. s. çok sayıda Arnavut kasabasında Osmanlı yönetimine karşı bir ayaklanma düzenlemek için Arnavut devrimci komiteleri oluşturulmuştur.. Osmanlı Yöneliminde Arnavutluk ve Arnavut Uhtsçııhtğıtının Gelişimi. daha dağlık ve aşiretlerin yaşadığı kuzeyde ise 16 daha küçük bir Katolik azınlık bulunmaktadır. Arnavutlar içinden çok sayıda yüksek rütbeli subay yetişmiştir. eylem sürecine bırakmıştır. Sırp devletinin kuzeye yayılması Müslüman Arnavut cemaati arasında.564. bu eğitim ve bilinçlendirme süreci yerini daha sonra.e. Hurst&Company.

Yem hükümet isyancıların şartlarını kabul ederek Arnavutluk sorunun çözüldüğünü ilan etmiş. 265 .e. Müslüman unsurlarda milliyetçi hareketin oluşmasında. Müslüman topluluklarda milliyetçi hareketlerin orlaya çıkmasıyla. devletle olan ilişkilerini de belirlemektedir. Müslüman unsurlarda milliyetçi hareketlerin güçlenmesini sağlamıştır.562.Osmanlı Devleti 'tule. Jön Türk devrimi sonrası güçlenen Türkçülük düşüncesinin. Batı'dan gelen milliyetçi düşüncelerin önemli payı olduğu söylenebilir. İmparatorluğun dağılmasını önleyecek bir seçenek olarak görülen İslamcılık.. Tunaya.g. yerini Türk milliyetçiliği ideolojisine bırakmıştır. Milliyetçilik Hareketlen Osmanlı Devlcti'ne karşı geniş çaplı ilk başkaldırı harekeli 1910 yılı Nisanmda başlamış ve Malisöricr (Malisya bölgesinin Kalolİk Arnavutları) tarafından bir yıl sonra tekrar alevlendİrÜmiştir. "millet" anlayışına dayanmaktadır. milliyetçilik ve ulusal devlet kurma düşüncesi. Bu seçeneğin güçlenmesi ve örgütlenmesi sürecinde. Padişahın ortamı yumuşatmak için "Kosova Sahrasında namaz kılması yeterli olmamış. 2Ü Bu sırada İstanbul'da hükümet darbesi olmuş. GAYRİMÜSLİMLERDE MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Osmanlı Deyleti'nin gayrimüslimlerle ilgili politikası. Bunalım süresince Arnavutlar bir kaç kez bağımsızlık ilan etmiştir. başta Arap ulusal hareketi olmak üzere. s. Bu etkenler kadar olmasa da.562. Bireylerin toplumdaki Tunaya. a. Arap ve diğer Müslüman kentlerinde kendini hissettirmesiyle başlayan çözüm arayışları sonucu. güçlü bir seçenek olarak kendini göstermiştir. Millet anlayışı toplumların birbirleriyle olan ilişkilerini belirleyebildiği gibi. Birinci Dünya Savaşı sırasında ABD Başkanı Wilson Arnavut ulusunun koruyucusu olmuş ve 1924 yılında ilan edilen cumhuriyet^ Başkan Zogu'nun krallığım ilan etmesiyle monarşiye dönüşmüştür. bu niteliğini kaybetmiş. Diğer yandan İmparator!uğun çözülme sürecine girmesiyle birlikte ortaya çıkan ekonomik ve siyasal bozulmanın.. 1912 yılında iki Arnavut derebeyi İsa Bolalin ve Yakovalı Bayram Sur ve arkadaşları Sait Paşa hükümetine isteklerini saptayan sert bir bildiri vermişlerdir.e. Bn yıllarda hükümet isyanı bastırmak üzere Şevket Turgut ve Cavit Paşa'lan göreviendirmiştir. Batılı devletlerin ayrılıkçı Müslümanların hareketlerini ideolojik ve lojistik anlamda desteklemesi. Osmanlı toplumu "Müslüman" ve "gayrimüslim" olmak üzere iki ana gruptan oluşmuştur. isyancıların silahlan toplanmıştır. Ayaklanma hızla bastırılmış. n Arap ve Arnavut ulusal harekeüerinin ortaya koyduğu gibi. İttihat Terakki hükümeti devrilmiş ve yerine Gazi Ahmet Muhtar Paşa hükümeti kurulmuştur. Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde eğilim gören Müslüman gençlerin milliyetçi düşüncelerle ülkelerine dönmeleri ve düşünceleri yaymaları. diğer Müslüman unsurlardaki ulusal hareketlerin oluşumunda elkisi olduğu söylenebilir. s.g. sıkıyönetimi kaldırmış ve genel af çıkarılmıştır. a. bir ulusal hareketin oluşmasına yol açmıştır.

266 . Bu fermanla beraber. her dinsel toplumun rubam başkanı ile devlet tarafından görevlendirilecek bir memurun . Avrupa'da eğitim almaları ve yabancı dil bilmeleri onların devlet kademelerinde yer almasını kolaylaştırmıştır. Bu öğrenciler ülkeye geri döndüklerinde. sivil ve askeri okullara girebilmeleri. 1992. Bütün bu cemaatlerin Osmanlı öncesi varolan bağımsızlık hatıraları tekrar canlanmış. 1856 yılının sonuna kadar Fransa'ya toplam 56 Öğrenci gönderilmiştir.Turgay Uzun statülerini ve devletle olan ilişkilerim belirleyen ya din ya da mezhep olmuştur. gayrimüslim vatandaşların kamu lüzmetlerine. Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınlan. "Osmanlı Bilim ve Eğitim Anlayışı". Ankara. Osmanlı yönetim yapısı üzerinde de önemli etkiler yapmıştır. 8'i gayrimüslimdir. Osmanlı toplumu inanç temelinde çeşitli milletlere ayrılmıştır. Tazimatın ilanıyla. gayrimüslim azınlıkların kültürel seviyelerinin yükselmesi. Bunlardan birisi fen öğrenimi diğerleri tıp öğrenimi yapmak üzere gönderilmiştir. Büyükelçilikler. Yılında Tanzimat. 184-0'da Avrupa'ya öğrenime gönderilen ilk grubun çoğunluğunu gayrimüslimlerin oluşturması dikkat çekicidir. Rumların.. 1847-1856 yılları arasında gönderilen 32 kişinin 24'ü Müslüman. n Zengin Rum ailelerinin çocukları devlet yapısı içinde önemli mevkileri neredeyse tamamen doldurmuşlardır. Ekmeleddin İnsanoğlu. 1856-64 yıllan arasında 38'i Müslüman 23'ü gayrimüslim 61 kişi gönderilmiştir. liva ve nahiye düzeyinde gerçekleşmesini belirtmesi bakımından Avrupa ülkelerine gönderilen 11 kişilik gruptan sadece ikisi Müslüman gerisi gayrimüslimdir. bunun taşra yönetim birimleri olan vilayet. tüm vatandaşları ilgilendiren sorunlarda düzenlenen toplantılara (Mcclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye) katılabilmeleri gibi hususlarda yeni özgürlükler tanınmıştır. Silahlı Kuvvetler ve eğilim kurumlarında görev almışlardır. Osmanlı Devletinde yaşayan gayrimüslim azınlıkların sahip olduğu haklar açısından 1856 Islalıat Fermanı yeni haklar ve özgürlükler getirmesi bakımından önemli bir başlangıcı temsil etmektedir. Din farklılığı kriterine göre idari ve ruhani anlamda örgütlenen gayrimüslim topluluk Osmanlı Devleü'nde iki temel toplumsal yapıdan ikincisini oluşturmaktadır. Süryanilerin kültürel düzeylerinin yükselmesini ve kendilerini diğerlerinden ayıran cemaat bilinçlerinin gelişmesi sonucunu doğurmuştur. Ferman halkın yönetime katılmasını teşvik ederken. başta Sadrazamlık olmak üzere. 1856 Islahat Fermam. 150. s. Ermenilerin. Tanzimat'ın ilanına kadar Avrupa'ya gayrimüslim öğrenci gönderilmemesine karşın. kendi aralarındaki uyuşmazlıkların kendi dinsel otoritelerince çözümlenebilmesi.123. Toplumsal Yapı İçerisinde Gayrimüslimler Osmanlı Devleü'nde gayrimüslim aznılıklarm hem siyasal hem de ekonomik açıdan güçlenmesi. Avrupa'da eğitim gören zengin azınlık çocukları oralarda yeni filizlenen ve moda olan milliyetçi fikirlerle ülkeye dönmüşler ve bu fikirleri kendi cemaatlerine anlatmaya başlamışlardır. değişik Nazırlıklar.

Örneğin Ermeni Divan-ı Hümayun tercümanlarından Salılıak Abro Efendi Osmanlıcasmın zenginliği ve yaptığı telif ve tercümelerde İktisat bilimine ait bulduğu Türkçe karşılıklarıyla tanınmaktadır. farklılıkları bütünlük içinde korumak amacıyla oluşturulmuş olmasına rağmen. Muğla. Millet sistemi gayrimüslimleri Osmanlı toplumuna entegre etmeyi amaçlayan bir sistem olduğu halde yaşanan süreç sonunda. Osmanlıcılık ve İslamcılığın çöküş karşısında bir engel oluşturamayacağı düşüncesini güçlendirmiştir. Devletin giderek daha fazla toprak kaybetmesi ve o güne kadar Türklerle eşit haklara salüp Müslüman halkların da ayrılıkçı hareketlere girişmeleri. bu topluluklarda diğer etkenlerle birlikle milliyetçilik akımlarının güçlenmesi noktasında elverişli bir zemin hazırlamıştır. bu arada milliyetçilik de gayrimüslim halkları etkilemeye devam etmiştir. bu halkların içinden çıkan milliyetçi liderler.e. 2S7 . Hourani. İşte bu noktada bir paradoks ortaya çıkmaktadır. din adamlarının kaybettikleri otoriteyi kendilerine aktarmayı başarmışlardır. Tanzimat reformları amaçladığı Osmanlı ulusu yaratma amacına ulaşamamış. Osmanlı Hükümeti üzerinde büyük nüfuz sahibi olmuşlardır. 23 Turgay Uzun-Bayram Coşkun. Ancak yine de tek basma bir hoşgörü ve özgürlükler sistemi olan mîllet sistemini Osmanlı Devleti'nin parçalanmasından sonımlu tutmak yanlış olacaktır. Millet sislenü. Kültürel yönden çeşitlilik içinde bütünlüğü amaçlamaktadır. 1999. gayrimüslim toplulukların kendi farklılıkları üzerinde yükselen bir milliyetçiliğe ve ulus devlet sürecine giden yolu açmıştır. Millet sistemi. a. Muğla Üniversitesi Yayını. bu toplumların ayrılıkçı hareketlerini kolaylaştıran bir unsur haline gelmiştir. korumak islemektedir. Tanzimat ile eşit hale gelen gayrimüslim halkın önderleri. On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde eğitim reformu geçiren Museviler de bu dönemden itibaren Babıali bürokrasisinin önemli mevkilerinde görülmeye başlamışlardır. s. farklılığı ve çeşitliliği yok etmek değil.298. Türkiye'de Yerel Yönetimlerin Gelişimi.Osmanlı Devleti 'tide Milliyetçilik Hareketleri önem taşımaktadır. İstanbul Rum Patriği 1433'den bu yana bütün Ortodoks cemaatinin sivil başkanı olmuş ve on dokuzuncu yüzyıldan itibaren İstanbul'un Fener semtindeki Rumlar.35. Ortodoks cemaatte "ulusal sorun"un daha canlı olduğu görülmektedir.g."" 3 Osmanlı toplumsal yapısını biçimlendiren millet sisteminin. Osmanlı Devletindeki gayrimüslim topluluklar içerisinde. sahip oldukları otoritelerini kaybetmeye başladıkları sırada. u Rumlar özellikle yabancı dil bilmelerinden dolayı bir çok üst bürokratik görevlere sahip olmuşlardır. gayrimüslim topluluklara idari ve dinsel haklar ve özgürlükler getirmesine karşı. Bu bürokratların içinde örneğin Moiz Fresko gibi îbranice harflerle "Üstad" adlı Türk dilinde gazete çıkaranlar. Niteliği ve Muğla İli Yerel Yönetimlerinin Uygulamada Karşılaştıkları Şortlular. a. Rumlar dinsel yönetimlerini aşamalı olarak tüm Kilise örgütüne yaymışlardır.. Ancak Yunan ayaklanmasından somaki dönemde Fenerli Rum aristokrasisi gözden düşmüş ve Babıali'nin kadrolarına diğer gayrimüslim unsurlar ve Türkler de girmeye başlamıştır.

20 Hourani.. "Osmanlı1 Kimliği". Kültürel farklılıklarım Osmanlı toplumsal yaşamına eklemleyen gayrimüslimler. Diğer yandan Türk tanın ekonomisini kendi sanayileri için hammadde kaynağı durumunda tutarak feodal ilişkileri korumaya çaba göstermiş ve bu sistemin 25 llbcr Ortaylı. ülkeyi kendi fabrika ve atölye ürünlerinin pazan durumuna getirerek Türk zanaatçılığının temellerini yıkmışlardır. yabancı sermayelim Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bu sınırsız egemenliği bu ülkenin ekonomik ve kültürel geriliğinin baş nedenlerinden birim oluşturmuştur. On dokuzuncu yüzyılın bu kültürel pluraüzmi. Şeinseddİn Sami gibi hem Arnavut hem Türk milliyetçiliğinde ayrı bir yeri olan. Gayrimüslimlere yönelik hiç bir askeri tehdidin olmadığı eyaletlerde bile. Yabancı devletlerin himayesi onlara sadece siyasal kazançla sağlamakla kalmamış. Cogiîo Dergisi. s. toplumsal yaşam içinde önemli işlevlere sahip olmuşlardır.e.g. bu sanayiinin oluşma durumundaki çekirdeklerini yok etmiş. kapitülasyonlar. Yapı Kredi Yayınları. Etrafında kendilerine yabancı statüsüne sahip bazı ayrıcalıklar tanınan Osmanlı Hiristiyanları ya da Yahudilerden oluşan bir grup zımmî toplanan her Avrupa konsolosluğu bir etki merkezi olmuştur.80. İstanbul s.Turgay Uzun Missalidis gibi Yunanca harflerle Türkçe dergi çıkaran ve roman yazanlar (Temaşa-i Dünya). onları Avrupa'yla yapılan ticarette aracılar yaparak ticari ve malî açıdan kalkındımııştır. Ermem harfleriyle roman ve şiirler yazanlar. Yabancı sermaye yatırımcıları. daha doğrusu bir Osmanlı imparatorluk milliyetçisi tipindeki aydınların da ortaya çıkmasına neden olmuştur.57. Avrupa koruması. Türk sanayiinin gelişmesine yardım etmek şöyle dursun. İmparatorluğun dağılma sürecine girmesiyle. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Avrupalı devletler ülke içinde yaşayan gayrimüslimlerin koruyuculuğunu o kadar ileri düzeye götürmüşlerdir ki. Ağustos1999. Gayrimüslimler. on altıncı yüzyıldan beri Fransa'ya. kültürel anlamda kendilerini Osmanlı toplumu içinde ispatlamışlar. Ortodoks ve diğer Hıristiyan cemaatler on sekizinci yüzyıl boyunca refah. kültür ve nüfus açısından gelişmiştir. sahip oldukları ekonomik gücü ve toplumsal alandaki yerlerini büyük oranda kendi ulusal hareketleri doğrultusunda seferber etmişlerdir. Avrupalı devletlerin etkisi hissedilmiştir. sanki kendi vatandaşları olan kişileri yabancı bir ülkenin yönetiminden kurtarmaya çalışıyormuş gibi. 268 . hukuk dışı koruma yöntemleri geliştirmişlerdir. Kiliselerini ve rahiplerini himaye hakkı vermiştir. bireyleri aşarak bütün milletleri kapsar duruma gelmiş. Sayı: 19. Bu nedenle denilebilir ki.25 İyi eğilim görmüş ve ekonomik yönden gelişmiş gayrimüslimler. a.2Ğ Ticari ve hukuki ayrıcalıklar getiren kapitülasyonlar azınlıklarla beraber yabancıların da Osmanlı Devleti içinde daha çok yatırım yapmasını sağlamış ve bu da onları devlet içinde bağımsız bir iktisadi güç haline getirmiştir. Osmanlı topraklarındaki Avrupa Katolikleri. kamu yönetimi alanında da önemli mevkilere yükselebilmişlerdir. Baronyan Agop gibi hem Ermenice hem Türkçe gazete çıkaranlara da rastlanmakladır ("Tadron" veya "Tiyatro" gazetesi).

düşünsel alandaki yeni gelişmelerin de etkisiyle bir siyasal bağımsızlık hareketine girişmişlerdir. Ermeni harekelinin diğer hareketlerden ayıran nokta. İletişim Yayınlan. bağımsız Bulgar devletinin kurulmasına giden süreci başlatmış. s. Tarık Zafer Tunaya. 1858'de Bosna-Hersek'in bağımsızlık hareketi başlamış. Osmanlı bürokratik yapı. s. özellikle Türk toplumu ile iyi ilişkiler kurmuşlar ve kültürel etkileşim içinde bulunmuşlardır.M. 1805'de Sırp bağımsızlık hareketi.11-12. Ermem ve Türkler arasındaki kültürel ilişki konusunda bkz.. Diğer yandan 1876 ve 1908 Meşrutiyet Meclislerinde çok sayıda Ermeni milletvekili de bulunmaktadır. Mondros'tan Lozan'a Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı Tarihi 1918-1923. Osmanlı Devletine karşı içinde para-militer grupların yer aldığı silahlı bir bağımsızlık hareketi başlatılmıştır.T.g. Osmanlı Devletinde gayrimüslimlerin milliyetçi bağımsızlık hareketlerine yönelmeleri Osmanlı'da İslamcılık akımının ortaya çıkması ve güçlenmesi sonucunu doğurmuştur 9 ERMENİ HAREKETİNİN GELİŞİMİ Gayrimüslim azınlıkların milliyetçi hareketlerinde eylemscl ve toplumsal anlamda Ermeni hareketi daha değişik konumda bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır: Ayan Azası Mareşal Ohannes Kuyumcuyan. Kirkor Agafyan. "Tarih Boyunca Türk-Ermeni Kültür İlişkileri". Giderek ekonomik açıdan palazlanan gayrimüslim halklar.e. büyük ölçüde Rusya'nın desteğiyle ortaya çıkmış ve başarıya ulaşmış.31 Ancak Tanzimat süreci ile gayrimüslim azınlıkların elde ettiği haklar Ermenilerce bağımsızlık amacıyla kullanılmış.sı idinde bir çok Ermeni üst düzey kamu görevlerine kadar yükselebilmişlerdir.T Bakanları Mareşal Karabet Artin Davut Paşa ve Andan Tmger Yaver Paşa. Dokuz Eylüî Üniversitesi Yayınlan. İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Jön Türklük (1889-1902). Nitekim I848'dc başlayan Bulgar isyanı. Yunan bağımsızlık süreci hakkında bfcz. P. Fikret Türkmen. a. iktisadi alanda da gelişmiş bir topluluk oluşturmuşlar. 269 27 . Haziııe-İ Hassa Nazırları Mikael Portakalyan Paşa ve Sakız Ohannes Paşa.57-67 . 1999. Avukat Kirkor Fiuapyan. diğer etnik unsurlarla. Türk Tarihinde Ermeniler. İstanbul. Bayındırlık Bakanları Bedros Hallaçyan.628.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Harelcetleri dayanaklarını desteklemişlerdir.s. s. bunlar Ermeni hareketi gibi halklar arasında topyekün bir A. 1856 Islahat Fermanı'nın azınlıklara iktisadi ve Toplumsal alanda yeni haklar getinm'ş ve bunlar da milliyetçi hareketlere uygun bir hareket alam sağlamıştır. İstanbul 1985. Şükrü Haııioglu.530-533. 1983. Doğan Yayınlan. Maliye Bakam ve Hazine-i Hassa Nazın. İzmir. yoğun olarak bağımsızlık amacına yönelik askeri yöntemin kullanılmış olmasıdır. Ermeniler Osmanlı Devleti içinde bürokratik kadrolarda üst düzey mevkilere kadar yükselmişler30. Şamsutdinov. Diğer Gayrimüslim halkların bağımsızlık hareketlerinin de silahlı bir hareket niteliği gösterdiği görülmekteyse de. bunu 1821'de Mora'da patlak veren Yunan isyanı izlemiş ve bu hareket 1830'da Yunanistan'ın bağımsızlık ilanı ile 28 sonuçlanmıştır. 1897'de Girit bağımsızlığını ilan etmiştir.

s.37 n H. 18924894. Türk Tarihinde Ermeniler. 1914 yılından önce bütün Türkiye'deki Ermeni nüfusun iki milyondan az ancak. s. s.Aliev. akt.000 olarak göstermektedir. Köçeoğlu Agop devlete kredi açacak düzeyde zengin Ermelilerdendir. Mehmed Hocaoğlu. s.: München. 37 G. Örneğin Badaljan 1870'de tüm Osmanlı topraklan içinde üç milyon Ermeni nüfusun yaşadığım. İstanbul Ermenilerinin daha çok matbaacılık ve gazete tekelini elinde bulundurdukları görülmektedir. özellikle imparatorluğun dış ticaretinde önemli payı olduğunu belirtmekte ve bunların İngiliz ve Fransız sermayesini de desteklediklerini ifade etmektedir.m. 33 R.g. XX1XX.300. s.78. s. yabancı ve Ermeni kaynaklarında değişik rakamlar verilmektedir.459. 34 Vital Cuinet. Asırda Ermeni Nüfusu".XXl. 1976.122. bunun iki buçuk milyonunun altı vilayette toplandığını belir im ektedir.. 270 . Osmanlı Toplumunda Ermeniler Anadolu'nun demografik yapısına bakıldığında Ermeni nüfusun. Turtsiyct v Period Pravleniya Mladoturok.G. "XIX. Sayı: 1-2. Bu nedenle Ermeni hareketi tarihsel köklere de inen.160. La. a. akt. s. bir buçuk milyondan fazla olduğunu ifade etmektedir. Tessa Hofmanıı. Bkz.Turgay Uzun çatışmayı beraberinde getirmemiş ve geniş bir alana yayılmamıştır. a. d'Asie. Berlin Kongresinde Etmeni Meselesi (Ermenice). 1955. Diğer yandan Ermeni tüccarlardan bir grup. Anda Yayınlan. Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Ermeni nüfusu 1. HovannisİLin. 1990. Müslümanlar birbiri ardına çıkan savaşlarda kırılırken. s. Artin Bezeiyan. Turquie. Ermeniler büyük bir ekonomik güç olma yolunda ilerlemişlerdir. Ancak Anadolu'daki Ermeni nüfusun sayısı hakkında başta Türk. akt. 19S3.78.475.: Küçük. Cevdet Küçük. Erivan. Bacîaljan. Ermenilere de önemli bir avantaj sağlannş.m. "" Anadoluda'ki Ermeni nüfusu en geniş şekilde incelemiş olan Vital Cuinct'e göre. 35 Küçük.01 l'dir. devletten yetki alarak tahsildarlar cemiyeti kurmuş ve vergi toplama yetkisi almışlardır. 36 Ermeniler özellikie İstanbul'da ekonomik birer güç haline gelmişlerdir. 3 Bu doğrultuda Sovyet Ali ev. tüm imparatorlukta yaşayan Ermeni nüfusu 1. Moskova.Z. istanbul. 'Die Arıneniche Frage' aufdem Berliner Kongress atış Sowpetanninscher Sicht Südos-Forschungen. 37. Armenia on the Road ofthe Independence. izmir. büyük oranda Müslüman ballan yaşadığı yerleri kendi toprak almıı olarak kabul eden bir harekettir.78. 1976. Bu gruplar Osmanlı Bankası ve Şirket-i Hayriye hisselerinden bir çoğunu da elinde bulundurmaktadır.220-226. Ermeni ve Rum burjuvazisinin.000'e yaklaşmakladır 35 Ermenilerin askerlik görevinden muaf tutulmaları diğer gayrimüslim cemaatlerde olduğu gibi. Küçük. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi. 1967. a. Cilt:33. Ankara.g. akt. Paris. Bütün bu nedenlerden dolayı Ermeni hareketi kendisinden sonraki dönemlerde de etkisini gösteren bir sorun olma özelliğine bürünmüştür. Vergi ve askerlik yüzünden kimliğini saklayan ve yazılmayanlarla birlikte bu sayı 1.79.32 Yine Ermeni bir yazar oları Hovannisian. Tarihte Ermeni Mezalimi ve Ermeniler. "1915 E r m e n i Ayaklanmalarında Çarlık Rusya'sının Rolü". u 1896 tarihli Osmanlı kayıtlan ise.:Aydın Söer. Los Angeles. hemen hemen her vilayette az veya çok bulunduğu görülmektedir.275. 1980.m. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. s. s.g.

1850 yılında da Osmanlı Devleti İngiliz elçisinin baskısıyla 38 Ermeni Protestan topluluğunu da bir ferman. Ermenilerde milliyetçilik hareketlerinin başlamasında en önemli etkenlerden birisi. a. s. beşinci bendinde Ermeni milletvekilleri deyimi yer almıştır..#. İle tanımıştır. Bunların her Halil Metin. Mığırdıç Cezayirliyan'm oluşturduğu gruptur. 4lJ Bu belge Ermenilerin siyasal ve toplumsal varlıkları açısından yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri Ermeniler Hıristiyan olmalarına rağmen Gregoryen. Hoeaoğlu. 1839 Gülhane Hatlı Hümayunu ikinci grubun genişlemesini sağlamış ve 1847 yılında Rum Patrikhanesi'ne. Ermeni toplumunun devlet içindeki durumu bakımından değil de. toplumun lehinde. yurtdışına özellikle Fransa'ya giden Enncmlerin milliyetçi düşüncelerle İstanbul'a dönmeleridir. e. mutlak olmaktan çıkarılarak Ermeni cemaati İle bölüşülmesi noktasında. 1992. 271 . 1854 Kırım Savaşının çıkması Ermeni milliyetçi hareketine ivme kazandırmış. iö Ermenilerden bazıları bu gelişmeyi yeterli görmeyerek kendilerine daha çok özerklik getirecek bir düzenlemenin yapılması için çalışmaya başlamışlardır.. Ali ve Fuat kabinesine iletmiş ve bunun (Nizamname-i Ermeniyan) kabul edilmesini sağlamışlardır. 1851'dcEncümen'i Dâııiş. Mahmut Fransa elçiliğinin aracılığıyla 1830 tarihinde Ermeni Katolikl erini bir topluluk olarak kabul etmiştir. Ermeni azınlığın kendi kendisim idare edebilecek bir duruma gelebilmesİdir. s. Ermenice metinde Ermenileri Teşkilat-ı Esasiyesi.g. Patriğin yetkilerinin. Bu yönetmeliğin yapısı Ermenilerin bağımsızlığa hazırlanması yolunda önemli bir adım attıklarım göstermektedir. Türlciye'nin Siyasi Talihimle Ermeniler ve Ermeni Olayları. Karabet Balyan . Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları.g. diğeri cismimi olmak üzere iki meclise sahip olmuşlardır. Bkz. 1848'de Meclis-i Maarif oluşturulması. Bu isteğin kabulü sonrası Ermenilerin kendilerini temsil edecek biri ruhani. Bu grubun amacı. Padişah II.27. Ermeniler kendi isteklerini içeren bir nizamname hazırlayarak Sadr-ı Azam Mustafa Reşit. s. Hoeaoğlu. diğerleri ise. bu nedenle de aralarında bir savaşım başlamıştır.e. s.. İlginç olan ise bu yönetmeliğin devlet tarafından onaylanmış olmasıdır. ancak Patrikhane'nin aleyhinde bir durum yaratmıştır. Agop Gıcıkyan'm akıl hocalığını yaptığı Kevork Yeremyaıı. Bağos Dıdyan. Nizamname-i Ermeniyan41. Katolik ve Protestan mezheplerine ayrılmış.. Kendi hak ve imtiyazlarının erozyona uğradığım gören dönemin Patriği Çuhacıyan ve Keresteciyan gibi patrikler görevlerinden istifa etmişlerdir.23. İstanbul.34. Hocaoğlu.e. Fransız başkentinden dönen Ermeniler. kendi cemaatlerinin işlerini yürütme yetkisi veren muhtıranın Ennenileri de kapsayacak şekilde genişletilmesi çabası bu iki grubun birleştirilmesine yol açmıştır. ö.23. Bu nizamname 6 bend ve 95 maddeden oluşmaktadır. a. kendi cemaatlerinin ikiye bölünmüş olduğunu görmüşlerdir Bu grupların ilki Minas ve Canik adlı iki Ermeni milliyetçisinin yanında yer alanlar.

272 . Bu tip bağımsızlık amaçlı ayaklarını alarm artması Ermeni hareketinde de bir yol ayırımına girilmesini hızlandırmıştır. Tergegusov ve Lazaryev. M e h m e t Saray. 4 3 42 43 Kamuran Gürün. bunlara karşı alınmasını istedikleri önlemler ve destek isteklerini içeren b i r rapor sunmuştur. No:2. İzmir. Bu konferansın d o ğ r u d a n Ermenileri ilgilendirmemesi nedeniyle E r m e n i l e r bu girişimden bir sonuç alamamışlardır. Ruslar. 42 E r m e n i N i z a m n a m e s i ile Patrikhane ve kendi cemaati arasında süregelen otorite savaşımı cemaat lehine sonuçlanmış ve Patrikhanenin kendi otoritesini yeniden kumıa yolunda. Abdülhamid'in de bunu gerekçe gösterip Anayasayı geçersiz sayarak Meclisi dağıtması bir baskı dönemini getirmiş. Müslümanlara yönelik katliamları yönetmişler ve Kafkas direnişi olarak anılan Şeyh Şamil hareketinin başlamasına neden olmuşlardır.21. Türk Tarihinde Enneniler. Ermeni çetelerinin k u r m a y kadrolarını o l u ş t u r m u ş t u r . Ermeni bağımsızlık hareketini kullanma y ö n ü n d e önemli gayretler harcadığı görülmektedir. güneye i n m e politikası içinde.164-165. Daha sonra Rus askeri okullarında eğilim alan bu subaylar. Ermeııilerde bu d ö n e m i n şartlarından yararlanmışlardır. Bu d ö n e m d e Rusya'nın. Osmanlı Devleti'ne karşı Ermenileri kullandığı görülmektedir. Tiirk-Rus Münasebetlerinin Bir Analizi. Ermenilerin Osmanlı yönetimine karşı strateji belirleme sürecinde diğer g a y r i m ü s l i m topluluklara Osmanlı Devletine karşı silalılı bağımsızlık mücadelesi içine girdikleri ve bazılarının bu mücadeleden başarıyla çıktıkları g ö r ü l m e k t e d i r Rumeli'de Bosna-Hersek'te ayaklanma başlamış. İstanbul Konferansının ardından R u s y a ' n m Osmanlı Devleti'ne savaş açması. A b d ü l h a m i d ve h ü k ü m e t e karşı silahlı mücadele y ö n t e m i n i benimseyen gizli dernekler kurarak tedhiş hareketlerine girişmişlerdir. Osmanlı Devleti'nden ayrılarak bağımsız bir Ermenistan devleti kurulması tek seçenek olarak seçilmiştir. s. Bulgaristan sorununun ç ö z ü m ü için 1876 yıluıda toplanan İstanbul K o n f e r a n s m d a Ermeniler İngiliz temsilci Salisbury'ye O s m a n l ı hükümetinin Ermenilere yaptığı baskılar. Rusların 1813 ve 1828'de İran'a ve 1828-1829'da Osmanlı Devleti'ne karşı Kafkaslarda yaptığı savaşlarda Ermeni asıllı subayların önemli etkileri olmuştur. Ermeniler ya Osmanlı yönelimine ve Türklere karşı m ü c a d e l e d e n vazgeçecek veya diğer gayrimüslim cemaatler gibi bir bağımsızlık hareketine başlayacaklardır. 1998. "Türkiye'de Ermeni Sorununun Yaraübşı".Turgay Uzun ikisi de ileri tarihlerde Eçmiyazin Katolikosluğuna seçileceklerdir. Padişah II. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınlan. Çar Petro d ö n e m i n d e Hıristiyan Gürcü ve E r m e n i Prenslikleri d ö n e m i n d e kurduğu ilişkiler ve onların hamiliğini üstlenmesinden beri. Bu Ermeni güçlerini örgütleyen Ermeni asıllı Rus subaylar arasında General Rütbesine yükselmiş olanlar Yermoİov. Bu seçeneğin seçilmesinde Osmanlı Devleti içinde yaşayan t ü m Hıristiyanların tek bir cismani lidere bağlanma ve Ermeni Patriğinin sadece ruhani bir lider olarak kalması üıtimali de önemli rol oynamıştır. E r m e n i milliyetçileri Padişalı II. Bkz. {Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumu'na Sunulan Bildiri). İstanbul. 1983. Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları. s. bu ayaklanma Bulgaristan'a da sıçramıştır.

No:2. Merkezleri Muş'ta bulunan "Okul Sevenler". Ermenilerin bu dönemdeki ilk büyük ayaklanma hareketi 4S Zeytun adlı bir kasabada ortaya çıkmıştır. 1879'da "Milliyetçi Kadınlar Derneği".30. İzmir. Hükümetin Zeylun'a kaymakam tayin etmesi ayaklanmayı durduramamış. HocaoğliL s ü. girişimleri sonunda Van'da milliyetçi düşünceleri yaymak ve geliştirmek için ünlü Ermeni Kilisesini açmıştır. Kafkasya'da "Genç Ermenistan Demeği". Türk ve Rus Ermenileri arasında önemli bir köprü oluşturma işlevim yerine getirmekledir.e. ve 1880 yılında bu demekler bir çatı altında birleşmiş ve "Ermenilerin Birleşik Demeği" adım almıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınlan. Daha sonra iç çekişmeler sonunda Fransa'ya giden Portakalyan. Ayaklanma üzerine özellikle Fransa'nın baskıları ile bir komisyon kurulmuş. "Cemiyet-i Tedrisiye". hem dış destekçilerini Ermenilere karşı. diğer yandan Ermenilerin yaşadıkları bölgelerdeki halkı Ermenilere karşı kullanarak bu 4d isyanları bastırmıştır. Bu demek ve lideri Portakalyan Türk-Rus savaşında karşılıklı yardımları örgütlemiş. Adana. Metin. "Tabkutrarinaıüs". Portakalyan. Türk Tarihimle Ermeniler. s. "Araratyan"... 1872'de Van'da "İttihat ve Halas Derneği" ve"Karahaç Derneği" kurulmuştur. 273 .Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri İT.4S 44 46 47 48 Recep Şahin.e.46 Ermeni Örgütlerinin Kuruluşu ' ' ' 1870-1880 tarihleri arasında. Bu demeklerden Araratyan. "Kilikya" adında demeklerde bu yolla milliyetçi hareketi örgütlemek İçin faaliyette bulunmaktadır. Patrik Varjabetyan'da bu komisyonda yer almıştır. "Cemiyci Hayriye" adlan allında kurulan gruplar.. a. Abdülhamid. 1862 yılında radikal milliyetçi Ermeniler bir ayaklanma başlatmış ve bağımsız Ermenistan'ı kurma isteklerini açıkça İlan etmişlerdir. milliyetçi hareketin örgütlenmesinde önemli roller oynamıştır. a. Ayaklanmayı başlatan grubun önde gelenleri İstanbul'a geldiğinde Ermeniler tarafından coşkuyla karşılanmıştır. s. Zeytun. karışıklıklar devam etmiştir..g. Ancak gerçeklen bu demeklerin bağımsızlık ve özerklik amaçları da vardır.e. 47 1873 yılında Portakalyan adlı bir Ermeni ini Ermeni ihtilal grubunu kurarak "Asya" adlı bir gazete yayımlamaya başlamıştır. 1880'de Erzurum'da "Silahlılar Derneği". Van bölgesinde "Araratlı". (Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumuna Sunulan Bildiri). Ermenileri birbirine. s.g. 1983. "Tarih Boyunca Türk Devletlerinin Ermeni Politikaları". yeni adı Süleymanlı olan Kahramanmaraş ilinin kuzeyinde bir kasabadır. "Doğulu" ve "Kilikya" demekleri kurulmuş. s30. Maraş ve çevresini imar etmektir.87. Bu demeğin amacı. Hocaoğlu. 1862 yılında "Umumi Hayriye Cemiyeti" adıyla başka bir demek kurumuştur. "Tervliyan".g. Daha sonra Araratyan komitesi bağımsızlık yanlısı Ermenilere daha uygun bir zemin haline gelmiştir. Pariste "Armenia" gazetesini çıkartarak milliyetçi hareketin sözcülüğünü yapmaya başlamıştır.

bu harekelin odaklarım oluşturan komitelerin önemli rolü olnıuşlur. Ermeni milliyetçi hareketini örgütleyen iki büyük örgüt. 1890 yılında Kafkasya'da kurulmuştur. Ermeni milliyetçi hareketinin bir diğer önemli örgütü. Rusya Ermenilerinin katılımıyla kurulan komite. 274 w . Ermenilerin bir an önce bir isyan hareketi başlatma yönündeki isteklerini artırmıştır.1896 yılına kadar iki ayrı örgüt olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Sırbistan ve Bulgaristan'da milliyetçi karakterde isyanların çıkması da Ermenileri bu yolda cesaretlendirmiştir. Müslüman köylerine Halil Metin. Ermeni Komitelerinin Oluşumu Ermeni bağımsızlık hareketinde. Türkiye'ye silahlı Ermeni güçlerini sokmak. Örgüt. Örgütün amacı. Üçüncü Türk kolordusu ile çatışmalara giren örgüt militanları.e. a.Turgay Uzun 1829 yılında Yunanlı kırın ayaklanma sonucunda bağımsızlıklarım kazanmalarının. Bu komitelerden ilki olan Hınçak Komitesi. Türkiye Ermenilerini silahlandırarak bir bağımsızlık hareketini başlatma amacı gütmektedir.90. Marksist ideolojiyi benimseyen Hınçaklarla. Taşnak Komitesine bağlı güçler 1890 yılında Erzurum ve çevresinde çeşitli silahlı eylemlerde bulunmuşlar. "Ermeni İhtilal Cemiyetleri İttifakıMır. daha sonrada İstanbul'da bir temsilcilik açmış ve tüm milliyetçi örgütler bu komiteye bağlanmıştır. Ayestefanos Antlaşmasıyla bu yerlerin bağımsızlıklarına kavuşması ve Osmanlı Devletipnin içine düştüğü dunun. milliyetçi hareketin örgütlendiği ve gençlere aktarıldığı yerler olmuştur. özellikle kiliseler. 4"' İlk olarak Türkiye Ermenistan1! diye adlandırdıkları bölgeyi temel faaliyet alam olarak belirlemişlerdir. s. Ermeni bağımsızlık hareketine destek bulma yönünde bu iki patrik özellikle Avrupa'da etkili çalışmalar yapmışlardır. Bu dönemde Bosna-Hersek. Komitenin asıl adı. Ermeni milliyetçi hareketine olumlu bir etki yaptığı söylenebilir. Halep ve diğer büyük kentlerde örgütlenmiştir. daha sonra onun yerine gelen Nerscs Varjabetyan döneminde milliyetçi hareketin yeni bir ivme kazandığı görülmektedir.. Taşnak komitesi. bu süreç içerisinde görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Örgütün tam adı federasyon anlamına gelen "Taşnaksııtyun" dur. Büyüyen örgüt. Ermeni ruhani liderlerinden Van Başpiskoposu Mıgırdıç Hrımyan. Osmanlı Devleti sınırları içinde bağımsız Ermenistan i kurmak ve daha sonra Rus ve İran Ermenistan1 ıyla birleşerek efsanevi ideal olan "Büyük Ermenistan"ı kurmaktır.g. sırasıyla İzmir. Bu aşamadan sonra Ermenilerin bağımsızlık yönündeki faaliyetleri artmış. Bu nedenden dolayı iki örgüt . Türkiye'de işçi sınıfının bulunmadığını ve bu nedenle de Türkiye Ermenilerinin bu harekete katılımının az olacağını söyleyen Taşnak Komitesi arasında ideolojik ve yöntemsel farklılıklar nedeniyle görüş ayrılıkları oluşmuştur. Hınçak komiteleriyle birleşerek Rusya'dan Türkiye'ye giren çetelere yardım amacını taşımaktadır. 1887 yılında Kafkas Ermenilerinin önderliğinde Avcdİs Nazarbekian ve eşi Manan Vardaniyan tarafından Marksist ilkeler doğrultusunda kurulmuştur. İngiliz hükümetinin sağladığı destek sonucu merkezini Londra'ya kaydırmış..

34.461. Ermeni gençlerine Makedon ve Bulgar örgütleri tarafından askerî eğitim verilmesi ve askeri yardım sağlanması konusunda antlaşma yapılmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara Hükümeti bu güçlere karşı 9 haziran 1920:de Doğu Cephesini oluşturmuş ve Kazım Karabekir Paşa komutasındaki ordu. 275 . Taşnak komitesi'nin programını buradan adapte etmiştir. amaçlarını gerçekleştirmek için silahlı mücadele yolunu seçtikleri ve bir terör örgütü kimliğini taşıdıkları görülmektedir Diğer yandan Taşnaklar ilk programlarında bağımsızlıktan hiç söz etmemişler ve Hmçak Parlisi'nden kesin çizgilerle ayrılmışlardır. s. ct-g. kendisine ''sosyalist demokrat". tüzüğünde. işçi ve köylülerle beraber yapısında bunlara da yer vermekten kaçınmamıştır. Ardahan ve havalisini işgal etmişfer.e. Ermeni hareketi ve 1915 Ermeni ayaklanmalarında Rusya'nın etkisi konusunda bkz. Kars ve Ardahan bölgesini kuriarmıştır.bu yörelerde katliamlar yapmışlardır. "adem-i merkeziyetçi" gibi tutarsız tanımlamalar getiriyorsa ve Ermeni toprak sahiplerini.g. Bu süreç içinde Ermeni güçlerin Rusya'dan yardım aldığı görülmektedir50 Taşnak Komitesi'iııin kumcusu olan Clıristopher Mikaelyan. a. tüccarları. s . 1896 yılında silahlı çeteler Türk-Rus sınırım geçmişlerdir. Ancak Taşnak Komitesi'nin Makedon ve Bulgar milliyetçi örgütleriyle bir ittifak sağlama girişişimi başarıyla sonuçlanmış. s.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri yaptığı baskınlarla sürekli bir çatışma ortamı yaratmayı bir strateji haline getirmiş ve. Rusların gizli bir örgülü olan Norotonovlets'de uzun zaman çalışmış.. işçi sınıfım sömürmekle suçlamışsa da. Rusya'da Ekim Devrimi sonrasında Ermenistan'ın Sovyetler içinde yer alması ile de Ermeni milliyetçi hareketi uzun bir süre için ortadan kalkmıştır.m.5i Taşnak komitesi bölgedeki Kürt aşirelleriyle işbirliği içinde bir ayaklanma başlatmaya çalıştıysa da bunda başarılı olamamıştır.g. Ermeni güçlerin saldırıları Birinci Dünya Savaşı sonrası mütareke döneminde özellikle Fransız ve Rus işgal güçlerinin yardımıyla dalıa da artmış ve Ermeniler Kars.. 52 Süer. a. Taşnak Komitesi. Süer.459-466. "sosyalist devrimci". din adamlarını. Ermenistan'la yapılan Günırü Antlaşması ile de ateşkes ilan edilmiş.5' Taşnak Komitesinin programından. "milliyetçi".m. 51 İlociioğlu.

X. o döneme kadar uzanır. s. E. Ankara 1991. İzmir 1998. S. Ankara 1982. Yüzyıl Sonunda Anadolu Kenti Mekansal Yapı Çözümlemesi. s. 3 Konak Meydam'mn eski durumunu gösteren kartpostal resmi için bkz. S. yüzyıla tarilüendirilen Yalı Camii ve bugün ayakta olmayan medresesi7 bu oluşumdan sonra. kentlerde oluşturulmaya başlanan idari merkezler ve bu merkezlerde inşa edilmeye başlanan hükümet konağı. belediye gibi yeni yapı türleri ile çeşitli meydan tasarımlan göze çarpar. Tarih Enstitüsü Dergisi. 211-212. 1867-72 yıllan arasında inşa edilen Hükümet Konağı ile önem kazanmaya başladı5. "Osmanlı Devri İzmir Camileri Hakkında Ön Bilgi". (Çav. İzmir Şehri ve Tarihi. 19. 55. izmir 2000. 2 T. Baykara. bu alanda herhangi bir meydan yoktu4. Aydın Eyaletine bağlı bir kent olan İzmir. Türk Tarih Konresi 'nden aynbasım (Ankara 1994). Ankara 1978. Osmanlı'nın prestij yapısı olan Sankışla 1827-28 yıllarında tamamlandığı dönemde. bu bağlamda önemli yapılar olarak karşımıza çıkar. 2439-2446. İZMİR SAAT KULESİ İnci Kuyııhı ERSOY* 19. kentlerin fiziksel çehrelerinin de farklılaşmaya başladığı izlenir1. 18. Bu farklılaşmalar arasında. Konak Meydanı olarak tamnan meydanın tasarımı da. ss. diğer üç yönden de Sankışla' Hükümet Konağı ve depo yapılarıyla çevrelenmişti3.. . İzmir 1974. P. İzmir 1974. 19.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Ç. 1973. 192. İzmir Şehri ve Tarihi. Önündeki geniş bahçe düzenlemesiyle de dikkati çeken Hükümet Konağı "mn bulunduğu mahal. Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü. 19. 1850'den itibaren. Yüzyıl İzmir Fotoğraftan. M. S. T. Aklüre. Öğretim Üyesi. 277-287.Dcncl. 52.Aktepe. Konak adıyla anılmaya başlandı6. Batılılaşma Sürecinde İstanbul 'da Tasanm ve Dış Mekanlarda Değişim ve Nedenleri. İstanbul 1 997.Georgeon (Ed). 43. yüzyılda. A. bu * Doç. bu eyaletin merkezi olmuştur. s. Sonradan ortadan kaldırılan havuzlu ön bahçenin görünümü için bkz.Dumont-F. 4 Kışlayla ilgili geniş bilgi için bkz.Berktay).Ü. 1 Kent yapısındaki değişimler için bkz. Modernleşme Sürecinde Osmanlı Kentleri.Baykara.. Bu bölge. sosyal ve toplumsal değişimlerine paralel olarak. N. Osmanlı Devleti fnin ekonomik. Dr.Çadırcı. 5 Hükümet Konağı için bkz. M. s.. s. Batısından denize açılan meydan. 7 Tarihlendirme için bkz. Atay. yüzyılın İkinci yansından itibaren bu değişimlerin etkilerini dımımsayan kentlerden biri olarak önem taşır.3 (Ekim 1972). "İzmir Sarıkışlasmm Yapım Çalışmaları". İstanbul 1996.Ülker. Kent siluetlerine düşe)' öğe olarak katkıda bulunan saal kuleleri de. Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri'nin Sosyal ve Ekonomik Yapılan. s. Osmanlı'dan Cumhuriyete İzmir Palmlan.

Yapı hem maketin yazıtında. 10 Saat kuleleri hakkında toplu ve geniş bilgi için bkz. hem de yukarıda zikredilen emir müsveddesinde. Her katı kendi içinde bir bütünlük gösteren Saat Kulesi. Atay. Tarih İçinde İzmir. yüksekliğindeki 4 katlı kuruluşun kaidesi. "'İzmir Saat Kulesi". yapı İzmir'de inşa edilen Şadırvanh Saat Kulesi olarak tanımlanmıştır. Konak Meydamlım denize bakan tarafında yer alan ve Sultan II.g. İzmir için simgesel bir değer taşıyan ve kent 10 siluetine düşey bir öğe olarak katkıda bulunan Saat Kulesi inşa ettirildi .si'nde çıkan bu haber için bkz. Yüzyıl İzmir Fotoğraftan.37 (Temmuz 1998). .23. 2415 İstanbul Beyoğlu'ndaki kuyumcu atelyelerinde yapılan maketle ilgili bilgi için bkz. s.e. Ülker. s.ıtlan. H.. Ç. Kemal Paşa Evrakı. Bkz.Raymond'ıın. yıldönümü kutlamaları nedeniyle. Bir gazete haberinde. Lak: S. değerli taşlar ve altın yaldızla süslenmiştir. Ayrıca bkz. yapının mimarının M. İzmir Tarihi. İzmir 1998. Anadolu Saca Kuleleri. s. 25 m. Ankara 1994. s. Ahenk Gazete. S. s. 12 H. İzmir 1978. Bugün Topkapı Sarayı'nda bulunan ve Saat Kulesi ile aynı özellikleri taşıyan 1902 tarihli maketin sanatçısı. G. s. a. kulenin mimarının İzmirli S. 278 9 . Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. Ç. Sanat Dfinyannz. İzmir 1952. İstanbullu Kuyumcu Zingulli Usta'dırL\ 90 cm. 194. Ç.Raymond olduğu anlaşılmaktadır16. Sanat Dünyamız. 24. 60. s. 1). H. a. Yapımn inşaat nazarlığını. 19.Acun. 11.Sonat. 9. s. yüksekliğindeki som gümüşten yapılmış makel. inşaatı devam eden Saat Kulesi'nin yeri bu şekilde belirtilmiştir. sekizgen planlı olup çokgenin köşeleri merdivenlerle ulaşılan birer su yapısı olarak tasarlanmıştır (Res. Hükümet-i Seniyye ve Kışla-yı Hümayun Meydanı olarak da 0 adlandırılan bu alana temel kimliğini kazandıran ve genellikle neo-klasik üslnp özellikleri yansıtan bu yapılardan sonra. haç biçimli bir platform üzerinde yükselir..e. a. S. bazı İevantenlere ev planları çizdiği ve bugünkü Alman Konsolosluğu binasının da mimarı olduğu belirtilmektedir.e.Alay. İzmir'deki Alman Konsolosluk binasını da inşa eden mimar olduğu belirtilmektedir.İnci Kııvııhı Ersoy alan içinde kaldı . "Saat Kulesi". N. 11 N. 183. 11 Acun. Giiltekin. Bkz. 86/13 1210 numarada kayıtlı yapının maketi ile ilgili belgenin iranskripsİyonu için bkz.. 1-2) 8 a Konak Meydatıfnm 1910 yıllarındaki görünümü için bkz. 1901 yılında inşa ettirilmiş olan Saat Kulesi11.12 (Ocak 1978).5. Raynıond Pere olarak verilmektedir17. bir maketinin yaptırıldığı ve maketin inşaat komisyonu üyesi Belediye Reisi Eşref Paşa ve Kamil Paşa'nın oğlu Said Paşa eliyle gönderilmesi konusunda 10 Mart 1307/23 MarL 1901 tarihli bir emir müsveddesi bulunmaktadır14. Raymond Pere'nİn. Ancak. Maketin üzerindeki Fransızca ya/. 17 M. 14 Başbakanlık Arşivi.Acun. Saat Kulesrnin görünümünün bulunduğu bir kartpostalda. Atay. Abdülhamife Hediye İidüen Gümüş Maketler'". s.. 10.g. ag. Oryantalist eğilimli yapıların kentteki en anıtsal örneğidir (Res. S.g. 42. 133. s. Ülker. 'Topkapı Sarayı Müzesi Suat Seksiyonu".. Yapının inşası sırasında. 13 Yapının İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa oğlu Said Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa "dan oluşan bir komisyon tarafından yaptırıldığı konusunda bilgi için bkz. K. eski sadrazamlardan İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa'mn oğlu bahriye mirlivası Said Paşa'mn yaptığı12 ve bir inşaat komisyonu kurulduğu13 anlaşılmaktadır.Çiğ. s. 7 (t990 ). "E.e.

onarımlar sonucunda tek renkli taşla inşa edilerek bugünkü görünümlerim almışlardır". Kemer köşeliklerinde. Taştan yapılmış ok ucu biçimli birer alemle biten kubbelerin dış yüzeyleri de. Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nden alınmıştır. sütunçeier üzerine oturan dilimli kemerli. Üzeri birer kubbeyle Örtülmüş baldaken tarzında inşa edilmiş bu kuruluşların alt kesimine dikdörtgen biçimli birer havuz yerleştirilmiştir (Res. Sivri at nalı kemerler. ay-yıldız motiflerinin yerinde. . Bilgi için bkz. Yapının eksenlerde yer alan kapıları. Kemer köşelikleri bitkisel arabesklerle dolgulandırılnuştır.Fıskiyelerden bazıları günümüze ulaşamamıştır. alt bölümde olduğu gibi silmcli bir saçak ve üzerindeki taştan palmet dizisiyle son bulut. Kemerleri taşıyan silindirik sütunlar.m. s. cephelere yerleştirilen ve alttan Morcsk başlıklı silindirik sütunlarla desteklenen birer at nalı kemerle taşınmaktadır. köşelerde dar sekiz kenarlı bir plan tasannu gösteren gövdenin yüzeyleri baklava motifleri içme yerleştirilmiş beş kollu yıldızlarla dolgulandnılmıştır (Res.İzmir Saat Kulesi (Şek. sivri at nalı kemerli birer açıklık şeklinde olup sekizgenin köşelerine yerleştirilmiş birer ayakla baldaken kuruluş gösterir.Ülker.4). Üst kesimde de. s. Ortasında birer fıskiye bulunan havuzların üç tarafında da. cephelerde dört kemer açıklığının oluşturduğu at nalı formlu. Abdülhamit'in tuğrasının bulunduğu bilinmektedir21.15 Haziran 1927 yılında çıkarılan "Millî ve Resmi Binalarda Bulunan Tuğra ve Medhiyelerin Kaldırılması" hakkındaki 1057 sayılı kanundan sonra arma ve tuğraların çıkarıldığı bilinmektedir. 13. 42. içlerinde birer palmet bulunan baklava motifleriyle bezenmiştir. Baldakenin kubbeleri.4). birer yalak yerleştirilmiş ve bu ayaklara havuzdan birer lüleyle suyun akması sağlanmıştır1 y.g. Yapının ilk inşasında.3). süs balkonlarıyla aynı hizada yuvarlak madalyon İçine birer ay-yıldız motifi işlenmiştir..Yapının çizimleri. üst kesimlerinde birer ay ve yıldız motifi bulunan bitkisel arabeskler görülür. köşelerde iki. diğerleri birer yalancı açıklık şeklindedir ve önlerini kapatan duvar yüzeyi bitkisel arabesk bezemelerle süslenmiştir. . . Geniş kenarlarının ortasına. Köşelerdeki baldakenler ile eksenlcrdcki açıklıkların kemer köşeliklerindeki Oryantalist bitkisel motifler. Moresk başlıklara sahiptir. deniz cephesi hariç diğer cephelerde. halk arasında Havuzlu Anıt olarak da isimlendirilmiştir. 20 . Bu açıklıklardan güneybatıdaki hariç. a.Saat Kulesi'nİn eski durumunu gösteren kartpostal resmi için bkz. 19. üç dilimli kemerlerle hareketi en dirilmişür (Res. Alt kat cepheleri silmcli bir saçak ve onun üstünde yer alan ajurlu palmet şeridiyle son bulur. orijinalinde çift renkli taşla örülmüşken. . birer açıklık ve bu açıklıkların önüne de konsollarla taşman ve mükebbireleri anımsatan birer küçük süs balkonu inşa edilmiştir. Galerinin üzerinden yükselen ve eksenlerde geniş. saçak üzerinde yer alan palmetlerle birlikte cephe süslemesinin ana unsurlarını oluşturur. Yine sekizgen plan gösteren ve gövdenin etrafım bir galeri şeklinde çevreleyen bu bölüm. Kemer köşelikleri bitkisel kıvrık dallar ve palınet motifleriyle bezenmiştir. N. l-3) ı s . İki tarafında yer alan düşey dikdörtgen pano yüzeyleri geometrik motifler ve aralarındaki palmet motifleriyle bezenmiştir. Alt bölüme göre daha alçak ve dar tutulmuş olan ikinci kat. Yüzyıl İzmir 19 21 IB Fotoğrafları. Bu nedenle de. Osmanlı Arması ve II.

25 Yapıyla ilgili geniş bilgi için bkz. N. "Kemeraltı. Ağustos 1999'da Hollanda'nın Utrecht kentinde düzenlenen A7. Endülüs'teki yapılarda aranabilecek biçimlerin eklektik anlayışta ele almışım göstermektedir. s. diğer Baülı üslup özellikleriyle biramda kullanılmıştır. 1976 yılında onarılmıştır.. Dışa taşkın saçak ve üstünde yer alan mazgallardan soma daralarak yükselen kule. "Osmanlı Devri Camileri Hakkında Ön Bilgi". Uluslararası Türk Kültürü Kongresi (3-7 Kasım 1997 Ankara). 26. Geniş cephelerinde. Oryantalist üslubun İzmir'deki en Önemli temsilcisidir. S. 280 23 . saatlerin bulunduğu bölüme ulaşım. zemin kattaki odadan başlayarak yükselen bir merdivenle sağlanmaktadır. 1881-83 tarihli Mekteb-i Sultani (Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi)25. dışa taşkın üst bölüme geçiş üç mukarnas sırasıyla sağlanmıştır (Res. yuvarlak ve sivri at nalı kemerlerle. Saat Kulesi. s. N. istanbul 1974. Ancak. Keçeciler ve Kemer Polis Karakolları Örnekleriyle İzmir'de Oryantalist Eğilimli Yapılar" başlıklı bildirimiz. 26 Tarihlendinîıe için bkz. Çorakkapı (Basmahane). kemer köşeliklerindeki ve cephelerdeki bitkisel ve geometrik motifler. üst bölümde. Uluslararası Türk Sanalları Kongresi nde bildiri olarak sunulmuştur. 1893 tarihinden sonra inşa edilen Salepçioğlu Camii26 ile Vali Rahmi Bey Dönemi'nde 19131918 tadilleri arasına larihlenen Kemeraltı. Keçeciler (Aııafartalar) ve Kemer (Yenişehir) karakolları gibi yapılar.g. 136. s. "İzmir Mektcb-i Sultanisi (Mithat Paşa Endüstri Meslek Lisesi Binası). dilimli kemerler: kat cephelerini soıüandıran silmeler üzerindeki palmet ve mazgal dizileri: dışa taşlan üst bölüme geçişi sağlanyan üç sıra mukarnas dizisi: cephe yüzeylerinin danteliınsi ağ gibi baklava motifleri içine yerleştirilmiş beş kollu yıldızlarla dolgulandırılması. "izmir Saat Kulesi".inci Kıtyıtlu Ersoy Gövdeden.13.4-5 (Ağustos 1973-74). köşelerindeki havuz ve kumalar mermerden yapılmıştır. Moresk sülün başlıkları. Çorakkapı. Bu karakteriyle de. bir alt bölümdekiyle aynı karakteri taşır. Alman İmparatoru II. Cephelerin tamamı yine taşa oyulmuş bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiştir. 'İzmir Saat Kutesi".5). baskı da. Ülker. 1974 yılındaki depremle yıkılanbu bölüm.Kuyulu. Tamamen düzgün kesme taşla inşa edilmiş yapının. a. 24 18 Haziran 190! ve 18 Eylül 1901 tarihli Ahenk gazetelerinde çıkan haberler için bkz. Kuzey Afrika ve Endülüs yapı ayrıntılarıyla îslami Revivalizm diyebileceğimiz bir yaklaşımla ele alınmış Saat Kulesi H. İ. İslaini karakterin ön plana çıkmasına neden olmuştur. İzmir'deki Oryantalist eğilimli yapıların ilginç örneklerindendir7. diğer bölümlerde olduğu gibi sekizgen bir baldaken şeklindedir23. Sütunlardan 40 ianesi Marsilya'dan getirtilmiş24 yapıda. MAktepe. Kuruluş özellikleri ile bezemenin bütünleşerek ahenkli bir etki bıraktığı yapıda gerek form gerek kullanılan biçimler.Acun. kaynağı KaJıire'deki Fatimi ve Memluk yapılarıyla. Bkz. s. Wilhem tarafından hediye 22 edilmiş birer saat yer almaktadır . adı geçen kongre metinleri arasında yayınlanacaktır. 27 İzmir'deki Oryantalist eğilimli yapılan konu alan bir araştırmamız. bu yapılarda Oryantalist özellikler. 11. Ülker.e. Bir alemle son bulan kubbeyle örtülü baldakendeki saçak üstü süslemesi. IV. Tarih Enstitüsü Dergisi. 14.

281 . Türkiye genelinde de Oryantalist üslubun en anıtsal temsilcilerinden biridir. daha çok Baü Oryantalizmini hatırlatan tarzıyla. sadece İzmir'in değil.İzmir Saat Kulesi ise.

İnci Kuyulu Ersoy O 1 2 5m Plan Şek.İzmir Saat Kulesi . 1 .

.İzmir Saat Kulesi • 0 .İzmir Saat Kulesi . 2 . -r- O I 2 5m Doğu-Baıı Cephesi Şek.

eşiti Şek.İnci Kuyıdu Ersoy O 1 2 5m A-A «. 3 .İzmir Saat Kulesi 284 .

İzmir Saat Kulesi 285 .İzmir Saat Kulesi Res. 2 .İzmir Saat Kulesi lı " • Res. 1 .

3 .İnci Kııyulu Ersoy Res.İzmir Saat Kulesi 286 . J- 1 ? Res. 4 .İzmir Saal Kulesi • «=***.

5 .izmir Saat Kulesi 287 . 6 .İzmir Saat Kulesi Res.İzmir Saat Kulesi Res.

s. s. idarecinin vs. " der. Oğuz Han.289-299. C. "Ey oğullarım! Çok savaştım.Dr. Bunlarda ahlaki öğütler yer alır3. "Kişinin. altı oğlu ile birlikte dünyayı fethedip cihangir olduktan sonra ana yurduna (yurt-i asli) döner. Mesela ilpend-name. İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi. İstanbul 1997. Ümmet Çağında Ahlâk Kitablarıımz. Edebiyat Bilimi Sözligi. dostları sevindirdim. Bir "Uluğ Kurultay" toplar. 440. s.) bir başkasına (çocuklarına. TÜRK KÜLTÜRÜNDE VASİYET GELENEĞİ Hasan KOKSAL' Vasiyet: "Birini (ana-babamn. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1963. Vasiyet konusunda Hunlar devrine kadar çıkan Oğuz-nâme'de ilk bilgilere rastlıyoruz. İzmir 2000. üstadın. kendi yolunu devam ettirenlere) ölütn öncesi yazılı veya sözlü olarak bıraktığı nasihat"1. Ü. 32. . Modern Edebiyal'taki Vecize (Maxime)ler aynı amaçlı ürünlerdir.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Bunun esasım rica. Yard. Üç büyük oğlu Boz-oklar sağda. Konu olarak seçtiğimiz "vasiyet geleneği'". Gök-Tanrı 'va borcumu ödedim. üç küçük oğlu üç-oklar solda oturur. Halk eğitiminde ve sosyal huzurun sağlanmasında geleneklerin önemli bir fonksiyonunun bulunduğu herkesçe kabul edilen bir gerçektir. Altın bir otağ kurar. Leveııd. ss. Türk Dil Kurumu Yayınları: 234. vasiyet konusuna geçiyoruz. : Aslında dilimizde yaşayan binlerce "ata sözü". Ankara 1988.Doç. artık yaşlandım. "didaktik şiir" ve yüzlerce ahlâk kitabı birer vasiyet niteliğindedir. malını ölüm sonrasına bağlayarak bir şahsa teberru yoluyla temlik (mülk kazandırma) etmesini ifade eden bir ıerim"2dir. bir neslin tecrübesini diğer bir nesle ulaştırma. E. Agâh Sun.' adı altında kaleme alınmış manzum ve mensur bir çok eser vardır. Konumuzu dağıtmamak için bu bir biriyle iç içe bulunan didaktik mahiyetteki bir başka çalışmada ele almayı düşünüyor. dilek. ibret alınacak fikir teşkil eder. talebelerine. 4. akrabalarına. Kazan 1990. 91. aileden devlete kadar uzanan kurumlarda görülen bir uygulamadır. "kıssa". Binlerce hayvan keserek büyük bir toy yapar. Düşmanları ağlattım. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. İslâmda İnanç.

Ahmet. Uygurlara ait hukukun çeşitli alanlarındaki hukukî ilişkileri düzenleyen belgeler arasında vasiyetnamelere de rastlıyoruz. Doç. s. Ked-Kaya Tukung. "faizle ve kefaletle borç alma". Melik Şah'ı yerime tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. Yusuf Has Hacib'in Kutad-gu Bilig'i) özellikle dikkati çeken eserlerdir. XT-XIII. şehzadelere birer gümüş yastık. 206. gibi konularda yerleşik kültür hukukunun gelişmiş olduğu görülmekledir6. iç hazineye bir at vermek yoluyla ağır cezaya çarptırılsınlar ve sözleri geçmesin. Tanen. Bahaddin.. yüzyıllarda siyaselnâmeler ve ahlâk-görgü kurallarından bahseden didaktik mahiyetteki kitaplar (Nizamü'ül-mülk'ün Siyasetnâme'si. Ankara 1971. Üçok. 29-34. cemâat ile Tavgag-Yeke. işe karışmasınlar. 5 6 290 .e. büyük orduya (?) bir altın yastık. Türk Mitolojisi /. Türk Hukuk Tarihi. evimi yönetip oğlum Altmış-Kaya'nııı eğitimi ile uğraşsın. Türk Devlet Geleneği. "trampa". 211. "Küskü yılının sekizinci ayının on sekizinci gününde ben Tüşimi Ağırca hastalandığımdan ve hastalığımın gittikçe fenalasaçağını düşünerek ben karım Silang'a şu yazıyı bıraktım: '"Benim ölümünden sonra. s. "yarıcılık". başka bir kimse ile evlenmeden. Tavgaç-Keke'nindir. Bu tamga benimdi. Bu tamga ben. halk ve yakınlarımdan Asana. Töreye ve birliğe bağlı kalmalarım vasiyet eder4. Ben vasiyetnameyi Sııtz'a. bu beyaz elbise kefenim olsun. Coşkun-Mıımcu. Prof. Dr. Dr. 32. a. Tanık İnge. Bu belgede vasiyeti yapan. Ok-yay ilişkilerine göre Üç-oklar'ın bozoklar'a tabiiyetini bildirir. Bu tamga ben Asaııa'mndır. Oğullarım Kosang ile Esen-Kaya üvey annemiz bizimdir. Zaferi kazanırsak önümüzde çok hayırlı günler olacaktır7. Tanık Kara-toym. O zaman ruhum göklere çıkacaktır. Anadolu kapısını Türklere açan sultan Alparslan'ın Roinenos Diogenes ile Malazgirt Meydan Muharebesinle çıkmadan yapmış olduğu şu vasiyet-hitâbe bu geleneğin devlet katında sıkı bir şekilde uygulandığım göstermektedir: "Ey askerlerim! Eğer şehid olursam. Ankara 1976. analıkları ile evlenmelerine vasiyetname ile engel olunabileceği anlaşılmaktadır. Üçok-Mumucu. diğer yandan da batıda Müslümanlarla ilişki kurmuşlardır. gerek savaş. İkici başta olmak üzere. alacağız diye. İslâmiyet öncesi Türklerde yerleşik medeniyete geçildikten sonra "velayet hakkı". Türk Tarih Kurumu Basımevi. Türkler bir yandan doğuda yerleşirlerken. gerekse barış yoluyla İslâmiyet Türkler arsında yayılmaya başlamıştır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını: 388. s. Ben Kaysın sorup yazdım.g. "evlat edinme" vs. Aydın."5.Hasan Koksal Yurdunu oğulları arasında böler. kimi mirasçı olarak kabul ettiğini ve terekesinde kimlerin hakkı olamayacağını gösteriyor. Milli Eğilim Bakanlığı Eğitim Dizisi: 30 İstanbul 1997. s. Ayrıca üvey oğullarının. Tükele ve Kimtsü başta olmak üzere. onlar huzurunda verdim. Ögel. Eğer alacağız diye dava ederlerse. İmlâsı altında yazdım.

A. ona karşı gelme! Bana karşı gelirsen üzülür. s.g. Turan. Selçuklular Zamanımla Türkiye Tarihi. Osman. .. Baksa da görmez olur. Şeyh Edebali'yi kırma. 71. Turan. Selçuklu dönemine ait diğer bir vasiyetname Sultan Alaeddin Keykubad'a aittir. onların dil ve dinlerini devlet güvencesi alıma alarak örnek davranışlar gösterdiklerini görmekteyiz. beylere ve askerlere şu vasiyethitabe'de bulunmuştur. Baskı. s. 491. oğlu osnıan Gâzi'ye. s. incinirim. Özaydın. tbnü'1-Esir. Oğuzlar'm 24 boyundan bir olan Kayı aşiretinin reisleri Ertıığrul Gâzi'nüı. Kâzım Yaşar. el-Kâmil Fi't Târîh Tercümesi. çeviren: Dr. Bahar Yay. 1071 Malazgirt Zaferi'nden hemen sonra Merv'den Doğu Anadolu'ya gelip yerleşen bir Türk grubunun. gece-gündüz kartal gibi uçunuz ve Rumlara merhamet etmeyiniz"8. gözlerim sana bakmaz. Bana karşı gel. İstanbul 1989..Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği Malazgirt Meydan Muharebesi'nde esir aldığı ve yaptığı antlaşmadan sonra serbest bıraktığı Rotnenos Diogenes'in tahttan indirildiği ve gözlerine mil çekildiğini haber alan Alparslan. İstanbul 1984.. ona memleket meseleleri hakkında vasiyetler yapacağım" demiş. Osman Gâzfnin. 1237 yılında bir ziyafet sofrasında zehirlendiği anlaşılmış ve Celaleddin Karatay'a: "Benim işim sona erdi. yeryüzünde. Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi. C. Mısır Memlûkta teri. VI. Osman. 389. Terazisi dirhem şaşmaz. kendimden ümidim kalmadı. a. hasta yatağında ümerânın büyüklerini toplayarak kendisinden sonra oğlu Seyfeddin Ebu Bekr'i sultan yapmalarını vasiyet etmiş ve onlar da bu vasiyete uymuşlardır11"1. İstanbul. 2. oğlu Orhan Gâi'ye sundukları vasiyetleri ve Osman Gâzi'nuı kayın babası şeyh Edebali'nin vasiyetleri bu türün devlet geleneğinde ciddiyetle uygulandığım. Beni fcır. fakat az sonra konuşma melekesini kaybetmiştir9. ona karşı gelirsen. en-Nasır Muhammed daha Önce veliaht tayin ettiği oğlu Amık'un 1340 yılında vefat etmesi üzerine. O bizim boyumuzun ışığıdır. Bu vasiyetnameleri aşağıya alıyoruz: ERTUĞRUL GÂZİ'NİN VASİYETNAMESİ: "Bak oğul. 188489. bu dununa çok üzülmüş. "Bundan böyle arslan yavruları olunu?. s. Vasiyet konusunda bir başka örnek de Memlûk Devleti Sultan'ı en-Nasır Muhammed'in hasta iken verdiği vasiyettir. Kopraman.e. Cilt:U). Kemaleddin Kâinyar'ı çağır. Asya-Avrupa-Afrika kıtalarındaki pek çok devlete 600 yıldan g-fazla adil bir ölçüde davranarak.

Sabah rüzgarında sa\'rulur gidersin. nasıl kullanacağım bilmezsen. Bütün fethedilmemiş sırlar. 292 .'. senceğiz içindir. Daima sabırlı. Sana da bunlar yaraşır. kuvvetlisin. Ötüken. Ulemaya rivayet eyle ki. Bu dediklerimi vasiyet .Hasan Koksa! SözümüzEdebali için değil. şafak vaktinde doğar. akıllısın. Şeriat (din) işleri nizam bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan. 14. ikbal ve hilm göster! Askerine ve malına gurur getirip. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik da 'vasi değildir. Vecdi. Daima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi ALIAH-û Teala 'ya emanet ediyorum"11. insan ihsanın kıılcağızıdır. Zalim olma! Alemi adaletle şenlendir ve ALLAH İçin cihadı terk etmeyerek beni şad el. Güçlüsün. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. bilinmeyenler. ihsanı eksik etmeyesin ki. görünmeyenler. Ve maksadımız. Bilmediğini Şeriat (İslâm) ulemasından sorup anlayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasınl Askerine in 'ami. kelâmlısın. 11 Bürün. Bunları nerede. senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. Ama. akşam ezanında ölürler. Nasıl Öldüler. OSMAN GAZİ ŞEYH EDEBALİ'NİN VASİYETNAMESİ: -'Oğul! İnsanlar vardır. sebatlı ve irâdene sahip olasın. Şeriat (Kur 'an) ehlinden uzaklaşma! Bizim mesleğimiz ALLAH yoludur. ona rağbet. avun. s. İstanbul 1981.say. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. " ERTUĞRUL GAZİ OSMAN GÂZİ'NİN VASİYETNAMESİ: Bak oğul! ALALH-û Teâla'mn emirlerine muhalif bir İs işlemeyesin. ALLAH'm dinini yaymaktır.. Ancak. Avun oğlum.

Sarı Saltıık gâ/ilere kendisi için on iki tabut yaptırmalarını vasiyet eder. 293 . Gördün söyleme. çöllere dönersin. Sarı Saltuk tabutun içinden bir na'ra alarak vasiyetinin dışına çıkmamalarını İster' 13 . Haklı olduğunda mücadeleden korkma. Kırgızların milli destanı Manas'ta da aynı gelenekle karşılaşıyoruz. Sarı Saltuk'a bir yahudi hile ile bir zehirli su içirir ve arkasından gönderdiği bir fedai ile hançerletir. Bu tabutların her birisi Eski Baba'daki Sarı Saltuk tekkesinde bir gün bekletildikten sonra na'şını almaya çevreden gelen beylere verilecektir. Üç kişiye acı: Cahiller arasındaki âlime.:832. San Salıuk'un vasiyeti üzerinde ihtilafa düşerler. Manas hasta yatarken kırk yiğidini çağırır ve onların huzurunda Vezir Bakay'a vasiyetini bildirir: Ey benim kardeşlerim Abeke ile Kölfişf Vasiyetimi yapın. Kültür ve Turizm Bak. olun bana birer eşj Altıma da bir davak. Yüce.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği Ananı. Saltuknâme. Sarı Saltıık ölümün yaklaştığını anlayınca abdeslini alır ve kefenini giyerek çerağınm yanma gelir. Her sözü üstüne alma. ev Bakav! 12 13 Semerkant Dergisi. atanı say. yiğidin iyisine deli derler. hiç bir kimsenin yardımı olmadan musallaya doğru yürür. 377-378. tabut kendiliğinden. s. hazır olsun. Yay. Anakara 1987. Açık sözlü ol. Bilesin. yeşilken çorak olur. San Saltuk'un böylece tekkede bekleyen her bir tabutta ayrı ayrı görülecektir. Bereket. Hatırlı iken itibarım kaybedene. "ı ŞEYH EDEBALİ İslamî Türk destanı olan Saltıık-nâme'de de vasiyet geleneği ile karşılaşıyoruz. Bu tartışma esnasında. Kemal. Sevildiğin yere sık gidip gelme. büyüklerle beraberdir. Aşağıdakiler kadar emniyette değildir. atın iyisine doru.. Zenginken fakir düşene. Bu dünyada İnancını. Umuma ki yüksekte yer tutanlar. Ocak 2000. kalkar muhabbetin itibar olmaz. kaybedersen. Gaziler. Sarı Saltuk'un ölüsü yıkanıp tabuta konduktan sonra.. bildin bilme.

hem de bazı kelimeleri değiştiriyor. Bu tarihî açıklamalardan anlaşıldığı gibi Türk toplumunda vasiyet. vasiyetin günümüzde uygulanan şekillerine bakalım.Hasan Koksal Maiyetimle herkes.1938 Pazartesi.9. Eşsiz muhakeme ve zarafeti burada da kendini göstermişti.g. bunu görünce diğerlerinin soyadlarını yazmadı" 16 .. Nıtkut ve hisse senetleri şimdiki iş Bankası tarafından nemalandırılacaktır. Mesela. ey Bakay! Ölmek üzereyim ben. Atatürk'ün bizzat kaleme aldığı vasiyetnamesi şekil ve muhteva olarak şöyledir: VASİYETNAME: Ankara 28 (A:A)-Atatürk'ün bugün açılan vasiyetnamesi aşağıdadır: "Dolmabahçe 8. kamu düzenin sağlanması. s. çok sakindi. vasiyet konusunda bir takım ölçü ve kayıtlar getirilerek yakınların korunması.e. Ögel. a. 531. malik olduğum bütün nukııt ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayri menkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi 'ne âtideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum: î.g. a. hak ve ödevler arsında denge kurulması hedeflenmiştir. çok ince düşünüyordu.hazır olsun. 14 :5 16 Ögel. Mazhar. 505. Atatürk'ün Vasiyeti. Hasan Rıza Soyak. çekin şimdi. baktı Han göçüp gitti! Onun cenazesini kamışa koydu gitti! Bir dağ gibi Manas 'ı mezara koydu gitti/u Aynı destanda Yakup Han'ın vasiyetnamesini de hazırlayan yine Vezir Bakay'dır 15 . ey Bakay! Yakup oğlu genç Manas böylece göçüp gitti! Bay 'in tek oğlu Bakay. ey Bakay! Başımla ayağımı. anılarında diyor ki: ". o. İstanbul 1968.. oldukça anlamlı bir tarih vesikasıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Önder Atatürk'ün vasiyetnamesi.. cümleleri mânalarına hiç halel gelmeden kısaltıyor ve sadeleştiriyordu... s. bir maddede kendilerine ayaklık bağlanmasını vasiyet ettiği hanımlardan beşinin soyadı yazılı idi.e. kökü çok eskilere dayanan bir gelenektir. Hem yazıyor. 294 . s. yalnız Bayan Afet'in soyadı yoktu. Günümüz toplumunda. Levendoğlu.. Şimdi. henüz başka bir ad da almamıştı. gelin şimdi.. 125. ailesinin soyadını kullanmıyordu.

"Atatürk Vasiyetnamesini Nasıl Hazırlamıştı?". 17 18 Olcay Gazetesi. yüzü Özellikle ebeveynler. Her sene nemadan mütebaki miktar varı yarıya Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir. sonra önündeki sigara masasının üzerine koyduğu kapalı zarfı aldı. 4. edebî bir kıymete de sahiptirler. 249. Tam karşısına koydurduğu sandalyelerde üçümüze de ver gösterdi. Ömer İrde/p ve ben şahit oluyorduk. baktım. Trabzon 29 2. Bunda Dr. s. 'Bu benim vasiyetimdir. Soyak Hasan Rıza. 6.Bir gün sonra emrettiği saatte noter geldi. Ülkii'ye 200 lira ve Ruhîye ile Nebiye 'ye 100'er Ura verilecektir. s. hukuki bir belge sayılmakla birlikte. bir zabıt yazdık.ATATÜRK" 1 . Bizi görünce hafifçe kımıldadı. Sayı:9-10. 10 Kasım 1939. İstanbul 'daki noter mevcudu ve o sene yeni çıkan noterlik kanunu üzerine konuştuk. Zaten bizimde yapacak işlerimiz vardı. muhtaç oldukları yardım yapılacaktır.l. Bu vasiyetnamenin notere teslim edilişini Hasan Rıza Soy ak şöyle anlatmaktadır: ". Sabiha Gökçen'e 600. ipek ve robdöşambr giymiş. Biraz vakit kazanmamı istedi. yeni kurulacak bir yuvanın ayakta kalması ve mutluluğu için her türlü tedbiri önceden aldığı gibi. Afet'e 800.. Kendisine haber verdim. Alt katta bir odava girdik. 5. diyerek notere verdi. Hatırımda kaldığına göre noterle. "Buyursunla" dedi. Kendisi yataktan çıkmış. 295 . traş olmuş.. Getirilen kahvelerin içilmesini bekledi. Sabiha Gökçen 'e bir evde alınabilecek ayrıca para verilecektir. Neşet. Derhal kalkıp odadan çıktık. yatak odasına girdik. İsmet İnönü'nün yüksek tahsillerini İkmal için. sigara içiyordu. Sayı:2024. 3. Denize nazır pencerelerin önüne koydurduğu bir şezlongun üzerine oturmuş. Her seneki nemadan bana nisbetleri şerefi mahfuz kaldıkça yaşadıkları müddetçe Makbule'ye ayda 1000. icap ettiği zaman kanuni muamelesini yaparsınız'. Çoğu kez yazılı hale getirilen bu beyanlar.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği 2. Tarih Coğrafya Dünyası. Boynuna gene koyu vişne renginde ipek bir eşarp bağlamıştı. oturduk. Atatürk 'ten haber gelince üst kata çıktık. üzerinden bir yük kalkmış gibi ferahlamış. K. Makbule 'tiin yaşadığı müddetçe Çankaya 'daki oturduğu ev de emrinde kalacaktır.bulunacakları tasamı Har hakkında İsteklerde bulunurlar. Çıkarken pembeteşmişti"1*. yıkanmış. Teşrin (Kasım) 1938. kendileri ölmeden önce düşündükleri yolun devam etmesi için varislerine -özellikle mali konularda.

böyle bir müessese kabul edilmemiştir". Hz. s... Peygamber'in. Hatta Hz. bu malı Ölüme bağlı bir tasarrufa konu edebilme hakkı ve irade hürriyetinin tabîî bir sonucudur.g. miras bırakanın herhangi bir kimse ile miras mukavelesi yapması mümkün değildir.g. Erzurum 1989. a.e. Fukahanın değerlendirilmesine göre. Hanefi mezhebine göre vasiyet.e. Ancak tereke (ölen kimsenin miras olarak bıraktığı her şey) üzerindeki hakların sıralanmasında vasiyetlerin. ölüme bağlı tasarruflar içinde vasiyetler önemli bir yer tutar. sağlığında yapamadığı bazı hayır ve iyilikleri vasiyet yoluyla olsun yerine getirmeye teşvik etmiştir.. 7 1 . sonradır"22.g. a. ölenin borcu ödenip vasiyeti yerine getirildikten "Ey iman edenler! Sizden birinize ölüm hali geldiği zaman vasiyet vaktinde içinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tu/un "u. İşaret Bilimsel Araştırma Dizİsi/9. Peygamber de müslümanları vasiyette bulunmaya. Maide. "Bir müslümanın vasiyet edebileceği bir şeyi varsa. 72. Veda haccı sırasında şiddetli bir hastalığa tutulan öleceği zannıyla malının tamamını hayır hizmetlerine vakfetmek isteyen Sa'd bin Ebu Vakkas'a izin vermemiş. Ayetleri. Mukayeseli İslâm Miras Hukuku. a. İslâm Miras Hukuku'nda. ancak inalının üçte birini vasiyet etmesine müsaade etmiştir22.. a. Yalnız İslâm Hukukıfnda bu serbestlik sınırsız değildir.g. s. vasiyetin müessese olarak tslâm hukukunda caiz olduğu açıklanmaktadır. . kural olarak nıendup (şeriatça yapılması uygun görülen) ve müstehap (beğenilen) olmakla birlikte belli şartlarda farz. Bu hususta mezhepler arsında birlik vardır 21 . İslâm Miras Hukukıf nda. 7 1 . Peygamber. Aktan. 79. 71. s. • Aklan.VI06. Aktan. s. Vasiyette bulunmanın dinî hükmü.e. Nisa. Kur'an'da vsiyetin caiz olduğu genel bir ifadeyle duyurulmaktadır. mekrun 1 20 21 22 23 24 25 Aklan. 4/11-12. bir kimsenin sahip olduğu malın aynını veya menfaatini bağış şeklinde ölüme bağlı olarak temlik edebilir. Hz. s.Hasan Koksal Edebî metinlere geçmeden önce İslâm Miras Hukukıfnda "Ölüme Bağlı Tasarruflar" başlığı altında ele aldığımız ivvasiyet"i izaha çalışalım: Kişinin kendi malında hayatta iken dilediği gibi tasarrufla bulunması gibi. borçların ödenmesinden sonra yer aldığı bilinmektedir20. "Mirasçılarda taksim. . Aktan. Hamza." Diye buyurduğu rivayet edilmiştir 3 . kişinin miras olarak bıraktığı malların ancak üçte birini vasiyet edebilir. vasiyetnamesi yanında yazılı olmadığı halde iki gece geçirmelidir.e.

g. Yani kişi yaptığı vasiyetine bağlı kalmak zorunda değildir 9 . Buna karşılık. çok sevdiği bu tatlıyı yer ve hoşuna gider. Bu vasiyet. Bu durum dikkate alınınca vasiyetin bırakılan mallara taallukunun ölümden sonra gerçekleşeceği sonucu ortaya çıkmaktadır. çeşme. Emiroğlu. kütüphane. Aynı yer. Vasiyette bulunan kimse ölmeden önce vasiyetten vazgeçebilir. s. Mesela vakıf. Aktan. Lehine vasiyet edilen kimse. camii. 72. Sadi Hoşses. Eğer kendisini mirastan mahrum edebilecek başka bir mirasçı bulunuyorsa böyle bir mirasçıya vasiyet caizdir. Aynı yer. Yapılan bir vasiyetin hukuken geçerli olması için vasiyette bulunanın akit ehliyetine sahip bulunması.. ölümden sonra ödenmesini ve hak sahiplerinin haklarının verilmesini vasiyet etmesi ise vaciptir 7 . O an Yusuf Naİkeseir e vasiyette bulunur: "Öldüğüm zaman. Cilt:4... 26 27 28 29 30 31 52 İslâmda İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi. s. 297 . vasiyet yapılanın vasiyeti kabul ettiğini belirtmesi gerekir2". ancak mirasçısı olamaz. Müzik dünyasının yakından tanıdığı merhum Sadi Hoşses bir gün. geç duyulduğu için öldükten sonra Devlet Klasik Türk Müziği Korosu tarafından "Reşat Aysu'yu Anma Programlında yerine getirilmiştir32.. okul. vasiyette bulunanın hısımı olabilir.g. a. Sadi Hoşses öldüğünde Yusuf Nalkesen bu vasiyeti yerine getirir31. İstanbul? 1997. o gün kalburabastı tatlısı yapmıştır. Yine ünlü bestekâr Reşat Aysu. cenazemde çalınsın. İzmir Klasik Türk Müziği Korosu Viyola Sanatçısı. Geride kalanların bu vasiyeti yerine getirmeleri hem dinî hem de hukukî bir borçtur. Sami. îslâmiyette gayri meşru bir iş ve faaliyet için vasiyette bulunma caiz olmadığı gibi bu tür vasiyetlerin yerine getirilmesi de caiz değildir. ölmeden önce şu vasiyeti yapmıştır: "Kendi beste/ediğim cenaze marşım. Başka bir söyleyişle mirasçıya vasiyet olmaz.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği (yapılması şeriatça hoş görülmeyen) hatta haram hükmü de olabilir25. yetim torununa vasiyette bulunabilir^1. 74.e.e.. mezarlığa gelen cemaate yetecek kadar kalburabastı tatlısı yaptır ve onlara yedir. Aklan. Şerbetini de benim mezarımın toprağına dök". Sami.. Bilgiyi aktaran: Emiroğlu. "Vasiyet" Maddesi. a. bestekâr Yusuf Nalkeseıvin evine gider. bîr müslümanın sağlığında ödemesi gerektiği fakat ödeyemediği malî karakterdeki dinî ve medenî borçlarının. 440-442. gibi bütün insanlara yararlı yatırımları sağlığında yaptırma fırsatı bulamayanların bu yönde vasiyette bulunması müstchap görülmüştür. Vasiyetin yerine getirilmesi mirasın paylaşılmasından önce gelir. Yusuf Nalkesen'in hanımı. s. Mesela oğlu sağ olan baba. hastane.

Büyük Ozan Aşık Veysel'in sazına vasiyeti. "Bu vasiyet de yerine getirilmiştir33. Allah rızası için.Hasan Koksal Çeşitli meslek gruplarından olup da toplum tarafından sevilen-sayılan şahsiyetler ilgi odağı oldukları için.sonra. beni unutma. Sami Emiroğlu ve aile efradına: "Ben öldüğüm zaman. Sen petek misali Veysel de arı înlesir beraber yapardık balı Emiroğlu. orada bulunan Şair Yalçın Banricaıı. Sami. Mustafa Kandırah benim mezarımın başında klarnet çalsın. Röntgen Mütehassısı Dr. alegori san'atının da tipik örneğini teşkil etmektedir. Ben gidersem sazım sen kal dünyada Gizli sır/arımı aşikar etme Lâl olsun dillerin. Ccmalettin Alptekin. Bu toprak yığınından.. ömürlerinin son döneminde kendilerinden arzuları sorulur.. benim oğlumla aynı mezara gömüm ve mezar taşıma da şu dörtlüğü yazın: Baba oğlu kavuştuk. sonunda bir kabirde. Şair şahin Çandır. Sanatçı Engin Çır. bir fatiha okuyun! Yalçın BENLİ CAN Baba: Dr. Öğrenilen bu istek yerine getirilir. sonuymuş başka yolun. söyleme yâda Garip bülbül gibi âhuzar etme. Cemalettib Alptekin (1928-1992) Oğul: Tahsin Eren Alptekin (1960-1981) Türk San'at müziğinin paşası diye namlandınlmış Zeki Müren'in vasiyeti ilginçtir: "Ben öldükten . . Gizli dertlerimi sana anlattım Çalıştım sesini sesime kattım Bebe gibi kollarımda yaylattım Hayali hatır et. Her yolun başlangıcı. geçerken biraz durun.

Türk Kiiltüriinde Vasiyet Geleneği Ben bir insan oğlu san bir dut. Elemanları bakımından çeşitlilik arzeden kültürümüzü bir bütün olarak ele alıp değerlendirmek. Bu gelenekler. 299 . mitolojilerini ve inançlarını kayıtlara geçirmemiş bir çok yönleriyle ve bir bütün halinde muhafaza etmeyi sağlamıştır. sen ustanı unutma. toplulukların tarih sahnesine çıktıkları andan bugüne kadar geçirdikleri hayal serüvenlerini. dalı Ben babamı. bizleri büyük bir devlet olduğumuz sonucuna götürür.

Ü. hatla Pir Sultan Abdal gibi bir dönem Türk Edebiyatına damgasını vurmuş şairin hayatı çevresinde bir halk hikâyesi teşekkül etmesinden daha tabi bir şey olamaz. ss: 18-90) idari ve askeri kudretin bozulması birtakım isyanların. anlaşmazlıkların da olması demektir. Orta Asya. siyasi. kültürel ve ekonomik bakımdan oldukça ilginç bir tablo görünümündeydi.. İzmir 2000. Zaten sınıflaşmanın Temelini de bu çatışma. eşkıyalık hareketleri ya da başka türden olayların doğduğu ortamın niteliğini taşıması.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV. bu sınıflar arasındaki çeşitli çatışmaların. "PİR SULTAN VE HIZIR PAŞA" HİKAYESİ Nerin KÖSE* *Bir toplumda farklı sınıfların varlığı. toprak idaresinde rüşvetin Önlenememesi. (Öz. Dr. (Gülpınarlı 1. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi . O yüzden hikâye üzerinde incelemeye başlamadan önce hikâyenin kahramanı olan Pir Sultan'm yaşadığı dönem ve o döneme gelinceye kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun genel durumu hakkında kısa bir bilgi vermeyi uygun buluyoruz. ss:413-414: Köprülü I. O sebeple ortaya çıkan çeşitli ayaklanmalar. çelişkilerin. İşte yazımızın konusu da Pir Sultan Abdal'ın hayatını konu alan ve onun ölümüyle ilgili bilgilerin de yer aldığı "Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikayesi" de böyle bir anlatıdır ve dönemin siyasi ve sosyal durumundan pekçok şeyi aksettirmekledir. Bu sebeple Türk toplumunda XV. İran ve Harezm ile Mısır ve Suriye arasında geçit durumunda olması doğudan gelen bitmez tükenmez bir trafiğe yol açmış. Yüzyılda Anadolu coğrafi. bir başka ifadeyle bu tür hareketlerin farklı sınıflan bünyesinde barındıran toplumlarda görülmesi bu durumun toplumların ihtiyaçlarına göre ortaya çıkan ve şekillenen. Selçuk Devleü'nin askeri ve iktisadi durumunu daha çok Moğollar'ın bu acımasız saldırılan sarsmış. tarihi. özellikle topraklarını kaybeden beylerin başkaldısına da zemin hazırlamış. E. onların arzu ve beklentileriyle kültürel yapıların da ortaya çıkaran anlat türlerine de aksetmesine yol açacaktır.301-318. çelişki ve anlaşmazlıklar oluşturmaktadır. X1TI.dan itibaren farklı sınıfların görülmeye başlamasıyla teşekkül elliği kabul edilen halk hikâyelerimiz (Boratav II ss. yy. ss. s:200) Taht kavgaları.76-77) de de bu tür olayların tespit edilmesinden. bir asır boyunca devam eden Moğol istilâsı ise bu trafiğin bir insan seli halini almasını sağlamıştır. hükümetin merkeze uzaktaki yerlerin denetimini ve halk üzerindeki etkisini zayıflatmıştır. İran ve Doç. savaşlar vb.

gerekse ekseriyetinin içinde bulundukları çevre bakımından Alevi Bektaşi şairlerle paralel bir özellik göstermelerinin (Köprülü II. müslüman inanç ve ibadetlerine karşı tevil ve kınamada bulunmaları. kuvvetlerini konuna vb. Selçuklu Devleti'ndeki idari ve askeri çöküntü ile XIII. yy. İslamiyet. Camiler. isyanlar taht ve toprak kavgaları.) lerin kendi inançlarıyla örülü olup kutsal tanıdıklarının ınenkabelerini anlatması. Boratav:ss:5()-51). Alp Erenler vb. S:414J. nefeslerin söylenip çalındığı yeni bir edebiyat türü ortaya çıkmıştır (Köprülü 1 ss:337357). ss: 184-187) yanışına tasavvufu kaynak edinmeleri (Gölpmarlı I. Âşıkların gerek şiir türleri ve konuları. *Alevi-Bekt. Anlaşılacağı üzere bu karışık dunun halk ve İdareciler arasında şu ya da bu sebeple sivrilmiş pek çok kimsenin bu gruplar aracılığıyla kuvvetlenme. Ss:359-375. bu zümrenin erkân ve usûllerini içeren nutukların. A Icvi-Bcklaşi Edebiyatı. Saz şairlerinin bazılarının da bu inanç tarzım temsil ettileri düşünülecek olursa bu yakınlığın ve önemin sebebi daha iyi anlaşılmış olur. bozulan ekonomiyi düzeltmek için konulan ağır vergiler ve dunundan İstifade etmek isleyenlerin yağmaları vb.) bütün yeni tarikat. Anadolu'da her türlü inanç şeklinin yerleşip yeşermesine elverişli bir durum yaratmış. Tanrı ile inceden inceye 302 . şiir (nefes. Anadolu'sımdaki yeni ve ilginç bir dini havanın haberini de vermektedir (Gölpınırlı II. esnaf teşkilâtlarında ahilerin. Haydariler.aşi Halk Edebiyatı *Melâmi-Hamzavi Hlk Edebiyatı olarak üç gnıpta inceleyebileceğimiz Türk Edebiyatının bu sahasında (Gölpınırlı II. *Tasavvufî Halk Edebiyatı. devriye vb. ilâhilerin. önemli bir yer işgal eder. hesaplarına son derece uygundur. Bir başka ifadeyle kıtlık ve açlık. Gölpmarlı II. sınır boylarında alp-erenlerin ve diğer çeşitli grupların aracılığıyla farklı şekillerde yorumlanıp hızla yayılmaya başlamıştır. Yunus'u kaynak edinmiş olmasına rağmen kullandıktan terimlerin Alevi ve Bektaşilik'in erkân ve usulünü yansıtması. ss:2OQ-255. ss:413-414). S:36O). Gölpınarhl. Mesela 1240'ta güçlükle bastırılan Babailer İsyanı İle 1278'te Konya'yı zaptederek adına hutbe okutan ve şehzade olduğunu iddia eden Cimri İsyanı bize. Kalenderiler. nutuk. Çünkü Sünni ya da değil (Rum Abdalları. " Zümre Edebiyatları" dediğimiz "kendi inanç şekilleri doğrultusunda ibadeti öngören. kaynağı Yesevi'nin Hikmet'lerine dayanan ve Yunus'un coşkun lizmiyle beslenerek tekkelerde şeyhlerin.Nerİn Köse Türkistan'dan pekçok sufinin Anadolu'ya gelip çoğu Batıni karakter taşıyan çeşit çeşit tarikat ve mezhep crbabıyla birlikte yarattıkları yeni hava ile hükümetin etkisi daha da azalmıştır. ss:361-362) halk edebiyatımıza bu iki sınıfının benzer ya da aynı ürünleri yaratmalarına yol açmıştır. tasavvuftaki "Varlık Birliği" yerine "Ali ve Ehl-i Beyt Sevgisi"nin ön plâna geçmesi. mezhep ve inançları temsil eden ve çoğu gezginci olan bu kimselerin gelişiyle İslâm dini büyük bir toleransın hakim olduğu geniş bir düşünce akımı halini almıştır (Köprülü I. Bu durum XIV ve daha sonraki yüzyıllarda da devam etmiş.

Kul Mustafa. Gölpınarh 1. ss:43-53: Ural. ss:362-37I). Kerem. en lirik şairi kuşkusuz Pir Sultan'dır. Gölpınarh. bir müddetten beri farklı bir yörede oturmasına 303 . Hikâyenin musannifi Ali İzzet İlci aslen Sivas'ın Su Şehri köyünden olup 63 yaşındadır ve âşıklığını.418-419. çiçekler. ss:417-423. Pir Sultan hayatı boyunca Alevilik'in en güçlü savunucularından olmuş: bütün nefeslerinde bu inanca ait erkân ve usûlleri. İşte makalemizin konusu olan "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi" de bunlardan biri olup mahalli bir saz şairinin tasnif elliği halk hikâyesi olarak karşımıza çıkmaktadır. bir ermiş gibi kabul edildiğini göstermektedir. Hz. sık ağaçlı ormanlar. ss:30-54. Bunların sonunda Pir Sultan'ın hayatı dcstanlaşmış. ss:48-53. Alevi-Bektaşi Edebiyatı için de Pir Sultan. hükümetin yıllar boyu Alevilcr'e baskı uygulaması hatla öldürtülmesi (Aslanoğlu. deyiş söylencesi vb. ss:67-86). Köroğlu. bağlar bahçeler. yol vermeyen dağlar tepeler. ss:417-418) onun halk tarafından ne kadar sevildiğini. ss:60-64). Aslanoğlu. Özellikle III. île ilgili hususlarda anlatılanlar (Aslanoğlu. Hızır Paşa ile olan ilişkileri. Bu sebeple Pir Sultan'ın olmayan ancak onun gibi gösterilen pek çok nefes tesbil edilmiştir (Aslanoğlu. yaşayışı ve hayatı. ss:67-68). hayvanlar. ss. Alevi olan ve "kul" lakabıyla bunu açıkça ortaya koyan. pek önemli bir yere sahip değildir. Ss:58-66). Murat döneminde Sivas valisi olan Hızır Paşa'nm ayrı ve önemli bir yeri vardır. 5 yıldan beri İzmir'in Torbalı ilçesinde yaşayan Ali İzzet İlci "Kul İzzet" mahlasım kullanmaktadır. Nitekim ölümü ve ölüm sebebi. Şiirlerinde bu inancı yaymaya çalışmasına. Deniş Ali. Gevheri gibi diğer Alevi şairlerini etkilemekte gecikmemiştir (Gölpınarh I. dünya ve ölüm. üstelik vazgeçmeye niyelli olmadığını açıkça söylemekten çekinmediği için onun tarafından hapse attırılmış ve idam edilmiş (Ural. İran'a ve Erdebil Dergâhına candan bağlılığının görülmesiyle bu cdcbiyal Tasavvuf! Halk Edcbiyalı'ndan hemen ayrılır (Gölpınarh II. Kısacası Tasavvuf Halk Edebiyatı için Yunus ne ise. odur."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi alay edilmesi. hem de daha sonraki çağların Alevi şairleri Pir Sulum tarzında söylemeye çalışmışlar. bazı olayların etrafında efsaneler teşekkül etmiştir. Gölpınarh 1. ss:417418): diğer Pir Sultan Abdallar ise sanki kendi başlarından geçmiş gibi bu olayı anlatan şiirler söylemişlerdir (Aslanoğlu. bu yolda bir kitap olabilecek hacimde rivayetler ortaya çıkmıştır. Aslanoğlu. Pir Sultan'ın hayatında III. ss:120-142. ss: 111-142) bile onu bu yolundan alıkoyamamıştır. Ahmet zamanında Sivas valiliğinde bulunmuş olan Hızır Paşa ile olan münasebeti şiirlere konu olmuş. bu uğurda hayatından olmasına rağmen tasavvuf. uzun yıllar adı geçen olayın geçtiği çevrede yaşayan Ali İzzet İlci. Ayrıca Dede Korkut'tan Kaygusuz'a. Düşüncelerinden vazgeçmediği. Yunus'taıı Hayati'ye kadar pekçok ustanın etkisi açıkça görülen Pir Sultan Dadaloğlu. Alcvi-Bektaşi Edebiyalı'mn en önemli siması. Beklentileri. Ali'ye ve Şah İsmali'c bağlılıklarını dile getirmiş (Aslanoğlu. insan sevgisi vb. hatta kendisiyle aynı adı taşıyan beş şair daha ortaya çıkmıştır. kahvelerde saz çalıp söyleyerek sürdürmekledir. Kısacası herşey onun şiirlerinde kendilerine yer edinmişlerdir. Sefil Ali. Hem kendi.

Nerin Köse rağmen hafızasından silinmeyen "Pir Sultan'ııı ölümü" meselesini bir halk hikâyesi haline getirmiştir. Önce vakayı anlatan nesir kısmım düzenlemiş: uygtm yerlerine de (1 no. Çıldırlı Âşık Şenlik'in "Salman Bey Hikâyesi'ni tasnifini hatırlatan (Boratav.lti varyanttaki iki türkü hariç) Kul İzzet'İn. Nitekim hikâyede 3'ü lek dörtlük 11 türküden: . ss: 127-128) bu lükayesindeki türkülerinde bile Pir Sullan'm etkisi açıkça görülmektedir.

Mahşerde toplanır biltamam kamu Ol Nebi Muhammed Pirim Ali'dir dörtlüğünde: Gelstin ikrarına beli diyenler Anladım derdim Muhammed Ali'dir İsmim anınca salâal vernler Meşrebim virdim Muhammed Ali'dir (Aslanoğlu. 85 no.lu deyiş) misralanyla başlayan deyişin. Evvel rı/. Açılın kapılar Şah'a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar Şah'a gidelim diye başlayan ve ilk dötlüğü aynı olan türküsünde de: 305 ."Pir Sultan Ve Hızır Paşa " Hikayesi Muhaııınıed Ali'dir var mıdır aynı Pirimi sevenler çeker mi kaygu. 158 no. s:164. s:231. 121 no.lu deyiş)diye başlayan deyişini: Ey bana kimsin diyen Evvel Allah'tanız bir Nâmıma Haydar derler Âli Abadanız biz şeklinde baylayan 2 dörtlükten ibaret türküsünde: Gel güzelim kaçma benden Yad değiliz bülbülüz biz Biz yol ehli kardaşlarız . s: 197.a demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır.lu deyiş) mısralarıyla başlayan deyişinin. Erkân içinde yoluz biz (Aslanoğlu. Yiyemezsin demendim mi? Diye başlayan 4 dörtlükten ibaret türküsünde: Güzel âşık çevrimizi Çekemezsin demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi? (Aslanoğlu. ilk dörtlüğünün son iki mısraı aynı olan: Hak yonunu eğri tuttun. Hızır Paşa bizi berdar etmeden.

ister nutuk. S. sevincini ve tasasını. (Dizdaroğlu.lu varyanttaki Öyle bir zamane geldi ki devran Zalimler sultandır Hak agâh olsun Elimde zincir var dilimde efgân Halimi işiten dil mahzun olsun dörtlüğüyle başlayan ve 2 bentten ibaret olan türkü. Pir Sultan'ın ağzından söylenen türkülerde gayet açık bir şekilde görülmektedir. badem tenli bir oğlu olur.. Dizdaroğlu. ss:189-223. Kul Fam sevincinden ne yapacağını bilemez.. ss:68-84) da ortaya koyan bu dimim Hz. 1 no. kendisini sevenlerin ve halkın Hızır Paşa'ya karşı duygulan. isterse devriye vb. ss.Nerin Köse Gönül çıkmak ister Şah'ııı köşküne Can boyanmak ister Ali Müşküne Pirim Ali on'ki imam aşkına Açılın kapılar Şah'a gidelim (Aslanoğlu. 47 no. Günlerden birgün yavrularını arayan ancak bir türlü bulamayan bir kazın "yetiş Allah" diyerek dileğine-kavuştuğunu gören Kul Fanı evine dönünce olanları karışma anlatır ve sabaha kadar "kendilerine bir evlât vermesi için Allah'a dua ederler. özeti kısaca şöyledir: "Horasan erenlerinden Kul Fam ve eşi Bahar Çiçek'in (1 no. Hikâyenin her iki varyalındaki türkülerin hepsi de (1 no. Hikâyenin adından da anlaşılacağı üzere vaka.13ü-132.lu varyantta Cemile olarak geçmektedir) yedi yıldır evli olmalarına rağmen çocukları olmamıştır. yani tulum ve tepkisini gösteren en güzel i İade yoludur. Gerçeği istersen kâtip böyle yaz Hem gece hem sabah Şah'adır niyaz İnşallah yıkılır şu kanlı Sivas Kâtip ahvalimi Şah'a böyle yaz dörtlüğüyle başlayan diğer türkü ise tamamen Pir Sultan'a aittir (Öztelli. Gelelim anlatının konusuna.lu varyantta ise 3 iürkü ile iki dörtlük vardır ve Mukammed Ali'dir var mıdır ayn diye başlayan ilk dörtlük hariç. Ali'ye olan bağlılığını konu eden ilk dörtlükle. Kul İzzet'in kendisine. sofralar kurdurur.) 2 no. 18. 3G6 . ss: 102-122) Zaten türkülerimi/.lu deyiş) deyişinin açık tesirini görmemek mümkün değildir. git zaman Cemile Hatun'un uzun saçlı. toplumun herhangi bir olay karşısındaki yergisini. olsun bütün şiirlerinde kullandıkları bir biçim olduğunu (Elçin.lu varyanttaki tek dörtlük hariç) koşma düzeninde söylenmiştir. Gel zaman. hepside Pir Sultan'a aittir. Pir Sultan ile Hızır Paşa arasındaki ilişkileri anlatan olaylarla ilgili olup. müjdeciye de bir ak koç hediye eder. Edebiyatımızın en çok sevilen şiir türü ve saz şairlerimizin ister nefes.

Bunu gören Hızır Pir Sultan'a "Sivas'a girmesinin yasak olduğunu" ifade eder ve onu kovar."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi Bir hikmet gösterene kadar adı konulmayan çocuk kısa zamanda "dört kapı. hikâyeler anlatırlar.07 . Pir Sultan bu davete cevap vermezse de eli-kolu zincirlenir ve sürüye sürüye konağa getirilir. destursuz dergâha gelen müridini ise Pir Haydar'm "Sarı Kadı" ve "Kara Kadı" adlı köpekleri bile sevmezler. seni affedeyim. Bu arada amca kızı Balım Sultan'Ia evlenen Pir Haydar haktan ağır vergiler alan ve onlara zulmeden Sivas Valisi Ayvaz Paşa'nın huzuruna çıkarak "yaptıkılarının ulanç verici olduğunu" söyler . sahip olmasını" söyler. iki haram yemek pişirir. taşar. Bunu gören Hızır Paşa daha da hiddetlenir ve Pir Sultan'a "içinde şah kelimesi geçmeyen bir şiir söyle. Köyü'nden haracını alamayınca Pir Sultan'ı ayağına çağınr. Giderek nefesinin ve sazının kerameti her yere yayılan Haydar babasının evini dergâh edinir ve etrafı müridleriyle dolar. Usta ozan da sazı ile birlikte oradan gider. Bunlar yetmezmiş gibi Hızır "İstanbul'a gidip mederese okuyarak Sivas'ta adaletin temsilicisi olmayı düşündüğünü" belirtmiştir. Ancak Pir Sultan'in Yıkılın kapılar Şah'a gidelim redifli deyişi. halkın gözü önünde asılır. Göreceksiniz benim illerim yemeyecekler. kırk makamın sırrına vakıf olur ve yedi yaşında iken de erenler sohbetine girer. bir daha da görünmez. seninkelerse yiyecekler" teklifini yapar. Duyduklarına çok sinirlenen paşa ona kuk değnek vurdurup ellerini zincirletir ve katırına ters bindirerek Banaz'a yollar. Durum çok ağırına giden Pir Sultan. 3.aman İstanbul'da tahsilini tamamlayan ve Sivas'a vali tayin edilen Hızır Bana/. Bunların içinde Tokat'tan gelen Hızır isimli abdestsiz namaza duran. Uzun süre ilden ile dolaşan Pir Sultan vatan hasretine dayanamayıp geri geldiğinde Banaz'da taş taş üstünde kalmamıştır. haram yediler" cevabını almaca "o halde iki helâl. Haydar ona "yol verir" ve "eline. Hızır'ın olayı bilmezden gelmesi üzerine hiddetlenir ve "yaptıklarının kötü olduğunu" söyler. beline. yoksa asarım" der. Gel zaman git /. onun sonunu hazırlar ve Hızır Paşa. Orada Banaz'ın usta âşığı Kul Himmet'in ulu kişisi Seyid Necmettin'in önünde söylediği bir dörtlükle hikmetini gösterir ve Kul Fahı oğluna Haydar adını koyar. Bugün Banaz halkı "onun ölmediği" konusunda efsaneler. Hızır Paşa'dan hesap soran ve ondan "Banazlılar bana itaat etmedi. Hızır Paşa söylenileni yapar ve : Pir Sıütan'ın dedikleri aynen gerçekleşir.

XVI. Kalafat. *Herşeyden önce Pir Sııllan'ın annesinin adı Bahar Çiçek. Kul istemeyenice Mevlâ vermez. *Yine hikâyede yedi yıllık evli olmasına rağmen çocuğu olmayan Kul Fakı'nın gamlı gönlünü avutmak için çıktığı çayırda yavrularını arayan ancak "medet Allah. hem de gerçek hayattan pekçok unsuru bünyesinde barındıracağı. s:122)i hatırlatmaktadır. "Dört kapı. O sebeple hem anlatı geleneğinden. gücüne inandığı yada korktuğu varlık veya canlıları ad olarak koyma meselesinde aramak gerektiğine inanıyoruz. bize Dede Korkut'takî Bamsı Beyrek'in beşîkkertme nişanlısı Banu Çiçek (Ergin. medet Allah" dedikten sonra onları bulabilen bir anne kazı gördükten sonra "Allah deyince işler olmaz. Seyİd Necmeddin'dir) çalıp söylediğini görür. mahalli bir saz şairi tarafından halk Hikâyesi haline getirilmiştir. kadir Tanrı virmeyince er bayımaz (Ergin. Nitekim kul Fakı'nm oğlu yedi yaşma gelmesine rağmen adı konmamış. Ali kimdir?" sorusuna karşılık söylediği: 308 . "San Çiçek" gibi isimlerin bu gün Anadolu'da hala yaşıyor olması bu durumun kaynağını Dede Korkut'un hikayedeki izlerinden biri olarak değerlendirmekten ziyade ilk insanın çevresini tanıma döneminde olduğu gibi dünden bugüne gelen çizginin hemen her aşamasında süjeyi objede görme (Yöntem ss. yy âşıklarından ve Alevi-Beklaşi Edebiyat'in önderi Pir Sultan'ın hayat hikâyesi olup. kırk makamın sırrım" söyleyen oğlanın.lu varyantta bu. Çünkü bir hüner göstermemiştir. Babasına "âşığın söylediklerinin manâsını " soran oğlan ondan "muhabbetten oğul" cevabını alınca "Böyle sohbet olmaz. "Bahar". s: 11).lu varyantta "Aliah'dan ân iş olmaz. "Çiçek". s:2()7. Bunun üzerine meclîste oturanlardan Seyid Necmeddin adlı yaşlı ortalığı yatıştırır. Günlerden birgün erenler sohbetine ayak basan oğlan orada Kul Himmet adlı bir âşığın (1 no. kul islemeyince Allah vermez" diye söylenmesi (1 no.. Âlemi âlem eden üç harf ile boş noktadır. Ancak "Gökçe Çiçek". l-2):si sebebiyle uğuruna. meclisteki 1 erin: "Muhammed kimdir. Bun duyan Kul Himmet: "Bahey Kul Fakı! Ne zamandan beri adı olmayan çocukar meclise gelip olur olmaz sözlerle ayıplar kılar?! diye kızar.. saçı kesilmemiştir. s:73) soy lamasını hatırlatmaktadır.Netin Köse Anlaşılacağı üzere "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi". demek yeterli" diye cevap verir. *Hikâye kahramanının adının konması ile ilgili kısımlarının da Dede Korkut Hikâyeleri'ylc paralelliği söz konusudur. (İnan. Bunca söze ne hacet? "Ademi "adem eden üç harf ile beş noktadır. tabidir ve bunların basında da Dede Korkut gelmektedir." şeklinde geçer) Dede Korkut'taki Allah Allah dinleyince işler anmaz.. Sânı ulvi Allah.

Kam püre'nin oğlunun "Beyrek" adını alması ise Evnük Kalcsi'nin kâfirlerini yendikten (Ergin. gerekse hikâye kahramanı Pir Sullau'm Alevî olmaları sebebiyle gayet tabi olan bu durumu şimdi teker teker gösterelim: ' 309 . İlk örneğinin Dede Korkut Hikâyeleri'nde gördüğümüz (Boratav I. *Epiko-romanesk dönemin ürünlerindeki en önemli özelliklerinden biri. anlatımda bol sıfatlı ve zarflı. Gerek hikâyenin musannifi olan Kul İzzel'in. Ergin s.Iu varyant) veya (Yandan bakınca höyük. secilerle dolu bir üslubun kullanılmasıdır. bir başka ifadeyle anlatı kahramanlarının. olağandan İri ve abartılı. hareketli bir hayattan yerleşik ve durgun bir hayat tarzına geçişin anlatı türlerindeki izlerine uyar tarzda tarif edilmesi. Durumdan çok memnu oldukları için de Kul Fakı'ya "oğlun hünerini gösterdi.İn varyant) verilmesinin sebebini bu açıklamaya. kan dökmese ad komazlar idi" (Ergin: s: 118) geleneğinde yatmaktadır. Gerek Bcyrek'in. seğirdince geyik gibi (2 no. kara bıyığın yidi yirden ensesinde düğen (Ergin. artık adını koymalı" derler ve oğlanı Haydar diye çağırmaya başlarlar. içinde bulundukları sosyal yapının ihtiyacı olan ürünle beraber doğup gelişmeleri meselesidir. açığı tutanda kara taşı kül eyleyen. s:174) şeklinde tarif edilir. Bu sebeple incelediğimiz hikâyenin kahramanı Pir Sultan'ın da Dede Korkut kahramanlarına benzer şekilde "yandan bakınca kayık. ss:81-83). toplumun ihtiyacım da belirleyen bu durum epik ürünlerde fiziki güce yönelik bir Özellik göstermekte iken Alevî-Bektaşî bir âşığın hayatım anlatan hikâyede ise "çok küçük yaşta tarikatının sırlarına vakıf olma" şeklinde bir keramete dönüşmüştür. * * * • • "Pir SulUuı ve Hızır Paşa Hikâycsi"nde Alevi-Bektaşi Edebiyatı'na ait terimlerin ve özelliklerin çokluğu. Nitekim Kara Göne "kara buga derisinden bişiğinim yapugı olan. Ancak değişen şu ki "bir hüner göstermeyince çocuğa ad koymama" geleneği tarih boyunca şekil değiştirmiş. azameti arslan gibi şeklinde (1 no. 112) hem epik. seğirdişi ceylân gibi. daha doğrusu Dede Korkut'ıın söz konusu hikâyedeki izlerine bağlanmayı uygun buluyoruz."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi Muhammed Ali'dir var mıdır ayrı Pirini sevenler düşer mi sayrı Mahşerde toplanır biltamam kamu Ol nebi Muhammed şalımı Ali'dir ' dörtlüğü onların "hû" çekmelerine sebep olur. önden bakınca höyük. tamlamalarla dolu. önden bakınca kayık. s:71. ss:118-121) sonra Dede Korkul'un gelip soylaması ile söz konusu olur. hem de roman döneminin özelliklerini taşıyan hikâye kahramanlarının göçebe. Dede Korkut kalıra inanlarından Dirsc Han'ın oğlunun "Boğaç" adını alması Bayındır Han'ın "taşa boynuzuyla vıırsa un gibi öğüten" boğasını yumnığuyla yere serdikten (Ergin. aşk badesini içip deryaya daldı. gerekse Boğaç'ın ancak onbeş yaşında adlarının konması ise "ol zamanda bir oğlan baş kesmese. hemen dikkati çekmekledir.

Pir-i Nebi. buna karşılık "Allah scvgisi"'nin daha geri plâna itilmesidir (Gölpınarlı II. 2 no. Ali demine bir daha hû!". 310 . Kercm-i Ali. s:XHI 1) no.lu varyantta ise: "Evvel hû diyelim. 2 no.lu varyantta Pİr Sultan'ın Hızır Paşa'ya "Kadılarının haram yiyecekten yemeleri" üzerine söylediği: Muhamnıcd dinidir bizim dinimiz Tarikat altında geçer yolumuz Cibrii-i Emindir hem rehberimiz Biz müminiz hürsidimiz Ali'dir. hikâyenin bitiş kısmında da kendisini göstermekledir. Biz de Ali sırıma. Nitekim halk hikâyelerimizde anlatının sona erdiğini gösleren dua bölümü (Türkmen. Allah Allah eyvallah. pirimiz sultanımız hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli demine bir hû" şeklinde tesbil etliğimiz ve bir Bektaşi Gülbanki olan kısımda da bu durum. "deniş".lu varyalta ikinci mısra "Pirini seven düşer mi sayrı" diye geçmektedir) Mahşerde toplanır bulamanı kamu Ol nebi Muhammed Pirim Ali'dir. 1 no. *AIevi-Bcklaşi nefeslerinin özelliklerinden biri "AIİ ve Ehl-i Beyt sevgisi" nin ön plâna geçmesi. apaçık ortadadır. Her iki varyantta da Pir Sultan'ın erenler sohbetine ayak baslığında ineciistekİlerin (1 no. mazluma ümit gibi doğsun güneş. kulluğumuz Allah'a ayan. XVI-XV. Haktan geri tüm insanın mlııma şad olsun bu dua. dörtlüğü ile. hû'ya nazar gılalım. özellikle 2 no.lu varyantla "Evvel hû diyelim. hem de bu sevginin ve bağlılığın Hz. s: 163) Pir Sultan'da "pir" ve "sultan" terimlerinin birlikte görülmesi babası Fakı'nin adına "kul" eklenmesi de tamamen bu edebiyatın geleneklerinden biri olmasındandır. "miskin" gibi adlar verirler: Pir SuItarTııı müridi Kul Himmet. âmin. ona olan candan bağlılık. "abdal". Âmin diyelim. yy. Zalime kılıç gibi. kılıcımız kahrımız düşmana ziyan. Ali sevgisi.lu varyantta "işte böyle pirin ahvali. pirimiz hünkârımız Hacı Bektaş-i Veli demine hû". hû'ya nazar gılalını. "pir". nûr ile sağmalını. Olmayalım zalime yakın.lu varyantla ise "Böyle işte erenler. Hû! "olarak geçmekte. Muhammed'e olandan daha fazla olduğunu gayet açık olarak ortaya koymaktadır. S:366). anlatının girişinde. r Şairlerinden Ka\ gusuz-Abdal örneklerinde olduğu gibi (Gölpmarlı II. Kerem-i Ali. halk hikâyelerine başlarken söylenmesi âdet olan "dua" kısmında.lu varyantta bu soruyu Seyid Necmeddin sorar) "Nebin kim. Muhammed aşkına bir hû diyelim. *Hz. pirin kimdir" sorusuna cevap olarak söylediği: Muhammed Ali'dir var mıdır aynı Pirini sevenler çeker mi kaygu (2 no. kem dilden arınalım. Allah Allah ayvallah: Nur-ı Nebi.Nerin Köse *Alevi-Bektaşi şairlerinin hepsi kendilerine "kul". dörtlüğünü de hesaba katlığımız bu dunun hem Ali sevgisinin büyüklüğünü.

incelediğimiz hikâyenin her iki varyantında da tesbit edebiliyoruz. tamamen bu şiirlerin çeşitli remizlerle örülü olmasından ileri gelmektedir (Gölpmarlı II. ve 01 nebi Muhammed pirim Ali'dir diyerek de mürşidini.. Yunns'tıır. -** Bilindiği üzere zümre halk edebiyatlarının hepsinin kaynağı da. Özellikle XV1-XVII. S:36f>) Pir Sultan'm. Hızır Paşa'nın kendisine. "kavs-i nüzul ve kavs-i urûc". rehberini söyleyip artık kemale erdiğini ortaya koymuştur. Alevi veya Beklaşiler "Ayn-ı Cem'leri sırasında sorulan" dört kapı". "kırk makam" vb. bütün kavram ve inanışlar Anadolu'da Yunus'un şiirlerinde vücut bulmuş. Köprülü II. Ss:357-362. Saftıvi Hanedanına. (Gölpmarlı II. Açılın kapılar Şah'a gidelim Siyaset günleri gelip çatmadan Yıkılın kapılar Şah'a gidelim (1 no. bu sebeple yerleşmek için izin istedikleri halde kabul edilmemeleri sebebiyle Erdebil'c geri dönen laraftarlarımmı Şah İsmail'e. Bu durumu. içinde "Şah" kelimesi geçmesin" sözü üzerine söylediği. île ilgili bilgilerin yer aldığı şiirleri sadece bu konuda bilgi sahibi olanların ya da Beklaşilik'e intisap etmiş kimselerin anlayabilmesi ise. Ademi âdem eden üç harf ile boş noktadır. yy. Hızır Paşa bizi berdar etmeden. kırda Erdebil'i merkez edinerek Anadolu'da Safcviyc ve Erdebiliyye tarikatını yaymak isteyen Ali lara fi arlarının Anadolu'ya gelip propaganda yapmaları. ss:12O-131) hikâyede Pir Sultan'a izale edilmesinin 311 .Iu varyant) dörtlüğüyle başlayan nefesinde bu durum. "esma". "aşk ve gönül" vb. ss:357-362) İlk ya da geri plânda olsun "varlık birliği". çok açıktır. diyerek aşk ve âdem p>l in sırrım bildiğini. 371-375. Nitekim Pir Sultan yedi yaşında erenler meclisine ayale bastığında çoktan "dört kapı kırk makanTın sırrına ermiştir. *Bu edebiyatının bir başka Özelliği ise bazı şiirlerinin "erkân" dan bahsclınesidir. Ali'ye ve Ehl-i Beyl'c olan büyük sevgi ve buna karşı olanlara duyulan 1 nefret yani "tevellâ" ve "teberra" Alevi Bektaşi Edebiyatı nın önemli bir başka yanıdır. Yunus'ıın gerek söyleyiş tarzının ve söylediklerinin. ss:300-327). ss:365366). "Fenâfillâh". Erdebil dergâhına ve îran'a duydukları candan bağlılık ile Osmanlılara duyulan nefret (Gölpmarlı 11. daha sonra onu taklit eden bütün şairlerin bu konuları kendi tarikat esaslarına göre yeniden işlemeleriyle tekkelere taşınmıştır (Köprülü 11. Ayrıca: "Âlemi "alem eden üç harf ile beş noktadır. gerekse hayatıyla ilgili menkıbelerinin tekkelere girmesinin çeşitli veli veya dervişlerle ilgili olarak anlatılmasının Anadolu Türk-îslâm kültür ve medeniyetinin kurulmasında büyük bir rolü olanlardan biri olan Yunus'la ilgili iki menkıbenin (Kaplan."Pir Sultan Ve Hızır Paşa " Hikayesi *Hz. "bir azim şiir söyle ki.

Kul Fahi oğlunun adını Haydar koymuş. Gel zaman git zaman oğlanın namı cihanı dulmuş. Dolayısıyla gerek dil ve üslûp. taşınış. gerekse şiir türleri. demiş. *"Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi"nde âşıklık geleneğiyle ilgili özelliklere de rastlamaktayız. Ben olsaydım: Ete kemiğe burundum.lu varyantta ise Kul Himmet adını taşımaktadırlar) erenler meclisinde çalıp söyleyen ozanları beğenmeyerek babasına: -Baba. bu âşık neyden bahseder? diye sorduğunda Muhabbetten bahseder oğul.lu varyantında ". Yunus'la Mevlâna arasında geçtiği söylenen "Mevlâna Mesnevi'sini Yunus'a okutmuş ve nasıl bulduğunu sormuş-Yunus: -Fevkalâde ama çok yazmışsın. Babası gapısın dergâh edinmiş. Pir Sultan'ııı da bir Kızılbaş şairi olmasına rağlen yaratmalarında âşıklık geleneğini içinde kalması. Âdemi âdem eden üç harf ile boş noktadır. Boralav IV.. cevabım alınca: -Baba böyle muhabbet sohbeti olur mu? Bunca söze ne hacet? deyip çaldığı: "Alemi "âlem eden üç harf ile beş noktadır.İu varyantta ise "Ey pir Seni bir yolla 312 . Alevi-Kizılbaş toplulukların bulunduğu bölgelerde uzun yıllar hem tekke şairleri. olur biterdi (Kabaklı. budur. Anıma büyüklük bizde kalsın. * • * . Yunus diye göründüm derdim." olarak kendini göstermiş. Nitekim elleri zincirlenerek huzura çıkarıan Pir Sultan'ın köpeklerinin helâl yemeği. ss: 177-178) bu durum hikâyesinin her iki varyantına da aynı şekilde aksetmiştir." şeklinde açıkladığı bilinen rivayet (Kabaklı. Nitekim. ss:340-343. deyişinde yerini almıştır.. Çünkü kırsal kesimlerde. Köprülü II.lu varyantla "Ey koca pir! Büyü yaptın.. birbirine son derce benzer özellik gösterirler. Hemi de doğru odun. hem de halk şairlerimiz ayrı topluluğa seslenmişlerdir. Dergâhına müridler dolmuş. odun taşımışlar dergâha. s:24) Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi'nin 1 no. ss:21-22.Nevin Köse sebebi.lu varyantta Seyid Necmeddin. iki kadısının ise hakanı yemeği seçip yemeleri üzerine sinirlenen Hızır Paşa âşıktan 1 no. âşık tarzında deyişler söylemesinin sebebi buradan kaynaklanmakta olup (Boratav II. ss: 38-39) diye söylenen rivayet ise incelediğimiz hikâyenin her iki varyantında Pir Sultan'm (1 no. "Hacı Bektaş'tan himmet alamayıp Taptuk Emre'nin dergâhına giderek odun taşımaya başlayan ve hizmet ettiği kırk yıl içinde bir tek eğri odun taşımaya başlayan ve hizmet ettiği kırk yıl içinde bir tek eğri odun getinnevişi üzerine -Dağda eğri odun kalmadı mı hey Yunus? diye soran şeyhine: -Eğri odun çok ama. kadılarımı yoldan şaşırttın. Eğer o isim geçti ise seni darda asarım". 2 no. senin dergâhına odunun eğrisi bile geremez.. 2 no. Bana bir azîm şiir söyle ki içinde şah ismi geçmesin.

Zalime kılıç gibi. hak hikâyelerimizin bu ilk örneğine yakın bir şekilde "işte böyle pirin ahvali." nda gördüğümüz ". biş kelime dua kıldık. Ailenin tanımı: a)Zaman: Sultan Süleyman zamanı b)Yer:Banaz/Sivas 313 : -ı .. içinde şah adı olmasın" demesi üzerine Pir Sultan'm 1 no. Ali sevgisini öne çıkaran ve Hz. ss:49-5l]rna uyarak anlatılmıştır.lu varyantta ise: Şu görülen yayla ne güzel yayla Bir dem süremedim giderim böyle Pirim ben gidiyom sen himmet eyle Açılın kapılar ŞAH'a gidelim diye başlayan "Şah'a gidelim" redifli deyişi. s:251) şekline benzeyen tarzda. [Türkmen (II) ss: 87-88]. Muhammed aşkına bir hû diyelim hû!" şeklinde tesbit edilmiştir. kabul olsun. Hazırlık Bölümü A. Muhammed'i geri plâna iter tarzda (Gölpınarlı II.. Amin diyelim âmin. 2 no. Ancak 1 no. Alevi-Beklaşi Edebiyatı'mn belirgin vasıflarından olan" İran'a. âmin amin diyenler didar görsün. Açılın kapılar ŞAH'a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Yıkılın kapılar ŞAH'a gidelim . s:XHl: Baratav (Tl). yığırdırsın dürişdürsün günahınızı Muhammed Mustafaya bağışlasın hanım hey (Ergin. Her iki varyant da (daha önce sözünü ettiğimiz üreze) aslında bir Bektaşi Gülbankı olan "dua" kısmıyla başlar.lu varyantta: Hızır Paşa bizi berdar etmeden. Biz de Ali sırrına. mazluma ümit gibi doğsun güneş. "asıl hikâye" dediğimiz anlatı kahramanımı macerası ile devam eder ve nihayet gene "dua" dediğimiz biliş kısmı ile sona erer."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi affederim. ** Gelelim anlatının halk hikâyeleri ile gerek üslûp. Hakdan geri tüm insanın ruhuna şad olsun bu dua. "leb-değmez" olarak bilinmektedir.lu varyantın sonunda Dede Korkut'un "İç Oğuza Taş Oğuz Âsi Olup Beyrek Öldügi Boy... gerekse yapı ve motif yönünden benzerliklerine. s:366) "İşte böyle erenler. Olmayalım zalime yakın. * Herşeyden önce "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi" halk hikâyelerinin geleneksel üslubu [Türkmen (I). Bana bir şiir söyle ki. HÛ!" olarak görülen bu kısım 2 no. Safavi Hanedanına ve o hanedanın temsilcisi Şah İsmail'e olan bağlılığı (Gölpınarlı İL s:366) ifade eden "koşma tarzında bir güzellemedir ve âşık tarzında bu şekil. Hikâyenin yapısında gördüğümüz: I.lu varyantla Alevi-Bektaşi Edebiyatın en önemli yanı olan Hz.

halk hikâyelerinin yapısına (Köse. çalıp söylemeyi" öğrenir. A. Kahramanın Tanınu: a)Doğum:Dıia edişlerinden 9 ay sonra bir oğullan olur. C.Hızır. ss:2Ü-60) genel bir benzerlik yanında Hazırlık Bölümü ile de tam bir 314 . çocuğunun olması için dua eder. e)Çare arama:Her iki varyantta da baba Kul Fanı. Görüldüğü üzere anlatı. hatunun 40 yaşına gelmesine rağmen çocukları yoktur. anıca kızıyla evlenir. C)Ad koyma:Erenler sohbetinde yapılan bir imtihandan sonra adı babası larafındaıı Haydar konulur. B.Kendisinden hesap soran ve onun Banazlılar'a iftira ettiğini duyan Pir Sultan. Pir Sultan'daıı "İstanbul'a gidip medrese tahsili yapmak ye halkın bu durumuna çer bulmak" niyetiyle izin İsler ve gider. babasının evini dergâh haline getirir: orada hastalan ncfesiyle. Sonuç Bölümü. köyünde taş taş üstünde kalmadığını görünce Hızır Paşa'nın huzuruna çıkar B.Dergâhta müridiik yapan ve pek makbul tutulmayan Hızır. Ellerini zincirleterek zorla saraya getirttiği . Ayvaz'ın huzuruna giderse de bu olay. D. F. Pir Sultan Hızır'a "tuttuğu yolun yanlış olduğunu" ağır bir dille söyleyince olanlar olur ve eski müridi Hızır Paşa. Ancak Pir Sulum. durumun daha da kötüleşmesine sebep olur. Devlete verdikleri ise. valinin bu isteğine uymaz. B. H. "Sivas'a girmesini yasak ederek sürgüne gönderir. karşı gelenin malına da el koyar. kendi kendine "dört kapı. Ancak Hızır Paşa. B)Eğitim:7 yaşına kadar. Günün birinde Banaz'a geri dönen Pir Sultan. Pir Sultan'ın haklı çıkması üzerine çok kızar ve ondan "içinde Şah adı geçmeyen bir türkü isteyince de yerine"Şa!ıla bağlılığını dile getiren bir nefes" söylemesi üzerine onu aslınr.Bu durumdan rahatsız olan Pir Sultan.Zamamın Sivas Valisi Ayvaz Paşa. 40 makam sırrına erer. elde ettiklerinin çok az bir kısmıdır.Pir Sultan. C. halka ağır vergiler yükler. Hızır Paşa'ya bunun böyle olmadığım ispat eder.Pir Sultan.Pirini unu t muş görünen Hızır. G. günün birinde Sivas'a vali olur ve Ayvaz Paşa'yı aratmayacak kötülüklere meydan verir.Merin Küse. E. Banaz'ın vergisini vermesi üzerine Pir Sullan'ı huzuruna çağırır. dertliyi sazıyla iyeleştirmeye başlar. c)Sosyal statü belli değjl d)Çocuksuzluk:Knl Fam ile eşi Bahar Çiçek'in. Macera Bölümü: A. II." III.

Ahmet (Öztelli.. yy saz şairlerinden Pir Sultan'm yarı nıeııkabevi hayatını anlatmaktadır. Büyük bir ihtimalle âşık Kul İzzet. Nitekim hikâyeye zemin teşkil eden "Pir Sultan'ın Hızır Paşa tarafından astınlması "meselesinde önemli rolleri olan Hızır Paşa'nin T. s. Murat zamanlarında (Aslaııoglu. nefeslerinin pekçoğunda onun tarzını sürdürerek bu üzücü olaylara karşı tavrını saziyhı.. Özlelli. . kendilerine her yılki gelirin 1/10'unu vermesini şart koştukları toprak beylerine bırakmışlardı (Özkaya. gayet tabidir. Pir Sultan'ın efsanevi hayat hikâyelerinin geleneksel şekil ve üslûbuna uygun tarzda tasnif edilip anlatılmasıyla teşekkül etmiş klâsik bir halk hikâyesidir... "zeamet" ve "tımar" olmak üzer üç sınıfa ayırıp idarelerini de. ss: 128-133) ile Kanuni nin Doğu Seferi'ne giderken Sivas'ta bİrgün kalması (Aslanoğlu. Alevi bir şair olmasıyla da ilgilidir. imparatorluğun topraklarını "has". Bu durum. "halktan on aldığım devlete bir diye söyleyen (1 no. ona bir ad verilmesi için hem uygun bir zamanın hem de olağanüstü bir işi başarmasının beklenmesi vb. ss:26-45)." (2 no. Çalışmamızın başından beri de belirtmeye çalıştığımız üzere bu anlatı yaşadığı bilinen bir âşığın XVI. Âhir zamanda Sultan Süleyman devrinde. s:667. Mehmet'in oğlu I.lu varyant) Ayvaz Paşa'ya.lu varyantta Cemile olarak geçmektedir) kırk yaşına gelmesine rağmen bir çocuk doğuramamış olması ve ailesinin bu durumdan duyduğu üzüntü yanında bir evlâda kavuşmak için çare arayışları. yy. ve o dönemde cereyan etmiş olayların görülmesi.Bayrak.21) nın halk zihnindeki akislerinde aramak gerektiğine inanıyoruz. toprakların idaresi zorlaşmıştı. ss:417-418.lu varyant). merkezin özellikle uç bölgelere ulaşmasında aracılar koymasına. XVI." (1 no. kutsal bir görev olarak görmektedir. olayın gerçekte de cereyan ettiği yöre olan Banaz'da geçmesi ise anlatının realisl yanıyla beraber anlatıcının Sivaslı ve Pir Sultan âşığı..lu varyant).. Ahmet zamanında Sivas Valiliğinde bulunması (Gölpinarlı H. 315 . Ayrıca hikâyede anne Ballar Çiçek'iıı (1 no."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi paralellik göstermektedir. Bu sebeple hikâyede Pir Sultan'la aynı çağda yaşamış kimselerin. Kısacası Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikâyesi. Öz.lu varyant) şeklinde bir giriş formalitesiyle başlamasının sebebini ise Sivas tarihinde valilik yapan iki Hızır Paşa'dan birinin ve ilkinin Kanuni Sultan Süleyman devri vezirlerinden olması (Öz ss:290-204: 1 Aslanoğlu. gibi hıısııllar halk hikâyelerimizin bünyesine ve anlatı tekniğine büyük bir uygunluk ortaya koymaktadır. * Hikâyenin her iki varyantında da vakanın Kanuni Sultan Süleyman zamanında geçtiğinden bahsedilmektedir. * Gelelim hikâyelerde adı geçen "zulmün kalesi" (2 no. ss:43-48) geçmişte olduğu konusunda çeşitli fikirler ileri sürmelerine rağmen hikâyelenin "Sultan Süleyman Şah iken. sözüyle dile getirmeyi. Araştırmacılar olayın III. ss:44-45.. gönüller ferah İken. yy'ın başarında Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları genişlemiş. Hikâyenin. Pir Sultan'm mucizevi doğumu. ss:33-37) ya da III.m sonu ile XVII. s:34) ise hikâyenin realist yanını güçlendiren hususlardan sadece bir tanesidir.

Köroğlu için Ayvaz ne ise. Hacı Ahmet oğlu Ömer. başka bir ifadeyle "Pir Sultan Abdal'ın hayat hikâyesinin usta bir el tarafından klâsik bir halk hikâyesi haline getirildiği" şeklinde olmalıdır. ünlü Alevî şairi Pir Sultan Abdal'ın gerçek hayalıyla birlikte içinde yaşadığı dönenun tarihi yönünü de aksettirdiği". Tavil Ahmet.78-82. eğitim görmek üzere İstanbul'a gidişinden önce Ayvaz. Her iki varyantta da Hızır Paşa. s: 108) "Vardar Ali Paşa" (Öz. Mert. s:S9-139) hatıra getirdikten ve böylece bu dönemde devletin genel bir görünümünü çizdikten sonra hikâyedeki Ayvaz Paşa'nın kimliği ile ilgili kısma geçebiliriz. Karayagıç. halk canından bezmişti. Nitekim Tl. s:708. Hatta İzmir'de imbat rüzgârına bile "Haydar" denildiği düşünülecek olursa söz konusu geleneğin izlerinin nerelere kadar uzandığı. ss:90-115. Kara Haydaroğııl. ss: 12-13). Sivas'ı kasıp kavuran eşkıyaların da Osmanlı devleti için aynı değerde olduğu düşünülmüş olmalıdır. ss:18-77. Varvar Ali Paşa. Bütün bunlara Osmanlı İmparatoruğu'nun Çaldıran Savaşından hariç İran. gelişinden sonra da Hızır Paşa olarak adlandırılmaktadır. Özellikle ekonomik bozukluğun ortaya çıkardığı sınıflararası eşitsizlik. Büyük bir ihtimalle halkın zihniyetinde Sivas iline yaptıkları baskı. Boynu İnceli Bey. devlet İçinde devlet olmaya çalışan toprak ağalarını ve eşkiyalan (Öz. Alevi ve şiîlece Kutsal bir gelenek olarak kabul edilegelmiştir. Bu konuda söylenecek son sözün "Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikâyesinin. Celâli İsyanları (Öz. Bu yüzden şiîlerin piri sayılan bu ünlü hükümdarın babasının adım koymak. Abaza Mehmet Paşa. Deli İlâhi Bey. Özkaya. 3İ6 . ünlü Safevi hükümdarı Şah İsmail'in babasının adıdır. * Hikâyenin her iki varyantında da dikkatimizi çeken bir başka husus ise Pir Sultan'ın doğduğunda ona "Haydar" adı verilmesi meselesidir. ss:89-9O. Özkaya. Düzmece Mustafa. ss:83-89) ve gerek ferdi. s:96) ile karışmış. zulüm ve saygunkuia büyük bir huzursuzluk kaynağı olan "Yadigâroğlu (Öz. Avusturya ve Lehistan üzerine yaptığı savaşlarla bunların halkın üzerindeki olumsuz etkilerini. yanında ekseriyeti savaşlarda ganimet olarak getirilen hanım sultanlarla cariyelerin destekledikleri taht kavgalarının (Ö/. s:6). ss.S7-89) toplumda büyük bir huzursuzluğun doğmasına. ss. Arslanoğlu.. kaçınılmazdı. açlık ve kıtlık. bu huzursuzluğun akisleriydi. Yeniçeri Ayaklanmaları. gerekse toplu olarak sürdürülen ayaklanmalar. Gürcü Abdünnebi. Bilindiği üzere Haydar. Yadigâroğlu olayları Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapısını ortaya koymaktadır(Öz. ss: 19-22) Bütün bunların sonucunda da merkeze karşı ayaklanmalar. Dağlar Delisi Süleyman. Köroğlu. işi doruk noktasına çıkarmıştı (Öz. bunun da içki-fuhuş hatta homoseksüellik gibi çarpıklıklara yol açması. Özkaya. anlaşılabilir. başkaldırmalar başta İstanbul olmak üzere hemen bütün Anadolu'yu kasıp kavurmuş.•Netin Köse Ancak saraydaki aşırı israfın ve debdebenin yol açtığı ekonomik bozukluklar (Öz. s: 106) olaylarının kahramanlarıyla büyük bir Osmanlı düşmanı kabul edilen Köroğlu (Öz. Deli Hasan başta olmak üzere 1600'dan sonra görülen Tavil Halil.

Muharrem. 1989. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. KABAKLI. ÖZ. KÖPRÜLÜ.Edebiyat Araştırmaları I. TÜRKMEN. Naili İstanbul:Adam Yayınlan (ll)Halk Hikayeleri İstanbul: Adanı Yayınları. 1978. (U). 100 Büyük Edip 100 Büyük Şair:2. Haz: Feyzi Hahcı 1985: Konya) ss: 84-91. İstanbul :Ötüken Yayınlan. 1988. I. s:207. Türk Dili Dergisi. Orhan. Ankara: Akçağ Yayınları: 123. Baskı) DİZDAROĞLU. Dede Korkut Kitabı. Türk Edebiyatı-tncel eme: 3 /3 317 . Tip Tahlilleri: "Veli Tipi" 1985-İstanbul:Dergâh Yayınları:21/3. Ankara:Türk Dil Kurumu Yayınlan:494 Türk Dil Kurumu Halk Kitapları. (JllJÎOO Soruda Türk Halk Edebiyatı 1988. Baskı). O. Kültür Eserleri Dizisi:52 [1966. İstanbul Toker Yayınlan. Türk Dil Kurumu Yaymları:283 Çeşitli Konular Dizisi:7. Yayın No: 14. Yunus Emre. 1969. S:207. Toker Genel Dizisi:39. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. Giriş-Metin-Faksimile 1994. Halk Hikayeciliği.) "Halk Şiirinde Az Kullanılan Mazım Şekilleri ve Türleri" (Türk Halk Edebiyatı ve Folkumda Yeni Görüşler II. (II). Hikmet. 1992. S:207. Ankara: Atatürk Kültür. KAPLAN. Türk Tarih Kurumu Yayınlan :169 (3. 1984. Abdülbaki (I). Ankara. Fuat (I) Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıf/an. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. Baki. Halk Ozanları Dizisi:3.19%2.* "Pir Suttan Ve Hızır Paşa " Hikayesi KAYNAKÇA: GÖLPINARLI. Ankara:Diyanet işleri Başkanlığı Yayınları No: 118 (6. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı.Halk Edebiyatımızda Zümre Edebiyatları. Pir Sultan Abdal. YaymNo:186. (DFolklor ve ve Edebiyat II. Halk Şiirlerinde Türler. 1982. ERGİN. Mehmet. Fikret. (II. URAL. 1987]. 1976. İstanbul:Ant Yayınlan. Înceleme-Metin1995. Osmanlı'da Alevî Ayaklanmaları.) Âşık Garip Hikâyesi. Türk Edebiyat Üzerinde Araştırmalar 3. Kaynak Eserler: 14. ASLANOĞLU. İbrahim. İstanbul:Gerçek Yayınevi: 100 Soruda Dizisi: 13 (Beşinci Baskı) (IVVl>/c Edebiyatı Türk Dili Dergisi. P. Türk Dili Dergisi. İstanbul:Erman Yay. Evi: Pir Sultan Abdallar. Pir Sultan Abdal. (I. BORATAV. Ahmet.

Epope (Epepee) [Edebi Nevilerle Mesleklere Dair Malumat). Ankara:MiIii Folklor Yayınlan:8. Özcan XVII. Nerin. Yy. YÖNTEM Ali Canip.larda Çapanoğlulları. ve XIX. Pir Sultan Abdal.. KALAFAT.in İlk Yansında Yeril Aiilerin Ayanhklart. Yücel. Cahit. yy. 1930 . Gelenek-Görenek-İnançlar. Yaşamı ve Bütün Şiirleri. Devlet Matbaası. XVIII. 1996 Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları: 1857 HAGEM Yayınları /233. 1983 İstanbul:Özgür Yayın Dağılım (Beşinci Baskı) ÖZKAYA. Araştırmalar 1. Ankara. Ankara: MERT. Yaşar İslamiyet ve Türk Halk İnançları.Netin Köse KÖSE. Ele Geçirişleri ve Büyük Hanedanlıkları Kuruluşu-1978. Tarih 'te ve Bugün Şamanizm Materyaller ve Araştırmalar 1954: Ankara TTK Yayınları'ndan VII seri no: 24 TTK Basını Evi. "Türk Halk Hikâyelerinde Yapı" 1996. 1980. 318 . İstanbul: Milli Eğitim vekaleti. İNAN Abdülkadir. ÖZTELLİ. Halk Edebiyat Dizisi:4.

kaldıklarında ise. Konya ve Karaman gibi bölgelere yerleştikleri. ss. 1981. Orta Asya Türkleri Rus ve Çin tehdidine mam/. Birisi. Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu ilk dönemlerde Orta Asyada Timur Bcy'in kurduğu güçlü bir devlet bulunuyordu.319-324. s. Fatih'in sarayında Uygurca'nın öğrenildiği bilinmektedir1. Dr.. Dr. Dr. Urumçi ve Tuıfandaki yerel beylikleri oıladan kaldırıp merkezi Kaşgar olmak üzere bağımsız bir devlet kurmaya muvaffak olmuştu. Halil İnalcık'a göre. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. Umumi Türk Tarihine Giriş. Osmanlı döneminde Fatih Sultan Melunel'in fermanlarını Uygurca yazdırdığı. Ü. Doğu Türkistan Çinliler tarafından işgal edilinceye kadar Orta Asya Türkleri kendi kendilerini idare ediyorlardı.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Savı IV. 1994.. Enderim Kitabevi. Doç. diğeri de hak tanıdığı din olan islam için savaşıp Tanrının gaza vazifesini yerine getirmekti2. yüzyılda Batı Türkistan Ruslar. Osmanlı Döneminde Tiiık-Uygur İlişkileri Osmanlıların Orta Asyadan daha ziyade Batıya özen gösterdikleri bir gerçektir. İstanbul. ve 18. Bilindiği üzere. Doğu Türkistan da müslümanlığı kabul ederek Türkleşmiş olan Moğol kökenli hükümdarlar tarafından idare ediliyordu. sayı 375. Osmanlı Devrinde Türk Ordusu. Osmanlıların Kaşgar hükümdarı Atalık Gazi Yakup Bey Bedevlet'e gösterdikleri ilgi bunun en güzel örneğidir. 385 . yüzyıllarda ise Seyid olarak kabul edilen Hocalar iş başında idiler. Yakup Bey kurmuş olduğu bu devletin tanınması için 1870'te Osmanlı sultanı ve dönemin İslam halifesi Sultan Abdul'aziz Yrd. A. Kuça. Osmanlılar'm iki büyük ideali vardı. Uygurların Moğollarla birlikte Anadoluya gelip umumivali gibi önemli görevlerde bulundukları. Halil İnalcık. OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRK-UYGUR İLİŞKİLERİ ÜZERİNE(1861-1934) Alimcan İNAYET Anadolu Türkleri ile Uygur Türklerinin siyasi ve kültür ilişkileri Osmanlı öncesine kadar gider.1869 yılları arasında Yakup Bey Hoten. s. Yani 19. 19. 381 Prof. Zeki Velidi Togan. 1. 1864 . ve 20. 17. Prof. mevcut belgeler ışığında. yüzyılda da devam eden bu ilişkiler üzerinde duracağız. Ancak bu Osmanlıların Orta Asya ile hiç ilgilenmediği anlamına gelme/. Osmanlılar soydaş ve dindaşlarına ellerinden gelen yardımı esirgememişlerdir. E. Bu nedenlerle Orta Asya Osmanlıların öncelikli hedefi olmamıştır. Türklüğü dünyanın hakim milleti olarak yaşatmak. hatta Kayseri. İzmir 2000. Türk KilliürU. Burada o kadar eskiye gitmeden.

e. 296 Şincang Tarih Materiya!liri (25). Yusuf Gedikli. bir medris ve bir cami yaptırmıştır.. s. İsmail Hakkı Efendi. 1880 ve 1910 yıllarında iki defa Atuş'ta Hüseyin Bay. ss. 1861 yılında Osmanlılardan da Gulam Mesum( Malısum ) Han admda bir zat Yerkent'e gelerek şehrin güneybatısındaki Tirebağ Güze denen yerde tekke yaptınrp Çinli müslümanlan müritliğe kabıü etmiş ve onların tamamının tekrar sürü mezhebine dönmelerini sağlamıştır. 336 a. Kaşgar Tarihi. Bu zal burada çok sayıda Çinli müslümaııı mürit olarak kabul etmiş ve onları gizli olarak şii mezhebine yönlendirmiştir6. s. Bundan çok memnun olan Sultan Abdul'aziz Han Yakup Bey'e " emir'ül müslimin" unvanını lütfetmiştir.Alimcan İnayet Han'a bir heyet göndererek kendinin İslam halifesine tabi olduğunu bildirmiş ve Doğu 3 Türkistan'ın bağımsız İslam devleti olarak tanınmasını istemiştir . Ahmet Kemal İlkul'un Doğu Türkistanda gerçekleştirmiş olduğu eğitim reformu Uygur milli eğitim tarihinde yeni sayfa açmıştır. 336 Mchıned Atif. Bunun üzerine. 1914 yılında Osmanlı paşalarından Talat Paşa Rodoslu Habibzadc Ahmet Kemal İlkul'u Uygur Türklerinin eğitimi için Doğu Türkistan'a göndermiştir. tüfek ve askeri eğitim için piyade. Dr. 1780 yılında İranlı Magrup Şah admda bir şahıs Yerkent'e gelip şehirden beş kilometre uzağındaki Mıyşa köyüne yerleşmiş ve burada beş dönümlük bir arazi satın alarak bir tekke. bundan dolayı hapse atılmış ve 192O'de Türkiye'ye dönebilmişür^. yüzyıldan Önce Doğu Türkistandaki Çinli müslümanlar( Döngcnlcr ) suni ( İmam Safi ) mezhebine mensup idiler. 5. 1988. 4İ 7 Şincang Tarih K4ateriyaUiri(25). Ahmet Kemal îlkııl Doğu Türkistan'a gönderilmeden Önce de orada şuurlu Uygur Türklerinin Osmanlı devletinden davet ettikleri öğretmenler görev yapmışlardı. Vehpi Günay: Cahit Teki. Osmanlı Devleti ayrıca Yakup Bey'e Hindistan üzerinden top. süvan ve topçu muallimleri Çerkez Yusuf. g. Gulam Meşum han Hoca 1911 yılında vefat etmiş. hatla Ningşia'dan pek çok Çinli nıüslüman bu zata gelip mürit olmuştur. Ötükıaı. 1998. s. Şerhi Türkistan Tarihi. İsmail Aka. Bavudun Bay gibi kişilerin Osmanlı devletinden davet edip 3 4 5 6 7 8 Mehmet Emüı Buğra. 418-419 Ahmet Kemal İlkul. Kırıkkale. Sancı ve Pokang gibi şehirlerinden. Bunun üzerine. Bununla ilgili şöyle bir kayıl bulunmaktadır: 18. Urumçi. 1997. Öğretmen olarak Kaşgar'a gelen İlkul burada Darülnıuallimin-i İttihat admda bir öğretmen okulu açmış. Hazırlayan: Dr. O dönemde bu kişinin etki alanı o kadar genişlemiştir ki. Bu olaydan önce de Osmanlılar İranlıların Doğu Türkistan müslumanlarım etkileri altına almaya yönelik çalışmalarına kayıtsız kalmamışlardı. Hazırlayanlar: Prof. Çin-Türkistan Hatıraları. onun faaliyetlerini oğlu Ömer Han Hoca devam ettirmiştir. Zaman Bey'ı göndermiştir5. 17 320 . Yakup Bey camilerde Halife Sultan Abdul'aziz Han adına 4 hutbe okutmuş ve parayı da Sultan Abdul'aziz Han'ın ismiyle bastırmıştır . s. Şincang Helk Neşriyatı. Bugün de Çinli müslünıaıüar bu zatın mezarım ziyaret etmektedirler7 Osmanlıların Doğu Türkistan müslünıan Türklerine olan ilgisi bununla kalmamış. Doğu Türkistan'ın Urumçi.

460 13 Ati il Hikmet Bey. Mesela. 1913. 1900'h yılların başlangıcında Kulca'da. askeri eğitim de verilmiştir . g. Bilindiği gibi. Bunlar Osmanlıların Doğu Türkistan Türklerine olan ilgisini. Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Seyfettin Azizi.g. bir taraftan da çocuklarını eğitim için İstanbul'a göndermekleydiler. Forbes. Hazırlayan: Dr. Dr. edebiyat. 55 15 a. 1990. Tatar gazeteci yazan Fatih Kerimi'nin 1913'tc Orenbıırg'da basılan "İstanbul Mektupları11 adlı kitabına göre. ss. puttop(futbol) gibi spor 9 faaliyetlerinin yanısıra. 1992. Yaııg Zeııgxin döneminde İli'de Türkiyeliler çoktu. Orenburg. Osmanlıların çok yakından ilgilendikleri Doğu Türkistan Türkleri de bunca ilgiye duyarsız kalmamışlardır. s. Yusuf Gedikli. İklil Kurban. bazı zengin kimseler kendi çocuklarım ve yakınlarını tahsil için İstanbul'a göndermişlerdir. 1998. Ötüken. Ayrıca okulda cimnastik. Hüseyin Bey ve İbralıim(Haklıer) Bey olmak üzere beş kişiyi Orta Asya Türklerini eğitme ve örgütleme amacıyla bölgeye göndermesi daha da dikkat çekicidir. Mesut Sabri Baykırzu bu kişilerle birlikte okul açmış. Mesut Sabri Baykuzu 1904 . Yani Osmanlıların Doğu Türkistan milli eğitiminin geliştirilmesinde çok önemli rolü olmuştur. Hüseyin Emrullah(Barkan) Bey. Türk Tarih Kurumu Basımevi. W. öğrencilerine Türkiye şarkısı söyletmiştir11. bir Çin müslümanı ( Kulcalı ) Mekleb-i Sultani binasındaki Alman "Saleb-i ahmer"( Kızılhaç) hastanesinde yaralılara hizmet etmiştir u . Uygur Türkleri bir taraftan Osmanlılardan öğretmen isterlerken. 13 24 H Fatih Kerimi. Milletler Neşriyatı. Doğu Türkistan Türklerinin de Osmanlılara olan manevi bağlarını gösteren belgelerdir. s. e.. İstanbul Mektupları. s. Ömür Dastanhn (Hatıralar 1). Kaşgar 15 müslünıanlarmdan Hilal-i Ahmer (Kızılay) yararına beş bin sum para gelmiştir . Osmanlı devletinin bu ağır günlerinde Doğu Türkistan Türkleri de işgal altında bulunmalarına rağmen İstanbul'a yardım göndermişlerdir. tarih ve coğrafya gibi dersleri okutmuşlardır. s. 113 321 . Asya 'da Beş Türk. e. Bu kişiler Hindistan üzerinden Doğu Türkistan'a ve diğer Orta Asya ülkelerine ulaşmış ve oralarda faaliyet göstermişlerdir13. Bu gençler İstanbul'da eğilimini tamamladıktan sonra Kulca'da okul açıp 100 kişiyi yetiştirmişlerdir"1. ss. 2.1915 yıllan arasında İstaııbulda eğitim görmüş ve 1947'de Doğu Türkistan'ın cumhurbaşkanı olmuştur12. matematik.Osmanlı devleti Balkan savaşından yenik çıkınca İstanbul yaralı asker ve Balkanlardan göç eden insanlarla dolmuştu. 82 12 Andrew D.. Ankara. Pekin. Yine aynı kitaba göre. İklil Kurban'm naklettiği Burhan Şehidi'ye ait bir bilgiye göre_. Osmanlı paşalarından Enver Paşa tarafından kurulan Umur-ı Şarkiye( Doğu İşleri ) teşkilatının 1914 tarihinde Adil Hikmet Bey. Şarki Türkistan Cumhunyeli( 1944-1949).Osmanlı Ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine(1861-1934) getirdikleri öğretmenler okul açmış ve bu okulda dil. 372-373 11 Dr. a. Kuşcubaşı Selim Sami Bey. 144145 İU Şnıcang Tarih Materiyaltiri(25). ss.

202 ll Zeki Validi Togan. D. 1940. Belıram Efendi ve Sofizade gibi kişilerle birlikle Doğu Türkistan Türk İslam Cumhuriyetinin hükümet ve ordu teşkilatının düzenlenmesine yardım etmişlerdir18. e. 306 20 Andrew. Çeviren: Enver Can. s. Doğu Türkistan Harp Beyleri. Ancak Rus engeli nedeniyle Türkiye Doğu Türkistan'a maddi yardımda bulunamamıştır. Forbes. Fransa ve İtalya gibi ülkelere göndermiş ve bu ülkelerden Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetini tanımalarını ve yardım etmelerini istemiştir1 y. a. 203 22 Andrevv.^ Alimccm İnayet Anadolu Türkleriyle Doğu Türkistan Türkleri arasındaki ilişkiler cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. W. İngiltere. 305 .Türkiye Basımevi. Mahmud Nedim beyler Doğu Türkistan'a gitmeden önce de Urumçi'de iki İstanbullu Türk bıılıınyordu. Almanya. s. e. 95-98 322 . Daha da ilginç olan odur ki . ss.W. Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'ııiıı dönemin Ankara hükümetine gönderdiği bir mesajında " Yeni bağımsızlığa kavuşmuş Doğu Türkistan'ın mavi bayrağından sevgili Türkiye'nin al bayrağına selam olsun" ifadesi kullanılmıştır21. s. e. a. Mustafa Kentli Ali Bey ve Harbiyeden Mahmud Nedim beylerin büyük rolü vardır. Yeni kumlan bağımsız Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti hükümeti Dışişleri bakanı Kasını Hacı'yı devlet mektubuyla birlikle Türkiye cumhuriyeti başta olmak üzere Afganistan. e.. Şti. Mustafa Kentli Ali Bey. s. İzmirli Dr. e. o.. Ayrıca Sovyetler Birliğinden gelen Selİvaldican. g. 24 18 Seffettin Azizi. Bu kişiler Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetinin başbakanı Sabit Damolla ile birlikte iş gördüler ve Şarki Türkistan hareketine bir şekil vermek islediler17. büyük ihtimalle Doğu Tükistan'da bağımsız bir müslüman Türk devletinin kurulma sürecine hız kazandırmaktı. İstanbul. Uygur Türkleri Diktatör Şeng Şısey ordusuyla savaşacak yerde Ma'nın ordusuyla savaşmak zorunda Aııdrew D. g. Adı geçen şahıslar Kasım 1933'te Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetine müsteşar olarak Kaşgar'a gönderilmişlerdir16.. Forbes. Forbes. a. Sullanbek. Bu kişiler 1931 yılında Kansu'ya giderek Çinli müslüman komutanı Ma Zhongying ile tanışmış ve bunlardan Kemal Kaya Efendi Ma Zhongyin'in genel kurmay başkanı olmuştur. a. W. Kemal Kaya Efendi'nin Ma'yı Doğu Türkistan'a girmeye teşebbüs etmesinin asıl amacı. Doğu Türkistanda Çin yönelimine karşı başlayan ayaklanmalar sonucunda 12 Kasım 1933 tarihinde Kaşgarda "Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti" adı altında bir devlet kurulmuştu.1940 Seneleri Arasında Türkistan Vaziyeti. Japonya. g. Bilindiği gibi. Doğu Türkislanda kurulmuş olan bu yeni devletle ilgili haberler Türk basınında sevgiyle karşılanmış ve geniş yer almıştır . Bu devletin hükümet ve ordu teşkilatının oluşturulmasında Türkiycden giden İzmirli Dr. İran. g. Ma Zlıongying Kemal Kaya Efeııdi'nin tavsiyesiyle Doğu Türkistan'a girmiştir22. D. D.306 19 Seyfettin Azizi.. Ancak böyle bir amaçla Doğu Türkistan'a sokulan Ma Zlıongying ordusu Uygur Türklerinin bağımsızlık mücadelesinde büyük bir baş belası olmuştur. Amerika. 1991. W. s. ve Ltd. 1929 .. g. Bayrak Yayıncıhk-Malbaacılık San. İstanbul. Forbes. 203 21 Andrew. ss.

Yani. e. ancak sonra bir lokanta sahibi onun tambur çaldığını görünce lokantasında tambur çalmasını ister. Bu kişilerin çağdaş Uygur eğitiminde oynadıkları rolü bugün de Uygur Türkleri tarafından şükranla anılmaktadır. Japonya onu Ma Zhongying'e askeri müsteşar olarak göndermiştir23. Kemal Kaya Efendi Türkiyedeki devrimden sonra Japonya'ya kaçmış. Mehmet Emin Tevfik Efendi okulda çok iyi okur. W. Ancak onun 1934'te Sovyet taraftarı birlikler tarafından yakalanıp Urumçiye gönderildiği hakkındaki bilgi yukarıdaki söylentiyi yalanlamaktadır. Doğu Türkistan'da ayaklanmalar başladıktan sonra o memleketine dönmek ister. Forbes'in anılan kitabına göre. a. Türkiyede epey zorlanır. e. sonra Gençler Birliği teşkilatına ve faaliy eterine aktif biçimde katılır ve belirli çevre edinir. ondan sonra Mehmet Emin Tevfik Efendi Uygur sanatçısı diye tanınır. g. g. bir yıl sonra lokanta sahibi onu bir yöneticiyle tanıştırır. Kemal Kaya Efendi'nin Ma Zhongying'in Doğu Türkis tanda gerçekleştirdiği katliamlarda yer alıp almadığı hakkında bilgi bulumu a m aktadır. ss. Böylece Mehmet Emin Tevfik Efendi bir lokantada Kaşgardan beraberinde getirdiği tamburu çalıp şarkı söyleyerek geçimini sağlar. Kemal Kaya Efendi'nin Sovyet ajanı olduğu hakkında söylentiler bulunmaktadır. 396 -397 Seyfettin Azizi.. s. 330 Seyfettin Azizi. ss. Onların içerisinde yer alan Mehmet Emin Tevflk Efendi'nin ilginç hikayesi bulunmaktadır.. e. g. Cumhuriyet döneminde de Tiirk-Uygur ilişkileri eğitim alanında devanı etmiştir. g. Bu sırada yavaş yavaş Türk sanatçılarıyla da tanışır. s. 397 . O 6 ay içerisinde dönemin ihtiyacı İçin 60 öğretmen öğretmen yetiştirmiş.399 323 . çağdaş Uygur eğitiminin başlatılmasına öncülük etmiştir. 1934 yılında Şeng Şısey hükümetinin başkan yardımcısı olan Hoca Niyaz Hacı'nın meşhur komutanı Malmıut Şıcang(Albay) başta Macidİn Efendi olmak üzere Türkiyeden gelen 12 kişiyle eğitim seferberliğini başlatmıştır26.. Daha sonra o Şeng Şıseyİn eline geçmiş ve hapishanede vefat etmiştir2'. Azizi'ye göre. O aslen Uygur olup gençken bilim aşkıyla önce Taşkent'e gelip çalışarak okur. sonra Kara Deıüz'e gelip bir Türk gemiciyle tanışarak onunla birlikte Türkiyeye gelir. orada orta tahsilini bitirdikten sonra yüksek tahsil görmeye çalışır. a. o. Kalabalık onu coşkulu bir şekilde alkışlar. a. ancak geçim sıkıntısı nedeniyle eğitimini devam ettiremez. Kemal Kaya Efendi Japonya'nın casusudur24.. g. Mehmet Emin Tevfik Efendi Doğu Türkistan'a döndükten sonra yukarıda sözünü ettiğimiz gibi. Kemal Kaya Efendinin kimliği hakkında farklı görüşler mevcuttur. Bir gün bir toplantıda konuşmaya davet edilir. Aııdrew D. gençler birliği teşkilatı onu bir kaç kişiyle Doğu Türkistan'a gönderir27. o yöneticinin yardımıyla bir okula girer. 341 Seyfettin Azizi. Seyfettin Azizi'nin hatıralarındaki bilgiye göre. s. e. O ayrıca 23 Seyfettin Azizi.. fakat Mehmet Emin Efendi konuşma yerine tamburunu çalıp şarkı söyler. e..Osmanlı Ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine(1861-1934) kalmışlardır. a. 330 Seyfettin Azizi. 24 köyde 24 okul açmıştır.

s. a. bütün bunlar Türk-Uygur ilişkilerinin Osmanlı döneminde olduğu gibi. Üstelik söz konusu ilişkiler Büyük Atatürk'ün dönemine rastlamaktadır. g. Dr. Mustafa Kentli Ali Bey ve Harbiyeden Mahnıud Nedim Beylerin Doğu Türkistan'a Atatürk'ün bilgisi haricinde gitmiş olmaları mümkün değildir. Bu da aynı zamanda Atatürk'ün ne denli ileri görüşlü büyük önder olduğunu göstermektedir. e. 2 Seyfettin Azizi. Sonuç itibariyle.Alimcan İnayet öğrencilerden oluşan bir izci gnıbu kurmuştur *.. cumhuriyet döneminde de sıcak bir şekilde devam ettiğini gösterir. Bu izci grubunun yapısı Türkİyedekiyle aynıdır. 4Ü4 324 .

hatta bazen de Hıristiyan topluluklann yardım talepleri üzerine gerçekleştirmiştir1.325-337. ey Türk. büyük bir soykırımla karşı karşıya olan Azerî kardeşlerinin çağrısına koşmayı bir görev bilerek 1913'de Bakü'yc girmiştir." Dr. Türk Ta-rih Kurumu Yayınlan. Mehmet. Ü. Kamal. 1993T s.Lilcrary Criticisın in Azcrbaijan. Benzerî mesajları. S. . bugün için bizlere yeni ufuklar açmakta. Prof. Azerhaijan. Mehmet Kaplanan da ifade ettiği gibi: ''Edebiyat tarihin içine gömülü bir vakradır ve en mücerret edebiyatlar dahi. 1970. Ankara. "Tnmsilions. Dr. Dr. çabuk sen gel. Osmanlı'nın Azerbaycan'ı işgal ettiği yönündeki yorumlara karşı. ŞİİRE YANSIYAN TARİH Ali EROL* Araştırmalar göstermektedir ki. hakim olduğu topraklarda sergilediği adalet anlayışı ve hoşgörüsü ile gönülleri feth etmiştir.251-266 TALIBZADE.H. Fahrettin. Dr. Zira Prof. Nitekim yukanda da ifade ettiğimiz gibi. içinde bulunduğu ağır şartlara rağmen." İşte bu ilgidir ki. 1 (14. gerek siyasî ve gerekse idarî teşkilatlanması bakımından döneminin en büyük güçleri arasına girmiş olan Osmanlı Devleti. Nitekim bıı politikasından dolayıdır ki. allı yüzyıllık mevcudiyeti sırasında çok geniş bir coğrafyaya hükmetmiş. Müslüman.. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretini Görevlisi. tarihî hadiselerin aydınlatılmasında önemli bir malzeme teşkil ettiği bilim dünyamızın malûmudur. A New Look at Soviet Works". meseleye farklı bir bakış açısı getirmeyi zarurî kılmaktadır. özellikle XVI. İstanbul.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı II \ İzmir 2000. M. E. Nesillerin Ruhu. Azerbaycan'a düzenlenen harekfıt. edebî sahaya: "Ba$qasım islemeni de. sen!" I şeklindeki ifadelerle yansıyan Azerbaycan halkının gerçek duygulan. Prof. s. oldukça farklı yorumlanmış. içinde 3 bulundukları tarihî şartlarla yakından ilgilidir. Edebî çalışmaların. KAPLAN. Osmanlı. o yıllarda tek Dr. Ancak bu hadise. Bu hadiselerin son örneği ise yüzyılımızın ilk yansında yaşanmış. "kolleklifleştirmc" politikası gereği Örtbas edilmiş bazı gerçeklerin aydınlanmasına yardımcı olmaktadır. KTRZIOĞLU. bir işgal hareketi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. yy'da gerek askerî. Spring. Hareket Yayınları. 2. s. özellikle İran ve Rusya'nın yayılmacı siyasetine karşı Kafkas Elleri'ne düzenlemiş olduğu seferlerin bir çoğunu bölgede yaşayan ve kendi yönetimi altına girmek isteyen Türk. Kemal Talıbzade bir makalesinde2. 1996. Osmanlılar uı Kafkas Ellerini Fethi (1453-1590). özellikle Sovyet devri olarak bilinen yıllarda. o yıllarda yazılmış bazı edebî eserlerin dikkatli bir şekilde incelenmesi durumunda birçok tarihî gerçeğin gün yüzüne çıkacağını ifade etmekledir. Azerbaycan Edebiyatnun yaşayan en büyük tenkitçilerinden Prof.

ve XIV. yy'dan itibaren Bulgar Türkleri.yy'dan itibaren uğruna yoğun bir hakimiyet mücadelesi içine gireceği Azerbaycan. gibi birçok şairin çalışmalarında da bulmak mümkündür. Yaklaşık üç yüzyıl sonra İskender'in istilâsına manız kalan Azerbaycan. Azerbaycan. özellikle Göktürkler döneminde Türk nüfusu açısından büyük bir artış yaşanmıştır. Meherruned Eminoğlu. Safevî Devleli'nin izlediği politikayı. XVI. özellikle XVI. Prof. Dr.S 48 yılından başlayarak Batı Hunlular'ın akınına uğramıştır. ardından Akkoyunlular (1340-1515) devletleri kurulmuş. 152-153. bölge üzerindeki hassasiyetini ortaya koymuştur. Osmanlı ve İran adına. Selçuklulardan sonra XII. Ancak sonraki yüzyıllarda Araplar'ııı hakimiyeti altına girecek olan Azerbaycan'ın bir Türk ülkesi haline getirilmesi ise Selçuklular dönemine rastlar. Kamal Talıbzade'nin özel arşivinden temin ettiğimiz bu şiirler. girilen lüzumsuz rekabet neticesinde zamanla Şii-Sünnî çatışmasına dönüşerek Türk toplumu adına gerek ekonomik. s. bu devletin ileriki yıllarda bilhassa dinî sebeplere dayalı olarak izleyeceği yanlış politikalar. ''Vatanın Yanık Sesi" ve "İntizar Karşısında" adlarım taşıyan bu şiirlerin4 işaret ettiği tarihî hadiselere geçmeden önce. San Uygurlar ve Sabirlcr'e ev sahipliği yapacak olan bölgede. Ahmet Bican. Osmanlı ile İran arasında yıllarca sürecek olan kardeş kavgalarına yol açmıştır. Yeni Türk Cumhuriyetleri Tarihi. birçok kez İran üzerine seferler düzenlemiş. 6 SARAY. Salman Mümtaz. Türk Dünyası Üze. 17. Sultan Tuğrul Bey"in bölge üzerine yaptığı sayısız akınlardan sonra Selçuklu sultanı Alparslan 1076 yılında Azerbaycan'ın hemen tamamım kontrol altına almıştır. yüzyıl. Bu manada MÖ VII. 4 Abdulla Şaik'in oğlu oları Prof. Akhunlar. bölgedeki Türk varlığı açısından oldukça derin bir tarihî geçmişe sahiptir. 5 ERCÎLASUN. Akkoyunlular Devleti'nin hemen ardından Şah İsmail önderliğinde Safevî Devleti (1501-1732) kurulmuş. Ancak yukarıdaki mısramın sahibi Abdulla Saik tarafından 1918"de kaleme alınmış olmakla birlikte. Mehmet. 1993. Osmanlı'nın. 1996. bu yıllarda bölgenin birçok sahasına Türkmen boylan yerleştirilmiştir5. gerek siyasî. An-kara. XVI. Bizanslılar ile Sasâniler arasında patlak verecek olan kanlı çalışmalara sahne olmuş. Ankara.'dan itibaren yoğunlaşan bu mücadelelerden Çaldıran Savaşı (1514) Osmanlı lehine sonuçlanmış. s. yy'da bölgeye akın eden ilk Türk boyu İskitler olmuştur. etkileri günümüze kadar ulaşacak olan önemli siyasî hadiselerin başladığı bir dönem olmuştur. 326 . söz konusu duyguların en üst noktada lenısil edildiği çalışmalar olarak değerlendirilmeyi beklemekledir. Ağaçerüer. II. Dr.M Erol güvence olarak Osmanlı'yı gören Ahmet Cevat. Harezm ve Timurlıüar'ın idaresine geçecek olan Azerbaycan'da önce Kara koyunlular (1380-1468). Akçağ Basım. Dr. M. Osmanlı-Azerbaycan münasebetlerini hatırlamakta fayda görüyoruz. Anadolu'nun birliği açısından tehlike addeden Osmanlı Devleti. Prof. defalarca Azerbaycan'a girerek. Feryat Matbaası. yy'lar arasında sırasıyla Moğol. Türk Tarih Kurumu Yayınlan. Şaik'in basılmış hiçbir eserinde yer a] m anı aktadır. "Tarih İçinde Azerbaycan'a Bakış".ıineMakateler-İncelemeler. yy. Hemen ifade etmek gerekir ki. ve gerekse kültürel anlamda önemli tahribata yol açacak olan bu olumsuz gelişmelerden en fazla etkilenenler ise tabiî olarak Azeriler olmuştur 6 . yıllarca saklandığı özel arşivden çıkarılamayan bazı şiirler.

Ahmet'in yaptığı seferler sonucunda Batı Azerbaycan. Şah İsmail'in ölümüyle birlikte Sünnî müslünıanlar üzerindeki baskıların artması üzerine. 158 CAFEROĞLll Ahmet. bu basan da kalıcı olamamış. 1. Nahçıvan. Bir süre sonra özellikle Tebriz'de yoğunlaşan Şii propagandalarının sebep olduğu iç karışıklıklar isyanlara yol açmış. Azerbaycan. Şirvan. Bu tarihten sonra. Ayyıldız Matbaası. sonuçta. Nitekim ilk olarak Cevat Han'ın başarılı savunmasına karşı Gence elden çıkmış (1804). Şirvan ve Derbent'e kadar olan bölgeyi ele geçirmiştir. Gence ve Tebriz'de bazı başarılar elde edilmişse de nihaî sonuca ulaşılamamıştır. II Osman. almış. Lala Mustafa Paşa komutasındaki birlikler. s. ardından bütün Azerbaycan'ı hakimiyet altına almıştır. Türk Dünyası El Kitabı. 1578-1588 yıllan arasında yoğunlaşan çatışmalar sonucunda Şirvan Valisi Özdcmiroğhı Osman Paşa. Şalı Abbas yönetimindeki birlikler Azerbaycan'ı tekrar Fars toprağı haline getirmişlerdir. Ankara. ardından Azerbaycan Tilrk Edebiyatı (Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi) C. başta Kübalı Felh Ali Han. özellikle de Osmanlı ve İran'ın zayıflığından faydalanarak Doğu'ya açılmaya çalışan Rusya'ya karşı zayıf düşmelerine 7 sebep olmuştur.. Seki Ham Hacı Çelebi gibi ileri görüşlü devlet adamlarının dikkatlerinden kaçmamış. Makbul İbrahim Paşa'nm emrindeki birlikleri ile önce Tebriz'i (1534). yy'in başlarından itibaren Anadolu'da baş gösteren Celâli isyanlarının sebep olduğu iç kanşıklık. Ahmet. Ancak stratejik açıdan son derece Önem taşıyan Azerbaycan için asıl tehlike bu yıllardan sonra kendim göstermeye başlamıştır. 1976. 1993. Erivan. 327 . Kuzey ve Güney Azerbaycan'ı tamamen hakimiyet altına almıştır. Ancak XVII. İran egemenliğinden çıkarak irili ufaklı hanlıklara aynlmasına yol açmış. s. IV.Şiire Yansıyan Tarih Safevî hükümdarı Şah İsmail 'i bozguna uğratan Yavuz Sultan Selim. Tiflis. Tiflis. sonraki yıllarda Osmanlı-İran çekişmesinden de faydalanarak 1556'da Astrahanı ele geçirmiş. ve Dağıstan hanlıklarının Osmanlı'dan yardun talep etmeleri üzerine İran'a karşı yeni bir harekât düzenlenmiş. 1585 'tc Tebriz'e girerek. Türk Kültürünü Araşür-ma Enstitüsü. İran'da cereyan eden iç karışıklığı.I. birkaç yıl sonra tekrar îranlılar'ın eline geçmiştir. Tebriz ve Güney Azerbaycan'ı ele geçirmiştir. bölge üzerindeki emellerinden asla vazgeçmeyecek olan İran için bulunmaz bir fırsat olmuş. İrandaki iç kanşıklıklar ve saltanat çekişmeleri sırasında doğan otonte boşluğu. Bu sırada durumu fark eden Osmanlı'nın müdahalesiyle planlarını bir süre askıya. Azerî'lerin ise küçük devletçiklere ayrılmış olmasını fırsat bilerek 1804'ten itibaren Azerbaycan'ı işgal etmeye başlamıştır. Ankara. bu kopukluk ise Azeriler1 in düşmanlarına. İlk kez IX. yy' da Kuzey Azerbaycan'daki Türk ve Müslüman'lar üzerine sefer 8 düzenlemiş olan Rusya . Ancak bir süre sonra bu bölgeler tekrar Safevîlerin kontrolü altına geçmiştir. ardından Kafkaslar'a girerek Şirvan'ın Kuzey bölgesini işgal etmiştir. 1104. ancak onların düşmana karşı birleşme gayretleri bir sonuç vermemiştir. Azerbaycan'ın. ancak Osmanlı'nm yorgunluğunu. Gerçi bu tehlike. "Azerbaycan Edebiyatı". tCülliir Bakanlığı Yayınlan. Murat ve III. Kırım Hanı Mehmet Giray ve kardeşleri Gazi Giray ile Adil Giray'in da yardımlan ile Osmanlı'nın bölgedeki mevcudiyetini pekiştirmiş. Ne var ki. Zira Afşar Türkleri'nden olan Nadir Han'ın öldürülmesi (1747) ile birlikte Safevî Devleti'nin Farsçı bir politikaya yönelmesi. bu kez Kanunî Sultan Süleyman İran üzerine yürümüş.

asimilasyon çalışmalarının yoğunlaştığı Sovyet devri yıllarında kaleme alınmış olan bazı kaynaklarca farklı yorumlanmış. Ancak asıl düşündürücü olan. hadiselerin rejime münhasır yaklaşımlarla yeniden yorumlanmış olmasıdır.Ali Erol Derbend. Osmanlı'mıı İran ve Kafkaslar'a yapmış olduğu seferlerin temel sebeplerinden birisi. Küba. yapılan yardım çağrılarına bir cevap niteliği taşımaktadır. bu tarihî vakıanın en somut delili olarak karşımıza çıkmakladır. Böylece Azerbaycan toprakları. Bu dimim Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanacağı 1918 yılma kadar devam etmiştir. ardından "Bakü: Gence ve Erivan İlleri" ile "Dağıstan ve Zokatala Mahalleri" adî altında bir genel valilik yönetimine alınıştır. Başlangıç itibarıyla. Gence Hanı Salıverdi Han. Zaten daha önce de vurguladığnnız gibi bu seferlerin bir çoğu. Şekİ. Osmanlı'nın işgallere müdahele edememesi. Ankara. Tiflis ve Dağıstan hanlıklarının. bu lavnıı ileriki yıllarda da sürdürülmüş olması. Osmanlı'nın. Nahcivan ve Revan hanlıkları bir bir Rus'ların pençesine düşmüştür9. gerekse kültürel anlamda büyük talıribal olduğu fikrini empoze etme- 9 BAYKARA. Yıl 2. s. Özellikle 1930 ve 19401ı yıllarda Marksist-Lenınisl aydınlarca yazılmış olan birçok eserde benzeri değerlendirmelere rastlamak mümkündür. Lenıkeran. İşte bu tavır ki.yy'da ise Seki Ham Hacı Çelebi. 17-25' 328 . Nuri Paşa komutasında Bakü'ye giren Türk askerlerini alkışlayan fikir ve sanat adamlarım "dahilî düşman*' sıfatı ile suçlamış. Nıı:19. ortak tarihî geçmişe sahip olan bir milletin torunları olmanın verdiği güvenceyle kendisine yapılmış olan bu çağrılara uzattığı yardım eli. üzerlerindeki dinî ve siyasî baskıların artması üzerine Şirvan. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü. Mayıs 1964. yy'da. tarihî gerçeklerden yüz çevrilerek. Nitekim 16. 1918'de Azerbaycan'daki millî iradenin çağrısı üzerine bölgeye 7 birlik gönderen Osmanlı'yı "işgalci '. Baku. ve Şirvan Hanı Memned Han'ın içinde bulundukları müşkül durum kar-şısında lek kurtuluş olarak Osmanlı'yı görerek yardım talebinde bulunmuş olmaları. söz konusu hadise ile birlikte perçinlenen bağımsızlık günlerinin. gerek iktisadî. mevcudiyeti için tehlike teşkil eden dış mihraklara engel olmak ve bölgedeki kardeşlerinin zaman zaman ihlal edilen haklanın güvence altına almak düşüncesidir. Bu kısa hatırlatmadan sonra hemen ifade etmek gerekir ki. Karabağ. Şirvan. Osmanlı Devleü'nin bölge üzerindeki politikasmı ortaya koyan hadiselerden yalnızca birkaçıdır. İstanbul Hükûmeti'ne başvurarak kendilerine destek olunmasını istemesi. Türk Kültürü. Hüseyin. ""Çarlık Rıısyasının Azerbaycan'da Yaptığı İstilâ Savaşları". ele geçirmiş olduğu hanlıkların idarî sistemine karışmaz bir tavır sergileyen Rusya. Azerbaycan için gerek siyasî. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyet'ini yıkmak için düzenlenen siyasî entrikalar üzerine zamanın Dışişleri Bakanı Mchmed Hacmski'nin. Ne var ki. İran'ın ise Rusya'ya boyun eğmek zorunda kalması sonucunda yapılan Gülistan (1813) ve Türkmençay (1828) anlaşmaları ile Araş Nehri sınır olmak üzere Rusya ve İran arasmda paylaşılmıştır. Hele hele yüzyılımızın hemen başlarında. bölgeye yapılan seferler bir işgal hareketi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. XVTIT. 1840'lardan sonra bütün hanlıkları "Tirikaspiski Oblast'" adı altında bir il haline getirmiş.

Ancak resmî kurumlarca imzalanmış olan bu anlaşma. Şurası muhakkak ki. Oysa burada asıl dikkatlere sunulması gereken husus.s. Osmanlı Devleti'nin 1918 yılında Azerbaycan'a askerî birlik göndermiş olması herşevden önce iki ülke arasında dalıa önceden imzalanmış olan bir anlaşmanın gereğidir.: B. iç ve dış sermaye sahiplerinin girdikleri çıkar çatışmaları. Bugün için çok iyi bilinmektedir ki. Hüseyin. Alibey Hüseyinzade. özellikle Türk ve Müslüman topluluklara karşı katı bir politika uygulamaya başlamıştır. iki ülke arasında günden güne filizlenip yeşerecek olan kardeşlik duygularının temellerini çoktan atmışlardır. s. geleceğe yönelik planları gereği. Zira Köprülüzade M. yıllar önce. katkılarından dolayı bu karalama kampanyasından nasibini almakta gecikmemiştir. s. Azerbaycan İstiklâl Mücadelesi Tarihi. o yıllarda Osmanlı ile Azerbaycan arasında alman bu birliktelik karan.)'". Aynı amaç doğrullusunda. Ahmet Ccvad. kapitalist dünyanın bölgeye olan ilgisini artırmış. Aynı yıllarda Azerbaycan'ın tabiî kaynakları. Yusuf Vezir Çcnıenzemiıüi ve Abdulla Saik gibi nice kültür elçisi. Çar Hükümeti'ne karşı girişilen başkaldırının sembolü olarak geniş kitleleri harekete geçirmiş. İşte bütün bu gelişmeler karşısında. "1917-1920-ci İllerde Edebiyyat". meselenin sadece hukukî kısmını teşkil eder.Fuad'm "Teceddüd Devri" adım verdiği bu yıllarda. aslında. onlara ağır vergiler getiren rejim. gönül birliğinin resmiyete yansıtılmasından başka bir şey değildir. Savaşlardaki maddî kayıplarının faturasmı yöre halkına yükleyen. Mars Ticaret ve Sanayii AŞ. Mehmed Emin Resulzade. MEMMEDOV. Hüseyin Cavid.5. özellikle kültür ve sanat adamlarının gayretleriyle XIX.Şiire Yansıyan Tarih ye çalışmıştır . " "• XIX. bağımsızlık hareketine olan. bu anlaşmanın beslendiği temel kaynaklardır. ancak uygulamaya gösterilen tepkiler zaman içerisinde "Kaçaklar Hareketi'1 olarak bilinen isyanlara yol açmıştır. 1975. Azerbaycan'da günden güne artan bir katılımla daha da güçlenecek olan millî mücadele hareketinin çekirdeğini teşkil etmiştir. 1967.. Bakı. unutturulmaya ya da karalanmaya çalışılmıştır". üniversitelerin açıldığı yıllar adeta yok sayılmış. Atsız Gökdıığ. Allıan. Azerbaycan. Eyhj]-Ekiml991. 30. ellerindeki toprakların yabancı sermayeye peşkeş çekildiğini fark Azerbaycan Sovet Edebiyyatı Tarixi. yy'ın ikinci yansından itibaren teşekkül etmeye başlayan.12 İşle başlangıç itibarıyla sıradan tepkiler olarak değerlendirilen bu isyanlar ki .89 329 10 . çalışanlar üzerinde büyük tahribata yol açmaya başlamıştır. "Azerbaycan Millî Demokratik Cumhuriyeti Devrinde Edebiyat 1918-1920 (Aktaran. Azerbaycan Sovet Sosialist Respublikası Elmler Akademiyası Neşriyyat.I. millî değerlerin yüceltilerek modern devlet olma yolunda önemli mesafelerin katedildiği. c. başta petrol olmak üzere diğer sanayi merkezlerinde çalışan işçilerle. Pek tabiî olarak tarihin ilk Türk cumhuriyeti olan Azerbaycan Demokaratik Cumhuriyeti'nin kurulması için elinden geleni esirgemeyen Osmanlı Devleti de. Ankara. Gençlik Basımevi. 1828 Türkmençay anlaşmasının hemen ardından Kuzey Azerbaycan'ı peyderpey ele geçirmiş. Elm Metbecsi. İstanbul. Hatırlanacağı üzere Rusya. bölgenin verimli topraklarına da Rus köylülerini yerleştirerek Azerîler'i tamamen pasifize etmeyi amaçlamış. yy'm sonlarına doğru kendini gösteren ve tamamen bir halk hareketi olan bu ilk kıpırdanmalar. ülkedeki siyasî ve özellikle de iktisadî gelişmelere bağlı olarak giderek farklı bir görünüm kazanmıştır. BAYKARA.

İrşad ( 1907) Terakki ( 1908). İstanbul. dilini. İstanbul'da yayınlanmakta olan İkdam (1896).. hareketi durdurmak için aldığı sert tedbirlere rağmen bir sonuç elde edemeyen Rus Çarı II. Alibey Hüseyinzade gibi ilim ve sanat adanılan İstanbul'a gelerek kültürel çalışmalara iştirak ederler. Hürriyet Manifeslosu'nun hemen ardından. Sırat-ı Müstakim (1908). a. Yusuf Vezir ÇemenzeminlL Ahmed Ağaoğlu. c. 1960. yy'm ikinci yansından itibaren Rusya üzerinden gelen Batılı fikirlerden çok. Açıksöz (1915)" gibi yayın'organlarında millet kavramı etraflı bir şekilde ele alınırken. Verilen mücadeleyi siyasî arenaya taşıma düşüncesi ile örgütlenme çalışmaları başlatılır. 330 . meclisin kapatılması ile birlikle. ardından 1911 'de "Rusya Müslümanları İttifakı77 ve aynı yıl. 147. Yıl: 312. Azerîler'in verdiği mücadeleyi farklı zaman ve zeminlerde günümüze kadar taşıyacak olan ""Türk Adem-i Merkeziyyet Müsavat Partisi" kurulur14. s. 1901 'de "Sosyal Demokrat Demeğrnin kurulması ile birlikle daha aktif bir hal alır. halkının beklentilerini yakından tanıyan Alibey Hüseyinzade. siyasî gelişmelere bağlı olarak bir süre sonra "millet" kavramı çerçevesinde sürdürürler. 1961. dil ve edebiyat olmak üzere birçok sahada millî bir tavır içine girilir. Fazıl. İstanbul'daki siyasî ve kültürel gelişmeler yakın takibe aluıır. s. GAZANFEROöLU. Ülkesinin tarihini. 44. Ahmedbey Ağaoğlu gibi idealist mütefekkirler. gibi dergilerde de iki ülke arasındaki or13 14 15 Azerbaycan Edebiyyatı Tarixi. Millî menfaatleri korumayı ve yüceltmeyi amaçlayan bu çalışmalar kültürel faaliyetlerle pekiştirilir. ülke çapında birbiri ardınca mitingler düzenlenir. "Dövrün Tarixî Medenî Xülasesi (1900-1917-ci İller) cT Azer. Ankara. Türk Yurdu (1911). bilhassa Türk ve Müslüman topluluklar adına o karanlık günler daha ağır bir şekilde yeniden başlayacaktır.amanda geniş kitleleri harekete geçirir. 3 Haziran 1907'dc. Bakı. önce İslâmî bir söylemle girdikleri birlik çağrısını. Yıllardır yaşanmakta olan çok yönlü istilâya son vermek amacıyla başta eğitim. Millî Eğilim Bakanlığı. Hüseyin Cavid. Azerbaycan'da Füyuzat (1906). İki ülke arasında birtakım siyasî hesaplar neticesi koparılmış olan kültürel bağlan yeniden ve daha güçlü bir biçimde tesis etme çalışmaları başlatılır. "Azerî Edcbiyaü'nın Tekâmülü". diğer taraftan Namık Kemal Mchnıed Akif. Bu gelişmeler üzerine.H.T baycan Sovet Sosialist Ehnler Akademiyası Ncşriyyat. temel hak ve hürriyetler konusunda yeni düzenlemeler getirileceği vaadiyle 17 Ekim 1905 tarihinde "Hürriyet Manifestosu1' adı altında bir bildiri yayınlar. üzerlerindeki yoğun baskıdan dolayı uzun zamandır sessiz bir bekleyiş içinde olan Azerî aydınlar harekete geçerler. Rusya'nın. 1904'te kurulan "Himmet" grubunun yoğun propagandaları kısa /.Ali Erol eden köylüler örgütlenmeye başlarlar. Dikkatler. Bu amaçla. İslâm Ansiklope-disi. Mchmed Emin Yurdakul gibi millî şuur sahibi Osmanlı şairlerinin eserlerini ülkelerine taşırlar. edebiyatını. Ord. "Prof. Kasım-Aralık 1996. Mclımed Fuad. Ancak kısa bir süre sonra bu manifestonun Kafkas toplumhırmı birbirine düşürerek zayıflatmayı amaçlayan bir aldatmacadan başka bir şey olmadığı anlaşılacak13. Bu amaçla 1906'da bilhassa Ermenilere karşı aktif bir bir mücadele içine girecek olan "Difaî". 360. XIX. bir önceki dönemden farklı olarak. Hayat (1907). "Azerbaycan'ın Son Dönem istiklâl Mücadelesi Tarihi ve Halk Cephesinuı Kwru\\ışn'\ Azerbavcan. KÖPRÜLÜZADE. Osmanlı'ya 1 çevrilir ^. 19O5'tc Japonlarla girdiği savaşı kaybetmesi ile uğradığı zaafiyet bu anlamda kendileri için Önemli bir fırsat olur. Mehmet Emin Resulzade. Benzerî amaçlarla 1890'lardan itibaren başlatılmış olan dernek çalışmaları. Nikola.

Arap dünyasındaki siyasî kargaşa ve iran'daki başarısızlıkla sonuçlanan meşrûtiyet girişimleri gibi sebeplerden dolayı yerini Türkçülük düşüncesine terk etmeye başlamıştır. fikirde. adet ve an'aneler. Şair Hüseyin Câvid. İşte Azerbaycan'da.47. Samed Mansur. müteşekkil. ümum-proletar işinin bir hissesi.. birleşmiş sosial-demokrat pariiya işinin terkib hissesi olmalıdır. Çünkü Marksist ideolojiye göre edebiyat. kurulmak istenen yeni düzeni geniş kitlelere ulaştırmaktan öte bir amaç peşinde olamaz: "Edebıyyat işi. Edebiyyat isi. Bundan dolayı aynı yıllardaki kültürel çalışmaların büyük bölümü. naşir ve edebiyat tenkitçisi Seyyid Hüseyin. 18 NVELLEK. s. Azer Neşriyyat. yok sayılmıştır. Dr. Ağadacbış Münirî. din âlimi Mir Mehemmed Kerimağa. Türkiye Büyükelçisi Yusuf Vezir Çcmenzeminli. İbrahim Dadaş. aynı duygularla Azerbaycan'a giden gönüllü öğretmenler. Mikâyıl Müşfik. 1997. 1918e kadar verilecek olan millî mücadelenin fikri temellerini teşkil edecek olan bu gelişmeler. özellikle Sovyet devri olarak bilmen yıllarda yasaklanmış. saluıe sanatçısı Ulvi 10 GÖMEÇ . gerekse kültürel anlamda Osmanlı lesiri altına girmeye başlar. "Dilde. tıp öğretmeni Medine Hanım Kıyasbeyli. birçok aydın bir şekilde pasivize edilmiştir. "kolektifleştirme" adı altında yürütülen icraatlarla yok edilmeye çalışılmış. Ancak tarihî birer vesika olarak değerlendirilebilecek olan bu çalışmaların büyük bir bölümü. Kömen Yayınları. s. gerek siyasî. Ebu'l Halik Cenneti. kısa sürede Azerbaycan'daki kültürel çalışmalara da yansımış. yeniden başlatılan kültürel alış verişe katkıda bulunmak için hummalı bir çalışma içine girerler16. Konya. Bütün bu çalışmalar kısa sürede meyvesini verir ve Azerbaycan. Bakü'de bulunan ve Şark'm ilk konservatuarı olma özelliğine sahip okulun kurucusu Hediye Hanım Kcyibova. düşmana karşı birlikte hareket etme şuuruna taşımıştır. basım. daha önce de belirttiğimiz gibi. s. Akdeniz Ki-tabevi. bütün şii 'urlu av çıngardı tere/inden berekete getirilen vahid. Edebiyat Teorisi (Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel). Ali Abbas Müznib gibi şair ve yazarlar Türk tarihinin şanlı sayfalarına dönerek millî kimlik kavramı üzerine yoğunlaşmışlar. "17 Edebiyat ve toplum arasındaki İlişkinin ne olduğundan çok. Marksizm ve Leninizm ideolojisine ters düşen çalışmalar yasaklanmış. höyük sosial-demokrat mexanizminin tekerciyi ve vinteiyi olmalıdır. onları. Bakı. Rene-A. 1993. Türk Cumhuriyetleri Tarihi. 74. aynı millete mensup olan iki ülke insanları arasındaki kardeşlik duygularını daha da kuvvetlendirmiş. münîezem.l22-123. 1970. 331 . Ilyic V\\oâexcars EdebiyyatHaqqında. toplumu bütünüyle kuşatan her hadisede olduğu gibi halkın sesi olan sanat adamlarının eserlerine aksetmekte gecikmemiştir. Özellikle 1928'den sonraki mevcut rejim tarafından organize edilen alternatif bir edebiyat yanıtına çabalarının ezici baskısıyla karşı karşıya kalmış. ne olması gerekliği konusunda ön yargılara sahip olan böyle bir anlayış"5 şüphesiz ki kendisine muhalif düşen fikirlere yaşama hakkı tanıyamazdı ve tanımamıştır da. Özellikle Millî Edebiyat akımının tesiri ile daha da güçlenen bu düşünce. Saadettin. Gaspıralı İsmail'in. örf. Pek tabiî olarak bu şuur. bütün fehle sinfmin. Doç. başlangıçta bütün İslâm alemi için tek kurtuluş yolu olduğu düşünülen İslamcılık fikri. iki ülkenin tarihî bağlarına yönelmişlerdir. Azerbaycan millî marşının yazan Ahmed Cevad. Bıı arada Türkiye'de. 17 LENİN.Şiire Yansıyan Tarih tak değerler işlenir. 2. Bu ara. işte birlik" şuan kabul görür. İzmir. VARREN.

"Muhaciret ve Muasır Azerbaycan Edebiyyatı'mn Bazı Meseleleri". sürgünlerde çürütülüp öldürüldü''20. KÂZJMOĞLU. İngiliz ve Almanlar'a karşı çaresiz kalımları bir anda Osmanlı'ya ithafen yazdığı "Vatanın Yanık Sesi" ve "'İntizar Karşısında" adlı şiirlerini saklamak zorunda kalan Abdulla Saik gibi.. s. Abdurrahim Hakverdili. Burhaneddin Matbaası. Samir. Dr. ve Mehemmed Said Ordubadî gibi isimlerin de bulunduğu bu yazarlar. bazıları. Ankara. Cafer Cabbarlı. 1932. Prof. Azerbaycan Türk Külîürit Dergisi. İstanbul. Çünkü "Bir millet. Zira o yıllarda Azerbaycan üzerinde hak iddia eden Rusya için. Yusuf Vezir Çemen/. şair. bu eserlerini yayınlama imkânı bulamamıştır. Menşevik. hapis ya da idam gibi cezalara çarptırılmışlardır. aynı ihtiyat çerçevesinde. Ecdâd Yayınları. Azerbaycan edebiyatının önde gelen isimlerinden Şaik'e ait olan ve o dönemde Azerî halkının Osmanlı'ya bakış açısını. Azerbaycan'ın.40. Sovyet hükümetinin mevcul tutumuna doğrudan mukavemet etmeyen ve şartlar gereği temkini elden bırakmayanlar ise. söz konusu şiirleri. feryat içinde olan Azerî kardeşlerin çağrılarına cevap vermektir. 30 21 332 . Ahmed. öteden beri Osmanlı ile Azerbaycan arasında sun'î bir set oluşturmaya çalışan Rus rejiminin çıkarlarına ters düşmüştür. bazıları ise ülkeyi terkelmek pahasına bildikleri yolda yürümeye devam etmişlerdir15: "Kuşkusuz ki Sovyet hakimiyetinin aleyhine ulanlar ciddî saldırıya maruz kaldı ve onların bir kısmı muhacerete gitti. 138. Osmanlı'nın 1918 yılında Baku "ye düzenlediği askerî harekatın temel amacı bölgeyi işgal etmek değil. Ankara. o yıllardaki siyasî ve sosyal hadiseler ışığında tahlil etmek yeterli olacaktır: Bilhassa meşrutiyetin ilanından sonra Türkiye'deki Türkçülük hareketlerinin kısa sürede Azerbaycan'ı da etkisi altına almasını21 özellikle Rusya açısından tehlikeli gören KASIMZADE. EylülEkiml991. (Azerbaycan Yurt Bilgisi Tetkikleri II). Kasım. yeni rejimi benimseyerek çalışmalarım sürdürmüşler. Osmanlı'dan beklentilerim dile getiren bu iki şiir. Halkın sesi olan birçok şair gibi Saik'in mısraılarına da bütün açıklığı ile yansımış olan bu tarihî hakikatleri görmek için. Aralarında Abdulla Saik. Nu: 281. Tıpkı Bolşevik. Mars Ticaret ve Sanayii AŞ. Taşnaksütun. sürgün. Kızıl Ordu Bakü'ye girdikten sonra yasaklanmış. CAFEROGLU.. Osmanlı Devleti'nin de diğer işgalci güçlerden farkı yoklu. Prof.. Azerbaycan edebî hayatına çok daha önce girmiş olan ve bütün birikimlerini kendi insanlanna hizmet yolunda seferber etmiş olan birçok yazann daha dikkatli davranmasını gerekli kılmıştır. 1994. Azerî halkının duygulanın yansıttıkları bazı eserlerim' geri çekmek.. Türk Topluluktan Edebiyatı I. s. Oysa ki Azerbaycan'da yaşanan siyasî ve sosyal gelişmeler karşısında halkın gösterdiği tepkinin edebî ifadesi olan bu şiirler samimi olarak değerlendirildiğinde görülecektir ki. Ali Nazmi. Bu uygulamalar.s.L'minli. Aynı yıllarda mevcut şartlar altında birçok aydın kalemini bırakırken. tarihe ışık tutacak nitelikteki tespitlerini reddetmek zorunda kalmışlardır. Azerî Edebiyatı 'nda İstiklâl Mücadelesi İzleri.29. iki ayrı devlet" gerçeğini gündeme taşıyan bu çalışmalar. Dr. çağdaş değerler arkasmda kalmaması ve en azından geleceğe hazırlanması için siyasî meselelerde ihtiyat gösterip eğitime yönelmişlerdir. Celil Memmedkulu/ade.Ati Erol Receb gibi yüzlerce ilim ve sanat adamı. Süleyman Sani Ahımdov.. Bir kısmı mecbur olup yeni hükümetle barıştı ve diğer bir kısmı ise hapishanelerde.

önce Güney Kafkasya Federal Demokratik Cumhuriyeti adı altında Ermeni ve Gürcülerle birlikte bir federasyon içine giren Azerbaycan. üzerinde oynanan oyunların son bulmasını sağlayamamıştır. tam bir hayâl kırıklığı ile sonuçlanır. Dilican. Karabağ bölgeleri Ermeniler'e taksim edilmiştir. Üstelik bu harekâtın önemli bir gücünü de Ermeniler oluşturmaktadır. hâdiseyi olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiştir. Ancak: Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etmiş olması.toplumu adına gerçek bir kurtuluş olarak yorumlamıştır22. Baku'nun Rusya açısından önemini bilen Bolşevikler ise halka karşı çoktan sindirme harekâtını başlatmışlardır. mazisi zaferlerle dolu olan bir milletin asla esaret altına alınamayacağını haykıran TALİBZADE Abdulla Şaik: "Muselman XÜIUIÎI Efendilere!". 333 . tıpkı yıllar öncesinde olduğu gibi. Açıq Söz Qeze!i. Zira 1 Mayıs 1917'dc Moskova'da toplanan "Rusya Müslümanları Kongresi"nde Mehmet Emin Rcsulzadc ve Ali Merdaiı Topçubaşı'nın Bolşeviklere karşı verdikleri başarılı mücadele. Başlangıç itibarıyla ülkedeki birçok aydın gibi Abdulla Saik de. Ne var ki. "Fevral Burjuva İnkılâbı" olarak bilinen 1917 ihtilâlinin mahiyetini yeteri kadar anlayamamış. Bu çalışmalarda. Yazar. Zira Çarlık Rıısyası.ur. Açıq Söz Metbeesi. ona sahip çıkmış. uzun zamandır büyük bir hasretle beklediği hürriyetin. 8 Aprel 1917. Bolşevikler "in eşitlik vaadiyle iktidan ele geçirdikten sonra uyguladıkları hilekâr politika. İşte 1918'de Millî Şu'ra Hükümeti'nİn Azerbaycan'ın bağımsızlığım ilan etmesinin hemen ardından Bolşeviklerin Ermeni militanları da arkalarına alarak başta Baku olmak üzere Şamahı. 1905*ten Sonra Azerilerle Ermeniler sürekli çatışma içinde olmuşlardır. Küba.Şiire Yansıyan Tarih Bolşevikler. İran ve Irak Suriya ve Lübnan'dan getirdiği Ermeniler*i Zenge/. onu. GöycegÖl gibi bölgelere yerleştirmeye başlamış. kısa bir süre sonra boş olduğıı görülecek olaiı vaatleri ile halkın desteğini de arkalarına alarak 3 Aralık 1917'de gerçekleştirdikleri ihtilâl ile iktidarı ele geçirmişlerdir. Cumhuriyetin merkezi henüz Gence'dcdir ve Baku. mahallî Sovyet hükümetinin kontrolü altındadır. yine 1905 İhülâli'nin hemen ardından içine düştüğü bunalıma sürükler. Azeri . Zaten bu yüzdendir ki. Şaik'in büyük ümitlerle sahiplendiği bu gelişme de. Nitekim yoğun çalışmalar sonucunda. Bu uygulama özellikle I. yazıları ile onu destekleme yoluna gitmiş. böylece Feth Ali Han başkanlığında tarihin ilk Türk cumhuriyetinin temelleri atılmış olur. bütün Azeriler gibi onun için de yeni bir ümit ışığı olur. Bakı. ilk intibaları çerçevesinde. Ancak bu olumsuz psikoloji fazla uzun sürmez. Revan (Erivan). bu ihtilâli. bu tepki.. aşağıdaki mısraılarla edebî sahadaya taşınmıştır. Azerbaycan siyasî hayatında önemli bir yeri olan bu ihtilâl ile elde edileceğine inanmış. Lengİran gibi bölgelerde halka büyük eziyetler vermeye başlaması ve Çar zulmünden sonra bu kez böyle bir saldırıya maruz kalan Azeriler'in içine düştükleri çaresizlik. yöredeki Ermeni nüfusunu hayli artırmıştır. Dünya savaşı yıllarında artarak sürdürülmüş. 28 Mayıs 1918'de bağımsızlığını kazanır. işgalin hemen ardından Osmanlı. ülkedeki birçok aydın gibi Abdulla Şaik'in de tepkilerine neden olmuş.

deve basdım hepsini bağrıma.le. bülbüllerin şakıdığı. ırmaklar coşarken. Bağırdım: ây iqid. ayak bastığı yerlere feyz ve rahmet saçan. Alp. yok edilmeye çalışılan bir milletin feryadı ile karşılaşırız. Şair. Çünkü yukarıda ana hatlarıyla da olsa ortaya koy-duğumuz gibi. Bu coşku.. Ana gelhmde çırpınan sefqei. diyerdim her ağrıma. büyük bir duygu seli içerisinde tasvir edilir. o şa:şaalı yıllar geride kalmış. Abdulla Saik. engin denizlerin onu nasıl selamladıklanın.. Taşıdığı fikir ve çizilen çerçeve açısından şiirin ikinci bölümünü oluşturan sonraki mısraılarda. Taleyİme kûsdüm. kır çiçeklerlerinin Türk bayrağını öpmek için birbirleri ile yarıştıkları dile getirilir. İleriki mısraılarda bu manzara. A/tun ordu feraqında saç yoldum. şairin hayal aleminden kurtulup yaşanmakta olan gerçeklere dönmesiyle yerini derin bir hüzne bırakır. önce mensubu bulunduğu Türk milletinin şanlı larihine yönelerek trans halinde o yılları yeniden yaşar. yukarıda izalıa çalıştığımız menfur saldırıların cereyan ettiği tarihlerde kaleme aldığı "Vatanın Yanık Sesi" adlı çalışmasında. yüreğinde iman ve sevgi taşıyan. canhıraşâne bir şekilde. korku nedir bilmeyen "kahraman erler" bir yıldırım hızıyla esarete mahkum edilmek istenilen kardeşlerinin yardıma koşmuşlardır. qehreman erler? Sizler üçün qoîlarımı açmışam. bütün umutlarını Türkiye'deki kardeşlerine bağlayen Azerî halkının öz duygularını bulmak mümkündür. ağaçların "kavuşan kollan" alkışladıkları. sarardım soldum. Yalçın kayaların. dilekler kabul olmuş. tabiatın bile bu vuslat anmdaıı etkilendiği. Bu coşkunluk zaten dolu olan şairi sevinç göz yaşlarına boğar: Sefasınız. Tek başına böyle bir mücadeleyi kazanabilmesi ise mümkün gözükmemektedir. Ancak bu sevinçli ruh hali. Büyük bir inançla yapılan bu çağrı amacına ulaşmış. Oralardan eksimiya bu yerler? Yolunuzda benefseler saçmışam. yıllardır göz yaşları İçinde karlı dağların başından Altaylar'a bakarak kendilerine uzatılacak dosl elinin hasretiyle yanıp tutuşan şairin patlamasına yol açar: " Men uzagdan seyr edince kesretle. "Altaylar gibi demir yürekli bir nesil" benzetmesi ile tasvir ettiği Türk 334 . Himalay ve Karpat dağlarım şenlendiren kudretini büyük bir coşkunlukla tasvir eder. Sevincimden gözlerim dolu yasla. O gün. Yıllardır süren hasret son bulmuştur. Üreyim de sevgi saçan ateşle.Ali Erol bir şairin temsilciliğinde. Azerî halkı son derece ağır şartlar altında yine kendisini tutsak etmek isteyen güçlerle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Evlad. Türk ordusunun "Alimi Ordu" türküsü söyleyerek dünyanın dört bir tarafına yaptığı akınlar] hayal eder.

Osmanlı Devleti'dir. bir an önce harekete geçilmesi konusunda sabırsız bir tavır sergilendiğini görürüz. Zira bu saldırı sadece Azeriler'e değil. Rusya'nın sinsi planlan doğrultusunda Bolşevik ve Ermenilerin yürüttüğü kıyımı kabullenemeyen şair. şairi yaşamakta olduğu bunalımdan uzaklaştırmaya yetmez. vatanın öksüz. ancak bilinen sebeplerden dolayı yine eserleri arasında gösteremediği bir diğer şiirinde de benzerî duygular içindedir. Çünkü artık tahammül kalmamıştır. milletinin o eski kudretini. sönük. binbir türlü eziyete maruz bırakılmışlardır: Necin böyle gecikdin? Sensiz qelbîm qırıq. Ömür şiişem daşa deymiş. birlik ve beraberlik içerisinde kazandığı zaferleri hatırladıkça kahrolur. xırpalanmış.ş Ne var ki. Her yanına neşter. Sızlar. •'VatamnYanık Sesi ' adlı şiiri ile ülkesine yapılan tecavüzü milletinin asla kabul edemeyeceğini vurgulayan şair. Zira o günün şartları itibarıyla Kafkas Elleri'ndcki diğer Türk topluluklarının durumu Azerbaycaıvınkinden pek farklı değildir. Bu psikoloji önce bir burukluğa. bağrı qan. heyettim parçalanmış. Elxanlann ahfadı! Ananız bax. daha doğrusu büyük problemler yaşıyor olsa da en azından kendi bayrağını dalgaUuıdımakta olan tek Türk Devleti ise. biraz da boşalmak ve rahatlamak için yapılan bu çağrılar. Neden şimdi feryadıma qayqusuz? Damarlarda deyişdi mi eski qan? Neden şimdi bu halıma saygısız. ardından sitem dolu sözlere dönüşür. xırpalanmı. xençer saplanmış. Özellikle son zamanlarda baskılar giderek artmış. çeynenmiş. bu şikayetler. Kudret sahibi. ağlar.Şiire Yamıyan Tarih milletine seslenir. Düşmüş de pek tehîükeli bir derde. Qelbınizdc söndümü sevgi. çok daha açık ifadelerle dile getirilir. Oğuzların torunları olan bütün Türk alemine yapılmış bir saldırıdır: Şimdi siz eyAltaylan andıran Demir iirekli bir neslin avladı. Azerbaycan halkının duygularım temsilen kaleme alınanan bu şiirde de sitemlerin artarak sürdüğünü. Ey aelbinde iman. Osmanlı Devleti'nden beklenilen yardım. genel manada bütün Türk alemine karşı sarfedilen bu sitem yüklü sözlerin esas muhatabı Osmanlı'dır. aynı yıl kaleme aldığı. sürüklenir yerlerde. "İntizar Karşısında" adım taşıyan söz konusu eserde. yetim ve dulları. iman? Yeri gelmişken hemen ifade etmeliyiz ki. 335 1 . kurtarıcılarını beklerlerken büyük acılar çekmişler. zefer daşıyan Oğuzların. 1917 İhtilâl i'nden sonra ülkesi üzerinde oynanan oyunları.

Alhan. Türk ordusunun Bakü'ye girişi halk taralından büyük bir sevinçle 24 karşılanmış ve bu sevinç Ahmed Ceval. dolumsanmış ürekler hiç şad olmaz. Şu vetenin öksüzleri. Dodaqlanm gülmez. iktisadî ve kültürel alanlarda geniş reform harekeli erini başarıyla uygula mıştır. işte gâc qaldin. Heç gelmed'm! O sen. s. Ankara. "Azerbaycan Millî Demokratik Cumhuriyeti Devrinde Edebiyat 1918-] 920 (Aktaran: B. güler ürekleri gem almış.ey Türk. Türk fırkası üe birlikte 15 Eylül 1918'de şehre girnüşlerdir. 1996. Nitekim aynı tarihlerde millî şuur sahibi birçok şair tarafından da hararetle işlenen bu duygular yetkilileri harakete geçirmiş. Kain. çabuk gel ki. 336 . ardından Karpatlardan gelen 15. Eylül-E-kim 1991. boğ. Prof.)". neden? Yollarına daşnn qalanmış? Ya azgın quldurlar. Yakılar da. yakar bütün qayğı vurmuş elleri. eh. Dr. ez. ümicl gülüm açılmaz. Sen gelmesen. devletin temel yapısı Türk milliyetçiliği ideolojisi üzerine MEMMEDOV. polad olsa da onlar Üreyinde şö 'lenen metin qızğın ateşle Yakanları. Azerbaycan. İstanbul Hükümeti yapılan bu çağrıya cevap niteliğinde Dilican ve Kars üzerinden Gence'ye birlik göndermiş. Yeni Türk Cmnhuriyeileri Tarihi. 41. söndür. kardeş sesinin güçlü sadasmı işittniştir3. xerabaya dönen qelb ahad olmaz. SARAY. Ankara. alçaq düşmenlere qol gücünü hep göster.Ali Erol Qırık bîr saz kimi sızlar qanh. yorgun telleri. qelbim seni pek ister. sönük baxtuva nur saçılmaz. Osmanlı Devleti'nin de kendisine sahip çıkması ile elde ettiği bağımsızlığını yaşadığı bu iki yıllık süre içerisinde büyük fedakârlıklarla siyasî. Bir başka ifade ile: "Azerbaycan halkı tam bir ümitsizlik içinde iken yüzünü büyük kardeşi Osmanlı Türkü 'ne çevirip yardım dilemiş. Bu dönem İçerisinde eğilime büyük önem verilmiş. Mars Ticaret ve Sanayii A Ş. s. Açyollan. çabuk sen gel. demir ya. çeğne. Sen gelmesen. Türk Tarih Kurumu. ve o sırada Kafkas-İslâm orduları komutanı olan Nuri Paşa ile Mürsel Paşa 2 Temimi//da Baku'yu muhasara altına almışlar. sen gel. erir. xırpala. Azerbaycan Hükümeti Hariciye Vekili Mehmet Hacinski Mehmet Emin Resulzade'nin de desteği ile. Gözyaşıyla mlamış hep keçdiyiniz yolları. Mehemmed Eminoğlu Salman Mümtaz gibi birçok şair tarafından coşkuyla işlenmiştir Azerbaycan. Yolunuzu beklemeqden benizleri sararmış. Atsız Gökdağ.9. Mehmet. Sel gelmesen güneş doğmaz. 4 Haziran 1918de yapılan anlaşma gereği Türkiye'den yardım istemiştir. dulları. Burakmıyor? Daş. gelinleri. Başqasını istemem de. Beklemeqdenyoruldum.

Bakı. 9.giren Kızıl Ordu. 'Tarihin İlk Tilrk Cumhuriyeti Azerbaycan^ Türk Kültürü. tarilıi ve coğrafyası müfredattan çıkarılmıştır. bu hükümet." '. Azerbaycan Eckhiyyah Tarixi. iki yıl kadar soma teşkilatlanmasını tamamlamış ve böylece 1918 yılında başlayan millî bağımsızlık hareketi son bulmuş. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü. aynı yıllar.bir anlamda Şaik'in ideallerinin de gerçeğe dönüştüğü yıllar olmuştur: Ulu. verilen hapis ve ölüm cezaları bu hakikatleri değiştirememiş. Azerbaycan'daki komünist sempatizanların açtığı yoldan Bakü'ye. Fakat millî değerlerin yüceltildiği. kendi kadrolarım yetiştirmek amacıyla dış ülkelere öğrenci göndermiş25. 1918 yılında Osmanlı ile Azerbaycan arasında sergilenen dayanışmanın temelleri. Ankara. yerine. JVüıyısl 964. s. iktidarı devirerek. ancak ülkedeki Ermeni ve Bolşevik militanların yürüttüğü terör durmamıştır. c.Şiire Yansıyan Tarih bina edilmiştir. Azeriler kendi kaderleriyle başbaşa kalmışlardır. Halk ruhunun ön plana alındığı aynı yıllarda. Azerbaycan siyasî ve kültür larilüne "Sovyet Devri" adı ile geçecek olan yeni bir devrin başlangıcı olmuştur. alqış deyirdinı menden. CAHîROĞLU. İzlenilen inkâr politikası. aynca aynı şuur içerisinde 13 Ağustos 1919'da Rus edebiyatı. ihtilâl komitesi önderlerinden Neriman Nerimanov'un başkanlığında geçici bir hükümet kimmiş. s.HL Qızil ŞerqMelbeesi". Dünya Savaşı sonucunda imzalanan Mondros Mütarekesi gereği Azerbaycan'ı boşaltmak zorunda kalmasıyla. millî hükümet. Yıllar süren esaretin son bulması ile kazanılan bu yeni ruh hali . 15. başta di! olmak üzere Anadolu ile Azerbaycan toplumunu birbirine bağlayan kültürel birlikteliği yok etme çalışmaları. Artıqyem ruh ile canlanırdım. 337 . Osmanlı Devleti'ııin I. Ahmet. uğranılan haksızlıklar sürgünler. Bakü'de Azerbaycan halkının ilk millî üniversitesi açılmış (1919). kültürel sahadaki birikimler sayesinde tarihî birer vakıa olarak günümüze kadar ulaştırılmıştır. 1957. Prof Dr. bütün engellemelere rağmen. Gerçi 12 Ocak 192U yılında Azerbaycan'ın bağımsızlığı Paris'te ger-çekleştirilen toplantıda büyük devletlerce kabul edilmiş. Size akjtş. yıllar öncesinden kurulmuş olan gönül bağım yıkmaya yetmemiştir. fegel ruhsuz bir ülkeydim men. Sovyet rejiminin bu süre içerisinde Azerbaycan'ı millî kimliğinden uzaklaştırmak İçin uyguladığı istibdat başarılı olamamış. "Sosialist İnqilâbı Areiesinde Edebiyyai (1917-1920)''. 28 Nisan 1920 yılında. Başta Azerbaycan olmak üzere bölgedeki hemen bütün Türk topluluklarının yoğun bir asimilasyonla karşı karşıya kaldığı bu devir Sovyetler Birliği "nin dağıldığı 1991"in Ağustos ayına kadar devam etmiştir. Nıı: 19. hür iradenin kullanılmaya başlandığı ve millî benliğe dönüş anlamında önemli adımların atıldığı bu dönem uzun ömürlü olamamıştır. Çıraq kimi panl-parıl yanırdım.

Millî bir edebiyat yaratma düşüncesinde olan Hisarcılar. tarihten ve geleneklerden uzaklaşmayı 'soysuzlaşmak' olarak gören Hisarcılar. Bu reddin veya inkârın içinde tarih ve ınazi de önemli bir yer tutmaklaydı. Necati Karaer. kendi kültürünü tanımama. Zira Garipçİler. Millî kültürden. tarihe ve maziye yakınlaşma ve saygı görülür .Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı W. ss. Mehmet Çınarlı. var olan birçok şeye karşı çıkıyorlar ve mevcudun birçok yönünü red veya inkâr ediyorlardı. O. M. Garipçiler'de tarih ve mazi fikrinden uzaklaşma söz konusuyken. Onun için de Hisarcılar. 339-348. Hisar şairlerinin önünde acı bir tecrübe olarak duruyordu. Bu unsurlar adeta şairlerin kültürel tavırlarına da etki eder ve bu kavramlar. şairlerin şiirlerinde kaynaşmış halde. ona daha yakın olunması gerektiği düşüncesi içinde olurlar. Yalıya Bcnekay. Yenilcr'in) sanat ve edebiyat ardayışlanna tepki gösterirler. geleneklerimiz ve folklorumuz de ağırlıklı olarak işlenir. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. köklerimizin uzandığı bir mekân ve güç alınacak bir kaynak olarak ele alınır. Hisarcılar'ın sanat eserlerinde tarih ve mazinin yanı sıra millî kültürümüz. İlhan Geçer. mazi ve tarihten uzak olmak yerine. Millî tarihimizi işlemişler ve Türk tarihini başından sonuna kadar şiirlerine konu edinmişlerdir. tarihe bakış açılan ile Millî Edebiyat'ın maziye ve tarihe bakışı içinde olmuşlar ve adeta Millî Edebiyat'm yeniden canlandırdması görevini üstlenmişlerdir. Fehmi Özçelik. Ü. Bir önceki neslin (Garipçilcr'in) bu değerlerden uzaklaşması. iç içe girmiş olarak bulunur. HİSAR ŞAİRLERİNDE TARİH VE MAZİ FİKRİ Hıfzı TOZ 16 Maıt 1950 tarihinde Ankara'da çıkartılan Hisar dergisi etrafında bir araya gelen Munis Faik Ozansoy. Tarih ve maziye yaklaşmayı millî Dr. kendilerinden bir önceki edebî hareket olan Garipçilerin (T. Zira bu uzaklaşma. Türk kültürünün dünyada seçkin bir yere sahip olduğunu söylerler. Hisarcılar'da bu uzaklaşmalım aksine. bin yıllık bir kültür tarihi olarak tezalıür eder ve mazi onlara göre saplamp kalınacak bir yer olmaktan ziyade. Fikret Sezgin. kültürel buhran ve çeşitli bunalımların yaşanması olarak kendisini gösteriyordu. . İzmir 2000. Ancak Hisarcılar'da tarih ve mazi Fikri. Hasan İzzet Aralat adlı genç şairler. E. Gültekİn Sâinanoğlu.

Kül Tigin ve bütün töresiyle". Kül Tigin". s. Hisar topluluğunun önde gelen şairlerinden Mehmet Çınarlı. bunun ilericilik sayılamayacağım." 1 2 Mehmet Önder. Ondan çıkarılacak dersler vardır ve onu paylaşmak. "Türkistan". "Bilge Kağan. bu kaynaklara yönelmenin bir mecburiyet olduğunun da altını çizerler. yenilik fikri içinde olan Hisarcılar'in.Hıfzı Toz kaynaklara yönelmek olarak gören Hisarcılar. Hisar Dergisi. Hisarcılar'm dönemlerindeki sanatçılardan farklılık gösterdikleri önemli noktalardan biri de tarihe bakış açılarıdır. "Bizim Türkümü/" adlı şiirde ise. Mehmet Çımırlı: "Bir Mucize mi Bekleniyor?1". Şiirde geçen "Tiyan-Şan Kadır-Gan Dağlan". ilerlemeğe yön verecek ve çağdaş medeniyet seviyesinde yerini tayin edecek olan millî kültürdür"'. 6. "Yüzyıllardım beridir Altaylardan Tuna'ya Bizim lürkülcrimizdir söylenen Konuşulan dil. . "Üstten bu gök çökmedi. alttan yer delinmedi. Tarilıin Hisarcılarda iki yönlü olduğunu görürüz. Bu görüşünü de Çınarlı: "•Edebiyatımızın millî rengi. bizim dilimizdir. millet olmanın gereğidir. "şehir. millî havayı kaybetmeden gelişmesini isteriz. soysuzlaşıp züppeleşmeden cevherlerini ortaya koymalarını. Onların şiirlerinde hem İslâmiyet öncesi Türk tarihini. bu fikre ulaşmanın yolunu da güzel ve millî olmakla çizdikleri görülür. tarihe özellikle eğilmişler ve tarüü şiirlerinde kullanmak suretiyle. "Türklüğün hamurunu yeniden mayalamış"tır. kendine dönüş için büyük tekne: Malazgirt" sözleriyle de İslâmiyet sonrası Türk tarilıi çağrıştırılır. gurur kaynağıdır ve şiirlerde de işlenmesi gereken bir konudur. Millî rengi. "Malazgirt" adlı şiirde "Tanndağı". derler. millet hafızasının diri kalmasını sağlamışlardır. "Osman Balur Han". Bundan uzaklaşmanın bir tehlike olduğuna dikkat çekerek. sonra yeniliği arayıp bulmak gerek"2 sözleriyle ortaya koyar. Nu: 41. "Kulağına okunan ezanla adı konmuş". asıl ilericiliğin millî kültüre bağlı olarak yapılması gerektiğini vurgulayarak: "Geçmişle bağları kopanp. yeni tadlar getirmelerini bekleriz. Şubat 1966. hem de İslâmiyet sonrası Türk tarihini bulmak mümkündür. estetik kaygı içinde kalınarak millî rengi ve millî havayı kaybetmeyecek şekilde ve sanatın geleneklerine göre eser vemıek şeklinde olmalıdır düşüncesini taşırlar. Genç şair ve yazarların zararlı akımlara kapılmadan. kötülemek veya geçmiş kült ürürü gerçek değerlerini inkâr etmek •İlericilik' değildir. Nu: 26. Şiire göre Malazgirt. yenilik yaratmak çok zordur. "Bilge Kağan. onu hor görmek. Bu cümleden hareketle. Bunun şuurunda olan Hisarcılar. milletlerin hafızasıdır. millî havayı kaybetmeden yeni olmak. Asıl ilericilik. "Millî Kültürden Yana". Hisar Dergisi.". "Orkun Anıllarr' gibi kelime ve mısralarla İslâmiyet öncesi Türk tarihi. Önce millî sanatın gelenekleri içinde yoğrulmak. Tarih. s. Onlara göre tarih. 12. bir anlamda. kültürsüzlük ve kendini bilmezliktir. "dini bütün bir millet"'. yine tarih ve maziye ait birtakım unsurları bulabiliriz. Bunu aşağıda verilen şiirlerde görebiliri/. Yalnız bu millîlik. "Kerkük". millî sanala yeni sesler. millî kaynaklara yönelmenin mecburiyeti ve bunun da yenilikle birlikte olması gerektiği üzerinde durur. Mayıs 1967.

hem İslâm öncesi. "Bir ay yıldızlı Türk bayrağı resmi çizer" sözleriyle bugün kastedilir. Peçenckler. Yani şiirde hem İslâm öncesi Türk tarihine. aynı soydan çocuklar Ki hepsi. Şiirde 'Bar' oyunu ile tarih arasında bir bağ kurulur ve Bar'm tarihteki yerine dikkat çekilir. Kulağına okunan ezanla adı komnuş Fatih Sultan Mehmet'in. Bir başka deyişle Türk tarihi. hem de İslâm sonrası Türk larilüne atıflar vardır. hem de İslâm sonrası olarak karşımıza çıkar. binler. Anadolu'ya ötedenberi tanış: Asya'dan Aktoprağa düşen cemre'nin ilki. destanlar döneminden günümüze kadar bir bülün lyaliııde şiirde işlenir. kemer. Bunlar: Oğuz Türkleri. Bahse konu olan bir diğer şiir de "Bar Başlarken" adım taşır.Hisar Şâirlerinde Tarih VeMazi Fikri gibi kelime ve mısralarda da gerek İslâm öncesi ve gerekse İslâm sonrası tarihe ve maziye uzanma söz konusudur. Önünde yüz yıllara. yamnda gazi. Üstten bu gök çökmedi. en doğıı'nun Türkleri kadar yiğit. nice büyük ustanın 341 . "Çekirdek" adlı şiirde de Türk larilıi. Selçuklar Aynı dili konuşan. Bu baş-gözediş var ya. çadır altmda uzar. Yunus Emre'nin ilki. Tarihe yolcu etmiş nice bin civanmerdi Atmın terkisinde. bin yıllara değil ki Mahşer'e. Yahya Kemal'de beyit. Şiirde tekrarlanan "Bir bozkurt" sözüyle dün. gündoğumda bir özlemle uyanmış. ardında şehit. Ve hepsi. Bunlar: Ova taşlan. alttan yer delinmedi Kendine dönüş için büyük tekne: Malazgirt Türklüğün hamurunu yeniden mayalamış. Sinan*da kubbe. Tanrıdağfndan belki. at koşturan dini-bütün bir millet Ki ömrü al sırtında. Binler. Hisar şairlerinden örnek olarak aldığımız şu şiirlerde Hisarcilar'm tarihe ve maziye bakışlarım görmek mümkündür: MALAZGİRT O ki. binlerce Alpaslan'ın.

ırmağı: yanıyla. yöresiyle Asya'nın Avrupa'ya doğni yürüyüşü bu. temiz duvaklar Susmuş minarelerinde mübarek ezan Prangaya -vurulmuş bir malikimi gibi çaresiz Boynu bükük Lürkülerde güzeliiim Azerbaycan. Kerkük'te kurşunlar ansızın bizi vurur Sürüklenir sokaklarda başsız cesetlerimiz Zulüm bir hançer gibi içimize olurur Bir mağara devrinden arta kalan insanlar Kerkük'te kan kusturur.Hıfzı Toz Vc nice kalıramamn yüzüsuyıma hürmet: Bilge .. gölü. Gültekin Sâmanoğlu BİZİM TÜRKÜMÜZ Bizim türkümüzde gurbet var artık Hasret var. Uzar gider bir sesizlik İçinde Bir uçtan bir uca Türkistan topraklan Beyaz altın dediğimiz pamuk tarlalarına Çöreklenir yedi başlı bir kızıl yılan Baş kaldırsa esarete yeni bir Osman Batur Han Bebekler bile vurulur beşiklerinde Kana boyanır Türkistan. toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan Kadır-Gan Dağlan"na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar. 342 .Kağan. yürek var... Kül Tigin ve bütün löresiyle Orkun Aıııtlan'nın yıllar süren düşü bu.. Basmış kanlı çizmeler toprağına bir defa Çiğnenmiş kara kalpaklar. Dağı.

Bizim türkümüzde gurbet var artık Hasret var. zurnalar ve serhat türküleri. Mazi Fikri Bir kanlı ağıt söylenir şimdi Kırım'da Biz duyarız Kırım'ın öldüren feryadını Bir büyük destanla birlikle yemden yazacağız Kın m topraklarına Kırım Türkünün adını.. kalpağımızdan. Kadır-Gan Dağları1 na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar. toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan..Hisar Şâirlerinde Tarih Ve. bizim dilimizidir. Renk renk nakış nakış uzayan toprak değildir Kilünlerimîzdir. kervansaraylar Bizi söyler anlatır Mimar Sinan'dan beri Üsküp'te. Yüzyıllardan bendir Altaylardaıı Tuna'ya Bizim türküler imizdir söylenen Konuşulan dil. bir atar damar gibi Davullar. Balkanlarda büyük. bir dev gibi doğrulacağız Yeni bir ruh doğacak toprağımızdan Tanıyacak bizi dünya yeniden heyecanla Burma bıyığımızdan. Estergon'da. Yavuz Bülent Bakiler 343 .. yürek var. öksüz kubbeler Minareler. Yine bir dağ gibi. şadırvanlar..

bizde bulunur Vur kardeşim. karşımda başı karlı dağlar 344 . dil şakrak olur Mendiller ellerde bayrak olur Biz oynarken.Hıfzı Toz BAR BAŞLARKEN Seyrine gelenlere selâma dur Millet için deli gönül bizde bulunur Savaşı düğün eden davul bizde bulunur Vur kardeşim. Zigana'lar Çoruh gibi kükrer bizde damarlar Türk'ün göz-bebeklerinde en güzel bahar. bizde bulunur Savaşı düğün eden davul. o davula bir daha vur! Yalıya Akengin ÇEKİRDEK Sularıma ilk ışık yeli değdiğinde Uyanının. şan yaza yaza! Bizden öğrendi fırtınayı KopTar. kara toprak ak olur Bu davulu yeryüzüne ben dinlettim Bar tuttum dağlarla omuz omuza Kara bahtı güldürmeye yemin ettim. o davula bir daha vur! Boz-bulanık akan seller durulur Yürek coşar. Bu oyunda boydan-boya vaian var! Seyrine gelenlere selâma dur Millet için deli gönül. Tarihe destan.

Kutsal bir kopuzdur bana akşamlar.. Alma-Atah.Kırım Türküyüm. adın ne yiğit? . Türk/ Alma-Alalı Balacan/ Taşa ve kuma/ Tahtaya kağıda/ Havaya ve suya/ Akçakavakların döşlerine/ Tavşanların dişlerine/ Pınarların taşlarına/ Atının eyerine/ Evinin ak keçesine/ Bir kılıç/ Bİr kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldızh Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini somu il aştırır/ Eker toprağına çekirdeğim..Nerelisin. nerelisin soyun.Hisar Şâirlerimle Tariiı Ve Mazi Fikri Yitik yıldız kokulan gelir burnuma. soyun. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar. Derim.. 345 . adın ne yiğit? Der Türküm. Kerpiç duvarların yüreği güm güm atar.. Adım Balacan'dır aga. adım Bahadırhan'dıraga. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar. Kuş emerken asmadaki üzüm ışığını. Türk/ Kırımlı Bahadırhan/ Görünen ve görünmeyen her yere/ Görünen ve görünmeyen herşeye/ Mezarsız şehitlerin ruhlarına/ Tutsak ölenlerin iskeletlerine/ Sürgünlerin kaderlerine/ Tarihin sabnna/ Sabrın sabununa/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt Bir ay-yildızlı Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle Somutlaşürır/ Eker toprağına çekirdeğim. Ay gelip bacaya yaslandığında. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar . Buhara kumaşı gibi ezgiler dokurum. Donanırım tepeden tırnağa can.

yağarsın kar kar. Adım Sinan'dır aga. .. 346 . Bir dağdan bir dağa uçuranım atımı.Kıbrıslıyım. adım İslâm'dır aga.. soyun. a dm ne yiğit? . Türküm. adın ne yiğit? . batıda. Türk/ Kıbrıslı Aslan/ Araba karoserlerine/ Balıkların Pullarına/ Karıncaların dillerine/ Gelinlerin tellerine/ Ağlara/ Trollere/ Tüfek demirlerine/ Kışla kapılarına/ Gebe takvimlere/ Yeşile/ Maviye/ Boz'a/ Kendi kanıyla/ Sevdasının dumanıyla/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurl/ Bir ay-yıldızlı Türk bayrağı çizer/ Soyut düşlerini Böyle somullaştırır/ Eker toprağına çekirdeğini/ Doğuda.Nerelisin. Davullar vurmaya başlamasın mı. Karşıma bir Türkmen yiğidi damlar. .. Çalkalanırsın deniz gibi. Düşüme tutsak bir Türkmen yiğidi damlar.DeliormanJıyım.. Türk/ Kerküklü İslâm/ Petrol kokularına/ Umut dokularına göçebe kuşların kanallarına/ Yufka ekmeğin üstüne/ Ceylan gözlere/ Postacıların çantalarına/ Telefon direklerine/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldı/lı Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle somutlaşürır/ Eker toprağına çekirdeğini. soyun. Oralarda kardeşlerimin tümü tutsak. adın ne yiğit? ... aynı ezanlarla vakti meşale yapar.Ben Kerkük Türküyüm. soyun.Nerelisin. kuzeyde ve güneyde Aynı ses. Türküm. Adım Aslan'dır aga.Nerelisin.Hıfzı Tuz .

Hisar Şâirlerinde Tarih Ve Mazi Fih-i Türk/Deliormanlı Sinan/ Gözaltındaki camilerin secde Susuzluğuna/ Çobanların korkusuzluğuna/ Prangalara Telörgülere/ TFR komyhonların plakalarına/ Karakol Binalarına/ Uzaklara giden trenlere/ Bulutlan yırlan Uçaklara/ İçinde susturduğu sese/ Duruşmaya çağıran Davetiyelere/ Var'daki yok'a/ Yoktaki var'a/ Hürriyet Yollarım kesen duvarlara/ Mısır koçanlarına/ Tütün Yapraklarına/ Güreşçilerin kispetlerine/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldızli Türk bayrağı Resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle somutlaştınr/ Eker toprağına çekirdeğini. Türküm/ Elbistanlı Bahattin'im/ Uzatıyorum ellerimi Çoğaltarak/ Bayrak bayrak/ Bir elimde Balacan'm eli/ Bir elimde Bahadırluın'ın eli/ Bir elimde İslâm'ın/ Bir elimde Aslan'ın/ Bir elimde Sinan'm eli/ Bir elimde kalem/ Besmeleyle Hümanizm bezirganlarının ticaret karnelerine/ Devrim kolcularının Düdüklerine/ Bal'a soğan suyu katan/ Temelli tabutunda temelsiz Yatanların taslarına tabaklarına/ Kedilerin sivri tırnaklarına/ Güvercinlerin ak tüylerine/ Hızımı ışığına /Bakıra/ Çeliğe/ İpeğe Ve selüloza/ Düşmanın şahdamanna dayayacağım jilete/ Putları Kıracağım baltaya/ Kalk borusuna/ İlk yardım çantasına/ Savaş plânlarına/ Ülkü antolojilerine/B İr kılıç/ Bir kitap/ Birbozkurt/ 347 . kardeş çığlıklar dolar. Türküm. karşımda başı karlı dağlar. Ruhum bir kartal gibi uzaklarda döner dolanır. Sulanma ilk ışık yeli değdiğinde Uyanırım. imzam kan grubum gibi belli benim. Dinim İslâm. Adım Bahattin. Düşüme yaralı vatanlar. Elbistanlryım.

Hıfzı Toz Bir ay-yıldızh Türk bayrağı resmi/ Ve erozyondan kurtulmuş yeni birTiirkive haritası çiziyorum/ Ekiyomm toprağıma çekirdeğimi/ Ekiyoruz topraklarımıza Çekirdeklerimizi... Bahatün Karakoç 348 .

Dünyası Araştırmaları Enstitüsü . Maarif Kitaphanesi Yayınlan.3~S9-359. Hayreti. Bu cümle. Hatayı ve Usûlî gibi tamamen veya kısmen "Dîvân edebiyatı" dairesine mensup birkaç önemli şahsiyetin "dîvân"ları hariç. bağlılık duygusunu aksettiren. Fuzûlî. ALEVÎ. ss. yani tenkitli metinlerine sahip değiliz.başta Hz. Turgut Koca. Hatırlanacağı üzere. Bununla birlikte.Meselâ1. bu şiirlerin muhteva olarak aynı oldukları rahatlıkla ifade edilebilir. Ncsîınî. antolojilere dahil edilen şiirlerin «enel karekt eristiğin i aksettirmesi bakımından Önemlidir. bunların dışındaki temaları işleyen şiirlere pek yer verilmediği. 1 Turgut Koca. henüz ha/. Bekfaşî-Alevî şairleri ve Nefesleri. Alevi-Bekuışî şâirlerinin bütün şiirlerini ihtiva eden "dîvân" lan nın ilmî metinleri.BEKTAŞÎ ŞİİRİNDE OSMANLI DEVLETİ Mehmet TEMİZK AN* Alevî-Bektaşî edebiyatıyla ilgili değerlendirmeler. Alî olmak üzere on iki imamı metheden ve bu imamlara karşı beslenen sevgiyi. Antolojilerin bu temel özelliği. bu kaynaklar arasında ilk strayı da. bu zümreye mensup şâirlerin. Alınan şiirlerin HakMuhamrned-Alî. "Halk edebiyatı** dairesinde olan ve Alevî-Bektaşî anlayışını lam anlamıyla aksettiren şâirlerin "dîvârrlanmıı ilmî neşriyatlarına. Uzman. 1990. Seçicilerin bu tavrı Alevî-Bcktaşî şâirlerin çeşitli konular hakkındaki düşüncelerinin kapalı kalması gibi bir sonuç doğurmuştur. Farklı şiirlere yer verilmiş olsa bile. daha ilk bakışta dikkati çekmektedir. İst. Kaynak metinler arasında ilk sırayı aldığını söylediğimiz antolojiler ise hemen hemen aynı şiirleri ihtiva etmekledirler. Bu sebeple antolojilerin ve var olan tenkitli "dîvârT'lann yanında muhtelif kişiler tarafından hazırlanmış Takat ilmî kimlikten uzak "dîvâıf'larla. İzmir 2000.506 . bu zümre edebiyatıyla ile ilgili olarak hazırlanmış olan antolojiler almakladır. Muhamnıed-Alî "bir"liğîni vurgulayan. birkaç kaynağa dayanılarak yapılmakta. çeşitli dergilerde yayınlanmış şiirleri de "kaynak metinler" olarak kullanmak durumundayız. Türk. s. şâirlerin hayat lan hakkında verilen bilgilerle alınan bazı şiirlerden. Hacı Bcktaş Velî'nin yanında diğer bazı mutasavvıfları da yücelten metinler oldukları. "Bektaşîlikten bahseden şiirlerinden Üç tane sunuyoruz.ırlanamanııştır.Türk Dünyası -İncelemeleri Dergisi Savı IV. hazırladığı antolojide Cevabî adlı Bektaşî şâirin hayalı hakkındaki bilgileri özetler. pek çok hususta olduğu gibi vatandaşı oldukları devlet hakkındaki düşüncelerinin de açık ve net olarak anlaşılmasını zorlaştı nnaktadır. Alevî-Bektaşî şâirlerin Osmanlı devleti hakkındaki • Ege Üniversitesi."1 diyerek şiir metinlerini verir.

Kaynaklarda Bektaşî şairlerin hayatları hakkında bilgi verilirken. 42 350 . Bu tespiti yaptıktan sonra bu iştirakin yegâne sebebinin "farklı dinî anlayış" olup olmadığını anlayabilmek için bu insanların kuruluşundan yıkılışına kadar devletle olan karşılıklı ilişkilerini gözden geçirmeye başlayabiliriz: Alevî-Bektaşî zümreye mensup olan herkesin gönülden bağlı olduğu ulu kişi hatırlanacağı üzere Hacı Bektaş Velî'dir. Velî'nin Osman Gâzî'ye hitaben "Sonun önünden gür gelsin. geniş halk kitleleri tarafından o şekilde kabul edilmiş olması önemlidir. Hâkim olan kanaat. Abdal adlı bir Bektaşî şâirinin "Şecaatla nazar kılmış yeniçer kullarına ol Seza oldı ana anın üçün fursat-ı kübrâ" 4 şeklindeki ifadesi. bu hâkim kanaatin sonuçlarından başka bir şey değildir. Hacı Bektaş Velî'nin gerek Osman Gâzî ile olan münâsebetlerinin.Mehmet Temizkan * kanaall eriyle birlikte devletin de bu kişilere ve bu kişilerin şahsında bu zümreye karşı takındığı tavrı lespit etmek mümkün olmaktadır.. Anadolu 'da islâmiyet. Babinger. fakat doğru olmasa bile."2 şeklinde dua ettiği zikredilmektedir. "Anadolu'da Alevî Katliamları'1. 65 Turgut Koca..e.g. şiirlerinde dile getirdikleri devlet hakkındaki düşüncelerinin gözden geçirilmesiyle mümkün olacaktır. patlak veren isyanlara işlirak etmiş olmalarıyla. Tarikata adını veren ve bütün Alevî-Bektaşî şairler üzerinde büyük bir tesiri bulunan bu zâtın Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gâzî ile olan münâsebetleri hakkında eski Bektaşî menakıbnamelerinde bir takım rivayetlerin bulunduğu bilinmektedir. F. Alevî-Bektaşî zümrelerin Osmanlı devletiyle kavgalı oldukları. sırf "dinî anlayıştan sebebiyle isyan etmek zorunda kalmış olmalarım birbirinden ayn düşünmek ve değerlendirmek gerektiğini kabul etmek mecburiyetindeyiz. s. Birkaç kitap ismi bile bu kanaatin ne kadar yaygın olduğunu göstermeye yeterlidir: "Kalender Ayaklanması". Bektaşî tarikâüyle de âdeta özdeşleşmiştir. oldukça zengin bir edebiyata mâlik bu zümrenin devletle olan münâsebetleriyle. devletin baskîlarma manız kaldıkları ve bu durumun tabîî bir neticesi olarak zaman zaman isyan teşebbüslerinde bulundukları veya isyanlara yoğun bir şekilde iştirak ettikleri yönündedir. "'Osmanlılarda Alevî Ayaklanmaları". Yeniçeri ocağı devletin resmî bir kurumudur. gerekse Yeniçeri teşkilatı hakkındaki hayır duasının tarilıi olarak doğru olup olmadığı tartışılabilir. insan Yayınlan.c. a. Acaba bu hâkim kanaatin doğruluk derecesi nedir? Bnmuı tespiti. pek çok şairin bu ocağa mensup olduğu ve önemli mevkilerde bulunduğu ifade 2 3 4 a. Osmanlı'nın egemenliği altındaki topraklar üzerinde zaman zaman bir takım isyan teşebbüslerinin olduğu ve Alevî-Bektaşî anlayışnıa sahip insanların da bu teşebbüslere iştirak ettiği bilinmektedir. İst. 291 F. "Toplumsal Bir Başkaldırının İdeolojisi: Alevîlik-Beklaşîlik" gibi eser adları. s. 1996: s. Köprülü. yukarıdaki rivayete olan inancın mahsulünden başka bir şey değildir. Aynı şekilde Yeniçeri ocağının ilk kuruluşunda da bu şalısın hayır duada bulunduğu rivayet edilmektedir3.g. Her şeyden önce "farklı dinî anlayış" ortaklığına sahip olan kesimlerin.

1976. s.163 351 . Cezayir'de yaşayan Yeniçeri şaâirlerindendir". 5 6 7 a. Milliyet Yayınları. devletin birer memuru.Alevî. a.. Hz. hem de devletin bu kişilere olan bağlılığı ve itimadı hakkında bir fikir vermektedir. Bu şiir de dikkatimizi çeken önemli bir nokta. Üstelik Bağdat şelıri bu tarihlerde şiî bir devletin hakimiyeti altında bulunmaktadır: Ar/ulaımş gelir koca Bağdad'ı Şalı Süleyman başı telli geliyor Yardımcısı olan on iki imam Önü sıra serdâr Ali geliyor Yüz bini birden der Allâhım Allah Yüz bini der Lâilahe-illaJlah Yüz bin kalan var. hep canlar canı Bunca S ül ey manlar dünyada hanı Yüz bin nutku vardır. yüz bin de cam Yüz bin de kolu kolçaklı geliyor 0 5 Kul Himmcl: Yeniçeri ocağından emekli olmuştur7. Bu durum bize hem bu kişilerin devlete. Kaynaklardaki ifadelerden bazıları şöyledir: Teslim Abdal: Yeniçeri ocağının Halîfe Babası. münafık erir Mîf minin muradın ol Hüdâ verir Yüz bin de zırh geymiş sipahi gelir Yüz bini de Bedir Hanlı geliyor Teslim Abdal der ki.. birer kumandanıdırlar. Alevî-Bektaşî meşrepteki bir kişinin Sünnîliğin temsilcisi olarak görülen Osmanlı hükümdarına. 24 Turgl Koca. Bu Bektaşî şâir Kanunî Sultan Süleyman ile birlikle Bağdat seferine bi/.g. Gedâ Muslî: Yeniçeri ocağına mensuptur. s. yüz bin de sipâh Yüz bini de darplı.g. Ali ile birlikte on iki imamın yardım elliğini söylemiş olmasıdır. LsL.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleri edilmektedir.zm kmılınıs ve bu seferle ilgili güzel bir şiirde söylemiştir.283 Cahit Özteüi.e. Uyan Padişahın.e. s. Daha açık bir ifadeyle bu kişiler. yani Büyük Baba Efendi idi . çallı geliyor Mü'minler Hû çeker.

Yanya fatihi Arslan Paşa "yi savaşlarda korumuşlardır.. Alevi-Bektaşî Şiirleri Antolojisi. bu ocaktan olmayıp orduda görev yapan Bektaşî şâirler de bulunmaktadır. Aşık: Yeniçeri ocağında yetişmiş bir ozan olduğu sanılmaktadır12.e.e. 203 15 a.e. C. Sersem Ali Baba: Kanuni tarafından Anadolu'da Celali isyanları ve özellikle Kalender Çelebi isyanı patlak verdiği sırada işleri yatıştırmak için Hacı Bektaş'a dönmesi ferman olunmuş ve o da bu emri yerine getirmiştir16. 83 S 352 . s 549.e. Hacı Bektaş Velî'nin amcası Haydar Ata'nın oğlu Hasan Ga/. 61..g. Yeniçeri ocağına mensup olmaları dolayısıyla devlete hizmet eden Bektaşî şâirlerin yanında.v demekledir14.s. fakat daha sonra çeşitli sebeplerle saraydan uzaklaştırılmıştır.g. 145 14 İsmail Özınen.g.n. gazalar etti. Âlıû: Yeniçeridir. Hiisrev: Sancak beylerinden Karagöz Bey'in oğludur. Bektaşüerin en büyük iki dergahından biri Abdal Musa acunadır. 11 a. sonraları sipahi ocağına geçerek oradan emekli olmuştur .s. Abdal Musa: Anadolu Alevîliğinin temel taşlarından biridir. C..41 3 a. 1988.. Murad'ın dikkatini 1 çekmiş ve onun hanendeleri arasına girmiştir *. güzel lürkü söylemesi sebebiyle IV.TTT.C. .g. gününü ve yılını bir gün seferden dönmekte olan II.î'nin oğlu olduğuna inanırlar.575. Bunlardan bazıları da şöyledir: Serezli Pir Su İtim: Kesriydi Kasım Baba ve Koniçalı Hüseyin Babalar ile Yanya fethinde bulunmuştur. a.g. Abdal Musa'yla ilgili olarak Aşıkpaşazâde "Orhan devri geldi.e. CIH s. 12 a. Fütuhat erlerindendir13." ve Tacü't-Tevârîh "Orhan Gâzî ile Bursa fethinde bulunmuştur. .g. s. Fâtih'in İstanbul'u alacağını yıllar önce bilmiş. C. Otman Baba: Keramet sahibi bir zâttır. 147. ayını. Dervişlerine hitaben "Horasan erlerinin cümle 9 8 İsmail Öznıen. Bunların bir kısmıyla ilgili olarak yaptıkları işler ve katıldıkları seferler hakkında daha da detaylı bilgiler sunulmakladır.Mehmet Temizkaıı Sânî: Yeniçeridir. Mehmed'e müjdelemiş. Bu durum mezkûr zümreye mensup olan kişilerin ordu içindeki varlıklarının Yeniçeri ocağı ile sınırlı kalmadığım göstermesi bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. 10 a. 16 10 a. IIs. 13 Turgut Koca. 1. Bcktaşîler. .g. Kilidbahir 10 kalesi kumandanlığı yapmıştır . s.e. Fâtih tarafından uzun süre sarayda barındırılmış. Yeniçeridir. Ank.e. C. a.g. Balım Sultan: Dimetoka'daki Kızıl Deh Sultan (Seyyid Ali Sultan) dergâhında posl-nîşîn İken 1499 yılında ikinci Bayezid'm çağrısı üzerine İstanbul'a gelmiş ve tekrar Dimcloka'ya dönmemiştir15. .s. s. Kültür Bakanlığı Yayınlan. II.e.

Dr. Fuzulî Divanı. Şedit Yüksel. karaların ve denizlerin hükümdarı gibi vasıflarla methetmiştir. 1997. Hayalî Bev: Karnini Sultan Süleyman devrinde sancak beyliği yapmıştır19.e.g. 109 a. Bu kasidelerden birinde. a.BeMaşî Şiirinde Osmanlı Devleti alemin baş tacı. Kanuni Sultan Süleyman'ı Hz. 345 a. Kıldı meşhûr-ı Arab fetlı-i Acem tarihini Geldi Burc-i Evliya'ya pâd-şâh-i nâm-dâr Ruşen etti adiden her gûşesinde bir çerâğ Carî etti feyzden her mülküne bir cûybâr Pâd-şâh-i bahrüber Sultân Süleymân-ı Velî Server-i sâhîb-nazar Şâh-en-şâh-i şefkat-şiâr Âlemin vasfın Süleyman mülkü derlerse n'ola Çun Süleyman'dan Süleyman'a kalıptır yâd-gâr20 Kul Mustafa: Bektaşî bir şair olduğu bildirilen Kul Mustafa IV. Kanuni ile birlikte Budin kuşatmasında bulunmuş.e. Süheyl Beken. Akçağ Yayınlan.e. Süleyman'a benzetmiş. Gül Baba: Fâtih Sultan Mehıned. Kenan Akyüz. II. Oğuz dilinin de cümle dillerin atası ve desteklerinin de Oğuz dili 7 konuşana olduğu" nu söylediği Cemal Kutay tarafından bildirilmektedir' . . Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanlarında yaşamıştır.. Kanuni Sultan Süleyman'a Bağdat'a girişinde beş kaside yazmıştır. O'nu salılar şahı. Bayezıd. Doç.Alevi.s. şelül düşmüş ve cenaze namazında bizzat Kanuni Sultan Süleyman da hazır 18 bulunmuştur.5O5 Prof. Ank. s. Fuzûlî: Bektaşî edebiyatının yedi büyük şairinden biri olan Fuzûlî.s. Dr. Murad'in Bağdat seferine katılmış ve Bağdat'ı Osmanlılardan alan Bağdat şahı Şalı Abbas'a hitaben şu türküyü söylemiştir: Gaziler keskin tîğ ahp eline Dökerler kanını Irak çölüne Ser veririz imamların yoluna Şâh ne akü ettin aldın Bağdat'ı Mustafa eydür.g. gel etme inadın 17 18 19 20 .g. Müjgan Cumhur. s. Misali mahlasryla şiirler yazmıştır . 52-54 353 .

Edib Harabı: Deniz Levazım Binbaşılığı yapmıştır24. C.. Kâzım Baba: Topçu subayı olarak Balkanlarda görevlerde bulunmuş. Sâdık Baba: Deniz subaylığından emekli olmuştur23. çileler doldu Gel gc/.V.g. 539 a. yeni Türk devletinin kurulmasını "Maksat yerini buldu. 560 a.e.e.g. s. Kurtuluş Savaşında Atatürk ile yakın ilişki içinde bulunmuş.clim bizim illeri şimdi Elhamdülillah maksat yerini buldu Seslendi mahabbet telleri şimdi20 Yed i har i": Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Rus savaşlarına katılmıştır27. a. 419 Turgut Koca. C.g. 73 354 . Âşık Sıtkı Baba: Kurtuluş Savaşma katılmıştır. /.g. eski Türk an'ailelerini daha fazla yaşatan Bektaşiler için. Kaynaklarda Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Şavaşı'na aktif olarak katıldığı ve Atatürk'ün yanında yer aldığı zikredilen şairlerin sayısı hiç de az değildir." şeklinde ifâde etmiştir: Vakit tornam oldu..e. a. Kurtuluş hareketinde "mim mim" grubunda çalışmıştır2*. s.c. 1897 Yunan savaşma katılmış ve 1908 yılında Bulgar koınilacıleri tarafından şehit edilmiştir 2 . Yeni devletin kurulması için verilen mücadelelere aktif olarak katılan Alevî-Bcklaşî şairlerle ilgili bazı kayıtlar da şu şekildedir: Cemaleddin Celebi: Birinci Dünya Savaşı'nda. s. yani Türkiye Cumlıuriyeti'nin kuruluş yıllarında da devam etmiştir.Mehmet Teınizkan Niee kerre kendi kendin sınadın Sultan Murâd kırar kolun. Yeşil Ordu (Mücâhidin Alayı) yu oluşturarak doğu illerini Ruslardan kurtarmak için Erzurum'a değin gitmiştir. s. s. a. s.aleıı aksi bir tutumun düşünülmesi bile imkan dahilinde değildir.. 21 22 23 24 25 26 27 Cahit Oztclli.. Amasya toplantısına katılmış. Devlete bağlılık fikrinin Türk kimliğinin en eski unsurlarından biri olduğu düşünülürse. İlk devirlerinden son devirlerine kadar devletin yanında ve hizmetinde buluımıuş olan Bektaşî şairlerin bu tutumu.. s.g.g. 663 İsmail Özmen. C. kanadın Şâh ne akıl eltin aldın Bağdad'ı 21 Şevki: Manastır Askeri Lisesi'ni ve Harbokulıınu bitirerk piyade subayı olmuş.g.IV.e. yeni devletin.e. 37 İsmail Ö z m c n . Atatürk'ün desteklenmesi için ülke çapında çalışmalar yapmıştır25.e. 568 a. Yurdun çeşitli cephelerinde düşmanla savaşmış.1V. a.

2] 5 a. H.1971.191 Nihal Sami Bunadı. Bununla alakalı birkaç Örnek şöyledir. şâirin duygularını çok açık olarak aksettinnektedir. s. C.ii.g.548 tsmuil Özmtaı. "Şalı.Alevî. önemli devlel hizmetlerinde ve mevkilerinde bulunmalarına maııi olmamıştır. Osmanlı hükümdarlarının taltiflerine engel teşkil etmemiş. Mehdi. Zaten Alevî-Bektaşî edebiyatıyla ilgili kaynaklarda bu dunırm açık açık ifade edilmektedir. ekonomik bir kaygıdan kaynaklanan bir ayaklanmaya başkanlık etmesi ile alakalıdır. şâirlerin Alevî-Bektaşî meşrepte olmaları.. Zikredilen örneklerden de anlaşılacağı üzere. bu ayaklanmanın başında da Kalender Çelebi bulunmuştur32.g. Yani Kalender Çelebi'nin idamı inancıyla alakalı olamayıp. s s. Latifi tezkiresinde kendisinden övgüyle söz edildiği belirtilmektedir30.'Bâde"nin atak ve cevval olan Şâh İsmail'i "Beng"in ise mütevekkil ve hareketsiz olan Osmanlı Hükümdarı İkinci Bayezıd'ı temsil etliği söylenmektedir31.g. Aynı şekilde Fuzulî'nin de "Beng ü Bâdc" adlı mesnevisini. ulusal kuvvetlerde 29 görev almıştır .23-24 355 .e.I.g. Aşağıdaki şiir. Mehdi77 kelimeleriyle andığı kişinin Şah Kalender olduğu belirtilmektedir. Pir Ali: Şalı Kalender ayaklanmasına katıldığı ve onunla görüştüğü. Şah Kalender. Resimli Türk Edebiyatı 7«n7)/MiIli Eğitim Basımevi. Şâh İsmail'in Özbek hükümdarı Şcybek Han'ı yenmesi üzerine yazdığı bilinmekte. Kalender Çelebi: Kanuni Sultan Süleyman tarafından çıkarılan ağır bir toprak vergisi yüzünden bazı Türkmen gruplan ayaklanmış. . Osmanlı'nın maddî ve manevî iltifatına mazhar olmasını da engellememiştir.U37 a. Yezid ise Osmanlı'dır: Hey Yczid yanma kalır mı sandm Nice intikamlar alınsa gerek Mehdî çıkar ise nic'olur halin Heybetli kösleri çahnsa gerek Gazi Mehdî bir gün Urum'a çıkar Yezîd kalasmı hem burcun yıkar 28 29 311 31 32 a. gazabına uğrayan şairlerin de bulunduğu bilinmekledir. Osmanlı idaresinin iltifatına mazhar olan pek çok Alevî-Bektaşî şâir yanında.. Ancak Fuzulî'nin bu anlayışı Bağdat'a giren Osmanlı hükümdarına kasideler yazmasını da. Ancak devletin gazabına uğramaları "farklı dinî anlayış"lan sebebiyle değil devlete karşı takındıkları tavır sebebiyle olmuştur.e. c. Hatta Şalı İsmail'in sohbet arkadaşlarından olan ve Şah İsmail'e duyduğu saygıdan dolayı "Şahî" mahlasım alan şair. tst.s.Bektaşi Şiirinde Osmanlı Devletî Selman Cemali Baba: Kurtuluş savaşmda Denizli'ye gelmiş. Çaldıran savaşından sonra İstanbul'a götürülmüş ve sanatına orada devam etmiştir. Daha açık bir ifadeyle "dinî anlayış" belirleyici bir faktör olmamıştır. f s.e.e.

e. s.17 a.Mehmet Temizkan Sanma ki Osmanlı yanına kalır TanrTnnı aslanı Şah oğlu gelir Darb ile elinden tahtını alır Harabende erkan sürülse gerek33 Şu iki beyit de aynı şairindir: Osmanlı oğluna gücümüz yetmez Bize ölüklerin Ye/idler etmez.s. İst.31 Cahit Öztelli. Bu şehir önce Kanuni Sultan Süleyman taralından Osmanlı topraklarına katılmış.g. Cahil Öztelli de bu iki şâir-dervişin şiirlerinden hareketle "Şeyh BedrcUhrin anıldığı ve vatlığı yer olan Serez'de gizli bir toplantı yaptıklarının anlaşıldığım" söyleyerek ayaklanma hazırlığı içinde olduldarım teyit etmektedir3''. Bu hadise üzerine meşhur Alevî-Bektaşî ozam Pir Sultan Abdal Şalı Tahmasb'a sitemlerde bulunup Osmanlı'ya hakaretler savurduğu ve Osmanlı'yı "Yezîd" olarak adlandırarak.e. İst... Özgür Yay. 1 9 7 1 . 1985.g. s. Bektaşî Gülleri. Pir Sultan Abdal: Zamanın çok önemli bir merkezi olan Bağdat. Al i oğlu: Müridi Dcdcınoğhı ile birlikte bir ayaklanma hazırlığı sırasında tutuklanıp yargılanmıştır. hatırlanacağı üzere sık sık el değişLirmiş bir şehirdir. Bazen Osmanlılarla bazen de Safavîlerin hakimiyetine geçmiştir. Pir Sulum Abda!..18 a.e.356 37 .g. Osmanlı bu dünya sana da kalmaz Zannetme bu kanı Şahoğlu almaz34 Kul Nesimi: İran Safavî şahlannea Anadolu üzerinde egemenliği sağlamalı yolunda sürdürülen siyasal çabalara katılmış ve bu yüzden de kovuşturmalara uğramıştır35. Dördüncü Murad devrinde ise bir defa daha Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Milliyet Yay. DedcmoAlu: Safavîler yaranna bir takım e}rIemlerde bulunuş ve tutuklanarak 37 cezalandı n 1 nuştır . s. X L V Cahit Özlclli. Genç Osman'ın öldürülmesinden sonraki karışıklıklar sırasında tekrar Safavilerin eline geçmiş. Cm. s. düşmanı Anadolu topraklarına davet elliği şu şiiri söylemiştir: 33 34 35 36 a.

Genç Osman'ı boğmaları. Bu iki imama bağlılığın en temel vasıf olduğu Bektaşîlikle âdeta özdeşleşmiş olan Yeniçeri ocağının Genç Osman'ı halletmiş olması.g.40 3B 3 * 411 Caldl Özlclli.. Uvan Padişahım.s30 357 . Milliyet Yuy. s.Alevî. 418 Cahit Öztclli: A.. Yeniçeriye karşı büyük ve genel bir nefret uyandırmış.g. Kendisi de bir Yeniçeri olan Kul Mustafa'nın Yeniçeriler tarafından hallledilen Genç Osman için yazdığı ağıt. Ancak. 1976. Dördüncü Murad'm nnısalıibi Musa Çelebi'yi parçalayarak öldünneleri akla ilk gelen Örneklerdir.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleti Güzel Şah'ım çok yerlerden görünür Aslı nedir. eski ve lıakikî kimliklerinden ne kadar uzaklaşmış bulunduklarını göstermektedir: Gâzîyim. Hüseyin düriir yoldaşım Şehit oldum bana zulüm değildir. İst. artık Yeniçerilerden yüz çevirdiği tasvir edilmiştir.e. tarihî bilgi ve belgelerle ortadadır. larihî bir belge niteliğindedir. bu ruh hali ile yazılan bir destanda Yeniçeri ocağının piri sayılan Hacı Bektaş Veli'ninbile. Bu ocağın kapatılmasını tartışmak. dünyada ettim savaşım Ahir son demimde döktüler yaşım İmam Hasan. bizzat Yeniçeri ocağı men su pl arım n kapatılma hadisesini davetkâr faaliyetlerde bulundukları. niye verdin Bağdad'ı Akı 1 edemedik senin sırrına da Güzel Şah'ım niye verdin Bağdadi Çeksen de askerini gelsen İdi Hacı Bektaş Ham'na konsan idi Kırsan ol Yezîd'i olmaz mı idi Ah Hünkar"im niye verdin B a ğ d a d i Bektaşî şairlerin çok fazla al indi klan hadise.e.39 Sultan Osman'ın öldürülmesi bütün imparatorlukta. 1826 yılındaki Yeniçeri ocağının kapatılması olmuştur. 27 a. konumuzun dışındadır. s. Genç Osman'ın ağzından yazılan bu ağıtta imam Hasan ile İmam Hüseyin'in Genç Osman'ın yoldaşları olduğu söylenmekledir.

. Osmanlı idaresinin. 358 . bu ithamların sebebi. yâ Ali41 Rızâ adlı bir başka şairin şu dörtlüğü de aynı ruh halinin ifadesidir: (Üçüncü mısradaki tarih yanlış olup 1242(1826) kastedilmiş olmalıdır. yâ Ali Sürgün edip her dervişi öldürdü Yetiş Allah. ayaklanmalara ve ayaklanmalara önderlik edenlere karşı tedbirler alırken son derece hassas davrandığLkendi halinde olan vatandaşlarmı 41 3 a. yâ Muhanrmed. mütâreke döneminde.IV. yâ Muhanuned. yâ Mııhammed. 115-116 İsmi I Ozmen.c. s.c. yâ Ali Türbelerin yıkıldığın gördüler Yezidler ferah edip güldüler Her dervişi bir diyara sürdüler Yetiş Allah. zaferden sonra Yunanistan'a kaçmış ve orada ölmüştür43. Mesela Dervîş Ruhullah adlı Bektaşî şâir. a. Açık olarak görülmektedir ki.g. s.e. yâ Ali Sene bin iki yüz kırk iki aman Dünyada bu fesat olmuştur ayan Simden sonra sürülmez oldu erkan Yetiş Allah.) Okuyup zikrettik biz yarın adın Sundu ağzımıza lezzetin tadın Biz bin yüz kırk beşin yedik tokadın Bize bundan gayrı sille olur mu 42 Osmanlı devletinin uygulamalarına karşı çıkan Bektaşî şâirler olduğu gibi. kesinlikle dinî değildir. Alevî-Bektaşî şâirlerin tepkisine ve bu vesileyle devlcle ağır ithamlarda bulunmalarına sebep olmuştur.714. Kurtuluş Savaşı aleyhtarlığı yapan şâirler de olmuştur. ı.. Ulusal Kurtuluş Savaşı aleyhinde bulunmuş. Hakkı adlı bir Bektaşî şairin aşağıdaki şiiri devlete bu vesileyle yapılan ithamın ağırlığını gözler önüne sermektedir: Kavm-i Yczid Yezidliğin bildirdi Yetiş Allah.g. a.Mehmet Teınizkan Bu lıadiselere rağmen.427 Turgut Koca. yâ Muhanuned. s. bu ocağın kapatılması.g.

yukarıdaki dörtlük kadar meşhur olmamakla birlikte. 176. CL s 16 Sadelün Nüzhet (Ergün).. 1971. İst. Cahit Öztelli'nin "Başbakanlık Arşivi Mühimine defteri No: 81) Sayfa: 19 Hüküm: 49" dan sadel eştirerek aktardığı bir padişah hükmünde "Tanrı yolundan sapan. aleyhindeki faaliyetlere katılanları cezalandırmış. Kısaca söylemek gerekirse. kendisine hizmet edenleri de mükafatlandırmıştın ceza veya mükafatın ölçüsü "dinî anlayış" olmayıp "takınılan tavır" olmuştur. İstanbul 1930. hem Alevî-Bektaşî zümrelerin hem de temsilcileri olan Bektaşî şâirlerin devlet hakkındaki hakim kanaatlerini yansıtmaktan uzak olduğu rahatlıkla söylenebilir. 359 . 45-46 İsmail Özinen: a. Bektaşi Şairleri..e.. s.. sefere çıkan hükümdar veya beylere methiyeler düzen kişiler olarak görüldüklerini söylemek mümkündür. Sonuç olarak Alevî-Bektaşî zümrelerin sesi durumunda olan (emsil etlikleri kesimin duygu ve düşüncelerini mısralanna döken Betası şâirlerin genellikle Osmanlı devletine sadık. şeriat dışı birçok kötü işler işleyen.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleli incitmemeye özen gösterdiği gözden uzak tutulmamalıdır. Bu tespiti yaptıktan sonra. Kızılbaş başlığı giyinip Şalı mıüıibleri olduklarmı söyleyen. Milliyet Yay.. sebep olan kişilerin kanun yoluyla mahkeme edilerek gerçeğin meydana çıkarılması ama bu bahane île kendi halinde olanın kanuna aykırı olarak incitilmekten sakınılması" ferman olunmaktadır44. devletin başarısı İçin çırpınan.Alevî.. seferlere katılan. Osmanlı devleti de devlet olmanın bir gereği olarak bu kişileri kovuşturma ve cezalandırma yoluna gitmiştir. bu zümrenin Osmanlı hanedanı hakkındaki farklı bir kanaatini yansıtması bakımından kaydedilmeye değer bir dörtlüktür: Ba-emr-i âli-i meşihat-penâh Vâlî-i vilâyet erişti nâ-gâh Payidar eylesin Hazreti Allah Hânedân-ı pâk-i Al-i Osmaru46 Cahil Ölelli.g. nice müslümanlanıı baştan çıkmasına. devletin aleyhindeki faaliyetlere iştirak eden halla başka bir devlet adına faaliyetlerde bulunan Bektaşî şâirler de olmuştur. Pir Sultan Abdal. tamamen ekonomik bir şikayetin mahsûlü olduğu anlaşılan ve âdeta bayrak I aştırıl maya çalışılan Şalvarı şallak Osmanlı Eğeri kaltak Osmanlı Ekende yok biçende yok Yiyende ortak Osmanb45 şeklindeki dörtlüğün. Hatifi adlı başka bir Bektaşî şairin şu ifadesi de. Bununla birlikte devletle kavgalı oUuı. s.

13u kitap. Çeviren: Eyüp Sarıtaş* Göktürkler eski çağlarda Çin'in kuzeyinde yaşamış göçebe bir millettir. genelde cenaze törenlerinde eş seçme uygulaması görülmektedir.) .. 386-618 yılkın arasını kapsayan dönemin olaylarını anlatır. 1. Çünkü göçebe ekonomisi oldukça dağınıktı. Çin ve dünya tarihini geniş çapta etkilemişlerdir. 742 yılında ise Baü Göktürklerden Aşina Xin'in siyasi gücünü kaybetmesiyle Çin'de ve Oita Asya'da yaklaşık olarak 200 yıllık aküf siyasi tarihi sona ermiştir.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. İzmir 3000. VI. . Bu tür eş seçme yöntemi Bozkır Bölgesi özelliğini yansıtmakladır". ss. Ü.Dr. Tan» devrinde yaşamış olüiı tarihçi Li Yanshou taralından yazılmıştır. Gobİ bölgesinde siyasi otoritesim kurmuş. Eğer erkek herhangi bir kızı beğenirse. daha sonra Gobi Çölü. Edebiyal Fakültesi Tarih Bölümü. Kız tarafı genellikle bu isteği geri çevirmez.Lin Gan . Göktürklerin en üst yöncüci tabakası Aşina Ailesi idi. Kızın peşinden 1 Arş. Çin kaynağı Bei Surdaki 1 "Göktürk Kayıtları" bölümünde konu İle ilgili şu bilgiler bulunmaktadır: "Cenaze töreni yapılacağı zaman genç erkekler ve kızlar en gü/. E.el elbiselerim giyerler ve cenaze yerine gelerek orada karşılaşırlar. 552 yılında yine Aşma Ailesine mensup Turnen. yüzyılda Doğu Türkistan'ın kuzeydoğusunda siyasi bir güç olarak yükselmeye bağlamışlar. 361-374. onların toplum sistemiyle ilgili olarak gelenek ve din açısından konuya yaklaşmayı amaçlamaktadır. Göçebe hayatı sürekli yer değiştirmeyi gerektirdiğinden. GELENEKLER Göktürklerde evlilik geleneği ile ilgili olarak. Bu çalışına. Gör. COKTURKLERDE GELENEKLER VE DİNİ İNANÇLAR Yazan: Prof. . (Çevirenin notu. evine döndükten sonra bir yakınını kızın evine göndererek onu istetir. genç kızlarla erkeklerin normal zamanlarda günlük hayatta karşılaşma olanağı ve uygun yer bulmak zorluğu vardı.nün güney ve kuzey kesimi ile Orta Asya bölgesine doğru genişlemişlerdir. Göktürkler.

sonunda bu geleneğe uymak zorunda kalmıştır. eski Türklerde (Göktürkler) evlilik sisteminin belli bir sınır dahinindc zorlama karakterinde olduğunu. Gao Chang3 hükümdarı Qü Jian ölünce oğlu Bo Ya babasının yerine tabla çıkmış ve Göktürkler kendi gelenekleri uyarınca Bo Ya'nm üvey annesi .ile evlenmesini istemişlerdir. yeğeni onun sağ kalan karısıyla evlenirdi. 581 yılından 618 yılma kadar cilan tarihi olayları anlatır. daha sonra ise Chu Luo'nıın kardeşi Jic Li ile evlenmiştir. Han-Tang dönemleri arasında hunisi daima Önemini korumuştur. cenaze törenleri eş seçmek için en uygun yer şekline dönüşmüştür.Bu da kardeşin karısıyla evlenme geleneğine bir Örnek teşkil etmektedir. oğlu Da Man tahta geçmiş ve "Nİjüe Chulııo Kağan" unvanını almıştır.) Bu eser ünlü Çinli Bııdst rahip Xuan Zaııg'm hayatını anlatır. (Ç. bölüm 197. Buna bir örnek verecek olursak: Çinli prenses Sui Yicheng. bu tür evlilik belli bir zorlama karakterine sahip bir sistemdir. Çinli Budist rahip Hııi Li'nin yazdığı "Da Tang Sı En Sı San Zang Fa Shı Zhuan" * adlı eserin ikinci bölümündeki bir kayda göre Tong Yabgu Kağaırın büyük oğlu Da Du Şad öldükten sonra. Aynı şekilde amca öldükten sonra. Tang devrinde yaşamış olan Wei Zhı tarafından yazılan bu eser. Bo Ya uzaun süre bu isteğe direnmiş. Bu tür geleneğin ortaya çıkış nedenlerinden birisi. 85 bölümden oluşur. erkek kardeşi veya (kardeşinin oğlu) üvey annesi ile veya kardeşinin karısı ile evlenirdi. önce Göktürk Kağanı Qi Min ile evlenmiş. Yüzyılın başına kadar devam etmiş. Tong Di cm. amca ve kardeş Öldükten sonra.e göstermektedir ki.N. ilkel toplumlarda göriilen grup evliliğinin kuşaklar boyunca aktarılarak Du You. ölenin oğlu. Shı Bin'in kardeşi Chu Luo Kağan. Göktürklerde bir gelenek daha vardı ki o şu idi: "Baba. (Ç. Yine buna benzer bir örnek Sui S hu5 adlı Çin kaynağının Göktürkler bölümümde yer alan bir kayda göre Ni Li Kağan ölünce. Gaochang devletinin kurulduğu bölgede yer almaktadır.ki Bo YaTmn üvey annesi Göktürk kağanının kızı idi. sonra sırasıyla Qi Minin oğlu Shı Bi Kağan. Göktürkler kısmı 1. Bei Shrda yer alan bir kayda göre. "Kabile reisleri kendilerinden sonraki kuşaktan olanlarla evle nem czl er" kuralım gözönüne alırsak. Göktürklerde bu tür evlilikler halk arasında ve yöneticiler arasında birlikte devam etmiştir. Bu kağanın annesi Qiang Shı kocasının kardeşi Bo Shı Tegin ile evlenmiştir. aynı zamanda bir tür evlilik sistemi oluşturduğunu görürüz.N. (Ç. büyük oğlu Te Lechuan "Şad" olarak onun yerini almış. Wusunlar ve Juan-Juanlar gibi Çin'in kuzey bölgesinde yaşamış diğer göçebe milletlerde de görülür. Orta Asya'nın Önemli bir geçit bölgesinde kurulmuş eski bir devletin adıdır. bunu takiben de üvey annesiyle evlenmiştir. Hunlar.N.) Çin'in Resmi 24 Tarihinden birisini oluşturan tarih kitabıdır. Bu gibi üvey anne ve kardeş karısıyla evlenme geleneği sadece Göktürklerde değil.2 Bu Örnek bi/. Doğu Türkistan'daki Turfan şehri .Eyüp Santaş giderek evlenme isteğini bizzat iletine imkanı da kolay olmadığından. fakat baskılara daha fazla dayanamayarak . Sadece kabile reisleri kendilerinden bir sonraki kuşağa mensup olanlarla evlenemezlerdİ. Anlaşılacağı üzere. Bei Slu'daki "Batı Bölgeleri" adlı bölüme göre. özellikle Batı Göktürk toplumunda oldukça yaygın olarak görünmüştür. Bu gelenek VU. bu nedenle bu tür evliliğin Göktürkler arasında sadece bir çeşit evlilik geleneği olmayıp.) 362 .

torunları ve kadm-erkek bütün akrabalarının her biri at ve koyun keserler. Geriye kalan külleri toplanarak. gömme zamanı geldiğinde gömülerek işlem tamamlanır.) Kurban töreninde kesilen atın başı. Bunun arkasından çukur kazılmaya başlanır ve ceset tabutla birlikte gömülür. Bu hareket yedi kez tekrarlanır. Balbalların sayısı. Tarih kayıtlarına göre. oğulları.Göktürklerde Gelenekler Ve Dinî İnançlar süregelnıesi. Baba veya küçük-büyük kardeş öldükten sonra. İçlerinden birisi çadırın Önüne gelip yüzünü bıçakla çizerek yas tutmaya başlar. Hunlar. Ölünün gömüldüğü gün. Ayrıca bununla dul kadının. tekrar evlenerek başka bir klana gitmesi önlenmiş oluyordu. ölünün yakıldığı gün düzenlenen törenin aynısıdır. Dolay ısı ile balbal sayısı bazen HH)'leri. ölünün hayatta iken öldürdüğü insan sayısına göre belirlenirdi.dul anne ve dul yengeyi aynı klan içinde alıkoymak amacıyla. Göktürk toplumu. klanın gücü ve nüfusu korunmuş oluyordu. İlkel klan sisteminden Köle Toplumu sistemine girmişlerdir. İşte bu dunun. ölünün sağlığında kullandığı eşyaları ile bindiği alı bir araya getirilerek ölü ile birlikte yakılır. Daha sonra toplumların liretim gücünün artmasıyla özel mülkiyet sistemi gelişmiş. mezarın önüne taştan yapılmış Balballar konur. sonbahar ya da kışın ölmüşse yeşilliğin bol olduğu günler beklenir. Göktürklerde ölü gömme törenleri şöyle yapılırdı: Ölü önce çadırda bekletilir. bir balbalın üzerine asılırdı. ölen kişi ilkbahar ya da yazın ölmüşse. Bu dönemde dul-îivey anne ve dul kardeş karsının klanda alıkonulması ve çeşitli geleneksel uygu I a malamı kuşaklar boyunca devam ettirilmesi geleneği ve klan nüfusunun konulması. dul kalan üvey. Kan ile karışık göz yaşı dökerler. ölünün yakınları yeni bir tören düzenleyerek ata binip bıçakla yüzlerini çizerler ve ağlayarak yas tutarlar. İlkel Toplum döneminden çıktıkları sürenin çok uzun süre olmaması uedeııiyle. kesilen hayvanları ölüye kurban olarak sunarlar. bunları ölü çadırının önüne sergileyerek. yüzyılda tarih sahnesine çıktıkları sırada. Göktürkler VI. yaprakların sararıp düşmesi. ilkel dönemin her türlü gelenekleri babadan oğula aktanlagelnıişür. Bunu takiben akrabaları. Wusunlars Juan-juanlar ve Göktürkler arasında kuşaklar boyunca devam ettirilen bu evlilik geleneğinin sebebini oluşturmuştur. ölümden sonra sağ kalanla evliliğin devanı ettirilmesi geleneği (sistemi) tatbik edilmiştir Böylece dul kadının kendi klanından ayrılması. Bu tören. ata binerek çadırın etrafında yedi kez dolaşırlar. şahsi mülkiyete ait evlerin (ailelerin) loplımıda başlattığı ekonomik fonksiyon giderek klanın fonksiyonunu geride bırakmıştır. Eğer. cesedi gömmek için. bir diğer neden de klanlarda görülen dış evlilik sistemini varlığıdır. Her ne kadar bıı gibi evlilik adetlerinin dayandığı tarihi şartlar (grup evliliği ve klan içi evlilik) ortadan kalkmış veya geçerliliğini günden güne kaybetmiş ise de yeni şartlar (aileler ve sülaleler) tekrar eski adetlerin yerini almış ve bu tür geleneği desteklemiştir. Gömme işi tamamlandıktan sonra.. (Öldürülen her bir kişi için bir balbal konurdu. Üvey anne ve kardeş karısıyla evlenme adetleri buna bariz bir bir örnek leşkil etmektedir. Bunun arkasından belli bir tarih lesbit edilerek. hatta lüOÜ'leri bulurdu. bir ailenin veya bir kabilenin çalışan insan gücünün ve aile-kabilenin üretim gücünü arttıran ekonomik fonksiyona dönüşmüştür. Balballar üzerine ölünün resmi ve hayatta iken geçirdiği savaşları sembolize eden .

bölüm 197. saçlarını onlar gibi ayırmayı. onların kağanlanıım esir etmiş. ölmüş alalarının bılunduğu mağaraya kurban olarak sunarlardı. kağanın kendi milletinin geleneklerine göre cesedinin yakılmasını ve Ba Irmağı'mn8 üzerinde bulunan köprünün doğusuna bırakılmasını emretmiştir. Bu kayıt. Bilge Kağan Kilabcsmdeki kayıt şöyledir: "Kuzeyde Baz Kağan. döneminin Göktürk geleneğini yansıtması açısmdam çok önemlidir. Çin imparatoru Tai Zong... böylece büyük bir ülke ve kudrete 7 sahip olmuş.. 25 bölümden oludan bu kilap Tung devrinin olaylarını anlatır.. Çadırların önünde kurt başlı bayrak dalgalanır. onların gelenekleriyle ilgili bilgiler vermekledir. Şimdiki Hebci eyaletinin Zhengdian geliri civarıdır. Taııg devrinde kurulmuş küçük bir devlettir. Kırgızlar hep beni düşman olarak görürlermiş. Xin Tang Shu'nun11 Tai Zong'un oğulları ile ilgili bölümünde bulunan kayıl şöyledir: "Chang Shamvang12 Cheııg Qiaıı. 364 .. Birlikte çalışacağı insanları Türklere benzeyenler arasından seçer ve onlara koyun derisinden yapılmış elbiseler giymeyi. Bununla ilgili Göktürk Kitabelerinde kayıtlar mevcuttur. her birliğin kendi flaması vardır.. her ne kadar Chang Qian"in kendini beğenmiş gibi bir tarzda tasvir else de. Bu kaynak ile ilgili Xin Tang Shu ve Jiu Tang Shu gibi hanedan kayıtlarında bilgiler vardır. yüzlerini bıçakla çizmelerini ve ata binerek çadırın etrafında dolanıp yas tutmalarının emrederdi". bu gelenek sadece ölü gömme törenlerinde değil. Onların hepsine diz çöktürmüş. beş kişiden meydana gelen aile kurmayı ve keçe çadır kurup onlara nasıl kullanılacağını öğretir. Göktürkler her yılın Mayıs ve Ağustos aylarında bir araya gelerek ilahlara kurbanlar sunarlar ve her yıl önemli bir devlet görevlisini öldürerek. (Göktürklerin alaları kurdu toteın olarak tanırlardı. Türk gelenekleri içinde bıçak ile yüz çizine adeti mutlaka yaygın olmalı ki.) Askerlerini çcşilli rütbelere ayırır. kırkyedi defa savaşmış Gök Taun dilediği için babam bütün bu ülkelere sahip olmuş.Babam Birinci Kırgız Kağanım öldürerek başını Balbal olarak dikmiş'" Bir diğer kayıt: "Amcam Bilge Kağan öldükten sonra (Kitabelerin yazan Yollııg Tegin'dir) Kırgız Kağanının başım Bilge Kağan1 m mezarına balbal olarak dikmiş. Bütün bunlara karşı babam Gıı Dulu Kağan çarpışmış.'' Küİliğin Kağan öldükten sonra (Bilge Kağan'm kardeşi) adına kitabe yazılmış ve üzerine resmi kazınmıştır. "Chang Shaıı Wang". 634 yılında Jie Li Kağan öldükten sonra." Cheng Qian Kağan ölmüş gibi hareket ederek çevresindekilere yüksek sesle ağlamalarını. " Kuzey Song döneminde tarihçi Ou Yangxiu yazmıştır.. onun bu özellikleri. Zhoıı Shu ve Sui Shu "nun Göktürkler Bölümü. düşman imiş.. Anıtın dört tarafına da kağanın savaş manzarası resmedilmiştir.10 Bundan başka Sui Shırdaki Batı Göktürkler bölümü. Göktürkler Bölümü 1. "Chang Shan Hükümdarı" anlamındadır.Eyüp Sarıtaş 6 " şekiller çizilerdi.. Kağanlar yay şeklinde inşa edilmiş büyük çadır evlerde otururlar. çok iyi Türkçe bilir ve Türk elbiseleri giyer. ı " Chang Shaıı. Bol miktarda koyun etinin yendiği ziyafetlerde herkes kendi kullandığı bıçağı ile etini kesip yer. Tong Dİan. Çin'in şimdiki Shaanxİ eyaleti şuurları içinde kalmaklador. 7 8 J "' Jiu Tang Shu . Buradaki kayıtlara göre.

İmparatorun hediye vermekteki bir diğer amacı ise. Türkler bu geleneği bir konu ile ilgili davacı olduklarında da (şikayetçi olduklarında) uygularlardı. kendisine karşı böylesine sadıkane bir hareketi övmüş ve kumar oynaması için Du Suliu'ya değerli mücevherler vermiştir. Türk kağanlarının tahta çıkma Guo Yuanzhen ile ilgili Xİn Tang Shn'âa. Göktürkler Bölümü. 757 yılında ölen An Lushan'm annesi Türk idi (Ç. Ming ve Cı'dan oluşan dört eyaleti birleştirip kendi idaresi altına almak istemiş.N.). Sui imparatoru Wen Di 20 . 365 . Bunu üzerine 10'dan fazla kabile başkanı kendisinden davacı olduklarım göstermek için kulaklarını kesmişler ve böylece sorun çözülmüştür. Bazı Çinliler herhangi bir isteğini anlatmak için bu geleneğe baş vurmuşlardır. Du Suliuyu karısından ayrıldığı için teselli etmekti21. Bu düşünce tarzı Hunlarda da hemen hemen aynı idi. kardeşi Du Sııliu ise ağabeyinin seferine katılmayıp karısını terketmiş ve Tu Li ile birlikte Çin'e gitmiştir. adıgeçen generaller kulaklarını kesip yüzlerini çizmişler ve Cheng Sı'ya "Shuai" ı y rütbesinin verilmesini istemişlerdir. Anxi'den ayrıldığında.)Lai Chuıı Aşina Jue Sıluo'nun yanında çok iyi raksedip şarkı söyleyen rakkase kızların bulunduğunu duymuş ve çeşitli entrikalarla onlan elde etmeyi planlamıştı. bazı Türkler mensupları yüzlerini 1 bıçakla çizerek ağlamışlar ve eski valilerini uğurlamışlardır' . Wei. Çin imparatoriçesi Wu Zetian'e istihbarat haberleri getirdiği içn.). (Ç. Generalden daha yüksek olan bir rütbedir (Ç. (Ç.N. emrindeki generallere gizlice Çin sarayında "Zhong Shı" ı s olarak görev yapan Sun Zhıgu'nun yanma gitmelerini emretmiş.N. "Guo 14 Yuanzhen. Sui Hanedanını kuran hükümdardır. Çin Sarayı tarafından elçilik görevlerini yürütenlere bu isim verilirdi (Ç.N.) 710 yılında Doğu Türkistan'da kurulan tarihi öneme sahip Çin'e bağlı Genel Valilik idi. Örneğin Xin Tang Shu'da 13 bulunan Çinli devlel adamı Guo Yuanzhen'ın biyografi sindeki kayıt şöyledir.). 599 yılında Du lan Kağan Çin sınırlarına saldırmış. hasta yatağında ölmekten utanç duyarlardı. Çin'de duvkt tarafından büyük bir tören düzenlendiği ya da imparator saraydan çıktığı zaman..Göktürklerde Gelenekler Ke Dini İnançlar insanları yolculuklarına uğurlama törenleri için de geçerliydi. Sui Shıı.N. Ayrıca Göktürkler savaşta ölmeyi şeref sayıp.) Tang devrinde yaşamış (651-697) bir devlel adamıdır.N. 5X1-618 yılları arasında tahtla kalmıştır (Ç. kadınları ise tüyden yapılmış bir oyun aracı ile oynamaktan hoşlanırlar ve sarhoş oluncaya kadar kımız içerler ve karşılıklı şarkı söylerlerdi. 705-706 yıllarında Anxi Genel Valisi iken Çin hükümdarı tarafından "Tai Pu l5 Qing" olarak tayin edildi. onun arabasını kullanmakla görevli olanların taşıdığı unvandır. Bir diğer Örnek de Sui Shu'nıın Göktürkler bölümünde bulunmaktadır. Buna bir Örnek verecek olursak: Xin Tang Snu'daki Lai Chuif un"1 biyograrîsindeki kayda göre Göktürk lideri (Kaynakta yanlış olarak 'Tibet" şeklinde geçmektedir. Göktürkler erkekleri kumar oynamayı severler." 775 yılında An Lushan'ın 17 enirinde eski bir general olan Tian Chengsı. onun güvenini kazanmış ve kendisine "Shı Yüshı" rütbesini vermiştir (Ç.) Tai Puqing.). Daha sonra bu gelenek Çin'in iç bölgelerine de yayılmıştır. (Ç N. geniş bilgi bulunmakdadır.N.). bunun üzerine. Xiang. Tang devrinde yaşamış ve çeşitli görevlerde bulunmuş bir devlet adamıdır.

"Kağan tahta çıktığı ilk günlerde.). 366 . Linghe Delen (583-666) tarafından yazılan Zhou Shu. yeni kağanın çadırına gelirler ve onu keçenin üzerine çıkarıp havaya kaldırırlar. Diğer taraftan tarihi gerçeklere göre sözkonusu uygulama tam olarak bu şekilde gerçekleşmemiştir.N. her ne kadar Sosyal Tabaka Toplumu (Kölelik Sistemi 11 23 24 Bunun Kagan'ın oğludur (553-572) (Ç. Yapılan anıştırmalara göre GöktÜrklerin ilk kağanı İli Kağan23 ( AshıNa Tümen) öldükten sonra oğlu Ke Luo. vasiyeti üzerine yerine kardeşi Yabgu Chu Lııo geçmiştir. Göktürk kağanlarının tahta çıkma töreleri "Babadan Sonra Oğul" ve "Ağabeyden Sonra Kardeş'" olmak üzere iki tür uygulama görülmüştür. Kağanların tahta çıkış törenleriyle ilgili olarak Zhou Shu'daki 24 Göktürkler bölümünde oldukça ayrıntılı kayıt bulmak mümkündür. ağabeyinin oğlu Yong Yülü'ye şöyle demiştir: "Biz Göktürklerde Mu Gan Kağan'dan 32 beri ağabeyin yerine kardeş tahta çıkar.). 587 yılında Sha Benjiie ölünce. Ke Luo'dan sonra kardeşi Erkin (Mu Gan Kağan). Daha sonra kağanı bir ata bindirip ipekli kumaşla boğazını sıkmaya başlarlar. devletin ileri gelen yöneticileri. vasiyeti gereği yerini kardeşi Chu Luo almıştır.DTN Göktürkler Şamanizm. o anda söylediği her hangi bir rakam dikkate alınır ve böylece ne kadar süre tahtta kalacağı belirlenmiş olur. Ateşperesllik. Sha Bulüeden sonra ise. Nestoryanizm ve Budizm gibi dinlere inanmışlardır. Buradan anlaşılmaktadır ki. ll.N. Bu yüzden tahtan senin çıkman gerekir. ağabey öldükten sonra kardeşin tahta çıkma geleneği başlamıştır. Bu arada kağanlarının yeteneklerinin lüç bir zaman sona ermemesi dilekte bulunurlar ve onu serbest bıraktıktan sonra sorarlar: "Sen kaç yıl kağanlık yapabilirsin?" Çok zor ve sıkıntılı bir psikolojik durumda bulurum kağan tahta bulunacağı süreyi kesin olarak belirleyemez. Her seferinde ona. Bıı atalarımızın töresine uygun değildir. Toplam 50 bölümdür (Ç. Bu şekilde dokuz kez dolanırlar. Fakat Mu Gan Kağan'dan itibaren.Tuo Bo'dan sonra oğlu Sha Bolüe onun yerini almış. Erkin'den sonra ise kardeşi Tuo Bo Kağan tahta geçmiştir.N. Bu kayda göre GöktÜrklerin devlet kurmalarından itibaren kağanların tahta çıkma töreleri "'Babadan Sonra Oğul'" şeklinde görülmektedir. Türkler tarih sahnesinde göründükten sonra. 552-553 yılları arasında tahtta kalmıştır (Ç.). Yong Yülü ise "Yabgu" olmuştur.ibadel eder gibi saygı gösterirler. İlkel Klan Toplumundan gelen bir ilkel dönem dinidir. Zhou dönemi (Kuzey Zhou dönemi: 557581) olaylarını anlatır. Çünkü sıradan bir insan asil tabakaya mensup birinin yerini alırsa iki farklı mevkiye salûp insanlar arasında saygı ve itibar kalmaz. Yong Yülü bu öneriyi bir çok kez geri çevirmiş ve sonuçta Chu Luo "Yabgu Kağan" unvanı ile tahta çıkmıştır. Bunun üzerine Chu Luo.Eyüp Sarıtaş * töreleri İle İlgili olarak Sui Slııfnım Göktürkler kısmında az da olsa kayıt bulunmaktadır. Şamanizm. Ben seni kağan olarak kabul etmeye hazırım".

Göktürklerin Şamanizm dinine mensup olduklarının diğer kanıtlan da şunlardır: Güneşe verdikleri önem. bu nedenle Şamanistik inançlar toplumda oldukça yaygınlık kazanmıştır. Diğer taraftan neşe ile dansederek maddi bakımdan ruhları temsil ettiklerine de inanırlar. VI. Orta Asya'dan geçerken Soğdiana topraklarına ulaştığında (Kağanın otağına kadar varmamıştır. Klanlık Sistemi döneminden kalan uygulama ve alışkanlıkları nesilden nesile aktarılarak devam etmiş. Şamanizm inancı. Zemarkhos'un da iki ateş arasından geçmesini istemişlerdi. Kötü ruhların hepsi oradadır.N.) Türkler kötü ruhları kovmak ve şanssızlıklara ve felaketlere engel olmak için dini törenleriyle meşgul idiler. 28 Çin uzaklık sisteminde 1 li Ü. Orada bulunan topluluk Zemarkhos'un etrafını çevirmiş ve onu da aralarına almışlardır. toplar ve Gök Tann'ya kurbanlar sunar. Şamanlar insanları tedavi edip kölü ruhları kovarken yüksek sesle büyü yaparlar. orada bulunuyordu. Batı dillerinde yazılmış tarih kaynaklarının bildirdiğine göre.). Bir kısmı da ellerinde kuvvetli ateşler ve tütsülerle daire çizip dönerlerken kendinden geçmiş bir manzara oluşturuyorlardı. Çin-Baıı İlişkileri Tarihî Belgelen. Göktürkler "? Batı Göktürk kağanıdır. cilt iv. Turnen Kagan'm kardeşidir (Ç. Ataları için kurban kesmeleri. mağarada atalan için kurban kesme törenleri düzenler.5 kurye eşittir (Ç. Kağan her yıl devletin ileri gelenlerini toplayarak. s. neşe ile ve çılgınca durmaksızın danseden insanlardır.) Şamanlar adil. Kağan çadırım lerketmeden önce güneşi selamlar.26 Bu kayıt Göktürklerin Şamanizm inancını bütün açıklığı ile ortaya koymaktadır.1997. c) Üçüncü kal ise Cehennem olup yeryüzünün alt tabakasını teşkil eder.Gökttirklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar Toplumu) dönemine geçmiş olsalar da. 20 Zhang Xiııglang. evreni üç kısma ayırmaktadır: a) Cennet: Burası dünyanın üst tarafında yer ahr ve bütün ilahlar burada kalmaktadır. İki ateş arasından geçilince Türkler kötü ruhlardan tamamen arındıklarına inanırlardı. Zhonghua Kitabevi: Pekin. Büyü yapma işi sona erdikten sonra Göktürkler. (Kadın Samanlara "Wu Da You" adı verilirdi. onları kutsal olarak kabul etmeleri ve Yer ve Gök Tanrılarına tapmaları. 387 . 285-286.). b) Yeryüzü: Dünyanın orta katıdır ve insanlık orada bulunmakladır. Du Jin 27 Dağf nııı 500 li2B batısında üzerinde bitki ya da ağaç bulunmayan yüksek bir dağ vardır. yüzyılın ortalarında İstemi Kağan25 tahta çıktığı sıralarda Doğu Roına'dan Balı Göktürklere elçi olarak gönderilen Zenıarklıos. İnsanlarla ilahlar arasındaki ilişkinin kurulmasından ve kötü ruhların ortadan kaldırılmasından Şamanlar sorumludur.Ayin yapanların bazıları da davul çalıyorlardı. Kötü ruhları kovma töreni bittikten sonra Zemarkhos ve beraberindekiler yollarına devam etmek için Türk ülkesinden ayrılmışlardır. Diğer taraftan her yılın Mayıs ayının onuncu günü halkım ırmak kenarına. 27 Bu dağ Orhun Nehri "ııin yukarı mecrasmdaki Kang Ai Daği'nın kuzeydoğusunda bulunan dağa verilen isimdir.N. "Bo Dcnguing:: adı verilen bu dağ Çin'de yer tanrısı olarak bilinirdi. Çin tarih kitabı Zhou Shu'da ki Göktürkler bölümünde konu ile ilgili bilgiler bulunmaktadır: '"Kağanın çadırmm kapısı doğuya doğru açılır. Turnen Kağanlığını kurduğunda otağı.

AleşpereslIİk. I a. Xin Tang Shu. Yaklaşık MÖ. Şamsımın iyi olmadığını İlahlar da biliyor. MS. Shaanxi eyaleünin şimdiki başkenti Xi'an'ın bulunduğy yerde idi (Ç. Ünlü Çinli Budist Keşiş Hııi Li tarafmdan kaleme alınan " Da Tang Si En San Zang Fa Shı Zhuaıı" adlı kitabın ikinci Q 31 32 Çin'in Shaaim eyaletinin kuzey kesiminde bulunuyordu. daha sonra ise varlıklarını Sui devletinin ayakta katması sayesinde sürdürebildiler. aydınlık ile karanlık gibi zıt güçler birbirleriyle mücadele halindedirler.VI. Tann irade ettiği için. Bu dinin akideleri Eski İran'da "Avesta" adlı eserde bulunmaktadır.g. aydınlığın canlı timsali olduğundan kutsal olarak kabul edilir ve ona saygı gösterilir. Göktürkler Bölümü 1*. 368 . sonunda sorunu çözmek ve ikna olmak için fal sorularını sormuştur. Bu sorunu ben kendim çözeceğim". yüzyıllarda Zerdüşt tarafından ortaya atılıp yayıldığı için bu inanç sistemine "Zerdüşlük Dini" adı da verilir. Tanrıda olmuş Türk Bilge Kağan. MÖ. Bing Zhou'ya 29 saldırarak ele geçirmiş ve Yang Chengdao'yu buraya yerleştirmiş. etrafındaki insanlar şansının kötüye gidebileceğini söyleyerek onu uyarmışlardır. 518 yılı civarında bu din Çüı'c girmiştir. düşmanımız ise koyuna benzermiş". Göktürklerin Aleşperestlik dinine ne zaman inanmaya başladıkları kesin olarak bilinmemektedir. Ateş ile iyi.31 Ateşperesllik dininin menşei Eski İran ve Orta Asya'ya dayanmaktadır. İyi ya da kötü şansla ilgili kehanette bulunmak da Şamanizm inancının bir özelliğidir.-MÖ. Muhtemelen. Benim bu durumu unutmuş olmam çok kötü. VI. Bu nedenle tarih kitapları Sı Mo'nun fala bakmaktan ve kendisine bununla ilgili sorular sorulmasından hoşlandığım yazmaktadırlar. Göktürkler Bölümü. Şimdiki Taiyuan şehrinin olduğu yerdir (Ç.Eyüp Sarıtaş Gök'e taparlar ve ona saygı gösterirlerdi. 631 yılında Çin'in o dönemdeki başkenti Chang Anda 3 2 "İran Tapmağı'" adında bir mabet inşa edilmiştir. Bu konu Bilge Kağan Anıtında da dile getirilmiştir: "Tanrıya benzer. Chu Luo Kağan ise bunun üzerine şunları söylemiştir: "Alalarını daha önce ülkelerini kaybettiler. Bu dinin en önemli ayinlerinin odak noktasını ateş oluşturur. Kut'uin olduğu için kağan oldum". Örneğin Aşina Sı Mo bunlardan bilişidir.). Göktürk Devletini yeniden kuran Kulluk Kağan için şunları söylemektedir: "Gök Tanrı güç bağışladığı için babam (Kutluk Kağan) Kağan'in ordusu kurda.30 Kağan her ne kadar inandığı fal sonucunu alamadı ise de.yüzyıldan itibaren bir dönem boyunca İran'ın devlet dini haline gelmiş (bu nedenle bu dine Ateşperesttik adı verilir. Bu örneklerin hepsi İlkel Dönem dinleriyle hemen hemen aynıdır.N.e.). Sözkonusu inanca göre kainatta iyi ile kötülük. aynı zamanda yönetici tabakasına mensup olanlar arasında da kehanetten anlayanlar olmuştur. 620 yılında Chu Luo Kağan.VII.N. Göktürkler arasında fala (kehanete) inanan insanların sayısı çok olmakla kalmamış.).

Şimdiki Semerkant civarında bulunan Kang ülkesi.N. Batı Göktürklerden bir kızla evlenmiş. sayfasında Batı dillerinde yayınlanan eserler. Balı Bölgeleri Bölümü. Direğin kımıldayan yerlerine reçine sürerler. 1 369 . Nesi oryan İzm. Bu torbaya yılın her mevsimi boyunca dua ederler.Göktürklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar bölümünde. Sııi Hanedanı döneminde hükümdar Qıı Muzhi. Bundan başka. Kin Tang Shu.*Xiyang Zazu" adlı eserin dördüncü bölümünde de bu konu ile ilgili kayıt vardır "Göktürklerin Ateş ilahları vardır. NestoryanlarıV. Meryem'in. Nestoryanizm. Doğu Roma imparatoru tarafından dinden afaroz edilerek kendisine askeri bir rütbe verilmiştir. Hıristiyanlığın bir koludur. Göktürklerinbu din ili olan ilgilerinden kaynaklanmaktadır. Xuan Zang Semerkanfta bulunurken. bu yüzden onlara tabi olmuştu. Keçeden çeşitli şekillerde parçalar kesip deriden yapılmış bir torbaya koyarlar ve bunu bir direğe asarlar. Başka yerlerden gelip bu mabetlerde konaklayan rahipleri Semerkant halkı ateşle kovalayarak kendi mabetlerinde kalmalarına izin vermezlerdi. yine ünlü bir diğer keşiş ve seyyah Xuan Zang'ın 33 Orta Asya'da Göktürk]erin ateşe saygı gösterdiklerini. Müritleri Pcrs İmparatorluğuna kaçarak onların desteğini kazanmışlardır. Kang Ülkesi ile ilgili kısım. bu vesile ile "Nestoryanizmin Büyük Çin'de Yayılışının Övgüsü" adlı bir abide de diktirilmiştir3*. Taııg döneminde Duan Shıcheng tarafından yazılan . Bu din Taııg devrinde Çin'de de yayılmış. Tann'nm annesi olduğu geleneksel inancını kabul etmediği İçin. Bu anıt 1625 yılında ortaya çıkarılmış olup. aleşe saygı gösterdiklerini ve ona taptıklarını görmüştür. Nestorius aslında İstanbul'da Baş Piskopos idi. Bunun üzerine Balınım'm emrinde bulunan bir kısmı Türk asıllı asker isyan etmiştir. Xi"Anfdaki Beilin Müzesinde sergilenmektedir. Pers M M 35 3û Xıum Zang Budizm ile ilgili kutsal metinleri elde etmek üzere 629 yılında Chang An dan Hindistan'a gilıniş. Nestorius'un (384-440) görüşlerinin bir kısım Hıristiyanın kabul etmesiyle "Neslorius Mezhebi" adı verilmiştir. 645 yılında Çin'e dönen seyyalim yazdığı seyahatname Da Tang Xiyii Ji adını taşımaktadır Ç. Bu askerlerin bazılarının alnında haç işareti bulunuyordu.N. Pers hükümdarı Ka Sa'nın. yüzyılın son yıllarında kendi bağımsız dinlerini kurmuşlardır. oluracaklan zaman yere bir keçe serdiklerini gördüğünü kaydettiğini yazmakladır. hükümdar ve halkın Bııdizme inanmayıp. Orta Asya'dan geçerken Göktürk ülkesine de uğramış ve seyahat notlarında Türk. Bu eser Feng Chengjun.). de kullanılmiştır. Tapmakları yoktur.tarafından Çinceye tercüme edilmiş ve 1958 yılında Çin'de yayınlanmışür Ç. ağacın ateş unsuru olması sebebiyle ona saygı alameti olarak ıızerine olurmayıp. tarihi açısından son derece önemli olan bilgiler vermiştir. Fransız bilimadamt Edward Chavannes tarafından yazılan "Batı Göktürk Tarihi Belgeleri"30 adlı eserin 219. J4Semerkant halkının Ateşperesti ile dinine inanmamalarının sebebi. Türklerin iki iane mabetleri olmasına rağmen rahipleri yoktu. Bahram'a saldırması için askeri destek göndermiştir. Bir rivayete göre 591 yılında Doğu Roma imparatoru.Bıı malzemelere göre.). 561 yılında şimdiki Kazakistan'ın güneydoğu bölgesindeki Kang ülkesinde yaşayan Türkler arasında yayılmıştır.

Hükümdar bu esirlere alınlarında bulunan haç işaretinin sebebini sormıışlur. Kağan. Vlll.Eyüp Santaş hükümdarı Ka Sa isyan eden asi Türkleri fillerle ezmiş. 653 yılında. insanlar her ne kadar eşit ise de.Hinayana BudiznıT'adı verilmiştir. Nitekim Türkler arasında Hıristiyanlar da bulunduğu için.min Çin'e ilk olarak girişi M. Huayan ve Slıi Songlü gibi Budist ı ne tinlerim ıı getirilmesini istemiştir. onların Budizm inancında olmasındandır" diyerek her sonucun arkasında mutlaka bir sebebin yattığına işaret etmiştir.V.-M. Budist tapmağına gitmiş ve kulenin etrafında dolaşmıştır. Kuzeyden Çin'e girdikten sonra. Budizm. M Ö . . Türklerin Budizm inancını ilk olarak kabul etmelerine gelince. *MÖ. Adıgeçen kaynaktaki bilgi şöyledir: "Qi döneminde (479-502) Hui Lin adında bir keşiş vardı. ancak alnında haç işareti bulunan askerleri Doğu Roma'ya göndermiştir. Acılardan kurtulmanın tek çaresi ölümdür. yukarıda sözü edilen abidedeki A Lııobcn.Ö. Sui Shu'nun"Göktürk Kayıtlan" bölümündeki kayda göre bu tarihi olay To Ba Kağan (572-581) döneminde gerçekleşmiştir. "Keşke Qİ ülkesinde doğsaydım" bile demiştir. Nepal sınırları içinde kalmaktadır (Ç. Rahip. yüzyılda Asoka'nm itikatı ve bunun benimsenmesinden dolayı.N. Bu dinin inanema göre. 37 38 Bati Türkistan'da kurulmuş küçük şehir devletidir. Bu yüzden ahularında haç işareti olan Türk askerleri.Ö. eskiden Doğu Soğd ülkesinde bulaşıcı hastalıklar başgösterdiği zaman. Bııdi/.N. Nestoryanizm dinini Çin'e getirmiştir" şeklindeki kaydı doğru olarak kabun etmekte bir sakınca yoktur. Güneyden Xi Lan (Sri Lanka) ve Birmanya gibi ülkelere girmiş ve genel olarak "Güneyden Yayılan Budizm'" ya da *. Budizm. Türk kağanı da bunun üzerine Qi ülkesine bir elçi göndererek Jingming. 2 yılında Çin sarayında sekreter olarak çalışan Jing Fu.V1. Niepan. 111. daha çocuk yaşlarında bu işareti taşımaya başlarlarmış. bu dini o kadar benimsemiştir ki. Fakat yaşayanlarm acı çekmeleri kaçınılmazdır. Yüe Çi hükümdarı Yü Cun'un Sanskriçe yazılmış olan "Fu Tujing" adlı kutsal metinler ile ilgili anlattıklarım Çince olarak kaleme almıştır. Yüzyılın ortalarında Orta Asya Arap istilası döneminde ortadan kaldırılmıştır (Ç. To Ba Kağana : "Qi ülkesinin zengin ve kuvvetli olmasının sebebi. Bu keşiş Qi'ler tarafından Türklerin bulunduğu bölgeye kaçırılmıştı. Budizm giderek Orta Hindistan'dan güney ve batı bölgelerine doğru yayılmıştır. Nesturilik 59 L yılından 30 yıl önce Kangjifdeki37 Türkler arasında yayılmıştı. yüzyıllar arasında Eski Hint yarımadasında bulunan Jiabi Luovvei38 ülkesinin hükümdarının oğlu Sakyamuni tarafından kurulmuştur. Chavanncs ise bu konuda şunları yazmaktadır: "Bu esere göre. Özbekistan'ın Semcrkant şehrinin olduğu yerde idi. isteyen herkes Buda olabilir.). Hıristiyan din adamları hastalığın yayılmasını önlemek için onların alnına haç işareti yaparlarmış. To Ba Kağan'm kendisi de Budizm dinine girerek. Kore ve Japonya gibi ülkelere yayıldığında ise genel olarak "Kuzeyden Yayılan Budizm" ya da "Mahayana Budizmi" adı verilmiştir. Askerlerin verdiği cevaba göre.

. Pisha Yabgu'ya şöyle demiştir: ''Senin ne gücün var ki Budist mabetlere saldırmaya cesaret ediyorsun?" Bunun arkasından uzun bir mızrağı kağamn göğsüne saplayıp. Kağan büyük bir şaşkınlık içinde uyanmış ve vicdan azabı duymuştur.9. Dolayısıyla içlerinde Taoist din adamı ve sıradan insanlar bulunan 10 kişilik bir ekip kuzeye doğm yönelerek Tong Yabgu Kağaıı'm kaldığı otağa varnuşlar ve kağamn Budizme karşı sempati duymasını sağlamışlardır. Bu olayı hemen etrafındakilere ve askerlerine anlatarak yola devam etmekten vazgeçmiş ve bazı adamlarını.). 10 kişiden oluşmalarına rağmen. Çince olarak yazılmış "Meşhur Keşişlerin Hayat Hikayeleri" adlı eserin ikinci cildinin üçüncü bölümündeki kayıt şöyledir: "Boluo Poluo Miluo. sırtındım çıkarmıştır. Bu yüzden Budizm inancını kabul etmeyi düşünüyorlardı. Bu seyahatnamedeki konu ilgili kayıt şöyledir: "Son zamanlarda Göktürk Yabgu Kağan'ın oğlu Sı Yabgu Kağaıı'm bütün kabilesi ve ordusuna liderlik ederek Budist mabetlere saldırmayı ve içindeki değerli eşyaları yağmalamayı düşünmüş. kendisi de bu dine inanmaya başlamıştır.. Tianzhu40 ülkesindendir. Fakat. Kuzey Di'liler'11 çok cesaretli olmalarına rağmen pek medeni değillerdi. Toplam 50 bölümden oluşur (Ç. Burası şimdi "Gaııdhara" olarak bilinir (Ç. Tan» devrinde yaşamış olan U Baiyao (565-648) taralından yazılmıştır. Hui Chao adlı ünlü Budist rahip"Bcş Tianzhıı Ülkesine Seyahat"' adını verdiği seyahat notlarında bu konu ile ilgili şunları kaydetmekledir: "Jiantuo 42 ülkesinde bulunan hükümdar ve askerler genel olarak 3y 40 41 42 Kuzey Hanedanlığı (386-550) tarihini anlatan tarih kitabıdır. yazdığı "Da Tang Xiyü Ji" adlı eserin birinci bölümünde bu ol ayı-ayrıntılı olmasa da.). yaptıkları sert tartışmalardan anlaşılmaktadır.N.komşu ülkelerin dillerini biliyordu. Tong Yabgu Kağan.Göklürklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar Bei Qi Slnı adlı tarih kitabının "Jüe Lu Qiang Kabilesi Kayıtlan bölümünde yer alan bilgilere göre bu dönemde yaşayan Liıı Shıqing.. o gece Sı Yabgu Kağan rüyasında Budizmin ünlü keşişi Pisha Mentiaıvi görmüştür. (Bu olay 622 yılından önceye aittir. hızla allarına binerek Budist rahipleri davet etmelerini emretmiş ve onlara bu teşebbüsünden dolayı itarafta bulunarak af dilemiştir.) Onlar daha sonra tekrar Budist inancına dönmüşlerdir. Bu olayın meydana geldiği yıllarda (574-567) To Ba Kağan tahtta idi. Bu dönemde onun gibi başka bir insan daha yoktu. Bu ekibe çok itibar edilmiş olmalı ki. bu din elçilerine çok önem vererek. Sabah akşam demeden daima kendileriyle ilgilcnilmişür. "D'î' sözcüğü. Kuzey Qi imparatorunun emrinde çalışan Sin Qing. Eski Hindistan' verilen isimdir (Ç. kağanın yola devam etme emrinin ulaşmadığı bir kısım asker ilerleyerek Budist mabetlerine ulaşmışlar ve onları yağmalayarak yıkmışlardır.) Tong Yabgu Kağanı Öldükten sonra Batı Göktürk yönetici tabakasının Budizm inancını terkettikleri. Dinglingler ve Gaoche'ları işaret etmektedir (Ç.)- 37* . Rahip Xııan Zang. yola çıktıktan kısa bir süre sonra dinlenmek için mola verilmiş.N.N. (Bu dini tartışmalarım içeriği bilinmemektedir.N. ""Nie Panjing" adlı Budist metilini Çince'den Göktiirkçeye çevirerek kağana sunmuştur.anlatmaktadır. onlara lıergün 20 kişiye yetecek kadar ihtiyaç maddeleri (yiyecek-içecek ve hayvan yemleri dahil) verilmiştir.

Budizmin Mahayana mezhebine mensupturlar.N. Gaııdhara. eski Hindistan'a verilen isimdir.). Jislıı Miluo'daki Hatun Mabedi Göktürk kağanının karısı tarafından.).Eyüp Sarıtaş Ttirktür. Afganistan. Hükümdarın evlatları da aynı yolu İzleyerek. Buralarada belirli sayıda Göktürk prensleri tarafından yaptırılan mabetler vardı ki. Bunların içinde BraJunanlar44 da bulunmaktadır. Xianbei kabilesin dendir. sayısız maktardaki alim ve gümüş eşya hin sadaka olarak dağıtırdı Bundan başka E. Gandhara'daki Tegin Sa Mabedi Göktürk prensi tarafından yaptırılmıştır..). Bu hükümdar Türk olmasına rağmen Budizmin kumcusuna. Doğu Türkistan. Hindistan'a giünek üzere 751 yılında yola çıkmış.N. Suo Tarkan adında büyük bir liderleri. ayrı ayrı mabetler inşa ettirmişler ve fakirlere sadaka olarak yiyecekler dağıtmışlardır. 790 yılında Çin başkenti Chang An'a döJimüştür. Hükümdar ve kraliçe. Amıı Nehri'nin yukarı mecrasının güneydoğusunda bulunmaktaydı. Tang döneminde Afganistan'ın kuzeydoğusunda kurulmuş olan eski bir devlet ismidir. Bu kayıl ile yukarıda adıgeçen Hui C h a o ' n u n eserindeki kayıtlar birbirini tutmaktadır.N.50 Son olarak da "Tong Diaıı51 43 44 45 46 47 AK 49 50 51 Eski çağlarda Çin'in kuzey ve batı bölgelerinde yaşayan Çinli olmayan milletlere verilen isimdir.). Cimsar Uygar devleti.. Adıgeçen hükümdar her yıl iki kez lıer kesimden insanın katıldığı tören düzenlerdi. Kuça. bunlar 100 yıl öncesine kadar korunmuş.). Diğer adı Keşmir'dir (Ç.. Özellikle Türk asıllı kabileler ve Ç i n ' e komşu bölgelerde yaşayan-çeşitli millerlerle ilgili değerli bilgiler içermektedir (Ç. 372 .N. Budist eserlere ve Budist rütbelerine çok değer vererek inanmaktadır. Altay Dağlan ve Moğolistan'dan geçip. " H u " sözcüğü aynı zamanda "Yabancı" anlamında da kullanılmıştır Ç. Taııg döneminde 'TancaraparişaıT adı verilmektedir (Ç.. 759-764 yıllan arasında Jiashı Miluo ve Gandhara49 ülkesinde bulunduğu sırada Budizme yakın ilgi duyarak mabetleri ziyaret etmiştir.N. Bunlara Örnek verecek olursak. Çok sayıdaki mabetleri Budist keşişlerle doludur. Göktürk gücünün yadigarları olarak ayakta kalmıştır. daha önce adıgeçen "Batı Göktürk Tarihi Belgeleri" adlı eserinin "Wıı Kong'un411 Seyahat Notlan" kısmında önemli bilgiler bulunmaktadır (176-177. kraliçe ise fil ve atlarım başkalarına sadaka olarak verirlerdi. Budist rahip ve seyyahtır.. Bu devletin bulunduğu yer tan olarak Pakistan'ın Peşaver kenti ile Afganistan'ın doğu kesimi idi (Ç. Burasının yerlileri "'Hu" menşelidir ve liderleri Türk olmalarına rağmen inanç açısından Budizmin üç önemli unsuruna gönülden inanmaktadırlar.. Ye Li Tegiıı Mebedi Göktürk prensi tarafından. liderler ayrı ayrı mabetler inşa ettirmişi erdir.*5 Hükümdar günlük hayatla kullandığı eşyalarını.. Hindistan'daki Kast sisteminde en yüksek sınıfa mensup olanlara verilen isimdir Ç. prens. Çin tarihçisi Du You (735-812) tarafından yazılan ve Tang döneminin tarihi olaylarım anlatan önemli ansiklopedik bir eserdir. Sayfalar) Wu Kong. 801 yılında bitirilen bu eserde toplanı 200 bölüm vardır.)." Aynı eserdeki bir başka kayıt: Buradan batıya doğru Jibin46 ülkesine yedi günde varılır Daha sonra Xiebu47 ülkesi gelir.. hükümdar gibi hareket ederek her sene bir defa tören düzenler.. 766 yılında yazılmaya başlanıp. Yerliler Hu43 kökenlidir.N. Chavanııes'm .

"1 Yukarıdaki kayıtları özetleyecek olursak. Sarı Irmak'm kuzey kesimidir.). Göktürkler 11. Suiye. Eğer bir defa yenilgiye uğrarsak çöküntümüz kaçınılmaz olur. Göktürkler Çinlilerin bulundukları yere saldırmadan önce.'" Bu olay Mo Chu Kağan dönimine aittir 694-716). Jiao He'ııın54 prensesinin2'5 oturduğu yerde inşa edilen "Du Yün Tapınağı günümüzde hala ayaktadır".).. Tarih kayıtlarına göre. lÜ. Kitabında yer yer Türklerle ilgili bilgiler de bulunmaktadır (Ç. Başarılarımız yaşayış tamınızdan ileri gelir. Bölüm 21 l. Ancak. Batı Göktürk kağanı Aşina Xİn'in karışıdır. fakat yönetici tabakası tarafından benimsenmediği için otoritesini tam olarak kabul etiirememiştir. Göktürklerin nüfusu Çinlilerin yüzde biri bile değildir. uzun ve maceralı geçen bir seyahatten sonra 762 yılında başkent Chang Aiva dönmüştür. Kıyıdan karşı tarafa geçmek için ırmak suyunun buz tutmasını beklerlerdi. 716 yılı.N. Bunun üzerine Bilge Kağan niyetinden vazgeçmiştir". Mo Chu Kağan öldükten soma. Hebei'de56 San Shouxiang şelııini inşa ettirmiştir. fakat veziri Tonyukuk buna şöyle itiraz etmiştir: "Bu olmamalı. burada bazı şehir kalmülan görmüştür.e. Klan Toplumundan kalan Şamanizm. akınlar yaparız. Daha önce Su Faııg. Gördüklerini Seyahat Notlan adlı eserinde toplamıştır. Kırgıziıtan sınırları içinde bulunan Tokmak'm bulunduğu yerde idi (Ç. Çin ordusu ne kadar fazla okursa olsun bize zarar veremezler. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevkeder. Göklürklerin dini inanışları oldukça karmaşıktır. Çinliler gibi şehirler inşa ettirip oralarda olıınırsak. Bu nehrin kuzey kıyısında Foyün Tapmağı vardı. Bununla İlgili tarih kaydı şöyledir: "Bilge Kağan da şehirler ve mabetler inşa etticrmeyi düşünmüş. mücadele ederiz. Jiaohe bugünkü Doğu Türkistan'daki Turtan şehrinin bulunduğu yerde idi. ordusu ile Göktürkler arasında San Irmak sınır olarak belirlenmişti. Bölümünde yer alaıı Yin Du hıian'm 52 Seyahat Notlan kısmındaki kayıt şöyledir: "Sııİye53 şehrinde 748 yılında Beiting Genel Valisi olarak görev yapan Wang Zheng.73 . mutlaka tapmakta dini tören düzenleyip şanslarının iyi gitmesi için dua etmeliydiler. eski törelerimizi değiştirmiş oluruz. 708 yılının Mart ayında Zherıg Renyuan. Doğu Göktürkler zamanında da Budizme inananlar vardı.Ay kaydı) 3. Doğu Göktürklerin Atcşperestliğe ve Ncsloryaniznıe inandıklarına dair tarih kitaplarında 52 53 54 55 56 57 38 Tong Dian'in yazarı Du You'nmı sülalesine mensup olan Du Huang Çin başbakanı Gao Xianzhı'mn emrinde kiktik rütbeli bir subayken. a. Alcşpcrestlik ve Ncsturilik dinleri de Batı Göktürkler taralından kabul edilmiştir. Bu din özellikle Orta Asya'da dağınık olarak yaşayan Balı Göktürkler tarafından rağbet görmüştür. Duvarları yıkılmış evlerde dağınık olarak yaşayanlar buraları terkedip gilmişlerdir. Çinli filozofların da belirttikleri gibi (Lao Zı) fiziki güç kullanmadan zafer elde etmenin yolu bizim yapımıza uygun değildir".(Tang Xuan Zong. Tong Dkın.N. Arapların Orta Asya'yı istilaları üzerine onunla birlikte.Gökfûrklerâe Gelmekler Ve Dini İnançlar adlı eserin 193.g. Doğu ve Batı GökUirklerde yaygınlaşmasının yanında. Bunu arkasından savaşa hazırlık amacıyla allarına yem verirler ve orduyu beslemeye başlarlardı. Bölüm 198. Zayıf isek bozkırlara çekilir. yerine Bilge Kağan geçmiş. Orta Asya'nın diğer devletlerinin yardımım temm etmek üzere 751 yılında seyahate çıkmış.

Fakat Jiaohe prensesinin Suiye'de yaptırdığı mabet ve Batı Göktürkler arasında yayılışının Çin'in iç bölgeleriyle ilgisinin olmadığı. ya da Çin kültüründen etkilenmediği söylenemez. 374 .Eyüp Santaş herhangi bir kayda rastlayanııyoruz. üstelik Çin'in iç bölgelerinden Doğu Göktürk Kağanlığı içlerine kadar yayılmıştır. Budizm Batı Göktürklere Tiaıı Zhuldan ve Orla Asya ülkelerinden gelmiştir. Budizm ise Doğu ve Batı Göktürk yönetici tabakası arasında oldukça önemli ölçüde taraftar bulmuş.

"Güney-Doğu A vnıpa üzerinde çalışan Türk ve yabancı âlimlerin bütün ilmî tedkiklerine açık" olarak yılda bir sayı çıkıntısı plânlanan derginin ilk sayısı müstesna (1972). 10-11 1981-1982). bu sahada çalışanları büyük bir ümitsizliğe sevketmiştir. merkezi Edirne'de bulunan bir Güney-Doğıı Avrupa Araştırmaları Enstitüsü'nün kurulması ve ilmî yayın organı olarak GUneyDoğıı Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin çıkarılmış olmasıdır. etnografya. ''Sıınııf'u takiben. Hoca'nın genç yaşta vefatı dolayısıyla kendi ilmî çizgisinde yetiştirdiği ender iliın adamlarından birisi olun Prof. Dr. 4-5 1975-1976. Emecen. istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi. Yayın kurulunu teşkil eden Prof. İstanbul 1998. Türkiye de Türk Tarih Kurumu'uca teşkil edilmiş olan millî komite vasıtasıyla. Gtlney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-199$) Prof. kısa adı AIESEE olan Assacialion Internationale des Etııdes dit Sud-Est Europeen örgütünün kurulması ile oldukça önemli bir noktaya ulaşmıştır. bizzat çalışmalar içerisinde yer almıştır. Prof. Bükreş'te yapılan ilk toplantıdan İtibaren. Bununla birlikte. bir vefakarlık ve kadirşinaslık örneği olarak. 8-9 1979-1980. Feridun M. Prof Dr Şafak Ural ve Prof. örgütte temsil ve yönetim açısından Balkanlı milletlere öncelik tanınmıştır. edebiyat ve folklor gibi bütün beşerî bilimleri kapsayan tetkiklerin neşredildiği hir Balfam Araştırmaları Dergisi yayımlanmaya haşlanmıştır. Bükreş'teki toplantıdan üç yıl sonra 1%6'da başlayan faaliyetlerin sonucu olarak 1969'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne bağlı. ss. çok genç yaşta (48) 1976 yılında vefatına kadar. Bölge ile ilgili çalışmaların yapıldığı her ülkeden katılıma açık olmakla beraber. ülkemizde özellikle son yıllarda Balkanlarla ilgili münferici çalışmaların önemli ölçüde artmış olmasına rağmen. İlk kongresini I968"de Sofya'da yapmış olan Örgüt. 16 yıl gibi uzun bir süre yayımlanamamış olması. sayısı ile yeniden çıkmış olması. İzmir 2000. diğerleri ancak iki yılda bir. Dr. Prof. söz konusu çalışmalar doğrultusunda ortaya konulmuş olan en önemli gelişmelerden birisi. 1963'de Bükreş'te toplanan Balkan milletlerini temsil eden delegelerin almış oldukları müşterek karar doğrultusunda. Dr. bu alanda ümitlerin tekrar yeşermesine İmkân vermiştir. Dr. şu anda bir merkez olarak faaliyetlerini devanı ettiren enstitünün kurucularından ve onun yayın organı olan derginin çıkmasında en fazla emeği geçenlerden birisi olarak rahmetli Prof. bunları bir anıda ilim âlemine takdim eden böyle bir yayın organına büyük ihtiyaç duyulmakta idi. İlk sayısında. Cengiz ORHONLU'mm aziz hâtırasına ithaf edilmiş olan bu yeni sayının tanıtılmasını bir vazife addettik. Hem coğrafi konumuna bağlı olarak halihazırdaki stratejik önemi hem de yaklaşık 500 yıllık bir Osmanlı mîrâsmın üzerine yüklemiş olduğu târihî misyonun gereği. Bu düşüncelerle. Celâl Özdoğan'ın gayretleriyle çıkmış olduğu anlaşılan bu sayı. Zîrâ. Dr. sanat tarilü. Cengiz Orhımht Hatıra Sayısı. Faik Reşit Unat ve Halil İnalcık gibi delegelerle.375-378. başlangıçtan itibaren bu oluşum ile yakından ilgilenmiş. tarih. İlhan Şahin. geç de olsaı aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun yetin işbeşinci yılı olan 1998\le. derginin 12. sonraki kongrelerin üç yılda bir farklı Balkan ülkelerinde yapılmasını kararlaştırmıştır. Türkiye'de doğrudan akademik düzeyde Balkan araştırmalarına tahsis edilmiş olan ilk ve tek süreli yayın organı olarak. XIV+393 shf Balkan araştırmaları. iki sayı bir arada yayımlanabilıniştir (2-3 1973-1974.Türk Dfmvası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Bir taraftan da her bir Balkan ülkesinde arkeoloji. Dr. Ancak. Dr Yusuf Halaçoğlu'nuıı . Ali İhsan Gencer. 6-7 1977-1978.

Nelkova (Çeviren: Erol Tufan). 125-140). "'Fransız Diplomasi Temsilcilerinin Raporlarına Dayanan TürkMakedon İlişkileri" (s. 117-123). 189-203). ''Osmanlı Döneminde Bir Tuna Liman Kenti: İbrayil (Brailaf (s. "Üsküp Medresesi 'nde Hocalık Yapmış Osmanlı Âlimleri" (s. "Pelersburg'da Makedon Bilim-Edebiyat Dostluk Derneği ve Türkiye'nin Bütünlüğü Karşısındaki Tutumu" (s. 63-70) M. 95-99). Ahmet Suphi Furat. Buyana P. 2\i tercüme olmak üzere. 159-171). Feridun M. Geza David. 291-303). "Konstantitı Dayanov ile Osmanlılar Arasında Derebeylik İlişkileri" (s. Fahamettin Başar. Mübahat S.Turan Gökçe "Hocam Cengiz Orhanlu" başlığı altında kaleme almış olduğu kısa fakat önemli mesajlar içeren hâtıralarla yüklü yazısı ile başlamaktadır (s. "İzmir 'de İlk Buharlı Un Fabrikası "(s. Sabahattin Özel. 259-268). "Büyük Güçler ve Türkiye'nin Makedonya Devletinin Kurulması ve Birleşmesi ile İlgili Olan Girişimleri (1944-1960f\s. "Aziz KHmenî ve Naum'un Kutsallığının Makedonya'da Türk Ahalisi Arasında Yayılması" (s. Özcan Meri. AkifErdoğru. Emecen. İsmail E. 205-208). Maral Setıbi (Çeviren: Mualla Uydu). "AtatUrk ve Makedonya" (43-49). Aleksaııdar Atamısovski. Lazav Lazarov. Margarita Peşevska. "Makedonya Türk Çocuk Edebiyatının İlk Eseri" (s.). "Osmanlı Döneminde Kıbrıs Şekerhaııeleri (1571-1607)" (s. 89-94). Kütükoğlıı. "Katip Çelebi and Tûrîh-i HimU Garbı' (s. "Youssef Eche and His Contribuîion to the History of İslamic Libraıies" (83-87). 51-55). Blaje Ristovski. 221-235). Gyorgi Gyorgiyev. 209-219). "Buda (Bildin) Vilayeti 'nin İlk Timar Sahipleri" (s. "Altay Toponomisinde Meflnımlan" (s. "Pirlepe 'nin İlk Osmanlı Tahrirleri7 (s. MüctebaUgürel/'İl Erleri Hakkında" (s. "Melekİbrahim Paşa" (s. toplam 28 makale yayımlanmıştır. Hamdı Hasan. 173187). "Kıbrıs 'ta Bir Genç Türkler Gazetesi: F'eryaf (s. 57-61). Abdülkadir Özcan. Branko Panov. "Çt'rmen Savaşı 'mn Balkan Tarihindeki Yeri" (s. 277-290). "SicM-i Ahval Defterleri 'ni Tamamlayan Arşiv Kayıtlan" (s. Mihai Maxim. Ziyneti Barlas. 269-275). Zeki Arikan-Abdullah Martal. 237-257). "Makedonya Cumhuriyeti Anayasasına Göre Milliyetlerin Durum ve Hakları" (s. 376 "Batı" ve "Kuzey" . Hikmet Öksüz. "Atatürk Dönemi Türk-Amavut İlişkileri" (s. "Yunanisbtan'ın Doğu Ege Politikası ile Osmanlı Devleti'nin Adalardaki Halkla İlişkileri ve Yardımları (1913-1919) (23-36). Erimsal. Gottfricd Hagen. 71-82). 37-42). "Makedon Miizik Folklorunda Oryenîal Özellikler" (s. 1-22). Bunun dışında dergide yerli ve çoğu Balkan memleketlerinden olan yabancı bilim adamları tarafından kaleme alınmış olan 26'sı telif.Xl-XITI. 101-115). Alî Arslan. 141 157). "Balkan ve Birinci Dünya Savaşları Arasındaki Dönemde Osmalı Devleti-Rusya İlişkileri" (s.

sonraki sayılarda korunmak üzere biraz aşılmıştır. Dr. ''Osmanlı İdaresinde Uyvar'm Hazine Defterleri ve Bir Bütçe Örneği" (s.) tebliğin Türkçe metninden ibaret olan makalesinde. Osmanlı döneminde Tuna üzerinde bulunan liman kentlerinden birisi olarak. Makedonya İle ilgili makalelerin tamamı yakın dönemlerde siyasi. İhrayîl şehrinin sosyal ve ekonomik durumunu ortaya koymuştur. Ahmet Şimşirgil. 14401478 yılları arasında Marko devri Phiepe'sinin sosyal ve ekonomik gelişimini ortaya koyan ilk Osmanlı tahrirlerini ele almış olduğu yazısı oldukça Önemlidir. 1570"e gelindiğinde önemli bir şehir konumuna yükselmiş olan Akk'mnan'm demografik ve sosyal durumunu değerlendirmiştir. "Makedonya Arnavutları ve Türkleri "Case Study": Gostivar" (s. XIV. 1913-1919 döneminde işgal edilmiş olan Ege adalarına yönelik Osman. M. Bunlardan. Arnavutluk ile ilgili tek yazıdır. yüzyılın İkinci yansında Makedonya'nın ünlü derebeylerindeıı birisi olan Konslantin Deyanov ile Osmanlı hükümdarı I. diğerinde ise Özcan Mert Kıbrıs basın tarihinden. Lefkoşe şer'iye sicillerinde bulunan ilgili kayıtlardan hareketle.Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-1998) Prof.Akif Erdoğru. Muzaffer Tufan. 357-361). Kıbrıs'la ilgili olarak dergide yer alan iki makaleden birisinde. Keza. Yüzyılda Akkirman 'in Demografik ve Sosyal Durumu" (s. Dergide yer alan yazıların önemli bir kısmının Makedonya. 363392). İlhan Şahin ise daha önce (20-25 Ekim 1991) Kiev'de Karadeniz'in ekonomik ve sosyal tarihi ile ilgili sempozyuma "Demographic and Socİal Profile ofAkketınan in the XVhh Ceniıııy" başlığı ile sunulan ve sonradan basılmış olan (Annals ol" Japan Associaüon for Middle East Studics XI (1996). tahrir defterlerinden hareketle 1525'e kadar küçük bir kasaba hüviyetini haiz olmakla beraber. makalelerin çok büyük çoğunluğu Güney-Doğu Avrupa ile ilgili olmakla beraber. Dr. Aleksandar Ataııasovski. folklor ve edebiyat ile ilgilidir. Margarita Peşevska'mn Fransız diplomatik temsilcilerinin raporlarına dayanarak kaleme almış olduğu TürkMakedon ilişkileri ve Lazar Lazarov'un 1944-1960 yıllan arasında büyük güçlerin müdaheleleri ile birlikte. 1899'da Genç Türkler tarafından çıkarılmış olan Feryat gazetesini ele almıştır. İlhan Şahin. 319-323). 325-355). arşiv kaynaklarına dayanarak. Emecen'in. Cengiz Orhonlu'ya ithal* edilmiş olması sebebiyle çerçeve. Ahmet ŞimşirgiTin Osmanlıların Orta •377 . Terzi'nin 1877-1878 Osmanlı-Rus harbi sonrasında gelişen Osmanlı-Yunan hudut ihtilâli sırasında bir dahilî istikraz teşebbüsüne dair makalesi. Feridun M. "Osmanlı-Yunan Sınır Anlaşmazlığı Sırasında Yapılan Bir Dahili istikraz Teşebbüsü" (s. "Kamını"nin Viizerâsı'ndan Koca Kasım Paşa'ya Dair" (s. Ahmet Suphi Furafm başlangıçtan Kanunî zamanına kadar olan dönemde Üsküp medreselerinde hocalık yapmış Osmanlı alimllerine dair yazısı dışında. 1571-1607 döneminde Kıbrıs şekerlıanelerini değerlendirmiş. s. diplomatik tarih. ile ilgili olduğu görülmektedir. Bunlardan Milisi! Maxim.!] politikasını değerlendirmiş olduğu yazısı ve Arzu T. "XVI. 311-318). 161-166. Başlıklardan da anlaşılacağı gibi. 1995 Haziran'mda Makedonya-Pirlepe'de yapılmış olan "Kral Marka Sempozyumu"nâ sunmuş olduğu tebliğinin gözden geçirilmiş hali olarak. Cengiz Orhonlu Hatıra Sayısı. Arzu Terzi. bu sayının Prof. Hikmet Öksüz'ün Atatürk döneminde Türk-Arnavut ilişkilerini değerlendirmiş olduğu makalesi. Murad arasındaki yakın ilişkileri değerlendirmiştir. Osmanlı-Yunan münasebetleri ile ilgili olarak dikkati çekmektedir. Ali Arslan'm. sunuşta da belirtilmiş olduğu üzere. Türkiye'nin Makedonya Devleti'nin kurulması ve birleşmesi ile ilgili teşebbüslerimi dair incelemesi Önemli yer tutmaktadır. Dergide dikkati çeken bir diğer yazı grubu da klasik dönemde bazı Osmanlı Balkan şehirleri ile ilgili makalelerdir. Tadashi Suzuki.

Bunun yanında. Turan GÖKÇE 378 . Osmanlı taşra teşkilâtında önemli bir yer işgal eden il-erierini değerlendirmiş olduğu makalesi de ihmal edilmiş bir noktayı açıklığa kavuşturmuş olması bakımından önemlidir. Ayrıca. memurin dosyalarında yer alan müteferrik arşiv kayıtlarına dair yazısı oldukça önemlidir. Kütükoğlu'nun. daha önce (Ekim 1993) MümVde düzenlenen Biyografi seminerine sunulmuş olan bildirinin gözden geçirilmiş lıali olan. özellikle Celâli ve Suhte isyanlarının yaygın olduğu dönemlerde ön plâna çıkmış olan. Güney-Doğu Avrupa çerçevesinin dışına taşmakla beraber yayımlanmış bulunan makalelerden Mübahat S. Mücteba İtgürd'in. Sicill-i Ahval Deftfrleri'ni tamamlayan.Turan Gökçe Avrupa'nın en ileri ucunda teşkil etmiş oldukları Uyvar eyaleti hazinesine ait 14 Şubat 1668-28 Ağustos 1669 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan bir bütçe örneğinin yayımlamış olduğu makalesi de önemli bir yer tutmaktadır. Budîn savunmasında sergilemiş olduğu kahramanlık dan dolayı devrin hükümdarı IV. yıllardır üzeri küllenmiş olan bir potansiyelin tekrar canlandığım görmek. oldukça ümit verici bir gelişmedir. böyle bir tamıma yazısının sınırlarını aşmamak için ancak bazılarına ayrıca temas edilebilmiş olan makalelerin teşkil etliği oldukça zengin bir muhteva ile çıkmış olan bu sayısıyla. Sonuç olarak. 1982-1998 yılları arasında yayım hayatına ara vermiş ohnası sebebiyle ilgili ilim âleminin gündeminden düşme noktasına gelmiş olan Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin.Mehmed tarafından "Melek" e çevrilmiş olan İbrahim Paşa''ı\m biyografisi ile Tadashi Suzukfnin Kânûnî'nin tayin etmiş üldıığu ilk vezir olan Koca Kasım Paşa'ya dâir tespitleri ihtiva eden yazısına da işaret etmek gerekir. hepsini ismen belirtmiş olmakla beraber. doğrudan askeri örgüt içerisinde yer almamakla beraber. Bu sayıya mahsus olmak üzere. Abdülkadir Özcan'm ""rindmeşrepliğinden ve zekav•etinden dolayı" kendisine izafe edilmiş olan "Şeytan" lakabı.

kitaplan. neticede bağımsız Bulgaristan'nı ortaya çıkarılması ile sonuçlanarak Panslaviznr in bir zaferi olmuştur.s. İstanbul. Bulgarların ekonomik faaliyetlerinin artması ve Rumların yanında ortakçı konumunda dış ticaret vasıtasıyla ufuklamuiı genişlemesi ile Bulgar zenginler simlinin ortaya çıkması. Fener Patrikhanesi'nin asimilasyon siyaseti.s. 23-26) alt başlıklı kısımda Fener Patrikhanesi kontrolündeki kilise ve manastırlara bağlı dinî bilgilerin öğretildiği okullann yanı sua yeni okullarnı açılması. Osmanlı Devleti'nİn parçalanma dönemidir. Türk yönetiminin zayi flaması. Aynı zamanda Bulgar meselesi. 11-16) kısmında.s. XIX. Osmanlı Devletfni en çok uğraştıran konulardan biri de Bulgar meselesidir ki. Slavlaşmalan ve daha sonra Osmanlı hâkimiyetine girmeleri. yüzyıl Osmanlı Devleti için çöküşünün hızlandığı bir dönem olmuştur. 49.379-382. Mahir Aydın. Ülke dahilindeki dinî ve etnik gruplar. "Şark Meselesinin bir parçası olarak değerlendirmek gerekmektedir. Bulgarların Türk kökeni. Osmanlı döneminde Bulgaristan sahasının Türkleşmesi ve İslâmlaşması. Osmanlı Devletİ'nden ayrılma sürecini ve Osmanlı Devleti'nİn çöküşünü Bulgaristan örneğinde incelemektedir. 1835 yılında başlayan eğitim reformu ve okullaşma ile etnik kültüre bağlı eğitimin yaygınlaşma süreci. çöküşü hızlandıran en önemli sebeplerden birisini teşkil etmiştir. Kitabevi Yayınlan Nu. XVIII. zamanla matbaa sayısının ve basın yayın faaliyetlerinin artması. XTX. bu sürecin tabiî neticesi olarak Bulgar milliyetçilerinin yetiştirilmesi.s. Bu cümleden olarak. Zira "'Şark Meselesi'" Osmanlı Devleti'nİn Avrupalı güçler tarafından parçalanmasını ve imha edilmesini ifade etmekledir. faktörler sayesinde Bulgarlık bilincinin uyanmaya başlamasına değinilmektedir. Bulgar meselesini. Osmanlı Eyûlcti'mlen Üçüncü Bulgar Çarlığına. "Giriş" (s. Avrupa'nın da desteğiyle ballıca kâbus ve lelâket haline gelmişlerdir. 26-29) alt başlıklı kısımda evvelce Bulgar dilindeki kitapların azlığı. yüzyıldan itibaren ise Rus ve Avusturya harpleri sebebiyle bölgenin harap olması. eşkıyalık ve yolsuzluk vb. 17-35) adlı bölümün "ilk Kıvılcımlar" (s. Bu yüzyıl bir başka ifade ile. "deneme mahiyetinde olan bu çalışma" olarak nitelendirdiği bu eserinde Bulgaristan'ın XIX. 1996. Suplar ve Bizanslılar ile olan mücadeleleri.s. yüzyıl boyunca karşılaştığı meseleleri. "Aydınlanma Dönemi'" (s.Türk Dünvası incelemeleri Dergisi Savı IV. ss. 1847'de gazete çıkarılması için Hükümet tarafından izin verilmesiyle Bulgar gazete ve dergilerinin sayısının artması. basını . "Bulgar Okulları" (s.229 s. Yazar. 17-22) alt başlıklı kısmında Fener Patrikhanesi"nin Bulgarları asimile etme siyaseti ve çabalan neticesinde oluşan reaksiyon gibi dinî faktörlerin yanında. Tarihî kökeni oldukça eskilere dayanan ve Avrupalılar tarafından bir terim olarak ilk kez 1815 Viyana Kongresrnde kullanılmış olan "Şark Meselesinin özünü. burada yerleşerek devletlerini kurmaları. zenginler tarafından finanse edilen gençlerin başla Rusya olmak üzere Avrupa'da eğitim görmeleri anlatılmaktadır "'Bulgar Basını" (s. Türklerin Avrupa ve Anadolu'dan çıkarılması düşüncesi oluşturmuştur. İzmir 2000. mahallî idarecilerin yolsuzlukları gibi sebeplerle yaşanan olumsuzluklar ve düzenin bozulması konularına kısaca değinilerek bir giriş yapılmıştır. eğitimi. yüzyıl m ikinci yarısında yoğunlaşan bu türden faaliyetler ile Bulgar liili. Tuna havzasına gelme süreçleri.

s. "Yerel Ayaklanmalar Dönemi"' (s. 50-79) adlı bölümün "Tanslavist Ruslar'" (s. bu sonuç üzerine dışanda ülke dışında düzenlenen komite faaliyetleri ile bölgede çıkarılacak ayaklanmaların başarılı olamayacağı sonucuna varmaları anlatılmaktadır.s.s. "Komite Ayaklanması" (s.s. 56-59) alt başlıklı kısımda Panslavizm siyaseti doğrultusunda seçilmiş Bulgar gençlerinin Ruslar tarafından eğitil meleri yle ortaya çıkan Bulgar komitecilerin faaliyetleri ve uğradıkları başarısızlıkları. 38-42) alt başlıktı kısımda fazla vergi alındığı iddiasıyla 1841 yılında başlamış ve başarısızlıkla neticelenmiş olan Niş Ayaklamnası'ndan bahsedilmektedir. 380 . "Bulgar Misyonerleri" (s. 45-49) alt başlıklı bu kısımda ise zengin toprak ağalanılın Bulgar ahaliye tahakkümü. 50-56) alt başhkh kısmında Panslavizm düşüncesinin ortaya çıkışı. 42-45) alt başlıklı kısımda 1849 yılında Bulgarların devlet görevlileri ve Türk ahaliden müşteki olmaları sebebiyle çıkan ve başarısızlıkla biten ayaklanma anlatılmaktadır. devlet ile halk arasında "gospodar" adı verilen ağalar sınıfının sebep olduğu feodal anarşi ve vergi memurlannm yolsuzlukları konularına değinilmiştir.s. "İlk Yapılanma" (s. 59-65) alt başlıklı kısımda Bulgaristan'daki huzursuzluk ve sıkıntıları bir nebze olsun yatıştırmak ve düzene koymak amacıyla idari anlamda yeni bir düzen olan "Tuna Vilâyeitmn kurulması ve bu vilâyetin Bulgaristan'in ilk çekirdeğini teşkil etmesi konusu anlatılmaktadır. arkasında çok güçlü Panslavist bir desteğin bulunduğu son Bulgar isyanı üzerinde durulmaktadır. seçilen Bulgar gençlerinin Rus okullarında yetiştirilerek Bulgaristan'a gönderilmeleri ve ardından okullarda Öğretmenlik yaparak bir '''ihtilâl gençliği" yetiştirmek idealiyle misyonerlik faaliyetlerinde bulunmaları ve Rusya'nın eğitim yoluyla "kaleyi içten fethetmesi" konusu üzerinde durulmakladır. "Vidin Ayaklanması" (s. Ayrıca bu yeni düzenin olumsuz yanı olarak. "Dinî Bağımsızlık'' (s. "Himaye Dönemi" (s. Panslavistlerin ülküleri doğrultusunda Balkanlarda ve özellikle Bulgaristan coğrafyasındaki faaliyetleri ve Türk idaresinin bütün olup bitenler karşısındaki aciz kalışı hakkında bilgi verilmektedir.s..s. diğer bir deyişle sonuç alamamaları ki bu durumda Bulgar halkının da bekledikleri seviyeye henüz ulaşamamış olması ve kendilerine bekledikleri ilgiyi göstermemiş olmalarının yarattığı hayal kırıklığı üzerinde durulmaktadır. 80-124) adlı bu bölümde 2 Mayıs 1876 tarihinde çıkarılan ve Nisan Ayaklanması.s. Filibe Ayaklanması veya 1876 Ayaklanması olarak da adlandırılan. 30-35) alt başlıklı bu kısımda ise Rus Panslavistleri'nin yardım ve himayelerinde.s. 65-70) alt başlıklı kısımda 1868 yılında Bulgar komitecilerinin düzenleyip başım çektiği ayaklanma ve başarısızlığa uğrayışı.s.s. bu idarî nizamın Bulgarlara bir valan bilinci kazandırdığı da belirtilmektedir. 70-79) alt başlıklı bu kısımda ise milletleşme sürecine girmiş bulunan Bulgarların bağımsız bir kiliseye olan ihtiyaçları ve Hükümet tarafından 11 Mart 1870 tarihinde Bulgar Kilisesi'nin bağımsızlığını ilân eden "Eksarhlık Beraii"mn yayınlanması ile bu ana kadar yaşanmış süreç ve gelişmeler. "Niş Ayaklanması" (s. "Panslavist Ayaklanma Dönemi" (s. 36-49) adlı bolümde isyanların öncelikle yerel idare bozukluklarından kaynaklandığı vurgulanmaktadır. "Komiteci Bulgarlar" (s. siyasallaşması. "Toprak Ağalığı" (s. gelişimi.s.Bülent Akyay ile millî bilince sahip bir Bulgar kitlesinin ortaya çıktığı ve bu uyanışın bir Bulgar milletini yarattığı belirtilmektedir. bu beratla birlikle Bulgar Eksarhrnrn yönetimi altına verilen bölge ile ileride kurulacak Bulgaristan'ın sınırlanılın dinî bakımdan da çizilmiş olduğu gibi konular işlenmektedir.

Berlin Memorandumu"mm hazırlanması.s. ardından gelen Rusların ültimatomu. Rus elçisi İgnatiyef in Bâb-ı Alî üzerindeki baskıları ve isyan planı gibi konularla ilgili bilgiler verilmektedir. "Prenslik Dönemi" (s. komitecilerin geçici bir Bulgar Hükümeti kurması. 381 ^ .mesi: 1885 yılı sonlarında Bulgarların Sırplarla çatışmaları ve nihayet ! Şubat 1886 tarihli antlaşma ile Osmanh Devleti'nin birleşmeyi resmen tanıdığı anlatılmaktadır.s. "Son Fırtına" (s. Ignatyef İn baskılarıyla Türk Hükûmeti'nin bir müdahale için gecikmesinin de Türk ve Bulgar köylüleri karşı karşıya getirdiği belirtilmektedir. Bulgarların uyguladığı vahşet.16 Nisan 1879 tarihleri arasında Ruslarca yönetilmesi.s. 80-90) alt başlıklı kısımda önceki isyanların tümünün başarısızlığa uğramış bulunması üzerine insiyatifi Pansîavist Rusların üstlenmesi ve Si Petersburg'un yönlendirmeleri.s. il "Panslavist işbirliği" (s. neticede İngiltere'nin sözde Bulgar katliamını kabul etmesi. "Yanın Birleşme" (s.Osmanlı Eyâleti 'tiden Üçüncü Bulgar Çarlığına. 1875 Osmanlı malî iflâsının Avrupa'daki olumsuz etkileri. değişen siyasî dengelerin yarattığı müsait ortam üzerine 18 Eylül 1885 tarihinde Bulgaristan taralından ilhak edilmesi. 107-120) alt başlıklı kısımda bu son ayaklanmanın da başarısızlığa uğramasıyla birlikte Rusya'nın Bulgar meselesini uluslararası platforma çekme ve Osmanh Devleti'ıü bu platformda yalnız bırakma çabalan. 125-177) adlı bölümün "Üç Parçalı Bulgaristan" (s. Bulgarların katledildiğine dair Avrupa kamuoyu nezdinde aleyhte kampanyalar düzenlenmesi. Rusya'nın Karadağ ve Sırbistan'ı Osmanlı Devleti'ne karşı savaşa sürmesi fakat bu devletlerin yenilmeleri. "Yol Ayrımı" (s. bu arada Rus Büyükelçisi İgnatiyef in asilere zaman kazandırma yolundaki faaliyetleri anlatılmaktadır. Bulgar ayaklanmasının Türkler aleyhine büyük bir kampanyaya dönüştürülmesi. 121-124) alt başlıklı bu kısımda ise 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşi'mn Panslavizm'in zaferi olduğu. bu meyânda Selanik'teki Saatli Camii hadisesi. ülkedeki liberal ve muhafazakâr grupların çekişmeleri üzerinde durulmaktadır. 100-107) alt başlıklı kısımda Türk Hükûmeti'nin nihayet ayaklamnanm önemini kavrayarak bölgeye asker şevkine başlayarak isyanı bastırma gayretleri ile Balak köyündeki ayaklanmamı! bastırılma örneği üzerinde durulmuş.s. konulardan bahsedilmektedir.s. meclis kurularak bir anayasa hazırlanması ile meşnıtî Bulgar Prensliği'nin kurulması. 125-135) alt başlıklı kısmında. fakat İngiltere'nin bu konuda göstermiş olduğu muhalefet. 90-100) alt başlıklı kısımda Türk Hükümeti'nin gelişmeler karşısındaki ilgisiz tutumu ve tedbirlere başvurmayarak adeta savsaklanması. ayaklamnanm plânlanandan 10 gün önce başlaması ve gelişmesi. Şark Meselesİ'ni istediği gibi çözmesi. 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos Antlasmasfnm Panslavizm'in zaferi olduğu. "'Bulgaristan Bulgarlanndır"1 (s. geçmiş başarısızlıklardan ders alarak Bulgaristan içinde teşkilâtlanarak hazırlık yapmaları. Türk Hükûmeti'nin yetersiz kalması. Bulgarların Türklere uyguladıkları mezâlim vb.s. savaşın fecaati. Bulgaristan'ın iç siyasetine ait uygulamalar ve hadiseler.s. lâkin İngiltere ve Avusturya'nın karşı çıkmasıyla 13 Temmuz 1878'de imzalanmış Berlin Antlaşması ile Doğu Rumeli'nin özerk hale getirilmesi ve burasının 13 Temmuz 1878 . İngiltere'nin isteği üzerine istanbul Konferansı "nm tertiplenmesi fakat Bâb-ı Âlî'nin burada alman kararlan reddi ve bunun üzerine Rusya'nın Avrupa nâmuıa cezalandırma savaşına girişmesi konulan incelenmektedir. 135-142) alt başlıklı kısımda Doğu Rumeli Vilâyeti'nin kurulması ve teşkilâtlandırılmasına yönelik faaliyetler. "Ya İhtilâl Ya Savaş" (s. Osmanlı Devleti'nin ise Berlin AııÜaşması'nm kendisine tanıdığı müdahale hakkını kullanmayarak bu gelişmeyi kabullen. bu yeni devleti teşkilâtlandırma çalışmaları. belirlenen tarihten önce isyan başladığından ortak hareket edilemediği ve bu yüzden her bir köyün kendi muhitinde etkinleşme çabalan ve umulandan daha az köyün ayaklanmaya iştiraki.

haricî ve siyasî faaliyetler. 5 Ekim 1908'de bağımsızlığın ilânı. bazı bilgiler.Bul eni Akyay "Makedonya Ütopyası" (s.s. Bulgar Çarlığı'nm ortaya çıkışı konulan üzerinde durulmaktadır. Türk Tarihi ve Balkan araştırmalarına katkıda bulunan tarihçinin gelecek çalışmalarını ilim dünyası beklemektedir. Eser Bulgar halkının milletleşme sürecim açıklamaya ve böylece bağımsız bir Bulgaristan kurulması meselesine genel anlamda bir giriş mahiyeti taşımaktadır. Türkçe'yi resmiyetten kaldırması.s. 15 Nisan 1909'da Osmanlı Devleti ile Bulgaristan'ın bir antlaşma imzalamasıyla fiilî bağımsızlığın hukuken de tanınmış olması ve III. eğitim. 142-152) alt başlıklı kısımda Bulgaristan için Doğu Rumeli ile birleşmesinden somu sıranın Ayastefanos ile kazanılıp Berlin ile kaybedilmiş olan Makedonya'ya gelmesi. Kitabuı sonunda ise "İndeks" (s.şekilde kendi biyografisini verdikten sonra yayınlarının ve bildirilerinin de bir listesini eklemiştir. Osmanlı Devleti'nin durumu sadece protesto etmesi. Berlin Antlaşması ile kurulmuş bul iman Bulgaristan Komiserliği ve faaliyetleri. 3 numaralı ekte 12 Mayıs 1292 tarihli ayaklanma hakkında bir telgrafın metni ve tıpkıbasımı. "Kaynaklar'1 (s. Bulgaristan hakkında nüfus. 183-198) kısmında yer alan 1 numaralı ekte 16 Nisan 1879 Bulgar Anayasası. Bulgaristan'ın kendi parasını tedavüle sokması. 4 numaralı ekte ise Bulgar Kilise Beratı'na yer verilmiştir.s. 1892 Filibe Sergisi. ayrıca bu bölge üzerindeki Yunan ve Sırpların emel ve faaliyetleri ile Rusya ve Avusturya'nın da niyetleri neticesinde meselenin uluslararası boyutu. 209-229) ve ardından Burgaz limanı ve Bulgar komiteci ve devlet adamlarını tasvir eden beş adet karakalem resim yer almaktadır. "Mahir Aydın'm Biyografisi" (s. 199-204) kısmında yazar kullandığı kaynaklar ve eserleri zikretmiştir. Avusturya ve Rusya'nın müştereken hazırladıkları retonn programı mahiyetindeki Mürzteg Programı hakkında bilgiler verilmektedir.s. "Üçüncü Bulgar Çarlığfna" (s. gazeteler vb. Bülent AKYAY 382 . 205-208) adlı bu kısımda yazar çok kısa bir . XIX. "Ekler" (s. ancak buranın kozmopolit yapısının durumu zorlaştırması takat kurdukları komitelerle seslerini duyurmaya çalışmaları.s. 2 Numaralı ekte 15 Mayıs 1893 Bulgar Anayasası maddeler halinde verilmiş. komiteler ve amaçları hakkında bilgiler. siyasî partiler ve politikaları. yüzyılda Bulgaristan sahası üzerinde çalışan ve bu konuda büyük bir bilgi birikimine sahip bulunan yazarın ortaya koyduğu çalışmaları neticesinde Balkan tarihine önemli katkılarda bulunduğu görülmektedir. 1905 sonrası Avusturya ile yakınlaşma. 152-177) alt başlıklı kısnnda ülke dahilindeki siyasî gelişmeler.s.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful