Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Eiıstû

TÜRK DÜNYASI İNCELEMELERİ DERGİSİ IV

ümvefsîtesi Basım* Bornova - İZMİR 2000

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Yayını

TÜRK DÜNYASI İNCELEMELERİ DERGİSİ

iv
Osmanlı Devleti'nin Kuruluşunun 700. Yıldönümüne Armağan
OSMANLI

m

DEVLETl'NİN

7 0 0 . KURULUŞ YIL D Ö N Ü M Ü

Ege Üniversitesi Basımevi Bornova - İzmir 2000

Sahibi: Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü adına Müdür Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN

Yayın Kurulu : Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN Doç. Dr. Zeki KAYMAZ Doç. Dr. Metin EKİCİ Yard. Doç. Dr. Hasan KOKSAL Yard. Doç. Dr. Turan GÖKÇE Yard. Doç. Dr. Alimcarı İNAYET

Yazışma Adresi: Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü 35100 Bornova-İZMİR Telefon ; 0232-3390229 Belgegeçer: 0232-3427496

ISSN 1301-2045

İÇİNDEKİLER Osmanlı Döneminde Türk Mizahı Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil ve Kültür İlişkileri Mehmet SARAY Timur KOCAOĞLU M. Akif ERDOĞRU Mehmet ERSAN Cüneyt KANAT Galip EKEN Adnan GÜRBÜZ Hanlıklar Döneminde Osmanlı Devleti'nin Türkistan Siyaseti Türkistan'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Anadolu'da Aliller ve Ahi Zaviyeleri Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Dununu (XVI. Yüzyıl) Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmaııh-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti'nin Tutumu Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri XV-XVI. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Müslimlerin Durumu: 21 37 57 65 75 17 1 11

Fikret TÜRKMEN Ahmet Bican ERCİLASUN

Turan GÖKÇE Cahit TELCİ Muştala KARAZEYBEK Zekeriya TÜRKMEN

Amasya Örneği 83 XV-XVI. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 91 Canik Mulıassılı Vezir Elhac Ali Paşa'nın 1779 Tarihli Muhalleri Defterleri 159 Kanunî Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman Mustafa Kemal Paşa'ıun Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler Nevruz ve Osmanlı'da Yaşatıldığına Dair Çin Kaynaklarından T'ung Tıen ve Bunun Türk Tarihi Açısından Önemi Makrîzfnin Kitâb Es- Sulûk'undaki Osmanlılar İİe İlgili Kayıtlar 225 257 277 289 301 183

199 209 219

Muzaffer TEPEKAYA Eyüp SARITAŞ Cüneyt KANAT

Turgay UZUN İnci Kuyulu.ERSOY Hasan KOKSAL Narin KÖSE

Osmanlı Devleti1 ndc Milliyetçilik Hareketleri İzmir Saat Kulesi Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği "Pir Sultan ve Hızır Paşa" Hikayesi

Alimcan İNAYET Ali EROL Hıfzı TOZ Mehmet TEMİ2KAN

Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine (1861-1934) Şiire Yansıyan Tarih Hisar Şâirlerinde Tarilı ve Mazi Fikri Alevî- Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleti Çeviriler Göktürklerde Gelenekler ve Dini İnançlar Ki tabi yat Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-1998) Prof. Dr, Cengiz Orhonlu Hatıra Sayısı

319 325 339 349

Eyüp SAR1TAŞ

361

Turan GÖKÇE

.375 379

Bülent AKYAY

Mahir AYDIN, Osmanlı Eyâleti 'm/en Üçüncü Bulgar Çarlığına

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss, 1-10.

OSMANLİ DÖNEMİNDE TÜRK MİZAHI

Fikrel TÜRKMEN* Gülme, yüzyıllarca insanoğlunun en önemli davranış biçimlerinden birisi olmuştur. Filozoflar, psikologlar, biyologlar, sosyologlar ve lıalk bilimciler bu konu üzerinde durmuşlar, gülmenin sebeplerim, sosyal ve psikolojik fonksiyonlarını ve toplumların sosyal yapılarındaki rollerini açıklamaya çalışmışlardır. Gülme konusunda. Batı'da antik dönemden günümüze kadar çeşitli teoriler ileri sürülmüş ve bu teorilerle gülmenin analizi ve sınıflaması yapılmaya çalışılmıştır'. Bu teorileri genel olarak üç grupla toplamak mümkündür. Bunlar; "'Üstünlük", "'Zıtlık'1 ve "Rahatlama" teorileridir. Genel özellikleri itibariyle, bu teorilerin her biri gülmenin tek bir yönüne veya özelliğine dikkat çekmektedir. Bu üç teorinin birleştikleri nokta ise gülmenin hayatî bir öneme sahip olmasıdır. Bunu "gülen yaşar" şeklinde sloganlaştırmak mümkündür. Monro. bu teorileri inceledikten sonra gülmenin sebeplerini dokuz başlık altında toplamıştır. Bu dokuz başlık da kendi içinde iki ana grupta toplanır. Bunlar; "Mizah" ve "4Ni1kte"dir. Türkçe'de mizah, ntikle, fıkra, gülme gibi terimler günlük hayatımızda aynı anlamda kullanılmakla birlikte, araştırmacılar bunların aynı anlamda olmayıp birbirinden farklı olduğunu haklı olarak belirtmektedir. Monro'ya göre; Mizah ve nüktenin tanımlarını kısaca şu şekilde yapmak mümkündür; "Mizah" kendi içinde gülünçlüğü tarif eden, olayın içinde sanki kazara olan bir şeye bağlı komik durumdur. "Nükte" ise7 iki durum arasında kıyaslama yaparak, bu kıyaslamada sanatkârâııe ve hayal gücünü birleştirmek suretiyle yaratılan yeni bir 3 durumdur . Osmanlı dönemi mizahı anlayışının ve mizah tiplerinin sağlam bir zemine oturtulup incelenebilmesi için yukarıda sözünü ettiğimiz mizah teorilerine ve bu Teorilerin tasnif ettiği gülme çeşitlerine ve özelliklerine göz atmak gerekmektedir. Prof. Dr., E. Ü. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü. Beıiyne,- D. E. Laughler, Hıtmor and Play: Hcmdbook of Sacla! Physchofagy. Ed. LindrayAronson. Toronto: Univeristy of Toronto, 1968. Gülme teorileri hakkında bu kitapla uldııkça geniş bilgi bulunmakta olup. kitabın Türkçe çevirisi yakında yayımlanacaktır. Monro. D. H. Argumenl of Lcıughter. Malbournc: Malbourne Unîversity Press. 1951. Türkmen, Fikret. "Nasreddin Hoca Fıkralarında Söz ve Hareket Komiği, Hocaya Ait Fıkraların Ayırt Edilmesi İçin Bir Metod Denemesi1', /. Milletler Arası Nasreddin Hoca Sempozyumu Bildirilen, Ankara, 1990, ss. 361-369.

1

2 3

Fikret Türk/neti Böylece. Osmanlı ıııizahındaki tiplerin hangi özellikleri ile yaşadıklarını daha sağlıklı olarak açıklamak mümkün olacaktır. Yukarıda sözü edilen gülme teorilerinden "Üstünlük Teorisi", Aristo'nun "Poetika" adlı eserinden günümüze kadar çeşitli bilim adanılan tarafından işlenmiş ve geliştirilmiştir. Bu teorinin temelinde "bazılarının veya kendimizin daha önceki halimizle, o andaki halimizi kıyasladığımızda kendimizi daha üstün görmemizden doğan bir duygu" olduğu görüşü vardır. Sözgelimi, yolda giderken birinin düştüğünü gördüğümüzdeki gülmemiz, bizim o duruma düşmediğimizin sevincidir. Bu durum feri ve toplum hayatında çok yaygın olan gülme durumlarını açıklayabilir4. Bir başka teori ise, "Zıtlık" yahut "Uyumsuzluk Teorisi'" adıyla anılmakta olup. Kant, Schopenhauer ve Spencer gibi büyük filozofların da içinde bulunduğu "Endişeli bîr bekleyişin aniden hiçe dönüşmesi" (Kant), "S/r nesne ile o nesnenin değerini değiştiren soyut kavram arasındaki münasebetsiz durum" (Schopenhauer) veyahut ''Birleşik uyumsuzluğa karşı normal reaksiyon" (WiIImaun). olarak özetlenen bu görüşlere göre, birbirlerine zıt veya birbirleriyle ilgisiz iki fikrin birleşmesi "gülmeyi1' doğurmaktadır. Gülmeyle ilgili üçüncü teori ise, "Rahatlama Teori"sîdir. Descartes, üstünlük ve zıtlık teorileri için ""telılike"ııiıı birden bire ortadan kalkmasıyla duyulan "haz"m önemi yerine "kötülüğe karşı kayıtsız olduğumuzda veya ondan zarar gelmeyeceğini anladığımızda meydana gelen sevinç' olarak gülmeyi tarif etmekledir. Gülmeyi, "Bir mücadeleden galip çıkma, düşmanın etkisizliğinin farkına varına, dil ve da\'ramş üzerindeki sosyal baskıdan kurtulmanın yarattığı rahatlık" olarak tarif eden bilim adanılan da bu teorinin taraftarları olmuşlardır. Bütün bu belli başlı teorilerden kısmî farklılıklarla birlikte esasta bu teorilerden birine yakın olan daha pek çok görüş gülmeyi açıklamaya çalışmıştır. Mesela; Freııd'un Psiko-Analitik teorisi gibi. Bu görüşler gülme için sosyal fonksiyonu ferdi farklılıklar (zekâ; cinsiyet. milliyet gibi) kollektif motivasyon, coğrafi çevre, kültürel farklılıklar ve bunun gibi unsurlara dikkat çekmiş, sonunda yeni bazı görüşler de ileri sürülmüş ve şöyle bir çizelge ortaya konmuştur/1.

Türkmen, Fikrci; "Mizahta Üstünlük Teorisi ve Ntısreddin Hoca Fıkraları", Nasreddin Hoca Latifelerinin Şerhi (Burhaniye Tercümesi), İzmir: Akademi Kitabeyi. 1999, s. 21-28. Gregory, İ.C.; TheNature ofLaughter, London, 1924'den F. Türkmen, a.g.e. s. 13. Fowler Çizelgesi, Hazırlayan: Prof. Dr. Fikret Türkmen, Nasreddin Hoca Latifelerinin Şerhi (Burhaniye Tercümesi)., İzmir: Akademi Kitabevi, 1999, s. 20.

eski Anadolu kültürlerinin harman olduğunu görürüz. tür ve şekil yine aynı ihtiyaçlar (dil.111 l flUidl i junpaük Kelime ve Fikirler Ahlak ve Davranış Hata ve Zaaflar Kötü Muamele Gerçeklerin Söylenmesi Ahlak Düşmanlık Sürpriz Vurgulayarak Etkileme Tersine Çevirme Doğrudan Söyleme Efsaneleştirme Zeki Kendinden Emin Kurban ve Seyirciler Halk Daha Dar Bir Çevre Saygıdeğer Kendisi istihza Alay Açık Seçik Ortaya Koyma Kötümser Bu çizelge incelendiğinde görülecektir ki bütün dünyada gülme konusu olan olaylar sekiz başlık altında toplanmakta ve bu başlıklar altındaki olayların motif ve amaçlan. Mesela. alanları. Halk kültürünün bütün alanlarında bu kannaşık yapı dikkati çeker. Hüsrev ü Şirin mesnevisi alınmış Hüsrev. metot ve kullandıkları araç ile dinleyicileri farklıdır. Anadolu halk kültürünü incelerken karmaşık bir yapıyla karşılaşırız. Arap ve Fars kültüründen İslâmî değerler olarak aldığnnız pek çok konu. dalıa sonra halk hikâyesi şeklinde.u Keşfetme Aydınlatma Düzeltme Izdırap Verme itibarı Zedeleme Kendi Çevresine Has Olma Kendini Kanıtlama Kendini Rahatlatma tllÜ. O halde biz ister yeni metotları isterse eski metotları kullanalım. İranlı bir meslektaşını bir kongre sırasında ''Milliyeti bilinmeyen bir şairin eserlerine bakınız.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı Çeşît Mızalı Nükte Hiciv Acı Şaka Tahkir İroni ] Moltf \t \m. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yaşayan veya yaratılan fıkra tiplerinde doğu ile batının. halkm ihtiyaçları doğrultusunda yeni bir şekil olarak ortaya konmuştur. Anadolu Türk kültürü ödünç aldığı bir konuyu kendi bünyesine uydurmuş ve kendi ihtiyacına uygun olarak kendi geleneğim yaratmıştır. Bunun yüzlerce Örneği vardır. . Bu yapının temel taşlanın iyi oturtamazsak kuracağımız binanın sağlam olduğundan emin olamayız. sosyal yapı. otanlik Türk kültürü ile İslâmiyet ve Hıristiyanlığın.) sebebiyle yeniden işlenerek millîleşlirilmiş ve yeniden yorumlanmıştır. Osmanlı dönemi mizahını incelerken bunları dikkate almak zorundayız. coğrafya vb. Ferhat yapılmış (Ali Şir Nevaî).

meyveyi yiyoruz. İstanbul: İş Bankası Yayınlan. Bu konuda yazılan eser ve makalelerin mahiyeti de bu görüşe uygundur. onları kendi görgü ve tecrübelerinden faydalandırmak istedikleri zaman tutulacak veya tutulmayacak yolları fıkraların. . Zira. Bunlar topluma yol gösteren bir ışık durumundadır. Geniş bilgi için bkz. 1-7. yüzyılda Divanü Lugati't Türk'te "kiilüt" veya "küğ" dendiğini s 9 Türkmen. "Hoca'nın ye kürküm ye demesi" gibi veya "Temel'in uçması" gibi demek yeterlidir. a. Yeniçeri. Osmanlı dönemi mizahı derken. aslında Anadolu'dan bütün imparatorluk coğrafyasına yayılan ve oralarda kabul gören. 1996. Bunların içinde antik Anadolu kültürünü ve mizahım hatırlatan mesela. Fikret Türkmen. Ayrıca bunlar sadece gülme ihtiyacımızı karşılamazlar. Fıkraların günlük hayal içindeki rolü hakkında bazı lelmihler o kadar açıktır ki fıkranın tamamı bile anlatılmaz. Büyükler küçüklere öğüt vermek. İslâmiyet'ten önceki Türk toplumunda kissalı. kıssaların. dinî ve ahlakî mahiyetteki sözlere 11. Fikret: "Anadolu Mizahında Bazı İran ve Arap Kökenli Mizah Tipleri". ss. Bizim fıkralarımızda yukarıdaki Fovvler çizelgesinde gösterilen bütün özellikler mevcuttur. onlar nasıl vücudumuzda bizim kasımız. Bektaşî. Aynen beslenmemizde eti. Üç dille eser vermişse o Türk'tür" demişti7. asker gibi meslekî tipler bu mizahın birer parçalandrrlar. bizim kanımız oluyorsa halk da aldığı her şeyi kendi vücuduna uydurup Türkleştiriyor8. Kimse bunların Fars'dan veya Arap'tan alındığını düşünemez bile. Öngören. Hatta buıılann dışında mahallî tipler olan yörük. subaşı.Fikre! Türkmen eğer tek dille yazmışsa o Arap'tır. Zaten dikkat edilirse halk arasında bu tip yüzlerce deyim vardır. atasözlerinin bazen de masalların ışığı altında göstermek isterler.g. kadı. Yılımla Türk Mizahı ve Hicvi. İzmir: Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi I. Bu mizah içinde Nasreddin Hoca gibi geçmişi de toplayıp gelen cihanşümul bir şöhret ile Bekri Mustafa.m. Dış etkilere verdiğimiz ortak tepkilerimizin hikmet kaideleridir. benimsenen mizahı kastediyoruz. bu fıkralar bizim dünya görüşümüzün nirengi taşlarıdır. imparatorluğun yapısını paralel esasları değerlendirerek mümkün olabilir. acem gibi tipler sadrazam. Noel Baba veya Ezop kültürünün izlerini ne Sabaz'm ne de Dioııyson'un tesirlerini Anadolu mizalıında orijinal haliyle bulabiliriz. Cumhuriyetin 75. İncili Çavuş. Ferit. Böylece yukarıda söylediğimiz gibi. Osmanlı mizahını sınıflandırmak. Anadolu'daki bağ bozumu şenlikleri veya ürün kaldırma eğlenceleri yerlerini Sclçuklırmm koç katma ve mesir eğlenceleri almıştır'. göçmen. sütü. çingene. Karadenizli. Andavallı gibi imparatorluğun aynası olan büyük şehir ve taşra tipleri de bulunmaktadır. Softa. Anadolu mizahı dışarıdan aldığı tesirleri kendi kazanında eritmiş ve yem bir senteze ulaşımşür. İki dille yazmışsa İranlı (Fars)dir. Aydın zümrede alman konu dil olarak hem Arapça hem Farsça hem de Türkçe yazılırken lıalk kültürü aldığı tesiri kendi vücuduna uygun hale getirir.

ss. Osmanlı mizahında hem sözlü hem de yazılı gelenek birlikte gelişmiştir. halk arasında gülünç olan nesne" şeklinde bir ifade kullandığını biliyoruz10. Sözlü geleneğin en önemli mizah tipi olan Nasreddin Hoca Selçuklu dönenimde yaşamasına rağmen (1208-1284). Cumhuriyetimizin 75. yukarıda da belirttiğimiz gibi. Ferit. Hoca'mn bir devrin değil bütün devirlerin tipi olduğunu göstermek ister. Öııgöroıı. sayısız tipleri lonca ve tarikata bağlamak doğru olmaz. mizah. Herkesin başına gelebilecek yüzlerce olay fıkralara konu olabilmektedir. Lamiî Çelebi'nin "Lelâifnâıne"si bu tür eserlerden ilk akla gelenlerdir11. Dursun Yıldırım. Kendi çevresinde kalmış nice mahallî fıkra tipleri. Mevlâna'mn "Mesnevi"si. terimler kullanılmış ve Özellikle latife. 39-71. Bunlar içinde ilk akla gelenler şunlardır. şiirden fıkraya uzanan ve hiçbir lonca ile ilişkisi olmayan çok zengin halk mizahı da Osmanlı mizahıdır. 19. karikatür. İmparatorluğun coğrafyasındaki bütün mizah türleri Osmanlı mizahının birer unsuru olmuştur. yüzyılda letâif sözünün yam sıra "fıkarât" kelimesinin de kullanıldığı ve böylece "fıkra" teriminin yerleşmeye başladığı görülür. 357. Orta Oyunu. nükte. yüzyılda Timur'un karşısına çıkarır. Dr. latife vb. çeşitli meslekleri konu alan fıkra tipleri. 1976. Yılında Türk Mizahı ve Hicvi adlı eserinde. halk onu Osmanlı dönemine taşır ve 15. Türk Edebiyatında Bektaşî Tipine Bağlı Fıkralar (hscdeme-Metm)• Ankara. Ancak. 19. 15. Ferit Öngören. fıkra karşılığında olmak üzere yaygınlık kazanmıştır. Örnek olarak sadece Karagöz'ü ve Bektaşî fıkralarım alırsanız. Karagöz. Gülşehrî'nin "Manükıfl Tayr"ı. Daha sonraki yüzyıllarda fıkra teriminin de kullanılmaya başlandığı görülmekledir. yüzyılda Fuzulî'nin "Şikayelname"si. s.Osmanlı Dönenimde Türk Mizahı ve bu türü tarif ederken "halk arasında ortaya çıkıp insanları güldüren şey. 17. Karagöz. Osmanlı mizahı elbette bu latifelerden ibaret değildir. İslâmiyet'ten sonra mizahı anlatırken kıssa. Osmanlı dönemine kişileri ve cemiyetteki aksayan yönleri hiciv yoluyla eleştiren. halta sinema mizah çeşitleri sayılan türlerdir. "Osmanlı mizahı bir ortaçağ mizahıdır ve bütün ortaçağ ilgileri gibi. . eğlence ve hoşgörü gibi fonksiyonlar sürekli yeni türlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Geniş bilgi için bkz. bölge tipleri vb. yüzyılda Nef î'nin "Siham-ı Kaza"sı. Mizahta ders verme. 1-28. ss. şiir. yüzyılda Şcyhî'nin "Harname"si. bir takım lonca Örgütlenmeleri içinde gelişmiştir"12 demektedir.) bu mizahın diğer unsurları olmuşlardır.g.e. Orta Oyunu ve Meddah gibi halk temaşasının lemel tipleri de Osmanlı mizahının değişmez tipleridir. yüzyıldan itibaren Batı tesiri ile giren tiyatro. Böylece. Prof. 16. çoğu zaman sembolik bir anlatım tarzıyla yazılmış mesneviler de vardır. Bunların Osmanlı döneminde olması da mümkündür. hepsinin lonca kanalıyla bir tarikata bağlanması mümkün değildir. 111 11 12 Divaııü Lügati" l-Türk. Meddah gibi şaline oyunları ile harekete bağlı komiklikler yapan çeşitli meslekler (kuklacılar. Osmanlı mizahının içinde. birini Nakşibendîliğe diğerini Bektaşîliğe bağlar ve haklı çıkarsınız. a. sihirbazlar vb. Cill 1.

Osmanlı mizalu sözlü bir mizahtır. bir de kendi kuluna" diyen fıkrada tenkid. Bu tür fıkralarda halk kendisini lemsilen bir tip çıkarır. Bütün devirlerde Osmanlı mizahında görülen temci özelliklerini ve tiplerini inceleyecek olursak. Faik Reşad. Faik Reşad. aluınd vb. Osmanlı mizahı olarak ele alınmış ve yeni türler ve yeni şartlarla nasıl geliştiği anlatılmıştır14. s. Peygamberden salıte dervişe kadar uzanan geniş bir yelpazede yer alan şeyhmürîd. s. Ancak. Zaman zaman tek konu yerine katmerli diyebileceğimiz espri zinciri birden fazla halkalı olabilir. Allah'la samimi O'mm sonsuz rahmetine ve hoşgörüsüne sığınma vardır. •'Bir hidivin kullarına bak. evliya. Özellikle İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerden uzakta. a. 1995. e. Ahmet Özalp). Öngören. Durgun ve değişmez bir yapıya sahiptir. .g. cahil din adanılan ve haksızlıkla mücadelede ilahî hoşgörünün sınırlan zorlanarak Tanrı : ya sonılur. Osmanlı Mizahı bölümünde Karagöz ve Orta Oyunu'mı esas alarak. Meşrutiyet mizahı. yine aynı yazarın incelemesinde. adaletsiz. Faik Reşad'm "Külliyal-ı Lelâif adlı eserinde. Osmanlı mizahının temel özelliklerim. dinî şahsiyetlerle ilgili olaylar bu fıkralar alabildiğine bir hoşgörüyle hicvedilir. beşerin ölçüsüzlüğündedir. Osmanlı mizahı çifte kültüre dayalıdır. çözümü O'na havale etme gibi bir kurtuluş yolu bulur. rüşvetçi idareciler bu fıkra tiplerini karşılarında bulurlar. imam. Türk fıkralarının tamamına yakın büyük bir kısmında olaylar gerçek hayat sahnelerinden alınmıştır veya gerçekleşebilir niteliktedir. Ferit. c. bu tiplerin hem sınıflandırılması yapılmış hem de güzel örnekler verilmiştir. Öngören. Anadolu'da ortaya çıkan yüzlerce tip bu görüşü çürütür. İstanbul: Kitabevi. a. Ferit. Külliyat-! Leîâif. bunlar mantık silsilesi 13 14 15 Öngören. Osmanlı dönemindeki bu tipleri otuz bir kadar fasıl diye söylemesine rağmen bir zeyl olmak üzere 27 gruba ayırmıştır15. Osmanlı mizahının hep İstanbul yaratmaları olarak kalması görüşü de tam doğru sayılmaz13. b. I d. a. Allah'a sığınma. Espri tek olay üzerinde kurulmuştur.e. Burada bir isyandan çok Dede Korkut'taki Deli Dmnnü'da. Genel olarak tek konuludur. Fıkraların bir bölümünde idareciyle halk karşı karşıya gelirler. hoca. Osmanlı imzalımda açık saçıldık anılmaya değer bir özelliktir şeklinde maddeleştirmek anlaşılmayı kolaylaştıracaktır. Bu tür mizahta insan zorbalık karşısındaki çaresizliğine. Tarikatlarca şartlandırılan ve güdülen bir mizahtır. dinî yasaklar. (Haz. ilâhî yönde değil. hurafeler.Fikret Tiirbnen ' F. Tannmn bir aksakal Türkmen gibi tasavvurunda. şöyle genel bir sıralama yapabiliriz: İslâmî tesirle oluşan fıkralarda. 60-68. 59. karşılaştığımız insan-Tanrı ilişkisi karşımıza çıkar.g.e.

Haz. Muntahabat-ı Letaif. Ayrıca yazarları bilinen ve bilinmeyen pek çok Letaif mecmuası bu dönemin mizah anlayışını yansıtırlar19. Bir süre sonra kıyıya yanaşırlar. oltalarını denize atarlar. CLg. Kısa ve yoğun anlatım tarzının. Yeniden düzenlenmiş şekli. Osmanlı dönemindeki fıkralar üzerinde yapılan çalışmaların sayısı fazla değildir. Osmanlı dönemi mizah edebiyatının en Önemli özelliğinin dil olduğu kanısındayım. Apıkyan. Karadeniz fıkralarında bu lip olanlara daha sık rastlanır. 'Temel ile Dursun Trabzon'dan Rize'ye giderler. Halk ne kadar zaman geçerse geçsin O'nu yanından ayırmaz.. '.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı ve dinleyicilerin eğilimi doğrultusunda sonradan eklenmiş izlenimini verir. Dursun. kısaca yaşayan Türkçe'nin kullanılması mizahın en önde gelen özelliğidir. Azınlıklar içinde de özellikle Ermenilerin bu konudaki hizmetleri önemlidir1*. Osmanlıca dediğimiz aydın dilinin yerine halk dilinin tercih edilmesi. yeni tiplerin ortaya çıkmasıyla.e. Faik Reşad'm Gencine-i Letaif (1882). Temel. Constantinople. Gerektiğinde trene bile bindirir. Çaylak Tevfikan Letaif-i Muntahabe (Tarihsiz). 9-10. Bu dönemde Osmanlı toprağı üzerinde mesela Kırım'da Ahmet Akay gibi mahallî tipler ile bazı İran ve Arap tipler de sayılabilir. sakızımı kayığın kenarına yapıştırdım" der. ss. Navâthm'l Letaif adlan ile) 7 . 1884. Bu damga bazen onun tesiriyle. Dursun "Koydum. Osmanlıdan evvel ise de Nasreddin Hoca'ya atfedilen fıkraların bu döneme de damgasını vurduğu inkar edilemez bir gerçektir. halk dili ile olması hatta en ince ve en anlamlı kelimelerle anlatılması. Mecnnıa-ı Letaif (1315) ve Külliyât-! Letaif (1910). 19. Temel Dursun'a söylediği yere işaret koyup koymadığını sorduğunda. Fıkra burada bitecek sanılırken. Bu genel fıkralar dışında. Osmanlı döneminin diğer önemli tipleri İncili Çavuş ve Bekri Mustafa'dır. Ahmet Özalp. KiilliyâN Letaif İstanbul 1995. Letaif-i Asar. Kayıkla 100-150 metre açılıp. yaşadıkları kesin olarak bilinen kişilerin yarattığı fıkra tipleri de Osmanlı mizahının unsurlarıdır. Mihran. N. Kısa bir sürede epeyce balık yakalarlar. yüzyılın ikinci yarısı ile Cumhuriyet döneminde yapılan çalışmalardır. Yıldırım. Müdhike. koydum. Çok bereketli bir yer"' der. Her ne kadar yaşadığı dönem. havanın da güzelliğinden istifade ederek bir kayık kiralayıp balık tutmaya karar verirler. Hatla bazı yerli şivelerin fıkralar içinde kullanılması dilimizi canlı kılan ve zenginleştiren önemli bir unsur olmuştur16. Bu yüzden Hoca her devrin tipidir. İşleri uzar. Dursun'a "Buraya işaret koy da öğleden sonra yine gelelim. İstanbul Kütüphanesi'ndeki Muhtelif Yazmalar. öğleyin aynı kayığı kiralayacağımızı nereden biliyorsun?" der. bitmez ve "Sen her zaman böyle yapıyorsun. çoğu zaman da bizzat kendi fıkralarının yaşamasıyla kendim gösterir. Bunların çoğu da 19. Bu ve benzeri fıkralar Osmanlı döneminde de vardır. (Lelaif. yüzyılda İstanbul'daki Cavlak Tevfik ve Faik Reşad'm derlemeleri17 bunlar arasında en önde gelenlerdir.

Ahmet (1603-1617) döneminde yaşadığı ve İran'a giden bir elçilik heyetinde yer aldığı ve : padişaha musahiplik yaptığı bilinmektedir. s. İstanbul. a. Doğum ve ölüm tarihinin ve yerinin değişik gösterilmesi. İstanbul. yani Bektaşî demlen zümrenin içine bütün Anadolu girer. Pertev Naili. Osmanlı İmparaioıiıığumnı Yükseliş ve Çöküş Tarihi. "ı Koz. Bektaşî fıkralarında. Eîkz. Murat ve Bekri Mustafa" adlı manzumesi bu görüşü kuvveti endi rmekted ir. Karşısındakinin hazımsızlığım. . Özellikle Şeriat ehlinin şekilci ve taklitçi tutumuna karşı çıkar. ss. O. 23 Boratav. O'nun karşı çıktığı ya da öyle görünen yüzü softalığa. I. yani İncili Çavuş ve Bekri Mustafa. Murat döneminde yaşamış. 9. Balkan ülkelerinde de meşhur olmuştur22. kanun ve kurallara fazla önem vermeyen. 1983.. softaların kendi inanış ve menfaatlerine uygun yarattıkları hoşgörüsüz bir zihniyete karşı mücadele eder. En Güzel Bekri Khıstafu-hıcili Çavuş Fıkraları. İstanbul. 24.e. "Baktâşİlik ve Bektaşî Fıkraları " s. Karagöz ve Orta Oyumf nda Bekri Mustafa. asıl adı Mustafa Çavuş olan bir tiptir. Hicrî 1042 de (1632-33) ölmüş ve 20 Edirnekapı mezarlığına gömülmüştür . Tek Bıyık gibi adlarla onma girmiş ve oyunun sonunu tatlıya bağlamıştır. Sünnî Müslümanlardan farklı bir dünya görüşü ve yaşayışım benimseyen zümrenin sözcüsü olmuştur. 198ü ile Vasile Aleksaııdri'nin (1821-1890) "Sultan Gazi IV. Dursun: a. 24 Boratav. Metin EloğluOğuz Tansel.g. Bektaşî. •'Baktfışilık ve Bektaşî Fıkraları Üzerine Birkaç Söz". İçkiye düşkünlüğünden dolayı "Bekri11 lakabını aldığı ve genç yaşında öldüğü bilinmektedir. Orada Sünnî-Alevî ayrımı görülmez. dönemin temsilcisi olmuştur. Din bu fıkralarda ancak bir vesiledir24.. Sabri. Aslında bu zümrenin. Şöhreti Osmanlı toprağının bir çok yerine ulaşmış.. Çok yaygın bir şöhret kazanmış. Sabri Koz. Fıkralarının tamamı saray ve saray çevresine ait insanlarla ilgilidir.g. D. her devir ve her çevrenin onu kendilerinden biri kabul etmesi ve sahiplenmesiyle ilgilidir21. 73-75. ancak asıl anlatılmak islenen konu dünyevîdir. içkiye düşkünlüğü ve hazır cevaplılığı ile tanınan bir tiptir. O'nun tenkidleri gerçek bildiği. Bu yüzden. Bektaşilik kavramına saf Anadolu insanının tamamım 20 Yıldırım. Bektaşî tipi ise Osmanlı döneminin dinî inançları dolayısıyla.Fikret Tilrkmen İncili Çavuş gerçekten yaşamış.e. İnsan-Tanrı ilişkisini efendi-kul ilişkisi gibi değil. yobazlığa karşıdır. Hatta. halk saray çevresine ait tenkid ve düşüncelerini ona soy 1 etmiştir. O'nun buyruklarım yerine getirmeye çalışan. samimî ve saf bir şekilde birbirlerine nazı geçen iki dost gibi yorumlar23. Allah'a inanan. fıkranın senaryosu dinî görünür. Saray çevresini iyi bildiği ve padişah yakını olduğu da bilindiği için. Tuzsuz Deli Bekir. anlayışsızlığını ve çiğliğini hafifçe uyararak alaya aldığı için kullandığı metod sürekli bir başarılı sonuç verir. s. IV. Hançeri i Hanım Hikayesi'nde yine Bekri Mustafa adıyla oyuna dahil olmuştur. İnce bir espri anlayışına sahiptir. Yaşadığı yıllarda bile IV. Pertev Naili. (önsöz). 11. Murat'ın içki yasağına karşı gelmesiyle tanınmış. Bektaşî fıkralarında öfke ve saldırı yerine inanılmaz derecede sadelik ve hoşgörü vardır. Bu iki tip. Bekri Mustafa ise. 1983. ~ Kantemir. inandığı Allah'a değildir. Osmanlı dönenimin yasaklarına karşı çıkan ve daha çok günlük hayatın konularım işleyen tiplerdir. "Bektaşî Dedikleri". Matiz. Bektaşî tipi fıkralarda her zaman üste çıkar.

akim almayacağı bir olağan dişilik yoktur. Bunlardan bir kısmı aynen çevrilmiş bir kısmı da Türk toplumuna uyarlanmıştır. hatta günümüzde çok yaygın olan Karadeniz fıkralarım görmemek mümkün değildir. neticeyi hülâsa 26 etmeye yarar" . Esat. ss. Bunların dışında aklı hastalan. Yahudi ve Ermeni tipleridir. Balı'dan çevrilen pek çok fıkra da Osmanlı mizahı içinde yerini almıştır. Arap kökenli mizah tipleri de Osmanlı coğrafyasında. adaletsizlikler ince bir zekâ ve sade bir üslupla hicvedilir. Bu fıkra tiplerinin ortak Özellikleri epik kanunlara tabî olmalarıdır. İstanbul. Yeni Türkiye. hasta. . "Söz. şair. özellikle Batı ile ilişkilerin iyice geliştiği dönemde. vali. kumandanların birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerini konu alan fıkralar da oldukça fazladır. Aldar Köse gibi. Ebu Nuvas ve Behltil Dânâ (Behlül Dânende) önde gelen ve Anadolu halk fıkralarıyla karışan önemli tiplerdir. Kemine gibi. Ahmet Akay ve Esenpolat gibi çeşitli Türk boylarına ait tipler de girer. Nasreddin Hoca'ya mal edilebilmekte bazen de bunun tersi olmakladır. Osmanlı mizahında halk mizahının yanı sıra padişah. Mesela. mevlevî. kişilere ait yüzlerce latife bulunmakladır. Fikret. Bekri Mustafa'yı. musahip vb. s. Dar bir çevrede bilinen Kayserili. İmparatorluğun son dönemlerinde. ancak aslında tuhaf olan beşerî zaaflarla. Aldar Köse'nin fıkralarından bazıları Bektaşî'ye veya mahallî bir tipe ait fıkralar. Çcmişgczekli. cemiyet eğriliklerinin teşhirinde son perde inerken. Yine Osmanlı toplumunda çok önemli bir yeri olan ordu ile ilgili pek çok latife bulunmaktadır.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı sokmak. konu ise hayatın kendisidir. onlara atfedilen fıkralarda Nasreddin Hoca'yı. Sipahilerin. Azınlık tipleri ise. Dekor son derece doğaldır. Fıkralarda olmayacak. Araplardan Çuha. Yabancı kaynaklı tipler içinde İran. Oflu vb. sosyal çarpıklıklar. Yeniçerilerin. 1959. Ahmet Akay Kırım. imparatorluğun coğrafyasında yaşayan etnik ve dinî bakımdan farklı olan çeşitli grupların yarattığı tiplerdir. 383 vtİ. En yaygın olanları Rum. Siyavuşgil. Yani unutulan kahramanın bütün özelliklerinin parlayan kahramana yüklenmesidir. Erzurumlu. kadı. Osmanlı fıkralarında keskin bir Türkmen. "Anadolu Mizahında Bazı İran ve Arap ". tipler bu gruba dahildir. köylü. cimri. Yine bir başka fıkra grubunu Mahallî Tipler oluşturur. sakat vb. haksızlıklar. Oyuncular her zaman ve her yerde rastlanan insanlardır. Görüldüğü gibi çok zengin bir dünyayı yansıtan Osmanlı mizalıında insan kusurları. geniş bir yayılma imkanı bulmuştur 1 . Osmanlı mizahı içinde sadece Anadolu'da yaratılan tipler bulunmaz. Sabri Esat Siyavuşgirin söylediği gibi. vezir. yörük. S. Sahneye çıkanlar halkın kendisinden. Aldar Köse Doğu Türklerinin ortak tipleridir. 1-7. Bunların kahramanlarının isimleri bellidir. "Folklorda Sahnede ve Resimde Türk". Bu (ipler içinde Kemine ve Esenpolat Türkmen. tiplerle ilgili fıkralar Osmanlı mizahının zenginliğini teşkil ederler. özellikle Anadolu'da.

Osmanlı potası bu tiplerin hepsim incitmeden. tek bir meddahın ağzından nasıl dile gelirdi? Meddah. kadılara velhasıl bütün iktidar sahiplerine yönelir. Osmanlı fıkralarından örnekler vermeyi de düşündük. şüpheci bir tavır takınmaya zorlar.Fikret TttrKfhm realite duygusu. Ancak çıkacak sonucun bu yorgunluğa fazlasıyla değeceği de kesindir. kendi kimliğini kaybedip bu dünya görüşünün. karşısında Bektaşi'yi bulur. Aynı durum padişahlara.dcn vazgeçtik. Ancak burada fıkra şalisi. Her millet bu mozayik içinde yerini alır. Kaideci softa. İstanbul'da konuşması. kaideler ve kesin lavırlar ile yasaklar karşısında. karakteri. bir davranış ülküsünün sembolü olurlar. Osmanlı'yı temsil etmiyor mu? Osmanlı'yı bir de bu yönüyle yeniden incelemek. Ancak. salısında. Ancak bu yazının çerçevesi çok genişleyecekti. sonsuz bir hoşgörüyle yan yana yaşatmayı başarmıştır. Bu mizahın içinde masaldan tiyatroya uzanan çeşitli türler karşımıza çıkar. Sonuç olarak. Böyle olmasaydı. onun hoşgörüsünün en çok akis bulduğu mizahım ele almak uzun ve yorucu bir çalışma gerektirmektedir. 10 . vezirlere. Hayat sahnesinde bu türlerin hepsi fonksiyonlarım ifa ederler. Bu yüzden okuyucunun bu metinleri dipnotlarda gösterdiğimiz bibliyografyadaki kaynaklardan veya her hangi bir latife kitabından okumasının daha uygun olacağı görüşüyle bu fikrimi/. yaşayışı ve zihniyeti birbirinden çok farklı tebâ. aklın kolayca kullanabileceği sonuca varma meyli. Osmanlı mizahında imparatorluk özelliklerinden biri olan renkli bir mozayik dikkatimizi çeker.

11-16. Çünkü orada biz komşu yaşıyorduk. ama Cengiz Han'dan sonra onlar Çağatay ulusu adını aldılar ve daha sonra kuzeyden gelen Kıpçaklarla da karıştılar. bu kadar kısa sürede anlaşabil memizin sebepleri nelerdir diye düşündüm ve iki önemli sebep buldum. Divan-ı Lügati't-Türk'de Kaşgarlı Mahmul sık sık Oğuz ağzının özelliklerini söylerken Kıpçaklarla birleştiriyor. Tabii bu kadar zaman ayrı kaldıktan sonra. Elbette oradaki Türklerin içinde de Kıpçak unsurları. . Türk Dil Kurumu Başkanı. Azerbaycanlı Türklerle hemen birkaç saat içinde anlaşabiliyoruz. üç hafta veya bir ay kadar. Dr. Oğuzlarda ve Kipçaklarda böyle diyor. OSMANLI DEVLETİ İLE TÜRK DÜNYASININ DİL VE KÜLTÜR İLİŞKİLERİ" Ahmet Bicaıı ERCİLASUN* Çok uzun zaman geçmeden belli ölçülerde anlaşmamız imkânı var. ss. izmir 2000.. Kazaklarla. Şeyinin boylarındaykcn Kıpçak Türkleriyle bol ölçüde karıştık. 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araşürmalan Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan ''Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde sunulmuş tebliğin bant çözümüdür. Türkmen ve Özbeklerle belki beş gün. Özbeklerin bulunduğu bölgelerde esasmda Özbekler tabiî Karahanlıları oluşturan Karlık Türklerinden Kartukları meydana getiren Yağma gibi Çiğil gibi Toksı gibi Türklerden oluşuyor. Onlar da buraya geldiği zaman. Onun için bugün Orta Asya'daki veya İdil Ural bölgesindeki Türklerin alt birimlerini araştırdığımız zaman aslında Kıpçak olmayan unsurları Kıpçak Türklerinin Bu yazı. Birisi tarih boyunca Türk boylarının zannettiğimizden fazla birbirleriyle karışmasıdır. Karhık Türkleri ile Kıpçak Türklerinin karıştığı yerler. Onlar da bir miktar Anadolu'ya geldikten sonra hem Kafkaslar üzerinden hem Balkanlar üzerinden çeşitli defalar Anadolu'ya Kıpçak unsurları geldi. yüzyıllarca ayrı kaldıktan sonra. özellikle Özbekistan. Prof. Oğuz unsurları. Başkurtlarla belki bir ay sonra %70-80 anlaşma seviyesine çıkıyoruz. Kırgızlarla bu süre bir az daha uzun oluyor. aynı şekilde bu dediğim süreler zarfında bizlerle anlaşabiliyorlar.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Bugün Kazaklarda bazı Oğuz destanlarının kalmış olmasının sebebi budur. Kazakların ataları olan Kıpçaklarla orada birlikte yaşamalarıdır. yani Türk boyları çok kısaca anlatmaya çalıştığım gibi tarih boyunca sıkı bir şekilde birbirlerine karıştılar. ama daha İran'a dahî girmeden Sirderya boylarında. Çok defa Anadolu'ya bizler sadece Oğuz Türkleri olarak geldiğimizi düşünürüz. belki bir hafta sonra %70-80 anlaşma seviyesine çıkıyoruz.

dil ve edebiyat ilişkileri fırsat buldukça her zaman olmuştur. Kıpçaklarm bir kısmı 1250'de Mısır'da bir devlet kurdu. Osmanlı şair ve yazarları Doğu Türkçesi'nden eserleri Batı Türkçesİ'ne çeviriyorlardı. Bunlar 13. yüzyılda. Yani biz Mısır Memlûkları ile bir de güneyden Kıpçaklarla temasa geçmiş olduk. Henüz Safevî Devleti ortaya çıkmadığı zaman çok sıkı münasebetler vardı. Büyük Selçuklu İmparatorluğıfndan sonra da Anadolu'ya yeni akınlar geldi. Ancak Safevî Devleti kurulunca gerçekten Osmanlı topraklan ile Türkistan topraklan arasında çok ciddî bir engel ortaya çıktı. yüzyıldan itibaren Arapça'dan eserler Türkçeye çevrilmeye başlandı. yüzyıllarda bu münasebetler çok sıkı idi. Bunlardan Karamanoğlu Mehmet Bey'i çok iyi biliyoruz. Anadolu Selçuklularının da sonunu hazırlayan bu alanlar. Anadolu Selçuklu hemen kurulmakla beraber. Yani Anadolu Selçuklularını sarsıyor. bazı eserler de karışık dilli eserler olarak adlandırılır yani bunlar Doğu Türkçcsi'nin hem de Kuzey Türkçesi'nin hem de Batı Türkçesfnin (Osmanlı) özelliklerini birlikte taşıyan eserlerdir. ama Osmanlı Beyliği ! nde de Germiyanoğlu'nda da. Türk boylan arasında kültür münasebetleri. Büyük Selçııklu'ya tâbiydi başlangıçta. Daha sonra Kıpçak sahası. bilim dilinin Arapça olduğunu hatırlayınız. hatta "'bolga-olga" meselesi diye bizim dil tarihimizde geçen. Bence 11. tarih boyunca çeşitli Türk boylarının aralarındaki kültür münasebetlerinin tam olarak kesilmemiş bulunmasıdır. Belki bu üçüncü dalga olmasaydı. resmî dil Türkçe oldu. Hatta Çağatay Türkçesfnden Türkçeye eserler aktarılmaya başlandı. aslında Anadolu'da beylikler devrini de hazırlamış oluyor. Onların Türkçesi Oğuzcalaştı ve orada da Kıpçak ve Batı Türkçesi karışık dilli eserler ortaya çıkmaya başladı. ama beylikler devrini de hazırlıyor ve bu beylerin çoğu da bu üçüncü dalgada geliyor. Safevî Devleti Jni kuran elbette 12 . Biz Anadolu'ya geldikten sonra zaten bir süre Türkistan Türkleriyle birlikte yaşadık. Osmanlı Beyliği de dahil olmak üzere Türkiye'ye pek çoğu da bu dalgayla geliyor. Anadolu'da belki de Türk olarak yaşama imkânını bulamayacaktık. 13. bu yeni beyler de zaten Arapça Farsça bilmiyorlardı ve hepsinde Türkçe devlet dili oldu.Ahmet Bİcan ErcİlUsıttı arasında görebiliyoruz veya Oğuz Türklerinin arasında Oğuz olmayan unsurları görebiliyoruz bir sebebi bu. yüzyıldan itibaren 13. bir yandan da İran ve İran ötesindeki Türkleri içinde bulunduruyordu. Onlar da 15. Candaroğhrnda da hepsinde devlet dili. Özellikle Suriye'de olan uzantıları. Ama bu üçüncü dalga Anadolu'yu o kadar çok Türkle doldurdu ki. yüzyılda geldiler. Yani Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir bakıma Anadolu ile Batı Türkistan'ı müştereken idare eden belki de tek siyasî Türk Devleti idi. 14. Cengiz Han'ın ve çocuklarının önünden kaçan Türkler Anadolu'ya geldiler. imparator Cengiz unvanını alıyor. Edebiyat eserleri Türkçe yazılmaya başlandı. İkinci bir sebebi. yani Cengiz'in ve çocuklarının önünden kaçarak gelen dalga. yüzyıla doğru.-14. Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir yandan Anadolu'daki Türkleri. edebiyat dilinin Farsça olduğunu. yüzyıldaki birinci dalgadan sonra 12. İran üzerinden Anadolu'ya gelen göç dalgalan asıl büyük göçleri oluşturuyor. o tarihlerde Türkistan'a yaptığı seferlerle birlikte ortaya çıkan göç dalgalan. yü/. Yani 120(j'da Cengiz Han'ın. 13. yavaş yavaş Oğuzcalaştı. Anadolu Selçuklularının resmî dilinin.yılda da elbette zaman zaman görülen göçlerden sonra asıl büyük güç bu üçüncü göç dalgasıyla ortaya çıktı.

Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil Ve Kültür İlişkileri*

Türklerdi. Şalı İsmail de Türktü anıa aradaki mezhep farkı ve o zamanki anlayış, ciddî bir şekilde kültür bağlarımızı, siyasî bağlarımızı daha çok engelledi. Biliyorsunuz ama buna rağmen kültür ilişkileri devam etmiştir. 15. yüzyılın ikinci yansında Temür'ün kurduğu hanedanda yetişen Ali Şir Nevaî, Türk dünyasının, belki de Türk şiir tarihinin en büyük ismi. Ali Şir Nevaî 15. yüzyılın ikinci yarısında, 1463'den itibarca eserlerini meydana getirmeye başlıyor. Alî Şir Nevaî'nin eserlerinde bazı Oğuz özellikleri görüyoruz. Özellikle Nesi mî'yi okuduğunu çok iyi biliyoruz. Bizim Anadolu sahasında. Doğu Anadolu. Suriye sahasında, Azerbaycan sahasında bulunan ve son derece lirik şiirler yazan Nesimî, Türkistan'a ve Ali Şir Nevaî'ye tesir etmiştir. Nevaî'den sonra aksi yönde bir tesir Osmanlı sahasına doğru geliyor ve bütün Osmanlı şairleri Nevaî'yi üstad olarak kabul ediyorlar. Osmanlı şairleri tarafından pek çok örnek de Nevaî'den alınıyor. Nevaî Çağatay Türkçesiyle, Doğu Türkçesiyle eserler yazan, hem manzum hem mensur otuzdan fazla eser meydana getiren, adeta bazı türlerin kurucusu kabul edilen büyük bir şair. Meselâ şairler tezkeresini Türkçe olarak ilk defa Nevaî yazmış. İlk şairler tezkeresini, yani şairlerin hayat hikâyelerini kısa da olsa anlatan bu edebî türü, ilk defa Nevaî yazmış ve Nevaî'den örnek alarak Osmanlı şairleri de 16. asırdan itibaren şairler tezkereleri yazmaya başlamışlar. Nevaî'nin şiirleri Osmanlı sahasında tanzir ediliyor. Osmanlı şairleri onun şiirlerine nazireler yazıyorlar ve Çağatay Türkçesiyle nazireler yazıyorlar. Yani Osmanlı şairleri Çağatay Türkçesiyle Nevaî'nin şiirlerine karşılıklar veriyorlar. Safevî Devleti henüz yok. Yani ayrılmamışız Nevaî zamanında, ama Nevaî'den hemen sonra, Nevaî'nin ölümüyle birlikte, Safevî Devleti'nin kuruluşu var. Pek çok Osmanlı şairi Nevaî'nin dilini Öğrenmek için özel gayret sarf ediyor, Nevaî'nin dilim öğreniyor. Nevaî'nin dilini Öğrenmek için özel sözlükler yazılıyor. Abuşka sözlüğü diye bir sözlük var Osmanlı sahasında. Osmanlı kütüphanelerinde çok miktarda bulunuyor bu sözlük. Abuşka sözlüğü denmesinin sebebi ilk kelimesinin abuşka olmasıdır. Abuşka kelimesi, koca anlamında. Bu sözlüğün bilinen bir yazarı yok, anonim. Bu neyi gösteriyor? Bu eser Osmanlı sahasında bu kadar yaygın. Demek ki. Osmanlı şairleri Nevaî'nin eserlerini. Doğu Türkçesi'ndeki şiirlerini anlamak için özel olarak bir sözlük meydana getirmişler ve bu sözlük çok miktarda Osmanlı kütüphanelerinde bulunuyor, Ama bu sözlük olmasa bile, Kaygusuz Abdal'dan itibaren 15. yüzyıl ile 19. yüzyılın ilk yansına kadar Osmanlı şairlerinin Çağatay Türkçesiyle Nevaî'ye nazireler yazdığım biliyoruz. Yani Abuşka sözlüğü olmasa bile, Osmanlı şairlerinin Çağatayca şiirleri elimizde. Nedim dahil olmak üzere, Osmanlı şairleri Çağatayca şiirler yazmışlar. Nedim'in, şiir yazacak ölçüde Çağatayca bildiğini düşünürseniz, Osmanlı Türklerinin Doğu Türklerine, Türkistan Türklerine olan alâkasının hiç kesilmediğini rahatça anlayabilirsiniz. Elbette oralardan bilim adanılan ve şairleri gelmişler. Zaten Nevaî devri, Nevaî doğmadan önce Temur'un oğlu Şahruh (1405-1447). biz de Fetret Devri arkasından Çelebi Mehmet ve II. Murad, o devirlerde dünyanın siyaset merkezi, kültür merkezi olan Herat ve SemerkaiuTdadır. Yani Temur'un oğlu zamanında dünyanın en güçlü bölgesi Batı Türkistan, Herat ve Semerkand şehirleridir. Şalının'un oğlu Uluğ Bey de Semerkand'da hükümet etmektedir. Bir bakıma o devir, bazı batılı araştırıcılar tarafından Türk Rönesansı olarak adlandırılmaktadır. O devirde unutulmuş olan Uygur yazısı adeta yeniden diril tihniştir. 13

' -.

-},.-„",

Ahmet Biean Ercilasun

Ata yadigârı bir yazı olarak Herat'ta ve Semerkand'da yeniden diriltilmiş, Uygur yazısıyla yazan hattatlar, eski eserleri Kutadgu Bilig gibi, Miraçname gibi. AtabetiTlHakayık gibi eski eserleri Uygur harfleri ile yeniden yazmaya başlamışlardır. Böyle bir cereyan da doğmuştur. Onun için rönesans diyorlar. Yani Bati'nın eski Yunan'a dönmesi gibi, Batı Türkistan'daki Türk aydınlan da eski Uygur yazısına dönüp bu eserleri yeniden Uygur yazısıyla yazıyorlar. Daha önce de söylediğim gibi, siyasî ve medenî olarak en yüksek derecesine varmış Batı Türkistan. Bu üstünlük FatnYden itibaren, 1450'den itibaren, yani asrın ikinci yansında. Doğu Türklerinden Batı Türklerine geçiyor, Osmanlı'nın yükselmesiyle ve Türkistan'da da Temuroğullan'mn zayıflaması ve nihayet asnn sonunda yıkılmasıyla, üstünlük Doğu Türklüğünden Batı Türklüğüne geçiyor ve bu defa dünyanın en büyük siyasî gücü de Batı Türklüğü, Osmanlı Türkleri oluyor. Ama o hadiselerle birlikte tıpkı Amerika'ya olan beyin göçü gibi Avrupa'dan Amerika'ya olan, bu defa Batı Türkistan'dan Osmanlı'ya doğru bir beyin göçü oluyor ve hem ilim adanılan hem bazı şairler İstanbul'a geliyorlar. Ali Kuşçu bunlardan biri, Cemalî diye bir şair var, Çağatayca divaru var, onlardan biri, oralardan gelmişler. Bunlar da Osmanlı'da Çağatayca'ya olan ilgiyi diri tutuyor, sağlam tutuyor. Hatta Fatih zamanında İstanbul sarayında Şeyhzade Bahsi diye Uygur yazısını bilen bir kişinin olduğunu biliyoruz. Abdürrezzak Şeyhzade Balışı, Fatih'in sarayında, İstanbul sarayında, Fatih öldükten sonra da Bayezid zamanında İstanbul sarayında, Uygur yazısıyla birtakım eserler yazılar. Düşünebiliyor musunuz, Fatih'in ölümü 1481, bu tarihlerde İstanbul'da Uygur yazısını bilen birisi var ve Uygur yazısı çoktan ölmüş. 3-4 asır önce Arap yazışma geçmişiz, ama demin söylediğim Batı Türkistan'daki akım İstanbul'a da gelmiş Şehzade Bahşı Abdürrezzak Şehzadebaşı'nın eliyle oturmuş ve Atabetü'l-Hakayık adh kitabı, bir satırını Arap harfleriyle kendi eliyle bir satırım Uygur harfleriyle yazmış. Topkapı Sarayı'nda o kitap bulundu. Necip Asım tarafindan o kitap bulunmasa, bunu bilemeyeceğiz. Kutadgu Bilig'in Uygur harfli bir nüshası var. Aynı kimse o nüshayı da Tokat üzerinden İstanbul'a getirtiyor. Yani Yavuz Sultan Selim zamanına kadar, 16. asnn başlanna kadar uzanıyor. Ondan sonra onun da herhalde bir kaç talebesi varsa 16. asır ortalarında belki de artık Osmanlı sahasında Uygur yazısını bilen yok, ama Çağataycayı bilen insanlar 19. yüzyıl başına kadar var. 19. yüzyıl ortalanndan itibaren de yeni bir akün şeklinde tekrar Çağatayca'ya dönülüyor ki, onu biraz sonra anlatacağım. Bu arada İdil Ural Türklüğü ile olan münasebetlerimiz, Türkistan Türklüğü ile olan münasebetlerimize göre coğrafî bakundan o kadar engelle karşı karşıya değil. Yani Safevî yok. Safevî, Osmanlı ile Türkistan'ın arasım kesiyor, ama biz daha Kırım Hanlığı Jnı aldığunız zaman, Fatih Sultan Mehmed zamanında. Kının Hanlığı'nı aldığımız zaman, doğrudan doğruya İdil Ural Turklüğüyle. yani Tatarlarla ve Başkurtlarla komşu hale geliyoruz. Kırını Hanlığı bir Osmanlı toprağı ve bu vasıtayla Tatarlarla çok daha yakın münasebetlerde bulunuyoruz ve onun için Kazan'a devamlı olarak Osmanlı'nın eserleri gidiyor. Orada o eserler el yazması olarak çoğaltılıyor, okunuyor. Bunlar arasında Kesik Baş Hikâyeleri, Muhammediyeler gibi eserler vasıtasıyla, Tatarlar ve Kuzey Türkleri İstanbul Türkçesiyle yazılmış eserleri daha fazla okuyorlar. Bizim Türkiye'de doğmuş olan "gelecek zaman"ımız "'olacak, gelecek" şeklinde oluşuyor ve bu gelecek zaman İdil Ural Türklerine de gidiyor. Ancak 14

Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil Ve Kültür İlişkileri*

Özbeklerde biraz daha az kullanılıp. Kazaklardan Kırgızlara kadar tam olarak uzanmıyor. 19. yüzyıl ortalarına gelince yeni tarzda bîr münasebet başlıyor. Bu defa bilim yoluyla, yani daha önce şairlerin nazireler yazması şeklindeyken, 19. yüzyıl ortalarında bu defa bilim yoluyla bir münasebet başlıyor. Ahmet Vefik Paşa Şecerc-i Türk'ü Çağatay Türkçesi'nden Osmanlı Türkçesi'ne çeviriyor. Demek ki. Ahmet Vefik Paşa da Türkiye'de Osmanlı Türkiyesi'nde Türkolojinin önemli kurucularından biri. Eserinin, yani sözlüğünün adına Lehçe-yi Osmanî diyor. Osmanlıca, Türkçe'nin bir lehçesidir ve Türkçe'nin bir başka lehçesi ise Lehçe-yi Çağataî. Ayrıca Osmanlı Türkçesi'ne Ebul Gazi Bahadır Han'ın meşhur eserini de Ahmet Vefik Paşa çeviriyor. Hızla Türkislanla ve İdil Uralla olan edebî, ilmî münasebetler hızla gelişmeye başlıyor. Bu sefer daha farklı bir mecrada. Avrupa'da da Türkolojinin gelişmesi bize tesir ediyor ve çok luzh bir şekilde gelişmeye başlıyor. Biraz önce arkadaşlarımızm anlattığı subaylarm diğer Türk boylan arasına gönderilmesi yoluyla vb. ilişkilerin tesisi o tarihlerde olmaya başlıyor. Bir yandan meşhur Şeyh Süleyman Efendi bugünkü Özbekistan'dan İstanbul'a geliyor ve İstanbul'da Özbekler tekkesini kuruyor, ki bu Özbekler tekkesi Millî Mücadele'de İstanbul'dan Ankara'ya adam kaçıran bir teşkilât olarak çalışıyor ve Özbek pilavı da o tekke sayesinde bizim Osmanlı mutfağına giren bir yemek oluyor, yani yemeğe kadar ulaşıyor. Şeyh Süleyman Efendi sayesinde kumlan ilişki asrın soıılanndadır. Diğer taraftan da I89O'lı yıllara geldiğimiz zaman artık İstanbul'da Azerbaycan'dan gelmiş. Türkistan'dan gelmiş insanları görmeye başlıyoruz. Askerî Tıbbiye'de Azerbaycan'dan çıkmış. St. Petersburg'da matematik okumuş. Rus ve Avrupa edebiyatım bilen, biraz yaşlı bir insan Hüseyinzâde Ali Bey, İstanbul'a askerî tıbbiyeye geliyor. Diğer öğrencilerden biraz daha yaşça büyük olduğu için birdenbire etrafında hâle oluşuyor. Tahmin ediyorum ki. o Hüseyinzâde Ali Bey'in yaktığı ateşle, daha sonra bu öğrenciler 190 askerî tıp öğrencisi olarak, o zamanın Türkçü büyüklerine meşrutiyetin ilk yıllarında müracaat ederek Türk Ocaklarının açılmasını isleyeceklerdir. Meşrutiyet yıllarında arlık burslu öğrenciler var. Meşrutiyet yıllarında doğrudan doğruya İttihatçıların verdiği burslarla Türkiye'de, İstanbul'da okuyan öğrenciler vardır. Meselâ; bizde müzeciliğin kurucusu olan Hamit Zübeyir Koşay, Tatar Türklerindendir. İttihatçıların verdiği burslarla İstanbul'da okuyan ve sonra da Türkiye'de kalan böyle Türkler var. Onlara burs vermişler. Buna karşılık, Türkiye'den de subaylar gittiği gibi, biraz önce de Timur arkadaşımızın anlattığı gibi, oraya okul müdürü olarak gitmiş, Doğu Türkistan'da Kemal İlkul gibi. ki onların da hatıraları yayımlanmıştır. Doğu Türkistan'da okul müdürlüğü yapan, orada öğrenciler yetiştiren, oradan İstanbul'a gelerek hem Azerbaycan'dan hem Batı Türkistan'dan, hem İdil Ural bölgesinden ve hem de Doğu Türkistan'dan İstanbul okullarına gelerek okuyanlar var. Yani 1990'dan sonra başlayan münasebetlerimize benzeyen o kadar yoğunlukta, o kadar sık münasebetler meşrutiyet yıllarında oluyor. Ama bugünün küçülen dünyasını da, bugünün imkânlarım da, vasıtalarını da hesaba katınız. O zamanın, o ibtidaî şartlarına rağmen, bu kadar yoğun bir trafik İstanbul ile İdil Ural ve Türkistan Türkleri arasında vardı. Bunların hatıraları arada 70 yıllık Sovyet dönemine rağmen o bölgelerde unutulmamış, nesilden nesile devam ederek bugünlere kadar gelmiştir. 1990'larda 15

Ahmet Bican Ercilasım

onlarla karşılaştığımız zaman o hatıraların, meşrutiyet devrindeki ilişkileri gösteren bu hatıraların devam elliğini görüyoruz. Galiba bu münasebetler bundan sonra da hiç kesilmeyecek, kesilmeden devam edecek. Elbette şimdi çok daha rahat imkânlarla bu ilişkilere devam edeceğiz. Özbekistanli, şu anda yaşayan büyük şair Cemal Kemal'in dediği gibi, 'iki gün gelip de Türkiye'ye kalınca artık Rusça-Türkçe sözlüğümüzü atıp birbirimizle anlaşma imkânına kavuşacağız."

[6

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV, İzmir 2000, ss. 17-20.

HANLIKLAR DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLETÎ'NİN TÜRKİSTAN SİYASETİ*

Mehmet SARAY 1967 yılı sonunda rahmetli Togan Hocam ile Kafesoğlu Hocam bendenizi İngiltere'ye bu konularda tahsile gönderdiğinde aklımdan hep şu geçerdi: Acaba bu üzerinde çalıştığım tarihin coğrafyasını ve Türkistan Türkleri diye bildiğimiz bugünkü Türk cumhııriy eti erindeki kardeşlerimizi bir gün ben görebilir miyim? İşin açıkçası bu bir hayaldi. Ama bildiğiniz gibi siyasî gelişmeler öyle gelişti ki sonunda yalnız bendenizin değil hemen hepimizin büyük rüyaları ve hayalleri gerçekleşti ve kardeşlerimizle elele tutuşabildik. Bugünleri ben gördüğüm için, işin açıkçası, hasbelkader 32 yıldır da bu konularda çalışan bir hocanız olarak diyorum ki; herhalde ben artık çok mutlu ve bahtiyar bir insaıum, dalıa önce hayal edemeyeceğim şeyleri gördüğüm için. Şimdi ben bu duygulanım ifade ettikten sonra sevgili gençlere şunu söyleyeceğim: Lütfen çok iyi yetişin ve mutlaka kardeş cumhuriyetlere gidin. Hayatınızın üç veya beş yılında bu sahalarla ilgili ekonomi olur, ticaret olur. eğitim olur, kültür olur, siyaset veya ne isterseniz, hangi dalda yetişirseniz oralarda mücadele edin. Sovyet sisteminin zihinleri fevkalade alabora eden bir eğitim sistemi neticesinde, kardeşlerimiz şu anda arayışlar içindedir. Eğer biz kardeşsek -ki öyle diyoruz- o zaman yiğitçe gidelim ve onlanıı elinden tutalım ve onlara bir kardeş bir kardeşe nasıl yardım etmesi lâzım geliyorsa -ama onların asla ve asla gururlarını incitmeden ve onların ülkelerinin hakimi olduğunu unutmadan, büyük ağabey havasına da girmeden- bu kardeşlerimizle İlgili mutlaka hayatınızda bir şeyler yapın. Şimdi Osmanlı Devleti"nin Türkistan'da kurulan devletlerle ilişkileri konusunda diyeceksiniz İd: acaba bu ilişki nasıl oldu? Diyar-ı Rum'a giden, orada Osmanlı Devleti : ni kuran bizim Türkmen kardeşlerimizdir, diyerek Uluğ Bey'le birlikle, tarihimizin en bilge hükümdarlarından birisi, büyük ilmî çalışmalara imzasını atmış, tarilıimizin gerçekten büyük astronomi ve matematik alimi Ali Kuşçu Türkiye'den davet gelince heyecanlanıyor, gideyim diyor; Diyar-ı Rum'da kardeşlerim İlimde, fende Bu yazı. 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan "Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde sunulmuş tebliğin bant çözümüdür. Prof Dr., İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi.

Mektnet Baray

çok ileri gitmiş, biraz da orada ilmini arttırayım diyor. Yani bu iki olayla şunu demek istiyorum; hiç bîr devirde Türk İnşam Ön Asya'ya geldiği günden itibaren tarihimizin hiç bir devrinde ilişkilerimiz, alâkalanınız kesilmemiş!ir, devamlı olmuştur. Benim doçentlik tezim, Osmanlı Türkiyesi'nin Türkistan devletleriyle olan ilişkileridir. Bu kütüphanenizde olması lâzım. Burada tüm belgeler gösteriyor ki, bütün asırlar boyunca kardeşlerimizle Osmanlı Devleli'nin ilişkileri olmuş, hem de çok çeşitli alanlarda. Ben burada, bunlardan bir özeti size takdim etmeye çalışacağım. Giriş kısmında şöyle demişim: Bilindiği gibi bugünkü Türkiye Türklerinin ve Osmanlı Türklerinin ataları olan Oğuzlar, yani Türkmenler, Selçuklu ailesi önderliğinde 11. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu'ya gelmişlerdi. Bu devirden başlayarak Anadolu Türkleriyle Türkistan Türkleri arasında kopukluklar olsa da devamlı ilişkiler olmuştur. Bu ilişkiler ekonomik alandan ziyade sosyal, kültürel ve politik alanlarda olmuştur. 15. asırdan itibaren bu ilişkilerde Şii İran'ın ayrı bir rolü vardır. 19. asra kadar İran, Osmanlı Türkleri ile Türkistan Türkleri arasında politik ve kültürel ilişkilerde daima birinci sebep olarak gösteriliyor. Bunu bendeniz henüz tamamlanmış olan 'Türk-İran Münasebetleri" kitabnnda izah ettim. O da yakında çıkıyor. 1783'den itibaren Osmanlı Devleti'nin Türkistan siyasetinde büyük bir değişiklik olur. Bunun sebebi Kırım'ın kaybedilmiş olmasıdır. Karadeniz'in Rusya'ya bir nevi kapısı olması dolayısıyla, açıldığından tehlikeyi sezer ve devlet ricali Türkistan devletlerine rica eder, fermanlar gider, Moskof sulhu bozmuştur. Kırım'daki müslumanlar, Türkler esarete düşmüştür. Bu, aynı zamanda Osmanlı Devleti ile ilgili diri çünkü tarihimizde bütün Türk devletleri, olduğu ama bilhassa Osmanlı Devleti sulhten yana olmuştur. Yapılan beynelmilel antlaşmaları ilk çiğneyen asla ve asla Türk devletleri ve özellikle Osmanlı Devleti olmamıştır. Sulhu bozduğu için kardeşlerimize mektup gidiyor; diyor, bu sulhu tekrar tesis edelim. Bunun sebebi tabiî, Rusya'nın ve Çin'in ve İngiltere'nin Orta Asya diye bildiğimiz Türkistan illerini devletlerarası hukuku hiçe sayarak birden çiğnemesi meselesi vardır. Burada da devletimiz kardeşlerimizle ilişkiye girer, bu dertlerden nasıl kurtulacağız, bunun çarelerini aramaya başlar. Şimdi burada bir soru gelebilir; pekiyi Rusya, Çin ve İngiltere niçin bu bölgeye yönelmişti? Rusya, Türkistan illerinin ekonomik ve ticarî potansiyelini ele geçirmek. denizlerde yenemediği İngiltere'yi Orta Asya üzerinden tehdit etmek için bu işgali yapmıştır. Çin ise Doğu Türkistan'ı hem sömürmek ve hem de Rus işgaline karşı batı bölgesinin emniyetini sağlamak için bu işgali yapmıştı. İngiltere'ye gelince Türkistan ülkelerini aldıktan sonra Hindistan sömürgesini tehdit ederler endişesiyle o bölgenin emniyet yapısı olarak gördüğü Afganistan'ı iki defa işgal etmiş, parçalamış ve bu ülkenin günümüze kadar gelen problemlerinin yaratıcısı olmuştur. Bu İki işgal esnasında ki, ben bunu ayrıca da Ttirk-Afgan İlişkileri kitabımda izah ettim, her kabilesiyle ilişki kuruyor, her bir kabileyi birbirine karşı kullanıyor. Afganlı kardeşlerimiz, asla bir millet olamadılar. Bilâhare cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk'ün büyük gayretleri ile orada modem devlet oluşmaya başlamış idi, millet şuuru gelmeye başlamıştı. Sonradan, işte bildiğiniz gibi Sovyet işgali ve şimdiki dramatik durum, meseleyi izah ediyor.

18

Hanlıklar Döneminde Osmanlı Devleti nin Türkistan Ziyareti Bu arada İngiliz siyasetini anlatan "Afganistan ve Türkler", Rus siyasetini anlatan bu arz ettiğim kitap ve Çin'in siyasetini anlatan "Doğu Türkistan" kitabı var. Bunları sizin kütüphanenize hediye ediyorum. Gençler oradan alıp okuyabilirler. Rusların, Çinlilerin ve İngilizlerin Türkistan ülkeleriyle Afganistan'a yönelik işgal hareketleri ister istemez Osmanlı Devleti ile Türkistan devletleri ve Afganistan arasında, lıızlı bir diplomatik ilişkiye sebep olmuştur. Ülkeleri yabancılar tarafından işgale uğrayınca Buhara, Hokand, Hive, Kaşgar, Afganistan ve Türkmenistan liderleri yardım rica eden mektuplar ve elçilerle Osmanlı Devleti'ne başvurmuşlardır. Türkistan devletlerinin Osmanlı Devleti'nden istedikleri yardımın başında silah ve asker gelmekledir. Top, tüfek, barut ve mermi imalinde gerekli malzemeler ve bunları imal edecek ustalar istemişlerdir. Kaşgar hariç maalesef Batı Türkistan'daki Hokand, Hive ve Buhara'nm bu isteklerine müsbet bir cevap verilememişi ir. Halbuki konu Osmanlı hükümetleri tarafından son derece ciddiye alınmış, ilgili meclislerde günlerce görüşülmüş ve yardım karan da alınmıştır. Ne var ki Türkistan devletleri ile Osmanlı Devleti arasında, şii İran'ın geçit vermez bir set gibi bulunması ve Kafkaslarnı Ruslar tarafından işgal edilmiş olması gibi sebeplerle, istenen askerî malzemeyi gönderecek bir yol bulunamamıştır. Silah yardımı haricinde istenen askerî yardım ise hiç mümkün olmamıştır. Zira bu yardımların istendiği devirlerde Osmanlı Devleti'nin hem Rusya ile sulh halinde olması ve hem de Rusya'dan çekinmesi dolayısıyla, asker yardımı mümkün olmamıştır. Bu istekte bulunan ülkelerin temsilcilerine gönüllü toplama tavsiyesinde bulunulmuş bundan da istenen netice alınamamıştır. Yukarıda arz ettiğimiz silah ve askerî yardımla birlikte Osmanlı Devleti'nden idareci talebinde de bulunulmuştur. Ülkelerini idare etmek üzere ya bir Osmanlı paşasmm ya da bir Osmanlı şehzadesinin gönderilmesini istemişlerdir, 1820'lerde ve 187O'lerde istenen bu idareci zümresine Osmanlı kayıtlarında nasıl bir cevap verildiğine dair maalesef lüç bir bilgi yok. 130 milyon dosya var Başbakanlık arşivimizde. Arkadaşlar, ben Dışişleri'nde çalıştığım, TIKA'da vazife gördüğüm sırada Türkmen kardeşlerimizi getirmiştim arşivlerimizle ilgili. Verilen bilgiye, arşivlerin başındaki yetkililerin verdiği bilgiye göre bu malzemenin dörtte biri lıalihazırda araştırmacıya açıktır. Şimdi bu ayıptır. 700. yılını kutladığımız Osmanlı Devleti'nin arşivlerinin dörtte üçünün hâlâ okuyucuya açık olmaması hem kendimiz İçin haksızlıktır, hem Balkanlar hem Ortadoğu hem Kafkaslar ve Türkistan illeriyle ilgili araştırma yapmak isteyenler için de haksızlıktır. Zannederim bu vesileyle bu konu sık sık dile gelir ve devlet yetkililerimiz bunun bîr tedbirim alır. Askerî yardımın haricinde bu kardeş ülkelerin Osmanlı Devleti'nden diplomatik yardım isteklerini de görüyoruz. Rusya'nın devletlerarası hukuku hiçe sayarak ülkelerine saldırdığı, büyük maddî zarara ve insan kaybına sebep olduğunu dile getirerek bunun durdurulması için Osmanlı Devleti ile İngiltere'nin tavassutta bulunmasını istemişlerdir. Onların bu isteklerine maalesef nasihatten başka bir cevap verilememiştir. Türkistan devletlerinin Osmanlı Devleti'nden istemekte olduğu konuların başında, İslâm dininin halifesi olması hasebiyle dinî istekler gelmiştir. Hac vazifesini ifa edebilmeleri için Türkistanlı müslümanların belirli güzergâhlardan emniyet içinde seyahat etmelerinin sağlanması ve buralarda onlara maddî yardımda bulunulması için yapılan ricaların hemen tamamı yerine getirilmiştir. Bu hususta 19

Mehmet Saray

Osmanlı yetkililerinin oldukça cömert davrandıklarını mevcut arşiv belgelerinden anlamaktayız. Türkistan devletlerinin liderleri sık sık Osmanlı idarecilerinden, ülkelerindeki medreselerinin sağlıklı bir biçimde çalışabilmesi için ders kitapları isteğinde bulunmuşlardır. Onların bu isteklerinin de tamamına yakım yerine getirilmiştir. Sevgili gençler, 1820'li yıllarda Türkistan'da çok hoş bir rekabet yaşanır. Hokand'ın başında Ömer Han vardır. Buhara'nın başında Haydar Şalı vardır. Bu iki Türk hükümdarı sanki asırlar sonra Ulıığ Bey'i taklit edercesine birbirleri ile kaç medresede ders verdikleri hususunda yanş halindedirler. Medreselerine Osmanlı medreselerinden kitap, malzeme rica ediyorlar. Biz şu şu ilimlerle uğraşıyoruz, öğrencilerimize medresede bunun malzemesini vennek lâzıın ve bize yardımda bulunun diyorlar. Bunlar sevinçle, ben size şunu ifade edeyim bu yardımlar da gidiyor, ama bu güzellikler kültürel ve biraz ilmî. Tabiî siyaset, üstünlük meselelerine gelince önce Haydar Şah Osmanlı Devleti'ne biat ediyor, bunu gören Ömer Han o da elçi gönderiyor, o da biat etliğini söylüyor. Biat, sevgili gençler müslüman bir toplumun, hilafet makamını temsil eden Osmanlı Devleti'ne bağlanıyor ve onun tâbiyetine giriyor, onun vatandaşlığına giriyor demektir. Şimdi bu güzel hadiseyi sizlere anlattıktan sonra son cümlemi burada ifade edeyim. Türkistan devletlerinin Rus işgaline uğradıktan sonra. ısrarla ülkelerinde Osmanlı Devleti'nde olduğu gibi ıslahat yapmak istediklerini dile getirerek bu hususla acilen yardım talebinde bulunulmuştur. İdadi, rüşdiye, hukuk, tıp ve mühendislik dallarında okul açılması için öğretmen ve öğrenci talebinde bulunulmuştur. Buhara emiri ve meclisinin gönderdiği müşterek raporda diyor ki: "Siz bizim kan kardeşîmizsiniz. biz bir cehaletin içine düştük. Moskof geldi. Ümıııet-i müslümanı ezdi" diyor. Sefirlerinizden "Öğrendik ki Osmanlı Türkiyesi'nde böyle böyle reformlar yapmışsınız, lütfen bu reformları yapacak hocaları ve idarecileri bizlere de gönderin. Sizlerin sayesinde bu Moskof zulmünden kurtulalım" der ve fevkalade, inşam gerçekten ağlatacak dramatik cümlelerle sona erer. ' Ben, sevgili gençler, kıymetli hocalarım, böyle altı güzel hocamızı sevgili başkanımız bir araya toplayınca, şimdi zaman yarışı var ben izin verirseniz, burada sayın başkanın İkazına uyayım ve soru olursa onu ben memnuniyetle cevaplamn.

20

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss. 21-35.

TÜRKİSTAN'DA OSMANLI TÜRK SUBAYLARININ FAALİYETLERİ (1914-1923)*

Timur KOCAOGLU Osmanlı Padişahı Sultan Abdülazİz Han (saltanatı: 1861-1876)'ın ferman ivla askeri yardım ile birlikle Osmanlı ordusımcUm istihkam subayı Miralay Ali Kuzun Bey. piyade subayı Mehmet Yusuf Bey, süvari subayı Çerkeş Yusuf Bey. topçu subayı İsmail Hakkı Bey ve başka dört emekli subay Enderun'dan Mıırad Efendi başkanlığında KaşgarEmiri Yakııp Han (saltanatı: )'a 1874 (Hicri 1291) yılında gönderilir. Yukarıda adlarını saydığımız bu Osmanlı subayları Türkistan hanlıklarına gönderilen ilk ciddi Osmanlı askerî heyetinde görev almışlardır. Sayın tarihçimiz Prof. Mehmet Saray Osmanlı subaylarının Doğu Türkistan'a gönderilmelerini Osmanlı ve İngiliz devlet arşivlerine dayanarak detaylı bir şekilde gözler önüne sermiştir,1 Saray'ın önemle beürüği gibi, daha önce 1863-1873 yıllan arasında Türkistan'ın güney bölgelerine vuku bulan Rus yayılmacılığı karşısında Hokand ve Hİve hanlıklariyle Buhara emirliğinin Osmanlı devletinden yardım ricalarına. İstanbul'daki saray içi karışıklığı ve dış güçlükler dolay isiyle Osmanlı devleti gerekli karşılığı verememişti. Sultan Abdülaziz Han'ın saltanatı sırasında Kaşgarha varan Türk subaylarının bilahare Türkiye'ye dönüşlerinde Padişah Abdülhamid'e sundukları layihalardan (raporlardan) Yüzbaşı Ali Kazım Bey'inkhü de sayın Melunet Saray yaymlaımşür. Ali Kazım bey'in Padişaha sunduğu lahihadan öğrendiğimize göre, Ali Kazım bey önce Yakııb Han tarafından Yarken t valisi olan Molla Yunus'un emrine verildiğinde. Yarkent şehrinde bir lopçu tabum kurarak topçuluk eğitimi verir. Ali Kazım bey raporunda Yarkent'teki lopçu taburundan 'İstanbul askeri gibi gayet mu'allem oldular" diyerek de övgüyle sözeder. Ali Kazım bey bu tapçu taburundan başka, daha sonra Yarken!'te 3.000 kişilik Türkiye'deki Nizam-i Ccdid'c uygun olarak bir alay meydana getirir ve onları eğitir.2 Doğu Türkistan'ın liderlerinden rahmetli İsa Yusuf Alptekin'in verdiği Bu makale, 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araşürmaları Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan "Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde tebliğ olarak sunulmuştur. Doç. Dr., Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi.
Mehmet Saray. Doğu Türkistan Türkleri Tarihi I: Başlangıçtan 1878'e Kadar, İstanbul: Kitabevi, 1997, s. 165-172 ve -'Ekler 1 bölümündeki arşiv belgeleri, s. 253-295. A.g.e., s. 254-255.

Timur Kocaoğlu bilgiye göre, Bedevlet Yakub Han Türkiye'den gelmiş olan subayların yardııniyle 80 bin kişilik bir ordu kurar. İsa Yusuf Alptekin'in bu konuda verdiği şu bilgi çok ilgi çekicidir: "Dedem Kasım Hacı Muhammed Ali Oğlu [Türk subaylarının eğittiği) bu orduda la Mini görmüş ve muhaberelere katılmış bir askerdi. Birkaç yerinde yarası olduğunu görmüştüm. Biz beş yaşlarında iken, hatıralarını anlatır ve heyecanlandığı zaman, bizi ayağa kaldırarak, 'Rahat, hazırol, marş, bir-ki, bir-ki...' tarzında komut verir, eski günlerini yâdederdi. Merhum 85 yaşında vefat etmişti."3 Rahmetli İsa Yusuf Alptekin beyin anlattığı dedesiyle ilgili bu küçük hatıra parçası bile, 1874-1876 arasında Türk subayları taralından eğitilen Türkistanlı askerlerin bu aziz hatıralarını kendilerinden sonraki genç kuşaklara nasıl aktardıklarını göstermesi bakımından çok önemlidir. Osmanlı subaylarının 19.uncu yüzyılın İkinci yansında, ya'ni 1870Merde Doğu Türkistan'da büyük bir başarıyla gerçekleştirdikleri bu resmî görevden sonra, biz Türkistan'ın herhangi bir bölgesinde Osmanlı devleti tarafından resmen görevlendirilmiş başka Türk subaylarını görmüyoruz. Ancak, resmen görevlendirilmiş olmasalar da, talihin bir cilvesiyle Osmanlı Devletinin son günlerinden, ya'ni 1918'den 1923'e kadar, bu kez Batı Türkistan Ma çok sayıda Osmanlı Türk subayı ile karşılaşıyoruz. 1914'te Kafkasya cephesindeki Osmanh-Rus savaşlarında, özellikle Ardahan'da çok sayıda Osmanlı askeri ve subayı Rus ordusuna esir düşerler. Önce Kafkasya "daki çeşitli askeri esir kamplarında bulundurulan Osmanlı askerleri ve subaylarının bir bölümü daha sonra Sibirya'daki Krasnoyarsk şelırmde bulunan askeri esir kampına yollanır. Krasnoyarsk kampından kaçabilen Türk subayları çeşitli gruplarda ve tarihlerde Kazak Türklerinin deve kervanlariyle bugünkü Kazakistan topraklarım boydan boya geçerek, Taşkent'e ulaşırlar. Onlardan bir bölümü Taşkent'te kalarak çeşitli yararlı faaliyetlerde bulunur. Bir bölümü de, 1920'de yeni kumlan Buhara Cumhuriyeti'ne gider. 1922 ve 1923 yılları arasında bu Osmanlı subaylarından büyük bir bölümü Türkiye'ye dönmüştür. Ama, maalesef onların çok azı kendi canlı hatıralarını yayınlayabildi.4 Batı Türkistan'da ve özellikle Buhara Cumhuriyeti'nde bulunmuş ve oralarda hem eğitim lıemde askerlik alanında çok önemli hizmetler yapmış olan Osmanlı subaylarından Raci Çakıröz ile tanışma ve onun ağzından hatıralarım yazma imkanına salüp oldum. Rahmetli Râci beyin hatıralarını 1971'de yazdığım halde, bu hatırat ancak 5 1987'de Türk Dünyası Tarih Dergisi'nin 1 ile 11 sayılarında yayınlanabildi.

3 4 5

İsa Alptekin, Doğu Türkistan Davası. İstanbul: Otağ Yayınlan, 1973(2. Baskî 1975); s. 129. Tahsili îybar, Sibirya'dan Serendib'e, İstanbul, 1950. "Türkistan'da Türk Subayları (1914-1923)"; Anlatan: Raci Çakıröz, Yazan: Timur Kocaoğlu. Tfirk Dünyası Tarih Dergisi (İstanbul), Sayılar: 1-11 (1987). 1971 'de haftada iki gece şimdi rahmetli o Um Raci Çakıröz'ün evine gidiyor ve o anlatırken, not alıyordum. Daha sonra, eve giderek notlarımda düzeltmeler yaparak, daktilo makinesinde temize çekiyordum. Herhalde dört veya beş a)' içinde Raci beyin hatıralarını tamamlayabildik. Kendisinin elinde Kaikasya, Sibiiya ve Türkistan Ma çekilmiş çok sayıda fotoğraf ve arşiv belgesi vardı. Elindeki bütün

22

Türlcistan'da Osmanlı Türk Subaylarının. Faaliyetleri (1914-1923)

Raci Çakıroz gibi Osmanlı subaylarının çok az bir kısmı hatıralarını yayınladıkları için, bu konuda çeşitli kaynaklara başvurmamız gerekiyor. Yayınlanmış kaynaklar arasında, değerli tarihçi Prof. Zeki Velidî Togan'ın 1969da basılmış olan hatıraları, Türkistanlı Abdullah Receb Baysun'un 1945'te İstanbul'da basılan Türkistan Millî Hareketleri adlı eseri önemJi bir yer tutar. Çünkü, hem Togan hemde Baysun o sıralarda, ya'ni 192Ü-1922 yıllan arasında Batı Türkistan'da Osmanlı subayları ile yakın ilişkilerde bulunmuş iki önemli görgü tanığıdır.5 Osmanlı subaylarının Batı Türkistan'daki faaliyetleri hakkında en önemli belgeler ise, henüz gün ışığına çıkmamıştır. 1922 ve 1923'ten sonra Türkiye'ye dönen o eski Osmanlı subayları herhalde bu konuda resmî makamlara kişisel raporlarını sunmuş olmalılar. Başbakanlık ve Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivlerinde bulunan bu belgelerin üzerindeki yasaklama süresinin biran Önce kaldırılmasını dileriz. İkinci Önemli arşiv belgeleri ise, bugün Özbekistan ve Moskova'da bulunmakladır. Bolşevik Rusyası gizli polisi ÇEKA (Çerezviçayni IComissiya "Fevkuladde Komisyon") özellikle Taşkent'teki Osmanlı subaylarını yakından izlediği için onların raporlamıda oldukça yararlı detaylar bulunabilir. Ayrıca, Buhara Cumhuriyeti de 1920 ve 1923 yılları arasmda çok sayıda Osmanlı subayını eğitim ve askerlik alanında önemli görevlere getirdiği için Buhara Cumhuriyeti'nin arşivlerinin de bu bakımdan dikkatle incelenmesi gerekir. Kısmen eski ÇEKA ve kısmen de Buhara Cumhuriyeti arşivlerinden yararlanan bazı yazarlar Sovyet dönenimde bazı edebî eserler yazdılar. Onlar arasında Tacik yazan Celal İkramı'nin 1979'da Düşenbe'de yayınlanan Garnizon T aslim Nemişeved ("Garnizon teslim Olmayacak") adlı piyesi ile Özbek yazan Halmirza Şükürov'un 1982'de Taşkent'te yayınlanan Kıl Köprik ("Kıl Köprüsü", ya'ni "Sırat Köprüsü") adlı romanı ve Tatar yazarlarından Tevfık Eydi'nin 1991'de Kazan'da yayınlanan İlan Uvı ('"Yılan Zelıiri") adlı romanını anmak lazım7. Bu piyes ve romanlardaki karakterler arasmda Osmanlı Türk subayları da önemli yer alıyorlar. Osmanlı subaylarının kişiliği ve faaliyetleri, Tacik yazarı tarafından çok olumsuz bir şekilde sunulurken, Özbek ve Tatar yazarları tarafından ise, olumlu olarak yorumlanışı dikkatimizi çeker. Tabii, Sovyetler Birliği parçalanarak. Batı Türkistan'da beş bağımsız cumhuriyet ortaya çıktıktan sonra, Osmanlı Türk ve Türkistan ilişkilerini ele alma üzerindeki yasak da kalkmış oldu. Buna bir örnek vermek islenin. Benim 1987'de İstanbul'da yayınladığım Raci ÇakırözHüı hatıraları tam onbir yıl sonra 1998'de Taşkent'te çıkan Cihan Edebiyatı adlı dergide Türkistan'da Türk Ofitserlerf adıyla biraz kısaltılmış olarak s yayınlandı.

fotoğraf ve belgelerin birer filmini çikıımıaina ve bu hatıraları yayınlama yetkisini bana verdiği halde, bu 1987'ye kadar mümkün olmadı. Zeki Velidi Togan, Hatıralar, İstanbul. 1969 (Dizinli yeni baskı: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. 1999); Türkistanlı Abdullah Receb Baysun, Türkistan Millî Hareketleri. İstanbul, 1945. Celal İkrama "Garnizon Taşlını NemişevecF, Edebiyatı So\>eti (Düşenbe). No. (1979), s. 1746; Şükür 1 lalmirzayev "Kıl Köprik", Şark Ynlduzı (Taşkent), No. 9-12 (1982) ve daha sonra kitap olarak yayınlandı: Şükür Halinirzayev, Kıl Köprik, Taşkent: Gafur Gulaın, 1984; Tevfîk Eydi, İlan Uvı. Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı, 1991. Cihan Edebiyatı (Taşkent), No. 6 (1998).
23

Timur Kocaoğlu 1918 ve 1923 arasında Batı Türkistan'da yalnızca daha önce Ruslara esir düşmüş eski Osmanlı subaylarını bulmuyoruz. Bilhassa, 1920 ve 1922 arasında çok üst düzeyde Osmanlı paşalanyla da karşılaşıyoruz. Osmanlı generalleri arasında tabiiki ilk önce 1 Türkistan'a Baku üzerinden 1921'de varım Enver Paşa ve daha sonra Cemal Paşa dır. Onlardan ayrı olarak, Teşkilat-i Mahsusa'nm önemli üyelerinden Hacı Selim Sami, Emrullah Bey. Demeli Adil Hikmet Bey. Hüseyin Bey. Bursalı İbrahim Beyler de Türkistan'a giderler ve onlar "Beş Türkler" diye ün kazanırlar. Değerli sözlü tarih yazarı Cemal Kulay Ana-Vatan'da Son Beş Osmanlı Türkü adıyla 1964'te yayınladığı eserinde, bu beş Osmanlı Türkünün Türkistan'daki faaliyetleri hakkında onların ağzından ilgi çekici bilgiler verir.9 Burada Ankara hükümeti ve Mustafa Kemal Atatürk'ün özel direktifleri ile 1921'de Türkistan'a gönderilen Soysallı İsmail Suphi bcy'in Taşkent'teki Türkistanlı aydınlar arsındaki faaliyeti ve özellikle kısaca TMB diye anılan "Türkistan Millî Birliği" adlı gizli teşkilatın kuruluşundaki katkısını da burada belirtmeliyi/.. Enver Paşa'nın Türkistan'da Ekim 1920 ile Ağustos 1922 tarihleri arasında iki yıldan biraz az, ama çok hareketli ve heyecanlı faaliyeti maalesef Türkiye'de detaylı bir şekilde ortaya konulmuş değildir. Tekin Erer gibi bazı yazarların Enver Paşa hakkında 1970'lerde yay miadı klan gerçeklere dayanmayan "hamasî'" kitaplarından yararlanılma imkanı çok azdır.10 Şevket Süreya Aydemir ise. Enver Paşa hakkındaki üç ciltlik eserinde, Türkistan bölümünü çok kısa ve sathi olarak geçmiştir.11 Enver Paşa hakkında bildiğimiz en ciddi çalışma Japon bilgim Prof. Masayuki Yamauclü tarafından 1991'dc Tokyo'da yayınlandı.12 Masayuki Yamauchi bu eserinde Ankara'da Türk Tarih Kurumu'unda saklanan Enver Paşa'ya aid 21 dosya içindeki özel evrakları ve mektupları Latin alfabesiyle Türkçe olarak yayınlamıştır. Yamauchi'nin yayınladığı mektuplar arasında. Enver Paşa'nın 28 Ocak 1922'de Şarki Buhara'da Ahcar köyünden Berlin'deki arkadaşı Kamil Bey'e gönderdiği mektuptaki aşağıdaki satırlar, Enver Paşa'mn Türkistan'da bir yandan Ruslarla çarpışırken, bir yandan da oranın İlerisi için nasıl planlarla kafasının dopdolu olduğunu göstermektedir: "Burada, Şarki Buhara'da, Darvaz vilayetinde dağ içinde ve derelerde halk tarafından ibtidâî işletilmekle olan altın ma'deni var. Sonra, demir, kömür, petrol, yakut, kurşun ma'deııleri var. Acaba Almanya'dan buraya hesabına emîn bir ma'den mühendisi göndermek imkan olmaz mı? Eğer Günler bu işler için yardım çaresini bulursa çok iyi olacaktır. Büyük Parebellum tabancalardan hiç olmazsa 10 tane göndermeyi unutma. Sonra, acaba bir Zepplin (balonu) ile burayla te'sis-i rabıta mümkün olamaz mı, ve kaça mal olur? Buradan parasını vermek mümkündür. Oradakilere selam. Babanım ellerinden öperim. Enver."13

11

13

Cemal KuLay, Aııa-Vatan 'da Son Beş Osmanlı Türkü, İstanbul: Tarih yayınları, 1964. Tekin Erer, Enver Paşa 'tun Türkistan Kurtuluş Savaşı, İstanbul: Maytaş Yayınevi, 1973. Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya 'darı Orta Asya'ya Enver Paşa, I-Ill. İstanbul: Remzi Kitabevi. 1970-1972. Musayııki Yamauchi, The Green Crescent Uncler the Red Star: Enver Pasha in Soviet Russkt 1919-1922, Tokyo, 1991. Masayuki Yamauchi, cug.e., s. 293-294.

24

19 Ziya Bey Türkiye'de Bayburt Kaymakamı olur. İkinci alan olan askeri eğitimde ise. Yüzbaşı Sait Bahri. Osmanlı subayları özellikle genç Buhara Cuııılıuriyeti'nin milli ordusunun kumlusunda çok önemli katkılarda bulunmuşlardır. Yüzbaşı Galib. 15 -Türkistan'da Türk Subayları (1914-1923)". daha sonra Türkiye'ye dönünce "Atuf1 soyadını alır O Zeki Velidi Togan. 597. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. ıs Üsteğmen Yunus (Musullu) milis kuvveti olarak kurulan Buhara Ordusunun kumandam olur.k. Mataracı Rıfat. mülazim-i evvel Süleyman Sami.g. Mehmet (AğıistosHı). Üsteğmen Nafi (Manastırlı)20. Talisin İybar. Hoşnud Olmayan İman: Enver Paşa. Yüzbaşı Faik (Edirneli).Türkistan 'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Masayuki Yaraauclıi'nin Enver Paşa hakkındaki başka bir eseri de Hoşnud 14 Olmayan İnsan: Enver Paşa adıyla geçen yıl İstanbul'da yayınlandı. Yüzbaşı Emin. bir ara Antalya Valiliği yapar ve daha sonra Ali Çetrnkaya'nm Nafıa vekilliği sırasında onun müsteşarı olur. Tüfekçi Arif. Hatıralar (Yeni Baskı). 25 . Binbaşı Osman Bey (Harputlu).18 Üsteğmen Ziya Bey. 17 Ziya Bey 1915'te 9. Alay komutanıydı. Türkiye'de okuyarak Osmanlı ordusunda assubay olmuştu. a.17 Kurmay Binbaşı Nuri Bey. sivil eğitim.ıtnauchi. Assubay Sait Ahrari. 1999. 1 Sait Ahrari aslında Türkistan'ın Hoccnt şehrindendir. Türkistan'da faaliyet gösteren Osmanlı subayları: Raci Çakıröz'ün hatıralarında aşağıdaki Türk subaylarının adları geçer:15 Albay Arif (Çengelköylü). Osmanlı subayları Taşkent şelırinde ve Buhara Cumhuriyeti'nde daha önceden mevcud olan cedit okullarında görev almış. Bugün elimizde mevcut kaynaklara. Binbaşı Rıfat. Sait Cemal. 14 Masayuki Y. Talat (Edirneli). dizin.19 Süvari üstteğnıeni Cavit Bey.ıfi Yarbay Ziya Bey. Kazim Bey. Binbaşı Hüsnü. Kolordu 83. Üsteğmen Yunus (Musullu). Yüzbaşı Şükrü. Hilmi (Aksaraylı). Üsteğmen Mehmet Sadık (Samsunlu).21 Yedcksubay Halil (Bartınlı). İstanbul: Bağlam Yayınlan. yeni okullar açmışlar. 1998. ikincisi ise Buhara ordusunun temelini atmak için girişilen askeri eğitimdir. Topçu mülazim-i evveli Haydar Şevki. "" Üsteğmen Nafi Bey Türkistan'da Enver Paşa'mıı yaverliği görevini yapar. İsmail Hakkı (Kayserili). Osmanlı Devleti'nde gördükleri son modern öğretim ve eğitim yöntemlerim Türkistan'da uygulamaya sokmuşlardır. Bunlardan biri. Önce Ruslara esir düşerek Sibirya'daki Krasııoyarsk esir kampına gönderilen ve daha sonra çeşitli gruplar halinde oradan kaçarak Taşkent ve Bulıara'ya geçen 300 kadar Osmanlı subayının Türkistan'daki faaliyetlerinin başlıca İki alanda yoğıınlandığmı görüyoruz. Özellikle benim yayınladığım Râci Çakıröz'ün hatıralarına dayanarak. Yüzbaşı Cemal. 16 Arif Bey Türkiye'ye döndükten sonra Baytııng soyadını alır. s.

3' Resim 1: Türkistan'daki Yenilik (Cedirçilik) hareketinin önderlerinden Münevver Kari (2. . 1919). Sırada soldan 4. Sakallı) bir grup Türk subayları ve başka Türkistanlı aydınlar ile (Taşkent.

Yüzbaşı Galip Türk subaylarıdır). 7 •I Resim 2: 1920'de Taşkent'teki Turan mektebi öğretmenleri ve s_ınıf mümessilleri (orta sırada oturanlardan sağdan 2. Raci ÇakırÖz ve 3. .5- S.

Yüzbaşı Galip Türk subaylarıdır) . 3. 2. Raci Çakıröz.Resim 3: Taşkent'te öğretmenlik yapan Osmanlı subayları ve Türkistanlı öğretmenler (ilk sırada soldan 1. Hilmi.

.O Resim 4: Buhara Cumhuriyeti"nin Çarcoy şehrindeki Öğretmen Okulu hocaları: Oturanlardan soldan 1. (Raci Bey) Türk subaylarıdır. ve 4.

.İS) o JEtesim 5: Buhara Cumhuriyeti Maarif Nazırlığı (Milli Eğilim Bakanlığı) tarafından Türk subayı Raci Çakıröz'e verilen öğretmenlik yıllarını gösteren resmi belge (Belge Arap yazısiyle Özbekçe ve Rusça olmak üzere iki dildedir).

Resim 6: Osmanlı subaylarının idaresinde Taşkent'te sahneye konan bir piyesten sahne."ÎT*. .

.Timur Kocaoğhı o^İ^^ Resim 7: Buhara Milli Ordusunu kuran Osmanlı subaylarından Musullu Yunus Bey.

Kesim 8: Osmanlı Subaylğrinin yetiştirdiği Buhara Cumhuriyeti ordusundan bir takım. .

.Resim 9: Buhara ordusundan başka bir görünüş.

Türk subaylarıdır. 35 . Raci Çakıröz ve 4.F Türkistan'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Resim 10: Buhara Ordusu bandosu. Önden ikinci sırada soldan 3. Ağustos 1920'de Buhara'ya kısa bir gezi yapan Cemal Paşa. çok memnun kalmıştı. Osmanlı subaylan tarafından kurulan Buhara Milli Ordusunu teftiş ederek. Milli Bando Cemal Paşa'yı Türk marşları çalarak seJamlamıştı.

Bu bildirimde. Ahilik Haftası'uda okunmuş bildiri. Hz. Bunun başlıca sebebi Osmanlı tarihçilerinin bu konu üzerine yeterince eğilmemiş olmalarıdır. en diğer yerli araştırmaların konuya ilgi duymalarını sağlamalıydı. Bu teşkilatı yazarken onun kullandığı özgün kaynakların ilki. teşkilat ve onun dayandığı fikirlerin Osmanlı döneminde kazandığı yeni mahiyet izah edilmiş olacaktır. 37-55. Ali vasıtasıyla Hz. s / . fütuvvef meslekine salik olan ahiler. ondördüncii yüzyıl mezar taşlarında ve onbcş ve onalUııcı yüzyıl Osmanlı belgelerinde rastladığım ahiler ve onların tesis etdikleri zaviyeler üzerine özet bilgiler sunacağım. Bu önemli teşkilat üzerine ilk ciddi yorumlar merhum Prof. Ayrıca.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Aşıkpaşa Tarihi. Aslında. Bunlar sadece bir esnaf topluluğu değildir. Dr. 15-16 Ekim 1997 tarihleri arasyndu Kırşehir'de düzenlenmiş ohııı 10. ANADOLU'DA AHİLER VE AHİ ZAVİYELERİ1 M. Fuat Köprülü'ye aittir. Hacı Bektaş'm MakalaVı. Ayrıca. Ona göre. asıl olarak. Şimdiye kadar yerli ve yabancı tarihçilerin ahi teşkilatı üzerine ileri sürdükleri görüşleri kısaca özetlemekte fayda vardır. Taşköprülüzadc'nin Şakayık-ı Numaniye'si ve htaııtıkü't-Tayr'ın ondördüncii yüzyılın ilk yarısında yetişen büyük Türk şairi Gülşehri'ce yapılan Türkçe çevirisi gelmektedir. üzülerek belirtmek gerekir ki ahi teşkilatının mahiyetini ve yayıldığı coğrafi sahayı i/ah çimekten uzaktır. ss. Muhammed'e kadar ulaşmakladırlar. EttiLkVmnMenaktbü'l-Arİfm'i. Doç. Halbuki. misafirperverlik ve mertlik gibi güzel insanî hasletleri hem müslümanlara hem de gayrimüslimlere aşılamış olması. daha sonraki yüzyı Hardaki durumunu özellikle Osmanlı zamanındaki gelişimini bilememekleyiz. Anadolu ve Rumeli'nin bir kısmında yayılmış olan bu teşkilatın hem Türk özelliği taşıması hem de cömertlik. füiüvvetnanıeler.. 'onüçüncü yüzyılın mesleki tasavvufı bekarlar zümresi' olarak yorumladığı ahiler üzerine ayrı bir kitap hazırladığını beyan etmişse de böyle bir kitabı ne yazık ki neşredcmemİştir. teşkilatın kuruluşu üzerine kıymetli bilgilere sahip olmamıza rağmen. Anadolu'da bu yüzyıllarda 'fütuvvet tarikatı' adıyla bir tarikat la mevcut değildir. tarihçiler dışında. soy kütüklerini. Köprülü. İzmir 2000. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. sanının. AkifERDOGRU Anadolu'da ontiç ve ondördüncii yüzyıllarda mevcudiyetlerini ve faaliyetlerim bildiğimiz ahi teşkilatı üzerine şimdiye kadar yapılmış anıştırmalar. Ihn Bal t ula seyahatnamesi. Bu bilgiler dikkatlice değerlendirildiği zaman. onbeş ve onaltmcı yüzyıllarda yazılmış Osmanlı belgelerindeki kıymetli bilgiler bu teşkilat üzerine ışık saçar.

Anadolu Selçuklu sultam I. Eflaki'nİn eserinde adı geçen Alü Ahmed. o: 'Anadolu 'da İslamiyet' isimli ünlü makalesinde. Cahen ifade etmişlerdir. Cemaleddin Alü Gühertaş ve Ahi Evraıvın da onüçüncü yüzyılın ortalarında yaşamış olabileceklerim Prof. Ahi Mustafa. siyasi önemlerinin kalmadığına işaret eder. kıymetini hain muhafaza etmektedir. Alıi Muhammed Divane. Eflaki'nin eserinde bu ahilerdenden başka. 1284 yılında vefat etmiş olan Hüsamcddin Çelebi'uin büyük babasıdır ve diğer ahilerden daha önce alü teşkilatına girmiş olmalıdır.. Akif Erdoğnt Batınî bir tarikat olarak doğan alillerin 1360-1361 yıllarında Ankara'nın Osmanlılar eline geçmesinden sonra. Cahen'in esaslı yorumunu hakikaten kabul etmek 38 . Ahi Kaysar. kısacası ahilerin Osmanlı denetimine girmesinden sonra. 'anarşi devre/erin de' kuwet ve kudrel kazandığını. Yine. ilk ahi olarak. Yine o. Onun çözmek istediği sorunlardan ilki. bu ahilerden başka. Özellikle 'Ahİyan-ı Rum ' denilen zümrenin Osmanlı merkez idaresi kuvvetlendikten sonra sadece esnaf teşkilatı mahiyetinde kaldığını ifade eder. Köprülümden başka. Mevlana'nm Mektuba! adlı eserinde adı geçen Emir Alıi Mehmed. ancak ondördüncü yüzyıldan sonra. ilkinin 1297-1298. devlet kuvvetini değil. Zira. 1243 yılında vukubulan Kösedağ savaşından sonra Ahiler ile Fıtyan. Merhum Köprülü'nün ahiler üzerine beyan ettiği bu görüşler kuşkusu/. bilindiği gibi. Cahen kısa bilgiler vermiştir. Prof. Ahi Basara. Acaba Anadolu'da isimlerini yukarıda belirttiğim bu ahilerden daha önce yaşamış bir alıi var mıdır? Bu sual hakikaten teşkilatın kökenlerini ve yayıldığı cığrafi sahayı göstermesi bakımından önem taşnnaktadır. Onun bu husustaki temel görüşü şudur. Ahi Musa. Alıi Bcdreddin. İkinci ahi. Ahi Muzafferiiddin. hakkında ileride daha fazla bilgi vereceğimiz Konya yaşamış Urmiyeli Alü Türk'ü kabul etmekledir. onikincİ yüzyılda Anadolu'da ahi teşkilatının ya da ahilerin olup olmadığıdır. Moğollara karşı birleşmişlerdir. mahalli halk idaresini temsil ettiklerini ileri sürer. 'Sevakıbü'lMeiıakıh' adlı eserde. ahiliğin ne şekil bir mahiyet kazandığı hala açıklanması gereken karmaşık bir mesele olarak kalmakladır. ilk alıi 1216-1217 tarihlerinde Antalya'da yazılmış bir vakıfname adı geçen Ahi Enıinüddin Mahımıd bin Yusufdur. Alıi Muhammed Seyyidabadi ve Ahi Çoban gibi ilk ahiler üzerine Prof. İslam âleminin her sahasında göze çarpan esnaf teşkilatına bağlı olduklarını öne sürer. Cahen. Osmanlı devletinin kuruluşunda bunların büyük bir amil olduklarını açıklar. Alıi Polad ve Ahi Sıddık'm adı geçmektedir. Ahi Natur'un Mevlana Celaleddin-i Rumî'nin müridi olduğu zaman yüz on yaşında olduğu yazılıdır. Çünkü. müteveffa Prof Claude Cahen'in ahiler üzerine belirttiği görüşlerin ise ayrı bir kıymeti bulunduğu kuşkusuzdur. biraz tasavvufi bir renk aldığuiı. Anadolu şehirlerinde ahiliğin kuvvetlendiğini. Tarih-i al-i Selçuk'da Alıi Alııned ve Alıi Alınıedşalı adlı iki Konyalı ahinin adı yazılı olduğunu bildirmiştir. 1262-1263 tarihlerinde Divriği'de ölen Alıi Abdurrahman'dır. alpler ve sipahiler arasında münasebet peyda eliklerini belirtir. İzzeddm Kcykavus'un füüıvvet teşkilatına girmesinden sonra. Üçüncüsü ise onüçüncü yüzyıl başlarında Konya'da yaşadığını bildiğimiz Alü Natur isimli ahidir. Cahen'e göre ikinci önemli mesele de Konya'da alülerin siyasî olarak Moğolları mı yoksa Türkmenleri nü tuttu klandır? Bu hususta Prof. Ahi Emir Ahnıed-i Bayburlî. ahilerin Osmanlı Öncesinde geliştiklerini. Bunların.M. ikincisinin de 1294 veya 97 yıllarında vefat etliklerini belirlemiştir. Alü Türk. Ahmcdşah'ın vefatından sonra Konya rindlerinin (çoğulu: rünud) basma Alü Sıddık'ın oğlu Alü Mustafa geçmiştir.

Ahiler Selçuklu yönetimine bağlı görünüyorlar. onüç ve oııdördüncü yüzyıllarda Anadolu'da loncalar halinde teşkilatlanmış füluvve İdeallerini uyarlayan genç erkek derneklerinin lideri için kullanılmış bir kelimedir. Her ne kadar. Dr. Onüçüncü yüzyıl sonlarında Anadolu Selçuklu devleti parçalanırken. Ahiliğin diğer yönleri de incelenmiştir. Bayezid. ahi teşkilatı üzerine ışık saçmaktadır. Ahilere ait mezar taşlan bu konuda yeterince kullanılmamış özgün kaynakların başında gelmektedir. Ona göre ahi. bu yazıtta. Osmanlı arşiv bilgileri Muallim Cevdet'in kıymetli eserinde bulunabilir. esnaf teşkilatı şeklinde sürekli olarak devam ettirdiği için. devletin denetimi altında bir sünni mahiyet aldığıdır. Orta Anadolu şehirlerde ortaya çıkan eşkıyaların (rümtd) liderlerine de bu isim verilmiştir. Prof. Çelebi Mehmcd gibi Osmanlı padişalüan ahi teşkilatını canii gönülden desteklediler. Yukarıda isimlerini belirttiğim modern ve özgün kaynaklara ilave olarak. bazı konular hata açıklanamamıştır. Konya'da Hüsameddin Çelebi'nin kabir kitabesidir. Prof. Ancak bu kaynaklar araştınnacılarca ne yazık ki yeterince kullanılmış değildir. Onüç ve oııdördüncü yüzyılın Türk beyleri ve I. Bir kısmı zamanımıza ulaşabilmiş bu üzerine Arapça yazılar hakkedilmiş bu mezar taşlarında en azından ahilerin isimleri ve vefat tarihleri bize bildirilmektedir. Uygurca'da ve Kaşgarlı Mahmud Lügatı'nda bu kelime 'akı' şeklinde geçmekledir.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri gerekiyor: 'ahi/er hiçbir siyasi gücü olmayan fakat iktidar boşluğu bulunan zamanlarda karışıklıklar çıkmış şehirlerde ön sırayı alan. Onların vatan sevgisi çok fazladır. Konya'nın hayalını tehâil ettikleri zaman da Türkmenlerin büyük düşmanıdırlar \ Açıklanması gereken diğer bir sorun da ahiler ile esnaf arasındaki ilişkiler başlangıcı ve malüyeüdir. Osmanlı döneminde. Kırşehir'in ahi abbaları esnaf loncalarını dolaşarak icazetname verililerdi. Mikail Bayram. Debbağların ahi babası bütün lonca teşkilatının başıdır. Örneğin. Modern araştırmalara rağmen. 1. düzenli ordunun eksikliklerini iamamlayab'üen önemli bir teşkilatdır. zamanımıza kadar ulaşmış Osmanlı arşiv belgeleri ve mezar taşlan. Arap ve Fars topraklarında ahiliğin yayılmamasınm sebepleri bilinmemektedir. Konya'da Ahi Türk olarak bilinen mühim bir kişinin nesli ortaya 39 . Dr. Disiplinsiz harelcetleri genellikle kendilerine saldıranlara karşıdır. Bu konu benini bildirimin sınırlarını aşacağı için üzerinde durmuyorum. bu teşkilat onüçüncü yüzyıl Anadolusu açısından son derecede öneme haiz ise de. Modern Türkiye'nin kuruluşu açısından da önemlidir. Ahi Evran ve ilk alillerin hayatları henüz aydınlatılmayan konular arasındadır. Bence diğer önemli bir mesele de Fuat Köprülü'nün başlangıçta batini olarak zikrettiği ahi teşkilatının. Franz Teasclmer tarafından yapılmıştır. Bu önemli Türk teşkilatı üzerine dikkate değer bir takım araştırmalar Prof. çok kısa bir süre içerisinde. Fevkalade bir misal. Lonca üyeleri tararından seçilen ahi babanın Ahi Evran'ın neslinden geldiği iddia olunur. özellikle Ahi Evren'in hayatım araştırırken ahi teşkilatın kuruluşu üzerine Arapça ve Farsça yazma eserlere dayanan yeni kıymetli yorumlamalarda bulunmuştur. Ahiler yönelimi doğrudan doğruya ele geçirdikleri zaman Moğolların. Türkiye Cıımlıııriyeti'nin kuruluşuna kadar izlerini. Çünkü biliyoruz ki Şeyh Edcbalı gibi ahiler Osmanlı devletinin kumlusuna katkıda bulundular. Neşet Çağatay'ın araştırmaları da teşkilatın inanç ve gelenek tarafına yöneliktir. Murad.

Onların ruhunu kutsal kılsın. 702 yılı Rcbiütewel ayının gurresi' yazılıdır. Sene 789 (1387)\ Alıi Murad kızı Falıma hatun Iahdinde: 'Keykubad oğlu Hüseyin oğlu Ahi Murad kızı Hacı Falıma nıağfure. Görüldüğü gibi Alıi Elvan ve Alıi Şcrefddin ailesiyle ilgili mezar taşlamadaki ifadeler son derecede basit ve anlaşılırdır. Ahilere ait bu mezar taşlan kuşkusuz son derece kıymetlidir. Ahi Arif oğlu Alıi Yusuf. Kabir kitabesinde mevcut bütün bu bilgiler ahilerin tarihi için son derecede kıymetli birinci eldir. Melul Meriç. erdemin babası. Alıi Ali oğlu Ahi Yusuf. doğru yolun (islam) ve bilginin imana. Hakkın ışığı Ahi Türk olarak da bilinen Urmiyeli (İran Azerbaycanı 'nda) Hasan oğlu Mehmed oğlu Hüsameddin Hasan 'indir. merhume öbür dünyaya intikal etmiştir'. Aicif Erdoğru koymakladır: 'Bu türbe şeyhlerin şeyhi. Bu sebeple. bu yazıtların vakit geçirilmeksizin hemen toplanılması ve değerlendirilmesi gereklidir. Allah onu affetsin. Ahi Elvan kızı Seher Hatun"un kabir taşında: 'Ahi Elvan kızı Hacı Seher Hatun dünyadan kadınlar alemine göçmüştür. Alıi Şererüddin'in oğlu Alıi Hüseyin'in lahdi çok basit ifadeyle yazılmıştır. Hüsameddin oğlu Ahi Şerefüddin Mehmed. Alıi Suca. Nitekim. 683 yılının Şaban ayının 24. Ankara'da Alıi Şercfeddin türbesi 731 (1330-1) İnşa edilmiştir. 843 yılının Ramazan ayında'. Alıi Sinanüddin kabir taşında. Kabir kitabesine göre Hüsameddin cl-Hüseyni oğlu Alıi Mehnıed (Şerefeddin) 731 yılında vefat etmiş ve Patıma. Alıi Şerefeddin Mehmed oğlu Ahi Hüseyin. Hacı Alıi Murad oğlu Hacı Şemseddin Alıi 40 . merhum R. Ahi Ali. Ahi Şerefeddin Mehmed oğlu Alıi Yusuf. Ahi Arif oğlu Alıi Yusufun kabir taşında: 'Ahi Arif oğlu Ahi Yusuf sene 787 (1385)'. Alü Hüsam oğlu Hacı Alıi Murad. Alıi Arif. Akşelıir mezarlığında ahilere ait mezar taşlarını tesbit etmişti. zamanın dostu. yeryüzünün hazinelerinin güvenilir kişisi. 833 yılının Zilkade ayı' yazılmıştır. Bilinmeyen yeni ahilerin İsimleri mezar taşlan sayesinde ortaya çıkarılabilir. Alıi İshak oğlu Scyyid Şcmscddin Ahi Yakup. Ali. Günü'. Alü A1İ. Ahi Hüseyin'in kızı Ayşe Hatun Iahdinde ise: 'Masume. ariflerin önde geleni. şehide. Alıi Sinan oğlu Alıi Çelebi. Hz. Alıi Ali oğlu Ahi Yusufun kabir taşında: 'Ahi Ali oğlu Ahi Yusuf merhum mağfur Fena aleminden Beka alemine göçmüştür. Mezar taşları ve bir kaç Arapça vakıfname bir çok Ankaralı ahinin ismini bilmemize olanak tanımaktadır: İsmail oğlu Ahi İshak. sa'ide. Örneğin.M. Alıi Melik. Ahi Sinanüddin. 'Ahi Sinanüddin Mülk dünyasından Ahirete göçmüştür'. Bu taşlardan ahilerin vefat tarihleri tesbit edilebilmektedir. Alıi Elvan oğlu Emir Paşa'mn kabrinde: 'Ahi Elvan oğlu Emir Paşa küçük dost erkek alemine göçmüştür: Kabri iyi ve (emiz olsun. Çoban oğlu Ahi Yakup. Allah 'in rahmetine gark olmuş Ahi Hüseyin kızı Aişe vefat etmiştir. Hacı Ahi Hüsam. Zehra. Alıi Yakup. Allah ondan ve onlardan razı olsun. Alıi Şerefeddin Mehmed oğlu Ahi Hasmı. Niğde'de türbesi bulunan Gündoğdıt oğlu Ahi Eyyup 745( 1344) yılında vefat etmiştir. dokuzuncu göğün hazinelerinin anahtarcısı. Nizamiiddin Hezar oğlu Mccdüddin İsa oğlu Ahi Elvan Mehmed. Keykubad oğlu Hüseyin oğlu Ahi Murad. on imam İçin dua edilmesini vasiyet etmiştir. 'Ahi Şerefeddin oğlu Ahi Hüseyin Allah onu affetsin yıl 731'. Ondördüncü yüzyıla ait Ankara'da mezarlıklarında olan bir kaç alıi mezar taşı Konya müzesi eski müdürlerinden merhum Yusuf Akyıırt larafmdaıı tesbit edilmiştir. Scyyid Şemseddin Ahi Yakup oğlu Alıi Hüsameddin Hüseyin {diğer adı: Alıi Fahrcddin). Ahi Sinan.

Bu ortaçağ toplumunda bu cemaatler mevcudiyetlerini korumak için dinî ve ahlakî mazeret aramışlardır. Bu dönemde Anadolu 'da güçlü bir merkezi otorite olmadığından dolayı ahiler birkaç kamu hizmetini icra ettiler ve şehirlerde siyasi bir güç oldular. Ahi Adil. Yakıdoğıı toplumumla eski zamanlardan beri ortak ideal ve alakaya sahip cemaatler kendilerini belli bir örneğe göre teşkilatlandırmışlar dır. Halil İnalcık9in yorumu: 'Za\>iye kuran şeyhler farklı tarikatlara bağlıydılar. Bunlar.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahıned. Rumeli'nin yeni fethedilmiş topraklarında yüzlerce zaviye kurdular. Şevh fütüvve ahlakını çok iyi bilen esnaf loncasının tecrübeli ustalarından seçiliyordu. Ama ne yazık ki flUuvve ahlakı zanaat loncalarında devam etti. Hakikaten başlangıçtan beri İslam esnaf loncaları yönetici askeri ve idari sınıfa zıt olarak halkı temsil etmiştir. Böyle teşkilatlanmış bir cemaatin en önemli üyesi dış dünyayı temsil eden ve dış işlere yönelmiş olan erkektir. Böylece her zanaat loncasının başında bu ahlakî ve dînî yetkiyi temsil eden bir şeyh bulunmuştur. 1330 'da Anadolu 'yu ziyaret etmiş olan Ibn Battııta bunların canlı bir tasvirini yapmıştır. orduda. Bu esnaf loncası içerisinde bir küme zanaatkar ayrı bir grup kurmak istediklerinde bir kethüda seçerler ve onları bağımsız bir esnaf loncası olarak kaydedecek olan mahalli kadıya giderlerdi. onaltmcı yüzyıl sonlarına kadar kazandığı mahiyet üzerine Prof. medreselerde. ondördüncü yüzyıl Anadolusu 'nda da ahi denilmiştir. kethüda loncaların hükümete ödeyeceği vergileri tahsil eder ve hükümete öderdi. Şehirlerde her zanaat kümesi seçtikleri bir ahinin başkanlığı altında fütüwe esaslarına göre teşkilatlandırılmıştı. Bu kişiye Osmanlılar kethüda. Anadolu ve Rumeli 'nin orta kısımlarında dinî bir önder mevkiinde kalmışlardır. Şeyhler esnaf loncalarında önemli bir rol. Osmanlı zamanında kethüda ahinin yerini aldığında esnaf 41 . oynadılar. ahileri gitdikçe kendi denetimi altına aldı. Anadolu toplumunda hüküm süren bir etkendi. Esnaf loncalarında zanaatkarlar kendileri adına hükümetlerle başarılı ilişkiler kuracak ve esnaf loncası nizamlarını icra edecek kendi üyelerinden bir kişiyi kethüda olarak seçtiler. ancak bunların çoğu 'ahi' unvanını taşımaktaydılar. Şehirlerde ahi akımı basit bir esnaf lonca teşkilatı oldu. Hükümetler kethüdalar vasıtasıyla esnaf lonca!arıyla irtibat kurar. Kadı veya beylerbeyinin onlar üzerine kethüda seçtiği kişileri reddettiklerine dair bir çok vesika vardır. Çıraklık ve ustalık merasimlerinde loncalarda ceza verme ve bildirmede bunlar başkanlık yapıyorlardı. tarikatlarda ve esnaf loncalarında bulunabilir. Ahi fikri bir tarikat olmaktan daha ziyade sosyal bir teşkilat idi. Ustalar eğer isterlerse kethüdayı görevinden alırlar ve yeni birinin seçiminde hükümetin müdahelesine daima karşı koyarlardı. Hakikaten merkezi hükümet esnaf loncalarının yetkilerine saygı duymada sıkıntı hissetmiştir. Ahi Mamak. İlk zamanlarda ahiler Osmanlı devlet ve toplumunda önemli bir rol oynadılar. ancak merkezileşme ve yetkilerin büyümesiyle devlet. Kethudasız bir esna/loncası bağımsız addedilmeyeceğinden dolayı hu seçim çok önem taşıyordu. ahilik adı altında. Esnaf loncalarını devletin kurduğunu ve denetlediğini veya sosyal olarak farksız bir toplum oluşturduklarını söylemek bir abartıdır. Ahi teşkilatın. Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud sadece isimlerini bildiğimiz ahilerdir. Arap topraklarında şeyhler esnaf loncalarının asıl idarecileri olmalarına rağmen. Araplar şeyh derken. Aynı örnek ve aynı terminoloji Osmanlı sarayında. Ondört ve onbeşinci yüzyıllarda bu akım. Şeyh mersairnleri yönelen bir görevliydi.

bunlardan başka özellikle şehirlerde mahalle. Nitekim. mertlerin seçkin kişisi (zübde-i erbabii'lmıirfivve). gariblcrin sığındığı kişi (rnelce-i gureba). sadakat ve safa kaynağı (nıadenü'sıdk. Ahi Celal Alıi Malımud. Esnaf loncalarının yöneticileri. en şefkatli efendi ftıudavend-i eşfak). Osmanlı belgelerindeki bilgiler alıilerin Anadolu ve Rumeli'nin iskanı üzerindeki rollerini aydılatmaya kafidir. Debbağlann piri olarak kabul edilen Alıi Evran adına. Yine Ahi adını taşıyan bir mahalle İshaldi şehrinde (Sultandağı. Ayrıca bir hususu belirtmek islerim: diğer şehir ve köylerdeki ahilere nazaran daha çok bilgi ve belge bulunduğundan dolayı Ankara ahileri üzerine çok şey yazılmıştır. yaradılanlann en güzeli (alısenü'l-halk). mescit. Konya. Alıi Osman Karaman şehrinde. Akif Erdoğru loncalarının dini özelliği zayıfladı. Alıilerin şehirlerde oynadıkları ticari rol şimdiye kadar yapılan araştırmalarda daha ön plana çıkarıldığı için kırsal kesimde yaptıkları iskan faaaliyetlerİ genellikle unutulmuştur. Bunlar Anadolu şehir ve köylerinde Türkleşme ve İslamlaşmayı teşvik etmekle kalmamışlar. ahiler için. vakar sahibi (muvakkar). sahip oldukları yetkileri muhafaza etmek için devleti lonca işlerinde daha faal görev almaya davet etmeye başladılar'. muhtemelen onüçüncü yüzyılın ortalaruıda Kırşehir merkezde bir mahalle kurulmuştur. ve's-safa). Belki misafirperverliklerini çoğunlukla zaviyelerinde misafirlerine gösterdikleri için bu yönleri ihmal edilmiş olabilir. Kayseri. Osmanlı öncesine ait kaynaklar bunların bu rolleri üzerine fazla bilgi verilmemesine karşılık. Eserin 'lıitabı alıiyaıı" kısmında. dilediği işi yapmakta serbest olan saygın kişi (cenab-ı menab-ı mutlak) sıfatları kullanılmıştır. Halbuki. Ahilerin Anadolu şehirlerinin iskanı ve şehİrleştirİlmesİ üzerinde oyadıkîan işlev üzerinde Özellikle durmak istiyorum. 'Menâhicü 'l-înşa' adlı münşeat mecmuasında onlar için övgüler yazılıdır. Ankara. Çünkü. Niğde gibi Orta Anadolu şehirlerinde ahilerce kurulmuş mahallelere bolca rastlamaklayız. Bu mahalle şehrin en zengin ve en kalabalık bir mahallesi olarak hayatım devam ettirmiştir. ahiler sadece zaviyeler inşa etmediler. vefa ve cömertliğin kaynağı (menba-İ cud ve'l-vefa). onaltmcı yüzyıl sonlarına kadar en azından yedi alıi 42 . Ankara dışındaki şehirler de ahiler açısından çok önemlidir ve bu şehirlere ail belgeler incelendiğinde pek çok şehrin Anakara kadar önemli olduğu ortaya çıkacaktır. Akşehir yakınında) bulunmaktaydı. Ahilerin onüçüncü yüzyılın ilk yarısından itibaren Anadolu ve Rumeli'nin bir kısmmı gerçekten vatan tutmuş Türkler oldukları Osmanlı vesikalarından anlaşılmaktadır. Örneğin. Alıi Reis. Halbuki. Kayseri şehrinde Alıi Malımud ve Ahi İsa adım taşıyan mahalleler vardı ve bunlar mevcudiyetlerini en azından oualtmcı yüzyılın sonlarına kadar devam ettirebiİdiler.M. Ahi Paşa ve Ahi Mustafa isimli mahaller Niğde şehir merkezinde yer almaktaydı. cami gibi İslami mabetler ve idari birimler de kurdular. Çünkü biliyoruz ki bunların Anadolu ve Rumeli'de kurdukları zaviyeler henüz bir harita üzerine yerleştirilmediğinden dolayı onlann yayılma sahaları ve buralardald faaliyetleri üzerine bilgilerimiz kıttır. cömerlerin efendisi (seyyidü'l-eshiya). Ankara şehri bu bakımdan son derecede ilgi çekicidir. aynı zamanda en ücra köy ve şehirlere kadar giderek kurdukları zaviyelerle buraların iskanım ve şehirleşmesini de sağlamışlardır. şerefli kişilerin övünüleni (tnejîum'i'l-ashab). En dikkat çekici bir ömek de Kırşehir merkezdeki Ahi Evran mahallesidir. Ahi Yadigar isimli ahiler Akşehir merkezde mahallelerini kurulmuşlardır.

Özellikle Osmanlı vakıf defterlerini incelediğinde küçük de olsa bir vakfa salüp olan birçok alü zaviy esiyle karşılaşılmaktadır. Onüçüncü yüzyılın ilk yarısından daha sonraki dönemlerde bunların sayısının daha da artmış olması tabii bir durumdur. Bununla beraber Rumeli'nin köylerinde de alü zaviyelerine rastlamaktayız. Bıırsa'da Alü Şemseddin. Öncelikle şu hususu da belirtmek gerekir: Alü zaviyeleri sadece Anadolu'da şehirlerde kurulmuş değildir. Örneğin. Niğde'de Ahi Caruk. Erzincan'da Ahi Nizameddin. Ahilerin zaviye kurucu özellikleri diğer özelliklerine göre daha çok bilinmektedir.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri mahallesi Ankara şehir merkezinde yer almaktaydı. Diğer Anadolu şelürleri bu açıdan incelendiğinde. onaltıncı yüzyıl sonlarına kadar çok sayıda alü zaviyesinin kurulması ve bunların bir vakfa salüp olmaları sadece devletin_ denetiminde olmaları ve Osmanlı sultanlarının hoşgörüsüyle izah edilemez. Bergama'da Ahi Sinan. Erzurum'da Alıi Duman. Ahi Elvan. Gümüşhane'de Alü Meceddin. aynı dununun o şehirlerde de mevcut olduğu kolaylıkla gözlemlenmektedir. Antalya'da Ahikızı Mescidi mahallesi. Ibn Batluta'nm Peçin'de var olduğunu söylediği Alıi Ali zaviyesi. Çünkü. Ibn Battuta seyahatnamesini okuyanlar. Ahi Çelebi. Ali Ali zaviyesinin ismi Osmanlı belgelerinde geçmemektedir. Ahi Mahmud ve Ahi İsa mahalleleri Ankara şehir merkezinin önemli malıaleleri arasındaydı. Kastamonu'da Alü Nizanıeddİn ve Sinop'da Alü İzzeddin Çelebi ünlü seyyahımızın hafızasında kalmış olan ahi zaviyeleridir. Hele merhum Prof. Ahi Hacı Murad. Sivas'da Ahi Bıçakçı Ahmed. Tire şehrinde Alü Sinan mahallesi bildiğimiz alü nıahallelerindendi. Bütün bu tutarsızlıklar belki de vakıf müessesiyle ilgili olabilir. Anadolu'da kurulmuş olan alü zaviyelerinin sayısı Ibn Battuta'mn belirttiğinden daha fazladır. ünlü gezginin Anadolu'yu bu zaviyelerde yatıp kalkarak geçirdiğini ve onlardan memnuniyetle sözettiğini çok iyi bilirler. Şüphesiz. Denizli'de Alü Sinan ve Alü Duman. Vakfı olmayan alü zaviyeleri muhtemelen evakf defterlerine yazılmamıştır. Şelür merkezlerinin çoğunda ahi zaviyeleri mutlaka bulunmaktaydı. Kütahya şehir merkezinde Ahi Armağan. Bunlar şehre bağlı köylere de zamanla yayıldılar. herhangi bir tarikata bağlı olmadıklarımı göre. Ahi Tura. Örneğin. Peçin'de Ahi Ali. Örneğin Ibn Batuta seyahatnamesine onbeş civarında bir alü zaviyesinden bahsetmekte ve hatla bunların birkaçının adını zikretmem ekledir. Ahi İzzeddin ve Alıi Mustafa isimli üç alü mahallesi onaltıncı yüzyıla kadar varlıklarım devam ettirebilmişlerdi. Bunların köylere ne zaman yayıldıkları da araştırılması gereken ayrı bir konudur. Yme Tire'de olduğunu söylediği Alü Mehmed zaviyesinin ismine onluna yüzyıl kaynaklarında ne yazık ki rastlayamamaktayız. Tire'de Ahi Mehmed. onaltıncı yüzyıl Osmanlı kaynaklarında Alü Hüseyin zaviyesi olarak yazılmıştır. Ahi Kiçibey. Fuat Köprülü'nün ahilerin ilk yıllanndaka batini karakterde oldukları daha sonra sünni özelliğe bürünerek Osmanlı devletinin denetimi atma girdikleri görüşü de bu meseleye eklenirse konunun daha izaha edilmeye çok muhtaç olduğu açıkça görülecektir. Çünkü Osmanlı katipleri çoğunlukla vakfa sahip ahi zaviyeleri kayda geçirmişlerdir. Vakfa sahip ahi zaviyelerinin birkaçının en azından isimlerini burada vermeyi faydalı bulmaktayım. Burada bir noktayı belirtmekte fayda vardır: aynı zaviyeler zamanla isim değiştirmiş ve zaviyeyi işleten son ahinin isnü Osmanlı kaynaklarına aksetmiştir. Bu zaviyelerin 43 . Aynı durum Kastamonu'da olduğum söylediği Alü Nizanıeddİn zaviyesi için de geçerlidir.

Alü Karaoğlu Alıi Mustafa ve Alü Ahmed Şuhud. Alü İne Hoca. Alıi Ömer. Alü Beklenilir. Alü Receb. Teke bölgesinde kurulmuş alıi zaviyelerine gelirsek: meşhur seyyah Ibıı Battuta Anadolu'yu ziyaretine bu bölgeden başlamıştı. Sığla sancağında ise bu zaviyelerden çok vardı. Ahi Arslan ve Alü zaviyeleri bulunmaklaydı. Alıi Mahmud. Alıi Bayrambeyi. Ahi Polad. Alü Mustafa. Ahi İsmail. Alü Selçuk. Orta Anadolu şelürlerinin durumu özellikle Ankara şehri ve civarı bu hususta çok ilgi çekicidir. Karalüsar-ı Sahip (Afyon) ve Haınid sancaklarında da ahi zaviyeleri bulunmaktaydı: Alıi Ulubcy. Ahi Çomak. Alü Süleyman. Alü Hamza. Güzelhisar dahil. ancak bunlar bu görüşümüzü etkiyecek kuvvetli deliller kesinlikle değildir. Ahi Çoban. Bozdoğan ve Ayasuluğ ve bunlara bağıl köylerde mevcut olan alü zaviyeleriydi. Alü Nasuh. Denizli sancağında Alıi Alaeddin. Ahikızı zaviyesi Anlal'yada. İsimlerini verdiğin ilk üç zaviye Balat merkezde yer almaktaydı. Alıi Mchmedi. Şehirdekilerin gelir kaynakları ise köylerdeki!ere göre biraz daha farklı olabilirdi. Alü Yunus. Zaviye sahipleri tarla. Alü Şatır. Alıi Sinan. Erkek şahıs isimlerinin hepsinin Türkçe oluşu bu görüşü desteklemekledir. Ahi Yuımsoğlu Ahi Bahşiş. bağ. Ahi Süleyman. Ahi Yuvaş. Alü Safa. Alü Kayser. Alıi Mahmud. Ahi Hüseyin. onaltıncı yüzyılda onsekizden fazla alıi zaviyesi olduğunu görürüz. Ahi Haliloğlu Ahi Musa. Ahi Ramazan ve Alıi Arslan zaviyeleri mevcuttu. Alıi Debbağ. Alıi Melmıed. Alıi Necmeddin. ve Alıi Ali zaviyeleri Sanman sancağında Akhisar. Alü Hızır. Alü Armağan. Alü Turgud. Aydın sancağı dahilinde ise (İzmir dahil) yirmi adetden fazla alü zaviyesi vardı. Peçin. Dolayısıyla bu bölge ahilerle tanıştığı ilk yer olması bakımından önem taşımaktadır. Ahi Hasan. Alü ivaz. bahçe. Alü Ömer. Nİf (Kemalpaşa). Kastamonu'da Ahi Şorba (sonra Şorva). Ahi Duman. Alü Paşa. Ahi Güvegi. Alıi Receb. Alü Hüseyin. Alü Hasan Bey. kurulmuşlardı. Alü Canık gibi Türkçe olup olmadığım bilmediğimiz bazı erkek ahi şahıs isimlerine vesikalarda rastlamaktayız. Alıi İslam. Ahi Ahmed. Ahi Süle. Ahi Babukçu Tire. Ahi İsmail ve Ahi Ümmel Balat ve Çine etrafında varlığını bildiğimiz vakfa salüp ahi zaviyeleriydi. Peçin merkezdeki Alıi Hüseyin zaviyesi dört eve ve bir adet ahıra sahip bulunuyordu." • M. Mekri (şimdiki Fethiye) gibi idari ve adli merkezler ve bunlara bağlı köylerde zaviyelerini kurmuş bulunuyorlardı. Alü İlyas alası Alü Yusuf. Ahi Mustafa Burdur ve İsparta yörelerinde isimlerini bildiğimiz ahi zaviyelerine sahipliler. Alü Evran. Şüphesiz Alıi Naturt. Alü Keskin. Alü Sinan. Alıi Resul. Kütahya şelür merkezinde Alıi Mustafa. Alü Türbeyi. Ahi Fekki. Alü Ali. Alıi Sinan. Alıi Osman ve Alü Çubuğa İzmir merkezde yeralan ahi zaviyelerinin isimleriydi. Ahi Mukbil isimlerini bildiğiniz ama hayatları hakkında pek fazla birşey bilmediğimiz Mcntcşcli alülerdir. Ahi Yusuf oğlu Alü Mustafa ve Ahi Sivri zaviyeleri Elmalı'da bulunmaktaydı. Menteşe civarını incelersek. Alü baba. Alü Yunus. Alü Şerefiiddin. Bunlara ek olarak Alü Hacı. Ahi Hamza oğlu Alü ivaz. Bolvadin ve Afyon merkez ve bunlara bağlı köylerde yeralmış alü zaviyeleri olduğunu bilmekteyiz. AkifRrdoğru n kurucuları ve işletenler kuşkusuz etnik ve kültür açısından Türk olan hayırsever genç erkeklerdir. Alü baba. Alıi Yakup. Demirci. Alıi Halil. Alıi Eyyup. Alü İshak. Sandıklı. dükkan gibi gelir getirici şeylere sahiptiler ve bunlar için devlete öşür ve haraç vermekteydiler. Alıi Melımed. Birgi. Güzellüsar. Alü Mahmud. Kirişçi baba. Alü 44 . Ahi Hüseyin. Ula. Ahi dede. Örneğin. Ahi AİL Alıi Salık. Alü Osman. Alü Nalcı zaviyesi Istanos'da (Korkuteli). Alıi Yakup. Ahi Yalıya. zaviyeleri yer alıyordu. Kestei. Alıi Sinan. Aİü Arap.

Alıi Süleyman. Alıi Paşa. Ahi Malımud. Amasya. Osmanlı Öncesi beylerin ahi zaviyelerinin kendi topraklan üzerinde kurulması ve genişletilmesini descklediklcrini vesikalarıyla bilmekteyiz. Arguma.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Elvan. büyük beylerce kurulmuş olsa bile. Samsun. ve Ahi Selman İsimli ahi zaviyeleri Ankara ve civarında bulunmaktaydı. Niğde. yiğitlik ve cömertlik kuralları üzerine kurulmuş olan bu alıi zaviyelerinde. akşam olunca zaviyede toplanır. Ahi Evran'a ait zaviyelerin Ankara. Alıi Kemah Alıi Yakup. İstinasız Osmanlı öncesinin bütün beyleri. Alıi zaviyelerin arasında sıkı fikri ve siyasi bir irtibatın olup olmadığı hakkında incelediğimiz Omanlı belgelerinde ne yazık ki bilgi bulunmamaktadır. nazari olarak değil. Alıi Şeyh Ali. önemli bir kısım Osmanlı öncesinde özellikle beylikler zamanında inşa edilmiştir. Ahi Polad zaviyeleri Hatunsaray. İhvan. Yolcular ve misafirler dışında. Osmanlı sultanlarının ahi zaviyelerini sosyal ve içtimai bir müessese olarak kabul ettiklerinin bir işareti olarak değerlendirilmelidir. Yunanlı tarihçi Prof. Bu zaviye kurucularının isimleri bizim bir noktaya dikkat etmemizi önermektedir: ahi zaviye kurucularının olarak yazılan isimler aslında zaviyenin kumcusunun gerçek ismini de yansıtmamaktadır. kazançlarını buraya getirir. Örneğin. Halta bunlardan bazıları bizzat kendileri bu zaviyelerden kurdular. Samsun. ahileri ve onların hayri faaliyetlerini kayıtsız şartsız desteklediler. Sivas ve Kırşehri arasındaki sahada yaygınlık gösterdiğine işaret etmektedir. Kardeşlik. Bu durum. Ahi Baba. Ahi Mesud. köylüler ve gayrimüslimlerle olan üşkileri üzerine de bilgilerimiz yoktur. Aksaray'da bulunmaktaydı. Ahi Çalıken. Alıi Paşa. Osmanlı belgeleri Osmanlı öncesinde kurulmuş ahi zaviyelerine atıflarda bulunmaktadır. Kayseri şehir merkezinde Alıi İsa ve Alıi Devletyar zaviyeleri yeralmaktaydı. aynı zamanda kültüre! ve dini merkezlerdi. Ahi Hüsam. Samsun ve Tokat civarında isiiılcriııi burada zikretmeyi gerekli görmediğim otuzbeşden dalıa fazla ahi zaviyesi bulunmaktaydı. Osmanlının denetimine girdikten sonra. Alıi Koca gibi isimler ahiler verilen unvanlar olmalıdır. Çorumlu ve Artukabad'da Alıi Evran adıyla anılan dön zaviye şüphesiz önemliydi. Alıi Malımud. Ancak nazari olarak en azından kendilerine yakın bölgelerde yeralan ahi zaviyeleliyle irtibat halinde oldukları kabul edilebilir. Alıi Hoca Ömer. yemek da\>etlerine katılarak grup hayatını burada 45 . bu durum. Ahi Evran zaviyesinden bir adeniıı de Ankara'da açılmış olması manidardır. Arnakis bu hususta şu bilgiyi vermektedir: 'Ahi zaviyeleri mahalli dayanışma merkezleri değil. Bunların bir kısmı Osmanlılar döneminde kurulmuş ve desteklenmiş olsa bile. alıilerin gayrimüslim köylülerle ne gibi bir münasebet içerisinde oldukları bilinmeyen ilgi çekici bir nokta olarak kalmaktadır. eğer görevli kişiler görevlerini ihmal ederlerse. Bu durum kadınların en azından resmen bu teşkilat içerisinde resmen rol oyanamadığımn bir işaretidir. Seydişehir. Ahi Cemal. devletçe hemen azledilirlerdi. Buraya kadar sıraladığım isimler. Manisa Demirci'deki Alıi İshak zaviyesine Saruhanoğlu İlyas Paşa vakıflar yapmıştı. Bununla beraber ahi zaviyelerinin iç işleyişi hakkında birtakım bilgilere sahibiz. Zira. Çorum. yolcular için barınak yerleriydi. Sivas. Beyşehir. Ahi zaviyelerinin kurulduğu köylerin çok bir bir kısmının müslüman Türk köyleri olduğu dikkate alınırsa. Larende (Karaman). Alıi İsa. Bayezid) bu zaviyeyi bizzat inşa ettirmişti. Akşehir. Rumeli'den de bir örnek vermek isterim: Ahi D inek zaviyesi Dimetoka'nm Kasaplar mahallesinde yer almaktaydı ve Sultan Yıldınm Han (I. Anadolu şelıri ve köylerinde çok sayıda ahi zaviyenin kurulmuş olduğunu açık bir delilidir. Ahi Sadi. Ahi Segid.

