Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Eiıstû

TÜRK DÜNYASI İNCELEMELERİ DERGİSİ IV

ümvefsîtesi Basım* Bornova - İZMİR 2000

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Yayını

TÜRK DÜNYASI İNCELEMELERİ DERGİSİ

iv
Osmanlı Devleti'nin Kuruluşunun 700. Yıldönümüne Armağan
OSMANLI

m

DEVLETl'NİN

7 0 0 . KURULUŞ YIL D Ö N Ü M Ü

Ege Üniversitesi Basımevi Bornova - İzmir 2000

Sahibi: Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü adına Müdür Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN

Yayın Kurulu : Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN Doç. Dr. Zeki KAYMAZ Doç. Dr. Metin EKİCİ Yard. Doç. Dr. Hasan KOKSAL Yard. Doç. Dr. Turan GÖKÇE Yard. Doç. Dr. Alimcarı İNAYET

Yazışma Adresi: Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü 35100 Bornova-İZMİR Telefon ; 0232-3390229 Belgegeçer: 0232-3427496

ISSN 1301-2045

İÇİNDEKİLER Osmanlı Döneminde Türk Mizahı Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil ve Kültür İlişkileri Mehmet SARAY Timur KOCAOĞLU M. Akif ERDOĞRU Mehmet ERSAN Cüneyt KANAT Galip EKEN Adnan GÜRBÜZ Hanlıklar Döneminde Osmanlı Devleti'nin Türkistan Siyaseti Türkistan'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Anadolu'da Aliller ve Ahi Zaviyeleri Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Dununu (XVI. Yüzyıl) Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmaııh-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti'nin Tutumu Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri XV-XVI. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Müslimlerin Durumu: 21 37 57 65 75 17 1 11

Fikret TÜRKMEN Ahmet Bican ERCİLASUN

Turan GÖKÇE Cahit TELCİ Muştala KARAZEYBEK Zekeriya TÜRKMEN

Amasya Örneği 83 XV-XVI. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 91 Canik Mulıassılı Vezir Elhac Ali Paşa'nın 1779 Tarihli Muhalleri Defterleri 159 Kanunî Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman Mustafa Kemal Paşa'ıun Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler Nevruz ve Osmanlı'da Yaşatıldığına Dair Çin Kaynaklarından T'ung Tıen ve Bunun Türk Tarihi Açısından Önemi Makrîzfnin Kitâb Es- Sulûk'undaki Osmanlılar İİe İlgili Kayıtlar 225 257 277 289 301 183

199 209 219

Muzaffer TEPEKAYA Eyüp SARITAŞ Cüneyt KANAT

Turgay UZUN İnci Kuyulu.ERSOY Hasan KOKSAL Narin KÖSE

Osmanlı Devleti1 ndc Milliyetçilik Hareketleri İzmir Saat Kulesi Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği "Pir Sultan ve Hızır Paşa" Hikayesi

Alimcan İNAYET Ali EROL Hıfzı TOZ Mehmet TEMİ2KAN

Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine (1861-1934) Şiire Yansıyan Tarih Hisar Şâirlerinde Tarilı ve Mazi Fikri Alevî- Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleti Çeviriler Göktürklerde Gelenekler ve Dini İnançlar Ki tabi yat Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-1998) Prof. Dr, Cengiz Orhonlu Hatıra Sayısı

319 325 339 349

Eyüp SAR1TAŞ

361

Turan GÖKÇE

.375 379

Bülent AKYAY

Mahir AYDIN, Osmanlı Eyâleti 'm/en Üçüncü Bulgar Çarlığına

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss, 1-10.

OSMANLİ DÖNEMİNDE TÜRK MİZAHI

Fikrel TÜRKMEN* Gülme, yüzyıllarca insanoğlunun en önemli davranış biçimlerinden birisi olmuştur. Filozoflar, psikologlar, biyologlar, sosyologlar ve lıalk bilimciler bu konu üzerinde durmuşlar, gülmenin sebeplerim, sosyal ve psikolojik fonksiyonlarını ve toplumların sosyal yapılarındaki rollerini açıklamaya çalışmışlardır. Gülme konusunda. Batı'da antik dönemden günümüze kadar çeşitli teoriler ileri sürülmüş ve bu teorilerle gülmenin analizi ve sınıflaması yapılmaya çalışılmıştır'. Bu teorileri genel olarak üç grupla toplamak mümkündür. Bunlar; "'Üstünlük", "'Zıtlık'1 ve "Rahatlama" teorileridir. Genel özellikleri itibariyle, bu teorilerin her biri gülmenin tek bir yönüne veya özelliğine dikkat çekmektedir. Bu üç teorinin birleştikleri nokta ise gülmenin hayatî bir öneme sahip olmasıdır. Bunu "gülen yaşar" şeklinde sloganlaştırmak mümkündür. Monro. bu teorileri inceledikten sonra gülmenin sebeplerini dokuz başlık altında toplamıştır. Bu dokuz başlık da kendi içinde iki ana grupta toplanır. Bunlar; "Mizah" ve "4Ni1kte"dir. Türkçe'de mizah, ntikle, fıkra, gülme gibi terimler günlük hayatımızda aynı anlamda kullanılmakla birlikte, araştırmacılar bunların aynı anlamda olmayıp birbirinden farklı olduğunu haklı olarak belirtmektedir. Monro'ya göre; Mizah ve nüktenin tanımlarını kısaca şu şekilde yapmak mümkündür; "Mizah" kendi içinde gülünçlüğü tarif eden, olayın içinde sanki kazara olan bir şeye bağlı komik durumdur. "Nükte" ise7 iki durum arasında kıyaslama yaparak, bu kıyaslamada sanatkârâııe ve hayal gücünü birleştirmek suretiyle yaratılan yeni bir 3 durumdur . Osmanlı dönemi mizahı anlayışının ve mizah tiplerinin sağlam bir zemine oturtulup incelenebilmesi için yukarıda sözünü ettiğimiz mizah teorilerine ve bu Teorilerin tasnif ettiği gülme çeşitlerine ve özelliklerine göz atmak gerekmektedir. Prof. Dr., E. Ü. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü. Beıiyne,- D. E. Laughler, Hıtmor and Play: Hcmdbook of Sacla! Physchofagy. Ed. LindrayAronson. Toronto: Univeristy of Toronto, 1968. Gülme teorileri hakkında bu kitapla uldııkça geniş bilgi bulunmakta olup. kitabın Türkçe çevirisi yakında yayımlanacaktır. Monro. D. H. Argumenl of Lcıughter. Malbournc: Malbourne Unîversity Press. 1951. Türkmen, Fikret. "Nasreddin Hoca Fıkralarında Söz ve Hareket Komiği, Hocaya Ait Fıkraların Ayırt Edilmesi İçin Bir Metod Denemesi1', /. Milletler Arası Nasreddin Hoca Sempozyumu Bildirilen, Ankara, 1990, ss. 361-369.

1

2 3

Fikret Türk/neti Böylece. Osmanlı ıııizahındaki tiplerin hangi özellikleri ile yaşadıklarını daha sağlıklı olarak açıklamak mümkün olacaktır. Yukarıda sözü edilen gülme teorilerinden "Üstünlük Teorisi", Aristo'nun "Poetika" adlı eserinden günümüze kadar çeşitli bilim adanılan tarafından işlenmiş ve geliştirilmiştir. Bu teorinin temelinde "bazılarının veya kendimizin daha önceki halimizle, o andaki halimizi kıyasladığımızda kendimizi daha üstün görmemizden doğan bir duygu" olduğu görüşü vardır. Sözgelimi, yolda giderken birinin düştüğünü gördüğümüzdeki gülmemiz, bizim o duruma düşmediğimizin sevincidir. Bu durum feri ve toplum hayatında çok yaygın olan gülme durumlarını açıklayabilir4. Bir başka teori ise, "Zıtlık" yahut "Uyumsuzluk Teorisi'" adıyla anılmakta olup. Kant, Schopenhauer ve Spencer gibi büyük filozofların da içinde bulunduğu "Endişeli bîr bekleyişin aniden hiçe dönüşmesi" (Kant), "S/r nesne ile o nesnenin değerini değiştiren soyut kavram arasındaki münasebetsiz durum" (Schopenhauer) veyahut ''Birleşik uyumsuzluğa karşı normal reaksiyon" (WiIImaun). olarak özetlenen bu görüşlere göre, birbirlerine zıt veya birbirleriyle ilgisiz iki fikrin birleşmesi "gülmeyi1' doğurmaktadır. Gülmeyle ilgili üçüncü teori ise, "Rahatlama Teori"sîdir. Descartes, üstünlük ve zıtlık teorileri için ""telılike"ııiıı birden bire ortadan kalkmasıyla duyulan "haz"m önemi yerine "kötülüğe karşı kayıtsız olduğumuzda veya ondan zarar gelmeyeceğini anladığımızda meydana gelen sevinç' olarak gülmeyi tarif etmekledir. Gülmeyi, "Bir mücadeleden galip çıkma, düşmanın etkisizliğinin farkına varına, dil ve da\'ramş üzerindeki sosyal baskıdan kurtulmanın yarattığı rahatlık" olarak tarif eden bilim adanılan da bu teorinin taraftarları olmuşlardır. Bütün bu belli başlı teorilerden kısmî farklılıklarla birlikte esasta bu teorilerden birine yakın olan daha pek çok görüş gülmeyi açıklamaya çalışmıştır. Mesela; Freııd'un Psiko-Analitik teorisi gibi. Bu görüşler gülme için sosyal fonksiyonu ferdi farklılıklar (zekâ; cinsiyet. milliyet gibi) kollektif motivasyon, coğrafi çevre, kültürel farklılıklar ve bunun gibi unsurlara dikkat çekmiş, sonunda yeni bazı görüşler de ileri sürülmüş ve şöyle bir çizelge ortaya konmuştur/1.

Türkmen, Fikrci; "Mizahta Üstünlük Teorisi ve Ntısreddin Hoca Fıkraları", Nasreddin Hoca Latifelerinin Şerhi (Burhaniye Tercümesi), İzmir: Akademi Kitabeyi. 1999, s. 21-28. Gregory, İ.C.; TheNature ofLaughter, London, 1924'den F. Türkmen, a.g.e. s. 13. Fowler Çizelgesi, Hazırlayan: Prof. Dr. Fikret Türkmen, Nasreddin Hoca Latifelerinin Şerhi (Burhaniye Tercümesi)., İzmir: Akademi Kitabevi, 1999, s. 20.

Osmanlı Döneminde Türk Mizahı Çeşît Mızalı Nükte Hiciv Acı Şaka Tahkir İroni ] Moltf \t \m. otanlik Türk kültürü ile İslâmiyet ve Hıristiyanlığın.) sebebiyle yeniden işlenerek millîleşlirilmiş ve yeniden yorumlanmıştır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yaşayan veya yaratılan fıkra tiplerinde doğu ile batının. dalıa sonra halk hikâyesi şeklinde. Anadolu Türk kültürü ödünç aldığı bir konuyu kendi bünyesine uydurmuş ve kendi ihtiyacına uygun olarak kendi geleneğim yaratmıştır. eski Anadolu kültürlerinin harman olduğunu görürüz. Anadolu halk kültürünü incelerken karmaşık bir yapıyla karşılaşırız. halkm ihtiyaçları doğrultusunda yeni bir şekil olarak ortaya konmuştur.111 l flUidl i junpaük Kelime ve Fikirler Ahlak ve Davranış Hata ve Zaaflar Kötü Muamele Gerçeklerin Söylenmesi Ahlak Düşmanlık Sürpriz Vurgulayarak Etkileme Tersine Çevirme Doğrudan Söyleme Efsaneleştirme Zeki Kendinden Emin Kurban ve Seyirciler Halk Daha Dar Bir Çevre Saygıdeğer Kendisi istihza Alay Açık Seçik Ortaya Koyma Kötümser Bu çizelge incelendiğinde görülecektir ki bütün dünyada gülme konusu olan olaylar sekiz başlık altında toplanmakta ve bu başlıklar altındaki olayların motif ve amaçlan. Bu yapının temel taşlanın iyi oturtamazsak kuracağımız binanın sağlam olduğundan emin olamayız. O halde biz ister yeni metotları isterse eski metotları kullanalım. Hüsrev ü Şirin mesnevisi alınmış Hüsrev. tür ve şekil yine aynı ihtiyaçlar (dil. sosyal yapı.u Keşfetme Aydınlatma Düzeltme Izdırap Verme itibarı Zedeleme Kendi Çevresine Has Olma Kendini Kanıtlama Kendini Rahatlatma tllÜ. alanları. Halk kültürünün bütün alanlarında bu kannaşık yapı dikkati çeker. metot ve kullandıkları araç ile dinleyicileri farklıdır. Mesela. Osmanlı dönemi mizahını incelerken bunları dikkate almak zorundayız. İranlı bir meslektaşını bir kongre sırasında ''Milliyeti bilinmeyen bir şairin eserlerine bakınız. Ferhat yapılmış (Ali Şir Nevaî). Arap ve Fars kültüründen İslâmî değerler olarak aldığnnız pek çok konu. . coğrafya vb. Bunun yüzlerce Örneği vardır.

1996. atasözlerinin bazen de masalların ışığı altında göstermek isterler. İncili Çavuş. Andavallı gibi imparatorluğun aynası olan büyük şehir ve taşra tipleri de bulunmaktadır. Noel Baba veya Ezop kültürünün izlerini ne Sabaz'm ne de Dioııyson'un tesirlerini Anadolu mizalıında orijinal haliyle bulabiliriz. Anadolu'daki bağ bozumu şenlikleri veya ürün kaldırma eğlenceleri yerlerini Sclçuklırmm koç katma ve mesir eğlenceleri almıştır'. Fikret Türkmen. Aydın zümrede alman konu dil olarak hem Arapça hem Farsça hem de Türkçe yazılırken lıalk kültürü aldığı tesiri kendi vücuduna uygun hale getirir.g. Bektaşî. İzmir: Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi I. imparatorluğun yapısını paralel esasları değerlendirerek mümkün olabilir. kıssaların. onları kendi görgü ve tecrübelerinden faydalandırmak istedikleri zaman tutulacak veya tutulmayacak yolları fıkraların. Zira. acem gibi tipler sadrazam. Osmanlı mizahını sınıflandırmak. a. Softa. Bu konuda yazılan eser ve makalelerin mahiyeti de bu görüşe uygundur. Yılımla Türk Mizahı ve Hicvi. "Hoca'nın ye kürküm ye demesi" gibi veya "Temel'in uçması" gibi demek yeterlidir. Ayrıca bunlar sadece gülme ihtiyacımızı karşılamazlar. 1-7. onlar nasıl vücudumuzda bizim kasımız. Osmanlı dönemi mizahı derken. Anadolu mizahı dışarıdan aldığı tesirleri kendi kazanında eritmiş ve yem bir senteze ulaşımşür. Kimse bunların Fars'dan veya Arap'tan alındığını düşünemez bile.m. Bizim fıkralarımızda yukarıdaki Fovvler çizelgesinde gösterilen bütün özellikler mevcuttur. İki dille yazmışsa İranlı (Fars)dir. Öngören. Bunlar topluma yol gösteren bir ışık durumundadır. Fikret: "Anadolu Mizahında Bazı İran ve Arap Kökenli Mizah Tipleri". dinî ve ahlakî mahiyetteki sözlere 11. Ferit.Fikre! Türkmen eğer tek dille yazmışsa o Arap'tır. kadı. yüzyılda Divanü Lugati't Türk'te "kiilüt" veya "küğ" dendiğini s 9 Türkmen. Fıkraların günlük hayal içindeki rolü hakkında bazı lelmihler o kadar açıktır ki fıkranın tamamı bile anlatılmaz. benimsenen mizahı kastediyoruz. Zaten dikkat edilirse halk arasında bu tip yüzlerce deyim vardır. İslâmiyet'ten önceki Türk toplumunda kissalı. ss. çingene. Hatta buıılann dışında mahallî tipler olan yörük. Dış etkilere verdiğimiz ortak tepkilerimizin hikmet kaideleridir. Üç dille eser vermişse o Türk'tür" demişti7. bu fıkralar bizim dünya görüşümüzün nirengi taşlarıdır. Geniş bilgi için bkz. Yeniçeri. Bunların içinde antik Anadolu kültürünü ve mizahım hatırlatan mesela. aslında Anadolu'dan bütün imparatorluk coğrafyasına yayılan ve oralarda kabul gören. sütü. Karadenizli. göçmen. Böylece yukarıda söylediğimiz gibi. asker gibi meslekî tipler bu mizahın birer parçalandrrlar. . Cumhuriyetin 75. meyveyi yiyoruz. Büyükler küçüklere öğüt vermek. Bu mizah içinde Nasreddin Hoca gibi geçmişi de toplayıp gelen cihanşümul bir şöhret ile Bekri Mustafa. subaşı. İstanbul: İş Bankası Yayınlan. Aynen beslenmemizde eti. bizim kanımız oluyorsa halk da aldığı her şeyi kendi vücuduna uydurup Türkleştiriyor8.

Cumhuriyetimizin 75. latife vb. hepsinin lonca kanalıyla bir tarikata bağlanması mümkün değildir. ss.Osmanlı Dönenimde Türk Mizahı ve bu türü tarif ederken "halk arasında ortaya çıkıp insanları güldüren şey. ss. sayısız tipleri lonca ve tarikata bağlamak doğru olmaz. Karagöz. 15. Ancak. 17. yüzyıldan itibaren Batı tesiri ile giren tiyatro. Bunların Osmanlı döneminde olması da mümkündür. 1-28. bir takım lonca Örgütlenmeleri içinde gelişmiştir"12 demektedir. şiirden fıkraya uzanan ve hiçbir lonca ile ilişkisi olmayan çok zengin halk mizahı da Osmanlı mizahıdır. terimler kullanılmış ve Özellikle latife. çoğu zaman sembolik bir anlatım tarzıyla yazılmış mesneviler de vardır. 39-71. eğlence ve hoşgörü gibi fonksiyonlar sürekli yeni türlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Hoca'mn bir devrin değil bütün devirlerin tipi olduğunu göstermek ister. karikatür. Osmanlı dönemine kişileri ve cemiyetteki aksayan yönleri hiciv yoluyla eleştiren. çeşitli meslekleri konu alan fıkra tipleri. Sözlü geleneğin en önemli mizah tipi olan Nasreddin Hoca Selçuklu dönenimde yaşamasına rağmen (1208-1284). Cill 1. Örnek olarak sadece Karagöz'ü ve Bektaşî fıkralarım alırsanız. Meddah gibi şaline oyunları ile harekete bağlı komiklikler yapan çeşitli meslekler (kuklacılar. a. birini Nakşibendîliğe diğerini Bektaşîliğe bağlar ve haklı çıkarsınız. Gülşehrî'nin "Manükıfl Tayr"ı. mizah. halta sinema mizah çeşitleri sayılan türlerdir. Öııgöroıı. Osmanlı mizahının içinde. bölge tipleri vb. Orta Oyunu ve Meddah gibi halk temaşasının lemel tipleri de Osmanlı mizahının değişmez tipleridir. Mevlâna'mn "Mesnevi"si. halk arasında gülünç olan nesne" şeklinde bir ifade kullandığını biliyoruz10. Geniş bilgi için bkz. yukarıda da belirttiğimiz gibi. 357. Dursun Yıldırım. 19. Daha sonraki yüzyıllarda fıkra teriminin de kullanılmaya başlandığı görülmekledir. fıkra karşılığında olmak üzere yaygınlık kazanmıştır.g. Bunlar içinde ilk akla gelenler şunlardır. 1976. Dr.) bu mizahın diğer unsurları olmuşlardır. sihirbazlar vb. Yılında Türk Mizahı ve Hicvi adlı eserinde. Böylece. 19. s. "Osmanlı mizahı bir ortaçağ mizahıdır ve bütün ortaçağ ilgileri gibi. Türk Edebiyatında Bektaşî Tipine Bağlı Fıkralar (hscdeme-Metm)• Ankara. Osmanlı mizahında hem sözlü hem de yazılı gelenek birlikte gelişmiştir. Orta Oyunu. yüzyılda Şcyhî'nin "Harname"si. Prof. 16. yüzyılda Fuzulî'nin "Şikayelname"si.e. şiir. Karagöz. İmparatorluğun coğrafyasındaki bütün mizah türleri Osmanlı mizahının birer unsuru olmuştur. Osmanlı mizahı elbette bu latifelerden ibaret değildir. yüzyılda Timur'un karşısına çıkarır. 111 11 12 Divaııü Lügati" l-Türk. Lamiî Çelebi'nin "Lelâifnâıne"si bu tür eserlerden ilk akla gelenlerdir11. yüzyılda Nef î'nin "Siham-ı Kaza"sı. İslâmiyet'ten sonra mizahı anlatırken kıssa. Kendi çevresinde kalmış nice mahallî fıkra tipleri. Ferit Öngören. Ferit. . nükte. halk onu Osmanlı dönemine taşır ve 15. yüzyılda letâif sözünün yam sıra "fıkarât" kelimesinin de kullanıldığı ve böylece "fıkra" teriminin yerleşmeye başladığı görülür. Herkesin başına gelebilecek yüzlerce olay fıkralara konu olabilmektedir. Mizahta ders verme.

a. •'Bir hidivin kullarına bak. s. Öngören. Osmanlı mizahının hep İstanbul yaratmaları olarak kalması görüşü de tam doğru sayılmaz13. Osmanlı imzalımda açık saçıldık anılmaya değer bir özelliktir şeklinde maddeleştirmek anlaşılmayı kolaylaştıracaktır. Külliyat-! Leîâif. Ahmet Özalp). Meşrutiyet mizahı. a. Genel olarak tek konuludur.g.e. Allah'a sığınma. çözümü O'na havale etme gibi bir kurtuluş yolu bulur.g. Zaman zaman tek konu yerine katmerli diyebileceğimiz espri zinciri birden fazla halkalı olabilir. Öngören. Osmanlı mizahı çifte kültüre dayalıdır. . b. hoca. Allah'la samimi O'mm sonsuz rahmetine ve hoşgörüsüne sığınma vardır. adaletsiz. c. Osmanlı mizahı olarak ele alınmış ve yeni türler ve yeni şartlarla nasıl geliştiği anlatılmıştır14. aluınd vb. cahil din adanılan ve haksızlıkla mücadelede ilahî hoşgörünün sınırlan zorlanarak Tanrı : ya sonılur. Ferit.e. Fıkraların bir bölümünde idareciyle halk karşı karşıya gelirler. beşerin ölçüsüzlüğündedir. 1995. e. Burada bir isyandan çok Dede Korkut'taki Deli Dmnnü'da. Peygamberden salıte dervişe kadar uzanan geniş bir yelpazede yer alan şeyhmürîd. Osmanlı Mizahı bölümünde Karagöz ve Orta Oyunu'mı esas alarak. Osmanlı dönemindeki bu tipleri otuz bir kadar fasıl diye söylemesine rağmen bir zeyl olmak üzere 27 gruba ayırmıştır15. evliya. I d. şöyle genel bir sıralama yapabiliriz: İslâmî tesirle oluşan fıkralarda. bir de kendi kuluna" diyen fıkrada tenkid.Fikret Tiirbnen ' F. İstanbul: Kitabevi. Bu tür fıkralarda halk kendisini lemsilen bir tip çıkarır. Osmanlı mizahının temel özelliklerim. Durgun ve değişmez bir yapıya sahiptir. Osmanlı mizalu sözlü bir mizahtır. Türk fıkralarının tamamına yakın büyük bir kısmında olaylar gerçek hayat sahnelerinden alınmıştır veya gerçekleşebilir niteliktedir. Ferit. ilâhî yönde değil. Espri tek olay üzerinde kurulmuştur. a. 59. rüşvetçi idareciler bu fıkra tiplerini karşılarında bulurlar. hurafeler. bunlar mantık silsilesi 13 14 15 Öngören. Faik Reşad. (Haz. s. Faik Reşad. dinî yasaklar. yine aynı yazarın incelemesinde. karşılaştığımız insan-Tanrı ilişkisi karşımıza çıkar. Tarikatlarca şartlandırılan ve güdülen bir mizahtır. Anadolu'da ortaya çıkan yüzlerce tip bu görüşü çürütür. dinî şahsiyetlerle ilgili olaylar bu fıkralar alabildiğine bir hoşgörüyle hicvedilir. Özellikle İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerden uzakta. 60-68. imam. Bütün devirlerde Osmanlı mizahında görülen temci özelliklerini ve tiplerini inceleyecek olursak. bu tiplerin hem sınıflandırılması yapılmış hem de güzel örnekler verilmiştir. Tannmn bir aksakal Türkmen gibi tasavvurunda. Ancak. Bu tür mizahta insan zorbalık karşısındaki çaresizliğine. Faik Reşad'm "Külliyal-ı Lelâif adlı eserinde.

Mecnnıa-ı Letaif (1315) ve Külliyât-! Letaif (1910). Osmanlıca dediğimiz aydın dilinin yerine halk dilinin tercih edilmesi.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı ve dinleyicilerin eğilimi doğrultusunda sonradan eklenmiş izlenimini verir. Ahmet Özalp. Osmanlı döneminin diğer önemli tipleri İncili Çavuş ve Bekri Mustafa'dır. İşleri uzar. yeni tiplerin ortaya çıkmasıyla.e. Kısa bir sürede epeyce balık yakalarlar. Hatla bazı yerli şivelerin fıkralar içinde kullanılması dilimizi canlı kılan ve zenginleştiren önemli bir unsur olmuştur16. Halk ne kadar zaman geçerse geçsin O'nu yanından ayırmaz. Apıkyan. Bir süre sonra kıyıya yanaşırlar. Müdhike. Osmanlı dönemindeki fıkralar üzerinde yapılan çalışmaların sayısı fazla değildir. Dursun'a "Buraya işaret koy da öğleden sonra yine gelelim. N. 1884.. yaşadıkları kesin olarak bilinen kişilerin yarattığı fıkra tipleri de Osmanlı mizahının unsurlarıdır. Osmanlı dönemi mizah edebiyatının en Önemli özelliğinin dil olduğu kanısındayım. Kayıkla 100-150 metre açılıp. yüzyılın ikinci yarısı ile Cumhuriyet döneminde yapılan çalışmalardır. Bu dönemde Osmanlı toprağı üzerinde mesela Kırım'da Ahmet Akay gibi mahallî tipler ile bazı İran ve Arap tipler de sayılabilir. Çok bereketli bir yer"' der. sakızımı kayığın kenarına yapıştırdım" der. ss. Fıkra burada bitecek sanılırken. Bunların çoğu da 19. Bu ve benzeri fıkralar Osmanlı döneminde de vardır. '. Haz. öğleyin aynı kayığı kiralayacağımızı nereden biliyorsun?" der. yüzyılda İstanbul'daki Cavlak Tevfik ve Faik Reşad'm derlemeleri17 bunlar arasında en önde gelenlerdir. Bu yüzden Hoca her devrin tipidir. Gerektiğinde trene bile bindirir. 9-10. Dursun "Koydum. çoğu zaman da bizzat kendi fıkralarının yaşamasıyla kendim gösterir. Mihran. oltalarını denize atarlar. (Lelaif. havanın da güzelliğinden istifade ederek bir kayık kiralayıp balık tutmaya karar verirler. Faik Reşad'm Gencine-i Letaif (1882). Dursun. Azınlıklar içinde de özellikle Ermenilerin bu konudaki hizmetleri önemlidir1*. Temel Dursun'a söylediği yere işaret koyup koymadığını sorduğunda. halk dili ile olması hatta en ince ve en anlamlı kelimelerle anlatılması. Bu genel fıkralar dışında. kısaca yaşayan Türkçe'nin kullanılması mizahın en önde gelen özelliğidir. Kısa ve yoğun anlatım tarzının. Ayrıca yazarları bilinen ve bilinmeyen pek çok Letaif mecmuası bu dönemin mizah anlayışını yansıtırlar19. Çaylak Tevfikan Letaif-i Muntahabe (Tarihsiz). Temel. 19. KiilliyâN Letaif İstanbul 1995. koydum. Yeniden düzenlenmiş şekli. Constantinople. Karadeniz fıkralarında bu lip olanlara daha sık rastlanır. CLg. 'Temel ile Dursun Trabzon'dan Rize'ye giderler. Bu damga bazen onun tesiriyle. Osmanlıdan evvel ise de Nasreddin Hoca'ya atfedilen fıkraların bu döneme de damgasını vurduğu inkar edilemez bir gerçektir. Her ne kadar yaşadığı dönem. Yıldırım. İstanbul Kütüphanesi'ndeki Muhtelif Yazmalar. bitmez ve "Sen her zaman böyle yapıyorsun. Navâthm'l Letaif adlan ile) 7 . Muntahabat-ı Letaif. Letaif-i Asar.

Bektaşî fıkralarında. Osmanlı İmparaioıiıığumnı Yükseliş ve Çöküş Tarihi. Sabri Koz. dönemin temsilcisi olmuştur. İstanbul. Eîkz. Hatta. 198ü ile Vasile Aleksaııdri'nin (1821-1890) "Sultan Gazi IV.e. Yaşadığı yıllarda bile IV. Allah'a inanan. Çok yaygın bir şöhret kazanmış. s. samimî ve saf bir şekilde birbirlerine nazı geçen iki dost gibi yorumlar23.. Karşısındakinin hazımsızlığım. "Bektaşî Dedikleri". Sünnî Müslümanlardan farklı bir dünya görüşü ve yaşayışım benimseyen zümrenin sözcüsü olmuştur.g. . Bu yüzden. Hançeri i Hanım Hikayesi'nde yine Bekri Mustafa adıyla oyuna dahil olmuştur. Matiz. 1983. her devir ve her çevrenin onu kendilerinden biri kabul etmesi ve sahiplenmesiyle ilgilidir21. 24 Boratav. yani Bektaşî demlen zümrenin içine bütün Anadolu girer. Din bu fıkralarda ancak bir vesiledir24. anlayışsızlığını ve çiğliğini hafifçe uyararak alaya aldığı için kullandığı metod sürekli bir başarılı sonuç verir. Bektaşî fıkralarında öfke ve saldırı yerine inanılmaz derecede sadelik ve hoşgörü vardır. Pertev Naili. halk saray çevresine ait tenkid ve düşüncelerini ona soy 1 etmiştir. "ı Koz. Özellikle Şeriat ehlinin şekilci ve taklitçi tutumuna karşı çıkar. Orada Sünnî-Alevî ayrımı görülmez. Hicrî 1042 de (1632-33) ölmüş ve 20 Edirnekapı mezarlığına gömülmüştür . Murat ve Bekri Mustafa" adlı manzumesi bu görüşü kuvveti endi rmekted ir. kanun ve kurallara fazla önem vermeyen. Osmanlı dönenimin yasaklarına karşı çıkan ve daha çok günlük hayatın konularım işleyen tiplerdir. Ahmet (1603-1617) döneminde yaşadığı ve İran'a giden bir elçilik heyetinde yer aldığı ve : padişaha musahiplik yaptığı bilinmektedir. Tek Bıyık gibi adlarla onma girmiş ve oyunun sonunu tatlıya bağlamıştır. yobazlığa karşıdır. İnce bir espri anlayışına sahiptir. ancak asıl anlatılmak islenen konu dünyevîdir. içkiye düşkünlüğü ve hazır cevaplılığı ile tanınan bir tiptir.. Aslında bu zümrenin..g.e. Sabri. Murat'ın içki yasağına karşı gelmesiyle tanınmış. O'nun karşı çıktığı ya da öyle görünen yüzü softalığa. 1983. O. O'nun tenkidleri gerçek bildiği. Şöhreti Osmanlı toprağının bir çok yerine ulaşmış. IV. yani İncili Çavuş ve Bekri Mustafa. Dursun: a. I. İnsan-Tanrı ilişkisini efendi-kul ilişkisi gibi değil. ~ Kantemir. İstanbul. Bektaşilik kavramına saf Anadolu insanının tamamım 20 Yıldırım. ss. softaların kendi inanış ve menfaatlerine uygun yarattıkları hoşgörüsüz bir zihniyete karşı mücadele eder. "Baktâşİlik ve Bektaşî Fıkraları " s. 23 Boratav. 11. En Güzel Bekri Khıstafu-hıcili Çavuş Fıkraları. (önsöz). Metin EloğluOğuz Tansel. Balkan ülkelerinde de meşhur olmuştur22. Karagöz ve Orta Oyumf nda Bekri Mustafa. inandığı Allah'a değildir. Bekri Mustafa ise. asıl adı Mustafa Çavuş olan bir tiptir. Doğum ve ölüm tarihinin ve yerinin değişik gösterilmesi. 24. 73-75. Bektaşî. İstanbul. Murat döneminde yaşamış. Bu iki tip. Tuzsuz Deli Bekir. a. •'Baktfışilık ve Bektaşî Fıkraları Üzerine Birkaç Söz".Fikret Tilrkmen İncili Çavuş gerçekten yaşamış. Bektaşî tipi fıkralarda her zaman üste çıkar. Pertev Naili. Bektaşî tipi ise Osmanlı döneminin dinî inançları dolayısıyla. s. Saray çevresini iyi bildiği ve padişah yakını olduğu da bilindiği için. D. 9. O'nun buyruklarım yerine getirmeye çalışan. Fıkralarının tamamı saray ve saray çevresine ait insanlarla ilgilidir. fıkranın senaryosu dinî görünür. İçkiye düşkünlüğünden dolayı "Bekri11 lakabını aldığı ve genç yaşında öldüğü bilinmektedir.

Sahneye çıkanlar halkın kendisinden. Görüldüğü gibi çok zengin bir dünyayı yansıtan Osmanlı mizalıında insan kusurları. Bekri Mustafa'yı. mevlevî. Fikret. s. kişilere ait yüzlerce latife bulunmakladır. Azınlık tipleri ise. köylü. En yaygın olanları Rum. ancak aslında tuhaf olan beşerî zaaflarla. Ebu Nuvas ve Behltil Dânâ (Behlül Dânende) önde gelen ve Anadolu halk fıkralarıyla karışan önemli tiplerdir. hatta günümüzde çok yaygın olan Karadeniz fıkralarım görmemek mümkün değildir. Ahmet Akay Kırım. konu ise hayatın kendisidir. Osmanlı fıkralarında keskin bir Türkmen. Aldar Köse Doğu Türklerinin ortak tipleridir. vali. vezir. yörük. özellikle Anadolu'da. S. Arap kökenli mizah tipleri de Osmanlı coğrafyasında. . Aldar Köse gibi. geniş bir yayılma imkanı bulmuştur 1 . hasta. Yine bir başka fıkra grubunu Mahallî Tipler oluşturur. Kemine gibi. Oflu vb. cimri. Mesela. Fıkralarda olmayacak. Esat.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı sokmak. Sabri Esat Siyavuşgirin söylediği gibi. özellikle Batı ile ilişkilerin iyice geliştiği dönemde. Erzurumlu. kadı. Yeni Türkiye. Bu fıkra tiplerinin ortak Özellikleri epik kanunlara tabî olmalarıdır. Bunların kahramanlarının isimleri bellidir. Yine Osmanlı toplumunda çok önemli bir yeri olan ordu ile ilgili pek çok latife bulunmaktadır. Bunların dışında aklı hastalan. neticeyi hülâsa 26 etmeye yarar" . ss. sakat vb. Aldar Köse'nin fıkralarından bazıları Bektaşî'ye veya mahallî bir tipe ait fıkralar. Dekor son derece doğaldır. Nasreddin Hoca'ya mal edilebilmekte bazen de bunun tersi olmakladır. tipler bu gruba dahildir. Dar bir çevrede bilinen Kayserili. Yani unutulan kahramanın bütün özelliklerinin parlayan kahramana yüklenmesidir. "Söz. Yahudi ve Ermeni tipleridir. Bunlardan bir kısmı aynen çevrilmiş bir kısmı da Türk toplumuna uyarlanmıştır. Sipahilerin. 1-7. Yabancı kaynaklı tipler içinde İran. Osmanlı mizahında halk mizahının yanı sıra padişah. sosyal çarpıklıklar. Ahmet Akay ve Esenpolat gibi çeşitli Türk boylarına ait tipler de girer. 383 vtİ. onlara atfedilen fıkralarda Nasreddin Hoca'yı. Balı'dan çevrilen pek çok fıkra da Osmanlı mizahı içinde yerini almıştır. Siyavuşgil. "Anadolu Mizahında Bazı İran ve Arap ". Osmanlı mizahı içinde sadece Anadolu'da yaratılan tipler bulunmaz. adaletsizlikler ince bir zekâ ve sade bir üslupla hicvedilir. Bu (ipler içinde Kemine ve Esenpolat Türkmen. İmparatorluğun son dönemlerinde. akim almayacağı bir olağan dişilik yoktur. Çcmişgczekli. kumandanların birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerini konu alan fıkralar da oldukça fazladır. Yeniçerilerin. haksızlıklar. cemiyet eğriliklerinin teşhirinde son perde inerken. Araplardan Çuha. "Folklorda Sahnede ve Resimde Türk". musahip vb. tiplerle ilgili fıkralar Osmanlı mizahının zenginliğini teşkil ederler. şair. İstanbul. 1959. Oyuncular her zaman ve her yerde rastlanan insanlardır. imparatorluğun coğrafyasında yaşayan etnik ve dinî bakımdan farklı olan çeşitli grupların yarattığı tiplerdir.

onun hoşgörüsünün en çok akis bulduğu mizahım ele almak uzun ve yorucu bir çalışma gerektirmektedir. Aynı durum padişahlara.dcn vazgeçtik. Hayat sahnesinde bu türlerin hepsi fonksiyonlarım ifa ederler. vezirlere. tek bir meddahın ağzından nasıl dile gelirdi? Meddah. karakteri. karşısında Bektaşi'yi bulur. Bu yüzden okuyucunun bu metinleri dipnotlarda gösterdiğimiz bibliyografyadaki kaynaklardan veya her hangi bir latife kitabından okumasının daha uygun olacağı görüşüyle bu fikrimi/. 10 . Osmanlı potası bu tiplerin hepsim incitmeden. Bu mizahın içinde masaldan tiyatroya uzanan çeşitli türler karşımıza çıkar. Sonuç olarak.Fikret TttrKfhm realite duygusu. Osmanlı mizahında imparatorluk özelliklerinden biri olan renkli bir mozayik dikkatimizi çeker. Ancak bu yazının çerçevesi çok genişleyecekti. Osmanlı fıkralarından örnekler vermeyi de düşündük. sonsuz bir hoşgörüyle yan yana yaşatmayı başarmıştır. kendi kimliğini kaybedip bu dünya görüşünün. bir davranış ülküsünün sembolü olurlar. Ancak burada fıkra şalisi. Ancak. kadılara velhasıl bütün iktidar sahiplerine yönelir. şüpheci bir tavır takınmaya zorlar. Osmanlı'yı temsil etmiyor mu? Osmanlı'yı bir de bu yönüyle yeniden incelemek. Böyle olmasaydı. Her millet bu mozayik içinde yerini alır. kaideler ve kesin lavırlar ile yasaklar karşısında. İstanbul'da konuşması. Kaideci softa. Ancak çıkacak sonucun bu yorgunluğa fazlasıyla değeceği de kesindir. salısında. yaşayışı ve zihniyeti birbirinden çok farklı tebâ. aklın kolayca kullanabileceği sonuca varma meyli.

Onlar da buraya geldiği zaman. ama daha İran'a dahî girmeden Sirderya boylarında. Birisi tarih boyunca Türk boylarının zannettiğimizden fazla birbirleriyle karışmasıdır. bu kadar kısa sürede anlaşabil memizin sebepleri nelerdir diye düşündüm ve iki önemli sebep buldum. Kırgızlarla bu süre bir az daha uzun oluyor. Prof. Türkmen ve Özbeklerle belki beş gün. Onun için bugün Orta Asya'daki veya İdil Ural bölgesindeki Türklerin alt birimlerini araştırdığımız zaman aslında Kıpçak olmayan unsurları Kıpçak Türklerinin Bu yazı. belki bir hafta sonra %70-80 anlaşma seviyesine çıkıyoruz. OSMANLI DEVLETİ İLE TÜRK DÜNYASININ DİL VE KÜLTÜR İLİŞKİLERİ" Ahmet Bicaıı ERCİLASUN* Çok uzun zaman geçmeden belli ölçülerde anlaşmamız imkânı var. Şeyinin boylarındaykcn Kıpçak Türkleriyle bol ölçüde karıştık. Kazaklarla. ama Cengiz Han'dan sonra onlar Çağatay ulusu adını aldılar ve daha sonra kuzeyden gelen Kıpçaklarla da karıştılar. ss. yani Türk boyları çok kısaca anlatmaya çalıştığım gibi tarih boyunca sıkı bir şekilde birbirlerine karıştılar. Dr. . Divan-ı Lügati't-Türk'de Kaşgarlı Mahmul sık sık Oğuz ağzının özelliklerini söylerken Kıpçaklarla birleştiriyor.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Türk Dil Kurumu Başkanı. üç hafta veya bir ay kadar. Azerbaycanlı Türklerle hemen birkaç saat içinde anlaşabiliyoruz. Elbette oradaki Türklerin içinde de Kıpçak unsurları. 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araşürmalan Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan ''Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde sunulmuş tebliğin bant çözümüdür. özellikle Özbekistan. Çünkü orada biz komşu yaşıyorduk. Oğuz unsurları. yüzyıllarca ayrı kaldıktan sonra. Başkurtlarla belki bir ay sonra %70-80 anlaşma seviyesine çıkıyoruz. Karhık Türkleri ile Kıpçak Türklerinin karıştığı yerler. Onlar da bir miktar Anadolu'ya geldikten sonra hem Kafkaslar üzerinden hem Balkanlar üzerinden çeşitli defalar Anadolu'ya Kıpçak unsurları geldi. izmir 2000. Özbeklerin bulunduğu bölgelerde esasmda Özbekler tabiî Karahanlıları oluşturan Karlık Türklerinden Kartukları meydana getiren Yağma gibi Çiğil gibi Toksı gibi Türklerden oluşuyor. Oğuzlarda ve Kipçaklarda böyle diyor. Bugün Kazaklarda bazı Oğuz destanlarının kalmış olmasının sebebi budur. 11-16.. aynı şekilde bu dediğim süreler zarfında bizlerle anlaşabiliyorlar. Çok defa Anadolu'ya bizler sadece Oğuz Türkleri olarak geldiğimizi düşünürüz. Kazakların ataları olan Kıpçaklarla orada birlikte yaşamalarıdır. Tabii bu kadar zaman ayrı kaldıktan sonra.

bazı eserler de karışık dilli eserler olarak adlandırılır yani bunlar Doğu Türkçcsi'nin hem de Kuzey Türkçesi'nin hem de Batı Türkçesfnin (Osmanlı) özelliklerini birlikte taşıyan eserlerdir. Bence 11. Kıpçaklarm bir kısmı 1250'de Mısır'da bir devlet kurdu. 13. Türk boylan arasında kültür münasebetleri. Osmanlı Beyliği de dahil olmak üzere Türkiye'ye pek çoğu da bu dalgayla geliyor. Özellikle Suriye'de olan uzantıları. bir yandan da İran ve İran ötesindeki Türkleri içinde bulunduruyordu. yüzyılda geldiler. Yani biz Mısır Memlûkları ile bir de güneyden Kıpçaklarla temasa geçmiş olduk. ama Osmanlı Beyliği ! nde de Germiyanoğlu'nda da. Cengiz Han'ın ve çocuklarının önünden kaçan Türkler Anadolu'ya geldiler. Hatta Çağatay Türkçesfnden Türkçeye eserler aktarılmaya başlandı. Anadolu Selçuklularının resmî dilinin. Yani 120(j'da Cengiz Han'ın. Belki bu üçüncü dalga olmasaydı. Osmanlı şair ve yazarları Doğu Türkçesi'nden eserleri Batı Türkçesİ'ne çeviriyorlardı. Henüz Safevî Devleti ortaya çıkmadığı zaman çok sıkı münasebetler vardı. Anadolu'da belki de Türk olarak yaşama imkânını bulamayacaktık. resmî dil Türkçe oldu. Ama bu üçüncü dalga Anadolu'yu o kadar çok Türkle doldurdu ki. Onlar da 15. 13. yavaş yavaş Oğuzcalaştı. yüzyıllarda bu münasebetler çok sıkı idi. o tarihlerde Türkistan'a yaptığı seferlerle birlikte ortaya çıkan göç dalgalan.Ahmet Bİcan ErcİlUsıttı arasında görebiliyoruz veya Oğuz Türklerinin arasında Oğuz olmayan unsurları görebiliyoruz bir sebebi bu. yüzyılda. Edebiyat eserleri Türkçe yazılmaya başlandı. Candaroğhrnda da hepsinde devlet dili. Bunlardan Karamanoğlu Mehmet Bey'i çok iyi biliyoruz. bilim dilinin Arapça olduğunu hatırlayınız. yü/. aslında Anadolu'da beylikler devrini de hazırlamış oluyor. dil ve edebiyat ilişkileri fırsat buldukça her zaman olmuştur. yüzyıldan itibaren Arapça'dan eserler Türkçeye çevrilmeye başlandı. İkinci bir sebebi. yüzyıldaki birinci dalgadan sonra 12. Ancak Safevî Devleti kurulunca gerçekten Osmanlı topraklan ile Türkistan topraklan arasında çok ciddî bir engel ortaya çıktı. Büyük Selçuklu İmparatorluğıfndan sonra da Anadolu'ya yeni akınlar geldi. Biz Anadolu'ya geldikten sonra zaten bir süre Türkistan Türkleriyle birlikte yaşadık. Safevî Devleti Jni kuran elbette 12 . yüzyıldan itibaren 13. tarih boyunca çeşitli Türk boylarının aralarındaki kültür münasebetlerinin tam olarak kesilmemiş bulunmasıdır. hatta "'bolga-olga" meselesi diye bizim dil tarihimizde geçen. 14.-14. bu yeni beyler de zaten Arapça Farsça bilmiyorlardı ve hepsinde Türkçe devlet dili oldu. Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir yandan Anadolu'daki Türkleri. Anadolu Selçuklu hemen kurulmakla beraber. Yani Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir bakıma Anadolu ile Batı Türkistan'ı müştereken idare eden belki de tek siyasî Türk Devleti idi. Anadolu Selçuklularının da sonunu hazırlayan bu alanlar. Büyük Selçııklu'ya tâbiydi başlangıçta. İran üzerinden Anadolu'ya gelen göç dalgalan asıl büyük göçleri oluşturuyor. Bunlar 13. edebiyat dilinin Farsça olduğunu. imparator Cengiz unvanını alıyor. Daha sonra Kıpçak sahası.yılda da elbette zaman zaman görülen göçlerden sonra asıl büyük güç bu üçüncü göç dalgasıyla ortaya çıktı. Onların Türkçesi Oğuzcalaştı ve orada da Kıpçak ve Batı Türkçesi karışık dilli eserler ortaya çıkmaya başladı. yani Cengiz'in ve çocuklarının önünden kaçarak gelen dalga. yüzyıla doğru. ama beylikler devrini de hazırlıyor ve bu beylerin çoğu da bu üçüncü dalgada geliyor. Yani Anadolu Selçuklularını sarsıyor.

Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil Ve Kültür İlişkileri*

Türklerdi. Şalı İsmail de Türktü anıa aradaki mezhep farkı ve o zamanki anlayış, ciddî bir şekilde kültür bağlarımızı, siyasî bağlarımızı daha çok engelledi. Biliyorsunuz ama buna rağmen kültür ilişkileri devam etmiştir. 15. yüzyılın ikinci yansında Temür'ün kurduğu hanedanda yetişen Ali Şir Nevaî, Türk dünyasının, belki de Türk şiir tarihinin en büyük ismi. Ali Şir Nevaî 15. yüzyılın ikinci yarısında, 1463'den itibarca eserlerini meydana getirmeye başlıyor. Alî Şir Nevaî'nin eserlerinde bazı Oğuz özellikleri görüyoruz. Özellikle Nesi mî'yi okuduğunu çok iyi biliyoruz. Bizim Anadolu sahasında. Doğu Anadolu. Suriye sahasında, Azerbaycan sahasında bulunan ve son derece lirik şiirler yazan Nesimî, Türkistan'a ve Ali Şir Nevaî'ye tesir etmiştir. Nevaî'den sonra aksi yönde bir tesir Osmanlı sahasına doğru geliyor ve bütün Osmanlı şairleri Nevaî'yi üstad olarak kabul ediyorlar. Osmanlı şairleri tarafından pek çok örnek de Nevaî'den alınıyor. Nevaî Çağatay Türkçesiyle, Doğu Türkçesiyle eserler yazan, hem manzum hem mensur otuzdan fazla eser meydana getiren, adeta bazı türlerin kurucusu kabul edilen büyük bir şair. Meselâ şairler tezkeresini Türkçe olarak ilk defa Nevaî yazmış. İlk şairler tezkeresini, yani şairlerin hayat hikâyelerini kısa da olsa anlatan bu edebî türü, ilk defa Nevaî yazmış ve Nevaî'den örnek alarak Osmanlı şairleri de 16. asırdan itibaren şairler tezkereleri yazmaya başlamışlar. Nevaî'nin şiirleri Osmanlı sahasında tanzir ediliyor. Osmanlı şairleri onun şiirlerine nazireler yazıyorlar ve Çağatay Türkçesiyle nazireler yazıyorlar. Yani Osmanlı şairleri Çağatay Türkçesiyle Nevaî'nin şiirlerine karşılıklar veriyorlar. Safevî Devleti henüz yok. Yani ayrılmamışız Nevaî zamanında, ama Nevaî'den hemen sonra, Nevaî'nin ölümüyle birlikte, Safevî Devleti'nin kuruluşu var. Pek çok Osmanlı şairi Nevaî'nin dilini Öğrenmek için özel gayret sarf ediyor, Nevaî'nin dilim öğreniyor. Nevaî'nin dilini Öğrenmek için özel sözlükler yazılıyor. Abuşka sözlüğü diye bir sözlük var Osmanlı sahasında. Osmanlı kütüphanelerinde çok miktarda bulunuyor bu sözlük. Abuşka sözlüğü denmesinin sebebi ilk kelimesinin abuşka olmasıdır. Abuşka kelimesi, koca anlamında. Bu sözlüğün bilinen bir yazarı yok, anonim. Bu neyi gösteriyor? Bu eser Osmanlı sahasında bu kadar yaygın. Demek ki. Osmanlı şairleri Nevaî'nin eserlerini. Doğu Türkçesi'ndeki şiirlerini anlamak için özel olarak bir sözlük meydana getirmişler ve bu sözlük çok miktarda Osmanlı kütüphanelerinde bulunuyor, Ama bu sözlük olmasa bile, Kaygusuz Abdal'dan itibaren 15. yüzyıl ile 19. yüzyılın ilk yansına kadar Osmanlı şairlerinin Çağatay Türkçesiyle Nevaî'ye nazireler yazdığım biliyoruz. Yani Abuşka sözlüğü olmasa bile, Osmanlı şairlerinin Çağatayca şiirleri elimizde. Nedim dahil olmak üzere, Osmanlı şairleri Çağatayca şiirler yazmışlar. Nedim'in, şiir yazacak ölçüde Çağatayca bildiğini düşünürseniz, Osmanlı Türklerinin Doğu Türklerine, Türkistan Türklerine olan alâkasının hiç kesilmediğini rahatça anlayabilirsiniz. Elbette oralardan bilim adanılan ve şairleri gelmişler. Zaten Nevaî devri, Nevaî doğmadan önce Temur'un oğlu Şahruh (1405-1447). biz de Fetret Devri arkasından Çelebi Mehmet ve II. Murad, o devirlerde dünyanın siyaset merkezi, kültür merkezi olan Herat ve SemerkaiuTdadır. Yani Temur'un oğlu zamanında dünyanın en güçlü bölgesi Batı Türkistan, Herat ve Semerkand şehirleridir. Şalının'un oğlu Uluğ Bey de Semerkand'da hükümet etmektedir. Bir bakıma o devir, bazı batılı araştırıcılar tarafından Türk Rönesansı olarak adlandırılmaktadır. O devirde unutulmuş olan Uygur yazısı adeta yeniden diril tihniştir. 13

' -.

-},.-„",

Ahmet Biean Ercilasun

Ata yadigârı bir yazı olarak Herat'ta ve Semerkand'da yeniden diriltilmiş, Uygur yazısıyla yazan hattatlar, eski eserleri Kutadgu Bilig gibi, Miraçname gibi. AtabetiTlHakayık gibi eski eserleri Uygur harfleri ile yeniden yazmaya başlamışlardır. Böyle bir cereyan da doğmuştur. Onun için rönesans diyorlar. Yani Bati'nın eski Yunan'a dönmesi gibi, Batı Türkistan'daki Türk aydınlan da eski Uygur yazısına dönüp bu eserleri yeniden Uygur yazısıyla yazıyorlar. Daha önce de söylediğim gibi, siyasî ve medenî olarak en yüksek derecesine varmış Batı Türkistan. Bu üstünlük FatnYden itibaren, 1450'den itibaren, yani asrın ikinci yansında. Doğu Türklerinden Batı Türklerine geçiyor, Osmanlı'nın yükselmesiyle ve Türkistan'da da Temuroğullan'mn zayıflaması ve nihayet asnn sonunda yıkılmasıyla, üstünlük Doğu Türklüğünden Batı Türklüğüne geçiyor ve bu defa dünyanın en büyük siyasî gücü de Batı Türklüğü, Osmanlı Türkleri oluyor. Ama o hadiselerle birlikte tıpkı Amerika'ya olan beyin göçü gibi Avrupa'dan Amerika'ya olan, bu defa Batı Türkistan'dan Osmanlı'ya doğru bir beyin göçü oluyor ve hem ilim adanılan hem bazı şairler İstanbul'a geliyorlar. Ali Kuşçu bunlardan biri, Cemalî diye bir şair var, Çağatayca divaru var, onlardan biri, oralardan gelmişler. Bunlar da Osmanlı'da Çağatayca'ya olan ilgiyi diri tutuyor, sağlam tutuyor. Hatta Fatih zamanında İstanbul sarayında Şeyhzade Bahsi diye Uygur yazısını bilen bir kişinin olduğunu biliyoruz. Abdürrezzak Şeyhzade Balışı, Fatih'in sarayında, İstanbul sarayında, Fatih öldükten sonra da Bayezid zamanında İstanbul sarayında, Uygur yazısıyla birtakım eserler yazılar. Düşünebiliyor musunuz, Fatih'in ölümü 1481, bu tarihlerde İstanbul'da Uygur yazısını bilen birisi var ve Uygur yazısı çoktan ölmüş. 3-4 asır önce Arap yazışma geçmişiz, ama demin söylediğim Batı Türkistan'daki akım İstanbul'a da gelmiş Şehzade Bahşı Abdürrezzak Şehzadebaşı'nın eliyle oturmuş ve Atabetü'l-Hakayık adh kitabı, bir satırını Arap harfleriyle kendi eliyle bir satırım Uygur harfleriyle yazmış. Topkapı Sarayı'nda o kitap bulundu. Necip Asım tarafindan o kitap bulunmasa, bunu bilemeyeceğiz. Kutadgu Bilig'in Uygur harfli bir nüshası var. Aynı kimse o nüshayı da Tokat üzerinden İstanbul'a getirtiyor. Yani Yavuz Sultan Selim zamanına kadar, 16. asnn başlanna kadar uzanıyor. Ondan sonra onun da herhalde bir kaç talebesi varsa 16. asır ortalarında belki de artık Osmanlı sahasında Uygur yazısını bilen yok, ama Çağataycayı bilen insanlar 19. yüzyıl başına kadar var. 19. yüzyıl ortalanndan itibaren de yeni bir akün şeklinde tekrar Çağatayca'ya dönülüyor ki, onu biraz sonra anlatacağım. Bu arada İdil Ural Türklüğü ile olan münasebetlerimiz, Türkistan Türklüğü ile olan münasebetlerimize göre coğrafî bakundan o kadar engelle karşı karşıya değil. Yani Safevî yok. Safevî, Osmanlı ile Türkistan'ın arasım kesiyor, ama biz daha Kırım Hanlığı Jnı aldığunız zaman, Fatih Sultan Mehmed zamanında. Kının Hanlığı'nı aldığımız zaman, doğrudan doğruya İdil Ural Turklüğüyle. yani Tatarlarla ve Başkurtlarla komşu hale geliyoruz. Kırını Hanlığı bir Osmanlı toprağı ve bu vasıtayla Tatarlarla çok daha yakın münasebetlerde bulunuyoruz ve onun için Kazan'a devamlı olarak Osmanlı'nın eserleri gidiyor. Orada o eserler el yazması olarak çoğaltılıyor, okunuyor. Bunlar arasında Kesik Baş Hikâyeleri, Muhammediyeler gibi eserler vasıtasıyla, Tatarlar ve Kuzey Türkleri İstanbul Türkçesiyle yazılmış eserleri daha fazla okuyorlar. Bizim Türkiye'de doğmuş olan "gelecek zaman"ımız "'olacak, gelecek" şeklinde oluşuyor ve bu gelecek zaman İdil Ural Türklerine de gidiyor. Ancak 14

Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil Ve Kültür İlişkileri*

Özbeklerde biraz daha az kullanılıp. Kazaklardan Kırgızlara kadar tam olarak uzanmıyor. 19. yüzyıl ortalarına gelince yeni tarzda bîr münasebet başlıyor. Bu defa bilim yoluyla, yani daha önce şairlerin nazireler yazması şeklindeyken, 19. yüzyıl ortalarında bu defa bilim yoluyla bir münasebet başlıyor. Ahmet Vefik Paşa Şecerc-i Türk'ü Çağatay Türkçesi'nden Osmanlı Türkçesi'ne çeviriyor. Demek ki. Ahmet Vefik Paşa da Türkiye'de Osmanlı Türkiyesi'nde Türkolojinin önemli kurucularından biri. Eserinin, yani sözlüğünün adına Lehçe-yi Osmanî diyor. Osmanlıca, Türkçe'nin bir lehçesidir ve Türkçe'nin bir başka lehçesi ise Lehçe-yi Çağataî. Ayrıca Osmanlı Türkçesi'ne Ebul Gazi Bahadır Han'ın meşhur eserini de Ahmet Vefik Paşa çeviriyor. Hızla Türkislanla ve İdil Uralla olan edebî, ilmî münasebetler hızla gelişmeye başlıyor. Bu sefer daha farklı bir mecrada. Avrupa'da da Türkolojinin gelişmesi bize tesir ediyor ve çok luzh bir şekilde gelişmeye başlıyor. Biraz önce arkadaşlarımızm anlattığı subaylarm diğer Türk boylan arasına gönderilmesi yoluyla vb. ilişkilerin tesisi o tarihlerde olmaya başlıyor. Bir yandan meşhur Şeyh Süleyman Efendi bugünkü Özbekistan'dan İstanbul'a geliyor ve İstanbul'da Özbekler tekkesini kuruyor, ki bu Özbekler tekkesi Millî Mücadele'de İstanbul'dan Ankara'ya adam kaçıran bir teşkilât olarak çalışıyor ve Özbek pilavı da o tekke sayesinde bizim Osmanlı mutfağına giren bir yemek oluyor, yani yemeğe kadar ulaşıyor. Şeyh Süleyman Efendi sayesinde kumlan ilişki asrın soıılanndadır. Diğer taraftan da I89O'lı yıllara geldiğimiz zaman artık İstanbul'da Azerbaycan'dan gelmiş. Türkistan'dan gelmiş insanları görmeye başlıyoruz. Askerî Tıbbiye'de Azerbaycan'dan çıkmış. St. Petersburg'da matematik okumuş. Rus ve Avrupa edebiyatım bilen, biraz yaşlı bir insan Hüseyinzâde Ali Bey, İstanbul'a askerî tıbbiyeye geliyor. Diğer öğrencilerden biraz daha yaşça büyük olduğu için birdenbire etrafında hâle oluşuyor. Tahmin ediyorum ki. o Hüseyinzâde Ali Bey'in yaktığı ateşle, daha sonra bu öğrenciler 190 askerî tıp öğrencisi olarak, o zamanın Türkçü büyüklerine meşrutiyetin ilk yıllarında müracaat ederek Türk Ocaklarının açılmasını isleyeceklerdir. Meşrutiyet yıllarında arlık burslu öğrenciler var. Meşrutiyet yıllarında doğrudan doğruya İttihatçıların verdiği burslarla Türkiye'de, İstanbul'da okuyan öğrenciler vardır. Meselâ; bizde müzeciliğin kurucusu olan Hamit Zübeyir Koşay, Tatar Türklerindendir. İttihatçıların verdiği burslarla İstanbul'da okuyan ve sonra da Türkiye'de kalan böyle Türkler var. Onlara burs vermişler. Buna karşılık, Türkiye'den de subaylar gittiği gibi, biraz önce de Timur arkadaşımızın anlattığı gibi, oraya okul müdürü olarak gitmiş, Doğu Türkistan'da Kemal İlkul gibi. ki onların da hatıraları yayımlanmıştır. Doğu Türkistan'da okul müdürlüğü yapan, orada öğrenciler yetiştiren, oradan İstanbul'a gelerek hem Azerbaycan'dan hem Batı Türkistan'dan, hem İdil Ural bölgesinden ve hem de Doğu Türkistan'dan İstanbul okullarına gelerek okuyanlar var. Yani 1990'dan sonra başlayan münasebetlerimize benzeyen o kadar yoğunlukta, o kadar sık münasebetler meşrutiyet yıllarında oluyor. Ama bugünün küçülen dünyasını da, bugünün imkânlarım da, vasıtalarını da hesaba katınız. O zamanın, o ibtidaî şartlarına rağmen, bu kadar yoğun bir trafik İstanbul ile İdil Ural ve Türkistan Türkleri arasında vardı. Bunların hatıraları arada 70 yıllık Sovyet dönemine rağmen o bölgelerde unutulmamış, nesilden nesile devam ederek bugünlere kadar gelmiştir. 1990'larda 15

Ahmet Bican Ercilasım

onlarla karşılaştığımız zaman o hatıraların, meşrutiyet devrindeki ilişkileri gösteren bu hatıraların devam elliğini görüyoruz. Galiba bu münasebetler bundan sonra da hiç kesilmeyecek, kesilmeden devam edecek. Elbette şimdi çok daha rahat imkânlarla bu ilişkilere devam edeceğiz. Özbekistanli, şu anda yaşayan büyük şair Cemal Kemal'in dediği gibi, 'iki gün gelip de Türkiye'ye kalınca artık Rusça-Türkçe sözlüğümüzü atıp birbirimizle anlaşma imkânına kavuşacağız."

[6

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV, İzmir 2000, ss. 17-20.

HANLIKLAR DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLETÎ'NİN TÜRKİSTAN SİYASETİ*

Mehmet SARAY 1967 yılı sonunda rahmetli Togan Hocam ile Kafesoğlu Hocam bendenizi İngiltere'ye bu konularda tahsile gönderdiğinde aklımdan hep şu geçerdi: Acaba bu üzerinde çalıştığım tarihin coğrafyasını ve Türkistan Türkleri diye bildiğimiz bugünkü Türk cumhııriy eti erindeki kardeşlerimizi bir gün ben görebilir miyim? İşin açıkçası bu bir hayaldi. Ama bildiğiniz gibi siyasî gelişmeler öyle gelişti ki sonunda yalnız bendenizin değil hemen hepimizin büyük rüyaları ve hayalleri gerçekleşti ve kardeşlerimizle elele tutuşabildik. Bugünleri ben gördüğüm için, işin açıkçası, hasbelkader 32 yıldır da bu konularda çalışan bir hocanız olarak diyorum ki; herhalde ben artık çok mutlu ve bahtiyar bir insaıum, dalıa önce hayal edemeyeceğim şeyleri gördüğüm için. Şimdi ben bu duygulanım ifade ettikten sonra sevgili gençlere şunu söyleyeceğim: Lütfen çok iyi yetişin ve mutlaka kardeş cumhuriyetlere gidin. Hayatınızın üç veya beş yılında bu sahalarla ilgili ekonomi olur, ticaret olur. eğitim olur, kültür olur, siyaset veya ne isterseniz, hangi dalda yetişirseniz oralarda mücadele edin. Sovyet sisteminin zihinleri fevkalade alabora eden bir eğitim sistemi neticesinde, kardeşlerimiz şu anda arayışlar içindedir. Eğer biz kardeşsek -ki öyle diyoruz- o zaman yiğitçe gidelim ve onlanıı elinden tutalım ve onlara bir kardeş bir kardeşe nasıl yardım etmesi lâzım geliyorsa -ama onların asla ve asla gururlarını incitmeden ve onların ülkelerinin hakimi olduğunu unutmadan, büyük ağabey havasına da girmeden- bu kardeşlerimizle İlgili mutlaka hayatınızda bir şeyler yapın. Şimdi Osmanlı Devleti"nin Türkistan'da kurulan devletlerle ilişkileri konusunda diyeceksiniz İd: acaba bu ilişki nasıl oldu? Diyar-ı Rum'a giden, orada Osmanlı Devleti : ni kuran bizim Türkmen kardeşlerimizdir, diyerek Uluğ Bey'le birlikle, tarihimizin en bilge hükümdarlarından birisi, büyük ilmî çalışmalara imzasını atmış, tarilıimizin gerçekten büyük astronomi ve matematik alimi Ali Kuşçu Türkiye'den davet gelince heyecanlanıyor, gideyim diyor; Diyar-ı Rum'da kardeşlerim İlimde, fende Bu yazı. 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan "Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde sunulmuş tebliğin bant çözümüdür. Prof Dr., İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi.

Mektnet Baray

çok ileri gitmiş, biraz da orada ilmini arttırayım diyor. Yani bu iki olayla şunu demek istiyorum; hiç bîr devirde Türk İnşam Ön Asya'ya geldiği günden itibaren tarihimizin hiç bir devrinde ilişkilerimiz, alâkalanınız kesilmemiş!ir, devamlı olmuştur. Benim doçentlik tezim, Osmanlı Türkiyesi'nin Türkistan devletleriyle olan ilişkileridir. Bu kütüphanenizde olması lâzım. Burada tüm belgeler gösteriyor ki, bütün asırlar boyunca kardeşlerimizle Osmanlı Devleli'nin ilişkileri olmuş, hem de çok çeşitli alanlarda. Ben burada, bunlardan bir özeti size takdim etmeye çalışacağım. Giriş kısmında şöyle demişim: Bilindiği gibi bugünkü Türkiye Türklerinin ve Osmanlı Türklerinin ataları olan Oğuzlar, yani Türkmenler, Selçuklu ailesi önderliğinde 11. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu'ya gelmişlerdi. Bu devirden başlayarak Anadolu Türkleriyle Türkistan Türkleri arasında kopukluklar olsa da devamlı ilişkiler olmuştur. Bu ilişkiler ekonomik alandan ziyade sosyal, kültürel ve politik alanlarda olmuştur. 15. asırdan itibaren bu ilişkilerde Şii İran'ın ayrı bir rolü vardır. 19. asra kadar İran, Osmanlı Türkleri ile Türkistan Türkleri arasında politik ve kültürel ilişkilerde daima birinci sebep olarak gösteriliyor. Bunu bendeniz henüz tamamlanmış olan 'Türk-İran Münasebetleri" kitabnnda izah ettim. O da yakında çıkıyor. 1783'den itibaren Osmanlı Devleti'nin Türkistan siyasetinde büyük bir değişiklik olur. Bunun sebebi Kırım'ın kaybedilmiş olmasıdır. Karadeniz'in Rusya'ya bir nevi kapısı olması dolayısıyla, açıldığından tehlikeyi sezer ve devlet ricali Türkistan devletlerine rica eder, fermanlar gider, Moskof sulhu bozmuştur. Kırım'daki müslumanlar, Türkler esarete düşmüştür. Bu, aynı zamanda Osmanlı Devleti ile ilgili diri çünkü tarihimizde bütün Türk devletleri, olduğu ama bilhassa Osmanlı Devleti sulhten yana olmuştur. Yapılan beynelmilel antlaşmaları ilk çiğneyen asla ve asla Türk devletleri ve özellikle Osmanlı Devleti olmamıştır. Sulhu bozduğu için kardeşlerimize mektup gidiyor; diyor, bu sulhu tekrar tesis edelim. Bunun sebebi tabiî, Rusya'nın ve Çin'in ve İngiltere'nin Orta Asya diye bildiğimiz Türkistan illerini devletlerarası hukuku hiçe sayarak birden çiğnemesi meselesi vardır. Burada da devletimiz kardeşlerimizle ilişkiye girer, bu dertlerden nasıl kurtulacağız, bunun çarelerini aramaya başlar. Şimdi burada bir soru gelebilir; pekiyi Rusya, Çin ve İngiltere niçin bu bölgeye yönelmişti? Rusya, Türkistan illerinin ekonomik ve ticarî potansiyelini ele geçirmek. denizlerde yenemediği İngiltere'yi Orta Asya üzerinden tehdit etmek için bu işgali yapmıştır. Çin ise Doğu Türkistan'ı hem sömürmek ve hem de Rus işgaline karşı batı bölgesinin emniyetini sağlamak için bu işgali yapmıştı. İngiltere'ye gelince Türkistan ülkelerini aldıktan sonra Hindistan sömürgesini tehdit ederler endişesiyle o bölgenin emniyet yapısı olarak gördüğü Afganistan'ı iki defa işgal etmiş, parçalamış ve bu ülkenin günümüze kadar gelen problemlerinin yaratıcısı olmuştur. Bu İki işgal esnasında ki, ben bunu ayrıca da Ttirk-Afgan İlişkileri kitabımda izah ettim, her kabilesiyle ilişki kuruyor, her bir kabileyi birbirine karşı kullanıyor. Afganlı kardeşlerimiz, asla bir millet olamadılar. Bilâhare cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk'ün büyük gayretleri ile orada modem devlet oluşmaya başlamış idi, millet şuuru gelmeye başlamıştı. Sonradan, işte bildiğiniz gibi Sovyet işgali ve şimdiki dramatik durum, meseleyi izah ediyor.

18

Hanlıklar Döneminde Osmanlı Devleti nin Türkistan Ziyareti Bu arada İngiliz siyasetini anlatan "Afganistan ve Türkler", Rus siyasetini anlatan bu arz ettiğim kitap ve Çin'in siyasetini anlatan "Doğu Türkistan" kitabı var. Bunları sizin kütüphanenize hediye ediyorum. Gençler oradan alıp okuyabilirler. Rusların, Çinlilerin ve İngilizlerin Türkistan ülkeleriyle Afganistan'a yönelik işgal hareketleri ister istemez Osmanlı Devleti ile Türkistan devletleri ve Afganistan arasında, lıızlı bir diplomatik ilişkiye sebep olmuştur. Ülkeleri yabancılar tarafından işgale uğrayınca Buhara, Hokand, Hive, Kaşgar, Afganistan ve Türkmenistan liderleri yardım rica eden mektuplar ve elçilerle Osmanlı Devleti'ne başvurmuşlardır. Türkistan devletlerinin Osmanlı Devleti'nden istedikleri yardımın başında silah ve asker gelmekledir. Top, tüfek, barut ve mermi imalinde gerekli malzemeler ve bunları imal edecek ustalar istemişlerdir. Kaşgar hariç maalesef Batı Türkistan'daki Hokand, Hive ve Buhara'nm bu isteklerine müsbet bir cevap verilememişi ir. Halbuki konu Osmanlı hükümetleri tarafından son derece ciddiye alınmış, ilgili meclislerde günlerce görüşülmüş ve yardım karan da alınmıştır. Ne var ki Türkistan devletleri ile Osmanlı Devleti arasında, şii İran'ın geçit vermez bir set gibi bulunması ve Kafkaslarnı Ruslar tarafından işgal edilmiş olması gibi sebeplerle, istenen askerî malzemeyi gönderecek bir yol bulunamamıştır. Silah yardımı haricinde istenen askerî yardım ise hiç mümkün olmamıştır. Zira bu yardımların istendiği devirlerde Osmanlı Devleti'nin hem Rusya ile sulh halinde olması ve hem de Rusya'dan çekinmesi dolayısıyla, asker yardımı mümkün olmamıştır. Bu istekte bulunan ülkelerin temsilcilerine gönüllü toplama tavsiyesinde bulunulmuş bundan da istenen netice alınamamıştır. Yukarıda arz ettiğimiz silah ve askerî yardımla birlikte Osmanlı Devleti'nden idareci talebinde de bulunulmuştur. Ülkelerini idare etmek üzere ya bir Osmanlı paşasmm ya da bir Osmanlı şehzadesinin gönderilmesini istemişlerdir, 1820'lerde ve 187O'lerde istenen bu idareci zümresine Osmanlı kayıtlarında nasıl bir cevap verildiğine dair maalesef lüç bir bilgi yok. 130 milyon dosya var Başbakanlık arşivimizde. Arkadaşlar, ben Dışişleri'nde çalıştığım, TIKA'da vazife gördüğüm sırada Türkmen kardeşlerimizi getirmiştim arşivlerimizle ilgili. Verilen bilgiye, arşivlerin başındaki yetkililerin verdiği bilgiye göre bu malzemenin dörtte biri lıalihazırda araştırmacıya açıktır. Şimdi bu ayıptır. 700. yılını kutladığımız Osmanlı Devleti'nin arşivlerinin dörtte üçünün hâlâ okuyucuya açık olmaması hem kendimiz İçin haksızlıktır, hem Balkanlar hem Ortadoğu hem Kafkaslar ve Türkistan illeriyle ilgili araştırma yapmak isteyenler için de haksızlıktır. Zannederim bu vesileyle bu konu sık sık dile gelir ve devlet yetkililerimiz bunun bîr tedbirim alır. Askerî yardımın haricinde bu kardeş ülkelerin Osmanlı Devleti'nden diplomatik yardım isteklerini de görüyoruz. Rusya'nın devletlerarası hukuku hiçe sayarak ülkelerine saldırdığı, büyük maddî zarara ve insan kaybına sebep olduğunu dile getirerek bunun durdurulması için Osmanlı Devleti ile İngiltere'nin tavassutta bulunmasını istemişlerdir. Onların bu isteklerine maalesef nasihatten başka bir cevap verilememiştir. Türkistan devletlerinin Osmanlı Devleti'nden istemekte olduğu konuların başında, İslâm dininin halifesi olması hasebiyle dinî istekler gelmiştir. Hac vazifesini ifa edebilmeleri için Türkistanlı müslümanların belirli güzergâhlardan emniyet içinde seyahat etmelerinin sağlanması ve buralarda onlara maddî yardımda bulunulması için yapılan ricaların hemen tamamı yerine getirilmiştir. Bu hususta 19

Mehmet Saray

Osmanlı yetkililerinin oldukça cömert davrandıklarını mevcut arşiv belgelerinden anlamaktayız. Türkistan devletlerinin liderleri sık sık Osmanlı idarecilerinden, ülkelerindeki medreselerinin sağlıklı bir biçimde çalışabilmesi için ders kitapları isteğinde bulunmuşlardır. Onların bu isteklerinin de tamamına yakım yerine getirilmiştir. Sevgili gençler, 1820'li yıllarda Türkistan'da çok hoş bir rekabet yaşanır. Hokand'ın başında Ömer Han vardır. Buhara'nın başında Haydar Şalı vardır. Bu iki Türk hükümdarı sanki asırlar sonra Ulıığ Bey'i taklit edercesine birbirleri ile kaç medresede ders verdikleri hususunda yanş halindedirler. Medreselerine Osmanlı medreselerinden kitap, malzeme rica ediyorlar. Biz şu şu ilimlerle uğraşıyoruz, öğrencilerimize medresede bunun malzemesini vennek lâzıın ve bize yardımda bulunun diyorlar. Bunlar sevinçle, ben size şunu ifade edeyim bu yardımlar da gidiyor, ama bu güzellikler kültürel ve biraz ilmî. Tabiî siyaset, üstünlük meselelerine gelince önce Haydar Şah Osmanlı Devleti'ne biat ediyor, bunu gören Ömer Han o da elçi gönderiyor, o da biat etliğini söylüyor. Biat, sevgili gençler müslüman bir toplumun, hilafet makamını temsil eden Osmanlı Devleti'ne bağlanıyor ve onun tâbiyetine giriyor, onun vatandaşlığına giriyor demektir. Şimdi bu güzel hadiseyi sizlere anlattıktan sonra son cümlemi burada ifade edeyim. Türkistan devletlerinin Rus işgaline uğradıktan sonra. ısrarla ülkelerinde Osmanlı Devleti'nde olduğu gibi ıslahat yapmak istediklerini dile getirerek bu hususla acilen yardım talebinde bulunulmuştur. İdadi, rüşdiye, hukuk, tıp ve mühendislik dallarında okul açılması için öğretmen ve öğrenci talebinde bulunulmuştur. Buhara emiri ve meclisinin gönderdiği müşterek raporda diyor ki: "Siz bizim kan kardeşîmizsiniz. biz bir cehaletin içine düştük. Moskof geldi. Ümıııet-i müslümanı ezdi" diyor. Sefirlerinizden "Öğrendik ki Osmanlı Türkiyesi'nde böyle böyle reformlar yapmışsınız, lütfen bu reformları yapacak hocaları ve idarecileri bizlere de gönderin. Sizlerin sayesinde bu Moskof zulmünden kurtulalım" der ve fevkalade, inşam gerçekten ağlatacak dramatik cümlelerle sona erer. ' Ben, sevgili gençler, kıymetli hocalarım, böyle altı güzel hocamızı sevgili başkanımız bir araya toplayınca, şimdi zaman yarışı var ben izin verirseniz, burada sayın başkanın İkazına uyayım ve soru olursa onu ben memnuniyetle cevaplamn.

20

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss. 21-35.

TÜRKİSTAN'DA OSMANLI TÜRK SUBAYLARININ FAALİYETLERİ (1914-1923)*

Timur KOCAOGLU Osmanlı Padişahı Sultan Abdülazİz Han (saltanatı: 1861-1876)'ın ferman ivla askeri yardım ile birlikle Osmanlı ordusımcUm istihkam subayı Miralay Ali Kuzun Bey. piyade subayı Mehmet Yusuf Bey, süvari subayı Çerkeş Yusuf Bey. topçu subayı İsmail Hakkı Bey ve başka dört emekli subay Enderun'dan Mıırad Efendi başkanlığında KaşgarEmiri Yakııp Han (saltanatı: )'a 1874 (Hicri 1291) yılında gönderilir. Yukarıda adlarını saydığımız bu Osmanlı subayları Türkistan hanlıklarına gönderilen ilk ciddi Osmanlı askerî heyetinde görev almışlardır. Sayın tarihçimiz Prof. Mehmet Saray Osmanlı subaylarının Doğu Türkistan'a gönderilmelerini Osmanlı ve İngiliz devlet arşivlerine dayanarak detaylı bir şekilde gözler önüne sermiştir,1 Saray'ın önemle beürüği gibi, daha önce 1863-1873 yıllan arasında Türkistan'ın güney bölgelerine vuku bulan Rus yayılmacılığı karşısında Hokand ve Hİve hanlıklariyle Buhara emirliğinin Osmanlı devletinden yardım ricalarına. İstanbul'daki saray içi karışıklığı ve dış güçlükler dolay isiyle Osmanlı devleti gerekli karşılığı verememişti. Sultan Abdülaziz Han'ın saltanatı sırasında Kaşgarha varan Türk subaylarının bilahare Türkiye'ye dönüşlerinde Padişah Abdülhamid'e sundukları layihalardan (raporlardan) Yüzbaşı Ali Kazım Bey'inkhü de sayın Melunet Saray yaymlaımşür. Ali Kazım bey'in Padişaha sunduğu lahihadan öğrendiğimize göre, Ali Kazım bey önce Yakııb Han tarafından Yarken t valisi olan Molla Yunus'un emrine verildiğinde. Yarkent şehrinde bir lopçu tabum kurarak topçuluk eğitimi verir. Ali Kazım bey raporunda Yarkent'teki lopçu taburundan 'İstanbul askeri gibi gayet mu'allem oldular" diyerek de övgüyle sözeder. Ali Kazım bey bu tapçu taburundan başka, daha sonra Yarken!'te 3.000 kişilik Türkiye'deki Nizam-i Ccdid'c uygun olarak bir alay meydana getirir ve onları eğitir.2 Doğu Türkistan'ın liderlerinden rahmetli İsa Yusuf Alptekin'in verdiği Bu makale, 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araşürmaları Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan "Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde tebliğ olarak sunulmuştur. Doç. Dr., Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi.
Mehmet Saray. Doğu Türkistan Türkleri Tarihi I: Başlangıçtan 1878'e Kadar, İstanbul: Kitabevi, 1997, s. 165-172 ve -'Ekler 1 bölümündeki arşiv belgeleri, s. 253-295. A.g.e., s. 254-255.

Timur Kocaoğlu bilgiye göre, Bedevlet Yakub Han Türkiye'den gelmiş olan subayların yardııniyle 80 bin kişilik bir ordu kurar. İsa Yusuf Alptekin'in bu konuda verdiği şu bilgi çok ilgi çekicidir: "Dedem Kasım Hacı Muhammed Ali Oğlu [Türk subaylarının eğittiği) bu orduda la Mini görmüş ve muhaberelere katılmış bir askerdi. Birkaç yerinde yarası olduğunu görmüştüm. Biz beş yaşlarında iken, hatıralarını anlatır ve heyecanlandığı zaman, bizi ayağa kaldırarak, 'Rahat, hazırol, marş, bir-ki, bir-ki...' tarzında komut verir, eski günlerini yâdederdi. Merhum 85 yaşında vefat etmişti."3 Rahmetli İsa Yusuf Alptekin beyin anlattığı dedesiyle ilgili bu küçük hatıra parçası bile, 1874-1876 arasında Türk subayları taralından eğitilen Türkistanlı askerlerin bu aziz hatıralarını kendilerinden sonraki genç kuşaklara nasıl aktardıklarını göstermesi bakımından çok önemlidir. Osmanlı subaylarının 19.uncu yüzyılın İkinci yansında, ya'ni 1870Merde Doğu Türkistan'da büyük bir başarıyla gerçekleştirdikleri bu resmî görevden sonra, biz Türkistan'ın herhangi bir bölgesinde Osmanlı devleti tarafından resmen görevlendirilmiş başka Türk subaylarını görmüyoruz. Ancak, resmen görevlendirilmiş olmasalar da, talihin bir cilvesiyle Osmanlı Devletinin son günlerinden, ya'ni 1918'den 1923'e kadar, bu kez Batı Türkistan Ma çok sayıda Osmanlı Türk subayı ile karşılaşıyoruz. 1914'te Kafkasya cephesindeki Osmanh-Rus savaşlarında, özellikle Ardahan'da çok sayıda Osmanlı askeri ve subayı Rus ordusuna esir düşerler. Önce Kafkasya "daki çeşitli askeri esir kamplarında bulundurulan Osmanlı askerleri ve subaylarının bir bölümü daha sonra Sibirya'daki Krasnoyarsk şelırmde bulunan askeri esir kampına yollanır. Krasnoyarsk kampından kaçabilen Türk subayları çeşitli gruplarda ve tarihlerde Kazak Türklerinin deve kervanlariyle bugünkü Kazakistan topraklarım boydan boya geçerek, Taşkent'e ulaşırlar. Onlardan bir bölümü Taşkent'te kalarak çeşitli yararlı faaliyetlerde bulunur. Bir bölümü de, 1920'de yeni kumlan Buhara Cumhuriyeti'ne gider. 1922 ve 1923 yılları arasında bu Osmanlı subaylarından büyük bir bölümü Türkiye'ye dönmüştür. Ama, maalesef onların çok azı kendi canlı hatıralarını yayınlayabildi.4 Batı Türkistan'da ve özellikle Buhara Cumhuriyeti'nde bulunmuş ve oralarda hem eğitim lıemde askerlik alanında çok önemli hizmetler yapmış olan Osmanlı subaylarından Raci Çakıröz ile tanışma ve onun ağzından hatıralarım yazma imkanına salüp oldum. Rahmetli Râci beyin hatıralarını 1971'de yazdığım halde, bu hatırat ancak 5 1987'de Türk Dünyası Tarih Dergisi'nin 1 ile 11 sayılarında yayınlanabildi.

3 4 5

İsa Alptekin, Doğu Türkistan Davası. İstanbul: Otağ Yayınlan, 1973(2. Baskî 1975); s. 129. Tahsili îybar, Sibirya'dan Serendib'e, İstanbul, 1950. "Türkistan'da Türk Subayları (1914-1923)"; Anlatan: Raci Çakıröz, Yazan: Timur Kocaoğlu. Tfirk Dünyası Tarih Dergisi (İstanbul), Sayılar: 1-11 (1987). 1971 'de haftada iki gece şimdi rahmetli o Um Raci Çakıröz'ün evine gidiyor ve o anlatırken, not alıyordum. Daha sonra, eve giderek notlarımda düzeltmeler yaparak, daktilo makinesinde temize çekiyordum. Herhalde dört veya beş a)' içinde Raci beyin hatıralarını tamamlayabildik. Kendisinin elinde Kaikasya, Sibiiya ve Türkistan Ma çekilmiş çok sayıda fotoğraf ve arşiv belgesi vardı. Elindeki bütün

22

Türlcistan'da Osmanlı Türk Subaylarının. Faaliyetleri (1914-1923)

Raci Çakıroz gibi Osmanlı subaylarının çok az bir kısmı hatıralarını yayınladıkları için, bu konuda çeşitli kaynaklara başvurmamız gerekiyor. Yayınlanmış kaynaklar arasında, değerli tarihçi Prof. Zeki Velidî Togan'ın 1969da basılmış olan hatıraları, Türkistanlı Abdullah Receb Baysun'un 1945'te İstanbul'da basılan Türkistan Millî Hareketleri adlı eseri önemJi bir yer tutar. Çünkü, hem Togan hemde Baysun o sıralarda, ya'ni 192Ü-1922 yıllan arasında Batı Türkistan'da Osmanlı subayları ile yakın ilişkilerde bulunmuş iki önemli görgü tanığıdır.5 Osmanlı subaylarının Batı Türkistan'daki faaliyetleri hakkında en önemli belgeler ise, henüz gün ışığına çıkmamıştır. 1922 ve 1923'ten sonra Türkiye'ye dönen o eski Osmanlı subayları herhalde bu konuda resmî makamlara kişisel raporlarını sunmuş olmalılar. Başbakanlık ve Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivlerinde bulunan bu belgelerin üzerindeki yasaklama süresinin biran Önce kaldırılmasını dileriz. İkinci Önemli arşiv belgeleri ise, bugün Özbekistan ve Moskova'da bulunmakladır. Bolşevik Rusyası gizli polisi ÇEKA (Çerezviçayni IComissiya "Fevkuladde Komisyon") özellikle Taşkent'teki Osmanlı subaylarını yakından izlediği için onların raporlamıda oldukça yararlı detaylar bulunabilir. Ayrıca, Buhara Cumhuriyeti de 1920 ve 1923 yılları arasmda çok sayıda Osmanlı subayını eğitim ve askerlik alanında önemli görevlere getirdiği için Buhara Cumhuriyeti'nin arşivlerinin de bu bakımdan dikkatle incelenmesi gerekir. Kısmen eski ÇEKA ve kısmen de Buhara Cumhuriyeti arşivlerinden yararlanan bazı yazarlar Sovyet dönenimde bazı edebî eserler yazdılar. Onlar arasında Tacik yazan Celal İkramı'nin 1979'da Düşenbe'de yayınlanan Garnizon T aslim Nemişeved ("Garnizon teslim Olmayacak") adlı piyesi ile Özbek yazan Halmirza Şükürov'un 1982'de Taşkent'te yayınlanan Kıl Köprik ("Kıl Köprüsü", ya'ni "Sırat Köprüsü") adlı romanı ve Tatar yazarlarından Tevfık Eydi'nin 1991'de Kazan'da yayınlanan İlan Uvı ('"Yılan Zelıiri") adlı romanını anmak lazım7. Bu piyes ve romanlardaki karakterler arasmda Osmanlı Türk subayları da önemli yer alıyorlar. Osmanlı subaylarının kişiliği ve faaliyetleri, Tacik yazarı tarafından çok olumsuz bir şekilde sunulurken, Özbek ve Tatar yazarları tarafından ise, olumlu olarak yorumlanışı dikkatimizi çeker. Tabii, Sovyetler Birliği parçalanarak. Batı Türkistan'da beş bağımsız cumhuriyet ortaya çıktıktan sonra, Osmanlı Türk ve Türkistan ilişkilerini ele alma üzerindeki yasak da kalkmış oldu. Buna bir örnek vermek islenin. Benim 1987'de İstanbul'da yayınladığım Raci ÇakırözHüı hatıraları tam onbir yıl sonra 1998'de Taşkent'te çıkan Cihan Edebiyatı adlı dergide Türkistan'da Türk Ofitserlerf adıyla biraz kısaltılmış olarak s yayınlandı.

fotoğraf ve belgelerin birer filmini çikıımıaina ve bu hatıraları yayınlama yetkisini bana verdiği halde, bu 1987'ye kadar mümkün olmadı. Zeki Velidi Togan, Hatıralar, İstanbul. 1969 (Dizinli yeni baskı: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. 1999); Türkistanlı Abdullah Receb Baysun, Türkistan Millî Hareketleri. İstanbul, 1945. Celal İkrama "Garnizon Taşlını NemişevecF, Edebiyatı So\>eti (Düşenbe). No. (1979), s. 1746; Şükür 1 lalmirzayev "Kıl Köprik", Şark Ynlduzı (Taşkent), No. 9-12 (1982) ve daha sonra kitap olarak yayınlandı: Şükür Halinirzayev, Kıl Köprik, Taşkent: Gafur Gulaın, 1984; Tevfîk Eydi, İlan Uvı. Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı, 1991. Cihan Edebiyatı (Taşkent), No. 6 (1998).
23

Timur Kocaoğlu 1918 ve 1923 arasında Batı Türkistan'da yalnızca daha önce Ruslara esir düşmüş eski Osmanlı subaylarını bulmuyoruz. Bilhassa, 1920 ve 1922 arasında çok üst düzeyde Osmanlı paşalanyla da karşılaşıyoruz. Osmanlı generalleri arasında tabiiki ilk önce 1 Türkistan'a Baku üzerinden 1921'de varım Enver Paşa ve daha sonra Cemal Paşa dır. Onlardan ayrı olarak, Teşkilat-i Mahsusa'nm önemli üyelerinden Hacı Selim Sami, Emrullah Bey. Demeli Adil Hikmet Bey. Hüseyin Bey. Bursalı İbrahim Beyler de Türkistan'a giderler ve onlar "Beş Türkler" diye ün kazanırlar. Değerli sözlü tarih yazarı Cemal Kulay Ana-Vatan'da Son Beş Osmanlı Türkü adıyla 1964'te yayınladığı eserinde, bu beş Osmanlı Türkünün Türkistan'daki faaliyetleri hakkında onların ağzından ilgi çekici bilgiler verir.9 Burada Ankara hükümeti ve Mustafa Kemal Atatürk'ün özel direktifleri ile 1921'de Türkistan'a gönderilen Soysallı İsmail Suphi bcy'in Taşkent'teki Türkistanlı aydınlar arsındaki faaliyeti ve özellikle kısaca TMB diye anılan "Türkistan Millî Birliği" adlı gizli teşkilatın kuruluşundaki katkısını da burada belirtmeliyi/.. Enver Paşa'nın Türkistan'da Ekim 1920 ile Ağustos 1922 tarihleri arasında iki yıldan biraz az, ama çok hareketli ve heyecanlı faaliyeti maalesef Türkiye'de detaylı bir şekilde ortaya konulmuş değildir. Tekin Erer gibi bazı yazarların Enver Paşa hakkında 1970'lerde yay miadı klan gerçeklere dayanmayan "hamasî'" kitaplarından yararlanılma imkanı çok azdır.10 Şevket Süreya Aydemir ise. Enver Paşa hakkındaki üç ciltlik eserinde, Türkistan bölümünü çok kısa ve sathi olarak geçmiştir.11 Enver Paşa hakkında bildiğimiz en ciddi çalışma Japon bilgim Prof. Masayuki Yamauclü tarafından 1991'dc Tokyo'da yayınlandı.12 Masayuki Yamauchi bu eserinde Ankara'da Türk Tarih Kurumu'unda saklanan Enver Paşa'ya aid 21 dosya içindeki özel evrakları ve mektupları Latin alfabesiyle Türkçe olarak yayınlamıştır. Yamauchi'nin yayınladığı mektuplar arasında. Enver Paşa'nın 28 Ocak 1922'de Şarki Buhara'da Ahcar köyünden Berlin'deki arkadaşı Kamil Bey'e gönderdiği mektuptaki aşağıdaki satırlar, Enver Paşa'mn Türkistan'da bir yandan Ruslarla çarpışırken, bir yandan da oranın İlerisi için nasıl planlarla kafasının dopdolu olduğunu göstermektedir: "Burada, Şarki Buhara'da, Darvaz vilayetinde dağ içinde ve derelerde halk tarafından ibtidâî işletilmekle olan altın ma'deni var. Sonra, demir, kömür, petrol, yakut, kurşun ma'deııleri var. Acaba Almanya'dan buraya hesabına emîn bir ma'den mühendisi göndermek imkan olmaz mı? Eğer Günler bu işler için yardım çaresini bulursa çok iyi olacaktır. Büyük Parebellum tabancalardan hiç olmazsa 10 tane göndermeyi unutma. Sonra, acaba bir Zepplin (balonu) ile burayla te'sis-i rabıta mümkün olamaz mı, ve kaça mal olur? Buradan parasını vermek mümkündür. Oradakilere selam. Babanım ellerinden öperim. Enver."13

11

13

Cemal KuLay, Aııa-Vatan 'da Son Beş Osmanlı Türkü, İstanbul: Tarih yayınları, 1964. Tekin Erer, Enver Paşa 'tun Türkistan Kurtuluş Savaşı, İstanbul: Maytaş Yayınevi, 1973. Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya 'darı Orta Asya'ya Enver Paşa, I-Ill. İstanbul: Remzi Kitabevi. 1970-1972. Musayııki Yamauchi, The Green Crescent Uncler the Red Star: Enver Pasha in Soviet Russkt 1919-1922, Tokyo, 1991. Masayuki Yamauchi, cug.e., s. 293-294.

24

597. İstanbul: Bağlam Yayınlan. Üsteğmen Mehmet Sadık (Samsunlu).19 Süvari üstteğnıeni Cavit Bey. Binbaşı Osman Bey (Harputlu). bir ara Antalya Valiliği yapar ve daha sonra Ali Çetrnkaya'nm Nafıa vekilliği sırasında onun müsteşarı olur. mülazim-i evvel Süleyman Sami. Hilmi (Aksaraylı). ikincisi ise Buhara ordusunun temelini atmak için girişilen askeri eğitimdir. Mehmet (AğıistosHı).g. Kazim Bey. Hoşnud Olmayan İman: Enver Paşa. 16 Arif Bey Türkiye'ye döndükten sonra Baytııng soyadını alır. Osmanlı Devleti'nde gördükleri son modern öğretim ve eğitim yöntemlerim Türkistan'da uygulamaya sokmuşlardır. Yüzbaşı Cemal. dizin. Yüzbaşı Emin. Talat (Edirneli). Hatıralar (Yeni Baskı). 19 Ziya Bey Türkiye'de Bayburt Kaymakamı olur.18 Üsteğmen Ziya Bey. 1998. s. "" Üsteğmen Nafi Bey Türkistan'da Enver Paşa'mıı yaverliği görevini yapar. Tüfekçi Arif. Yüzbaşı Sait Bahri. Üsteğmen Yunus (Musullu). sivil eğitim. yeni okullar açmışlar. Topçu mülazim-i evveli Haydar Şevki. 15 -Türkistan'da Türk Subayları (1914-1923)". Özellikle benim yayınladığım Râci Çakıröz'ün hatıralarına dayanarak. Yüzbaşı Galib. Üsteğmen Nafi (Manastırlı)20. 1999. Türkiye'de okuyarak Osmanlı ordusunda assubay olmuştu. Binbaşı Rıfat. Binbaşı Hüsnü. Mataracı Rıfat. Talisin İybar. Assubay Sait Ahrari. Alay komutanıydı. ıs Üsteğmen Yunus (Musullu) milis kuvveti olarak kurulan Buhara Ordusunun kumandam olur. Osmanlı subayları Taşkent şelırinde ve Buhara Cumhuriyeti'nde daha önceden mevcud olan cedit okullarında görev almış. Önce Ruslara esir düşerek Sibirya'daki Krasııoyarsk esir kampına gönderilen ve daha sonra çeşitli gruplar halinde oradan kaçarak Taşkent ve Bulıara'ya geçen 300 kadar Osmanlı subayının Türkistan'daki faaliyetlerinin başlıca İki alanda yoğıınlandığmı görüyoruz. a. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. 14 Masayuki Y. Osmanlı subayları özellikle genç Buhara Cuııılıuriyeti'nin milli ordusunun kumlusunda çok önemli katkılarda bulunmuşlardır. Sait Cemal. İkinci alan olan askeri eğitimde ise. daha sonra Türkiye'ye dönünce "Atuf1 soyadını alır O Zeki Velidi Togan. Bunlardan biri. Kolordu 83.k.Türkistan 'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Masayuki Yaraauclıi'nin Enver Paşa hakkındaki başka bir eseri de Hoşnud 14 Olmayan İnsan: Enver Paşa adıyla geçen yıl İstanbul'da yayınlandı.17 Kurmay Binbaşı Nuri Bey.21 Yedcksubay Halil (Bartınlı). Bugün elimizde mevcut kaynaklara.ıfi Yarbay Ziya Bey. Yüzbaşı Faik (Edirneli). 17 Ziya Bey 1915'te 9. Türkistan'da faaliyet gösteren Osmanlı subayları: Raci Çakıröz'ün hatıralarında aşağıdaki Türk subaylarının adları geçer:15 Albay Arif (Çengelköylü).ıtnauchi. 25 . İsmail Hakkı (Kayserili). 1 Sait Ahrari aslında Türkistan'ın Hoccnt şehrindendir. Yüzbaşı Şükrü.

Sakallı) bir grup Türk subayları ve başka Türkistanlı aydınlar ile (Taşkent. . 1919).3' Resim 1: Türkistan'daki Yenilik (Cedirçilik) hareketinin önderlerinden Münevver Kari (2. Sırada soldan 4.

Raci ÇakırÖz ve 3. Yüzbaşı Galip Türk subaylarıdır). 7 •I Resim 2: 1920'de Taşkent'teki Turan mektebi öğretmenleri ve s_ınıf mümessilleri (orta sırada oturanlardan sağdan 2.5- S. .

Raci Çakıröz. Hilmi. 2.Resim 3: Taşkent'te öğretmenlik yapan Osmanlı subayları ve Türkistanlı öğretmenler (ilk sırada soldan 1. Yüzbaşı Galip Türk subaylarıdır) . 3.

(Raci Bey) Türk subaylarıdır.O Resim 4: Buhara Cumhuriyeti"nin Çarcoy şehrindeki Öğretmen Okulu hocaları: Oturanlardan soldan 1. ve 4. .

İS) o JEtesim 5: Buhara Cumhuriyeti Maarif Nazırlığı (Milli Eğilim Bakanlığı) tarafından Türk subayı Raci Çakıröz'e verilen öğretmenlik yıllarını gösteren resmi belge (Belge Arap yazısiyle Özbekçe ve Rusça olmak üzere iki dildedir). .

. Resim 6: Osmanlı subaylarının idaresinde Taşkent'te sahneye konan bir piyesten sahne."ÎT*.

Timur Kocaoğhı o^İ^^ Resim 7: Buhara Milli Ordusunu kuran Osmanlı subaylarından Musullu Yunus Bey. .

.Kesim 8: Osmanlı Subaylğrinin yetiştirdiği Buhara Cumhuriyeti ordusundan bir takım.

.Resim 9: Buhara ordusundan başka bir görünüş.

Ağustos 1920'de Buhara'ya kısa bir gezi yapan Cemal Paşa. çok memnun kalmıştı. 35 . Osmanlı subaylan tarafından kurulan Buhara Milli Ordusunu teftiş ederek. Milli Bando Cemal Paşa'yı Türk marşları çalarak seJamlamıştı. Önden ikinci sırada soldan 3. Raci Çakıröz ve 4.F Türkistan'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Resim 10: Buhara Ordusu bandosu. Türk subaylarıdır.

Hz. Muhammed'e kadar ulaşmakladırlar. Doç. Bu bildirimde. Ali vasıtasıyla Hz. teşkilat ve onun dayandığı fikirlerin Osmanlı döneminde kazandığı yeni mahiyet izah edilmiş olacaktır. Ayrıca. 37-55. Ayrıca. Bu teşkilatı yazarken onun kullandığı özgün kaynakların ilki. Taşköprülüzadc'nin Şakayık-ı Numaniye'si ve htaııtıkü't-Tayr'ın ondördüncii yüzyılın ilk yarısında yetişen büyük Türk şairi Gülşehri'ce yapılan Türkçe çevirisi gelmektedir. Hacı Bektaş'm MakalaVı. Anadolu ve Rumeli'nin bir kısmında yayılmış olan bu teşkilatın hem Türk özelliği taşıması hem de cömertlik. Bunun başlıca sebebi Osmanlı tarihçilerinin bu konu üzerine yeterince eğilmemiş olmalarıdır. ondördüncii yüzyıl mezar taşlarında ve onbcş ve onalUııcı yüzyıl Osmanlı belgelerinde rastladığım ahiler ve onların tesis etdikleri zaviyeler üzerine özet bilgiler sunacağım. Bu bilgiler dikkatlice değerlendirildiği zaman. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Bu önemli teşkilat üzerine ilk ciddi yorumlar merhum Prof.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. üzülerek belirtmek gerekir ki ahi teşkilatının mahiyetini ve yayıldığı coğrafi sahayı i/ah çimekten uzaktır. Ona göre. Dr. İzmir 2000. asıl olarak. Halbuki. onbeş ve onaltmcı yüzyıllarda yazılmış Osmanlı belgelerindeki kıymetli bilgiler bu teşkilat üzerine ışık saçar. 'onüçüncü yüzyılın mesleki tasavvufı bekarlar zümresi' olarak yorumladığı ahiler üzerine ayrı bir kitap hazırladığını beyan etmişse de böyle bir kitabı ne yazık ki neşredcmemİştir. sanının. misafirperverlik ve mertlik gibi güzel insanî hasletleri hem müslümanlara hem de gayrimüslimlere aşılamış olması. ANADOLU'DA AHİLER VE AHİ ZAVİYELERİ1 M. Anadolu'da bu yüzyıllarda 'fütuvvet tarikatı' adıyla bir tarikat la mevcut değildir. Aslında. daha sonraki yüzyı Hardaki durumunu özellikle Osmanlı zamanındaki gelişimini bilememekleyiz. ss. soy kütüklerini. teşkilatın kuruluşu üzerine kıymetli bilgilere sahip olmamıza rağmen. Bunlar sadece bir esnaf topluluğu değildir. Köprülü.. Fuat Köprülü'ye aittir. Ihn Bal t ula seyahatnamesi. AkifERDOGRU Anadolu'da ontiç ve ondördüncii yüzyıllarda mevcudiyetlerini ve faaliyetlerim bildiğimiz ahi teşkilatı üzerine şimdiye kadar yapılmış anıştırmalar. Şimdiye kadar yerli ve yabancı tarihçilerin ahi teşkilatı üzerine ileri sürdükleri görüşleri kısaca özetlemekte fayda vardır. fütuvvef meslekine salik olan ahiler. Ahilik Haftası'uda okunmuş bildiri. Aşıkpaşa Tarihi. 15-16 Ekim 1997 tarihleri arasyndu Kırşehir'de düzenlenmiş ohııı 10. en diğer yerli araştırmaların konuya ilgi duymalarını sağlamalıydı. EttiLkVmnMenaktbü'l-Arİfm'i. tarihçiler dışında. s / . füiüvvetnanıeler.

biraz tasavvufi bir renk aldığuiı. devlet kuvvetini değil. Merhum Köprülü'nün ahiler üzerine beyan ettiği bu görüşler kuşkusu/. Onun çözmek istediği sorunlardan ilki. Cahen ifade etmişlerdir. Ahi Emir Ahnıed-i Bayburlî. Ahmcdşah'ın vefatından sonra Konya rindlerinin (çoğulu: rünud) basma Alü Sıddık'ın oğlu Alü Mustafa geçmiştir. Anadolu Selçuklu sultam I. Acaba Anadolu'da isimlerini yukarıda belirttiğim bu ahilerden daha önce yaşamış bir alıi var mıdır? Bu sual hakikaten teşkilatın kökenlerini ve yayıldığı cığrafi sahayı göstermesi bakımından önem taşnnaktadır. kıymetini hain muhafaza etmektedir. Moğollara karşı birleşmişlerdir. Çünkü. 'Sevakıbü'lMeiıakıh' adlı eserde.. İkinci ahi. ikincisinin de 1294 veya 97 yıllarında vefat etliklerini belirlemiştir. Alıi Muhammed Seyyidabadi ve Ahi Çoban gibi ilk ahiler üzerine Prof. ahilerin Osmanlı Öncesinde geliştiklerini. Zira. Anadolu şehirlerinde ahiliğin kuvvetlendiğini. Onun bu husustaki temel görüşü şudur. Tarih-i al-i Selçuk'da Alıi Alııned ve Alıi Alınıedşalı adlı iki Konyalı ahinin adı yazılı olduğunu bildirmiştir. Cemaleddin Alü Gühertaş ve Ahi Evraıvın da onüçüncü yüzyılın ortalarında yaşamış olabileceklerim Prof. Cahen'in esaslı yorumunu hakikaten kabul etmek 38 . 'anarşi devre/erin de' kuwet ve kudrel kazandığını. 1243 yılında vukubulan Kösedağ savaşından sonra Ahiler ile Fıtyan. ancak ondördüncü yüzyıldan sonra. Alıi Muhammed Divane. Eflaki'nin eserinde bu ahilerdenden başka. bilindiği gibi. Üçüncüsü ise onüçüncü yüzyıl başlarında Konya'da yaşadığını bildiğimiz Alü Natur isimli ahidir.M. Yine. siyasi önemlerinin kalmadığına işaret eder. o: 'Anadolu 'da İslamiyet' isimli ünlü makalesinde. Mevlana'nm Mektuba! adlı eserinde adı geçen Emir Alıi Mehmed. Osmanlı devletinin kuruluşunda bunların büyük bir amil olduklarını açıklar. Ahi Basara. İzzeddm Kcykavus'un füüıvvet teşkilatına girmesinden sonra. Cahen kısa bilgiler vermiştir. müteveffa Prof Claude Cahen'in ahiler üzerine belirttiği görüşlerin ise ayrı bir kıymeti bulunduğu kuşkusuzdur. 1262-1263 tarihlerinde Divriği'de ölen Alıi Abdurrahman'dır. Ahi Muzafferiiddin. ilk alıi 1216-1217 tarihlerinde Antalya'da yazılmış bir vakıfname adı geçen Ahi Enıinüddin Mahımıd bin Yusufdur. mahalli halk idaresini temsil ettiklerini ileri sürer. Ahi Mustafa. Bunların. Yine o. Köprülümden başka. Eflaki'nİn eserinde adı geçen Alü Ahmed. Akif Erdoğnt Batınî bir tarikat olarak doğan alillerin 1360-1361 yıllarında Ankara'nın Osmanlılar eline geçmesinden sonra. Özellikle 'Ahİyan-ı Rum ' denilen zümrenin Osmanlı merkez idaresi kuvvetlendikten sonra sadece esnaf teşkilatı mahiyetinde kaldığını ifade eder. Alıi Bcdreddin. Cahen. İslam âleminin her sahasında göze çarpan esnaf teşkilatına bağlı olduklarını öne sürer. Ahi Musa. Alü Türk. Ahi Kaysar. ahiliğin ne şekil bir mahiyet kazandığı hala açıklanması gereken karmaşık bir mesele olarak kalmakladır. ilkinin 1297-1298. Prof. kısacası ahilerin Osmanlı denetimine girmesinden sonra. onikincİ yüzyılda Anadolu'da ahi teşkilatının ya da ahilerin olup olmadığıdır. hakkında ileride daha fazla bilgi vereceğimiz Konya yaşamış Urmiyeli Alü Türk'ü kabul etmekledir. Alıi Polad ve Ahi Sıddık'm adı geçmektedir. Cahen'e göre ikinci önemli mesele de Konya'da alülerin siyasî olarak Moğolları mı yoksa Türkmenleri nü tuttu klandır? Bu hususta Prof. 1284 yılında vefat etmiş olan Hüsamcddin Çelebi'uin büyük babasıdır ve diğer ahilerden daha önce alü teşkilatına girmiş olmalıdır. ilk ahi olarak. bu ahilerden başka. Ahi Natur'un Mevlana Celaleddin-i Rumî'nin müridi olduğu zaman yüz on yaşında olduğu yazılıdır. alpler ve sipahiler arasında münasebet peyda eliklerini belirtir.

esnaf teşkilatı şeklinde sürekli olarak devam ettirdiği için. Debbağların ahi babası bütün lonca teşkilatının başıdır. Bir kısmı zamanımıza ulaşabilmiş bu üzerine Arapça yazılar hakkedilmiş bu mezar taşlarında en azından ahilerin isimleri ve vefat tarihleri bize bildirilmektedir. onüç ve oııdördüncü yüzyıllarda Anadolu'da loncalar halinde teşkilatlanmış füluvve İdeallerini uyarlayan genç erkek derneklerinin lideri için kullanılmış bir kelimedir. Mikail Bayram. Bu konu benini bildirimin sınırlarını aşacağı için üzerinde durmuyorum. Ahi Evran ve ilk alillerin hayatları henüz aydınlatılmayan konular arasındadır. Çünkü biliyoruz ki Şeyh Edcbalı gibi ahiler Osmanlı devletinin kumlusuna katkıda bulundular. Türkiye Cıımlıııriyeti'nin kuruluşuna kadar izlerini. Osmanlı döneminde. Murad. Bence diğer önemli bir mesele de Fuat Köprülü'nün başlangıçta batini olarak zikrettiği ahi teşkilatının. Disiplinsiz harelcetleri genellikle kendilerine saldıranlara karşıdır. Uygurca'da ve Kaşgarlı Mahmud Lügatı'nda bu kelime 'akı' şeklinde geçmekledir. Onüç ve oııdördüncü yüzyılın Türk beyleri ve I. Dr. Onüçüncü yüzyıl sonlarında Anadolu Selçuklu devleti parçalanırken. Ancak bu kaynaklar araştınnacılarca ne yazık ki yeterince kullanılmış değildir. Ahiler yönelimi doğrudan doğruya ele geçirdikleri zaman Moğolların. Yukarıda isimlerini belirttiğim modern ve özgün kaynaklara ilave olarak. Lonca üyeleri tararından seçilen ahi babanın Ahi Evran'ın neslinden geldiği iddia olunur. devletin denetimi altında bir sünni mahiyet aldığıdır. ahi teşkilatı üzerine ışık saçmaktadır. bazı konular hata açıklanamamıştır. bu yazıtta. Orta Anadolu şehirlerde ortaya çıkan eşkıyaların (rümtd) liderlerine de bu isim verilmiştir. Arap ve Fars topraklarında ahiliğin yayılmamasınm sebepleri bilinmemektedir. Fevkalade bir misal. Her ne kadar. Dr. zamanımıza kadar ulaşmış Osmanlı arşiv belgeleri ve mezar taşlan. Osmanlı arşiv bilgileri Muallim Cevdet'in kıymetli eserinde bulunabilir. Prof. Çelebi Mehmcd gibi Osmanlı padişalüan ahi teşkilatını canii gönülden desteklediler. bu teşkilat onüçüncü yüzyıl Anadolusu açısından son derecede öneme haiz ise de. Prof. Ahiliğin diğer yönleri de incelenmiştir. Konya'da Ahi Türk olarak bilinen mühim bir kişinin nesli ortaya 39 . Franz Teasclmer tarafından yapılmıştır.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri gerekiyor: 'ahi/er hiçbir siyasi gücü olmayan fakat iktidar boşluğu bulunan zamanlarda karışıklıklar çıkmış şehirlerde ön sırayı alan. Modern araştırmalara rağmen. Ona göre ahi. 1. Ahilere ait mezar taşlan bu konuda yeterince kullanılmamış özgün kaynakların başında gelmektedir. çok kısa bir süre içerisinde. Modern Türkiye'nin kuruluşu açısından da önemlidir. düzenli ordunun eksikliklerini iamamlayab'üen önemli bir teşkilatdır. Onların vatan sevgisi çok fazladır. Bu önemli Türk teşkilatı üzerine dikkate değer bir takım araştırmalar Prof. Ahiler Selçuklu yönetimine bağlı görünüyorlar. Bayezid. Örneğin. Kırşehir'in ahi abbaları esnaf loncalarını dolaşarak icazetname verililerdi. özellikle Ahi Evren'in hayatım araştırırken ahi teşkilatın kuruluşu üzerine Arapça ve Farsça yazma eserlere dayanan yeni kıymetli yorumlamalarda bulunmuştur. Konya'da Hüsameddin Çelebi'nin kabir kitabesidir. Neşet Çağatay'ın araştırmaları da teşkilatın inanç ve gelenek tarafına yöneliktir. Konya'nın hayalını tehâil ettikleri zaman da Türkmenlerin büyük düşmanıdırlar \ Açıklanması gereken diğer bir sorun da ahiler ile esnaf arasındaki ilişkiler başlangıcı ve malüyeüdir.

Mezar taşları ve bir kaç Arapça vakıfname bir çok Ankaralı ahinin ismini bilmemize olanak tanımaktadır: İsmail oğlu Ahi İshak. Alıi Elvan oğlu Emir Paşa'mn kabrinde: 'Ahi Elvan oğlu Emir Paşa küçük dost erkek alemine göçmüştür: Kabri iyi ve (emiz olsun. 'Ahi Sinanüddin Mülk dünyasından Ahirete göçmüştür'. Allah onu affetsin. Ahi Arif oğlu Alıi Yusuf. Onların ruhunu kutsal kılsın. 833 yılının Zilkade ayı' yazılmıştır. Hakkın ışığı Ahi Türk olarak da bilinen Urmiyeli (İran Azerbaycanı 'nda) Hasan oğlu Mehmed oğlu Hüsameddin Hasan 'indir. ariflerin önde geleni. Bilinmeyen yeni ahilerin İsimleri mezar taşlan sayesinde ortaya çıkarılabilir. 'Ahi Şerefeddin oğlu Ahi Hüseyin Allah onu affetsin yıl 731'. Ahi Hüseyin'in kızı Ayşe Hatun Iahdinde ise: 'Masume. Bu taşlardan ahilerin vefat tarihleri tesbit edilebilmektedir.M. Hüsameddin oğlu Ahi Şerefüddin Mehmed. Alıi Yakup. 843 yılının Ramazan ayında'. erdemin babası. Ondördüncü yüzyıla ait Ankara'da mezarlıklarında olan bir kaç alıi mezar taşı Konya müzesi eski müdürlerinden merhum Yusuf Akyıırt larafmdaıı tesbit edilmiştir. Alıi Sinan oğlu Alıi Çelebi. Ahi Ali. Alıi Sinanüddin kabir taşında. Alıi Şerefeddin Mehmed oğlu Ahi Hasmı. Hacı Alıi Murad oğlu Hacı Şemseddin Alıi 40 . Akşelıir mezarlığında ahilere ait mezar taşlarını tesbit etmişti. Niğde'de türbesi bulunan Gündoğdıt oğlu Ahi Eyyup 745( 1344) yılında vefat etmiştir. Kabir kitabesine göre Hüsameddin cl-Hüseyni oğlu Alıi Mehnıed (Şerefeddin) 731 yılında vefat etmiş ve Patıma. zamanın dostu. yeryüzünün hazinelerinin güvenilir kişisi. Alıi Ali oğlu Ahi Yusuf. Alıi Şerefeddin Mehmed oğlu Ahi Hüseyin. Allah ondan ve onlardan razı olsun. 683 yılının Şaban ayının 24. Hacı Ahi Hüsam. Hz. dokuzuncu göğün hazinelerinin anahtarcısı. Nitekim. şehide. doğru yolun (islam) ve bilginin imana. Örneğin. Ankara'da Alıi Şercfeddin türbesi 731 (1330-1) İnşa edilmiştir. Melul Meriç. Allah 'in rahmetine gark olmuş Ahi Hüseyin kızı Aişe vefat etmiştir. Kabir kitabesinde mevcut bütün bu bilgiler ahilerin tarihi için son derecede kıymetli birinci eldir. sa'ide. Alıi Melik. Alıi İshak oğlu Scyyid Şcmscddin Ahi Yakup. Alıi Şererüddin'in oğlu Alıi Hüseyin'in lahdi çok basit ifadeyle yazılmıştır. Ahi Sinanüddin. Alıi Ali oğlu Ahi Yusufun kabir taşında: 'Ahi Ali oğlu Ahi Yusuf merhum mağfur Fena aleminden Beka alemine göçmüştür. Keykubad oğlu Hüseyin oğlu Ahi Murad. Sene 789 (1387)\ Alıi Murad kızı Falıma hatun Iahdinde: 'Keykubad oğlu Hüseyin oğlu Ahi Murad kızı Hacı Falıma nıağfure. Çoban oğlu Ahi Yakup. 702 yılı Rcbiütewel ayının gurresi' yazılıdır. on imam İçin dua edilmesini vasiyet etmiştir. merhum R. Aicif Erdoğru koymakladır: 'Bu türbe şeyhlerin şeyhi. Bu sebeple. bu yazıtların vakit geçirilmeksizin hemen toplanılması ve değerlendirilmesi gereklidir. Scyyid Şemseddin Ahi Yakup oğlu Alıi Hüsameddin Hüseyin {diğer adı: Alıi Fahrcddin). Alü Hüsam oğlu Hacı Alıi Murad. Zehra. Alıi Arif. Görüldüğü gibi Alıi Elvan ve Alıi Şcrefddin ailesiyle ilgili mezar taşlamadaki ifadeler son derecede basit ve anlaşılırdır. Alü A1İ. Ahi Şerefeddin Mehmed oğlu Alıi Yusuf. Ahi Sinan. Nizamiiddin Hezar oğlu Mccdüddin İsa oğlu Ahi Elvan Mehmed. Ali. Ahilere ait bu mezar taşlan kuşkusuz son derece kıymetlidir. Günü'. Ahi Elvan kızı Seher Hatun"un kabir taşında: 'Ahi Elvan kızı Hacı Seher Hatun dünyadan kadınlar alemine göçmüştür. merhume öbür dünyaya intikal etmiştir'. Alıi Suca. Ahi Arif oğlu Alıi Yusufun kabir taşında: 'Ahi Arif oğlu Ahi Yusuf sene 787 (1385)'.

onaltmcı yüzyıl sonlarına kadar kazandığı mahiyet üzerine Prof. Çıraklık ve ustalık merasimlerinde loncalarda ceza verme ve bildirmede bunlar başkanlık yapıyorlardı.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahıned. Ahi Adil. Ahi fikri bir tarikat olmaktan daha ziyade sosyal bir teşkilat idi. Kethudasız bir esna/loncası bağımsız addedilmeyeceğinden dolayı hu seçim çok önem taşıyordu. Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud sadece isimlerini bildiğimiz ahilerdir. Hakikaten merkezi hükümet esnaf loncalarının yetkilerine saygı duymada sıkıntı hissetmiştir. Bu ortaçağ toplumunda bu cemaatler mevcudiyetlerini korumak için dinî ve ahlakî mazeret aramışlardır. Hakikaten başlangıçtan beri İslam esnaf loncaları yönetici askeri ve idari sınıfa zıt olarak halkı temsil etmiştir. Ahi Mamak. Kadı veya beylerbeyinin onlar üzerine kethüda seçtiği kişileri reddettiklerine dair bir çok vesika vardır. Böylece her zanaat loncasının başında bu ahlakî ve dînî yetkiyi temsil eden bir şeyh bulunmuştur. Osmanlı zamanında kethüda ahinin yerini aldığında esnaf 41 . Böyle teşkilatlanmış bir cemaatin en önemli üyesi dış dünyayı temsil eden ve dış işlere yönelmiş olan erkektir. Bu dönemde Anadolu 'da güçlü bir merkezi otorite olmadığından dolayı ahiler birkaç kamu hizmetini icra ettiler ve şehirlerde siyasi bir güç oldular. Yakıdoğıı toplumumla eski zamanlardan beri ortak ideal ve alakaya sahip cemaatler kendilerini belli bir örneğe göre teşkilatlandırmışlar dır. ancak merkezileşme ve yetkilerin büyümesiyle devlet. Ondört ve onbeşinci yüzyıllarda bu akım. ahileri gitdikçe kendi denetimi altına aldı. Esnaf loncalarını devletin kurduğunu ve denetlediğini veya sosyal olarak farksız bir toplum oluşturduklarını söylemek bir abartıdır. Ama ne yazık ki flUuvve ahlakı zanaat loncalarında devam etti. medreselerde. Ahi teşkilatın. Esnaf loncalarında zanaatkarlar kendileri adına hükümetlerle başarılı ilişkiler kuracak ve esnaf loncası nizamlarını icra edecek kendi üyelerinden bir kişiyi kethüda olarak seçtiler. Arap topraklarında şeyhler esnaf loncalarının asıl idarecileri olmalarına rağmen. Şeyh mersairnleri yönelen bir görevliydi. Bunlar. Şehirlerde ahi akımı basit bir esnaf lonca teşkilatı oldu. İlk zamanlarda ahiler Osmanlı devlet ve toplumunda önemli bir rol oynadılar. orduda. Şehirlerde her zanaat kümesi seçtikleri bir ahinin başkanlığı altında fütüwe esaslarına göre teşkilatlandırılmıştı. ondördüncü yüzyıl Anadolusu 'nda da ahi denilmiştir. kethüda loncaların hükümete ödeyeceği vergileri tahsil eder ve hükümete öderdi. ahilik adı altında. Aynı örnek ve aynı terminoloji Osmanlı sarayında. Anadolu ve Rumeli 'nin orta kısımlarında dinî bir önder mevkiinde kalmışlardır. 1330 'da Anadolu 'yu ziyaret etmiş olan Ibn Battııta bunların canlı bir tasvirini yapmıştır. Bu kişiye Osmanlılar kethüda. tarikatlarda ve esnaf loncalarında bulunabilir. Araplar şeyh derken. Rumeli'nin yeni fethedilmiş topraklarında yüzlerce zaviye kurdular. Halil İnalcık9in yorumu: 'Za\>iye kuran şeyhler farklı tarikatlara bağlıydılar. Şeyhler esnaf loncalarında önemli bir rol. Ustalar eğer isterlerse kethüdayı görevinden alırlar ve yeni birinin seçiminde hükümetin müdahelesine daima karşı koyarlardı. oynadılar. Şevh fütüvve ahlakını çok iyi bilen esnaf loncasının tecrübeli ustalarından seçiliyordu. Bu esnaf loncası içerisinde bir küme zanaatkar ayrı bir grup kurmak istediklerinde bir kethüda seçerler ve onları bağımsız bir esnaf loncası olarak kaydedecek olan mahalli kadıya giderlerdi. ancak bunların çoğu 'ahi' unvanını taşımaktaydılar. Anadolu toplumunda hüküm süren bir etkendi. Hükümetler kethüdalar vasıtasıyla esnaf lonca!arıyla irtibat kurar.

Ayrıca bir hususu belirtmek islerim: diğer şehir ve köylerdeki ahilere nazaran daha çok bilgi ve belge bulunduğundan dolayı Ankara ahileri üzerine çok şey yazılmıştır. Belki misafirperverliklerini çoğunlukla zaviyelerinde misafirlerine gösterdikleri için bu yönleri ihmal edilmiş olabilir. Nitekim. Ankara. Esnaf loncalarının yöneticileri. aynı zamanda en ücra köy ve şehirlere kadar giderek kurdukları zaviyelerle buraların iskanım ve şehirleşmesini de sağlamışlardır. Örneğin. Ahi Paşa ve Ahi Mustafa isimli mahaller Niğde şehir merkezinde yer almaktaydı. Bunlar Anadolu şehir ve köylerinde Türkleşme ve İslamlaşmayı teşvik etmekle kalmamışlar. onaltmcı yüzyıl sonlarına kadar en azından yedi alıi 42 . Yine Ahi adını taşıyan bir mahalle İshaldi şehrinde (Sultandağı. Kayseri şehrinde Alıi Malımud ve Ahi İsa adım taşıyan mahalleler vardı ve bunlar mevcudiyetlerini en azından oualtmcı yüzyılın sonlarına kadar devam ettirebiİdiler. Akif Erdoğru loncalarının dini özelliği zayıfladı. En dikkat çekici bir ömek de Kırşehir merkezdeki Ahi Evran mahallesidir. bunlardan başka özellikle şehirlerde mahalle. Osmanlı öncesine ait kaynaklar bunların bu rolleri üzerine fazla bilgi verilmemesine karşılık. en şefkatli efendi ftıudavend-i eşfak). Bu mahalle şehrin en zengin ve en kalabalık bir mahallesi olarak hayatım devam ettirmiştir. ahiler için. yaradılanlann en güzeli (alısenü'l-halk). Eserin 'lıitabı alıiyaıı" kısmında. mertlerin seçkin kişisi (zübde-i erbabii'lmıirfivve). Ahi Celal Alıi Malımud. 'Menâhicü 'l-înşa' adlı münşeat mecmuasında onlar için övgüler yazılıdır. sadakat ve safa kaynağı (nıadenü'sıdk. Halbuki. Çünkü biliyoruz ki bunların Anadolu ve Rumeli'de kurdukları zaviyeler henüz bir harita üzerine yerleştirilmediğinden dolayı onlann yayılma sahaları ve buralardald faaliyetleri üzerine bilgilerimiz kıttır. Ahi Yadigar isimli ahiler Akşehir merkezde mahallelerini kurulmuşlardır. Konya. şerefli kişilerin övünüleni (tnejîum'i'l-ashab). Kayseri. Çünkü. Debbağlann piri olarak kabul edilen Alıi Evran adına. muhtemelen onüçüncü yüzyılın ortalaruıda Kırşehir merkezde bir mahalle kurulmuştur. ve's-safa). Alıi Osman Karaman şehrinde. Halbuki. mescit. Niğde gibi Orta Anadolu şehirlerinde ahilerce kurulmuş mahallelere bolca rastlamaklayız. Osmanlı belgelerindeki bilgiler alıilerin Anadolu ve Rumeli'nin iskanı üzerindeki rollerini aydılatmaya kafidir. Ankara şehri bu bakımdan son derecede ilgi çekicidir. gariblcrin sığındığı kişi (rnelce-i gureba). Alıi Reis. vefa ve cömertliğin kaynağı (menba-İ cud ve'l-vefa). vakar sahibi (muvakkar). cami gibi İslami mabetler ve idari birimler de kurdular. sahip oldukları yetkileri muhafaza etmek için devleti lonca işlerinde daha faal görev almaya davet etmeye başladılar'. Ankara dışındaki şehirler de ahiler açısından çok önemlidir ve bu şehirlere ail belgeler incelendiğinde pek çok şehrin Anakara kadar önemli olduğu ortaya çıkacaktır. Alıilerin şehirlerde oynadıkları ticari rol şimdiye kadar yapılan araştırmalarda daha ön plana çıkarıldığı için kırsal kesimde yaptıkları iskan faaaliyetlerİ genellikle unutulmuştur. ahiler sadece zaviyeler inşa etmediler. Ahilerin Anadolu şehirlerinin iskanı ve şehİrleştirİlmesİ üzerinde oyadıkîan işlev üzerinde Özellikle durmak istiyorum. Akşehir yakınında) bulunmaktaydı. dilediği işi yapmakta serbest olan saygın kişi (cenab-ı menab-ı mutlak) sıfatları kullanılmıştır.M. Ahilerin onüçüncü yüzyılın ilk yarısından itibaren Anadolu ve Rumeli'nin bir kısmmı gerçekten vatan tutmuş Türkler oldukları Osmanlı vesikalarından anlaşılmaktadır. cömerlerin efendisi (seyyidü'l-eshiya).

Ahi Hacı Murad. Ahilerin zaviye kurucu özellikleri diğer özelliklerine göre daha çok bilinmektedir. Bütün bu tutarsızlıklar belki de vakıf müessesiyle ilgili olabilir. onaltıncı yüzyıl Osmanlı kaynaklarında Alü Hüseyin zaviyesi olarak yazılmıştır. aynı dununun o şehirlerde de mevcut olduğu kolaylıkla gözlemlenmektedir. Bergama'da Ahi Sinan. Denizli'de Alü Sinan ve Alü Duman. Bununla beraber Rumeli'nin köylerinde de alü zaviyelerine rastlamaktayız. Erzurum'da Alıi Duman. Ali Ali zaviyesinin ismi Osmanlı belgelerinde geçmemektedir. Burada bir noktayı belirtmekte fayda vardır: aynı zaviyeler zamanla isim değiştirmiş ve zaviyeyi işleten son ahinin isnü Osmanlı kaynaklarına aksetmiştir. Ahi Tura. Gümüşhane'de Alü Meceddin. Ahi Elvan. ünlü gezginin Anadolu'yu bu zaviyelerde yatıp kalkarak geçirdiğini ve onlardan memnuniyetle sözettiğini çok iyi bilirler. Bıırsa'da Alü Şemseddin. Tire şehrinde Alü Sinan mahallesi bildiğimiz alü nıahallelerindendi. Öncelikle şu hususu da belirtmek gerekir: Alü zaviyeleri sadece Anadolu'da şehirlerde kurulmuş değildir. Ibn Battuta seyahatnamesini okuyanlar. Şelür merkezlerinin çoğunda ahi zaviyeleri mutlaka bulunmaktaydı. herhangi bir tarikata bağlı olmadıklarımı göre. Aynı durum Kastamonu'da olduğum söylediği Alü Nizanıeddİn zaviyesi için de geçerlidir. Ibn Batluta'nm Peçin'de var olduğunu söylediği Alıi Ali zaviyesi. Kastamonu'da Alü Nizanıeddİn ve Sinop'da Alü İzzeddin Çelebi ünlü seyyahımızın hafızasında kalmış olan ahi zaviyeleridir. Vakfı olmayan alü zaviyeleri muhtemelen evakf defterlerine yazılmamıştır. Peçin'de Ahi Ali. onaltıncı yüzyıl sonlarına kadar çok sayıda alü zaviyesinin kurulması ve bunların bir vakfa salüp olmaları sadece devletin_ denetiminde olmaları ve Osmanlı sultanlarının hoşgörüsüyle izah edilemez. Erzincan'da Ahi Nizameddin. Tire'de Ahi Mehmed. Çünkü. Ahi Mahmud ve Ahi İsa mahalleleri Ankara şehir merkezinin önemli malıaleleri arasındaydı. Örneğin. Örneğin. Yme Tire'de olduğunu söylediği Alü Mehmed zaviyesinin ismine onluna yüzyıl kaynaklarında ne yazık ki rastlayamamaktayız. Fuat Köprülü'nün ahilerin ilk yıllanndaka batini karakterde oldukları daha sonra sünni özelliğe bürünerek Osmanlı devletinin denetimi atma girdikleri görüşü de bu meseleye eklenirse konunun daha izaha edilmeye çok muhtaç olduğu açıkça görülecektir. Sivas'da Ahi Bıçakçı Ahmed. Vakfa sahip ahi zaviyelerinin birkaçının en azından isimlerini burada vermeyi faydalı bulmaktayım. Antalya'da Ahikızı Mescidi mahallesi. Diğer Anadolu şelürleri bu açıdan incelendiğinde. Ahi Kiçibey. Onüçüncü yüzyılın ilk yarısından daha sonraki dönemlerde bunların sayısının daha da artmış olması tabii bir durumdur. Ahi İzzeddin ve Alıi Mustafa isimli üç alü mahallesi onaltıncı yüzyıla kadar varlıklarım devam ettirebilmişlerdi. Bu zaviyelerin 43 . Anadolu'da kurulmuş olan alü zaviyelerinin sayısı Ibn Battuta'mn belirttiğinden daha fazladır. Niğde'de Ahi Caruk. Ahi Çelebi. Örneğin Ibn Batuta seyahatnamesine onbeş civarında bir alü zaviyesinden bahsetmekte ve hatla bunların birkaçının adını zikretmem ekledir. Bunların köylere ne zaman yayıldıkları da araştırılması gereken ayrı bir konudur.Özellikle Osmanlı vakıf defterlerini incelediğinde küçük de olsa bir vakfa salüp olan birçok alü zaviy esiyle karşılaşılmaktadır. Çünkü Osmanlı katipleri çoğunlukla vakfa sahip ahi zaviyeleri kayda geçirmişlerdir. Bunlar şehre bağlı köylere de zamanla yayıldılar. Kütahya şehir merkezinde Ahi Armağan. Hele merhum Prof. Şüphesiz.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri mahallesi Ankara şehir merkezinde yer almaktaydı.

Karalüsar-ı Sahip (Afyon) ve Haınid sancaklarında da ahi zaviyeleri bulunmaktaydı: Alıi Ulubcy. bağ. Ahi dede. Ahi Çomak. Peçin. Şehirdekilerin gelir kaynakları ise köylerdeki!ere göre biraz daha farklı olabilirdi. Alü Keskin. Zaviye sahipleri tarla. Ahi Mustafa Burdur ve İsparta yörelerinde isimlerini bildiğimiz ahi zaviyelerine sahipliler. Alü Kayser. Ahi Hüseyin. Alıi Necmeddin. Mekri (şimdiki Fethiye) gibi idari ve adli merkezler ve bunlara bağlı köylerde zaviyelerini kurmuş bulunuyorlardı. Alü Sinan. Alıi Sinan. Demirci. Güzelhisar dahil. Ahikızı zaviyesi Anlal'yada. zaviyeleri yer alıyordu. Alü Hasan Bey. Ahi Süleyman. Ahi Polad. Ahi Yusuf oğlu Alü Mustafa ve Ahi Sivri zaviyeleri Elmalı'da bulunmaktaydı. Ahi İsmail ve Ahi Ümmel Balat ve Çine etrafında varlığını bildiğimiz vakfa salüp ahi zaviyeleriydi. Alıi Melmıed. Bolvadin ve Afyon merkez ve bunlara bağlı köylerde yeralmış alü zaviyeleri olduğunu bilmekteyiz. ancak bunlar bu görüşümüzü etkiyecek kuvvetli deliller kesinlikle değildir. Ahi Yuvaş. Ahi Haliloğlu Ahi Musa. Ahi Hamza oğlu Alü ivaz." • M. Erkek şahıs isimlerinin hepsinin Türkçe oluşu bu görüşü desteklemekledir. Alıi Sinan. Nİf (Kemalpaşa). dükkan gibi gelir getirici şeylere sahiptiler ve bunlar için devlete öşür ve haraç vermekteydiler. Alü Paşa. Alü Yunus. onaltıncı yüzyılda onsekizden fazla alıi zaviyesi olduğunu görürüz. Alıi Mchmedi. Alü Evran. Ula. Bunlara ek olarak Alü Hacı. Alıi Yakup. Birgi. Kütahya şelür merkezinde Alıi Mustafa. Alü ivaz. Alü Süleyman. Güzellüsar. Alü Armağan. Ahi Güvegi. Alü Mahmud. Alıi Eyyup. Alü Selçuk. Alü Canık gibi Türkçe olup olmadığım bilmediğimiz bazı erkek ahi şahıs isimlerine vesikalarda rastlamaktayız. Teke bölgesinde kurulmuş alıi zaviyelerine gelirsek: meşhur seyyah Ibıı Battuta Anadolu'yu ziyaretine bu bölgeden başlamıştı. Sandıklı. Alıi Halil. Alü İne Hoca. Alü Mustafa. Alıi Mahmud. Alü 44 . Alü Nasuh. Aİü Arap. Ahi Mukbil isimlerini bildiğiniz ama hayatları hakkında pek fazla birşey bilmediğimiz Mcntcşcli alülerdir. Alü Karaoğlu Alıi Mustafa ve Alü Ahmed Şuhud. Ahi İsmail. Denizli sancağında Alıi Alaeddin. Alü Safa. Alü baba. Peçin merkezdeki Alıi Hüseyin zaviyesi dört eve ve bir adet ahıra sahip bulunuyordu. Alü Şerefiiddin. kurulmuşlardı. İsimlerini verdiğin ilk üç zaviye Balat merkezde yer almaktaydı. Alıi Resul. Ahi Fekki. Ahi AİL Alıi Salık. Bozdoğan ve Ayasuluğ ve bunlara bağıl köylerde mevcut olan alü zaviyeleriydi. Ahi Babukçu Tire. Alü Ömer. Sığla sancağında ise bu zaviyelerden çok vardı. Örneğin. Alıi Osman ve Alü Çubuğa İzmir merkezde yeralan ahi zaviyelerinin isimleriydi. Dolayısıyla bu bölge ahilerle tanıştığı ilk yer olması bakımından önem taşımaktadır. Alü Beklenilir. Orta Anadolu şelürlerinin durumu özellikle Ankara şehri ve civarı bu hususta çok ilgi çekicidir. Aydın sancağı dahilinde ise (İzmir dahil) yirmi adetden fazla alü zaviyesi vardı. Ahi Ramazan ve Alıi Arslan zaviyeleri mevcuttu. Ahi Duman. Alü İlyas alası Alü Yusuf. Ahi Ahmed. Ahi Süle. Kastamonu'da Ahi Şorba (sonra Şorva). Alü Hüseyin. Alü Osman. Alü Şatır. Alıi Yakup. Alü Hızır. Alü Ali. Kirişçi baba. Alıi Sinan. Alü Receb. Kestei. Alü Türbeyi. Ahi Hasan. ve Alıi Ali zaviyeleri Sanman sancağında Akhisar. Alü Nalcı zaviyesi Istanos'da (Korkuteli). AkifRrdoğru n kurucuları ve işletenler kuşkusuz etnik ve kültür açısından Türk olan hayırsever genç erkeklerdir. Alü İshak. Alü Turgud. Ahi Çoban. Alü Yunus. Menteşe civarını incelersek. Alü Hamza. Ahi Hüseyin. bahçe. Alıi İslam. Alıi Melımed. Alü baba. Alıi Ömer. Alıi Debbağ. Şüphesiz Alıi Naturt. Alıi Bayrambeyi. Ahi Arslan ve Alü zaviyeleri bulunmaklaydı. Alıi Receb. Alıi Mahmud. Ahi Yuımsoğlu Ahi Bahşiş. Ahi Yalıya.

önemli bir kısım Osmanlı öncesinde özellikle beylikler zamanında inşa edilmiştir. Alıi Koca gibi isimler ahiler verilen unvanlar olmalıdır.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Elvan. Alıi Süleyman. Alıi Malımud. Ahi Çalıken. kazançlarını buraya getirir. Ahi Segid. Beyşehir. Samsun. Akşehir. Alıi Şeyh Ali. yemek da\>etlerine katılarak grup hayatını burada 45 . Sivas ve Kırşehri arasındaki sahada yaygınlık gösterdiğine işaret etmektedir. nazari olarak değil. ahileri ve onların hayri faaliyetlerini kayıtsız şartsız desteklediler. Manisa Demirci'deki Alıi İshak zaviyesine Saruhanoğlu İlyas Paşa vakıflar yapmıştı. Zira. Seydişehir. İstinasız Osmanlı öncesinin bütün beyleri. devletçe hemen azledilirlerdi. Ahi Baba. alıilerin gayrimüslim köylülerle ne gibi bir münasebet içerisinde oldukları bilinmeyen ilgi çekici bir nokta olarak kalmaktadır. köylüler ve gayrimüslimlerle olan üşkileri üzerine de bilgilerimiz yoktur. Çorumlu ve Artukabad'da Alıi Evran adıyla anılan dön zaviye şüphesiz önemliydi. Alıi Paşa. Rumeli'den de bir örnek vermek isterim: Ahi D inek zaviyesi Dimetoka'nm Kasaplar mahallesinde yer almaktaydı ve Sultan Yıldınm Han (I. Kardeşlik. Larende (Karaman). Alıi Hoca Ömer. Bayezid) bu zaviyeyi bizzat inşa ettirmişti. Amasya. Bununla beraber ahi zaviyelerinin iç işleyişi hakkında birtakım bilgilere sahibiz. Ahi Cemal. Ahi Malımud. ve Ahi Selman İsimli ahi zaviyeleri Ankara ve civarında bulunmaktaydı. İhvan. Osmanlı belgeleri Osmanlı öncesinde kurulmuş ahi zaviyelerine atıflarda bulunmaktadır. Bunların bir kısmı Osmanlılar döneminde kurulmuş ve desteklenmiş olsa bile. Niğde. Buraya kadar sıraladığım isimler. Ahi Sadi. Ahi Hüsam. Anadolu şelıri ve köylerinde çok sayıda ahi zaviyenin kurulmuş olduğunu açık bir delilidir. Alıi Paşa. Arguma. Çorum. aynı zamanda kültüre! ve dini merkezlerdi. Bu zaviye kurucularının isimleri bizim bir noktaya dikkat etmemizi önermektedir: ahi zaviye kurucularının olarak yazılan isimler aslında zaviyenin kumcusunun gerçek ismini de yansıtmamaktadır. Alıi İsa. Bu durum. büyük beylerce kurulmuş olsa bile. Osmanlı sultanlarının ahi zaviyelerini sosyal ve içtimai bir müessese olarak kabul ettiklerinin bir işareti olarak değerlendirilmelidir. yolcular için barınak yerleriydi. Ancak nazari olarak en azından kendilerine yakın bölgelerde yeralan ahi zaviyeleliyle irtibat halinde oldukları kabul edilebilir. Yolcular ve misafirler dışında. Samsun ve Tokat civarında isiiılcriııi burada zikretmeyi gerekli görmediğim otuzbeşden dalıa fazla ahi zaviyesi bulunmaktaydı. akşam olunca zaviyede toplanır. Yunanlı tarihçi Prof. Ahi Polad zaviyeleri Hatunsaray. Arnakis bu hususta şu bilgiyi vermektedir: 'Ahi zaviyeleri mahalli dayanışma merkezleri değil. Ahi Evran'a ait zaviyelerin Ankara. eğer görevli kişiler görevlerini ihmal ederlerse. yiğitlik ve cömertlik kuralları üzerine kurulmuş olan bu alıi zaviyelerinde. Kayseri şehir merkezinde Alıi İsa ve Alıi Devletyar zaviyeleri yeralmaktaydı. Alıi zaviyelerin arasında sıkı fikri ve siyasi bir irtibatın olup olmadığı hakkında incelediğimiz Omanlı belgelerinde ne yazık ki bilgi bulunmamaktadır. Ahi Evran zaviyesinden bir adeniıı de Ankara'da açılmış olması manidardır. Osmanlı Öncesi beylerin ahi zaviyelerinin kendi topraklan üzerinde kurulması ve genişletilmesini descklediklcrini vesikalarıyla bilmekteyiz. Bu durum kadınların en azından resmen bu teşkilat içerisinde resmen rol oyanamadığımn bir işaretidir. bu durum. Aksaray'da bulunmaktaydı. Örneğin. Ahi Mesud. Ahi zaviyelerinin kurulduğu köylerin çok bir bir kısmının müslüman Türk köyleri olduğu dikkate alınırsa. Halta bunlardan bazıları bizzat kendileri bu zaviyelerden kurdular. Osmanlının denetimine girdikten sonra. Sivas. Samsun. Alıi Kemah Alıi Yakup.

said. Ahi Elvan ve Ahi Şerefüddin camileridir. Her cemaat ahi olarak hitap edilen bir başın idaresi altında idi'. 794 (1392) yılında Alü Suca. Allah ve İslamiyetin şerefli kulu. Bu hususta en dikkal çekici örnek Ankara'daki Yeşil Ahi. Alıi Armağan. alıi unvanının yazılmamış olması anlaşılmaz bir durumdur. Alıi Arşları. diğer bir kitabesine göre. Aynı cami. Ahi İzzeddin. 2/3 (sülüseyn) buğday camiin kandil yağı için ayrılmıştır. Bu cami Osmanlı belgelerinde Ahi Yakup mescidi ismiyle de anılmaktadır. Alıi Tura (zamanla Alü Tuğra). Ankara'nın en eski camilerinden biri olmalıdır. Bıitt'm bu kitabelerin içeriği Ankara'daki Alillerin İslam dinini yayıcı ve hayırsever özelliklerine işaret etmektedir. Camii 731-762 (1331-1361) yıllan arasında inşa edilmiş olmalıdır. halen mevcut kitabesine göre. yolculara sunulan ziyafetlerin ve yemeklerin parası zaviyenin hazinesinden ödenirdi. Alıi Şerefeddin ve Alü Yakup'un. Ankara'nm Hacı Murat mahallesinde bulunan Yeşil Alıi camii. Bu misallarin sayısı kuşkusuz çok daha artırılabilir. Babasının da ahi olduğu ve Alıi Fahreddin ismiyle de maruf olduğunu hindinin üzerindeki yazıtdan anlamaktayız. sene 784 (1382) '. Ankara'da ahilere ait bir üçüncü camiden de sözetmek isterim: Ahi Yakup camii. Ahi Armağan. Bu cami. Muhammed neslinin övünülen kişisi. mağfur. yirmi dirhem buğday müezzinine. Alıi Kızı Antalya'da kendi isimlerini taşıyan birer mescid inşa ettirmişlerdi. Bilindiği üzere. İslam dini. Çünkü. said. Örneğin. Sandukası üzerindeki bu yazıya göre Alıi Şerefüddin büyük ahi olup onların sultanıdır. AkifEr-doğAı devam ettirirdi. Ancak bu kitabede Çelebi Sultan Mehmed'in lakapları dikkatlice kitabeye hakkedildiği halde. Çelebi Sultan MehmedMn sultanlığı zamanında 810 yılında (1407-8) tamir edilmiştir. Alıilcrin cami ve ınescidler inşa ettikleri çok bilinen bir husustur. Bir senede elli dirhem buğday imamına. Alü Ali. Ahiliği resmen kabul eden Selçuklu sultanlarından Mesud bin Keykavus'un saltanatı zamanında. Hz. Alü Elvan Mehmed kabir taşında şöyle vasıflandırılmıştır: 'merhum. Allah ona rahmet eylesin. 1392 yılında Ahi Yakup tarafından tamir edilmiş ve bu isini almıştır. cömertlerin eliaç.M. Alıi Mustafa Kütahya merkezde. futüvvet ve mürüvvet ehlinin sultanı. 46 . Alıi Şerefuddİn. bu ahinin asıl adının bir kitabeye göre Hacı Elvan Mehmed Bey bin El-Hacc Mecdüddin İsa bin Nizanıüddiu Hezar olduğu anlaşılmaktadır. şehid. Arslanhane camii olarak da bilinen Ankara'daki Alıi Şerefüddin camii. Zaviyenin tamiri. Tanrfmn ve futüvvet ve mürüvvet sahibi ihvanın yardımıyla yapılmıştı. 1252-1296 tarihleri arasında Alıi Hüsameddin tarafından yapılmıştır. Alıi Hacı Murad Ankara'da. sandukası üzerindeki yazıya göre. onlar İslam dininin Anadolu ve Rumeli'de yayılması için çok gayret sarfetmişlerdir. Antalya merkezde Alıi Yusuf kendi adım taşıyan bir mescid inşa etmişti. Onun için seçilmiş elkab şudur: 'merhum.ıkların babası (ebu esha) Ahi Hüsameddin el-Hüseyni oğlu merhum Mehmed (Ahi Şerefeddin)'. Alü Mustafa ve Ahi İzzeddin kendi isimlerini taşıyan mescidlerini Kütahya merkezde kurmuşlardı. muazzam ahi. Ahi Elvan'a gelince. Taş vakıf kitabesine göre Ahi Yakup bin Alıi Çelebi bin Ahi Sinan mescidi. Hacı Mecdüddin oğlu Mehmed Bey. Mescid inşa etmiş olan ahilere gelince. 1291 yılında inşa edildiği bildiğimiz bu camii. 1290 tarilıinde inşa edilmiştir. Alıi Yakup. murtaıa. Alü Ali Mekırde. nıüslümanlar ve alüler için çalıştıklarınnı açıkça anlaşılması gerekir. 28 Receb 751 (1350) tarilıinde vefat etmişti. İslamiyet in ve mü si'umanların ışığı. yardımlarıyla tamir edilmiştir. Ancak bütün bilgilerden bu ahilerin Allah. Alü Melik.

Alü Veliyüddin ve Ahi Ali Konya'da vakıflarını kurdular. Bunlar ya zaviyeleri. Kırşehir ve civarında yer alan yirmisekiz adet köyün malikane hisseleri Kırşehir'deki Ahi Evran zaviyesinin vakfı idi. Bu bakımdan. En iyi örneklerden biri Konya'ya bağlı Basara isimli köydür. Ahi Çelebi. Daday'da Alü Fethüddin bahçesi. Bu köylerden alman kiralar zaviyenin şeyhi. Gerede'de Alü Mahmııdoğulları çiftliği. bağlar. Köylerde yaşayanlar tarla. muhtemelen Karnini zamanında kendi adıyla bilinen camiin yanına allı oda ve bir dershane yapmış ve kendini buraya müderris tayin etmiştir. ya cami ve mescidleri ya da medrese ve mezarlarının korunması düşüncesiyle vakıf kurmuşlardır.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahilerin medrese inşa etliklerine dair güzel örnekler Ankara ve Antalya'da bulunabilir. Bu köyün Eflaki'nin eserinde adı geçen Ahi Basara tarafından kurulduğu bugün gün ışığına çıkmış bulunmaktadır. Osmanlı sultanları fırsat buldukça ahi vakıflarım denetlemeyi her zaman istediler. Kastanınonırdaki Ahi Şorva zaviyesinin Rebiülevvel 703 (1303) tarihli vakıfnamesinin şartlan bilinmektedir. Zengin vakıflara sahip olan ahiler. bağ. Ahi Malmıud oğlu Mustafa ve Ahi Adüşah Ankara'da vakıf kurmuş ahilerdendi. Diğer bir misal: Ahi Evran dervişlerinin ziraî faaliyetleridir. Tavas'da Ahi İne Hoca çiftliği ahilerin zirai faaliyetlerine güzel bir misaldir. Koııyadakiler Sultan Cem ve Sultan Mustafa tarafından denetlendi. batini faaliyetler içerisinde bulunan. Ahi Durmuş. ev. Ahiler çiftlikler. Gerçeği söylemek gerekirse. Yine. Vakıf kuran ahilere örnek olarak. çeşitli görevlilere de aylıklar bağladılar. Böylelikle bir İstihdam imkanı da yaratmış oldular. Ankara'da Ahi Minnet çiftliği. Ahi Baba. Korkııteli'de Hıdıroğlu Ahi. nakid. mukataa. Şehirlerde yaşayan ve faaliyet gösteren ahiler zirai kaynaklardan daha çok dükkan. Alü Şeyh adında bir köyün (karye) İdari olarak Ankara'ya bağlı olduğu malumunıuzdur. Vakıf kurmakla hem kurdukları teşkilatm devamlılığını sağlamış oldular hem de belirli bir parayı ellerinde bulundurduklarından dolayı halk içinde itibar ve nüfuz kazandılar. bahçeler ve tarlalar açmışlar ve ziraati desteklemişlerdir. Ahi Ali. Anadolu ve Rumeli'de fırsatım buldukça resmi yollardan vakıflar kurdular. Aynca bundan çok daha önemlisi. 4T . Muhammed ve diğer müminlerin ruhuna Kur'an okunması için vakfetmişti. Vakıf paralan vakıfnamesinde yazılı şartlara aykırı harcayan ve görevini ihmal eden yöneticiler görevlerinden hemen alındılar. Ahilerin vakıf kumcu özellikleri de önemle belirtilmelidir. yani devletin resmi ideolojisi olan sünni inanışa aykırı faaliyetde bulunmalarına asla İzin verilmedi. Ahi Sinan gibi hayırsever ve yiğit kişiler İstanbul mekezde vakıflarını kurdular. bahçe. Osmanlı belgelerinden bu hususta çok bilgi çıkarılabilir. Kcmalütttabib oğlu Ahi Çelebi. vakfın mütevellisi ve nazırı ve müsafirler için harcanılması şart koşulmuştu. Ayaş köyünde Ahi Bayır çiftliği. arsa gibi gelir kaynakları üzerine vakıflarını inşa eltiler. tasarruf ettikleri vakıf paralar. değinnen gibi gelir kaynakları üzerine vakıflarını temellendirdiler. yani ahi vakıflarının diğer vakıflar içerisinde işgal ettiği mevki henüz bilinmeyen konular arasındadır. Başka bir misal: Ahi Orhab Bey oğlu Şeyh Alü Mehmed Muharrem 898 (Ekim 1492) tarihli Arapça vakıfnamesinde Adana Karaisalı kazasına bağlı olan Karakütül mezraasmın gelirlerim Hz. Ankara'da Ahi Yeşil medresesi ondördüncü yüzyıl sonlarında Ahi Ahmed tarafından yaptırılmış olmalıdır. Örneğin. Alillerin yem ziraî alanlar açmış olmaları ziraat tarihi bakımından önemlidir. Bütün ahiler.

M. Bir an evvel en azından teşkilatın Osmanlılar zamanlarında kazandığı mahiyet gün ışığına çıkarılmalıdır. Somıç olarak. yukarıda verdiğimiz özet bilgiler. Alcif Erdoğnt Dulkadıroğlu Alaaddin Bey bu zaviyenin vakıflarına eklemeler yapmış. ahi teşkilatının tarihinin henüz yeterince aydınlatılmamış olduğunu ortaya koymaktadır. 1530 yılında Anadolu'da Ahiler Hüdavendigar ahileri Ahi Ali Ahi Alizadc Ahi evladı Ahi Aslhan Ahi Atlu Sinan Ahi Beşir Ahi Bey Ahi Cebe AIıi Çelebi Ahi Çelebi veled-i Yahşi bey Ahi Davud Ahi Dündar Ahi Evraıı Ahi FcLhüddin Ahi Gündüz Ahi Hamza Ahi Hıdır Ahi İlyas Ahi Kemal Ahi Mahmud Ahi Muhyiddin Ahi Musa evladı Ahi Mustafa Sarıthan ahileri Alü Hızır Aydın ahileri Biga ahileri Ahi Bayezid Ahi Fakı AIıi Yunus Karesi ahileri Ahi Burak Ahi Hamza Alü Mehmed AIıi Mustafa bin AIıi Ali AIıi Yunus Menteşe ahileri Ahi Ali Ahi Bayram bey Ahi Bektemür Ahi Çoban Ahi Debbağ Ahi Evren AIıi Falıma Asılbey AIıi Paşa Ahi Rüknüddin Ahi Rüstem Alü Sadır Ahi Sevindik Alıİ S uıan AIıi Tuzcu Ahi veled-i Malım ud Ahi Yusuf AIıi Ali AIıi Baba AIıi Dede AIıi Eyman Ahi Germiyan Ahi Hacı AIıi Halil Ahi Hayreddiıı AIıi İsrail Ahi İvaz AIıi Kara Alü Malım ud AIıi Muştala Ahi Osman Ahi Papuşçu AIıi Süleyman Ahi Şatır Ahi Yavaş Ahi Yegan . böylece vakfın zenginleşmesini sağlamıştı.

uk Ahi Sinan Ahi Sultan Ahi Süleyman Ahi Ümmet Ahi Yalıya Ahi Yunus Teke ahileri Alıi bin Hızır Ahi Devlelhan Ahi Mustafa bin Ahi Yusuf Ahi Nalcı Ahi Sevri AhiYakub Ahi Yusuf AhiKızı Kütahya ahileri Alıi Alaüddin Alıi Ali Ahi Bayezid Alıi Bektaş Alıi Carullah Alıi Çakır Alıi Çalış Ahi Çelebi Alıi Dudu Alıi Durmuş Ahi Ece Alıi Elvan Alıi Erbasan Alıi Eşraf Ahi Güvegi Ahi Hacı Ahi Halil Ahi Hayreddin Alıi Hoca Alıi İzzeddiıı Ahi Mahmud Alıi Mehmed Alıi Murad Alıİ Mustafa Alıi Paşa Ahi Seydİ Ahi Sinan Alıi Sökmen Ahi Timur Ahi Timurtaş Alıi Tokat Ahi Yahşi Ahi Yalıya Alıi Yakub Alıi Yol beyi Ahi Yusuf Ahi Ziyaretçi Kar ah i sarıSahib ahileri Ahi Boldacı Ahi Hayran Ahi İsmail Ahi Kabil Alıİ Receb Ahi Sanı Ahi Selçuk Ahi Sinan Ahi Ümmet 49 .Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahi İslam Ahi Feki Ahi Halil Alı i Hasan Ahi Hüseyin Ahi Hoca Ahi paşa Ahi İlyns Alü İne Hoca Ahi İslam Ahi İsmail Ahi Mahmud Ahi Mehmed Hüseyin Ahi Mukbil Ahi Musa Ahi Nasuh Mi Ömer Ahi Polad Ahi Rasul Ahi Receb Ahi Safa Ahi Sali.

M. Akif Erdoğnı Sultanönü ahileri Ahi Bereket Ahi Beyrük Ahi İdris Alıi İvaz Bamid ahileri Ahi AH Alıi Eyyub AhİHamza Ahi Hasan Ahi Hüseyin Alıi İlyas Ahi Mahmud Ahi Mehmed Ankara ahileri Alıi Adilşah Alıİ Bayezid Alıi Çelebi Ahi Çomak Ahi Muhammedi Ahi Muhyiddin Alıi Mustafa Alıi Ömer Alıi Paşa Ahi Şemseddin Alıi Türbeyi Alıi Yakub Ahi Yusuf Alıi Elvan Alıi Evran Alıi Hacı Murad Alıi Halife Ahi Hüsam Ahi İsmail Alıi Mahmud Alıi Mesud Alıi Minnet Ahi S elman Ahi Şerefüddin Ahi Tura Alıi Yakub AlüYcşil Konya ahileri Alü İlyas Ahi Ali Alıİ Murad Alü Şeyh Ah Ahi Turud Alıi Veliyyüddin Beyşehir ahileri Alıi Mesud Ahi Segid Akşehir ahileri Ahi Celal Alıi Hoca Ömer Ahi Mahmud Alıi Reis Ahi Süleyman Alü Yadigar Alıi Yakub Larende ahileri Alıi Osman Ahi Şeref Aksaray ahileri Ahi Sinan Ahi Süleyman Niğde ahileri Alû Kasım Ahi Mahmud Alıi Mustafa Alü Paşa Alü Pir Alımed Alıi Mehmed Pir Kayseri ahileri Ahi Devletyar Ahi İsa Ahi Mahmud İçel ahileri Ahi Efendi AhiOğlu .

Türk Loncalarının Yapısı ve Bu Yapının Osmanlı Sosyal Tarihi İçin Önemi. Guilds in Middle Eastern History.571. October 1953. s.Anadolu 'da Aliller Ve Ahi Zaviyeleri Bolu ahileri Ahi Ata Ahi Ayvad Ahi İlyas Ahi Ctineyd Alıi Eşref Ahi İbrahim Alıi İsmail Alıi Bayezid Ahi Karamanoğııllar 1 T Ahi Musa Ahi Mustafa Ahi Nusret Ahi Timurcu Kastamonu a h i l e r i A h i A l i Çankırı ahileri Ahi Bey Ahi Çelebi Ahi Durak Ahi İvaz Alıi Şeydi bin Mahınud Kocaeli ahileri Ahi Çoban Ahi Erdicik AMSavcı ^^^ Ahi Bayezid Alıi Fethüddin Ahi Mihal A h i Ş u r b a A h i Ahi Malımud KAYNAK. IV.Cook.Tzpu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi (=TKGMA). 99. Ankara 1943-1944 (yayımlanmamıştır). Sami Ferliel. Aydınoğulları Tarihi Hakkında Bir Araştırma. ARNAK1S: Futuwwa Traditions in the Ottonıan Empire Aklıis. Türk Asar-ı Anka Binalarına Aid Tarihi Mecmua. ç&v. İslam Ansiklopedisi. London 1970. M. A. Fütüvvet. Van ARENDONK. Ankara 19461947. Ankara 19792 Himmet AKİN.Bichr FARİS. no. Journal of Near Eastern Studies. G. Bektashi Dervishes. ANKARA Evkaf Defteri. and CrafLsmen. Ankara 19793 . 558. 1970-1974. VII. no. C. Ankara 1975.Yusuf AKYURT. s. . VUI-XII/14-23. cilt: 2 1453-1559. M. vol XII. (yayımlanmamıştır). Türkiye'nin iktisadi ve içtimai tarihi. TKGMA. Gabriel BAER. Türkiye'nin İktisadi ve içtimai tarihi. Ankara 1968. Tarih Araştırmaları Dergisi. Number: 4. . KİTAP VE MAKALELER Mustafa AKDAG. ed. s.700-1. 11-30. G. Türk Asar-ı Atıka Binalarına Aid Tarihi Mecmua. s. AYDIN Evkaf Defteri. 238. 51 . cilt:l 1243-1453. Studies in the Economic History of the Middle Kast.

VII/37-42. Ahilik Nedir. 89-158. s. Fütüvvet Ahi Müessesesinin Menşei Meselesi. Konya 1981 (ikinci baskı). Türk Dünyası Tarih Dergisi. Katip ÇELEBİ. TOEM. Cilıannüma. İsmet Parmaksızöğhı. leyi ala Fasl al-Ahiyya el-Fıtyan al-Turkiyya fi Kiiab alRıhla li-Ihn Battııta. Ankara 1982. Türkçesi: Yıldız Moran. Fuad Köprülü Armağanı. İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri 953 (1546) Tarihli. 92-185. TKGMA. Halime DOĞRU. 562.Akif ERDOĞRU. Ankara 1991.58-68 . s.81 "deki yazısının Türkçe çevirisi). Karaman Vilayeti Zaviyeleri. Tarih Dergisi. İsmail Hakkı Uzunçarşıh 'ya Armağan. çev. Osmanlılardan Önce Anadolu'da Türkler. İlk Ahiler Hakkında. 521-40. s.. -.48. IX. L. İstanbul 1145. f Ahi Evren'in Öldürülmesi ve Ölüm Tarihinin Tesbiti. 72. İzmir 1995. sayı: 191. . Sadreddin Konevi ile Hace Nasıreddin Tusi'nin Mektuplaştıkları İddiası Üzerine. Ankara 1978. İstanbul 1970. Ahi Evren Kimdir? Hayatı ve Eserleri. İstanbul 1982. Halil EDHEM. Aralık 1992. Konya 1991. Vakıf Belgeierme Göre Kayseri'de Ahi Evran ve Ahilikle İlgili Bazı Kayıtlar. L/197. Mürsel Öztürk. Ankara 1990. Tarih Enstitüsü Dergisi. Ankara 1979.M AkifErdoğnı Ö. Şerif Paşa çevirisi. Şeyh Evhadii'd-din Hami d el-Kirmanı ve Evhadiyye Tarikatı. TİD. M.AYVERDİ. Türk Kültürü.s. Ankara 1952. Muallim CEVDET. 312-15. . s. IBN BATTUTA (Şenıseddin Ebu Abdullah Muhammed bin Abdullah bin İbrahim et-Timci Ql-Lcvati). 12. 1 Kanıımevvel 1332. Tarih İncelemeleri Dergisi (=TİD). s. Mikail BAYRAM. Yüzyılda Sullanönü Sancağında Ahiler ve Ahi Zaviyeleri. Neşet ÇAĞATAY. İbn Baruta Seyahatname sinden Seçmeler. İzmir 1994.Tuhfetıi'n-Nuzzar fi Garaibi'l-Emsar ve Acaibii'l-Esfar. İstanbul 1932. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. . 591-601 (Sur les Iraces des premiers Aklıis. Ankara'da Alıilere Aid İki Kitabe. haz. Belleten. Claudc CAHEN. Konya 1993. 1/1. s. X. Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke. s. no. EDİRNE Evkaf Defteri. . Ankara 1986. İstanbul 1953.H. Bir Türk Kurumu Olan Ahilik. . XV!. M. .Ahi Evren ve Ahi Teşkilatı 'tun Kurulusu. ÇAYIRDAĞ. İstanbul 1979. BARKAN-E.

Mehmet Kanar. BABINGER. 809-813. 141-212. haz. 1. no. no. Paris 1995. İstanbul 1988. 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri (937/1530). s. Baki KUNTER. İzinir 1998. s. V. no. . İslam Ansiklopedisi. Semavi EYİCE. no.Melul MERİÇ. . Milletlerarası Hoca Ahmet Yesevi Sempozyumu Bildirileri (26-29 Mayıs 1993). s. 215-6. Tlıe Ottoman Empire. s. KÜTAHYA Evkaf Deften. Ankara 198S3. TDVİA. Kitabelerimiz. I. Yılmaz KURT. s. 532. TKGMA. 139. Burgazi ve Tütüvvet-Name'si. 425. TKGMA. Alıi Baba. Abdülbaki GÖLPINARLI. Prof. Halil İNALCIK. Bahaeddin Ögel"e Armağan. Ankara 19814. Acles du sixieme congres intemational lenu â Aix-en-Provence du ler au 4 juület 1992. TDVİA. 555-56. çev. TKGMA. Dr. Hemedanlı Celaleddin MUHAMMED. TDVİA. II. 65. Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar. Louis MASSIGNOK Sınıf. s. 151-171. H. Ahi Şerafeddin Canıii. TKGMA. yay. Nisan 1990. s. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanesi. ss. 76-154. Osmanlı Devletinin Kurulusu.sous la responsabilitc de Daııiel PANZAC. I. Zilkade 998/EyliH 1590. 246-271 Türkçe Tercümesi TM. Ragıp Hulusi. KİRŞE!İRİ Mufassal Defteri. 434-35. 43H Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defleri (937/ 1530). İktisat Fakültesi Mecmuası. Ahi Şerafeddin Türbesi. 560. 273-82. Kayseri 1993. 2 1 Malbakh. Akşehir Mezartaşlan. s. 7. 527-8. s. ss. s. ZS. S. Eİ . Ziya KAZICI. no. 15/ l-4r İstanbul 1955. İstanbul 1988. İstanbul 1996. 341-47. Das Problem der Entstelmng des osmanischen Reiches. tlıc reigıı of Murad III with regard to tbe Mufassal Defters. Anadolu'da İslamiyet. Ankara 1995. 531-32. Hisloire economigue el Sociale de l'empire oüoman el de la Turguie (1326-1960). _ Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı (1522-1584). Derviş MAHMUD Mesnevihan. s. KARAHÎSAR-ı Sahip Evkaf Defteri. KASTAMONU Evkaf Defleri. Ankara 1993. Alımet KALA. R. . 554 ve 555. s. Fütüvvet ve Ahiliğin Doğuşu. Türk Dünyası Araştırmaları.Fuad KÖPRÜLÜ -F. 575. Ankara 1942. 255-270 M. F. Hoca Ahmed Yesevi'nin Rum Eyaletindeki Zaviye Kurucuları Üzerindeki Etkileri. GIESE. Türkiyat Mecmuası. 53-4. Sevakıbu'l-Menakıb. Yazma Eserler.Fuad KÖPRÜLÜ. İstanbul 1988. Vakıflar Dergisi II.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Some Observations on tlıe urban populalion of Karaman province in . Londra 1972. M. çev.

54 2 . . Aklıi Baba. 15/1-4. Tarih Vesikaları. 1947. L/198. s. s. 3-32. TKGMA: no. Ahi Evran. s. IV/19-24. İzmir 1996. Leiden 1960. İstanbul 1988. Almıcd TEVHİD. İktisat Fakültesi Mecmuası. Kırşehir 1938. Ahilik ve Esnaf: Konferanslar ve Seminer. Yapılar. TİD. MetinlerTartışmalar. . Mıırad I. thn Bahtta 'va Göre Anadolu 'mm Sosyal-Kültüre! ve İktisadî Hayatı île Ahilik. s. 1. 222. Ahi Evran Zaviyesi. çev. s. Ankara 1994. XVI. 603-40. s. XI. İlhan ŞAHİN. M. I Nisan 1329. Aklıi Evvran. 77. s. 1/4. Kırşehir'in Dikkatimizi Çeken Sarf al Abideleri. 1. 387 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-Î Karaman ve Rum Defteri (937/ 1530). İslamda fûtu w et teşkilatının doğuşu meselesi ve tarihi ana çizgileri. Mürsel ÖZTÜRK. s. Ahmet ŞÎMŞİRGİL. TAESCHNER. . s. Semahat Yüksel 1972. çev. Abidin İtil. Osmanlı Devrinde Ahi Evraıı Zaviyesinin Husussiyetine Dair Bazı Mülahazalar ve Vesikalar. 529-30. Hacı Bektaş-ı Veli. 325-41. no. TTK Belleten. Ankara'da Ahiler Hükümeti. Ankara 1987.77110. 530-31. 1956. . 1. 321-323. İslanbul 1955. TDVİA. SIĞLA Evkaf Defteri. 241-44. İslam Ortaçağında Futuvva (Fütüvvel Teşkilatı). 159-74. II. Mehmet ŞEKER. Ankara 1993. Leiden 1960. Ankara 1996. Kırşehir Tarihi Üzerinde Araştırmalar. XI/44. s. Tahsin ÖZ. s. SARUHAN Evkaf Defteri TKGMA. Franz. TKGMA? no. TKGMA.Yılmaz ÖNGE. no. İstanbul 1988. Aklıi. El2. El . TOEM. 569. 111.885894. Çev. 93-6. Ahi Evran Vakfiyyesi ve Vakıflarına Dair. Yüzyılda Amasya Şehri. AkifErdoğru 438 Numara/ı Mııhasebe-i Vilayeî-i Anadolu Deften (937/ 1530). Türklük Araştırmaları Dergisi. Hakkı TARIM. 1948. Cedid Vakıflar. s. Kırşehir de Ahi Evran Zaviyesinin Mütevellisine ait bir Berat. İstanbul 1985. İle Emir Süleyman'a Ail İki Vakfiye. El2. TTK Belleten. . W. C. I. 323-24. . s. I. Birincikanun 19447 s. İstanbul 1986. 324-5. L Leiden 1960. 1. 156. RUBEN. TDVÎA. Fikret Işıltan. TTK Belleten XXXV1/142. Tarihte Kırşehri-Gülşehri.M. 544. Menteşe Evkaf Defteri. ŞEYH Ahi Mehmed bin Ahi Orhan Bey'in Muharrem 898/ Ekim 1492 Tarihli Arapça VAKIFNAMESİ. A. 1200-4. Vakıflar Dergisi. s.

Vakıflar Dergisi. Ankara 1946. 25660. 1942. 236-7. Ankara 1958. şehri ve Eserleri. 3. Nafiz UZLUK. s. s. s. Çetin VARLIK. M. İstanbul 1988. Fatih Devrinde Karaman Evaleti Vakıfları Fihristi. XVI. Ali Sainı ÜLGER Kırşehir'de Türk Eserleri. 189-271. F. Türkltik 55 . II.Yüzyılda Kütahya Araştırmaları Dergisi. 1.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri TÜRK Ansiklopedisi Ahiler.

Muğla. YÜZYIL) Mehmet ERSAN* Menteşe Beyliği. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayını. Yüzyılın II. Biga. Murad son vermiş (1424) ve toprakları Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Çine'de hüküm süren Menteşe Beyliğinin toprakları I. Aydın. İçerisinde Hüdavendigâr. Menteşe. 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri. Bundan böyle B. Bayczid zamanında Osmanlı idaresine geçmiş. Yrd. Doç. İzmir 2000. Yansında kurulmuştur. Sultanhisar (Nyssa). (937/1530). Beyliğe. medrese. Meğri. köylerin nüfuslarının da veriliyor olması nedeniyle ayrılmaktadır. TD. Menteşe Beyliği evkafıyla ilgili defterler arasında 970/1562-63 yılında tanzim edilmiş olan Menteşe Sancağı Evkaf Defteri Başbakanlık Osmanlı Arşivi TapuTahrir Tasnifinde 338 numarada kayıtlı olup3. Pümaz. Peçin.Türk Düfivası incelemeleri Dergisi Sayı IV.O. Kanunî Sultan Süleyman'ın tahta çıkışının onuncu yılında düzenlenmiştir. Dr. XIII. Dizin ve Tıpkı Basım. tanzim şekli olarak diğer icmallerden. MENTEŞE BEY AİLESİNE AİT VAKIFLARIN OSMANLİLAR ZAMANINDAKİ DURUMU (XVI. 1. türbe ve çeşmelerle bunlara tahsis edilen vakıflar yer almaktadır. . Mazon ve Bozöyük gibi hemen bütün kaza ve köylerde mevcut olan cami. Teke ve Alâiye livaları mevcut olup. TD. Muğla.. Föke-Feke (Finike).A. Milas.O. 148 sahifeden oluşan deflerde Menteşe Sancağının Balat. Ankara 1995. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Beyliğin kurucusu. Numara 27. ss. Köyceğiz.. mescit. 166. 338. Samhan. II. 2. Bundan böyle B. 1261 yılında bölgeyi sahilden itibaren ele geçiren Menteşe Bey dir. Karasi. Tavas. Yazımızın konusunu teşkil eden Menteşe Bey ailesine ait vakıflarla ilgili olarak kullandığımız defterler hakkında kısaca bilgi vermenin uygun olacağı kanaatindeyiz. Balat. Çepni. 57-63. Bu defter. bugünkü Muğla yöresinde. Aydın (Tralles). ancak Ankara Savaşi'ndan sonra Timur tarafından yine kendilerine iade edilmiştir. tıbkı basım olarak da neşredilmiştir.A.. Peçin. Meğri (Fethiye). Kanunî Sultan Süleyman'ın sultanlığının son döneminde kaleme alınmıştır. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu-Tahrir Tasnifi 166 numarada kayıtlı 1530 Yılma Ait İcmâl-Muhasebe Defteri1. zaviye.

İbrahim Bey. Orhan Bey oğlu İbrahim Bey'in Muğla'da. 4 5 5 7 Bundan böyle TKGM. Yine Eski Çine'de bulunan İbrahim ve Hızır Bey Türbesi ile Peçin'de bulunan Orhan Bey Türbesi Menteşe Bcyliğrnc ait eserler olup evkaf kaydına rasllaııamamıştır. 11. Datça'da. evahir-i Muharremü'lharam sene 991 ( 14-23. 1 türbe. KK 156. IV. Sığla Saneağı'nın teşkil edildiği ve o esnada henüz Menleşe Sancağımdan ayrılmamış bulunan Çine ve Balat kazalarının da. Yahşi Bey. Hızirşah'm. Muğla. 58 . Şecere için bkz. Ahmed Gazi Bey. Sözü edilen bu hanedan mensuplarının imar faaliyetlerinde bulundukları. Menteşe oğullarının bina ettiği eserlerden yalnızca 2 cami.la. Pürnaz. 4. TD. 1 kervansaray.i Bey'in Eski Çine'de.Mehmet Ersan 3. s. Menteşe Bey'in oğullan Mesud Bey. Mesud Bey'in oğulları Orhan Bey. 1 Mevlevihane. İbrahim Bey'in oğlu Musa Bey. Peçin "de. Yüzyıla ait. 569. Selman Paşa. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi. Selahaddin Bey. XVI. Basılmamış Doktora Tezi). tlyas Bey. TKGM. Hanedana mensup olmakla birlikte. 85. Beyliğin kurucusu Menteşe Bey. evvela Aydın Sancağı'ndan dört kadılığın ayrılarak. Remzi Duran. Ahmed Bey'in oğlu Leys (Üveys) Bey ile Leys Bey'in oğlu İlyas Bey'in evkaf kaydına rastla namamı şiir*. yeni sancağa dâhil edilmelerinin ardından yapılan tahrirlerini İçermekte olup. Bıı defter. KK 156. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. s. Meğri ve Mazoıı kaza ve nahiyelerine ait vakıflar yeral maktadır. Feridun Emocen " Aydın". buradaki vakıflar ile ilgili olarak 1583 yılında kaleme alınan ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi. İbrahim Bey. Ahmed Ga/. Muhtemelen 1573 yılında Sığla Sancağına dahil edilen5 Balat'taki vakıflara ail Menleşe Evkaf Defterlerinde bilgi bulunmadığından. incelediğimiz evkaf defterlerinde. Kirman Bey ve Zervan Bey. daha sonra ayrılarak. Bundan böyle TKGM. 236. Şekil ve Resimler). Said Bey. bir takını eserler vücuda getirdikleri ve hayır kurumlan bina etliklerine şüphe yoktur. 991(1583) yılında. 4 medrese. Menteşe Beyliği Mimarisi I-II (Metin. Mclmıcd Bey ve Ahmcd Bey*in adları görülmektedir. Bu eserlere banisi İlyas Bey olan Peçin'deki Yelli (Kepez) Medrese ile Kızılhan'i ve banisi Orhan Bey oğlu İbrahim Bey olan Balat'taki Tiyatro Hanı ile Pireli Han'ı da ilave e ün ek gerekir. Defter içerisinde Peçin. 569 Numarada kayıtlı defter4. 3 zaviye. tanzim edilmiştir. Bozöyük. 156 numarada kayıtlı bulunan Sığla Livası Defteri kullanılmıştır. KK. Mesela Orhan Bey'in. vr. 1583 ) tarihini taşımaktadır7 Kaynaklarımızı teşkil eden evkaf defterlerinde Menteşe Beyliği'nde vakıf tesis eden hanedan üyeleri olarak. Tavas. İstanbul 1991. ( Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslâm Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı. İlyas Bey'in Balal'ta cami inşâ ettirdikleri bilinmektedir. Tztnİr 1995. 2 imaret. 1 ınescîd'in vakıf kayıtları bulunmaktadır. Köyceğiz.

771 akça olup. Ahmed Gazi'nin Peçin'de bulunan ve gelir tahsis ettiği eserlerin den birisi de. Cemaat ve reayalar ise 154 hane olup. 3 muhassıl. 1 salıib-i berat. Duran. Milas ve Balat yağhanesinden yıllık 13 batman yağ. 166. 530 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlarda... Söz konusu evkafın.008 akça olarak gösterilmektedir. Muğla ili Milas ilçesine 5 km. 1 serhane. 206. 3 inıamhatip. toplam hâsılı 13. Yine Ahmed Gazi Bey tarafından yaptırılan ve Cemaziyelahir 780 (Ekim 1378)'de tamamlanan Milas'taki Ahmed Gazi (Ulu) Cami. Hoca Bedreddin Mahallesi'nde. TD. kendi adım taşıyan imaretidir. 1562 yılına ait defterdeki kayıtlarda. 9 nefer. > ) II 12 13 M Duran .O.O. bu hâsıl içerisinde başta buğday olmak üzere arpa. Menleşcoğıılları hanedan ailesinin evkafında loplam 12 köy bulunmakladır. 2 hamam. kalenin güneyinde. bugünkü Milas Müzesi'nin karşısında bulunmaktadır11. 1530 yılında tanzim olunan defterde hasılı 65. yulaf. 2 kıt'a hevchane ile muhtelif bağ-bahçc ve köylerin hâsılları oluşturmakladır. Duran. 197. 41-46. 200 akça nakit para. TD. Genel olarak verilen bu bilgilerden sonra evkaf defterlerinde yer alan kayıtların verdiği malumat ölçüsünde vakıfları tek tek ele alarak söz konusu dönemdeki durumlarını ortaya koymak mümkündür. 4 ortak bulunmaktadır. masrafı ise 54. Balavca Deresi kenarında. 338.139. yıllık 900 akçalık zemin. mesafedeki Peçin'de. B. 1 sahib-i berat. Peçin Ovası Reayası cemaati ve Meğri'ye tabi Gebran cemaati ile Karaova karyesinin gelirleri yanında muhtelif araziler. Orhan Bey camü'niıı hemen kuzeyinde9. cemaat ve reayalar da 142 hane.647 akça olarak gösterilmektedir14. s. 2 dükkan. toplam gelir 39.833 akça olarak kaydedilirken13. Milas yağhanesinden yılda 6 batman olmak üzere toplam geliri 70. s. Ancak bu imaretin bugün kalıntısı bulunmamaktadır12.Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Durumu (XVI.468. 492-493. 18 değirmen. 285.A. Yüzyıl) Bu vakıfların gelir kaynaklarım genel olarak muhtelif araziler. s. 2 dükkan. 1 Ahmed Gazi'nin Peçiırde bulunan Medrese ve İmaret ile Milas'da bulunan Camü'niıı evkafı. 777/1375-76 yıllarında Ahmed Gazi Bey tarafından inşa ettirilmiştir10. 7 gebran. 1 scrhane. çavdar ve susam gibi zirai ürünler dikkati çekmektedir. 3 imaın-hatip bulunan bu köylerin. 2 mücerred. s. B. 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlere göre 614 hane. Bozcaöyük karyesi. ıu Duran. s. s. masrafı ise 56. Peçin'de bulunan Ahmed Gazi Medresesi. 1 pir. 2 harim.468 . söz konusu köylerde 665 hane. . 1 muhassıl.A. 5 hamam.

800 akça). B. 338. s.000 akçadır Ahmed Gazi zamanında Çalıcı İvaz yermiş diye kayd olunun Afşar köyünden bir hisse köhne 15 16 17 18 10 20 21 TKGM.919 akçadır10. KK. Karaviran. TD. 1530 yılında tanzim edilen defterde evkafın geliri 9 köy. Değirmenderesi. s. 17 değirmen. 512-513. Ancak. Çukurcalı. TD. Duran. Varvil Tuzlasından yılda 1 müd tuz olmak üzere. bahçe.O. Çerçin köyünde 1 cemaatin gelirleri vakfedilmiştir. B. vakfın gelirlerinde bir azalma olduğunu göstermektedir . s. kısmen cami ile irtibatlı olarak inşa edİIen !6 İlyas Bey medresesinin yapımına 1404'de başlanmışlar.öyük ve Esenılus'a tabi olan Karaova köyleri vakfedilmiştir.816 akça. Kızılkilise. 900 akçalık zemin. 569.Mehmet Ersan 1583 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre hasılı 73. 1 değirmen. v. XV. Duran.. gideri ise 35. İlisuluk. 26 kıt'a zemin olup yıllık geliri 49.A.. gideri ise 35. 214. İlyas Bey'in Balat'taki imaretinin ise yapı kalıntıları tespit edilememektedir1*. Amanlar ve buraya bağlı Bayramalam ve Çullahlar ile Alacalar ve ona bağlı Mandalyat. s. bir değirmenden günlük 1 akça. 2. 156. 2 harım. 1 hamam. Vakf-ı Mevlevihane-i Ahmed Gazi Balat'la bulunan Ahmed Gazi Mevlevi hanesine.A.O.476 akça. 75b-81b. Binanın tamamlanma tarihi kesin olarak tespit edilememekle beraber. 166. Varvil tuzlasından yılda 6 müdd tuz (1. 5-12. s. Duran. 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlerde bulunan "Defter-i Atik'de Varvil Tuzlasrndan tahsis edilen yıllık 6 müd tuz ile Balal Yağhanesi"nden tahis edilen yıllık 3 batman yağın artık alınmadığı ve vakfa ait çeltik tarlasının da ekilemez duruma gelmiş olduğu" ifadeleri20. Ayrıca muhtelif bağ. s. 285-286. Karanlar (veya Murtadlar). İlyas Bey Camii'uiıı hemen kuzeyinde.O.485 akçadırL\ Bu durumda evkafın gelirlerinde bir artış gözlenmektedir. yüzyılın ilk çeyreğinde tamamlandığını söylemek mümkündür17. muhtelif bağ ve bahçe. 60 . s. • 3. yıllık toplam 4. 1530 yılında tanzim edilen deftere göre. Afşar köyünün gelirleri İle 1 parça zeminden oluşan 980 akça 21 vakfedilmiştir .A. Papazlık ve Çerçin köyleri ile Bafa köyünde 2. Evkaf-ı İmaret ve Medresi-i İlyas bey Balal'da. TD. 511-512. KK. 223-224. Aynı deftere göre evkafın masrafı 65. 166.928 akça olan evkafa Bo/. TD. 84a. TD. 1562 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerdeki kayıtlara göre Balata bağlı Afşar köyünün gelirleri. B. 1-7. TKGM.919 akçadır. 1562 ve 1583'de tanzim edilen defterlere göre Bafa (Mersendükapu). otlak ve çiftliklerin yanısıra kıst-ı haman. Peçin kazasına tabi Karaca Ayıd adlı mevkide bulunan çeltik tarlasının gelirinin yarısından oluşan evkafın yıllık hâsılı 54. Balat yağhanesinden yılda 3 batman yağ.

Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Dununu (XVI. Yüzyıl) defterde kayıtlıdır22. Değirmenin harap oluşu, Varvil Tuzlası'ndaıı tuzun almamayışı ve diğer gelirlerin tahsil edilemeyişi sebebiyle gelirlerin azaldığı anlaşılmaktadır. 4. Vakf-ı Cami-i İbrahim bey Balal'da, antik Milet tiyatrosunun doğusunda, İbrahim Bey Hamamı'nın hemen yakınında bulunan Cami. İbrahim Bey'in. Menteşe Beyliğrnin başında "Ulu Bey" olarak bulunduğu 1337-1358 yılları arasında inşa edilmiş olmalıdır". 1530 yılında tanzim edilen defterde, vakfın hasılı 52 dönüm arazinin geliri olan 810 akça olarak gösterilirken24, 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlerde muhtelif bağ-bahçe ve 2 değirmen (değirmenlerden biri harap), keşti-i Kayyelü, 2 kıf a hevehânenin gelirinden oluşan yıllık 4,080 akça kayıtlıdır25. 5. Vakf-ı Zaviye-i İlyas Bey Milas civarında bulunan zaviyeye İlyas Bey, 1562 yılında tanzim edilen deftere göre muhtelif araziler, Milas yağ hanesinden iki batman yağ olmak üzere yıllık 200 akçalık gelir tahsis etmiştir 6 . Vakfın gelirinde 1530 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerdeki kayıtlara göre bir değişiklik görülmemektedir27. 1583'deki defterde Hamza adlı bir şahsın tasarrufunda olduğu kayıtlıdır28. 6. Vakf-ı Zâviye-i İlyas Bey 1530 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirleri 1 çiftlik, 1 değirmen, 1 parça zeminden oluşan 1.200 akça29 iken, 1562 yılında tanzim edilen defterde 1 çiftlik, 3.5 müdlük yer, 1 değirmenin gelirlerinden oluşan yıllık 1.720 akçaya ulaştığı görülmektedir30, 1583 yılında tanzim edilen defterde, Cafer b. Turali tasarrufunda bulunan vakfın gelirinde bir değişiklik yoktur31. 7. Vakf-ı Türbe-i Menteşe Bey Fethiye'de Akıncı İlkokulu "mm hemen yakınında. Tekke Gül Camü'nin 32 doğusunda bulunan Menteşe Bey Türbesi, Ahmed Gazi Bey tarafından Meğri'de XIV. yüzyılın ikinci yarısında, 1360-1391 yılları arasında yaptırılan medreseyle aynı 33 dönemde inşa edilmiş olmalıdır . B.O.A. TD. 338, s. 13-14,; TKGM. KK. TD. 156. v. 81b-82a. Duran, s. 128. 24 B.O.A.. TD. 166, s. 513. 25 B.O.A. TD. 338, s. 15; TKGM. KK. TD. 156, v. 82b. 26 B.O.A. TD. 338, s. 59. 21 BOA.. TD. 166, s. 520; TKGM. KK. TD. 569, s. 20. 38 TKGM. KK. TD. 569, s. 20. 29 B.O.A., TD. 166, s. 550. 30 B.O.A. TD. 33$. s. 115. 31 TKGM. KK. TD. 569, s. 72. 32 Duran, s. 179. 33 Duran,*. 182-183.
u n

Mehmet Ersan

Menteşe Bey türbesine, 1530 ve 1562 yıllarında tanzim edilen defterlere göre toplam geliri 400 akça olan 5.5 müdlük 17 pare yer vakfedilmiş olup, Hamza Fakih 35 tasarrufunda bulunmaktadır . 1583 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirinde bir 36 değişiklik görülmüyor . 8. Vakf-ı Medrese-i Ahmed Gazi Yeri tespit edilememiştir. Ancak, Fethiye (Meğri)'de Menteşe Bey Türbesinin güneyinde, türbeye bitişik eski duvar kalıntıları tespit edilen bir yapı kalıntısı bulunmaktadır. Fethiye'de bundan daha eskiye giden bir yapı veya kalıntısı bulunmadığından bu kalıntıum bu medreseye ait olduğu düşünülebilir37. Meğri nahiyesinde bulunan medreseye, 1530 yılında tanzim edilen deftere göre toplam geliri 3.500 akça olan araziler tahsis edilmiş38, 1562 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre ise toplam geliri 5,500 akça olan ve çeltik ile meyve bahçelerinden oluşan muhtelif araziler vakfedilmiştir39. 1583 yılında tanzim edilen defterde de yıllık gelir 5.450 akça olarak gösterilmektedir40. 9. Vakf-ı Kervansaray-ı Mehmed Bey Meğri nahiyesine bağlı Alıhora köyünde bulunan kervansarayın vakıf kaydına. 1530 yılında tanzim edilen defterde rastlayamadık. 1562 yılında tanzim edilen defterde 200 akça nakit vakfedildiği41 ve 1583 yılında tanzim edilen defterde de aynı değerin mevcut olduğu görülmektedir42. 10. Vakf-ı Medrese-i İlyas Bey Peçin'de, Menteşe Beyliği yerleşimini güneyden çevreleyen büyük surların dışında, merkeze yaklaşık 1.5 km. mesafede bulunan 43 medresenin inşa tarihine ışık tutacak yazılı bir belge mevcut değildir44. Ancak yapının XIV. yüzyılın ortalarına tarihlenmesi uygun görülüyor45. 1530 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirleri muhtelif arazi ve Muğla'da bulunan 1 değirmenin gelirlerinden oluşan toplam 4.500 akça iken 46 , 1562 yılında
34 35

34

3ü 37
38 39 40 41 42 43 44 45 46

B. O.A..TD.l 66 . s. 570. B.O.A. TD. 338, s. 130. TKGM. KK. TD . 569, s. 89. Duran , s. 286. B.O.A.. TD. 166, s. 569. B.O.A. TD. 338, s. 126. TKCM. KK. TD. 569, s. 85. B.O.A. TD. 338. s 139. TKGM. KK. TD. 569, s. 98. Duran. s. 208. Duran. s. 211. Duran. s. 213. B.O.A., TD. 166. s. 495.

62

Menteşe Bev Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Durumu (XVI. Yüzyıl) tanzim edilen deftere göre, yıllık geliri 1500 akça olan 4.5 çiftlik yeri, Muğla'da 1 hamamın gelirlerinden oluşan 4.125 akçadır47. 1583 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlarda da 4.125 akça olarak görülmektedir48. 11. Vakf-ı Zâviye-i Mehmed Bey Nefs-i Leyııe'dcki Bozöyük nahiyesinde bulunan zâviye'ye, 1530 ve 1562 yılında tanzim edilen defterlere göre hasılı 400 akça olan arazi ve zeytinlik vakfedilmiştir49. 1583 yılında tanzim edilen deftere göre yine hasılı 400 akça olan 6 pare yer, 1 bağçe, toplanı 1.5 çiftlik miktarı yer vakfedil mistir Talib oğlu Salih tasarrufunda dır 50 . 12. Vakf-ı Mescid-i AhmedBey Peçin'de bulunan mescide, 1562 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre Acısu (Aytemur) köyü ile muhtelif arazi, bağ-bahçe vakfedilmiştir. Toplam gelir olarak 3.550, masraf ise 2.880 akça kaydedilmiştir51. 1530 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerde de verilen değerler aynıdır*1 . Sonuç olarak toplam geliri 149.459 akçaya ulaşan söz konusu vakıfların gelirlerinden en fazla payın medrese, imaret ve camilere (138.989 akça) tahsis edildiği görülmektedir. Bunları 4.000 akça ile mevlevihâne, 2.320 akça ile zaviye, 3.550 akça ile mescid, 400 akça ile türbe ve 200 akça ile kervansaray takip etmektedir. Bununla birlikte, tahsis edilen bu gelirlerin bir kısmı artık tahsil edilemediği İçin XVI. yüzyılda vakıf gelirlerinde bir azalma olduğu gözlenmekte ve vakıf tesis edilen binalarında harap olduğu görülmektedir. Bu durum hemen aynı bölgede bulunan Aydııioğıılları Beyliği ile mukayese olunduğunda bir benzerlik arzettiği de görülür53

47

BOA. TD. 338, s. 53. *8 TKGM. KK. TD. 569, s. 14. 49 B.O.A. TD. 338. s. 70. 50 TKGM. KK. TD. 569, s. 34. 51 B.O.A. TD. 338, s. 48. 52 B.O.A., TD. 166, s. 493; TKGM. KK. TD. 569. s. 9. 5i Mehmet Ersan " Aydmoğullan Ailesine Ait Durumu' 1 CİEPO XBT da sunulan tebliğ.

Vakıfların

XV-XVI.

Yüzyıllardaki 63

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss. 65-74.

ÇALDIRAN SAVAŞI ESNASINDAKİ OSMANLI-SAFEVÎ MÜCADELESİNDE MEMLÛKDEVLETİ'NİN TUTUMU

Cüneyt KANAT* Osmanlıların Memlûk Devleti*ni mağlup ederek Mısır'ı 1517'de fethetmeleri, bu devletin İslam ülkelerindeki yayılması tarihinin en büyük bölümünü oluşturur ve üç yıldan daha kısa sürede gerçekleşmiştir. Osmanlılar'm Doğudaki ve Güneydeki yayılma alam olan iki Müslüman devletten birisi, kendilerinin son verdiği sünnî Memluk Türk Devleti, diğeri ise. yeni kurulmuş olan Safevî Devleti idi ki, Osmanlılar Çaldıran'da müthiş bir darbe vurmuş olmasına rağmen o yaşamayı sürdürebilmiş ve Osmanlı Devleti'nin Doğu sınırı boyunca yüzyıllarca değişmez bir tehlike kaynağı olarak kalmıştır. Osmanlılar, Memlûk Devletine son verdikten sonra, çok kısa bir sürede Mısır. Hicaz. Suriye, Irak ve Doğu Anadolu ile Kuzey Batı İran'ı topraklarına katabildiler. Ek bir çabayla da Kızıl Deniz ve Basra Körfezinde de hakimiyetlerini kurmaya çalıştılar. Bu fetihler ayrıca onların bir çok değişik etki ve ııüfuzlannm Kuzey Afrika ülkelerine yayılmasını sağladı1. İşte böylesine önemli hadiselerin ortaya çıkmasına zemin lıazırlayaıı Mısır'ın fethinden az önce, Osmanlılar ile Safevîler Çaldıran Savaşı (1514) ile kozlarım paylaşmışlardı. Çaldıran savaşında mücadele eden bu iki devlet, yani Osmanlılar ile Safeviler, aslında Memlûk Devleti'nin varlığını tehdit eden ciddi birer tehlike idiler. Bu sebeple onların birbirleriyle mücadele etmesi ve güç kaybederek yıpranmaları, Memlûk Devleti'nin geleceği açısından iyi bir gelişme gibi gözüküyordu. Ancak bu İki güçlü devletin mücadelesinden istifade edebilmek akıllıca bir siyasetin uygulanabilmesi ile mümkün olabilirdi. Bu hadiselerden yaklaşık bir asır Önce Memlûk tahtında oturan Berkuk. Osmanlı Devleti ile olan ilişkilerinde çok dikkatli olmuş ve bu devlet ile İslâm 1 Dünyası nın liderliğini yapma mücadelesi vermiş olmasına rağmen, Timur tehlikesi sebebiyle ilişkilerinde esnekliğe azami derecede özen göstermişti. Özellikle Berkuk'un şu sözleri O'ııun siyasi dehasmı ve geleceği görmedeki kabiliyetini açıkça ortaya koymaktadır; u Ben Timur'dan korkmuyorum, çünkü O'na karşı herkes bana yardım ediyor, ancak İbn Osmaııdan korkuyorum." Berklik'un bu korkusunda ne kadar haklı olduğu yaklaşık olarak birbuçuk asır soma Osmanlı Devleti'nin Memlûkler'e son

*
1

Yrd. Doç. Dr., Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Davıd A valem, "The End of Ihe Mamlûk Sııltanatc", Studıa Islamica, S. LXV. Paris, s. 126.

Cüneyt Kanat vermesiyle ortaya çıkmış oldu . Berkuk'un yukarıdaki sözü söylemesinden bir asır sonra İran'dan Safevîler Devleti ortaya çıkıyor ve bu kez belki de Safevîler in hükümdarı Şah İsmail, yıllar önce Timur'un cmıadığı rolü üstlenmeye hazırlanıyordu. Ancak bu esnadaki şanların Timur, Yıldırım Bayezid ve Berklik zamamndakinden çok daha farklı olduğu gelişen olaylar ile zaman içersinde ortaya çıkacaktı. Memlûk Devleti ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkiler II. Bayezid devrine dek ufak tefek sürtüşmeler bir kenara bırakılırsa genellikle iyi olmuş ve hatta Timur'un Suriye'yi tehdit ettiği sırada, Yıldırım Bayezid ve Toktamış ile Timur'a karşı bir iltifak girişiminde bile bulunulmuştu3. Ancak bu dostça münasebetler özellikle 1485' den 1490'a kadar beş sene devam eden savaşlar ile sona ermiştir. Bu esnada iki devlet arasında yapılan barış ise, bazı küçük problemler gözardı edilirse yaklaşık onbeş sene devam etmişti4. Daha sonra II. Bayezid'ın yerine tahta Yavuz Sullan Selim geçmiş ve bu sırada Memlûk Sultan'ı olan Kansuh el-Gûrî O'nunla iyi ilişkiler kurmak istediğinden O : nun tahta çıkışını tebrik için değerli hediyeler ile birlikte Emir Âlıûr Sânî olan, Emir Aktay et-Tavîl'i elçi olarak göndermiştir5. Bu elçi, Yavuz Sultan Selim tarafından huzura kabul edilmiş ve çok iltifat görmüştür6. Ancak her iki tarafın da samimi olmadığı fakat siyasetleri gereği sürdünneye gayret etlikleri bu iyi gibi gözüken ilişkiler Çaldıran Savaşı'mn hemen ardından Dulkadir Bey'i Alâuddevle meselesi ile ilgili olarak tekrar bozulacaktır7. Muhakkak ki durumun bu noktaya gelmesinden önceki, yani Çaldıran Savaşı arefesindeki Memlûk-Osmanh münasebetlerini bu savaş esnasındaki Memlûk Devleti'nin tavrını daha iyi anlayabilmek İçin ayrıntılı olarak ele alacağız. Buna ek olarak özellikle Dulkadir Bey'i Alâuddevle'nin Çaldıran Savaşı Öncesinde Osmanlılar'ı bir kenara bırakıp.. Safcvî ve Memlûkler ile birlikte hareket edip mümkün olduğu kadar da bunu el altından yapmaya çalışmasının8 yarattığı karışıklığı ortaya koymak zorundayız. Aynı şekilde Memlûk Devletini ciddi anlamda tehdit eden ve en az Osmanlılar kadar tehlikeli olan Safevîler'in durumunu da göz ardı edemeyiz.
2

Cüneyt Kanat. Memlûk-Thnurlu Münasebetleri (1382-1447), Bayılmamış Doktora Tezi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 1996, s. 233. 3 Takiy ed-Dîn Ahmed b. Âli el- Makrîzî, Kilâb es- Suluk l.i- Ma'ıifet Düvel el- Mutûk, 1U-2, nşr. Saîd Abdulfettah Âsur, Kahire 1971, s. 813; İbıı Hacer el-'Askalânî, İnha' el-Gımır biEbnâ' el-'Umr. El, nşr. Muhammet! 'Abd el-Muîd Han, 2. Baskı, Beyrut 1986, s. 199-200; Nâsıreddîn Muhainmed b. Abdurrahîm b. el-Furât, Târih İhn el-Furât, DC-2, nşr. Koslantin Zcrîg-Neclâ Izzeddm, Beyrut 1938. s. 381-382; Rbu'l-Mehâsîn Yusuf b. Tagriberdi, enNııcfmı ez-Zâhîre fî Mulfık Mısr ve 'l-Kahire, XII, nşr. Dar el-K.utub el-Mîsriyye, b. y. ve t. y., s. 796. 4 İsmail Hakkı Uzunçarşıh, Osmanlı Tarihi, 4. Baskı, Ankara 1983, s. 187-195. 5 îbn lyâs, Bedâi' ez-Zuhûrjî Vekâi' ed-Duhûr, IV, nşr. Muhammed Mustafa, Kahire 1984, s. 324. " Sdâlıaüm Tansel, Yavuz Sultan Selim, Ankara 1969. s. 168-169. 7 Cclâl-zâde Mustafa, Selim-Nâme, Haz. Ahmet Uğur-Mustafa Çuhadar, Ankara 1990, s. 397: W. W. ClilTord, ''Some Observations on Ihe Course of Mamluk-Safevi Relatioııs (15021516/908-922) II". Der İslam, Band 70 Heft 2, Berün-New York 1993. s. 27]. $ îbn Zünbül, Ahi ret el-Memâlîk, nşr. Abdulmena'm Âmir. b. y. ve t. y., a 19; Refet Yinaııç. Dulkadir Beyliği, Ankara 1989, s. 96. 66

2

Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-Safev'i Mücadelesinde Memlûk Devleti 'nîn Tutumu

Akkoyunlu Devleti'ni ortadan kaldırarak Azerbaycan, Irak-ı Acem, Irak-i Arap ve İran'ı ele geçirip Ceyhun nehrine kadar sınırlarım genişleten Şah İsmail, 1510'da Özbeklerde karşı da galip geldikten sonra iyice güçlenmişti. Böylece artık O, Memlûkler 9 için de çekinilmesi gereken bir düşman idi . Çünkü Şah İsmail, Batrdaki verimli topraklar üzerindeki Memlûk hakimiyetine karşı tarihi İran muhalefetini yeniden canlandıracak ve İlhanlılar ile Timurlular'ın yerini almaya çalışarak bu ideoloji ile kendisine yeni bir hız katacaktı. İran'da başarılı bir devlet kurma ile geçen on yıllık sürede cesaretlenen Safevî tehlikesi, 1512 yılında sadece Anadolu'da değil, Suriye. Hicaz ve hatta Mısırın kendisinde bile Memlûk otoritesine karşı koymaya hazır bir Iıal almıştı10. Bu noktaya gelmeden bir süre önce. daha II. Bayezid hükümdar iken 1507 yılında Osmanlı'nın doğu sınırlarındaki Safevî tacizine karşı, Osmanlılar büyük bir orduyu Ankara'da toplarken, diğer taraftan Şehzade Korkut başkanlığındaki bir heyeti de Memlûk Devleti'ne göndererek Şah İsmail'e karşı birlikte hareket etme isteklerini ilettiler. Bu istek Kuzey Halep'teki Safevî baskısını rahatlatmak için Memlûk Sultanı elGûrî tarafından uygun görüldü. Bundan yalnızca bir kaç ay sonra Osmanlı elçileri tCalıire'yc tekrar gelerek Şalı İsmail'e Karşı ittifak kulisini devanı ettirdiler. Yine bu esnada Suriye'den gelen haberde Şah İsmail'in askerlerinin Fırat'ı geçerek, Memlûk Devleti topraklarının yakınlarına kadar ulaştığı ve bunun üzerine Alâuddevle'nin, Türkmenleri toplayarak onların üzerine yürüyüp harb ettiği bildiriliyordu11. Bu hadiseden bir kaç yıl sonra 916 yılı Cemadi el-Ûla ayında (Ağustos/EyIüI-1510) Bire naibinden Sullan'a gelen haberde; O'mın Şalı İsmail'e mensup bir grup nisam yakaladığı ve onların elinde Şalı İsmail'den bazı Frenk krallanna yazılmış bir mektup olduğu ve bu Mektupta da Şalı İsmail'in bu krallara, onlann denizden kendisinin ise karadan olmak şartıyla Memlûk Devleti üzerine yürümeyi teklif ettiği bildiriliyordu12. Bu son gelişme, yani Safevîler'in Batılı deniz güçleri ile ittifak kurma isteğini ifade eden gizli mektubun Memlûkler tarafından ele geçirilmesi, Yavuz Sultan Selinvden önce Memlûkler ile Osmanlılar arasında yapılan ittifakın ana sebebi oldu. Memlûk Devleti, kendi istihbarat birimlerinin müdahalesi ile ortaya çıkan bu durumdan sonra, Osmanlıların uzun zamandır devam eden ikili işbirliği davetini kabul elli. Hatta bir Memlûk elçisi kısa bir süre sonra İstanbul'a giderek, Osmanlılar'dan geleceğe dönük, Safevîlefe karşı destek lafep etti. Îstanbul-Kahire eksenindeki bugüne kadar olan ilk kayda değer gelişme ise 1511 Haziranında Memlûk-Osmanh ortak askeri operasyonunun Fırat'ın Batı kıyısındaki Safevî müfrezesini sürmesi ile ortaya çıktı. İşte bu stratejik gelişim, Şalı İsmail'e karşı 1514 yılında kesin tavrını koyan yeni Osmanlı 13 sultanı Yavuz Selim tarafından da muhafaza edilmeye çalışıldı . Ve bundan sonra da Osmanlı, Safevî ve bazen de Dulkadirli elçilerinin Kahire'ye olan yoğun trafiği başladı. Şimdi bu gelişmeleri sırasıyla ve mümkün olduğu kadar özetleyerek vermeye çalışalım.

9

İ H. Uzunçarşılı, a.g.e., s. 258-259. W, W. Clifforcl, "Some Observations on ihe Course of Mamluk-Safevi Relalions (15021516/908-922) I", Der İslam, Band 70 Hefl2, Berlin-New York 1993, s. 247. 11 İbnİyâs, Bedâi'ez-Zuhûr, IV, s. 118-119,122; W. W. Clifford, cıg.m. II, s. 268-269. 12 İbn İyâs, Bedâ'i ez-Zuhûr, IV, s. 191; David Ayalon, cLg.m., s. 131. Vi W. W. Clifibrd. a,g.m II, s. 169-170. 67
10

Cüneyt Kanat

Safevî hükümdarı Şalı İsmail ile Memlûk Devleti arasındaki münasebet genellikle istikrarsız bir şekilde devam ediyordu. Daha 917 yılı Rebi'ül-Evvel ayının 18'inde (15 Haziran 1511 ) Şah İsmail'in elçisi Kahire'ye gelmiş ve O'nun mektubu İle içinde bir mushaf ve seccadenin de bulunduğu çeşitli hediyeler sunmuş olmasına rağmen bir yıl sonra 918 yılı Muharrem ayında (Marl/Nisan-1512) Halep naibinden alınan haberden, Safevî Öncü birliklerinin Bire civarında görüldüğü ve Bire askerlerinden bir grubun bu askerler ile karşılaştığı öğreniliyor ve Memlûk Sultanı'nın da bu habere çok cam sıkılıyordu14. Yine aynı tarihlerde Alâuddevle'nin elçisinin Kahİre'ye gelerek Sullan'a çeşitli hediyeler takdim etmesi de dikkat çekicidir15. 918 yılı Rebi'ül-Âhir ayının 12'sinde (27 Haziran 1512) yaklaşık iki yıl önce Şah İsmail" e elçi olarak gönderilmiş olan Tem ur Bey el-Hindî Kahire'ye geri döndü. O yolculuğu esnasında yanındaki adamlarından bir kısmını ve atlarını kaybetmiş, bu yüzden büyük sıkıntılar çekmişti. Temur Bey'den öğrenildiğine göre; Şalı İsmail O'na fazla itibar etmeyip ikramda bulunmayarak, kendisini yalnızca bir kez huzura kabul' etmiş ve Sultan'ın gönderdiği cevabî mektubu Temur Bey'e vermeyip kendi elçisi ile göndermişti. Temur Bey Siryakos Hankahı'na geldiği zaman Sultan'a haber göndererek yanında Şah İsmail'in elçisinin de olduğunu bildirdi. Sultan elçiyi karşılamak üzere. Muhtesib olan ez-Zeynî Berckat b. Musa'yı görevlendirdi. Daha sonra Şah İsmail'in elçisi, Kanı Bey es-Sullâk'ın evine yerleştirildi. İki gün sonra ayın 14'ünde (29 Haziran) Sultan elçiyi kabul etti ve bu esnada elçi kırk tane hamalın taşıdığı çeşitli hediyeleri Sultaıva sundu. Elçi ile birlikte Şalı İsmail'in iki Emir'i de Sultan'ın huzurunda idi ve o sırada Safevî hükümdarının mektubu Kansuh el-GûrTye verildi. Mektup hemen orada okundu, ancak içindeki hoş olmayan sözler ile bazı çiğ laflar Sultan'ın canını sıktı. Daha sonra elçi ve yanındakiler ikametgâhlarına döndü. 918 yılı Cemâdi el-Ûla ayının SMnde (22 Temmuz 1512) Sultan Şah İsmail'in elçilerini tekrar kabul ederek onlara hila't giydirdi ve cevabî mektubunu da verdi. Bu mektupta Sultan Şalı İsmail'e O'nun kullandığı üsluptan daha sert bir üslup ile cevap veriyordu. Çünkü Memlûk Sultam'na göre Şah İsmail bunu hem elçisine kötü davranmak hem de yazdığı mektupla fazlasıyla haketmişti. Böylece Sultan ile Şah İsmail arasında bir gerginlik de başlamış oluyordu. Bu elçilerin geri dönüşünden bir yıl sonra Halep naibinden gelen haberde; Şah İsmail'in, düşmanlarından bazı Tatar Melikleri ile savaştığı, otuz bin askerinin Öldüğü ve kendisinin de yaralanarak ortadan kaybolduğu ve nerede olduğunun bilinmediği 16 öğrenilmiş ve Sultan bu habere çok sevinmişti . Doğruluk derecesi şüpheli olan bu son haberin bizim için önemi ise; bu habere Memlûk Sultanı Kansuh el- Gûrî'nin çok sevinmiş olmasıdır. Yani Çaldıran savaşı öncesinde Şah İsmail'in yıpranması Sultanı memnun etmişti. Gerçekten Osmanlılar ile Safeviler'in karşı karşıya gelmesinden önce Safcviler ile Memlûkler arasında teati edilen Yukarıda bahsedilen tarihte gelen elçi ayrıca güzel görünümlü bir sandığı Sultan%a takdim etmiş ve bu sandığın içinden Özbek Han'ın başı çıkmıştı. Yine İlin İyâs'ın ifade ettiği üzere Şah İsmail'in gönderdiği mektupta bazı tehditkâr beyitler vardı. Bu sebeple de Safevî elçisi ağırlandığı evden dışarıya fazlaca çıkarılmamış ve her hangi birisiyle görüşmesi de yasaklanmıştı. İbıı İyâs. Bettâ'i ez-Zuhkr, IV. s. 219, 220, 221, 230. 15 tbn İyâs, Bet/â 'i ez-ZuhÛr, IV, s. 252. 16 tbn İyâs, Bedâ'i ez-Zuhâr, IV, s. 265-266, 271, 311. 68
14

Kahire. y. Akşam saatlerine kadar devam eden toplantıda Selim ile Şalı İsmail arasındaki savaşta taraf olunup olunmaması ve asker gönderilip gönderilmemesi uzun uzun görüşülüp tartışıldı. a. Bayezid ve çok kısa bir süre için I.. Clifford. doğuda doğrudan bir İran tehlikesinin olmaması ile alakalıydı. artık Memlûk Devleti gelinen bu noktada bir karar vermek zorundaydı. W. az sonra anlatacağımız üzere. s.g.Gûrî büyük emirlerine haber salarak onları toplantıya davet etti. Çok ilginçtir ki bu değişmeyen yazgı sonucunda II. Bununla birlikte ne zaman doğudan bir tehlike yeniden ortaya çıksa. özellikle Alâüddevle vasıtasıyla el altından Safeviler lehine bazı girişimlerde bulunacaktır. s. Osmanlı ve Metniûkler'in Anadolu üzerindeki kavgalarının artması. Çünkü her iki devlette yani hem Osmanlılar hem de Safeviler kendileri için tehlikeliydi ve bu savaştan galip çıkacak olan devletin kendi üzerlerine yürüme ihtimali de mevcut idi. t. 272. m. Meclis bütün bunlan değerlendirdikten sonra şu karara vardı: Hazırlanacak olan bir Memlûk ordusu Haleb'e gönderilecek ve bu ordu Haleb'te durarak Osmanlılar ile Safeviler arasında cereyan eden mücadelenin ne şekilde sonuçlanacağını bekleyecek ve Memlûk ordusu bu savaşa katılmayıp bunlardan herhangi birisi kendilerine saldırmayıp müdahalede bulunmadığı takdirde. a. b. Alınması gereken karar kolay bir karar değildi. açıkça Şah İsmail üzerine yürüyeceğini söyleyerek birlikte hareket edip Safevilere karşı ittifak yapmayı öneriyordu.Tavîl'in de geri dönmesi ve ondan alman bilgilerin de değerlendirilmesinden iki gün sonra. W. tarafsız 17 ls 19 S. s. Ancak el Gûri belki de İslam alemi ile kendi halkının tepkisinden çekindiği için Osmanlılara karşı mücadele eden Safeviler ile birlikle hareket edip savaşmayı reddetti18. II. 1470'te II. el-Memdlikfib/hsr.g. özellikle gönderdiği son elçilik heyetiyle Osmanlılara karşı açacağı savaşa iştirak etmesi İçin Memlûk Sullanı'na bir teklifte bulunmuştu. W. Osmanlı hükümdarı.g. Hem Memlûk Sultanı hem de Emirler alınacak olan kararın kendi devletlerinin geleceği için ne kadar önemli olduğunun farkında idiler. Osmanlılar devamlı Kahire ile yakınlaşmaya çalışıyorlardı. Gerçi Şah İsmail muhtemelen. 276. Bu arada Memlûkler ise sık sık Anadolu'daki İran yayılmasına karşı olan direnişleri organize edip destekliyorlar ve bu Osmanlı başvurularını da dikkatlice karşılıyorlardı1'"1. 69 . 113. Şah İsmail üzerine yürümeye karar veren Yavuz Sultan Selim'in Memlûk Devletine gönderdiği elçi. II. W. 920 yılı Rebi'ül Evvel ayının 23'ünde ( 18 Mayıs 1514) Kahire'ye geldi. Enver Zaglame. Selim. 84. a.. Kansııh el. Mehmet benzer bir şekilde Kahire ile olan kavgasını. Memlûk Sultanı Kansuh el. Bu teklif ile. s. Uzun Hasan ile olan mücadelesinde Memlûk desteğini almak için bir kenara bırakıp düzeltme yoluna gitti.Gûri'yc gönderdiği mektupta.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-SafevîMücadelesinde Memlûk Devleti'nin Tutumu elçilik heyetleri herhangi bir gelişine kaydedememişler ve iki devlet arasındaki ilişkiler 17 soğuk olarak kalmıştı .e.Gûrî her ne kadar resmen Safeviler yanında yer almayı reddetmiş ise de.. Clifford. Şah İsmail tarafından ortaya çıkarılan tehlike karşısında Memlûkler ile işbirliği yoluna başvurmak zorunda kaldılar. ayın 16'smda Memlûk Sultanı Kansuh el. 920 yılı Rebi'ül Ahir ayının 14'ünde (9 Haziran 1514) daha önce Osmanlı Devletine elçi olarak gönderilmiş olan Emir Akbay et. İşte bu sebepten 1390 yılında Bayezid Timur'a karşı Memlûk yardımım almak için Güneydoğudaki arzularını bir kenara koydu. Tansel.?n.

Cilneyl Kanat kalacaktı . Salihiyye'de iken bohçasını çaldırmış ve dunundan haberdar edilen Sultan'm emriyle bu bohça tekrar bulunup kendisine verilmiş somada elçi Sultan'm huzuruna çıkmıştı. 174. Bu kararın alınmasından sonra ayın 22'sinde (17 Haziran) Memlûk sultanı Osmanlı elçisine hila't giydirerek geri dönmesi için izin verdi.Ûlâ ayının 13'ünde (6 Temmuz 1514) Sultan daha önce alman karar gereği büyük bir orduyu. ama en azından onun tarafsızlığını sağlayarak kendisini iki ateş arasında kalmaktan kurtarmıştı. 920 yılı Cemâdî el. Memlûk Sultanı da Selim'in bu elçisine çok itibar edip ikramda bulunmuştu.Feth el-Omıânî LVU Kıtâr el-Arabiyye. Ancak Sultan onu daha önce gelen Osmanlı elçisinin yanına gönderince birinci gelen elçi bu şahsın Osmanlı elçisi olmadığım söylemişti. Devlet el-Memûlîk el-Çerâkise. s. Haleb'e gidip Osmanlılar İle Safevîler arasındaki durumu izlemek ve o bölgeyi kontrol allında tutmak üzere görevlendirdi22. s. s. Selim'in yanında bulunan elçisi Aynal Bay geri dönmeden elçinin gitmesine izin verilmemesi söylendi. o sırada yeni bir Osmanlı elçisi gelmiş. 70 . 59. 392. Memlûk Sultanının bunlara çok yakınlık göstermesini bile sineye çekerek sabırlı davranmasını bilmiş ve muhtemelen her şeyin bir zamanı ve sırası olduğunu düşünmüştür. Kabil'e 1960. el. Gönderilen elçiye verilen mektup ile alınan karar da Osmanlı Sultanına 21 bildiriliyordu . IV. İ b r a h i m Ali Tarhan. Bu törenlerin ardından büyük bir ziyafet verildi ve Sultan elçiye hila't giydirerek ona geri dönme izni verdi. Ancak yolda eline geçen hediye ve paraların yansım arkadaşına vermeyi reddedince arkadaşı geriye Sultan'm yanına dönmüş ve o şalısın Osmanlı elçisi olmadığını ve tam tersine Şalı İsmail'in yamnda ikamet eden bir kişi olup Şalı İsmail'in onu casus olarak Mısır'da ne olup bittiğim öğrensin diye gönderdiğini itiraf etmiştir. Arapça t e r c ü m e . 378. 372-373. Bu durumun ortaya çıkması üzerine Sultan hemen emir vererek onu yolda yakalatmış ve hapse koydurmuştur. 3 8 1 . Emirler tarafından uyarıldı. İbn İ y â s : Bedâ 'i ez-Zuhâr. IV. ise aynı ayın 27'sinde Yavuz Sultan Selim tarafından bir elçi daha geldi ve bu elçi gelirken yamnda 25 hamalın taşıdığı değerli armağanlar getirmişti. Beyrut 1988. Selim bu sırada çok politik davranarak. Ayrıca onun yanma hem ona refakat etsin hem de haberlerin doğruluğunu araştırsın diye Devadâr Aynal Bay'ı verdi. 381. Yusuf Ataullah.Gûrî. Osmanlı elçisinin geriye gönderilmesinden sonra. 375-376. s. Bedâ'i ez-Zuhâı. muhtemelen Osmanlı ve Memlûk devletleri arasındaki bir ittifak ihtimalinden kuşkulandığı için casusları vasıtasıyla bu 20 20 21 22 2:) İbn İyâs. Bedâ 'i ez-Zuhâr. Hatta 920 yılı Recep ayının 6'snıda (27 Ağustos 1514) düzenlenen askeri oyunların izlenmesi esnasında. Buna göre. Şehzade Ahmed'in oğullarından Süleyman ve Alâeddin'in Memlûklere sığındıklarında. s. İbn İyâs. Sultan da bu uyarıyı dikkate alarak elçiyi alıkoydu23. TV. Aynı günlerde Kahire'de ilginç bir olay cereyan etti ki biz bu hadiseden Şalı İsmail'in boş durmayıp Memlûk Devleti'nde olup bitenlerden haberdar olmaya çalıştığını anlıyoruz. O'nun büyük Emirlerin üstünde ve kendi yanında bir yerde oturmasma izin vermiştir. Nikolay îvanof. Görüldüğü üzere Şah İsmail. Her şeye rağmen bir müddet Kahire'de kalan bu şahıs bir süre sonra Sultan'm çeşitli ihsanlarına nail olmuş ve izin isteyerek oradan ayrılmıştı. Böylece Yavuz Sultan Selim Memlûk Devletim Safeviler karşısında yanma alamamış. IV. Daha sonra. Ancak bu sırada Kansuh el. İbn İyâs. s. Bedâ'i ez-Zuhâr.

Şehabeddin Tekindağ. s. 181182. s.g. 95-96. Haz. Bunlara ek olarak olayların gelişimine baktığımızda. Bundan başka Memlûk kuvvetleri de Osmanlılar'm erzak taşıyan deve kollarını vurmuştu3". 252.g. Selim'in yanından gelen Emir Aynal'dan ise. S. a." 22. 42. İsmet Parmaksjzoğlu. 394-395.g.. İşte bütün bu sebepler dolay ısı ile Osmanlılardan yüz çeviren Alauddevle Çaldıran seferi esnasında Osmanlılar ile birlikte hareket etmemiş ve özellikle Memlûk Sultanı Kansuh el Gıırî'den aldığı talimat İle Osmanlı kuvvetlerine yiyecek ve hayvan yemi satışını yasaklayarak Yavuz Sultan Selim'i zor durumda bırakmıştı. Bkz. daha 1512 yılında Alauddevle'nin Kahire'ye elçisi vasıtasıyla gönderdiği hediyeler arasında Şalı İsmail'e ait olup onun tarafından Dulkadir Beg'ine hediye edilmiş olan bir hırkanın bulunması. Ahiret el-Memâlfk. IV.g.g. kelamına itibar edip ikramlarda bulunduğu öğrenildi. Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkmasından sonra da Trakya'da Çirmen Sancak Beyliğine tayin edilmişti29. Refet Yinanç. Bu durum üzerine Selim.g. Dulkadir Beg'İnin yeğeni Şahsuvar oğlu Ali Bey'i himaye etmesinin büyük payı vardı. 392-393. Osmanlı ordusu Çubuk ovasına geldiğinde.e. a. 96... 95-96. s.. Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim tahta çıktıktan sonra. XVII. Selim-Nâme. Çünkü Alauddevle'nin Şahruh'u veliaht tayin etmesine kızan Ali Bey. J7 Celâl-zâdc Mustafa. Bir müddet sonra başlanılan hazırlıklar tamamlanınca 20 Mart 1514 Pazartesi günü Edirne'den yola çılaldı. Refet Yinanç. "Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim'İB İran Seferi". Bayezid'in yanına sığınmış.. Kansuh el Gûrî'ye 24 15 24 İbn lyâs. Eskişehir 1992. Bedâ 'i ez-Zuhâr. Çünkü zaman içerisinde Osmanlılardan uzaklaşmış ve Yavuz Sultan Selinfin tahta çıkışını dahi tebrik etmemişti. M.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanlı-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti"nin Tutumu durumdan haberdar olmak istemiştir . Ancak Alauddevle yaşlılığını bahane ederek bu teklifi reddetti26. her şeye rağmen bir mektup göndererek onu Şalı İsmail üzerine yaptığı sefere davet etti. a. 385. aslında çıkarları gereği Memlûk Devleti ile olan dostluğunu ilerletmiş ve çoğunlukla onların yanında yer almıştır27. Jilçileriıı Kahire'ye geliş tarihi ise Refet Yinanç tarafından 1511 olarak verilmektedir.e. İbn İyâs. Osmanlı Sullanrmn kendisini çok iyi karşıladığı. Ayrıca Osmanlı Sultam* mn Emir Aynal ile gönderdiği mektup okundu. 96. Refet Yinanç. s.e. a. 31.e. s. s. s. s. s. a. Bedâ'i ez-Zuhûr. 396. 110-113.e. Tanscl. S. Osmanlı elçisine değerli hediyeler verilerek kendisi geri dönmek üzere yolcu edildi. Osmanlı Sultanı II. İstanbul 1968. S. Burada Selini'in askerlerinin çokluğu ve kuvveti ile İlgili bazı böbürlenme emareleri vardı ancak Sulan bunları dikkate almadı25. Tarih Dergisi. IV.e. Yavuz Sultan Selim Dulkadir Beg'i Alauddevle'ye. IV. 71 . TacU't-Tevârih IV. Refet Yinanç. s. İbn lyâs yukarıda bahsedilen hırkanın Uzun Masan'dan Şah İsmail'e geçtiğim söylemektedir. a. s. Bedâ 'i ez-Zuhâr. daha Trabzon valisi iken mücadele etmeye başladığı Safevîlere karşı bir sefer yapmaya karar verdi. Muhakkak ki Alauddevle ile Şalı İsmail arasındaki bu dostluğun tesisinde Yavuz Sultan SelinTin. s. C. Alauddevle ile Şalı İsmail arasında artık dostluk tesis edildiğini ve bunun daha sonra bir ittifaka dönüştüğünü göstermektedir28. 36 Hoca Sadettin Efendi. Tansel. 38. s. îu İbn Zflnbül. 19. İşte o tarihten beri ikili bir politika takip etmeye çalışan Alauddevle. 28 İbn İyâs. 5960. Bir süre sonra ise Yavuz Sultan Selim'e daha Önce elçi olarak gönderilen Emir Aynal Bay'm geri gelmesi üzerine. Dulkadir Beg'İnin bu teklifi reddetmesi gayet tabii idi..

onları kendisinin arkasında Sivas ve çevresinde kalmak üzere bırakmıştı.her ve Kahire'de bulunan bütün camilerde hatim indirildi. s. M.. İlk gelen haberle ilgili bilgiler ibn İyas'ta aynen şu şekildedir "920 yılı Recep aynını 1 (Tunda (31 Ağustos 1514) halk arasında Osmanlı Sultanı Sclim'in Şah İsmail'i hezimete uğrattığı ve Erzincan ile Tebriz'i ele geçirdiği haberi yayıldı.m. Memlûk Sultanı ise ona verdiği cevapta. OsmanhSafevî çatışması sırasında Anadolu'da çıkabilecek muhtemel bir isyanın önlenmesine yönelik bir ledbir olmasıydı32. 393. C. Bunun üzerine İmam cş-Şâfîi'nİn makamında 70. Diğer bir sebep ise. 35 W. s. 11.g. IV..Cüneyt Kanat mektup yazarak Alauddevle'ııin yaptıklarım ona bildirmişti. Kahire'de cereyan etmeye başlayan hadiseler ise çok ilginçtir. ag. Almıed bin Tolun. a. Retet Yinanç. Sivas'ta iken ordusundan 40 bin kişiyi ayırmış ve İskender Paşa oğlu komutasında.g. s. Savaşın sona ermesinden yaklaşık olarak bir hafta sonra. 31 S. J1 tbıı ZünbtÜ./re/ el-Meınâlîk. Muhtemelen Yavuz Sultan Selim bütün bu olup biteni hissettiği ve Memlûk Sultanının tarafsızlığından yüzde yüz emin olmadığı için. W. Fakat Sultan böyle bir haberin yayılmış olmasına sevindi ve bütün camilerde bu sebeple Kuran-ı Kerimler okunup hatun indirilmesini emretti. Bedâ'i ez-Zuhûr. 59-60. Bütün bu camilere. Anlaşılan o ki. Ancak Sultan bu habere güvenmedi ve tâki doğruluğu tespit edilinceye dek tereddüt içinde kaldı ve davul çaldırmadı. E/. Alauddevle'nin emirlerine itaat etmediğini söylüyor ve gücünüz yeli yorsa siz ona engel olun ve kendisini katledin diyordu. Selim-Nâme. Ancak Kansuh el Gûrî bunun ardmd?. Ancak her şeye rağmen sevinmiş gözükmekten de kendisini alamamıştır. 34 ibn lyâs. Cclâl-zade Mustafa.g. Aynı şekilde. s. 55-60. İmam el-Lcys bin Saîd'in makamında birçok halim indirildi." Bu haberin ardından yaklaşık iki hafta sonra. 96. s. s. Ancak bu ihtimallerden her ikisi de gerçekleşmedi ve Osmanlılar ile Safevîler ( 2 Recep 92Ü) 23 Ağustos 1514 Çarşamba günü savaşa tutuştular ve aynı gün neticelenen savaştan Osmanlılar büyük bir zafer kazanarak çıktılar33. s. Memlûkler bu bilginin doğru olduğunu bir türlü kabul etmek istemiyorlardı ve belki de Timur'un Bayezid karşısında kazandığı Ankara savaşı Memlûkler anısında Safeviler'in galip geleceğine dair düşünceler akla getirmişti35. 396. Çünkü Kahire'ye.e. Clifford.e. Şehabeddin Tekindag. 19. a. 72 32 . ibn el-As. A/.n hiç vakit kaybetmeyerek gizlice bîr elçisi vasıtasıyla Alauddevle'ye gönderdiği bir mektupla ise yaptıklarından dolayı ona teşekkür ediyor ve kendisini Sclim'e karşı savaşmak üzere kışkırtıyordu31. indirilen hatimlerden dolayı Sultan tarafından paralar gönderildi.. a. Memlûk Sultanı bu haberlerden ilk ikisine bir türlü inanmak istememiştir. Tansel.m. 920 yılı Şaban aynım dördünde (25 Eylül 1514) tekrar bir habercinin gelerek Selim'in Şalı İsmail'i hezimete uğrattığı ve Diyarbekir ile Tebriz'i ele geçirip Şah İsmail'i bir demir kafes içerisine koyarak ülkede dolaştırdığı haberini getirdiğini ancak yine Memlûk Sultanının bu bilgiye İtibar etmeyip inanmadığım görüyoruz34. 368. Ayrıca fakirlere ziyafetler verildi. Osmanlı Sultanının böyle bir ihtiyat kuvvetini bu bölgede bırakmasının sebeplerinden birisi Memlûk Ordusunun kendi ordusunu arkadan vurma tehlikesiydi. 271. Osmanlı Ordularının Safevilere karşı galip geldiğine dair belli aralıklarla üç kez haber gelmiş olmasına rağmen.

Bu anıda Memlûk Devleti ile Safeviler'in arasının da iyi olmamasına rağmen Kansuh el Gûrf nin Alauddevle'yi kullanarak el altından onlar lehine tavır alması ama tarafsız gibi gözükmesi Memlııkler'in çıkarlarına daha uygun düşüyordu. s. Safcvilcr'i bir gün içinde hezimete uğratarak bu mücadeleden daha da güçlenmiş olarak çıktılar30. "Bu esnada Memlûk Sultam. Ancak yazımızın en başında da ifade elliğimiz üzere şartlar bu kez çok ama çok farklıydı. JS S. Çünkü artık Çaldıran Savaşı'ndan sonra Alauddevle meselesini de halleden ve onun başını Kahire'ye gönderen Yavuz Sultan Selim'in önünde kendisinin Suriye ve Mısır'a yürümesine engel olacak hiçbir tali kuvvet kalmamışta. Çünkü savaşmaya hazırlanan bu güçlerden her ikisi de Memlûk Devleti için büyük tehlike oluşturmaktaydı. s. 37 73 . 404. Memlûk Sultam Kansuh el Gûri tarafsız gibi gözüküp el altından desteklediği Safevilerin mağlup olduğuna dair gelen haberlere inanmak istemiyor olsa da. Ayrıca onun bu haberlerin doğru olmadığını düşünerek bu esnada kendisini bu şekilde teselli etmiş olması da mümkündür.'" diyerek Sullan'm tavrı karşısındaki hayretini dile getirmiştir. Gerçekten bundan önceki Memlûk Sultanlarının. Osmanlılar'in Avrupa'da sağladığı başarılara. II.ık olaylar beklenildiği gibi gelişmedi ve Osmanlılar.Sultan da elçiye lıila'l giydirmiş.. Bu hadiselerin görgü şahidi olan ibıı İyas ise eserinde. iug. Ancak bir süre sonra 920 yılı Ramazan ayının üçünde (22 Ekim 1514) gelen haberciden Çaldıran Savaşı ile ilgili kesin ve teferruatlı bilgiler alındığında bu haberin doğnı olduğu kabul edilmiş ve bunun sonucunda Memlûk Sultam davul çaldırmadığı gibi Memlûk Emirleri de Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim'in haşmetinden ve şiddetinden rahatsız olarak bundan sonra onun tarafından Memlûk Devleti taraflarına doğru ne olacağını merak etmeye başladılar36. Anc. Bedâ 'i ez-ZuhÛr. 113-114. ve ona çeşitli hediyeler vermişti. Bedâ'i ez-ZuhÛr. IV. Bu elçi daha sonra 920 yılı Şevval ayının 20'sinde (8 Aralık 1514) geri dönmek üzere yola çıkmıştı. Mehmet'in Uzun Hasan'ı bozguna uğrattığında gösterdiği tepkiyi ve samimi sevinci hatırlarsak. Tanscl. Osmanlılar ile Safeviler'in bu mücadele esnasında birbirlerini ciddi anlamda oyalayıp yıpratacağma inanmakta idiler. 398. s. Çaldıran savaşı öncesinde Osmanlı Devletî İle Memlûk Devleti arasındaki samimi olmayan yakınlaşmanın şeklen olduğunu her iki devletin hükümdarı da gayet iyi biliyordu. Bu sebeple de Yavuz'un Şah * Ibn tyâs. Eğer bu düşünceleri gerçekleşmiş olsa idi. kendisi ile aynı mezhebten olan Osmanlıların galibiyetine sevinmiş gibi gözükerek belki de halkın baskısı ile çeşitli camilerde hatim indirilmesi emrini vermişti. bunun sebebi de anlaşılamadı. İstanbul'un fethine ve özellikle Sultan Kayıtbay'ın.e. Selim'in bu zaferinden dolayı kalede davul çaldırmadı ve yine Kahire'ııin süslenmesi emrini vermedi. İbn lyâs. Bu sebeple de muhtemelen Memlûkler. Kansuh el Gûri'nin tavrım ibıı İyus'ın yadırgamasını garip karşılaınamaüyız37. IV.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti 'nirt Tulumu Özellikle ikinci gelen haberdeki demir kafes ile ilgili söylentiler Ankara Savaşı ile Çaldıran Savaşı arasında kurulan ilişkinin İşaretidir. Aynı ayın 29'unda ise Sultan Selim'in elçisi Kahire'ye gelerek hem kazanılan zaferi haber vermiş hem de Osmanlı Sultam'nın mektubunu ve fetihnamesini Kansuh el Gıirî'ye takdim etmişti. kendileri için büyük birer tehlike olan bu devletlerden galip geleni de bundan böyle korkulur olmaktan çıkacaktı.

. İstanbul 19S9. 33 74 Kazını Yaşar Kopraman. 258.Cüneyt Kanal İsmail'e karşı kazandığı zaferi duyan Memlûk Sultanı ve Emirleri artık sıranın kendilerine geleceğinden endişe ederek çok üzüldüler ve Sultan bu üzüntüsüne bağlı olarak davul çaldırmayıp Kahire'yi de süsletmeyerek memnuniyetsizliğini açığa vurdu. Gerçeklen de bu hadisenin üzerinden yalnızca üç yıl geçtikten soma Memlûk Sultanı ile Emirlerinin korktuğu şey başlarına gelmiş ve Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim.s. izlediği siyaset ile üç yıl gibi kısa bir süre sonra Memlûk Devleti'ne son vererek bütün Suriye ve Mısır'ı Osmanlı topraklarına katmıştı. VI. i:Mısır Memlûkleri". Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi. Çünkü Kansuh el Gûrî Memlûk Devleti'nin bekâsının Osmanlılar ile Safeviler 39 arasındaki mücadelenin seyrine bağlı olduğunu çok iyi biliyordu .

Yüzyıl için muadili denebilecek yine eyalet yahut sancaklar bazında tutulan defterlerin var olduğu son zamanlarda yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır. Ancak daha sonraki donemler için de şüphesiz bu tarz defterler tutulmuş olmalıydı. İzmir 2000. Yüzyıllara kadar uzanan "evkaf7 defterleridir. Son yıllarda Özellikle Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki tasnif çalışmaları ile yeni kaynak gruplarından haberdar olan tarihçiler bir yandan bu belgelerden faydalanırken bir yandan da çıkabilecek yeni kaynak gruplarını merak etmektedirler I Osmanh tarihinin önemli bir kaynak grubunu vakfiyeler ve vakıflar ile ilgili kayıtlar oluşturmaktadır ki bunların önemli bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bulunmaktadır. Öle yandan yine vakıflarla ilgili pek çok belgenin özel şahısların elinde bulunduğunu biliyoruz. Yüzyıllarda tutulan bu defterlerin XIX. XV. 75-82. bir kısmı da Tapu kadastro Genel Müdürlüğü arşivlerinde bulunmaktadır. Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Sivas. Bu tür defterlerin bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü. Doç. Yrd. Bununla birlikle vakıflar ile ilgili asıl kayıtlar XV. medeniyet ve iktisat tarihimiz açısmdaıı son derece önemli bilgileri içerdiği anlaşılacaktır. Bu duaıın başlangıçla kaynak sıkıntısı çekmemek açısından bir avantaj olarak görülse bile bu kaynakların tasnif edilerek tarihçilerin hizmetine sunııhnamasından dolayı bazı sakıncalarının olabileceği de söylenebilir. 1251) yıllarında tutulmaya başlanan ve Tanzimat'ın hemen öncesine denk gelen bu "Vakıf Muhasebe Defterleri " dikkatli bir nazar ile incelenirse hakikaten vakıf tarihimiz. Defterler. . Osmanlı ülkesinde bulunan vakıfların mal varlıkları ile bunların gelirlerinin kullanımı konusunda ayrıntılı bilgiler sunmakladır. Bu inceleme 25-27 Eylül 1998 tarihinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen X. Dr. ve XVI. Millî Türkoloji Kongresine tebliğ olarak sunulmuştur. Bu defterlerden Osmanlı Devletine bağlı ülkelerden hemen hepsi için bulmak mümkün olacağı sanılmakladır.. 1835 (H. OSMANLI SOSYO-EKONOMIK TARİHİNİN KAYNAKLARINDAN VAKIF MUHASEBE DEFTERLERİ* Galip EKEN" Tarihçiler açısından Osmanlı tatili! belki de en bol kaynağa sahip bir çalışma alanıdır. kültür .Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Sayı IV. ve XVT. ss.

Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Tokat ve Amasya'ya ya ait olan Vakıf Muhasebe Defterleri Milli Kütüphane'deki "Şer'iyye Sicilleri " katalogları içinde bulunmaktadır4. Sivas'a ait olanı ise Sivas Kongre Müzesi'sinde iken Şer'iyye Sicilleri içerisinde numarasız defterler serisi içerisinde idi. Bu noktada Ömer Demirel.. İstanbul. (Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi). . 1989. Buradan lıareketle muhtemelen bu defterler de mahkeme katipleri tarafından tutulmuştur. Tokat'a ait Vakıf Muhasebe Defteri Milli kütüphane Şeri'yye Sicilleri Katoloğu 53 numaralıdır. Sivas. Mesela Tokat'a ait defterdeki her bir kayıtın yan tarafına hangi vakfa ait olduğuna dair der kenarların düşüldüğü görülürken Amasya'ya ait defterde bu durum söz konusu değildir. DEFTERLERİN TESPİTİ : Bu defterlerin öncelikle tespitinin yapılması gerekmektedir. 86-109. Ferudun M. Ankara. Bu defterlerden Sivas'a ait olanı üzerinde Ömer Demirel. Ekrem Hakkı Ayverdi. Şu ana kadar sadece Eyalet-i Rum'a bağlı Sivas. Yazı stili de sicil yazılarının aynıdır. 1985 (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi)."1 "Hiç şüphesiz aynı tarifi ve mânıyeuc 'ülger "Anaböm'Osmanıı şehirleri için de bu defterlerden tutulmuş olmalıdır. Örnek teşkil etmesi açısından Tokat defterinin ilk belgesinin der 1 2 4 Bu konuda bkz. XVI Asırda Manisa Kazası. şehir tarihi çalışmalarında bu kaynakların kullanımına örnek olarak bkz. Amasya'ya Adnan Gürbüz. Ancak burada üzerinde duracağımız Tanzimat dönemine ait olduğunu ifade ettiğimiz vakıf muhasebe defterleri üzerine hemen hemen hiç çalışma yapılmamıştır. s. Fatma Üstek. 1576) Tarihlî Defter-i Evkafı Rııma Göre Tokat Merkez Kazası Vakıf Kayıtları. 1970.Galip Eken XVI. H. İstanbul Vakıftan Tahrir Defteri 953 (1546) Tarihli. Ömer Lüttı Barkan. Çoğunun Şeriyye Sicilleri içinde bulunabileceği sanılan bu defterlerin diğer şehirlere ait olanları. 984 (h4. Emecen. adlı doktora çalışmasında bu defterde önemli oranda faydalandığı görülmektedir. Tokal ve Amasya sancaklarının Vakıf muhasebe defterleri tespit edilebilmiştir. yüzyıla ait evkaf defterleri üzerine başta Ömer Lütfî Barkan olmak üzere son zamanlarda tahrir defteri ağırlıklı şehir tarihi incelemesi yapan araştırmacılar 1 çalışmışlardır . Ankara. Ankara. Bu defterlerin tutuluş şekli bakımnıdan bazı farklılıklarının olduğu gözlenmektedir. ancak şu anda Millî Kütüplıane'de ve Sivas Şer'yye Sicilleri içerisinde olduğu anlaşılan defterin şu an için numarasını bilemiyoruz. 1991. Tokat'a ise Galip Eken çalışmaktadır. Amasya'ya ait olanı ise 73 numaralıdır. Sivas Şehir Hayatında Vakıfların Rolü (1700-1850). DEFTERİN TANITIMI: D$ Görünüş Yukarıda da belirtildiği gibi dış görünüş itibariyle Şer'iyye Sicili defterleri tarzında tutulmuştur. Sicillerin dikkatli bir nazarla incelenmesi ve öte yandan vilayetlerimizdeki vakıf müdürlüklerinin arşivleri bu gaye ile taranması sonucu ortaya çıkartılabileceği kuvvetle muhtemeldir.

Haremeyn vakıfları ise Evkaf Nezaretinin kurulduğu sırada eskiden olduğu gibi yine Darüssaâde ağalarının elinde bulunuyordu. Bazı kayıtlarda da varidat muhasebe ve masarifalın tahkik Bu konuda bkz. Vakfın evkaf nezâretine yahut haremeyn evkafına ait olduğu belirtildikten hemen sonra vakfın bulunduğu mahal tanımlanmaktadır. Mesela ". Örneğin "Nezâret-i evkâf-ı hümâyûn-ı mülükâne mülhak evkâfdan olup . 1986." tarzında ya da vakıf eğer Haremeyn vakfı ise bu kez "Haremeyn-i muhteremeyn hazine-i celilesine tâbi evkâfdan. Bahaeddin Yediyıldız.. Ve bu arada taşrada vakıf idaresinde sorumlu olmak üzere Muaccelat Nazırları yahut Muaccelat Müdürlüklerinin kurulduğu anlaşılmaktadır.. a... C. Ahmet Akgündüz. Tokat defterinin ilk kayıtlarının allında "es-Seyyid Hüseyin el-Mevlevî" .e.7) şeklinde görülmekle. Ankara.. İslam Hukukunda Ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi.. 13. Muhteviyatı Osmanlı devletinde vakıfların idaresi genel itibarıyla II. 146-160." (Tokat Defteri s." şeklinde kayıtların tutulduğu müşahede edilmekledir.g. Amasya defterinde her bir kayıt için her hangi bir tarilı düşülmediği.medine-i Tokat'ta vâki' Marul suyu vakfında. s. esSeyyid Ebııbckir Nâzır-ı Mu'accelâl . bir başka örnek: ".. s. s. 103.. 1995."(Amasya Defteri s. sadece vakfın gelir ve giderlerine esas teşkil eden yıllar Rumî tarihe göre belirtildiği gözlenmektedir. s.6 Elimizdeki defterler 1835 yılından itibaren tutulmuş olup. Evkaf Nezâretinin bir şubesi haline geldiği görülür5. s. Bkz. Ahmet Akgündüz. 1988. 81.. Ankara. her belgenin hemen hemen aynı ya da yakın başlıklarla başladığı görülmektedir. "Vakıf İslam Ansiklopedisi.g. 1993. Türk Yenileşme Tarihi Çerçevesinde Vakıf Müessesesi. İstanbul." (Tokat s. Vakıfların idaresi ve bu arada gelir ve giderlerinin hesabı başta vakfın mütevellileri olmak üzere taşrada bulunan "Mu'acceâat Nazırları" veya "Mu'accelât Müdirlerİ'nce birlikte yürülüldüklerine şahit oluyoruz.medine-i Amasya'da vaki Mevlevihane . Nazif Öztürk..Osmanlı Sosya-Ekonamik Târihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri kenarı olarak "Eskici Kuritoğlu menziline câri olan ma'i lezizin mütevellisi ve evkaf tarafından verilen lemessük kaydı" m görmekteyiz. Mahmud döneminde 1826 yılında kurulan "Nezaret-i Evkâf-ı Hümayûn"a devredilmişti. a. 2) gibi. Ali Akyıldız. Amasya defterinde benzeri kayıtlara rastlanmamaktadır..l). ayrıca bkz.284.." gibi kayıtlardan defterin tutulduğu sırada iş başında bulunan kadı ve mu'accelâl nazırının ismi verilirken. İstanbul. 282. Nazif Öztürk... 77-80. Tanzimat Dönemi osmanh Merkez Teşkilatında Reform. 1836 yılında Haremeyn vakıflarmm idaresi ile meşgul olmak üzere önce Haremeyn-i Şerifeyn Evkafı Nezâreti kıınılduysa da daha sonra bu nezaretin..e. n . K. Yine Tokat defterindeki her kayıtın altında verilen tarihler Meri tarihe göre verilmiş iken. Bu durum ise defterlerdeki kayıtlarda "Haremeyn-i şerifeyn nezâretinde olan evkâfdan medine-i Tokat'da vâki' Çakır Salar vakfının 254 senesine mahsuben vücûda gelen öşr-i mahsulatı nıarifct-i şer' ve mu'accelât nazırı atufetlü el-Hac Surııri Efendi ma:rifetiyle bi't-tahkik .284..

toplanı varidattan düşüldüğü görülmektedir. Köy gelirlerine bakıldığında bunların daha ziyade hınta(buğday). yahut rab' malikâne dununu da net olarak belirtildikten sonra kaç keyl hububat ve bunlardan kaç kuruşluk gelir elde edildiği kayl edilmiştir. Mesela Tokat'ta el-Hac Mehmed bin 78 . Tokat defterinde köylerin isimlerin hemen yanı başında bağlı olduğu idarî birim ile birlikte toprağın tam.:' kaydının dışında başkaca bir tarih düşülmemiştir.. Pek tabii olarak vakıf mallan sadece tarlalardan ibaret olmayıp han hamam. para gibi diğer kıymet ifade eden menkul ve gayr-ı menkuller de bulunmaktaydı. soğan gibi değişik ürünler de bulunmaktadır. yanın.uk ettirilip bunun. Yalnız burada üzerinde durulması gereken başka bir nokta vakfa bağlı köylerin gelirleri Tokat defterinde olduğu gibi verilirken. Vakıfların en önemli gelir kaynaklarının başında da hiç şüphesiz vakıf köyleri ve buralardan elde edilen hububat gözükmektedir. Yine Amasya Mevlevihanesİne ait muhasebe kaydında buraya ait vakfın "mütevellisi olan Şeyh Mehmed Efendi ile 254 senesi martı ihtidasından şubatı gayetine değin muhasebe defteridir ki ber vech-i ati zikr ve beyan olunur" İbaresi bulunmaktadır (Amasya s. Mesela Amasya'daki Ahi İmadüddin ve Ahi Mulıyiddin vakıfları ile ilgili kaydın içinde ". Ayrıca köylerin bağlı olduğu nahiye kaza gibi idarî birimlerde belirtilmektedir.. 158: Amasya defteri s. duhan ve kahve masrafı ile nakliye masrafının giderleri olduğu anlaşılmaktadır.. "'aşar karye-i Kerbansaray temam malikâne der nahiye-i Güldiken vakf-ı mezbur hasıl hınta keyl. Bununla birlikte gelirlar arasında burçak. Amasya defterinde bu gelirlerin öşrü verilmektedir. dükkan.2). Gelirlerin kaydedilmesinin akabinde "cem'an yekûn" dönemin para birimi olan kuruş ile verilmektedir. Ya da Tokat merkezdeki bir vakfın iradı arasında Artukabad yahut Turhal gibi Tokat sancağının kazalarına bağlı köylerinin bulunduğu görülmektedir. fiğ? yulaf.51 ve 52 senelerine mahsuben .. Bundan sonra gelir yerleri ile birlikte vakfa bağlı gelir kaynaklan kaydedilmektedir. Bunlardan gayr-ı menkullerin kiraya verilerek yıllık icarlarından faydalamldığı gibi paralar da gelir getirmek amacıyla borca verilmekteydi.. zaviyedar ve mürtezika "gibi görevliler arasında pay edilmesi belirtilmektedir (Tokat Defteri s." gibi. Ayrıca bu hububatın ölçü birimi olarak keyl yahut kilenin hemen altında ""müd" ün de bir ölçü birimi olarak kullanıldığı görülmektedir. Amasya defterinde sadece ilgili vakıfla alakalı tutulan muhasebenin bir yıllık yahut iki yıllık süreci belirtilmektedir.2). Bunun hemen akabinde masraf kalemleri olarak görülen giderlere gelince genel itibariyle "şilindik". Bu babdan da oldukça kıymetli bilgiler bulunmaktadır. Şa'ir(arpa) olduğu görülür.Galip Eken * edilip masrafların ödemesi yapıldıktan sonra baki hasılatın ''mütevelli. mercimek . Vakfın yekun gelirleri ortaya çıkartıldıktan sonra öncelikle Evkâf-ı Hümâyûn için öşür Laliakk. Amasya'da bulunan bir vakfın gelir kaynakları içinde Sivas'ın bir köyünün gelirleri de bulunabilmektedir. Tokat deflerinde yukarıda zikredilen kayıtların hemen altında vakfın gelir ve giderlerinin 1252-1253 gibi bir ya da iki yıllık bir sürecin belirtilip altına Meri tarih Arapça olarak gün ay ve yıl itibariyle düşürülürken.

cüzhaıı. gelir kalemleri içinde Cami-i Kebir "nezdinde" ki Han'ın bulunduğu ve 1252 ve 1253 yılları için 150'şer kuruştan 300 kuruş. yine aynı vakfın "akarı içinde Cedid mahallesinde bulunan "menzil''den mezkur yıllar için 15'şer kuruşları 30 kuruş icar geliri elde edildiği anlaşılmaktadır. Bu tür kayıtlara deUerin pek çok sayfasında rastlanacağından defter numaraları verilme gereği duyulmamıştır. çerağdar. Vakfın arda kalan gelirleri ihtiyaç halinde vakfedilen camii. çehkân. XV. raesdd. İncelediğimiz her iki defterde de yekûnattan muntazaman ''tertib-i maaş ve harc-ı muhasebe masrafı" düşül inektedir.Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri Hamza vakurun. Sonuç olarak Tanzimat dönemine ait olan bu defterler eğer Osmanlı geneli İçin yapılmışsa bir defa XIX.(Tokat Defteri sayfa 153) Gelirler net olarak ortaya konduktan sonra "Minlıe'l-ilıracât" adı altında masârifat kısmına geçilmekte burada ise harcamalar yine açık bir şekilde ortaya konmakladır. hafız. zaviye gibi hizmet binalarında vazife yapan imam. Yine bu gelirler vasıtasıyla vakfın camii mescid. medrese gibi hizmet binalarının bakım ve onarımına sarf edilmektedir. Asırda var olan vakıfların eski tabirle '"bilemamiha" ortaya konmasına vesile olacaktır. Yüzyıldan ve hatta Selçukludan itibaren ihdas edilen vakıfların devamlılıkları konusunda esaslı bir bilgiye salıip olurken diğer yandan da variıklanna şalüt olunan vakıfların gelir ve gider dağılımları da çok net olarak görülecektir. tabbah gibi görevlilerin ücretleri ödendikten sonra baki hasılat mütevelli ve evlad-ı vâkıfa tahsis edildiği gözlenmektedir7. ölçü ve para birimimizdeki değişim İle. Bu da vakıf tarilıimiz açısından olduğu kadar iktisat tarihimiz açısından da ayrı bir önemi haiz olsa gerektir. ferraş. müezzin. hattat. para gelirlerinin harcama istikametlerinin oram da açıkça ortaya konacaktır. 79 . Dolayısıyla ilk olarak. eksilme yahut vakfın kendine yetmeyecek hale gelmesini ortaya koymasının Ötesinde. Gelirlerdeki artma.

(mezkur) temam malikâne der.nalıiye-i Argun der.5 962.liva-i mezbur Hınta kile fî 55 müd 17.Galip Eken EKLER Amasya Defterinden Bir Örnek: Sayfa 179.karye-i Seviye(?) ve Bayracık Alani(?) der.5 437.5 kuruş Minhe'l-İhracât berâ-yı mesârif-i şıhne ve ber-nıu'tad-ı ücret-i nakliye ve maaş 395 kuruş nıaaş-ı muharrer bâ-a'şâr-ı hums-ı mahsul ba!de?l-mesaiifü'l-mu'tâde 200 kuruş harc-ı ımıhasebe-i aklâm 25 kuruş aklâm-ı hazine 25 kuruş müdir-i mu'accelât 50 kıınış 645 kumş Mizan 1400 kuruş irâd 645 kuruş mesârifat 755 kumş Fazla-i vakf-ı mezbur bi-cihet-i şart-ı vâkıf ve ber-mûceb-i vakfiye-i şerife me'mul-behâ c\'lâd-ı vâkıfdan batn-ı e^'\'ele meşruta bulumııuş olduğundan ekber evlâdı vâkıfdan mumâ-ileyh Muhyiddin Halife'ye teslim kılınmış olduğu şerh virildi .5 kuruş (Cem'aıı Yekûn) 1400 kuruş Şa'ir ve saire kile fi 25 müd 17. Nezâret-i evkâf-ı hümâyûna mülhak evkâfdan mediııe-i Amasya'da ka'iıı Ali Çelebi ibn-i merhum Mücyyed Çelebi Vakf-i Şerifinin bâ-berâtı-ı "âlî mütevellisi olan Seyyid Muhyiddin Halife ile ikiyüz elli dört senesi martı ibtidâsmdan şubatı gayetine değin varidat ve mesârifat vaki' muhasebesi defteridir ki ber-vech-i atî beyan Mahsul-i îrad-ı vakf-ı şerif m. (mezkur) Berâ-yı mahsul "aşâr-ı vakfın.

627 5642.5 .673 408975 .5 .500 3589.579. . Nezârel-i cvkâf-ı Humâyûn-ı mülüklıâneye mülhak evkâfdan medine-i Tokad'da vakiî Ahî Muhyiddin evkafının elli iki senesinde zira'at ve işbu elli üç senesinde vücûda gelen öşr-i mahsulât ma'rifet-i şer' ve Muaccelât Nâzın 'atufetlû Ebııbekir Ağa ma'rifeü ve mütevelli-yi vakf ma'rifeliyle bil-tahkîk zahire ilırâc olunarak terkîm olunan varidat ve mesârifâtı defteridir ki ber-vech-i atî zikr olunur hurrire fi yevmü'l-hâmis işrîn şehr-i zilkâde-i şerife sene selâse ve hamsın ve mieteyn ve elf Karye-i Sahır tâbi'î kazâ-i Artukâbâd te'mâm mâlikâne-İ vakf-ı mezbûr Hınta rub/156 Kuruş 1672.Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri Tokat Defterinden Bir Örnek: Sayfa 151.. .5 . (Der-kenâr) Ahi Muhiddin vakfı defteri .5 .5 Şa'ir rub/148 Kuruş 462.5 Hisse-i tevliyet an-hasılal-ı mezra-i öşr ve öşr-i mahsulât 81 Ber-ınutad-ı Kadîm hakim Efendilere virile gelen bera-yı muhasebe Zehâyir-i mezkûrun Tokad'a nakliye mesârifİ Karyelerin ta'şirine me'nıur şıhnelerine ve mesânflerine virilen Öşr-i mahsul an caııib-İ evkâf-ı Hümâyûn .5 Kuruş 225 Mezra'î Kasel (?) tâbi'î nahiye-i mezkûr mâlikâne-i vakf-ı mezbûr Hınla nıb/30 Kuruş 206 Şa'ir rub/25 Kuruş 78.5 Yekûn 6269.5 Karye-i Berkirıcek tâbi'î kazâ-ı mezbûr te'mâm mâlikâne-i vakf-ı mezbûr Hınta nıb/471 Kuruş 3238 Şa'ir rub/153 Kuruş 478.880 4782.5 Şa : ir rub/64.5 Komanal an muzâfat-ı Tokad te'mâm Karye-i Seyideli tâbi'î nâhiye-i mâlİkâne-i vakf-ı mezbûr Hmta rub/74 Kuruş 508.

.Galip Eken 3010 1505 Hisse-i evlâdiyet msf-ı mahsûl ber-mûceb-ı şart-ı vâkıf Vâkıf-ı nuıuınâileyhin sene-i nıerkûmeye mahsuben altı bin ikiyiiz alînıış dokuz buçuk kuruş varidatından ber-vech-i muharrer masânfatı hisse-i evlâdiyet ve tevliyeti fiir u nihâde bakî bin beşyüz beş kuruş dalü fî ber-mûceb amel-i kadîm dokuz cihet itibâr olunarak ba-beravât beş nefer elıl-i nıürtezika meyanelerinde taksim olunmuşdur.82 .

Milli Türkoloji Kongresine sunulan tebliğin geliştirilmiş şeklîdir. gerekli müesseselerin kurulması gibi alanlarda tam bir inanç ve vicdan hürriyetinin sergilendiği de bilinmektedir. Musevilerin sinagog ve havraları dışında. Nüfus Yapılan Son yıllarda Osmanlı toplumunun çeşitli yönlerinin incelendiği araştırmalarda artık Osmanlıların İmparatorluk bünyesine kattıkları bölgelerde karşılaştıkları gayr-i Bu yazı 25-28 Eylül 1998 tarihinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen X. Grek Ortodoks Kilisesi. İzmir 2000. Osmanlı Devleti rnin. Dr. ss.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Savı IV. Protestan Hrıstiyan Kilisesi.. 83-90. Keldanî-Nesturî Kiliseleri. devletin çöküşünden sonra bu unsurların aslî özelliklerinden hiç bir şey kaybetmeksizin tarih sahnesine zinde bir şekilde çıkmalarından da açıkça anlaşılabilir. Katolik Kilisesi. Gregoryen Ermeni Ortodoks Kilisesi. Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi. Gregoryen Ermeni Ortodoks Patrikliği gibi üst kuruluşlarının da bulunduğu ibadethaneleri bunun bir delili olarak ileri sürebiliriz. Yrd. Osmanlı ülkesinde. asla asiınile yoluna gitmediği. Osmanlı medeniyetini oluşturan temel öğelerden birinin de din olduğu gerçeğinden hareketle. Doç. Rum Ortodoks Kilisesi. Klasik dönem Osmanlı toplumunda. . XV-XVL YÜZYILLARDA OSMANLI ANADOLU TOPLUMUNDA G AYRI MÜSLİMLERİN DURUMU: AMASYA ÖRNEĞİ* Adnan GÜRBÜZ Giriş Geniş bir coğrafya üzerinde kurulu olan Osmanlı İmparatorluğu'nda Hristiyanlar başta olmak üzere bir çok dine mensup topluluğun yaşadığı tarihî bir olgudur. ibadetlerin yerine getirilmesi.Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Faküllcsi Tarih Bölümü. Süryani Ortodoks Kilisesi. Ermeni Katolik Kilisesi. Osmanlı toplumunda devletin gayr-i müslimlerle olan ilişkilerini nüfus yapılan ve ekonomik durumları olarak iki kategoride incelemek mümkündür. Hnsüyanların. bu çok çeşitli gayr-i muslini unsurları dikkatle muhafaza ettiği.

Lowry. 325-338. Ankara 1991. gayr-i müslim mahalleleri olarak addedebileceğimiz yerleşme sayısı 12'yi bulmaktadır. bkz. Osmanlı idaresine girmesinin üzerinden altmış yıllık bir süre geçmiş olmasına rağmen 1520'li villamı Trabzon Sancağı'nda nüfusun hâlâ yüzde 2 seksenbeşlik kesiminin gayr-i müslim olarak görünmesi manidardır . Demet ve Heath Lowry. 137-142. Mesela.68 olarak ortaya çıkmaktadır. Yahudi ve Rumlardan 1 2 3 4 Mesela bkz.A. Yüzyıllarda Gayrimüslimlerin Hukuki. Yaluıdiyan ve Zimmiyan taifelerinin üç yerleşme yerini de dalıil edersek. ve XVI. İnceleme konumuz olan Amasya şehrine gelindiğinde: Amasya şehri. ed. Gayr-i müslim nüfusun yaşadığı mahallelere. Kelkis ve Ağalık gayr-i müslim köyleri ile şehir içinde cemaat halinde yaşayan Nasriyye. Osmanlı Devleti 'tide Gayr-i Müslim Teb 'anın Yönelimi. 1520 yılı tahrir deflerinde Amasya şehrinde 60 mahallede. İstanbul 1990. 84 . Ziyâre. -'Türkiye'de XV. geri kalan %22'lik kısım 435 nefer nüfusla Ermeni. bunların hiç birinde nıüslümanlarla gayr-i nıusliınler karışık olarak otumıuyorlardi4. Lîs. Bu toplam nefer nüfusun %78'ini 1555 nefer nüfusla müslümanlar teşkil ederken. İstanbul 1981. Shaw. s. Internaüonal Journal ofMiddle East Studies. 1119-1150. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 1514'lü yıllar civarında Osmanlı hâkimiyetine giren Mardin şehrinde. Bu dununda şehrin nüfus yekünü müslümanlarda %14.32. Slanford J. 1518 yılından 1540 yılma müslümanların nüfus artış oram %34'de kalırken. XLVÜ7188(1983). Ö. Yavuz Ercan. gayr-i müslim hane 901 iken. s. XVI. çev. Cook. 1990 toplam nefer yaşamaktadır. s. Bilal Eryilmaz. 88. 24-51. 'The Otloman Census System and Popuiation". 93. 1518 yılı tahrir defterinde müslümanlar 3594 hane. Trabzon Şehrinin İslâmlaşma ve Türkleşmesi 1461-1583. 1486 yılını ihtiva eden tahrir deUerinde Trabzon şelmnde müslüman hane 258. Tapu Deften 387. 43. gayr-i müslimlerde %8S. Yüzyılda Mardin Sancağı. İçtimai ve İktisadi Durumu". 353-354. /. 24-25 Mayıs 1996. Nejat Göyünç. 163-171. Başbakanlık Osmanlı Arşivi(BOA). Şehirde. Uluslararası İstanbul'un Fethi Sempozyumu. 103. gayr-i müslimler 4616 hane. 118.Adnan GUrbîlz müslim nüfusu kılıç zoruyla ve hemen müslünıan olmaya zorlamadıkları ortaya çıkmış 1 bulunmaktadır . 86. gayr-i müslimler 6202 hane. fethi müteakip düzenlenen tahrir defterinde gayr-i müslim nüfusun zamanla daha büyük bir çoğunluğu teşkil ettiği. 1523 yılı tahrir defterinde 1005 müslüman haneye karşılık 6012 gayr-i müslim hane görünmektedir. s. s. Beş köyün de dahil olduğu 12 mahalle gayr-i müstimler tarafından kurulmuş olup. Studies in the Economic Histoıy the Middte Ecm. gayr-i müslimlerin nüfus artış oranı %56 olarak gerçekleşmiştir. Yine mesela. "Research on the Ottoman Fiscal Surveys". bkz. 1526 yılı tahrir defterinde müslümanlar 4610 hane. şehrin çok yakınında bulunan Dragobid. 1540 yılı tahrir defterinde ise. müslümanlar 5511 hane. gayr-i müslimler 8432 hane olarak görünmektedir.Lütfi Barkan. M. s. Gilfcs Veinstem. Şehrin nüfusu. London 1970. Heath W. s. s. Belleten. buna karşılık müslümanların aynı artış oranına ulaşamadıkları görülmektedir3. 'Tetiliten Sonraki Osmanlı Millet Sistemi Üzerine Bazı Düşünceler". 1520 yılı tahrir defterinde 48'i müslüman ve 4'ii gayr-i müslim olmak üzere 52 mahalleden müteşekkildir. 9(1978). İstanbul 1997.

Amasya şehrinin en büyük mahalleleri. 10'ar neferle Küba ve Mevlâna Sofu. Bu Yahudi nüfusun büyük bir ihtimalle 1492-1496 İspanya ve Portekiz sürgünü Yahudiler olduğu düşünülebilir. Gayr-i müslimler arasında ise.W-XVI. 45 . Amasya şehrinin en büyük mahallesi 94 nefer nüfusa sahip Dere Mescid iken. gayr-i müslim mahalle başına ise 36 nefer olarak ortaya çıkmaktadır. s. 7 nelerle Avkuniye. müslümanlarda 2551 nefer nüfusla %64 oranında iken. sadece 2 mahalle 80'in üzerinde nefer nüfus barındırıyordu. Amas> a şehrinde mahalleler nüfus oranlaması itibariyle küçük birim yapılanması halinde olup. adı geçen şehirlerden sadece Amasya'da' Yahudi nüfusun yaşadığı belirtilmekledir. İstanbul 1993. Trabzon and Erzurum". Bu mahallelerden 39'unun 40. Gayr-i miislimlerin %17 si ki. s. bkz. iki mahallel50 neferin. Kclkis ve Ağalık köyleridir. gayr-i müslimlerc ait olan Savadiye Mahallesi de 73 nefer nüfustan 129 nefer nüfusa ulaşmışlardır. Ziyâre. Roııald C. Jenniııgs. ortalama mahalle basma 33 nefer nüfus düşmektedir. Uüernalional Journal of Middle east Sludies. 1520 yılından 1576 yılma ortalama mahalle başına düşen nefer nüfus sayısı müslüman mahallelerde 52. gayr-i müslimlerde 775 nefer nüfusla %78 oranında gerçekleşmiştir. gayr-i müslim mahallelerde ise 60 nefer olmak suretiyle bir artış göstermişlerdir.. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gnyr-ı Müslimleriıt Durumu: Amasya örneği meydana gelen gayr-i müslimler teşkil etmektedir. Amasya şehrinin en küçük mahalleleri ise. bkz. yüzyılda Kayseri. 7 mahalle 100"ün ve 11 mahalle de 80'in üzerindedir. kalanı da H'nstiyandır . Moshe Sevilla-Sharon. Müslüman mahalleleri gibi küçülen bir başka gayr-i ! XVI. Küba Mahallesi 13 nefere düşen en küçük müslüman mahalleler olmuşlardır. Bu oran. Amasya. Amasya şehrinin nüfusu 1520 tahririnden 1576 yılı tahririne kadar %67 oranında artış göstermek suretiyle 3326 nefer nüfusa ulaşmıştır. 9 neferle Alaca Mescid. 466480. 7(1976). onu sırasıyla 91 neferle Sofular. TD 2. Bu oran müslüman mahalle başına 32 nefer. s. 435 : 5 nefer nüfusun 73 ü Yalıudi. Hnstiyanlar %97 oranında artarak 362 nefer nüfustan 712 nefer nüfusa artış göstermiş. Gayr-i müslim olmak üzere 8 neferle zimmi taifesinin birarada yaşadıkları birim yapılanması da nüfus yoğunluğu itibariyle en küçük birimi oluşturmaktadır.] 4b. Kuyud-ı Kadime ArşivifKKA). s. Öte yandan 24 mahalle 40'm ve 7 mahalle de 20'nin altında nefer nüfusa sahiptiler. 1 a. 14'ünün 20 neferin üzerinde nüfusa sahip oldukları görülürken. Karaman. Mehmed Paşa Mahallesi 64'den 105 nefer nüfusa artış gösteren büyük mahalleler olarak görülürken.orlaya BOA. şehrin dışında müslüman ve gayr-i miislimlerin kanşık olarak bulundukları Dragobid. "Urban Population İn Analolia in the Sixteenth Centııry: A Slııdy of Kayseri. Yahudiler 73 nefer nüfustan 63 nefer nüfusa düşmek suretiyle %14 oranında azalmışlardır6. Şeyh Çelebi Mahallesi 7 nefere. Karaman. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü. Şehir içinde Dere Mescid Mahallesi 94 nefer nüfustan 152 nefer nüfusa. 4042. Kübcüğez Mahallesi 35'den 109 nefer nüfusa. Trabzon ve Erzurum şehirlerinin merkez alınarak Anadolu'nun nüfus durumunun incelendiği bir araştırmada. Türkiye Yahudileri. Amasya. Bir arada yaşayan Yahudi cemaati de 73 nefer nüfusla büyük mahalle yapılanması içinde görünmektedir. 21-57. Tapu Defteri 26. Buna göre. Lîs . 72 neferle Şamlular ve gayr-i müslim olmak üzere 73 neferle Savadİye mahalleleri takip etmektedir. 11 neferle Hızır Beğ mahalleleridir.

8907"si müslüman ve 2571 'i de gayr-i müslim olmak üzere 11478 kişinin yaşadığı anlaşılmaktadır. 1576 yılında 6 mahallede birden müslümanlarla gayr-i müslimlerin bir arada yaşadıkları görülmektedir. 1576 tahririnde diğer bir dikkat çekici durum da 1520 tahririnde sadece gayr-i müslimlerin oturdukları şehrin mahallelerinden sayılan Dragobid ve Ziyare köylerinde müslümanlarla gayr-i müslimlerin karışık olarak bir arada oturuyor olmalarıdır. Şehirde. Şah Çelebi ve Hızır Bey mahallelerinin sonradan kurulmaları ile şehirdeki mahalle sayısı 53 olarak karşımıza çıkmaktadır. gayr-i müslimlerin her ne kadar az da olsa müslümanlarla karışık halde bir arada oturmaları dikkat çekicidir. Bu mahalleler. Bunun sonucunda gayr-i müslim nüfusun kendi İçinde artış oranı %22'den %23'e yükselmiştir. 339 nefer nüfusa sahip olup.Adnan Gürbüz müslim mahallesi de 21'den 16'ya düşen Nasriyye cemaatinin bir arada yaşadığı yerleşme birimi olmuştur. 101'i müslüman-238'i de gayr-i müslimler oluşturmaktadır. 1576 yılına gelindiğinde ise. Bunun sonucu olarak şehir nüfusunun yaklaşık %43 oranında bir artış gösterdiği Görülmektedir7. Buna şehir yakınındaki 5 gayr-i müslim kö}ü de ilave edilse bile mahalle sayısının 1520 tahririne göre 60 : tan 58'e düştüğü görülür. Mescid-i Çeribaşı Mahmud Bey 44 nefer nüfus. Tahrir defterlerinden takip edebildiğimiz kadarıyla Kanunî devrinin ilk başlarında. yüzyıl boyunca müslümanlara göre daha fazla çoğaldıkları görülmektedir. çoğunluğu her zaman müslümanlar oluşturmaktaydılar. yüzyıllar boyunca Osmanlı Anadolu'sunun çeşitli şehirlerinde ortaya çıkan tahminî nüfus oranlan karşılaştınldığında Amasya'nın nüfus itibariyle önde gelen şehirler arasında yer 86 . Şehir mahallelerinin dörtte birinde sadece gayr-i müslimler bulunmakla beraber. Yahudiler %14 oranında bir azalma göstermişledir. Şehirdeki 7 gayr-i müslim mahallesinden 2'si cemaat ve biri de taife şeklinde yerleşmiş bulunmaktadır. Hrısliyanlarm artış oranı toplam şehir nüfusu içinde %19'dan %22'ye çıkmıştır. 1520 yılında müslümanlarla gayr-i müslimlerin karışık olarak bir arada yaşadıkları mahalle yokken. 25 müslüınan-9 gayr-i müslim. Amasya şehrinde 48'i müslüman ve 7'si gayr-i müslim olmak üzere 55 mahalle bulunmaktadır. Bayezid Paşa 59 nefer nüfus. Gayr-i müslim nüfusun içinde Hnsliyanlar %97 oranında artarken. Gayr-i müslim nüfusun artış onun %78 iken. 7 XV-XVI. Buna göre Dragobid 109 nefer nüfusa sahip olup bunun 4'ü müslüman-105'i gayr-i müslim. 1520 yılında talimini olarak 5907'si müslüman ve 211 Ti de gayr-i müslim olmak üzere 8018 kişinin yaşamakta iken. müslümanların artış oram %64 olmuştur. Ziyare ise. 26 müslüman-2 gayr-i müslim. Bununla birlikte. Yörgüç Paşa Mahallesi'nin Gök Medrese Mahallesi ile birleşmeleri sonucu üç mahallenin eksilmesi ve Avkuniye Mahallesi ile 8 nefer nüfusa sahip zinımi taifesinin bir arada yaşadığı yerleşme biriminin ortadan kalkmalarına karşılık. Müeyyedzâde ve Alaca Mescid mahallelerinin Yakutiye Mahallesi ile. 42 müslüman-2 gayr-i müslim. Dede Kasını 28 nefer nüfus. 1576 yılında ise. Eski Kethüda 34 nefer nüfus. 58 müslüman-1 gayr-i müslim. Amasya şehrindeki gayr-i müslimlerin XVI. Şehrin hemen yakınında bulunan 5 gayr-i müslim köyün de ilave edilmesiyle şehirde 60 mahallenin varlığı ortaya çıkmaktadır. Şehirde.

Ankara 1986.. Osmanlı coğrafyasında cereyan eden ipek ticareti ve buna gayr-i müslim unsurun katkısı konusunda geniş bilgi için bkz. klasik dönem Osmanlı toplum yapısı üzerinde gerçekleştirilen talırir defterlerine dayalı araştırmalarda.dwğwMİsö& dolayı bu denetimin sağlanması da kolaylaşmaktadır. XXVI(1997). Kayseri 1997. Ekonomik Durumları XV-XVI. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Müslim terin Durumu: Amasya Örneği Sonuç olarak. Yüzyıllarda Kayseri Zimmileri". Şeyhülislam İbn Kemal Sempozyumu. tir . İmparatorluğun ilk başşehri olan Bursa'da bulunan Ermeni Patrikliği. "XV-XVII. Ankara 1950. dünya ticaret yollan da XVII. Üstelik. Osmanlı'nın salıip olduğu geniş coğrafya üzerinde gerçekleşen iç ve dış ticareti devlet. Tokat. Yavuz Selim'in savaş sebebiyle Anadolu'da faaliyet gösteren İranlı tüccarları hapsettirip.T5fîOUl±în .. Bu katkının sadece doğal artış yoluyla olmadığı. 89. 71. yüzyıl boyunca genel nüfusun İnzla arttığmı ve bu artışa gayr-i müslim unıısıırun da büyük miktarda katkıda bulunduklarını göstermektedir.vaunda JJUMUIÛıSV -Kijvsfiri. Hsat Uras. ^etaa bâr &'û'ra«Kİ& W\W#. Diğer yandan Ermenilerin ekonomik dummlannı ve geleceklerini etkileyen çok önemli bir olay da Osmanlı-İran mücadelesi olmuştur. s..1. Osmanlılar Anadolu'yu idareleri altına aldıklarında bu coğrafya üzerinde her tarafa dağılmış çok miktarda Ermeni. Tarihte Ermeniler ve Enneııi Meselesi. 7500'den 14000 civarında bir nüfusa ortalama %50 artış göstermek suretiyle sahip bulundukları görülmektedir. Rum ve Musevî topluluğu buldular. Bunlardan bilhassa Ermenilerin Osmanlı coğrafyası üzerinde her noktada ipek ticaretinde başarılı oldukları görülmektedir. bir takım göçler dolayısıyla da gerçekleştiğini bilmemiz gerekiyor. daha önceki bilgi birikimleriyle İranlı tüccarların yerim alarak Osmanlı ipek ticaretine hakim olmalarına yol açmıştır . Halil İnalcık. İlhan Şahin-F eridim Emecen. 41-51. 95.1.XV-XVÎ.. insanseverliğin ve başka inançta olanlara saygı göstermenin tarih içinde ilk ve bu boyutta belki son örneğini oluşturmuştur. Vakıflar Dergisi. ülke sınırlan içinde yerleşmelerini ve yaşamalarını kolaylaştıracak tedbirleri alıp bu yolda idari düzenlemeler yapılması. Hindistan ve 87 . İstanbul'un fcÜıedilmesinden sonra cemaatiyle birlikte İstanbul'a getirilmek sureliyle yerleştirilmiştir. sıkı bir denetini altında \TiTO\tQTiYiekledVi. M. Bu topluluğunun ekonomik hayatın bütün önemli iş kollarında üst seviyeden bir faaliyet içinde bulundukları bilinmekledir. XVI. yüzyılın sonuna kadar Osmanlı Devleti'nin kontrolündedir.Akif Erdoğru. Osmanln ekonomisi kendi ke&dme. s. yüzyıla gelinceye kadar büyük çaplı değişiklikler görülmemektedir. A srm İkinci Yarısında Tokat Şehri". "Osmanlı Pamuklu Pazarı.UK10 jien 3500ü civarında bir nüfusa.MJI-ÜÎUI Jîwa>: . yüzyıllar boyunca Osmanlı ekonomik hayalında XVII. mallarını müsadere ettirmesi ve İran ipek yolunu kapattırması ile başlayıp gelişen olaylar sonunda. Ermenilerin ticaretteki bu yeteneklerinden yararlanmak islediklerinden dolayı onlara kendi bölgelerinde dinî özerklik sağlamışlardır8. s. Adnan Gürbüz. "XV. s. Tarih Boyunca Kayseri Sempozyumu Bildirileri. Osmanlı nüfus sayımlarının ortaya koyduğu gerçek. WXV-XVL Yüzyıllarda Sivas Şehrinde İdari ve Ekonomik Yapı1". Bilhassa 1492-1496 yılları İspanya ve Portekiz sürgünü Musevilere Osmanlı idaresinin kucak açması.15(10 jıi. Osmanlılar. Ermenilerin. bkz. Gayri müslim unsurun bu çok düzenli ekonomik hayat içindeki yerine gelince. bkz.

Bağdat gümrük mukataası ise. Ankara 1983. Osmanlı topraklarında belirli bir kaç bölgede. 88 . 172-174. . s. Bursa. Süleymaniye Camii ve İmareti İnşaatı. Maliyeden Müdevver Defler 4397. Selanik gibi büyük şehirlerin yanısıra Mardin. Barkan. İsfahan'dan başlayıp Akdeniz'e kadar uzanan bölgede son derece faal bir ticaret ağı meydana getirmişlerdir. XVII. 34. "Milel-i selâse" denilen Ermeniler ve Rumlardan başka Osmanlı Anadolu'sunda yaşayan diğer bir gayr-i muslini unsur olan Musevilerin. Rumların büyük ölçüde istihdam edildikleri diğer bir devlet teşebbüsü de "Tersanc-i Amire"dir. BOA. Doğu Anadolu'da süren Osm anlı-İran savaşı dolayısıyla çok sayıda ErmenPnin daha emniyetli iç bölgelere. Şehnaz Layıkel. Osmanlı toplumunda. 75-76: Coşkun C. Yüzyılda Tersane-i Amire. İslam Dünyasında ve Batıda İş Ortaklıkları Tarihi. s. 2. 1553-1557 yıllan arasında imparatorluk çapında bir devlet teşebbüsü olan Süleymaniye Camii inşaatında çeşitli mesleklerden toplam 3523 ustanın çalıştığını ve bunların 18 Urunun büyük çoğunluğunun Rum olmak üzere Hnsliyan lebaya mensup bulundukları bilinmektediru. 73-79. 113-117. s. Ankara 1992. Bu üstünlüklerinin diğer bir sebebi de. 12 Ömer L. yüzyıllarda gemi sektöründe çalışan ustaların aldıkları ücretlerin Akdeniz dünyası içinde Osmanlı ile diğer ülkeler arasındaki bir mukayesesi için bkz. bilhassa imparatorluğun Önemli giriş noktalarında mesela Erzurum ve Bağdat'ta ipek ve gümrük nıukataalarmı ele geçirmelerini sağlamıştır10. Ermenilerin sayısı 1523-1554 yıllan arasında %421. 76-111. •'Osmanlı İltizam Sistemi". s. eski ipek yolu üzerinde hemen her önemli durakta yerleşmiş bulunan soydaşlarından nakit sermeye sağlayabilme özelliklerine sahip bulunmalarıydı. Jermings. Duralı Yılmaz. Osmanlı Ticretiiıde Gayr-i Müslimler. 71(1991). 10 Bağdat ipek gümrük mukataası 1645 yılı için 9. Aktan. "Osmanlı Devleti'nde Ermenilerin Himayesi". R. s. çev.. 145-149. bsk. Osnıanh-Türkiye İktisadî Tarihi }500-1914. madencilikten baharat ticaretine kadar her türlü ekonomik faaliyetin içinde bulundukları anlaşılmaktadır1!. Ankara 1972. 1550-1583 yılları arasında ise %1781 oranında artış göstermiştir. Nakit sermayeye hakimiyetleri kısa zamanda Osmanlı iltizam sistemi içine girmelerine yol açmış. Bu iş kolları bilhassa inşaat ve gemi yapımı sektöründe yoğunluk kazanmıştır. Osmanlı jmpamtorhtğu Toplum ve Ekonomi. Ermenilerden farklı olarak diğer bir gayr-i muslini unsur olan Rumların da belirli bazı iş kollarında Ön plana çıktıklarım görüyoruz. " Geniş bilgi için bkz. bilhassa İstanbul. İngiltere: Pazar Rekabetinde Emek maliyetinin Rolü". Murat Çizakça. "Urban Population in Anatotİa". s. bilhassa Kayseri'ye göç edip yerleştikleri de bilinmektedir. 259-318. İstanbul 1990. yine aynı miktara Ermeni Şato'ya 1633 yılı için açık artımla yoluyla tevcih edilmişlerdi. Türk Dünyası Araştıimaları. 13 İdris Bostan. Osmanlı Bahriye Teşkilatı. bkz.İhsaıı Bağış. 1645'ü yıllarda İstanbul tersanelerinde gemi yapımı işinde çalışan ustaların büyük çoğunluğunun Rum olduklan ve bunlanıı günlük ücretlerinin 12-16 akçe arasında değişen iyi bir gelire sahip bulundukları görülmektedir13. s. İlini ve Sanal. A.Adnan Gürbüz Ermeniler. I. 123: 9829. Mesela.5 milyon akçeye Ermeni İskender'e. 43-45. 115: Osmanlı İmparatorluğu"nda sermaye birikimi ve bu sermayenin hangi alanlarda kullanıldığı hususunda bkz. Şevket Pamuk. Ermenilerin Osmanlı topraklarında hamam işletmeciliğinden kumaş boyacılığına. XV1-XV11. 6(1985). bkz. s. İstanbul 1999. istanbul 1993. s. s. s.

Amasya şehrinde yaşayan gayr-i müslim topluluğunun ekonomik yapı içindeki durumlarına baktığımızda. s. O dönemde İspanya yünlü dokuma sanayii Avrupa'nın en ileri dokuma tekniğine sahipli. 42. 1576 yılı tahrir defterinde aynı mizân-ı harir mukataasımn yıllık vergi gelirinin 45000 akçeye yükseldiği. Türkiye Yahudileri. Bu kayda ilaveten Rum Eyaleti kanunnamesinde. Yünlü dokuma sanayii sektöründe ihtisas derecesinde bilgi birikimine sahip olan Musevilerin.. İmılaL "Osmanlı Pamuklu Pazan". 128-130. 137. 1520 yılı tahrir defterinde Amasya şehrinin padişah ve mirliva hasları arasında paylaştırılmış olan vergi gelirleri toplamında 33000 akçelik yer işgal eden •'mizan-1 harir" mukataasmııı Musevî Joachün'e 1540 yılı için tevcih edildiği belgelerden izlenebiliyor1". s. Tapu Defteri 387. Maliyeden Mildevver Defter 6229. Sephardim Musevileri sürgün sonucu Selanik'e bu ileri tekniği getirmek suretiyle Osmanlı sanayiinin gelişmesine büyük oranda katkıda bulunmuşlar ve Osmanlı ordusunun büyük bir bölümünün giyim İşim bu sayede çözümlemişlerdir. s. 417. 47. Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Dergisi. 18 BOA. 145-163. Halep gümrüğü nıukataasınm bir müslümaıı ile ortaklaşa olmak üzere Musevî sermayedar Yalıya'ya 1619 yılı için 1380000 akçeye tevcih edildiği. Mesela. XVI. 415. BOA. 34-59. M. Şehirde gayr-i müslim nüfus çok fazla olmamasına rağmen. haneden gelen hararın batmanından bir akçe ve hamr için gelen üzüm hamimden üçer akçe alınur. 19 KKA. 17 H. Türkiye İktisat Tarihi Semineri Metinler/Tartışmalar. Bayezid'in Son Yıllarında Yenicen Çuhası Muhasebesi". 283-285. Ankara'da sof cenderesi ve boyahane mukataasmııı 1592 yılı için 1100000 akçeye Mayer adlı bir Musevî'ye tevcih edildiği görülmektedir15.AT'-XVI. bozahane mukatasının da 500 akçelik vergi geliri bulunduğu ve Avram adlı bir Musevî'ye 1580 yılı için iltizama verildiği görülüyor14. Özer Ergeni. s. "Hamr 14 M. "Bâc-i hamr-ı gebrân ve yahudiyân-ı nefs-i şehr. Osmanlı ticarî potansiyeli içinde yer aldıkları ve daha çok yünlü dokuma sanayii sektöründe uğraş verdikleri görülmektedir. s. 56. Tapu Defleri 26. Bunların da ekonomik yönden. Musevilerin. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Milslimlerin Dununu: Amasya Örneği Tokat ve Amasya şehirlerinde küçük nüfuslar halinde yaşadıkları bilinmektedir . Maliyeden Mildevver Defter 75X9. 96000 zira'(arşın) çuha dokumakla mükellefken. 15 14 . "1600-1615 Yıllan Arasında Ankara İktisadi Tarihine Ait Araştırmalar". s. ''Yeniçeri Çuhası ve ü. Ankara 1975. Selanik şehrinin 1478 yılı tahrir defterinde Museviler'in kayıtlı olmadıklarına bakılırsa bunların yukarıda bahsi geçen İspanya sürgünü Sephardim Musevileri olduğu anlaşılıyor. Osmanlı idaresi tarafından bilhassa Selanik'e yerleştirildikleri ve yeniçeriler için çuha dokumakla mükellef tutuldukları bilinmektedir16. İş Ortaklıkları Tarihi. s. 2-3(1974). 25. SahiJlioglu. s. H. Ermenilerden daha geniş ölçüde Osmanlı ticareti içinde mııkataa sistemine girdikleri ve önemli paylar elde ettikleri anlaşılıyor. 16 Vİalü SaYıülıoğnı. yüzyılın başında Selanik Musevileri. yine. "Yeniçeri Çuhası". şarap üretimi ve tüketimi ile ilgili 1576 tahririnde. bu miktar XVII. ^Maliyeden Mildevver Defter 6818. Sharon. 4088. yüzyılın başında 28000 zira'ya kadar çıkarılmıştır17. s. s. s.. s. Çizakea. fi sene 8000 akçe" şeklinde geçen kayıttan anlaşıldığına göre şehir merkezinde yaşayan gayr-i müslim unsurdan şarap üretimi ve tüketimi ile ilgili yıllık 8000 akçe bâc alınmaktadır.

. serbestçe ticaret yaparak zenginleşirken. gücile kefere üzerine bırakmaya ve menapoliya dutmak istiyecek keferenin fıçıların mühürliyeler ve iki ay menapoliya için yıllık hangi ayın ihtiyar idcrlcrse ol aylarda satalar" şeklindeki hüküm. Osmanlı'nın XVT. 90 . Amasya şehrinde 1576 yılı itibariyle yaşayan 775 nefer nüfusa sahip gayr-i nıüslimlerden alman ve "İspençeir adı altında geçen baş ya da cizye vergisinin miktarı da 8000 akçe olarak görünmektedir31. büyük bir imparatorluğun koruyuculuğu altında Osmanlı ekonomisiyle bütünleşmek suretiyle devletin en çok ihtiyaç duyduğu sermaye sahibi bir konuma yükseldiklerini görüyoruz. 20 gayr-i müslim reayanın ticari faaliyetleri ile ilgili bir fikir vermektedir . yüzyılda gerçekleştirdiği gayr-i müslimlere yönelik istihdam siyasetinin bugün dahi bir çok gelişmiş ülkeye örnek oluşturabileceği düşünülebilir. s. Sonuç Osmanlı topraklarında yaşayan ve "Milel-i selase'1 denilen belli başlı üç gayr-i müslim unsurdan Ermeni. KKA. Bu ekonomik bütünleşmenin iki taraf için de faydalı sonuçlar doğurduğu görülmektedir. Osmanlı Devleti'nde yaşayan gayr-İ müslim unsurun ödemiş oldukları vergiler ve mükellefiyetleri hususunda geniş bilgi için bkz.Adnan Gürbüz hasılı olan yerlerde sipahi iki ay menapoliya dutub hanımı sata. Rum ve Yahudilerin. 2Ü 21 KKA. Tapu Deften 14. gerek cizyelerini ödeyerek ve gerekse açık artırma yoluyla devlet teşebbüsü nıukalaa ve iltizam ihalelerine girerek devlet hazinesine büyük gelirler sağlamışlardır. 371-391. LV/213(1991). s. s. ''Osmanlı İmparatorluğu "uda Gayrimüslimlerin Ödedikleri Vergiler ve Bu Vergilerin Doğurduğu Sosyal Sonuçlar". Tapu Defteri 26. 18a. Yavuz Ercan. Gayr-i müslim unsurun bunun karşılığında sadece cizye vergisi ve ticarette nıüslümanlardan %î oranında daha fazla ödedikleri gümrük vergisi mükellefiyetleri bulunuyordu. Gayr-i muslini unsur. 4b. Belleten.

Asırda Yaya ve Müsellem Ocakları (Toprak Tasarrufu./lym eser. sözkonusu potansiyelin ortaya konulması suretiyle. 1-5. Nitekim. s. geçmişi Selçuklu devrine kadar uzanmakla beraber. XV-XVI. Doç. s. ss. iküıcilerin sefere atlı olarak iştiraki ve nisbeten daha geniş imkânlara sahip olmaları dışında.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV. Dr.Ü. Bunlar. Aynı Müellif. 1. yaya-müsellem ve yamafdm&mı müteşekkil ocakk\r halinde teşkilatlanmak suretiyle. 1-8. zamanla. Emecen. XVI. mîrîye veya vakfa tahsis edilmiş olup. mufassal limar ya da evkaf lahrir defterlerine kaydedilmiş bulunan arazi ve nüfusla kıyaslandığında da. bütün Anadolu ve Rumeli sathına yayılmışlardır.C. kapıkulu askerinin yaygınlaşması sonucunda geri hizmete çekilerek. Orhan Gazi döneminde (1324-1362) kurulmuştur1. kısaca temas edilmiş olan yaya ve müsellem ocaklarının Anadolu Eyâleti bünyesinde en yaygın olduğu alanlardan birisinin de Uşak kaza dâiresi olduğunu göstermektedir.. önemli mîrî hizmetlerin ifâsına memur edilmişlerdir. XV. Bu durum. Feridun M. II. Atatürk Konferansları Vm'( 1975-1976). kendilerine tahsis edilmiş olan çiftliklerde. 175-201. Asırda Manisa Kazası.. memur oldukları vazife itibariyle aynı statüyü hâiz olmuşlardır2. Yüzyılda Sultanömi Sancağı). Yayımlanmamış Doçentlik Tezi). İşte bu çalışmada.F. s. XVI. İzmir 2000. Başlangıçta. E. Ankara 1966. Muzaffer Arıkan. Ankara 1983. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi. Tafsilat için bkz. özellikle Yeniçeri Ocağı'nin kurulması ile birlikte. emir vâkî olduğunda muharip bir güç olarak fiilen sefere katılan yaya ve müsellemler.(A. Osmanlı Devleti Teşkilatında Kapıkulu Ocakları I Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı. Uşak kazasının piyade ve müsellem defterlerinde kayıtlı.Ü.D. Ankara 1989. Aşağıda zikredilecek olan ilgili tahrir defterleri. Osmanlı İmparatorluğu 'nda YayaMiisellem-Taya Teşkilatı (XV-XVJ. . 91-157. Doğru. ocak nizâmının bozulmasıyla. oldukça önemli bİT yaya ve müsellem potansiyelini bünyesinde barındırdığı anlaşılmaktadır. Vergi Muafiyetleri ve /fizme/). YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE VE MÜSELLEM TEŞKİLÂTI Turan GÖKÇE' Giriş Osmanlı Devleti'nin kuruluş devri askerî örgütünde son derece önemli bir yer işgal eden yaya ve müsellem teşkilatı.T. Halime Doğru. 8-50. Kaynağım büyük ölçüde yörükler ile Türk köylülerinin oluşturduğu yaya ve müsellemler. İstanbul 1990. tasarruflarında bulunan çiftliklere mukabil. 142-143. s. Yrd. asrın sonlarında teşkilâtın lağvına kadar devam etmiştir3. "Yaya ve Müsellemlerde Toprak Tasarrufu". s. Ankara 1984. Hakkı Uzunçarşılı.

Anadolu eyâletine tabî Kütahya sancağına bağlı. Memâlik-i Osmâniyenin Tarih ve Coğrafya Lügati. KâmûsU'l-Âlâm. konumuza zemin teşkil eden kaza dâiresi ve esas kaynağımızı oluşturan piyade ve müsellem tahrir defterleri hakkında kısa bilgi vermek yararlı olacaktır. güney-batıda Şeyhlii (Çivril) kazaları. 13. Banaz. Türklük Araşhrmalan Dergisi 2 (İstanbul 1986). •"Aynı madde". XVI. İslâm Ansiklopedisi. Mustafa bin Hayreddin'in emânetinde kâtib Mustafa bin Mehmed tarafından tahrir edilmiş olup. Piyade Defterleri Aşağıda ayrıca işaret olunacağı üzere. Aynı müellif. Darkot. doğuda ise Karahisâr-ı Sâhib sancağı ile mahdud bir alanı kaplamaktadır. buna geçmeden önce. XVI. 284-288. Ona Anadolu'yu Batı Anadolu'ya bağlayan iç-Batı Anadolu eşiği üzerinde oldukça önemli bir yer işgal etmektedir1. Karahallı. 73-74. Bir başka ifadeyle. Besim Darkot. 144-148. Yayımlanmamış Doçentlik Tezi). Uşak kazasına tabî olan nahiyeler s. Ali Cevad. Karahisâr-ı sâhib yaya sancağına âit 859/1455 tarihli en eski defterde (Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mâliyeden Mf-ldevver Deflerler (=BOA. Tafsilat için bkz. Buna göre: mezkûr asırlarda Kula kazası dâhilinde bulunan Eşme hâriç olmak üzere. Ancak. 74. Şeraseddin Sami. Germiyan-oğıdlan Tarihi (1300-1429). 13. kuzeyde aynı sancağa tabî Altıntaş. yüzyılda Uşak kazasının idarî laksimâtı ve kısa bir değerlendirme İçin bkz. kaza statüsünde bir idâri birim olarak düzenlenmiştir5. istanbul 197]. Kânûnî döneminde. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu Tahrir Defterleri (=BOA.Turan Gökçe * Uşak kazasının sâdece bir yönü aydınlatılmaya çalışılacaktır. güneyde Lâzıkıyye (Denizli) ve Honaz. piyade teşkilâtı İtibariyle Karahisâr-ı Sâhib Yaya SancağYna tabî olan kaza çiftliklerinin de kaydedilmiş bulunduğu üç mufassal piyade tahrir defteri bulunmaktadır7. klasik Osmanlı idarî taksimatına göre. emîn tâyin olunan 4 5 " 7 B Bkz. 210-265 arasında kaydedilmiştir. Kaynaklar 1. 201-239. s. H. 92 . Mustafa Çetin Varlık. İstanbul 1306. Mustafa Çetin Varlık. 20-23. Aynı müellif. IV. Erzurum 1985. I. s. Haşim Tümer. 1306. Ankara 1974. batıda Selendi ve Kula. 1953 yılında yapılan idarî düzenleme İle Kütahya'dan ayrılmak suretiyle teşkil edilmiş olan bugünkü Uşak ilinin esâsım oluşturan ve 1429'da Germiyan-ili'nin ilhâkıyla. s. s. TTK Belleten LU/202 (Nisan 1988). nihâî olarak Osmanlı hâkimiyetine girmiş olan Uşak4. Sivaslı ve Ulubey ilçelerinin işgal ettiği alandan ibaret olan kaza dâiresi. Yüzyılda Kütahya Sancağı (Atatürk Üniversitesi.MAD}-4) Uşak kazası piyadeleri bulunmamaktadır. s. 548-549. "XVI. İkinci kısmnıda Karamsar müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu defter toplam 351 sâhifeden ibaret olup. Uşak Tarihi. Gediz ve Simav. İkincisi. "Uşak". bugünkü Uşak ilinin merkez ilçe. Osmanlı piyade ve müsellem teşkilâtının Uşak kaza dairesindeki küçük bir kesiti ortaya konulacaktır.TD)-237. 952 (1545) yılında tamamlanmıştır". s. 3155. "XVI. s. Dersaadet 1313. a. Yüzyıl Osmanlı İdarî Teşkilâtında Kütahya". Yüzyılda Kütahya Sancağı'nda Yerleşme ve Vergi Nüfusu". Bunlardan ilki. Bağlı bulunduğu sancağın orta kesiminde yer alan Kaza.

ahkâm-ı mâliye kâtiplerinden Kâtip Ahmed marifetiyle 987 (1579) yılmda tamamlanmıştır10. Piyade ve müsellem teşkilâtının lağvedilmesi üzerine.TD-574.TD-242. A^a/frm Cevdet Yazmalan-0. 15 BOA. 13 BOA. ' 14 BOA. Uşak kazası 51-57. 1489 tarihlidir12. sâhifeler arasında kaydedilmiştir1 J.XV'XVI. sâhifeleri arasında yer almaktadır. 11 İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. Yüzyıllarda Ufak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Karahisâr-ı Sâhib kadısı Mevlânâ" Mehıncd tarafından 967 (1559-1560) tarihinde tamamlanmıştır9. 17 BOA TD-589. Uşak müsellemleri 155-193. Uşak kazası 27b-29a. toplanı 155 sahife olup. 344 sâhifeden ibaret olan defterde. Uşak kazası 123-155 arasında bulunmaktadır.KKA. toplam 278 sâhifc olup.. Kütahya livasının iimar ve evkaf talırirlenni de gerçekleştirmiş olaıı Dergâh-ı Âlî müteferrikalarından Mehmed RâhimTnin emânetinde. evâil-i Rebîülâhır 979/23 Ağustos-1 Eylül 1571 tarihinde tamamlanmış olan dördüncü defterlâ 196 sâhifeden ibarettir. 78-82. 84b-105b varakları arasında yer almaktadır.93. Uşak müsellemleri defterin 54-60. 1582-1583 yıllarında tanzim edilmiş 9 BOA TD-320. loplara 168 sahiledir14. Defler-i Hâkânî kâtiplerinden Kâtib Kasım tarafından. Bunlardan en eskisi. 2. Muallim Cevdet Yazmalan-0. sâhifeler arasında kayıtlıdır. BOA. tarihsiz olmakla beraber. sâhifeler arasında kaydedilmiştir. Tapu Tahrir Defleri (=TKGM. 952/1545 tarilıli olup. Aynı defterin aynı arşivde mükerrer nüshası bulunmaktadır: BOA-TD-574m. Divan kâtiplerinden Muhanmıed tarafından 988/1580 yılında tamamlanmış olan son defter17 ise toplam 164 sâhife olup. asra âit müsellem defterlerinden ilki 927/1520152Harihlidir.n:>)~/58. Uşak müsellemleri 132-168. 10 m . Yine XV. Sabık Kütahya kadısı Süleyman bin Ahmcd'in eminliğiııde 968/1560-61 tarihinde kaydedilmiş olan üçüncü defter15. Karalıisâr-ı Sâhib müsellemlerinin de yazılmış olduğu üçüncü defter ise.72.TD-5/7.262-318. 18 Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivi. Müsellem Defterleri Müsellem teşkilâtı itibariyle Kütahya sancağına bağlı olan Uşak kazası müsellemlerinin de kaydedilmiş bulunduğu toplanı yedi mufassal müsellem tahrir defteri bulunmaktadır. gurre-i Muharrem 862 /19-29 Aralık 1457 tarihli olup. Toplam 353 sâhifeden ibaret olan defterde Uşak kazası 72-76 ve 250-306. XVI. Uşak kazası 132-164 arasında kaydedilmiş bulunmaktadır. timar ve zeamete tahsis edilmiş olan mcnsüh yaya ve müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu mensûh piyade 15 ve müsellem defteri .TD-328. Yine ikinci kısımda Karahisâr-ı Sâlıib müsellemlerinin kaydedilmiş olduğu defler. sâhifeler arasında yer almaktadır. s..TD-103. Rumeli defter kâtiplerinden Mustafa tarafından tahrir edilmiş olan ikinci defler. Yine aynı şekilde. 16 BOA. Uşak kazası 249-299 arasında kaydedilmiştir13. Mustafa bin Hayreddin'in emânetinde. 12 İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. Aynı dönenul*. yüzyıla ûit olan ikincisi Şaban 894/Temmu/.

Yüzyılda Mardin Sancağı. Tayyİb GÖkbİlgİn. s.Ü.. ikinci kısımda ise Kütahya mensûh müsellem çiftlikleri yazılmış olup. yüzyıldaki dunımunu yeterince aydınlatma imkânı bulunmamaktadır. Karahisar~ı Sâhib sancağının genel idarî taksimatı hakkında ayrıca bkz. s.MAD)-563 (M. Metin Kuntt Sancaktan Eyalete 1550-1650 Arasında Osmanlı Ümerası ve İl İdaresi. Tutman Dağı. Eınecen. Mustafa Karazeybek. Bunlar içerisinde Uşak piyadelerine rastlanmaması ve söz konusu asra ait başka bir defterin de bulunmaması dolayısıyla. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mâliyeden Müdevver Defterler (=QOA. Biga.MAD-4: Karahisar (Şehrâhâd). Bolu.) kaydedilmiş bulunan Anadolu yaya sancakları şunlardır: Kütahya. Buna mukabil. 100-115. s. XVI.Turan Gökçe olmalıdır. 131-132. XV. Sincanlu. Menteşe. liamid. Ankara 1991. BOA. İslâm Ansiklopedisi IX. istanbul 1978. s. Kayırhisan. Toplam 353 varakdan ibaret olan defterin ilk bölümünde (v. yüzyıldaki durumu aksettiren deftere göre Karahisar-ı Sâhib yaya sancağına bağlı olarak 10 nahiye kaydedilmiştir'. Buna göre. lb-261b) nıensûlı piyade çiftlikleri kaydedilmiştir. Giçi Sincanlıı. kaza dâiresi itibariyle hem-hudud olduğu. Ankara 1993.. yaya ve müsellem sancak teşkilâtına da değinilmiştir: XVI. Aydın. Barçınhı.D)-5'246 (Mİ527). 1568-1574)'den ııkl. Karesi. Feridun Emeeen-İlhan Şahin.TD-320. M. Sandıklu. 86b-140b ve 160b-167a varaklan arasında kaydedilmiştir. Fatih döneminde. İdarî Taksimat Giriş kısmında da işaret olunduğu üzere. Çöla. Piyade Teşkilâtı 1. s. piyade teşkilâtı bakımından oldukça farklı bir dunun arzetmektedir. 37-39.TD-574. XVI. Defter (=TSMA. Göyiinç. kaynaklar arasında zikredilmiş olan 154522. Avın eser. 155923 ve 157924 tarihli defterler. BOA. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi). Feridun M. Uşak yaya teşkilâtının XV. Üçler Bulduk tarafından hazırlanmış olan doktora tezinde. BOA. Nejat. 110. 137-138. 1455 yılnıda tanzim edilmiş olup. O s m a n l ı taşra teşkilâtında en yaygın idarî ünitelerden birisi olarak "nahiye" h a k k ı n d a bkz.?7. asırdaki durumu gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. s. sancak piyadeleri. ilgili defterlerden anlaşıldığı kadarıyla. Anadolu eyâletine tabî 12 yaya sancağından19 birisi olan Karahisar-ı Sâhib sancağına bağlı olarak teşkilâtlanmıştır20. 76-88. XVI. Karahisar-ı Sâhib. "Şeyhlü ve Uşak" ile "Banaz" dan oluşan iki nahiyeye bağlı olarak. "Osmanlı Taşra Teşkilâtının Kaynaklarından 957-958 (1550-1551) Tarihli Sancak Tevcih Defteri T. TTK Belgeler XIX/23 (Ankara 1998). 38-39. A X # . yüzyılda sancağın genel idâri yapısı çerçevesinde. "Osmanlı Taşra Teşkilâtında Karahisâr-ı Sâlüb Saııcağf um îdârî Yapısı". Uşak müsellemleri 307a-318a ve 349b-35Ob varakları Uşak müsellemlerine tahsis edilmiş bulunmaktadır. Şııhııd. Sultanönü. Sosyal Bilimler Dergisi W\ (Afyon Nisan-2000). Asırda Kara Hisar-ı Sahib Sancağı (A. 65-66. II. I. BOA.ro-2. her biri nahiye25 addedilen ayrı üniteler halinde kaydedilmiş 19 20 22 23 24 25 Sancak tevcih defterlerinde (Topkapı Şurayı Müzesi Arşivi. Sipahi sancağı itibariyle Kütahya'ya bağlı kaza statüsünde bir idarî birim olan Uşak. " N a h i y e " . 94 . Hüdavendigar. Ankara. Uşak kazası meıısûh yaya çiftlikleri. Uşak piyadeleri. Elçi.

2. diğerleri ise "ikinci'" ve "üçüncü" olarak belirtilecektir. Barçınlu. Osmanlı idâri taksimatında geçerli olan umûmî kaideye uygun olarak. Şeyhlü'ye tabî iskân yerlerinde bulunduğundan. klasik Osmanlı idâri taksimatına göre kaza addedilen bîr idâri ünitenin. Homa ve Geyikler Kütahya sancağına bağlı. Uşak ve Uşak-ı diğer nalı i yeler in den ibarettir26. bizzat kazaya isim teşkil eden aynı ad allında birkaç ayrı nahiye olarak kaydedilmiş olmasıdır. diğer dördü de ser-piyâde olmak üzere. konumuzun dışında kalmaktadır38.7P-574. s. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı bulunan 31 idâri birim oluşturmuşlardır. Elçi. Yukarıda. Aynı isim altında kaydedilmiş olan üç ünitenin ayırdcdilebilmcsi için. Uşak kaza dâiresinde bulunan piyade çiftliklerinin nahiyelere taksiminde de. Sandıkla. Bunlar. Ulugobek. Banaz. Homa. coğrafî bütünlüğün dikkate alındığı anlaşılmaktadır37. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Yalak. s. kaza dairesindeki her bir idarî ünitede kaydedilmiş olan çiftlik adedi ile yaya-yamak ve sair unsurlardan müteşekkil nüfus durumunu bir icmal tablo üzerinde ifade etmek gerekirse. her biri nahiye addedilen toplam 5 ünite hâlinde teşkilâtlanmıştır. Mirliva hâssına dâhil olan Şeyhlü ve Uşak başlığı altında kaydedilmiş olan çiftliklerin tamamı Uşak kaza dâiresi hâricinde. 21a-27a. Barçınlıı. Yalak. hem çiftliklerin murâkebesi hem de hizmet vâkî olduğunda yaya-başınm sevk ve idaresinde kolayca toplanılarak hizmete eşilmesi kaygısıyla. Şııhııd. Kayırhisar. Aynı adla. Geyikler. Piyade Çiftlikleri ve Nüfus Durumu İlgili piyade defterlerinde yer alan kayıtlanıl aktarılmasıyla hazırlanmış olup.7D-2J7.TD-320. Banaz. 56-71. 4Ter nahiye olarak kaydedilmiş olan Kayırhisar ve Sandıkla ile 3 nahiye olarak yazılmış bulunan Uşak bunun en tipik örneklerini teşkil etmektedirler. sadece kendisine tâbi olan nahiyeler değil. Uşşak. Şeyhlü. Kızı/taş. 57-74. Oynaş. Banaz. Sandıkht-ı dîger. Sultauönü sancağındaki aynı dunun için bkz. v. Sandıklu. BOA. Kayırhisar. araştırına alanımızı teşkil eden Uşak kaza dâiresinde bulunan piyade çiftlikleri biri mirliva hâssı. Elçi. 55-57. Aym eser. ser-piyâde olarak kaydedilmiş olan Uşak. Uşşak. Doğru. ek olarak verilmiş olan listelerden çıkarılan toplu sonuçlan değerlendirmek suretiyle Uşak yaya çiftliklerinin genel durumunu netleştirmek mümkündür Öncelikle. Sincanlu. Uşak. ilki (1). Yalak. Şeyh i ü ve Uşak ile Ulugobek: ser-piyâdegâna tabî olarak Kayırhisar. BOA. mirliva hâssına tahsis edilmiş olan Ulugobek (bugünkü Ulubey). Mirliva hâssrna tabî olarak. s. Karahisar. Dulmcmdağı. Çöla. 95 .XV~XV1. Burada dikkati çeken önemli hususlardan biri de. Büyük çoğunluğu sipahi sancağı İtibariyle de Karahisâr-ı Sâhib'c tabî olan üniteler yanında. Uşşak-1 diğer nahiyeleri kaydedilmiştir. Kayirhisar. H. defterlerde kaydediliş sırasına göre aynen aktarılmış olan nahiye isimlerinden de anlaşılacağı üzere. BOA. Karahisâr-ı Sâhib hududunda yer alan nahiyelerdir. Sandıkht-ı diğer. aşağıda yapılacak olan değerlendirmelerde. Ulusincanlıt.

. Keza.. :•: 47.»S\ Rt. ziraî ya da yaya-yamak kapasitesi itibariyle yeterliliğini yitiren çiftliklerin mevkufa kaydedilmiş olması önemli rol oynamıştır. Uşak-ı diğer olarak kaydedilmiş bulunan üçüncü Uşak'da ise 10 köyde 29 çiftlik olmak üzere. 1545'de Ulugöbek nahiyesinde 3 köyde 9. Çürümüş olan kısımlarındaki kayıtlar İtibariyle eksik olduğu için icmal tabloya yansıtılmamış olan ikinci deftere göre. Uşak (l)'da 6 köyde 34. S 14 16 10 -40 3 25 2L> • 122 ' • 403. üçüncü Uşak'da 9 köyde 28 olmak üzere.4'23 1S45 Ulugöbek Uşak(l) 3aııaz Uşak (2) Uşak (3) 3 y 34 21 . Uşak (l)'da 6 köyde 32.33! 5. sadece yaya ve müsellem defterlerinde 96 . Çiftliklerin tabî olduğu iskân yerlerinin büyük çoğunluğu. toplam 49 köyde 122 çiftlik tespit edilmiştir.: ••73:. ikinci Uşak'da 14 köyde 26..•> - 145 62 136 145 52t 4 110 411 177.Turan Gökçe XV-XVL YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ VE NÜFUS DURUMU Kf'-v Adedi Nclik Adedi Taıilı Nahiye i'eri'iı YHVIIY.:. ikinci Uşak!da 14 köyde 26.:.519 709 1. . Banaz'da 13 köyde 18.280 153 İSn 65.121 1579 9 U1uj>öbek 6 32 Jşak(l) 13 İS Biiııaz 14 26 Uşak (2) 11 28 Uşak (3) roplani=.ı.ıin Müiıus.. Banaz'da 14 köyde 20. Uşak piyadelerinin îfa etmiş oldukları mîrî hizmetlere mukabil tasarruf ettikleri ocak tâbir .35 ..:4:. 301 422' m<> 75 243 116 1S9 237 4 6 24 - - 32 134 44 96 153 . kaza genelinde toplam 47 köyde 113 çiftlik tespit edilmektedir. 209 368 LAM 65 21S 121 204 2MI 41 7 .22« 422 1. ikinci Uşak'da 16 köyde 29. 95 1 2 2 21 7 4 2 4 3 1 11 1> 1 3 11 1 25 . ocağm kumcusu yayanın ismim almış olan çiftliklerin sayısının oldukça fazla olduğu dikkati çekmektedir.269 Aşağıda verilmiş olan listelerden de ayrıntılı bir şekilde takip edilebileceği üzere.n: 20 20 1 4 4 9 ı 16 14 7 34 54 180 II 363 1.:#<&:. aşağıda ayrıca işaret olunacağı üzere.!.4<>4 330/ 1:233 531 903 1. toplam 46 köyde 115 çiftlik tespit edilebilmiştir. Kayiıağmı yÖrük-Türkmen teşekkülleri ile Türk köylülerinin oluşturduğu söz konusu piyade çiftliklerinin önemli bir kısmı öz Türkçe isim tcşımaktadır..ii. Buna göre.sîık- SuK"" Im. olunan çiftlik sayısının 122'den 113 e düşmüş olması dikkati çekmektedir.4 56 162 66 123 124 :531 4.266 4.•#».ı. Bununla birlikte. aynı zamanda has.*i : .1(51 7X1 1. •:IB. 1545'den 1579'a kadar geçen zaman içerisinde. :. I 17 4 4 il •••113 1. BanazMa 14 köyde 21. Ulugöbek ve Uşak (l)'daki durumun muhafaza edilmiş olduğu 1579'da diğer nâhiyelerdcki köy ve çiftlik sayılarında küçük bazı değişiklikler görülmektedir. üçüncü Uşak'da ise 11 köyde 28 olmak üzere. diğer mufassal defterlerde de tesadüf edilebilen raiyyet köyü olmakla beraber. listelerdeki şahıs isimleri ile mâruf olan çiftlikler dikkate alındığında.: 4 1 3 •:. zeamet veya tımara tahsis edilmiş olması dolayısıyla. Bunda. 1559'da Ulugöbek'de aynı durumun muhafaza edildiği görülmektedir.2!1'> ıa 627 1.263 \ .Ma-Mİ lûl VS- Di- Gâ- M lirde Tahminî Nüfus.104 "1. Gerçek durumu tam olarak yansıtmayan 1559 tarihli rakamlar bir yana.. 29 16 10 7 İS 7A : ..121 269 5.

pîr-malûl ve şâir unsurların da dâhil edilmesiyle. Aşağıda verilmiş olan listelerden de ayrıntılı bir şekilde takip edilebileceği üzere. Eksik olduğu için gerçeği ifade etmekten uzak olan 1559 tarihli rakamlar bir yana. 1545 rakamları İtibariyle. her ocakta 6-7 nefer yaya-yamak bulunmasını âmir olduğu görülmektedir.30'luk bir artışla 860'a yükselmiştir. XV-XVL Yüzyıllarda Bergama Kazası (E. toplam 1. Bkz. Kitap II. Gerçek nüfusa d âh* bir fikir verebilmek İçin.08) ser-piyâde olan Uşak (l)'da. Yüzyılın İkinci Yansının Kimi Kanun/an.03) Ulugöbek. Aynı eser. ikinci Uşak'da Marnakayası ve İslüce.13) mirliva lıâssı olan Ulugöbek'de.50 nisbetinde bir azalma göstererek. 116'sı (% M. s. s. M. 209'tı (% 14. Bunların 65'i (% 8. 176. çiftliklerin nüfusunun 5-34 nefer arasında değişmekle beraber. tahminî32 4. 201'i (% 24. 31-32./. 310-325 (Ekler. yüzyıllardaki fiili durumu yansıtan tahrir defterleri. ikinci sütünde! verilmiş olanı da "hâne x 5 + nâ-resîde/mttcerred/ sagir" formülüne göre hesaplanmıştır. hepsi XVI. TOPMİlâvesi (İstanbul 1329). Alımed Akgündüz. Ankara 1988. "Kânunnâme-i Âl-i Osman*'.69) de üçüncü Uşak'da kaydedilmiştir.267 gerçek nüfusa tekabül eden. toplam nüfusun % 54. 12Tİ (% 14.94) Uşak (1).72) Ulugöbek. Nâ-resîde. asra tarihli olan defterlere göre: Uşak piyade çiftlikleri 5-14 yaya-yamakdan oluşmaktadır.263-5. 301'i (% 21. Arıkan.seileni Teşkilâtı veya yalnız piyade defterlerinde kaydedilmiş bulunan köyler de mevcuttur.45) Banaz. Nitekim.62-65. tahminî 4. "nefer x T.74) Ulugöbek.421 nefere düşmüştür.92) Uşak (1). 218'i "(% 26.04) Banaz'da. 1579'da Uşak piyade çiftliklerinin toplam nüfusu % 4. 7-15 nefer arasında yoğunlaştığı görülmektedir. Selanıi Pulaha-Yaşar Yücel. LisleIII-V). Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve XJii. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlunmamış Doktora Tezi). s. Keza. 1. H. 176: F. Aynı eser. Bunun 110'u (% 7. s. Mclımed Arif. Bünyesinde barındırdığı çiftlikler itibariyle yaya ve müsellem köyü konumunda bulunan Uşak (1) nahiyesine tabî Güğüm. Hisarözü karyeleri. 368'i (% 24. 243'ü (% 28.144. Fâtih.488 nefer tespit edilmiştir. Kuruluşuna yakın zamanlarda bir piyade ocağı 1 yaya ile 1 yamakdan ibaret küçük bir ünite olarak öngörülmüş olmakla beraber29. Vehbi Günay. Osmanlı Kanunnâmeleri ve Huhıld Tahlilleri 2. s. 1579'da bu sayı % 6.4643.21) ikinci Uşak. Bunun 75'i (% 8. bunu teyid etmektedir31.36rsını teşkil eden 809 neferini yaya-yamak yazılmış olanlar teşkil etmektedir.. "Ayın makale". 422'si (% 29. . değişik bölgelerle İlgili tetkikler de. elimizde bulunan ilgili kanunnâme hükümleri ile XV ve XVI. "Aynı makale". üçüncü Uşak'da Müstecâb. U. Bâyezİd ve Yavuz Sultan Selim dönemlerine ait kânunnâmelerdeki ilgili hükümlerin30. 1545*de Uşak piyade çiftliklerinde bu minval üzere. tablolarda verilen tahminî nüfusun ilk sütununda verilmiş olanı.95) Banaz.46. Selim Kanunnâmesi (1512-1520) ve XVI.228 civarında bir gerçek nüfusa tekabül eden. 41 l'i (% 28. s. Emecen. 403'ü (% 27. bunun zaman içerisinde önemli ölçüde değişmiş olduğunu göstermektedir. Eymirsevinç. 177:si (% 12. Arıkan. Bunun 121'i (% 8.84) de üçüncü Uşak'da bulunmakladır. Bâyezid Devri Kanunnâmeleri istanbul 1990.65 vd. 282-83. Çarık.25) Uşak (1). Karlık ve Bıılkas ile birlikte. Baııaz'a lâbî Kuştiımır ve İne.18) ikinci Uşak. 204'ü (% 25. 387'si (% 26) de üçüncü Uşak'da kaydedilmiştir. birer piyade köyü olma özelliği taşımaktadır.Ü.73) ikinci Uşak'da. Doğru. Bkz. s. İzmir 1999. s.XV-XVI.

Arıkan. BOA. Ek olarak verilmiş olan listelerden ve genel durumu yansıtmak için hazırlanmış olan tablodan da dikkat çekeceği üzere. Bu itibarla. Bu minval üzere yaya kaydedilmiş olanlar.55) üçiincü Uşak ünitesinde kaydedilmiştir. Devlete karşı söz konusu yaya yükümlü tutulmakla beraber. 237'si (% 27.23 Tafsilat içüı bkz. Anadolu'da yaya kavramının genel anlamda. eksik olması sebebiyle genel değerlendim!eve alınmayan nâ-resîde sayısı 1579'da % 13. Uşak (1) nahiyesine tabî Kızılhisar köyü hudutları dahilindeki İslıak çiftliği yayasının Şeytüü kazasına tâbi Ömer karyesinde bulunduğuna dâir kayıt da bir başka örnek teşkil 35 etmekledir . tabloda ayrıca verilmemiştir. hatta kaza hâricinde her hangi bir köy de olabilmektedir. s. 62'si (% 11. Bunların meskûn olduğu köyler.48) Banaz.72) Banaz.41) de üçüncü Uşak'da olmak üzere 529 olarak tespit edilmiştir. Hem yukarıda işaret edilmiş olan dunun. Uşak piyadelerinin de dâhil olduğu her üç defterde de yaşları ile birlikte "nâ-resîde" kaydedilmiş olanların toplam sayısı 1545'dc 4Ti (% 7. çiftliği muayyen sayıda yamak ile birlikte tasarruf etmekle ve bunun karşılığında yükümlü olduğu vazifeyi nöbetleşe yerine getirmektedirler. bu konuda Önemli bir fikir vermektedir. Defter kayıtlarına göre. her ocakta yaya kaydedilmiş olan birisinin bulunmasına rağmen. yani yamak kaydedilecek yaşa gelmemiş olmaları dolayısıyla "nâ-resîde" statüsünde yazılmış olanlar teşkil etmektedir. M. Bu rakam aynı tarihle kazanın toplam yaya-yamak nüfusunun % 35.13'ünti oluşturmakladırlar. o yıl nöbeti gelip sefere ve şâir hizmete eşen yaya. 189'u (% 21. Keza. umumiyetle listelerde de belirtilmiş olan. kaza piyadeleri yaya-yamak nüfusunun 1545'de "122 nefer ile % 15.75) Ulugöbek. 1559'daki durumu listelerde verilmiş olmakla beraber.TD-237. 136'sı (% 25. çiftliğin tabî olduğu.08'ini. s. BOA. 1545 ve 1579 tarihlerinde Uşak piyade çiftliklerinde tespit edilmiş olup. aynı tarihte. hem de yamaklar için kullanılmış olduğunu ifâde etmek müııikündür33. iskân yerleri almakla birlikte. s. Anadolu piyade ocak nizamına göre. Uşak piyadelerine ait her (iç defterde de bu fiilî durumun oldukça yaygın bir şekilde tatbik edilmiş olduğu görülmektedir. 145'i (% 27. hem de her iki tarihte de bunların sayılarının çiftlik sayılarına eşit olması sebebiyle. 1579'da ise 113 nefer İle % 13. henüz hizmete eşecek. diğerleri yamak konumundadır. "ıAym makale".41) Uşak (1). 1545'de Ulugöbek nahiyesine tabî çiftliklerdeki yayaların çoğunun tabî oldukları Ulugöbek ve Emekse karyelerinde yazılmış olmakla beraber. 210.55'ini teşkil etmektedir.TD-237.70) ikinci Uşak.97) ikinci Uşak. Osman karyesine bağlı Göbek çiftliği yayası nm Uşak'a tabî Tekye köyünde yazılmış olması3*. . ilgili listelerin yayayamak sütununda kaydedilmiş bulunan yaya-yamak nüfusun bir kısmını "eşer-yaya"\nr oluşturmaktadır. Bir başka ifadeyle. kaza dâhilinde çiftlik civarında. genellikle çiftlik dışında bir iskân yerinde bulunduğu anlaşılmakladır. 176-177. doğrudan yaya ve yamak yazılmış olanlar dışında. 75-78. 145 'i (% 27. çiftliklerde kayıtlı nüfusun önemli bir kısmını da. hem yayalar. çiftliklerde yaya yazılmış olanların. Sözgelimi.Turan Gökçe 13. her çiftlik defterlere "yaya" ya da "eşeryaya" olarak kaydedilmiş bulunan bir kişi üzerine kaydedilmiştir.

Sf-3 7 13 9 4 4 8 3 2 1 (İ 6 27 5 26 1 4 2 5 - • . %18.83'üne tekabül eden 87'si de 2 yaş grubunda yer almaktadır."(i 1 4 9 1. 99 . 305-306. Nâresîde kaydedilmiş olanların yaş gruplarına dağılımında. 6'sı da (1.41) 8.. Söz konusu 1-5 yaş gruplarında bulunanlar.81) 1: 12'si (% 2.21 'ini oluşturan 98'i 5.91) ikinci Uşak.29) 9 yaş grubunda bulunmaktadır. d . 1545 tarihli defterde kaydedilmiş olan 529 nâ-resîdenin 1-16 arasında değişen yaş gruplarına dağılmış olmakla beraber.272-273.42'sini teşkil eden 99'u 10. Nalı iv*: 1 9 11 3 13 14 50 «. 04'ünü oluşturan 32'si ise 11-16 yaş gruplarmda bulunmaktadır. % 21.14 21.96.^1 38. özellikle 1579 tarihli defterde sıklıkla tesadüf edilmektedir: BOA. hizmete eşme Belirli yaşlarda bulunan nâ-resîdderlü ilgili olarak düşülmüş olan bu tür notlara. 136 145 529:.41 II IS - 6 8 3 6 9 •32 'ı')! 3 20 23 30 1579 n 6 8 fi 5 6 • 31:. .TD-574mt s.58) Banaz.92) 1. UŞAK KAZAST PİYADE ÇİFTLİKLERİNDE "NA-REŞIDE" KAYDEDİLMİŞ OLANLARIN YAŞ «" SUPLARINA DAĞILIMI . bir önceki tarihe göre önemli ölçüde bir farklılaşmamı! görüldüğü 1579'da ise 1-12 arasında değişen yaşlarda bulunan 462 neferin % 21. 459 a düşmüştür. Geri kalan 33'ü (% 7.70 8 26 9 18 37 2 12 2 - - - 3 3 4 5 İS 5 41 87: LS. Mezkûr tarihle. 1545'de 11-16. .17 8 17 13 23 15 76 M. kazanın toplam yaya-yamak nüfusunun % 32. 96'sı (% 20. Tarih 2 7 İS rı 22 21 73: 1J. 25'i (%5.33) de üçüncü Uşak'ta kaydedilmiştir.711 42.59). 1 2 2 4 n .59'unu teşkil eden 146'sı 6-10. 283. 1545 ve 1579 tarihli defterlerde nâ-resîde kaydedilmiş olanların şâir hususiyetlerine işaret etmeden önce. 134'ii (% 29. Bu dununda. şöyle bir sonuç ortaya çıkmakladır. kesüı olmamakla beraber.97) Ulugöbek. 32'si (% 6. • 1 ()() • 8 14 2 6 13 2. 290. 34 " 18 :ı:' (1. 153 2? 12 - 462 ]00 Tablodan.7Ö) 3. daha ziyade 1-5 yaş arasında yoğunlaşmış olduğu anlaşılmaktadır. Geri kalan % 27.30'unu teşkil eden bu zümrenin 32'si (% 6.21 (> i 2 8 5 S 2 13 1 6 11 •33 y 1 7 4 9 7 28' V2 * 1 ' 10 3 1 11 \2 13 2 T 14 15 Toplam 1545 Uşak Banaz Uşak Uşak Toplaw= % Ulugöbek Uşak Banaz Uşak Uçak Tophııi)= % in 20 19 75.7-J.41) 6.35'ini teşkil etmektedirler. 1579'da ise 10-12 yaşlarmda bulunanlara genellikle "yarayınca/yaradukda eşer" kaydmının düşülmüş olduğu dikkati çekmektedir30.45 i 9 17 4 1 27 11 21 17 77 13 5 5 10 •33" 7.1 S - «. 144 62 . % 6. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı nisbetinde azalarak. 292. 153'ü (% 33. 25'i (%5.-'J 2 13 7 4 12 1 4 1 2 2 J» 1. Genel durumunu ifade etmeye çalıştığımız.14) 4. 14.75 i. 31'i (% 6. yaş gruplarına dağılımım bir tablo üzerinde değerlendirmek gerekirse.XV-XVI.• -AT.7 fi 3 1 i. • • • • > • : • 35 <)!)• - :32 : 134 .-. 44'ü (% 9.. toplam rakamın %66.19) Uşak (1). 13'ü (% 2.

çiftliklerde tespit edilerek deftere kaydedilmiş olan mevcut yaya-yamak ve sair unsurlardan oluşan nüfus dışında. 329-330. l'i Banaz. Kmecen. diğer sütununda belirtilmiş olan. 1545'de 1 'i Ulugöbek. aynı sütunda verilmiş olanlardan 5'inin şerif. s. toplanı nüfusun % 1. Bu da. 1579'da 4'ü Uşak (1). Uşak (l)'a tabî Kızılcasögüd karyesi İlyas çiftliğinde 2. Tahrir işlemi sırasında. Sosya! Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi). Yine aynı tarihte. 1545'de hiç bîr imam kaydına tesadüf edilememekle beraber. 4'ü de yine aynı sancak hudutları dahilinde olan Yalak derbendine muhafız tâyin edilmişlerdir31. '"atik" ve "cedid" olarak iki kalemde belirtmek suretiyle. Ocak halkından olmakla beraber. Gcdus nahiyesinde bulunan Kızılca. s. Bu cümleden olarak. 1545'de 15-16 iken. hem önceki tahrirde. toplam neferin sadece % 1. Aynı eser. Karlık karyesi Hüsrev/Yuvaca Eşref çiftliğinde 4. Sayıları az olmakla beraber. topa m yaya-yamak nüfusun 1545'de % 4. l'i de yine üçüncü Uşak ünitesinde olmak üzere. F. Pulaha-Y. tahrir esnasında bulunamadığı için gâib yazılanlar. dolayısıyla kânunnâmelerdeki "yayanın bir ve iki hidmete kabil oğlanları olsa anlar dahi yamak yazıl uh növbetlerinde ve Klarnetlerinde o/a/ar'' hükmü 7 fehvasınca yamak yazılma yaş tabanının. Ek olarak verilmiş olan listelerde aynen aktarılmış 37 38 S. "sagîr" olarak kaydedilmiş olan. 31 -32.Turan Gökçe yükümlülüğünün başlangıç. 1579'da 17 neferin önemli bir kısmının derbend muhafızı olarak kaydedilmiş olduğu görülmektedir. 100 . Aynı tez. Milgarb karyesi Eynebegi çiftliğinde 10. Al7/ ve XIII. s. 212. l'iniıı de tımar-eri olarak kaydedilmiş olduğunu da belirtmek gerekir. toplanı 23 nefer doğrudan "derbend muhafızı" olarak kaydedilmiştir. 1545'de. s. 9'u da Uşak-ı diğer olarak belirtilmiş olan üçüncü Uşak nahiyesinde olmak üzere. 1545'de 35. 257. l'inin derviş. Anadolu'nun diğer bazı yerlerindeki dunun iuin bkz. her iki tarihte de 73 nefer tespit edilmiştir.90'ina. 1579'da ise % 5. 283-284. Turan Gökçe. 4'ü Uşak (1). toplam 8 imam tespit edilmiştir. s. ikinci Uşak'da Gökkaya karyesi Çakır çiftliğinde 4. 39 BÖA. muhassıl sayısı 4'e düşmüştür. muhassıl ve imam yazılmış olanlar da yaya çiftlikleri nüfusu içerisinde tesadüf edilen. Bunlardan 19'u Kütahya sancağı. üçüncü Uşak'da Eymirscvinç karyesi Karesi çiftliğinde 2. 230. Listelerde ve yukarıda verilmiş olan tabloda.TD-237. hem de yeni yapılan talırirde bulunamayanlar ayrıntılı olarak tespit edilmiştir.61 "ini teşkil eden zümreye de İşaret etmek gerekir. V. Akkilise karyesi Güçlüoğlu çiftliğinde 1 olmak üzere. bu cümleden olarak. İzmir 1994. Gtinay. 222-223. Piyade çiftliklerinde kaydedilmiş olup aşağıdaki listelere ve bunlardan hareketle düzenlenmiş olan genel tabloya yansımış olan unsurlardan birisi de pîr-malâl kaydedilmiş olanların teşkil etliği zümredir. Ü.144-145. Diğer taraftan. iki önemli zümreyi teşkil etmektedirler.13'üne tekabül etmekledir. 1579'da ise 2'si Uşak (1). Bununla birlikte. 3'ii de üçüncü Uşak nahiyesinde olmak üzere. 1579Tda 12'ye düşmüş olduğunu ifade etmek mümkündür38. "gâib" ve "mürde" olanlar da sarahatle kaydedilmiş bulunmaktadır. Aynı eser. Yücel. Yüzyıllarda lAzıhyye (Denizli) Kazası (E. l'i Banaz. sadece 1545 tarihli defterde nâ-resîdelerdeıı ayrı.20'sini teşkil eden 18 muhassıl kaydedilmiştir.

l ' i 170. 32-33. genellikle. 3'ü 150. Ömer Lütfi Barkan. 1579 da tespit edilenlerin tamamı ise yeni tahrirde tespit edilmiş anlamında. s.80) 70. ayrıca "avânz-ı dîvâniyye ve tekâlif-i örfıyye" den muaf tutulmuşlardır. İÜ.94 nisbetinde r azalarak. bir bütün piyade çiftliği. EP. Çiftliklerin İktisadî Durumu ve Toprak Tasarrufu İlgili araştırmalarda ortaya konulmuş olduğu üzere. 1545'de tespit edilmiş olan 654 neferin 334'ü miirde-i atik. Ankan. l ' i 250. U.76) 200. Anadolu eyâleti yaya ve müsellem kanunnâmesinde yer alan hükme göre 4 '. Banaz'daki 21 çiftlikten 2'si 50. 160. l ' i 170.70) 120. Söz konusu değişiklikle. genel durumu yansıtan tabloda tek kalemde kaydedilmiş olan. Bu cümleden olarak. Bununla birlikte. I 3.XV-XVI. 6'sı (% 17. bir çiftlik 42 yerdir. banş zamanı buralarda zirâatla meşgul olmuşlar. 180-181. ulufe bedeli olarak kendilerine arazi tahsis edilmiş olan yayalar. konumuzu teşkil eden Uşak piyade çiftlikleri dönüm miktarının genellikle mezkûr ölçüler civarında yoğunlaşmış olmakla beraber. Genel anlamda ciltlik hakkında bkz. l ' i 190. Aynı eser. l'i 90. A. Mevcut yamak sayısının daha sıhhatli bir biçimde tespiti düşüncesiyle40. gâib-i cedid olarak kaydedilmiştir. Bkz. 1545'de lespit edilmiş . Halil İnalcık. özellikle zamîmclcri ile birlikte kaydedilmiş bulunan önemli bir kısmının. 4'ü {% 11. orta hallü yerde yüz dönüm. Özellikle Ölmüş olan. 3'ü 80. l ' i 330. yine atik ve cedid olarak iki kalemde verilmiş olan mürde kayıtlan da oldukça önemlidir. l ' i 310. "Ciltlik". 1579'da tamamı cedid olarak yazılmış olan mürde sayısı 531 nefer olarak tespit edilmiştir. tasarruflarında bulunan çiftliklerin muafiyetle kendilerine tevcihi ile birlikte. Uşak ! piyadelerinin toplanı gâib sayısının.44)'ü 180. Uim bir "askeıf statü kazanabilmişlerdir 4 1 . l ' i 100 : l ' i 140. l ' i 100. 3'ü 140. "Çiftlik".yer'den tahsis edilmiş olan arazi. aşağıda verilmiş olan listelerden de takip edilebileceği üzere. başlangıçta günde bir akça "ulufe" ve "avânz-ı dîvân iye" den muafiyet karşılığında sefere memur edilmiş olan yay alamı statüleri. üst sınırı teşkil eden 150 dönümün üzerinde bir yere sahip olduğu görülmektedir. l ' i 90: Uşak (l)'daki 34 çiftlikden l'i 60. ancak bu gelişmelerle birlikte. s. Aynı eser. "Aynı makale". 101 . İslâm Ansiklopedisi. 1545'de Ulugöbek'dcki 9 çiftlikden 4'ü (% 44. Akgündüz. 392-397. s. 2() yc düşmüş olması oldukça dikkat çekicidir. 31. Hizmetleri mukabili piyadelere "yayalık . büyüklüğü verim kabiliyetine göre değişen. "eyii yerde yetmiş veya seksen dönüm. 5'i (% 14. 5'i (% 23. geçmiş ocak ahvâdma işaret etmesi bakımından ayrı bir ehemmiyeti hâiz olan "mürde'' miktarmm daha büyük rakamlara baliğ olduğu görülmektedir. M. s.64) 100. 50\si de gâib-i cedid olarak yazılmıştır. 320'si de milrde-i cedid olarak kaydedilmiştir. Kısaca ifâde etmek gerekirse. alçak yerde yüz otuz ve yüz elli dönüm" den ibarettir. önceleri yarı askerî bir statüyü hâiz olan yayalar. 1545 de 95 iken. 145. 2 s i 70. Bu cümleden olarak. 1579'da %78. 3'ü 180. F. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı olmakla beraber. Emecen. olanların 45'i gâib-i alık. Yeniçeri ocağının kum İmasından sonra Önemli bir değişikliğe mâruz kalmıştır.

370 S. çiftlik dönüm miktarı itibariyle Uşak piyâdelirinin arzettiğİ bu özellik.81 Hâsıl 2. 7'si (% 77.920 9.68) 150.357 " % 7. 3'ü 180.74 21.65) 150 dönümün üzerinde bir yer işgal ettiği görülmektedir. 4'ü (% 13. 26 çiftliğin (% 89.11Ü 2. her bir idâri üniteyi ayrı ayrı belirtmek üzere.570 6. Ulugöbek'dc olduğu gibi. 100 Tablodan da takip edilebileceği üzere.440 4.11 31. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır. l"i 250.0) 14. Tİ 310.880 % 7.500 dönüm yerden ibarettir. 2'si 200.950 33. nahiyeler arasında önemli farklılıklar gösterdiğini de ortaya koymaktadır.79) 250. 2"si 140. 6'sı (% 20. üçüncü Uşak'daki 29 ! çiftlikden 4'ü (% 13. Dönüm miktarı itibariyle genel olarak değerlendirilmiş olan Uşak piyade çiftliklerinin.74'ünü teşkil 102 .0! 21. Bu rakamlar. l'i 270.Turan Gökçe 2'si 150. Bunun % 7. Bu bakımdan. 4'ü (% 13. l'i 450.63 23. Banaz'daki çiftliklerin 15'i (% 71.34) 100-150 dönüm iken. Keza.87 11.43 1.74 32. l'i 340.57) 150 dönümün üzerinde kaydedilmiştir.79) 80.141 20.76) 50-150. XVI.79) 350.020 2.93 35. Uşak kaza dâiresinde. Nitekim.710 29. 2'si 200.330 • • 23.750 4.70 20. 2'si 190.23)"ü 150 dönümden fazladır. Ek olarak verilmiş olan listelerden de takip edilebileceği üzere.%) 80-150. 6'sı (% 28. l'i 330. İkinci Uşak'daki 29 çiftlikden Ti 100. Vi 370. 4'ü (% 13. Vi 700.77) ise 150 dönümün üzerinde bir yer işgal etmektedir. oldukça farklı bir görünüm arz eden ikinci Uşak Ma ise sadece 3 çiffîlik (% 10.357'dir.340 7.13 36.510 6. l'i 190. 2'si 140. 260 4. 13"ü (%38.257 7. l'i 380.268 : : 100 7.62 22.320 5. 3'ü 300I'i 320. l*i 180.787 8. 2'si 130.810 5. Ti 500.42) 50-150.400 3.03) 150 dönümden fazladır. toplam dönüm miktarı ve hâsılı bir tablo üzerinde değerlendirmek gerekirse. l'i 370. ınîrlivâ hâssına tahsis edilmiş olan Ulu göbek'teki çiftliklerden sadece 2'sİ 70-150 dönüm arasında . Uşak (l)'da 21 "i (% 61.82 22. üçüncü Uşak nahiyesinde de çiftliklerin 20'si (% 68. 1545 ve 1579 tarihlerindeki sayısı. 2 si 90. l'i 380.17 25. YÜZYILDA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİNİN TOPLAM DÖNÜM MİKTARI VE HÂSILI Tarih Nâlıiyu UİLigöbck 1545 1579 Uşak (I) Batı az Uşak (2) Uşak (3) ToplamUlugöbek Uşak(1) Ban az Uşak (2) Uşak (3) Toplam^ Çiftlik Adedi 9 34 21 29 29 122 9 32 18 26 28 • : • 1 1 3 Dünüm Miktarı 1. teşkilâtın lağvına kadar ciddî bir değişiklik göstermeksizin muhafaza edilmiştir. l'i de 1.Ol 100 8. 1545'de tespit edilmiş olan 122 çiftliğin toplam dönüm miktarı 23.09 11.680 2.870 10. Uşak piyade çiftliklyerinin dönüm miktarının. 9'u da ( % 31.S3 24.79) 100.45 100 . İM 200.76 13.

320'si (% 35.04) de üçüncü Uşak nahiyesine aittir. 8. BOA.XV-XVI. Aradan geçen zaman içerisinde.63) Ulugöbck'de.710lı (% 22. Bunun % 7.141 'i (% 20.TD-574m.870'i (% 14. bir önceki tarihle harâb olmakla beraber.TD-574m.TD-237.260'ı (% 25. Altı ay yürüyen.257'si (% 11.TD-574m. genel olarak Osmanlı kır kesiminde olduğu gibi.440'ı (% 36. 1559'daki durum genel değerlendirmeye dâhil edilememiştir.82) ikinci Uşak. İlgili defterin eksik olması sebebiyle. yayaların tasarrufunda bulunan değinilen sayısı 4'c çıkmıştır. s. 81.TD-237. 1545'de tespit edilmiş olan iki değinilenden bütün yıl çalışması dolayısıyla 60 akça "resm-i âsiyâlra tâbi olan biri.268'e düşmüş olan toplam dönüm miktarının 1. 44 45 4fi 47 BOA. Uşak piyade çiftliklerinin toplam hâsılı 1545'de 33.13) Banaz. 6.400'ü (% 24. 309. s. 30 akçahk resimle kaydedilmiş olan. şâir ziraî mahsûllerin üretimiyle ilgili tafsilata inme imkânı bulunmamaktadır.s.TD-574m. Bunun 8.87) Uşak (1).11) Banaz. 4. Eymirscvinç karyesi İlyas ve Bağbaşı karyesi Evran çiftliğinde kaydedilmiştir.45) da üçüncü Uşak ünitelerinde kaydedilmiştir.370'i hâssa tahsis edilmiş olan Ulugöbek nahiyesinde olup. Bunlardan ikisi.09) Uşak (1)'.920'si (% 13.74) Banaz. 6. s. talısis edilmiş olan Ukıgöbek nahiyesinde bulunmaktadır.83) Ulugöbek. 7. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı eden 1. 7.50 nispetinde azalarak 1579'da 29.020 akça olarak tespit edilmiştir. Emekse köyüne tabî Yaya Hoca çiftliğinde bulunmaktadır50. 4. s. 1579'da çiftliklerde olup. % 9.570'i (% 32. Çiftlik hâsılları. Diğeri ise Ulugöbek nahiyesi. 2. s. Aradan geçen zaman zarfında. genellikle "hâsıl-ı go/lâl" veya "hâsıl-ı 'ani 'i-gaiie ve gaynhtı" ifadeleriyle tek kalemde kaydedilmiş olduğundan.787'si (% 11. 3. BOA. büyük çoğunluğu teşkil ettiği anlaşılan hububat dışında. Nusret44. 1579"da % 13.01) Uşak (1).810'u mîrlivâ hâssıiıa. bakisi Ser-pİyâde olarak kaydedilmiş olan dört nahiyeye dağılmış bulunmaktadır.880 akçaya düşmüş olan hâsılın 2.75ü'si (% 8. BOA. 5.TD-574m. ikinci Uşak nahiyesi. 4. BOA.01) ikinci Uşak. Bununla birlikte. Mihmad4' çiftliğinde bulunmakladır.110'u (% 21. 293.340?ı (% 7.81) da Üçüncü Uşak ünitesinde bulunmaktadır.330'u (% 22.70) ikinci Uşak. 311. 10. 2. piyade çiftliklerinde de tesadüf edilebilen tek küçük çaplı sınaî teşekkül olan değirmenlerin resİmlcriylc birlikte ayrıca kaydedilmiş olduğu görülmekledir.680'i (% 23. Bu cümleden olarak.17'sini teşkil eden 2. Evran çiflliğiııdcki hâriç.950'si {% 21. Ser-piyâde olarak kaydedilmiş olan geri kalan miktarın 5.51 (Tu (% 31. "fmrâb" olarak kaydedilmiş olan diğeri ise aynı nahiyeye bağlı Karabolu karyesi.43) de üçüncü Uşak nahiyesinde yer almaktadır.22 nisbetinde azalarak 20. çiftlik adedi ve dönüm miktarında da görülen düşüşe paralel olarak. ihya 46 47 edilmiş olan mezkûr Mihnıad ve Nusret çiftliklerinde bulunan değirmenlerdir.291. ikisi 4a 49 de üçüncü Uşak. s 239. BOA. BOA. 103 .93) Banaz.76) Uşak (1).62) ikinci Uşak. 9. 237. söz konusu değirmenlerin tamamının 60 akça "resm-i âsiyâb" ile bütün yıl faal olduğu anlaşılmakladır.

Güçlüoğlu (BOA. s. Scndcl çiftliğine Melikşah çiftliği.). üçüncü Uşak'da Bâyezid. s. s. 1579'da Uşak (!)'da Köse Halil. Banaz'da Jldutan. Dîvân-ı Hümâyun kâtiplerinden yaya ve müsellem muharriri Hamza'ya hitaben yazılmış olan bir hükümde. 182-185. 1579"da Uşak (l)'da Yunus. s. Yahşı. 269. 253-254. Kuzviran'da Aslıhan çiftliğine İnebegi çiftliği. Yahşi çiftliğine Banaz nahiyesi Çukurviran köyünde Çubuğa. 316) çiftliklerinin zamaneye ihtiyâcının "6/Wı«\w/"olmalarından kaynaklandığı belirtilmiştir. zîrâî kabiliyetini yitirmesi33. ikinci Uşak nahiyesinde 3 çiftliğe zamime yazılmıştır.TD-237. s. Eynebegi çiftliğine Bana/. ihtiyâca binâen.TD-574m. İnebegi. üçüncü Uşak'da Bayezid. 279. en fazla zikredilen sebeplerdir54. Uşak piyade çiftliklerinin tasarrufu ile ilgili olarak belirtilmesi gereken önemli noktalardan birisi de. 54 Tafsilat için bkz. Arıkuu. bazı çiftliklere 51 "zamîme" adı altında ilâveler yapılmış olmasıdır .'a tabî Emiraziz köyünde Mesud çiftliği zamnıol un muştur. Dumlupmar'da Çullu çiftliğine Dutluca'da İsrail ve İbrahim çiftlikleri zamnıolımmustur. 268. 1545'de Ulugöbek nahiyesinde Göbek çiftliğine nıevkufatdan Orhan çiftliği zammolunmuştıır. Enûrazîz'de Bayrambegi çiftliğine Oğlakalannıda Murad çiftliği. Çullu. Gökkaya'da Yahya çiftliğine Oğulca bin Hasan çiftliği. Uşak (1) nahiyesinde. Söz konusu gerekçelerle yapılan zamîmelerin. Esasen bütün yaya sancaklarında yaygın bir şekilde tatbik edilmiş olduğıı anlaşılan bu uygulamayı gerektiren durumlar arasında. üçüncü Uşaknda İbrahim (BOATD574m. Hacılar'da İldutan çiftliğine Kuzviran'da İshak çiftliği. 1545sde üçüncü Uşak'da Karesi (BOA. M.77. 67/146. çiftliğin zamanla kanunî ölçülere göre küçülmüş olması veya ocak nüfusunun 52 artması üzerine yetersiz hale gelmesi ile su baskını. Bu cümleden olarak.. 1545 ve 1579 tarihli defterlerde bu husus gayet açık bir şekilde kavdedilıniş bulunmaktadır. aynı minval üzere. Güçlüoğlu (BOA. 1579"da yine aynı çiftlikle birlikte Mihmad çiftliğine (BO A. çoğu mevkufatdan olmak üzere toplam 8 çiftliğe zamîme kaydedilmiştir. Uşak (l)'da Mürsel (BOA. Banaz nahiyesinde. 316). Mahmud çiftliğine Karlık köyünde Alice. 283-284. 258). 311) çiftliklerine zamîme yazılmasının gerekçesi de "ziyâde oldukları sebepdeıı" şeklinde belirtilmiştir. "yeri az olduğıı erilden" zamîme yazıldığı kaydedilmiştir. Çakır. 306. 53 1545'de Ulugöbek'de Göbek.TD-237. Üçüncü Uşak nahiyesinde ise 5 çiftliğe zamîme yazılmıştır. ikinci Uşak"da Hamza Balı. saz ve çayır olması gibi nedenlerle "bl-hâsı!" olarak. Bu cümleden olarak. s. Küsürce çiftliğine Bağluca'da Karaca Uruz çiftliği. 1545"de Uşak (l)'da Yunus. Bu cümleden olarak. Kabaağaç'da Hızır çiftliğine Gündoğmuş çiftliği. s.7D-2J7. Ilyas çiftliğine .MD-34. Ayrukavak'da Osman çiftliğine Almaca çiftliği. Mlirsel çiftliğine Akdere. 309.. 257 ). Yalısı. Çarık Maki Bâyezid çiftliğine AkkiliseMe Karesi çiftliği (2 eşer). Yunus çiftliğine Karlık köyünde Yamanbegi.Turan Gökçe Defter kayıtlarına göre. toplam 5 çiftliğe zamîme tahsis edilmiştir: hepsi nıevkufatdan olmak üzere. ziyâde yerlerden zayıf ocaklara zamîme yazılmak suretiyle ihya edilmesi hususunda gereğinin yapılması emredilmiştir ( 23 Muharrem 986/1 Nisan 1578 tarihli hüküm: BOA.TD-374m. 211). Kürt'de Kara İshak çiftliğine Halil çiftliği. 104 1 . 52 Mesela. ocak ziyâdeleri ile nıevkufata kaydedilmiş olan çiftliklerden yazılmış olduğu anlaşılmaktadır. Eksik olan 1559 tarihli defter dışında. "Ayın makale". Bağluca'daki Balladır çiftliğine Gerdeme'do İrice çiftliği zaıumolunmuştur. Emeksc'deki Hamza Bâlî çiftliğine Taşluca'da Haydar çiftliği.

Savcı-Mi lunad. İkinci Uşak nahiyesinde zamîme yazılmış olan 3 çiftliğin durumu aynen devam etmiştir. Eildutan-Resııl. Banaz'da İshak-Okcu Osman. ZckeryâHüseyin. çok yaygın bir biçimde. bütün bu ve benzeri uygulamalarla kendini gösteren gayretlere rağmen. Nihayet. Hasan-Cııllâh Ali çiftlikleri bu minval üzere kaydedilmişlerdir. Çullu ve Osman çiftlikleri ile Kuzviran'da mcvkufat-ı köhneden İncbegi çiftliğinin zammolunduğu İslıâk-ı diğer çiftliklerinden ibarettir. Uşak piyade çiftlikleri üzerinde dururken işaret edilmesi gereken önemli noktalardım birisi de. Piyade ve müsellem teşkilâtı bünyesinde tatbik edilen Osmanlı toprak nizâmına göre. aynı şekilde kaydedilmiş olan Bâyezid. doğrudan droğnıya "'bîr görü/üb iki eskim vermek" üzere kaydedilmişlerdir. Kızılcasögüd'de Hüseyin çiftliğinin zaimnolunduğu Hasan. Uşak piyadelerinin yazılı bulunduğu her üç defter kayıtlanılın tedkikiyle. Kızılhisarda mevkııfat-ı cedidden Melik çiftliğinin zanımolunduğu Köse Halil çiftliklerinden ibarettir. 198-201. 1579 tarihli deftere göre. aynı şekilde kaydedilmiş olan Miirsel. bazı çiftlikler de. Yunus ve İııebegi çiftliklerinin dışında. mevkufa kaydedilmek suretiyle.XV-XI/L Yüzyıllarda Uşak Kozası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı çiftliği. ikinci Uşak'da NıısretKöse Yusuf. 105 . Karesi ve Güçlüoğlıı çiftlikleri ile Banaz'a tabî Susıızviran'da Çubuğa çiftliğinin zammolduğu. Eklerde verilmiş olan listelerde işaret edilmiş olan numaralardan da takip edilebileceği üzere. Banaz'da zaınînıc yazılan çiftlik sayısı 6'ya düşmüştür. çiftliğe yapılan ilâvelerin dışında. bunların Önemli bir kısmının bu yolla umara dâhil edilmiş ve kısmen reâyâ eline geçmiş olduğunu da belirtmek gerekir 55 . Tavus Ali-İbrâhim. Akkilise'deki Güçlüoğlıı çiftliğine Sarucaoğlu çiftliği (2 eşer) zammolımmuştur. Kısaca temas edilmiş olan. böyle bir Bkz. nıukataaya verilen ve geliri mevkufçular tarafından toplanarak hazineye aktarılmış olan bu çiftlikler. "Aynı makale". Önceleri. Bunlar. aynı şekilde kaydedilmiş olan İldulan. Turbegİ-Hızır. 1579 tarihli defterde durumun aynen muhafaza edilmiş olduğu görülmektedir. Ulugobek'de Yaya Enıtir-Kınk Halil. yeniden canlandırılmak suretiyle işler hâle getirilemeyen harap çiftlikler mevkuf kaydedilmiştir. Bunlann dışında. Keza. Yahşı-Şeyh Zekeryâ. Banaz nahiyesi Gökkaya karyesinde Hızır çiftliği ile bir görülmek üzere kaydedilmiş olan Begtemür çiftliğinin ilâvesi müstesna. Yahya. M. aynı idâri ünitede veya diğer nahiyelerde bulunan ocak halkından "hâliyâ virtten" kaydılyla birlikte yamak ilâvesi yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. zamanla. Oğlakalanı'ndaki Murad çiftliği beJirti] iniş tir. s. Uşak (l)'da yine 5 çiftliğe zamîıne yazılmıştır. nüfusu azalmış olan çiftliklere. UzıınYurtbegi. muhtelif sebeplerle. aynı tarihte. Karesi çiftliğine Sevinç çiftliği. Yuvaca Eşref-Aydemür. üçüncü Uşak'da Ali-Hasanbegoğlu. Çakır. Uşak (l)'de Sevindik-İlyas. Sendel. Bunlar. Ankan. Ulugöbek : de Göbek çiftliğine mevkufaîdan Hızır çiftliği zammolunmuştur. zaınîmc yazılan çiftlik sayısı değişmeyen üçüncü Uşak nahiyesinde de. İşte. Milmıad-Bâlîeşref. Yaya-yamak nüfusu bu minval üzere diğer çiftliklerden aktarılan yamaklarla tekmil olunan çiftlik sayısı oldukça fazladır. işaret olunması gereken önemli noktalardan birisi de iş gücüne yapılan takviyelerdir. eşkin karşılığında sancak beyleri veya yayabaşılarına tahsis edilmeye başlandığı anlaşılmaktadır.

s. 1579'da 69"a çıkmıştır. s. Bayındır çiftliğinin nısfı Yaya Halil. 15'i atik 16 çiftlikten 7'si diğer çiftliklere zamîme yazılırken. 59 BOA. s. Orhan çiftliği de Osman karyesindeki Göbek çiftliğine zammolunmuştur. 106 57 56 . Üçüncü Uşak'da tespit edilmiş olan 2'si cedid.TD-237. 58 BOA. Uşak yayalannm da dalıil olduğu Karahisâr-ı Sâhib piyadelerinin tâyin edilmiş oldukları hizmetleri kısmen de olsa tespit etmek mümkündür. mühimme defterlerindeki ilgili kayıtlardan hareketle. Banaz'da bulunan 31 çiftlikten sadece 9'u ihtiyacı olan diğer çiftliklere zammolunmuştur63. bu minval üzere mevkufa kaydedilmiş olan toplam 67 çiftlik tespit edilmektedir. 301-302. 1545'de Uşak kaza dâiresinde. s. Bilecik madenine tayin ohman nöbetti bazı yayaların görevi ihmâline dâir 17 Zilhicce BOA.TD-237. s. 82. üçüncü Uşak'da bulunan 6 çiftlikten de l'i zamîme yazılmıştır65.TD-237. 249. s. SU BOA. Uşak kaza dairesindeki mevkuf çiftlik sayısı. İkinci Uşak nahiyesinde tespit edilen l'i cedid. ö! BOA.7D-237. 26"sı atik olmak üzere toplanı 29 çiftlik mevkufa kaydedilmiştir58. 79. nısfı da Ulaş'da Ummâl çiftliğine zamîme yazılmıştır. Uşak (l)'ta bulunan 16 çiftlikten 6'sı zamîme olarak başka çiftliklere. ikinci Uşak nahiyesindeki 19 çiftlikten sadece 5'i 6J . s. 65 BOA.TD-574m. 8 : i atik toplam 10 mevkuf çiftlikten 3 'ü başka çiftliklere zammolumnuşmr60. Bunlardan 4'ü yukarıda belirtilmiş olan çiftliklerin bazılarına zamîme yazsılmış.TD-574m. Uşak piyadelerinin de kayıtlı bulunduğu bir defter mevcut olmadığı için. yüzyıldaki durumu meçhul kalmaktadır. 03 BOA. "mevkufat-ı atik'' olarak da 7 çiftlik kaydedilmiştir". Bunlardan Ulugöbek'te bulunan 3 çiftlikten 2'si zamîme yazılmıştır61. 317. s. Bu cümleden olarak. 62 BQA.TD-574m. 234-235. 66 Bir sureti Karahisâr-ı Sâhib piyadeleri begi Mehmed Beg'e yazılan hüküm: Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mühimine Defteri (=BOA. 2si de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir. Kczâ. BOA. Ulugöbek'de "el-mevkûf-ı köhne" olarak 3 çiftlik kaydedilmiştir56. s. Bununla ilgili olarak tespit edilmiş olan 26 Cemâziyelevvel 967/23 Şubat 66 1560 tarihli hükümden . 224-225. Banaz'da ise. s. 286-287. 4.MD)-3. 278/812-a. 64 BOA. mevkuf çiftliklerin de XV.TD-237. Bunlardan. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinden 730 neferden ibaret olan bir nöbellisinin. "zad u zevâde"lcn ile birlikte Bilecik madeninde demir top yuvalağı hizmetine tayin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır.Turan Gökçe gelişmeye maruz kalmış olan çiftliklerdir.TD-574m.TD-574m. Uşak Piyfidelerinin Tâyin Edilmiş Oldukları Mîrî Hizmetler Eksiksiz ortaya koyabilme imkânı bulunmamakla beraber. 3 ! ü cedid. 4'ü de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir63. Uşak (1) nahiyesinde "mevkufat-ı cedid" olarak 2. 4'ünün yaya-başı uhdesinde bulunduğu anlaşılmaktadır"1". 276-277. Bunlardan l l ' i diğer toprak ihtiyacı olan çiftliklere zamnıolunmuş. Karahisâr-ı Sâhib sancağı kadılarına. l'i de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir. 265.

bu hizmete layin edilmiş olan yaya ve müsellemlerin eksik gelmesi üzerine. Karahisar-ı Sâhib yayalarının Mamûriyc kalesi tamiri hizmetinde istihdam edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. s. Ali Paşa'ya teslim edilmesini âmir bulunmaktadır. 43/86. BOA. 658/1447. s. BOA. mukaddemleri ve altışar aylık zad ıs zevâdeleriyle. İ82/347. 263/555.XV-XVJ. 342-344. bir sureti Karahisar piyadeleri beyine yazılmış olan diğer bir hüküm 7I de. Anadolu vilâyeti kadılarına yazılmış 67 fıS «9 70 71 72 73 74 75 76 77 BOAMD-ö. s. s. zaman zaman tâyin edilmiş oldukları hizmetlerin ifâsında ihmâl göstererek. 185/448. sancağın bir nöbetli piyadesinin "Ayasofya-i kebîr hareminin laihirT ve yapılacak olan zaviye hizmetine tâyinini âmir olan 19 Muharrem 990/13 Şubat 1582 tarihli hüküm76. Taran Gökçe. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 972/16 Temmuz 156567 ve Bilecik madeninde hizmet eden müsellem ve piyade beylerine. 23 Muharrem 972/31 Ağustos 1564 tarihli bir hükümden72.MD-6. Karahisar-i Sâhib piyadeleri beyine hüküm: BOA.MD-29. diğer yaya sancaklarında da 77 olduğu gibi . Karahisar piyadelerinin 1565nde tekrar aynı hizmetle istilıdam edilmiş olduklarını göstermektedir. sancak piyadelerinin bir ııöbetlisinin. 202/560. 22 Zilhicce 979/6 Mayıs 1572 tarihli hüküm: BOAMD-16. hizmetin aksaması ile ilgili 24 Zilhicce 972/23 Temmuz 1565 tarihli hüküm". BOAMD-23. Keza. aynı madende yuvalak hizmetine memur edilmiş olduklarını göstermektedir. s. tekrar Bilecik madeni hizmetinememur edilmişlerdir. ciddî aksamalara yol açtıklarım ortaya koymaktadır.MD-6. 21 Cemâziyelevvel 982/8 Eylül 1574"de. Karahisar-ı Sâhib yayalarının tâyin edilmiş oldukları görevlerden birisi de.dc. 84/203.MO-22. s.MD-26. Tobhâne-i Âmire hizmetine memur edilmişlerdir. 107 . Bkz. s. s. 5 Rebî'ülevvcl 980/16 Temmuz 1572 tarihli bir hüküm70. 116/242. BOA. Ayasofya'nın tamiri hizmetidir75. Uşak piyadeleri de dâhil olmak üzere. Karahisar yayalarının tâyin edilmiş oldukları en son Mzmetin de yine Ayasorya ile ilgili olduğunu göstermektedir. Aynı tez. 11 Şevval 981/3 Şubat 1574 tarihli hükümle73.MD-46. s. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinin bir nöbetlisi. Keza. 642/1412.MD-22. Karahisar-1 Sâhib piyadeleri beyine. sancak yayalarının 730 neferden İbaret olan bir ve iki nöbektİllerinin 14 Zilkade 980/18 Mart 1573'de lekrar. Karahisâr-ı Sâhib piyadelerinin de. BOA. 1572 yılında sancağın bir ve ikinci nöbellileri yaya-başılan. sancak yayalarının bir ııöbetlisinin Tcrsânc-i Âmire hizmetine tâyin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. hazırlanan top yuvalağını yalıya indirme hizmetini ifâ etmek üzere. 24 Şevval 984/14 Ocak 1577. Mühimine defterlerinde yer alan bazı hükümler. Karahisar-ı Sâhib piyadeleri beyine hüküm: BOA. Yine. Karahisar-ı Sâhib piyade beyine hitaben kaleme alınmış olan bir hükümden de74. 17 Şaban 967/15 Mayıs 1560 tarihli. BOA. Karahisar sancağı piyadeleri beyine hitaben yazılmış olan hükümden anlaşıldığı kadarıyla*'9.183/350. 328/751.

Karahisâr-ı Sâhib sancağı kadılarına yazılmış olan bir hüküm79 . 83 BOA. 152/409. 23 Zilhicce 972/23 Temmuz 1565 tarihinde. Ke/. aynı şekilde. ve şârik-i hanır" olup. önemli aksamaların yaşandığına işaret etmektedir. sipâhi-zâdc ve muhassıl yazdırarak. Daha da çoğaltılabilecek olan bu hükümler. s.â. ehl-i berat. BOA. câmî meremmeteisi. nıescid civarında bulunan evinde kurduğu mecliste "fısk u fücur'' üzere olduğuna işaretle. bizzat yaya sancak beylerinin ortaya koydukları problemlere dâir kayıtlara da tesadüf edilebilmektedir. Karahisar-ı Sâhib yayaları beyine yazılan hüküm81. Yaya ve yamakların suiistimali dışında. 108 79 . doğancı. çiftliklerinin yazılmasının ferman olunması üzerine. seyyid ve sâdullah yazılmış olanların teftişi emrolunmaktadır. "ehl-i berât olduk" diyerek.MD-6. 270/718. s. Bilecik mâdeni hizmetine tayin edilmiş olan Karalıisar piyadelerinin. aynı hizmete lâyin edilmiş olan piyade ve müsellemlerin noksan götürülmüş olmasından dolayı. bazılarının da kendilerini derbendei. s. hizmetten kaçmaya çalıştıklarını ortaya koymaktadır. bunun tipik bir örneğini teşkil etmekledir. şâir sancaklarda olan piyadelere muaf olduklarını bildirmcleriylc. 642/1412. sancak dâhilinde bazı piyadelerin. bir başka önemli probleme işaret etmektedir. teftiş olunmasını âmir hüküm84. bütünüyle Anadolu piyadelerinde olduğu gibi.MD-6. 3 Safer 982/25 Mayıs 1574 larihli. Keza. Karalıisar yaya sancağı beyi Mehmed'in "tarîh-i salât. köprücü. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinin. 25 Safer 982/16 Haziran 1574 tarihli. Nitekim. teftiş olunup. nöbetlerinde hizmete gönderilmelerini âmir bulunmaktadır.MD-3. s. kısa bir süre sonra. bütün Anadolu yayaları arasında önemli bir probleme yol açmış olduklarını göstermektedir. 82 BOA. yerlerine "gâib : ' kimseleri.MD-3. Uşak kadısına hilâben. yayaların muayyen bazı yollara baş vurarak. cürm İl cinayet ve resm-i anlsâne la leb olunması üzerine. 376/1116.MD-26. aynı hizmete lâyin olunan nöbetli bazı yayaların ilaat etmedikleri ve bazı sipahilerin de yayaların çıkarılmasına manî olduklarım ortaya koymaktadır.Turan Gökçe olan bir hüküm 78 . 25/68. 81 BOA. Uşak yayaları da dâhil olmak üzere. halkın Cuma namazında olduğu sırada. 12 Muharrem 967/14 Ekim 1559 tarihinde sâdır olan. yeni tahrirde bir vesileyle derbendei. bu hususlarda suiistimali görülenlerin tespit edilerek. bazılarının da başka ocağa kaydolunarak hizmetten kaçmaları üzerine. 80 BOA. 84 BOA. Diğer taraftan. piyade olmakla beraber.MD-24. s. ödememekte direndiklerini gösteren 21 Şevval 966/27 Temmuz 1559 tarihli. Karamsar-! Sâhib piyadeleri beyi Hasan'a yazılan bir hükümde82. 'H BOA. Sancak dâhilinde yaya-başıları ve yayalardan "ehl-i berât" olanların. 658/1447. 64/150. Karahisar yayaları beyi Hüseyin'in ifâdelerine binâen. köprücü. toplanmış olan yayaların dağılmalarına ve gitmemekle direnmelerine sebep olmak süreliyle. 17 Zilhicce 972/16 Temmuz 1565 tarihli. mühimine defterlerinde yer alan bazı hükümler de. Bilecik mâdeninde lıiznıel eden müsellem ve piyade beylerine yazılmış olan bir hüküm deKU. s.MD-3. s. Karahisar-ı Sâhib sancağı kadılarına yazılmış olan hükümM3dc. memur edilmiş oldukları mîrî hizmetin aksamasına yol açtıklarından şikayetle.

ulûfeli ve ateşli silah kullanabilecek asker sayısını artırma yoluna giderek. Doğru. BOA. Nitekim. H. 396 vd. XVXVI. en Önemli eyâlet askeri konumunda bulunan tımarlı sipahileri geri hizmete çekmeye başlaması. yukarıda işaret edilmiş olunan değişimin gereği olarak. 29 Cemâziyelevvel 990/21 Haziran 1582 tarihinde sâdır olan hükümler518. XVI. 50-54. Yüzyıllarda Hamil Sancağı. s. diğer taraftan da Osmanlı askerî sisteminde kendini gösteren değişimin etkisiyle"" tüm fonksiyonlarını yitirmesi sonucunda. Söz konusu hüküm doğrultusunda. haymana taifesinden yamak kaydedilmesi. bir sureti Kütahya ve Karahisar-ı Sâhib sancaklarında piyade ve müsellem tahrîrine memur edilmiş olan. Tafsilat için bkz. ref olunduğunu ortaya koymaktadır. Zeki Ankan. Yaya ve Müsellem Teşkilâtının Kaldırılması ve Mensûh Piyade Çiftlikleri Kuruluşu ile birlikte. 152.XJ—XVJ. şehir ve kasaba gibi. Kütahya ve esas konumuzu teşkil eden Uşak da dâhil olmak üzere. 97. Dergâh-ı Âli müteferrikalarından Bâlîye 89 yazılmış olan hüküm . Ayrıca bkz. s. s. "'Militan' and Fiscal Transformatipn in the Ottomaıı Empire. Bu cümleden olarak. Karahisar yayalarının memur edildiği son görev olmuştur. 164/394. Karalıisar-ı Sâhib sancağı yaya ve müsellemlerinin reâyâ kaydedilmek üzere. mezkûr tarihte. XVI. Yukarıda da işaret olunduğu üzere. F. Aynı eser. çiftliklerin bulunduğu yerlerin dışında. çiftiiklerdeki yaya-yamak sayısının azalmasıyla. sair iskân yerlerinde meskûn olmaya başlamaları gibi gelişmelerle ocak nizâmının iyice bozulmuş olması. Özellikle mühimine defterlerinde yer alan bâzı kayıtlar. s. neshedilerek. Bu süreüe mensûh piyade ve müsellem deflerine Söz konusu değişini için bkz. Özellikle. 19 Muharrem 990/13 Şubat 1582'dc tâyin edilmiş oldukları Ayasofya'nın tamiri hizmeti87. Diğer taraftan. Halil İnalcık. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Tesiri lâfı zikrolunan tarihlerde ne ölçüde zaafa uğramış olduğunu göstermesi bakımından oldukça Önemlidir. ifa etmiş oldukları lıizınetlere mukabil sahip oldukları her türlü muafiyetten arındırılmak suretiyle normal raiyyet statüsüne indirilmişlerdir. Bu da. bir taraftan hemen yukarıda temas edilmiş olan suiistimallerin önü almaınayacak kadar yaygınlaşması. 283-337. BOA. asrın sonlarına doğru. Devlet'in. teşkilâtın kaldırıldığı tarihi yaklaşık olarak tespit etmemize imkân vermektedir. s. 1600-1700". bundan yaklaşık dört ay sonra. 164/359. 5.MD-47. Aynı eser. 109 .MD-47. 328/751. aynı tarihli. asrın son çeyreğine girildiğinde. önceleri muharip bir güç olarak. s. İzmir 1988. yaya ve müsellem teşkilâtının bütünüyle ref i ile yaya ve müsellemlerin reâyâ yazılmasını âmir bulunmaktadır. BO AMD-46. yaya ve yamakların. geri hizmete çekildikten sonra da bazı mîrî hizmetlerin ifâsında önemli rol oynamış olan piyadeler. teşkilâtın lağvında önemli rol oynamıştır. piyade ve müsellemlerin temel fonksiyonlarım lamamiyle yitirmelerine yol açmıştır. teşkilâtın lağvı sürecini hızlandırmıştır86. Eınecen. Ek olarak verilmiş olan mensâh piyade ve müsellem çiftlikleri ile ilgili listelere esas olan Karalıisar-ı Sâhib sancağı mensâiı piyade ve müsellem defteri tariiısiz olmakla beraber. zeamet ve tımara tahsis edilmiş olan Karahisar-ı Sâhib piyade çiftliklerinde kayıtlı yaya ve yamaklar. mevcut kayıtlara göre. Archivum Ottomanicum VI (1980). tabiatıyla. Devlet açısından halledilmesi gereken ciddî bir problem hâline gelmiştir.

179'u da Banaz'a tabî olmak üzere. 90 Kavânîn-i Âl-i Osman der Hulâsa-i Mezâmîn-i Defter-i Dîvân (Nşr.1. 252.768 50] 4. nesholuııdııktan sonra. UŞAK KAZASI MENSÛH PİYADE ÇİFTLİKLERİNİN GENEL DURUMU ıl§i Uşak Banaz 49 28 • mm*. • : .:.059 gerçek nüfusa tekabül eden 1. 21 'i sipâhi-zâde.669 179 689 106 . . istanbul 1979.305 4. 14'ü de pîr-ına'lûl kaydedilmiştir. Ayn Ali Efendi'ye göre90.63) de timara kaydedilmiştir. toplam 306.73) de muaf olarak kaydedilmiştir.86) mücerred. M.36) zeamete. Uşak ve Banaz olmak üzere.: 90 21 111 3. Tİ kayyımı.205 akça olarak tespit edilmiştir. Kızılcasöğüd'deki Balladır çiftliğinde "'an-nesl-i Aydın Baba" ifadesiyle kaydedilmiş bulunan İÜ nefer ile Uşak kazasıyla ilgili kısmın sonunda kayıtlı 12 nefer köprücü de muaf yazılanlar içerisinde önemli bir yer tutmakladır. tahminî 4.305-5. 33'ii mevkuf olmak üzere. raiyyet statüsünde. Raiyyet statüsüne indirilen yaya-yamak nüfus içerisinde. Bu çiftlikler üzerinde tespit edilmiş olup. Bunlardan 90!ı (% 47. öşür ve resme lâbî olarak deftere kaydedilenlerin sayısı. s. Uşak piyadelerinin tasarrufunda bulunan toplam 190 çiftlik neshedilerek.669'u Banaz'a tabî olmak üzere. 25'i sipâhî. 8'i seyyid-şerif.• 53. Kütahya sancağında. Tayyib Gökbilgin). Bunun 795'i (% 55. 87 tiraar bulunmaktadır. titnar ve zeamete tahsis edilmiştir. Ayrıca. mensûh çiftliklerin tahsis edilmiş olduğu 78 zeamet.Turan Gökçe kaydedilmiş olan Uşak yayalarının durumu. Uşak piyade ve müsellem çiftliklerinin de dâhil edilmiş olduğu.164 5. ek olarak verilmiş olan listede ayrıntılarıyla takdim edilmiş olmakla beraber.435. sadece iki nahiyeye tabî olarak kaydedilmiştir. şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır.256'sı doğrudan Uşak.372 1. $ Ali 52 & • • • : • Toplam^ : • 77:": : 30&20S: . 53. 144 47 191: 252. 110 . 100'ii (% 52.256 Muaf i Tahminî Nüros 1 1 •. Bu cümleden olarak.435 neferdir. piyade teşkilâtı itibariyle 5 nahiyeye taksim edilmiş olan Uşak piyadeleri. 11 Ti (% 7.536'sı Uşak. 1.40) bennâk. Uşak mensûh piyade çiftliklerinin toplam hâsılı. mensûh piyade defterinde özel statülerine binâen muaf kaydedilmiş olanlardan 7'si imam. genel bir değerlendirme yapmak gerekirse.536 1. 529'u (% 36.059 Tablodan ve aşağıda verilmiş olan listeden de anlaşılacağı üzere. 46.7 9 5 .

Idârî Taksimat Sancak tevcih defterlerinden anlaşıldığı kadarıyla. BOA. Uşak müsellemleri de dalül olmak üzere. . Kütahya müsellemleri ile ilgili en eski kayıtları ihtiva eden 145792 ve 1489y3 tarihli defterlere göre. Uşak müsellemlerinin taksim edilmiş olduğu idarî ünite sayısı dörde çıkmıştır. Şahin. • . İt red İM vs.ğer Adedi letıı fi .Mu. Müsellem Teşkilâtı 1. 131S 137.hassıl JCIİEİ Ma*. Uşak Jl ıı göbek 1457 3anaz PöiJlanış: 2M5 69 132 • . Emecen-İ. Metin Kunt. Uşak kaza dâiresinde bulunan müsellem çiftlikleri. F. Muallim Cevdet Yazmalan-0. Adetli ÇiftDiMii. M. Buna göre. 1568-1574)'den nkl.: . Bunlar. Yüzeni Osmanlı İdari Teşkilatında Kütahya". XV-XVI. s.1.72. s. müsellem teşkilâtının lağvına kadar. 64-65. • ' • • . • • • . Livâ-i Teke ve Alâiye.33-: M •129: '•'•-:<••'• Gâ. Mustafa Çetin Varlık.M(l. Öncelikle. Anadolu müsellemleri.nıak resi-. I . Bu durum. s. cur.1 4 4 23 19 10 6 44 y 35 •. Aynı birimlerin muhafaza edilmiş olduğu XVI.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı İÜ.) kaydedilmiş btıjıınan diğer Anadolu müsellem sancakları şunlardır: Livâ-i Aydın ve Sanıhan ve Menteşe ve Karesi ve Biga ve Hiidâvendigar ve Kocaili ve Sultatıönü. YÜZYILLARDA UŞAK KAZAST MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ VE NÜFUS DURUMU tarih Nahiye. Esas konumuzu teşkil eden Uşak müsellemleri de bunlardan ''Livâ-i Müsellemân-ı Kütahya ve Karahisâr-ı Sâhib ve Hamid" sancağına bağlı olarak teşkilâtlanmıştır91. İ.Derlik Sefer en sel. .jvıurib de Tatnnflıî: Nüfus : •. "XVI.D-5246 (M. XVI. ser-asker kaydedilmiş olan Uşak ile ona tâbi olarak yazılmış bulunan Ulugöbek ve Banaz nahiyelerinden ibarettir. ek olarak verilmiş olan listelerden çıkarılan toplu sonuçları değerlendirmek suretiyle Uşak müsellem çiftliklerinin genel durumunu netleştirmek mümkündür.93. Müsellem Çiftlikleri ve Nüfus Durumu Kaynaklar kısmında tavsif edilmiş olan müsellem defterlerinde yer alan kayıtların aktarılmasıyla hazırlanmış olup. 111 . 207-208. kaza dairesindeki her bir idâri ünitede kaydedilmiş bulunan çiftlik adedi ile müsellem-yamak ve şâir unsurlardan müteşekkil nüfus durumunu bir icmal tablo üzerinde ifade etmek daha uygun olacaktır. 1527). "elviye-î miisellemân-ı Anadolu" birbirine yakın olan muhtelif livaların biraraya getirilmesiyle oluştunılan 4 sancağa taksim edilmiştir. "Aynı makale". İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı.MAD-563 (M. Aym eser. Muallim Cevdet Yazmalan-0. sipahi ve yaya sancak teşkilâtından oldukça farklı bir idarî taksimata tabî tutulmuştur.Yi». .. Sancak tevcih defterlerinde (JSMA. 11 47. yüzyılda Yavı nahiyesinin de ilâvesiyle. 115 220 810. yüzyıl boyunca değişmemiştir. 2 İS 95 10 ıs 75 . Livâ-i Bolu ve Kastamonu ve Ankara ve Kankırı.Nâ. başlarında bulunan ser-askere bağlı bulunan üç üniteye taksim edilmiştir. 2. • % • : .: • . îstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. Bkz.

4'ü (% 10.354 .28.aübek .• • :':2Ü:': J4&İ • • S 1 3 : •45i' Jşak 10 18 •455 ıs 3 5 .1. Bunun 18'i (% 37.1 5 3 Jlu.. aynı zamanda mufassal tahrir defterlerinde de bulunan reâyâ köyleridir. Köy sayısının değişmemiş olduğu 1489'da çiftlik sayısı 37'ye çıkmıştır. söz konusu iskân yerlerinin büyük çoğunluğu. has.<İO3 4.467 1.£.S07 347 273 453 623 1.460 14 I 17 48 1.zdı 45: 334 İÜ İS Jşak İS .05) Uşak. Bunun 2()"si (% 54. •'722 • 131 15 fi 260 687 1..395 L 1. .333 . • . sı Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden de ayrıntılarıyla takip edilebileceği üzere. söz konusu çiftlik sayısı ve nahiyelere dağılımının XVI. yüzyıl boyunca hiçbir değişiklik arzetıneden ayniyle muhafaza edilmiş olması.- 2. - •M. 363 14 28i.153 L0U2 1. 90S Bana?.573 4. 1580'de Banaz'daki ocak miktarının 9'a çıkması hâricinde. Piyade ocaklarıyla ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere.191 46' Toplanış 20 -İS İN 4-RO İS Uşak 10 5 Jlugöbek 3 . 5 .039 :4. sâdece 112 . 222 84 1 46 5 İV 76 67 219 •M* • •173' : * î : •: • 303 162 5 26 59 1 105 32 1 287 143 7 754. .. 10'u (% 30. .224 l.54) Uşak. Sipahi vakıf ve piyade tahrir defterlerinde bulunmayan.5) Uşak. 1457:de Uşak kaza dâiresinde bulunan üç nahiyede toplanı 20 köyde 33 müsellem çiftliği tespit edilmiştir. i (% 10.:: • 123 7 22 1 44 1 :18i». ' 20 11 20 4 27 4 3 S 52 6 13 32 . oldukça dikkat çekicidir. 5'i (% 15.13) Banaz.330 168 261} 354 507 915 1. kaza dairesindeki müsellem teşkilâtının istikrârını göstermesi bakımından.557 24.348 3. 16S 185 23 44 3S 4 57 7CI 11 196 21D 28 465 5fi3 .362 1. 4 1 4 3 • : $ : • .605. Ancak.1 .279 1.' 22» 4(J8 18 İÜ ıs • 9Î • 5 3 8 •150• 8 6 .15) de Ulııgöbek nâlıiyesinde kaydedilmiştir.485 I.531 1. 8 3anaz 6 S Yavı 17 527 14 1 20 Top]«m= .:• : 1571 s 1 1 .1 3 Jlugöbek : sı 123.LI3 1 1. :. Bunlardan 18'i (% 54. bünyesinde barındırdığı çiftlikler ile tipik bir müsellem köyü hüviyetini hâiz olan Yavı karyesinde bulunan çiftliklerin oluşturduğu aynı adlı nahiye ile birlikte.S53 . •• -20.1 3 17 4<î S 2 4 : 2 S 2 12 4 ::4 4 1 13 T 20 24 7 13 34 7« 17 7 3 21 : 48' : 1 3 22 y 9 40 14fı 45 3. .Jlunöbck 14X9 3a naz T»)>laii)= Jşak Jlııeöbek 1520 3anaz Vavı Ti>i)laj]i= I5U."•.670 3.:" I4'' 4 2 • $ " ' • 2 • '6 .41) de Ulugöbek nahiyesinde bulunmaktadır. .257 2. 152O'dc 48 çiftlik tespit edilmiştir. zeamet veya timara tahsis edilmiş olması dolayısıyla. .91 Jlu göbek üaııaz 6 S •'151 454 15 Yavı 1 17 I1.3 S 0 1.439 3.752 270 336 614 462 1. 1 . 6 9 154 4S9 15 Yavı 1 17 -4<iT o p l a m » : .: : 16 1 S 3 • .IO 192 51 2Ü 71 26 26S 225 <J20_.81) de Ulugöbek'te tespit edilmiştir. rOPİam'sS :v :: :.12 1 12 • .447 1.• - • 1 %$••'-• L4 1 2 0 '26 21 .3..'20-S 279 297 450 426 1. • - - - - - 1545 1560 1 2 3 fi 2 12 1 i • .30) Banaz.111 45 20 10 İS 4Ö5 İS Jşak . I3'ü (% 35. ' •••3- •450 . 17"si (% 35. • 463.••..66) Banaz.3 32-5 3S4 536 1. 8'i (% 16.. Uşak müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu. - 1580 :'%%&'• • . 37: .41) Yavı.3 166 434 I8S 44 71 i 9$ 501 331 71 91 377 «701 :ÎI5 54 84 352 SOS 251 46 65 [OH • •:•:••.1.44U 1.: 20. 56 3ail!H 6 8 MS • 305 14 Yavı 1 17 : . kaynağım büyük ölçüde yörük-Türkmen teşekkülleri ile Türk köylülerinin teşkil etmesi ve genellikle kurucularının ismiyle mâruf olmaları dolayısıyla.Turan Gökçe Uşak .) 162 67 16 39 99 323 14S 7G9 : 365 . 48 i.735 3. müsellem çiftlik adlannm ekseriyetini de öz Türkçe isimler oluşturmaktadır.

Cevdet Türkay. Yavı. Aşağıda ayrıca üzerinde durulacak olan.27'lik artış dikkati çekmektedir. 113 .111 nefere yükselmiş ofan müsellem-yamak sayısının 46O'ı (% 41. aynı zamanda raiyyet köyü olanlarla birlikte. tahminî 486-800 gerçek nüfusa tekabül eden 162 nefer tespit edilmiştir. Keza. 408'i (% 36. 1545'de sadece % 8'lik bir artışla.70) Bana?. aynı adlı çiftliğe bağlı olarak teşekkül etmiş bir müsellem köyü olarak kaydedilmiş bulunan Yurtbegi karyesi de diğer önemli bir Örneği oluşuırnıaktadır. Uşak merkez ilçeye bağlı bir köy olarak.79) Ulugöbek'te olmak üzere. 465'i (% 38. 23'ü (% 14. 3. özellikle % 42.88) da Ulugöbek'te olmak üzere.153 gerçek nüfusa tekabül eden 1. vazîfe itibariyle yayalarla aynı statüyü hâiz olan müsellemler de başlangıçla 1 müsellem ve 1 yanıak'dan oluşan ocaklar hâlinde teşkilâtlanmış olmakla beraber. pîr-ma'lûl ve şâir unsurlar da dâhil olmak üzere. 27'si (% 11.88) Yavı. XV.201 neferin tespit edilmiş olması da bunu teyid etmektedir.XV-XVI.603-4.08) Uşak. 81'i (% 6. hem yaya hem de müsellem köyü olan Kızılhisar'in dışında.37) Ulugöbek çiftliklerinde meskûn bulunmaktadır.51) Yavı. 765. varlığım aynı adla bugüne kadar devanı ettirmiş bulunan en tipik müsellem köyü özelliğini taşmıaktadrr.65) Banaz.51) Banaz. atlı olarak sefere iştirak etmeleri dışında. 128'i (% 10. diğer üç nahiyenin nüfusunda görülen %184. bütün idâri birimlerde görülen düşüş. İstanbul 1979.30'hık bir düşüşle. 305'i (% 37. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı piyade ve müsellem defterlerinde tesadüf edilebilmesi dolayısıyla.12 oranıyla Yavı nahiyesinde daha ciddî boyutlarda yaşanmıştır. 44 : ü (% 27. 1457'de Uşak müsellem çiftliklerinde bu minval üzere. Yaklaşık on beş yıllık aradan sonra.19) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir. 150'si (% 65. 1489'da % 41. nâ-resîde. Önceki defterlerde tespit edilememiş olan Yavı hâriç olmak Üzere.74) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir. 56'si (% 6. 93'ü (% 8. 1. Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı imparatorluğunda Oymak Aşiret ve Cemaatler.15 gibi büyük bir artışla. 118*i (% 14. zamanla daha geniş çaplı. yaya-müsellem ya da yalnız müsellem köyü konumunda bulunan iskân yerleri de mevcuttur. 15Ü'si (% 13. bu düşüşün Bkz. Bunun 95'i (% 58. aynı yılın tespitlerine dayanan cedid mürde sayısında görülen. yaklaşık 687-1. 3. Giriş kısmında da işaret edilmiş olduğu üzere. Tablodan da takip edilebileceği gibi. asrın ikinci yansında ortalama 3-8 müseüem-yamaktan oluşan çiftliklerdeki nüfusun. 813 nefer olarak tespit edilmiş olması da oldukça dikkat çekicidir.40) Yavı. daimî bir iskân yerine dönüşmek suretiyle.72) Uşak. bunun zamanla önemli ölçüde değişmiş olduğunu göstermektedir.64) Uşak. 1560'da Uşak müsellem nüfusunun % 32. neferen 5-34 arasında değiştiği göriilinektedir. Bunun 527'si (% 43.50) Uşak. Kaynağım aynı adlı yÖrük-Türkmen teşekkülünün oluşturduğııU4 ve aynı zamanda ait olduğu İdarî üniteye de isim teşkil eden Yavı köyü. Yavı nahiyesinin de mevcut olduğu 1520'de % 385. yalnız müsellem defterlerinde kaydedilmiş bulunan iskân yerleridir.279 civarında bir gerçek nüfusu ifade eden.16) Banaz. Göçürdük ve Yurtbegi. nisbelen daha fazla imkânlara sahip olup. s. 334'ü (% 41.71) Uşak. Nitekim. olağan üstü sayılabilecek artış.50) Banaz. somaki tarihlere ait kanunnâmeler ve fiilî durumu yansıtan defterler.333-3. Daha önce de işaret olunduğu üzere. yaklaşık 30 yıllık bir zaman zarfında. 52'si (% 22.35'lik bir artışla.113 gerçek nüfusa lekâbül eden 229 nefer kaydedilmiştir. Aşağıda verilmiş olan listelerden de tafsilatıyla takip edilebileceği üzere.

diğerleri yamak konumunda bulunmaktadır. Bu itibarla. Başlangıçta muharip bir güç olarak katıldıkları sefer.55) nâ-resîde.213'e ulaşmış olan neferin 489'u (% 40.57) Uşak.53) müsellem.83) pîr-ma'lûl yazılmıştır. 620'si (% 51. henüz hizmete eşemeyecek yaşta olmaları dolayısıyla ''nâ-resîde". 46'sı (% 3. her müsellem çiftliği defterlere "müsellem" ya da "eşkün" olarak yazılmış olan bir kişi üzerine kaydedilmiştir. hem de yaya ve müsellem ocakları nüfusunun önemli oranda artış eğiliminde olduğu on beş yıllık zaman zarfında % 56. 12si (% 1. 1560'da müsellem ocakları nüfusunda görülen düşüşte. Ocakların lağvedilmesinden yaklaşık iki yıl önce. 465'i (% 41. Çiftlîklerdeki nüfusun daha tafsilatlı bir şekilde kaydedilmiş olduğu 1520'de. yukarıda da yayalarla ilgili olarak işaret edilmiş olduğu üzere. l'i muhassıl. Uşak müsellem çiftliklerinin bulunduğu dört nahiyenin eksiksiz kaydedilmiş olduğu XVI.Turan Gökçe îzahı bakımından büyük önem taşunaktadır. 91'i (% 7.sı (% 2.54) muhassıl.08) Yavı. Geri : kalan 2 nefer ise pîr-ma'Iûl kaydedilmiştir. 1545'de 270 olarak tespit edilmiş olan cedid mürde sayısının. yüzyıl defterlerinden tespit edilmiş olan rakamların göstermiş olduğu bu dağılım. 1457:de tespit edilen 162 neferin 31'ini (% 19. İşte. tahmini 3. 608'i (% 74. 1571'de tespit edilmiş olan 1.41) derbendei.66) Banaz.191 neferin 46'sı (% 3. Geri kalan 601 neferin 503'ü (% 45.447 civarında bir gerçek nüfusa tekabül eden 1. 1545'te tespit edilmiş olan 1.639-4.17) mücerred. 1. 5'İ (% 0. 1489 da kaydedilmiş olan 229 neferin 32'si müsellem.78) yamak.27) nâ-resîde.94) mücerred.31) Yavı.64) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir. 6'sı (% 0.85) yamak yazılmıştır.62'sini teşkil eden 129'unuyamaklar oluşturmaktadır.605 gerçek nüfusu ifade eden. 14'ü (% 1. 8'i ise mücerred statüsünde yazılmıştır.27). Uşak müsellem çiftliklerinde tespit edilmiş olup toplam rakamlarla ifade edilmiş olan nüfusun terkibine gelince.52) Uşak. 189'u yamak.47) derbendei. bir müsellem ocağında kayıtlı muayyen sayıda yamaktan sırasıyla hizmete eşen biri müsellem. 3'ti (% 0. 363 ! ü (% 30.72) de pır-malûl kaydedilmiştir.50) pîr114 . 12si (% 0.47) nâresîde. 26.. Uşak müsellem çiftliklerinde tespit edilmiş olan nüfusun esâsını.49'luk bir artış göstererek. 66'sı (% 5.573-4. tekrar 1545 yılı rakamlarına yakın bir seviyeye ulaşmış olduğu görülmektedir. 480'i (% 39. l'i mücerred.34) pîr-ma'lûl olarak kaydedilmiştir. 754'ü"(% 63. Bunları Banaz ve Ulugöbek nahiyeleri takip etmektedir. söz konusu hizmetleri "be-nevbef tâbir olunan nöbetleşe yerine getirmektedirler. 154'ü (% 12.191 neferin 495'i (% 41. 9O'ı (% 7. bünyesinde barındırdığı çiftlik ve müsellem-yamak nüfus potansiyeli itibariyle Uşak ve Yavı nahiyelerinin önemli bir yer tuttuğunu ortaya koymaktadır. 6'sı (% 0. diğer faktörlerle birlikte.30) yamak. yaklaşık 3. Uşak müsellem nüfusunun 1571'de % 46.13) müsellemler. 14'ü (% 1. 1. salgın hastalık ve benzeri âfetler sonucu yaşanmış olması muhtemel ölümlerin etkili olmuş olabileceğini düşündürmektedir. geri hizmete çekildikten sonra da ifâ ettikleri mîrî hizmetlere mukabil kendilerine tahsis edilmiş olan çiftlikleri diğer yamaklarla müşterek tasarruf eden müsellemler. 1580'de sadece %1. 2'si muhassıl. hem genel nüfusun.111 neferin 45'i (% 4.86) müsellem.201 neferin 45'i (% 3. 454'ü (% 38. 463'ü (% 38. %79.41) da Ulugöbek nahiyesinde tespit edilmiştir. 1560'da 813 neferin 45'i (% 5.24) mnhassıl.38'Iik bir artışla 619'a yükselmiş olması.. Mezkûr tarihte tespit edilmiş olan. bu minval üzere müsellem veya yamak kaydedilmiş olanlar teşkil etmekledir. 151!i (% 12.99) derbendei.84'lük bir artışla.62) yamak.69) Banaz. Nitekim.05) müsellem.74) müsellem. 1751 (% 21.

. 769'u (% 63.2» • 11 5 10 •2S-I.95 oranında azalarak 463'e düşmüştür.' S. ı . Defterlerde. XVI.İT7 OM 1560 Jşak UlıiHöbek 3anaz İ" avı 15 2 2 • . 1580'de yazılmış olan 1. Keza.30) de pîrma'lûl olarak kaydedilmiştir.91 ••24- : 24. toplam sayıları 1520'de 503 iken. yüzyıla ait defterlerde nâ-resîde yazılmış olan her hangi bir nüfusa tesadüf edilememekle beraber.n17. bulundukları yaşları ile birlikte kaydedilmiş bulunan nâ-resîde 1 erin şâir hususiyetlerine temas etmeden önce.•sı 19 1 2 21 43 *w 4 1 4 :.JÎ1 5 1 1 • 1 5 • 5 • 2 1 2 1 2 1 •4 1 3 1 4 !>*• 1 1)21 - 2 7 i.213 neferin 46'sı (% 3. ı. : * : ..77 12 2 5 15 34. hizmete eşecek yaşa gelmemiş olmaları dolayısıyla "nâ-resîde"statüsünde kaydedilmiş olanlar teşkil etmektedir.1 17 2 5 14 38.09) nâ-resîde. C. Müsellemlerin muharip karakterini muhafaza etmiş olduğu anlaşılan XV. 11 2 5 16 34' «. Yukarıda da genel nüfusa nisbetleri ile birlikte işaret edilmiş olduğu üzere.. yaş gruplarına dağılımım bir tablo üzerinde değerlendirmek.XV-XV1.: 5.20 18 1 3 18 40 7 - 17 1 15 33:-: •7.•1.:• .3 • • \. 28'i (% 2. = . 'CM - 41 11 14 49 •115 2ÎJÎO 2S 3 1 31 16 5 5 İS • •44 • :W 3.63 'Uik bir düşüş sonucunda 173 nefer olarak tespit edilmiş olması da dikkat çekicidir. 185 38 70 .59 1.50 i '•iri..1R . henüz yamak yazılarak. nâhiyelerdeki yoğunluğunu da göz önünde bulundurmak suretiyle. 365'i (% 30.. H 21 1 fi 2<) 57 iMi ı 27 4 3 31 *>?•• m 12 1 3 16 32: «. çiftliklerde kayıtlı nüfusun önemli bir kısmını.w 115 .»:.UÎ 15 1 3 12 1 13 ıu - 13 1 7 6 1 6 - 1 - - 1 1 '••î r ^ - 1 ••«•:•:• • • •. UŞAK KAZASİ MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNDE "NÂ-RESÎDE" KAYDEDİLMİŞ OLANLARIN YAŞ GRUPLARINA DAĞILIMI z Uşak Ulu göbek 1520 3 a naz Ya vı Toplam^ % Jşak Ulugöbek Baıuız i'avı rııplam^ %• -. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı maiül yazılmıştır.C 13 1 10 9 • 33.51 r: 0. • 1..*„. 'M. .K. Yukarıdaki tablodan ve genel olarak işaret edilmiş olan bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere.07• : . .79) müsellem.57: . 157Tde tekrar % 109.S. 1545'de % 7.7.82'lik bir artışla 363'e yükselmiş olan nâ-resîde sayısı 1580'de 359 nefer olarak tespit edilmiştir.' -Î:TS 22 3 10 26 61 12.83.57 14 1 - •.. genel bir fikir vermesi bakımından yararlı olacaktır. s - » 4 23 8 5 31 • f>7 ü y 2 6 7. 7_M 1 3 5 a M - - ' 1ÎJ2 2J0 503 100 V)l 20 26 225 463 100 84 5 :i7 63+4* 17 1 2 29 49 1058 İR 1545 1 6 2R 53 11. doğrudan müsellem veya yamak yazılmış olanlar dışında.«.sı 2 1 13. 15 i 3 16 35.39) yamak.•„. yaklaşık on beş yıllık zaman zarfında görülen % 62.!» .:i3': -13. Nihayet.••.173 100 & • • .73 13 5 1 5 7 Î.S7 7. yüzyılda gerçekleştirilmiş olan tahrirlerin tamamında ayrı bir kategori olarak kaydedilmiş olduğu görülmektedir.

talırirler arasında önemli farklılıklar görülmektedir. 13'ü (% 7.09) 6. defterlerde.87) 5. müsellem çiftliklerinde nâ-resîde kaydedilmiş olanların.51) 6.91) 3.. 1571!de 12.60)2. fiilen hizmetle mükellef tutulma ameliyesinin yaş tabanıdır.v2 S. müsellem-yamak nüfus yanında.95) 10. 34'ü (% 6. 1520 ve 1560'da 14. 19'u (% 3. 4'ü (% 1. 61'i (% 12. 2 1 5 20 2 - - 1 10 - - 8 2. ayrıca belirtilmesi gereken önemli hususlardan birisi de.2 1157 !) u.85) 9.*•> * Yaşı belirtilmemiş.|.27) de 13 yaş grubunda kaydedilmiştir.19) 10. 35'i (% 6.83) 4. Yukarıda da işaret edilmiş olduğu üzere.02) 2.'. 1545:de 1-16 yaş arasında kaydedilmiş olan 463 nelerin yoımlıık sırasına göre. 3'ü (% 0. 35'i (% 9. 33'ü (% 9.18) 1. Tablo üzerinde ifade edilmiş olan rakamlardan da anlaşılacağı üzere. 3 1 4 • V Ü.29) 4. 152Ü'de tespit edilmiş olan ve yaşlan 3-14 arasında değişen 503 nâresîdenin 115'i (% 22. v Tablodan da lâkip edilebileceği üzere. l'İ (% 0.64) 1.73) 10.. 24'ü (% 13.'42'si (% 11. 67'si (% 13.03) 5.44) 3. l'i (% 0. 45 i (% 12.57) 13. kalan 28'i (% 6. 28'i (% 16. 33'ü (% 7. Nitekim.31) 4.91) 6.. 297si (% 5.76) 3. 9'u (% 5.50 - 1 2 4 1 1 1 7 7 1 - - - - 162 24+2* 143 303 İ 00 Î62 n. 24'ü (% 13.04) ise 10-16 yaş gruplarında bulunmaktadır. 63'ü(% 13. 57'si (% 12. 53'ü (% İl". 173'e düşmüş olan ve yaşları 1-14 arasında değişen nâ-resîdelcrin 3l'i (% 17. 41 i (% 11. 13 1 6 20 5. 6'sı (% 1.46) 12.s7 7 2 5 2 2 19 54 6 18 45 123 6 . 33'ü (% 6.74) 5. 49'u (% 10. Çiftliklerde. 4.Turan Gökçe 1571 Uşak Ulugöbek Banaz Yavı Toplam= % Uşak Uîugöbek Banaz Yavı Toplu m= '/(.w 12 2 12 29 7.M 7 1 1 • 1 4 •.Î2 - - ı . 32^si (% 6. 32'si (% 8.87) 2.57) 2. 14'ü (% 3.75) 7. başka bir ifâdeyle.55) 11.57) de 14 yaşında kaydedilmiştir. 36'sı (% 9.77) 6. söz konusu nâ-resîde tavan yaş gruplarında bulunanlarla ilgili kayıtlar arasında tesadüf edilen "yarayınca/yaradukda eşer" ifâdeleri 116 .32) 9.92) 12. M 1580 23 1 2 21 47 i:. 13 2 10 20 '45 ' 113. 14'ü (% 3.56) 9. ıs 22 11 17 3 5 1 U 2 4 7 33 *.94) 8.87) 4. 26'sı (%15. 44'ü {% 8.62) 8.12) 8. 7 S . 9'u (% 2. 1580"de tespit edilmiş olan ve yaşlan 1-13 arasında değişen 365 nâ-resîdenin 123'ü (% 33.50) 10. 33'ü (% 9. yamak yazılmak suretiyle. 1560'da Uşak çiftliklerin deki müsellem-yamak nüfusuna paralel olarak.64) 7.04) 11.15) 5. 4()'ı (% 8.28) 7.2'si(% 1.20) 7. 43'ü (% 9.91) 6. 47'si (% 12.09) 8.57) 3.12) 9.14.27 - 3(O : 100 ı .15) 12.83) 7. yaş gruplarına dağılımında. T si (% 1. 8'i (% 4. 42'si (%11.8i 3 1 2 fi I.^7 16 4 19 14 3 3 21 41 I 6 3 2S 55 I5.82) de 11 yaş grubunda bulunmakladır.•> 3.11 3a 2 9 16 39 148 1 U.32) 4. 3*ü(%1.63) 8.• — 13 1 1) : 33 ( 18 3 7 14 42 11. 38*i (% 7. Aynı stalü ile ilgili yaş tavanının en düşük olduğu 157Tde tespit edilmiş olan 363 neferin 55'i (% 15. 1580'de ise 13 yaşın üzerinde bulunan çocuklar nâ-resîde statüsünden çıkarılarak yamak sütlüsünde kaydedilmişlerdir.69) 5. 18'i (% 3. 8'i (% 2. bunların yaş tavanları. 65'i (% 14. 29'u (% 7. 1545'de 16. 5'i (% 0. 14'ü (% 3.86) 3. nâ-resîde statüsünde kaydedilmiş olanlarla ilgili olarak.58) 1.99) de lavanı teşkil eden 14 yaş grubunda bulunmaktadır.

164-165. Üçler Bulduk. 152O"de Uşak çiftliklerinde kayıtlı nüfusu teşkil eden kategorilerden birisini de "tniicerred" kaydedilmiş olanların oluşturduğu. Piyade çiftliklerinde olduğu gibi. s. 1545'de 46. Mezkûr tarihte. bekar olan kimseleri belirtmek için kullanılmış olduğunu ifade etmek mümkündür. Banaz nahiyesinde.5 96 93 BOA.). mücerred resmi adı allında bir vergiye tabî olanları belirtmek için kullanılan96 bu tâbirle diğerlerinden ayırdedilmiş olan bir kategorinin. bütün defterlerde kaydedilmiş olup. toplam 66 nefer tespit edilmiştir. 1560'da 14. 223. 168. her hangi bir açıklama getirilmediği görülmektedir: Bkz.XV-XVl. bâzı çiftliklerde "derbender statüsünde kaydedilmiş olanlara da ayrrıca işaret etmek gerekir. Sadece 1571 tarihli defterde. H. ve 4'ü Ulugöbek'de olmak üzere. muaf durumda bulunan müsellem çiftliklerinde kayıtlı olanlarla ilgili olaıak ifâde etmiş olduğu statüyü. Ayrıca işaret edilmesi gereken nüfus gruplarından birisi de 1489 tarihli defter müstesna. 1571 "de 6. s. bununla ilgili önemli bir fikir vermektedir. 1571'de ise 5 nefer tespit edilmiştir. Dumlupmar'da Güçlü Hüseyin . 1545"de 3. yukarıda işaret edilmiş olan yaş tavanının üzerinde olup. Kanunnâmelerle tâyin edilmiş olan nizâma göre. Nitekim. buradan hareketle. lam olarak açıklığa kavuşturmak mümkün olmamaktadır97. Bununla birlikle. farklı bölgelerdeki yaya ve müsellem çiftlikleri ile ilgili bazı araştırmalarda da nâresîdelerle birlikte ayrıca kaydedilmiş olaıı mücerredlerle ilgili rakamlar verilmekle beraber. s. aşağıdaki listelerde ve yukarıda verilmiş olan icmal tabloda. 586-588. pır-ma 'lûl sütununda tek kalemde belirtilmiş olan yaşlı ve mariz kimselerdir. bekâr olup. 5'i Uşak. piyadelerde olduğu gibi.. 1545'de Çukurviran'da Gögüoğlu çiftliğinden 1 nefer Kızılca. Bu cümleden olarak.7D-5/İ. fiilen hizmete eşmekle mükellef tutulduklarını ifâde etmek mümkündür. Mü seli em-yamak veya nâ-resîde statüsünde bulunanlar dışında. l'i Banaz ve l'i Ulugöbek'te olmak üzere. Doğru.17'sini teşkil eden 14 nefer sagîr tespit edilmiştir. 28'i yavı. 1545 ve 156O'da 12. 117 . bunun üzerinde bulunanların ise yamak yazılarak. Belleten XXÜÎ/92 (Ankara 1959). Bu durumda. 1560'da 2. Bu cümleden olarak. Raiyyet statüsünde bulunanlardan. Aynı tez. piyade ocaklarında da olduğu gibi. kanunnâmelerde yer alan "yamak mücerred oba yigirmi beş akça harçlık virür" hükmü 98 . Bkz. 164. yamak vazîfesi görmekle beraber. Keza. bu cümleden olarak. görülmektedir. "Osmanlılarda Raiyyet Rüsumu". diğer önemli bir zümreyi de 152ü'de 6. toplam nüfusun % 1. şartlara bağh olarak. 152O'de 26. s. sadece defter kayıtlarından hareketle. zamanla değişmekle beraber. askeri olup. ortalama 13-14 yaşlarınının teşkil etmiş olduğunu. 1571'de 1 nefer olarak tespit edilmiş olan muhassıllar teşkil etmektedir. 11'i Bana/. 7 ! si Yavı. Az sayıda olmakla beraber. Nitekim. müsellem çiftliklerinde tesadüf edilen farklı kategorilerden birisi de "sagîr" kaydedilmiş olanlardır.Ârif nşr. 23'ü Uşak. nâ-resîde yazılmış olanlardan. 1457'de '2. Halil İnalcık. Kânımnâme-i Âl-İ Osman (M. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı de bunu leyid etmektedir95. Uşak müselemlernıde de nâ-resîde yazılma tavanını. Aynı eser. 17lvd. 46. l58O'dc2S nefer tespit edilmiştir. 132. 136. s.

TD-328. tıpkı yayalarda olduğu gibi. 1560'da 45'i atik. Bir bakıma ocaklardaki geçmiş yaya-yamak nüfusu ifâde eden mürde başlığı altında 1489'da 40 nefer kaydedilmiştir. 14'ü atik 20. 3'ü cedid 48 gâib tespit edilmiş iken. Kayıcık'da Elvan çiftliğinden 1 nefer Yalak derbendine muhafız tâyin edilmiştir". 1570'lerden itibaren daha sıkı bir denetimin işletilmiş olduğuna işârel etmektedir.7IJ-5/İ.Turan Gökçe çiftliğinden 10. 1560'da 2517i atik. iki kategoride belirtilmiş olan söz konusu gâib ve mürde kayıtlan. piyade çiftliklerinde olduğu gibi103. 619'u cedid 870. s. 1545'de 231'i atik. bu sayının 1571'de sadece 2'si atik. Bunlann dışında. 411'i cedid 560 olarak tespit edilmiştir. Piyade çiftliklerinde olduğu gibi. BO A. devamlı arliş gösteren müsellem çiftlikleri nüfusunun 1545'e nisbetle 1560'da % 32. 101 Bunlardan 3'ünün. yayalarla ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere. 139. 1489:da sâdece Banaz nahiyesinde 4 nefer gâib kaydedilmiştir. ulûfeli asker konumunda olan müsellemler. evvelden Kızılca derbendinde hizmet etmelerine rağmen. 1520'de 189'u atik. s. sâhib-i berat ve sipâhi-zâde olanlar Önemli bir yer tutmakladır.TD-328. 3. 270'i cedid 501. 118 100 . Uşak piyade çiftliklerinde 1545'de 95 neler gâib tespit edilmiş olmasına rağmen bu sayı 1579'da 20'ye düşmüştür (Bkz. 2'si cedid 4. özellikle cedid mürde sayısının 628?e çıkmış olması oldukça manidar görünmektedir. muharip bir güç olarak iştirak ettikleri sefer. 102 BOA. listelerde ve tabloda diğer sütununda verilmiş olanlar içerisinde. 1520'de 6'sı cedid. daha sonra kendi iradeleriyle feragat ederek. 1545'de 35'i atik. Bu cümleden olarak. Müsellem Çiftliklerinde İktisadî Durum ve Toprak Tasarrufu Önceleri. müsellem-yamak nüfus ile ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere. 176-177. 1580'de ise 149'u atik. Yukarıda. Güçlü Hüseyin çiftliğinden muhafız kaydedilmiş olan 6 nefer de Yalak derbendine tâyin edilmiştir101. 1560'da tespit edilmiş olan. müsellem çiftliklerinde de.). Banaz'da bir köprü hizmetine "kÖptiictT tâyin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır100. sonradan kendi iradeleriyle Yalak derbendine yazıldıkları anlaşılmaktadır: BOA. özellikle Yeniçeri ocağının kurulmasından sonra. geri hizmete çekildikten sonra da ifâ ile 99 BOA. 1571'de yine 102 ayıu çiftlikten aynı derbende 5 nefer muhafız kaydedilmiştir . müsellem çiftliklerinde de tahrir sırasında tespit edilerek deftere kaydedilmiş olan müsellem-yamak ve şâir unsurlardan oluşan mevcut nüfus ile birlikte. çiftlik nüfusunun daha sıhhatli bir biçimde tespiti ve geçmiş ocak halkına ışık tutması bakımından oldukça önemlidir. çiftliklerde farklı statülerde kaydedilmiş olup. 151-153.30'Iuk bir düşüş göstermesinin izahı balonundan. "Atik" ve "cedid' olarak. 140. s.TD-242. 1580'de ise hepsi cedid 3'e düşmüş olması. bu hüviyetini yitirip. 1560'da mezkûr Gögüoğlu çiftliğinden derbend muhafızı kaydedilmiş olan 6 neferin. Yukarıda ilgili kısım. "gâib" ve "mürde" olanlar da isınen kaydedilmiş bulunmakladır. 445'i cedid olmak üzere 434'e çıkmış olan bu sayı. 177'si cedid 805. 1571'de 628'i atik. 43'ü cedid 78.

mezkûr tarihte Yavı nahiyesinde birlikle yazılmış olan iki çiftlik ile birlikte tespit edilmiş olan 45 çiftliğin % 71. 1571 ve 1580 tarihlerindeki toplam sayısı. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı yükümlü tutuldukları mîrî hizmet karşılığında. 1560. s. 5'inin (% 11. Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden de tafsilatıyla takip edilebileceği üzere. "Aynı makale'1. 1560'da. 1571 ve 1580 tarihlerinde de çiftliklerin dönüm miktarı itibariyle arzcttikleri bu özelliğin büyük ölçüde muhafaza edilmiş olduğunu da belirtmek gerekir. Sefer veya hizmete müsellem olarak eşmeleri hasebiyle. s. 3'ü (% 6. 5'i (% 10. toprak tasarrufu bakımından Anadolu yayalanyla hemen hemen aynı statüyü hâizdirler104. 5'i 200. daha ziyâde 100-300 dönüm arasında yoğunlaştığı görülmektedir. 2'sinin 250. 2'sinin (% 4. kendilerine lahsis edilmiş olan çiftlikleri tasarruf etmekte idiler. 1545. ek olarak verilmiş olan listelerden hareketle. listelerden de takip edilebileceği üzere. konumuzu teşkil eden Uşak müsellemleri de dâhil olmak üzere. Selim Kanunnâmesi.44) 200. Keza.86) 100. Uşak müsellem çiftliklerinin kapladığı alanın piyade çiftliklerinden daha büyük olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bkz. A. 330. Arif nşr). 152O'de 46 çiftlikten 7'si (% 15. 1545'de kayda değer bir değişiklik olmamakla beraber. Kânunnâme-i Âİ4 Osman (M.34) 400 dönümden ibarettir. çiftlik dönüm miktarlarının 100-450 arasında değiştiği görülmektedir. at ve sâîr teçhizatın masraflarının yayalara oranla daha yüksek olduğu göz Önünde bulunâunûduğanda. /. 160. 90. Nitekim. Tinin de 450 dönümden ibaret olması oldukça dikkat çekicidir. "müseHemiik yer" olarak. Oldukça farklı bir statüyü hâiz olan Rumeli ve Teke-ili müsellemleri dışmda. 1520. s. Aynı eser. Yücel. 110. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır: u 104 105 106 M. 550 ve 700 dönüm olarak kaydedilmiştir. 188. s. 180. bu dunun nonna} karşûanmâhâtr. 5'i 250. S. "Aynı makale".11) 100. 520. Tinin 300.11 'ini teşkil eden 32'sinin 150. Arıkan. s. I'inin 110. I30r 154. ocakların alan ölçüleriyle birlikte kaydedilmiş olduğu defterlere göre. yüzyılda Uşak'ta bulunan müsellem çiftliklerinin dönüm miktarının 90-700 dönüm arasında değişmekle beraber. Tinin 130. XVI. 35O: 430. Akgündüz. her bir İdâri üniteyi ayrı ayrı belirtmek suretiyle. Nitekim. Anadolu müsellemleri. 31-32. 2'si (% 4. M.. Arıkan. 45. Pulaha-Y. 190. Ve bir ocakda müsellemin kânûn-ı kadîm üzerine birer çiftlik yerleri vardır ot çiftlikde vûkî' olan gallâtdan ve bağdan ve hağçeden ve değirmenden kimesneye 'öşr ve rüsum virmez ve ol yer satılmak ve tapuya virilmek caiz değildir ve koyunları 'âdetine ve bakî rüsumlarına kimesne dahi etmez.. müşterek mutasarrıf olup. yayalarda da olduğu gibi.XV-XVI. Dönüm miktarı itibariyle genel olarak değerlendirilmiş olan Uşak müsellem çiftliklerinin sair hususiyetlerine geçmeden önce. Nitekim. devlete karşı yükümlülüklerini "benevbef tâbir olunan nöbetleşe yerine getirmekle idiler106." Böyle bir statüyü haiz olan çiftliklerde kayıtlı müsellemler ve yamaklar.52) 600. 5'i 300.21) 150. 260. Diğer 14 çiftlik ise. MJîekJjn. dönüm miktarı ve hâsılım bir icmal tablo üzerinde ifâde etmek gerekirse. 62-65. İ19 . ilgili kanunnâme hükümlerinde bu dununun gayet açık bir şekilde ifâde edilmiş olduğu görülmektedir1"5.. 187.

440 5 Bıuıaz 8 1.:'"1 "''" : • ^ g .79 32.-.52 37.860 Ulugöbek 5 750 Banaz 8 1.190 : • : Toplarn^:.965 1.85 490 34.43 9.520 5.150 Yavı 17 2.69 4...81 1.330 7.524 Ulugöbek 1. Keza.71 i 0.79 4. XVI.100 6. Uşak 18 2.500 T£72tf : İW m43.39 37. 1 1457 tarihli defterde kaydedilmiş olan çiflliklerin dönüm miktarı ve hâsılları kaydedilmemiş olduğu için tabloya da yansımamıştır.024 ••"••48" 18 2-960 Uşak Ukı göbek 5 750 Banaz 8 1.49 4..1 T.90 9. 152O'def nahiyelere dağılımı ve nisbetleri tablo üzerinde belirtilmiş olan 48 çiftlikten müteşekkil 11. YÜZYILDA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNİN TOPLAM DÖNÜM MİKTARI VE HÂSILI :• Tarih NâUİye Çiftlik Adedi 20 4 13 : -. 1489 tarihli deflerde de iki nahiyedeki çiftliklerin sâdece dönüm miktarının yazılmış olması dolayısıyla.54 12.:: '.• 11. 37. Hâsıl 4.490 :-Toplairı=!:. kaza genelindeki durumu eksiksiz tespit ve zaman içerisindeki gelişimini takip etmek mümkün olmaktadır.16 40.99 1.68 M.•• : i f l a O O ••:>.^g|^Siİ mmmm i e : ^ h ^ 5 6 Ü ^ :•:.64 45.34 1.650 16365 5. •.85 3.12 Î5.690 38.270 9 17 2..78 42. yüzyıla âit defterlerde bütün çifktlikler. dönüm miktarı ve hâsıllar] ile birlikte kaydedilmiş olduğu için.360 9.#W.700 Yavı 17 6.06 12.16 38. '".:.05 1.•.53 9.880 TbptottîPi-"--1-1:-':^:^::.^it.43 4.12 34.730 100 100 : 10.305 1.890 2. Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden ve bunlardan hareketle hazırlanmış olan.490 Ban az 1.630 Yavı Triplai mi=^^..700 38..Turan Gökçe XVI.280 10.'".:.V 37 "•".530 8.690 15.26 16.444 Ulugöbck 1.52 11.57 31.". l o o . 1".000 16.92 1.•::.."•.92 100 İ00-" • • 1 5 . Buna göre..150 Yavı 17 2. . genel dununu yansıtmaktan uzak kalmıştır.000 15.450 Yavı 4.. . ••.84 38.954 Uşak 18 4.39 34.860 2.440 Töplam= 14.-• 4 8 Uşak 18 2.07 4.40 34.954 dönüm nıüsellemlik yerden elde edilen 120 .550 550 : 5.910 Ulugöbek 750 5 Banaz i.'^:1 •.46 12.""'" T. 18 5 8 17 Dünüm Miktarı • • . 8 7 5 41. labloya aktarmakla beraber. yukarıdaki icmal tablodan da takip edilebileceği üzere.41 15..550 5.250 100 .56 100 100 37.000 14.:'.65 37.500 % 1489 1520 1545 1560 1571 1580 Uşak Ulugöbek Ban az Toplam= • :: " '' Uşak 4.00 4.

7D-İ0İ.99 nisbetinde azalarak. 108 107 121 . 112 BOA. Mezkûr tarihte Uşak müsellem çiftliklerinin dönüm ve hâsıl miktarında görülen bıı önemli düşüşle. yerlerinin "bî-hâsıF* olması sebebiyle. Bununla birlikte. 1520'de Uşak nahiyesinde Saray kaidesindeki Milımadbegoğlu çiftliği ile bir görülmek üzere yazılmış olan Küçük Yusuf m. 295.131. Yavi ve Uşak nâhiyelerindeki düşüşün etkili olduğunu ifade etmek gerekir. 1545:dc toplanı çiftlik dönüm miktânmn % 17. bunun tabiî bir sonucu olarak da toplam hâsılın % 32.100 akça hâsıl tespit edilmiştir. '1580'de Ulugöbek nahiyesinde Kara Yahşi111 çiftliğine Âşık Aydın çiftliği. Özellikle Ulugöbek.TD-242. 15. defter kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla. piyade çiftliklerinde yaygın olarak görülen zamîme uygulamasına ihtiyaç duyan müsellem çiftliklerinin oldukça nâdir olduğu görülmektedir. s.190'a.S. s. s.7D-589. s. ayrılmaya rızâ göstermeyen veya bir görülmek üzere kaydedilmiş bulunan çiftlikler. Bununla ilgili olarak. Yavı nahiyesindeki Hacı Müstecab çiftliğine. 1580'de ise 7. 1545'de Uşak'da aynı minval üzere kaydedilmiş bulunan Küçük Yusuf115 çiftliğinden BOA. 10. fazlalıklarına ınukâbil iki veya daha fazla eşkün vermekle mükellef tutulmuşlardır.7D-32S. sâdece 156()'da Uşak nahiyesi. yetiştirilen ziraî mahsûllere dâir ayrıntıya inilememektedİr. 111 BOA.TD-103. s. Simav çeri-başılığında mevkuf olan İlyasoğlu çiftliğinin zamîme verilmiş olduğu anlaşılmaktadır1 lL>.TD-242.XV-XVI. s. yamak sayısı itibariyle ziyâde olmakla beraber. 1545'de yerleri az olduğundan. 134. altı ay faal olduğu anlaşılan bir değirmenin mevcut olduğunu da belirtmek gerekir. Kürt karyesine tabî Kürt Süleyman çiftliğinde107. 148. 11. 109 BOA. BOA.73Mük düşüşle 7.TD-242.024'e çıkmış olmasına rağmen.640 dönüm.720 akça hâsıl. Yüzyıllarda Uşak"Kazâsı Piyade ve Müsellem Teşkilâtı. Piyade ocaklarında olduğu gibi: müsellem çiftliklerinde de hububat üretiminin hâkimiyetine bağlı olarak. 110 BOA. Çiftliklerin dönüm miktarı itibariyle arzeimiş olduğu söz konusu hususiyetlerine bağlı olarak. 154. Yavı nahiyesinde de Hacı Müstecab çiftliği114 iki eşkün vermekle mükellef tutulmuştur.254. s. toplam gelirin genellikle "hâsü-ı gallât" şeklinde tek kalemde kaydedilmiş olması dolayısıyla.s. 115 BOA. Diğer taraftan. Ulugöbek nahiyesinde Kara Yalısı çiftliğine mensûh vakıf olan Aşık Aydın çiftliği10". asıl işaret edilmesi gereken önemli noktalardan birisi de 1560'da çiftlik dönüm miktarının % 48.TD-589.59'kik düşüşle 10. Banaz nahiyesinde Tursun çiftliğine ise aynı nahiyeden Bekir Fakih çiftliği109 zamîme kaydedilmiştir.31'lik bir artışla 14. 113 BOA.700'e gerilemiş olmasıdır. !ı4 BOA.560 dönüm. 165. 16. Nitekim.365 akça hâsıl kaydedilmiştir. 147. Banaz'da Bekir Fakih 113 çiftliğine Çubuğa çiftliği zamîme kaydedilmiştir. Bu ölçüde önemli bir değişikliğin görülmediği 1571'de 7.TD-242. hâsılın % 2. 152.875'e düşmüş olması oldukça dikkat çekicidir.

s. Yayla116 çiftliği de ziyâde olduğu sebepten iki eşmek üzere kaydolunmuştur. Aym tarihte. 185-186. 149-150.TD-589.I54-155.TD-511.TD-242. s. s. 121 BOA. Yavı nahiyesinde ise ziyâde oldukları sebepten İtpınarı136. 131 BOA. Esenli 137 . 135. s. 127 BOA. Uşak'da Mihmadbegoğlu çiftliği ile bir görülen Küçük Yusuf129. BOA. 139 BOA. 137 BOA. 138 BOA. s.TD-328. 124.TD-589.TD-328. Simav çeri-başıhğında mevkuf olan İlyasoğlu çiftliğinin zanıîme verilmesine karşılık. s.TD-589. Yavı nahiyesinde. 128 BOA.TD-589. 122 BOA. BOA. ziyâde oldukları sebeplen Bıyıkoğlu Çakır130. 148. 140 BOA. Hacı Müstecab139 ve Gedik140 çiftlikleri 2.TD-511. 1520!de olduğu gibi. &. 141. 141. 160.7D-J«P. Yine aym nahiyeden Küçük Yusuf çiftliği120. yine aynı şekilde yazılmıştır. Mihmadbegoğlu çiftliği ile bir görülüp. s. 123 BOA. s. 132 BOA.145-146.TD-589. s. Yayla154 çiftliği ise üç eşmekle mükellef tutulmuştur. îtpman 1 2 3 .TD-511. 186. Nitekim. 125. Dügüncüoğhı ljl .TD-242. s. 160. Yavı nâlıiyesinden Hacı Müstecab çiftliği121 ile Çullu 122 . Uşak nahiyesinden Bıyıkoğlu Çakır m iki. s. s. iki eşmekle mükellef tutulmuştur. s.TD-589. 130 BOA.TD-589. s. 137. 140. Kavacık132 ve Kürt Süleyman133 çiftlikleri iki. iki eşmek üzere yazılmış olan Kavacık çiftliğinin126 ilavesiyle birlikte 4. 134 BOA. Yavı nâlıiyesinden de Esenli çiftliğinin127 ilâvesiyle 5 çiftliğin aynı minval üzere kaydedilmiş oldukları görülmekledir128. s. Kırık Hasan 138 . 118 BOA.^.TD-589. s. 124 BOA. 159.TD-589. Baııaz'da Bekir Fakih müsellemleri ile bir görülen Barınak İlyas 135 çiftliği de iki eşkün vermek üzere kaydedilmiştir. 1571'de Uşak nahiyesinde.TD-589. 134. 134. s. 119 BOA.TD-328. Yayla çiftliği119 üç eşmek üzere yazılmıştır.141. gerekse çiftlik ziyâdesinin artmasıyla.7D-32S.TD-328. 165. 188.Turan Gökçe başka. 158. s. 1560'da bunun dana da yaygınlaştığı görülmektedir. 1580'de gerek yamak. Kırık Hasan 124 ve Gedik12'' çiftlikleri ikişer eşmek üzere kaydedilmişlerdir.s. 120 BOA.129-130. bir önceki tarihte iki eşmek üzere kaydedilmiş olan Hacı Müslecab117 çiftliği İse yerlerinin bî-hâsıl olması sebebiyle. s. 193. 160. 151-152. 164. 125 BOA. 133 BOA.TD-328.7Ü-JS9.TD-328.TD-328. 183. l 2 '' BOA. s. • 135 BOA. 126 BOA. 122 117 m . s. R. 136 BOA.

s.TD-328. s.TD-242. BOA.TD-103. cedid yazılan Çubuğa çiftliğinin de mevkufa kaydedilmiş olduğu görülmektedir149. 146. üzerlerine düşen nıükellefiyetleriyle ilgili olarak. s. s. 136. s. 146 BOA. Ulugöbek nahiyesinde Kara Yalısı146 çiftliği de "cebelü eşmek" 147 üzere kaydedilmiştir.TD-328. s. Mehmet Ali Kıhçhay). 179. s. Uşak piyade çiftliklerinin aksine. s. Nitekim. 1560'da Banaz nahiyesinde. ayrıca işaret olunması gereken özelliklerden birisi de 14 bazı müsellemlerin "kendi ihtiyârlanyla hürüme eşmeye mültezim" olmalarıdır .TD-242. 1545!de sâdece Banaz'da Bekir Fakilı çiftliği148 mevküf-ı atik olarak kaydedilmiştir. tamir olunarak faal hâle getirilmiş olan Bekir Fakih çftliğiı53hâriç tutulursa. 154.7D-5i7.TD-242. 179. Beldiceanu. IW\ BOA. Aynı eser. mezkûr tarihte. 1545 ve 1560 tarihlerinde bürümc eşmeye mültezim oldukları görülmektedir. atik Bekir Fakilı çiftliği yanında. Gökçe murad çiftliği ile bir görülen 142 Hurşid çiftliği de iki eşmek üzere kaydedilmiştir. Piyade kısmında da işaret edilmiş olduğu üzere. s. 149 123 . 142 14 141 Zırhlı bir askerî mükellefiyet olan "cebelii eşme" ite ilgili olarak bkz. Yavı nahiyesinde. 144 143 Nitekim.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Çullu çiftliği ise üç eşmeye memur edilmişlerdir. 155. Ankara 1985. 143 Bir tür zırh olan "'bilriime" ve "hunime eşme*' mükellefiyeti hakkında bkz. 158O'de ise mevkuf iken. 90. BOA. 1571 tarihli defterde Banaz nahiyesinde aynı şekilde kaydedilmiş olan iki çiftliğe rağmen 151 . 263.TD-242. 151 BOATD-5//.TD-328. BOA. 145 BOA. Yüzyıla Osmanlı Devleti'nde Tımar. 153 BOA. bu minval üzere harâb olup mevkuf kaydedilenlerin sayısı oldukça düşüktür. Yavı nahiyesinde.TD-589. sâdece bu çiftliğe zamîme yazılmış olan Çubuğa çiftliğinin mevkuf yazılmış olduğu görülmekledir. s. Uşak kazasında üç mevkuf müsellem çiftliği tespit edilmiştir. N. 142. 150 BOA.TD-328. Nicoara Beldiceanu. daha önce mevkuf kaydedilmiş olan Gökçe Murad çiftliğinin. 1545 ve 1560'da. 159-160. Uşak müsellemlerinin mutasarrıf oldukları çiftliklere mukabil. 154.163. 87-89. 288.TV-/OS. BOA. muhtelif sebeplerle boşalmış ve tekrar mâmur hâle getirilme imkânı kalmamış olan çiftliklerin mevkufa yazılması kâmın gereğidir. XIV. Uşak müsellem 141 BOA. Uşak'da Kürt Süleyman . s. 152 BOA. m BOA. daha önce Mürşid çiftliğine zamîme yazılmış olan Gökçe Murad çiftliği de. listelerde kaydedilmiş olan faal çiftlikler dışında. 131. söz konusu çiftliğin zamîmeye ihtiyâcı kalmamış olması sebiyle mevkufa yazılmasıyla150. Yavı'da İtpınarı çiftlikleri müsellemlerinin 1520. 193.TD-589. 152. s. s. BOA. "evlâd-ı müsellem ile ta'mîr" olunarak. (Çev. BOA. Mevkufa kaydedilen az sayıda çiftliğin de "evlâd-ı müsellem ile" tamir olunarak faal hâle getirilmesi. s. müsellem çiftliklerinden. faal hâle getirilmiş olduğu anlaşılmaktadır152.TD-328. s. Yüzyıldan XII.TD-589. • 148 BOA.s. s. önceki defterlerde tesadüf edilememekle beraber. s.

.05. Ulugöbek nahiyesinde Çubuğa çiftliğinde165 3. 280. Uşak nahiyesinde Karacaahmed çiftliğinde137 3. BOA. Aynı defter kayıtlarına göre. 141. BOA. s. 145. 128. Bkz. s. BOA. Banaz nahiyesinde Barınak İlyas çiftliğinde1"7 2. BOA. Esenli 154 155 156 157 15B 150 160 161 162 163 164 165 Mı 167 168 m t7() 171 BOA. Emür çiftliğinde160 2. Cıngıloğlu çiftliğinde166 8.TD-103.262. defterlerde sıklıkla tesadüf edilen ilgili kayıtlardan154. s. s. önemli bir kısmının mevkuf yazılmış olan piyade çiftliklerinden ayıran önemkli özelliklerden birisi olarak görünmektedir.TD-103. s. 155-157. 159 vd. Sipâhî yerinden bağ tasarruf etmeleri hâlinde ise "onar akça resm" vermek durumunda bırakılmışlardır. iş gücü takviyesi yapıldığı anlaşılmaktadır.TD-242. 257. Bu cümleden olarak. BOA. 274. 272-273. s. " 'öşürlerin ve iki dönüme bir akça yer resmin" ödemekle mükellef tutulmuş oldukları anlaşılmaktadır. aynı defterde.TD-103. BOA.276. 259. 255. Nitekim. Kavacık çiftliğinde'61 2. 277.s. Yeri az olan çiftliklere yapılan bu tür ilâveler yanında. 143. "mezbürûn müsellemler ki karye-i mezbûreden dutdukları yerün 'Öşrün ve resmin ve bağçe ve bağın 'öşrün veya haracın karye-i mezbûreye mutasarrıf olana vireler ber-mûceb-i emr-i hümâyûn"156 kaydının düşülmüş olması da bunu teyîd etmektedir. Yavı'da 2 olmak üzere toplam 16 çiftlikte bu minval üzere. yer tasarruf edildiği anlaşılmaktadır. BOA. BOA. Yurtbegi çiftliğinde159 3. BOA. Bâlibeg çiftliğinde'01* 1. s. 124 . Dursun çiftliğinde170 2. s. Yurlbegi çiftliğinde164 1. 253. s.TD-103.7ZM0J. müsellemlik yer dışında sipahi yerinde zirâatla meşgul olmaları hâlinde.TD-511. Yavı nahiyesinde Çullu çiftliğinde171 2. her bir çiftlikte. 251.TD-103. 251-252 vd.TD-103.s. Kara Halil çiftliğinde163 1. s. 252. s. s. 147. s. Ârifnşr).7D-/0J. s. Konumuzu teşkil eden müselemlerin de yazılı bulunduğu 152ü tarihli defterde tesadüf edilen ilgili kayıtlar. s. 260. Kâmınnâme-i Âl-i Osman (M. s.7D-. BOA.s. Yenice çiftliğinde162 12. BOA.TD-103. yamak ihtiyacı duyan çiftliklere de aynı ocağın "evlâd-ı müsellemlerinden7' veya diğer çiftliklerin "hâric-ez-deftef olanlarından "lıâliyâ virilen"' kaydı altında.TD-103.TD-328. BOA. 124-126. 278. BOA. Kanunnâmeler deki ilgili hükümlere göre 155 .TD-103.21Q. Nuh çiftliğinde158 2. BOA. BOA. Gazi çiftliğinde169 7. Banaz'da 3. BOA. s. müsellemlerin. Uşak'da 9..Turan Gökçe' çiftliklerini.282.TD~W3. BOA. 150.s. sipânî toprağından yer tasarruf edenler ismen kaydedildikten sonra.TD-103.3TM03. Ulugöbek'de 2. 287. 150.TD-103. BOA. BOA. 45. 281 vd. Uşak müsellem çiftliklerinde bulunan yamaklardan bir kısııımm da bu minval üzere toprak tasarruf ettiklerini göstermektedir.TD-103.

346/1019. 180 Manisa ve Nif ve Mendahorya kadılarına hüküm: BOAMD-24.TD-16. hizmete varmadıkları belirtilerek. 125 . Kütahya müsellemlerinin bir ve ikinci nöbetlileri olan 831 nefer. 22 Ramazan 979/7 Şubat 1572176 ve 21 Safer 980/3 Temmuz 1572177 tarihli hükümlerden de. s. s. 14 Zilkade 980/18 Mart 1573 tarihli hükme göre 178 . 278/812-f. 290. Kütahya 172 173 BOA. Uşak müsellemlerinin de dâhil olduğu Kütahya müsellemlerinin. Kütahya sancağı kadılarına hüküm: BOA. kısmen de olsa mühimme defterlerindeki ilgili kayıtlardan hareketle tespit etmek mümkündür. Aym tarihli bir diğer hükümde179 de ocakları mahsûllü olan müsellem taifesinin subaşılara para verip.MD-21. piyadelerde olduğu gibi.MD-26. Yaklaşık iki ay sonra. Kütahya müsellemlerinin 735 neferden ibaret olan bir nöbetlisi 26 Cemâziyelevvel 967/23 Şubat 1560 tarihinde Bilecik mâdeninde top yuvalağı hizmetine tâyin olunmuştur. Keza. 177 Kütahya sancağı müsellemleri beyine hüküm: BOAMD-19. diğerlerinin müsellemlik vazifesine tâyin edilmelerini âmir bulunmaktadır. 179 Yörük ve müsellem taifesi olduğu yerlerin kadılarına hüküm: BOA. s.MD-2İ. inatla hizmet yerine gitmemiş olduklarını göstermektedir. Uşak Müsellemlerinin Tâyin Edilmiş Oldukları Mîrî Hizmetler Ynkarıda işaret edilmiş olduğu üzere. bunların cezalandırılmaları istenmiştir. Bu hükümler aynı zamanda. sipâhi-zâde. sancağın elliciler ile 831 neferden ibaret olan bir nöbetlisi 22 Rebnilâhır 982/11 Ağustos 1574 tarihinde aym hizmet çerçevesinde.TD-103. Kütahya müsellemlerinin. Kütahya sancağı müsellemleri beyine yazılan bir diğer hükme göre 181 . Son olarak. Tespit edilebilen en eski tarihli kayda göre174. gurre-i Şaban 967/27 Nisan-6 Mayıs 1560 tarihinde. teşkilâtın lağvına kadar tâyin edilmiş oldukları mîrî hizmetleri. Kütahya sancağı kadılarına hitaben sâdır olan bir diğer hüküm 175 . geri hizmete çekildikten sonra. s. yine Saruhan ellicileri ile birlikte aynı hizmete memur edilmiş olduklarını göstermektedir. 178 Kütahya müsellemleri beyine hüküm: BOA. 185/448. demir top yuvalağı hizmetinin aksamasına yol açtıkları anlaşılmaktadır. tahrir esnasında kendilerini raiyyet. 28 Zilhicce 981/20 Nisan 1574 tarihli bir hüküm' 80 . s. Hacı Müstecab çiftliğinde173 2 neferin. köprücü ve derbendci olanlar hâriç. sipahi yerinden toprak tasarruf ettikleri anlaşılmaktadır. BOA. 180/378. 145/395. öşür ve 1-130 akça arasında değişen resim vermek suretiyle. 175 BOAMD-3.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade. s. söz konusu mâden hizmetinde istihdamı emredilmiş olan müsellemlerden bir kısmının. 148/388.TD-103. 4. Saruhan ellicileri ile birlikte yine aym mâden hizmetine tâyin edilmişlerdir. daha sonra aynı hizmete tâyin edilmiş olan Kütahya sancağı müsellemlerinin bir kısmının. s. 258/505. s. 174 Kütahya müsellemleri beyi Kasım Bey'e hüküm: &OAMD-3. lop yuvalağrnı iskeleye indirme görevine tâyin edilmişlerdir. bazı çiftliklerde doğrudan derbendci ve köprücü yazılmış olan yamakların dışında. s. köprücü ve bürüıııe kaydeUirmeleriyle. derbendci. 186/451. ve Müsellem Teşkilâtı çiftliğinde172 1. 295. 181 BOA. s.

İstanbul'da Ayasofya'nnı meremmeli hizmeti de bu çerçevede. piyade teşkilâtı ile birlikte lağvedilmesi üzerine gerçekleştirilmiş olan mensûh piyade ve müsellem tahririyle. daha farklı mîrî hizmetlere de tâyin olunmuştur.•••. Müsellem teşkilâtının. : N ü f u s .i 15 3 6 34 5 8 5. s. Uşak kazası da dâhil olmak üzere. Bemıâk Mucurred Muaf Talırnîiiî Nüfus 1 Uşak ma'a Yavı n Ulugöbek Ban az !'Töplanri¥. Sözgelimi. 3 Cemâziyelevvel 982/21 Ağustos 1574'de sâdır olan 183 bir hüküm . s. nâdir de olsa. s. Keza.244 83.719 398 48 69 283 19 28 61 9 16 2. Kütahya müsellemleri beyine hüküm: J&OAMD-26. bir yıl sonraki nöbetlisinin istihdam edilmiş oldukları "mathah-ı âmire" binası hizmeti bunlardan birisidir. Müsellem Teşkilâtının Kaldırılması ve Mensûlı Müsellem Çiftlikleri Daha önce.584 759 1. piyade teşkilâtı ile ilgili kısımda.: . 182 : İdiîşî Biriln Köy Adedi Çiftlik Adedi Dönüm Miktîîn Hfisd Ntftren 742 76 113 • . 216/620. bir diğer örneği teşkil etmektedir184. deftere kay dolu nnıııştur. 1 Şaban 982/16 Kasım 1574 tarihinde memur edilmiş oldukları.MD-. aşağıda ek olarak verilmiş olan listede tafsilatıyla ifâde edilmiştir. 126 .944 19. Burada. 1577 yılında sancak müsellemlerinin 831 nefer olan ikinci nöbeti ilerinin.150 13. timar ve zeamete tahsis edilmiş.578 304 453 28 Rebîttlevvel 985/15 Haziran 1577 ve 21 Rebîülâhır 985/8 Temmuz 1577 tarihli hükümler: BOA. sâdece mensûh çiftlikler ile üzerinde meskûn nüfusun genel durumunu yansıtan toplam rakamları bir icmal tablo üzerinde değerlendirmek yeterli olacaktır. 5. 317/912. üzerlerinde kayıtlı müsellem-yamak! ar da îfâ ettikleri hizmetlere mukabil sahip oldukları her türlü muafiyetlerden arındırılmak suretiyle. müsellemlerin acele gönderilmeleri istenilen.. Kütahya müsellemleri.. bunun dışında.MD-26.• •. 1582'de "umûmen yaya ve müsellem teşkilâtının re fi" ne dâir yeterli bilgi verilmiş olduğundan.ÎÖ. IS4 Kütahya müsellemleri beyine hüküm: BOA. raiyyet kaydolunmuşlardır. Kütahya müsellemlerinin bir nöbet tisinin. Kaynaklarda tavsif edilmiş olan bu defterde yer alan Uşak mensûlı müsellem çiftlikleri ile İlgili kayıtlar. burada ayrıca üzerinde durulmayacaktır. çiftlikler sipâlü yerine dâhil edilerek.Turan Gökçe müsellemleri beyine yazılan iki hüküm . « .226 228 339 2. timar ve zeamete tahsis edilmiş olan Kütahya sancağı mensûh müsellem çiftlikleri ve raiyyet statüsüne indirilmiş olan müsellem-yamak nüfus da aynı minval üzere tahrir edilerek. 169/454. UŞAK KAZASI MENSÛH MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNİN GENEL DURUMU ••• ••. ellicilerle birlikte aynı mâden hizmetinde istihdam edilmiş olduklarını göstermektedir. 363/858.

86'sı (% 9. 117.16) Ulugöbek.44) mücerred. daha önce verilmiş olan 1580 yılı rakamlarıyla karşılaştırıldığında.421. İlgili tahrir defterlerine göre. kayıtlı nefer itibariyle 1. tek ünite olarak kaydedilmiş olması dolayısıyla. Ayrıca. yüzyıllarda Uşak kazâsınm bir yönünü.793-3.153 olduğu anlaşılan ve hepsi zeamet ve timara tahsis edilmiş olan çiftliklerin hâsıl yekunu.81) Banaz'a âit olmak üzere. 1582-83 yıllarındaki dununu yansıtan bu rakamlar. bir başka ifâdeyle.719'u (% 16. teşkilâtın lağvından önceki son tahrir verilerini yansıtan 1580 yılı rakamlarıyla mukayese edildiğinde. Muaf kaydedilmiş olanların % 48. kuruluş devrinin karakteristik askerî müesseselirenden biri olan Osmanlı yaya ve müsellem teşkilâtının. Anadolu'daki küçük bir kesitini açıklığa kavuşturmayı amaçlayan bu çalışma.83'ünü teşkil eden 42'si pîr. söz konusu 931 neferin. Bu rakamlar. 19. 5"i (% 10.31) bennâk.213'den 93Te gerilemiş olan toplam nüfusun yaklaşık % 23. Bunlann nüfusu. mezkûr kaza dâiresinde oldukça önemli bir piyade ve müsellem potansiyelinin mevcut olduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır. daha önce de işaret edilmiş olan "nefer X 3" formülünden hareketle. 24 köyde. üç nahiye hâlinde yazılmış olan Uşak kaza dâiresinde. 34'ü (% 72.944'ü (% 11. 1579'da ise 47 köyde 113 çiftlik üzerinde kaydedilmiş bulunmaktadır.62) ve 7 imam (% 8. 1579!da ise 860"ı yaya-yamak. Yavı nahiyesinin "Nâhiye-i Uşak ma'a nâhiye-i Ya\>r başlığı altında.421 nefer olarak tespit edilmiştir. 13. 330'u (% 35.335 civarında bir gerçek nüfusa tekabül etmektedir. askerî olmaktan çıkarılarak raiyyet statüsüne indirilmiş olan müsellem-yamak nüfusun toplam 931 nefer olduğu anlaşılmakladır.793 civânnda bir gerçek nüfusa tekabül ettiğini ifâde etmek mümkündür. çiftlik sayısı ile dönüm miktarının birbirine yakın olmasına rağmen. 10 sipâhî (% 11. 8'i (% 17. Sâdece bir fikir vermek için.XV'XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade. yukarıda verilmiş olan icmal tablodaki.63) Ulugöbek.263-5. ser-piyâdeye bağlı.23) Uşak ve Yavı. 113'ü(% 12. 83. 127 .269 gerçek nüfusu ifâde eden 1.228 gerçek nüfusa tekabül eden 1.584'ü (% 71. Toplam dönüm miktarının 7. 1545'de 809'u yaya-yamak olmak üzere.13) da muaf zümre içerisinde önemli bir yer tutmaktadır.23) da muaf statüsünde kaydedilmiştir.24 nisbetinde bir düşüş kaydetmiş olduğunu da belirtmek gerekir.28) Uşak ve Yavı. 742'si (% 80. mirliva hâssma tahsis edilmiş olan Ulugöbek ile birlikte. Sonuç XV-XVI. ma Tül ve benzeri sebeplerle mariz olanlar teşkil eünekledir. Bu da tahminî 2. ve Müsellem Teşkilâtı Tablodan da anlaşılacağı üzere.464-5.02) Banaz'a tabî toplam 47 mensûh çiftlik kaydedilmiştir. nahiye addedilen toplam beş idarî üniteye taksim edilmiş olan Uşak piyadeleri.34) Uşak ve Yavı. hâsılların çok büyük bir artış göstermiş olduğu dikkati çekmektedir. Söz konusu mensûh çiftliklerle beraber. lahmînî 2. lahmînî 4.89) Ulugöbek. 76'sı (% 8.247 akça olarak tespit edilmiştir.13) deBanaz nahiyesinde kaydedilmiş olan söz konusu 931 neferin 515 : i ( % 55. 1545'de "yaya _yerz"nden tahsis edilmiş olan 49 köyde 22. yaklaşık 4.

raiyyet statüsünde kaydedilmişlerdir.1579'da29. Banaz ve Yavı'dan oluşan. yüzyılın eksik defterlerinde 162-229 nefer arasmda değişen nüfusu. Mutasarrıf oldukları çiftliklerin toplam dönüm miktarı. 128 . 1560'da 813"e düşmüştür. Çiftlikleri de '*raiyyet .640. Bu çiftliklerden hâsıl olan toplam gelir ise. 1582 yılında. XVI. birer köy-altı iskân yeri olma özelliğini taşıyan yaya ve müsellem çiftliklerinden bir kısmının. zamanla köy niteliğinde birer yerleşim birimine dönüşmek suretiyle varlıklarım devam ettirmiş olmaları.201 iken. 1560'da 10. XV. bütünüyla Anadolu yaya ve müsellem teşkilâlmın refi ile birlikte raiyyet yazılarak. Uşak müsellemlerinin. 1579'da nüfusta görülen artışla. 1545'de 15.357.100 akça olarak hesab edilmiştir. yüzyıl defterlerine göre. çeşitli mîrî hizmetlerde istihdam edilmiş olan Uşak piyadeleri. Bunlar.560 olarak tespit edilmiştir. 1580'de 10.268 olarak tespit edilmiştir. Ulugöbek.191.024. 1580'de 7. Yavi ve Yurtbegi örneklerinde olduğu gibi. Sipahi sancağında olduğu gibi. Uşak.954. kendilerine tahsis edilmiş olan. 1571'de 1. bunların iskân tarihi bakımından da oldukça önemli olduğunu göstermektedir. değişik mîrî hizmetlere tâyin edilmiş olan Uşak müsellemleri de 1582'de ref olunarak. 1571'de 7. 1545'de 1. zeamet ve timara verilmiştir. Geri hizmete çekildikten sonra.190. 1545'de 14.111. Bununla birlikle. 1571'de 11. alam 100-150 dönüm arasında yoğunlaşan çiftliklerin toplam dönüm miktarı 1545'de 23. Sonuç olarak. 20 köyde "müsellemlik yer" den tahsis edilmiş olan 48 çiftlik üzerinde kaydedilmişlerdir. Başta Bilecik mâdeni olmak üzere. 1545'de 33. 1574'de 20. Kütahya'ya bağlı olarak teşkilatlanmış olan Uşak müsellemleri.Turan Gökçe Mükellef tutuldukları mîrî hizmetlere mukabil. 1580'de ise 1. 1520'de 11.875.720. Bilecik mâdeninde top yuvalağı başta olmak üzere. hepsi "ser-asker"e bağlı olmak üzere.yen"'olarak. muayyen zamanlarda. Piyadelerde olduğu gibi. çiftlikleri zeamet ve timara verilmiştir.020. dört nahiyeye taksim edilmiştir. aynı zamanda.880 akça tutmaktadır.700.365. Bunlardan hâsıl olan gelir ise 1520'de 16. 1520'de 1. 1560"da 7.213 nefer olarak tespit edilmiştir.

121 .290 . •fi 4 Osman Emekse 3. i to 7 2 2 1 1 '. i • k d 3 7 6 8 1 5 8 6 4 6 5 7 8 S5 1 İskân Yeri Çiftlik MiU-dt: Al fc • 1 • İ(1 Yaya Güvendik $cvh Hızır ölugöbek Kırık Ilalil Yaya E n ı ü r (1) (1) 350 180 İSO 3S0 250 250 350 250 150 10 15 6 13 12 20 16 16 13 4 4 2 1 4. Köy Yaya Küçük Selcen Göbek Yaya İsmail Y. - 8 T Orta A 3 4 3 129 .2.ıya Hoca ? çiftlik : 170 130 100 90 350 İSO 1 3 1 1 1 1 7 1 - 1 - 1 2 2 2 ı 2. NAHİYE-İ UŞAK (Ser-piyâde) Ishak Yiğit Sevindik (2) Tunrul Mürsel Turacı? Tlyas (2) Mihmad (3) Bahâdır İbrahim Di«er îbraiıün Yaya Halil Hasan Köse Halil Yunus Bâlîeşler (3) Yahşi 160 100 200 120 120 140 200 100 190 100 150 90 70 120 İSO 100 200 250 190 250 190 210 250 450 210 200 190 200 180 200 170 220 180 350 11 7 7 12 10 5 16 7 12 11 \6 11 13 9 23 7 17 7 6 6 6 . T-" - lön 400 200 5 6 4 36 1 4 3 41 1 18 •U80. • - 2 .1 . . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı EKLER A PİYADE ÇİFTLİKLERİ I BOA.Ma.1 - 22 1 - r 2 - 2' C 7 4 9 6 8 1 . 2 .XV-XVT.Diğer <>aii> Yakassi! lûl resîde At ıııak vs.TD.1 Kızılhisar 1 1 2 İ : - - - 1 5- 1 Kızılcasögüd 2 1 1 1 2 - -3 .237'YE GÖRE 1545'DE UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK(Hâssa-i Mîrmîrân-ı Kıualıisâr-ı Sâbib) Dünüm 'Hâsıl Nefere n Pîr ViiyuNa.1 6 5 6 4 6 3 2 1 4 4 7 1 4 4 11 3 5 5 12 1 8 1 - 1 3 - 1 2 dm • • 1 : ' • - • •4-.1 ? -' .Sagjr Mu.

1 3 ] 1 3 3. 17 [9 15 :» 77 NAHIYE-İBANAZ Balarbulduk Emirabiid Susuz Aynı kavak Emir Aziz Kün Gökkaya Dutluca Kuzviran Hoca Ahine d Tegmür Hisarbcgi Errıîn İ İd u tan Osman Biivvamlu Bayram begi Kara Îshak Timur Yalıya Hisarbegj Çakır 100 70 50 180 140 100 160 8 7 4 15 6 10 6 5 5 4 .Turan Gökçe Şeyh Zekeryâ Yalısı İbrahim Arslan Uruz Turası Zckcrya (5) Hıdır Yahşi Hüseyin (5) Yahşi YurLcu Seııdel Mahnuuİ Hüsrev/Yuvaca Eşref Eymür Eynchegi 34 ÇiÛlik 150 60 180 170 130 280 S .1 6 . 310 40 2 10 d m 5.:" : - 1 1 • • 5 500 150 400 14 13 8 15 14 16 5 7 7 7 4 Îshak (1) îshak Oruç Gazi Dunılıı pınar Cullu Kızılca Okçu Osman İne? Yahya Ku^limur Culiah 63 250 70 İSO fil 70 2 - 4 ^ 1 6 1 7 190 250 150 150 170 7 7 5 4 2 1 1 - - 4 70 84 1 1 3 1 3 1 6 2 130 .1.T 310 150 12 11 9 8 12 1 1 1 1 1 2 3 260 190 320 120 so 1511 50 370 2 2 3 3 3 4 8 7 6 1 - 1 1 1 4 ] - 4 dm 1. 1 4 1 1 1 - .1 4 2.1 23 ') 8 7 14 290 470 - - - K fi Bulkas? ^Köy.1 6 2 - - - • 1 1 2 2 2 5 - 100 230 220 290 190 290 290 250 250 410 8 Güğüm 15 S 11) 9 2 2 1 1 7 6 5 - 4 • 9 - 2 i 100 140 120 s 5 6 10 S ] I 2 2 i 7 3- ö 5 6 - - 1 200 140 330 5 2 17 Karhk 31 7 7 11 12 6 6 6 70 120 250 100 150 100 190 370 150 1 1 2 11 2 14 4 dm I 1 3 4 0 ? ı 1 1 4 4 1 1 . 3 •i ' ^ 1 1 T K O [40 200 180 2.1 51 4 1 2 9 - G 6 4 6 6 S 4 . 250 300 250 430 6 7 . - .I1U S 2tYU 40? 21S 14.V 4 ir.

1 1 ) 4 '* 4 1 1 • 1 t 1 2 2 • ! s 14 15 15 10 1 1 - - 1 1 - 190 350 330 300 180 700 300 500 250 350 350 350 100 14U 320 190 37li ı 4 4-.O 6 3 4 .f'ivtın. > . 4 I - .•#-• Müstecab 1 2 .XV-XV1.I 14 16 35 NAHİYE-I UŞAK Kınık Ululıeg Sunkur Karalı olu Almaçtık Dutluca Kürtcik Ulaş AkgeçiHi Kayalu Emeksö Manıakayası Iluca Lâl Bağlıma K-ü-jlcasögud 16 Köy Kınık İshak Nusret(l) Bekir Mîsâr'ir Savcı (2) Mihmad (2) Köse Yusuf fi) Görele Siilcymanoğlu İdrıs Kerem Yalısı Tiişgıın Belfis? Musa Bekir Sendel Timur Yunus Isâ Beti EyiK Gazi ] Derk emiş Hamza Bfılî Atgezdüren Kara Halil Eyncbegi Orhan Bahâdır Adil 29 Çiftlik 270 250 200 200 140 İMİ) 300 300 27Ü 250 2S0 250 350 400 440 350 250 750 370 550 300 400 4S0 400 170 290 310 340 500 300 490 350 260 570 100 HI.7*7 15Ü 4.1 Eymir.1 ı • . • fi 3 • n 2 1 2 1 1 2 V3.•.4 S. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâh Kayıcık 14 Köy Güvendik 21 Cinlik 70 2.İ7İ) 10 13 18 10 6 6 7 5 6 S 7 6 6 7 7 6 G 6 2 7 10 4 2 0 7 9 4 3 15 4 9 2 3 6 :ı - 2 1 1 .1 - 4 4 4: .-S 7 0 9 ?n. 2 250 38IJ ı: 4 300 180 450 2Ştl 7 . Yayla Mustafa Temiirhan 1 J 131 . ~P 9 .fi 4 : > 1 -î 2 1 4 4 1 1 11 22 12 15 8 10 15 14 S 7 11 7 36 17 14 7 fi 15 9 368 1 1 1 1 1 . 320 zn- 4 ]3 14 75 NAHİYE-İ UŞAK Sevinç Ali (lj Hasanhegoğlu (1) 80 140 150 80 90 160 220 240 100 180 180 12 11 7 9 10 11 7 6 6 4 6 > 4 5 i 5 3 I 1 1 .3 3 • :. :-$-'-. - 7 3 1 ! 14 ') 4 - 3 1 1 2 1 1 1 1 ] 7.1 8 8 R 5 10 7 18 !) 6 5 8 7 204 5 1 7 1 .

î(] Koy 2yCifilik dm=Derbeud muhafızı . - 4 .9 7ü.\-<] id ?5ıı 3Ü:J 180 180 150 90 •} 250 1 11 11 y 10 1 7 7 1 4 4 • 1 2 7 3 19.h'it Vilm.10 5 - ')"•? ti BOA.1 2 - Çarık - 300 250 390 120 ? 11 11 7 15 10 11 32 7 15 15 15 20 17 13 19 İG !> I 5 ö 4 4 2 4 S 5 3 2 4 7 ^ 80 •> - 1 3 1 - 1 .." VilVIt-' IV.ik f.mı 101 vs.4SCI 13 14 - • 1 ! L 1 ti - 1 1.9 Çiftlik ııliıi] Hüsıl ri'Şİtli1 Pir İ.1 1 1 1 1 - - s 1 - Hİsaiözü Orta Sorkun Göçeri - 1 1 4 3 [ 4 4 3 5 4 S : 1 100 100 100 150 İSO 160 (> ')> M e 7 - n s 21li :. Bağbaşı 250 1000 250 i 40 180 G 8 7 6 10 8 2 5 145 • i şair ] Sffif ." 2 'i •ı •> - -4 - 4 6 •> [Jlugöbek 250 250 180 ) 400 2f'fl 3sman 3 m ekse s 9 7 7 ? 9 9 • 55 1 - - i 4 - 6 .6 7 ti 1 > -1 1 - •' 350 İSO j . - Oâih iti M îirde L'rd \l.• Nv.lıassıj MÜ uı.TD-320'YE GÖRE 1560'DA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK (Hüssa-i Mîrnıîrân-i Karahisâr-ı Sâhib) " DÜ.- Eymirsevİnç 80 340 150 200 140 200 1500 150 150 100 170 640 250 270 200 7 15 5 7 7 8 11 6 Ak.>k îsk.Si.kili. 1 10 1 4 4 2 ! 2 1 1 1 I 1 t) Uk-r • 1 ' - 4 5 2 .m Yeri Çifllik Yavii Güvendik Şevh Hızır Kırık Halil Yaya Rmür Yaya Küçük Sülcen Göbek Yaya İsmail Yaya Iloaı 3 Koy . • 76 24 132 .Turan Gökçe Bayezİd Hızır (4) Sende] Eşşek Alımcd Ilvas Resul Karesi Bildulan (2) Resul (2) Mı ki loğ i u? Güçlüoğlu Evran (3) israil Mustafa Turbcgi (4) Tavus Ali (5) İvaz Hasan (61 Cüllah Ali (6) Mümin Yurtbegi (3) ibrahim (5) 13 Cı 250 2S0 300 MÜ 34 17 11 9 14 5 7 7 / 5 5 6 15 11 2 2 1 1 1 2 3 1 1 1 1 0 J80 190 150 150 130 3SÜ 6 7 4 6 ı5 6 .

7 7 12 dm : ! 1 6 Köy .5 210 10 > 2 7 7 ) 4 • . 2 7 - Ona T • ! 270 170 7 7 230 15 9 5 "2 •> 2 4 > ' 1 * • a 1 7 •> •> ? ? 7 7 7 7 7 - ? • 7 . 1 6 ? 1 ' 7 50 3.2 1.1 180 170 6 1 3 11 3 4 1 Güğüm 320 100 7 7 6 7 14 4 eo • > 6 •> 7 5 9 '> 12 7 6 7 7 7 5 2 7 _1 7 1 - 1 S i 7 - 7 2 2 ? 100 IV) 0 120 250 - 1. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı NÂHİYE-İ UŞAK (Ser-piyâdc) tahak Sevindik Yieil Mürsel TunnıJ Bahâdır Mihnıad Turacı Balı eş Fer Yahşi İbrahim Diğer İhnınim Halil Hasan Köse Halil Yunus Şeyh Zekerya İbrahim Arşla n Yahya Uruz Turası Zekerya Hüseyin Hızır Yahşi Yurtçu S e ııde İ ICO •> 250 7 190 9 7 7 2 1 1 4 K 6 6 7 - 7 - 7 - 7 : • • - •?.XV-XVI. > i' 2 11 100 250 150 7 7 / 6 7 S > - 140 70 63 50 200 • ) 150 120 250 7 14 <) 12 15 17 • 1 7 2 1 2 2 1 - 6 B 7 - - 1 ? 1 7 6 3 • • ? : 7 7 1 7 1 7 •••?• .• •W 7 1 • - '? 1 ? - i 1 • 4 Kızılhisar 101) 120 120 130 210 190 5 12 fi 1 3 3 - 1 7 2 1 1 4 6 n • 200 210 • ı 9 • ) KiziJcisoguJ 100 ? 100 ISO 6 1 2 7 1 - 1 ? 31 •i. •4: 6 1 ) 140 ! 150 70 120 200 100 150 250 1 11 7 21 8 5 ? .3 70 211 148 •46 . •? • 5 '•? 133 . 1 a n 18 1 55 N AHİYE-I BAN AZ Bakırbulduk Susuz Eymirâbâd'. . 1 2 T 1 1 - 2 1 130 270 6 10 7 Bul kas? Mahnıud Eşref / Yuvaca Eşref A yıl emir Eyııebegi n çiftlik 1 4 - 7 150 290 470 •> 7 s dm - .' Hacılar Kızılca Dutluca Gökkaya Hoca Ahmed Beplemür Emin Hisarbcpi İkiuum Okçu Osman Ishak Hisarbegi Çakır Yahşi 100 70 180 140 1 8 4 7 7 6 4 7 7 7 - - o 7 - 7 1 7 3 9 - 1 .290 5.1.1 7 7 Karlık 200 100 4 7 1 15 1 I.1. 7 7 7 7 • ••? ISO 350 7 200 } 7 12 6 4 3 7 7 150 7 170 120 •> 7 16 7 8 7 G 7 3 ? Ğ 7 3 1 7 ? 7 7 1 1 ? 1 ı 7 • ) ' - 7 3 ? 2 7 77' 7 ') . 7 .

51 33 - . 4 > i 12 7 Kürecik Akgeçilü E m ekse Manıakayasi IIUCII 13 9 i 1 •> 350 7 370 7 7 4 •) 7 500 T 7 7 7 7 - 7 24 • ) 2 7 ? - ? 7 Ğ 7 6 1 1 7 7 •7 1 380 300 7 LSI Kıztlcasögüd 430 350 7 14 .İl .250 • 104 3 2 13 37 NAHTYE-I UŞAK Kınık Ulugöbek Hasan İshuk Nusret Bekir Misafir Savcı Köse Yusuf Mihnıâd Küs üre e Süleyman oğlu kiriş Kerem Yahşi Taggıın Melfis? Musa Bekir Sende! Timur Isa Beg Hamza Bâli Alpezdüren Kara Halil Eyııebtijîî 270 250 7 200 140 7 350 190 t 3 EK) 180 7 .300 300 7 250 13 7 11 9 7 8 6 ? a 6 7 7 fi 6 7 2 7 3 7 7 7 • ] 7 7 3 tim 7 • 1 7 1 •)• 4 i • 4 3 7 2 4.130 S 11 9 7 1 6 8 8 7 7 - 7 - 5 •>• 10 6 ? 1 ? ! 7 4 2 2 - - 1 '7 ' - - - 3 6 i il 4 1 1 - 5.. Âdil Orhan Bahâdır Yunus Dirkemiş 26 Çiftlik: e 7 150 450 100 190 280 570 170 340 7. ! 5 2 •I 7 - 7 - 7 - 300 500 Dutluca 250 ı 350 370 550 300 7 480 400 6 y 9 7 5 7 8 7 8 9 7 18 1 2 1 7 2 - 2 1 7 7 1 'i 1 3 - 1 • S.S)37' 250 400 •> 2 1 • > -40 2 5 6' 4' - 7 7 4 7 6 7 153 5 •' 5 7 ?' 7 14 Köy 3. 7 1 7 7 - 1 Sorkun : ] : 3. 3 7 •3' 6 •> 250 7 400 - • 7 1 7 7 • Karabolu Almacık 350 î 7 6 î - ? 1 1 1 • 7 11 5 '?.197 1. 350 250 7 9 8 7 9 7 7 1 ? - 7 ? - - 5 4 >.5 10 1 04 134 .570 . ••) .\_ Turan Gökçe 84 ISO 70 J70 250 7 il 7 2 Kuştinıur Dıı mi ıı pınar Kayıcık Kürt Ey ne Ayrukavak Kuzviıan Culhh Çuliu Güvendik Kara İshak Timur Yahşi Osman Bayramlu Ishak-ı diğer Oruçüûzi 20 ÇifıJik 2 1 1 150 2(50 130 7 300 8 S 150 80 7 200 13 ? 8 6 7 8 6 7 7 2 - 1 i - î 1 3 3 1 •ı i ö 4 - 1 ! 7 1 7 7 5 5 7 7 ? 1 - 6 6 180 250 7 l.• Bağlııca Ulaş Kayalu 14 Köy.

• 28ÇiflIik :m .T 7 7 '? ? 1 250 •/ 15 7 ivaz Hisar özü Orta Sı>rkuıı Göçeri Hasan Cüllah Ali Mümin ibrahim Yurtbcgi 9 Koy • 150 150 7 100 100 100 2.010 If) 14 (J 213 • 8 '.1 10 . - - - 'i - - } T 7 1 ? 7 - 3 1 1 :3 7 7 7 4 Çarık ? 7 7 7 9: 3' 3' 7 . 1 4" - Eymiısevinç Akkilise 240 300 ? 420 120 7 400 7 290 '1 - - 7 ? 7 7 7 7 7 3 7 •ı 7 7 1 7 2 7 T > 2 7 • ) ı: •-• "7 7 1 7 7 7 7 1 1 4 3 7 (5 .1 > 7 7 İSO İSO 7 7 - 7 • > 7 •i - ':' 7 7 90 90 150 150 7 250 80 i 230 ? 200 7 200 7 S 6 ]2 11 ? 6 16 1 e 6 S 6 7 6 7 •) 2 4 2 7 9 • . .!)• 3 135 .2 2 4 69. 7 10 7 4 T' Ö 7 .XV-XVl.470 250 140 1 10 11 • ? 150 160 İSO 4.lüoğlıı Evraıı İsrail Bağbaşı Mustafa Türbeni Tavus Ali 80 140 '.' 60 ? 150 7 : 180 220 •ı 11 7 •ı Müsleıriib 100 '? 250 7 7 10 } 6 7 ? 6 7 6 7 - 6: 9 2 6 > 7 } 1 ? 7 1 7 .î 7 4 7 3 4 7.1 34 7 İfi ) 15 7 7 •j 14 T 4 1 4 7 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı NAHIYE-I UŞAK Sevinç Ali Hasanbegoğlu Yayla Bâyuzid Hızır Semte! Minnetoğlıı Mustafa Temürhaıı Hşşek Ahmed Ilyas Resul Karesi Bin di naıı? Resul Güı.1 î 3 ? - 1 - 7 • 7 1 4 1 - - 1 1 1 11 7 1 7 1 i 1 6 t .' S 7 ? 7 S 7 7 8 ? .

.cr Ihralıiııı HHIII MiLSüll Köse Halil Yunus Şcylı Zekcr\'« İbrahim Arşla ıı Yahya .* . - m?. ... 72 16..TD.ıSO 250 250 250 250 150 150 400 260 IX'ren 10 14 S 14 10 YÎI- i..-Vlik t'eti Atik iıl id 2• 4 11 f\ / 4 7 > II.. İliam ja.vSO 180 180 170 150 100 "XI 350 ISO M fısıl .' 4 • ıs 16 y 13 - 1 1 • 3m. U.uk • • . * • : .ssıl İVI. 1%:-.:.-i'i ÇiCllik Yaya Güvendik Şeyh Hızır Kırık Halil/ üsmıkcı Yaya Enıür Yaya Küçük jSclcaiı Göbek YitVii İsmail Yaya ]KK:II J--Ciil..1.349-.„. 574 / 574m'YE GÖRE 1575>'DA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK (Hâssa-i Mîrlîvâ-i Karahisâr-ı Sîîhib) İskan Vi. • )iğer Gâib Miirde 1 ' 9 8 I0 8 8 in - 1 " Ulugöbek .1 2 2 3 2 5 a 1 4 13 :> 10 6 1 1 - • •*•• t-. - / ' - • - - 1 - 1 1 1 - - - Güğüm - 6.-/ •i .k.ızılhisar Kii^lcasögüı] m Orta 8 7 6 9 1 7 6 6 S 7 9 S y 7 12 S 7 7 e 1 2 2 .••••• .Ü. 180 200 120 120 200 130 100 140 100 120 100 150 90 170 220 150 150 160 17(1 60 250 280 110 130 45iı 200 210 250 ISO 190 200 180 370 360 150 2S0 130 320 100 7 12 11 6 14 10 (7 7 12 11 15 22 11 12 26 13 VJ 15 ') K. Dönüm ..'Iiû! MuPir 3 5 1 5 2 6 7 3 vs.. NAHİYE-İ UŞAK(Ser-piyâde) İs hak Sevindik Miirsel Tuıırul flvas Baluîdır Mirmıud Turacj Balıeşler Yahşi İbrahim Diı.-K) • A. i '•1 - 1 2 - - - - 1 -••- 6 1 2 ~ • - - - 1 - 2 1 4 1 1 1 1 İ • - . • 3 - A.4 S - •':"-. •••-••:• 136 .: :.Turan Gökçe III BOA..: . . 2. :. . : .

Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 10 [4 Karlık \ 'm/ Turası Z^kerya Hüseyin Hıdır Yahşi Yaiışı Yörük Mahmud Eşref / Yuvaca Eşref Aydemir liyıifiıegi 32 CİElliir •' v.- 2 3 2T • 4 :5 ]_• 5 6 il e- 1 11 a .- - 1 1 ?•• 3 •4 - 2 1 2 y 1+1 - • * • : 150 70 200 100 150 33U L 8 6 T 21 9 11 17 16 36 - 100 270 150 2yo 47 0 6 6 10 7 15 3 5 - - 4 • 5 -7 Bulkas'.4p:0.92Û 11 7 y s 7 17 11 7 11 28 9 9 9 5 7 11 8 7 177 6 7 5 7 5 6 7 7 8 6 / 7 5 7 7 . ? 7 U 2' 2 3 \ 5:.XV-XV1.f\ ..:ı .1 1 .T. 2 1 .4 .- - • »:• 3 .• 2 NAHIYE-İ UŞAK Kınık Ulutföbek Masan Asi ıhan N'usrel? Bekir Misafir Savcı Köse Yusuf Milımâd Küsürce 270 250 270 200 140 180 350 30 330 300 300 270 250 250 250 400 350 460 10 35 10 16 12 9 10 7 13 6 9 8 S 7 7 7 S 6 4 5 1 7 5 2 3 7 - •2 - 1 1 1 - Sorkun - ' . 137 .i Kov H»ca Ahmed BöHtemür İn 11 iki Lan 'l'imur Bayramb(ü£İ Okçu Osman Asi ıha» Uisarbegi Çakır Yalısı Cellat Çıı Hu Güvendik Yahşi Osman Bayramlıı Asl)lıaıı-ı dİgcr Omç-üâzi 100 70 80 140 KO 150 70 63 50 200 150 84 İSO 70 70 200 18(1 250 70 180 140 180 250 130 24U 150 150 120 250 320 170 250 150 150 300 250 400 140 J. - 16 - 1 - .1 4 3 1 1 .1 1 • 1 1 ı 1 2 I .13 .D \ 1 2 1 4 3 1 1 - 1 .:ı . NÂHİVE-İBANAZ Bakırbııldıık Susu 7...' fi Köy h=hatib 9 11 - 1 4 1 ~F :: A.:. 150 10 Ü 140 140 i 20 200 240 1 5 7 8 6 7 230 29 ü 250 23U 25U 200 lu 9 <J s 2 6 0 - 1te.7.1. Hacılar Ey mir Aziz Kızılca Dutluca 0okkaya Kuştimıır Dıımlıı pınar Kayıcık fîyne Ayrukavak Ku KVİrajı r.:. • - - - Karabolu - ...

: •••.::. .. 2 - - r - - 2 1 4 1 2 2 1 1 - 1 dm .! NAHİYE-I UŞAK Sevi [iv Ali 140 150 S O 130 15iı 150 90 150 150 170 250 80 80 130 150 200 140 200 531 150 150 100 100 100 .Turan Gökçe Almaeık Süleyman oğlu Evres? Kerem Yalısı Taşgıuı Belkıs? Musa Yem? Sen del Timur Isa Beg HamzaBâlî Algezdüreıı Kara Halil Eynebegi Orhan Bahâdır Yunus 300 180 700 300 500 250 350 350 350 140 370 250 3 SI) 350 150 750 370 550 300 400 480 400 230 500 300 430 350 280 57D 17li Duduca Kürecik Akecçilü Emek s e Mamakavası Eslüce Lâl S 8 15 6 13 7 13 15 10 8 28 ][) b 1 5 1 5 1 4 7 4 - - 1 4 8 6 5 7 6 7 7 G 7 13 7 y 5 7 8 7 1 - - 4 • - - - - 1 2 1 1 1 1 - - .16 • ıa 8 7 6 1 • - m .şşek Alımed liva s Ey mi rs e vinç Resul Karesi Bindinan? Resul Genç lii oğlu Akkili. i 9 7 12 3 9 3 6 3 5 5 1 - Bağbaşı 1 - - - y 1 1 1 - 9 - Htsarözü Orta Sorkun Göçeri 250 140 180 150 160 7 8 8 7 7 1 . 1 •9 - 9 ..ı 1 3 4 6 138 .4. 3 .ı - 1 10 ^ 8 4 4 2 1 - • - - 41 .1 300 İSO ıs - - 7 - S i 4 3 Bağluca Ulaş 450 100 10 11 11 X - - - • :İl"4--kö^!:::.8 7 2 1 2 7 9 Mİ 6 S S 7 7 6 7 17 10 8 10 9 11 .:İOl::. so 18(1 16 7 11 13 35 !<! 0 14 9 20 15 9 7 15 12 31 18 22 15 19 14 13 11 14 12 14 7 6 7 Miistecab Hasanlı ogoğlu Yayla Bâyczid Hızır Çarık Sende] Minnetoglu Mustafa ]7.P.".•:?•:-..se Evran İsrail Muştala Turbegi Tavus Ali ivaz Hasan Cellat Ali Mümin İbrahim 220 240 100 250 250 150 170 180 240 300 250 420 !2U 160 430 290 200 250 1000 7 9 1 4 5 11 3 2 6 3 9 S 2 1 4 2 1 1 4 2 2 - 2 1 • : ' & • 1 ^ .

Mıı. • 9.326 3.kûıı Yeri S ojiti d JÜgüm Çiftlik nehoca Scyh Zckcryâ brâhim \ ısl an srâıl 'avus Aii "urbegi ivran vlustafa vaz -lasanbegoğhı Dünüm 150 50 ]Ğ0 Ilâsıi 1.500 200 150 147 150 161 140 82 80 100 190 50 700 300 500 250 350 200 350 100 200 91 100 120 150 10Ü 150 230 30 103 1 2 3 1 Bağbaşı - Vlüstecâh Sorkun Mckilise A' Vay la Sevine VI L mi ıı i Güçlünğltı Karesi i e r e m Yahşi Taşgun 3eliş 1 - 1 - - - Dutluca vlûsâ Bekir Bayıambegi (M) 6 1.567 2.965 2.386 2. 24 .500 2.200 2.452 1.28.Iasan Köse Halil 12 7. 3ria Yunus Ilır ahim Jıgırr Tb rahim 16 •9" •.İO-.12: 13 ıo .803 2. Karakeçili! Vlamak "illiah Ali - - •^•İ2-::"...200 2.600 2.106 2.219 2.. . 21 . 7 5 5 6 10 4 7 9 7 7 6 3 - Mû n.345 1.T0-158'E GÖRE UŞAK KAZASI MENSÛH PİYADE ÇİFTLİKLERİ :.213 2.18 • " — " .600 2. 11 8 • 12 9 ".200 1.500 3.312 2.M 14 13 • 6 6 5 4 10 10 10 7 6 S 6 8 6 7 6 17 7 5 7 6 Ğ - 8 5 7 6 10 11 14 4 4 3 2 4 3 7 8 17 6 1 5 1 4 5 2 3 6 3 3 2 7 2 S - • - - - 3 1 1 - - 2 2 3 1 - 170 203 1. 5 - 139 .639 • Pîr Ma'lnl Di vinç )İğM NtflTtlI Ik'imük Milccr m u m .850 2.Mpûllî Sipîihi Kevvid Vs.57 8 3 1 1 - . • 1 1 - - îamfakih (M) Kiirtcik S ende1 Feımu' 3S1Î Eşref Yahşi Halil .300 2.XV-XVI. Seril 1 17 12 .500 2.- -" ıao 0:710- 25 11 - IV TKGM.000 999 2.184 2. 22 .11 10 . 16 ..KÖY: .259 2.SÛ0 2. lıuisıl -mi zâdc." 180 80 4.2 T •15 .KKA.. 10. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Oğlakalam Murad M a çr e m şah YııvacıhırV İ1.000 2.İ4I: 250 16 16 422 12 S 2.. O f t H k " .706 300 250 3.700 2.d.500 200 600 2.600 2.899 2.

434 2.v. . - .556 2.359 400 3.: 1 3 : . 9 8 5 7 7 6 6 4 6 4 7 4 S 1 7 4 3 1 4 2 5 3 6 6 2 7 1 4 12 7 8 3 3 3 3 16 7 9 4 4 2 1 1 - - 1 i. i 00 2.560 •-. : 3 ökçe -• 1 J 4 1 2 1 - 1 - • ••. 1 1 2 143 350 250 100 90 180 İSO i 70 150 80 177 81 90 n - :--9:V 9. • 1.200 3.-•_:.l-5'":" 1 : 1 :: . - 5 6 8 5 15 5 6 11 7 8 7 9 8 10 5 10 6 8 12 6 10 • •: .Turan Gökçe Yahşi Mi (M) V'ahşı-ı Dıger Hüsrcv ıı. JO .634 2.300 150 150 2.542 2. 1 4 .'. V • .„ . " "10 8 • -.•.220 2.4 : - 14 24 • . .••?•! 4 3 7 6 2 îyuıiratfvİEiç Okcuonıer (M) Karesi 150 100 .j • 8' : i ." K:-: •:•$.200 2.566 1.500 2.000 2.331) 2.598 2. ' 7 • • . : - 1 - : • - • ' • . • • Ulugöbck Şeyh 1 lızır Kırık Halil Yaya Umur Orhan (M) îayram (M) îîiyıntlir (M) 3smau Yaya Kliçük Bildi nâu? lesîil îcsûl-i diğer Mustafa lyas îşşek Ahnıed Aydın (M) Sevinç i i 300 2.15.14 28: ••'•••". - - • I 1 - 11 1 ».300 2. Yuvaca Eşref Turası Hızır Yuılcu Uruz Sckcrya Üüseyin Mahmud Sendel (M) Sevindik shak tfürsel Tınını] YiğitYahya Yakfib -Iızır(M) Femürhan PeiTiürhaıı Yurt be gi 200 150 152 100 100 102 81 150 İ40 140 200 120 200 180 120 120 138 60 150 100 90 100 100 150 İSO 2.d.410 2.• .798 2. 9 .000 2.10-:-.022 ı& . • ." • " - • dİlgarb <Sfirviranı brâhjm Aydemür nebegı Cara Dâvııd Yaya Güvendik shak Ü elce n Göbek 21 ' . .••6--.220 1.-> 1 Kızılhisar 15.000 2.547 2.530 409 2.000 500 3..550 2.400 2. .335 2. • • : • • - - S • 140 . .760 600 2.-10_j • < ) • • ' - Karlık -9 • "12 1 1 - - 12 • • • : i 4 • • .00U 560 490 300 300 2..666 2.

- . 4 4 6 5 6 - 9-' 9 12 '• .0S5 1. .SerSbâd 141 .İce Vuvacı Akdepe Ali Mahmûd (M) Hüseyin (M) Haydar (M) Isa Beg Yunus Af ab (M) Alice (M) M ur a d Eynebegi Hasan SOıznncı Halil (M) Deltkuşlu (M") Durabda] • - - - .535 592 215 215 • Hisarözü Kayalu Çaıakalaıı Emekse Manıakayası 16 7 12 11 IA 2 - - - 1 - 5 R 14 8 5 5 10 - 11 ı 3 1 1 4 5 2 4 6 - 1 -I 7 • .510 150 .300 2.400 2. - 1 - .. - .600 2. : • 1 - • 200 100 250 150 25 200 200 140 İSO 350 300 İSO SÛ _ . .XV-XVI. 400 2 210 2 21 1 1.0X4 400 350 300 273 273 132 133 2. ! s. . • _ • • • 2 6 - - - - Kj^ılcasögüd H.000 2. • 7 4 5 •: 4 Hafiluca İne Gazi İne Gâzî-ı diğer Be^irFükih (M) Abciııl (M) Turbegi (M) Bahâdır Orhan Karaçalınız 6'J7 46 80 <o . • .035 300 1 2 2 2 26 d 234 252 ""Sy 1 6 '7 • 5 5 7 - - - - • Nıısrcı S un kur Bcglu Misafir Savcı Kara Halil Stıleymnnoğlu İtlıis oğlu Mıkıluğlu Bâyc/itl Hızır Sondiîl Hasmı D ırk em iş Isce Ha niza BSIİ Yaya İsmail Yaya Hoca Atgczdürcn Çal al tu Ilyas Bahâdır Mîhnıâd Adil 10 13 1* •j 7 7 7 4 11 uca Almaçtık 3 0S5 2 2OG 2 201) 2 207 Ifc 6 10 7 34 6 \6 5 6 1 - - - - - - - - - - Çarık 80 165 148 150 68 100 250 350 148 254 100 200 130 100 250 40 40 41 5S 100 70 120 140 100 250 300 270 100 - 2 mn 2.2OU 2 -1^2 "32 3 131 3 060 2 ->2O 2M3 2 33. ) . - 2. • .200 778 410 300 1. " " • • : 4 2 1 2 3 6 6 4 7 1 2 4 17 6 1 7 3 10 3 3 1 - - - - 3 - - - 4 2 - • - • • : • • - : . . : 12 •ıı "?• " ~ • . • • . - " : - ' • * - ' . . Taslu Akgegilii Ulaş Çukurca Oğl akalanı [. .V'usııf Göl ece Mihmâd Karaholu 350 3.500 2. - • • . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Küse.âl Kınık .500 500 150 1.

f i .000 2. • • • : . D utluca Dumlu pınar 6 6 10 5 6 7 • 2 1 2 1 2 - •7 - " . V .-'.226 2. " .6 6 .• : " • : " Oturak .066 2. • 3 3 6 5 1 477 - - 27 - - - - .. . • • . • Emiraziz Susııy.300 2.256 ' 49 Koy 6 13 2i NAHIYE-I BANAZ 11 doğan Baktrbuklıık İl doğan Huca Alime d Bcgtemür Onıçgâzi Aşık Beg Bâyczid İshak İshale-ı diğer İbrahim (M) Halil (M) Laıuk (M) İsmail (M) Polad (M) Hoca (M) Batak Hüseyin (M) 140 100 70 2.200 600 2.618 2.600 2.•9-:- 1 - - - 1 - 2 - - - - - - - - - Kızılca îne Kel anin '•7 •': 142 .150 120 250 350 310 300 300 200 2.290 300 • - e : - - 11 . v .400 2. .000 557 250 2. 11 • ~ • .600 2. .. .420 2. _ . . ••: '.4OU . •) 5 6 5 4 6 6 1 1 - - 1 2 - - Gökkaya 10 ıe 13 11 . .200 250 400 2.320 300 2. • 5 - : : - i " . • •' 5. ayıcık Kuştiımır Doğancık Kal'a Güvendi k Ciillah Kurd (M) Aydın (M) Yahşi Hisarbegt Çakır Oyumken Bayramlıca i Suyu uca Hasan'? Enıin Okcıt İshak Yaya israil Çııllıı Milımâd ve Yaylaca Temiir Okçu Osman Yahşi Halil . > • • - 2> .S86 370 3.90 200 70 78 70 50 200 80 150 34 80 63 180 80 70 70 80 •• Kuz viran 2 6 7 4 - 4 5 5 - - - - - - - . 12 : . > '.- 1 3 6 9 4 K. 7 ..645 2.M) Karagiivcnılîk Süleyman Oğulbegi 144 Çiftlik 215 150 80 150 80 80 150 150 150 215 300 340 1.. • ' .Turan Gökçe Karacahisar • 7 Çerde me Eymir Aziz Mjıremşsh Mor uca Sıvaslu Sazak Sügüdlü ÇaL irice (M) Mesud (M) Yuvacıliir Mûsâ Bayındır (M) Daraca (. . • . • 2 7 10 10 9 (*) 20 - 1 - - İĞ 15 10 1.333 519 2.• 9 no .100 2. • > • .066 500 450 400 2. • • . \ L " .000 34S 2.

Osman Bayramlu Çubuğa(M) Sâliheddm(M) Murad Gündoğmuş (M) Harı (M) Ilyas Köse (M) Afifi fil il. '• 1 |1 / t •- (M.I - - 2.. 1 70 150 İ 80 70 160 170 - 400 200 250 - 6 4 - - - - - 1 :. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Kürt •} KÎıM lshak Manastır Oynıkavak Çukurviraa Ovacık Oği akala ııı Kabaaüaç Fil ÜS i 26 Kilv Rteoglu (M) Şeyh . "4.:.400 2.XV-XVl. t:*. 4 3 - - - - - - - - - - -" - - - '' S'S- 2 1 * + • •'•.200 500 300 450 400 250 250 10 7 -. ı\k\kui 143 .

TD-0. NAHİYE-İ ULUGOBEK Tulluca Emekse Dümerek Sivasî A Koy Yunus Çubuğa Bıyıklu Kara Yahşi Cıngılojlhı 5'ÇiflIik • fi 5 7 1 1 1 I 4 5 4 6 4 19 - - 23 NAHİYE-İ BANAZ Kuzviran Gökkaya Doğan Barınak Ilyas 3 8 1 1 2 7 - - .Yltıb. Malûl UÎY«e Göçürdük Göçeri Kızılhisar A. - - 1 i - - - - - - - 2 .vşar Y'urtbegi Kürt Balıalanı Yi re piren Saray 10 Köy 5 7 5 95 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 I 1 1 1 18 5 4 5 3 5 5 3 3 3 5 4 3 4 4 5 4 6 4 75 Durbe IKI .Turan Gökçe MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ r MC.93'E GÖRE 1457'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK İskan Yeri fCâfırviranı Çiftlik Kanıca Ahmcd Nuh Yurtbegi Küçük Yusuf 3ıyık oğlu Çakır il Masan Bmür Yenice Dügüııcüoğlu Kava ak Kara Halil Yayla Yurtbegi Kürt Süleyman Kara Bayczkl Sâlıib Mihnıadbegoğlu Sarıcakavak 18 Çiiitlik 6 6 6 4 6 7 4 4 4 6 fi 4 5 5 6 MİLsolll'lli Yanın k Mu- Pir.

:. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Çukurviran Çorumpınar Dumlupınar Gögüoğlu Bâlibeg Güçlü Hüseyin Dursun Çubuğa Gazi Elvan Bekû" Fakih .... .72'YE GÖRE 1489'DA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İUŞAK İskan Yeri Cinlik Karaca Alımed Nuh Yurıbegi Küçük Yusuf 3ıyık oğlu Çakn İt Hasan Emür Yenice 3ügüncüoğlu Kavauk Kara Halil Yayla Yurtbegi Kürl Süleyman Kara Bayezid Sasa Mihmadbegoğlu Sancakavak Kara Yahşi Kesmik ve Dûndur 20 ÇifUik Hâsıl Nı-- Müsellem nıak 5 7 5 S 4 6 6 6 8 S Vii- Mii- Mııliiisüil Malûl bÎTâ- üer... ..-. 3 . bi'iıtl - Kâfirviraıu CJÖÇCI" Cızı] hisar ^vşar Yuribcpi Kür! 3 £i halanı Yiregiren S ar av Jümerek Yavı UKöy.. ' 400 300 300 200 500 200 300 250 200 600 200 400 600 100 i. .:.SKı 7 10 ne - 1 1 6 9 5 7 S 7 9 9 6 5 1 1 1 1 1 1 1 1 2 1 1 1 1 - - - - 1 1 - 1 1 1 1 1 1 5 4 8 7 7 5 5 5 8 6 1 1 1 2 1 7 1 - - - - 9 9 8 6 6 7 10 7 2 1 1 1 1 - 1 1 1 1 1 - 150 20". . . .• 1 .. 5 6 7 3 1 1 1 1 1 1 1 9 Kayıeık 4 5 44 • 2 4 5 6 2 3 4 - - - - 6-Köy.Diğtr Münk' Gâib Muh..-r-L.C i l t l i k 35 7 - - n MC..XV-XVI..TD-0.-:-L 145 . 123 7-:- _ • _. 0 . .:.

: • ••••• TI T BOA. .: : • : : > : « : : .aa.s 146 .- Dumlupınar • " • • : : 6 6 4 4 9 6 3 7 6 .•-..TD-103'E GÖRE 1S2O'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİVE-İUŞAK Hâsıl nilm f'cıv» selküt! mali Bettor- Mfl.Turan Gökçe NAHİYE! ULUGOBEK Dutluca Emckse Sivâsî Yunus Çubuğa Bıvıklu Cinmloöhı 100 100 100 250 7 6 8 6 1 1 1 1 6 5 6 ...-.:: 1 1 1 I i 1 - 5 5 3 3 5 3 7 - : ..: • : . :>44 • _ : • : • : • ... Gâib Atik Mîiı-dc Atik Cedit! 4 4 4 6 1 3 2 3 4 4 1 FCâfîrviranı 3öçürdük Saraca Alımed Nuh Yurtbeiit •Cücük Yusuf Bıyık oğlu Çakır 11 Hasan ümür İSO 100 150 150 250 110 160 350 190 150 250 270 22(1 281) 26 22 İS 17 21 14 20 1 1 1 1 1 ] 1 12 11+2* >i+4 6+1 5+1 10 5 13 - 9 9 S 9 8 6 1 T - 1 - - - - 1 4 5 .> * 1 _ _ - _ 2 4 3 9 _ îffcaiftUfc.• .. • : : : - - - - - - - - - - - - - - - - - - 1 2 1 2 3 - 1 3 - - - - Kayıcık 1 - 5 - - - - - - - - - - - 9 : 4 • •6 Köy. • • • • : :.. : .bi'iı ger İskan Yeri Çiftlik d iûl l>îv Mu Sn s h.55âNAHIVE-İBANAZ Kuzviran Gökkaya Çukurviran Çoruinpmar Doğan Barınak llyas Gögüoğlu Bâlibe» Güçlü Hüseyin Dursun* Çubuğa Yolma Boladoğlu Harman A1İ Gazi Elvan Bekir Fakih 13:Çittak.5İ.

..S 6 1 4 .. .1 S 2 7 3 8 44 2 + 11 5 • S NAHIYE-I YAVl Ya^lupmar Süleyman şah Mûsâoğlu Gtizeloğlu ve Göçbejîi Çullu Tipi narı 600 400 100 700 450 170 550 220 800 500 170 IÖ0 23 23 31 24 44 1 1 1 10 15 12 13 3+3 (1 ! 1 1 - 1 1 6 .....1 2 330 100 15') 1 -45() 200 2'JO 22 23 25 17 15ü 7 10 10 6 57 ...£U$k. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Göçeri Cmlhisar A.İ NAHÎYE-TBANAZ Kuzviran Gökkaya Çukur viran Çoru rapınar Durulup ınar Kayıcık 6 Köy Doğan Barınak İlyas Göğü oğlu Bâlibeji Güçlü Hüseyin Dursun G3zi lîlvan « Çildik 150 190 180 20'. 5 6+1 9+1 1 2 1 - - 1 ^ 4 1 4 - 3 6 2sn 30(1 1 - 4 10 250 550 154 60 ıı 4.180 500 425 55(! 17 17 24 27 4'JIS I 1 1 1 5 - - 1 İd - 10 16S 13+2 1*5 .4 yo • • 350 mı .XV-XVI. ıs - 4 NAHIYE-I ULUGOBEK Dutluca Emekse Dünıerck Yunus Çubuğa Bıyık! u Kara Yahşi CmtMİojUıı S OKl'k 300 350 250 430 1150 1. \ 7 <ı() • ı su • 10 Köy.. düğüncü oğlu Cavacık Kara Halil Yayla Yurlbcgi İürt Süleyman Cara Bavezid Sâhib İVUlunaılbegoğlu San.) 150 300 281) 350 300 370 430 ıe 13 12 T") 1 1 7 . .. +23.u:a kavak İSO 300 400 250 350 450 390 35(1 350 600 31 19 27 13 36 27 28 1 1 1 1 1 1 1 13 7 >) 10 13 9 ı > 7 9 11 15 '3+2 12+4 -j 2 - - - 1 1 - 4 4 3 7 9 3 300 200 20+1 15+2 14+?. .ı 8 7 5+1 11 + 2 12+2 10+2 H+-İ •) 1 1 2 2 - - 1 1 ] 1 3 9 S 1 5 4 1 1 1 1 1 1 5 7 - 3 4 ..1 10 IS 9 22+3 27+5 8+1 13+] 1S+4 13+1 6 1 7 5 7 200 1 1 Yavi 200 no 100 Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlanbegi soo 1Ü0 54 22 25 36 30 1 1 1 1 17 19 12 10 13 14 1 1 - - 2 4 4 S 9 6 7 8 2 11 3 - 520 450 1 1 4 147 .vşar Yurlbe^i Kürt 3alıalam Yiıreairun 5:ıray Yenice.1 1 23 ''• 10 •u 1 1 1 - 1 6 ?A 3 Koy 5 2Î.l&.580 500 2K0 1 Jv>! 1 14 20 18 13 1 I 1 i 1 9 10 S 7 4 9 7+2 8+1 HH-I - - - - - 1 4 4 6 4 1 S 2 7 ..İ2J .

- Mli- YıLma!< Nâ- VI.•2-:.iş .-93. fi 5LI l'J 1 1 12 17 196 14+] 23+5 1 2 - - 1 4 46 46"' 2 10 14 210 .- Nuh Yunbesi Küçük Yusuf Bıvık oplıı Çakır İl Masan imiir Yenice Düğüncü oğlu Kavatık Kara Halil Yunhegi Yayla Kürt Süleyman Kara Bayezid Sim 170 150 150 110 160 150 300 400 300 250 200 300 250 130 250 250 270 22! 27 16 İS 26 10 14 25 1 1 1 1 1 1 15 7 7 8 7 7 15 2 2 - 1 1 3 1 .. .1 1 7 148 .vşar Yurtbegi Kürt 3a halanı Yiretiiren 5arn v İ O : .21 2 • 5 5 7 11 3 4 4 10 - - - I 2 1 s 1 .TD-242'YE GÖRE 1545'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK HıMa101 Muti ân e K J I ' J Q Ahmed 150 100 350 3:i 1 ]•> IV IIİİsıİ İskan Yeri ÇifÜik nüm Nı.» ' -465 . 550 154 600 11 28 70 27 19 26 34 2 fi 1 1 1 1 1 13 14 10 17 34 12 10 14 1 I 2 1 • - 9 3S 13 8 M İ fi 11 - 1 1 2 1 .." 5 2 1 . .1 6 7 1 13 12 5 ') <) ••yi-* 5 3 .:23ü..K ö y :•:-.•..•.=mücerred BOA. ^ - ..ı 11 û 3 - 1 - Kâlirvİranı Göçütdük 3 üçeri Kızılhisar A. 2 u • 13 ... 0 61 *+.•S7İ stl- r e si de h a s - ^C M (irde Atik reci id Alık Codid ı. ..+23 .Turan Gökçe Eİacı Müsleeab Yayaoğlu Kmgi ve Kazancı Mahmııd rlurşid ve Gökçe Murad Gedik T Köy [7Çıftiîk 250 700 200 300 90 4.•. ..1 !4 s 1 5 - 3 6 5 7 3 1 - 2 1 - 1 - 2 2 4 y 4 2 10 1 280 250 i 1 K 9 14 - 350 390 350 350 600 380 50(1 425 550 .4i>0 350 43 28 1 1 22 10 17+1 13+3 2 - 1 - s 4 13 8 500 450 İSO 5.•-. 25 30 1 1 1 Nlilımaıibeg-oğlu Sum fa kavuk m-ÇİTtUb: : . ..*.- NAHIYE-I ULUGOBEK Dutluca Eraeksc Yunus Çubuğa Bıyık] ıı 300 300 250 350 350 3S0 10 İS 11 1 6 3 6 1 1 - 4 2 3 - 1 1 10 S 2 1 .

.. 27 NAHİYE-İ BANAZ Kuzviraıı Gökkaya Çukurviran Çonımpmar Dumlupıııar Dursun Doğan Barnıak İİyas Göğü oğlu Bâlilıcjî GLIÇİU Hüseyin 150 190 İSO 300 2S0 11 11 B 23 26 1 1 6 2 3 8 2 1 1 4 - 3 8 7 :ı 4 5 2 2 3 350 300 370 •460 1 1 1 \T~ 7 11 200 270 3 d 11 3 1 9 - m - - - 8 3 1 i .-Ş:l. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilât) Kanı Yahşi Cıııgıloğlu .. 11 1 1 1 1 1 8 4 S 2 2 41 128 n s.Küy. m 7 .1 250 500 17 12 1 " 5 24 4S 1 1 15 29 5 14 1 3 3 - 3 2 3 fi 5 7 12 527 M i J8 7S 120 1.XV-XV1.Siv- ri 4 . fi A 40 300 450 180 60li 400 !0[i 700 130 12(1 fiOO 100 100 500 200 70(1 700 400 17 21 I 1 11 15 20 19 30 27 İS y .•.1 2 1 1 3 I 1 1 1 2 7 1 ! 3 4 6 5 S 170 550 220 31 33 72 62 46 \\) 1 1 1 1 1 1 1 1 I 2 1 12 39 34 24 S 23 l'J 18 7 ! 2 1 2 1 4 1 S 13 son 50 U 7 17 S 10 5 7 3 170 ICO 450 Yavİ 51 41 36 26 25 21 15 14 2 2 - - 1 8 'î 1 6 .-....-.eloğlu Çullu Itpınarı Bscıılî Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlaııboei Hacı Müsticah Yayaoğlu Emgi ve Kazancı Malınıud Ilurşid ve Gökco Murad Gedik L.JJÇiiilik 430 160 500 2H0 20 22 ::-. 1 7 O W i k •. .. 1 1 12 15 •.' 71 26 3 3D H~ NAH1YE-IYAVI Yağlupınar Sü ley mandal) Mûsâoğlu Gö/. 1.7..49 .20 1 1 - - 5 7 Dinilerek 3 Köy.. • ...70 İÜ 1 s 13 S G 1 _"l 200 290 2.1 111 Gazi Ka vıcık 6 Köy Elvan SÇitllık " 460 100 150 1.

Turan Gökçe V BOA.s.) W) 4.><jki Aiik Cttlkl 3 6 - •tanıca Ahmet! Kâfîrvİranı Nuh Yurtbegi Küçük Yusuf 3ıvık oğlu Çakır it Hasan ümür Y I nice L)Ü göncü oğlu i^avacık Kara Halil Yurtbegi Yavla K. ıı e Gâıb Mürtie Atik. .11 11 11 1 1 1 13 10 7 7 18 7 7 11 12 11 - - 4 - 1 - - I 1 - 10 14 10 11 12 5 8 15 9 18 4 17 29 1..ün Süleyman Kara Bayezid Sâsa Milimadbcgoğlıı Sarucakuvak İS Çiftlik 150 100 150 150 250 110 150 150 150 150 150 150 450 150 150 150 100 150 350 190 200 7 350 220 200 250 200 200 200 14 Iö S 10 19 9 9 16 19 .Ma. im..2K0 s 17 - Ur..'..1 6 7 150 .Mıı.sc Dümerek Yunus Çubuğa Bıvıklu Kara Yahşi Cıngıloğlıı 150 150 150 150 150 200 200 200 200 200 S 11 10 15 12 1 1 1 1 1 7 10 7 11 11 •?Mk 2 3 - - - 4 3 7 7 10 2 14 6 10 12 1 2 iÜ-::. 245' NAHIYE-IULUGOBEK Tutluca Emck.jt-iid er lûl Vtulı sıl l>î. . .i'ivnîüîdf iî! s.27.1 Göçür dük 3öçeri ECızılhİsar Avşar Yurtlıegi Kürt Bal lalanı Yirepiien Saray 10 Köy 200 550 250 220 250 250 200 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 18 1 - 1 1 1 •) 5 7 2 9 10 1 3 3 4 4 10 6 7 5 8 4 - 4 19 9 11 10+1 - 1 - - 52 26 20 17 18 18 335 10 12 40 13 11 11 11 11 222 - - 6 4 1 1 1 1 - 6 6 Ü4+İ 1 - - - 5 1 7 15 23 16 ?.TD-328'E GÖRE 1560'DA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK DRııüm [•lâ-ul Vffcn'iı İskitn Yeri Çiftlik Müwlk'm Yumak Nâ.: NAHIYE-I BANAZ Kuzvicaiı Gokkaya Çukur viran Çoru m pınar Dumlupınar Doğan Bamıak Ilyas Gögîioğlıı BSlibeg Güçlü Hüseyin Durdun 150 150 150 150 150 150 200 200 200 200 200 200 14 7 17 \3 19 10 1 1 1 1 1 1 9 6 10 9 12 '1 4 3 - 6 6 1 1 - 5 2 2 j 4 7 3 15 . M*. '••MŞ9y.

: ..TD-511'E GÖRE 1571'0E UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-FUŞAK Dünüm Hâsı! Nı-ftTlMl MiiSPI- Iskan Veri çiftlik k'in. : • % • ..7 .1.'İ.11..MitYamak resitk' İİISSll İtil CIHİ «e er Muiı Gûil) Mttrdt Div ı-ııc i ara ta Ahmed Kııh YurtbcgL Küçük Yusuf 3ıyik oğlu Çakır İt HîiNan 150 35U Atik . 9 26 27 1 1 9 11 23 7 7 - - 14 10 11 12 13 3 4 - 1 - 1 1 1 24 21 1 4 1 1 - - . - .Köy • 17.7-6 17..HI 200 300 . NAHIYE-IYAVİ Yağlupınar Süleymanşah MCısâoglu Güzeloglu Çullu Tipi narı Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan OglanbeRİ Hacı Mîisleoalı Yayaoğlu Eragi ve Kazancı Mahnıud Hurşid ve Gökçe Murad Gedik 1 .XV-XVI.Yditl Atik i') - fCâfırviranı Göçürdük 100 150 150 150 110 150 150 150 iyo 200 250 350 220 200 200 200 ıs 2(5 15 17 1 1 14 14 3 - 10+1* 5 3+1 10 1 - 1 1 Kızı İh isar Enıür 3ügü neti oğlu üavacık 34 { . Gazi Elvan Ş Çiftlik 100 15(1 200 2 0 fi 23 1 1 13 8 7 2 - 1 12 • HfS - 7 12 8 S ..QAUk 150 150 100 150 1.Î0 20 1 1 13 35 27 2:y 6 6 67 ! 2 3 7 KİK 11 26 14 i 4 !8 W BOA. 61. Nâ.1(1 200 150 100 300 220 200 170 200 220 S00 200 15 13 14 22 32 42 1 1 1 1 1 1 1 10 12 11 13 24 4 1 - - - - - - - s 7 7 S 7 2 A M 1" 11 IX 1 - 2 2 1 1 - 3 4 12 4 19 14 7 49 2 1 - 17 S İd 170 400 22 20 21 1 ] 2 1 1 - 150 250 150 200 150 200 15 21 1 1 9 13 11 s '1 2 - 4 17 12 27 28 7 2S 11 15 7 13 1 1 150 200 2..1 S 2 10 9 18 151 . Yiizyıllaıria Uşak Kazcisı Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Kıı vıcık 6 Köy .3.

1 15 :ı A - 5 - 7 12 61 4 4 7 1 1 S 23 NAHIYE-I YAVI Yağlupmar Sülevmanşah M üs â oğlu Yörükoğlu Çullu İtpınarı IİSNM1İİ 15n 150 100 150 130 20U Yavi Kirlü Halil Kırık Masan Oğlan Lıegi Hacı Müstecab 15ü 100 300 150 500 220 200 170 200 220 300 200 170 400 200 500 IS İS 23 27 34 5'J 30 17 51 23 29 1 1 1 I 1 1 1 1 1 ! 1 14 13 15 15 22 37 19 11 32 Ifi 20 3 4 fi+l 10+1 - - - - - 2 [g+i - 10 1 5 18 6 6 - 12 4 19 14 47 27 2S 7 28 22 15 1 2 1 S 13 6 7 3 7 S 152 .Turan Gökçe Göçeri A.niren Saray Yenice.1li 200 200 200 200 200 2(10 10 17 28 İS 200 290 33 12 21 12 15i 1 1 1 1 1 1 I 1 9 11 20 13 14 11 16 11 Î'D 5 7 4 12+1 - - - - 4 7 .:: 1 •4 NÂHİYE-İ ULÜGÖBEK Dutluca Enıekse Dümeıek :3"Küy Yunus Çubuğa Bıvıklu Kara Yalısı Cıngıloğlu f> ciniifc 15(1 150 150 150 150 20Û 200 200 200 200 l.IO S 15 14 25 29 üt 1 1 1 1 1 5 7 10 12 12 13 5') 4 1 12 9+1 2ft.l - - - - 1 1 - 2 14 0 10 12 44 4 3 3 m NAHIYE-I BANAZ Kuzviran Cîökkaya Çukurviran Çoru m pınar Dumktpmar Is.VU 1.avn.1.f'.v-jar Yurihegi Kürt Baha lam Yiro.:. Kara Halil Yurıbcjy Yayla Kürt Süleyman Kant Bayezki Sâhib Mİlunadlıegoğlu S anıca kavak IS. 150 150 150 450 150 150 150 !00 151} 250 200 200 550 250 220 250 250 200 -i.V+5:.(4.ik 6Kn\ Doğan Yarık İlyas Göğü oğlu Bâlibei! Güçlü Hüseyin Dursun Gfızî Elvan 8 Çiftlik 150 150 150 150 150 150 100 150 1. 5 Sı) 24 18 IS 69 48 36 29 31 3S I 1 1 1 1 1 1 1 I İM 14 12 15 41 19 15 21 17 19 8+1 - 4 25+1 1 1 - :«ı 20 1 - 1 - - - 7 13 lû+1 - - 15 4 17 27 13 7 15 23 15 242 4 2 12 S . :.11 1 3 73 . 10 Köy.

.TD-589'A GÖRE 1580'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İUŞAK TS1I.. 4 61 190 NAHIYE-IULUGOBEK Dul kıça Emekse Yunus Çuhuğa Bıvıklıı 150 150 150 200 200 200 14 16 İ4 1 1 1 11 14 13 2 1 - - - • - 4 4 - - - - 7 4 - - 153 . ..-102.:•••.!'i 1 J .Cİfllİt..XV-XVI. lS.SKO 4 3'.. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Yayaoğlu Emgi vo Kazancı Mahmud Ihırşkl ve üökce Muratl Gedik Gökçe Munul 1 Köy 17 Çiftlik 150 2U0 17 1 11 - - İS 3 1511 200 220 31lf) 33 4'J 26 454 1 1 15 26 21 2S7 17 2Ü* 2.I» Yeri Çifllik Dünüm na«ı [öven Mil3Cİ- Yumak loııı Moreşide ıaSsıl S: MaIEll Divâne )t-rh Dicıvd ğer Muh Câi lı Mik l. Yenice D ü ş ü n t ü oğlu Kavacik Kara Halil Yuıılıeııi Yayla Kün Süleyman Kara Bayezid Sahih Mihmadlıegoğkı SariK-akavak . 150 İ00 350 190 200 250 350 250 25(ı 2H0 200 200 200 550 250 220 250 250 200 25 28 1 1 1 1 1 1 1 1 ] 13 13 11 12 10 9 ') 13 21 20 1! 12 41 21 13 14 13 15 11 12 S 5 10 3 - - 2 150 İSO 17 İS 3 3 4 2 4 16 7 7 9 6 5 8 9 10 7 7 21 11 250 110 150 150 i 50 150 150 150 400 150 150 !50 100 15D 32 11 11 20 32 26 17 20 66 49 25 26 26 31 1 1 - 1 . • - 1 6 7 5 4 6 23 23 11 10 H 12 - 3 1 • 1 1 1 1 1 1 1 1 1 - 1 1 4 1 1 2 12 .::. i ren Mirav 10'Köy •. .mı Y ire ı."1 daraca Ahmeıl Câ lir viranı Suh Yunbe.1 - 11 - 17 12 S 14 - 1 3 İD 4J&J .ei GöçÜRİük £üçiik Yusuf Bıyık oğlu Çakır İl Hasan îmiir Göçeri Kızılhisar 'Vvşar Yurt beni <ün 3alıal.480.ıs 230 .Vıhıl Miinle A ilk Cedld .- ıs Mi +7 1 2 71 - vn BOA.-T :. - - - il 29 5 7 - 5f":0 'Î..

490.Çiftlik:. 20 /.Turan Gökçe 1 Kara Yahşi \ D\m>a-*V \ 150 ISO 200 200 1. • - . 150 150 150 150 150 150 100 150 1211 t .270 200 200 200 200 ıs 21 200 200 200 290 2 UD 15 14 23 15 25 17 19 1 1 1 1 1 1 ! 1 1 16 14 12 10 11 12 14 10 12 1 .l3 -\ Ki 5 3kuj 5 Çildik 750 5 (')? 16 1 NAHİYE-IBANAZ Kuzvirau Gokkaya Çukur vi [an Çorumpınar Dumlupınar Doğan Bamıak Ilyas Göğü oğlu Bâlibcf! Güçlü Hüseyin Dursun Gazi Blvaıı Bekir İçkili •Q .00 fi 22 24 'Ki I 1 13 7 6 1 1 i - ..1 1 4 7 2 1 4 4 7 7 2 3 - - - 10 2 9 4 l'l 1 1 2 - 5 S S n - Kayıcık •A. 154 . 148 s 99 . ..fı3ü 13 1 14K "1 K ö y • • • - - •58..too 2.: . ---- •: : - NAHİYE-IYAVI Yağlıı pınar Sülevmanşah Mûsâoğlu Güz el oğlu ÇUÜLI 150 150 100 Yavi Tip man Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlan begi Hacı Miistcoab Yayaoğlıı Emgi ve Kazancı Mhhmucl THırşid ve Gökcc Murad Cietîik Cîökcc Murad 17 Çiftlik 150 130 200 150 100 300 150 250 150 220 200 170 200 220 800 25 20 24 28 Sİ 1 1 1 1 1 ] 200 170 400 62 34 19 36 1 1 1 1 1 1 16 12 lû 15 47 37 23 12 33 17 24 12 8 7 7 11 33 24 10 4 2 4 10 - - - - - 1 I 5 3 5 6 1 3 4 e n 13 20 10 4 17 7 4 5 1 2 - ^ 200 250 200 22 35 21 r > a :ı 150 200 220 3Û0 500 22 45 15 •im 1 1 1 15 15 31 13 323 6 - - - - 5 7 11 12 S . 39.4Ş' 1 -ö-Köy.

020 16 615 • a 3.200 9 1.yyulŞeril' şevh 1 1 1 2 i 1 2 3 1 1 2 1 İl* )ÎV.7 .'J98 2.'sipahi rwl zade naııı İ1HSsil e vs. i ^ihmiidbegoğlu Iacı Müstecab ip inan Yağlupıtıarı Güzeloçlıı OğlaııLıegi lurşid ve Gökçe Muratl 150 100 250 150 150 150 150 150 100 100 300 200 200 150 150 150 400 150 150 110 250 150 100 150 150 80 100 150 300 :o4 150 150 2.132 2. 21 • 11 13 18 20 8 4 11 4 15 4 25 16 26 8 19 17 37 9 4 7 7 4 19 S 6 7 17 15 9 13 9 6 10 12 27 5 11 8 12 10 12 5 3 12 30 4 7 9 18 11 2 2 5 2 16 5 3 6 10 3 S 5 4 1 1 1 - • - 2 2 1 - - 2 1 1 1 2 2 2 1 1 i 1 2 1 1 3 2 4 1 - Yavı Sükvmaıışalı vlösâoğlu Zirlü Halil s. .39.500 20.&&..700 2.000 .Ş Köy 5.-283 ıs.327 11 J 2.244. Diğer Yol he JI i Saray Yol be I.28' 20 [0 21 "14 - - - - - 3 âlî al anı - - 1 - Î.Mıı.215 1 1 1 1 .933 3.XV-XVI.656 2.::::: İskân Yeri Çirilik Ditnllm Hâsıl . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı TKGM.-. : : • .ır jüçcrı Siirueakavak Yayla 3 asa imür l Hasan 3ıvıkoglu Çakır <üçük Yusuf <ürl Sük'yınai] N'uh Türbesi Kanıcaahıned Aslılıatı Beşiroğlu 3ügimaloğlu kavacık Yenice Karabayeziıî Kanı l-Iiilil 34-Çîölik 3.533 4.600 17 3.600 7 2. :o 1.5S.000 1. • vin : \ Mu-U'ıl So.299 2.332 26 4.984 3.000 •10 1.832 42 3. 2. .406 3.400 3. 155 .T - 1 - - - - - - - - - t î 650 715 7K) 650 3.s-.KKA.TD-158'E GÖRE UŞAK KAZASI MENSÛH MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ .. : : • : .516 19 24 31 5İ J.100 3.ii'ik Hasan Gedik Çullu Vayaoğlu Emgi ve Kırağı Mahmud Bsenli - 30 30 58 15 n s - - - - - - Saray Vurbepi Yircgiren Göçünlük Küıt Câfırvıranı barlık "jökceüzü <iKilKis.")1İ Scııııâk MÜ ÜT İ.200 13-. • .38-1 3. 83.ö 18 21 2U 25 .380 6.

60O 2.1.'M4 1 3 BANAZ Gokkaya Duınlııpuiür Kuz vira ıı Kavıcık HcıtZLim|jjjıai Çukurviran (5 -Köy .440 2.3.::Kaz3':!röjİ!iL:': Barmak îlvas Güçlü Hüseyin Dursun Doğan GÛ2Î Elvan Balibe.i'.664 1.600 19.: • 21 " 6 .059 2.79S 2.Köy U.719 ı i7.Turan Gökçe ULUGOBEK Dutluca üıııekstı Dü inere k Yunus pulluya Bıvıklu Cıngıloğlıı Kara Yahşi SÇİIdik i 50 150 150 159 150 759 2 3 2 3 194 100 yııo 4110 14 14 14 12 9 9 8 II) 4fc 2 4 4 4 !9 - - - 2 T5M m 15 7(3 1 4 ! 5 1 2 Î.452 2. 1419 17 8 • 15! P I? 2 10 9 S 9 6 12 60 5•5 5 3 1 4 < ) 2 2 2 'S - - - - - - - - - 2 2 - - - - - - 3 1 ] 2 I - 1 ! 4 / .n CuîRİioğlıı 8 Çiftlik 150 150 150 150 100 150 150 150 1.150 2.506 2. • • 1 J 158 .

YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE VE MÜSELLEM KÖYLERİ İŞARETLER © Pıyaüe NJ/uveMo-kf ı Q] Müsdluııı Nalım1 Merkep • PıvJüe Kdyu • Müwltem Kovu .XV-XVL Yüzyıltanîa b'şak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı \ XV-XVI.\|cırsu!ıır t N ÖLÇEK . 1 : 5 M I H C IM1 157 .* ^ r .

Tarih-i Cevdet. Eylül 177ıJ"da İstanbul'dan Çapanoğlu Mustafa Bey'e gönderilen bir fermanda. Daha sonra Kırım Seraskerliğine getirilmesi Aynı bölgede bulunan Çapan Oğhı Mustafa Bey"in de kıskaçlığına sebep oldu. on sekiz yaşındaki oğlu Mikdad'a da aynı rütbe verildiği gibi.g. Zaten o tarihe kadar Caııikli Hacı Ali Paşa ailesine bölgede verilen görevler ile. kendisinin Kırım seraskeri tayin edildiği fakal O. Dersaadet 1309. C. onunla beraber 1741 senesinde. C. 145. yazdığı mektuplarında kendi kabahatlerini kapatmaya matuf ifadeler kullanması da merkezi idareyi rahatsız etmiş idi. V"H% d<s babasmuA &timûmd<M. Mehmed Süreyya. III. Hacı Ali Paşa'dan din ve devlete bir fayda olur niyetiyle. 548. s. kendisine vezârel ihsan olunduğu ve şimdiye kadar hiç kimse için uygulanmadığı halde.\ soıua. Hacı Ali Paşa'nın Kırım seferine çıkması ve oradan eli boş dönmesi. İstanbul 1978» s. 151. 1768'de Osmanlı Rus harbine katılmış ve 1769 senesinde Hotin tarafına gönderilmiştir. Bir de üstüne Ali Paşa'nın. . E. Mehtısinii'l-âsâr ve Hahâikil'l-Ahbâr. 151-İ54. s. Dcrgâh-ı Ali kapucı başı hır mdan Fatsalı Ahmed Ağa'nın oğlu olarak 113? (1720-21) senesinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. ss 159-182..TDl'. Özcan Mert "Caııikli ilacı Ali Paşa Ailesi'. Daha sonra Canik tarafına gelmiştir. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü. devleti hoşnut etmemişti. Çapanoğulları tarafında yer almıştır. s. Bemard Levis. Özcan Meri. Ankara'ya sürtümüş.m. Sicill-i üsınânî. CAJNÎK MUHASSILI VEZİR ELHAC ALİ PAŞA'NIN 1779 TARİHLİ MUHALLEFÂT DEFTERLERİ Cahit TELCİ* Canik ınuhassıh Ali Paşa1.m. Ü. Ahmed Vasıf Efendi. Çapan oğullan. Yay. ve ayrıca yazdığı birçok mektupta başarısızlığım gizlemeğe gayret maksadıyla tahammül edilemeyecek sözler söylemekte olduğu ve Çapanoğullannı rakib kabul ederek ya Çapanoğlunu idam edersiniz ya da ben fecrine gidip izale ederim dediğinden bahisle. tekrar Canik'e dönmüştür. Mücteba İlgürel. Dersaadet 1309. hâkim oldukları coğrafyaya bir anlamda sıkıştırılmışlar idi. izmir 2000. a. "Djamklı Hadjdji Ali Pasclıa" E12. 277. Caniklioğulları ile Çapanoğullan arasında vuku bulan bu kavgalar sürecinde devlet. VE. II. Ahmed Cevdet. Babasının bölgede yapuğı zulümier yüzünden. vezirlik rütbesi ihsan olunmuştur.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. C. ÎA. 548. Dr. 1772 senesinde Amasya sancağı kendisine malikâne olarak verilen Ali PaşaTya. derya mevsimi geçtikten sonra Kırım tarafına gidip başarı sağlayamadan eli boğ döndüğü.. Bu sebepler ile.

muhallefâtı zabtedilecek olan kişinin emval ve eşyası ile alacakları ve borçlarının görevlendirilen memurlar vasıtasıyla mahallinde sayılarak defterlere geçirilmesi işlemi ile başlamaktadır. Mahallinde satılan eşya ve satış fi atları daha sonra ayrıca bir deftere kaydedilir ve yine İstanbul'a gönderilerek hazineye giren ya da İstanbul'da satılanlar da ayrıca defterlere kaydedilirlerdi. Daha sonra bu defterler merkeze getirilerek. 659-673. Yüzyıl Türkiye. s.m.1X.sinde Örf ve Adetler. Hafız Hüseyin Ayvansaratî. Bunun üzerine devlet firarilerin unvanlarını geri alarak mallarını da müsadere etmiş idi".S. Böylece. Ancak bu işlem XVHX Yüzyılla beraber.204) 16Û . Keınel Beydilli 'İgnatius Mouradgea D1 Ohsson" T. Cavid Baysan. İA . servetine el koyabilmek maksadıyla adı zengine çıkmış bazı kişiler7 muhtelif sebeplerle devlet yönetiminden uzaklaştırılarak cezalandırılmakta ve mallarına da el konulmakta idi*. Bunun üzerine Mustafa Bey birkaç bin kişilik kuvvetle hareket ederek Bafra tarafına yönelmiş. İstanbul'a getirilmesi istenilen eşya ile mahallinde. Aziz Berktir "Mora ihtilali Tarihçesi veya Penah Elendi Mecmuası 1769'" Tarih Vesikaları. muharebeye girişmemiş ve Bafra'daki kendi konağını yakmış. îsmail Hakkı Uzunçarşıh "Çaptın Oğulları" TTICBelleten. Hacı Ali Paşa'nın asıl kuvvetleri Mustafa Bey'in askerlerinden fazla olduğu halde O. 18. Kdremid ayanı Mürid-zâde Mehmet! Ağa'nm. zerre kadar kabahati yok iken sadece " servet-i bisyârına tama" en şehid" edilerek muhalleîatmm aimmasmı tenkid eder (s. Vefâyât-ı Selâtin ve Meşâhir-i Rical Haz. 162. s. Kitabın bu çevirisi hakkındaki tenkiti için. mâlî bir Icdbir İmline getirilmek sureti ile.V.MD. Müsadere işlemi.223. yüzyıl müsadere işlemini "hazine müzayakasına karşı. yanma maiyeti ve 4 hazinelerinin bir kısım ile oğlu Battal Hüseyin'i de alarak Kının tarafına firar etmiştir . çcv. XVTIT.Cahil Telci bu asinin yakalanarak idam olması ve başının İstanbul'a gönderilmesi Mustafa Bey'den 3 islenmektedir . 15 Şaban 1199 ( 23 Haziran 1785 ) tarihinde Erzurum'da ölmüş ve orada defn edilmiştir15. Muhallefât ve Müsadere: Osmanlı yönetimi başından beri muhtelif sebeplerle devlet yönetiminden uzaklaştırılan ldşilcrin geride bıraktıklan menkul ve gayrı menkullerini zaptetmekte idi. Muhallcfâlın kaydedildiği mufassal 3 4 5 6 7 8 BOA. Türklerin şeîıîr dışında büyük yazlık malikâneler yapmıyor olduklarını ifade ederken bunun sebebini kişinin zenginliğinin ortaya yıkması tehlikesi olarak ifade eder. Hacı Ali Paşa'nm az miktardaki öncü kuvvellcriıü bozmuştur. 278. VHI. XXXVIII /15Ü.IL S. Fahri Çetin Derin.D. maliyede meydana gelen sıkıntılara da bir çare olarak addedilmiştir. sfıistimîU edilmiştir'" ifadesiyle anlatır bkz: " Müsadere'' İslam Ansiklopedisi. Zerinin Yüksel (ty). İstanbul 1978.37. D'Ohsson. 8. Yine hemen aynı dönemin bir ıslahatçısı olan Penah Efendi de "Nizam her ne güne olur ise kati ve nefy ve müsadere İle mutlak olmaz san 'at ile olur" demek suretiyle bu uygulamayı kınar.x. Vâsıf. yerli rayiçten satılması istenilenler işaretlenir.158: Aşağıda 10 numaralı dipnotla gösterilen eserinde Ata. s. 157.49697. C. Daha sonra afv edilerek yeniden vezâret payesi verilen Ali Paşa.3.

ıra. hesap olunduğu zaman mufassal muhallefât defleri ile füruht defterleri ve senedlcrinin toplamının denk çıkması. Aynı zamanda. Ali Paşanın kendi konağını yakarak kaçması ile muhallefât m zabt edilmesi arasında geçen zaman içerisinde halk. Müsadere usulünün devrin kaynaklarında zaman zaman şiddetle tenkid edildiğini görmekteyiz". bizim D 1 olarak kısalttığımız defter içermektedir11. D. D.12. Ali Paşa'nın Muhalld'âtı Ali Paşa'nm 1779 senesinde Kırım tarafına kaçmasından sonra. 12 Defterin ikinci sureti BOA. muhallelatdan bazı yerlere verdikleri karşılığında. 13693. Bu defter üzerinde. Ancak yukarıda ifade edildiği gibi Ali Paşa kaçarken hazinelerinden bir kısmını. XLI/161.BŞM. D. Zaman zaman bu konuda problemlerin ortaya çıktığı. Tanzimat Fermanıyla kaldırılmıştır10. ve muhtemelen önemli bir kısmını da beraberinde götürmüştür. muhallefâtdan. yangından kalanlar da zabt edilmiştir (D I. Bizim tcsbil edebildiğimiz kadarıyla toplam üç defter halinde müsadere edilen muhalleıatın büyük kısmını. Tarih-iAta.. üç suret halinde hazırlandığı ifade edilmektedir ki biz iki surelini tesbit edebildik12. 13) '' Muhallefât ve müsadere işleminin tatbikatında dikkat çeken hususları ve bir muhali e taun miri için zabt edilmesi sürecini. bazı malların kendi zimmetinde kaldığı durumlar da ortaya çıkmakta idi. ı | BOA.BŞMMHF. 13695. Malımud devrinde yasaklanan müsadere. Samsun civarına ait başka bir muhallefal örneğinde inceleyen biç çalışma için bk/.Oğlu Hüseyin. Dersaadcl 1293 Muharrem/1291 K. devlet tarafından bütün unvan ve dirlikleri geri alınırken. emvali de mirî tarafından zabt edilmiştir. Ali Paşa kaçarken konağım yakarak kaçlığı için bu yangın mahalli de ahali yardımıyla kazılarak. S.BŞMMHF. C. Bazı muhali el at tamı zabtının..204.sâni. özellikle hayvanat ve zahirenin önemli bir kısmını yağma hımıştır. mahallinde bir devlet görevlisine verilen unsurlar varsa. paşaya ait. işlemin önemli noktalarından idi. 13694. Bunun dışında D II 1 3 ve D1II14 olarak kısalttığımız iki küçük defler daha bulunmaktadır. ss.3. Neüccde: II. 15 BOAD. Müsadere Olayı ve Terekenin İncelenmesi" TTK. sened almaması/alamaması sebebiyle. Cahit Telci *' Aydın Muhassılı Abdullah Paşa ve 1148/1735 Senesinde Zabt Edilen Muhallefât]" Tarih İncelemeleri Dergisi XVI ( Baskıda ). Çapanoğlu Mustafa Bey'in de bu müsadere işleminde görev aldıklarını anlıyoruz. 10 Tuyyar-zâde Mehmed Ata. Havza ve Köprü Kazalar Ayanı Kör İsmail. 161 . 14 BOA. Muhallefât m zabtı ile görevlendirilen kişiler (memur-1 zabl-ı emval) dergâlı-ı âli kapucıbaşısı Mehmed ile kâtib Abdi Efendi'dir15.BŞMA932. bizim burada bahsedeceğimiz Ali Paşa ile aynı bölgeye. devrin kaynaklarında yansımasına dair örnekler için. D. Belleten. s. onların teslim senedi erinin biri biriyle denk olması.1. Metinden ve aşağıda verdiğimiz tablolardan da anlaşılacağı üzere. 13 BOA.Cam'kMııhassüt Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli hfııhallefât Defterleri deflerler ile bu füruht defterlerindeki mallar ve de şayet. muhaliefatı zabt ile görevlendirilen kişinin.4932 numarada bulunmaktadır. 41-78.BŞMMHF. Yavuz Cezar " Bir Ayanın Muhallefâtı.

sadece miktar olarak belirtilmiş. muhallefâün lamaminm kıymeti konusunda kesin bir şey söyleyebilmek mümkün olmayıp. kumaş eşya ve giyecek Muhtelif cins kürkler Saat Kıymetli taşlarla süslü eşya Nargil. 775 gııruş kıymclindcki kaltak bargirlerini buraya almamamızdır 162 1 .m. içerisinde muhtelif hayvan've zahirclcriyle beraber sayılan çiftlikler olmak üzere toplam 165 kalem unsur yer almakladır. D I KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ Türü Altın ve akça Mücevher eşya Kumaş. altın olarak kaydedilen kalemlerin dışındaki unsurlar. defter içerisinde yer alan unsurların miktarına göre inceleyeceğiz.428 çıkmaktadır. Paşanın serveti diğer malların maddi kıymetleri belli Cahil Telci " a. ancak bazı tahminler yürütülebilir.Bunun sebebi. kıymet olarak kaydedilmemiş oldukları için. 16 daha önce başka bir muhallefât ile ilgili çalışmamızda yaptığımız gibi. 5 tanesi. Bu sebeple. burada da mulıallefâtı. teşbih.Cahit Telci Muhallfatın büyük bir kısmının İçerisinde yer aldığı defterde. ayna Mutvak eşyası Silah Bayrak-sancak-mehler Kitap At takınılan At Çiftlik Diğerleri TOPLAM Defter içinde kaç kere zikredildiği û 6 51 17 1 3 6 8 13 18 1 9 5 5 16 165 Kıymeti (•.g.'' 294.643 w - Mal ve eşyanın dökümünden de görüleceği üzere deflerde.giıriış) ." Rakamlar toplandığında 295 .

orta halli olanların bile samur bir kürke sahip olmak İçin seve seve dört veya beş yüz kuruş sarf edebildiklerini söyler. yaklaşık 300. bu bile başlı başına bir servet oluşturmaktadır.550 civarında da canlı hayvan bulunmaktadır ki.840 170 40 20 765 80 8. Muhalleiat içerisinde en önemli yekûn kumaş ve kumaştan mamul giyim ve ev eşyalarıdır. birer tane. Bu servet. 21 tüfek. büyük çoğunluğu koyun ve keçi olmak üzere 7. Türklerin kürke olan tutkularından bahisle. Çev.000 kuruş kıymelindedir. yastık gibi ev eşyalarım söylemek mümkündür. "sığır ve kısrak1' olarak kayıtlı bulunup.' Türü Kısrak Tay Bargir Merkeb Ester Kara sığır öküz Kara sığır dana Kara sığır inek Camus öküz. 11 tane Trabzon işi fişeklik. Ancak aşağıda görüleceği gibi bu miktar diğer defterde daha fazladır. gaddare. minder. bu 7 hayvanm lamamı kısrak olarak kabul edilmiştir. 7 tanesi. Nuray Yıldız. 163 . Bunun dışında muhtelif türlerde giyim eşyaları ile seccade. Bu meyanda birer aded topuz. mızrak. kılıç ve hançer. birer tane de pişlov ve piştov kuburu bulunmaktadır. şeşber.020 1. Yine tablodan görüleceği üzere mulallefat içerisinde. Dil deki 6 kürkle beraber toplam 33 kürkü bulunmaktadır. 83. 'Tallmırîr Toplam kıymet (Guruş'! 9. Yüzyılın ikinci yansında Osmanlı ülkesinde seyahat eden Thevenot. Meünde. Bu yüzyılın genel bir özelliği olarak kürke rağbeti Ali Paşa'da da gömıek mümkündür ki bu defter içerisinde 17 başlık altında. lfı 19 Talimim bedel (gunış) 20 20 5 5 5 15 10 10 20 :. 1655-56 'da Türkiye. İstanbul 1978. s.Catıik Muhassılı Vezir Elhac Ali Paşa'nuı 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri olmamakla beraber. Kumaş olarak 1 top Trabzon bezi bulunmaktadır.740 1. devri içerisinde hiç de küçümsenemeyecek bir meblağdır ki müverrih Vasıf da paşanın emvalinin zabtından bahsederken servetiyle ilgili olarak "nüküd-ı bî-hadd ü 18 payân"' tanımlamasını kullanır . ÇİFTLİKLERDE MEVCUT CANLI HAYVANLAR VE TAHMİNİ BEDELLERİ "• Aded. Jean Thevenot.27S. sadece para olarak. toplam 27 tane mııhteli f cins kürkünün yer aldığını görüyoruz19. XVII.940 ~~4TP' 92 34 8 4 51 8 874 97 20 Vâsıf S. Silahlar beklenilen kadar değildir.

614 4 Aslında defterlerden sadece bir tanesinde hayvan flatlanyla ilgili bilgi bulunmaktadır"1. 2.484 49. tahminen bedeli. bir öküz fiatı civarında hesab etlik.541 15 15 15 15 3. üçte bir artı ilave ederek öküz fiatı ve inek Kalının yarısından az olarak da koyun ve keçi fıaluıı düşündük.BŞMMHFA3695. s. satışın yapıldığı yer.550 hayvanın. Tay ve kısrak fıatım da ortalama olarak. böylesi bir fiat yaklaşımında bulunduk.000 guruş civarında olabilir. Burada 3 aded camusıın beheri 15 gnmştan toplam 45 gunış ve 33 tane kara sığırın da beheri 10 guruşlan toplanı 330 guruş ettiğine dair bir bilgi bulunmaktadır. 50. Elimizdeki camus ve inek fiaünın üzerine. Bunların fiatları.624 320 • :i Kalan 552 000 472 80 40 - - - 200 160 noo BOA. gösterişi. alıcının ve satıcının o andaki vaziyeti. Aynı zamanda Ali Paşa'nın nıulıallefâlıııdakj bu iki fıatuı Pazar fiatı olmadığı da muhakkaktır. Böylece Ali Paşa'nın muhalicfâlı içerisinde bulunan yaklaşık 7. hayvanın kilosu. ÇİFTLİKLERDE MEVCUT ÜRÜNLER Çiftlik Adı Türü Asıl En giz Hinta Şair Mısır Buğdayı Uzunkoz Hint a Kabluca Şair Kaldalipa Şair 2.Cahit Telci Camııs ineği Cam us düge Canı us dana Malak Koyun -keçi TOPLAM 217 57 3 24 5. Gerçi şunu burada önemle vurgulamak gerekir ki eşyalarda da olduğu gibi bilhassa canlı hayvan fıatları konusunda kesin bir şeyler söyleyerek mali bir yekûn çıkartmak mümkün değildir.621 7. iklim gibi bir çok değişkene bağlıdır. Fakat biz aynı muhallefat içerisinde. o anda oluşan bir fiat ile karşı karşıya bulunduğumuz için. diğer canlı hayvanların takriben bedelleri ne kadar olabilir düşüncesinden hareketle. D.176 320 472 160 Keyi-i Istanbulî Yağmalanan 1. 164 . sağlık dununu.255 855 45 360 22.

Ancak bölgesel anlamda Önemli bir güç olan Ali Paşa'nm aslında daha fazla silahının olduğu da muhakkaktır..Can i k Mukassi h Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli Muhallejat Defterleri Kanlıcak Kelene Şair KKK) 3.5... Silahlar. ^ v i n ç t i .v| 7 6 7 6 1 - 4 31 Tablodan da görüleceği üzere bu defter içerisinde mevcut eşyalar arasında kumaş ve kumaş eşyalar ilk sırada yer almakladır.. bu döneme ait bir çok muhallefâtda tesadüf edilen mercan bir teşbih de bulunmaktadır. kahve sinisi. 2 tüfek kuburu. s..kaç. Metinlerden de anlaşılacağı üzere kumaş türleri imparatorluk coğrafyasının muhtelif yerlerine ait olup. 165 . kaplan kürkleri olarak tavsif edilmiş. . Tosya. Ankara'nın muhtelif cins kumaşlarından toplam 11 top kumaş mevcuttur. kcre. 6 madde halinde. toplam 6 başlık halinde ve 6 adet olarak kaydedilmişlerdir. Haleb. Defter içerisinde.. Ayrıca da birer tane Selanik seccadesi ile Bağdat. muhtelif cins 9 tüfek. ibrik. Şam.matara ile gümüş gülabdan. defterde 3 tepe hınta ve birer tepe de şair ve kabluca olarak belirtilmiştir 2 . zarf gibi eşyalardan müteşekkildir.. içinde . . zerdeva.. vaşak. 1 3693.. Bu zahire. 1 kalkan ile 1 tane de yatağan bıçağından oluşmaktadır. abası ve 20 tane de Fransız çukası toplam 7 başlık altında kaydedilmiştir.000 - 000 Tablodan da görüldüğü üzere paşanın firarı ile muhallefatm zabtı arasında geçen zaman içerisinde mevcut tahılın önemli bir kısmı yağmalanın ıştır. ... Mutvak eşyaları ise bakır leğen.... Bu zahire dışında daha henüz döğülmemiş olan bir miktar daha zahire bulunmaktadır ki hakiki miktarlarını bilememekteyiz. kahve tepsisi. Kürkler de muhtelif türde olup semmur. buhurdan.&il$^Idiği. D İT KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ Türü Kumaş ve kumaş eşya Muhtelif cins kürkler Mutvak eşyası Silah At lakımı Diğerleri TOPLAM Defter.

belıeri 6. nakit ve canlı hayvan varlığı olarak.5 guruş'tan 6 adet şilte ( 39 guruş ). beheri 13 guruş'tan 2 tane orta kilimi (26 guruş ). Kumaş eşyalar bu defterde de en çok yer bulan unsurlardır. beheri 6. beheri 4 guruş'tan 4 tane minder (16 guruş). servetinin. Sonuç olarak Ali Paşa'nm.5 (743. ki bu çiftliklerin de vasıf ve bedelleri belli olmadığı için değerleri konusunda bir şey söylemek mümkün değildir. Ancak kaçtığmda servetinden önemli bir kısmını beraberinde götürdüğü de muhakkaktır.5 guruş'tan 7 tane yorgan ( 3L5 gıınış ) dır. defterlere akseden kısmının 400.erinc. 436 keyl kabluca ve 122 keyl de mısır bulunmaktadır. Bunlar beheri 15 guruş'tan 3 adet camus ( 45 guruş) ve beheri U) guruş'tan 33 tane büyük ve küçük kara sığır (330 guruş ) dır.000 guruş civarında bir yekûn tuttuğunu söylemek mümkündür.5 - 1 """"" Kumaş ve kumaş eşya Mutvak eşyası Si lalı Kitap Canlı hayvan TOPLAM ıon 40 11 375 668. Toplam 7 başlık altında 49 tane kıunaş eşya kaydedilmiştir.5 yazılımş} Bu defter Ali Paşa'nm ımıhallefâtı içerisinde tüm kaydedilenlerin kıymetlerinin de verildiği yegâne defterdir. 868 keyl alef. Defter içerisinde silah olarak ise sadece 1 tane ve 40 guruş değerinde Banyakâri piştov bulunmaktadır ki bu tür silahı da dönemin birçok muhalleıatuıda görmek mümkündür.Cahit Telci D m KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ T ü r ü ' " '• ' • ••••••.000 guruş kıymetinde bir meblağ ile karşılaşmaktayız. Ancak deflerde çok şey kayıtlı değildir. Yine bu defter içerisinde 828 keyl hınta. ayrıca diğer eşyalar ve defterde kayıtlı 5 çiftliği de ilave edersek. beheri 2 guruş'tan 48 gıımş eden 24 tane köhne kadife yastık.•••••••- DefKr'lçirıâte-^aç"" İçere ::fâym^İ(güitl^ zikredildiği 7 1 1 1 2 12 192. muhallefâtınm bütününü değerlendirecek olursak. 3 guruş'tan 2 tane baş yaşlığı ( 6 guruş ) ve 4. 166 . Defter içerisinde iki kalem halinde toplam 36 tane canlı hayvan kayıtlıdır. yaklaşık 350. Bunun ü/. Bunlar.5 guruş'tan 4 tane köhne mak'ad (26 grınış ) .

be hesâb-ı guruş: 3.] guruş hesabıyla mir-i mumaileyh tarafından teslim olunan fındık altımı aded: 895. torba aded:32. guruş: 2) 3) Kapan ile vezn olunan beyaz akça torba aded: 49 fiy: miııh.473 85. guruş: Hazine bağıyla bnlıınub feth olunmaksızın hâli üzere terk olunan torba adcd: 44 ..100" 122.580 3.BŞM. fiy: 2.500.000 80. 13693 ( D i ) Bundan mukaddem Canik muhassılı iken firar eden Elhac Ali Paşa'nın bi : lcümle cmvâl ve eşya ve nükûd ve zinmıât ve gulâm ve cevâri ve hayvanât ve sair cins mal illa' olunur her nesi var ise t[z"|ahîre îhrâc ve memlıûr ve mümzâ defteri der alizeye irsal ohınmak babında sâdır olan emr-i âlişân mûcebince fırari-i müşyârünileyh makam olan Canik Sancağfnda vaki Bafra kasabasında kâin alik sarayına bade'l-vusûl taraf-ı lıazrct-i vcliü"n-niâinânclerinden tayin buyrulan divân kâtibi Elhâc Abdi Efendi ve dergâh-ı âli kapucıbaşılarıııdaıı hıısûs-ı mezbûra memur Çapar-zâde Mustafa Beğ ve sabıka Kırını defterdarı olub Bafra kasabasında mevcud Mustafa Ağa ve şâir bi'1-cümJc ahâli marifetleri ve marifel-i çakeri ve marifet-i şer' ile hâne-i nıezbûrun harem bağçesi derûnunda kârgîr malızen-kâşan de mevcud olan uükûd ve cşyâ-yı şâire ve Canik Sancağı'nda vâki çiftlikâü ve derûnlarmda olan hayvanâtı ve bazan bir miktar malttır ile bazı alıâli-i kuraya verdiği hayvanât ve sâirenin müfredat defteridir..500 / tobramn biri safi para olnıağla yüz gunts ziyadesi vardır ] 167 .MHF. gıınış: 4) Tâdâd olunur İken bazı denkler derûnunda zuhur eden malüut altını guruş: 5) Firari-i müşarünileyhin iç çııkadan Halil Ağa yed'inde bulunan • fındık ahunu mukaddem Çapar-zâde Mustafa Beğ alız cdüb [.Canik K'luhassth Vezir Elhac Ali Paşa 'ınrı 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri D. Müşarünileyhin Bafra kasabasında kâin atik hanesi derûnunda kârgîr mahzende mevcud bulunan 1) Cümle marifetiyle tadâd olunan beyaz akça..

] sîm islelaıi. re's .| badem resmli ayine. fiy beher batman: 40..].428r Kese-i Rumî: 590. gunış: 11) Ortasında ve kenarlannda beşer zümrüd ve dört la'l ile müzeyyen 12) Beş yapraklı sîm inalla' çelenk.. aded: 168 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 700 8 1 1 1 4. 1. aded: 23) Sîm beyaz [.761 * 1 227 1 ... 31 fıy beher re's: 25 guruş. aded: 21) Şişhane sîm beyaz su tası. küsur guruş : 428 7) Firari-i müşarünileyhin Fatsa kasabasında mevcud imhasından kal' eltirdikten sonra Piiiııci-zâde Ellıac Hasan Ağa'ya füruht edüb balıasıyçün alız eylediği temessük kıt'a 8) Üçer yapraklı sîın beyaz çelenk aded: 9) Ortasında bir lûlî ve bir ziinıriidi bir yapraklı matla' çelenk.. aded: 26) Sîm beyaz kalemkâr l. aded: 13) Müşarünileyhin muhlerik hanesi cümle marifetiyle hafr olundukta hurda ve külçe zuhur eden sîm..] kutu..190..140 Batman : 1. aded. kıyye: 7. aded: 22) Sîm beyaz. 18) Sîm beyaz kalemkâr gülabdan. aded: 25) Hurda Ia'l taş ile müzeyyen on yedi müşebbek kitabeli [.Cahil Telci 6) Vilayet tarafından müşarünileyltin firarından sonra bazı kesâna ber kazıyye-i emanet verilüb badehu furuht olunan bargİrân-ı kaltak. aded: 24) Sîm zencirli ve nişanlarında ikişer nıercanh teşbih. aded: 10) Nulıas. aded: 19) Etrafı gayet hurda incilü müdevver ve müşebbek küpe. kıyye 14) Sîm matla' sade ve kalemkâr nargü seri 15) Simlice mukavva nargil seri 16) Sîmli fağfur nargil seri 17) Sîm matla ve su hanesi sîm beyaz ve lale avizeli yedi müdevver yaftalaranuıda kuş resm vaz' sîmsiz. 775 YEKUN GURUŞ : 295. çift: 20) Sîm matla gayet hurda firuze taşlı kefere nisası takımı? .

çift: 46) Temür rikab-ı çatkım. aded: 6 . çift: 29) Baş çavuş çcvgânı simleri 30) Sîm beyaz mükemmel çavuş çcvgânı..Canikkiuhassûı Vezir Elhac Ali Paşa 'um 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri 27) Altı sıra pul resin sîm zencirli reaya nisalarına mahsus altunboğaz avizesi: Müşarünileyhin iç oğlanı baş çavuşu yedinde olub kadı efendiye Teslim eylediği. % 1 1. aded: 38) Sîm şeşber. aded: 32) Mâi ve kırmızı ve beyaz taşlı müşebbek altun zarf. çift: 47) Kâm aheni. aded: 44) Pirinç rikab çift: 45) Temür rikab-ı esb. aded: Müşarünileyhin kahveci yamağı Mehmed yedinde kahin teslim Eylediği: 31) Yalnız altmış sagîr ve hurda elmas Üe müzeyyen müşebbek ahun zarf. aded 34) Kema'yar sîm matla1 düz yaftalı birer zencirli kırmızı püsküllü sinebenâ ma 'a başlık?. . aded: 33) ALü mahallinde minekârî jüllü müşebbek altun zarf. aded: 37) Sîm topuz. kem a'yar sîm matla': 1 42) Birer yanlan beyaz sîm kaplama temiir rikab çift: 43) Pirinç at başlığı. çift: 1 2 . 28) Matla iki başlı çavuş kuşağı... aded: 1 35) Sîm matla' çifte peçeli beyaz püsküllü kalemkâr yalnız sinebend 1 36) İshakbcğ-zâde'nin lalası yedinde bulunan sîm beyaz pul avizeli sade başlık.] kaştan bütün kaplama kalemkâri ve şükııleli sarı dibah resen? Kıt'a: 49) Pirinç üzerine câbeca altım kakmalı rikâb-ı esb tek: 1. % $ % 30 ı • 1 3 1 3 1 1 1 1 X I 1 39) Sîm matla' donanmalı ve kabzalı ağaç ve şir-mâhi gaddare. aded: 41) Sîm beyaz rikab-ı esb çift: birbirine uymaz: I. aded: 40) Simlice şikesi gaddare. aded: 48) Sîm matla' [.

aded: 55) Surmai kadife üzerine kezâlik kabaralı.. taylara mahsus: 2 52) Mor çuka üzerine serapa matla' kabaralı sagîr Midillü haşesi. . 4. 65) Sîm beyaz resm [silik ]kabaraJı şenr sofrası. zencire avize sîm beyaz müdevver pullu sagîr haşe. kıt'a: 57) Mor çuka üzerine üç sagîr üç kebîr gül resm sîm beyaz kabaralı haşe. kıt'a: 60) Türkmânî çul sepet . aded: 69) Beyaz sanda! Yörük bayrağı. aded: 68) Sancak bayrağı. adcd: 70) Nefti çuka üzerine serapâzerdûz köhne seccade. aded: 67) Deıırrenleri altım kakmalı ve sîmli kargı mızrak. aded: Bafra sakinlerinden Deh Hüseyin yed'İnde bulunan Bafra sakinlerinden Kürekli Abdullah yed'İnde bulunan Öküzoglu Hasan yed'İnde bulunan 72) Kundağı bütün sîm matla ve bazen mercan ile müzeyyen ve 170 1 f. aded. aded: 61) Sîm matla' şişhane fota ? sancağa avise [silik | Mushaf-ı şerif.. aded: 63) Sîm matla sancak alemi ve tahtında yine sîm matla bir toplu bilezik 64) Üç halkalı sîm beyaz alem çubuğu ? topu. aded: 54) Gezi çuka üzerine sîm matla beyaz kabaralı. kıt'a: 58) Mor çuka üzerine iki nîm müdevver güllerinin ortalarında minakârî sîm malla' kalemkâr müseccem kebîr kabara ve saçak mahallinde sîm beyaz.] kıt'a: 51) Köhne kaltak aded. aded: 1 .aded: 71) Trabzonkâri kılabdarüıca fişenklik. 1 4 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 I 1 % 2 1 1 % 1 1 1 % 66) Altım kakmalı ve sîmli revgani ve çâr kuşe demren mızrak. adcd: 53) Mor çuka üzerine sîm matla kabara Iıaşe. kıt'a: 59) Köhne sagîr şam haşesi.Cahit Telci 50) Sîm matla' önü nim ve orhanesi ? bütün kaplama kalemkâr ve kırmızı kadifeli [. aded: 56) Mor çuka üzerine etrafı şerid resiın ve sîm matla" kabaralı haşe. cild: 62) Sîm beyaz sancak bayrağı tepeliği.

aded: 73) Kundağı şir-nıâi ve sîm matla ve beyaz kabaralı ve nişangâh mahalli 74) Altım kakmalı hâre demirli şişhane tüfenk Bafralı Deli Hüneyin yed'inde bulunan İshak Beğ-zâde yed'inde bulunan Abdullah yed' inde bulunan Akgö/oğlu Hasan yed*inde bulunan Kürekcibaşı yed'inde bulunan Bafralı Saraç Ali yed'inde bulunan Suııguroğlu Osman yed'inde bulunan 75) Kaval nefer tüfenki. aded: 84) Penbe kermesuda kaplı müstamel kakımı biniş kürk. aded: 80) Sarı ve fıstıkî ve yeşil çukaya kaplı Rumili semmur paçası çiftlik kuntıış kürk. aded: 91) Kapsız koline sincab kürk. aded: Aktekye karyesinden gelen kürklerin miktarı 89) Kermesud kaplı nâfe kürk. aded 81) Yeşil çukaya kaplı Anadolu nâfesi hırdevatı kürk. aded: 77) Mor çuka üzerine beyaz kabaralı piştov kuburu. aded: 90) Çukaya kaplı hırvani kölme kürk.Canikhiııhassıh Vezir Elhac Ali Paşa'mn 1779 Tarihti Muhalle/ât Defterleri on dokuz sîm matla' [. aded: 86) Gezi ve siyah kermesuda kaplı öııi ? siyah sincab biniş kürk. aded: 79) Gezi çukaya kaplı sırt seımtıur erkân kürkü.. aded: 76) Kölme piştov. aded: 1 1 1 5 1 1 1 1 1 6 1 I î 1 1 1 1 İ 1 İ İ 1 1 171 . aded.. aded: 88) Yeşil çukaya kaplı bol yenli Anadolu nâfesi sagîr kürk. çift: 78) Serasere kaplı sırt semmıır ve zavat ? kürkü.] ve nişan mahalli altuıı kakmalı hâre demirli şişhane tüfenk..] çukaya kaplı beyaz tavşan kuntıış kürk.. aded: 82) [. aded: 83) Mâi-İ şaliye kaplı vaşak koline yemin ? kürk. 85) Gezi atlasa kaplı zerlıeva? paçası ııimtcn müst'aracl kürk. aded: • 2 1 1 87) Yeşil çukaya kaplı vaşak köhne nimten kürk.

1 1 İ 1 :| t I 1 1 . aded: 17.2 I . aded. adcd: 114) Köhne çuka cübbe. mâi-i Fransız: 14. aded: 110) Müstamel şükufeli entari. aded: 3. aded: Sunkur oğlu Osman yed'inde bulunub teslim olunan 109) Mercan teşbih. aded: 97) Gezi sof kerrake.Cahil Telci Biniş Seyis yed'inde bulunan 92) Semmur kuntuş kürk.aded: 111) Köhne çakşur.. aded: 113) Destmâl sini. 99) Beyaz hareli cevizi sof kerrake. sade: 2 95) Elvan şali kerrake. adcd: 93) Cüd kafa kuntuş kürk aded: 94) Müstamel kaplan postu. adcd: 107) Kabzası ve kını sîm inatla' hançer. aded: 102) Kabala çukası 12. aded: 103) Battal Beğ-zâde Tayyar Beğ'ingulamı yed'inde bulunan yalnız ağızlığı sîm beyaz kara kaplı ? kaliça. mai:27. aded: 104) S i yalı aüas entari. aded: 98) Altım harclı?beşer şemseli beyaz şali kenake. aded: İ 1 1 3 % % 1 4 1 53 1 t üs 4 Bafra kasabasına tâbi Sağlar nâm karye yolunda bir seis yed'inde buldum Deyu Alemdaryed'iyle teslim olunan 106) Balçık ve kabza ve kını bütün sîm matla' kılıç. aded: 115) Köhne enmri. aded: 96) Bir zeııbil derununda sarayda nıcdfûn bulunan Çifılikkapu taklidi biniş. aded: 100) Derzibaşı yed'inde bulunan çiftilekapu biniş. aded: Bafra kasabasına tâbi Aktekye karyesinden gelen 112) Havlı. aded: 105) Zerdûzkâri köhne boğça. aded: 108) Sîm köhne saat. aded: 101) Müstamel gözi kürk kabı.

.CanikMuhassdı Vezir lilhac Ali Paşa 'nın 1779 Tarihti Mııhallefât Defterleri 116) Tencere. aded: 124) Şeritli ve yeşil püsküllü [.. aded: 139) Koline şayak yastık. 8 % . aed: 133) Destar [. aded: 128) Yapağı memlu gayet köhne kadife yasdık.] aded: 134) Trabzon bezi. aded: 137) Müstamel kılabdanlı kadife yasdık. aded: 143) Kaba suma . aded: Müsla'mel Köhne 119) Müsta'mel sagîr kilim. top: 135) Koline atlas boğça : aded: 136) Yorgan me'a çarşeb. aded: 120) Taraklı sandal mtist'amel yorgan yüzü.. aded: 1 7 Î0 : 2 1 4 3 4 $' • 1 1 1 %• 1 4 t 5 3 % 1 2 4 1 1 |$! 10. aded: 123) Beyaz üzerine şükûfe İşleme mak'ad.3 142) Surna. aded: 140) Müsuıme! ve köhne Selanik kiçesi. aded: Müşarünileyhin ÇaLıcı Mehterbaşısı yed'inde bulunan 141) Nakkare. aded: 126) Çiftlik kaftanı. aded: 118) Elvan cezâir ihramı Cedid ve şeridli. adcd: 138) Müstamel çuka mak'ad. aded: 130) Yapağı memlu minder. adcd: 125) Köhne al mak'ad.] mak'ad. aded: 121) Pebe memlıı çubuklu kııtnı köşe şiltesi ve me'a şükûfeli mor puşide 122) Penbe memlu gezi şükûfeli köşe şiltesi. adcd: 117) Kapak. aded: 132) Çuka yelek. aded: 131) Surmfn çuka yol dolaması. aded: 127) Köhne Türkmen Kilimi. adcd: . çift: 138) Yapağı memlu şayak yasdık..

aded: 145) Boru. re's 159) Yine Çapar-zâde Beğ'in adamlarından Sunkur oğlu Osman yed'İyle gelen al esb. aded: 2. aded: 152) Sîmli nây. aded: 147) Kamış göl. aded: 150) Talim düdüğü. re's: 160) Müşarünileyh hîn-i firarında vilayet marifetiyle bazı kurraya ber veçh-i emanet verilen bargir (Çapar-zâde Mustafa Beğ'in hîn-i vürudunda yağmaya gittiğini haber verdiler ) nı's: 161) Ç i f t I i k â t .Cahit Telci 144) Kaba çevre. re's: Akçakanad Kula esb 158) Yine müşarünileyhin kendüye mahsus esblerinden Çapar-zâde Beğ'in firarından sonra bulunan Bolu Dorusu dinıekle arif doru Esb. re's: 156) Yine fırari-i müşarünileyhin esblerinden iç çukadarı. yed'inde bulunub mukaddem Çapar-zâde Mustafa Beğ'inahz etmekle badehu tarafımıza teslim olunan perişan tabir olunur kara esb.. aded: 146) Zil. aded: 154) Pirinç boru ve ağızlığı. şikestl bulunan Bağdad Kulası dinıekle arif lenk esb. aded: 153) [.] 22 1 1 1 1 157) Mumaileyh Çapar-zâde Beğ'in Çorumlu Mehmed yed'inde bulunan 5 9 f 22 40. aded: 149) Surna ve çevre lülesi. aded: 148) Kaba lülesi.ı E n g i z [ Firari-i müşarünileyhin oğlu merhum (silik) zade İsmail Beğ'e işbu çiftlik pederimden müntakil deyu ahali haber verirler. 60 %.]santur. 10 1 1 i 1 155) İbtida Bafra kasabasına vürudumuzda müşarünileyhin esblerinden 174 . aded: 151) Kemik surna ağızlığı..

CanikMuhassüı Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri Çiftlik-i mezbûr derumında olan hayvanât l l l l l l l a . • Tok 1 - j 2 100 175 .! 20 82 24 10 6 13 82 24 10 çift 6 33 10 Keyl-i 2.624 162) Çiftlik- i Uzunkoz ÇiftJik-i mezbûr Kethüdası FeyzuUah zabtında olan hayvanât •Türü Camus öküzü Kara Sığır Öküz Kara Sığır İneği Bargir Ağnam ve Keçi Kebe.176 320 472 320 000 istanbul! 552 000 472 1.. aded: Kilim. •• Camııs ineği Malak Cam us Öküzü Kara sığır öküzü Kara sığır ineği Yine çiftlîk-i mezbûr hademelerinden Ebce Mehmed zabtında olan ki sak Hınta Şair Mısır Buğdayı Ru-:S 'Fuplaün :•.••çm. aded: 2 ..

aded: Mevcud der anbar-ı çiftlik Şair. 1 176 .. Keyl-i İstanbulî Hınta. Keyl-i İstanbulî Kabluca.||f ||İfİ. aded: Kabluca tepesi.ifgg|îi. Keyl-i İslanbulî Döğülmemiş zehairin mikdarı Hınta tepesi. aded: Taba ? ve sallan ve şâir nühas.. yed'inde olduğunu cümle ahali haber verirler. j To[>? a IıI 10 1 18 160 10 Camus ineği Camus öküzü Kara sığır Şair. aded: 200 80 40 163)Çifîlik-i Kaldalipa Çiftlik-i mezbûr derununda olan Hayvanât •T'ürii . keyl-i İstanbıılî 13 160 1 5 000 164) Çiftlik-i Kaniıc ak \ Çiftlİk-i mezbûr firarı Ali Paşa-zâde İshak Beğ'in üveği oğlu Abdurralıman Ağa-zâde Hasan Beğ'in kendi pederinden nıüntakil olduğuna binaen müşarünileyh vaz-ı yed etmeyüb .Cahil Telci Evâni-i Nühas Tencere.. aded: Şair tepesi.

..>.. w: ^ .:..i 1 . keyl-i İstanbulî 12 3 5 3...000 3..:. : ..Cam'k Mııhassth Vezir Elhac Ali Paşa 'um 1779 Tatihli Muhalle/ât Defterleri Çiftlik-i mezbûr kethüdası Süleyman zabtında olan hayvanât: I^TÜM'I • • î Kü 's • •:-: • • Ciüiıus öküzü Kara sığır öküzü Kara sığır ineği Camus ineği Sığır ve kebîr kısrak 165) Ç i f t l i k .: r ^-.:.:.000 Toplotn ..:. ||| 1 8 13 7 K e l e r iç 1 - [Çiftlik-i nıezbûr firari Ali Paşanın [silikj Abdıırrahman Ağa'mn lıadcmelerinden ve [silik] ser çukadârân-ı lıazret-i şelıriyâri [silik] hazretleri biraderi Halid Ağa benimdir [silik] olduğunu müş'ir yedimde senedim vardır lakin fîrari-i müşarünileyh cebren zabt eyledi deyu ihbar ve senedini ihraz eder..ijn.... | pi.] Çiftlüi-i mezbûr hademelerinden Evkatlı Hasan zabtında olan: ı I P• • Canıus ıncğı Canıus danası ? Kara sığır Bafra kasabası anbannda mevcud bulunan şâir.. - 12 3 5 000 177 .

044 40 792 verilen 3.938 4.844 00 000 746 200 40 792 Hm ta Şair Kabluca Mısır Buğdayı [Bafra kasabasında ve etraf kurada asâkir kesir olduğundan hınta ve şâirin kemâl kıüeli olmağla medâr-ı masarifimiz içlin (bir kelime okunamadı) mezkûr zehairi bazan tanzim ettirdiğine şerh verildi.Cahil Telci YEKUN Türü Rırs t c k ] - Çift Tayin ata giden Yağmaya giden Canıus Öküzü Camus ineği Cam us dügesi 284 57 34 19 6 30 - 1 76 4 7 174 - Kara sığır öküzü Kara sığır ineği 284 Kara sığır tanesi 8 Ganem ve keçi Esb Kısrak Tay Bargir Ester sayası Merkeb sayası :: 1 - 210 4 230 92 10 4 3 35 26 8 8 Wi:i::^!llllllll 1 il 3.192 2.J Türü Saiıan ve tencere ve şâir evân-i nühas ' Ası yâ b 178 AdeJ 61 f f .

. geldiğine binaen bir re"sinin bahasını alız edemeyüb mîr-i mümâileyrı zimmetinde kaldığı muhat-ı ? ilm-i âlileri buyruldukta ol bâbda enir ü ferman devletlü inâtetlü ve merhametlü efendim sultanım hazretlerinindir... [bir kelime okunamadı] talisi 1 olunmayub lakin bazen sülük oldukta müşarünileyh lıin-İ firarında Çapar-zâde Mustafa'nın asâkir-i vefire ile girdiği esnada hayvanât-ı mezkûrun ekserisi yağmaya gittiğini haber verirler. Bcnde-i Melımed Ser.bevvâbîn-i dergâlı-i âli memur-ı zabt-ı emvâl-i mezkûr 179 .] Koyun ve kı\ı Kısrak Kara sığır Camus 5.31 1 214 237 100 Sabıka Canik muhassılı iken firar eden El-lıac Ali Paşa'nın nükud ve eşya ve çiflükât ve hayvanaübâlâda serd ve beyân olunduğu üzere olub lâkin lâyinâl verilen deyu işaret olunarak aşağı? Verilen dergâh-ı ali Kapucıbaşılanndan Çavuşbaşı-ı Esbak Melımed Ağa Hazretleri Bafra kasabasına vünıdundan sonra Çapar-zâde Mustafa Beğ kullarının asâkirinc badehu bahalarını eda eylemek şartıyla verilen hayvanât olub kasabaya bir.Canik Muhassılt Vezir Elhac Ati Paşa 'tını 1779 Tarihli Muhalle/at Defterleri Kebe Kilim 1 1 Firan-i müşarünileyhin malı olmak üzere Cânik sancağı'n d a vaki kura ahalilerinde ağnam ve keçi ve hayvanât-ı şâire: [ Hayvanât-ı mezkûrun bu larafla fiinıhtu nıurad olıınub ancak talibi olmadığına binâen defter-i müfredat mucebince yerlü yerinden.

13694 (Dil) Sabıka Canik mulıassılı iken firar eden El-Hac Ali Paşa'nın Kethüdası Abdullah Kethüdanın Samsun'da kâin hanesinde mevcud bulunub bâ enır-i şerif-i âlişâıı cânib-i ıniriyçün zabl ve marilel-i şer'le tahrîr olunan bi'l-cümle cvâni ve sîm ve şâir eşyasından aynı der aliyyeye nakl olunacak lüfenk ve evâni-i sîm ve sâirenin defleridir. buhurdan 8) Siın kahve tepsisi 9) Sim kahve ibriği 10) Sim Yatağan bıçağı 11) Nühas matla' leğen me'a ibrik 12) Nülıas matla'malara 13) Sim su tası 14) Sim zarf 15) Sim raht me'a resme Oğluna verdiği 16) Sim karalı kalkan 17) Mercan teşbih 18) Müstamel semnmr paçası kuntuş kürk 19) Müstamel semrmır paçası beden kürk 20) Zerdeva paçası müstamel biniş kürk 21) Atlasa kaplı vaşak biniş kürk 22) Zerdeve kürk tulum 180 3 4 2 1 2 1 2 î I î I 1 2 % 3 1 1 I 1 1 1 1 1 . Aded 1) Sim Kaplu Şeşhânc tüfenk 2) Sim pladinli şeşhâne lüfenk 3) Siın pladinli kaval tüfenk 4) Simli piştov kuburları.Cahit Telci D. çift 5) Sim kaplı vezne ? 6) Sim kaplı En'amkisesi 7) Sim gülabdan me'a.BŞM.MHF.

top: 28) Ninı Fransız çukasi 29) Selanik seccadesi 30) Kaplan postu 31) Köhne Bağdad abası # 1 4 3 2 2 .CanikMuMssıh Vezir Elhac Ali Paşa'mn 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri 23) Pulad kolçak 24) Şam gezisi. 20 İ î 1 Vech-i mcşrulı üzere bâlâda mezkûr olan sim ve kürk ve eşyayı saire sâdır olan emr-i âlişân mucebince aynı der alizeye irsal olunmak üzere olınağla işbu mahalle şerh verildi Mühür D. top: 25) Haleb çiçeklisi. 13695 (Dili) Sabıka Caııik muhassılı iken firar eden Elhac Ali Paşa Kethüdası Abdullah Ağa'ıım Samsun'da kâin hanesinde mevcud bulunup bâ emr-i şerif-i âliğân cânib-i mirîyçün zabt ve ma'rifel-i şer'le lalırir ve defter olunan bi'1-cümle emval ve eşyasından aynen der aliyyeye nakl olunacaktan maada bi'1-müzâyede fürulıt olunan ecnâs zeâir ve hayvanât ve sâirenin müfredat defteridir. 1) Şifa-i şerif.5 Yi 39 1İ ısı . cild: 2) Banyakârî Piştov 1 1 - 11 40 İki aded Oda döşemeleri 3) Kadife köhne yasdık 24 4) Şilte 6 5) OrVaYiYıim 2 48 2 6. top: 26) Tosya şalisi.MHF.BŞM. top: 27) Ankara şalisi.

5 743.232 1.5 100 26 6 31.697. Mühür .830 38.178 YEKUN GURUŞ CEM'AN YEKUN 954 Para: 18 1.700 10.5 3 4. kıyye 10) Köhne mâi çuka mak'ad 11) Baş yasdiğı 12) Müstamel yorsan YEKUN •4 4 15 10 16 45 330 3 33 İÜ .416 5.5 ECNAS Z E HA İR Hınta Alet' Kabluca Mısır YEKUN Key[-ı istanbul 828 436 122 Fiy 25 12 12 15 Para 20. 4 2 7 6.5 Para:18 Vcch-i meşriih üzere bâlâda zikr olunan eşya ve ecnâs zchâire vaz' olunan fiy mûcebince bi'1-müzâyede fürulıt ve iktiza eden bahaları alız ve kabz olunmağla işbu mahalle şerh verildi.Cahit 7elci 6) Minder 7) Camus: ru's: 8) Kara sığır kebîr ve sagu\ru's 9) Salıan ve tencere ve sâîr evânHniihas.

Mustafa Kanızeybek. Başka nüshasını tespit edemediğimiz bu eser. Dönemi. bir kısım da yayınlanmıştır. TSMK.İ ÂL-İ OSMAN Mustafa KARAZEYBEK' Osmanlı tarihinin ilk dönemleri için en önemli kaynaklardan olan Tevârîh-i Âli Osmanlar üzerine zamanımıza kadar muhtelif çalışmalar yapılmış. İran seferinin H. ss. Eserde. İzmir 2000. 183-198. Bu eser üzerinde tarafımızdan yapılan inceleme için bkz. Ancak. Târîh-i Âl-i Osman. Anonim olarak bilinen eserin. . diğer Tevârîh-i Âl-i Osman'lara gösterilen ilgi bu esere gösterilmemiş ve gözardı edilmiştir. üzerinde çalıştığımız Târîh-i Âl-i Osman1 ile ilgili olarak herhangi bir inceleme yapılmamış. Revan Ktb. Afyon Kocatepe Üniversitesi Târîh-i Ahi Osman. 1099. Şayet bu kanaat doğru ise eserin öneminin oldukça artacağı şüphesizdir. diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlara nazaran daha geniş ve bilhassa Kanunî dönemi itibariyle diğerlerinden daha teferruatlı ve orijinal bilgilerle anlatan eser. Kânımı Sultan Süleyman zamanında Tevârîh-i Âl-i Osman geleneğine uygun tarzda sade bir dil ve üslupla yazılmıştır. müellifinin kimliği dışında muhteva itibariyle de dikkate şayandır.s nr. diğer eserlerle yaptığımız karşılaştırmalar neticesinde ünlü tarihçi ve nakkaş Matrakçı Nasııh'a ait olabileceği ihtimali belirmiştir. Osmanlı ailesinin Anadolu'ya gelerek Osmanlı Beyliği'ni kurması ile başlayıp: Kânfmî'nin II.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. KANUNİ DÖNEMİNDE YAZILMIŞ BİR T A R Î H . Tarih Uzmanı. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeniçağ Tarihi Anabilımdalı. 1549) yılma kadarki döneın içinde meydana gelen olaylar ele alınmıştır. Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Zira bu durumda Matrakçı Nasuh'un bu zamana kadar bilinmeyen bir çalışması ortaya çıkmış olacakf ayrıca parça parça yazdığı mufassal Utana' el-Tevârîfı adlı eserini kısaltıp daha sade bir üslûpla kaleme aldığı yolundaki kanaatleri kuvvetlendirecek ve Rüstem Paşa'ya izafe edilen bu tür çalışmasının ikinci bir telifi olarak karşımıza çıkacaktır.956 (M. İstanbul 1994.

Eserde baştan sona kadar bütün yaprakların ikinci sahifelerinin alt kısmında '"reddâde" bulunmaktadır. Bu usûl herhangi bir şekilde sahifeleriiı karışması halinde sahileleri düzenlemek maksadıyla kullanılmakta idi. yazıldığı dönem ve kaynaklarının tespiti hususlarındaki değerlendirmelerimiz ile diğer bazı Tevârîh-i Âl-i Osmanlarla yaptığımız mukayeseleri ihtiva etmekledir.a. 98b'nin Reddâde: Osmanlılar zamanında vücuda getirilen birçok yazma eserde. müellifi. Târîh-i Âl-i Osman'ın içine aldığı bu geniş zaman diliminde. Her salıife 9.8 cm. Târîh-i  l i Osman'ın Fizikî Özellikleri ve Muhtevası Eser. 28 cm. metnin sol alt köşesine bir sonraki sahifenin metninin ilk kelimesi yazılırdı ki buna "reddâde" denilirdi. Târîh-i Âl-i Osman'ın fizikî özellikleri. 1549) yılında Serasker Ahmed Paşa'mn Gürcüler üzerine sefere gönderilmesi hâdiselerine kadarki Osmanlı tarihine ait olayları nisbelen sade bir dil ve üslupla. Baştan sona kadar mürekkep ve yazı sitilinde hiçbir farklılık yoktur. İlk sahifenin renkli müzelüıeb ser-levhasi vardır ve bunun İçinde eserin ismi olan 'Târîh-i Âl-i Osman" yazılıdır.Mustafa Karazeybek Bu çalışmamız. Nitekim v.v. uzunluğunda 27 satırdan oluşmakladır. âyet-i kerîmeler.İran seferinin sonlarında H.956 (M. A. Eserin muhtevasında. diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlara nazaran daha teferruatlı bir şekilde nakletmektedir. Bu ilavelerin bir kısmı metnin yazı ve mürekkebine uyarken. etbâ1 ve ashabına saiât ü selâm getirdikden sonra "Sultan Süleyman Şah Han bin Sultan Selim Han'ın" ecdâdından ı'Vilâyet-i Rûm'a11 gelen Osman Gâzî'nin atalarından ve nerelerde yaşadıklarından kısaca bahsetmektedir. 17. Daha sonra Osman Gâzî dönemi ile Osmanlı tarihini anlatmaya başlayarak. Fazla olmamakla beraber bazı sahifclerin kenarlarında metne ilaveler yapılmıştır. muhtevası. varakların ikinci sah itelerinin sonunda. Ancak 99a'nm başlangıcı "sultan" kelimesi ile başlamaktadır. 98b'nin altında bulunan "reddâde" "ol" kelimesidir. başı ve sonu tam olmakla birlikte muhtevası incelendiğinde Fatih dönemi hadiselerinin anlatıldığı kısımda eksiklik olduğu anlaşılmaktadır. bazıları hem mürekkep hem de yazı karakteri olarak farklıdır. Eserin başında ve sonunda beşer salıife boşluk vardır.)'ya.98b'dc Fâtih'in İran üzerine sefere çıkma kararı vererek yaptığı sefer hazırlıkları anlatılırken: v. Fâtih dönemi hadiselerinde daha önce de söylediğimiz gibi eksiklik bulunmakladır. Kanunî Sultan Süleyman'ın II. Eserin. eninde. Bu iki olay arasındaki dönemle ilgili olarak herhangi bir bilgi bulunmamakladır. Her varakta "reddâde" 2 mevcut tur. rakamla yazılı tarihler kırmızı mürekkeple yazılmışın".5 cin. önce Allâhu Teâlâ'ya hamd ve Rasûlü Muhammed Mustafâ (s.99a'da Fâtih'in vefalından sonra yerine geçen Sultan Bayezid'i tahldaiı indirmek düşüncesiyle Cem Sultan'ın Mısır'dan tekrar Anadolu'ya gelmesi olaylarına geçilmektedir. Siyah mürekkeple nesih hattıyla yazılmış 209 varakdan müteşekkildir. Arkasından Osman Gâzî'nüı Vilâyet-i Rûm'a geliş sebeplerini zikretmektedir. 184 . Metinde varak 98b ile varak 99a arasında konularda kopukluk olduğu görülmektedir. miklepli kahverengi deri ciltli. Sahifelerdc metnin etrafı kırmızı mürekkeple çizilmiştir. yapraklar aharlı kağıt olup eserin tümü sağlamdır. Metinde bulunan bütün başlıklar. boyunda.

B.. Eserin muhtevasında müellifi hakkında açık olarak verilmiş bilgi yoktur. Hüseyin Gazi Yurdaydın. Özellikle ünlü tarihçi Matrakçı Nasuh'un Osmanlı tarihine dair yazmış olduğu eserlerle yaptığımız mukayeseler sırasında ortaya çıkan benzerlikler müellifin tespitinde bize yol gösterici olmuştur.. aradaki dönemin de eserde mevcut iken daha sonra herhangi bir sebepten aradan çıkarak kaybolduğunu göstermektedir. 4 Matrakçı Nasuh. Eserde "râvî" ibaresinin kullanılması. Varak numaralarında eksiklik olmaması ve yazmanın cildinde bozukluk görülmemesi bu sahifelerin çok önceden kaybolduğu düşüncesini akla getirmekledir. Siileymannâme. istanbul Arkeoloji Müzesi Ktb. Târîh-i Âl-i Osman'ın müellifi eserini vücuda getirirken. anonimlerin özelliklerini taşımaktadır. 329-354. Târîh-i Âl-İ Osman ile Matrakçı Nasuh'un S (i! ey mannâme'si arasındaki benzerlik. Her iki eserde sözkonusu antlaşma bahsinde başlayan benzerlik Târîh-i. nr. Fâtih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethi anlatılırken "Der-beyân-ı hikûyet-i ibtidâ-i imâret-i şehr-i Kostanüniyye"(y.. Târîh-i Âl-i Osman'ın Müellifinin Tespiti Târîh-i Âl-i Osman. İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nde bulunan ve Hüseyin Gazi Yurdaydın tarafından Matrakçı Nasuh'a ait olduğu tespit edilen Süleyman nâme3 ile Târîh-i Âl-i Osman'ın ilgili bölümleri her yönü ile birbirine benzemektedir.) başlığı altında garip rivayetlerle gayet uzun bir şekilde İstanbul'un tarihi anlatılmaya başlanmaktadır. s. Müşâhadelerine dayanarak yazdığım düşündüğümüz bölümlerde ise bu ifadeyi kullanmadığı görülmektedir. Belleten. Osmanlı tarihi ile fazla alakalı olmamakla birlikte İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşa edilmesi hakkında geniş bir bölüm de mevcuttur.Kaniim Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman sonunda anlatılan konu bitmeden.) denilerek Fâtih dönemi hadiselerinde kalındığı yerden devam edilmektedir. Yine bu konu içerisinde Ayasofya'nın inşasından da bahsedilmektedir. 1547) senesinde Osmanlı Devleti ile Almanya ve Avusturya devletleri arasında yapılan sulh antlaşması bahsine(v. Nitekim.. Eserde. 379. Arkasından İslâm tarihine kısa bir girişten sonra Müslümanların tarih boyunca İstanbul'u fethetmek için yaptıkları seferler sıra ile anlatılarak hâdiseler Fâtih'in İstanbul'u fethetmesine kadar getirilmektedir. Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmanlar tarzında kaleme alınmış olup. aynı konunun anlatıldığı kısımdan4 itibaren başlamaktadır. v. (Nisan 1965). Kanunî Sultan Süleyman dönemi hadiselerinde H. Ancak diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlarla. 81b. bir sonraki sahifenin başında bir anda başka bir konunun ortasından devam etmesi ve 98b'nin sonundaki "reddâde"nin de bir sonraki sahi Penin ilk kelimesi ile birbirini tutmaması. "Matrakçı Nasuh'un Hayalı ve Eserleri ile İlgili Yeni Bilgiler".88a. XX1X/114.biz girii Sultan Mehemmed Hân hikâyesine gelelim" (v. 185 3 . başka kaynaklardan faydalanarak kaleme aldığı bölümleri sürekli olarak "râvîlerden" naklettiğini belirtmektedir.954 (M.(A%. Daha sonra ". 77b) kadar devanı etmekte ve bundan sonra bir daha kullanılmamaktadır. Âl-i Osman'ın sonuna kadar devam etmektedir.

İki eser arasındaki benzerlikler için eserlerin mukayesesi bahsine bakınız. Târîh-i Âl-i Osman'ın Matrakçı Nasuh'a ait olabileceği düşüncesini akla getirmekledir.Mustafa Karazeybek Müellifin bizzat kendi müşaha deleri ne dayanarak kaleme aldığı kanaatini uyandıran eserin bu son kısmının. Ayrıca. Ankara 1976. hadiseleri anlatırken konuya uygun olarak bazen şiir bazen de âyet-i kerimeler koyma hususu Târîh-i Âl-i Osman'da da görülmektedir. Beyâtı-ı Menûzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han. Târîh-i Âl-i Osman'ın Matrakçı Nasuh'a ait olabileceği düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Diğer bir husus ise eserin dili ve üslubunda ortaya çıkmaktadır. Aynı Eser. eserin yine Matrakçı Nasuh'a ait Beyâıı-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han isimli eserle^ karşılaştırılması sırasında da Süleymannâme ile yapılan karşılaştırma sonuçlarına benzer bulgular elde edilmiştir. Matrakçı'nm bütün eserlerinde ortak özellik olarak görülen. 5 6 7 Nasûhü's-Silâhî (Matrakçı). konunun özünü değiştirmeyecek bazı ufak farklılıklar haricinde kelimesi kelimesine birbirini tutması. Gazi Yurdaydm. : Târîh-i ÂN Osman'ın Matrakçı Nasuh'un eseri ile benzerlik gösteren bölümlerinin dili. 2-6. ancak bu devrenin muhtelif bölümlerine ait birtakım yazma nüshaların mevcudiyetine İşaret etmektedir7. Matrakçı Nasuh üzerine geniş bir araştırma yapan H. olayları anla üş tarzında ve kullanılan ifadelerde değişiklik yoktur. cilt olarak nitelenebilecek Osmanlı devrinin bütün olaylarını içine alan bir cildin tespit edilemediğim. Menzilnâme'de farklı yerlerde zikredilen âyet-i kerîmelerden on biri Târîh-i Âl-i Osman'da benzer konular anlatılırken zikredilmiştir. anlatış tarzı ve kullandığı ifadelerin eserin diğer bölümleri ile de pek farklılık göstermemesi ve tamamı itibarıyla birbirine uyması. Diğer larafdan MenzUnâme'dcki bilgiler özetlenerek ve ifadeler sadeleştirilerek Târîh-i Âl-i Osman'a aktanlmıştırfi. Bununla birlikte Osmanlılara kadar olan dönemi içine alan üç cilt yazmanın mevcut olmasına rağmen IV. H. Âl-i Osman nisbeten sâde bir dil ve ifade tarzıyla kaleme alınmış olup. 186 . Matrakçı Nasuh'un eserindeki aynı bölümlerle. Süleymannâme ve Menzilnâme ile Târîh-i Âl-i Osman arasındaki benzerlikler Matrakçı Nasuh'un Mectna' el-Tevârîh'inin Osmanlı tarihini içine alan son cildini akla getirmektedir. s. Târîh-i Âl-i Osman ile Menzilnâtne'nin mukaddimeleri karşılaştırıldığında her iki eserin girişlerindeki ifadelerin benzerliği aynı kalemden çıktığı kanaatini uyandırmaktadır. G. Öncelikle. Turdaydın). Târîh-i.. (ııeşr. Hatta. sonlarına doğru ifadenin biraz daha ağırlaşması dışında başı ile sonu arasında herhangi bir farklılık göstermemektedir. onun Taberî'nin ünlü eserini Arapça aslından Mecma' el-Tevârîh adı ile Türkçe'ye çevirdiğini ve Taberî Tarihi'ımı bittiği yerden devam ederek 958/1551 yılına kadar getirdiğini belirtmektedir. Başından sonuna kadar konu başlıklarının tespitinde. Bu yönüyle eserin tümünün tek bir şahıs tarafından kaleme alındığı anlaşılmaktadır.

Bununla beraber dönemin yaklaşık olarak tespitinde bize yardımcı olacak bazı ipuçları mevcuttur. Bu tarz. Diğer bir deyişle Târîh-i Âl-i Osman. bizim üzerinde çalıştığımız Târîh-i Âl-i Osnuın'm genel özellikleri ve Nasuh'ım eserleri ile yaptığımız mukayeseler sonucunda ortaya çıkan benzerlikler. Nasuh'uıı Rüstem Paşa'nın teşvikleriyle Mecma' elTevârîKi ihtisar etmek süreliyle sade bir dille ikinci bir versiyon olarak Cami' elTevârîh'i kaleme aldığını ve Nasuh'ım Cami' el-Tevârîh!m girişinde Taberî Tarihi'nin tercümesinin ardından birtakım tarihî eserlerden faydalanarak yazmaya devam ettiğini. Osmanlılar ve son olarak da 957/1550 yılma kadar yaşadığı zamanın hükümdan Kanunî devrinin tarihini yazdığını söylediğinden bahsederek bunun Osmanlı tarihi bölümünün Rüslenı Paşa'ya izafe edilen eser olduğunu vurgulamaktadır8. Bunların yanında. Müellifin. manzum ve ağdalı ifadelerden büyük ölçüde arındırılarak halkın anlayabileceği sade bir dille ve aynı zamanda bilgilerin özetlenerek muhtasar şekilde aktarıldığı yeni bir versiyonudur. G. 349-353.I). Ancak bu konuda daha detaylı bir çalışma yapma ihtiyacı olduğunu da belirtmeliyiz. Tcvârîh-i Âl-i Osnıanlarm halk için yazılmış elmaları mantığına da uygun düşmektedir. Eyle olduğu takdirce dokuzyüz Matrakçı. Kanunî döneminden itibaren bu ifadeleri kullanmayı terketmesi. İkinci bir husus ise. müellifin Kanunî dönemine kadar her konu başlığından sonra verdiği bilgileri râvîlerden veya ehl-i tevârîhden naklettiğini sürekli olarak belirtirken. s. eseri Kânımı döneminde kaleme aldığını düşündürmektedir. H. bu eserin büyük ihtimalle Cami' el-Tevârîh'in Osmanlı tarihine ilişkin bölümü olabileceğini göstermektedir. Târîh-i Âl-İ Osman'ın ithaf kısmındaki ifadelerden Kânımı Sultan Süleyman'ın o dönemde hayatla bulunduğu anlaşılmaktadır. Ccngizoğulları.. C.Kaniim Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman Ayrıca H. Ayasofya'mn binası harcına üç yüz sübeke altım hare olunup ve her sübekenin kıymeti içim üç yüz bin altım bahâ vaz' olunmuşdur. 21-25. bu konuda muhtevasında da net bir bilgi mevcut değildir. Matrakçı Nasuh'un parça parça kaleme aldığı Osmanlı tarihine dair eserlerinin.Yurtlaydın. Târîh-i Al-i Osman'ın Yazıldığı Dönemin Tespiti Eserin kaleme alındığı tarih ve dönem hakkında yazılmış herhangi bir yazı bulunmadığı gibi. Gazi Yurdaydın. 187 .. "Aynı Makale". Beyân-ıMenûziL s. Müellif. Onun beyanları çerçevesinde sözkonusu nüshanın benzerliklerinin bir tesadüf eseri olamayacağı düşünülebilir. Bu arada özellikle şunu ifade edebiliriz ki. eserde Ayasofya'nm yapılması vakaları anlatılırken kullanılan bîr ifade bize daha doğru tahmin yapma imkanı vermektedir. Oğuz Han'ın evlâd ve ensâbmdan başlayarak Selçuklular. Ayasüfya'nm yapımı için harcanan altın miktarından bahsederken şöyle demektedir: ". eseri yazma gayesini belirtirken "es-Sultân bin es-Sultân bin es-Stdtân Süleyman Şah Han bin Sultan Bâyezid Han"m ve ecdadının yaptıklarını ortaya koyacağını ifade etmesi (v. müellifin kendi müşahadelerine dayandığını düşündürmektedir ki bu da müellifin Kânûnî döneminde yaşadığına delalet etmektedir.

D. 78a). ikinci bölüm ise Kânûnî'nin cülusundan sonuna kadardır. kullandığı kaynakların isimlerini vermemektedir. Târîh-i Âl-i Osman'ın Kaynakları Târîh-i Âl-i Osman'ın kaynaklanın tespit ederken eseri iki bölümde incelemek gerekmektedir. altının fiyatının 60 akçeye yeni çıktığı anlaşılmaktadır ki bu itibarla yaklaşık bir tahmin ile eserin 1560 yıllarında kaleme alındığı düşünülebilir. İlk bölüm. 188 . Kânûnî'nin tahta çıkışı ile ilgili kısa bir bölümdür. Müellifin "ravf ibaresi kullanmadan zikrettiği ilk konu. Bu bilgiler ışığında. Bu bölümde "râvT ibaresi de bir daha kesinlikle kullanılmamaktadır. Zikr olan hesâb üzre şimdiki hâlde bir allunıın ktvnıeti ki altmış akçe olmuşdur. Müellif. Eserin bundan sonraki kısmı ise olayların en teferruatlı şekilde anlatıldığı ve diğer eserlerde bulunmayan geniş bilgiler ihtiva eden. ol zamanın ahunu veznde eğer bit zamanın altunu gibi kıyâs olunur ise zikr olunan üç yüz sübeke altıma kıymet takdir olunan elli dört bin kene yüz bin akçe olur. Başlangıçtan Kânûnî'nin cülusuna kadarki bölüm müellifin kendisinden önce kaleme alınmış muhtelif kaynaklardan yararlanarak yazdığı bölümdür. İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü.. baştan Kânûnî Sultan Süleyman'ın tahta çıkışma kadar. Diğer bir ifade ile müellifin yaşadığı dönem öncesi ve idrâk ettiği dönemdir. Ancak eserini vücuda getirirken: başka kaynaklardan faydalanarak kaleme aldığı bölümleri sürekli olarak "râvîlerdcn 1 naklettiğim belirtmiştir. müellifin eseri kaleme aldığı dönemde bir altının kıymetinin altmış akçe olduğu görülmekledir. Halil Salıillioğlu. 954 (M. "Ehl-i tevârîh şöyle rivayet ederler ki'\ " Rivâyetde gehnişdir ki". Bu kısımda istisnasız her konu başlığından sonra "Râvîler şöyle rivayet ederler ki". Buradan itibaren H. Ancak "şimdiki hâlde bir ahunun kıymeti ki altmış akçe olmuşdur" ifadesinden. 1563'de 60 akçe olduğu ve bu tarihden I584'e kadar resmî kurun 60 akçe olarak kaldığı. kendinden önceki dönemler için mevcut muhtelif eserleri kullanmış ve kendi dönemini müşaha deleri ne dayanarak ilave etmiştir Müellif. Müellifin bu bölümde "râvV ibaresini kullanmakta titizlik göstermesi. eserin en geniş zaman dilimi olarak 1560 ile 1584 yıllan arasında kaleme alınmış olması gerektiği ortaya çıkmaktadır. onun başkalarından naklettiği olaylar ile kendi nıüşahadelerine dayanarak yazdığı bölümleri birbirinden ayırmak düşüncesinden kaynaklandığını akla getirmekledir. s. 1584'de 85 akçeye çıktığı bilinmektedir9. Kum hışımdan XVII."(v. İstanbul 1958. Basılmamış Doktora Tezi.1547) senesine kadar birkaç konu hariç yine "râvr ibaresiyle konular nakledilmektedir.l 66 ve tablo 9.Mustafa Kavazeybek kene yüzbin altım hare olunmuşdur dirler. "Râviyân-ı tevârîh şöyle rivayet ederler ki" gibi İfadeler kullanarak konuya girmekledir. Asrın Sonlarına Kadar Osmanlı Para Tarihi Üzerinde Bir Deneme. Bir altının (Sultanî ve Flori) rayicinin 1560'da 58-60 akçe. Buradaki ifadelerde. aynı zamanda Matrakçı Nasuh'un Süleymannâmesi'nin Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nde bulunan nüshası ile birbirine benzeyen kısmıdır.

" iu Aşık Paşaoğlu Tarihi. Akıbet andan göçüp Haleb'e çıkdılar. 89) "Mânân şehrinün pâdişâhı Süleyman Şalı idi kim Osman'ım dedesidür. (Haz. Ca'ber kal'ası dirler bir kal'a vardur. N. Bu eserler arasında Âşıkpaşazûde Tarihi1". Necdet Öztürk). Yol iz bilmezler göçmel yörükleridi. Âl-i Selçuk ve Âl-i Abbâs tefrika olmağın Süleyman Şah dahi Mâhân şehrinden kopup Rûm vilâyetine gelmeğe niyet itdi. Faik Reşit Unat ve Mehnıed A. Aşağıda örnek olarak verilen metinler karşılaştırıldığında bunu görebilmekteyiz. zîrâ kim dâyimâ meyli gazaya idi. geçmek istedi.Kanunî Döneminde Yazılmış Bir Târîh-iÂÎ-i Osman Müellif genel olarak Anonimleri taslak olarak almış. Neşrî'nin Kitâb-ı Cihan-nümâ's\n ve Hadîdî'nin Tevârîh-i Âl-i Osman'ım12 sayabiliriz. onlardan aktardığı bilgileri diğer muhtelif eserlerle takviye ederek genişletmiştir. Süleyman Şah dahi memleketinden kopup Erzincan'a geldi. Şchîd oldı. I-II. gelüp öninc kondılar. İrmağı geçmek dilediler. Amasiyye tarafı kim Rûmîlerdür. pâdişâhları Osman Gâzî'nin dedesi Süleyman Şâh'dı. Halk üşdi. (Haz. Süleyman Şah alile Furat ırmağına boğildı. Gafilin Fırat ırmağına uğradılar. Eceli andayidi. İstanbul 1991. Ve hem işildî kim Rûm vilâyetinde gazalar olur. Târîh-iÂl-i Osman (v. (Haz. 01 Ca'ber kalasınım Öninde defn ildiler. Öni hoz yar İmiş. İstanbul 1992. ol tarafdan çok gazalar ildiler. Köymeıı). ol aradan vilâyet-i Rûm'a gelmeğe niyyet eyledi. Ankara 1987. Şimdiki halde ana "Mezâr-ı Türk" dirler." Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman (s. Süleyman Şah atın depli.la-lb) "Hâmân şehrin Cengiz Han harâb itmişdi. Atsız). Mehmed Neşri. Rûm vilâyetinden hayli vilâyetler aldılar. 12 Hadîdî. Kitâb-ı Cihan-nümâ. Erzincan'dan Rûm vilâyetine girdiler. Tevârîh-i ÂN Osman. Fırat ırmağı suyu önlerine geldi. 11 189 . ırmakdan çıkardılar. ol sebebden Süleyman Şah bahâdır elli bin mikdân Türkmân evi ile Erzincan yolundan vüâyet-i Rûm'a kadem basıtp Amasya tarafına geîüp ol etraflarda altı yıl mikdân küjfâr-ı meîâ 'inler ile gazalar idüp nice yerler feth itdikden sonra âkıbelü'1-ömr dönüp Halcb vilâyetine çıkup Ca'ber nâm kal'a önüne gelüp âb-ı Fırat'dan güzer itmek içiin bir yere uğrayup geçmek isteyicek ittifak kazâ-i kudret ol sunun güzer itmek içün uğraduğu yirin kenarı yâr ve amîk olmağın bindüğü atıyla suya batııp lıükmu'Ilâlı ile suyu öte geçmedin dâr-ı fenadan saray-i bekaya göçüp ol arada cism-i pâkin âb-ı Fırat'dan çıkanıp hâk-i zemine defn idüp Fırat'a Mezar-ı Türk diyü nâm virdiler ki henüz ol nâmla meşhurdur.

Süleymanşah dahi kabul etli.Mustafa Karazeybek Aşık Paşaoğlu Tarihi (s. öglentirler Dilerler kim ol aradan göçeler Furat ırmağını asra geçeler Geçit bulup bular cûy-ı Furat'a Seherden kim süvâr oldilar ata Süleymân-şâh hemân-dem depdi atı Ki ya'nî alile geçe Furat'ı Öni yarİmiş uçdı nâ-gehânî Kaza irüp ayırdı atdan anı Getürler şahı CaLber-karası'na Be-resm-i şer'i korlar anda sine Yapup bir türbeyi bünyâd iderler Ana şimdi Mezâr-ı Türk dirler Gaza kasdına Göçerler ol aralardan yegâne Haleb'den yana olurlar revâne İrerler çün Haleb nâhiyyesine Furât ırmağı. Erzurum'dan Erzincan'a indiler. Rûm'da (=Anadoln'da) gaza edin" dediler. Ca'ber-kal'ası'na Süleymân-şâh konar bir sebzezâra İrüp leşger tolar hep ol diyara Burumla birlikte eserde. Etrafları fethettiler'. Rûm (=Anadolu) ülkesinde altı yıl durdular. Elli bin kadar göçer Türkmen ve Tatar evini onun yanma verdiler. 13) "Süleymanşah Gaziyi ileri çekdiler ki o. göçer evlilerin ulularındandi. Geldiler. "Varın. Erzincan'dan Rûm (-Anadolu) ülkesine girdiler. Nihat Azanıat tarafından Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman(Giese neşri)'m kaynaklanndan oldukları tespit edilen Yahşi Fakih'in 190 ." Hadîdî'nin Tevârîh-i Al-i Osman'ı (s. 22-24) Süleynıân-şâh o kavtnün hânı imiş Göçer-evlülerün sultam imiş Dil ü candan gazaya niyyet eyler Okur akıllan cem'iyyet eyler 0 yer Türkmau evi yigirmi bin var Kimi Türkmanidi kimisi Tâtâr 01 göçerler iderler İnip iderler Cihanı ehl-i küfre teııg iderler Amâsiyye nevâhîsinde çok yer Birez eylediler vakt olmadın feth serhadd-i Rûm'a ceng aradan ki cem' Rûm'a olup azm Geh idüp kûh u sahrânun şikârın Gehî seyrân ider cûyun kenarın Birez gün ol arada eglenürler Seferdür danışurlar.

1547) senesinde Osmanlı Devleti ile Almanya ve Avusturya devletleri arasında yapılan sulh antlaşması bahsinden(v. Târîh-i Âl-i Osman'ın bu son kısmı. 1803/4.. Ali el-Arabî İlyas. Târth-i Âl-i Osman'da H. XIVXVTH. Esad Efendi. Ayrıca bu konularla ilgili olarak Âlî'nin Künlıü'I-Ahbâr'mda. Menzilnâme'deki bilgiler Târth-İ Âl-i Osman'a aktarılırken. Yazma Bağışlar ıır. 19] . Yusufb. konunun özüne taalluk etmeyen bazı kısımlar atlanarak ufak bazı cümle farklılıkları ile Târîh-i Âl-i Osman'a alınmıştır. 1) "Şükr-i sipâs ve ftanul u M-kıyâs ol hâlik-i cinn ü inâs ya'nî hazret-i Hudâ-yı te'âlâ cellet-âlâ'uhû ve ammet ni'amâ'uhûya olsun kim nev'-i beşeri âlemi ademden fezâ-yi vücûda getüriip teklîf-i a'mâl-i ferâyiz-i ibâdâl-ı sâliha ile mükellef eylemeğin sebeb-i kat'-ı derece-i âliye Vi Menzilnâme (Giriş kısmı. İran seferi ile ilgili bilgiler Matrakçı Nasııh'un Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han İsimli eserine dayanmaktadır. Tevârîh-i Âl-i Osman'daki bilgiler ile büyük bir benzerlik göstermektedir. Târîh-i Âl-i Osman'ın Bazı Osmanlı Tarihleriyle Mukayesesi a) Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han \)Târîh-i Âl'i Osman'ın ilk sahifesi ile Menzilnâme'nin ilk sahifesi karşılaştırıldığında eserlerin girişinin ifade tarzları aşağıda verdiğimiz örnekte de görüldüğü gibi birbirine benzemektedir. 2057/2. metin içerisindeki şiir. Musa Balıkesirli'nin Târîh-i Ayasofya isimli eserinde14 ve Ali el-Arabî tlyas'ın Tevârîh-i Ihüdâ-i Şehr-î İstanbul ma 'a Ayasofya-i Kebîr isimli eserinde1'"1 benzer bilgiler bulunmakladır. Tevârîh-i İbüdâ-i Şehr-i İstanbul ma'a Ayasofya-i Kebîr. Târîh-i Ayasofya. Yusuf b. Bu durum. Musa Balıkesirli. Anonim.177b. Matrakçı'mn eserinin tekrar kaleme alınmış şekli olarak görünmektedir. Tâıih'İ Âl'İ Osman'daki 1. âyet-i kerîme.hazretine olsun kim iktizây-ı ezelî ve <te'vîd-i> takdîr-i lem-yezelîsinden rûy-ı zenıîni tîre ve M 15 Anonim Tevârîh-i Al-İ Osman (Gie. Târîh-i Âl-i Osman (v. Târihî Takvimler ve Ahmedî'nin Dâsitân-ı Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i 13 Osman'ından da faydalanılmış olması kuvvetle muhtemeldir. 211-213) "Hamd <u> sipâs-ı bî-kıyâs u lâo l k â d i r u muta<âı v e kayyftm _cellet kudretuhu ve tabet y e z â i hikmetuhıı.se neşri). teferruat atlanarak konular özetlenmiş ve ifadeler sadeleştirilmiştir.. E. İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nııı inşası hakkındaki bilgiler ise. övgü ve yerme ifadelerinden büyük ölçüde arındırılmış. Nihat Azamat). nr. s. İstanbul ve Ayasofya'nm tarihi hakkında değişik eserlerde bulunan bilgilerin aynı kaynaklara dayandığım göstermektedir.) eserin sonuna kadar olan bölüm ise daha önce belirttiğimiz gibi Matrakçı Nasuh'un İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphânesi'nde bulunan Süleymannûmesi'ndz aynı konunun anlatıldığı kısımdan itibaren büyük ölçüde aynıdır. Süleymaniye Ktb.Kâmım Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Al-i Osman Menâkıbnâme 'si. s. Süleymuniye Ktb. istanbul 1992. S'ükymannâme'deki bilgiler. (Haz.954 (M.

3) Matrakçı'nın bütün eserlerinde ortak özellik olarak görülen. s. 178a.. Rahman. Târîh-i Âl-i Osman'da Kânûnî'nin 1548'de II.. hadiseleri anlatırken konuya uygun olarak bazen şiir bazen de ayet-i kerîmeler koyma hususu Târîh-i Âl-i Osman'da da görülmektedir. 185b. 258.. [ I ^ J I Denizde yürüyen dağlar gibi gemilerfO'nım varlığının delîlidiı-. Beyân-t MerıâzH. 198b. âyet-i kerîme. 227..meliki'1-mennân essuîtân bin es-sultân hin es-sultân Süleyman Han hin Sultan Selim Han bin Sultan Bâyezid Han .vilâyet bi'l-irs ve'I-isühkâk a'nî halîfete-i haiîfeüllâhi'l. v. Hatta Menzılnâme'de farklı yerlerde zikredilen âyet-i kerimelerden on biri Târîh-i Âl-i Osman'da benzer konular anlatılırken zikredilmiştir. 192 .]".. 24 (Matrakçı. 206a. İran seferine hareketinde İstanbul'dan Üsküdar'a geçmek için iskeleye indiği sırada gemilerin denizdeki görünüşlerini tasviri ve gemiler ile denizden geçmesi anlatılırken iki kere zikrettiği âyet-i kerîme16. Târîh-i Âl-i Osman. Aynı Eser.22i-222). 265... ve dahi âl <u> ashâb-ı erbâb-ı hidâyet .. vücûd-ı pâdişâh-ı kişver-penâh ve kevâkib-i mevâkib-i leşker ve sipâhile giderdi ve vüfûr-ı 'inâyet-i karniye ve kemâl-i kudret-i şâmilesinden cihet-i kaf-ı mevâdd-ı küfr u zalâl ve def <u> ref'-i dâire-i fesâd u cidal .... Krş. 266. Matrakçı." 2) Nisbelen ağır bir ifade tarzi ile yazılmış olan Menzilnâme'Ğoki bilgiler. üzerine olsun kim . ol server-i kâinat meflıar-i mevcudat . sultânü'lberreyn ve 'l-hahreyn hâdimü 7haremeynVş-şerîfeyn pâdişâh-ı cihan hüsrev-i devr-i zaman melâz-ı ehli îmân Sultân bin Sultân Sultân Süleyman Hân bin Sultan Selim Hân hin Sultân Bâyezid Hân . hazret-i sultânü'l-guzât ve'Imücâhidin kâtilü'l-keferetü ve'l-müşrikîn ve kâmi'ü'z-zanâthk ve'1-mülhidîn sultânü'lherreyn ve'l-hahreyn burhânü'l-ınaşrıkîn ve'1-mağrîbîn hâdimü'l-haremeyni'şşertfeyn mâlikü'l-memâlik alcl-itlâk valiyü'l.. v. metin içerisindeki şiir.Mustafa Karazeybek kılmışdır vüfûr-ı teslîmât-ı zâkiyât ol server-i kâyinât ve mefhar-ı mevcudat şefî'i usât fi yevnı-i .ırasât Rasûl-i Huda ya'nî Muhammed Mustafâ sallallâhtı aleyhi vesellem hazretlerinin üzerine olsun ki.. 180a. 154. 203b." 'ayn-i berînî hîre iden zulmet-i deycûr ve şerr u şürî-i nıâdde-i âsumân-ı saltanat-ı cihâna mâh. 252. tâyife-i usât ve zümre-i tağâta arsa-i arasâîda şefa'at-i bî-gâyeti mebzuldür ve dahi âl-i et. Meselâ. 113b. 212. 178b. Menzilnâme'de Kânûnî'nin 1534'de I. Beyân-ı Menâzil. 220.hu'ı ve ashâb u eşyâ't üzerlerine otsun ki lıerbiri muktedâ-yı şer'-i şerîf mütebeyyin ve pîşvâ-yi dîn-i münîf metindir rıdvânullâhi te'âlâ aleyhim ecma'în ve ba'demâ talırîr-i în-aklâm ve bâ'is-i tasdîr-i erkâm-ı anber-i fam oldur kini. övgü ve yerme ifadelerinden büyük ölçüde arındırılarak sade bir dille Târîh-iÂl-i Osman'a aktarılmıştır.. 31a. İran seferi için Üsküdar'a geçmek üzere iskeleye inip kadırgalara binmesi anlatılırken de zikredilmektedir17. 184a. habîh-i <hudâ> hazret-i Muhammed Mustafâ üzerine olsun kim . Aynı âyetlerin zikredilmesi hakkında aynca bkz. 269. s.

4) Diğer bir husus. Menzilnâme'âs Irakeyn Seferi teferruatlı olarak anlatılırken Târîh-i Âl-i Osman'&d aynı bilgiler özetlenmiştir.. Beyân-ı Menâzil. 193 ..y . Aşağıda verdiğimiz örnek bunu açık bir şekilde göstermektedir. Âl-i Osman.KârıûnîDöneminde Yazılmış Bir Târîh-İ Âl-i Osman Yine Menzilnâme'dt I.ş. Menzünâme'de yarım samfede anlatılan bir husus Târîh-i ÂI-i Osman'da bir-iki satırda ifade edilmektedir. 206a." b) Matrakçı Nasuh'un SüleymannâmesVnin İstiinbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nıle Bulunan Nüshası Matrakçı.»yıl I İcâbiyle umûr-ı (merhûnun) zuhûnna ve emr-i mu'zamun husCıline pîşvâ ve rehniimâ olan kâim-i makâm-ı hüsrev-i sâhibkırân ve İeşker-keş-i Süleymân-ı zaman (Vezîr-i a'zam ve Rıunili beylerbeyisi İbrahim Paşa) 'ızz ıı şevket ve nusret u sancak tavk-ı 'azamet u bayrak ııbhet ıı 'izzet ve dergâh-ı sipihr-i ihlişâm ve bârgah-ı gerdûn kıyamdan nice biri bahâdırân-ı sipâh u dilîrân-ı fursat-nigâh ve şîrân-ı peleng-i ceng ve mübârizân-ı neberd-âhcng suvâr-ı ceng-sâz "askeriyle mukaddimâ irsal olııuıb semt-i İmtisâlile kûs-ı (irtihâli) cihet-i intikâle çâlub dahi teveccüh-i hümâyûn-ı zafer-rehber-i meymûıı ile sene (tokuz-yüz kırk rebî'ü'l-âhirinün onunda) mecma'-ı şerâyi'-i Muhammediyye ve menba'-ı mezâhib-i İslâmİyye ve mevzi'-i mesâkin-i sultâniyye ve râsihu'l-eyvâniyye ve kadîmu'1-esasiyye ve azîmu'ş-şâniyye ve etrafı ehâsin-i inehâsin-i (bahrle) ve eknafı tezâyin-i mezâyin-i nehıile müzeyyen olan medîne-i rnetîne-i Kostantıniyye'den (teveccüh idüb) kat'-ı nıenâzil ve (tayy-ı merâlıil ile) serhadd-i vilâyet-i 'Arab ve mahrûse-i ma'mûre-i Haleb canibine varub subh-İ devlet-i kümurânî ve ahter-i sa'âdeti dü~cihânî ile vusul bulıcak evân-ı şedâyid-i şiddet-i şitâ ve zamân-ı savlet-i burûdel-i hiddet-i hevâ (cvânî) karîb olmağın 'asker-i zafer-relıberile kışlaımıası lâzım (bel mühim) olduğu eclden (mumaileyh) mahrüse-i (mezbûrda) ve medîne-i (meşhurda) kışlayup andan sonra . 149b) sııltân-ı serasker İbralûm Paşa hazretleri dahi mahrûsa-i İstanbul'dan bîlıadd ve bîpâyân asakir-i bî-girân ile vilâyet-i Anadolu'ya geçüp diyâr-ı Arab'a çıkup ve şehr-i Haleb'e kışlamak ıçun girüp karâr eylediler. s. Menzilnâme (s. 213-214) •'Makarr-ı hilâfet-i cihânbâni ve mesned-i hükflmet-i fermân-revânî ve pây-gâh-ı bülcııd ü refi' ve tahtgâh-ı ercümend ü ineııî' canibinden. İran seferi sırasında Şâh'nı sulh için gönderdiği elçilere verilen cevapta Şâh'ın kurtuluş çâresi ifade edilirken zikredilen âyet-i kerîme.ere Van Beğlcrbeğisi İskender Paşa'ya gönderdiği mektubundan bahsedilirken de1K zikredilmektedir. v. Bu dimim hem konunun özetlenmesinden hem de kullanılan ifade tarzımn sadeleştirilnıesİnden kaynaklanmaktadır. İran seferi sırasında Şah Tahmas'ın oğlu İsmail Mirza'nrn sulh maksadıyla padişaha gönderilmek ü/. Kr.265. Târîh-i Âl-i Osman (v. Beyt: L^U^ 'Ü3JJL* j>*-kJl j L^ljb üy. Târîh-İ. Târîh-i Âl-i Osman'da 11.

Târîh-i Âl-i Osman (v." zillet ile tahkir olan sâyir Süleymannâme (v.. 95a) Târîh-i Âl-İ Osman (v. 81b-82a) "Haber-i mütâ'abet-kerden serdâr-ı vilâyet-i Alaman ve cizye firistâden be-dergâhı Süleymân-ı zemân .1547) senesi olaylarından başlamakla ve bu durum Târîh-i Âl-i Osman'ın sonuna kadar devam etmektedir. Matrakçı1 nın eserinin büyük ölçüde tekrarı mahiyetinde yeniden kaleme alınmış şekli olarak görünmektedir. Âl-i Osman'a alınmıştır.Târîh-i Al-İ Osman'ı diğer Osmanlı tarihleri ile yaptığımız karşılaştırmalarda aralarında net olarak irtibat kurabildiğimiz eserlerden birisi de Matrakçı'nın sözkoimsu eseri olmuştur.. Söylediğimiz hususlar aşağıda verdiğimiz metinler karşılaştırıldığında açık bir şekkilde ortaya çıkmaktadır. Olayların anlatımında ise Matrakçi'mn eserindeki konunun Özünü etkilemeyen bazı kısımlar atılarak." tahkir olan sâyir kefere-i fecereden kendülerin add idüp elçüşiyle dergâh-ı âlem-penâh ve bârgâh-ı sa'âdet destgâha otuz bin sikke temâmü'l-ayâr ahun gönderüp istid'â-yı emân taleb eyledi" Süleymannâme (v..zilleti ile ı kefere ve fecereden kendülerin add idüp elçüsile dergâh-ı tılempenâha otuz bin sikke temâmü'layâr altını gönderüp istİd'â-yt emân taleb eyledikde.954 (M. Nadiren bazı olaylar Matrakçı'da başlık altında anlatılırken aynı konu Târîh-i Âl-i. Janj t ^.. Bu iki eserde başlıklar ufak bazı farklılıklar haricinde kelimesi kelimesine aynıdır. Osman'da başlık konulmadan anlatılmaktadır. Bu iki eser arasındaki ilişki de eserlerin tümü üzerinde değildir. Eserin bu kısmı..öte cânibde vüfûr-ı aded ve huzûr-ı uded ve ceyş-i bed-ktş-i salâbet ve mehâbetendiş ile meşhur olan Alaman vilâyetinin kralt bed. Kalb-i salîb-i bednihâdlarma nassâl-i sihâm-ı ehl-i islâm'dan nı'h ıı hirâs müstevli olup hemati dem padişâlı-ı memleket-küşânın yümn-i himmetleri berekâttnda dürr-i muvafakati feth ü derîçe-i muhalefeti fesli idüp musâlahat-ı hâl selamete yakindur diyü tav'an bel rav'an itâ'at-şi'ârın izhâr u sadâkat-ihtisâsın aşikâr idüp jjji-lv> *-*jJo t\f. H.'iij>rj \.fi'âli ve sipehsâlâr-ı nekbet-âmâli Frandoş nâm ki hemîşe ol bed-nihâdın gümrâh-ı tuyürları saydgâh-ı gazada sıığûr-ı kârzâr-ı ecnâd ile buluşu gelüp gülşen-i vilâyetlerine ve kişver-i memleketlerine yâğî ayağın basdurmazlardı.öte cânibde ol ceyş ve bed-kîş ve salâbet ve mehabet' endîş ile meşhur olan Alaman vilâyetlerinin kral-ı bed-fi'âl Frandoş nâm olan bed-encâmın kalb ve salîb-i bed-nihâdlarına nassâl-i sihâm-ı ehl-i İslâm'dan rıı'b u hirâs müstevli olup heman dem pâdişâh-ı memleket-küşânın yümn-i himetleri berekâttnda tav'an bel rav'an itâ'at-şi'ârın izhâr idüp y>. basit cümle farklılıkları ile Târîh-i. 184a-184b) . 177b-178a) "Haber-i mütâ'abetkerden serdâr-ı vilâyet-i Alaman ve cizye firistâden be-dergâh-ı hazret-i Süleymân-ı zemân .. Her iki eser arasındaki benzerlik..

13a) Sultan Orhan Kal'a-i İznik'i feth idüp ve kendüye taht idüp oturup karâr eyledi. Anonimlerle yapılan karşılaştırmada. ve. 197a) "Der-beyân-ı pîşkeş-i firistâden-i Elkas be-südde-i sidre-i esâs Ve pâdişâh-ı âlem-penâh mahrûsa-i Haleh'de iken girü sene 956 dokuzyüz ellialtı Saferinin yirmisinde Elkas Mirza ahd-i sadâkati teedîd ve peymân ve kavâid-i ubûdiyyeti te'kîd itmek içün pâdişâh-ı zıllu'llâh hazretlerinin âsitâne-i sa! âdetine seferinin ibtidâsîle intihasın vııkû'u üzre bundan evvel arz eylemiş idi.." Târih-i Âl-i Osman (v. Eserin başından." c) Anonim Tevârîh-i Al~i Osman(Giese neşri) Târîh-i Âl-i Osman'ın diğer eserler ile mukayeselerine gelince.17) "Andan Tevârih-i sonra Al-i Orhan 195 . ..'7 "Haber-i cenk-kerden-i ümerâ-i şâh-ı bed-ahvâl ve inhizâınyâften an-tâyife-i nekbet-âmâl Bu cânibden sultân-ı selâtîni'7-islâm asâkir-i süreyyâintizâm kasaba-i Hoy'dan azimet idüp gider iken düşman-ı makhûnın Karadere canibinden kaçup giden ümerâ-i kalîle ve küberâ-i zcYİlesinden Bedirhan ve Abdullah Flan ve Hüseyin Caa ve Kayıtmaz ve Muzjıffer ve Hacı ve.. Konuların anlatılış sırası ve olayların seyri birbiri ile aynıdır. diğer eserler içerisinde en fazla irtibat kurabildiğimiz Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmanlar olmuştur.Murat dönemi hariç Anonİm'in bilgileri ile büyük benzerlik içerisindedir. Whs/t\\w.. İran seferine kadarki dönemde II. Kayıtmaz.i-südde-i sidre-i esâs Sene sitte ve hamsın ve tis'a mi'e Saferinin yirmisinde sâbıkâ sılk-İ beyâna getirilen ahvâl muhakkak ve makâl-i musaddak üzre Elkas Mirza safka-İ ahd ve sadâkati teedîd ve peymân ile kavâ'id-i ubûdiyyetini te'kîd ve teşlıîd itmek içün sultân-ı zıHu'llâhî hazretlerinin âsitân-ı gerdûn.. Târîh-i Al-i Osman (v.?'' Süleymannâme (v. ve Muzaffer ve Hacı Beğ ve . Matrakçı Nasuh'un eserleri bir tarafa bırakılacak olursa..i Elkas <\ç. Verdiğimiz kısa örnekler de bunu göstermektedir. Ban.^m4en Bedirkan ve Abdullah.iktidarına seferinin ibtidâsı ile hatimesin vuku 'u üzre ale't-tafsîl iftitâh idüp rlâmitmişdi.Kânûnî Döneminde Yazılmış Bir Târih-i Âi-i Osman "Der-beyân-ı haber-i cenk-kerden-i ümerâ-i şâh-ı gümrâh ve inhizâtn-yâften an-tâyife-i gcç-râh Bu cânibden hazret-i sultân-ı selâttn-i cihan ferman-Termây-ı heft-aklâın cânib-i Tebriz'e teveccüh idüp kasaba-i Hoy'dan azîmet-i hümâyûnla göçüp gider iken adüvvi-i mağrurun mukaddema zikr olunduğu üzre Karadere canibinden girîz idüp şâh-ı bed-hâh tarafına giden ümerâ-i Ba\\e.. Anonimi erdeki bilgiler bazı ifade farklılıkları ile Târîh-i Âl-i Osman'a alınmıştır. Târîh-İ Âl-i Osman'ın müellifinin Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman'ları taslak olarak kullandığı anlaşılmaktadır. 122b) "Haber-i pîşkeş-i firistâden.i Anonim Osman (s. Kânûnî'nin II.

İran seferi hazırlıklarından eserin sonuna kadarki bülümü Anonimler ile mukayese edilemiyecek kadar geniş ve teferruatlıdır. Bunun yanında Târîh-i Âl-i Osman." Bunun yanında umumiyetle konular Anonim'de kısa ve özet..51) Al-i ". Fâtih Sultan Mehmed döneminde Târîh-i Âl-i Osman'da bulunan İstanbul'un tarihi ve Ayasorya'nın inşası bahsi Anonim'de de vardır. özellikle II..Murad'm öldürülmesi ve yerine Yıldırım Bayczıd'in geçmesi hadiseleri Anonim'de kısaca geçilirken aynı konular Târîh-i Âl-i Osman'da uzun bir şekilde anlatılmaktadır. Târîh-i Âl-i Osman'da daha teferruatlıdır. îsâ Çelebi karındaşı Mûsâ Çelebi ile bir nice zemân cenk eylediler âhirü'1-emr Mûsâ Çelebi gâlib olup karındaşı îsâ Çelebi'i ortadan göLüriip andan kendüsü Burusa'ya gelüp oturup birkaç gün karâr i dince değin ki Mır Süleyman ki Yıldırım Hân'ın ulu oğludur. Tacından tahtından .Mustafa Karazeybek Oğlu Süleyman Şâh'a İzniknıid sancağın virüp Taraklu Yenicesi ve Göynük ve Mudurnu vilâyetlerine lıavâle eyledi ve bir oğlu dahi ki Murad Han Gâzî'dir ana Buruşa sancağın virüp .. Meselâ. l. Târîh-i Âl-i Osman'da nasıl fethedil dikleri ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. asker cem' idüp Buruşa üzerine hücum idicek Mûsâ Çelebi Mîr Süleyman'a mukabil olamayup Burusa'dan çıkup kaçup Karaman vilâyetine gidüp. Andan Emir Süleyman Bursa'ya geldi." Târîh-iAl-i Osman (v. Anonim. e nazaran daha fazla konu içermekledir. Yine birçok yerin fethi Anonim'de sadece fcthcdildikleri belirtilerek geçilirken Târîh-i Âl-i Osman'da nasıl fethedildikten ayrı ayrı nakledilmektedir. Meselâ: Bursa'nın fethi. 40b) ". Bu konularda her iki eserdeki bilgiler birbirine benzemektedir. Osman Gazi'nin vefatı.." Anonim Tevarîh-i Osman (s.. 67a) ". Târîh-i Al-i Osman'ın müellifinin müşahadelcrine dayanarak kaleme aldığım düşündüğümüz konular... âhirü'1-emr ol kızın temâmet ahvâlinden haberdâr olup kendü sarayında olan hâtûnu pula lapdıığu sebebden hatemi nübüvvet elinden gidüp ve ol kıza ol mertebe mâyil olduğundan ötürü kendüyc bunca akabeler vakf olup tâc [ıı] tahl elden 196 Anonim Tevarîh-i Âl-i Osman (s... Andan Mûsâ Çelebi Bursa'ya vardı. Andan Mûsâ Çelebi kaçdı. 50. Târîh-i Âl-i Osman (v. Ahirü'lenır Mûsâ îsâ'yı bulup aradan götürdi. îsâ ve Mûsâ Karesi İli'ndc birbirin kovagitdi. Balıkesir. 80) âhirü'1-emr Süleyman Peygamber ol kız puta tapduğı ccilden Süleyman Hak tarafın koyup ol kıza gönül virdüği ecilden akıbet bunca vak'alara uğradı.." İznikmid'i oğlu Süleyman Paşa'ya virdi.. Karaman'a eitdi... Bergama ve Edirne'nin fetihleri hakkında Anonim'de sadece "nevâhîleri ile fethedildi" denilirken. Yenice'ye ve Göynük'e ve Mutıırnı'ya havale olmuşdı ve Buruşa sancağın oğh Murad Gazî'ye virdi. Anonim'de birkaç cümle ile bahsedilen bazı hadiseler Târîh-i Al-i Osman'da ayrı başlıklar altında zikredilmektedir..

Andan girü Haleb'e çıkdı. Haleb'den Ca'ber kal'asına revânc olup ve Fırat suyun geçmek kasdın eyledi. Amasya tarafına gelüp ol etraflarda altı yıl mikdârı kiiffâr-ı ınelâ'înler ile gazalar İdüp nice yerler feth itdikden sonra âkıbetü'1-ömr dönüp Halcb vilâyetine çıkup Ca'ber nâm kal'a önüne gelüp âb-i Fırat'dan güzer itmek içün bir yere uğrayup geçmek İsteyince. Âlî Bey). 18) ".. müelliflerin aynı kaynaklan kultanmalarındandır.KânûnîDöneminde Yazılmış Bir TâHh-İ Al-i Osman gidüp kırk gün temam şeytân-ı recîm emri ile o dîv-İ sakîm talıt-ı Süleyman'da mukAm olup ve Süleymanlık idüp ve kendü bu kadar zaman âvâre ve sergerdân olduğuna.." âvâre olup bir dîv sihr idüp Süleyman'un tahtına geçüp hükm-i hükümet idüp kırk gün tamâm Süleyman tahtından ayrılup avarelik çekdi. (ııeşr. Her iki eserde bazı farklı konu ve rivayetler mevcul olmakla birlikte Osmanlıların ilk • dönemlerine ait birçok konu Lütti Pa^a. Kanaatimizce iki eser arasındaki benzerliklerin sebebi. Süleyman Şâh bahâdır cllibin mikdârı Türkmân evi ile Erzincan yolundan vilâyet-i Rûm'a kadem basup. Târîh-i ÂI-i Osman (v.. daha önceki konularda olduğu gibi Anonim'deki bilgilere nazaran Târîh-i Âl-i Osman'ın daha fazla bilgi ihtiva etmesidir. Tevârîh-i At-i Osman. Süleyman Şalı kim Osman'ın dedesidir. Ancak Târîh-i Âl-i Osman. Diğer dönemler hakkında verilen bilgiler ise farklıdır.. Lütfı Paşa Tarilıi'm göre dalıa geniş bilgi vermektedir. istanbul 1341." Bu konularda eserler aralarındaki iark. Âşıkpaşazâde. İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşası hakkında her iki eserde bulunan bilgilerin aynı kaynaklardan alındığı anlaşılmaktadır.. ittifak kazâ-i kudret ol sunun güzer itmek içün uğraduğu yirin kenarı yâr ve araîk olmağın bindüğü atıyla suya batup fenadan saray-ı bekaya göçüp. 01 feterâtda Rum vilâyetine azm ve niyyet-i cezm idüp doğru Erzincan'a gelüp Erzincan'dan Rum vilâyetine ki Amasya tarafıdır gelüp anda haylî zaman gaza ildi." e) Âşıkpaşazâde Tarih?® Târîh-i Âl-i Osman ile Âşıkpaşazâde Tarihi arasında olaylar zinciri ve ihtiva ettikleri bilgiler açısından benzerlikler bulunmaktadır. (neşr. Âlî Bey).. İstanbul 1332. Tevârîh-i Âl-i Osman.. 197 Lütjî Paşa Tarihi (s.. Kaza ve kader şu üslûb üzerine carî oldu kim sâyir halkdan Ögedin kendü uğrayup önü hod yâr imiş atıyla bile belürsüz .. özellikle Târîh4 kl'İ Osman'ın son kısmında müellifin kendi müşahadelerine dayanarak yazdığım düşündüğümüz kısımlardaki bilgiler Lütfı Paşa Tarihinden çok daha mufassaldır. 1 a-1 b) ".. d) Lütfı Paşa Tarihi Târih-i Âl-i Osman'ın başından fetret devrine kadarki dönemle Fatih dönemindeki İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nm inşası bahsi İle Kânûnî Sultan Süleyman'ın saltanatının ilk dönemleri hakkındaki bilgiler ve anlatış tarzları birbirine yalandır.

. vilâyetin ba . zîrâ bunlun vilâyetinden çıkarmazam. Matrakçı'nın daha önce Osmanlı tarihine dair yazdığı muhtelif eserleri özetleyerek halkın anlayabileceği sade bir dille yeniden kaleme aldığı tek ciltlik farklı bir eseridir. 5b) "...Mustafa. Yaklaşık olarak 1560 tarihlerinde yazılmış olan eser. Târîh-i Al-i Osman (v." Netice olarak Târth-i Âl-i Osman. Tûnh-i Âl-i Osmari&ak İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşası konuları iseÂştkpaşazâck^'de mevcut değildir. 24) ".. Karazeybek hakkında verdikleri bilgiler birbirine benzemektedir. Tâniı-i Âl-i Osman'ın müellifinin Âşıkpaşazâde'yı kaynak olarak kullanması ve Osmanlıların ilk dönemlerine ait kaynakların kısıtlı olması nedeniyle kaynakların müellifler tarafından müştereken kullanılmasından olmalıdır. bu vilâyeti bana ver kim bunlar yine yâgî olmuşlar. Osman Gâzî eydür." Aşıkpaşazada Tarihi (s. 198 . zısm virmezinı.. ayağ üzre durup Osman Şah Gâzî hizmetine baş koyup yir-yurl idiıımek içtin birkaç pare köy laleb iıdikde. bahâdır er idi ve hem Osman Şalı Gâzî'nin sâbıkdan cmekdar yoldaşlarından idi.-ievârth'\n Osmanlı tarihine hasredilen ikinci cildi olmalıdır. Matrakçı Nasuh tarafından Mecmaü'ilevârîh'in değişik bir versiyonu şeklinde kaleme alınan Câmi'fi'f. lefke yanında dere ağzında Yenişehir suyunun kenarında bir hisarcık vardı anı Samsa Çavuş'a virdi..Samsa Çavuş geldü eydür..Samsa Çavuş dimekle meşhur bir künesne varidi.. Osman Şalı Gâzî dahi kabul idüp kal'a-i Lefke civarında Yenişehir suyu kenarında bir kal'acık varidi ol hisarcuka tâbi1 olan il [ü] vilâyeti mezkûr Samsa Çavuş'a ihsan eylediler. Ancak anlatış ve ifade tarzları farklıdır. Bu bilgiler Nasuh'un yazdığı tahmin edilen ve kendisinin de yazdığını ifade ettiği ancak günümüze kadar tespit edilememiş müstakil bir Osmanlı Tarihinin varlığını ortaya koymaktadır. Bilgilerin birbirlerine benzemesinin sebebi.

s. İzmir 2000. Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. Meclis-i Meb'usân eski reisi Ahmet Rıza Beyle temas kurmayı düşündüğü gibi: dönemin önde gelen asker-devlet adamlarından Ahmet İzzet Paşa ile de temasa geçmek niyetinde idi. Kemal Paşa: "' Ağır ve kafi bir kararın doğruluğuna inanmak için vaziyeti her köşesinde mütalaa etmek. istanbul'daki faaliyetlerinde esas olarak hükümet kurmak. başka ihtimal kalmadığına inanmak için mütareke esnasmdadört-beş ay (13 Kasım 1918 .16 Mayıs 1919) İstanbul'da kaldığım'1 belirtmişti.O İstanbul'a gelişinden. Sina Aksin. ülkenin içinde bulunduğu kötü şartlardan kurtulabilmesi için siyasî yollardan çözüm aramanın faydalı olacağına inanıyordu.Ordu) Kafaları Müfettişliği idi. O. olmazsa kurulacak hükümete Harbiye Nazın olmak.1 Dr.. Atcailrk'iin Bana Anlattıkları. s*. Mustafa Kemal Pasa bu sırada İngilizlerle de temasta bulunmaktan geri kalmamıştı. s. İstanbul 1955. c.. s. ya da mebus olarak meclise girmek arzusunda idi. O. s.99.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. M. Jaeschke. bu faaliyetleri sırasında ayrıca tttihad ve Terakki Cemiyeti yetkilileri ile yakınlaşmayı.l. İstanbul 1983. Bk. Öte yandan. Bu dönemdeki faaliyetlerini bilahare Falih Rıfkı'ya anlatan M. 125-133. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri (ASD. Kemal Paşa. gerekse ülkenin kurtarılmasında büyük rol oynayacak olan Mustafa Kemal (ATATÜRK) Paşa'run emrinde bulunmasından dolayı son derece önemli idi. 1919 yılı Nisan ayma kadar geçen beş aylık süre içinde çeşitli temaslarda bulundu. basın yoluyla İngilizler'den yana bir tavır sergileyerek onların şüphelerinden uzak durmayı planlar ve 17 Kasım 1918Me Minberde . MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN M ÜFETTİŞLİK GÖREV BÖLGESİNDEN GERİ ÇAĞRILMASINA NEDEN OLAN GELİŞMELER Zekeriya TÜRKMEN' GİRİŞ Mütareke Döneminde kumlan askerî müfettişlikler içerisinde şüphesiz en önemlisi IX. M. Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra.97. Ordu (in..). Geniş bilgi için bk. Genelkurmay ATAŞE Başkanlığı. Falih Rıfkı Alay.Kemal Paşa. Kemal'in bu düşüncelerini uygulamaya kayması mümkün olmadı. Hatla . Bu müfettişlik gerek Anadolu'daki ordunun yeniden teşkilâtlanması hususunda.. İngilizler'in Osmanlı Milleti'ne gösterdiği iyi niyet ve dostluktan uzun uzun bahsetti. 18 Kasım 1918Me Vakil'de yayımlanan mülakatında.m. Adana'dan hareketle 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelen M. Bk. (1961). İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele. tereddüde yer bırakmamak. 199-208.

M. Ordu Kıt'aâtı Müfettişliğine tayin olundu4. Kemal Paşa'nın lehine olduğunu ifade eder. ATAŞE Arşivi: 1 -1. M. c. Dahiliye Şifre Kalemi (DH.. BOA. Bu arada belirtmek gerekirse. Kemal Paşa. diğer taraftan Çanakkale'deki başarısından dolayı herkesçe tanınmış bir generaldi. Keza. s. Kemal Paşa 23 Eylül 1918 tarihli irade ile yaveran-ı hazret-i şehriyarîlige getirildi. nr: 68/11. Bk. Samsun ve çevresindeki eşkıyalık hareketlerini engellemek. Tek Adam. (Çev. Daktilo Metin. s. 2 3 4 5 6 bu sırada M.). Belgelerle Türk Tarihi Dergisi (B'ITD. İstanbul'da bulunduğu süre zarfında politika gereği. Mehmet Harmancı). M..404.5-41. Harbiye Giden nr:342765. Bk. (1969). Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATAŞE) Kütüphanesi. Harbiye Terliat. 30 Nisan 1335 (1919) tarihinde IX. yüzyılın en büyük politik yolculuğu olduğunu belirtir. faydasını gördü. Kemal Paşa'mn yukarıda izah edilmeye çalışılan tasarı ve düşünceleri çok ince düşünülmüş fikirlerdi. 29 Kasıl ve 20 Aralık 1918 tarihlerinde padişah ile görüşme fırsatını buldu. bir süre Padişah Vahdettin1 üı yaverliğini yapmış". s. Bk.88 vd. Aynı eser. Kemal'in müfettişlik için Samsun -yolculuğunu bir yerde XX. Hüsamettin Ertürk. Bk.97. F: 1. ayrıca bk.Aynı gün Harbiye Nazın (Milli Savunma Bakam) Şakir Paşa tarafından sadaret makamına. S. onların şikayet ettikleri olayları önlenmekti. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. istanbul 1994. Tevcihat nr: 67/5. Bk. Nitekim. BOA. Mirliva Mustafa Kemal Paşa ile Sultan Vahdettin arasında padişahın şelızadelik döneminde Almanya seyahati vesilesiyle bir yakınlık kurulduğunu Teşkilat-ı Mahsusa'nın lideri olan Hüsamettin Erlürk de eserinde izah eder. İstanbul'da sürdürülen uzun temasların sonunda M.M. sonra da Anadolu'nun çeşitli yerlerinde beliren kuva-yı milliye veya şuraları ortadan kaldırmak. bu laktiklerinin bir süre sonra ortaya çıkan gelişmelere bakılırsa zararım değil.. Jaeschke. 200 ... Harbiye Giden nr: 343882. Bu konu daha sonra yapılan araştırmalarda da ele alınmıştır. yapılan bu tayin hakkında bilgi verildi5.BEO. bundan sonra. kendisi. İtilaf Devletlerinin istekleri dışında bir harekette bulunmamak.. Kls:l 1. IX. Ds: 164. bu sırada İstanbul'da yönetimin karşı olduğu şeylere kendisinin de karşı olduğunu gösteriyor ve siyasî taktikler sergiliyordu. Aym eser.87 vd. Müfettişlik talimatnamesine göre. Midhat Sertoğlu. İngilizlerle münasebetlerde bulunmaktan çekinmiyor. 9 Ağustos 1919 tarihinde de yaverlik rütbesi kaldırıldı. ün.).).I. s. BOA. Barışa Son Veren Barış. Ordunun iaşe ve ikmâli için vilayetlerle yazışma başlatıldı6.ŞFR). Kemal Paşa'nın ordu müfettişi olarak Anadolu'ya gönderilmesi uygun görüldü3.372. Hüsamettin Ertürk. Kemal İngiliz casusu Rahip Frew'le temas kurdu.BEO. O. İstanbul'da kaldığı süre içinde bir kaç kez (15 Kasım. BEO.968). Kemal Paşa.Zekeriya Türkmen M. Harbiye Giden nr: 340052. Sy:14. s. Kemal ile İlgili Bilinmeyen Belgeler". Dosya Usulü İrade Tasnifi (DUİT. İşte bu durumu çok iyi değerlendiren M. Milli Mücadele Senelerinde Teşkilat-ı Mahsusa. M. nr:99/55. (Kasım 1. Kemal'in görevi. Kemal Paşa. s. saray ve çevresiyle olan ilişkilerinde de dikkatli davranıyordu. Gnkur. Kur. Süreyya Aydemir. Mesela David Fromkm batılı gözü ile olaylara yaklaşarak.BOA. Babıali Evrak Odası (BOA.. BOA. bu sırada bütün gelişmelerin M. "Millî Mücadelede M.

bu konuda valilerin kendisine yardımcı olmaları gereğini hatırlatmakta İdi10.00'da Bandırma Vapuruna binerek maiyeti i k \ Samsun'a hareket etti9. s. s. Kemal Paşa aynı yoldaki telgrafları Harbiye Nezaretine de göndermişti.32. Kolordu komutanlıklarına iki numaralı emrini yayınladı. Üsteğmen Abdullah (Kunt).. ATAŞE Arşivi: 1-1. Kemal Paşa. Mamüretilaziz (Elazığ). Tabip Miralay İbrahim Talî (Öngören) Bey. Kemal'in Samsun'da bulunduğu 24 Mayıs tarihine kadar. müfettişlik ile hükümet arasındaki yazışmaların gayet normal devam ettiği fakat. Jaeschkc. 16 Mayıs 1335. Kemal Paşa üç günlük bir yolculuktan sonra 19 Mayıs 1919*da Samsun'a vardı. (1953). Sy:4. Harp Tarihi Vesikaları Dergisi (HTVD.Ds: 164. s. Samsun'daki işgal hadisesi ile İzmir'in işgaline karşı duyulan tepkiyi 20 Mayıs tarihli iki ayrı telgrafı ile sadarete bildirdi".). Üsteğmen Arif Hikmet (Gerçekçi). Kemal Paşa. Yüzbaşı Ali Şevket (Öndersev). -öğleden sonra.Mustafa Kemal Paşa 'tun Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağnlmasma Neden Olan Gelişmeler Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a Hareketi ve Bölgedeki Faaliyetleri İngilizlerin Endişeleri 15 Mayıs 1919 gtinıi vedalaşmak için Babıâli'ye giden M. Paşa. Kolordu Komutam Erkân-ı Harp Miralayı Re'let (Bele Paşa) Bey. 201 . 16. bu tür saldırıların hükümetçe ASD. Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi. Diyarbekir vilayetleri ile Erzincan müstakil mutasarrıflığı ve 15. Kls:ll. M. 17Mayıs 1335. Aynı Eser. vesika nr:68. Van.I. Erzurum. memleketteki asayişsizlik ve eşkıyalığın sebepleri hakkında gerekli bilgiyi toplamaya çalışacağını. Atatürk'le Samsun'a Çıkanlar. Müfettişlik kurmay başkanı Manastırlı Kâzım (Dirik Pastı) Bey. Topçu Binbaşı Kemal (Doğan) Bey.19 Mayıs 1919.I. Bu emrinde. Erkân-ı Harp Binbaşısı Hüsrev (Gerede) Bey.saat 16. zaman zaman görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı görülüyordu. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yay. İkdam nr: 7998. Belge nr:25. Yüzbaşı İsmail Hakkı (Ede). c. Erkân-ı Harp Kaymakamı Mehmet Arif Bey (Ayıcı). Paşa ilk iş olarak mıntıkasında bulunan Sivas. Trabzon. Kurtuluş Savaşı île İlgili İngiliz Belgeleri. s.117. Jaeschkc. Bk. M. Birinci sınıf kâtip Faik (Aybars). Gn. Atatürk'le İlgili Arşiv Belgeleri.. s. orada. M. İzmir'in işgal haberini aldı ve hükümet erkânını da büyük bir telaş içerisinde buldu. Mustafa Kemal Paşa'nın maiyetinde şunlar bulunuyordu: M. Dördüncü sim I" kâtip Memduh (Atasev) Beyler bulunuyordu. telgrafında.25. Miralay Mehmet Arif. Bk.. Atatürk.15.I. Yüzbaşı Mümtaz (Tünay). F:22.. Ankara 1970. Ertesi gün (16 Mayıs) yapılan selamlık resmine Bahriye Nazın Avni ve Erkûıı-ı Harbiye-i Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Cevat Paşa ile birlikte tkatıldıktan sonra7. M. Yüzbaşı Mustafa Vasfı (Süsoy).303. Tabip Binbaşı Refik (Saydam) Bey. Ankara 1982. s. Samsun'da bir kaç gün kalacağını. Kemal Paşa'nınmaiyetinde ili. bîr kısım kaynaklarda selamlık görüşmesinin 15 Mayıs'ta yapıldığı belirtilmektedir. Yüzbaşı Cevat Abbas (Gürer). Teğmen Muzaffer (Kılıç). Bk. Ankara. Fethi Tevetoğlu. c. Kur. Üsteğmen Hayati. ve 20. Erkân-ı Harp Miralayı. Kastamonu. Alemdar nr:86-l 396. Havza'ya geçişinden sonraki günlerde görüş ayrılıkları daha da arttı. . c. Yusuf Hikıncl Bayur.

Jaeschke. vesika nr. Harbiye Nazın Şevket Turgut Paşa da 26 Mayıs tarihli cevabî telgrafında bunu 12 13 14 15 16 17 IK Mithat Sertoglu. 202 . İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiserliğine ordu müfettişinin çalışmaları hakkında devamlı raporlar veriyorlardı. Sy:l. Kemal Paşa'nın geniş bir subay kadrosu ile Samsun'a gitmesinden ve orada millî galeyana neden olmasından dolayı n İngilizler in kuşkusu giderek arllı. Kemal Paşa'mn Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi tarafından korunduğu anlaşılmakta idi. İlk cevap Harbiye Nezareti tarafından verildi. sürgü kolu ve top kamalarının toplanıp belirlenen yerlere gönderilmesini sağlamak. Kemal'in bölgeye varışı ve teftiş gezileri hakkında önemli bilgiler aktarıyordu10. nr:12. c. HTVD-. asayişsizlik hakkında 21. Kemal'in Anadolu'da görevlendirilmesinin ilk nedeninin Galthorpe'ıın 21 Nisan 1919 tarihli notası olduğunu vurguladıktan sonra. Milne. Şimşir. Sy:I. ayın zamanda Hariciye Nazın sıfatı ile 25 Mayıs'la Milnc'e verdiği cevapta. Gn. M. bölgede her hangi bir asayişsizlik olayına yer vermemek14. Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri. BÜA. IX. Nitekim. sükûn ve asayişin her hangi bir şekilde bozulmasını önlemek amacıyla bu ordu müfettişliğinin kurulduğunu ve doğu vilayetlerinde görev yapacağını belirtmekte idi' 5 . Kls:11.Cevat Paşa'mn İngilizlerce verdiği bu cevaba bakılırsa M. 19 Mayıs 1919 günü Harbiye Nazırına gönderdiği şifrede duydukları kuşkulan anlattı.l 5. bölgedeki tüfek.IV. Samsun'da bulunan İngiliz istihbarat subayları ise. İngiliz Belgelerinde Atatürk. Sy:5. Ordu dağıldığı halde ona bağlı birlikler için bir müfettişin geniş bir kurmay heyetiyle gönderilmesinin asıl amacının ne olduğunu öğrenmek istedi. Sy:4. Bilal N. yukarıdaki bu İngiliz tepkisine karşı Osmanlı hükümeti iki ayrı cevap verdi. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri.. 77.Ordu) Müfettişliğinin benzeri olduğu ve belirli bir merkezi olmadığı açıklandı.269-270.4-5. s.Ds:l 64. BTTD. General. s. Dahiliye nr:343451. İngiliz İşgal Kuvvetleri Karadeniz Ordusu Komutanı General Münc. Ankara 1992. ASD. 21 Mayıs tarihli raporunda Samsun yöresindeki çete faaliyetlerinden ve şehre Rusya'dan 500 Rum'un getirilip yerleştirildiğinden bahsettikten sonra. Yüzbaşı Hurst.I. Öte yandan.. IX. HTVD. Müfettişlikten beklenen görevlerin ise şunlar olduğu belirtiliyordu: Geniş bir bölgeye dağılnuş olan birliklerin genel durumlarım yerinde incelemek. s. F:29. Kemal Paşa da.267-269. Öte yandan M. 71. (1953)vesikanr:69. Jaescbke. 22 ve 24 Mayıs 18 tarihlerinde beş ayrıntılı rapor gönderdi .. ülkedeki asayişsizlik.BEO. Erkân-ı Harbiyc-i Umumiye Reisi Cevat Paşa'nın imzası olan bu belgede IX. ayrıca bk. "Millî Mücadelede Ata'nın Bilinmeyen Bir Telgraf]". ATAŞE Arşivi: 1-1. M. niçin Sivas'a doğru hareket etmekte olduğunu merak ettiğini belirterek bu konunun açıklanmasını istedi*3. sadarete gönderdiği raporlarında İngiliz faaliyetleri hakkında 17 bilgiler vermekte idi .Zekeriya Türkmen önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını ve kendisinin de bunlardan haberdar 1 f edilmesini istedi \ İstanbul'da ise. Sadrazam Damat Ferit ise. Kur. c.Nitekim M. vesikanr:16. s. Yüzbaşı Hursftan Amiral Calthorpe'a gönderilen bu mufassal rapor için bk. HTVD. Kemal. ayrıca bu hey'elin.Bu raporlarda jandarmanın takviye edilmesini istedi. Ordu Kıt'aalı Müfettişi M. Ordu Müfettişliğinin Konya'da kumlan Yıldırım Kıt'aatı (II.9.

4. ^ BOA. Hey'et-i Vükelâca kararlaştırılmış ve Harbiye ve Dahiliye Nezaretleri'ne tebligat yapıhmşlır.Bu yazışmalar sırasında M. Harbiye Giden nr:343181. Nitekim. Klsıll.BEO.. s. Kemal'in geri çağrılması yolunda hükümete baskı yapmaya başladı.Sy:4. Nutuk. alman karar aynı gün Damat Ferit tarafından M. Bu sırada memleketin çeşitli yerlerinden gelen telgraflar.ŞFR.. jandarmanın arttırılması hususunaşu açıklamayı getirmekte idi: " Devletin halen muhtaç olduğu jandarmaya kayd keyfiyetinin de bir vaztfe-i vataniyye ifâsından ibaret olduğunun. hükümet tarafından bildirilmesi üzerine müfettişlik mıntıkasındaki kumandan ve valilere "'kişiye özel" olarak bir telgraf çekti. BOA. Gn-Kur. M.ATASE Arşivi:] -1. Kemal Paşa önemli bir girişimde bulundu.Mustafa Kemal Paşa 'nın Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler yapacağına dair söz verdi . hükümet başkanlığına. icap eden mahallerde ahaliye hüsn-i suretle ifnamı tenün-i maksada hadim olacağına binâen.. Öte yandan. işgal olayları karşısında pasif davranan hükümete halk hoş bakmıyordu."23 Mustafa Kemal Paşa'mn Müfettişlik Bölgesinden Geri Çağrılması M. hükümete güven duyulmadığım belirtiyordu.. Nitekim bu istekler. Kemal'in müfettişlik mıntıkasındaki tutumu. Kemal Paşa'ya şifre edildi. Sy. Harbiye Giden nr: 343 181. halktan bir kaç bin askerin silah altına alınmasını teklif eden Paso. Ayrıca Yuııanhlar'm İzmir'i işgal ettikleri bir zamanda milletin istekleri ile Paris Konferansına gidecek hey'etin istekleri arasında bir uygunluk bulunması gerekiyordu24. bu durumun İtilaf temsilcilerine kabul ettirilmesini de islemekte idi 21 . c.. cihet-i mülkiyye ve askeriyye tarafından ana göre Icdâbir ve tcşebbüsât-ı laziıneniıı ifasıyla icabı miktar jandarmanın kayd ve istihdamı esbabının istikmâli. Aynca Canik livasında asayişin sağlanabilmesi için de. M. Bu telgrafında. aynı vesikalar. Osmanlı murahhaslarının 1 Haziran'da Paris Barış Konferansına çağrıldığının.DH.BEO. ülkede asayişin sağlanabilmesi için devletçe jandarma sayısının 75. Ds:l 64. BOA.MVM.27-29.132. Sadrazama ve hükümete baskı yaparak Önlemler alınmasını isledi.. 3 Haziran 1919 günü M. F:48-l.s. Kemal Paşa'mn Samsun'a gidişinden sonra İngilizler kendisinden şüphelenmeye başladılar. nr:99/385.Bu sırada Paris'e barış görüşmelerine giden Sadrazam. halkın tepkisinin İtilaf Devletleri tarafından dikkate alınmak mecburiyetinde olduğu. vesika nr: 78.l. İngilizlerin kuşkularım daha da arttırdı.000 civarına indirilmek durumunda idi. İngilizler. Kemal'in ordu müfettişliğine atanmasına başından beri karşı çıkan Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi'yi bıraktı. HTVD. 24 HTVD. Bu durumdan yararlanmak isteyen İngilizler hemen devreye girerek M. 203 . bu konferanstan kısa bir süre önce 26 Mayıs 19 20 21 19 11 BOA. yapılan miting ve sairenin hedefine ulaştığı belirtiliyordu. Kemal Atatürk. Kemal.000 kişi olarak gösterildiğini ve 20 kendi teklifinin de buna uygun olduğunu belirtmekte idi .nr:215.82.Halbuki mütareke hükümleri gereği jandarma sayısı 43. Damat Ferit şifrelelgrafında. 28 Mayıs 1919 tarihli Hey'et-i Vükelâ toplantısında etraflıca görüşüldü ve uygun bulunarak22.

s. nr:43.. General Milne. (1953). Hükümetin Tutumu Bu sırada İngiliz istihbaratından Yüzbaşı Hurst ise.KMS. tezahürâl-ı milliyeyi men' ve tevkif için nefsimde ve hiç kimsede kudret ve takat göremeyeceğim gibi. s. vesika nr: 17.. Kemal'in "telgraJhalencri âdeta tekeline almış olduğunu'' ifade ediyordu28. Ds:53-1. Bilal Şimşir. Aynı eser. Sy:5.L s. Merzifon'dan Amiral Galthorpe'a gönderdiği şifre telgrafta.. s. Deedes.. s.95-119.26. Sy:l. Sy:19. Kemal Atatürk. Samsun mıntıkasından iç kesimlere gitmek için hazırlanan M. hükümetin sırtını dayadLğı Hürriyet ve İtilaf Fırkası adma konuşan Sadık Bey. F:2.339-340. Milne'in bu eniri yanında Galthorpe da 8 Haziran (1919) tarihinde Osmanlı Harbiye Nezaretine gönderdiği şifre telgrafta. "'İtilaf Devletleri milletimizin hukuk ve istiklaline riayetkar kalmadıkça ve millet ve devletin tamami-i masuniyetinden emin bulunmadıkça. Anadolu'daki hareketin ardında Harbiye Nezaretinin bulunduğu bir gerçekti. emrindeki subaylarla birlikte Anadolu'da dolaşması huzursuzluk yaratacak nitelikte idi. 10. Ordu Müfettişinin faaliyetleri birer birer sıralıyor. Şunu da belirtmek gerekirse. Sina Aksin.Zekeriya Türkmen 1919'da toplanan Saltanat Şurasında. 29 HTVD. HTVD. c. Mustafa Kemal'in Görevden Alınması Yolunda İngiliz'lerin Çabaları.15-23. M. HTVD. vesikanın İngilizce metni için bk. Nutuk. M. İngiliz komutana göre. İngiliz Belgelerinde Atatürk. Kemal Paşa'mn geriye çağrılmasını istedi30. 28 Bilal Şimşir. Anadolu'daki milliyetçi hareketin bir ittihatçılık hareketi olarak yorumlanması konusunda Sabri Efendi ile hem 26 Tayyip Gökbilgin. Bu görüşmede Sabri Efendi.I.DH. M. M. 6 Haziran 1919'da Harbiye Nezaretine verdiği notada M. III. Sadrazam vekiline göre. 204 27 . Bu maksatla İngiliz Askerî Ataşesi Deedes. vesika nr:494. İngiltere 26 himayesini teklif ediyordu . 8 Haziran'da Sadrazam ve Dahiliye Nazın Vekili Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ile bir görüştü. Milli Mücadele Başlarken. c... 30 BOA. vesika nr:95. ne mülkiye memuru ve ne de hükümet tasavvur edemiyorum27 diyordu.I. Kemal'in geri çağrılması yolunda istekte bulundukları için İngilizler'e teşekkür dahi etti. Ayrıca askerî yönden bir faaliyette bulunmasına da gerek yoktu29. Kanal bu telgrafında. Kemal Paşa ile maiyetinin derhal İstanbul'a çağrılmasını istemişti. İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığını harekete geçirdi. hemen herkes millî bağımsızlığın korunması ve 25 millet adına alınacak kararların bir millî şuraya verilmesi gereği istendiği halde . İtilaf Devletleri istekleri doğrultusunda hareket etmek durumunda kalan hükümete bir başkaldırı niteliğinde idi. s. (1957).Hursl'tan gelen bu raporlar. Kemal'in 3 Haziran'da Havza'dan Harbiye Nezaretine gönderdiği telgraf. bu yüzden çıkacak olay ve gelişmeler karşısında sorumluluk kabul edecek ne kumandan. o günün kritik şartları içinde tanınmış bir Türk generalinin. Aynı eser.

İşte bundan dolayı M.. Damat Ferit ile İngiliz siyasî mümessili Ryan görüşüp anlaşmışlardı.. Bu gelişmeler olurken Havza'da bulunan M. Gn.11-14..c. kömür ve benzin sıkıntısından dolayı gecikeceğim ileri sürerek34. buradaki faaliyetlerinden dolayı. askerî kanada bakılırsa. 33 HTVD. F:76. farklı bir görüş içinde bulundukları anlaşılır. Milne'in notasına Harbiye Nazırının cevap verdiğini söyleyerek hataya düşmüştür. vesika nr:I9. Milne'nin notasına 8 Haziran tarihinde şu cevabı verdi: "M. Kls:l 1. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa. Hükümetin sivil kanadı İngiliz görüş ve istekleri doğrultusunda bir politika izlerken. Ordu Kıt1 alan müfettişliğine tayininde en etkili sebeplerden biri İngiltere Devleti mümessilinin Bâbıâliye verdiği bir nota olmuştur.iran'da. s. öte yandan. vesika nr:20.Sy:l. Gotthard Jaeschke. Krş. Kemal Paşa ile hükümet arasında ilk kovalamaca ve sinir savaşı başlamış oldu.Sy:l. hükümetin sivil kanadının M. Talep ve tasvip buyurduğunuz şekilde Yakup Şevki Paşa'mn yerine tayin edilmiştir.. Kemal Paşa da bunlardan biridir... Cevat Paşa'nm cevabından da anlaşıldığına göre. çağrılma gerekçelerim sorduktan sonra. vesika nr: 18-a. Kemal gönderdiği telgrafta.M. Bu nota üzerine Sadrazam (Damat Ferit). Kemal'in başkente dönmesi hakkında hiç bir açıklamada bulunmuyordu.HTVD. İngilizler'in isteğini kabul eden Meclis-i Vükela (Bakanlar Kurulu) kararma uyarak M. Ancak barış kadrosu olduğundan ordu komutanı değil. Nitekim Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. Kemal'den 8 Haz. Ds: 164. Böyle bir müfettişin vilayetleri dolaşmasının halkı rahatsız mı.Mustafa Kemal Paşa 'mn Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler fikir idi. hem de hükümetin mütareke hükümleri gereği mes'ul olduğu asayiş ve inzibatı teinin etmek amacıyla hükümetin kararı ile ülke üç ayrı müfettişlik mıntıkasına taksim edilmiş. 76-2. s. İngiliz Generali bu sırada İngiliz Muhipler Cemiyetinin kurucuları arasında yer 31 alan Sait Molla ile de bu konuda görüşmekte idi . Bu gelişmelerin olduğu esnada. gerçek nedeni öğrenebilmek için de Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa'ya 31 32 Bilal Şimşir. Sy:l (1952). 205 . Kemal Paşa'mn IX.b. Ayrıca bk. ordu müfettişi unvanına sahiptir. Hususiyle o sıralarda silahların toplanmadığı ve nakledilmediği hakkında bir çok şikayetler de vardı. Binaenaleyh şikayetin önünü almak. 76-1. Aynı eser."32.. İngilizlerin kuşkularını daha da arttırmakta idi.ATASE Arşivi: 1-1.Öte yandan. 34 HTVD. Paşa tarafından Sadrazam ve hükümete gönderilen telgraflarda İngilizlere karşı önlemler alınması isteniyordu. M.. " elindeki istimbotlardan biri ile hemen İstanbul'a dönmesini" istedi33. Şevket Turgut Paşa.Kur. bu görevlendirmede yani müfettişlik mes'elesinde İngiliz temsilcilerinin arzusu da dikkate alınmış. her hangi bir itiraza maruz kalmamıştır. yoksa teskin mi edeceğinin takdirini memleketin lecıtibeli bir asker evlâdı ve mes'ul nazırı olarak acizlerine tcrkcdilmesiiü rica eder ve sekiz aydan bu yana devam eden bir mütarekeden soma artık Türkler ve Müslümanlara lütfen güven duymanızı rica ederim. 125. Halbuki cevabı veren imzasından da anlaşıldığı üzere Cevat Paşa'dır. her mıntıkaya da bir müfettiş tayin olunmuştur. Kemal. İngilizler'in kararlı tutumları karşısında şaşkına dönen Osmanlı hükümeti. M. siyasî mümessil ile görüşmüş ve bir müfettiş gönderileceğini söylemiş. çelişkili tavırlar sergiliyordu. Kemal'in İstanbul'a hemen dönmesi yolundaki çalışmaları karşısında.

Kemal Paşa'nın bu telgrafı gayet uzun yazılmış bir şikayetname idi. O.. Bu sırada 35 36 37 38 39 40 ATTB. F:2. M. Ayın eser. nr:43. mümkün olduğunca zaman kazanmak ve karargâhını memleket dahiline sokmak amacında olduğunu ifade etmişti40. Ta ki. Kemal Paşa arasında zamanla giderek şiddetlenen yeni bir yazışma dönemi başladı ve bu tam bir ay sürdü. Yakup Şevki Paşa.."•'-" ZekeriyaTürfcfnen başvuruyordu. devletin istiklalini. "3H. M. bundan haberdar edilmeleri gereği üzerinde duruluyordu37. Nitekim Cevat Paşa.15-17. 206 . milletin azmim arttırmıştı. s. Ah" İhsan.C. Hariciye Nezareti Vekâletinden Dahiliye Nezaretine yazılan bir tezkireden anlaşıldığına göre. Ankara 1964. Anadolu'daki millet. Ds:53-1.346.. Kemal'in görevine Meclis-i Vükela karan ile son verileceği belirtiliyor. millet mazhar-ı istiklâl ve saltanat ve hilafet-i muazzama-i hümâyûnları masun-ı indiras olsun. Bk. M.KMS. İstanbul'da bulunan korkakların ahlâkından yararlanmasım bilen yabancılar. Kemal'e aynı tarihte (11 Haziran) gönderdiği telgrafında.1. kumandan arkadaşları gibi İngilizler tarafından tutuklmıa cağından kuşkulanıyordu.âif-i vataniyyeme bu kere daha sarih hatvelerle devam edeceğim. Ayrıca kendisinin. Ona göre hükümet.. Bu yazışmalar devam ederken.Kolordıı komutam Kâzım Karabekİr Paşa'ya gönderdiği şifre telgrafta ise. saltanat ve hilafet haklarım korumak için güçlü bir azim ve imanla donanmış olduğunu belirtiyordu. "İstanbul'a 36 davetiniz hükümetin kararı sonucudur.29. s. 11 Haziran tarihli cevabında. İstiklal Harbimiz. Kemal Paşa 11 Haziran tarihinde Erzurum'da bulunan 15. Bu telgrafında sık sık saltanat makamına bağlılığını vurgulamakla birlikte. Böylece hükümet ile müfettişlik unvan ve yetkilerini bırakmak istemeyen M. Öte yandan bu sırada yayınlanmış olan padişah'ın son hatt-ı hümâyûnu. kendisini Padişah 39 Vahdetlin'e millî direnişin sözcüsü olarak tanıtmak oldu .. İngilizlerin kesin ve ısrarlı istekleri karşısında. BOA. kendisini aldatarak merkeze çekmek istiyordu. Şayet kendisi başkente dönecek olursa. HTVD. Kemal Paşa'nm görevinden azledilmesi an meselesi haline geldi. kumandan ve memurlarm düşüncelerine nüfuz ettiğinden milletin baştan aşağıya uyanık bulunduğunu. M. s. c. Kemal bilahere telgrafında şu açıklamalarda bulunuyordu: ". bir telgrafla padişaha müracaat etti.. Diğer taraftan Harbiye Nazın Şevket Turgut Paşa da M.IV. Kemal'in azlini geciktirmek yanında bir faydası da. ASD. Kemal Paşa'ya gizlice mes'elenin gerçek nedeni şöyle açıkladı: "Sizin gibi kıymetli bir generalin Anadolu illerinde dolaşması kamuoyunda iyi bir etki uyandıracağından bahisle 35 İstanbul'a çağrılmanızı İngilizler istedi" . memuriyet-i âcizânemden istifa ederek kemâgân Anadolu'da ve sine-i milletle kalacağını ve ve/. Kemal'e göre. millet ve padişahına bağlılık ve fedakârlıkla hizmet kabiliyetinde olanları ortadan kaldırmak istiyorlardı.DH." diye açıklamakta idi . M. hükümetin İngiliz istekleri karşısında boyun eğdiğini görünce. ayrıca bütün mülkiye memurlarının. devlet. M. s. Eğer icbar edilirscm..Sy:L. K â z ı m Karabekir. M. Sina Aksin de bu görüştedir. vesikanv:22. Fethi Bey vb. Bu telgrafın M. bütün bu gelişmeleri anlatmış ve "milletin hukuk ve istiklalini tayin uğrunda millet ile beraber çalışmaktan" yana olduğunu belirtmişti.44.

Paşa'nın telgrafında isteksizce bir çağrı ifadesi gizli idi.5 ay kadar süren görevleri esnasmda millî hareketin Anadolu'da yayılıp dal budak salmasında önemli bir görevi yerine getirmişti. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa. Bütün bu gelişmeler olurken. bu defa Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin telgraflarının işleme konmasını yasakladı. vesika nr:22.48vd. 16 Haziran tarihinde bütün posta teşkilatına yayınladığı genelgesinde. ne de başkalarıyla savaşabilecek bir gücü olmadığım..Sy:l.. Kemal Paşa'nm hareketi ordu mensuplarınca kalben destekleniyordu.. Metin Ayışıâı.Mustafa Kemal Paşa 'mn Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler Şevket Turgut Paşa. baskısı ve tazyiki.. Kemal ile bağların kopmasına zemin hazırladı43. bu aşamada hükümetin ne Yunanlılarla. olanları kabul et şeklinde idi. s. s. Gerçi Osmanlı hükümeti. adeta bu işten yani M." ifadelerini içeren telgrafını tekrar göndermişti . Ordu müfettişlikleri. s. Mareşal Ahmet izzet Paşa (Askeri ve Siyasi Hayati). bu pek inandırıcı değildi. t. memleketin içinde bulunduğu HTVD. bit nedenle "Lkuva-yı milliye" adıyla birlikler hazırlamanın felaketlere neden olacağım ileri sürmekte idi 42 . Aynı eser.Posta ve Telgraf Müdürü Refik Halit (Karay) Bey. 15 Haziran'da M. 3-3. Geri planda İtilaf Devletleri temsilciliklerinin baskılan ve özellikle ordu müfettişlerinin Anadolu'da kuva-yı milliye hareketini örgütlemeleri. Refik Halit Karay..Anadolu'da o şiddetli müdahale. Kemal'e "İstanbul'a davetiniz hükümetin 41 karandır. Bütün bunlardan da anlaşıldığı üzere. Refik Halit Bey'in ifadesiyle. ayrıca geniş bilgi için bk. Bunların başına tayin olunan genç ve dinamik komutanların. Mine! Bâb İlelMihrap.. Bir müddet sonra da 7/8 Temmuz. 207 .204205." M. Bunun üzerine M. işgallerden dolayı duyulan üzünlü ne kadar büyük olursa olsun. Kemal Paşa'nm İstanbul'a çağrılması hususundan nezaretinin sorumlu tutulmasını istercesine. ekonomik krizden dolayı müfettişlik teşkilatına son verildiğini açıklarsa da. Ayın eser. 160-161. diğer yandan hükümetin beceriksizliği yüzünden lağv edildi. Kemal Paşa. M. bu çağnnın hükümet tarafından yapıldığını tekrarlıyordu. halkı işgal ve ilhaklara karşı uyandırmaya çalışmaları büyük ümitler bağlanan bu yapılanmalım sona ermesinin nedenleri arasında idi. İstanbul'da bu acele mukabele. AH Kemal'in bu dönemde politikası kuva-yı milliye karşıtı-bir yerde lıaince-ve bekle gör. hükümet. Posta ve Telgraf Müdüriyetine gönderdiği 20 Haziran tarihlî yifrede bu gelişmelerden dolayı hükümeti protesto elli. Refik Halit Karay. İstanbul 1992.. s. 156-159. Dahilîye Nazın Ali Kemal ise. 1919 tarihinde İstanbul hükümeti ile Anadolu arasındaki ilişkiler tamamen kopacak ve Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu Türkü kendi basma Millî Mücadele hareketini yürütmek için harekete geçecekti. SONUÇ Osmanlı ordusunun tasfiyesinin düşünüldüğü bir sırada teşkil edilmiş olan ve olağanüstü bir dönem olması itibarıyla geniş yetkilerle donatılmış bulunan ordu müfettişlikleri İngiliz propagandası. Ankara 1997. Karabekir. bu demeklerin telgraflarının kabul edilmemesini tebliğ etli.

yapılanmanın içerisine girdi . olayların gidişatını çok iyi tahlil etmeleri sonucu. Zekeriya Türkmen. . İtilaf Devletlerinin etkisinden kurtulamaması Anadolu'da halkın başının çaresine bakması için yeni bir politikanın belirlemesini gündeme getirdi. bu teşekküllerin Anadolu'da birlik ve beraberlik ruhunu sağlayarak.fakat bu defa Anadolu merkezli . Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi). Mücadele yıllarmda ordunun yeniden yapılanması hakkında geniş bilgi için bk. 208 .Zekeriya Türkmen durum ve diğer gelişmeleri. . Anadolu'da Kuva-yı Milliyeci komutanlar etrafında birleşerek yöresel mücadeleleri başlattı. 44 Milli. İstanbul'un orduyu ayakta tutma fonksiyonunu yitirmesinin ardından Anadolu'da giderek dallanıp budaklanan bir hareketle ordu yeniden. (M. Mütareke Döneminde Ordu ve Yeniden Yapılanma (1918-1920). Damat Ferit hükümetin ecziyet ve beceriksizliği. İşte bu dönemde halk. İstanbul 1996. Yöresel mücadeleler kısa bir süre sonra da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde topvekun "Millî Mücadele" hareketine dönüştü..Ü. Nitekim.44 . düşmana karşı mukavemet duygusunun oluşmasında önemli roller üstlendiğini ifade etmek gerekir. .

sayı: 12. Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. Türk Dünyasında en eski dönemlerden beri Nevruz.73. (çev:Besirn ALalay). Kırgız gibi Türk topluluklar ile Anadolu ve Balkan Türkleri'nin ve iranlıların "yemgün" ve yılbaşı olarak kabul ettikleri gündür. sayı:12. Nuraniye. Ankara 1997. baharın başlangıcı. Divaıı-ü Lûgat-it Türk'te. NEVRUZ VE OSMANLI DA YAŞATILD1ĞINA DAİR Muzaffer TEPEKAYA Nevruz. "Kim ne derse desin her yönü ile Türk düşüncesine uygun olan bu takvim. Divan-U Lûgat-it Türk. Ankara 1997. Özbek. İzmir Aydın Vilayet Matbası. .e. Bunlardan ünlü Fransız Sinoloğu Abel Remusat (1788-1832).69. Kamus-ı Tfirki.503-508. ss. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'ııin Türklere özgü ve onların icadı olduğunu söylemişlerdir. Nevruz'dur.48 yılında Türkler tarafından sokulmuştur'5 demektedir. Anayurttan Atayurda Türk Dünyası.'Bu takvim Türklerin biricik buluşudur" derken. Dr. Doç. sayı: 12.1 Türk Dünyasının ortak kültür unsuru olan Nevruz.'Tl ygurlarda Nevruz Kutlamaları" Anayurttan Atayurda Türk Dünyası. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'nde yılbaşı 21 Mart.55. "Eski Türklerde Takvim". İzmir 2000.347. Nevruz Yard. c. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'nin başlangıcının 21 Mart tarihi ve Nevruz günü olduğunu çok net ve açık bir şekilde belirtmiştir.. Azeri. Ankara 1997..1474-1475. en eski dönemlerden bugüne kadar yaşayagelnüştir. Şemseddin Sami. Neşet Çağatay. Ankara 1999. Fen-Edebiyat Fakültesi. Reşat Genç.2 Takviın-İ Celali* de sene başı ve ilk bahar başlangıcı olan bu gün.I.baskı. bir başka Fransız Türkolog ve sinoloğu Edouard Chavannes (1865-1918). Rumi takvime göre 9 Mart'a tesadüf etmekte ve Nevruz olarak kabul edilmektedir.Ekrem. A. Dersaadet 1317.. s. yılbaşı. Orta Asya'da yaşayan Uygur. s. s. 209-218. "Türk Tarihinde ve Kültüründe Nevruz" Anayurttan Atavurda Türk Dünyası.s. ss. Celal Bayar Üniversitesi.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV.g.Erkin H. Ergenekondan çıkış. . Türklerin kendi buluşudur ve Çin'e M.33Û. M. s. On iki Hayvanlı Türk Takvimi üzerine Türkiye'de doktora yapan İranlı Ebulfez Nebeyî.6 Nevruzlu. yani Nevruz'dur. Nevruz Köyü. Türkmen. 1-2. Ankara 1939. yenigün olarak da kullanılmıştır.'' Yine Batılı Türkolog ve Sinologlar. 8. NEVRUZ Türk Ergenekon Bayramı. Türkler bugüne "yenigün" demektedirler. Çay. s. Kaşgarîı Mahmud. Türklerde yılbaşı ve baharın başlangıcı Mart ayıdır. Kazak.Abdülhah Çay.3 Türklere ait bu kaynaklara göre. s.

2. 125-173. 9 Duran.Ekrem.10 Çin kaynaklarında Hunların. Buna ilaveten Nevruz Çiçeği tabii özelliğini. Ergenekon'dan çıkış gününde demir döverek çeşitli kutlamalar yapılırdı.Abdülhalûk Çay. Bu da Çin kaynaklarında yer alan "Göktürkler her yıl Atalar mağarasında Göktann ve Yersu'Iara kurbanlar vererek kutlama törenleri yapar" yolundaki görüş ile aynıdır.Ekrem. Ankara 1985.m.g. Milattan yüzlerce ytl önceleri. B Emel Esin.Ö.74.Muzaffer Tepekaya Yaylası gibi yer isimleri. Nevruz Han gibi şahıs ! isimleri ve baharın simgesi Nevruz Çiçeği de bitki ismi olarak Türk Kültür Tarihi ndc yerini almıştır.65. Ankara 1989.m.£. s. A. 12 Nuraniye-Erkin H. Atabeg Nevruz.'5 Uygurlar da diğer Türk toplulukları gibi yeni yıl kutlamalarını Mart ayında düzenlemişlerdir.76.g. sayı:2. Yine Çin kaynaklarında Göklürkleriıı otların yeşermesini yani balları yeni yılın başlangıcı olarak kabul ettikleri belirtilmektedir. A. s.Ekrem. s. Nevruz.332. s.17 7 Remzi Duran. ss. A. halı kilim motiflerinde.m.. 21 Mart tarihinde hazır yemeklerle kıra çıktıklarını. 210 .m. 840 yılında Turan bölgesine göç eden Uygurlar.75. 16 Nuraniye-Erkin H.m. s. mitolojik ve folklorik bir özellik kazanmış ve Uygur Türklerinin vazgeçilmez adetleri arasına girmiştir. s.l.Ekrem. Türk süsleme sanatlarında yaklaşık üç bin yıldır sürdürmektedir.9 Nevruz geleneği Orta Asya Türk topluluklarında çok eski tarihlere kadar inmektedir.g.. bu bahar şenliklerinin o günden bugüne değişmeden gelen âdet ve gelenekler olduğunu öğreniyoruz. ss. s.Binc ait Altun Yış mezarlarında bulunan (Pazınk V.51..13 Ergeııekon efsanesine göre her yılbaşında. A.g. Duran.g. Kagnılı boylarının kullanıldığı kağnının üstüne gerilen renkli keçelerden müteşekkil çadır örtüsünde yer almıştır.137-140. A. A. Türk Ergenekon Bayramı NEVRUZ.'1 Ts-ma-chian'ın yazdığı Shih-ehi adlı kitabın "Hım Tezkeresi" bölümünde "Her yılın birinci ayı olan (yılbaşı) mart ayında Hunların bütün beyleri Chan-yü ordugahına toplanıp kendi adetlerine göre çeşitli kutlamalar ve ibadetlerde bulundukları"13 yazılıdır.g. Wang-yen-te'niıı anlattıklarına göre ilkbaharda toplu olarak civardaki mabetlere gitmekte idiler. s. 10 M.rn. bahar şenlikleri yaptıklarını. İzmir 1998.8 Tarihten bugüne gelen seyir içerisinde peynir veya kımız tulumunda.cild 1/b'den Ayrı Basım) İstanbul 1978. Nevruz Çiçeği motifi M. Hoca Ahmed Yesevi Türbesi'ndc. " Crenç.75 15 Özkan İzgi. giyim kuşam ve ev eşyalarında Nevruz Çiçeği motifini görebiliyoruz.14 Belgelerde Nevruz geleneklerinin Uygurlar da da varlığına şalüt oluyoruz.137. s.m. Çin Elçisi Watıg-yen-ie'nin Uygur Seyahainatnesi. önemli ve anlamlı bir molif 7 olarak. Islamiyeiten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslama Giriş (Türk Kültürü El-Kitabı II. Bu gelenek dalıa sonra dinî. 13 Nuraniye-Erkin H. "Türk Süsleme Sanatlarının Ortak Motifi Nevruz Çiçeği" Ege Üniversitesi Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi. Nevmzay. 1 Nuraniye-Erkin H.10 Çağdaş Uygur resminde Uygurların Nevruz kutlamalarını temsil eden tablolar yapılmıştır. A.Kurgan).

.2.Bu eserde Ramazan ve Kurban bayramları gibi bayramlar yanında yılbaşı bayramı da yapılmakta olduğundan bahsedilmektedir. Ege Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. 20 Genç.32 Tüm bunlar 14 ve 15.910) 1505 yılı ile İlgili hatıralda Ramazan bayramı ile Nevruz bayranmıın 1-2 gün gibi bir müddetle birleşmesinden bahsedilmektedir. birçok şairimizin divanlarında dinî-Tasavvufî Türk edebiyatında28 konu ve motif olarak yer almıştır.Türk edebiyatında. Türk şiirinde. kaside vb. Siyaselnamesinde Nevruz'un yılbaşı olduğunu18 ve Türkler arasında yaygın olarak kutlandığını belirtir. Fransız seyyah Gabriel Bonvalot. s. s. "Türk Coşkusunun Simgesi NEVRUZ ' Anayurttan Aîayurda Türk Dünyası.g. A.m.. s.Harun Tolasan Özel Sayısı.21 Ali Şîr Nevarde eserlerinde Nevnız adı verilen musiki makamlarından ve Nevnız'da okunan şiirlerden söz eder. Gerçi güller açmağa her yılda bir nevruz olur.. A. .23 Gün olarak yılbaşı bayramından bahsederken.53.450. "XIV-XV.Dr.20 Babumâme'de (H. s. kırlarda okunmaktadır. A. Türk Kültürü Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni (Sempozyumu) Bildirileri (Ankara 20-22 Mart 1995) Ankara 1995. Siyaset name. "Nevruz Erkanı". A. ss.g.g.72. Türk musikisinde ve Türk sanatında konu ve motif olarak her devirde kullanılmıştır. A.g. s.2. s. "Her gün açar gönlünü zevk-i visalün yetıleden. 23 Gabriel Bonvalot.yüzyılda meşhur Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk. EsirYurt Orta Asya 'dan (terci Reşat Uzman). 53 19 Nizamü'1-Mülk. Babur'un Hatıratı.76. izmir 1983.g.s.. Fuzuli'nin. s.Nevruz ve. Ankara 1982.25 Türk edebiyatında Nevruz münasebetiyle yazılan şiirlere Ncvruziye adı verilmektedir. s.27 Altı yüzyıllık Divan Edebiyatının mahsulü olan gazel.9-52.e. TUrk Milli Kültüründe Nevruz.27. istanbul 1987. 21 Reşit Ahmeti Arat.>'üzyıl Edebiyatında Nevruz ve Nevruziyeler". A. 117. s. 1881-1882 yıllarında Orta Asya'yı dolaşmış ve seyahat hatıralarını bir eserde toplamıştır. sayı:12. 18 Nizamü'1-Mülk. Genç. 27 Çay. 211 1 . aynı yüzyılda Nevruz'un canlı bir şekilde Türkler arasında yaratıldığından söz etmiştir. II. caize almak için Nevruz dolayısıyla devlet büyüklerine Nevruziyeler sunarlardı. Ankara 1997. " Nuraniye-Erkin H.26 Divan edebiyatı şairleri ise. Prof. 26 Bedri Noyan. 24 Bonvalot.99. A.m. Bektaşilerde Nevruziyeler dergah bahçelerinde.24 Nevruz . gibi şiir türlerinde. Vekayî. İl. ilkbaharın yaklaşmakta olduğu zamanı belirtmektedir.m.162.. Osmanlı da Yaratıldığına Dair XI. " Mahmut Tezcan.m.11'1 El Bîrûnî. • ss. Türk edebiyatında Türk şairleriıün şiirlerinde Nevruz'un yılda bir defa geldiği vurgulanmış ve yılbaşı gününe işaret edilmiştir. Duran.nı. 136-140. s. 28 Abdurrahman Güzel. 35 Zeynelabidin Makas.g.'. Ankara 1946.Ekrem. 114. (Haz: Mehmet Altay KÖymen). yüzyıllarda Nevruz geleneğinin yaşadığının delilidir.8.g.e. İstanbul 1976.

29 • •' -• Türk Dünyası edebiyatında da Nevruzu konu alan şiirlere sıklıkla rastlamak mümkündür.Murad'in. s. "Olmadı bende nasibin istedim güzden seni.448-449. İrfan Ü n v c r Nasrattmoğlu. Çay.baskı. 8. Fakat ele bil ki. Ankara 1984. s. "Nevruz kim bu bezm içine yılda bir gelir Hürmetsiz itdi anı da hu köhne rüzgar". BilalYücel. Olmazsa her eyyamda ger âlem-i nevruz " Sultan IV. Yara teslim olup geri çekilmek" 31 XIX. yüzyıl başlarında yaşayan meşhur Türkmen şairi Mahdum Gulu'nun. Bâbur Divanı. Bâbıır Şah'in.e. ss.Muzaffer Tepekaya Nev'î Efendi'nin.37-42.g. 212 . A. "'Klasik Edebiyatımızda N e v r u z " Türk Kültüründe Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni {Sempozyum) Bildirileri (Ankara 20-22 Marti 995). " beyitleri Nevruzla ilgili güzel örneklerdir.129. "Nevruz bayramıdır.Çağrfa£ Kuzey Azerbaycan Şiiri Antolojisi.. Dedİn:geçsİn kış bulurum ben taze Nevruz 'darı seni"?2 29 30 31 Müjgan Cunbıır.80. Nefı'nin. Kışın el-ayağı yığışır demek. Ankara 1995. ilk bahar gelir. ona ar gelir. s. "Yüzi nevrim vaslı lychnı Babûr ganimet tut ki imindin yahşi bolmas bolsayüz nevruzu bayramlar" ?Q Kuzey Azerbaycan Türlderinden Şair Bal aş AzeroğlıTmm.Ankıanl995. "Yılda bir ahır bu dem-i ferhunde aceb mi. "Ey gönülgül devridür vakt-i nev-i Nevruzdur Can bağışlar âdeme bu dem dem-i firuzdur.

"Bir Osmanlı Müneccimbaşının NevnızTebrikleri".. 3. 1431-1512). sayı:8.21. 158. istanbul 1283. Matbaa-i Amire. Müjgaıı Cunbur.. Osmanlılarda Nevruz geleneği hemen her dönemde görülmüştür. padişah ailesine ve büyüklere sunulurdu. Mart 1995.g. Nevruzun Osmanlı saray hayalının bir parçası olduğunu Osmanlı Devleti'nde her büyük savaş için sefer hazırlıkları yapılırken taşradaki askerlerin çağrılarak Ordıı-yı Hümayun'un da toplanma zamana olarak da Nevruz günü beîirlenmişlir. s.Bayezid. Naima Tavih-İ Naima.m. "Cumadiye V ulanın On ikinci sebl günü ba 'de 'l-gump şems evvel-i hamele tahvil idup Nevruz oldu . Osmanlı döneminde Nevruz kutlamaları örnek teşkil etmesi bakımından. s. (Yay.baskı. Gülbahar Valde Sultan. Naima Tarihinde Veziri Azam İbşir Mustafa Paşa'nın IV.. s. Çağatay Uluçay. Manisa 1981. C. Cunbur." Bu bilgiler göstermekledir.122.21. Nevruz ve Renkler.haz: Sadık Tural-Elmas Kılıç) Ankara 1996. İsmail Hakkı Uzunçarşıh.baskı. sadrazama ve diğer devlet ricaline düzenledikleri bu takvimi "Nevruz Pişkesi" olarak sunmalarıydı.baskı. Osmanlı Devleti'nin Saray Teşkilatı. Ankara 1985.33 Sultan I. s. Aynı şekilde Sarartan 32 33 w 35 v 3S 39 Orazpulat Eke Baharlı: "'Nevruz-Yeni Yıl".VI. Vezir ve müfli ve vükelâ cem ve yevm-i meşhûd oldı. ö. Ankara 1988. Tophane önünde müceddeden bina olunan kalyon Nevruzdan sonra tamam olup deryaya indirdiler.Mahmud döneminde nevruzun tarih tespitinde kullanıldığı görülmektedir. Dönemin Baş Defterdarı Atıf Efendi H.34 Osmanlı Sarayında Müneccimbaşılann en önemli görevleri her yıl takvim tertip edip Nevruz sabahı padişaha. 4. 122-123. 685/39 213 . Ankara 1988.DVN).371372.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair dizeleri bu örneklerden birkaçıdır. Gerek sarayda gerekse halk arasında Nevruz coşkuyla kutlanmıştır. s.Mehmed'e sunduğu Nevruziye ile birlikte sadarete tayini dolayısıyla verilen bilgiler ilgi çekicidir. A. s. s. Hicri Tarihleri Miladi Tarihe Çevirme Kılavuzu. Manisa fviesirBayramı ve Darüşşifası. Nevruz sabahları yeni yıl takviminin sunuluşu da bir Osmanlı saray âdeti olarak yerleşerek sürmüştür. Faik Reşit Unat. oğlu Bayezid (II. Ali Haydar Bayat.65-66..42. 2.Vezir kanun üzere Nevruziyye pişkeşi ile sadâret pişkeşİni cem idüp birden irsal eyledi. Bayat. A.1152/M..baskı.Ravzalu'l Hüseyin fi Hulâsati Ahbâri'l-Hâfîkayn. Harem //. Divan Kalemi (A.36 Bunların karşılığında padişah ve sadrazam"Nevruziye'' adı verilen bir takım hediyeler dağıtırlardı.159.33 Yine Nevruziye denen çeşitli baharattan yapılmış macunlar. s. Anayurttan Atayurda Türk Dünyası.a nevruz dolayısıyla bir tebrtkname göndermiştir.e.37 Nevruz kutlamaları Osmanlı Devleü'nde bir Türk halk geleneği olarak devanı ettiği gibi. s.g. Başbakanlık Osmanlı Arşivi.Mora Seferi için taşradaki askerlerin Edirne Salmışında Nevruz-ı Finize'de Ordu-yı Hümayuna ilhak olmaları islenmektedir3'1.1739"dan itibaren maaşların ve vazifelerin Muharrem ayından başlamayıp Mart ayından başlamasına karar vermiştir.

Müneccimbaşılar padişah ve sadrazama Nevruz takvimini sunarken yanlarında Nevruziye adı verilen macunlarım takdim eden hekimbaşılar da bulunmaktadır. ufacık bir ilgi göstermiyordu. C. Edime salmışına gelmeleri" istenmiştir. Ahmet Cevdet Paşa. c.e.176.yüzyılda Osmaııb ülkesinde Nevruz geleneği canlı bir şekilde devam etmiştir. 40 41 2 43 44 45 Manisa Seriyye Sicilleri. A#.256 Crulİne Finkel. 19. gülsuyu ve buhur ikramından sonra hil'atler giydirilmiş.s. Prut Seferi'nde "Harp ilanından sonra vilayeti erdeki askere 41 Nevruz yani 21 Mart tarihinde.1 13/1 Akdes Nimet Kural. İstanbul 1993. s. I Hem hurrem-i îdi/. 1593-1606. "Bu olayda Sadrazam Hurşit Paşa eşkiyayı bastırmağa uğraşırken. O gün ise nevruzdu.s. Bu durumuna bakılarak 10 Rebiülâhir 1229 (21 Mart 1814) Çarşamba günü görevinden ıızaklaş tırıldı.49-50 Ahmed Cevdet Paşa.44 Yine Yakınçağda vatan şairimiz Namık Kemal'in Nevruz adlı şiiri. NEVRUZ 4 5 Bayramı getürdü şeref-ı makdem-i nevruz. yine hem mükrem-i nevruz.81-82. Olsam iki yüzden nola şekker çeş-i buse.S. İstanbul 1957. Namık Kuma fin Şiirleri. Ertesi gün karşıya geçerek sürgün yerine gilli. Onlara kahve. 214 . Şeyhülislam Durrİzade Abdullah Efendi yerinden kıpırdamıyor.. Nitekim 1821 yılında Müneccimbaşı Rakım Efendi ile Anadolu Kazaskeri Payelİ Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi birlikte Bab-ı Ali'ye gidip sadrazamın huzuruna kabul olunmuşlar.2580. VVien 1988. biri takvimini.Üçdal Neşriyat. Fındıklı'da akrabasından birinin evinde kaldı. atiyyeler sunulmuştur. s.367.Türk Edebiyatında Nevruz geleneğinin Osmanlı'da sürdüğünü gösteren en güzel delillerden biridir.V. Pnıt Seferi ve Barışı 1123 (1711). At köhne libâs-ı gamı teedîd-i sürüret. The Aılministration of Warfare:Tlıe Otlaman MU'ttaıy Chantpaigus İn Hungaty."43 İfadelerini kullanmaktadır. Zulmel-i gamla seçilmez geceden gündüzü Böyle eyyam-ı gamın böyle olur nevruzu Deyimiyle kar yağar seri fırtına olmakla o gün Abdullah efendi Üsküdar'a geçemedi. Ankara 1951. Uzunçarşılı.Muzaffer Tepekaya Sancaği'ndan Mora Seferi içki Nevruz-ı Firuze'de yani 21 MarTta toplanmak üzere 40 asker çağrılmaktadır. s. Arpalığı olan Manisa'ya sürüldü. Tarih-i Cevdet. Avusturya 42 Seferi'nde de aynı şekilde askerler Nevruz günü toplanmak üzere çağrılmışlardır. öbürü de Nevruz macununu sunmuştur.Yeniçeri isyanlarım anlatırken. Hem îd-i safa sür yürü hem âlem-i nevruz. Bunun ilk örneğine meşhur tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'mn Tarih-i Ccvdeti'nde rastlıyoruz.

A.. Namık gibi hem teşne-i câm-ı ccm-i nevruz.baskı.275. s. Nâmık Kemal . İdin şerefi oldu yine munzam-i nevruz. 3.A. 106. tüllerle bağlı güzel kâseler içinde Hanedan azasına.Abdüllıamifin kızı Ayşe Osmanoğlu hatıralarında. bendegâna dağıtılırdı"46 diye bahsetmektedir. mevki sahiplerine. Bu hediyeler. Nevruz kutlama millî millî lan millî bir gelenek olmaktan öteye geçerek milletlerarası bir boyut kazanmıştır. Başbakanlık Osmanlı Arşivi.A. 200/110-3. Başbakanlık Osmanlı Arşivi.AHus). Nevruz un Mart dokuzuna tesadüf ettiği ve Mesir ilamıyla kutlandığı geniş bir şekilde Ayşe Osmanoğlu. Çüy.e.Abdülhamit tk İran Şahı'na Nevruz münasebetiyle tebrikname göndermiştir. Bunun üzerine Sultan Il. Bin îd-i sürür olsa eğer tev'em-i nevruz. s.ı Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Nevruz törenleriyle ilgili olarak Sultan n.g. Her tavrı televvünde velîkin dem-i nevruz. Babam Sultan Abdülhamil (Hatıralarım). Nitekim : Aydın Vilayeti H.** Konu Hariciye Nezareti tarafından Sadârete bildirilmiş.Hus.45 Sadrazam 50 Mehnıcd Kamil Paşa da padişaha iletmiştir.. Osmanoğlu. Nevruz münasebetiyle İran Şahı İstanbul'daki elçilik kanalıyla Osmanlı Hükümdarına hediyeler sunmuştur. Bir tıfl-ı yetînı-i elemiz etmeyiz ikbâl. Mabeyn-i Hümâyûn "a getirilen bu hediyeler yanında bizzat Hükümdara takdim edilmek üzere Nevruz şekerinin üzerinde İran Şahı'nın resmi bulunan küçük İran alımlarıyla Sultan Il. Uşşâka zanıân-ı keseni îd-i safadır.e. Tebrik edelim bir melı-i lıurşîd cemâle.Abdüİhamid'in adının yazıldığı Nevruz şekerleri sunulurdu. A. "Nevruz bahann ilk günü olduğundan bir gün önceden Eczahane-i Hümayun'da hazırlammş Nevruz macunu denilen üzerine altın tozu dökülmüş kırmızı renkte Nevruz şekeri hazırlanır. 200/110-2. kumaş tablolar içinde kıymetli porselenler ve süslü kutular içinde macun ve İran usulü çeşitli şekerlerdir. 1304 (1887) tarihli salnamenin Sanman Sancağı kısmında. Y. s. Y. Yıldız Sadaret Hususi Maruzat (Y. Nevmz başkent İstanbul'da kutlandığı gibi taşrada da kutlanmaktadır. 215 . Gönlüm gibi hamyâze keş-i bûse-i îdim.47 Ay m dönemde Tahran Sefaretinden Osmanlı Hariciye Nezaretine gelen 21 Mart 1303 (1886) tarihli telgrafnamede Nevruz münasebetiyle İran Şalu'na Avrupa hükümdarlarında» lebriknameler geldiği bildirilmektedir. vükelâya.g. 106.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair İd-İ ramazan oldu bugün hemdem-i nevruz. İstanbul 1986. 200/110-1 BaşbakanhkOsmanlı Arşivi.Hus.

kının tartar. mürr-ü safî esmâri. hardal. ss. havlıcan. kalem-i Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. Mâhımat-ı tarihiyeye nazaran Mağnisa şelıri kadiıneu şimdiki mevkinin şarki cihetindeki dağ üzerinde müessis ohıb halbuki orası pek sarp ve taşlık bir mahal olduğuna ve cennetmekân Kânûnî Sultan Süleyman Han Hazretlerinin zaman-ı saltanatlarında kesb-i vüsat itmeğe başladığına mebııi şehrin hâl-ı haznndaki mevki'ne ııakli lüzumu tahakkuk eylemiş ve bu lüzum üzerine dağın altında en evvel hakân-ı müşânıııileyli hazretlerinin vaİdeleri Hafize Sultan hazretleri tarafından elhâletü hazihî mevcud ve ma'mur olan "Sultan" Camii" şerifi ile ittisalindeki medreseler bina ve bir de bimârhâne te'sis ve inşâ olunmuştur. zaTeran. Bu babda ba'zı malumat i'tası münasib görülmüştür. O vakitten beri bu veehle her sene cemiyet akd İdilmekdc ve cami'i şerifin kubbesi üzerinden halka kâğıtlara sarılı macunlar saçılmakdadır. zencefil. sakız. hiyarşenbe. kolonga.1304/M. hindistan cevizi. kebabiye. kişniş. s 5l 216 .Muzaffer Tepekaya anlatılmaktadır. anason. Karanfil. Bundan sonra şehrin şimdiki mevki'inde haneler inşâsına başlanub alıîran Halunîye cami'i şerifi dahî bina kılınmış ise de emr-i nakil bir suret-i matlubede sürat peyda edemediğine mebni bu bubda bir çare teharri edilmiş ve bu sırada Hamiliye caınri şerifîndeki tülhânede icray-ı tdababetle meşgul bulunan ve dersâ'detde defin-i hâk-i ıtırnâk ve Merkez Efendi nâmıyla şölıretyâb olajı şeylı Mûsâ Muslihiddin kuddise sırra hazretlerinin re'y ve tensibleri ile tıbb-ı kadim ahkâmına tcvfıgan bir ma'cun tertib ve bunun küçük küçük kağıtlara sarılarak her sene nevruzda sâlifü'z-zikr Sultan cami'i şerifinin kubbesinden halka saçılması ve bu sebeble bir cemi'yet akd idüerek oraların git gide şenlendirilmesi tasvib edilmişdir. yeni bahar.1887 tarihinde Mesir adıyla kuüanan Nevruz törenlerini anlatan belgeyi aynen veriyoruz: "Mağnisa mn Mesiri Her sene Mart'm dokuzuna müsadif olan nevruzda Mağnisa'da "Mesir" namıyla bir cemiyet olduğu ve yevra-i mezkûrde oraya her taraftan külliyetli lıalk toplandığı malumdur. ûdül-kahar. çivid. Ma'cunun lerkibâü edviye-i atiyeden ibarettir. meyan balı. Bu macunlardan münasib miktarının her sene hâk-i pây-ı şevket-i ihtivayı hazretİ padişahiye ve vükelây-ı fihâm hazeratına takdim-i dahi de'bi kadimden olub ancak bu suret beş on seneden beri terk edilmiş ve halbuki Sultan-u nıüşârun ileyha ınisillü lıanedan-ı saltanat-ı seniyyeden olan bir muhaddere-i mulueremenin ve şeyh-i nıüşârun ileyh gibi bir zât-ı mukaddesin tasvib ve tertib kerdeleri olan de'bi müstahsenin unutulup gitme nezd-i sâmTi hazret-i velâyetpenâlıide münasib görülmeyerek malıallindcn âdet-i kadimesi veehle ma'cunlar celb ve dcrsâ'dete takdim olunmağa başlamıştır. çöp çini.330-332. Mesirde Mağnisa "ya hariçten henıan kırk bin nüfus ahâli gelir ve Magnisa'nm seksen bin neferden ibaret halkıyla birleşerek yüzyirmi bin kişilik azîm bir cemiyet akd edilir. Maııisa Sancağı merkezinde H. Bu ma'cuıılann teııâvülündc halkça bir itikâd-ı umumî olub bu da ına'cunu eki eden zâta senesi içinde yılan tasallut idemeyeceğinden ibaret ve ma'cun dahi âtide gösterileceği üzre kırk türlü edviyc-i nebâliyeden mürekkeptir. karabiber. iksir. tarçın.

topalak kökü. Köroğlu Gazetesi. 24 Man 1918. ravend.3-4. 26 Mart 1331. s. Tören Alaâddin Tcpesi'nde toplanan halk ve resmi zevatın katılımı ile gerçekleşmiştir. Bu kutlamalarda. ÇsytA. zerdeçay.330-332. razyane (rezene).A. Saim Sakaoğhr nun araştırmaları sonucu ortaya çıkan Nevraz törenleri 21 Mart 1918'de Konya Valiliği ve Konya Türk Ocağı Başkam tarafından organize edilmiştir. Ömer Seyfeddin. 217 .g. yani Ergenekoırdan çıkış günü coşkuyla kutlanmıştır.89-90. dâr-ı fülfül. 2 Nisan 1330.285. 2 Nisan 1330. Ankara 1995. Kastamonu'da halk ve resmi zevatın katılımıyla Nevruz. "Bizzat Saltanat-ı Osmaniye'de Türkler. sayı:6. Tanıtı. sayı:254'e ilave. ta eski cengaver ve kadirşinas ecdadını istihlaf ederek nasıl ki islamiyetin hadimi ve Osmanlılığın müessis ve hamisi olmuş iseler bugünkü Türkler de o necabet-i fıtriye saîkasiyle senelerden beri bünyesine sâri olan zaafıyeti teşhis ederek eslâfına hayr-ül halef olmak azmine koyulmuşlardır54 denilmektedir. yani 1331 Mart'ında Ergenekon Bayramı adı altında Nevruz kutlamaları yapılmıştır. portakal kabuğu. A. kara halil.2X8-293.g. çörek otu. vanilya. (Mart 1997) Köroğlu Gazetesi. Türk Sözü Gazetesi. sayı:254. Mclımeî Serhat Yılmaz. C. tiryak. s. Saim Sakaoğlu. Köroğlu Gazetesi. "Konya'da 1918 Yılı Ergenekon Bayramı71.e. Yine aynı gazetenin Türk Gücü Kastamonu şubesinin müracaatı üzerine çıkardığı ilavesinde Nevruzdun Türklerin en eski bayramı olduğu ve Ergenekon'dan çıkışı simgelediği vurgulanarak Nevruzu yaşatmak için tüm Kastamonuluları Nevruz törenlerine davet eder. Sayı:305-306. "Kastamonu'da Bir Nevruz Kutlaması".2 Nisan 1331. s.. san halil.e. Çay. kimyon. T/İrk Kültüründe Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni (Sempozyumu) Bildirileri (Ankara 20-22 Mart 1995). a. s.. Yeni Gün: Mart 9". Duygu.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair bârid. ÖmerSeyfeddin Mart Dokuzu veya Nevruz olarak bilinen bu millî gelenekle İlgili olarak 18 Mart 1914'de bir makale neşretmiş59 ve bugünün Türk gençliğinin millî 53 54 55 56 57 ss 59 Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. kakule. 'Türklerin Milli Bayramı.58 Nevruzla ilgili ilk araştırmalar II.57 Nevruz kutlamalarının bir başka örneğini de Konya'da çıkan Türk Sözü gazetesinden öğreniyoruz.5-7. şeker"52 Kastamonu'da çıkan Köroğlu gazetesinin 2 Nisan 1330 (1914) tarihli nüshasında Millı Bir Bayram" başlığı altında manşetten verilen Nevruz kutlaması anlatılmaktadır.56 Aynı şekilde ertesi yıl.e. ss. Çay. Hindistan Çiçeği. sinameki.Meşmtiyet döneminde yapılmıştır. limon tuzu."Gazetenin verdiği bilgiden anlaşıldığına göre Nevruz kutlamasmıTtirk Gücü Cenûyeti Kastamonu şubesi tertip etmiştir. Daha sonra öğrenciler şiirler okumuş ve günün mana ve ehemmiyetini anlatan konuşmalar yapılmıştır. ss. tarçın çiçeği.g..286. Törende millî kıyafetler giymiş bir heyet Ergenekon adında bir beste seslendirmişlerdir.55 CL Türk Gücü Cenûyeü Kastamonu Şubesi'nin Köroğlu gazetesi vasıtasıyla daveti üzerine. (18 Mart 1914).16.

A. Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti'nhı. Nevruz bayramı kutlamaları yaygınlaştırılmış ve iktidarda 61 bulunan İltihatve Terakki Partisi bu bayramı devlet töreni haline getirmiştir.g.e. 218 . Özellikle 1914'den sonra ülke genelinde dalıa çok kutlanmaya başlanan Nevruz ve Ergenekon ! Bayramı. s.Muzaffer Tepekaya bayramı olduğunu vurgulamıştır.2H5. 60 Öıner Seyfeddin. saray çevresinde olduğu gibi Manisa. Kastamonu ve Konya merkezlerinde de coşkulu bir şekilde Nevruz kutlamaları tertip edilmektedir. İttilıal ve Terakki nin bu dönemde uyguladığı Türkçülük politikasının bir neticesidir..4. Nevruz kutlama geleneği Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir.g. II.m. A. 61 Çay. Meşrutiyetle birlikte Türk Ocaklarının öncülüğünde Ergenekon. R.

Görv. tuz ve demir işyeriyle ilgili yönetim işlerini de iyice Öğrenmiştir. dini törenleri ve askerlik sistemi gibi kurumlan ile loponomi ve Asya kıtasında yaşayan çeşitli kabilelere ait bilgiler içeren T'ung tien. Ou Yang Hsiu-Sung Ch'i. maliyecisi ve tarihçisi olarak da tanınır. Yeni T'ang Hanedanı Yıllığmdaki Tu You'nun biyografi sindeki kayda göre. Yüksek makamlara sahip olmuş bir aileye mensup olan Tu You. 734-812 yılları arasında yaşamıştır.Türk Di'tnvası incelemeleri Dergisi Savı IV. daha genç yaşındayken "Chİn Kııan" ve "Wai Kııan1' gibi önemli rütbelere yükselmiş ve bu arada Ling Nan ve Hnaî Naıı bölgelerinin üst düzey askeri komutanlığını da yapmıştır. sayıca çok daha fazla tarih belgelerini kullanarak. 1986. K'ai Yüen saltanat döneminin (713-741) son yıllarında tarihçi Liu Cluh çeşitli tarih belgelerinden faydalanarak 35 bölümden oluşan "Chenğ Tien" adını verdiği bir tarih kitabı yazmıştı.g. politika alanındaki yükseliş ve düşüşleri tam anlamıyla kavramış. Ou Yang Hsiu. ss. s. para. T'ung Tien'i imparatora sunduğunda ondan büyük Övgüler almıştır. . Beijing. cilt xvı.Tu You sözkonusu Arş. Tu You.. s. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü.Chcng Tien:' adlı eseri temel alarak yazılan T'ııııg Tien hacim ve içerik açısından oldukça büyüktür2.. Liu Chıh'mn '.. a. 200 bölümden oluşan yeni bir tarih kitabı yazmıştır. ayın zamanda bir Çin tarih külliyatıdır. Yeni T'ang Hanedanı Yıllığrnın (Hsin T'ang Shu) 147.' Tu You kaymakam yardımcılığından başbakanlığa kadar yükselmiş. tahıl.5089. Hsün Tzung ve Hsien Tzung gibi Çin hükümdarları zamanında Çin'in önde gelen siyasetçisi. toplum hayatı.5089. Chung Hua Shu Chü. Tu You yüksek bir makamda bulunmasına rağmen devamlı olarak kitap okurdu. 219-223. D olayı siyi a onun politika ile ilgili zengin deneyimleri T'ung Tien'i tamamlamasında büyük katkıları olmuştur. bölümünde Tu Younun biyografisi bulunmaktadır. Te Tzung. Zamanın saray başbakanı Tu You bu eserin yazandır. bu eseri incelemiş ve adıgeçen eserin yetersiz olduğu sonucuna vararak. İşte. Hsin T'ang Shı (Yeni T'ang Hanedanı yıllığı). E. ÇİN KAYNAKLARINDAN T'UNG TİEN VE BUNUN TÜRK TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMİ Eyüp SARITAŞ* T'ung Tieıı klasik Çin tarih kitapları arasında önemli bir yer tutan özel tarih kitabıdır. bölüm 166. Tu You'nırn diğer adı Chiin Hsiang'dır. Ü.c. Çin hükümdarı Hsüen Tzung'ım saltanat döneminin (742-756) siyaseti. İzmir 2000.

Memur Seçme Sistemi-6 bölüm. Chung Kuo Ch'ing Nien Ch'u Pan Shıh. Kitapta bu tür konulara ağırlık verilmesinin bir diğer nedeni de. Müzik-7 bölüm Askerlik-15 bölüm Cezalar-8 bölüm.206. "Ta T'ang Yİ Li' . Halkm yiyecek ve giyecek gibi ihtiyaçları yeterince karşılandığı sürece onların medeni olmaları ancak mümkün olabilir5. ülke yönetimi bakımından en çok önemli olan ekonomik durumdur. "Nan Ch'i Shu". Shaanhsi JenMin Chiao Yü Ch'u Pan Shıh. Bölümler açıklanırken çeşitli devirlerdeki durumları hakkında da bilgi verilmektedir.Beijing. Beijing. Meslekler-22 bölüm. cilt 1. 5. Dolayısıyla T'ung Tien'de en çok. S. . 3. Ona göre bir ülkede banş ve sükuneti sağlamak için halkm yiyecek ve giyecek ilıtiyacımn lam olarak sağlanması gerekmektedir. "Bei Ch'i Shu". Yönetim Birimleri-14 bölüm. Bu yüzden yazar sözkonusu eserinde ekonomik konulara büyük yer vermiştir. Bu nokta onun ne kadar bilgili olduğunu göstermektedir4. Tung Tien. Törenler-100 bölüm. 7. 1993. 9 Bölümün düzenlenme sistemi Tu You'nun siyasi fikrini de ortaya koymaktadır. Hsi 'An. 1979. "Han Sim". çeşitli dönemlerin ekonomik durumlarını anlatan bölümler için özel bölümler ayrılmıştır. "Wei Shu" ve "Sui Shu" gibi resmi Çin yıllıklarından : faydalanmış. Chung kııo Li Shth W en Hsien I işiten (Çin Tarihi Belgeler Bilimi). Chung Hua Shu Cim. Tu You. s. 4. 2. yazarının aynı zamanda iyi bir maliyeci olmasındandır. T'ung Tien'in tamamlanması İle Çin'de biyografi yazarlığı ve tarihi olayları kaydetme konusunda Çin tarihçiliğinde yeni bir ekol başlatılmış oldu. 2. Tu You ekonomi tarihine çok önem vermiştir. 9. 1991. Tu You'ya göre. T'ung Tien'in etkisiyle Çin kaynaklan arasında önemli bir yer tutan "T'ung Chılf ve "Wen Hsien T'ung K'ao" adlı eserler birbiri arkasından yazılmış. '"K'ai Yüen Li". bu sayede Çin tarihinin çeşitli dönemlerinin sistem ve kurumlarının araştırılması için uygun bir ortam oluşmuştur. "Chin Shu". "Sung Shu". Chung Kııo Ku Tai Shılı Ch 'ang Shıh (Eslci Çin Tarihi Hakkında Genel Bilgiler). "T'ai Tzung Clıcng Yao" ve "T'ang Liu Tien" gibi klasik eserlere de müracaat etmiştir. Toplam 208 bölümden oluşan T'ung Tien'de konular 9 büyük kısma ayrılmıştır: 1. 168. bunun yanında "Sui Kııan Hsü Lü'\ "Sııi Ch'ao Yi Li".Eyüp Sarîtaş kitabını yazmak için 30 yıldan fazla bir süre harcayarak eserini 801 yılında 3 tamamlamıştır . Meng Clı'ing Yüen. Cnang Ta K'e -Wang Hsü Kuang. s. Bu yüzden eserinde bu konuya daha fazla ağırlık vermiştir. ı • : ! Bu 9 bölüm de kendi aralanııda küçük bölümlere ayrılmıştır. . 6. Şuurları Koruma-16 bölüm. Yiyecekler-20 bölüm.s. Tu You kitabını yazarken "Shıh Chi".

Chung Kuo Li Shıh (Çin Ansiklopedisi-Çin tarihi cildi). T'UNG TIEN' TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ BÖLÜMLER Wu Feng-Tsung T'ai Pen. savaş hilesi ve savaş yöntemlerine ilişkin konulara dikkat çekilmiş. yaklaşık 900 tanhi belge T'ung Tien'den derlenmiştir. askerlik sistemi ile ilgili konulara Önem verilmemiştir. s. Yukarıda adıgeçen belgeler T'ang hanedanı tarihini araştırmak isteyenler için ana kaynaktırlar.207). Chung Kuo Ta Pai K'e Ch'üetı Sluı. Bu nedenle klasik Çin tarihi araştırmaları açısmdan T'"ng Tien çok değerli bir kaynaktır. Chung Kuo Ta Pai K'e Ch'üen Slıu Ch'u Pan Sluh. Bir kısmı belgeler de kontrol edilmeden esere alınmıştır. ekonomik oluşumlar ve yönetim birimlerinin kuruluşları gibi konular çok eski çağlardan itibaren ayrıntılı bir şekilde Tang hanedanı imparatoru Hsücn Tzung'ıın saltanat yıllarına (742-756) kadar Özetlenmiştir. Fakat bu belgeler tasedüfen seçildiği için kullanılırken çok dikkatli olmak gerekmekledir. Kore'de basılan nüshası da kayda değer niteliktedir.Ö. Günümüzde mevcut en eski T'ung Tien nüshası Kuzey Sung dönemine (960-1127) ait nüsha Japonya Kraliyet Kitaplığında saklıdır. T'ung Chıh ve Wen Hsien T'ung K'ao) deyimi kullanılmaya başlanmıştır. Sung.Çin Kaynaklarından T"ımg Tıen Ve Bunun Türk Tarihi Açısından önemi T'ung Tien ile diğer eski tarih kayıtlan aynı değildir. hukuk. Bu nüsha 1981 yılında yeniden basılmıştır6. özel şaluslara hitaben yazılan imparator fermanları.Ö. T'ung Tien'i temel alarak "T'ung Chılı" ve "Wen Hsien T'ung K'ao" adlı ünlü eserlerini yazmışlardır. Diğer taraftan T'ung Tien sınır bölgelerinde yerleşik milletler ve diğer dış ülkelerin durumlarını aydınlatmaya ağırlık verilirken.229) ve Üç Devlet (220-280) döneminden itibaren alü hanedanlık boyunca. savunma sistemleri ve teknikleri konusu ihmal edilerek herhangi bir kayıt verilmemiştir. Bazı önemli belgeler ise kullanılmamıştır. yönetim birimlerinin kanunları ve T'ien Pao saltanat yıllanın içeren (742-756) istatistik kayıtlarının hepsi birinci elden tarih belgeleridir. Bunlar arasında Clı'ing döneminde basılan '"Chiu T'ang Pen" adını taşıyan nüshası en çok kullanılandır.S. Beş Element ve Budizm gibi konular diğer tarih kayıtlarına nazaran belli bir sistem dahilinde kaydedilmiştir. Örneğin askerlik sanatı ile ilgili kayıtlar bölümünde strateji tc taktik. Ming (1378-1644) ve Clı'ing (1644-1911) hanedanlan döneminde T'ung Tien'in baskıları yapılmıştır. Clrin (M. Bunun yanında memur ve unvan kayıtlan ve ticari belgelerle. Öyle ki astronomi. Bu yönüyle de Kök Türk devri araştırıcıları için çok büyük bir önem arzetmektedir. Yüeıı (1272-1368). H a n (M. Bu kitapların da yazılmasıyla T'ung Tien de dahil olmak üzere "San T'ung (Üç T'ımg: T'ung Tien. T'ung Tien'de yer alan siyasi sistem.206-M. Beijin" 1994. 722-723 221 .Ö. Eserin hacminin dörtte birinden fazlası TMang Hanedanı ile ilgilidir. T'ung Tien çok fazla sayıda tarihi belge içermektedir. Öyle ki bu belgelerin pek çoğu bugün elimizde değildir.221-M. Çin dışında. Sung Hanedanı (960-1279) tarihçilerinden Cheng Ch'iao ile Ma Tuan Lin.

Eyüp Sarttaş

Türklerin en eski devirlerini oluşturan Hun döneminden başlayarak kök Türkler, Uygurlar ve bir kısım Kök Türk hakimiyeti altında bulunan bazı Batı Türkistan şehir devletleri baklanda pek çok kaydı bu eserde bulmak mümkündür. Sözkonusu eser, Çin'in resmi yıllıkları arasında yer almamasına rağmen İslmiyetten önce Türk tarihinin çeşitli devirlerine dair oldukça ayrıntılı bilgiler içermektedir. Toplanı 5 büyük ciltten oluşan T'ung tien'deki Türklerle ilgili tarih kayıtları beşinci ciltte yer almaktadır. Bu kayıtlar Hımlar, Kök türkler ve Batı Tiirkistan-Uygurlar olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır.. a) Hunlar: Bu eserdeki Hun tarihi ile ilgili kayıtlar 194.-195. bölümlerde yer alır. Hunlar kısım, onların ataları olduğu kabul edilen Tilerle başlatılmaktadır.Huni ar o dönemde Çin'in kuzeyinde yaşadıkları için. T'ung Tien Hun bölümünü "'Kuzey Tiler 1" başlığı ile başlatmaktadır. Bu bölüm eserin 5302-5332. sayfalan arasındadır. 195. bölümde ise Kuzey Ti'ler 11 kısmında, Hunlar 11 (5333-5346) sayfalar) ve Güney Hunlan hakkında kayıtlar vardır (5347-5464). 197. bölümde yaklaşık 3 sayfa Kao ChVlarla ilgili bilgiler bulunmaktadır (5398-5400).

'

Aynı bölümün 5401-5431. sayfaları arasındaki Kök türkler 1, 198. bölümde kök Türkler 11 (5432-5461), 199. bölümdeki Kök Türkler 111 ise 5442-5463. sayfalar arasındadır. Bu kitaptaki Hunlar ve Kök Türkler ile ilgili kayıtlar oldukça aymıtılıdır. Kitabın bazı yerlerinde diğer Çin kaynaklarına atıflar yapılarak açıklamalar eklenmiştir. Şüphesiz, bu açıklama kısımları her bölümün sonundadır ve sonraki çağdaş tarihçiler tarafından, araştırmacılara kolaylık olması için eklenmiştir. Atıfta bulunulan tarih kitapları sadece resmi Çin yıllıkları olmayıp, bazı özel tarih kitapları da yer almaktadır. 199. bölümde ayrıca T'ien Le'lar (Tölesler), Hsüeh Yen T'uo'lar (Sir Tarduşlar), ve Pu Ku, T'ung Po, Pa Ye Kırlar (Bayırktılar). Hu Hsüeh ve A Ttiehler gibi Töles boylan ile ilgili kısa da olsa. kayıtlar bulunmaktadır. 200. bölümde bir Hun boyu olan Hsİ'ler, Pa Hsi Mi'ler (Basmıllar). Uygurlar, Ku Li Han ve Chich Ku'lar (kırgızlar) gibi Türk boyları tanıtılmaktadır. Yeni ve Eski T'ang Hanedanı Yıllıklarında Uygurlarla ilgili kayıtlar oldukça geniş olmasına rağmen, T'ung Tien'de Uygurlara sadece bir sayfa kaydın ayrılmış olması dikkat çekicidir. Diğer taraftan Pu Ku'lar, A Polar, Basmıllar ve Ku Li Hanlar ile ilgili T'ung Tien'de özel kısımlar yer alırken, bu boylar hakkında Eski ve Yeni T'ang Hanedam Yıllıklarındaki bilgiler özel bölümler halinde olmayıp, dağınık bir şekilde bulunmaktadır. Ülkemizde Orta Asya Türk tarihi ile meşgul olup da kaynak dili Çince olan tarihçiler, Çİn kaynaklarındaki Türk tarihine ilişkin kayıtların sadece kendilerini ilgilendiren kısımlarım kullanarak araştırmalarını yapmaktadırlar. Oysa. gerek resmi Çin yıllıklarında ve gerekse özel Çin tarih kitaplarında Orta Asya Türklerinin siyasi ve kültür tarihlerine dair oldukça fazla miktarda kayıt bulunmaktadır. Üstelik bunların hiç 222

Çin Kaynaklarından T'uug Tıeıı Ve Bunun Türk Tarihi Açısından Önemi

birisi sistematik bir biçimde dilimize çevriyip, diğer Türk tarihçi ve araştırıcıların istifadelerine henüz sunıılmamışür. Burada çalışma konusu yaptığımız T'ımg Ticn'de yer alan Türk tarihinin çeşitli devirlerini kapsayan kısımlarının çevrilmesi kültür tarihimiz açısından son derece faydalı olacaktır. Bu sayede T'ımg Ti en'de yer alan Türk tarihi ile ilgili bilgiler, resmi Çin yihklanndaki ve diğer dillerde yazılmış kayıtlarla karşılaştırma olanağı ortaya çıkacaktır. Böylelikle Orta Asya Türk tarihçiliği alanında önemli bir görev yerine getirilmiş olacaktır.

223

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss.225-256.

MAKRIZI'NIN KITAB ES- SULÜK'UNDAKJ OSMANLILAR İLE İLGİLİ KAYITLAR

Cüneyt KANAT*

Şüphesiz Osmanlı dönemine ait, Türkçe olarak yazılmış olan yerli kaynakların dışında, yabancı dilde yazılmış birçok değerli ve önemli bilgileri ilıtiva eden kaynaklar mevcuttur. Yabancı dilde yazılmış olan bu kaynaklar arasında, Arapça olanlar da büyük önem taşmıaktadrr. Ancak, özellikle Anadolu'daki Türk tarihi ile ilgili kayıtların bulunduğu bu kaynakların büyük bölümü, Türkçe'ye çevrilmemiş ve araştırmacıların istifadesine sunulamamıştır. Osmanlı Devleti hakkında Memlûk kaynaklarında çeşitli bilgiler ve kayıtlar bulunmaktadır. İşte bu kayıtlar günümüz tarihçileri için her zaman kullanışlı ve orijinal olma özelliğim korumuştur. Bu kayakların büyük bir bölümü, içinde bulunduğumuz yüzyıl içerisinde neşredilmiştir. Bunların en önemlilerinden birisi de, içinde bulunduğumuz yüzyılda neşredilmiş olan, Makrîzî'nin Kitâb es-Sulük liMa'rilel Düvel el-Mulûk isimli eseridir1. Arapça olarak yazılmış olan bu dönemdeki kaynaklar içerisinde bulunan kendi tarihimizle ilgili bilgiler, tarihçiler tarafından zaman zaman bölümler halinde, bazen de bir kaynağın tamamen taranıp tüm kayıtların ayıklanarak tercüme edilmesi şeklinde, Arapça bilmeyen tarihçilerin de istifadesine sunulmuştur. Bizim bu çalışmadan amacımız da; Makrîzî'nin Kitâb es-Sulûk:unda Yrd. Doç. Dr, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Eserin kullandığımız baskılan şunlardır; Takiy ed-Dîn Ahmed b. Ali el-Makrîzî, Kilâb esSulûk li-Ma'rifet Düve! el-Mıılâk, C. 141. neşr; Muhammed Mustafa Ziyade, Kahire C. 1-1/2 1956, C. 1-3 1970 ikinci baskı, C. II-1/2 1941, C. II-3 1958, C. 111-IV, neşr; Saîd Abdültettah •Aşûr, Kahire 1971-72. Özellikle Memlûk devri Arapça kaynaklarında bulunan Anadolu ve Osmanlılar ile ilgili kayıtlanıl bir kısmı bazı araştırmacılar tarafından Türkçe'ye kazandırılmıştır. Bu türden şu ana kadar yapılmış olan çalışmalar ise şunlardır; Şevkiye İnalcık, "İbn-i Hacer'de Osmanlılara Dair Haberler", Ankara Üniversitesi Dil ve Tanh-Coğrafya Fakültesi Dergisi, C. VI. S. 3, Ankara 1948, ss. 189-195; Aynı yazar aynı makale II, C. VI, S. 4, ss. 349-359; Aynı yazar aynı makale III, C. VI, S. 5, ss. 517-529; Kazım Yaşar Kopraman. el- 'Aytıt'nin 'Ikâu'U Cuman 'ında XV. Yüzyıla Ait Anadolu Tarihi İle İlgili Kayıtlar, basılmamış doktora tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 1971; Kazım Yaşar Kopraman, "Ikdu'l-Cumâıvda Karanı an -Oğullarına Dair Kayıtlar", Prof. Dr. İsmail Aka Armağanı, izmir 1999, ss. 43-54. Bunların dışında bizim yüksek lisans tezi olarak yaptığımız bir çalışmamız var ki, biz bu yazıyı o çalışmanın bir bölümünü tekrar gözden geçirip kullanarak hazırladık. Bkz. Cüneyt Kanat, Makrİzı'nin Kitâb es-Sulûk'unda Osmanlılar, Karamanoğıılları ve Batı

Cüneyt Kanat

bulunan ve taraflınızdan Türkçe'ye çevrilmiş olan Osmanlılar ile ilgili kayıtların, bilim adanılan tarafından kolaylıkla kullanılabilmesini sağlamaktır. Makrîzî'nin bir Memlûk tarihçisi olması ve bahsedilen eserinde özellikle Memlûk Devleti tarihini yazmak istemesi sebebiyle, eserindeki meselelerin büyük bir bölümünü Memlûk Devleti'ni yakından ilgilendiren olaylar meydana getirmekledir. Ancak muhakkak ki bu devletin komşularıyla olan ilişkilerine de büyük ölçüde yer verilmiştir. Özellikle Osmanlı Devleti:ııin Ankara savaşından sonra fetret devrini atlatıp güçlü bir devlet olmaya başlaması ile, iki devlet arasındaki ilişkiler artmış ve Makrîzî de eserinde bu hadiselere yer vermiştir. Fakat bunların yanısıra müellif. Osmanlı Devleti'ni ilgilendiren bazı önemli olayları da göz ardı etmemiştir ki bunlara en güzel ömek ayrıntılı olarak anlattığı Ankara savaşı olmalıdır. 766 (1364-1365) yılında Kahirede doğup 27 Ramazan 845 (9 Şubat 1442) tarihinde veıal eden Makrîzî'nin3 en önemli eserlerinden birisi olan Kitâb es-SulÛk, Mısır'ın Arap fethinden kendi zamanına kadar olan ve Mısır'da kurulmuş olan iki devlet yani; Eyyûbîler ve M emlâkler devletlerinin tarihini ihtiva eder. Bahsedilen eserden bizim Türkçe'ye çevirdiğimiz kayıtlar ise, hem müellifin yaşadığı döneme ait olması hem de Osmanlı Devleti'nİn erken dönemine tekabül etmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kullandığımız metinlerin Türkçe'ye çevirisi esnasında bazen güçlüklerle karşılaştık. Bunun en önemli sebeplerinden birisi ise eserin bundan altı yüzyıl önceki Arapça ile yazılmış olmasıydı. Bu sebeple cümleler içersinde bazen ortaya çıkan kopuklukları [ ] kare parantez içerisinde yaptığımız ilaveler ile tamamlamaya çalıştık. Yine Türkçe'ye girmiş ve halen kullanılan ıstılahları da aynen yazdık ve Arapça asıllarım da ( ) normal parantez İçerisinde verdik. Ayrıca metinler içerisinde geçen, özellikle Türkçe isimlerin okunmasında zorluklarla karşılaştık. Bunun sebeplerinden en önemlisi de herhalde eserin müellifi olan Makrîzî'nin Türkçe bilmemesi ve Türkçe isimleri zaman zaman farklı şekillerde yazması idî. Bahsedilen ve çözmekte sıkıntı çektiğimiz bazı isimlerin okunuşunda emin olamadığmıız zaman ise ismin arkasına koyduğumuz soru işaretiyle (?) bunu belirtmeyi uygun gördük. Müellifin kullandığımız eserinde hadiseler yıl yıl ve yıllar da ay ay olmak kaydıyla anlatılmaktadır. Bu sebeple biz de yaptığmuz çevirilerde bu kronolojik sırayı koruduk ve metinleri aynı şekilde sırası ile vermeye çalıştık. Buna bağlı olarak ekte verdiğimiz Arapça metinleri de aynı sıraya göre dizdik.

Anadolu Beylikleri ile ilgili Kayıtlar, basılmamış yüksek lisans tezi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 1991. 3 Memlûk Devri müelliflerinden olan Makrîzî'nin hayatı ve eserleri ile ilgili geniş bilgi için bkz; Muhammed Mustafa Ziyâde, "Makrîzî ve Çağdaşları", çev. Cüneyt Kanat, Tarih İncelemeleri Dergisi. S. VIÜ, İzmir 1993, s. 221-227; Saîd Abdulfettah 'Aşur: "Edva' Cedide ala elMuverrih Ahmed b. Ali el-MakrM ve KitâbStihi", Âlem el-Fikr, Kuveyt 1983. S. II. s. 455457. 226

Makrhî'nûı Kitâb es- Sıılûk'undaia Osmanlılar İle ilgili Kayalar C. ili, s. 574, y. 760h./1358-59 . Osmanlı sultanı İbn Osman'ın elçileri geldi ve Mevred el-Cebs yoluyla büyük meydana indirildiler, C. m, s. 749, y. 793h./1390-91. Haberci geldi ve Osmanlı sultanı Hondgâr Ebu Yezid7 b. Osman'ın KayserTye geldiğini ve orayı aldığını bildirdi. C. IH, s. 763, y. 794h./1391-92. Bu ayda (Rebi!ül-Ewel=Ocak-Şubal 1392)8 Emîr Hasan el-Gecgenî(?), Hondgâr Bayezid b. Osman için |lıazırlanmış olan] armağan ile birlikte Anadolu (Rûmf memleketine gitti. C. IH, s. 790, y. 795h./l392-93. Bu ayda (Zilkâ'de=Eylül-Ekiın 1393) Osmanlı sultanı Bayezid Beg 10 b. Murad Beg b. Osman'ın elçileri Emir Hüsaıneddîn Hasan el-Gecgenî ile beraber geldiler, Yanlarında içlerinden birisi beyaz bir Atmaca olan değerli hediyeler vardı. Elçiler İbn Osman'ın hastalığının tedavisi için Kahire tabiblerinden birinin hazırlanmasını istediler ve tabib Şemseddîn Mııhanımed b. Muhammed es-Sagîr tayin edildi. Yolculuğa hazırlandı ve O'na İbn Osman'ın ihtiyaç duyduğu ilaçlar verildi.
5 6 4

Daha önce 1 noiu notta verilmiş olan kullandığımı/ eserin tam künyesi bundan böyle aynen veya kısaltılmış olarak tekrar edilmeyip, yalnızca aynı eserden alınıp çevrilmiş olan metinlerin cildi: C, sayfası: s ve yılı: y olarak kısaltılmış şekliyle birbirinden bağımsız olan her metnin başında verilecektir. Makrîzî, eserinde Osmanlı sultanlarından bahsederken genellikle ya Bursa Melîki ya da Rûm Meliki veya Rûm Hâkimi tabirlerini kullanıyor. Biz metinler arasında bütünlüğün sanlaımıası için bundan böyle bu ifadelerin, geçtiği yerde Osmanlı sultanı tabirini kullanacağız. Naşir metinde kelimeyi cebs olarak okumuş, ancak kelimeyle ilgili verdiği notta bu kelimenin başka yazmalarda ceyş olarak geçtiğim de belirtmiştir, Bkz. Makrîzî, Sulak, C. III, s. 357, not 3. Bayezid isim Makrîzî tarafından değişik yerlerde "Yezid" olarak yazılıp kullanılmıştır. Müellif, genellikle paragraf başlarında veya yeni bir meseleyi anlatmaya başlarken, "bu yılda'" yada "bu ayda" diye söze başlıyor, ay ve yılı belirtmiyor. Ancak, biz daha önceki sahifelerden kastedilen ayı bulup parantez içerisinde gösteriyoruz. Makrîzî, eserinde Anadolu ile ilgili bahislerde ''Rûm" kelimesini kullanmış ve bununla Anadolu'yu kastetmiştir. Bu sebeple bundan böyle bu kelimenin geçtiği yerlerde Anadolu tabirini kullanacağız. Rûm ifadesi ile Anadolu'nun kastedilmeği diğer Memlûk devri müelliflerinde de görülür. Bkz. Mustafa Çuhadar, "tbıı Tagribirduım Hayatı ve Eserleri", Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 3, Kayseri 1989. s. 364. Müellif zaman zaman "Beg" unvanını y ile yazılmış şekliyle "Beyk" olarak bazen de y kullanmadan "Beg" biçiminde yazmıştır. Biz yine metinlerde bütünlük olması için bundan böyle bu kelime geçtiğinde "Beg" olarak yazacağız. 227

CUneyt Kanat

C. III, s. 813, y. 796h./1393-94. Bu ayda (Cemâdi'cl-EweI=Marl-Nisaiı 1394) Osmanlı sultanı İbn Osman'ın elçileri Kahire'ye geldi. C. m, s. 817, y. 796h./1393-94. Sultan'a [yani Memlûk Hükümdarı Berkûk'a] yardım için ikiyüz bin11 hazırlamış olan İbn Osman'ın elçileri geldi. İbn Osman'a güvcnebilmesi için gelecek olan cevabı beklemektedir. C. III, s. 865: y. 798h./1395-96. Osmanlı sultanı Hondgâr Ebû Bayezid b. Mıırad Beg b. Osman'ın elçisi Hanefî fakih Sefer Şah, Cemâdi'el-Evvel (=Şubat -Mart 1396) ayında Kahire'de vefat etti. C. III, s. 873-74, y. 799/1396-97. Ayın oııdokuzunda (Rebi'ül-Ewel=21 Aralık 1396) Anadolu memleketinden Tolu miıı Ali Şalı geldi. Hondgâr İbn Osman'a bir mektup ile gitmişti. O1nun elAkiros12 muharebesini ye bu muharebede zafer ve ganimetler elde ettiğini, sayısız canlıları öldürdüğünü, Şemseddîn Mııhammed b. el-Cezerî'nin13 İbn Osman'a ulaştığını ve sultanın kendisine mulıleşem ikramlarda bulunarak gündelik yüzelli altın dirhem bağladığım haber verdi. O'nunla ilgili haber şöyle idi; Kahire'den kaçtığı zaman İbn Osman'a katılmak istediği için İskenderiye'den gemiye binip üç günde Antakya'ya vardı. O, Dimaşk'ta Anadolu halkından olan ve Hacı Mü'min diye tanınan bir adama dersler okutmuştu. Bu kişi sonra İbn Osman'ın en büyük dostlarından biri oldu. Antakya valisi O'na ikramda bulundu ve İbn Osman'ın Anadolu'da bulunan ve Pay-ı tahtı olan Bursa'ya gönderdi. Bursa halkı O'nu karşıladı ve İbn Osman'ın huzuruna çıktı. [Sultan] O'na zikredilen ücreti verdi, dokuz tane at ile köle ve cariyeler sundu ve ikramda bulundu. Bundan sonra O, büyüklerden sayıldı.

1

1

1

228

Burada bahsedilen ikiyüz biııin ne olduğu, ytıni para mı yoksa asker mi olduğu beliülmemiş, yalnızca rakam verilmiştir. Burada geçen isim. el-Ekros veya cl-Akiros olarak okunabilir. İ. Hakkı Uzunçarşılı, "Balıkesir'in pek yakınında eski adı Akiros veya Akiraus olan bir şehir bulunmuştur" demekte ve kelimeyi bu şekilde yazmaktadır. Bkz Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, Ankara 1984. s. 97. Arapça metnin aslında, bahsedilen şahsın ismi yazılırken muhtemelen baskı hatası olarak Cezeri deki Cim hailinin noktası düşmüştür.

Makrîzî'nin Kitâh es- Sulûk'ıtndaki Osmanlılar İte İlgili Kayıtlar

Yine vezir Taceddîıı Abdurrahim b. Ebu Şakir'in Dimaşk'tan kaçtığı ve 14 Beyrut'tan İbn Osman'ın yanma gittiği , [sultanın] O'na ikramda bulunduğu ve günlük elli dirhem bağladığı haberi geldi. C. III, s. 879, y. 799İ1./1396-97. Bu ayın yirmiüçünde (Şaban=22 Mayıs 1397) Osmanlı sultam İbn Osman'ın elçileri Bulak' 5 sahiline geldiler. Onları hacib, Sultan'ın atlan ile bu allara binsinler ve kendileri için hazırlanan eve gidebilsinler diye karşıladı. Ayın yedisinde (Ramazan=4 Haziran) tbn Osman'm elçileri kendileriyle gönderilen armağanları [Sultan'a] verdiler. C. III, s. 906, y. 800h,/1397-98. Bu ayda (Zilka'de=Temmuz-Ağuslos 1398) Sivas hâkimi Kadı Burlıaneddîn ile Türkmenler'den İbn Bozdoğan'ın evlatlarının muharebe ettikleri haberi geldi. Yapılan savaşta Kadı Burlıaneddîn öldürüldü, yerine oğlu geçti ve Türkmenlerin Sivas'ta oturmalarını yasakladı. Babası İle ilgili haberler şöyleydi; Osman b. Kara Yülük etTürkmanî O'na muhalefet etti ve O'na her zaman verdiği armağanları göndermedi. Kadı Burhaneddîn ise O'nu önemsemedi. Çünkü. O önemli emirlerden değildi. Kara Yülük, Amasya ile Erzincan'a gelip giderdi. Bir gün Sivas'ın yakınından bir yaylaya gidiyordu. Oradan geçerken Kadı Burhaneddîn'İn de orada olduğunu duyunca bu dunundan çok rahatsız oldu ve acale ile atına binerek askerlerinin başına geçip O'nu yakalamak üzere harekete geçti. Gece olurken Kara Yülük maiyeti ile O'na saldırdı ve Kadı Burhaneddîn'İ eliyle yakaladı, sonra da öldürdü ve Sivas'ı kuşattı. Sivas halkı da buna şiddetle savaşarak karşı koydu ve bu durumu Bayezid b. Osman'a, onlara [yardıma] gelsin diye yazdılar. [Osmanlı sultanı da] onlara doğru yola koyuldu. Kara Yülük bunun üzerine Azerbaycan'da bulunan Timurlenk'in yanına gitti ve orada O'nun maiyyetinde kaldı. C.III, s. 965, y. 801h./1398-99. Bu ayda (Şewâl=Haziran-Temmuz) Osmanlı sultanı Bayezid b. Osman'ın Şam memleketinden geçmek üzere hareket ettiği ve Acem ülkesi hakimi Timurlenk'in Hind memleketlerini ele geçirdiği haberi geldi.
16

Burada gitti anlamındaki fiil muhtemelen yanlış olarak sat ile yazılmıştır, ancak biz onu sin ile yazılmış kabul edip öyle tercüme ettik. Bulak, Kahirede Nü kıyısındaki gezinti yerlerinden birisidir. Bkz. Kazım Yaşar Kopraman,
Mısır Memlükleri Tarihi, Ankara 1989, s. 221. Burada Şam isminden kastedilen yer; O dönemdeki Suriye bölgesidir. Bugünkü Şam şehri ise daha Önce geçmiş olduğu üzere Dimaşk ismiyle anılmıştır.

229

M. Yükût Hamavi'nin AbİLislayn. asırlardaki kan müverrihlerinin Abustan şekil ve telaffuzu ile yazdıkları bu ismin XVI. 19 Sultanın veya büyük emirlerin ahularından sorumlu olan görevlidir. Makrîzî de kullandığımız eserinde bu ismi zaman zaman Abustan veya Ablustayn olarak yazıyor. III. Emirler. s. [Zilhicee'nİn] onüçünde (-16 Ağustos 1399) Osmanlı sultanı İbıı Osman'ın Elbistan'ı (Ablastin)17 aldığı ve sonra Suriye bölgesine doğru yürümeye niyetlendiği haberi geldi. '"Elbistan". 20 Ez-Zâhiriyye Memlûkları. s. s. / A. Osmanlı sultanı İbn Osman'ın kardeşini18 asker ile gönderdiğini ve O'mm Malatya ile Elbistan'ı aldığını. III. Saııvaget. 801h. 972. 801İ1. 18 Metinde Osmanlı sultanının kardeşi diye verilen isim lam olarak okunamamış ve böyle bir şahıs lesbil edilememişlir. ayrıca Suriye'deki aşiretler arasında fitne ve harplerin olduğu ve binlerce insanın katledildiği haberleri geldi. Sııltan'nı Suriye birliklerine. İbn İyâs hariç diğer bütün müellifler tarafından Ablistan veya Elbistan şeklinde yazıldığı görülmektedir. Daha sonra Sultan'm memlûkları bu haberlerin doğruluğunu inkar edip "bu bizi Kahirc'dcn çıkarmak için bir hiledir" dediler ve haberin doğruluğunu araştırmak üzere Emîr Ahur'y Sudun et-Tayyûfı görevlendirdiler. Orada bulunanlar O'na karşı savaşmak üzere ittifak edip dağıldılar. s. Süryani Milıail'in Ablastayn. C. 'Aynî'nin ve diğer Memlûk müverrihlerinin Ablustayn./1399-1400. yani eİ-Meîîk ez-Zâhir Rerkûk'un satın alıp azad ettiği memlûklar. Bkz. ve XV.. 34. y./1398-99. Bunu üzerine. araştırılması için posta (berîd) atıyla gitti ve ayın yirmisinde (Zilhicce-23 Ağustos 1399) Dimaşk'a girdi. C. IV. Yine İbn Osman ile ilgili olarak gelen haberler şunlardı: Sivas hâkimi Kadı Burhaneddîn katledildiği zaman Sivas lıalkı Bayezid b. Halil Yinanç. kadılar ve devletin üsl yöneticileri ayın onbeşinde (18 Ağustos) sultanın sarayına çağrıldılar. 238.1. Abu'lFarae'm Ablastin. y. 1950. 971. Osman'ı yardıma çağırdı ve O Urfah Mathieu ve diğer Ermeni müverrihlerin Ablusta. 802h.Cüneyt Kanal C. J5\V ayoir ^ühtcc^/tgusrtîff-^ılâi' iSfff £krair el-Tayyar. Bu kişi Yüzler Emîri rütbesinde olup üç tane Tablhane Emîri ile çok sayıda Onlar Emîri kendisine yardımcı olurdu. s. İbn Osman'ın memleketine sefer hazırlığının emri çıkarılıp ilan edildi ve sonra Sudun et-Tayyâr Haleb'e doğru yöneldi. 31 Çomak isminin okunuşuyla ilgili olarak bkz. 230 17 . C. Onlara. y. Selçuklular tarihine dair eserler yazan müelliiler ile XIV. III./1398-99. . İbn Osman'ın Malatya'ya gittiği orayı kuşattığı ve orada ez-Zâhiriyye [Memlûklarından]20 Çomak'm 21 bulunduğu. Sûlî'nin O'ndan kaçtığını ve Zilka'denin yirmisekizinde (=1 Ağustos) şehir teslim alındıktan sonra da Darende'yi kuşattığım içeren nâmeler okundu. Bkz. Fakat bazan doğru şekliyle Elbistan olarak da yazmıştır. 979. s. "Noms et Sunıems de Mamelouks". 223. Journal Asiatiq_ue. Sadaka b. 47. asırdan itibaren. Kazım Yaşar Kopraman. Mısır Memlüklcri Tarihi.

s. sonra memleketine döndü. M./1400-01. Şchabeddîn Tekindağ. y. Timurlenk'e kaçlı. [Mımarrcivün ] altısında (=27 Ağustos) Timurlenk'in Dimaşk'tan Sivas'a indiği ve Sivas'ı alarak Süleyman b.803h. İstanbul 1961. kadılar ve eınîrler için olan beraberindeki mektupla geldi.UI. Bunun üzerine Erzincan hâkiminin oğlu Tuhr. Daha geniş bilgi için bkz. 1056. Sivas'ta ve memleketinin diğer yerlerinde duyduklarınızı yaptı. Bu ayda (Zillıicce-Temmuz-Ağustos 1401) Osmanlı sultam İbn Osman'ın elçileri armağanlar ile geldiler. Kara Muhammed'in.] O Rahbe'de elçilerini katledenlerden intikam almak istiyordu. III. on at. [Muharremin] dokuzunda (=31 Aralık) İbn Osman'ın elçileri geldi./1400-01. y. III. 803U. 803h.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar da süratle çok sayıdaki askeriyle birlikte oraya gitti. Memlûk Devleti'nde kendisinin de mensup olduğu Çerkezler'i iş başına getirmeğe muvaffak olan Berkûk"un741 (=1340-1341) yılında doğduğu kabul edilmektedir. Orada oğlu Selnıan'ı22 bırakıp Erzincan'a gitti. 13eıkûk"un ölüm tarihi olarak da 801 yılı Şevvali'nin 15.MakrîzVnin Kitâb es. Bu ayda (Rebi'ül-Ewel=Ekim-Kasım 1400) önceki yıl Irak'a da gelmiş olan Timur'un elçisi. Anadolu memleketinden Bursa yönünde olduğu haberi berîd yoluyla geldi. Sivas'ı aldı. 231 . Ayın (Receb=Şubal-Mart 1401) sonunda İbn Osman'ın Anadolu memleketinden Kay seriye ulaştığı haberi geldi. şeyhler. 111. s. y. getirdikleri mektuplara cevaplar yazıldı ve geri gönderildiler. on parça yünden örülmüş elbise.cri şeyler olan on parça gümüş vardı. 1069. s. Ancak sonra [insanlarını Hiudislanda fesatlıkla ilgili olarak yaptıkları kendisine bildirildiğinde Hindistan'a döndü ve Allah'ta O'nu onlara karşı muzaffer kıldı. y./1400-01. C. İlk sultanlığı ise 1382 yılı başlarında olmuştur. Daha sonra ise delikanlı olan Bayezid b. Bayezıd'ın halkının büyük bir bölümünü katlettiği. Ayrıca emirler için de çok sayıda armağanlar 22 2İ Makrîzî burada Süleyman ismini Seltnan şeklinde yazmıştır. 803İ1. On köle. gümüş kadehler ile aralarmda tabaklar ve bunun ben/. 41-42. C. s. Bu armağanların içerisinde. fakat yine muhtelif yerlerde aynı isim Süleyman olarak ta geçmektedir. C. Berkuk Devrinde Memlûk Sultanlığı. Kara Yusuf b. 1027. 1031. C. s. Ez-Zâhir [Berkûk'ım[23 ölümü O'na bildirildiğinde ise geri döndü ve Kerec'e saldırdı. C./1400-01. [Mektubun içeriği şuydu. İkinci sultanlığı da 1390 yılında gerçekleşmiştir. Cuma gecesi (=20 Hazmın Î399) kabul edilir. Osman'ın terbiyesizliği anlatılınca O'na bir ders vermeye niyetlendi. İbn Osman O'ııun malını aldı ve haremindeki kadınları kendi devlet adamlarına verdi.

C. Timurlenk'in kendisini aldattığım anladığı zaman O'nun yakınına kadar gitti. ben senden yalnızca Osmanlı memleketindeki babanın ve dedenin topraklan ile yetinmeni isliyorum ve benim amacım Anadolu Emir i Sultan Ebu Saîd'in zamanındaki Emir Eretııa'nm topraklarını almaktır". yaya askerlerinin adedi ise üçyüzbine ulaşıyordu. y. 265. O sırada Timurlenk de yüksek bir yerden askerlerini düzenleyerek kontrol ediyordu. I. s. benim istediğim seninle savaşmak değil. 232 . Arapça bir kelime olup. Timurlenk O'nu kandırmak İçin şöyle bir haber gönderdi. alları ise telef olmuştu. Doğu Meliki zatim Timur Kerkim (Güregen) ile Osmanlı sultam Hondgâr Bayezid b. İslam Kurumlan Tarihi. O [Timur] Irak'tan Anadolu memleketine doğru gitti. Atlı askerlerinin adedi yediyüzbine. namuslarına el uzatıp her yeri harap etliği haberi kendisine gelinceye dek de bu aldatmacayı hissetmedi.kentinde istihdam etti. Corci Zeydan. Osman'ın askerlerinin büyük bir bölümü çarpışma esnasında kırıldı ve askerlerinin geriye kalan 24 25 üçte biriyle babasına katıldı. 1091-1092. Günün son saatlerinde Timurlenk bir tuzak hazırladı. Timurlenk de O'nu yanıltıp geri çekildi. Anlatılanlara göre her iki ordudan da seksen bin kişi Öldürülünceye dek aynı yerde savaşıldı ve bu esnada Timıırlenk'in askerlerine karşı galip olan taraf Osmanlılar idi. İslam Medeniyeti Tarihi. Bayezid b. Bkz. Bayezid ise O'nun kendisinden korktuğunu zannetti. Timurlenk Bayezid'm arkasından ve O'nun farkedemiyeceği bir yoldan Anadolu memleketinde sekiz gün yolculuk yaptıktan sonra Amûriyye'ye -bu gün orası için Engüriyye denirulaştı ve orayı kuşatarak ateşe verdi. C. "Sen Allah yolunda cihad yapan bir insansın. 805h71402-03. Bunun üzerine Emîr Süleyman yaklaşık yüzbin askeriyle birlikte payitaht olan Bursa'ya doğru kaçtı. Murad b. bunlar yaklaşık yüzbin askerdi. s. Tatbikat gününde ortaya çıkan izdihamdan yinnibeş asker ayaklar altında ezilerek öldü. Timurlenk'in askerleri.. Ankara 1980. Kendisi de çok yorgun düşmüştü. 57. Bkz. İsmet Kayaoğhı. oraya ulaştığında Timurlenk O'nun ve askerlerinin yorgunluktan bitkin bk halde olduğunu öğrendiği zaman O'nımla savaşmamak için hiç bir sebep göremedi ve Muharrem ayının birinci gününde (1 Ağustos Salı) alma binerek savaşmak üzere harekete geçti ve ayın beşinde Pazar günü (=5 Ağustos Cumartesi) sabahın İlk saatlerinden akşam saatlerine dek iki ordu harp etti. Bu haber İbn Osman'a bildirildiğinde hemen harekete geçerek birlikleri ile yola çıktı ve sekiz gün sonra oraya ulaştı. s. [Bayezıd] yaklaşık olarak onbeş gün sonra O'nımla karşılaşmayı istediği için gitti. ordunun sağ tarafındaki kuvvetlere verilen isimdir. Osman'ın vakıası bu ayda (Mulıarrem=Ağuslos-Eylül) idi. İbn Osman. Bu hadise özet olarak şöyleydi. böylece Meyınene ortaya çıktı ve Kalb'in üstüne doğru yöneldi. Daha sonra ayın yirmisinde (=1 Ağustos) O'ndan gelen mektup okundu. III. İbn Osman da askerlerini Akşehir -yani beyaz şelür.Cüneyt Kanat bulunmaklaydı. Emîr Süleyman b. İstanbul 1976. İbn Osman'ın bulunduğu yeri ve beraberindekileri çember içine aldılar ve O'nu esir ederek Timurlenk'in huzuruna 24 25 Meymene. Kalb Arapça bir kelimedir ve ordunun ortasındaki yani merkezdeki ana kuvvetlere verilen isimdir. ibn Osman. Buna aldanan İbn Osman barış yapmaya meyletti ve Timurlenk'in Kemah'a gidip oramn ahalisini katlettiği. Fakat oraya geldiğinde askerleri darmadağınık.

Bütün bunların yanışını Uzıınoarşılı. 813h t /1410-ll. 3429. 89 ve Sına at al-lnşâ: Bibi. Osmanlı sultanı Hondgâr Bayezid b. Biz bu iki tür okunuş şeklinden. tır. C . Yukanda geçen Kirişçi veya Güreşçi olarak okunmaya müsait olan kelime î. Sonradan bir çok garp müverrihleri de Çelebi Mehmed "i Kiri lakabı ile zikretmişlerdir. Sonra Süleyman O'mı kuşattı. Arapça yazm. 26 Makrîzî taralından muhtelif yerlerde zaman zaman Kirişçi. Osmanlı Tarihi. Emîr Süleyman b. 357. bir lakabın da Sultan Çelebi veya Çelebi sultan olduğu anlaşılmaktadır (bu hususta bkz. Makrîzî genellikle kef harfinin üzerine ötre koyarak Güreşçi biçiminde yazdığından ve metinler arasında bütünlüğü sağlamak için Güreşci'yi tercih ediyor ve o şekliyle kullanıyoruz. T. s. el-Enıîr Orhan b. Türkçe trc. Arap müverrihleri hükümdar olmadan evvel kiriş ile boğulmak istenmiş olduğunu ve Bizans tarihçileri de kardeşlerinden korkarak.Makrîzî'nin Kitûb es-"Sulûk'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar getirdiler. 818-819 vekayü arasında ve Phrantz. nr. Nr. Eğer gece olmasaydı. el-Emîr Murad b. Bu sırada îbn Osman'ın askerleri bölünmüş ve tamamen parçalanmıştı. 1109. Bkz.K. "Arap ve Bizans tarihçileri Çelebi Melımed'e Kirişçi lakabını vermektedirler (İbn Tagribirdi. 4439. al-Manhal al-Sâtl. 1) Kirişçi. 128'de •Sultan Çelebi diye ma'ruf ve Kirişçi lakabı iîe mülekkab Mehmed bey' iki unvan ile beraber ve Makrîzî. İnsanlara çeşitli işkenceler yaparak onları esir ettiler ve öldürdüler. s. Ayasofya nüshası. C. I. Timurlenk'in askerleri onlardan hiçbirini sağ bırakmayacaktı. s. y. Murad b. Zilka'de ayında (=Mayıs-Haziran 1403) Timurlenk'in yanında esir olduğu halde vefaı etti. diğer taraftan başka bir eserinde yine Makrîzî'den yaptığı alıntılarda Güreşçi olarak okunmuştur. 550 ve Vaciz al-Kalâm. Neşri. 111. Musa Eflak'a kaçtı. bazen de Muhammed Güreşçi olarak verilen isimden Emîr Süleyman ve Musa Çeİebi'nİn kardeşi Mehmet Çelebi kastedilmektedir. H. I V . Maddesinde Kirişçi veya Güreşçi lakabı ile ilgili olarak aynen şu bilgileri vermektedir. Ankara 1982.T. 1189. 26. 85).. sonra da ilgililere teslim etti. s.. İbn Osman Timur'a getirildiği zaman O'nu ayakta tuttu ve azarladı. Tahrir defteri. Osman Bizans (KostanUniyyc) topraklarına geçti. Uzunçarşıh tarafından Anadolu beylikleri isimli kitabında (s. 8051ı71402-03. s. HondgâT Bayezid b. nr. Bayczid b. Uzunçarşıh. kardeşi Musa Çelebi ile yaptığı savaşta. s. H. Bu lakabın doğrusunun onun mücadeleleri dolayısı ile "Güreşçi" demek olduğu ve yukarıda gösterildiği gibi.. s. (Gibbons. yay yapan bir kirişçinin yanında çırak olduğunu yazıyorlar. el-Emîr Osman. Ertesi günü. nşr. Nat.. H. Ragıb Hulusi. 353. Zehchî Zeyli. s. Uzunçarşıh. y. 20. Bonnlab. 3376'da 813-814. O'nu hezimete uğrattı.es.. Timur'un taraftarları Anadolu memleketine dağılarak her tarafı yağmaladılar. s. Bu altı ay boyunca böyle devam eüi. Bu sırada kardeşlen Güreşçi 2 5 Bursa'da oturuyordu. Orhan b. nr. İ. s . İ. 233 . 20 not. C. Bursayı'da yaktılar. Timur mağlup olan orduyu takip etmeleri için askerlerini gönderdi ve sonra O'na yaklaşık olarak ûçbin yaralı getirildi. 50. 350)". İslâm Ansiklopedisi Mehmed I. Köprülü Kutup. Tarih. s. Anadolu Beylikleri.). 249 ve al-Nucûm al-Zâhira. Osman. var. Nuruosmaiıiye Kulüp. Bkz. 142. Bu ayda (Cemadi'el-Evvel=Eylül) Emîr Süleyman b. 453.

171. C. Osman Rumca'da Bursa denilen Yeşil Köy'e ve civarına hakim oldu. 814h. IV./1410-11. s. IV. 27 Burada her zaman Osman'dan önce Orhan diye geçen isim herhalde basım hatası sonucunda Azman olarak yazılmıştır. s. 190. Karaman hâkimi cl-Emîr Nâsıreddîn Muhanımcd b. Kardeşi Musa Anadolu ülkesine (el-Cezire er-Rûmiyye) ve civarına lıakim oldu. E mır Süleyman b. C. C./l41l-l2. Orhan b. Osman'ın. Osman'ın. Murad b. Bayezid b. -Bursa hâkimi olan. İbn Karamarnn. 179. s. y.y. IV. Murad Han İbn Orhan (Azman)27 b. Bu ayda (Zilka'de=Şubat-Mart) Osmanlı sultanının elçileri Haleb'e geldi. 173./1411-12. 162. 8l4h. Bayezid b. Bu yılda Emîr Musa b. 814h. 234 . 813h. y.Musa Çelebi b. kardeşi Süleyman'ı katlettiği ve bütün topraklarını aldığı sonra da diğer kardeşi Güreşci'nin üzejine doğru yürümeye niyetlendiği haberi geldi. 813Ü./l4ll-12. Enıîr Süleyman b./1411-12. cl-Emîr Bayezid b. Mulıammed b. kardeşi Musa Çelebi'y e Bizans (Kostantıniyye) topraklarında yenildi.IV. IV. Osman İstanbul'u (Kostantıniyye) kuşattı ve oradan bir çok memleketi feth ederek bol miktarda ganimet ele geçirdi ve Hıristiyan birliğini bozdu. Osmancık ile kardeşi Musa Çelebi arasında anlaşmazlık çıktı ve Muhammed Güreşçi. Karaman ve Ucat sahibi el-Emîr Musa Çelebi b. kardeşi Çelebiyi [Musa Çelebi] Eflak ülkesinde muhasara ettiği ve yine kardeşi Mııhamnıed Gürcşci'nin [Meluned Çelebi] Anadolu memleketine oğlu Murat'ı vali tayin ettiği. el-Emîr Alaaddin b. IV. İbn Genniyatvm memleketini muhasara ederek yaktığı ve İbn Dulkadir'in de Elbistan da ziraatı men ettiği haberleri geldi. Osman öldürüldü. s. rv. s. Bu ayda (Şaban=Kasım-Aralık) Güreşçi b. 159.s. 814h. y. C. 200 r y.Cüneyt Kanat * C. C.] C./1410-ll./1410-11. Bayezid b.s. y. Osmancık [idi. y. 813İ1.

339. Türk oymaklarından birisinin ismidir. 235 . Bayezid Hondgâr b. Bu yılda Mustafa b. s. Osmaırm kendisine karşı olduklarım gördü. tarafından bastırılan takvim s. IV. Osman İstanbul'dan Eflak'a geçti ve Muhammed Güreşçi bundan rahatsız oldu. C. Bu yılda Enıîr Musa b. 1980. Orhan b. IV. Karaman'i [ele geçirmek] istediği için Bizans (Kostanüm'yye) topraklarından dönmüştü. Emîr Muhammed Beg b. s. 299. y. IY7 s. O "mı yendiği ve İbn Karaman'm elinde yalnızca Konyamn kaldığı. kardeşi Muhammed b./1413-14. 2 Versak. 815h. s. [Böylece] onların arasında büyük harpler oldu. İstanbul./1412-13. 818İ1. s. Murad Han b. geri kalan topraklarının çoğunu ise Muhammed Güreşçi b. s.fflakrîzî'mn Kitâb es./1412-13. Bu yılda Emîr Muhammed b. s. Sonra döndüğünde İstanbul hâkimiyle |Manuel İL Palaiologos]./1415-16. Karaman ile savaştığı. Oğuzlar. kitabında Karaman sererini anlatırken yukarıdaki bölümü Makrîzî'den aynen alıp tercüme ederek kullanmıştır. IV. K. C.275. oraları yaktı.818 ve 819 senelerinde (1414-1416) (Nur-ı Osmaniye nüshası ve Osman Turan neşri olan ve T. T. s. 310. C. Murad Han b. 204 y. [Fakat] Emîr Musa'ma katledildiği kendisine bildirildiğinde memleketine gitti. Uzunçarşılı./1415-16.-818h./1415-16. Emirler de O'mı destekledi. Osmanlı sultanı Muhammed Güreşçi b. Bunun üzerine Karamanoğullan devletinin idarecileri ('Ayan) de O'na kaçmıştı.Sutûk'ımdaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. Osmancık idi. Uzunearşıh. Faruk Sümer. Osman'ın Konya hâkimi Muhammed b. 8I6İ1. 353. Osman Hristiyanlar'm ülkesine girdi.IV. fi 14. 815h. Anadolu Memlekcti'niıı geri kalan kısmının sultanı el-Emîr Musa Çelebi b. Osman kardeşi Musa'yı katlettikten sonra Bursa'ya sahip oldu. Ayrıca. Bkz. Bkz.y. Osmanlı Tarihi.y. Karaman seferinin TSFuoimî takvimlerde 817. C. Orhan b.y. C. Yine ayın yılda Emîr Muluıınmed b. 818h. C. Osman'ın aldığı haberi geldi. Hondgâr Bayezid b. 20 ve 56) olduğunun görüldüğünü belitmiştir. O. İbn Karaman ise [bu sırada] el-Versak2B topraklarına sığındı ve kendini orada savundu20. esir âldı ve (tir çok şey] ele geçirdi. 253. H. Karaman Bursa şehrine saldırdı ve orayı yakarak kalesini kuşattı ve hatta az kalsın ele geçirecekti. IV. Osmancık idi. Mulıammed Beg Güreşçi b. t. y. I.

s. 384-385. C. Bkz. Erzincan hâkimi Pir Ömer'in ve İbn Ramazan'm elçisi vardı./1417-18. y. 819h. y. 820İ1.Cüneyt Kanat C. 236 31 311 . Osmanlı Tarihi. s. Dâr el-Adl'de örfî kazaya memur Bacibler'in yatımda. s. 819h. Bayezid b. aralarında kendi ismine hutbe okutacağı ve para bastıracağına dair anlaşma oluncaya dek kuşatma altında tuttu ve daha sonra serbest bıraktı31. Kara Yusuf un elçisi. C. yani. C./1416-17. IV. 366. İsfendiyâr Kastamonu'ya döndüğünde. Şehabeddin Takindağ. Bu yılda İbn Osman ile Hıristiyanlar arasında büyük harpler oldu. y./141fi-l7. 357. Karaman'm elçileri arasında bulunan kadı] Muslihîddîn'i emretti. Osman. Osman'ın mektubunu takdim etti. O'nunla birlikte halife. IV. s../1417-18. Sultanla konuştu ve O'na Osmanlı sultam Süleyman b. 147. y.g. 820İ1. mezhebi ile alakalı davaları ru'yet etmek suretiyle. O'nun elçisi misafir evine (Dâr ed-Diyâfe) yerleştirildi. Uzunçarşılı. a. Fakat veziri Hondsalar Ali kendisi için inşa edilen camide Onun ismine hutbe okunmasına muvafakat etmedi. C. H. s. Bkz. (Kudâl cl-Kudâl)32 ve içinde bulunduğumuz yılda gelen elçiler. Hıristiyanlar [îbn Osman'ın] oniki gemisini ele geçirdiler ve Müslümanlardan dörtbin kişi öldürdüler. Bayezid ile savaşmak üzere harekele geçti ve O'nu Sinop adasında30. 8l9h. Kastamonu Hâkimi İsfcndiyar b. Osman'ın armağanları geldi. IV. s. Makrîzî. C. Bu ayın dördünde (Safer=23 Mart) Sultan [Şeyh el-Mahmüdi] Kahire dışından. Bayezid b. Sonra armağanları kabul edildi ve O'na armağan lıazırlaninası için emir çıkarıldı. Bayezid b. hal-ıı fasl ederdi. O'da geldi. geri kalan camilerde ise Muhammed Güreşçi adına hutbe okundu ki bu durum -yani aynı anda aynı şehirde iki sultan adına hutbe okutulması ./1416-17.4O3. Bu ayda (Şaban=Eylül-Ekim) Bursa hâkimi Süleyman b. Bu ayda (Şevval-Kasım-Aralık) Osmanlı sultanı Muhammed Güreşçi b. y. Muhammed Güreşçi adına hutbe okuttu. IV. 2 Fâümîler ile Eyyûbîler'iıı bir çok teşkilatına varis olan Meırdûklerde en yüksek dinî sıfata sahip olan ve şer'i kaza ile hukuki işlere bakan Kadı cl-Kudât.S. geri kalan askerler ile Suriye'ye doğnı yola çıktı. eserinin Candar Beyleri ile münasebet bölümünde yukarıdaki metni Makrızî'den çevirerek kullanmış ve bu muharebe ile ilgili Osmanlı tarihlerinde herhangi bir bilgiye rastlanmadığını belirtmiştir.e.çok garip idi. î. I. [Muhammed b. Süleyman b. Böylece o camide İsfendiyâr adına hutbe okundu. 369. 375. JV. başkadılar. aslında bir yarını ada olan Sinob'u burada Siııob adası olarak ifade etmiştir. Osman'ın elçisi. Sultan.

/1420. 599. Fakat Onu ve askerlerim neredeyse yok edecek çok şiddetli bir sel felaketine inanız kaldıkları için şehri terk etti. IV. 820h. ilim adamlarının. y. y. C. [Sultan] bu ayın yedisinde (Rcbi'ül-Ewel= 23 Mart) Peşembeyi Cuma'ya bağlayan gecede adet olduğu üzere peygamberin doğum yıldönümü do)ayısı ile tören düzenledi./1420. 823h. Murad b.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. y. IV..s. Fakat bunlar ve çevresindekiler de yıkıldı. C. y. Yine Bizans (Kostanüniyye) binalarından bir çoğu yıkıldı. Kendisinden sonraki Osmanlı sultanı ise oğlu Koçkar isminin okunuşuyla ilgili bfcz. emirlerin. s. IV. s. Osman'ın elçileri ve hediyeleri takdim edildiler. Zelzelenin şiddetinden Erzincan (Erzcnkan) şehrinin yansı ve çok sayıda insan helak oldu. Ayrıca hiçbirisi sağ kalmayacak şekilde bir çok canlı da yok oldu. İbn FenarTnin hazır bulunduğu muazzam bir geceydi. 237 . 824İ1. C. 548. Avrupalılar'in Osmanlı sultanı İbn Osman İle savaşmak için bir araya geldiklerinin haberi geldi. Avrupa (Frenk) ülkelerinden olan Giril (Akıituş) ve Venedik'te (el-Bundıikıyye) veba salgını o kadar yayıldı ki iki [şehir] boşaldı. Osmanlı sultanı Gıyaseddîn Ebıf 1-Feth Muhammed Güreşçi b./1421. Bu yılda Osmanlı sultanı îbn Osman. IV. s.g. Hondgâr Bayezid b. Bayezid b. lV. 431.519. s. Götüreceği mektup İbn Karaman'm yakalanması ve tutuklanması [ile ilgili mevzuları] içeriyordu. Anadolu memleketinde güneşin tutulduğu günde [meydana gelen] şiddetli zelzele ile ilgili haberler geldi. C./1421. s. kadıların. Osmanlı sultanı./1420./1419. 823h. 490. C.y. Konya'ya saldırdı ve Muhammed b. İbn Osman'ın elçilerinin. 52. IV. Muhammed Güreşçi b. Osman. Erriîr Kockâr33 el-Kerdemî. Karaman'ı kuşattı. 522. 823lı. Sauvaget a.ın. Bu ayın yirmi seki zinde (Safer=15 Mart) Dâr el-Adi'deki Eyvan'da huzura kabul gerçekleşti ve Osmanlı sultanı Mııhammcd Güreçci b..Makrîzi 'nin Kilâb es. Bursa'da vefat etti. İbn Osman da Bursa'da yeni bir saray ve bir kaç dükkan inşa ettirmişti. C. Devlet adamlarının. IV. s. Orhan b. Osman idi. y./1417-18. y. 822h. J. 524. Osmanlı sultam İbn Osman'a gitmek üzere elçi olarak hazırlandı. 824İ1. s.

Murad tarafından kuşatılmasını anlattın yukarıdaki metin. 826h. 389-390. y./1422-23. Muhammed Güreşçi b. Bizim yukanda verdiğimiz metin ise Uzımçarşılı'mn Rûm ve ecnebi tarihlerinden faydalanarak yazdığuu söylediği bölümle bazı küçük ayrıntılar hariç olmak kaydıyla büyük oranda benzerlik göstermektedir. 625-626. s./ı421-22. 238 . Karamanın memleketinde olan kardeşi Mustafa geldi. Osmanlı Tarihî isimli eserinde Makıizî'nin Kitâb es-Sulûk'unu kaynak olarak kullanmış ve zaman zaman alınlılar yapmıştır. Osman. s. Tam bu sırada Muhammed Beg b. Mustafa İstanbul'a iltica etti. Sonra Murad"n askerleri O"a muhalefet etti ve onlar yüzellibiu kişiden azala azala yaklaşık yirmibiu kişi kaldılar. Yaklaşık bir ay daha orada kaldı ve [daha sonra] askerlerinin kendisine muhalefet etmesinden dolayı aciz duruma düştü35. Rcceb ayında (=Haziran-Temmuz) Bursa'dan İstanbul'a -yani Kostantmiyye'ye. Uzunçarşılı tarafından eserinin ''İstanbul'un Muhasarası" isimli bölümünde ayrıntılı oUtrak biraz farklı bir şekilde anlatılmaktadır. Bu ayda (Zilhicce=Kasun-Aralık) Bursa şeluiıün yakınında iki kale halkı arasında çarpışmalar oldu. C. "İstanbul'un II." Uzunçarşılı. Uzmıçarşılı. s.de ayrıntılı bilgi olmadığından Rûm ve ecnebi tarihlerinden faydalanmıştır. I. Osmanlı Tarihi. y. hatta bazı geceler bile sürdü ve bazen Hıristiyan kalesinden gelen bağnşmalar Müslümanların yüreklerini hoplatacak şekildeydi. Bu metinle ilgili olarak bizim için önemli olan Uzunçarşılrnm aynı saylanın 2 numaralı notunda yazdıklarıdır. Ramazan ayının üçünde Cuma günü (=21 Ağustos Cuma 1422) günü olan çarpışma dışında herhangi bir olay olmadı. [Bunun üzerine] kardeşi Murad 35 Arap alfabesinde ç harfi olmadığı için bu isini Makrîzî tarafından Şelebi şeklinde yazılmıştır. C. 625.gitmek üzere yola çıkıp Şaban ayının ilk günü (=21 Temmuz 1422) oraya ulaştı ve oradaki ağaçların büyük bir bölümünü kesti. 825h.Cüneyt Kanat Hongâr Murad Çelebi (Şelebi)34 Muhammed Güreşçi b. C. 634. Osman İstanbul'dan İznik'e geçti ve orayı bir müddet kuşattıktan sonra ele geçirdi. y. Müslümanlar bir sabah uyandıklarında Hıristiyan kalesindeki bütün insanlann ve hayvanlaruı helali olduğunu gördüler ve kaledeki herşeyi kolaylıkla teslim aldılar. İstanbul'un 1). H. Sonra şelıre yiyecek girmesini tamamen menetti. Bu kalelerden birisi Anadolu ülkesi Müslüman]arına diğeri de Hırisüyanlara ait idi. C. Çarpışmalar günlerce. Bayezıd Hondgâr oldu. IV. Bu ayda (RebiHil-Ahir^Mart-Nisan) Mustafa b. IV. Ancak her nasılsa yukarıda tercüme ederek verdiğimiz istanbul'un kuşatılması ile ilgili bölümü gözden kaçırmış ve yukarıdaki notta da belirttiği gibi bizim U1rihlerimi7. s. Bkz. Murad. İ. Bu da Receb ayında C=Temnmz-Ağustos) idi. Küçük Mustafa Çelebi vakıası içinde yarım satırdan ibarel olup bu hususta Rûm ve ve ecnebi tarihlerinde malumat vardır. Murad tarafından yapılan bu muhasarası hakkında bizim larihlerimİzdeki bilgi. 825hV 1421-22. Murad b. IV. İ: H. Bu çarpışma şehir halkı ile hücum edenler arasında çok şiddetli bir şekilde sürdü.

TV. Süleyman. s. 776. Sultan. 830İ1. C. IV. not. Osman geride dört erkek evlat bırakmıştı.ii Edime ve Gelibolu'ya yerleşti. Sonra Bursa'ya döndü. Muhammed Güreşçi geçti. Güreşçi Muhammed b. Bu kelimenin okunuşu ile ilgili olanık bkz. IV./U32-33. Osman'ın elçileri armağanlar ile birlikte geldi. 239 . y. Ankeros36 -Hıristiyan Rûmlar'dan bir grup. Muhammed Güreşçi ölünceye dek Osmanlı sultanı olarak kaldı ve O'ndan sonra yerine oğlu Murad Beg b. 747-748. İsa ve Musa'dır. C. 821-822. Bayezıd' m elçileri mektup ve armağanlar ile birlikte geldiler. O'ıılan karşılamalarını emrederek./1427-28. y. daha sonra savaştılar ve İsa öldürüldü. Süleyman öldürüldü. . [Bunun sonucunda] kardeşi Musa Süleyman'ın üzerine yürüdü ve O'nunla savaştı. C. 12. Osmanlı Melikleri [şehzadeleri] ile ilgili haberler geldi.muharebesi için asker topladığı ve savaştığı sonra askerlerinden bir çoğunun öldürüldüğü ve hezimete uğradığı haberi geldi. 831İ1. Bu ayda (Şcwal=Tcmmuz> Ağustos) Anadolu ülkesinden Bursa hükümdarı Murad b. askerlerine. babasının memleketine sahip çıktı./1423-24. Muhammed b. Süleyman sultan oldu ve İstanbul (Kostantmiyye) topraklannda.Sülük 'undaki Osmanlı lar İle İlgili Kayıtlar askerleriyle O'mm üzerine yürüdü. 833h. Bursa'ya yerleşmiş olan kardeşi Muhammed Güreşci'yle savaştı ve bu savaşta Musa öldürüldü. Muhammed Güreşçi b. Osman'ın. O'nunla savaştı ve savaşı kazanarak [Mustafa'yı] öldürdü.836h. 880.Makrîzî '}iüı Kitdb es. s. Murad b. Güreşçi b. IV. C. 656. Osmanlı sultanı Hondgâr Bayezid b. Anadolu ülkesinden Bursa şetırinde veba salgınının kötü bir şekilde olduğu ve hergün ölenlerin sayısının binbeşyüz kişiyi aşüğı haberi geldi. IV. y./1429-30. Bayezıd b. Kardeşi İsa ise Bursa şehrinde ikamet etti. y. - Bu ayın yirmidokuzunda (Cemadi"el-Alür=25 Nisan) Bursa'daki Osmanlı sultanı Murad Bcg b. Süleyman'dan sonra. 827h.Böylece bu meseleden kurtulmuş oldu. y. s. Osman idi. Bıı ayın yirmialtısmda (Muharrem=30 Aralık) Bursa hükümdarı Murad b. C. s. buraya gelmelerinden dolayı törenler tertip etti. s. 36 Bu kelime muhtemelen daha önce geçen Akiros isminin faiklı şekilde yazımış şeklidir. Musa Edirne topraklarına hâkim oldu./1426-27. [Bu yıl] Osmanlı sultanı Murad b. Bunlarda en büyüğü Süleyman olmak üzere Muhammed.

y. Muhammed b. Osmanlı sultam Murad b./1435-36. İskender'in geldiğini öğrensin diye Murad'a durumu bildirdi. 997-998. onlardan kaçtı. Yıldırım Bayezıd b. Tokat'a ulaştığında oranın hâkimi Erkoç. s. Anadolu memleketinden Bursa ve diğer yerlerin sahibi olan Osmanlı sultanı Murad b. [Ve sonra] bu köle ismi Süleyman ve kardeşi Şehzade olan bu İki çocuğu ve annelerini alarak Haleb şehrine kaçtı./1435-36./1436-37. Pazar'ı Pazartesiye bağlayan gecede. s. Cııki O'nunla birlikte olan her şeyi ganimet olarak aldı ve döndü. Fakat sonra Ahmet Cuki'ye (?). 839İ1. Sullan |Barsbay'ın] oğlu el-Cemâlî'nin hizmetinde bulunan Süleymandı. [Sonra] asker göndererek İbn Karaman ile diğerlerine İskender'e karşı savaşılması ve O'nıın oradan uzaklaştırılması için mektup yazdı. köleler. s. Murad b. Akşelıir valisi O'nun hizmetine girdi. Neticede Erkoç ile İskender arasında tartışmalar olduğu için Erkoç Murad'a mektup yazıp ülkesindeki tahribatı ve hırsızlıkları O'na bildirmek zorunda kaldı. cariyeler. Bu ayda (Rebrül-Evvel=Eylül-Ekim) Anadolu memleketinden Bursa şehrinde veba salgınının arttığı. Güreçci b. İskender. Sultan onlara ihsanda bulundu ve Haleb kalesine yerleştirdi. Güreşçi. Süleyman b. Kara Yusuf Akşehir'e indi. IV. Osman'a gitmek istediği için ona doğru yöneldi. şehirde ve civarında yaklaşık dört ay devam ettiği haberi geldi. C. Bu. Bunun üzerine İskender hiç bir şeyin farkına varmadı ve askerlerin ani baskım İle [karşılaştı]. Orhan Beg b. (Rebi'ül-Ewcl-]7 Eylül Pazartesi) Kal'al ül-Cebel'de ikamet ediyor olan Süleyman b. 991. Sonuçta İskender Fırat ülkelerine doğru giderek. Sonra sultanın huzuruna çıkarıldılar. Bu [haber Murad'a] çok dokundu ve hediyelerin geri gönderilmesi için emir verdi. İskender'in kendisiyle birlikte olduğunu bilsin diye gizlice haber gönderdi. Anadolu memleketinin Müslüman hükümdarı. Orhan b. TV. Muhammed Güreşçi b. Sultan onları sonra Kahire'ye gönderdi. Sullan otuzallı [yani 836İ1. O'nunla ilgili haber şöyle idi. IV. Tskender ve beraberindekiler İse Tokat'a çok kötü muamele yaparak orayı harab ederek her şeyi çaldılar. Onlara elbise . y. Bursa ve Gelibolu hâkimi Hondgâr Murad b. [Bu cariye) Orhan'dan bu çocuğu ve diğerini [Dünyaya gelirdi]. Osman b. Hapishanedeyken O'nun hizmetinde bulunan kölelerinden birisinin ismi Doğan'di. s. [Kahire'de] onlan Kal'at ül-Cebel'de bulunan Kaat'es-Sâhib olarak bilinen yere yerleştirdi. C. Muhanımed Güreşçi b. Köle. Bunun üzerine [Osmanlı sultanı] O'na çok sayıda elbiseler. 840. kardeşi Orhan Beg'i yakaladı ve gözlerine mil çekerek O'nu bir müddet hapsetti. hayvanlar ve onbin dinar gönderdi. 839h. 957. 959. Bu ayın beşinci günü. Osman ve kız kardeşi Şehzade ve bereberindekiler kayboldular. IV.h. O gizlice hapishaneye [Orhan] için tebdîl-i kıyafet içinde bir cariye soktu. y. Orhan ölünceye dek bu çocukları sır olarak sakladı. İskender b.Cüneyt Kanat C. y. Erden Ali b. C./1432-1433] senesinde Haleb'e gelinceye kadar orada ikamet eltiler. Osman idi. 8401ı71436-37. Ancak beraberindeki bir grupla kaçabildi.

[Hatta] istediği zaman sultanın oğlunun evinde yatabiliyordu.IV. IV. 841İ1. Süleyman b. [Bu durum Süleyman ve beraberindekileri 37 kayboluncaya kadar [devam etli] . 68. Orhan'a oğlu el-Cemâlî'ye hizmet etme görevini verdi. Mııhammed Güreşçi b. Osman'ın elçisi geldi. S. C. Ankara 1953. Belleten C. H. 843h. C. Osman'ın yüz gemi inşa ettirdiği haberi geldi. Barsbay O'na iyi davrandı ve O n u büyüttü. [Bu sırada] Sultan. î.Makrîzî 'nirı Kitâb es. Kalalon taifesinin. 1064. IV.Suluk 'ımdaki Osmanlılar île ilgili Kayıtlar verdi ve Kahire'de yürürlükte olan dirhemden her ay yirmiiki bin dirhem tahsis etti. Bayezıd b. Amcası Osmanlı sultanı Murad b. 1112. y. î7 Yukarıda aııUıtılan mesele ile ilgili geniş bilgi için bkz. Osman [bu yılda] öldü. Murad b. Anadolu sahillerine ve Suriye sahillerine gitmek için. 842İ1. Sonra babasımn kölesi Anadolu memleketine gitmek istediği İçin O'nu kaçırdı. Böylece sultanın oğlu ala bindiğinde O da O'nunla biniyordu ve Süleyman'ın gözetimi altında oluyordu.y. El-Emîr Süleyman b. s. C. Uzunçarşılı. y. IV. 522-529. C. babası Orhan Beg'i tutuklatıp O'nu ölünceye dek hapsetmişti. y. Süleyman doğduktan sonra babasımn kölesi Onnıı kaçırarak [Memlûk] sultanı el-Eşrcf Barsbay'a gitti./1438-39. "Memlûk Sultanları Yunma İltica Etmiş Olan Osmanlı Hanedanına Mensup Şehzadeler'. Bu ayda (Cemâdi'el-Ewel=Kasım-Arahk) Osmanlı sultanı Muhamıned Güreşçi b. 1189./1436-37. Dedesi Muhammed Güreşçi Anadolu memleketinin hükümdarı idî. XVII. 241 ./1439-40. Onların Kahirc'ye inmesini yasaklamadı. s.s. Barsbay daha sonra O'nu serbest bıraktı ve kız kardeşi Şehzade ile evlendi. Muhammed Güreşçi b. 840h. Bayezıd b. s. Orhan Beg b. Bu ayın onaltısmda (Zilka'de=19 Nisan) Osmanlı sultanı Hondgâr Murad b. lOOl. Fakat Barsbay tarafından yakalandı ve hapsedildi. Osman'ın elçisi armağanlar ile geldi./1437-38. oniki gemi inşa ettirdiği ve Osmanlı sultanı Murad b. Bu ayda (Ramazan-Şubat-Marl) İskenderiyeden. Mııhammed Güreşçi. s.

s. 79öh. C.Cüneyt Kanat EK C. 763. s. III. y. C. s. y. y. 793h. s. 817. s. . III.\ C. y./1390-91. 760h. III./1393-94. y. 813. MJJ\ ÜUx. III. y. III./1392-93. 794h713yi-92. 796h./l 358-59./1393-94. 574. 242 . s.Ü ^ P ^ l J--j SJAUİI J i . ffl.I C. 749. 790. 795fı. C. u .

JİJ L ı _ i . J 3 . 865. s./I396-97. y. -i . s. IH.Sulûk'iındaki Osmaııhlar İte İlgili Kayıtlar C. y.ji Ji 1 •A-. lM j J .Maktîzf'nin Kitâh es. 879.i ! ^ C. 243 . s. III. 873-74. 799/1396-97. C III. 799h. y.X îyl *. 798hJ1395-96.

'Jj  £? â iUstL 244 . 965. I '.i. 971."i-* ^s ı_î*.Jt » s AJJ O ilı j ./1397-98. s. III. -JÜT/!! illiljî L. III. s.J ^ I J J İP ÂL» IjU S I J l i • . y. 906.1* ^jJU. C. -UP A .. y. y. s.. III.Cüneyt Kanat C. 80Ih7I39S-99. . 800h. ÖJ HÂJI ^I j>_ji-£. S01hyi398-99. O] *U»ı j l T U ^j I 4. Ijbîl ülSJj\ ^ JtpJjj y\ JNJT öt -b. 1 C.-. J>\—si!.

. s.I ı_./1398-99. III. III. y. j l ı lirf . III.. 979. • 1./1400-01. . jilliÜO^ «xLi . 1031.-1.Makrizi'nin Kiiâh es.J . y. • ^ Û ^J* -* ^ İ <• l i l C.J • iiıl J. . y. t- r • -* • - — ^ • » ı . 801h. l- C. 802h./1399-İ400. 803lı.ie. »_. III. s. s.-\ C. 1027. 8(>3h./1400-01.Suluk 'undaki Osmanlılar île İlgili Kayıtlar C. *İJİ ı» Jüli . 972.-^ .si—ül v a ^JNJ JI L* -^IJJ \—I Jiil II 245 . y. s. ! .

./l 400-01.III. y. III.803h. jî AJLIIJI ^ ili ı_^!ı ÜU « ı î !>• Jl—uÜ . 1091-1092. -_. s. y. 803h. 1069.c.Cüneyt Kanat C.iLi — t-1- 24. s. C.)\ C. 1056./l 402-03. y.J. -u>. 805h. III.6 ./1400-01. s.

t— " ^ 4_i : İÜ>' .JJ • • <~^ A i^ J J I Jİ • : İİA * . ı_-»~l i l p J J ^ T L J J *» ._.t LÎ* .* .1 ^Sj '\~*> . J >N1 L kj I ti. i .*&î »jJl li J lliijj — i j y J»jJl li J — J J s ^ l jî JJ . • « J «I J <ı j . L'JJİs : « ^ j l i -• î-b Jjf J j . * .iîjî İ Ü / JI j^p /JIJ *^r 1 lj .rL_* kijıki.f ^ jO\ >T J j *J\J I'JJ -U>. * . .'T\I Jjl •.J I i l i .J.ir O*'s .i_.-.^ OÎIJ" • . * J ' J ^ I .. l ^ ^ ! 1 * «.?. JJ i r ı ^ U . . a 5 L_p c—" / tiJ ..b/laknzî'mn Kitâh es.. .U ti\£ ~=±* AJI S J ^ L P J J L i j\c"fi JJI illâ iLi UwU*i .Sulûk'ttndaki Osmanlılar İle.JJ c-Lill '^J .î-b-î *.. I s jUJI LJ Jiîj . ^P .. .Sjjjl JJÎI I Ü*il r - -^ <—'fi 247 . i l •.I Ü . U^'ı^ . t *^i a-U>. İlgili Kayıtlar »l! İJLc !j^.• • .. l*. i Ü / j : ^1 JI jL_-!l Jjî /.• Js^i.

s. y. C. 1109. i.s. IV. 813tk/I410-ll.Cüneyt Kanal C IH.IV. 159.IV. 805h. 813h./1410-U. y. 814h71411-12. s. s.j C. 162. y. «13h71410-U. J JÎ J l-* J J . IV./1402-03. IV. y.-: •-=' C. y. 142. 171. s. ^ı. VJ C.s. 173. 8I3h. y. -1 ^ 248 ./1410-ll. C.

i . y. L£ jLaJ. 179. ^'1 fJ .y. IV. j . 815hJ1412-I3. 815h7t4I2-13. y.il J^ 1 j j . 253. 814h71411-12. s. s. s. 204. 814hJ14U-12. y. 190. 275. y. C. ] ^ ^ r C IV. s.816hyi413-I4. s. . ı j tJj-^T f^ c*} C. IV. 814H71411-I2. s. ^ ^ C. IV. IV.Suluk 'undaki Osmanlılar île İlgili Kayıtlar C IV. 200. C. ii J 249 .Makvîzt'nm Kitâb es. y.

j l j .. s. 339.— 1 ^ J j 250 . s. L İ j i ^ J / • * . ^ j I_=-UJ j\U j . y. 366. 299. s. 3lü. s./1415-16.* .Cilneyi Kana! C IV. IV. s. 818h. -i —Tj -J C I V .818hV1415-16. 818h71415-İ6. 819hJ1416-17. IV. ı _-'l -=-V S> —' J* S :J-'1! C. C.^ ^ „. y. IV. C. y.: jı . y. . J. y. 369. _J -l*j. -u>. . 819lu/14 İti-17.

-J jj-\ 5 I. s.375.y. 820h. "-^'^ V*J -W- C. 403. P/.Makrîzî'nin Kitûb es./14I6-17. I * J I P -şıy sj^3^ JHI «» * C/) *y. .j C. IV. 384-385.s. y. y.822h.y. ı—. IV. S20h7î4I7-18. H2QhJ14l7-l8. s. . y. C./1417-l8. 431.IV. s.Sıılûk'uııdaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C./14I9. 490. SUsiil âl^i j üJJ^l *—uj ı fU. 251 .819h. s.ll C. IV.

IV.UÜ JIOJ J'j^Ni i . y. ^ s .519. s. 824h71421. IV. j 252 . 824h. 524. s. 823h./142Û. IV. ./ 1420. IV. C..y. C.s. s. s. 599. J.l j .823h. y./1420. /.Cüneyt Kanat C. y. y. 823h./1421. 522. 548. C.rV.^ C.

826hJ1422-23. lı I J ^ I . IV. . s.. v t*' J ^J -* ~ 253 . y. 825h71421-22İ C IV. IV.Makrtzf 'nin Kitdb es. y. 625. »— C. s. 634. 1423-24. 656. _ I J. y. C. IV.' t ' I l^N^ı i M i ' . s. 827h. 625-626. *J ^' .Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. 825hJI 421-22. y. s.

C.83Sı. 747-748. 8391)71435-36. C. s. s. 83lhJl427-28./l 426-27.. 937. IV. IV.^ t -•* C. s.. y. 821-822. IV. 830h. IV. »ıJİil ^i t ^ j ^JtJ : jic-j . 3 . s. s. j l T U 254 . y. y. y. *J. C. 776./1429-30. IV./1432-33.Cüneyt Kanat C. 880. y. 833h.

y. 959.i »Uİ.JH C. IV. 997-998.I ö .Makrîzî'nin Kiîâb es. s. r j j ! l J^ILI ı^O1. ı ^ İ J • J U ^S J I f. IV.^-^ûi a V C f. 991. s. s. 840. C. illi C.Suluk'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar J^U «J-ıJI^ ıiiv^" ^ «il ^ i T ' ^NjU.jy ' : * . 839h71435-36. -'JsJ\ iL) J . y.h71436-37.ö .J U İ . IV.î ı ^ (^J* öî^ O'. y. 840h71436-37.i !jı 1 2İ5 .

/I437-38. y. s. U12. 1189. y. s. 1001. V ->* C. 1064. IV. IV. C. 842h. s.Cüneyt Kanat ^" [ J 1 ~~r^~ OilıUl f-^' {^~ V jy-1 rULl =JJJ 4>o^ J l o ^ j ' C./1438-39. s. y. 840hJ1436-37. 84Ih. IV. -jjiı j»-ı^j -t—=Jı C. IV. 843tıJ 1439-40. . 256 . y.

257-275. İzmir 2000. Osmanlı devlet adanılan. İslâmi duygularla destekleyerek. İmparatorluğun birliğini. Kamu Yönelimi Bölümü . MÜSLÜMAN UNSURLARDA MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Osmanlı İmparatorluğıındaki Türk olmayan Müslüman toplulukların çoğunun. Oysa Batılı devletler yeniden sağlamlaştırdı klan kapitülasyonlardan hemen yararlanarak. bu tavizin. Hıristiyan nüfusun yoğun olduğu Balkan yarımadasında toplumsal huzursuzlukların ve milliyetçi hareketlerin nedenlerinden biri olmuştur. Hıristiyan tüccarları himayelerine alıp vergi bağışıklığı ve yürürlükteki Osmanlı yasalarından korunma güvencesi sağlamışlardır. özellikle Arap ve Arnavut ulusal topluluklarında görüldüğü gibi. Tanzimatın özellikle vergi alanındaki merkczilcştirici önlemleri. OSMANLI DEVLETİ'NDE MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Turgay UZUN* 1839 Gülhane Hatl-ı Hümayıımı ile başlayan Tanzimat'la birlikte İmparatorluk içinde yaşayan gayrimüslim ve Müslümanlar eşil haklara sahip olmuşlardır. ss. Muğla Üniversitesi. toplumsal ve idari yapıdaki birinci sınıf rollerine karşın. Merkezileşme ve Batılılaşma doğrultusunda atılan adımlar gayrimüslimlerin aksine Müslüman topluluklarda hemen bir ayrılıkçı hareketi doğurmamış. İslâm ümmetçiliği. İİBF. Türkler dışındaki Müslüman halklanıı milliyetçi hareketlerini engelleme çabaları da işe yaramamış. Halifelik kurumu ve İslâmın "bütünleştirici" etkisi milliyetçi hareketlerin gücünü azaltmıştır. geleneksel olarak özerk gayrimüslim cemaatlerin devlete bağlılıklarını artıracağım umut etmişlerdir. idari-askeri yapının çözülmesi ve ülke dışından gelen ideolojik etkiler nedeniyle bir milliyetçi hareketin İçinde oldukları görülmektedir. Dr. bir Osmanlı kimliğini yaratma projesinde çok az başarılı olmuştur.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Sayı IV..

Özellikle misyonerlik faaliyetleri Müslüman Arapların Hıristiyanlüşünlmasma değil. reisülküitaplar arasında ise dört Arap vardır. devlet bürokrasisinde çok daha az oranda yer almıştır.s..Turgay Uzun ARAP BAĞIMSIZLIK HAREKETİNİN GELİŞİMİ Osmanlı Devleti'nde Müslüman unsurlar içinde on dokuzuncu yüzyıldan itibaren oluşan milliyetçi bağımsızlık hareketleri içinde ilk hareket ve milliyetçi bilinçlenme ilk önce Araplarda ortaya çıkmıştır. Muhaımned Abdulı gibi aydınlar Arap milliyetçiliğinin oluşumunda önemli rol oynamışlardır. Osmanlı imparatorluğu içinde büyük bir nüfusa sahip olmasına karşın. s. Diğer yandan Hıristiyan Arapların da milliyetçi hareket içinde önemli rolü olduğu görülmektedir. Hİsham Sharabi. 1960. Hasan Kayalı. Mehmet Ali Paşa İsyanı ve benzeri hareketler ideolojik bütünlüğün sarsılmasına yol açmıştır. 4 Ancak Osmanlı bürokratik yapısı 1 2 3 İlher Ortaylı. Erken Arap Milliyetçiliği ve İslamcılık (1908-19Î8). devletin zayıflaması ve bağımsızlıkçı düşüncelerin yaygınlaşması sonucu bu ümmet bağı yerini ulus bilincine bırakmış. ulusal bilinçlerinin uyandırılmasma yönelik olarak uygulanmıştır.lÛ33 Araplar arasıntlak Hıristiyan misyonerlerinin faaliyetleri. Ortaylı. istanbul. İstanbul. Cilt:4. Başdeflerdarlar arasında bir. s. a. Örneğin. bu dini hiyerarşinin dalıa üst kademelerinde yine İstanbul'da yetiştirilmiş ve yüksek idari mevkilere bağlı insanlar görev yapmış. için bkz. Arap milliyetçi hareketi bazen yoğun bir anli-Türk teması doğrultusunda gelişine göstermiştir. Baltimor. Tarih Vakfı Yurt Yayınlan. 78 Türk ve 31 Arnavut sadrazama karşılık. 1998. Tanzimat la birlikte yasal sistemin giderek laikleştirilmesi ulemanın rolünü de zayıflatmıştır. Jön Türkler ve Araplar Osmanlıcılık.3 Önceleri Osmanlı Devleti içerisinde aynı ümmet toplumuna bağlı olarak yaşayan Müslüman unsurlar. Arab Enicdlecîuah and the West Tlıe Fonnative Years.g.' Osmanlı Devleti ! nin iktisadi ve askeri alanda gerilemesi ve Batılı devletlerin etkileriyle on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından sonra Vahiıabi hareketi.m. 1983. Arapça konuşanların bir ulusu oluşturmaları ve bu ulusun bağımsız ve birleşmiş olması gerekliği ancak yirminci yüzyılda anlaşılır hale gelmiş ve siyasal güç kazanmış olmasına rağmen. Araplarda ilk milliyetçi hareketler Suriye'de yaşayan Araplar arasında dalıa çok kültürel ve edebi faaliyetler şeklinde başlamıştır. bu sürecin başlangıcı daha eskilere gitmektedir. Tanzitnaltan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi. 258 . sadece üç sadrazamın Arap kökenli olma olasılığı vardır. Abdurralmıan El Kevakibû Rıfat El Tahtavi. "Osmanlı İmparatorkığu'nda Arap Milliyetçiliği". Müslüman Araplar devletin adli yönetiminde geleneksel bir yere sahip olmuş olsalar da. İletişim Yayınları.3 Osmanlı Toplumundu Araplar Arap topluluğu. Arap aydınlan Batıdan öğrendikleri milliyetçi düşünceleri gençlere aktararak bu yönde bir harekelin doğmasında önemli rol oynamışlardır. Kaptan-ı Derya'lar içinde Arap olan yoktur.2!. 215 Osmanlı sadrazamından hiçbiri Arap kökenli değildir.1033-34.

însan Yayınları. fl. padişahı destekleyerek Müslüman unsurun egemenliğini sürdürmek ve hiç bir fark gözetmeksizin bütün tebaaya eşit haklar tanıyan bîr anayasal monarşiyi kurmak arasında değişiklik göstermiştir. a.5.c. yavaş yavaş işlemez hale gelmiş olmasından dolayı seçkinlerin imparatorlukla bütünleşme yollarından birinin fiilen kapanmış olması. Arap milliyetçiliğinin aşamalı gelişimini.6.e. İslâm öncesinde de Arapların bir çeşit ırkçı duygulanımları olduğu görül inektedir. Bununla beraber. Kayalı da bu doğrultuda Arapların bürokrasi İçinde az sayıda temsil edilmesini. s. Albert Hourant. 259 . Antonius. 1993s. Bu etkenlerinde etkisi ile İmparatorluğun Balkanlardaki tebaası arasında milliyetçiliğin yayılmasıyla. bağımsızlığı için çalışan örgütlerin ortak amacı. istanbul. Mısır'ın ve Lübnan'ın.22. Arap bölgelerinin başkente uzaklığı ve özellikle aşiret bölgelerinde özerk yönetimlerin devanı etmesi gibi tarihsel nedenlere dayandırmaktadır. Arap milliyetçiliğinin başlangıcı on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısı olarak ele alınmaktadır.g. hatta daha sonrasına kadar götürmektedir. Osmanlı egemenliğinden kurtularak kendi topraklarında bağımsız bir ülke yaratmaktır. tımar sisteminin Arap toprakları feth edildiğinde. Çağdaş Arap Düşüncesi.5 Araplar her zaman için istisnaî bir şekilde dillerinin bilincinde olmuşlar ve onunla gurur duymuşlardır. Osmanlı Devleti İçinde yaşayan Arapların peygamber ile aynı soydan gelmeleri ve Kur'an'la aynı dili konuşmaları onlara doğal bir ayrıcalık vermiştir. 1916 yılındaki Arap isyanıyla doruğa ulaşmasına. Kayalı. Bu doğrultuda Arap milliyetçiliğini savunan çeşitli dergi ve gazetelerle birlikte bu amacı savunan örgütlerin kurulma süreci yaşanmıştır. Arap vilayetlerinin İmparatorluğa daha geç katılmış olması.:Latif Boyacı-Hüseyin Yılmaz. açık bir Arap milliyetçiliği on dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar siyasal hedefleri olan önemli bir hareket olarak ortaya çıkmamıştır. 5 6 Kayalı.287. Nitekim çok değişik etnik gruplardan olan çok sayıda üst düzey kaimi görevlisi devlet örgütü içinde yer alabilmiştir. s. Çev.6 Arap Milliyetçiliğimle İdeulujik Etkiler Arap milliyetçiliği konusunda yazılmış temel eserlerden olan George Antoniııs'un "Arap Uyanışı" (The Arab A\vekining) adlı eserinde.. Arabistan'daki Valmabi Krallığı ve Mehmet Ah Paşa'mn kısa egemenliği Arapların bağımsızlıkçı ve milliyetçi hareketler içine girmelerinde etkili olmuştur. Arap aydınları arasında da özellikle İmparatorluğun son döneminde kendi geleceklerinin ne olacağı ya da ne olması gerektiğine yönelik tartışmaların yaşandığı görülmektedir. on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Türkler ve Araplar arasında farklılık bilincinin geliştiği görülmektedir. Suriye'nin.Osmanlı Devleri 'tide Milliyetçilik Hareketleri içinde etnik grupların temsili noktasında bir kayırmanın veya bir ön yargının varlığından söz etmek güçtür. 19 yüzyılın ortalarından Birinci Dünya Savaşına. Araplarda mevcut bulunan kavmiyet bilinci. Bu noktaya kadar Arapların eylemleri.

Genç Osmanlı8 düşüncesini besleyen benzer toplumsal. gerek örgütsel gerekse entelektüel anlamda bir gelişme dönemine girmiştir. 260 .25. Arap kentlerinde milliyetçi hareket. Bu nedenle Padişahın sahip olduğu Halifelik makamı muhalefetin önündeki en büyük engel olarak ortaya çıkmıştır. Padişah'ın özellikle yayın hayatı üzerinde sürdürdüğü sansür ve sürgün politikası. Rıfat Tahtavi. Selefi modemizm. pek çok gazetecinin Avrupa ve Mısıra gitmesine neden olmuştur.10 Butrus el Bustani.g. dönemsel olarak Abdülhamid döneminden önceki bir hareketi ifade etmesine karşın Jön Türk Hareketi Abdülhamid ile aynı dönemi paylaşır. diğer bütün muhalif gruplarda olduğu gibi Arap'lar da yeni bir yapılanmaya gidilmesine yol açmıştır.e. Suriye'nin Lübnan'la birlikte özerkliğini ve Arapça'nın resmi dil olarak kabul edilmesini istemişlerdir. Muhalefetin Padişahın halifelik makamına olan salüpliğini çürütme stratejisi bir anlamda dinsel bağlılıklarla engellenmeye çalışılan Müslüman ayrılıkçı hareketin de işine yaramıştır. &A%. Paris'te. liberal düşüncelerin İslâmla bağdaşabileceği düşüncesine daha sistematik olarak yaklaşmışlardır. Bunlara başta gelen örnek olarak gösterilebilecek olan Suriye'nin bağımsızlığını savunan bir Arap milliyetçisi Butrus el-Bustanî ve onun çıkardığı dergi "ez-Zinan". Muhalefetin. ekonomik ve siyasal sıkıntılara tepki olarak gelişmiştir. s.9 Abdülhainid'in iktidara gelmesi ve muhalefete karşı baskıcı bir politika izlemesi.ancak memleketimiz Suriye'dir" demektedir. Londra'da örgütlenmeleri ve muhalif yayınlar çıkarmaları Abdülhamid iktidarına karşı olan Genç Osmanlı hareketi ile başlayan ve Jön Türklerle devam eden muhalefetin güçlenmesini sağlamıştır. Osmanlı vatanı içinde birlik çağrısı yaparken "Osmanlı bizim vatanımızdır. Bu akımın önde gelenlerinden Muhamıned Abdıılı ve pek çoğu ulemadan olan taraftan. Halifeliğin ve "din kardeşliğinin" birleştirici etkisinin azalması özellikle Arap milliyetçi hareketinin belirli bir ivme kazanmasına yol açtığı söylenebilir..Abduh'un İslâmi modernizmi (Selcfiyyc). a. böylece Abdülhamid'e karşı gelişen Überal hareketin daha sonraki evresiyle kesişmiştir. 1875'de Bustanî halkasından Hıristiyan Araplar gizli bir dernek kurarak. Abdurrahman Kavvakebi gibi Arap aydınlarının tarih yorumlan 8 Genç Osmanlı hareketi ve Jön Türk hareketinin çoğu zaman birbiri yerine kullanılan terimler olduğu görülmektedir. Suriye'nin entegrasyonunun başanh olabilmesinin bir anayasal düzenlemeye bağlı olduğuna inanmamıştır. Ancak Genç Osmanlı hareketi gerek dönemsel gerekse de düşünse] açıdan Jön Türk harekelinden farklılık gösterir Genç Osmanlılar. Muhalif aydınların Avrupa başkentlerinde. 9 Kayalı. 10 Kayalı. îslâmi fikirleri farklı bir modernleşmeci tarzda vurgulamaya başlamışlardır. Tanzimat sonrası dönemde Mısır ve Suriye'de gelişerek Abdülhamid döneminin siyasal ve toplumsal rahatsızlıklarına karşı çıkmış. a.. Sııriyeciligin ilk ve en inanmış taraftarlarından biri olan Bustani.g.Turgay Uzun On dokuzuncu yüzyılın sonlarında ise bazı Arap aydınlar. liberal-nıeşruü bir rejim isteği ancak Padişahın gücünün azaltılması ile mümkün olabilecektir.e.

1973..13 Bu tip ideologların. Daha önceki yazılarına göre Türk karşıtlığım daha çok vurgulamakla ve Türklerin Arapları "mahvettiğini" söylemektedir. 1905'de Paris'te yazdığı "Le Revcil de la Nation Arabe" adlı kitapta Arapların farklı bir ulus olduğunu ve Hıristiyan veya Müslüman Araplar arasındaki ayrılığın dış güçler tarafından çıkarıldığını söyleyerek tüm Araplar arasında bir birlik kurmaya çalışmıştır. From Ottomanistn lo Arab'ısın.. Bağımsızlık yanlısı milliyetçi bir Arap aydın grubun oluşması ve bu düşünceyi savunan örgütlerin çatısı altında birleşmeleri Osmanlı Devleli'nde Arap milliyetçi hareketinin güçlenmesinde önemli bir etki yapmıştır. devlet bürokrasisi içinde değişik mevkilerde görev almış ve farklı etnik kökene salıip kişilerle bir arada yaşamaları sonucunda Arap kimliğine salıip olma ve farklı bir etnik kimliğe salıip olma duygusu güçlenmiştir. 174. a.301-302. Arap milliyetçiliğinin aslında İslâm anlamına geldiğini ve peygamberinde bir Arap milliyetçisi olduğunu söylemiştir. aynı Yahudilikte olduğu gibi İslâm'ı Araplara has bir "ulusal din" haline getirerek. Yine Suriye milliyetçisi olan Necip Azuri bu akım içinde önemli bir yere sahiptir. Azıırî'ye göre Arap ulusu. Diğer yandan radikal bir Arap milliyetçisi olan Michel Eflak.81. ancak göreli de olsa-diğer bölgelerde 11 n 13 Ortaylı. Ernesi Dawsı. İslâm ve milliyetçiliği birleştirmiş ve Arap kimliğine sahip olma ile Müslüman olma arasında doğrudan bir ilişki kurmuşlardır. milliyetçilik ve islâm'ı bağdaştırma çabası içine girdikleri de görülmektedir. Bazı Arap milliyetçilerinin. Bunun nedeni olarak İslâm'ın evrenselci ve ulusal-üstü bir niteliğe salûp olması ile Halifelik kurumunun birleştirici özelliğinin hala etkin olabilmesi gösterilebilir. s. Hliııois. Suriye'nin hepsinin bir gün bütünüyle bağımsız olacağını.m.az gibi milliyetçi düşünce adamları. Universilİy of IHinoİs Press.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri tamamen anti-Türk ve ırkçılığa dayanan bir Arap milliyetçiliği olarak kendisini 11 göstermiştir. Türklerden bağımsız olmalıdır. "Harabat-ı Suriyye" adlı eserinde Suriye halkının farklılığım ortaya koyan bir kitap yazmıştır. 261 . Arap ulusal bilincinin yükselmesinde. Bu okullardan mezun olan gençler. s. İslâm'ın bu evrenselci niteliğine karşın. milliyetçi idealleri önünde engel olarak gördükleri evrensel İslâm anlayışım aşma amacında oldukları söylenebilir. Şali el Husrî ve Abd-el Rahman el-Baz/. yazdığı eserlerde vurgulamış. a. Devlet tarafından Arap vilayetlerinde Arap gençlerine Osmanlılık düşüncesini aşılamak için verilen eğitim milliyetçi uyanışı Önleyememiş. s. 1861'de ilk Arap gazetecilerinden olan Halil cl-Huri.e. Suriye ve İrak'ın büyük şehirlerinde kurulan devlet okullarında eğitim alarak yabancı dil Öğrenmeleri ve yeni düşüncelerle tanışmaları önemli bir etken olarak sayılabilir. Diğer bir Suriyeli Arap olan Manınî Buluş Nuceym.g. Özellikle Abdüllıanıid yönetimi döneminde Arap gençlerinin.g. Houratıi. 12 Hıristiyan Araplar arasında partikülarisl milliyetçi düşüncenin Müslüman Araplara göre daha fazla yayıldığı ve taraftar bulduğu görülmektedir.

İmparatorluğun kurtanlması ve dinsel bağlılık temelinde bir birlik kurulması düşüncesini savunan Arap aydınlanılın da bulunmasına rağmen. Bununla beraber. El Fatat (Beyrut 1912). bu kongrede Arapların idari ve siyasal Özerkliğini Öngören öneriler kabul edilerek Osmanlı yönetimine bildirilmiştir. 623-634. Meşrutiyet Dönemi Türk Milliyetçiliğinin Gelişmesinde Arap Milliyetçiliğinin Rolü" 'fiirk Yurdu Dergisi. Müslümanların ayrılıkçı hareketlerini engelleyememesi üzerine Türkçülük. El ttühad-ül Lübnani ( Kahire 1909). Milliyetçi Arap örgütleri ve bunlara ilişkin belgeler hakkında bkz.l5. Bu görüşleri savunanlar Osmanlı Devleti'nin taraf olduğu savaşın Araplar lehine sonuçlanmasının ancak Türklerin yenilgisi sonucu ortaya çıkabileceğini ve özellikle 14 13 Zekeriya Kurşun. Nitekim daha sonra bu eğitimli kadrolar yeni Arap devletlerinin kurulmasında önemli roller üstlenmişlerdir. 1998.Sayı:32. "I. iletişim Yayınlan. İstanbul. Araplann bağımsızlık istediği ve bunun da ancak güç kullanarak mümkün olabileceği görüşü ağırlık kazanmıştır. Cilt:l[). Özeli ilde 1908 sonrası dönemde. 262 . El "la 15 Merkeziye (Kahire 1912).bir Osmanlılık anlayışını yerleştirmiş. Cemiyet-i İslahiye (Beyrut 1912).14 Osmanlıcı ve Pan-İslâmist politikaların. Ciltli. Arap milliyetçiliğini gizli veya açık şekilde amaç edinmiş ve Osmanlı Devletinden ayrılarak ayrı bir Arap Devleti kurma yönünde faaliyet gösteren bir çok örgüt kurulmuştur. Dahil sonra bu partiye katılmış bir grup 1913 yılında Paris'te bir Arap kongresi düzenlemiş. (Paris 1908). El Müntcdi-ül Edebi (İstanbul İ 909). Özellikle İttihat ve Terakki dönemi sonlarına doğru bu birlikten yana olan görüşlerin giderek güç kaybettiği ve Türk karşıtı. s. O dönemde iktidarı elinde bulunduran İttihat ve Terakki yönetiminin bu önerilere cevabı Arapları tatmin etmeyince. Türk milliyetçiliği düşüncesinin ortaya çıkması ve gelişmesinde. Cemiyel-ül İha el Osmani (Kahire 1909). Suriye Osmanlı Cemiyeti. Cemiyet-ül Kahtaniye (İstanbul 1909). El Ahd (İstanbul 1913) bu örgütlerin başta gelenleridir. Müslüman un sur tan n ve özelde Araplann milliyetçi hareketlere girişmelerinin de rolü olmuştur. Arap bölgelerinde Osmanlı eğitimi almış bir bürokrat kadronun yerleşmesini sağlamıştır. yeni ve güçlü bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır. İha el Arabi (Al Îkha-İstanbul 1908). Türkiye'de Siyasi Partiler. Osmanlı Devleti İçindeki Türk olmayan Müslüman halkları birbirine bağlayan din unsurunun ve Halifenin otoritesinin giderek zayıflayarak etnik farklılıkların ön plana çıkması Arap ulusal harekeline belirli bir ivme kazandırmıştır. Tarık Zafer Tutıaya. s. Milliyetçi Arap Örgütlerinin Kuruluşu Fikri alanda olduğu gibi örgütsel alanda da Arap milliyetçi hareketi bu dönemde önemli gelişme içerisindedir. Arap milliyetçiliği ve Araplann bağımsız bir devlete salıip olması sürecinin başlarında çoğunluğu Suriyeli Araplardan oluşan bir grup 1912'de Osmanlı İdari Adem-i Merkeziyet Partİsi'rıi kurmuşlardır. Arap siyasal birliğinin kurulmasını amaçlayan eylemlerin yoğunluk kazandığı söylenebilir.Turgay Uzun olduğu gibi. Arap ulusal hareketinin oluşmasında Abdülhamid döneminde ortaya çıkan Türkçü akuîitn da bir itici güç oluşturduğu söylenebilir. Nisan 1990.

Filistin topraklanın satın almak için gelen Yahudi zenginlerine "bu topraklan kendi kanımızla aldık. Suriye. Bu süreç içinde Mekke Şerifinin ailesinin yönelim düşüncesi öne çıkmış ve Adeuı-i Merkeziye! Partisi'nin görüşlerine uygun olarak eyaletlerin federasyonundan oluşan ve bağımsız bir Irak ve Hicaz ile bir tür gevşek ilişki içinde olan bir Suriye kurma düşüncesi güç kazanmıştır. Bu gruplar da Fransa ve İngiltere yanlıları olarak iki gruba ayrılmışlardır. Osmanlı Devleti'nin yenilgisinden sonra yine kendi topraklarının sömürge haline getirilmesine ve yüzyıllardır Arapların yaşadığı topraklarda. Mekke Şerifi'ne güvenmemeleri nedeniyle. hatta işgal ordularına katılıp Türk askerleriyle savaşmaktan çekinmemişlerdir. yaşadıkları topraklanıl. Osmanlı İmparatorluğu'ndan en son ayrılan Arnavutluk. Bu bölgelerde işgal güçlerinin denetiminde Arapların da yönetime katılması sağlandıysa da. Sonuç olarak Arap milliyetçi hareketi kendi devletlerini kurma amacına ulaşlıysa da birleşik bir Arap devleti kurma düşüncesi gerçekleşmemiştir. lam bağımsız bir Lübnan kurma filerini öne çıkarmış ve bir çok Lübnanlı Hıristiyan Fransız ordusuna katılmıştır. Arnavutluk bağımsızlık hareketi.Osmanlı Devleti'ndeKdilîiyetçilikHareketleri Fransa ve İngiltere'nin Arap siyasal birliğinin kurulmasında kendilerine yardımcı olacaklarını düşünmüşlerdir. ARNAVUT ULUSAL HAREKETİ Müslüman unsurların milliyetçilik hareketine bir diğer örnek de Arnavut ulusal hareketidir. yirminci yüzyılın başlarında hala ortaçağ geleneklerini ve yaşam şartlanni devam ettiren bir ülkedir. Bunların ortak endişesi bağımsızlık sonrası kurulacak Arap Devletinin hükümdarının kim olacağı yönündedir. ancak aldığımız bedele size verebiliriz" sözlerinin üzerinden çok geçmeden Araplar. 1908 devrimi sonrasında. kendilerine olan olumsuz etkisi uzun yıllar sürecek bir Yahudi Devleti'nin kuruluşuna zemin hazırlamışlardır. Ancak Lübnan Araplarının. Osmanlı yönetimi altında yaşamak istemeyen ve Müslüman Türklerin kendilerini ezdiğini söyleyen Araplar. özellikle kutsal sayılan şehirlerin bile Hıristiyan devletlerin işgali altına girmesine göz yummuşlar. İngiliz ve Fransızlar kendi çıkarları için Arap milliyetçiliğim bir araç olarak kullanmışlardır. Bu arada Mekke Şerifi de Türk egemenliğine karşı birleşen Arap milliyetçisi örgütlerle birlik olarak Osmanlı Devleti'ne isyan etliğini açıklayarak Hicaz'ın bağımsızlığını ilan etmiş ve bir Arap Ordusu kurmuştur. 1908'den 1913'e kadar milliyetçi Arnavut harekeli sürekli olarak eylem yapan aktif bir hareket görünümündedir. Lübnan ve Filistin'in İngiliz ve Fransızlar tarafından işgal edilmesi ile birlikte bu bölgelerde bir işgal yönetimi kurulmuştur. İmparatorluk içinde Müslüman Türk ve Araplardan sonra geniş bir etnik topluluğu oluşturan Müslüman Anıavutlann Osmanlı Devleti içinde önemli ve etkin bir topluluk olduğu görülmekledir. Arnavut halk arasında bağımsızlık noktasında bir görüş birliği olmamasına ve bu halkın Hıristiyan ve Müslüman Arnavutlar olarak ikiye ayrılmasına rağmen. Osmanlı Padişahı Abdülhamid'iıı. tarihsel hasımlan olan Yahudilere bir vatan oluşturulma snıa tanık olmuşlardır. 263 . İngiliz himayesine karşı çıkmaları. Bu süreç içinde İngiliz ve Fransızlarla Osmanlı Devleti'ne karşı birleşen Arap milliyetçileri.

1905'de ise.e. Osmanlı Dönemi Arnavutluğun toplumsal yapısı ve ayrılıkçı hareketler hakkında geniş bilgi için bkz. a. Grey Wolf and Crescenî.564. Nuray Bozbora.81. Hurst&Company. 19 Poulton.. eylem sürecine bırakmıştır. I Büyük çoğunluğu Müslüman olan Arnavutların yaşadıkları toprakların güneyinde geniş bir Ortodoks azınlık. yeni ve önemli bir etki oluşlurmuşlıır. 1880'lerin başlarında Naim Frasheri gibi aydınların öncülüğünde güney Arnavutlukta. Sırp devletinin kuzeye yayılması Müslüman Arnavut cemaati arasında. Kürt dernekleriyle beraber İstanbul'da ilk kumlan örgütler olmuşlardır. bu eğitim ve bilinçlendirme süreci yerini daha sonra. bağımsızlığını kazanan Yunan Devletinin güneye. Arnavutluk bağımsızlık sürecinde. 264 16 . s. Osmanlı İmparatorluğunun. a. dernekleşme tarihi içinde en etkin ve en tanınmış demektir.. 82. Üsküp'teki İttihat Terakki şubesi genellikle Arnavutlardan oluşmaktadır. London. milliyetçi örgütlerin önemli yeri bulunmaktadır.e. 18 Tunaya. Arnavutça eğitim yapan bir çok okul açmışlar. a. Top Hal. 17 Hugh Poulton. çok sayıda Arnavut kasabasında Osmanlı yönetimine karşı bir ayaklanma düzenlemek için Arnavut devrimci komiteleri oluşturulmuştur. Arnavutça'yı yaygınlaştırarak ve Sırbistan ile Yunanistan ve belki de Bulgaristan arasında bölünme tehdidine karşı savaşarak Arnavut ulusal bilincini güçlendirmeyi amaçlayan "Prizren Lİgası"nı kurmuştur. Bu derneğin görünen amacı.. 1997.g. Arnavutlar içinden çok sayıda yüksek rütbeli subay yetişmiştir. İttihat ve Tcrakki'nin Makedonya da'ki bazı üyeleri ile Arnavut Devrimci Komiteleri'ndeki benzerleri arasında ilişki kurulmuştur. daha dağlık ve aşiretlerin yaşadığı kuzeyde ise 16 daha küçük bir Katolik azınlık bulunmaktadır. l7 Arnavut milliyetçi aydınlarının açtığı okullarda bağımsız Arnavut devletinin kurulması gerektiği düşüncesi yayılmaya çalışılmış. Osmanlı Yöneliminde Arnavutluk ve Arnavut Uhtsçııhtğıtının Gelişimi.g. İstanbul. 1908 Jön Türk devrimine kadar. Arnavut denekleri. l8 Siyasal amaçlı ilk Arnavut gerilla hareketi (Bulgar devrimci gruplarının faaliyetlerine karşı direniş). Ancak gerçekte bu örgüt ayrılıkçı Arnavut hareketinin eylem organı olmuş ve 1909 isyanında da aktif rol oynamıştır.g. 1878'de bir grup Arnavut aydını. 1997. küçük ve entelektüel çevreyle sınırlı kalmasına ve kitlesel olmamasına rağmen bu hareket. 1899'da Hacı Molla Zeka tarafından kurulmuştur. Boyut Yayınlan.. onların çıkarlarım zorba komşularına karşı konıyamayabileceğine ilişkin korkuların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Arnavutların çevresinde oluşan gelişmeler onları da etkilemiş. Arnavutların genelde İmparatorluğa sadık oldukları kabul edilmiş.e. s. Bu arada Mithat Frasheri ıy Selanik'te tüm Arnavut halkma devrimi destek çağrısı yapmaktadır. yeni vergi konulması sonrasında ivme kazanmıştır. "millî dil olan Osmanlıca ve Arnavutça'nın öğretilmesi ve yaygın la şt in İma sı dır. Bu Örgütler içinde Başkim Cemiyeti.Turgay Uzun Meşnıtiyet'in eşitlikçi politikasını yeterli bulmamış.

Batı'dan gelen milliyetçi düşüncelerin önemli payı olduğu söylenebilir. Tunaya. İttihat Terakki hükümeti devrilmiş ve yerine Gazi Ahmet Muhtar Paşa hükümeti kurulmuştur.Osmanlı Devleti 'tule.e.562. Müslüman unsurlarda milliyetçi hareketlerin güçlenmesini sağlamıştır. 1912 yılında iki Arnavut derebeyi İsa Bolalin ve Yakovalı Bayram Sur ve arkadaşları Sait Paşa hükümetine isteklerini saptayan sert bir bildiri vermişlerdir...g. GAYRİMÜSLİMLERDE MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Osmanlı Deyleti'nin gayrimüslimlerle ilgili politikası. İmparatorluğun dağılmasını önleyecek bir seçenek olarak görülen İslamcılık. Bu seçeneğin güçlenmesi ve örgütlenmesi sürecinde. Ayaklanma hızla bastırılmış. bir ulusal hareketin oluşmasına yol açmıştır. s. 2Ü Bu sırada İstanbul'da hükümet darbesi olmuş. Osmanlı toplumu "Müslüman" ve "gayrimüslim" olmak üzere iki ana gruptan oluşmuştur.g. milliyetçilik ve ulusal devlet kurma düşüncesi. Jön Türk devrimi sonrası güçlenen Türkçülük düşüncesinin. "millet" anlayışına dayanmaktadır. Bu etkenler kadar olmasa da.562. a. Müslüman unsurlarda milliyetçi hareketin oluşmasında. s. a. Diğer yandan İmparator!uğun çözülme sürecine girmesiyle birlikte ortaya çıkan ekonomik ve siyasal bozulmanın. Yem hükümet isyancıların şartlarını kabul ederek Arnavutluk sorunun çözüldüğünü ilan etmiş. yerini Türk milliyetçiliği ideolojisine bırakmıştır. güçlü bir seçenek olarak kendini göstermiştir. Müslüman topluluklarda milliyetçi hareketlerin orlaya çıkmasıyla. 265 . Bireylerin toplumdaki Tunaya.e. sıkıyönetimi kaldırmış ve genel af çıkarılmıştır. Bunalım süresince Arnavutlar bir kaç kez bağımsızlık ilan etmiştir. Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde eğilim gören Müslüman gençlerin milliyetçi düşüncelerle ülkelerine dönmeleri ve düşünceleri yaymaları. bu niteliğini kaybetmiş. diğer Müslüman unsurlardaki ulusal hareketlerin oluşumunda elkisi olduğu söylenebilir. isyancıların silahlan toplanmıştır. Milliyetçilik Hareketlen Osmanlı Devlcti'ne karşı geniş çaplı ilk başkaldırı harekeli 1910 yılı Nisanmda başlamış ve Malisöricr (Malisya bölgesinin Kalolİk Arnavutları) tarafından bir yıl sonra tekrar alevlendİrÜmiştir. Bn yıllarda hükümet isyanı bastırmak üzere Şevket Turgut ve Cavit Paşa'lan göreviendirmiştir. Millet anlayışı toplumların birbirleriyle olan ilişkilerini belirleyebildiği gibi. devletle olan ilişkilerini de belirlemektedir. Arap ve diğer Müslüman kentlerinde kendini hissettirmesiyle başlayan çözüm arayışları sonucu. Batılı devletlerin ayrılıkçı Müslümanların hareketlerini ideolojik ve lojistik anlamda desteklemesi. Padişahın ortamı yumuşatmak için "Kosova Sahrasında namaz kılması yeterli olmamış. başta Arap ulusal hareketi olmak üzere. n Arap ve Arnavut ulusal harekeüerinin ortaya koyduğu gibi. Birinci Dünya Savaşı sırasında ABD Başkanı Wilson Arnavut ulusunun koruyucusu olmuş ve 1924 yılında ilan edilen cumhuriyet^ Başkan Zogu'nun krallığım ilan etmesiyle monarşiye dönüşmüştür.

s. Büyükelçilikler. Avrupa'da eğitim gören zengin azınlık çocukları oralarda yeni filizlenen ve moda olan milliyetçi fikirlerle ülkeye dönmüşler ve bu fikirleri kendi cemaatlerine anlatmaya başlamışlardır. Osmanlı yönetim yapısı üzerinde de önemli etkiler yapmıştır. gayrimüslim vatandaşların kamu lüzmetlerine. 1847-1856 yılları arasında gönderilen 32 kişinin 24'ü Müslüman. Ekmeleddin İnsanoğlu. Osmanlı Devletinde yaşayan gayrimüslim azınlıkların sahip olduğu haklar açısından 1856 Islalıat Fermanı yeni haklar ve özgürlükler getirmesi bakımından önemli bir başlangıcı temsil etmektedir. Ferman halkın yönetime katılmasını teşvik ederken. Avrupa'da eğitim almaları ve yabancı dil bilmeleri onların devlet kademelerinde yer almasını kolaylaştırmıştır. Ankara. "Osmanlı Bilim ve Eğitim Anlayışı". bunun taşra yönetim birimleri olan vilayet. Silahlı Kuvvetler ve eğilim kurumlarında görev almışlardır. 1856-64 yıllan arasında 38'i Müslüman 23'ü gayrimüslim 61 kişi gönderilmiştir. 266 . Ermenilerin. Din farklılığı kriterine göre idari ve ruhani anlamda örgütlenen gayrimüslim topluluk Osmanlı Devleü'nde iki temel toplumsal yapıdan ikincisini oluşturmaktadır. Rumların. Bu fermanla beraber. 1856 yılının sonuna kadar Fransa'ya toplam 56 Öğrenci gönderilmiştir. sivil ve askeri okullara girebilmeleri.Turgay Uzun statülerini ve devletle olan ilişkilerim belirleyen ya din ya da mezhep olmuştur. Toplumsal Yapı İçerisinde Gayrimüslimler Osmanlı Devleü'nde gayrimüslim aznılıklarm hem siyasal hem de ekonomik açıdan güçlenmesi. değişik Nazırlıklar. her dinsel toplumun rubam başkanı ile devlet tarafından görevlendirilecek bir memurun . Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınlan. Süryanilerin kültürel düzeylerinin yükselmesini ve kendilerini diğerlerinden ayıran cemaat bilinçlerinin gelişmesi sonucunu doğurmuştur.123. n Zengin Rum ailelerinin çocukları devlet yapısı içinde önemli mevkileri neredeyse tamamen doldurmuşlardır. başta Sadrazamlık olmak üzere. 150. 184-0'da Avrupa'ya öğrenime gönderilen ilk grubun çoğunluğunu gayrimüslimlerin oluşturması dikkat çekicidir.. kendi aralarındaki uyuşmazlıkların kendi dinsel otoritelerince çözümlenebilmesi. Bütün bu cemaatlerin Osmanlı öncesi varolan bağımsızlık hatıraları tekrar canlanmış. Yılında Tanzimat. tüm vatandaşları ilgilendiren sorunlarda düzenlenen toplantılara (Mcclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye) katılabilmeleri gibi hususlarda yeni özgürlükler tanınmıştır. 1992. liva ve nahiye düzeyinde gerçekleşmesini belirtmesi bakımından Avrupa ülkelerine gönderilen 11 kişilik gruptan sadece ikisi Müslüman gerisi gayrimüslimdir. 8'i gayrimüslimdir. Tanzimat'ın ilanına kadar Avrupa'ya gayrimüslim öğrenci gönderilmemesine karşın. Tazimatın ilanıyla. 1856 Islahat Fermam. Osmanlı toplumu inanç temelinde çeşitli milletlere ayrılmıştır. Bu öğrenciler ülkeye geri döndüklerinde. gayrimüslim azınlıkların kültürel seviyelerinin yükselmesi. Bunlardan birisi fen öğrenimi diğerleri tıp öğrenimi yapmak üzere gönderilmiştir.

Osmanlıcılık ve İslamcılığın çöküş karşısında bir engel oluşturamayacağı düşüncesini güçlendirmiştir.35. 1999. Rumlar dinsel yönetimlerini aşamalı olarak tüm Kilise örgütüne yaymışlardır. 23 Turgay Uzun-Bayram Coşkun. farklılıkları bütünlük içinde korumak amacıyla oluşturulmuş olmasına rağmen.Osmanlı Devleti 'tide Milliyetçilik Hareketleri önem taşımaktadır. Hourani. Osmanlı Devletindeki gayrimüslim topluluklar içerisinde. Türkiye'de Yerel Yönetimlerin Gelişimi. Ancak Yunan ayaklanmasından somaki dönemde Fenerli Rum aristokrasisi gözden düşmüş ve Babıali'nin kadrolarına diğer gayrimüslim unsurlar ve Türkler de girmeye başlamıştır.g. 2S7 . sahip oldukları otoritelerini kaybetmeye başladıkları sırada. Devletin giderek daha fazla toprak kaybetmesi ve o güne kadar Türklerle eşit haklara salüp Müslüman halkların da ayrılıkçı hareketlere girişmeleri. s. Ortodoks cemaatte "ulusal sorun"un daha canlı olduğu görülmektedir. Millet sislenü. farklılığı ve çeşitliliği yok etmek değil. gayrimüslim toplulukların kendi farklılıkları üzerinde yükselen bir milliyetçiliğe ve ulus devlet sürecine giden yolu açmıştır. bu toplumların ayrılıkçı hareketlerini kolaylaştıran bir unsur haline gelmiştir. bu topluluklarda diğer etkenlerle birlikle milliyetçilik akımlarının güçlenmesi noktasında elverişli bir zemin hazırlamıştır. Millet sistemi gayrimüslimleri Osmanlı toplumuna entegre etmeyi amaçlayan bir sistem olduğu halde yaşanan süreç sonunda. u Rumlar özellikle yabancı dil bilmelerinden dolayı bir çok üst bürokratik görevlere sahip olmuşlardır. İşte bu noktada bir paradoks ortaya çıkmaktadır. gayrimüslim topluluklara idari ve dinsel haklar ve özgürlükler getirmesine karşı. On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde eğitim reformu geçiren Museviler de bu dönemden itibaren Babıali bürokrasisinin önemli mevkilerinde görülmeye başlamışlardır.. Muğla Üniversitesi Yayını. bu arada milliyetçilik de gayrimüslim halkları etkilemeye devam etmiştir. Tanzimat reformları amaçladığı Osmanlı ulusu yaratma amacına ulaşamamış. Örneğin Ermeni Divan-ı Hümayun tercümanlarından Salılıak Abro Efendi Osmanlıcasmın zenginliği ve yaptığı telif ve tercümelerde İktisat bilimine ait bulduğu Türkçe karşılıklarıyla tanınmaktadır. Ancak yine de tek basma bir hoşgörü ve özgürlükler sistemi olan mîllet sistemini Osmanlı Devleti'nin parçalanmasından sonımlu tutmak yanlış olacaktır. Muğla. Osmanlı Hükümeti üzerinde büyük nüfuz sahibi olmuşlardır.298."" 3 Osmanlı toplumsal yapısını biçimlendiren millet sisteminin. İstanbul Rum Patriği 1433'den bu yana bütün Ortodoks cemaatinin sivil başkanı olmuş ve on dokuzuncu yüzyıldan itibaren İstanbul'un Fener semtindeki Rumlar. din adamlarının kaybettikleri otoriteyi kendilerine aktarmayı başarmışlardır. a. a. Kültürel yönden çeşitlilik içinde bütünlüğü amaçlamaktadır. Bu bürokratların içinde örneğin Moiz Fresko gibi îbranice harflerle "Üstad" adlı Türk dilinde gazete çıkaranlar. Tanzimat ile eşit hale gelen gayrimüslim halkın önderleri. bu halkların içinden çıkan milliyetçi liderler. korumak islemektedir. Niteliği ve Muğla İli Yerel Yönetimlerinin Uygulamada Karşılaştıkları Şortlular.e. Millet sistemi.

s. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Avrupalı devletler ülke içinde yaşayan gayrimüslimlerin koruyuculuğunu o kadar ileri düzeye götürmüşlerdir ki. bireyleri aşarak bütün milletleri kapsar duruma gelmiş. Ortodoks ve diğer Hıristiyan cemaatler on sekizinci yüzyıl boyunca refah. Avrupa koruması. İstanbul s. Türk sanayiinin gelişmesine yardım etmek şöyle dursun. Şeinseddİn Sami gibi hem Arnavut hem Türk milliyetçiliğinde ayrı bir yeri olan. Ermem harfleriyle roman ve şiirler yazanlar.e. On dokuzuncu yüzyılın bu kültürel pluraüzmi. Sayı: 19. "Osmanlı1 Kimliği". ülkeyi kendi fabrika ve atölye ürünlerinin pazan durumuna getirerek Türk zanaatçılığının temellerini yıkmışlardır. Yabancı devletlerin himayesi onlara sadece siyasal kazançla sağlamakla kalmamış. İmparatorluğun dağılma sürecine girmesiyle. Gayrimüslimlere yönelik hiç bir askeri tehdidin olmadığı eyaletlerde bile. daha doğrusu bir Osmanlı imparatorluk milliyetçisi tipindeki aydınların da ortaya çıkmasına neden olmuştur. yabancı sermayelim Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bu sınırsız egemenliği bu ülkenin ekonomik ve kültürel geriliğinin baş nedenlerinden birim oluşturmuştur. kamu yönetimi alanında da önemli mevkilere yükselebilmişlerdir.57.25 İyi eğilim görmüş ve ekonomik yönden gelişmiş gayrimüslimler.g. sahip oldukları ekonomik gücü ve toplumsal alandaki yerlerini büyük oranda kendi ulusal hareketleri doğrultusunda seferber etmişlerdir. on altıncı yüzyıldan beri Fransa'ya. Etrafında kendilerine yabancı statüsüne sahip bazı ayrıcalıklar tanınan Osmanlı Hiristiyanları ya da Yahudilerden oluşan bir grup zımmî toplanan her Avrupa konsolosluğu bir etki merkezi olmuştur. hukuk dışı koruma yöntemleri geliştirmişlerdir. bu sanayiinin oluşma durumundaki çekirdeklerini yok etmiş. kültür ve nüfus açısından gelişmiştir. toplumsal yaşam içinde önemli işlevlere sahip olmuşlardır. sanki kendi vatandaşları olan kişileri yabancı bir ülkenin yönetiminden kurtarmaya çalışıyormuş gibi. Gayrimüslimler. Avrupalı devletlerin etkisi hissedilmiştir. Cogiîo Dergisi.. Yabancı sermaye yatırımcıları. kültürel anlamda kendilerini Osmanlı toplumu içinde ispatlamışlar. Yapı Kredi Yayınları. Ağustos1999. Bu nedenle denilebilir ki. Baronyan Agop gibi hem Ermenice hem Türkçe gazete çıkaranlara da rastlanmakladır ("Tadron" veya "Tiyatro" gazetesi). Kültürel farklılıklarım Osmanlı toplumsal yaşamına eklemleyen gayrimüslimler.Turgay Uzun Missalidis gibi Yunanca harflerle Türkçe dergi çıkaran ve roman yazanlar (Temaşa-i Dünya).80. 268 . 20 Hourani. kapitülasyonlar. onları Avrupa'yla yapılan ticarette aracılar yaparak ticari ve malî açıdan kalkındımııştır. a. Kiliselerini ve rahiplerini himaye hakkı vermiştir. Osmanlı topraklarındaki Avrupa Katolikleri.2Ğ Ticari ve hukuki ayrıcalıklar getiren kapitülasyonlar azınlıklarla beraber yabancıların da Osmanlı Devleti içinde daha çok yatırım yapmasını sağlamış ve bu da onları devlet içinde bağımsız bir iktisadi güç haline getirmiştir. Diğer yandan Türk tanın ekonomisini kendi sanayileri için hammadde kaynağı durumunda tutarak feodal ilişkileri korumaya çaba göstermiş ve bu sistemin 25 llbcr Ortaylı.

bunlar Ermeni hareketi gibi halklar arasında topyekün bir A. Türk Tarihinde Ermeniler. Osmanlı Devletinde gayrimüslimlerin milliyetçi bağımsızlık hareketlerine yönelmeleri Osmanlı'da İslamcılık akımının ortaya çıkması ve güçlenmesi sonucunu doğurmuştur 9 ERMENİ HAREKETİNİN GELİŞİMİ Gayrimüslim azınlıkların milliyetçi hareketlerinde eylemscl ve toplumsal anlamda Ermeni hareketi daha değişik konumda bulunmaktadır. Bayındırlık Bakanları Bedros Hallaçyan. Diğer yandan 1876 ve 1908 Meşrutiyet Meclislerinde çok sayıda Ermeni milletvekili de bulunmaktadır.57-67 . Bunlardan bazıları şunlardır: Ayan Azası Mareşal Ohannes Kuyumcuyan. Yunan bağımsızlık süreci hakkında bfcz. Dokuz Eylüî Üniversitesi Yayınlan. bunu 1821'de Mora'da patlak veren Yunan isyanı izlemiş ve bu hareket 1830'da Yunanistan'ın bağımsızlık ilanı ile 28 sonuçlanmıştır. Şükrü Haııioglu. 1856 Islahat Fermanı'nın azınlıklara iktisadi ve Toplumsal alanda yeni haklar getinm'ş ve bunlar da milliyetçi hareketlere uygun bir hareket alam sağlamıştır.31 Ancak Tanzimat süreci ile gayrimüslim azınlıkların elde ettiği haklar Ermenilerce bağımsızlık amacıyla kullanılmış. büyük ölçüde Rusya'nın desteğiyle ortaya çıkmış ve başarıya ulaşmış.sı idinde bir çok Ermeni üst düzey kamu görevlerine kadar yükselebilmişlerdir. a. s. Osmanlı Devletine karşı içinde para-militer grupların yer aldığı silahlı bir bağımsızlık hareketi başlatılmıştır. yoğun olarak bağımsızlık amacına yönelik askeri yöntemin kullanılmış olmasıdır. diğer etnik unsurlarla. Tarık Zafer Tunaya.628.e. Doğan Yayınlan. P.. Avukat Kirkor Fiuapyan. s. 1983. Ermeniler Osmanlı Devleti içinde bürokratik kadrolarda üst düzey mevkilere kadar yükselmişler30. özellikle Türk toplumu ile iyi ilişkiler kurmuşlar ve kültürel etkileşim içinde bulunmuşlardır. Fikret Türkmen. 1858'de Bosna-Hersek'in bağımsızlık hareketi başlamış. İstanbul 1985.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Harelcetleri dayanaklarını desteklemişlerdir. bağımsız Bulgar devletinin kurulmasına giden süreci başlatmış. İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Jön Türklük (1889-1902).530-533.s.M. Osmanlı bürokratik yapı. Haziııe-İ Hassa Nazırları Mikael Portakalyan Paşa ve Sakız Ohannes Paşa. Diğer Gayrimüslim halkların bağımsızlık hareketlerinin de silahlı bir hareket niteliği gösterdiği görülmekteyse de. Maliye Bakam ve Hazine-i Hassa Nazın.T Bakanları Mareşal Karabet Artin Davut Paşa ve Andan Tmger Yaver Paşa. s. 269 27 .11-12. 1897'de Girit bağımsızlığını ilan etmiştir.T. İstanbul. Şamsutdinov. iktisadi alanda da gelişmiş bir topluluk oluşturmuşlar. Giderek ekonomik açıdan palazlanan gayrimüslim halklar. Ermem ve Türkler arasındaki kültürel ilişki konusunda bkz. İzmir.g. 1999. 1805'de Sırp bağımsızlık hareketi. Ermeni harekelinin diğer hareketlerden ayıran nokta. düşünsel alandaki yeni gelişmelerin de etkisiyle bir siyasal bağımsızlık hareketine girişmişlerdir. Nitekim I848'dc başlayan Bulgar isyanı. Mondros'tan Lozan'a Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı Tarihi 1918-1923. İletişim Yayınlan. Kirkor Agafyan. "Tarih Boyunca Türk-Ermeni Kültür İlişkileri".

000 olarak göstermektedir.m. bir buçuk milyondan fazla olduğunu ifade etmektedir. 'Die Arıneniche Frage' aufdem Berliner Kongress atış Sowpetanninscher Sicht Südos-Forschungen. 1990. Osmanlı Toplumunda Ermeniler Anadolu'nun demografik yapısına bakıldığında Ermeni nüfusun. Ermenilere de önemli bir avantaj sağlannş.275. Mehmed Hocaoğlu. XX1XX.g.g. s. Bkz.g.000'e yaklaşmakladır 35 Ermenilerin askerlik görevinden muaf tutulmaları diğer gayrimüslim cemaatlerde olduğu gibi. Bu nedenle Ermeni hareketi tarihsel köklere de inen. Köçeoğlu Agop devlete kredi açacak düzeyde zengin Ermelilerdendir. a. Cilt:33. Artin Bezeiyan. 37 G. 33 R. büyük oranda Müslüman ballan yaşadığı yerleri kendi toprak almıı olarak kabul eden bir harekettir. Türk Tarihinde Ermeniler. Ankara.220-226. 270 . Turquie. HovannisİLin. Asırda Ermeni Nüfusu". u 1896 tarihli Osmanlı kayıtlan ise.78. Örneğin Badaljan 1870'de tüm Osmanlı topraklan içinde üç milyon Ermeni nüfusun yaşadığım.122. s. 19S3.300. 1967. akt.78. yabancı ve Ermeni kaynaklarında değişik rakamlar verilmektedir. akt. 1914 yılından önce bütün Türkiye'deki Ermeni nüfusun iki milyondan az ancak.Z. Ermeni ve Rum burjuvazisinin. s. devletten yetki alarak tahsildarlar cemiyeti kurmuş ve vergi toplama yetkisi almışlardır. 3 Bu doğrultuda Sovyet Ali ev. istanbul. "XIX. 35 Küçük. Erivan. s. Berlin Kongresinde Etmeni Meselesi (Ermenice). Müslümanlar birbiri ardına çıkan savaşlarda kırılırken. Moskova. Tessa Hofmanıı.G. 1976. Paris. "" Anadoluda'ki Ermeni nüfusu en geniş şekilde incelemiş olan Vital Cuinct'e göre. 37.: Küçük. akt. İstanbul Ermenilerinin daha çok matbaacılık ve gazete tekelini elinde bulundurdukları görülmektedir. "1915 E r m e n i Ayaklanmalarında Çarlık Rusya'sının Rolü".37 n H. özellikle imparatorluğun dış ticaretinde önemli payı olduğunu belirtmekte ve bunların İngiliz ve Fransız sermayesini de desteklediklerini ifade etmektedir. 34 Vital Cuinet. Diğer yandan Ermeni tüccarlardan bir grup.79. Bütün bu nedenlerden dolayı Ermeni hareketi kendisinden sonraki dönemlerde de etkisini gösteren bir sorun olma özelliğine bürünmüştür. Turtsiyct v Period Pravleniya Mladoturok. s. s.: München.Aliev. bunun iki buçuk milyonunun altı vilayette toplandığını belir im ektedir. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi. s. Ermeniler büyük bir ekonomik güç olma yolunda ilerlemişlerdir. Los Angeles. Bacîaljan. a. 36 Ermeniler özellikie İstanbul'da ekonomik birer güç haline gelmişlerdir. Sayı: 1-2. La. 1976..:Aydın Söer. Cevdet Küçük. a. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. 1980. izmir. 1955. Armenia on the Road ofthe Independence.78. Ancak Anadolu'daki Ermeni nüfusun sayısı hakkında başta Türk. Bu gruplar Osmanlı Bankası ve Şirket-i Hayriye hisselerinden bir çoğunu da elinde bulundurmaktadır. Vergi ve askerlik yüzünden kimliğini saklayan ve yazılmayanlarla birlikte bu sayı 1. s. tüm imparatorlukta yaşayan Ermeni nüfusu 1. d'Asie. Tarihte Ermeni Mezalimi ve Ermeniler. akt.01 l'dir. Küçük.475. hemen hemen her vilayette az veya çok bulunduğu görülmektedir.m. Anda Yayınlan.XXl.Turgay Uzun çatışmayı beraberinde getirmemiş ve geniş bir alana yayılmamıştır. 18924894. Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Ermeni nüfusu 1.m.459.160. s.32 Yine Ermeni bir yazar oları Hovannisian. s.

yurtdışına özellikle Fransa'ya giden Enncmlerin milliyetçi düşüncelerle İstanbul'a dönmeleridir. Ali ve Fuat kabinesine iletmiş ve bunun (Nizamname-i Ermeniyan) kabul edilmesini sağlamışlardır. mutlak olmaktan çıkarılarak Ermeni cemaati İle bölüşülmesi noktasında. diğerleri ise.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri Ermeniler Hıristiyan olmalarına rağmen Gregoryen. Agop Gıcıkyan'm akıl hocalığını yaptığı Kevork Yeremyaıı.23. Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları. Karabet Balyan . Ermeni toplumunun devlet içindeki durumu bakımından değil de. Fransız başkentinden dönen Ermeniler. 1992.. 1848'de Meclis-i Maarif oluşturulması. Nizamname-i Ermeniyan41. 1839 Gülhane Hatlı Hümayunu ikinci grubun genişlemesini sağlamış ve 1847 yılında Rum Patrikhanesi'ne. Bu yönetmeliğin yapısı Ermenilerin bağımsızlığa hazırlanması yolunda önemli bir adım attıklarım göstermektedir. bu nedenle de aralarında bir savaşım başlamıştır.g. Ermeniler kendi isteklerini içeren bir nizamname hazırlayarak Sadr-ı Azam Mustafa Reşit. Hoeaoğlu. Ermenilerde milliyetçilik hareketlerinin başlamasında en önemli etkenlerden birisi.. e. s. Bu isteğin kabulü sonrası Ermenilerin kendilerini temsil edecek biri ruhani.#. toplumun lehinde. s. Mahmut Fransa elçiliğinin aracılığıyla 1830 tarihinde Ermeni Katolikl erini bir topluluk olarak kabul etmiştir. İle tanımıştır. İstanbul. Bu nizamname 6 bend ve 95 maddeden oluşmaktadır. ancak Patrikhane'nin aleyhinde bir durum yaratmıştır. 1854 Kırım Savaşının çıkması Ermeni milliyetçi hareketine ivme kazandırmış. beşinci bendinde Ermeni milletvekilleri deyimi yer almıştır. Ermenice metinde Ermenileri Teşkilat-ı Esasiyesi. kendi cemaatlerinin ikiye bölünmüş olduğunu görmüşlerdir Bu grupların ilki Minas ve Canik adlı iki Ermeni milliyetçisinin yanında yer alanlar. Katolik ve Protestan mezheplerine ayrılmış. s. kendi cemaatlerinin işlerini yürütme yetkisi veren muhtıranın Ennenileri de kapsayacak şekilde genişletilmesi çabası bu iki grubun birleştirilmesine yol açmıştır. iö Ermenilerden bazıları bu gelişmeyi yeterli görmeyerek kendilerine daha çok özerklik getirecek bir düzenlemenin yapılması için çalışmaya başlamışlardır. 4lJ Bu belge Ermenilerin siyasal ve toplumsal varlıkları açısından yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Padişah II. 1851'dcEncümen'i Dâııiş.23. Mığırdıç Cezayirliyan'm oluşturduğu gruptur. a.e.g. 1850 yılında da Osmanlı Devleti İngiliz elçisinin baskısıyla 38 Ermeni Protestan topluluğunu da bir ferman.. Bağos Dıdyan. s. Türlciye'nin Siyasi Talihimle Ermeniler ve Ermeni Olayları.. ö.e. a. İlginç olan ise bu yönetmeliğin devlet tarafından onaylanmış olmasıdır.34. Bkz. diğeri cismimi olmak üzere iki meclise sahip olmuşlardır.27. Bunların her Halil Metin. Bu grubun amacı. Hoeaoğlu. Hocaoğlu. Kendi hak ve imtiyazlarının erozyona uğradığım gören dönemin Patriği Çuhacıyan ve Keresteciyan gibi patrikler görevlerinden istifa etmişlerdir. Ermeni azınlığın kendi kendisim idare edebilecek bir duruma gelebilmesİdir. Patriğin yetkilerinin. 271 .

Bu konferansın d o ğ r u d a n Ermenileri ilgilendirmemesi nedeniyle E r m e n i l e r bu girişimden bir sonuç alamamışlardır. Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları. Çar Petro d ö n e m i n d e Hıristiyan Gürcü ve E r m e n i Prenslikleri d ö n e m i n d e kurduğu ilişkiler ve onların hamiliğini üstlenmesinden beri. Ermeni çetelerinin k u r m a y kadrolarını o l u ş t u r m u ş t u r . Bu d ö n e m d e Rusya'nın. Ermeni bağımsızlık hareketini kullanma y ö n ü n d e önemli gayretler harcadığı görülmektedir. Bkz. 1998. 42 E r m e n i N i z a m n a m e s i ile Patrikhane ve kendi cemaati arasında süregelen otorite savaşımı cemaat lehine sonuçlanmış ve Patrikhanenin kendi otoritesini yeniden kumıa yolunda. Ruslar. s. A b d ü l h a m i d ve h ü k ü m e t e karşı silahlı mücadele y ö n t e m i n i benimseyen gizli dernekler kurarak tedhiş hareketlerine girişmişlerdir. Bu Ermeni güçlerini örgütleyen Ermeni asıllı Rus subaylar arasında General Rütbesine yükselmiş olanlar Yermoİov. Türk Tarihinde Enneniler. İstanbul. Tiirk-Rus Münasebetlerinin Bir Analizi. Rusların 1813 ve 1828'de İran'a ve 1828-1829'da Osmanlı Devleti'ne karşı Kafkaslarda yaptığı savaşlarda Ermeni asıllı subayların önemli etkileri olmuştur. 1983. Bu tip bağımsızlık amaçlı ayaklarını alarm artması Ermeni hareketinde de bir yol ayırımına girilmesini hızlandırmıştır. İstanbul Konferansının ardından R u s y a ' n m Osmanlı Devleti'ne savaş açması. Ermenilerin Osmanlı yönetimine karşı strateji belirleme sürecinde diğer g a y r i m ü s l i m topluluklara Osmanlı Devletine karşı silalılı bağımsızlık mücadelesi içine girdikleri ve bazılarının bu mücadeleden başarıyla çıktıkları g ö r ü l m e k t e d i r Rumeli'de Bosna-Hersek'te ayaklanma başlamış. No:2. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınlan. Bu seçeneğin seçilmesinde Osmanlı Devleti içinde yaşayan t ü m Hıristiyanların tek bir cismani lidere bağlanma ve Ermeni Patriğinin sadece ruhani bir lider olarak kalması üıtimali de önemli rol oynamıştır. s. Müslümanlara yönelik katliamları yönetmişler ve Kafkas direnişi olarak anılan Şeyh Şamil hareketinin başlamasına neden olmuşlardır. Bulgaristan sorununun ç ö z ü m ü için 1876 yıluıda toplanan İstanbul K o n f e r a n s m d a Ermeniler İngiliz temsilci Salisbury'ye O s m a n l ı hükümetinin Ermenilere yaptığı baskılar. İzmir. bunlara karşı alınmasını istedikleri önlemler ve destek isteklerini içeren b i r rapor sunmuştur.Turgay Uzun ikisi de ileri tarihlerde Eçmiyazin Katolikosluğuna seçileceklerdir. Daha sonra Rus askeri okullarında eğilim alan bu subaylar. Osmanlı Devleti'ne karşı Ermenileri kullandığı görülmektedir.164-165. 4 3 42 43 Kamuran Gürün. Osmanlı Devleti'nden ayrılarak bağımsız bir Ermenistan devleti kurulması tek seçenek olarak seçilmiştir. Tergegusov ve Lazaryev.21. Padişah II. bu ayaklanma Bulgaristan'a da sıçramıştır. {Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumu'na Sunulan Bildiri). "Türkiye'de Ermeni Sorununun Yaraübşı". Abdülhamid'in de bunu gerekçe gösterip Anayasayı geçersiz sayarak Meclisi dağıtması bir baskı dönemini getirmiş. 272 . Ermeııilerde bu d ö n e m i n şartlarından yararlanmışlardır. güneye i n m e politikası içinde. E r m e n i milliyetçileri Padişalı II. Ermeniler ya Osmanlı yönelimine ve Türklere karşı m ü c a d e l e d e n vazgeçecek veya diğer gayrimüslim cemaatler gibi bir bağımsızlık hareketine başlayacaklardır. M e h m e t Saray.

milliyetçi hareketin örgütlenmesinde önemli roller oynamıştır. 273 . "Tabkutrarinaıüs". Ancak gerçeklen bu demeklerin bağımsızlık ve özerklik amaçları da vardır. (Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumuna Sunulan Bildiri). Zeytun.g. HocaoğliL s ü.4S 44 46 47 48 Recep Şahin. Ermenileri birbirine.87. 1872'de Van'da "İttihat ve Halas Derneği" ve"Karahaç Derneği" kurulmuştur. s. Ayaklanma üzerine özellikle Fransa'nın baskıları ile bir komisyon kurulmuş.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri İT. Daha sonra iç çekişmeler sonunda Fransa'ya giden Portakalyan.g.g. Bu demeklerden Araratyan. Van bölgesinde "Araratlı". Metin. Abdülhamid. diğer yandan Ermenilerin yaşadıkları bölgelerdeki halkı Ermenilere karşı kullanarak bu 4d isyanları bastırmıştır. Bu demeğin amacı. ve 1880 yılında bu demekler bir çatı altında birleşmiş ve "Ermenilerin Birleşik Demeği" adım almıştır. Maraş ve çevresini imar etmektir. "Kilikya" adında demeklerde bu yolla milliyetçi hareketi örgütlemek İçin faaliyette bulunmaktadır. s30. girişimleri sonunda Van'da milliyetçi düşünceleri yaymak ve geliştirmek için ünlü Ermeni Kilisesini açmıştır. Hükümetin Zeylun'a kaymakam tayin etmesi ayaklanmayı durduramamış. 47 1873 yılında Portakalyan adlı bir Ermeni ini Ermeni ihtilal grubunu kurarak "Asya" adlı bir gazete yayımlamaya başlamıştır. "Tervliyan". 1879'da "Milliyetçi Kadınlar Derneği". 1862 yılında radikal milliyetçi Ermeniler bir ayaklanma başlatmış ve bağımsız Ermenistan'ı kurma isteklerini açıkça İlan etmişlerdir. a. "Tarih Boyunca Türk Devletlerinin Ermeni Politikaları". hem dış destekçilerini Ermenilere karşı. Portakalyan. "Cemiyci Hayriye" adlan allında kurulan gruplar.e. No:2.46 Ermeni Örgütlerinin Kuruluşu ' ' ' 1870-1880 tarihleri arasında. Pariste "Armenia" gazetesini çıkartarak milliyetçi hareketin sözcülüğünü yapmaya başlamıştır. Hocaoğlu..e. Daha sonra Araratyan komitesi bağımsızlık yanlısı Ermenilere daha uygun bir zemin haline gelmiştir. "Araratyan". Ayaklanmayı başlatan grubun önde gelenleri İstanbul'a geldiğinde Ermeniler tarafından coşkuyla karşılanmıştır. "Cemiyet-i Tedrisiye".. karışıklıklar devam etmiştir. s. Türk Tarihimle Ermeniler. Bu demek ve lideri Portakalyan Türk-Rus savaşında karşılıklı yardımları örgütlemiş. Merkezleri Muş'ta bulunan "Okul Sevenler".e. İzmir. Türk ve Rus Ermenileri arasında önemli bir köprü oluşturma işlevim yerine getirmekledir.. 1983.30.. Patrik Varjabetyan'da bu komisyonda yer almıştır. "Doğulu" ve "Kilikya" demekleri kurulmuş. yeni adı Süleymanlı olan Kahramanmaraş ilinin kuzeyinde bir kasabadır. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınlan. s. Adana. 1862 yılında "Umumi Hayriye Cemiyeti" adıyla başka bir demek kurumuştur. 1880'de Erzurum'da "Silahlılar Derneği". Kafkasya'da "Genç Ermenistan Demeği". Ermenilerin bu dönemdeki ilk büyük ayaklanma hareketi 4S Zeytun adlı bir kasabada ortaya çıkmıştır. a.

Üçüncü Türk kolordusu ile çatışmalara giren örgüt militanları. Örgüt. daha sonra onun yerine gelen Nerscs Varjabetyan döneminde milliyetçi hareketin yeni bir ivme kazandığı görülmektedir. Ermeni milliyetçi hareketinin bir diğer önemli örgütü. Komitenin asıl adı. bu süreç içerisinde görüş ayrılığına düşmüşlerdir.. 274 w . Hınçak komiteleriyle birleşerek Rusya'dan Türkiye'ye giren çetelere yardım amacını taşımaktadır. Sırbistan ve Bulgaristan'da milliyetçi karakterde isyanların çıkması da Ermenileri bu yolda cesaretlendirmiştir. Büyüyen örgüt.. Ermeni milliyetçi hareketini örgütleyen iki büyük örgüt. milliyetçi hareketin örgütlendiği ve gençlere aktarıldığı yerler olmuştur.e. "Ermeni İhtilal Cemiyetleri İttifakıMır. Halep ve diğer büyük kentlerde örgütlenmiştir. Örgütün tam adı federasyon anlamına gelen "Taşnaksııtyun" dur. 1887 yılında Kafkas Ermenilerinin önderliğinde Avcdİs Nazarbekian ve eşi Manan Vardaniyan tarafından Marksist ilkeler doğrultusunda kurulmuştur.1896 yılına kadar iki ayrı örgüt olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Bu aşamadan sonra Ermenilerin bağımsızlık yönündeki faaliyetleri artmış. Taşnak Komitesine bağlı güçler 1890 yılında Erzurum ve çevresinde çeşitli silahlı eylemlerde bulunmuşlar. bu harekelin odaklarım oluşturan komitelerin önemli rolü olnıuşlur. Ermeni bağımsızlık hareketine destek bulma yönünde bu iki patrik özellikle Avrupa'da etkili çalışmalar yapmışlardır. Türkiye Ermenilerini silahlandırarak bir bağımsızlık hareketini başlatma amacı gütmektedir. Ermenilerin bir an önce bir isyan hareketi başlatma yönündeki isteklerini artırmıştır. Rusya Ermenilerinin katılımıyla kurulan komite. özellikle kiliseler. s. Marksist ideolojiyi benimseyen Hınçaklarla. Ermeni Komitelerinin Oluşumu Ermeni bağımsızlık hareketinde. Örgütün amacı. Bu dönemde Bosna-Hersek. a.Turgay Uzun 1829 yılında Yunanlı kırın ayaklanma sonucunda bağımsızlıklarım kazanmalarının.90. Ermeni milliyetçi hareketine olumlu bir etki yaptığı söylenebilir. Taşnak komitesi. sırasıyla İzmir. 1890 yılında Kafkasya'da kurulmuştur. Bu nedenden dolayı iki örgüt . Ermeni ruhani liderlerinden Van Başpiskoposu Mıgırdıç Hrımyan.g. Müslüman köylerine Halil Metin. 4"' İlk olarak Türkiye Ermenistan1! diye adlandırdıkları bölgeyi temel faaliyet alam olarak belirlemişlerdir. daha sonrada İstanbul'da bir temsilcilik açmış ve tüm milliyetçi örgütler bu komiteye bağlanmıştır. İngiliz hükümetinin sağladığı destek sonucu merkezini Londra'ya kaydırmış. Ayestefanos Antlaşmasıyla bu yerlerin bağımsızlıklarına kavuşması ve Osmanlı Devletipnin içine düştüğü dunun. Türkiye'ye silahlı Ermeni güçlerini sokmak. Türkiye'de işçi sınıfının bulunmadığını ve bu nedenle de Türkiye Ermenilerinin bu harekete katılımının az olacağını söyleyen Taşnak Komitesi arasında ideolojik ve yöntemsel farklılıklar nedeniyle görüş ayrılıkları oluşmuştur. Osmanlı Devleti sınırları içinde bağımsız Ermenistan i kurmak ve daha sonra Rus ve İran Ermenistan1 ıyla birleşerek efsanevi ideal olan "Büyük Ermenistan"ı kurmaktır. Bu komitelerden ilki olan Hınçak Komitesi.

Süer. Ermenistan'la yapılan Günırü Antlaşması ile de ateşkes ilan edilmiş. Taşnak Komitesi.e. "sosyalist devrimci". Bu süreç içinde Ermeni güçlerin Rusya'dan yardım aldığı görülmektedir50 Taşnak Komitesi'iııin kumcusu olan Clıristopher Mikaelyan. Rusların gizli bir örgülü olan Norotonovlets'de uzun zaman çalışmış.bu yörelerde katliamlar yapmışlardır.5' Taşnak Komitesinin programından. din adamlarını. s. s. Ermeni hareketi ve 1915 Ermeni ayaklanmalarında Rusya'nın etkisi konusunda bkz.. Ermeni gençlerine Makedon ve Bulgar örgütleri tarafından askerî eğitim verilmesi ve askeri yardım sağlanması konusunda antlaşma yapılmıştır. işçi ve köylülerle beraber yapısında bunlara da yer vermekten kaçınmamıştır. kendisine ''sosyalist demokrat". s .. 275 . 1896 yılında silahlı çeteler Türk-Rus sınırım geçmişlerdir. Ermeni güçlerin saldırıları Birinci Dünya Savaşı sonrası mütareke döneminde özellikle Fransız ve Rus işgal güçlerinin yardımıyla dalıa da artmış ve Ermeniler Kars.g. amaçlarını gerçekleştirmek için silahlı mücadele yolunu seçtikleri ve bir terör örgütü kimliğini taşıdıkları görülmektedir Diğer yandan Taşnaklar ilk programlarında bağımsızlıktan hiç söz etmemişler ve Hmçak Parlisi'nden kesin çizgilerle ayrılmışlardır. işçi sınıfım sömürmekle suçlamışsa da.m.461.459-466. a. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara Hükümeti bu güçlere karşı 9 haziran 1920:de Doğu Cephesini oluşturmuş ve Kazım Karabekir Paşa komutasındaki ordu.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri yaptığı baskınlarla sürekli bir çatışma ortamı yaratmayı bir strateji haline getirmiş ve. Rusya'da Ekim Devrimi sonrasında Ermenistan'ın Sovyetler içinde yer alması ile de Ermeni milliyetçi hareketi uzun bir süre için ortadan kalkmıştır. Taşnak komitesi'nin programını buradan adapte etmiştir. Kars ve Ardahan bölgesini kuriarmıştır.m.g. Ardahan ve havalisini işgal etmişfer. "adem-i merkeziyetçi" gibi tutarsız tanımlamalar getiriyorsa ve Ermeni toprak sahiplerini. 52 Süer. "milliyetçi".34. ct-g. Ancak Taşnak Komitesi'nin Makedon ve Bulgar milliyetçi örgütleriyle bir ittifak sağlama girişişimi başarıyla sonuçlanmış. a. tüzüğünde. tüccarları. 51 İlociioğlu.5i Taşnak komitesi bölgedeki Kürt aşirelleriyle işbirliği içinde bir ayaklanma başlatmaya çalıştıysa da bunda başarılı olamamıştır.

Ankara 1978. Sonradan ortadan kaldırılan havuzlu ön bahçenin görünümü için bkz. P. 2 T. S. İZMİR SAAT KULESİ İnci Kuyııhı ERSOY* 19. o döneme kadar uzanır. 5 Hükümet Konağı için bkz. sosyal ve toplumsal değişimlerine paralel olarak. Önündeki geniş bahçe düzenlemesiyle de dikkati çeken Hükümet Konağı "mn bulunduğu mahal.Berktay). izmir 2000. 1850'den itibaren. 1 Kent yapısındaki değişimler için bkz. 3 Konak Meydam'mn eski durumunu gösteren kartpostal resmi için bkz.. "Osmanlı Devri İzmir Camileri Hakkında Ön Bilgi". 55. 19. s. İzmir Şehri ve Tarihi. X. 52. S. bu * Doç. diğer üç yönden de Sankışla' Hükümet Konağı ve depo yapılarıyla çevrelenmişti3. 43. Osmanlı Devleti fnin ekonomik. (Çav.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. "İzmir Sarıkışlasmm Yapım Çalışmaları". s.Ülker. Osmanlı'dan Cumhuriyete İzmir Palmlan. M.3 (Ekim 1972). s. Atay. Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü. Baykara. A. İstanbul 1996. Bu bölge.Baykara.Ü. 192. 1867-72 yıllan arasında inşa edilen Hükümet Konağı ile önem kazanmaya başladı5. Aydın Eyaletine bağlı bir kent olan İzmir. Modernleşme Sürecinde Osmanlı Kentleri. Konak Meydanı olarak tamnan meydanın tasarımı da. Öğretim Üyesi. 2439-2446. T. bu bağlamda önemli yapılar olarak karşımıza çıkar. 1973. ss.Aktepe. Dr..Georgeon (Ed). M. kentlerde oluşturulmaya başlanan idari merkezler ve bu merkezlerde inşa edilmeye başlanan hükümet konağı. Ankara 1991. İzmir 1998. yüzyılın İkinci yansından itibaren bu değişimlerin etkilerini dımımsayan kentlerden biri olarak önem taşır.Dumont-F. İzmir Şehri ve Tarihi. İstanbul 1 997.Çadırcı. bu alanda herhangi bir meydan yoktu4. 18. E. Konak adıyla anılmaya başlandı6. S. s. . 4 Kışlayla ilgili geniş bilgi için bkz. Bu farklılaşmalar arasında. kentlerin fiziksel çehrelerinin de farklılaşmaya başladığı izlenir1. İzmir 1974. s. belediye gibi yeni yapı türleri ile çeşitli meydan tasarımlan göze çarpar. N. 19. Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri'nin Sosyal ve Ekonomik Yapılan. 19. bu eyaletin merkezi olmuştur. Yüzyıl Sonunda Anadolu Kenti Mekansal Yapı Çözümlemesi. Tarih Enstitüsü Dergisi. yüzyıla tarilüendirilen Yalı Camii ve bugün ayakta olmayan medresesi7 bu oluşumdan sonra. 277-287. Ankara 1982. s. Ç. 7 Tarihlendirme için bkz. Kent siluetlerine düşe)' öğe olarak katkıda bulunan saal kuleleri de. Türk Tarih Konresi 'nden aynbasım (Ankara 1994).Dcncl. 211-212. Aklüre. yüzyılda.. Yüzyıl İzmir Fotoğraftan. İzmir 1974. Osmanlı'nın prestij yapısı olan Sankışla 1827-28 yıllarında tamamlandığı dönemde. Batısından denize açılan meydan. Batılılaşma Sürecinde İstanbul 'da Tasanm ve Dış Mekanlarda Değişim ve Nedenleri.

Sanat Dünyamız. "'İzmir Saat Kulesi". Ç. Abdülhamife Hediye İidüen Gümüş Maketler'".si'nde çıkan bu haber için bkz. 13 Yapının İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa oğlu Said Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa "dan oluşan bir komisyon tarafından yaptırıldığı konusunda bilgi için bkz. s. a. Giiltekin.g. s.g. Yapı hem maketin yazıtında. İzmir Tarihi. eski sadrazamlardan İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa'mn oğlu bahriye mirlivası Said Paşa'mn yaptığı12 ve bir inşaat komisyonu kurulduğu13 anlaşılmaktadır. H. K. Ayrıca bkz. 11 Acun. 7 (t990 ).İnci Kııvııhı Ersoy alan içinde kaldı . bir maketinin yaptırıldığı ve maketin inşaat komisyonu üyesi Belediye Reisi Eşref Paşa ve Kamil Paşa'nın oğlu Said Paşa eliyle gönderilmesi konusunda 10 Mart 1307/23 MarL 1901 tarihli bir emir müsveddesi bulunmaktadır14.g. 1901 yılında inşa ettirilmiş olan Saat Kulesi11. Ahenk Gazete. sekizgen planlı olup çokgenin köşeleri merdivenlerle ulaşılan birer su yapısı olarak tasarlanmıştır (Res. Yapının inşası sırasında. 14 Başbakanlık Arşivi. 10. 24. 1-2) 8 a Konak Meydatıfnm 1910 yıllarındaki görünümü için bkz. Bir gazete haberinde. yüksekliğindeki 4 katlı kuruluşun kaidesi. İzmir 1952. "Saat Kulesi". 86/13 1210 numarada kayıtlı yapının maketi ile ilgili belgenin iranskripsİyonu için bkz. Bkz. a. s.Raymond olduğu anlaşılmaktadır16. Atay. 1). a. Bugün Topkapı Sarayı'nda bulunan ve Saat Kulesi ile aynı özellikleri taşıyan 1902 tarihli maketin sanatçısı. yıldönümü kutlamaları nedeniyle. kulenin mimarının İzmirli S. İzmir'deki Alman Konsolosluk binasını da inşa eden mimar olduğu belirtilmektedir.Çiğ. 11. haç biçimli bir platform üzerinde yükselir. 11 N.e. G. İstanbullu Kuyumcu Zingulli Usta'dırL\ 90 cm.. Ülker. Oryantalist eğilimli yapıların kentteki en anıtsal örneğidir (Res. Saat Kulesrnin görünümünün bulunduğu bir kartpostalda. Maketin üzerindeki Fransızca ya/. değerli taşlar ve altın yaldızla süslenmiştir.5. İzmir 1978. yapının mimarının M. 9. s. 278 9 . 12 H. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. 42. Atay. Lak: S. s. 2415 İstanbul Beyoğlu'ndaki kuyumcu atelyelerinde yapılan maketle ilgili bilgi için bkz. N. 19. Bkz. 60. s. 17 M. Yapımn inşaat nazarlığını. hem de yukarıda zikredilen emir müsveddesinde..Acun. s. İzmir 1998.e. 'Topkapı Sarayı Müzesi Suat Seksiyonu". yapı İzmir'de inşa edilen Şadırvanh Saat Kulesi olarak tanımlanmıştır. İzmir için simgesel bir değer taşıyan ve kent 10 siluetine düşey bir öğe olarak katkıda bulunan Saat Kulesi inşa ettirildi .37 (Temmuz 1998). s. H. Raynıond Pere olarak verilmektedir17. bazı İevantenlere ev planları çizdiği ve bugünkü Alman Konsolosluğu binasının da mimarı olduğu belirtilmektedir. inşaatı devam eden Saat Kulesi'nin yeri bu şekilde belirtilmiştir. Hükümet-i Seniyye ve Kışla-yı Hümayun Meydanı olarak da 0 adlandırılan bu alana temel kimliğini kazandıran ve genellikle neo-klasik üslnp özellikleri yansıtan bu yapılardan sonra. Sanat Dfinyannz. Yüzyıl İzmir Fotoğraftan. 133. 25 m. S. yüksekliğindeki som gümüşten yapılmış makel. Konak Meydamlım denize bakan tarafında yer alan ve Sultan II. 183. Ülker. s. "E. ag. Ç.. Raymond Pere'nİn. Kemal Paşa Evrakı. Ankara 1994.Acun. S. 10 Saat kuleleri hakkında toplu ve geniş bilgi için bkz.Raymond'ıın. Her katı kendi içinde bir bütünlük gösteren Saat Kulesi. Tarih İçinde İzmir. s.e. Ç.Sonat.Alay. s. Anadolu Saca Kuleleri. S. . Ancak.12 (Ocak 1978). 194.e.ıtlan..23..

Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nden alınmıştır. . saçak üzerinde yer alan palmetlerle birlikte cephe süslemesinin ana unsurlarını oluşturur. Köşelerdeki baldakenler ile eksenlcrdcki açıklıkların kemer köşeliklerindeki Oryantalist bitkisel motifler. 13. s.Ülker. alt bölümde olduğu gibi silmcli bir saçak ve üzerindeki taştan palmet dizisiyle son bulut. ay-yıldız motiflerinin yerinde. a. l-3) ı s . . köşelerde dar sekiz kenarlı bir plan tasannu gösteren gövdenin yüzeyleri baklava motifleri içme yerleştirilmiş beş kollu yıldızlarla dolgulandnılmıştır (Res. . Osmanlı Arması ve II. Abdülhamit'in tuğrasının bulunduğu bilinmektedir21.m. 20 .3). sütunçeier üzerine oturan dilimli kemerli. Kemer köşelikleri bitkisel arabesklerle dolgulandırılnuştır. 19. Galerinin üzerinden yükselen ve eksenlerde geniş. birer yalak yerleştirilmiş ve bu ayaklara havuzdan birer lüleyle suyun akması sağlanmıştır1 y. üst kesimlerinde birer ay ve yıldız motifi bulunan bitkisel arabeskler görülür. Yapının ilk inşasında. köşelerde iki. süs balkonlarıyla aynı hizada yuvarlak madalyon İçine birer ay-yıldız motifi işlenmiştir. Moresk başlıklara sahiptir. N.Yapının çizimleri. deniz cephesi hariç diğer cephelerde. Geniş kenarlarının ortasına. Alt bölüme göre daha alçak ve dar tutulmuş olan ikinci kat. .Saat Kulesi'nİn eski durumunu gösteren kartpostal resmi için bkz. Kemerleri taşıyan silindirik sütunlar. orijinalinde çift renkli taşla örülmüşken. içlerinde birer palmet bulunan baklava motifleriyle bezenmiştir. birer açıklık ve bu açıklıkların önüne de konsollarla taşman ve mükebbireleri anımsatan birer küçük süs balkonu inşa edilmiştir. halk arasında Havuzlu Anıt olarak da isimlendirilmiştir.Fıskiyelerden bazıları günümüze ulaşamamıştır. üç dilimli kemerlerle hareketi en dirilmişür (Res. s. sivri at nalı kemerli birer açıklık şeklinde olup sekizgenin köşelerine yerleştirilmiş birer ayakla baldaken kuruluş gösterir. Yüzyıl İzmir 19 21 IB Fotoğrafları. Taştan yapılmış ok ucu biçimli birer alemle biten kubbelerin dış yüzeyleri de. İki tarafında yer alan düşey dikdörtgen pano yüzeyleri geometrik motifler ve aralarındaki palmet motifleriyle bezenmiştir. Bu açıklıklardan güneybatıdaki hariç. 42. Üst kesimde de. Yine sekizgen plan gösteren ve gövdenin etrafım bir galeri şeklinde çevreleyen bu bölüm. Ortasında birer fıskiye bulunan havuzların üç tarafında da.g.15 Haziran 1927 yılında çıkarılan "Millî ve Resmi Binalarda Bulunan Tuğra ve Medhiyelerin Kaldırılması" hakkındaki 1057 sayılı kanundan sonra arma ve tuğraların çıkarıldığı bilinmektedir.İzmir Saat Kulesi (Şek.4). Üzeri birer kubbeyle Örtülmüş baldaken tarzında inşa edilmiş bu kuruluşların alt kesimine dikdörtgen biçimli birer havuz yerleştirilmiştir (Res. Sivri at nalı kemerler. diğerleri birer yalancı açıklık şeklindedir ve önlerini kapatan duvar yüzeyi bitkisel arabesk bezemelerle süslenmiştir. Kemer köşelikleri bitkisel kıvrık dallar ve palınet motifleriyle bezenmiştir. Yapının eksenlerde yer alan kapıları. Baldakenin kubbeleri.4). Kemer köşeliklerinde. Alt kat cepheleri silmcli bir saçak ve onun üstünde yer alan ajurlu palmet şeridiyle son bulur. Bu nedenle de. onarımlar sonucunda tek renkli taşla inşa edilerek bugünkü görünümlerim almışlardır".. Bilgi için bkz. cephelere yerleştirilen ve alttan Morcsk başlıklı silindirik sütunlarla desteklenen birer at nalı kemerle taşınmaktadır. cephelerde dört kemer açıklığının oluşturduğu at nalı formlu.

e. Bir alemle son bulan kubbeyle örtülü baldakendeki saçak üstü süslemesi. Sütunlardan 40 ianesi Marsilya'dan getirtilmiş24 yapıda. 24 18 Haziran 190! ve 18 Eylül 1901 tarihli Ahenk gazetelerinde çıkan haberler için bkz. 'İzmir Saat Kutesi". Ağustos 1999'da Hollanda'nın Utrecht kentinde düzenlenen A7. İzmir'deki Oryantalist eğilimli yapıların ilginç örneklerindendir7. Ülker. MAktepe. üst bölümde. Çorakkapı (Basmahane). Alman İmparatoru II. Ülker. 1974 yılındaki depremle yıkılanbu bölüm. yuvarlak ve sivri at nalı kemerlerle. baskı da. bu yapılarda Oryantalist özellikler. İ. Wilhem tarafından hediye 22 edilmiş birer saat yer almaktadır . 1976 yılında onarılmıştır. köşelerindeki havuz ve kumalar mermerden yapılmıştır. "İzmir Mektcb-i Sultanisi (Mithat Paşa Endüstri Meslek Lisesi Binası). "izmir Saat Kulesi".Acun. Tarih Enstitüsü Dergisi. istanbul 1974. Uluslararası Türk Sanalları Kongresi nde bildiri olarak sunulmuştur. kemer köşeliklerindeki ve cephelerdeki bitkisel ve geometrik motifler.g. s. Tamamen düzgün kesme taşla inşa edilmiş yapının. N. Bu karakteriyle de. Moresk sülün başlıkları. 136. IV. Oryantalist üslubun İzmir'deki en Önemli temsilcisidir. 14. İslaini karakterin ön plana çıkmasına neden olmuştur. "Kemeraltı. Kuruluş özellikleri ile bezemenin bütünleşerek ahenkli bir etki bıraktığı yapıda gerek form gerek kullanılan biçimler. 1893 tarihinden sonra inşa edilen Salepçioğlu Camii26 ile Vali Rahmi Bey Dönemi'nde 19131918 tadilleri arasına larihlenen Kemeraltı. diğer Baülı üslup özellikleriyle biramda kullanılmıştır. Cephelerin tamamı yine taşa oyulmuş bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiştir. a. Ancak. Dışa taşkın saçak ve üstünde yer alan mazgallardan soma daralarak yükselen kule. s. bir alt bölümdekiyle aynı karakteri taşır. dilimli kemerler: kat cephelerini soıüandıran silmeler üzerindeki palmet ve mazgal dizileri: dışa taşlan üst bölüme geçişi sağlanyan üç sıra mukarnas dizisi: cephe yüzeylerinin danteliınsi ağ gibi baklava motifleri içine yerleştirilmiş beş kollu yıldızlarla dolgulandırılması. N. 26. 26 Tarihlendinîıe için bkz. "Osmanlı Devri Camileri Hakkında Ön Bilgi". s. S. Endülüs'teki yapılarda aranabilecek biçimlerin eklektik anlayışta ele almışım göstermektedir. diğer bölümlerde olduğu gibi sekizgen bir baldaken şeklindedir23. Çorakkapı. Keçeciler (Aııafartalar) ve Kemer (Yenişehir) karakolları gibi yapılar. 25 Yapıyla ilgili geniş bilgi için bkz.13.5). 1881-83 tarihli Mekteb-i Sultani (Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi)25. kaynağı KaJıire'deki Fatimi ve Memluk yapılarıyla. Uluslararası Türk Kültürü Kongresi (3-7 Kasım 1997 Ankara).Kuyulu. saatlerin bulunduğu bölüme ulaşım. Kuzey Afrika ve Endülüs yapı ayrıntılarıyla îslami Revivalizm diyebileceğimiz bir yaklaşımla ele alınmış Saat Kulesi H.4-5 (Ağustos 1973-74). dışa taşkın üst bölüme geçiş üç mukarnas sırasıyla sağlanmıştır (Res. Geniş cephelerinde. s.. zemin kattaki odadan başlayarak yükselen bir merdivenle sağlanmaktadır. Bkz. adı geçen kongre metinleri arasında yayınlanacaktır. Keçeciler ve Kemer Polis Karakolları Örnekleriyle İzmir'de Oryantalist Eğilimli Yapılar" başlıklı bildirimiz. 280 23 .inci Kıtyıtlu Ersoy Gövdeden. Saat Kulesi. 11. 27 İzmir'deki Oryantalist eğilimli yapılan konu alan bir araştırmamız.

281 .İzmir Saat Kulesi ise. Türkiye genelinde de Oryantalist üslubun en anıtsal temsilcilerinden biridir. daha çok Baü Oryantalizmini hatırlatan tarzıyla. sadece İzmir'in değil.

1 .İnci Kuyulu Ersoy O 1 2 5m Plan Şek.İzmir Saat Kulesi .

2 . -r- O I 2 5m Doğu-Baıı Cephesi Şek.İzmir Saat Kulesi • 0 .İzmir Saat Kulesi ..

İnci Kuyıdu Ersoy O 1 2 5m A-A «. 3 .İzmir Saat Kulesi 284 .eşiti Şek.

2 .İzmir Saat Kulesi Res.İzmir Saat Kulesi lı " • Res. 1 .İzmir Saat Kulesi 285 .

İzmir Saat Kulesi 286 .İnci Kııyulu Ersoy Res. 3 .İzmir Saal Kulesi • «=***. 4 . J- 1 ? Res.

5 . 6 .izmir Saat Kulesi 287 .İzmir Saat Kulesi Res.İzmir Saat Kulesi Res.

Gök-Tanrı 'va borcumu ödedim. : Aslında dilimizde yaşayan binlerce "ata sözü". Binlerce hayvan keserek büyük bir toy yapar. İslâmda İnanç. ibret alınacak fikir teşkil eder. s. aileden devlete kadar uzanan kurumlarda görülen bir uygulamadır. "didaktik şiir" ve yüzlerce ahlâk kitabı birer vasiyet niteliğindedir. 4. talebelerine. ss. Konu olarak seçtiğimiz "vasiyet geleneği'". Mesela ilpend-name. Edebiyat Bilimi Sözligi. dostları sevindirdim. Bunun esasım rica. Düşmanları ağlattım. üstadın. Üç büyük oğlu Boz-oklar sağda. . Halk eğitiminde ve sosyal huzurun sağlanmasında geleneklerin önemli bir fonksiyonunun bulunduğu herkesçe kabul edilen bir gerçektir. Bir "Uluğ Kurultay" toplar. Konumuzu dağıtmamak için bu bir biriyle iç içe bulunan didaktik mahiyetteki bir başka çalışmada ele almayı düşünüyor.' adı altında kaleme alınmış manzum ve mensur bir çok eser vardır. vasiyet konusuna geçiyoruz. artık yaşlandım. dilek.Doç. TÜRK KÜLTÜRÜNDE VASİYET GELENEĞİ Hasan KOKSAL' Vasiyet: "Birini (ana-babamn. üç küçük oğlu üç-oklar solda oturur. Ankara 1988. idarecinin vs. Ümmet Çağında Ahlâk Kitablarıımz. C. Oğuz Han. "kıssa". Kazan 1990. "Ey oğullarım! Çok savaştım. Vasiyet konusunda Hunlar devrine kadar çıkan Oğuz-nâme'de ilk bilgilere rastlıyoruz. E. Bunlarda ahlaki öğütler yer alır3. 91. Agâh Sun. bir neslin tecrübesini diğer bir nesle ulaştırma. akrabalarına. İstanbul 1997. "Kişinin.Dr. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. Altın bir otağ kurar. " der. İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi. kendi yolunu devam ettirenlere) ölütn öncesi yazılı veya sözlü olarak bıraktığı nasihat"1.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Türk Dil Kurumu Yayınları: 234. Ü. altı oğlu ile birlikte dünyayı fethedip cihangir olduktan sonra ana yurduna (yurt-i asli) döner. Modern Edebiyal'taki Vecize (Maxime)ler aynı amaçlı ürünlerdir.) bir başkasına (çocuklarına. İzmir 2000. s. malını ölüm sonrasına bağlayarak bir şahsa teberru yoluyla temlik (mülk kazandırma) etmesini ifade eden bir ıerim"2dir. 440. Yard. s. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1963. Leveııd. 32.289-299.

gerekse barış yoluyla İslâmiyet Türkler arsında yayılmaya başlamıştır. Coşkun-Mıımcu. Prof. 5 6 290 . şehzadelere birer gümüş yastık. evimi yönetip oğlum Altmış-Kaya'nııı eğitimi ile uğraşsın. Türk Hukuk Tarihi. a. Zaferi kazanırsak önümüzde çok hayırlı günler olacaktır7. İslâmiyet öncesi Türklerde yerleşik medeniyete geçildikten sonra "velayet hakkı". Ben Kaysın sorup yazdım. Ok-yay ilişkilerine göre Üç-oklar'ın bozoklar'a tabiiyetini bildirir. Ked-Kaya Tukung. 29-34. Ahmet. Bu belgede vasiyeti yapan. Doç. O zaman ruhum göklere çıkacaktır. Türk Tarih Kurumu Basımevi. cemâat ile Tavgag-Yeke. yüzyıllarda siyaselnâmeler ve ahlâk-görgü kurallarından bahseden didaktik mahiyetteki kitaplar (Nizamü'ül-mülk'ün Siyasetnâme'si. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını: 388. Dr. Uygurlara ait hukukun çeşitli alanlarındaki hukukî ilişkileri düzenleyen belgeler arasında vasiyetnamelere de rastlıyoruz. gibi konularda yerleşik kültür hukukunun gelişmiş olduğu görülmekledir6. 206. büyük orduya (?) bir altın yastık. Bu tamga benimdi. Tavgaç-Keke'nindir. iç hazineye bir at vermek yoluyla ağır cezaya çarptırılsınlar ve sözleri geçmesin. Oğullarım Kosang ile Esen-Kaya üvey annemiz bizimdir. "faizle ve kefaletle borç alma". "Küskü yılının sekizinci ayının on sekizinci gününde ben Tüşimi Ağırca hastalandığımdan ve hastalığımın gittikçe fenalasaçağını düşünerek ben karım Silang'a şu yazıyı bıraktım: '"Benim ölümünden sonra. 32. Tanık Kara-toym. XT-XIII. Melik Şah'ı yerime tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. s. Bu tamga ben. Anadolu kapısını Türklere açan sultan Alparslan'ın Roinenos Diogenes ile Malazgirt Meydan Muharebesinle çıkmadan yapmış olduğu şu vasiyet-hitâbe bu geleneğin devlet katında sıkı bir şekilde uygulandığım göstermektedir: "Ey askerlerim! Eğer şehid olursam. başka bir kimse ile evlenmeden."5. analıkları ile evlenmelerine vasiyetname ile engel olunabileceği anlaşılmaktadır. Yusuf Has Hacib'in Kutad-gu Bilig'i) özellikle dikkati çeken eserlerdir. Dr. "trampa". İmlâsı altında yazdım. Bahaddin. diğer yandan da batıda Müslümanlarla ilişki kurmuşlardır.g. Ankara 1971. bu beyaz elbise kefenim olsun. Bu tamga ben Asaııa'mndır. halk ve yakınlarımdan Asana. onlar huzurunda verdim. Tükele ve Kimtsü başta olmak üzere. İkici başta olmak üzere. "yarıcılık". Ayrıca üvey oğullarının. Tanen. Milli Eğilim Bakanlığı Eğitim Dizisi: 30 İstanbul 1997. s. Aydın. Üçok-Mumucu. Türk Mitolojisi /. s. "evlat edinme" vs. Ögel. Tanık İnge. 211. işe karışmasınlar.. Türkler bir yandan doğuda yerleşirlerken.Hasan Koksal Yurdunu oğulları arasında böler. Töreye ve birliğe bağlı kalmalarım vasiyet eder4. alacağız diye. kimi mirasçı olarak kabul ettiğini ve terekesinde kimlerin hakkı olamayacağını gösteriyor. Eğer alacağız diye dava ederlerse. Ben vasiyetnameyi Sııtz'a. Ankara 1976. s. Üçok. gerek savaş. Türk Devlet Geleneği.e.

gözlerim sana bakmaz. Oğuzlar'm 24 boyundan bir olan Kayı aşiretinin reisleri Ertıığrul Gâzi'nüı. en-Nasır Muhammed daha Önce veliaht tayin ettiği oğlu Amık'un 1340 yılında vefat etmesi üzerine. 491. 1237 yılında bir ziyafet sofrasında zehirlendiği anlaşılmış ve Celaleddin Karatay'a: "Benim işim sona erdi. çeviren: Dr.g. İstanbul 1984. ona memleket meseleleri hakkında vasiyetler yapacağım" demiş. Asya-Avrupa-Afrika kıtalarındaki pek çok devlete 600 yıldan g-fazla adil bir ölçüde davranarak.. s. a. Osman Gâzfnin. A. Bu vasiyetnameleri aşağıya alıyoruz: ERTUĞRUL GÂZİ'NİN VASİYETNAMESİ: "Bak oğul. 188489. Terazisi dirhem şaşmaz. beylere ve askerlere şu vasiyethitabe'de bulunmuştur. Selçuklu dönemine ait diğer bir vasiyetname Sultan Alaeddin Keykubad'a aittir. oğlu osnıan Gâzi'ye. el-Kâmil Fi't Târîh Tercümesi. Kâzım Yaşar. .. oğlu Orhan Gâi'ye sundukları vasiyetleri ve Osman Gâzi'nuı kayın babası şeyh Edebali'nin vasiyetleri bu türün devlet geleneğinde ciddiyetle uygulandığım. 389. Baskı. 2. Kemaleddin Kâinyar'ı çağır. s. Baksa da görmez olur. hasta yatağında ümerânın büyüklerini toplayarak kendisinden sonra oğlu Seyfeddin Ebu Bekr'i sultan yapmalarını vasiyet etmiş ve onlar da bu vasiyete uymuşlardır11"1. C. ona karşı gelme! Bana karşı gelirsen üzülür. "Bundan böyle arslan yavruları olunu?. İstanbul. ona karşı gelirsen.. 1071 Malazgirt Zaferi'nden hemen sonra Merv'den Doğu Anadolu'ya gelip yerleşen bir Türk grubunun. s. VI. fakat az sonra konuşma melekesini kaybetmiştir9. onların dil ve dinlerini devlet güvencesi alıma alarak örnek davranışlar gösterdiklerini görmekteyiz. Bahar Yay. Kopraman. Selçuklular Zamanımla Türkiye Tarihi. s. O bizim boyumuzun ışığıdır. Osman. Bana karşı gel. Osman.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği Malazgirt Meydan Muharebesi'nde esir aldığı ve yaptığı antlaşmadan sonra serbest bıraktığı Rotnenos Diogenes'in tahttan indirildiği ve gözlerine mil çekildiğini haber alan Alparslan.e. Mısır Memlûkta teri. Özaydın. Turan. yeryüzünde. Beni fcır. Vasiyet konusunda bir başka örnek de Memlûk Devleti Sultan'ı en-Nasır Muhammed'in hasta iken verdiği vasiyettir. İstanbul 1989. tbnü'1-Esir. kendimden ümidim kalmadı. Cilt:U). gece-gündüz kartal gibi uçunuz ve Rumlara merhamet etmeyiniz"8. Turan. Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi. Şeyh Edebali'yi kırma. incinirim. 71. bu dununa çok üzülmüş.

Sana da bunlar yaraşır. kuvvetlisin. akıllısın. Vecdi. senceğiz içindir. nasıl kullanacağım bilmezsen. Ancak. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.Hasan Koksa! SözümüzEdebali için değil. Avun oğlum. Ulemaya rivayet eyle ki. senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. Şeriat (Kur 'an) ehlinden uzaklaşma! Bizim mesleğimiz ALLAH yoludur. avun. Güçlüsün. s. Şeriat (din) işleri nizam bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan. Sabah rüzgarında sa\'rulur gidersin. akşam ezanında ölürler. " ERTUĞRUL GAZİ OSMAN GÂZİ'NİN VASİYETNAMESİ: Bak oğul! ALALH-û Teâla'mn emirlerine muhalif bir İs işlemeyesin. sebatlı ve irâdene sahip olasın. bilinmeyenler. ALLAH'm dinini yaymaktır. Bilmediğini Şeriat (İslâm) ulemasından sorup anlayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasınl Askerine in 'ami. 292 . 11 Bürün.say. Zalim olma! Alemi adaletle şenlendir ve ALLAH İçin cihadı terk etmeyerek beni şad el. Ötüken. kelâmlısın.'. ikbal ve hilm göster! Askerine ve malına gurur getirip. şafak vaktinde doğar. 14. OSMAN GAZİ ŞEYH EDEBALİ'NİN VASİYETNAMESİ: -'Oğul! İnsanlar vardır. insan ihsanın kıılcağızıdır. ona rağbet. Bu dediklerimi vasiyet . Daima sabırlı. Bütün fethedilmemiş sırlar. İstanbul 1981. Nasıl Öldüler. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik da 'vasi değildir. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. ihsanı eksik etmeyesin ki. Bunları nerede.. Ve maksadımız. görünmeyenler. Daima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi ALIAH-û Teala 'ya emanet ediyorum"11. Ama.

atanı say. hiç bir kimsenin yardımı olmadan musallaya doğru yürür. Açık sözlü ol. Umuma ki yüksekte yer tutanlar. 377-378. Ocak 2000. Gaziler. ev Bakav! 12 13 Semerkant Dergisi. hazır olsun. Sarı Saltuk tabutun içinden bir na'ra alarak vasiyetinin dışına çıkmamalarını İster' 13 . Sevildiğin yere sık gidip gelme. Manas hasta yatarken kırk yiğidini çağırır ve onların huzurunda Vezir Bakay'a vasiyetini bildirir: Ey benim kardeşlerim Abeke ile Kölfişf Vasiyetimi yapın. Bereket. Bu dünyada İnancını. kaybedersen. Her sözü üstüne alma. bildin bilme. atın iyisine doru. Yay. Hatırlı iken itibarım kaybedene. s. San Salıuk'un vasiyeti üzerinde ihtilafa düşerler. Sarı Saltuk'un ölüsü yıkanıp tabuta konduktan sonra. Sarı Saltıık ölümün yaklaştığını anlayınca abdeslini alır ve kefenini giyerek çerağınm yanma gelir.. Haklı olduğunda mücadeleden korkma. çöllere dönersin. Saltuknâme. Kemal. Bu tartışma esnasında. Bu tabutların her birisi Eski Baba'daki Sarı Saltuk tekkesinde bir gün bekletildikten sonra na'şını almaya çevreden gelen beylere verilecektir. Kırgızların milli destanı Manas'ta da aynı gelenekle karşılaşıyoruz. Üç kişiye acı: Cahiller arasındaki âlime.. büyüklerle beraberdir. yiğidin iyisine deli derler.:832. Anakara 1987. 293 . Aşağıdakiler kadar emniyette değildir. San Saltuk'un böylece tekkede bekleyen her bir tabutta ayrı ayrı görülecektir. Bilesin. Sarı Saltıık gâ/ilere kendisi için on iki tabut yaptırmalarını vasiyet eder. tabut kendiliğinden. "ı ŞEYH EDEBALİ İslamî Türk destanı olan Saltıık-nâme'de de vasiyet geleneği ile karşılaşıyoruz. yeşilken çorak olur. kalkar muhabbetin itibar olmaz.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği Ananı. Yüce. Zenginken fakir düşene. Kültür ve Turizm Bak. Sarı Saltuk'a bir yahudi hile ile bir zehirli su içirir ve arkasından gönderdiği bir fedai ile hançerletir. Gördün söyleme. olun bana birer eşj Altıma da bir davak.

çok ince düşünüyordu.. İstanbul 1968. Günümüz toplumunda. baktı Han göçüp gitti! Onun cenazesini kamışa koydu gitti! Bir dağ gibi Manas 'ı mezara koydu gitti/u Aynı destanda Yakup Han'ın vasiyetnamesini de hazırlayan yine Vezir Bakay'dır 15 . bunu görünce diğerlerinin soyadlarını yazmadı" 16 . çok sakindi. s. Eşsiz muhakeme ve zarafeti burada da kendini göstermişti. hem de bazı kelimeleri değiştiriyor. Bu tarihî açıklamalardan anlaşıldığı gibi Türk toplumunda vasiyet. Atatürk'ün Vasiyeti. kökü çok eskilere dayanan bir gelenektir. anılarında diyor ki: ". malik olduğum bütün nukııt ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayri menkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi 'ne âtideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum: î. henüz başka bir ad da almamıştı. Hem yazıyor. a. bir maddede kendilerine ayaklık bağlanmasını vasiyet ettiği hanımlardan beşinin soyadı yazılı idi. ey Bakay! Başımla ayağımı.9. 125. Ögel. kamu düzenin sağlanması..e. Hasan Rıza Soyak. Mesela. gelin şimdi.g. Şimdi. o.. 505. Mazhar.g. cümleleri mânalarına hiç halel gelmeden kısaltıyor ve sadeleştiriyordu. vasiyet konusunda bir takım ölçü ve kayıtlar getirilerek yakınların korunması. Levendoğlu. yalnız Bayan Afet'in soyadı yoktu. s.Hasan Koksal Maiyetimle herkes. Atatürk'ün bizzat kaleme aldığı vasiyetnamesi şekil ve muhteva olarak şöyledir: VASİYETNAME: Ankara 28 (A:A)-Atatürk'ün bugün açılan vasiyetnamesi aşağıdadır: "Dolmabahçe 8. vasiyetin günümüzde uygulanan şekillerine bakalım. a. çekin şimdi. s..e. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Önder Atatürk'ün vasiyetnamesi. 14 :5 16 Ögel. oldukça anlamlı bir tarih vesikasıdır..hazır olsun..1938 Pazartesi. ey Bakay! Yakup oğlu genç Manas böylece göçüp gitti! Bay 'in tek oğlu Bakay. hak ve ödevler arsında denge kurulması hedeflenmiştir.. ey Bakay! Ölmek üzereyim ben. ailesinin soyadını kullanmıyordu. Nıtkut ve hisse senetleri şimdiki iş Bankası tarafından nemalandırılacaktır. 531. 294 .

Getirilen kahvelerin içilmesini bekledi.l. 295 . Teşrin (Kasım) 1938. Bizi görünce hafifçe kımıldadı. yıkanmış.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği 2. oturduk. Her sene nemadan mütebaki miktar varı yarıya Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir. yeni kurulacak bir yuvanın ayakta kalması ve mutluluğu için her türlü tedbiri önceden aldığı gibi. Derhal kalkıp odadan çıktık. s. Trabzon 29 2. diyerek notere verdi. 'Bu benim vasiyetimdir. 3. Alt katta bir odava girdik. Sabiha Gökçen'e 600. yatak odasına girdik. İstanbul 'daki noter mevcudu ve o sene yeni çıkan noterlik kanunu üzerine konuştuk. Kendisi yataktan çıkmış. sigara içiyordu. ipek ve robdöşambr giymiş. 17 18 Olcay Gazetesi.Bir gün sonra emrettiği saatte noter geldi. "Atatürk Vasiyetnamesini Nasıl Hazırlamıştı?". 6. Denize nazır pencerelerin önüne koydurduğu bir şezlongun üzerine oturmuş. 249. Her seneki nemadan bana nisbetleri şerefi mahfuz kaldıkça yaşadıkları müddetçe Makbule'ye ayda 1000. Boynuna gene koyu vişne renginde ipek bir eşarp bağlamıştı. s. Sayı:2024. kendileri ölmeden önce düşündükleri yolun devam etmesi için varislerine -özellikle mali konularda.. Neşet. İsmet İnönü'nün yüksek tahsillerini İkmal için. Sabiha Gökçen 'e bir evde alınabilecek ayrıca para verilecektir. sonra önündeki sigara masasının üzerine koyduğu kapalı zarfı aldı. 5. Atatürk 'ten haber gelince üst kata çıktık. Tarih Coğrafya Dünyası. muhtaç oldukları yardım yapılacaktır. Hatırımda kaldığına göre noterle. Sayı:9-10. Zaten bizimde yapacak işlerimiz vardı. 4. Afet'e 800. Bunda Dr. Çıkarken pembeteşmişti"1*. traş olmuş. Ülkii'ye 200 lira ve Ruhîye ile Nebiye 'ye 100'er Ura verilecektir. Çoğu kez yazılı hale getirilen bu beyanlar. icap ettiği zaman kanuni muamelesini yaparsınız'. 10 Kasım 1939.. "Buyursunla" dedi. bir zabıt yazdık. Biraz vakit kazanmamı istedi. K. yüzü Özellikle ebeveynler. Ömer İrde/p ve ben şahit oluyorduk. üzerinden bir yük kalkmış gibi ferahlamış. Kendisine haber verdim. Tam karşısına koydurduğu sandalyelerde üçümüze de ver gösterdi. Makbule 'tiin yaşadığı müddetçe Çankaya 'daki oturduğu ev de emrinde kalacaktır. Soyak Hasan Rıza.ATATÜRK" 1 . edebî bir kıymete de sahiptirler. Bu vasiyetnamenin notere teslim edilişini Hasan Rıza Soy ak şöyle anlatmaktadır: ". baktım. hukuki bir belge sayılmakla birlikte.bulunacakları tasamı Har hakkında İsteklerde bulunurlar.

• Aklan. sağlığında yapamadığı bazı hayır ve iyilikleri vasiyet yoluyla olsun yerine getirmeye teşvik etmiştir. a.g. Ayetleri. s.g.. kural olarak nıendup (şeriatça yapılması uygun görülen) ve müstehap (beğenilen) olmakla birlikte belli şartlarda farz. ancak inalının üçte birini vasiyet etmesine müsaade etmiştir22. sonradır"22. Hatta Hz. Ancak tereke (ölen kimsenin miras olarak bıraktığı her şey) üzerindeki hakların sıralanmasında vasiyetlerin. Hz. a. İslâm Miras Hukukıf nda. Aktan. 71. Maide. Hamza.e. kişinin miras olarak bıraktığı malların ancak üçte birini vasiyet edebilir. Hz. s. Veda haccı sırasında şiddetli bir hastalığa tutulan öleceği zannıyla malının tamamını hayır hizmetlerine vakfetmek isteyen Sa'd bin Ebu Vakkas'a izin vermemiş. 4/11-12. mekrun 1 20 21 22 23 24 25 Aklan. s. . vasiyetnamesi yanında yazılı olmadığı halde iki gece geçirmelidir. s. a. "Mirasçılarda taksim. Peygamber'in.g. 7 1 . Hanefi mezhebine göre vasiyet.VI06. Vasiyette bulunmanın dinî hükmü. ölüme bağlı tasarruflar içinde vasiyetler önemli bir yer tutar. s. bu malı Ölüme bağlı bir tasarrufa konu edebilme hakkı ve irade hürriyetinin tabîî bir sonucudur. Nisa. Erzurum 1989.. Mukayeseli İslâm Miras Hukuku. a.e.g.Hasan Koksal Edebî metinlere geçmeden önce İslâm Miras Hukukıfnda "Ölüme Bağlı Tasarruflar" başlığı altında ele aldığımız ivvasiyet"i izaha çalışalım: Kişinin kendi malında hayatta iken dilediği gibi tasarrufla bulunması gibi. bir kimsenin sahip olduğu malın aynını veya menfaatini bağış şeklinde ölüme bağlı olarak temlik edebilir.e.e. Peygamber. 72. Fukahanın değerlendirilmesine göre. borçların ödenmesinden sonra yer aldığı bilinmektedir20. Peygamber de müslümanları vasiyette bulunmaya. vasiyetin müessese olarak tslâm hukukunda caiz olduğu açıklanmaktadır. 79. İslâm Miras Hukuku'nda. ölenin borcu ödenip vasiyeti yerine getirildikten "Ey iman edenler! Sizden birinize ölüm hali geldiği zaman vasiyet vaktinde içinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tu/un "u. miras bırakanın herhangi bir kimse ile miras mukavelesi yapması mümkün değildir. "Bir müslümanın vasiyet edebileceği bir şeyi varsa. Aktan." Diye buyurduğu rivayet edilmiştir 3 . 7 1 . Bu hususta mezhepler arsında birlik vardır 21 . İşaret Bilimsel Araştırma Dizİsi/9. Yalnız İslâm Hukukıfnda bu serbestlik sınırsız değildir. böyle bir müessese kabul edilmemiştir". Kur'an'da vsiyetin caiz olduğu genel bir ifadeyle duyurulmaktadır. .. Aktan..

okul. gibi bütün insanlara yararlı yatırımları sağlığında yaptırma fırsatı bulamayanların bu yönde vasiyette bulunması müstchap görülmüştür. 74. 26 27 28 29 30 31 52 İslâmda İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi. Cilt:4. 297 . Yine ünlü bestekâr Reşat Aysu.. çeşme. Aklan. Şerbetini de benim mezarımın toprağına dök". bestekâr Yusuf Nalkeseıvin evine gider.e.g. kütüphane. ölümden sonra ödenmesini ve hak sahiplerinin haklarının verilmesini vasiyet etmesi ise vaciptir 7 . 440-442. Yani kişi yaptığı vasiyetine bağlı kalmak zorunda değildir 9 .. cenazemde çalınsın. çok sevdiği bu tatlıyı yer ve hoşuna gider. vasiyet yapılanın vasiyeti kabul ettiğini belirtmesi gerekir2". Vasiyette bulunan kimse ölmeden önce vasiyetten vazgeçebilir.e. Emiroğlu. ölmeden önce şu vasiyeti yapmıştır: "Kendi beste/ediğim cenaze marşım. camii. Sadi Hoşses öldüğünde Yusuf Nalkesen bu vasiyeti yerine getirir31.. İstanbul? 1997. o gün kalburabastı tatlısı yapmıştır. Yusuf Nalkesen'in hanımı... s. Başka bir söyleyişle mirasçıya vasiyet olmaz. Mesela oğlu sağ olan baba. Müzik dünyasının yakından tanıdığı merhum Sadi Hoşses bir gün. geç duyulduğu için öldükten sonra Devlet Klasik Türk Müziği Korosu tarafından "Reşat Aysu'yu Anma Programlında yerine getirilmiştir32. Buna karşılık. yetim torununa vasiyette bulunabilir^1. mezarlığa gelen cemaate yetecek kadar kalburabastı tatlısı yaptır ve onlara yedir.. Sami. Bu vasiyet. Eğer kendisini mirastan mahrum edebilecek başka bir mirasçı bulunuyorsa böyle bir mirasçıya vasiyet caizdir. vasiyette bulunanın hısımı olabilir. Vasiyetin yerine getirilmesi mirasın paylaşılmasından önce gelir. s. Lehine vasiyet edilen kimse. Aynı yer. îslâmiyette gayri meşru bir iş ve faaliyet için vasiyette bulunma caiz olmadığı gibi bu tür vasiyetlerin yerine getirilmesi de caiz değildir. ancak mirasçısı olamaz. Sami. Bu durum dikkate alınınca vasiyetin bırakılan mallara taallukunun ölümden sonra gerçekleşeceği sonucu ortaya çıkmaktadır. bîr müslümanın sağlığında ödemesi gerektiği fakat ödeyemediği malî karakterdeki dinî ve medenî borçlarının. O an Yusuf Naİkeseir e vasiyette bulunur: "Öldüğüm zaman.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği (yapılması şeriatça hoş görülmeyen) hatta haram hükmü de olabilir25. Sadi Hoşses. Aynı yer. "Vasiyet" Maddesi. Yapılan bir vasiyetin hukuken geçerli olması için vasiyette bulunanın akit ehliyetine sahip bulunması. Mesela vakıf. İzmir Klasik Türk Müziği Korosu Viyola Sanatçısı. Bilgiyi aktaran: Emiroğlu. s. 72. a. Aktan. a. hastane.g. Geride kalanların bu vasiyeti yerine getirmeleri hem dinî hem de hukukî bir borçtur.

benim oğlumla aynı mezara gömüm ve mezar taşıma da şu dörtlüğü yazın: Baba oğlu kavuştuk. "Bu vasiyet de yerine getirilmiştir33. geçerken biraz durun. sonuymuş başka yolun. Ben gidersem sazım sen kal dünyada Gizli sır/arımı aşikar etme Lâl olsun dillerin. orada bulunan Şair Yalçın Banricaıı. Bu toprak yığınından. Öğrenilen bu istek yerine getirilir.. Mustafa Kandırah benim mezarımın başında klarnet çalsın. Ccmalettin Alptekin. Sami Emiroğlu ve aile efradına: "Ben öldüğüm zaman. Sen petek misali Veysel de arı înlesir beraber yapardık balı Emiroğlu. beni unutma. söyleme yâda Garip bülbül gibi âhuzar etme. ömürlerinin son döneminde kendilerinden arzuları sorulur. Sanatçı Engin Çır. Şair şahin Çandır.Hasan Koksal Çeşitli meslek gruplarından olup da toplum tarafından sevilen-sayılan şahsiyetler ilgi odağı oldukları için. Büyük Ozan Aşık Veysel'in sazına vasiyeti. sonunda bir kabirde. Röntgen Mütehassısı Dr. . Her yolun başlangıcı. Allah rızası için.sonra. alegori san'atının da tipik örneğini teşkil etmektedir. bir fatiha okuyun! Yalçın BENLİ CAN Baba: Dr. Cemalettib Alptekin (1928-1992) Oğul: Tahsin Eren Alptekin (1960-1981) Türk San'at müziğinin paşası diye namlandınlmış Zeki Müren'in vasiyeti ilginçtir: "Ben öldükten .. Sami. Gizli dertlerimi sana anlattım Çalıştım sesini sesime kattım Bebe gibi kollarımda yaylattım Hayali hatır et.

toplulukların tarih sahnesine çıktıkları andan bugüne kadar geçirdikleri hayal serüvenlerini.Türk Kiiltüriinde Vasiyet Geleneği Ben bir insan oğlu san bir dut. bizleri büyük bir devlet olduğumuz sonucuna götürür. 299 . dalı Ben babamı. Bu gelenekler. Elemanları bakımından çeşitlilik arzeden kültürümüzü bir bütün olarak ele alıp değerlendirmek. mitolojilerini ve inançlarını kayıtlara geçirmemiş bir çok yönleriyle ve bir bütün halinde muhafaza etmeyi sağlamıştır. sen ustanı unutma.

301-318.. Dr. özellikle topraklarını kaybeden beylerin başkaldısına da zemin hazırlamış. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi . hatla Pir Sultan Abdal gibi bir dönem Türk Edebiyatına damgasını vurmuş şairin hayatı çevresinde bir halk hikâyesi teşekkül etmesinden daha tabi bir şey olamaz. O sebeple ortaya çıkan çeşitli ayaklanmalar. Selçuk Devleü'nin askeri ve iktisadi durumunu daha çok Moğollar'ın bu acımasız saldırılan sarsmış. kültürel ve ekonomik bakımdan oldukça ilginç bir tablo görünümündeydi. X1TI. hükümetin merkeze uzaktaki yerlerin denetimini ve halk üzerindeki etkisini zayıflatmıştır. Ü. Zaten sınıflaşmanın Temelini de bu çatışma. (Gülpınarlı 1. anlaşmazlıkların da olması demektir. yy. ss: 18-90) idari ve askeri kudretin bozulması birtakım isyanların. ss. çelişkilerin. O yüzden hikâye üzerinde incelemeye başlamadan önce hikâyenin kahramanı olan Pir Sultan'm yaşadığı dönem ve o döneme gelinceye kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun genel durumu hakkında kısa bir bilgi vermeyi uygun buluyoruz. bir başka ifadeyle bu tür hareketlerin farklı sınıflan bünyesinde barındıran toplumlarda görülmesi bu durumun toplumların ihtiyaçlarına göre ortaya çıkan ve şekillenen. E. ss:413-414: Köprülü I.dan itibaren farklı sınıfların görülmeye başlamasıyla teşekkül elliği kabul edilen halk hikâyelerimiz (Boratav II ss. toprak idaresinde rüşvetin Önlenememesi.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV. İran ve Harezm ile Mısır ve Suriye arasında geçit durumunda olması doğudan gelen bitmez tükenmez bir trafiğe yol açmış.76-77) de de bu tür olayların tespit edilmesinden. tarihi. "PİR SULTAN VE HIZIR PAŞA" HİKAYESİ Nerin KÖSE* *Bir toplumda farklı sınıfların varlığı. savaşlar vb. çelişki ve anlaşmazlıklar oluşturmaktadır. eşkıyalık hareketleri ya da başka türden olayların doğduğu ortamın niteliğini taşıması. siyasi. Orta Asya. bir asır boyunca devam eden Moğol istilâsı ise bu trafiğin bir insan seli halini almasını sağlamıştır. bu sınıflar arasındaki çeşitli çatışmaların. (Öz. Bu sebeple Türk toplumunda XV. İzmir 2000. Yüzyılda Anadolu coğrafi. onların arzu ve beklentileriyle kültürel yapıların da ortaya çıkaran anlat türlerine de aksetmesine yol açacaktır. İran ve Doç. s:200) Taht kavgaları. İşte yazımızın konusu da Pir Sultan Abdal'ın hayatını konu alan ve onun ölümüyle ilgili bilgilerin de yer aldığı "Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikayesi" de böyle bir anlatıdır ve dönemin siyasi ve sosyal durumundan pekçok şeyi aksettirmekledir.

Çünkü Sünni ya da değil (Rum Abdalları.aşi Halk Edebiyatı *Melâmi-Hamzavi Hlk Edebiyatı olarak üç gnıpta inceleyebileceğimiz Türk Edebiyatının bu sahasında (Gölpınırlı II. esnaf teşkilâtlarında ahilerin. nefeslerin söylenip çalındığı yeni bir edebiyat türü ortaya çıkmıştır (Köprülü 1 ss:337357). Mesela 1240'ta güçlükle bastırılan Babailer İsyanı İle 1278'te Konya'yı zaptederek adına hutbe okutan ve şehzade olduğunu iddia eden Cimri İsyanı bize. *Alevi-Bekt. *Tasavvufî Halk Edebiyatı. " Zümre Edebiyatları" dediğimiz "kendi inanç şekilleri doğrultusunda ibadeti öngören. ss:413-414).) bütün yeni tarikat. Tanrı ile inceden inceye 302 . Alp Erenler vb. ilâhilerin. gerekse ekseriyetinin içinde bulundukları çevre bakımından Alevi Bektaşi şairlerle paralel bir özellik göstermelerinin (Köprülü II. önemli bir yer işgal eder. hesaplarına son derece uygundur. yy. İslamiyet. Yunus'u kaynak edinmiş olmasına rağmen kullandıktan terimlerin Alevi ve Bektaşilik'in erkân ve usulünü yansıtması. kuvvetlerini konuna vb. isyanlar taht ve toprak kavgaları. Camiler. ss: 184-187) yanışına tasavvufu kaynak edinmeleri (Gölpmarlı I. Ss:359-375. mezhep ve inançları temsil eden ve çoğu gezginci olan bu kimselerin gelişiyle İslâm dini büyük bir toleransın hakim olduğu geniş bir düşünce akımı halini almıştır (Köprülü I. tasavvuftaki "Varlık Birliği" yerine "Ali ve Ehl-i Beyt Sevgisi"nin ön plâna geçmesi. Saz şairlerinin bazılarının da bu inanç tarzım temsil ettileri düşünülecek olursa bu yakınlığın ve önemin sebebi daha iyi anlaşılmış olur. S:414J. devriye vb. Gölpmarlı II. nutuk. ss:361-362) halk edebiyatımıza bu iki sınıfının benzer ya da aynı ürünleri yaratmalarına yol açmıştır. A Icvi-Bcklaşi Edebiyatı. bu zümrenin erkân ve usûllerini içeren nutukların. Haydariler. ss:2OQ-255. Anadolu'da her türlü inanç şeklinin yerleşip yeşermesine elverişli bir durum yaratmış. kaynağı Yesevi'nin Hikmet'lerine dayanan ve Yunus'un coşkun lizmiyle beslenerek tekkelerde şeyhlerin. sınır boylarında alp-erenlerin ve diğer çeşitli grupların aracılığıyla farklı şekillerde yorumlanıp hızla yayılmaya başlamıştır. bozulan ekonomiyi düzeltmek için konulan ağır vergiler ve dunundan İstifade etmek isleyenlerin yağmaları vb. S:36O).) lerin kendi inançlarıyla örülü olup kutsal tanıdıklarının ınenkabelerini anlatması. müslüman inanç ve ibadetlerine karşı tevil ve kınamada bulunmaları. Selçuklu Devleti'ndeki idari ve askeri çöküntü ile XIII. Gölpınarhl. Anadolu'sımdaki yeni ve ilginç bir dini havanın haberini de vermektedir (Gölpınırlı II. Âşıkların gerek şiir türleri ve konuları. Bu durum XIV ve daha sonraki yüzyıllarda da devam etmiş. Boratav:ss:5()-51). Bir başka ifadeyle kıtlık ve açlık. şiir (nefes.Nerİn Köse Türkistan'dan pekçok sufinin Anadolu'ya gelip çoğu Batıni karakter taşıyan çeşit çeşit tarikat ve mezhep crbabıyla birlikte yarattıkları yeni hava ile hükümetin etkisi daha da azalmıştır. Kalenderiler. Anlaşılacağı üzere bu karışık dunun halk ve İdareciler arasında şu ya da bu sebeple sivrilmiş pek çok kimsenin bu gruplar aracılığıyla kuvvetlenme.

Gevheri gibi diğer Alevi şairlerini etkilemekte gecikmemiştir (Gölpınarh I. Alevi-Bektaşi Edebiyatı için de Pir Sultan. Aslanoğlu. ss:362-37I). Gölpınarh 1. Yunus'taıı Hayati'ye kadar pekçok ustanın etkisi açıkça görülen Pir Sultan Dadaloğlu. Hem kendi. deyiş söylencesi vb. Özellikle III. ss: 111-142) bile onu bu yolundan alıkoyamamıştır. sık ağaçlı ormanlar. Ahmet zamanında Sivas valiliğinde bulunmuş olan Hızır Paşa ile olan münasebeti şiirlere konu olmuş. Deniş Ali. Ayrıca Dede Korkut'tan Kaygusuz'a. Hikâyenin musannifi Ali İzzet İlci aslen Sivas'ın Su Şehri köyünden olup 63 yaşındadır ve âşıklığını. üstelik vazgeçmeye niyelli olmadığını açıkça söylemekten çekinmediği için onun tarafından hapse attırılmış ve idam edilmiş (Ural. ss:417-423. bir müddetten beri farklı bir yörede oturmasına 303 . Gölpınarh 1. Kısacası herşey onun şiirlerinde kendilerine yer edinmişlerdir. Kerem. 5 yıldan beri İzmir'in Torbalı ilçesinde yaşayan Ali İzzet İlci "Kul İzzet" mahlasım kullanmaktadır. bağlar bahçeler. Köroğlu. Gölpınarh. Bunların sonunda Pir Sultan'ın hayatı dcstanlaşmış. dünya ve ölüm. odur. Alcvi-Bektaşi Edebiyalı'mn en önemli siması. bu uğurda hayatından olmasına rağmen tasavvuf. île ilgili hususlarda anlatılanlar (Aslanoğlu. Murat döneminde Sivas valisi olan Hızır Paşa'nm ayrı ve önemli bir yeri vardır. Şiirlerinde bu inancı yaymaya çalışmasına. hükümetin yıllar boyu Alevilcr'e baskı uygulaması hatla öldürtülmesi (Aslanoğlu. ss:43-53: Ural. Ali'ye ve Şah İsmali'c bağlılıklarını dile getirmiş (Aslanoğlu. Aslanoğlu. ss:67-86). Pir Sultan'ın hayatında III. insan sevgisi vb. ss. Beklentileri. ss:417418): diğer Pir Sultan Abdallar ise sanki kendi başlarından geçmiş gibi bu olayı anlatan şiirler söylemişlerdir (Aslanoğlu. ss:30-54. Sefil Ali. ss:417-418) onun halk tarafından ne kadar sevildiğini. yaşayışı ve hayatı. ss:48-53. çiçekler. en lirik şairi kuşkusuz Pir Sultan'dır. yol vermeyen dağlar tepeler. Ss:58-66). Nitekim ölümü ve ölüm sebebi. bir ermiş gibi kabul edildiğini göstermektedir. Hz. Pir Sultan hayatı boyunca Alevilik'in en güçlü savunucularından olmuş: bütün nefeslerinde bu inanca ait erkân ve usûlleri. hatta kendisiyle aynı adı taşıyan beş şair daha ortaya çıkmıştır. Alevi olan ve "kul" lakabıyla bunu açıkça ortaya koyan. ss:67-68)."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi alay edilmesi. bazı olayların etrafında efsaneler teşekkül etmiştir. bu yolda bir kitap olabilecek hacimde rivayetler ortaya çıkmıştır. pek önemli bir yere sahip değildir. İşte makalemizin konusu olan "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi" de bunlardan biri olup mahalli bir saz şairinin tasnif elliği halk hikâyesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kısacası Tasavvuf Halk Edebiyatı için Yunus ne ise. İran'a ve Erdebil Dergâhına candan bağlılığının görülmesiyle bu cdcbiyal Tasavvuf! Halk Edcbiyalı'ndan hemen ayrılır (Gölpınarh II. Hızır Paşa ile olan ilişkileri. Kul Mustafa. hem de daha sonraki çağların Alevi şairleri Pir Sulum tarzında söylemeye çalışmışlar. Bu sebeple Pir Sultan'ın olmayan ancak onun gibi gösterilen pek çok nefes tesbil edilmiştir (Aslanoğlu. ss:120-142. uzun yıllar adı geçen olayın geçtiği çevrede yaşayan Ali İzzet İlci. Düşüncelerinden vazgeçmediği. hayvanlar. ss:60-64). kahvelerde saz çalıp söyleyerek sürdürmekledir.418-419.

Nitekim hikâyede 3'ü lek dörtlük 11 türküden: . ss: 127-128) bu lükayesindeki türkülerinde bile Pir Sullan'm etkisi açıkça görülmektedir.Nerin Köse rağmen hafızasından silinmeyen "Pir Sultan'ııı ölümü" meselesini bir halk hikâyesi haline getirmiştir. Çıldırlı Âşık Şenlik'in "Salman Bey Hikâyesi'ni tasnifini hatırlatan (Boratav. Önce vakayı anlatan nesir kısmım düzenlemiş: uygtm yerlerine de (1 no.lti varyanttaki iki türkü hariç) Kul İzzet'İn.

121 no. 85 no. s:231.lu deyiş)diye başlayan deyişini: Ey bana kimsin diyen Evvel Allah'tanız bir Nâmıma Haydar derler Âli Abadanız biz şeklinde baylayan 2 dörtlükten ibaret türküsünde: Gel güzelim kaçma benden Yad değiliz bülbülüz biz Biz yol ehli kardaşlarız . Yiyemezsin demendim mi? Diye başlayan 4 dörtlükten ibaret türküsünde: Güzel âşık çevrimizi Çekemezsin demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi? (Aslanoğlu. Açılın kapılar Şah'a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar Şah'a gidelim diye başlayan ve ilk dötlüğü aynı olan türküsünde de: 305 . s: 197. s:164.lu deyiş) misralanyla başlayan deyişin. 158 no.a demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır. Evvel rı/."Pir Sultan Ve Hızır Paşa " Hikayesi Muhaııınıed Ali'dir var mıdır aynı Pirimi sevenler çeker mi kaygu. Erkân içinde yoluz biz (Aslanoğlu. Hızır Paşa bizi berdar etmeden. Mahşerde toplanır biltamam kamu Ol Nebi Muhammed Pirim Ali'dir dörtlüğünde: Gelstin ikrarına beli diyenler Anladım derdim Muhammed Ali'dir İsmim anınca salâal vernler Meşrebim virdim Muhammed Ali'dir (Aslanoğlu. ilk dörtlüğünün son iki mısraı aynı olan: Hak yonunu eğri tuttun.lu deyiş) mısralarıyla başlayan deyişinin.

Gerçeği istersen kâtip böyle yaz Hem gece hem sabah Şah'adır niyaz İnşallah yıkılır şu kanlı Sivas Kâtip ahvalimi Şah'a böyle yaz dörtlüğüyle başlayan diğer türkü ise tamamen Pir Sultan'a aittir (Öztelli. olsun bütün şiirlerinde kullandıkları bir biçim olduğunu (Elçin. Edebiyatımızın en çok sevilen şiir türü ve saz şairlerimizin ister nefes. 1 no. git zaman Cemile Hatun'un uzun saçlı..lu deyiş) deyişinin açık tesirini görmemek mümkün değildir. yani tulum ve tepkisini gösteren en güzel i İade yoludur. Ali'ye olan bağlılığını konu eden ilk dörtlükle. badem tenli bir oğlu olur. isterse devriye vb. ss: 102-122) Zaten türkülerimi/. ss:68-84) da ortaya koyan bu dimim Hz. Kul İzzet'in kendisine.. 3G6 . Hikâyenin adından da anlaşılacağı üzere vaka. ss.lu varyantta ise 3 iürkü ile iki dörtlük vardır ve Mukammed Ali'dir var mıdır ayn diye başlayan ilk dörtlük hariç. Gel zaman. Hikâyenin her iki varyalındaki türkülerin hepsi de (1 no. Günlerden birgün yavrularını arayan ancak bir türlü bulamayan bir kazın "yetiş Allah" diyerek dileğine-kavuştuğunu gören Kul Fanı evine dönünce olanları karışma anlatır ve sabaha kadar "kendilerine bir evlât vermesi için Allah'a dua ederler. (Dizdaroğlu. sofralar kurdurur. Kul Fam sevincinden ne yapacağını bilemez. Pir Sultan'ın ağzından söylenen türkülerde gayet açık bir şekilde görülmektedir.lu varyantta Cemile olarak geçmektedir) yedi yıldır evli olmalarına rağmen çocukları olmamıştır.lu varyanttaki tek dörtlük hariç) koşma düzeninde söylenmiştir. 18. ister nutuk.lu varyanttaki Öyle bir zamane geldi ki devran Zalimler sultandır Hak agâh olsun Elimde zincir var dilimde efgân Halimi işiten dil mahzun olsun dörtlüğüyle başlayan ve 2 bentten ibaret olan türkü. 47 no.) 2 no.Nerin Köse Gönül çıkmak ister Şah'ııı köşküne Can boyanmak ister Ali Müşküne Pirim Ali on'ki imam aşkına Açılın kapılar Şah'a gidelim (Aslanoğlu. hepside Pir Sultan'a aittir. Dizdaroğlu.13ü-132. özeti kısaca şöyledir: "Horasan erenlerinden Kul Fam ve eşi Bahar Çiçek'in (1 no. toplumun herhangi bir olay karşısındaki yergisini. müjdeciye de bir ak koç hediye eder. Pir Sultan ile Hızır Paşa arasındaki ilişkileri anlatan olaylarla ilgili olup. sevincini ve tasasını. Gelelim anlatının konusuna. ss:189-223. S. kendisini sevenlerin ve halkın Hızır Paşa'ya karşı duygulan.

bir daha da görünmez. destursuz dergâha gelen müridini ise Pir Haydar'm "Sarı Kadı" ve "Kara Kadı" adlı köpekleri bile sevmezler. taşar. seninkelerse yiyecekler" teklifini yapar. Gel zaman git /. sahip olmasını" söyler. Bunu gören Hızır Paşa daha da hiddetlenir ve Pir Sultan'a "içinde şah kelimesi geçmeyen bir şiir söyle. Hızır Paşa'dan hesap soran ve ondan "Banazlılar bana itaat etmedi. Hızır'ın olayı bilmezden gelmesi üzerine hiddetlenir ve "yaptıklarının kötü olduğunu" söyler. halkın gözü önünde asılır. kırk makamın sırrına vakıf olur ve yedi yaşında iken de erenler sohbetine girer. Bugün Banaz halkı "onun ölmediği" konusunda efsaneler. Haydar ona "yol verir" ve "eline. Duyduklarına çok sinirlenen paşa ona kuk değnek vurdurup ellerini zincirletir ve katırına ters bindirerek Banaz'a yollar. Orada Banaz'ın usta âşığı Kul Himmet'in ulu kişisi Seyid Necmettin'in önünde söylediği bir dörtlükle hikmetini gösterir ve Kul Fahı oğluna Haydar adını koyar. iki haram yemek pişirir. Giderek nefesinin ve sazının kerameti her yere yayılan Haydar babasının evini dergâh edinir ve etrafı müridleriyle dolar. Hızır Paşa söylenileni yapar ve : Pir Sıütan'ın dedikleri aynen gerçekleşir. yoksa asarım" der. Köyü'nden haracını alamayınca Pir Sultan'ı ayağına çağınr. Bunların içinde Tokat'tan gelen Hızır isimli abdestsiz namaza duran. Durum çok ağırına giden Pir Sultan. Uzun süre ilden ile dolaşan Pir Sultan vatan hasretine dayanamayıp geri geldiğinde Banaz'da taş taş üstünde kalmamıştır.07 ."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi Bir hikmet gösterene kadar adı konulmayan çocuk kısa zamanda "dört kapı. Göreceksiniz benim illerim yemeyecekler. Bunlar yetmezmiş gibi Hızır "İstanbul'a gidip mederese okuyarak Sivas'ta adaletin temsilicisi olmayı düşündüğünü" belirtmiştir. Ancak Pir Sultan'in Yıkılın kapılar Şah'a gidelim redifli deyişi. Bu arada amca kızı Balım Sultan'Ia evlenen Pir Haydar haktan ağır vergiler alan ve onlara zulmeden Sivas Valisi Ayvaz Paşa'nın huzuruna çıkarak "yaptıkılarının ulanç verici olduğunu" söyler . Usta ozan da sazı ile birlikte oradan gider. Bunu gören Hızır Pir Sultan'a "Sivas'a girmesinin yasak olduğunu" ifade eder ve onu kovar. 3. Pir Sultan bu davete cevap vermezse de eli-kolu zincirlenir ve sürüye sürüye konağa getirilir. hikâyeler anlatırlar. seni affedeyim. haram yediler" cevabını almaca "o halde iki helâl. onun sonunu hazırlar ve Hızır Paşa.aman İstanbul'da tahsilini tamamlayan ve Sivas'a vali tayin edilen Hızır Bana/. beline.

"San Çiçek" gibi isimlerin bu gün Anadolu'da hala yaşıyor olması bu durumun kaynağını Dede Korkut'un hikayedeki izlerinden biri olarak değerlendirmekten ziyade ilk insanın çevresini tanıma döneminde olduğu gibi dünden bugüne gelen çizginin hemen her aşamasında süjeyi objede görme (Yöntem ss.lu varyantta "Aliah'dan ân iş olmaz. "Dört kapı. Babasına "âşığın söylediklerinin manâsını " soran oğlan ondan "muhabbetten oğul" cevabını alınca "Böyle sohbet olmaz. *Hikâye kahramanının adının konması ile ilgili kısımlarının da Dede Korkut Hikâyeleri'ylc paralelliği söz konusudur. (İnan. l-2):si sebebiyle uğuruna. Günlerden birgün erenler sohbetine ayak basan oğlan orada Kul Himmet adlı bir âşığın (1 no. Bunun üzerine meclîste oturanlardan Seyid Necmeddin adlı yaşlı ortalığı yatıştırır. kırk makamın sırrım" söyleyen oğlanın.. s:73) soy lamasını hatırlatmaktadır. *Yine hikâyede yedi yıllık evli olmasına rağmen çocuğu olmayan Kul Fakı'nın gamlı gönlünü avutmak için çıktığı çayırda yavrularını arayan ancak "medet Allah. Seyİd Necmeddin'dir) çalıp söylediğini görür. Sânı ulvi Allah. bize Dede Korkut'takî Bamsı Beyrek'in beşîkkertme nişanlısı Banu Çiçek (Ergin. "Çiçek". Bun duyan Kul Himmet: "Bahey Kul Fakı! Ne zamandan beri adı olmayan çocukar meclise gelip olur olmaz sözlerle ayıplar kılar?! diye kızar.. O sebeple hem anlatı geleneğinden. Bunca söze ne hacet? "Ademi "adem eden üç harf ile beş noktadır. Kalafat." şeklinde geçer) Dede Korkut'taki Allah Allah dinleyince işler anmaz. kul islemeyince Allah vermez" diye söylenmesi (1 no. s:122)i hatırlatmaktadır. gücüne inandığı yada korktuğu varlık veya canlıları ad olarak koyma meselesinde aramak gerektiğine inanıyoruz. s:2()7. yy âşıklarından ve Alevi-Beklaşi Edebiyat'in önderi Pir Sultan'ın hayat hikâyesi olup. hem de gerçek hayattan pekçok unsuru bünyesinde barındıracağı.lu varyantta bu. mahalli bir saz şairi tarafından halk Hikâyesi haline getirilmiştir. meclisteki 1 erin: "Muhammed kimdir. Kul istemeyenice Mevlâ vermez. Nitekim kul Fakı'nm oğlu yedi yaşma gelmesine rağmen adı konmamış.Netin Köse Anlaşılacağı üzere "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi". tabidir ve bunların basında da Dede Korkut gelmektedir. "Bahar". s: 11). XVI. demek yeterli" diye cevap verir. medet Allah" dedikten sonra onları bulabilen bir anne kazı gördükten sonra "Allah deyince işler olmaz. Âlemi âlem eden üç harf ile boş noktadır. Ali kimdir?" sorusuna karşılık söylediği: 308 . saçı kesilmemiştir. *Herşeyden önce Pir Sııllan'ın annesinin adı Bahar Çiçek. Çünkü bir hüner göstermemiştir. kadir Tanrı virmeyince er bayımaz (Ergin. Ancak "Gökçe Çiçek"..

ss:118-121) sonra Dede Korkul'un gelip soylaması ile söz konusu olur."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi Muhammed Ali'dir var mıdır ayrı Pirini sevenler düşer mi sayrı Mahşerde toplanır biltamam kamu Ol nebi Muhammed şalımı Ali'dir ' dörtlüğü onların "hû" çekmelerine sebep olur. aşk badesini içip deryaya daldı. hemen dikkati çekmekledir. daha doğrusu Dede Korkut'ıın söz konusu hikâyedeki izlerine bağlanmayı uygun buluyoruz.İn varyant) verilmesinin sebebini bu açıklamaya. Ergin s. İlk örneğinin Dede Korkut Hikâyeleri'nde gördüğümüz (Boratav I. seğirdince geyik gibi (2 no. toplumun ihtiyacım da belirleyen bu durum epik ürünlerde fiziki güce yönelik bir Özellik göstermekte iken Alevî-Bektaşî bir âşığın hayatım anlatan hikâyede ise "çok küçük yaşta tarikatının sırlarına vakıf olma" şeklinde bir keramete dönüşmüştür. azameti arslan gibi şeklinde (1 no. Bu sebeple incelediğimiz hikâyenin kahramanı Pir Sultan'ın da Dede Korkut kahramanlarına benzer şekilde "yandan bakınca kayık. Ancak değişen şu ki "bir hüner göstermeyince çocuğa ad koymama" geleneği tarih boyunca şekil değiştirmiş. * * * • • "Pir SulUuı ve Hızır Paşa Hikâycsi"nde Alevi-Bektaşi Edebiyatı'na ait terimlerin ve özelliklerin çokluğu. gerekse Boğaç'ın ancak onbeş yaşında adlarının konması ise "ol zamanda bir oğlan baş kesmese. Nitekim Kara Göne "kara buga derisinden bişiğinim yapugı olan. s:71. hareketli bir hayattan yerleşik ve durgun bir hayat tarzına geçişin anlatı türlerindeki izlerine uyar tarzda tarif edilmesi. 112) hem epik. tamlamalarla dolu. *Epiko-romanesk dönemin ürünlerindeki en önemli özelliklerinden biri. önden bakınca kayık. kara bıyığın yidi yirden ensesinde düğen (Ergin. içinde bulundukları sosyal yapının ihtiyacı olan ürünle beraber doğup gelişmeleri meselesidir.Iu varyant) veya (Yandan bakınca höyük. olağandan İri ve abartılı. secilerle dolu bir üslubun kullanılmasıdır. anlatımda bol sıfatlı ve zarflı. açığı tutanda kara taşı kül eyleyen. Durumdan çok memnu oldukları için de Kul Fakı'ya "oğlun hünerini gösterdi. Gerek Bcyrek'in. Gerek hikâyenin musannifi olan Kul İzzel'in. ss:81-83). Dede Korkut kalıra inanlarından Dirsc Han'ın oğlunun "Boğaç" adını alması Bayındır Han'ın "taşa boynuzuyla vıırsa un gibi öğüten" boğasını yumnığuyla yere serdikten (Ergin. seğirdişi ceylân gibi. s:174) şeklinde tarif edilir. kan dökmese ad komazlar idi" (Ergin: s: 118) geleneğinde yatmaktadır. gerekse hikâye kahramanı Pir Sullau'm Alevî olmaları sebebiyle gayet tabi olan bu durumu şimdi teker teker gösterelim: ' 309 . hem de roman döneminin özelliklerini taşıyan hikâye kahramanlarının göçebe. artık adını koymalı" derler ve oğlanı Haydar diye çağırmaya başlarlar. Kam püre'nin oğlunun "Beyrek" adını alması ise Evnük Kalcsi'nin kâfirlerini yendikten (Ergin. bir başka ifadeyle anlatı kahramanlarının. önden bakınca höyük.

hikâyenin bitiş kısmında da kendisini göstermekledir. Kerem-i Ali. Zalime kılıç gibi. apaçık ortadadır. yy. özellikle 2 no. hû'ya nazar gılalını. nûr ile sağmalını. Biz de Ali sırıma. halk hikâyelerine başlarken söylenmesi âdet olan "dua" kısmında. hem de bu sevginin ve bağlılığın Hz. Allah Allah eyvallah. Muhammed'e olandan daha fazla olduğunu gayet açık olarak ortaya koymaktadır.lu varyantta "işte böyle pirin ahvali. Allah Allah ayvallah: Nur-ı Nebi.Nerin Köse *Alevi-Bektaşi şairlerinin hepsi kendilerine "kul".lu varyalta ikinci mısra "Pirini seven düşer mi sayrı" diye geçmektedir) Mahşerde toplanır bulamanı kamu Ol nebi Muhammed Pirim Ali'dir. "abdal". *Hz. kulluğumuz Allah'a ayan. Muhammed aşkına bir hû diyelim. kem dilden arınalım.lu varyantta ise: "Evvel hû diyelim. 2 no. dörtlüğü ile. 1 no. ona olan candan bağlılık. 2 no. buna karşılık "Allah scvgisi"'nin daha geri plâna itilmesidir (Gölpınarlı II. mazluma ümit gibi doğsun güneş.lu varyantla "Evvel hû diyelim. "pir". "miskin" gibi adlar verirler: Pir SuItarTııı müridi Kul Himmet. dörtlüğünü de hesaba katlığımız bu dunun hem Ali sevgisinin büyüklüğünü. s: 163) Pir Sultan'da "pir" ve "sultan" terimlerinin birlikte görülmesi babası Fakı'nin adına "kul" eklenmesi de tamamen bu edebiyatın geleneklerinden biri olmasındandır.lu varyantta bu soruyu Seyid Necmeddin sorar) "Nebin kim.lu varyantta Pİr Sultan'ın Hızır Paşa'ya "Kadılarının haram yiyecekten yemeleri" üzerine söylediği: Muhamnıcd dinidir bizim dinimiz Tarikat altında geçer yolumuz Cibrii-i Emindir hem rehberimiz Biz müminiz hürsidimiz Ali'dir. 310 . Hû! "olarak geçmekte. s:XHI 1) no. Ali demine bir daha hû!". Haktan geri tüm insanın mlııma şad olsun bu dua. pirin kimdir" sorusuna cevap olarak söylediği: Muhammed Ali'dir var mıdır aynı Pirini sevenler çeker mi kaygu (2 no. Kercm-i Ali. *AIevi-Bcklaşi nefeslerinin özelliklerinden biri "AIİ ve Ehl-i Beyt sevgisi" nin ön plâna geçmesi. âmin. Âmin diyelim. Pir-i Nebi. Her iki varyantta da Pir Sultan'ın erenler sohbetine ayak baslığında ineciistekİlerin (1 no. r Şairlerinden Ka\ gusuz-Abdal örneklerinde olduğu gibi (Gölpmarlı II. pirimiz hünkârımız Hacı Bektaş-i Veli demine hû". hû'ya nazar gılalım. anlatının girişinde. Ali sevgisi. kılıcımız kahrımız düşmana ziyan. S:366).lu varyantla ise "Böyle işte erenler. "deniş". Olmayalım zalime yakın. pirimiz sultanımız hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli demine bir hû" şeklinde tesbil etliğimiz ve bir Bektaşi Gülbanki olan kısımda da bu durum. Nitekim halk hikâyelerimizde anlatının sona erdiğini gösleren dua bölümü (Türkmen. XVI-XV.

kırda Erdebil'i merkez edinerek Anadolu'da Safcviyc ve Erdebiliyye tarikatını yaymak isteyen Ali lara fi arlarının Anadolu'ya gelip propaganda yapmaları. Yunus'ıın gerek söyleyiş tarzının ve söylediklerinin. daha sonra onu taklit eden bütün şairlerin bu konuları kendi tarikat esaslarına göre yeniden işlemeleriyle tekkelere taşınmıştır (Köprülü 11. Ali'ye ve Ehl-i Beyl'c olan büyük sevgi ve buna karşı olanlara duyulan 1 nefret yani "tevellâ" ve "teberra" Alevi Bektaşi Edebiyatı nın önemli bir başka yanıdır. içinde "Şah" kelimesi geçmesin" sözü üzerine söylediği. bütün kavram ve inanışlar Anadolu'da Yunus'un şiirlerinde vücut bulmuş. "kırk makam" vb. Nitekim Pir Sultan yedi yaşında erenler meclisine ayale bastığında çoktan "dört kapı kırk makanTın sırrına ermiştir. "bir azim şiir söyle ki. Ayrıca: "Âlemi "alem eden üç harf ile beş noktadır. 371-375. "Fenâfillâh"."Pir Sultan Ve Hızır Paşa " Hikayesi *Hz. Ss:357-362. ss:300-327). Saftıvi Hanedanına. *Bu edebiyatının bir başka Özelliği ise bazı şiirlerinin "erkân" dan bahsclınesidir. Yunns'tıır. yy. Erdebil dergâhına ve îran'a duydukları candan bağlılık ile Osmanlılara duyulan nefret (Gölpmarlı 11. Bu durumu. incelediğimiz hikâyenin her iki varyantında da tesbit edebiliyoruz. gerekse hayatıyla ilgili menkıbelerinin tekkelere girmesinin çeşitli veli veya dervişlerle ilgili olarak anlatılmasının Anadolu Türk-îslâm kültür ve medeniyetinin kurulmasında büyük bir rolü olanlardan biri olan Yunus'la ilgili iki menkıbenin (Kaplan. Açılın kapılar Şah'a gidelim Siyaset günleri gelip çatmadan Yıkılın kapılar Şah'a gidelim (1 no. bu sebeple yerleşmek için izin istedikleri halde kabul edilmemeleri sebebiyle Erdebil'c geri dönen laraftarlarımmı Şah İsmail'e.Iu varyant) dörtlüğüyle başlayan nefesinde bu durum. ve 01 nebi Muhammed pirim Ali'dir diyerek de mürşidini. çok açıktır. île ilgili bilgilerin yer aldığı şiirleri sadece bu konuda bilgi sahibi olanların ya da Beklaşilik'e intisap etmiş kimselerin anlayabilmesi ise. Özellikle XV1-XVII. rehberini söyleyip artık kemale erdiğini ortaya koymuştur. (Gölpmarlı II. S:36f>) Pir Sultan'm. diyerek aşk ve âdem p>l in sırrım bildiğini. ss:12O-131) hikâyede Pir Sultan'a izale edilmesinin 311 . ss:365366). Hızır Paşa'nın kendisine. Hızır Paşa bizi berdar etmeden. Ademi âdem eden üç harf ile boş noktadır. ss:357-362) İlk ya da geri plânda olsun "varlık birliği".. "esma". "kavs-i nüzul ve kavs-i urûc". "aşk ve gönül" vb. tamamen bu şiirlerin çeşitli remizlerle örülü olmasından ileri gelmektedir (Gölpmarlı II. -** Bilindiği üzere zümre halk edebiyatlarının hepsinin kaynağı da. Alevi veya Beklaşiler "Ayn-ı Cem'leri sırasında sorulan" dört kapı". Köprülü II.

Yunus diye göründüm derdim.İu varyantta ise "Ey pir Seni bir yolla 312 . deyişinde yerini almıştır. Babası gapısın dergâh edinmiş. Âdemi âdem eden üç harf ile boş noktadır. cevabım alınca: -Baba böyle muhabbet sohbeti olur mu? Bunca söze ne hacet? deyip çaldığı: "Alemi "âlem eden üç harf ile beş noktadır. Yunus'la Mevlâna arasında geçtiği söylenen "Mevlâna Mesnevi'sini Yunus'a okutmuş ve nasıl bulduğunu sormuş-Yunus: -Fevkalâde ama çok yazmışsın. Bana bir azîm şiir söyle ki içinde şah ismi geçmesin. Alevi-Kizılbaş toplulukların bulunduğu bölgelerde uzun yıllar hem tekke şairleri. 2 no..lu varyantında ". ss:340-343. Köprülü II. hem de halk şairlerimiz ayrı topluluğa seslenmişlerdir. Anıma büyüklük bizde kalsın. 2 no. gerekse şiir türleri. Dolayısıyla gerek dil ve üslûp.lu varyantta Seyid Necmeddin. Çünkü kırsal kesimlerde. demiş. birbirine son derce benzer özellik gösterirler. Hemi de doğru odun. odun taşımışlar dergâha. * • * . Boralav IV. Pir Sultan'ııı da bir Kızılbaş şairi olmasına rağlen yaratmalarında âşıklık geleneğini içinde kalması. Eğer o isim geçti ise seni darda asarım".. ss: 38-39) diye söylenen rivayet ise incelediğimiz hikâyenin her iki varyantında Pir Sultan'm (1 no.Nevin Köse sebebi. ss:21-22.lu varyantla "Ey koca pir! Büyü yaptın. Ben olsaydım: Ete kemiğe burundum. *"Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi"nde âşıklık geleneğiyle ilgili özelliklere de rastlamaktayız. s:24) Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi'nin 1 no. âşık tarzında deyişler söylemesinin sebebi buradan kaynaklanmakta olup (Boratav II.. Kul Fahi oğlunun adını Haydar koymuş. "Hacı Bektaş'tan himmet alamayıp Taptuk Emre'nin dergâhına giderek odun taşımaya başlayan ve hizmet ettiği kırk yıl içinde bir tek eğri odun taşımaya başlayan ve hizmet ettiği kırk yıl içinde bir tek eğri odun getinnevişi üzerine -Dağda eğri odun kalmadı mı hey Yunus? diye soran şeyhine: -Eğri odun çok ama. ss: 177-178) bu durum hikâyesinin her iki varyantına da aynı şekilde aksetmiştir.. bu âşık neyden bahseder? diye sorduğunda Muhabbetten bahseder oğul.lu varyantta ise Kul Himmet adını taşımaktadırlar) erenler meclisinde çalıp söyleyen ozanları beğenmeyerek babasına: -Baba. kadılarımı yoldan şaşırttın." şeklinde açıkladığı bilinen rivayet (Kabaklı. Dergâhına müridler dolmuş. iki kadısının ise hakanı yemeği seçip yemeleri üzerine sinirlenen Hızır Paşa âşıktan 1 no. olur biterdi (Kabaklı. taşınış. Gel zaman git zaman oğlanın namı cihanı dulmuş. senin dergâhına odunun eğrisi bile geremez. Nitekim. budur." olarak kendini göstermiş. Nitekim elleri zincirlenerek huzura çıkarıan Pir Sultan'ın köpeklerinin helâl yemeği.

Alevi-Beklaşi Edebiyatı'mn belirgin vasıflarından olan" İran'a. Hikâyenin yapısında gördüğümüz: I.. ** Gelelim anlatının halk hikâyeleri ile gerek üslûp. "asıl hikâye" dediğimiz anlatı kahramanımı macerası ile devam eder ve nihayet gene "dua" dediğimiz biliş kısmı ile sona erer. 2 no. Biz de Ali sırrına. Ancak 1 no. s:366) "İşte böyle erenler. hak hikâyelerimizin bu ilk örneğine yakın bir şekilde "işte böyle pirin ahvali.lu varyantta ise: Şu görülen yayla ne güzel yayla Bir dem süremedim giderim böyle Pirim ben gidiyom sen himmet eyle Açılın kapılar ŞAH'a gidelim diye başlayan "Şah'a gidelim" redifli deyişi. Bana bir şiir söyle ki. Ali sevgisini öne çıkaran ve Hz. Olmayalım zalime yakın. Safavi Hanedanına ve o hanedanın temsilcisi Şah İsmail'e olan bağlılığı (Gölpınarlı İL s:366) ifade eden "koşma tarzında bir güzellemedir ve âşık tarzında bu şekil. Zalime kılıç gibi. Hakdan geri tüm insanın ruhuna şad olsun bu dua.. yığırdırsın dürişdürsün günahınızı Muhammed Mustafaya bağışlasın hanım hey (Ergin. içinde şah adı olmasın" demesi üzerine Pir Sultan'm 1 no.lu varyantta: Hızır Paşa bizi berdar etmeden."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi affederim. HÛ!" olarak görülen bu kısım 2 no. gerekse yapı ve motif yönünden benzerliklerine.. Her iki varyant da (daha önce sözünü ettiğimiz üreze) aslında bir Bektaşi Gülbankı olan "dua" kısmıyla başlar. biş kelime dua kıldık. Açılın kapılar ŞAH'a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Yıkılın kapılar ŞAH'a gidelim . Hazırlık Bölümü A. "leb-değmez" olarak bilinmektedir. s:XHl: Baratav (Tl). * Herşeyden önce "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi" halk hikâyelerinin geleneksel üslubu [Türkmen (I). s:251) şekline benzeyen tarzda.lu varyantın sonunda Dede Korkut'un "İç Oğuza Taş Oğuz Âsi Olup Beyrek Öldügi Boy. kabul olsun. Muhammed aşkına bir hû diyelim hû!" şeklinde tesbit edilmiştir. Ailenin tanımı: a)Zaman: Sultan Süleyman zamanı b)Yer:Banaz/Sivas 313 : -ı .lu varyantla Alevi-Bektaşi Edebiyatın en önemli yanı olan Hz. [Türkmen (II) ss: 87-88]. âmin amin diyenler didar görsün. mazluma ümit gibi doğsun güneş. ss:49-5l]rna uyarak anlatılmıştır." nda gördüğümüz ". Amin diyelim âmin.. Muhammed'i geri plâna iter tarzda (Gölpınarlı II.

B)Eğitim:7 yaşına kadar. halk hikâyelerinin yapısına (Köse.Hızır. "Sivas'a girmesini yasak ederek sürgüne gönderir. valinin bu isteğine uymaz. Devlete verdikleri ise.Dergâhta müridiik yapan ve pek makbul tutulmayan Hızır. II. günün birinde Sivas'a vali olur ve Ayvaz Paşa'yı aratmayacak kötülüklere meydan verir. Ayvaz'ın huzuruna giderse de bu olay. Kahramanın Tanınu: a)Doğum:Dıia edişlerinden 9 ay sonra bir oğullan olur. Ancak Hızır Paşa. babasının evini dergâh haline getirir: orada hastalan ncfesiyle. Banaz'ın vergisini vermesi üzerine Pir Sullan'ı huzuruna çağırır. anıca kızıyla evlenir. C. A. kendi kendine "dört kapı. Ellerini zincirleterek zorla saraya getirttiği . çalıp söylemeyi" öğrenir. 40 makam sırrına erer.Bu durumdan rahatsız olan Pir Sultan. ss:2Ü-60) genel bir benzerlik yanında Hazırlık Bölümü ile de tam bir 314 .Merin Küse. c)Sosyal statü belli değjl d)Çocuksuzluk:Knl Fam ile eşi Bahar Çiçek'in. C)Ad koyma:Erenler sohbetinde yapılan bir imtihandan sonra adı babası larafındaıı Haydar konulur.Zamamın Sivas Valisi Ayvaz Paşa. karşı gelenin malına da el koyar. Pir Sultan'daıı "İstanbul'a gidip medrese tahsili yapmak ye halkın bu durumuna çer bulmak" niyetiyle izin İsler ve gider. hatunun 40 yaşına gelmesine rağmen çocukları yoktur." III. Hızır Paşa'ya bunun böyle olmadığım ispat eder. köyünde taş taş üstünde kalmadığını görünce Hızır Paşa'nın huzuruna çıkar B. D. dertliyi sazıyla iyeleştirmeye başlar. H. F. B. G. C. durumun daha da kötüleşmesine sebep olur.Pir Sultan. halka ağır vergiler yükler. Görüldüğü üzere anlatı. e)Çare arama:Her iki varyantta da baba Kul Fanı. Sonuç Bölümü. elde ettiklerinin çok az bir kısmıdır.Pirini unu t muş görünen Hızır. Pir Sultan'ın haklı çıkması üzerine çok kızar ve ondan "içinde Şah adı geçmeyen bir türkü isteyince de yerine"Şa!ıla bağlılığını dile getiren bir nefes" söylemesi üzerine onu aslınr. E. Ancak Pir Sulum.Kendisinden hesap soran ve onun Banazlılar'a iftira ettiğini duyan Pir Sultan.Pir Sultan. B. Macera Bölümü: A. Pir Sultan Hızır'a "tuttuğu yolun yanlış olduğunu" ağır bir dille söyleyince olanlar olur ve eski müridi Hızır Paşa. çocuğunun olması için dua eder. Günün birinde Banaz'a geri dönen Pir Sultan.

imparatorluğun topraklarını "has". ss:417-418. Ayrıca hikâyede anne Ballar Çiçek'iıı (1 no. ss:26-45). nefeslerinin pekçoğunda onun tarzını sürdürerek bu üzücü olaylara karşı tavrını saziyhı. gayet tabidir.lu varyant) Ayvaz Paşa'ya. ss: 128-133) ile Kanuni nin Doğu Seferi'ne giderken Sivas'ta bİrgün kalması (Aslanoğlu. sözüyle dile getirmeyi. Pir Sultan'm mucizevi doğumu. ona bir ad verilmesi için hem uygun bir zamanın hem de olağanüstü bir işi başarmasının beklenmesi vb. ve o dönemde cereyan etmiş olayların görülmesi.. yy saz şairlerinden Pir Sultan'm yarı nıeııkabevi hayatını anlatmaktadır.lu varyantta Cemile olarak geçmektedir) kırk yaşına gelmesine rağmen bir çocuk doğuramamış olması ve ailesinin bu durumdan duyduğu üzüntü yanında bir evlâda kavuşmak için çare arayışları." (2 no. s:34) ise hikâyenin realist yanını güçlendiren hususlardan sadece bir tanesidir. "halktan on aldığım devlete bir diye söyleyen (1 no. Ahmet zamanında Sivas Valiliğinde bulunması (Gölpinarlı H. Araştırmacılar olayın III."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi paralellik göstermektedir. yy'ın başarında Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları genişlemiş.lu varyant).21) nın halk zihnindeki akislerinde aramak gerektiğine inanıyoruz. yy. Âhir zamanda Sultan Süleyman devrinde. s.m sonu ile XVII. s:667. XVI. gönüller ferah İken. Ahmet (Öztelli. gibi hıısııllar halk hikâyelerimizin bünyesine ve anlatı tekniğine büyük bir uygunluk ortaya koymaktadır. Mehmet'in oğlu I..lu varyant) şeklinde bir giriş formalitesiyle başlamasının sebebini ise Sivas tarihinde valilik yapan iki Hızır Paşa'dan birinin ve ilkinin Kanuni Sultan Süleyman devri vezirlerinden olması (Öz ss:290-204: 1 Aslanoğlu.. * Gelelim hikâyelerde adı geçen "zulmün kalesi" (2 no.. merkezin özellikle uç bölgelere ulaşmasında aracılar koymasına. Murat zamanlarında (Aslaııoglu. kendilerine her yılki gelirin 1/10'unu vermesini şart koştukları toprak beylerine bırakmışlardı (Özkaya. Öz. Hikâyenin. Pir Sultan'ın efsanevi hayat hikâyelerinin geleneksel şekil ve üslûbuna uygun tarzda tasnif edilip anlatılmasıyla teşekkül etmiş klâsik bir halk hikâyesidir. Bu sebeple hikâyede Pir Sultan'la aynı çağda yaşamış kimselerin." (1 no. kutsal bir görev olarak görmektedir. Alevi bir şair olmasıyla da ilgilidir. ss:33-37) ya da III. . * Hikâyenin her iki varyantında da vakanın Kanuni Sultan Süleyman zamanında geçtiğinden bahsedilmektedir. toprakların idaresi zorlaşmıştı.. ss:44-45. Özlelli. 315 . ss:43-48) geçmişte olduğu konusunda çeşitli fikirler ileri sürmelerine rağmen hikâyelenin "Sultan Süleyman Şah iken. Kısacası Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikâyesi.lu varyant). Büyük bir ihtimalle âşık Kul İzzet. olayın gerçekte de cereyan ettiği yöre olan Banaz'da geçmesi ise anlatının realisl yanıyla beraber anlatıcının Sivaslı ve Pir Sultan âşığı.. Nitekim hikâyeye zemin teşkil eden "Pir Sultan'ın Hızır Paşa tarafından astınlması "meselesinde önemli rolleri olan Hızır Paşa'nin T. "zeamet" ve "tımar" olmak üzer üç sınıfa ayırıp idarelerini de. Çalışmamızın başından beri de belirtmeye çalıştığımız üzere bu anlatı yaşadığı bilinen bir âşığın XVI. Bu durum.Bayrak..

ss:89-9O. Mert. Deli Hasan başta olmak üzere 1600'dan sonra görülen Tavil Halil.78-82. Nitekim Tl. Sivas'ı kasıp kavuran eşkıyaların da Osmanlı devleti için aynı değerde olduğu düşünülmüş olmalıdır. Alevi ve şiîlece Kutsal bir gelenek olarak kabul edilegelmiştir. zulüm ve saygunkuia büyük bir huzursuzluk kaynağı olan "Yadigâroğlu (Öz. Bu konuda söylenecek son sözün "Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikâyesinin. ss: 12-13). Özellikle ekonomik bozukluğun ortaya çıkardığı sınıflararası eşitsizlik. ünlü Alevî şairi Pir Sultan Abdal'ın gerçek hayalıyla birlikte içinde yaşadığı dönenun tarihi yönünü de aksettirdiği". Hacı Ahmet oğlu Ömer. halk canından bezmişti. Hatta İzmir'de imbat rüzgârına bile "Haydar" denildiği düşünülecek olursa söz konusu geleneğin izlerinin nerelere kadar uzandığı. bunun da içki-fuhuş hatta homoseksüellik gibi çarpıklıklara yol açması. Köroğlu. eğitim görmek üzere İstanbul'a gidişinden önce Ayvaz. başkaldırmalar başta İstanbul olmak üzere hemen bütün Anadolu'yu kasıp kavurmuş. Yeniçeri Ayaklanmaları. Arslanoğlu. Özkaya. kaçınılmazdı. ss:90-115. Düzmece Mustafa. Deli İlâhi Bey. Dağlar Delisi Süleyman. işi doruk noktasına çıkarmıştı (Öz. ss. s: 108) "Vardar Ali Paşa" (Öz. s:6). Tavil Ahmet.S7-89) toplumda büyük bir huzursuzluğun doğmasına. Büyük bir ihtimalle halkın zihniyetinde Sivas iline yaptıkları baskı. ss: 19-22) Bütün bunların sonucunda da merkeze karşı ayaklanmalar. 3İ6 .•Netin Köse Ancak saraydaki aşırı israfın ve debdebenin yol açtığı ekonomik bozukluklar (Öz. * Hikâyenin her iki varyantında da dikkatimizi çeken bir başka husus ise Pir Sultan'ın doğduğunda ona "Haydar" adı verilmesi meselesidir. Her iki varyantta da Hızır Paşa. Bilindiği üzere Haydar. s:96) ile karışmış. bu huzursuzluğun akisleriydi. ünlü Safevi hükümdarı Şah İsmail'in babasının adıdır. Özkaya. Abaza Mehmet Paşa. Celâli İsyanları (Öz. s:S9-139) hatıra getirdikten ve böylece bu dönemde devletin genel bir görünümünü çizdikten sonra hikâyedeki Ayvaz Paşa'nın kimliği ile ilgili kısma geçebiliriz. s: 106) olaylarının kahramanlarıyla büyük bir Osmanlı düşmanı kabul edilen Köroğlu (Öz. gerekse toplu olarak sürdürülen ayaklanmalar. Bütün bunlara Osmanlı İmparatoruğu'nun Çaldıran Savaşından hariç İran.. Gürcü Abdünnebi. ss:18-77. ss. gelişinden sonra da Hızır Paşa olarak adlandırılmaktadır. Karayagıç. devlet İçinde devlet olmaya çalışan toprak ağalarını ve eşkiyalan (Öz. Bu yüzden şiîlerin piri sayılan bu ünlü hükümdarın babasının adım koymak. Kara Haydaroğııl. başka bir ifadeyle "Pir Sultan Abdal'ın hayat hikâyesinin usta bir el tarafından klâsik bir halk hikâyesi haline getirildiği" şeklinde olmalıdır. s:708. açlık ve kıtlık. Avusturya ve Lehistan üzerine yaptığı savaşlarla bunların halkın üzerindeki olumsuz etkilerini. ss:83-89) ve gerek ferdi. Yadigâroğlu olayları Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapısını ortaya koymaktadır(Öz. Köroğlu için Ayvaz ne ise. Özkaya. Varvar Ali Paşa. Boynu İnceli Bey. anlaşılabilir. yanında ekseriyeti savaşlarda ganimet olarak getirilen hanım sultanlarla cariyelerin destekledikleri taht kavgalarının (Ö/.

Yunus Emre. Türk Edebiyat Üzerinde Araştırmalar 3. Baki. Naili İstanbul:Adam Yayınlan (ll)Halk Hikayeleri İstanbul: Adanı Yayınları. Ankara:Diyanet işleri Başkanlığı Yayınları No: 118 (6. Halk Hikayeciliği.* "Pir Suttan Ve Hızır Paşa " Hikayesi KAYNAKÇA: GÖLPINARLI. Ankara. İstanbul:Erman Yay. Toker Genel Dizisi:39. BORATAV. Dede Korkut Kitabı. s:207. 1989.) "Halk Şiirinde Az Kullanılan Mazım Şekilleri ve Türleri" (Türk Halk Edebiyatı ve Folkumda Yeni Görüşler II. İstanbul:Gerçek Yayınevi: 100 Soruda Dizisi: 13 (Beşinci Baskı) (IVVl>/c Edebiyatı Türk Dili Dergisi. Ankara: Atatürk Kültür. (DFolklor ve ve Edebiyat II. (U).Edebiyat Araştırmaları I. S:207. URAL.) Âşık Garip Hikâyesi. 100 Büyük Edip 100 Büyük Şair:2. 1992. 1978. İstanbul :Ötüken Yayınlan. 1988. Türk Dili Dergisi. O. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. Türk Dil Kurumu Yaymları:283 Çeşitli Konular Dizisi:7. I. (I.19%2. Fikret. Mehmet. Ankara: Akçağ Yayınları: 123. Giriş-Metin-Faksimile 1994. (II). (II. 1969. YaymNo:186. Hikmet. Ahmet. Orhan. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. ERGİN. Înceleme-Metin1995. Evi: Pir Sultan Abdallar. ASLANOĞLU. Baskı). Tip Tahlilleri: "Veli Tipi" 1985-İstanbul:Dergâh Yayınları:21/3. Kaynak Eserler: 14.Halk Edebiyatımızda Zümre Edebiyatları. KABAKLI. Yayın No: 14. 1982. KAPLAN. Abdülbaki (I). Fuat (I) Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıf/an. 1976. İstanbul Toker Yayınlan. 1987]. Baskı) DİZDAROĞLU. Muharrem. P. Türk Edebiyatı-tncel eme: 3 /3 317 . Pir Sultan Abdal. Kültür Eserleri Dizisi:52 [1966. (JllJÎOO Soruda Türk Halk Edebiyatı 1988. Osmanlı'da Alevî Ayaklanmaları. S:207. Ankara:Türk Dil Kurumu Yayınlan:494 Türk Dil Kurumu Halk Kitapları. TÜRKMEN. Haz: Feyzi Hahcı 1985: Konya) ss: 84-91. KÖPRÜLÜ. İbrahim. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. Türk Dili Dergisi. İstanbul:Ant Yayınlan. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. Halk Ozanları Dizisi:3. ÖZ. Halk Şiirlerinde Türler. Türk Tarih Kurumu Yayınlan :169 (3. Pir Sultan Abdal. 1984.

1983 İstanbul:Özgür Yayın Dağılım (Beşinci Baskı) ÖZKAYA. 1996 Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları: 1857 HAGEM Yayınları /233. İstanbul: Milli Eğitim vekaleti. Pir Sultan Abdal. Ankara: MERT. Yy. Halk Edebiyat Dizisi:4. 1980. Epope (Epepee) [Edebi Nevilerle Mesleklere Dair Malumat).Netin Köse KÖSE. Yücel. 1930 . ve XIX. "Türk Halk Hikâyelerinde Yapı" 1996. Ele Geçirişleri ve Büyük Hanedanlıkları Kuruluşu-1978. YÖNTEM Ali Canip. Cahit. Ankara. Nerin. Yaşamı ve Bütün Şiirleri.. Araştırmalar 1. KALAFAT.in İlk Yansında Yeril Aiilerin Ayanhklart. ÖZTELLİ. Özcan XVII. Tarih 'te ve Bugün Şamanizm Materyaller ve Araştırmalar 1954: Ankara TTK Yayınları'ndan VII seri no: 24 TTK Basını Evi. Yaşar İslamiyet ve Türk Halk İnançları. Gelenek-Görenek-İnançlar. 318 . Devlet Matbaası. yy. Ankara:MiIii Folklor Yayınlan:8. İNAN Abdülkadir.larda Çapanoğlulları. XVIII.

ss. Halil İnalcık. yüzyılda da devam eden bu ilişkiler üzerinde duracağız.1869 yılları arasında Yakup Bey Hoten. Bu nedenlerle Orta Asya Osmanlıların öncelikli hedefi olmamıştır. mevcut belgeler ışığında. yüzyıllarda ise Seyid olarak kabul edilen Hocalar iş başında idiler. Halil İnalcık'a göre. Konya ve Karaman gibi bölgelere yerleştikleri. 381 Prof. Uygurların Moğollarla birlikte Anadoluya gelip umumivali gibi önemli görevlerde bulundukları. Ancak bu Osmanlıların Orta Asya ile hiç ilgilenmediği anlamına gelme/. Osmanlı Devrinde Türk Ordusu. Prof. yüzyılda Batı Türkistan Ruslar. Birisi. sayı 375. Ü.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Savı IV. Doğu Türkistan Çinliler tarafından işgal edilinceye kadar Orta Asya Türkleri kendi kendilerini idare ediyorlardı.. 1994. 19. Yani 19. kaldıklarında ise. Fatih'in sarayında Uygurca'nın öğrenildiği bilinmektedir1. Doç. s. Dr. 1. Osmanlılar'm iki büyük ideali vardı. hatta Kayseri. Osmanlı döneminde Fatih Sultan Melunel'in fermanlarını Uygurca yazdırdığı. Umumi Türk Tarihine Giriş. Dr. Burada o kadar eskiye gitmeden.. Kuça. ve 18. Doğu Türkistan da müslümanlığı kabul ederek Türkleşmiş olan Moğol kökenli hükümdarlar tarafından idare ediliyordu. Dr. 1864 . Osmanlı Döneminde Tiiık-Uygur İlişkileri Osmanlıların Orta Asyadan daha ziyade Batıya özen gösterdikleri bir gerçektir. Yakup Bey kurmuş olduğu bu devletin tanınması için 1870'te Osmanlı sultanı ve dönemin İslam halifesi Sultan Abdul'aziz Yrd. Osmanlıların Kaşgar hükümdarı Atalık Gazi Yakup Bey Bedevlet'e gösterdikleri ilgi bunun en güzel örneğidir. Orta Asya Türkleri Rus ve Çin tehdidine mam/. Zeki Velidi Togan. A. Türk KilliürU. Enderim Kitabevi. ve 20. 17. 1981. 385 . Osmanlılar soydaş ve dindaşlarına ellerinden gelen yardımı esirgememişlerdir. s. Türklüğü dünyanın hakim milleti olarak yaşatmak.319-324. İstanbul. Urumçi ve Tuıfandaki yerel beylikleri oıladan kaldırıp merkezi Kaşgar olmak üzere bağımsız bir devlet kurmaya muvaffak olmuştu. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. İzmir 2000. diğeri de hak tanıdığı din olan islam için savaşıp Tanrının gaza vazifesini yerine getirmekti2. Bilindiği üzere. Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu ilk dönemlerde Orta Asyada Timur Bcy'in kurduğu güçlü bir devlet bulunuyordu. OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRK-UYGUR İLİŞKİLERİ ÜZERİNE(1861-1934) Alimcan İNAYET Anadolu Türkleri ile Uygur Türklerinin siyasi ve kültür ilişkileri Osmanlı öncesine kadar gider. E.

336 a. İsmail Hakkı Efendi. Öğretmen olarak Kaşgar'a gelen İlkul burada Darülnıuallimin-i İttihat admda bir öğretmen okulu açmış. Bugün de Çinli müslünıaıüar bu zatın mezarım ziyaret etmektedirler7 Osmanlıların Doğu Türkistan müslünıan Türklerine olan ilgisi bununla kalmamış. 296 Şincang Tarih Materiya!liri (25). Bundan çok memnun olan Sultan Abdul'aziz Han Yakup Bey'e " emir'ül müslimin" unvanını lütfetmiştir. ss. Şincang Helk Neşriyatı. 418-419 Ahmet Kemal İlkul. s. Yakup Bey camilerde Halife Sultan Abdul'aziz Han adına 4 hutbe okutmuş ve parayı da Sultan Abdul'aziz Han'ın ismiyle bastırmıştır . 1998. Dr. Bununla ilgili şöyle bir kayıl bulunmaktadır: 18. Hazırlayanlar: Prof. 1780 yılında İranlı Magrup Şah admda bir şahıs Yerkent'e gelip şehirden beş kilometre uzağındaki Mıyşa köyüne yerleşmiş ve burada beş dönümlük bir arazi satın alarak bir tekke. g. Sancı ve Pokang gibi şehirlerinden. hatla Ningşia'dan pek çok Çinli nıüslüman bu zata gelip mürit olmuştur. Ötükıaı. Çin-Türkistan Hatıraları.Alimcan İnayet Han'a bir heyet göndererek kendinin İslam halifesine tabi olduğunu bildirmiş ve Doğu 3 Türkistan'ın bağımsız İslam devleti olarak tanınmasını istemiştir . Doğu Türkistan'ın Urumçi. s. Şerhi Türkistan Tarihi. İsmail Aka. e. O dönemde bu kişinin etki alanı o kadar genişlemiştir ki. Kırıkkale. 1914 yılında Osmanlı paşalarından Talat Paşa Rodoslu Habibzadc Ahmet Kemal İlkul'u Uygur Türklerinin eğitimi için Doğu Türkistan'a göndermiştir. 4İ 7 Şincang Tarih K4ateriyaUiri(25). Bunun üzerine. 1997.. 5. bir medris ve bir cami yaptırmıştır. Bu olaydan önce de Osmanlılar İranlıların Doğu Türkistan müslumanlarım etkileri altına almaya yönelik çalışmalarına kayıtsız kalmamışlardı. tüfek ve askeri eğitim için piyade. Bu zal burada çok sayıda Çinli müslümaııı mürit olarak kabul etmiş ve onları gizli olarak şii mezhebine yönlendirmiştir6. 1861 yılında Osmanlılardan da Gulam Mesum( Malısum ) Han admda bir zat Yerkent'e gelerek şehrin güneybatısındaki Tirebağ Güze denen yerde tekke yaptınrp Çinli müslümanlan müritliğe kabıü etmiş ve onların tamamının tekrar sürü mezhebine dönmelerini sağlamıştır. Vehpi Günay: Cahit Teki. Bunun üzerine. Ahmet Kemal İlkul'un Doğu Türkistanda gerçekleştirmiş olduğu eğitim reformu Uygur milli eğitim tarihinde yeni sayfa açmıştır. Yusuf Gedikli. Kaşgar Tarihi. 17 320 . Hazırlayan: Dr. yüzyıldan Önce Doğu Türkistandaki Çinli müslümanlar( Döngcnlcr ) suni ( İmam Safi ) mezhebine mensup idiler. Zaman Bey'ı göndermiştir5. 1988. 1880 ve 1910 yıllarında iki defa Atuş'ta Hüseyin Bay. Osmanlı Devleti ayrıca Yakup Bey'e Hindistan üzerinden top. Ahmet Kemal îlkııl Doğu Türkistan'a gönderilmeden Önce de orada şuurlu Uygur Türklerinin Osmanlı devletinden davet ettikleri öğretmenler görev yapmışlardı. s. Gulam Meşum han Hoca 1911 yılında vefat etmiş. 336 Mchıned Atif. s. onun faaliyetlerini oğlu Ömer Han Hoca devam ettirmiştir. bundan dolayı hapse atılmış ve 192O'de Türkiye'ye dönebilmişür^. Urumçi. Bavudun Bay gibi kişilerin Osmanlı devletinden davet edip 3 4 5 6 7 8 Mehmet Emüı Buğra. süvan ve topçu muallimleri Çerkez Yusuf.

edebiyat.1915 yıllan arasında İstaııbulda eğitim görmüş ve 1947'de Doğu Türkistan'ın cumhurbaşkanı olmuştur12. puttop(futbol) gibi spor 9 faaliyetlerinin yanısıra. İklil Kurban. Osmanlı paşalarından Enver Paşa tarafından kurulan Umur-ı Şarkiye( Doğu İşleri ) teşkilatının 1914 tarihinde Adil Hikmet Bey. Kaşgar 15 müslünıanlarmdan Hilal-i Ahmer (Kızılay) yararına beş bin sum para gelmiştir . 2. 460 13 Ati il Hikmet Bey. matematik. Yani Osmanlıların Doğu Türkistan milli eğitiminin geliştirilmesinde çok önemli rolü olmuştur.Osmanlı Ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine(1861-1934) getirdikleri öğretmenler okul açmış ve bu okulda dil. Ömür Dastanhn (Hatıralar 1). Türk Tarih Kurumu Basımevi. ss. Osmanlı devletinin bu ağır günlerinde Doğu Türkistan Türkleri de işgal altında bulunmalarına rağmen İstanbul'a yardım göndermişlerdir. Doğu Türkistan Türklerinin de Osmanlılara olan manevi bağlarını gösteren belgelerdir.. Orenburg. ss. Hazırlayan: Dr. İklil Kurban'm naklettiği Burhan Şehidi'ye ait bir bilgiye göre_. Şarki Türkistan Cumhunyeli( 1944-1949). bir taraftan da çocuklarını eğitim için İstanbul'a göndermekleydiler. Hüseyin Bey ve İbralıim(Haklıer) Bey olmak üzere beş kişiyi Orta Asya Türklerini eğitme ve örgütleme amacıyla bölgeye göndermesi daha da dikkat çekicidir. İstanbul Mektupları. Milletler Neşriyatı. Dr. Asya 'da Beş Türk.g. a. e. s. Kuşcubaşı Selim Sami Bey. 82 12 Andrew D. 13 24 H Fatih Kerimi. 1990. Tatar gazeteci yazan Fatih Kerimi'nin 1913'tc Orenbıırg'da basılan "İstanbul Mektupları11 adlı kitabına göre. W. Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Seyfettin Azizi. bir Çin müslümanı ( Kulcalı ) Mekleb-i Sultani binasındaki Alman "Saleb-i ahmer"( Kızılhaç) hastanesinde yaralılara hizmet etmiştir u . Uygur Türkleri bir taraftan Osmanlılardan öğretmen isterlerken.. Bilindiği gibi. 144145 İU Şnıcang Tarih Materiyaltiri(25). ss. Yine aynı kitaba göre. Yaııg Zeııgxin döneminde İli'de Türkiyeliler çoktu. Pekin. Yusuf Gedikli. 372-373 11 Dr. Bunlar Osmanlıların Doğu Türkistan Türklerine olan ilgisini. askeri eğitim de verilmiştir . s. s. e. bazı zengin kimseler kendi çocuklarım ve yakınlarını tahsil için İstanbul'a göndermişlerdir. Mesut Sabri Baykırzu bu kişilerle birlikte okul açmış. 113 321 . s. Forbes.Osmanlı devleti Balkan savaşından yenik çıkınca İstanbul yaralı asker ve Balkanlardan göç eden insanlarla dolmuştu. öğrencilerine Türkiye şarkısı söyletmiştir11. Mesela. 1992. Bu kişiler Hindistan üzerinden Doğu Türkistan'a ve diğer Orta Asya ülkelerine ulaşmış ve oralarda faaliyet göstermişlerdir13. 55 15 a. Ötüken. 1900'h yılların başlangıcında Kulca'da. 1913. tarih ve coğrafya gibi dersleri okutmuşlardır. Osmanlıların çok yakından ilgilendikleri Doğu Türkistan Türkleri de bunca ilgiye duyarsız kalmamışlardır. Ayrıca okulda cimnastik. Hüseyin Emrullah(Barkan) Bey. 1998. Mesut Sabri Baykuzu 1904 . Bu gençler İstanbul'da eğilimini tamamladıktan sonra Kulca'da okul açıp 100 kişiyi yetiştirmişlerdir"1. Ankara. g.

W. o. 203 21 Andrew. Forbes. e. e. Amerika.1940 Seneleri Arasında Türkistan Vaziyeti.306 19 Seyfettin Azizi. Doğu Türkislanda kurulmuş olan bu yeni devletle ilgili haberler Türk basınında sevgiyle karşılanmış ve geniş yer almıştır . D. 95-98 322 . e. Daha da ilginç olan odur ki . İzmirli Dr. a. Uygur Türkleri Diktatör Şeng Şısey ordusuyla savaşacak yerde Ma'nın ordusuyla savaşmak zorunda Aııdrew D. Sullanbek. e. Bayrak Yayıncıhk-Malbaacılık San. Forbes. Almanya. Mustafa Kentli Ali Bey. Ayrıca Sovyetler Birliğinden gelen Selİvaldican. Mustafa Kentli Ali Bey ve Harbiyeden Mahmud Nedim beylerin büyük rolü vardır. Mahmud Nedim beyler Doğu Türkistan'a gitmeden önce de Urumçi'de iki İstanbullu Türk bıılıınyordu.. Bu kişiler Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetinin başbakanı Sabit Damolla ile birlikte iş gördüler ve Şarki Türkistan hareketine bir şekil vermek islediler17. 203 22 Andrevv. Yeni kumlan bağımsız Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti hükümeti Dışişleri bakanı Kasını Hacı'yı devlet mektubuyla birlikle Türkiye cumhuriyeti başta olmak üzere Afganistan. Fransa ve İtalya gibi ülkelere göndermiş ve bu ülkelerden Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetini tanımalarını ve yardım etmelerini istemiştir1 y. W. g.W. Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'ııiıı dönemin Ankara hükümetine gönderdiği bir mesajında " Yeni bağımsızlığa kavuşmuş Doğu Türkistan'ın mavi bayrağından sevgili Türkiye'nin al bayrağına selam olsun" ifadesi kullanılmıştır21. g.Türkiye Basımevi. Şti. Forbes. s. 1929 . s. 1940. D. W. İran. g. ve Ltd. Belıram Efendi ve Sofizade gibi kişilerle birlikle Doğu Türkistan Türk İslam Cumhuriyetinin hükümet ve ordu teşkilatının düzenlenmesine yardım etmişlerdir18. s.^ Alimccm İnayet Anadolu Türkleriyle Doğu Türkistan Türkleri arasındaki ilişkiler cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Ancak böyle bir amaçla Doğu Türkistan'a sokulan Ma Zlıongying ordusu Uygur Türklerinin bağımsızlık mücadelesinde büyük bir baş belası olmuştur. 306 20 Andrew. Japonya. 202 ll Zeki Validi Togan. Doğu Türkistanda Çin yönelimine karşı başlayan ayaklanmalar sonucunda 12 Kasım 1933 tarihinde Kaşgarda "Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti" adı altında bir devlet kurulmuştu. 1991. g. 305 ... İstanbul. İngiltere. Çeviren: Enver Can. D. Kemal Kaya Efendi'nin Ma'yı Doğu Türkistan'a girmeye teşebbüs etmesinin asıl amacı. Doğu Türkistan Harp Beyleri. İstanbul. a... s. Bu kişiler 1931 yılında Kansu'ya giderek Çinli müslüman komutanı Ma Zhongying ile tanışmış ve bunlardan Kemal Kaya Efendi Ma Zhongyin'in genel kurmay başkanı olmuştur. a. Ancak Rus engeli nedeniyle Türkiye Doğu Türkistan'a maddi yardımda bulunamamıştır. a. 24 18 Seffettin Azizi. Adı geçen şahıslar Kasım 1933'te Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetine müsteşar olarak Kaşgar'a gönderilmişlerdir16. büyük ihtimalle Doğu Tükistan'da bağımsız bir müslüman Türk devletinin kurulma sürecine hız kazandırmaktı. ss. g. ss. s. Ma Zlıongying Kemal Kaya Efeııdi'nin tavsiyesiyle Doğu Türkistan'a girmiştir22. Bilindiği gibi. e. Forbes. Bu devletin hükümet ve ordu teşkilatının oluşturulmasında Türkiycden giden İzmirli Dr.

a. e. Mehmet Emin Tevfik Efendi Doğu Türkistan'a döndükten sonra yukarıda sözünü ettiğimiz gibi. o yöneticinin yardımıyla bir okula girer. Azizi'ye göre. Yani. a. ondan sonra Mehmet Emin Tevfik Efendi Uygur sanatçısı diye tanınır. ss. Daha sonra o Şeng Şıseyİn eline geçmiş ve hapishanede vefat etmiştir2'. Forbes'in anılan kitabına göre. s. 330 Seyfettin Azizi. Mehmet Emin Tevfik Efendi okulda çok iyi okur... Böylece Mehmet Emin Tevfik Efendi bir lokantada Kaşgardan beraberinde getirdiği tamburu çalıp şarkı söyleyerek geçimini sağlar. e. ss. s. Seyfettin Azizi'nin hatıralarındaki bilgiye göre. e. e. ancak sonra bir lokanta sahibi onun tambur çaldığını görünce lokantasında tambur çalmasını ister.. g. g. a. W. O ayrıca 23 Seyfettin Azizi. bir yıl sonra lokanta sahibi onu bir yöneticiyle tanıştırır. 1934 yılında Şeng Şısey hükümetinin başkan yardımcısı olan Hoca Niyaz Hacı'nın meşhur komutanı Malmıut Şıcang(Albay) başta Macidİn Efendi olmak üzere Türkiyeden gelen 12 kişiyle eğitim seferberliğini başlatmıştır26. Türkiyede epey zorlanır. 397 . Bu sırada yavaş yavaş Türk sanatçılarıyla da tanışır. Kemal Kaya Efendi'nin Sovyet ajanı olduğu hakkında söylentiler bulunmaktadır. Cumhuriyet döneminde de Tiirk-Uygur ilişkileri eğitim alanında devanı etmiştir. 330 Seyfettin Azizi. g. Kemal Kaya Efendi Japonya'nın casusudur24. O 6 ay içerisinde dönemin ihtiyacı İçin 60 öğretmen öğretmen yetiştirmiş. Ancak onun 1934'te Sovyet taraftarı birlikler tarafından yakalanıp Urumçiye gönderildiği hakkındaki bilgi yukarıdaki söylentiyi yalanlamaktadır.. sonra Kara Deıüz'e gelip bir Türk gemiciyle tanışarak onunla birlikte Türkiyeye gelir. Kemal Kaya Efendi'nin Ma Zhongying'in Doğu Türkis tanda gerçekleştirdiği katliamlarda yer alıp almadığı hakkında bilgi bulumu a m aktadır. Bu kişilerin çağdaş Uygur eğitiminde oynadıkları rolü bugün de Uygur Türkleri tarafından şükranla anılmaktadır. Kemal Kaya Efendinin kimliği hakkında farklı görüşler mevcuttur. Aııdrew D. g. O aslen Uygur olup gençken bilim aşkıyla önce Taşkent'e gelip çalışarak okur. s. e. 24 köyde 24 okul açmıştır. 396 -397 Seyfettin Azizi. gençler birliği teşkilatı onu bir kaç kişiyle Doğu Türkistan'a gönderir27. Bir gün bir toplantıda konuşmaya davet edilir. çağdaş Uygur eğitiminin başlatılmasına öncülük etmiştir. Kalabalık onu coşkulu bir şekilde alkışlar.. Kemal Kaya Efendi Türkiyedeki devrimden sonra Japonya'ya kaçmış. orada orta tahsilini bitirdikten sonra yüksek tahsil görmeye çalışır. ancak geçim sıkıntısı nedeniyle eğitimini devam ettiremez.Osmanlı Ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine(1861-1934) kalmışlardır. Doğu Türkistan'da ayaklanmalar başladıktan sonra o memleketine dönmek ister. Onların içerisinde yer alan Mehmet Emin Tevflk Efendi'nin ilginç hikayesi bulunmaktadır. sonra Gençler Birliği teşkilatına ve faaliy eterine aktif biçimde katılır ve belirli çevre edinir. o. fakat Mehmet Emin Efendi konuşma yerine tamburunu çalıp şarkı söyler. 341 Seyfettin Azizi.399 323 . Japonya onu Ma Zhongying'e askeri müsteşar olarak göndermiştir23.. a. g.

4Ü4 324 . Bu izci grubunun yapısı Türkİyedekiyle aynıdır. bütün bunlar Türk-Uygur ilişkilerinin Osmanlı döneminde olduğu gibi. Sonuç itibariyle. Bu da aynı zamanda Atatürk'ün ne denli ileri görüşlü büyük önder olduğunu göstermektedir.Alimcan İnayet öğrencilerden oluşan bir izci gnıbu kurmuştur *. cumhuriyet döneminde de sıcak bir şekilde devam ettiğini gösterir. s. 2 Seyfettin Azizi. g. Mustafa Kentli Ali Bey ve Harbiyeden Mahnıud Nedim Beylerin Doğu Türkistan'a Atatürk'ün bilgisi haricinde gitmiş olmaları mümkün değildir. Üstelik söz konusu ilişkiler Büyük Atatürk'ün dönemine rastlamaktadır. a. Dr. e..

Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretini Görevlisi. Kemal Talıbzade bir makalesinde2. Ancak bu hadise." İşte bu ilgidir ki. Nitekim yukanda da ifade ettiğimiz gibi. Edebî çalışmaların. bugün için bizlere yeni ufuklar açmakta. Osmanlı. Mehmet Kaplanan da ifade ettiği gibi: ''Edebiyat tarihin içine gömülü bir vakradır ve en mücerret edebiyatlar dahi. Nitekim bıı politikasından dolayıdır ki. edebî sahaya: "Ba$qasım islemeni de. Bu hadiselerin son örneği ise yüzyılımızın ilk yansında yaşanmış. .Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı II \ İzmir 2000. E. hatta bazen de Hıristiyan topluluklann yardım talepleri üzerine gerçekleştirmiştir1. çabuk sen gel. Dr. ŞİİRE YANSIYAN TARİH Ali EROL* Araştırmalar göstermektedir ki. hakim olduğu topraklarda sergilediği adalet anlayışı ve hoşgörüsü ile gönülleri feth etmiştir. 1970. s. KAPLAN. o yıllarda yazılmış bazı edebî eserlerin dikkatli bir şekilde incelenmesi durumunda birçok tarihî gerçeğin gün yüzüne çıkacağını ifade etmekledir. Ankara. Türk Ta-rih Kurumu Yayınlan. M. 1993T s. 2.. özellikle XVI. gerek siyasî ve gerekse idarî teşkilatlanması bakımından döneminin en büyük güçleri arasına girmiş olan Osmanlı Devleti. Prof. ey Türk. o yıllarda tek Dr. tarihî hadiselerin aydınlatılmasında önemli bir malzeme teşkil ettiği bilim dünyamızın malûmudur. Osmanlı'nın Azerbaycan'ı işgal ettiği yönündeki yorumlara karşı. bir işgal hareketi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. 1996. Fahrettin. s. Nesillerin Ruhu. Dr. yy'da gerek askerî. Azerbaycan Edebiyatnun yaşayan en büyük tenkitçilerinden Prof.251-266 TALIBZADE. Hareket Yayınları." Dr. büyük bir soykırımla karşı karşıya olan Azerî kardeşlerinin çağrısına koşmayı bir görev bilerek 1913'de Bakü'yc girmiştir.325-337. Dr. Osmanlılar uı Kafkas Ellerini Fethi (1453-1590). 1 (14. Spring. Azerhaijan.H. özellikle Sovyet devri olarak bilinen yıllarda. "Tnmsilions. içinde bulunduğu ağır şartlara rağmen. allı yüzyıllık mevcudiyeti sırasında çok geniş bir coğrafyaya hükmetmiş. Azerbaycan'a düzenlenen harekfıt. KTRZIOĞLU. Mehmet. Müslüman. oldukça farklı yorumlanmış. Zira Prof.Lilcrary Criticisın in Azcrbaijan. A New Look at Soviet Works". özellikle İran ve Rusya'nın yayılmacı siyasetine karşı Kafkas Elleri'ne düzenlemiş olduğu seferlerin bir çoğunu bölgede yaşayan ve kendi yönetimi altına girmek isteyen Türk. Benzerî mesajları. Prof. "kolleklifleştirmc" politikası gereği Örtbas edilmiş bazı gerçeklerin aydınlanmasına yardımcı olmaktadır. sen!" I şeklindeki ifadelerle yansıyan Azerbaycan halkının gerçek duygulan. içinde 3 bulundukları tarihî şartlarla yakından ilgilidir. S. meseleye farklı bir bakış açısı getirmeyi zarurî kılmaktadır. Kamal. İstanbul. Ü.

"Tarih İçinde Azerbaycan'a Bakış". Şaik'in basılmış hiçbir eserinde yer a] m anı aktadır. Anadolu'nun birliği açısından tehlike addeden Osmanlı Devleti.ıineMakateler-İncelemeler. Meherruned Eminoğlu. etkileri günümüze kadar ulaşacak olan önemli siyasî hadiselerin başladığı bir dönem olmuştur. bölgedeki Türk varlığı açısından oldukça derin bir tarihî geçmişe sahiptir. Sultan Tuğrul Bey"in bölge üzerine yaptığı sayısız akınlardan sonra Selçuklu sultanı Alparslan 1076 yılında Azerbaycan'ın hemen tamamım kontrol altına almıştır. Bizanslılar ile Sasâniler arasında patlak verecek olan kanlı çalışmalara sahne olmuş. Ancak yukarıdaki mısramın sahibi Abdulla Saik tarafından 1918"de kaleme alınmış olmakla birlikte. Ahmet Bican. Türk Dünyası Üze. Azerbaycan. Akhunlar. bölge üzerindeki hassasiyetini ortaya koymuştur. Dr. defalarca Azerbaycan'a girerek.yy'dan itibaren uğruna yoğun bir hakimiyet mücadelesi içine gireceği Azerbaycan. ve XIV. Feryat Matbaası. Akkoyunlular Devleti'nin hemen ardından Şah İsmail önderliğinde Safevî Devleti (1501-1732) kurulmuş. Akçağ Basım. yıllarca saklandığı özel arşivden çıkarılamayan bazı şiirler. s. özellikle Göktürkler döneminde Türk nüfusu açısından büyük bir artış yaşanmıştır. XVI. yy'lar arasında sırasıyla Moğol. 1993. gerek siyasî. Harezm ve Timurlıüar'ın idaresine geçecek olan Azerbaycan'da önce Kara koyunlular (1380-1468). San Uygurlar ve Sabirlcr'e ev sahipliği yapacak olan bölgede.M Erol güvence olarak Osmanlı'yı gören Ahmet Cevat. 1996. 6 SARAY. 5 ERCÎLASUN. Türk Tarih Kurumu Yayınlan. Selçuklulardan sonra XII. yy'da bölgeye akın eden ilk Türk boyu İskitler olmuştur. bu yıllarda bölgenin birçok sahasına Türkmen boylan yerleştirilmiştir5. Yaklaşık üç yüzyıl sonra İskender'in istilâsına manız kalan Azerbaycan. Salman Mümtaz. Ancak sonraki yüzyıllarda Araplar'ııı hakimiyeti altına girecek olan Azerbaycan'ın bir Türk ülkesi haline getirilmesi ise Selçuklular dönemine rastlar. 326 . s. söz konusu duyguların en üst noktada lenısil edildiği çalışmalar olarak değerlendirilmeyi beklemekledir. XVI. Osmanlı-Azerbaycan münasebetlerini hatırlamakta fayda görüyoruz. Safevî Devleli'nin izlediği politikayı. yüzyıl. II. 152-153. yy'dan itibaren Bulgar Türkleri. ve gerekse kültürel anlamda önemli tahribata yol açacak olan bu olumsuz gelişmelerden en fazla etkilenenler ise tabiî olarak Azeriler olmuştur 6 . girilen lüzumsuz rekabet neticesinde zamanla Şii-Sünnî çatışmasına dönüşerek Türk toplumu adına gerek ekonomik. birçok kez İran üzerine seferler düzenlemiş. 17.'dan itibaren yoğunlaşan bu mücadelelerden Çaldıran Savaşı (1514) Osmanlı lehine sonuçlanmış. Yeni Türk Cumhuriyetleri Tarihi. Dr. Osmanlı ve İran adına. Bu manada MÖ VII. Ankara. gibi birçok şairin çalışmalarında da bulmak mümkündür.S 48 yılından başlayarak Batı Hunlular'ın akınına uğramıştır. Ağaçerüer. M. yy. An-kara. Mehmet. ''Vatanın Yanık Sesi" ve "İntizar Karşısında" adlarım taşıyan bu şiirlerin4 işaret ettiği tarihî hadiselere geçmeden önce. 4 Abdulla Şaik'in oğlu oları Prof. Dr. Hemen ifade etmek gerekir ki. Osmanlı'nın. Prof. bu devletin ileriki yıllarda bilhassa dinî sebeplere dayalı olarak izleyeceği yanlış politikalar. Osmanlı ile İran arasında yıllarca sürecek olan kardeş kavgalarına yol açmıştır. özellikle XVI. Kamal Talıbzade'nin özel arşivinden temin ettiğimiz bu şiirler. Prof. ardından Akkoyunlular (1340-1515) devletleri kurulmuş.

Azerbaycan. Bir süre sonra özellikle Tebriz'de yoğunlaşan Şii propagandalarının sebep olduğu iç karışıklıklar isyanlara yol açmış. Ne var ki. Erivan. s. 1976. İrandaki iç kanşıklıklar ve saltanat çekişmeleri sırasında doğan otonte boşluğu. Ayyıldız Matbaası. sonraki yıllarda Osmanlı-İran çekişmesinden de faydalanarak 1556'da Astrahanı ele geçirmiş. tCülliir Bakanlığı Yayınlan. Makbul İbrahim Paşa'nm emrindeki birlikleri ile önce Tebriz'i (1534). Lala Mustafa Paşa komutasındaki birlikler. Azerbaycan'ın.. Seki Ham Hacı Çelebi gibi ileri görüşlü devlet adamlarının dikkatlerinden kaçmamış. Ahmet. 1. Kuzey ve Güney Azerbaycan'ı tamamen hakimiyet altına almıştır. ardından Kafkaslar'a girerek Şirvan'ın Kuzey bölgesini işgal etmiştir. Bu sırada durumu fark eden Osmanlı'nın müdahalesiyle planlarını bir süre askıya. özellikle de Osmanlı ve İran'ın zayıflığından faydalanarak Doğu'ya açılmaya çalışan Rusya'ya karşı zayıf düşmelerine 7 sebep olmuştur. Gerçi bu tehlike. 327 . Nitekim ilk olarak Cevat Han'ın başarılı savunmasına karşı Gence elden çıkmış (1804). IV. bu basan da kalıcı olamamış. ve Dağıstan hanlıklarının Osmanlı'dan yardun talep etmeleri üzerine İran'a karşı yeni bir harekât düzenlenmiş. İran'da cereyan eden iç karışıklığı. ardından Azerbaycan Tilrk Edebiyatı (Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi) C. Türk Dünyası El Kitabı. bölge üzerindeki emellerinden asla vazgeçmeyecek olan İran için bulunmaz bir fırsat olmuş. ardından bütün Azerbaycan'ı hakimiyet altına almıştır. Ancak bir süre sonra bu bölgeler tekrar Safevîlerin kontrolü altına geçmiştir. İran egemenliğinden çıkarak irili ufaklı hanlıklara aynlmasına yol açmış. Zira Afşar Türkleri'nden olan Nadir Han'ın öldürülmesi (1747) ile birlikte Safevî Devleti'nin Farsçı bir politikaya yönelmesi. Şirvan. Şalı Abbas yönetimindeki birlikler Azerbaycan'ı tekrar Fars toprağı haline getirmişlerdir. Murat ve III. Tiflis. Şah İsmail'in ölümüyle birlikte Sünnî müslünıanlar üzerindeki baskıların artması üzerine. Tiflis. Ankara. "Azerbaycan Edebiyatı".I. Ancak stratejik açıdan son derece Önem taşıyan Azerbaycan için asıl tehlike bu yıllardan sonra kendim göstermeye başlamıştır. 1993. Nahçıvan. bu kez Kanunî Sultan Süleyman İran üzerine yürümüş. almış. Ankara. Ahmet'in yaptığı seferler sonucunda Batı Azerbaycan.Şiire Yansıyan Tarih Safevî hükümdarı Şah İsmail 'i bozguna uğratan Yavuz Sultan Selim. 1104. Türk Kültürünü Araşür-ma Enstitüsü. Gence ve Tebriz'de bazı başarılar elde edilmişse de nihaî sonuca ulaşılamamıştır. Azerî'lerin ise küçük devletçiklere ayrılmış olmasını fırsat bilerek 1804'ten itibaren Azerbaycan'ı işgal etmeye başlamıştır. 158 CAFEROĞLll Ahmet. sonuçta. yy'in başlarından itibaren Anadolu'da baş gösteren Celâli isyanlarının sebep olduğu iç kanşıklık. s. Ancak XVII. İlk kez IX. bu kopukluk ise Azeriler1 in düşmanlarına. yy' da Kuzey Azerbaycan'daki Türk ve Müslüman'lar üzerine sefer 8 düzenlemiş olan Rusya . ancak Osmanlı'nm yorgunluğunu. Bu tarihten sonra. Kırım Hanı Mehmet Giray ve kardeşleri Gazi Giray ile Adil Giray'in da yardımlan ile Osmanlı'nın bölgedeki mevcudiyetini pekiştirmiş. 1578-1588 yıllan arasında yoğunlaşan çatışmalar sonucunda Şirvan Valisi Özdcmiroğhı Osman Paşa. ancak onların düşmana karşı birleşme gayretleri bir sonuç vermemiştir. Tebriz ve Güney Azerbaycan'ı ele geçirmiştir. Şirvan ve Derbent'e kadar olan bölgeyi ele geçirmiştir. başta Kübalı Felh Ali Han. birkaç yıl sonra tekrar îranlılar'ın eline geçmiştir. II Osman. 1585 'tc Tebriz'e girerek.

İstanbul Hükûmeti'ne başvurarak kendilerine destek olunmasını istemesi. Azerbaycan için gerek siyasî. Bu dimim Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanacağı 1918 yılma kadar devam etmiştir. hadiselerin rejime münhasır yaklaşımlarla yeniden yorumlanmış olmasıdır. Türk Kültürü. Nitekim 16. 17-25' 328 . Böylece Azerbaycan toprakları. Baku. Özellikle 1930 ve 19401ı yıllarda Marksist-Lenınisl aydınlarca yazılmış olan birçok eserde benzeri değerlendirmelere rastlamak mümkündür. bölgeye yapılan seferler bir işgal hareketi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Ankara. Yıl 2. ortak tarihî geçmişe sahip olan bir milletin torunları olmanın verdiği güvenceyle kendisine yapılmış olan bu çağrılara uzattığı yardım eli. Tiflis ve Dağıstan hanlıklarının. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü. gerek iktisadî. bu lavnıı ileriki yıllarda da sürdürülmüş olması. Ne var ki. 1840'lardan sonra bütün hanlıkları "Tirikaspiski Oblast'" adı altında bir il haline getirmiş. ve Şirvan Hanı Memned Han'ın içinde bulundukları müşkül durum kar-şısında lek kurtuluş olarak Osmanlı'yı görerek yardım talebinde bulunmuş olmaları. Nuri Paşa komutasında Bakü'ye giren Türk askerlerini alkışlayan fikir ve sanat adamlarım "dahilî düşman*' sıfatı ile suçlamış.Ali Erol Derbend. Başlangıç itibarıyla. söz konusu hadise ile birlikte perçinlenen bağımsızlık günlerinin. mevcudiyeti için tehlike teşkil eden dış mihraklara engel olmak ve bölgedeki kardeşlerinin zaman zaman ihlal edilen haklanın güvence altına almak düşüncesidir. bu tarihî vakıanın en somut delili olarak karşımıza çıkmakladır. Hele hele yüzyılımızın hemen başlarında. Gence Hanı Salıverdi Han. yapılan yardım çağrılarına bir cevap niteliği taşımaktadır. İran'ın ise Rusya'ya boyun eğmek zorunda kalması sonucunda yapılan Gülistan (1813) ve Türkmençay (1828) anlaşmaları ile Araş Nehri sınır olmak üzere Rusya ve İran arasmda paylaşılmıştır. 1918'de Azerbaycan'daki millî iradenin çağrısı üzerine bölgeye 7 birlik gönderen Osmanlı'yı "işgalci '. Karabağ. ""Çarlık Rıısyasının Azerbaycan'da Yaptığı İstilâ Savaşları". üzerlerindeki dinî ve siyasî baskıların artması üzerine Şirvan. Lenıkeran. Şirvan. gerekse kültürel anlamda büyük talıribal olduğu fikrini empoze etme- 9 BAYKARA.yy'da ise Seki Ham Hacı Çelebi. ardından "Bakü: Gence ve Erivan İlleri" ile "Dağıstan ve Zokatala Mahalleri" adî altında bir genel valilik yönetimine alınıştır. Osmanlı Devleü'nin bölge üzerindeki politikasmı ortaya koyan hadiselerden yalnızca birkaçıdır. Zaten daha önce de vurguladığnnız gibi bu seferlerin bir çoğu. Nahcivan ve Revan hanlıkları bir bir Rus'ların pençesine düşmüştür9. Hüseyin. XVTIT. s. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyet'ini yıkmak için düzenlenen siyasî entrikalar üzerine zamanın Dışişleri Bakanı Mchmed Hacmski'nin. Nıı:19. Ancak asıl düşündürücü olan. asimilasyon çalışmalarının yoğunlaştığı Sovyet devri yıllarında kaleme alınmış olan bazı kaynaklarca farklı yorumlanmış. Şekİ. Osmanlı'mıı İran ve Kafkaslar'a yapmış olduğu seferlerin temel sebeplerinden birisi. yy'da. tarihî gerçeklerden yüz çevrilerek. Küba. ele geçirmiş olduğu hanlıkların idarî sistemine karışmaz bir tavır sergileyen Rusya. Bu kısa hatırlatmadan sonra hemen ifade etmek gerekir ki. Osmanlı'nın işgallere müdahele edememesi. Mayıs 1964. İşte bu tavır ki. Osmanlı'nın.

Savaşlardaki maddî kayıplarının faturasmı yöre halkına yükleyen. MEMMEDOV.89 329 10 .Şiire Yansıyan Tarih ye çalışmıştır . Osmanlı Devleti'nin 1918 yılında Azerbaycan'a askerî birlik göndermiş olması herşevden önce iki ülke arasında dalıa önceden imzalanmış olan bir anlaşmanın gereğidir. 1828 Türkmençay anlaşmasının hemen ardından Kuzey Azerbaycan'ı peyderpey ele geçirmiş. Şurası muhakkak ki. Aynı amaç doğrullusunda. özellikle Türk ve Müslüman topluluklara karşı katı bir politika uygulamaya başlamıştır. Eyhj]-Ekiml991. İşte bütün bu gelişmeler karşısında.5. meselenin sadece hukukî kısmını teşkil eder. BAYKARA. Azerbaycan. bölgenin verimli topraklarına da Rus köylülerini yerleştirerek Azerîler'i tamamen pasifize etmeyi amaçlamış. gönül birliğinin resmiyete yansıtılmasından başka bir şey değildir. Ancak resmî kurumlarca imzalanmış olan bu anlaşma. bağımsızlık hareketine olan. Pek tabiî olarak tarihin ilk Türk cumhuriyeti olan Azerbaycan Demokaratik Cumhuriyeti'nin kurulması için elinden geleni esirgemeyen Osmanlı Devleti de. kapitalist dünyanın bölgeye olan ilgisini artırmış.. iç ve dış sermaye sahiplerinin girdikleri çıkar çatışmaları. 30. İstanbul. Azerbaycan'da günden güne artan bir katılımla daha da güçlenecek olan millî mücadele hareketinin çekirdeğini teşkil etmiştir. yy'ın ikinci yansından itibaren teşekkül etmeye başlayan. geleceğe yönelik planları gereği. Yusuf Vezir Çcnıenzemiıüi ve Abdulla Saik gibi nice kültür elçisi. 1975.Fuad'm "Teceddüd Devri" adım verdiği bu yıllarda. Ahmet Ccvad. s. yy'm sonlarına doğru kendini gösteren ve tamamen bir halk hareketi olan bu ilk kıpırdanmalar. üniversitelerin açıldığı yıllar adeta yok sayılmış.: B. "1917-1920-ci İllerde Edebiyyat".12 İşle başlangıç itibarıyla sıradan tepkiler olarak değerlendirilen bu isyanlar ki . Gençlik Basımevi. Bugün için çok iyi bilinmektedir ki. Hüseyin. Oysa burada asıl dikkatlere sunulması gereken husus. Atsız Gökdıığ. bu anlaşmanın beslendiği temel kaynaklardır. Allıan. yıllar önce. ellerindeki toprakların yabancı sermayeye peşkeş çekildiğini fark Azerbaycan Sovet Edebiyyatı Tarixi. Mehmed Emin Resulzade.I. başta petrol olmak üzere diğer sanayi merkezlerinde çalışan işçilerle. Ankara. "Azerbaycan Millî Demokratik Cumhuriyeti Devrinde Edebiyat 1918-1920 (Aktaran. Bakı. Aynı yıllarda Azerbaycan'ın tabiî kaynakları. Alibey Hüseyinzade. Azerbaycan İstiklâl Mücadelesi Tarihi. iki ülke arasında günden güne filizlenip yeşerecek olan kardeşlik duygularının temellerini çoktan atmışlardır. o yıllarda Osmanlı ile Azerbaycan arasında alman bu birliktelik karan. aslında. Azerbaycan Sovet Sosialist Respublikası Elmler Akademiyası Neşriyyat. katkılarından dolayı bu karalama kampanyasından nasibini almakta gecikmemiştir. s. özellikle kültür ve sanat adamlarının gayretleriyle XIX. Elm Metbecsi. onlara ağır vergiler getiren rejim.s.)'". Zira Köprülüzade M. Çar Hükümeti'ne karşı girişilen başkaldırının sembolü olarak geniş kitleleri harekete geçirmiş. Mars Ticaret ve Sanayii AŞ. çalışanlar üzerinde büyük tahribata yol açmaya başlamıştır. " "• XIX. ancak uygulamaya gösterilen tepkiler zaman içerisinde "Kaçaklar Hareketi'1 olarak bilinen isyanlara yol açmıştır. c. Hüseyin Cavid. Hatırlanacağı üzere Rusya. ülkedeki siyasî ve özellikle de iktisadî gelişmelere bağlı olarak giderek farklı bir görünüm kazanmıştır. millî değerlerin yüceltilerek modern devlet olma yolunda önemli mesafelerin katedildiği. unutturulmaya ya da karalanmaya çalışılmıştır". 1967.

Bu amaçla. Mchmed Emin Yurdakul gibi millî şuur sahibi Osmanlı şairlerinin eserlerini ülkelerine taşırlar. Millî Eğilim Bakanlığı. 1901 'de "Sosyal Demokrat Demeğrnin kurulması ile birlikle daha aktif bir hal alır. 19O5'tc Japonlarla girdiği savaşı kaybetmesi ile uğradığı zaafiyet bu anlamda kendileri için Önemli bir fırsat olur. 330 . "Azerbaycan'ın Son Dönem istiklâl Mücadelesi Tarihi ve Halk Cephesinuı Kwru\\ışn'\ Azerbavcan.H. İstanbul'daki siyasî ve kültürel gelişmeler yakın takibe aluıır. yy'm ikinci yansından itibaren Rusya üzerinden gelen Batılı fikirlerden çok. Yıllardır yaşanmakta olan çok yönlü istilâya son vermek amacıyla başta eğitim. Verilen mücadeleyi siyasî arenaya taşıma düşüncesi ile örgütlenme çalışmaları başlatılır.Ali Erol eden köylüler örgütlenmeye başlarlar. Ahmedbey Ağaoğlu gibi idealist mütefekkirler. 1960. Azerîler'in verdiği mücadeleyi farklı zaman ve zeminlerde günümüze kadar taşıyacak olan ""Türk Adem-i Merkeziyyet Müsavat Partisi" kurulur14. Ülkesinin tarihini. dil ve edebiyat olmak üzere birçok sahada millî bir tavır içine girilir. gibi dergilerde de iki ülke arasındaki or13 14 15 Azerbaycan Edebiyyatı Tarixi. Ancak kısa bir süre sonra bu manifestonun Kafkas toplumhırmı birbirine düşürerek zayıflatmayı amaçlayan bir aldatmacadan başka bir şey olmadığı anlaşılacak13. 44. Sırat-ı Müstakim (1908). s. "Prof.T baycan Sovet Sosialist Ehnler Akademiyası Ncşriyyat. edebiyatını. c. Ankara. Kasım-Aralık 1996. 360. GAZANFEROöLU. a. 3 Haziran 1907'dc. Bakı. "Azerî Edcbiyaü'nın Tekâmülü". dilini. Türk Yurdu (1911). ülke çapında birbiri ardınca mitingler düzenlenir. Osmanlı'ya 1 çevrilir ^.amanda geniş kitleleri harekete geçirir. üzerlerindeki yoğun baskıdan dolayı uzun zamandır sessiz bir bekleyiş içinde olan Azerî aydınlar harekete geçerler. Azerbaycan'da Füyuzat (1906). Alibey Hüseyinzade gibi ilim ve sanat adanılan İstanbul'a gelerek kültürel çalışmalara iştirak ederler. 147.. önce İslâmî bir söylemle girdikleri birlik çağrısını. Millî menfaatleri korumayı ve yüceltmeyi amaçlayan bu çalışmalar kültürel faaliyetlerle pekiştirilir. Hürriyet Manifeslosu'nun hemen ardından. Fazıl. Dikkatler. "Dövrün Tarixî Medenî Xülasesi (1900-1917-ci İller) cT Azer. halkının beklentilerini yakından tanıyan Alibey Hüseyinzade. XIX. İstanbul. Yıl: 312. Mclımed Fuad. temel hak ve hürriyetler konusunda yeni düzenlemeler getirileceği vaadiyle 17 Ekim 1905 tarihinde "Hürriyet Manifestosu1' adı altında bir bildiri yayınlar. bilhassa Türk ve Müslüman topluluklar adına o karanlık günler daha ağır bir şekilde yeniden başlayacaktır. İstanbul'da yayınlanmakta olan İkdam (1896). KÖPRÜLÜZADE. s. Bu gelişmeler üzerine. İki ülke arasında birtakım siyasî hesaplar neticesi koparılmış olan kültürel bağlan yeniden ve daha güçlü bir biçimde tesis etme çalışmaları başlatılır. Mehmet Emin Resulzade. bir önceki dönemden farklı olarak. Rusya'nın. Nikola. 1961. siyasî gelişmelere bağlı olarak bir süre sonra "millet" kavramı çerçevesinde sürdürürler. Yusuf Vezir ÇemenzeminlL Ahmed Ağaoğlu. Ord. meclisin kapatılması ile birlikle. ardından 1911 'de "Rusya Müslümanları İttifakı77 ve aynı yıl. Benzerî amaçlarla 1890'lardan itibaren başlatılmış olan dernek çalışmaları. Bu amaçla 1906'da bilhassa Ermenilere karşı aktif bir bir mücadele içine girecek olan "Difaî". İrşad ( 1907) Terakki ( 1908). hareketi durdurmak için aldığı sert tedbirlere rağmen bir sonuç elde edemeyen Rus Çarı II. Hayat (1907). 1904'te kurulan "Himmet" grubunun yoğun propagandaları kısa /. diğer taraftan Namık Kemal Mchnıed Akif. İslâm Ansiklope-disi. Hüseyin Cavid. Açıksöz (1915)" gibi yayın'organlarında millet kavramı etraflı bir şekilde ele alınırken.

"17 Edebiyat ve toplum arasındaki İlişkinin ne olduğundan çok. daha önce de belirttiğimiz gibi. Bakü'de bulunan ve Şark'm ilk konservatuarı olma özelliğine sahip okulun kurucusu Hediye Hanım Kcyibova. Türk Cumhuriyetleri Tarihi. Mikâyıl Müşfik. başlangıçta bütün İslâm alemi için tek kurtuluş yolu olduğu düşünülen İslamcılık fikri. 331 . basım. Edebiyat Teorisi (Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel). İzmir. bütün fehle sinfmin. müteşekkil. aynı millete mensup olan iki ülke insanları arasındaki kardeşlik duygularını daha da kuvvetlendirmiş. Ebu'l Halik Cenneti. fikirde. Saadettin. adet ve an'aneler. din âlimi Mir Mehemmed Kerimağa. "Dilde. 1997. Türkiye Büyükelçisi Yusuf Vezir Çcmenzeminli. örf. Bu ara. Edebiyyat isi. Arap dünyasındaki siyasî kargaşa ve iran'daki başarısızlıkla sonuçlanan meşrûtiyet girişimleri gibi sebeplerden dolayı yerini Türkçülük düşüncesine terk etmeye başlamıştır.l22-123. naşir ve edebiyat tenkitçisi Seyyid Hüseyin. İşte Azerbaycan'da.. onları. birçok aydın bir şekilde pasivize edilmiştir. İbrahim Dadaş. birleşmiş sosial-demokrat pariiya işinin terkib hissesi olmalıdır. gerekse kültürel anlamda Osmanlı lesiri altına girmeye başlar. Pek tabiî olarak bu şuur. ne olması gerekliği konusunda ön yargılara sahip olan böyle bir anlayış"5 şüphesiz ki kendisine muhalif düşen fikirlere yaşama hakkı tanıyamazdı ve tanımamıştır da. Rene-A. kurulmak istenen yeni düzeni geniş kitlelere ulaştırmaktan öte bir amaç peşinde olamaz: "Edebıyyat işi. 18 NVELLEK. Şair Hüseyin Câvid. 74. 1918e kadar verilecek olan millî mücadelenin fikri temellerini teşkil edecek olan bu gelişmeler. saluıe sanatçısı Ulvi 10 GÖMEÇ . Gaspıralı İsmail'in. VARREN. Doç. düşmana karşı birlikte hareket etme şuuruna taşımıştır. Özellikle Millî Edebiyat akımının tesiri ile daha da güçlenen bu düşünce. yeniden başlatılan kültürel alış verişe katkıda bulunmak için hummalı bir çalışma içine girerler16. 2. bütün şii 'urlu av çıngardı tere/inden berekete getirilen vahid. Çünkü Marksist ideolojiye göre edebiyat. Ancak tarihî birer vesika olarak değerlendirilebilecek olan bu çalışmaların büyük bir bölümü. işte birlik" şuan kabul görür. Bundan dolayı aynı yıllardaki kültürel çalışmaların büyük bölümü. s. Bakı. kısa sürede Azerbaycan'daki kültürel çalışmalara da yansımış. aynı duygularla Azerbaycan'a giden gönüllü öğretmenler. Azer Neşriyyat. yok sayılmıştır. iki ülkenin tarihî bağlarına yönelmişlerdir. Konya.Şiire Yansıyan Tarih tak değerler işlenir. ümum-proletar işinin bir hissesi. münîezem. özellikle Sovyet devri olarak bilmen yıllarda yasaklanmış. s.47. höyük sosial-demokrat mexanizminin tekerciyi ve vinteiyi olmalıdır. 1970. 17 LENİN. toplumu bütünüyle kuşatan her hadisede olduğu gibi halkın sesi olan sanat adamlarının eserlerine aksetmekte gecikmemiştir. gerek siyasî. Özellikle 1928'den sonraki mevcut rejim tarafından organize edilen alternatif bir edebiyat yanıtına çabalarının ezici baskısıyla karşı karşıya kalmış. Bıı arada Türkiye'de. Bütün bu çalışmalar kısa sürede meyvesini verir ve Azerbaycan. Azerbaycan millî marşının yazan Ahmed Cevad. Dr. 1993. Akdeniz Ki-tabevi. Marksizm ve Leninizm ideolojisine ters düşen çalışmalar yasaklanmış. Ali Abbas Müznib gibi şair ve yazarlar Türk tarihinin şanlı sayfalarına dönerek millî kimlik kavramı üzerine yoğunlaşmışlar. Samed Mansur. s. "kolektifleştirme" adı altında yürütülen icraatlarla yok edilmeye çalışılmış. Ağadacbış Münirî. Kömen Yayınları. Ilyic V\\oâexcars EdebiyyatHaqqında. tıp öğretmeni Medine Hanım Kıyasbeyli.

Prof. hapis ya da idam gibi cezalara çarptırılmışlardır. KÂZJMOĞLU.40. Yusuf Vezir Çemen/. Ankara. İngiliz ve Almanlar'a karşı çaresiz kalımları bir anda Osmanlı'ya ithafen yazdığı "Vatanın Yanık Sesi" ve "'İntizar Karşısında" adlı şiirlerini saklamak zorunda kalan Abdulla Saik gibi. söz konusu şiirleri.. Süleyman Sani Ahımdov. Ecdâd Yayınları. Azerbaycan edebiyatının önde gelen isimlerinden Şaik'e ait olan ve o dönemde Azerî halkının Osmanlı'ya bakış açısını. Azerbaycan'ın. Oysa ki Azerbaycan'da yaşanan siyasî ve sosyal gelişmeler karşısında halkın gösterdiği tepkinin edebî ifadesi olan bu şiirler samimi olarak değerlendirildiğinde görülecektir ki. Mars Ticaret ve Sanayii AŞ. Celil Memmedkulu/ade. öteden beri Osmanlı ile Azerbaycan arasında sun'î bir set oluşturmaya çalışan Rus rejiminin çıkarlarına ters düşmüştür. sürgün.s. Dr. Osmanlı Devleti'nin de diğer işgalci güçlerden farkı yoklu. ve Mehemmed Said Ordubadî gibi isimlerin de bulunduğu bu yazarlar. Halkın sesi olan birçok şair gibi Saik'in mısraılarına da bütün açıklığı ile yansımış olan bu tarihî hakikatleri görmek için. bu eserlerini yayınlama imkânı bulamamıştır. şair. Dr. CAFEROGLU. sürgünlerde çürütülüp öldürüldü''20. Tıpkı Bolşevik. (Azerbaycan Yurt Bilgisi Tetkikleri II). Osmanlı'nın 1918 yılında Baku "ye düzenlediği askerî harekatın temel amacı bölgeyi işgal etmek değil. tarihe ışık tutacak nitelikteki tespitlerini reddetmek zorunda kalmışlardır. bazıları. 138. Bir kısmı mecbur olup yeni hükümetle barıştı ve diğer bir kısmı ise hapishanelerde.. Azerî Edebiyatı 'nda İstiklâl Mücadelesi İzleri. Menşevik. Osmanlı'dan beklentilerim dile getiren bu iki şiir. iki ayrı devlet" gerçeğini gündeme taşıyan bu çalışmalar.. 30 21 332 . Çünkü "Bir millet.29. "Muhaciret ve Muasır Azerbaycan Edebiyyatı'mn Bazı Meseleleri". Azerbaycan edebî hayatına çok daha önce girmiş olan ve bütün birikimlerini kendi insanlanna hizmet yolunda seferber etmiş olan birçok yazann daha dikkatli davranmasını gerekli kılmıştır. Taşnaksütun.. Prof. s. Bu uygulamalar.. feryat içinde olan Azerî kardeşlerin çağrılarına cevap vermektir. Burhaneddin Matbaası. çağdaş değerler arkasmda kalmaması ve en azından geleceğe hazırlanması için siyasî meselelerde ihtiyat gösterip eğitime yönelmişlerdir. İstanbul. EylülEkiml991. Türk Topluluktan Edebiyatı I.L'minli. 1994. Aralarında Abdulla Saik. s. o yıllardaki siyasî ve sosyal hadiseler ışığında tahlil etmek yeterli olacaktır: Bilhassa meşrutiyetin ilanından sonra Türkiye'deki Türkçülük hareketlerinin kısa sürede Azerbaycan'ı da etkisi altına almasını21 özellikle Rusya açısından tehlikeli gören KASIMZADE. Kasım. Nu: 281. Zira o yıllarda Azerbaycan üzerinde hak iddia eden Rusya için.Ati Erol Receb gibi yüzlerce ilim ve sanat adamı. Abdurrahim Hakverdili. aynı ihtiyat çerçevesinde. Ali Nazmi. Azerbaycan Türk Külîürit Dergisi. bazıları ise ülkeyi terkelmek pahasına bildikleri yolda yürümeye devam etmişlerdir15: "Kuşkusuz ki Sovyet hakimiyetinin aleyhine ulanlar ciddî saldırıya maruz kaldı ve onların bir kısmı muhacerete gitti. Azerî halkının duygulanın yansıttıkları bazı eserlerim' geri çekmek. Aynı yıllarda mevcut şartlar altında birçok aydın kalemini bırakırken. Kızıl Ordu Bakü'ye girdikten sonra yasaklanmış. yeni rejimi benimseyerek çalışmalarım sürdürmüşler. Cafer Cabbarlı. Ahmed. 1932. Sovyet hükümetinin mevcul tutumuna doğrudan mukavemet etmeyen ve şartlar gereği temkini elden bırakmayanlar ise. Ankara. Samir.

bütün Azeriler gibi onun için de yeni bir ümit ışığı olur.Şiire Yansıyan Tarih Bolşevikler. 8 Aprel 1917. bu ihtilâli. Zira 1 Mayıs 1917'dc Moskova'da toplanan "Rusya Müslümanları Kongresi"nde Mehmet Emin Rcsulzadc ve Ali Merdaiı Topçubaşı'nın Bolşeviklere karşı verdikleri başarılı mücadele. Karabağ bölgeleri Ermeniler'e taksim edilmiştir. Zaten bu yüzdendir ki. GöycegÖl gibi bölgelere yerleştirmeye başlamış. uzun zamandır büyük bir hasretle beklediği hürriyetin. Cumhuriyetin merkezi henüz Gence'dcdir ve Baku. Bolşevikler "in eşitlik vaadiyle iktidan ele geçirdikten sonra uyguladıkları hilekâr politika. 333 . Bakı. Zira Çarlık Rıısyası.. mahallî Sovyet hükümetinin kontrolü altındadır. ülkedeki birçok aydın gibi Abdulla Şaik'in de tepkilerine neden olmuş. mazisi zaferlerle dolu olan bir milletin asla esaret altına alınamayacağını haykıran TALİBZADE Abdulla Şaik: "Muselman XÜIUIÎI Efendilere!". kısa bir süre sonra boş olduğıı görülecek olaiı vaatleri ile halkın desteğini de arkalarına alarak 3 Aralık 1917'de gerçekleştirdikleri ihtilâl ile iktidarı ele geçirmişlerdir. onu. tıpkı yıllar öncesinde olduğu gibi. Ne var ki. Ancak: Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etmiş olması. Baku'nun Rusya açısından önemini bilen Bolşevikler ise halka karşı çoktan sindirme harekâtını başlatmışlardır.toplumu adına gerçek bir kurtuluş olarak yorumlamıştır22. işgalin hemen ardından Osmanlı.ur. Açıq Söz Qeze!i. Revan (Erivan). yine 1905 İhülâli'nin hemen ardından içine düştüğü bunalıma sürükler. Azerbaycan siyasî hayatında önemli bir yeri olan bu ihtilâl ile elde edileceğine inanmış. Bu çalışmalarda. 1905*ten Sonra Azerilerle Ermeniler sürekli çatışma içinde olmuşlardır. Nitekim yoğun çalışmalar sonucunda. aşağıdaki mısraılarla edebî sahadaya taşınmıştır. Açıq Söz Metbeesi. hâdiseyi olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiştir. 28 Mayıs 1918'de bağımsızlığını kazanır. tam bir hayâl kırıklığı ile sonuçlanır. Şaik'in büyük ümitlerle sahiplendiği bu gelişme de. "Fevral Burjuva İnkılâbı" olarak bilinen 1917 ihtilâlinin mahiyetini yeteri kadar anlayamamış. önce Güney Kafkasya Federal Demokratik Cumhuriyeti adı altında Ermeni ve Gürcülerle birlikte bir federasyon içine giren Azerbaycan. yöredeki Ermeni nüfusunu hayli artırmıştır. üzerinde oynanan oyunların son bulmasını sağlayamamıştır. bu tepki. Başlangıç itibarıyla ülkedeki birçok aydın gibi Abdulla Saik de. Ancak bu olumsuz psikoloji fazla uzun sürmez. böylece Feth Ali Han başkanlığında tarihin ilk Türk cumhuriyetinin temelleri atılmış olur. Lengİran gibi bölgelerde halka büyük eziyetler vermeye başlaması ve Çar zulmünden sonra bu kez böyle bir saldırıya maruz kalan Azeriler'in içine düştükleri çaresizlik. ona sahip çıkmış. Üstelik bu harekâtın önemli bir gücünü de Ermeniler oluşturmaktadır. İşte 1918'de Millî Şu'ra Hükümeti'nİn Azerbaycan'ın bağımsızlığım ilan etmesinin hemen ardından Bolşeviklerin Ermeni militanları da arkalarına alarak başta Baku olmak üzere Şamahı. ilk intibaları çerçevesinde. İran ve Irak Suriya ve Lübnan'dan getirdiği Ermeniler*i Zenge/. Küba. yazıları ile onu destekleme yoluna gitmiş. Dilican. Azeri . Yazar. Bu uygulama özellikle I. Dünya savaşı yıllarında artarak sürdürülmüş.

Şair. Bu coşkunluk zaten dolu olan şairi sevinç göz yaşlarına boğar: Sefasınız. Alp. canhıraşâne bir şekilde. büyük bir duygu seli içerisinde tasvir edilir.le. Yalçın kayaların. ağaçların "kavuşan kollan" alkışladıkları. şairin hayal aleminden kurtulup yaşanmakta olan gerçeklere dönmesiyle yerini derin bir hüzne bırakır. O gün. A/tun ordu feraqında saç yoldum. Evlad. Taşıdığı fikir ve çizilen çerçeve açısından şiirin ikinci bölümünü oluşturan sonraki mısraılarda. "Altaylar gibi demir yürekli bir nesil" benzetmesi ile tasvir ettiği Türk 334 . ayak bastığı yerlere feyz ve rahmet saçan. Ancak bu sevinçli ruh hali.. Çünkü yukarıda ana hatlarıyla da olsa ortaya koy-duğumuz gibi. Ana gelhmde çırpınan sefqei. yukarıda izalıa çalıştığımız menfur saldırıların cereyan ettiği tarihlerde kaleme aldığı "Vatanın Yanık Sesi" adlı çalışmasında. yıllardır göz yaşları İçinde karlı dağların başından Altaylar'a bakarak kendilerine uzatılacak dosl elinin hasretiyle yanıp tutuşan şairin patlamasına yol açar: " Men uzagdan seyr edince kesretle. bütün umutlarını Türkiye'deki kardeşlerine bağlayen Azerî halkının öz duygularını bulmak mümkündür. yüreğinde iman ve sevgi taşıyan. dilekler kabul olmuş. Sevincimden gözlerim dolu yasla. yok edilmeye çalışılan bir milletin feryadı ile karşılaşırız.. Bu coşku. qehreman erler? Sizler üçün qoîlarımı açmışam. Tek başına böyle bir mücadeleyi kazanabilmesi ise mümkün gözükmemektedir. ırmaklar coşarken. korku nedir bilmeyen "kahraman erler" bir yıldırım hızıyla esarete mahkum edilmek istenilen kardeşlerinin yardıma koşmuşlardır. bülbüllerin şakıdığı. kır çiçeklerlerinin Türk bayrağını öpmek için birbirleri ile yarıştıkları dile getirilir. o şa:şaalı yıllar geride kalmış. Taleyİme kûsdüm. önce mensubu bulunduğu Türk milletinin şanlı larihine yönelerek trans halinde o yılları yeniden yaşar. Bağırdım: ây iqid. Türk ordusunun "Alimi Ordu" türküsü söyleyerek dünyanın dört bir tarafına yaptığı akınlar] hayal eder. Yıllardır süren hasret son bulmuştur. diyerdim her ağrıma. engin denizlerin onu nasıl selamladıklanın.Ali Erol bir şairin temsilciliğinde. Himalay ve Karpat dağlarım şenlendiren kudretini büyük bir coşkunlukla tasvir eder. Azerî halkı son derece ağır şartlar altında yine kendisini tutsak etmek isteyen güçlerle mücadele etmek zorunda kalmıştır. deve basdım hepsini bağrıma. Oralardan eksimiya bu yerler? Yolunuzda benefseler saçmışam. sarardım soldum. Abdulla Saik. Üreyim de sevgi saçan ateşle. Büyük bir inançla yapılan bu çağrı amacına ulaşmış. tabiatın bile bu vuslat anmdaıı etkilendiği. İleriki mısraılarda bu manzara.

Düşmüş de pek tehîükeli bir derde. ancak bilinen sebeplerden dolayı yine eserleri arasında gösteremediği bir diğer şiirinde de benzerî duygular içindedir. bu şikayetler. Özellikle son zamanlarda baskılar giderek artmış. binbir türlü eziyete maruz bırakılmışlardır: Necin böyle gecikdin? Sensiz qelbîm qırıq. milletinin o eski kudretini. bağrı qan. biraz da boşalmak ve rahatlamak için yapılan bu çağrılar. birlik ve beraberlik içerisinde kazandığı zaferleri hatırladıkça kahrolur. heyettim parçalanmış. Ömür şiişem daşa deymiş. Sızlar. ağlar. Azerbaycan halkının duygularım temsilen kaleme alınanan bu şiirde de sitemlerin artarak sürdüğünü. bir an önce harekete geçilmesi konusunda sabırsız bir tavır sergilendiğini görürüz. sönük. Çünkü artık tahammül kalmamıştır. zefer daşıyan Oğuzların. ardından sitem dolu sözlere dönüşür. Zira bu saldırı sadece Azeriler'e değil. yetim ve dulları. 335 1 . Bu psikoloji önce bir burukluğa. Rusya'nın sinsi planlan doğrultusunda Bolşevik ve Ermenilerin yürüttüğü kıyımı kabullenemeyen şair. daha doğrusu büyük problemler yaşıyor olsa da en azından kendi bayrağını dalgaUuıdımakta olan tek Türk Devleti ise.ş Ne var ki. sürüklenir yerlerde. xırpalanmı. "İntizar Karşısında" adım taşıyan söz konusu eserde. genel manada bütün Türk alemine karşı sarfedilen bu sitem yüklü sözlerin esas muhatabı Osmanlı'dır. Zira o günün şartları itibarıyla Kafkas Elleri'ndcki diğer Türk topluluklarının durumu Azerbaycaıvınkinden pek farklı değildir. xençer saplanmış. kurtarıcılarını beklerlerken büyük acılar çekmişler. çok daha açık ifadelerle dile getirilir.Şiire Yamıyan Tarih milletine seslenir. Ey aelbinde iman. Osmanlı Devleti'dir. çeynenmiş. •'VatamnYanık Sesi ' adlı şiiri ile ülkesine yapılan tecavüzü milletinin asla kabul edemeyeceğini vurgulayan şair. Elxanlann ahfadı! Ananız bax. Osmanlı Devleti'nden beklenilen yardım. Qelbınizdc söndümü sevgi. Neden şimdi feryadıma qayqusuz? Damarlarda deyişdi mi eski qan? Neden şimdi bu halıma saygısız. aynı yıl kaleme aldığı. iman? Yeri gelmişken hemen ifade etmeliyiz ki. vatanın öksüz. 1917 İhtilâl i'nden sonra ülkesi üzerinde oynanan oyunları. xırpalanmış. Her yanına neşter. Kudret sahibi. Oğuzların torunları olan bütün Türk alemine yapılmış bir saldırıdır: Şimdi siz eyAltaylan andıran Demir iirekli bir neslin avladı. şairi yaşamakta olduğu bunalımdan uzaklaştırmaya yetmez.

kardeş sesinin güçlü sadasmı işittniştir3. 336 . ez. s. Yeni Türk Cmnhuriyeileri Tarihi. Sen gelmesen. Burakmıyor? Daş. çeğne. sönük baxtuva nur saçılmaz. demir ya. Mehemmed Eminoğlu Salman Mümtaz gibi birçok şair tarafından coşkuyla işlenmiştir Azerbaycan. "Azerbaycan Millî Demokratik Cumhuriyeti Devrinde Edebiyat 1918-] 920 (Aktaran: B. Yakılar da.9. erir. Türk Tarih Kurumu. Sel gelmesen güneş doğmaz. Bir başka ifade ile: "Azerbaycan halkı tam bir ümitsizlik içinde iken yüzünü büyük kardeşi Osmanlı Türkü 'ne çevirip yardım dilemiş. xerabaya dönen qelb ahad olmaz. Eylül-E-kim 1991.Ali Erol Qırık bîr saz kimi sızlar qanh. 4 Haziran 1918de yapılan anlaşma gereği Türkiye'den yardım istemiştir. devletin temel yapısı Türk milliyetçiliği ideolojisi üzerine MEMMEDOV.)". Kain. Osmanlı Devleti'nin de kendisine sahip çıkması ile elde ettiği bağımsızlığını yaşadığı bu iki yıllık süre içerisinde büyük fedakârlıklarla siyasî. iktisadî ve kültürel alanlarda geniş reform harekeli erini başarıyla uygula mıştır. Şu vetenin öksüzleri. çabuk gel ki. Gözyaşıyla mlamış hep keçdiyiniz yolları. ve o sırada Kafkas-İslâm orduları komutanı olan Nuri Paşa ile Mürsel Paşa 2 Temimi//da Baku'yu muhasara altına almışlar. Beklemeqdenyoruldum. Mars Ticaret ve Sanayii A Ş. polad olsa da onlar Üreyinde şö 'lenen metin qızğın ateşle Yakanları. Prof. Azerbaycan. Alhan. Dr. yorgun telleri. ardından Karpatlardan gelen 15. Nitekim aynı tarihlerde millî şuur sahibi birçok şair tarafından da hararetle işlenen bu duygular yetkilileri harakete geçirmiş. dolumsanmış ürekler hiç şad olmaz. Ankara. Bu dönem İçerisinde eğilime büyük önem verilmiş. Atsız Gökdağ. dulları. Açyollan. alçaq düşmenlere qol gücünü hep göster. xırpala. boğ. qelbim seni pek ister. söndür. SARAY. 41. neden? Yollarına daşnn qalanmış? Ya azgın quldurlar. Başqasını istemem de. Sen gelmesen. ümicl gülüm açılmaz. Ankara. 1996. Azerbaycan Hükümeti Hariciye Vekili Mehmet Hacinski Mehmet Emin Resulzade'nin de desteği ile. Yolunuzu beklemeqden benizleri sararmış. Türk ordusunun Bakü'ye girişi halk taralından büyük bir sevinçle 24 karşılanmış ve bu sevinç Ahmed Ceval. Dodaqlanm gülmez. İstanbul Hükümeti yapılan bu çağrıya cevap niteliğinde Dilican ve Kars üzerinden Gence'ye birlik göndermiş. yakar bütün qayğı vurmuş elleri. sen gel. s. güler ürekleri gem almış.ey Türk. Türk fırkası üe birlikte 15 Eylül 1918'de şehre girnüşlerdir. Mehmet. eh. çabuk sen gel. Heç gelmed'm! O sen. gelinleri. işte gâc qaldin.

28 Nisan 1920 yılında. tarilıi ve coğrafyası müfredattan çıkarılmıştır. kültürel sahadaki birikimler sayesinde tarihî birer vakıa olarak günümüze kadar ulaştırılmıştır. Gerçi 12 Ocak 192U yılında Azerbaycan'ın bağımsızlığı Paris'te ger-çekleştirilen toplantıda büyük devletlerce kabul edilmiş. Azerbaycan Eckhiyyah Tarixi. Yıllar süren esaretin son bulması ile kazanılan bu yeni ruh hali . Başta Azerbaycan olmak üzere bölgedeki hemen bütün Türk topluluklarının yoğun bir asimilasyonla karşı karşıya kaldığı bu devir Sovyetler Birliği "nin dağıldığı 1991"in Ağustos ayına kadar devam etmiştir. kendi kadrolarım yetiştirmek amacıyla dış ülkelere öğrenci göndermiş25. alqış deyirdinı menden.HL Qızil ŞerqMelbeesi". bütün engellemelere rağmen. Çıraq kimi panl-parıl yanırdım. aynca aynı şuur içerisinde 13 Ağustos 1919'da Rus edebiyatı. 337 . Halk ruhunun ön plana alındığı aynı yıllarda. ihtilâl komitesi önderlerinden Neriman Nerimanov'un başkanlığında geçici bir hükümet kimmiş.Şiire Yansıyan Tarih bina edilmiştir. 1957. yıllar öncesinden kurulmuş olan gönül bağım yıkmaya yetmemiştir. Dünya Savaşı sonucunda imzalanan Mondros Mütarekesi gereği Azerbaycan'ı boşaltmak zorunda kalmasıyla. c. 9. Bakı. s. Azerbaycan siyasî ve kültür larilüne "Sovyet Devri" adı ile geçecek olan yeni bir devrin başlangıcı olmuştur. Prof Dr. uğranılan haksızlıklar sürgünler. "Sosialist İnqilâbı Areiesinde Edebiyyai (1917-1920)''. Artıqyem ruh ile canlanırdım." '.bir anlamda Şaik'in ideallerinin de gerçeğe dönüştüğü yıllar olmuştur: Ulu. 'Tarihin İlk Tilrk Cumhuriyeti Azerbaycan^ Türk Kültürü. Sovyet rejiminin bu süre içerisinde Azerbaycan'ı millî kimliğinden uzaklaştırmak İçin uyguladığı istibdat başarılı olamamış. millî hükümet. Azerbaycan'daki komünist sempatizanların açtığı yoldan Bakü'ye.giren Kızıl Ordu. aynı yıllar. Bakü'de Azerbaycan halkının ilk millî üniversitesi açılmış (1919). iki yıl kadar soma teşkilatlanmasını tamamlamış ve böylece 1918 yılında başlayan millî bağımsızlık hareketi son bulmuş. s. CAHîROĞLU. verilen hapis ve ölüm cezaları bu hakikatleri değiştirememiş. Size akjtş. fegel ruhsuz bir ülkeydim men. İzlenilen inkâr politikası. Nıı: 19. Osmanlı Devleti'ııin I. ancak ülkedeki Ermeni ve Bolşevik militanların yürüttüğü terör durmamıştır. 1918 yılında Osmanlı ile Azerbaycan arasında sergilenen dayanışmanın temelleri. 15. bu hükümet. iktidarı devirerek. Azeriler kendi kaderleriyle başbaşa kalmışlardır. Fakat millî değerlerin yüceltildiği. başta di! olmak üzere Anadolu ile Azerbaycan toplumunu birbirine bağlayan kültürel birlikteliği yok etme çalışmaları. yerine. hür iradenin kullanılmaya başlandığı ve millî benliğe dönüş anlamında önemli adımların atıldığı bu dönem uzun ömürlü olamamıştır. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü. Ankara. JVüıyısl 964. Ahmet.

Hisarcılar'ın sanat eserlerinde tarih ve mazinin yanı sıra millî kültürümüz. bin yıllık bir kültür tarihi olarak tezalıür eder ve mazi onlara göre saplamp kalınacak bir yer olmaktan ziyade. E. Millî bir edebiyat yaratma düşüncesinde olan Hisarcılar. Bu reddin veya inkârın içinde tarih ve ınazi de önemli bir yer tutmaklaydı. O. M. Hisarcılar'da bu uzaklaşmalım aksine. Bu unsurlar adeta şairlerin kültürel tavırlarına da etki eder ve bu kavramlar. Tarih ve maziye yaklaşmayı millî Dr. Onun için de Hisarcılar. Ü. köklerimizin uzandığı bir mekân ve güç alınacak bir kaynak olarak ele alınır. şairlerin şiirlerinde kaynaşmış halde. Gültekİn Sâinanoğlu. İzmir 2000. Hisar şairlerinin önünde acı bir tecrübe olarak duruyordu. kendi kültürünü tanımama. mazi ve tarihten uzak olmak yerine. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. Millî tarihimizi işlemişler ve Türk tarihini başından sonuna kadar şiirlerine konu edinmişlerdir. HİSAR ŞAİRLERİNDE TARİH VE MAZİ FİKRİ Hıfzı TOZ 16 Maıt 1950 tarihinde Ankara'da çıkartılan Hisar dergisi etrafında bir araya gelen Munis Faik Ozansoy. Mehmet Çınarlı. Bir önceki neslin (Garipçilcr'in) bu değerlerden uzaklaşması. Zira bu uzaklaşma. İlhan Geçer. geleneklerimiz ve folklorumuz de ağırlıklı olarak işlenir. Yenilcr'in) sanat ve edebiyat ardayışlanna tepki gösterirler. iç içe girmiş olarak bulunur. . Ancak Hisarcılar'da tarih ve mazi Fikri. Yalıya Bcnekay. ss. Hasan İzzet Aralat adlı genç şairler. Zira Garipçİler. tarihe bakış açılan ile Millî Edebiyat'ın maziye ve tarihe bakışı içinde olmuşlar ve adeta Millî Edebiyat'm yeniden canlandırdması görevini üstlenmişlerdir. tarihe ve maziye yakınlaşma ve saygı görülür . var olan birçok şeye karşı çıkıyorlar ve mevcudun birçok yönünü red veya inkâr ediyorlardı.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı W. Garipçiler'de tarih ve mazi fikrinden uzaklaşma söz konusuyken. ona daha yakın olunması gerektiği düşüncesi içinde olurlar. kültürel buhran ve çeşitli bunalımların yaşanması olarak kendisini gösteriyordu. Necati Karaer. Türk kültürünün dünyada seçkin bir yere sahip olduğunu söylerler. Millî kültürden. kendilerinden bir önceki edebî hareket olan Garipçilerin (T. Fehmi Özçelik. Fikret Sezgin. tarihten ve geleneklerden uzaklaşmayı 'soysuzlaşmak' olarak gören Hisarcılar. 339-348.

asıl ilericiliğin millî kültüre bağlı olarak yapılması gerektiğini vurgulayarak: "Geçmişle bağları kopanp. Bundan uzaklaşmanın bir tehlike olduğuna dikkat çekerek. Mayıs 1967. tarihe özellikle eğilmişler ve tarüü şiirlerinde kullanmak suretiyle. "Bilge Kağan. yenilik fikri içinde olan Hisarcılar'in. "Yüzyıllardım beridir Altaylardan Tuna'ya Bizim lürkülcrimizdir söylenen Konuşulan dil. Hisar Dergisi. bunun ilericilik sayılamayacağım. derler. Şubat 1966. Şiire göre Malazgirt. milletlerin hafızasıdır. s. "Bizim Türkümü/" adlı şiirde ise. onu hor görmek. soysuzlaşıp züppeleşmeden cevherlerini ortaya koymalarını. bir anlamda. Tarilıin Hisarcılarda iki yönlü olduğunu görürüz. alttan yer delinmedi. millî havayı kaybetmeden gelişmesini isteriz. Asıl ilericilik. "Bilge Kağan. Tarih. Şiirde geçen "Tiyan-Şan Kadır-Gan Dağlan". ilerlemeğe yön verecek ve çağdaş medeniyet seviyesinde yerini tayin edecek olan millî kültürdür"'. yeni tadlar getirmelerini bekleriz. Bu cümleden hareketle. yenilik yaratmak çok zordur. millî havayı kaybetmeden yeni olmak. Hisar Dergisi. millet hafızasının diri kalmasını sağlamışlardır. "Malazgirt" adlı şiirde "Tanndağı". s.Hıfzı Toz kaynaklara yönelmek olarak gören Hisarcılar. Onların şiirlerinde hem İslâmiyet öncesi Türk tarihini. Ondan çıkarılacak dersler vardır ve onu paylaşmak. "Millî Kültürden Yana". millî sanala yeni sesler." 1 2 Mehmet Önder. "Orkun Anıllarr' gibi kelime ve mısralarla İslâmiyet öncesi Türk tarihi. millet olmanın gereğidir. Mehmet Çımırlı: "Bir Mucize mi Bekleniyor?1". Millî rengi. kötülemek veya geçmiş kült ürürü gerçek değerlerini inkâr etmek •İlericilik' değildir. "Türkistan". "Osman Balur Han". Bunu aşağıda verilen şiirlerde görebiliri/. Hisar topluluğunun önde gelen şairlerinden Mehmet Çınarlı. 6. Kül Tigin". "Kerkük". yine tarih ve maziye ait birtakım unsurları bulabiliriz. hem de İslâmiyet sonrası Türk tarihini bulmak mümkündür. "Üstten bu gök çökmedi. Onlara göre tarih. "şehir. bizim dilimizdir. Genç şair ve yazarların zararlı akımlara kapılmadan. millî kaynaklara yönelmenin mecburiyeti ve bunun da yenilikle birlikte olması gerektiği üzerinde durur. Hisarcılar'm dönemlerindeki sanatçılardan farklılık gösterdikleri önemli noktalardan biri de tarihe bakış açılarıdır. bu kaynaklara yönelmenin bir mecburiyet olduğunun da altını çizerler. Kül Tigin ve bütün töresiyle". Nu: 26. "Kulağına okunan ezanla adı konmuş". Nu: 41. estetik kaygı içinde kalınarak millî rengi ve millî havayı kaybetmeyecek şekilde ve sanatın geleneklerine göre eser vemıek şeklinde olmalıdır düşüncesini taşırlar. kültürsüzlük ve kendini bilmezliktir. 12. "Türklüğün hamurunu yeniden mayalamış"tır. Yalnız bu millîlik. Bunun şuurunda olan Hisarcılar.". . kendine dönüş için büyük tekne: Malazgirt" sözleriyle de İslâmiyet sonrası Türk tarilıi çağrıştırılır. sonra yeniliği arayıp bulmak gerek"2 sözleriyle ortaya koyar. Bu görüşünü de Çınarlı: "•Edebiyatımızın millî rengi. bu fikre ulaşmanın yolunu da güzel ve millî olmakla çizdikleri görülür. Önce millî sanatın gelenekleri içinde yoğrulmak. gurur kaynağıdır ve şiirlerde de işlenmesi gereken bir konudur. "dini bütün bir millet"'.

Yani şiirde hem İslâm öncesi Türk tarihine. nice büyük ustanın 341 . Bunlar: Oğuz Türkleri. gündoğumda bir özlemle uyanmış. "Çekirdek" adlı şiirde de Türk larilıi. "Bir ay yıldızlı Türk bayrağı resmi çizer" sözleriyle bugün kastedilir. çadır altmda uzar. Yahya Kemal'de beyit. Anadolu'ya ötedenberi tanış: Asya'dan Aktoprağa düşen cemre'nin ilki. Peçenckler. Tarihe yolcu etmiş nice bin civanmerdi Atmın terkisinde. Ve hepsi. binler. hem de İslâm sonrası olarak karşımıza çıkar. hem İslâm öncesi. Binler. kemer. destanlar döneminden günümüze kadar bir bülün lyaliııde şiirde işlenir. Sinan*da kubbe. yamnda gazi.Hisar Şâirlerinde Tarih VeMazi Fikri gibi kelime ve mısralarda da gerek İslâm öncesi ve gerekse İslâm sonrası tarihe ve maziye uzanma söz konusudur. Şiirde 'Bar' oyunu ile tarih arasında bir bağ kurulur ve Bar'm tarihteki yerine dikkat çekilir. Bir başka deyişle Türk tarihi. Bahse konu olan bir diğer şiir de "Bar Başlarken" adım taşır. Bunlar: Ova taşlan. Tanrıdağfndan belki. hem de İslâm sonrası Türk larilüne atıflar vardır. Üstten bu gök çökmedi. Kulağına okunan ezanla adı komnuş Fatih Sultan Mehmet'in. at koşturan dini-bütün bir millet Ki ömrü al sırtında. bin yıllara değil ki Mahşer'e. aynı soydan çocuklar Ki hepsi. alttan yer delinmedi Kendine dönüş için büyük tekne: Malazgirt Türklüğün hamurunu yeniden mayalamış. Şiirde tekrarlanan "Bir bozkurt" sözüyle dün. Hisar şairlerinden örnek olarak aldığımız şu şiirlerde Hisarcilar'm tarihe ve maziye bakışlarım görmek mümkündür: MALAZGİRT O ki. Bu baş-gözediş var ya. en doğıı'nun Türkleri kadar yiğit. ardında şehit. Önünde yüz yıllara. Selçuklar Aynı dili konuşan. binlerce Alpaslan'ın. Yunus Emre'nin ilki.

Dağı. Gültekin Sâmanoğlu BİZİM TÜRKÜMÜZ Bizim türkümüzde gurbet var artık Hasret var.Hıfzı Toz Vc nice kalıramamn yüzüsuyıma hürmet: Bilge . 342 . Uzar gider bir sesizlik İçinde Bir uçtan bir uca Türkistan topraklan Beyaz altın dediğimiz pamuk tarlalarına Çöreklenir yedi başlı bir kızıl yılan Baş kaldırsa esarete yeni bir Osman Batur Han Bebekler bile vurulur beşiklerinde Kana boyanır Türkistan.. temiz duvaklar Susmuş minarelerinde mübarek ezan Prangaya -vurulmuş bir malikimi gibi çaresiz Boynu bükük Lürkülerde güzeliiim Azerbaycan. Kül Tigin ve bütün löresiyle Orkun Aıııtlan'nın yıllar süren düşü bu.. yürek var. gölü.Kağan.. ırmağı: yanıyla. Kerkük'te kurşunlar ansızın bizi vurur Sürüklenir sokaklarda başsız cesetlerimiz Zulüm bir hançer gibi içimize olurur Bir mağara devrinden arta kalan insanlar Kerkük'te kan kusturur. yöresiyle Asya'nın Avrupa'ya doğni yürüyüşü bu. Basmış kanlı çizmeler toprağına bir defa Çiğnenmiş kara kalpaklar. toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan Kadır-Gan Dağlan"na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar..

zurnalar ve serhat türküleri. Mazi Fikri Bir kanlı ağıt söylenir şimdi Kırım'da Biz duyarız Kırım'ın öldüren feryadını Bir büyük destanla birlikle yemden yazacağız Kın m topraklarına Kırım Türkünün adını. kervansaraylar Bizi söyler anlatır Mimar Sinan'dan beri Üsküp'te. Renk renk nakış nakış uzayan toprak değildir Kilünlerimîzdir. Bizim türkümüzde gurbet var artık Hasret var. bir dev gibi doğrulacağız Yeni bir ruh doğacak toprağımızdan Tanıyacak bizi dünya yeniden heyecanla Burma bıyığımızdan. yürek var. Kadır-Gan Dağları1 na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar. bir atar damar gibi Davullar. Estergon'da. öksüz kubbeler Minareler. kalpağımızdan. Balkanlarda büyük.. Yüzyıllardan bendir Altaylardaıı Tuna'ya Bizim türküler imizdir söylenen Konuşulan dil. toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan. şadırvanlar. bizim dilimizidir. Yine bir dağ gibi.. Yavuz Bülent Bakiler 343 ..Hisar Şâirlerinde Tarih Ve..

Zigana'lar Çoruh gibi kükrer bizde damarlar Türk'ün göz-bebeklerinde en güzel bahar. o davula bir daha vur! Yalıya Akengin ÇEKİRDEK Sularıma ilk ışık yeli değdiğinde Uyanının. o davula bir daha vur! Boz-bulanık akan seller durulur Yürek coşar. Tarihe destan. bizde bulunur Vur kardeşim. Bu oyunda boydan-boya vaian var! Seyrine gelenlere selâma dur Millet için deli gönül.Hıfzı Toz BAR BAŞLARKEN Seyrine gelenlere selâma dur Millet için deli gönül bizde bulunur Savaşı düğün eden davul bizde bulunur Vur kardeşim. bizde bulunur Savaşı düğün eden davul. kara toprak ak olur Bu davulu yeryüzüne ben dinlettim Bar tuttum dağlarla omuz omuza Kara bahtı güldürmeye yemin ettim. karşımda başı karlı dağlar 344 . şan yaza yaza! Bizden öğrendi fırtınayı KopTar. dil şakrak olur Mendiller ellerde bayrak olur Biz oynarken.

adın ne yiğit? Der Türküm. Adım Balacan'dır aga.. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar.Nerelisin. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar . Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar. Derim. adım Bahadırhan'dıraga. Kutsal bir kopuzdur bana akşamlar. Ay gelip bacaya yaslandığında. nerelisin soyun. Alma-Atah. Kuş emerken asmadaki üzüm ışığını. soyun. Türk/ Kırımlı Bahadırhan/ Görünen ve görünmeyen her yere/ Görünen ve görünmeyen herşeye/ Mezarsız şehitlerin ruhlarına/ Tutsak ölenlerin iskeletlerine/ Sürgünlerin kaderlerine/ Tarihin sabnna/ Sabrın sabununa/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt Bir ay-yildızlı Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle Somutlaşürır/ Eker toprağına çekirdeğim.Kırım Türküyüm. Buhara kumaşı gibi ezgiler dokurum. 345 . Donanırım tepeden tırnağa can...Hisar Şâirlerimle Tariiı Ve Mazi Fikri Yitik yıldız kokulan gelir burnuma.. adın ne yiğit? . Kerpiç duvarların yüreği güm güm atar. Türk/ Alma-Alalı Balacan/ Taşa ve kuma/ Tahtaya kağıda/ Havaya ve suya/ Akçakavakların döşlerine/ Tavşanların dişlerine/ Pınarların taşlarına/ Atının eyerine/ Evinin ak keçesine/ Bir kılıç/ Bİr kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldızh Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini somu il aştırır/ Eker toprağına çekirdeğim.

DeliormanJıyım. adın ne yiğit? . yağarsın kar kar.. Türküm. adın ne yiğit? . 346 .Hıfzı Tuz . Bir dağdan bir dağa uçuranım atımı. a dm ne yiğit? . Türk/ Kerküklü İslâm/ Petrol kokularına/ Umut dokularına göçebe kuşların kanallarına/ Yufka ekmeğin üstüne/ Ceylan gözlere/ Postacıların çantalarına/ Telefon direklerine/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldı/lı Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle somutlaşürır/ Eker toprağına çekirdeğini.. soyun. Düşüme tutsak bir Türkmen yiğidi damlar. batıda. . Oralarda kardeşlerimin tümü tutsak.. Türküm. Davullar vurmaya başlamasın mı. soyun. aynı ezanlarla vakti meşale yapar. Türk/ Kıbrıslı Aslan/ Araba karoserlerine/ Balıkların Pullarına/ Karıncaların dillerine/ Gelinlerin tellerine/ Ağlara/ Trollere/ Tüfek demirlerine/ Kışla kapılarına/ Gebe takvimlere/ Yeşile/ Maviye/ Boz'a/ Kendi kanıyla/ Sevdasının dumanıyla/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurl/ Bir ay-yıldızlı Türk bayrağı çizer/ Soyut düşlerini Böyle somullaştırır/ Eker toprağına çekirdeğini/ Doğuda. Karşıma bir Türkmen yiğidi damlar.. adım İslâm'dır aga. Adım Sinan'dır aga.Ben Kerkük Türküyüm.Kıbrıslıyım. Adım Aslan'dır aga. kuzeyde ve güneyde Aynı ses.Nerelisin. soyun.Nerelisin.. .Nerelisin. Çalkalanırsın deniz gibi..

Düşüme yaralı vatanlar. Dinim İslâm.Hisar Şâirlerinde Tarih Ve Mazi Fih-i Türk/Deliormanlı Sinan/ Gözaltındaki camilerin secde Susuzluğuna/ Çobanların korkusuzluğuna/ Prangalara Telörgülere/ TFR komyhonların plakalarına/ Karakol Binalarına/ Uzaklara giden trenlere/ Bulutlan yırlan Uçaklara/ İçinde susturduğu sese/ Duruşmaya çağıran Davetiyelere/ Var'daki yok'a/ Yoktaki var'a/ Hürriyet Yollarım kesen duvarlara/ Mısır koçanlarına/ Tütün Yapraklarına/ Güreşçilerin kispetlerine/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldızli Türk bayrağı Resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle somutlaştınr/ Eker toprağına çekirdeğini. Türküm/ Elbistanlı Bahattin'im/ Uzatıyorum ellerimi Çoğaltarak/ Bayrak bayrak/ Bir elimde Balacan'm eli/ Bir elimde Bahadırluın'ın eli/ Bir elimde İslâm'ın/ Bir elimde Aslan'ın/ Bir elimde Sinan'm eli/ Bir elimde kalem/ Besmeleyle Hümanizm bezirganlarının ticaret karnelerine/ Devrim kolcularının Düdüklerine/ Bal'a soğan suyu katan/ Temelli tabutunda temelsiz Yatanların taslarına tabaklarına/ Kedilerin sivri tırnaklarına/ Güvercinlerin ak tüylerine/ Hızımı ışığına /Bakıra/ Çeliğe/ İpeğe Ve selüloza/ Düşmanın şahdamanna dayayacağım jilete/ Putları Kıracağım baltaya/ Kalk borusuna/ İlk yardım çantasına/ Savaş plânlarına/ Ülkü antolojilerine/B İr kılıç/ Bir kitap/ Birbozkurt/ 347 . Ruhum bir kartal gibi uzaklarda döner dolanır. Elbistanlryım. karşımda başı karlı dağlar. kardeş çığlıklar dolar. imzam kan grubum gibi belli benim. Türküm. Adım Bahattin. Sulanma ilk ışık yeli değdiğinde Uyanırım.

Bahatün Karakoç 348 ..Hıfzı Toz Bir ay-yıldızh Türk bayrağı resmi/ Ve erozyondan kurtulmuş yeni birTiirkive haritası çiziyorum/ Ekiyomm toprağıma çekirdeğimi/ Ekiyoruz topraklarımıza Çekirdeklerimizi..

3~S9-359. hazırladığı antolojide Cevabî adlı Bektaşî şâirin hayalı hakkındaki bilgileri özetler.BEKTAŞÎ ŞİİRİNDE OSMANLI DEVLETİ Mehmet TEMİZK AN* Alevî-Bektaşî edebiyatıyla ilgili değerlendirmeler. Türk. Hayreti. Dünyası Araştırmaları Enstitüsü . Turgut Koca."1 diyerek şiir metinlerini verir. Farklı şiirlere yer verilmiş olsa bile. henüz ha/. Alevi-Bekuışî şâirlerinin bütün şiirlerini ihtiva eden "dîvân" lan nın ilmî metinleri. Muhamnıed-Alî "bir"liğîni vurgulayan.506 . şâirlerin hayat lan hakkında verilen bilgilerle alınan bazı şiirlerden. Hatırlanacağı üzere.Türk Dünyası -İncelemeleri Dergisi Savı IV. bu şiirlerin muhteva olarak aynı oldukları rahatlıkla ifade edilebilir. Seçicilerin bu tavrı Alevî-Bcktaşî şâirlerin çeşitli konular hakkındaki düşüncelerinin kapalı kalması gibi bir sonuç doğurmuştur. 1990. İzmir 2000.Meselâ1. bu zümreye mensup şâirlerin. bağlılık duygusunu aksettiren. daha ilk bakışta dikkati çekmektedir. "Halk edebiyatı** dairesinde olan ve Alevî-Bektaşî anlayışını lam anlamıyla aksettiren şâirlerin "dîvârrlanmıı ilmî neşriyatlarına. Alî olmak üzere on iki imamı metheden ve bu imamlara karşı beslenen sevgiyi. Uzman. Bu sebeple antolojilerin ve var olan tenkitli "dîvârT'lann yanında muhtelif kişiler tarafından hazırlanmış Takat ilmî kimlikten uzak "dîvâıf'larla. Bekfaşî-Alevî şairleri ve Nefesleri. "Bektaşîlikten bahseden şiirlerinden Üç tane sunuyoruz. Bu cümle.başta Hz. Alevî-Bektaşî şâirlerin Osmanlı devleti hakkındaki • Ege Üniversitesi. s. Ncsîınî. ALEVÎ. Hacı Bcktaş Velî'nin yanında diğer bazı mutasavvıfları da yücelten metinler oldukları. pek çok hususta olduğu gibi vatandaşı oldukları devlet hakkındaki düşüncelerinin de açık ve net olarak anlaşılmasını zorlaştı nnaktadır. çeşitli dergilerde yayınlanmış şiirleri de "kaynak metinler" olarak kullanmak durumundayız. birkaç kaynağa dayanılarak yapılmakta. Hatayı ve Usûlî gibi tamamen veya kısmen "Dîvân edebiyatı" dairesine mensup birkaç önemli şahsiyetin "dîvân"ları hariç. Alınan şiirlerin HakMuhamrned-Alî. Kaynak metinler arasında ilk sırayı aldığını söylediğimiz antolojiler ise hemen hemen aynı şiirleri ihtiva etmekledirler. İst. Fuzûlî. Antolojilerin bu temel özelliği. ss. bu kaynaklar arasında ilk strayı da.ırlanamanııştır. bunların dışındaki temaları işleyen şiirlere pek yer verilmediği. yani tenkitli metinlerine sahip değiliz. Bununla birlikte. 1 Turgut Koca. antolojilere dahil edilen şiirlerin «enel karekt eristiğin i aksettirmesi bakımından Önemlidir. bu zümre edebiyatıyla ile ilgili olarak hazırlanmış olan antolojiler almakladır. Maarif Kitaphanesi Yayınlan.

pek çok şairin bu ocağa mensup olduğu ve önemli mevkilerde bulunduğu ifade 2 3 4 a. 291 F. devletin baskîlarma manız kaldıkları ve bu durumun tabîî bir neticesi olarak zaman zaman isyan teşebbüslerinde bulundukları veya isyanlara yoğun bir şekilde iştirak ettikleri yönündedir. 1996: s.. Alevî-Bektaşî zümrelerin Osmanlı devletiyle kavgalı oldukları. Acaba bu hâkim kanaatin doğruluk derecesi nedir? Bnmuı tespiti.g. Kaynaklarda Bektaşî şairlerin hayatları hakkında bilgi verilirken. Hacı Bektaş Velî'nin gerek Osman Gâzî ile olan münâsebetlerinin.."2 şeklinde dua ettiği zikredilmektedir. Tarikata adını veren ve bütün Alevî-Bektaşî şairler üzerinde büyük bir tesiri bulunan bu zâtın Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gâzî ile olan münâsebetleri hakkında eski Bektaşî menakıbnamelerinde bir takım rivayetlerin bulunduğu bilinmektedir. insan Yayınlan. Birkaç kitap ismi bile bu kanaatin ne kadar yaygın olduğunu göstermeye yeterlidir: "Kalender Ayaklanması". Her şeyden önce "farklı dinî anlayış" ortaklığına sahip olan kesimlerin. sırf "dinî anlayıştan sebebiyle isyan etmek zorunda kalmış olmalarım birbirinden ayn düşünmek ve değerlendirmek gerektiğini kabul etmek mecburiyetindeyiz. Anadolu 'da islâmiyet. İst. 65 Turgut Koca. Osmanlı'nın egemenliği altındaki topraklar üzerinde zaman zaman bir takım isyan teşebbüslerinin olduğu ve Alevî-Bektaşî anlayışnıa sahip insanların da bu teşebbüslere iştirak ettiği bilinmektedir. Abdal adlı bir Bektaşî şâirinin "Şecaatla nazar kılmış yeniçer kullarına ol Seza oldı ana anın üçün fursat-ı kübrâ" 4 şeklindeki ifadesi. Bektaşî tarikâüyle de âdeta özdeşleşmiştir. Köprülü. bu hâkim kanaatin sonuçlarından başka bir şey değildir.e. Velî'nin Osman Gâzî'ye hitaben "Sonun önünden gür gelsin. yukarıdaki rivayete olan inancın mahsulünden başka bir şey değildir. Babinger. şiirlerinde dile getirdikleri devlet hakkındaki düşüncelerinin gözden geçirilmesiyle mümkün olacaktır. fakat doğru olmasa bile. Bu tespiti yaptıktan sonra bu iştirakin yegâne sebebinin "farklı dinî anlayış" olup olmadığını anlayabilmek için bu insanların kuruluşundan yıkılışına kadar devletle olan karşılıklı ilişkilerini gözden geçirmeye başlayabiliriz: Alevî-Bektaşî zümreye mensup olan herkesin gönülden bağlı olduğu ulu kişi hatırlanacağı üzere Hacı Bektaş Velî'dir. gerekse Yeniçeri teşkilatı hakkındaki hayır duasının tarilıi olarak doğru olup olmadığı tartışılabilir. s.Mehmet Temizkan * kanaall eriyle birlikte devletin de bu kişilere ve bu kişilerin şahsında bu zümreye karşı takındığı tavrı lespit etmek mümkün olmaktadır. Yeniçeri ocağı devletin resmî bir kurumudur. geniş halk kitleleri tarafından o şekilde kabul edilmiş olması önemlidir. "Anadolu'da Alevî Katliamları'1. "Toplumsal Bir Başkaldırının İdeolojisi: Alevîlik-Beklaşîlik" gibi eser adları. F.g. Hâkim olan kanaat. s. "'Osmanlılarda Alevî Ayaklanmaları". Aynı şekilde Yeniçeri ocağının ilk kuruluşunda da bu şalısın hayır duada bulunduğu rivayet edilmektedir3.c. oldukça zengin bir edebiyata mâlik bu zümrenin devletle olan münâsebetleriyle. 42 350 . a. patlak veren isyanlara işlirak etmiş olmalarıyla.

s. Hz. Uyan Padişahın.e. devletin birer memuru.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleri edilmektedir. 5 6 7 a. s. yüz bin de cam Yüz bin de kolu kolçaklı geliyor 0 5 Kul Himmcl: Yeniçeri ocağından emekli olmuştur7.. birer kumandanıdırlar.283 Cahit Özteüi. Milliyet Yayınları.zm kmılınıs ve bu seferle ilgili güzel bir şiirde söylemiştir. Kaynaklardaki ifadelerden bazıları şöyledir: Teslim Abdal: Yeniçeri ocağının Halîfe Babası.g.e. Cezayir'de yaşayan Yeniçeri şaâirlerindendir". hem de devletin bu kişilere olan bağlılığı ve itimadı hakkında bir fikir vermektedir. münafık erir Mîf minin muradın ol Hüdâ verir Yüz bin de zırh geymiş sipahi gelir Yüz bini de Bedir Hanlı geliyor Teslim Abdal der ki. Ali ile birlikte on iki imamın yardım elliğini söylemiş olmasıdır. Gedâ Muslî: Yeniçeri ocağına mensuptur. 24 Turgl Koca. Daha açık bir ifadeyle bu kişiler. Bu durum bize hem bu kişilerin devlete. LsL. hep canlar canı Bunca S ül ey manlar dünyada hanı Yüz bin nutku vardır.g. 1976. Alevî-Bektaşî meşrepteki bir kişinin Sünnîliğin temsilcisi olarak görülen Osmanlı hükümdarına. Bu şiir de dikkatimizi çeken önemli bir nokta.163 351 . yüz bin de sipâh Yüz bini de darplı. s. Üstelik Bağdat şelıri bu tarihlerde şiî bir devletin hakimiyeti altında bulunmaktadır: Ar/ulaımş gelir koca Bağdad'ı Şalı Süleyman başı telli geliyor Yardımcısı olan on iki imam Önü sıra serdâr Ali geliyor Yüz bini birden der Allâhım Allah Yüz bini der Lâilahe-illaJlah Yüz bin kalan var.Alevî. a. yani Büyük Baba Efendi idi .. Bu Bektaşî şâir Kanunî Sultan Süleyman ile birlikle Bağdat seferine bi/. çallı geliyor Mü'minler Hû çeker.

Bcktaşîler. 83 S 352 . fakat daha sonra çeşitli sebeplerle saraydan uzaklaştırılmıştır. Kilidbahir 10 kalesi kumandanlığı yapmıştır .î'nin oğlu olduğuna inanırlar. 147. . Yeniçeridir. 145 14 İsmail Özınen. Alevi-Bektaşî Şiirleri Antolojisi. Murad'ın dikkatini 1 çekmiş ve onun hanendeleri arasına girmiştir *. Mehmed'e müjdelemiş.e. C.n. C. 16 10 a.g. s.v demekledir14. 61. II. 1.g.e. Balım Sultan: Dimetoka'daki Kızıl Deh Sultan (Seyyid Ali Sultan) dergâhında posl-nîşîn İken 1499 yılında ikinci Bayezid'm çağrısı üzerine İstanbul'a gelmiş ve tekrar Dimcloka'ya dönmemiştir15.41 3 a.C. IIs.g. Hiisrev: Sancak beylerinden Karagöz Bey'in oğludur. Aşık: Yeniçeri ocağında yetişmiş bir ozan olduğu sanılmaktadır12. 11 a.s. Hacı Bektaş Velî'nin amcası Haydar Ata'nın oğlu Hasan Ga/.e. Bu durum mezkûr zümreye mensup olan kişilerin ordu içindeki varlıklarının Yeniçeri ocağı ile sınırlı kalmadığım göstermesi bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Abdal Musa'yla ilgili olarak Aşıkpaşazâde "Orhan devri geldi.Mehmet Temizkaıı Sânî: Yeniçeridir. Otman Baba: Keramet sahibi bir zâttır.g.e. gününü ve yılını bir gün seferden dönmekte olan II.. s 549. a. CIH s. Abdal Musa: Anadolu Alevîliğinin temel taşlarından biridir.e. 13 Turgut Koca.. 12 a. Bunlardan bazıları da şöyledir: Serezli Pir Su İtim: Kesriydi Kasım Baba ve Koniçalı Hüseyin Babalar ile Yanya fethinde bulunmuştur. bu ocaktan olmayıp orduda görev yapan Bektaşî şâirler de bulunmaktadır.e.s.e. C. 1988. Kültür Bakanlığı Yayınlan. s. Bunların bir kısmıyla ilgili olarak yaptıkları işler ve katıldıkları seferler hakkında daha da detaylı bilgiler sunulmakladır.s. gazalar etti.g.. . Âlıû: Yeniçeridir. Yeniçeri ocağına mensup olmaları dolayısıyla devlete hizmet eden Bektaşî şâirlerin yanında. Fâtih'in İstanbul'u alacağını yıllar önce bilmiş. Fâtih tarafından uzun süre sarayda barındırılmış. Yanya fatihi Arslan Paşa "yi savaşlarda korumuşlardır. a.g. . C.e. Sersem Ali Baba: Kanuni tarafından Anadolu'da Celali isyanları ve özellikle Kalender Çelebi isyanı patlak verdiği sırada işleri yatıştırmak için Hacı Bektaş'a dönmesi ferman olunmuş ve o da bu emri yerine getirmiştir16.TTT.. Fütuhat erlerindendir13. . Ank.575. 10 a. ayını. 203 15 a." ve Tacü't-Tevârîh "Orhan Gâzî ile Bursa fethinde bulunmuştur. Bektaşüerin en büyük iki dergahından biri Abdal Musa acunadır. Dervişlerine hitaben "Horasan erlerinin cümle 9 8 İsmail Öznıen.g.g. güzel lürkü söylemesi sebebiyle IV. s. sonraları sipahi ocağına geçerek oradan emekli olmuştur .

Süheyl Beken.e. Misali mahlasryla şiirler yazmıştır . Doç. Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanlarında yaşamıştır. 109 a. s.BeMaşî Şiirinde Osmanlı Devleti alemin baş tacı. Şedit Yüksel. Kenan Akyüz. . Oğuz dilinin de cümle dillerin atası ve desteklerinin de Oğuz dili 7 konuşana olduğu" nu söylediği Cemal Kutay tarafından bildirilmektedir' . Dr. Ank. s. II. a. karaların ve denizlerin hükümdarı gibi vasıflarla methetmiştir.e. Kanuni Sultan Süleyman'ı Hz. Süleyman'a benzetmiş. Gül Baba: Fâtih Sultan Mehıned. Fuzûlî: Bektaşî edebiyatının yedi büyük şairinden biri olan Fuzûlî. Bu kasidelerden birinde.g. Kanuni ile birlikte Budin kuşatmasında bulunmuş. Murad'in Bağdat seferine katılmış ve Bağdat'ı Osmanlılardan alan Bağdat şahı Şalı Abbas'a hitaben şu türküyü söylemiştir: Gaziler keskin tîğ ahp eline Dökerler kanını Irak çölüne Ser veririz imamların yoluna Şâh ne akü ettin aldın Bağdat'ı Mustafa eydür. Akçağ Yayınlan.. Bayezıd.Alevi. Fuzulî Divanı.5O5 Prof. gel etme inadın 17 18 19 20 . 1997.g.s. Hayalî Bev: Karnini Sultan Süleyman devrinde sancak beyliği yapmıştır19. şelül düşmüş ve cenaze namazında bizzat Kanuni Sultan Süleyman da hazır 18 bulunmuştur. O'nu salılar şahı.e. Kanuni Sultan Süleyman'a Bağdat'a girişinde beş kaside yazmıştır. Müjgan Cumhur.s. 345 a. Kıldı meşhûr-ı Arab fetlı-i Acem tarihini Geldi Burc-i Evliya'ya pâd-şâh-i nâm-dâr Ruşen etti adiden her gûşesinde bir çerâğ Carî etti feyzden her mülküne bir cûybâr Pâd-şâh-i bahrüber Sultân Süleymân-ı Velî Server-i sâhîb-nazar Şâh-en-şâh-i şefkat-şiâr Âlemin vasfın Süleyman mülkü derlerse n'ola Çun Süleyman'dan Süleyman'a kalıptır yâd-gâr20 Kul Mustafa: Bektaşî bir şair olduğu bildirilen Kul Mustafa IV. 52-54 353 . Dr.g.

" şeklinde ifâde etmiştir: Vakit tornam oldu. 73 354 .e. s. 419 Turgut Koca. Sâdık Baba: Deniz subaylığından emekli olmuştur23.. Kaynaklarda Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Şavaşı'na aktif olarak katıldığı ve Atatürk'ün yanında yer aldığı zikredilen şairlerin sayısı hiç de az değildir.e. Yurdun çeşitli cephelerinde düşmanla savaşmış.g.1V.c. Yeşil Ordu (Mücâhidin Alayı) yu oluşturarak doğu illerini Ruslardan kurtarmak için Erzurum'a değin gitmiştir. çileler doldu Gel gc/. Kurtuluş Savaşında Atatürk ile yakın ilişki içinde bulunmuş. C. yeni Türk devletinin kurulmasını "Maksat yerini buldu. 539 a.aleıı aksi bir tutumun düşünülmesi bile imkan dahilinde değildir. C. Amasya toplantısına katılmış.. s.e.clim bizim illeri şimdi Elhamdülillah maksat yerini buldu Seslendi mahabbet telleri şimdi20 Yed i har i": Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Rus savaşlarına katılmıştır27.Mehmet Teınizkan Niee kerre kendi kendin sınadın Sultan Murâd kırar kolun. kanadın Şâh ne akıl eltin aldın Bağdad'ı 21 Şevki: Manastır Askeri Lisesi'ni ve Harbokulıınu bitirerk piyade subayı olmuş. s. /.e. eski Türk an'ailelerini daha fazla yaşatan Bektaşiler için. s. a. İlk devirlerinden son devirlerine kadar devletin yanında ve hizmetinde buluımıuş olan Bektaşî şairlerin bu tutumu. a. s.g. Devlete bağlılık fikrinin Türk kimliğinin en eski unsurlarından biri olduğu düşünülürse. 663 İsmail Özmen. 21 22 23 24 25 26 27 Cahit Oztclli. Edib Harabı: Deniz Levazım Binbaşılığı yapmıştır24. 1897 Yunan savaşma katılmış ve 1908 yılında Bulgar koınilacıleri tarafından şehit edilmiştir 2 . s.g.g.V.IV. Kurtuluş hareketinde "mim mim" grubunda çalışmıştır2*. Yeni devletin kurulması için verilen mücadelelere aktif olarak katılan Alevî-Bcklaşî şairlerle ilgili bazı kayıtlar da şu şekildedir: Cemaleddin Celebi: Birinci Dünya Savaşı'nda.g. Âşık Sıtkı Baba: Kurtuluş Savaşma katılmıştır.g. Atatürk'ün desteklenmesi için ülke çapında çalışmalar yapmıştır25. C.e. yani Türkiye Cumlıuriyeti'nin kuruluş yıllarında da devam etmiştir. 37 İsmail Ö z m c n . a. s...e. a. Kâzım Baba: Topçu subayı olarak Balkanlarda görevlerde bulunmuş. 568 a. 560 a.g.. yeni devletin.

Resimli Türk Edebiyatı 7«n7)/MiIli Eğitim Basımevi. c. Mehdi. bu ayaklanmanın başında da Kalender Çelebi bulunmuştur32. tst. Hatta Şalı İsmail'in sohbet arkadaşlarından olan ve Şah İsmail'e duyduğu saygıdan dolayı "Şahî" mahlasım alan şair.e. Şâh İsmail'in Özbek hükümdarı Şcybek Han'ı yenmesi üzerine yazdığı bilinmekte.e.191 Nihal Sami Bunadı. ekonomik bir kaygıdan kaynaklanan bir ayaklanmaya başkanlık etmesi ile alakalıdır. Yezid ise Osmanlı'dır: Hey Yczid yanma kalır mı sandm Nice intikamlar alınsa gerek Mehdî çıkar ise nic'olur halin Heybetli kösleri çahnsa gerek Gazi Mehdî bir gün Urum'a çıkar Yezîd kalasmı hem burcun yıkar 28 29 311 31 32 a.1971.548 tsmuil Özmtaı. Mehdi77 kelimeleriyle andığı kişinin Şah Kalender olduğu belirtilmektedir. Bununla alakalı birkaç Örnek şöyledir..s. Daha açık bir ifadeyle "dinî anlayış" belirleyici bir faktör olmamıştır. f s. Ancak devletin gazabına uğramaları "farklı dinî anlayış"lan sebebiyle değil devlete karşı takındıkları tavır sebebiyle olmuştur. Aynı şekilde Fuzulî'nin de "Beng ü Bâdc" adlı mesnevisini. Zaten Alevî-Bektaşî edebiyatıyla ilgili kaynaklarda bu dunırm açık açık ifade edilmektedir.U37 a. . önemli devlel hizmetlerinde ve mevkilerinde bulunmalarına maııi olmamıştır. şâirlerin Alevî-Bektaşî meşrepte olmaları. s s.e.Alevî. H.Bektaşi Şiirinde Osmanlı Devletî Selman Cemali Baba: Kurtuluş savaşmda Denizli'ye gelmiş.23-24 355 . Yani Kalender Çelebi'nin idamı inancıyla alakalı olamayıp. "Şalı.ii. Zikredilen örneklerden de anlaşılacağı üzere. Osmanlı hükümdarlarının taltiflerine engel teşkil etmemiş. Ancak Fuzulî'nin bu anlayışı Bağdat'a giren Osmanlı hükümdarına kasideler yazmasını da. Latifi tezkiresinde kendisinden övgüyle söz edildiği belirtilmektedir30. Aşağıdaki şiir. şâirin duygularını çok açık olarak aksettinnektedir.g.g. ulusal kuvvetlerde 29 görev almıştır . C.. Osmanlı idaresinin iltifatına mazhar olan pek çok Alevî-Bektaşî şâir yanında. 2] 5 a. Osmanlı'nın maddî ve manevî iltifatına mazhar olmasını da engellememiştir.g.I.'Bâde"nin atak ve cevval olan Şâh İsmail'i "Beng"in ise mütevekkil ve hareketsiz olan Osmanlı Hükümdarı İkinci Bayezıd'ı temsil etliği söylenmektedir31. Pir Ali: Şalı Kalender ayaklanmasına katıldığı ve onunla görüştüğü.e. Çaldıran savaşından sonra İstanbul'a götürülmüş ve sanatına orada devam etmiştir. Kalender Çelebi: Kanuni Sultan Süleyman tarafından çıkarılan ağır bir toprak vergisi yüzünden bazı Türkmen gruplan ayaklanmış. Şah Kalender. gazabına uğrayan şairlerin de bulunduğu bilinmekledir.g. s.

düşmanı Anadolu topraklarına davet elliği şu şiiri söylemiştir: 33 34 35 36 a.. Osmanlı bu dünya sana da kalmaz Zannetme bu kanı Şahoğlu almaz34 Kul Nesimi: İran Safavî şahlannea Anadolu üzerinde egemenliği sağlamalı yolunda sürdürülen siyasal çabalara katılmış ve bu yüzden de kovuşturmalara uğramıştır35. Dördüncü Murad devrinde ise bir defa daha Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Genç Osman'ın öldürülmesinden sonraki karışıklıklar sırasında tekrar Safavilerin eline geçmiş. Bu hadise üzerine meşhur Alevî-Bektaşî ozam Pir Sultan Abdal Şalı Tahmasb'a sitemlerde bulunup Osmanlı'ya hakaretler savurduğu ve Osmanlı'yı "Yezîd" olarak adlandırarak.18 a. Özgür Yay.. Milliyet Yay. Pir Sulum Abda!. İst.g. 1985. hatırlanacağı üzere sık sık el değişLirmiş bir şehirdir.356 37 . s. Bu şehir önce Kanuni Sultan Süleyman taralından Osmanlı topraklarına katılmış. DedcmoAlu: Safavîler yaranna bir takım e}rIemlerde bulunuş ve tutuklanarak 37 cezalandı n 1 nuştır . 1 9 7 1 .g.e. İst. Bazen Osmanlılarla bazen de Safavîlerin hakimiyetine geçmiştir..g. X L V Cahit Özlclli.s. Cm.Mehmet Temizkan Sanma ki Osmanlı yanına kalır TanrTnnı aslanı Şah oğlu gelir Darb ile elinden tahtını alır Harabende erkan sürülse gerek33 Şu iki beyit de aynı şairindir: Osmanlı oğluna gücümüz yetmez Bize ölüklerin Ye/idler etmez. Bektaşî Gülleri.e. s. Cahil Öztelli de bu iki şâir-dervişin şiirlerinden hareketle "Şeyh BedrcUhrin anıldığı ve vatlığı yer olan Serez'de gizli bir toplantı yaptıklarının anlaşıldığım" söyleyerek ayaklanma hazırlığı içinde olduldarım teyit etmektedir3''. s. Al i oğlu: Müridi Dcdcınoğhı ile birlikte bir ayaklanma hazırlığı sırasında tutuklanıp yargılanmıştır. s.e.31 Cahit Öztelli.17 a. Pir Sultan Abdal: Zamanın çok önemli bir merkezi olan Bağdat.

Uvan Padişahım.s30 357 . eski ve lıakikî kimliklerinden ne kadar uzaklaşmış bulunduklarını göstermektedir: Gâzîyim. 1826 yılındaki Yeniçeri ocağının kapatılması olmuştur. 1976. Hüseyin düriir yoldaşım Şehit oldum bana zulüm değildir. Bu ocağın kapatılmasını tartışmak. Genç Osman'ın ağzından yazılan bu ağıtta imam Hasan ile İmam Hüseyin'in Genç Osman'ın yoldaşları olduğu söylenmekledir. s. niye verdin Bağdad'ı Akı 1 edemedik senin sırrına da Güzel Şah'ım niye verdin Bağdadi Çeksen de askerini gelsen İdi Hacı Bektaş Ham'na konsan idi Kırsan ol Yezîd'i olmaz mı idi Ah Hünkar"im niye verdin B a ğ d a d i Bektaşî şairlerin çok fazla al indi klan hadise. konumuzun dışındadır. Ancak. Kendisi de bir Yeniçeri olan Kul Mustafa'nın Yeniçeriler tarafından hallledilen Genç Osman için yazdığı ağıt.Alevî.40 3B 3 * 411 Caldl Özlclli. Milliyet Yuy. İst. bizzat Yeniçeri ocağı men su pl arım n kapatılma hadisesini davetkâr faaliyetlerde bulundukları. s. bu ruh hali ile yazılan bir destanda Yeniçeri ocağının piri sayılan Hacı Bektaş Veli'ninbile.g. Bu iki imama bağlılığın en temel vasıf olduğu Bektaşîlikle âdeta özdeşleşmiş olan Yeniçeri ocağının Genç Osman'ı halletmiş olması. tarihî bilgi ve belgelerle ortadadır. dünyada ettim savaşım Ahir son demimde döktüler yaşım İmam Hasan.g..e. Yeniçeriye karşı büyük ve genel bir nefret uyandırmış. larihî bir belge niteliğindedir. Genç Osman'ı boğmaları.e. 418 Cahit Öztclli: A..39 Sultan Osman'ın öldürülmesi bütün imparatorlukta. artık Yeniçerilerden yüz çevirdiği tasvir edilmiştir. 27 a. Dördüncü Murad'm nnısalıibi Musa Çelebi'yi parçalayarak öldünneleri akla ilk gelen Örneklerdir.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleti Güzel Şah'ım çok yerlerden görünür Aslı nedir.

a. ı.427 Turgut Koca. bu ithamların sebebi.g. s. Osmanlı idaresinin. yâ Ali41 Rızâ adlı bir başka şairin şu dörtlüğü de aynı ruh halinin ifadesidir: (Üçüncü mısradaki tarih yanlış olup 1242(1826) kastedilmiş olmalıdır.) Okuyup zikrettik biz yarın adın Sundu ağzımıza lezzetin tadın Biz bin yüz kırk beşin yedik tokadın Bize bundan gayrı sille olur mu 42 Osmanlı devletinin uygulamalarına karşı çıkan Bektaşî şâirler olduğu gibi.e.714.g. Kurtuluş Savaşı aleyhtarlığı yapan şâirler de olmuştur.g. 115-116 İsmi I Ozmen. Açık olarak görülmektedir ki. yâ Ali Türbelerin yıkıldığın gördüler Yezidler ferah edip güldüler Her dervişi bir diyara sürdüler Yetiş Allah. yâ Ali Sürgün edip her dervişi öldürdü Yetiş Allah. yâ Ali Sene bin iki yüz kırk iki aman Dünyada bu fesat olmuştur ayan Simden sonra sürülmez oldu erkan Yetiş Allah.. s. yâ Muhanrmed. zaferden sonra Yunanistan'a kaçmış ve orada ölmüştür43.c. bu ocağın kapatılması. ayaklanmalara ve ayaklanmalara önderlik edenlere karşı tedbirler alırken son derece hassas davrandığLkendi halinde olan vatandaşlarmı 41 3 a. s. yâ Muhanuned.Mehmet Teınizkan Bu lıadiselere rağmen. yâ Mııhammed. yâ Muhanuned. Hakkı adlı bir Bektaşî şairin aşağıdaki şiiri devlete bu vesileyle yapılan ithamın ağırlığını gözler önüne sermektedir: Kavm-i Yczid Yezidliğin bildirdi Yetiş Allah.IV. Ulusal Kurtuluş Savaşı aleyhinde bulunmuş. kesinlikle dinî değildir. Alevî-Bektaşî şâirlerin tepkisine ve bu vesileyle devlcle ağır ithamlarda bulunmalarına sebep olmuştur.. 358 . mütâreke döneminde. a. Mesela Dervîş Ruhullah adlı Bektaşî şâir.c.

kendisine hizmet edenleri de mükafatlandırmıştın ceza veya mükafatın ölçüsü "dinî anlayış" olmayıp "takınılan tavır" olmuştur.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleli incitmemeye özen gösterdiği gözden uzak tutulmamalıdır. İstanbul 1930. devletin başarısı İçin çırpınan.. Sonuç olarak Alevî-Bektaşî zümrelerin sesi durumunda olan (emsil etlikleri kesimin duygu ve düşüncelerini mısralanna döken Betası şâirlerin genellikle Osmanlı devletine sadık. İst. Milliyet Yay. şeriat dışı birçok kötü işler işleyen. 176. sefere çıkan hükümdar veya beylere methiyeler düzen kişiler olarak görüldüklerini söylemek mümkündür.e. 45-46 İsmail Özinen: a. bu zümrenin Osmanlı hanedanı hakkındaki farklı bir kanaatini yansıtması bakımından kaydedilmeye değer bir dörtlüktür: Ba-emr-i âli-i meşihat-penâh Vâlî-i vilâyet erişti nâ-gâh Payidar eylesin Hazreti Allah Hânedân-ı pâk-i Al-i Osmaru46 Cahil Ölelli.. seferlere katılan. hem Alevî-Bektaşî zümrelerin hem de temsilcileri olan Bektaşî şâirlerin devlet hakkındaki hakim kanaatlerini yansıtmaktan uzak olduğu rahatlıkla söylenebilir. Osmanlı devleti de devlet olmanın bir gereği olarak bu kişileri kovuşturma ve cezalandırma yoluna gitmiştir.g.. 359 . Hatifi adlı başka bir Bektaşî şairin şu ifadesi de. nice müslümanlanıı baştan çıkmasına.Alevî.. s.. devletin aleyhindeki faaliyetlere iştirak eden halla başka bir devlet adına faaliyetlerde bulunan Bektaşî şâirler de olmuştur. Bu tespiti yaptıktan sonra.. Kızılbaş başlığı giyinip Şalı mıüıibleri olduklarmı söyleyen. s. Pir Sultan Abdal. Bununla birlikte devletle kavgalı oUuı. tamamen ekonomik bir şikayetin mahsûlü olduğu anlaşılan ve âdeta bayrak I aştırıl maya çalışılan Şalvarı şallak Osmanlı Eğeri kaltak Osmanlı Ekende yok biçende yok Yiyende ortak Osmanb45 şeklindeki dörtlüğün. sebep olan kişilerin kanun yoluyla mahkeme edilerek gerçeğin meydana çıkarılması ama bu bahane île kendi halinde olanın kanuna aykırı olarak incitilmekten sakınılması" ferman olunmaktadır44. 1971. CL s 16 Sadelün Nüzhet (Ergün). aleyhindeki faaliyetlere katılanları cezalandırmış. yukarıdaki dörtlük kadar meşhur olmamakla birlikte. Kısaca söylemek gerekirse. Bektaşi Şairleri. Cahit Öztelli'nin "Başbakanlık Arşivi Mühimine defteri No: 81) Sayfa: 19 Hüküm: 49" dan sadel eştirerek aktardığı bir padişah hükmünde "Tanrı yolundan sapan.

Kızın peşinden 1 Arş. Göktürkler. Çeviren: Eyüp Sarıtaş* Göktürkler eski çağlarda Çin'in kuzeyinde yaşamış göçebe bir millettir.Lin Gan . Çünkü göçebe ekonomisi oldukça dağınıktı.) . Kız tarafı genellikle bu isteği geri çevirmez. Tan» devrinde yaşamış olüiı tarihçi Li Yanshou taralından yazılmıştır. Eğer erkek herhangi bir kızı beğenirse. 13u kitap. yüzyılda Doğu Türkistan'ın kuzeydoğusunda siyasi bir güç olarak yükselmeye bağlamışlar. . 552 yılında yine Aşma Ailesine mensup Turnen.Dr. onların toplum sistemiyle ilgili olarak gelenek ve din açısından konuya yaklaşmayı amaçlamaktadır. 386-618 yılkın arasını kapsayan dönemin olaylarını anlatır. Bu çalışına. genelde cenaze törenlerinde eş seçme uygulaması görülmektedir. İzmir 3000. daha sonra Gobi Çölü. 742 yılında ise Baü Göktürklerden Aşina Xin'in siyasi gücünü kaybetmesiyle Çin'de ve Oita Asya'da yaklaşık olarak 200 yıllık aküf siyasi tarihi sona ermiştir. Gobİ bölgesinde siyasi otoritesim kurmuş. genç kızlarla erkeklerin normal zamanlarda günlük hayatta karşılaşma olanağı ve uygun yer bulmak zorluğu vardı.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. VI. . COKTURKLERDE GELENEKLER VE DİNİ İNANÇLAR Yazan: Prof. GELENEKLER Göktürklerde evlilik geleneği ile ilgili olarak. Gör. Ü. Göktürklerin en üst yöncüci tabakası Aşina Ailesi idi. 361-374. (Çevirenin notu. ss. 1. Edebiyal Fakültesi Tarih Bölümü.. Bu tür eş seçme yöntemi Bozkır Bölgesi özelliğini yansıtmakladır". evine döndükten sonra bir yakınını kızın evine göndererek onu istetir. Çin kaynağı Bei Surdaki 1 "Göktürk Kayıtları" bölümünde konu İle ilgili şu bilgiler bulunmaktadır: "Cenaze töreni yapılacağı zaman genç erkekler ve kızlar en gü/. Göçebe hayatı sürekli yer değiştirmeyi gerektirdiğinden. E.nün güney ve kuzey kesimi ile Orta Asya bölgesine doğru genişlemişlerdir. Çin ve dünya tarihini geniş çapta etkilemişlerdir.el elbiselerim giyerler ve cenaze yerine gelerek orada karşılaşırlar.

Anlaşılacağı üzere. cenaze törenleri eş seçmek için en uygun yer şekline dönüşmüştür.ile evlenmesini istemişlerdir. "Kabile reisleri kendilerinden sonraki kuşaktan olanlarla evle nem czl er" kuralım gözönüne alırsak. Bo Ya uzaun süre bu isteğe direnmiş. 581 yılından 618 yılma kadar cilan tarihi olayları anlatır. özellikle Batı Göktürk toplumunda oldukça yaygın olarak görünmüştür. Bei Slu'daki "Batı Bölgeleri" adlı bölüme göre. Hunlar. Wusunlar ve Juan-Juanlar gibi Çin'in kuzey bölgesinde yaşamış diğer göçebe milletlerde de görülür. Tong Di cm. Göktürklerde bir gelenek daha vardı ki o şu idi: "Baba. Bu gibi üvey anne ve kardeş karısıyla evlenme geleneği sadece Göktürklerde değil. Gao Chang3 hükümdarı Qü Jian ölünce oğlu Bo Ya babasının yerine tabla çıkmış ve Göktürkler kendi gelenekleri uyarınca Bo Ya'nm üvey annesi . ölenin oğlu. bölüm 197. 85 bölümden oluşur. Bu gelenek VU. Gaochang devletinin kurulduğu bölgede yer almaktadır. Tang devrinde yaşamış olan Wei Zhı tarafından yazılan bu eser. sonunda bu geleneğe uymak zorunda kalmıştır. (Ç. (Ç. Bu kağanın annesi Qiang Shı kocasının kardeşi Bo Shı Tegin ile evlenmiştir. Çinli Budist rahip Hııi Li'nin yazdığı "Da Tang Sı En Sı San Zang Fa Shı Zhuan" * adlı eserin ikinci bölümündeki bir kayda göre Tong Yabgu Kağaırın büyük oğlu Da Du Şad öldükten sonra.N. Orta Asya'nın Önemli bir geçit bölgesinde kurulmuş eski bir devletin adıdır.) 362 . aynı zamanda bir tür evlilik sistemi oluşturduğunu görürüz.N.2 Bu Örnek bi/. önce Göktürk Kağanı Qi Min ile evlenmiş. Buna bir örnek verecek olursak: Çinli prenses Sui Yicheng. Yüzyılın başına kadar devam etmiş.N. (Ç.Bu da kardeşin karısıyla evlenme geleneğine bir Örnek teşkil etmektedir. yeğeni onun sağ kalan karısıyla evlenirdi. bunu takiben de üvey annesiyle evlenmiştir. Doğu Türkistan'daki Turfan şehri .) Bu eser ünlü Çinli Bııdst rahip Xuan Zaııg'm hayatını anlatır. ilkel toplumlarda göriilen grup evliliğinin kuşaklar boyunca aktarılarak Du You. erkek kardeşi veya (kardeşinin oğlu) üvey annesi ile veya kardeşinin karısı ile evlenirdi. bu nedenle bu tür evliliğin Göktürkler arasında sadece bir çeşit evlilik geleneği olmayıp. Aynı şekilde amca öldükten sonra. Göktürkler kısmı 1. Sadece kabile reisleri kendilerinden bir sonraki kuşağa mensup olanlarla evlenemezlerdİ.ki Bo YaTmn üvey annesi Göktürk kağanının kızı idi. Bei Shrda yer alan bir kayda göre.) Çin'in Resmi 24 Tarihinden birisini oluşturan tarih kitabıdır.e göstermektedir ki. oğlu Da Man tahta geçmiş ve "Nİjüe Chulııo Kağan" unvanını almıştır. fakat baskılara daha fazla dayanamayarak . bu tür evlilik belli bir zorlama karakterine sahip bir sistemdir.Eyüp Santaş giderek evlenme isteğini bizzat iletine imkanı da kolay olmadığından. Shı Bin'in kardeşi Chu Luo Kağan. Han-Tang dönemleri arasında hunisi daima Önemini korumuştur. eski Türklerde (Göktürkler) evlilik sisteminin belli bir sınır dahinindc zorlama karakterinde olduğunu. Yine buna benzer bir örnek Sui S hu5 adlı Çin kaynağının Göktürkler bölümümde yer alan bir kayda göre Ni Li Kağan ölünce. Bu tür geleneğin ortaya çıkış nedenlerinden birisi. amca ve kardeş Öldükten sonra. Göktürklerde bu tür evlilikler halk arasında ve yöneticiler arasında birlikte devam etmiştir. daha sonra ise Chu Luo'nıın kardeşi Jic Li ile evlenmiştir. büyük oğlu Te Lechuan "Şad" olarak onun yerini almış. sonra sırasıyla Qi Minin oğlu Shı Bi Kağan.

bir ailenin veya bir kabilenin çalışan insan gücünün ve aile-kabilenin üretim gücünü arttıran ekonomik fonksiyona dönüşmüştür. Göktürklerde ölü gömme törenleri şöyle yapılırdı: Ölü önce çadırda bekletilir. ölünün yakıldığı gün düzenlenen törenin aynısıdır. Wusunlars Juan-juanlar ve Göktürkler arasında kuşaklar boyunca devam ettirilen bu evlilik geleneğinin sebebini oluşturmuştur. Dolay ısı ile balbal sayısı bazen HH)'leri. Bu dönemde dul-îivey anne ve dul kardeş karsının klanda alıkonulması ve çeşitli geleneksel uygu I a malamı kuşaklar boyunca devam ettirilmesi geleneği ve klan nüfusunun konulması. ilkel dönemin her türlü gelenekleri babadan oğula aktanlagelnıişür. şahsi mülkiyete ait evlerin (ailelerin) loplımıda başlattığı ekonomik fonksiyon giderek klanın fonksiyonunu geride bırakmıştır. Daha sonra toplumların liretim gücünün artmasıyla özel mülkiyet sistemi gelişmiş. Eğer.Göktürklerde Gelenekler Ve Dinî İnançlar süregelnıesi. yüzyılda tarih sahnesine çıktıkları sırada. ata binerek çadırın etrafında yedi kez dolaşırlar. Bunun arkasından belli bir tarih lesbit edilerek. ölen kişi ilkbahar ya da yazın ölmüşse. Balbalların sayısı. bir diğer neden de klanlarda görülen dış evlilik sistemini varlığıdır. Bu tören. cesedi gömmek için. gömme zamanı geldiğinde gömülerek işlem tamamlanır. Her ne kadar bıı gibi evlilik adetlerinin dayandığı tarihi şartlar (grup evliliği ve klan içi evlilik) ortadan kalkmış veya geçerliliğini günden güne kaybetmiş ise de yeni şartlar (aileler ve sülaleler) tekrar eski adetlerin yerini almış ve bu tür geleneği desteklemiştir.) Kurban töreninde kesilen atın başı. bunları ölü çadırının önüne sergileyerek. Üvey anne ve kardeş karısıyla evlenme adetleri buna bariz bir bir örnek leşkil etmektedir. torunları ve kadm-erkek bütün akrabalarının her biri at ve koyun keserler. yaprakların sararıp düşmesi. ölünün sağlığında kullandığı eşyaları ile bindiği alı bir araya getirilerek ölü ile birlikte yakılır. Göktürkler VI. tekrar evlenerek başka bir klana gitmesi önlenmiş oluyordu. İlkel klan sisteminden Köle Toplumu sistemine girmişlerdir. Bunun arkasından çukur kazılmaya başlanır ve ceset tabutla birlikte gömülür. İşte bu dunun. İlkel Toplum döneminden çıktıkları sürenin çok uzun süre olmaması uedeııiyle. hatta lüOÜ'leri bulurdu. ölümden sonra sağ kalanla evliliğin devanı ettirilmesi geleneği (sistemi) tatbik edilmiştir Böylece dul kadının kendi klanından ayrılması. (Öldürülen her bir kişi için bir balbal konurdu. Geriye kalan külleri toplanarak. dul kalan üvey. Balballar üzerine ölünün resmi ve hayatta iken geçirdiği savaşları sembolize eden . Ayrıca bununla dul kadının. Bunu takiben akrabaları. oğulları. Gömme işi tamamlandıktan sonra. Tarih kayıtlarına göre. sonbahar ya da kışın ölmüşse yeşilliğin bol olduğu günler beklenir. Bu hareket yedi kez tekrarlanır. ölünün hayatta iken öldürdüğü insan sayısına göre belirlenirdi. kesilen hayvanları ölüye kurban olarak sunarlar. Göktürk toplumu. Baba veya küçük-büyük kardeş öldükten sonra. Kan ile karışık göz yaşı dökerler.dul anne ve dul yengeyi aynı klan içinde alıkoymak amacıyla. İçlerinden birisi çadırın Önüne gelip yüzünü bıçakla çizerek yas tutmaya başlar. klanın gücü ve nüfusu korunmuş oluyordu. Ölünün gömüldüğü gün. Hunlar. mezarın önüne taştan yapılmış Balballar konur. ölünün yakınları yeni bir tören düzenleyerek ata binip bıçakla yüzlerini çizerler ve ağlayarak yas tutarlar. bir balbalın üzerine asılırdı..

Bu kaynak ile ilgili Xin Tang Shu ve Jiu Tang Shu gibi hanedan kayıtlarında bilgiler vardır.10 Bundan başka Sui Shırdaki Batı Göktürkler bölümü.) Askerlerini çcşilli rütbelere ayırır. Çin'in şimdiki Shaanxİ eyaleti şuurları içinde kalmaklador. Bilge Kağan Kilabcsmdeki kayıt şöyledir: "Kuzeyde Baz Kağan. bölüm 197. Zhoıı Shu ve Sui Shu "nun Göktürkler Bölümü.Eyüp Sarıtaş 6 " şekiller çizilerdi. Göktürkler her yılın Mayıs ve Ağustos aylarında bir araya gelerek ilahlara kurbanlar sunarlar ve her yıl önemli bir devlet görevlisini öldürerek.. onun bu özellikleri.." Cheng Qian Kağan ölmüş gibi hareket ederek çevresindekilere yüksek sesle ağlamalarını. ı " Chang Shaıı. beş kişiden meydana gelen aile kurmayı ve keçe çadır kurup onlara nasıl kullanılacağını öğretir. 25 bölümden oludan bu kilap Tung devrinin olaylarını anlatır. Çadırların önünde kurt başlı bayrak dalgalanır.. "Chang Shaıı Wang".. Buradaki kayıtlara göre. onların gelenekleriyle ilgili bilgiler vermekledir. döneminin Göktürk geleneğini yansıtması açısmdam çok önemlidir. Kırgızlar hep beni düşman olarak görürlermiş.. " Kuzey Song döneminde tarihçi Ou Yangxiu yazmıştır. Şimdiki Hebci eyaletinin Zhengdian geliri civarıdır. Çin imparatoru Tai Zong. Bu kayıt. Anıtın dört tarafına da kağanın savaş manzarası resmedilmiştir.. bu gelenek sadece ölü gömme törenlerinde değil.Babam Birinci Kırgız Kağanım öldürerek başını Balbal olarak dikmiş'" Bir diğer kayıt: "Amcam Bilge Kağan öldükten sonra (Kitabelerin yazan Yollııg Tegin'dir) Kırgız Kağanının başım Bilge Kağan1 m mezarına balbal olarak dikmiş. her birliğin kendi flaması vardır.. düşman imiş. kırkyedi defa savaşmış Gök Taun dilediği için babam bütün bu ülkelere sahip olmuş.. 7 8 J "' Jiu Tang Shu . 364 . ölmüş alalarının bılunduğu mağaraya kurban olarak sunarlardı. Bununla ilgili Göktürk Kitabelerinde kayıtlar mevcuttur. Kağanlar yay şeklinde inşa edilmiş büyük çadır evlerde otururlar. onların kağanlanıım esir etmiş. Onların hepsine diz çöktürmüş. Göktürkler Bölümü 1. kağanın kendi milletinin geleneklerine göre cesedinin yakılmasını ve Ba Irmağı'mn8 üzerinde bulunan köprünün doğusuna bırakılmasını emretmiştir. Birlikte çalışacağı insanları Türklere benzeyenler arasından seçer ve onlara koyun derisinden yapılmış elbiseler giymeyi. (Göktürklerin alaları kurdu toteın olarak tanırlardı. Xin Tang Shu'nun11 Tai Zong'un oğulları ile ilgili bölümünde bulunan kayıl şöyledir: "Chang Shamvang12 Cheııg Qiaıı. 634 yılında Jie Li Kağan öldükten sonra. Bol miktarda koyun etinin yendiği ziyafetlerde herkes kendi kullandığı bıçağı ile etini kesip yer. çok iyi Türkçe bilir ve Türk elbiseleri giyer. Bütün bunlara karşı babam Gıı Dulu Kağan çarpışmış. Tong Dİan. her ne kadar Chang Qian"in kendini beğenmiş gibi bir tarzda tasvir else de. Taııg devrinde kurulmuş küçük bir devlettir. Türk gelenekleri içinde bıçak ile yüz çizine adeti mutlaka yaygın olmalı ki..'' Küİliğin Kağan öldükten sonra (Bilge Kağan'm kardeşi) adına kitabe yazılmış ve üzerine resmi kazınmıştır. "Chang Shan Hükümdarı" anlamındadır. böylece büyük bir ülke ve kudrete 7 sahip olmuş. yüzlerini bıçakla çizmelerini ve ata binerek çadırın etrafında dolanıp yas tutmalarının emrederdi". saçlarını onlar gibi ayırmayı.

N. Generalden daha yüksek olan bir rütbedir (Ç. geniş bilgi bulunmakdadır. adıgeçen generaller kulaklarını kesip yüzlerini çizmişler ve Cheng Sı'ya "Shuai" ı y rütbesinin verilmesini istemişlerdir.) Tai Puqing. Du Suliuyu karısından ayrıldığı için teselli etmekti21. Bunu üzerine 10'dan fazla kabile başkanı kendisinden davacı olduklarım göstermek için kulaklarını kesmişler ve böylece sorun çözülmüştür.N.).. Bu düşünce tarzı Hunlarda da hemen hemen aynı idi.) Tang devrinde yaşamış (651-697) bir devlel adamıdır. Wei. Ming ve Cı'dan oluşan dört eyaleti birleştirip kendi idaresi altına almak istemiş.Göktürklerde Gelenekler Ke Dini İnançlar insanları yolculuklarına uğurlama törenleri için de geçerliydi. (Ç. Göktürkler Bölümü. kardeşi Du Sııliu ise ağabeyinin seferine katılmayıp karısını terketmiş ve Tu Li ile birlikte Çin'e gitmiştir. bazı Türkler mensupları yüzlerini 1 bıçakla çizerek ağlamışlar ve eski valilerini uğurlamışlardır' . bunun üzerine. (Ç N. 705-706 yıllarında Anxi Genel Valisi iken Çin hükümdarı tarafından "Tai Pu l5 Qing" olarak tayin edildi. kadınları ise tüyden yapılmış bir oyun aracı ile oynamaktan hoşlanırlar ve sarhoş oluncaya kadar kımız içerler ve karşılıklı şarkı söylerlerdi. Bir diğer Örnek de Sui Shu'nıın Göktürkler bölümünde bulunmaktadır. kendisine karşı böylesine sadıkane bir hareketi övmüş ve kumar oynaması için Du Suliu'ya değerli mücevherler vermiştir.). Xiang. Buna bir Örnek verecek olursak: Xin Tang Snu'daki Lai Chuif un"1 biyograrîsindeki kayda göre Göktürk lideri (Kaynakta yanlış olarak 'Tibet" şeklinde geçmektedir.N.).) 710 yılında Doğu Türkistan'da kurulan tarihi öneme sahip Çin'e bağlı Genel Valilik idi. Bazı Çinliler herhangi bir isteğini anlatmak için bu geleneğe baş vurmuşlardır. Sui Shıı. 757 yılında ölen An Lushan'm annesi Türk idi (Ç. Sui imparatoru Wen Di 20 . İmparatorun hediye vermekteki bir diğer amacı ise. Türkler bu geleneği bir konu ile ilgili davacı olduklarında da (şikayetçi olduklarında) uygularlardı. Göktürkler erkekleri kumar oynamayı severler. 599 yılında Du lan Kağan Çin sınırlarına saldırmış. Daha sonra bu gelenek Çin'in iç bölgelerine de yayılmıştır. Anxi'den ayrıldığında. (Ç. Türk kağanlarının tahta çıkma Guo Yuanzhen ile ilgili Xİn Tang Shn'âa. Örneğin Xin Tang Shu'da 13 bulunan Çinli devlel adamı Guo Yuanzhen'ın biyografi sindeki kayıt şöyledir. Sui Hanedanını kuran hükümdardır. 5X1-618 yılları arasında tahtla kalmıştır (Ç. onun güvenini kazanmış ve kendisine "Shı Yüshı" rütbesini vermiştir (Ç. Tang devrinde yaşamış ve çeşitli görevlerde bulunmuş bir devlet adamıdır. onun arabasını kullanmakla görevli olanların taşıdığı unvandır. emrindeki generallere gizlice Çin sarayında "Zhong Shı" ı s olarak görev yapan Sun Zhıgu'nun yanma gitmelerini emretmiş.).N. Çin Sarayı tarafından elçilik görevlerini yürütenlere bu isim verilirdi (Ç." 775 yılında An Lushan'ın 17 enirinde eski bir general olan Tian Chengsı. Çin imparatoriçesi Wu Zetian'e istihbarat haberleri getirdiği içn. 365 . "Guo 14 Yuanzhen. Çin'de duvkt tarafından büyük bir tören düzenlendiği ya da imparator saraydan çıktığı zaman. hasta yatağında ölmekten utanç duyarlardı.). Ayrıca Göktürkler savaşta ölmeyi şeref sayıp.N.N.)Lai Chuıı Aşina Jue Sıluo'nun yanında çok iyi raksedip şarkı söyleyen rakkase kızların bulunduğunu duymuş ve çeşitli entrikalarla onlan elde etmeyi planlamıştı.N.

Yong Yülü ise "Yabgu" olmuştur.N. Ben seni kağan olarak kabul etmeye hazırım". Linghe Delen (583-666) tarafından yazılan Zhou Shu. Bıı atalarımızın töresine uygun değildir.Tuo Bo'dan sonra oğlu Sha Bolüe onun yerini almış. devletin ileri gelen yöneticileri. 552-553 yılları arasında tahtta kalmıştır (Ç. Bu şekilde dokuz kez dolanırlar. Daha sonra kağanı bir ata bindirip ipekli kumaşla boğazını sıkmaya başlarlar. Fakat Mu Gan Kağan'dan itibaren. Bunun üzerine Chu Luo. Zhou dönemi (Kuzey Zhou dönemi: 557581) olaylarını anlatır.). Buradan anlaşılmaktadır ki. ağabey öldükten sonra kardeşin tahta çıkma geleneği başlamıştır. 366 . Her seferinde ona. İlkel Klan Toplumundan gelen bir ilkel dönem dinidir. vasiyeti üzerine yerine kardeşi Yabgu Chu Lııo geçmiştir. Çünkü sıradan bir insan asil tabakaya mensup birinin yerini alırsa iki farklı mevkiye salûp insanlar arasında saygı ve itibar kalmaz. Bu arada kağanlarının yeteneklerinin lüç bir zaman sona ermemesi dilekte bulunurlar ve onu serbest bıraktıktan sonra sorarlar: "Sen kaç yıl kağanlık yapabilirsin?" Çok zor ve sıkıntılı bir psikolojik durumda bulurum kağan tahta bulunacağı süreyi kesin olarak belirleyemez. yeni kağanın çadırına gelirler ve onu keçenin üzerine çıkarıp havaya kaldırırlar.). 587 yılında Sha Benjiie ölünce. Toplam 50 bölümdür (Ç.N. Yapılan anıştırmalara göre GöktÜrklerin ilk kağanı İli Kağan23 ( AshıNa Tümen) öldükten sonra oğlu Ke Luo. Sha Bulüeden sonra ise. Türkler tarih sahnesinde göründükten sonra.). Bu yüzden tahtan senin çıkman gerekir. "Kağan tahta çıktığı ilk günlerde. Erkin'den sonra ise kardeşi Tuo Bo Kağan tahta geçmiştir. Diğer taraftan tarihi gerçeklere göre sözkonusu uygulama tam olarak bu şekilde gerçekleşmemiştir. Yong Yülü bu öneriyi bir çok kez geri çevirmiş ve sonuçta Chu Luo "Yabgu Kağan" unvanı ile tahta çıkmıştır. Ateşperesllik. Nestoryanizm ve Budizm gibi dinlere inanmışlardır.DTN Göktürkler Şamanizm. ll.N. Kağanların tahta çıkış törenleriyle ilgili olarak Zhou Shu'daki 24 Göktürkler bölümünde oldukça ayrıntılı kayıt bulmak mümkündür. Ke Luo'dan sonra kardeşi Erkin (Mu Gan Kağan). Şamanizm. Göktürk kağanlarının tahta çıkma töreleri "Babadan Sonra Oğul" ve "Ağabeyden Sonra Kardeş'" olmak üzere iki tür uygulama görülmüştür. o anda söylediği her hangi bir rakam dikkate alınır ve böylece ne kadar süre tahtta kalacağı belirlenmiş olur. vasiyeti gereği yerini kardeşi Chu Luo almıştır.Eyüp Sarıtaş * töreleri İle İlgili olarak Sui Slııfnım Göktürkler kısmında az da olsa kayıt bulunmaktadır. ağabeyinin oğlu Yong Yülü'ye şöyle demiştir: "Biz Göktürklerde Mu Gan Kağan'dan 32 beri ağabeyin yerine kardeş tahta çıkar. her ne kadar Sosyal Tabaka Toplumu (Kölelik Sistemi 11 23 24 Bunun Kagan'ın oğludur (553-572) (Ç.ibadel eder gibi saygı gösterirler. Bu kayda göre GöktÜrklerin devlet kurmalarından itibaren kağanların tahta çıkma töreleri "'Babadan Sonra Oğul'" şeklinde görülmektedir.

Turnen Kağanlığını kurduğunda otağı. cilt iv. evreni üç kısma ayırmaktadır: a) Cennet: Burası dünyanın üst tarafında yer ahr ve bütün ilahlar burada kalmaktadır. 28 Çin uzaklık sisteminde 1 li Ü.N. Zhonghua Kitabevi: Pekin. Göktürkler "? Batı Göktürk kağanıdır. orada bulunuyordu.Ayin yapanların bazıları da davul çalıyorlardı.) Türkler kötü ruhları kovmak ve şanssızlıklara ve felaketlere engel olmak için dini törenleriyle meşgul idiler. Kağan çadırım lerketmeden önce güneşi selamlar. mağarada atalan için kurban kesme törenleri düzenler. Diğer taraftan her yılın Mayıs ayının onuncu günü halkım ırmak kenarına. Klanlık Sistemi döneminden kalan uygulama ve alışkanlıkları nesilden nesile aktarılarak devam etmiş. yüzyılın ortalarında İstemi Kağan25 tahta çıktığı sıralarda Doğu Roına'dan Balı Göktürklere elçi olarak gönderilen Zenıarklıos. Ataları için kurban kesmeleri. Turnen Kagan'm kardeşidir (Ç.). 387 .Gökttirklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar Toplumu) dönemine geçmiş olsalar da. bu nedenle Şamanistik inançlar toplumda oldukça yaygınlık kazanmıştır. Bir kısmı da ellerinde kuvvetli ateşler ve tütsülerle daire çizip dönerlerken kendinden geçmiş bir manzara oluşturuyorlardı. Orada bulunan topluluk Zemarkhos'un etrafını çevirmiş ve onu da aralarına almışlardır. onları kutsal olarak kabul etmeleri ve Yer ve Gök Tanrılarına tapmaları. Büyü yapma işi sona erdikten sonra Göktürkler. 20 Zhang Xiııglang. (Kadın Samanlara "Wu Da You" adı verilirdi. toplar ve Gök Tann'ya kurbanlar sunar. c) Üçüncü kal ise Cehennem olup yeryüzünün alt tabakasını teşkil eder. Kötü ruhların hepsi oradadır.) Şamanlar adil. Batı dillerinde yazılmış tarih kaynaklarının bildirdiğine göre. 285-286. Orta Asya'dan geçerken Soğdiana topraklarına ulaştığında (Kağanın otağına kadar varmamıştır.1997. b) Yeryüzü: Dünyanın orta katıdır ve insanlık orada bulunmakladır. "Bo Dcnguing:: adı verilen bu dağ Çin'de yer tanrısı olarak bilinirdi. 27 Bu dağ Orhun Nehri "ııin yukarı mecrasmdaki Kang Ai Daği'nın kuzeydoğusunda bulunan dağa verilen isimdir. s. VI. Şamanlar insanları tedavi edip kölü ruhları kovarken yüksek sesle büyü yaparlar. Çin tarih kitabı Zhou Shu'da ki Göktürkler bölümünde konu ile ilgili bilgiler bulunmaktadır: '"Kağanın çadırmm kapısı doğuya doğru açılır. Diğer taraftan neşe ile dansederek maddi bakımdan ruhları temsil ettiklerine de inanırlar. Çin-Baıı İlişkileri Tarihî Belgelen. Zemarkhos'un da iki ateş arasından geçmesini istemişlerdi. Kağan her yıl devletin ileri gelenlerini toplayarak.).5 kurye eşittir (Ç. Şamanizm inancı. İki ateş arasından geçilince Türkler kötü ruhlardan tamamen arındıklarına inanırlardı. Göktürklerin Şamanizm dinine mensup olduklarının diğer kanıtlan da şunlardır: Güneşe verdikleri önem.N. Kötü ruhları kovma töreni bittikten sonra Zemarkhos ve beraberindekiler yollarına devam etmek için Türk ülkesinden ayrılmışlardır.26 Bu kayıt Göktürklerin Şamanizm inancını bütün açıklığı ile ortaya koymaktadır. Du Jin 27 Dağf nııı 500 li2B batısında üzerinde bitki ya da ağaç bulunmayan yüksek bir dağ vardır. İnsanlarla ilahlar arasındaki ilişkinin kurulmasından ve kötü ruhların ortadan kaldırılmasından Şamanlar sorumludur. neşe ile ve çılgınca durmaksızın danseden insanlardır.

Şimdiki Taiyuan şehrinin olduğu yerdir (Ç.Eyüp Sarıtaş Gök'e taparlar ve ona saygı gösterirlerdi. Bu dinin en önemli ayinlerinin odak noktasını ateş oluşturur. 631 yılında Çin'in o dönemdeki başkenti Chang Anda 3 2 "İran Tapmağı'" adında bir mabet inşa edilmiştir.yüzyıldan itibaren bir dönem boyunca İran'ın devlet dini haline gelmiş (bu nedenle bu dine Ateşperesttik adı verilir. düşmanımız ise koyuna benzermiş".e. Göktürkler Bölümü 1*. etrafındaki insanlar şansının kötüye gidebileceğini söyleyerek onu uyarmışlardır.). sonunda sorunu çözmek ve ikna olmak için fal sorularını sormuştur.). Bu dinin akideleri Eski İran'da "Avesta" adlı eserde bulunmaktadır.-MÖ.VII. aynı zamanda yönetici tabakasına mensup olanlar arasında da kehanetten anlayanlar olmuştur. Tanrıda olmuş Türk Bilge Kağan. AleşpereslIİk. Bu sorunu ben kendim çözeceğim". aydınlığın canlı timsali olduğundan kutsal olarak kabul edilir ve ona saygı gösterilir. Bu konu Bilge Kağan Anıtında da dile getirilmiştir: "Tanrıya benzer. VI. Bu nedenle tarih kitapları Sı Mo'nun fala bakmaktan ve kendisine bununla ilgili sorular sorulmasından hoşlandığım yazmaktadırlar. MS.31 Ateşperesllik dininin menşei Eski İran ve Orta Asya'ya dayanmaktadır.). Sözkonusu inanca göre kainatta iyi ile kötülük.g. I a.N. Ateş ile iyi.30 Kağan her ne kadar inandığı fal sonucunu alamadı ise de. Xin Tang Shu. İyi ya da kötü şansla ilgili kehanette bulunmak da Şamanizm inancının bir özelliğidir. Örneğin Aşina Sı Mo bunlardan bilişidir. Göktürklerin Aleşperestlik dinine ne zaman inanmaya başladıkları kesin olarak bilinmemektedir. Göktürkler arasında fala (kehanete) inanan insanların sayısı çok olmakla kalmamış. Şamsımın iyi olmadığını İlahlar da biliyor. Benim bu durumu unutmuş olmam çok kötü. 620 yılında Chu Luo Kağan. 518 yılı civarında bu din Çüı'c girmiştir. Kut'uin olduğu için kağan oldum". aydınlık ile karanlık gibi zıt güçler birbirleriyle mücadele halindedirler. Muhtemelen. MÖ. Yaklaşık MÖ. Ünlü Çinli Budist Keşiş Hııi Li tarafmdan kaleme alınan " Da Tang Si En San Zang Fa Shı Zhuaıı" adlı kitabın ikinci Q 31 32 Çin'in Shaaim eyaletinin kuzey kesiminde bulunuyordu.N. Bu örneklerin hepsi İlkel Dönem dinleriyle hemen hemen aynıdır. Chu Luo Kağan ise bunun üzerine şunları söylemiştir: "Alalarını daha önce ülkelerini kaybettiler. yüzyıllarda Zerdüşt tarafından ortaya atılıp yayıldığı için bu inanç sistemine "Zerdüşlük Dini" adı da verilir.VI. Göktürk Devletini yeniden kuran Kulluk Kağan için şunları söylemektedir: "Gök Tanrı güç bağışladığı için babam (Kutluk Kağan) Kağan'in ordusu kurda. Bing Zhou'ya 29 saldırarak ele geçirmiş ve Yang Chengdao'yu buraya yerleştirmiş. Tann irade ettiği için. daha sonra ise varlıklarını Sui devletinin ayakta katması sayesinde sürdürebildiler. Shaanxi eyaleünin şimdiki başkenti Xi'an'ın bulunduğy yerde idi (Ç. Göktürkler Bölümü. 368 .

1 369 . Bu eser Feng Chengjun.). Hıristiyanlığın bir koludur. bu vesile ile "Nestoryanizmin Büyük Çin'de Yayılışının Övgüsü" adlı bir abide de diktirilmiştir3*. oluracaklan zaman yere bir keçe serdiklerini gördüğünü kaydettiğini yazmakladır.). Nestorius'un (384-440) görüşlerinin bir kısım Hıristiyanın kabul etmesiyle "Neslorius Mezhebi" adı verilmiştir. Bu askerlerin bazılarının alnında haç işareti bulunuyordu. Tann'nm annesi olduğu geleneksel inancını kabul etmediği İçin.N. Kang Ülkesi ile ilgili kısım.N. Pers M M 35 3û Xıum Zang Budizm ile ilgili kutsal metinleri elde etmek üzere 629 yılında Chang An dan Hindistan'a gilıniş. ağacın ateş unsuru olması sebebiyle ona saygı alameti olarak ıızerine olurmayıp. Sııi Hanedanı döneminde hükümdar Qıı Muzhi. aleşe saygı gösterdiklerini ve ona taptıklarını görmüştür. Göktürklerinbu din ili olan ilgilerinden kaynaklanmaktadır. Xi"Anfdaki Beilin Müzesinde sergilenmektedir.Bıı malzemelere göre. 561 yılında şimdiki Kazakistan'ın güneydoğu bölgesindeki Kang ülkesinde yaşayan Türkler arasında yayılmıştır.tarafından Çinceye tercüme edilmiş ve 1958 yılında Çin'de yayınlanmışür Ç. Nestorius aslında İstanbul'da Baş Piskopos idi. yine ünlü bir diğer keşiş ve seyyah Xuan Zang'ın 33 Orta Asya'da Göktürk]erin ateşe saygı gösterdiklerini. Bu torbaya yılın her mevsimi boyunca dua ederler. Başka yerlerden gelip bu mabetlerde konaklayan rahipleri Semerkant halkı ateşle kovalayarak kendi mabetlerinde kalmalarına izin vermezlerdi. Meryem'in. hükümdar ve halkın Bııdizme inanmayıp. 645 yılında Çin'e dönen seyyalim yazdığı seyahatname Da Tang Xiyii Ji adını taşımaktadır Ç. Nestoryanizm. Bahram'a saldırması için askeri destek göndermiştir. Bundan başka. Keçeden çeşitli şekillerde parçalar kesip deriden yapılmış bir torbaya koyarlar ve bunu bir direğe asarlar. Fransız bilimadamt Edward Chavannes tarafından yazılan "Batı Göktürk Tarihi Belgeleri"30 adlı eserin 219. Xuan Zang Semerkanfta bulunurken. Pers hükümdarı Ka Sa'nın. Bunun üzerine Balınım'm emrinde bulunan bir kısmı Türk asıllı asker isyan etmiştir. J4Semerkant halkının Ateşperesti ile dinine inanmamalarının sebebi. bu yüzden onlara tabi olmuştu. Balı Bölgeleri Bölümü.*Xiyang Zazu" adlı eserin dördüncü bölümünde de bu konu ile ilgili kayıt vardır "Göktürklerin Ateş ilahları vardır. Bir rivayete göre 591 yılında Doğu Roma imparatoru. Müritleri Pcrs İmparatorluğuna kaçarak onların desteğini kazanmışlardır. de kullanılmiştır.Göktürklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar bölümünde. Nesi oryan İzm. tarihi açısından son derece önemli olan bilgiler vermiştir. sayfasında Batı dillerinde yayınlanan eserler. Şimdiki Semerkant civarında bulunan Kang ülkesi. yüzyılın son yıllarında kendi bağımsız dinlerini kurmuşlardır. Türklerin iki iane mabetleri olmasına rağmen rahipleri yoktu. NestoryanlarıV. Direğin kımıldayan yerlerine reçine sürerler. Kin Tang Shu. Taııg döneminde Duan Shıcheng tarafından yazılan . Bu din Taııg devrinde Çin'de de yayılmış. Orta Asya'dan geçerken Göktürk ülkesine de uğramış ve seyahat notlarında Türk. Bu anıt 1625 yılında ortaya çıkarılmış olup. Doğu Roma imparatoru tarafından dinden afaroz edilerek kendisine askeri bir rütbe verilmiştir. Batı Göktürklerden bir kızla evlenmiş. Tapmakları yoktur.

daha çocuk yaşlarında bu işareti taşımaya başlarlarmış. Nepal sınırları içinde kalmaktadır (Ç. onların Budizm inancında olmasındandır" diyerek her sonucun arkasında mutlaka bir sebebin yattığına işaret etmiştir.N. Askerlerin verdiği cevaba göre. Türklerin Budizm inancını ilk olarak kabul etmelerine gelince. Bu yüzden ahularında haç işareti olan Türk askerleri. Hıristiyan din adamları hastalığın yayılmasını önlemek için onların alnına haç işareti yaparlarmış. insanlar her ne kadar eşit ise de. M Ö . Güneyden Xi Lan (Sri Lanka) ve Birmanya gibi ülkelere girmiş ve genel olarak "Güneyden Yayılan Budizm'" ya da *. 111. Acılardan kurtulmanın tek çaresi ölümdür.Hinayana BudiznıT'adı verilmiştir. Chavanncs ise bu konuda şunları yazmaktadır: "Bu esere göre. Rahip. Nestoryanizm dinini Çin'e getirmiştir" şeklindeki kaydı doğru olarak kabun etmekte bir sakınca yoktur.Eyüp Santaş hükümdarı Ka Sa isyan eden asi Türkleri fillerle ezmiş. Budist tapmağına gitmiş ve kulenin etrafında dolaşmıştır. "Keşke Qİ ülkesinde doğsaydım" bile demiştir. bu dini o kadar benimsemiştir ki. Sui Shu'nun"Göktürk Kayıtlan" bölümündeki kayda göre bu tarihi olay To Ba Kağan (572-581) döneminde gerçekleşmiştir. isteyen herkes Buda olabilir.). Hükümdar bu esirlere alınlarında bulunan haç işaretinin sebebini sormıışlur. 2 yılında Çin sarayında sekreter olarak çalışan Jing Fu. Budizm giderek Orta Hindistan'dan güney ve batı bölgelerine doğru yayılmıştır.N. yüzyıllar arasında Eski Hint yarımadasında bulunan Jiabi Luovvei38 ülkesinin hükümdarının oğlu Sakyamuni tarafından kurulmuştur.Ö. 653 yılında.min Çin'e ilk olarak girişi M. To Ba Kağan'm kendisi de Budizm dinine girerek. ancak alnında haç işareti bulunan askerleri Doğu Roma'ya göndermiştir.V. Adıgeçen kaynaktaki bilgi şöyledir: "Qi döneminde (479-502) Hui Lin adında bir keşiş vardı. Yüzyılın ortalarında Orta Asya Arap istilası döneminde ortadan kaldırılmıştır (Ç. Fakat yaşayanlarm acı çekmeleri kaçınılmazdır.V1. Huayan ve Slıi Songlü gibi Budist ı ne tinlerim ıı getirilmesini istemiştir. Özbekistan'ın Semcrkant şehrinin olduğu yerde idi. Kore ve Japonya gibi ülkelere yayıldığında ise genel olarak "Kuzeyden Yayılan Budizm" ya da "Mahayana Budizmi" adı verilmiştir. Nesturilik 59 L yılından 30 yıl önce Kangjifdeki37 Türkler arasında yayılmıştı. Yüe Çi hükümdarı Yü Cun'un Sanskriçe yazılmış olan "Fu Tujing" adlı kutsal metinler ile ilgili anlattıklarım Çince olarak kaleme almıştır. Nitekim Türkler arasında Hıristiyanlar da bulunduğu için. eskiden Doğu Soğd ülkesinde bulaşıcı hastalıklar başgösterdiği zaman.-M. 37 38 Bati Türkistan'da kurulmuş küçük şehir devletidir. yukarıda sözü edilen abidedeki A Lııobcn. Niepan. Bu keşiş Qi'ler tarafından Türklerin bulunduğu bölgeye kaçırılmıştı. Bu dinin inanema göre. Kağan. Budizm. Bııdi/. Budizm. yüzyılda Asoka'nm itikatı ve bunun benimsenmesinden dolayı. To Ba Kağana : "Qi ülkesinin zengin ve kuvvetli olmasının sebebi. . Kuzeyden Çin'e girdikten sonra.Ö. Türk kağanı da bunun üzerine Qi ülkesine bir elçi göndererek Jingming. Vlll. *MÖ.

yola çıktıktan kısa bir süre sonra dinlenmek için mola verilmiş. Sabah akşam demeden daima kendileriyle ilgilcnilmişür. Bu seyahatnamedeki konu ilgili kayıt şöyledir: "Son zamanlarda Göktürk Yabgu Kağan'ın oğlu Sı Yabgu Kağaıı'm bütün kabilesi ve ordusuna liderlik ederek Budist mabetlere saldırmayı ve içindeki değerli eşyaları yağmalamayı düşünmüş. yaptıkları sert tartışmalardan anlaşılmaktadır.)- 37* . Bu olayın meydana geldiği yıllarda (574-567) To Ba Kağan tahtta idi.N. Tan» devrinde yaşamış olan U Baiyao (565-648) taralından yazılmıştır. Çince olarak yazılmış "Meşhur Keşişlerin Hayat Hikayeleri" adlı eserin ikinci cildinin üçüncü bölümündeki kayıt şöyledir: "Boluo Poluo Miluo..N. Pisha Yabgu'ya şöyle demiştir: ''Senin ne gücün var ki Budist mabetlere saldırmaya cesaret ediyorsun?" Bunun arkasından uzun bir mızrağı kağamn göğsüne saplayıp.9..komşu ülkelerin dillerini biliyordu.anlatmaktadır.N. Bu ekibe çok itibar edilmiş olmalı ki. kağanın yola devam etme emrinin ulaşmadığı bir kısım asker ilerleyerek Budist mabetlerine ulaşmışlar ve onları yağmalayarak yıkmışlardır. Kuzey Di'liler'11 çok cesaretli olmalarına rağmen pek medeni değillerdi.). Toplam 50 bölümden oluşur (Ç. Tianzhu40 ülkesindendir. kendisi de bu dine inanmaya başlamıştır. Tong Yabgu Kağan. onlara lıergün 20 kişiye yetecek kadar ihtiyaç maddeleri (yiyecek-içecek ve hayvan yemleri dahil) verilmiştir. Kuzey Qi imparatorunun emrinde çalışan Sin Qing. Hui Chao adlı ünlü Budist rahip"Bcş Tianzhıı Ülkesine Seyahat"' adını verdiği seyahat notlarında bu konu ile ilgili şunları kaydetmekledir: "Jiantuo 42 ülkesinde bulunan hükümdar ve askerler genel olarak 3y 40 41 42 Kuzey Hanedanlığı (386-550) tarihini anlatan tarih kitabıdır.. yazdığı "Da Tang Xiyü Ji" adlı eserin birinci bölümünde bu ol ayı-ayrıntılı olmasa da. Fakat. sırtındım çıkarmıştır. Burası şimdi "Gaııdhara" olarak bilinir (Ç. (Bu olay 622 yılından önceye aittir. Bu olayı hemen etrafındakilere ve askerlerine anlatarak yola devam etmekten vazgeçmiş ve bazı adamlarını. Dolayısıyla içlerinde Taoist din adamı ve sıradan insanlar bulunan 10 kişilik bir ekip kuzeye doğm yönelerek Tong Yabgu Kağaıı'm kaldığı otağa varnuşlar ve kağamn Budizme karşı sempati duymasını sağlamışlardır. Eski Hindistan' verilen isimdir (Ç. o gece Sı Yabgu Kağan rüyasında Budizmin ünlü keşişi Pisha Mentiaıvi görmüştür. hızla allarına binerek Budist rahipleri davet etmelerini emretmiş ve onlara bu teşebbüsünden dolayı itarafta bulunarak af dilemiştir.Göklürklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar Bei Qi Slnı adlı tarih kitabının "Jüe Lu Qiang Kabilesi Kayıtlan bölümünde yer alan bilgilere göre bu dönemde yaşayan Liıı Shıqing. Kağan büyük bir şaşkınlık içinde uyanmış ve vicdan azabı duymuştur. Bu dönemde onun gibi başka bir insan daha yoktu.). 10 kişiden oluşmalarına rağmen. bu din elçilerine çok önem vererek. "D'î' sözcüğü. (Bu dini tartışmalarım içeriği bilinmemektedir.) Onlar daha sonra tekrar Budist inancına dönmüşlerdir.N. Rahip Xııan Zang. ""Nie Panjing" adlı Budist metilini Çince'den Göktiirkçeye çevirerek kağana sunmuştur.) Tong Yabgu Kağanı Öldükten sonra Batı Göktürk yönetici tabakasının Budizm inancını terkettikleri. Bu yüzden Budizm inancını kabul etmeyi düşünüyorlardı. Dinglingler ve Gaoche'ları işaret etmektedir (Ç.

50 Son olarak da "Tong Diaıı51 43 44 45 46 47 AK 49 50 51 Eski çağlarda Çin'in kuzey ve batı bölgelerinde yaşayan Çinli olmayan milletlere verilen isimdir. eski Hindistan'a verilen isimdir. Tang döneminde Afganistan'ın kuzeydoğusunda kurulmuş olan eski bir devlet ismidir. Jislıı Miluo'daki Hatun Mabedi Göktürk kağanının karısı tarafından.N.. Cimsar Uygar devleti. 759-764 yıllan arasında Jiashı Miluo ve Gandhara49 ülkesinde bulunduğu sırada Budizme yakın ilgi duyarak mabetleri ziyaret etmiştir. Bunların içinde BraJunanlar44 da bulunmaktadır. 790 yılında Çin başkenti Chang An'a döJimüştür. Yerliler Hu43 kökenlidir.).N. Bu devletin bulunduğu yer tan olarak Pakistan'ın Peşaver kenti ile Afganistan'ın doğu kesimi idi (Ç. Taııg döneminde 'TancaraparişaıT adı verilmektedir (Ç. Hindistan'daki Kast sisteminde en yüksek sınıfa mensup olanlara verilen isimdir Ç. Çok sayıdaki mabetleri Budist keşişlerle doludur. Göktürk gücünün yadigarları olarak ayakta kalmıştır.)... Doğu Türkistan. Hindistan'a giünek üzere 751 yılında yola çıkmış. Xianbei kabilesin dendir. bunlar 100 yıl öncesine kadar korunmuş. Kuça. prens. daha önce adıgeçen "Batı Göktürk Tarihi Belgeleri" adlı eserinin "Wıı Kong'un411 Seyahat Notlan" kısmında önemli bilgiler bulunmaktadır (176-177. Ye Li Tegiıı Mebedi Göktürk prensi tarafından. sayısız maktardaki alim ve gümüş eşya hin sadaka olarak dağıtırdı Bundan başka E. Buralarada belirli sayıda Göktürk prensleri tarafından yaptırılan mabetler vardı ki. Amıı Nehri'nin yukarı mecrasının güneydoğusunda bulunmaktaydı.N. 372 . Özellikle Türk asıllı kabileler ve Ç i n ' e komşu bölgelerde yaşayan-çeşitli millerlerle ilgili değerli bilgiler içermektedir (Ç. Gandhara'daki Tegin Sa Mabedi Göktürk prensi tarafından yaptırılmıştır.*5 Hükümdar günlük hayatla kullandığı eşyalarını. Gaııdhara. Afganistan. Adıgeçen hükümdar her yıl iki kez lıer kesimden insanın katıldığı tören düzenlerdi. Hükümdarın evlatları da aynı yolu İzleyerek.).. ayrı ayrı mabetler inşa ettirmişler ve fakirlere sadaka olarak yiyecekler dağıtmışlardır. Bu kayıl ile yukarıda adıgeçen Hui C h a o ' n u n eserindeki kayıtlar birbirini tutmaktadır. Sayfalar) Wu Kong... 766 yılında yazılmaya başlanıp. " H u " sözcüğü aynı zamanda "Yabancı" anlamında da kullanılmıştır Ç. Çin tarihçisi Du You (735-812) tarafından yazılan ve Tang döneminin tarihi olaylarım anlatan önemli ansiklopedik bir eserdir. Diğer adı Keşmir'dir (Ç.).. liderler ayrı ayrı mabetler inşa ettirmişi erdir. Chavanııes'm . Hükümdar ve kraliçe." Aynı eserdeki bir başka kayıt: Buradan batıya doğru Jibin46 ülkesine yedi günde varılır Daha sonra Xiebu47 ülkesi gelir. Budist eserlere ve Budist rütbelerine çok değer vererek inanmaktadır.).Eyüp Sarıtaş Ttirktür. Bunlara Örnek verecek olursak. Burasının yerlileri "'Hu" menşelidir ve liderleri Türk olmalarına rağmen inanç açısından Budizmin üç önemli unsuruna gönülden inanmaktadırlar.. Suo Tarkan adında büyük bir liderleri. Budist rahip ve seyyahtır. Bu hükümdar Türk olmasına rağmen Budizmin kumcusuna. 801 yılında bitirilen bu eserde toplanı 200 bölüm vardır.N..N.N. Altay Dağlan ve Moğolistan'dan geçip. Budizmin Mahayana mezhebine mensupturlar.). hükümdar gibi hareket ederek her sene bir defa tören düzenler. kraliçe ise fil ve atlarım başkalarına sadaka olarak verirlerdi.

Doğu Göktürkler zamanında da Budizme inananlar vardı. Tarih kayıtlarına göre.). Mo Chu Kağan öldükten soma. Arapların Orta Asya'yı istilaları üzerine onunla birlikte. Bununla İlgili tarih kaydı şöyledir: "Bilge Kağan da şehirler ve mabetler inşa etticrmeyi düşünmüş. Bu din özellikle Orta Asya'da dağınık olarak yaşayan Balı Göktürkler tarafından rağbet görmüştür. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevkeder.N. Bölüm 198. Kıyıdan karşı tarafa geçmek için ırmak suyunun buz tutmasını beklerlerdi.Ay kaydı) 3. Göktürklerin nüfusu Çinlilerin yüzde biri bile değildir. Gördüklerini Seyahat Notlan adlı eserinde toplamıştır. Batı Göktürk kağanı Aşina Xİn'in karışıdır. Orta Asya'nın diğer devletlerinin yardımım temm etmek üzere 751 yılında seyahate çıkmış. mutlaka tapmakta dini tören düzenleyip şanslarının iyi gitmesi için dua etmeliydiler. Kırgıziıtan sınırları içinde bulunan Tokmak'm bulunduğu yerde idi (Ç. 716 yılı. lÜ. Ancak. Çinli filozofların da belirttikleri gibi (Lao Zı) fiziki güç kullanmadan zafer elde etmenin yolu bizim yapımıza uygun değildir".. Doğu Göktürklerin Atcşperestliğe ve Ncsloryaniznıe inandıklarına dair tarih kitaplarında 52 53 54 55 56 57 38 Tong Dian'in yazarı Du You'nmı sülalesine mensup olan Du Huang Çin başbakanı Gao Xianzhı'mn emrinde kiktik rütbeli bir subayken.N. yerine Bilge Kağan geçmiş. Eğer bir defa yenilgiye uğrarsak çöküntümüz kaçınılmaz olur. Klan Toplumundan kalan Şamanizm. Jiaohe bugünkü Doğu Türkistan'daki Turtan şehrinin bulunduğu yerde idi. uzun ve maceralı geçen bir seyahatten sonra 762 yılında başkent Chang Aiva dönmüştür. 708 yılının Mart ayında Zherıg Renyuan. Doğu ve Batı GökUirklerde yaygınlaşmasının yanında. Bunun üzerine Bilge Kağan niyetinden vazgeçmiştir". eski törelerimizi değiştirmiş oluruz. Duvarları yıkılmış evlerde dağınık olarak yaşayanlar buraları terkedip gilmişlerdir.g. Başarılarımız yaşayış tamınızdan ileri gelir. Sarı Irmak'm kuzey kesimidir. Zayıf isek bozkırlara çekilir. Daha önce Su Faııg. Alcşpcrestlik ve Ncsturilik dinleri de Batı Göktürkler taralından kabul edilmiştir. Hebei'de56 San Shouxiang şelııini inşa ettirmiştir. Tong Dkın.Gökfûrklerâe Gelmekler Ve Dini İnançlar adlı eserin 193. Çin ordusu ne kadar fazla okursa olsun bize zarar veremezler. Göktürkler Çinlilerin bulundukları yere saldırmadan önce. Çinliler gibi şehirler inşa ettirip oralarda olıınırsak. Bölüm 21 l. Bölümünde yer alaıı Yin Du hıian'm 52 Seyahat Notlan kısmındaki kayıt şöyledir: "Sııİye53 şehrinde 748 yılında Beiting Genel Valisi olarak görev yapan Wang Zheng. Göklürklerin dini inanışları oldukça karmaşıktır. a. fakat veziri Tonyukuk buna şöyle itiraz etmiştir: "Bu olmamalı. mücadele ederiz. Göktürkler 11.(Tang Xuan Zong. Kitabında yer yer Türklerle ilgili bilgiler de bulunmaktadır (Ç.e. Suiye. akınlar yaparız.). ordusu ile Göktürkler arasında San Irmak sınır olarak belirlenmişti. burada bazı şehir kalmülan görmüştür.'" Bu olay Mo Chu Kağan dönimine aittir 694-716).73 . Jiao He'ııın54 prensesinin2'5 oturduğu yerde inşa edilen "Du Yün Tapınağı günümüzde hala ayaktadır". fakat yönetici tabakası tarafından benimsenmediği için otoritesini tam olarak kabul etiirememiştir. Bunu arkasından savaşa hazırlık amacıyla allarına yem verirler ve orduyu beslemeye başlarlardı. Bu nehrin kuzey kıyısında Foyün Tapmağı vardı."1 Yukarıdaki kayıtları özetleyecek olursak.

Budizm Batı Göktürklere Tiaıı Zhuldan ve Orla Asya ülkelerinden gelmiştir. ya da Çin kültüründen etkilenmediği söylenemez. Fakat Jiaohe prensesinin Suiye'de yaptırdığı mabet ve Batı Göktürkler arasında yayılışının Çin'in iç bölgeleriyle ilgisinin olmadığı.Eyüp Santaş herhangi bir kayda rastlayanııyoruz. 374 . Budizm ise Doğu ve Batı Göktürk yönetici tabakası arasında oldukça önemli ölçüde taraftar bulmuş. üstelik Çin'in iç bölgelerinden Doğu Göktürk Kağanlığı içlerine kadar yayılmıştır.

Türk Dfmvası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. etnografya. Cengiz ORHONLU'mm aziz hâtırasına ithaf edilmiş olan bu yeni sayının tanıtılmasını bir vazife addettik.375-378. Cengiz Orhımht Hatıra Sayısı. sonraki kongrelerin üç yılda bir farklı Balkan ülkelerinde yapılmasını kararlaştırmıştır. 1963'de Bükreş'te toplanan Balkan milletlerini temsil eden delegelerin almış oldukları müşterek karar doğrultusunda. bizzat çalışmalar içerisinde yer almıştır. Dr. İlhan Şahin. bunları bir anıda ilim âlemine takdim eden böyle bir yayın organına büyük ihtiyaç duyulmakta idi. "Güney-Doğu A vnıpa üzerinde çalışan Türk ve yabancı âlimlerin bütün ilmî tedkiklerine açık" olarak yılda bir sayı çıkıntısı plânlanan derginin ilk sayısı müstesna (1972). bu alanda ümitlerin tekrar yeşermesine İmkân vermiştir. Celâl Özdoğan'ın gayretleriyle çıkmış olduğu anlaşılan bu sayı. Faik Reşit Unat ve Halil İnalcık gibi delegelerle. istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi. kısa adı AIESEE olan Assacialion Internationale des Etııdes dit Sud-Est Europeen örgütünün kurulması ile oldukça önemli bir noktaya ulaşmıştır. Prof. İlk sayısında. Gtlney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-199$) Prof. Zîrâ. edebiyat ve folklor gibi bütün beşerî bilimleri kapsayan tetkiklerin neşredildiği hir Balfam Araştırmaları Dergisi yayımlanmaya haşlanmıştır. Bununla birlikte. ''Sıınııf'u takiben. Bölge ile ilgili çalışmaların yapıldığı her ülkeden katılıma açık olmakla beraber. tarih. Dr. İzmir 2000. geç de olsaı aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun yetin işbeşinci yılı olan 1998\le. ülkemizde özellikle son yıllarda Balkanlarla ilgili münferici çalışmaların önemli ölçüde artmış olmasına rağmen. iki sayı bir arada yayımlanabilıniştir (2-3 1973-1974. sayısı ile yeniden çıkmış olması. şu anda bir merkez olarak faaliyetlerini devanı ettiren enstitünün kurucularından ve onun yayın organı olan derginin çıkmasında en fazla emeği geçenlerden birisi olarak rahmetli Prof. Bükreş'te yapılan ilk toplantıdan İtibaren. başlangıçtan itibaren bu oluşum ile yakından ilgilenmiş. Feridun M. Ali İhsan Gencer. 6-7 1977-1978. 16 yıl gibi uzun bir süre yayımlanamamış olması. XIV+393 shf Balkan araştırmaları. çok genç yaşta (48) 1976 yılında vefatına kadar. merkezi Edirne'de bulunan bir Güney-Doğıı Avrupa Araştırmaları Enstitüsü'nün kurulması ve ilmî yayın organı olarak GUneyDoğıı Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin çıkarılmış olmasıdır. Dr. Türkiye de Türk Tarih Kurumu'uca teşkil edilmiş olan millî komite vasıtasıyla. Hoca'nın genç yaşta vefatı dolayısıyla kendi ilmî çizgisinde yetiştirdiği ender iliın adamlarından birisi olun Prof. Emecen. 8-9 1979-1980. Ancak. Dr. Prof Dr Şafak Ural ve Prof. ss. İlk kongresini I968"de Sofya'da yapmış olan Örgüt. Hem coğrafi konumuna bağlı olarak halihazırdaki stratejik önemi hem de yaklaşık 500 yıllık bir Osmanlı mîrâsmın üzerine yüklemiş olduğu târihî misyonun gereği. Bu düşüncelerle. Dr Yusuf Halaçoğlu'nuıı . 10-11 1981-1982). bir vefakarlık ve kadirşinaslık örneği olarak. diğerleri ancak iki yılda bir. sanat tarilü. Dr. Bükreş'teki toplantıdan üç yıl sonra 1%6'da başlayan faaliyetlerin sonucu olarak 1969'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne bağlı. Bir taraftan da her bir Balkan ülkesinde arkeoloji. söz konusu çalışmalar doğrultusunda ortaya konulmuş olan en önemli gelişmelerden birisi. Dr. İstanbul 1998. bu sahada çalışanları büyük bir ümitsizliğe sevketmiştir. örgütte temsil ve yönetim açısından Balkanlı milletlere öncelik tanınmıştır. Türkiye'de doğrudan akademik düzeyde Balkan araştırmalarına tahsis edilmiş olan ilk ve tek süreli yayın organı olarak. Yayın kurulunu teşkil eden Prof. 4-5 1975-1976. Prof. derginin 12.

"AtatUrk ve Makedonya" (43-49). 269-275). 95-99). "Osmanlı Döneminde Kıbrıs Şekerhaııeleri (1571-1607)" (s. "Melekİbrahim Paşa" (s. Abdülkadir Özcan. 189-203). 71-82). Margarita Peşevska. 159-171). 209-219). "Çt'rmen Savaşı 'mn Balkan Tarihindeki Yeri" (s. Özcan Meri. AkifErdoğru. 237-257). 141 157). Geza David. Buyana P.Turan Gökçe "Hocam Cengiz Orhanlu" başlığı altında kaleme almış olduğu kısa fakat önemli mesajlar içeren hâtıralarla yüklü yazısı ile başlamaktadır (s. Nelkova (Çeviren: Erol Tufan). Blaje Ristovski. Feridun M. "Altay Toponomisinde Meflnımlan" (s. "Konstantitı Dayanov ile Osmanlılar Arasında Derebeylik İlişkileri" (s. "Pirlepe 'nin İlk Osmanlı Tahrirleri7 (s. "Yunanisbtan'ın Doğu Ege Politikası ile Osmanlı Devleti'nin Adalardaki Halkla İlişkileri ve Yardımları (1913-1919) (23-36). Ahmet Suphi Furat. "Katip Çelebi and Tûrîh-i HimU Garbı' (s. 117-123). Lazav Lazarov. 37-42). Bunun dışında dergide yerli ve çoğu Balkan memleketlerinden olan yabancı bilim adamları tarafından kaleme alınmış olan 26'sı telif. Fahamettin Başar. "İzmir 'de İlk Buharlı Un Fabrikası "(s. Branko Panov. 376 "Batı" ve "Kuzey" . Kütükoğlıı. Maral Setıbi (Çeviren: Mualla Uydu). Hamdı Hasan.Xl-XITI. Gottfricd Hagen. "SicM-i Ahval Defterleri 'ni Tamamlayan Arşiv Kayıtlan" (s. Mübahat S. 205-208). "Üsküp Medresesi 'nde Hocalık Yapmış Osmanlı Âlimleri" (s. 63-70) M. "Makedonya Cumhuriyeti Anayasasına Göre Milliyetlerin Durum ve Hakları" (s. "Atatürk Dönemi Türk-Amavut İlişkileri" (s. "'Fransız Diplomasi Temsilcilerinin Raporlarına Dayanan TürkMakedon İlişkileri" (s. 89-94). Gyorgi Gyorgiyev. MüctebaUgürel/'İl Erleri Hakkında" (s. 1-22). Ziyneti Barlas. 101-115). "Buda (Bildin) Vilayeti 'nin İlk Timar Sahipleri" (s. Mihai Maxim. toplam 28 makale yayımlanmıştır. 2\i tercüme olmak üzere.). Aleksaııdar Atamısovski. "Balkan ve Birinci Dünya Savaşları Arasındaki Dönemde Osmalı Devleti-Rusya İlişkileri" (s. "Makedonya Türk Çocuk Edebiyatının İlk Eseri" (s. Erimsal. "Youssef Eche and His Contribuîion to the History of İslamic Libraıies" (83-87). 125-140). "Aziz KHmenî ve Naum'un Kutsallığının Makedonya'da Türk Ahalisi Arasında Yayılması" (s. "Pelersburg'da Makedon Bilim-Edebiyat Dostluk Derneği ve Türkiye'nin Bütünlüğü Karşısındaki Tutumu" (s. Sabahattin Özel. 57-61). 259-268). 277-290). 291-303). "Büyük Güçler ve Türkiye'nin Makedonya Devletinin Kurulması ve Birleşmesi ile İlgili Olan Girişimleri (1944-1960f\s. 173187). "Makedon Miizik Folklorunda Oryenîal Özellikler" (s. Alî Arslan. 221-235). İsmail E. Emecen. ''Osmanlı Döneminde Bir Tuna Liman Kenti: İbrayil (Brailaf (s. 51-55). "Kıbrıs 'ta Bir Genç Türkler Gazetesi: F'eryaf (s. Zeki Arikan-Abdullah Martal. Hikmet Öksüz.

Osmanlı döneminde Tuna üzerinde bulunan liman kentlerinden birisi olarak. Bunlardan Milisi! Maxim. Murad arasındaki yakın ilişkileri değerlendirmiştir. Ahmet Şimşirgil. Başlıklardan da anlaşılacağı gibi. Osmanlı-Yunan münasebetleri ile ilgili olarak dikkati çekmektedir. Dr. Dr. Aleksandar Ataııasovski. 311-318). Ahmet ŞimşirgiTin Osmanlıların Orta •377 . Lefkoşe şer'iye sicillerinde bulunan ilgili kayıtlardan hareketle. ile ilgili olduğu görülmektedir. 325-355). XIV. 357-361). Emecen'in. 1571-1607 döneminde Kıbrıs şekerlıanelerini değerlendirmiş. Yüzyılda Akkirman 'in Demografik ve Sosyal Durumu" (s. "Osmanlı-Yunan Sınır Anlaşmazlığı Sırasında Yapılan Bir Dahili istikraz Teşebbüsü" (s. "XVI. diğerinde ise Özcan Mert Kıbrıs basın tarihinden.Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-1998) Prof. Muzaffer Tufan. arşiv kaynaklarına dayanarak. Cengiz Orhonlu'ya ithal* edilmiş olması sebebiyle çerçeve. Ahmet Suphi Furafm başlangıçtan Kanunî zamanına kadar olan dönemde Üsküp medreselerinde hocalık yapmış Osmanlı alimllerine dair yazısı dışında. 1995 Haziran'mda Makedonya-Pirlepe'de yapılmış olan "Kral Marka Sempozyumu"nâ sunmuş olduğu tebliğinin gözden geçirilmiş hali olarak. Arnavutluk ile ilgili tek yazıdır. Tadashi Suzuki. s. Keza. 1913-1919 döneminde işgal edilmiş olan Ege adalarına yönelik Osman. "Kamını"nin Viizerâsı'ndan Koca Kasım Paşa'ya Dair" (s. Hikmet Öksüz'ün Atatürk döneminde Türk-Arnavut ilişkilerini değerlendirmiş olduğu makalesi. makalelerin çok büyük çoğunluğu Güney-Doğu Avrupa ile ilgili olmakla beraber. Kıbrıs'la ilgili olarak dergide yer alan iki makaleden birisinde. 319-323).) tebliğin Türkçe metninden ibaret olan makalesinde. folklor ve edebiyat ile ilgilidir.Akif Erdoğru. İhrayîl şehrinin sosyal ve ekonomik durumunu ortaya koymuştur. Makedonya İle ilgili makalelerin tamamı yakın dönemlerde siyasi. Bunlardan. yüzyılın İkinci yansında Makedonya'nın ünlü derebeylerindeıı birisi olan Konslantin Deyanov ile Osmanlı hükümdarı I. Margarita Peşevska'mn Fransız diplomatik temsilcilerinin raporlarına dayanarak kaleme almış olduğu TürkMakedon ilişkileri ve Lazar Lazarov'un 1944-1960 yıllan arasında büyük güçlerin müdaheleleri ile birlikte. sunuşta da belirtilmiş olduğu üzere. Ali Arslan'm. sonraki sayılarda korunmak üzere biraz aşılmıştır. 1570"e gelindiğinde önemli bir şehir konumuna yükselmiş olan Akk'mnan'm demografik ve sosyal durumunu değerlendirmiştir. Dergide dikkati çeken bir diğer yazı grubu da klasik dönemde bazı Osmanlı Balkan şehirleri ile ilgili makalelerdir. tahrir defterlerinden hareketle 1525'e kadar küçük bir kasaba hüviyetini haiz olmakla beraber. Cengiz Orhonlu Hatıra Sayısı. diplomatik tarih. 1899'da Genç Türkler tarafından çıkarılmış olan Feryat gazetesini ele almıştır. 363392). Türkiye'nin Makedonya Devleti'nin kurulması ve birleşmesi ile ilgili teşebbüslerimi dair incelemesi Önemli yer tutmaktadır. Dergide yer alan yazıların önemli bir kısmının Makedonya. Terzi'nin 1877-1878 Osmanlı-Rus harbi sonrasında gelişen Osmanlı-Yunan hudut ihtilâli sırasında bir dahilî istikraz teşebbüsüne dair makalesi. M. bu sayının Prof. Feridun M. ''Osmanlı İdaresinde Uyvar'm Hazine Defterleri ve Bir Bütçe Örneği" (s. 161-166. Arzu Terzi. 14401478 yılları arasında Marko devri Phiepe'sinin sosyal ve ekonomik gelişimini ortaya koyan ilk Osmanlı tahrirlerini ele almış olduğu yazısı oldukça Önemlidir. İlhan Şahin ise daha önce (20-25 Ekim 1991) Kiev'de Karadeniz'in ekonomik ve sosyal tarihi ile ilgili sempozyuma "Demographic and Socİal Profile ofAkketınan in the XVhh Ceniıııy" başlığı ile sunulan ve sonradan basılmış olan (Annals ol" Japan Associaüon for Middle East Studics XI (1996). İlhan Şahin. "Makedonya Arnavutları ve Türkleri "Case Study": Gostivar" (s.!] politikasını değerlendirmiş olduğu yazısı ve Arzu T.

doğrudan askeri örgüt içerisinde yer almamakla beraber. Güney-Doğu Avrupa çerçevesinin dışına taşmakla beraber yayımlanmış bulunan makalelerden Mübahat S. Bunun yanında. hepsini ismen belirtmiş olmakla beraber. Osmanlı taşra teşkilâtında önemli bir yer işgal eden il-erierini değerlendirmiş olduğu makalesi de ihmal edilmiş bir noktayı açıklığa kavuşturmuş olması bakımından önemlidir. yıllardır üzeri küllenmiş olan bir potansiyelin tekrar canlandığım görmek. böyle bir tamıma yazısının sınırlarını aşmamak için ancak bazılarına ayrıca temas edilebilmiş olan makalelerin teşkil etliği oldukça zengin bir muhteva ile çıkmış olan bu sayısıyla.Mehmed tarafından "Melek" e çevrilmiş olan İbrahim Paşa''ı\m biyografisi ile Tadashi Suzukfnin Kânûnî'nin tayin etmiş üldıığu ilk vezir olan Koca Kasım Paşa'ya dâir tespitleri ihtiva eden yazısına da işaret etmek gerekir. memurin dosyalarında yer alan müteferrik arşiv kayıtlarına dair yazısı oldukça önemlidir. Turan GÖKÇE 378 . Mücteba İtgürd'in. Abdülkadir Özcan'm ""rindmeşrepliğinden ve zekav•etinden dolayı" kendisine izafe edilmiş olan "Şeytan" lakabı. Kütükoğlu'nun. Budîn savunmasında sergilemiş olduğu kahramanlık dan dolayı devrin hükümdarı IV. 1982-1998 yılları arasında yayım hayatına ara vermiş ohnası sebebiyle ilgili ilim âleminin gündeminden düşme noktasına gelmiş olan Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin. Sonuç olarak. daha önce (Ekim 1993) MümVde düzenlenen Biyografi seminerine sunulmuş olan bildirinin gözden geçirilmiş lıali olan.Turan Gökçe Avrupa'nın en ileri ucunda teşkil etmiş oldukları Uyvar eyaleti hazinesine ait 14 Şubat 1668-28 Ağustos 1669 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan bir bütçe örneğinin yayımlamış olduğu makalesi de önemli bir yer tutmaktadır. Ayrıca. özellikle Celâli ve Suhte isyanlarının yaygın olduğu dönemlerde ön plâna çıkmış olan. Sicill-i Ahval Deftfrleri'ni tamamlayan. oldukça ümit verici bir gelişmedir. Bu sayıya mahsus olmak üzere.

49. kitaplan. 23-26) alt başlıklı kısımda Fener Patrikhanesi kontrolündeki kilise ve manastırlara bağlı dinî bilgilerin öğretildiği okullann yanı sua yeni okullarnı açılması. Tarihî kökeni oldukça eskilere dayanan ve Avrupalılar tarafından bir terim olarak ilk kez 1815 Viyana Kongresrnde kullanılmış olan "Şark Meselesinin özünü. XTX. yüzyıl m ikinci yarısında yoğunlaşan bu türden faaliyetler ile Bulgar liili. Bulgar meselesini.s. zamanla matbaa sayısının ve basın yayın faaliyetlerinin artması. Türklerin Avrupa ve Anadolu'dan çıkarılması düşüncesi oluşturmuştur.Türk Dünvası incelemeleri Dergisi Savı IV.s. mahallî idarecilerin yolsuzlukları gibi sebeplerle yaşanan olumsuzluklar ve düzenin bozulması konularına kısaca değinilerek bir giriş yapılmıştır. bu sürecin tabiî neticesi olarak Bulgar milliyetçilerinin yetiştirilmesi. ss. Avrupa'nın da desteğiyle ballıca kâbus ve lelâket haline gelmişlerdir. "Şark Meselesinin bir parçası olarak değerlendirmek gerekmektedir. Ülke dahilindeki dinî ve etnik gruplar. neticede bağımsız Bulgaristan'nı ortaya çıkarılması ile sonuçlanarak Panslaviznr in bir zaferi olmuştur. 1835 yılında başlayan eğitim reformu ve okullaşma ile etnik kültüre bağlı eğitimin yaygınlaşma süreci. Suplar ve Bizanslılar ile olan mücadeleleri. basını .s. "Bulgar Okulları" (s. İstanbul. yüzyıl Osmanlı Devleti için çöküşünün hızlandığı bir dönem olmuştur. Mahir Aydın. "Giriş" (s. 11-16) kısmında. Kitabevi Yayınlan Nu. Osmanlı Devletfni en çok uğraştıran konulardan biri de Bulgar meselesidir ki. Osmanlı döneminde Bulgaristan sahasının Türkleşmesi ve İslâmlaşması. yüzyıldan itibaren ise Rus ve Avusturya harpleri sebebiyle bölgenin harap olması. zenginler tarafından finanse edilen gençlerin başla Rusya olmak üzere Avrupa'da eğitim görmeleri anlatılmaktadır "'Bulgar Basını" (s. 17-35) adlı bölümün "ilk Kıvılcımlar" (s. 17-22) alt başlıklı kısmında Fener Patrikhanesi"nin Bulgarları asimile etme siyaseti ve çabalan neticesinde oluşan reaksiyon gibi dinî faktörlerin yanında.229 s. İzmir 2000.s. XIX. Bulgarların ekonomik faaliyetlerinin artması ve Rumların yanında ortakçı konumunda dış ticaret vasıtasıyla ufuklamuiı genişlemesi ile Bulgar zenginler simlinin ortaya çıkması. Zira "'Şark Meselesi'" Osmanlı Devleti'nİn Avrupalı güçler tarafından parçalanmasını ve imha edilmesini ifade etmekledir. Türk yönetiminin zayi flaması. Fener Patrikhanesi'nin asimilasyon siyaseti. eğitimi. 1996.379-382. eşkıyalık ve yolsuzluk vb. 1847'de gazete çıkarılması için Hükümet tarafından izin verilmesiyle Bulgar gazete ve dergilerinin sayısının artması. Bu cümleden olarak. faktörler sayesinde Bulgarlık bilincinin uyanmaya başlamasına değinilmektedir. yüzyıl boyunca karşılaştığı meseleleri. Bu yüzyıl bir başka ifade ile. Osmanlı Devletİ'nden ayrılma sürecini ve Osmanlı Devleti'nİn çöküşünü Bulgaristan örneğinde incelemektedir. burada yerleşerek devletlerini kurmaları. Bulgarların Türk kökeni. Aynı zamanda Bulgar meselesi. Yazar. Osmanlı Devleti'nİn parçalanma dönemidir. XVIII. çöküşü hızlandıran en önemli sebeplerden birisini teşkil etmiştir. "deneme mahiyetinde olan bu çalışma" olarak nitelendirdiği bu eserinde Bulgaristan'ın XIX. 26-29) alt başlıklı kısımda evvelce Bulgar dilindeki kitapların azlığı. Tuna havzasına gelme süreçleri. Slavlaşmalan ve daha sonra Osmanlı hâkimiyetine girmeleri. Osmanlı Eyûlcti'mlen Üçüncü Bulgar Çarlığına. "Aydınlanma Dönemi'" (s.s.

"İlk Yapılanma" (s. 380 .s.s.s. bu sonuç üzerine dışanda ülke dışında düzenlenen komite faaliyetleri ile bölgede çıkarılacak ayaklanmaların başarılı olamayacağı sonucuna varmaları anlatılmaktadır. "Komiteci Bulgarlar" (s.s. bu idarî nizamın Bulgarlara bir valan bilinci kazandırdığı da belirtilmektedir. bu beratla birlikle Bulgar Eksarhrnrn yönetimi altına verilen bölge ile ileride kurulacak Bulgaristan'ın sınırlanılın dinî bakımdan da çizilmiş olduğu gibi konular işlenmektedir. "Yerel Ayaklanmalar Dönemi"' (s. seçilen Bulgar gençlerinin Rus okullarında yetiştirilerek Bulgaristan'a gönderilmeleri ve ardından okullarda Öğretmenlik yaparak bir '''ihtilâl gençliği" yetiştirmek idealiyle misyonerlik faaliyetlerinde bulunmaları ve Rusya'nın eğitim yoluyla "kaleyi içten fethetmesi" konusu üzerinde durulmakladır. "Toprak Ağalığı" (s. siyasallaşması. 42-45) alt başlıklı kısımda 1849 yılında Bulgarların devlet görevlileri ve Türk ahaliden müşteki olmaları sebebiyle çıkan ve başarısızlıkla biten ayaklanma anlatılmaktadır. Filibe Ayaklanması veya 1876 Ayaklanması olarak da adlandırılan. "Komite Ayaklanması" (s. "Vidin Ayaklanması" (s.s.s.s. 70-79) alt başlıklı bu kısımda ise milletleşme sürecine girmiş bulunan Bulgarların bağımsız bir kiliseye olan ihtiyaçları ve Hükümet tarafından 11 Mart 1870 tarihinde Bulgar Kilisesi'nin bağımsızlığını ilân eden "Eksarhlık Beraii"mn yayınlanması ile bu ana kadar yaşanmış süreç ve gelişmeler. "Dinî Bağımsızlık'' (s. gelişimi. Ayrıca bu yeni düzenin olumsuz yanı olarak. 50-79) adlı bölümün "Tanslavist Ruslar'" (s.s. Panslavistlerin ülküleri doğrultusunda Balkanlarda ve özellikle Bulgaristan coğrafyasındaki faaliyetleri ve Türk idaresinin bütün olup bitenler karşısındaki aciz kalışı hakkında bilgi verilmektedir.. 50-56) alt başhkh kısmında Panslavizm düşüncesinin ortaya çıkışı. 56-59) alt başlıklı kısımda Panslavizm siyaseti doğrultusunda seçilmiş Bulgar gençlerinin Ruslar tarafından eğitil meleri yle ortaya çıkan Bulgar komitecilerin faaliyetleri ve uğradıkları başarısızlıkları.s. 65-70) alt başlıklı kısımda 1868 yılında Bulgar komitecilerinin düzenleyip başım çektiği ayaklanma ve başarısızlığa uğrayışı. 45-49) alt başlıklı bu kısımda ise zengin toprak ağalanılın Bulgar ahaliye tahakkümü. "Niş Ayaklanması" (s. arkasında çok güçlü Panslavist bir desteğin bulunduğu son Bulgar isyanı üzerinde durulmaktadır. 38-42) alt başlıktı kısımda fazla vergi alındığı iddiasıyla 1841 yılında başlamış ve başarısızlıkla neticelenmiş olan Niş Ayaklamnası'ndan bahsedilmektedir. 80-124) adlı bu bölümde 2 Mayıs 1876 tarihinde çıkarılan ve Nisan Ayaklanması. "Panslavist Ayaklanma Dönemi" (s.s.s. 36-49) adlı bolümde isyanların öncelikle yerel idare bozukluklarından kaynaklandığı vurgulanmaktadır. "Himaye Dönemi" (s. "Bulgar Misyonerleri" (s.s. devlet ile halk arasında "gospodar" adı verilen ağalar sınıfının sebep olduğu feodal anarşi ve vergi memurlannm yolsuzlukları konularına değinilmiştir. 59-65) alt başlıklı kısımda Bulgaristan'daki huzursuzluk ve sıkıntıları bir nebze olsun yatıştırmak ve düzene koymak amacıyla idari anlamda yeni bir düzen olan "Tuna Vilâyeitmn kurulması ve bu vilâyetin Bulgaristan'in ilk çekirdeğini teşkil etmesi konusu anlatılmaktadır.Bülent Akyay ile millî bilince sahip bir Bulgar kitlesinin ortaya çıktığı ve bu uyanışın bir Bulgar milletini yarattığı belirtilmektedir. 30-35) alt başlıklı bu kısımda ise Rus Panslavistleri'nin yardım ve himayelerinde. diğer bir deyişle sonuç alamamaları ki bu durumda Bulgar halkının da bekledikleri seviyeye henüz ulaşamamış olması ve kendilerine bekledikleri ilgiyi göstermemiş olmalarının yarattığı hayal kırıklığı üzerinde durulmaktadır.

Bulgaristan'ın iç siyasetine ait uygulamalar ve hadiseler. "'Bulgaristan Bulgarlanndır"1 (s. neticede İngiltere'nin sözde Bulgar katliamını kabul etmesi. 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos Antlasmasfnm Panslavizm'in zaferi olduğu. Bulgarların katledildiğine dair Avrupa kamuoyu nezdinde aleyhte kampanyalar düzenlenmesi. 125-177) adlı bölümün "Üç Parçalı Bulgaristan" (s. 125-135) alt başlıklı kısmında. "Yol Ayrımı" (s.s. meclis kurularak bir anayasa hazırlanması ile meşnıtî Bulgar Prensliği'nin kurulması. "Ya İhtilâl Ya Savaş" (s. 381 ^ . Rus elçisi İgnatiyef in Bâb-ı Alî üzerindeki baskıları ve isyan planı gibi konularla ilgili bilgiler verilmektedir. bu arada Rus Büyükelçisi İgnatiyef in asilere zaman kazandırma yolundaki faaliyetleri anlatılmaktadır. 135-142) alt başlıklı kısımda Doğu Rumeli Vilâyeti'nin kurulması ve teşkilâtlandırılmasına yönelik faaliyetler. "Son Fırtına" (s. Şark Meselesİ'ni istediği gibi çözmesi. ülkedeki liberal ve muhafazakâr grupların çekişmeleri üzerinde durulmaktadır. ayaklamnanm plânlanandan 10 gün önce başlaması ve gelişmesi. İngiltere'nin isteği üzerine istanbul Konferansı "nm tertiplenmesi fakat Bâb-ı Âlî'nin burada alman kararlan reddi ve bunun üzerine Rusya'nın Avrupa nâmuıa cezalandırma savaşına girişmesi konulan incelenmektedir. 107-120) alt başlıklı kısımda bu son ayaklanmanın da başarısızlığa uğramasıyla birlikte Rusya'nın Bulgar meselesini uluslararası platforma çekme ve Osmanh Devleti'ıü bu platformda yalnız bırakma çabalan. komitecilerin geçici bir Bulgar Hükümeti kurması. Bulgar ayaklanmasının Türkler aleyhine büyük bir kampanyaya dönüştürülmesi.s. Bulgarların Türklere uyguladıkları mezâlim vb.Osmanlı Eyâleti 'tiden Üçüncü Bulgar Çarlığına. Türk Hükûmeti'nin yetersiz kalması. belirlenen tarihten önce isyan başladığından ortak hareket edilemediği ve bu yüzden her bir köyün kendi muhitinde etkinleşme çabalan ve umulandan daha az köyün ayaklanmaya iştiraki. ardından gelen Rusların ültimatomu. savaşın fecaati. bu yeni devleti teşkilâtlandırma çalışmaları. lâkin İngiltere ve Avusturya'nın karşı çıkmasıyla 13 Temmuz 1878'de imzalanmış Berlin Antlaşması ile Doğu Rumeli'nin özerk hale getirilmesi ve burasının 13 Temmuz 1878 .s. 100-107) alt başlıklı kısımda Türk Hükûmeti'nin nihayet ayaklamnanm önemini kavrayarak bölgeye asker şevkine başlayarak isyanı bastırma gayretleri ile Balak köyündeki ayaklanmamı! bastırılma örneği üzerinde durulmuş. Osmanlı Devleti'nin ise Berlin AııÜaşması'nm kendisine tanıdığı müdahale hakkını kullanmayarak bu gelişmeyi kabullen.s.s. konulardan bahsedilmektedir. 90-100) alt başlıklı kısımda Türk Hükümeti'nin gelişmeler karşısındaki ilgisiz tutumu ve tedbirlere başvurmayarak adeta savsaklanması. Rusya'nın Karadağ ve Sırbistan'ı Osmanlı Devleti'ne karşı savaşa sürmesi fakat bu devletlerin yenilmeleri. geçmiş başarısızlıklardan ders alarak Bulgaristan içinde teşkilâtlanarak hazırlık yapmaları. 80-90) alt başlıklı kısımda önceki isyanların tümünün başarısızlığa uğramış bulunması üzerine insiyatifi Pansîavist Rusların üstlenmesi ve Si Petersburg'un yönlendirmeleri. Ignatyef İn baskılarıyla Türk Hükûmeti'nin bir müdahale için gecikmesinin de Türk ve Bulgar köylüleri karşı karşıya getirdiği belirtilmektedir. 1875 Osmanlı malî iflâsının Avrupa'daki olumsuz etkileri.mesi: 1885 yılı sonlarında Bulgarların Sırplarla çatışmaları ve nihayet ! Şubat 1886 tarihli antlaşma ile Osmanh Devleti'nin birleşmeyi resmen tanıdığı anlatılmaktadır. Berlin Memorandumu"mm hazırlanması. fakat İngiltere'nin bu konuda göstermiş olduğu muhalefet. "Prenslik Dönemi" (s. il "Panslavist işbirliği" (s. bu meyânda Selanik'teki Saatli Camii hadisesi. Bulgarların uyguladığı vahşet.16 Nisan 1879 tarihleri arasında Ruslarca yönetilmesi. "Yanın Birleşme" (s.s.s.s. 121-124) alt başlıklı bu kısımda ise 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşi'mn Panslavizm'in zaferi olduğu. değişen siyasî dengelerin yarattığı müsait ortam üzerine 18 Eylül 1885 tarihinde Bulgaristan taralından ilhak edilmesi.

s. ayrıca bu bölge üzerindeki Yunan ve Sırpların emel ve faaliyetleri ile Rusya ve Avusturya'nın da niyetleri neticesinde meselenin uluslararası boyutu. 209-229) ve ardından Burgaz limanı ve Bulgar komiteci ve devlet adamlarını tasvir eden beş adet karakalem resim yer almaktadır. 205-208) adlı bu kısımda yazar çok kısa bir . 152-177) alt başlıklı kısnnda ülke dahilindeki siyasî gelişmeler.s. Türk Tarihi ve Balkan araştırmalarına katkıda bulunan tarihçinin gelecek çalışmalarını ilim dünyası beklemektedir. komiteler ve amaçları hakkında bilgiler. Türkçe'yi resmiyetten kaldırması. Eser Bulgar halkının milletleşme sürecim açıklamaya ve böylece bağımsız bir Bulgaristan kurulması meselesine genel anlamda bir giriş mahiyeti taşımaktadır.s. 2 Numaralı ekte 15 Mayıs 1893 Bulgar Anayasası maddeler halinde verilmiş. 4 numaralı ekte ise Bulgar Kilise Beratı'na yer verilmiştir. 3 numaralı ekte 12 Mayıs 1292 tarihli ayaklanma hakkında bir telgrafın metni ve tıpkıbasımı. "Mahir Aydın'm Biyografisi" (s. 142-152) alt başlıklı kısımda Bulgaristan için Doğu Rumeli ile birleşmesinden somu sıranın Ayastefanos ile kazanılıp Berlin ile kaybedilmiş olan Makedonya'ya gelmesi. 199-204) kısmında yazar kullandığı kaynaklar ve eserleri zikretmiştir. ancak buranın kozmopolit yapısının durumu zorlaştırması takat kurdukları komitelerle seslerini duyurmaya çalışmaları. Bulgar Çarlığı'nm ortaya çıkışı konulan üzerinde durulmaktadır.şekilde kendi biyografisini verdikten sonra yayınlarının ve bildirilerinin de bir listesini eklemiştir. 5 Ekim 1908'de bağımsızlığın ilânı. XIX. "Üçüncü Bulgar Çarlığfna" (s. 1892 Filibe Sergisi. haricî ve siyasî faaliyetler. Bülent AKYAY 382 . Kitabuı sonunda ise "İndeks" (s.Bul eni Akyay "Makedonya Ütopyası" (s. "Ekler" (s. Bulgaristan'ın kendi parasını tedavüle sokması. gazeteler vb.s. 1905 sonrası Avusturya ile yakınlaşma. siyasî partiler ve politikaları.s. yüzyılda Bulgaristan sahası üzerinde çalışan ve bu konuda büyük bir bilgi birikimine sahip bulunan yazarın ortaya koyduğu çalışmaları neticesinde Balkan tarihine önemli katkılarda bulunduğu görülmektedir. "Kaynaklar'1 (s. 183-198) kısmında yer alan 1 numaralı ekte 16 Nisan 1879 Bulgar Anayasası. 15 Nisan 1909'da Osmanlı Devleti ile Bulgaristan'ın bir antlaşma imzalamasıyla fiilî bağımsızlığın hukuken de tanınmış olması ve III. bazı bilgiler. eğitim. Bulgaristan hakkında nüfus. Berlin Antlaşması ile kurulmuş bul iman Bulgaristan Komiserliği ve faaliyetleri.s. Osmanlı Devleti'nin durumu sadece protesto etmesi. Avusturya ve Rusya'nın müştereken hazırladıkları retonn programı mahiyetindeki Mürzteg Programı hakkında bilgiler verilmektedir.