Alıi Tura (zamanla Alü Tuğra). AkifEr-doğAı devam ettirirdi. Alıilcrin cami ve ınescidler inşa ettikleri çok bilinen bir husustur. Alü Mustafa ve Ahi İzzeddin kendi isimlerini taşıyan mescidlerini Kütahya merkezde kurmuşlardı.M. Alıi Hacı Murad Ankara'da. Tanrfmn ve futüvvet ve mürüvvet sahibi ihvanın yardımıyla yapılmıştı. 1252-1296 tarihleri arasında Alıi Hüsameddin tarafından yapılmıştır. sene 784 (1382) '. Hacı Mecdüddin oğlu Mehmed Bey. Alıi Kızı Antalya'da kendi isimlerini taşıyan birer mescid inşa ettirmişlerdi. 28 Receb 751 (1350) tarilıinde vefat etmişti. alıi unvanının yazılmamış olması anlaşılmaz bir durumdur. Ahi Armağan. Her cemaat ahi olarak hitap edilen bir başın idaresi altında idi'. Alü Melik. Alıi Şerefuddİn. Alü Ali. Allah ve İslamiyetin şerefli kulu. 46 . Alıi Armağan. 1291 yılında inşa edildiği bildiğimiz bu camii. Arslanhane camii olarak da bilinen Ankara'daki Alıi Şerefüddin camii. Ahi Elvan'a gelince. Alıi Mustafa Kütahya merkezde. Ancak bütün bilgilerden bu ahilerin Allah. Ankara'da ahilere ait bir üçüncü camiden de sözetmek isterim: Ahi Yakup camii. said. sandukası üzerindeki yazıya göre. Ankara'nın en eski camilerinden biri olmalıdır. İslamiyet in ve mü si'umanların ışığı. Ankara'nm Hacı Murat mahallesinde bulunan Yeşil Alıi camii. murtaıa. 794 (1392) yılında Alü Suca. yardımlarıyla tamir edilmiştir. yolculara sunulan ziyafetlerin ve yemeklerin parası zaviyenin hazinesinden ödenirdi. Ahi Elvan ve Ahi Şerefüddin camileridir. Mescid inşa etmiş olan ahilere gelince. Alü Elvan Mehmed kabir taşında şöyle vasıflandırılmıştır: 'merhum. 1290 tarilıinde inşa edilmiştir. Hz. Alıi Şerefeddin ve Alü Yakup'un. Aynı cami. cömertlerin eliaç. Babasının da ahi olduğu ve Alıi Fahreddin ismiyle de maruf olduğunu hindinin üzerindeki yazıtdan anlamaktayız. futüvvet ve mürüvvet ehlinin sultanı. muazzam ahi. Bir senede elli dirhem buğday imamına. Ahi İzzeddin. said. Zaviyenin tamiri. Çelebi Sultan MehmedMn sultanlığı zamanında 810 yılında (1407-8) tamir edilmiştir. Bu cami. diğer bir kitabesine göre. Antalya merkezde Alıi Yusuf kendi adım taşıyan bir mescid inşa etmişti. Camii 731-762 (1331-1361) yıllan arasında inşa edilmiş olmalıdır. Bıitt'm bu kitabelerin içeriği Ankara'daki Alillerin İslam dinini yayıcı ve hayırsever özelliklerine işaret etmektedir. Örneğin. bu ahinin asıl adının bir kitabeye göre Hacı Elvan Mehmed Bey bin El-Hacc Mecdüddin İsa bin Nizanıüddiu Hezar olduğu anlaşılmaktadır. 2/3 (sülüseyn) buğday camiin kandil yağı için ayrılmıştır. Alıi Yakup. Alıi Arşları. İslam dini. Bu misallarin sayısı kuşkusuz çok daha artırılabilir. Taş vakıf kitabesine göre Ahi Yakup bin Alıi Çelebi bin Ahi Sinan mescidi. 1392 yılında Ahi Yakup tarafından tamir edilmiş ve bu isini almıştır. Bilindiği üzere. şehid. Bu hususta en dikkal çekici örnek Ankara'daki Yeşil Ahi. Sandukası üzerindeki bu yazıya göre Alıi Şerefüddin büyük ahi olup onların sultanıdır. Muhammed neslinin övünülen kişisi. Alü Ali Mekırde. Onun için seçilmiş elkab şudur: 'merhum. Allah ona rahmet eylesin. onlar İslam dininin Anadolu ve Rumeli'de yayılması için çok gayret sarfetmişlerdir. yirmi dirhem buğday müezzinine. Ahiliği resmen kabul eden Selçuklu sultanlarından Mesud bin Keykavus'un saltanatı zamanında. nıüslümanlar ve alüler için çalıştıklarınnı açıkça anlaşılması gerekir. Ancak bu kitabede Çelebi Sultan Mehmed'in lakapları dikkatlice kitabeye hakkedildiği halde.ıkların babası (ebu esha) Ahi Hüsameddin el-Hüseyni oğlu merhum Mehmed (Ahi Şerefeddin)'. halen mevcut kitabesine göre. mağfur. Bu cami Osmanlı belgelerinde Ahi Yakup mescidi ismiyle de anılmaktadır. Çünkü.

bağlar. ev. Vakıf paralan vakıfnamesinde yazılı şartlara aykırı harcayan ve görevini ihmal eden yöneticiler görevlerinden hemen alındılar. Ahiler çiftlikler. Bu bakımdan. vakfın mütevellisi ve nazırı ve müsafirler için harcanılması şart koşulmuştu. Anadolu ve Rumeli'de fırsatım buldukça resmi yollardan vakıflar kurdular. ya cami ve mescidleri ya da medrese ve mezarlarının korunması düşüncesiyle vakıf kurmuşlardır. Osmanlı sultanları fırsat buldukça ahi vakıflarım denetlemeyi her zaman istediler. Ankara'da Ahi Minnet çiftliği. Ahilerin vakıf kumcu özellikleri de önemle belirtilmelidir. Korkııteli'de Hıdıroğlu Ahi. Vakıf kurmakla hem kurdukları teşkilatm devamlılığını sağlamış oldular hem de belirli bir parayı ellerinde bulundurduklarından dolayı halk içinde itibar ve nüfuz kazandılar. Bütün ahiler. Kastanınonırdaki Ahi Şorva zaviyesinin Rebiülevvel 703 (1303) tarihli vakıfnamesinin şartlan bilinmektedir. Bu köylerden alman kiralar zaviyenin şeyhi. Böylelikle bir İstihdam imkanı da yaratmış oldular. Örneğin. Şehirlerde yaşayan ve faaliyet gösteren ahiler zirai kaynaklardan daha çok dükkan. Ahi Baba. çeşitli görevlilere de aylıklar bağladılar. Tavas'da Ahi İne Hoca çiftliği ahilerin zirai faaliyetlerine güzel bir misaldir. Alü Şeyh adında bir köyün (karye) İdari olarak Ankara'ya bağlı olduğu malumunıuzdur. bahçeler ve tarlalar açmışlar ve ziraati desteklemişlerdir. bahçe. Aynca bundan çok daha önemlisi. Daday'da Alü Fethüddin bahçesi. Yine. Osmanlı belgelerinden bu hususta çok bilgi çıkarılabilir. 4T . Başka bir misal: Ahi Orhab Bey oğlu Şeyh Alü Mehmed Muharrem 898 (Ekim 1492) tarihli Arapça vakıfnamesinde Adana Karaisalı kazasına bağlı olan Karakütül mezraasmın gelirlerim Hz. değinnen gibi gelir kaynakları üzerine vakıflarını temellendirdiler. tasarruf ettikleri vakıf paralar. Ahi Malmıud oğlu Mustafa ve Ahi Adüşah Ankara'da vakıf kurmuş ahilerdendi. Gerede'de Alü Mahmııdoğulları çiftliği. Muhammed ve diğer müminlerin ruhuna Kur'an okunması için vakfetmişti. Diğer bir misal: Ahi Evran dervişlerinin ziraî faaliyetleridir. Alü Veliyüddin ve Ahi Ali Konya'da vakıflarını kurdular. Ahi Sinan gibi hayırsever ve yiğit kişiler İstanbul mekezde vakıflarını kurdular. muhtemelen Karnini zamanında kendi adıyla bilinen camiin yanına allı oda ve bir dershane yapmış ve kendini buraya müderris tayin etmiştir. Ankara'da Ahi Yeşil medresesi ondördüncü yüzyıl sonlarında Ahi Ahmed tarafından yaptırılmış olmalıdır. yani devletin resmi ideolojisi olan sünni inanışa aykırı faaliyetde bulunmalarına asla İzin verilmedi. Alillerin yem ziraî alanlar açmış olmaları ziraat tarihi bakımından önemlidir. yani ahi vakıflarının diğer vakıflar içerisinde işgal ettiği mevki henüz bilinmeyen konular arasındadır. Zengin vakıflara sahip olan ahiler. arsa gibi gelir kaynakları üzerine vakıflarını inşa eltiler. batini faaliyetler içerisinde bulunan. Kırşehir ve civarında yer alan yirmisekiz adet köyün malikane hisseleri Kırşehir'deki Ahi Evran zaviyesinin vakfı idi. Bu köyün Eflaki'nin eserinde adı geçen Ahi Basara tarafından kurulduğu bugün gün ışığına çıkmış bulunmaktadır. Vakıf kuran ahilere örnek olarak. Koııyadakiler Sultan Cem ve Sultan Mustafa tarafından denetlendi. Gerçeği söylemek gerekirse. Ahi Durmuş.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahilerin medrese inşa etliklerine dair güzel örnekler Ankara ve Antalya'da bulunabilir. Ahi Çelebi. mukataa. Kcmalütttabib oğlu Ahi Çelebi. bağ. En iyi örneklerden biri Konya'ya bağlı Basara isimli köydür. Ayaş köyünde Ahi Bayır çiftliği. Bunlar ya zaviyeleri. Ahi Ali. Köylerde yaşayanlar tarla. nakid.

böylece vakfın zenginleşmesini sağlamıştı. ahi teşkilatının tarihinin henüz yeterince aydınlatılmamış olduğunu ortaya koymaktadır. Alcif Erdoğnt Dulkadıroğlu Alaaddin Bey bu zaviyenin vakıflarına eklemeler yapmış.M. Bir an evvel en azından teşkilatın Osmanlılar zamanlarında kazandığı mahiyet gün ışığına çıkarılmalıdır. 1530 yılında Anadolu'da Ahiler Hüdavendigar ahileri Ahi Ali Ahi Alizadc Ahi evladı Ahi Aslhan Ahi Atlu Sinan Ahi Beşir Ahi Bey Ahi Cebe AIıi Çelebi Ahi Çelebi veled-i Yahşi bey Ahi Davud Ahi Dündar Ahi Evraıı Ahi FcLhüddin Ahi Gündüz Ahi Hamza Ahi Hıdır Ahi İlyas Ahi Kemal Ahi Mahmud Ahi Muhyiddin Ahi Musa evladı Ahi Mustafa Sarıthan ahileri Alü Hızır Aydın ahileri Biga ahileri Ahi Bayezid Ahi Fakı AIıi Yunus Karesi ahileri Ahi Burak Ahi Hamza Alü Mehmed AIıi Mustafa bin AIıi Ali AIıi Yunus Menteşe ahileri Ahi Ali Ahi Bayram bey Ahi Bektemür Ahi Çoban Ahi Debbağ Ahi Evren AIıi Falıma Asılbey AIıi Paşa Ahi Rüknüddin Ahi Rüstem Alü Sadır Ahi Sevindik Alıİ S uıan AIıi Tuzcu Ahi veled-i Malım ud Ahi Yusuf AIıi Ali AIıi Baba AIıi Dede AIıi Eyman Ahi Germiyan Ahi Hacı AIıi Halil Ahi Hayreddiıı AIıi İsrail Ahi İvaz AIıi Kara Alü Malım ud AIıi Muştala Ahi Osman Ahi Papuşçu AIıi Süleyman Ahi Şatır Ahi Yavaş Ahi Yegan . Somıç olarak. yukarıda verdiğimiz özet bilgiler.

uk Ahi Sinan Ahi Sultan Ahi Süleyman Ahi Ümmet Ahi Yalıya Ahi Yunus Teke ahileri Alıi bin Hızır Ahi Devlelhan Ahi Mustafa bin Ahi Yusuf Ahi Nalcı Ahi Sevri AhiYakub Ahi Yusuf AhiKızı Kütahya ahileri Alıi Alaüddin Alıi Ali Ahi Bayezid Alıi Bektaş Alıi Carullah Alıi Çakır Alıi Çalış Ahi Çelebi Alıi Dudu Alıi Durmuş Ahi Ece Alıi Elvan Alıi Erbasan Alıi Eşraf Ahi Güvegi Ahi Hacı Ahi Halil Ahi Hayreddin Alıi Hoca Alıi İzzeddiıı Ahi Mahmud Alıi Mehmed Alıi Murad Alıİ Mustafa Alıi Paşa Ahi Seydİ Ahi Sinan Alıi Sökmen Ahi Timur Ahi Timurtaş Alıi Tokat Ahi Yahşi Ahi Yalıya Alıi Yakub Alıi Yol beyi Ahi Yusuf Ahi Ziyaretçi Kar ah i sarıSahib ahileri Ahi Boldacı Ahi Hayran Ahi İsmail Ahi Kabil Alıİ Receb Ahi Sanı Ahi Selçuk Ahi Sinan Ahi Ümmet 49 .Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahi İslam Ahi Feki Ahi Halil Alı i Hasan Ahi Hüseyin Ahi Hoca Ahi paşa Ahi İlyns Alü İne Hoca Ahi İslam Ahi İsmail Ahi Mahmud Ahi Mehmed Hüseyin Ahi Mukbil Ahi Musa Ahi Nasuh Mi Ömer Ahi Polad Ahi Rasul Ahi Receb Ahi Safa Ahi Sali.

Akif Erdoğnı Sultanönü ahileri Ahi Bereket Ahi Beyrük Ahi İdris Alıi İvaz Bamid ahileri Ahi AH Alıi Eyyub AhİHamza Ahi Hasan Ahi Hüseyin Alıi İlyas Ahi Mahmud Ahi Mehmed Ankara ahileri Alıi Adilşah Alıİ Bayezid Alıi Çelebi Ahi Çomak Ahi Muhammedi Ahi Muhyiddin Alıi Mustafa Alıi Ömer Alıi Paşa Ahi Şemseddin Alıi Türbeyi Alıi Yakub Ahi Yusuf Alıi Elvan Alıi Evran Alıi Hacı Murad Alıi Halife Ahi Hüsam Ahi İsmail Alıi Mahmud Alıi Mesud Alıi Minnet Ahi S elman Ahi Şerefüddin Ahi Tura Alıi Yakub AlüYcşil Konya ahileri Alü İlyas Ahi Ali Alıİ Murad Alü Şeyh Ah Ahi Turud Alıi Veliyyüddin Beyşehir ahileri Alıi Mesud Ahi Segid Akşehir ahileri Ahi Celal Alıi Hoca Ömer Ahi Mahmud Alıi Reis Ahi Süleyman Alü Yadigar Alıi Yakub Larende ahileri Alıi Osman Ahi Şeref Aksaray ahileri Ahi Sinan Ahi Süleyman Niğde ahileri Alû Kasım Ahi Mahmud Alıi Mustafa Alü Paşa Alü Pir Alımed Alıi Mehmed Pir Kayseri ahileri Ahi Devletyar Ahi İsa Ahi Mahmud İçel ahileri Ahi Efendi AhiOğlu .M.

Tzpu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi (=TKGMA). no. Ankara 19792 Himmet AKİN.700-1. VII. Türk Loncalarının Yapısı ve Bu Yapının Osmanlı Sosyal Tarihi İçin Önemi. Ankara 1975. IV. AYDIN Evkaf Defteri. s. ANKARA Evkaf Defteri. M. s. ç&v.571. Journal of Near Eastern Studies.Yusuf AKYURT. Ankara 19461947. M. ed. . Türk Asar-ı Atıka Binalarına Aid Tarihi Mecmua. October 1953. (yayımlanmamıştır). 51 . no.Anadolu 'da Aliller Ve Ahi Zaviyeleri Bolu ahileri Ahi Ata Ahi Ayvad Ahi İlyas Ahi Ctineyd Alıi Eşref Ahi İbrahim Alıi İsmail Alıi Bayezid Ahi Karamanoğııllar 1 T Ahi Musa Ahi Mustafa Ahi Nusret Ahi Timurcu Kastamonu a h i l e r i A h i A l i Çankırı ahileri Ahi Bey Ahi Çelebi Ahi Durak Ahi İvaz Alıi Şeydi bin Mahınud Kocaeli ahileri Ahi Çoban Ahi Erdicik AMSavcı ^^^ Ahi Bayezid Alıi Fethüddin Ahi Mihal A h i Ş u r b a A h i Ahi Malımud KAYNAK. G. 238. Bektashi Dervishes. cilt:l 1243-1453. Studies in the Economic History of the Middle Kast. TKGMA. Guilds in Middle Eastern History. Ankara 1968. . İslam Ansiklopedisi. Türkiye'nin İktisadi ve içtimai tarihi. 1970-1974. Gabriel BAER. s. Van ARENDONK. Aydınoğulları Tarihi Hakkında Bir Araştırma. Ankara 1943-1944 (yayımlanmamıştır). Türk Asar-ı Anka Binalarına Aid Tarihi Mecmua. Fütüvvet. Tarih Araştırmaları Dergisi. and CrafLsmen. VUI-XII/14-23. ARNAK1S: Futuwwa Traditions in the Ottonıan Empire Aklıis. A. cilt: 2 1453-1559. vol XII. Ankara 19793 . KİTAP VE MAKALELER Mustafa AKDAG. G. 558.Bichr FARİS. London 1970. 11-30. Türkiye'nin iktisadi ve içtimai tarihi.Cook. C. s. 99. Sami Ferliel. Number: 4.

çev. İsmail Hakkı Uzunçarşıh 'ya Armağan. TKGMA. Şerif Paşa çevirisi. Şeyh Evhadii'd-din Hami d el-Kirmanı ve Evhadiyye Tarikatı. Tarih Enstitüsü Dergisi. 1 Kanıımevvel 1332. Aralık 1992. Cilıannüma. 591-601 (Sur les Iraces des premiers Aklıis. s. M. . 72. ÇAYIRDAĞ. İstanbul 1982. L/197. leyi ala Fasl al-Ahiyya el-Fıtyan al-Turkiyya fi Kiiab alRıhla li-Ihn Battııta. Halime DOĞRU. İlk Ahiler Hakkında. Claudc CAHEN. Ankara'da Alıilere Aid İki Kitabe. s. no.H. Ankara 1978.Tuhfetıi'n-Nuzzar fi Garaibi'l-Emsar ve Acaibii'l-Esfar. Yüzyılda Sullanönü Sancağında Ahiler ve Ahi Zaviyeleri. Ankara 1990. IX. 1/1. IBN BATTUTA (Şenıseddin Ebu Abdullah Muhammed bin Abdullah bin İbrahim et-Timci Ql-Lcvati). 562. İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri 953 (1546) Tarihli. Konya 1993. İbn Baruta Seyahatname sinden Seçmeler. Karaman Vilayeti Zaviyeleri. Ahilik Nedir. 521-40. Türkçesi: Yıldız Moran. EDİRNE Evkaf Defteri. Belleten. Konya 1991. haz. Halil EDHEM.81 "deki yazısının Türkçe çevirisi). İstanbul 1932. 92-185. s. TİD. TOEM. s. Türk Kültürü. f Ahi Evren'in Öldürülmesi ve Ölüm Tarihinin Tesbiti. . Sadreddin Konevi ile Hace Nasıreddin Tusi'nin Mektuplaştıkları İddiası Üzerine. 89-158. Fuad Köprülü Armağanı. Mürsel Öztürk.AYVERDİ. İsmet Parmaksızöğhı. . İstanbul 1970. İstanbul 1953. 312-15.s. BARKAN-E. Neşet ÇAĞATAY. Ankara 1986. İzmir 1995. Fütüvvet Ahi Müessesesinin Menşei Meselesi. Konya 1981 (ikinci baskı). Ahi Evren Kimdir? Hayatı ve Eserleri. Vakıf Belgeierme Göre Kayseri'de Ahi Evran ve Ahilikle İlgili Bazı Kayıtlar. İstanbul 1145. Ankara 1952. M. Ankara 1979. Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke. Osmanlılardan Önce Anadolu'da Türkler. -. . Muallim CEVDET. XV!. .48. L.Ahi Evren ve Ahi Teşkilatı 'tun Kurulusu. sayı: 191. Katip ÇELEBİ. Tarih Dergisi. Tarih İncelemeleri Dergisi (=TİD). Bir Türk Kurumu Olan Ahilik.Akif ERDOĞRU. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. . X. Ankara 1991. Ankara 1982. Türk Dünyası Tarih Dergisi. 12. s. s.M AkifErdoğnı Ö. İzmir 1994.58-68 . s. VII/37-42. Mikail BAYRAM.. İstanbul 1979.

Ahi Şerafeddin Türbesi. H. Türk Dünyası Araştırmaları. s. haz. I. BABINGER. Ankara 19814. Sevakıbu'l-Menakıb. 2 1 Malbakh. TDVİA. s. KÜTAHYA Evkaf Deften. s. 273-82. . M. Anadolu'da İslamiyet. 527-8. İzinir 1998. no. s. 554 ve 555. 215-6. Alımet KALA. 341-47. 141-212. Das Problem der Entstelmng des osmanischen Reiches. Semavi EYİCE. 7. 65. İstanbul 1988. Burgazi ve Tütüvvet-Name'si. V. 15/ l-4r İstanbul 1955. s. 575. İktisat Fakültesi Mecmuası. 560. TKGMA. 43H Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defleri (937/ 1530). s. 425. yay. 53-4. Ahi Şerafeddin Canıii. Hoca Ahmed Yesevi'nin Rum Eyaletindeki Zaviye Kurucuları Üzerindeki Etkileri. Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar. Osmanlı Devletinin Kurulusu. çev. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanesi. . Vakıflar Dergisi II. 151-171. Türkiyat Mecmuası. Mehmet Kanar. Louis MASSIGNOK Sınıf. TKGMA. KARAHÎSAR-ı Sahip Evkaf Defteri. Bahaeddin Ögel"e Armağan. s. Tlıe Ottoman Empire. Ankara 1942. Ankara 1993. s. ss. Abdülbaki GÖLPINARLI. İstanbul 1988. R. S.Fuad KÖPRÜLÜ -F. . 76-154. Fütüvvet ve Ahiliğin Doğuşu. Halil İNALCIK. Derviş MAHMUD Mesnevihan. Londra 1972. Ragıp Hulusi. Yılmaz KURT. Milletlerarası Hoca Ahmet Yesevi Sempozyumu Bildirileri (26-29 Mayıs 1993). TDVİA. ss. no. no. TKGMA. Baki KUNTER. 531-32. no. İslam Ansiklopedisi. s. Acles du sixieme congres intemational lenu â Aix-en-Provence du ler au 4 juület 1992. Eİ . 555-56. çev. Kitabelerimiz. 255-270 M.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Some Observations on tlıe urban populalion of Karaman province in . TDVİA. Kayseri 1993. tlıc reigıı of Murad III with regard to tbe Mufassal Defters.sous la responsabilitc de Daııiel PANZAC. Yazma Eserler. Hisloire economigue el Sociale de l'empire oüoman el de la Turguie (1326-1960). KASTAMONU Evkaf Defleri. s. Nisan 1990. ZS. II. Dr. 809-813.Fuad KÖPRÜLÜ. _ Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı (1522-1584). Ankara 1995. Paris 1995. no. Alıi Baba. KİRŞE!İRİ Mufassal Defteri. 1. GIESE. 532.Melul MERİÇ. 246-271 Türkçe Tercümesi TM. 434-35. s. TKGMA. Ankara 198S3. Ziya KAZICI. 139. 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri (937/1530). İstanbul 1996. Zilkade 998/EyliH 1590. I. İstanbul 1988. Prof. Akşehir Mezartaşlan. s. Hemedanlı Celaleddin MUHAMMED. F.

TTK Belleten XXXV1/142. s. Osmanlı Devrinde Ahi Evraıı Zaviyesinin Husussiyetine Dair Bazı Mülahazalar ve Vesikalar. s. TDVİA. Abidin İtil. no. Tahsin ÖZ. İktisat Fakültesi Mecmuası. 1956. Ankara 1987. Aklıi Baba. TKGMA: no. . 530-31. . ŞEYH Ahi Mehmed bin Ahi Orhan Bey'in Muharrem 898/ Ekim 1492 Tarihli Arapça VAKIFNAMESİ. çev. 1947. I. İstanbul 1988. Ankara 1996. El2. TKGMA? no. 1948. 222. 77. 603-40. Ankara 1993. Mehmet ŞEKER. A. s. s.M. 323-24. 1/4.885894. TDVÎA. I Nisan 1329. W. Kırşehir'in Dikkatimizi Çeken Sarf al Abideleri. 156. İstanbul 1988. Tarih Vesikaları. L Leiden 1960. Aklıi. L/198. Birincikanun 19447 s. s. çev. Aklıi Evvran. RUBEN. s. Leiden 1960. C. XI. 1. Ahilik ve Esnaf: Konferanslar ve Seminer. TTK Belleten. 1. Semahat Yüksel 1972. 3-32. Leiden 1960. XI/44. Ankara 1994. Türklük Araştırmaları Dergisi. thn Bahtta 'va Göre Anadolu 'mm Sosyal-Kültüre! ve İktisadî Hayatı île Ahilik. TOEM. Kırşehir de Ahi Evran Zaviyesinin Mütevellisine ait bir Berat. AkifErdoğru 438 Numara/ı Mııhasebe-i Vilayeî-i Anadolu Deften (937/ 1530). Ahmet ŞÎMŞİRGİL. 15/1-4. TİD. Ahi Evran. Tarihte Kırşehri-Gülşehri. M. 1. El2. s. TTK Belleten. Menteşe Evkaf Defteri. s. Franz. 1200-4. Yapılar. SARUHAN Evkaf Defteri TKGMA. İle Emir Süleyman'a Ail İki Vakfiye. Hakkı TARIM. s. 387 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-Î Karaman ve Rum Defteri (937/ 1530). İstanbul 1986. Çev. 321-323. SIĞLA Evkaf Defteri. 159-74. 324-5. XVI. Kırşehir Tarihi Üzerinde Araştırmalar. 1. Ankara'da Ahiler Hükümeti. 54 2 . İslamda fûtu w et teşkilatının doğuşu meselesi ve tarihi ana çizgileri. Almıcd TEVHİD.77110. İslanbul 1955. . İzmir 1996. TKGMA. s. MetinlerTartışmalar. 529-30. 93-6. İstanbul 1985.Yılmaz ÖNGE. El . Ahi Evran Vakfiyyesi ve Vakıflarına Dair. Vakıflar Dergisi. TAESCHNER. Fikret Işıltan. II. Yüzyılda Amasya Şehri. Mıırad I. Cedid Vakıflar. Kırşehir 1938. IV/19-24. 325-41. . . 544. s. s. Ahi Evran Zaviyesi. 111. s. no. Mürsel ÖZTÜRK. s. Hacı Bektaş-ı Veli. . 241-44. I. İlhan ŞAHİN. İslam Ortaçağında Futuvva (Fütüvvel Teşkilatı). 569.

s. s. F. 25660.Yüzyılda Kütahya Araştırmaları Dergisi. şehri ve Eserleri. Ankara 1946. XVI. Türkltik 55 . Vakıflar Dergisi. 1942. 189-271. II. 1. İstanbul 1988. Fatih Devrinde Karaman Evaleti Vakıfları Fihristi. Çetin VARLIK. Nafiz UZLUK.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri TÜRK Ansiklopedisi Ahiler. Ali Sainı ÜLGER Kırşehir'de Türk Eserleri. 236-7. Ankara 1958. 3. s. M.

Meğri (Fethiye). Menteşe. Yrd. medrese. Biga. mescit. tanzim şekli olarak diğer icmallerden. II. Muğla. Samhan. Bu defter. Dizin ve Tıpkı Basım. Yansında kurulmuştur. Kanunî Sultan Süleyman'ın tahta çıkışının onuncu yılında düzenlenmiştir. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Çepni. Föke-Feke (Finike). TD. Köyceğiz. ancak Ankara Savaşi'ndan sonra Timur tarafından yine kendilerine iade edilmiştir. Çine'de hüküm süren Menteşe Beyliğinin toprakları I. ss. . Peçin. İzmir 2000. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu-Tahrir Tasnifi 166 numarada kayıtlı 1530 Yılma Ait İcmâl-Muhasebe Defteri1. Aydın. Yazımızın konusunu teşkil eden Menteşe Bey ailesine ait vakıflarla ilgili olarak kullandığımız defterler hakkında kısaca bilgi vermenin uygun olacağı kanaatindeyiz. Yüzyılın II. 1261 yılında bölgeyi sahilden itibaren ele geçiren Menteşe Bey dir. zaviye. 148 sahifeden oluşan deflerde Menteşe Sancağının Balat. MENTEŞE BEY AİLESİNE AİT VAKIFLARIN OSMANLİLAR ZAMANINDAKİ DURUMU (XVI.O. türbe ve çeşmelerle bunlara tahsis edilen vakıflar yer almaktadır.O. Teke ve Alâiye livaları mevcut olup. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayını.. 338. Peçin. Milas. Bundan böyle B. 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri. tıbkı basım olarak da neşredilmiştir. Karasi. Bundan böyle B. 1. Numara 27. Dr. Mazon ve Bozöyük gibi hemen bütün kaza ve köylerde mevcut olan cami. Murad son vermiş (1424) ve toprakları Osmanlı hakimiyetine girmiştir.. 2. (937/1530). 57-63. Doç. TD. Bayczid zamanında Osmanlı idaresine geçmiş. Kanunî Sultan Süleyman'ın sultanlığının son döneminde kaleme alınmıştır. Beyliğin kurucusu.. 166. Menteşe Beyliği evkafıyla ilgili defterler arasında 970/1562-63 yılında tanzim edilmiş olan Menteşe Sancağı Evkaf Defteri Başbakanlık Osmanlı Arşivi TapuTahrir Tasnifinde 338 numarada kayıtlı olup3. Aydın (Tralles). Pümaz. İçerisinde Hüdavendigâr.A.Türk Düfivası incelemeleri Dergisi Sayı IV. Beyliğe. XIII. bugünkü Muğla yöresinde. Ankara 1995. Meğri. Sultanhisar (Nyssa).A. YÜZYIL) Mehmet ERSAN* Menteşe Beyliği. köylerin nüfuslarının da veriliyor olması nedeniyle ayrılmaktadır. Tavas. Balat. Muğla.

s. KK. KK 156. 4. Remzi Duran. Beyliğin kurucusu Menteşe Bey. Defter içerisinde Peçin. İbrahim Bey'in oğlu Musa Bey. 2 imaret.i Bey'in Eski Çine'de. Tavas. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi. Peçin "de. 991(1583) yılında. Bozöyük. Mclmıcd Bey ve Ahmcd Bey*in adları görülmektedir. 1 Mevlevihane. daha sonra ayrılarak. 236. Selahaddin Bey. 569. 4 medrese. 1 ınescîd'in vakıf kayıtları bulunmaktadır. İbrahim Bey. Ahmed Gazi Bey. XVI. Said Bey. Bıı defter. s. 58 . Bundan böyle TKGM. Muhtemelen 1573 yılında Sığla Sancağına dahil edilen5 Balat'taki vakıflara ail Menleşe Evkaf Defterlerinde bilgi bulunmadığından. İstanbul 1991. İlyas Bey'in Balal'ta cami inşâ ettirdikleri bilinmektedir. Ahmed Bey'in oğlu Leys (Üveys) Bey ile Leys Bey'in oğlu İlyas Bey'in evkaf kaydına rastla namamı şiir*. Yine Eski Çine'de bulunan İbrahim ve Hızır Bey Türbesi ile Peçin'de bulunan Orhan Bey Türbesi Menteşe Bcyliğrnc ait eserler olup evkaf kaydına rasllaııamamıştır. Tztnİr 1995. Meğri ve Mazoıı kaza ve nahiyelerine ait vakıflar yeral maktadır. vr. Hanedana mensup olmakla birlikte. İbrahim Bey. buradaki vakıflar ile ilgili olarak 1583 yılında kaleme alınan ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi. Bu eserlere banisi İlyas Bey olan Peçin'deki Yelli (Kepez) Medrese ile Kızılhan'i ve banisi Orhan Bey oğlu İbrahim Bey olan Balat'taki Tiyatro Hanı ile Pireli Han'ı da ilave e ün ek gerekir. Yüzyıla ait. 1 türbe. 3 zaviye. bir takını eserler vücuda getirdikleri ve hayır kurumlan bina etliklerine şüphe yoktur. 1583 ) tarihini taşımaktadır7 Kaynaklarımızı teşkil eden evkaf defterlerinde Menteşe Beyliği'nde vakıf tesis eden hanedan üyeleri olarak. yeni sancağa dâhil edilmelerinin ardından yapılan tahrirlerini İçermekte olup. incelediğimiz evkaf defterlerinde. Köyceğiz. Sözü edilen bu hanedan mensuplarının imar faaliyetlerinde bulundukları. Kirman Bey ve Zervan Bey. IV. 1 kervansaray. Selman Paşa.Mehmet Ersan 3. evvela Aydın Sancağı'ndan dört kadılığın ayrılarak. ( Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslâm Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı. Sığla Saneağı'nın teşkil edildiği ve o esnada henüz Menleşe Sancağımdan ayrılmamış bulunan Çine ve Balat kazalarının da. Muğla. Mesela Orhan Bey'in. TKGM. Ahmed Ga/. 569 Numarada kayıtlı defter4. KK 156. tlyas Bey. 156 numarada kayıtlı bulunan Sığla Livası Defteri kullanılmıştır. Şekil ve Resimler). Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. TD. Menteşe Bey'in oğullan Mesud Bey. Feridun Emocen " Aydın". 11.la. 85. Hızirşah'm. Menteşe oğullarının bina ettiği eserlerden yalnızca 2 cami. Basılmamış Doktora Tezi). Pürnaz. Orhan Bey oğlu İbrahim Bey'in Muğla'da. evahir-i Muharremü'lharam sene 991 ( 14-23. Mesud Bey'in oğulları Orhan Bey. tanzim edilmiştir. Menteşe Beyliği Mimarisi I-II (Metin. Şecere için bkz. 4 5 5 7 Bundan böyle TKGM. Datça'da. Yahşi Bey.

197. 338. Cemaat ve reayalar ise 154 hane olup. Söz konusu evkafın. Yine Ahmed Gazi Bey tarafından yaptırılan ve Cemaziyelahir 780 (Ekim 1378)'de tamamlanan Milas'taki Ahmed Gazi (Ulu) Cami. s. Ancak bu imaretin bugün kalıntısı bulunmamaktadır12.139. 5 hamam. söz konusu köylerde 665 hane. Orhan Bey camü'niıı hemen kuzeyinde9.A. 3 muhassıl. 2 dükkan. Genel olarak verilen bu bilgilerden sonra evkaf defterlerinde yer alan kayıtların verdiği malumat ölçüsünde vakıfları tek tek ele alarak söz konusu dönemdeki durumlarını ortaya koymak mümkündür.647 akça olarak gösterilmektedir14. 2 kıt'a hevchane ile muhtelif bağ-bahçc ve köylerin hâsılları oluşturmakladır.Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Durumu (XVI. Milas yağhanesinden yılda 6 batman olmak üzere toplam geliri 70. s. Bozcaöyük karyesi. 492-493. 166.468 . bugünkü Milas Müzesi'nin karşısında bulunmaktadır11. 4 ortak bulunmaktadır. mesafedeki Peçin'de. 1 scrhane. 530 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlarda. 7 gebran. TD. 777/1375-76 yıllarında Ahmed Gazi Bey tarafından inşa ettirilmiştir10.008 akça olarak gösterilmektedir. B.771 akça olup. kendi adım taşıyan imaretidir. Ahmed Gazi'nin Peçin'de bulunan ve gelir tahsis ettiği eserlerin den birisi de. kalenin güneyinde. 1 sahib-i berat. toplam hâsılı 13. toplam gelir 39. cemaat ve reayalar da 142 hane.833 akça olarak kaydedilirken13. 1530 yılında tanzim olunan defterde hasılı 65. 2 mücerred. 2 dükkan. 1562 yılına ait defterdeki kayıtlarda.O. . yıllık 900 akçalık zemin. 206. s. Peçin Ovası Reayası cemaati ve Meğri'ye tabi Gebran cemaati ile Karaova karyesinin gelirleri yanında muhtelif araziler. 1 Ahmed Gazi'nin Peçiırde bulunan Medrese ve İmaret ile Milas'da bulunan Camü'niıı evkafı. bu hâsıl içerisinde başta buğday olmak üzere arpa. 18 değirmen.O. s. Balavca Deresi kenarında. > ) II 12 13 M Duran . Milas ve Balat yağhanesinden yıllık 13 batman yağ. 3 imaın-hatip bulunan bu köylerin. Menleşcoğıılları hanedan ailesinin evkafında loplam 12 köy bulunmakladır.A. Duran. 1 pir. Hoca Bedreddin Mahallesi'nde. s.468. 1 salıib-i berat. Yüzyıl) Bu vakıfların gelir kaynaklarım genel olarak muhtelif araziler. çavdar ve susam gibi zirai ürünler dikkati çekmektedir. Peçin'de bulunan Ahmed Gazi Medresesi. 3 inıamhatip. 200 akça nakit para. masrafı ise 54. s. 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlere göre 614 hane. B. Duran. Muğla ili Milas ilçesine 5 km. 2 harim. ıu Duran.. 1 serhane.. masrafı ise 56. 2 hamam. 41-46. 1 muhassıl. TD. 285. yulaf. 9 nefer.

60 . 2 harım. 166.A. Karanlar (veya Murtadlar). İlyas Bey Camii'uiıı hemen kuzeyinde. TD. İlyas Bey'in Balat'taki imaretinin ise yapı kalıntıları tespit edilememektedir1*. Varvil Tuzlasından yılda 1 müd tuz olmak üzere. TD. 900 akçalık zemin.O. 166. 569. Çukurcalı. Duran. Balat yağhanesinden yılda 3 batman yağ.. bahçe. yıllık toplam 4. 84a. Ancak. muhtelif bağ ve bahçe. 1530 yılında tanzim edilen deftere göre. KK. v.A. 1-7.919 akçadır. 1562 ve 1583'de tanzim edilen defterlere göre Bafa (Mersendükapu). 512-513.öyük ve Esenılus'a tabi olan Karaova köyleri vakfedilmiştir.Mehmet Ersan 1583 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre hasılı 73. B. s. Amanlar ve buraya bağlı Bayramalam ve Çullahlar ile Alacalar ve ona bağlı Mandalyat. s.485 akçadırL\ Bu durumda evkafın gelirlerinde bir artış gözlenmektedir. 156. kısmen cami ile irtibatlı olarak inşa edİIen !6 İlyas Bey medresesinin yapımına 1404'de başlanmışlar. s. 511-512. Afşar köyünün gelirleri İle 1 parça zeminden oluşan 980 akça 21 vakfedilmiştir . 1 hamam. 75b-81b.O. 1 değirmen.. 5-12. 1530 yılında tanzim edilen defterde evkafın geliri 9 köy. Değirmenderesi.816 akça. s. Karaviran. TKGM. Çerçin köyünde 1 cemaatin gelirleri vakfedilmiştir. Vakf-ı Mevlevihane-i Ahmed Gazi Balat'la bulunan Ahmed Gazi Mevlevi hanesine. s. gideri ise 35.000 akçadır Ahmed Gazi zamanında Çalıcı İvaz yermiş diye kayd olunun Afşar köyünden bir hisse köhne 15 16 17 18 10 20 21 TKGM. TD. 223-224. 26 kıt'a zemin olup yıllık geliri 49. 2. B.919 akçadır10. gideri ise 35. 17 değirmen.800 akça). 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlerde bulunan "Defter-i Atik'de Varvil Tuzlasrndan tahsis edilen yıllık 6 müd tuz ile Balal Yağhanesi"nden tahis edilen yıllık 3 batman yağın artık alınmadığı ve vakfa ait çeltik tarlasının da ekilemez duruma gelmiş olduğu" ifadeleri20. vakfın gelirlerinde bir azalma olduğunu göstermektedir . Kızılkilise. Ayrıca muhtelif bağ. Evkaf-ı İmaret ve Medresi-i İlyas bey Balal'da.O.A. 338. 214. • 3. otlak ve çiftliklerin yanısıra kıst-ı haman. Varvil tuzlasından yılda 6 müdd tuz (1. s. yüzyılın ilk çeyreğinde tamamlandığını söylemek mümkündür17.476 akça. 1562 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerdeki kayıtlara göre Balata bağlı Afşar köyünün gelirleri. Aynı deftere göre evkafın masrafı 65. B. Duran. TD. XV. İlisuluk. TD. Duran. Binanın tamamlanma tarihi kesin olarak tespit edilememekle beraber. Papazlık ve Çerçin köyleri ile Bafa köyünde 2. KK. bir değirmenden günlük 1 akça. s. 285-286. Peçin kazasına tabi Karaca Ayıd adlı mevkide bulunan çeltik tarlasının gelirinin yarısından oluşan evkafın yıllık hâsılı 54.928 akça olan evkafa Bo/.

Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Dununu (XVI. Yüzyıl) defterde kayıtlıdır22. Değirmenin harap oluşu, Varvil Tuzlası'ndaıı tuzun almamayışı ve diğer gelirlerin tahsil edilemeyişi sebebiyle gelirlerin azaldığı anlaşılmaktadır. 4. Vakf-ı Cami-i İbrahim bey Balal'da, antik Milet tiyatrosunun doğusunda, İbrahim Bey Hamamı'nın hemen yakınında bulunan Cami. İbrahim Bey'in. Menteşe Beyliğrnin başında "Ulu Bey" olarak bulunduğu 1337-1358 yılları arasında inşa edilmiş olmalıdır". 1530 yılında tanzim edilen defterde, vakfın hasılı 52 dönüm arazinin geliri olan 810 akça olarak gösterilirken24, 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlerde muhtelif bağ-bahçe ve 2 değirmen (değirmenlerden biri harap), keşti-i Kayyelü, 2 kıf a hevehânenin gelirinden oluşan yıllık 4,080 akça kayıtlıdır25. 5. Vakf-ı Zaviye-i İlyas Bey Milas civarında bulunan zaviyeye İlyas Bey, 1562 yılında tanzim edilen deftere göre muhtelif araziler, Milas yağ hanesinden iki batman yağ olmak üzere yıllık 200 akçalık gelir tahsis etmiştir 6 . Vakfın gelirinde 1530 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerdeki kayıtlara göre bir değişiklik görülmemektedir27. 1583'deki defterde Hamza adlı bir şahsın tasarrufunda olduğu kayıtlıdır28. 6. Vakf-ı Zâviye-i İlyas Bey 1530 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirleri 1 çiftlik, 1 değirmen, 1 parça zeminden oluşan 1.200 akça29 iken, 1562 yılında tanzim edilen defterde 1 çiftlik, 3.5 müdlük yer, 1 değirmenin gelirlerinden oluşan yıllık 1.720 akçaya ulaştığı görülmektedir30, 1583 yılında tanzim edilen defterde, Cafer b. Turali tasarrufunda bulunan vakfın gelirinde bir değişiklik yoktur31. 7. Vakf-ı Türbe-i Menteşe Bey Fethiye'de Akıncı İlkokulu "mm hemen yakınında. Tekke Gül Camü'nin 32 doğusunda bulunan Menteşe Bey Türbesi, Ahmed Gazi Bey tarafından Meğri'de XIV. yüzyılın ikinci yarısında, 1360-1391 yılları arasında yaptırılan medreseyle aynı 33 dönemde inşa edilmiş olmalıdır . B.O.A. TD. 338, s. 13-14,; TKGM. KK. TD. 156. v. 81b-82a. Duran, s. 128. 24 B.O.A.. TD. 166, s. 513. 25 B.O.A. TD. 338, s. 15; TKGM. KK. TD. 156, v. 82b. 26 B.O.A. TD. 338, s. 59. 21 BOA.. TD. 166, s. 520; TKGM. KK. TD. 569, s. 20. 38 TKGM. KK. TD. 569, s. 20. 29 B.O.A., TD. 166, s. 550. 30 B.O.A. TD. 33$. s. 115. 31 TKGM. KK. TD. 569, s. 72. 32 Duran, s. 179. 33 Duran,*. 182-183.
u n

Mehmet Ersan

Menteşe Bey türbesine, 1530 ve 1562 yıllarında tanzim edilen defterlere göre toplam geliri 400 akça olan 5.5 müdlük 17 pare yer vakfedilmiş olup, Hamza Fakih 35 tasarrufunda bulunmaktadır . 1583 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirinde bir 36 değişiklik görülmüyor . 8. Vakf-ı Medrese-i Ahmed Gazi Yeri tespit edilememiştir. Ancak, Fethiye (Meğri)'de Menteşe Bey Türbesinin güneyinde, türbeye bitişik eski duvar kalıntıları tespit edilen bir yapı kalıntısı bulunmaktadır. Fethiye'de bundan daha eskiye giden bir yapı veya kalıntısı bulunmadığından bu kalıntıum bu medreseye ait olduğu düşünülebilir37. Meğri nahiyesinde bulunan medreseye, 1530 yılında tanzim edilen deftere göre toplam geliri 3.500 akça olan araziler tahsis edilmiş38, 1562 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre ise toplam geliri 5,500 akça olan ve çeltik ile meyve bahçelerinden oluşan muhtelif araziler vakfedilmiştir39. 1583 yılında tanzim edilen defterde de yıllık gelir 5.450 akça olarak gösterilmektedir40. 9. Vakf-ı Kervansaray-ı Mehmed Bey Meğri nahiyesine bağlı Alıhora köyünde bulunan kervansarayın vakıf kaydına. 1530 yılında tanzim edilen defterde rastlayamadık. 1562 yılında tanzim edilen defterde 200 akça nakit vakfedildiği41 ve 1583 yılında tanzim edilen defterde de aynı değerin mevcut olduğu görülmektedir42. 10. Vakf-ı Medrese-i İlyas Bey Peçin'de, Menteşe Beyliği yerleşimini güneyden çevreleyen büyük surların dışında, merkeze yaklaşık 1.5 km. mesafede bulunan 43 medresenin inşa tarihine ışık tutacak yazılı bir belge mevcut değildir44. Ancak yapının XIV. yüzyılın ortalarına tarihlenmesi uygun görülüyor45. 1530 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirleri muhtelif arazi ve Muğla'da bulunan 1 değirmenin gelirlerinden oluşan toplam 4.500 akça iken 46 , 1562 yılında
34 35

34

3ü 37
38 39 40 41 42 43 44 45 46

B. O.A..TD.l 66 . s. 570. B.O.A. TD. 338, s. 130. TKGM. KK. TD . 569, s. 89. Duran , s. 286. B.O.A.. TD. 166, s. 569. B.O.A. TD. 338, s. 126. TKCM. KK. TD. 569, s. 85. B.O.A. TD. 338. s 139. TKGM. KK. TD. 569, s. 98. Duran. s. 208. Duran. s. 211. Duran. s. 213. B.O.A., TD. 166. s. 495.

62

Menteşe Bev Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Durumu (XVI. Yüzyıl) tanzim edilen deftere göre, yıllık geliri 1500 akça olan 4.5 çiftlik yeri, Muğla'da 1 hamamın gelirlerinden oluşan 4.125 akçadır47. 1583 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlarda da 4.125 akça olarak görülmektedir48. 11. Vakf-ı Zâviye-i Mehmed Bey Nefs-i Leyııe'dcki Bozöyük nahiyesinde bulunan zâviye'ye, 1530 ve 1562 yılında tanzim edilen defterlere göre hasılı 400 akça olan arazi ve zeytinlik vakfedilmiştir49. 1583 yılında tanzim edilen deftere göre yine hasılı 400 akça olan 6 pare yer, 1 bağçe, toplanı 1.5 çiftlik miktarı yer vakfedil mistir Talib oğlu Salih tasarrufunda dır 50 . 12. Vakf-ı Mescid-i AhmedBey Peçin'de bulunan mescide, 1562 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre Acısu (Aytemur) köyü ile muhtelif arazi, bağ-bahçe vakfedilmiştir. Toplam gelir olarak 3.550, masraf ise 2.880 akça kaydedilmiştir51. 1530 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerde de verilen değerler aynıdır*1 . Sonuç olarak toplam geliri 149.459 akçaya ulaşan söz konusu vakıfların gelirlerinden en fazla payın medrese, imaret ve camilere (138.989 akça) tahsis edildiği görülmektedir. Bunları 4.000 akça ile mevlevihâne, 2.320 akça ile zaviye, 3.550 akça ile mescid, 400 akça ile türbe ve 200 akça ile kervansaray takip etmektedir. Bununla birlikte, tahsis edilen bu gelirlerin bir kısmı artık tahsil edilemediği İçin XVI. yüzyılda vakıf gelirlerinde bir azalma olduğu gözlenmekte ve vakıf tesis edilen binalarında harap olduğu görülmektedir. Bu durum hemen aynı bölgede bulunan Aydııioğıılları Beyliği ile mukayese olunduğunda bir benzerlik arzettiği de görülür53

47

BOA. TD. 338, s. 53. *8 TKGM. KK. TD. 569, s. 14. 49 B.O.A. TD. 338. s. 70. 50 TKGM. KK. TD. 569, s. 34. 51 B.O.A. TD. 338, s. 48. 52 B.O.A., TD. 166, s. 493; TKGM. KK. TD. 569. s. 9. 5i Mehmet Ersan " Aydmoğullan Ailesine Ait Durumu' 1 CİEPO XBT da sunulan tebliğ.

Vakıfların

XV-XVI.

Yüzyıllardaki 63

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss. 65-74.

ÇALDIRAN SAVAŞI ESNASINDAKİ OSMANLI-SAFEVÎ MÜCADELESİNDE MEMLÛKDEVLETİ'NİN TUTUMU

Cüneyt KANAT* Osmanlıların Memlûk Devleti*ni mağlup ederek Mısır'ı 1517'de fethetmeleri, bu devletin İslam ülkelerindeki yayılması tarihinin en büyük bölümünü oluşturur ve üç yıldan daha kısa sürede gerçekleşmiştir. Osmanlılar'm Doğudaki ve Güneydeki yayılma alam olan iki Müslüman devletten birisi, kendilerinin son verdiği sünnî Memluk Türk Devleti, diğeri ise. yeni kurulmuş olan Safevî Devleti idi ki, Osmanlılar Çaldıran'da müthiş bir darbe vurmuş olmasına rağmen o yaşamayı sürdürebilmiş ve Osmanlı Devleti'nin Doğu sınırı boyunca yüzyıllarca değişmez bir tehlike kaynağı olarak kalmıştır. Osmanlılar, Memlûk Devletine son verdikten sonra, çok kısa bir sürede Mısır. Hicaz. Suriye, Irak ve Doğu Anadolu ile Kuzey Batı İran'ı topraklarına katabildiler. Ek bir çabayla da Kızıl Deniz ve Basra Körfezinde de hakimiyetlerini kurmaya çalıştılar. Bu fetihler ayrıca onların bir çok değişik etki ve ııüfuzlannm Kuzey Afrika ülkelerine yayılmasını sağladı1. İşte böylesine önemli hadiselerin ortaya çıkmasına zemin lıazırlayaıı Mısır'ın fethinden az önce, Osmanlılar ile Safevîler Çaldıran Savaşı (1514) ile kozlarım paylaşmışlardı. Çaldıran savaşında mücadele eden bu iki devlet, yani Osmanlılar ile Safeviler, aslında Memlûk Devleti'nin varlığını tehdit eden ciddi birer tehlike idiler. Bu sebeple onların birbirleriyle mücadele etmesi ve güç kaybederek yıpranmaları, Memlûk Devleti'nin geleceği açısından iyi bir gelişme gibi gözüküyordu. Ancak bu İki güçlü devletin mücadelesinden istifade edebilmek akıllıca bir siyasetin uygulanabilmesi ile mümkün olabilirdi. Bu hadiselerden yaklaşık bir asır Önce Memlûk tahtında oturan Berkuk. Osmanlı Devleti ile olan ilişkilerinde çok dikkatli olmuş ve bu devlet ile İslâm 1 Dünyası nın liderliğini yapma mücadelesi vermiş olmasına rağmen, Timur tehlikesi sebebiyle ilişkilerinde esnekliğe azami derecede özen göstermişti. Özellikle Berkuk'un şu sözleri O'ııun siyasi dehasmı ve geleceği görmedeki kabiliyetini açıkça ortaya koymaktadır; u Ben Timur'dan korkmuyorum, çünkü O'na karşı herkes bana yardım ediyor, ancak İbn Osmaııdan korkuyorum." Berklik'un bu korkusunda ne kadar haklı olduğu yaklaşık olarak birbuçuk asır soma Osmanlı Devleti'nin Memlûkler'e son

*
1

Yrd. Doç. Dr., Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Davıd A valem, "The End of Ihe Mamlûk Sııltanatc", Studıa Islamica, S. LXV. Paris, s. 126.

Cüneyt Kanat vermesiyle ortaya çıkmış oldu . Berkuk'un yukarıdaki sözü söylemesinden bir asır sonra İran'dan Safevîler Devleti ortaya çıkıyor ve bu kez belki de Safevîler in hükümdarı Şah İsmail, yıllar önce Timur'un cmıadığı rolü üstlenmeye hazırlanıyordu. Ancak bu esnadaki şanların Timur, Yıldırım Bayezid ve Berklik zamamndakinden çok daha farklı olduğu gelişen olaylar ile zaman içersinde ortaya çıkacaktı. Memlûk Devleti ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkiler II. Bayezid devrine dek ufak tefek sürtüşmeler bir kenara bırakılırsa genellikle iyi olmuş ve hatta Timur'un Suriye'yi tehdit ettiği sırada, Yıldırım Bayezid ve Toktamış ile Timur'a karşı bir iltifak girişiminde bile bulunulmuştu3. Ancak bu dostça münasebetler özellikle 1485' den 1490'a kadar beş sene devam eden savaşlar ile sona ermiştir. Bu esnada iki devlet arasında yapılan barış ise, bazı küçük problemler gözardı edilirse yaklaşık onbeş sene devam etmişti4. Daha sonra II. Bayezid'ın yerine tahta Yavuz Sullan Selim geçmiş ve bu sırada Memlûk Sultan'ı olan Kansuh el-Gûrî O'nunla iyi ilişkiler kurmak istediğinden O : nun tahta çıkışını tebrik için değerli hediyeler ile birlikte Emir Âlıûr Sânî olan, Emir Aktay et-Tavîl'i elçi olarak göndermiştir5. Bu elçi, Yavuz Sultan Selim tarafından huzura kabul edilmiş ve çok iltifat görmüştür6. Ancak her iki tarafın da samimi olmadığı fakat siyasetleri gereği sürdünneye gayret etlikleri bu iyi gibi gözüken ilişkiler Çaldıran Savaşı'mn hemen ardından Dulkadir Bey'i Alâuddevle meselesi ile ilgili olarak tekrar bozulacaktır7. Muhakkak ki durumun bu noktaya gelmesinden önceki, yani Çaldıran Savaşı arefesindeki Memlûk-Osmanh münasebetlerini bu savaş esnasındaki Memlûk Devleti'nin tavrını daha iyi anlayabilmek İçin ayrıntılı olarak ele alacağız. Buna ek olarak özellikle Dulkadir Bey'i Alâuddevle'nin Çaldıran Savaşı Öncesinde Osmanlılar'ı bir kenara bırakıp.. Safcvî ve Memlûkler ile birlikte hareket edip mümkün olduğu kadar da bunu el altından yapmaya çalışmasının8 yarattığı karışıklığı ortaya koymak zorundayız. Aynı şekilde Memlûk Devletini ciddi anlamda tehdit eden ve en az Osmanlılar kadar tehlikeli olan Safevîler'in durumunu da göz ardı edemeyiz.
2

Cüneyt Kanat. Memlûk-Thnurlu Münasebetleri (1382-1447), Bayılmamış Doktora Tezi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 1996, s. 233. 3 Takiy ed-Dîn Ahmed b. Âli el- Makrîzî, Kilâb es- Suluk l.i- Ma'ıifet Düvel el- Mutûk, 1U-2, nşr. Saîd Abdulfettah Âsur, Kahire 1971, s. 813; İbıı Hacer el-'Askalânî, İnha' el-Gımır biEbnâ' el-'Umr. El, nşr. Muhammet! 'Abd el-Muîd Han, 2. Baskı, Beyrut 1986, s. 199-200; Nâsıreddîn Muhainmed b. Abdurrahîm b. el-Furât, Târih İhn el-Furât, DC-2, nşr. Koslantin Zcrîg-Neclâ Izzeddm, Beyrut 1938. s. 381-382; Rbu'l-Mehâsîn Yusuf b. Tagriberdi, enNııcfmı ez-Zâhîre fî Mulfık Mısr ve 'l-Kahire, XII, nşr. Dar el-K.utub el-Mîsriyye, b. y. ve t. y., s. 796. 4 İsmail Hakkı Uzunçarşıh, Osmanlı Tarihi, 4. Baskı, Ankara 1983, s. 187-195. 5 îbn lyâs, Bedâi' ez-Zuhûrjî Vekâi' ed-Duhûr, IV, nşr. Muhammed Mustafa, Kahire 1984, s. 324. " Sdâlıaüm Tansel, Yavuz Sultan Selim, Ankara 1969. s. 168-169. 7 Cclâl-zâde Mustafa, Selim-Nâme, Haz. Ahmet Uğur-Mustafa Çuhadar, Ankara 1990, s. 397: W. W. ClilTord, ''Some Observations on Ihe Course of Mamluk-Safevi Relatioııs (15021516/908-922) II". Der İslam, Band 70 Heft 2, Berün-New York 1993. s. 27]. $ îbn Zünbül, Ahi ret el-Memâlîk, nşr. Abdulmena'm Âmir. b. y. ve t. y., a 19; Refet Yinaııç. Dulkadir Beyliği, Ankara 1989, s. 96. 66

2

Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-Safev'i Mücadelesinde Memlûk Devleti 'nîn Tutumu

Akkoyunlu Devleti'ni ortadan kaldırarak Azerbaycan, Irak-ı Acem, Irak-i Arap ve İran'ı ele geçirip Ceyhun nehrine kadar sınırlarım genişleten Şah İsmail, 1510'da Özbeklerde karşı da galip geldikten sonra iyice güçlenmişti. Böylece artık O, Memlûkler 9 için de çekinilmesi gereken bir düşman idi . Çünkü Şah İsmail, Batrdaki verimli topraklar üzerindeki Memlûk hakimiyetine karşı tarihi İran muhalefetini yeniden canlandıracak ve İlhanlılar ile Timurlular'ın yerini almaya çalışarak bu ideoloji ile kendisine yeni bir hız katacaktı. İran'da başarılı bir devlet kurma ile geçen on yıllık sürede cesaretlenen Safevî tehlikesi, 1512 yılında sadece Anadolu'da değil, Suriye. Hicaz ve hatta Mısırın kendisinde bile Memlûk otoritesine karşı koymaya hazır bir Iıal almıştı10. Bu noktaya gelmeden bir süre önce. daha II. Bayezid hükümdar iken 1507 yılında Osmanlı'nın doğu sınırlarındaki Safevî tacizine karşı, Osmanlılar büyük bir orduyu Ankara'da toplarken, diğer taraftan Şehzade Korkut başkanlığındaki bir heyeti de Memlûk Devleti'ne göndererek Şah İsmail'e karşı birlikte hareket etme isteklerini ilettiler. Bu istek Kuzey Halep'teki Safevî baskısını rahatlatmak için Memlûk Sultanı elGûrî tarafından uygun görüldü. Bundan yalnızca bir kaç ay sonra Osmanlı elçileri tCalıire'yc tekrar gelerek Şalı İsmail'e Karşı ittifak kulisini devanı ettirdiler. Yine bu esnada Suriye'den gelen haberde Şah İsmail'in askerlerinin Fırat'ı geçerek, Memlûk Devleti topraklarının yakınlarına kadar ulaştığı ve bunun üzerine Alâuddevle'nin, Türkmenleri toplayarak onların üzerine yürüyüp harb ettiği bildiriliyordu11. Bu hadiseden bir kaç yıl sonra 916 yılı Cemadi el-Ûla ayında (Ağustos/EyIüI-1510) Bire naibinden Sullan'a gelen haberde; O'mın Şalı İsmail'e mensup bir grup nisam yakaladığı ve onların elinde Şalı İsmail'den bazı Frenk krallanna yazılmış bir mektup olduğu ve bu Mektupta da Şalı İsmail'in bu krallara, onlann denizden kendisinin ise karadan olmak şartıyla Memlûk Devleti üzerine yürümeyi teklif ettiği bildiriliyordu12. Bu son gelişme, yani Safevîler'in Batılı deniz güçleri ile ittifak kurma isteğini ifade eden gizli mektubun Memlûkler tarafından ele geçirilmesi, Yavuz Sultan Selinvden önce Memlûkler ile Osmanlılar arasında yapılan ittifakın ana sebebi oldu. Memlûk Devleti, kendi istihbarat birimlerinin müdahalesi ile ortaya çıkan bu durumdan sonra, Osmanlıların uzun zamandır devam eden ikili işbirliği davetini kabul elli. Hatta bir Memlûk elçisi kısa bir süre sonra İstanbul'a giderek, Osmanlılar'dan geleceğe dönük, Safevîlefe karşı destek lafep etti. Îstanbul-Kahire eksenindeki bugüne kadar olan ilk kayda değer gelişme ise 1511 Haziranında Memlûk-Osmanh ortak askeri operasyonunun Fırat'ın Batı kıyısındaki Safevî müfrezesini sürmesi ile ortaya çıktı. İşte bu stratejik gelişim, Şalı İsmail'e karşı 1514 yılında kesin tavrını koyan yeni Osmanlı 13 sultanı Yavuz Selim tarafından da muhafaza edilmeye çalışıldı . Ve bundan sonra da Osmanlı, Safevî ve bazen de Dulkadirli elçilerinin Kahire'ye olan yoğun trafiği başladı. Şimdi bu gelişmeleri sırasıyla ve mümkün olduğu kadar özetleyerek vermeye çalışalım.

9

İ H. Uzunçarşılı, a.g.e., s. 258-259. W, W. Clifforcl, "Some Observations on ihe Course of Mamluk-Safevi Relalions (15021516/908-922) I", Der İslam, Band 70 Hefl2, Berlin-New York 1993, s. 247. 11 İbnİyâs, Bedâi'ez-Zuhûr, IV, s. 118-119,122; W. W. Clifford, cıg.m. II, s. 268-269. 12 İbn İyâs, Bedâ'i ez-Zuhûr, IV, s. 191; David Ayalon, cLg.m., s. 131. Vi W. W. Clifibrd. a,g.m II, s. 169-170. 67
10

Cüneyt Kanat

Safevî hükümdarı Şalı İsmail ile Memlûk Devleti arasındaki münasebet genellikle istikrarsız bir şekilde devam ediyordu. Daha 917 yılı Rebi'ül-Evvel ayının 18'inde (15 Haziran 1511 ) Şah İsmail'in elçisi Kahire'ye gelmiş ve O'nun mektubu İle içinde bir mushaf ve seccadenin de bulunduğu çeşitli hediyeler sunmuş olmasına rağmen bir yıl sonra 918 yılı Muharrem ayında (Marl/Nisan-1512) Halep naibinden alınan haberden, Safevî Öncü birliklerinin Bire civarında görüldüğü ve Bire askerlerinden bir grubun bu askerler ile karşılaştığı öğreniliyor ve Memlûk Sultanı'nın da bu habere çok cam sıkılıyordu14. Yine aynı tarihlerde Alâuddevle'nin elçisinin Kahİre'ye gelerek Sullan'a çeşitli hediyeler takdim etmesi de dikkat çekicidir15. 918 yılı Rebi'ül-Âhir ayının 12'sinde (27 Haziran 1512) yaklaşık iki yıl önce Şah İsmail" e elçi olarak gönderilmiş olan Tem ur Bey el-Hindî Kahire'ye geri döndü. O yolculuğu esnasında yanındaki adamlarından bir kısmını ve atlarını kaybetmiş, bu yüzden büyük sıkıntılar çekmişti. Temur Bey'den öğrenildiğine göre; Şalı İsmail O'na fazla itibar etmeyip ikramda bulunmayarak, kendisini yalnızca bir kez huzura kabul' etmiş ve Sultan'ın gönderdiği cevabî mektubu Temur Bey'e vermeyip kendi elçisi ile göndermişti. Temur Bey Siryakos Hankahı'na geldiği zaman Sultan'a haber göndererek yanında Şah İsmail'in elçisinin de olduğunu bildirdi. Sultan elçiyi karşılamak üzere. Muhtesib olan ez-Zeynî Berckat b. Musa'yı görevlendirdi. Daha sonra Şah İsmail'in elçisi, Kanı Bey es-Sullâk'ın evine yerleştirildi. İki gün sonra ayın 14'ünde (29 Haziran) Sultan elçiyi kabul etti ve bu esnada elçi kırk tane hamalın taşıdığı çeşitli hediyeleri Sultaıva sundu. Elçi ile birlikte Şalı İsmail'in iki Emir'i de Sultan'ın huzurunda idi ve o sırada Safevî hükümdarının mektubu Kansuh el-GûrTye verildi. Mektup hemen orada okundu, ancak içindeki hoş olmayan sözler ile bazı çiğ laflar Sultan'ın canını sıktı. Daha sonra elçi ve yanındakiler ikametgâhlarına döndü. 918 yılı Cemâdi el-Ûla ayının SMnde (22 Temmuz 1512) Sultan Şah İsmail'in elçilerini tekrar kabul ederek onlara hila't giydirdi ve cevabî mektubunu da verdi. Bu mektupta Sultan Şalı İsmail'e O'nun kullandığı üsluptan daha sert bir üslup ile cevap veriyordu. Çünkü Memlûk Sultam'na göre Şah İsmail bunu hem elçisine kötü davranmak hem de yazdığı mektupla fazlasıyla haketmişti. Böylece Sultan ile Şah İsmail arasında bir gerginlik de başlamış oluyordu. Bu elçilerin geri dönüşünden bir yıl sonra Halep naibinden gelen haberde; Şah İsmail'in, düşmanlarından bazı Tatar Melikleri ile savaştığı, otuz bin askerinin Öldüğü ve kendisinin de yaralanarak ortadan kaybolduğu ve nerede olduğunun bilinmediği 16 öğrenilmiş ve Sultan bu habere çok sevinmişti . Doğruluk derecesi şüpheli olan bu son haberin bizim için önemi ise; bu habere Memlûk Sultanı Kansuh el- Gûrî'nin çok sevinmiş olmasıdır. Yani Çaldıran savaşı öncesinde Şah İsmail'in yıpranması Sultanı memnun etmişti. Gerçekten Osmanlılar ile Safeviler'in karşı karşıya gelmesinden önce Safcviler ile Memlûkler arasında teati edilen Yukarıda bahsedilen tarihte gelen elçi ayrıca güzel görünümlü bir sandığı Sultan%a takdim etmiş ve bu sandığın içinden Özbek Han'ın başı çıkmıştı. Yine İlin İyâs'ın ifade ettiği üzere Şah İsmail'in gönderdiği mektupta bazı tehditkâr beyitler vardı. Bu sebeple de Safevî elçisi ağırlandığı evden dışarıya fazlaca çıkarılmamış ve her hangi birisiyle görüşmesi de yasaklanmıştı. İbıı İyâs. Bettâ'i ez-Zuhkr, IV. s. 219, 220, 221, 230. 15 tbn İyâs, Bet/â 'i ez-ZuhÛr, IV, s. 252. 16 tbn İyâs, Bedâ'i ez-Zuhâr, IV, s. 265-266, 271, 311. 68
14

a. açıkça Şah İsmail üzerine yürüyeceğini söyleyerek birlikte hareket edip Safevilere karşı ittifak yapmayı öneriyordu. 84. Bununla birlikte ne zaman doğudan bir tehlike yeniden ortaya çıksa. Mehmet benzer bir şekilde Kahire ile olan kavgasını.g. 113. b. ayın 16'smda Memlûk Sultanı Kansuh el. a. 276. doğuda doğrudan bir İran tehlikesinin olmaması ile alakalıydı. y.e. m. Selim. tarafsız 17 ls 19 S. Çok ilginçtir ki bu değişmeyen yazgı sonucunda II. Clifford. s.?n. İşte bu sebepten 1390 yılında Bayezid Timur'a karşı Memlûk yardımım almak için Güneydoğudaki arzularını bir kenara koydu. Kansııh el. Alınması gereken karar kolay bir karar değildi. W. Akşam saatlerine kadar devam eden toplantıda Selim ile Şalı İsmail arasındaki savaşta taraf olunup olunmaması ve asker gönderilip gönderilmemesi uzun uzun görüşülüp tartışıldı. W. az sonra anlatacağımız üzere. Bu teklif ile.Tavîl'in de geri dönmesi ve ondan alman bilgilerin de değerlendirilmesinden iki gün sonra. a.Gûrî her ne kadar resmen Safeviler yanında yer almayı reddetmiş ise de. Clifford. el-Memdlikfib/hsr. Şah İsmail tarafından ortaya çıkarılan tehlike karşısında Memlûkler ile işbirliği yoluna başvurmak zorunda kaldılar. özellikle Alâüddevle vasıtasıyla el altından Safeviler lehine bazı girişimlerde bulunacaktır. Osmanlılar devamlı Kahire ile yakınlaşmaya çalışıyorlardı. Bayezid ve çok kısa bir süre için I. s. s. Meclis bütün bunlan değerlendirdikten sonra şu karara vardı: Hazırlanacak olan bir Memlûk ordusu Haleb'e gönderilecek ve bu ordu Haleb'te durarak Osmanlılar ile Safeviler arasında cereyan eden mücadelenin ne şekilde sonuçlanacağını bekleyecek ve Memlûk ordusu bu savaşa katılmayıp bunlardan herhangi birisi kendilerine saldırmayıp müdahalede bulunmadığı takdirde.Gûrî büyük emirlerine haber salarak onları toplantıya davet etti. Hem Memlûk Sultanı hem de Emirler alınacak olan kararın kendi devletlerinin geleceği için ne kadar önemli olduğunun farkında idiler. 272. 920 yılı Rebi'ül Evvel ayının 23'ünde ( 18 Mayıs 1514) Kahire'ye geldi. Ancak el Gûri belki de İslam alemi ile kendi halkının tepkisinden çekindiği için Osmanlılara karşı mücadele eden Safeviler ile birlikle hareket edip savaşmayı reddetti18. W. Osmanlı ve Metniûkler'in Anadolu üzerindeki kavgalarının artması. 69 . özellikle gönderdiği son elçilik heyetiyle Osmanlılara karşı açacağı savaşa iştirak etmesi İçin Memlûk Sullanı'na bir teklifte bulunmuştu.g. 1470'te II. Uzun Hasan ile olan mücadelesinde Memlûk desteğini almak için bir kenara bırakıp düzeltme yoluna gitti. Bu arada Memlûkler ise sık sık Anadolu'daki İran yayılmasına karşı olan direnişleri organize edip destekliyorlar ve bu Osmanlı başvurularını da dikkatlice karşılıyorlardı1'"1. Tansel.g. Osmanlı hükümdarı.. t. II. Şah İsmail üzerine yürümeye karar veren Yavuz Sultan Selim'in Memlûk Devletine gönderdiği elçi. II.. Gerçi Şah İsmail muhtemelen. Kahire. s.Gûri'yc gönderdiği mektupta. Enver Zaglame. artık Memlûk Devleti gelinen bu noktada bir karar vermek zorundaydı. Memlûk Sultanı Kansuh el. Çünkü her iki devlette yani hem Osmanlılar hem de Safeviler kendileri için tehlikeliydi ve bu savaştan galip çıkacak olan devletin kendi üzerlerine yürüme ihtimali de mevcut idi. W. 920 yılı Rebi'ül Ahir ayının 14'ünde (9 Haziran 1514) daha önce Osmanlı Devletine elçi olarak gönderilmiş olan Emir Akbay et..Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-SafevîMücadelesinde Memlûk Devleti'nin Tutumu elçilik heyetleri herhangi bir gelişine kaydedememişler ve iki devlet arasındaki ilişkiler 17 soğuk olarak kalmıştı .

920 yılı Cemâdî el. Görüldüğü üzere Şah İsmail. IV. Buna göre. Aynı günlerde Kahire'de ilginç bir olay cereyan etti ki biz bu hadiseden Şalı İsmail'in boş durmayıp Memlûk Devleti'nde olup bitenlerden haberdar olmaya çalıştığını anlıyoruz. 372-373.Cilneyl Kanat kalacaktı . Arapça t e r c ü m e . 392. Ancak yolda eline geçen hediye ve paraların yansım arkadaşına vermeyi reddedince arkadaşı geriye Sultan'm yanına dönmüş ve o şalısın Osmanlı elçisi olmadığını ve tam tersine Şalı İsmail'in yamnda ikamet eden bir kişi olup Şalı İsmail'in onu casus olarak Mısır'da ne olup bittiğim öğrensin diye gönderdiğini itiraf etmiştir. O'nun büyük Emirlerin üstünde ve kendi yanında bir yerde oturmasma izin vermiştir. İbn İyâs. Devlet el-Memûlîk el-Çerâkise.Ûlâ ayının 13'ünde (6 Temmuz 1514) Sultan daha önce alman karar gereği büyük bir orduyu. Gönderilen elçiye verilen mektup ile alınan karar da Osmanlı Sultanına 21 bildiriliyordu . Osmanlı elçisinin geriye gönderilmesinden sonra. Memlûk Sultanı da Selim'in bu elçisine çok itibar edip ikramda bulunmuştu. Yusuf Ataullah. Haleb'e gidip Osmanlılar İle Safevîler arasındaki durumu izlemek ve o bölgeyi kontrol allında tutmak üzere görevlendirdi22. o sırada yeni bir Osmanlı elçisi gelmiş. Selim bu sırada çok politik davranarak. Ayrıca onun yanma hem ona refakat etsin hem de haberlerin doğruluğunu araştırsın diye Devadâr Aynal Bay'ı verdi. Emirler tarafından uyarıldı. Bedâ 'i ez-Zuhâr. Bedâ'i ez-Zuhâr.Feth el-Omıânî LVU Kıtâr el-Arabiyye. s. Selim'in yanında bulunan elçisi Aynal Bay geri dönmeden elçinin gitmesine izin verilmemesi söylendi. Bedâ'i ez-Zuhâı.Gûrî. s. 378. 375-376. Sultan da bu uyarıyı dikkate alarak elçiyi alıkoydu23. s. el. Kabil'e 1960. Bu törenlerin ardından büyük bir ziyafet verildi ve Sultan elçiye hila't giydirerek ona geri dönme izni verdi. Şehzade Ahmed'in oğullarından Süleyman ve Alâeddin'in Memlûklere sığındıklarında. Salihiyye'de iken bohçasını çaldırmış ve dunundan haberdar edilen Sultan'm emriyle bu bohça tekrar bulunup kendisine verilmiş somada elçi Sultan'm huzuruna çıkmıştı. Daha sonra. ise aynı ayın 27'sinde Yavuz Sultan Selim tarafından bir elçi daha geldi ve bu elçi gelirken yamnda 25 hamalın taşıdığı değerli armağanlar getirmişti. Hatta 920 yılı Recep ayının 6'snıda (27 Ağustos 1514) düzenlenen askeri oyunların izlenmesi esnasında. Ancak bu sırada Kansuh el. Bu kararın alınmasından sonra ayın 22'sinde (17 Haziran) Memlûk sultanı Osmanlı elçisine hila't giydirerek geri dönmesi için izin verdi. IV. 174. Bu durumun ortaya çıkması üzerine Sultan hemen emir vererek onu yolda yakalatmış ve hapse koydurmuştur. 3 8 1 . s. s. s. Beyrut 1988. 381. Nikolay îvanof. Ancak Sultan onu daha önce gelen Osmanlı elçisinin yanına gönderince birinci gelen elçi bu şahsın Osmanlı elçisi olmadığım söylemişti. 59. Memlûk Sultanının bunlara çok yakınlık göstermesini bile sineye çekerek sabırlı davranmasını bilmiş ve muhtemelen her şeyin bir zamanı ve sırası olduğunu düşünmüştür. muhtemelen Osmanlı ve Memlûk devletleri arasındaki bir ittifak ihtimalinden kuşkulandığı için casusları vasıtasıyla bu 20 20 21 22 2:) İbn İyâs. Her şeye rağmen bir müddet Kahire'de kalan bu şahıs bir süre sonra Sultan'm çeşitli ihsanlarına nail olmuş ve izin isteyerek oradan ayrılmıştı. Böylece Yavuz Sultan Selim Memlûk Devletim Safeviler karşısında yanma alamamış. İbn İ y â s : Bedâ 'i ez-Zuhâr. ama en azından onun tarafsızlığını sağlayarak kendisini iki ateş arasında kalmaktan kurtarmıştı. TV. İ b r a h i m Ali Tarhan. 70 . IV. İbn İyâs.

S. îu İbn Zflnbül. 396. "Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim'İB İran Seferi".g. Bunlara ek olarak olayların gelişimine baktığımızda." 22. IV. 19. S.g. aslında çıkarları gereği Memlûk Devleti ile olan dostluğunu ilerletmiş ve çoğunlukla onların yanında yer almıştır27. Refet Yinanç. İstanbul 1968. 394-395. Ahiret el-Memâlfk. Bkz.g. s. 95-96. 392-393. Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim tahta çıktıktan sonra. 181182.g. 252.. Bedâ'i ez-Zuhûr. Bir müddet sonra başlanılan hazırlıklar tamamlanınca 20 Mart 1514 Pazartesi günü Edirne'den yola çılaldı. M. Dulkadir Beg'İnin bu teklifi reddetmesi gayet tabii idi. Refet Yinanç. Osmanlı ordusu Çubuk ovasına geldiğinde. İbn İyâs. İşte o tarihten beri ikili bir politika takip etmeye çalışan Alauddevle. s. S.g. Tanscl. 385.. a.. 110-113. Selim'in yanından gelen Emir Aynal'dan ise. J7 Celâl-zâdc Mustafa. s. Osmanlı Sultanı II.e. 38. s. Bu durum üzerine Selim. Bedâ 'i ez-Zuhâr.e. s. XVII.. a. Ancak Alauddevle yaşlılığını bahane ederek bu teklifi reddetti26. daha 1512 yılında Alauddevle'nin Kahire'ye elçisi vasıtasıyla gönderdiği hediyeler arasında Şalı İsmail'e ait olup onun tarafından Dulkadir Beg'ine hediye edilmiş olan bir hırkanın bulunması. 28 İbn İyâs. 96. 71 . 5960.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanlı-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti"nin Tutumu durumdan haberdar olmak istemiştir . Jilçileriıı Kahire'ye geliş tarihi ise Refet Yinanç tarafından 1511 olarak verilmektedir. Muhakkak ki Alauddevle ile Şalı İsmail arasındaki bu dostluğun tesisinde Yavuz Sultan SelinTin. İşte bütün bu sebepler dolay ısı ile Osmanlılardan yüz çeviren Alauddevle Çaldıran seferi esnasında Osmanlılar ile birlikte hareket etmemiş ve özellikle Memlûk Sultanı Kansuh el Gıırî'den aldığı talimat İle Osmanlı kuvvetlerine yiyecek ve hayvan yemi satışını yasaklayarak Yavuz Sultan Selim'i zor durumda bırakmıştı. Burada Selini'in askerlerinin çokluğu ve kuvveti ile İlgili bazı böbürlenme emareleri vardı ancak Sulan bunları dikkate almadı25. 36 Hoca Sadettin Efendi.e. a. 96. Yavuz Sultan Selim Dulkadir Beg'i Alauddevle'ye.g. Bir süre sonra ise Yavuz Sultan Selim'e daha Önce elçi olarak gönderilen Emir Aynal Bay'm geri gelmesi üzerine. s. İbn lyâs yukarıda bahsedilen hırkanın Uzun Masan'dan Şah İsmail'e geçtiğim söylemektedir. Çünkü Alauddevle'nin Şahruh'u veliaht tayin etmesine kızan Ali Bey. Refet Yinanç. IV. s. Bedâ 'i ez-Zuhâr. Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkmasından sonra da Trakya'da Çirmen Sancak Beyliğine tayin edilmişti29. Tansel. C. kelamına itibar edip ikramlarda bulunduğu öğrenildi. Selim-Nâme. a. s. Kansuh el Gûrî'ye 24 15 24 İbn lyâs. s. TacU't-Tevârih IV. 31. daha Trabzon valisi iken mücadele etmeye başladığı Safevîlere karşı bir sefer yapmaya karar verdi. s. Şehabeddin Tekindağ. Refet Yinanç. IV. s. Osmanlı Sullanrmn kendisini çok iyi karşıladığı. a. Tarih Dergisi. 42. Alauddevle ile Şalı İsmail arasında artık dostluk tesis edildiğini ve bunun daha sonra bir ittifaka dönüştüğünü göstermektedir28.e..e. her şeye rağmen bir mektup göndererek onu Şalı İsmail üzerine yaptığı sefere davet etti. Haz. Dulkadir Beg'İnin yeğeni Şahsuvar oğlu Ali Bey'i himaye etmesinin büyük payı vardı. Çünkü zaman içerisinde Osmanlılardan uzaklaşmış ve Yavuz Sultan Selinfin tahta çıkışını dahi tebrik etmemişti. Osmanlı elçisine değerli hediyeler verilerek kendisi geri dönmek üzere yolcu edildi. Ayrıca Osmanlı Sultam* mn Emir Aynal ile gönderdiği mektup okundu. Bayezid'in yanına sığınmış. 95-96.e. İsmet Parmaksjzoğlu. Bundan başka Memlûk kuvvetleri de Osmanlılar'm erzak taşıyan deve kollarını vurmuştu3". s. s. Eskişehir 1992.. a.

indirilen hatimlerden dolayı Sultan tarafından paralar gönderildi. W. 920 yılı Şaban aynım dördünde (25 Eylül 1514) tekrar bir habercinin gelerek Selim'in Şalı İsmail'i hezimete uğrattığı ve Diyarbekir ile Tebriz'i ele geçirip Şah İsmail'i bir demir kafes içerisine koyarak ülkede dolaştırdığı haberini getirdiğini ancak yine Memlûk Sultanının bu bilgiye İtibar etmeyip inanmadığım görüyoruz34. Osmanlı Sultanının böyle bir ihtiyat kuvvetini bu bölgede bırakmasının sebeplerinden birisi Memlûk Ordusunun kendi ordusunu arkadan vurma tehlikesiydi.m. s. Memlûkler bu bilginin doğru olduğunu bir türlü kabul etmek istemiyorlardı ve belki de Timur'un Bayezid karşısında kazandığı Ankara savaşı Memlûkler anısında Safeviler'in galip geleceğine dair düşünceler akla getirmişti35. Diğer bir sebep ise. 59-60. Bedâ'i ez-Zuhûr. Ancak Kansuh el Gûrî bunun ardmd?. 396.m.e. ibn el-As. s. 11. 393. a. 96. İmam el-Lcys bin Saîd'in makamında birçok halim indirildi. Retet Yinanç. 55-60. Almıed bin Tolun. Şehabeddin Tekindag. Çünkü Kahire'ye. s. a. onları kendisinin arkasında Sivas ve çevresinde kalmak üzere bırakmıştı.e. Savaşın sona ermesinden yaklaşık olarak bir hafta sonra.g.. ag. Ancak her şeye rağmen sevinmiş gözükmekten de kendisini alamamıştır.Cüneyt Kanat mektup yazarak Alauddevle'ııin yaptıklarım ona bildirmişti. 72 32 . A/. 34 ibn lyâs. Ancak Sultan bu habere güvenmedi ve tâki doğruluğu tespit edilinceye dek tereddüt içinde kaldı ve davul çaldırmadı.g. Ayrıca fakirlere ziyafetler verildi. Kahire'de cereyan etmeye başlayan hadiseler ise çok ilginçtir. 368. Muhtemelen Yavuz Sultan Selim bütün bu olup biteni hissettiği ve Memlûk Sultanının tarafsızlığından yüzde yüz emin olmadığı için. Clifford./re/ el-Meınâlîk. Ancak bu ihtimallerden her ikisi de gerçekleşmedi ve Osmanlılar ile Safevîler ( 2 Recep 92Ü) 23 Ağustos 1514 Çarşamba günü savaşa tutuştular ve aynı gün neticelenen savaştan Osmanlılar büyük bir zafer kazanarak çıktılar33. Alauddevle'nin emirlerine itaat etmediğini söylüyor ve gücünüz yeli yorsa siz ona engel olun ve kendisini katledin diyordu. s. Bütün bu camilere.her ve Kahire'de bulunan bütün camilerde hatim indirildi.g.. C. J1 tbıı ZünbtÜ. M. İlk gelen haberle ilgili bilgiler ibn İyas'ta aynen şu şekildedir "920 yılı Recep aynını 1 (Tunda (31 Ağustos 1514) halk arasında Osmanlı Sultanı Sclim'in Şah İsmail'i hezimete uğrattığı ve Erzincan ile Tebriz'i ele geçirdiği haberi yayıldı. s. OsmanhSafevî çatışması sırasında Anadolu'da çıkabilecek muhtemel bir isyanın önlenmesine yönelik bir ledbir olmasıydı32. E/. Anlaşılan o ki. Memlûk Sultanı ise ona verdiği cevapta. Memlûk Sultanı bu haberlerden ilk ikisine bir türlü inanmak istememiştir. Aynı şekilde. 31 S. s. Fakat Sultan böyle bir haberin yayılmış olmasına sevindi ve bütün camilerde bu sebeple Kuran-ı Kerimler okunup hatun indirilmesini emretti. a." Bu haberin ardından yaklaşık iki hafta sonra. IV. 35 W. Cclâl-zade Mustafa. Tansel.n hiç vakit kaybetmeyerek gizlice bîr elçisi vasıtasıyla Alauddevle'ye gönderdiği bir mektupla ise yaptıklarından dolayı ona teşekkür ediyor ve kendisini Sclim'e karşı savaşmak üzere kışkırtıyordu31. Osmanlı Ordularının Safevilere karşı galip geldiğine dair belli aralıklarla üç kez haber gelmiş olmasına rağmen. 19.. Bunun üzerine İmam cş-Şâfîi'nİn makamında 70. Selim-Nâme. 271. Sivas'ta iken ordusundan 40 bin kişiyi ayırmış ve İskender Paşa oğlu komutasında. s.

Gerçekten bundan önceki Memlûk Sultanlarının. Çaldıran savaşı öncesinde Osmanlı Devletî İle Memlûk Devleti arasındaki samimi olmayan yakınlaşmanın şeklen olduğunu her iki devletin hükümdarı da gayet iyi biliyordu. JS S. Selim'in bu zaferinden dolayı kalede davul çaldırmadı ve yine Kahire'ııin süslenmesi emrini vermedi. Kansuh el Gûri'nin tavrım ibıı İyus'ın yadırgamasını garip karşılaınamaüyız37. 37 73 . Bedâ'i ez-ZuhÛr. İstanbul'un fethine ve özellikle Sultan Kayıtbay'ın. s. kendileri için büyük birer tehlike olan bu devletlerden galip geleni de bundan böyle korkulur olmaktan çıkacaktı. Bedâ 'i ez-ZuhÛr. Eğer bu düşünceleri gerçekleşmiş olsa idi. ve ona çeşitli hediyeler vermişti. 404. IV.'" diyerek Sullan'm tavrı karşısındaki hayretini dile getirmiştir. Safcvilcr'i bir gün içinde hezimete uğratarak bu mücadeleden daha da güçlenmiş olarak çıktılar30.Sultan da elçiye lıila'l giydirmiş. Çünkü savaşmaya hazırlanan bu güçlerden her ikisi de Memlûk Devleti için büyük tehlike oluşturmaktaydı. Anc. Osmanlılar'in Avrupa'da sağladığı başarılara. Ancak yazımızın en başında da ifade elliğimiz üzere şartlar bu kez çok ama çok farklıydı. bunun sebebi de anlaşılamadı. IV. Osmanlılar ile Safeviler'in bu mücadele esnasında birbirlerini ciddi anlamda oyalayıp yıpratacağma inanmakta idiler. İbn lyâs. Ancak bir süre sonra 920 yılı Ramazan ayının üçünde (22 Ekim 1514) gelen haberciden Çaldıran Savaşı ile ilgili kesin ve teferruatlı bilgiler alındığında bu haberin doğnı olduğu kabul edilmiş ve bunun sonucunda Memlûk Sultam davul çaldırmadığı gibi Memlûk Emirleri de Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim'in haşmetinden ve şiddetinden rahatsız olarak bundan sonra onun tarafından Memlûk Devleti taraflarına doğru ne olacağını merak etmeye başladılar36. Bu anıda Memlûk Devleti ile Safeviler'in arasının da iyi olmamasına rağmen Kansuh el Gûrf nin Alauddevle'yi kullanarak el altından onlar lehine tavır alması ama tarafsız gibi gözükmesi Memlııkler'in çıkarlarına daha uygun düşüyordu. Bu sebeple de muhtemelen Memlûkler. "Bu esnada Memlûk Sultam. Memlûk Sultam Kansuh el Gûri tarafsız gibi gözüküp el altından desteklediği Safevilerin mağlup olduğuna dair gelen haberlere inanmak istemiyor olsa da. kendisi ile aynı mezhebten olan Osmanlıların galibiyetine sevinmiş gibi gözükerek belki de halkın baskısı ile çeşitli camilerde hatim indirilmesi emrini vermişti. Bu elçi daha sonra 920 yılı Şevval ayının 20'sinde (8 Aralık 1514) geri dönmek üzere yola çıkmıştı. Tanscl.. Bu sebeple de Yavuz'un Şah * Ibn tyâs. Bu hadiselerin görgü şahidi olan ibıı İyas ise eserinde. iug. s. Çünkü artık Çaldıran Savaşı'ndan sonra Alauddevle meselesini de halleden ve onun başını Kahire'ye gönderen Yavuz Sultan Selim'in önünde kendisinin Suriye ve Mısır'a yürümesine engel olacak hiçbir tali kuvvet kalmamışta. II.ık olaylar beklenildiği gibi gelişmedi ve Osmanlılar. Mehmet'in Uzun Hasan'ı bozguna uğrattığında gösterdiği tepkiyi ve samimi sevinci hatırlarsak. Ayrıca onun bu haberlerin doğru olmadığını düşünerek bu esnada kendisini bu şekilde teselli etmiş olması da mümkündür.e.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti 'nirt Tulumu Özellikle ikinci gelen haberdeki demir kafes ile ilgili söylentiler Ankara Savaşı ile Çaldıran Savaşı arasında kurulan ilişkinin İşaretidir. s. 398. Aynı ayın 29'unda ise Sultan Selim'in elçisi Kahire'ye gelerek hem kazanılan zaferi haber vermiş hem de Osmanlı Sultam'nın mektubunu ve fetihnamesini Kansuh el Gıirî'ye takdim etmişti. 113-114.

İstanbul 19S9.Cüneyt Kanal İsmail'e karşı kazandığı zaferi duyan Memlûk Sultanı ve Emirleri artık sıranın kendilerine geleceğinden endişe ederek çok üzüldüler ve Sultan bu üzüntüsüne bağlı olarak davul çaldırmayıp Kahire'yi de süsletmeyerek memnuniyetsizliğini açığa vurdu. 258. izlediği siyaset ile üç yıl gibi kısa bir süre sonra Memlûk Devleti'ne son vererek bütün Suriye ve Mısır'ı Osmanlı topraklarına katmıştı.s. . i:Mısır Memlûkleri". 33 74 Kazını Yaşar Kopraman. Gerçeklen de bu hadisenin üzerinden yalnızca üç yıl geçtikten soma Memlûk Sultanı ile Emirlerinin korktuğu şey başlarına gelmiş ve Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim. VI. Çünkü Kansuh el Gûrî Memlûk Devleti'nin bekâsının Osmanlılar ile Safeviler 39 arasındaki mücadelenin seyrine bağlı olduğunu çok iyi biliyordu . Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi.

Bu tür defterlerin bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü. Yüzyıl için muadili denebilecek yine eyalet yahut sancaklar bazında tutulan defterlerin var olduğu son zamanlarda yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır. medeniyet ve iktisat tarihimiz açısmdaıı son derece önemli bilgileri içerdiği anlaşılacaktır. Bu inceleme 25-27 Eylül 1998 tarihinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen X. XV.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Sayı IV. Yrd. Millî Türkoloji Kongresine tebliğ olarak sunulmuştur.. 1835 (H. Defterler. Bu duaıın başlangıçla kaynak sıkıntısı çekmemek açısından bir avantaj olarak görülse bile bu kaynakların tasnif edilerek tarihçilerin hizmetine sunııhnamasından dolayı bazı sakıncalarının olabileceği de söylenebilir. ss. OSMANLI SOSYO-EKONOMIK TARİHİNİN KAYNAKLARINDAN VAKIF MUHASEBE DEFTERLERİ* Galip EKEN" Tarihçiler açısından Osmanlı tatili! belki de en bol kaynağa sahip bir çalışma alanıdır. kültür . 75-82. ve XVI. Bununla birlikle vakıflar ile ilgili asıl kayıtlar XV. Öle yandan yine vakıflarla ilgili pek çok belgenin özel şahısların elinde bulunduğunu biliyoruz. Yüzyıllarda tutulan bu defterlerin XIX. Bu defterlerden Osmanlı Devletine bağlı ülkelerden hemen hepsi için bulmak mümkün olacağı sanılmakladır. Ancak daha sonraki donemler için de şüphesiz bu tarz defterler tutulmuş olmalıydı. İzmir 2000. Yüzyıllara kadar uzanan "evkaf7 defterleridir. Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Sivas. . 1251) yıllarında tutulmaya başlanan ve Tanzimat'ın hemen öncesine denk gelen bu "Vakıf Muhasebe Defterleri " dikkatli bir nazar ile incelenirse hakikaten vakıf tarihimiz. bir kısmı da Tapu kadastro Genel Müdürlüğü arşivlerinde bulunmaktadır. ve XVT. Osmanlı ülkesinde bulunan vakıfların mal varlıkları ile bunların gelirlerinin kullanımı konusunda ayrıntılı bilgiler sunmakladır. Son yıllarda Özellikle Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki tasnif çalışmaları ile yeni kaynak gruplarından haberdar olan tarihçiler bir yandan bu belgelerden faydalanırken bir yandan da çıkabilecek yeni kaynak gruplarını merak etmektedirler I Osmanh tarihinin önemli bir kaynak grubunu vakfiyeler ve vakıflar ile ilgili kayıtlar oluşturmaktadır ki bunların önemli bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bulunmaktadır. Dr. Doç.

1970. Amasya'ya ait olanı ise 73 numaralıdır. 1576) Tarihlî Defter-i Evkafı Rııma Göre Tokat Merkez Kazası Vakıf Kayıtları. şehir tarihi çalışmalarında bu kaynakların kullanımına örnek olarak bkz. 1991. Bu noktada Ömer Demirel. Tokat'a ise Galip Eken çalışmaktadır. s. Fatma Üstek. Ömer Lüttı Barkan. Tokat'a ait Vakıf Muhasebe Defteri Milli kütüphane Şeri'yye Sicilleri Katoloğu 53 numaralıdır. adlı doktora çalışmasında bu defterde önemli oranda faydalandığı görülmektedir. Bu defterlerin tutuluş şekli bakımnıdan bazı farklılıklarının olduğu gözlenmektedir. Bu defterlerden Sivas'a ait olanı üzerinde Ömer Demirel."1 "Hiç şüphesiz aynı tarifi ve mânıyeuc 'ülger "Anaböm'Osmanıı şehirleri için de bu defterlerden tutulmuş olmalıdır.. Ankara. XVI Asırda Manisa Kazası. Ferudun M. Tokal ve Amasya sancaklarının Vakıf muhasebe defterleri tespit edilebilmiştir. ancak şu anda Millî Kütüplıane'de ve Sivas Şer'yye Sicilleri içerisinde olduğu anlaşılan defterin şu an için numarasını bilemiyoruz. Ancak burada üzerinde duracağımız Tanzimat dönemine ait olduğunu ifade ettiğimiz vakıf muhasebe defterleri üzerine hemen hemen hiç çalışma yapılmamıştır. Buradan lıareketle muhtemelen bu defterler de mahkeme katipleri tarafından tutulmuştur. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Mesela Tokat'a ait defterdeki her bir kayıtın yan tarafına hangi vakfa ait olduğuna dair der kenarların düşüldüğü görülürken Amasya'ya ait defterde bu durum söz konusu değildir. 86-109. Ekrem Hakkı Ayverdi. 1985 (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi). (Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi). Sivas'a ait olanı ise Sivas Kongre Müzesi'sinde iken Şer'iyye Sicilleri içerisinde numarasız defterler serisi içerisinde idi. 1989. Şu ana kadar sadece Eyalet-i Rum'a bağlı Sivas. Emecen. İstanbul Vakıftan Tahrir Defteri 953 (1546) Tarihli. Sivas Şehir Hayatında Vakıfların Rolü (1700-1850). Ankara. Ankara. Örnek teşkil etmesi açısından Tokat defterinin ilk belgesinin der 1 2 4 Bu konuda bkz. İstanbul. DEFTERLERİN TESPİTİ : Bu defterlerin öncelikle tespitinin yapılması gerekmektedir. yüzyıla ait evkaf defterleri üzerine başta Ömer Lütfî Barkan olmak üzere son zamanlarda tahrir defteri ağırlıklı şehir tarihi incelemesi yapan araştırmacılar 1 çalışmışlardır . H. Yazı stili de sicil yazılarının aynıdır. 984 (h4. Çoğunun Şeriyye Sicilleri içinde bulunabileceği sanılan bu defterlerin diğer şehirlere ait olanları. Sivas. Tokat ve Amasya'ya ya ait olan Vakıf Muhasebe Defterleri Milli Kütüphane'deki "Şer'iyye Sicilleri " katalogları içinde bulunmaktadır4.Galip Eken XVI. Amasya'ya Adnan Gürbüz. . Sicillerin dikkatli bir nazarla incelenmesi ve öte yandan vilayetlerimizdeki vakıf müdürlüklerinin arşivleri bu gaye ile taranması sonucu ortaya çıkartılabileceği kuvvetle muhtemeldir. DEFTERİN TANITIMI: D$ Görünüş Yukarıda da belirtildiği gibi dış görünüş itibariyle Şer'iyye Sicili defterleri tarzında tutulmuştur.

Osmanlı Sosya-Ekonamik Târihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri kenarı olarak "Eskici Kuritoğlu menziline câri olan ma'i lezizin mütevellisi ve evkaf tarafından verilen lemessük kaydı" m görmekteyiz.. Ahmet Akgündüz. 282..284. Vakıfların idaresi ve bu arada gelir ve giderlerinin hesabı başta vakfın mütevellileri olmak üzere taşrada bulunan "Mu'acceâat Nazırları" veya "Mu'accelât Müdirlerİ'nce birlikte yürülüldüklerine şahit oluyoruz.284. Türk Yenileşme Tarihi Çerçevesinde Vakıf Müessesesi.7) şeklinde görülmekle. "Vakıf İslam Ansiklopedisi. s. Ankara.medine-i Tokat'ta vâki' Marul suyu vakfında.." şeklinde kayıtların tutulduğu müşahede edilmekledir. Tanzimat Dönemi osmanh Merkez Teşkilatında Reform.. Bu durum ise defterlerdeki kayıtlarda "Haremeyn-i şerifeyn nezâretinde olan evkâfdan medine-i Tokat'da vâki' Çakır Salar vakfının 254 senesine mahsuben vücûda gelen öşr-i mahsulatı nıarifct-i şer' ve mu'accelât nazırı atufetlü el-Hac Surııri Efendi ma:rifetiyle bi't-tahkik .. 103. Vakfın evkaf nezâretine yahut haremeyn evkafına ait olduğu belirtildikten hemen sonra vakfın bulunduğu mahal tanımlanmaktadır.l). 1836 yılında Haremeyn vakıflarmm idaresi ile meşgul olmak üzere önce Haremeyn-i Şerifeyn Evkafı Nezâreti kıınılduysa da daha sonra bu nezaretin. s. Bazı kayıtlarda da varidat muhasebe ve masarifalın tahkik Bu konuda bkz. 2) gibi. a. Bahaeddin Yediyıldız."(Amasya Defteri s.medine-i Amasya'da vaki Mevlevihane .. Ankara. Haremeyn vakıfları ise Evkaf Nezaretinin kurulduğu sırada eskiden olduğu gibi yine Darüssaâde ağalarının elinde bulunuyordu." tarzında ya da vakıf eğer Haremeyn vakfı ise bu kez "Haremeyn-i muhteremeyn hazine-i celilesine tâbi evkâfdan. 77-80.6 Elimizdeki defterler 1835 yılından itibaren tutulmuş olup.." (Tokat s. Nazif Öztürk.." (Tokat Defteri s. Evkaf Nezâretinin bir şubesi haline geldiği görülür5.. 1995.. 1988. İstanbul. Ve bu arada taşrada vakıf idaresinde sorumlu olmak üzere Muaccelat Nazırları yahut Muaccelat Müdürlüklerinin kurulduğu anlaşılmaktadır. Mesela ".." gibi kayıtlardan defterin tutulduğu sırada iş başında bulunan kadı ve mu'accelâl nazırının ismi verilirken. s. 1986. s. esSeyyid Ebııbckir Nâzır-ı Mu'accelâl .. 81. İslam Hukukunda Ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi. 1993. Nazif Öztürk.. Tokat defterinin ilk kayıtlarının allında "es-Seyyid Hüseyin el-Mevlevî" . Ali Akyıldız.. ayrıca bkz. bir başka örnek: ". n . a. Bkz. C. Amasya defterinde benzeri kayıtlara rastlanmamaktadır. Örneğin "Nezâret-i evkâf-ı hümâyûn-ı mülükâne mülhak evkâfdan olup .g. K. Yine Tokat defterindeki her kayıtın altında verilen tarihler Meri tarihe göre verilmiş iken. Amasya defterinde her bir kayıt için her hangi bir tarilı düşülmediği.g. 13..e. İstanbul.e. s. her belgenin hemen hemen aynı ya da yakın başlıklarla başladığı görülmektedir. Muhteviyatı Osmanlı devletinde vakıfların idaresi genel itibarıyla II.. Mahmud döneminde 1826 yılında kurulan "Nezaret-i Evkâf-ı Hümayûn"a devredilmişti. Ahmet Akgündüz. sadece vakfın gelir ve giderlerine esas teşkil eden yıllar Rumî tarihe göre belirtildiği gözlenmektedir. 146-160.

Pek tabii olarak vakıf mallan sadece tarlalardan ibaret olmayıp han hamam. Tokat deflerinde yukarıda zikredilen kayıtların hemen altında vakfın gelir ve giderlerinin 1252-1253 gibi bir ya da iki yıllık bir sürecin belirtilip altına Meri tarih Arapça olarak gün ay ve yıl itibariyle düşürülürken. Vakıfların en önemli gelir kaynaklarının başında da hiç şüphesiz vakıf köyleri ve buralardan elde edilen hububat gözükmektedir. Bu babdan da oldukça kıymetli bilgiler bulunmaktadır. Gelirlerin kaydedilmesinin akabinde "cem'an yekûn" dönemin para birimi olan kuruş ile verilmektedir.." gibi. Ya da Tokat merkezdeki bir vakfın iradı arasında Artukabad yahut Turhal gibi Tokat sancağının kazalarına bağlı köylerinin bulunduğu görülmektedir. duhan ve kahve masrafı ile nakliye masrafının giderleri olduğu anlaşılmaktadır. Bundan sonra gelir yerleri ile birlikte vakfa bağlı gelir kaynaklan kaydedilmektedir. Tokat defterinde köylerin isimlerin hemen yanı başında bağlı olduğu idarî birim ile birlikte toprağın tam. mercimek . Bununla birlikte gelirlar arasında burçak. Mesela Amasya'daki Ahi İmadüddin ve Ahi Mulıyiddin vakıfları ile ilgili kaydın içinde ". Vakfın yekun gelirleri ortaya çıkartıldıktan sonra öncelikle Evkâf-ı Hümâyûn için öşür Laliakk.. Amasya defterinde sadece ilgili vakıfla alakalı tutulan muhasebenin bir yıllık yahut iki yıllık süreci belirtilmektedir. fiğ? yulaf. yanın.2). Bunlardan gayr-ı menkullerin kiraya verilerek yıllık icarlarından faydalamldığı gibi paralar da gelir getirmek amacıyla borca verilmekteydi. dükkan. Ayrıca köylerin bağlı olduğu nahiye kaza gibi idarî birimlerde belirtilmektedir. Köy gelirlerine bakıldığında bunların daha ziyade hınta(buğday).. soğan gibi değişik ürünler de bulunmaktadır. Amasya defterinde bu gelirlerin öşrü verilmektedir. Ayrıca bu hububatın ölçü birimi olarak keyl yahut kilenin hemen altında ""müd" ün de bir ölçü birimi olarak kullanıldığı görülmektedir. "'aşar karye-i Kerbansaray temam malikâne der nahiye-i Güldiken vakf-ı mezbur hasıl hınta keyl.. yahut rab' malikâne dununu da net olarak belirtildikten sonra kaç keyl hububat ve bunlardan kaç kuruşluk gelir elde edildiği kayl edilmiştir. Yine Amasya Mevlevihanesİne ait muhasebe kaydında buraya ait vakfın "mütevellisi olan Şeyh Mehmed Efendi ile 254 senesi martı ihtidasından şubatı gayetine değin muhasebe defteridir ki ber vech-i ati zikr ve beyan olunur" İbaresi bulunmaktadır (Amasya s.Galip Eken * edilip masrafların ödemesi yapıldıktan sonra baki hasılatın ''mütevelli. Bunun hemen akabinde masraf kalemleri olarak görülen giderlere gelince genel itibariyle "şilindik".51 ve 52 senelerine mahsuben . para gibi diğer kıymet ifade eden menkul ve gayr-ı menkuller de bulunmaktaydı. toplanı varidattan düşüldüğü görülmektedir. Yalnız burada üzerinde durulması gereken başka bir nokta vakfa bağlı köylerin gelirleri Tokat defterinde olduğu gibi verilirken. 158: Amasya defteri s.. Mesela Tokat'ta el-Hac Mehmed bin 78 . Şa'ir(arpa) olduğu görülür. zaviyedar ve mürtezika "gibi görevliler arasında pay edilmesi belirtilmektedir (Tokat Defteri s. Amasya'da bulunan bir vakfın gelir kaynakları içinde Sivas'ın bir köyünün gelirleri de bulunabilmektedir.2).:' kaydının dışında başkaca bir tarih düşülmemiştir.uk ettirilip bunun.

Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri Hamza vakurun. gelir kalemleri içinde Cami-i Kebir "nezdinde" ki Han'ın bulunduğu ve 1252 ve 1253 yılları için 150'şer kuruştan 300 kuruş. ölçü ve para birimimizdeki değişim İle. Yüzyıldan ve hatta Selçukludan itibaren ihdas edilen vakıfların devamlılıkları konusunda esaslı bir bilgiye salıip olurken diğer yandan da variıklanna şalüt olunan vakıfların gelir ve gider dağılımları da çok net olarak görülecektir. çerağdar.(Tokat Defteri sayfa 153) Gelirler net olarak ortaya konduktan sonra "Minlıe'l-ilıracât" adı altında masârifat kısmına geçilmekte burada ise harcamalar yine açık bir şekilde ortaya konmakladır. çehkân. Sonuç olarak Tanzimat dönemine ait olan bu defterler eğer Osmanlı geneli İçin yapılmışsa bir defa XIX. yine aynı vakfın "akarı içinde Cedid mahallesinde bulunan "menzil''den mezkur yıllar için 15'şer kuruşları 30 kuruş icar geliri elde edildiği anlaşılmaktadır. zaviye gibi hizmet binalarında vazife yapan imam. cüzhaıı. Vakfın arda kalan gelirleri ihtiyaç halinde vakfedilen camii. tabbah gibi görevlilerin ücretleri ödendikten sonra baki hasılat mütevelli ve evlad-ı vâkıfa tahsis edildiği gözlenmektedir7. para gelirlerinin harcama istikametlerinin oram da açıkça ortaya konacaktır. raesdd. İncelediğimiz her iki defterde de yekûnattan muntazaman ''tertib-i maaş ve harc-ı muhasebe masrafı" düşül inektedir. müezzin. XV. eksilme yahut vakfın kendine yetmeyecek hale gelmesini ortaya koymasının Ötesinde. ferraş. 79 . Gelirlerdeki artma. Asırda var olan vakıfların eski tabirle '"bilemamiha" ortaya konmasına vesile olacaktır. hattat. Bu tür kayıtlara deUerin pek çok sayfasında rastlanacağından defter numaraları verilme gereği duyulmamıştır. Dolayısıyla ilk olarak. Bu da vakıf tarilıimiz açısından olduğu kadar iktisat tarihimiz açısından da ayrı bir önemi haiz olsa gerektir. Yine bu gelirler vasıtasıyla vakfın camii mescid. medrese gibi hizmet binalarının bakım ve onarımına sarf edilmektedir. hafız.

liva-i mezbur Hınta kile fî 55 müd 17.Galip Eken EKLER Amasya Defterinden Bir Örnek: Sayfa 179.karye-i Seviye(?) ve Bayracık Alani(?) der.5 kuruş Minhe'l-İhracât berâ-yı mesârif-i şıhne ve ber-nıu'tad-ı ücret-i nakliye ve maaş 395 kuruş nıaaş-ı muharrer bâ-a'şâr-ı hums-ı mahsul ba!de?l-mesaiifü'l-mu'tâde 200 kuruş harc-ı ımıhasebe-i aklâm 25 kuruş aklâm-ı hazine 25 kuruş müdir-i mu'accelât 50 kıınış 645 kumş Mizan 1400 kuruş irâd 645 kuruş mesârifat 755 kumş Fazla-i vakf-ı mezbur bi-cihet-i şart-ı vâkıf ve ber-mûceb-i vakfiye-i şerife me'mul-behâ c\'lâd-ı vâkıfdan batn-ı e^'\'ele meşruta bulumııuş olduğundan ekber evlâdı vâkıfdan mumâ-ileyh Muhyiddin Halife'ye teslim kılınmış olduğu şerh virildi .5 962. (mezkur) temam malikâne der.nalıiye-i Argun der.5 kuruş (Cem'aıı Yekûn) 1400 kuruş Şa'ir ve saire kile fi 25 müd 17. Nezâret-i evkâf-ı hümâyûna mülhak evkâfdan mediııe-i Amasya'da ka'iıı Ali Çelebi ibn-i merhum Mücyyed Çelebi Vakf-i Şerifinin bâ-berâtı-ı "âlî mütevellisi olan Seyyid Muhyiddin Halife ile ikiyüz elli dört senesi martı ibtidâsmdan şubatı gayetine değin varidat ve mesârifat vaki' muhasebesi defteridir ki ber-vech-i atî beyan Mahsul-i îrad-ı vakf-ı şerif m. (mezkur) Berâ-yı mahsul "aşâr-ı vakfın.5 437.

5 Yekûn 6269.5 Şa : ir rub/64.5 Hisse-i tevliyet an-hasılal-ı mezra-i öşr ve öşr-i mahsulât 81 Ber-ınutad-ı Kadîm hakim Efendilere virile gelen bera-yı muhasebe Zehâyir-i mezkûrun Tokad'a nakliye mesârifİ Karyelerin ta'şirine me'nıur şıhnelerine ve mesânflerine virilen Öşr-i mahsul an caııib-İ evkâf-ı Hümâyûn . (Der-kenâr) Ahi Muhiddin vakfı defteri .673 408975 .5 .5 Kuruş 225 Mezra'î Kasel (?) tâbi'î nahiye-i mezkûr mâlikâne-i vakf-ı mezbûr Hınla nıb/30 Kuruş 206 Şa'ir rub/25 Kuruş 78.5 Şa'ir rub/148 Kuruş 462.627 5642.5 .5 Komanal an muzâfat-ı Tokad te'mâm Karye-i Seyideli tâbi'î nâhiye-i mâlİkâne-i vakf-ı mezbûr Hmta rub/74 Kuruş 508.5 Karye-i Berkirıcek tâbi'î kazâ-ı mezbûr te'mâm mâlikâne-i vakf-ı mezbûr Hınta nıb/471 Kuruş 3238 Şa'ir rub/153 Kuruş 478.579. . .Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri Tokat Defterinden Bir Örnek: Sayfa 151. Nezârel-i cvkâf-ı Humâyûn-ı mülüklıâneye mülhak evkâfdan medine-i Tokad'da vakiî Ahî Muhyiddin evkafının elli iki senesinde zira'at ve işbu elli üç senesinde vücûda gelen öşr-i mahsulât ma'rifet-i şer' ve Muaccelât Nâzın 'atufetlû Ebııbekir Ağa ma'rifeü ve mütevelli-yi vakf ma'rifeliyle bil-tahkîk zahire ilırâc olunarak terkîm olunan varidat ve mesârifâtı defteridir ki ber-vech-i atî zikr olunur hurrire fi yevmü'l-hâmis işrîn şehr-i zilkâde-i şerife sene selâse ve hamsın ve mieteyn ve elf Karye-i Sahır tâbi'î kazâ-i Artukâbâd te'mâm mâlikâne-İ vakf-ı mezbûr Hınta rub/156 Kuruş 1672.5 .500 3589..5 .880 4782.

.Galip Eken 3010 1505 Hisse-i evlâdiyet msf-ı mahsûl ber-mûceb-ı şart-ı vâkıf Vâkıf-ı nuıuınâileyhin sene-i nıerkûmeye mahsuben altı bin ikiyiiz alînıış dokuz buçuk kuruş varidatından ber-vech-i muharrer masânfatı hisse-i evlâdiyet ve tevliyeti fiir u nihâde bakî bin beşyüz beş kuruş dalü fî ber-mûceb amel-i kadîm dokuz cihet itibâr olunarak ba-beravât beş nefer elıl-i nıürtezika meyanelerinde taksim olunmuşdur.82 .

Grek Ortodoks Kilisesi. . Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi..Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Faküllcsi Tarih Bölümü. bu çok çeşitli gayr-i muslini unsurları dikkatle muhafaza ettiği. Doç. Gregoryen Ermeni Ortodoks Patrikliği gibi üst kuruluşlarının da bulunduğu ibadethaneleri bunun bir delili olarak ileri sürebiliriz. Gregoryen Ermeni Ortodoks Kilisesi. Protestan Hrıstiyan Kilisesi. Klasik dönem Osmanlı toplumunda. Yrd. Katolik Kilisesi. Dr. Süryani Ortodoks Kilisesi. devletin çöküşünden sonra bu unsurların aslî özelliklerinden hiç bir şey kaybetmeksizin tarih sahnesine zinde bir şekilde çıkmalarından da açıkça anlaşılabilir. İzmir 2000. Nüfus Yapılan Son yıllarda Osmanlı toplumunun çeşitli yönlerinin incelendiği araştırmalarda artık Osmanlıların İmparatorluk bünyesine kattıkları bölgelerde karşılaştıkları gayr-i Bu yazı 25-28 Eylül 1998 tarihinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen X. Ermeni Katolik Kilisesi. Hnsüyanların. gerekli müesseselerin kurulması gibi alanlarda tam bir inanç ve vicdan hürriyetinin sergilendiği de bilinmektedir. Osmanlı Devleti rnin. Milli Türkoloji Kongresine sunulan tebliğin geliştirilmiş şeklîdir. Osmanlı toplumunda devletin gayr-i müslimlerle olan ilişkilerini nüfus yapılan ve ekonomik durumları olarak iki kategoride incelemek mümkündür. 83-90. Osmanlı medeniyetini oluşturan temel öğelerden birinin de din olduğu gerçeğinden hareketle. ss. Musevilerin sinagog ve havraları dışında. ibadetlerin yerine getirilmesi. Rum Ortodoks Kilisesi. XV-XVL YÜZYILLARDA OSMANLI ANADOLU TOPLUMUNDA G AYRI MÜSLİMLERİN DURUMU: AMASYA ÖRNEĞİ* Adnan GÜRBÜZ Giriş Geniş bir coğrafya üzerinde kurulu olan Osmanlı İmparatorluğu'nda Hristiyanlar başta olmak üzere bir çok dine mensup topluluğun yaşadığı tarihî bir olgudur. Osmanlı ülkesinde. Keldanî-Nesturî Kiliseleri. asla asiınile yoluna gitmediği.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Savı IV.

ve XVI. gayr-i müslimler 4616 hane. 24-25 Mayıs 1996. Osmanlı idaresine girmesinin üzerinden altmış yıllık bir süre geçmiş olmasına rağmen 1520'li villamı Trabzon Sancağı'nda nüfusun hâlâ yüzde 2 seksenbeşlik kesiminin gayr-i müslim olarak görünmesi manidardır . bkz. 1486 yılını ihtiva eden tahrir deUerinde Trabzon şelmnde müslüman hane 258. Beş köyün de dahil olduğu 12 mahalle gayr-i müstimler tarafından kurulmuş olup. Belleten. 1990 toplam nefer yaşamaktadır. 'The Otloman Census System and Popuiation". 1540 yılı tahrir defterinde ise. Bilal Eryilmaz. 9(1978). Studies in the Economic Histoıy the Middte Ecm. Gayr-i müslim nüfusun yaşadığı mahallelere. Kelkis ve Ağalık gayr-i müslim köyleri ile şehir içinde cemaat halinde yaşayan Nasriyye. 24-51. İstanbul 1990. gayr-i müslimlerin nüfus artış oranı %56 olarak gerçekleşmiştir. 'Tetiliten Sonraki Osmanlı Millet Sistemi Üzerine Bazı Düşünceler". 1119-1150. Demet ve Heath Lowry. Yüzyıllarda Gayrimüslimlerin Hukuki. 88. -'Türkiye'de XV. 43. bunların hiç birinde nıüslümanlarla gayr-i nıusliınler karışık olarak otumıuyorlardi4. Trabzon Şehrinin İslâmlaşma ve Türkleşmesi 1461-1583. Lîs. buna karşılık müslümanların aynı artış oranına ulaşamadıkları görülmektedir3. İnceleme konumuz olan Amasya şehrine gelindiğinde: Amasya şehri. gayr-i müslimlerde %8S. Mesela. 93. s. s. 1518 yılı tahrir defterinde müslümanlar 3594 hane. Ö. Bu dununda şehrin nüfus yekünü müslümanlarda %14. M. 1518 yılından 1540 yılma müslümanların nüfus artış oram %34'de kalırken. Tapu Deften 387. Gilfcs Veinstem. Yine mesela. Şehirde. Ziyâre. London 1970. Internaüonal Journal ofMiddle East Studies. s. /. şehrin çok yakınında bulunan Dragobid. Bu toplam nefer nüfusun %78'ini 1555 nefer nüfusla müslümanlar teşkil ederken. Şehrin nüfusu. 1526 yılı tahrir defterinde müslümanlar 4610 hane. "Research on the Ottoman Fiscal Surveys". Lowry. gayr-i müslimler 8432 hane olarak görünmektedir. 1520 yılı tahrir defterinde 48'i müslüman ve 4'ii gayr-i müslim olmak üzere 52 mahalleden müteşekkildir. 86. ed. 137-142. Başbakanlık Osmanlı Arşivi(BOA). XLVÜ7188(1983). gayr-i müslimler 6202 hane. 353-354. Osmanlı Devleti 'tide Gayr-i Müslim Teb 'anın Yönelimi. Ankara 1991. s.68 olarak ortaya çıkmaktadır.Lütfi Barkan. bkz. Nejat Göyünç. s. çev.A. Heath W. XVI. 103. fethi müteakip düzenlenen tahrir defterinde gayr-i müslim nüfusun zamanla daha büyük bir çoğunluğu teşkil ettiği. Slanford J. 1520 yılı tahrir deflerinde Amasya şehrinde 60 mahallede. Yavuz Ercan. Shaw. Uluslararası İstanbul'un Fethi Sempozyumu. Cook. Yahudi ve Rumlardan 1 2 3 4 Mesela bkz. s.Adnan GUrbîlz müslim nüfusu kılıç zoruyla ve hemen müslünıan olmaya zorlamadıkları ortaya çıkmış 1 bulunmaktadır . İstanbul 1997. gayr-i müslim hane 901 iken. Yaluıdiyan ve Zimmiyan taifelerinin üç yerleşme yerini de dalıil edersek. İstanbul 1981. İçtimai ve İktisadi Durumu". s. 84 . s. geri kalan %22'lik kısım 435 nefer nüfusla Ermeni. 118. 163-171. gayr-i müslim mahalleleri olarak addedebileceğimiz yerleşme sayısı 12'yi bulmaktadır. 1523 yılı tahrir defterinde 1005 müslüman haneye karşılık 6012 gayr-i müslim hane görünmektedir. müslümanlar 5511 hane.32. Yüzyılda Mardin Sancağı. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 1514'lü yıllar civarında Osmanlı hâkimiyetine giren Mardin şehrinde. 325-338.

Öte yandan 24 mahalle 40'm ve 7 mahalle de 20'nin altında nefer nüfusa sahiptiler. müslümanlarda 2551 nefer nüfusla %64 oranında iken. 7 mahalle 100"ün ve 11 mahalle de 80'in üzerindedir. Kübcüğez Mahallesi 35'den 109 nefer nüfusa. Moshe Sevilla-Sharon. Lîs . 4042. 10'ar neferle Küba ve Mevlâna Sofu. Şehir içinde Dere Mescid Mahallesi 94 nefer nüfustan 152 nefer nüfusa. 21-57. Roııald C. 7 nelerle Avkuniye. Trabzon ve Erzurum şehirlerinin merkez alınarak Anadolu'nun nüfus durumunun incelendiği bir araştırmada. Gayr-i miislimlerin %17 si ki. onu sırasıyla 91 neferle Sofular. 14'ünün 20 neferin üzerinde nüfusa sahip oldukları görülürken. Amas> a şehrinde mahalleler nüfus oranlaması itibariyle küçük birim yapılanması halinde olup. s. Küba Mahallesi 13 nefere düşen en küçük müslüman mahalleler olmuşlardır. Uüernalional Journal of Middle east Sludies. gayr-i müslimlerc ait olan Savadiye Mahallesi de 73 nefer nüfustan 129 nefer nüfusa ulaşmışlardır. Kuyud-ı Kadime ArşivifKKA). TD 2. gayr-i müslimlerde 775 nefer nüfusla %78 oranında gerçekleşmiştir. Gayr-i müslim olmak üzere 8 neferle zimmi taifesinin birarada yaşadıkları birim yapılanması da nüfus yoğunluğu itibariyle en küçük birimi oluşturmaktadır. şehrin dışında müslüman ve gayr-i miislimlerin kanşık olarak bulundukları Dragobid. kalanı da H'nstiyandır . Trabzon and Erzurum". Şeyh Çelebi Mahallesi 7 nefere. Hnstiyanlar %97 oranında artarak 362 nefer nüfustan 712 nefer nüfusa artış göstermiş. 45 . Türkiye Yahudileri. Müslüman mahalleleri gibi küçülen bir başka gayr-i ! XVI. Amasya şehrinin en küçük mahalleleri ise. Ziyâre. bkz. Bu oran. bkz. Bu Yahudi nüfusun büyük bir ihtimalle 1492-1496 İspanya ve Portekiz sürgünü Yahudiler olduğu düşünülebilir. 7(1976). adı geçen şehirlerden sadece Amasya'da' Yahudi nüfusun yaşadığı belirtilmekledir. Tapu Defteri 26. Gayr-i müslimler arasında ise. Amasya.W-XVI. "Urban Population İn Analolia in the Sixteenth Centııry: A Slııdy of Kayseri. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gnyr-ı Müslimleriıt Durumu: Amasya örneği meydana gelen gayr-i müslimler teşkil etmektedir. Amasya. Amasya şehrinin nüfusu 1520 tahririnden 1576 yılı tahririne kadar %67 oranında artış göstermek suretiyle 3326 nefer nüfusa ulaşmıştır. Bir arada yaşayan Yahudi cemaati de 73 nefer nüfusla büyük mahalle yapılanması içinde görünmektedir. gayr-i müslim mahalle başına ise 36 nefer olarak ortaya çıkmaktadır. 435 : 5 nefer nüfusun 73 ü Yalıudi.orlaya BOA. Buna göre. Bu mahallelerden 39'unun 40. İstanbul 1993. Amasya şehrinin en büyük mahalleleri. s. Mehmed Paşa Mahallesi 64'den 105 nefer nüfusa artış gösteren büyük mahalleler olarak görülürken. 72 neferle Şamlular ve gayr-i müslim olmak üzere 73 neferle Savadİye mahalleleri takip etmektedir.. s. sadece 2 mahalle 80'in üzerinde nefer nüfus barındırıyordu. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü. iki mahallel50 neferin. 11 neferle Hızır Beğ mahalleleridir. Bu oran müslüman mahalle başına 32 nefer. Amasya şehrinin en büyük mahallesi 94 nefer nüfusa sahip Dere Mescid iken. s. gayr-i müslim mahallelerde ise 60 nefer olmak suretiyle bir artış göstermişlerdir. yüzyılda Kayseri. Karaman. Kclkis ve Ağalık köyleridir. ortalama mahalle basma 33 nefer nüfus düşmektedir. 1 a. Karaman.] 4b. Jenniııgs. 1520 yılından 1576 yılma ortalama mahalle başına düşen nefer nüfus sayısı müslüman mahallelerde 52. 9 neferle Alaca Mescid. Yahudiler 73 nefer nüfustan 63 nefer nüfusa düşmek suretiyle %14 oranında azalmışlardır6. 466480.

Bununla birlikte. 339 nefer nüfusa sahip olup. 8907"si müslüman ve 2571 'i de gayr-i müslim olmak üzere 11478 kişinin yaşadığı anlaşılmaktadır. yüzyıl boyunca müslümanlara göre daha fazla çoğaldıkları görülmektedir. 58 müslüman-1 gayr-i müslim. Amasya şehrindeki gayr-i müslimlerin XVI. Bunun sonucu olarak şehir nüfusunun yaklaşık %43 oranında bir artış gösterdiği Görülmektedir7. Şehirdeki 7 gayr-i müslim mahallesinden 2'si cemaat ve biri de taife şeklinde yerleşmiş bulunmaktadır. Eski Kethüda 34 nefer nüfus. 1576 yılında ise. Şehirde. gayr-i müslimlerin her ne kadar az da olsa müslümanlarla karışık halde bir arada oturmaları dikkat çekicidir. 1576 tahririnde diğer bir dikkat çekici durum da 1520 tahririnde sadece gayr-i müslimlerin oturdukları şehrin mahallelerinden sayılan Dragobid ve Ziyare köylerinde müslümanlarla gayr-i müslimlerin karışık olarak bir arada oturuyor olmalarıdır. 1576 yılında 6 mahallede birden müslümanlarla gayr-i müslimlerin bir arada yaşadıkları görülmektedir. Ziyare ise. Buna göre Dragobid 109 nefer nüfusa sahip olup bunun 4'ü müslüman-105'i gayr-i müslim. 1520 yılında müslümanlarla gayr-i müslimlerin karışık olarak bir arada yaşadıkları mahalle yokken. Buna şehir yakınındaki 5 gayr-i müslim kö}ü de ilave edilse bile mahalle sayısının 1520 tahririne göre 60 : tan 58'e düştüğü görülür. 7 XV-XVI. Bayezid Paşa 59 nefer nüfus. müslümanların artış oram %64 olmuştur. Gayr-i müslim nüfusun içinde Hnsliyanlar %97 oranında artarken. Hrısliyanlarm artış oranı toplam şehir nüfusu içinde %19'dan %22'ye çıkmıştır. Bunun sonucunda gayr-i müslim nüfusun kendi İçinde artış oranı %22'den %23'e yükselmiştir. Yörgüç Paşa Mahallesi'nin Gök Medrese Mahallesi ile birleşmeleri sonucu üç mahallenin eksilmesi ve Avkuniye Mahallesi ile 8 nefer nüfusa sahip zinımi taifesinin bir arada yaşadığı yerleşme biriminin ortadan kalkmalarına karşılık.Adnan Gürbüz müslim mahallesi de 21'den 16'ya düşen Nasriyye cemaatinin bir arada yaşadığı yerleşme birimi olmuştur. 101'i müslüman-238'i de gayr-i müslimler oluşturmaktadır. Dede Kasını 28 nefer nüfus. Şehirde. Tahrir defterlerinden takip edebildiğimiz kadarıyla Kanunî devrinin ilk başlarında. Amasya şehrinde 48'i müslüman ve 7'si gayr-i müslim olmak üzere 55 mahalle bulunmaktadır. 25 müslüınan-9 gayr-i müslim. çoğunluğu her zaman müslümanlar oluşturmaktaydılar. Müeyyedzâde ve Alaca Mescid mahallelerinin Yakutiye Mahallesi ile. Şah Çelebi ve Hızır Bey mahallelerinin sonradan kurulmaları ile şehirdeki mahalle sayısı 53 olarak karşımıza çıkmaktadır. Şehrin hemen yakınında bulunan 5 gayr-i müslim köyün de ilave edilmesiyle şehirde 60 mahallenin varlığı ortaya çıkmaktadır. 1520 yılında talimini olarak 5907'si müslüman ve 211 Ti de gayr-i müslim olmak üzere 8018 kişinin yaşamakta iken. Bu mahalleler. Gayr-i müslim nüfusun artış onun %78 iken. 26 müslüman-2 gayr-i müslim. 42 müslüman-2 gayr-i müslim. Yahudiler %14 oranında bir azalma göstermişledir. Mescid-i Çeribaşı Mahmud Bey 44 nefer nüfus. Şehir mahallelerinin dörtte birinde sadece gayr-i müslimler bulunmakla beraber. 1576 yılına gelindiğinde ise. yüzyıllar boyunca Osmanlı Anadolu'sunun çeşitli şehirlerinde ortaya çıkan tahminî nüfus oranlan karşılaştınldığında Amasya'nın nüfus itibariyle önde gelen şehirler arasında yer 86 .

Şeyhülislam İbn Kemal Sempozyumu.XV-XVÎ. dünya ticaret yollan da XVII. daha önceki bilgi birikimleriyle İranlı tüccarların yerim alarak Osmanlı ipek ticaretine hakim olmalarına yol açmıştır . 89. İmparatorluğun ilk başşehri olan Bursa'da bulunan Ermeni Patrikliği. Osmanln ekonomisi kendi ke&dme. "Osmanlı Pamuklu Pazarı.1. 95.MJI-ÜÎUI Jîwa>: . Osmanlılar Anadolu'yu idareleri altına aldıklarında bu coğrafya üzerinde her tarafa dağılmış çok miktarda Ermeni. Diğer yandan Ermenilerin ekonomik dummlannı ve geleceklerini etkileyen çok önemli bir olay da Osmanlı-İran mücadelesi olmuştur. 41-51. Ermenilerin.. yüzyılın sonuna kadar Osmanlı Devleti'nin kontrolündedir. bkz. A srm İkinci Yarısında Tokat Şehri". Rum ve Musevî topluluğu buldular. Ankara 1986. Osmanlı nüfus sayımlarının ortaya koyduğu gerçek. mallarını müsadere ettirmesi ve İran ipek yolunu kapattırması ile başlayıp gelişen olaylar sonunda. XVI. s. Tokat. Adnan Gürbüz. Ekonomik Durumları XV-XVI. Bu topluluğunun ekonomik hayatın bütün önemli iş kollarında üst seviyeden bir faaliyet içinde bulundukları bilinmekledir.. ülke sınırlan içinde yerleşmelerini ve yaşamalarını kolaylaştıracak tedbirleri alıp bu yolda idari düzenlemeler yapılması. Kayseri 1997. İlhan Şahin-F eridim Emecen. 7500'den 14000 civarında bir nüfusa ortalama %50 artış göstermek suretiyle sahip bulundukları görülmektedir. Osmanlılar. s. Ankara 1950.T5fîOUl±în . yüzyıla gelinceye kadar büyük çaplı değişiklikler görülmemektedir. Bilhassa 1492-1496 yılları İspanya ve Portekiz sürgünü Musevilere Osmanlı idaresinin kucak açması. Bu katkının sadece doğal artış yoluyla olmadığı. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Müslim terin Durumu: Amasya Örneği Sonuç olarak. XXVI(1997). Tarih Boyunca Kayseri Sempozyumu Bildirileri. Yüzyıllarda Kayseri Zimmileri". yüzyıllar boyunca Osmanlı ekonomik hayalında XVII. M. Hsat Uras. bkz.15(10 jıi. bir takım göçler dolayısıyla da gerçekleştiğini bilmemiz gerekiyor.UK10 jien 3500ü civarında bir nüfusa.vaunda JJUMUIÛıSV -Kijvsfiri.Akif Erdoğru. sıkı bir denetini altında \TiTO\tQTiYiekledVi. "XV.. WXV-XVL Yüzyıllarda Sivas Şehrinde İdari ve Ekonomik Yapı1". ^etaa bâr &'û'ra«Kİ& W\W#. Gayri müslim unsurun bu çok düzenli ekonomik hayat içindeki yerine gelince. Ermenilerin ticaretteki bu yeteneklerinden yararlanmak islediklerinden dolayı onlara kendi bölgelerinde dinî özerklik sağlamışlardır8.dwğwMİsö& dolayı bu denetimin sağlanması da kolaylaşmaktadır. Tarihte Ermeniler ve Enneııi Meselesi.. s. Hindistan ve 87 . İstanbul'un fcÜıedilmesinden sonra cemaatiyle birlikte İstanbul'a getirilmek sureliyle yerleştirilmiştir. Bunlardan bilhassa Ermenilerin Osmanlı coğrafyası üzerinde her noktada ipek ticaretinde başarılı oldukları görülmektedir. "XV-XVII. insanseverliğin ve başka inançta olanlara saygı göstermenin tarih içinde ilk ve bu boyutta belki son örneğini oluşturmuştur. Halil İnalcık. Osmanlı coğrafyasında cereyan eden ipek ticareti ve buna gayr-i müslim unsurun katkısı konusunda geniş bilgi için bkz. tir . Osmanlı'nın salıip olduğu geniş coğrafya üzerinde gerçekleşen iç ve dış ticareti devlet. s. klasik dönem Osmanlı toplum yapısı üzerinde gerçekleştirilen talırir defterlerine dayalı araştırmalarda. Üstelik. Vakıflar Dergisi. 71. yüzyıl boyunca genel nüfusun İnzla arttığmı ve bu artışa gayr-i müslim unıısıırun da büyük miktarda katkıda bulunduklarını göstermektedir.1. Yavuz Selim'in savaş sebebiyle Anadolu'da faaliyet gösteren İranlı tüccarları hapsettirip.

259-318. A. 73-79. s. eski ipek yolu üzerinde hemen her önemli durakta yerleşmiş bulunan soydaşlarından nakit sermeye sağlayabilme özelliklerine sahip bulunmalarıydı. •'Osmanlı İltizam Sistemi". 6(1985). İstanbul 1999. bilhassa imparatorluğun Önemli giriş noktalarında mesela Erzurum ve Bağdat'ta ipek ve gümrük nıukataalarmı ele geçirmelerini sağlamıştır10. R. Osmanlı Bahriye Teşkilatı. Ermenilerden farklı olarak diğer bir gayr-i muslini unsur olan Rumların da belirli bazı iş kollarında Ön plana çıktıklarım görüyoruz. s. Mesela. 12 Ömer L. Osmanlı toplumunda. Ankara 1972. İsfahan'dan başlayıp Akdeniz'e kadar uzanan bölgede son derece faal bir ticaret ağı meydana getirmişlerdir. "Osmanlı Devleti'nde Ermenilerin Himayesi". Nakit sermayeye hakimiyetleri kısa zamanda Osmanlı iltizam sistemi içine girmelerine yol açmış. madencilikten baharat ticaretine kadar her türlü ekonomik faaliyetin içinde bulundukları anlaşılmaktadır1!. bilhassa Kayseri'ye göç edip yerleştikleri de bilinmektedir.5 milyon akçeye Ermeni İskender'e. Selanik gibi büyük şehirlerin yanısıra Mardin. 172-174. 145-149. s. 115: Osmanlı İmparatorluğu"nda sermaye birikimi ve bu sermayenin hangi alanlarda kullanıldığı hususunda bkz. bilhassa İstanbul.İhsaıı Bağış. s. XV1-XV11. 113-117. Ermenilerin sayısı 1523-1554 yıllan arasında %421. Maliyeden Müdevver Defler 4397. Osmanlı jmpamtorhtğu Toplum ve Ekonomi. İstanbul 1990. Aktan. Duralı Yılmaz. Osmanlı topraklarında belirli bir kaç bölgede. Rumların büyük ölçüde istihdam edildikleri diğer bir devlet teşebbüsü de "Tersanc-i Amire"dir. "Urban Population in Anatotİa". 1645'ü yıllarda İstanbul tersanelerinde gemi yapımı işinde çalışan ustaların büyük çoğunluğunun Rum olduklan ve bunlanıı günlük ücretlerinin 12-16 akçe arasında değişen iyi bir gelire sahip bulundukları görülmektedir13. Osmanlı Ticretiiıde Gayr-i Müslimler. s. Bağdat gümrük mukataası ise. Bu üstünlüklerinin diğer bir sebebi de. çev. s. İlini ve Sanal. s. Doğu Anadolu'da süren Osm anlı-İran savaşı dolayısıyla çok sayıda ErmenPnin daha emniyetli iç bölgelere. İslam Dünyasında ve Batıda İş Ortaklıkları Tarihi. XVII. 88 . s. istanbul 1993. Ankara 1992. Bursa. Osnıanh-Türkiye İktisadî Tarihi }500-1914. BOA. 76-111. Yüzyılda Tersane-i Amire. Bu iş kolları bilhassa inşaat ve gemi yapımı sektöründe yoğunluk kazanmıştır. 43-45. "Milel-i selâse" denilen Ermeniler ve Rumlardan başka Osmanlı Anadolu'sunda yaşayan diğer bir gayr-i muslini unsur olan Musevilerin. 10 Bağdat ipek gümrük mukataası 1645 yılı için 9. Murat Çizakça. 75-76: Coşkun C. yine aynı miktara Ermeni Şato'ya 1633 yılı için açık artımla yoluyla tevcih edilmişlerdi. Ermenilerin Osmanlı topraklarında hamam işletmeciliğinden kumaş boyacılığına. Türk Dünyası Araştıimaları. 2. bsk. 13 İdris Bostan. . Süleymaniye Camii ve İmareti İnşaatı. 1553-1557 yıllan arasında imparatorluk çapında bir devlet teşebbüsü olan Süleymaniye Camii inşaatında çeşitli mesleklerden toplam 3523 ustanın çalıştığını ve bunların 18 Urunun büyük çoğunluğunun Rum olmak üzere Hnsliyan lebaya mensup bulundukları bilinmektediru. s. yüzyıllarda gemi sektöründe çalışan ustaların aldıkları ücretlerin Akdeniz dünyası içinde Osmanlı ile diğer ülkeler arasındaki bir mukayesesi için bkz. Jermings. s. bkz. Barkan.. 1550-1583 yılları arasında ise %1781 oranında artış göstermiştir. 123: 9829. Şevket Pamuk. Ankara 1983. 71(1991). İngiltere: Pazar Rekabetinde Emek maliyetinin Rolü".Adnan Gürbüz Ermeniler. s. " Geniş bilgi için bkz. 34. bkz. I. Şehnaz Layıkel.

bozahane mukatasının da 500 akçelik vergi geliri bulunduğu ve Avram adlı bir Musevî'ye 1580 yılı için iltizama verildiği görülüyor14. Özer Ergeni. yüzyılın başında Selanik Musevileri. Bunların da ekonomik yönden. İmılaL "Osmanlı Pamuklu Pazan". Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Milslimlerin Dununu: Amasya Örneği Tokat ve Amasya şehirlerinde küçük nüfuslar halinde yaşadıkları bilinmektedir . Halep gümrüğü nıukataasınm bir müslümaıı ile ortaklaşa olmak üzere Musevî sermayedar Yalıya'ya 1619 yılı için 1380000 akçeye tevcih edildiği. 2-3(1974). 56. Amasya şehrinde yaşayan gayr-i müslim topluluğunun ekonomik yapı içindeki durumlarına baktığımızda.. 42. yüzyılın başında 28000 zira'ya kadar çıkarılmıştır17. s. 17 H. XVI. s. "1600-1615 Yıllan Arasında Ankara İktisadi Tarihine Ait Araştırmalar". Çizakea.AT'-XVI. Sharon. yine. Musevilerin. 137. 16 Vİalü SaYıülıoğnı. "Bâc-i hamr-ı gebrân ve yahudiyân-ı nefs-i şehr. fi sene 8000 akçe" şeklinde geçen kayıttan anlaşıldığına göre şehir merkezinde yaşayan gayr-i müslim unsurdan şarap üretimi ve tüketimi ile ilgili yıllık 8000 akçe bâc alınmaktadır. 415. s. 25. BOA. s. H. Şehirde gayr-i müslim nüfus çok fazla olmamasına rağmen. Mesela. 1576 yılı tahrir defterinde aynı mizân-ı harir mukataasımn yıllık vergi gelirinin 45000 akçeye yükseldiği. Osmanlı ticarî potansiyeli içinde yer aldıkları ve daha çok yünlü dokuma sanayii sektöründe uğraş verdikleri görülmektedir. 145-163. Tapu Defteri 387. 19 KKA. 417. Ankara'da sof cenderesi ve boyahane mukataasmııı 1592 yılı için 1100000 akçeye Mayer adlı bir Musevî'ye tevcih edildiği görülmektedir15. 4088. Ankara 1975. O dönemde İspanya yünlü dokuma sanayii Avrupa'nın en ileri dokuma tekniğine sahipli. Türkiye İktisat Tarihi Semineri Metinler/Tartışmalar. Ermenilerden daha geniş ölçüde Osmanlı ticareti içinde mııkataa sistemine girdikleri ve önemli paylar elde ettikleri anlaşılıyor. Türkiye Yahudileri. 283-285. Yünlü dokuma sanayii sektöründe ihtisas derecesinde bilgi birikimine sahip olan Musevilerin. haneden gelen hararın batmanından bir akçe ve hamr için gelen üzüm hamimden üçer akçe alınur.. Maliyeden Mildevver Defter 75X9. 128-130. 47. ''Yeniçeri Çuhası ve ü. 15 14 . Bayezid'in Son Yıllarında Yenicen Çuhası Muhasebesi". Maliyeden Mildevver Defter 6229. s. İş Ortaklıkları Tarihi. 1520 yılı tahrir defterinde Amasya şehrinin padişah ve mirliva hasları arasında paylaştırılmış olan vergi gelirleri toplamında 33000 akçelik yer işgal eden •'mizan-1 harir" mukataasmııı Musevî Joachün'e 1540 yılı için tevcih edildiği belgelerden izlenebiliyor1". s. s. Osmanlı idaresi tarafından bilhassa Selanik'e yerleştirildikleri ve yeniçeriler için çuha dokumakla mükellef tutuldukları bilinmektedir16. M. Sephardim Musevileri sürgün sonucu Selanik'e bu ileri tekniği getirmek suretiyle Osmanlı sanayiinin gelişmesine büyük oranda katkıda bulunmuşlar ve Osmanlı ordusunun büyük bir bölümünün giyim İşim bu sayede çözümlemişlerdir. 96000 zira'(arşın) çuha dokumakla mükellefken. s. "Hamr 14 M. s. Tapu Defleri 26. SahiJlioglu. s. bu miktar XVII. 18 BOA. "Yeniçeri Çuhası". Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Dergisi. s. şarap üretimi ve tüketimi ile ilgili 1576 tahririnde. Selanik şehrinin 1478 yılı tahrir defterinde Museviler'in kayıtlı olmadıklarına bakılırsa bunların yukarıda bahsi geçen İspanya sürgünü Sephardim Musevileri olduğu anlaşılıyor. s. 34-59. Bu kayda ilaveten Rum Eyaleti kanunnamesinde. ^Maliyeden Mildevver Defter 6818.

2Ü 21 KKA. s. s. ''Osmanlı İmparatorluğu "uda Gayrimüslimlerin Ödedikleri Vergiler ve Bu Vergilerin Doğurduğu Sosyal Sonuçlar".Adnan Gürbüz hasılı olan yerlerde sipahi iki ay menapoliya dutub hanımı sata. Gayr-i müslim unsurun bunun karşılığında sadece cizye vergisi ve ticarette nıüslümanlardan %î oranında daha fazla ödedikleri gümrük vergisi mükellefiyetleri bulunuyordu. 18a. Rum ve Yahudilerin. yüzyılda gerçekleştirdiği gayr-i müslimlere yönelik istihdam siyasetinin bugün dahi bir çok gelişmiş ülkeye örnek oluşturabileceği düşünülebilir. Bu ekonomik bütünleşmenin iki taraf için de faydalı sonuçlar doğurduğu görülmektedir. Sonuç Osmanlı topraklarında yaşayan ve "Milel-i selase'1 denilen belli başlı üç gayr-i müslim unsurdan Ermeni. 20 gayr-i müslim reayanın ticari faaliyetleri ile ilgili bir fikir vermektedir . Osmanlı'nın XVT. 90 . serbestçe ticaret yaparak zenginleşirken. büyük bir imparatorluğun koruyuculuğu altında Osmanlı ekonomisiyle bütünleşmek suretiyle devletin en çok ihtiyaç duyduğu sermaye sahibi bir konuma yükseldiklerini görüyoruz.. 371-391. Belleten. gerek cizyelerini ödeyerek ve gerekse açık artırma yoluyla devlet teşebbüsü nıukalaa ve iltizam ihalelerine girerek devlet hazinesine büyük gelirler sağlamışlardır. Amasya şehrinde 1576 yılı itibariyle yaşayan 775 nefer nüfusa sahip gayr-i nıüslimlerden alman ve "İspençeir adı altında geçen baş ya da cizye vergisinin miktarı da 8000 akçe olarak görünmektedir31. Gayr-i muslini unsur. Tapu Defteri 26. 4b. gücile kefere üzerine bırakmaya ve menapoliya dutmak istiyecek keferenin fıçıların mühürliyeler ve iki ay menapoliya için yıllık hangi ayın ihtiyar idcrlcrse ol aylarda satalar" şeklindeki hüküm. KKA. s. Yavuz Ercan. Osmanlı Devleti'nde yaşayan gayr-İ müslim unsurun ödemiş oldukları vergiler ve mükellefiyetleri hususunda geniş bilgi için bkz. LV/213(1991). Tapu Deften 14.

. Uşak kazasının piyade ve müsellem defterlerinde kayıtlı.. 1. XV. özellikle Yeniçeri Ocağı'nin kurulması ile birlikte. 1-8. YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE VE MÜSELLEM TEŞKİLÂTI Turan GÖKÇE' Giriş Osmanlı Devleti'nin kuruluş devri askerî örgütünde son derece önemli bir yer işgal eden yaya ve müsellem teşkilatı. ocak nizâmının bozulmasıyla. 142-143. Tafsilat için bkz. tasarruflarında bulunan çiftliklere mukabil.Ü. E. sözkonusu potansiyelin ortaya konulması suretiyle. s. Kaynağım büyük ölçüde yörükler ile Türk köylülerinin oluşturduğu yaya ve müsellemler. 175-201. Ankara 1989. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi.C. Bu durum. 91-157. s.D. Halime Doğru. Ankara 1983. Asırda Manisa Kazası. Atatürk Konferansları Vm'( 1975-1976).Ü. kısaca temas edilmiş olan yaya ve müsellem ocaklarının Anadolu Eyâleti bünyesinde en yaygın olduğu alanlardan birisinin de Uşak kaza dâiresi olduğunu göstermektedir. Feridun M.F.T. geçmişi Selçuklu devrine kadar uzanmakla beraber. İşte bu çalışmada. XV-XVI. Bunlar. bütün Anadolu ve Rumeli sathına yayılmışlardır. Hakkı Uzunçarşılı. s. kendilerine tahsis edilmiş olan çiftliklerde. oldukça önemli bİT yaya ve müsellem potansiyelini bünyesinde barındırdığı anlaşılmaktadır. Nitekim. 8-50.(A. Doğru. mîrîye veya vakfa tahsis edilmiş olup. "Yaya ve Müsellemlerde Toprak Tasarrufu". Muzaffer Arıkan. Doç. kapıkulu askerinin yaygınlaşması sonucunda geri hizmete çekilerek. Asırda Yaya ve Müsellem Ocakları (Toprak Tasarrufu. Başlangıçta. Osmanlı İmparatorluğu 'nda YayaMiisellem-Taya Teşkilatı (XV-XVJ. zamanla. memur oldukları vazife itibariyle aynı statüyü hâiz olmuşlardır2. Osmanlı Devleti Teşkilatında Kapıkulu Ocakları I Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı. İstanbul 1990. Orhan Gazi döneminde (1324-1362) kurulmuştur1. emir vâkî olduğunda muharip bir güç olarak fiilen sefere katılan yaya ve müsellemler. II. Aşağıda zikredilecek olan ilgili tahrir defterleri. Yrd. Vergi Muafiyetleri ve /fizme/). Emecen. asrın sonlarında teşkilâtın lağvına kadar devam etmiştir3. Ankara 1966. s. Ankara 1984. İzmir 2000. ss. iküıcilerin sefere atlı olarak iştiraki ve nisbeten daha geniş imkânlara sahip olmaları dışında. yaya-müsellem ve yamafdm&mı müteşekkil ocakk\r halinde teşkilatlanmak suretiyle.. XVI.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV./lym eser. Yüzyılda Sultanömi Sancağı). s. önemli mîrî hizmetlerin ifâsına memur edilmişlerdir. mufassal limar ya da evkaf lahrir defterlerine kaydedilmiş bulunan arazi ve nüfusla kıyaslandığında da. Yayımlanmamış Doçentlik Tezi). XVI. 1-5. Dr. Aynı Müellif.

210-265 arasında kaydedilmiştir. İstanbul 1306. Yayımlanmamış Doçentlik Tezi). Darkot. buna geçmeden önce. 13. Piyade Defterleri Aşağıda ayrıca işaret olunacağı üzere. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu Tahrir Defterleri (=BOA.MAD}-4) Uşak kazası piyadeleri bulunmamaktadır. Mustafa Çetin Varlık. Sivaslı ve Ulubey ilçelerinin işgal ettiği alandan ibaret olan kaza dâiresi. "Uşak". kaza statüsünde bir idâri birim olarak düzenlenmiştir5. klasik Osmanlı idarî taksimatına göre. güneyde Lâzıkıyye (Denizli) ve Honaz. Bir başka ifadeyle. 284-288. s. 3155. Türklük Araşhrmalan Dergisi 2 (İstanbul 1986). "XVI. Anadolu eyâletine tabî Kütahya sancağına bağlı. 20-23. 1953 yılında yapılan idarî düzenleme İle Kütahya'dan ayrılmak suretiyle teşkil edilmiş olan bugünkü Uşak ilinin esâsım oluşturan ve 1429'da Germiyan-ili'nin ilhâkıyla. Yüzyıl Osmanlı İdarî Teşkilâtında Kütahya". Banaz. Aynı müellif. İkincisi. a. Ancak. 92 . 1306. Uşak Tarihi. doğuda ise Karahisâr-ı Sâhib sancağı ile mahdud bir alanı kaplamaktadır. güney-batıda Şeyhlii (Çivril) kazaları. Dersaadet 1313. 13. s. 144-148. Mustafa bin Hayreddin'in emânetinde kâtib Mustafa bin Mehmed tarafından tahrir edilmiş olup. Şeraseddin Sami. KâmûsU'l-Âlâm. Kaynaklar 1. Karahisâr-ı sâhib yaya sancağına âit 859/1455 tarihli en eski defterde (Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mâliyeden Mf-ldevver Deflerler (=BOA. Tafsilat için bkz.Turan Gökçe * Uşak kazasının sâdece bir yönü aydınlatılmaya çalışılacaktır. Kânûnî döneminde. Memâlik-i Osmâniyenin Tarih ve Coğrafya Lügati. 73-74. Haşim Tümer. Germiyan-oğıdlan Tarihi (1300-1429). Yüzyılda Kütahya Sancağı (Atatürk Üniversitesi. XVI.TD)-237. yüzyılda Uşak kazasının idarî laksimâtı ve kısa bir değerlendirme İçin bkz. I. H. 548-549. s. kuzeyde aynı sancağa tabî Altıntaş. Besim Darkot. bugünkü Uşak ilinin merkez ilçe. Osmanlı piyade ve müsellem teşkilâtının Uşak kaza dairesindeki küçük bir kesiti ortaya konulacaktır. 201-239. Bunlardan ilki. Erzurum 1985. 74. İslâm Ansiklopedisi. Mustafa Çetin Varlık. "XVI. emîn tâyin olunan 4 5 " 7 B Bkz. Karahallı. s. istanbul 197]. TTK Belleten LU/202 (Nisan 1988). batıda Selendi ve Kula. 952 (1545) yılında tamamlanmıştır". •"Aynı madde". Bağlı bulunduğu sancağın orta kesiminde yer alan Kaza. IV. piyade teşkilâtı İtibariyle Karahisâr-ı Sâhib Yaya SancağYna tabî olan kaza çiftliklerinin de kaydedilmiş bulunduğu üç mufassal piyade tahrir defteri bulunmaktadır7. s. Uşak kazasına tabî olan nahiyeler s. Ali Cevad. s. Buna göre: mezkûr asırlarda Kula kazası dâhilinde bulunan Eşme hâriç olmak üzere. Yüzyılda Kütahya Sancağı'nda Yerleşme ve Vergi Nüfusu". s. İkinci kısmnıda Karamsar müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu defter toplam 351 sâhifeden ibaret olup. Ankara 1974. Aynı müellif. Gediz ve Simav. XVI. Ona Anadolu'yu Batı Anadolu'ya bağlayan iç-Batı Anadolu eşiği üzerinde oldukça önemli bir yer işgal etmektedir1. konumuza zemin teşkil eden kaza dâiresi ve esas kaynağımızı oluşturan piyade ve müsellem tahrir defterleri hakkında kısa bilgi vermek yararlı olacaktır. nihâî olarak Osmanlı hâkimiyetine girmiş olan Uşak4.

BOA. Yine XV. Aynı defterin aynı arşivde mükerrer nüshası bulunmaktadır: BOA-TD-574m. Uşak müsellemleri 132-168. Aynı dönenul*. tarihsiz olmakla beraber. sâhifeler arasında kayıtlıdır.. evâil-i Rebîülâhır 979/23 Ağustos-1 Eylül 1571 tarihinde tamamlanmış olan dördüncü defterlâ 196 sâhifeden ibarettir. Uşak kazası 51-57.KKA. Divan kâtiplerinden Muhanmıed tarafından 988/1580 yılında tamamlanmış olan son defter17 ise toplam 164 sâhife olup. 2. loplara 168 sahiledir14. Uşak müsellemleri 155-193.. 15 BOA.93. 1489 tarihlidir12. sâhifeleri arasında yer almaktadır. yüzyıla ûit olan ikincisi Şaban 894/Temmu/. sâhifeler arasında kaydedilmiştir1 J.72. Yine ikinci kısımda Karahisâr-ı Sâlıib müsellemlerinin kaydedilmiş olduğu defler. Yüzyıllarda Ufak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Karahisâr-ı Sâhib kadısı Mevlânâ" Mehıncd tarafından 967 (1559-1560) tarihinde tamamlanmıştır9.TD-574. Karalıisâr-ı Sâhib müsellemlerinin de yazılmış olduğu üçüncü defter ise. 12 İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. ' 14 BOA. Uşak kazası 123-155 arasında bulunmaktadır. A^a/frm Cevdet Yazmalan-0. s. 17 BOA TD-589. Yine aynı şekilde. toplanı 155 sahife olup. ahkâm-ı mâliye kâtiplerinden Kâtip Ahmed marifetiyle 987 (1579) yılmda tamamlanmıştır10. Piyade ve müsellem teşkilâtının lağvedilmesi üzerine. 10 m . 78-82. 84b-105b varakları arasında yer almaktadır. XVI. Müsellem Defterleri Müsellem teşkilâtı itibariyle Kütahya sancağına bağlı olan Uşak kazası müsellemlerinin de kaydedilmiş bulunduğu toplanı yedi mufassal müsellem tahrir defteri bulunmaktadır. gurre-i Muharrem 862 /19-29 Aralık 1457 tarihli olup. Uşak kazası 132-164 arasında kaydedilmiş bulunmaktadır. 13 BOA. Defler-i Hâkânî kâtiplerinden Kâtib Kasım tarafından. Uşak kazası 249-299 arasında kaydedilmiştir13.n:>)~/58. toplam 278 sâhifc olup. timar ve zeamete tahsis edilmiş olan mcnsüh yaya ve müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu mensûh piyade 15 ve müsellem defteri .262-318. asra âit müsellem defterlerinden ilki 927/1520152Harihlidir.TD-103. 16 BOA. sâhifeler arasında kaydedilmiştir. Kütahya livasının iimar ve evkaf talırirlenni de gerçekleştirmiş olaıı Dergâh-ı Âlî müteferrikalarından Mehmed RâhimTnin emânetinde.TD-328.TD-5/7. Bunlardan en eskisi. 11 İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı.XV'XVI. Toplam 353 sâhifeden ibaret olan defterde Uşak kazası 72-76 ve 250-306. sâhifeler arasında yer almaktadır. Uşak kazası 27b-29a. Tapu Tahrir Defleri (=TKGM. Rumeli defter kâtiplerinden Mustafa tarafından tahrir edilmiş olan ikinci defler. 1582-1583 yıllarında tanzim edilmiş 9 BOA TD-320. Muallim Cevdet Yazmalan-0. Uşak müsellemleri defterin 54-60. 18 Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivi. Sabık Kütahya kadısı Süleyman bin Ahmcd'in eminliğiııde 968/1560-61 tarihinde kaydedilmiş olan üçüncü defter15. 344 sâhifeden ibaret olan defterde. Mustafa bin Hayreddin'in emânetinde. 952/1545 tarilıli olup.TD-242.

) kaydedilmiş bulunan Anadolu yaya sancakları şunlardır: Kütahya. Uşak müsellemleri 307a-318a ve 349b-35Ob varakları Uşak müsellemlerine tahsis edilmiş bulunmaktadır.ro-2. her biri nahiye25 addedilen ayrı üniteler halinde kaydedilmiş 19 20 22 23 24 25 Sancak tevcih defterlerinde (Topkapı Şurayı Müzesi Arşivi. Kayırhisan. Fatih döneminde. Piyade Teşkilâtı 1. BOA.D)-5'246 (Mİ527). Avın eser. Uşak piyadeleri. Buna göre. 86b-140b ve 160b-167a varaklan arasında kaydedilmiştir. Giçi Sincanlıı. s. "Osmanlı Taşra Teşkilâtının Kaynaklarından 957-958 (1550-1551) Tarihli Sancak Tevcih Defteri T. 65-66. Buna mukabil. yüzyıldaki durumu aksettiren deftere göre Karahisar-ı Sâhib yaya sancağına bağlı olarak 10 nahiye kaydedilmiştir'. XV. Karahisar-ı Sâhib. BOA. II.. "Osmanlı Taşra Teşkilâtında Karahisâr-ı Sâlüb Saııcağf um îdârî Yapısı". "Şeyhlü ve Uşak" ile "Banaz" dan oluşan iki nahiyeye bağlı olarak. İslâm Ansiklopedisi IX. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mâliyeden Müdevver Defterler (=QOA. Sincanlu. Asırda Kara Hisar-ı Sahib Sancağı (A. Sultanönü. Hüdavendigar. Nejat. Tayyİb GÖkbİlgİn. Ankara 1993. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi). Üçler Bulduk tarafından hazırlanmış olan doktora tezinde. yüzyıldaki dunımunu yeterince aydınlatma imkânı bulunmamaktadır. 76-88. Şııhııd. s. BOA. Feridun Emeeen-İlhan Şahin. yüzyılda sancağın genel idâri yapısı çerçevesinde. Uşak yaya teşkilâtının XV. 110. Biga.?7. kaza dâiresi itibariyle hem-hudud olduğu. Sandıklu. Ankara. Bolu. Sosyal Bilimler Dergisi W\ (Afyon Nisan-2000). 1568-1574)'den ııkl. Uşak kazası meıısûh yaya çiftlikleri. I. Eınecen. kaynaklar arasında zikredilmiş olan 154522. M. 137-138. BOA. yaya ve müsellem sancak teşkilâtına da değinilmiştir: XVI. Göyiinç. Barçınhı. piyade teşkilâtı bakımından oldukça farklı bir dunun arzetmektedir. " N a h i y e " . Yüzyılda Mardin Sancağı. Menteşe. lb-261b) nıensûlı piyade çiftlikleri kaydedilmiştir. liamid. İdarî Taksimat Giriş kısmında da işaret olunduğu üzere. s. Karesi. O s m a n l ı taşra teşkilâtında en yaygın idarî ünitelerden birisi olarak "nahiye" h a k k ı n d a bkz. Metin Kuntt Sancaktan Eyalete 1550-1650 Arasında Osmanlı Ümerası ve İl İdaresi.Turan Gökçe olmalıdır.TD-574. Çöla. ilgili defterlerden anlaşıldığı kadarıyla.MAD-4: Karahisar (Şehrâhâd). 155923 ve 157924 tarihli defterler. s. 38-39. 100-115. Aydın. 37-39.TD-320. s. Tutman Dağı. Karahisar~ı Sâhib sancağının genel idarî taksimatı hakkında ayrıca bkz. ikinci kısımda ise Kütahya mensûh müsellem çiftlikleri yazılmış olup..Ü. Sipahi sancağı itibariyle Kütahya'ya bağlı kaza statüsünde bir idarî birim olan Uşak. Ankara 1991. 94 . s. Mustafa Karazeybek. Anadolu eyâletine tabî 12 yaya sancağından19 birisi olan Karahisar-ı Sâhib sancağına bağlı olarak teşkilâtlanmıştır20. Feridun M. A X # . istanbul 1978.MAD)-563 (M. Toplam 353 varakdan ibaret olan defterin ilk bölümünde (v. sancak piyadeleri. 131-132. Bunlar içerisinde Uşak piyadelerine rastlanmaması ve söz konusu asra ait başka bir defterin de bulunmaması dolayısıyla. XVI. Elçi. XVI. TTK Belgeler XIX/23 (Ankara 1998). XVI. 1455 yılnıda tanzim edilmiş olup. asırdaki durumu gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Defter (=TSMA.

Bunlar. ser-piyâde olarak kaydedilmiş olan Uşak. Sandıkla. ek olarak verilmiş olan listelerden çıkarılan toplu sonuçlan değerlendirmek suretiyle Uşak yaya çiftliklerinin genel durumunu netleştirmek mümkündür Öncelikle. BOA. BOA. Şııhııd. Kızı/taş. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Geyikler. Mirliva hâssına dâhil olan Şeyhlü ve Uşak başlığı altında kaydedilmiş olan çiftliklerin tamamı Uşak kaza dâiresi hâricinde. diğer dördü de ser-piyâde olmak üzere. Homa ve Geyikler Kütahya sancağına bağlı. Burada dikkati çeken önemli hususlardan biri de. Çöla. Yalak. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı bulunan 31 idâri birim oluşturmuşlardır. ilki (1). 21a-27a. Osmanlı idâri taksimatında geçerli olan umûmî kaideye uygun olarak. Oynaş. konumuzun dışında kalmaktadır38. klasik Osmanlı idâri taksimatına göre kaza addedilen bîr idâri ünitenin. Şeyhlü'ye tabî iskân yerlerinde bulunduğundan. Sincanlu. H.7D-2J7. hem çiftliklerin murâkebesi hem de hizmet vâkî olduğunda yaya-başınm sevk ve idaresinde kolayca toplanılarak hizmete eşilmesi kaygısıyla. Aym eser. aşağıda yapılacak olan değerlendirmelerde. 95 . Aynı adla. Sultauönü sancağındaki aynı dunun için bkz. Ulusincanlıt. Elçi. Sandıkht-ı diğer. kaza dairesindeki her bir idarî ünitede kaydedilmiş olan çiftlik adedi ile yaya-yamak ve sair unsurlardan müteşekkil nüfus durumunu bir icmal tablo üzerinde ifade etmek gerekirse. Banaz. 55-57. s.7P-574. Uşşak. Kayırhisar. Banaz. sadece kendisine tâbi olan nahiyeler değil. Dulmcmdağı. Aynı isim altında kaydedilmiş olan üç ünitenin ayırdcdilebilmcsi için. Elçi. her biri nahiye addedilen toplam 5 ünite hâlinde teşkilâtlanmıştır. Mirliva hâssrna tabî olarak. Büyük çoğunluğu sipahi sancağı İtibariyle de Karahisâr-ı Sâhib'c tabî olan üniteler yanında. Kayirhisar. s. Yalak. 56-71. 2. Kayırhisar. Sandıkht-ı dîger. Uşşak-1 diğer nahiyeleri kaydedilmiştir. Sandıklu. araştırına alanımızı teşkil eden Uşak kaza dâiresinde bulunan piyade çiftlikleri biri mirliva hâssı.TD-320. Banaz. Uşak ve Uşak-ı diğer nalı i yeler in den ibarettir26. Ulugobek. Doğru. v. s. diğerleri ise "ikinci'" ve "üçüncü" olarak belirtilecektir. Uşak. Barçınlıı. Uşak kaza dâiresinde bulunan piyade çiftliklerinin nahiyelere taksiminde de. Yukarıda. Karahisar. Piyade Çiftlikleri ve Nüfus Durumu İlgili piyade defterlerinde yer alan kayıtlanıl aktarılmasıyla hazırlanmış olup.XV~XV1. coğrafî bütünlüğün dikkate alındığı anlaşılmaktadır37. Yalak. Barçınlu. 4Ter nahiye olarak kaydedilmiş olan Kayırhisar ve Sandıkla ile 3 nahiye olarak yazılmış bulunan Uşak bunun en tipik örneklerini teşkil etmektedirler. 57-74. defterlerde kaydediliş sırasına göre aynen aktarılmış olan nahiye isimlerinden de anlaşılacağı üzere. BOA. Şeyh i ü ve Uşak ile Ulugobek: ser-piyâdegâna tabî olarak Kayırhisar. bizzat kazaya isim teşkil eden aynı ad allında birkaç ayrı nahiye olarak kaydedilmiş olmasıdır. Uşşak. Homa. Karahisâr-ı Sâhib hududunda yer alan nahiyelerdir. Şeyhlü. mirliva hâssına tahsis edilmiş olan Ulugobek (bugünkü Ulubey).

: 4 1 3 •:. :.4<>4 330/ 1:233 531 903 1. Bunda. Bununla birlikte..ıin Müiıus. S 14 16 10 -40 3 25 2L> • 122 ' • 403. 1545'de Ulugöbek nahiyesinde 3 köyde 9. toplam 46 köyde 115 çiftlik tespit edilebilmiştir. 209 368 LAM 65 21S 121 204 2MI 41 7 .ii. Ulugöbek ve Uşak (l)'daki durumun muhafaza edilmiş olduğu 1579'da diğer nâhiyelerdcki köy ve çiftlik sayılarında küçük bazı değişiklikler görülmektedir....1(51 7X1 1.121 269 5.. Kayiıağmı yÖrük-Türkmen teşekkülleri ile Türk köylülerinin oluşturduğu söz konusu piyade çiftliklerinin önemli bir kısmı öz Türkçe isim tcşımaktadır.121 1579 9 U1uj>öbek 6 32 Jşak(l) 13 İS Biiııaz 14 26 Uşak (2) 11 28 Uşak (3) roplani=. 1545'den 1579'a kadar geçen zaman içerisinde.ı.519 709 1. toplam 49 köyde 122 çiftlik tespit edilmiştir. aynı zamanda has. Uşak-ı diğer olarak kaydedilmiş bulunan üçüncü Uşak'da ise 10 köyde 29 çiftlik olmak üzere.sîık- SuK"" Im.:#<&:. Çürümüş olan kısımlarındaki kayıtlar İtibariyle eksik olduğu için icmal tabloya yansıtılmamış olan ikinci deftere göre.. ocağm kumcusu yayanın ismim almış olan çiftliklerin sayısının oldukça fazla olduğu dikkati çekmektedir.4'23 1S45 Ulugöbek Uşak(l) 3aııaz Uşak (2) Uşak (3) 3 y 34 21 .104 "1. Çiftliklerin tabî olduğu iskân yerlerinin büyük çoğunluğu.:4:..Ma-Mİ lûl VS- Di- Gâ- M lirde Tahminî Nüfus.: ••73:. 1559'da Ulugöbek'de aynı durumun muhafaza edildiği görülmektedir. . ikinci Uşak'da 16 köyde 29. Banaz'da 13 köyde 18.•#». diğer mufassal defterlerde de tesadüf edilebilen raiyyet köyü olmakla beraber. Uşak (l)'da 6 köyde 32.266 4. ikinci Uşak'da 14 köyde 26. I 17 4 4 il •••113 1. Buna göre. 301 422' m<> 75 243 116 1S9 237 4 6 24 - - 32 134 44 96 153 .Turan Gökçe XV-XVL YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ VE NÜFUS DURUMU Kf'-v Adedi Nclik Adedi Taıilı Nahiye i'eri'iı YHVIIY.ı. aşağıda ayrıca işaret olunacağı üzere.»S\ Rt. 29 16 10 7 İS 7A : .:. Keza.33! 5. olunan çiftlik sayısının 122'den 113 e düşmüş olması dikkati çekmektedir.4 56 162 66 123 124 :531 4. •:IB. Uşak piyadelerinin îfa etmiş oldukları mîrî hizmetlere mukabil tasarruf ettikleri ocak tâbir ..263 \ .*i : . BanazMa 14 köyde 21. ikinci Uşak!da 14 köyde 26. Uşak (l)'da 6 köyde 34.•> - 145 62 136 145 52t 4 110 411 177. 95 1 2 2 21 7 4 2 4 3 1 11 1> 1 3 11 1 25 .!. Banaz'da 14 köyde 20. Gerçek durumu tam olarak yansıtmayan 1559 tarihli rakamlar bir yana. zeamet veya tımara tahsis edilmiş olması dolayısıyla. kaza genelinde toplam 47 köyde 113 çiftlik tespit edilmektedir. listelerdeki şahıs isimleri ile mâruf olan çiftlikler dikkate alındığında. :•: 47.35 .n: 20 20 1 4 4 9 ı 16 14 7 34 54 180 II 363 1. üçüncü Uşak'da 9 köyde 28 olmak üzere. üçüncü Uşak'da ise 11 köyde 28 olmak üzere.2!1'> ıa 627 1.22« 422 1. sadece yaya ve müsellem defterlerinde 96 .280 153 İSn 65. ziraî ya da yaya-yamak kapasitesi itibariyle yeterliliğini yitiren çiftliklerin mevkufa kaydedilmiş olması önemli rol oynamıştır.:.269 Aşağıda verilmiş olan listelerden de ayrıntılı bir şekilde takip edilebileceği üzere.

M. çiftliklerin nüfusunun 5-34 nefer arasında değişmekle beraber.50 nisbetinde bir azalma göstererek.73) ikinci Uşak'da. 201'i (% 24.03) Ulugöbek. 116'sı (% M. Aynı eser. birer piyade köyü olma özelliği taşımaktadır. 368'i (% 24. Fâtih. Bkz. Kitap II. pîr-malûl ve şâir unsurların da dâhil edilmesiyle. asra tarihli olan defterlere göre: Uşak piyade çiftlikleri 5-14 yaya-yamakdan oluşmaktadır. Kuruluşuna yakın zamanlarda bir piyade ocağı 1 yaya ile 1 yamakdan ibaret küçük bir ünite olarak öngörülmüş olmakla beraber29. 218'i "(% 26.84) de üçüncü Uşak'da bulunmakladır. XV-XVL Yüzyıllarda Bergama Kazası (E. tahminî 4. toplam nüfusun % 54. 1579'da bu sayı % 6.95) Banaz.08) ser-piyâde olan Uşak (l)'da. 7-15 nefer arasında yoğunlaştığı görülmektedir. Osmanlı Kanunnâmeleri ve Huhıld Tahlilleri 2. Bunun 110'u (% 7.13) mirliva lıâssı olan Ulugöbek'de.30'luk bir artışla 860'a yükselmiştir.XV-XVI. 422'si (% 29. bunu teyid etmektedir31. H. Selim Kanunnâmesi (1512-1520) ve XVI. Aşağıda verilmiş olan listelerden de ayrıntılı bir şekilde takip edilebileceği üzere. Ankara 1988. s. tahminî32 4. 1579'da Uşak piyade çiftliklerinin toplam nüfusu % 4. 41 l'i (% 28.46. ikinci Uşak'da Marnakayası ve İslüce. "Kânunnâme-i Âl-i Osman*'. LisleIII-V). 204'ü (% 25. 31-32. 301'i (% 21.144.62-65. 243'ü (% 28.228 civarında bir gerçek nüfusa tekabül eden. Bunların 65'i (% 8.seileni Teşkilâtı veya yalnız piyade defterlerinde kaydedilmiş bulunan köyler de mevcuttur. s. "nefer x T.04) Banaz'da. elimizde bulunan ilgili kanunnâme hükümleri ile XV ve XVI. Karlık ve Bıılkas ile birlikte./. 209'tı (% 14. değişik bölgelerle İlgili tetkikler de. Doğru. "Aynı makale". Bunun 75'i (% 8.21) ikinci Uşak. 387'si (% 26) de üçüncü Uşak'da kaydedilmiştir. Eksik olduğu için gerçeği ifade etmekten uzak olan 1559 tarihli rakamlar bir yana.74) Ulugöbek.263-5. s. Hisarözü karyeleri.267 gerçek nüfusa tekabül eden. . 403'ü (% 27. Bünyesinde barındırdığı çiftlikler itibariyle yaya ve müsellem köyü konumunda bulunan Uşak (1) nahiyesine tabî Güğüm. Keza. TOPMİlâvesi (İstanbul 1329). Yüzyılın İkinci Yansının Kimi Kanun/an. Çarık. tablolarda verilen tahminî nüfusun ilk sütununda verilmiş olanı. 310-325 (Ekler. s. "Ayın makale". Bâyezİd ve Yavuz Sultan Selim dönemlerine ait kânunnâmelerdeki ilgili hükümlerin30.65 vd. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlunmamış Doktora Tezi).421 nefere düşmüştür. bunun zaman içerisinde önemli ölçüde değişmiş olduğunu göstermektedir. hepsi XVI. 282-83. 176. Aynı eser. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve XJii. Selanıi Pulaha-Yaşar Yücel. Nitekim. Vehbi Günay. 177:si (% 12. 1545 rakamları İtibariyle. s.488 nefer tespit edilmiştir. İzmir 1999. Arıkan. s. s. 176: F. Arıkan. Baııaz'a lâbî Kuştiımır ve İne.69) de üçüncü Uşak'da kaydedilmiştir. Bunun 121'i (% 8..25) Uşak (1).4643. U. her ocakta 6-7 nefer yaya-yamak bulunmasını âmir olduğu görülmektedir. Gerçek nüfusa d âh* bir fikir verebilmek İçin.45) Banaz. Eymirsevinç.72) Ulugöbek. Nâ-resîde. toplam 1. Bkz. üçüncü Uşak'da Müstecâb. 1545*de Uşak piyade çiftliklerinde bu minval üzere. Bâyezid Devri Kanunnâmeleri istanbul 1990. Mclımed Arif.36rsını teşkil eden 809 neferini yaya-yamak yazılmış olanlar teşkil etmektedir. 1.Ü.94) Uşak (1).18) ikinci Uşak. s.92) Uşak (1). yüzyıllardaki fiili durumu yansıtan tahrir defterleri. ikinci sütünde! verilmiş olanı da "hâne x 5 + nâ-resîde/mttcerred/ sagir" formülüne göre hesaplanmıştır. Alımed Akgündüz. 12Tİ (% 14. Emecen.

1545 ve 1579 tarihlerinde Uşak piyade çiftliklerinde tespit edilmiş olup. 1579'da ise 113 nefer İle % 13. 237'si (% 27. hem yayalar. Bu minval üzere yaya kaydedilmiş olanlar. Keza. Sözgelimi. bu konuda Önemli bir fikir vermektedir. çiftliklerde kayıtlı nüfusun önemli bir kısmını da. 189'u (% 21.13'ünti oluşturmakladırlar. yani yamak kaydedilecek yaşa gelmemiş olmaları dolayısıyla "nâ-resîde" statüsünde yazılmış olanlar teşkil etmektedir. Uşak (1) nahiyesine tabî Kızılhisar köyü hudutları dahilindeki İslıak çiftliği yayasının Şeytüü kazasına tâbi Ömer karyesinde bulunduğuna dâir kayıt da bir başka örnek teşkil 35 etmekledir .72) Banaz. hem de yamaklar için kullanılmış olduğunu ifâde etmek müııikündür33. ilgili listelerin yayayamak sütununda kaydedilmiş bulunan yaya-yamak nüfusun bir kısmını "eşer-yaya"\nr oluşturmaktadır. çiftliği muayyen sayıda yamak ile birlikte tasarruf etmekle ve bunun karşılığında yükümlü olduğu vazifeyi nöbetleşe yerine getirmektedirler.48) Banaz.55) üçiincü Uşak ünitesinde kaydedilmiştir. henüz hizmete eşecek. M.Turan Gökçe 13. Ek olarak verilmiş olan listelerden ve genel durumu yansıtmak için hazırlanmış olan tablodan da dikkat çekeceği üzere.55'ini teşkil etmektedir. s. Bir başka ifadeyle.08'ini. kaza dâhilinde çiftlik civarında.TD-237. 62'si (% 11. diğerleri yamak konumundadır. Uşak piyadelerine ait her (iç defterde de bu fiilî durumun oldukça yaygın bir şekilde tatbik edilmiş olduğu görülmektedir. . s. Anadolu piyade ocak nizamına göre.97) ikinci Uşak. hem de her iki tarihte de bunların sayılarının çiftlik sayılarına eşit olması sebebiyle. "ıAym makale". s. çiftliğin tabî olduğu.75) Ulugöbek. 145'i (% 27. eksik olması sebebiyle genel değerlendim!eve alınmayan nâ-resîde sayısı 1579'da % 13. umumiyetle listelerde de belirtilmiş olan. Devlete karşı söz konusu yaya yükümlü tutulmakla beraber. her ocakta yaya kaydedilmiş olan birisinin bulunmasına rağmen.41) de üçüncü Uşak'da olmak üzere 529 olarak tespit edilmiştir. 75-78. aynı tarihte.70) ikinci Uşak. Uşak piyadelerinin de dâhil olduğu her üç defterde de yaşları ile birlikte "nâ-resîde" kaydedilmiş olanların toplam sayısı 1545'dc 4Ti (% 7. tabloda ayrıca verilmemiştir. BOA. Arıkan. Defter kayıtlarına göre. Bu itibarla. 210.TD-237. doğrudan yaya ve yamak yazılmış olanlar dışında. 1559'daki durumu listelerde verilmiş olmakla beraber. 136'sı (% 25. Bu rakam aynı tarihle kazanın toplam yaya-yamak nüfusunun % 35.23 Tafsilat içüı bkz.41) Uşak (1). her çiftlik defterlere "yaya" ya da "eşeryaya" olarak kaydedilmiş bulunan bir kişi üzerine kaydedilmiştir. Bunların meskûn olduğu köyler. Anadolu'da yaya kavramının genel anlamda. iskân yerleri almakla birlikte. Osman karyesine bağlı Göbek çiftliği yayası nm Uşak'a tabî Tekye köyünde yazılmış olması3*. çiftliklerde yaya yazılmış olanların. genellikle çiftlik dışında bir iskân yerinde bulunduğu anlaşılmakladır. hatta kaza hâricinde her hangi bir köy de olabilmektedir. 145 'i (% 27. 1545'de Ulugöbek nahiyesine tabî çiftliklerdeki yayaların çoğunun tabî oldukları Ulugöbek ve Emekse karyelerinde yazılmış olmakla beraber. 176-177. BOA. Hem yukarıda işaret edilmiş olan dunun. o yıl nöbeti gelip sefere ve şâir hizmete eşen yaya. kaza piyadeleri yaya-yamak nüfusunun 1545'de "122 nefer ile % 15.

14 21. d .33) de üçüncü Uşak'ta kaydedilmiştir. 153'ü (% 33.29) 9 yaş grubunda bulunmaktadır..83'üne tekabül eden 87'si de 2 yaş grubunda yer almaktadır.81) 1: 12'si (% 2.14) 4. • 1 ()() • 8 14 2 6 13 2.-.-'J 2 13 7 4 12 1 4 1 2 2 J» 1. şöyle bir sonuç ortaya çıkmakladır.58) Banaz.59'unu teşkil eden 146'sı 6-10. 04'ünü oluşturan 32'si ise 11-16 yaş gruplarmda bulunmaktadır. % 6. 1545'de 11-16. % 21.XV-XVI.91) ikinci Uşak.41) 8. 99 . Nâresîde kaydedilmiş olanların yaş gruplarına dağılımında.TD-574mt s. 134'ii (% 29. Geri kalan % 27.70 8 26 9 18 37 2 12 2 - - - 3 3 4 5 İS 5 41 87: LS.^1 38. 144 62 . UŞAK KAZAST PİYADE ÇİFTLİKLERİNDE "NA-REŞIDE" KAYDEDİLMİŞ OLANLARIN YAŞ «" SUPLARINA DAĞILIMI . bir önceki tarihe göre önemli ölçüde bir farklılaşmamı! görüldüğü 1579'da ise 1-12 arasında değişen yaşlarda bulunan 462 neferin % 21. 14. 292. 153 2? 12 - 462 ]00 Tablodan. Söz konusu 1-5 yaş gruplarında bulunanlar.42'sini teşkil eden 99'u 10.96. .7-J.41 II IS - 6 8 3 6 9 •32 'ı')! 3 20 23 30 1579 n 6 8 fi 5 6 • 31:. Mezkûr tarihle.Sf-3 7 13 9 4 4 8 3 2 1 (İ 6 27 5 26 1 4 2 5 - • .35'ini teşkil etmektedirler.45 i 9 17 4 1 27 11 21 17 77 13 5 5 10 •33" 7. 25'i (%5. • • • • > • : • 35 <)!)• - :32 : 134 .21 (> i 2 8 5 S 2 13 1 6 11 •33 y 1 7 4 9 7 28' V2 * 1 ' 10 3 1 11 \2 13 2 T 14 15 Toplam 1545 Uşak Banaz Uşak Uşak Toplaw= % Ulugöbek Uşak Banaz Uşak Uçak Tophııi)= % in 20 19 75.21 'ini oluşturan 98'i 5. Geri kalan 33'ü (% 7.41) 6. Nalı iv*: 1 9 11 3 13 14 50 «. 25'i (%5.97) Ulugöbek. 1 2 2 4 n .75 i.19) Uşak (1). 1545 tarihli defterde kaydedilmiş olan 529 nâ-resîdenin 1-16 arasında değişen yaş gruplarına dağılmış olmakla beraber. 136 145 529:.• -AT.."(i 1 4 9 1. Genel durumunu ifade etmeye çalıştığımız.17 8 17 13 23 15 76 M. Bu dununda.7 fi 3 1 i. 31'i (% 6. 6'sı da (1. 34 " 18 :ı:' (1. yaş gruplarına dağılımım bir tablo üzerinde değerlendirmek gerekirse. 283.272-273. %18. 1579'da ise 10-12 yaşlarmda bulunanlara genellikle "yarayınca/yaradukda eşer" kaydmının düşülmüş olduğu dikkati çekmektedir30.92) 1. 305-306. daha ziyade 1-5 yaş arasında yoğunlaşmış olduğu anlaşılmaktadır. hizmete eşme Belirli yaşlarda bulunan nâ-resîdderlü ilgili olarak düşülmüş olan bu tür notlara.7Ö) 3. 1545 ve 1579 tarihli defterlerde nâ-resîde kaydedilmiş olanların şâir hususiyetlerine işaret etmeden önce. 13'ü (% 2.30'unu teşkil eden bu zümrenin 32'si (% 6. 32'si (% 6.59). özellikle 1579 tarihli defterde sıklıkla tesadüf edilmektedir: BOA. 44'ü (% 9. 290. kazanın toplam yaya-yamak nüfusunun % 32.1 S - «. 459 a düşmüştür. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı nisbetinde azalarak.711 42. . toplam rakamın %66. kesüı olmamakla beraber. Tarih 2 7 İS rı 22 21 73: 1J. 96'sı (% 20.

s. Sayıları az olmakla beraber. F. 4'ü de yine aynı sancak hudutları dahilinde olan Yalak derbendine muhafız tâyin edilmişlerdir31. aynı sütunda verilmiş olanlardan 5'inin şerif. 1545'de hiç bîr imam kaydına tesadüf edilememekle beraber. Anadolu'nun diğer bazı yerlerindeki dunun iuin bkz. Bunlardan 19'u Kütahya sancağı. Bu da. Sosya! Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi). diğer sütununda belirtilmiş olan. Bununla birlikte. Gcdus nahiyesinde bulunan Kızılca. Akkilise karyesi Güçlüoğlu çiftliğinde 1 olmak üzere. toplanı 23 nefer doğrudan "derbend muhafızı" olarak kaydedilmiştir. l'iniıı de tımar-eri olarak kaydedilmiş olduğunu da belirtmek gerekir. Yine aynı tarihte. Listelerde ve yukarıda verilmiş olan tabloda. tahrir esnasında bulunamadığı için gâib yazılanlar. s. Aynı eser. 1579'da 4'ü Uşak (1). hem de yeni yapılan talırirde bulunamayanlar ayrıntılı olarak tespit edilmiştir.144-145. 1545'de 1 'i Ulugöbek. s. Bu cümleden olarak. '"atik" ve "cedid" olarak iki kalemde belirtmek suretiyle. 4'ü Uşak (1). 230. V. Milgarb karyesi Eynebegi çiftliğinde 10.61 "ini teşkil eden zümreye de İşaret etmek gerekir.Turan Gökçe yükümlülüğünün başlangıç. toplam neferin sadece % 1. toplanı nüfusun % 1. 212. Aynı tez. 283-284. bu cümleden olarak. 9'u da Uşak-ı diğer olarak belirtilmiş olan üçüncü Uşak nahiyesinde olmak üzere. üçüncü Uşak'da Eymirscvinç karyesi Karesi çiftliğinde 2. İzmir 1994. 329-330. 1545'de 15-16 iken. Yücel. s. Pulaha-Y. Ek olarak verilmiş olan listelerde aynen aktarılmış 37 38 S. topa m yaya-yamak nüfusun 1545'de % 4. 3'ii de üçüncü Uşak nahiyesinde olmak üzere. Uşak (l)'a tabî Kızılcasögüd karyesi İlyas çiftliğinde 2. 31 -32. Karlık karyesi Hüsrev/Yuvaca Eşref çiftliğinde 4. l'i Banaz.TD-237. l'i Banaz. muhassıl sayısı 4'e düşmüştür. Ocak halkından olmakla beraber. 257. "sagîr" olarak kaydedilmiş olan. dolayısıyla kânunnâmelerdeki "yayanın bir ve iki hidmete kabil oğlanları olsa anlar dahi yamak yazıl uh növbetlerinde ve Klarnetlerinde o/a/ar'' hükmü 7 fehvasınca yamak yazılma yaş tabanının. Ü. Aynı eser. muhassıl ve imam yazılmış olanlar da yaya çiftlikleri nüfusu içerisinde tesadüf edilen. 1579'da ise 2'si Uşak (1).90'ina.13'üne tekabül etmekledir. her iki tarihte de 73 nefer tespit edilmiştir. Al7/ ve XIII. Kmecen. s. 1545'de. Yüzyıllarda lAzıhyye (Denizli) Kazası (E. Tahrir işlemi sırasında. Diğer taraftan. Turan Gökçe. 100 . sadece 1545 tarihli defterde nâ-resîdelerdeıı ayrı. iki önemli zümreyi teşkil etmektedirler. 39 BÖA. toplam 8 imam tespit edilmiştir. Gtinay. 1545'de 35. 1579Tda 12'ye düşmüş olduğunu ifade etmek mümkündür38. 222-223. çiftliklerde tespit edilerek deftere kaydedilmiş olan mevcut yaya-yamak ve sair unsurlardan oluşan nüfus dışında. 1579'da 17 neferin önemli bir kısmının derbend muhafızı olarak kaydedilmiş olduğu görülmektedir. l'i de yine üçüncü Uşak ünitesinde olmak üzere.20'sini teşkil eden 18 muhassıl kaydedilmiştir. Piyade çiftliklerinde kaydedilmiş olup aşağıdaki listelere ve bunlardan hareketle düzenlenmiş olan genel tabloya yansımış olan unsurlardan birisi de pîr-malâl kaydedilmiş olanların teşkil etliği zümredir. l'inin derviş. hem önceki tahrirde. 1579'da ise % 5. ikinci Uşak'da Gökkaya karyesi Çakır çiftliğinde 4. "gâib" ve "mürde" olanlar da sarahatle kaydedilmiş bulunmaktadır.

tasarruflarında bulunan çiftliklerin muafiyetle kendilerine tevcihi ile birlikte. Ömer Lütfi Barkan. Özellikle Ölmüş olan. Anadolu eyâleti yaya ve müsellem kanunnâmesinde yer alan hükme göre 4 '. bir çiftlik 42 yerdir. ancak bu gelişmelerle birlikte. 101 . 1545 de 95 iken.yer'den tahsis edilmiş olan arazi. 3'ü 140. 1579 da tespit edilenlerin tamamı ise yeni tahrirde tespit edilmiş anlamında. l ' i 100 : l ' i 140. 1545'de tespit edilmiş olan 654 neferin 334'ü miirde-i atik. 1579'da tamamı cedid olarak yazılmış olan mürde sayısı 531 nefer olarak tespit edilmiştir. ayrıca "avânz-ı dîvâniyye ve tekâlif-i örfıyye" den muaf tutulmuşlardır. Uim bir "askeıf statü kazanabilmişlerdir 4 1 . Ankan. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı olmakla beraber.80) 70. Söz konusu değişiklikle. M. Halil İnalcık. s. genel durumu yansıtan tabloda tek kalemde kaydedilmiş olan. orta hallü yerde yüz dönüm. Uşak ! piyadelerinin toplanı gâib sayısının. Emecen.44)'ü 180. ulufe bedeli olarak kendilerine arazi tahsis edilmiş olan yayalar. "eyii yerde yetmiş veya seksen dönüm. önceleri yarı askerî bir statüyü hâiz olan yayalar. Bununla birlikte. 2() yc düşmüş olması oldukça dikkat çekicidir. Bkz. 5'i (% 23. "Ciltlik". 320'si de milrde-i cedid olarak kaydedilmiştir. Aynı eser. Bu cümleden olarak. 1545'de Ulugöbek'dcki 9 çiftlikden 4'ü (% 44. l ' i 190. 50\si de gâib-i cedid olarak yazılmıştır. Banaz'daki 21 çiftlikten 2'si 50. yine atik ve cedid olarak iki kalemde verilmiş olan mürde kayıtlan da oldukça önemlidir. 392-397. l ' i 90: Uşak (l)'daki 34 çiftlikden l'i 60. alçak yerde yüz otuz ve yüz elli dönüm" den ibarettir. l ' i 100. I 3. 1579'da %78. bir bütün piyade çiftliği. İÜ.XV-XVI. 5'i (% 14.70) 120. üst sınırı teşkil eden 150 dönümün üzerinde bir yere sahip olduğu görülmektedir. l ' i 250. Akgündüz. Kısaca ifâde etmek gerekirse. s. olanların 45'i gâib-i alık. Hizmetleri mukabili piyadelere "yayalık .94 nisbetinde r azalarak. 3'ü 80. Mevcut yamak sayısının daha sıhhatli bir biçimde tespiti düşüncesiyle40. l ' i 170. A. Aynı eser. 180-181. 3'ü 150. l'i 90. İslâm Ansiklopedisi.64) 100. "Çiftlik". EP. "Aynı makale". Genel anlamda ciltlik hakkında bkz. l ' i 170. 2 s i 70. l ' i 330. 160. genellikle.76) 200. Yeniçeri ocağının kum İmasından sonra Önemli bir değişikliğe mâruz kalmıştır. büyüklüğü verim kabiliyetine göre değişen. geçmiş ocak ahvâdma işaret etmesi bakımından ayrı bir ehemmiyeti hâiz olan "mürde'' miktarmm daha büyük rakamlara baliğ olduğu görülmektedir. Bu cümleden olarak. 32-33. özellikle zamîmclcri ile birlikte kaydedilmiş bulunan önemli bir kısmının. 6'sı (% 17. 1545'de lespit edilmiş . 4'ü {% 11. 145. konumuzu teşkil eden Uşak piyade çiftlikleri dönüm miktarının genellikle mezkûr ölçüler civarında yoğunlaşmış olmakla beraber. F. l ' i 310. U. 3'ü 180. başlangıçta günde bir akça "ulufe" ve "avânz-ı dîvân iye" den muafiyet karşılığında sefere memur edilmiş olan yay alamı statüleri. 31. s. banş zamanı buralarda zirâatla meşgul olmuşlar. Çiftliklerin İktisadî Durumu ve Toprak Tasarrufu İlgili araştırmalarda ortaya konulmuş olduğu üzere. s. aşağıda verilmiş olan listelerden de takip edilebileceği üzere. gâib-i cedid olarak kaydedilmiştir.

YÜZYILDA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİNİN TOPLAM DÖNÜM MİKTARI VE HÂSILI Tarih Nâlıiyu UİLigöbck 1545 1579 Uşak (I) Batı az Uşak (2) Uşak (3) ToplamUlugöbek Uşak(1) Ban az Uşak (2) Uşak (3) Toplam^ Çiftlik Adedi 9 34 21 29 29 122 9 32 18 26 28 • : • 1 1 3 Dünüm Miktarı 1.357 " % 7. üçüncü Uşak nahiyesinde de çiftliklerin 20'si (% 68.62 22. Keza.950 33.63 23. 4'ü (% 13. her bir idâri üniteyi ayrı ayrı belirtmek üzere. l"i 250.Turan Gökçe 2'si 150.45 100 .710 29. toplam dönüm miktarı ve hâsılı bir tablo üzerinde değerlendirmek gerekirse. l'i 380. 2'si 140. Bu bakımdan. Banaz'daki çiftliklerin 15'i (% 71.76 13.920 9.74'ünü teşkil 102 . Ulugöbek'dc olduğu gibi. İkinci Uşak'daki 29 çiftlikden Ti 100.81 Hâsıl 2.020 2.17 25. l'i 450.440 4. 2"si 140. 3'ü 300I'i 320.500 dönüm yerden ibarettir. l'i 330. 1545'de tespit edilmiş olan 122 çiftliğin toplam dönüm miktarı 23. Nitekim.82 22. Uşak (l)'da 21 "i (% 61. Tİ 310.257 7.0) 14.400 3. Vi 700. l'i de 1.77) ise 150 dönümün üzerinde bir yer işgal etmektedir.11 31. l'i 380. İM 200.880 % 7.S3 24.680 2. Bu rakamlar. teşkilâtın lağvına kadar ciddî bir değişiklik göstermeksizin muhafaza edilmiştir.79) 350.750 4. 4'ü (% 13.57) 150 dönümün üzerinde kaydedilmiştir.34) 100-150 dönüm iken.510 6.09 11.%) 80-150. 13"ü (%38. l'i 340. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır.70 20.68) 150.79) 100. Vi 370.Ol 100 8. Uşak piyade çiftliklyerinin dönüm miktarının. 2'si 200. çiftlik dönüm miktarı itibariyle Uşak piyâdelirinin arzettiğİ bu özellik.03) 150 dönümden fazladır. 9'u da ( % 31.810 5.340 7.74 32.65) 150 dönümün üzerinde bir yer işgal ettiği görülmektedir. Ek olarak verilmiş olan listelerden de takip edilebileceği üzere. 3'ü 180. 7'si (% 77.93 35. Dönüm miktarı itibariyle genel olarak değerlendirilmiş olan Uşak piyade çiftliklerinin. l'i 190. XVI.330 • • 23.357'dir.320 5.570 6. 26 çiftliğin (% 89. 100 Tablodan da takip edilebileceği üzere. 2'si 190. 260 4. 6'sı (% 20.0! 21.74 21. Ti 500. ınîrlivâ hâssına tahsis edilmiş olan Ulu göbek'teki çiftliklerden sadece 2'sİ 70-150 dönüm arasında . oldukça farklı bir görünüm arz eden ikinci Uşak Ma ise sadece 3 çiffîlik (% 10. 2'si 130.11Ü 2.787 8.870 10. 1545 ve 1579 tarihlerindeki sayısı. Bunun % 7. 4'ü (% 13.43 1.79) 250.370 S.13 36. nahiyeler arasında önemli farklılıklar gösterdiğini de ortaya koymaktadır. 2'si 200.79) 80.23)"ü 150 dönümden fazladır.268 : : 100 7. l'i 270. 6'sı (% 28. l*i 180.87 11. 2 si 90.42) 50-150.141 20.76) 50-150. Uşak kaza dâiresinde. üçüncü Uşak'daki 29 ! çiftlikden 4'ü (% 13. l'i 370.

870'i (% 14. s. % 9.787'si (% 11.82) ikinci Uşak. BOA.260'ı (% 25.320'si (% 35. 2. s.TD-574m. talısis edilmiş olan Ukıgöbek nahiyesinde bulunmaktadır. İlgili defterin eksik olması sebebiyle.810'u mîrlivâ hâssıiıa. söz konusu değirmenlerin tamamının 60 akça "resm-i âsiyâb" ile bütün yıl faal olduğu anlaşılmakladır. 7.81) da Üçüncü Uşak ünitesinde bulunmaktadır. Bunun 8.TD-574m. 3.020 akça olarak tespit edilmiştir. 237. genel olarak Osmanlı kır kesiminde olduğu gibi.83) Ulugöbek.93) Banaz. s.330'u (% 22. 30 akçahk resimle kaydedilmiş olan.570'i (% 32. Emekse köyüne tabî Yaya Hoca çiftliğinde bulunmaktadır50. 309. Aradan geçen zaman içerisinde. Nusret44. Bunun % 7.75ü'si (% 8.87) Uşak (1). 6.62) ikinci Uşak. Bununla birlikte.TD-574m. 8.43) de üçüncü Uşak nahiyesinde yer almaktadır. 6.17'sini teşkil eden 2. 81. 4.880 akçaya düşmüş olan hâsılın 2. Eymirscvinç karyesi İlyas ve Bağbaşı karyesi Evran çiftliğinde kaydedilmiştir. 5. 4.950'si {% 21. BOA.680'i (% 23.141 'i (% 20. "fmrâb" olarak kaydedilmiş olan diğeri ise aynı nahiyeye bağlı Karabolu karyesi.45) da üçüncü Uşak ünitelerinde kaydedilmiştir.04) de üçüncü Uşak nahiyesine aittir. Ser-piyâde olarak kaydedilmiş olan geri kalan miktarın 5. s 239. 1545'de tespit edilmiş olan iki değinilenden bütün yıl çalışması dolayısıyla 60 akça "resm-i âsiyâlra tâbi olan biri.400'ü (% 24.01) Uşak (1). s.22 nisbetinde azalarak 20.370'i hâssa tahsis edilmiş olan Ulugöbek nahiyesinde olup. 4. ikisi 4a 49 de üçüncü Uşak. s. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı eden 1.920'si (% 13.76) Uşak (1). 10. Bunlardan ikisi.11) Banaz.TD-237. Diğeri ise Ulugöbek nahiyesi.50 nispetinde azalarak 1579'da 29. büyük çoğunluğu teşkil ettiği anlaşılan hububat dışında. piyade çiftliklerinde de tesadüf edilebilen tek küçük çaplı sınaî teşekkül olan değirmenlerin resİmlcriylc birlikte ayrıca kaydedilmiş olduğu görülmekledir.340?ı (% 7.257'si (% 11. Çiftlik hâsılları. Uşak piyade çiftliklerinin toplam hâsılı 1545'de 33. ihya 46 47 edilmiş olan mezkûr Mihnıad ve Nusret çiftliklerinde bulunan değirmenlerdir. BOA. 293. şâir ziraî mahsûllerin üretimiyle ilgili tafsilata inme imkânı bulunmamaktadır. 311.51 (Tu (% 31. BOA. 7. 2.TD-237.74) Banaz.01) ikinci Uşak. genellikle "hâsıl-ı go/lâl" veya "hâsıl-ı 'ani 'i-gaiie ve gaynhtı" ifadeleriyle tek kalemde kaydedilmiş olduğundan.440'ı (% 36.291. 1579"da % 13. bakisi Ser-pİyâde olarak kaydedilmiş olan dört nahiyeye dağılmış bulunmaktadır.09) Uşak (1)'. Evran çiflliğiııdcki hâriç. 1559'daki durum genel değerlendirmeye dâhil edilememiştir.110'u (% 21.TD-574m.XV-XVI. Bu cümleden olarak.13) Banaz.TD-574m. çiftlik adedi ve dönüm miktarında da görülen düşüşe paralel olarak. Aradan geçen zaman zarfında.710lı (% 22. BOA. 1579'da çiftliklerde olup. BOA.63) Ulugöbck'de. 9. bir önceki tarihle harâb olmakla beraber. Altı ay yürüyen. 44 45 4fi 47 BOA. yayaların tasarrufunda bulunan değinilen sayısı 4'c çıkmıştır. 103 .70) ikinci Uşak.s. Mihmad4' çiftliğinde bulunmakladır. ikinci Uşak nahiyesi.268'e düşmüş olan toplam dönüm miktarının 1.

1545sde üçüncü Uşak'da Karesi (BOA. saz ve çayır olması gibi nedenlerle "bl-hâsı!" olarak. Banaz nahiyesinde. M. Bağluca'daki Balladır çiftliğine Gerdeme'do İrice çiftliği zaıumolunmuştur. en fazla zikredilen sebeplerdir54. 1579'da Uşak (!)'da Köse Halil. 253-254. s. 268. 279. 54 Tafsilat için bkz. Kabaağaç'da Hızır çiftliğine Gündoğmuş çiftliği. üçüncü Uşak'da Bayezid. ocak ziyâdeleri ile nıevkufata kaydedilmiş olan çiftliklerden yazılmış olduğu anlaşılmaktadır. "yeri az olduğıı erilden" zamîme yazıldığı kaydedilmiştir. 311) çiftliklerine zamîme yazılmasının gerekçesi de "ziyâde oldukları sebepdeıı" şeklinde belirtilmiştir.7D-2J7. "Ayın makale". Yahşi çiftliğine Banaz nahiyesi Çukurviran köyünde Çubuğa. 67/146. Dîvân-ı Hümâyun kâtiplerinden yaya ve müsellem muharriri Hamza'ya hitaben yazılmış olan bir hükümde. Hacılar'da İldutan çiftliğine Kuzviran'da İshak çiftliği. Kürt'de Kara İshak çiftliğine Halil çiftliği. s. Uşak (l)'da Mürsel (BOA. Ilyas çiftliğine . 257 ). s. Bu cümleden olarak. s. Çullu. 52 Mesela. Ayrukavak'da Osman çiftliğine Almaca çiftliği. ikinci Uşak nahiyesinde 3 çiftliğe zamime yazılmıştır. toplam 5 çiftliğe zamîme tahsis edilmiştir: hepsi nıevkufatdan olmak üzere. Üçüncü Uşak nahiyesinde ise 5 çiftliğe zamîme yazılmıştır. ikinci Uşak"da Hamza Balı. 211). Uşak piyade çiftliklerinin tasarrufu ile ilgili olarak belirtilmesi gereken önemli noktalardan birisi de.. Yunus çiftliğine Karlık köyünde Yamanbegi. ziyâde yerlerden zayıf ocaklara zamîme yazılmak suretiyle ihya edilmesi hususunda gereğinin yapılması emredilmiştir ( 23 Muharrem 986/1 Nisan 1578 tarihli hüküm: BOA.. Bu cümleden olarak. Çarık Maki Bâyezid çiftliğine AkkiliseMe Karesi çiftliği (2 eşer). Mlirsel çiftliğine Akdere. Dumlupmar'da Çullu çiftliğine Dutluca'da İsrail ve İbrahim çiftlikleri zamnıolımmustur.Turan Gökçe Defter kayıtlarına göre. Küsürce çiftliğine Bağluca'da Karaca Uruz çiftliği. Çakır. Yalısı. 104 1 .'a tabî Emiraziz köyünde Mesud çiftliği zamnıol un muştur. Güçlüoğlu (BOA. 1579"da Uşak (l)'da Yunus. Emeksc'deki Hamza Bâlî çiftliğine Taşluca'da Haydar çiftliği. 306. 1545 ve 1579 tarihli defterlerde bu husus gayet açık bir şekilde kavdedilıniş bulunmaktadır. 1579"da yine aynı çiftlikle birlikte Mihmad çiftliğine (BO A. Yahşı.TD-237. 182-185. zîrâî kabiliyetini yitirmesi33. Arıkuu. 269. Eynebegi çiftliğine Bana/. 316). 53 1545'de Ulugöbek'de Göbek. ihtiyâca binâen. 1545"de Uşak (l)'da Yunus. Bu cümleden olarak. aynı minval üzere. Mahmud çiftliğine Karlık köyünde Alice. Eksik olan 1559 tarihli defter dışında. Gökkaya'da Yahya çiftliğine Oğulca bin Hasan çiftliği. s. 316) çiftliklerinin zamaneye ihtiyâcının "6/Wı«\w/"olmalarından kaynaklandığı belirtilmiştir. Kuzviran'da Aslıhan çiftliğine İnebegi çiftliği. Söz konusu gerekçelerle yapılan zamîmelerin.TD-574m. bazı çiftliklere 51 "zamîme" adı altında ilâveler yapılmış olmasıdır . Esasen bütün yaya sancaklarında yaygın bir şekilde tatbik edilmiş olduğıı anlaşılan bu uygulamayı gerektiren durumlar arasında.TD-374m. Banaz'da Jldutan. çoğu mevkufatdan olmak üzere toplam 8 çiftliğe zamîme kaydedilmiştir. s. çiftliğin zamanla kanunî ölçülere göre küçülmüş olması veya ocak nüfusunun 52 artması üzerine yetersiz hale gelmesi ile su baskını. üçüncü Uşaknda İbrahim (BOATD574m. Uşak (1) nahiyesinde.77. 309. Güçlüoğlu (BOA. 283-284. İnebegi. 1545'de Ulugöbek nahiyesinde Göbek çiftliğine nıevkufatdan Orhan çiftliği zammolunmuştıır.). 258). Scndcl çiftliğine Melikşah çiftliği.TD-237. Enûrazîz'de Bayrambegi çiftliğine Oğlakalannıda Murad çiftliği. üçüncü Uşak'da Bâyezid.MD-34. s.

eşkin karşılığında sancak beyleri veya yayabaşılarına tahsis edilmeye başlandığı anlaşılmaktadır. Nihayet. Kısaca temas edilmiş olan. böyle bir Bkz. Kızılcasögüd'de Hüseyin çiftliğinin zaimnolunduğu Hasan. Uşak piyade çiftlikleri üzerinde dururken işaret edilmesi gereken önemli noktalardım birisi de. aynı şekilde kaydedilmiş olan İldulan. Eklerde verilmiş olan listelerde işaret edilmiş olan numaralardan da takip edilebileceği üzere. Bunlann dışında. Bunlar. Yahşı-Şeyh Zekeryâ. "Aynı makale". UzıınYurtbegi. Keza. Tavus Ali-İbrâhim. 105 . Milmıad-Bâlîeşref. bütün bu ve benzeri uygulamalarla kendini gösteren gayretlere rağmen. Ulugöbek : de Göbek çiftliğine mevkufaîdan Hızır çiftliği zammolunmuştur. Uşak piyadelerinin yazılı bulunduğu her üç defter kayıtlanılın tedkikiyle. Banaz nahiyesi Gökkaya karyesinde Hızır çiftliği ile bir görülmek üzere kaydedilmiş olan Begtemür çiftliğinin ilâvesi müstesna. Eildutan-Resııl. aynı idâri ünitede veya diğer nahiyelerde bulunan ocak halkından "hâliyâ virtten" kaydılyla birlikte yamak ilâvesi yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. zamanla. doğrudan droğnıya "'bîr görü/üb iki eskim vermek" üzere kaydedilmişlerdir. Önceleri. Hasan-Cııllâh Ali çiftlikleri bu minval üzere kaydedilmişlerdir. 1579 tarihli deftere göre. bazı çiftlikler de. Karesi çiftliğine Sevinç çiftliği. aynı şekilde kaydedilmiş olan Bâyezid. 198-201. aynı tarihte. yeniden canlandırılmak suretiyle işler hâle getirilemeyen harap çiftlikler mevkuf kaydedilmiştir. Yuvaca Eşref-Aydemür. Banaz'da İshak-Okcu Osman. Turbegİ-Hızır. Banaz'da zaınînıc yazılan çiftlik sayısı 6'ya düşmüştür. üçüncü Uşak'da Ali-Hasanbegoğlu. Sendel. aynı şekilde kaydedilmiş olan Miirsel. Piyade ve müsellem teşkilâtı bünyesinde tatbik edilen Osmanlı toprak nizâmına göre. nüfusu azalmış olan çiftliklere. mevkufa kaydedilmek suretiyle. ZckeryâHüseyin. çok yaygın bir biçimde. çiftliğe yapılan ilâvelerin dışında. İkinci Uşak nahiyesinde zamîme yazılmış olan 3 çiftliğin durumu aynen devam etmiştir. İşte.XV-XI/L Yüzyıllarda Uşak Kozası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı çiftliği. 1579 tarihli defterde durumun aynen muhafaza edilmiş olduğu görülmektedir. muhtelif sebeplerle. zaınîmc yazılan çiftlik sayısı değişmeyen üçüncü Uşak nahiyesinde de. Çakır. Bunlar. Karesi ve Güçlüoğlıı çiftlikleri ile Banaz'a tabî Susıızviran'da Çubuğa çiftliğinin zammolduğu. s. Kızılhisarda mevkııfat-ı cedidden Melik çiftliğinin zanımolunduğu Köse Halil çiftliklerinden ibarettir. bunların Önemli bir kısmının bu yolla umara dâhil edilmiş ve kısmen reâyâ eline geçmiş olduğunu da belirtmek gerekir 55 . Savcı-Mi lunad. Yahya. Akkilise'deki Güçlüoğlıı çiftliğine Sarucaoğlu çiftliği (2 eşer) zammolımmuştur. Uşak (l)'de Sevindik-İlyas. Yunus ve İııebegi çiftliklerinin dışında. işaret olunması gereken önemli noktalardan birisi de iş gücüne yapılan takviyelerdir. Oğlakalanı'ndaki Murad çiftliği beJirti] iniş tir. M. nıukataaya verilen ve geliri mevkufçular tarafından toplanarak hazineye aktarılmış olan bu çiftlikler. Çullu ve Osman çiftlikleri ile Kuzviran'da mcvkufat-ı köhneden İncbegi çiftliğinin zammolunduğu İslıâk-ı diğer çiftliklerinden ibarettir. Uşak (l)'da yine 5 çiftliğe zamîıne yazılmıştır. ikinci Uşak'da NıısretKöse Yusuf. Ulugobek'de Yaya Enıtir-Kınk Halil. Yaya-yamak nüfusu bu minval üzere diğer çiftliklerden aktarılan yamaklarla tekmil olunan çiftlik sayısı oldukça fazladır. Ankan.

Banaz'da ise.Turan Gökçe gelişmeye maruz kalmış olan çiftliklerdir. Kczâ. s. nısfı da Ulaş'da Ummâl çiftliğine zamîme yazılmıştır. İkinci Uşak nahiyesinde tespit edilen l'i cedid. 265. s.TD-574m. BOA. Uşak (l)'ta bulunan 16 çiftlikten 6'sı zamîme olarak başka çiftliklere.TD-237. Uşak yayalannm da dalıil olduğu Karahisâr-ı Sâhib piyadelerinin tâyin edilmiş oldukları hizmetleri kısmen de olsa tespit etmek mümkündür. Ulugöbek'de "el-mevkûf-ı köhne" olarak 3 çiftlik kaydedilmiştir56.TD-237. Üçüncü Uşak'da tespit edilmiş olan 2'si cedid. 59 BOA. s. Bununla ilgili olarak tespit edilmiş olan 26 Cemâziyelevvel 967/23 Şubat 66 1560 tarihli hükümden . 317.7D-237. Bu cümleden olarak. 03 BOA. Uşak (1) nahiyesinde "mevkufat-ı cedid" olarak 2. mevkuf çiftliklerin de XV. üçüncü Uşak'da bulunan 6 çiftlikten de l'i zamîme yazılmıştır65. 15'i atik 16 çiftlikten 7'si diğer çiftliklere zamîme yazılırken. l'i de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir. "mevkufat-ı atik'' olarak da 7 çiftlik kaydedilmiştir". Bunlardan 4'ü yukarıda belirtilmiş olan çiftliklerin bazılarına zamîme yazsılmış. 64 BOA. 66 Bir sureti Karahisâr-ı Sâhib piyadeleri begi Mehmed Beg'e yazılan hüküm: Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mühimine Defteri (=BOA. 4. 1579'da 69"a çıkmıştır.TD-237. s. s.TD-574m. ö! BOA. 301-302. 58 BOA. Karahisâr-ı Sâhib sancağı kadılarına. 8 : i atik toplam 10 mevkuf çiftlikten 3 'ü başka çiftliklere zammolumnuşmr60. 82. 278/812-a.TD-237. 3 ! ü cedid. 224-225.TD-574m. 2si de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir. 26"sı atik olmak üzere toplanı 29 çiftlik mevkufa kaydedilmiştir58. 4'ü de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir63. Banaz'da bulunan 31 çiftlikten sadece 9'u ihtiyacı olan diğer çiftliklere zammolunmuştur63. 106 57 56 . 62 BQA. 79. 4'ünün yaya-başı uhdesinde bulunduğu anlaşılmaktadır"1". Uşak piyadelerinin de kayıtlı bulunduğu bir defter mevcut olmadığı için. Bilecik madenine tayin ohman nöbetti bazı yayaların görevi ihmâline dâir 17 Zilhicce BOA. 1545'de Uşak kaza dâiresinde. Uşak kaza dairesindeki mevkuf çiftlik sayısı. 65 BOA. s. 249. Orhan çiftliği de Osman karyesindeki Göbek çiftliğine zammolunmuştur. mühimme defterlerindeki ilgili kayıtlardan hareketle. Bunlardan Ulugöbek'te bulunan 3 çiftlikten 2'si zamîme yazılmıştır61. Uşak Piyfidelerinin Tâyin Edilmiş Oldukları Mîrî Hizmetler Eksiksiz ortaya koyabilme imkânı bulunmamakla beraber. s. 234-235. Bunlardan l l ' i diğer toprak ihtiyacı olan çiftliklere zamnıolunmuş.MD)-3. Bunlardan. SU BOA. bu minval üzere mevkufa kaydedilmiş olan toplam 67 çiftlik tespit edilmektedir. s. s. ikinci Uşak nahiyesindeki 19 çiftlikten sadece 5'i 6J . yüzyıldaki durumu meçhul kalmaktadır. "zad u zevâde"lcn ile birlikte Bilecik madeninde demir top yuvalağı hizmetine tayin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. s. Bayındır çiftliğinin nısfı Yaya Halil. 276-277. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinden 730 neferden ibaret olan bir nöbellisinin.TD-574m. 286-287.TD-574m.

Karahisar-ı Sâhib yayalarının tâyin edilmiş oldukları görevlerden birisi de. bu hizmete layin edilmiş olan yaya ve müsellemlerin eksik gelmesi üzerine.MO-22. sancak yayalarının bir ııöbetlisinin Tcrsânc-i Âmire hizmetine tâyin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. Ali Paşa'ya teslim edilmesini âmir bulunmaktadır. Taran Gökçe. 5 Rebî'ülevvcl 980/16 Temmuz 1572 tarihli bir hüküm70. s. aynı madende yuvalak hizmetine memur edilmiş olduklarını göstermektedir. ciddî aksamalara yol açtıklarım ortaya koymaktadır. Karahisar-ı Sâhib piyade beyine hitaben kaleme alınmış olan bir hükümden de74. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinin bir nöbetlisi. sancak piyadelerinin bir ııöbetlisinin. Tobhâne-i Âmire hizmetine memur edilmişlerdir. 22 Zilhicce 979/6 Mayıs 1572 tarihli hüküm: BOAMD-16. Karahisar piyadelerinin 1565nde tekrar aynı hizmetle istilıdam edilmiş olduklarını göstermektedir. Karahisar-ı Sâhib piyadeleri beyine hüküm: BOA. 263/555. BOA.dc. zaman zaman tâyin edilmiş oldukları hizmetlerin ifâsında ihmâl göstererek. diğer yaya sancaklarında da 77 olduğu gibi .MD-6. 23 Muharrem 972/31 Ağustos 1564 tarihli bir hükümden72. Aynı tez. Keza. s. bir sureti Karahisar piyadeleri beyine yazılmış olan diğer bir hüküm 7I de. Uşak piyadeleri de dâhil olmak üzere. 658/1447. Keza. İ82/347.MD-6.MD-29. Ayasofya'nın tamiri hizmetidir75. s.183/350. s. sancak yayalarının 730 neferden İbaret olan bir ve iki nöbektİllerinin 14 Zilkade 980/18 Mart 1573'de lekrar. BOA. 107 . Karahisar sancağı piyadeleri beyine hitaben yazılmış olan hükümden anlaşıldığı kadarıyla*'9. s. 116/242.MD-22. tekrar Bilecik madeni hizmetinememur edilmişlerdir. 642/1412. Karahisar-ı Sâhib yayalarının Mamûriyc kalesi tamiri hizmetinde istihdam edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. BOAMD-23. hizmetin aksaması ile ilgili 24 Zilhicce 972/23 Temmuz 1565 tarihli hüküm". Bkz. sancağın bir nöbetli piyadesinin "Ayasofya-i kebîr hareminin laihirT ve yapılacak olan zaviye hizmetine tâyinini âmir olan 19 Muharrem 990/13 Şubat 1582 tarihli hüküm76. s. mukaddemleri ve altışar aylık zad ıs zevâdeleriyle. s. Anadolu vilâyeti kadılarına yazılmış 67 fıS «9 70 71 72 73 74 75 76 77 BOAMD-ö. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 972/16 Temmuz 156567 ve Bilecik madeninde hizmet eden müsellem ve piyade beylerine. 24 Şevval 984/14 Ocak 1577. 84/203. BOA. 342-344. hazırlanan top yuvalağını yalıya indirme hizmetini ifâ etmek üzere. Karahisar yayalarının tâyin edilmiş oldukları en son Mzmetin de yine Ayasorya ile ilgili olduğunu göstermektedir.MD-46. 17 Şaban 967/15 Mayıs 1560 tarihli.MD-26. BOA. Yine. Karahisar-i Sâhib piyadeleri beyine hüküm: BOA. Karahisar-1 Sâhib piyadeleri beyine. s.XV-XVJ. 1572 yılında sancağın bir ve ikinci nöbellileri yaya-başılan. Karahisâr-ı Sâhib piyadelerinin de. 328/751. s. Mühimine defterlerinde yer alan bazı hükümler. BOA. 43/86. 11 Şevval 981/3 Şubat 1574 tarihli hükümle73. 202/560. 21 Cemâziyelevvel 982/8 Eylül 1574"de. 185/448.

köprücü. Bilecik mâdeni hizmetine tayin edilmiş olan Karalıisar piyadelerinin. "ehl-i berât olduk" diyerek. ehl-i berat. teftiş olunmasını âmir hüküm84. ve şârik-i hanır" olup. Daha da çoğaltılabilecek olan bu hükümler. Karalıisar yaya sancağı beyi Mehmed'in "tarîh-i salât. s.MD-3. halkın Cuma namazında olduğu sırada. önemli aksamaların yaşandığına işaret etmektedir. Karamsar-! Sâhib piyadeleri beyi Hasan'a yazılan bir hükümde82. 3 Safer 982/25 Mayıs 1574 larihli. köprücü. 25 Safer 982/16 Haziran 1574 tarihli. s. 82 BOA. mühimine defterlerinde yer alan bazı hükümler de. 108 79 . 83 BOA. Karahisar-ı Sâhib sancağı kadılarına yazılmış olan hükümM3dc. memur edilmiş oldukları mîrî hizmetin aksamasına yol açtıklarından şikayetle. yerlerine "gâib : ' kimseleri. s.MD-6.MD-24.MD-6. bazılarının da başka ocağa kaydolunarak hizmetten kaçmaları üzerine. Yaya ve yamakların suiistimali dışında. 17 Zilhicce 972/16 Temmuz 1565 tarihli.MD-3. bütünüyle Anadolu piyadelerinde olduğu gibi. 84 BOA. 12 Muharrem 967/14 Ekim 1559 tarihinde sâdır olan. doğancı. toplanmış olan yayaların dağılmalarına ve gitmemekle direnmelerine sebep olmak süreliyle. bütün Anadolu yayaları arasında önemli bir probleme yol açmış olduklarını göstermektedir. Keza. s. piyade olmakla beraber. bazılarının da kendilerini derbendei. s.MD-3. 80 BOA. Sancak dâhilinde yaya-başıları ve yayalardan "ehl-i berât" olanların. seyyid ve sâdullah yazılmış olanların teftişi emrolunmaktadır. Ke/. Karahisâr-ı Sâhib sancağı kadılarına yazılmış olan bir hüküm79 .â. Nitekim. 376/1116. nıescid civarında bulunan evinde kurduğu mecliste "fısk u fücur'' üzere olduğuna işaretle. nöbetlerinde hizmete gönderilmelerini âmir bulunmaktadır. 64/150. aynı şekilde. aynı hizmete lâyin edilmiş olan piyade ve müsellemlerin noksan götürülmüş olmasından dolayı. 25/68.MD-26. 152/409. Uşak kadısına hilâben. bir başka önemli probleme işaret etmektedir. teftiş olunup. çiftliklerinin yazılmasının ferman olunması üzerine. bu hususlarda suiistimali görülenlerin tespit edilerek. bunun tipik bir örneğini teşkil etmekledir. bizzat yaya sancak beylerinin ortaya koydukları problemlere dâir kayıtlara da tesadüf edilebilmektedir. yayaların muayyen bazı yollara baş vurarak. 642/1412. BOA. hizmetten kaçmaya çalıştıklarını ortaya koymaktadır. aynı hizmete lâyin olunan nöbetli bazı yayaların ilaat etmedikleri ve bazı sipahilerin de yayaların çıkarılmasına manî olduklarım ortaya koymaktadır. şâir sancaklarda olan piyadelere muaf olduklarını bildirmcleriylc. Diğer taraftan. 23 Zilhicce 972/23 Temmuz 1565 tarihinde. câmî meremmeteisi. sipâhi-zâdc ve muhassıl yazdırarak.Turan Gökçe olan bir hüküm 78 . Bilecik mâdeninde lıiznıel eden müsellem ve piyade beylerine yazılmış olan bir hüküm deKU. 658/1447. s. 'H BOA. Karahisar-ı Sâhib yayaları beyine yazılan hüküm81. kısa bir süre sonra. ödememekte direndiklerini gösteren 21 Şevval 966/27 Temmuz 1559 tarihli. sancak dâhilinde bazı piyadelerin. s. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinin. cürm İl cinayet ve resm-i anlsâne la leb olunması üzerine. 81 BOA. Karahisar yayaları beyi Hüseyin'in ifâdelerine binâen. yeni tahrirde bir vesileyle derbendei. Uşak yayaları da dâhil olmak üzere. 270/718.

396 vd. en Önemli eyâlet askeri konumunda bulunan tımarlı sipahileri geri hizmete çekmeye başlaması. sair iskân yerlerinde meskûn olmaya başlamaları gibi gelişmelerle ocak nizâmının iyice bozulmuş olması.XJ—XVJ. Devlet'in. 283-337. Eınecen. Tafsilat için bkz. Zeki Ankan. 1600-1700". şehir ve kasaba gibi. "'Militan' and Fiscal Transformatipn in the Ottomaıı Empire. Devlet açısından halledilmesi gereken ciddî bir problem hâline gelmiştir. s. 19 Muharrem 990/13 Şubat 1582'dc tâyin edilmiş oldukları Ayasofya'nın tamiri hizmeti87. Özellikle mühimine defterlerinde yer alan bâzı kayıtlar. 328/751. Bu cümleden olarak. Diğer taraftan. teşkilâtın kaldırıldığı tarihi yaklaşık olarak tespit etmemize imkân vermektedir. Dergâh-ı Âli müteferrikalarından Bâlîye 89 yazılmış olan hüküm . 152. piyade ve müsellemlerin temel fonksiyonlarım lamamiyle yitirmelerine yol açmıştır. Bu süreüe mensûh piyade ve müsellem deflerine Söz konusu değişini için bkz. Ayrıca bkz. s. çiftliklerin bulunduğu yerlerin dışında. XVI. asrın son çeyreğine girildiğinde. mezkûr tarihte. Aynı eser. bir taraftan hemen yukarıda temas edilmiş olan suiistimallerin önü almaınayacak kadar yaygınlaşması. mevcut kayıtlara göre. 29 Cemâziyelevvel 990/21 Haziran 1582 tarihinde sâdır olan hükümler518. 164/394. bir sureti Kütahya ve Karahisar-ı Sâhib sancaklarında piyade ve müsellem tahrîrine memur edilmiş olan. bundan yaklaşık dört ay sonra. önceleri muharip bir güç olarak. Karalıisar-ı Sâhib sancağı yaya ve müsellemlerinin reâyâ kaydedilmek üzere. s. İzmir 1988. s. zeamet ve tımara tahsis edilmiş olan Karahisar-ı Sâhib piyade çiftliklerinde kayıtlı yaya ve yamaklar. ref olunduğunu ortaya koymaktadır. BO AMD-46. Karahisar yayalarının memur edildiği son görev olmuştur. haymana taifesinden yamak kaydedilmesi. ifa etmiş oldukları lıizınetlere mukabil sahip oldukları her türlü muafiyetten arındırılmak suretiyle normal raiyyet statüsüne indirilmişlerdir. geri hizmete çekildikten sonra da bazı mîrî hizmetlerin ifâsında önemli rol oynamış olan piyadeler.MD-47. Özellikle. 164/359. teşkilâtın lağvında önemli rol oynamıştır. çiftiiklerdeki yaya-yamak sayısının azalmasıyla. H. ulûfeli ve ateşli silah kullanabilecek asker sayısını artırma yoluna giderek. s. XVXVI. yukarıda işaret edilmiş olunan değişimin gereği olarak. 5. Yaya ve Müsellem Teşkilâtının Kaldırılması ve Mensûh Piyade Çiftlikleri Kuruluşu ile birlikte. tabiatıyla. diğer taraftan da Osmanlı askerî sisteminde kendini gösteren değişimin etkisiyle"" tüm fonksiyonlarını yitirmesi sonucunda. Nitekim. Bu da. Ek olarak verilmiş olan mensâh piyade ve müsellem çiftlikleri ile ilgili listelere esas olan Karalıisar-ı Sâhib sancağı mensâiı piyade ve müsellem defteri tariiısiz olmakla beraber. asrın sonlarına doğru. teşkilâtın lağvı sürecini hızlandırmıştır86. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Tesiri lâfı zikrolunan tarihlerde ne ölçüde zaafa uğramış olduğunu göstermesi bakımından oldukça Önemlidir. Archivum Ottomanicum VI (1980). yaya ve müsellem teşkilâtının bütünüyle ref i ile yaya ve müsellemlerin reâyâ yazılmasını âmir bulunmaktadır. Aynı eser. neshedilerek. 97.MD-47. BOA. Söz konusu hüküm doğrultusunda. XVI. s. BOA. yaya ve yamakların. 50-54. Doğru. aynı tarihli. Yukarıda da işaret olunduğu üzere. Yüzyıllarda Hamil Sancağı. F. Halil İnalcık. 109 . Kütahya ve esas konumuzu teşkil eden Uşak da dâhil olmak üzere.

Ayn Ali Efendi'ye göre90. 25'i sipâhî. titnar ve zeamete tahsis edilmiştir. Tİ kayyımı. 53. 100'ii (% 52. Tayyib Gökbilgin).669'u Banaz'a tabî olmak üzere. M.536 1. tahminî 4. Uşak piyade ve müsellem çiftliklerinin de dâhil edilmiş olduğu. 14'ü de pîr-ına'lûl kaydedilmiştir.059 Tablodan ve aşağıda verilmiş olan listeden de anlaşılacağı üzere.:. UŞAK KAZASI MENSÛH PİYADE ÇİFTLİKLERİNİN GENEL DURUMU ıl§i Uşak Banaz 49 28 • mm*.669 179 689 106 . 110 .305-5. sadece iki nahiyeye tabî olarak kaydedilmiştir. 252. . 46.164 5. piyade teşkilâtı itibariyle 5 nahiyeye taksim edilmiş olan Uşak piyadeleri. Uşak mensûh piyade çiftliklerinin toplam hâsılı. 529'u (% 36. 179'u da Banaz'a tabî olmak üzere.205 akça olarak tespit edilmiştir. 1. Raiyyet statüsüne indirilen yaya-yamak nüfus içerisinde. genel bir değerlendirme yapmak gerekirse. 144 47 191: 252.1. 21 'i sipâhi-zâde. Bunlardan 90!ı (% 47. 33'ii mevkuf olmak üzere.435.435 neferdir. nesholuııdııktan sonra.40) bennâk. öşür ve resme lâbî olarak deftere kaydedilenlerin sayısı.536'sı Uşak. ek olarak verilmiş olan listede ayrıntılarıyla takdim edilmiş olmakla beraber. Kızılcasöğüd'deki Balladır çiftliğinde "'an-nesl-i Aydın Baba" ifadesiyle kaydedilmiş bulunan İÜ nefer ile Uşak kazasıyla ilgili kısmın sonunda kayıtlı 12 nefer köprücü de muaf yazılanlar içerisinde önemli bir yer tutmakladır.256 Muaf i Tahminî Nüros 1 1 •. Bunun 795'i (% 55. Ayrıca.768 50] 4.63) de timara kaydedilmiştir. Uşak piyadelerinin tasarrufunda bulunan toplam 190 çiftlik neshedilerek.86) mücerred. mensûh çiftliklerin tahsis edilmiş olduğu 78 zeamet. $ Ali 52 & • • • : • Toplam^ : • 77:": : 30&20S: . 8'i seyyid-şerif. 87 tiraar bulunmaktadır. • : . s.: 90 21 111 3. Bu cümleden olarak. Bu çiftlikler üzerinde tespit edilmiş olup.305 4.059 gerçek nüfusa tekabül eden 1.Turan Gökçe kaydedilmiş olan Uşak yayalarının durumu.36) zeamete. şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır.73) de muaf olarak kaydedilmiştir.256'sı doğrudan Uşak. raiyyet statüsünde.372 1.• 53. toplam 306. mensûh piyade defterinde özel statülerine binâen muaf kaydedilmiş olanlardan 7'si imam. 11 Ti (% 7.7 9 5 . Kütahya sancağında. Uşak ve Banaz olmak üzere. 90 Kavânîn-i Âl-i Osman der Hulâsa-i Mezâmîn-i Defter-i Dîvân (Nşr. istanbul 1979.

s. "Aynı makale"..72. • ' • • .MAD-563 (M.Nâ. 115 220 810. "XVI. Livâ-i Bolu ve Kastamonu ve Ankara ve Kankırı. Sancak tevcih defterlerinde (JSMA.93. 131S 137. Muallim Cevdet Yazmalan-0. Anadolu müsellemleri. . ek olarak verilmiş olan listelerden çıkarılan toplu sonuçları değerlendirmek suretiyle Uşak müsellem çiftliklerinin genel durumunu netleştirmek mümkündür. 1568-1574)'den nkl. 111 . Metin Kunt. • . müsellem teşkilâtının lağvına kadar. Kütahya müsellemleri ile ilgili en eski kayıtları ihtiva eden 145792 ve 1489y3 tarihli defterlere göre.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı İÜ. Aym eser. Müsellem Teşkilâtı 1. 11 47. • • • .hassıl JCIİEİ Ma*. XVI. YÜZYILLARDA UŞAK KAZAST MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ VE NÜFUS DURUMU tarih Nahiye. s. Uşak kaza dâiresinde bulunan müsellem çiftlikleri.: . Yüzeni Osmanlı İdari Teşkilatında Kütahya". Şahin. Adetli ÇiftDiMii. cur. İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. Uşak müsellemlerinin taksim edilmiş olduğu idarî ünite sayısı dörde çıkmıştır. 2.1 4 4 23 19 10 6 44 y 35 •. . Buna göre. yüzyılda Yavı nahiyesinin de ilâvesiyle. • % • : . sipahi ve yaya sancak teşkilâtından oldukça farklı bir idarî taksimata tabî tutulmuştur.: • . yüzyıl boyunca değişmemiştir. Bu durum. Aynı birimlerin muhafaza edilmiş olduğu XVI. Öncelikle. BOA. Müsellem Çiftlikleri ve Nüfus Durumu Kaynaklar kısmında tavsif edilmiş olan müsellem defterlerinde yer alan kayıtların aktarılmasıyla hazırlanmış olup. Esas konumuzu teşkil eden Uşak müsellemleri de bunlardan ''Livâ-i Müsellemân-ı Kütahya ve Karahisâr-ı Sâhib ve Hamid" sancağına bağlı olarak teşkilâtlanmıştır91.ğer Adedi letıı fi . M. 64-65. Muallim Cevdet Yazmalan-0.jvıurib de Tatnnflıî: Nüfus : •.M(l. Bunlar. "elviye-î miisellemân-ı Anadolu" birbirine yakın olan muhtelif livaların biraraya getirilmesiyle oluştunılan 4 sancağa taksim edilmiştir. Uşak müsellemleri de dalül olmak üzere. Livâ-i Teke ve Alâiye. XV-XVI. 2 İS 95 10 ıs 75 . I . . Emecen-İ. kaza dairesindeki her bir idâri ünitede kaydedilmiş bulunan çiftlik adedi ile müsellem-yamak ve şâir unsurlardan müteşekkil nüfus durumunu bir icmal tablo üzerinde ifade etmek daha uygun olacaktır. 1527). ser-asker kaydedilmiş olan Uşak ile ona tâbi olarak yazılmış bulunan Ulugöbek ve Banaz nahiyelerinden ibarettir. F.Mu. îstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı.Derlik Sefer en sel. Mustafa Çetin Varlık.nıak resi-.1. Bkz. Idârî Taksimat Sancak tevcih defterlerinden anlaşıldığı kadarıyla.) kaydedilmiş btıjıınan diğer Anadolu müsellem sancakları şunlardır: Livâ-i Aydın ve Sanıhan ve Menteşe ve Karesi ve Biga ve Hiidâvendigar ve Kocaili ve Sultatıönü. İ. s. İt red İM vs. başlarında bulunan ser-askere bağlı bulunan üç üniteye taksim edilmiştir.Yi».D-5246 (M. 207-208.33-: M •129: '•'•-:<••'• Gâ. Uşak Jl ıı göbek 1457 3anaz PöiJlanış: 2M5 69 132 • .

LI3 1 1. 5'i (% 15.5) Uşak.1 ..aübek . yüzyıl boyunca hiçbir değişiklik arzetıneden ayniyle muhafaza edilmiş olması. Ancak.£.1 3 Jlugöbek : sı 123. - •M.735 3. bünyesinde barındırdığı çiftlikler ile tipik bir müsellem köyü hüviyetini hâiz olan Yavı karyesinde bulunan çiftliklerin oluşturduğu aynı adlı nahiye ile birlikte.'20-S 279 297 450 426 1.:: • 123 7 22 1 44 1 :18i».S07 347 273 453 623 1. 363 14 28i.111 45 20 10 İS 4Ö5 İS Jşak . 8 3anaz 6 S Yavı 17 527 14 1 20 Top]«m= . söz konusu iskân yerlerinin büyük çoğunluğu.13) Banaz.573 4. Piyade ocaklarıyla ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere. •• -20. 90S Bana?. - 1580 :'%%&'• • . I3'ü (% 35.1. 8'i (% 16. söz konusu çiftlik sayısı ve nahiyelere dağılımının XVI.3. Bunlardan 18'i (% 54. . 4'ü (% 10.:• : 1571 s 1 1 . .S53 .:" I4'' 4 2 • $ " ' • 2 • '6 . i (% 10.: : 16 1 S 3 • .191 46' Toplanış 20 -İS İN 4-RO İS Uşak 10 5 Jlugöbek 3 .362 1. 16S 185 23 44 3S 4 57 7CI 11 196 21D 28 465 5fi3 . kaza dairesindeki müsellem teşkilâtının istikrârını göstermesi bakımından.439 3. 5 .54) Uşak. sı Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden de ayrıntılarıyla takip edilebileceği üzere. aynı zamanda mufassal tahrir defterlerinde de bulunan reâyâ köyleridir. • 463.605.Turan Gökçe Uşak . 48 i. has. müsellem çiftlik adlannm ekseriyetini de öz Türkçe isimler oluşturmaktadır.' 22» 4(J8 18 İÜ ıs • 9Î • 5 3 8 •150• 8 6 .1. .1 5 3 Jlu.41) de Ulugöbek nahiyesinde bulunmaktadır.05) Uşak. Bunun 2()"si (% 54.91 Jlu göbek üaııaz 6 S •'151 454 15 Yavı 1 17 I1. ' 20 11 20 4 27 4 3 S 52 6 13 32 .44U 1.15) de Ulııgöbek nâlıiyesinde kaydedilmiştir. ' •••3- •450 . rOPİam'sS :v :: :..354 .- 2. kaynağım büyük ölçüde yörük-Türkmen teşekkülleri ile Türk köylülerinin teşkil etmesi ve genellikle kurucularının ismiyle mâruf olmaları dolayısıyla. oldukça dikkat çekicidir.557 24.279 1.224 l.531 1."•.330 168 261} 354 507 915 1. .81) de Ulugöbek'te tespit edilmiştir. sâdece 112 . 56 3ail!H 6 8 MS • 305 14 Yavı 1 17 : .) 162 67 16 39 99 323 14S 7G9 : 365 .348 3. •'722 • 131 15 fi 260 687 1. :.: 20.257 2. Sipahi vakıf ve piyade tahrir defterlerinde bulunmayan.41) Yavı. 1580'de Banaz'daki ocak miktarının 9'a çıkması hâricinde.66) Banaz.12 1 12 • .039 :4.153 L0U2 1..• - • 1 %$••'-• L4 1 2 0 '26 21 .. . 1457:de Uşak kaza dâiresinde bulunan üç nahiyede toplanı 20 köyde 33 müsellem çiftliği tespit edilmiştir. 1 . 10'u (% 30. • ..<İO3 4.••.1 3 17 4<î S 2 4 : 2 S 2 12 4 ::4 4 1 13 T 20 24 7 13 34 7« 17 7 3 21 : 48' : 1 3 22 y 9 40 14fı 45 3. .333 .• • :':2Ü:': J4&İ • • S 1 3 : •45i' Jşak 10 18 •455 ıs 3 5 . 17"si (% 35.3 32-5 3S4 536 1.670 3.30) Banaz. zeamet veya timara tahsis edilmiş olması dolayısıyla. Bunun 18'i (% 37.3 166 434 I8S 44 71 i 9$ 501 331 71 91 377 «701 :ÎI5 54 84 352 SOS 251 46 65 [OH • •:•:••. Köy sayısının değişmemiş olduğu 1489'da çiftlik sayısı 37'ye çıkmıştır.IO 192 51 2Ü 71 26 26S 225 <J20_.752 270 336 614 462 1.467 1. 6 9 154 4S9 15 Yavı 1 17 -4<iT o p l a m » : .460 14 I 17 48 1. 4 1 4 3 • : $ : • ..zdı 45: 334 İÜ İS Jşak İS . 222 84 1 46 5 İV 76 67 219 •M* • •173' : * î : •: • 303 162 5 26 59 1 105 32 1 287 143 7 754.3 S 0 1.395 L 1. 37: .485 I.28.447 1. 152O'dc 48 çiftlik tespit edilmiştir. • - - - - - 1545 1560 1 2 3 fi 2 12 1 i • .Jlunöbck 14X9 3a naz T»)>laii)= Jşak Jlııeöbek 1520 3anaz Vavı Ti>i)laj]i= I5U. Uşak müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu.

128'i (% 10. somaki tarihlere ait kanunnâmeler ve fiilî durumu yansıtan defterler.19) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir. Keza.XV-XVI.16) Banaz.08) Uşak. asrın ikinci yansında ortalama 3-8 müseüem-yamaktan oluşan çiftliklerdeki nüfusun. diğer üç nahiyenin nüfusunda görülen %184. XV.35'lik bir artışla.88) Yavı.27'lik artış dikkati çekmektedir. Yavı. bu düşüşün Bkz. 408'i (% 36. özellikle % 42. 765.15 gibi büyük bir artışla. aynı adlı çiftliğe bağlı olarak teşekkül etmiş bir müsellem köyü olarak kaydedilmiş bulunan Yurtbegi karyesi de diğer önemli bir Örneği oluşuırnıaktadır. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı piyade ve müsellem defterlerinde tesadüf edilebilmesi dolayısıyla. daimî bir iskân yerine dönüşmek suretiyle. 44 : ü (% 27. yaklaşık 30 yıllık bir zaman zarfında. Kaynağım aynı adlı yÖrük-Türkmen teşekkülünün oluşturduğııU4 ve aynı zamanda ait olduğu İdarî üniteye de isim teşkil eden Yavı köyü.279 civarında bir gerçek nüfusu ifade eden.113 gerçek nüfusa lekâbül eden 229 nefer kaydedilmiştir. s. 56'si (% 6.51) Banaz. 113 .201 neferin tespit edilmiş olması da bunu teyid etmektedir. Giriş kısmında da işaret edilmiş olduğu üzere. varlığım aynı adla bugüne kadar devanı ettirmiş bulunan en tipik müsellem köyü özelliğini taşmıaktadrr. bütün idâri birimlerde görülen düşüş.74) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir. 813 nefer olarak tespit edilmiş olması da oldukça dikkat çekicidir. 52'si (% 22.333-3. Yaklaşık on beş yıllık aradan sonra.37) Ulugöbek çiftliklerinde meskûn bulunmaktadır. 1560'da Uşak müsellem nüfusunun % 32. zamanla daha geniş çaplı. 1545'de sadece % 8'lik bir artışla. 150'si (% 65.153 gerçek nüfusa tekabül eden 1.79) Ulugöbek'te olmak üzere. Uşak merkez ilçeye bağlı bir köy olarak.40) Yavı. 27'si (% 11.72) Uşak. Nitekim.71) Uşak. olağan üstü sayılabilecek artış.30'hık bir düşüşle. 93'ü (% 8.88) da Ulugöbek'te olmak üzere. Göçürdük ve Yurtbegi. Yavı nahiyesinin de mevcut olduğu 1520'de % 385. nâ-resîde. Cevdet Türkay.50) Banaz. 334'ü (% 41. nisbelen daha fazla imkânlara sahip olup. neferen 5-34 arasında değiştiği göriilinektedir. 1457'de Uşak müsellem çiftliklerinde bu minval üzere.111 nefere yükselmiş ofan müsellem-yamak sayısının 46O'ı (% 41. aynı zamanda raiyyet köyü olanlarla birlikte.12 oranıyla Yavı nahiyesinde daha ciddî boyutlarda yaşanmıştır. 305'i (% 37. yalnız müsellem defterlerinde kaydedilmiş bulunan iskân yerleridir. 1. vazîfe itibariyle yayalarla aynı statüyü hâiz olan müsellemler de başlangıçla 1 müsellem ve 1 yanıak'dan oluşan ocaklar hâlinde teşkilâtlanmış olmakla beraber. Bunun 95'i (% 58. Önceki defterlerde tespit edilememiş olan Yavı hâriç olmak Üzere. Aşağıda verilmiş olan listelerden de tafsilatıyla takip edilebileceği üzere. 3. Tablodan da takip edilebileceği gibi. 81'i (% 6. Daha önce de işaret olunduğu üzere. Aşağıda ayrıca üzerinde durulacak olan.51) Yavı. 15Ü'si (% 13. tahminî 486-800 gerçek nüfusa tekabül eden 162 nefer tespit edilmiştir. 465'i (% 38. pîr-ma'lûl ve şâir unsurlar da dâhil olmak üzere. 23'ü (% 14.65) Banaz. hem yaya hem de müsellem köyü olan Kızılhisar'in dışında. Bunun 527'si (% 43.70) Bana?. yaklaşık 687-1. 118*i (% 14. 3. 1489'da % 41. yaya-müsellem ya da yalnız müsellem köyü konumunda bulunan iskân yerleri de mevcuttur.603-4. bunun zamanla önemli ölçüde değişmiş olduğunu göstermektedir. İstanbul 1979.50) Uşak. Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı imparatorluğunda Oymak Aşiret ve Cemaatler. atlı olarak sefere iştirak etmeleri dışında. aynı yılın tespitlerine dayanan cedid mürde sayısında görülen.64) Uşak.

480'i (% 39. 463'ü (% 38. 3'ti (% 0.69) Banaz.54) muhassıl.38'Iik bir artışla 619'a yükselmiş olması.Turan Gökçe îzahı bakımından büyük önem taşunaktadır. 154'ü (% 12.27) nâ-resîde. 2'si muhassıl. l'i muhassıl. Geri kalan 601 neferin 503'ü (% 45. bu minval üzere müsellem veya yamak kaydedilmiş olanlar teşkil etmekledir. 6'sı (% 0. diğerleri yamak konumunda bulunmaktadır..86) müsellem.213'e ulaşmış olan neferin 489'u (% 40.13) müsellemler. diğer faktörlerle birlikte. 66'sı (% 5.27). 754'ü"(% 63. bir müsellem ocağında kayıtlı muayyen sayıda yamaktan sırasıyla hizmete eşen biri müsellem. hem de yaya ve müsellem ocakları nüfusunun önemli oranda artış eğiliminde olduğu on beş yıllık zaman zarfında % 56.84'lük bir artışla.sı (% 2. 1560'da müsellem ocakları nüfusunda görülen düşüşte.191 neferin 495'i (% 41.31) Yavı. 1545'de 270 olarak tespit edilmiş olan cedid mürde sayısının. 151!i (% 12. Bunları Banaz ve Ulugöbek nahiyeleri takip etmektedir.111 neferin 45'i (% 4. 1545'te tespit edilmiş olan 1. l'i mücerred. söz konusu hizmetleri "be-nevbef tâbir olunan nöbetleşe yerine getirmektedirler. 189'u yamak. Uşak müsellem çiftliklerinin bulunduğu dört nahiyenin eksiksiz kaydedilmiş olduğu XVI. 1571'de tespit edilmiş olan 1.34) pîr-ma'lûl olarak kaydedilmiştir.08) Yavı. 6'sı (% 0.50) pîr114 .57) Uşak. 14'ü (% 1. 26. Ocakların lağvedilmesinden yaklaşık iki yıl önce. 1560'da 813 neferin 45'i (% 5.447 civarında bir gerçek nüfusa tekabül eden 1. yüzyıl defterlerinden tespit edilmiş olan rakamların göstermiş olduğu bu dağılım.201 neferin 45'i (% 3.78) yamak. 1. 5'İ (% 0. 1489 da kaydedilmiş olan 229 neferin 32'si müsellem.17) mücerred.05) müsellem.24) mnhassıl..47) nâresîde. tahmini 3. 465'i (% 41. 12si (% 1.85) yamak yazılmıştır. 1580'de sadece %1. 14'ü (% 1.573-4.74) müsellem.47) derbendei. Başlangıçta muharip bir güç olarak katıldıkları sefer. İşte. 91'i (% 7. henüz hizmete eşemeyecek yaşta olmaları dolayısıyla ''nâ-resîde".99) derbendei.64) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir. Uşak müsellem çiftliklerinde tespit edilmiş olan nüfusun esâsını. Mezkûr tarihte tespit edilmiş olan.52) Uşak. Geri : kalan 2 nefer ise pîr-ma'Iûl kaydedilmiştir.55) nâ-resîde. hem genel nüfusun. 1457:de tespit edilen 162 neferin 31'ini (% 19. Çiftlîklerdeki nüfusun daha tafsilatlı bir şekilde kaydedilmiş olduğu 1520'de.49'luk bir artış göstererek. 620'si (% 51.62'sini teşkil eden 129'unuyamaklar oluşturmaktadır. 363 ! ü (% 30. 46'sı (% 3. 8'i ise mücerred statüsünde yazılmıştır.66) Banaz. her müsellem çiftliği defterlere "müsellem" ya da "eşkün" olarak yazılmış olan bir kişi üzerine kaydedilmiştir.62) yamak.83) pîr-ma'lûl yazılmıştır. Bu itibarla. %79.605 gerçek nüfusu ifade eden. 9O'ı (% 7. geri hizmete çekildikten sonra da ifâ ettikleri mîrî hizmetlere mukabil kendilerine tahsis edilmiş olan çiftlikleri diğer yamaklarla müşterek tasarruf eden müsellemler. tekrar 1545 yılı rakamlarına yakın bir seviyeye ulaşmış olduğu görülmektedir. Uşak müsellem çiftliklerinde tespit edilmiş olup toplam rakamlarla ifade edilmiş olan nüfusun terkibine gelince. bünyesinde barındırdığı çiftlik ve müsellem-yamak nüfus potansiyeli itibariyle Uşak ve Yavı nahiyelerinin önemli bir yer tuttuğunu ortaya koymaktadır.639-4. yaklaşık 3.53) müsellem.41) da Ulugöbek nahiyesinde tespit edilmiştir. 1751 (% 21.41) derbendei. Nitekim. 1. Uşak müsellem nüfusunun 1571'de % 46.30) yamak. salgın hastalık ve benzeri âfetler sonucu yaşanmış olması muhtemel ölümlerin etkili olmuş olabileceğini düşündürmektedir. yukarıda da yayalarla ilgili olarak işaret edilmiş olduğu üzere. 608'i (% 74. 454'ü (% 38.94) mücerred.191 neferin 46'sı (% 3. 12si (% 0.72) de pır-malûl kaydedilmiştir.

s - » 4 23 8 5 31 • f>7 ü y 2 6 7. 'M. 365'i (% 30.3 • • \.59 1.••. Nihayet. hizmete eşecek yaşa gelmemiş olmaları dolayısıyla "nâ-resîde"statüsünde kaydedilmiş olanlar teşkil etmektedir.!» .:• . 'CM - 41 11 14 49 •115 2ÎJÎO 2S 3 1 31 16 5 5 İS • •44 • :W 3. 157Tde tekrar % 109. toplam sayıları 1520'de 503 iken. yaş gruplarına dağılımım bir tablo üzerinde değerlendirmek. UŞAK KAZASİ MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNDE "NÂ-RESÎDE" KAYDEDİLMİŞ OLANLARIN YAŞ GRUPLARINA DAĞILIMI z Uşak Ulu göbek 1520 3 a naz Ya vı Toplam^ % Jşak Ulugöbek Baıuız i'avı rııplam^ %• -..1 17 2 5 14 38.•„.S7 7.w 115 .82'lik bir artışla 363'e yükselmiş olan nâ-resîde sayısı 1580'de 359 nefer olarak tespit edilmiştir. H 21 1 fi 2<) 57 iMi ı 27 4 3 31 *>?•• m 12 1 3 16 32: «.30) de pîrma'lûl olarak kaydedilmiştir. = .UÎ 15 1 3 12 1 13 ıu - 13 1 7 6 1 6 - 1 - - 1 1 '••î r ^ - 1 ••«•:•:• • • •. Müsellemlerin muharip karakterini muhafaza etmiş olduğu anlaşılan XV.İT7 OM 1560 Jşak UlıiHöbek 3anaz İ" avı 15 2 2 • . Keza..213 neferin 46'sı (% 3. yüzyıla ait defterlerde nâ-resîde yazılmış olan her hangi bir nüfusa tesadüf edilememekle beraber. .: 5.»:.2» • 11 5 10 •2S-I.JÎ1 5 1 1 • 1 5 • 5 • 2 1 2 1 2 1 •4 1 3 1 4 !>*• 1 1)21 - 2 7 i. Defterlerde.20 18 1 3 18 40 7 - 17 1 15 33:-: •7.173 100 & • • . • 1.57 14 1 - •.•1.sı 2 1 13.73 13 5 1 5 7 Î. henüz yamak yazılarak.77 12 2 5 15 34.91 ••24- : 24. Yukarıda da genel nüfusa nisbetleri ile birlikte işaret edilmiş olduğu üzere.39) yamak.•sı 19 1 2 21 43 *w 4 1 4 :. C. 15 i 3 16 35. XVI..7. ı .' -Î:TS 22 3 10 26 61 12. nâhiyelerdeki yoğunluğunu da göz önünde bulundurmak suretiyle. 769'u (% 63. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı maiül yazılmıştır.79) müsellem. yaklaşık on beş yıllık zaman zarfında görülen % 62.. 28'i (% 2. Yukarıdaki tablodan ve genel olarak işaret edilmiş olan bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere.95 oranında azalarak 463'e düşmüştür.:i3': -13. bulundukları yaşları ile birlikte kaydedilmiş bulunan nâ-resîde 1 erin şâir hususiyetlerine temas etmeden önce.07• : . 7_M 1 3 5 a M - - ' 1ÎJ2 2J0 503 100 V)l 20 26 225 463 100 84 5 :i7 63+4* 17 1 2 29 49 1058 İR 1545 1 6 2R 53 11.XV-XV1. 185 38 70 . 1545'de % 7.51 r: 0..C 13 1 10 9 • 33. genel bir fikir vermesi bakımından yararlı olacaktır. . doğrudan müsellem veya yamak yazılmış olanlar dışında.*„. yüzyılda gerçekleştirilmiş olan tahrirlerin tamamında ayrı bir kategori olarak kaydedilmiş olduğu görülmektedir.n17. 11 2 5 16 34' «. ı. : * : .63 'Uik bir düşüş sonucunda 173 nefer olarak tespit edilmiş olması da dikkat çekicidir..S.1R .K.«. 1580'de yazılmış olan 1.57: .' S.50 i '•iri.09) nâ-resîde..83. çiftliklerde kayıtlı nüfusun önemli bir kısmını.

4.77) 6.82) de 11 yaş grubunda bulunmakladır. 3'ü (% 0. 9'u (% 2. 44'ü {% 8. fiilen hizmetle mükellef tutulma ameliyesinin yaş tabanıdır.19) 10. 1571!de 12. 6'sı (% 1. 32^si (% 6. 152Ü'de tespit edilmiş olan ve yaşlan 3-14 arasında değişen 503 nâresîdenin 115'i (% 22. 29'u (% 7. 173'e düşmüş olan ve yaşları 1-14 arasında değişen nâ-resîdelcrin 3l'i (% 17. 1520 ve 1560'da 14.55) 11. 53'ü (% İl".32) 9.27) de 13 yaş grubunda kaydedilmiştir.87) 4. söz konusu nâ-resîde tavan yaş gruplarında bulunanlarla ilgili kayıtlar arasında tesadüf edilen "yarayınca/yaradukda eşer" ifâdeleri 116 . 1545:de 1-16 yaş arasında kaydedilmiş olan 463 nelerin yoımlıık sırasına göre.44) 3.29) 4.87) 2. 14'ü (% 3. 63'ü(% 13. 33'ü (% 6.91) 6.11 3a 2 9 16 39 148 1 U.28) 7. 45 i (% 12. 33'ü (% 9. 3 1 4 • V Ü.w 12 2 12 29 7. l'i (% 0.58) 1. 18'i (% 3. 38*i (% 7. kalan 28'i (% 6.12) 9.04) ise 10-16 yaş gruplarında bulunmaktadır.^7 16 4 19 14 3 3 21 41 I 6 3 2S 55 I5. 33'ü (% 7. 49'u (% 10.69) 5.64) 1. 61'i (% 12.57) 2.46) 12. yamak yazılmak suretiyle.• — 13 1 1) : 33 ( 18 3 7 14 42 11.. 1580"de tespit edilmiş olan ve yaşlan 1-13 arasında değişen 365 nâ-resîdenin 123'ü (% 33. v Tablodan da lâkip edilebileceği üzere. 19'u (% 3. 24'ü (% 13. 13'ü (% 7.91) 6.12) 8. yaş gruplarına dağılımında.62) 8.v2 S.09) 8.s7 7 2 5 2 2 19 54 6 18 45 123 6 .2'si(% 1.15) 5.32) 4.92) 12.83) 4.63) 8.'.*•> * Yaşı belirtilmemiş. 57'si (% 12. 35'i (% 6.60)2.76) 3.57) 13.14.2 1157 !) u. 65'i (% 14.94) 8.8i 3 1 2 fi I.31) 4.99) de lavanı teşkil eden 14 yaş grubunda bulunmaktadır. 2 1 5 20 2 - - 1 10 - - 8 2.64) 7.74) 5.87) 5. 1560'da Uşak çiftliklerin deki müsellem-yamak nüfusuna paralel olarak.04) 11.83) 7.•> 3.Turan Gökçe 1571 Uşak Ulugöbek Banaz Yavı Toplam= % Uşak Uîugöbek Banaz Yavı Toplu m= '/(.|.50 - 1 2 4 1 1 1 7 7 1 - - - - 162 24+2* 143 303 İ 00 Î62 n. Nitekim.51) 6. 7 S . bunların yaş tavanları. 24'ü (% 13. 43'ü (% 9. 8'i (% 4. 28'i (% 16. M 1580 23 1 2 21 47 i:. 35'i (% 9. 297si (% 5.57) de 14 yaşında kaydedilmiştir. T si (% 1.86) 3. Çiftliklerde.18) 1.03) 5. ıs 22 11 17 3 5 1 U 2 4 7 33 *. 33'ü (% 9.50) 10. Yukarıda da işaret edilmiş olduğu üzere.M 7 1 1 • 1 4 •.95) 10.73) 10. 47'si (% 12.75) 7. başka bir ifâdeyle. 14'ü (% 3. 1580'de ise 13 yaşın üzerinde bulunan çocuklar nâ-resîde statüsünden çıkarılarak yamak sütlüsünde kaydedilmişlerdir.15) 12. 9'u (% 5.02) 2. nâ-resîde statüsünde kaydedilmiş olanlarla ilgili olarak.27 - 3(O : 100 ı . talırirler arasında önemli farklılıklar görülmektedir. ayrıca belirtilmesi gereken önemli hususlardan birisi de. 42'si (%11.. 14'ü (% 3. 3*ü(%1. müsellem-yamak nüfus yanında.20) 7. 4'ü (% 1. Tablo üzerinde ifade edilmiş olan rakamlardan da anlaşılacağı üzere. 36'sı (% 9. 32'si (% 8.Î2 - - ı . müsellem çiftliklerinde nâ-resîde kaydedilmiş olanların. Aynı stalü ile ilgili yaş tavanının en düşük olduğu 157Tde tespit edilmiş olan 363 neferin 55'i (% 15.56) 9. defterlerde. 67'si (% 13.. 41 i (% 11.09) 6. 4()'ı (% 8. 5'i (% 0.85) 9. 13 1 6 20 5.'42'si (% 11.91) 3. 1545'de 16. 13 2 10 20 '45 ' 113. 26'sı (%15. 34'ü (% 6. 8'i (% 2.57) 3. l'İ (% 0.

s. 164-165. yukarıda işaret edilmiş olan yaş tavanının üzerinde olup. s. kanunnâmelerde yer alan "yamak mücerred oba yigirmi beş akça harçlık virür" hükmü 98 . askeri olup. s. Bkz. 586-588. bu cümleden olarak.17'sini teşkil eden 14 nefer sagîr tespit edilmiştir. müsellem çiftliklerinde tesadüf edilen farklı kategorilerden birisi de "sagîr" kaydedilmiş olanlardır. 1457'de '2. her hangi bir açıklama getirilmediği görülmektedir: Bkz.). 132. diğer önemli bir zümreyi de 152ü'de 6. 1571'de 1 nefer olarak tespit edilmiş olan muhassıllar teşkil etmektedir. lam olarak açıklığa kavuşturmak mümkün olmamaktadır97. zamanla değişmekle beraber. bunun üzerinde bulunanların ise yamak yazılarak. Bu durumda. 17lvd. 152O"de Uşak çiftliklerinde kayıtlı nüfusu teşkil eden kategorilerden birisini de "tniicerred" kaydedilmiş olanların oluşturduğu. Aynı eser. fiilen hizmete eşmekle mükellef tutulduklarını ifâde etmek mümkündür.7D-5/İ. Dumlupmar'da Güçlü Hüseyin . 46. Keza. 223.XV-XVl. 28'i yavı. piyade ocaklarında da olduğu gibi. Halil İnalcık. 164. Mü seli em-yamak veya nâ-resîde statüsünde bulunanlar dışında. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı de bunu leyid etmektedir95. bekâr olup. Piyade çiftliklerinde olduğu gibi. yamak vazîfesi görmekle beraber. pır-ma 'lûl sütununda tek kalemde belirtilmiş olan yaşlı ve mariz kimselerdir. 1560'da 14. 11'i Bana/. sadece defter kayıtlarından hareketle. s. Raiyyet statüsünde bulunanlardan. Aynı tez. 1545'de 46. mücerred resmi adı allında bir vergiye tabî olanları belirtmek için kullanılan96 bu tâbirle diğerlerinden ayırdedilmiş olan bir kategorinin. Kânımnâme-i Âl-İ Osman (M. 1571 "de 6. Ayrıca işaret edilmesi gereken nüfus gruplarından birisi de 1489 tarihli defter müstesna. ortalama 13-14 yaşlarınının teşkil etmiş olduğunu.. Üçler Bulduk. nâ-resîde yazılmış olanlardan. bütün defterlerde kaydedilmiş olup. Mezkûr tarihte. 1560'da 2. 152O'de 26. aşağıdaki listelerde ve yukarıda verilmiş olan icmal tabloda. 7 ! si Yavı. Doğru. Uşak müselemlernıde de nâ-resîde yazılma tavanını. 136. Nitekim. görülmektedir. 117 . Banaz nahiyesinde. toplam 66 nefer tespit edilmiştir. 23'ü Uşak. şartlara bağh olarak. bununla ilgili önemli bir fikir vermektedir. buradan hareketle. Bu cümleden olarak. l'i Banaz ve l'i Ulugöbek'te olmak üzere. bekar olan kimseleri belirtmek için kullanılmış olduğunu ifade etmek mümkündür. muaf durumda bulunan müsellem çiftliklerinde kayıtlı olanlarla ilgili olaıak ifâde etmiş olduğu statüyü.5 96 93 BOA. l58O'dc2S nefer tespit edilmiştir. bâzı çiftliklerde "derbender statüsünde kaydedilmiş olanlara da ayrrıca işaret etmek gerekir. s. Kanunnâmelerle tâyin edilmiş olan nizâma göre. piyadelerde olduğu gibi. Sadece 1571 tarihli defterde. Az sayıda olmakla beraber. Bununla birlikle. "Osmanlılarda Raiyyet Rüsumu". 1545'de Çukurviran'da Gögüoğlu çiftliğinden 1 nefer Kızılca. 1571'de ise 5 nefer tespit edilmiştir. farklı bölgelerdeki yaya ve müsellem çiftlikleri ile ilgili bazı araştırmalarda da nâresîdelerle birlikte ayrıca kaydedilmiş olaıı mücerredlerle ilgili rakamlar verilmekle beraber. H. 168. Nitekim. 1545 ve 156O'da 12. Bu cümleden olarak. toplam nüfusun % 1. 1545"de 3.Ârif nşr. Belleten XXÜÎ/92 (Ankara 1959). ve 4'ü Ulugöbek'de olmak üzere. 5'i Uşak.

619'u cedid 870. tıpkı yayalarda olduğu gibi. çiftliklerde farklı statülerde kaydedilmiş olup. daha sonra kendi iradeleriyle feragat ederek. 411'i cedid 560 olarak tespit edilmiştir. müsellem çiftliklerinde de. 1520'de 6'sı cedid. Banaz'da bir köprü hizmetine "kÖptiictT tâyin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır100.Turan Gökçe çiftliğinden 10. 1560'da mezkûr Gögüoğlu çiftliğinden derbend muhafızı kaydedilmiş olan 6 neferin. 151-153. müsellem-yamak nüfus ile ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere. Yukarıda ilgili kısım. 118 100 . bu hüviyetini yitirip. Bu cümleden olarak. 177'si cedid 805. geri hizmete çekildikten sonra da ifâ ile 99 BOA. bu sayının 1571'de sadece 2'si atik. Kayıcık'da Elvan çiftliğinden 1 nefer Yalak derbendine muhafız tâyin edilmiştir". piyade çiftliklerinde olduğu gibi103. Müsellem Çiftliklerinde İktisadî Durum ve Toprak Tasarrufu Önceleri. muharip bir güç olarak iştirak ettikleri sefer. 140. özellikle cedid mürde sayısının 628?e çıkmış olması oldukça manidar görünmektedir. Uşak piyade çiftliklerinde 1545'de 95 neler gâib tespit edilmiş olmasına rağmen bu sayı 1579'da 20'ye düşmüştür (Bkz. s. 102 BOA. Yukarıda. "gâib" ve "mürde" olanlar da isınen kaydedilmiş bulunmakladır. müsellem çiftliklerinde de tahrir sırasında tespit edilerek deftere kaydedilmiş olan müsellem-yamak ve şâir unsurlardan oluşan mevcut nüfus ile birlikte.TD-328. 1545'de 231'i atik. 1520'de 189'u atik. s. 176-177. 2'si cedid 4. devamlı arliş gösteren müsellem çiftlikleri nüfusunun 1545'e nisbetle 1560'da % 32. 101 Bunlardan 3'ünün. 1571'de yine 102 ayıu çiftlikten aynı derbende 5 nefer muhafız kaydedilmiştir . 1560'da 2517i atik. Piyade çiftliklerinde olduğu gibi. 1560'da 45'i atik. 43'ü cedid 78. iki kategoride belirtilmiş olan söz konusu gâib ve mürde kayıtlan.).30'Iuk bir düşüş göstermesinin izahı balonundan. sâhib-i berat ve sipâhi-zâde olanlar Önemli bir yer tutmakladır. 1489:da sâdece Banaz nahiyesinde 4 nefer gâib kaydedilmiştir. 1580'de ise 149'u atik. 445'i cedid olmak üzere 434'e çıkmış olan bu sayı.7IJ-5/İ. 1545'de 35'i atik. çiftlik nüfusunun daha sıhhatli bir biçimde tespiti ve geçmiş ocak halkına ışık tutması bakımından oldukça önemlidir. 270'i cedid 501. 139. 1571'de 628'i atik. 1580'de ise hepsi cedid 3'e düşmüş olması. Bunlann dışında. Güçlü Hüseyin çiftliğinden muhafız kaydedilmiş olan 6 nefer de Yalak derbendine tâyin edilmiştir101. 1570'lerden itibaren daha sıkı bir denetimin işletilmiş olduğuna işârel etmektedir. yayalarla ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere. "Atik" ve "cedid' olarak.TD-328. 14'ü atik 20. 1560'da tespit edilmiş olan. 3. sonradan kendi iradeleriyle Yalak derbendine yazıldıkları anlaşılmaktadır: BOA. s.TD-242. BO A. ulûfeli asker konumunda olan müsellemler. 3'ü cedid 48 gâib tespit edilmiş iken. özellikle Yeniçeri ocağının kurulmasından sonra. listelerde ve tabloda diğer sütununda verilmiş olanlar içerisinde. Bir bakıma ocaklardaki geçmiş yaya-yamak nüfusu ifâde eden mürde başlığı altında 1489'da 40 nefer kaydedilmiştir. evvelden Kızılca derbendinde hizmet etmelerine rağmen.

90.11) 100. Arıkan. 45. toprak tasarrufu bakımından Anadolu yayalanyla hemen hemen aynı statüyü hâizdirler104.. ilgili kanunnâme hükümlerinde bu dununun gayet açık bir şekilde ifâde edilmiş olduğu görülmektedir1"5. /. 2'si (% 4. S. listelerden de takip edilebileceği üzere. "müseHemiik yer" olarak. Kânunnâme-i Âİ4 Osman (M. 152O'de 46 çiftlikten 7'si (% 15." Böyle bir statüyü haiz olan çiftliklerde kayıtlı müsellemler ve yamaklar. 62-65. 1571 ve 1580 tarihlerindeki toplam sayısı. Diğer 14 çiftlik ise. "Aynı makale'1. 1571 ve 1580 tarihlerinde de çiftliklerin dönüm miktarı itibariyle arzcttikleri bu özelliğin büyük ölçüde muhafaza edilmiş olduğunu da belirtmek gerekir. yayalarda da olduğu gibi. 1560. 187. Sefer veya hizmete müsellem olarak eşmeleri hasebiyle. mezkûr tarihte Yavı nahiyesinde birlikle yazılmış olan iki çiftlik ile birlikte tespit edilmiş olan 45 çiftliğin % 71. Arif nşr). Tinin de 450 dönümden ibaret olması oldukça dikkat çekicidir.44) 200. Arıkan. 188. konumuzu teşkil eden Uşak müsellemleri de dâhil olmak üzere. 1545'de kayda değer bir değişiklik olmamakla beraber. İ19 . Oldukça farklı bir statüyü hâiz olan Rumeli ve Teke-ili müsellemleri dışmda. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır: u 104 105 106 M. 2'sinin (% 4. 2'sinin 250. Selim Kanunnâmesi. Nitekim. Yücel. 1560'da. 5'i 250. 1520. Pulaha-Y. müşterek mutasarrıf olup. ek olarak verilmiş olan listelerden hareketle. Nitekim. 330. Ve bir ocakda müsellemin kânûn-ı kadîm üzerine birer çiftlik yerleri vardır ot çiftlikde vûkî' olan gallâtdan ve bağdan ve hağçeden ve değirmenden kimesneye 'öşr ve rüsum virmez ve ol yer satılmak ve tapuya virilmek caiz değildir ve koyunları 'âdetine ve bakî rüsumlarına kimesne dahi etmez. 5'i 200.86) 100. Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden de tafsilatıyla takip edilebileceği üzere. daha ziyâde 100-300 dönüm arasında yoğunlaştığı görülmektedir. s. devlete karşı yükümlülüklerini "benevbef tâbir olunan nöbetleşe yerine getirmekle idiler106. I'inin 110. 180.. 5'i 300. Akgündüz.XV-XVI. kendilerine lahsis edilmiş olan çiftlikleri tasarruf etmekte idiler. 35O: 430. s. 520. "Aynı makale". 31-32. yüzyılda Uşak'ta bulunan müsellem çiftliklerinin dönüm miktarının 90-700 dönüm arasında değişmekle beraber. at ve sâîr teçhizatın masraflarının yayalara oranla daha yüksek olduğu göz Önünde bulunâunûduğanda. çiftlik dönüm miktarlarının 100-450 arasında değiştiği görülmektedir. Dönüm miktarı itibariyle genel olarak değerlendirilmiş olan Uşak müsellem çiftliklerinin sair hususiyetlerine geçmeden önce. Anadolu müsellemleri. 260. A. Keza. Aynı eser.52) 600. MJîekJjn. her bir İdâri üniteyi ayrı ayrı belirtmek suretiyle. 5'i (% 10. I30r 154. XVI. s. ocakların alan ölçüleriyle birlikte kaydedilmiş olduğu defterlere göre. M. 190. Tinin 300. Nitekim. 5'inin (% 11. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı yükümlü tutuldukları mîrî hizmet karşılığında. 3'ü (% 6. 110. Ayrıca bkz.11 'ini teşkil eden 32'sinin 150. bu dunun nonna} karşûanmâhâtr. 1545. 550 ve 700 dönüm olarak kaydedilmiştir.21) 150. dönüm miktarı ve hâsılım bir icmal tablo üzerinde ifâde etmek gerekirse. Uşak müsellem çiftliklerinin kapladığı alanın piyade çiftliklerinden daha büyük olduğu anlaşılmaktadır.34) 400 dönümden ibarettir. 160. s.. s. Tinin 130.

360 9.^it. labloya aktarmakla beraber.99 1.34 1.524 Ulugöbek 1.56 100 100 37.650 16365 5.^g|^Siİ mmmm i e : ^ h ^ 5 6 Ü ^ :•:. 37.690 15.41 15.69 4.85 490 34.:: '.92 1.-. 152O'def nahiyelere dağılımı ve nisbetleri tablo üzerinde belirtilmiş olan 48 çiftlikten müteşekkil 11.'".:.150 Yavı 17 2.305 1. Keza.270 9 17 2.450 Yavı 4.520 5.•.90 9.52 11.860 2.500 T£72tf : İW m43.440 Töplam= 14.85 3. dönüm miktarı ve hâsıllar] ile birlikte kaydedilmiş olduğu için.:.910 Ulugöbek 750 5 Banaz i. kaza genelindeki durumu eksiksiz tespit ve zaman içerisindeki gelişimini takip etmek mümkün olmaktadır.000 14. 8 7 5 41.78 42.530 8.024 ••"••48" 18 2-960 Uşak Ukı göbek 5 750 Banaz 8 1.06 12.860 Ulugöbek 5 750 Banaz 8 1.79 4.00 4.550 550 : 5.92 100 İ00-" • • 1 5 . YÜZYILDA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNİN TOPLAM DÖNÜM MİKTARI VE HÂSILI :• Tarih NâUİye Çiftlik Adedi 20 4 13 : -.965 1. ••.81 1.280 10..250 100 .26 16.07 4.. yukarıdaki icmal tablodan da takip edilebileceği üzere.""'" T..954 Uşak 18 4.52 37.954 dönüm nıüsellemlik yerden elde edilen 120 .79 32. yüzyıla âit defterlerde bütün çifktlikler.440 5 Bıuıaz 8 1. Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden ve bunlardan hareketle hazırlanmış olan. •.500 % 1489 1520 1545 1560 1571 1580 Uşak Ulugöbek Ban az Toplam= • :: " '' Uşak 4.39 34. Hâsıl 4.49 4."•.64 45.490 Ban az 1..:'.:'"1 "''" : • ^ g . l o o .. XVI. Buna göre.12 Î5..'^:1 •.84 38.444 Ulugöbck 1.Turan Gökçe XVI. 1".630 Yavı Triplai mi=^^.100 6.40 34.V 37 "•".05 1.•• : i f l a O O ••:>.65 37.16 40.730 100 100 : 10. . genel dununu yansıtmaktan uzak kalmıştır.12 34.330 7. 18 5 8 17 Dünüm Miktarı • • .-• 4 8 Uşak 18 2.700 38.490 :-Toplairı=!:.".000 16.700 Yavı 17 6.57 31.190 : • : Toplarn^:.71 i 0.#W.53 9..550 5. .54 12.890 2.•::.150 Yavı 17 2. 1 1457 tarihli defterde kaydedilmiş olan çiflliklerin dönüm miktarı ve hâsılları kaydedilmemiş olduğu için tabloya da yansımamıştır.43 4.16 38.43 9.1 T. 1489 tarihli deflerde de iki nahiyedeki çiftliklerin sâdece dönüm miktarının yazılmış olması dolayısıyla....46 12. '".690 38.39 37.000 15.68 M.• 11. Uşak 18 2.880 TbptottîPi-"--1-1:-':^:^::.

115 BOA. 1520'de Uşak nahiyesinde Saray kaidesindeki Milımadbegoğlu çiftliği ile bir görülmek üzere yazılmış olan Küçük Yusuf m. 112 BOA. yetiştirilen ziraî mahsûllere dâir ayrıntıya inilememektedİr. BOA. 147.7D-İ0İ. yamak sayısı itibariyle ziyâde olmakla beraber. 113 BOA. 1545'de yerleri az olduğundan. s. s.S. Banaz nahiyesinde Tursun çiftliğine ise aynı nahiyeden Bekir Fakih çiftliği109 zamîme kaydedilmiştir.640 dönüm. sâdece 156()'da Uşak nahiyesi. 152. s.TD-589.TD-103.TD-242. 165. 295. s. 11. fazlalıklarına ınukâbil iki veya daha fazla eşkün vermekle mükellef tutulmuşlardır.190'a. Bununla ilgili olarak. hâsılın % 2.131. 16. '1580'de Ulugöbek nahiyesinde Kara Yahşi111 çiftliğine Âşık Aydın çiftliği.7D-589. 108 107 121 . s. Özellikle Ulugöbek. Bununla birlikte. s.s.254. Ulugöbek nahiyesinde Kara Yalısı çiftliğine mensûh vakıf olan Aşık Aydın çiftliği10". 1545'de Uşak'da aynı minval üzere kaydedilmiş bulunan Küçük Yusuf115 çiftliğinden BOA.TD-242.560 dönüm. Yavı nahiyesinde de Hacı Müstecab çiftliği114 iki eşkün vermekle mükellef tutulmuştur. 134.XV-XVI. 109 BOA. Yüzyıllarda Uşak"Kazâsı Piyade ve Müsellem Teşkilâtı. toplam gelirin genellikle "hâsü-ı gallât" şeklinde tek kalemde kaydedilmiş olması dolayısıyla. Çiftliklerin dönüm miktarı itibariyle arzeimiş olduğu söz konusu hususiyetlerine bağlı olarak. 1545:dc toplanı çiftlik dönüm miktânmn % 17. Bu ölçüde önemli bir değişikliğin görülmediği 1571'de 7. 110 BOA.73Mük düşüşle 7. 111 BOA. 10. altı ay faal olduğu anlaşılan bir değirmenin mevcut olduğunu da belirtmek gerekir. Piyade ocaklarında olduğu gibi: müsellem çiftliklerinde de hububat üretiminin hâkimiyetine bağlı olarak. !ı4 BOA. Nitekim.7D-32S. yerlerinin "bî-hâsıF* olması sebebiyle. Banaz'da Bekir Fakih 113 çiftliğine Çubuğa çiftliği zamîme kaydedilmiştir.875'e düşmüş olması oldukça dikkat çekicidir. 1580'de ise 7. Kürt karyesine tabî Kürt Süleyman çiftliğinde107. Simav çeri-başılığında mevkuf olan İlyasoğlu çiftliğinin zamîme verilmiş olduğu anlaşılmaktadır1 lL>. bunun tabiî bir sonucu olarak da toplam hâsılın % 32. 15.TD-242.99 nisbetinde azalarak. piyade çiftliklerinde yaygın olarak görülen zamîme uygulamasına ihtiyaç duyan müsellem çiftliklerinin oldukça nâdir olduğu görülmektedir. Yavı nahiyesindeki Hacı Müstecab çiftliğine. 154. Diğer taraftan.TD-242. asıl işaret edilmesi gereken önemli noktalardan birisi de 1560'da çiftlik dönüm miktarının % 48.100 akça hâsıl tespit edilmiştir. Mezkûr tarihte Uşak müsellem çiftliklerinin dönüm ve hâsıl miktarında görülen bıı önemli düşüşle.31'lik bir artışla 14. ayrılmaya rızâ göstermeyen veya bir görülmek üzere kaydedilmiş bulunan çiftlikler. Yavi ve Uşak nâhiyelerindeki düşüşün etkili olduğunu ifade etmek gerekir. defter kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla.024'e çıkmış olmasına rağmen.365 akça hâsıl kaydedilmiştir.700'e gerilemiş olmasıdır.59'kik düşüşle 10. 148.720 akça hâsıl. s.

137. l 2 '' BOA. &. s. 164. 151-152. 134 BOA.TD-589. s. 160. s.TD-328.TD-242. 1560'da bunun dana da yaygınlaştığı görülmektedir. Kırık Hasan 124 ve Gedik12'' çiftlikleri ikişer eşmek üzere kaydedilmişlerdir. 160.TD-242. iki eşmek üzere yazılmış olan Kavacık çiftliğinin126 ilavesiyle birlikte 4. ziyâde oldukları sebeplen Bıyıkoğlu Çakır130. s.TD-589.TD-511. iki eşmekle mükellef tutulmuştur. 141. Esenli 137 .TD-589. s. Yayla116 çiftliği de ziyâde olduğu sebepten iki eşmek üzere kaydolunmuştur. s. 125 BOA. 132 BOA. Uşak'da Mihmadbegoğlu çiftliği ile bir görülen Küçük Yusuf129. gerekse çiftlik ziyâdesinin artmasıyla. s. 139 BOA. 123 BOA. 133 BOA. s. 124.141. Simav çeri-başıhğında mevkuf olan İlyasoğlu çiftliğinin zanıîme verilmesine karşılık.TD-328. s.TD-589.TD-328. 135.7Ü-JS9. 149-150. Yayla154 çiftliği ise üç eşmekle mükellef tutulmuştur. Uşak nahiyesinden Bıyıkoğlu Çakır m iki. 131 BOA.TD-589. BOA. 183. 140.TD-589. 165. Yayla çiftliği119 üç eşmek üzere yazılmıştır.s. s. 120 BOA. Yavı nâlıiyesinden Hacı Müstecab çiftliği121 ile Çullu 122 . Kavacık132 ve Kürt Süleyman133 çiftlikleri iki.TD-589.TD-328. • 135 BOA. s. 124 BOA. 158.Turan Gökçe başka. Baııaz'da Bekir Fakih müsellemleri ile bir görülen Barınak İlyas 135 çiftliği de iki eşkün vermek üzere kaydedilmiştir. 134. Dügüncüoğhı ljl . 1580'de gerek yamak. 125. Hacı Müstecab139 ve Gedik140 çiftlikleri 2. Aym tarihte.TD-589.7D-J«P. 140 BOA.TD-328. s. 134. Mihmadbegoğlu çiftliği ile bir görülüp. 122 117 m . s.^. 136 BOA. BOA. bir önceki tarihte iki eşmek üzere kaydedilmiş olan Hacı Müslecab117 çiftliği İse yerlerinin bî-hâsıl olması sebebiyle. 185-186. s. s. 1571'de Uşak nahiyesinde. 119 BOA. s. Yavı nahiyesinde ise ziyâde oldukları sebepten İtpınarı136. 137 BOA. 141. 138 BOA. Yavı nahiyesinde. s. Nitekim. s. 128 BOA.7D-32S. s. îtpman 1 2 3 .TD-589. Yine aym nahiyeden Küçük Yusuf çiftliği120. s.TD-511. yine aynı şekilde yazılmıştır. 122 BOA. R.TD-328. 188. 193. 148. s. 130 BOA.TD-328. Kırık Hasan 138 . Yavı nâlıiyesinden de Esenli çiftliğinin127 ilâvesiyle 5 çiftliğin aynı minval üzere kaydedilmiş oldukları görülmekledir128.TD-589.129-130.145-146. 126 BOA. 121 BOA. 160. 127 BOA. 1520!de olduğu gibi. 159. 186.I54-155. 118 BOA.TD-511.

BOA. Yüzyıldan XII. üzerlerine düşen nıükellefiyetleriyle ilgili olarak. söz konusu çiftliğin zamîmeye ihtiyâcı kalmamış olması sebiyle mevkufa yazılmasıyla150. Aynı eser. s. 155. 1571 tarihli defterde Banaz nahiyesinde aynı şekilde kaydedilmiş olan iki çiftliğe rağmen 151 . (Çev. ayrıca işaret olunması gereken özelliklerden birisi de 14 bazı müsellemlerin "kendi ihtiyârlanyla hürüme eşmeye mültezim" olmalarıdır .TD-328. s. 136. Yavı'da İtpınarı çiftlikleri müsellemlerinin 1520.TD-589. Uşak müsellem 141 BOA. s.TD-242.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Çullu çiftliği ise üç eşmeye memur edilmişlerdir. Beldiceanu. 131.TD-242. 151 BOATD-5//. Uşak piyade çiftliklerinin aksine. s. 1545 ve 1560'da. 149 123 . faal hâle getirilmiş olduğu anlaşılmaktadır152. 179.s. • 148 BOA. 152 BOA.163. 1545 ve 1560 tarihlerinde bürümc eşmeye mültezim oldukları görülmektedir. s. Gökçe murad çiftliği ile bir görülen 142 Hurşid çiftliği de iki eşmek üzere kaydedilmiştir. BOA. Mevkufa kaydedilen az sayıda çiftliğin de "evlâd-ı müsellem ile" tamir olunarak faal hâle getirilmesi. 154. m BOA.TD-589. BOA. bu minval üzere harâb olup mevkuf kaydedilenlerin sayısı oldukça düşüktür.TD-589. 179. 263. sâdece bu çiftliğe zamîme yazılmış olan Çubuğa çiftliğinin mevkuf yazılmış olduğu görülmekledir. müsellem çiftliklerinden.TD-328. 288. Yavı nahiyesinde. 146 BOA. Mehmet Ali Kıhçhay). BOA. s. s.TD-103. daha önce Mürşid çiftliğine zamîme yazılmış olan Gökçe Murad çiftliği de.TD-242. 90. 87-89. s. s. s. Nicoara Beldiceanu. 150 BOA. IW\ BOA. 193. BOA. s. muhtelif sebeplerle boşalmış ve tekrar mâmur hâle getirilme imkânı kalmamış olan çiftliklerin mevkufa yazılması kâmın gereğidir. cedid yazılan Çubuğa çiftliğinin de mevkufa kaydedilmiş olduğu görülmektedir149. Uşak kazasında üç mevkuf müsellem çiftliği tespit edilmiştir. 152. N. s. Yavı nahiyesinde. s. 144 143 Nitekim. Ulugöbek nahiyesinde Kara Yalısı146 çiftliği de "cebelü eşmek" 147 üzere kaydedilmiştir. 142. BOA. atik Bekir Fakilı çiftliği yanında.TD-328. s. 154. Yüzyıla Osmanlı Devleti'nde Tımar.TD-328. önceki defterlerde tesadüf edilememekle beraber. 145 BOA. 1545!de sâdece Banaz'da Bekir Fakilı çiftliği148 mevküf-ı atik olarak kaydedilmiştir. 153 BOA. Nitekim. 143 Bir tür zırh olan "'bilriime" ve "hunime eşme*' mükellefiyeti hakkında bkz. daha önce mevkuf kaydedilmiş olan Gökçe Murad çiftliğinin.TD-328. Uşak müsellemlerinin mutasarrıf oldukları çiftliklere mukabil. XIV. 158O'de ise mevkuf iken.TD-242. 1560'da Banaz nahiyesinde. s. "evlâd-ı müsellem ile ta'mîr" olunarak.7D-5i7. 146. Ankara 1985. s. Piyade kısmında da işaret edilmiş olduğu üzere. mezkûr tarihte. 159-160.s. listelerde kaydedilmiş olan faal çiftlikler dışında.TV-/OS. Uşak'da Kürt Süleyman . 142 14 141 Zırhlı bir askerî mükellefiyet olan "cebelii eşme" ite ilgili olarak bkz. tamir olunarak faal hâle getirilmiş olan Bekir Fakih çftliğiı53hâriç tutulursa.

yamak ihtiyacı duyan çiftliklere de aynı ocağın "evlâd-ı müsellemlerinden7' veya diğer çiftliklerin "hâric-ez-deftef olanlarından "lıâliyâ virilen"' kaydı altında.Turan Gökçe' çiftliklerini. Uşak'da 9.7D-/0J. 278. müsellemlik yer dışında sipahi yerinde zirâatla meşgul olmaları hâlinde. BOA. s.s. 259. Yurtbegi çiftliğinde159 3. 150. 257.7D-. Konumuzu teşkil eden müselemlerin de yazılı bulunduğu 152ü tarihli defterde tesadüf edilen ilgili kayıtlar. 287. 128. yer tasarruf edildiği anlaşılmaktadır. Yeri az olan çiftliklere yapılan bu tür ilâveler yanında. 251. BOA. Bâlibeg çiftliğinde'01* 1. 150. s. BOA.TD-103. Uşak müsellem çiftliklerinde bulunan yamaklardan bir kısııımm da bu minval üzere toprak tasarruf ettiklerini göstermektedir.TD-103. Sipâhî yerinden bağ tasarruf etmeleri hâlinde ise "onar akça resm" vermek durumunda bırakılmışlardır. 124 . 277. BOA.276. s. s. Bu cümleden olarak. Aynı defter kayıtlarına göre. BOA. s. BOA. sipânî toprağından yer tasarruf edenler ismen kaydedildikten sonra. s. her bir çiftlikte. BOA. s. 141. 255. Kara Halil çiftliğinde163 1. 155-157. Yenice çiftliğinde162 12. defterlerde sıklıkla tesadüf edilen ilgili kayıtlardan154. BOA. " 'öşürlerin ve iki dönüme bir akça yer resmin" ödemekle mükellef tutulmuş oldukları anlaşılmaktadır. aynı defterde..TD-511. Yavı nahiyesinde Çullu çiftliğinde171 2. Esenli 154 155 156 157 15B 150 160 161 162 163 164 165 Mı 167 168 m t7() 171 BOA. 159 vd. BOA. 274. 145. 143.TD-242. Kâmınnâme-i Âl-i Osman (M.TD-103.s. s. Ârifnşr).282.TD-103. 260.TD~W3. s. 251-252 vd. s. BOA.TD-103. iş gücü takviyesi yapıldığı anlaşılmaktadır.TD-328. "mezbürûn müsellemler ki karye-i mezbûreden dutdukları yerün 'Öşrün ve resmin ve bağçe ve bağın 'öşrün veya haracın karye-i mezbûreye mutasarrıf olana vireler ber-mûceb-i emr-i hümâyûn"156 kaydının düşülmüş olması da bunu teyîd etmektedir.. s. Gazi çiftliğinde169 7. s. BOA. Dursun çiftliğinde170 2. 253. BOA.7ZM0J.3TM03. 124-126. BOA. Banaz'da 3.TD-103. Emür çiftliğinde160 2. BOA. 280. Cıngıloğlu çiftliğinde166 8. s. 252. BOA.05. BOA. 272-273. Kanunnâmeler deki ilgili hükümlere göre 155 . 281 vd. Yurlbegi çiftliğinde164 1.TD-103. Banaz nahiyesinde Barınak İlyas çiftliğinde1"7 2. BOA. Uşak nahiyesinde Karacaahmed çiftliğinde137 3.TD-103. Ulugöbek nahiyesinde Çubuğa çiftliğinde165 3. 45. müsellemlerin.TD-103. Kavacık çiftliğinde'61 2. 147.s. önemli bir kısmının mevkuf yazılmış olan piyade çiftliklerinden ayıran önemkli özelliklerden birisi olarak görünmektedir.262. Yavı'da 2 olmak üzere toplam 16 çiftlikte bu minval üzere.TD-103. s.TD-103.21Q. s. BOA. Nuh çiftliğinde158 2. BOA. Nitekim.s. Bkz. Ulugöbek'de 2.TD-103. s. s.

180/378. 22 Ramazan 979/7 Şubat 1572176 ve 21 Safer 980/3 Temmuz 1572177 tarihli hükümlerden de. 14 Zilkade 980/18 Mart 1573 tarihli hükme göre 178 . 295. bazı çiftliklerde doğrudan derbendci ve köprücü yazılmış olan yamakların dışında. s. Hacı Müstecab çiftliğinde173 2 neferin. öşür ve 1-130 akça arasında değişen resim vermek suretiyle. 177 Kütahya sancağı müsellemleri beyine hüküm: BOAMD-19. kısmen de olsa mühimme defterlerindeki ilgili kayıtlardan hareketle tespit etmek mümkündür. sipahi yerinden toprak tasarruf ettikleri anlaşılmaktadır. 346/1019. s. Son olarak. 174 Kütahya müsellemleri beyi Kasım Bey'e hüküm: &OAMD-3. Keza. 4. s. s. demir top yuvalağı hizmetinin aksamasına yol açtıkları anlaşılmaktadır. yine Saruhan ellicileri ile birlikte aynı hizmete memur edilmiş olduklarını göstermektedir. diğerlerinin müsellemlik vazifesine tâyin edilmelerini âmir bulunmaktadır. piyadelerde olduğu gibi. Kütahya sancağı müsellemleri beyine yazılan bir diğer hükme göre 181 .TD-103. köprücü ve derbendci olanlar hâriç. sancağın elliciler ile 831 neferden ibaret olan bir nöbetlisi 22 Rebnilâhır 982/11 Ağustos 1574 tarihinde aym hizmet çerçevesinde. lop yuvalağrnı iskeleye indirme görevine tâyin edilmişlerdir. 179 Yörük ve müsellem taifesi olduğu yerlerin kadılarına hüküm: BOA. 185/448. 148/388. Tespit edilebilen en eski tarihli kayda göre174. Aym tarihli bir diğer hükümde179 de ocakları mahsûllü olan müsellem taifesinin subaşılara para verip. 178 Kütahya müsellemleri beyine hüküm: BOA. hizmete varmadıkları belirtilerek. 258/505. Saruhan ellicileri ile birlikte yine aym mâden hizmetine tâyin edilmişlerdir. 181 BOA. geri hizmete çekildikten sonra. derbendci. Yaklaşık iki ay sonra. s. Uşak müsellemlerinin de dâhil olduğu Kütahya müsellemlerinin.TD-103. s. ve Müsellem Teşkilâtı çiftliğinde172 1. Uşak Müsellemlerinin Tâyin Edilmiş Oldukları Mîrî Hizmetler Ynkarıda işaret edilmiş olduğu üzere. bunların cezalandırılmaları istenmiştir. inatla hizmet yerine gitmemiş olduklarını göstermektedir. 278/812-f. 145/395. Kütahya müsellemlerinin.TD-16. Kütahya sancağı kadılarına hüküm: BOA. Bu hükümler aynı zamanda. s. daha sonra aynı hizmete tâyin edilmiş olan Kütahya sancağı müsellemlerinin bir kısmının. 186/451. Kütahya sancağı kadılarına hitaben sâdır olan bir diğer hüküm 175 . 28 Zilhicce 981/20 Nisan 1574 tarihli bir hüküm' 80 . söz konusu mâden hizmetinde istihdamı emredilmiş olan müsellemlerden bir kısmının. gurre-i Şaban 967/27 Nisan-6 Mayıs 1560 tarihinde.MD-2İ. s. 180 Manisa ve Nif ve Mendahorya kadılarına hüküm: BOAMD-24.MD-26. tahrir esnasında kendilerini raiyyet.MD-21. s. Kütahya müsellemlerinin 735 neferden ibaret olan bir nöbetlisi 26 Cemâziyelevvel 967/23 Şubat 1560 tarihinde Bilecik mâdeninde top yuvalağı hizmetine tâyin olunmuştur. Kütahya müsellemlerinin bir ve ikinci nöbetlileri olan 831 nefer. teşkilâtın lağvına kadar tâyin edilmiş oldukları mîrî hizmetleri. BOA. s. 290. sipâhi-zâde. 125 .XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade. 175 BOAMD-3. Kütahya 172 173 BOA. köprücü ve bürüıııe kaydeUirmeleriyle.

3 Cemâziyelevvel 982/21 Ağustos 1574'de sâdır olan 183 bir hüküm . Kütahya müsellemleri. « . s.578 304 453 28 Rebîttlevvel 985/15 Haziran 1577 ve 21 Rebîülâhır 985/8 Temmuz 1577 tarihli hükümler: BOA.MD-26. 1577 yılında sancak müsellemlerinin 831 nefer olan ikinci nöbeti ilerinin. 5. ellicilerle birlikte aynı mâden hizmetinde istihdam edilmiş olduklarını göstermektedir. Kütahya müsellemlerinin bir nöbet tisinin. 363/858.944 19. piyade teşkilâtı ile ilgili kısımda. Uşak kazası da dâhil olmak üzere. bunun dışında. 216/620. Kaynaklarda tavsif edilmiş olan bu defterde yer alan Uşak mensûlı müsellem çiftlikleri ile İlgili kayıtlar. 126 . piyade teşkilâtı ile birlikte lağvedilmesi üzerine gerçekleştirilmiş olan mensûh piyade ve müsellem tahririyle. İstanbul'da Ayasofya'nnı meremmeli hizmeti de bu çerçevede. bir diğer örneği teşkil etmektedir184. s.150 13.. daha farklı mîrî hizmetlere de tâyin olunmuştur. üzerlerinde kayıtlı müsellem-yamak! ar da îfâ ettikleri hizmetlere mukabil sahip oldukları her türlü muafiyetlerden arındırılmak suretiyle.• •.: .244 83.584 759 1. Kütahya müsellemleri beyine hüküm: J&OAMD-26. 182 : İdiîşî Biriln Köy Adedi Çiftlik Adedi Dönüm Miktîîn Hfisd Ntftren 742 76 113 • .226 228 339 2.719 398 48 69 283 19 28 61 9 16 2. timar ve zeamete tahsis edilmiş. UŞAK KAZASI MENSÛH MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNİN GENEL DURUMU ••• ••.Turan Gökçe müsellemleri beyine yazılan iki hüküm . 1 Şaban 982/16 Kasım 1574 tarihinde memur edilmiş oldukları.. müsellemlerin acele gönderilmeleri istenilen. deftere kay dolu nnıııştur. aşağıda ek olarak verilmiş olan listede tafsilatıyla ifâde edilmiştir. Burada. Müsellem Teşkilâtının Kaldırılması ve Mensûlı Müsellem Çiftlikleri Daha önce. Keza. Müsellem teşkilâtının. burada ayrıca üzerinde durulmayacaktır. Sözgelimi. IS4 Kütahya müsellemleri beyine hüküm: BOA. sâdece mensûh çiftlikler ile üzerinde meskûn nüfusun genel durumunu yansıtan toplam rakamları bir icmal tablo üzerinde değerlendirmek yeterli olacaktır.MD-. çiftlikler sipâlü yerine dâhil edilerek. Bemıâk Mucurred Muaf Talırnîiiî Nüfus 1 Uşak ma'a Yavı n Ulugöbek Ban az !'Töplanri¥. raiyyet kaydolunmuşlardır. timar ve zeamete tahsis edilmiş olan Kütahya sancağı mensûh müsellem çiftlikleri ve raiyyet statüsüne indirilmiş olan müsellem-yamak nüfus da aynı minval üzere tahrir edilerek.ÎÖ.•••. 317/912. : N ü f u s .i 15 3 6 34 5 8 5. nâdir de olsa. 169/454. 1582'de "umûmen yaya ve müsellem teşkilâtının re fi" ne dâir yeterli bilgi verilmiş olduğundan. s. bir yıl sonraki nöbetlisinin istihdam edilmiş oldukları "mathah-ı âmire" binası hizmeti bunlardan birisidir.

76'sı (% 8. tek ünite olarak kaydedilmiş olması dolayısıyla. yüzyıllarda Uşak kazâsınm bir yönünü. 24 köyde.16) Ulugöbek. Sonuç XV-XVI. 19. çiftlik sayısı ile dönüm miktarının birbirine yakın olmasına rağmen. üç nahiye hâlinde yazılmış olan Uşak kaza dâiresinde. Anadolu'daki küçük bir kesitini açıklığa kavuşturmayı amaçlayan bu çalışma. ma Tül ve benzeri sebeplerle mariz olanlar teşkil eünekledir.83'ünü teşkil eden 42'si pîr. 1582-83 yıllarındaki dununu yansıtan bu rakamlar. teşkilâtın lağvından önceki son tahrir verilerini yansıtan 1580 yılı rakamlarıyla mukayese edildiğinde.228 gerçek nüfusa tekabül eden 1. yaklaşık 4. 8'i (% 17. Yavı nahiyesinin "Nâhiye-i Uşak ma'a nâhiye-i Ya\>r başlığı altında.23) da muaf statüsünde kaydedilmiştir. mirliva hâssma tahsis edilmiş olan Ulugöbek ile birlikte. bir başka ifâdeyle. ve Müsellem Teşkilâtı Tablodan da anlaşılacağı üzere. 1579!da ise 860"ı yaya-yamak.24 nisbetinde bir düşüş kaydetmiş olduğunu da belirtmek gerekir.213'den 93Te gerilemiş olan toplam nüfusun yaklaşık % 23.793-3.421 nefer olarak tespit edilmiştir. mezkûr kaza dâiresinde oldukça önemli bir piyade ve müsellem potansiyelinin mevcut olduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır. Muaf kaydedilmiş olanların % 48. kuruluş devrinin karakteristik askerî müesseselirenden biri olan Osmanlı yaya ve müsellem teşkilâtının. lahmînî 4. Bu rakamlar.34) Uşak ve Yavı.335 civarında bir gerçek nüfusa tekabül etmektedir.XV'XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade. lahmînî 2. 83. askerî olmaktan çıkarılarak raiyyet statüsüne indirilmiş olan müsellem-yamak nüfusun toplam 931 nefer olduğu anlaşılmakladır. 1545'de 809'u yaya-yamak olmak üzere.02) Banaz'a tabî toplam 47 mensûh çiftlik kaydedilmiştir.464-5. 1545'de "yaya _yerz"nden tahsis edilmiş olan 49 köyde 22.63) Ulugöbek. Sâdece bir fikir vermek için.247 akça olarak tespit edilmiştir. Bunlann nüfusu. Söz konusu mensûh çiftliklerle beraber.13) da muaf zümre içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. 13.62) ve 7 imam (% 8. 1579'da ise 47 köyde 113 çiftlik üzerinde kaydedilmiş bulunmaktadır.31) bennâk.23) Uşak ve Yavı. söz konusu 931 neferin. 117. Toplam dönüm miktarının 7. 113'ü(% 12.719'u (% 16. daha önce de işaret edilmiş olan "nefer X 3" formülünden hareketle.44) mücerred.263-5. 330'u (% 35. hâsılların çok büyük bir artış göstermiş olduğu dikkati çekmektedir. Ayrıca.421.89) Ulugöbek. 86'sı (% 9. 127 .793 civânnda bir gerçek nüfusa tekabül ettiğini ifâde etmek mümkündür.13) deBanaz nahiyesinde kaydedilmiş olan söz konusu 931 neferin 515 : i ( % 55. daha önce verilmiş olan 1580 yılı rakamlarıyla karşılaştırıldığında. 742'si (% 80. Bu da tahminî 2. 34'ü (% 72. 5"i (% 10. yukarıda verilmiş olan icmal tablodaki.584'ü (% 71. kayıtlı nefer itibariyle 1. İlgili tahrir defterlerine göre.81) Banaz'a âit olmak üzere.269 gerçek nüfusu ifâde eden 1.944'ü (% 11.153 olduğu anlaşılan ve hepsi zeamet ve timara tahsis edilmiş olan çiftliklerin hâsıl yekunu.28) Uşak ve Yavı. ser-piyâdeye bağlı. 10 sipâhî (% 11. nahiye addedilen toplam beş idarî üniteye taksim edilmiş olan Uşak piyadeleri.

çeşitli mîrî hizmetlerde istihdam edilmiş olan Uşak piyadeleri.yen"'olarak. 1560'da 10. 1545'de 1.954.024. 1520'de 1.268 olarak tespit edilmiştir. Çiftlikleri de '*raiyyet . 1545'de 14. 1560"da 7. bütünüyla Anadolu yaya ve müsellem teşkilâlmın refi ile birlikte raiyyet yazılarak. alam 100-150 dönüm arasında yoğunlaşan çiftliklerin toplam dönüm miktarı 1545'de 23. Başta Bilecik mâdeni olmak üzere. hepsi "ser-asker"e bağlı olmak üzere. Bunlardan hâsıl olan gelir ise 1520'de 16.020. XVI.640. 128 . Bununla birlikle.720.875. yüzyıl defterlerine göre. 1571'de 1.201 iken. 1580'de ise 1. Uşak. 20 köyde "müsellemlik yer" den tahsis edilmiş olan 48 çiftlik üzerinde kaydedilmişlerdir.Turan Gökçe Mükellef tutuldukları mîrî hizmetlere mukabil.100 akça olarak hesab edilmiştir.357.191. Banaz ve Yavı'dan oluşan. 1545'de 15. Bilecik mâdeninde top yuvalağı başta olmak üzere.111. Bunlar.365. 1580'de 7. 1545'de 33. raiyyet statüsünde kaydedilmişlerdir. 1571'de 7. Yavi ve Yurtbegi örneklerinde olduğu gibi. bunların iskân tarihi bakımından da oldukça önemli olduğunu göstermektedir. 1571'de 11. çiftlikleri zeamet ve timara verilmiştir. Kütahya'ya bağlı olarak teşkilatlanmış olan Uşak müsellemleri.213 nefer olarak tespit edilmiştir.1579'da29. birer köy-altı iskân yeri olma özelliğini taşıyan yaya ve müsellem çiftliklerinden bir kısmının.700. 1580'de 10. 1520'de 11. 1579'da nüfusta görülen artışla. 1560'da 813"e düşmüştür. 1582 yılında.880 akça tutmaktadır. Piyadelerde olduğu gibi. zamanla köy niteliğinde birer yerleşim birimine dönüşmek suretiyle varlıklarım devam ettirmiş olmaları. yüzyılın eksik defterlerinde 162-229 nefer arasmda değişen nüfusu. aynı zamanda. Sipahi sancağında olduğu gibi. Ulugöbek. muayyen zamanlarda.560 olarak tespit edilmiştir. dört nahiyeye taksim edilmiştir. değişik mîrî hizmetlere tâyin edilmiş olan Uşak müsellemleri de 1582'de ref olunarak. Geri hizmete çekildikten sonra. Sonuç olarak. kendilerine tahsis edilmiş olan. Bu çiftliklerden hâsıl olan toplam gelir ise. XV. Mutasarrıf oldukları çiftliklerin toplam dönüm miktarı. 1574'de 20. zeamet ve timara verilmiştir. Uşak müsellemlerinin.190.

• - 2 .ıya Hoca ? çiftlik : 170 130 100 90 350 İSO 1 3 1 1 1 1 7 1 - 1 - 1 2 2 2 ı 2. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı EKLER A PİYADE ÇİFTLİKLERİ I BOA.237'YE GÖRE 1545'DE UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK(Hâssa-i Mîrmîrân-ı Kıualıisâr-ı Sâbib) Dünüm 'Hâsıl Nefere n Pîr ViiyuNa.Sagjr Mu.1 ? -' .1 Kızılhisar 1 1 2 İ : - - - 1 5- 1 Kızılcasögüd 2 1 1 1 2 - -3 .Ma.TD. Köy Yaya Küçük Selcen Göbek Yaya İsmail Y.1 . i • k d 3 7 6 8 1 5 8 6 4 6 5 7 8 S5 1 İskân Yeri Çiftlik MiU-dt: Al fc • 1 • İ(1 Yaya Güvendik $cvh Hızır ölugöbek Kırık Ilalil Yaya E n ı ü r (1) (1) 350 180 İSO 3S0 250 250 350 250 150 10 15 6 13 12 20 16 16 13 4 4 2 1 4. i to 7 2 2 1 1 '. 121 .Diğer <>aii> Yakassi! lûl resîde At ıııak vs. T-" - lön 400 200 5 6 4 36 1 4 3 41 1 18 •U80. NAHİYE-İ UŞAK (Ser-piyâde) Ishak Yiğit Sevindik (2) Tunrul Mürsel Turacı? Tlyas (2) Mihmad (3) Bahâdır İbrahim Di«er îbraiıün Yaya Halil Hasan Köse Halil Yunus Bâlîeşler (3) Yahşi 160 100 200 120 120 140 200 100 190 100 150 90 70 120 İSO 100 200 250 190 250 190 210 250 450 210 200 190 200 180 200 170 220 180 350 11 7 7 12 10 5 16 7 12 11 \6 11 13 9 23 7 17 7 6 6 6 .2.XV-XVT.1 6 5 6 4 6 3 2 1 4 4 7 1 4 4 11 3 5 5 12 1 8 1 - 1 3 - 1 2 dm • • 1 : ' • - • •4-. - 8 T Orta A 3 4 3 129 .290 . 2 .1 - 22 1 - r 2 - 2' C 7 4 9 6 8 1 . . •fi 4 Osman Emekse 3.

17 [9 15 :» 77 NAHIYE-İBANAZ Balarbulduk Emirabiid Susuz Aynı kavak Emir Aziz Kün Gökkaya Dutluca Kuzviran Hoca Ahine d Tegmür Hisarbcgi Errıîn İ İd u tan Osman Biivvamlu Bayram begi Kara Îshak Timur Yalıya Hisarbegj Çakır 100 70 50 180 140 100 160 8 7 4 15 6 10 6 5 5 4 .1 6 2 - - - • 1 1 2 2 2 5 - 100 230 220 290 190 290 290 250 250 410 8 Güğüm 15 S 11) 9 2 2 1 1 7 6 5 - 4 • 9 - 2 i 100 140 120 s 5 6 10 S ] I 2 2 i 7 3- ö 5 6 - - 1 200 140 330 5 2 17 Karhk 31 7 7 11 12 6 6 6 70 120 250 100 150 100 190 370 150 1 1 2 11 2 14 4 dm I 1 3 4 0 ? ı 1 1 4 4 1 1 .:" : - 1 1 • • 5 500 150 400 14 13 8 15 14 16 5 7 7 7 4 Îshak (1) îshak Oruç Gazi Dunılıı pınar Cullu Kızılca Okçu Osman İne? Yahya Ku^limur Culiah 63 250 70 İSO fil 70 2 - 4 ^ 1 6 1 7 190 250 150 150 170 7 7 5 4 2 1 1 - - 4 70 84 1 1 3 1 3 1 6 2 130 .1 4 2. 1 4 1 1 1 - .1 51 4 1 2 9 - G 6 4 6 6 S 4 .1 3 ] 1 3 3. - .T 310 150 12 11 9 8 12 1 1 1 1 1 2 3 260 190 320 120 so 1511 50 370 2 2 3 3 3 4 8 7 6 1 - 1 1 1 4 ] - 4 dm 1.1 6 .1. 250 300 250 430 6 7 .Turan Gökçe Şeyh Zekeryâ Yalısı İbrahim Arslan Uruz Turası Zckcrya (5) Hıdır Yahşi Hüseyin (5) Yahşi YurLcu Seııdel Mahnuuİ Hüsrev/Yuvaca Eşref Eymür Eynchegi 34 ÇiÛlik 150 60 180 170 130 280 S .V 4 ir. 3 •i ' ^ 1 1 T K O [40 200 180 2.I1U S 2tYU 40? 21S 14.1 23 ') 8 7 14 290 470 - - - K fi Bulkas? ^Köy. 310 40 2 10 d m 5.

-S 7 0 9 ?n.XV-XV1. ~P 9 . > . 1 1 ) 4 '* 4 1 1 • 1 t 1 2 2 • ! s 14 15 15 10 1 1 - - 1 1 - 190 350 330 300 180 700 300 500 250 350 350 350 100 14U 320 190 37li ı 4 4-.4 S.1 8 8 R 5 10 7 18 !) 6 5 8 7 204 5 1 7 1 .1 Eymir. • fi 3 • n 2 1 2 1 1 2 V3.İ7İ) 10 13 18 10 6 6 7 5 6 S 7 6 6 7 7 6 G 6 2 7 10 4 2 0 7 9 4 3 15 4 9 2 3 6 :ı - 2 1 1 .7*7 15Ü 4. 4 I - . Yayla Mustafa Temiirhan 1 J 131 .3 3 • :. 320 zn- 4 ]3 14 75 NAHİYE-İ UŞAK Sevinç Ali (lj Hasanhegoğlu (1) 80 140 150 80 90 160 220 240 100 180 180 12 11 7 9 10 11 7 6 6 4 6 > 4 5 i 5 3 I 1 1 . 2 250 38IJ ı: 4 300 180 450 2Ştl 7 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâh Kayıcık 14 Köy Güvendik 21 Cinlik 70 2.•.f'ivtın.fi 4 : > 1 -î 2 1 4 4 1 1 11 22 12 15 8 10 15 14 S 7 11 7 36 17 14 7 fi 15 9 368 1 1 1 1 1 . :-$-'-.1 ı • .1 - 4 4 4: . - 7 3 1 ! 14 ') 4 - 3 1 1 2 1 1 1 1 ] 7.O 6 3 4 .•#-• Müstecab 1 2 .I 14 16 35 NAHİYE-I UŞAK Kınık Ululıeg Sunkur Karalı olu Almaçtık Dutluca Kürtcik Ulaş AkgeçiHi Kayalu Emeksö Manıakayası Iluca Lâl Bağlıma K-ü-jlcasögud 16 Köy Kınık İshak Nusret(l) Bekir Mîsâr'ir Savcı (2) Mihmad (2) Köse Yusuf fi) Görele Siilcymanoğlu İdrıs Kerem Yalısı Tiişgıın Belfis? Musa Bekir Sendel Timur Yunus Isâ Beti EyiK Gazi ] Derk emiş Hamza Bfılî Atgezdüren Kara Halil Eyncbegi Orhan Bahâdır Adil 29 Çiftlik 270 250 200 200 140 İMİ) 300 300 27Ü 250 2S0 250 350 400 440 350 250 750 370 550 300 400 4S0 400 170 290 310 340 500 300 490 350 260 570 100 HI.

." 2 'i •ı •> - -4 - 4 6 •> [Jlugöbek 250 250 180 ) 400 2f'fl 3sman 3 m ekse s 9 7 7 ? 9 9 • 55 1 - - i 4 - 6 .• Nv.Turan Gökçe Bayezİd Hızır (4) Sende] Eşşek Alımcd Ilvas Resul Karesi Bildulan (2) Resul (2) Mı ki loğ i u? Güçlüoğlu Evran (3) israil Mustafa Turbcgi (4) Tavus Ali (5) İvaz Hasan (61 Cüllah Ali (6) Mümin Yurtbegi (3) ibrahim (5) 13 Cı 250 2S0 300 MÜ 34 17 11 9 14 5 7 7 / 5 5 6 15 11 2 2 1 1 1 2 3 1 1 1 1 0 J80 190 150 150 130 3SÜ 6 7 4 6 ı5 6 .î(] Koy 2yCifilik dm=Derbeud muhafızı .10 5 - ')"•? ti BOA.4SCI 13 14 - • 1 ! L 1 ti - 1 1.1 1 1 1 1 - - s 1 - Hİsaiözü Orta Sorkun Göçeri - 1 1 4 3 [ 4 4 3 5 4 S : 1 100 100 100 150 İSO 160 (> ')> M e 7 - n s 21li :. 1 10 1 4 4 2 ! 2 1 1 1 I 1 t) Uk-r • 1 ' - 4 5 2 .ik f. - 4 . - Oâih iti M îirde L'rd \l.1 2 - Çarık - 300 250 390 120 ? 11 11 7 15 10 11 32 7 15 15 15 20 17 13 19 İG !> I 5 ö 4 4 2 4 S 5 3 2 4 7 ^ 80 •> - 1 3 1 - 1 ." VilVIt-' IV. • 76 24 132 .kili.lıassıj MÜ uı.Si.TD-320'YE GÖRE 1560'DA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK (Hüssa-i Mîrnıîrân-i Karahisâr-ı Sâhib) " DÜ.h'it Vilm.9 Çiftlik ııliıi] Hüsıl ri'Şİtli1 Pir İ.- Eymirsevİnç 80 340 150 200 140 200 1500 150 150 100 170 640 250 270 200 7 15 5 7 7 8 11 6 Ak.9 7ü. Bağbaşı 250 1000 250 i 40 180 G 8 7 6 10 8 2 5 145 • i şair ] Sffif .mı 101 vs.>k îsk.m Yeri Çifllik Yavii Güvendik Şevh Hızır Kırık Halil Yaya Rmür Yaya Küçük Sülcen Göbek Yaya İsmail Yaya Iloaı 3 Koy .\-<] id ?5ıı 3Ü:J 180 180 150 90 •} 250 1 11 11 y 10 1 7 7 1 4 4 • 1 2 7 3 19.6 7 ti 1 > -1 1 - •' 350 İSO j .

2 1. 7 .5 210 10 > 2 7 7 ) 4 • . 1 6 ? 1 ' 7 50 3.1 180 170 6 1 3 11 3 4 1 Güğüm 320 100 7 7 6 7 14 4 eo • > 6 •> 7 5 9 '> 12 7 6 7 7 7 5 2 7 _1 7 1 - 1 S i 7 - 7 2 2 ? 100 IV) 0 120 250 - 1. 7 7 12 dm : ! 1 6 Köy .• •W 7 1 • - '? 1 ? - i 1 • 4 Kızılhisar 101) 120 120 130 210 190 5 12 fi 1 3 3 - 1 7 2 1 1 4 6 n • 200 210 • ı 9 • ) KiziJcisoguJ 100 ? 100 ISO 6 1 2 7 1 - 1 ? 31 •i. 1 a n 18 1 55 N AHİYE-I BAN AZ Bakırbulduk Susuz Eymirâbâd'.3 70 211 148 •46 . 1 2 T 1 1 - 2 1 130 270 6 10 7 Bul kas? Mahnıud Eşref / Yuvaca Eşref A yıl emir Eyııebegi n çiftlik 1 4 - 7 150 290 470 •> 7 s dm - . •? • 5 '•? 133 . . 2 7 - Ona T • ! 270 170 7 7 230 15 9 5 "2 •> 2 4 > ' 1 * • a 1 7 •> •> ? ? 7 7 7 7 7 - ? • 7 .1 7 7 Karlık 200 100 4 7 1 15 1 I.290 5.' Hacılar Kızılca Dutluca Gökkaya Hoca Ahmed Beplemür Emin Hisarbcpi İkiuum Okçu Osman Ishak Hisarbegi Çakır Yahşi 100 70 180 140 1 8 4 7 7 6 4 7 7 7 - - o 7 - 7 1 7 3 9 - 1 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı NÂHİYE-İ UŞAK (Ser-piyâdc) tahak Sevindik Yieil Mürsel TunnıJ Bahâdır Mihnıad Turacı Balı eş Fer Yahşi İbrahim Diğer İhnınim Halil Hasan Köse Halil Yunus Şeyh Zekerya İbrahim Arşla n Yahya Uruz Turası Zekerya Hüseyin Hızır Yahşi Yurtçu S e ııde İ ICO •> 250 7 190 9 7 7 2 1 1 4 K 6 6 7 - 7 - 7 - 7 : • • - •?. > i' 2 11 100 250 150 7 7 / 6 7 S > - 140 70 63 50 200 • ) 150 120 250 7 14 <) 12 15 17 • 1 7 2 1 2 2 1 - 6 B 7 - - 1 ? 1 7 6 3 • • ? : 7 7 1 7 1 7 •••?• .1.1.XV-XVI. •4: 6 1 ) 140 ! 150 70 120 200 100 150 250 1 11 7 21 8 5 ? . 7 7 7 7 • ••? ISO 350 7 200 } 7 12 6 4 3 7 7 150 7 170 120 •> 7 16 7 8 7 G 7 3 ? Ğ 7 3 1 7 ? 7 7 1 1 ? 1 ı 7 • ) ' - 7 3 ? 2 7 77' 7 ') .

350 250 7 9 8 7 9 7 7 1 ? - 7 ? - - 5 4 >.S)37' 250 400 •> 2 1 • > -40 2 5 6' 4' - 7 7 4 7 6 7 153 5 •' 5 7 ?' 7 14 Köy 3.250 • 104 3 2 13 37 NAHTYE-I UŞAK Kınık Ulugöbek Hasan İshuk Nusret Bekir Misafir Savcı Köse Yusuf Mihnıâd Küs üre e Süleyman oğlu kiriş Kerem Yahşi Taggıın Melfis? Musa Bekir Sende! Timur Isa Beg Hamza Bâli Alpezdüren Kara Halil Eyııebtijîî 270 250 7 200 140 7 350 190 t 3 EK) 180 7 . Âdil Orhan Bahâdır Yunus Dirkemiş 26 Çiftlik: e 7 150 450 100 190 280 570 170 340 7..İl .51 33 - .570 .130 S 11 9 7 1 6 8 8 7 7 - 7 - 5 •>• 10 6 ? 1 ? ! 7 4 2 2 - - 1 '7 ' - - - 3 6 i il 4 1 1 - 5. 4 > i 12 7 Kürecik Akgeçilü E m ekse Manıakayasi IIUCII 13 9 i 1 •> 350 7 370 7 7 4 •) 7 500 T 7 7 7 7 - 7 24 • ) 2 7 ? - ? 7 Ğ 7 6 1 1 7 7 •7 1 380 300 7 LSI Kıztlcasögüd 430 350 7 14 .197 1. ! 5 2 •I 7 - 7 - 7 - 300 500 Dutluca 250 ı 350 370 550 300 7 480 400 6 y 9 7 5 7 8 7 8 9 7 18 1 2 1 7 2 - 2 1 7 7 1 'i 1 3 - 1 • S.• Bağlııca Ulaş Kayalu 14 Köy. ••) .300 300 7 250 13 7 11 9 7 8 6 ? a 6 7 7 fi 6 7 2 7 3 7 7 7 • ] 7 7 3 tim 7 • 1 7 1 •)• 4 i • 4 3 7 2 4. 3 7 •3' 6 •> 250 7 400 - • 7 1 7 7 • Karabolu Almacık 350 î 7 6 î - ? 1 1 1 • 7 11 5 '?.5 10 1 04 134 . 7 1 7 7 - 1 Sorkun : ] : 3.\_ Turan Gökçe 84 ISO 70 J70 250 7 il 7 2 Kuştinıur Dıı mi ıı pınar Kayıcık Kürt Ey ne Ayrukavak Kuzviıan Culhh Çuliu Güvendik Kara İshak Timur Yahşi Osman Bayramlu Ishak-ı diğer Oruçüûzi 20 ÇifıJik 2 1 1 150 2(50 130 7 300 8 S 150 80 7 200 13 ? 8 6 7 8 6 7 7 2 - 1 i - î 1 3 3 1 •ı i ö 4 - 1 ! 7 1 7 7 5 5 7 7 ? 1 - 6 6 180 250 7 l.

lüoğlıı Evraıı İsrail Bağbaşı Mustafa Türbeni Tavus Ali 80 140 '.1 > 7 7 İSO İSO 7 7 - 7 • > 7 •i - ':' 7 7 90 90 150 150 7 250 80 i 230 ? 200 7 200 7 S 6 ]2 11 ? 6 16 1 e 6 S 6 7 6 7 •) 2 4 2 7 9 • .XV-XVl.!)• 3 135 .1 10 . . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı NAHIYE-I UŞAK Sevinç Ali Hasanbegoğlu Yayla Bâyuzid Hızır Semte! Minnetoğlıı Mustafa Temürhaıı Hşşek Ahmed Ilyas Resul Karesi Bin di naıı? Resul Güı. • 28ÇiflIik :m .1 34 7 İfi ) 15 7 7 •j 14 T 4 1 4 7 . 1 4" - Eymiısevinç Akkilise 240 300 ? 420 120 7 400 7 290 '1 - - 7 ? 7 7 7 7 7 3 7 •ı 7 7 1 7 2 7 T > 2 7 • ) ı: •-• "7 7 1 7 7 7 7 1 1 4 3 7 (5 . 7 10 7 4 T' Ö 7 .1 î 3 ? - 1 - 7 • 7 1 4 1 - - 1 1 1 11 7 1 7 1 i 1 6 t . - - - 'i - - } T 7 1 ? 7 - 3 1 1 :3 7 7 7 4 Çarık ? 7 7 7 9: 3' 3' 7 .T 7 7 '? ? 1 250 •/ 15 7 ivaz Hisar özü Orta Sı>rkuıı Göçeri Hasan Cüllah Ali Mümin ibrahim Yurtbcgi 9 Koy • 150 150 7 100 100 100 2.010 If) 14 (J 213 • 8 '.470 250 140 1 10 11 • ? 150 160 İSO 4.2 2 4 69.' 60 ? 150 7 : 180 220 •ı 11 7 •ı Müsleıriib 100 '? 250 7 7 10 } 6 7 ? 6 7 6 7 - 6: 9 2 6 > 7 } 1 ? 7 1 7 .' S 7 ? 7 S 7 7 8 ? .î 7 4 7 3 4 7.

.„. 180 200 120 120 200 130 100 140 100 120 100 150 90 170 220 150 150 160 17(1 60 250 280 110 130 45iı 200 210 250 ISO 190 200 180 370 360 150 2S0 130 320 100 7 12 11 6 14 10 (7 7 12 11 15 22 11 12 26 13 VJ 15 ') K.-i'i ÇiCllik Yaya Güvendik Şeyh Hızır Kırık Halil/ üsmıkcı Yaya Enıür Yaya Küçük jSclcaiı Göbek YitVii İsmail Yaya ]KK:II J--Ciil.cr Ihralıiııı HHIII MiLSüll Köse Halil Yunus Şcylı Zekcr\'« İbrahim Arşla ıı Yahya .' 4 • ıs 16 y 13 - 1 1 • 3m. i '•1 - 1 2 - - - - 1 -••- 6 1 2 ~ • - - - 1 - 2 1 4 1 1 1 1 İ • - .ssıl İVI. : . 574 / 574m'YE GÖRE 1575>'DA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK (Hâssa-i Mîrlîvâ-i Karahisâr-ı Sîîhib) İskan Vi.* . - m?.: . • )iğer Gâib Miirde 1 ' 9 8 I0 8 8 in - 1 " Ulugöbek .vSO 180 180 170 150 100 "XI 350 ISO M fısıl .:.k.Ü..••••• . 2. . U..ızılhisar Kii^lcasögüı] m Orta 8 7 6 9 1 7 6 6 S 7 9 S y 7 12 S 7 7 e 1 2 2 . - / ' - • - - 1 - 1 1 1 - - - Güğüm - 6.ıSO 250 250 250 250 150 150 400 260 IX'ren 10 14 S 14 10 YÎI- i. İliam ja.. NAHİYE-İ UŞAK(Ser-piyâde) İs hak Sevindik Miirsel Tuıırul flvas Baluîdır Mirmıud Turacj Balıeşler Yahşi İbrahim Diı.: :.1 2 2 3 2 5 a 1 4 13 :> 10 6 1 1 - • •*•• t-.-/ •i .349-. :.-K) • A.1. •••-••:• 136 .TD... * • : .. 1%:-.. • 3 - A..-Vlik t'eti Atik iıl id 2• 4 11 f\ / 4 7 > II.. .'Iiû! MuPir 3 5 1 5 2 6 7 3 vs. Dönüm .uk • • .4 S - •':"-. . 72 16.Turan Gökçe III BOA.

7.T...4 ..13 . ? 7 U 2' 2 3 \ 5:.1 1 • 1 1 ı 1 2 I .XV-XV1. 2 1 . 137 .' fi Köy h=hatib 9 11 - 1 4 1 ~F :: A..:ı . Hacılar Ey mir Aziz Kızılca Dutluca 0okkaya Kuştimıır Dıımlıı pınar Kayıcık fîyne Ayrukavak Ku KVİrajı r.1 1 .- - • »:• 3 .:ı .:..• 2 NAHIYE-İ UŞAK Kınık Ulutföbek Masan Asi ıhan N'usrel? Bekir Misafir Savcı Köse Yusuf Milımâd Küsürce 270 250 270 200 140 180 350 30 330 300 300 270 250 250 250 400 350 460 10 35 10 16 12 9 10 7 13 6 9 8 S 7 7 7 S 6 4 5 1 7 5 2 3 7 - •2 - 1 1 1 - Sorkun - ' . 150 10 Ü 140 140 i 20 200 240 1 5 7 8 6 7 230 29 ü 250 23U 25U 200 lu 9 <J s 2 6 0 - 1te. NÂHİVE-İBANAZ Bakırbııldıık Susu 7.- 2 3 2T • 4 :5 ]_• 5 6 il e- 1 11 a . • - - - Karabolu - . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 10 [4 Karlık \ 'm/ Turası Z^kerya Hüseyin Hıdır Yahşi Yaiışı Yörük Mahmud Eşref / Yuvaca Eşref Aydemir liyıifiıegi 32 CİElliir •' v. - 16 - 1 - .D \ 1 2 1 4 3 1 1 - 1 .f\ .:.- - 1 1 ?•• 3 •4 - 2 1 2 y 1+1 - • * • : 150 70 200 100 150 33U L 8 6 T 21 9 11 17 16 36 - 100 270 150 2yo 47 0 6 6 10 7 15 3 5 - - 4 • 5 -7 Bulkas'.1 4 3 1 1 .1.4p:0.i Kov H»ca Ahmed BöHtemür İn 11 iki Lan 'l'imur Bayramb(ü£İ Okçu Osman Asi ıha» Uisarbegi Çakır Yalısı Cellat Çıı Hu Güvendik Yahşi Osman Bayramlıı Asl)lıaıı-ı dİgcr Omç-üâzi 100 70 80 140 KO 150 70 63 50 200 150 84 İSO 70 70 200 18(1 250 70 180 140 180 250 130 24U 150 150 120 250 320 170 250 150 150 300 250 400 140 J.92Û 11 7 y s 7 17 11 7 11 28 9 9 9 5 7 11 8 7 177 6 7 5 7 5 6 7 7 8 6 / 7 5 7 7 .

.: •••.::.1 300 İSO ıs - - 7 - S i 4 3 Bağluca Ulaş 450 100 10 11 11 X - - - • :İl"4--kö^!:::.".P.ı 1 3 4 6 138 . i 9 7 12 3 9 3 6 3 5 5 1 - Bağbaşı 1 - - - y 1 1 1 - 9 - Htsarözü Orta Sorkun Göçeri 250 140 180 150 160 7 8 8 7 7 1 .•:?•:-..8 7 2 1 2 7 9 Mİ 6 S S 7 7 6 7 17 10 8 10 9 11 .16 • ıa 8 7 6 1 • - m .:İOl::.ı - 1 10 ^ 8 4 4 2 1 - • - - 41 .! NAHİYE-I UŞAK Sevi [iv Ali 140 150 S O 130 15iı 150 90 150 150 170 250 80 80 130 150 200 140 200 531 150 150 100 100 100 . 2 - - r - - 2 1 4 1 2 2 1 1 - 1 dm . 1 •9 - 9 .Turan Gökçe Almaeık Süleyman oğlu Evres? Kerem Yalısı Taşgıuı Belkıs? Musa Yem? Sen del Timur Isa Beg HamzaBâlî Algezdüreıı Kara Halil Eynebegi Orhan Bahâdır Yunus 300 180 700 300 500 250 350 350 350 140 370 250 3 SI) 350 150 750 370 550 300 400 480 400 230 500 300 430 350 280 57D 17li Duduca Kürecik Akecçilü Emek s e Mamakavası Eslüce Lâl S 8 15 6 13 7 13 15 10 8 28 ][) b 1 5 1 5 1 4 7 4 - - 1 4 8 6 5 7 6 7 7 G 7 13 7 y 5 7 8 7 1 - - 4 • - - - - 1 2 1 1 1 1 - - .. so 18(1 16 7 11 13 35 !<! 0 14 9 20 15 9 7 15 12 31 18 22 15 19 14 13 11 14 12 14 7 6 7 Miistecab Hasanlı ogoğlu Yayla Bâyczid Hızır Çarık Sende] Minnetoglu Mustafa ]7.4..şşek Alımed liva s Ey mi rs e vinç Resul Karesi Bindinan? Resul Genç lii oğlu Akkili.se Evran İsrail Muştala Turbegi Tavus Ali ivaz Hasan Cellat Ali Mümin İbrahim 220 240 100 250 250 150 170 180 240 300 250 420 !2U 160 430 290 200 250 1000 7 9 1 4 5 11 3 2 6 3 9 S 2 1 4 2 1 1 4 2 2 - 2 1 • : ' & • 1 ^ . 3 .

28.184 2.600 2. 3ria Yunus Ilır ahim Jıgırr Tb rahim 16 •9" •.SÛ0 2.700 2.kûıı Yeri S ojiti d JÜgüm Çiftlik nehoca Scyh Zckcryâ brâhim \ ısl an srâıl 'avus Aii "urbegi ivran vlustafa vaz -lasanbegoğhı Dünüm 150 50 ]Ğ0 Ilâsıi 1..2 T •15 .452 1.. 5 - 139 .Mıı.500 2.000 999 2.İO-..KKA..850 2.106 2. • 9.567 2.899 2.706 300 250 3.İ4I: 250 16 16 422 12 S 2." 180 80 4.312 2.KÖY: .386 2. 16 .803 2. • 1 1 - - îamfakih (M) Kiirtcik S ende1 Feımu' 3S1Î Eşref Yahşi Halil .213 2. lıuisıl -mi zâdc.600 2.219 2.200 1. Karakeçili! Vlamak "illiah Ali - - •^•İ2-::".200 2.965 2. 21 .500 200 150 147 150 161 140 82 80 100 190 50 700 300 500 250 350 200 350 100 200 91 100 120 150 10Ü 150 230 30 103 1 2 3 1 Bağbaşı - Vlüstecâh Sorkun Mckilise A' Vay la Sevine VI L mi ıı i Güçlünğltı Karesi i e r e m Yahşi Taşgun 3eliş 1 - 1 - - - Dutluca vlûsâ Bekir Bayıambegi (M) 6 1. 11 8 • 12 9 ".600 2. 7 5 5 6 10 4 7 9 7 7 6 3 - Mû n. 22 .Mpûllî Sipîihi Kevvid Vs.57 8 3 1 1 - . 24 . Seril 1 17 12 .345 1.326 3.500 2.300 2.Iasan Köse Halil 12 7.259 2.500 200 600 2. O f t H k " .000 2.XV-XVI.500 3. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Oğlakalam Murad M a çr e m şah YııvacıhırV İ1.M 14 13 • 6 6 5 4 10 10 10 7 6 S 6 8 6 7 6 17 7 5 7 6 Ğ - 8 5 7 6 10 11 14 4 4 3 2 4 3 7 8 17 6 1 5 1 4 5 2 3 6 3 3 2 7 2 S - • - - - 3 1 1 - - 2 2 3 1 - 170 203 1.T0-158'E GÖRE UŞAK KAZASI MENSÛH PİYADE ÇİFTLİKLERİ :...11 10 .639 • Pîr Ma'lnl Di vinç )İğM NtflTtlI Ik'imük Milccr m u m . .d.12: 13 ıo .18 • " — " .- -" ıao 0:710- 25 11 - IV TKGM. 10.200 2.

j • 8' : i .666 2. JO ." K:-: •:•$.. .530 409 2. • .359 400 3. 1 4 .••6--.000 500 3.l-5'":" 1 : 1 :: .400 2.022 ı& .-> 1 Kızılhisar 15.000 2.-10_j • < ) • • ' - Karlık -9 • "12 1 1 - - 12 • • • : i 4 • • .560 •-.598 2.798 2.v. .000 2. ' 7 • • .00U 560 490 300 300 2.556 2.566 1.: 1 3 : .'.. • • : • • - - S • 140 .15. 9 8 5 7 7 6 6 4 6 4 7 4 S 1 7 4 3 1 4 2 5 3 6 6 2 7 1 4 12 7 8 3 3 3 3 16 7 9 4 4 2 1 1 - - 1 i. .220 1.300 150 150 2.• . - .220 2.634 2.331) 2. V • .300 2.„ . i 00 2.••?•! 4 3 7 6 2 îyuıiratfvİEiç Okcuonıer (M) Karesi 150 100 .14 28: ••'•••".4 : - 14 24 • . - - • I 1 - 11 1 ».335 2. .760 600 2. " "10 8 • -. : - 1 - : • - • ' • .000 2.-•_:.200 2. Yuvaca Eşref Turası Hızır Yuılcu Uruz Sckcrya Üüseyin Mahmud Sendel (M) Sevindik shak tfürsel Tınını] YiğitYahya Yakfib -Iızır(M) Femürhan PeiTiürhaıı Yurt be gi 200 150 152 100 100 102 81 150 İ40 140 200 120 200 180 120 120 138 60 150 100 90 100 100 150 İSO 2. : 3 ökçe -• 1 J 4 1 2 1 - 1 - • ••. • 1. - 5 6 8 5 15 5 6 11 7 8 7 9 8 10 5 10 6 8 12 6 10 • •: .410 2.•.550 2.d.547 2.542 2." • " - • dİlgarb <Sfirviranı brâhjm Aydemür nebegı Cara Dâvııd Yaya Güvendik shak Ü elce n Göbek 21 ' . .500 2. 1 1 2 143 350 250 100 90 180 İSO i 70 150 80 177 81 90 n - :--9:V 9. • • Ulugöbck Şeyh 1 lızır Kırık Halil Yaya Umur Orhan (M) îayram (M) îîiyıntlir (M) 3smau Yaya Kliçük Bildi nâu? lesîil îcsûl-i diğer Mustafa lyas îşşek Ahnıed Aydın (M) Sevinç i i 300 2.434 2.10-:-.200 3.Turan Gökçe Yahşi Mi (M) V'ahşı-ı Dıger Hüsrcv ıı. 9 .

! s. . 400 2 210 2 21 1 1.âl Kınık . - . " " • • : 4 2 1 2 3 6 6 4 7 1 2 4 17 6 1 7 3 10 3 3 1 - - - - 3 - - - 4 2 - • - • • : • • - : .İce Vuvacı Akdepe Ali Mahmûd (M) Hüseyin (M) Haydar (M) Isa Beg Yunus Af ab (M) Alice (M) M ur a d Eynebegi Hasan SOıznncı Halil (M) Deltkuşlu (M") Durabda] • - - - . .035 300 1 2 2 2 26 d 234 252 ""Sy 1 6 '7 • 5 5 7 - - - - • Nıısrcı S un kur Bcglu Misafir Savcı Kara Halil Stıleymnnoğlu İtlıis oğlu Mıkıluğlu Bâyc/itl Hızır Sondiîl Hasmı D ırk em iş Isce Ha niza BSIİ Yaya İsmail Yaya Hoca Atgczdürcn Çal al tu Ilyas Bahâdır Mîhnıâd Adil 10 13 1* •j 7 7 7 4 11 uca Almaçtık 3 0S5 2 2OG 2 201) 2 207 Ifc 6 10 7 34 6 \6 5 6 1 - - - - - - - - - - Çarık 80 165 148 150 68 100 250 350 148 254 100 200 130 100 250 40 40 41 5S 100 70 120 140 100 250 300 270 100 - 2 mn 2.500 2.0X4 400 350 300 273 273 132 133 2. . • 7 4 5 •: 4 Hafiluca İne Gazi İne Gâzî-ı diğer Be^irFükih (M) Abciııl (M) Turbegi (M) Bahâdır Orhan Karaçalınız 6'J7 46 80 <o . Taslu Akgegilii Ulaş Çukurca Oğl akalanı [. - 2. . - 1 - .SerSbâd 141 .2OU 2 -1^2 "32 3 131 3 060 2 ->2O 2M3 2 33.300 2. • _ • • • 2 6 - - - - Kj^ılcasögüd H.XV-XVI. • . • • . ) .. - . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Küse. .0S5 1.200 778 410 300 1. : 12 •ıı "?• " ~ • . 4 4 6 5 6 - 9-' 9 12 '• .535 592 215 215 • Hisarözü Kayalu Çaıakalaıı Emekse Manıakayası 16 7 12 11 IA 2 - - - 1 - 5 R 14 8 5 5 10 - 11 ı 3 1 1 4 5 2 4 6 - 1 -I 7 • . • .000 2. .V'usııf Göl ece Mihmâd Karaholu 350 3. - " : - ' • * - ' .400 2.510 150 . - • • .600 2.500 500 150 1. : • 1 - • 200 100 250 150 25 200 200 140 İSO 350 300 İSO SÛ _ .

000 34S 2. • • • : .618 2. 7 . .200 600 2..•9-:- 1 - - - 1 - 2 - - - - - - - - - Kızılca îne Kel anin '•7 •': 142 .• : " • : " Oturak . .200 250 400 2. ayıcık Kuştiımır Doğancık Kal'a Güvendi k Ciillah Kurd (M) Aydın (M) Yahşi Hisarbegt Çakır Oyumken Bayramlıca i Suyu uca Hasan'? Enıin Okcıt İshak Yaya israil Çııllıı Milımâd ve Yaylaca Temiir Okçu Osman Yahşi Halil .. • .-'.300 2. " . . • 5 - : : - i " .600 2.000 557 250 2.6 6 .150 120 250 350 310 300 300 200 2.f i .• 9 no .420 2. •) 5 6 5 4 6 6 1 1 - - 1 2 - - Gökkaya 10 ıe 13 11 . • • . • •' 5.066 500 450 400 2. V . D utluca Dumlu pınar 6 6 10 5 6 7 • 2 1 2 1 2 - •7 - " .100 2. ••: '.320 300 2. . .Turan Gökçe Karacahisar • 7 Çerde me Eymir Aziz Mjıremşsh Mor uca Sıvaslu Sazak Sügüdlü ÇaL irice (M) Mesud (M) Yuvacıliir Mûsâ Bayındır (M) Daraca (.600 2.4OU . _ .S86 370 3. • 2 7 10 10 9 (*) 20 - 1 - - İĞ 15 10 1.- 1 3 6 9 4 K. v .400 2.226 2. \ L " . • > • .645 2.. . . 11 • ~ • .290 300 • - e : - - 11 ..M) Karagiivcnılîk Süleyman Oğulbegi 144 Çiftlik 215 150 80 150 80 80 150 150 150 215 300 340 1. • 3 3 6 5 1 477 - - 27 - - - - .256 ' 49 Koy 6 13 2i NAHIYE-I BANAZ 11 doğan Baktrbuklıık İl doğan Huca Alime d Bcgtemür Onıçgâzi Aşık Beg Bâyczid İshak İshale-ı diğer İbrahim (M) Halil (M) Laıuk (M) İsmail (M) Polad (M) Hoca (M) Batak Hüseyin (M) 140 100 70 2.333 519 2. • ' . 12 : . • Emiraziz Susııy.066 2.90 200 70 78 70 50 200 80 150 34 80 63 180 80 70 70 80 •• Kuz viran 2 6 7 4 - 4 5 5 - - - - - - - . > • • - 2> .000 2. > '. • • .

4 3 - - - - - - - - - - -" - - - '' S'S- 2 1 * + • •'•.:. ı\k\kui 143 . Osman Bayramlu Çubuğa(M) Sâliheddm(M) Murad Gündoğmuş (M) Harı (M) Ilyas Köse (M) Afifi fil il. 1 70 150 İ 80 70 160 170 - 400 200 250 - 6 4 - - - - - 1 :.XV-XVl. t:*.400 2.I - - 2. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Kürt •} KÎıM lshak Manastır Oynıkavak Çukurviraa Ovacık Oği akala ııı Kabaaüaç Fil ÜS i 26 Kilv Rteoglu (M) Şeyh .. "4. '• 1 |1 / t •- (M.200 500 300 450 400 250 250 10 7 -.

93'E GÖRE 1457'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK İskan Yeri fCâfırviranı Çiftlik Kanıca Ahmcd Nuh Yurtbegi Küçük Yusuf 3ıyık oğlu Çakır il Masan Bmür Yenice Dügüııcüoğlu Kava ak Kara Halil Yayla Yurtbegi Kürt Süleyman Kara Bayczkl Sâlıib Mihnıadbegoğlu Sarıcakavak 18 Çiiitlik 6 6 6 4 6 7 4 4 4 6 fi 4 5 5 6 MİLsolll'lli Yanın k Mu- Pir. - - 1 i - - - - - - - 2 . NAHİYE-İ ULUGOBEK Tulluca Emekse Dümerek Sivasî A Koy Yunus Çubuğa Bıyıklu Kara Yahşi Cıngılojlhı 5'ÇiflIik • fi 5 7 1 1 1 I 4 5 4 6 4 19 - - 23 NAHİYE-İ BANAZ Kuzviran Gökkaya Doğan Barınak Ilyas 3 8 1 1 2 7 - - .TD-0. Malûl UÎY«e Göçürdük Göçeri Kızılhisar A.Turan Gökçe MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ r MC.vşar Y'urtbegi Kürt Balıalanı Yi re piren Saray 10 Köy 5 7 5 95 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 I 1 1 1 18 5 4 5 3 5 5 3 3 3 5 4 3 4 4 5 4 6 4 75 Durbe IKI .Yltıb.

.....TD-0. ' 400 300 300 200 500 200 300 250 200 600 200 400 600 100 i.-.. .SKı 7 10 ne - 1 1 6 9 5 7 S 7 9 9 6 5 1 1 1 1 1 1 1 1 2 1 1 1 1 - - - - 1 1 - 1 1 1 1 1 1 5 4 8 7 7 5 5 5 8 6 1 1 1 2 1 7 1 - - - - 9 9 8 6 6 7 10 7 2 1 1 1 1 - 1 1 1 1 1 - 150 20".:.• 1 ..-:-L 145 .... 5 6 7 3 1 1 1 1 1 1 1 9 Kayıeık 4 5 44 • 2 4 5 6 2 3 4 - - - - 6-Köy.C i l t l i k 35 7 - - n MC. .. 3 .XV-XVI.:. 0 .:.72'YE GÖRE 1489'DA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İUŞAK İskan Yeri Cinlik Karaca Alımed Nuh Yurıbegi Küçük Yusuf 3ıyık oğlu Çakn İt Hasan Emür Yenice 3ügüncüoğlu Kavauk Kara Halil Yayla Yurtbegi Kürl Süleyman Kara Bayezid Sasa Mihmadbegoğlu Sancakavak Kara Yahşi Kesmik ve Dûndur 20 ÇifUik Hâsıl Nı-- Müsellem nıak 5 7 5 S 4 6 6 6 8 S Vii- Mii- Mııliiisüil Malûl bÎTâ- üer.-r-L. . ..Diğtr Münk' Gâib Muh. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Çukurviran Çorumpınar Dumlupınar Gögüoğlu Bâlibeg Güçlü Hüseyin Dursun Çubuğa Gazi Elvan Bekû" Fakih . bi'iıtl - Kâfirviraıu CJÖÇCI" Cızı] hisar ^vşar Yuribcpi Kür! 3 £i halanı Yiregiren S ar av Jümerek Yavı UKöy. . 123 7-:- _ • _. .

• .55âNAHIVE-İBANAZ Kuzviran Gökkaya Çukurviran Çoruinpmar Doğan Barınak llyas Gögüoğlu Bâlibe» Güçlü Hüseyin Dursun* Çubuğa Yolma Boladoğlu Harman A1İ Gazi Elvan Bekir Fakih 13:Çittak.•-. • • • • : :.Turan Gökçe NAHİYE! ULUGOBEK Dutluca Emckse Sivâsî Yunus Çubuğa Bıvıklu Cinmloöhı 100 100 100 250 7 6 8 6 1 1 1 1 6 5 6 ..: • : .. Gâib Atik Mîiı-dc Atik Cedit! 4 4 4 6 1 3 2 3 4 4 1 FCâfîrviranı 3öçürdük Saraca Alımed Nuh Yurtbeiit •Cücük Yusuf Bıyık oğlu Çakır 11 Hasan ümür İSO 100 150 150 250 110 160 350 190 150 250 270 22(1 281) 26 22 İS 17 21 14 20 1 1 1 1 1 ] 1 12 11+2* >i+4 6+1 5+1 10 5 13 - 9 9 S 9 8 6 1 T - 1 - - - - 1 4 5 .5İ.- Dumlupınar • " • • : : 6 6 4 4 9 6 3 7 6 .bi'iı ger İskan Yeri Çiftlik d iûl l>îv Mu Sn s h. : • ••••• TI T BOA.. :>44 • _ : • : • : • ... : .-.: : • : : > : « : : .> * 1 _ _ - _ 2 4 3 9 _ îffcaiftUfc.s 146 . .:: 1 1 1 I i 1 - 5 5 3 3 5 3 7 - : .aa..TD-103'E GÖRE 1S2O'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİVE-İUŞAK Hâsıl nilm f'cıv» selküt! mali Bettor- Mfl.. • : : : - - - - - - - - - - - - - - - - - - 1 2 1 2 3 - 1 3 - - - - Kayıcık 1 - 5 - - - - - - - - - - - 9 : 4 • •6 Köy..

... +23.580 500 2K0 1 Jv>! 1 14 20 18 13 1 I 1 i 1 9 10 S 7 4 9 7+2 8+1 HH-I - - - - - 1 4 4 6 4 1 S 2 7 .. 5 6+1 9+1 1 2 1 - - 1 ^ 4 1 4 - 3 6 2sn 30(1 1 - 4 10 250 550 154 60 ıı 4.1 2 330 100 15') 1 -45() 200 2'JO 22 23 25 17 15ü 7 10 10 6 57 .) 150 300 281) 350 300 370 430 ıe 13 12 T") 1 1 7 .. ...l&.vşar Yurlbe^i Kürt 3alıalam Yiıreairun 5:ıray Yenice.1 10 IS 9 22+3 27+5 8+1 13+] 1S+4 13+1 6 1 7 5 7 200 1 1 Yavi 200 no 100 Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlanbegi soo 1Ü0 54 22 25 36 30 1 1 1 1 17 19 12 10 13 14 1 1 - - 2 4 4 S 9 6 7 8 2 11 3 - 520 450 1 1 4 147 .180 500 425 55(! 17 17 24 27 4'JIS I 1 1 1 5 - - 1 İd - 10 16S 13+2 1*5 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Göçeri Cmlhisar A...4 yo • • 350 mı . ıs - 4 NAHIYE-I ULUGOBEK Dutluca Emekse Dünıerck Yunus Çubuğa Bıyık! u Kara Yahşi CmtMİojUıı S OKl'k 300 350 250 430 1150 1.1 S 2 7 3 8 44 2 + 11 5 • S NAHIYE-I YAVl Ya^lupmar Süleyman şah Mûsâoğlu Gtizeloğlu ve Göçbejîi Çullu Tipi narı 600 400 100 700 450 170 550 220 800 500 170 IÖ0 23 23 31 24 44 1 1 1 10 15 12 13 3+3 (1 ! 1 1 - 1 1 6 .İ2J .. \ 7 <ı() • ı su • 10 Köy.£U$k.ı 8 7 5+1 11 + 2 12+2 10+2 H+-İ •) 1 1 2 2 - - 1 1 ] 1 3 9 S 1 5 4 1 1 1 1 1 1 5 7 - 3 4 .S 6 1 4 . ..İ NAHÎYE-TBANAZ Kuzviran Gökkaya Çukur viran Çoru rapınar Durulup ınar Kayıcık 6 Köy Doğan Barınak İlyas Göğü oğlu Bâlibeji Güçlü Hüseyin Dursun G3zi lîlvan « Çildik 150 190 180 20'.u:a kavak İSO 300 400 250 350 450 390 35(1 350 600 31 19 27 13 36 27 28 1 1 1 1 1 1 1 13 7 >) 10 13 9 ı > 7 9 11 15 '3+2 12+4 -j 2 - - - 1 1 - 4 4 3 7 9 3 300 200 20+1 15+2 14+?. düğüncü oğlu Cavacık Kara Halil Yayla Yurlbcgi İürt Süleyman Cara Bavezid Sâhib İVUlunaılbegoğlu San..XV-XVI.. .1 1 23 ''• 10 •u 1 1 1 - 1 6 ?A 3 Koy 5 2Î.

1 !4 s 1 5 - 3 6 5 7 3 1 - 2 1 - 1 - 2 2 4 y 4 2 10 1 280 250 i 1 K 9 14 - 350 390 350 350 600 380 50(1 425 550 .K ö y :•:-.1 1 7 148 .•.- Mli- YıLma!< Nâ- VI.21 2 • 5 5 7 11 3 4 4 10 - - - I 2 1 s 1 .•2-:.•..•. ^ - ..ı 11 û 3 - 1 - Kâlirvİranı Göçütdük 3 üçeri Kızılhisar A.- Nuh Yunbesi Küçük Yusuf Bıvık oplıı Çakır İl Masan imiir Yenice Düğüncü oğlu Kavatık Kara Halil Yunhegi Yayla Kürt Süleyman Kara Bayezid Sim 170 150 150 110 160 150 300 400 300 250 200 300 250 130 250 250 270 22! 27 16 İS 26 10 14 25 1 1 1 1 1 1 15 7 7 8 7 7 15 2 2 - 1 1 3 1 ... 550 154 600 11 28 70 27 19 26 34 2 fi 1 1 1 1 1 13 14 10 17 34 12 10 14 1 I 2 1 • - 9 3S 13 8 M İ fi 11 - 1 1 2 1 .TD-242'YE GÖRE 1545'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK HıMa101 Muti ân e K J I ' J Q Ahmed 150 100 350 3:i 1 ]•> IV IIİİsıİ İskan Yeri ÇifÜik nüm Nı.. .1 6 7 1 13 12 5 ') <) ••yi-* 5 3 .. .- NAHIYE-I ULUGOBEK Dutluca Eraeksc Yunus Çubuğa Bıyık] ıı 300 300 250 350 350 3S0 10 İS 11 1 6 3 6 1 1 - 4 2 3 - 1 1 10 S 2 1 .:23ü.4i>0 350 43 28 1 1 22 10 17+1 13+3 2 - 1 - s 4 13 8 500 450 İSO 5.iş . . 0 61 *+.. fi 5LI l'J 1 1 12 17 196 14+] 23+5 1 2 - - 1 4 46 46"' 2 10 14 210 ..-93.. . 25 30 1 1 1 Nlilımaıibeg-oğlu Sum fa kavuk m-ÇİTtUb: : . 2 u • 13 . .=mücerred BOA." 5 2 1 .+23 .» ' -465 .vşar Yurtbegi Kürt 3a halanı Yiretiiren 5arn v İ O : .•-..Turan Gökçe Eİacı Müsleeab Yayaoğlu Kmgi ve Kazancı Mahmııd rlurşid ve Gökçe Murad Gedik T Köy [7Çıftiîk 250 700 200 300 90 4.*.•S7İ stl- r e si de h a s - ^C M (irde Atik reci id Alık Codid ı.

70 İÜ 1 s 13 S G 1 _"l 200 290 2. 27 NAHİYE-İ BANAZ Kuzviraıı Gökkaya Çukurviran Çonımpmar Dumlupıııar Dursun Doğan Barnıak İİyas Göğü oğlu Bâlilıcjî GLIÇİU Hüseyin 150 190 İSO 300 2S0 11 11 B 23 26 1 1 6 2 3 8 2 1 1 4 - 3 8 7 :ı 4 5 2 2 3 350 300 370 •460 1 1 1 \T~ 7 11 200 270 3 d 11 3 1 9 - m - - - 8 3 1 i ...-Ş:l.XV-XV1.•. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilât) Kanı Yahşi Cıııgıloğlu . • .7.eloğlu Çullu Itpınarı Bscıılî Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlaııboei Hacı Müsticah Yayaoğlu Emgi ve Kazancı Malınıud Ilurşid ve Gökco Murad Gedik L...49 .1 2 1 1 3 I 1 1 1 2 7 1 ! 3 4 6 5 S 170 550 220 31 33 72 62 46 \\) 1 1 1 1 1 1 1 1 I 2 1 12 39 34 24 S 23 l'J 18 7 ! 2 1 2 1 4 1 S 13 son 50 U 7 17 S 10 5 7 3 170 ICO 450 Yavİ 51 41 36 26 25 21 15 14 2 2 - - 1 8 'î 1 6 .Küy.' 71 26 3 3D H~ NAH1YE-IYAVI Yağlupınar Sü ley mandal) Mûsâoğlu Gö/. fi A 40 300 450 180 60li 400 !0[i 700 130 12(1 fiOO 100 100 500 200 70(1 700 400 17 21 I 1 11 15 20 19 30 27 İS y . 1 1 12 15 •... 11 1 1 1 1 1 8 4 S 2 2 41 128 n s.JJÇiiilik 430 160 500 2H0 20 22 ::-.-.-.. 1 7 O W i k •.Siv- ri 4 ...1 111 Gazi Ka vıcık 6 Köy Elvan SÇitllık " 460 100 150 1. m 7 . 1. ...20 1 1 - - 5 7 Dinilerek 3 Köy.1 250 500 17 12 1 " 5 24 4S 1 1 15 29 5 14 1 3 3 - 3 2 3 fi 5 7 12 527 M i J8 7S 120 1.

: NAHIYE-I BANAZ Kuzvicaiı Gokkaya Çukur viran Çoru m pınar Dumlupınar Doğan Bamıak Ilyas Gögîioğlıı BSlibeg Güçlü Hüseyin Durdun 150 150 150 150 150 150 200 200 200 200 200 200 14 7 17 \3 19 10 1 1 1 1 1 1 9 6 10 9 12 '1 4 3 - 6 6 1 1 - 5 2 2 j 4 7 3 15 .Ma..Mıı.. 245' NAHIYE-IULUGOBEK Tutluca Emck. im. .i'ivnîüîdf iî! s. '••MŞ9y.Turan Gökçe V BOA.11 11 11 1 1 1 13 10 7 7 18 7 7 11 12 11 - - 4 - 1 - - I 1 - 10 14 10 11 12 5 8 15 9 18 4 17 29 1.><jki Aiik Cttlkl 3 6 - •tanıca Ahmet! Kâfîrvİranı Nuh Yurtbegi Küçük Yusuf 3ıvık oğlu Çakır it Hasan ümür Y I nice L)Ü göncü oğlu i^avacık Kara Halil Yurtbegi Yavla K.27..'.. .sc Dümerek Yunus Çubuğa Bıvıklu Kara Yahşi Cıngıloğlıı 150 150 150 150 150 200 200 200 200 200 S 11 10 15 12 1 1 1 1 1 7 10 7 11 11 •?Mk 2 3 - - - 4 3 7 7 10 2 14 6 10 12 1 2 iÜ-::.1 Göçür dük 3öçeri ECızılhİsar Avşar Yurtlıegi Kürt Bal lalanı Yirepiien Saray 10 Köy 200 550 250 220 250 250 200 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 18 1 - 1 1 1 •) 5 7 2 9 10 1 3 3 4 4 10 6 7 5 8 4 - 4 19 9 11 10+1 - 1 - - 52 26 20 17 18 18 335 10 12 40 13 11 11 11 11 222 - - 6 4 1 1 1 1 - 6 6 Ü4+İ 1 - - - 5 1 7 15 23 16 ?. .2K0 s 17 - Ur.1 6 7 150 .) W) 4.s. M*.ün Süleyman Kara Bayezid Sâsa Milimadbcgoğlıı Sarucakuvak İS Çiftlik 150 100 150 150 250 110 150 150 150 150 150 150 450 150 150 150 100 150 350 190 200 7 350 220 200 250 200 200 200 14 Iö S 10 19 9 9 16 19 .TD-328'E GÖRE 1560'DA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK DRııüm [•lâ-ul Vffcn'iı İskitn Yeri Çiftlik Müwlk'm Yumak Nâ.jt-iid er lûl Vtulı sıl l>î. ıı e Gâıb Mürtie Atik.

Yiizyıllaıria Uşak Kazcisı Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Kıı vıcık 6 Köy .3.MitYamak resitk' İİISSll İtil CIHİ «e er Muiı Gûil) Mttrdt Div ı-ııc i ara ta Ahmed Kııh YurtbcgL Küçük Yusuf 3ıyik oğlu Çakır İt HîiNan 150 35U Atik .1(1 200 150 100 300 220 200 170 200 220 S00 200 15 13 14 22 32 42 1 1 1 1 1 1 1 10 12 11 13 24 4 1 - - - - - - - s 7 7 S 7 2 A M 1" 11 IX 1 - 2 2 1 1 - 3 4 12 4 19 14 7 49 2 1 - 17 S İd 170 400 22 20 21 1 ] 2 1 1 - 150 250 150 200 150 200 15 21 1 1 9 13 11 s '1 2 - 4 17 12 27 28 7 2S 11 15 7 13 1 1 150 200 2.. 9 26 27 1 1 9 11 23 7 7 - - 14 10 11 12 13 3 4 - 1 - 1 1 1 24 21 1 4 1 1 - - .7-6 17.7 .1 S 2 10 9 18 151 .XV-XVI. - .11.1.Î0 20 1 1 13 35 27 2:y 6 6 67 ! 2 3 7 KİK 11 26 14 i 4 !8 W BOA.HI 200 300 . : .. 61. NAHIYE-IYAVİ Yağlupınar Süleymanşah MCısâoglu Güzeloglu Çullu Tipi narı Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan OglanbeRİ Hacı Mîisleoalı Yayaoğlu Eragi ve Kazancı Mahnıud Hurşid ve Gökçe Murad Gedik 1 ..Yditl Atik i') - fCâfırviranı Göçürdük 100 150 150 150 110 150 150 150 iyo 200 250 350 220 200 200 200 ıs 2(5 15 17 1 1 14 14 3 - 10+1* 5 3+1 10 1 - 1 1 Kızı İh isar Enıür 3ügü neti oğlu üavacık 34 { . : • % • .Köy • 17. Gazi Elvan Ş Çiftlik 100 15(1 200 2 0 fi 23 1 1 13 8 7 2 - 1 12 • HfS - 7 12 8 S ..'İ.TD-511'E GÖRE 1571'0E UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-FUŞAK Dünüm Hâsı! Nı-ftTlMl MiiSPI- Iskan Veri çiftlik k'in..QAUk 150 150 100 150 1.. Nâ.

IO S 15 14 25 29 üt 1 1 1 1 1 5 7 10 12 12 13 5') 4 1 12 9+1 2ft.v-jar Yurihegi Kürt Baha lam Yiro.VU 1.:.l - - - - 1 1 - 2 14 0 10 12 44 4 3 3 m NAHIYE-I BANAZ Kuzviran Cîökkaya Çukurviran Çoru m pınar Dumktpmar Is.:: 1 •4 NÂHİYE-İ ULÜGÖBEK Dutluca Enıekse Dümeıek :3"Küy Yunus Çubuğa Bıvıklu Kara Yalısı Cıngıloğlu f> ciniifc 15(1 150 150 150 150 20Û 200 200 200 200 l. Kara Halil Yurıbcjy Yayla Kürt Süleyman Kant Bayezki Sâhib Mİlunadlıegoğlu S anıca kavak IS.1.1 15 :ı A - 5 - 7 12 61 4 4 7 1 1 S 23 NAHIYE-I YAVI Yağlupmar Sülevmanşah M üs â oğlu Yörükoğlu Çullu İtpınarı IİSNM1İİ 15n 150 100 150 130 20U Yavi Kirlü Halil Kırık Masan Oğlan Lıegi Hacı Müstecab 15ü 100 300 150 500 220 200 170 200 220 300 200 170 400 200 500 IS İS 23 27 34 5'J 30 17 51 23 29 1 1 1 I 1 1 1 1 1 ! 1 14 13 15 15 22 37 19 11 32 Ifi 20 3 4 fi+l 10+1 - - - - - 2 [g+i - 10 1 5 18 6 6 - 12 4 19 14 47 27 2S 7 28 22 15 1 2 1 S 13 6 7 3 7 S 152 .Turan Gökçe Göçeri A. :.avn. 150 150 150 450 150 150 150 !00 151} 250 200 200 550 250 220 250 250 200 -i.11 1 3 73 .f'.niren Saray Yenice.ik 6Kn\ Doğan Yarık İlyas Göğü oğlu Bâlibei! Güçlü Hüseyin Dursun Gfızî Elvan 8 Çiftlik 150 150 150 150 150 150 100 150 1.(4. 10 Köy. 5 Sı) 24 18 IS 69 48 36 29 31 3S I 1 1 1 1 1 1 1 I İM 14 12 15 41 19 15 21 17 19 8+1 - 4 25+1 1 1 - :«ı 20 1 - 1 - - - 7 13 lû+1 - - 15 4 17 27 13 7 15 23 15 242 4 2 12 S .V+5:.1li 200 200 200 200 200 2(10 10 17 28 İS 200 290 33 12 21 12 15i 1 1 1 1 1 1 I 1 9 11 20 13 14 11 16 11 Î'D 5 7 4 12+1 - - - - 4 7 .

I» Yeri Çifllik Dünüm na«ı [öven Mil3Cİ- Yumak loııı Moreşide ıaSsıl S: MaIEll Divâne )t-rh Dicıvd ğer Muh Câi lı Mik l. lS..Vıhıl Miinle A ilk Cedld .mı Y ire ı.::. 150 İ00 350 190 200 250 350 250 25(ı 2H0 200 200 200 550 250 220 250 250 200 25 28 1 1 1 1 1 1 1 1 ] 13 13 11 12 10 9 ') 13 21 20 1! 12 41 21 13 14 13 15 11 12 S 5 10 3 - - 2 150 İSO 17 İS 3 3 4 2 4 16 7 7 9 6 5 8 9 10 7 7 21 11 250 110 150 150 i 50 150 150 150 400 150 150 !50 100 15D 32 11 11 20 32 26 17 20 66 49 25 26 26 31 1 1 - 1 .TD-589'A GÖRE 1580'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İUŞAK TS1I.!'i 1 J .XV-XVI.. - - - il 29 5 7 - 5f":0 'Î. • - 1 6 7 5 4 6 23 23 11 10 H 12 - 3 1 • 1 1 1 1 1 1 1 1 1 - 1 1 4 1 1 2 12 ..-102.ıs 230 .1 - 11 - 17 12 S 14 - 1 3 İD 4J&J .- ıs Mi +7 1 2 71 - vn BOA..SKO 4 3'. .."1 daraca Ahmeıl Câ lir viranı Suh Yunbe. 4 61 190 NAHIYE-IULUGOBEK Dul kıça Emekse Yunus Çuhuğa Bıvıklıı 150 150 150 200 200 200 14 16 İ4 1 1 1 11 14 13 2 1 - - - • - 4 4 - - - - 7 4 - - 153 .Cİfllİt.ei GöçÜRİük £üçiik Yusuf Bıyık oğlu Çakır İl Hasan îmiir Göçeri Kızılhisar 'Vvşar Yurt beni <ün 3alıal. Yenice D ü ş ü n t ü oğlu Kavacik Kara Halil Yuıılıeııi Yayla Kün Süleyman Kara Bayezid Sahih Mihmadlıegoğkı SariK-akavak .-T :.:•••. i ren Mirav 10'Köy •. . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Yayaoğlu Emgi vo Kazancı Mahmud Ihırşkl ve üökce Muratl Gedik Gökçe Munul 1 Köy 17 Çiftlik 150 2U0 17 1 11 - - İS 3 1511 200 220 31lf) 33 4'J 26 454 1 1 15 26 21 2S7 17 2Ü* 2..480.

00 fi 22 24 'Ki I 1 13 7 6 1 1 i - . .too 2. • - .270 200 200 200 200 ıs 21 200 200 200 290 2 UD 15 14 23 15 25 17 19 1 1 1 1 1 1 ! 1 1 16 14 12 10 11 12 14 10 12 1 .4Ş' 1 -ö-Köy. 154 .l3 -\ Ki 5 3kuj 5 Çildik 750 5 (')? 16 1 NAHİYE-IBANAZ Kuzvirau Gokkaya Çukur vi [an Çorumpınar Dumlupınar Doğan Bamıak Ilyas Göğü oğlu Bâlibcf! Güçlü Hüseyin Dursun Gazi Blvaıı Bekir İçkili •Q ...fı3ü 13 1 14K "1 K ö y • • • - - •58.: .1 1 4 7 2 1 4 4 7 7 2 3 - - - 10 2 9 4 l'l 1 1 2 - 5 S S n - Kayıcık •A. ---- •: : - NAHİYE-IYAVI Yağlıı pınar Sülevmanşah Mûsâoğlu Güz el oğlu ÇUÜLI 150 150 100 Yavi Tip man Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlan begi Hacı Miistcoab Yayaoğlıı Emgi ve Kazancı Mhhmucl THırşid ve Gökcc Murad Cietîik Cîökcc Murad 17 Çiftlik 150 130 200 150 100 300 150 250 150 220 200 170 200 220 800 25 20 24 28 Sİ 1 1 1 1 1 ] 200 170 400 62 34 19 36 1 1 1 1 1 1 16 12 lû 15 47 37 23 12 33 17 24 12 8 7 7 11 33 24 10 4 2 4 10 - - - - - 1 I 5 3 5 6 1 3 4 e n 13 20 10 4 17 7 4 5 1 2 - ^ 200 250 200 22 35 21 r > a :ı 150 200 220 3Û0 500 22 45 15 •im 1 1 1 15 15 31 13 323 6 - - - - 5 7 11 12 S . 148 s 99 .Turan Gökçe 1 Kara Yahşi \ D\m>a-*V \ 150 ISO 200 200 1. 20 /.. 39. 490. 150 150 150 150 150 150 100 150 1211 t .Çiftlik:.

132 2. :o 1.5S.600 7 2.TD-158'E GÖRE UŞAK KAZASI MENSÛH MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ .600 17 3.299 2.-.000 1.533 4.7 .28' 20 [0 21 "14 - - - - - 3 âlî al anı - - 1 - Î. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı TKGM.516 19 24 31 5İ J. .ö 18 21 2U 25 . : : • .000 .'J98 2.38-1 3.832 42 3.T - 1 - - - - - - - - - t î 650 715 7K) 650 3.000 •10 1.933 3. 83.332 26 4.")1İ Scııııâk MÜ ÜT İ.-283 ıs.327 11 J 2.200 13-.700 2.39. .'sipahi rwl zade naııı İ1HSsil e vs.XV-XVI.ii'ik Hasan Gedik Çullu Vayaoğlu Emgi ve Kırağı Mahmud Bsenli - 30 30 58 15 n s - - - - - - Saray Vurbepi Yircgiren Göçünlük Küıt Câfırvıranı barlık "jökceüzü <iKilKis.984 3.400 3. Diğer Yol he JI i Saray Yol be I.380 6.Mıı.yyulŞeril' şevh 1 1 1 2 i 1 2 3 1 1 2 1 İl* )ÎV. i ^ihmiidbegoğlu Iacı Müstecab ip inan Yağlupıtıarı Güzeloçlıı OğlaııLıegi lurşid ve Gökçe Muratl 150 100 250 150 150 150 150 150 100 100 300 200 200 150 150 150 400 150 150 110 250 150 100 150 150 80 100 150 300 :o4 150 150 2. 2.656 2.&&.244. • vin : \ Mu-U'ıl So. 21 • 11 13 18 20 8 4 11 4 15 4 25 16 26 8 19 17 37 9 4 7 7 4 19 S 6 7 17 15 9 13 9 6 10 12 27 5 11 8 12 10 12 5 3 12 30 4 7 9 18 11 2 2 5 2 16 5 3 6 10 3 S 5 4 1 1 1 - • - 2 2 1 - - 2 1 1 1 2 2 2 1 1 i 1 2 1 1 3 2 4 1 - Yavı Sükvmaıışalı vlösâoğlu Zirlü Halil s.s-.406 3.500 20.. 155 . • .::::: İskân Yeri Çirilik Ditnllm Hâsıl .100 3.ır jüçcrı Siirueakavak Yayla 3 asa imür l Hasan 3ıvıkoglu Çakır <üçük Yusuf <ürl Sük'yınai] N'uh Türbesi Kanıcaahıned Aslılıatı Beşiroğlu 3ügimaloğlu kavacık Yenice Karabayeziıî Kanı l-Iiilil 34-Çîölik 3.KKA.215 1 1 1 1 .Ş Köy 5. : : • : .020 16 615 • a 3.200 9 1..

3. • • 1 J 158 .150 2.059 2.i'.Köy U.60O 2.'M4 1 3 BANAZ Gokkaya Duınlııpuiür Kuz vira ıı Kavıcık HcıtZLim|jjjıai Çukurviran (5 -Köy .506 2.n CuîRİioğlıı 8 Çiftlik 150 150 150 150 100 150 150 150 1.664 1.600 19.::Kaz3':!röjİ!iL:': Barmak îlvas Güçlü Hüseyin Dursun Doğan GÛ2Î Elvan Balibe.: • 21 " 6 .79S 2.440 2.452 2.Turan Gökçe ULUGOBEK Dutluca üıııekstı Dü inere k Yunus pulluya Bıvıklu Cıngıloğlıı Kara Yahşi SÇİIdik i 50 150 150 159 150 759 2 3 2 3 194 100 yııo 4110 14 14 14 12 9 9 8 II) 4fc 2 4 4 4 !9 - - - 2 T5M m 15 7(3 1 4 ! 5 1 2 Î. 1419 17 8 • 15! P I? 2 10 9 S 9 6 12 60 5•5 5 3 1 4 < ) 2 2 2 'S - - - - - - - - - 2 2 - - - - - - 3 1 ] 2 I - 1 ! 4 / .719 ı i7.1.

XV-XVL Yüzyıltanîa b'şak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı \ XV-XVI.* ^ r . YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE VE MÜSELLEM KÖYLERİ İŞARETLER © Pıyaüe NJ/uveMo-kf ı Q] Müsdluııı Nalım1 Merkep • PıvJüe Kdyu • Müwltem Kovu . 1 : 5 M I H C IM1 157 .\|cırsu!ıır t N ÖLÇEK .

TDl'. ve ayrıca yazdığı birçok mektupta başarısızlığım gizlemeğe gayret maksadıyla tahammül edilemeyecek sözler söylemekte olduğu ve Çapanoğullannı rakib kabul ederek ya Çapanoğlunu idam edersiniz ya da ben fecrine gidip izale ederim dediğinden bahisle. s.m. C. Daha sonra Kırım Seraskerliğine getirilmesi Aynı bölgede bulunan Çapan Oğhı Mustafa Bey"in de kıskaçlığına sebep oldu. Hacı Ali Paşa'dan din ve devlete bir fayda olur niyetiyle. Özcan Mert "Caııikli ilacı Ali Paşa Ailesi'. Dr. Dersaadet 1309. izmir 2000. Bu sebepler ile. 151-İ54. hâkim oldukları coğrafyaya bir anlamda sıkıştırılmışlar idi. kendisinin Kırım seraskeri tayin edildiği fakal O. s. 548. Çapanoğulları tarafında yer almıştır.\ soıua. Zaten o tarihe kadar Caııikli Hacı Ali Paşa ailesine bölgede verilen görevler ile. Bemard Levis. Dersaadet 1309. ss 159-182. Caniklioğulları ile Çapanoğullan arasında vuku bulan bu kavgalar sürecinde devlet. Tarih-i Cevdet.g. a. E. II. . III. C.m. Çapan oğullan. Hacı Ali Paşa'nın Kırım seferine çıkması ve oradan eli boş dönmesi.. V"H% d<s babasmuA &timûmd<M. yazdığı mektuplarında kendi kabahatlerini kapatmaya matuf ifadeler kullanması da merkezi idareyi rahatsız etmiş idi. Mehtısinii'l-âsâr ve Hahâikil'l-Ahbâr. Bir de üstüne Ali Paşa'nın. 548. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü. on sekiz yaşındaki oğlu Mikdad'a da aynı rütbe verildiği gibi. C. vezirlik rütbesi ihsan olunmuştur. tekrar Canik'e dönmüştür. 1772 senesinde Amasya sancağı kendisine malikâne olarak verilen Ali PaşaTya. VE. 1768'de Osmanlı Rus harbine katılmış ve 1769 senesinde Hotin tarafına gönderilmiştir. Eylül 177ıJ"da İstanbul'dan Çapanoğlu Mustafa Bey'e gönderilen bir fermanda. CAJNÎK MUHASSILI VEZİR ELHAC ALİ PAŞA'NIN 1779 TARİHLİ MUHALLEFÂT DEFTERLERİ Cahit TELCİ* Canik ınuhassıh Ali Paşa1. Mehmed Süreyya. Ahmed Cevdet. ÎA. Yay. İstanbul 1978» s. Ahmed Vasıf Efendi. Mücteba İlgürel. derya mevsimi geçtikten sonra Kırım tarafına gidip başarı sağlayamadan eli boğ döndüğü. onunla beraber 1741 senesinde. Özcan Meri. Ü. Daha sonra Canik tarafına gelmiştir. Dcrgâh-ı Ali kapucı başı hır mdan Fatsalı Ahmed Ağa'nın oğlu olarak 113? (1720-21) senesinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Sicill-i üsınânî. s. devleti hoşnut etmemişti. 145. Ankara'ya sürtümüş. "Djamklı Hadjdji Ali Pasclıa" E12. Babasının bölgede yapuğı zulümier yüzünden. kendisine vezârel ihsan olunduğu ve şimdiye kadar hiç kimse için uygulanmadığı halde.. 151. 277.

servetine el koyabilmek maksadıyla adı zengine çıkmış bazı kişiler7 muhtelif sebeplerle devlet yönetiminden uzaklaştırılarak cezalandırılmakta ve mallarına da el konulmakta idi*. îsmail Hakkı Uzunçarşıh "Çaptın Oğulları" TTICBelleten.m. İstanbul 1978. Yüzyıl Türkiye. Vâsıf. Kdremid ayanı Mürid-zâde Mehmet! Ağa'nm. Bunun üzerine devlet firarilerin unvanlarını geri alarak mallarını da müsadere etmiş idi". D'Ohsson. s.3. muhallefâtı zabtedilecek olan kişinin emval ve eşyası ile alacakları ve borçlarının görevlendirilen memurlar vasıtasıyla mahallinde sayılarak defterlere geçirilmesi işlemi ile başlamaktadır. Zerinin Yüksel (ty). Hafız Hüseyin Ayvansaratî. Muhallefât ve Müsadere: Osmanlı yönetimi başından beri muhtelif sebeplerle devlet yönetiminden uzaklaştırılan ldşilcrin geride bıraktıklan menkul ve gayrı menkullerini zaptetmekte idi. Muhallcfâlın kaydedildiği mufassal 3 4 5 6 7 8 BOA.49697. muharebeye girişmemiş ve Bafra'daki kendi konağını yakmış. zerre kadar kabahati yok iken sadece " servet-i bisyârına tama" en şehid" edilerek muhalleîatmm aimmasmı tenkid eder (s. sfıistimîU edilmiştir'" ifadesiyle anlatır bkz: " Müsadere'' İslam Ansiklopedisi. mâlî bir Icdbir İmline getirilmek sureti ile. Yine hemen aynı dönemin bir ıslahatçısı olan Penah Efendi de "Nizam her ne güne olur ise kati ve nefy ve müsadere İle mutlak olmaz san 'at ile olur" demek suretiyle bu uygulamayı kınar. Cavid Baysan.x. İA .204) 16Û .MD. XVTIT.S. yanma maiyeti ve 4 hazinelerinin bir kısım ile oğlu Battal Hüseyin'i de alarak Kının tarafına firar etmiştir . İstanbul'a getirilmesi istenilen eşya ile mahallinde.223. Mahallinde satılan eşya ve satış fi atları daha sonra ayrıca bir deftere kaydedilir ve yine İstanbul'a gönderilerek hazineye giren ya da İstanbul'da satılanlar da ayrıca defterlere kaydedilirlerdi.1X. 278. Böylece. 18. 659-673. Türklerin şeîıîr dışında büyük yazlık malikâneler yapmıyor olduklarını ifade ederken bunun sebebini kişinin zenginliğinin ortaya yıkması tehlikesi olarak ifade eder. Bunun üzerine Mustafa Bey birkaç bin kişilik kuvvetle hareket ederek Bafra tarafına yönelmiş. Daha sonra bu defterler merkeze getirilerek. çcv. Kitabın bu çevirisi hakkındaki tenkiti için. Aziz Berktir "Mora ihtilali Tarihçesi veya Penah Elendi Mecmuası 1769'" Tarih Vesikaları. Daha sonra afv edilerek yeniden vezâret payesi verilen Ali Paşa. Keınel Beydilli 'İgnatius Mouradgea D1 Ohsson" T. s. C.IL S. 162.37. 157. maliyede meydana gelen sıkıntılara da bir çare olarak addedilmiştir. XXXVIII /15Ü.V. yüzyıl müsadere işlemini "hazine müzayakasına karşı. Fahri Çetin Derin. s. Vefâyât-ı Selâtin ve Meşâhir-i Rical Haz. yerli rayiçten satılması istenilenler işaretlenir. Hacı Ali Paşa'nm az miktardaki öncü kuvvellcriıü bozmuştur. VHI. Hacı Ali Paşa'nın asıl kuvvetleri Mustafa Bey'in askerlerinden fazla olduğu halde O.Cahil Telci bu asinin yakalanarak idam olması ve başının İstanbul'a gönderilmesi Mustafa Bey'den 3 islenmektedir .158: Aşağıda 10 numaralı dipnotla gösterilen eserinde Ata. 15 Şaban 1199 ( 23 Haziran 1785 ) tarihinde Erzurum'da ölmüş ve orada defn edilmiştir15. Ancak bu işlem XVHX Yüzyılla beraber. Müsadere işlemi. 8.sinde Örf ve Adetler.D.

Cam'kMııhassüt Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli hfııhallefât Defterleri deflerler ile bu füruht defterlerindeki mallar ve de şayet. 41-78. 15 BOAD. S. 161 . işlemin önemli noktalarından idi. bizim D 1 olarak kısalttığımız defter içermektedir11. Metinden ve aşağıda verdiğimiz tablolardan da anlaşılacağı üzere.BŞMMHF. Ali Paşa kaçarken konağım yakarak kaçlığı için bu yangın mahalli de ahali yardımıyla kazılarak. C. 13694. özellikle hayvanat ve zahirenin önemli bir kısmını yağma hımıştır. muhaliefatı zabt ile görevlendirilen kişinin. Ali Paşa'nın Muhalld'âtı Ali Paşa'nm 1779 senesinde Kırım tarafına kaçmasından sonra. 13 BOA. Zaman zaman bu konuda problemlerin ortaya çıktığı. 14 BOA. Bizim tcsbil edebildiğimiz kadarıyla toplam üç defter halinde müsadere edilen muhalleıatın büyük kısmını. Tarih-iAta. 13693. Tanzimat Fermanıyla kaldırılmıştır10.sâni. D. Aynı zamanda. Belleten. mahallinde bir devlet görevlisine verilen unsurlar varsa. bazı malların kendi zimmetinde kaldığı durumlar da ortaya çıkmakta idi. D. Ali Paşanın kendi konağını yakarak kaçması ile muhallefât m zabt edilmesi arasında geçen zaman içerisinde halk. Yavuz Cezar " Bir Ayanın Muhallefâtı. Ancak yukarıda ifade edildiği gibi Ali Paşa kaçarken hazinelerinden bir kısmını. s. XLI/161. D. Malımud devrinde yasaklanan müsadere. Bu defter üzerinde. ss. Dersaadcl 1293 Muharrem/1291 K.204. Bazı muhali el at tamı zabtının. paşaya ait.Oğlu Hüseyin. onların teslim senedi erinin biri biriyle denk olması. bizim burada bahsedeceğimiz Ali Paşa ile aynı bölgeye.. muhallelatdan bazı yerlere verdikleri karşılığında.. emvali de mirî tarafından zabt edilmiştir. devrin kaynaklarında yansımasına dair örnekler için. Müsadere Olayı ve Terekenin İncelenmesi" TTK. 13695. Samsun civarına ait başka bir muhallefal örneğinde inceleyen biç çalışma için bk/. Bunun dışında D II 1 3 ve D1II14 olarak kısalttığımız iki küçük defler daha bulunmaktadır. hesap olunduğu zaman mufassal muhallefât defleri ile füruht defterleri ve senedlcrinin toplamının denk çıkması.12. Çapanoğlu Mustafa Bey'in de bu müsadere işleminde görev aldıklarını anlıyoruz. D. ve muhtemelen önemli bir kısmını da beraberinde götürmüştür.BŞMA932. muhallefâtdan. Havza ve Köprü Kazalar Ayanı Kör İsmail.BŞMMHF. üç suret halinde hazırlandığı ifade edilmektedir ki biz iki surelini tesbit edebildik12. 13) '' Muhallefât ve müsadere işleminin tatbikatında dikkat çeken hususları ve bir muhali e taun miri için zabt edilmesi sürecini. Müsadere usulünün devrin kaynaklarında zaman zaman şiddetle tenkid edildiğini görmekteyiz". Cahit Telci *' Aydın Muhassılı Abdullah Paşa ve 1148/1735 Senesinde Zabt Edilen Muhallefât]" Tarih İncelemeleri Dergisi XVI ( Baskıda ).BŞMMHF. ıra.4932 numarada bulunmaktadır. devlet tarafından bütün unvan ve dirlikleri geri alınırken. 12 Defterin ikinci sureti BOA. yangından kalanlar da zabt edilmiştir (D I. Muhallefât m zabtı ile görevlendirilen kişiler (memur-1 zabl-ı emval) dergâlı-ı âli kapucıbaşısı Mehmed ile kâtib Abdi Efendi'dir15.BŞM.1. Neüccde: II. ı | BOA. sened almaması/alamaması sebebiyle.3. 10 Tuyyar-zâde Mehmed Ata.

burada da mulıallefâtı. defter içerisinde yer alan unsurların miktarına göre inceleyeceğiz. D I KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ Türü Altın ve akça Mücevher eşya Kumaş.Bunun sebebi.643 w - Mal ve eşyanın dökümünden de görüleceği üzere deflerde. ayna Mutvak eşyası Silah Bayrak-sancak-mehler Kitap At takınılan At Çiftlik Diğerleri TOPLAM Defter içinde kaç kere zikredildiği û 6 51 17 1 3 6 8 13 18 1 9 5 5 16 165 Kıymeti (•. içerisinde muhtelif hayvan've zahirclcriyle beraber sayılan çiftlikler olmak üzere toplam 165 kalem unsur yer almakladır.g. Paşanın serveti diğer malların maddi kıymetleri belli Cahil Telci " a. muhallefâün lamaminm kıymeti konusunda kesin bir şey söyleyebilmek mümkün olmayıp. teşbih. kıymet olarak kaydedilmemiş oldukları için.'' 294.giıriış) . kumaş eşya ve giyecek Muhtelif cins kürkler Saat Kıymetli taşlarla süslü eşya Nargil. 5 tanesi.m. sadece miktar olarak belirtilmiş.428 çıkmaktadır. altın olarak kaydedilen kalemlerin dışındaki unsurlar.Cahit Telci Muhallfatın büyük bir kısmının İçerisinde yer aldığı defterde. Bu sebeple." Rakamlar toplandığında 295 . ancak bazı tahminler yürütülebilir. 16 daha önce başka bir muhallefât ile ilgili çalışmamızda yaptığımız gibi. 775 gııruş kıymclindcki kaltak bargirlerini buraya almamamızdır 162 1 .

Ancak aşağıda görüleceği gibi bu miktar diğer defterde daha fazladır. birer tane. 11 tane Trabzon işi fişeklik.740 1. toplam 27 tane mııhteli f cins kürkünün yer aldığını görüyoruz19. Nuray Yıldız.020 1. gaddare. minder. İstanbul 1978. 7 tanesi. Silahlar beklenilen kadar değildir. birer tane de pişlov ve piştov kuburu bulunmaktadır. devri içerisinde hiç de küçümsenemeyecek bir meblağdır ki müverrih Vasıf da paşanın emvalinin zabtından bahsederken servetiyle ilgili olarak "nüküd-ı bî-hadd ü 18 payân"' tanımlamasını kullanır .840 170 40 20 765 80 8.940 ~~4TP' 92 34 8 4 51 8 874 97 20 Vâsıf S. Bu yüzyılın genel bir özelliği olarak kürke rağbeti Ali Paşa'da da gömıek mümkündür ki bu defter içerisinde 17 başlık altında. mızrak.550 civarında da canlı hayvan bulunmaktadır ki. "sığır ve kısrak1' olarak kayıtlı bulunup. 83. yaklaşık 300. Türklerin kürke olan tutkularından bahisle. 21 tüfek. büyük çoğunluğu koyun ve keçi olmak üzere 7. Bu meyanda birer aded topuz. sadece para olarak. şeşber. Dil deki 6 kürkle beraber toplam 33 kürkü bulunmaktadır. bu 7 hayvanm lamamı kısrak olarak kabul edilmiştir. lfı 19 Talimim bedel (gunış) 20 20 5 5 5 15 10 10 20 :.27S. yastık gibi ev eşyalarım söylemek mümkündür. Bunun dışında muhtelif türlerde giyim eşyaları ile seccade. Jean Thevenot. orta halli olanların bile samur bir kürke sahip olmak İçin seve seve dört veya beş yüz kuruş sarf edebildiklerini söyler. 1655-56 'da Türkiye.Catıik Muhassılı Vezir Elhac Ali Paşa'nuı 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri olmamakla beraber. Yüzyılın ikinci yansında Osmanlı ülkesinde seyahat eden Thevenot. Meünde. kılıç ve hançer. bu bile başlı başına bir servet oluşturmaktadır. s. 163 . ÇİFTLİKLERDE MEVCUT CANLI HAYVANLAR VE TAHMİNİ BEDELLERİ "• Aded. Yine tablodan görüleceği üzere mulallefat içerisinde. Muhalleiat içerisinde en önemli yekûn kumaş ve kumaştan mamul giyim ve ev eşyalarıdır. XVII. Kumaş olarak 1 top Trabzon bezi bulunmaktadır. Çev. Bu servet.' Türü Kısrak Tay Bargir Merkeb Ester Kara sığır öküz Kara sığır dana Kara sığır inek Camus öküz. 'Tallmırîr Toplam kıymet (Guruş'! 9.000 kuruş kıymelindedir.

Cahit Telci Camııs ineği Cam us düge Canı us dana Malak Koyun -keçi TOPLAM 217 57 3 24 5.000 guruş civarında olabilir.621 7. satışın yapıldığı yer. Elimizdeki camus ve inek fiaünın üzerine. sağlık dununu. o anda oluşan bir fiat ile karşı karşıya bulunduğumuz için. gösterişi.624 320 • :i Kalan 552 000 472 80 40 - - - 200 160 noo BOA. Aynı zamanda Ali Paşa'nın nıulıallefâlıııdakj bu iki fıatuı Pazar fiatı olmadığı da muhakkaktır. üçte bir artı ilave ederek öküz fiatı ve inek Kalının yarısından az olarak da koyun ve keçi fıaluıı düşündük. diğer canlı hayvanların takriben bedelleri ne kadar olabilir düşüncesinden hareketle.255 855 45 360 22. Tay ve kısrak fıatım da ortalama olarak. ÇİFTLİKLERDE MEVCUT ÜRÜNLER Çiftlik Adı Türü Asıl En giz Hinta Şair Mısır Buğdayı Uzunkoz Hint a Kabluca Şair Kaldalipa Şair 2. Gerçi şunu burada önemle vurgulamak gerekir ki eşyalarda da olduğu gibi bilhassa canlı hayvan fıatları konusunda kesin bir şeyler söyleyerek mali bir yekûn çıkartmak mümkün değildir. 164 . 2. tahminen bedeli. Burada 3 aded camusıın beheri 15 gnmştan toplam 45 gunış ve 33 tane kara sığırın da beheri 10 guruşlan toplanı 330 guruş ettiğine dair bir bilgi bulunmaktadır. alıcının ve satıcının o andaki vaziyeti. böylesi bir fiat yaklaşımında bulunduk.484 49.550 hayvanın. 50. iklim gibi bir çok değişkene bağlıdır.541 15 15 15 15 3. bir öküz fiatı civarında hesab etlik. D. Böylece Ali Paşa'nın muhalicfâlı içerisinde bulunan yaklaşık 7. Fakat biz aynı muhallefat içerisinde. s.176 320 472 160 Keyi-i Istanbulî Yağmalanan 1.BŞMMHFA3695. Bunların fiatları.614 4 Aslında defterlerden sadece bir tanesinde hayvan flatlanyla ilgili bilgi bulunmaktadır"1. hayvanın kilosu.

.matara ile gümüş gülabdan. . Ankara'nın muhtelif cins kumaşlarından toplam 11 top kumaş mevcuttur. 2 tüfek kuburu. 1 kalkan ile 1 tane de yatağan bıçağından oluşmaktadır. 6 madde halinde. .. abası ve 20 tane de Fransız çukası toplam 7 başlık altında kaydedilmiştir. buhurdan. s.v| 7 6 7 6 1 - 4 31 Tablodan da görüleceği üzere bu defter içerisinde mevcut eşyalar arasında kumaş ve kumaş eşyalar ilk sırada yer almakladır. bu döneme ait bir çok muhallefâtda tesadüf edilen mercan bir teşbih de bulunmaktadır. içinde . Tosya.. muhtelif cins 9 tüfek.5. Ayrıca da birer tane Selanik seccadesi ile Bağdat. Bu zahire... . kahve tepsisi. Haleb. D İT KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ Türü Kumaş ve kumaş eşya Muhtelif cins kürkler Mutvak eşyası Silah At lakımı Diğerleri TOPLAM Defter. Kürkler de muhtelif türde olup semmur.. zarf gibi eşyalardan müteşekkildir.. kaplan kürkleri olarak tavsif edilmiş. zerdeva.Can i k Mukassi h Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli Muhallejat Defterleri Kanlıcak Kelene Şair KKK) 3. Bu zahire dışında daha henüz döğülmemiş olan bir miktar daha zahire bulunmaktadır ki hakiki miktarlarını bilememekteyiz. 1 3693. Ancak bölgesel anlamda Önemli bir güç olan Ali Paşa'nm aslında daha fazla silahının olduğu da muhakkaktır.. Metinlerden de anlaşılacağı üzere kumaş türleri imparatorluk coğrafyasının muhtelif yerlerine ait olup.000 - 000 Tablodan da görüldüğü üzere paşanın firarı ile muhallefatm zabtı arasında geçen zaman içerisinde mevcut tahılın önemli bir kısmı yağmalanın ıştır... Silahlar. Şam. ibrik. 165 . kahve sinisi.kaç. kcre.... ^ v i n ç t i . Mutvak eşyaları ise bakır leğen. vaşak.&il$^Idiği. defterde 3 tepe hınta ve birer tepe de şair ve kabluca olarak belirtilmiştir 2 . Defter içerisinde.. toplam 6 başlık halinde ve 6 adet olarak kaydedilmişlerdir.

Bunun ü/. beheri 6. 868 keyl alef.erinc. beheri 13 guruş'tan 2 tane orta kilimi (26 guruş ). Defter içerisinde silah olarak ise sadece 1 tane ve 40 guruş değerinde Banyakâri piştov bulunmaktadır ki bu tür silahı da dönemin birçok muhalleıatuıda görmek mümkündür.5 yazılımş} Bu defter Ali Paşa'nm ımıhallefâtı içerisinde tüm kaydedilenlerin kıymetlerinin de verildiği yegâne defterdir. beheri 4 guruş'tan 4 tane minder (16 guruş).Cahit Telci D m KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ T ü r ü ' " '• ' • ••••••. beheri 2 guruş'tan 48 gıımş eden 24 tane köhne kadife yastık. Bunlar. Toplam 7 başlık altında 49 tane kıunaş eşya kaydedilmiştir. Ancak kaçtığmda servetinden önemli bir kısmını beraberinde götürdüğü de muhakkaktır. servetinin. Sonuç olarak Ali Paşa'nm. 436 keyl kabluca ve 122 keyl de mısır bulunmaktadır. yaklaşık 350. 3 guruş'tan 2 tane baş yaşlığı ( 6 guruş ) ve 4.5 (743. belıeri 6.5 guruş'tan 4 tane köhne mak'ad (26 grınış ) . Defter içerisinde iki kalem halinde toplam 36 tane canlı hayvan kayıtlıdır.5 guruş'tan 6 adet şilte ( 39 guruş ).000 guruş kıymetinde bir meblağ ile karşılaşmaktayız. Kumaş eşyalar bu defterde de en çok yer bulan unsurlardır.000 guruş civarında bir yekûn tuttuğunu söylemek mümkündür.5 guruş'tan 7 tane yorgan ( 3L5 gıınış ) dır. 166 . Yine bu defter içerisinde 828 keyl hınta. nakit ve canlı hayvan varlığı olarak. Bunlar beheri 15 guruş'tan 3 adet camus ( 45 guruş) ve beheri U) guruş'tan 33 tane büyük ve küçük kara sığır (330 guruş ) dır. defterlere akseden kısmının 400.5 - 1 """"" Kumaş ve kumaş eşya Mutvak eşyası Si lalı Kitap Canlı hayvan TOPLAM ıon 40 11 375 668. Ancak deflerde çok şey kayıtlı değildir. ayrıca diğer eşyalar ve defterde kayıtlı 5 çiftliği de ilave edersek. ki bu çiftliklerin de vasıf ve bedelleri belli olmadığı için değerleri konusunda bir şey söylemek mümkün değildir. muhallefâtınm bütününü değerlendirecek olursak.•••••••- DefKr'lçirıâte-^aç"" İçere ::fâym^İ(güitl^ zikredildiği 7 1 1 1 2 12 192.

guruş: Hazine bağıyla bnlıınub feth olunmaksızın hâli üzere terk olunan torba adcd: 44 .100" 122.Canik K'luhassth Vezir Elhac Ali Paşa 'ınrı 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri D. 13693 ( D i ) Bundan mukaddem Canik muhassılı iken firar eden Elhac Ali Paşa'nın bi : lcümle cmvâl ve eşya ve nükûd ve zinmıât ve gulâm ve cevâri ve hayvanât ve sair cins mal illa' olunur her nesi var ise t[z"|ahîre îhrâc ve memlıûr ve mümzâ defteri der alizeye irsal ohınmak babında sâdır olan emr-i âlişân mûcebince fırari-i müşyârünileyh makam olan Canik Sancağfnda vaki Bafra kasabasında kâin alik sarayına bade'l-vusûl taraf-ı lıazrct-i vcliü"n-niâinânclerinden tayin buyrulan divân kâtibi Elhâc Abdi Efendi ve dergâh-ı âli kapucıbaşılarıııdaıı hıısûs-ı mezbûra memur Çapar-zâde Mustafa Beğ ve sabıka Kırını defterdarı olub Bafra kasabasında mevcud Mustafa Ağa ve şâir bi'1-cümJc ahâli marifetleri ve marifel-i çakeri ve marifet-i şer' ile hâne-i nıezbûrun harem bağçesi derûnunda kârgîr malızen-kâşan de mevcud olan uükûd ve cşyâ-yı şâire ve Canik Sancağı'nda vâki çiftlikâü ve derûnlarmda olan hayvanâtı ve bazan bir miktar malttır ile bazı alıâli-i kuraya verdiği hayvanât ve sâirenin müfredat defteridir.MHF.. guruş: 2) 3) Kapan ile vezn olunan beyaz akça torba aded: 49 fiy: miııh...500 / tobramn biri safi para olnıağla yüz gunts ziyadesi vardır ] 167 . Müşarünileyhin Bafra kasabasında kâin atik hanesi derûnunda kârgîr mahzende mevcud bulunan 1) Cümle marifetiyle tadâd olunan beyaz akça.BŞM.500.473 85.580 3. fiy: 2.000 80. torba aded:32. gıınış: 4) Tâdâd olunur İken bazı denkler derûnunda zuhur eden malüut altını guruş: 5) Firari-i müşarünileyhin iç çııkadan Halil Ağa yed'inde bulunan • fındık ahunu mukaddem Çapar-zâde Mustafa Beğ alız cdüb [.] guruş hesabıyla mir-i mumaileyh tarafından teslim olunan fındık altımı aded: 895. be hesâb-ı guruş: 3.

. aded: 26) Sîm beyaz kalemkâr l. gunış: 11) Ortasında ve kenarlannda beşer zümrüd ve dört la'l ile müzeyyen 12) Beş yapraklı sîm inalla' çelenk. aded: 25) Hurda Ia'l taş ile müzeyyen on yedi müşebbek kitabeli [.Cahil Telci 6) Vilayet tarafından müşarünileyltin firarından sonra bazı kesâna ber kazıyye-i emanet verilüb badehu furuht olunan bargİrân-ı kaltak.190. aded: 168 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 700 8 1 1 1 4. aded: 24) Sîm zencirli ve nişanlarında ikişer nıercanh teşbih. fiy beher batman: 40.] sîm islelaıi. 31 fıy beher re's: 25 guruş. aded: 23) Sîm beyaz [..761 * 1 227 1 . 775 YEKUN GURUŞ : 295..] kutu. 18) Sîm beyaz kalemkâr gülabdan.140 Batman : 1.. re's . çift: 20) Sîm matla gayet hurda firuze taşlı kefere nisası takımı? .| badem resmli ayine. 1. küsur guruş : 428 7) Firari-i müşarünileyhin Fatsa kasabasında mevcud imhasından kal' eltirdikten sonra Piiiııci-zâde Ellıac Hasan Ağa'ya füruht edüb balıasıyçün alız eylediği temessük kıt'a 8) Üçer yapraklı sîın beyaz çelenk aded: 9) Ortasında bir lûlî ve bir ziinıriidi bir yapraklı matla' çelenk.. aded: 21) Şişhane sîm beyaz su tası.]. kıyye: 7. kıyye 14) Sîm matla' sade ve kalemkâr nargü seri 15) Simlice mukavva nargil seri 16) Sîmli fağfur nargil seri 17) Sîm matla ve su hanesi sîm beyaz ve lale avizeli yedi müdevver yaftalaranuıda kuş resm vaz' sîmsiz. aded: 10) Nulıas.. aded: 13) Müşarünileyhin muhlerik hanesi cümle marifetiyle hafr olundukta hurda ve külçe zuhur eden sîm..428r Kese-i Rumî: 590. aded: 19) Etrafı gayet hurda incilü müdevver ve müşebbek küpe. aded: 22) Sîm beyaz.. aded.

% 1 1. aded: 33) ALü mahallinde minekârî jüllü müşebbek altun zarf. aded 34) Kema'yar sîm matla1 düz yaftalı birer zencirli kırmızı püsküllü sinebenâ ma 'a başlık?.. aded: 44) Pirinç rikab çift: 45) Temür rikab-ı esb. aded: 48) Sîm matla' [. çift: 47) Kâm aheni. çift: 46) Temür rikab-ı çatkım. aded: 40) Simlice şikesi gaddare. aded: 37) Sîm topuz. . 28) Matla iki başlı çavuş kuşağı.] kaştan bütün kaplama kalemkâri ve şükııleli sarı dibah resen? Kıt'a: 49) Pirinç üzerine câbeca altım kakmalı rikâb-ı esb tek: 1.Canikkiuhassûı Vezir Elhac Ali Paşa 'um 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri 27) Altı sıra pul resin sîm zencirli reaya nisalarına mahsus altunboğaz avizesi: Müşarünileyhin iç oğlanı baş çavuşu yedinde olub kadı efendiye Teslim eylediği. aded: 32) Mâi ve kırmızı ve beyaz taşlı müşebbek altun zarf. aded: 41) Sîm beyaz rikab-ı esb çift: birbirine uymaz: I. aded: 38) Sîm şeşber.. aded: Müşarünileyhin kahveci yamağı Mehmed yedinde kahin teslim Eylediği: 31) Yalnız altmış sagîr ve hurda elmas Üe müzeyyen müşebbek ahun zarf.. % $ % 30 ı • 1 3 1 3 1 1 1 1 X I 1 39) Sîm matla' donanmalı ve kabzalı ağaç ve şir-mâhi gaddare. aded: 1 35) Sîm matla' çifte peçeli beyaz püsküllü kalemkâr yalnız sinebend 1 36) İshakbcğ-zâde'nin lalası yedinde bulunan sîm beyaz pul avizeli sade başlık. aded: 6 . çift: 29) Baş çavuş çcvgânı simleri 30) Sîm beyaz mükemmel çavuş çcvgânı. kem a'yar sîm matla': 1 42) Birer yanlan beyaz sîm kaplama temiir rikab çift: 43) Pirinç at başlığı. çift: 1 2 .

Cahit Telci 50) Sîm matla' önü nim ve orhanesi ? bütün kaplama kalemkâr ve kırmızı kadifeli [. adcd: 53) Mor çuka üzerine sîm matla kabara Iıaşe. aded: 68) Sancak bayrağı. aded: 63) Sîm matla sancak alemi ve tahtında yine sîm matla bir toplu bilezik 64) Üç halkalı sîm beyaz alem çubuğu ? topu. aded: Bafra sakinlerinden Deh Hüseyin yed'İnde bulunan Bafra sakinlerinden Kürekli Abdullah yed'İnde bulunan Öküzoglu Hasan yed'İnde bulunan 72) Kundağı bütün sîm matla ve bazen mercan ile müzeyyen ve 170 1 f. aded: 1 . aded: 54) Gezi çuka üzerine sîm matla beyaz kabaralı.. aded: 69) Beyaz sanda! Yörük bayrağı. aded.] kıt'a: 51) Köhne kaltak aded. 1 4 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 I 1 % 2 1 1 % 1 1 1 % 66) Altım kakmalı ve sîmli revgani ve çâr kuşe demren mızrak. 65) Sîm beyaz resm [silik ]kabaraJı şenr sofrası. aded: 67) Deıırrenleri altım kakmalı ve sîmli kargı mızrak. kıt'a: 57) Mor çuka üzerine üç sagîr üç kebîr gül resm sîm beyaz kabaralı haşe. zencire avize sîm beyaz müdevver pullu sagîr haşe. aded: 55) Surmai kadife üzerine kezâlik kabaralı. 4. aded: 61) Sîm matla' şişhane fota ? sancağa avise [silik | Mushaf-ı şerif. adcd: 70) Nefti çuka üzerine serapâzerdûz köhne seccade. kıt'a: 58) Mor çuka üzerine iki nîm müdevver güllerinin ortalarında minakârî sîm malla' kalemkâr müseccem kebîr kabara ve saçak mahallinde sîm beyaz.aded: 71) Trabzonkâri kılabdarüıca fişenklik. taylara mahsus: 2 52) Mor çuka üzerine serapa matla' kabaralı sagîr Midillü haşesi. . aded: 56) Mor çuka üzerine etrafı şerid resiın ve sîm matla" kabaralı haşe. kıt'a: 60) Türkmânî çul sepet .. cild: 62) Sîm beyaz sancak bayrağı tepeliği. kıt'a: 59) Köhne sagîr şam haşesi.

. aded: 84) Penbe kermesuda kaplı müstamel kakımı biniş kürk. çift: 78) Serasere kaplı sırt semmıır ve zavat ? kürkü. aded. aded 81) Yeşil çukaya kaplı Anadolu nâfesi hırdevatı kürk.. aded: 86) Gezi ve siyah kermesuda kaplı öııi ? siyah sincab biniş kürk. aded: 1 1 1 5 1 1 1 1 1 6 1 I î 1 1 1 1 İ 1 İ İ 1 1 171 . aded: 73) Kundağı şir-nıâi ve sîm matla ve beyaz kabaralı ve nişangâh mahalli 74) Altım kakmalı hâre demirli şişhane tüfenk Bafralı Deli Hüneyin yed'inde bulunan İshak Beğ-zâde yed'inde bulunan Abdullah yed' inde bulunan Akgö/oğlu Hasan yed*inde bulunan Kürekcibaşı yed'inde bulunan Bafralı Saraç Ali yed'inde bulunan Suııguroğlu Osman yed'inde bulunan 75) Kaval nefer tüfenki. aded: 79) Gezi çukaya kaplı sırt seımtıur erkân kürkü. aded: 83) Mâi-İ şaliye kaplı vaşak koline yemin ? kürk..Canikhiııhassıh Vezir Elhac Ali Paşa'mn 1779 Tarihti Muhalle/ât Defterleri on dokuz sîm matla' [. aded: • 2 1 1 87) Yeşil çukaya kaplı vaşak köhne nimten kürk.. aded: 80) Sarı ve fıstıkî ve yeşil çukaya kaplı Rumili semmur paçası çiftlik kuntıış kürk. aded: 90) Çukaya kaplı hırvani kölme kürk. aded: 88) Yeşil çukaya kaplı bol yenli Anadolu nâfesi sagîr kürk. aded: 76) Kölme piştov. aded: 77) Mor çuka üzerine beyaz kabaralı piştov kuburu.] çukaya kaplı beyaz tavşan kuntıış kürk.] ve nişan mahalli altuıı kakmalı hâre demirli şişhane tüfenk. aded: 82) [. aded: Aktekye karyesinden gelen kürklerin miktarı 89) Kermesud kaplı nâfe kürk. 85) Gezi atlasa kaplı zerlıeva? paçası ııimtcn müst'aracl kürk. aded: 91) Kapsız koline sincab kürk.

adcd: 114) Köhne çuka cübbe. aded: 96) Bir zeııbil derununda sarayda nıcdfûn bulunan Çifılikkapu taklidi biniş. mâi-i Fransız: 14. aded: 3.. adcd: 107) Kabzası ve kını sîm inatla' hançer.aded: 111) Köhne çakşur.2 I . aded: 104) S i yalı aüas entari. aded: 110) Müstamel şükufeli entari. aded: 98) Altım harclı?beşer şemseli beyaz şali kenake. aded: 115) Köhne enmri.Cahil Telci Biniş Seyis yed'inde bulunan 92) Semmur kuntuş kürk. sade: 2 95) Elvan şali kerrake. mai:27. aded: 102) Kabala çukası 12. aded: 97) Gezi sof kerrake. aded: 108) Sîm köhne saat. aded: 101) Müstamel gözi kürk kabı. adcd: 93) Cüd kafa kuntuş kürk aded: 94) Müstamel kaplan postu. aded: 17. aded: İ 1 1 3 % % 1 4 1 53 1 t üs 4 Bafra kasabasına tâbi Sağlar nâm karye yolunda bir seis yed'inde buldum Deyu Alemdaryed'iyle teslim olunan 106) Balçık ve kabza ve kını bütün sîm matla' kılıç. aded. aded: 103) Battal Beğ-zâde Tayyar Beğ'ingulamı yed'inde bulunan yalnız ağızlığı sîm beyaz kara kaplı ? kaliça. aded: Bafra kasabasına tâbi Aktekye karyesinden gelen 112) Havlı. 99) Beyaz hareli cevizi sof kerrake. aded: 105) Zerdûzkâri köhne boğça. aded: 113) Destmâl sini.1 1 İ 1 :| t I 1 1 . aded: Sunkur oğlu Osman yed'inde bulunub teslim olunan 109) Mercan teşbih. aded: 100) Derzibaşı yed'inde bulunan çiftilekapu biniş.

aded: 123) Beyaz üzerine şükûfe İşleme mak'ad... aded: 130) Yapağı memlu minder. aded: 131) Surmfn çuka yol dolaması.] mak'ad. aded: 128) Yapağı memlu gayet köhne kadife yasdık. 8 % . aded: 126) Çiftlik kaftanı. adcd: . top: 135) Koline atlas boğça : aded: 136) Yorgan me'a çarşeb. aded: 140) Müsuıme! ve köhne Selanik kiçesi. aded: Müşarünileyhin ÇaLıcı Mehterbaşısı yed'inde bulunan 141) Nakkare. aded: 127) Köhne Türkmen Kilimi.] aded: 134) Trabzon bezi. aded: 143) Kaba suma . aded: 132) Çuka yelek. çift: 138) Yapağı memlu şayak yasdık. aded: 118) Elvan cezâir ihramı Cedid ve şeridli. aded: 139) Koline şayak yastık. adcd: 125) Köhne al mak'ad. aded: 121) Pebe memlıı çubuklu kııtnı köşe şiltesi ve me'a şükûfeli mor puşide 122) Penbe memlu gezi şükûfeli köşe şiltesi. aded: 1 7 Î0 : 2 1 4 3 4 $' • 1 1 1 %• 1 4 t 5 3 % 1 2 4 1 1 |$! 10. aded: 137) Müstamel kılabdanlı kadife yasdık.3 142) Surna. adcd: 117) Kapak.. aded: 124) Şeritli ve yeşil püsküllü [. aed: 133) Destar [. aded: 120) Taraklı sandal mtist'amel yorgan yüzü..CanikMuhassdı Vezir lilhac Ali Paşa 'nın 1779 Tarihti Mııhallefât Defterleri 116) Tencere. aded: Müsla'mel Köhne 119) Müsta'mel sagîr kilim. adcd: 138) Müstamel çuka mak'ad.

re's: Akçakanad Kula esb 158) Yine müşarünileyhin kendüye mahsus esblerinden Çapar-zâde Beğ'in firarından sonra bulunan Bolu Dorusu dinıekle arif doru Esb.. şikestl bulunan Bağdad Kulası dinıekle arif lenk esb. aded: 2. aded: 145) Boru. aded: 150) Talim düdüğü. 60 %. aded: 147) Kamış göl. 10 1 1 i 1 155) İbtida Bafra kasabasına vürudumuzda müşarünileyhin esblerinden 174 . aded: 151) Kemik surna ağızlığı.Cahit Telci 144) Kaba çevre.. re's 159) Yine Çapar-zâde Beğ'in adamlarından Sunkur oğlu Osman yed'İyle gelen al esb. re's: 156) Yine fırari-i müşarünileyhin esblerinden iç çukadarı. aded: 154) Pirinç boru ve ağızlığı. yed'inde bulunub mukaddem Çapar-zâde Mustafa Beğ'inahz etmekle badehu tarafımıza teslim olunan perişan tabir olunur kara esb. aded: 152) Sîmli nây. re's: 160) Müşarünileyh hîn-i firarında vilayet marifetiyle bazı kurraya ber veçh-i emanet verilen bargir (Çapar-zâde Mustafa Beğ'in hîn-i vürudunda yağmaya gittiğini haber verdiler ) nı's: 161) Ç i f t I i k â t . aded: 153) [.ı E n g i z [ Firari-i müşarünileyhin oğlu merhum (silik) zade İsmail Beğ'e işbu çiftlik pederimden müntakil deyu ahali haber verirler.] 22 1 1 1 1 157) Mumaileyh Çapar-zâde Beğ'in Çorumlu Mehmed yed'inde bulunan 5 9 f 22 40. aded: 149) Surna ve çevre lülesi. aded: 148) Kaba lülesi. aded: 146) Zil.]santur.

CanikMuhassüı Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri Çiftlik-i mezbûr derumında olan hayvanât l l l l l l l a .••çm.176 320 472 320 000 istanbul! 552 000 472 1.! 20 82 24 10 6 13 82 24 10 çift 6 33 10 Keyl-i 2.624 162) Çiftlik- i Uzunkoz ÇiftJik-i mezbûr Kethüdası FeyzuUah zabtında olan hayvanât •Türü Camus öküzü Kara Sığır Öküz Kara Sığır İneği Bargir Ağnam ve Keçi Kebe. •• Camııs ineği Malak Cam us Öküzü Kara sığır öküzü Kara sığır ineği Yine çiftlîk-i mezbûr hademelerinden Ebce Mehmed zabtında olan ki sak Hınta Şair Mısır Buğdayı Ru-:S 'Fuplaün :•.. aded: 2 .. • Tok 1 - j 2 100 175 . aded: Kilim.

aded: Şair tepesi. 1 176 . aded: Taba ? ve sallan ve şâir nühas.ifgg|îi. Keyl-i İstanbulî Kabluca. yed'inde olduğunu cümle ahali haber verirler. Keyl-i İslanbulî Döğülmemiş zehairin mikdarı Hınta tepesi..Cahil Telci Evâni-i Nühas Tencere.. aded: Kabluca tepesi. aded: 200 80 40 163)Çifîlik-i Kaldalipa Çiftlik-i mezbûr derununda olan Hayvanât •T'ürii . j To[>? a IıI 10 1 18 160 10 Camus ineği Camus öküzü Kara sığır Şair.||f ||İfİ. aded: Mevcud der anbar-ı çiftlik Şair. keyl-i İstanbıılî 13 160 1 5 000 164) Çiftlik-i Kaniıc ak \ Çiftlİk-i mezbûr firarı Ali Paşa-zâde İshak Beğ'in üveği oğlu Abdurralıman Ağa-zâde Hasan Beğ'in kendi pederinden nıüntakil olduğuna binaen müşarünileyh vaz-ı yed etmeyüb . Keyl-i İstanbulî Hınta..

. - 12 3 5 000 177 .i 1 .. : .:. ||| 1 8 13 7 K e l e r iç 1 - [Çiftlik-i nıezbûr firari Ali Paşanın [silikj Abdıırrahman Ağa'mn lıadcmelerinden ve [silik] ser çukadârân-ı lıazret-i şelıriyâri [silik] hazretleri biraderi Halid Ağa benimdir [silik] olduğunu müş'ir yedimde senedim vardır lakin fîrari-i müşarünileyh cebren zabt eyledi deyu ihbar ve senedini ihraz eder.:....:. keyl-i İstanbulî 12 3 5 3.: r ^-.. w: ^ .>.Cam'k Mııhassth Vezir Elhac Ali Paşa 'um 1779 Tatihli Muhalle/ât Defterleri Çiftlik-i mezbûr kethüdası Süleyman zabtında olan hayvanât: I^TÜM'I • • î Kü 's • •:-: • • Ciüiıus öküzü Kara sığır öküzü Kara sığır ineği Camus ineği Sığır ve kebîr kısrak 165) Ç i f t l i k .:.000 3.000 Toplotn .....] Çiftlüi-i mezbûr hademelerinden Evkatlı Hasan zabtında olan: ı I P• • Canıus ıncğı Canıus danası ? Kara sığır Bafra kasabası anbannda mevcud bulunan şâir..ijn.:... | pi..

844 00 000 746 200 40 792 Hm ta Şair Kabluca Mısır Buğdayı [Bafra kasabasında ve etraf kurada asâkir kesir olduğundan hınta ve şâirin kemâl kıüeli olmağla medâr-ı masarifimiz içlin (bir kelime okunamadı) mezkûr zehairi bazan tanzim ettirdiğine şerh verildi.J Türü Saiıan ve tencere ve şâir evân-i nühas ' Ası yâ b 178 AdeJ 61 f f .192 2.Cahil Telci YEKUN Türü Rırs t c k ] - Çift Tayin ata giden Yağmaya giden Canıus Öküzü Camus ineği Cam us dügesi 284 57 34 19 6 30 - 1 76 4 7 174 - Kara sığır öküzü Kara sığır ineği 284 Kara sığır tanesi 8 Ganem ve keçi Esb Kısrak Tay Bargir Ester sayası Merkeb sayası :: 1 - 210 4 230 92 10 4 3 35 26 8 8 Wi:i::^!llllllll 1 il 3.938 4.044 40 792 verilen 3.

Canik Muhassılt Vezir Elhac Ati Paşa 'tını 1779 Tarihli Muhalle/at Defterleri Kebe Kilim 1 1 Firan-i müşarünileyhin malı olmak üzere Cânik sancağı'n d a vaki kura ahalilerinde ağnam ve keçi ve hayvanât-ı şâire: [ Hayvanât-ı mezkûrun bu larafla fiinıhtu nıurad olıınub ancak talibi olmadığına binâen defter-i müfredat mucebince yerlü yerinden. geldiğine binaen bir re"sinin bahasını alız edemeyüb mîr-i mümâileyrı zimmetinde kaldığı muhat-ı ? ilm-i âlileri buyruldukta ol bâbda enir ü ferman devletlü inâtetlü ve merhametlü efendim sultanım hazretlerinindir..] Koyun ve kı\ı Kısrak Kara sığır Camus 5. Bcnde-i Melımed Ser.bevvâbîn-i dergâlı-i âli memur-ı zabt-ı emvâl-i mezkûr 179 ..31 1 214 237 100 Sabıka Canik muhassılı iken firar eden El-lıac Ali Paşa'nın nükud ve eşya ve çiflükât ve hayvanaübâlâda serd ve beyân olunduğu üzere olub lâkin lâyinâl verilen deyu işaret olunarak aşağı? Verilen dergâh-ı ali Kapucıbaşılanndan Çavuşbaşı-ı Esbak Melımed Ağa Hazretleri Bafra kasabasına vünıdundan sonra Çapar-zâde Mustafa Beğ kullarının asâkirinc badehu bahalarını eda eylemek şartıyla verilen hayvanât olub kasabaya bir. [bir kelime okunamadı] talisi 1 olunmayub lakin bazen sülük oldukta müşarünileyh lıin-İ firarında Çapar-zâde Mustafa'nın asâkir-i vefire ile girdiği esnada hayvanât-ı mezkûrun ekserisi yağmaya gittiğini haber verirler..

Aded 1) Sim Kaplu Şeşhânc tüfenk 2) Sim pladinli şeşhâne lüfenk 3) Siın pladinli kaval tüfenk 4) Simli piştov kuburları.Cahit Telci D. çift 5) Sim kaplı vezne ? 6) Sim kaplı En'amkisesi 7) Sim gülabdan me'a. 13694 (Dil) Sabıka Canik mulıassılı iken firar eden El-Hac Ali Paşa'nın Kethüdası Abdullah Kethüdanın Samsun'da kâin hanesinde mevcud bulunub bâ enır-i şerif-i âlişâıı cânib-i ıniriyçün zabl ve marilel-i şer'le tahrîr olunan bi'l-cümle cvâni ve sîm ve şâir eşyasından aynı der aliyyeye nakl olunacak lüfenk ve evâni-i sîm ve sâirenin defleridir.BŞM. buhurdan 8) Siın kahve tepsisi 9) Sim kahve ibriği 10) Sim Yatağan bıçağı 11) Nühas matla' leğen me'a ibrik 12) Nülıas matla'malara 13) Sim su tası 14) Sim zarf 15) Sim raht me'a resme Oğluna verdiği 16) Sim karalı kalkan 17) Mercan teşbih 18) Müstamel semnmr paçası kuntuş kürk 19) Müstamel semrmır paçası beden kürk 20) Zerdeva paçası müstamel biniş kürk 21) Atlasa kaplı vaşak biniş kürk 22) Zerdeve kürk tulum 180 3 4 2 1 2 1 2 î I î I 1 2 % 3 1 1 I 1 1 1 1 1 .MHF.

1) Şifa-i şerif. top: 26) Tosya şalisi.BŞM. top: 28) Ninı Fransız çukasi 29) Selanik seccadesi 30) Kaplan postu 31) Köhne Bağdad abası # 1 4 3 2 2 . top: 27) Ankara şalisi. 20 İ î 1 Vech-i mcşrulı üzere bâlâda mezkûr olan sim ve kürk ve eşyayı saire sâdır olan emr-i âlişân mucebince aynı der alizeye irsal olunmak üzere olınağla işbu mahalle şerh verildi Mühür D. 13695 (Dili) Sabıka Caııik muhassılı iken firar eden Elhac Ali Paşa Kethüdası Abdullah Ağa'ıım Samsun'da kâin hanesinde mevcud bulunup bâ emr-i şerif-i âliğân cânib-i mirîyçün zabt ve ma'rifel-i şer'le lalırir ve defter olunan bi'1-cümle emval ve eşyasından aynen der aliyyeye nakl olunacaktan maada bi'1-müzâyede fürulıt olunan ecnâs zeâir ve hayvanât ve sâirenin müfredat defteridir.MHF. top: 25) Haleb çiçeklisi.CanikMuMssıh Vezir Elhac Ali Paşa'mn 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri 23) Pulad kolçak 24) Şam gezisi. cild: 2) Banyakârî Piştov 1 1 - 11 40 İki aded Oda döşemeleri 3) Kadife köhne yasdık 24 4) Şilte 6 5) OrVaYiYıim 2 48 2 6.5 Yi 39 1İ ısı .

830 38. kıyye 10) Köhne mâi çuka mak'ad 11) Baş yasdiğı 12) Müstamel yorsan YEKUN •4 4 15 10 16 45 330 3 33 İÜ .178 YEKUN GURUŞ CEM'AN YEKUN 954 Para: 18 1.232 1.416 5. 4 2 7 6.697.700 10.5 ECNAS Z E HA İR Hınta Alet' Kabluca Mısır YEKUN Key[-ı istanbul 828 436 122 Fiy 25 12 12 15 Para 20. Mühür .Cahit 7elci 6) Minder 7) Camus: ru's: 8) Kara sığır kebîr ve sagu\ru's 9) Salıan ve tencere ve sâîr evânHniihas.5 100 26 6 31.5 3 4.5 743.5 Para:18 Vcch-i meşriih üzere bâlâda zikr olunan eşya ve ecnâs zchâire vaz' olunan fiy mûcebince bi'1-müzâyede fürulıt ve iktiza eden bahaları alız ve kabz olunmağla işbu mahalle şerh verildi.

diğer Tevârîh-i Âl-i Osman'lara gösterilen ilgi bu esere gösterilmemiş ve gözardı edilmiştir. üzerinde çalıştığımız Târîh-i Âl-i Osman1 ile ilgili olarak herhangi bir inceleme yapılmamış. İzmir 2000. Zira bu durumda Matrakçı Nasuh'un bu zamana kadar bilinmeyen bir çalışması ortaya çıkmış olacakf ayrıca parça parça yazdığı mufassal Utana' el-Tevârîfı adlı eserini kısaltıp daha sade bir üslûpla kaleme aldığı yolundaki kanaatleri kuvvetlendirecek ve Rüstem Paşa'ya izafe edilen bu tür çalışmasının ikinci bir telifi olarak karşımıza çıkacaktır.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Ancak. ss. Kânımı Sultan Süleyman zamanında Tevârîh-i Âl-i Osman geleneğine uygun tarzda sade bir dil ve üslupla yazılmıştır. Dönemi. Revan Ktb. bir kısım da yayınlanmıştır. İstanbul 1994. diğer eserlerle yaptığımız karşılaştırmalar neticesinde ünlü tarihçi ve nakkaş Matrakçı Nasııh'a ait olabileceği ihtimali belirmiştir. Eserde. Bu eser üzerinde tarafımızdan yapılan inceleme için bkz. Anonim olarak bilinen eserin. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeniçağ Tarihi Anabilımdalı. diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlara nazaran daha geniş ve bilhassa Kanunî dönemi itibariyle diğerlerinden daha teferruatlı ve orijinal bilgilerle anlatan eser. KANUNİ DÖNEMİNDE YAZILMIŞ BİR T A R Î H . Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.s nr. Osmanlı ailesinin Anadolu'ya gelerek Osmanlı Beyliği'ni kurması ile başlayıp: Kânfmî'nin II. Mustafa Kanızeybek. . İran seferinin H.956 (M. 1549) yılma kadarki döneın içinde meydana gelen olaylar ele alınmıştır. Tarih Uzmanı. 183-198.İ ÂL-İ OSMAN Mustafa KARAZEYBEK' Osmanlı tarihinin ilk dönemleri için en önemli kaynaklardan olan Tevârîh-i Âli Osmanlar üzerine zamanımıza kadar muhtelif çalışmalar yapılmış. Afyon Kocatepe Üniversitesi Târîh-i Ahi Osman. TSMK. Başka nüshasını tespit edemediğimiz bu eser. Şayet bu kanaat doğru ise eserin öneminin oldukça artacağı şüphesizdir. müellifinin kimliği dışında muhteva itibariyle de dikkate şayandır. Târîh-i Âl-i Osman. 1099.

28 cm.)'ya. Sahifelerdc metnin etrafı kırmızı mürekkeple çizilmiştir. Arkasından Osman Gâzî'nüı Vilâyet-i Rûm'a geliş sebeplerini zikretmektedir. Eserde baştan sona kadar bütün yaprakların ikinci sahifelerinin alt kısmında '"reddâde" bulunmaktadır. diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlara nazaran daha teferruatlı bir şekilde nakletmektedir. miklepli kahverengi deri ciltli.956 (M.8 cm.5 cin. Baştan sona kadar mürekkep ve yazı sitilinde hiçbir farklılık yoktur. başı ve sonu tam olmakla birlikte muhtevası incelendiğinde Fatih dönemi hadiselerinin anlatıldığı kısımda eksiklik olduğu anlaşılmaktadır. boyunda. Daha sonra Osman Gâzî dönemi ile Osmanlı tarihini anlatmaya başlayarak. Her varakta "reddâde" 2 mevcut tur. varakların ikinci sah itelerinin sonunda. Fazla olmamakla beraber bazı sahifclerin kenarlarında metne ilaveler yapılmıştır. Eserin. Fâtih dönemi hadiselerinde daha önce de söylediğimiz gibi eksiklik bulunmakladır. Târîh-i Âl-i Osman'ın fizikî özellikleri.98b'dc Fâtih'in İran üzerine sefere çıkma kararı vererek yaptığı sefer hazırlıkları anlatılırken: v.İran seferinin sonlarında H. Eserin başında ve sonunda beşer salıife boşluk vardır. Târîh-i  l i Osman'ın Fizikî Özellikleri ve Muhtevası Eser. Metinde bulunan bütün başlıklar. etbâ1 ve ashabına saiât ü selâm getirdikden sonra "Sultan Süleyman Şah Han bin Sultan Selim Han'ın" ecdâdından ı'Vilâyet-i Rûm'a11 gelen Osman Gâzî'nin atalarından ve nerelerde yaşadıklarından kısaca bahsetmektedir. Eserin muhtevasında. 98b'nin Reddâde: Osmanlılar zamanında vücuda getirilen birçok yazma eserde. müellifi. 17. Kanunî Sultan Süleyman'ın II. Ancak 99a'nm başlangıcı "sultan" kelimesi ile başlamaktadır. rakamla yazılı tarihler kırmızı mürekkeple yazılmışın". âyet-i kerîmeler.99a'da Fâtih'in vefalından sonra yerine geçen Sultan Bayezid'i tahldaiı indirmek düşüncesiyle Cem Sultan'ın Mısır'dan tekrar Anadolu'ya gelmesi olaylarına geçilmektedir. önce Allâhu Teâlâ'ya hamd ve Rasûlü Muhammed Mustafâ (s. Târîh-i Âl-i Osman'ın içine aldığı bu geniş zaman diliminde. Her salıife 9. Bu usûl herhangi bir şekilde sahifeleriiı karışması halinde sahileleri düzenlemek maksadıyla kullanılmakta idi. İlk sahifenin renkli müzelüıeb ser-levhasi vardır ve bunun İçinde eserin ismi olan 'Târîh-i Âl-i Osman" yazılıdır. uzunluğunda 27 satırdan oluşmakladır.v. Bu ilavelerin bir kısmı metnin yazı ve mürekkebine uyarken. 98b'nin altında bulunan "reddâde" "ol" kelimesidir. Bu iki olay arasındaki dönemle ilgili olarak herhangi bir bilgi bulunmamakladır. bazıları hem mürekkep hem de yazı karakteri olarak farklıdır. Nitekim v. muhtevası. Metinde varak 98b ile varak 99a arasında konularda kopukluk olduğu görülmektedir.Mustafa Karazeybek Bu çalışmamız.a. 184 . Siyah mürekkeple nesih hattıyla yazılmış 209 varakdan müteşekkildir. yapraklar aharlı kağıt olup eserin tümü sağlamdır. metnin sol alt köşesine bir sonraki sahifenin metninin ilk kelimesi yazılırdı ki buna "reddâde" denilirdi. eninde. yazıldığı dönem ve kaynaklarının tespiti hususlarındaki değerlendirmelerimiz ile diğer bazı Tevârîh-i Âl-i Osmanlarla yaptığımız mukayeseleri ihtiva etmekledir. A. 1549) yılında Serasker Ahmed Paşa'mn Gürcüler üzerine sefere gönderilmesi hâdiselerine kadarki Osmanlı tarihine ait olayları nisbelen sade bir dil ve üslupla.

Târîh-i Âl-İ Osman ile Matrakçı Nasuh'un S (i! ey mannâme'si arasındaki benzerlik. s. Siileymannâme. Yine bu konu içerisinde Ayasofya'nın inşasından da bahsedilmektedir. Fâtih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethi anlatılırken "Der-beyân-ı hikûyet-i ibtidâ-i imâret-i şehr-i Kostanüniyye"(y. bir sonraki sahifenin başında bir anda başka bir konunun ortasından devam etmesi ve 98b'nin sonundaki "reddâde"nin de bir sonraki sahi Penin ilk kelimesi ile birbirini tutmaması. Nitekim.(A%.Kaniim Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman sonunda anlatılan konu bitmeden.. 4 Matrakçı Nasuh.88a.. Eserde. Ancak diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlarla.954 (M. Âl-i Osman'ın sonuna kadar devam etmektedir. Târîh-i Âl-i Osman'ın Müellifinin Tespiti Târîh-i Âl-i Osman. Eserde "râvî" ibaresinin kullanılması. XX1X/114. 81b.) başlığı altında garip rivayetlerle gayet uzun bir şekilde İstanbul'un tarihi anlatılmaya başlanmaktadır. Kanunî Sultan Süleyman dönemi hadiselerinde H. başka kaynaklardan faydalanarak kaleme aldığı bölümleri sürekli olarak "râvîlerden" naklettiğini belirtmektedir. Belleten. 1547) senesinde Osmanlı Devleti ile Almanya ve Avusturya devletleri arasında yapılan sulh antlaşması bahsine(v. Varak numaralarında eksiklik olmaması ve yazmanın cildinde bozukluk görülmemesi bu sahifelerin çok önceden kaybolduğu düşüncesini akla getirmekledir. İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nde bulunan ve Hüseyin Gazi Yurdaydın tarafından Matrakçı Nasuh'a ait olduğu tespit edilen Süleyman nâme3 ile Târîh-i Âl-i Osman'ın ilgili bölümleri her yönü ile birbirine benzemektedir. Arkasından İslâm tarihine kısa bir girişten sonra Müslümanların tarih boyunca İstanbul'u fethetmek için yaptıkları seferler sıra ile anlatılarak hâdiseler Fâtih'in İstanbul'u fethetmesine kadar getirilmektedir. B. istanbul Arkeoloji Müzesi Ktb. Hüseyin Gazi Yurdaydın. Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmanlar tarzında kaleme alınmış olup. 329-354. Daha sonra ".. anonimlerin özelliklerini taşımaktadır. Târîh-i Âl-i Osman'ın müellifi eserini vücuda getirirken. v. "Matrakçı Nasuh'un Hayalı ve Eserleri ile İlgili Yeni Bilgiler". Her iki eserde sözkonusu antlaşma bahsinde başlayan benzerlik Târîh-i. aynı konunun anlatıldığı kısımdan4 itibaren başlamaktadır. Müşâhadelerine dayanarak yazdığım düşündüğümüz bölümlerde ise bu ifadeyi kullanmadığı görülmektedir.. 77b) kadar devanı etmekte ve bundan sonra bir daha kullanılmamaktadır. Özellikle ünlü tarihçi Matrakçı Nasuh'un Osmanlı tarihine dair yazmış olduğu eserlerle yaptığımız mukayeseler sırasında ortaya çıkan benzerlikler müellifin tespitinde bize yol gösterici olmuştur. 185 3 .biz girii Sultan Mehemmed Hân hikâyesine gelelim" (v. aradaki dönemin de eserde mevcut iken daha sonra herhangi bir sebepten aradan çıkarak kaybolduğunu göstermektedir. Eserin muhtevasında müellifi hakkında açık olarak verilmiş bilgi yoktur. 379. nr. Osmanlı tarihi ile fazla alakalı olmamakla birlikte İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşa edilmesi hakkında geniş bir bölüm de mevcuttur. (Nisan 1965).) denilerek Fâtih dönemi hadiselerinde kalındığı yerden devam edilmektedir.

Diğer bir husus ise eserin dili ve üslubunda ortaya çıkmaktadır. konunun özünü değiştirmeyecek bazı ufak farklılıklar haricinde kelimesi kelimesine birbirini tutması. Târîh-i Âl-i Osman'ın Matrakçı Nasuh'a ait olabileceği düşüncesini akla getirmekledir. Târîh-i Âl-i Osman'ın Matrakçı Nasuh'a ait olabileceği düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Hatta. 186 . Âl-i Osman nisbeten sâde bir dil ve ifade tarzıyla kaleme alınmış olup. 2-6. Diğer larafdan MenzUnâme'dcki bilgiler özetlenerek ve ifadeler sadeleştirilerek Târîh-i Âl-i Osman'a aktanlmıştırfi.. s.Mustafa Karazeybek Müellifin bizzat kendi müşaha deleri ne dayanarak kaleme aldığı kanaatini uyandıran eserin bu son kısmının. hadiseleri anlatırken konuya uygun olarak bazen şiir bazen de âyet-i kerimeler koyma hususu Târîh-i Âl-i Osman'da da görülmektedir. Ayrıca. Bu yönüyle eserin tümünün tek bir şahıs tarafından kaleme alındığı anlaşılmaktadır. : Târîh-i ÂN Osman'ın Matrakçı Nasuh'un eseri ile benzerlik gösteren bölümlerinin dili. Aynı Eser. G. Turdaydın). anlatış tarzı ve kullandığı ifadelerin eserin diğer bölümleri ile de pek farklılık göstermemesi ve tamamı itibarıyla birbirine uyması. Gazi Yurdaydm. sonlarına doğru ifadenin biraz daha ağırlaşması dışında başı ile sonu arasında herhangi bir farklılık göstermemektedir. Beyâtı-ı Menûzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han. Matrakçı'nm bütün eserlerinde ortak özellik olarak görülen. eserin yine Matrakçı Nasuh'a ait Beyâıı-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han isimli eserle^ karşılaştırılması sırasında da Süleymannâme ile yapılan karşılaştırma sonuçlarına benzer bulgular elde edilmiştir. Matrakçı Nasuh üzerine geniş bir araştırma yapan H. Menzilnâme'de farklı yerlerde zikredilen âyet-i kerîmelerden on biri Târîh-i Âl-i Osman'da benzer konular anlatılırken zikredilmiştir. cilt olarak nitelenebilecek Osmanlı devrinin bütün olaylarını içine alan bir cildin tespit edilemediğim. Târîh-i. Târîh-i Âl-i Osman ile Menzilnâtne'nin mukaddimeleri karşılaştırıldığında her iki eserin girişlerindeki ifadelerin benzerliği aynı kalemden çıktığı kanaatini uyandırmaktadır. ancak bu devrenin muhtelif bölümlerine ait birtakım yazma nüshaların mevcudiyetine İşaret etmektedir7. H. (ııeşr. olayları anla üş tarzında ve kullanılan ifadelerde değişiklik yoktur. Süleymannâme ve Menzilnâme ile Târîh-i Âl-i Osman arasındaki benzerlikler Matrakçı Nasuh'un Mectna' el-Tevârîh'inin Osmanlı tarihini içine alan son cildini akla getirmektedir. Bununla birlikte Osmanlılara kadar olan dönemi içine alan üç cilt yazmanın mevcut olmasına rağmen IV. Ankara 1976. onun Taberî'nin ünlü eserini Arapça aslından Mecma' el-Tevârîh adı ile Türkçe'ye çevirdiğini ve Taberî Tarihi'ımı bittiği yerden devam ederek 958/1551 yılına kadar getirdiğini belirtmektedir. Başından sonuna kadar konu başlıklarının tespitinde. İki eser arasındaki benzerlikler için eserlerin mukayesesi bahsine bakınız. Matrakçı Nasuh'un eserindeki aynı bölümlerle. Öncelikle. 5 6 7 Nasûhü's-Silâhî (Matrakçı).

Yurtlaydın.. eseri yazma gayesini belirtirken "es-Sultân bin es-Sultân bin es-Stdtân Süleyman Şah Han bin Sultan Bâyezid Han"m ve ecdadının yaptıklarını ortaya koyacağını ifade etmesi (v.. "Aynı Makale". C. Bu tarz. Matrakçı Nasuh'un parça parça kaleme aldığı Osmanlı tarihine dair eserlerinin. müellifin Kanunî dönemine kadar her konu başlığından sonra verdiği bilgileri râvîlerden veya ehl-i tevârîhden naklettiğini sürekli olarak belirtirken. Târîh-i Âl-İ Osman'ın ithaf kısmındaki ifadelerden Kânımı Sultan Süleyman'ın o dönemde hayatla bulunduğu anlaşılmaktadır. Osmanlılar ve son olarak da 957/1550 yılma kadar yaşadığı zamanın hükümdan Kanunî devrinin tarihini yazdığını söylediğinden bahsederek bunun Osmanlı tarihi bölümünün Rüslenı Paşa'ya izafe edilen eser olduğunu vurgulamaktadır8. Bununla beraber dönemin yaklaşık olarak tespitinde bize yardımcı olacak bazı ipuçları mevcuttur. Eyle olduğu takdirce dokuzyüz Matrakçı. Ancak bu konuda daha detaylı bir çalışma yapma ihtiyacı olduğunu da belirtmeliyiz. G. Tcvârîh-i Âl-i Osnıanlarm halk için yazılmış elmaları mantığına da uygun düşmektedir. Ayasofya'mn binası harcına üç yüz sübeke altım hare olunup ve her sübekenin kıymeti içim üç yüz bin altım bahâ vaz' olunmuşdur. İkinci bir husus ise. Oğuz Han'ın evlâd ve ensâbmdan başlayarak Selçuklular. H.I). Müellifin. eseri Kânımı döneminde kaleme aldığını düşündürmektedir.Kaniim Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman Ayrıca H. Beyân-ıMenûziL s. Diğer bir deyişle Târîh-i Âl-i Osman. 21-25. Ccngizoğulları. bu eserin büyük ihtimalle Cami' el-Tevârîh'in Osmanlı tarihine ilişkin bölümü olabileceğini göstermektedir. Bunların yanında. s. Onun beyanları çerçevesinde sözkonusu nüshanın benzerliklerinin bir tesadüf eseri olamayacağı düşünülebilir. Müellif. Nasuh'uıı Rüstem Paşa'nın teşvikleriyle Mecma' elTevârîKi ihtisar etmek süreliyle sade bir dille ikinci bir versiyon olarak Cami' elTevârîh'i kaleme aldığını ve Nasuh'ım Cami' el-Tevârîh!m girişinde Taberî Tarihi'nin tercümesinin ardından birtakım tarihî eserlerden faydalanarak yazmaya devam ettiğini. Kanunî döneminden itibaren bu ifadeleri kullanmayı terketmesi. müellifin kendi müşahadelerine dayandığını düşündürmektedir ki bu da müellifin Kânûnî döneminde yaşadığına delalet etmektedir. Ayasüfya'nm yapımı için harcanan altın miktarından bahsederken şöyle demektedir: ". eserde Ayasofya'nm yapılması vakaları anlatılırken kullanılan bîr ifade bize daha doğru tahmin yapma imkanı vermektedir. bizim üzerinde çalıştığımız Târîh-i Âl-i Osnuın'm genel özellikleri ve Nasuh'ım eserleri ile yaptığımız mukayeseler sonucunda ortaya çıkan benzerlikler. Bu arada özellikle şunu ifade edebiliriz ki. Gazi Yurdaydın. Târîh-i Al-i Osman'ın Yazıldığı Dönemin Tespiti Eserin kaleme alındığı tarih ve dönem hakkında yazılmış herhangi bir yazı bulunmadığı gibi. manzum ve ağdalı ifadelerden büyük ölçüde arındırılarak halkın anlayabileceği sade bir dille ve aynı zamanda bilgilerin özetlenerek muhtasar şekilde aktarıldığı yeni bir versiyonudur. 349-353. bu konuda muhtevasında da net bir bilgi mevcut değildir. 187 .

Eserin bundan sonraki kısmı ise olayların en teferruatlı şekilde anlatıldığı ve diğer eserlerde bulunmayan geniş bilgiler ihtiva eden. altının fiyatının 60 akçeye yeni çıktığı anlaşılmaktadır ki bu itibarla yaklaşık bir tahmin ile eserin 1560 yıllarında kaleme alındığı düşünülebilir. baştan Kânûnî Sultan Süleyman'ın tahta çıkışma kadar. Zikr olan hesâb üzre şimdiki hâlde bir allunıın ktvnıeti ki altmış akçe olmuşdur. Müellif."(v. "Râviyân-ı tevârîh şöyle rivayet ederler ki" gibi İfadeler kullanarak konuya girmekledir. Başlangıçtan Kânûnî'nin cülusuna kadarki bölüm müellifin kendisinden önce kaleme alınmış muhtelif kaynaklardan yararlanarak yazdığı bölümdür. D. Bir altının (Sultanî ve Flori) rayicinin 1560'da 58-60 akçe. s. ikinci bölüm ise Kânûnî'nin cülusundan sonuna kadardır.l 66 ve tablo 9. Buradaki ifadelerde. aynı zamanda Matrakçı Nasuh'un Süleymannâmesi'nin Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nde bulunan nüshası ile birbirine benzeyen kısmıdır. Buradan itibaren H. Müellifin "ravf ibaresi kullanmadan zikrettiği ilk konu. İstanbul 1958. 1563'de 60 akçe olduğu ve bu tarihden I584'e kadar resmî kurun 60 akçe olarak kaldığı. kullandığı kaynakların isimlerini vermemektedir. Müellifin bu bölümde "râvV ibaresini kullanmakta titizlik göstermesi. eserin en geniş zaman dilimi olarak 1560 ile 1584 yıllan arasında kaleme alınmış olması gerektiği ortaya çıkmaktadır..1547) senesine kadar birkaç konu hariç yine "râvr ibaresiyle konular nakledilmektedir. Basılmamış Doktora Tezi. Bu bölümde "râvT ibaresi de bir daha kesinlikle kullanılmamaktadır. kendinden önceki dönemler için mevcut muhtelif eserleri kullanmış ve kendi dönemini müşaha deleri ne dayanarak ilave etmiştir Müellif. ol zamanın ahunu veznde eğer bit zamanın altunu gibi kıyâs olunur ise zikr olunan üç yüz sübeke altıma kıymet takdir olunan elli dört bin kene yüz bin akçe olur. Ancak eserini vücuda getirirken: başka kaynaklardan faydalanarak kaleme aldığı bölümleri sürekli olarak "râvîlerdcn 1 naklettiğim belirtmiştir. 188 . Diğer bir ifade ile müellifin yaşadığı dönem öncesi ve idrâk ettiği dönemdir. "Ehl-i tevârîh şöyle rivayet ederler ki'\ " Rivâyetde gehnişdir ki". 78a). İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Halil Salıillioğlu. Kânûnî'nin tahta çıkışı ile ilgili kısa bir bölümdür. Bu kısımda istisnasız her konu başlığından sonra "Râvîler şöyle rivayet ederler ki".Mustafa Kavazeybek kene yüzbin altım hare olunmuşdur dirler. Târîh-i Âl-i Osman'ın Kaynakları Târîh-i Âl-i Osman'ın kaynaklanın tespit ederken eseri iki bölümde incelemek gerekmektedir. müellifin eseri kaleme aldığı dönemde bir altının kıymetinin altmış akçe olduğu görülmekledir. Kum hışımdan XVII. İlk bölüm. Bu bilgiler ışığında. Asrın Sonlarına Kadar Osmanlı Para Tarihi Üzerinde Bir Deneme. onun başkalarından naklettiği olaylar ile kendi nıüşahadelerine dayanarak yazdığı bölümleri birbirinden ayırmak düşüncesinden kaynaklandığını akla getirmekledir. 1584'de 85 akçeye çıktığı bilinmektedir9. Ancak "şimdiki hâlde bir ahunun kıymeti ki altmış akçe olmuşdur" ifadesinden. 954 (M.

Tevârîh-i ÂN Osman. Âl-i Selçuk ve Âl-i Abbâs tefrika olmağın Süleyman Şah dahi Mâhân şehrinden kopup Rûm vilâyetine gelmeğe niyet itdi. zîrâ kim dâyimâ meyli gazaya idi. I-II. 11 189 . Öni hoz yar İmiş. Ve hem işildî kim Rûm vilâyetinde gazalar olur. Bu eserler arasında Âşıkpaşazûde Tarihi1"." iu Aşık Paşaoğlu Tarihi. Eceli andayidi. Rûm vilâyetinden hayli vilâyetler aldılar. Târîh-iÂl-i Osman (v. Şimdiki halde ana "Mezâr-ı Türk" dirler. İstanbul 1991. Süleyman Şah atın depli. geçmek istedi.Kanunî Döneminde Yazılmış Bir Târîh-iÂÎ-i Osman Müellif genel olarak Anonimleri taslak olarak almış. Aşağıda örnek olarak verilen metinler karşılaştırıldığında bunu görebilmekteyiz. Köymeıı). 12 Hadîdî. Süleyman Şah dahi memleketinden kopup Erzincan'a geldi. 89) "Mânân şehrinün pâdişâhı Süleyman Şalı idi kim Osman'ım dedesidür. ol tarafdan çok gazalar ildiler. 01 Ca'ber kalasınım Öninde defn ildiler. Şchîd oldı. İstanbul 1992. Erzincan'dan Rûm vilâyetine girdiler. Akıbet andan göçüp Haleb'e çıkdılar. Necdet Öztürk). (Haz. (Haz. Süleyman Şah alile Furat ırmağına boğildı. Faik Reşit Unat ve Mehnıed A. Atsız). ol sebebden Süleyman Şah bahâdır elli bin mikdân Türkmân evi ile Erzincan yolundan vüâyet-i Rûm'a kadem basıtp Amasya tarafına geîüp ol etraflarda altı yıl mikdân küjfâr-ı meîâ 'inler ile gazalar idüp nice yerler feth itdikden sonra âkıbelü'1-ömr dönüp Halcb vilâyetine çıkup Ca'ber nâm kal'a önüne gelüp âb-ı Fırat'dan güzer itmek içiin bir yere uğrayup geçmek isteyicek ittifak kazâ-i kudret ol sunun güzer itmek içün uğraduğu yirin kenarı yâr ve amîk olmağın bindüğü atıyla suya batııp lıükmu'Ilâlı ile suyu öte geçmedin dâr-ı fenadan saray-i bekaya göçüp ol arada cism-i pâkin âb-ı Fırat'dan çıkanıp hâk-i zemine defn idüp Fırat'a Mezar-ı Türk diyü nâm virdiler ki henüz ol nâmla meşhurdur. onlardan aktardığı bilgileri diğer muhtelif eserlerle takviye ederek genişletmiştir. ırmakdan çıkardılar. Yol iz bilmezler göçmel yörükleridi. gelüp öninc kondılar. Fırat ırmağı suyu önlerine geldi. ol aradan vilâyet-i Rûm'a gelmeğe niyyet eyledi. Ankara 1987. Kitâb-ı Cihan-nümâ. (Haz. Halk üşdi.la-lb) "Hâmân şehrin Cengiz Han harâb itmişdi. Ca'ber kal'ası dirler bir kal'a vardur. N. Amasiyye tarafı kim Rûmîlerdür. Neşrî'nin Kitâb-ı Cihan-nümâ's\n ve Hadîdî'nin Tevârîh-i Âl-i Osman'ım12 sayabiliriz. İrmağı geçmek dilediler. Gafilin Fırat ırmağına uğradılar." Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman (s. Mehmed Neşri. pâdişâhları Osman Gâzî'nin dedesi Süleyman Şâh'dı.

Erzurum'dan Erzincan'a indiler.Mustafa Karazeybek Aşık Paşaoğlu Tarihi (s. Ca'ber-kal'ası'na Süleymân-şâh konar bir sebzezâra İrüp leşger tolar hep ol diyara Burumla birlikte eserde." Hadîdî'nin Tevârîh-i Al-i Osman'ı (s. öglentirler Dilerler kim ol aradan göçeler Furat ırmağını asra geçeler Geçit bulup bular cûy-ı Furat'a Seherden kim süvâr oldilar ata Süleymân-şâh hemân-dem depdi atı Ki ya'nî alile geçe Furat'ı Öni yarİmiş uçdı nâ-gehânî Kaza irüp ayırdı atdan anı Getürler şahı CaLber-karası'na Be-resm-i şer'i korlar anda sine Yapup bir türbeyi bünyâd iderler Ana şimdi Mezâr-ı Türk dirler Gaza kasdına Göçerler ol aralardan yegâne Haleb'den yana olurlar revâne İrerler çün Haleb nâhiyyesine Furât ırmağı. Rûm'da (=Anadoln'da) gaza edin" dediler. Rûm (=Anadolu) ülkesinde altı yıl durdular. "Varın. Süleymanşah dahi kabul etli. Nihat Azanıat tarafından Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman(Giese neşri)'m kaynaklanndan oldukları tespit edilen Yahşi Fakih'in 190 . Etrafları fethettiler'. göçer evlilerin ulularındandi. 13) "Süleymanşah Gaziyi ileri çekdiler ki o. Erzincan'dan Rûm (-Anadolu) ülkesine girdiler. Geldiler. Elli bin kadar göçer Türkmen ve Tatar evini onun yanma verdiler. 22-24) Süleynıân-şâh o kavtnün hânı imiş Göçer-evlülerün sultam imiş Dil ü candan gazaya niyyet eyler Okur akıllan cem'iyyet eyler 0 yer Türkmau evi yigirmi bin var Kimi Türkmanidi kimisi Tâtâr 01 göçerler iderler İnip iderler Cihanı ehl-i küfre teııg iderler Amâsiyye nevâhîsinde çok yer Birez eylediler vakt olmadın feth serhadd-i Rûm'a ceng aradan ki cem' Rûm'a olup azm Geh idüp kûh u sahrânun şikârın Gehî seyrân ider cûyun kenarın Birez gün ol arada eglenürler Seferdür danışurlar.

XIVXVTH. s. Yusufb. Ali el-Arabî İlyas. âyet-i kerîme. Yusuf b..954 (M. Târihî Takvimler ve Ahmedî'nin Dâsitân-ı Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i 13 Osman'ından da faydalanılmış olması kuvvetle muhtemeldir. teferruat atlanarak konular özetlenmiş ve ifadeler sadeleştirilmiştir. Bu durum. Yazma Bağışlar ıır.Kâmım Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Al-i Osman Menâkıbnâme 'si. nr. 211-213) "Hamd <u> sipâs-ı bî-kıyâs u lâo l k â d i r u muta<âı v e kayyftm _cellet kudretuhu ve tabet y e z â i hikmetuhıı. metin içerisindeki şiir. Musa Balıkesirli. Ayrıca bu konularla ilgili olarak Âlî'nin Künlıü'I-Ahbâr'mda. İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nııı inşası hakkındaki bilgiler ise. Târîh-i Âl-i Osman (v. Anonim. Nihat Azamat).177b. Süleymuniye Ktb. Tâıih'İ Âl'İ Osman'daki 1.1547) senesinde Osmanlı Devleti ile Almanya ve Avusturya devletleri arasında yapılan sulh antlaşması bahsinden(v. Târth-i Âl-i Osman'da H. 1803/4. Tevârîh-i İbüdâ-i Şehr-i İstanbul ma'a Ayasofya-i Kebîr. İran seferi ile ilgili bilgiler Matrakçı Nasııh'un Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han İsimli eserine dayanmaktadır. Menzilnâme'deki bilgiler Târth-İ Âl-i Osman'a aktarılırken. İstanbul ve Ayasofya'nm tarihi hakkında değişik eserlerde bulunan bilgilerin aynı kaynaklara dayandığım göstermektedir. 2057/2. Esad Efendi. Süleymaniye Ktb.se neşri). Târîh-i Âl-i Osman'ın Bazı Osmanlı Tarihleriyle Mukayesesi a) Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han \)Târîh-i Âl'i Osman'ın ilk sahifesi ile Menzilnâme'nin ilk sahifesi karşılaştırıldığında eserlerin girişinin ifade tarzları aşağıda verdiğimiz örnekte de görüldüğü gibi birbirine benzemektedir..hazretine olsun kim iktizây-ı ezelî ve <te'vîd-i> takdîr-i lem-yezelîsinden rûy-ı zenıîni tîre ve M 15 Anonim Tevârîh-i Al-İ Osman (Gie. konunun özüne taalluk etmeyen bazı kısımlar atlanarak ufak bazı cümle farklılıkları ile Târîh-i Âl-i Osman'a alınmıştır. övgü ve yerme ifadelerinden büyük ölçüde arındırılmış. Târîh-i Âl-i Osman'ın bu son kısmı. Musa Balıkesirli'nin Târîh-i Ayasofya isimli eserinde14 ve Ali el-Arabî tlyas'ın Tevârîh-i Ihüdâ-i Şehr-î İstanbul ma 'a Ayasofya-i Kebîr isimli eserinde1'"1 benzer bilgiler bulunmakladır. istanbul 1992. 1) "Şükr-i sipâs ve ftanul u M-kıyâs ol hâlik-i cinn ü inâs ya'nî hazret-i Hudâ-yı te'âlâ cellet-âlâ'uhû ve ammet ni'amâ'uhûya olsun kim nev'-i beşeri âlemi ademden fezâ-yi vücûda getüriip teklîf-i a'mâl-i ferâyiz-i ibâdâl-ı sâliha ile mükellef eylemeğin sebeb-i kat'-ı derece-i âliye Vi Menzilnâme (Giriş kısmı. s.) eserin sonuna kadar olan bölüm ise daha önce belirttiğimiz gibi Matrakçı Nasuh'un İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphânesi'nde bulunan Süleymannûmesi'ndz aynı konunun anlatıldığı kısımdan itibaren büyük ölçüde aynıdır. Tevârîh-i Âl-i Osman'daki bilgiler ile büyük bir benzerlik göstermektedir. (Haz. Matrakçı'mn eserinin tekrar kaleme alınmış şekli olarak görünmektedir. Târîh-i Ayasofya. 19] . E. S'ükymannâme'deki bilgiler.

. 212.Mustafa Karazeybek kılmışdır vüfûr-ı teslîmât-ı zâkiyât ol server-i kâyinât ve mefhar-ı mevcudat şefî'i usât fi yevnı-i . sultânü'lberreyn ve 'l-hahreyn hâdimü 7haremeynVş-şerîfeyn pâdişâh-ı cihan hüsrev-i devr-i zaman melâz-ı ehli îmân Sultân bin Sultân Sultân Süleyman Hân bin Sultan Selim Hân hin Sultân Bâyezid Hân . 180a. 269. metin içerisindeki şiir. Rahman. âyet-i kerîme.meliki'1-mennân essuîtân bin es-sultân hin es-sultân Süleyman Han hin Sultan Selim Han bin Sultan Bâyezid Han . 24 (Matrakçı. v.. Aynı Eser.. Beyân-ı Menâzil.. 185b. Matrakçı. Beyân-t MerıâzH. habîh-i <hudâ> hazret-i Muhammed Mustafâ üzerine olsun kim . v.22i-222).vilâyet bi'l-irs ve'I-isühkâk a'nî halîfete-i haiîfeüllâhi'l. [ I ^ J I Denizde yürüyen dağlar gibi gemilerfO'nım varlığının delîlidiı-. 203b. 252. 184a. vücûd-ı pâdişâh-ı kişver-penâh ve kevâkib-i mevâkib-i leşker ve sipâhile giderdi ve vüfûr-ı 'inâyet-i karniye ve kemâl-i kudret-i şâmilesinden cihet-i kaf-ı mevâdd-ı küfr u zalâl ve def <u> ref'-i dâire-i fesâd u cidal .. 192 ..hu'ı ve ashâb u eşyâ't üzerlerine otsun ki lıerbiri muktedâ-yı şer'-i şerîf mütebeyyin ve pîşvâ-yi dîn-i münîf metindir rıdvânullâhi te'âlâ aleyhim ecma'în ve ba'demâ talırîr-i în-aklâm ve bâ'is-i tasdîr-i erkâm-ı anber-i fam oldur kini.. s. üzerine olsun kim . 3) Matrakçı'nın bütün eserlerinde ortak özellik olarak görülen. 31a.. Meselâ.. Târîh-i Âl-i Osman. tâyife-i usât ve zümre-i tağâta arsa-i arasâîda şefa'at-i bî-gâyeti mebzuldür ve dahi âl-i et. ve dahi âl <u> ashâb-ı erbâb-ı hidâyet .. Hatta Menzılnâme'de farklı yerlerde zikredilen âyet-i kerimelerden on biri Târîh-i Âl-i Osman'da benzer konular anlatılırken zikredilmiştir. 178b. 206a.. 227. hadiseleri anlatırken konuya uygun olarak bazen şiir bazen de ayet-i kerîmeler koyma hususu Târîh-i Âl-i Osman'da da görülmektedir. 178a.]".ırasât Rasûl-i Huda ya'nî Muhammed Mustafâ sallallâhtı aleyhi vesellem hazretlerinin üzerine olsun ki." 2) Nisbelen ağır bir ifade tarzi ile yazılmış olan Menzilnâme'Ğoki bilgiler. Aynı âyetlerin zikredilmesi hakkında aynca bkz. 266. övgü ve yerme ifadelerinden büyük ölçüde arındırılarak sade bir dille Târîh-iÂl-i Osman'a aktarılmıştır. s. Menzilnâme'de Kânûnî'nin 1534'de I.. 154.. Târîh-i Âl-i Osman'da Kânûnî'nin 1548'de II. 113b.. 220. hazret-i sultânü'l-guzât ve'Imücâhidin kâtilü'l-keferetü ve'l-müşrikîn ve kâmi'ü'z-zanâthk ve'1-mülhidîn sultânü'lherreyn ve'l-hahreyn burhânü'l-ınaşrıkîn ve'1-mağrîbîn hâdimü'l-haremeyni'şşertfeyn mâlikü'l-memâlik alcl-itlâk valiyü'l. 198b. 265. ol server-i kâinat meflıar-i mevcudat . 258." 'ayn-i berînî hîre iden zulmet-i deycûr ve şerr u şürî-i nıâdde-i âsumân-ı saltanat-ı cihâna mâh. İran seferi için Üsküdar'a geçmek üzere iskeleye inip kadırgalara binmesi anlatılırken de zikredilmektedir17. Krş. İran seferine hareketinde İstanbul'dan Üsküdar'a geçmek için iskeleye indiği sırada gemilerin denizdeki görünüşlerini tasviri ve gemiler ile denizden geçmesi anlatılırken iki kere zikrettiği âyet-i kerîme16.

Menzilnâme (s. Târîh-İ. Kr. İran seferi sırasında Şâh'nı sulh için gönderdiği elçilere verilen cevapta Şâh'ın kurtuluş çâresi ifade edilirken zikredilen âyet-i kerîme. 193 . Menzilnâme'âs Irakeyn Seferi teferruatlı olarak anlatılırken Târîh-i Âl-i Osman'&d aynı bilgiler özetlenmiştir. Menzünâme'de yarım samfede anlatılan bir husus Târîh-i ÂI-i Osman'da bir-iki satırda ifade edilmektedir. Bu dimim hem konunun özetlenmesinden hem de kullanılan ifade tarzımn sadeleştirilnıesİnden kaynaklanmaktadır. v. 149b) sııltân-ı serasker İbralûm Paşa hazretleri dahi mahrûsa-i İstanbul'dan bîlıadd ve bîpâyân asakir-i bî-girân ile vilâyet-i Anadolu'ya geçüp diyâr-ı Arab'a çıkup ve şehr-i Haleb'e kışlamak ıçun girüp karâr eylediler. s.KârıûnîDöneminde Yazılmış Bir Târîh-İ Âl-i Osman Yine Menzilnâme'dt I.. 4) Diğer bir husus.265.ş. 213-214) •'Makarr-ı hilâfet-i cihânbâni ve mesned-i hükflmet-i fermân-revânî ve pây-gâh-ı bülcııd ü refi' ve tahtgâh-ı ercümend ü ineııî' canibinden. Târîh-i Âl-i Osman (v..y . Aşağıda verdiğimiz örnek bunu açık bir şekilde göstermektedir." b) Matrakçı Nasuh'un SüleymannâmesVnin İstiinbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nıle Bulunan Nüshası Matrakçı.ere Van Beğlcrbeğisi İskender Paşa'ya gönderdiği mektubundan bahsedilirken de1K zikredilmektedir. Beyt: L^U^ 'Ü3JJL* j>*-kJl j L^ljb üy. Beyân-ı Menâzil. 206a. Âl-i Osman. İran seferi sırasında Şah Tahmas'ın oğlu İsmail Mirza'nrn sulh maksadıyla padişaha gönderilmek ü/.»yıl I İcâbiyle umûr-ı (merhûnun) zuhûnna ve emr-i mu'zamun husCıline pîşvâ ve rehniimâ olan kâim-i makâm-ı hüsrev-i sâhibkırân ve İeşker-keş-i Süleymân-ı zaman (Vezîr-i a'zam ve Rıunili beylerbeyisi İbrahim Paşa) 'ızz ıı şevket ve nusret u sancak tavk-ı 'azamet u bayrak ııbhet ıı 'izzet ve dergâh-ı sipihr-i ihlişâm ve bârgah-ı gerdûn kıyamdan nice biri bahâdırân-ı sipâh u dilîrân-ı fursat-nigâh ve şîrân-ı peleng-i ceng ve mübârizân-ı neberd-âhcng suvâr-ı ceng-sâz "askeriyle mukaddimâ irsal olııuıb semt-i İmtisâlile kûs-ı (irtihâli) cihet-i intikâle çâlub dahi teveccüh-i hümâyûn-ı zafer-rehber-i meymûıı ile sene (tokuz-yüz kırk rebî'ü'l-âhirinün onunda) mecma'-ı şerâyi'-i Muhammediyye ve menba'-ı mezâhib-i İslâmİyye ve mevzi'-i mesâkin-i sultâniyye ve râsihu'l-eyvâniyye ve kadîmu'1-esasiyye ve azîmu'ş-şâniyye ve etrafı ehâsin-i inehâsin-i (bahrle) ve eknafı tezâyin-i mezâyin-i nehıile müzeyyen olan medîne-i rnetîne-i Kostantıniyye'den (teveccüh idüb) kat'-ı nıenâzil ve (tayy-ı merâlıil ile) serhadd-i vilâyet-i 'Arab ve mahrûse-i ma'mûre-i Haleb canibine varub subh-İ devlet-i kümurânî ve ahter-i sa'âdeti dü~cihânî ile vusul bulıcak evân-ı şedâyid-i şiddet-i şitâ ve zamân-ı savlet-i burûdel-i hiddet-i hevâ (cvânî) karîb olmağın 'asker-i zafer-relıberile kışlaımıası lâzım (bel mühim) olduğu eclden (mumaileyh) mahrüse-i (mezbûrda) ve medîne-i (meşhurda) kışlayup andan sonra . Târîh-i Âl-i Osman'da 11.

zilleti ile ı kefere ve fecereden kendülerin add idüp elçüsile dergâh-ı tılempenâha otuz bin sikke temâmü'layâr altını gönderüp istİd'â-yt emân taleb eyledikde. Âl-i Osman'a alınmıştır.. Janj t ^.1547) senesi olaylarından başlamakla ve bu durum Târîh-i Âl-i Osman'ın sonuna kadar devam etmektedir.öte cânibde vüfûr-ı aded ve huzûr-ı uded ve ceyş-i bed-ktş-i salâbet ve mehâbetendiş ile meşhur olan Alaman vilâyetinin kralt bed. 177b-178a) "Haber-i mütâ'abetkerden serdâr-ı vilâyet-i Alaman ve cizye firistâden be-dergâh-ı hazret-i Süleymân-ı zemân . 81b-82a) "Haber-i mütâ'abet-kerden serdâr-ı vilâyet-i Alaman ve cizye firistâden be-dergâhı Süleymân-ı zemân ... Bu iki eserde başlıklar ufak bazı farklılıklar haricinde kelimesi kelimesine aynıdır.954 (M." tahkir olan sâyir kefere-i fecereden kendülerin add idüp elçüşiyle dergâh-ı âlem-penâh ve bârgâh-ı sa'âdet destgâha otuz bin sikke temâmü'l-ayâr ahun gönderüp istid'â-yı emân taleb eyledi" Süleymannâme (v. Matrakçı1 nın eserinin büyük ölçüde tekrarı mahiyetinde yeniden kaleme alınmış şekli olarak görünmektedir. Eserin bu kısmı.fi'âli ve sipehsâlâr-ı nekbet-âmâli Frandoş nâm ki hemîşe ol bed-nihâdın gümrâh-ı tuyürları saydgâh-ı gazada sıığûr-ı kârzâr-ı ecnâd ile buluşu gelüp gülşen-i vilâyetlerine ve kişver-i memleketlerine yâğî ayağın basdurmazlardı. Osman'da başlık konulmadan anlatılmaktadır. Bu iki eser arasındaki ilişki de eserlerin tümü üzerinde değildir. 184a-184b) ." zillet ile tahkir olan sâyir Süleymannâme (v. Her iki eser arasındaki benzerlik. Kalb-i salîb-i bednihâdlarma nassâl-i sihâm-ı ehl-i islâm'dan nı'h ıı hirâs müstevli olup hemati dem padişâlı-ı memleket-küşânın yümn-i himmetleri berekâttnda dürr-i muvafakati feth ü derîçe-i muhalefeti fesli idüp musâlahat-ı hâl selamete yakindur diyü tav'an bel rav'an itâ'at-şi'ârın izhâr u sadâkat-ihtisâsın aşikâr idüp jjji-lv> *-*jJo t\f.Târîh-i Al-İ Osman'ı diğer Osmanlı tarihleri ile yaptığımız karşılaştırmalarda aralarında net olarak irtibat kurabildiğimiz eserlerden birisi de Matrakçı'nın sözkoimsu eseri olmuştur. Târîh-i Âl-i Osman (v. Söylediğimiz hususlar aşağıda verdiğimiz metinler karşılaştırıldığında açık bir şekkilde ortaya çıkmaktadır. 95a) Târîh-i Âl-İ Osman (v.'iij>rj \. Nadiren bazı olaylar Matrakçı'da başlık altında anlatılırken aynı konu Târîh-i Âl-i..öte cânibde ol ceyş ve bed-kîş ve salâbet ve mehabet' endîş ile meşhur olan Alaman vilâyetlerinin kral-ı bed-fi'âl Frandoş nâm olan bed-encâmın kalb ve salîb-i bed-nihâdlarına nassâl-i sihâm-ı ehl-i İslâm'dan rıı'b u hirâs müstevli olup heman dem pâdişâh-ı memleket-küşânın yümn-i himetleri berekâttnda tav'an bel rav'an itâ'at-şi'ârın izhâr idüp y>. basit cümle farklılıkları ile Târîh-i.. Olayların anlatımında ise Matrakçi'mn eserindeki konunun Özünü etkilemeyen bazı kısımlar atılarak. H...

.. ve Muzaffer ve Hacı Beğ ve . Whs/t\\w... Verdiğimiz kısa örnekler de bunu göstermektedir.i Elkas <\ç.'7 "Haber-i cenk-kerden-i ümerâ-i şâh-ı bed-ahvâl ve inhizâınyâften an-tâyife-i nekbet-âmâl Bu cânibden sultân-ı selâtîni'7-islâm asâkir-i süreyyâintizâm kasaba-i Hoy'dan azimet idüp gider iken düşman-ı makhûnın Karadere canibinden kaçup giden ümerâ-i kalîle ve küberâ-i zcYİlesinden Bedirhan ve Abdullah Flan ve Hüseyin Caa ve Kayıtmaz ve Muzjıffer ve Hacı ve.Murat dönemi hariç Anonİm'in bilgileri ile büyük benzerlik içerisindedir.. Anonimi erdeki bilgiler bazı ifade farklılıkları ile Târîh-i Âl-i Osman'a alınmıştır." c) Anonim Tevârîh-i Al~i Osman(Giese neşri) Târîh-i Âl-i Osman'ın diğer eserler ile mukayeselerine gelince.. 197a) "Der-beyân-ı pîşkeş-i firistâden-i Elkas be-südde-i sidre-i esâs Ve pâdişâh-ı âlem-penâh mahrûsa-i Haleh'de iken girü sene 956 dokuzyüz ellialtı Saferinin yirmisinde Elkas Mirza ahd-i sadâkati teedîd ve peymân ve kavâid-i ubûdiyyeti te'kîd itmek içün pâdişâh-ı zıllu'llâh hazretlerinin âsitâne-i sa! âdetine seferinin ibtidâsîle intihasın vııkû'u üzre bundan evvel arz eylemiş idi.17) "Andan Tevârih-i sonra Al-i Orhan 195 .i-südde-i sidre-i esâs Sene sitte ve hamsın ve tis'a mi'e Saferinin yirmisinde sâbıkâ sılk-İ beyâna getirilen ahvâl muhakkak ve makâl-i musaddak üzre Elkas Mirza safka-İ ahd ve sadâkati teedîd ve peymân ile kavâ'id-i ubûdiyyetini te'kîd ve teşlıîd itmek içün sultân-ı zıHu'llâhî hazretlerinin âsitân-ı gerdûn. Târîh-İ Âl-i Osman'ın müellifinin Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman'ları taslak olarak kullandığı anlaşılmaktadır. 13a) Sultan Orhan Kal'a-i İznik'i feth idüp ve kendüye taht idüp oturup karâr eyledi. ve. Eserin başından. Konuların anlatılış sırası ve olayların seyri birbiri ile aynıdır. 122b) "Haber-i pîşkeş-i firistâden. Ban." Târih-i Âl-i Osman (v. Kayıtmaz..i Anonim Osman (s. İran seferine kadarki dönemde II. Kânûnî'nin II.Kânûnî Döneminde Yazılmış Bir Târih-i Âi-i Osman "Der-beyân-ı haber-i cenk-kerden-i ümerâ-i şâh-ı gümrâh ve inhizâtn-yâften an-tâyife-i gcç-râh Bu cânibden hazret-i sultân-ı selâttn-i cihan ferman-Termây-ı heft-aklâın cânib-i Tebriz'e teveccüh idüp kasaba-i Hoy'dan azîmet-i hümâyûnla göçüp gider iken adüvvi-i mağrurun mukaddema zikr olunduğu üzre Karadere canibinden girîz idüp şâh-ı bed-hâh tarafına giden ümerâ-i Ba\\e.^m4en Bedirkan ve Abdullah.iktidarına seferinin ibtidâsı ile hatimesin vuku 'u üzre ale't-tafsîl iftitâh idüp rlâmitmişdi.?'' Süleymannâme (v. Matrakçı Nasuh'un eserleri bir tarafa bırakılacak olursa. Târîh-i Al-i Osman (v. Anonimlerle yapılan karşılaştırmada. diğer eserler içerisinde en fazla irtibat kurabildiğimiz Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmanlar olmuştur..

. 40b) ".. îsâ Çelebi karındaşı Mûsâ Çelebi ile bir nice zemân cenk eylediler âhirü'1-emr Mûsâ Çelebi gâlib olup karındaşı îsâ Çelebi'i ortadan göLüriip andan kendüsü Burusa'ya gelüp oturup birkaç gün karâr i dince değin ki Mır Süleyman ki Yıldırım Hân'ın ulu oğludur. Andan Emir Süleyman Bursa'ya geldi.51) Al-i ". Anonim. Târîh-i Al-i Osman'ın müellifinin müşahadelcrine dayanarak kaleme aldığım düşündüğümüz konular. 67a) ".. âhirü'1-emr ol kızın temâmet ahvâlinden haberdâr olup kendü sarayında olan hâtûnu pula lapdıığu sebebden hatemi nübüvvet elinden gidüp ve ol kıza ol mertebe mâyil olduğundan ötürü kendüyc bunca akabeler vakf olup tâc [ıı] tahl elden 196 Anonim Tevarîh-i Âl-i Osman (s. îsâ ve Mûsâ Karesi İli'ndc birbirin kovagitdi. Târîh-i Âl-i Osman'da daha teferruatlıdır. Meselâ: Bursa'nın fethi." Târîh-iAl-i Osman (v. Bunun yanında Târîh-i Âl-i Osman. özellikle II. İran seferi hazırlıklarından eserin sonuna kadarki bülümü Anonimler ile mukayese edilemiyecek kadar geniş ve teferruatlıdır. Târîh-i Âl-i Osman (v.. Bu konularda her iki eserdeki bilgiler birbirine benzemektedir. l. Andan Mûsâ Çelebi kaçdı.. Tacından tahtından .. Balıkesir. Karaman'a eitdi. 50.Mustafa Karazeybek Oğlu Süleyman Şâh'a İzniknıid sancağın virüp Taraklu Yenicesi ve Göynük ve Mudurnu vilâyetlerine lıavâle eyledi ve bir oğlu dahi ki Murad Han Gâzî'dir ana Buruşa sancağın virüp . Anonim'de birkaç cümle ile bahsedilen bazı hadiseler Târîh-i Al-i Osman'da ayrı başlıklar altında zikredilmektedir." Bunun yanında umumiyetle konular Anonim'de kısa ve özet. Yine birçok yerin fethi Anonim'de sadece fcthcdildikleri belirtilerek geçilirken Târîh-i Âl-i Osman'da nasıl fethedildikten ayrı ayrı nakledilmektedir..Murad'm öldürülmesi ve yerine Yıldırım Bayczıd'in geçmesi hadiseleri Anonim'de kısaca geçilirken aynı konular Târîh-i Âl-i Osman'da uzun bir şekilde anlatılmaktadır.. Andan Mûsâ Çelebi Bursa'ya vardı.." Anonim Tevarîh-i Osman (s. e nazaran daha fazla konu içermekledir.. Bergama ve Edirne'nin fetihleri hakkında Anonim'de sadece "nevâhîleri ile fethedildi" denilirken. Fâtih Sultan Mehmed döneminde Târîh-i Âl-i Osman'da bulunan İstanbul'un tarihi ve Ayasorya'nın inşası bahsi Anonim'de de vardır. Osman Gazi'nin vefatı. 80) âhirü'1-emr Süleyman Peygamber ol kız puta tapduğı ccilden Süleyman Hak tarafın koyup ol kıza gönül virdüği ecilden akıbet bunca vak'alara uğradı. Târîh-i Âl-i Osman'da nasıl fethedil dikleri ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.... Yenice'ye ve Göynük'e ve Mutıırnı'ya havale olmuşdı ve Buruşa sancağın oğh Murad Gazî'ye virdi. Meselâ." İznikmid'i oğlu Süleyman Paşa'ya virdi. Ahirü'lenır Mûsâ îsâ'yı bulup aradan götürdi. asker cem' idüp Buruşa üzerine hücum idicek Mûsâ Çelebi Mîr Süleyman'a mukabil olamayup Burusa'dan çıkup kaçup Karaman vilâyetine gidüp..

Lütfı Paşa Tarilıi'm göre dalıa geniş bilgi vermektedir.KânûnîDöneminde Yazılmış Bir TâHh-İ Al-i Osman gidüp kırk gün temam şeytân-ı recîm emri ile o dîv-İ sakîm talıt-ı Süleyman'da mukAm olup ve Süleymanlık idüp ve kendü bu kadar zaman âvâre ve sergerdân olduğuna. 18) ". daha önceki konularda olduğu gibi Anonim'deki bilgilere nazaran Târîh-i Âl-i Osman'ın daha fazla bilgi ihtiva etmesidir. İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşası hakkında her iki eserde bulunan bilgilerin aynı kaynaklardan alındığı anlaşılmaktadır. 01 feterâtda Rum vilâyetine azm ve niyyet-i cezm idüp doğru Erzincan'a gelüp Erzincan'dan Rum vilâyetine ki Amasya tarafıdır gelüp anda haylî zaman gaza ildi. özellikle Târîh4 kl'İ Osman'ın son kısmında müellifin kendi müşahadelerine dayanarak yazdığım düşündüğümüz kısımlardaki bilgiler Lütfı Paşa Tarihinden çok daha mufassaldır. Süleyman Şâh bahâdır cllibin mikdârı Türkmân evi ile Erzincan yolundan vilâyet-i Rûm'a kadem basup. Andan girü Haleb'e çıkdı. müelliflerin aynı kaynaklan kultanmalarındandır. Diğer dönemler hakkında verilen bilgiler ise farklıdır. Haleb'den Ca'ber kal'asına revânc olup ve Fırat suyun geçmek kasdın eyledi. Târîh-i ÂI-i Osman (v." Bu konularda eserler aralarındaki iark.. (neşr." âvâre olup bir dîv sihr idüp Süleyman'un tahtına geçüp hükm-i hükümet idüp kırk gün tamâm Süleyman tahtından ayrılup avarelik çekdi. İstanbul 1332.. Kaza ve kader şu üslûb üzerine carî oldu kim sâyir halkdan Ögedin kendü uğrayup önü hod yâr imiş atıyla bile belürsüz . 1 a-1 b) ". Tevârîh-i Âl-i Osman. Âşıkpaşazâde. Her iki eserde bazı farklı konu ve rivayetler mevcul olmakla birlikte Osmanlıların ilk • dönemlerine ait birçok konu Lütti Pa^a. Süleyman Şalı kim Osman'ın dedesidir.... istanbul 1341." e) Âşıkpaşazâde Tarih?® Târîh-i Âl-i Osman ile Âşıkpaşazâde Tarihi arasında olaylar zinciri ve ihtiva ettikleri bilgiler açısından benzerlikler bulunmaktadır. Amasya tarafına gelüp ol etraflarda altı yıl mikdârı kiiffâr-ı ınelâ'înler ile gazalar İdüp nice yerler feth itdikden sonra âkıbetü'1-ömr dönüp Halcb vilâyetine çıkup Ca'ber nâm kal'a önüne gelüp âb-i Fırat'dan güzer itmek içün bir yere uğrayup geçmek İsteyince. d) Lütfı Paşa Tarihi Târih-i Âl-i Osman'ın başından fetret devrine kadarki dönemle Fatih dönemindeki İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nm inşası bahsi İle Kânûnî Sultan Süleyman'ın saltanatının ilk dönemleri hakkındaki bilgiler ve anlatış tarzları birbirine yalandır. Kanaatimizce iki eser arasındaki benzerliklerin sebebi. Âlî Bey).. Tevârîh-i At-i Osman.... ittifak kazâ-i kudret ol sunun güzer itmek içün uğraduğu yirin kenarı yâr ve araîk olmağın bindüğü atıyla suya batup fenadan saray-ı bekaya göçüp. Ancak Târîh-i Âl-i Osman. (ııeşr. 197 Lütjî Paşa Tarihi (s. Âlî Bey)..

198 .Samsa Çavuş dimekle meşhur bir künesne varidi. Târîh-i Al-i Osman (v.. Tûnh-i Âl-i Osmari&ak İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşası konuları iseÂştkpaşazâck^'de mevcut değildir. 24) ".-ievârth'\n Osmanlı tarihine hasredilen ikinci cildi olmalıdır. zısm virmezinı." Netice olarak Târth-i Âl-i Osman.. 5b) ".. vilâyetin ba .. lefke yanında dere ağzında Yenişehir suyunun kenarında bir hisarcık vardı anı Samsa Çavuş'a virdi.. Ancak anlatış ve ifade tarzları farklıdır. Tâniı-i Âl-i Osman'ın müellifinin Âşıkpaşazâde'yı kaynak olarak kullanması ve Osmanlıların ilk dönemlerine ait kaynakların kısıtlı olması nedeniyle kaynakların müellifler tarafından müştereken kullanılmasından olmalıdır. Karazeybek hakkında verdikleri bilgiler birbirine benzemektedir. ayağ üzre durup Osman Şah Gâzî hizmetine baş koyup yir-yurl idiıımek içtin birkaç pare köy laleb iıdikde. Bilgilerin birbirlerine benzemesinin sebebi. Yaklaşık olarak 1560 tarihlerinde yazılmış olan eser... bahâdır er idi ve hem Osman Şalı Gâzî'nin sâbıkdan cmekdar yoldaşlarından idi. Osman Gâzî eydür. Bu bilgiler Nasuh'un yazdığı tahmin edilen ve kendisinin de yazdığını ifade ettiği ancak günümüze kadar tespit edilememiş müstakil bir Osmanlı Tarihinin varlığını ortaya koymaktadır.Mustafa." Aşıkpaşazada Tarihi (s.. Matrakçı Nasuh tarafından Mecmaü'ilevârîh'in değişik bir versiyonu şeklinde kaleme alınan Câmi'fi'f. Osman Şalı Gâzî dahi kabul idüp kal'a-i Lefke civarında Yenişehir suyu kenarında bir kal'acık varidi ol hisarcuka tâbi1 olan il [ü] vilâyeti mezkûr Samsa Çavuş'a ihsan eylediler.Samsa Çavuş geldü eydür. zîrâ bunlun vilâyetinden çıkarmazam. bu vilâyeti bana ver kim bunlar yine yâgî olmuşlar. Matrakçı'nın daha önce Osmanlı tarihine dair yazdığı muhtelif eserleri özetleyerek halkın anlayabileceği sade bir dille yeniden kaleme aldığı tek ciltlik farklı bir eseridir.

l. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri (ASD. Jaeschke. 199-208. Adana'dan hareketle 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelen M. Genelkurmay ATAŞE Başkanlığı. Hatla . Bu müfettişlik gerek Anadolu'daki ordunun yeniden teşkilâtlanması hususunda. Geniş bilgi için bk. s.). s*. M. ya da mebus olarak meclise girmek arzusunda idi. Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra. basın yoluyla İngilizler'den yana bir tavır sergileyerek onların şüphelerinden uzak durmayı planlar ve 17 Kasım 1918Me Minberde .97. Mustafa Kemal Pasa bu sırada İngilizlerle de temasta bulunmaktan geri kalmamıştı. M.1 Dr. İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele. Meclis-i Meb'usân eski reisi Ahmet Rıza Beyle temas kurmayı düşündüğü gibi: dönemin önde gelen asker-devlet adamlarından Ahmet İzzet Paşa ile de temasa geçmek niyetinde idi.99. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. Kemal'in bu düşüncelerini uygulamaya kayması mümkün olmadı. İstanbul 1955. 1919 yılı Nisan ayma kadar geçen beş aylık süre içinde çeşitli temaslarda bulundu. O.16 Mayıs 1919) İstanbul'da kaldığım'1 belirtmişti. İngilizler'in Osmanlı Milleti'ne gösterdiği iyi niyet ve dostluktan uzun uzun bahsetti. İzmir 2000.m. gerekse ülkenin kurtarılmasında büyük rol oynayacak olan Mustafa Kemal (ATATÜRK) Paşa'run emrinde bulunmasından dolayı son derece önemli idi.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Bk. Kemal Paşa: "' Ağır ve kafi bir kararın doğruluğuna inanmak için vaziyeti her köşesinde mütalaa etmek. s. Bk. Atcailrk'iin Bana Anlattıkları. İstanbul 1983. s. Falih Rıfkı Alay.. Sina Aksin. Öte yandan.O İstanbul'a gelişinden. s. 125-133. Bu dönemdeki faaliyetlerini bilahare Falih Rıfkı'ya anlatan M.. ülkenin içinde bulunduğu kötü şartlardan kurtulabilmesi için siyasî yollardan çözüm aramanın faydalı olacağına inanıyordu. (1961). c. tereddüde yer bırakmamak. O. 18 Kasım 1918Me Vakil'de yayımlanan mülakatında. Kemal Paşa. bu faaliyetleri sırasında ayrıca tttihad ve Terakki Cemiyeti yetkilileri ile yakınlaşmayı. Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi. MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN M ÜFETTİŞLİK GÖREV BÖLGESİNDEN GERİ ÇAĞRILMASINA NEDEN OLAN GELİŞMELER Zekeriya TÜRKMEN' GİRİŞ Mütareke Döneminde kumlan askerî müfettişlikler içerisinde şüphesiz en önemlisi IX. Ordu (in.. başka ihtimal kalmadığına inanmak için mütareke esnasmdadört-beş ay (13 Kasım 1918 . olmazsa kurulacak hükümete Harbiye Nazın olmak..Kemal Paşa. istanbul'daki faaliyetlerinde esas olarak hükümet kurmak.Ordu) Kafaları Müfettişliği idi.

M. s.97. "Millî Mücadelede M.. Kemal ile İlgili Bilinmeyen Belgeler". Kemal Paşa'nın lehine olduğunu ifade eder. Tevcihat nr: 67/5.88 vd. BOA. 29 Kasıl ve 20 Aralık 1918 tarihlerinde padişah ile görüşme fırsatını buldu. Kemal İngiliz casusu Rahip Frew'le temas kurdu. ayrıca bk. Aym eser. Mesela David Fromkm batılı gözü ile olaylara yaklaşarak. nr: 68/11. 30 Nisan 1335 (1919) tarihinde IX. Kls:l 1. Harbiye Terliat. (Çev. Kemal Paşa. Bk. Dahiliye Şifre Kalemi (DH. Milli Mücadele Senelerinde Teşkilat-ı Mahsusa. (1969). s. 9 Ağustos 1919 tarihinde de yaverlik rütbesi kaldırıldı. İngilizlerle münasebetlerde bulunmaktan çekinmiyor. Gnkur.968). Tek Adam. BOA.). onların şikayet ettikleri olayları önlenmekti.5-41. s.I. Başbakanlık Osmanlı Arşivi.Zekeriya Türkmen M. Kemal Paşa. Jaeschke. bu sırada İstanbul'da yönetimin karşı olduğu şeylere kendisinin de karşı olduğunu gösteriyor ve siyasî taktikler sergiliyordu. Harbiye Giden nr: 343882. yüzyılın en büyük politik yolculuğu olduğunu belirtir.). Ordunun iaşe ve ikmâli için vilayetlerle yazışma başlatıldı6. Kemal Paşa.. c. M. Bu arada belirtmek gerekirse.Aynı gün Harbiye Nazın (Milli Savunma Bakam) Şakir Paşa tarafından sadaret makamına. 200 .BEO. s. F: 1. M. Süreyya Aydemir. İstanbul'da sürdürülen uzun temasların sonunda M. nr:99/55. Ds: 164.372. Müfettişlik talimatnamesine göre. Harbiye Giden nr:342765. Hüsamettin Ertürk.BOA... Sy:14. Midhat Sertoğlu. kendisi. diğer taraftan Çanakkale'deki başarısından dolayı herkesçe tanınmış bir generaldi.. Mirliva Mustafa Kemal Paşa ile Sultan Vahdettin arasında padişahın şelızadelik döneminde Almanya seyahati vesilesiyle bir yakınlık kurulduğunu Teşkilat-ı Mahsusa'nın lideri olan Hüsamettin Erlürk de eserinde izah eder. Keza.).ŞFR). Bk. bir süre Padişah Vahdettin1 üı yaverliğini yapmış". M. Kemal Paşa 23 Eylül 1918 tarihli irade ile yaveran-ı hazret-i şehriyarîlige getirildi.404. Mehmet Harmancı). Barışa Son Veren Barış. ün. Kur. istanbul 1994. Aynı eser. İtilaf Devletlerinin istekleri dışında bir harekette bulunmamak. faydasını gördü. Babıali Evrak Odası (BOA. 2 3 4 5 6 bu sırada M. Kemal'in müfettişlik için Samsun -yolculuğunu bir yerde XX.. İstanbul'da bulunduğu süre zarfında politika gereği. Ordu Kıt'aâtı Müfettişliğine tayin olundu4. İşte bu durumu çok iyi değerlendiren M. Dosya Usulü İrade Tasnifi (DUİT. O. Bk. BEO. Nitekim. bundan sonra. İstanbul'da kaldığı süre içinde bir kaç kez (15 Kasım. BOA. Samsun ve çevresindeki eşkıyalık hareketlerini engellemek. s. (Kasım 1. ATAŞE Arşivi: 1 -1. Bk. M. Kemal Paşa'mn yukarıda izah edilmeye çalışılan tasarı ve düşünceleri çok ince düşünülmüş fikirlerdi. Bu konu daha sonra yapılan araştırmalarda da ele alınmıştır. yapılan bu tayin hakkında bilgi verildi5. S. Hüsamettin Ertürk. Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATAŞE) Kütüphanesi. Harbiye Giden nr: 340052. Belgelerle Türk Tarihi Dergisi (B'ITD. Kemal Paşa'nın ordu müfettişi olarak Anadolu'ya gönderilmesi uygun görüldü3.87 vd. Daktilo Metin. IX.. bu sırada bütün gelişmelerin M. BOA. Kemal'in görevi. saray ve çevresiyle olan ilişkilerinde de dikkatli davranıyordu.BEO. s. bu laktiklerinin bir süre sonra ortaya çıkan gelişmelere bakılırsa zararım değil. sonra da Anadolu'nun çeşitli yerlerinde beliren kuva-yı milliye veya şuraları ortadan kaldırmak. Bk.

s. Miralay Mehmet Arif. Kemal Paşa'nınmaiyetinde ili. Samsun'daki işgal hadisesi ile İzmir'in işgaline karşı duyulan tepkiyi 20 Mayıs tarihli iki ayrı telgrafı ile sadarete bildirdi".303. 16. c. Erzurum. c. Gn. Yüzbaşı İsmail Hakkı (Ede). s. Ertesi gün (16 Mayıs) yapılan selamlık resmine Bahriye Nazın Avni ve Erkûıı-ı Harbiye-i Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Cevat Paşa ile birlikte tkatıldıktan sonra7. Bk. 17Mayıs 1335. Paşa ilk iş olarak mıntıkasında bulunan Sivas. bîr kısım kaynaklarda selamlık görüşmesinin 15 Mayıs'ta yapıldığı belirtilmektedir.117. Bk. memleketteki asayişsizlik ve eşkıyalığın sebepleri hakkında gerekli bilgiyi toplamaya çalışacağını. Yüzbaşı Mümtaz (Tünay). Kemal Paşa. s. Mustafa Kemal Paşa'nın maiyetinde şunlar bulunuyordu: M. Tabip Miralay İbrahim Talî (Öngören) Bey. ATAŞE Arşivi: 1-1. Van. Bu emrinde. Müfettişlik kurmay başkanı Manastırlı Kâzım (Dirik Pastı) Bey. s. Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi. Jaeschkc. Belge nr:25. s. Üsteğmen Abdullah (Kunt).19 Mayıs 1919. (1953). Üsteğmen Arif Hikmet (Gerçekçi). Kolordu Komutam Erkân-ı Harp Miralayı Re'let (Bele Paşa) Bey. vesika nr:68. müfettişlik ile hükümet arasındaki yazışmaların gayet normal devam ettiği fakat. Kur. Erkân-ı Harp Kaymakamı Mehmet Arif Bey (Ayıcı). Alemdar nr:86-l 396. Samsun'da bir kaç gün kalacağını. Yüzbaşı Mustafa Vasfı (Süsoy). Kemal Paşa aynı yoldaki telgrafları Harbiye Nezaretine de göndermişti. zaman zaman görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı görülüyordu. bu tür saldırıların hükümetçe ASD. Sy:4. Paşa. Ankara.saat 16. Yüzbaşı Ali Şevket (Öndersev). 201 . Kastamonu. Dördüncü sim I" kâtip Memduh (Atasev) Beyler bulunuyordu.Ds: 164. Tabip Binbaşı Refik (Saydam) Bey. Diyarbekir vilayetleri ile Erzincan müstakil mutasarrıflığı ve 15. Bk.00'da Bandırma Vapuruna binerek maiyeti i k \ Samsun'a hareket etti9. F:22. İzmir'in işgal haberini aldı ve hükümet erkânını da büyük bir telaş içerisinde buldu. Aynı Eser. Üsteğmen Hayati. s. Harp Tarihi Vesikaları Dergisi (HTVD. Kemal Paşa. M.. Havza'ya geçişinden sonraki günlerde görüş ayrılıkları daha da arttı. Yüzbaşı Cevat Abbas (Gürer).I.15. Ankara 1970.I.Mustafa Kemal Paşa 'tun Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağnlmasma Neden Olan Gelişmeler Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a Hareketi ve Bölgedeki Faaliyetleri İngilizlerin Endişeleri 15 Mayıs 1919 gtinıi vedalaşmak için Babıâli'ye giden M. . Erkân-ı Harp Binbaşısı Hüsrev (Gerede) Bey. telgrafında.32. -öğleden sonra. M. Birinci sınıf kâtip Faik (Aybars). İkdam nr: 7998. bu konuda valilerin kendisine yardımcı olmaları gereğini hatırlatmakta İdi10. M.25. Atatürk'le Samsun'a Çıkanlar. M. Teğmen Muzaffer (Kılıç).I. Trabzon. Kls:ll. Erkân-ı Harp Miralayı. 16 Mayıs 1335. Mamüretilaziz (Elazığ). Kemal'in Samsun'da bulunduğu 24 Mayıs tarihine kadar. c.. orada. Ankara 1982. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yay. ve 20. Yusuf Hikıncl Bayur.. Topçu Binbaşı Kemal (Doğan) Bey..). Kemal Paşa üç günlük bir yolculuktan sonra 19 Mayıs 1919*da Samsun'a vardı. Kurtuluş Savaşı île İlgili İngiliz Belgeleri. Atatürk. Jaeschkc. Atatürk'le İlgili Arşiv Belgeleri. Fethi Tevetoğlu. Kolordu komutanlıklarına iki numaralı emrini yayınladı.

Ordu Müfettişliğinin Konya'da kumlan Yıldırım Kıt'aatı (II. (1953)vesikanr:69. vesikanr:16. M. Yüzbaşı Hursftan Amiral Calthorpe'a gönderilen bu mufassal rapor için bk. ülkedeki asayişsizlik. 71.. yukarıdaki bu İngiliz tepkisine karşı Osmanlı hükümeti iki ayrı cevap verdi. sürgü kolu ve top kamalarının toplanıp belirlenen yerlere gönderilmesini sağlamak. ayrıca bu hey'elin.269-270. s. Bilal N.Ordu) Müfettişliğinin benzeri olduğu ve belirli bir merkezi olmadığı açıklandı. İlk cevap Harbiye Nezareti tarafından verildi. HTVD. Sy:4. Samsun'da bulunan İngiliz istihbarat subayları ise. Dahiliye nr:343451. bölgedeki tüfek. Sy:l. IX.Jaeschke. Kemal'in bölgeye varışı ve teftiş gezileri hakkında önemli bilgiler aktarıyordu10. HTVD. İngiliz İşgal Kuvvetleri Karadeniz Ordusu Komutanı General Münc. Kemal Paşa'mn Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi tarafından korunduğu anlaşılmakta idi. Kemal Paşa da.9. Harbiye Nazın Şevket Turgut Paşa da 26 Mayıs tarihli cevabî telgrafında bunu 12 13 14 15 16 17 IK Mithat Sertoglu. Jaescbke.Cevat Paşa'mn İngilizlerce verdiği bu cevaba bakılırsa M. BÜA. "Millî Mücadelede Ata'nın Bilinmeyen Bir Telgraf]". Ordu dağıldığı halde ona bağlı birlikler için bir müfettişin geniş bir kurmay heyetiyle gönderilmesinin asıl amacının ne olduğunu öğrenmek istedi. M.l 5. Şimşir. s.BEO. sadarete gönderdiği raporlarında İngiliz faaliyetleri hakkında 17 bilgiler vermekte idi . Kemal Paşa'nın geniş bir subay kadrosu ile Samsun'a gitmesinden ve orada millî galeyana neden olmasından dolayı n İngilizler in kuşkusu giderek arllı. Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri. Öte yandan. 21 Mayıs tarihli raporunda Samsun yöresindeki çete faaliyetlerinden ve şehre Rusya'dan 500 Rum'un getirilip yerleştirildiğinden bahsettikten sonra. sükûn ve asayişin her hangi bir şekilde bozulmasını önlemek amacıyla bu ordu müfettişliğinin kurulduğunu ve doğu vilayetlerinde görev yapacağını belirtmekte idi' 5 . ayın zamanda Hariciye Nazın sıfatı ile 25 Mayıs'la Milnc'e verdiği cevapta.I.IV. Sy:I. BTTD. İngiliz Belgelerinde Atatürk. ATAŞE Arşivi: 1-1. ASD.Bu raporlarda jandarmanın takviye edilmesini istedi. 77. Sadrazam Damat Ferit ise.. Ankara 1992. Nitekim. 19 Mayıs 1919 günü Harbiye Nazırına gönderdiği şifrede duydukları kuşkulan anlattı. c. niçin Sivas'a doğru hareket etmekte olduğunu merak ettiğini belirterek bu konunun açıklanmasını istedi*3.Ds:l 64. Öte yandan M.Nitekim M. Milne.267-269. c. asayişsizlik hakkında 21. İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiserliğine ordu müfettişinin çalışmaları hakkında devamlı raporlar veriyorlardı. Kemal. F:29.. s. nr:12. Kur.Zekeriya Türkmen önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını ve kendisinin de bunlardan haberdar 1 f edilmesini istedi \ İstanbul'da ise. 202 . Gn. Ordu Kıt'aalı Müfettişi M. 22 ve 24 Mayıs 18 tarihlerinde beş ayrıntılı rapor gönderdi . General. IX. Sy:5. Kls:11. s. Yüzbaşı Hurst. bölgede her hangi bir asayişsizlik olayına yer vermemek14. ayrıca bk.4-5. Kemal'in Anadolu'da görevlendirilmesinin ilk nedeninin Galthorpe'ıın 21 Nisan 1919 tarihli notası olduğunu vurguladıktan sonra. Erkân-ı Harbiyc-i Umumiye Reisi Cevat Paşa'nın imzası olan bu belgede IX. HTVD-. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. vesika nr. Müfettişlikten beklenen görevlerin ise şunlar olduğu belirtiliyordu: Geniş bir bölgeye dağılnuş olan birliklerin genel durumlarım yerinde incelemek.

ŞFR. BOA. ülkede asayişin sağlanabilmesi için devletçe jandarma sayısının 75. jandarmanın arttırılması hususunaşu açıklamayı getirmekte idi: " Devletin halen muhtaç olduğu jandarmaya kayd keyfiyetinin de bir vaztfe-i vataniyye ifâsından ibaret olduğunun. 28 Mayıs 1919 tarihli Hey'et-i Vükelâ toplantısında etraflıca görüşüldü ve uygun bulunarak22. İngilizlerin kuşkularım daha da arttırdı. s. yapılan miting ve sairenin hedefine ulaştığı belirtiliyordu. Kemal'in geri çağrılması yolunda hükümete baskı yapmaya başladı.BEO. 203 .BEO. halktan bir kaç bin askerin silah altına alınmasını teklif eden Paso. işgal olayları karşısında pasif davranan hükümete halk hoş bakmıyordu. Kemal'in ordu müfettişliğine atanmasına başından beri karşı çıkan Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi'yi bıraktı.82. cihet-i mülkiyye ve askeriyye tarafından ana göre Icdâbir ve tcşebbüsât-ı laziıneniıı ifasıyla icabı miktar jandarmanın kayd ve istihdamı esbabının istikmâli. Bu sırada memleketin çeşitli yerlerinden gelen telgraflar. Harbiye Giden nr: 343 181. 3 Haziran 1919 günü M.. M. Gn-Kur. M.s. Nitekim. Ayrıca Yuııanhlar'm İzmir'i işgal ettikleri bir zamanda milletin istekleri ile Paris Konferansına gidecek hey'etin istekleri arasında bir uygunluk bulunması gerekiyordu24.. Harbiye Giden nr:343181. HTVD. bu durumun İtilaf temsilcilerine kabul ettirilmesini de islemekte idi 21 . halkın tepkisinin İtilaf Devletleri tarafından dikkate alınmak mecburiyetinde olduğu..4."23 Mustafa Kemal Paşa'mn Müfettişlik Bölgesinden Geri Çağrılması M. hükümet başkanlığına. F:48-l. vesika nr: 78.Bu sırada Paris'e barış görüşmelerine giden Sadrazam.27-29. c. Sy. Kemal Paşa önemli bir girişimde bulundu. Kemal'in müfettişlik mıntıkasındaki tutumu. Hey'et-i Vükelâca kararlaştırılmış ve Harbiye ve Dahiliye Nezaretleri'ne tebligat yapıhmşlır. Öte yandan. Ds:l 64.132.Mustafa Kemal Paşa 'nın Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler yapacağına dair söz verdi . alman karar aynı gün Damat Ferit tarafından M.l. nr:99/385. Sadrazama ve hükümete baskı yaparak Önlemler alınmasını isledi.MVM. Nutuk.DH. Kemal Atatürk.nr:215. bu konferanstan kısa bir süre önce 26 Mayıs 19 20 21 19 11 BOA.000 civarına indirilmek durumunda idi. hükümete güven duyulmadığım belirtiyordu. Nitekim bu istekler. aynı vesikalar. Kemal Paşa'mn Samsun'a gidişinden sonra İngilizler kendisinden şüphelenmeye başladılar. BOA. ^ BOA. hükümet tarafından bildirilmesi üzerine müfettişlik mıntıkasındaki kumandan ve valilere "'kişiye özel" olarak bir telgraf çekti. Bu telgrafında. Aynca Canik livasında asayişin sağlanabilmesi için de.000 kişi olarak gösterildiğini ve 20 kendi teklifinin de buna uygun olduğunu belirtmekte idi . Klsıll.. Damat Ferit şifrelelgrafında..Sy:4. Osmanlı murahhaslarının 1 Haziran'da Paris Barış Konferansına çağrıldığının. Kemal.ATASE Arşivi:] -1. İngilizler.. Bu durumdan yararlanmak isteyen İngilizler hemen devreye girerek M.Bu yazışmalar sırasında M. 24 HTVD. Kemal Paşa'ya şifre edildi. icap eden mahallerde ahaliye hüsn-i suretle ifnamı tenün-i maksada hadim olacağına binâen.Halbuki mütareke hükümleri gereği jandarma sayısı 43.

Kemal Paşa ile maiyetinin derhal İstanbul'a çağrılmasını istemişti.339-340. ne mülkiye memuru ve ne de hükümet tasavvur edemiyorum27 diyordu. Kemal'in geri çağrılması yolunda istekte bulundukları için İngilizler'e teşekkür dahi etti. Sadrazam vekiline göre. Milne'in bu eniri yanında Galthorpe da 8 Haziran (1919) tarihinde Osmanlı Harbiye Nezaretine gönderdiği şifre telgrafta.15-23. Milli Mücadele Başlarken.Hursl'tan gelen bu raporlar. M.I. İtilaf Devletleri istekleri doğrultusunda hareket etmek durumunda kalan hükümete bir başkaldırı niteliğinde idi. 8 Haziran'da Sadrazam ve Dahiliye Nazın Vekili Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ile bir görüştü. İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığını harekete geçirdi. s. HTVD. Ordu Müfettişinin faaliyetleri birer birer sıralıyor. (1957). İngiliz komutana göre. o günün kritik şartları içinde tanınmış bir Türk generalinin. Kanal bu telgrafında. s. tezahürâl-ı milliyeyi men' ve tevkif için nefsimde ve hiç kimsede kudret ve takat göremeyeceğim gibi. Nutuk. emrindeki subaylarla birlikte Anadolu'da dolaşması huzursuzluk yaratacak nitelikte idi. c. vesika nr:494.DH. M. s. M. Sy:19. Mustafa Kemal'in Görevden Alınması Yolunda İngiliz'lerin Çabaları. Ayrıca askerî yönden bir faaliyette bulunmasına da gerek yoktu29. vesika nr:95. Sina Aksin.. 29 HTVD. 10. Kemal Atatürk. bu yüzden çıkacak olay ve gelişmeler karşısında sorumluluk kabul edecek ne kumandan. Bu görüşmede Sabri Efendi.. Sy:5. 204 27 .. hükümetin sırtını dayadLğı Hürriyet ve İtilaf Fırkası adma konuşan Sadık Bey. Bilal Şimşir. hemen herkes millî bağımsızlığın korunması ve 25 millet adına alınacak kararların bir millî şuraya verilmesi gereği istendiği halde . Aynı eser. İngiltere 26 himayesini teklif ediyordu .I.. Kemal'in 3 Haziran'da Havza'dan Harbiye Nezaretine gönderdiği telgraf. Hükümetin Tutumu Bu sırada İngiliz istihbaratından Yüzbaşı Hurst ise. Bu maksatla İngiliz Askerî Ataşesi Deedes. vesikanın İngilizce metni için bk. III.95-119. M. Kemal Paşa'mn geriye çağrılmasını istedi30. Ds:53-1. Anadolu'daki hareketin ardında Harbiye Nezaretinin bulunduğu bir gerçekti. 30 BOA. 6 Haziran 1919'da Harbiye Nezaretine verdiği notada M. İngiliz Belgelerinde Atatürk. Kemal'in "telgraJhalencri âdeta tekeline almış olduğunu'' ifade ediyordu28. Şunu da belirtmek gerekirse. (1953). "'İtilaf Devletleri milletimizin hukuk ve istiklaline riayetkar kalmadıkça ve millet ve devletin tamami-i masuniyetinden emin bulunmadıkça.. General Milne.26. Deedes. 28 Bilal Şimşir. Merzifon'dan Amiral Galthorpe'a gönderdiği şifre telgrafta. HTVD. Anadolu'daki milliyetçi hareketin bir ittihatçılık hareketi olarak yorumlanması konusunda Sabri Efendi ile hem 26 Tayyip Gökbilgin. vesika nr: 17.Zekeriya Türkmen 1919'da toplanan Saltanat Şurasında.L s. Aynı eser. s. Samsun mıntıkasından iç kesimlere gitmek için hazırlanan M.. Sy:l. c. F:2.KMS. nr:43. s.

Aynı eser. çelişkili tavırlar sergiliyordu. Sy:l (1952). M. Binaenaleyh şikayetin önünü almak. Nitekim Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa. Kemal Paşa ile hükümet arasında ilk kovalamaca ve sinir savaşı başlamış oldu. 125.Öte yandan. Halbuki cevabı veren imzasından da anlaşıldığı üzere Cevat Paşa'dır."32. hükümetin sivil kanadının M.M.iran'da. her mıntıkaya da bir müfettiş tayin olunmuştur.Kur. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. her hangi bir itiraza maruz kalmamıştır. Kemal gönderdiği telgrafta. Krş. 33 HTVD. Ds: 164. Şevket Turgut Paşa. yoksa teskin mi edeceğinin takdirini memleketin lecıtibeli bir asker evlâdı ve mes'ul nazırı olarak acizlerine tcrkcdilmesiiü rica eder ve sekiz aydan bu yana devam eden bir mütarekeden soma artık Türkler ve Müslümanlara lütfen güven duymanızı rica ederim.HTVD.c. İngilizler'in kararlı tutumları karşısında şaşkına dönen Osmanlı hükümeti. Milne'nin notasına 8 Haziran tarihinde şu cevabı verdi: "M. Gn.Mustafa Kemal Paşa 'mn Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler fikir idi. Kls:l 1. M. Ordu Kıt1 alan müfettişliğine tayininde en etkili sebeplerden biri İngiltere Devleti mümessilinin Bâbıâliye verdiği bir nota olmuştur. Kemal Paşa'mn IX. siyasî mümessil ile görüşmüş ve bir müfettiş gönderileceğini söylemiş. Böyle bir müfettişin vilayetleri dolaşmasının halkı rahatsız mı.ATASE Arşivi: 1-1. gerçek nedeni öğrenebilmek için de Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa'ya 31 32 Bilal Şimşir. Hükümetin sivil kanadı İngiliz görüş ve istekleri doğrultusunda bir politika izlerken. vesika nr:20. Ancak barış kadrosu olduğundan ordu komutanı değil. 76-2. farklı bir görüş içinde bulundukları anlaşılır. İşte bundan dolayı M.. Hususiyle o sıralarda silahların toplanmadığı ve nakledilmediği hakkında bir çok şikayetler de vardı.. Talep ve tasvip buyurduğunuz şekilde Yakup Şevki Paşa'mn yerine tayin edilmiştir. İngilizlerin kuşkularını daha da arttırmakta idi. Damat Ferit ile İngiliz siyasî mümessili Ryan görüşüp anlaşmışlardı. Milne'in notasına Harbiye Nazırının cevap verdiğini söyleyerek hataya düşmüştür. F:76. Bu nota üzerine Sadrazam (Damat Ferit). çağrılma gerekçelerim sorduktan sonra. Bu gelişmelerin olduğu esnada. hem de hükümetin mütareke hükümleri gereği mes'ul olduğu asayiş ve inzibatı teinin etmek amacıyla hükümetin kararı ile ülke üç ayrı müfettişlik mıntıkasına taksim edilmiş. Kemal'in başkente dönmesi hakkında hiç bir açıklamada bulunmuyordu. Paşa tarafından Sadrazam ve hükümete gönderilen telgraflarda İngilizlere karşı önlemler alınması isteniyordu. Cevat Paşa'nm cevabından da anlaşıldığına göre.Sy:l. askerî kanada bakılırsa. kömür ve benzin sıkıntısından dolayı gecikeceğim ileri sürerek34. Bu gelişmeler olurken Havza'da bulunan M.Sy:l.. Gotthard Jaeschke. vesika nr: 18-a. ordu müfettişi unvanına sahiptir. s. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa. s. Kemal'in İstanbul'a hemen dönmesi yolundaki çalışmaları karşısında. Kemal'den 8 Haz. 34 HTVD. vesika nr:I9. Ayrıca bk. öte yandan. İngilizler'in isteğini kabul eden Meclis-i Vükela (Bakanlar Kurulu) kararma uyarak M. " elindeki istimbotlardan biri ile hemen İstanbul'a dönmesini" istedi33.b.11-14... 76-1. buradaki faaliyetlerinden dolayı. Kemal. Kemal Paşa da bunlardan biridir. bu görevlendirmede yani müfettişlik mes'elesinde İngiliz temsilcilerinin arzusu da dikkate alınmış.... 205 . İngiliz Generali bu sırada İngiliz Muhipler Cemiyetinin kurucuları arasında yer 31 alan Sait Molla ile de bu konuda görüşmekte idi .

Eğer icbar edilirscm. M. memuriyet-i âcizânemden istifa ederek kemâgân Anadolu'da ve sine-i milletle kalacağını ve ve/. İstanbul'da bulunan korkakların ahlâkından yararlanmasım bilen yabancılar." diye açıklamakta idi .. Yakup Şevki Paşa.. kumandan arkadaşları gibi İngilizler tarafından tutuklmıa cağından kuşkulanıyordu. M. Anadolu'daki millet. İstiklal Harbimiz. nr:43. Kemal Paşa'nın bu telgrafı gayet uzun yazılmış bir şikayetname idi."•'-" ZekeriyaTürfcfnen başvuruyordu.IV. milletin azmim arttırmıştı. kendisini Padişah 39 Vahdetlin'e millî direnişin sözcüsü olarak tanıtmak oldu . Bu yazışmalar devam ederken. Kemal bilahere telgrafında şu açıklamalarda bulunuyordu: ". Öte yandan bu sırada yayınlanmış olan padişah'ın son hatt-ı hümâyûnu. saltanat ve hilafet haklarım korumak için güçlü bir azim ve imanla donanmış olduğunu belirtiyordu. s. ayrıca bütün mülkiye memurlarının. kendisini aldatarak merkeze çekmek istiyordu. mümkün olduğunca zaman kazanmak ve karargâhını memleket dahiline sokmak amacında olduğunu ifade etmişti40.C. İngilizlerin kesin ve ısrarlı istekleri karşısında..DH. M. hükümetin İngiliz istekleri karşısında boyun eğdiğini görünce. vesikanv:22. M. Kemal Paşa'ya gizlice mes'elenin gerçek nedeni şöyle açıkladı: "Sizin gibi kıymetli bir generalin Anadolu illerinde dolaşması kamuoyunda iyi bir etki uyandıracağından bahisle 35 İstanbul'a çağrılmanızı İngilizler istedi" . devlet.âif-i vataniyyeme bu kere daha sarih hatvelerle devam edeceğim. c. Nitekim Cevat Paşa. F:2.Kolordıı komutam Kâzım Karabekİr Paşa'ya gönderdiği şifre telgrafta ise.44. millet ve padişahına bağlılık ve fedakârlıkla hizmet kabiliyetinde olanları ortadan kaldırmak istiyorlardı. Kemal'e aynı tarihte (11 Haziran) gönderdiği telgrafında. bir telgrafla padişaha müracaat etti. Hariciye Nezareti Vekâletinden Dahiliye Nezaretine yazılan bir tezkireden anlaşıldığına göre.. K â z ı m Karabekir.15-17. millet mazhar-ı istiklâl ve saltanat ve hilafet-i muazzama-i hümâyûnları masun-ı indiras olsun. Bu sırada 35 36 37 38 39 40 ATTB. Kemal'in görevine Meclis-i Vükela karan ile son verileceği belirtiliyor. Ayın eser. bütün bu gelişmeleri anlatmış ve "milletin hukuk ve istiklalini tayin uğrunda millet ile beraber çalışmaktan" yana olduğunu belirtmişti. Böylece hükümet ile müfettişlik unvan ve yetkilerini bırakmak istemeyen M. "3H. M. Kemal Paşa arasında zamanla giderek şiddetlenen yeni bir yazışma dönemi başladı ve bu tam bir ay sürdü. devletin istiklalini.. M. kumandan ve memurlarm düşüncelerine nüfuz ettiğinden milletin baştan aşağıya uyanık bulunduğunu. Bk.. M. Ta ki. Ds:53-1. HTVD. Bu telgrafın M. Bu telgrafında sık sık saltanat makamına bağlılığını vurgulamakla birlikte. Fethi Bey vb.KMS. Kemal'in azlini geciktirmek yanında bir faydası da.346. "İstanbul'a 36 davetiniz hükümetin kararı sonucudur. 11 Haziran tarihli cevabında. Diğer taraftan Harbiye Nazın Şevket Turgut Paşa da M.. Şayet kendisi başkente dönecek olursa.29. ASD. O. s. Ah" İhsan.1. Ona göre hükümet. Kemal Paşa'nm görevinden azledilmesi an meselesi haline geldi. s. Ayrıca kendisinin. Ankara 1964.Sy:L. bundan haberdar edilmeleri gereği üzerinde duruluyordu37. Kemal'e göre. 206 . Sina Aksin de bu görüştedir. Kemal Paşa 11 Haziran tarihinde Erzurum'da bulunan 15. BOA. s.

Bunun üzerine M. 1919 tarihinde İstanbul hükümeti ile Anadolu arasındaki ilişkiler tamamen kopacak ve Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu Türkü kendi basma Millî Mücadele hareketini yürütmek için harekete geçecekti. Gerçi Osmanlı hükümeti. 16 Haziran tarihinde bütün posta teşkilatına yayınladığı genelgesinde. Kemal Paşa'nm hareketi ordu mensuplarınca kalben destekleniyordu. 156-159. halkı işgal ve ilhaklara karşı uyandırmaya çalışmaları büyük ümitler bağlanan bu yapılanmalım sona ermesinin nedenleri arasında idi. ne de başkalarıyla savaşabilecek bir gücü olmadığım. Kemal ile bağların kopmasına zemin hazırladı43. vesika nr:22. bu çağnnın hükümet tarafından yapıldığını tekrarlıyordu. hükümet. 3-3. s. Ankara 1997. Kemal Paşa'nm İstanbul'a çağrılması hususundan nezaretinin sorumlu tutulmasını istercesine.." ifadelerini içeren telgrafını tekrar göndermişti . Metin Ayışıâı. Refik Halit Bey'in ifadesiyle. s. AH Kemal'in bu dönemde politikası kuva-yı milliye karşıtı-bir yerde lıaince-ve bekle gör. 15 Haziran'da M.. Refik Halit Karay..48vd. Ordu müfettişlikleri. Ayın eser.. ekonomik krizden dolayı müfettişlik teşkilatına son verildiğini açıklarsa da. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa. adeta bu işten yani M. Aynı eser. baskısı ve tazyiki. ayrıca geniş bilgi için bk. Refik Halit Karay. bu demeklerin telgraflarının kabul edilmemesini tebliğ etli.204205. memleketin içinde bulunduğu HTVD. Bütün bunlardan da anlaşıldığı üzere. SONUÇ Osmanlı ordusunun tasfiyesinin düşünüldüğü bir sırada teşkil edilmiş olan ve olağanüstü bir dönem olması itibarıyla geniş yetkilerle donatılmış bulunan ordu müfettişlikleri İngiliz propagandası.Anadolu'da o şiddetli müdahale.Posta ve Telgraf Müdürü Refik Halit (Karay) Bey. 207 . Dahilîye Nazın Ali Kemal ise. Kemal'e "İstanbul'a davetiniz hükümetin 41 karandır. Kemal Paşa. Posta ve Telgraf Müdüriyetine gönderdiği 20 Haziran tarihlî yifrede bu gelişmelerden dolayı hükümeti protesto elli. bit nedenle "Lkuva-yı milliye" adıyla birlikler hazırlamanın felaketlere neden olacağım ileri sürmekte idi 42 .5 ay kadar süren görevleri esnasmda millî hareketin Anadolu'da yayılıp dal budak salmasında önemli bir görevi yerine getirmişti. Paşa'nın telgrafında isteksizce bir çağrı ifadesi gizli idi. bu pek inandırıcı değildi. Bunların başına tayin olunan genç ve dinamik komutanların.Sy:l. M. olanları kabul et şeklinde idi. t. İstanbul'da bu acele mukabele.Mustafa Kemal Paşa 'mn Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler Şevket Turgut Paşa..." M.. Geri planda İtilaf Devletleri temsilciliklerinin baskılan ve özellikle ordu müfettişlerinin Anadolu'da kuva-yı milliye hareketini örgütlemeleri. Karabekir. Mine! Bâb İlelMihrap. 160-161. işgallerden dolayı duyulan üzünlü ne kadar büyük olursa olsun. bu defa Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin telgraflarının işleme konmasını yasakladı. Bir müddet sonra da 7/8 Temmuz. s. bu aşamada hükümetin ne Yunanlılarla. s. diğer yandan hükümetin beceriksizliği yüzünden lağv edildi. Bütün bu gelişmeler olurken. İstanbul 1992. Mareşal Ahmet izzet Paşa (Askeri ve Siyasi Hayati).

Mütareke Döneminde Ordu ve Yeniden Yapılanma (1918-1920). İstanbul 1996.44 . . Nitekim. Yöresel mücadeleler kısa bir süre sonra da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde topvekun "Millî Mücadele" hareketine dönüştü. . İtilaf Devletlerinin etkisinden kurtulamaması Anadolu'da halkın başının çaresine bakması için yeni bir politikanın belirlemesini gündeme getirdi.fakat bu defa Anadolu merkezli .Zekeriya Türkmen durum ve diğer gelişmeleri.. 44 Milli. Mücadele yıllarmda ordunun yeniden yapılanması hakkında geniş bilgi için bk. düşmana karşı mukavemet duygusunun oluşmasında önemli roller üstlendiğini ifade etmek gerekir. İstanbul'un orduyu ayakta tutma fonksiyonunu yitirmesinin ardından Anadolu'da giderek dallanıp budaklanan bir hareketle ordu yeniden. . Zekeriya Türkmen. İşte bu dönemde halk. 208 .yapılanmanın içerisine girdi . Anadolu'da Kuva-yı Milliyeci komutanlar etrafında birleşerek yöresel mücadeleleri başlattı. olayların gidişatını çok iyi tahlil etmeleri sonucu.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi). bu teşekküllerin Anadolu'da birlik ve beraberlik ruhunu sağlayarak. Damat Ferit hükümetin ecziyet ve beceriksizliği. (M.

Orta Asya'da yaşayan Uygur. Neşet Çağatay. "Kim ne derse desin her yönü ile Türk düşüncesine uygun olan bu takvim.33Û.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Kazak. s. c. Nevruz Yard. Celal Bayar Üniversitesi. sayı: 12. "Eski Türklerde Takvim". Kaşgarîı Mahmud. Divan-U Lûgat-it Türk. Fen-Edebiyat Fakültesi. Bunlardan ünlü Fransız Sinoloğu Abel Remusat (1788-1832).1 Türk Dünyasının ortak kültür unsuru olan Nevruz.73. Rumi takvime göre 9 Mart'a tesadüf etmekte ve Nevruz olarak kabul edilmektedir. Şemseddin Sami.Erkin H. Divaıı-ü Lûgat-it Türk'te. Kamus-ı Tfirki. 1-2.6 Nevruzlu. Türklerin kendi buluşudur ve Çin'e M. Dersaadet 1317. ss.'' Yine Batılı Türkolog ve Sinologlar.. Ankara 1997.2 Takviın-İ Celali* de sene başı ve ilk bahar başlangıcı olan bu gün. yenigün olarak da kullanılmıştır.'Bu takvim Türklerin biricik buluşudur" derken.I. On iki Hayvanlı Türk Takvimi üzerine Türkiye'de doktora yapan İranlı Ebulfez Nebeyî. Özbek. sayı: 12. Nuraniye. Nevruz Köyü. s. ss. s.503-508. sayı:12. 8. Ankara 1939. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'nde yılbaşı 21 Mart. yani Nevruz'dur. Reşat Genç. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'nin başlangıcının 21 Mart tarihi ve Nevruz günü olduğunu çok net ve açık bir şekilde belirtmiştir. s. "Türk Tarihinde ve Kültüründe Nevruz" Anayurttan Atavurda Türk Dünyası. Nevruz'dur.347. Doç.1474-1475. Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. Dr.55.Abdülhah Çay. Türkler bugüne "yenigün" demektedirler. bir başka Fransız Türkolog ve sinoloğu Edouard Chavannes (1865-1918). Türklerde yılbaşı ve baharın başlangıcı Mart ayıdır. Türkmen. yılbaşı. Çay. s. NEVRUZ Türk Ergenekon Bayramı.baskı. . Ergenekondan çıkış. M.3 Türklere ait bu kaynaklara göre.48 yılında Türkler tarafından sokulmuştur'5 demektedir.'Tl ygurlarda Nevruz Kutlamaları" Anayurttan Atayurda Türk Dünyası. Anayurttan Atayurda Türk Dünyası. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'ııin Türklere özgü ve onların icadı olduğunu söylemişlerdir. (çev:Besirn ALalay). Ankara 1997. en eski dönemlerden bugüne kadar yaşayagelnüştir. 209-218.. İzmir Aydın Vilayet Matbası. Azeri.69. Türk Dünyasında en eski dönemlerden beri Nevruz.. A. Kırgız gibi Türk topluluklar ile Anadolu ve Balkan Türkleri'nin ve iranlıların "yemgün" ve yılbaşı olarak kabul ettikleri gündür. Ankara 1997. NEVRUZ VE OSMANLI DA YAŞATILD1ĞINA DAİR Muzaffer TEPEKAYA Nevruz. .g. İzmir 2000.s.Ekrem. Ankara 1999. s.e. baharın başlangıcı.

m.rn.Ekrem. s.g. sayı:2.332.Binc ait Altun Yış mezarlarında bulunan (Pazınk V. Nevruz Çiçeği motifi M. 125-173. A.Ekrem.m. Ankara 1989.74. Atabeg Nevruz. Yine Çin kaynaklarında Göklürkleriıı otların yeşermesini yani balları yeni yılın başlangıcı olarak kabul ettikleri belirtilmektedir. 840 yılında Turan bölgesine göç eden Uygurlar. s.51. Türk süsleme sanatlarında yaklaşık üç bin yıldır sürdürmektedir.65. s.Muzaffer Tepekaya Yaylası gibi yer isimleri. İzmir 1998. 1 Nuraniye-Erkin H.2.75.m. ss. 16 Nuraniye-Erkin H. bahar şenlikleri yaptıklarını.g.g.76. 13 Nuraniye-Erkin H.Ekrem.13 Ergeııekon efsanesine göre her yılbaşında. 10 M.Ekrem. s.137-140. s. Milattan yüzlerce ytl önceleri. bu bahar şenliklerinin o günden bugüne değişmeden gelen âdet ve gelenekler olduğunu öğreniyoruz.10 Çağdaş Uygur resminde Uygurların Nevruz kutlamalarını temsil eden tablolar yapılmıştır.£..m.'1 Ts-ma-chian'ın yazdığı Shih-ehi adlı kitabın "Hım Tezkeresi" bölümünde "Her yılın birinci ayı olan (yılbaşı) mart ayında Hunların bütün beyleri Chan-yü ordugahına toplanıp kendi adetlerine göre çeşitli kutlamalar ve ibadetlerde bulundukları"13 yazılıdır. Islamiyeiten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslama Giriş (Türk Kültürü El-Kitabı II. Nevruz. 9 Duran. s. Duran. Buna ilaveten Nevruz Çiçeği tabii özelliğini. s. "Türk Süsleme Sanatlarının Ortak Motifi Nevruz Çiçeği" Ege Üniversitesi Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi.'5 Uygurlar da diğer Türk toplulukları gibi yeni yıl kutlamalarını Mart ayında düzenlemişlerdir. 12 Nuraniye-Erkin H. Kagnılı boylarının kullanıldığı kağnının üstüne gerilen renkli keçelerden müteşekkil çadır örtüsünde yer almıştır. 21 Mart tarihinde hazır yemeklerle kıra çıktıklarını. Wang-yen-te'niıı anlattıklarına göre ilkbaharda toplu olarak civardaki mabetlere gitmekte idiler. B Emel Esin. 210 . önemli ve anlamlı bir molif 7 olarak. A. mitolojik ve folklorik bir özellik kazanmış ve Uygur Türklerinin vazgeçilmez adetleri arasına girmiştir.m.137. Ankara 1985.Abdülhalûk Çay.l.9 Nevruz geleneği Orta Asya Türk topluluklarında çok eski tarihlere kadar inmektedir.g.g. Nevmzay.. Bu gelenek dalıa sonra dinî. Çin Elçisi Watıg-yen-ie'nin Uygur Seyahainatnesi. Nevruz Han gibi şahıs ! isimleri ve baharın simgesi Nevruz Çiçeği de bitki ismi olarak Türk Kültür Tarihi ndc yerini almıştır.17 7 Remzi Duran. Bu da Çin kaynaklarında yer alan "Göktürkler her yıl Atalar mağarasında Göktann ve Yersu'Iara kurbanlar vererek kutlama törenleri yapar" yolundaki görüş ile aynıdır.8 Tarihten bugüne gelen seyir içerisinde peynir veya kımız tulumunda.m. A.Ö.. halı kilim motiflerinde. Türk Ergenekon Bayramı NEVRUZ.14 Belgelerde Nevruz geleneklerinin Uygurlar da da varlığına şalüt oluyoruz. s. A. A.Kurgan). A.g.75 15 Özkan İzgi. " Crenç. s. Hoca Ahmed Yesevi Türbesi'ndc. giyim kuşam ve ev eşyalarında Nevruz Çiçeği motifini görebiliyoruz. Ergenekon'dan çıkış gününde demir döverek çeşitli kutlamalar yapılırdı.cild 1/b'den Ayrı Basım) İstanbul 1978.10 Çin kaynaklarında Hunların. A. ss.

yüzyıllarda Nevruz geleneğinin yaşadığının delilidir. s.nı.Dr. 114. s. 35 Zeynelabidin Makas. Fuzuli'nin.11'1 El Bîrûnî.27.Ekrem. Türk şiirinde. Türk musikisinde ve Türk sanatında konu ve motif olarak her devirde kullanılmıştır.Harun Tolasan Özel Sayısı.450. 20 Genç. Ankara 1946.. A. A. 211 1 . s.26 Divan edebiyatı şairleri ise. sayı:12.e. (Haz: Mehmet Altay KÖymen). "Her gün açar gönlünü zevk-i visalün yetıleden. izmir 1983.g.g.g.s. 1881-1882 yıllarında Orta Asya'yı dolaşmış ve seyahat hatıralarını bir eserde toplamıştır.9-52. 26 Bedri Noyan. "XIV-XV.76. Türk edebiyatında Türk şairleriıün şiirlerinde Nevruz'un yılda bir defa geldiği vurgulanmış ve yılbaşı gününe işaret edilmiştir. aynı yüzyılda Nevruz'un canlı bir şekilde Türkler arasında yaratıldığından söz etmiştir. A. "Nevruz Erkanı". Babur'un Hatıratı.m.>'üzyıl Edebiyatında Nevruz ve Nevruziyeler". EsirYurt Orta Asya 'dan (terci Reşat Uzman).2. Ankara 1982. Ankara 1997. A. Osmanlı da Yaratıldığına Dair XI. 53 19 Nizamü'1-Mülk.. Vekayî.. s. 24 Bonvalot. 28 Abdurrahman Güzel.m.24 Nevruz .25 Türk edebiyatında Nevruz münasebetiyle yazılan şiirlere Ncvruziye adı verilmektedir. Prof.yüzyılda meşhur Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk. 18 Nizamü'1-Mülk. " Mahmut Tezcan. A. 27 Çay.21 Ali Şîr Nevarde eserlerinde Nevnız adı verilen musiki makamlarından ve Nevnız'da okunan şiirlerden söz eder.g. ilkbaharın yaklaşmakta olduğu zamanı belirtmektedir. s. " Nuraniye-Erkin H.Türk edebiyatında.53. s. birçok şairimizin divanlarında dinî-Tasavvufî Türk edebiyatında28 konu ve motif olarak yer almıştır.910) 1505 yılı ile İlgili hatıralda Ramazan bayramı ile Nevruz bayranmıın 1-2 gün gibi bir müddetle birleşmesinden bahsedilmektedir. ss. Siyaset name. İstanbul 1976. • ss. Gerçi güller açmağa her yılda bir nevruz olur.g. A. TUrk Milli Kültüründe Nevruz. s. 21 Reşit Ahmeti Arat.m. 136-140.g. 117. "Türk Coşkusunun Simgesi NEVRUZ ' Anayurttan Aîayurda Türk Dünyası.8. gibi şiir türlerinde. Genç. kaside vb. .m.Bu eserde Ramazan ve Kurban bayramları gibi bayramlar yanında yılbaşı bayramı da yapılmakta olduğundan bahsedilmektedir. Ege Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. caize almak için Nevruz dolayısıyla devlet büyüklerine Nevruziyeler sunarlardı. A.. II. s.g.72.162.27 Altı yüzyıllık Divan Edebiyatının mahsulü olan gazel.2. Duran.32 Tüm bunlar 14 ve 15..20 Babumâme'de (H. istanbul 1987. İl. Bektaşilerde Nevruziyeler dergah bahçelerinde. Siyaselnamesinde Nevruz'un yılbaşı olduğunu18 ve Türkler arasında yaygın olarak kutlandığını belirtir. kırlarda okunmaktadır. s.Nevruz ve. s.99. Fransız seyyah Gabriel Bonvalot.e. 23 Gabriel Bonvalot.'.23 Gün olarak yılbaşı bayramından bahsederken. Türk Kültürü Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni (Sempozyumu) Bildirileri (Ankara 20-22 Mart 1995) Ankara 1995.

A.baskı.Muzaffer Tepekaya Nev'î Efendi'nin. Bâbıır Şah'in. "Nevruz bayramıdır. BilalYücel. ona ar gelir.448-449. s. 8. Ankara 1995.g. ilk bahar gelir. 212 .80. Nefı'nin. Olmazsa her eyyamda ger âlem-i nevruz " Sultan IV. ss. "Yılda bir ahır bu dem-i ferhunde aceb mi. "'Klasik Edebiyatımızda N e v r u z " Türk Kültüründe Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni {Sempozyum) Bildirileri (Ankara 20-22 Marti 995). s.Çağrfa£ Kuzey Azerbaycan Şiiri Antolojisi. "Yüzi nevrim vaslı lychnı Babûr ganimet tut ki imindin yahşi bolmas bolsayüz nevruzu bayramlar" ?Q Kuzey Azerbaycan Türlderinden Şair Bal aş AzeroğlıTmm.e. İrfan Ü n v c r Nasrattmoğlu. Ankara 1984.29 • •' -• Türk Dünyası edebiyatında da Nevruzu konu alan şiirlere sıklıkla rastlamak mümkündür. Fakat ele bil ki. Yara teslim olup geri çekilmek" 31 XIX.37-42.. "Ey gönülgül devridür vakt-i nev-i Nevruzdur Can bağışlar âdeme bu dem dem-i firuzdur. yüzyıl başlarında yaşayan meşhur Türkmen şairi Mahdum Gulu'nun. Kışın el-ayağı yığışır demek. s.Ankıanl995. "Olmadı bende nasibin istedim güzden seni. "Nevruz kim bu bezm içine yılda bir gelir Hürmetsiz itdi anı da hu köhne rüzgar". " beyitleri Nevruzla ilgili güzel örneklerdir.129.Murad'in. Bâbur Divanı. Dedİn:geçsİn kış bulurum ben taze Nevruz 'darı seni"?2 29 30 31 Müjgan Cunbıır. Çay.

baskı." Bu bilgiler göstermekledir. 2. Vezir ve müfli ve vükelâ cem ve yevm-i meşhûd oldı. s.VI.33 Yine Nevruziye denen çeşitli baharattan yapılmış macunlar. sadrazama ve diğer devlet ricaline düzenledikleri bu takvimi "Nevruz Pişkesi" olarak sunmalarıydı.159. Mart 1995.Bayezid.Ravzalu'l Hüseyin fi Hulâsati Ahbâri'l-Hâfîkayn. 4. Ankara 1988. A. s..Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair dizeleri bu örneklerden birkaçıdır. sayı:8.371372. Müjgaıı Cunbur. Faik Reşit Unat.1739"dan itibaren maaşların ve vazifelerin Muharrem ayından başlamayıp Mart ayından başlamasına karar vermiştir. Gülbahar Valde Sultan. Ali Haydar Bayat. Ankara 1988. oğlu Bayezid (II. Tophane önünde müceddeden bina olunan kalyon Nevruzdan sonra tamam olup deryaya indirdiler.e. (Yay.Mehmed'e sunduğu Nevruziye ile birlikte sadarete tayini dolayısıyla verilen bilgiler ilgi çekicidir.a nevruz dolayısıyla bir tebrtkname göndermiştir. Dönemin Baş Defterdarı Atıf Efendi H.33 Sultan I. 1431-1512). Osmanlılarda Nevruz geleneği hemen her dönemde görülmüştür.baskı. Matbaa-i Amire. Manisa fviesirBayramı ve Darüşşifası..21. s. Çağatay Uluçay. C. Cunbur.34 Osmanlı Sarayında Müneccimbaşılann en önemli görevleri her yıl takvim tertip edip Nevruz sabahı padişaha. s.Mora Seferi için taşradaki askerlerin Edirne Salmışında Nevruz-ı Finize'de Ordu-yı Hümayuna ilhak olmaları islenmektedir3'1.. istanbul 1283.37 Nevruz kutlamaları Osmanlı Devleü'nde bir Türk halk geleneği olarak devanı ettiği gibi.42. Naima Tarihinde Veziri Azam İbşir Mustafa Paşa'nın IV. Manisa 1981. Gerek sarayda gerekse halk arasında Nevruz coşkuyla kutlanmıştır. s. "Cumadiye V ulanın On ikinci sebl günü ba 'de 'l-gump şems evvel-i hamele tahvil idup Nevruz oldu . Aynı şekilde Sarartan 32 33 w 35 v 3S 39 Orazpulat Eke Baharlı: "'Nevruz-Yeni Yıl". Osmanlı Devleti'nin Saray Teşkilatı. Nevruz sabahları yeni yıl takviminin sunuluşu da bir Osmanlı saray âdeti olarak yerleşerek sürmüştür.DVN). s. Nevruzun Osmanlı saray hayalının bir parçası olduğunu Osmanlı Devleti'nde her büyük savaş için sefer hazırlıkları yapılırken taşradaki askerlerin çağrılarak Ordıı-yı Hümayun'un da toplanma zamana olarak da Nevruz günü beîirlenmişlir. Ankara 1985. Naima Tavih-İ Naima. Divan Kalemi (A. Harem //..Mahmud döneminde nevruzun tarih tespitinde kullanıldığı görülmektedir. Osmanlı döneminde Nevruz kutlamaları örnek teşkil etmesi bakımından. Başbakanlık Osmanlı Arşivi.g. "Bir Osmanlı Müneccimbaşının NevnızTebrikleri".Vezir kanun üzere Nevruziyye pişkeşi ile sadâret pişkeşİni cem idüp birden irsal eyledi.haz: Sadık Tural-Elmas Kılıç) Ankara 1996.g. padişah ailesine ve büyüklere sunulurdu. A. Nevruz ve Renkler.baskı.122.65-66.. Anayurttan Atayurda Türk Dünyası. İsmail Hakkı Uzunçarşıh.baskı. Hicri Tarihleri Miladi Tarihe Çevirme Kılavuzu.1152/M. Bayat. 122-123. s. s.36 Bunların karşılığında padişah ve sadrazam"Nevruziye'' adı verilen bir takım hediyeler dağıtırlardı. s.m. 3. 685/39 213 .21. 158. ö.

"Bu olayda Sadrazam Hurşit Paşa eşkiyayı bastırmağa uğraşırken.2580.1 13/1 Akdes Nimet Kural."43 İfadelerini kullanmaktadır. Namık Kuma fin Şiirleri.Üçdal Neşriyat. Ankara 1951.yüzyılda Osmaııb ülkesinde Nevruz geleneği canlı bir şekilde devam etmiştir. s.81-82. The Aılministration of Warfare:Tlıe Otlaman MU'ttaıy Chantpaigus İn Hungaty. Olsam iki yüzden nola şekker çeş-i buse. 19.V. 40 41 2 43 44 45 Manisa Seriyye Sicilleri.. Arpalığı olan Manisa'ya sürüldü. Müneccimbaşılar padişah ve sadrazama Nevruz takvimini sunarken yanlarında Nevruziye adı verilen macunlarım takdim eden hekimbaşılar da bulunmaktadır.S. c. s. A#. İstanbul 1957. Fındıklı'da akrabasından birinin evinde kaldı. 1593-1606. biri takvimini. Edime salmışına gelmeleri" istenmiştir. NEVRUZ 4 5 Bayramı getürdü şeref-ı makdem-i nevruz. ufacık bir ilgi göstermiyordu. 214 . Pnıt Seferi ve Barışı 1123 (1711). Ertesi gün karşıya geçerek sürgün yerine gilli. Şeyhülislam Durrİzade Abdullah Efendi yerinden kıpırdamıyor.49-50 Ahmed Cevdet Paşa.Yeniçeri isyanlarım anlatırken. Avusturya 42 Seferi'nde de aynı şekilde askerler Nevruz günü toplanmak üzere çağrılmışlardır. Bu durumuna bakılarak 10 Rebiülâhir 1229 (21 Mart 1814) Çarşamba günü görevinden ıızaklaş tırıldı. C. Ahmet Cevdet Paşa. Bunun ilk örneğine meşhur tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'mn Tarih-i Ccvdeti'nde rastlıyoruz. Nitekim 1821 yılında Müneccimbaşı Rakım Efendi ile Anadolu Kazaskeri Payelİ Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi birlikte Bab-ı Ali'ye gidip sadrazamın huzuruna kabul olunmuşlar.Türk Edebiyatında Nevruz geleneğinin Osmanlı'da sürdüğünü gösteren en güzel delillerden biridir.256 Crulİne Finkel.176. İstanbul 1993. I Hem hurrem-i îdi/. VVien 1988. Uzunçarşılı.44 Yine Yakınçağda vatan şairimiz Namık Kemal'in Nevruz adlı şiiri.s. Zulmel-i gamla seçilmez geceden gündüzü Böyle eyyam-ı gamın böyle olur nevruzu Deyimiyle kar yağar seri fırtına olmakla o gün Abdullah efendi Üsküdar'a geçemedi. atiyyeler sunulmuştur.Muzaffer Tepekaya Sancaği'ndan Mora Seferi içki Nevruz-ı Firuze'de yani 21 MarTta toplanmak üzere 40 asker çağrılmaktadır. Prut Seferi'nde "Harp ilanından sonra vilayeti erdeki askere 41 Nevruz yani 21 Mart tarihinde. öbürü de Nevruz macununu sunmuştur. O gün ise nevruzdu. Hem îd-i safa sür yürü hem âlem-i nevruz.s. yine hem mükrem-i nevruz.e. Tarih-i Cevdet.367. gülsuyu ve buhur ikramından sonra hil'atler giydirilmiş. At köhne libâs-ı gamı teedîd-i sürüret. Onlara kahve. s.

İstanbul 1986. 106. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. Uşşâka zanıân-ı keseni îd-i safadır. Nevruz kutlama millî millî lan millî bir gelenek olmaktan öteye geçerek milletlerarası bir boyut kazanmıştır. 200/110-1 BaşbakanhkOsmanlı Arşivi. Gönlüm gibi hamyâze keş-i bûse-i îdim.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair İd-İ ramazan oldu bugün hemdem-i nevruz. vükelâya. tüllerle bağlı güzel kâseler içinde Hanedan azasına. 200/110-2.** Konu Hariciye Nezareti tarafından Sadârete bildirilmiş. Nevmz başkent İstanbul'da kutlandığı gibi taşrada da kutlanmaktadır. 3. 106. Osmanoğlu. Y.e. Çüy. Nevruz münasebetiyle İran Şahı İstanbul'daki elçilik kanalıyla Osmanlı Hükümdarına hediyeler sunmuştur.Abdüllıamifin kızı Ayşe Osmanoğlu hatıralarında.A. Bu hediyeler.Hus. 200/110-3. A. 1304 (1887) tarihli salnamenin Sanman Sancağı kısmında. Bir tıfl-ı yetînı-i elemiz etmeyiz ikbâl.45 Sadrazam 50 Mehnıcd Kamil Paşa da padişaha iletmiştir. Nitekim : Aydın Vilayeti H. Her tavrı televvünde velîkin dem-i nevruz. Mabeyn-i Hümâyûn "a getirilen bu hediyeler yanında bizzat Hükümdara takdim edilmek üzere Nevruz şekerinin üzerinde İran Şahı'nın resmi bulunan küçük İran alımlarıyla Sultan Il. mevki sahiplerine.e.A.A. s.. kumaş tablolar içinde kıymetli porselenler ve süslü kutular içinde macun ve İran usulü çeşitli şekerlerdir.Abdülhamit tk İran Şahı'na Nevruz münasebetiyle tebrikname göndermiştir.Abdüİhamid'in adının yazıldığı Nevruz şekerleri sunulurdu. "Nevruz bahann ilk günü olduğundan bir gün önceden Eczahane-i Hümayun'da hazırlammş Nevruz macunu denilen üzerine altın tozu dökülmüş kırmızı renkte Nevruz şekeri hazırlanır.g.ı Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Nevruz törenleriyle ilgili olarak Sultan n.. Nâmık Kemal . Tebrik edelim bir melı-i lıurşîd cemâle. s. Namık gibi hem teşne-i câm-ı ccm-i nevruz. Babam Sultan Abdülhamil (Hatıralarım). s. 215 .AHus).g. bendegâna dağıtılırdı"46 diye bahsetmektedir.baskı. Bin îd-i sürür olsa eğer tev'em-i nevruz.Hus. Nevruz un Mart dokuzuna tesadüf ettiği ve Mesir ilamıyla kutlandığı geniş bir şekilde Ayşe Osmanoğlu.275. Bunun üzerine Sultan Il. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. Y.47 Ay m dönemde Tahran Sefaretinden Osmanlı Hariciye Nezaretine gelen 21 Mart 1303 (1886) tarihli telgrafnamede Nevruz münasebetiyle İran Şalu'na Avrupa hükümdarlarında» lebriknameler geldiği bildirilmektedir. Yıldız Sadaret Hususi Maruzat (Y. İdin şerefi oldu yine munzam-i nevruz.

hardal. çivid. karabiber. s 5l 216 . zencefil. hindistan cevizi. mürr-ü safî esmâri.Muzaffer Tepekaya anlatılmaktadır. sakız. havlıcan. hiyarşenbe. Maııisa Sancağı merkezinde H. zaTeran. Bu macunlardan münasib miktarının her sene hâk-i pây-ı şevket-i ihtivayı hazretİ padişahiye ve vükelây-ı fihâm hazeratına takdim-i dahi de'bi kadimden olub ancak bu suret beş on seneden beri terk edilmiş ve halbuki Sultan-u nıüşârun ileyha ınisillü lıanedan-ı saltanat-ı seniyyeden olan bir muhaddere-i mulueremenin ve şeyh-i nıüşârun ileyh gibi bir zât-ı mukaddesin tasvib ve tertib kerdeleri olan de'bi müstahsenin unutulup gitme nezd-i sâmTi hazret-i velâyetpenâlıide münasib görülmeyerek malıallindcn âdet-i kadimesi veehle ma'cunlar celb ve dcrsâ'dete takdim olunmağa başlamıştır. kişniş. anason. kebabiye. tarçın. Karanfil. ss. O vakitten beri bu veehle her sene cemiyet akd İdilmekdc ve cami'i şerifin kubbesi üzerinden halka kâğıtlara sarılı macunlar saçılmakdadır. Mâhımat-ı tarihiyeye nazaran Mağnisa şelıri kadiıneu şimdiki mevkinin şarki cihetindeki dağ üzerinde müessis ohıb halbuki orası pek sarp ve taşlık bir mahal olduğuna ve cennetmekân Kânûnî Sultan Süleyman Han Hazretlerinin zaman-ı saltanatlarında kesb-i vüsat itmeğe başladığına mebııi şehrin hâl-ı haznndaki mevki'ne ııakli lüzumu tahakkuk eylemiş ve bu lüzum üzerine dağın altında en evvel hakân-ı müşânıııileyli hazretlerinin vaİdeleri Hafize Sultan hazretleri tarafından elhâletü hazihî mevcud ve ma'mur olan "Sultan" Camii" şerifi ile ittisalindeki medreseler bina ve bir de bimârhâne te'sis ve inşâ olunmuştur. Bu ma'cuıılann teııâvülündc halkça bir itikâd-ı umumî olub bu da ına'cunu eki eden zâta senesi içinde yılan tasallut idemeyeceğinden ibaret ve ma'cun dahi âtide gösterileceği üzre kırk türlü edviyc-i nebâliyeden mürekkeptir. kalem-i Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. Mesirde Mağnisa "ya hariçten henıan kırk bin nüfus ahâli gelir ve Magnisa'nm seksen bin neferden ibaret halkıyla birleşerek yüzyirmi bin kişilik azîm bir cemiyet akd edilir. kolonga. Ma'cunun lerkibâü edviye-i atiyeden ibarettir.1304/M. Bundan sonra şehrin şimdiki mevki'inde haneler inşâsına başlanub alıîran Halunîye cami'i şerifi dahî bina kılınmış ise de emr-i nakil bir suret-i matlubede sürat peyda edemediğine mebni bu bubda bir çare teharri edilmiş ve bu sırada Hamiliye caınri şerifîndeki tülhânede icray-ı tdababetle meşgul bulunan ve dersâ'detde defin-i hâk-i ıtırnâk ve Merkez Efendi nâmıyla şölıretyâb olajı şeylı Mûsâ Muslihiddin kuddise sırra hazretlerinin re'y ve tensibleri ile tıbb-ı kadim ahkâmına tcvfıgan bir ma'cun tertib ve bunun küçük küçük kağıtlara sarılarak her sene nevruzda sâlifü'z-zikr Sultan cami'i şerifinin kubbesinden halka saçılması ve bu sebeble bir cemi'yet akd idüerek oraların git gide şenlendirilmesi tasvib edilmişdir. çöp çini.1887 tarihinde Mesir adıyla kuüanan Nevruz törenlerini anlatan belgeyi aynen veriyoruz: "Mağnisa mn Mesiri Her sene Mart'm dokuzuna müsadif olan nevruzda Mağnisa'da "Mesir" namıyla bir cemiyet olduğu ve yevra-i mezkûrde oraya her taraftan külliyetli lıalk toplandığı malumdur. kının tartar. yeni bahar. meyan balı. ûdül-kahar. Bu babda ba'zı malumat i'tası münasib görülmüştür. iksir.330-332.

çörek otu. 24 Man 1918. "Kastamonu'da Bir Nevruz Kutlaması". Yeni Gün: Mart 9". Bu kutlamalarda. zerdeçay. Tanıtı.g. sayı:254. kara halil. Hindistan Çiçeği. Sayı:305-306. tarçın çiçeği. 2 Nisan 1330. dâr-ı fülfül. kakule. san halil. kimyon. s. tiryak. Törende millî kıyafetler giymiş bir heyet Ergenekon adında bir beste seslendirmişlerdir.g.g. (18 Mart 1914). T/İrk Kültüründe Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni (Sempozyumu) Bildirileri (Ankara 20-22 Mart 1995). ss. Türk Sözü Gazetesi. Saim Sakaoğlu. Köroğlu Gazetesi. a. portakal kabuğu. Köroğlu Gazetesi. s.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair bârid. Çay. (Mart 1997) Köroğlu Gazetesi. Çay. ÇsytA. 26 Mart 1331.A. yani Ergenekoırdan çıkış günü coşkuyla kutlanmıştır.89-90. s. Daha sonra öğrenciler şiirler okumuş ve günün mana ve ehemmiyetini anlatan konuşmalar yapılmıştır. Tören Alaâddin Tcpesi'nde toplanan halk ve resmi zevatın katılımı ile gerçekleşmiştir.57 Nevruz kutlamalarının bir başka örneğini de Konya'da çıkan Türk Sözü gazetesinden öğreniyoruz."Gazetenin verdiği bilgiden anlaşıldığına göre Nevruz kutlamasmıTtirk Gücü Cenûyeti Kastamonu şubesi tertip etmiştir. ta eski cengaver ve kadirşinas ecdadını istihlaf ederek nasıl ki islamiyetin hadimi ve Osmanlılığın müessis ve hamisi olmuş iseler bugünkü Türkler de o necabet-i fıtriye saîkasiyle senelerden beri bünyesine sâri olan zaafıyeti teşhis ederek eslâfına hayr-ül halef olmak azmine koyulmuşlardır54 denilmektedir. ÖmerSeyfeddin Mart Dokuzu veya Nevruz olarak bilinen bu millî gelenekle İlgili olarak 18 Mart 1914'de bir makale neşretmiş59 ve bugünün Türk gençliğinin millî 53 54 55 56 57 ss 59 Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi.330-332. topalak kökü. A.58 Nevruzla ilgili ilk araştırmalar II.285. ravend.56 Aynı şekilde ertesi yıl.e. razyane (rezene). vanilya.2 Nisan 1331. "Bizzat Saltanat-ı Osmaniye'de Türkler. 217 . sayı:254'e ilave.286.e. 'Türklerin Milli Bayramı. C.2X8-293.55 CL Türk Gücü Cenûyeü Kastamonu Şubesi'nin Köroğlu gazetesi vasıtasıyla daveti üzerine. "Konya'da 1918 Yılı Ergenekon Bayramı71. limon tuzu..5-7.. Yine aynı gazetenin Türk Gücü Kastamonu şubesinin müracaatı üzerine çıkardığı ilavesinde Nevruzdun Türklerin en eski bayramı olduğu ve Ergenekon'dan çıkışı simgelediği vurgulanarak Nevruzu yaşatmak için tüm Kastamonuluları Nevruz törenlerine davet eder.16.3-4. Mclımeî Serhat Yılmaz. ss. Ömer Seyfeddin. Kastamonu'da halk ve resmi zevatın katılımıyla Nevruz. 2 Nisan 1330.. Duygu. şeker"52 Kastamonu'da çıkan Köroğlu gazetesinin 2 Nisan 1330 (1914) tarihli nüshasında Millı Bir Bayram" başlığı altında manşetten verilen Nevruz kutlaması anlatılmaktadır. s.e. yani 1331 Mart'ında Ergenekon Bayramı adı altında Nevruz kutlamaları yapılmıştır. Ankara 1995. sinameki. sayı:6. Saim Sakaoğhr nun araştırmaları sonucu ortaya çıkan Nevraz törenleri 21 Mart 1918'de Konya Valiliği ve Konya Türk Ocağı Başkam tarafından organize edilmiştir.Meşmtiyet döneminde yapılmıştır.

m. 61 Çay.g. A. R. Meşrutiyetle birlikte Türk Ocaklarının öncülüğünde Ergenekon. 60 Öıner Seyfeddin.e.g. İttilıal ve Terakki nin bu dönemde uyguladığı Türkçülük politikasının bir neticesidir. Nevruz kutlama geleneği Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. saray çevresinde olduğu gibi Manisa.2H5. II.4. Nevruz bayramı kutlamaları yaygınlaştırılmış ve iktidarda 61 bulunan İltihatve Terakki Partisi bu bayramı devlet töreni haline getirmiştir.. 218 . Özellikle 1914'den sonra ülke genelinde dalıa çok kutlanmaya başlanan Nevruz ve Ergenekon ! Bayramı. s.Muzaffer Tepekaya bayramı olduğunu vurgulamıştır. A. Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti'nhı. Kastamonu ve Konya merkezlerinde de coşkulu bir şekilde Nevruz kutlamaları tertip edilmektedir.

daha genç yaşındayken "Chİn Kııan" ve "Wai Kııan1' gibi önemli rütbelere yükselmiş ve bu arada Ling Nan ve Hnaî Naıı bölgelerinin üst düzey askeri komutanlığını da yapmıştır. Yeni T'ang Hanedanı Yıllığrnın (Hsin T'ang Shu) 147. maliyecisi ve tarihçisi olarak da tanınır. T'ung Tien'i imparatora sunduğunda ondan büyük Övgüler almıştır. ÇİN KAYNAKLARINDAN T'UNG TİEN VE BUNUN TÜRK TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMİ Eyüp SARITAŞ* T'ung Tieıı klasik Çin tarih kitapları arasında önemli bir yer tutan özel tarih kitabıdır. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü. Tu You. bölümünde Tu Younun biyografisi bulunmaktadır.. E. 219-223.5089.c. tahıl. Görv. toplum hayatı. tuz ve demir işyeriyle ilgili yönetim işlerini de iyice Öğrenmiştir. Ou Yang Hsiu-Sung Ch'i. Chung Hua Shu Chü. s.Türk Di'tnvası incelemeleri Dergisi Savı IV. bölüm 166. Zamanın saray başbakanı Tu You bu eserin yazandır. D olayı siyi a onun politika ile ilgili zengin deneyimleri T'ung Tien'i tamamlamasında büyük katkıları olmuştur. İzmir 2000. Beijing. Ou Yang Hsiu. Tu You yüksek bir makamda bulunmasına rağmen devamlı olarak kitap okurdu. Liu Chıh'mn '. Tu You'nırn diğer adı Chiin Hsiang'dır.. bu eseri incelemiş ve adıgeçen eserin yetersiz olduğu sonucuna vararak. Te Tzung. Çin hükümdarı Hsüen Tzung'ım saltanat döneminin (742-756) siyaseti. Hsin T'ang Shı (Yeni T'ang Hanedanı yıllığı).Chcng Tien:' adlı eseri temel alarak yazılan T'ııııg Tien hacim ve içerik açısından oldukça büyüktür2. ayın zamanda bir Çin tarih külliyatıdır. Yeni T'ang Hanedanı Yıllığmdaki Tu You'nun biyografi sindeki kayda göre.g. 734-812 yılları arasında yaşamıştır. ss. Hsün Tzung ve Hsien Tzung gibi Çin hükümdarları zamanında Çin'in önde gelen siyasetçisi. politika alanındaki yükseliş ve düşüşleri tam anlamıyla kavramış. 1986. s. a. dini törenleri ve askerlik sistemi gibi kurumlan ile loponomi ve Asya kıtasında yaşayan çeşitli kabilelere ait bilgiler içeren T'ung tien. .' Tu You kaymakam yardımcılığından başbakanlığa kadar yükselmiş.Tu You sözkonusu Arş. 200 bölümden oluşan yeni bir tarih kitabı yazmıştır. İşte. para.5089. Ü.. sayıca çok daha fazla tarih belgelerini kullanarak. Yüksek makamlara sahip olmuş bir aileye mensup olan Tu You. K'ai Yüen saltanat döneminin (713-741) son yıllarında tarihçi Liu Cluh çeşitli tarih belgelerinden faydalanarak 35 bölümden oluşan "Chenğ Tien" adını verdiği bir tarih kitabı yazmıştı. cilt xvı.

Chung Hua Shu Cim. 6. Halkm yiyecek ve giyecek gibi ihtiyaçları yeterince karşılandığı sürece onların medeni olmaları ancak mümkün olabilir5. Bu nokta onun ne kadar bilgili olduğunu göstermektedir4. Chung Kuo Ch'ing Nien Ch'u Pan Shıh. Meslekler-22 bölüm. s. 1993. T'ung Tien'in tamamlanması İle Çin'de biyografi yazarlığı ve tarihi olayları kaydetme konusunda Çin tarihçiliğinde yeni bir ekol başlatılmış oldu. Tu You ekonomi tarihine çok önem vermiştir. 3. Şuurları Koruma-16 bölüm. bunun yanında "Sui Kııan Hsü Lü'\ "Sııi Ch'ao Yi Li". Bölümler açıklanırken çeşitli devirlerdeki durumları hakkında da bilgi verilmektedir. yazarının aynı zamanda iyi bir maliyeci olmasındandır. "Bei Ch'i Shu". "Chin Shu".Beijing. 9. Müzik-7 bölüm Askerlik-15 bölüm Cezalar-8 bölüm. "Ta T'ang Yİ Li' . 1979. 7. ülke yönetimi bakımından en çok önemli olan ekonomik durumdur. Bu yüzden yazar sözkonusu eserinde ekonomik konulara büyük yer vermiştir. bu sayede Çin tarihinin çeşitli dönemlerinin sistem ve kurumlarının araştırılması için uygun bir ortam oluşmuştur. "Wei Shu" ve "Sui Shu" gibi resmi Çin yıllıklarından : faydalanmış. Hsi 'An. ı • : ! Bu 9 bölüm de kendi aralanııda küçük bölümlere ayrılmıştır. "T'ai Tzung Clıcng Yao" ve "T'ang Liu Tien" gibi klasik eserlere de müracaat etmiştir. Tu You. 2. Tu You'ya göre. Kitapta bu tür konulara ağırlık verilmesinin bir diğer nedeni de. 168. Chung Kııo Ku Tai Shılı Ch 'ang Shıh (Eslci Çin Tarihi Hakkında Genel Bilgiler).Eyüp Sarîtaş kitabını yazmak için 30 yıldan fazla bir süre harcayarak eserini 801 yılında 3 tamamlamıştır . 4. Törenler-100 bölüm. Tu You kitabını yazarken "Shıh Chi". 5. 1991. '"K'ai Yüen Li". . Dolayısıyla T'ung Tien'de en çok. Bu yüzden eserinde bu konuya daha fazla ağırlık vermiştir. 2. s. .206. Yiyecekler-20 bölüm. 9 Bölümün düzenlenme sistemi Tu You'nun siyasi fikrini de ortaya koymaktadır. Shaanhsi JenMin Chiao Yü Ch'u Pan Shıh. Toplam 208 bölümden oluşan T'ung Tien'de konular 9 büyük kısma ayrılmıştır: 1. cilt 1. "Sung Shu".s. Ona göre bir ülkede banş ve sükuneti sağlamak için halkm yiyecek ve giyecek ilıtiyacımn lam olarak sağlanması gerekmektedir. Memur Seçme Sistemi-6 bölüm. Beijing. Tung Tien. Cnang Ta K'e -Wang Hsü Kuang. Yönetim Birimleri-14 bölüm. T'ung Tien'in etkisiyle Çin kaynaklan arasında önemli bir yer tutan "T'ung Chılf ve "Wen Hsien T'ung K'ao" adlı eserler birbiri arkasından yazılmış. Meng Clı'ing Yüen. S. "Han Sim". Chung kııo Li Shth W en Hsien I işiten (Çin Tarihi Belgeler Bilimi). "Nan Ch'i Shu". çeşitli dönemlerin ekonomik durumlarını anlatan bölümler için özel bölümler ayrılmıştır.

yönetim birimlerinin kanunları ve T'ien Pao saltanat yıllanın içeren (742-756) istatistik kayıtlarının hepsi birinci elden tarih belgeleridir. T'ung Chıh ve Wen Hsien T'ung K'ao) deyimi kullanılmaya başlanmıştır. Bu yönüyle de Kök Türk devri araştırıcıları için çok büyük bir önem arzetmektedir. Örneğin askerlik sanatı ile ilgili kayıtlar bölümünde strateji tc taktik.Ö. Öyle ki astronomi. T'ung Tien'i temel alarak "T'ung Chılı" ve "Wen Hsien T'ung K'ao" adlı ünlü eserlerini yazmışlardır. Öyle ki bu belgelerin pek çoğu bugün elimizde değildir. Yukarıda adıgeçen belgeler T'ang hanedanı tarihini araştırmak isteyenler için ana kaynaktırlar. T'ung Tien çok fazla sayıda tarihi belge içermektedir. ekonomik oluşumlar ve yönetim birimlerinin kuruluşları gibi konular çok eski çağlardan itibaren ayrıntılı bir şekilde Tang hanedanı imparatoru Hsücn Tzung'ıın saltanat yıllarına (742-756) kadar Özetlenmiştir. Sung. savaş hilesi ve savaş yöntemlerine ilişkin konulara dikkat çekilmiş. Yüeıı (1272-1368). Kore'de basılan nüshası da kayda değer niteliktedir. Bunun yanında memur ve unvan kayıtlan ve ticari belgelerle.207). Ming (1378-1644) ve Clı'ing (1644-1911) hanedanlan döneminde T'ung Tien'in baskıları yapılmıştır. T'ung Tien'de yer alan siyasi sistem. Diğer taraftan T'ung Tien sınır bölgelerinde yerleşik milletler ve diğer dış ülkelerin durumlarını aydınlatmaya ağırlık verilirken. Chung Kuo Li Shıh (Çin Ansiklopedisi-Çin tarihi cildi). Eserin hacminin dörtte birinden fazlası TMang Hanedanı ile ilgilidir. s. Chung Kuo Ta Pai K'e Ch'üen Slıu Ch'u Pan Sluh.Ö. askerlik sistemi ile ilgili konulara Önem verilmemiştir. hukuk. 722-723 221 .Ö. Beş Element ve Budizm gibi konular diğer tarih kayıtlarına nazaran belli bir sistem dahilinde kaydedilmiştir. Fakat bu belgeler tasedüfen seçildiği için kullanılırken çok dikkatli olmak gerekmekledir. Bazı önemli belgeler ise kullanılmamıştır. Clrin (M. Sung Hanedanı (960-1279) tarihçilerinden Cheng Ch'iao ile Ma Tuan Lin. T'UNG TIEN' TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ BÖLÜMLER Wu Feng-Tsung T'ai Pen.S. Günümüzde mevcut en eski T'ung Tien nüshası Kuzey Sung dönemine (960-1127) ait nüsha Japonya Kraliyet Kitaplığında saklıdır. Bir kısmı belgeler de kontrol edilmeden esere alınmıştır. H a n (M. Beijin" 1994.Çin Kaynaklarından T"ımg Tıen Ve Bunun Türk Tarihi Açısından önemi T'ung Tien ile diğer eski tarih kayıtlan aynı değildir. özel şaluslara hitaben yazılan imparator fermanları. savunma sistemleri ve teknikleri konusu ihmal edilerek herhangi bir kayıt verilmemiştir. Bunlar arasında Clı'ing döneminde basılan '"Chiu T'ang Pen" adını taşıyan nüshası en çok kullanılandır. Bu nüsha 1981 yılında yeniden basılmıştır6. yaklaşık 900 tanhi belge T'ung Tien'den derlenmiştir.221-M. Çin dışında. Bu nedenle klasik Çin tarihi araştırmaları açısmdan T'"ng Tien çok değerli bir kaynaktır. Bu kitapların da yazılmasıyla T'ung Tien de dahil olmak üzere "San T'ung (Üç T'ımg: T'ung Tien.206-M. Chung Kuo Ta Pai K'e Ch'üetı Sluı.229) ve Üç Devlet (220-280) döneminden itibaren alü hanedanlık boyunca.

Eyüp Sarttaş

Türklerin en eski devirlerini oluşturan Hun döneminden başlayarak kök Türkler, Uygurlar ve bir kısım Kök Türk hakimiyeti altında bulunan bazı Batı Türkistan şehir devletleri baklanda pek çok kaydı bu eserde bulmak mümkündür. Sözkonusu eser, Çin'in resmi yıllıkları arasında yer almamasına rağmen İslmiyetten önce Türk tarihinin çeşitli devirlerine dair oldukça ayrıntılı bilgiler içermektedir. Toplanı 5 büyük ciltten oluşan T'ung tien'deki Türklerle ilgili tarih kayıtları beşinci ciltte yer almaktadır. Bu kayıtlar Hımlar, Kök türkler ve Batı Tiirkistan-Uygurlar olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır.. a) Hunlar: Bu eserdeki Hun tarihi ile ilgili kayıtlar 194.-195. bölümlerde yer alır. Hunlar kısım, onların ataları olduğu kabul edilen Tilerle başlatılmaktadır.Huni ar o dönemde Çin'in kuzeyinde yaşadıkları için. T'ung Tien Hun bölümünü "'Kuzey Tiler 1" başlığı ile başlatmaktadır. Bu bölüm eserin 5302-5332. sayfalan arasındadır. 195. bölümde ise Kuzey Ti'ler 11 kısmında, Hunlar 11 (5333-5346) sayfalar) ve Güney Hunlan hakkında kayıtlar vardır (5347-5464). 197. bölümde yaklaşık 3 sayfa Kao ChVlarla ilgili bilgiler bulunmaktadır (5398-5400).

'

Aynı bölümün 5401-5431. sayfaları arasındaki Kök türkler 1, 198. bölümde kök Türkler 11 (5432-5461), 199. bölümdeki Kök Türkler 111 ise 5442-5463. sayfalar arasındadır. Bu kitaptaki Hunlar ve Kök Türkler ile ilgili kayıtlar oldukça aymıtılıdır. Kitabın bazı yerlerinde diğer Çin kaynaklarına atıflar yapılarak açıklamalar eklenmiştir. Şüphesiz, bu açıklama kısımları her bölümün sonundadır ve sonraki çağdaş tarihçiler tarafından, araştırmacılara kolaylık olması için eklenmiştir. Atıfta bulunulan tarih kitapları sadece resmi Çin yıllıkları olmayıp, bazı özel tarih kitapları da yer almaktadır. 199. bölümde ayrıca T'ien Le'lar (Tölesler), Hsüeh Yen T'uo'lar (Sir Tarduşlar), ve Pu Ku, T'ung Po, Pa Ye Kırlar (Bayırktılar). Hu Hsüeh ve A Ttiehler gibi Töles boylan ile ilgili kısa da olsa. kayıtlar bulunmaktadır. 200. bölümde bir Hun boyu olan Hsİ'ler, Pa Hsi Mi'ler (Basmıllar). Uygurlar, Ku Li Han ve Chich Ku'lar (kırgızlar) gibi Türk boyları tanıtılmaktadır. Yeni ve Eski T'ang Hanedanı Yıllıklarında Uygurlarla ilgili kayıtlar oldukça geniş olmasına rağmen, T'ung Tien'de Uygurlara sadece bir sayfa kaydın ayrılmış olması dikkat çekicidir. Diğer taraftan Pu Ku'lar, A Polar, Basmıllar ve Ku Li Hanlar ile ilgili T'ung Tien'de özel kısımlar yer alırken, bu boylar hakkında Eski ve Yeni T'ang Hanedam Yıllıklarındaki bilgiler özel bölümler halinde olmayıp, dağınık bir şekilde bulunmaktadır. Ülkemizde Orta Asya Türk tarihi ile meşgul olup da kaynak dili Çince olan tarihçiler, Çİn kaynaklarındaki Türk tarihine ilişkin kayıtların sadece kendilerini ilgilendiren kısımlarım kullanarak araştırmalarını yapmaktadırlar. Oysa. gerek resmi Çin yıllıklarında ve gerekse özel Çin tarih kitaplarında Orta Asya Türklerinin siyasi ve kültür tarihlerine dair oldukça fazla miktarda kayıt bulunmaktadır. Üstelik bunların hiç 222

Çin Kaynaklarından T'uug Tıeıı Ve Bunun Türk Tarihi Açısından Önemi

birisi sistematik bir biçimde dilimize çevriyip, diğer Türk tarihçi ve araştırıcıların istifadelerine henüz sunıılmamışür. Burada çalışma konusu yaptığımız T'ımg Ticn'de yer alan Türk tarihinin çeşitli devirlerini kapsayan kısımlarının çevrilmesi kültür tarihimiz açısından son derece faydalı olacaktır. Bu sayede T'ımg Ti en'de yer alan Türk tarihi ile ilgili bilgiler, resmi Çin yihklanndaki ve diğer dillerde yazılmış kayıtlarla karşılaştırma olanağı ortaya çıkacaktır. Böylelikle Orta Asya Türk tarihçiliği alanında önemli bir görev yerine getirilmiş olacaktır.

223

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss.225-256.

MAKRIZI'NIN KITAB ES- SULÜK'UNDAKJ OSMANLILAR İLE İLGİLİ KAYITLAR

Cüneyt KANAT*

Şüphesiz Osmanlı dönemine ait, Türkçe olarak yazılmış olan yerli kaynakların dışında, yabancı dilde yazılmış birçok değerli ve önemli bilgileri ilıtiva eden kaynaklar mevcuttur. Yabancı dilde yazılmış olan bu kaynaklar arasında, Arapça olanlar da büyük önem taşmıaktadrr. Ancak, özellikle Anadolu'daki Türk tarihi ile ilgili kayıtların bulunduğu bu kaynakların büyük bölümü, Türkçe'ye çevrilmemiş ve araştırmacıların istifadesine sunulamamıştır. Osmanlı Devleti hakkında Memlûk kaynaklarında çeşitli bilgiler ve kayıtlar bulunmaktadır. İşte bu kayıtlar günümüz tarihçileri için her zaman kullanışlı ve orijinal olma özelliğim korumuştur. Bu kayakların büyük bir bölümü, içinde bulunduğumuz yüzyıl içerisinde neşredilmiştir. Bunların en önemlilerinden birisi de, içinde bulunduğumuz yüzyılda neşredilmiş olan, Makrîzî'nin Kitâb es-Sulük liMa'rilel Düvel el-Mulûk isimli eseridir1. Arapça olarak yazılmış olan bu dönemdeki kaynaklar içerisinde bulunan kendi tarihimizle ilgili bilgiler, tarihçiler tarafından zaman zaman bölümler halinde, bazen de bir kaynağın tamamen taranıp tüm kayıtların ayıklanarak tercüme edilmesi şeklinde, Arapça bilmeyen tarihçilerin de istifadesine sunulmuştur. Bizim bu çalışmadan amacımız da; Makrîzî'nin Kitâb es-Sulûk:unda Yrd. Doç. Dr, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Eserin kullandığımız baskılan şunlardır; Takiy ed-Dîn Ahmed b. Ali el-Makrîzî, Kilâb esSulûk li-Ma'rifet Düve! el-Mıılâk, C. 141. neşr; Muhammed Mustafa Ziyade, Kahire C. 1-1/2 1956, C. 1-3 1970 ikinci baskı, C. II-1/2 1941, C. II-3 1958, C. 111-IV, neşr; Saîd Abdültettah •Aşûr, Kahire 1971-72. Özellikle Memlûk devri Arapça kaynaklarında bulunan Anadolu ve Osmanlılar ile ilgili kayıtlanıl bir kısmı bazı araştırmacılar tarafından Türkçe'ye kazandırılmıştır. Bu türden şu ana kadar yapılmış olan çalışmalar ise şunlardır; Şevkiye İnalcık, "İbn-i Hacer'de Osmanlılara Dair Haberler", Ankara Üniversitesi Dil ve Tanh-Coğrafya Fakültesi Dergisi, C. VI. S. 3, Ankara 1948, ss. 189-195; Aynı yazar aynı makale II, C. VI, S. 4, ss. 349-359; Aynı yazar aynı makale III, C. VI, S. 5, ss. 517-529; Kazım Yaşar Kopraman. el- 'Aytıt'nin 'Ikâu'U Cuman 'ında XV. Yüzyıla Ait Anadolu Tarihi İle İlgili Kayıtlar, basılmamış doktora tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 1971; Kazım Yaşar Kopraman, "Ikdu'l-Cumâıvda Karanı an -Oğullarına Dair Kayıtlar", Prof. Dr. İsmail Aka Armağanı, izmir 1999, ss. 43-54. Bunların dışında bizim yüksek lisans tezi olarak yaptığımız bir çalışmamız var ki, biz bu yazıyı o çalışmanın bir bölümünü tekrar gözden geçirip kullanarak hazırladık. Bkz. Cüneyt Kanat, Makrİzı'nin Kitâb es-Sulûk'unda Osmanlılar, Karamanoğıılları ve Batı

Cüneyt Kanat

bulunan ve taraflınızdan Türkçe'ye çevrilmiş olan Osmanlılar ile ilgili kayıtların, bilim adanılan tarafından kolaylıkla kullanılabilmesini sağlamaktır. Makrîzî'nin bir Memlûk tarihçisi olması ve bahsedilen eserinde özellikle Memlûk Devleti tarihini yazmak istemesi sebebiyle, eserindeki meselelerin büyük bir bölümünü Memlûk Devleti'ni yakından ilgilendiren olaylar meydana getirmekledir. Ancak muhakkak ki bu devletin komşularıyla olan ilişkilerine de büyük ölçüde yer verilmiştir. Özellikle Osmanlı Devleti:ııin Ankara savaşından sonra fetret devrini atlatıp güçlü bir devlet olmaya başlaması ile, iki devlet arasındaki ilişkiler artmış ve Makrîzî de eserinde bu hadiselere yer vermiştir. Fakat bunların yanısıra müellif. Osmanlı Devleti'ni ilgilendiren bazı önemli olayları da göz ardı etmemiştir ki bunlara en güzel ömek ayrıntılı olarak anlattığı Ankara savaşı olmalıdır. 766 (1364-1365) yılında Kahirede doğup 27 Ramazan 845 (9 Şubat 1442) tarihinde veıal eden Makrîzî'nin3 en önemli eserlerinden birisi olan Kitâb es-SulÛk, Mısır'ın Arap fethinden kendi zamanına kadar olan ve Mısır'da kurulmuş olan iki devlet yani; Eyyûbîler ve M emlâkler devletlerinin tarihini ihtiva eder. Bahsedilen eserden bizim Türkçe'ye çevirdiğimiz kayıtlar ise, hem müellifin yaşadığı döneme ait olması hem de Osmanlı Devleti'nİn erken dönemine tekabül etmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kullandığımız metinlerin Türkçe'ye çevirisi esnasında bazen güçlüklerle karşılaştık. Bunun en önemli sebeplerinden birisi ise eserin bundan altı yüzyıl önceki Arapça ile yazılmış olmasıydı. Bu sebeple cümleler içersinde bazen ortaya çıkan kopuklukları [ ] kare parantez içerisinde yaptığımız ilaveler ile tamamlamaya çalıştık. Yine Türkçe'ye girmiş ve halen kullanılan ıstılahları da aynen yazdık ve Arapça asıllarım da ( ) normal parantez İçerisinde verdik. Ayrıca metinler içerisinde geçen, özellikle Türkçe isimlerin okunmasında zorluklarla karşılaştık. Bunun sebeplerinden en önemlisi de herhalde eserin müellifi olan Makrîzî'nin Türkçe bilmemesi ve Türkçe isimleri zaman zaman farklı şekillerde yazması idî. Bahsedilen ve çözmekte sıkıntı çektiğimiz bazı isimlerin okunuşunda emin olamadığmıız zaman ise ismin arkasına koyduğumuz soru işaretiyle (?) bunu belirtmeyi uygun gördük. Müellifin kullandığımız eserinde hadiseler yıl yıl ve yıllar da ay ay olmak kaydıyla anlatılmaktadır. Bu sebeple biz de yaptığmuz çevirilerde bu kronolojik sırayı koruduk ve metinleri aynı şekilde sırası ile vermeye çalıştık. Buna bağlı olarak ekte verdiğimiz Arapça metinleri de aynı sıraya göre dizdik.

Anadolu Beylikleri ile ilgili Kayıtlar, basılmamış yüksek lisans tezi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 1991. 3 Memlûk Devri müelliflerinden olan Makrîzî'nin hayatı ve eserleri ile ilgili geniş bilgi için bkz; Muhammed Mustafa Ziyâde, "Makrîzî ve Çağdaşları", çev. Cüneyt Kanat, Tarih İncelemeleri Dergisi. S. VIÜ, İzmir 1993, s. 221-227; Saîd Abdulfettah 'Aşur: "Edva' Cedide ala elMuverrih Ahmed b. Ali el-MakrM ve KitâbStihi", Âlem el-Fikr, Kuveyt 1983. S. II. s. 455457. 226

Makrhî'nûı Kitâb es- Sıılûk'undaia Osmanlılar İle ilgili Kayalar C. ili, s. 574, y. 760h./1358-59 . Osmanlı sultanı İbn Osman'ın elçileri geldi ve Mevred el-Cebs yoluyla büyük meydana indirildiler, C. m, s. 749, y. 793h./1390-91. Haberci geldi ve Osmanlı sultanı Hondgâr Ebu Yezid7 b. Osman'ın KayserTye geldiğini ve orayı aldığını bildirdi. C. IH, s. 763, y. 794h./1391-92. Bu ayda (Rebi!ül-Ewel=Ocak-Şubal 1392)8 Emîr Hasan el-Gecgenî(?), Hondgâr Bayezid b. Osman için |lıazırlanmış olan] armağan ile birlikte Anadolu (Rûmf memleketine gitti. C. IH, s. 790, y. 795h./l392-93. Bu ayda (Zilkâ'de=Eylül-Ekiın 1393) Osmanlı sultanı Bayezid Beg 10 b. Murad Beg b. Osman'ın elçileri Emir Hüsaıneddîn Hasan el-Gecgenî ile beraber geldiler, Yanlarında içlerinden birisi beyaz bir Atmaca olan değerli hediyeler vardı. Elçiler İbn Osman'ın hastalığının tedavisi için Kahire tabiblerinden birinin hazırlanmasını istediler ve tabib Şemseddîn Mııhanımed b. Muhammed es-Sagîr tayin edildi. Yolculuğa hazırlandı ve O'na İbn Osman'ın ihtiyaç duyduğu ilaçlar verildi.
5 6 4

Daha önce 1 noiu notta verilmiş olan kullandığımı/ eserin tam künyesi bundan böyle aynen veya kısaltılmış olarak tekrar edilmeyip, yalnızca aynı eserden alınıp çevrilmiş olan metinlerin cildi: C, sayfası: s ve yılı: y olarak kısaltılmış şekliyle birbirinden bağımsız olan her metnin başında verilecektir. Makrîzî, eserinde Osmanlı sultanlarından bahsederken genellikle ya Bursa Melîki ya da Rûm Meliki veya Rûm Hâkimi tabirlerini kullanıyor. Biz metinler arasında bütünlüğün sanlaımıası için bundan böyle bu ifadelerin, geçtiği yerde Osmanlı sultanı tabirini kullanacağız. Naşir metinde kelimeyi cebs olarak okumuş, ancak kelimeyle ilgili verdiği notta bu kelimenin başka yazmalarda ceyş olarak geçtiğim de belirtmiştir, Bkz. Makrîzî, Sulak, C. III, s. 357, not 3. Bayezid isim Makrîzî tarafından değişik yerlerde "Yezid" olarak yazılıp kullanılmıştır. Müellif, genellikle paragraf başlarında veya yeni bir meseleyi anlatmaya başlarken, "bu yılda'" yada "bu ayda" diye söze başlıyor, ay ve yılı belirtmiyor. Ancak, biz daha önceki sahifelerden kastedilen ayı bulup parantez içerisinde gösteriyoruz. Makrîzî, eserinde Anadolu ile ilgili bahislerde ''Rûm" kelimesini kullanmış ve bununla Anadolu'yu kastetmiştir. Bu sebeple bundan böyle bu kelimenin geçtiği yerlerde Anadolu tabirini kullanacağız. Rûm ifadesi ile Anadolu'nun kastedilmeği diğer Memlûk devri müelliflerinde de görülür. Bkz. Mustafa Çuhadar, "tbıı Tagribirduım Hayatı ve Eserleri", Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 3, Kayseri 1989. s. 364. Müellif zaman zaman "Beg" unvanını y ile yazılmış şekliyle "Beyk" olarak bazen de y kullanmadan "Beg" biçiminde yazmıştır. Biz yine metinlerde bütünlük olması için bundan böyle bu kelime geçtiğinde "Beg" olarak yazacağız. 227

CUneyt Kanat

C. III, s. 813, y. 796h./1393-94. Bu ayda (Cemâdi'cl-EweI=Marl-Nisaiı 1394) Osmanlı sultanı İbn Osman'ın elçileri Kahire'ye geldi. C. m, s. 817, y. 796h./1393-94. Sultan'a [yani Memlûk Hükümdarı Berkûk'a] yardım için ikiyüz bin11 hazırlamış olan İbn Osman'ın elçileri geldi. İbn Osman'a güvcnebilmesi için gelecek olan cevabı beklemektedir. C. III, s. 865: y. 798h./1395-96. Osmanlı sultanı Hondgâr Ebû Bayezid b. Mıırad Beg b. Osman'ın elçisi Hanefî fakih Sefer Şah, Cemâdi'el-Evvel (=Şubat -Mart 1396) ayında Kahire'de vefat etti. C. III, s. 873-74, y. 799/1396-97. Ayın oııdokuzunda (Rebi'ül-Ewel=21 Aralık 1396) Anadolu memleketinden Tolu miıı Ali Şalı geldi. Hondgâr İbn Osman'a bir mektup ile gitmişti. O1nun elAkiros12 muharebesini ye bu muharebede zafer ve ganimetler elde ettiğini, sayısız canlıları öldürdüğünü, Şemseddîn Mııhammed b. el-Cezerî'nin13 İbn Osman'a ulaştığını ve sultanın kendisine mulıleşem ikramlarda bulunarak gündelik yüzelli altın dirhem bağladığım haber verdi. O'nunla ilgili haber şöyle idi; Kahire'den kaçtığı zaman İbn Osman'a katılmak istediği için İskenderiye'den gemiye binip üç günde Antakya'ya vardı. O, Dimaşk'ta Anadolu halkından olan ve Hacı Mü'min diye tanınan bir adama dersler okutmuştu. Bu kişi sonra İbn Osman'ın en büyük dostlarından biri oldu. Antakya valisi O'na ikramda bulundu ve İbn Osman'ın Anadolu'da bulunan ve Pay-ı tahtı olan Bursa'ya gönderdi. Bursa halkı O'nu karşıladı ve İbn Osman'ın huzuruna çıktı. [Sultan] O'na zikredilen ücreti verdi, dokuz tane at ile köle ve cariyeler sundu ve ikramda bulundu. Bundan sonra O, büyüklerden sayıldı.

1

1

1

228

Burada bahsedilen ikiyüz biııin ne olduğu, ytıni para mı yoksa asker mi olduğu beliülmemiş, yalnızca rakam verilmiştir. Burada geçen isim. el-Ekros veya cl-Akiros olarak okunabilir. İ. Hakkı Uzunçarşılı, "Balıkesir'in pek yakınında eski adı Akiros veya Akiraus olan bir şehir bulunmuştur" demekte ve kelimeyi bu şekilde yazmaktadır. Bkz Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, Ankara 1984. s. 97. Arapça metnin aslında, bahsedilen şahsın ismi yazılırken muhtemelen baskı hatası olarak Cezeri deki Cim hailinin noktası düşmüştür.

Makrîzî'nin Kitâh es- Sulûk'ıtndaki Osmanlılar İte İlgili Kayıtlar

Yine vezir Taceddîıı Abdurrahim b. Ebu Şakir'in Dimaşk'tan kaçtığı ve 14 Beyrut'tan İbn Osman'ın yanma gittiği , [sultanın] O'na ikramda bulunduğu ve günlük elli dirhem bağladığı haberi geldi. C. III, s. 879, y. 799İ1./1396-97. Bu ayın yirmiüçünde (Şaban=22 Mayıs 1397) Osmanlı sultam İbn Osman'ın elçileri Bulak' 5 sahiline geldiler. Onları hacib, Sultan'ın atlan ile bu allara binsinler ve kendileri için hazırlanan eve gidebilsinler diye karşıladı. Ayın yedisinde (Ramazan=4 Haziran) tbn Osman'm elçileri kendileriyle gönderilen armağanları [Sultan'a] verdiler. C. III, s. 906, y. 800h,/1397-98. Bu ayda (Zilka'de=Temmuz-Ağuslos 1398) Sivas hâkimi Kadı Burlıaneddîn ile Türkmenler'den İbn Bozdoğan'ın evlatlarının muharebe ettikleri haberi geldi. Yapılan savaşta Kadı Burlıaneddîn öldürüldü, yerine oğlu geçti ve Türkmenlerin Sivas'ta oturmalarını yasakladı. Babası İle ilgili haberler şöyleydi; Osman b. Kara Yülük etTürkmanî O'na muhalefet etti ve O'na her zaman verdiği armağanları göndermedi. Kadı Burhaneddîn ise O'nu önemsemedi. Çünkü. O önemli emirlerden değildi. Kara Yülük, Amasya ile Erzincan'a gelip giderdi. Bir gün Sivas'ın yakınından bir yaylaya gidiyordu. Oradan geçerken Kadı Burhaneddîn'İn de orada olduğunu duyunca bu dunundan çok rahatsız oldu ve acale ile atına binerek askerlerinin başına geçip O'nu yakalamak üzere harekete geçti. Gece olurken Kara Yülük maiyeti ile O'na saldırdı ve Kadı Burhaneddîn'İ eliyle yakaladı, sonra da öldürdü ve Sivas'ı kuşattı. Sivas halkı da buna şiddetle savaşarak karşı koydu ve bu durumu Bayezid b. Osman'a, onlara [yardıma] gelsin diye yazdılar. [Osmanlı sultanı da] onlara doğru yola koyuldu. Kara Yülük bunun üzerine Azerbaycan'da bulunan Timurlenk'in yanına gitti ve orada O'nun maiyyetinde kaldı. C.III, s. 965, y. 801h./1398-99. Bu ayda (Şewâl=Haziran-Temmuz) Osmanlı sultanı Bayezid b. Osman'ın Şam memleketinden geçmek üzere hareket ettiği ve Acem ülkesi hakimi Timurlenk'in Hind memleketlerini ele geçirdiği haberi geldi.
16

Burada gitti anlamındaki fiil muhtemelen yanlış olarak sat ile yazılmıştır, ancak biz onu sin ile yazılmış kabul edip öyle tercüme ettik. Bulak, Kahirede Nü kıyısındaki gezinti yerlerinden birisidir. Bkz. Kazım Yaşar Kopraman,
Mısır Memlükleri Tarihi, Ankara 1989, s. 221. Burada Şam isminden kastedilen yer; O dönemdeki Suriye bölgesidir. Bugünkü Şam şehri ise daha Önce geçmiş olduğu üzere Dimaşk ismiyle anılmıştır.

229

s. 19 Sultanın veya büyük emirlerin ahularından sorumlu olan görevlidir./1399-1400. İbn Osman'ın Malatya'ya gittiği orayı kuşattığı ve orada ez-Zâhiriyye [Memlûklarından]20 Çomak'm 21 bulunduğu./1398-99. 'Aynî'nin ve diğer Memlûk müverrihlerinin Ablustayn. Sııltan'nı Suriye birliklerine. III. Emirler. "Noms et Sunıems de Mamelouks". 31 Çomak isminin okunuşuyla ilgili olarak bkz. Orada bulunanlar O'na karşı savaşmak üzere ittifak edip dağıldılar./1398-99. Kazım Yaşar Kopraman. s. y.. 20 Ez-Zâhiriyye Memlûkları. Onlara. 801h. 230 17 . 801İ1. C.1. kadılar ve devletin üsl yöneticileri ayın onbeşinde (18 Ağustos) sultanın sarayına çağrıldılar. Bu kişi Yüzler Emîri rütbesinde olup üç tane Tablhane Emîri ile çok sayıda Onlar Emîri kendisine yardımcı olurdu. [Zilhicee'nİn] onüçünde (-16 Ağustos 1399) Osmanlı sultanı İbıı Osman'ın Elbistan'ı (Ablastin)17 aldığı ve sonra Suriye bölgesine doğru yürümeye niyetlendiği haberi geldi. Selçuklular tarihine dair eserler yazan müelliiler ile XIV. 1950. 18 Metinde Osmanlı sultanının kardeşi diye verilen isim lam olarak okunamamış ve böyle bir şahıs lesbil edilememişlir. Makrîzî de kullandığımız eserinde bu ismi zaman zaman Abustan veya Ablustayn olarak yazıyor. s. M. . asırlardaki kan müverrihlerinin Abustan şekil ve telaffuzu ile yazdıkları bu ismin XVI. 979. Bkz. yani eİ-Meîîk ez-Zâhir Rerkûk'un satın alıp azad ettiği memlûklar. 971. / A. J5\V ayoir ^ühtcc^/tgusrtîff-^ılâi' iSfff £krair el-Tayyar. Osman'ı yardıma çağırdı ve O Urfah Mathieu ve diğer Ermeni müverrihlerin Ablusta. y. Sadaka b. ayrıca Suriye'deki aşiretler arasında fitne ve harplerin olduğu ve binlerce insanın katledildiği haberleri geldi. Fakat bazan doğru şekliyle Elbistan olarak da yazmıştır. Journal Asiatiq_ue. İbn Osman'ın memleketine sefer hazırlığının emri çıkarılıp ilan edildi ve sonra Sudun et-Tayyâr Haleb'e doğru yöneldi. Sûlî'nin O'ndan kaçtığını ve Zilka'denin yirmisekizinde (=1 Ağustos) şehir teslim alındıktan sonra da Darende'yi kuşattığım içeren nâmeler okundu. ve XV. Yükût Hamavi'nin AbİLislayn. C. Osmanlı sultanı İbn Osman'ın kardeşini18 asker ile gönderdiğini ve O'mm Malatya ile Elbistan'ı aldığını. s. s. '"Elbistan". İbn İyâs hariç diğer bütün müellifler tarafından Ablistan veya Elbistan şeklinde yazıldığı görülmektedir. s. 47. araştırılması için posta (berîd) atıyla gitti ve ayın yirmisinde (Zilhicce-23 Ağustos 1399) Dimaşk'a girdi. Bkz. Halil Yinanç. 972.Cüneyt Kanal C. IV. Yine İbn Osman ile ilgili olarak gelen haberler şunlardı: Sivas hâkimi Kadı Burhaneddîn katledildiği zaman Sivas lıalkı Bayezid b. y. III. III. Daha sonra Sultan'm memlûkları bu haberlerin doğruluğunu inkar edip "bu bizi Kahirc'dcn çıkarmak için bir hiledir" dediler ve haberin doğruluğunu araştırmak üzere Emîr Ahur'y Sudun et-Tayyûfı görevlendirdiler. Bunu üzerine. Saııvaget. 34. C. 223. 802h. Mısır Memlüklcri Tarihi. asırdan itibaren. Abu'lFarae'm Ablastin. 238. Süryani Milıail'in Ablastayn.

III.MakrîzVnin Kitâb es. Kara Yusuf b.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar da süratle çok sayıdaki askeriyle birlikte oraya gitti. [Mektubun içeriği şuydu. şeyhler. C. Bu armağanların içerisinde. y. Osman'ın terbiyesizliği anlatılınca O'na bir ders vermeye niyetlendi. Memlûk Devleti'nde kendisinin de mensup olduğu Çerkezler'i iş başına getirmeğe muvaffak olan Berkûk"un741 (=1340-1341) yılında doğduğu kabul edilmektedir. s. İstanbul 1961./1400-01. 1069. on parça yünden örülmüş elbise. Cuma gecesi (=20 Hazmın Î399) kabul edilir. 1031. [Mımarrcivün ] altısında (=27 Ağustos) Timurlenk'in Dimaşk'tan Sivas'a indiği ve Sivas'ı alarak Süleyman b. Ayrıca emirler için de çok sayıda armağanlar 22 2İ Makrîzî burada Süleyman ismini Seltnan şeklinde yazmıştır. Ancak sonra [insanlarını Hiudislanda fesatlıkla ilgili olarak yaptıkları kendisine bildirildiğinde Hindistan'a döndü ve Allah'ta O'nu onlara karşı muzaffer kıldı. Bu ayda (Zillıicce-Temmuz-Ağustos 1401) Osmanlı sultam İbn Osman'ın elçileri armağanlar ile geldiler. 231 . [Muharremin] dokuzunda (=31 Aralık) İbn Osman'ın elçileri geldi. gümüş kadehler ile aralarmda tabaklar ve bunun ben/. Kara Muhammed'in. Bunun üzerine Erzincan hâkiminin oğlu Tuhr. İkinci sultanlığı da 1390 yılında gerçekleşmiştir. Ez-Zâhir [Berkûk'ım[23 ölümü O'na bildirildiğinde ise geri döndü ve Kerec'e saldırdı. Bayezıd'ın halkının büyük bir bölümünü katlettiği. s. Şchabeddîn Tekindağ. 1027. 1056. s.] O Rahbe'de elçilerini katledenlerden intikam almak istiyordu./1400-01. s. on at.803h. Orada oğlu Selnıan'ı22 bırakıp Erzincan'a gitti. C. 41-42. C. 111. On köle. 13eıkûk"un ölüm tarihi olarak da 801 yılı Şevvali'nin 15. 803İ1. C./1400-01.cri şeyler olan on parça gümüş vardı.UI. Daha geniş bilgi için bkz. getirdikleri mektuplara cevaplar yazıldı ve geri gönderildiler. Anadolu memleketinden Bursa yönünde olduğu haberi berîd yoluyla geldi./1400-01. İbn Osman O'ııun malını aldı ve haremindeki kadınları kendi devlet adamlarına verdi. Bu ayda (Rebi'ül-Ewel=Ekim-Kasım 1400) önceki yıl Irak'a da gelmiş olan Timur'un elçisi. fakat yine muhtelif yerlerde aynı isim Süleyman olarak ta geçmektedir. İlk sultanlığı ise 1382 yılı başlarında olmuştur. Sivas'ta ve memleketinin diğer yerlerinde duyduklarınızı yaptı. III. Daha sonra ise delikanlı olan Bayezid b. sonra memleketine döndü. y. kadılar ve eınîrler için olan beraberindeki mektupla geldi. Ayın (Receb=Şubal-Mart 1401) sonunda İbn Osman'ın Anadolu memleketinden Kay seriye ulaştığı haberi geldi. 803h. s. 803U. C. y. Timurlenk'e kaçlı. Berkuk Devrinde Memlûk Sultanlığı. M. Sivas'ı aldı. y.

O sırada Timurlenk de yüksek bir yerden askerlerini düzenleyerek kontrol ediyordu. Anlatılanlara göre her iki ordudan da seksen bin kişi Öldürülünceye dek aynı yerde savaşıldı ve bu esnada Timıırlenk'in askerlerine karşı galip olan taraf Osmanlılar idi. Timurlenk Bayezid'm arkasından ve O'nun farkedemiyeceği bir yoldan Anadolu memleketinde sekiz gün yolculuk yaptıktan sonra Amûriyye'ye -bu gün orası için Engüriyye denirulaştı ve orayı kuşatarak ateşe verdi. Bayezid ise O'nun kendisinden korktuğunu zannetti. benim istediğim seninle savaşmak değil. İbn Osman da askerlerini Akşehir -yani beyaz şelür. Bu haber İbn Osman'a bildirildiğinde hemen harekete geçerek birlikleri ile yola çıktı ve sekiz gün sonra oraya ulaştı. ibn Osman. Tatbikat gününde ortaya çıkan izdihamdan yinnibeş asker ayaklar altında ezilerek öldü. s. Arapça bir kelime olup. oraya ulaştığında Timurlenk O'nun ve askerlerinin yorgunluktan bitkin bk halde olduğunu öğrendiği zaman O'nımla savaşmamak için hiç bir sebep göremedi ve Muharrem ayının birinci gününde (1 Ağustos Salı) alma binerek savaşmak üzere harekete geçti ve ayın beşinde Pazar günü (=5 Ağustos Cumartesi) sabahın İlk saatlerinden akşam saatlerine dek iki ordu harp etti. İslam Kurumlan Tarihi. yaya askerlerinin adedi ise üçyüzbine ulaşıyordu.Cüneyt Kanat bulunmaklaydı.. C. Bayezid b. [Bayezıd] yaklaşık olarak onbeş gün sonra O'nımla karşılaşmayı istediği için gitti. Ankara 1980. Corci Zeydan. Timurlenk O'nu kandırmak İçin şöyle bir haber gönderdi. Bkz. Atlı askerlerinin adedi yediyüzbine.kentinde istihdam etti. I. Doğu Meliki zatim Timur Kerkim (Güregen) ile Osmanlı sultam Hondgâr Bayezid b. İbn Osman. Osman'ın askerlerinin büyük bir bölümü çarpışma esnasında kırıldı ve askerlerinin geriye kalan 24 25 üçte biriyle babasına katıldı. namuslarına el uzatıp her yeri harap etliği haberi kendisine gelinceye dek de bu aldatmacayı hissetmedi. Bkz. ben senden yalnızca Osmanlı memleketindeki babanın ve dedenin topraklan ile yetinmeni isliyorum ve benim amacım Anadolu Emir i Sultan Ebu Saîd'in zamanındaki Emir Eretııa'nm topraklarını almaktır". y. O [Timur] Irak'tan Anadolu memleketine doğru gitti. İstanbul 1976. bunlar yaklaşık yüzbin askerdi. Buna aldanan İbn Osman barış yapmaya meyletti ve Timurlenk'in Kemah'a gidip oramn ahalisini katlettiği. İslam Medeniyeti Tarihi. Kendisi de çok yorgun düşmüştü. İbn Osman'ın bulunduğu yeri ve beraberindekileri çember içine aldılar ve O'nu esir ederek Timurlenk'in huzuruna 24 25 Meymene. Günün son saatlerinde Timurlenk bir tuzak hazırladı. s. Osman'ın vakıası bu ayda (Mulıarrem=Ağuslos-Eylül) idi. alları ise telef olmuştu. 57. Emîr Süleyman b. C. Murad b. Timurlenk'in askerleri. böylece Meyınene ortaya çıktı ve Kalb'in üstüne doğru yöneldi. Fakat oraya geldiğinde askerleri darmadağınık. 1091-1092. Kalb Arapça bir kelimedir ve ordunun ortasındaki yani merkezdeki ana kuvvetlere verilen isimdir. s. III. 265. İsmet Kayaoğhı. 805h71402-03. 232 . Daha sonra ayın yirmisinde (=1 Ağustos) O'ndan gelen mektup okundu. Bu hadise özet olarak şöyleydi. ordunun sağ tarafındaki kuvvetlere verilen isimdir. Timurlenk'in kendisini aldattığım anladığı zaman O'nun yakınına kadar gitti. "Sen Allah yolunda cihad yapan bir insansın. Bunun üzerine Emîr Süleyman yaklaşık yüzbin askeriyle birlikte payitaht olan Bursa'ya doğru kaçtı. Timurlenk de O'nu yanıltıp geri çekildi.

Biz bu iki tür okunuş şeklinden. s . 128'de •Sultan Çelebi diye ma'ruf ve Kirişçi lakabı iîe mülekkab Mehmed bey' iki unvan ile beraber ve Makrîzî. H. T. Bu altı ay boyunca böyle devam eüi. 142. el-Enıîr Orhan b.). İnsanlara çeşitli işkenceler yaparak onları esir ettiler ve öldürdüler. 550 ve Vaciz al-Kalâm. y. y. 813h t /1410-ll. Bu ayda (Cemadi'el-Evvel=Eylül) Emîr Süleyman b. var. al-Manhal al-Sâtl. H. s.. Ertesi günü. s. 3429.. s. Orhan b. Sonra Süleyman O'mı kuşattı. kardeşi Musa Çelebi ile yaptığı savaşta. Bursayı'da yaktılar. 20 not. Bu sırada kardeşlen Güreşçi 2 5 Bursa'da oturuyordu. "Arap ve Bizans tarihçileri Çelebi Melımed'e Kirişçi lakabını vermektedirler (İbn Tagribirdi. Timurlenk'in askerleri onlardan hiçbirini sağ bırakmayacaktı. Uzunçarşıh. Bütün bunların yanışını Uzıınoarşılı. Arap müverrihleri hükümdar olmadan evvel kiriş ile boğulmak istenmiş olduğunu ve Bizans tarihçileri de kardeşlerinden korkarak. Maddesinde Kirişçi veya Güreşçi lakabı ile ilgili olarak aynen şu bilgileri vermektedir. nr. 1) Kirişçi. Emîr Süleyman b. Eğer gece olmasaydı. 249 ve al-Nucûm al-Zâhira. Sonradan bir çok garp müverrihleri de Çelebi Mehmed "i Kiri lakabı ile zikretmişlerdir. Zehchî Zeyli.. Bu lakabın doğrusunun onun mücadeleleri dolayısı ile "Güreşçi" demek olduğu ve yukarıda gösterildiği gibi. 818-819 vekayü arasında ve Phrantz. s. Bonnlab. Osmanlı Tarihi. Tarih. 353. Ayasofya nüshası. 8051ı71402-03. Yukanda geçen Kirişçi veya Güreşçi olarak okunmaya müsait olan kelime î. C . Nat. Tahrir defteri. yay yapan bir kirişçinin yanında çırak olduğunu yazıyorlar. Bayczid b. Osman. s. Nuruosmaiıiye Kulüp. İ.es. İbn Osman Timur'a getirildiği zaman O'nu ayakta tuttu ve azarladı. Köprülü Kutup. 4439. 26. 20. 350)".K. 1109. 233 . 89 ve Sına at al-lnşâ: Bibi. Nr. 357. Musa Eflak'a kaçtı. Anadolu Beylikleri. Neşri. Uzunçarşıh tarafından Anadolu beylikleri isimli kitabında (s. bir lakabın da Sultan Çelebi veya Çelebi sultan olduğu anlaşılmaktadır (bu hususta bkz. s. Ankara 1982. Bkz. Bu sırada îbn Osman'ın askerleri bölünmüş ve tamamen parçalanmıştı. Uzunçarşıh. Bkz.Makrîzî'nin Kitûb es-"Sulûk'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar getirdiler. (Gibbons. H. Zilka'de ayında (=Mayıs-Haziran 1403) Timurlenk'in yanında esir olduğu halde vefaı etti. Ragıb Hulusi. tır. nr. Timur mağlup olan orduyu takip etmeleri için askerlerini gönderdi ve sonra O'na yaklaşık olarak ûçbin yaralı getirildi. C. I. C. Osmanlı sultanı Hondgâr Bayezid b. Arapça yazm. s. 85).T.. 26 Makrîzî taralından muhtelif yerlerde zaman zaman Kirişçi. el-Emîr Murad b. 50. 1189. İslâm Ansiklopedisi Mehmed I. O'nu hezimete uğrattı.. s. Timur'un taraftarları Anadolu memleketine dağılarak her tarafı yağmaladılar. diğer taraftan başka bir eserinde yine Makrîzî'den yaptığı alıntılarda Güreşçi olarak okunmuştur. Murad b. bazen de Muhammed Güreşçi olarak verilen isimden Emîr Süleyman ve Musa Çeİebi'nİn kardeşi Mehmet Çelebi kastedilmektedir. Türkçe trc. nr. I V . 3376'da 813-814. 453. el-Emîr Osman. İ. s. sonra da ilgililere teslim etti. HondgâT Bayezid b. Osman Bizans (KostanUniyyc) topraklarına geçti. 111. nşr. s. Makrîzî genellikle kef harfinin üzerine ötre koyarak Güreşçi biçiminde yazdığından ve metinler arasında bütünlüğü sağlamak için Güreşci'yi tercih ediyor ve o şekliyle kullanıyoruz.

s. 814h. 8l4h. Bayezid b. C. 159. Osman'ın. C.s. Karaman hâkimi cl-Emîr Nâsıreddîn Muhanımcd b. Murad b. Orhan b. Osmancık ile kardeşi Musa Çelebi arasında anlaşmazlık çıktı ve Muhammed Güreşçi. C. kardeşi Musa Çelebi'y e Bizans (Kostantıniyye) topraklarında yenildi. C./l41l-l2.] C. 171. y. 162. 813İ1. 814h. IV. Karaman ve Ucat sahibi el-Emîr Musa Çelebi b. s. Bu yılda Emîr Musa b. Murad Han İbn Orhan (Azman)27 b. rv. y. IV.IV. kardeşi Çelebiyi [Musa Çelebi] Eflak ülkesinde muhasara ettiği ve yine kardeşi Mııhamnıed Gürcşci'nin [Meluned Çelebi] Anadolu memleketine oğlu Murat'ı vali tayin ettiği. 190./1411-12.s./1410-11. Kardeşi Musa Anadolu ülkesine (el-Cezire er-Rûmiyye) ve civarına lıakim oldu.Cüneyt Kanat * C. Osman'ın. y. IV. 813Ü. -Bursa hâkimi olan. s. İbn Karamarnn. 179. 234 . Osmancık [idi./1411-12. 813h. cl-Emîr Bayezid b. s. y./l4ll-12. 814h. Enıîr Süleyman b. Bu ayda (Zilka'de=Şubat-Mart) Osmanlı sultanının elçileri Haleb'e geldi. C.y. Osman İstanbul'u (Kostantıniyye) kuşattı ve oradan bir çok memleketi feth ederek bol miktarda ganimet ele geçirdi ve Hıristiyan birliğini bozdu. s. kardeşi Süleyman'ı katlettiği ve bütün topraklarını aldığı sonra da diğer kardeşi Güreşci'nin üzejine doğru yürümeye niyetlendiği haberi geldi. Mulıammed b. el-Emîr Alaaddin b. IV./1410-11. Osman Rumca'da Bursa denilen Yeşil Köy'e ve civarına hakim oldu.Musa Çelebi b. 27 Burada her zaman Osman'dan önce Orhan diye geçen isim herhalde basım hatası sonucunda Azman olarak yazılmıştır. 200 r y. 173./1410-ll. y. E mır Süleyman b. Bu ayda (Şaban=Kasım-Aralık) Güreşçi b. Osman öldürüldü. İbn Genniyatvm memleketini muhasara ederek yaktığı ve İbn Dulkadir'in de Elbistan da ziraatı men ettiği haberleri geldi. IV. Bayezid b. Bayezid b.

Bkz. Hondgâr Bayezid b. Bkz. İbn Karaman ise [bu sırada] el-Versak2B topraklarına sığındı ve kendini orada savundu20. C. 815h. Osman İstanbul'dan Eflak'a geçti ve Muhammed Güreşçi bundan rahatsız oldu.y. Osmancık idi. I. t. IV. T. 253.275. O. Sonra döndüğünde İstanbul hâkimiyle |Manuel İL Palaiologos]. y. Karaman Bursa şehrine saldırdı ve orayı yakarak kalesini kuşattı ve hatta az kalsın ele geçirecekti. Emirler de O'mı destekledi. 1980. Osmanlı sultanı Muhammed Güreşçi b. Orhan b. [Fakat] Emîr Musa'ma katledildiği kendisine bildirildiğinde memleketine gitti./1415-16. Emîr Muhammed Beg b. oraları yaktı. s. Osmancık idi.IV. esir âldı ve (tir çok şey] ele geçirdi. C. y. fi 14. C. IV. Osman'ın Konya hâkimi Muhammed b. 204 y. Osman Hristiyanlar'm ülkesine girdi. Bu yılda Enıîr Musa b. Bu yılda Mustafa b. IV. Karaman seferinin TSFuoimî takvimlerde 817. [Böylece] onların arasında büyük harpler oldu. Orhan b. s. C. 818h. Anadolu Memlekcti'niıı geri kalan kısmının sultanı el-Emîr Musa Çelebi b.-818h. IV. Uzunearşıh. Murad Han b. 2 Versak./1412-13. kitabında Karaman sererini anlatırken yukarıdaki bölümü Makrîzî'den aynen alıp tercüme ederek kullanmıştır. H. 353. Osman kardeşi Musa'yı katlettikten sonra Bursa'ya sahip oldu. 815h. Uzunçarşılı.y. Osmanlı Tarihi. Osmaırm kendisine karşı olduklarım gördü. 339. s. Bayezid Hondgâr b. Osman'ın aldığı haberi geldi. kardeşi Muhammed b./1412-13. Yine ayın yılda Emîr Muluıınmed b./1415-16. Ayrıca. Oğuzlar. C. Karaman'i [ele geçirmek] istediği için Bizans (Kostanüm'yye) topraklarından dönmüştü.818 ve 819 senelerinde (1414-1416) (Nur-ı Osmaniye nüshası ve Osman Turan neşri olan ve T.y. Karaman ile savaştığı./1413-14. s.Sutûk'ımdaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. Bu yılda Emîr Muhammed b. s. Bunun üzerine Karamanoğullan devletinin idarecileri ('Ayan) de O'na kaçmıştı. IY7 s. 8I6İ1.fflakrîzî'mn Kitâb es. s. 818İ1. O "mı yendiği ve İbn Karaman'm elinde yalnızca Konyamn kaldığı. C. 20 ve 56) olduğunun görüldüğünü belitmiştir. Türk oymaklarından birisinin ismidir. geri kalan topraklarının çoğunu ise Muhammed Güreşçi b./1415-16. 235 . 299. 310. İstanbul. tarafından bastırılan takvim s. Mulıammed Beg Güreşçi b. K. Faruk Sümer. Murad Han b. s.

2 Fâümîler ile Eyyûbîler'iıı bir çok teşkilatına varis olan Meırdûklerde en yüksek dinî sıfata sahip olan ve şer'i kaza ile hukuki işlere bakan Kadı cl-Kudât. Süleyman b. Bkz. Osman'ın armağanları geldi. geri kalan camilerde ise Muhammed Güreşçi adına hutbe okundu ki bu durum -yani aynı anda aynı şehirde iki sultan adına hutbe okutulması . Bu yılda İbn Osman ile Hıristiyanlar arasında büyük harpler oldu. Makrîzî. y. İsfendiyâr Kastamonu'ya döndüğünde. O'da geldi. C./1417-18.çok garip idi. Sonra armağanları kabul edildi ve O'na armağan lıazırlaninası için emir çıkarıldı. 147. s.S. 384-385. î. s. H. O'nunla birlikte halife. Bayezid b. [Muhammed b. 8l9h. aslında bir yarını ada olan Sinob'u burada Siııob adası olarak ifade etmiştir. 819h. 357. hal-ıı fasl ederdi./141fi-l7. eserinin Candar Beyleri ile münasebet bölümünde yukarıdaki metni Makrızî'den çevirerek kullanmış ve bu muharebe ile ilgili Osmanlı tarihlerinde herhangi bir bilgiye rastlanmadığını belirtmiştir. Fakat veziri Hondsalar Ali kendisi için inşa edilen camide Onun ismine hutbe okunmasına muvafakat etmedi. Bayezid ile savaşmak üzere harekele geçti ve O'nu Sinop adasında30. 819h. JV.Cüneyt Kanat C. Şehabeddin Takindağ. s. (Kudâl cl-Kudâl)32 ve içinde bulunduğumuz yılda gelen elçiler. Muhammed Güreşçi adına hutbe okuttu. Bayezid b. C. aralarında kendi ismine hutbe okutacağı ve para bastıracağına dair anlaşma oluncaya dek kuşatma altında tuttu ve daha sonra serbest bıraktı31. C. 236 31 311 . y.4O3. IV. Bu ayda (Şevval-Kasım-Aralık) Osmanlı sultanı Muhammed Güreşçi b. C. Bayezid b./1417-18. Kastamonu Hâkimi İsfcndiyar b. Erzincan hâkimi Pir Ömer'in ve İbn Ramazan'm elçisi vardı. Bu ayda (Şaban=Eylül-Ekim) Bursa hâkimi Süleyman b.g. 366. C. Uzunçarşılı. s./1416-17. a. Dâr el-Adl'de örfî kazaya memur Bacibler'in yatımda. 820İ1. y. I. Bu ayın dördünde (Safer=23 Mart) Sultan [Şeyh el-Mahmüdi] Kahire dışından. s.. başkadılar. IV. Osman'ın elçisi. mezhebi ile alakalı davaları ru'yet etmek suretiyle. 820İ1. O'nun elçisi misafir evine (Dâr ed-Diyâfe) yerleştirildi. 375. IV. Osman. Karaman'm elçileri arasında bulunan kadı] Muslihîddîn'i emretti. Böylece o camide İsfendiyâr adına hutbe okundu. yani. IV. Bkz. y./1416-17. s. Osmanlı Tarihi. y. 369. Kara Yusuf un elçisi. Osman'ın mektubunu takdim etti. Sultanla konuştu ve O'na Osmanlı sultam Süleyman b. Hıristiyanlar [îbn Osman'ın] oniki gemisini ele geçirdiler ve Müslümanlardan dörtbin kişi öldürdüler.e. Sultan. geri kalan askerler ile Suriye'ye doğnı yola çıktı.

IV. Zelzelenin şiddetinden Erzincan (Erzcnkan) şehrinin yansı ve çok sayıda insan helak oldu. 824İ1. y. Osman idi. Karaman'ı kuşattı. 548. J. 822h. ilim adamlarının. C. İbn Osman'ın elçilerinin. s. Osmanlı sultam İbn Osman'a gitmek üzere elçi olarak hazırlandı. Bursa'da vefat etti. Bu yılda Osmanlı sultanı îbn Osman. Avrupa (Frenk) ülkelerinden olan Giril (Akıituş) ve Venedik'te (el-Bundıikıyye) veba salgını o kadar yayıldı ki iki [şehir] boşaldı.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. 52. 823h.s. IV. 820h./1420. 522. y. s. Hondgâr Bayezid b./1420. 431./1417-18. Bayezid b. y./1421. y. emirlerin. Osman. 524. C. Ayrıca hiçbirisi sağ kalmayacak şekilde bir çok canlı da yok oldu. C. IV. Osman'ın elçileri ve hediyeleri takdim edildiler. s. C./1420.Makrîzi 'nin Kilâb es. s.519.ın.. 824İ1. Bu ayın yirmi seki zinde (Safer=15 Mart) Dâr el-Adi'deki Eyvan'da huzura kabul gerçekleşti ve Osmanlı sultanı Mııhammcd Güreçci b. y. Avrupalılar'in Osmanlı sultanı İbn Osman İle savaşmak için bir araya geldiklerinin haberi geldi. Erriîr Kockâr33 el-Kerdemî. Devlet adamlarının. IV. s. İbn FenarTnin hazır bulunduğu muazzam bir geceydi. Fakat Onu ve askerlerim neredeyse yok edecek çok şiddetli bir sel felaketine inanız kaldıkları için şehri terk etti. s. 237 .. IV.y. [Sultan] bu ayın yedisinde (Rcbi'ül-Ewel= 23 Mart) Peşembeyi Cuma'ya bağlayan gecede adet olduğu üzere peygamberin doğum yıldönümü do)ayısı ile tören düzenledi. lV. 823lı. 490./1421. Osmanlı sultanı. kadıların. Götüreceği mektup İbn Karaman'm yakalanması ve tutuklanması [ile ilgili mevzuları] içeriyordu. C. Yine Bizans (Kostanüniyye) binalarından bir çoğu yıkıldı. 599. Murad b. Kendisinden sonraki Osmanlı sultanı ise oğlu Koçkar isminin okunuşuyla ilgili bfcz. C. İbn Osman da Bursa'da yeni bir saray ve bir kaç dükkan inşa ettirmişti. Orhan b. Sauvaget a. IV. s./1419. Osmanlı sultanı Gıyaseddîn Ebıf 1-Feth Muhammed Güreşçi b. y. 823h. Anadolu memleketinde güneşin tutulduğu günde [meydana gelen] şiddetli zelzele ile ilgili haberler geldi. Fakat bunlar ve çevresindekiler de yıkıldı. Konya'ya saldırdı ve Muhammed b. Muhammed Güreşçi b.g.

Bu kalelerden birisi Anadolu ülkesi Müslüman]arına diğeri de Hırisüyanlara ait idi. Murad tarafından kuşatılmasını anlattın yukarıdaki metin. Muhammed Güreşçi b. C. Bu ayda (Zilhicce=Kasun-Aralık) Bursa şeluiıün yakınında iki kale halkı arasında çarpışmalar oldu. 625. Osman. Karamanın memleketinde olan kardeşi Mustafa geldi. Yaklaşık bir ay daha orada kaldı ve [daha sonra] askerlerinin kendisine muhalefet etmesinden dolayı aciz duruma düştü35. Murad tarafından yapılan bu muhasarası hakkında bizim larihlerimİzdeki bilgi. H. 625-626. IV. IV. y. IV. s. Ramazan ayının üçünde Cuma günü (=21 Ağustos Cuma 1422) günü olan çarpışma dışında herhangi bir olay olmadı. Küçük Mustafa Çelebi vakıası içinde yarım satırdan ibarel olup bu hususta Rûm ve ve ecnebi tarihlerinde malumat vardır. C. y. Bu metinle ilgili olarak bizim için önemli olan Uzunçarşılrnm aynı saylanın 2 numaralı notunda yazdıklarıdır. hatta bazı geceler bile sürdü ve bazen Hıristiyan kalesinden gelen bağnşmalar Müslümanların yüreklerini hoplatacak şekildeydi. Murad b. Mustafa İstanbul'a iltica etti. Sonra şelıre yiyecek girmesini tamamen menetti. İ: H. "İstanbul'un II.gitmek üzere yola çıkıp Şaban ayının ilk günü (=21 Temmuz 1422) oraya ulaştı ve oradaki ağaçların büyük bir bölümünü kesti. s. Bkz. Uzunçarşılı tarafından eserinin ''İstanbul'un Muhasarası" isimli bölümünde ayrıntılı oUtrak biraz farklı bir şekilde anlatılmaktadır./1422-23. 825h. İstanbul'un 1). y. İ. Tam bu sırada Muhammed Beg b./ı421-22. C. Sonra Murad"n askerleri O"a muhalefet etti ve onlar yüzellibiu kişiden azala azala yaklaşık yirmibiu kişi kaldılar. Ancak her nasılsa yukarıda tercüme ederek verdiğimiz istanbul'un kuşatılması ile ilgili bölümü gözden kaçırmış ve yukarıdaki notta da belirttiği gibi bizim U1rihlerimi7. C. Bu da Receb ayında C=Temnmz-Ağustos) idi. Bu çarpışma şehir halkı ile hücum edenler arasında çok şiddetli bir şekilde sürdü. Bayezıd Hondgâr oldu. Çarpışmalar günlerce. 238 . Osmanlı Tarihî isimli eserinde Makıizî'nin Kitâb es-Sulûk'unu kaynak olarak kullanmış ve zaman zaman alınlılar yapmıştır. Murad. Rcceb ayında (=Haziran-Temmuz) Bursa'dan İstanbul'a -yani Kostantmiyye'ye. 634. 825hV 1421-22. Bu ayda (RebiHil-Ahir^Mart-Nisan) Mustafa b.Cüneyt Kanat Hongâr Murad Çelebi (Şelebi)34 Muhammed Güreşçi b. 826h. s. Bizim yukanda verdiğimiz metin ise Uzımçarşılı'mn Rûm ve ecnebi tarihlerinden faydalanarak yazdığuu söylediği bölümle bazı küçük ayrıntılar hariç olmak kaydıyla büyük oranda benzerlik göstermektedir. 389-390. Uzmıçarşılı. [Bunun üzerine] kardeşi Murad 35 Arap alfabesinde ç harfi olmadığı için bu isini Makrîzî tarafından Şelebi şeklinde yazılmıştır. I. Osmanlı Tarihi. Müslümanlar bir sabah uyandıklarında Hıristiyan kalesindeki bütün insanlann ve hayvanlaruı helali olduğunu gördüler ve kaledeki herşeyi kolaylıkla teslim aldılar. s. Osman İstanbul'dan İznik'e geçti ve orayı bir müddet kuşattıktan sonra ele geçirdi." Uzunçarşılı.de ayrıntılı bilgi olmadığından Rûm ve ecnebi tarihlerinden faydalanmıştır.

12. y. y. Güreşçi Muhammed b. s. Muhammed Güreşçi b. Ankeros36 -Hıristiyan Rûmlar'dan bir grup. 656. Bu kelimenin okunuşu ile ilgili olanık bkz. 776. Anadolu ülkesinden Bursa şetırinde veba salgınının kötü bir şekilde olduğu ve hergün ölenlerin sayısının binbeşyüz kişiyi aşüğı haberi geldi. Kardeşi İsa ise Bursa şehrinde ikamet etti. O'ıılan karşılamalarını emrederek. Musa Edirne topraklarına hâkim oldu. Bursa'ya yerleşmiş olan kardeşi Muhammed Güreşci'yle savaştı ve bu savaşta Musa öldürüldü. 831İ1. Sonra Bursa'ya döndü. Murad b. 747-748. [Bunun sonucunda] kardeşi Musa Süleyman'ın üzerine yürüdü ve O'nunla savaştı. . s. IV. C. 830İ1. C. Güreşçi b. s. Osman'ın elçileri armağanlar ile birlikte geldi. Süleyman öldürüldü. daha sonra savaştılar ve İsa öldürüldü. Osmanlı sultanı Hondgâr Bayezid b. Muhammed Güreşçi ölünceye dek Osmanlı sultanı olarak kaldı ve O'ndan sonra yerine oğlu Murad Beg b. Bıı ayın yirmialtısmda (Muharrem=30 Aralık) Bursa hükümdarı Murad b. not. Osman'ın.ii Edime ve Gelibolu'ya yerleşti. askerlerine. [Bu yıl] Osmanlı sultanı Murad b. Bunlarda en büyüğü Süleyman olmak üzere Muhammed.muharebesi için asker topladığı ve savaştığı sonra askerlerinden bir çoğunun öldürüldüğü ve hezimete uğradığı haberi geldi. Bayezıd b. s. IV. C. 821-822. Muhammed b. buraya gelmelerinden dolayı törenler tertip etti. babasının memleketine sahip çıktı.Sülük 'undaki Osmanlı lar İle İlgili Kayıtlar askerleriyle O'mm üzerine yürüdü. 833h. O'nunla savaştı ve savaşı kazanarak [Mustafa'yı] öldürdü. Osman idi. 36 Bu kelime muhtemelen daha önce geçen Akiros isminin faiklı şekilde yazımış şeklidir./1429-30. Süleyman'dan sonra. Bayezıd' m elçileri mektup ve armağanlar ile birlikte geldiler. Bu ayda (Şcwal=Tcmmuz> Ağustos) Anadolu ülkesinden Bursa hükümdarı Murad b. - Bu ayın yirmidokuzunda (Cemadi"el-Alür=25 Nisan) Bursa'daki Osmanlı sultanı Murad Bcg b. C. y. s. y. Osman geride dört erkek evlat bırakmıştı. İsa ve Musa'dır. 239 ./1427-28. IV.836h. Süleyman sultan oldu ve İstanbul (Kostantmiyye) topraklannda./1426-27. 880. y. C. 827h.TV. IV. Osmanlı Melikleri [şehzadeleri] ile ilgili haberler geldi./1423-24. Muhammed Güreşçi geçti./U32-33.Böylece bu meseleden kurtulmuş oldu.Makrîzî '}iüı Kitdb es. Süleyman. Sultan.

Bu. s. onlardan kaçtı. Bu ayın beşinci günü. Bu [haber Murad'a] çok dokundu ve hediyelerin geri gönderilmesi için emir verdi. Bunun üzerine İskender hiç bir şeyin farkına varmadı ve askerlerin ani baskım İle [karşılaştı]. O'nunla ilgili haber şöyle idi. Kara Yusuf Akşehir'e indi. Anadolu memleketinin Müslüman hükümdarı. Muhanımed Güreşçi b. s. C./1435-36. köleler. (Rebi'ül-Ewcl-]7 Eylül Pazartesi) Kal'al ül-Cebel'de ikamet ediyor olan Süleyman b. Tokat'a ulaştığında oranın hâkimi Erkoç. Tskender ve beraberindekiler İse Tokat'a çok kötü muamele yaparak orayı harab ederek her şeyi çaldılar. IV. Sonra sultanın huzuruna çıkarıldılar. Muhammed b. 839h. Sultan onlara ihsanda bulundu ve Haleb kalesine yerleştirdi. Ancak beraberindeki bir grupla kaçabildi. [Ve sonra] bu köle ismi Süleyman ve kardeşi Şehzade olan bu İki çocuğu ve annelerini alarak Haleb şehrine kaçtı. Güreçci b. 991. Neticede Erkoç ile İskender arasında tartışmalar olduğu için Erkoç Murad'a mektup yazıp ülkesindeki tahribatı ve hırsızlıkları O'na bildirmek zorunda kaldı. Osman idi. Sonuçta İskender Fırat ülkelerine doğru giderek. Orhan b. C.Cüneyt Kanat C. İskender'in kendisiyle birlikte olduğunu bilsin diye gizlice haber gönderdi. Bursa ve Gelibolu hâkimi Hondgâr Murad b. Orhan Beg b. y. Sullan |Barsbay'ın] oğlu el-Cemâlî'nin hizmetinde bulunan Süleymandı. Muhammed Güreşçi b./1432-1433] senesinde Haleb'e gelinceye kadar orada ikamet eltiler. Yıldırım Bayezıd b. 959. Akşelıir valisi O'nun hizmetine girdi. İskender b. TV. Osmanlı sultam Murad b. [Bu cariye) Orhan'dan bu çocuğu ve diğerini [Dünyaya gelirdi]. Osman b. Anadolu memleketinden Bursa ve diğer yerlerin sahibi olan Osmanlı sultanı Murad b. C. Sultan onları sonra Kahire'ye gönderdi. Sullan otuzallı [yani 836İ1. Köle. kardeşi Orhan Beg'i yakaladı ve gözlerine mil çekerek O'nu bir müddet hapsetti. Onlara elbise . 957. Bu ayda (Rebrül-Evvel=Eylül-Ekim) Anadolu memleketinden Bursa şehrinde veba salgınının arttığı. Osman ve kız kardeşi Şehzade ve bereberindekiler kayboldular. 997-998./1435-36. O gizlice hapishaneye [Orhan] için tebdîl-i kıyafet içinde bir cariye soktu. y. Murad b. IV. s.h. 840. IV. y. Osman'a gitmek istediği için ona doğru yöneldi. hayvanlar ve onbin dinar gönderdi. Fakat sonra Ahmet Cuki'ye (?). Bunun üzerine [Osmanlı sultanı] O'na çok sayıda elbiseler. Güreşçi./1436-37. 8401ı71436-37. İskender. Süleyman b. şehirde ve civarında yaklaşık dört ay devam ettiği haberi geldi. [Sonra] asker göndererek İbn Karaman ile diğerlerine İskender'e karşı savaşılması ve O'nıın oradan uzaklaştırılması için mektup yazdı. s. 839İ1. İskender'in geldiğini öğrensin diye Murad'a durumu bildirdi. Cııki O'nunla birlikte olan her şeyi ganimet olarak aldı ve döndü. Hapishanedeyken O'nun hizmetinde bulunan kölelerinden birisinin ismi Doğan'di. cariyeler. [Kahire'de] onlan Kal'at ül-Cebel'de bulunan Kaat'es-Sâhib olarak bilinen yere yerleştirdi. Orhan ölünceye dek bu çocukları sır olarak sakladı. Pazar'ı Pazartesiye bağlayan gecede. y. Erden Ali b.

68. s. î7 Yukarıda aııUıtılan mesele ile ilgili geniş bilgi için bkz. IV. Uzunçarşılı. 1112. [Bu durum Süleyman ve beraberindekileri 37 kayboluncaya kadar [devam etli] .y. Amcası Osmanlı sultanı Murad b. Osman'ın elçisi armağanlar ile geldi. s. Kalalon taifesinin. 840h. Murad b. IV. 522-529. oniki gemi inşa ettirdiği ve Osmanlı sultanı Murad b. Dedesi Muhammed Güreşçi Anadolu memleketinin hükümdarı idî. 843h. Muhammed Güreşçi b./1437-38.Makrîzî 'nirı Kitâb es. y. Mııhammed Güreşçi b. Sonra babasımn kölesi Anadolu memleketine gitmek istediği İçin O'nu kaçırdı. C.Suluk 'ımdaki Osmanlılar île ilgili Kayıtlar verdi ve Kahire'de yürürlükte olan dirhemden her ay yirmiiki bin dirhem tahsis etti. s. î.s. "Memlûk Sultanları Yunma İltica Etmiş Olan Osmanlı Hanedanına Mensup Şehzadeler'. Orhan'a oğlu el-Cemâlî'ye hizmet etme görevini verdi. Süleyman doğduktan sonra babasımn kölesi Onnıı kaçırarak [Memlûk] sultanı el-Eşrcf Barsbay'a gitti. XVII. Belleten C. C. s. Bayezıd b. babası Orhan Beg'i tutuklatıp O'nu ölünceye dek hapsetmişti. El-Emîr Süleyman b. Mııhammed Güreşçi. S. 1189. Süleyman b. Onların Kahirc'ye inmesini yasaklamadı. Orhan Beg b.IV. Osman'ın yüz gemi inşa ettirdiği haberi geldi. Anadolu sahillerine ve Suriye sahillerine gitmek için. Fakat Barsbay tarafından yakalandı ve hapsedildi./1438-39./1436-37. Bu ayın onaltısmda (Zilka'de=19 Nisan) Osmanlı sultanı Hondgâr Murad b. y. Bu ayda (Cemâdi'el-Ewel=Kasım-Arahk) Osmanlı sultanı Muhamıned Güreşçi b. Barsbay O'na iyi davrandı ve O n u büyüttü. y. 1064. C. Barsbay daha sonra O'nu serbest bıraktı ve kız kardeşi Şehzade ile evlendi. C. [Hatta] istediği zaman sultanın oğlunun evinde yatabiliyordu. Ankara 1953. Bu ayda (Ramazan-Şubat-Marl) İskenderiyeden. Osman'ın elçisi geldi. IV. H. 842İ1. lOOl. [Bu sırada] Sultan. Osman [bu yılda] öldü./1439-40. 241 . Bayezıd b. Böylece sultanın oğlu ala bindiğinde O da O'nunla biniyordu ve Süleyman'ın gözetimi altında oluyordu. 841İ1.

790. C. s. .\ C./1392-93./l 358-59./1393-94. ffl./1390-91.Cüneyt Kanat EK C. s. 242 . 813. 763. 760h. s. III./1393-94. III. y.Ü ^ P ^ l J--j SJAUİI J i . y. s. s. y. 79öh. y. 793h. 796h. u . 795fı. 749. y. s. III.I C. III. 817. C. MJJ\ ÜUx. 794h713yi-92. C. III. 574. y.

873-74.Maktîzf'nin Kitâh es. y. y. lM j J . 865. 879.JİJ L ı _ i . s.X îyl *.i ! ^ C. -i .Sulûk'iındaki Osmaııhlar İte İlgili Kayıtlar C. y. IH. 243 . s. 798hJ1395-96. 799/1396-97. C III. 799h.ji Ji 1 •A-. III. s./I396-97. J 3 .

S01hyi398-99. -JÜT/!! illiljî L.-. III. s.J ^ I J J İP ÂL» IjU S I J l i • ./1397-98. 971. . C. y.. J>\—si!. s. ÖJ HÂJI ^I j>_ji-£. -UP A ..i. 1 C. y. I '.Cüneyt Kanat C.'Jj  £? â iUstL 244 . O] *U»ı j l T U ^j I 4. 906."i-* ^s ı_î*. III. y. 965. 80Ih7I39S-99.1* ^jJU. Ijbîl ülSJj\ ^ JtpJjj y\ JNJT öt -b. III.Jt » s AJJ O ilı j . s. 800h.

III. . 802h.J • iiıl J. 979./1400-01. III.-^ . jilliÜO^ «xLi . s. s.si—ül v a ^JNJ JI L* -^IJJ \—I Jiil II 245 . l- C.-1. III.-\ C. t- r • -* • - — ^ • » ı ./1399-İ400. 803lı. *İJİ ı» Jüli . y. III. • 1./1400-01. y./1398-99.Suluk 'undaki Osmanlılar île İlgili Kayıtlar C. s. »_. . • ^ Û ^J* -* ^ İ <• l i l C. . y. s.J .ie. 8(>3h. 1031. 801h.Makrizi'nin Kiiâh es. ! . j l ı lirf .I ı_. 972. y. 1027..

-u>. s.803h. y. III. 803h. jî AJLIIJI ^ ili ı_^!ı ÜU « ı î !>• Jl—uÜ . y. 805h./l 400-01. y. ./l 402-03./1400-01.)\ C.Cüneyt Kanat C.6 . C. 1069.III. III.J. -_. s.iLi — t-1- 24.c. 1056. s. 1091-1092.

U^'ı^ .?. i l •.'T\I Jjl •. t *^i a-U>. ı_-»~l i l p J J ^ T L J J *» .JJ • • <~^ A i^ J J I Jİ • : İİA * .-.. i Ü / j : ^1 JI jL_-!l Jjî /.* ..î-b-î *..U ti\£ ~=±* AJI S J ^ L P J J L i j\c"fi JJI illâ iLi UwU*i . t— " ^ 4_i : İÜ>' .J. a 5 L_p c—" / tiJ .ir O*'s .f ^ jO\ >T J j *J\J I'JJ -U>.iîjî İ Ü / JI j^p /JIJ *^r 1 lj .I Ü . . . I s jUJI LJ Jiîj . • « J «I J <ı j ._. l ^ ^ ! 1 * «.J I i l i . JJ i r ı ^ U .b/laknzî'mn Kitâh es.i_.• Js^i.. i .JJ c-Lill '^J .. J >N1 L kj I ti.*&î »jJl li J lliijj — i j y J»jJl li J — J J s ^ l jî JJ .1 ^Sj '\~*> . L'JJİs : « ^ j l i -• î-b Jjf J j . İlgili Kayıtlar »l! İJLc !j^.• • . * . * J ' J ^ I . ^P . * .t LÎ* .^ OÎIJ" • .rL_* kijıki..Sulûk'ttndaki Osmanlılar İle.Sjjjl JJÎI I Ü*il r - -^ <—'fi 247 . . . l*.

814h71411-12. y./1402-03. C.IV./1410-ll. 8I3h. IV. 813h. s. y. 159. i. -1 ^ 248 .Cüneyt Kanal C IH. s./1410-U. s. VJ C. 805h.IV. 142.s. 813tk/I410-ll. y. J JÎ J l-* J J .j C. y. 171. y. ^ı. 162. «13h71410-U. IV.-: •-=' C. y.s. 173. s. C. 1109. IV.

y. s. j . L£ jLaJ. ] ^ ^ r C IV. ^ ^ C. s. 814h71411-12. s. 204. 179.i . 275.Suluk 'undaki Osmanlılar île İlgili Kayıtlar C IV. IV. s. s. 253.816hyi413-I4. 190. C. IV. ^'1 fJ .il J^ 1 j j . ii J 249 . y. s. C. 814hJ14U-12. IV. y. 200. y. 814H71411-I2. IV. 815h7t4I2-13. ı j tJj-^T f^ c*} C. 815hJ1412-I3.Makvîzt'nm Kitâb es. . y. y.

s. _J -l*j. s. 339. ı _-'l -=-V S> —' J* S :J-'1! C. s.* . L İ j i ^ J / • * . IV. -i —Tj -J C I V . . 818h. y.^ ^ „.j l j . C. s. 819lu/14 İti-17.: jı . 818h71415-İ6. J. ^ j I_=-UJ j\U j . 299.818hV1415-16./1415-16. 3lü. 369. C. y. 366.. y. s.— 1 ^ J j 250 . y. -u>. . 819hJ1416-17. IV. y. IV.Cilneyi Kana! C IV.

IV. 820h. 403.IV. s. y. y. IV. -J jj-\ 5 I. 384-385./14I6-17. 431.ll C. . SUsiil âl^i j üJJ^l *—uj ı fU.j C. IV.s./14I9.Sıılûk'uııdaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C.822h.y. S20h7î4I7-18.Makrîzî'nin Kitûb es. . I * J I P -şıy sj^3^ JHI «» * C/) *y.819h. 490. 251 . C. y./1417-l8. H2QhJ14l7-l8.375. "-^'^ V*J -W- C. s. s. s.y. P/. ı—.

C../1421.UÜ JIOJ J'j^Ni i .Cüneyt Kanat C.519. C./ 1420. /. 824h71421. s. y./1420.823h. 524.s.^ C. IV. ^ s .rV. s. C. IV. 599. s. j 252 . 824h. 548. ./142Û. IV.y. s. y. y. 522. 823h. y. J. IV.l j . 823h.

IV. 827h. 634. s. 825h71421-22İ C IV. s. 826hJ1422-23. IV. s.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. 825hJI 421-22. 656. IV. y. *J ^' . _ I J. v t*' J ^J -* ~ 253 . 1423-24. y.' t ' I l^N^ı i M i ' .. C. y.Makrtzf 'nin Kitdb es. 625. y. . »— C. s. 625-626. lı I J ^ I .

821-822. 830h. 776. s. C. *J. 833h. s./1429-30.83Sı. C. j l T U 254 . y. IV.. IV. y. 937. C. IV. IV. s.^ t -•* C./l 426-27. s. s.Cüneyt Kanat C. 8391)71435-36. y./1432-33. y. IV. 3 .. y. 83lhJl427-28. 747-748. 880. »ıJİil ^i t ^ j ^JtJ : jic-j .

y.h71436-37. C.Makrîzî'nin Kiîâb es. IV. 840h71436-37. 997-998. -'JsJ\ iL) J .JH C. s. s. IV. 959. 840. r j j ! l J^ILI ı^O1.I ö .jy ' : * . y.i !jı 1 2İ5 . ı ^ İ J • J U ^S J I f. illi C.^-^ûi a V C f.Suluk'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar J^U «J-ıJI^ ıiiv^" ^ «il ^ i T ' ^NjU. 839h71435-36.J U İ .î ı ^ (^J* öî^ O'. y.ö . 991. IV. s.i »Uİ.

s. y.Cüneyt Kanat ^" [ J 1 ~~r^~ OilıUl f-^' {^~ V jy-1 rULl =JJJ 4>o^ J l o ^ j ' C. s. 842h. 84Ih./1438-39. IV. 1001. y. 840hJ1436-37. s. 843tıJ 1439-40. 256 . 1064. V ->* C. 1189./I437-38. IV. IV. U12. IV. y. -jjiı j»-ı^j -t—=Jı C. . s. y. C.

Hıristiyan tüccarları himayelerine alıp vergi bağışıklığı ve yürürlükteki Osmanlı yasalarından korunma güvencesi sağlamışlardır. Halifelik kurumu ve İslâmın "bütünleştirici" etkisi milliyetçi hareketlerin gücünü azaltmıştır.. Türkler dışındaki Müslüman halklanıı milliyetçi hareketlerini engelleme çabaları da işe yaramamış. bu tavizin. ss. Hıristiyan nüfusun yoğun olduğu Balkan yarımadasında toplumsal huzursuzlukların ve milliyetçi hareketlerin nedenlerinden biri olmuştur. özellikle Arap ve Arnavut ulusal topluluklarında görüldüğü gibi. idari-askeri yapının çözülmesi ve ülke dışından gelen ideolojik etkiler nedeniyle bir milliyetçi hareketin İçinde oldukları görülmektedir. İzmir 2000.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Sayı IV. OSMANLI DEVLETİ'NDE MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Turgay UZUN* 1839 Gülhane Hatl-ı Hümayıımı ile başlayan Tanzimat'la birlikte İmparatorluk içinde yaşayan gayrimüslim ve Müslümanlar eşil haklara sahip olmuşlardır. MÜSLÜMAN UNSURLARDA MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Osmanlı İmparatorluğıındaki Türk olmayan Müslüman toplulukların çoğunun. İmparatorluğun birliğini. Dr. Muğla Üniversitesi. Tanzimatın özellikle vergi alanındaki merkczilcştirici önlemleri. İİBF. 257-275. İslâmi duygularla destekleyerek. İslâm ümmetçiliği. Oysa Batılı devletler yeniden sağlamlaştırdı klan kapitülasyonlardan hemen yararlanarak. geleneksel olarak özerk gayrimüslim cemaatlerin devlete bağlılıklarını artıracağım umut etmişlerdir. Osmanlı devlet adanılan. Merkezileşme ve Batılılaşma doğrultusunda atılan adımlar gayrimüslimlerin aksine Müslüman topluluklarda hemen bir ayrılıkçı hareketi doğurmamış. Kamu Yönelimi Bölümü . bir Osmanlı kimliğini yaratma projesinde çok az başarılı olmuştur. toplumsal ve idari yapıdaki birinci sınıf rollerine karşın.

1033-34.g. devletin zayıflaması ve bağımsızlıkçı düşüncelerin yaygınlaşması sonucu bu ümmet bağı yerini ulus bilincine bırakmış. Tarih Vakfı Yurt Yayınlan. 1983. Hasan Kayalı. Tanzimat la birlikte yasal sistemin giderek laikleştirilmesi ulemanın rolünü de zayıflatmıştır.s. Osmanlı imparatorluğu içinde büyük bir nüfusa sahip olmasına karşın.3 Osmanlı Toplumundu Araplar Arap topluluğu. a. Kaptan-ı Derya'lar içinde Arap olan yoktur. 1960.2!. Örneğin. Arab Enicdlecîuah and the West Tlıe Fonnative Years. Muhaımned Abdulı gibi aydınlar Arap milliyetçiliğinin oluşumunda önemli rol oynamışlardır. Hİsham Sharabi. Arap aydınlan Batıdan öğrendikleri milliyetçi düşünceleri gençlere aktararak bu yönde bir harekelin doğmasında önemli rol oynamışlardır. İstanbul. Özellikle misyonerlik faaliyetleri Müslüman Arapların Hıristiyanlüşünlmasma değil. Arap milliyetçi hareketi bazen yoğun bir anli-Türk teması doğrultusunda gelişine göstermiştir. Müslüman Araplar devletin adli yönetiminde geleneksel bir yere sahip olmuş olsalar da. Tanzitnaltan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi.m. Baltimor. Ortaylı.3 Önceleri Osmanlı Devleti içerisinde aynı ümmet toplumuna bağlı olarak yaşayan Müslüman unsurlar. Jön Türkler ve Araplar Osmanlıcılık. s. s. Araplarda ilk milliyetçi hareketler Suriye'de yaşayan Araplar arasında dalıa çok kültürel ve edebi faaliyetler şeklinde başlamıştır. ulusal bilinçlerinin uyandırılmasma yönelik olarak uygulanmıştır.lÛ33 Araplar arasıntlak Hıristiyan misyonerlerinin faaliyetleri. bu sürecin başlangıcı daha eskilere gitmektedir.. istanbul. Mehmet Ali Paşa İsyanı ve benzeri hareketler ideolojik bütünlüğün sarsılmasına yol açmıştır. 258 .' Osmanlı Devleti ! nin iktisadi ve askeri alanda gerilemesi ve Batılı devletlerin etkileriyle on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından sonra Vahiıabi hareketi. Diğer yandan Hıristiyan Arapların da milliyetçi hareket içinde önemli rolü olduğu görülmektedir.Turgay Uzun ARAP BAĞIMSIZLIK HAREKETİNİN GELİŞİMİ Osmanlı Devleti'nde Müslüman unsurlar içinde on dokuzuncu yüzyıldan itibaren oluşan milliyetçi bağımsızlık hareketleri içinde ilk hareket ve milliyetçi bilinçlenme ilk önce Araplarda ortaya çıkmıştır. 215 Osmanlı sadrazamından hiçbiri Arap kökenli değildir. "Osmanlı İmparatorkığu'nda Arap Milliyetçiliği". Abdurralmıan El Kevakibû Rıfat El Tahtavi. 4 Ancak Osmanlı bürokratik yapısı 1 2 3 İlher Ortaylı. devlet bürokrasisinde çok daha az oranda yer almıştır. Arapça konuşanların bir ulusu oluşturmaları ve bu ulusun bağımsız ve birleşmiş olması gerekliği ancak yirminci yüzyılda anlaşılır hale gelmiş ve siyasal güç kazanmış olmasına rağmen. İletişim Yayınları. reisülküitaplar arasında ise dört Arap vardır. 78 Türk ve 31 Arnavut sadrazama karşılık. Erken Arap Milliyetçiliği ve İslamcılık (1908-19Î8). bu dini hiyerarşinin dalıa üst kademelerinde yine İstanbul'da yetiştirilmiş ve yüksek idari mevkilere bağlı insanlar görev yapmış. için bkz. sadece üç sadrazamın Arap kökenli olma olasılığı vardır. 1998. Başdeflerdarlar arasında bir. Cilt:4.

însan Yayınları. 19 yüzyılın ortalarından Birinci Dünya Savaşına.:Latif Boyacı-Hüseyin Yılmaz. 5 6 Kayalı. on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Türkler ve Araplar arasında farklılık bilincinin geliştiği görülmektedir. Osmanlı Devleti İçinde yaşayan Arapların peygamber ile aynı soydan gelmeleri ve Kur'an'la aynı dili konuşmaları onlara doğal bir ayrıcalık vermiştir. hatta daha sonrasına kadar götürmektedir. Çev. istanbul..6 Arap Milliyetçiliğimle İdeulujik Etkiler Arap milliyetçiliği konusunda yazılmış temel eserlerden olan George Antoniııs'un "Arap Uyanışı" (The Arab A\vekining) adlı eserinde.6. Arap bölgelerinin başkente uzaklığı ve özellikle aşiret bölgelerinde özerk yönetimlerin devanı etmesi gibi tarihsel nedenlere dayandırmaktadır. Osmanlı egemenliğinden kurtularak kendi topraklarında bağımsız bir ülke yaratmaktır. Antonius. Bu doğrultuda Arap milliyetçiliğini savunan çeşitli dergi ve gazetelerle birlikte bu amacı savunan örgütlerin kurulma süreci yaşanmıştır.g. İslâm öncesinde de Arapların bir çeşit ırkçı duygulanımları olduğu görül inektedir. Çağdaş Arap Düşüncesi. Mısır'ın ve Lübnan'ın. Bununla beraber.287. Arabistan'daki Valmabi Krallığı ve Mehmet Ah Paşa'mn kısa egemenliği Arapların bağımsızlıkçı ve milliyetçi hareketler içine girmelerinde etkili olmuştur.c. 1993s.22. Arap milliyetçiliğinin aşamalı gelişimini. açık bir Arap milliyetçiliği on dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar siyasal hedefleri olan önemli bir hareket olarak ortaya çıkmamıştır. yavaş yavaş işlemez hale gelmiş olmasından dolayı seçkinlerin imparatorlukla bütünleşme yollarından birinin fiilen kapanmış olması. s. Albert Hourant. tımar sisteminin Arap toprakları feth edildiğinde. Kayalı. s.5. Suriye'nin. 259 . Arap aydınları arasında da özellikle İmparatorluğun son döneminde kendi geleceklerinin ne olacağı ya da ne olması gerektiğine yönelik tartışmaların yaşandığı görülmektedir. bağımsızlığı için çalışan örgütlerin ortak amacı. fl. Bu noktaya kadar Arapların eylemleri.Osmanlı Devleri 'tide Milliyetçilik Hareketleri içinde etnik grupların temsili noktasında bir kayırmanın veya bir ön yargının varlığından söz etmek güçtür.e. Araplarda mevcut bulunan kavmiyet bilinci.5 Araplar her zaman için istisnaî bir şekilde dillerinin bilincinde olmuşlar ve onunla gurur duymuşlardır. Kayalı da bu doğrultuda Arapların bürokrasi İçinde az sayıda temsil edilmesini. Bu etkenlerinde etkisi ile İmparatorluğun Balkanlardaki tebaası arasında milliyetçiliğin yayılmasıyla. a. Nitekim çok değişik etnik gruplardan olan çok sayıda üst düzey kaimi görevlisi devlet örgütü içinde yer alabilmiştir. 1916 yılındaki Arap isyanıyla doruğa ulaşmasına. Arap milliyetçiliğinin başlangıcı on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısı olarak ele alınmaktadır. Arap vilayetlerinin İmparatorluğa daha geç katılmış olması. padişahı destekleyerek Müslüman unsurun egemenliğini sürdürmek ve hiç bir fark gözetmeksizin bütün tebaaya eşit haklar tanıyan bîr anayasal monarşiyi kurmak arasında değişiklik göstermiştir.

. Bu nedenle Padişahın sahip olduğu Halifelik makamı muhalefetin önündeki en büyük engel olarak ortaya çıkmıştır. böylece Abdülhamid'e karşı gelişen Überal hareketin daha sonraki evresiyle kesişmiştir.Turgay Uzun On dokuzuncu yüzyılın sonlarında ise bazı Arap aydınlar. ekonomik ve siyasal sıkıntılara tepki olarak gelişmiştir.g. s. Suriye'nin Lübnan'la birlikte özerkliğini ve Arapça'nın resmi dil olarak kabul edilmesini istemişlerdir. dönemsel olarak Abdülhamid döneminden önceki bir hareketi ifade etmesine karşın Jön Türk Hareketi Abdülhamid ile aynı dönemi paylaşır. Muhalif aydınların Avrupa başkentlerinde. Arap kentlerinde milliyetçi hareket. Ancak Genç Osmanlı hareketi gerek dönemsel gerekse de düşünse] açıdan Jön Türk harekelinden farklılık gösterir Genç Osmanlılar. 260 . 9 Kayalı. 1875'de Bustanî halkasından Hıristiyan Araplar gizli bir dernek kurarak.. Osmanlı vatanı içinde birlik çağrısı yaparken "Osmanlı bizim vatanımızdır.10 Butrus el Bustani. Rıfat Tahtavi.25. Genç Osmanlı8 düşüncesini besleyen benzer toplumsal. Abdurrahman Kavvakebi gibi Arap aydınlarının tarih yorumlan 8 Genç Osmanlı hareketi ve Jön Türk hareketinin çoğu zaman birbiri yerine kullanılan terimler olduğu görülmektedir. Selefi modemizm. Halifeliğin ve "din kardeşliğinin" birleştirici etkisinin azalması özellikle Arap milliyetçi hareketinin belirli bir ivme kazanmasına yol açtığı söylenebilir. liberal-nıeşruü bir rejim isteği ancak Padişahın gücünün azaltılması ile mümkün olabilecektir. Tanzimat sonrası dönemde Mısır ve Suriye'de gelişerek Abdülhamid döneminin siyasal ve toplumsal rahatsızlıklarına karşı çıkmış. &A%. diğer bütün muhalif gruplarda olduğu gibi Arap'lar da yeni bir yapılanmaya gidilmesine yol açmıştır. a. îslâmi fikirleri farklı bir modernleşmeci tarzda vurgulamaya başlamışlardır.Abduh'un İslâmi modernizmi (Selcfiyyc).e. Sııriyeciligin ilk ve en inanmış taraftarlarından biri olan Bustani. Padişah'ın özellikle yayın hayatı üzerinde sürdürdüğü sansür ve sürgün politikası. liberal düşüncelerin İslâmla bağdaşabileceği düşüncesine daha sistematik olarak yaklaşmışlardır. Muhalefetin. a. Bu akımın önde gelenlerinden Muhamıned Abdıılı ve pek çoğu ulemadan olan taraftan. Suriye'nin entegrasyonunun başanh olabilmesinin bir anayasal düzenlemeye bağlı olduğuna inanmamıştır. Paris'te. Muhalefetin Padişahın halifelik makamına olan salüpliğini çürütme stratejisi bir anlamda dinsel bağlılıklarla engellenmeye çalışılan Müslüman ayrılıkçı hareketin de işine yaramıştır.ancak memleketimiz Suriye'dir" demektedir. Londra'da örgütlenmeleri ve muhalif yayınlar çıkarmaları Abdülhamid iktidarına karşı olan Genç Osmanlı hareketi ile başlayan ve Jön Türklerle devam eden muhalefetin güçlenmesini sağlamıştır. Bunlara başta gelen örnek olarak gösterilebilecek olan Suriye'nin bağımsızlığını savunan bir Arap milliyetçisi Butrus el-Bustanî ve onun çıkardığı dergi "ez-Zinan". 10 Kayalı.g.e. gerek örgütsel gerekse entelektüel anlamda bir gelişme dönemine girmiştir.9 Abdülhainid'in iktidara gelmesi ve muhalefete karşı baskıcı bir politika izlemesi. pek çok gazetecinin Avrupa ve Mısıra gitmesine neden olmuştur.

e.az gibi milliyetçi düşünce adamları. Hliııois. Arap milliyetçiliğinin aslında İslâm anlamına geldiğini ve peygamberinde bir Arap milliyetçisi olduğunu söylemiştir. Houratıi. Suriye ve İrak'ın büyük şehirlerinde kurulan devlet okullarında eğitim alarak yabancı dil Öğrenmeleri ve yeni düşüncelerle tanışmaları önemli bir etken olarak sayılabilir. Bağımsızlık yanlısı milliyetçi bir Arap aydın grubun oluşması ve bu düşünceyi savunan örgütlerin çatısı altında birleşmeleri Osmanlı Devleli'nde Arap milliyetçi hareketinin güçlenmesinde önemli bir etki yapmıştır.g. Türklerden bağımsız olmalıdır. Diğer bir Suriyeli Arap olan Manınî Buluş Nuceym... Daha önceki yazılarına göre Türk karşıtlığım daha çok vurgulamakla ve Türklerin Arapları "mahvettiğini" söylemektedir.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri tamamen anti-Türk ve ırkçılığa dayanan bir Arap milliyetçiliği olarak kendisini 11 göstermiştir. aynı Yahudilikte olduğu gibi İslâm'ı Araplara has bir "ulusal din" haline getirerek. s. milliyetçi idealleri önünde engel olarak gördükleri evrensel İslâm anlayışım aşma amacında oldukları söylenebilir. a. "Harabat-ı Suriyye" adlı eserinde Suriye halkının farklılığım ortaya koyan bir kitap yazmıştır. a. Bu okullardan mezun olan gençler. Şali el Husrî ve Abd-el Rahman el-Baz/. Devlet tarafından Arap vilayetlerinde Arap gençlerine Osmanlılık düşüncesini aşılamak için verilen eğitim milliyetçi uyanışı Önleyememiş.g. 12 Hıristiyan Araplar arasında partikülarisl milliyetçi düşüncenin Müslüman Araplara göre daha fazla yayıldığı ve taraftar bulduğu görülmektedir. Universilİy of IHinoİs Press. 1973. Özellikle Abdüllıanıid yönetimi döneminde Arap gençlerinin. Bunun nedeni olarak İslâm'ın evrenselci ve ulusal-üstü bir niteliğe salûp olması ile Halifelik kurumunun birleştirici özelliğinin hala etkin olabilmesi gösterilebilir. 1905'de Paris'te yazdığı "Le Revcil de la Nation Arabe" adlı kitapta Arapların farklı bir ulus olduğunu ve Hıristiyan veya Müslüman Araplar arasındaki ayrılığın dış güçler tarafından çıkarıldığını söyleyerek tüm Araplar arasında bir birlik kurmaya çalışmıştır. 174. İslâm'ın bu evrenselci niteliğine karşın. ancak göreli de olsa-diğer bölgelerde 11 n 13 Ortaylı. s. Ernesi Dawsı. devlet bürokrasisi içinde değişik mevkilerde görev almış ve farklı etnik kökene salıip kişilerle bir arada yaşamaları sonucunda Arap kimliğine salıip olma ve farklı bir etnik kimliğe salıip olma duygusu güçlenmiştir. İslâm ve milliyetçiliği birleştirmiş ve Arap kimliğine sahip olma ile Müslüman olma arasında doğrudan bir ilişki kurmuşlardır.81.301-302. yazdığı eserlerde vurgulamış. Arap ulusal bilincinin yükselmesinde.m. Azıırî'ye göre Arap ulusu. Diğer yandan radikal bir Arap milliyetçisi olan Michel Eflak. s. Bazı Arap milliyetçilerinin.13 Bu tip ideologların. Suriye'nin hepsinin bir gün bütünüyle bağımsız olacağını. milliyetçilik ve islâm'ı bağdaştırma çabası içine girdikleri de görülmektedir. From Ottomanistn lo Arab'ısın. Yine Suriye milliyetçisi olan Necip Azuri bu akım içinde önemli bir yere sahiptir. 1861'de ilk Arap gazetecilerinden olan Halil cl-Huri. 261 .

Bu görüşleri savunanlar Osmanlı Devleti'nin taraf olduğu savaşın Araplar lehine sonuçlanmasının ancak Türklerin yenilgisi sonucu ortaya çıkabileceğini ve özellikle 14 13 Zekeriya Kurşun. Suriye Osmanlı Cemiyeti. bu kongrede Arapların idari ve siyasal Özerkliğini Öngören öneriler kabul edilerek Osmanlı yönetimine bildirilmiştir. Özeli ilde 1908 sonrası dönemde. El ttühad-ül Lübnani ( Kahire 1909). Cemiyel-ül İha el Osmani (Kahire 1909). (Paris 1908). El Ahd (İstanbul 1913) bu örgütlerin başta gelenleridir.bir Osmanlılık anlayışını yerleştirmiş. Arap ulusal hareketinin oluşmasında Abdülhamid döneminde ortaya çıkan Türkçü akuîitn da bir itici güç oluşturduğu söylenebilir. İha el Arabi (Al Îkha-İstanbul 1908). Milliyetçi Arap Örgütlerinin Kuruluşu Fikri alanda olduğu gibi örgütsel alanda da Arap milliyetçi hareketi bu dönemde önemli gelişme içerisindedir. Cemiyet-i İslahiye (Beyrut 1912). iletişim Yayınlan. El Fatat (Beyrut 1912). Müslümanların ayrılıkçı hareketlerini engelleyememesi üzerine Türkçülük. İmparatorluğun kurtanlması ve dinsel bağlılık temelinde bir birlik kurulması düşüncesini savunan Arap aydınlanılın da bulunmasına rağmen. 1998. O dönemde iktidarı elinde bulunduran İttihat ve Terakki yönetiminin bu önerilere cevabı Arapları tatmin etmeyince. yeni ve güçlü bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır. s. Meşrutiyet Dönemi Türk Milliyetçiliğinin Gelişmesinde Arap Milliyetçiliğinin Rolü" 'fiirk Yurdu Dergisi. Nitekim daha sonra bu eğitimli kadrolar yeni Arap devletlerinin kurulmasında önemli roller üstlenmişlerdir.Sayı:32. Türk milliyetçiliği düşüncesinin ortaya çıkması ve gelişmesinde. Arap siyasal birliğinin kurulmasını amaçlayan eylemlerin yoğunluk kazandığı söylenebilir. Osmanlı Devleti İçindeki Türk olmayan Müslüman halkları birbirine bağlayan din unsurunun ve Halifenin otoritesinin giderek zayıflayarak etnik farklılıkların ön plana çıkması Arap ulusal harekeline belirli bir ivme kazandırmıştır. Milliyetçi Arap örgütleri ve bunlara ilişkin belgeler hakkında bkz. Özellikle İttihat ve Terakki dönemi sonlarına doğru bu birlikten yana olan görüşlerin giderek güç kaybettiği ve Türk karşıtı. Müslüman un sur tan n ve özelde Araplann milliyetçi hareketlere girişmelerinin de rolü olmuştur. 262 . Tarık Zafer Tutıaya. Arap milliyetçiliğini gizli veya açık şekilde amaç edinmiş ve Osmanlı Devletinden ayrılarak ayrı bir Arap Devleti kurma yönünde faaliyet gösteren bir çok örgüt kurulmuştur. "I. Arap bölgelerinde Osmanlı eğitimi almış bir bürokrat kadronun yerleşmesini sağlamıştır. El Müntcdi-ül Edebi (İstanbul İ 909). 623-634. Ciltli. s. Nisan 1990. İstanbul. El "la 15 Merkeziye (Kahire 1912). Cilt:l[). Arap milliyetçiliği ve Araplann bağımsız bir devlete salıip olması sürecinin başlarında çoğunluğu Suriyeli Araplardan oluşan bir grup 1912'de Osmanlı İdari Adem-i Merkeziyet Partİsi'rıi kurmuşlardır. Türkiye'de Siyasi Partiler. Bununla beraber. Cemiyet-ül Kahtaniye (İstanbul 1909). Araplann bağımsızlık istediği ve bunun da ancak güç kullanarak mümkün olabileceği görüşü ağırlık kazanmıştır. Dahil sonra bu partiye katılmış bir grup 1913 yılında Paris'te bir Arap kongresi düzenlemiş.14 Osmanlıcı ve Pan-İslâmist politikaların.l5.Turgay Uzun olduğu gibi.

Osmanlı Padişahı Abdülhamid'iıı. Bu arada Mekke Şerifi de Türk egemenliğine karşı birleşen Arap milliyetçisi örgütlerle birlik olarak Osmanlı Devleti'ne isyan etliğini açıklayarak Hicaz'ın bağımsızlığını ilan etmiş ve bir Arap Ordusu kurmuştur. 263 . yirminci yüzyılın başlarında hala ortaçağ geleneklerini ve yaşam şartlanni devam ettiren bir ülkedir. Sonuç olarak Arap milliyetçi hareketi kendi devletlerini kurma amacına ulaşlıysa da birleşik bir Arap devleti kurma düşüncesi gerçekleşmemiştir. İngiliz himayesine karşı çıkmaları. lam bağımsız bir Lübnan kurma filerini öne çıkarmış ve bir çok Lübnanlı Hıristiyan Fransız ordusuna katılmıştır. ancak aldığımız bedele size verebiliriz" sözlerinin üzerinden çok geçmeden Araplar. Osmanlı Devleti'nin yenilgisinden sonra yine kendi topraklarının sömürge haline getirilmesine ve yüzyıllardır Arapların yaşadığı topraklarda. Mekke Şerifi'ne güvenmemeleri nedeniyle. Bu gruplar da Fransa ve İngiltere yanlıları olarak iki gruba ayrılmışlardır. Arnavutluk bağımsızlık hareketi. 1908 devrimi sonrasında.Osmanlı Devleti'ndeKdilîiyetçilikHareketleri Fransa ve İngiltere'nin Arap siyasal birliğinin kurulmasında kendilerine yardımcı olacaklarını düşünmüşlerdir. Lübnan ve Filistin'in İngiliz ve Fransızlar tarafından işgal edilmesi ile birlikte bu bölgelerde bir işgal yönetimi kurulmuştur. İmparatorluk içinde Müslüman Türk ve Araplardan sonra geniş bir etnik topluluğu oluşturan Müslüman Anıavutlann Osmanlı Devleti içinde önemli ve etkin bir topluluk olduğu görülmekledir. tarihsel hasımlan olan Yahudilere bir vatan oluşturulma snıa tanık olmuşlardır. özellikle kutsal sayılan şehirlerin bile Hıristiyan devletlerin işgali altına girmesine göz yummuşlar. Ancak Lübnan Araplarının. Bu bölgelerde işgal güçlerinin denetiminde Arapların da yönetime katılması sağlandıysa da. Osmanlı İmparatorluğu'ndan en son ayrılan Arnavutluk. ARNAVUT ULUSAL HAREKETİ Müslüman unsurların milliyetçilik hareketine bir diğer örnek de Arnavut ulusal hareketidir. Suriye. kendilerine olan olumsuz etkisi uzun yıllar sürecek bir Yahudi Devleti'nin kuruluşuna zemin hazırlamışlardır. Bu süreç içinde Mekke Şerifinin ailesinin yönelim düşüncesi öne çıkmış ve Adeuı-i Merkeziye! Partisi'nin görüşlerine uygun olarak eyaletlerin federasyonundan oluşan ve bağımsız bir Irak ve Hicaz ile bir tür gevşek ilişki içinde olan bir Suriye kurma düşüncesi güç kazanmıştır. Arnavut halk arasında bağımsızlık noktasında bir görüş birliği olmamasına ve bu halkın Hıristiyan ve Müslüman Arnavutlar olarak ikiye ayrılmasına rağmen. hatta işgal ordularına katılıp Türk askerleriyle savaşmaktan çekinmemişlerdir. Osmanlı yönetimi altında yaşamak istemeyen ve Müslüman Türklerin kendilerini ezdiğini söyleyen Araplar. yaşadıkları topraklanıl. İngiliz ve Fransızlar kendi çıkarları için Arap milliyetçiliğim bir araç olarak kullanmışlardır. Bunların ortak endişesi bağımsızlık sonrası kurulacak Arap Devletinin hükümdarının kim olacağı yönündedir. Filistin topraklanın satın almak için gelen Yahudi zenginlerine "bu topraklan kendi kanımızla aldık. 1908'den 1913'e kadar milliyetçi Arnavut harekeli sürekli olarak eylem yapan aktif bir hareket görünümündedir. Bu süreç içinde İngiliz ve Fransızlarla Osmanlı Devleti'ne karşı birleşen Arap milliyetçileri.

küçük ve entelektüel çevreyle sınırlı kalmasına ve kitlesel olmamasına rağmen bu hareket. İstanbul. 82. 1905'de ise. l8 Siyasal amaçlı ilk Arnavut gerilla hareketi (Bulgar devrimci gruplarının faaliyetlerine karşı direniş). a. daha dağlık ve aşiretlerin yaşadığı kuzeyde ise 16 daha küçük bir Katolik azınlık bulunmaktadır.81.. Bu derneğin görünen amacı. Nuray Bozbora. 1880'lerin başlarında Naim Frasheri gibi aydınların öncülüğünde güney Arnavutlukta. 1997.g. 17 Hugh Poulton. 19 Poulton. London. a.e. eylem sürecine bırakmıştır.. 264 16 . 1997. Ancak gerçekte bu örgüt ayrılıkçı Arnavut hareketinin eylem organı olmuş ve 1909 isyanında da aktif rol oynamıştır. yeni ve önemli bir etki oluşlurmuşlıır. Arnavutlar içinden çok sayıda yüksek rütbeli subay yetişmiştir. Top Hal. I Büyük çoğunluğu Müslüman olan Arnavutların yaşadıkları toprakların güneyinde geniş bir Ortodoks azınlık.e. 1908 Jön Türk devrimine kadar.. Osmanlı Yöneliminde Arnavutluk ve Arnavut Uhtsçııhtğıtının Gelişimi. Bu Örgütler içinde Başkim Cemiyeti. bağımsızlığını kazanan Yunan Devletinin güneye. milliyetçi örgütlerin önemli yeri bulunmaktadır. 18 Tunaya. çok sayıda Arnavut kasabasında Osmanlı yönetimine karşı bir ayaklanma düzenlemek için Arnavut devrimci komiteleri oluşturulmuştur. bu eğitim ve bilinçlendirme süreci yerini daha sonra. Osmanlı Dönemi Arnavutluğun toplumsal yapısı ve ayrılıkçı hareketler hakkında geniş bilgi için bkz. Hurst&Company. s. s. Arnavutların genelde İmparatorluğa sadık oldukları kabul edilmiş. Arnavutluk bağımsızlık sürecinde. 1899'da Hacı Molla Zeka tarafından kurulmuştur.564. Arnavut denekleri. dernekleşme tarihi içinde en etkin ve en tanınmış demektir. a. Kürt dernekleriyle beraber İstanbul'da ilk kumlan örgütler olmuşlardır. Bu arada Mithat Frasheri ıy Selanik'te tüm Arnavut halkma devrimi destek çağrısı yapmaktadır. l7 Arnavut milliyetçi aydınlarının açtığı okullarda bağımsız Arnavut devletinin kurulması gerektiği düşüncesi yayılmaya çalışılmış.g. İttihat ve Tcrakki'nin Makedonya da'ki bazı üyeleri ile Arnavut Devrimci Komiteleri'ndeki benzerleri arasında ilişki kurulmuştur. Üsküp'teki İttihat Terakki şubesi genellikle Arnavutlardan oluşmaktadır. Arnavutça'yı yaygınlaştırarak ve Sırbistan ile Yunanistan ve belki de Bulgaristan arasında bölünme tehdidine karşı savaşarak Arnavut ulusal bilincini güçlendirmeyi amaçlayan "Prizren Lİgası"nı kurmuştur. Arnavutça eğitim yapan bir çok okul açmışlar. Osmanlı İmparatorluğunun. Arnavutların çevresinde oluşan gelişmeler onları da etkilemiş. "millî dil olan Osmanlıca ve Arnavutça'nın öğretilmesi ve yaygın la şt in İma sı dır. Boyut Yayınlan. 1878'de bir grup Arnavut aydını. Grey Wolf and Crescenî.e. onların çıkarlarım zorba komşularına karşı konıyamayabileceğine ilişkin korkuların ortaya çıkmasına yol açmıştır.Turgay Uzun Meşnıtiyet'in eşitlikçi politikasını yeterli bulmamış. yeni vergi konulması sonrasında ivme kazanmıştır. Sırp devletinin kuzeye yayılması Müslüman Arnavut cemaati arasında..g.

"millet" anlayışına dayanmaktadır. Bireylerin toplumdaki Tunaya. devletle olan ilişkilerini de belirlemektedir. Bn yıllarda hükümet isyanı bastırmak üzere Şevket Turgut ve Cavit Paşa'lan göreviendirmiştir. Bunalım süresince Arnavutlar bir kaç kez bağımsızlık ilan etmiştir. Bu seçeneğin güçlenmesi ve örgütlenmesi sürecinde. Ayaklanma hızla bastırılmış. Arap ve diğer Müslüman kentlerinde kendini hissettirmesiyle başlayan çözüm arayışları sonucu.Osmanlı Devleti 'tule. Bu etkenler kadar olmasa da.562. n Arap ve Arnavut ulusal harekeüerinin ortaya koyduğu gibi. sıkıyönetimi kaldırmış ve genel af çıkarılmıştır. Müslüman unsurlarda milliyetçi hareketin oluşmasında. Osmanlı toplumu "Müslüman" ve "gayrimüslim" olmak üzere iki ana gruptan oluşmuştur. Yem hükümet isyancıların şartlarını kabul ederek Arnavutluk sorunun çözüldüğünü ilan etmiş.. Millet anlayışı toplumların birbirleriyle olan ilişkilerini belirleyebildiği gibi. yerini Türk milliyetçiliği ideolojisine bırakmıştır.e. İttihat Terakki hükümeti devrilmiş ve yerine Gazi Ahmet Muhtar Paşa hükümeti kurulmuştur. Batılı devletlerin ayrılıkçı Müslümanların hareketlerini ideolojik ve lojistik anlamda desteklemesi. güçlü bir seçenek olarak kendini göstermiştir. a. diğer Müslüman unsurlardaki ulusal hareketlerin oluşumunda elkisi olduğu söylenebilir. Milliyetçilik Hareketlen Osmanlı Devlcti'ne karşı geniş çaplı ilk başkaldırı harekeli 1910 yılı Nisanmda başlamış ve Malisöricr (Malisya bölgesinin Kalolİk Arnavutları) tarafından bir yıl sonra tekrar alevlendİrÜmiştir. Padişahın ortamı yumuşatmak için "Kosova Sahrasında namaz kılması yeterli olmamış. milliyetçilik ve ulusal devlet kurma düşüncesi.562. Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde eğilim gören Müslüman gençlerin milliyetçi düşüncelerle ülkelerine dönmeleri ve düşünceleri yaymaları. Birinci Dünya Savaşı sırasında ABD Başkanı Wilson Arnavut ulusunun koruyucusu olmuş ve 1924 yılında ilan edilen cumhuriyet^ Başkan Zogu'nun krallığım ilan etmesiyle monarşiye dönüşmüştür. 2Ü Bu sırada İstanbul'da hükümet darbesi olmuş. 265 . s. bu niteliğini kaybetmiş. Tunaya. Diğer yandan İmparator!uğun çözülme sürecine girmesiyle birlikte ortaya çıkan ekonomik ve siyasal bozulmanın. Müslüman topluluklarda milliyetçi hareketlerin orlaya çıkmasıyla. Batı'dan gelen milliyetçi düşüncelerin önemli payı olduğu söylenebilir. s. a. 1912 yılında iki Arnavut derebeyi İsa Bolalin ve Yakovalı Bayram Sur ve arkadaşları Sait Paşa hükümetine isteklerini saptayan sert bir bildiri vermişlerdir. İmparatorluğun dağılmasını önleyecek bir seçenek olarak görülen İslamcılık. bir ulusal hareketin oluşmasına yol açmıştır.g.g. Jön Türk devrimi sonrası güçlenen Türkçülük düşüncesinin.e. GAYRİMÜSLİMLERDE MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Osmanlı Deyleti'nin gayrimüslimlerle ilgili politikası. Müslüman unsurlarda milliyetçi hareketlerin güçlenmesini sağlamıştır. isyancıların silahlan toplanmıştır.. başta Arap ulusal hareketi olmak üzere.

Tazimatın ilanıyla. Toplumsal Yapı İçerisinde Gayrimüslimler Osmanlı Devleü'nde gayrimüslim aznılıklarm hem siyasal hem de ekonomik açıdan güçlenmesi. Avrupa'da eğitim almaları ve yabancı dil bilmeleri onların devlet kademelerinde yer almasını kolaylaştırmıştır. 1856 Islahat Fermam. Ekmeleddin İnsanoğlu. 150. 8'i gayrimüslimdir. Bu öğrenciler ülkeye geri döndüklerinde. Ermenilerin. 184-0'da Avrupa'ya öğrenime gönderilen ilk grubun çoğunluğunu gayrimüslimlerin oluşturması dikkat çekicidir. her dinsel toplumun rubam başkanı ile devlet tarafından görevlendirilecek bir memurun . 266 . Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınlan. Din farklılığı kriterine göre idari ve ruhani anlamda örgütlenen gayrimüslim topluluk Osmanlı Devleü'nde iki temel toplumsal yapıdan ikincisini oluşturmaktadır. 1847-1856 yılları arasında gönderilen 32 kişinin 24'ü Müslüman. Osmanlı Devletinde yaşayan gayrimüslim azınlıkların sahip olduğu haklar açısından 1856 Islalıat Fermanı yeni haklar ve özgürlükler getirmesi bakımından önemli bir başlangıcı temsil etmektedir. bunun taşra yönetim birimleri olan vilayet. Yılında Tanzimat. Osmanlı toplumu inanç temelinde çeşitli milletlere ayrılmıştır. 1856 yılının sonuna kadar Fransa'ya toplam 56 Öğrenci gönderilmiştir. Tanzimat'ın ilanına kadar Avrupa'ya gayrimüslim öğrenci gönderilmemesine karşın.123. Bu fermanla beraber. 1992. başta Sadrazamlık olmak üzere. Büyükelçilikler. Ferman halkın yönetime katılmasını teşvik ederken. gayrimüslim vatandaşların kamu lüzmetlerine. 1856-64 yıllan arasında 38'i Müslüman 23'ü gayrimüslim 61 kişi gönderilmiştir. sivil ve askeri okullara girebilmeleri. n Zengin Rum ailelerinin çocukları devlet yapısı içinde önemli mevkileri neredeyse tamamen doldurmuşlardır.Turgay Uzun statülerini ve devletle olan ilişkilerim belirleyen ya din ya da mezhep olmuştur. Bütün bu cemaatlerin Osmanlı öncesi varolan bağımsızlık hatıraları tekrar canlanmış. s. liva ve nahiye düzeyinde gerçekleşmesini belirtmesi bakımından Avrupa ülkelerine gönderilen 11 kişilik gruptan sadece ikisi Müslüman gerisi gayrimüslimdir. Osmanlı yönetim yapısı üzerinde de önemli etkiler yapmıştır. Avrupa'da eğitim gören zengin azınlık çocukları oralarda yeni filizlenen ve moda olan milliyetçi fikirlerle ülkeye dönmüşler ve bu fikirleri kendi cemaatlerine anlatmaya başlamışlardır. kendi aralarındaki uyuşmazlıkların kendi dinsel otoritelerince çözümlenebilmesi. Süryanilerin kültürel düzeylerinin yükselmesini ve kendilerini diğerlerinden ayıran cemaat bilinçlerinin gelişmesi sonucunu doğurmuştur. Bunlardan birisi fen öğrenimi diğerleri tıp öğrenimi yapmak üzere gönderilmiştir. Ankara. gayrimüslim azınlıkların kültürel seviyelerinin yükselmesi. tüm vatandaşları ilgilendiren sorunlarda düzenlenen toplantılara (Mcclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye) katılabilmeleri gibi hususlarda yeni özgürlükler tanınmıştır. Silahlı Kuvvetler ve eğilim kurumlarında görev almışlardır. değişik Nazırlıklar. "Osmanlı Bilim ve Eğitim Anlayışı". Rumların..

Ancak yine de tek basma bir hoşgörü ve özgürlükler sistemi olan mîllet sistemini Osmanlı Devleti'nin parçalanmasından sonımlu tutmak yanlış olacaktır. gayrimüslim topluluklara idari ve dinsel haklar ve özgürlükler getirmesine karşı. Osmanlı Hükümeti üzerinde büyük nüfuz sahibi olmuşlardır. Osmanlı Devletindeki gayrimüslim topluluklar içerisinde..g. korumak islemektedir. Hourani. İşte bu noktada bir paradoks ortaya çıkmaktadır. Niteliği ve Muğla İli Yerel Yönetimlerinin Uygulamada Karşılaştıkları Şortlular. Tanzimat reformları amaçladığı Osmanlı ulusu yaratma amacına ulaşamamış. 2S7 . 1999. Devletin giderek daha fazla toprak kaybetmesi ve o güne kadar Türklerle eşit haklara salüp Müslüman halkların da ayrılıkçı hareketlere girişmeleri. u Rumlar özellikle yabancı dil bilmelerinden dolayı bir çok üst bürokratik görevlere sahip olmuşlardır. Millet sislenü. s. Millet sistemi gayrimüslimleri Osmanlı toplumuna entegre etmeyi amaçlayan bir sistem olduğu halde yaşanan süreç sonunda. Türkiye'de Yerel Yönetimlerin Gelişimi. Ancak Yunan ayaklanmasından somaki dönemde Fenerli Rum aristokrasisi gözden düşmüş ve Babıali'nin kadrolarına diğer gayrimüslim unsurlar ve Türkler de girmeye başlamıştır. Ortodoks cemaatte "ulusal sorun"un daha canlı olduğu görülmektedir. Rumlar dinsel yönetimlerini aşamalı olarak tüm Kilise örgütüne yaymışlardır. bu arada milliyetçilik de gayrimüslim halkları etkilemeye devam etmiştir. On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde eğitim reformu geçiren Museviler de bu dönemden itibaren Babıali bürokrasisinin önemli mevkilerinde görülmeye başlamışlardır.e.Osmanlı Devleti 'tide Milliyetçilik Hareketleri önem taşımaktadır. a. farklılıkları bütünlük içinde korumak amacıyla oluşturulmuş olmasına rağmen. bu topluluklarda diğer etkenlerle birlikle milliyetçilik akımlarının güçlenmesi noktasında elverişli bir zemin hazırlamıştır.298. gayrimüslim toplulukların kendi farklılıkları üzerinde yükselen bir milliyetçiliğe ve ulus devlet sürecine giden yolu açmıştır. Muğla Üniversitesi Yayını. bu halkların içinden çıkan milliyetçi liderler. İstanbul Rum Patriği 1433'den bu yana bütün Ortodoks cemaatinin sivil başkanı olmuş ve on dokuzuncu yüzyıldan itibaren İstanbul'un Fener semtindeki Rumlar. Bu bürokratların içinde örneğin Moiz Fresko gibi îbranice harflerle "Üstad" adlı Türk dilinde gazete çıkaranlar."" 3 Osmanlı toplumsal yapısını biçimlendiren millet sisteminin. sahip oldukları otoritelerini kaybetmeye başladıkları sırada. Kültürel yönden çeşitlilik içinde bütünlüğü amaçlamaktadır. Osmanlıcılık ve İslamcılığın çöküş karşısında bir engel oluşturamayacağı düşüncesini güçlendirmiştir. bu toplumların ayrılıkçı hareketlerini kolaylaştıran bir unsur haline gelmiştir.35. a. farklılığı ve çeşitliliği yok etmek değil. din adamlarının kaybettikleri otoriteyi kendilerine aktarmayı başarmışlardır. 23 Turgay Uzun-Bayram Coşkun. Millet sistemi. Tanzimat ile eşit hale gelen gayrimüslim halkın önderleri. Muğla. Örneğin Ermeni Divan-ı Hümayun tercümanlarından Salılıak Abro Efendi Osmanlıcasmın zenginliği ve yaptığı telif ve tercümelerde İktisat bilimine ait bulduğu Türkçe karşılıklarıyla tanınmaktadır.

yabancı sermayelim Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bu sınırsız egemenliği bu ülkenin ekonomik ve kültürel geriliğinin baş nedenlerinden birim oluşturmuştur. Gayrimüslimler. Yabancı sermaye yatırımcıları. Baronyan Agop gibi hem Ermenice hem Türkçe gazete çıkaranlara da rastlanmakladır ("Tadron" veya "Tiyatro" gazetesi). On dokuzuncu yüzyılın bu kültürel pluraüzmi. "Osmanlı1 Kimliği". a. bu sanayiinin oluşma durumundaki çekirdeklerini yok etmiş. sanki kendi vatandaşları olan kişileri yabancı bir ülkenin yönetiminden kurtarmaya çalışıyormuş gibi.. sahip oldukları ekonomik gücü ve toplumsal alandaki yerlerini büyük oranda kendi ulusal hareketleri doğrultusunda seferber etmişlerdir. Yapı Kredi Yayınları. ülkeyi kendi fabrika ve atölye ürünlerinin pazan durumuna getirerek Türk zanaatçılığının temellerini yıkmışlardır. kamu yönetimi alanında da önemli mevkilere yükselebilmişlerdir. kültür ve nüfus açısından gelişmiştir.e. Sayı: 19.80. hukuk dışı koruma yöntemleri geliştirmişlerdir. daha doğrusu bir Osmanlı imparatorluk milliyetçisi tipindeki aydınların da ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kültürel farklılıklarım Osmanlı toplumsal yaşamına eklemleyen gayrimüslimler. Ortodoks ve diğer Hıristiyan cemaatler on sekizinci yüzyıl boyunca refah. Ağustos1999. Osmanlı topraklarındaki Avrupa Katolikleri. 20 Hourani. Ermem harfleriyle roman ve şiirler yazanlar. Etrafında kendilerine yabancı statüsüne sahip bazı ayrıcalıklar tanınan Osmanlı Hiristiyanları ya da Yahudilerden oluşan bir grup zımmî toplanan her Avrupa konsolosluğu bir etki merkezi olmuştur. kültürel anlamda kendilerini Osmanlı toplumu içinde ispatlamışlar. Türk sanayiinin gelişmesine yardım etmek şöyle dursun. s. Avrupalı devletlerin etkisi hissedilmiştir. bireyleri aşarak bütün milletleri kapsar duruma gelmiş. on altıncı yüzyıldan beri Fransa'ya. Şeinseddİn Sami gibi hem Arnavut hem Türk milliyetçiliğinde ayrı bir yeri olan. Gayrimüslimlere yönelik hiç bir askeri tehdidin olmadığı eyaletlerde bile. Yabancı devletlerin himayesi onlara sadece siyasal kazançla sağlamakla kalmamış. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Avrupalı devletler ülke içinde yaşayan gayrimüslimlerin koruyuculuğunu o kadar ileri düzeye götürmüşlerdir ki.g. Avrupa koruması. Diğer yandan Türk tanın ekonomisini kendi sanayileri için hammadde kaynağı durumunda tutarak feodal ilişkileri korumaya çaba göstermiş ve bu sistemin 25 llbcr Ortaylı. toplumsal yaşam içinde önemli işlevlere sahip olmuşlardır. kapitülasyonlar. İstanbul s. Kiliselerini ve rahiplerini himaye hakkı vermiştir.2Ğ Ticari ve hukuki ayrıcalıklar getiren kapitülasyonlar azınlıklarla beraber yabancıların da Osmanlı Devleti içinde daha çok yatırım yapmasını sağlamış ve bu da onları devlet içinde bağımsız bir iktisadi güç haline getirmiştir. onları Avrupa'yla yapılan ticarette aracılar yaparak ticari ve malî açıdan kalkındımııştır. Bu nedenle denilebilir ki. İmparatorluğun dağılma sürecine girmesiyle.57. 268 .25 İyi eğilim görmüş ve ekonomik yönden gelişmiş gayrimüslimler. Cogiîo Dergisi.Turgay Uzun Missalidis gibi Yunanca harflerle Türkçe dergi çıkaran ve roman yazanlar (Temaşa-i Dünya).

11-12. büyük ölçüde Rusya'nın desteğiyle ortaya çıkmış ve başarıya ulaşmış. 269 27 . İzmir. Şükrü Haııioglu. iktisadi alanda da gelişmiş bir topluluk oluşturmuşlar. Giderek ekonomik açıdan palazlanan gayrimüslim halklar. 1999. İstanbul.31 Ancak Tanzimat süreci ile gayrimüslim azınlıkların elde ettiği haklar Ermenilerce bağımsızlık amacıyla kullanılmış.530-533. Ermeniler Osmanlı Devleti içinde bürokratik kadrolarda üst düzey mevkilere kadar yükselmişler30. Haziııe-İ Hassa Nazırları Mikael Portakalyan Paşa ve Sakız Ohannes Paşa. s..T. İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Jön Türklük (1889-1902). Ermeni harekelinin diğer hareketlerden ayıran nokta. özellikle Türk toplumu ile iyi ilişkiler kurmuşlar ve kültürel etkileşim içinde bulunmuşlardır. Dokuz Eylüî Üniversitesi Yayınlan.T Bakanları Mareşal Karabet Artin Davut Paşa ve Andan Tmger Yaver Paşa. Türk Tarihinde Ermeniler.628. diğer etnik unsurlarla. Nitekim I848'dc başlayan Bulgar isyanı. Bunlardan bazıları şunlardır: Ayan Azası Mareşal Ohannes Kuyumcuyan. Yunan bağımsızlık süreci hakkında bfcz. P. Osmanlı bürokratik yapı. Osmanlı Devletinde gayrimüslimlerin milliyetçi bağımsızlık hareketlerine yönelmeleri Osmanlı'da İslamcılık akımının ortaya çıkması ve güçlenmesi sonucunu doğurmuştur 9 ERMENİ HAREKETİNİN GELİŞİMİ Gayrimüslim azınlıkların milliyetçi hareketlerinde eylemscl ve toplumsal anlamda Ermeni hareketi daha değişik konumda bulunmaktadır.57-67 . yoğun olarak bağımsızlık amacına yönelik askeri yöntemin kullanılmış olmasıdır. Diğer yandan 1876 ve 1908 Meşrutiyet Meclislerinde çok sayıda Ermeni milletvekili de bulunmaktadır. düşünsel alandaki yeni gelişmelerin de etkisiyle bir siyasal bağımsızlık hareketine girişmişlerdir. Ermem ve Türkler arasındaki kültürel ilişki konusunda bkz. İletişim Yayınlan.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Harelcetleri dayanaklarını desteklemişlerdir. s.g. 1897'de Girit bağımsızlığını ilan etmiştir. 1983. 1856 Islahat Fermanı'nın azınlıklara iktisadi ve Toplumsal alanda yeni haklar getinm'ş ve bunlar da milliyetçi hareketlere uygun bir hareket alam sağlamıştır. 1805'de Sırp bağımsızlık hareketi. Doğan Yayınlan. bunu 1821'de Mora'da patlak veren Yunan isyanı izlemiş ve bu hareket 1830'da Yunanistan'ın bağımsızlık ilanı ile 28 sonuçlanmıştır. Mondros'tan Lozan'a Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı Tarihi 1918-1923. Tarık Zafer Tunaya. 1858'de Bosna-Hersek'in bağımsızlık hareketi başlamış.M.s. s. bağımsız Bulgar devletinin kurulmasına giden süreci başlatmış. bunlar Ermeni hareketi gibi halklar arasında topyekün bir A. Osmanlı Devletine karşı içinde para-militer grupların yer aldığı silahlı bir bağımsızlık hareketi başlatılmıştır.e. "Tarih Boyunca Türk-Ermeni Kültür İlişkileri". Avukat Kirkor Fiuapyan. Fikret Türkmen. Şamsutdinov. Diğer Gayrimüslim halkların bağımsızlık hareketlerinin de silahlı bir hareket niteliği gösterdiği görülmekteyse de. Maliye Bakam ve Hazine-i Hassa Nazın.sı idinde bir çok Ermeni üst düzey kamu görevlerine kadar yükselebilmişlerdir. Bayındırlık Bakanları Bedros Hallaçyan. Kirkor Agafyan. İstanbul 1985. a.

Sayı: 1-2.m. İstanbul Ermenilerinin daha çok matbaacılık ve gazete tekelini elinde bulundurdukları görülmektedir. s.01 l'dir. 19S3. Cevdet Küçük. izmir. 'Die Arıneniche Frage' aufdem Berliner Kongress atış Sowpetanninscher Sicht Südos-Forschungen. Cilt:33. XX1XX.000 olarak göstermektedir. Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Ermeni nüfusu 1. Tessa Hofmanıı. Ermeni ve Rum burjuvazisinin. Ankara. 1967. büyük oranda Müslüman ballan yaşadığı yerleri kendi toprak almıı olarak kabul eden bir harekettir.000'e yaklaşmakladır 35 Ermenilerin askerlik görevinden muaf tutulmaları diğer gayrimüslim cemaatlerde olduğu gibi. Paris.459. devletten yetki alarak tahsildarlar cemiyeti kurmuş ve vergi toplama yetkisi almışlardır. d'Asie. Asırda Ermeni Nüfusu". 18924894. 270 .275. 1914 yılından önce bütün Türkiye'deki Ermeni nüfusun iki milyondan az ancak. 35 Küçük. Erivan. La. s. Ermenilere de önemli bir avantaj sağlannş.g. Artin Bezeiyan.122. Anda Yayınlan. tüm imparatorlukta yaşayan Ermeni nüfusu 1. Küçük. bir buçuk milyondan fazla olduğunu ifade etmektedir. 33 R.475.m.300. 1955. Turquie. 37.78. Bu gruplar Osmanlı Bankası ve Şirket-i Hayriye hisselerinden bir çoğunu da elinde bulundurmaktadır. Ancak Anadolu'daki Ermeni nüfusun sayısı hakkında başta Türk. Vergi ve askerlik yüzünden kimliğini saklayan ve yazılmayanlarla birlikte bu sayı 1.37 n H. Bu nedenle Ermeni hareketi tarihsel köklere de inen. akt.g. Turtsiyct v Period Pravleniya Mladoturok. Los Angeles. HovannisİLin. "1915 E r m e n i Ayaklanmalarında Çarlık Rusya'sının Rolü". 1980. akt. s. s. Müslümanlar birbiri ardına çıkan savaşlarda kırılırken. Berlin Kongresinde Etmeni Meselesi (Ermenice). Bütün bu nedenlerden dolayı Ermeni hareketi kendisinden sonraki dönemlerde de etkisini gösteren bir sorun olma özelliğine bürünmüştür. s. s. a.Aliev.g.m. hemen hemen her vilayette az veya çok bulunduğu görülmektedir.:Aydın Söer. s.Turgay Uzun çatışmayı beraberinde getirmemiş ve geniş bir alana yayılmamıştır.G. "" Anadoluda'ki Ermeni nüfusu en geniş şekilde incelemiş olan Vital Cuinct'e göre. 1976. istanbul. s. akt. Ermeniler büyük bir ekonomik güç olma yolunda ilerlemişlerdir. Moskova.79. Türk Tarihinde Ermeniler. akt. 1990. özellikle imparatorluğun dış ticaretinde önemli payı olduğunu belirtmekte ve bunların İngiliz ve Fransız sermayesini de desteklediklerini ifade etmektedir. Bkz..220-226. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi. Osmanlı Toplumunda Ermeniler Anadolu'nun demografik yapısına bakıldığında Ermeni nüfusun. Diğer yandan Ermeni tüccarlardan bir grup. Mehmed Hocaoğlu. 3 Bu doğrultuda Sovyet Ali ev. Tarihte Ermeni Mezalimi ve Ermeniler. 1976.: München.78. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları.32 Yine Ermeni bir yazar oları Hovannisian.Z. a. s. Örneğin Badaljan 1870'de tüm Osmanlı topraklan içinde üç milyon Ermeni nüfusun yaşadığım. u 1896 tarihli Osmanlı kayıtlan ise.78. a.160. "XIX. 36 Ermeniler özellikie İstanbul'da ekonomik birer güç haline gelmişlerdir. 34 Vital Cuinet. Bacîaljan. Köçeoğlu Agop devlete kredi açacak düzeyde zengin Ermelilerdendir. 37 G. s.: Küçük. yabancı ve Ermeni kaynaklarında değişik rakamlar verilmektedir. bunun iki buçuk milyonunun altı vilayette toplandığını belir im ektedir.XXl. Armenia on the Road ofthe Independence.

bu nedenle de aralarında bir savaşım başlamıştır. Katolik ve Protestan mezheplerine ayrılmış.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri Ermeniler Hıristiyan olmalarına rağmen Gregoryen. Agop Gıcıkyan'm akıl hocalığını yaptığı Kevork Yeremyaıı. 1992. Fransız başkentinden dönen Ermeniler. Bunların her Halil Metin. a. Bu nizamname 6 bend ve 95 maddeden oluşmaktadır. Ermeni toplumunun devlet içindeki durumu bakımından değil de. 1854 Kırım Savaşının çıkması Ermeni milliyetçi hareketine ivme kazandırmış. 1848'de Meclis-i Maarif oluşturulması. Bu grubun amacı. diğeri cismimi olmak üzere iki meclise sahip olmuşlardır. e. 1851'dcEncümen'i Dâııiş.34. s. diğerleri ise. Türlciye'nin Siyasi Talihimle Ermeniler ve Ermeni Olayları. kendi cemaatlerinin ikiye bölünmüş olduğunu görmüşlerdir Bu grupların ilki Minas ve Canik adlı iki Ermeni milliyetçisinin yanında yer alanlar. Mığırdıç Cezayirliyan'm oluşturduğu gruptur.e. Bu yönetmeliğin yapısı Ermenilerin bağımsızlığa hazırlanması yolunda önemli bir adım attıklarım göstermektedir. 1839 Gülhane Hatlı Hümayunu ikinci grubun genişlemesini sağlamış ve 1847 yılında Rum Patrikhanesi'ne. s.23. Hocaoğlu.#. İle tanımıştır.e. s. Bkz. Bağos Dıdyan. yurtdışına özellikle Fransa'ya giden Enncmlerin milliyetçi düşüncelerle İstanbul'a dönmeleridir.27. Hoeaoğlu. Ermenilerde milliyetçilik hareketlerinin başlamasında en önemli etkenlerden birisi.. ancak Patrikhane'nin aleyhinde bir durum yaratmıştır. kendi cemaatlerinin işlerini yürütme yetkisi veren muhtıranın Ennenileri de kapsayacak şekilde genişletilmesi çabası bu iki grubun birleştirilmesine yol açmıştır.. İlginç olan ise bu yönetmeliğin devlet tarafından onaylanmış olmasıdır. Mahmut Fransa elçiliğinin aracılığıyla 1830 tarihinde Ermeni Katolikl erini bir topluluk olarak kabul etmiştir. a. 4lJ Bu belge Ermenilerin siyasal ve toplumsal varlıkları açısından yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.g.. 1850 yılında da Osmanlı Devleti İngiliz elçisinin baskısıyla 38 Ermeni Protestan topluluğunu da bir ferman. mutlak olmaktan çıkarılarak Ermeni cemaati İle bölüşülmesi noktasında. Ermenice metinde Ermenileri Teşkilat-ı Esasiyesi.g. Padişah II.23. Patriğin yetkilerinin.. Ali ve Fuat kabinesine iletmiş ve bunun (Nizamname-i Ermeniyan) kabul edilmesini sağlamışlardır. Karabet Balyan . 271 . Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları. İstanbul. Hoeaoğlu. beşinci bendinde Ermeni milletvekilleri deyimi yer almıştır. toplumun lehinde. iö Ermenilerden bazıları bu gelişmeyi yeterli görmeyerek kendilerine daha çok özerklik getirecek bir düzenlemenin yapılması için çalışmaya başlamışlardır. Ermeniler kendi isteklerini içeren bir nizamname hazırlayarak Sadr-ı Azam Mustafa Reşit. ö. Nizamname-i Ermeniyan41. s. Bu isteğin kabulü sonrası Ermenilerin kendilerini temsil edecek biri ruhani. Ermeni azınlığın kendi kendisim idare edebilecek bir duruma gelebilmesİdir. Kendi hak ve imtiyazlarının erozyona uğradığım gören dönemin Patriği Çuhacıyan ve Keresteciyan gibi patrikler görevlerinden istifa etmişlerdir.

Ermeııilerde bu d ö n e m i n şartlarından yararlanmışlardır. Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları. İzmir. Daha sonra Rus askeri okullarında eğilim alan bu subaylar. 42 E r m e n i N i z a m n a m e s i ile Patrikhane ve kendi cemaati arasında süregelen otorite savaşımı cemaat lehine sonuçlanmış ve Patrikhanenin kendi otoritesini yeniden kumıa yolunda. Rusların 1813 ve 1828'de İran'a ve 1828-1829'da Osmanlı Devleti'ne karşı Kafkaslarda yaptığı savaşlarda Ermeni asıllı subayların önemli etkileri olmuştur. M e h m e t Saray. Bu seçeneğin seçilmesinde Osmanlı Devleti içinde yaşayan t ü m Hıristiyanların tek bir cismani lidere bağlanma ve Ermeni Patriğinin sadece ruhani bir lider olarak kalması üıtimali de önemli rol oynamıştır. Osmanlı Devleti'ne karşı Ermenileri kullandığı görülmektedir. Bkz. Türk Tarihinde Enneniler. Bu tip bağımsızlık amaçlı ayaklarını alarm artması Ermeni hareketinde de bir yol ayırımına girilmesini hızlandırmıştır. "Türkiye'de Ermeni Sorununun Yaraübşı". Ruslar. 4 3 42 43 Kamuran Gürün. s. {Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumu'na Sunulan Bildiri). Padişah II.164-165. Bu Ermeni güçlerini örgütleyen Ermeni asıllı Rus subaylar arasında General Rütbesine yükselmiş olanlar Yermoİov.21. Tergegusov ve Lazaryev. İstanbul Konferansının ardından R u s y a ' n m Osmanlı Devleti'ne savaş açması. Bu d ö n e m d e Rusya'nın. Tiirk-Rus Münasebetlerinin Bir Analizi. Müslümanlara yönelik katliamları yönetmişler ve Kafkas direnişi olarak anılan Şeyh Şamil hareketinin başlamasına neden olmuşlardır. Çar Petro d ö n e m i n d e Hıristiyan Gürcü ve E r m e n i Prenslikleri d ö n e m i n d e kurduğu ilişkiler ve onların hamiliğini üstlenmesinden beri. Ermeni çetelerinin k u r m a y kadrolarını o l u ş t u r m u ş t u r . güneye i n m e politikası içinde. A b d ü l h a m i d ve h ü k ü m e t e karşı silahlı mücadele y ö n t e m i n i benimseyen gizli dernekler kurarak tedhiş hareketlerine girişmişlerdir. 1983. 272 . Osmanlı Devleti'nden ayrılarak bağımsız bir Ermenistan devleti kurulması tek seçenek olarak seçilmiştir. Ermeniler ya Osmanlı yönelimine ve Türklere karşı m ü c a d e l e d e n vazgeçecek veya diğer gayrimüslim cemaatler gibi bir bağımsızlık hareketine başlayacaklardır. Ermenilerin Osmanlı yönetimine karşı strateji belirleme sürecinde diğer g a y r i m ü s l i m topluluklara Osmanlı Devletine karşı silalılı bağımsızlık mücadelesi içine girdikleri ve bazılarının bu mücadeleden başarıyla çıktıkları g ö r ü l m e k t e d i r Rumeli'de Bosna-Hersek'te ayaklanma başlamış. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınlan. bunlara karşı alınmasını istedikleri önlemler ve destek isteklerini içeren b i r rapor sunmuştur. Abdülhamid'in de bunu gerekçe gösterip Anayasayı geçersiz sayarak Meclisi dağıtması bir baskı dönemini getirmiş. Ermeni bağımsızlık hareketini kullanma y ö n ü n d e önemli gayretler harcadığı görülmektedir. No:2. bu ayaklanma Bulgaristan'a da sıçramıştır. 1998. E r m e n i milliyetçileri Padişalı II. Bulgaristan sorununun ç ö z ü m ü için 1876 yıluıda toplanan İstanbul K o n f e r a n s m d a Ermeniler İngiliz temsilci Salisbury'ye O s m a n l ı hükümetinin Ermenilere yaptığı baskılar. Bu konferansın d o ğ r u d a n Ermenileri ilgilendirmemesi nedeniyle E r m e n i l e r bu girişimden bir sonuç alamamışlardır. s.Turgay Uzun ikisi de ileri tarihlerde Eçmiyazin Katolikosluğuna seçileceklerdir. İstanbul.

30. Bu demeklerden Araratyan. 1862 yılında "Umumi Hayriye Cemiyeti" adıyla başka bir demek kurumuştur.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri İT. HocaoğliL s ü. diğer yandan Ermenilerin yaşadıkları bölgelerdeki halkı Ermenilere karşı kullanarak bu 4d isyanları bastırmıştır. Kafkasya'da "Genç Ermenistan Demeği". Daha sonra iç çekişmeler sonunda Fransa'ya giden Portakalyan.. "Araratyan". Hükümetin Zeylun'a kaymakam tayin etmesi ayaklanmayı durduramamış. Metin. Türk ve Rus Ermenileri arasında önemli bir köprü oluşturma işlevim yerine getirmekledir. "Kilikya" adında demeklerde bu yolla milliyetçi hareketi örgütlemek İçin faaliyette bulunmaktadır. "Tarih Boyunca Türk Devletlerinin Ermeni Politikaları". Ayaklanma üzerine özellikle Fransa'nın baskıları ile bir komisyon kurulmuş. s. 273 ..g. 1880'de Erzurum'da "Silahlılar Derneği". Merkezleri Muş'ta bulunan "Okul Sevenler". "Cemiyci Hayriye" adlan allında kurulan gruplar. hem dış destekçilerini Ermenilere karşı. Daha sonra Araratyan komitesi bağımsızlık yanlısı Ermenilere daha uygun bir zemin haline gelmiştir. 1983.e.. yeni adı Süleymanlı olan Kahramanmaraş ilinin kuzeyinde bir kasabadır.87. Patrik Varjabetyan'da bu komisyonda yer almıştır. milliyetçi hareketin örgütlenmesinde önemli roller oynamıştır. Portakalyan. Ancak gerçeklen bu demeklerin bağımsızlık ve özerklik amaçları da vardır.. Ayaklanmayı başlatan grubun önde gelenleri İstanbul'a geldiğinde Ermeniler tarafından coşkuyla karşılanmıştır.g. Ermenilerin bu dönemdeki ilk büyük ayaklanma hareketi 4S Zeytun adlı bir kasabada ortaya çıkmıştır. Zeytun. 1879'da "Milliyetçi Kadınlar Derneği". Pariste "Armenia" gazetesini çıkartarak milliyetçi hareketin sözcülüğünü yapmaya başlamıştır. "Doğulu" ve "Kilikya" demekleri kurulmuş. s. a. s30.4S 44 46 47 48 Recep Şahin.46 Ermeni Örgütlerinin Kuruluşu ' ' ' 1870-1880 tarihleri arasında. No:2. girişimleri sonunda Van'da milliyetçi düşünceleri yaymak ve geliştirmek için ünlü Ermeni Kilisesini açmıştır.e. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınlan. s. Hocaoğlu. İzmir. ve 1880 yılında bu demekler bir çatı altında birleşmiş ve "Ermenilerin Birleşik Demeği" adım almıştır. (Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumuna Sunulan Bildiri). a. "Cemiyet-i Tedrisiye". 1862 yılında radikal milliyetçi Ermeniler bir ayaklanma başlatmış ve bağımsız Ermenistan'ı kurma isteklerini açıkça İlan etmişlerdir. Abdülhamid. "Tabkutrarinaıüs". Bu demeğin amacı. Adana. Türk Tarihimle Ermeniler. Maraş ve çevresini imar etmektir.g. 1872'de Van'da "İttihat ve Halas Derneği" ve"Karahaç Derneği" kurulmuştur. karışıklıklar devam etmiştir.e. "Tervliyan". 47 1873 yılında Portakalyan adlı bir Ermeni ini Ermeni ihtilal grubunu kurarak "Asya" adlı bir gazete yayımlamaya başlamıştır. Bu demek ve lideri Portakalyan Türk-Rus savaşında karşılıklı yardımları örgütlemiş. Van bölgesinde "Araratlı". Ermenileri birbirine.

Taşnak Komitesine bağlı güçler 1890 yılında Erzurum ve çevresinde çeşitli silahlı eylemlerde bulunmuşlar.Turgay Uzun 1829 yılında Yunanlı kırın ayaklanma sonucunda bağımsızlıklarım kazanmalarının. Bu komitelerden ilki olan Hınçak Komitesi.90.1896 yılına kadar iki ayrı örgüt olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Sırbistan ve Bulgaristan'da milliyetçi karakterde isyanların çıkması da Ermenileri bu yolda cesaretlendirmiştir. Türkiye'ye silahlı Ermeni güçlerini sokmak. Bu nedenden dolayı iki örgüt . Ayestefanos Antlaşmasıyla bu yerlerin bağımsızlıklarına kavuşması ve Osmanlı Devletipnin içine düştüğü dunun. Hınçak komiteleriyle birleşerek Rusya'dan Türkiye'ye giren çetelere yardım amacını taşımaktadır. a. Osmanlı Devleti sınırları içinde bağımsız Ermenistan i kurmak ve daha sonra Rus ve İran Ermenistan1 ıyla birleşerek efsanevi ideal olan "Büyük Ermenistan"ı kurmaktır. sırasıyla İzmir. daha sonrada İstanbul'da bir temsilcilik açmış ve tüm milliyetçi örgütler bu komiteye bağlanmıştır. Ermeni milliyetçi hareketine olumlu bir etki yaptığı söylenebilir. Örgüt. İngiliz hükümetinin sağladığı destek sonucu merkezini Londra'ya kaydırmış. Ermeni bağımsızlık hareketine destek bulma yönünde bu iki patrik özellikle Avrupa'da etkili çalışmalar yapmışlardır. 4"' İlk olarak Türkiye Ermenistan1! diye adlandırdıkları bölgeyi temel faaliyet alam olarak belirlemişlerdir. Ermenilerin bir an önce bir isyan hareketi başlatma yönündeki isteklerini artırmıştır. Komitenin asıl adı. Örgütün tam adı federasyon anlamına gelen "Taşnaksııtyun" dur. Halep ve diğer büyük kentlerde örgütlenmiştir. 1890 yılında Kafkasya'da kurulmuştur. Marksist ideolojiyi benimseyen Hınçaklarla.g..e. s. Bu aşamadan sonra Ermenilerin bağımsızlık yönündeki faaliyetleri artmış. Türkiye'de işçi sınıfının bulunmadığını ve bu nedenle de Türkiye Ermenilerinin bu harekete katılımının az olacağını söyleyen Taşnak Komitesi arasında ideolojik ve yöntemsel farklılıklar nedeniyle görüş ayrılıkları oluşmuştur.. milliyetçi hareketin örgütlendiği ve gençlere aktarıldığı yerler olmuştur. 1887 yılında Kafkas Ermenilerinin önderliğinde Avcdİs Nazarbekian ve eşi Manan Vardaniyan tarafından Marksist ilkeler doğrultusunda kurulmuştur. Üçüncü Türk kolordusu ile çatışmalara giren örgüt militanları. Ermeni Komitelerinin Oluşumu Ermeni bağımsızlık hareketinde. Taşnak komitesi. Müslüman köylerine Halil Metin. bu süreç içerisinde görüş ayrılığına düşmüşlerdir. daha sonra onun yerine gelen Nerscs Varjabetyan döneminde milliyetçi hareketin yeni bir ivme kazandığı görülmektedir. Ermeni milliyetçi hareketini örgütleyen iki büyük örgüt. "Ermeni İhtilal Cemiyetleri İttifakıMır. Ermeni ruhani liderlerinden Van Başpiskoposu Mıgırdıç Hrımyan. Ermeni milliyetçi hareketinin bir diğer önemli örgütü. 274 w . özellikle kiliseler. Bu dönemde Bosna-Hersek. Rusya Ermenilerinin katılımıyla kurulan komite. Örgütün amacı. Türkiye Ermenilerini silahlandırarak bir bağımsızlık hareketini başlatma amacı gütmektedir. bu harekelin odaklarım oluşturan komitelerin önemli rolü olnıuşlur. Büyüyen örgüt.

275 . s. Kars ve Ardahan bölgesini kuriarmıştır. "sosyalist devrimci".Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri yaptığı baskınlarla sürekli bir çatışma ortamı yaratmayı bir strateji haline getirmiş ve. Ermeni hareketi ve 1915 Ermeni ayaklanmalarında Rusya'nın etkisi konusunda bkz. a. Rusya'da Ekim Devrimi sonrasında Ermenistan'ın Sovyetler içinde yer alması ile de Ermeni milliyetçi hareketi uzun bir süre için ortadan kalkmıştır. Ermenistan'la yapılan Günırü Antlaşması ile de ateşkes ilan edilmiş. Ermeni gençlerine Makedon ve Bulgar örgütleri tarafından askerî eğitim verilmesi ve askeri yardım sağlanması konusunda antlaşma yapılmıştır.461.459-466.5' Taşnak Komitesinin programından.5i Taşnak komitesi bölgedeki Kürt aşirelleriyle işbirliği içinde bir ayaklanma başlatmaya çalıştıysa da bunda başarılı olamamıştır.bu yörelerde katliamlar yapmışlardır. Taşnak komitesi'nin programını buradan adapte etmiştir. tüccarları. amaçlarını gerçekleştirmek için silahlı mücadele yolunu seçtikleri ve bir terör örgütü kimliğini taşıdıkları görülmektedir Diğer yandan Taşnaklar ilk programlarında bağımsızlıktan hiç söz etmemişler ve Hmçak Parlisi'nden kesin çizgilerle ayrılmışlardır. s . 1896 yılında silahlı çeteler Türk-Rus sınırım geçmişlerdir. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara Hükümeti bu güçlere karşı 9 haziran 1920:de Doğu Cephesini oluşturmuş ve Kazım Karabekir Paşa komutasındaki ordu. Taşnak Komitesi.. Bu süreç içinde Ermeni güçlerin Rusya'dan yardım aldığı görülmektedir50 Taşnak Komitesi'iııin kumcusu olan Clıristopher Mikaelyan. 51 İlociioğlu.34. ct-g.e. Ermeni güçlerin saldırıları Birinci Dünya Savaşı sonrası mütareke döneminde özellikle Fransız ve Rus işgal güçlerinin yardımıyla dalıa da artmış ve Ermeniler Kars. işçi sınıfım sömürmekle suçlamışsa da. a. s. din adamlarını. kendisine ''sosyalist demokrat". tüzüğünde. 52 Süer. Süer. Ancak Taşnak Komitesi'nin Makedon ve Bulgar milliyetçi örgütleriyle bir ittifak sağlama girişişimi başarıyla sonuçlanmış. Rusların gizli bir örgülü olan Norotonovlets'de uzun zaman çalışmış.g. işçi ve köylülerle beraber yapısında bunlara da yer vermekten kaçınmamıştır.g. Ardahan ve havalisini işgal etmişfer.. "adem-i merkeziyetçi" gibi tutarsız tanımlamalar getiriyorsa ve Ermeni toprak sahiplerini.m. "milliyetçi".m.

Osmanlı'dan Cumhuriyete İzmir Palmlan. 19.Baykara. kentlerin fiziksel çehrelerinin de farklılaşmaya başladığı izlenir1. Ankara 1978. (Çav. 211-212. 277-287. s. İstanbul 1 997.Dumont-F. Dr. Ç. A. 1867-72 yıllan arasında inşa edilen Hükümet Konağı ile önem kazanmaya başladı5. Tarih Enstitüsü Dergisi. yüzyılda. Ankara 1991. Konak Meydanı olarak tamnan meydanın tasarımı da. izmir 2000. bu bağlamda önemli yapılar olarak karşımıza çıkar. M.Berktay). İzmir 1974. Önündeki geniş bahçe düzenlemesiyle de dikkati çeken Hükümet Konağı "mn bulunduğu mahal. 1 Kent yapısındaki değişimler için bkz. Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü. N.Çadırcı. İstanbul 1996. 19. Türk Tarih Konresi 'nden aynbasım (Ankara 1994).Ü. X.Georgeon (Ed). Sonradan ortadan kaldırılan havuzlu ön bahçenin görünümü için bkz.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. diğer üç yönden de Sankışla' Hükümet Konağı ve depo yapılarıyla çevrelenmişti3. 5 Hükümet Konağı için bkz.. s. 3 Konak Meydam'mn eski durumunu gösteren kartpostal resmi için bkz. bu alanda herhangi bir meydan yoktu4. İzmir Şehri ve Tarihi. Aydın Eyaletine bağlı bir kent olan İzmir. Atay. 1973. bu * Doç. 192. Ankara 1982. yüzyıla tarilüendirilen Yalı Camii ve bugün ayakta olmayan medresesi7 bu oluşumdan sonra. 18. ss. 1850'den itibaren. T. Öğretim Üyesi. kentlerde oluşturulmaya başlanan idari merkezler ve bu merkezlerde inşa edilmeye başlanan hükümet konağı.. "İzmir Sarıkışlasmm Yapım Çalışmaları". İzmir Şehri ve Tarihi. sosyal ve toplumsal değişimlerine paralel olarak. yüzyılın İkinci yansından itibaren bu değişimlerin etkilerini dımımsayan kentlerden biri olarak önem taşır. 2439-2446.. Bu bölge. Aklüre. P. 19. s. İZMİR SAAT KULESİ İnci Kuyııhı ERSOY* 19. Bu farklılaşmalar arasında. 4 Kışlayla ilgili geniş bilgi için bkz. 2 T. Yüzyıl İzmir Fotoğraftan. M. s. Osmanlı'nın prestij yapısı olan Sankışla 1827-28 yıllarında tamamlandığı dönemde. Batısından denize açılan meydan. 52.Dcncl. bu eyaletin merkezi olmuştur. 7 Tarihlendirme için bkz. İzmir 1974. belediye gibi yeni yapı türleri ile çeşitli meydan tasarımlan göze çarpar. Osmanlı Devleti fnin ekonomik. Baykara. E. Yüzyıl Sonunda Anadolu Kenti Mekansal Yapı Çözümlemesi. S. Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri'nin Sosyal ve Ekonomik Yapılan. Kent siluetlerine düşe)' öğe olarak katkıda bulunan saal kuleleri de.Ülker. . "Osmanlı Devri İzmir Camileri Hakkında Ön Bilgi".Aktepe. Batılılaşma Sürecinde İstanbul 'da Tasanm ve Dış Mekanlarda Değişim ve Nedenleri. Modernleşme Sürecinde Osmanlı Kentleri. Konak adıyla anılmaya başlandı6. S. s. S. s. 43.3 (Ekim 1972). 55. o döneme kadar uzanır. İzmir 1998.

Hükümet-i Seniyye ve Kışla-yı Hümayun Meydanı olarak da 0 adlandırılan bu alana temel kimliğini kazandıran ve genellikle neo-klasik üslnp özellikleri yansıtan bu yapılardan sonra. s. s. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. İzmir 1952. 183. 11. Ç.5. yapı İzmir'de inşa edilen Şadırvanh Saat Kulesi olarak tanımlanmıştır. S.si'nde çıkan bu haber için bkz. 12 H. Yapımn inşaat nazarlığını. 42. 60. Anadolu Saca Kuleleri. 14 Başbakanlık Arşivi. s. Kemal Paşa Evrakı.23. yapının mimarının M. Bugün Topkapı Sarayı'nda bulunan ve Saat Kulesi ile aynı özellikleri taşıyan 1902 tarihli maketin sanatçısı. 25 m. bir maketinin yaptırıldığı ve maketin inşaat komisyonu üyesi Belediye Reisi Eşref Paşa ve Kamil Paşa'nın oğlu Said Paşa eliyle gönderilmesi konusunda 10 Mart 1307/23 MarL 1901 tarihli bir emir müsveddesi bulunmaktadır14. a. Ahenk Gazete. İzmir 1978. Ankara 1994. Yapının inşası sırasında. Abdülhamife Hediye İidüen Gümüş Maketler'". Sanat Dünyamız. 19.37 (Temmuz 1998). ag. 1). K. s. 278 9 . 10 Saat kuleleri hakkında toplu ve geniş bilgi için bkz. Yüzyıl İzmir Fotoğraftan. Ayrıca bkz.Raymond olduğu anlaşılmaktadır16. Bir gazete haberinde. 1901 yılında inşa ettirilmiş olan Saat Kulesi11. Ancak. inşaatı devam eden Saat Kulesi'nin yeri bu şekilde belirtilmiştir. Tarih İçinde İzmir. . "'İzmir Saat Kulesi". s. Ç.g. s. a.g. Ç. N.g. Raynıond Pere olarak verilmektedir17. S. Bkz. "Saat Kulesi". s. yıldönümü kutlamaları nedeniyle. İzmir 1998. 17 M. 194. Raymond Pere'nİn. Yapı hem maketin yazıtında.Acun. 86/13 1210 numarada kayıtlı yapının maketi ile ilgili belgenin iranskripsİyonu için bkz. yüksekliğindeki som gümüşten yapılmış makel. haç biçimli bir platform üzerinde yükselir. 10. Lak: S. 13 Yapının İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa oğlu Said Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa "dan oluşan bir komisyon tarafından yaptırıldığı konusunda bilgi için bkz.e. İzmir'deki Alman Konsolosluk binasını da inşa eden mimar olduğu belirtilmektedir. 24.. 1-2) 8 a Konak Meydatıfnm 1910 yıllarındaki görünümü için bkz. Maketin üzerindeki Fransızca ya/. Bkz. s. G.. Ülker. İzmir Tarihi. yüksekliğindeki 4 katlı kuruluşun kaidesi. a. kulenin mimarının İzmirli S. S.e. Atay. 133. hem de yukarıda zikredilen emir müsveddesinde.ıtlan.e. bazı İevantenlere ev planları çizdiği ve bugünkü Alman Konsolosluğu binasının da mimarı olduğu belirtilmektedir..Sonat. 9. H. 'Topkapı Sarayı Müzesi Suat Seksiyonu". H.12 (Ocak 1978). İzmir için simgesel bir değer taşıyan ve kent 10 siluetine düşey bir öğe olarak katkıda bulunan Saat Kulesi inşa ettirildi . sekizgen planlı olup çokgenin köşeleri merdivenlerle ulaşılan birer su yapısı olarak tasarlanmıştır (Res.. Konak Meydamlım denize bakan tarafında yer alan ve Sultan II.İnci Kııvııhı Ersoy alan içinde kaldı . s. Saat Kulesrnin görünümünün bulunduğu bir kartpostalda.Çiğ. İstanbullu Kuyumcu Zingulli Usta'dırL\ 90 cm. 11 N.. 11 Acun. değerli taşlar ve altın yaldızla süslenmiştir.Alay. Her katı kendi içinde bir bütünlük gösteren Saat Kulesi. 2415 İstanbul Beyoğlu'ndaki kuyumcu atelyelerinde yapılan maketle ilgili bilgi için bkz. eski sadrazamlardan İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa'mn oğlu bahriye mirlivası Said Paşa'mn yaptığı12 ve bir inşaat komisyonu kurulduğu13 anlaşılmaktadır. s. Oryantalist eğilimli yapıların kentteki en anıtsal örneğidir (Res. Atay. 7 (t990 ). Sanat Dfinyannz. s.Raymond'ıın. Giiltekin.Acun.e. "E. Ülker.

halk arasında Havuzlu Anıt olarak da isimlendirilmiştir. köşelerde iki. köşelerde dar sekiz kenarlı bir plan tasannu gösteren gövdenin yüzeyleri baklava motifleri içme yerleştirilmiş beş kollu yıldızlarla dolgulandnılmıştır (Res. saçak üzerinde yer alan palmetlerle birlikte cephe süslemesinin ana unsurlarını oluşturur. Yüzyıl İzmir 19 21 IB Fotoğrafları. Alt kat cepheleri silmcli bir saçak ve onun üstünde yer alan ajurlu palmet şeridiyle son bulur. süs balkonlarıyla aynı hizada yuvarlak madalyon İçine birer ay-yıldız motifi işlenmiştir. ay-yıldız motiflerinin yerinde.4). .3). üç dilimli kemerlerle hareketi en dirilmişür (Res. N. Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nden alınmıştır. diğerleri birer yalancı açıklık şeklindedir ve önlerini kapatan duvar yüzeyi bitkisel arabesk bezemelerle süslenmiştir. Osmanlı Arması ve II.Ülker. Sivri at nalı kemerler. Alt bölüme göre daha alçak ve dar tutulmuş olan ikinci kat. 20 .Saat Kulesi'nİn eski durumunu gösteren kartpostal resmi için bkz. Kemer köşelikleri bitkisel arabesklerle dolgulandırılnuştır. s. sivri at nalı kemerli birer açıklık şeklinde olup sekizgenin köşelerine yerleştirilmiş birer ayakla baldaken kuruluş gösterir. Geniş kenarlarının ortasına. cephelere yerleştirilen ve alttan Morcsk başlıklı silindirik sütunlarla desteklenen birer at nalı kemerle taşınmaktadır. 13. deniz cephesi hariç diğer cephelerde.4). 42. . Abdülhamit'in tuğrasının bulunduğu bilinmektedir21.İzmir Saat Kulesi (Şek. Bilgi için bkz. Üst kesimde de.Fıskiyelerden bazıları günümüze ulaşamamıştır. Üzeri birer kubbeyle Örtülmüş baldaken tarzında inşa edilmiş bu kuruluşların alt kesimine dikdörtgen biçimli birer havuz yerleştirilmiştir (Res.m. cephelerde dört kemer açıklığının oluşturduğu at nalı formlu. Moresk başlıklara sahiptir. alt bölümde olduğu gibi silmcli bir saçak ve üzerindeki taştan palmet dizisiyle son bulut. Kemer köşelikleri bitkisel kıvrık dallar ve palınet motifleriyle bezenmiştir. orijinalinde çift renkli taşla örülmüşken. üst kesimlerinde birer ay ve yıldız motifi bulunan bitkisel arabeskler görülür. . Köşelerdeki baldakenler ile eksenlcrdcki açıklıkların kemer köşeliklerindeki Oryantalist bitkisel motifler.g.. sütunçeier üzerine oturan dilimli kemerli. birer yalak yerleştirilmiş ve bu ayaklara havuzdan birer lüleyle suyun akması sağlanmıştır1 y. Galerinin üzerinden yükselen ve eksenlerde geniş. Baldakenin kubbeleri.Yapının çizimleri. birer açıklık ve bu açıklıkların önüne de konsollarla taşman ve mükebbireleri anımsatan birer küçük süs balkonu inşa edilmiştir. İki tarafında yer alan düşey dikdörtgen pano yüzeyleri geometrik motifler ve aralarındaki palmet motifleriyle bezenmiştir. a. Yapının ilk inşasında. Kemerleri taşıyan silindirik sütunlar. Bu açıklıklardan güneybatıdaki hariç. Yine sekizgen plan gösteren ve gövdenin etrafım bir galeri şeklinde çevreleyen bu bölüm. Ortasında birer fıskiye bulunan havuzların üç tarafında da. l-3) ı s . Bu nedenle de. içlerinde birer palmet bulunan baklava motifleriyle bezenmiştir. .15 Haziran 1927 yılında çıkarılan "Millî ve Resmi Binalarda Bulunan Tuğra ve Medhiyelerin Kaldırılması" hakkındaki 1057 sayılı kanundan sonra arma ve tuğraların çıkarıldığı bilinmektedir. s. Kemer köşeliklerinde. onarımlar sonucunda tek renkli taşla inşa edilerek bugünkü görünümlerim almışlardır". Yapının eksenlerde yer alan kapıları. 19. Taştan yapılmış ok ucu biçimli birer alemle biten kubbelerin dış yüzeyleri de.

Uluslararası Türk Kültürü Kongresi (3-7 Kasım 1997 Ankara). Bu karakteriyle de. diğer Baülı üslup özellikleriyle biramda kullanılmıştır. Bkz. 26 Tarihlendinîıe için bkz. Cephelerin tamamı yine taşa oyulmuş bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiştir.Acun. bir alt bölümdekiyle aynı karakteri taşır. İslaini karakterin ön plana çıkmasına neden olmuştur. baskı da. a. Keçeciler (Aııafartalar) ve Kemer (Yenişehir) karakolları gibi yapılar. diğer bölümlerde olduğu gibi sekizgen bir baldaken şeklindedir23. kaynağı KaJıire'deki Fatimi ve Memluk yapılarıyla. 24 18 Haziran 190! ve 18 Eylül 1901 tarihli Ahenk gazetelerinde çıkan haberler için bkz. Bir alemle son bulan kubbeyle örtülü baldakendeki saçak üstü süslemesi.5). kemer köşeliklerindeki ve cephelerdeki bitkisel ve geometrik motifler. s. İzmir'deki Oryantalist eğilimli yapıların ilginç örneklerindendir7.. 1881-83 tarihli Mekteb-i Sultani (Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi)25. "İzmir Mektcb-i Sultanisi (Mithat Paşa Endüstri Meslek Lisesi Binası). "Osmanlı Devri Camileri Hakkında Ön Bilgi".g. dilimli kemerler: kat cephelerini soıüandıran silmeler üzerindeki palmet ve mazgal dizileri: dışa taşlan üst bölüme geçişi sağlanyan üç sıra mukarnas dizisi: cephe yüzeylerinin danteliınsi ağ gibi baklava motifleri içine yerleştirilmiş beş kollu yıldızlarla dolgulandırılması. Ülker. Endülüs'teki yapılarda aranabilecek biçimlerin eklektik anlayışta ele almışım göstermektedir. saatlerin bulunduğu bölüme ulaşım. 136. köşelerindeki havuz ve kumalar mermerden yapılmıştır. "izmir Saat Kulesi". 280 23 . Keçeciler ve Kemer Polis Karakolları Örnekleriyle İzmir'de Oryantalist Eğilimli Yapılar" başlıklı bildirimiz. dışa taşkın üst bölüme geçiş üç mukarnas sırasıyla sağlanmıştır (Res. istanbul 1974. S. s. 1893 tarihinden sonra inşa edilen Salepçioğlu Camii26 ile Vali Rahmi Bey Dönemi'nde 19131918 tadilleri arasına larihlenen Kemeraltı. Wilhem tarafından hediye 22 edilmiş birer saat yer almaktadır . üst bölümde.Kuyulu. N. Kuruluş özellikleri ile bezemenin bütünleşerek ahenkli bir etki bıraktığı yapıda gerek form gerek kullanılan biçimler. Ülker. "Kemeraltı. 1974 yılındaki depremle yıkılanbu bölüm. Saat Kulesi. yuvarlak ve sivri at nalı kemerlerle. zemin kattaki odadan başlayarak yükselen bir merdivenle sağlanmaktadır. Ağustos 1999'da Hollanda'nın Utrecht kentinde düzenlenen A7. Uluslararası Türk Sanalları Kongresi nde bildiri olarak sunulmuştur. N. 25 Yapıyla ilgili geniş bilgi için bkz. Kuzey Afrika ve Endülüs yapı ayrıntılarıyla îslami Revivalizm diyebileceğimiz bir yaklaşımla ele alınmış Saat Kulesi H. IV. 14. 1976 yılında onarılmıştır. Moresk sülün başlıkları. bu yapılarda Oryantalist özellikler. İ. adı geçen kongre metinleri arasında yayınlanacaktır. Geniş cephelerinde. Çorakkapı. Tarih Enstitüsü Dergisi. 'İzmir Saat Kutesi".13. Alman İmparatoru II. Oryantalist üslubun İzmir'deki en Önemli temsilcisidir. s. 26. s. MAktepe.4-5 (Ağustos 1973-74). Dışa taşkın saçak ve üstünde yer alan mazgallardan soma daralarak yükselen kule. 11. 27 İzmir'deki Oryantalist eğilimli yapılan konu alan bir araştırmamız. Ancak. Sütunlardan 40 ianesi Marsilya'dan getirtilmiş24 yapıda.inci Kıtyıtlu Ersoy Gövdeden. Tamamen düzgün kesme taşla inşa edilmiş yapının.e. Çorakkapı (Basmahane).

Türkiye genelinde de Oryantalist üslubun en anıtsal temsilcilerinden biridir. sadece İzmir'in değil. daha çok Baü Oryantalizmini hatırlatan tarzıyla. 281 .İzmir Saat Kulesi ise.

İnci Kuyulu Ersoy O 1 2 5m Plan Şek.İzmir Saat Kulesi . 1 .

2 ..İzmir Saat Kulesi .İzmir Saat Kulesi • 0 . -r- O I 2 5m Doğu-Baıı Cephesi Şek.

İzmir Saat Kulesi 284 . 3 .İnci Kuyıdu Ersoy O 1 2 5m A-A «.eşiti Şek.

İzmir Saat Kulesi Res. 2 .İzmir Saat Kulesi lı " • Res.İzmir Saat Kulesi 285 . 1 .

J- 1 ? Res. 3 . 4 .İnci Kııyulu Ersoy Res.İzmir Saal Kulesi • «=***.İzmir Saat Kulesi 286 .

İzmir Saat Kulesi Res.İzmir Saat Kulesi Res. 6 .izmir Saat Kulesi 287 . 5 .

) bir başkasına (çocuklarına. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1963. dilek. Ü. "kıssa". Gök-Tanrı 'va borcumu ödedim. " der. "Ey oğullarım! Çok savaştım. Halk eğitiminde ve sosyal huzurun sağlanmasında geleneklerin önemli bir fonksiyonunun bulunduğu herkesçe kabul edilen bir gerçektir. s. Mesela ilpend-name. E. Konu olarak seçtiğimiz "vasiyet geleneği'". ibret alınacak fikir teşkil eder. İzmir 2000.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Kazan 1990. akrabalarına. Modern Edebiyal'taki Vecize (Maxime)ler aynı amaçlı ürünlerdir. 91. malını ölüm sonrasına bağlayarak bir şahsa teberru yoluyla temlik (mülk kazandırma) etmesini ifade eden bir ıerim"2dir. üç küçük oğlu üç-oklar solda oturur. . idarecinin vs. altı oğlu ile birlikte dünyayı fethedip cihangir olduktan sonra ana yurduna (yurt-i asli) döner. 32. Konumuzu dağıtmamak için bu bir biriyle iç içe bulunan didaktik mahiyetteki bir başka çalışmada ele almayı düşünüyor. aileden devlete kadar uzanan kurumlarda görülen bir uygulamadır. talebelerine. "Kişinin. Ümmet Çağında Ahlâk Kitablarıımz. C. İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi. dostları sevindirdim. ss. Bunlarda ahlaki öğütler yer alır3.289-299. Binlerce hayvan keserek büyük bir toy yapar. : Aslında dilimizde yaşayan binlerce "ata sözü". İstanbul 1997. Ankara 1988.' adı altında kaleme alınmış manzum ve mensur bir çok eser vardır. Türk Dil Kurumu Yayınları: 234. Edebiyat Bilimi Sözligi. vasiyet konusuna geçiyoruz. Düşmanları ağlattım. "didaktik şiir" ve yüzlerce ahlâk kitabı birer vasiyet niteliğindedir. Yard. Bir "Uluğ Kurultay" toplar. Bunun esasım rica. Oğuz Han. İslâmda İnanç.Doç. Üç büyük oğlu Boz-oklar sağda. Altın bir otağ kurar. kendi yolunu devam ettirenlere) ölütn öncesi yazılı veya sözlü olarak bıraktığı nasihat"1. 4. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. Agâh Sun. s. üstadın. artık yaşlandım. s. Vasiyet konusunda Hunlar devrine kadar çıkan Oğuz-nâme'de ilk bilgilere rastlıyoruz. 440. Leveııd.Dr. TÜRK KÜLTÜRÜNDE VASİYET GELENEĞİ Hasan KOKSAL' Vasiyet: "Birini (ana-babamn. bir neslin tecrübesini diğer bir nesle ulaştırma.

"trampa". 206. Melik Şah'ı yerime tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. başka bir kimse ile evlenmeden. Tavgaç-Keke'nindir. "evlat edinme" vs. Ögel. Dr. Uygurlara ait hukukun çeşitli alanlarındaki hukukî ilişkileri düzenleyen belgeler arasında vasiyetnamelere de rastlıyoruz. Türk Mitolojisi /."5. Bu belgede vasiyeti yapan. Bu tamga benimdi. İkici başta olmak üzere. Oğullarım Kosang ile Esen-Kaya üvey annemiz bizimdir. 32. gibi konularda yerleşik kültür hukukunun gelişmiş olduğu görülmekledir6. Tanık Kara-toym. evimi yönetip oğlum Altmış-Kaya'nııı eğitimi ile uğraşsın. Doç. iç hazineye bir at vermek yoluyla ağır cezaya çarptırılsınlar ve sözleri geçmesin.. 29-34. Bu tamga ben Asaııa'mndır. yüzyıllarda siyaselnâmeler ve ahlâk-görgü kurallarından bahseden didaktik mahiyetteki kitaplar (Nizamü'ül-mülk'ün Siyasetnâme'si. "faizle ve kefaletle borç alma". Üçok-Mumucu. Ayrıca üvey oğullarının. Türk Tarih Kurumu Basımevi. a. Bu tamga ben.e. Türk Hukuk Tarihi. XT-XIII. O zaman ruhum göklere çıkacaktır. s. gerek savaş. şehzadelere birer gümüş yastık. 211. Türk Devlet Geleneği. Töreye ve birliğe bağlı kalmalarım vasiyet eder4. Ankara 1976. işe karışmasınlar. Tükele ve Kimtsü başta olmak üzere. Türkler bir yandan doğuda yerleşirlerken. Yusuf Has Hacib'in Kutad-gu Bilig'i) özellikle dikkati çeken eserlerdir. halk ve yakınlarımdan Asana. "yarıcılık". Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını: 388. Ok-yay ilişkilerine göre Üç-oklar'ın bozoklar'a tabiiyetini bildirir. cemâat ile Tavgag-Yeke. 5 6 290 . Dr. gerekse barış yoluyla İslâmiyet Türkler arsında yayılmaya başlamıştır. Bahaddin. analıkları ile evlenmelerine vasiyetname ile engel olunabileceği anlaşılmaktadır. bu beyaz elbise kefenim olsun. s. "Küskü yılının sekizinci ayının on sekizinci gününde ben Tüşimi Ağırca hastalandığımdan ve hastalığımın gittikçe fenalasaçağını düşünerek ben karım Silang'a şu yazıyı bıraktım: '"Benim ölümünden sonra. s. büyük orduya (?) bir altın yastık. diğer yandan da batıda Müslümanlarla ilişki kurmuşlardır. Zaferi kazanırsak önümüzde çok hayırlı günler olacaktır7. Tanık İnge. Ben Kaysın sorup yazdım. Milli Eğilim Bakanlığı Eğitim Dizisi: 30 İstanbul 1997.g. alacağız diye. Tanen. Eğer alacağız diye dava ederlerse. Ben vasiyetnameyi Sııtz'a. İmlâsı altında yazdım. Ankara 1971. İslâmiyet öncesi Türklerde yerleşik medeniyete geçildikten sonra "velayet hakkı". Anadolu kapısını Türklere açan sultan Alparslan'ın Roinenos Diogenes ile Malazgirt Meydan Muharebesinle çıkmadan yapmış olduğu şu vasiyet-hitâbe bu geleneğin devlet katında sıkı bir şekilde uygulandığım göstermektedir: "Ey askerlerim! Eğer şehid olursam.Hasan Koksal Yurdunu oğulları arasında böler. Ahmet. Coşkun-Mıımcu. Ked-Kaya Tukung. Üçok. kimi mirasçı olarak kabul ettiğini ve terekesinde kimlerin hakkı olamayacağını gösteriyor. Prof. Aydın. onlar huzurunda verdim. s.

389. s. Turan. oğlu osnıan Gâzi'ye. onların dil ve dinlerini devlet güvencesi alıma alarak örnek davranışlar gösterdiklerini görmekteyiz. çeviren: Dr. ona memleket meseleleri hakkında vasiyetler yapacağım" demiş. s. Kopraman. a. . gözlerim sana bakmaz. 491. Kemaleddin Kâinyar'ı çağır.g. 1071 Malazgirt Zaferi'nden hemen sonra Merv'den Doğu Anadolu'ya gelip yerleşen bir Türk grubunun. tbnü'1-Esir. kendimden ümidim kalmadı. "Bundan böyle arslan yavruları olunu?. Bahar Yay. C. Asya-Avrupa-Afrika kıtalarındaki pek çok devlete 600 yıldan g-fazla adil bir ölçüde davranarak. A. Selçuklular Zamanımla Türkiye Tarihi. Beni fcır. Kâzım Yaşar. Terazisi dirhem şaşmaz. Selçuklu dönemine ait diğer bir vasiyetname Sultan Alaeddin Keykubad'a aittir. gece-gündüz kartal gibi uçunuz ve Rumlara merhamet etmeyiniz"8. Özaydın. 1237 yılında bir ziyafet sofrasında zehirlendiği anlaşılmış ve Celaleddin Karatay'a: "Benim işim sona erdi.. yeryüzünde. İstanbul. Bana karşı gel. Cilt:U). Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi. 188489. Osman. Bu vasiyetnameleri aşağıya alıyoruz: ERTUĞRUL GÂZİ'NİN VASİYETNAMESİ: "Bak oğul. Osman Gâzfnin. Turan. O bizim boyumuzun ışığıdır. Osman. en-Nasır Muhammed daha Önce veliaht tayin ettiği oğlu Amık'un 1340 yılında vefat etmesi üzerine.. Baksa da görmez olur. Oğuzlar'm 24 boyundan bir olan Kayı aşiretinin reisleri Ertıığrul Gâzi'nüı. bu dununa çok üzülmüş. Vasiyet konusunda bir başka örnek de Memlûk Devleti Sultan'ı en-Nasır Muhammed'in hasta iken verdiği vasiyettir. İstanbul 1989. fakat az sonra konuşma melekesini kaybetmiştir9. s. s. incinirim. ona karşı gelme! Bana karşı gelirsen üzülür.. 71. ona karşı gelirsen. Baskı. Mısır Memlûkta teri.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği Malazgirt Meydan Muharebesi'nde esir aldığı ve yaptığı antlaşmadan sonra serbest bıraktığı Rotnenos Diogenes'in tahttan indirildiği ve gözlerine mil çekildiğini haber alan Alparslan. İstanbul 1984. el-Kâmil Fi't Târîh Tercümesi. hasta yatağında ümerânın büyüklerini toplayarak kendisinden sonra oğlu Seyfeddin Ebu Bekr'i sultan yapmalarını vasiyet etmiş ve onlar da bu vasiyete uymuşlardır11"1. 2. oğlu Orhan Gâi'ye sundukları vasiyetleri ve Osman Gâzi'nuı kayın babası şeyh Edebali'nin vasiyetleri bu türün devlet geleneğinde ciddiyetle uygulandığım. beylere ve askerlere şu vasiyethitabe'de bulunmuştur. Şeyh Edebali'yi kırma.e. VI.

s. Daima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi ALIAH-û Teala 'ya emanet ediyorum"11. ALLAH'm dinini yaymaktır. 11 Bürün. Sabah rüzgarında sa\'rulur gidersin. " ERTUĞRUL GAZİ OSMAN GÂZİ'NİN VASİYETNAMESİ: Bak oğul! ALALH-û Teâla'mn emirlerine muhalif bir İs işlemeyesin. insan ihsanın kıılcağızıdır. Sana da bunlar yaraşır. senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. Zalim olma! Alemi adaletle şenlendir ve ALLAH İçin cihadı terk etmeyerek beni şad el. Ulemaya rivayet eyle ki. Ötüken. sebatlı ve irâdene sahip olasın. 14. Bilmediğini Şeriat (İslâm) ulemasından sorup anlayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasınl Askerine in 'ami. avun. görünmeyenler. İstanbul 1981. ona rağbet. Avun oğlum. Ancak. Nasıl Öldüler. Vecdi. Bu dediklerimi vasiyet . kelâmlısın.say. Güçlüsün. Şeriat (Kur 'an) ehlinden uzaklaşma! Bizim mesleğimiz ALLAH yoludur. ikbal ve hilm göster! Askerine ve malına gurur getirip. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. kuvvetlisin. akıllısın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Ama. Bunları nerede. ihsanı eksik etmeyesin ki. OSMAN GAZİ ŞEYH EDEBALİ'NİN VASİYETNAMESİ: -'Oğul! İnsanlar vardır. Bütün fethedilmemiş sırlar. akşam ezanında ölürler.. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik da 'vasi değildir. Daima sabırlı. senceğiz içindir. Ve maksadımız.'.Hasan Koksa! SözümüzEdebali için değil. 292 . bilinmeyenler. nasıl kullanacağım bilmezsen. şafak vaktinde doğar. Şeriat (din) işleri nizam bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan.

:832. Her sözü üstüne alma. Yay. Bereket. Bu dünyada İnancını. Gördün söyleme. atın iyisine doru. Kırgızların milli destanı Manas'ta da aynı gelenekle karşılaşıyoruz. yiğidin iyisine deli derler. hiç bir kimsenin yardımı olmadan musallaya doğru yürür. Manas hasta yatarken kırk yiğidini çağırır ve onların huzurunda Vezir Bakay'a vasiyetini bildirir: Ey benim kardeşlerim Abeke ile Kölfişf Vasiyetimi yapın. Üç kişiye acı: Cahiller arasındaki âlime. ev Bakav! 12 13 Semerkant Dergisi. Bilesin. Açık sözlü ol. "ı ŞEYH EDEBALİ İslamî Türk destanı olan Saltıık-nâme'de de vasiyet geleneği ile karşılaşıyoruz. Gaziler. San Saltuk'un böylece tekkede bekleyen her bir tabutta ayrı ayrı görülecektir. yeşilken çorak olur. Sarı Saltuk'un ölüsü yıkanıp tabuta konduktan sonra. Saltuknâme. Sarı Saltıık ölümün yaklaştığını anlayınca abdeslini alır ve kefenini giyerek çerağınm yanma gelir. kalkar muhabbetin itibar olmaz. Sevildiğin yere sık gidip gelme. kaybedersen. Sarı Saltuk tabutun içinden bir na'ra alarak vasiyetinin dışına çıkmamalarını İster' 13 . Yüce. Ocak 2000. Sarı Saltıık gâ/ilere kendisi için on iki tabut yaptırmalarını vasiyet eder. Kültür ve Turizm Bak. San Salıuk'un vasiyeti üzerinde ihtilafa düşerler. 293 . 377-378. büyüklerle beraberdir. bildin bilme. Umuma ki yüksekte yer tutanlar. Haklı olduğunda mücadeleden korkma.. s. Zenginken fakir düşene. hazır olsun. çöllere dönersin.. Anakara 1987. Bu tartışma esnasında. Sarı Saltuk'a bir yahudi hile ile bir zehirli su içirir ve arkasından gönderdiği bir fedai ile hançerletir. Aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Kemal. atanı say. Bu tabutların her birisi Eski Baba'daki Sarı Saltuk tekkesinde bir gün bekletildikten sonra na'şını almaya çevreden gelen beylere verilecektir. tabut kendiliğinden.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği Ananı. Hatırlı iken itibarım kaybedene. olun bana birer eşj Altıma da bir davak.

Mesela. Ögel. Eşsiz muhakeme ve zarafeti burada da kendini göstermişti.e. s. oldukça anlamlı bir tarih vesikasıdır. kamu düzenin sağlanması. ey Bakay! Başımla ayağımı.e. 14 :5 16 Ögel.. baktı Han göçüp gitti! Onun cenazesini kamışa koydu gitti! Bir dağ gibi Manas 'ı mezara koydu gitti/u Aynı destanda Yakup Han'ın vasiyetnamesini de hazırlayan yine Vezir Bakay'dır 15 . çok sakindi.hazır olsun. ey Bakay! Ölmek üzereyim ben. Bu tarihî açıklamalardan anlaşıldığı gibi Türk toplumunda vasiyet.g. 125.Hasan Koksal Maiyetimle herkes. Şimdi.. 294 . gelin şimdi.. Hasan Rıza Soyak.. vasiyetin günümüzde uygulanan şekillerine bakalım. ailesinin soyadını kullanmıyordu. bunu görünce diğerlerinin soyadlarını yazmadı" 16 . çekin şimdi.9.. cümleleri mânalarına hiç halel gelmeden kısaltıyor ve sadeleştiriyordu. Mazhar. o. yalnız Bayan Afet'in soyadı yoktu. ey Bakay! Yakup oğlu genç Manas böylece göçüp gitti! Bay 'in tek oğlu Bakay. bir maddede kendilerine ayaklık bağlanmasını vasiyet ettiği hanımlardan beşinin soyadı yazılı idi. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Önder Atatürk'ün vasiyetnamesi. s. anılarında diyor ki: ". vasiyet konusunda bir takım ölçü ve kayıtlar getirilerek yakınların korunması.g. hem de bazı kelimeleri değiştiriyor. s.. 531. Günümüz toplumunda. malik olduğum bütün nukııt ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayri menkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi 'ne âtideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum: î. henüz başka bir ad da almamıştı. Atatürk'ün Vasiyeti. Levendoğlu. Atatürk'ün bizzat kaleme aldığı vasiyetnamesi şekil ve muhteva olarak şöyledir: VASİYETNAME: Ankara 28 (A:A)-Atatürk'ün bugün açılan vasiyetnamesi aşağıdadır: "Dolmabahçe 8. a.. hak ve ödevler arsında denge kurulması hedeflenmiştir.1938 Pazartesi. çok ince düşünüyordu. a. Hem yazıyor. İstanbul 1968. Nıtkut ve hisse senetleri şimdiki iş Bankası tarafından nemalandırılacaktır. kökü çok eskilere dayanan bir gelenektir. 505.

ipek ve robdöşambr giymiş. Sayı:2024. s. Boynuna gene koyu vişne renginde ipek bir eşarp bağlamıştı. sigara içiyordu. traş olmuş.l. sonra önündeki sigara masasının üzerine koyduğu kapalı zarfı aldı. Derhal kalkıp odadan çıktık. Kendisi yataktan çıkmış. 3. İstanbul 'daki noter mevcudu ve o sene yeni çıkan noterlik kanunu üzerine konuştuk. Her sene nemadan mütebaki miktar varı yarıya Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir. oturduk. yüzü Özellikle ebeveynler. 10 Kasım 1939. Ülkii'ye 200 lira ve Ruhîye ile Nebiye 'ye 100'er Ura verilecektir. yıkanmış. Sabiha Gökçen'e 600.Bir gün sonra emrettiği saatte noter geldi. baktım. Tam karşısına koydurduğu sandalyelerde üçümüze de ver gösterdi. Hatırımda kaldığına göre noterle. "Atatürk Vasiyetnamesini Nasıl Hazırlamıştı?". diyerek notere verdi. Sayı:9-10.bulunacakları tasamı Har hakkında İsteklerde bulunurlar. edebî bir kıymete de sahiptirler. Kendisine haber verdim. muhtaç oldukları yardım yapılacaktır. 17 18 Olcay Gazetesi. Bizi görünce hafifçe kımıldadı. s. Her seneki nemadan bana nisbetleri şerefi mahfuz kaldıkça yaşadıkları müddetçe Makbule'ye ayda 1000.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği 2. kendileri ölmeden önce düşündükleri yolun devam etmesi için varislerine -özellikle mali konularda. Ömer İrde/p ve ben şahit oluyorduk. 5. Zaten bizimde yapacak işlerimiz vardı. K. Getirilen kahvelerin içilmesini bekledi.ATATÜRK" 1 . İsmet İnönü'nün yüksek tahsillerini İkmal için. Makbule 'tiin yaşadığı müddetçe Çankaya 'daki oturduğu ev de emrinde kalacaktır. Çıkarken pembeteşmişti"1*. 249. Neşet. Alt katta bir odava girdik. Atatürk 'ten haber gelince üst kata çıktık. 'Bu benim vasiyetimdir. Afet'e 800. Denize nazır pencerelerin önüne koydurduğu bir şezlongun üzerine oturmuş. 4.. Trabzon 29 2. Soyak Hasan Rıza. Bu vasiyetnamenin notere teslim edilişini Hasan Rıza Soy ak şöyle anlatmaktadır: ". Bunda Dr. bir zabıt yazdık. Sabiha Gökçen 'e bir evde alınabilecek ayrıca para verilecektir. 6. hukuki bir belge sayılmakla birlikte. "Buyursunla" dedi. Çoğu kez yazılı hale getirilen bu beyanlar. yeni kurulacak bir yuvanın ayakta kalması ve mutluluğu için her türlü tedbiri önceden aldığı gibi. yatak odasına girdik. Biraz vakit kazanmamı istedi. Teşrin (Kasım) 1938. üzerinden bir yük kalkmış gibi ferahlamış. Tarih Coğrafya Dünyası. 295 . icap ettiği zaman kanuni muamelesini yaparsınız'..

s. "Mirasçılarda taksim. miras bırakanın herhangi bir kimse ile miras mukavelesi yapması mümkün değildir. Hz. Veda haccı sırasında şiddetli bir hastalığa tutulan öleceği zannıyla malının tamamını hayır hizmetlerine vakfetmek isteyen Sa'd bin Ebu Vakkas'a izin vermemiş. s. vasiyetnamesi yanında yazılı olmadığı halde iki gece geçirmelidir." Diye buyurduğu rivayet edilmiştir 3 . Peygamber. Hanefi mezhebine göre vasiyet.e. "Bir müslümanın vasiyet edebileceği bir şeyi varsa. Mukayeseli İslâm Miras Hukuku. ancak inalının üçte birini vasiyet etmesine müsaade etmiştir22.g. Maide. Aktan.g. • Aklan. ölüme bağlı tasarruflar içinde vasiyetler önemli bir yer tutar.. İslâm Miras Hukukıf nda. 7 1 . s.. 72. Vasiyette bulunmanın dinî hükmü. Bu hususta mezhepler arsında birlik vardır 21 . Peygamber de müslümanları vasiyette bulunmaya. .e. mekrun 1 20 21 22 23 24 25 Aklan. a. sonradır"22. Nisa.g. s. borçların ödenmesinden sonra yer aldığı bilinmektedir20. vasiyetin müessese olarak tslâm hukukunda caiz olduğu açıklanmaktadır. İslâm Miras Hukuku'nda. Yalnız İslâm Hukukıfnda bu serbestlik sınırsız değildir. 79. İşaret Bilimsel Araştırma Dizİsi/9. ölenin borcu ödenip vasiyeti yerine getirildikten "Ey iman edenler! Sizden birinize ölüm hali geldiği zaman vasiyet vaktinde içinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tu/un "u. sağlığında yapamadığı bazı hayır ve iyilikleri vasiyet yoluyla olsun yerine getirmeye teşvik etmiştir. Ancak tereke (ölen kimsenin miras olarak bıraktığı her şey) üzerindeki hakların sıralanmasında vasiyetlerin. s. a. . a.e. Fukahanın değerlendirilmesine göre. Hz. 7 1 . Peygamber'in. bu malı Ölüme bağlı bir tasarrufa konu edebilme hakkı ve irade hürriyetinin tabîî bir sonucudur.g.. Ayetleri.VI06. a. Aktan. Kur'an'da vsiyetin caiz olduğu genel bir ifadeyle duyurulmaktadır. Hatta Hz.Hasan Koksal Edebî metinlere geçmeden önce İslâm Miras Hukukıfnda "Ölüme Bağlı Tasarruflar" başlığı altında ele aldığımız ivvasiyet"i izaha çalışalım: Kişinin kendi malında hayatta iken dilediği gibi tasarrufla bulunması gibi. 71. kural olarak nıendup (şeriatça yapılması uygun görülen) ve müstehap (beğenilen) olmakla birlikte belli şartlarda farz. kişinin miras olarak bıraktığı malların ancak üçte birini vasiyet edebilir. Erzurum 1989. Hamza.. böyle bir müessese kabul edilmemiştir". Aktan. 4/11-12. bir kimsenin sahip olduğu malın aynını veya menfaatini bağış şeklinde ölüme bağlı olarak temlik edebilir.e.

g. "Vasiyet" Maddesi. Mesela oğlu sağ olan baba.. Vasiyetin yerine getirilmesi mirasın paylaşılmasından önce gelir. kütüphane.. 297 . Aynı yer. Başka bir söyleyişle mirasçıya vasiyet olmaz. yetim torununa vasiyette bulunabilir^1. vasiyet yapılanın vasiyeti kabul ettiğini belirtmesi gerekir2". s. s. Geride kalanların bu vasiyeti yerine getirmeleri hem dinî hem de hukukî bir borçtur.e. Sadi Hoşses öldüğünde Yusuf Nalkesen bu vasiyeti yerine getirir31. çeşme. Bu durum dikkate alınınca vasiyetin bırakılan mallara taallukunun ölümden sonra gerçekleşeceği sonucu ortaya çıkmaktadır. gibi bütün insanlara yararlı yatırımları sağlığında yaptırma fırsatı bulamayanların bu yönde vasiyette bulunması müstchap görülmüştür. İstanbul? 1997. vasiyette bulunanın hısımı olabilir. a. Şerbetini de benim mezarımın toprağına dök". Vasiyette bulunan kimse ölmeden önce vasiyetten vazgeçebilir. cenazemde çalınsın.. geç duyulduğu için öldükten sonra Devlet Klasik Türk Müziği Korosu tarafından "Reşat Aysu'yu Anma Programlında yerine getirilmiştir32. Sadi Hoşses. 26 27 28 29 30 31 52 İslâmda İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi.g. Yine ünlü bestekâr Reşat Aysu. s. a.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği (yapılması şeriatça hoş görülmeyen) hatta haram hükmü de olabilir25. Aklan. 72. o gün kalburabastı tatlısı yapmıştır. Aynı yer. Emiroğlu. camii. 440-442. O an Yusuf Naİkeseir e vasiyette bulunur: "Öldüğüm zaman. ancak mirasçısı olamaz. okul. hastane. Cilt:4.. bestekâr Yusuf Nalkeseıvin evine gider. Bu vasiyet. İzmir Klasik Türk Müziği Korosu Viyola Sanatçısı. mezarlığa gelen cemaate yetecek kadar kalburabastı tatlısı yaptır ve onlara yedir. Aktan. ölmeden önce şu vasiyeti yapmıştır: "Kendi beste/ediğim cenaze marşım. Yusuf Nalkesen'in hanımı. 74. Müzik dünyasının yakından tanıdığı merhum Sadi Hoşses bir gün.. Mesela vakıf. ölümden sonra ödenmesini ve hak sahiplerinin haklarının verilmesini vasiyet etmesi ise vaciptir 7 . Lehine vasiyet edilen kimse. Yapılan bir vasiyetin hukuken geçerli olması için vasiyette bulunanın akit ehliyetine sahip bulunması. Sami. Sami. bîr müslümanın sağlığında ödemesi gerektiği fakat ödeyemediği malî karakterdeki dinî ve medenî borçlarının. Yani kişi yaptığı vasiyetine bağlı kalmak zorunda değildir 9 .e. îslâmiyette gayri meşru bir iş ve faaliyet için vasiyette bulunma caiz olmadığı gibi bu tür vasiyetlerin yerine getirilmesi de caiz değildir. Buna karşılık. Bilgiyi aktaran: Emiroğlu.. çok sevdiği bu tatlıyı yer ve hoşuna gider. Eğer kendisini mirastan mahrum edebilecek başka bir mirasçı bulunuyorsa böyle bir mirasçıya vasiyet caizdir.

alegori san'atının da tipik örneğini teşkil etmektedir. "Bu vasiyet de yerine getirilmiştir33. Her yolun başlangıcı.sonra. Sami Emiroğlu ve aile efradına: "Ben öldüğüm zaman. Sen petek misali Veysel de arı înlesir beraber yapardık balı Emiroğlu. Mustafa Kandırah benim mezarımın başında klarnet çalsın. benim oğlumla aynı mezara gömüm ve mezar taşıma da şu dörtlüğü yazın: Baba oğlu kavuştuk. sonuymuş başka yolun. ömürlerinin son döneminde kendilerinden arzuları sorulur. Sami. Şair şahin Çandır. Allah rızası için.Hasan Koksal Çeşitli meslek gruplarından olup da toplum tarafından sevilen-sayılan şahsiyetler ilgi odağı oldukları için. Öğrenilen bu istek yerine getirilir. Cemalettib Alptekin (1928-1992) Oğul: Tahsin Eren Alptekin (1960-1981) Türk San'at müziğinin paşası diye namlandınlmış Zeki Müren'in vasiyeti ilginçtir: "Ben öldükten . Bu toprak yığınından. orada bulunan Şair Yalçın Banricaıı. Büyük Ozan Aşık Veysel'in sazına vasiyeti. Gizli dertlerimi sana anlattım Çalıştım sesini sesime kattım Bebe gibi kollarımda yaylattım Hayali hatır et. Ccmalettin Alptekin. Röntgen Mütehassısı Dr. geçerken biraz durun.. . sonunda bir kabirde. söyleme yâda Garip bülbül gibi âhuzar etme.. Sanatçı Engin Çır. bir fatiha okuyun! Yalçın BENLİ CAN Baba: Dr. beni unutma. Ben gidersem sazım sen kal dünyada Gizli sır/arımı aşikar etme Lâl olsun dillerin.

dalı Ben babamı. toplulukların tarih sahnesine çıktıkları andan bugüne kadar geçirdikleri hayal serüvenlerini. mitolojilerini ve inançlarını kayıtlara geçirmemiş bir çok yönleriyle ve bir bütün halinde muhafaza etmeyi sağlamıştır. Elemanları bakımından çeşitlilik arzeden kültürümüzü bir bütün olarak ele alıp değerlendirmek.Türk Kiiltüriinde Vasiyet Geleneği Ben bir insan oğlu san bir dut. bizleri büyük bir devlet olduğumuz sonucuna götürür. sen ustanı unutma. Bu gelenekler. 299 .

İşte yazımızın konusu da Pir Sultan Abdal'ın hayatını konu alan ve onun ölümüyle ilgili bilgilerin de yer aldığı "Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikayesi" de böyle bir anlatıdır ve dönemin siyasi ve sosyal durumundan pekçok şeyi aksettirmekledir. Ü. Zaten sınıflaşmanın Temelini de bu çatışma. bir asır boyunca devam eden Moğol istilâsı ise bu trafiğin bir insan seli halini almasını sağlamıştır. ss.dan itibaren farklı sınıfların görülmeye başlamasıyla teşekkül elliği kabul edilen halk hikâyelerimiz (Boratav II ss. İzmir 2000. O yüzden hikâye üzerinde incelemeye başlamadan önce hikâyenin kahramanı olan Pir Sultan'm yaşadığı dönem ve o döneme gelinceye kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun genel durumu hakkında kısa bir bilgi vermeyi uygun buluyoruz. (Öz. bir başka ifadeyle bu tür hareketlerin farklı sınıflan bünyesinde barındıran toplumlarda görülmesi bu durumun toplumların ihtiyaçlarına göre ortaya çıkan ve şekillenen. ss:413-414: Köprülü I. eşkıyalık hareketleri ya da başka türden olayların doğduğu ortamın niteliğini taşıması. siyasi. Orta Asya. E. savaşlar vb. çelişkilerin. (Gülpınarlı 1. bu sınıflar arasındaki çeşitli çatışmaların. çelişki ve anlaşmazlıklar oluşturmaktadır.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV. Dr. X1TI. İran ve Doç. "PİR SULTAN VE HIZIR PAŞA" HİKAYESİ Nerin KÖSE* *Bir toplumda farklı sınıfların varlığı. kültürel ve ekonomik bakımdan oldukça ilginç bir tablo görünümündeydi. Bu sebeple Türk toplumunda XV. yy. O sebeple ortaya çıkan çeşitli ayaklanmalar. hatla Pir Sultan Abdal gibi bir dönem Türk Edebiyatına damgasını vurmuş şairin hayatı çevresinde bir halk hikâyesi teşekkül etmesinden daha tabi bir şey olamaz. özellikle topraklarını kaybeden beylerin başkaldısına da zemin hazırlamış. ss: 18-90) idari ve askeri kudretin bozulması birtakım isyanların. Yüzyılda Anadolu coğrafi. onların arzu ve beklentileriyle kültürel yapıların da ortaya çıkaran anlat türlerine de aksetmesine yol açacaktır. anlaşmazlıkların da olması demektir. hükümetin merkeze uzaktaki yerlerin denetimini ve halk üzerindeki etkisini zayıflatmıştır. İran ve Harezm ile Mısır ve Suriye arasında geçit durumunda olması doğudan gelen bitmez tükenmez bir trafiğe yol açmış. toprak idaresinde rüşvetin Önlenememesi. s:200) Taht kavgaları.76-77) de de bu tür olayların tespit edilmesinden. Selçuk Devleü'nin askeri ve iktisadi durumunu daha çok Moğollar'ın bu acımasız saldırılan sarsmış. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi . tarihi..301-318.

" Zümre Edebiyatları" dediğimiz "kendi inanç şekilleri doğrultusunda ibadeti öngören. *Tasavvufî Halk Edebiyatı. ss:361-362) halk edebiyatımıza bu iki sınıfının benzer ya da aynı ürünleri yaratmalarına yol açmıştır. Yunus'u kaynak edinmiş olmasına rağmen kullandıktan terimlerin Alevi ve Bektaşilik'in erkân ve usulünü yansıtması. ss:413-414). Boratav:ss:5()-51). isyanlar taht ve toprak kavgaları. Ss:359-375. devriye vb. Âşıkların gerek şiir türleri ve konuları. S:36O).) bütün yeni tarikat. Anlaşılacağı üzere bu karışık dunun halk ve İdareciler arasında şu ya da bu sebeple sivrilmiş pek çok kimsenin bu gruplar aracılığıyla kuvvetlenme. yy. mezhep ve inançları temsil eden ve çoğu gezginci olan bu kimselerin gelişiyle İslâm dini büyük bir toleransın hakim olduğu geniş bir düşünce akımı halini almıştır (Köprülü I. sınır boylarında alp-erenlerin ve diğer çeşitli grupların aracılığıyla farklı şekillerde yorumlanıp hızla yayılmaya başlamıştır. Bir başka ifadeyle kıtlık ve açlık. gerekse ekseriyetinin içinde bulundukları çevre bakımından Alevi Bektaşi şairlerle paralel bir özellik göstermelerinin (Köprülü II. ilâhilerin. hesaplarına son derece uygundur. Gölpmarlı II. kaynağı Yesevi'nin Hikmet'lerine dayanan ve Yunus'un coşkun lizmiyle beslenerek tekkelerde şeyhlerin. kuvvetlerini konuna vb. ss:2OQ-255. esnaf teşkilâtlarında ahilerin. Bu durum XIV ve daha sonraki yüzyıllarda da devam etmiş.Nerİn Köse Türkistan'dan pekçok sufinin Anadolu'ya gelip çoğu Batıni karakter taşıyan çeşit çeşit tarikat ve mezhep crbabıyla birlikte yarattıkları yeni hava ile hükümetin etkisi daha da azalmıştır. ss: 184-187) yanışına tasavvufu kaynak edinmeleri (Gölpmarlı I. S:414J. Tanrı ile inceden inceye 302 . nefeslerin söylenip çalındığı yeni bir edebiyat türü ortaya çıkmıştır (Köprülü 1 ss:337357). Saz şairlerinin bazılarının da bu inanç tarzım temsil ettileri düşünülecek olursa bu yakınlığın ve önemin sebebi daha iyi anlaşılmış olur. *Alevi-Bekt. Çünkü Sünni ya da değil (Rum Abdalları. Camiler. müslüman inanç ve ibadetlerine karşı tevil ve kınamada bulunmaları. Anadolu'da her türlü inanç şeklinin yerleşip yeşermesine elverişli bir durum yaratmış. Kalenderiler. A Icvi-Bcklaşi Edebiyatı.aşi Halk Edebiyatı *Melâmi-Hamzavi Hlk Edebiyatı olarak üç gnıpta inceleyebileceğimiz Türk Edebiyatının bu sahasında (Gölpınırlı II. tasavvuftaki "Varlık Birliği" yerine "Ali ve Ehl-i Beyt Sevgisi"nin ön plâna geçmesi. Alp Erenler vb. nutuk. bu zümrenin erkân ve usûllerini içeren nutukların. Haydariler. Mesela 1240'ta güçlükle bastırılan Babailer İsyanı İle 1278'te Konya'yı zaptederek adına hutbe okutan ve şehzade olduğunu iddia eden Cimri İsyanı bize. önemli bir yer işgal eder. Gölpınarhl. İslamiyet. şiir (nefes.) lerin kendi inançlarıyla örülü olup kutsal tanıdıklarının ınenkabelerini anlatması. Anadolu'sımdaki yeni ve ilginç bir dini havanın haberini de vermektedir (Gölpınırlı II. Selçuklu Devleti'ndeki idari ve askeri çöküntü ile XIII. bozulan ekonomiyi düzeltmek için konulan ağır vergiler ve dunundan İstifade etmek isleyenlerin yağmaları vb.

Alcvi-Bektaşi Edebiyalı'mn en önemli siması. ss:67-86). kahvelerde saz çalıp söyleyerek sürdürmekledir. ss:120-142. Kısacası herşey onun şiirlerinde kendilerine yer edinmişlerdir. Beklentileri. Hz. Aslanoğlu. Hem kendi. Gölpınarh 1. Kul Mustafa. bir müddetten beri farklı bir yörede oturmasına 303 . Pir Sultan hayatı boyunca Alevilik'in en güçlü savunucularından olmuş: bütün nefeslerinde bu inanca ait erkân ve usûlleri.418-419. Ali'ye ve Şah İsmali'c bağlılıklarını dile getirmiş (Aslanoğlu. Ss:58-66). insan sevgisi vb. Hikâyenin musannifi Ali İzzet İlci aslen Sivas'ın Su Şehri köyünden olup 63 yaşındadır ve âşıklığını. ss:362-37I). Ayrıca Dede Korkut'tan Kaygusuz'a. Özellikle III. Düşüncelerinden vazgeçmediği. ss:417-423. Aslanoğlu. ss. pek önemli bir yere sahip değildir. ss:48-53. Nitekim ölümü ve ölüm sebebi. Köroğlu. odur. Bu sebeple Pir Sultan'ın olmayan ancak onun gibi gösterilen pek çok nefes tesbil edilmiştir (Aslanoğlu. dünya ve ölüm."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi alay edilmesi. yaşayışı ve hayatı. İşte makalemizin konusu olan "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi" de bunlardan biri olup mahalli bir saz şairinin tasnif elliği halk hikâyesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kerem. ss:417418): diğer Pir Sultan Abdallar ise sanki kendi başlarından geçmiş gibi bu olayı anlatan şiirler söylemişlerdir (Aslanoğlu. Alevi-Bektaşi Edebiyatı için de Pir Sultan. yol vermeyen dağlar tepeler. Gevheri gibi diğer Alevi şairlerini etkilemekte gecikmemiştir (Gölpınarh I. Pir Sultan'ın hayatında III. üstelik vazgeçmeye niyelli olmadığını açıkça söylemekten çekinmediği için onun tarafından hapse attırılmış ve idam edilmiş (Ural. Deniş Ali. bazı olayların etrafında efsaneler teşekkül etmiştir. Sefil Ali. en lirik şairi kuşkusuz Pir Sultan'dır. ss: 111-142) bile onu bu yolundan alıkoyamamıştır. bu uğurda hayatından olmasına rağmen tasavvuf. çiçekler. ss:60-64). Alevi olan ve "kul" lakabıyla bunu açıkça ortaya koyan. Yunus'taıı Hayati'ye kadar pekçok ustanın etkisi açıkça görülen Pir Sultan Dadaloğlu. Gölpınarh 1. Murat döneminde Sivas valisi olan Hızır Paşa'nm ayrı ve önemli bir yeri vardır. ss:43-53: Ural. İran'a ve Erdebil Dergâhına candan bağlılığının görülmesiyle bu cdcbiyal Tasavvuf! Halk Edcbiyalı'ndan hemen ayrılır (Gölpınarh II. hükümetin yıllar boyu Alevilcr'e baskı uygulaması hatla öldürtülmesi (Aslanoğlu. sık ağaçlı ormanlar. Bunların sonunda Pir Sultan'ın hayatı dcstanlaşmış. bir ermiş gibi kabul edildiğini göstermektedir. Ahmet zamanında Sivas valiliğinde bulunmuş olan Hızır Paşa ile olan münasebeti şiirlere konu olmuş. ss:30-54. deyiş söylencesi vb. bu yolda bir kitap olabilecek hacimde rivayetler ortaya çıkmıştır. uzun yıllar adı geçen olayın geçtiği çevrede yaşayan Ali İzzet İlci. Şiirlerinde bu inancı yaymaya çalışmasına. ss:67-68). hatta kendisiyle aynı adı taşıyan beş şair daha ortaya çıkmıştır. Gölpınarh. bağlar bahçeler. ss:417-418) onun halk tarafından ne kadar sevildiğini. hayvanlar. Kısacası Tasavvuf Halk Edebiyatı için Yunus ne ise. Hızır Paşa ile olan ilişkileri. île ilgili hususlarda anlatılanlar (Aslanoğlu. 5 yıldan beri İzmir'in Torbalı ilçesinde yaşayan Ali İzzet İlci "Kul İzzet" mahlasım kullanmaktadır. hem de daha sonraki çağların Alevi şairleri Pir Sulum tarzında söylemeye çalışmışlar.

ss: 127-128) bu lükayesindeki türkülerinde bile Pir Sullan'm etkisi açıkça görülmektedir. Nitekim hikâyede 3'ü lek dörtlük 11 türküden: . Çıldırlı Âşık Şenlik'in "Salman Bey Hikâyesi'ni tasnifini hatırlatan (Boratav.Nerin Köse rağmen hafızasından silinmeyen "Pir Sultan'ııı ölümü" meselesini bir halk hikâyesi haline getirmiştir.lti varyanttaki iki türkü hariç) Kul İzzet'İn. Önce vakayı anlatan nesir kısmım düzenlemiş: uygtm yerlerine de (1 no.

lu deyiş) mısralarıyla başlayan deyişinin. Yiyemezsin demendim mi? Diye başlayan 4 dörtlükten ibaret türküsünde: Güzel âşık çevrimizi Çekemezsin demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi? (Aslanoğlu. s: 197. Mahşerde toplanır biltamam kamu Ol Nebi Muhammed Pirim Ali'dir dörtlüğünde: Gelstin ikrarına beli diyenler Anladım derdim Muhammed Ali'dir İsmim anınca salâal vernler Meşrebim virdim Muhammed Ali'dir (Aslanoğlu.a demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır. Hızır Paşa bizi berdar etmeden. 85 no.lu deyiş) misralanyla başlayan deyişin.lu deyiş)diye başlayan deyişini: Ey bana kimsin diyen Evvel Allah'tanız bir Nâmıma Haydar derler Âli Abadanız biz şeklinde baylayan 2 dörtlükten ibaret türküsünde: Gel güzelim kaçma benden Yad değiliz bülbülüz biz Biz yol ehli kardaşlarız . 158 no. 121 no. s:231. Erkân içinde yoluz biz (Aslanoğlu. Açılın kapılar Şah'a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar Şah'a gidelim diye başlayan ve ilk dötlüğü aynı olan türküsünde de: 305 . ilk dörtlüğünün son iki mısraı aynı olan: Hak yonunu eğri tuttun. Evvel rı/. s:164."Pir Sultan Ve Hızır Paşa " Hikayesi Muhaııınıed Ali'dir var mıdır aynı Pirimi sevenler çeker mi kaygu.

ss: 102-122) Zaten türkülerimi/. özeti kısaca şöyledir: "Horasan erenlerinden Kul Fam ve eşi Bahar Çiçek'in (1 no. Kul Fam sevincinden ne yapacağını bilemez. Günlerden birgün yavrularını arayan ancak bir türlü bulamayan bir kazın "yetiş Allah" diyerek dileğine-kavuştuğunu gören Kul Fanı evine dönünce olanları karışma anlatır ve sabaha kadar "kendilerine bir evlât vermesi için Allah'a dua ederler. sofralar kurdurur. Gelelim anlatının konusuna. sevincini ve tasasını.13ü-132. 18. Gerçeği istersen kâtip böyle yaz Hem gece hem sabah Şah'adır niyaz İnşallah yıkılır şu kanlı Sivas Kâtip ahvalimi Şah'a böyle yaz dörtlüğüyle başlayan diğer türkü ise tamamen Pir Sultan'a aittir (Öztelli. ss:189-223.lu varyanttaki Öyle bir zamane geldi ki devran Zalimler sultandır Hak agâh olsun Elimde zincir var dilimde efgân Halimi işiten dil mahzun olsun dörtlüğüyle başlayan ve 2 bentten ibaret olan türkü. Gel zaman. 47 no. olsun bütün şiirlerinde kullandıkları bir biçim olduğunu (Elçin. Hikâyenin her iki varyalındaki türkülerin hepsi de (1 no. Pir Sultan'ın ağzından söylenen türkülerde gayet açık bir şekilde görülmektedir. badem tenli bir oğlu olur. isterse devriye vb. yani tulum ve tepkisini gösteren en güzel i İade yoludur. ss. git zaman Cemile Hatun'un uzun saçlı. kendisini sevenlerin ve halkın Hızır Paşa'ya karşı duygulan.lu varyanttaki tek dörtlük hariç) koşma düzeninde söylenmiştir. Edebiyatımızın en çok sevilen şiir türü ve saz şairlerimizin ister nefes. toplumun herhangi bir olay karşısındaki yergisini. Dizdaroğlu.Nerin Köse Gönül çıkmak ister Şah'ııı köşküne Can boyanmak ister Ali Müşküne Pirim Ali on'ki imam aşkına Açılın kapılar Şah'a gidelim (Aslanoğlu. ister nutuk.lu varyantta ise 3 iürkü ile iki dörtlük vardır ve Mukammed Ali'dir var mıdır ayn diye başlayan ilk dörtlük hariç.lu deyiş) deyişinin açık tesirini görmemek mümkün değildir. Hikâyenin adından da anlaşılacağı üzere vaka. Kul İzzet'in kendisine.lu varyantta Cemile olarak geçmektedir) yedi yıldır evli olmalarına rağmen çocukları olmamıştır.) 2 no. Ali'ye olan bağlılığını konu eden ilk dörtlükle. hepside Pir Sultan'a aittir.. 1 no. müjdeciye de bir ak koç hediye eder. (Dizdaroğlu. Pir Sultan ile Hızır Paşa arasındaki ilişkileri anlatan olaylarla ilgili olup. S. 3G6 .. ss:68-84) da ortaya koyan bu dimim Hz.

Haydar ona "yol verir" ve "eline. Bunu gören Hızır Paşa daha da hiddetlenir ve Pir Sultan'a "içinde şah kelimesi geçmeyen bir şiir söyle. Hızır'ın olayı bilmezden gelmesi üzerine hiddetlenir ve "yaptıklarının kötü olduğunu" söyler. Bunların içinde Tokat'tan gelen Hızır isimli abdestsiz namaza duran."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi Bir hikmet gösterene kadar adı konulmayan çocuk kısa zamanda "dört kapı. taşar. seni affedeyim. kırk makamın sırrına vakıf olur ve yedi yaşında iken de erenler sohbetine girer. Gel zaman git /. Giderek nefesinin ve sazının kerameti her yere yayılan Haydar babasının evini dergâh edinir ve etrafı müridleriyle dolar. Ancak Pir Sultan'in Yıkılın kapılar Şah'a gidelim redifli deyişi.aman İstanbul'da tahsilini tamamlayan ve Sivas'a vali tayin edilen Hızır Bana/. bir daha da görünmez. Bunlar yetmezmiş gibi Hızır "İstanbul'a gidip mederese okuyarak Sivas'ta adaletin temsilicisi olmayı düşündüğünü" belirtmiştir. Hızır Paşa'dan hesap soran ve ondan "Banazlılar bana itaat etmedi. Usta ozan da sazı ile birlikte oradan gider. seninkelerse yiyecekler" teklifini yapar. sahip olmasını" söyler. onun sonunu hazırlar ve Hızır Paşa. Göreceksiniz benim illerim yemeyecekler. Bunu gören Hızır Pir Sultan'a "Sivas'a girmesinin yasak olduğunu" ifade eder ve onu kovar. Pir Sultan bu davete cevap vermezse de eli-kolu zincirlenir ve sürüye sürüye konağa getirilir. beline. Orada Banaz'ın usta âşığı Kul Himmet'in ulu kişisi Seyid Necmettin'in önünde söylediği bir dörtlükle hikmetini gösterir ve Kul Fahı oğluna Haydar adını koyar. Durum çok ağırına giden Pir Sultan. halkın gözü önünde asılır. destursuz dergâha gelen müridini ise Pir Haydar'm "Sarı Kadı" ve "Kara Kadı" adlı köpekleri bile sevmezler. Köyü'nden haracını alamayınca Pir Sultan'ı ayağına çağınr. iki haram yemek pişirir. Uzun süre ilden ile dolaşan Pir Sultan vatan hasretine dayanamayıp geri geldiğinde Banaz'da taş taş üstünde kalmamıştır. Bu arada amca kızı Balım Sultan'Ia evlenen Pir Haydar haktan ağır vergiler alan ve onlara zulmeden Sivas Valisi Ayvaz Paşa'nın huzuruna çıkarak "yaptıkılarının ulanç verici olduğunu" söyler . Duyduklarına çok sinirlenen paşa ona kuk değnek vurdurup ellerini zincirletir ve katırına ters bindirerek Banaz'a yollar. yoksa asarım" der. hikâyeler anlatırlar.07 . haram yediler" cevabını almaca "o halde iki helâl. 3. Hızır Paşa söylenileni yapar ve : Pir Sıütan'ın dedikleri aynen gerçekleşir. Bugün Banaz halkı "onun ölmediği" konusunda efsaneler.

Ancak "Gökçe Çiçek". s:2()7. medet Allah" dedikten sonra onları bulabilen bir anne kazı gördükten sonra "Allah deyince işler olmaz. "Çiçek". Babasına "âşığın söylediklerinin manâsını " soran oğlan ondan "muhabbetten oğul" cevabını alınca "Böyle sohbet olmaz.. saçı kesilmemiştir. mahalli bir saz şairi tarafından halk Hikâyesi haline getirilmiştir. (İnan. Seyİd Necmeddin'dir) çalıp söylediğini görür. l-2):si sebebiyle uğuruna. kırk makamın sırrım" söyleyen oğlanın. meclisteki 1 erin: "Muhammed kimdir. tabidir ve bunların basında da Dede Korkut gelmektedir. Nitekim kul Fakı'nm oğlu yedi yaşma gelmesine rağmen adı konmamış.. Ali kimdir?" sorusuna karşılık söylediği: 308 . Bunca söze ne hacet? "Ademi "adem eden üç harf ile beş noktadır. Bunun üzerine meclîste oturanlardan Seyid Necmeddin adlı yaşlı ortalığı yatıştırır. s:73) soy lamasını hatırlatmaktadır. O sebeple hem anlatı geleneğinden. kul islemeyince Allah vermez" diye söylenmesi (1 no. Kalafat. Bun duyan Kul Himmet: "Bahey Kul Fakı! Ne zamandan beri adı olmayan çocukar meclise gelip olur olmaz sözlerle ayıplar kılar?! diye kızar. kadir Tanrı virmeyince er bayımaz (Ergin. Günlerden birgün erenler sohbetine ayak basan oğlan orada Kul Himmet adlı bir âşığın (1 no. *Yine hikâyede yedi yıllık evli olmasına rağmen çocuğu olmayan Kul Fakı'nın gamlı gönlünü avutmak için çıktığı çayırda yavrularını arayan ancak "medet Allah. *Herşeyden önce Pir Sııllan'ın annesinin adı Bahar Çiçek. "Dört kapı. gücüne inandığı yada korktuğu varlık veya canlıları ad olarak koyma meselesinde aramak gerektiğine inanıyoruz. *Hikâye kahramanının adının konması ile ilgili kısımlarının da Dede Korkut Hikâyeleri'ylc paralelliği söz konusudur. Sânı ulvi Allah.. bize Dede Korkut'takî Bamsı Beyrek'in beşîkkertme nişanlısı Banu Çiçek (Ergin. Çünkü bir hüner göstermemiştir. XVI." şeklinde geçer) Dede Korkut'taki Allah Allah dinleyince işler anmaz. Kul istemeyenice Mevlâ vermez. demek yeterli" diye cevap verir. Âlemi âlem eden üç harf ile boş noktadır. s:122)i hatırlatmaktadır. "San Çiçek" gibi isimlerin bu gün Anadolu'da hala yaşıyor olması bu durumun kaynağını Dede Korkut'un hikayedeki izlerinden biri olarak değerlendirmekten ziyade ilk insanın çevresini tanıma döneminde olduğu gibi dünden bugüne gelen çizginin hemen her aşamasında süjeyi objede görme (Yöntem ss.lu varyantta bu. yy âşıklarından ve Alevi-Beklaşi Edebiyat'in önderi Pir Sultan'ın hayat hikâyesi olup. "Bahar".Netin Köse Anlaşılacağı üzere "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi". s: 11). hem de gerçek hayattan pekçok unsuru bünyesinde barındıracağı.lu varyantta "Aliah'dan ân iş olmaz.

hem de roman döneminin özelliklerini taşıyan hikâye kahramanlarının göçebe. daha doğrusu Dede Korkut'ıın söz konusu hikâyedeki izlerine bağlanmayı uygun buluyoruz. önden bakınca höyük. s:71. s:174) şeklinde tarif edilir. Ergin s. Nitekim Kara Göne "kara buga derisinden bişiğinim yapugı olan. kara bıyığın yidi yirden ensesinde düğen (Ergin. seğirdişi ceylân gibi. toplumun ihtiyacım da belirleyen bu durum epik ürünlerde fiziki güce yönelik bir Özellik göstermekte iken Alevî-Bektaşî bir âşığın hayatım anlatan hikâyede ise "çok küçük yaşta tarikatının sırlarına vakıf olma" şeklinde bir keramete dönüşmüştür. artık adını koymalı" derler ve oğlanı Haydar diye çağırmaya başlarlar. İlk örneğinin Dede Korkut Hikâyeleri'nde gördüğümüz (Boratav I. seğirdince geyik gibi (2 no. Bu sebeple incelediğimiz hikâyenin kahramanı Pir Sultan'ın da Dede Korkut kahramanlarına benzer şekilde "yandan bakınca kayık. gerekse hikâye kahramanı Pir Sullau'm Alevî olmaları sebebiyle gayet tabi olan bu durumu şimdi teker teker gösterelim: ' 309 . önden bakınca kayık. 112) hem epik. Gerek Bcyrek'in."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi Muhammed Ali'dir var mıdır ayrı Pirini sevenler düşer mi sayrı Mahşerde toplanır biltamam kamu Ol nebi Muhammed şalımı Ali'dir ' dörtlüğü onların "hû" çekmelerine sebep olur. azameti arslan gibi şeklinde (1 no. anlatımda bol sıfatlı ve zarflı. Gerek hikâyenin musannifi olan Kul İzzel'in. içinde bulundukları sosyal yapının ihtiyacı olan ürünle beraber doğup gelişmeleri meselesidir.İn varyant) verilmesinin sebebini bu açıklamaya. Kam püre'nin oğlunun "Beyrek" adını alması ise Evnük Kalcsi'nin kâfirlerini yendikten (Ergin. açığı tutanda kara taşı kül eyleyen. * * * • • "Pir SulUuı ve Hızır Paşa Hikâycsi"nde Alevi-Bektaşi Edebiyatı'na ait terimlerin ve özelliklerin çokluğu. tamlamalarla dolu. bir başka ifadeyle anlatı kahramanlarının. secilerle dolu bir üslubun kullanılmasıdır. aşk badesini içip deryaya daldı. ss:118-121) sonra Dede Korkul'un gelip soylaması ile söz konusu olur. hemen dikkati çekmekledir. olağandan İri ve abartılı.Iu varyant) veya (Yandan bakınca höyük. *Epiko-romanesk dönemin ürünlerindeki en önemli özelliklerinden biri. kan dökmese ad komazlar idi" (Ergin: s: 118) geleneğinde yatmaktadır. Dede Korkut kalıra inanlarından Dirsc Han'ın oğlunun "Boğaç" adını alması Bayındır Han'ın "taşa boynuzuyla vıırsa un gibi öğüten" boğasını yumnığuyla yere serdikten (Ergin. ss:81-83). Ancak değişen şu ki "bir hüner göstermeyince çocuğa ad koymama" geleneği tarih boyunca şekil değiştirmiş. gerekse Boğaç'ın ancak onbeş yaşında adlarının konması ise "ol zamanda bir oğlan baş kesmese. hareketli bir hayattan yerleşik ve durgun bir hayat tarzına geçişin anlatı türlerindeki izlerine uyar tarzda tarif edilmesi. Durumdan çok memnu oldukları için de Kul Fakı'ya "oğlun hünerini gösterdi.

Hû! "olarak geçmekte.lu varyalta ikinci mısra "Pirini seven düşer mi sayrı" diye geçmektedir) Mahşerde toplanır bulamanı kamu Ol nebi Muhammed Pirim Ali'dir. 310 .lu varyantla ise "Böyle işte erenler. dörtlüğü ile. Biz de Ali sırıma. hû'ya nazar gılalını.lu varyantta bu soruyu Seyid Necmeddin sorar) "Nebin kim. s: 163) Pir Sultan'da "pir" ve "sultan" terimlerinin birlikte görülmesi babası Fakı'nin adına "kul" eklenmesi de tamamen bu edebiyatın geleneklerinden biri olmasındandır. Muhammed'e olandan daha fazla olduğunu gayet açık olarak ortaya koymaktadır. 1 no. mazluma ümit gibi doğsun güneş. buna karşılık "Allah scvgisi"'nin daha geri plâna itilmesidir (Gölpınarlı II. *Hz. Allah Allah ayvallah: Nur-ı Nebi. Ali demine bir daha hû!". "pir". Muhammed aşkına bir hû diyelim. Zalime kılıç gibi. kılıcımız kahrımız düşmana ziyan. "miskin" gibi adlar verirler: Pir SuItarTııı müridi Kul Himmet. Olmayalım zalime yakın. *AIevi-Bcklaşi nefeslerinin özelliklerinden biri "AIİ ve Ehl-i Beyt sevgisi" nin ön plâna geçmesi. pirin kimdir" sorusuna cevap olarak söylediği: Muhammed Ali'dir var mıdır aynı Pirini sevenler çeker mi kaygu (2 no. Kercm-i Ali. Her iki varyantta da Pir Sultan'ın erenler sohbetine ayak baslığında ineciistekİlerin (1 no. "abdal". Ali sevgisi. s:XHI 1) no. pirimiz hünkârımız Hacı Bektaş-i Veli demine hû". nûr ile sağmalını.lu varyantla "Evvel hû diyelim. özellikle 2 no. dörtlüğünü de hesaba katlığımız bu dunun hem Ali sevgisinin büyüklüğünü. hikâyenin bitiş kısmında da kendisini göstermekledir. Haktan geri tüm insanın mlııma şad olsun bu dua. Pir-i Nebi. yy. r Şairlerinden Ka\ gusuz-Abdal örneklerinde olduğu gibi (Gölpmarlı II. kulluğumuz Allah'a ayan. "deniş". Âmin diyelim. kem dilden arınalım. âmin. XVI-XV. Kerem-i Ali. hû'ya nazar gılalım. apaçık ortadadır.lu varyantta Pİr Sultan'ın Hızır Paşa'ya "Kadılarının haram yiyecekten yemeleri" üzerine söylediği: Muhamnıcd dinidir bizim dinimiz Tarikat altında geçer yolumuz Cibrii-i Emindir hem rehberimiz Biz müminiz hürsidimiz Ali'dir.lu varyantta "işte böyle pirin ahvali. 2 no. anlatının girişinde. S:366). Allah Allah eyvallah. Nitekim halk hikâyelerimizde anlatının sona erdiğini gösleren dua bölümü (Türkmen. pirimiz sultanımız hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli demine bir hû" şeklinde tesbil etliğimiz ve bir Bektaşi Gülbanki olan kısımda da bu durum.lu varyantta ise: "Evvel hû diyelim. ona olan candan bağlılık. halk hikâyelerine başlarken söylenmesi âdet olan "dua" kısmında. hem de bu sevginin ve bağlılığın Hz.Nerin Köse *Alevi-Bektaşi şairlerinin hepsi kendilerine "kul". 2 no.

"kırk makam" vb. ss:365366). "aşk ve gönül" vb. daha sonra onu taklit eden bütün şairlerin bu konuları kendi tarikat esaslarına göre yeniden işlemeleriyle tekkelere taşınmıştır (Köprülü 11. Köprülü II. île ilgili bilgilerin yer aldığı şiirleri sadece bu konuda bilgi sahibi olanların ya da Beklaşilik'e intisap etmiş kimselerin anlayabilmesi ise. S:36f>) Pir Sultan'm. içinde "Şah" kelimesi geçmesin" sözü üzerine söylediği. Açılın kapılar Şah'a gidelim Siyaset günleri gelip çatmadan Yıkılın kapılar Şah'a gidelim (1 no. Hızır Paşa'nın kendisine. Saftıvi Hanedanına. -** Bilindiği üzere zümre halk edebiyatlarının hepsinin kaynağı da. diyerek aşk ve âdem p>l in sırrım bildiğini. "kavs-i nüzul ve kavs-i urûc". Yunus'ıın gerek söyleyiş tarzının ve söylediklerinin. incelediğimiz hikâyenin her iki varyantında da tesbit edebiliyoruz. "bir azim şiir söyle ki."Pir Sultan Ve Hızır Paşa " Hikayesi *Hz. ss:300-327). Ademi âdem eden üç harf ile boş noktadır. Ayrıca: "Âlemi "alem eden üç harf ile beş noktadır. Erdebil dergâhına ve îran'a duydukları candan bağlılık ile Osmanlılara duyulan nefret (Gölpmarlı 11.Iu varyant) dörtlüğüyle başlayan nefesinde bu durum. ve 01 nebi Muhammed pirim Ali'dir diyerek de mürşidini. (Gölpmarlı II. tamamen bu şiirlerin çeşitli remizlerle örülü olmasından ileri gelmektedir (Gölpmarlı II. bütün kavram ve inanışlar Anadolu'da Yunus'un şiirlerinde vücut bulmuş. Nitekim Pir Sultan yedi yaşında erenler meclisine ayale bastığında çoktan "dört kapı kırk makanTın sırrına ermiştir. Hızır Paşa bizi berdar etmeden. "esma". Yunns'tıır. Bu durumu. kırda Erdebil'i merkez edinerek Anadolu'da Safcviyc ve Erdebiliyye tarikatını yaymak isteyen Ali lara fi arlarının Anadolu'ya gelip propaganda yapmaları. ss:357-362) İlk ya da geri plânda olsun "varlık birliği". Ss:357-362.. 371-375. "Fenâfillâh". Özellikle XV1-XVII. bu sebeple yerleşmek için izin istedikleri halde kabul edilmemeleri sebebiyle Erdebil'c geri dönen laraftarlarımmı Şah İsmail'e. ss:12O-131) hikâyede Pir Sultan'a izale edilmesinin 311 . Ali'ye ve Ehl-i Beyl'c olan büyük sevgi ve buna karşı olanlara duyulan 1 nefret yani "tevellâ" ve "teberra" Alevi Bektaşi Edebiyatı nın önemli bir başka yanıdır. çok açıktır. yy. *Bu edebiyatının bir başka Özelliği ise bazı şiirlerinin "erkân" dan bahsclınesidir. Alevi veya Beklaşiler "Ayn-ı Cem'leri sırasında sorulan" dört kapı". rehberini söyleyip artık kemale erdiğini ortaya koymuştur. gerekse hayatıyla ilgili menkıbelerinin tekkelere girmesinin çeşitli veli veya dervişlerle ilgili olarak anlatılmasının Anadolu Türk-îslâm kültür ve medeniyetinin kurulmasında büyük bir rolü olanlardan biri olan Yunus'la ilgili iki menkıbenin (Kaplan.

Nitekim elleri zincirlenerek huzura çıkarıan Pir Sultan'ın köpeklerinin helâl yemeği. Hemi de doğru odun. Yunus'la Mevlâna arasında geçtiği söylenen "Mevlâna Mesnevi'sini Yunus'a okutmuş ve nasıl bulduğunu sormuş-Yunus: -Fevkalâde ama çok yazmışsın.lu varyantta Seyid Necmeddin. âşık tarzında deyişler söylemesinin sebebi buradan kaynaklanmakta olup (Boratav II. Kul Fahi oğlunun adını Haydar koymuş. *"Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi"nde âşıklık geleneğiyle ilgili özelliklere de rastlamaktayız. olur biterdi (Kabaklı.lu varyantta ise Kul Himmet adını taşımaktadırlar) erenler meclisinde çalıp söyleyen ozanları beğenmeyerek babasına: -Baba. Gel zaman git zaman oğlanın namı cihanı dulmuş. budur. * • * .." olarak kendini göstermiş. demiş. Çünkü kırsal kesimlerde. Âdemi âdem eden üç harf ile boş noktadır. Dergâhına müridler dolmuş. taşınış. 2 no. kadılarımı yoldan şaşırttın..İu varyantta ise "Ey pir Seni bir yolla 312 ." şeklinde açıkladığı bilinen rivayet (Kabaklı. Dolayısıyla gerek dil ve üslûp.lu varyantında ".lu varyantla "Ey koca pir! Büyü yaptın. 2 no. ss:340-343. hem de halk şairlerimiz ayrı topluluğa seslenmişlerdir..Nevin Köse sebebi. cevabım alınca: -Baba böyle muhabbet sohbeti olur mu? Bunca söze ne hacet? deyip çaldığı: "Alemi "âlem eden üç harf ile beş noktadır. senin dergâhına odunun eğrisi bile geremez. Babası gapısın dergâh edinmiş. Köprülü II. Pir Sultan'ııı da bir Kızılbaş şairi olmasına rağlen yaratmalarında âşıklık geleneğini içinde kalması. bu âşık neyden bahseder? diye sorduğunda Muhabbetten bahseder oğul. Yunus diye göründüm derdim. Bana bir azîm şiir söyle ki içinde şah ismi geçmesin. iki kadısının ise hakanı yemeği seçip yemeleri üzerine sinirlenen Hızır Paşa âşıktan 1 no. s:24) Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi'nin 1 no. birbirine son derce benzer özellik gösterirler. "Hacı Bektaş'tan himmet alamayıp Taptuk Emre'nin dergâhına giderek odun taşımaya başlayan ve hizmet ettiği kırk yıl içinde bir tek eğri odun taşımaya başlayan ve hizmet ettiği kırk yıl içinde bir tek eğri odun getinnevişi üzerine -Dağda eğri odun kalmadı mı hey Yunus? diye soran şeyhine: -Eğri odun çok ama. gerekse şiir türleri. Ben olsaydım: Ete kemiğe burundum.. Anıma büyüklük bizde kalsın. ss:21-22. odun taşımışlar dergâha. Eğer o isim geçti ise seni darda asarım". deyişinde yerini almıştır. Alevi-Kizılbaş toplulukların bulunduğu bölgelerde uzun yıllar hem tekke şairleri. ss: 177-178) bu durum hikâyesinin her iki varyantına da aynı şekilde aksetmiştir. Boralav IV. ss: 38-39) diye söylenen rivayet ise incelediğimiz hikâyenin her iki varyantında Pir Sultan'm (1 no. Nitekim.

Zalime kılıç gibi." nda gördüğümüz ". Amin diyelim âmin. Hazırlık Bölümü A. "leb-değmez" olarak bilinmektedir. 2 no. Muhammed'i geri plâna iter tarzda (Gölpınarlı II. Olmayalım zalime yakın.lu varyantın sonunda Dede Korkut'un "İç Oğuza Taş Oğuz Âsi Olup Beyrek Öldügi Boy. Safavi Hanedanına ve o hanedanın temsilcisi Şah İsmail'e olan bağlılığı (Gölpınarlı İL s:366) ifade eden "koşma tarzında bir güzellemedir ve âşık tarzında bu şekil... içinde şah adı olmasın" demesi üzerine Pir Sultan'm 1 no. "asıl hikâye" dediğimiz anlatı kahramanımı macerası ile devam eder ve nihayet gene "dua" dediğimiz biliş kısmı ile sona erer. Muhammed aşkına bir hû diyelim hû!" şeklinde tesbit edilmiştir. s:251) şekline benzeyen tarzda. Hikâyenin yapısında gördüğümüz: I. Ancak 1 no.. * Herşeyden önce "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi" halk hikâyelerinin geleneksel üslubu [Türkmen (I). [Türkmen (II) ss: 87-88]. Biz de Ali sırrına. Ali sevgisini öne çıkaran ve Hz. gerekse yapı ve motif yönünden benzerliklerine. biş kelime dua kıldık. kabul olsun.lu varyantta ise: Şu görülen yayla ne güzel yayla Bir dem süremedim giderim böyle Pirim ben gidiyom sen himmet eyle Açılın kapılar ŞAH'a gidelim diye başlayan "Şah'a gidelim" redifli deyişi. hak hikâyelerimizin bu ilk örneğine yakın bir şekilde "işte böyle pirin ahvali.lu varyantta: Hızır Paşa bizi berdar etmeden.lu varyantla Alevi-Bektaşi Edebiyatın en önemli yanı olan Hz.. HÛ!" olarak görülen bu kısım 2 no. mazluma ümit gibi doğsun güneş. s:XHl: Baratav (Tl). Açılın kapılar ŞAH'a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Yıkılın kapılar ŞAH'a gidelim ."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi affederim. Alevi-Beklaşi Edebiyatı'mn belirgin vasıflarından olan" İran'a. Her iki varyant da (daha önce sözünü ettiğimiz üreze) aslında bir Bektaşi Gülbankı olan "dua" kısmıyla başlar. ss:49-5l]rna uyarak anlatılmıştır. Ailenin tanımı: a)Zaman: Sultan Süleyman zamanı b)Yer:Banaz/Sivas 313 : -ı . Bana bir şiir söyle ki. âmin amin diyenler didar görsün. ** Gelelim anlatının halk hikâyeleri ile gerek üslûp. yığırdırsın dürişdürsün günahınızı Muhammed Mustafaya bağışlasın hanım hey (Ergin. Hakdan geri tüm insanın ruhuna şad olsun bu dua. s:366) "İşte böyle erenler.

kendi kendine "dört kapı. E. köyünde taş taş üstünde kalmadığını görünce Hızır Paşa'nın huzuruna çıkar B. e)Çare arama:Her iki varyantta da baba Kul Fanı. babasının evini dergâh haline getirir: orada hastalan ncfesiyle. Görüldüğü üzere anlatı. C.Merin Küse. D. c)Sosyal statü belli değjl d)Çocuksuzluk:Knl Fam ile eşi Bahar Çiçek'in. ss:2Ü-60) genel bir benzerlik yanında Hazırlık Bölümü ile de tam bir 314 .Bu durumdan rahatsız olan Pir Sultan. karşı gelenin malına da el koyar. C)Ad koyma:Erenler sohbetinde yapılan bir imtihandan sonra adı babası larafındaıı Haydar konulur. Pir Sultan'ın haklı çıkması üzerine çok kızar ve ondan "içinde Şah adı geçmeyen bir türkü isteyince de yerine"Şa!ıla bağlılığını dile getiren bir nefes" söylemesi üzerine onu aslınr. II. Ellerini zincirleterek zorla saraya getirttiği . Ayvaz'ın huzuruna giderse de bu olay. Macera Bölümü: A. A. hatunun 40 yaşına gelmesine rağmen çocukları yoktur.Zamamın Sivas Valisi Ayvaz Paşa. G. "Sivas'a girmesini yasak ederek sürgüne gönderir. elde ettiklerinin çok az bir kısmıdır. C. Hızır Paşa'ya bunun böyle olmadığım ispat eder. B.Pirini unu t muş görünen Hızır.Hızır. halk hikâyelerinin yapısına (Köse. H.Pir Sultan. çalıp söylemeyi" öğrenir. çocuğunun olması için dua eder. Pir Sultan Hızır'a "tuttuğu yolun yanlış olduğunu" ağır bir dille söyleyince olanlar olur ve eski müridi Hızır Paşa. Kahramanın Tanınu: a)Doğum:Dıia edişlerinden 9 ay sonra bir oğullan olur. anıca kızıyla evlenir. 40 makam sırrına erer.Kendisinden hesap soran ve onun Banazlılar'a iftira ettiğini duyan Pir Sultan. günün birinde Sivas'a vali olur ve Ayvaz Paşa'yı aratmayacak kötülüklere meydan verir.Dergâhta müridiik yapan ve pek makbul tutulmayan Hızır." III. B)Eğitim:7 yaşına kadar. Sonuç Bölümü. F. B. Devlete verdikleri ise.Pir Sultan. Ancak Hızır Paşa. halka ağır vergiler yükler. Günün birinde Banaz'a geri dönen Pir Sultan. Ancak Pir Sulum. Banaz'ın vergisini vermesi üzerine Pir Sullan'ı huzuruna çağırır. Pir Sultan'daıı "İstanbul'a gidip medrese tahsili yapmak ye halkın bu durumuna çer bulmak" niyetiyle izin İsler ve gider. dertliyi sazıyla iyeleştirmeye başlar. valinin bu isteğine uymaz. durumun daha da kötüleşmesine sebep olur.

s:667. Ayrıca hikâyede anne Ballar Çiçek'iıı (1 no. toprakların idaresi zorlaşmıştı. Nitekim hikâyeye zemin teşkil eden "Pir Sultan'ın Hızır Paşa tarafından astınlması "meselesinde önemli rolleri olan Hızır Paşa'nin T. ss: 128-133) ile Kanuni nin Doğu Seferi'ne giderken Sivas'ta bİrgün kalması (Aslanoğlu. Bu durum. Mehmet'in oğlu I. imparatorluğun topraklarını "has".lu varyant) Ayvaz Paşa'ya. nefeslerinin pekçoğunda onun tarzını sürdürerek bu üzücü olaylara karşı tavrını saziyhı. s.. Murat zamanlarında (Aslaııoglu. yy saz şairlerinden Pir Sultan'm yarı nıeııkabevi hayatını anlatmaktadır. .lu varyant). Kısacası Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikâyesi. * Hikâyenin her iki varyantında da vakanın Kanuni Sultan Süleyman zamanında geçtiğinden bahsedilmektedir. Özlelli. Araştırmacılar olayın III. kutsal bir görev olarak görmektedir. Öz. ss:43-48) geçmişte olduğu konusunda çeşitli fikirler ileri sürmelerine rağmen hikâyelenin "Sultan Süleyman Şah iken. yy'ın başarında Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları genişlemiş. gönüller ferah İken. kendilerine her yılki gelirin 1/10'unu vermesini şart koştukları toprak beylerine bırakmışlardı (Özkaya. ona bir ad verilmesi için hem uygun bir zamanın hem de olağanüstü bir işi başarmasının beklenmesi vb. 315 .lu varyant) şeklinde bir giriş formalitesiyle başlamasının sebebini ise Sivas tarihinde valilik yapan iki Hızır Paşa'dan birinin ve ilkinin Kanuni Sultan Süleyman devri vezirlerinden olması (Öz ss:290-204: 1 Aslanoğlu." (1 no. "zeamet" ve "tımar" olmak üzer üç sınıfa ayırıp idarelerini de. Çalışmamızın başından beri de belirtmeye çalıştığımız üzere bu anlatı yaşadığı bilinen bir âşığın XVI..21) nın halk zihnindeki akislerinde aramak gerektiğine inanıyoruz. ss:417-418. * Gelelim hikâyelerde adı geçen "zulmün kalesi" (2 no. Hikâyenin.lu varyantta Cemile olarak geçmektedir) kırk yaşına gelmesine rağmen bir çocuk doğuramamış olması ve ailesinin bu durumdan duyduğu üzüntü yanında bir evlâda kavuşmak için çare arayışları. sözüyle dile getirmeyi. merkezin özellikle uç bölgelere ulaşmasında aracılar koymasına.lu varyant). olayın gerçekte de cereyan ettiği yöre olan Banaz'da geçmesi ise anlatının realisl yanıyla beraber anlatıcının Sivaslı ve Pir Sultan âşığı... ss:44-45.. yy. Alevi bir şair olmasıyla da ilgilidir.. s:34) ise hikâyenin realist yanını güçlendiren hususlardan sadece bir tanesidir. ss:26-45). Pir Sultan'm mucizevi doğumu. gayet tabidir. Âhir zamanda Sultan Süleyman devrinde. XVI. Ahmet zamanında Sivas Valiliğinde bulunması (Gölpinarlı H. gibi hıısııllar halk hikâyelerimizin bünyesine ve anlatı tekniğine büyük bir uygunluk ortaya koymaktadır. "halktan on aldığım devlete bir diye söyleyen (1 no.. Bu sebeple hikâyede Pir Sultan'la aynı çağda yaşamış kimselerin.Bayrak. Ahmet (Öztelli. ve o dönemde cereyan etmiş olayların görülmesi." (2 no. Pir Sultan'ın efsanevi hayat hikâyelerinin geleneksel şekil ve üslûbuna uygun tarzda tasnif edilip anlatılmasıyla teşekkül etmiş klâsik bir halk hikâyesidir."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi paralellik göstermektedir. Büyük bir ihtimalle âşık Kul İzzet. ss:33-37) ya da III.m sonu ile XVII.

Özkaya. gerekse toplu olarak sürdürülen ayaklanmalar. Alevi ve şiîlece Kutsal bir gelenek olarak kabul edilegelmiştir. Hacı Ahmet oğlu Ömer. ss: 19-22) Bütün bunların sonucunda da merkeze karşı ayaklanmalar. işi doruk noktasına çıkarmıştı (Öz. ünlü Safevi hükümdarı Şah İsmail'in babasının adıdır. halk canından bezmişti. Bu konuda söylenecek son sözün "Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikâyesinin. Nitekim Tl. yanında ekseriyeti savaşlarda ganimet olarak getirilen hanım sultanlarla cariyelerin destekledikleri taht kavgalarının (Ö/. Celâli İsyanları (Öz. Hatta İzmir'de imbat rüzgârına bile "Haydar" denildiği düşünülecek olursa söz konusu geleneğin izlerinin nerelere kadar uzandığı. Köroğlu. başkaldırmalar başta İstanbul olmak üzere hemen bütün Anadolu'yu kasıp kavurmuş. Boynu İnceli Bey. Gürcü Abdünnebi. zulüm ve saygunkuia büyük bir huzursuzluk kaynağı olan "Yadigâroğlu (Öz. Bütün bunlara Osmanlı İmparatoruğu'nun Çaldıran Savaşından hariç İran. Bilindiği üzere Haydar. Sivas'ı kasıp kavuran eşkıyaların da Osmanlı devleti için aynı değerde olduğu düşünülmüş olmalıdır. Varvar Ali Paşa. ünlü Alevî şairi Pir Sultan Abdal'ın gerçek hayalıyla birlikte içinde yaşadığı dönenun tarihi yönünü de aksettirdiği". başka bir ifadeyle "Pir Sultan Abdal'ın hayat hikâyesinin usta bir el tarafından klâsik bir halk hikâyesi haline getirildiği" şeklinde olmalıdır. Kara Haydaroğııl. Köroğlu için Ayvaz ne ise. Yadigâroğlu olayları Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapısını ortaya koymaktadır(Öz. Avusturya ve Lehistan üzerine yaptığı savaşlarla bunların halkın üzerindeki olumsuz etkilerini. Deli Hasan başta olmak üzere 1600'dan sonra görülen Tavil Halil. Dağlar Delisi Süleyman. s: 106) olaylarının kahramanlarıyla büyük bir Osmanlı düşmanı kabul edilen Köroğlu (Öz. Özkaya. ss. s:96) ile karışmış. gelişinden sonra da Hızır Paşa olarak adlandırılmaktadır. Bu yüzden şiîlerin piri sayılan bu ünlü hükümdarın babasının adım koymak. Tavil Ahmet. Arslanoğlu. açlık ve kıtlık. Düzmece Mustafa. Yeniçeri Ayaklanmaları. anlaşılabilir.. Özellikle ekonomik bozukluğun ortaya çıkardığı sınıflararası eşitsizlik. eğitim görmek üzere İstanbul'a gidişinden önce Ayvaz.78-82. s:708. bunun da içki-fuhuş hatta homoseksüellik gibi çarpıklıklara yol açması. Abaza Mehmet Paşa.S7-89) toplumda büyük bir huzursuzluğun doğmasına. s:S9-139) hatıra getirdikten ve böylece bu dönemde devletin genel bir görünümünü çizdikten sonra hikâyedeki Ayvaz Paşa'nın kimliği ile ilgili kısma geçebiliriz. s:6). Her iki varyantta da Hızır Paşa. ss:18-77. * Hikâyenin her iki varyantında da dikkatimizi çeken bir başka husus ise Pir Sultan'ın doğduğunda ona "Haydar" adı verilmesi meselesidir. kaçınılmazdı. Mert. ss: 12-13). ss. Özkaya. Büyük bir ihtimalle halkın zihniyetinde Sivas iline yaptıkları baskı. devlet İçinde devlet olmaya çalışan toprak ağalarını ve eşkiyalan (Öz. Deli İlâhi Bey. ss:83-89) ve gerek ferdi. ss:89-9O. 3İ6 . bu huzursuzluğun akisleriydi. Karayagıç. ss:90-115. s: 108) "Vardar Ali Paşa" (Öz.•Netin Köse Ancak saraydaki aşırı israfın ve debdebenin yol açtığı ekonomik bozukluklar (Öz.

) Âşık Garip Hikâyesi. ERGİN. (U). 1969. URAL. Toker Genel Dizisi:39. P. Tip Tahlilleri: "Veli Tipi" 1985-İstanbul:Dergâh Yayınları:21/3. Ankara:Diyanet işleri Başkanlığı Yayınları No: 118 (6. (DFolklor ve ve Edebiyat II. 1992. KABAKLI. ÖZ. Ankara: Akçağ Yayınları: 123. (II). İstanbul:Erman Yay. 1978. Pir Sultan Abdal. Fikret. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. Kültür Eserleri Dizisi:52 [1966. Baskı) DİZDAROĞLU. Osmanlı'da Alevî Ayaklanmaları. Ahmet. Ankara:Türk Dil Kurumu Yayınlan:494 Türk Dil Kurumu Halk Kitapları. KAPLAN. Hikmet. İstanbul:Ant Yayınlan. Giriş-Metin-Faksimile 1994. 1988. 1976. Ankara: Atatürk Kültür. Mehmet. Naili İstanbul:Adam Yayınlan (ll)Halk Hikayeleri İstanbul: Adanı Yayınları. 1984. Muharrem. Dede Korkut Kitabı. Fuat (I) Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıf/an. Türk Edebiyatı-tncel eme: 3 /3 317 . Pir Sultan Abdal.19%2. KÖPRÜLÜ. Türk Dili Dergisi.Halk Edebiyatımızda Zümre Edebiyatları. Halk Ozanları Dizisi:3. İstanbul :Ötüken Yayınlan. S:207. İstanbul Toker Yayınlan. Abdülbaki (I). (JllJÎOO Soruda Türk Halk Edebiyatı 1988. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. ASLANOĞLU. 1987].) "Halk Şiirinde Az Kullanılan Mazım Şekilleri ve Türleri" (Türk Halk Edebiyatı ve Folkumda Yeni Görüşler II. (II.Edebiyat Araştırmaları I. 100 Büyük Edip 100 Büyük Şair:2. 1989. Halk Şiirlerinde Türler. Înceleme-Metin1995. Orhan. s:207. YaymNo:186. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. Evi: Pir Sultan Abdallar. TÜRKMEN. Türk Dil Kurumu Yaymları:283 Çeşitli Konular Dizisi:7. I. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. Baki. S:207. Ankara. 1982. BORATAV. Türk Edebiyat Üzerinde Araştırmalar 3. Yunus Emre.* "Pir Suttan Ve Hızır Paşa " Hikayesi KAYNAKÇA: GÖLPINARLI. İstanbul:Gerçek Yayınevi: 100 Soruda Dizisi: 13 (Beşinci Baskı) (IVVl>/c Edebiyatı Türk Dili Dergisi. (I. Haz: Feyzi Hahcı 1985: Konya) ss: 84-91. Halk Hikayeciliği. Yayın No: 14. O. Türk Tarih Kurumu Yayınlan :169 (3. Baskı). Kaynak Eserler: 14. Türk Dili Dergisi. İbrahim.

1996 Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları: 1857 HAGEM Yayınları /233. Yy. Halk Edebiyat Dizisi:4. Gelenek-Görenek-İnançlar. KALAFAT. İstanbul: Milli Eğitim vekaleti. Devlet Matbaası.in İlk Yansında Yeril Aiilerin Ayanhklart. YÖNTEM Ali Canip. yy. ÖZTELLİ.. 1980. Ankara:MiIii Folklor Yayınlan:8. İNAN Abdülkadir. 1983 İstanbul:Özgür Yayın Dağılım (Beşinci Baskı) ÖZKAYA. Yaşamı ve Bütün Şiirleri. Özcan XVII. Cahit. ve XIX. Epope (Epepee) [Edebi Nevilerle Mesleklere Dair Malumat). 1930 . Yücel. XVIII. Pir Sultan Abdal. Ankara. Nerin. Yaşar İslamiyet ve Türk Halk İnançları. 318 . Tarih 'te ve Bugün Şamanizm Materyaller ve Araştırmalar 1954: Ankara TTK Yayınları'ndan VII seri no: 24 TTK Basını Evi.larda Çapanoğlulları. Ankara: MERT.Netin Köse KÖSE. Araştırmalar 1. Ele Geçirişleri ve Büyük Hanedanlıkları Kuruluşu-1978. "Türk Halk Hikâyelerinde Yapı" 1996.

Enderim Kitabevi. yüzyıllarda ise Seyid olarak kabul edilen Hocalar iş başında idiler. Yani 19. Dr. yüzyılda da devam eden bu ilişkiler üzerinde duracağız. Ü. Halil İnalcık'a göre.319-324. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. Halil İnalcık. Osmanlılar soydaş ve dindaşlarına ellerinden gelen yardımı esirgememişlerdir..1869 yılları arasında Yakup Bey Hoten. Urumçi ve Tuıfandaki yerel beylikleri oıladan kaldırıp merkezi Kaşgar olmak üzere bağımsız bir devlet kurmaya muvaffak olmuştu. Türk KilliürU. sayı 375. Zeki Velidi Togan. kaldıklarında ise. ve 18. Dr. Osmanlı döneminde Fatih Sultan Melunel'in fermanlarını Uygurca yazdırdığı. Yakup Bey kurmuş olduğu bu devletin tanınması için 1870'te Osmanlı sultanı ve dönemin İslam halifesi Sultan Abdul'aziz Yrd. diğeri de hak tanıdığı din olan islam için savaşıp Tanrının gaza vazifesini yerine getirmekti2. Orta Asya Türkleri Rus ve Çin tehdidine mam/. Burada o kadar eskiye gitmeden. Uygurların Moğollarla birlikte Anadoluya gelip umumivali gibi önemli görevlerde bulundukları. İzmir 2000. Doğu Türkistan Çinliler tarafından işgal edilinceye kadar Orta Asya Türkleri kendi kendilerini idare ediyorlardı. Osmanlıların Kaşgar hükümdarı Atalık Gazi Yakup Bey Bedevlet'e gösterdikleri ilgi bunun en güzel örneğidir. Prof. Osmanlı Devrinde Türk Ordusu. ss. Türklüğü dünyanın hakim milleti olarak yaşatmak. hatta Kayseri.. mevcut belgeler ışığında. 1994. Fatih'in sarayında Uygurca'nın öğrenildiği bilinmektedir1. Konya ve Karaman gibi bölgelere yerleştikleri. Kuça. Doğu Türkistan da müslümanlığı kabul ederek Türkleşmiş olan Moğol kökenli hükümdarlar tarafından idare ediliyordu. İstanbul. 17. 381 Prof. Umumi Türk Tarihine Giriş. Osmanlı Döneminde Tiiık-Uygur İlişkileri Osmanlıların Orta Asyadan daha ziyade Batıya özen gösterdikleri bir gerçektir. 1864 . 1. s. s. Dr. yüzyılda Batı Türkistan Ruslar. 19. E. Doç.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Savı IV. Osmanlılar'm iki büyük ideali vardı. Bu nedenlerle Orta Asya Osmanlıların öncelikli hedefi olmamıştır. Ancak bu Osmanlıların Orta Asya ile hiç ilgilenmediği anlamına gelme/. ve 20. Bilindiği üzere. A. 1981. 385 . Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu ilk dönemlerde Orta Asyada Timur Bcy'in kurduğu güçlü bir devlet bulunuyordu. OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRK-UYGUR İLİŞKİLERİ ÜZERİNE(1861-1934) Alimcan İNAYET Anadolu Türkleri ile Uygur Türklerinin siyasi ve kültür ilişkileri Osmanlı öncesine kadar gider. Birisi.

418-419 Ahmet Kemal İlkul. Kaşgar Tarihi. Hazırlayan: Dr. Gulam Meşum han Hoca 1911 yılında vefat etmiş. Şincang Helk Neşriyatı. s. 1780 yılında İranlı Magrup Şah admda bir şahıs Yerkent'e gelip şehirden beş kilometre uzağındaki Mıyşa köyüne yerleşmiş ve burada beş dönümlük bir arazi satın alarak bir tekke. Urumçi. 296 Şincang Tarih Materiya!liri (25). Hazırlayanlar: Prof. 336 Mchıned Atif. İsmail Hakkı Efendi. e. O dönemde bu kişinin etki alanı o kadar genişlemiştir ki. Çin-Türkistan Hatıraları. yüzyıldan Önce Doğu Türkistandaki Çinli müslümanlar( Döngcnlcr ) suni ( İmam Safi ) mezhebine mensup idiler. Bundan çok memnun olan Sultan Abdul'aziz Han Yakup Bey'e " emir'ül müslimin" unvanını lütfetmiştir. Dr. Ötükıaı. Bugün de Çinli müslünıaıüar bu zatın mezarım ziyaret etmektedirler7 Osmanlıların Doğu Türkistan müslünıan Türklerine olan ilgisi bununla kalmamış.Alimcan İnayet Han'a bir heyet göndererek kendinin İslam halifesine tabi olduğunu bildirmiş ve Doğu 3 Türkistan'ın bağımsız İslam devleti olarak tanınmasını istemiştir . ss. 1914 yılında Osmanlı paşalarından Talat Paşa Rodoslu Habibzadc Ahmet Kemal İlkul'u Uygur Türklerinin eğitimi için Doğu Türkistan'a göndermiştir. Yakup Bey camilerde Halife Sultan Abdul'aziz Han adına 4 hutbe okutmuş ve parayı da Sultan Abdul'aziz Han'ın ismiyle bastırmıştır . 1997. s. Vehpi Günay: Cahit Teki. Osmanlı Devleti ayrıca Yakup Bey'e Hindistan üzerinden top. Sancı ve Pokang gibi şehirlerinden. 1988. 336 a. Zaman Bey'ı göndermiştir5. s. Bavudun Bay gibi kişilerin Osmanlı devletinden davet edip 3 4 5 6 7 8 Mehmet Emüı Buğra. 4İ 7 Şincang Tarih K4ateriyaUiri(25). hatla Ningşia'dan pek çok Çinli nıüslüman bu zata gelip mürit olmuştur. tüfek ve askeri eğitim için piyade. bundan dolayı hapse atılmış ve 192O'de Türkiye'ye dönebilmişür^. g. Yusuf Gedikli. süvan ve topçu muallimleri Çerkez Yusuf. Bununla ilgili şöyle bir kayıl bulunmaktadır: 18. İsmail Aka. Doğu Türkistan'ın Urumçi. s. bir medris ve bir cami yaptırmıştır. Ahmet Kemal îlkııl Doğu Türkistan'a gönderilmeden Önce de orada şuurlu Uygur Türklerinin Osmanlı devletinden davet ettikleri öğretmenler görev yapmışlardı.. 1880 ve 1910 yıllarında iki defa Atuş'ta Hüseyin Bay. Bu olaydan önce de Osmanlılar İranlıların Doğu Türkistan müslumanlarım etkileri altına almaya yönelik çalışmalarına kayıtsız kalmamışlardı. Bunun üzerine. Kırıkkale. 5. 1998. 1861 yılında Osmanlılardan da Gulam Mesum( Malısum ) Han admda bir zat Yerkent'e gelerek şehrin güneybatısındaki Tirebağ Güze denen yerde tekke yaptınrp Çinli müslümanlan müritliğe kabıü etmiş ve onların tamamının tekrar sürü mezhebine dönmelerini sağlamıştır. Ahmet Kemal İlkul'un Doğu Türkistanda gerçekleştirmiş olduğu eğitim reformu Uygur milli eğitim tarihinde yeni sayfa açmıştır. 17 320 . onun faaliyetlerini oğlu Ömer Han Hoca devam ettirmiştir. Öğretmen olarak Kaşgar'a gelen İlkul burada Darülnıuallimin-i İttihat admda bir öğretmen okulu açmış. Bu zal burada çok sayıda Çinli müslümaııı mürit olarak kabul etmiş ve onları gizli olarak şii mezhebine yönlendirmiştir6. Bunun üzerine. Şerhi Türkistan Tarihi.

Mesut Sabri Baykuzu 1904 .Osmanlı Ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine(1861-1934) getirdikleri öğretmenler okul açmış ve bu okulda dil.1915 yıllan arasında İstaııbulda eğitim görmüş ve 1947'de Doğu Türkistan'ın cumhurbaşkanı olmuştur12. e. Ömür Dastanhn (Hatıralar 1). matematik. İstanbul Mektupları. askeri eğitim de verilmiştir . g. Bu gençler İstanbul'da eğilimini tamamladıktan sonra Kulca'da okul açıp 100 kişiyi yetiştirmişlerdir"1. ss. s. Ayrıca okulda cimnastik. 113 321 . Şarki Türkistan Cumhunyeli( 1944-1949). edebiyat. 1913. Mesela. 1900'h yılların başlangıcında Kulca'da. ss. Doğu Türkistan Türklerinin de Osmanlılara olan manevi bağlarını gösteren belgelerdir. e. 13 24 H Fatih Kerimi. 460 13 Ati il Hikmet Bey. bir Çin müslümanı ( Kulcalı ) Mekleb-i Sultani binasındaki Alman "Saleb-i ahmer"( Kızılhaç) hastanesinde yaralılara hizmet etmiştir u . Hüseyin Emrullah(Barkan) Bey. Uygur Türkleri bir taraftan Osmanlılardan öğretmen isterlerken. Orenburg. İklil Kurban'm naklettiği Burhan Şehidi'ye ait bir bilgiye göre_.g. bazı zengin kimseler kendi çocuklarım ve yakınlarını tahsil için İstanbul'a göndermişlerdir. Kuşcubaşı Selim Sami Bey. Mesut Sabri Baykırzu bu kişilerle birlikte okul açmış. 1990. s. W. s. Osmanlı devletinin bu ağır günlerinde Doğu Türkistan Türkleri de işgal altında bulunmalarına rağmen İstanbul'a yardım göndermişlerdir..Osmanlı devleti Balkan savaşından yenik çıkınca İstanbul yaralı asker ve Balkanlardan göç eden insanlarla dolmuştu. 372-373 11 Dr. Forbes. puttop(futbol) gibi spor 9 faaliyetlerinin yanısıra. Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Seyfettin Azizi. Yine aynı kitaba göre. Hazırlayan: Dr. Milletler Neşriyatı. Yaııg Zeııgxin döneminde İli'de Türkiyeliler çoktu. İklil Kurban. 2. Osmanlıların çok yakından ilgilendikleri Doğu Türkistan Türkleri de bunca ilgiye duyarsız kalmamışlardır. Kaşgar 15 müslünıanlarmdan Hilal-i Ahmer (Kızılay) yararına beş bin sum para gelmiştir . öğrencilerine Türkiye şarkısı söyletmiştir11. 1998. a. Yusuf Gedikli. Yani Osmanlıların Doğu Türkistan milli eğitiminin geliştirilmesinde çok önemli rolü olmuştur. bir taraftan da çocuklarını eğitim için İstanbul'a göndermekleydiler. Hüseyin Bey ve İbralıim(Haklıer) Bey olmak üzere beş kişiyi Orta Asya Türklerini eğitme ve örgütleme amacıyla bölgeye göndermesi daha da dikkat çekicidir. Bilindiği gibi. Ötüken. Türk Tarih Kurumu Basımevi. tarih ve coğrafya gibi dersleri okutmuşlardır. 82 12 Andrew D. 55 15 a. s. Tatar gazeteci yazan Fatih Kerimi'nin 1913'tc Orenbıırg'da basılan "İstanbul Mektupları11 adlı kitabına göre. Osmanlı paşalarından Enver Paşa tarafından kurulan Umur-ı Şarkiye( Doğu İşleri ) teşkilatının 1914 tarihinde Adil Hikmet Bey. Asya 'da Beş Türk. Dr. Ankara. Bu kişiler Hindistan üzerinden Doğu Türkistan'a ve diğer Orta Asya ülkelerine ulaşmış ve oralarda faaliyet göstermişlerdir13. 1992. 144145 İU Şnıcang Tarih Materiyaltiri(25). Pekin.. Bunlar Osmanlıların Doğu Türkistan Türklerine olan ilgisini. ss.

e. Bilindiği gibi. Forbes. Japonya. a. o. Belıram Efendi ve Sofizade gibi kişilerle birlikle Doğu Türkistan Türk İslam Cumhuriyetinin hükümet ve ordu teşkilatının düzenlenmesine yardım etmişlerdir18. Daha da ilginç olan odur ki . Forbes. g. 306 20 Andrew.. Şti. Forbes. W. 95-98 322 . W. e. Ancak Rus engeli nedeniyle Türkiye Doğu Türkistan'a maddi yardımda bulunamamıştır.^ Alimccm İnayet Anadolu Türkleriyle Doğu Türkistan Türkleri arasındaki ilişkiler cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Fransa ve İtalya gibi ülkelere göndermiş ve bu ülkelerden Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetini tanımalarını ve yardım etmelerini istemiştir1 y. D. Mahmud Nedim beyler Doğu Türkistan'a gitmeden önce de Urumçi'de iki İstanbullu Türk bıılıınyordu. s. g. e. İngiltere. Doğu Türkistanda Çin yönelimine karşı başlayan ayaklanmalar sonucunda 12 Kasım 1933 tarihinde Kaşgarda "Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti" adı altında bir devlet kurulmuştu. İstanbul. ss. İstanbul. Ayrıca Sovyetler Birliğinden gelen Selİvaldican. Bu kişiler Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetinin başbakanı Sabit Damolla ile birlikte iş gördüler ve Şarki Türkistan hareketine bir şekil vermek islediler17. 1929 . s. Mustafa Kentli Ali Bey. e.1940 Seneleri Arasında Türkistan Vaziyeti.W. 202 ll Zeki Validi Togan. Sullanbek. 305 . Forbes. Uygur Türkleri Diktatör Şeng Şısey ordusuyla savaşacak yerde Ma'nın ordusuyla savaşmak zorunda Aııdrew D. g. Yeni kumlan bağımsız Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti hükümeti Dışişleri bakanı Kasını Hacı'yı devlet mektubuyla birlikle Türkiye cumhuriyeti başta olmak üzere Afganistan. W. İran. 24 18 Seffettin Azizi. Almanya. a. 1991. Bu kişiler 1931 yılında Kansu'ya giderek Çinli müslüman komutanı Ma Zhongying ile tanışmış ve bunlardan Kemal Kaya Efendi Ma Zhongyin'in genel kurmay başkanı olmuştur. e.. Mustafa Kentli Ali Bey ve Harbiyeden Mahmud Nedim beylerin büyük rolü vardır. s.. 1940. Ma Zlıongying Kemal Kaya Efeııdi'nin tavsiyesiyle Doğu Türkistan'a girmiştir22. Adı geçen şahıslar Kasım 1933'te Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetine müsteşar olarak Kaşgar'a gönderilmişlerdir16. Doğu Türkistan Harp Beyleri. g. Doğu Türkislanda kurulmuş olan bu yeni devletle ilgili haberler Türk basınında sevgiyle karşılanmış ve geniş yer almıştır .. Bayrak Yayıncıhk-Malbaacılık San. Amerika. D.Türkiye Basımevi. ss. Kemal Kaya Efendi'nin Ma'yı Doğu Türkistan'a girmeye teşebbüs etmesinin asıl amacı. a. İzmirli Dr. Bu devletin hükümet ve ordu teşkilatının oluşturulmasında Türkiycden giden İzmirli Dr. a. Çeviren: Enver Can. büyük ihtimalle Doğu Tükistan'da bağımsız bir müslüman Türk devletinin kurulma sürecine hız kazandırmaktı. Ancak böyle bir amaçla Doğu Türkistan'a sokulan Ma Zlıongying ordusu Uygur Türklerinin bağımsızlık mücadelesinde büyük bir baş belası olmuştur. s. 203 22 Andrevv.306 19 Seyfettin Azizi. D. Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'ııiıı dönemin Ankara hükümetine gönderdiği bir mesajında " Yeni bağımsızlığa kavuşmuş Doğu Türkistan'ın mavi bayrağından sevgili Türkiye'nin al bayrağına selam olsun" ifadesi kullanılmıştır21. 203 21 Andrew. ve Ltd.. g. s.

orada orta tahsilini bitirdikten sonra yüksek tahsil görmeye çalışır. W. Seyfettin Azizi'nin hatıralarındaki bilgiye göre.399 323 . s. Kemal Kaya Efendi Japonya'nın casusudur24. Bu kişilerin çağdaş Uygur eğitiminde oynadıkları rolü bugün de Uygur Türkleri tarafından şükranla anılmaktadır. çağdaş Uygur eğitiminin başlatılmasına öncülük etmiştir. o. a. e. sonra Kara Deıüz'e gelip bir Türk gemiciyle tanışarak onunla birlikte Türkiyeye gelir. Bu sırada yavaş yavaş Türk sanatçılarıyla da tanışır. Azizi'ye göre. e. Mehmet Emin Tevfik Efendi Doğu Türkistan'a döndükten sonra yukarıda sözünü ettiğimiz gibi.. fakat Mehmet Emin Efendi konuşma yerine tamburunu çalıp şarkı söyler. Mehmet Emin Tevfik Efendi okulda çok iyi okur.. Bir gün bir toplantıda konuşmaya davet edilir.. 396 -397 Seyfettin Azizi. ondan sonra Mehmet Emin Tevfik Efendi Uygur sanatçısı diye tanınır. g. o yöneticinin yardımıyla bir okula girer. O aslen Uygur olup gençken bilim aşkıyla önce Taşkent'e gelip çalışarak okur. Kemal Kaya Efendi Türkiyedeki devrimden sonra Japonya'ya kaçmış. 330 Seyfettin Azizi.. g.Osmanlı Ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine(1861-1934) kalmışlardır. s. g. Kemal Kaya Efendinin kimliği hakkında farklı görüşler mevcuttur. a. a. ss. Yani. 24 köyde 24 okul açmıştır. g. gençler birliği teşkilatı onu bir kaç kişiyle Doğu Türkistan'a gönderir27. s. Böylece Mehmet Emin Tevfik Efendi bir lokantada Kaşgardan beraberinde getirdiği tamburu çalıp şarkı söyleyerek geçimini sağlar. Aııdrew D. bir yıl sonra lokanta sahibi onu bir yöneticiyle tanıştırır. Kemal Kaya Efendi'nin Ma Zhongying'in Doğu Türkis tanda gerçekleştirdiği katliamlarda yer alıp almadığı hakkında bilgi bulumu a m aktadır. e. ancak sonra bir lokanta sahibi onun tambur çaldığını görünce lokantasında tambur çalmasını ister. 330 Seyfettin Azizi. 341 Seyfettin Azizi. Ancak onun 1934'te Sovyet taraftarı birlikler tarafından yakalanıp Urumçiye gönderildiği hakkındaki bilgi yukarıdaki söylentiyi yalanlamaktadır. 397 . O 6 ay içerisinde dönemin ihtiyacı İçin 60 öğretmen öğretmen yetiştirmiş.. O ayrıca 23 Seyfettin Azizi. Cumhuriyet döneminde de Tiirk-Uygur ilişkileri eğitim alanında devanı etmiştir. Forbes'in anılan kitabına göre. Kalabalık onu coşkulu bir şekilde alkışlar. e. e. Doğu Türkistan'da ayaklanmalar başladıktan sonra o memleketine dönmek ister. ss. g. 1934 yılında Şeng Şısey hükümetinin başkan yardımcısı olan Hoca Niyaz Hacı'nın meşhur komutanı Malmıut Şıcang(Albay) başta Macidİn Efendi olmak üzere Türkiyeden gelen 12 kişiyle eğitim seferberliğini başlatmıştır26.. Türkiyede epey zorlanır. Daha sonra o Şeng Şıseyİn eline geçmiş ve hapishanede vefat etmiştir2'. Japonya onu Ma Zhongying'e askeri müsteşar olarak göndermiştir23. ancak geçim sıkıntısı nedeniyle eğitimini devam ettiremez. Kemal Kaya Efendi'nin Sovyet ajanı olduğu hakkında söylentiler bulunmaktadır. sonra Gençler Birliği teşkilatına ve faaliy eterine aktif biçimde katılır ve belirli çevre edinir. Onların içerisinde yer alan Mehmet Emin Tevflk Efendi'nin ilginç hikayesi bulunmaktadır. a.

s. a. 4Ü4 324 . 2 Seyfettin Azizi. Mustafa Kentli Ali Bey ve Harbiyeden Mahnıud Nedim Beylerin Doğu Türkistan'a Atatürk'ün bilgisi haricinde gitmiş olmaları mümkün değildir. e.. Sonuç itibariyle. Bu izci grubunun yapısı Türkİyedekiyle aynıdır. bütün bunlar Türk-Uygur ilişkilerinin Osmanlı döneminde olduğu gibi.Alimcan İnayet öğrencilerden oluşan bir izci gnıbu kurmuştur *. g. Dr. Üstelik söz konusu ilişkiler Büyük Atatürk'ün dönemine rastlamaktadır. cumhuriyet döneminde de sıcak bir şekilde devam ettiğini gösterir. Bu da aynı zamanda Atatürk'ün ne denli ileri görüşlü büyük önder olduğunu göstermektedir.

o yıllarda yazılmış bazı edebî eserlerin dikkatli bir şekilde incelenmesi durumunda birçok tarihî gerçeğin gün yüzüne çıkacağını ifade etmekledir." İşte bu ilgidir ki. özellikle XVI. Benzerî mesajları. Spring. sen!" I şeklindeki ifadelerle yansıyan Azerbaycan halkının gerçek duygulan. Ancak bu hadise. gerek siyasî ve gerekse idarî teşkilatlanması bakımından döneminin en büyük güçleri arasına girmiş olan Osmanlı Devleti. hakim olduğu topraklarda sergilediği adalet anlayışı ve hoşgörüsü ile gönülleri feth etmiştir. "kolleklifleştirmc" politikası gereği Örtbas edilmiş bazı gerçeklerin aydınlanmasına yardımcı olmaktadır. Bu hadiselerin son örneği ise yüzyılımızın ilk yansında yaşanmış.H. Fahrettin. s. Edebî çalışmaların. Osmanlılar uı Kafkas Ellerini Fethi (1453-1590). ey Türk. "Tnmsilions. Nitekim bıı politikasından dolayıdır ki. tarihî hadiselerin aydınlatılmasında önemli bir malzeme teşkil ettiği bilim dünyamızın malûmudur. bir işgal hareketi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Kamal. Mehmet Kaplanan da ifade ettiği gibi: ''Edebiyat tarihin içine gömülü bir vakradır ve en mücerret edebiyatlar dahi. KTRZIOĞLU. Nesillerin Ruhu. KAPLAN." Dr. A New Look at Soviet Works".Lilcrary Criticisın in Azcrbaijan. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretini Görevlisi. 1993T s. M. Ankara. Kemal Talıbzade bir makalesinde2. oldukça farklı yorumlanmış. 1996. Dr. allı yüzyıllık mevcudiyeti sırasında çok geniş bir coğrafyaya hükmetmiş. Zira Prof. 1 (14. meseleye farklı bir bakış açısı getirmeyi zarurî kılmaktadır.325-337. Türk Ta-rih Kurumu Yayınlan. içinde bulunduğu ağır şartlara rağmen. o yıllarda tek Dr. ŞİİRE YANSIYAN TARİH Ali EROL* Araştırmalar göstermektedir ki. Prof. Osmanlı'nın Azerbaycan'ı işgal ettiği yönündeki yorumlara karşı. Azerbaycan'a düzenlenen harekfıt. Prof. Dr. hatta bazen de Hıristiyan topluluklann yardım talepleri üzerine gerçekleştirmiştir1. E. Hareket Yayınları.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı II \ İzmir 2000. edebî sahaya: "Ba$qasım islemeni de. Dr. yy'da gerek askerî. Müslüman. Azerbaycan Edebiyatnun yaşayan en büyük tenkitçilerinden Prof. Nitekim yukanda da ifade ettiğimiz gibi. Azerhaijan. İstanbul. Osmanlı. S. 2. özellikle Sovyet devri olarak bilinen yıllarda. çabuk sen gel. .. bugün için bizlere yeni ufuklar açmakta. Ü.251-266 TALIBZADE. özellikle İran ve Rusya'nın yayılmacı siyasetine karşı Kafkas Elleri'ne düzenlemiş olduğu seferlerin bir çoğunu bölgede yaşayan ve kendi yönetimi altına girmek isteyen Türk. içinde 3 bulundukları tarihî şartlarla yakından ilgilidir. Mehmet. büyük bir soykırımla karşı karşıya olan Azerî kardeşlerinin çağrısına koşmayı bir görev bilerek 1913'de Bakü'yc girmiştir. 1970. s.

Salman Mümtaz. XVI. Safevî Devleli'nin izlediği politikayı. 326 . yy'lar arasında sırasıyla Moğol. Şaik'in basılmış hiçbir eserinde yer a] m anı aktadır. özellikle XVI. Osmanlı ile İran arasında yıllarca sürecek olan kardeş kavgalarına yol açmıştır. Mehmet. gibi birçok şairin çalışmalarında da bulmak mümkündür. Türk Dünyası Üze. Ankara. Sultan Tuğrul Bey"in bölge üzerine yaptığı sayısız akınlardan sonra Selçuklu sultanı Alparslan 1076 yılında Azerbaycan'ın hemen tamamım kontrol altına almıştır. girilen lüzumsuz rekabet neticesinde zamanla Şii-Sünnî çatışmasına dönüşerek Türk toplumu adına gerek ekonomik. yy'dan itibaren Bulgar Türkleri. ve gerekse kültürel anlamda önemli tahribata yol açacak olan bu olumsuz gelişmelerden en fazla etkilenenler ise tabiî olarak Azeriler olmuştur 6 . yıllarca saklandığı özel arşivden çıkarılamayan bazı şiirler. Harezm ve Timurlıüar'ın idaresine geçecek olan Azerbaycan'da önce Kara koyunlular (1380-1468). 6 SARAY. bu devletin ileriki yıllarda bilhassa dinî sebeplere dayalı olarak izleyeceği yanlış politikalar. Hemen ifade etmek gerekir ki. Osmanlı ve İran adına. Prof. Prof. Ağaçerüer. Ancak yukarıdaki mısramın sahibi Abdulla Saik tarafından 1918"de kaleme alınmış olmakla birlikte. Kamal Talıbzade'nin özel arşivinden temin ettiğimiz bu şiirler. ardından Akkoyunlular (1340-1515) devletleri kurulmuş. Bizanslılar ile Sasâniler arasında patlak verecek olan kanlı çalışmalara sahne olmuş. bölgedeki Türk varlığı açısından oldukça derin bir tarihî geçmişe sahiptir. XVI. Ancak sonraki yüzyıllarda Araplar'ııı hakimiyeti altına girecek olan Azerbaycan'ın bir Türk ülkesi haline getirilmesi ise Selçuklular dönemine rastlar. Dr. 152-153. özellikle Göktürkler döneminde Türk nüfusu açısından büyük bir artış yaşanmıştır. Bu manada MÖ VII. yy. Akkoyunlular Devleti'nin hemen ardından Şah İsmail önderliğinde Safevî Devleti (1501-1732) kurulmuş. bölge üzerindeki hassasiyetini ortaya koymuştur. bu yıllarda bölgenin birçok sahasına Türkmen boylan yerleştirilmiştir5. Yaklaşık üç yüzyıl sonra İskender'in istilâsına manız kalan Azerbaycan. San Uygurlar ve Sabirlcr'e ev sahipliği yapacak olan bölgede. 1996. M. gerek siyasî. yüzyıl. Meherruned Eminoğlu. Feryat Matbaası. 4 Abdulla Şaik'in oğlu oları Prof. ''Vatanın Yanık Sesi" ve "İntizar Karşısında" adlarım taşıyan bu şiirlerin4 işaret ettiği tarihî hadiselere geçmeden önce.S 48 yılından başlayarak Batı Hunlular'ın akınına uğramıştır. Osmanlı'nın. s. birçok kez İran üzerine seferler düzenlemiş. söz konusu duyguların en üst noktada lenısil edildiği çalışmalar olarak değerlendirilmeyi beklemekledir. An-kara. 17. Azerbaycan. Türk Tarih Kurumu Yayınlan. "Tarih İçinde Azerbaycan'a Bakış". Ahmet Bican. Dr. 5 ERCÎLASUN. etkileri günümüze kadar ulaşacak olan önemli siyasî hadiselerin başladığı bir dönem olmuştur. Osmanlı-Azerbaycan münasebetlerini hatırlamakta fayda görüyoruz.yy'dan itibaren uğruna yoğun bir hakimiyet mücadelesi içine gireceği Azerbaycan.M Erol güvence olarak Osmanlı'yı gören Ahmet Cevat. Selçuklulardan sonra XII. s. defalarca Azerbaycan'a girerek. Akhunlar.ıineMakateler-İncelemeler. 1993. Anadolu'nun birliği açısından tehlike addeden Osmanlı Devleti. Akçağ Basım. Yeni Türk Cumhuriyetleri Tarihi.'dan itibaren yoğunlaşan bu mücadelelerden Çaldıran Savaşı (1514) Osmanlı lehine sonuçlanmış. II. yy'da bölgeye akın eden ilk Türk boyu İskitler olmuştur. ve XIV. Dr.

327 . Azerî'lerin ise küçük devletçiklere ayrılmış olmasını fırsat bilerek 1804'ten itibaren Azerbaycan'ı işgal etmeye başlamıştır. 158 CAFEROĞLll Ahmet. Türk Kültürünü Araşür-ma Enstitüsü.. birkaç yıl sonra tekrar îranlılar'ın eline geçmiştir. tCülliir Bakanlığı Yayınlan. Ancak stratejik açıdan son derece Önem taşıyan Azerbaycan için asıl tehlike bu yıllardan sonra kendim göstermeye başlamıştır. Şalı Abbas yönetimindeki birlikler Azerbaycan'ı tekrar Fars toprağı haline getirmişlerdir. Erivan. Ahmet. 1104. Azerbaycan'ın. Gence ve Tebriz'de bazı başarılar elde edilmişse de nihaî sonuca ulaşılamamıştır. Azerbaycan. 1585 'tc Tebriz'e girerek. Kırım Hanı Mehmet Giray ve kardeşleri Gazi Giray ile Adil Giray'in da yardımlan ile Osmanlı'nın bölgedeki mevcudiyetini pekiştirmiş. 1993. İrandaki iç kanşıklıklar ve saltanat çekişmeleri sırasında doğan otonte boşluğu. Lala Mustafa Paşa komutasındaki birlikler. IV. özellikle de Osmanlı ve İran'ın zayıflığından faydalanarak Doğu'ya açılmaya çalışan Rusya'ya karşı zayıf düşmelerine 7 sebep olmuştur. 1. Bu sırada durumu fark eden Osmanlı'nın müdahalesiyle planlarını bir süre askıya. Ankara. Şirvan ve Derbent'e kadar olan bölgeyi ele geçirmiştir. ve Dağıstan hanlıklarının Osmanlı'dan yardun talep etmeleri üzerine İran'a karşı yeni bir harekât düzenlenmiş. yy'in başlarından itibaren Anadolu'da baş gösteren Celâli isyanlarının sebep olduğu iç kanşıklık. Nitekim ilk olarak Cevat Han'ın başarılı savunmasına karşı Gence elden çıkmış (1804). Ancak XVII. Kuzey ve Güney Azerbaycan'ı tamamen hakimiyet altına almıştır. Bir süre sonra özellikle Tebriz'de yoğunlaşan Şii propagandalarının sebep olduğu iç karışıklıklar isyanlara yol açmış. ancak Osmanlı'nm yorgunluğunu. Ne var ki. sonuçta. Ancak bir süre sonra bu bölgeler tekrar Safevîlerin kontrolü altına geçmiştir. bölge üzerindeki emellerinden asla vazgeçmeyecek olan İran için bulunmaz bir fırsat olmuş. Ankara. 1578-1588 yıllan arasında yoğunlaşan çatışmalar sonucunda Şirvan Valisi Özdcmiroğhı Osman Paşa. Nahçıvan. Makbul İbrahim Paşa'nm emrindeki birlikleri ile önce Tebriz'i (1534). Seki Ham Hacı Çelebi gibi ileri görüşlü devlet adamlarının dikkatlerinden kaçmamış. bu kopukluk ise Azeriler1 in düşmanlarına. almış. 1976. İran'da cereyan eden iç karışıklığı. ardından Azerbaycan Tilrk Edebiyatı (Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi) C. Türk Dünyası El Kitabı.I. Ayyıldız Matbaası. ardından Kafkaslar'a girerek Şirvan'ın Kuzey bölgesini işgal etmiştir. Tiflis. Zira Afşar Türkleri'nden olan Nadir Han'ın öldürülmesi (1747) ile birlikte Safevî Devleti'nin Farsçı bir politikaya yönelmesi. s. Ahmet'in yaptığı seferler sonucunda Batı Azerbaycan. İran egemenliğinden çıkarak irili ufaklı hanlıklara aynlmasına yol açmış. II Osman. ancak onların düşmana karşı birleşme gayretleri bir sonuç vermemiştir. Şirvan. başta Kübalı Felh Ali Han. bu basan da kalıcı olamamış. bu kez Kanunî Sultan Süleyman İran üzerine yürümüş. s. "Azerbaycan Edebiyatı". Bu tarihten sonra. Gerçi bu tehlike. Tebriz ve Güney Azerbaycan'ı ele geçirmiştir. Murat ve III.Şiire Yansıyan Tarih Safevî hükümdarı Şah İsmail 'i bozguna uğratan Yavuz Sultan Selim. İlk kez IX. ardından bütün Azerbaycan'ı hakimiyet altına almıştır. Tiflis. Şah İsmail'in ölümüyle birlikte Sünnî müslünıanlar üzerindeki baskıların artması üzerine. yy' da Kuzey Azerbaycan'daki Türk ve Müslüman'lar üzerine sefer 8 düzenlemiş olan Rusya . sonraki yıllarda Osmanlı-İran çekişmesinden de faydalanarak 1556'da Astrahanı ele geçirmiş.

1918'de Azerbaycan'daki millî iradenin çağrısı üzerine bölgeye 7 birlik gönderen Osmanlı'yı "işgalci '. yy'da. Küba. söz konusu hadise ile birlikte perçinlenen bağımsızlık günlerinin. İşte bu tavır ki. Ancak asıl düşündürücü olan. ve Şirvan Hanı Memned Han'ın içinde bulundukları müşkül durum kar-şısında lek kurtuluş olarak Osmanlı'yı görerek yardım talebinde bulunmuş olmaları. Mayıs 1964. Yıl 2. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyet'ini yıkmak için düzenlenen siyasî entrikalar üzerine zamanın Dışişleri Bakanı Mchmed Hacmski'nin. Osmanlı Devleü'nin bölge üzerindeki politikasmı ortaya koyan hadiselerden yalnızca birkaçıdır. Hele hele yüzyılımızın hemen başlarında. Böylece Azerbaycan toprakları. bu tarihî vakıanın en somut delili olarak karşımıza çıkmakladır. Osmanlı'nın. Lenıkeran. Zaten daha önce de vurguladığnnız gibi bu seferlerin bir çoğu. asimilasyon çalışmalarının yoğunlaştığı Sovyet devri yıllarında kaleme alınmış olan bazı kaynaklarca farklı yorumlanmış. Osmanlı'nın işgallere müdahele edememesi. Hüseyin. İstanbul Hükûmeti'ne başvurarak kendilerine destek olunmasını istemesi. hadiselerin rejime münhasır yaklaşımlarla yeniden yorumlanmış olmasıdır.Ali Erol Derbend. üzerlerindeki dinî ve siyasî baskıların artması üzerine Şirvan. ortak tarihî geçmişe sahip olan bir milletin torunları olmanın verdiği güvenceyle kendisine yapılmış olan bu çağrılara uzattığı yardım eli. Ne var ki. Gence Hanı Salıverdi Han. Karabağ. tarihî gerçeklerden yüz çevrilerek. yapılan yardım çağrılarına bir cevap niteliği taşımaktadır. İran'ın ise Rusya'ya boyun eğmek zorunda kalması sonucunda yapılan Gülistan (1813) ve Türkmençay (1828) anlaşmaları ile Araş Nehri sınır olmak üzere Rusya ve İran arasmda paylaşılmıştır.yy'da ise Seki Ham Hacı Çelebi. Nuri Paşa komutasında Bakü'ye giren Türk askerlerini alkışlayan fikir ve sanat adamlarım "dahilî düşman*' sıfatı ile suçlamış. Osmanlı'mıı İran ve Kafkaslar'a yapmış olduğu seferlerin temel sebeplerinden birisi. Türk Kültürü. gerek iktisadî. Şirvan. Bu dimim Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanacağı 1918 yılma kadar devam etmiştir. Şekİ. ""Çarlık Rıısyasının Azerbaycan'da Yaptığı İstilâ Savaşları". gerekse kültürel anlamda büyük talıribal olduğu fikrini empoze etme- 9 BAYKARA. Azerbaycan için gerek siyasî. Nitekim 16. ardından "Bakü: Gence ve Erivan İlleri" ile "Dağıstan ve Zokatala Mahalleri" adî altında bir genel valilik yönetimine alınıştır. bölgeye yapılan seferler bir işgal hareketi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. 17-25' 328 . ele geçirmiş olduğu hanlıkların idarî sistemine karışmaz bir tavır sergileyen Rusya. Bu kısa hatırlatmadan sonra hemen ifade etmek gerekir ki. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü. Ankara. Başlangıç itibarıyla. s. Özellikle 1930 ve 19401ı yıllarda Marksist-Lenınisl aydınlarca yazılmış olan birçok eserde benzeri değerlendirmelere rastlamak mümkündür. Tiflis ve Dağıstan hanlıklarının. Baku. 1840'lardan sonra bütün hanlıkları "Tirikaspiski Oblast'" adı altında bir il haline getirmiş. XVTIT. mevcudiyeti için tehlike teşkil eden dış mihraklara engel olmak ve bölgedeki kardeşlerinin zaman zaman ihlal edilen haklanın güvence altına almak düşüncesidir. Nahcivan ve Revan hanlıkları bir bir Rus'ların pençesine düşmüştür9. bu lavnıı ileriki yıllarda da sürdürülmüş olması. Nıı:19.

Çar Hükümeti'ne karşı girişilen başkaldırının sembolü olarak geniş kitleleri harekete geçirmiş. Elm Metbecsi. Mars Ticaret ve Sanayii AŞ. 1828 Türkmençay anlaşmasının hemen ardından Kuzey Azerbaycan'ı peyderpey ele geçirmiş.I. üniversitelerin açıldığı yıllar adeta yok sayılmış. Aynı yıllarda Azerbaycan'ın tabiî kaynakları. yıllar önce. Hüseyin Cavid. Azerbaycan'da günden güne artan bir katılımla daha da güçlenecek olan millî mücadele hareketinin çekirdeğini teşkil etmiştir. Hüseyin.5.12 İşle başlangıç itibarıyla sıradan tepkiler olarak değerlendirilen bu isyanlar ki . özellikle kültür ve sanat adamlarının gayretleriyle XIX. bölgenin verimli topraklarına da Rus köylülerini yerleştirerek Azerîler'i tamamen pasifize etmeyi amaçlamış. gönül birliğinin resmiyete yansıtılmasından başka bir şey değildir. millî değerlerin yüceltilerek modern devlet olma yolunda önemli mesafelerin katedildiği. 1975.)'". Pek tabiî olarak tarihin ilk Türk cumhuriyeti olan Azerbaycan Demokaratik Cumhuriyeti'nin kurulması için elinden geleni esirgemeyen Osmanlı Devleti de.89 329 10 . ancak uygulamaya gösterilen tepkiler zaman içerisinde "Kaçaklar Hareketi'1 olarak bilinen isyanlara yol açmıştır.Fuad'm "Teceddüd Devri" adım verdiği bu yıllarda. unutturulmaya ya da karalanmaya çalışılmıştır". Azerbaycan İstiklâl Mücadelesi Tarihi. Ahmet Ccvad. Azerbaycan. Yusuf Vezir Çcnıenzemiıüi ve Abdulla Saik gibi nice kültür elçisi. "Azerbaycan Millî Demokratik Cumhuriyeti Devrinde Edebiyat 1918-1920 (Aktaran. onlara ağır vergiler getiren rejim. kapitalist dünyanın bölgeye olan ilgisini artırmış. Şurası muhakkak ki. "1917-1920-ci İllerde Edebiyyat". Mehmed Emin Resulzade. Azerbaycan Sovet Sosialist Respublikası Elmler Akademiyası Neşriyyat.: B. yy'ın ikinci yansından itibaren teşekkül etmeye başlayan. İstanbul. Alibey Hüseyinzade. " "• XIX. Aynı amaç doğrullusunda. s. çalışanlar üzerinde büyük tahribata yol açmaya başlamıştır. bağımsızlık hareketine olan. Eyhj]-Ekiml991. Zira Köprülüzade M. Ankara. Hatırlanacağı üzere Rusya.s. Allıan. bu anlaşmanın beslendiği temel kaynaklardır. Savaşlardaki maddî kayıplarının faturasmı yöre halkına yükleyen. MEMMEDOV. ellerindeki toprakların yabancı sermayeye peşkeş çekildiğini fark Azerbaycan Sovet Edebiyyatı Tarixi. Bugün için çok iyi bilinmektedir ki. Bakı. iç ve dış sermaye sahiplerinin girdikleri çıkar çatışmaları. katkılarından dolayı bu karalama kampanyasından nasibini almakta gecikmemiştir. yy'm sonlarına doğru kendini gösteren ve tamamen bir halk hareketi olan bu ilk kıpırdanmalar. İşte bütün bu gelişmeler karşısında.. 1967. geleceğe yönelik planları gereği. başta petrol olmak üzere diğer sanayi merkezlerinde çalışan işçilerle. o yıllarda Osmanlı ile Azerbaycan arasında alman bu birliktelik karan.Şiire Yansıyan Tarih ye çalışmıştır . iki ülke arasında günden güne filizlenip yeşerecek olan kardeşlik duygularının temellerini çoktan atmışlardır. ülkedeki siyasî ve özellikle de iktisadî gelişmelere bağlı olarak giderek farklı bir görünüm kazanmıştır. Ancak resmî kurumlarca imzalanmış olan bu anlaşma. c. Osmanlı Devleti'nin 1918 yılında Azerbaycan'a askerî birlik göndermiş olması herşevden önce iki ülke arasında dalıa önceden imzalanmış olan bir anlaşmanın gereğidir. s. aslında. Oysa burada asıl dikkatlere sunulması gereken husus. özellikle Türk ve Müslüman topluluklara karşı katı bir politika uygulamaya başlamıştır. Atsız Gökdıığ. Gençlik Basımevi. 30. BAYKARA. meselenin sadece hukukî kısmını teşkil eder.

"Dövrün Tarixî Medenî Xülasesi (1900-1917-ci İller) cT Azer. dil ve edebiyat olmak üzere birçok sahada millî bir tavır içine girilir. Millî menfaatleri korumayı ve yüceltmeyi amaçlayan bu çalışmalar kültürel faaliyetlerle pekiştirilir. XIX. Hürriyet Manifeslosu'nun hemen ardından. Nikola. Benzerî amaçlarla 1890'lardan itibaren başlatılmış olan dernek çalışmaları. Ancak kısa bir süre sonra bu manifestonun Kafkas toplumhırmı birbirine düşürerek zayıflatmayı amaçlayan bir aldatmacadan başka bir şey olmadığı anlaşılacak13.. Mclımed Fuad. bir önceki dönemden farklı olarak. Mchmed Emin Yurdakul gibi millî şuur sahibi Osmanlı şairlerinin eserlerini ülkelerine taşırlar. a. Osmanlı'ya 1 çevrilir ^. s. gibi dergilerde de iki ülke arasındaki or13 14 15 Azerbaycan Edebiyyatı Tarixi. Yıl: 312. Sırat-ı Müstakim (1908). s. Azerbaycan'da Füyuzat (1906). 1904'te kurulan "Himmet" grubunun yoğun propagandaları kısa /. üzerlerindeki yoğun baskıdan dolayı uzun zamandır sessiz bir bekleyiş içinde olan Azerî aydınlar harekete geçerler. 1961. temel hak ve hürriyetler konusunda yeni düzenlemeler getirileceği vaadiyle 17 Ekim 1905 tarihinde "Hürriyet Manifestosu1' adı altında bir bildiri yayınlar. Yıllardır yaşanmakta olan çok yönlü istilâya son vermek amacıyla başta eğitim. Rusya'nın. Kasım-Aralık 1996. diğer taraftan Namık Kemal Mchnıed Akif. İstanbul'da yayınlanmakta olan İkdam (1896). Bu amaçla. edebiyatını. 3 Haziran 1907'dc. İstanbul'daki siyasî ve kültürel gelişmeler yakın takibe aluıır. siyasî gelişmelere bağlı olarak bir süre sonra "millet" kavramı çerçevesinde sürdürürler. dilini. 147. Hüseyin Cavid. Türk Yurdu (1911).T baycan Sovet Sosialist Ehnler Akademiyası Ncşriyyat.Ali Erol eden köylüler örgütlenmeye başlarlar. Yusuf Vezir ÇemenzeminlL Ahmed Ağaoğlu. İslâm Ansiklope-disi. Dikkatler. 1901 'de "Sosyal Demokrat Demeğrnin kurulması ile birlikle daha aktif bir hal alır. Fazıl. Bakı. c. yy'm ikinci yansından itibaren Rusya üzerinden gelen Batılı fikirlerden çok. 360. Azerîler'in verdiği mücadeleyi farklı zaman ve zeminlerde günümüze kadar taşıyacak olan ""Türk Adem-i Merkeziyyet Müsavat Partisi" kurulur14. Mehmet Emin Resulzade. meclisin kapatılması ile birlikle. önce İslâmî bir söylemle girdikleri birlik çağrısını. 1960. Alibey Hüseyinzade gibi ilim ve sanat adanılan İstanbul'a gelerek kültürel çalışmalara iştirak ederler. "Azerbaycan'ın Son Dönem istiklâl Mücadelesi Tarihi ve Halk Cephesinuı Kwru\\ışn'\ Azerbavcan. Ülkesinin tarihini. İrşad ( 1907) Terakki ( 1908). Verilen mücadeleyi siyasî arenaya taşıma düşüncesi ile örgütlenme çalışmaları başlatılır. İstanbul.H. 330 . İki ülke arasında birtakım siyasî hesaplar neticesi koparılmış olan kültürel bağlan yeniden ve daha güçlü bir biçimde tesis etme çalışmaları başlatılır. Bu gelişmeler üzerine. halkının beklentilerini yakından tanıyan Alibey Hüseyinzade. Millî Eğilim Bakanlığı. bilhassa Türk ve Müslüman topluluklar adına o karanlık günler daha ağır bir şekilde yeniden başlayacaktır.amanda geniş kitleleri harekete geçirir. Ahmedbey Ağaoğlu gibi idealist mütefekkirler. "Azerî Edcbiyaü'nın Tekâmülü". ardından 1911 'de "Rusya Müslümanları İttifakı77 ve aynı yıl. Ankara. hareketi durdurmak için aldığı sert tedbirlere rağmen bir sonuç elde edemeyen Rus Çarı II. Ord. KÖPRÜLÜZADE. 19O5'tc Japonlarla girdiği savaşı kaybetmesi ile uğradığı zaafiyet bu anlamda kendileri için Önemli bir fırsat olur. GAZANFEROöLU. 44. Açıksöz (1915)" gibi yayın'organlarında millet kavramı etraflı bir şekilde ele alınırken. "Prof. Bu amaçla 1906'da bilhassa Ermenilere karşı aktif bir bir mücadele içine girecek olan "Difaî". Hayat (1907). ülke çapında birbiri ardınca mitingler düzenlenir.

bütün şii 'urlu av çıngardı tere/inden berekete getirilen vahid. birleşmiş sosial-demokrat pariiya işinin terkib hissesi olmalıdır. İbrahim Dadaş. "kolektifleştirme" adı altında yürütülen icraatlarla yok edilmeye çalışılmış. Özellikle 1928'den sonraki mevcut rejim tarafından organize edilen alternatif bir edebiyat yanıtına çabalarının ezici baskısıyla karşı karşıya kalmış. Konya. Ali Abbas Müznib gibi şair ve yazarlar Türk tarihinin şanlı sayfalarına dönerek millî kimlik kavramı üzerine yoğunlaşmışlar. 74. adet ve an'aneler. gerek siyasî. işte birlik" şuan kabul görür.. 1997. "17 Edebiyat ve toplum arasındaki İlişkinin ne olduğundan çok. 331 . Mikâyıl Müşfik. örf.l22-123. Bakı. Türkiye Büyükelçisi Yusuf Vezir Çcmenzeminli. yok sayılmıştır. Bundan dolayı aynı yıllardaki kültürel çalışmaların büyük bölümü. Ağadacbış Münirî. Pek tabiî olarak bu şuur. Bıı arada Türkiye'de. onları. müteşekkil. daha önce de belirttiğimiz gibi. Rene-A. 18 NVELLEK. Bütün bu çalışmalar kısa sürede meyvesini verir ve Azerbaycan. 1970. Marksizm ve Leninizm ideolojisine ters düşen çalışmalar yasaklanmış. Dr. s. basım. Çünkü Marksist ideolojiye göre edebiyat. kısa sürede Azerbaycan'daki kültürel çalışmalara da yansımış. Arap dünyasındaki siyasî kargaşa ve iran'daki başarısızlıkla sonuçlanan meşrûtiyet girişimleri gibi sebeplerden dolayı yerini Türkçülük düşüncesine terk etmeye başlamıştır. Edebiyyat isi. bütün fehle sinfmin. Özellikle Millî Edebiyat akımının tesiri ile daha da güçlenen bu düşünce. 2. din âlimi Mir Mehemmed Kerimağa. Ebu'l Halik Cenneti. Saadettin.Şiire Yansıyan Tarih tak değerler işlenir. VARREN. Ilyic V\\oâexcars EdebiyyatHaqqında. Şair Hüseyin Câvid. fikirde. s. 1918e kadar verilecek olan millî mücadelenin fikri temellerini teşkil edecek olan bu gelişmeler. Edebiyat Teorisi (Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel). Doç. gerekse kültürel anlamda Osmanlı lesiri altına girmeye başlar. Bu ara. münîezem. Bakü'de bulunan ve Şark'm ilk konservatuarı olma özelliğine sahip okulun kurucusu Hediye Hanım Kcyibova. iki ülkenin tarihî bağlarına yönelmişlerdir. saluıe sanatçısı Ulvi 10 GÖMEÇ . başlangıçta bütün İslâm alemi için tek kurtuluş yolu olduğu düşünülen İslamcılık fikri. tıp öğretmeni Medine Hanım Kıyasbeyli.47. Akdeniz Ki-tabevi. yeniden başlatılan kültürel alış verişe katkıda bulunmak için hummalı bir çalışma içine girerler16. höyük sosial-demokrat mexanizminin tekerciyi ve vinteiyi olmalıdır. Kömen Yayınları. Ancak tarihî birer vesika olarak değerlendirilebilecek olan bu çalışmaların büyük bir bölümü. Samed Mansur. kurulmak istenen yeni düzeni geniş kitlelere ulaştırmaktan öte bir amaç peşinde olamaz: "Edebıyyat işi. ümum-proletar işinin bir hissesi. naşir ve edebiyat tenkitçisi Seyyid Hüseyin. Azerbaycan millî marşının yazan Ahmed Cevad. toplumu bütünüyle kuşatan her hadisede olduğu gibi halkın sesi olan sanat adamlarının eserlerine aksetmekte gecikmemiştir. 1993. birçok aydın bir şekilde pasivize edilmiştir. Azer Neşriyyat. Türk Cumhuriyetleri Tarihi. özellikle Sovyet devri olarak bilmen yıllarda yasaklanmış. ne olması gerekliği konusunda ön yargılara sahip olan böyle bir anlayış"5 şüphesiz ki kendisine muhalif düşen fikirlere yaşama hakkı tanıyamazdı ve tanımamıştır da. Gaspıralı İsmail'in. s. 17 LENİN. İzmir. İşte Azerbaycan'da. aynı millete mensup olan iki ülke insanları arasındaki kardeşlik duygularını daha da kuvvetlendirmiş. düşmana karşı birlikte hareket etme şuuruna taşımıştır. "Dilde. aynı duygularla Azerbaycan'a giden gönüllü öğretmenler.

feryat içinde olan Azerî kardeşlerin çağrılarına cevap vermektir. Menşevik. Burhaneddin Matbaası. 1994. KÂZJMOĞLU. Azerî Edebiyatı 'nda İstiklâl Mücadelesi İzleri. Celil Memmedkulu/ade. hapis ya da idam gibi cezalara çarptırılmışlardır.L'minli. Abdurrahim Hakverdili. yeni rejimi benimseyerek çalışmalarım sürdürmüşler.29. Nu: 281. Ahmed. bazıları ise ülkeyi terkelmek pahasına bildikleri yolda yürümeye devam etmişlerdir15: "Kuşkusuz ki Sovyet hakimiyetinin aleyhine ulanlar ciddî saldırıya maruz kaldı ve onların bir kısmı muhacerete gitti. Halkın sesi olan birçok şair gibi Saik'in mısraılarına da bütün açıklığı ile yansımış olan bu tarihî hakikatleri görmek için. Süleyman Sani Ahımdov. aynı ihtiyat çerçevesinde. Prof. Türk Topluluktan Edebiyatı I. Osmanlı'dan beklentilerim dile getiren bu iki şiir. Bir kısmı mecbur olup yeni hükümetle barıştı ve diğer bir kısmı ise hapishanelerde. Osmanlı Devleti'nin de diğer işgalci güçlerden farkı yoklu. Kasım. Azerbaycan edebî hayatına çok daha önce girmiş olan ve bütün birikimlerini kendi insanlanna hizmet yolunda seferber etmiş olan birçok yazann daha dikkatli davranmasını gerekli kılmıştır. Prof. sürgünlerde çürütülüp öldürüldü''20. Tıpkı Bolşevik. Mars Ticaret ve Sanayii AŞ. Kızıl Ordu Bakü'ye girdikten sonra yasaklanmış. Zira o yıllarda Azerbaycan üzerinde hak iddia eden Rusya için. Ecdâd Yayınları. (Azerbaycan Yurt Bilgisi Tetkikleri II). ve Mehemmed Said Ordubadî gibi isimlerin de bulunduğu bu yazarlar. CAFEROGLU. sürgün.s. Osmanlı'nın 1918 yılında Baku "ye düzenlediği askerî harekatın temel amacı bölgeyi işgal etmek değil. Oysa ki Azerbaycan'da yaşanan siyasî ve sosyal gelişmeler karşısında halkın gösterdiği tepkinin edebî ifadesi olan bu şiirler samimi olarak değerlendirildiğinde görülecektir ki. Cafer Cabbarlı. bazıları. Ankara. Dr. Azerbaycan edebiyatının önde gelen isimlerinden Şaik'e ait olan ve o dönemde Azerî halkının Osmanlı'ya bakış açısını.Ati Erol Receb gibi yüzlerce ilim ve sanat adamı. "Muhaciret ve Muasır Azerbaycan Edebiyyatı'mn Bazı Meseleleri". Sovyet hükümetinin mevcul tutumuna doğrudan mukavemet etmeyen ve şartlar gereği temkini elden bırakmayanlar ise.40. 1932. öteden beri Osmanlı ile Azerbaycan arasında sun'î bir set oluşturmaya çalışan Rus rejiminin çıkarlarına ters düşmüştür.. bu eserlerini yayınlama imkânı bulamamıştır. Bu uygulamalar. Azerî halkının duygulanın yansıttıkları bazı eserlerim' geri çekmek. Yusuf Vezir Çemen/. çağdaş değerler arkasmda kalmaması ve en azından geleceğe hazırlanması için siyasî meselelerde ihtiyat gösterip eğitime yönelmişlerdir. Azerbaycan Türk Külîürit Dergisi. söz konusu şiirleri. iki ayrı devlet" gerçeğini gündeme taşıyan bu çalışmalar. s. Taşnaksütun. EylülEkiml991. İstanbul. Aynı yıllarda mevcut şartlar altında birçok aydın kalemini bırakırken. s. Azerbaycan'ın. 138. Samir. şair... tarihe ışık tutacak nitelikteki tespitlerini reddetmek zorunda kalmışlardır. o yıllardaki siyasî ve sosyal hadiseler ışığında tahlil etmek yeterli olacaktır: Bilhassa meşrutiyetin ilanından sonra Türkiye'deki Türkçülük hareketlerinin kısa sürede Azerbaycan'ı da etkisi altına almasını21 özellikle Rusya açısından tehlikeli gören KASIMZADE. Dr.. Aralarında Abdulla Saik. Ali Nazmi. 30 21 332 .. Ankara. İngiliz ve Almanlar'a karşı çaresiz kalımları bir anda Osmanlı'ya ithafen yazdığı "Vatanın Yanık Sesi" ve "'İntizar Karşısında" adlı şiirlerini saklamak zorunda kalan Abdulla Saik gibi. Çünkü "Bir millet.

8 Aprel 1917. 1905*ten Sonra Azerilerle Ermeniler sürekli çatışma içinde olmuşlardır. tıpkı yıllar öncesinde olduğu gibi. yöredeki Ermeni nüfusunu hayli artırmıştır. Revan (Erivan). bu ihtilâli. Zira 1 Mayıs 1917'dc Moskova'da toplanan "Rusya Müslümanları Kongresi"nde Mehmet Emin Rcsulzadc ve Ali Merdaiı Topçubaşı'nın Bolşeviklere karşı verdikleri başarılı mücadele. tam bir hayâl kırıklığı ile sonuçlanır. böylece Feth Ali Han başkanlığında tarihin ilk Türk cumhuriyetinin temelleri atılmış olur. Azerbaycan siyasî hayatında önemli bir yeri olan bu ihtilâl ile elde edileceğine inanmış. mazisi zaferlerle dolu olan bir milletin asla esaret altına alınamayacağını haykıran TALİBZADE Abdulla Şaik: "Muselman XÜIUIÎI Efendilere!". yazıları ile onu destekleme yoluna gitmiş. İran ve Irak Suriya ve Lübnan'dan getirdiği Ermeniler*i Zenge/. Bu çalışmalarda. bu tepki. bütün Azeriler gibi onun için de yeni bir ümit ışığı olur. Azeri . Açıq Söz Qeze!i. 333 .toplumu adına gerçek bir kurtuluş olarak yorumlamıştır22. Zaten bu yüzdendir ki.ur. ülkedeki birçok aydın gibi Abdulla Şaik'in de tepkilerine neden olmuş. Ancak bu olumsuz psikoloji fazla uzun sürmez.. Üstelik bu harekâtın önemli bir gücünü de Ermeniler oluşturmaktadır. Nitekim yoğun çalışmalar sonucunda. Cumhuriyetin merkezi henüz Gence'dcdir ve Baku. Açıq Söz Metbeesi. ona sahip çıkmış. yine 1905 İhülâli'nin hemen ardından içine düştüğü bunalıma sürükler. Ancak: Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etmiş olması. Yazar. Küba. GöycegÖl gibi bölgelere yerleştirmeye başlamış. onu. aşağıdaki mısraılarla edebî sahadaya taşınmıştır. Baku'nun Rusya açısından önemini bilen Bolşevikler ise halka karşı çoktan sindirme harekâtını başlatmışlardır. Dünya savaşı yıllarında artarak sürdürülmüş. üzerinde oynanan oyunların son bulmasını sağlayamamıştır. Ne var ki. hâdiseyi olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiştir. Dilican. Lengİran gibi bölgelerde halka büyük eziyetler vermeye başlaması ve Çar zulmünden sonra bu kez böyle bir saldırıya maruz kalan Azeriler'in içine düştükleri çaresizlik.Şiire Yansıyan Tarih Bolşevikler. ilk intibaları çerçevesinde. İşte 1918'de Millî Şu'ra Hükümeti'nİn Azerbaycan'ın bağımsızlığım ilan etmesinin hemen ardından Bolşeviklerin Ermeni militanları da arkalarına alarak başta Baku olmak üzere Şamahı. Karabağ bölgeleri Ermeniler'e taksim edilmiştir. kısa bir süre sonra boş olduğıı görülecek olaiı vaatleri ile halkın desteğini de arkalarına alarak 3 Aralık 1917'de gerçekleştirdikleri ihtilâl ile iktidarı ele geçirmişlerdir. Bu uygulama özellikle I. mahallî Sovyet hükümetinin kontrolü altındadır. 28 Mayıs 1918'de bağımsızlığını kazanır. Başlangıç itibarıyla ülkedeki birçok aydın gibi Abdulla Saik de. Şaik'in büyük ümitlerle sahiplendiği bu gelişme de. Bakı. Bolşevikler "in eşitlik vaadiyle iktidan ele geçirdikten sonra uyguladıkları hilekâr politika. Zira Çarlık Rıısyası. uzun zamandır büyük bir hasretle beklediği hürriyetin. önce Güney Kafkasya Federal Demokratik Cumhuriyeti adı altında Ermeni ve Gürcülerle birlikte bir federasyon içine giren Azerbaycan. "Fevral Burjuva İnkılâbı" olarak bilinen 1917 ihtilâlinin mahiyetini yeteri kadar anlayamamış. işgalin hemen ardından Osmanlı.

sarardım soldum. Oralardan eksimiya bu yerler? Yolunuzda benefseler saçmışam. Büyük bir inançla yapılan bu çağrı amacına ulaşmış. tabiatın bile bu vuslat anmdaıı etkilendiği. O gün. Yalçın kayaların. bülbüllerin şakıdığı. engin denizlerin onu nasıl selamladıklanın. şairin hayal aleminden kurtulup yaşanmakta olan gerçeklere dönmesiyle yerini derin bir hüzne bırakır. önce mensubu bulunduğu Türk milletinin şanlı larihine yönelerek trans halinde o yılları yeniden yaşar. korku nedir bilmeyen "kahraman erler" bir yıldırım hızıyla esarete mahkum edilmek istenilen kardeşlerinin yardıma koşmuşlardır. yukarıda izalıa çalıştığımız menfur saldırıların cereyan ettiği tarihlerde kaleme aldığı "Vatanın Yanık Sesi" adlı çalışmasında.. Bu coşkunluk zaten dolu olan şairi sevinç göz yaşlarına boğar: Sefasınız. yok edilmeye çalışılan bir milletin feryadı ile karşılaşırız. Taleyİme kûsdüm. kır çiçeklerlerinin Türk bayrağını öpmek için birbirleri ile yarıştıkları dile getirilir. Yıllardır süren hasret son bulmuştur. dilekler kabul olmuş. Alp. Bu coşku. qehreman erler? Sizler üçün qoîlarımı açmışam. büyük bir duygu seli içerisinde tasvir edilir. Türk ordusunun "Alimi Ordu" türküsü söyleyerek dünyanın dört bir tarafına yaptığı akınlar] hayal eder. deve basdım hepsini bağrıma. o şa:şaalı yıllar geride kalmış. Ancak bu sevinçli ruh hali. Tek başına böyle bir mücadeleyi kazanabilmesi ise mümkün gözükmemektedir.. Çünkü yukarıda ana hatlarıyla da olsa ortaya koy-duğumuz gibi. Azerî halkı son derece ağır şartlar altında yine kendisini tutsak etmek isteyen güçlerle mücadele etmek zorunda kalmıştır. ağaçların "kavuşan kollan" alkışladıkları. canhıraşâne bir şekilde. Himalay ve Karpat dağlarım şenlendiren kudretini büyük bir coşkunlukla tasvir eder. "Altaylar gibi demir yürekli bir nesil" benzetmesi ile tasvir ettiği Türk 334 . A/tun ordu feraqında saç yoldum. Bağırdım: ây iqid.Ali Erol bir şairin temsilciliğinde. Üreyim de sevgi saçan ateşle. bütün umutlarını Türkiye'deki kardeşlerine bağlayen Azerî halkının öz duygularını bulmak mümkündür. yüreğinde iman ve sevgi taşıyan.le. Abdulla Saik. Sevincimden gözlerim dolu yasla. diyerdim her ağrıma. Şair. Evlad. ayak bastığı yerlere feyz ve rahmet saçan. Ana gelhmde çırpınan sefqei. yıllardır göz yaşları İçinde karlı dağların başından Altaylar'a bakarak kendilerine uzatılacak dosl elinin hasretiyle yanıp tutuşan şairin patlamasına yol açar: " Men uzagdan seyr edince kesretle. ırmaklar coşarken. Taşıdığı fikir ve çizilen çerçeve açısından şiirin ikinci bölümünü oluşturan sonraki mısraılarda. İleriki mısraılarda bu manzara.

biraz da boşalmak ve rahatlamak için yapılan bu çağrılar. ardından sitem dolu sözlere dönüşür. binbir türlü eziyete maruz bırakılmışlardır: Necin böyle gecikdin? Sensiz qelbîm qırıq. yetim ve dulları. Bu psikoloji önce bir burukluğa. zefer daşıyan Oğuzların. Kudret sahibi. genel manada bütün Türk alemine karşı sarfedilen bu sitem yüklü sözlerin esas muhatabı Osmanlı'dır. Zira bu saldırı sadece Azeriler'e değil. Rusya'nın sinsi planlan doğrultusunda Bolşevik ve Ermenilerin yürüttüğü kıyımı kabullenemeyen şair. Oğuzların torunları olan bütün Türk alemine yapılmış bir saldırıdır: Şimdi siz eyAltaylan andıran Demir iirekli bir neslin avladı. şairi yaşamakta olduğu bunalımdan uzaklaştırmaya yetmez. Her yanına neşter. ancak bilinen sebeplerden dolayı yine eserleri arasında gösteremediği bir diğer şiirinde de benzerî duygular içindedir. •'VatamnYanık Sesi ' adlı şiiri ile ülkesine yapılan tecavüzü milletinin asla kabul edemeyeceğini vurgulayan şair. xırpalanmı. Özellikle son zamanlarda baskılar giderek artmış. Osmanlı Devleti'nden beklenilen yardım. Elxanlann ahfadı! Ananız bax. Düşmüş de pek tehîükeli bir derde. ağlar. aynı yıl kaleme aldığı. bu şikayetler. 335 1 . sönük. kurtarıcılarını beklerlerken büyük acılar çekmişler. Ey aelbinde iman. birlik ve beraberlik içerisinde kazandığı zaferleri hatırladıkça kahrolur. daha doğrusu büyük problemler yaşıyor olsa da en azından kendi bayrağını dalgaUuıdımakta olan tek Türk Devleti ise. sürüklenir yerlerde. çeynenmiş. "İntizar Karşısında" adım taşıyan söz konusu eserde. Neden şimdi feryadıma qayqusuz? Damarlarda deyişdi mi eski qan? Neden şimdi bu halıma saygısız. Qelbınizdc söndümü sevgi.ş Ne var ki. 1917 İhtilâl i'nden sonra ülkesi üzerinde oynanan oyunları. xençer saplanmış. Osmanlı Devleti'dir. vatanın öksüz. milletinin o eski kudretini. Azerbaycan halkının duygularım temsilen kaleme alınanan bu şiirde de sitemlerin artarak sürdüğünü. bağrı qan. heyettim parçalanmış. Çünkü artık tahammül kalmamıştır. bir an önce harekete geçilmesi konusunda sabırsız bir tavır sergilendiğini görürüz. xırpalanmış. Ömür şiişem daşa deymiş. çok daha açık ifadelerle dile getirilir. Zira o günün şartları itibarıyla Kafkas Elleri'ndcki diğer Türk topluluklarının durumu Azerbaycaıvınkinden pek farklı değildir. iman? Yeri gelmişken hemen ifade etmeliyiz ki.Şiire Yamıyan Tarih milletine seslenir. Sızlar.

neden? Yollarına daşnn qalanmış? Ya azgın quldurlar. sönük baxtuva nur saçılmaz. Gözyaşıyla mlamış hep keçdiyiniz yolları. Mehemmed Eminoğlu Salman Mümtaz gibi birçok şair tarafından coşkuyla işlenmiştir Azerbaycan. demir ya. s. Osmanlı Devleti'nin de kendisine sahip çıkması ile elde ettiği bağımsızlığını yaşadığı bu iki yıllık süre içerisinde büyük fedakârlıklarla siyasî. ümicl gülüm açılmaz. ve o sırada Kafkas-İslâm orduları komutanı olan Nuri Paşa ile Mürsel Paşa 2 Temimi//da Baku'yu muhasara altına almışlar. xırpala.ey Türk. çabuk sen gel. yorgun telleri. qelbim seni pek ister. kardeş sesinin güçlü sadasmı işittniştir3. 4 Haziran 1918de yapılan anlaşma gereği Türkiye'den yardım istemiştir. Yakılar da. Mehmet. Dr. ardından Karpatlardan gelen 15. Bu dönem İçerisinde eğilime büyük önem verilmiş. Prof. devletin temel yapısı Türk milliyetçiliği ideolojisi üzerine MEMMEDOV. iktisadî ve kültürel alanlarda geniş reform harekeli erini başarıyla uygula mıştır. Yolunuzu beklemeqden benizleri sararmış. polad olsa da onlar Üreyinde şö 'lenen metin qızğın ateşle Yakanları. xerabaya dönen qelb ahad olmaz. boğ. "Azerbaycan Millî Demokratik Cumhuriyeti Devrinde Edebiyat 1918-] 920 (Aktaran: B. ez. Alhan. 336 .)". Azerbaycan. Sen gelmesen. dolumsanmış ürekler hiç şad olmaz. Azerbaycan Hükümeti Hariciye Vekili Mehmet Hacinski Mehmet Emin Resulzade'nin de desteği ile. SARAY. Bir başka ifade ile: "Azerbaycan halkı tam bir ümitsizlik içinde iken yüzünü büyük kardeşi Osmanlı Türkü 'ne çevirip yardım dilemiş. 1996. erir. Şu vetenin öksüzleri. güler ürekleri gem almış. Burakmıyor? Daş. gelinleri. Türk ordusunun Bakü'ye girişi halk taralından büyük bir sevinçle 24 karşılanmış ve bu sevinç Ahmed Ceval. Dodaqlanm gülmez. Başqasını istemem de.9. eh. Beklemeqdenyoruldum. çabuk gel ki.Ali Erol Qırık bîr saz kimi sızlar qanh. 41. Heç gelmed'm! O sen. Kain. Ankara. Atsız Gökdağ. Sel gelmesen güneş doğmaz. Yeni Türk Cmnhuriyeileri Tarihi. Açyollan. Türk Tarih Kurumu. yakar bütün qayğı vurmuş elleri. sen gel. çeğne. Sen gelmesen. Nitekim aynı tarihlerde millî şuur sahibi birçok şair tarafından da hararetle işlenen bu duygular yetkilileri harakete geçirmiş. Türk fırkası üe birlikte 15 Eylül 1918'de şehre girnüşlerdir. söndür. işte gâc qaldin. s. Mars Ticaret ve Sanayii A Ş. alçaq düşmenlere qol gücünü hep göster. dulları. Ankara. İstanbul Hükümeti yapılan bu çağrıya cevap niteliğinde Dilican ve Kars üzerinden Gence'ye birlik göndermiş. Eylül-E-kim 1991.

"Sosialist İnqilâbı Areiesinde Edebiyyai (1917-1920)''. uğranılan haksızlıklar sürgünler. 337 .bir anlamda Şaik'in ideallerinin de gerçeğe dönüştüğü yıllar olmuştur: Ulu. aynı yıllar. Yıllar süren esaretin son bulması ile kazanılan bu yeni ruh hali . başta di! olmak üzere Anadolu ile Azerbaycan toplumunu birbirine bağlayan kültürel birlikteliği yok etme çalışmaları. Bakı. CAHîROĞLU. yerine. Gerçi 12 Ocak 192U yılında Azerbaycan'ın bağımsızlığı Paris'te ger-çekleştirilen toplantıda büyük devletlerce kabul edilmiş. millî hükümet. Size akjtş. iktidarı devirerek. ancak ülkedeki Ermeni ve Bolşevik militanların yürüttüğü terör durmamıştır. Halk ruhunun ön plana alındığı aynı yıllarda." '. s. kendi kadrolarım yetiştirmek amacıyla dış ülkelere öğrenci göndermiş25. Artıqyem ruh ile canlanırdım. 1957. Çıraq kimi panl-parıl yanırdım. fegel ruhsuz bir ülkeydim men. Azerbaycan siyasî ve kültür larilüne "Sovyet Devri" adı ile geçecek olan yeni bir devrin başlangıcı olmuştur. 15. verilen hapis ve ölüm cezaları bu hakikatleri değiştirememiş. Başta Azerbaycan olmak üzere bölgedeki hemen bütün Türk topluluklarının yoğun bir asimilasyonla karşı karşıya kaldığı bu devir Sovyetler Birliği "nin dağıldığı 1991"in Ağustos ayına kadar devam etmiştir. c. Azeriler kendi kaderleriyle başbaşa kalmışlardır. alqış deyirdinı menden. JVüıyısl 964. Azerbaycan Eckhiyyah Tarixi. Azerbaycan'daki komünist sempatizanların açtığı yoldan Bakü'ye. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü. 'Tarihin İlk Tilrk Cumhuriyeti Azerbaycan^ Türk Kültürü. Prof Dr. hür iradenin kullanılmaya başlandığı ve millî benliğe dönüş anlamında önemli adımların atıldığı bu dönem uzun ömürlü olamamıştır. 28 Nisan 1920 yılında. Osmanlı Devleti'ııin I. Ahmet. tarilıi ve coğrafyası müfredattan çıkarılmıştır. s. Sovyet rejiminin bu süre içerisinde Azerbaycan'ı millî kimliğinden uzaklaştırmak İçin uyguladığı istibdat başarılı olamamış. ihtilâl komitesi önderlerinden Neriman Nerimanov'un başkanlığında geçici bir hükümet kimmiş.HL Qızil ŞerqMelbeesi". Nıı: 19. 1918 yılında Osmanlı ile Azerbaycan arasında sergilenen dayanışmanın temelleri. yıllar öncesinden kurulmuş olan gönül bağım yıkmaya yetmemiştir. 9. kültürel sahadaki birikimler sayesinde tarihî birer vakıa olarak günümüze kadar ulaştırılmıştır. bu hükümet.giren Kızıl Ordu. Fakat millî değerlerin yüceltildiği. aynca aynı şuur içerisinde 13 Ağustos 1919'da Rus edebiyatı. bütün engellemelere rağmen. Ankara. iki yıl kadar soma teşkilatlanmasını tamamlamış ve böylece 1918 yılında başlayan millî bağımsızlık hareketi son bulmuş. Dünya Savaşı sonucunda imzalanan Mondros Mütarekesi gereği Azerbaycan'ı boşaltmak zorunda kalmasıyla. İzlenilen inkâr politikası.Şiire Yansıyan Tarih bina edilmiştir. Bakü'de Azerbaycan halkının ilk millî üniversitesi açılmış (1919).

Zira bu uzaklaşma. Türk kültürünün dünyada seçkin bir yere sahip olduğunu söylerler. ss. Millî tarihimizi işlemişler ve Türk tarihini başından sonuna kadar şiirlerine konu edinmişlerdir. Zira Garipçİler. Hasan İzzet Aralat adlı genç şairler. İlhan Geçer. iç içe girmiş olarak bulunur. Fehmi Özçelik. Hisar şairlerinin önünde acı bir tecrübe olarak duruyordu. var olan birçok şeye karşı çıkıyorlar ve mevcudun birçok yönünü red veya inkâr ediyorlardı. M. köklerimizin uzandığı bir mekân ve güç alınacak bir kaynak olarak ele alınır. E. 339-348. Hisarcılar'da bu uzaklaşmalım aksine. ona daha yakın olunması gerektiği düşüncesi içinde olurlar.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı W. kendi kültürünü tanımama. Yenilcr'in) sanat ve edebiyat ardayışlanna tepki gösterirler. tarihe bakış açılan ile Millî Edebiyat'ın maziye ve tarihe bakışı içinde olmuşlar ve adeta Millî Edebiyat'm yeniden canlandırdması görevini üstlenmişlerdir. O. kendilerinden bir önceki edebî hareket olan Garipçilerin (T. geleneklerimiz ve folklorumuz de ağırlıklı olarak işlenir. . Ancak Hisarcılar'da tarih ve mazi Fikri. tarihe ve maziye yakınlaşma ve saygı görülür . Fikret Sezgin. kültürel buhran ve çeşitli bunalımların yaşanması olarak kendisini gösteriyordu. Necati Karaer. Bu unsurlar adeta şairlerin kültürel tavırlarına da etki eder ve bu kavramlar. tarihten ve geleneklerden uzaklaşmayı 'soysuzlaşmak' olarak gören Hisarcılar. mazi ve tarihten uzak olmak yerine. Onun için de Hisarcılar. Mehmet Çınarlı. İzmir 2000. Garipçiler'de tarih ve mazi fikrinden uzaklaşma söz konusuyken. bin yıllık bir kültür tarihi olarak tezalıür eder ve mazi onlara göre saplamp kalınacak bir yer olmaktan ziyade. Tarih ve maziye yaklaşmayı millî Dr. Bu reddin veya inkârın içinde tarih ve ınazi de önemli bir yer tutmaklaydı. Hisarcılar'ın sanat eserlerinde tarih ve mazinin yanı sıra millî kültürümüz. Bir önceki neslin (Garipçilcr'in) bu değerlerden uzaklaşması. Ü. Millî kültürden. Yalıya Bcnekay. HİSAR ŞAİRLERİNDE TARİH VE MAZİ FİKRİ Hıfzı TOZ 16 Maıt 1950 tarihinde Ankara'da çıkartılan Hisar dergisi etrafında bir araya gelen Munis Faik Ozansoy. şairlerin şiirlerinde kaynaşmış halde. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. Millî bir edebiyat yaratma düşüncesinde olan Hisarcılar. Gültekİn Sâinanoğlu.

Kül Tigin". Hisar Dergisi.". Hisarcılar'm dönemlerindeki sanatçılardan farklılık gösterdikleri önemli noktalardan biri de tarihe bakış açılarıdır. "Kulağına okunan ezanla adı konmuş". Bundan uzaklaşmanın bir tehlike olduğuna dikkat çekerek. "dini bütün bir millet"'. "Kerkük". soysuzlaşıp züppeleşmeden cevherlerini ortaya koymalarını. Mayıs 1967. milletlerin hafızasıdır. sonra yeniliği arayıp bulmak gerek"2 sözleriyle ortaya koyar. tarihe özellikle eğilmişler ve tarüü şiirlerinde kullanmak suretiyle. "Orkun Anıllarr' gibi kelime ve mısralarla İslâmiyet öncesi Türk tarihi. derler. Yalnız bu millîlik. Onların şiirlerinde hem İslâmiyet öncesi Türk tarihini. "Malazgirt" adlı şiirde "Tanndağı". "Türklüğün hamurunu yeniden mayalamış"tır. millî havayı kaybetmeden yeni olmak. . Tarilıin Hisarcılarda iki yönlü olduğunu görürüz. bunun ilericilik sayılamayacağım. millî kaynaklara yönelmenin mecburiyeti ve bunun da yenilikle birlikte olması gerektiği üzerinde durur. onu hor görmek. Bunu aşağıda verilen şiirlerde görebiliri/. "Bilge Kağan." 1 2 Mehmet Önder. millet olmanın gereğidir. yine tarih ve maziye ait birtakım unsurları bulabiliriz. Mehmet Çımırlı: "Bir Mucize mi Bekleniyor?1". ilerlemeğe yön verecek ve çağdaş medeniyet seviyesinde yerini tayin edecek olan millî kültürdür"'. millî sanala yeni sesler. Bu cümleden hareketle. Şiire göre Malazgirt. Asıl ilericilik. Onlara göre tarih. Millî rengi. bu kaynaklara yönelmenin bir mecburiyet olduğunun da altını çizerler. asıl ilericiliğin millî kültüre bağlı olarak yapılması gerektiğini vurgulayarak: "Geçmişle bağları kopanp. 12. Hisar topluluğunun önde gelen şairlerinden Mehmet Çınarlı. kültürsüzlük ve kendini bilmezliktir. alttan yer delinmedi. Nu: 41. Hisar Dergisi. yeni tadlar getirmelerini bekleriz. s. Bunun şuurunda olan Hisarcılar. "Bizim Türkümü/" adlı şiirde ise. "Millî Kültürden Yana". "şehir. "Yüzyıllardım beridir Altaylardan Tuna'ya Bizim lürkülcrimizdir söylenen Konuşulan dil. hem de İslâmiyet sonrası Türk tarihini bulmak mümkündür. "Üstten bu gök çökmedi. kötülemek veya geçmiş kült ürürü gerçek değerlerini inkâr etmek •İlericilik' değildir. estetik kaygı içinde kalınarak millî rengi ve millî havayı kaybetmeyecek şekilde ve sanatın geleneklerine göre eser vemıek şeklinde olmalıdır düşüncesini taşırlar. Bu görüşünü de Çınarlı: "•Edebiyatımızın millî rengi. bu fikre ulaşmanın yolunu da güzel ve millî olmakla çizdikleri görülür. Şubat 1966. Tarih. Genç şair ve yazarların zararlı akımlara kapılmadan. yenilik yaratmak çok zordur. s. "Türkistan". Nu: 26. bizim dilimizdir. Ondan çıkarılacak dersler vardır ve onu paylaşmak. "Osman Balur Han". Kül Tigin ve bütün töresiyle". gurur kaynağıdır ve şiirlerde de işlenmesi gereken bir konudur. "Bilge Kağan. 6. Şiirde geçen "Tiyan-Şan Kadır-Gan Dağlan". millî havayı kaybetmeden gelişmesini isteriz.Hıfzı Toz kaynaklara yönelmek olarak gören Hisarcılar. Önce millî sanatın gelenekleri içinde yoğrulmak. bir anlamda. yenilik fikri içinde olan Hisarcılar'in. millet hafızasının diri kalmasını sağlamışlardır. kendine dönüş için büyük tekne: Malazgirt" sözleriyle de İslâmiyet sonrası Türk tarilıi çağrıştırılır.

Bu baş-gözediş var ya. Önünde yüz yıllara. Anadolu'ya ötedenberi tanış: Asya'dan Aktoprağa düşen cemre'nin ilki. hem İslâm öncesi. binlerce Alpaslan'ın. "Çekirdek" adlı şiirde de Türk larilıi. Üstten bu gök çökmedi. bin yıllara değil ki Mahşer'e.Hisar Şâirlerinde Tarih VeMazi Fikri gibi kelime ve mısralarda da gerek İslâm öncesi ve gerekse İslâm sonrası tarihe ve maziye uzanma söz konusudur. Ve hepsi. Bunlar: Oğuz Türkleri. destanlar döneminden günümüze kadar bir bülün lyaliııde şiirde işlenir. Binler. hem de İslâm sonrası olarak karşımıza çıkar. at koşturan dini-bütün bir millet Ki ömrü al sırtında. Selçuklar Aynı dili konuşan. Bahse konu olan bir diğer şiir de "Bar Başlarken" adım taşır. en doğıı'nun Türkleri kadar yiğit. Peçenckler. Bunlar: Ova taşlan. hem de İslâm sonrası Türk larilüne atıflar vardır. Şiirde tekrarlanan "Bir bozkurt" sözüyle dün. Yani şiirde hem İslâm öncesi Türk tarihine. Bir başka deyişle Türk tarihi. alttan yer delinmedi Kendine dönüş için büyük tekne: Malazgirt Türklüğün hamurunu yeniden mayalamış. "Bir ay yıldızlı Türk bayrağı resmi çizer" sözleriyle bugün kastedilir. Yunus Emre'nin ilki. aynı soydan çocuklar Ki hepsi. nice büyük ustanın 341 . çadır altmda uzar. binler. Hisar şairlerinden örnek olarak aldığımız şu şiirlerde Hisarcilar'm tarihe ve maziye bakışlarım görmek mümkündür: MALAZGİRT O ki. Sinan*da kubbe. Kulağına okunan ezanla adı komnuş Fatih Sultan Mehmet'in. Tarihe yolcu etmiş nice bin civanmerdi Atmın terkisinde. Şiirde 'Bar' oyunu ile tarih arasında bir bağ kurulur ve Bar'm tarihteki yerine dikkat çekilir. yamnda gazi. Yahya Kemal'de beyit. Tanrıdağfndan belki. gündoğumda bir özlemle uyanmış. kemer. ardında şehit.

ırmağı: yanıyla. toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan Kadır-Gan Dağlan"na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar. yöresiyle Asya'nın Avrupa'ya doğni yürüyüşü bu. Kerkük'te kurşunlar ansızın bizi vurur Sürüklenir sokaklarda başsız cesetlerimiz Zulüm bir hançer gibi içimize olurur Bir mağara devrinden arta kalan insanlar Kerkük'te kan kusturur. Basmış kanlı çizmeler toprağına bir defa Çiğnenmiş kara kalpaklar..Hıfzı Toz Vc nice kalıramamn yüzüsuyıma hürmet: Bilge . 342 .Kağan... gölü. Gültekin Sâmanoğlu BİZİM TÜRKÜMÜZ Bizim türkümüzde gurbet var artık Hasret var. Kül Tigin ve bütün löresiyle Orkun Aıııtlan'nın yıllar süren düşü bu. Dağı. temiz duvaklar Susmuş minarelerinde mübarek ezan Prangaya -vurulmuş bir malikimi gibi çaresiz Boynu bükük Lürkülerde güzeliiim Azerbaycan.. yürek var. Uzar gider bir sesizlik İçinde Bir uçtan bir uca Türkistan topraklan Beyaz altın dediğimiz pamuk tarlalarına Çöreklenir yedi başlı bir kızıl yılan Baş kaldırsa esarete yeni bir Osman Batur Han Bebekler bile vurulur beşiklerinde Kana boyanır Türkistan.

Mazi Fikri Bir kanlı ağıt söylenir şimdi Kırım'da Biz duyarız Kırım'ın öldüren feryadını Bir büyük destanla birlikle yemden yazacağız Kın m topraklarına Kırım Türkünün adını. bir dev gibi doğrulacağız Yeni bir ruh doğacak toprağımızdan Tanıyacak bizi dünya yeniden heyecanla Burma bıyığımızdan. kervansaraylar Bizi söyler anlatır Mimar Sinan'dan beri Üsküp'te. Kadır-Gan Dağları1 na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar. şadırvanlar. öksüz kubbeler Minareler.. Estergon'da. Balkanlarda büyük. bizim dilimizidir.. Renk renk nakış nakış uzayan toprak değildir Kilünlerimîzdir. Bizim türkümüzde gurbet var artık Hasret var.Hisar Şâirlerinde Tarih Ve. Yavuz Bülent Bakiler 343 . yürek var.. zurnalar ve serhat türküleri.. toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan. kalpağımızdan. bir atar damar gibi Davullar. Yine bir dağ gibi. Yüzyıllardan bendir Altaylardaıı Tuna'ya Bizim türküler imizdir söylenen Konuşulan dil.

karşımda başı karlı dağlar 344 . o davula bir daha vur! Boz-bulanık akan seller durulur Yürek coşar. dil şakrak olur Mendiller ellerde bayrak olur Biz oynarken. kara toprak ak olur Bu davulu yeryüzüne ben dinlettim Bar tuttum dağlarla omuz omuza Kara bahtı güldürmeye yemin ettim. şan yaza yaza! Bizden öğrendi fırtınayı KopTar. bizde bulunur Vur kardeşim.Hıfzı Toz BAR BAŞLARKEN Seyrine gelenlere selâma dur Millet için deli gönül bizde bulunur Savaşı düğün eden davul bizde bulunur Vur kardeşim. Tarihe destan. Zigana'lar Çoruh gibi kükrer bizde damarlar Türk'ün göz-bebeklerinde en güzel bahar. o davula bir daha vur! Yalıya Akengin ÇEKİRDEK Sularıma ilk ışık yeli değdiğinde Uyanının. Bu oyunda boydan-boya vaian var! Seyrine gelenlere selâma dur Millet için deli gönül. bizde bulunur Savaşı düğün eden davul.

adın ne yiğit? . soyun. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar .Hisar Şâirlerimle Tariiı Ve Mazi Fikri Yitik yıldız kokulan gelir burnuma.. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar. Kuş emerken asmadaki üzüm ışığını. Türk/ Kırımlı Bahadırhan/ Görünen ve görünmeyen her yere/ Görünen ve görünmeyen herşeye/ Mezarsız şehitlerin ruhlarına/ Tutsak ölenlerin iskeletlerine/ Sürgünlerin kaderlerine/ Tarihin sabnna/ Sabrın sabununa/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt Bir ay-yildızlı Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle Somutlaşürır/ Eker toprağına çekirdeğim. adım Bahadırhan'dıraga. Ay gelip bacaya yaslandığında. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar.. Derim.Nerelisin. nerelisin soyun. 345 . Kerpiç duvarların yüreği güm güm atar.. Buhara kumaşı gibi ezgiler dokurum. Türk/ Alma-Alalı Balacan/ Taşa ve kuma/ Tahtaya kağıda/ Havaya ve suya/ Akçakavakların döşlerine/ Tavşanların dişlerine/ Pınarların taşlarına/ Atının eyerine/ Evinin ak keçesine/ Bir kılıç/ Bİr kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldızh Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini somu il aştırır/ Eker toprağına çekirdeğim. Alma-Atah.. Kutsal bir kopuzdur bana akşamlar. adın ne yiğit? Der Türküm.Kırım Türküyüm. Adım Balacan'dır aga. Donanırım tepeden tırnağa can.

adın ne yiğit? . . soyun. adın ne yiğit? . kuzeyde ve güneyde Aynı ses. Türküm. Bir dağdan bir dağa uçuranım atımı. a dm ne yiğit? .Ben Kerkük Türküyüm. soyun. Düşüme tutsak bir Türkmen yiğidi damlar. soyun.. Davullar vurmaya başlamasın mı. Türk/ Kıbrıslı Aslan/ Araba karoserlerine/ Balıkların Pullarına/ Karıncaların dillerine/ Gelinlerin tellerine/ Ağlara/ Trollere/ Tüfek demirlerine/ Kışla kapılarına/ Gebe takvimlere/ Yeşile/ Maviye/ Boz'a/ Kendi kanıyla/ Sevdasının dumanıyla/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurl/ Bir ay-yıldızlı Türk bayrağı çizer/ Soyut düşlerini Böyle somullaştırır/ Eker toprağına çekirdeğini/ Doğuda.Kıbrıslıyım.. aynı ezanlarla vakti meşale yapar. Karşıma bir Türkmen yiğidi damlar.. Türküm. 346 . Türk/ Kerküklü İslâm/ Petrol kokularına/ Umut dokularına göçebe kuşların kanallarına/ Yufka ekmeğin üstüne/ Ceylan gözlere/ Postacıların çantalarına/ Telefon direklerine/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldı/lı Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle somutlaşürır/ Eker toprağına çekirdeğini. Çalkalanırsın deniz gibi.Hıfzı Tuz .Nerelisin. Adım Sinan'dır aga.DeliormanJıyım. Oralarda kardeşlerimin tümü tutsak. batıda.. .. yağarsın kar kar.Nerelisin..Nerelisin. adım İslâm'dır aga. Adım Aslan'dır aga.

Hisar Şâirlerinde Tarih Ve Mazi Fih-i Türk/Deliormanlı Sinan/ Gözaltındaki camilerin secde Susuzluğuna/ Çobanların korkusuzluğuna/ Prangalara Telörgülere/ TFR komyhonların plakalarına/ Karakol Binalarına/ Uzaklara giden trenlere/ Bulutlan yırlan Uçaklara/ İçinde susturduğu sese/ Duruşmaya çağıran Davetiyelere/ Var'daki yok'a/ Yoktaki var'a/ Hürriyet Yollarım kesen duvarlara/ Mısır koçanlarına/ Tütün Yapraklarına/ Güreşçilerin kispetlerine/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldızli Türk bayrağı Resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle somutlaştınr/ Eker toprağına çekirdeğini. kardeş çığlıklar dolar. Türküm. Sulanma ilk ışık yeli değdiğinde Uyanırım. karşımda başı karlı dağlar. Adım Bahattin. Türküm/ Elbistanlı Bahattin'im/ Uzatıyorum ellerimi Çoğaltarak/ Bayrak bayrak/ Bir elimde Balacan'm eli/ Bir elimde Bahadırluın'ın eli/ Bir elimde İslâm'ın/ Bir elimde Aslan'ın/ Bir elimde Sinan'm eli/ Bir elimde kalem/ Besmeleyle Hümanizm bezirganlarının ticaret karnelerine/ Devrim kolcularının Düdüklerine/ Bal'a soğan suyu katan/ Temelli tabutunda temelsiz Yatanların taslarına tabaklarına/ Kedilerin sivri tırnaklarına/ Güvercinlerin ak tüylerine/ Hızımı ışığına /Bakıra/ Çeliğe/ İpeğe Ve selüloza/ Düşmanın şahdamanna dayayacağım jilete/ Putları Kıracağım baltaya/ Kalk borusuna/ İlk yardım çantasına/ Savaş plânlarına/ Ülkü antolojilerine/B İr kılıç/ Bir kitap/ Birbozkurt/ 347 . imzam kan grubum gibi belli benim. Dinim İslâm. Elbistanlryım. Düşüme yaralı vatanlar. Ruhum bir kartal gibi uzaklarda döner dolanır.

Bahatün Karakoç 348 ...Hıfzı Toz Bir ay-yıldızh Türk bayrağı resmi/ Ve erozyondan kurtulmuş yeni birTiirkive haritası çiziyorum/ Ekiyomm toprağıma çekirdeğimi/ Ekiyoruz topraklarımıza Çekirdeklerimizi.

bu şiirlerin muhteva olarak aynı oldukları rahatlıkla ifade edilebilir. 1 Turgut Koca.başta Hz. Seçicilerin bu tavrı Alevî-Bcktaşî şâirlerin çeşitli konular hakkındaki düşüncelerinin kapalı kalması gibi bir sonuç doğurmuştur. s. Fuzûlî. Bununla birlikte. Bekfaşî-Alevî şairleri ve Nefesleri. "Halk edebiyatı** dairesinde olan ve Alevî-Bektaşî anlayışını lam anlamıyla aksettiren şâirlerin "dîvârrlanmıı ilmî neşriyatlarına. pek çok hususta olduğu gibi vatandaşı oldukları devlet hakkındaki düşüncelerinin de açık ve net olarak anlaşılmasını zorlaştı nnaktadır. Bu cümle. antolojilere dahil edilen şiirlerin «enel karekt eristiğin i aksettirmesi bakımından Önemlidir. bunların dışındaki temaları işleyen şiirlere pek yer verilmediği. bu zümre edebiyatıyla ile ilgili olarak hazırlanmış olan antolojiler almakladır. Alî olmak üzere on iki imamı metheden ve bu imamlara karşı beslenen sevgiyi."1 diyerek şiir metinlerini verir. Bu sebeple antolojilerin ve var olan tenkitli "dîvârT'lann yanında muhtelif kişiler tarafından hazırlanmış Takat ilmî kimlikten uzak "dîvâıf'larla.BEKTAŞÎ ŞİİRİNDE OSMANLI DEVLETİ Mehmet TEMİZK AN* Alevî-Bektaşî edebiyatıyla ilgili değerlendirmeler. birkaç kaynağa dayanılarak yapılmakta. Alevî-Bektaşî şâirlerin Osmanlı devleti hakkındaki • Ege Üniversitesi.ırlanamanııştır. 1990. Türk. şâirlerin hayat lan hakkında verilen bilgilerle alınan bazı şiirlerden. İzmir 2000. Alınan şiirlerin HakMuhamrned-Alî. İst. Hayreti. bağlılık duygusunu aksettiren. Turgut Koca.Türk Dünyası -İncelemeleri Dergisi Savı IV. ss. Antolojilerin bu temel özelliği. henüz ha/. bu kaynaklar arasında ilk strayı da.3~S9-359. Alevi-Bekuışî şâirlerinin bütün şiirlerini ihtiva eden "dîvân" lan nın ilmî metinleri. Maarif Kitaphanesi Yayınlan. daha ilk bakışta dikkati çekmektedir. "Bektaşîlikten bahseden şiirlerinden Üç tane sunuyoruz. ALEVÎ. Uzman. Hatırlanacağı üzere. yani tenkitli metinlerine sahip değiliz. Muhamnıed-Alî "bir"liğîni vurgulayan. hazırladığı antolojide Cevabî adlı Bektaşî şâirin hayalı hakkındaki bilgileri özetler.506 . Dünyası Araştırmaları Enstitüsü .Meselâ1. Hatayı ve Usûlî gibi tamamen veya kısmen "Dîvân edebiyatı" dairesine mensup birkaç önemli şahsiyetin "dîvân"ları hariç. Hacı Bcktaş Velî'nin yanında diğer bazı mutasavvıfları da yücelten metinler oldukları. Ncsîınî. Kaynak metinler arasında ilk sırayı aldığını söylediğimiz antolojiler ise hemen hemen aynı şiirleri ihtiva etmekledirler. çeşitli dergilerde yayınlanmış şiirleri de "kaynak metinler" olarak kullanmak durumundayız. Farklı şiirlere yer verilmiş olsa bile. bu zümreye mensup şâirlerin.

1996: s. pek çok şairin bu ocağa mensup olduğu ve önemli mevkilerde bulunduğu ifade 2 3 4 a. fakat doğru olmasa bile. geniş halk kitleleri tarafından o şekilde kabul edilmiş olması önemlidir. sırf "dinî anlayıştan sebebiyle isyan etmek zorunda kalmış olmalarım birbirinden ayn düşünmek ve değerlendirmek gerektiğini kabul etmek mecburiyetindeyiz. şiirlerinde dile getirdikleri devlet hakkındaki düşüncelerinin gözden geçirilmesiyle mümkün olacaktır. Tarikata adını veren ve bütün Alevî-Bektaşî şairler üzerinde büyük bir tesiri bulunan bu zâtın Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gâzî ile olan münâsebetleri hakkında eski Bektaşî menakıbnamelerinde bir takım rivayetlerin bulunduğu bilinmektedir. s.c. 65 Turgut Koca..g. Her şeyden önce "farklı dinî anlayış" ortaklığına sahip olan kesimlerin. a."2 şeklinde dua ettiği zikredilmektedir. Bu tespiti yaptıktan sonra bu iştirakin yegâne sebebinin "farklı dinî anlayış" olup olmadığını anlayabilmek için bu insanların kuruluşundan yıkılışına kadar devletle olan karşılıklı ilişkilerini gözden geçirmeye başlayabiliriz: Alevî-Bektaşî zümreye mensup olan herkesin gönülden bağlı olduğu ulu kişi hatırlanacağı üzere Hacı Bektaş Velî'dir. 42 350 . Birkaç kitap ismi bile bu kanaatin ne kadar yaygın olduğunu göstermeye yeterlidir: "Kalender Ayaklanması". oldukça zengin bir edebiyata mâlik bu zümrenin devletle olan münâsebetleriyle. "Toplumsal Bir Başkaldırının İdeolojisi: Alevîlik-Beklaşîlik" gibi eser adları. Köprülü. "Anadolu'da Alevî Katliamları'1. Osmanlı'nın egemenliği altındaki topraklar üzerinde zaman zaman bir takım isyan teşebbüslerinin olduğu ve Alevî-Bektaşî anlayışnıa sahip insanların da bu teşebbüslere iştirak ettiği bilinmektedir. Abdal adlı bir Bektaşî şâirinin "Şecaatla nazar kılmış yeniçer kullarına ol Seza oldı ana anın üçün fursat-ı kübrâ" 4 şeklindeki ifadesi. Hâkim olan kanaat. Bektaşî tarikâüyle de âdeta özdeşleşmiştir. F. "'Osmanlılarda Alevî Ayaklanmaları". Babinger. Velî'nin Osman Gâzî'ye hitaben "Sonun önünden gür gelsin. patlak veren isyanlara işlirak etmiş olmalarıyla. Anadolu 'da islâmiyet. İst.e. Yeniçeri ocağı devletin resmî bir kurumudur. devletin baskîlarma manız kaldıkları ve bu durumun tabîî bir neticesi olarak zaman zaman isyan teşebbüslerinde bulundukları veya isyanlara yoğun bir şekilde iştirak ettikleri yönündedir. Hacı Bektaş Velî'nin gerek Osman Gâzî ile olan münâsebetlerinin. 291 F. yukarıdaki rivayete olan inancın mahsulünden başka bir şey değildir.g. Acaba bu hâkim kanaatin doğruluk derecesi nedir? Bnmuı tespiti. Aynı şekilde Yeniçeri ocağının ilk kuruluşunda da bu şalısın hayır duada bulunduğu rivayet edilmektedir3. gerekse Yeniçeri teşkilatı hakkındaki hayır duasının tarilıi olarak doğru olup olmadığı tartışılabilir.. insan Yayınlan. bu hâkim kanaatin sonuçlarından başka bir şey değildir.Mehmet Temizkan * kanaall eriyle birlikte devletin de bu kişilere ve bu kişilerin şahsında bu zümreye karşı takındığı tavrı lespit etmek mümkün olmaktadır. Kaynaklarda Bektaşî şairlerin hayatları hakkında bilgi verilirken. s. Alevî-Bektaşî zümrelerin Osmanlı devletiyle kavgalı oldukları.

Uyan Padişahın. Hz. Ali ile birlikte on iki imamın yardım elliğini söylemiş olmasıdır. Gedâ Muslî: Yeniçeri ocağına mensuptur.e. Milliyet Yayınları. Üstelik Bağdat şelıri bu tarihlerde şiî bir devletin hakimiyeti altında bulunmaktadır: Ar/ulaımş gelir koca Bağdad'ı Şalı Süleyman başı telli geliyor Yardımcısı olan on iki imam Önü sıra serdâr Ali geliyor Yüz bini birden der Allâhım Allah Yüz bini der Lâilahe-illaJlah Yüz bin kalan var. 24 Turgl Koca.. devletin birer memuru. münafık erir Mîf minin muradın ol Hüdâ verir Yüz bin de zırh geymiş sipahi gelir Yüz bini de Bedir Hanlı geliyor Teslim Abdal der ki.283 Cahit Özteüi.Alevî.g. çallı geliyor Mü'minler Hû çeker.zm kmılınıs ve bu seferle ilgili güzel bir şiirde söylemiştir. 1976. LsL. Cezayir'de yaşayan Yeniçeri şaâirlerindendir". Daha açık bir ifadeyle bu kişiler.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleri edilmektedir. Kaynaklardaki ifadelerden bazıları şöyledir: Teslim Abdal: Yeniçeri ocağının Halîfe Babası. hep canlar canı Bunca S ül ey manlar dünyada hanı Yüz bin nutku vardır.e. yüz bin de cam Yüz bin de kolu kolçaklı geliyor 0 5 Kul Himmcl: Yeniçeri ocağından emekli olmuştur7. Bu Bektaşî şâir Kanunî Sultan Süleyman ile birlikle Bağdat seferine bi/. Bu şiir de dikkatimizi çeken önemli bir nokta. s. birer kumandanıdırlar. Alevî-Bektaşî meşrepteki bir kişinin Sünnîliğin temsilcisi olarak görülen Osmanlı hükümdarına. Bu durum bize hem bu kişilerin devlete. s.163 351 . yüz bin de sipâh Yüz bini de darplı. a. 5 6 7 a. hem de devletin bu kişilere olan bağlılığı ve itimadı hakkında bir fikir vermektedir. yani Büyük Baba Efendi idi . s..g.

61. Balım Sultan: Dimetoka'daki Kızıl Deh Sultan (Seyyid Ali Sultan) dergâhında posl-nîşîn İken 1499 yılında ikinci Bayezid'm çağrısı üzerine İstanbul'a gelmiş ve tekrar Dimcloka'ya dönmemiştir15. 1988.e. sonraları sipahi ocağına geçerek oradan emekli olmuştur . 11 a.s. Dervişlerine hitaben "Horasan erlerinin cümle 9 8 İsmail Öznıen. 83 S 352 . 10 a. C. 13 Turgut Koca.. a. Hiisrev: Sancak beylerinden Karagöz Bey'in oğludur.e." ve Tacü't-Tevârîh "Orhan Gâzî ile Bursa fethinde bulunmuştur. Âlıû: Yeniçeridir.v demekledir14. güzel lürkü söylemesi sebebiyle IV. s. .g. a..C. Bunların bir kısmıyla ilgili olarak yaptıkları işler ve katıldıkları seferler hakkında daha da detaylı bilgiler sunulmakladır.g.e. Yeniçeri ocağına mensup olmaları dolayısıyla devlete hizmet eden Bektaşî şâirlerin yanında. Yanya fatihi Arslan Paşa "yi savaşlarda korumuşlardır. Yeniçeridir.g.g.TTT. C. Hacı Bektaş Velî'nin amcası Haydar Ata'nın oğlu Hasan Ga/.Mehmet Temizkaıı Sânî: Yeniçeridir. Bu durum mezkûr zümreye mensup olan kişilerin ordu içindeki varlıklarının Yeniçeri ocağı ile sınırlı kalmadığım göstermesi bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Murad'ın dikkatini 1 çekmiş ve onun hanendeleri arasına girmiştir *.575.e.41 3 a.s.î'nin oğlu olduğuna inanırlar. . C. 16 10 a. bu ocaktan olmayıp orduda görev yapan Bektaşî şâirler de bulunmaktadır. Abdal Musa: Anadolu Alevîliğinin temel taşlarından biridir. 12 a. . Bcktaşîler. Ank. IIs. 203 15 a. 1. Fütuhat erlerindendir13. s 549.e. Alevi-Bektaşî Şiirleri Antolojisi. 147. Kilidbahir 10 kalesi kumandanlığı yapmıştır . Bunlardan bazıları da şöyledir: Serezli Pir Su İtim: Kesriydi Kasım Baba ve Koniçalı Hüseyin Babalar ile Yanya fethinde bulunmuştur. CIH s. Mehmed'e müjdelemiş. Otman Baba: Keramet sahibi bir zâttır. . Bektaşüerin en büyük iki dergahından biri Abdal Musa acunadır.e. Fâtih tarafından uzun süre sarayda barındırılmış. Fâtih'in İstanbul'u alacağını yıllar önce bilmiş. C. fakat daha sonra çeşitli sebeplerle saraydan uzaklaştırılmıştır.g.g.e. 145 14 İsmail Özınen.g. Kültür Bakanlığı Yayınlan. II... ayını. s. Abdal Musa'yla ilgili olarak Aşıkpaşazâde "Orhan devri geldi.g. gününü ve yılını bir gün seferden dönmekte olan II. gazalar etti.e.s. s. Aşık: Yeniçeri ocağında yetişmiş bir ozan olduğu sanılmaktadır12.n. Sersem Ali Baba: Kanuni tarafından Anadolu'da Celali isyanları ve özellikle Kalender Çelebi isyanı patlak verdiği sırada işleri yatıştırmak için Hacı Bektaş'a dönmesi ferman olunmuş ve o da bu emri yerine getirmiştir16.

Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanlarında yaşamıştır.5O5 Prof. 1997. 52-54 353 . Fuzûlî: Bektaşî edebiyatının yedi büyük şairinden biri olan Fuzûlî. Süheyl Beken.. gel etme inadın 17 18 19 20 . Fuzulî Divanı. 345 a. Kanuni Sultan Süleyman'ı Hz. II.g. Oğuz dilinin de cümle dillerin atası ve desteklerinin de Oğuz dili 7 konuşana olduğu" nu söylediği Cemal Kutay tarafından bildirilmektedir' .BeMaşî Şiirinde Osmanlı Devleti alemin baş tacı. Kanuni ile birlikte Budin kuşatmasında bulunmuş. Süleyman'a benzetmiş.e.e.s. s. Doç. Dr. . 109 a.g.e. Akçağ Yayınlan. O'nu salılar şahı. Bayezıd. Kenan Akyüz. Ank. s. Kıldı meşhûr-ı Arab fetlı-i Acem tarihini Geldi Burc-i Evliya'ya pâd-şâh-i nâm-dâr Ruşen etti adiden her gûşesinde bir çerâğ Carî etti feyzden her mülküne bir cûybâr Pâd-şâh-i bahrüber Sultân Süleymân-ı Velî Server-i sâhîb-nazar Şâh-en-şâh-i şefkat-şiâr Âlemin vasfın Süleyman mülkü derlerse n'ola Çun Süleyman'dan Süleyman'a kalıptır yâd-gâr20 Kul Mustafa: Bektaşî bir şair olduğu bildirilen Kul Mustafa IV. Şedit Yüksel. Kanuni Sultan Süleyman'a Bağdat'a girişinde beş kaside yazmıştır. Murad'in Bağdat seferine katılmış ve Bağdat'ı Osmanlılardan alan Bağdat şahı Şalı Abbas'a hitaben şu türküyü söylemiştir: Gaziler keskin tîğ ahp eline Dökerler kanını Irak çölüne Ser veririz imamların yoluna Şâh ne akü ettin aldın Bağdat'ı Mustafa eydür.Alevi.g. Müjgan Cumhur. Hayalî Bev: Karnini Sultan Süleyman devrinde sancak beyliği yapmıştır19. Bu kasidelerden birinde.s. Gül Baba: Fâtih Sultan Mehıned. şelül düşmüş ve cenaze namazında bizzat Kanuni Sultan Süleyman da hazır 18 bulunmuştur. a. karaların ve denizlerin hükümdarı gibi vasıflarla methetmiştir. Misali mahlasryla şiirler yazmıştır . Dr.

Yurdun çeşitli cephelerinde düşmanla savaşmış. 73 354 . kanadın Şâh ne akıl eltin aldın Bağdad'ı 21 Şevki: Manastır Askeri Lisesi'ni ve Harbokulıınu bitirerk piyade subayı olmuş.e. /. s. s." şeklinde ifâde etmiştir: Vakit tornam oldu. 663 İsmail Özmen.g. Yeşil Ordu (Mücâhidin Alayı) yu oluşturarak doğu illerini Ruslardan kurtarmak için Erzurum'a değin gitmiştir. Edib Harabı: Deniz Levazım Binbaşılığı yapmıştır24. C.g. Kaynaklarda Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Şavaşı'na aktif olarak katıldığı ve Atatürk'ün yanında yer aldığı zikredilen şairlerin sayısı hiç de az değildir. Kâzım Baba: Topçu subayı olarak Balkanlarda görevlerde bulunmuş. s.g. İlk devirlerinden son devirlerine kadar devletin yanında ve hizmetinde buluımıuş olan Bektaşî şairlerin bu tutumu. a.. Âşık Sıtkı Baba: Kurtuluş Savaşma katılmıştır. Atatürk'ün desteklenmesi için ülke çapında çalışmalar yapmıştır25. yeni devletin. 560 a. 21 22 23 24 25 26 27 Cahit Oztclli.V. 539 a.aleıı aksi bir tutumun düşünülmesi bile imkan dahilinde değildir.1V.g.IV. yani Türkiye Cumlıuriyeti'nin kuruluş yıllarında da devam etmiştir.Mehmet Teınizkan Niee kerre kendi kendin sınadın Sultan Murâd kırar kolun. C. yeni Türk devletinin kurulmasını "Maksat yerini buldu. s. çileler doldu Gel gc/.c. s.e.g. C. 568 a.g. Kurtuluş hareketinde "mim mim" grubunda çalışmıştır2*.... Amasya toplantısına katılmış.e. Devlete bağlılık fikrinin Türk kimliğinin en eski unsurlarından biri olduğu düşünülürse.. 1897 Yunan savaşma katılmış ve 1908 yılında Bulgar koınilacıleri tarafından şehit edilmiştir 2 . a.e. s. 37 İsmail Ö z m c n . 419 Turgut Koca. Sâdık Baba: Deniz subaylığından emekli olmuştur23. eski Türk an'ailelerini daha fazla yaşatan Bektaşiler için. a.clim bizim illeri şimdi Elhamdülillah maksat yerini buldu Seslendi mahabbet telleri şimdi20 Yed i har i": Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Rus savaşlarına katılmıştır27. Yeni devletin kurulması için verilen mücadelelere aktif olarak katılan Alevî-Bcklaşî şairlerle ilgili bazı kayıtlar da şu şekildedir: Cemaleddin Celebi: Birinci Dünya Savaşı'nda.g. a.e.e. s. Kurtuluş Savaşında Atatürk ile yakın ilişki içinde bulunmuş.

ulusal kuvvetlerde 29 görev almıştır . H.1971. C. şâirlerin Alevî-Bektaşî meşrepte olmaları.g. Hatta Şalı İsmail'in sohbet arkadaşlarından olan ve Şah İsmail'e duyduğu saygıdan dolayı "Şahî" mahlasım alan şair. Bununla alakalı birkaç Örnek şöyledir. .e. Zikredilen örneklerden de anlaşılacağı üzere. şâirin duygularını çok açık olarak aksettinnektedir. Ancak Fuzulî'nin bu anlayışı Bağdat'a giren Osmanlı hükümdarına kasideler yazmasını da.e. Mehdi77 kelimeleriyle andığı kişinin Şah Kalender olduğu belirtilmektedir. Latifi tezkiresinde kendisinden övgüyle söz edildiği belirtilmektedir30.'Bâde"nin atak ve cevval olan Şâh İsmail'i "Beng"in ise mütevekkil ve hareketsiz olan Osmanlı Hükümdarı İkinci Bayezıd'ı temsil etliği söylenmektedir31. "Şalı.U37 a. Osmanlı idaresinin iltifatına mazhar olan pek çok Alevî-Bektaşî şâir yanında. Yezid ise Osmanlı'dır: Hey Yczid yanma kalır mı sandm Nice intikamlar alınsa gerek Mehdî çıkar ise nic'olur halin Heybetli kösleri çahnsa gerek Gazi Mehdî bir gün Urum'a çıkar Yezîd kalasmı hem burcun yıkar 28 29 311 31 32 a. Resimli Türk Edebiyatı 7«n7)/MiIli Eğitim Basımevi.g. 2] 5 a.. önemli devlel hizmetlerinde ve mevkilerinde bulunmalarına maııi olmamıştır. Zaten Alevî-Bektaşî edebiyatıyla ilgili kaynaklarda bu dunırm açık açık ifade edilmektedir.g. Aşağıdaki şiir. s s.ii.548 tsmuil Özmtaı.s. Şah Kalender.191 Nihal Sami Bunadı. Çaldıran savaşından sonra İstanbul'a götürülmüş ve sanatına orada devam etmiştir.e. Osmanlı'nın maddî ve manevî iltifatına mazhar olmasını da engellememiştir.Alevî. c. s. Mehdi. Kalender Çelebi: Kanuni Sultan Süleyman tarafından çıkarılan ağır bir toprak vergisi yüzünden bazı Türkmen gruplan ayaklanmış. Osmanlı hükümdarlarının taltiflerine engel teşkil etmemiş.. f s. Yani Kalender Çelebi'nin idamı inancıyla alakalı olamayıp. Şâh İsmail'in Özbek hükümdarı Şcybek Han'ı yenmesi üzerine yazdığı bilinmekte.e.Bektaşi Şiirinde Osmanlı Devletî Selman Cemali Baba: Kurtuluş savaşmda Denizli'ye gelmiş. Daha açık bir ifadeyle "dinî anlayış" belirleyici bir faktör olmamıştır. tst. gazabına uğrayan şairlerin de bulunduğu bilinmekledir. Aynı şekilde Fuzulî'nin de "Beng ü Bâdc" adlı mesnevisini.g. Ancak devletin gazabına uğramaları "farklı dinî anlayış"lan sebebiyle değil devlete karşı takındıkları tavır sebebiyle olmuştur. Pir Ali: Şalı Kalender ayaklanmasına katıldığı ve onunla görüştüğü.I. bu ayaklanmanın başında da Kalender Çelebi bulunmuştur32.23-24 355 . ekonomik bir kaygıdan kaynaklanan bir ayaklanmaya başkanlık etmesi ile alakalıdır.

31 Cahit Öztelli. Özgür Yay.s. Genç Osman'ın öldürülmesinden sonraki karışıklıklar sırasında tekrar Safavilerin eline geçmiş. 1985. Dördüncü Murad devrinde ise bir defa daha Osmanlı hakimiyetine girmiştir. İst. DedcmoAlu: Safavîler yaranna bir takım e}rIemlerde bulunuş ve tutuklanarak 37 cezalandı n 1 nuştır . s. s.356 37 . Bektaşî Gülleri. hatırlanacağı üzere sık sık el değişLirmiş bir şehirdir..Mehmet Temizkan Sanma ki Osmanlı yanına kalır TanrTnnı aslanı Şah oğlu gelir Darb ile elinden tahtını alır Harabende erkan sürülse gerek33 Şu iki beyit de aynı şairindir: Osmanlı oğluna gücümüz yetmez Bize ölüklerin Ye/idler etmez. düşmanı Anadolu topraklarına davet elliği şu şiiri söylemiştir: 33 34 35 36 a.g. Milliyet Yay.. Al i oğlu: Müridi Dcdcınoğhı ile birlikte bir ayaklanma hazırlığı sırasında tutuklanıp yargılanmıştır. Bu hadise üzerine meşhur Alevî-Bektaşî ozam Pir Sultan Abdal Şalı Tahmasb'a sitemlerde bulunup Osmanlı'ya hakaretler savurduğu ve Osmanlı'yı "Yezîd" olarak adlandırarak. s.17 a. 1 9 7 1 . Bu şehir önce Kanuni Sultan Süleyman taralından Osmanlı topraklarına katılmış. Pir Sultan Abdal: Zamanın çok önemli bir merkezi olan Bağdat. Pir Sulum Abda!. Bazen Osmanlılarla bazen de Safavîlerin hakimiyetine geçmiştir. X L V Cahit Özlclli.g.e..e. Cahil Öztelli de bu iki şâir-dervişin şiirlerinden hareketle "Şeyh BedrcUhrin anıldığı ve vatlığı yer olan Serez'de gizli bir toplantı yaptıklarının anlaşıldığım" söyleyerek ayaklanma hazırlığı içinde olduldarım teyit etmektedir3''.18 a. İst. Osmanlı bu dünya sana da kalmaz Zannetme bu kanı Şahoğlu almaz34 Kul Nesimi: İran Safavî şahlannea Anadolu üzerinde egemenliği sağlamalı yolunda sürdürülen siyasal çabalara katılmış ve bu yüzden de kovuşturmalara uğramıştır35. Cm. s.g.e.

Yeniçeriye karşı büyük ve genel bir nefret uyandırmış.39 Sultan Osman'ın öldürülmesi bütün imparatorlukta. Uvan Padişahım.e. Bu iki imama bağlılığın en temel vasıf olduğu Bektaşîlikle âdeta özdeşleşmiş olan Yeniçeri ocağının Genç Osman'ı halletmiş olması. 418 Cahit Öztclli: A. İst.Alevî.. Genç Osman'ın ağzından yazılan bu ağıtta imam Hasan ile İmam Hüseyin'in Genç Osman'ın yoldaşları olduğu söylenmekledir. Milliyet Yuy. Hüseyin düriir yoldaşım Şehit oldum bana zulüm değildir.. Kendisi de bir Yeniçeri olan Kul Mustafa'nın Yeniçeriler tarafından hallledilen Genç Osman için yazdığı ağıt. 1826 yılındaki Yeniçeri ocağının kapatılması olmuştur. niye verdin Bağdad'ı Akı 1 edemedik senin sırrına da Güzel Şah'ım niye verdin Bağdadi Çeksen de askerini gelsen İdi Hacı Bektaş Ham'na konsan idi Kırsan ol Yezîd'i olmaz mı idi Ah Hünkar"im niye verdin B a ğ d a d i Bektaşî şairlerin çok fazla al indi klan hadise.s30 357 .g. s. 1976.40 3B 3 * 411 Caldl Özlclli.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleti Güzel Şah'ım çok yerlerden görünür Aslı nedir. bizzat Yeniçeri ocağı men su pl arım n kapatılma hadisesini davetkâr faaliyetlerde bulundukları. Dördüncü Murad'm nnısalıibi Musa Çelebi'yi parçalayarak öldünneleri akla ilk gelen Örneklerdir. s. Ancak.g. tarihî bilgi ve belgelerle ortadadır. bu ruh hali ile yazılan bir destanda Yeniçeri ocağının piri sayılan Hacı Bektaş Veli'ninbile. 27 a. eski ve lıakikî kimliklerinden ne kadar uzaklaşmış bulunduklarını göstermektedir: Gâzîyim.e. artık Yeniçerilerden yüz çevirdiği tasvir edilmiştir. Genç Osman'ı boğmaları. larihî bir belge niteliğindedir. Bu ocağın kapatılmasını tartışmak. konumuzun dışındadır. dünyada ettim savaşım Ahir son demimde döktüler yaşım İmam Hasan.

Mesela Dervîş Ruhullah adlı Bektaşî şâir. Osmanlı idaresinin. a. yâ Muhanuned. Ulusal Kurtuluş Savaşı aleyhinde bulunmuş. a. s. 358 .g. yâ Mııhammed. Kurtuluş Savaşı aleyhtarlığı yapan şâirler de olmuştur.g. Açık olarak görülmektedir ki.c.e. ı.427 Turgut Koca. zaferden sonra Yunanistan'a kaçmış ve orada ölmüştür43. bu ocağın kapatılması. Alevî-Bektaşî şâirlerin tepkisine ve bu vesileyle devlcle ağır ithamlarda bulunmalarına sebep olmuştur.g. kesinlikle dinî değildir. mütâreke döneminde.c. yâ Ali Sürgün edip her dervişi öldürdü Yetiş Allah. s..) Okuyup zikrettik biz yarın adın Sundu ağzımıza lezzetin tadın Biz bin yüz kırk beşin yedik tokadın Bize bundan gayrı sille olur mu 42 Osmanlı devletinin uygulamalarına karşı çıkan Bektaşî şâirler olduğu gibi. yâ Ali41 Rızâ adlı bir başka şairin şu dörtlüğü de aynı ruh halinin ifadesidir: (Üçüncü mısradaki tarih yanlış olup 1242(1826) kastedilmiş olmalıdır.714. bu ithamların sebebi.. yâ Muhanrmed. ayaklanmalara ve ayaklanmalara önderlik edenlere karşı tedbirler alırken son derece hassas davrandığLkendi halinde olan vatandaşlarmı 41 3 a.Mehmet Teınizkan Bu lıadiselere rağmen.IV. yâ Muhanuned. yâ Ali Türbelerin yıkıldığın gördüler Yezidler ferah edip güldüler Her dervişi bir diyara sürdüler Yetiş Allah. 115-116 İsmi I Ozmen. Hakkı adlı bir Bektaşî şairin aşağıdaki şiiri devlete bu vesileyle yapılan ithamın ağırlığını gözler önüne sermektedir: Kavm-i Yczid Yezidliğin bildirdi Yetiş Allah. yâ Ali Sene bin iki yüz kırk iki aman Dünyada bu fesat olmuştur ayan Simden sonra sürülmez oldu erkan Yetiş Allah. s.

Bununla birlikte devletle kavgalı oUuı.Alevî. nice müslümanlanıı baştan çıkmasına. İst. s. İstanbul 1930.. seferlere katılan. sefere çıkan hükümdar veya beylere methiyeler düzen kişiler olarak görüldüklerini söylemek mümkündür.. Bektaşi Şairleri. 176.g. devletin aleyhindeki faaliyetlere iştirak eden halla başka bir devlet adına faaliyetlerde bulunan Bektaşî şâirler de olmuştur. Sonuç olarak Alevî-Bektaşî zümrelerin sesi durumunda olan (emsil etlikleri kesimin duygu ve düşüncelerini mısralanna döken Betası şâirlerin genellikle Osmanlı devletine sadık. tamamen ekonomik bir şikayetin mahsûlü olduğu anlaşılan ve âdeta bayrak I aştırıl maya çalışılan Şalvarı şallak Osmanlı Eğeri kaltak Osmanlı Ekende yok biçende yok Yiyende ortak Osmanb45 şeklindeki dörtlüğün. Kısaca söylemek gerekirse. kendisine hizmet edenleri de mükafatlandırmıştın ceza veya mükafatın ölçüsü "dinî anlayış" olmayıp "takınılan tavır" olmuştur. Milliyet Yay. bu zümrenin Osmanlı hanedanı hakkındaki farklı bir kanaatini yansıtması bakımından kaydedilmeye değer bir dörtlüktür: Ba-emr-i âli-i meşihat-penâh Vâlî-i vilâyet erişti nâ-gâh Payidar eylesin Hazreti Allah Hânedân-ı pâk-i Al-i Osmaru46 Cahil Ölelli. Cahit Öztelli'nin "Başbakanlık Arşivi Mühimine defteri No: 81) Sayfa: 19 Hüküm: 49" dan sadel eştirerek aktardığı bir padişah hükmünde "Tanrı yolundan sapan. Kızılbaş başlığı giyinip Şalı mıüıibleri olduklarmı söyleyen. 1971.. devletin başarısı İçin çırpınan. Osmanlı devleti de devlet olmanın bir gereği olarak bu kişileri kovuşturma ve cezalandırma yoluna gitmiştir.. Bu tespiti yaptıktan sonra..e. 45-46 İsmail Özinen: a. 359 . yukarıdaki dörtlük kadar meşhur olmamakla birlikte. hem Alevî-Bektaşî zümrelerin hem de temsilcileri olan Bektaşî şâirlerin devlet hakkındaki hakim kanaatlerini yansıtmaktan uzak olduğu rahatlıkla söylenebilir.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleli incitmemeye özen gösterdiği gözden uzak tutulmamalıdır. s.. Pir Sultan Abdal. CL s 16 Sadelün Nüzhet (Ergün). aleyhindeki faaliyetlere katılanları cezalandırmış. sebep olan kişilerin kanun yoluyla mahkeme edilerek gerçeğin meydana çıkarılması ama bu bahane île kendi halinde olanın kanuna aykırı olarak incitilmekten sakınılması" ferman olunmaktadır44. şeriat dışı birçok kötü işler işleyen. Hatifi adlı başka bir Bektaşî şairin şu ifadesi de.

Bu tür eş seçme yöntemi Bozkır Bölgesi özelliğini yansıtmakladır". Tan» devrinde yaşamış olüiı tarihçi Li Yanshou taralından yazılmıştır. Göktürklerin en üst yöncüci tabakası Aşina Ailesi idi.Lin Gan . Kızın peşinden 1 Arş. Gobİ bölgesinde siyasi otoritesim kurmuş. genelde cenaze törenlerinde eş seçme uygulaması görülmektedir. Çünkü göçebe ekonomisi oldukça dağınıktı. . Çeviren: Eyüp Sarıtaş* Göktürkler eski çağlarda Çin'in kuzeyinde yaşamış göçebe bir millettir.nün güney ve kuzey kesimi ile Orta Asya bölgesine doğru genişlemişlerdir. Gör. daha sonra Gobi Çölü. 552 yılında yine Aşma Ailesine mensup Turnen. 1. Bu çalışına.el elbiselerim giyerler ve cenaze yerine gelerek orada karşılaşırlar. 386-618 yılkın arasını kapsayan dönemin olaylarını anlatır. genç kızlarla erkeklerin normal zamanlarda günlük hayatta karşılaşma olanağı ve uygun yer bulmak zorluğu vardı. (Çevirenin notu. 361-374. yüzyılda Doğu Türkistan'ın kuzeydoğusunda siyasi bir güç olarak yükselmeye bağlamışlar. Göçebe hayatı sürekli yer değiştirmeyi gerektirdiğinden. Çin ve dünya tarihini geniş çapta etkilemişlerdir. 13u kitap. Ü. onların toplum sistemiyle ilgili olarak gelenek ve din açısından konuya yaklaşmayı amaçlamaktadır. GELENEKLER Göktürklerde evlilik geleneği ile ilgili olarak. VI. E. İzmir 3000. 742 yılında ise Baü Göktürklerden Aşina Xin'in siyasi gücünü kaybetmesiyle Çin'de ve Oita Asya'da yaklaşık olarak 200 yıllık aküf siyasi tarihi sona ermiştir. Göktürkler. Çin kaynağı Bei Surdaki 1 "Göktürk Kayıtları" bölümünde konu İle ilgili şu bilgiler bulunmaktadır: "Cenaze töreni yapılacağı zaman genç erkekler ve kızlar en gü/..Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. ss. Kız tarafı genellikle bu isteği geri çevirmez. Edebiyal Fakültesi Tarih Bölümü. evine döndükten sonra bir yakınını kızın evine göndererek onu istetir. . Eğer erkek herhangi bir kızı beğenirse.) . COKTURKLERDE GELENEKLER VE DİNİ İNANÇLAR Yazan: Prof.Dr.

sonunda bu geleneğe uymak zorunda kalmıştır. Anlaşılacağı üzere. Yüzyılın başına kadar devam etmiş. bu nedenle bu tür evliliğin Göktürkler arasında sadece bir çeşit evlilik geleneği olmayıp.Bu da kardeşin karısıyla evlenme geleneğine bir Örnek teşkil etmektedir. Gaochang devletinin kurulduğu bölgede yer almaktadır. ilkel toplumlarda göriilen grup evliliğinin kuşaklar boyunca aktarılarak Du You. Göktürklerde bu tür evlilikler halk arasında ve yöneticiler arasında birlikte devam etmiştir.N. Sadece kabile reisleri kendilerinden bir sonraki kuşağa mensup olanlarla evlenemezlerdİ. özellikle Batı Göktürk toplumunda oldukça yaygın olarak görünmüştür. 581 yılından 618 yılma kadar cilan tarihi olayları anlatır.Eyüp Santaş giderek evlenme isteğini bizzat iletine imkanı da kolay olmadığından. Bu tür geleneğin ortaya çıkış nedenlerinden birisi.e göstermektedir ki. Bu gibi üvey anne ve kardeş karısıyla evlenme geleneği sadece Göktürklerde değil. Yine buna benzer bir örnek Sui S hu5 adlı Çin kaynağının Göktürkler bölümümde yer alan bir kayda göre Ni Li Kağan ölünce.ki Bo YaTmn üvey annesi Göktürk kağanının kızı idi. "Kabile reisleri kendilerinden sonraki kuşaktan olanlarla evle nem czl er" kuralım gözönüne alırsak. Bo Ya uzaun süre bu isteğe direnmiş. Wusunlar ve Juan-Juanlar gibi Çin'in kuzey bölgesinde yaşamış diğer göçebe milletlerde de görülür.N. eski Türklerde (Göktürkler) evlilik sisteminin belli bir sınır dahinindc zorlama karakterinde olduğunu. (Ç. cenaze törenleri eş seçmek için en uygun yer şekline dönüşmüştür. Tong Di cm. sonra sırasıyla Qi Minin oğlu Shı Bi Kağan.2 Bu Örnek bi/. aynı zamanda bir tür evlilik sistemi oluşturduğunu görürüz. yeğeni onun sağ kalan karısıyla evlenirdi.ile evlenmesini istemişlerdir. bunu takiben de üvey annesiyle evlenmiştir. Göktürkler kısmı 1. Bei Slu'daki "Batı Bölgeleri" adlı bölüme göre. büyük oğlu Te Lechuan "Şad" olarak onun yerini almış. Göktürklerde bir gelenek daha vardı ki o şu idi: "Baba. erkek kardeşi veya (kardeşinin oğlu) üvey annesi ile veya kardeşinin karısı ile evlenirdi. daha sonra ise Chu Luo'nıın kardeşi Jic Li ile evlenmiştir. Orta Asya'nın Önemli bir geçit bölgesinde kurulmuş eski bir devletin adıdır. önce Göktürk Kağanı Qi Min ile evlenmiş. Gao Chang3 hükümdarı Qü Jian ölünce oğlu Bo Ya babasının yerine tabla çıkmış ve Göktürkler kendi gelenekleri uyarınca Bo Ya'nm üvey annesi . (Ç. oğlu Da Man tahta geçmiş ve "Nİjüe Chulııo Kağan" unvanını almıştır. Tang devrinde yaşamış olan Wei Zhı tarafından yazılan bu eser. Buna bir örnek verecek olursak: Çinli prenses Sui Yicheng. (Ç. ölenin oğlu. fakat baskılara daha fazla dayanamayarak . bölüm 197. Bei Shrda yer alan bir kayda göre. bu tür evlilik belli bir zorlama karakterine sahip bir sistemdir.) 362 . Aynı şekilde amca öldükten sonra. Doğu Türkistan'daki Turfan şehri . Bu kağanın annesi Qiang Shı kocasının kardeşi Bo Shı Tegin ile evlenmiştir. Hunlar.N. Çinli Budist rahip Hııi Li'nin yazdığı "Da Tang Sı En Sı San Zang Fa Shı Zhuan" * adlı eserin ikinci bölümündeki bir kayda göre Tong Yabgu Kağaırın büyük oğlu Da Du Şad öldükten sonra. 85 bölümden oluşur.) Çin'in Resmi 24 Tarihinden birisini oluşturan tarih kitabıdır.) Bu eser ünlü Çinli Bııdst rahip Xuan Zaııg'm hayatını anlatır. Shı Bin'in kardeşi Chu Luo Kağan. Bu gelenek VU. amca ve kardeş Öldükten sonra. Han-Tang dönemleri arasında hunisi daima Önemini korumuştur.

yaprakların sararıp düşmesi. ölünün yakıldığı gün düzenlenen törenin aynısıdır. Geriye kalan külleri toplanarak. Gömme işi tamamlandıktan sonra. oğulları. Üvey anne ve kardeş karısıyla evlenme adetleri buna bariz bir bir örnek leşkil etmektedir. cesedi gömmek için. tekrar evlenerek başka bir klana gitmesi önlenmiş oluyordu. Bu hareket yedi kez tekrarlanır. Bu tören. Baba veya küçük-büyük kardeş öldükten sonra. Balballar üzerine ölünün resmi ve hayatta iken geçirdiği savaşları sembolize eden . İlkel klan sisteminden Köle Toplumu sistemine girmişlerdir. İlkel Toplum döneminden çıktıkları sürenin çok uzun süre olmaması uedeııiyle. İçlerinden birisi çadırın Önüne gelip yüzünü bıçakla çizerek yas tutmaya başlar. Dolay ısı ile balbal sayısı bazen HH)'leri. Ayrıca bununla dul kadının. ölünün sağlığında kullandığı eşyaları ile bindiği alı bir araya getirilerek ölü ile birlikte yakılır. Kan ile karışık göz yaşı dökerler. ölümden sonra sağ kalanla evliliğin devanı ettirilmesi geleneği (sistemi) tatbik edilmiştir Böylece dul kadının kendi klanından ayrılması. Eğer. mezarın önüne taştan yapılmış Balballar konur. Daha sonra toplumların liretim gücünün artmasıyla özel mülkiyet sistemi gelişmiş. ilkel dönemin her türlü gelenekleri babadan oğula aktanlagelnıişür. Bu dönemde dul-îivey anne ve dul kardeş karsının klanda alıkonulması ve çeşitli geleneksel uygu I a malamı kuşaklar boyunca devam ettirilmesi geleneği ve klan nüfusunun konulması. yüzyılda tarih sahnesine çıktıkları sırada. kesilen hayvanları ölüye kurban olarak sunarlar. gömme zamanı geldiğinde gömülerek işlem tamamlanır. ata binerek çadırın etrafında yedi kez dolaşırlar. Wusunlars Juan-juanlar ve Göktürkler arasında kuşaklar boyunca devam ettirilen bu evlilik geleneğinin sebebini oluşturmuştur.) Kurban töreninde kesilen atın başı. Ölünün gömüldüğü gün.Göktürklerde Gelenekler Ve Dinî İnançlar süregelnıesi. bir ailenin veya bir kabilenin çalışan insan gücünün ve aile-kabilenin üretim gücünü arttıran ekonomik fonksiyona dönüşmüştür. Tarih kayıtlarına göre.. bunları ölü çadırının önüne sergileyerek. bir diğer neden de klanlarda görülen dış evlilik sistemini varlığıdır. bir balbalın üzerine asılırdı. Her ne kadar bıı gibi evlilik adetlerinin dayandığı tarihi şartlar (grup evliliği ve klan içi evlilik) ortadan kalkmış veya geçerliliğini günden güne kaybetmiş ise de yeni şartlar (aileler ve sülaleler) tekrar eski adetlerin yerini almış ve bu tür geleneği desteklemiştir. Bunun arkasından belli bir tarih lesbit edilerek. Balbalların sayısı. torunları ve kadm-erkek bütün akrabalarının her biri at ve koyun keserler. ölen kişi ilkbahar ya da yazın ölmüşse. Bunun arkasından çukur kazılmaya başlanır ve ceset tabutla birlikte gömülür. Hunlar. Bunu takiben akrabaları. Göktürk toplumu. Göktürkler VI. dul kalan üvey. İşte bu dunun. ölünün yakınları yeni bir tören düzenleyerek ata binip bıçakla yüzlerini çizerler ve ağlayarak yas tutarlar. klanın gücü ve nüfusu korunmuş oluyordu. hatta lüOÜ'leri bulurdu. (Öldürülen her bir kişi için bir balbal konurdu. ölünün hayatta iken öldürdüğü insan sayısına göre belirlenirdi. Göktürklerde ölü gömme törenleri şöyle yapılırdı: Ölü önce çadırda bekletilir. şahsi mülkiyete ait evlerin (ailelerin) loplımıda başlattığı ekonomik fonksiyon giderek klanın fonksiyonunu geride bırakmıştır.dul anne ve dul yengeyi aynı klan içinde alıkoymak amacıyla. sonbahar ya da kışın ölmüşse yeşilliğin bol olduğu günler beklenir.

. çok iyi Türkçe bilir ve Türk elbiseleri giyer. böylece büyük bir ülke ve kudrete 7 sahip olmuş. Anıtın dört tarafına da kağanın savaş manzarası resmedilmiştir. onların gelenekleriyle ilgili bilgiler vermekledir. 7 8 J "' Jiu Tang Shu . Taııg devrinde kurulmuş küçük bir devlettir. kırkyedi defa savaşmış Gök Taun dilediği için babam bütün bu ülkelere sahip olmuş. (Göktürklerin alaları kurdu toteın olarak tanırlardı. Buradaki kayıtlara göre. Türk gelenekleri içinde bıçak ile yüz çizine adeti mutlaka yaygın olmalı ki.'' Küİliğin Kağan öldükten sonra (Bilge Kağan'm kardeşi) adına kitabe yazılmış ve üzerine resmi kazınmıştır. beş kişiden meydana gelen aile kurmayı ve keçe çadır kurup onlara nasıl kullanılacağını öğretir. Bununla ilgili Göktürk Kitabelerinde kayıtlar mevcuttur.Eyüp Sarıtaş 6 " şekiller çizilerdi. Zhoıı Shu ve Sui Shu "nun Göktürkler Bölümü. Kağanlar yay şeklinde inşa edilmiş büyük çadır evlerde otururlar. Göktürkler Bölümü 1. "Chang Shan Hükümdarı" anlamındadır. düşman imiş. bölüm 197.. Bol miktarda koyun etinin yendiği ziyafetlerde herkes kendi kullandığı bıçağı ile etini kesip yer. Göktürkler her yılın Mayıs ve Ağustos aylarında bir araya gelerek ilahlara kurbanlar sunarlar ve her yıl önemli bir devlet görevlisini öldürerek. Birlikte çalışacağı insanları Türklere benzeyenler arasından seçer ve onlara koyun derisinden yapılmış elbiseler giymeyi. onların kağanlanıım esir etmiş. 25 bölümden oludan bu kilap Tung devrinin olaylarını anlatır. bu gelenek sadece ölü gömme törenlerinde değil. yüzlerini bıçakla çizmelerini ve ata binerek çadırın etrafında dolanıp yas tutmalarının emrederdi". saçlarını onlar gibi ayırmayı. Şimdiki Hebci eyaletinin Zhengdian geliri civarıdır. Bilge Kağan Kilabcsmdeki kayıt şöyledir: "Kuzeyde Baz Kağan." Cheng Qian Kağan ölmüş gibi hareket ederek çevresindekilere yüksek sesle ağlamalarını. onun bu özellikleri. Kırgızlar hep beni düşman olarak görürlermiş. "Chang Shaıı Wang". ı " Chang Shaıı..10 Bundan başka Sui Shırdaki Batı Göktürkler bölümü.. kağanın kendi milletinin geleneklerine göre cesedinin yakılmasını ve Ba Irmağı'mn8 üzerinde bulunan köprünün doğusuna bırakılmasını emretmiştir. her birliğin kendi flaması vardır. Çin imparatoru Tai Zong.. döneminin Göktürk geleneğini yansıtması açısmdam çok önemlidir.... Bütün bunlara karşı babam Gıı Dulu Kağan çarpışmış. 364 . Onların hepsine diz çöktürmüş. ölmüş alalarının bılunduğu mağaraya kurban olarak sunarlardı. Bu kaynak ile ilgili Xin Tang Shu ve Jiu Tang Shu gibi hanedan kayıtlarında bilgiler vardır. Bu kayıt. Xin Tang Shu'nun11 Tai Zong'un oğulları ile ilgili bölümünde bulunan kayıl şöyledir: "Chang Shamvang12 Cheııg Qiaıı.) Askerlerini çcşilli rütbelere ayırır. Çadırların önünde kurt başlı bayrak dalgalanır. 634 yılında Jie Li Kağan öldükten sonra. her ne kadar Chang Qian"in kendini beğenmiş gibi bir tarzda tasvir else de. Çin'in şimdiki Shaanxİ eyaleti şuurları içinde kalmaklador.Babam Birinci Kırgız Kağanım öldürerek başını Balbal olarak dikmiş'" Bir diğer kayıt: "Amcam Bilge Kağan öldükten sonra (Kitabelerin yazan Yollııg Tegin'dir) Kırgız Kağanının başım Bilge Kağan1 m mezarına balbal olarak dikmiş.. " Kuzey Song döneminde tarihçi Ou Yangxiu yazmıştır. Tong Dİan.

(Ç. adıgeçen generaller kulaklarını kesip yüzlerini çizmişler ve Cheng Sı'ya "Shuai" ı y rütbesinin verilmesini istemişlerdir. Daha sonra bu gelenek Çin'in iç bölgelerine de yayılmıştır. İmparatorun hediye vermekteki bir diğer amacı ise. Bunu üzerine 10'dan fazla kabile başkanı kendisinden davacı olduklarım göstermek için kulaklarını kesmişler ve böylece sorun çözülmüştür. 757 yılında ölen An Lushan'm annesi Türk idi (Ç. 705-706 yıllarında Anxi Genel Valisi iken Çin hükümdarı tarafından "Tai Pu l5 Qing" olarak tayin edildi.N. Xiang.N. Çin Sarayı tarafından elçilik görevlerini yürütenlere bu isim verilirdi (Ç. Bazı Çinliler herhangi bir isteğini anlatmak için bu geleneğe baş vurmuşlardır. Sui imparatoru Wen Di 20 . Generalden daha yüksek olan bir rütbedir (Ç. Buna bir Örnek verecek olursak: Xin Tang Snu'daki Lai Chuif un"1 biyograrîsindeki kayda göre Göktürk lideri (Kaynakta yanlış olarak 'Tibet" şeklinde geçmektedir. geniş bilgi bulunmakdadır. Türkler bu geleneği bir konu ile ilgili davacı olduklarında da (şikayetçi olduklarında) uygularlardı. onun arabasını kullanmakla görevli olanların taşıdığı unvandır.). Çin imparatoriçesi Wu Zetian'e istihbarat haberleri getirdiği içn. Sui Hanedanını kuran hükümdardır. Çin'de duvkt tarafından büyük bir tören düzenlendiği ya da imparator saraydan çıktığı zaman. Ayrıca Göktürkler savaşta ölmeyi şeref sayıp. Bu düşünce tarzı Hunlarda da hemen hemen aynı idi. Du Suliuyu karısından ayrıldığı için teselli etmekti21. Tang devrinde yaşamış ve çeşitli görevlerde bulunmuş bir devlet adamıdır.N. Örneğin Xin Tang Shu'da 13 bulunan Çinli devlel adamı Guo Yuanzhen'ın biyografi sindeki kayıt şöyledir. kadınları ise tüyden yapılmış bir oyun aracı ile oynamaktan hoşlanırlar ve sarhoş oluncaya kadar kımız içerler ve karşılıklı şarkı söylerlerdi. bazı Türkler mensupları yüzlerini 1 bıçakla çizerek ağlamışlar ve eski valilerini uğurlamışlardır' . bunun üzerine.) 710 yılında Doğu Türkistan'da kurulan tarihi öneme sahip Çin'e bağlı Genel Valilik idi.)." 775 yılında An Lushan'ın 17 enirinde eski bir general olan Tian Chengsı. hasta yatağında ölmekten utanç duyarlardı.N. Sui Shıı.Göktürklerde Gelenekler Ke Dini İnançlar insanları yolculuklarına uğurlama törenleri için de geçerliydi.).N.) Tai Puqing.N.). 5X1-618 yılları arasında tahtla kalmıştır (Ç.)Lai Chuıı Aşina Jue Sıluo'nun yanında çok iyi raksedip şarkı söyleyen rakkase kızların bulunduğunu duymuş ve çeşitli entrikalarla onlan elde etmeyi planlamıştı. "Guo 14 Yuanzhen. Anxi'den ayrıldığında. kendisine karşı böylesine sadıkane bir hareketi övmüş ve kumar oynaması için Du Suliu'ya değerli mücevherler vermiştir. 365 . Bir diğer Örnek de Sui Shu'nıın Göktürkler bölümünde bulunmaktadır. 599 yılında Du lan Kağan Çin sınırlarına saldırmış. Göktürkler erkekleri kumar oynamayı severler. kardeşi Du Sııliu ise ağabeyinin seferine katılmayıp karısını terketmiş ve Tu Li ile birlikte Çin'e gitmiştir. Göktürkler Bölümü.). (Ç N. emrindeki generallere gizlice Çin sarayında "Zhong Shı" ı s olarak görev yapan Sun Zhıgu'nun yanma gitmelerini emretmiş. Türk kağanlarının tahta çıkma Guo Yuanzhen ile ilgili Xİn Tang Shn'âa. (Ç. Wei. onun güvenini kazanmış ve kendisine "Shı Yüshı" rütbesini vermiştir (Ç.N..) Tang devrinde yaşamış (651-697) bir devlel adamıdır. Ming ve Cı'dan oluşan dört eyaleti birleştirip kendi idaresi altına almak istemiş.

). Toplam 50 bölümdür (Ç. Şamanizm. Bu şekilde dokuz kez dolanırlar.ibadel eder gibi saygı gösterirler. Bu kayda göre GöktÜrklerin devlet kurmalarından itibaren kağanların tahta çıkma töreleri "'Babadan Sonra Oğul'" şeklinde görülmektedir. Her seferinde ona.N. Ke Luo'dan sonra kardeşi Erkin (Mu Gan Kağan). Nestoryanizm ve Budizm gibi dinlere inanmışlardır. 587 yılında Sha Benjiie ölünce. Türkler tarih sahnesinde göründükten sonra. Linghe Delen (583-666) tarafından yazılan Zhou Shu. Bu yüzden tahtan senin çıkman gerekir. her ne kadar Sosyal Tabaka Toplumu (Kölelik Sistemi 11 23 24 Bunun Kagan'ın oğludur (553-572) (Ç. Ben seni kağan olarak kabul etmeye hazırım". Bu arada kağanlarının yeteneklerinin lüç bir zaman sona ermemesi dilekte bulunurlar ve onu serbest bıraktıktan sonra sorarlar: "Sen kaç yıl kağanlık yapabilirsin?" Çok zor ve sıkıntılı bir psikolojik durumda bulurum kağan tahta bulunacağı süreyi kesin olarak belirleyemez. Zhou dönemi (Kuzey Zhou dönemi: 557581) olaylarını anlatır. o anda söylediği her hangi bir rakam dikkate alınır ve böylece ne kadar süre tahtta kalacağı belirlenmiş olur. ağabey öldükten sonra kardeşin tahta çıkma geleneği başlamıştır. Sha Bulüeden sonra ise. vasiyeti gereği yerini kardeşi Chu Luo almıştır.DTN Göktürkler Şamanizm. İlkel Klan Toplumundan gelen bir ilkel dönem dinidir. 552-553 yılları arasında tahtta kalmıştır (Ç. ll. Çünkü sıradan bir insan asil tabakaya mensup birinin yerini alırsa iki farklı mevkiye salûp insanlar arasında saygı ve itibar kalmaz. Bıı atalarımızın töresine uygun değildir. ağabeyinin oğlu Yong Yülü'ye şöyle demiştir: "Biz Göktürklerde Mu Gan Kağan'dan 32 beri ağabeyin yerine kardeş tahta çıkar. Bunun üzerine Chu Luo. Göktürk kağanlarının tahta çıkma töreleri "Babadan Sonra Oğul" ve "Ağabeyden Sonra Kardeş'" olmak üzere iki tür uygulama görülmüştür. Diğer taraftan tarihi gerçeklere göre sözkonusu uygulama tam olarak bu şekilde gerçekleşmemiştir.Tuo Bo'dan sonra oğlu Sha Bolüe onun yerini almış. Fakat Mu Gan Kağan'dan itibaren. vasiyeti üzerine yerine kardeşi Yabgu Chu Lııo geçmiştir. devletin ileri gelen yöneticileri.N. "Kağan tahta çıktığı ilk günlerde.N. Kağanların tahta çıkış törenleriyle ilgili olarak Zhou Shu'daki 24 Göktürkler bölümünde oldukça ayrıntılı kayıt bulmak mümkündür. 366 . Yapılan anıştırmalara göre GöktÜrklerin ilk kağanı İli Kağan23 ( AshıNa Tümen) öldükten sonra oğlu Ke Luo. Erkin'den sonra ise kardeşi Tuo Bo Kağan tahta geçmiştir.). Buradan anlaşılmaktadır ki. Yong Yülü ise "Yabgu" olmuştur.). Daha sonra kağanı bir ata bindirip ipekli kumaşla boğazını sıkmaya başlarlar. yeni kağanın çadırına gelirler ve onu keçenin üzerine çıkarıp havaya kaldırırlar.Eyüp Sarıtaş * töreleri İle İlgili olarak Sui Slııfnım Göktürkler kısmında az da olsa kayıt bulunmaktadır. Yong Yülü bu öneriyi bir çok kez geri çevirmiş ve sonuçta Chu Luo "Yabgu Kağan" unvanı ile tahta çıkmıştır. Ateşperesllik.

285-286.1997. evreni üç kısma ayırmaktadır: a) Cennet: Burası dünyanın üst tarafında yer ahr ve bütün ilahlar burada kalmaktadır. Bir kısmı da ellerinde kuvvetli ateşler ve tütsülerle daire çizip dönerlerken kendinden geçmiş bir manzara oluşturuyorlardı. orada bulunuyordu. 27 Bu dağ Orhun Nehri "ııin yukarı mecrasmdaki Kang Ai Daği'nın kuzeydoğusunda bulunan dağa verilen isimdir. Çin-Baıı İlişkileri Tarihî Belgelen. İki ateş arasından geçilince Türkler kötü ruhlardan tamamen arındıklarına inanırlardı. Büyü yapma işi sona erdikten sonra Göktürkler. bu nedenle Şamanistik inançlar toplumda oldukça yaygınlık kazanmıştır. c) Üçüncü kal ise Cehennem olup yeryüzünün alt tabakasını teşkil eder. Zhonghua Kitabevi: Pekin. Ataları için kurban kesmeleri. yüzyılın ortalarında İstemi Kağan25 tahta çıktığı sıralarda Doğu Roına'dan Balı Göktürklere elçi olarak gönderilen Zenıarklıos. Kağan her yıl devletin ileri gelenlerini toplayarak. Göktürkler "? Batı Göktürk kağanıdır. 20 Zhang Xiııglang. Diğer taraftan neşe ile dansederek maddi bakımdan ruhları temsil ettiklerine de inanırlar.) Türkler kötü ruhları kovmak ve şanssızlıklara ve felaketlere engel olmak için dini törenleriyle meşgul idiler. s. 28 Çin uzaklık sisteminde 1 li Ü.).N. Şamanlar insanları tedavi edip kölü ruhları kovarken yüksek sesle büyü yaparlar. Diğer taraftan her yılın Mayıs ayının onuncu günü halkım ırmak kenarına. VI. Turnen Kağanlığını kurduğunda otağı.Gökttirklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar Toplumu) dönemine geçmiş olsalar da. Çin tarih kitabı Zhou Shu'da ki Göktürkler bölümünde konu ile ilgili bilgiler bulunmaktadır: '"Kağanın çadırmm kapısı doğuya doğru açılır. Batı dillerinde yazılmış tarih kaynaklarının bildirdiğine göre. Kötü ruhları kovma töreni bittikten sonra Zemarkhos ve beraberindekiler yollarına devam etmek için Türk ülkesinden ayrılmışlardır.Ayin yapanların bazıları da davul çalıyorlardı. Turnen Kagan'm kardeşidir (Ç. onları kutsal olarak kabul etmeleri ve Yer ve Gök Tanrılarına tapmaları. 387 . mağarada atalan için kurban kesme törenleri düzenler. neşe ile ve çılgınca durmaksızın danseden insanlardır. Şamanizm inancı.) Şamanlar adil.N. (Kadın Samanlara "Wu Da You" adı verilirdi. Kağan çadırım lerketmeden önce güneşi selamlar. Kötü ruhların hepsi oradadır. Zemarkhos'un da iki ateş arasından geçmesini istemişlerdi.5 kurye eşittir (Ç. Göktürklerin Şamanizm dinine mensup olduklarının diğer kanıtlan da şunlardır: Güneşe verdikleri önem. "Bo Dcnguing:: adı verilen bu dağ Çin'de yer tanrısı olarak bilinirdi. Orta Asya'dan geçerken Soğdiana topraklarına ulaştığında (Kağanın otağına kadar varmamıştır.26 Bu kayıt Göktürklerin Şamanizm inancını bütün açıklığı ile ortaya koymaktadır.). Orada bulunan topluluk Zemarkhos'un etrafını çevirmiş ve onu da aralarına almışlardır. toplar ve Gök Tann'ya kurbanlar sunar. Klanlık Sistemi döneminden kalan uygulama ve alışkanlıkları nesilden nesile aktarılarak devam etmiş. Du Jin 27 Dağf nııı 500 li2B batısında üzerinde bitki ya da ağaç bulunmayan yüksek bir dağ vardır. cilt iv. İnsanlarla ilahlar arasındaki ilişkinin kurulmasından ve kötü ruhların ortadan kaldırılmasından Şamanlar sorumludur. b) Yeryüzü: Dünyanın orta katıdır ve insanlık orada bulunmakladır.

g. 368 .). I a. 518 yılı civarında bu din Çüı'c girmiştir. Göktürklerin Aleşperestlik dinine ne zaman inanmaya başladıkları kesin olarak bilinmemektedir. Göktürk Devletini yeniden kuran Kulluk Kağan için şunları söylemektedir: "Gök Tanrı güç bağışladığı için babam (Kutluk Kağan) Kağan'in ordusu kurda. Göktürkler Bölümü. Ateş ile iyi. Yaklaşık MÖ. Chu Luo Kağan ise bunun üzerine şunları söylemiştir: "Alalarını daha önce ülkelerini kaybettiler. düşmanımız ise koyuna benzermiş".VI. Şamsımın iyi olmadığını İlahlar da biliyor. Shaanxi eyaleünin şimdiki başkenti Xi'an'ın bulunduğy yerde idi (Ç. Bing Zhou'ya 29 saldırarak ele geçirmiş ve Yang Chengdao'yu buraya yerleştirmiş.e.yüzyıldan itibaren bir dönem boyunca İran'ın devlet dini haline gelmiş (bu nedenle bu dine Ateşperesttik adı verilir. Benim bu durumu unutmuş olmam çok kötü. sonunda sorunu çözmek ve ikna olmak için fal sorularını sormuştur. Göktürkler Bölümü 1*. İyi ya da kötü şansla ilgili kehanette bulunmak da Şamanizm inancının bir özelliğidir. MS. Bu konu Bilge Kağan Anıtında da dile getirilmiştir: "Tanrıya benzer. aynı zamanda yönetici tabakasına mensup olanlar arasında da kehanetten anlayanlar olmuştur.). Tann irade ettiği için. Sözkonusu inanca göre kainatta iyi ile kötülük.). Bu örneklerin hepsi İlkel Dönem dinleriyle hemen hemen aynıdır. aydınlığın canlı timsali olduğundan kutsal olarak kabul edilir ve ona saygı gösterilir. AleşpereslIİk. Bu nedenle tarih kitapları Sı Mo'nun fala bakmaktan ve kendisine bununla ilgili sorular sorulmasından hoşlandığım yazmaktadırlar.30 Kağan her ne kadar inandığı fal sonucunu alamadı ise de.VII.Eyüp Sarıtaş Gök'e taparlar ve ona saygı gösterirlerdi. Şimdiki Taiyuan şehrinin olduğu yerdir (Ç.31 Ateşperesllik dininin menşei Eski İran ve Orta Asya'ya dayanmaktadır. 631 yılında Çin'in o dönemdeki başkenti Chang Anda 3 2 "İran Tapmağı'" adında bir mabet inşa edilmiştir. 620 yılında Chu Luo Kağan. Örneğin Aşina Sı Mo bunlardan bilişidir.N. VI. yüzyıllarda Zerdüşt tarafından ortaya atılıp yayıldığı için bu inanç sistemine "Zerdüşlük Dini" adı da verilir. Tanrıda olmuş Türk Bilge Kağan. Ünlü Çinli Budist Keşiş Hııi Li tarafmdan kaleme alınan " Da Tang Si En San Zang Fa Shı Zhuaıı" adlı kitabın ikinci Q 31 32 Çin'in Shaaim eyaletinin kuzey kesiminde bulunuyordu. aydınlık ile karanlık gibi zıt güçler birbirleriyle mücadele halindedirler. MÖ.-MÖ. Muhtemelen. daha sonra ise varlıklarını Sui devletinin ayakta katması sayesinde sürdürebildiler. Bu dinin akideleri Eski İran'da "Avesta" adlı eserde bulunmaktadır. Kut'uin olduğu için kağan oldum". Bu sorunu ben kendim çözeceğim". Xin Tang Shu. Bu dinin en önemli ayinlerinin odak noktasını ateş oluşturur.N. Göktürkler arasında fala (kehanete) inanan insanların sayısı çok olmakla kalmamış. etrafındaki insanlar şansının kötüye gidebileceğini söyleyerek onu uyarmışlardır.

Keçeden çeşitli şekillerde parçalar kesip deriden yapılmış bir torbaya koyarlar ve bunu bir direğe asarlar. aleşe saygı gösterdiklerini ve ona taptıklarını görmüştür. Kin Tang Shu. Xuan Zang Semerkanfta bulunurken. sayfasında Batı dillerinde yayınlanan eserler. Bundan başka. Şimdiki Semerkant civarında bulunan Kang ülkesi. ağacın ateş unsuru olması sebebiyle ona saygı alameti olarak ıızerine olurmayıp. hükümdar ve halkın Bııdizme inanmayıp.N. J4Semerkant halkının Ateşperesti ile dinine inanmamalarının sebebi.*Xiyang Zazu" adlı eserin dördüncü bölümünde de bu konu ile ilgili kayıt vardır "Göktürklerin Ateş ilahları vardır. Türklerin iki iane mabetleri olmasına rağmen rahipleri yoktu. 561 yılında şimdiki Kazakistan'ın güneydoğu bölgesindeki Kang ülkesinde yaşayan Türkler arasında yayılmıştır. Başka yerlerden gelip bu mabetlerde konaklayan rahipleri Semerkant halkı ateşle kovalayarak kendi mabetlerinde kalmalarına izin vermezlerdi.).Bıı malzemelere göre. Pers M M 35 3û Xıum Zang Budizm ile ilgili kutsal metinleri elde etmek üzere 629 yılında Chang An dan Hindistan'a gilıniş. oluracaklan zaman yere bir keçe serdiklerini gördüğünü kaydettiğini yazmakladır. Hıristiyanlığın bir koludur.). Balı Bölgeleri Bölümü. Kang Ülkesi ile ilgili kısım. Xi"Anfdaki Beilin Müzesinde sergilenmektedir. NestoryanlarıV. Bu eser Feng Chengjun. bu yüzden onlara tabi olmuştu. Sııi Hanedanı döneminde hükümdar Qıı Muzhi. Orta Asya'dan geçerken Göktürk ülkesine de uğramış ve seyahat notlarında Türk. Bu askerlerin bazılarının alnında haç işareti bulunuyordu. Nestoryanizm. Fransız bilimadamt Edward Chavannes tarafından yazılan "Batı Göktürk Tarihi Belgeleri"30 adlı eserin 219. Göktürklerinbu din ili olan ilgilerinden kaynaklanmaktadır. Bahram'a saldırması için askeri destek göndermiştir. Batı Göktürklerden bir kızla evlenmiş.Göktürklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar bölümünde. Pers hükümdarı Ka Sa'nın. Tapmakları yoktur. tarihi açısından son derece önemli olan bilgiler vermiştir. Bu din Taııg devrinde Çin'de de yayılmış. Taııg döneminde Duan Shıcheng tarafından yazılan . Bu torbaya yılın her mevsimi boyunca dua ederler. Tann'nm annesi olduğu geleneksel inancını kabul etmediği İçin. Nestorius aslında İstanbul'da Baş Piskopos idi. Meryem'in. Doğu Roma imparatoru tarafından dinden afaroz edilerek kendisine askeri bir rütbe verilmiştir. Bu anıt 1625 yılında ortaya çıkarılmış olup. Nestorius'un (384-440) görüşlerinin bir kısım Hıristiyanın kabul etmesiyle "Neslorius Mezhebi" adı verilmiştir. bu vesile ile "Nestoryanizmin Büyük Çin'de Yayılışının Övgüsü" adlı bir abide de diktirilmiştir3*. yüzyılın son yıllarında kendi bağımsız dinlerini kurmuşlardır. Bir rivayete göre 591 yılında Doğu Roma imparatoru.N. Bunun üzerine Balınım'm emrinde bulunan bir kısmı Türk asıllı asker isyan etmiştir. 645 yılında Çin'e dönen seyyalim yazdığı seyahatname Da Tang Xiyii Ji adını taşımaktadır Ç.tarafından Çinceye tercüme edilmiş ve 1958 yılında Çin'de yayınlanmışür Ç. 1 369 . yine ünlü bir diğer keşiş ve seyyah Xuan Zang'ın 33 Orta Asya'da Göktürk]erin ateşe saygı gösterdiklerini. de kullanılmiştır. Müritleri Pcrs İmparatorluğuna kaçarak onların desteğini kazanmışlardır. Nesi oryan İzm. Direğin kımıldayan yerlerine reçine sürerler.

Budizm. Acılardan kurtulmanın tek çaresi ölümdür. Budist tapmağına gitmiş ve kulenin etrafında dolaşmıştır. . Adıgeçen kaynaktaki bilgi şöyledir: "Qi döneminde (479-502) Hui Lin adında bir keşiş vardı. Sui Shu'nun"Göktürk Kayıtlan" bölümündeki kayda göre bu tarihi olay To Ba Kağan (572-581) döneminde gerçekleşmiştir. Bııdi/.Eyüp Santaş hükümdarı Ka Sa isyan eden asi Türkleri fillerle ezmiş. *MÖ. Kuzeyden Çin'e girdikten sonra. yukarıda sözü edilen abidedeki A Lııobcn. Bu yüzden ahularında haç işareti olan Türk askerleri. Rahip. Kore ve Japonya gibi ülkelere yayıldığında ise genel olarak "Kuzeyden Yayılan Budizm" ya da "Mahayana Budizmi" adı verilmiştir.Hinayana BudiznıT'adı verilmiştir. Askerlerin verdiği cevaba göre.N. M Ö . Bu keşiş Qi'ler tarafından Türklerin bulunduğu bölgeye kaçırılmıştı. ancak alnında haç işareti bulunan askerleri Doğu Roma'ya göndermiştir. Huayan ve Slıi Songlü gibi Budist ı ne tinlerim ıı getirilmesini istemiştir. bu dini o kadar benimsemiştir ki. onların Budizm inancında olmasındandır" diyerek her sonucun arkasında mutlaka bir sebebin yattığına işaret etmiştir. insanlar her ne kadar eşit ise de. 37 38 Bati Türkistan'da kurulmuş küçük şehir devletidir. Kağan.min Çin'e ilk olarak girişi M. Nitekim Türkler arasında Hıristiyanlar da bulunduğu için. Vlll. yüzyılda Asoka'nm itikatı ve bunun benimsenmesinden dolayı.V1. 111.). Güneyden Xi Lan (Sri Lanka) ve Birmanya gibi ülkelere girmiş ve genel olarak "Güneyden Yayılan Budizm'" ya da *. Budizm giderek Orta Hindistan'dan güney ve batı bölgelerine doğru yayılmıştır. Yüe Çi hükümdarı Yü Cun'un Sanskriçe yazılmış olan "Fu Tujing" adlı kutsal metinler ile ilgili anlattıklarım Çince olarak kaleme almıştır. Yüzyılın ortalarında Orta Asya Arap istilası döneminde ortadan kaldırılmıştır (Ç. To Ba Kağana : "Qi ülkesinin zengin ve kuvvetli olmasının sebebi. yüzyıllar arasında Eski Hint yarımadasında bulunan Jiabi Luovvei38 ülkesinin hükümdarının oğlu Sakyamuni tarafından kurulmuştur. isteyen herkes Buda olabilir. Nesturilik 59 L yılından 30 yıl önce Kangjifdeki37 Türkler arasında yayılmıştı. Chavanncs ise bu konuda şunları yazmaktadır: "Bu esere göre. "Keşke Qİ ülkesinde doğsaydım" bile demiştir. Budizm. Özbekistan'ın Semcrkant şehrinin olduğu yerde idi. Hıristiyan din adamları hastalığın yayılmasını önlemek için onların alnına haç işareti yaparlarmış. Türk kağanı da bunun üzerine Qi ülkesine bir elçi göndererek Jingming. Niepan.-M. eskiden Doğu Soğd ülkesinde bulaşıcı hastalıklar başgösterdiği zaman. 2 yılında Çin sarayında sekreter olarak çalışan Jing Fu.V.N. Türklerin Budizm inancını ilk olarak kabul etmelerine gelince. Fakat yaşayanlarm acı çekmeleri kaçınılmazdır. 653 yılında. To Ba Kağan'm kendisi de Budizm dinine girerek. Hükümdar bu esirlere alınlarında bulunan haç işaretinin sebebini sormıışlur.Ö. Bu dinin inanema göre. daha çocuk yaşlarında bu işareti taşımaya başlarlarmış. Nestoryanizm dinini Çin'e getirmiştir" şeklindeki kaydı doğru olarak kabun etmekte bir sakınca yoktur. Nepal sınırları içinde kalmaktadır (Ç.Ö.

). Hui Chao adlı ünlü Budist rahip"Bcş Tianzhıı Ülkesine Seyahat"' adını verdiği seyahat notlarında bu konu ile ilgili şunları kaydetmekledir: "Jiantuo 42 ülkesinde bulunan hükümdar ve askerler genel olarak 3y 40 41 42 Kuzey Hanedanlığı (386-550) tarihini anlatan tarih kitabıdır. kağanın yola devam etme emrinin ulaşmadığı bir kısım asker ilerleyerek Budist mabetlerine ulaşmışlar ve onları yağmalayarak yıkmışlardır.Göklürklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar Bei Qi Slnı adlı tarih kitabının "Jüe Lu Qiang Kabilesi Kayıtlan bölümünde yer alan bilgilere göre bu dönemde yaşayan Liıı Shıqing. Dinglingler ve Gaoche'ları işaret etmektedir (Ç. Burası şimdi "Gaııdhara" olarak bilinir (Ç. o gece Sı Yabgu Kağan rüyasında Budizmin ünlü keşişi Pisha Mentiaıvi görmüştür.)- 37* . bu din elçilerine çok önem vererek. yazdığı "Da Tang Xiyü Ji" adlı eserin birinci bölümünde bu ol ayı-ayrıntılı olmasa da. Bu ekibe çok itibar edilmiş olmalı ki. Dolayısıyla içlerinde Taoist din adamı ve sıradan insanlar bulunan 10 kişilik bir ekip kuzeye doğm yönelerek Tong Yabgu Kağaıı'm kaldığı otağa varnuşlar ve kağamn Budizme karşı sempati duymasını sağlamışlardır.. Tong Yabgu Kağan. yola çıktıktan kısa bir süre sonra dinlenmek için mola verilmiş. (Bu dini tartışmalarım içeriği bilinmemektedir. Kuzey Qi imparatorunun emrinde çalışan Sin Qing.N. Sabah akşam demeden daima kendileriyle ilgilcnilmişür. Toplam 50 bölümden oluşur (Ç.N.9.N. Fakat..). Tianzhu40 ülkesindendir. Eski Hindistan' verilen isimdir (Ç.) Tong Yabgu Kağanı Öldükten sonra Batı Göktürk yönetici tabakasının Budizm inancını terkettikleri. Pisha Yabgu'ya şöyle demiştir: ''Senin ne gücün var ki Budist mabetlere saldırmaya cesaret ediyorsun?" Bunun arkasından uzun bir mızrağı kağamn göğsüne saplayıp. onlara lıergün 20 kişiye yetecek kadar ihtiyaç maddeleri (yiyecek-içecek ve hayvan yemleri dahil) verilmiştir.anlatmaktadır. Bu dönemde onun gibi başka bir insan daha yoktu. Rahip Xııan Zang.. (Bu olay 622 yılından önceye aittir. Kuzey Di'liler'11 çok cesaretli olmalarına rağmen pek medeni değillerdi. Bu yüzden Budizm inancını kabul etmeyi düşünüyorlardı. Kağan büyük bir şaşkınlık içinde uyanmış ve vicdan azabı duymuştur. ""Nie Panjing" adlı Budist metilini Çince'den Göktiirkçeye çevirerek kağana sunmuştur. kendisi de bu dine inanmaya başlamıştır. Tan» devrinde yaşamış olan U Baiyao (565-648) taralından yazılmıştır. yaptıkları sert tartışmalardan anlaşılmaktadır. "D'î' sözcüğü. sırtındım çıkarmıştır. Bu olayı hemen etrafındakilere ve askerlerine anlatarak yola devam etmekten vazgeçmiş ve bazı adamlarını.) Onlar daha sonra tekrar Budist inancına dönmüşlerdir. hızla allarına binerek Budist rahipleri davet etmelerini emretmiş ve onlara bu teşebbüsünden dolayı itarafta bulunarak af dilemiştir.N.komşu ülkelerin dillerini biliyordu. Bu olayın meydana geldiği yıllarda (574-567) To Ba Kağan tahtta idi. Çince olarak yazılmış "Meşhur Keşişlerin Hayat Hikayeleri" adlı eserin ikinci cildinin üçüncü bölümündeki kayıt şöyledir: "Boluo Poluo Miluo. Bu seyahatnamedeki konu ilgili kayıt şöyledir: "Son zamanlarda Göktürk Yabgu Kağan'ın oğlu Sı Yabgu Kağaıı'm bütün kabilesi ve ordusuna liderlik ederek Budist mabetlere saldırmayı ve içindeki değerli eşyaları yağmalamayı düşünmüş. 10 kişiden oluşmalarına rağmen.

Taııg döneminde 'TancaraparişaıT adı verilmektedir (Ç. liderler ayrı ayrı mabetler inşa ettirmişi erdir. Bu hükümdar Türk olmasına rağmen Budizmin kumcusuna. sayısız maktardaki alim ve gümüş eşya hin sadaka olarak dağıtırdı Bundan başka E. Yerliler Hu43 kökenlidir.. bunlar 100 yıl öncesine kadar korunmuş.. 759-764 yıllan arasında Jiashı Miluo ve Gandhara49 ülkesinde bulunduğu sırada Budizme yakın ilgi duyarak mabetleri ziyaret etmiştir.N. Suo Tarkan adında büyük bir liderleri. Cimsar Uygar devleti. Altay Dağlan ve Moğolistan'dan geçip. Tang döneminde Afganistan'ın kuzeydoğusunda kurulmuş olan eski bir devlet ismidir.. Bunlara Örnek verecek olursak. Kuça. Burasının yerlileri "'Hu" menşelidir ve liderleri Türk olmalarına rağmen inanç açısından Budizmin üç önemli unsuruna gönülden inanmaktadırlar. Bunların içinde BraJunanlar44 da bulunmaktadır. Doğu Türkistan. Hükümdar ve kraliçe.. Çin tarihçisi Du You (735-812) tarafından yazılan ve Tang döneminin tarihi olaylarım anlatan önemli ansiklopedik bir eserdir." Aynı eserdeki bir başka kayıt: Buradan batıya doğru Jibin46 ülkesine yedi günde varılır Daha sonra Xiebu47 ülkesi gelir. Özellikle Türk asıllı kabileler ve Ç i n ' e komşu bölgelerde yaşayan-çeşitli millerlerle ilgili değerli bilgiler içermektedir (Ç.50 Son olarak da "Tong Diaıı51 43 44 45 46 47 AK 49 50 51 Eski çağlarda Çin'in kuzey ve batı bölgelerinde yaşayan Çinli olmayan milletlere verilen isimdir.).). " H u " sözcüğü aynı zamanda "Yabancı" anlamında da kullanılmıştır Ç. hükümdar gibi hareket ederek her sene bir defa tören düzenler. Xianbei kabilesin dendir. Çok sayıdaki mabetleri Budist keşişlerle doludur. Gandhara'daki Tegin Sa Mabedi Göktürk prensi tarafından yaptırılmıştır. Budist eserlere ve Budist rütbelerine çok değer vererek inanmaktadır. Adıgeçen hükümdar her yıl iki kez lıer kesimden insanın katıldığı tören düzenlerdi. Budizmin Mahayana mezhebine mensupturlar..). 790 yılında Çin başkenti Chang An'a döJimüştür. Gaııdhara.N. Budist rahip ve seyyahtır. 801 yılında bitirilen bu eserde toplanı 200 bölüm vardır. 766 yılında yazılmaya başlanıp.). daha önce adıgeçen "Batı Göktürk Tarihi Belgeleri" adlı eserinin "Wıı Kong'un411 Seyahat Notlan" kısmında önemli bilgiler bulunmaktadır (176-177.N. Bu devletin bulunduğu yer tan olarak Pakistan'ın Peşaver kenti ile Afganistan'ın doğu kesimi idi (Ç.*5 Hükümdar günlük hayatla kullandığı eşyalarını. Hindistan'a giünek üzere 751 yılında yola çıkmış..N. Sayfalar) Wu Kong.N. Bu kayıl ile yukarıda adıgeçen Hui C h a o ' n u n eserindeki kayıtlar birbirini tutmaktadır. Hindistan'daki Kast sisteminde en yüksek sınıfa mensup olanlara verilen isimdir Ç. Buralarada belirli sayıda Göktürk prensleri tarafından yaptırılan mabetler vardı ki. Jislıı Miluo'daki Hatun Mabedi Göktürk kağanının karısı tarafından.. Diğer adı Keşmir'dir (Ç.). Hükümdarın evlatları da aynı yolu İzleyerek. Göktürk gücünün yadigarları olarak ayakta kalmıştır. 372 .N. ayrı ayrı mabetler inşa ettirmişler ve fakirlere sadaka olarak yiyecekler dağıtmışlardır.. Amıı Nehri'nin yukarı mecrasının güneydoğusunda bulunmaktaydı. kraliçe ise fil ve atlarım başkalarına sadaka olarak verirlerdi. eski Hindistan'a verilen isimdir. prens. Chavanııes'm .). Afganistan.Eyüp Sarıtaş Ttirktür. Ye Li Tegiıı Mebedi Göktürk prensi tarafından..

Arapların Orta Asya'yı istilaları üzerine onunla birlikte. Bunun üzerine Bilge Kağan niyetinden vazgeçmiştir". uzun ve maceralı geçen bir seyahatten sonra 762 yılında başkent Chang Aiva dönmüştür. Göktürklerin nüfusu Çinlilerin yüzde biri bile değildir.Gökfûrklerâe Gelmekler Ve Dini İnançlar adlı eserin 193. Kitabında yer yer Türklerle ilgili bilgiler de bulunmaktadır (Ç. yerine Bilge Kağan geçmiş.'" Bu olay Mo Chu Kağan dönimine aittir 694-716). Başarılarımız yaşayış tamınızdan ileri gelir. 708 yılının Mart ayında Zherıg Renyuan. Suiye. 716 yılı. fakat yönetici tabakası tarafından benimsenmediği için otoritesini tam olarak kabul etiirememiştir. Çinliler gibi şehirler inşa ettirip oralarda olıınırsak.Ay kaydı) 3. Kıyıdan karşı tarafa geçmek için ırmak suyunun buz tutmasını beklerlerdi.).N. Bölümünde yer alaıı Yin Du hıian'm 52 Seyahat Notlan kısmındaki kayıt şöyledir: "Sııİye53 şehrinde 748 yılında Beiting Genel Valisi olarak görev yapan Wang Zheng.). Bölüm 198. mücadele ederiz. Doğu ve Batı GökUirklerde yaygınlaşmasının yanında. Hebei'de56 San Shouxiang şelııini inşa ettirmiştir. Jiao He'ııın54 prensesinin2'5 oturduğu yerde inşa edilen "Du Yün Tapınağı günümüzde hala ayaktadır". fakat veziri Tonyukuk buna şöyle itiraz etmiştir: "Bu olmamalı. Duvarları yıkılmış evlerde dağınık olarak yaşayanlar buraları terkedip gilmişlerdir. Bu din özellikle Orta Asya'da dağınık olarak yaşayan Balı Göktürkler tarafından rağbet görmüştür. Mo Chu Kağan öldükten soma. Orta Asya'nın diğer devletlerinin yardımım temm etmek üzere 751 yılında seyahate çıkmış. mutlaka tapmakta dini tören düzenleyip şanslarının iyi gitmesi için dua etmeliydiler. burada bazı şehir kalmülan görmüştür. Bu nehrin kuzey kıyısında Foyün Tapmağı vardı. lÜ."1 Yukarıdaki kayıtları özetleyecek olursak. Bölüm 21 l. Jiaohe bugünkü Doğu Türkistan'daki Turtan şehrinin bulunduğu yerde idi. a. Ancak. Göktürkler 11. Doğu Göktürkler zamanında da Budizme inananlar vardı. Çin ordusu ne kadar fazla okursa olsun bize zarar veremezler. Göklürklerin dini inanışları oldukça karmaşıktır. Gördüklerini Seyahat Notlan adlı eserinde toplamıştır. Alcşpcrestlik ve Ncsturilik dinleri de Batı Göktürkler taralından kabul edilmiştir. Sarı Irmak'm kuzey kesimidir.. Bununla İlgili tarih kaydı şöyledir: "Bilge Kağan da şehirler ve mabetler inşa etticrmeyi düşünmüş. eski törelerimizi değiştirmiş oluruz. Kırgıziıtan sınırları içinde bulunan Tokmak'm bulunduğu yerde idi (Ç.N. Göktürkler Çinlilerin bulundukları yere saldırmadan önce. Zayıf isek bozkırlara çekilir. Bunu arkasından savaşa hazırlık amacıyla allarına yem verirler ve orduyu beslemeye başlarlardı. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevkeder.(Tang Xuan Zong. Batı Göktürk kağanı Aşina Xİn'in karışıdır. Daha önce Su Faııg. Tong Dkın. Doğu Göktürklerin Atcşperestliğe ve Ncsloryaniznıe inandıklarına dair tarih kitaplarında 52 53 54 55 56 57 38 Tong Dian'in yazarı Du You'nmı sülalesine mensup olan Du Huang Çin başbakanı Gao Xianzhı'mn emrinde kiktik rütbeli bir subayken. ordusu ile Göktürkler arasında San Irmak sınır olarak belirlenmişti. akınlar yaparız. Tarih kayıtlarına göre.e. Klan Toplumundan kalan Şamanizm. Çinli filozofların da belirttikleri gibi (Lao Zı) fiziki güç kullanmadan zafer elde etmenin yolu bizim yapımıza uygun değildir". Eğer bir defa yenilgiye uğrarsak çöküntümüz kaçınılmaz olur.73 .g.

Budizm ise Doğu ve Batı Göktürk yönetici tabakası arasında oldukça önemli ölçüde taraftar bulmuş. Budizm Batı Göktürklere Tiaıı Zhuldan ve Orla Asya ülkelerinden gelmiştir. ya da Çin kültüründen etkilenmediği söylenemez. 374 . üstelik Çin'in iç bölgelerinden Doğu Göktürk Kağanlığı içlerine kadar yayılmıştır.Eyüp Santaş herhangi bir kayda rastlayanııyoruz. Fakat Jiaohe prensesinin Suiye'de yaptırdığı mabet ve Batı Göktürkler arasında yayılışının Çin'in iç bölgeleriyle ilgisinin olmadığı.

diğerleri ancak iki yılda bir. Prof Dr Şafak Ural ve Prof. Bükreş'teki toplantıdan üç yıl sonra 1%6'da başlayan faaliyetlerin sonucu olarak 1969'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne bağlı. XIV+393 shf Balkan araştırmaları. geç de olsaı aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun yetin işbeşinci yılı olan 1998\le. 4-5 1975-1976. kısa adı AIESEE olan Assacialion Internationale des Etııdes dit Sud-Est Europeen örgütünün kurulması ile oldukça önemli bir noktaya ulaşmıştır. ''Sıınııf'u takiben.Türk Dfmvası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. başlangıçtan itibaren bu oluşum ile yakından ilgilenmiş. edebiyat ve folklor gibi bütün beşerî bilimleri kapsayan tetkiklerin neşredildiği hir Balfam Araştırmaları Dergisi yayımlanmaya haşlanmıştır. Feridun M. istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi. örgütte temsil ve yönetim açısından Balkanlı milletlere öncelik tanınmıştır. Dr Yusuf Halaçoğlu'nuıı . bunları bir anıda ilim âlemine takdim eden böyle bir yayın organına büyük ihtiyaç duyulmakta idi. Ali İhsan Gencer. sanat tarilü. bizzat çalışmalar içerisinde yer almıştır. Ancak. Türkiye de Türk Tarih Kurumu'uca teşkil edilmiş olan millî komite vasıtasıyla. Bir taraftan da her bir Balkan ülkesinde arkeoloji. Prof. iki sayı bir arada yayımlanabilıniştir (2-3 1973-1974. Bununla birlikte. Türkiye'de doğrudan akademik düzeyde Balkan araştırmalarına tahsis edilmiş olan ilk ve tek süreli yayın organı olarak. ss. Dr. İlk sayısında. Dr. bir vefakarlık ve kadirşinaslık örneği olarak. Cengiz Orhımht Hatıra Sayısı. 8-9 1979-1980. 10-11 1981-1982). İstanbul 1998. Prof. Zîrâ. Bu düşüncelerle. bu alanda ümitlerin tekrar yeşermesine İmkân vermiştir. merkezi Edirne'de bulunan bir Güney-Doğıı Avrupa Araştırmaları Enstitüsü'nün kurulması ve ilmî yayın organı olarak GUneyDoğıı Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin çıkarılmış olmasıdır. çok genç yaşta (48) 1976 yılında vefatına kadar. sayısı ile yeniden çıkmış olması. Emecen. Dr. 6-7 1977-1978. "Güney-Doğu A vnıpa üzerinde çalışan Türk ve yabancı âlimlerin bütün ilmî tedkiklerine açık" olarak yılda bir sayı çıkıntısı plânlanan derginin ilk sayısı müstesna (1972). Bükreş'te yapılan ilk toplantıdan İtibaren.375-378. İlk kongresini I968"de Sofya'da yapmış olan Örgüt. Hoca'nın genç yaşta vefatı dolayısıyla kendi ilmî çizgisinde yetiştirdiği ender iliın adamlarından birisi olun Prof. Celâl Özdoğan'ın gayretleriyle çıkmış olduğu anlaşılan bu sayı. İlhan Şahin. Dr. sonraki kongrelerin üç yılda bir farklı Balkan ülkelerinde yapılmasını kararlaştırmıştır. Bölge ile ilgili çalışmaların yapıldığı her ülkeden katılıma açık olmakla beraber. derginin 12. ülkemizde özellikle son yıllarda Balkanlarla ilgili münferici çalışmaların önemli ölçüde artmış olmasına rağmen. etnografya. tarih. Yayın kurulunu teşkil eden Prof. Dr. 1963'de Bükreş'te toplanan Balkan milletlerini temsil eden delegelerin almış oldukları müşterek karar doğrultusunda. Hem coğrafi konumuna bağlı olarak halihazırdaki stratejik önemi hem de yaklaşık 500 yıllık bir Osmanlı mîrâsmın üzerine yüklemiş olduğu târihî misyonun gereği. Dr. Faik Reşit Unat ve Halil İnalcık gibi delegelerle. Cengiz ORHONLU'mm aziz hâtırasına ithaf edilmiş olan bu yeni sayının tanıtılmasını bir vazife addettik. söz konusu çalışmalar doğrultusunda ortaya konulmuş olan en önemli gelişmelerden birisi. 16 yıl gibi uzun bir süre yayımlanamamış olması. şu anda bir merkez olarak faaliyetlerini devanı ettiren enstitünün kurucularından ve onun yayın organı olan derginin çıkmasında en fazla emeği geçenlerden birisi olarak rahmetli Prof. Gtlney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-199$) Prof. İzmir 2000. bu sahada çalışanları büyük bir ümitsizliğe sevketmiştir.

Hamdı Hasan. 269-275). "Yunanisbtan'ın Doğu Ege Politikası ile Osmanlı Devleti'nin Adalardaki Halkla İlişkileri ve Yardımları (1913-1919) (23-36). Alî Arslan. Ahmet Suphi Furat. Feridun M. 95-99). 37-42). "Buda (Bildin) Vilayeti 'nin İlk Timar Sahipleri" (s. 1-22). Branko Panov. Fahamettin Başar. 291-303). Aleksaııdar Atamısovski. 209-219). 57-61). Erimsal. 51-55). Margarita Peşevska. "Aziz KHmenî ve Naum'un Kutsallığının Makedonya'da Türk Ahalisi Arasında Yayılması" (s. Kütükoğlıı. "Üsküp Medresesi 'nde Hocalık Yapmış Osmanlı Âlimleri" (s. Nelkova (Çeviren: Erol Tufan). 376 "Batı" ve "Kuzey" . "Makedonya Türk Çocuk Edebiyatının İlk Eseri" (s. AkifErdoğru. 237-257). 173187). 89-94). Özcan Meri. 189-203). 63-70) M. ''Osmanlı Döneminde Bir Tuna Liman Kenti: İbrayil (Brailaf (s. MüctebaUgürel/'İl Erleri Hakkında" (s. "Pirlepe 'nin İlk Osmanlı Tahrirleri7 (s. 125-140). Geza David.Turan Gökçe "Hocam Cengiz Orhanlu" başlığı altında kaleme almış olduğu kısa fakat önemli mesajlar içeren hâtıralarla yüklü yazısı ile başlamaktadır (s. Mihai Maxim. "Konstantitı Dayanov ile Osmanlılar Arasında Derebeylik İlişkileri" (s. 141 157). "Makedon Miizik Folklorunda Oryenîal Özellikler" (s. "Osmanlı Döneminde Kıbrıs Şekerhaııeleri (1571-1607)" (s. "Çt'rmen Savaşı 'mn Balkan Tarihindeki Yeri" (s. 159-171). 101-115). Emecen. "Balkan ve Birinci Dünya Savaşları Arasındaki Dönemde Osmalı Devleti-Rusya İlişkileri" (s. 277-290). Gottfricd Hagen. 221-235). Lazav Lazarov. Abdülkadir Özcan. "Kıbrıs 'ta Bir Genç Türkler Gazetesi: F'eryaf (s. Maral Setıbi (Çeviren: Mualla Uydu). "Altay Toponomisinde Meflnımlan" (s. Mübahat S. "Büyük Güçler ve Türkiye'nin Makedonya Devletinin Kurulması ve Birleşmesi ile İlgili Olan Girişimleri (1944-1960f\s. Gyorgi Gyorgiyev. 259-268). "Youssef Eche and His Contribuîion to the History of İslamic Libraıies" (83-87). "AtatUrk ve Makedonya" (43-49). "Melekİbrahim Paşa" (s. Buyana P. Sabahattin Özel. 205-208).Xl-XITI. Ziyneti Barlas. "İzmir 'de İlk Buharlı Un Fabrikası "(s. İsmail E. "'Fransız Diplomasi Temsilcilerinin Raporlarına Dayanan TürkMakedon İlişkileri" (s. 71-82). "SicM-i Ahval Defterleri 'ni Tamamlayan Arşiv Kayıtlan" (s. "Pelersburg'da Makedon Bilim-Edebiyat Dostluk Derneği ve Türkiye'nin Bütünlüğü Karşısındaki Tutumu" (s. 117-123). Bunun dışında dergide yerli ve çoğu Balkan memleketlerinden olan yabancı bilim adamları tarafından kaleme alınmış olan 26'sı telif. Zeki Arikan-Abdullah Martal. "Atatürk Dönemi Türk-Amavut İlişkileri" (s.). Hikmet Öksüz. 2\i tercüme olmak üzere. Blaje Ristovski. "Katip Çelebi and Tûrîh-i HimU Garbı' (s. "Makedonya Cumhuriyeti Anayasasına Göre Milliyetlerin Durum ve Hakları" (s. toplam 28 makale yayımlanmıştır.

yüzyılın İkinci yansında Makedonya'nın ünlü derebeylerindeıı birisi olan Konslantin Deyanov ile Osmanlı hükümdarı I. Margarita Peşevska'mn Fransız diplomatik temsilcilerinin raporlarına dayanarak kaleme almış olduğu TürkMakedon ilişkileri ve Lazar Lazarov'un 1944-1960 yıllan arasında büyük güçlerin müdaheleleri ile birlikte. XIV. 1913-1919 döneminde işgal edilmiş olan Ege adalarına yönelik Osman. Aleksandar Ataııasovski. "Makedonya Arnavutları ve Türkleri "Case Study": Gostivar" (s. 1571-1607 döneminde Kıbrıs şekerlıanelerini değerlendirmiş. Lefkoşe şer'iye sicillerinde bulunan ilgili kayıtlardan hareketle. arşiv kaynaklarına dayanarak. 1995 Haziran'mda Makedonya-Pirlepe'de yapılmış olan "Kral Marka Sempozyumu"nâ sunmuş olduğu tebliğinin gözden geçirilmiş hali olarak. Emecen'in. 311-318). folklor ve edebiyat ile ilgilidir. 1570"e gelindiğinde önemli bir şehir konumuna yükselmiş olan Akk'mnan'm demografik ve sosyal durumunu değerlendirmiştir. 161-166. Bunlardan Milisi! Maxim. Başlıklardan da anlaşılacağı gibi. Kıbrıs'la ilgili olarak dergide yer alan iki makaleden birisinde. Cengiz Orhonlu'ya ithal* edilmiş olması sebebiyle çerçeve. Ahmet Şimşirgil. ile ilgili olduğu görülmektedir. Keza. 325-355). sunuşta da belirtilmiş olduğu üzere. Ali Arslan'm. Muzaffer Tufan. Cengiz Orhonlu Hatıra Sayısı. Dr. Osmanlı döneminde Tuna üzerinde bulunan liman kentlerinden birisi olarak. Türkiye'nin Makedonya Devleti'nin kurulması ve birleşmesi ile ilgili teşebbüslerimi dair incelemesi Önemli yer tutmaktadır. "Kamını"nin Viizerâsı'ndan Koca Kasım Paşa'ya Dair" (s. makalelerin çok büyük çoğunluğu Güney-Doğu Avrupa ile ilgili olmakla beraber. Bunlardan. diğerinde ise Özcan Mert Kıbrıs basın tarihinden. Ahmet Suphi Furafm başlangıçtan Kanunî zamanına kadar olan dönemde Üsküp medreselerinde hocalık yapmış Osmanlı alimllerine dair yazısı dışında. İlhan Şahin ise daha önce (20-25 Ekim 1991) Kiev'de Karadeniz'in ekonomik ve sosyal tarihi ile ilgili sempozyuma "Demographic and Socİal Profile ofAkketınan in the XVhh Ceniıııy" başlığı ile sunulan ve sonradan basılmış olan (Annals ol" Japan Associaüon for Middle East Studics XI (1996). tahrir defterlerinden hareketle 1525'e kadar küçük bir kasaba hüviyetini haiz olmakla beraber. 14401478 yılları arasında Marko devri Phiepe'sinin sosyal ve ekonomik gelişimini ortaya koyan ilk Osmanlı tahrirlerini ele almış olduğu yazısı oldukça Önemlidir. İhrayîl şehrinin sosyal ve ekonomik durumunu ortaya koymuştur. M. Terzi'nin 1877-1878 Osmanlı-Rus harbi sonrasında gelişen Osmanlı-Yunan hudut ihtilâli sırasında bir dahilî istikraz teşebbüsüne dair makalesi. Makedonya İle ilgili makalelerin tamamı yakın dönemlerde siyasi.Akif Erdoğru. Arnavutluk ile ilgili tek yazıdır. diplomatik tarih. Arzu Terzi. 363392). İlhan Şahin. Osmanlı-Yunan münasebetleri ile ilgili olarak dikkati çekmektedir. "Osmanlı-Yunan Sınır Anlaşmazlığı Sırasında Yapılan Bir Dahili istikraz Teşebbüsü" (s. bu sayının Prof. 1899'da Genç Türkler tarafından çıkarılmış olan Feryat gazetesini ele almıştır. s.Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-1998) Prof. 319-323). Dr. Hikmet Öksüz'ün Atatürk döneminde Türk-Arnavut ilişkilerini değerlendirmiş olduğu makalesi. sonraki sayılarda korunmak üzere biraz aşılmıştır. Feridun M. Dergide yer alan yazıların önemli bir kısmının Makedonya. Murad arasındaki yakın ilişkileri değerlendirmiştir. Tadashi Suzuki. Dergide dikkati çeken bir diğer yazı grubu da klasik dönemde bazı Osmanlı Balkan şehirleri ile ilgili makalelerdir. "XVI. ''Osmanlı İdaresinde Uyvar'm Hazine Defterleri ve Bir Bütçe Örneği" (s.!] politikasını değerlendirmiş olduğu yazısı ve Arzu T. Yüzyılda Akkirman 'in Demografik ve Sosyal Durumu" (s. 357-361).) tebliğin Türkçe metninden ibaret olan makalesinde. Ahmet ŞimşirgiTin Osmanlıların Orta •377 .

Güney-Doğu Avrupa çerçevesinin dışına taşmakla beraber yayımlanmış bulunan makalelerden Mübahat S. Sonuç olarak. 1982-1998 yılları arasında yayım hayatına ara vermiş ohnası sebebiyle ilgili ilim âleminin gündeminden düşme noktasına gelmiş olan Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin. Sicill-i Ahval Deftfrleri'ni tamamlayan. Osmanlı taşra teşkilâtında önemli bir yer işgal eden il-erierini değerlendirmiş olduğu makalesi de ihmal edilmiş bir noktayı açıklığa kavuşturmuş olması bakımından önemlidir. böyle bir tamıma yazısının sınırlarını aşmamak için ancak bazılarına ayrıca temas edilebilmiş olan makalelerin teşkil etliği oldukça zengin bir muhteva ile çıkmış olan bu sayısıyla.Mehmed tarafından "Melek" e çevrilmiş olan İbrahim Paşa''ı\m biyografisi ile Tadashi Suzukfnin Kânûnî'nin tayin etmiş üldıığu ilk vezir olan Koca Kasım Paşa'ya dâir tespitleri ihtiva eden yazısına da işaret etmek gerekir. Abdülkadir Özcan'm ""rindmeşrepliğinden ve zekav•etinden dolayı" kendisine izafe edilmiş olan "Şeytan" lakabı. Kütükoğlu'nun. memurin dosyalarında yer alan müteferrik arşiv kayıtlarına dair yazısı oldukça önemlidir. Mücteba İtgürd'in. Bu sayıya mahsus olmak üzere. Bunun yanında. hepsini ismen belirtmiş olmakla beraber. Budîn savunmasında sergilemiş olduğu kahramanlık dan dolayı devrin hükümdarı IV. daha önce (Ekim 1993) MümVde düzenlenen Biyografi seminerine sunulmuş olan bildirinin gözden geçirilmiş lıali olan.Turan Gökçe Avrupa'nın en ileri ucunda teşkil etmiş oldukları Uyvar eyaleti hazinesine ait 14 Şubat 1668-28 Ağustos 1669 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan bir bütçe örneğinin yayımlamış olduğu makalesi de önemli bir yer tutmaktadır. özellikle Celâli ve Suhte isyanlarının yaygın olduğu dönemlerde ön plâna çıkmış olan. yıllardır üzeri küllenmiş olan bir potansiyelin tekrar canlandığım görmek. Ayrıca. Turan GÖKÇE 378 . doğrudan askeri örgüt içerisinde yer almamakla beraber. oldukça ümit verici bir gelişmedir.

s. "Giriş" (s. Fener Patrikhanesi'nin asimilasyon siyaseti. yüzyıl boyunca karşılaştığı meseleleri. Osmanlı döneminde Bulgaristan sahasının Türkleşmesi ve İslâmlaşması. Suplar ve Bizanslılar ile olan mücadeleleri. basını . Osmanlı Devletfni en çok uğraştıran konulardan biri de Bulgar meselesidir ki. eğitimi.379-382. XTX. "deneme mahiyetinde olan bu çalışma" olarak nitelendirdiği bu eserinde Bulgaristan'ın XIX. mahallî idarecilerin yolsuzlukları gibi sebeplerle yaşanan olumsuzluklar ve düzenin bozulması konularına kısaca değinilerek bir giriş yapılmıştır.229 s. XVIII. Türk yönetiminin zayi flaması. bu sürecin tabiî neticesi olarak Bulgar milliyetçilerinin yetiştirilmesi. yüzyıl m ikinci yarısında yoğunlaşan bu türden faaliyetler ile Bulgar liili. yüzyıl Osmanlı Devleti için çöküşünün hızlandığı bir dönem olmuştur. kitaplan. neticede bağımsız Bulgaristan'nı ortaya çıkarılması ile sonuçlanarak Panslaviznr in bir zaferi olmuştur. 17-35) adlı bölümün "ilk Kıvılcımlar" (s. zenginler tarafından finanse edilen gençlerin başla Rusya olmak üzere Avrupa'da eğitim görmeleri anlatılmaktadır "'Bulgar Basını" (s. Bulgarların Türk kökeni. faktörler sayesinde Bulgarlık bilincinin uyanmaya başlamasına değinilmektedir. 1996. Mahir Aydın. burada yerleşerek devletlerini kurmaları. Yazar. 49. Tarihî kökeni oldukça eskilere dayanan ve Avrupalılar tarafından bir terim olarak ilk kez 1815 Viyana Kongresrnde kullanılmış olan "Şark Meselesinin özünü. Bu yüzyıl bir başka ifade ile. Kitabevi Yayınlan Nu.s. eşkıyalık ve yolsuzluk vb. Osmanlı Eyûlcti'mlen Üçüncü Bulgar Çarlığına.s. 23-26) alt başlıklı kısımda Fener Patrikhanesi kontrolündeki kilise ve manastırlara bağlı dinî bilgilerin öğretildiği okullann yanı sua yeni okullarnı açılması. Tuna havzasına gelme süreçleri. "Şark Meselesinin bir parçası olarak değerlendirmek gerekmektedir. 11-16) kısmında.s. Bu cümleden olarak. ss. Aynı zamanda Bulgar meselesi. Osmanlı Devleti'nİn parçalanma dönemidir. Bulgarların ekonomik faaliyetlerinin artması ve Rumların yanında ortakçı konumunda dış ticaret vasıtasıyla ufuklamuiı genişlemesi ile Bulgar zenginler simlinin ortaya çıkması. Türklerin Avrupa ve Anadolu'dan çıkarılması düşüncesi oluşturmuştur. çöküşü hızlandıran en önemli sebeplerden birisini teşkil etmiştir. "Aydınlanma Dönemi'" (s. zamanla matbaa sayısının ve basın yayın faaliyetlerinin artması. Osmanlı Devletİ'nden ayrılma sürecini ve Osmanlı Devleti'nİn çöküşünü Bulgaristan örneğinde incelemektedir. Ülke dahilindeki dinî ve etnik gruplar. Avrupa'nın da desteğiyle ballıca kâbus ve lelâket haline gelmişlerdir. 26-29) alt başlıklı kısımda evvelce Bulgar dilindeki kitapların azlığı.Türk Dünvası incelemeleri Dergisi Savı IV. 1835 yılında başlayan eğitim reformu ve okullaşma ile etnik kültüre bağlı eğitimin yaygınlaşma süreci. "Bulgar Okulları" (s. 1847'de gazete çıkarılması için Hükümet tarafından izin verilmesiyle Bulgar gazete ve dergilerinin sayısının artması. Slavlaşmalan ve daha sonra Osmanlı hâkimiyetine girmeleri. 17-22) alt başlıklı kısmında Fener Patrikhanesi"nin Bulgarları asimile etme siyaseti ve çabalan neticesinde oluşan reaksiyon gibi dinî faktörlerin yanında. yüzyıldan itibaren ise Rus ve Avusturya harpleri sebebiyle bölgenin harap olması. Zira "'Şark Meselesi'" Osmanlı Devleti'nİn Avrupalı güçler tarafından parçalanmasını ve imha edilmesini ifade etmekledir. İstanbul. XIX. İzmir 2000.s. Bulgar meselesini.

s. 42-45) alt başlıklı kısımda 1849 yılında Bulgarların devlet görevlileri ve Türk ahaliden müşteki olmaları sebebiyle çıkan ve başarısızlıkla biten ayaklanma anlatılmaktadır. siyasallaşması.s. "Niş Ayaklanması" (s. "Toprak Ağalığı" (s. devlet ile halk arasında "gospodar" adı verilen ağalar sınıfının sebep olduğu feodal anarşi ve vergi memurlannm yolsuzlukları konularına değinilmiştir.s. 80-124) adlı bu bölümde 2 Mayıs 1876 tarihinde çıkarılan ve Nisan Ayaklanması. "İlk Yapılanma" (s. "Komiteci Bulgarlar" (s.s. 30-35) alt başlıklı bu kısımda ise Rus Panslavistleri'nin yardım ve himayelerinde.s. 70-79) alt başlıklı bu kısımda ise milletleşme sürecine girmiş bulunan Bulgarların bağımsız bir kiliseye olan ihtiyaçları ve Hükümet tarafından 11 Mart 1870 tarihinde Bulgar Kilisesi'nin bağımsızlığını ilân eden "Eksarhlık Beraii"mn yayınlanması ile bu ana kadar yaşanmış süreç ve gelişmeler. Panslavistlerin ülküleri doğrultusunda Balkanlarda ve özellikle Bulgaristan coğrafyasındaki faaliyetleri ve Türk idaresinin bütün olup bitenler karşısındaki aciz kalışı hakkında bilgi verilmektedir. 50-56) alt başhkh kısmında Panslavizm düşüncesinin ortaya çıkışı. "Dinî Bağımsızlık'' (s. gelişimi.s.. 50-79) adlı bölümün "Tanslavist Ruslar'" (s. arkasında çok güçlü Panslavist bir desteğin bulunduğu son Bulgar isyanı üzerinde durulmaktadır. 36-49) adlı bolümde isyanların öncelikle yerel idare bozukluklarından kaynaklandığı vurgulanmaktadır. 56-59) alt başlıklı kısımda Panslavizm siyaseti doğrultusunda seçilmiş Bulgar gençlerinin Ruslar tarafından eğitil meleri yle ortaya çıkan Bulgar komitecilerin faaliyetleri ve uğradıkları başarısızlıkları.s.s. Ayrıca bu yeni düzenin olumsuz yanı olarak. 380 .s. 65-70) alt başlıklı kısımda 1868 yılında Bulgar komitecilerinin düzenleyip başım çektiği ayaklanma ve başarısızlığa uğrayışı.Bülent Akyay ile millî bilince sahip bir Bulgar kitlesinin ortaya çıktığı ve bu uyanışın bir Bulgar milletini yarattığı belirtilmektedir. Filibe Ayaklanması veya 1876 Ayaklanması olarak da adlandırılan. bu idarî nizamın Bulgarlara bir valan bilinci kazandırdığı da belirtilmektedir. bu beratla birlikle Bulgar Eksarhrnrn yönetimi altına verilen bölge ile ileride kurulacak Bulgaristan'ın sınırlanılın dinî bakımdan da çizilmiş olduğu gibi konular işlenmektedir. 59-65) alt başlıklı kısımda Bulgaristan'daki huzursuzluk ve sıkıntıları bir nebze olsun yatıştırmak ve düzene koymak amacıyla idari anlamda yeni bir düzen olan "Tuna Vilâyeitmn kurulması ve bu vilâyetin Bulgaristan'in ilk çekirdeğini teşkil etmesi konusu anlatılmaktadır. 45-49) alt başlıklı bu kısımda ise zengin toprak ağalanılın Bulgar ahaliye tahakkümü. "Panslavist Ayaklanma Dönemi" (s. seçilen Bulgar gençlerinin Rus okullarında yetiştirilerek Bulgaristan'a gönderilmeleri ve ardından okullarda Öğretmenlik yaparak bir '''ihtilâl gençliği" yetiştirmek idealiyle misyonerlik faaliyetlerinde bulunmaları ve Rusya'nın eğitim yoluyla "kaleyi içten fethetmesi" konusu üzerinde durulmakladır. bu sonuç üzerine dışanda ülke dışında düzenlenen komite faaliyetleri ile bölgede çıkarılacak ayaklanmaların başarılı olamayacağı sonucuna varmaları anlatılmaktadır.s.s. "Himaye Dönemi" (s. 38-42) alt başlıktı kısımda fazla vergi alındığı iddiasıyla 1841 yılında başlamış ve başarısızlıkla neticelenmiş olan Niş Ayaklamnası'ndan bahsedilmektedir. "Komite Ayaklanması" (s. "Yerel Ayaklanmalar Dönemi"' (s. diğer bir deyişle sonuç alamamaları ki bu durumda Bulgar halkının da bekledikleri seviyeye henüz ulaşamamış olması ve kendilerine bekledikleri ilgiyi göstermemiş olmalarının yarattığı hayal kırıklığı üzerinde durulmaktadır. "Vidin Ayaklanması" (s.s. "Bulgar Misyonerleri" (s.

135-142) alt başlıklı kısımda Doğu Rumeli Vilâyeti'nin kurulması ve teşkilâtlandırılmasına yönelik faaliyetler. belirlenen tarihten önce isyan başladığından ortak hareket edilemediği ve bu yüzden her bir köyün kendi muhitinde etkinleşme çabalan ve umulandan daha az köyün ayaklanmaya iştiraki. 107-120) alt başlıklı kısımda bu son ayaklanmanın da başarısızlığa uğramasıyla birlikte Rusya'nın Bulgar meselesini uluslararası platforma çekme ve Osmanh Devleti'ıü bu platformda yalnız bırakma çabalan. "Son Fırtına" (s. fakat İngiltere'nin bu konuda göstermiş olduğu muhalefet. Türk Hükûmeti'nin yetersiz kalması. Bulgarların katledildiğine dair Avrupa kamuoyu nezdinde aleyhte kampanyalar düzenlenmesi.s. lâkin İngiltere ve Avusturya'nın karşı çıkmasıyla 13 Temmuz 1878'de imzalanmış Berlin Antlaşması ile Doğu Rumeli'nin özerk hale getirilmesi ve burasının 13 Temmuz 1878 . ardından gelen Rusların ültimatomu. meclis kurularak bir anayasa hazırlanması ile meşnıtî Bulgar Prensliği'nin kurulması. "Prenslik Dönemi" (s. konulardan bahsedilmektedir.mesi: 1885 yılı sonlarında Bulgarların Sırplarla çatışmaları ve nihayet ! Şubat 1886 tarihli antlaşma ile Osmanh Devleti'nin birleşmeyi resmen tanıdığı anlatılmaktadır. Bulgaristan'ın iç siyasetine ait uygulamalar ve hadiseler. değişen siyasî dengelerin yarattığı müsait ortam üzerine 18 Eylül 1885 tarihinde Bulgaristan taralından ilhak edilmesi. 125-177) adlı bölümün "Üç Parçalı Bulgaristan" (s.s. ülkedeki liberal ve muhafazakâr grupların çekişmeleri üzerinde durulmaktadır. "Yanın Birleşme" (s. komitecilerin geçici bir Bulgar Hükümeti kurması. Ignatyef İn baskılarıyla Türk Hükûmeti'nin bir müdahale için gecikmesinin de Türk ve Bulgar köylüleri karşı karşıya getirdiği belirtilmektedir. geçmiş başarısızlıklardan ders alarak Bulgaristan içinde teşkilâtlanarak hazırlık yapmaları. 1875 Osmanlı malî iflâsının Avrupa'daki olumsuz etkileri. 381 ^ . savaşın fecaati.s. 100-107) alt başlıklı kısımda Türk Hükûmeti'nin nihayet ayaklamnanm önemini kavrayarak bölgeye asker şevkine başlayarak isyanı bastırma gayretleri ile Balak köyündeki ayaklanmamı! bastırılma örneği üzerinde durulmuş.s. bu meyânda Selanik'teki Saatli Camii hadisesi. 121-124) alt başlıklı bu kısımda ise 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşi'mn Panslavizm'in zaferi olduğu. Rusya'nın Karadağ ve Sırbistan'ı Osmanlı Devleti'ne karşı savaşa sürmesi fakat bu devletlerin yenilmeleri.s.s. 80-90) alt başlıklı kısımda önceki isyanların tümünün başarısızlığa uğramış bulunması üzerine insiyatifi Pansîavist Rusların üstlenmesi ve Si Petersburg'un yönlendirmeleri. Bulgarların uyguladığı vahşet. Bulgar ayaklanmasının Türkler aleyhine büyük bir kampanyaya dönüştürülmesi. il "Panslavist işbirliği" (s. "Ya İhtilâl Ya Savaş" (s. 125-135) alt başlıklı kısmında. "'Bulgaristan Bulgarlanndır"1 (s.s.s.16 Nisan 1879 tarihleri arasında Ruslarca yönetilmesi.Osmanlı Eyâleti 'tiden Üçüncü Bulgar Çarlığına. neticede İngiltere'nin sözde Bulgar katliamını kabul etmesi. 90-100) alt başlıklı kısımda Türk Hükümeti'nin gelişmeler karşısındaki ilgisiz tutumu ve tedbirlere başvurmayarak adeta savsaklanması. "Yol Ayrımı" (s. bu arada Rus Büyükelçisi İgnatiyef in asilere zaman kazandırma yolundaki faaliyetleri anlatılmaktadır. Bulgarların Türklere uyguladıkları mezâlim vb. İngiltere'nin isteği üzerine istanbul Konferansı "nm tertiplenmesi fakat Bâb-ı Âlî'nin burada alman kararlan reddi ve bunun üzerine Rusya'nın Avrupa nâmuıa cezalandırma savaşına girişmesi konulan incelenmektedir. Osmanlı Devleti'nin ise Berlin AııÜaşması'nm kendisine tanıdığı müdahale hakkını kullanmayarak bu gelişmeyi kabullen. Rus elçisi İgnatiyef in Bâb-ı Alî üzerindeki baskıları ve isyan planı gibi konularla ilgili bilgiler verilmektedir. ayaklamnanm plânlanandan 10 gün önce başlaması ve gelişmesi. bu yeni devleti teşkilâtlandırma çalışmaları. Şark Meselesİ'ni istediği gibi çözmesi. Berlin Memorandumu"mm hazırlanması. 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos Antlasmasfnm Panslavizm'in zaferi olduğu.

haricî ve siyasî faaliyetler. komiteler ve amaçları hakkında bilgiler.s.s. Kitabuı sonunda ise "İndeks" (s. 5 Ekim 1908'de bağımsızlığın ilânı. Bulgar Çarlığı'nm ortaya çıkışı konulan üzerinde durulmaktadır. Türk Tarihi ve Balkan araştırmalarına katkıda bulunan tarihçinin gelecek çalışmalarını ilim dünyası beklemektedir. XIX.şekilde kendi biyografisini verdikten sonra yayınlarının ve bildirilerinin de bir listesini eklemiştir. bazı bilgiler. Bulgaristan'ın kendi parasını tedavüle sokması. 183-198) kısmında yer alan 1 numaralı ekte 16 Nisan 1879 Bulgar Anayasası. 209-229) ve ardından Burgaz limanı ve Bulgar komiteci ve devlet adamlarını tasvir eden beş adet karakalem resim yer almaktadır. Bülent AKYAY 382 . Osmanlı Devleti'nin durumu sadece protesto etmesi. 15 Nisan 1909'da Osmanlı Devleti ile Bulgaristan'ın bir antlaşma imzalamasıyla fiilî bağımsızlığın hukuken de tanınmış olması ve III. ayrıca bu bölge üzerindeki Yunan ve Sırpların emel ve faaliyetleri ile Rusya ve Avusturya'nın da niyetleri neticesinde meselenin uluslararası boyutu. "Üçüncü Bulgar Çarlığfna" (s. siyasî partiler ve politikaları.s. Türkçe'yi resmiyetten kaldırması. Eser Bulgar halkının milletleşme sürecim açıklamaya ve böylece bağımsız bir Bulgaristan kurulması meselesine genel anlamda bir giriş mahiyeti taşımaktadır. Berlin Antlaşması ile kurulmuş bul iman Bulgaristan Komiserliği ve faaliyetleri.Bul eni Akyay "Makedonya Ütopyası" (s. 1892 Filibe Sergisi. gazeteler vb.s. yüzyılda Bulgaristan sahası üzerinde çalışan ve bu konuda büyük bir bilgi birikimine sahip bulunan yazarın ortaya koyduğu çalışmaları neticesinde Balkan tarihine önemli katkılarda bulunduğu görülmektedir. "Mahir Aydın'm Biyografisi" (s.s. 199-204) kısmında yazar kullandığı kaynaklar ve eserleri zikretmiştir. Avusturya ve Rusya'nın müştereken hazırladıkları retonn programı mahiyetindeki Mürzteg Programı hakkında bilgiler verilmektedir. 152-177) alt başlıklı kısnnda ülke dahilindeki siyasî gelişmeler. Bulgaristan hakkında nüfus. eğitim. 3 numaralı ekte 12 Mayıs 1292 tarihli ayaklanma hakkında bir telgrafın metni ve tıpkıbasımı. 205-208) adlı bu kısımda yazar çok kısa bir . 4 numaralı ekte ise Bulgar Kilise Beratı'na yer verilmiştir. 1905 sonrası Avusturya ile yakınlaşma. "Kaynaklar'1 (s. 142-152) alt başlıklı kısımda Bulgaristan için Doğu Rumeli ile birleşmesinden somu sıranın Ayastefanos ile kazanılıp Berlin ile kaybedilmiş olan Makedonya'ya gelmesi. ancak buranın kozmopolit yapısının durumu zorlaştırması takat kurdukları komitelerle seslerini duyurmaya çalışmaları.s. 2 Numaralı ekte 15 Mayıs 1893 Bulgar Anayasası maddeler halinde verilmiş. "Ekler" (s.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful