Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Eiıstû

TÜRK DÜNYASI İNCELEMELERİ DERGİSİ IV

ümvefsîtesi Basım* Bornova - İZMİR 2000

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Yayını

TÜRK DÜNYASI İNCELEMELERİ DERGİSİ

iv
Osmanlı Devleti'nin Kuruluşunun 700. Yıldönümüne Armağan
OSMANLI

m

DEVLETl'NİN

7 0 0 . KURULUŞ YIL D Ö N Ü M Ü

Ege Üniversitesi Basımevi Bornova - İzmir 2000

Sahibi: Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü adına Müdür Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN

Yayın Kurulu : Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN Doç. Dr. Zeki KAYMAZ Doç. Dr. Metin EKİCİ Yard. Doç. Dr. Hasan KOKSAL Yard. Doç. Dr. Turan GÖKÇE Yard. Doç. Dr. Alimcarı İNAYET

Yazışma Adresi: Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü 35100 Bornova-İZMİR Telefon ; 0232-3390229 Belgegeçer: 0232-3427496

ISSN 1301-2045

İÇİNDEKİLER Osmanlı Döneminde Türk Mizahı Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil ve Kültür İlişkileri Mehmet SARAY Timur KOCAOĞLU M. Akif ERDOĞRU Mehmet ERSAN Cüneyt KANAT Galip EKEN Adnan GÜRBÜZ Hanlıklar Döneminde Osmanlı Devleti'nin Türkistan Siyaseti Türkistan'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Anadolu'da Aliller ve Ahi Zaviyeleri Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Dununu (XVI. Yüzyıl) Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmaııh-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti'nin Tutumu Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri XV-XVI. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Müslimlerin Durumu: 21 37 57 65 75 17 1 11

Fikret TÜRKMEN Ahmet Bican ERCİLASUN

Turan GÖKÇE Cahit TELCİ Muştala KARAZEYBEK Zekeriya TÜRKMEN

Amasya Örneği 83 XV-XVI. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 91 Canik Mulıassılı Vezir Elhac Ali Paşa'nın 1779 Tarihli Muhalleri Defterleri 159 Kanunî Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman Mustafa Kemal Paşa'ıun Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler Nevruz ve Osmanlı'da Yaşatıldığına Dair Çin Kaynaklarından T'ung Tıen ve Bunun Türk Tarihi Açısından Önemi Makrîzfnin Kitâb Es- Sulûk'undaki Osmanlılar İİe İlgili Kayıtlar 225 257 277 289 301 183

199 209 219

Muzaffer TEPEKAYA Eyüp SARITAŞ Cüneyt KANAT

Turgay UZUN İnci Kuyulu.ERSOY Hasan KOKSAL Narin KÖSE

Osmanlı Devleti1 ndc Milliyetçilik Hareketleri İzmir Saat Kulesi Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği "Pir Sultan ve Hızır Paşa" Hikayesi

Alimcan İNAYET Ali EROL Hıfzı TOZ Mehmet TEMİ2KAN

Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine (1861-1934) Şiire Yansıyan Tarih Hisar Şâirlerinde Tarilı ve Mazi Fikri Alevî- Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleti Çeviriler Göktürklerde Gelenekler ve Dini İnançlar Ki tabi yat Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-1998) Prof. Dr, Cengiz Orhonlu Hatıra Sayısı

319 325 339 349

Eyüp SAR1TAŞ

361

Turan GÖKÇE

.375 379

Bülent AKYAY

Mahir AYDIN, Osmanlı Eyâleti 'm/en Üçüncü Bulgar Çarlığına

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss, 1-10.

OSMANLİ DÖNEMİNDE TÜRK MİZAHI

Fikrel TÜRKMEN* Gülme, yüzyıllarca insanoğlunun en önemli davranış biçimlerinden birisi olmuştur. Filozoflar, psikologlar, biyologlar, sosyologlar ve lıalk bilimciler bu konu üzerinde durmuşlar, gülmenin sebeplerim, sosyal ve psikolojik fonksiyonlarını ve toplumların sosyal yapılarındaki rollerini açıklamaya çalışmışlardır. Gülme konusunda. Batı'da antik dönemden günümüze kadar çeşitli teoriler ileri sürülmüş ve bu teorilerle gülmenin analizi ve sınıflaması yapılmaya çalışılmıştır'. Bu teorileri genel olarak üç grupla toplamak mümkündür. Bunlar; "'Üstünlük", "'Zıtlık'1 ve "Rahatlama" teorileridir. Genel özellikleri itibariyle, bu teorilerin her biri gülmenin tek bir yönüne veya özelliğine dikkat çekmektedir. Bu üç teorinin birleştikleri nokta ise gülmenin hayatî bir öneme sahip olmasıdır. Bunu "gülen yaşar" şeklinde sloganlaştırmak mümkündür. Monro. bu teorileri inceledikten sonra gülmenin sebeplerini dokuz başlık altında toplamıştır. Bu dokuz başlık da kendi içinde iki ana grupta toplanır. Bunlar; "Mizah" ve "4Ni1kte"dir. Türkçe'de mizah, ntikle, fıkra, gülme gibi terimler günlük hayatımızda aynı anlamda kullanılmakla birlikte, araştırmacılar bunların aynı anlamda olmayıp birbirinden farklı olduğunu haklı olarak belirtmektedir. Monro'ya göre; Mizah ve nüktenin tanımlarını kısaca şu şekilde yapmak mümkündür; "Mizah" kendi içinde gülünçlüğü tarif eden, olayın içinde sanki kazara olan bir şeye bağlı komik durumdur. "Nükte" ise7 iki durum arasında kıyaslama yaparak, bu kıyaslamada sanatkârâııe ve hayal gücünü birleştirmek suretiyle yaratılan yeni bir 3 durumdur . Osmanlı dönemi mizahı anlayışının ve mizah tiplerinin sağlam bir zemine oturtulup incelenebilmesi için yukarıda sözünü ettiğimiz mizah teorilerine ve bu Teorilerin tasnif ettiği gülme çeşitlerine ve özelliklerine göz atmak gerekmektedir. Prof. Dr., E. Ü. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü. Beıiyne,- D. E. Laughler, Hıtmor and Play: Hcmdbook of Sacla! Physchofagy. Ed. LindrayAronson. Toronto: Univeristy of Toronto, 1968. Gülme teorileri hakkında bu kitapla uldııkça geniş bilgi bulunmakta olup. kitabın Türkçe çevirisi yakında yayımlanacaktır. Monro. D. H. Argumenl of Lcıughter. Malbournc: Malbourne Unîversity Press. 1951. Türkmen, Fikret. "Nasreddin Hoca Fıkralarında Söz ve Hareket Komiği, Hocaya Ait Fıkraların Ayırt Edilmesi İçin Bir Metod Denemesi1', /. Milletler Arası Nasreddin Hoca Sempozyumu Bildirilen, Ankara, 1990, ss. 361-369.

1

2 3

Fikret Türk/neti Böylece. Osmanlı ıııizahındaki tiplerin hangi özellikleri ile yaşadıklarını daha sağlıklı olarak açıklamak mümkün olacaktır. Yukarıda sözü edilen gülme teorilerinden "Üstünlük Teorisi", Aristo'nun "Poetika" adlı eserinden günümüze kadar çeşitli bilim adanılan tarafından işlenmiş ve geliştirilmiştir. Bu teorinin temelinde "bazılarının veya kendimizin daha önceki halimizle, o andaki halimizi kıyasladığımızda kendimizi daha üstün görmemizden doğan bir duygu" olduğu görüşü vardır. Sözgelimi, yolda giderken birinin düştüğünü gördüğümüzdeki gülmemiz, bizim o duruma düşmediğimizin sevincidir. Bu durum feri ve toplum hayatında çok yaygın olan gülme durumlarını açıklayabilir4. Bir başka teori ise, "Zıtlık" yahut "Uyumsuzluk Teorisi'" adıyla anılmakta olup. Kant, Schopenhauer ve Spencer gibi büyük filozofların da içinde bulunduğu "Endişeli bîr bekleyişin aniden hiçe dönüşmesi" (Kant), "S/r nesne ile o nesnenin değerini değiştiren soyut kavram arasındaki münasebetsiz durum" (Schopenhauer) veyahut ''Birleşik uyumsuzluğa karşı normal reaksiyon" (WiIImaun). olarak özetlenen bu görüşlere göre, birbirlerine zıt veya birbirleriyle ilgisiz iki fikrin birleşmesi "gülmeyi1' doğurmaktadır. Gülmeyle ilgili üçüncü teori ise, "Rahatlama Teori"sîdir. Descartes, üstünlük ve zıtlık teorileri için ""telılike"ııiıı birden bire ortadan kalkmasıyla duyulan "haz"m önemi yerine "kötülüğe karşı kayıtsız olduğumuzda veya ondan zarar gelmeyeceğini anladığımızda meydana gelen sevinç' olarak gülmeyi tarif etmekledir. Gülmeyi, "Bir mücadeleden galip çıkma, düşmanın etkisizliğinin farkına varına, dil ve da\'ramş üzerindeki sosyal baskıdan kurtulmanın yarattığı rahatlık" olarak tarif eden bilim adanılan da bu teorinin taraftarları olmuşlardır. Bütün bu belli başlı teorilerden kısmî farklılıklarla birlikte esasta bu teorilerden birine yakın olan daha pek çok görüş gülmeyi açıklamaya çalışmıştır. Mesela; Freııd'un Psiko-Analitik teorisi gibi. Bu görüşler gülme için sosyal fonksiyonu ferdi farklılıklar (zekâ; cinsiyet. milliyet gibi) kollektif motivasyon, coğrafi çevre, kültürel farklılıklar ve bunun gibi unsurlara dikkat çekmiş, sonunda yeni bazı görüşler de ileri sürülmüş ve şöyle bir çizelge ortaya konmuştur/1.

Türkmen, Fikrci; "Mizahta Üstünlük Teorisi ve Ntısreddin Hoca Fıkraları", Nasreddin Hoca Latifelerinin Şerhi (Burhaniye Tercümesi), İzmir: Akademi Kitabeyi. 1999, s. 21-28. Gregory, İ.C.; TheNature ofLaughter, London, 1924'den F. Türkmen, a.g.e. s. 13. Fowler Çizelgesi, Hazırlayan: Prof. Dr. Fikret Türkmen, Nasreddin Hoca Latifelerinin Şerhi (Burhaniye Tercümesi)., İzmir: Akademi Kitabevi, 1999, s. 20.

coğrafya vb. Anadolu Türk kültürü ödünç aldığı bir konuyu kendi bünyesine uydurmuş ve kendi ihtiyacına uygun olarak kendi geleneğim yaratmıştır. dalıa sonra halk hikâyesi şeklinde.) sebebiyle yeniden işlenerek millîleşlirilmiş ve yeniden yorumlanmıştır. metot ve kullandıkları araç ile dinleyicileri farklıdır. . Arap ve Fars kültüründen İslâmî değerler olarak aldığnnız pek çok konu.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı Çeşît Mızalı Nükte Hiciv Acı Şaka Tahkir İroni ] Moltf \t \m. halkm ihtiyaçları doğrultusunda yeni bir şekil olarak ortaya konmuştur. İranlı bir meslektaşını bir kongre sırasında ''Milliyeti bilinmeyen bir şairin eserlerine bakınız. eski Anadolu kültürlerinin harman olduğunu görürüz.111 l flUidl i junpaük Kelime ve Fikirler Ahlak ve Davranış Hata ve Zaaflar Kötü Muamele Gerçeklerin Söylenmesi Ahlak Düşmanlık Sürpriz Vurgulayarak Etkileme Tersine Çevirme Doğrudan Söyleme Efsaneleştirme Zeki Kendinden Emin Kurban ve Seyirciler Halk Daha Dar Bir Çevre Saygıdeğer Kendisi istihza Alay Açık Seçik Ortaya Koyma Kötümser Bu çizelge incelendiğinde görülecektir ki bütün dünyada gülme konusu olan olaylar sekiz başlık altında toplanmakta ve bu başlıklar altındaki olayların motif ve amaçlan. Halk kültürünün bütün alanlarında bu kannaşık yapı dikkati çeker.u Keşfetme Aydınlatma Düzeltme Izdırap Verme itibarı Zedeleme Kendi Çevresine Has Olma Kendini Kanıtlama Kendini Rahatlatma tllÜ. O halde biz ister yeni metotları isterse eski metotları kullanalım. Bu yapının temel taşlanın iyi oturtamazsak kuracağımız binanın sağlam olduğundan emin olamayız. alanları. Ferhat yapılmış (Ali Şir Nevaî). Mesela. Anadolu halk kültürünü incelerken karmaşık bir yapıyla karşılaşırız. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yaşayan veya yaratılan fıkra tiplerinde doğu ile batının. Hüsrev ü Şirin mesnevisi alınmış Hüsrev. Bunun yüzlerce Örneği vardır. Osmanlı dönemi mizahını incelerken bunları dikkate almak zorundayız. otanlik Türk kültürü ile İslâmiyet ve Hıristiyanlığın. sosyal yapı. tür ve şekil yine aynı ihtiyaçlar (dil.

Yeniçeri. İncili Çavuş. atasözlerinin bazen de masalların ışığı altında göstermek isterler. Softa. onlar nasıl vücudumuzda bizim kasımız. aslında Anadolu'dan bütün imparatorluk coğrafyasına yayılan ve oralarda kabul gören. Anadolu mizahı dışarıdan aldığı tesirleri kendi kazanında eritmiş ve yem bir senteze ulaşımşür. dinî ve ahlakî mahiyetteki sözlere 11. Bunlar topluma yol gösteren bir ışık durumundadır. yüzyılda Divanü Lugati't Türk'te "kiilüt" veya "küğ" dendiğini s 9 Türkmen. 1-7. Geniş bilgi için bkz. çingene. Üç dille eser vermişse o Türk'tür" demişti7. Osmanlı dönemi mizahı derken. kadı. Öngören. Büyükler küçüklere öğüt vermek. asker gibi meslekî tipler bu mizahın birer parçalandrrlar. Bu konuda yazılan eser ve makalelerin mahiyeti de bu görüşe uygundur. Karadenizli. Fıkraların günlük hayal içindeki rolü hakkında bazı lelmihler o kadar açıktır ki fıkranın tamamı bile anlatılmaz. subaşı. İzmir: Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi I. kıssaların. İslâmiyet'ten önceki Türk toplumunda kissalı. 1996. Aydın zümrede alman konu dil olarak hem Arapça hem Farsça hem de Türkçe yazılırken lıalk kültürü aldığı tesiri kendi vücuduna uygun hale getirir. Fikret: "Anadolu Mizahında Bazı İran ve Arap Kökenli Mizah Tipleri". Böylece yukarıda söylediğimiz gibi. ss. Zira. Dış etkilere verdiğimiz ortak tepkilerimizin hikmet kaideleridir. Aynen beslenmemizde eti. onları kendi görgü ve tecrübelerinden faydalandırmak istedikleri zaman tutulacak veya tutulmayacak yolları fıkraların. Osmanlı mizahını sınıflandırmak. a. Fikret Türkmen. bu fıkralar bizim dünya görüşümüzün nirengi taşlarıdır. İki dille yazmışsa İranlı (Fars)dir. göçmen. bizim kanımız oluyorsa halk da aldığı her şeyi kendi vücuduna uydurup Türkleştiriyor8. Ferit. Noel Baba veya Ezop kültürünün izlerini ne Sabaz'm ne de Dioııyson'un tesirlerini Anadolu mizalıında orijinal haliyle bulabiliriz. . Ayrıca bunlar sadece gülme ihtiyacımızı karşılamazlar.m. Bizim fıkralarımızda yukarıdaki Fovvler çizelgesinde gösterilen bütün özellikler mevcuttur.Fikre! Türkmen eğer tek dille yazmışsa o Arap'tır. meyveyi yiyoruz. "Hoca'nın ye kürküm ye demesi" gibi veya "Temel'in uçması" gibi demek yeterlidir. sütü. Zaten dikkat edilirse halk arasında bu tip yüzlerce deyim vardır. imparatorluğun yapısını paralel esasları değerlendirerek mümkün olabilir. Cumhuriyetin 75. Yılımla Türk Mizahı ve Hicvi. İstanbul: İş Bankası Yayınlan. Bunların içinde antik Anadolu kültürünü ve mizahım hatırlatan mesela. benimsenen mizahı kastediyoruz. Anadolu'daki bağ bozumu şenlikleri veya ürün kaldırma eğlenceleri yerlerini Sclçuklırmm koç katma ve mesir eğlenceleri almıştır'. Kimse bunların Fars'dan veya Arap'tan alındığını düşünemez bile. Andavallı gibi imparatorluğun aynası olan büyük şehir ve taşra tipleri de bulunmaktadır. acem gibi tipler sadrazam. Hatta buıılann dışında mahallî tipler olan yörük.g. Bu mizah içinde Nasreddin Hoca gibi geçmişi de toplayıp gelen cihanşümul bir şöhret ile Bekri Mustafa. Bektaşî.

Osmanlı mizahının içinde. Dr.e. Daha sonraki yüzyıllarda fıkra teriminin de kullanılmaya başlandığı görülmekledir. Orta Oyunu. İmparatorluğun coğrafyasındaki bütün mizah türleri Osmanlı mizahının birer unsuru olmuştur. Ferit. 15. yüzyılda Şcyhî'nin "Harname"si. halk onu Osmanlı dönemine taşır ve 15. Osmanlı mizahında hem sözlü hem de yazılı gelenek birlikte gelişmiştir. yukarıda da belirttiğimiz gibi. Karagöz. Hoca'mn bir devrin değil bütün devirlerin tipi olduğunu göstermek ister. Öııgöroıı. ss. bir takım lonca Örgütlenmeleri içinde gelişmiştir"12 demektedir. Osmanlı mizahı elbette bu latifelerden ibaret değildir. Prof. hepsinin lonca kanalıyla bir tarikata bağlanması mümkün değildir. Osmanlı dönemine kişileri ve cemiyetteki aksayan yönleri hiciv yoluyla eleştiren. Geniş bilgi için bkz. 39-71. Böylece.g. eğlence ve hoşgörü gibi fonksiyonlar sürekli yeni türlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. 357. şiir. halta sinema mizah çeşitleri sayılan türlerdir. latife vb. mizah. Türk Edebiyatında Bektaşî Tipine Bağlı Fıkralar (hscdeme-Metm)• Ankara. Orta Oyunu ve Meddah gibi halk temaşasının lemel tipleri de Osmanlı mizahının değişmez tipleridir. Dursun Yıldırım. Lamiî Çelebi'nin "Lelâifnâıne"si bu tür eserlerden ilk akla gelenlerdir11. bölge tipleri vb. Mizahta ders verme. terimler kullanılmış ve Özellikle latife. 19. sayısız tipleri lonca ve tarikata bağlamak doğru olmaz. Bunların Osmanlı döneminde olması da mümkündür. Gülşehrî'nin "Manükıfl Tayr"ı. 16. Sözlü geleneğin en önemli mizah tipi olan Nasreddin Hoca Selçuklu dönenimde yaşamasına rağmen (1208-1284). karikatür. Cill 1. sihirbazlar vb. Örnek olarak sadece Karagöz'ü ve Bektaşî fıkralarım alırsanız. 1976. Karagöz. Herkesin başına gelebilecek yüzlerce olay fıkralara konu olabilmektedir. Bunlar içinde ilk akla gelenler şunlardır.) bu mizahın diğer unsurları olmuşlardır. Mevlâna'mn "Mesnevi"si. İslâmiyet'ten sonra mizahı anlatırken kıssa. yüzyılda Nef î'nin "Siham-ı Kaza"sı. yüzyılda Fuzulî'nin "Şikayelname"si. çeşitli meslekleri konu alan fıkra tipleri. Meddah gibi şaline oyunları ile harekete bağlı komiklikler yapan çeşitli meslekler (kuklacılar. 1-28. yüzyılda Timur'un karşısına çıkarır. Cumhuriyetimizin 75. Kendi çevresinde kalmış nice mahallî fıkra tipleri. yüzyılda letâif sözünün yam sıra "fıkarât" kelimesinin de kullanıldığı ve böylece "fıkra" teriminin yerleşmeye başladığı görülür. 111 11 12 Divaııü Lügati" l-Türk. fıkra karşılığında olmak üzere yaygınlık kazanmıştır. "Osmanlı mizahı bir ortaçağ mizahıdır ve bütün ortaçağ ilgileri gibi. çoğu zaman sembolik bir anlatım tarzıyla yazılmış mesneviler de vardır. halk arasında gülünç olan nesne" şeklinde bir ifade kullandığını biliyoruz10. s.Osmanlı Dönenimde Türk Mizahı ve bu türü tarif ederken "halk arasında ortaya çıkıp insanları güldüren şey. 19. nükte. a. yüzyıldan itibaren Batı tesiri ile giren tiyatro. 17. ss. şiirden fıkraya uzanan ve hiçbir lonca ile ilişkisi olmayan çok zengin halk mizahı da Osmanlı mizahıdır. . Ancak. Ferit Öngören. Yılında Türk Mizahı ve Hicvi adlı eserinde. birini Nakşibendîliğe diğerini Bektaşîliğe bağlar ve haklı çıkarsınız.

Osmanlı mizahı çifte kültüre dayalıdır. Zaman zaman tek konu yerine katmerli diyebileceğimiz espri zinciri birden fazla halkalı olabilir. Osmanlı dönemindeki bu tipleri otuz bir kadar fasıl diye söylemesine rağmen bir zeyl olmak üzere 27 gruba ayırmıştır15. Özellikle İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerden uzakta. Bu tür fıkralarda halk kendisini lemsilen bir tip çıkarır. (Haz.e. . Meşrutiyet mizahı.Fikret Tiirbnen ' F. Öngören. Faik Reşad. yine aynı yazarın incelemesinde. imam. evliya. Faik Reşad.e. bunlar mantık silsilesi 13 14 15 Öngören. Öngören. Bu tür mizahta insan zorbalık karşısındaki çaresizliğine. a. ilâhî yönde değil. cahil din adanılan ve haksızlıkla mücadelede ilahî hoşgörünün sınırlan zorlanarak Tanrı : ya sonılur. karşılaştığımız insan-Tanrı ilişkisi karşımıza çıkar. a. Peygamberden salıte dervişe kadar uzanan geniş bir yelpazede yer alan şeyhmürîd. s. s. dinî yasaklar. Tannmn bir aksakal Türkmen gibi tasavvurunda.g. Ferit. Osmanlı mizahının hep İstanbul yaratmaları olarak kalması görüşü de tam doğru sayılmaz13. Tarikatlarca şartlandırılan ve güdülen bir mizahtır. Külliyat-! Leîâif. bu tiplerin hem sınıflandırılması yapılmış hem de güzel örnekler verilmiştir. Türk fıkralarının tamamına yakın büyük bir kısmında olaylar gerçek hayat sahnelerinden alınmıştır veya gerçekleşebilir niteliktedir. adaletsiz. aluınd vb. b. beşerin ölçüsüzlüğündedir. Osmanlı mizalu sözlü bir mizahtır. hurafeler. Fıkraların bir bölümünde idareciyle halk karşı karşıya gelirler. Osmanlı imzalımda açık saçıldık anılmaya değer bir özelliktir şeklinde maddeleştirmek anlaşılmayı kolaylaştıracaktır. Ferit. Burada bir isyandan çok Dede Korkut'taki Deli Dmnnü'da. rüşvetçi idareciler bu fıkra tiplerini karşılarında bulurlar. Genel olarak tek konuludur. Faik Reşad'm "Külliyal-ı Lelâif adlı eserinde. 59. hoca. Ancak. bir de kendi kuluna" diyen fıkrada tenkid. 60-68. İstanbul: Kitabevi. Anadolu'da ortaya çıkan yüzlerce tip bu görüşü çürütür. c. Allah'a sığınma. dinî şahsiyetlerle ilgili olaylar bu fıkralar alabildiğine bir hoşgörüyle hicvedilir. Osmanlı Mizahı bölümünde Karagöz ve Orta Oyunu'mı esas alarak. çözümü O'na havale etme gibi bir kurtuluş yolu bulur. a. Bütün devirlerde Osmanlı mizahında görülen temci özelliklerini ve tiplerini inceleyecek olursak. •'Bir hidivin kullarına bak. Espri tek olay üzerinde kurulmuştur. Durgun ve değişmez bir yapıya sahiptir. Allah'la samimi O'mm sonsuz rahmetine ve hoşgörüsüne sığınma vardır. Ahmet Özalp). e. Osmanlı mizahının temel özelliklerim.g. şöyle genel bir sıralama yapabiliriz: İslâmî tesirle oluşan fıkralarda. 1995. I d. Osmanlı mizahı olarak ele alınmış ve yeni türler ve yeni şartlarla nasıl geliştiği anlatılmıştır14.

Bir süre sonra kıyıya yanaşırlar. Kayıkla 100-150 metre açılıp. koydum. öğleyin aynı kayığı kiralayacağımızı nereden biliyorsun?" der. Osmanlıca dediğimiz aydın dilinin yerine halk dilinin tercih edilmesi.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı ve dinleyicilerin eğilimi doğrultusunda sonradan eklenmiş izlenimini verir. Navâthm'l Letaif adlan ile) 7 . Osmanlı dönemi mizah edebiyatının en Önemli özelliğinin dil olduğu kanısındayım. Her ne kadar yaşadığı dönem. Bu damga bazen onun tesiriyle. Müdhike. Haz. Muntahabat-ı Letaif. Fıkra burada bitecek sanılırken. Kısa bir sürede epeyce balık yakalarlar. Bu dönemde Osmanlı toprağı üzerinde mesela Kırım'da Ahmet Akay gibi mahallî tipler ile bazı İran ve Arap tipler de sayılabilir. İstanbul Kütüphanesi'ndeki Muhtelif Yazmalar. Mecnnıa-ı Letaif (1315) ve Külliyât-! Letaif (1910). Kısa ve yoğun anlatım tarzının. ss. KiilliyâN Letaif İstanbul 1995. Çaylak Tevfikan Letaif-i Muntahabe (Tarihsiz). Apıkyan. 9-10. Temel. yaşadıkları kesin olarak bilinen kişilerin yarattığı fıkra tipleri de Osmanlı mizahının unsurlarıdır. Hatla bazı yerli şivelerin fıkralar içinde kullanılması dilimizi canlı kılan ve zenginleştiren önemli bir unsur olmuştur16. halk dili ile olması hatta en ince ve en anlamlı kelimelerle anlatılması. yeni tiplerin ortaya çıkmasıyla. 1884. Osmanlı dönemindeki fıkralar üzerinde yapılan çalışmaların sayısı fazla değildir. Faik Reşad'm Gencine-i Letaif (1882). Ahmet Özalp. Osmanlıdan evvel ise de Nasreddin Hoca'ya atfedilen fıkraların bu döneme de damgasını vurduğu inkar edilemez bir gerçektir.. Halk ne kadar zaman geçerse geçsin O'nu yanından ayırmaz. Dursun. havanın da güzelliğinden istifade ederek bir kayık kiralayıp balık tutmaya karar verirler. Azınlıklar içinde de özellikle Ermenilerin bu konudaki hizmetleri önemlidir1*. İşleri uzar. Mihran.e. kısaca yaşayan Türkçe'nin kullanılması mizahın en önde gelen özelliğidir. Dursun'a "Buraya işaret koy da öğleden sonra yine gelelim. Gerektiğinde trene bile bindirir. 19. Ayrıca yazarları bilinen ve bilinmeyen pek çok Letaif mecmuası bu dönemin mizah anlayışını yansıtırlar19. Letaif-i Asar. Osmanlı döneminin diğer önemli tipleri İncili Çavuş ve Bekri Mustafa'dır. Temel Dursun'a söylediği yere işaret koyup koymadığını sorduğunda. yüzyılın ikinci yarısı ile Cumhuriyet döneminde yapılan çalışmalardır. oltalarını denize atarlar. yüzyılda İstanbul'daki Cavlak Tevfik ve Faik Reşad'm derlemeleri17 bunlar arasında en önde gelenlerdir. '. Constantinople. Bu ve benzeri fıkralar Osmanlı döneminde de vardır. 'Temel ile Dursun Trabzon'dan Rize'ye giderler. Çok bereketli bir yer"' der. Yeniden düzenlenmiş şekli. Yıldırım. bitmez ve "Sen her zaman böyle yapıyorsun. Bu yüzden Hoca her devrin tipidir. çoğu zaman da bizzat kendi fıkralarının yaşamasıyla kendim gösterir. Karadeniz fıkralarında bu lip olanlara daha sık rastlanır. Dursun "Koydum. Bunların çoğu da 19. N. (Lelaif. CLg. Bu genel fıkralar dışında. sakızımı kayığın kenarına yapıştırdım" der.

Bu yüzden. İnce bir espri anlayışına sahiptir. Bekri Mustafa ise. En Güzel Bekri Khıstafu-hıcili Çavuş Fıkraları. O'nun tenkidleri gerçek bildiği. a. İnsan-Tanrı ilişkisini efendi-kul ilişkisi gibi değil. Ahmet (1603-1617) döneminde yaşadığı ve İran'a giden bir elçilik heyetinde yer aldığı ve : padişaha musahiplik yaptığı bilinmektedir. s. Pertev Naili... 11. 24 Boratav. 73-75. 1983. Doğum ve ölüm tarihinin ve yerinin değişik gösterilmesi. ss. 198ü ile Vasile Aleksaııdri'nin (1821-1890) "Sultan Gazi IV. kanun ve kurallara fazla önem vermeyen. O'nun buyruklarım yerine getirmeye çalışan. I. Bektaşî fıkralarında. Sabri Koz. Bektaşî fıkralarında öfke ve saldırı yerine inanılmaz derecede sadelik ve hoşgörü vardır. Osmanlı dönenimin yasaklarına karşı çıkan ve daha çok günlük hayatın konularım işleyen tiplerdir. İstanbul. Hançeri i Hanım Hikayesi'nde yine Bekri Mustafa adıyla oyuna dahil olmuştur. Karagöz ve Orta Oyumf nda Bekri Mustafa. yani Bektaşî demlen zümrenin içine bütün Anadolu girer. 9. Hicrî 1042 de (1632-33) ölmüş ve 20 Edirnekapı mezarlığına gömülmüştür . Tek Bıyık gibi adlarla onma girmiş ve oyunun sonunu tatlıya bağlamıştır. Bektaşilik kavramına saf Anadolu insanının tamamım 20 Yıldırım. Çok yaygın bir şöhret kazanmış. Orada Sünnî-Alevî ayrımı görülmez. Bektaşî tipi fıkralarda her zaman üste çıkar. fıkranın senaryosu dinî görünür. Hatta. Metin EloğluOğuz Tansel. Sünnî Müslümanlardan farklı bir dünya görüşü ve yaşayışım benimseyen zümrenin sözcüsü olmuştur. Saray çevresini iyi bildiği ve padişah yakını olduğu da bilindiği için. Pertev Naili. Tuzsuz Deli Bekir. inandığı Allah'a değildir. Aslında bu zümrenin. Fıkralarının tamamı saray ve saray çevresine ait insanlarla ilgilidir. .g. Eîkz. 1983. 24. İçkiye düşkünlüğünden dolayı "Bekri11 lakabını aldığı ve genç yaşında öldüğü bilinmektedir. asıl adı Mustafa Çavuş olan bir tiptir. Osmanlı İmparaioıiıığumnı Yükseliş ve Çöküş Tarihi.e. Balkan ülkelerinde de meşhur olmuştur22. O'nun karşı çıktığı ya da öyle görünen yüzü softalığa. her devir ve her çevrenin onu kendilerinden biri kabul etmesi ve sahiplenmesiyle ilgilidir21. Bu iki tip. O. Özellikle Şeriat ehlinin şekilci ve taklitçi tutumuna karşı çıkar.Fikret Tilrkmen İncili Çavuş gerçekten yaşamış. samimî ve saf bir şekilde birbirlerine nazı geçen iki dost gibi yorumlar23.e. yani İncili Çavuş ve Bekri Mustafa. ~ Kantemir. Murat'ın içki yasağına karşı gelmesiyle tanınmış. "Bektaşî Dedikleri". İstanbul. Murat döneminde yaşamış.g. Yaşadığı yıllarda bile IV. Dursun: a. anlayışsızlığını ve çiğliğini hafifçe uyararak alaya aldığı için kullandığı metod sürekli bir başarılı sonuç verir. Şöhreti Osmanlı toprağının bir çok yerine ulaşmış. softaların kendi inanış ve menfaatlerine uygun yarattıkları hoşgörüsüz bir zihniyete karşı mücadele eder. •'Baktfışilık ve Bektaşî Fıkraları Üzerine Birkaç Söz". içkiye düşkünlüğü ve hazır cevaplılığı ile tanınan bir tiptir. s. Karşısındakinin hazımsızlığım. yobazlığa karşıdır. (önsöz). Sabri. D. İstanbul. Allah'a inanan.. Bektaşî tipi ise Osmanlı döneminin dinî inançları dolayısıyla. dönemin temsilcisi olmuştur. 23 Boratav. Murat ve Bekri Mustafa" adlı manzumesi bu görüşü kuvveti endi rmekted ir. IV. ancak asıl anlatılmak islenen konu dünyevîdir. "ı Koz. Din bu fıkralarda ancak bir vesiledir24. halk saray çevresine ait tenkid ve düşüncelerini ona soy 1 etmiştir. "Baktâşİlik ve Bektaşî Fıkraları " s. Matiz. Bektaşî.

ss. Bekri Mustafa'yı. Ahmet Akay Kırım. konu ise hayatın kendisidir. Ahmet Akay ve Esenpolat gibi çeşitli Türk boylarına ait tipler de girer. Mesela. şair.Osmanlı Döneminde Türk Mizahı sokmak. "Söz. akim almayacağı bir olağan dişilik yoktur. hasta. Bu fıkra tiplerinin ortak Özellikleri epik kanunlara tabî olmalarıdır. Bunlardan bir kısmı aynen çevrilmiş bir kısmı da Türk toplumuna uyarlanmıştır. Oyuncular her zaman ve her yerde rastlanan insanlardır. Osmanlı fıkralarında keskin bir Türkmen. özellikle Anadolu'da. Sipahilerin. Aldar Köse gibi. . 383 vtİ. Görüldüğü gibi çok zengin bir dünyayı yansıtan Osmanlı mizalıında insan kusurları. Bu (ipler içinde Kemine ve Esenpolat Türkmen. cimri. Sabri Esat Siyavuşgirin söylediği gibi. İmparatorluğun son dönemlerinde. 1-7. kadı. Fıkralarda olmayacak. S. Kemine gibi. Dar bir çevrede bilinen Kayserili. Nasreddin Hoca'ya mal edilebilmekte bazen de bunun tersi olmakladır. tipler bu gruba dahildir. Araplardan Çuha. Aldar Köse Doğu Türklerinin ortak tipleridir. Yeni Türkiye. Yani unutulan kahramanın bütün özelliklerinin parlayan kahramana yüklenmesidir. En yaygın olanları Rum. sakat vb. Aldar Köse'nin fıkralarından bazıları Bektaşî'ye veya mahallî bir tipe ait fıkralar. Ebu Nuvas ve Behltil Dânâ (Behlül Dânende) önde gelen ve Anadolu halk fıkralarıyla karışan önemli tiplerdir. Bunların dışında aklı hastalan. Oflu vb. Siyavuşgil. Yeniçerilerin. sosyal çarpıklıklar. Yine Osmanlı toplumunda çok önemli bir yeri olan ordu ile ilgili pek çok latife bulunmaktadır. "Folklorda Sahnede ve Resimde Türk". yörük. Esat. vezir. musahip vb. Fikret. imparatorluğun coğrafyasında yaşayan etnik ve dinî bakımdan farklı olan çeşitli grupların yarattığı tiplerdir. neticeyi hülâsa 26 etmeye yarar" . Bunların kahramanlarının isimleri bellidir. İstanbul. Yabancı kaynaklı tipler içinde İran. özellikle Batı ile ilişkilerin iyice geliştiği dönemde. Osmanlı mizahında halk mizahının yanı sıra padişah. vali. cemiyet eğriliklerinin teşhirinde son perde inerken. kumandanların birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerini konu alan fıkralar da oldukça fazladır. Erzurumlu. Yine bir başka fıkra grubunu Mahallî Tipler oluşturur. Sahneye çıkanlar halkın kendisinden. adaletsizlikler ince bir zekâ ve sade bir üslupla hicvedilir. Dekor son derece doğaldır. 1959. Yahudi ve Ermeni tipleridir. onlara atfedilen fıkralarda Nasreddin Hoca'yı. Azınlık tipleri ise. geniş bir yayılma imkanı bulmuştur 1 . s. kişilere ait yüzlerce latife bulunmakladır. "Anadolu Mizahında Bazı İran ve Arap ". Arap kökenli mizah tipleri de Osmanlı coğrafyasında. Çcmişgczekli. ancak aslında tuhaf olan beşerî zaaflarla. Osmanlı mizahı içinde sadece Anadolu'da yaratılan tipler bulunmaz. mevlevî. haksızlıklar. köylü. Balı'dan çevrilen pek çok fıkra da Osmanlı mizahı içinde yerini almıştır. tiplerle ilgili fıkralar Osmanlı mizahının zenginliğini teşkil ederler. hatta günümüzde çok yaygın olan Karadeniz fıkralarım görmemek mümkün değildir.

Sonuç olarak. vezirlere. onun hoşgörüsünün en çok akis bulduğu mizahım ele almak uzun ve yorucu bir çalışma gerektirmektedir. Osmanlı mizahında imparatorluk özelliklerinden biri olan renkli bir mozayik dikkatimizi çeker. bir davranış ülküsünün sembolü olurlar.dcn vazgeçtik. Ancak. karşısında Bektaşi'yi bulur. yaşayışı ve zihniyeti birbirinden çok farklı tebâ. Osmanlı potası bu tiplerin hepsim incitmeden. Bu yüzden okuyucunun bu metinleri dipnotlarda gösterdiğimiz bibliyografyadaki kaynaklardan veya her hangi bir latife kitabından okumasının daha uygun olacağı görüşüyle bu fikrimi/. kadılara velhasıl bütün iktidar sahiplerine yönelir. İstanbul'da konuşması. salısında. şüpheci bir tavır takınmaya zorlar. sonsuz bir hoşgörüyle yan yana yaşatmayı başarmıştır. kaideler ve kesin lavırlar ile yasaklar karşısında. Hayat sahnesinde bu türlerin hepsi fonksiyonlarım ifa ederler.Fikret TttrKfhm realite duygusu. Her millet bu mozayik içinde yerini alır. Böyle olmasaydı. Osmanlı'yı temsil etmiyor mu? Osmanlı'yı bir de bu yönüyle yeniden incelemek. Bu mizahın içinde masaldan tiyatroya uzanan çeşitli türler karşımıza çıkar. 10 . kendi kimliğini kaybedip bu dünya görüşünün. Ancak burada fıkra şalisi. aklın kolayca kullanabileceği sonuca varma meyli. Osmanlı fıkralarından örnekler vermeyi de düşündük. Ancak bu yazının çerçevesi çok genişleyecekti. Aynı durum padişahlara. Ancak çıkacak sonucun bu yorgunluğa fazlasıyla değeceği de kesindir. karakteri. Kaideci softa. tek bir meddahın ağzından nasıl dile gelirdi? Meddah.

Onlar da bir miktar Anadolu'ya geldikten sonra hem Kafkaslar üzerinden hem Balkanlar üzerinden çeşitli defalar Anadolu'ya Kıpçak unsurları geldi. yani Türk boyları çok kısaca anlatmaya çalıştığım gibi tarih boyunca sıkı bir şekilde birbirlerine karıştılar. Çok defa Anadolu'ya bizler sadece Oğuz Türkleri olarak geldiğimizi düşünürüz. Onlar da buraya geldiği zaman. Oğuzlarda ve Kipçaklarda böyle diyor. Bugün Kazaklarda bazı Oğuz destanlarının kalmış olmasının sebebi budur. Onun için bugün Orta Asya'daki veya İdil Ural bölgesindeki Türklerin alt birimlerini araştırdığımız zaman aslında Kıpçak olmayan unsurları Kıpçak Türklerinin Bu yazı. Prof. Kazaklarla. Elbette oradaki Türklerin içinde de Kıpçak unsurları. Dr. Şeyinin boylarındaykcn Kıpçak Türkleriyle bol ölçüde karıştık. Divan-ı Lügati't-Türk'de Kaşgarlı Mahmul sık sık Oğuz ağzının özelliklerini söylerken Kıpçaklarla birleştiriyor. Türk Dil Kurumu Başkanı. Tabii bu kadar zaman ayrı kaldıktan sonra. Birisi tarih boyunca Türk boylarının zannettiğimizden fazla birbirleriyle karışmasıdır. Özbeklerin bulunduğu bölgelerde esasmda Özbekler tabiî Karahanlıları oluşturan Karlık Türklerinden Kartukları meydana getiren Yağma gibi Çiğil gibi Toksı gibi Türklerden oluşuyor. Kırgızlarla bu süre bir az daha uzun oluyor. Oğuz unsurları. Başkurtlarla belki bir ay sonra %70-80 anlaşma seviyesine çıkıyoruz. aynı şekilde bu dediğim süreler zarfında bizlerle anlaşabiliyorlar. izmir 2000. belki bir hafta sonra %70-80 anlaşma seviyesine çıkıyoruz. OSMANLI DEVLETİ İLE TÜRK DÜNYASININ DİL VE KÜLTÜR İLİŞKİLERİ" Ahmet Bicaıı ERCİLASUN* Çok uzun zaman geçmeden belli ölçülerde anlaşmamız imkânı var. ama daha İran'a dahî girmeden Sirderya boylarında. Kazakların ataları olan Kıpçaklarla orada birlikte yaşamalarıdır. Karhık Türkleri ile Kıpçak Türklerinin karıştığı yerler.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araşürmalan Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan ''Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde sunulmuş tebliğin bant çözümüdür. ss. yüzyıllarca ayrı kaldıktan sonra. bu kadar kısa sürede anlaşabil memizin sebepleri nelerdir diye düşündüm ve iki önemli sebep buldum. Çünkü orada biz komşu yaşıyorduk. Türkmen ve Özbeklerle belki beş gün. üç hafta veya bir ay kadar. Azerbaycanlı Türklerle hemen birkaç saat içinde anlaşabiliyoruz. özellikle Özbekistan. ama Cengiz Han'dan sonra onlar Çağatay ulusu adını aldılar ve daha sonra kuzeyden gelen Kıpçaklarla da karıştılar. 11-16.. .

Ancak Safevî Devleti kurulunca gerçekten Osmanlı topraklan ile Türkistan topraklan arasında çok ciddî bir engel ortaya çıktı. Onların Türkçesi Oğuzcalaştı ve orada da Kıpçak ve Batı Türkçesi karışık dilli eserler ortaya çıkmaya başladı. Özellikle Suriye'de olan uzantıları. Biz Anadolu'ya geldikten sonra zaten bir süre Türkistan Türkleriyle birlikte yaşadık. 13. Yani Anadolu Selçuklularını sarsıyor. 13. bu yeni beyler de zaten Arapça Farsça bilmiyorlardı ve hepsinde Türkçe devlet dili oldu. Bunlar 13. Hatta Çağatay Türkçesfnden Türkçeye eserler aktarılmaya başlandı. İkinci bir sebebi. hatta "'bolga-olga" meselesi diye bizim dil tarihimizde geçen. Osmanlı Beyliği de dahil olmak üzere Türkiye'ye pek çoğu da bu dalgayla geliyor. yüzyıldaki birinci dalgadan sonra 12. yani Cengiz'in ve çocuklarının önünden kaçarak gelen dalga.yılda da elbette zaman zaman görülen göçlerden sonra asıl büyük güç bu üçüncü göç dalgasıyla ortaya çıktı. imparator Cengiz unvanını alıyor. Kıpçaklarm bir kısmı 1250'de Mısır'da bir devlet kurdu. ama beylikler devrini de hazırlıyor ve bu beylerin çoğu da bu üçüncü dalgada geliyor. yüzyılda geldiler. Bunlardan Karamanoğlu Mehmet Bey'i çok iyi biliyoruz. Daha sonra Kıpçak sahası. Yani 120(j'da Cengiz Han'ın. Anadolu Selçuklularının resmî dilinin. Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir yandan Anadolu'daki Türkleri. yüzyıldan itibaren Arapça'dan eserler Türkçeye çevrilmeye başlandı.-14. Safevî Devleti Jni kuran elbette 12 . Yani Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir bakıma Anadolu ile Batı Türkistan'ı müştereken idare eden belki de tek siyasî Türk Devleti idi. Belki bu üçüncü dalga olmasaydı. yüzyıllarda bu münasebetler çok sıkı idi. Büyük Selçuklu İmparatorluğıfndan sonra da Anadolu'ya yeni akınlar geldi. yavaş yavaş Oğuzcalaştı. Bence 11. Candaroğhrnda da hepsinde devlet dili. yüzyılda. yü/. edebiyat dilinin Farsça olduğunu. Türk boylan arasında kültür münasebetleri. Osmanlı şair ve yazarları Doğu Türkçesi'nden eserleri Batı Türkçesİ'ne çeviriyorlardı. 14. bilim dilinin Arapça olduğunu hatırlayınız. o tarihlerde Türkistan'a yaptığı seferlerle birlikte ortaya çıkan göç dalgalan. bir yandan da İran ve İran ötesindeki Türkleri içinde bulunduruyordu. Anadolu'da belki de Türk olarak yaşama imkânını bulamayacaktık. Anadolu Selçuklu hemen kurulmakla beraber. bazı eserler de karışık dilli eserler olarak adlandırılır yani bunlar Doğu Türkçcsi'nin hem de Kuzey Türkçesi'nin hem de Batı Türkçesfnin (Osmanlı) özelliklerini birlikte taşıyan eserlerdir. Ama bu üçüncü dalga Anadolu'yu o kadar çok Türkle doldurdu ki. İran üzerinden Anadolu'ya gelen göç dalgalan asıl büyük göçleri oluşturuyor. tarih boyunca çeşitli Türk boylarının aralarındaki kültür münasebetlerinin tam olarak kesilmemiş bulunmasıdır. Anadolu Selçuklularının da sonunu hazırlayan bu alanlar. Henüz Safevî Devleti ortaya çıkmadığı zaman çok sıkı münasebetler vardı. Cengiz Han'ın ve çocuklarının önünden kaçan Türkler Anadolu'ya geldiler. Edebiyat eserleri Türkçe yazılmaya başlandı. resmî dil Türkçe oldu. ama Osmanlı Beyliği ! nde de Germiyanoğlu'nda da. yüzyıldan itibaren 13. yüzyıla doğru. Yani biz Mısır Memlûkları ile bir de güneyden Kıpçaklarla temasa geçmiş olduk.Ahmet Bİcan ErcİlUsıttı arasında görebiliyoruz veya Oğuz Türklerinin arasında Oğuz olmayan unsurları görebiliyoruz bir sebebi bu. Büyük Selçııklu'ya tâbiydi başlangıçta. aslında Anadolu'da beylikler devrini de hazırlamış oluyor. Onlar da 15. dil ve edebiyat ilişkileri fırsat buldukça her zaman olmuştur.

Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil Ve Kültür İlişkileri*

Türklerdi. Şalı İsmail de Türktü anıa aradaki mezhep farkı ve o zamanki anlayış, ciddî bir şekilde kültür bağlarımızı, siyasî bağlarımızı daha çok engelledi. Biliyorsunuz ama buna rağmen kültür ilişkileri devam etmiştir. 15. yüzyılın ikinci yansında Temür'ün kurduğu hanedanda yetişen Ali Şir Nevaî, Türk dünyasının, belki de Türk şiir tarihinin en büyük ismi. Ali Şir Nevaî 15. yüzyılın ikinci yarısında, 1463'den itibarca eserlerini meydana getirmeye başlıyor. Alî Şir Nevaî'nin eserlerinde bazı Oğuz özellikleri görüyoruz. Özellikle Nesi mî'yi okuduğunu çok iyi biliyoruz. Bizim Anadolu sahasında. Doğu Anadolu. Suriye sahasında, Azerbaycan sahasında bulunan ve son derece lirik şiirler yazan Nesimî, Türkistan'a ve Ali Şir Nevaî'ye tesir etmiştir. Nevaî'den sonra aksi yönde bir tesir Osmanlı sahasına doğru geliyor ve bütün Osmanlı şairleri Nevaî'yi üstad olarak kabul ediyorlar. Osmanlı şairleri tarafından pek çok örnek de Nevaî'den alınıyor. Nevaî Çağatay Türkçesiyle, Doğu Türkçesiyle eserler yazan, hem manzum hem mensur otuzdan fazla eser meydana getiren, adeta bazı türlerin kurucusu kabul edilen büyük bir şair. Meselâ şairler tezkeresini Türkçe olarak ilk defa Nevaî yazmış. İlk şairler tezkeresini, yani şairlerin hayat hikâyelerini kısa da olsa anlatan bu edebî türü, ilk defa Nevaî yazmış ve Nevaî'den örnek alarak Osmanlı şairleri de 16. asırdan itibaren şairler tezkereleri yazmaya başlamışlar. Nevaî'nin şiirleri Osmanlı sahasında tanzir ediliyor. Osmanlı şairleri onun şiirlerine nazireler yazıyorlar ve Çağatay Türkçesiyle nazireler yazıyorlar. Yani Osmanlı şairleri Çağatay Türkçesiyle Nevaî'nin şiirlerine karşılıklar veriyorlar. Safevî Devleti henüz yok. Yani ayrılmamışız Nevaî zamanında, ama Nevaî'den hemen sonra, Nevaî'nin ölümüyle birlikte, Safevî Devleti'nin kuruluşu var. Pek çok Osmanlı şairi Nevaî'nin dilini Öğrenmek için özel gayret sarf ediyor, Nevaî'nin dilim öğreniyor. Nevaî'nin dilini Öğrenmek için özel sözlükler yazılıyor. Abuşka sözlüğü diye bir sözlük var Osmanlı sahasında. Osmanlı kütüphanelerinde çok miktarda bulunuyor bu sözlük. Abuşka sözlüğü denmesinin sebebi ilk kelimesinin abuşka olmasıdır. Abuşka kelimesi, koca anlamında. Bu sözlüğün bilinen bir yazarı yok, anonim. Bu neyi gösteriyor? Bu eser Osmanlı sahasında bu kadar yaygın. Demek ki. Osmanlı şairleri Nevaî'nin eserlerini. Doğu Türkçesi'ndeki şiirlerini anlamak için özel olarak bir sözlük meydana getirmişler ve bu sözlük çok miktarda Osmanlı kütüphanelerinde bulunuyor, Ama bu sözlük olmasa bile, Kaygusuz Abdal'dan itibaren 15. yüzyıl ile 19. yüzyılın ilk yansına kadar Osmanlı şairlerinin Çağatay Türkçesiyle Nevaî'ye nazireler yazdığım biliyoruz. Yani Abuşka sözlüğü olmasa bile, Osmanlı şairlerinin Çağatayca şiirleri elimizde. Nedim dahil olmak üzere, Osmanlı şairleri Çağatayca şiirler yazmışlar. Nedim'in, şiir yazacak ölçüde Çağatayca bildiğini düşünürseniz, Osmanlı Türklerinin Doğu Türklerine, Türkistan Türklerine olan alâkasının hiç kesilmediğini rahatça anlayabilirsiniz. Elbette oralardan bilim adanılan ve şairleri gelmişler. Zaten Nevaî devri, Nevaî doğmadan önce Temur'un oğlu Şahruh (1405-1447). biz de Fetret Devri arkasından Çelebi Mehmet ve II. Murad, o devirlerde dünyanın siyaset merkezi, kültür merkezi olan Herat ve SemerkaiuTdadır. Yani Temur'un oğlu zamanında dünyanın en güçlü bölgesi Batı Türkistan, Herat ve Semerkand şehirleridir. Şalının'un oğlu Uluğ Bey de Semerkand'da hükümet etmektedir. Bir bakıma o devir, bazı batılı araştırıcılar tarafından Türk Rönesansı olarak adlandırılmaktadır. O devirde unutulmuş olan Uygur yazısı adeta yeniden diril tihniştir. 13

' -.

-},.-„",

Ahmet Biean Ercilasun

Ata yadigârı bir yazı olarak Herat'ta ve Semerkand'da yeniden diriltilmiş, Uygur yazısıyla yazan hattatlar, eski eserleri Kutadgu Bilig gibi, Miraçname gibi. AtabetiTlHakayık gibi eski eserleri Uygur harfleri ile yeniden yazmaya başlamışlardır. Böyle bir cereyan da doğmuştur. Onun için rönesans diyorlar. Yani Bati'nın eski Yunan'a dönmesi gibi, Batı Türkistan'daki Türk aydınlan da eski Uygur yazısına dönüp bu eserleri yeniden Uygur yazısıyla yazıyorlar. Daha önce de söylediğim gibi, siyasî ve medenî olarak en yüksek derecesine varmış Batı Türkistan. Bu üstünlük FatnYden itibaren, 1450'den itibaren, yani asrın ikinci yansında. Doğu Türklerinden Batı Türklerine geçiyor, Osmanlı'nın yükselmesiyle ve Türkistan'da da Temuroğullan'mn zayıflaması ve nihayet asnn sonunda yıkılmasıyla, üstünlük Doğu Türklüğünden Batı Türklüğüne geçiyor ve bu defa dünyanın en büyük siyasî gücü de Batı Türklüğü, Osmanlı Türkleri oluyor. Ama o hadiselerle birlikte tıpkı Amerika'ya olan beyin göçü gibi Avrupa'dan Amerika'ya olan, bu defa Batı Türkistan'dan Osmanlı'ya doğru bir beyin göçü oluyor ve hem ilim adanılan hem bazı şairler İstanbul'a geliyorlar. Ali Kuşçu bunlardan biri, Cemalî diye bir şair var, Çağatayca divaru var, onlardan biri, oralardan gelmişler. Bunlar da Osmanlı'da Çağatayca'ya olan ilgiyi diri tutuyor, sağlam tutuyor. Hatta Fatih zamanında İstanbul sarayında Şeyhzade Bahsi diye Uygur yazısını bilen bir kişinin olduğunu biliyoruz. Abdürrezzak Şeyhzade Balışı, Fatih'in sarayında, İstanbul sarayında, Fatih öldükten sonra da Bayezid zamanında İstanbul sarayında, Uygur yazısıyla birtakım eserler yazılar. Düşünebiliyor musunuz, Fatih'in ölümü 1481, bu tarihlerde İstanbul'da Uygur yazısını bilen birisi var ve Uygur yazısı çoktan ölmüş. 3-4 asır önce Arap yazışma geçmişiz, ama demin söylediğim Batı Türkistan'daki akım İstanbul'a da gelmiş Şehzade Bahşı Abdürrezzak Şehzadebaşı'nın eliyle oturmuş ve Atabetü'l-Hakayık adh kitabı, bir satırını Arap harfleriyle kendi eliyle bir satırım Uygur harfleriyle yazmış. Topkapı Sarayı'nda o kitap bulundu. Necip Asım tarafindan o kitap bulunmasa, bunu bilemeyeceğiz. Kutadgu Bilig'in Uygur harfli bir nüshası var. Aynı kimse o nüshayı da Tokat üzerinden İstanbul'a getirtiyor. Yani Yavuz Sultan Selim zamanına kadar, 16. asnn başlanna kadar uzanıyor. Ondan sonra onun da herhalde bir kaç talebesi varsa 16. asır ortalarında belki de artık Osmanlı sahasında Uygur yazısını bilen yok, ama Çağataycayı bilen insanlar 19. yüzyıl başına kadar var. 19. yüzyıl ortalanndan itibaren de yeni bir akün şeklinde tekrar Çağatayca'ya dönülüyor ki, onu biraz sonra anlatacağım. Bu arada İdil Ural Türklüğü ile olan münasebetlerimiz, Türkistan Türklüğü ile olan münasebetlerimize göre coğrafî bakundan o kadar engelle karşı karşıya değil. Yani Safevî yok. Safevî, Osmanlı ile Türkistan'ın arasım kesiyor, ama biz daha Kırım Hanlığı Jnı aldığunız zaman, Fatih Sultan Mehmed zamanında. Kının Hanlığı'nı aldığımız zaman, doğrudan doğruya İdil Ural Turklüğüyle. yani Tatarlarla ve Başkurtlarla komşu hale geliyoruz. Kırını Hanlığı bir Osmanlı toprağı ve bu vasıtayla Tatarlarla çok daha yakın münasebetlerde bulunuyoruz ve onun için Kazan'a devamlı olarak Osmanlı'nın eserleri gidiyor. Orada o eserler el yazması olarak çoğaltılıyor, okunuyor. Bunlar arasında Kesik Baş Hikâyeleri, Muhammediyeler gibi eserler vasıtasıyla, Tatarlar ve Kuzey Türkleri İstanbul Türkçesiyle yazılmış eserleri daha fazla okuyorlar. Bizim Türkiye'de doğmuş olan "gelecek zaman"ımız "'olacak, gelecek" şeklinde oluşuyor ve bu gelecek zaman İdil Ural Türklerine de gidiyor. Ancak 14

Osmanlı Devleti İle Türk Dünyasının Dil Ve Kültür İlişkileri*

Özbeklerde biraz daha az kullanılıp. Kazaklardan Kırgızlara kadar tam olarak uzanmıyor. 19. yüzyıl ortalarına gelince yeni tarzda bîr münasebet başlıyor. Bu defa bilim yoluyla, yani daha önce şairlerin nazireler yazması şeklindeyken, 19. yüzyıl ortalarında bu defa bilim yoluyla bir münasebet başlıyor. Ahmet Vefik Paşa Şecerc-i Türk'ü Çağatay Türkçesi'nden Osmanlı Türkçesi'ne çeviriyor. Demek ki. Ahmet Vefik Paşa da Türkiye'de Osmanlı Türkiyesi'nde Türkolojinin önemli kurucularından biri. Eserinin, yani sözlüğünün adına Lehçe-yi Osmanî diyor. Osmanlıca, Türkçe'nin bir lehçesidir ve Türkçe'nin bir başka lehçesi ise Lehçe-yi Çağataî. Ayrıca Osmanlı Türkçesi'ne Ebul Gazi Bahadır Han'ın meşhur eserini de Ahmet Vefik Paşa çeviriyor. Hızla Türkislanla ve İdil Uralla olan edebî, ilmî münasebetler hızla gelişmeye başlıyor. Bu sefer daha farklı bir mecrada. Avrupa'da da Türkolojinin gelişmesi bize tesir ediyor ve çok luzh bir şekilde gelişmeye başlıyor. Biraz önce arkadaşlarımızm anlattığı subaylarm diğer Türk boylan arasına gönderilmesi yoluyla vb. ilişkilerin tesisi o tarihlerde olmaya başlıyor. Bir yandan meşhur Şeyh Süleyman Efendi bugünkü Özbekistan'dan İstanbul'a geliyor ve İstanbul'da Özbekler tekkesini kuruyor, ki bu Özbekler tekkesi Millî Mücadele'de İstanbul'dan Ankara'ya adam kaçıran bir teşkilât olarak çalışıyor ve Özbek pilavı da o tekke sayesinde bizim Osmanlı mutfağına giren bir yemek oluyor, yani yemeğe kadar ulaşıyor. Şeyh Süleyman Efendi sayesinde kumlan ilişki asrın soıılanndadır. Diğer taraftan da I89O'lı yıllara geldiğimiz zaman artık İstanbul'da Azerbaycan'dan gelmiş. Türkistan'dan gelmiş insanları görmeye başlıyoruz. Askerî Tıbbiye'de Azerbaycan'dan çıkmış. St. Petersburg'da matematik okumuş. Rus ve Avrupa edebiyatım bilen, biraz yaşlı bir insan Hüseyinzâde Ali Bey, İstanbul'a askerî tıbbiyeye geliyor. Diğer öğrencilerden biraz daha yaşça büyük olduğu için birdenbire etrafında hâle oluşuyor. Tahmin ediyorum ki. o Hüseyinzâde Ali Bey'in yaktığı ateşle, daha sonra bu öğrenciler 190 askerî tıp öğrencisi olarak, o zamanın Türkçü büyüklerine meşrutiyetin ilk yıllarında müracaat ederek Türk Ocaklarının açılmasını isleyeceklerdir. Meşrutiyet yıllarında arlık burslu öğrenciler var. Meşrutiyet yıllarında doğrudan doğruya İttihatçıların verdiği burslarla Türkiye'de, İstanbul'da okuyan öğrenciler vardır. Meselâ; bizde müzeciliğin kurucusu olan Hamit Zübeyir Koşay, Tatar Türklerindendir. İttihatçıların verdiği burslarla İstanbul'da okuyan ve sonra da Türkiye'de kalan böyle Türkler var. Onlara burs vermişler. Buna karşılık, Türkiye'den de subaylar gittiği gibi, biraz önce de Timur arkadaşımızın anlattığı gibi, oraya okul müdürü olarak gitmiş, Doğu Türkistan'da Kemal İlkul gibi. ki onların da hatıraları yayımlanmıştır. Doğu Türkistan'da okul müdürlüğü yapan, orada öğrenciler yetiştiren, oradan İstanbul'a gelerek hem Azerbaycan'dan hem Batı Türkistan'dan, hem İdil Ural bölgesinden ve hem de Doğu Türkistan'dan İstanbul okullarına gelerek okuyanlar var. Yani 1990'dan sonra başlayan münasebetlerimize benzeyen o kadar yoğunlukta, o kadar sık münasebetler meşrutiyet yıllarında oluyor. Ama bugünün küçülen dünyasını da, bugünün imkânlarım da, vasıtalarını da hesaba katınız. O zamanın, o ibtidaî şartlarına rağmen, bu kadar yoğun bir trafik İstanbul ile İdil Ural ve Türkistan Türkleri arasında vardı. Bunların hatıraları arada 70 yıllık Sovyet dönemine rağmen o bölgelerde unutulmamış, nesilden nesile devam ederek bugünlere kadar gelmiştir. 1990'larda 15

Ahmet Bican Ercilasım

onlarla karşılaştığımız zaman o hatıraların, meşrutiyet devrindeki ilişkileri gösteren bu hatıraların devam elliğini görüyoruz. Galiba bu münasebetler bundan sonra da hiç kesilmeyecek, kesilmeden devam edecek. Elbette şimdi çok daha rahat imkânlarla bu ilişkilere devam edeceğiz. Özbekistanli, şu anda yaşayan büyük şair Cemal Kemal'in dediği gibi, 'iki gün gelip de Türkiye'ye kalınca artık Rusça-Türkçe sözlüğümüzü atıp birbirimizle anlaşma imkânına kavuşacağız."

[6

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV, İzmir 2000, ss. 17-20.

HANLIKLAR DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLETÎ'NİN TÜRKİSTAN SİYASETİ*

Mehmet SARAY 1967 yılı sonunda rahmetli Togan Hocam ile Kafesoğlu Hocam bendenizi İngiltere'ye bu konularda tahsile gönderdiğinde aklımdan hep şu geçerdi: Acaba bu üzerinde çalıştığım tarihin coğrafyasını ve Türkistan Türkleri diye bildiğimiz bugünkü Türk cumhııriy eti erindeki kardeşlerimizi bir gün ben görebilir miyim? İşin açıkçası bu bir hayaldi. Ama bildiğiniz gibi siyasî gelişmeler öyle gelişti ki sonunda yalnız bendenizin değil hemen hepimizin büyük rüyaları ve hayalleri gerçekleşti ve kardeşlerimizle elele tutuşabildik. Bugünleri ben gördüğüm için, işin açıkçası, hasbelkader 32 yıldır da bu konularda çalışan bir hocanız olarak diyorum ki; herhalde ben artık çok mutlu ve bahtiyar bir insaıum, dalıa önce hayal edemeyeceğim şeyleri gördüğüm için. Şimdi ben bu duygulanım ifade ettikten sonra sevgili gençlere şunu söyleyeceğim: Lütfen çok iyi yetişin ve mutlaka kardeş cumhuriyetlere gidin. Hayatınızın üç veya beş yılında bu sahalarla ilgili ekonomi olur, ticaret olur. eğitim olur, kültür olur, siyaset veya ne isterseniz, hangi dalda yetişirseniz oralarda mücadele edin. Sovyet sisteminin zihinleri fevkalade alabora eden bir eğitim sistemi neticesinde, kardeşlerimiz şu anda arayışlar içindedir. Eğer biz kardeşsek -ki öyle diyoruz- o zaman yiğitçe gidelim ve onlanıı elinden tutalım ve onlara bir kardeş bir kardeşe nasıl yardım etmesi lâzım geliyorsa -ama onların asla ve asla gururlarını incitmeden ve onların ülkelerinin hakimi olduğunu unutmadan, büyük ağabey havasına da girmeden- bu kardeşlerimizle İlgili mutlaka hayatınızda bir şeyler yapın. Şimdi Osmanlı Devleti"nin Türkistan'da kurulan devletlerle ilişkileri konusunda diyeceksiniz İd: acaba bu ilişki nasıl oldu? Diyar-ı Rum'a giden, orada Osmanlı Devleti : ni kuran bizim Türkmen kardeşlerimizdir, diyerek Uluğ Bey'le birlikle, tarihimizin en bilge hükümdarlarından birisi, büyük ilmî çalışmalara imzasını atmış, tarilıimizin gerçekten büyük astronomi ve matematik alimi Ali Kuşçu Türkiye'den davet gelince heyecanlanıyor, gideyim diyor; Diyar-ı Rum'da kardeşlerim İlimde, fende Bu yazı. 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan "Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde sunulmuş tebliğin bant çözümüdür. Prof Dr., İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi.

Mektnet Baray

çok ileri gitmiş, biraz da orada ilmini arttırayım diyor. Yani bu iki olayla şunu demek istiyorum; hiç bîr devirde Türk İnşam Ön Asya'ya geldiği günden itibaren tarihimizin hiç bir devrinde ilişkilerimiz, alâkalanınız kesilmemiş!ir, devamlı olmuştur. Benim doçentlik tezim, Osmanlı Türkiyesi'nin Türkistan devletleriyle olan ilişkileridir. Bu kütüphanenizde olması lâzım. Burada tüm belgeler gösteriyor ki, bütün asırlar boyunca kardeşlerimizle Osmanlı Devleli'nin ilişkileri olmuş, hem de çok çeşitli alanlarda. Ben burada, bunlardan bir özeti size takdim etmeye çalışacağım. Giriş kısmında şöyle demişim: Bilindiği gibi bugünkü Türkiye Türklerinin ve Osmanlı Türklerinin ataları olan Oğuzlar, yani Türkmenler, Selçuklu ailesi önderliğinde 11. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu'ya gelmişlerdi. Bu devirden başlayarak Anadolu Türkleriyle Türkistan Türkleri arasında kopukluklar olsa da devamlı ilişkiler olmuştur. Bu ilişkiler ekonomik alandan ziyade sosyal, kültürel ve politik alanlarda olmuştur. 15. asırdan itibaren bu ilişkilerde Şii İran'ın ayrı bir rolü vardır. 19. asra kadar İran, Osmanlı Türkleri ile Türkistan Türkleri arasında politik ve kültürel ilişkilerde daima birinci sebep olarak gösteriliyor. Bunu bendeniz henüz tamamlanmış olan 'Türk-İran Münasebetleri" kitabnnda izah ettim. O da yakında çıkıyor. 1783'den itibaren Osmanlı Devleti'nin Türkistan siyasetinde büyük bir değişiklik olur. Bunun sebebi Kırım'ın kaybedilmiş olmasıdır. Karadeniz'in Rusya'ya bir nevi kapısı olması dolayısıyla, açıldığından tehlikeyi sezer ve devlet ricali Türkistan devletlerine rica eder, fermanlar gider, Moskof sulhu bozmuştur. Kırım'daki müslumanlar, Türkler esarete düşmüştür. Bu, aynı zamanda Osmanlı Devleti ile ilgili diri çünkü tarihimizde bütün Türk devletleri, olduğu ama bilhassa Osmanlı Devleti sulhten yana olmuştur. Yapılan beynelmilel antlaşmaları ilk çiğneyen asla ve asla Türk devletleri ve özellikle Osmanlı Devleti olmamıştır. Sulhu bozduğu için kardeşlerimize mektup gidiyor; diyor, bu sulhu tekrar tesis edelim. Bunun sebebi tabiî, Rusya'nın ve Çin'in ve İngiltere'nin Orta Asya diye bildiğimiz Türkistan illerini devletlerarası hukuku hiçe sayarak birden çiğnemesi meselesi vardır. Burada da devletimiz kardeşlerimizle ilişkiye girer, bu dertlerden nasıl kurtulacağız, bunun çarelerini aramaya başlar. Şimdi burada bir soru gelebilir; pekiyi Rusya, Çin ve İngiltere niçin bu bölgeye yönelmişti? Rusya, Türkistan illerinin ekonomik ve ticarî potansiyelini ele geçirmek. denizlerde yenemediği İngiltere'yi Orta Asya üzerinden tehdit etmek için bu işgali yapmıştır. Çin ise Doğu Türkistan'ı hem sömürmek ve hem de Rus işgaline karşı batı bölgesinin emniyetini sağlamak için bu işgali yapmıştı. İngiltere'ye gelince Türkistan ülkelerini aldıktan sonra Hindistan sömürgesini tehdit ederler endişesiyle o bölgenin emniyet yapısı olarak gördüğü Afganistan'ı iki defa işgal etmiş, parçalamış ve bu ülkenin günümüze kadar gelen problemlerinin yaratıcısı olmuştur. Bu İki işgal esnasında ki, ben bunu ayrıca da Ttirk-Afgan İlişkileri kitabımda izah ettim, her kabilesiyle ilişki kuruyor, her bir kabileyi birbirine karşı kullanıyor. Afganlı kardeşlerimiz, asla bir millet olamadılar. Bilâhare cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk'ün büyük gayretleri ile orada modem devlet oluşmaya başlamış idi, millet şuuru gelmeye başlamıştı. Sonradan, işte bildiğiniz gibi Sovyet işgali ve şimdiki dramatik durum, meseleyi izah ediyor.

18

Hanlıklar Döneminde Osmanlı Devleti nin Türkistan Ziyareti Bu arada İngiliz siyasetini anlatan "Afganistan ve Türkler", Rus siyasetini anlatan bu arz ettiğim kitap ve Çin'in siyasetini anlatan "Doğu Türkistan" kitabı var. Bunları sizin kütüphanenize hediye ediyorum. Gençler oradan alıp okuyabilirler. Rusların, Çinlilerin ve İngilizlerin Türkistan ülkeleriyle Afganistan'a yönelik işgal hareketleri ister istemez Osmanlı Devleti ile Türkistan devletleri ve Afganistan arasında, lıızlı bir diplomatik ilişkiye sebep olmuştur. Ülkeleri yabancılar tarafından işgale uğrayınca Buhara, Hokand, Hive, Kaşgar, Afganistan ve Türkmenistan liderleri yardım rica eden mektuplar ve elçilerle Osmanlı Devleti'ne başvurmuşlardır. Türkistan devletlerinin Osmanlı Devleti'nden istedikleri yardımın başında silah ve asker gelmekledir. Top, tüfek, barut ve mermi imalinde gerekli malzemeler ve bunları imal edecek ustalar istemişlerdir. Kaşgar hariç maalesef Batı Türkistan'daki Hokand, Hive ve Buhara'nm bu isteklerine müsbet bir cevap verilememişi ir. Halbuki konu Osmanlı hükümetleri tarafından son derece ciddiye alınmış, ilgili meclislerde günlerce görüşülmüş ve yardım karan da alınmıştır. Ne var ki Türkistan devletleri ile Osmanlı Devleti arasında, şii İran'ın geçit vermez bir set gibi bulunması ve Kafkaslarnı Ruslar tarafından işgal edilmiş olması gibi sebeplerle, istenen askerî malzemeyi gönderecek bir yol bulunamamıştır. Silah yardımı haricinde istenen askerî yardım ise hiç mümkün olmamıştır. Zira bu yardımların istendiği devirlerde Osmanlı Devleti'nin hem Rusya ile sulh halinde olması ve hem de Rusya'dan çekinmesi dolayısıyla, asker yardımı mümkün olmamıştır. Bu istekte bulunan ülkelerin temsilcilerine gönüllü toplama tavsiyesinde bulunulmuş bundan da istenen netice alınamamıştır. Yukarıda arz ettiğimiz silah ve askerî yardımla birlikte Osmanlı Devleti'nden idareci talebinde de bulunulmuştur. Ülkelerini idare etmek üzere ya bir Osmanlı paşasmm ya da bir Osmanlı şehzadesinin gönderilmesini istemişlerdir, 1820'lerde ve 187O'lerde istenen bu idareci zümresine Osmanlı kayıtlarında nasıl bir cevap verildiğine dair maalesef lüç bir bilgi yok. 130 milyon dosya var Başbakanlık arşivimizde. Arkadaşlar, ben Dışişleri'nde çalıştığım, TIKA'da vazife gördüğüm sırada Türkmen kardeşlerimizi getirmiştim arşivlerimizle ilgili. Verilen bilgiye, arşivlerin başındaki yetkililerin verdiği bilgiye göre bu malzemenin dörtte biri lıalihazırda araştırmacıya açıktır. Şimdi bu ayıptır. 700. yılını kutladığımız Osmanlı Devleti'nin arşivlerinin dörtte üçünün hâlâ okuyucuya açık olmaması hem kendimiz İçin haksızlıktır, hem Balkanlar hem Ortadoğu hem Kafkaslar ve Türkistan illeriyle ilgili araştırma yapmak isteyenler için de haksızlıktır. Zannederim bu vesileyle bu konu sık sık dile gelir ve devlet yetkililerimiz bunun bîr tedbirim alır. Askerî yardımın haricinde bu kardeş ülkelerin Osmanlı Devleti'nden diplomatik yardım isteklerini de görüyoruz. Rusya'nın devletlerarası hukuku hiçe sayarak ülkelerine saldırdığı, büyük maddî zarara ve insan kaybına sebep olduğunu dile getirerek bunun durdurulması için Osmanlı Devleti ile İngiltere'nin tavassutta bulunmasını istemişlerdir. Onların bu isteklerine maalesef nasihatten başka bir cevap verilememiştir. Türkistan devletlerinin Osmanlı Devleti'nden istemekte olduğu konuların başında, İslâm dininin halifesi olması hasebiyle dinî istekler gelmiştir. Hac vazifesini ifa edebilmeleri için Türkistanlı müslümanların belirli güzergâhlardan emniyet içinde seyahat etmelerinin sağlanması ve buralarda onlara maddî yardımda bulunulması için yapılan ricaların hemen tamamı yerine getirilmiştir. Bu hususta 19

Mehmet Saray

Osmanlı yetkililerinin oldukça cömert davrandıklarını mevcut arşiv belgelerinden anlamaktayız. Türkistan devletlerinin liderleri sık sık Osmanlı idarecilerinden, ülkelerindeki medreselerinin sağlıklı bir biçimde çalışabilmesi için ders kitapları isteğinde bulunmuşlardır. Onların bu isteklerinin de tamamına yakım yerine getirilmiştir. Sevgili gençler, 1820'li yıllarda Türkistan'da çok hoş bir rekabet yaşanır. Hokand'ın başında Ömer Han vardır. Buhara'nın başında Haydar Şalı vardır. Bu iki Türk hükümdarı sanki asırlar sonra Ulıığ Bey'i taklit edercesine birbirleri ile kaç medresede ders verdikleri hususunda yanş halindedirler. Medreselerine Osmanlı medreselerinden kitap, malzeme rica ediyorlar. Biz şu şu ilimlerle uğraşıyoruz, öğrencilerimize medresede bunun malzemesini vennek lâzıın ve bize yardımda bulunun diyorlar. Bunlar sevinçle, ben size şunu ifade edeyim bu yardımlar da gidiyor, ama bu güzellikler kültürel ve biraz ilmî. Tabiî siyaset, üstünlük meselelerine gelince önce Haydar Şah Osmanlı Devleti'ne biat ediyor, bunu gören Ömer Han o da elçi gönderiyor, o da biat etliğini söylüyor. Biat, sevgili gençler müslüman bir toplumun, hilafet makamını temsil eden Osmanlı Devleti'ne bağlanıyor ve onun tâbiyetine giriyor, onun vatandaşlığına giriyor demektir. Şimdi bu güzel hadiseyi sizlere anlattıktan sonra son cümlemi burada ifade edeyim. Türkistan devletlerinin Rus işgaline uğradıktan sonra. ısrarla ülkelerinde Osmanlı Devleti'nde olduğu gibi ıslahat yapmak istediklerini dile getirerek bu hususla acilen yardım talebinde bulunulmuştur. İdadi, rüşdiye, hukuk, tıp ve mühendislik dallarında okul açılması için öğretmen ve öğrenci talebinde bulunulmuştur. Buhara emiri ve meclisinin gönderdiği müşterek raporda diyor ki: "Siz bizim kan kardeşîmizsiniz. biz bir cehaletin içine düştük. Moskof geldi. Ümıııet-i müslümanı ezdi" diyor. Sefirlerinizden "Öğrendik ki Osmanlı Türkiyesi'nde böyle böyle reformlar yapmışsınız, lütfen bu reformları yapacak hocaları ve idarecileri bizlere de gönderin. Sizlerin sayesinde bu Moskof zulmünden kurtulalım" der ve fevkalade, inşam gerçekten ağlatacak dramatik cümlelerle sona erer. ' Ben, sevgili gençler, kıymetli hocalarım, böyle altı güzel hocamızı sevgili başkanımız bir araya toplayınca, şimdi zaman yarışı var ben izin verirseniz, burada sayın başkanın İkazına uyayım ve soru olursa onu ben memnuniyetle cevaplamn.

20

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss. 21-35.

TÜRKİSTAN'DA OSMANLI TÜRK SUBAYLARININ FAALİYETLERİ (1914-1923)*

Timur KOCAOGLU Osmanlı Padişahı Sultan Abdülazİz Han (saltanatı: 1861-1876)'ın ferman ivla askeri yardım ile birlikle Osmanlı ordusımcUm istihkam subayı Miralay Ali Kuzun Bey. piyade subayı Mehmet Yusuf Bey, süvari subayı Çerkeş Yusuf Bey. topçu subayı İsmail Hakkı Bey ve başka dört emekli subay Enderun'dan Mıırad Efendi başkanlığında KaşgarEmiri Yakııp Han (saltanatı: )'a 1874 (Hicri 1291) yılında gönderilir. Yukarıda adlarını saydığımız bu Osmanlı subayları Türkistan hanlıklarına gönderilen ilk ciddi Osmanlı askerî heyetinde görev almışlardır. Sayın tarihçimiz Prof. Mehmet Saray Osmanlı subaylarının Doğu Türkistan'a gönderilmelerini Osmanlı ve İngiliz devlet arşivlerine dayanarak detaylı bir şekilde gözler önüne sermiştir,1 Saray'ın önemle beürüği gibi, daha önce 1863-1873 yıllan arasında Türkistan'ın güney bölgelerine vuku bulan Rus yayılmacılığı karşısında Hokand ve Hİve hanlıklariyle Buhara emirliğinin Osmanlı devletinden yardım ricalarına. İstanbul'daki saray içi karışıklığı ve dış güçlükler dolay isiyle Osmanlı devleti gerekli karşılığı verememişti. Sultan Abdülaziz Han'ın saltanatı sırasında Kaşgarha varan Türk subaylarının bilahare Türkiye'ye dönüşlerinde Padişah Abdülhamid'e sundukları layihalardan (raporlardan) Yüzbaşı Ali Kazım Bey'inkhü de sayın Melunet Saray yaymlaımşür. Ali Kazım bey'in Padişaha sunduğu lahihadan öğrendiğimize göre, Ali Kazım bey önce Yakııb Han tarafından Yarken t valisi olan Molla Yunus'un emrine verildiğinde. Yarkent şehrinde bir lopçu tabum kurarak topçuluk eğitimi verir. Ali Kazım bey raporunda Yarkent'teki lopçu taburundan 'İstanbul askeri gibi gayet mu'allem oldular" diyerek de övgüyle sözeder. Ali Kazım bey bu tapçu taburundan başka, daha sonra Yarken!'te 3.000 kişilik Türkiye'deki Nizam-i Ccdid'c uygun olarak bir alay meydana getirir ve onları eğitir.2 Doğu Türkistan'ın liderlerinden rahmetli İsa Yusuf Alptekin'in verdiği Bu makale, 27 Nisan 1999 tarihinde Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araşürmaları Enstitüsü tarafından düzenlenmiş olan "Osmanlı Devleti ve Türk Dünyası" adlı panelde tebliğ olarak sunulmuştur. Doç. Dr., Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi.
Mehmet Saray. Doğu Türkistan Türkleri Tarihi I: Başlangıçtan 1878'e Kadar, İstanbul: Kitabevi, 1997, s. 165-172 ve -'Ekler 1 bölümündeki arşiv belgeleri, s. 253-295. A.g.e., s. 254-255.

Timur Kocaoğlu bilgiye göre, Bedevlet Yakub Han Türkiye'den gelmiş olan subayların yardııniyle 80 bin kişilik bir ordu kurar. İsa Yusuf Alptekin'in bu konuda verdiği şu bilgi çok ilgi çekicidir: "Dedem Kasım Hacı Muhammed Ali Oğlu [Türk subaylarının eğittiği) bu orduda la Mini görmüş ve muhaberelere katılmış bir askerdi. Birkaç yerinde yarası olduğunu görmüştüm. Biz beş yaşlarında iken, hatıralarını anlatır ve heyecanlandığı zaman, bizi ayağa kaldırarak, 'Rahat, hazırol, marş, bir-ki, bir-ki...' tarzında komut verir, eski günlerini yâdederdi. Merhum 85 yaşında vefat etmişti."3 Rahmetli İsa Yusuf Alptekin beyin anlattığı dedesiyle ilgili bu küçük hatıra parçası bile, 1874-1876 arasında Türk subayları taralından eğitilen Türkistanlı askerlerin bu aziz hatıralarını kendilerinden sonraki genç kuşaklara nasıl aktardıklarını göstermesi bakımından çok önemlidir. Osmanlı subaylarının 19.uncu yüzyılın İkinci yansında, ya'ni 1870Merde Doğu Türkistan'da büyük bir başarıyla gerçekleştirdikleri bu resmî görevden sonra, biz Türkistan'ın herhangi bir bölgesinde Osmanlı devleti tarafından resmen görevlendirilmiş başka Türk subaylarını görmüyoruz. Ancak, resmen görevlendirilmiş olmasalar da, talihin bir cilvesiyle Osmanlı Devletinin son günlerinden, ya'ni 1918'den 1923'e kadar, bu kez Batı Türkistan Ma çok sayıda Osmanlı Türk subayı ile karşılaşıyoruz. 1914'te Kafkasya cephesindeki Osmanh-Rus savaşlarında, özellikle Ardahan'da çok sayıda Osmanlı askeri ve subayı Rus ordusuna esir düşerler. Önce Kafkasya "daki çeşitli askeri esir kamplarında bulundurulan Osmanlı askerleri ve subaylarının bir bölümü daha sonra Sibirya'daki Krasnoyarsk şelırmde bulunan askeri esir kampına yollanır. Krasnoyarsk kampından kaçabilen Türk subayları çeşitli gruplarda ve tarihlerde Kazak Türklerinin deve kervanlariyle bugünkü Kazakistan topraklarım boydan boya geçerek, Taşkent'e ulaşırlar. Onlardan bir bölümü Taşkent'te kalarak çeşitli yararlı faaliyetlerde bulunur. Bir bölümü de, 1920'de yeni kumlan Buhara Cumhuriyeti'ne gider. 1922 ve 1923 yılları arasında bu Osmanlı subaylarından büyük bir bölümü Türkiye'ye dönmüştür. Ama, maalesef onların çok azı kendi canlı hatıralarını yayınlayabildi.4 Batı Türkistan'da ve özellikle Buhara Cumhuriyeti'nde bulunmuş ve oralarda hem eğitim lıemde askerlik alanında çok önemli hizmetler yapmış olan Osmanlı subaylarından Raci Çakıröz ile tanışma ve onun ağzından hatıralarım yazma imkanına salüp oldum. Rahmetli Râci beyin hatıralarını 1971'de yazdığım halde, bu hatırat ancak 5 1987'de Türk Dünyası Tarih Dergisi'nin 1 ile 11 sayılarında yayınlanabildi.

3 4 5

İsa Alptekin, Doğu Türkistan Davası. İstanbul: Otağ Yayınlan, 1973(2. Baskî 1975); s. 129. Tahsili îybar, Sibirya'dan Serendib'e, İstanbul, 1950. "Türkistan'da Türk Subayları (1914-1923)"; Anlatan: Raci Çakıröz, Yazan: Timur Kocaoğlu. Tfirk Dünyası Tarih Dergisi (İstanbul), Sayılar: 1-11 (1987). 1971 'de haftada iki gece şimdi rahmetli o Um Raci Çakıröz'ün evine gidiyor ve o anlatırken, not alıyordum. Daha sonra, eve giderek notlarımda düzeltmeler yaparak, daktilo makinesinde temize çekiyordum. Herhalde dört veya beş a)' içinde Raci beyin hatıralarını tamamlayabildik. Kendisinin elinde Kaikasya, Sibiiya ve Türkistan Ma çekilmiş çok sayıda fotoğraf ve arşiv belgesi vardı. Elindeki bütün

22

Türlcistan'da Osmanlı Türk Subaylarının. Faaliyetleri (1914-1923)

Raci Çakıroz gibi Osmanlı subaylarının çok az bir kısmı hatıralarını yayınladıkları için, bu konuda çeşitli kaynaklara başvurmamız gerekiyor. Yayınlanmış kaynaklar arasında, değerli tarihçi Prof. Zeki Velidî Togan'ın 1969da basılmış olan hatıraları, Türkistanlı Abdullah Receb Baysun'un 1945'te İstanbul'da basılan Türkistan Millî Hareketleri adlı eseri önemJi bir yer tutar. Çünkü, hem Togan hemde Baysun o sıralarda, ya'ni 192Ü-1922 yıllan arasında Batı Türkistan'da Osmanlı subayları ile yakın ilişkilerde bulunmuş iki önemli görgü tanığıdır.5 Osmanlı subaylarının Batı Türkistan'daki faaliyetleri hakkında en önemli belgeler ise, henüz gün ışığına çıkmamıştır. 1922 ve 1923'ten sonra Türkiye'ye dönen o eski Osmanlı subayları herhalde bu konuda resmî makamlara kişisel raporlarını sunmuş olmalılar. Başbakanlık ve Türkiye Büyük Millet Meclisi arşivlerinde bulunan bu belgelerin üzerindeki yasaklama süresinin biran Önce kaldırılmasını dileriz. İkinci Önemli arşiv belgeleri ise, bugün Özbekistan ve Moskova'da bulunmakladır. Bolşevik Rusyası gizli polisi ÇEKA (Çerezviçayni IComissiya "Fevkuladde Komisyon") özellikle Taşkent'teki Osmanlı subaylarını yakından izlediği için onların raporlamıda oldukça yararlı detaylar bulunabilir. Ayrıca, Buhara Cumhuriyeti de 1920 ve 1923 yılları arasmda çok sayıda Osmanlı subayını eğitim ve askerlik alanında önemli görevlere getirdiği için Buhara Cumhuriyeti'nin arşivlerinin de bu bakımdan dikkatle incelenmesi gerekir. Kısmen eski ÇEKA ve kısmen de Buhara Cumhuriyeti arşivlerinden yararlanan bazı yazarlar Sovyet dönenimde bazı edebî eserler yazdılar. Onlar arasında Tacik yazan Celal İkramı'nin 1979'da Düşenbe'de yayınlanan Garnizon T aslim Nemişeved ("Garnizon teslim Olmayacak") adlı piyesi ile Özbek yazan Halmirza Şükürov'un 1982'de Taşkent'te yayınlanan Kıl Köprik ("Kıl Köprüsü", ya'ni "Sırat Köprüsü") adlı romanı ve Tatar yazarlarından Tevfık Eydi'nin 1991'de Kazan'da yayınlanan İlan Uvı ('"Yılan Zelıiri") adlı romanını anmak lazım7. Bu piyes ve romanlardaki karakterler arasmda Osmanlı Türk subayları da önemli yer alıyorlar. Osmanlı subaylarının kişiliği ve faaliyetleri, Tacik yazarı tarafından çok olumsuz bir şekilde sunulurken, Özbek ve Tatar yazarları tarafından ise, olumlu olarak yorumlanışı dikkatimizi çeker. Tabii, Sovyetler Birliği parçalanarak. Batı Türkistan'da beş bağımsız cumhuriyet ortaya çıktıktan sonra, Osmanlı Türk ve Türkistan ilişkilerini ele alma üzerindeki yasak da kalkmış oldu. Buna bir örnek vermek islenin. Benim 1987'de İstanbul'da yayınladığım Raci ÇakırözHüı hatıraları tam onbir yıl sonra 1998'de Taşkent'te çıkan Cihan Edebiyatı adlı dergide Türkistan'da Türk Ofitserlerf adıyla biraz kısaltılmış olarak s yayınlandı.

fotoğraf ve belgelerin birer filmini çikıımıaina ve bu hatıraları yayınlama yetkisini bana verdiği halde, bu 1987'ye kadar mümkün olmadı. Zeki Velidi Togan, Hatıralar, İstanbul. 1969 (Dizinli yeni baskı: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. 1999); Türkistanlı Abdullah Receb Baysun, Türkistan Millî Hareketleri. İstanbul, 1945. Celal İkrama "Garnizon Taşlını NemişevecF, Edebiyatı So\>eti (Düşenbe). No. (1979), s. 1746; Şükür 1 lalmirzayev "Kıl Köprik", Şark Ynlduzı (Taşkent), No. 9-12 (1982) ve daha sonra kitap olarak yayınlandı: Şükür Halinirzayev, Kıl Köprik, Taşkent: Gafur Gulaın, 1984; Tevfîk Eydi, İlan Uvı. Kazan: Tatarstan Kitap Neşriyatı, 1991. Cihan Edebiyatı (Taşkent), No. 6 (1998).
23

Timur Kocaoğlu 1918 ve 1923 arasında Batı Türkistan'da yalnızca daha önce Ruslara esir düşmüş eski Osmanlı subaylarını bulmuyoruz. Bilhassa, 1920 ve 1922 arasında çok üst düzeyde Osmanlı paşalanyla da karşılaşıyoruz. Osmanlı generalleri arasında tabiiki ilk önce 1 Türkistan'a Baku üzerinden 1921'de varım Enver Paşa ve daha sonra Cemal Paşa dır. Onlardan ayrı olarak, Teşkilat-i Mahsusa'nm önemli üyelerinden Hacı Selim Sami, Emrullah Bey. Demeli Adil Hikmet Bey. Hüseyin Bey. Bursalı İbrahim Beyler de Türkistan'a giderler ve onlar "Beş Türkler" diye ün kazanırlar. Değerli sözlü tarih yazarı Cemal Kulay Ana-Vatan'da Son Beş Osmanlı Türkü adıyla 1964'te yayınladığı eserinde, bu beş Osmanlı Türkünün Türkistan'daki faaliyetleri hakkında onların ağzından ilgi çekici bilgiler verir.9 Burada Ankara hükümeti ve Mustafa Kemal Atatürk'ün özel direktifleri ile 1921'de Türkistan'a gönderilen Soysallı İsmail Suphi bcy'in Taşkent'teki Türkistanlı aydınlar arsındaki faaliyeti ve özellikle kısaca TMB diye anılan "Türkistan Millî Birliği" adlı gizli teşkilatın kuruluşundaki katkısını da burada belirtmeliyi/.. Enver Paşa'nın Türkistan'da Ekim 1920 ile Ağustos 1922 tarihleri arasında iki yıldan biraz az, ama çok hareketli ve heyecanlı faaliyeti maalesef Türkiye'de detaylı bir şekilde ortaya konulmuş değildir. Tekin Erer gibi bazı yazarların Enver Paşa hakkında 1970'lerde yay miadı klan gerçeklere dayanmayan "hamasî'" kitaplarından yararlanılma imkanı çok azdır.10 Şevket Süreya Aydemir ise. Enver Paşa hakkındaki üç ciltlik eserinde, Türkistan bölümünü çok kısa ve sathi olarak geçmiştir.11 Enver Paşa hakkında bildiğimiz en ciddi çalışma Japon bilgim Prof. Masayuki Yamauclü tarafından 1991'dc Tokyo'da yayınlandı.12 Masayuki Yamauchi bu eserinde Ankara'da Türk Tarih Kurumu'unda saklanan Enver Paşa'ya aid 21 dosya içindeki özel evrakları ve mektupları Latin alfabesiyle Türkçe olarak yayınlamıştır. Yamauchi'nin yayınladığı mektuplar arasında. Enver Paşa'nın 28 Ocak 1922'de Şarki Buhara'da Ahcar köyünden Berlin'deki arkadaşı Kamil Bey'e gönderdiği mektuptaki aşağıdaki satırlar, Enver Paşa'mn Türkistan'da bir yandan Ruslarla çarpışırken, bir yandan da oranın İlerisi için nasıl planlarla kafasının dopdolu olduğunu göstermektedir: "Burada, Şarki Buhara'da, Darvaz vilayetinde dağ içinde ve derelerde halk tarafından ibtidâî işletilmekle olan altın ma'deni var. Sonra, demir, kömür, petrol, yakut, kurşun ma'deııleri var. Acaba Almanya'dan buraya hesabına emîn bir ma'den mühendisi göndermek imkan olmaz mı? Eğer Günler bu işler için yardım çaresini bulursa çok iyi olacaktır. Büyük Parebellum tabancalardan hiç olmazsa 10 tane göndermeyi unutma. Sonra, acaba bir Zepplin (balonu) ile burayla te'sis-i rabıta mümkün olamaz mı, ve kaça mal olur? Buradan parasını vermek mümkündür. Oradakilere selam. Babanım ellerinden öperim. Enver."13

11

13

Cemal KuLay, Aııa-Vatan 'da Son Beş Osmanlı Türkü, İstanbul: Tarih yayınları, 1964. Tekin Erer, Enver Paşa 'tun Türkistan Kurtuluş Savaşı, İstanbul: Maytaş Yayınevi, 1973. Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya 'darı Orta Asya'ya Enver Paşa, I-Ill. İstanbul: Remzi Kitabevi. 1970-1972. Musayııki Yamauchi, The Green Crescent Uncler the Red Star: Enver Pasha in Soviet Russkt 1919-1922, Tokyo, 1991. Masayuki Yamauchi, cug.e., s. 293-294.

24

597. Bunlardan biri. Mehmet (AğıistosHı). Alay komutanıydı. ıs Üsteğmen Yunus (Musullu) milis kuvveti olarak kurulan Buhara Ordusunun kumandam olur. Üsteğmen Mehmet Sadık (Samsunlu). Üsteğmen Yunus (Musullu). Yüzbaşı Emin. 17 Ziya Bey 1915'te 9. Talat (Edirneli). İkinci alan olan askeri eğitimde ise. Bugün elimizde mevcut kaynaklara. 1998. Kolordu 83.k. Assubay Sait Ahrari.17 Kurmay Binbaşı Nuri Bey. 1999. Yüzbaşı Şükrü. sivil eğitim. Binbaşı Hüsnü. Yüzbaşı Faik (Edirneli). Osmanlı subayları özellikle genç Buhara Cuııılıuriyeti'nin milli ordusunun kumlusunda çok önemli katkılarda bulunmuşlardır.ıtnauchi. İsmail Hakkı (Kayserili). yeni okullar açmışlar. Hilmi (Aksaraylı). 1 Sait Ahrari aslında Türkistan'ın Hoccnt şehrindendir. Talisin İybar.Türkistan 'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Masayuki Yaraauclıi'nin Enver Paşa hakkındaki başka bir eseri de Hoşnud 14 Olmayan İnsan: Enver Paşa adıyla geçen yıl İstanbul'da yayınlandı. Topçu mülazim-i evveli Haydar Şevki. 16 Arif Bey Türkiye'ye döndükten sonra Baytııng soyadını alır.19 Süvari üstteğnıeni Cavit Bey.g. Osmanlı Devleti'nde gördükleri son modern öğretim ve eğitim yöntemlerim Türkistan'da uygulamaya sokmuşlardır. Binbaşı Rıfat. Türkistan'da faaliyet gösteren Osmanlı subayları: Raci Çakıröz'ün hatıralarında aşağıdaki Türk subaylarının adları geçer:15 Albay Arif (Çengelköylü). Özellikle benim yayınladığım Râci Çakıröz'ün hatıralarına dayanarak. a. Hatıralar (Yeni Baskı). Hoşnud Olmayan İman: Enver Paşa. Yüzbaşı Galib. 25 . s. Kazim Bey. mülazim-i evvel Süleyman Sami.ıfi Yarbay Ziya Bey. Üsteğmen Nafi (Manastırlı)20. "" Üsteğmen Nafi Bey Türkistan'da Enver Paşa'mıı yaverliği görevini yapar. ikincisi ise Buhara ordusunun temelini atmak için girişilen askeri eğitimdir.21 Yedcksubay Halil (Bartınlı). Sait Cemal. 14 Masayuki Y. dizin.18 Üsteğmen Ziya Bey. Osmanlı subayları Taşkent şelırinde ve Buhara Cumhuriyeti'nde daha önceden mevcud olan cedit okullarında görev almış. Yüzbaşı Sait Bahri. daha sonra Türkiye'ye dönünce "Atuf1 soyadını alır O Zeki Velidi Togan. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Türkiye'de okuyarak Osmanlı ordusunda assubay olmuştu. 19 Ziya Bey Türkiye'de Bayburt Kaymakamı olur. Yüzbaşı Cemal. 15 -Türkistan'da Türk Subayları (1914-1923)". İstanbul: Bağlam Yayınlan. bir ara Antalya Valiliği yapar ve daha sonra Ali Çetrnkaya'nm Nafıa vekilliği sırasında onun müsteşarı olur. Tüfekçi Arif. Binbaşı Osman Bey (Harputlu). Önce Ruslara esir düşerek Sibirya'daki Krasııoyarsk esir kampına gönderilen ve daha sonra çeşitli gruplar halinde oradan kaçarak Taşkent ve Bulıara'ya geçen 300 kadar Osmanlı subayının Türkistan'daki faaliyetlerinin başlıca İki alanda yoğıınlandığmı görüyoruz. Mataracı Rıfat.

3' Resim 1: Türkistan'daki Yenilik (Cedirçilik) hareketinin önderlerinden Münevver Kari (2. 1919). Sırada soldan 4. Sakallı) bir grup Türk subayları ve başka Türkistanlı aydınlar ile (Taşkent. .

.5- S. Raci ÇakırÖz ve 3. Yüzbaşı Galip Türk subaylarıdır). 7 •I Resim 2: 1920'de Taşkent'teki Turan mektebi öğretmenleri ve s_ınıf mümessilleri (orta sırada oturanlardan sağdan 2.

Yüzbaşı Galip Türk subaylarıdır) . Hilmi. 3. Raci Çakıröz. 2.Resim 3: Taşkent'te öğretmenlik yapan Osmanlı subayları ve Türkistanlı öğretmenler (ilk sırada soldan 1.

.O Resim 4: Buhara Cumhuriyeti"nin Çarcoy şehrindeki Öğretmen Okulu hocaları: Oturanlardan soldan 1. (Raci Bey) Türk subaylarıdır. ve 4.

İS) o JEtesim 5: Buhara Cumhuriyeti Maarif Nazırlığı (Milli Eğilim Bakanlığı) tarafından Türk subayı Raci Çakıröz'e verilen öğretmenlik yıllarını gösteren resmi belge (Belge Arap yazısiyle Özbekçe ve Rusça olmak üzere iki dildedir). .

Resim 6: Osmanlı subaylarının idaresinde Taşkent'te sahneye konan bir piyesten sahne."ÎT*. .

Timur Kocaoğhı o^İ^^ Resim 7: Buhara Milli Ordusunu kuran Osmanlı subaylarından Musullu Yunus Bey. .

Kesim 8: Osmanlı Subaylğrinin yetiştirdiği Buhara Cumhuriyeti ordusundan bir takım. .

Resim 9: Buhara ordusundan başka bir görünüş. .

Türk subaylarıdır. Ağustos 1920'de Buhara'ya kısa bir gezi yapan Cemal Paşa. Osmanlı subaylan tarafından kurulan Buhara Milli Ordusunu teftiş ederek. Milli Bando Cemal Paşa'yı Türk marşları çalarak seJamlamıştı. 35 . Raci Çakıröz ve 4.F Türkistan'da Osmanlı Türk Subaylarının Faaliyetleri (1914-1923) Resim 10: Buhara Ordusu bandosu. Önden ikinci sırada soldan 3. çok memnun kalmıştı.

Ahilik Haftası'uda okunmuş bildiri. sanının.. misafirperverlik ve mertlik gibi güzel insanî hasletleri hem müslümanlara hem de gayrimüslimlere aşılamış olması. Ayrıca. Ona göre. Anadolu'da bu yüzyıllarda 'fütuvvet tarikatı' adıyla bir tarikat la mevcut değildir. Bunlar sadece bir esnaf topluluğu değildir. Bu önemli teşkilat üzerine ilk ciddi yorumlar merhum Prof. Fuat Köprülü'ye aittir. soy kütüklerini. EttiLkVmnMenaktbü'l-Arİfm'i. Doç. Bu bildirimde. daha sonraki yüzyı Hardaki durumunu özellikle Osmanlı zamanındaki gelişimini bilememekleyiz. Aşıkpaşa Tarihi. 37-55. tarihçiler dışında. fütuvvef meslekine salik olan ahiler. ss. 15-16 Ekim 1997 tarihleri arasyndu Kırşehir'de düzenlenmiş ohııı 10. teşkilatın kuruluşu üzerine kıymetli bilgilere sahip olmamıza rağmen. Bunun başlıca sebebi Osmanlı tarihçilerinin bu konu üzerine yeterince eğilmemiş olmalarıdır. Şimdiye kadar yerli ve yabancı tarihçilerin ahi teşkilatı üzerine ileri sürdükleri görüşleri kısaca özetlemekte fayda vardır. AkifERDOGRU Anadolu'da ontiç ve ondördüncii yüzyıllarda mevcudiyetlerini ve faaliyetlerim bildiğimiz ahi teşkilatı üzerine şimdiye kadar yapılmış anıştırmalar. füiüvvetnanıeler.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. teşkilat ve onun dayandığı fikirlerin Osmanlı döneminde kazandığı yeni mahiyet izah edilmiş olacaktır. Dr. Muhammed'e kadar ulaşmakladırlar. onbeş ve onaltmcı yüzyıllarda yazılmış Osmanlı belgelerindeki kıymetli bilgiler bu teşkilat üzerine ışık saçar. Bu teşkilatı yazarken onun kullandığı özgün kaynakların ilki. üzülerek belirtmek gerekir ki ahi teşkilatının mahiyetini ve yayıldığı coğrafi sahayı i/ah çimekten uzaktır. Anadolu ve Rumeli'nin bir kısmında yayılmış olan bu teşkilatın hem Türk özelliği taşıması hem de cömertlik. Taşköprülüzadc'nin Şakayık-ı Numaniye'si ve htaııtıkü't-Tayr'ın ondördüncii yüzyılın ilk yarısında yetişen büyük Türk şairi Gülşehri'ce yapılan Türkçe çevirisi gelmektedir. Bu bilgiler dikkatlice değerlendirildiği zaman. Ayrıca. s / . Hz. Halbuki. 'onüçüncü yüzyılın mesleki tasavvufı bekarlar zümresi' olarak yorumladığı ahiler üzerine ayrı bir kitap hazırladığını beyan etmişse de böyle bir kitabı ne yazık ki neşredcmemİştir. Aslında. en diğer yerli araştırmaların konuya ilgi duymalarını sağlamalıydı. Hacı Bektaş'm MakalaVı. Ali vasıtasıyla Hz. Köprülü. Ihn Bal t ula seyahatnamesi. ondördüncii yüzyıl mezar taşlarında ve onbcş ve onalUııcı yüzyıl Osmanlı belgelerinde rastladığım ahiler ve onların tesis etdikleri zaviyeler üzerine özet bilgiler sunacağım. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. asıl olarak. İzmir 2000. ANADOLU'DA AHİLER VE AHİ ZAVİYELERİ1 M.

M. Zira. mahalli halk idaresini temsil ettiklerini ileri sürer. Alıi Bcdreddin. Yine. ahiliğin ne şekil bir mahiyet kazandığı hala açıklanması gereken karmaşık bir mesele olarak kalmakladır. Üçüncüsü ise onüçüncü yüzyıl başlarında Konya'da yaşadığını bildiğimiz Alü Natur isimli ahidir. İslam âleminin her sahasında göze çarpan esnaf teşkilatına bağlı olduklarını öne sürer. Prof. Moğollara karşı birleşmişlerdir. kıymetini hain muhafaza etmektedir. Yine o. Ahi Mustafa. Çünkü. Cahen'e göre ikinci önemli mesele de Konya'da alülerin siyasî olarak Moğolları mı yoksa Türkmenleri nü tuttu klandır? Bu hususta Prof. Alü Türk. 1243 yılında vukubulan Kösedağ savaşından sonra Ahiler ile Fıtyan. ahilerin Osmanlı Öncesinde geliştiklerini. 1284 yılında vefat etmiş olan Hüsamcddin Çelebi'uin büyük babasıdır ve diğer ahilerden daha önce alü teşkilatına girmiş olmalıdır. ancak ondördüncü yüzyıldan sonra. 'anarşi devre/erin de' kuwet ve kudrel kazandığını. Acaba Anadolu'da isimlerini yukarıda belirttiğim bu ahilerden daha önce yaşamış bir alıi var mıdır? Bu sual hakikaten teşkilatın kökenlerini ve yayıldığı cığrafi sahayı göstermesi bakımından önem taşnnaktadır. kısacası ahilerin Osmanlı denetimine girmesinden sonra. Tarih-i al-i Selçuk'da Alıi Alııned ve Alıi Alınıedşalı adlı iki Konyalı ahinin adı yazılı olduğunu bildirmiştir. Özellikle 'Ahİyan-ı Rum ' denilen zümrenin Osmanlı merkez idaresi kuvvetlendikten sonra sadece esnaf teşkilatı mahiyetinde kaldığını ifade eder. müteveffa Prof Claude Cahen'in ahiler üzerine belirttiği görüşlerin ise ayrı bir kıymeti bulunduğu kuşkusuzdur. Cahen kısa bilgiler vermiştir. Cemaleddin Alü Gühertaş ve Ahi Evraıvın da onüçüncü yüzyılın ortalarında yaşamış olabileceklerim Prof. ikincisinin de 1294 veya 97 yıllarında vefat etliklerini belirlemiştir. 1262-1263 tarihlerinde Divriği'de ölen Alıi Abdurrahman'dır. bilindiği gibi. alpler ve sipahiler arasında münasebet peyda eliklerini belirtir. ilk ahi olarak. Alıi Muhammed Divane. Ahmcdşah'ın vefatından sonra Konya rindlerinin (çoğulu: rünud) basma Alü Sıddık'ın oğlu Alü Mustafa geçmiştir. Ahi Basara. Anadolu Selçuklu sultam I. Bunların. siyasi önemlerinin kalmadığına işaret eder. Ahi Emir Ahnıed-i Bayburlî. Ahi Natur'un Mevlana Celaleddin-i Rumî'nin müridi olduğu zaman yüz on yaşında olduğu yazılıdır. Eflaki'nİn eserinde adı geçen Alü Ahmed. İzzeddm Kcykavus'un füüıvvet teşkilatına girmesinden sonra. 'Sevakıbü'lMeiıakıh' adlı eserde. İkinci ahi. Onun bu husustaki temel görüşü şudur. Eflaki'nin eserinde bu ahilerdenden başka. Merhum Köprülü'nün ahiler üzerine beyan ettiği bu görüşler kuşkusu/. onikincİ yüzyılda Anadolu'da ahi teşkilatının ya da ahilerin olup olmadığıdır. Ahi Muzafferiiddin. Cahen'in esaslı yorumunu hakikaten kabul etmek 38 . Alıi Polad ve Ahi Sıddık'm adı geçmektedir. hakkında ileride daha fazla bilgi vereceğimiz Konya yaşamış Urmiyeli Alü Türk'ü kabul etmekledir. Ahi Musa. Anadolu şehirlerinde ahiliğin kuvvetlendiğini. Akif Erdoğnt Batınî bir tarikat olarak doğan alillerin 1360-1361 yıllarında Ankara'nın Osmanlılar eline geçmesinden sonra. Ahi Kaysar. Osmanlı devletinin kuruluşunda bunların büyük bir amil olduklarını açıklar. Cahen. ilkinin 1297-1298. devlet kuvvetini değil. Mevlana'nm Mektuba! adlı eserinde adı geçen Emir Alıi Mehmed. bu ahilerden başka. Cahen ifade etmişlerdir. biraz tasavvufi bir renk aldığuiı. ilk alıi 1216-1217 tarihlerinde Antalya'da yazılmış bir vakıfname adı geçen Ahi Enıinüddin Mahımıd bin Yusufdur. Onun çözmek istediği sorunlardan ilki. Alıi Muhammed Seyyidabadi ve Ahi Çoban gibi ilk ahiler üzerine Prof. Köprülümden başka.. o: 'Anadolu 'da İslamiyet' isimli ünlü makalesinde.

Murad. Kırşehir'in ahi abbaları esnaf loncalarını dolaşarak icazetname verililerdi. Onların vatan sevgisi çok fazladır. bazı konular hata açıklanamamıştır. Lonca üyeleri tararından seçilen ahi babanın Ahi Evran'ın neslinden geldiği iddia olunur. Osmanlı arşiv bilgileri Muallim Cevdet'in kıymetli eserinde bulunabilir. Konya'da Ahi Türk olarak bilinen mühim bir kişinin nesli ortaya 39 . Modern Türkiye'nin kuruluşu açısından da önemlidir. devletin denetimi altında bir sünni mahiyet aldığıdır. düzenli ordunun eksikliklerini iamamlayab'üen önemli bir teşkilatdır. Arap ve Fars topraklarında ahiliğin yayılmamasınm sebepleri bilinmemektedir. Türkiye Cıımlıııriyeti'nin kuruluşuna kadar izlerini. Her ne kadar. Onüç ve oııdördüncü yüzyılın Türk beyleri ve I. Bence diğer önemli bir mesele de Fuat Köprülü'nün başlangıçta batini olarak zikrettiği ahi teşkilatının. Konya'da Hüsameddin Çelebi'nin kabir kitabesidir. Yukarıda isimlerini belirttiğim modern ve özgün kaynaklara ilave olarak. bu yazıtta. Çelebi Mehmcd gibi Osmanlı padişalüan ahi teşkilatını canii gönülden desteklediler. Ahiliğin diğer yönleri de incelenmiştir. Çünkü biliyoruz ki Şeyh Edcbalı gibi ahiler Osmanlı devletinin kumlusuna katkıda bulundular. Bayezid. Orta Anadolu şehirlerde ortaya çıkan eşkıyaların (rümtd) liderlerine de bu isim verilmiştir. Konya'nın hayalını tehâil ettikleri zaman da Türkmenlerin büyük düşmanıdırlar \ Açıklanması gereken diğer bir sorun da ahiler ile esnaf arasındaki ilişkiler başlangıcı ve malüyeüdir. Bu önemli Türk teşkilatı üzerine dikkate değer bir takım araştırmalar Prof. Dr. Modern araştırmalara rağmen. 1. Disiplinsiz harelcetleri genellikle kendilerine saldıranlara karşıdır. Bu konu benini bildirimin sınırlarını aşacağı için üzerinde durmuyorum. bu teşkilat onüçüncü yüzyıl Anadolusu açısından son derecede öneme haiz ise de. Ahi Evran ve ilk alillerin hayatları henüz aydınlatılmayan konular arasındadır. Fevkalade bir misal. Ancak bu kaynaklar araştınnacılarca ne yazık ki yeterince kullanılmış değildir. Dr. Onüçüncü yüzyıl sonlarında Anadolu Selçuklu devleti parçalanırken. Neşet Çağatay'ın araştırmaları da teşkilatın inanç ve gelenek tarafına yöneliktir. Ahiler Selçuklu yönetimine bağlı görünüyorlar. Prof. özellikle Ahi Evren'in hayatım araştırırken ahi teşkilatın kuruluşu üzerine Arapça ve Farsça yazma eserlere dayanan yeni kıymetli yorumlamalarda bulunmuştur. Debbağların ahi babası bütün lonca teşkilatının başıdır. zamanımıza kadar ulaşmış Osmanlı arşiv belgeleri ve mezar taşlan. Örneğin. Osmanlı döneminde. Franz Teasclmer tarafından yapılmıştır. Ahiler yönelimi doğrudan doğruya ele geçirdikleri zaman Moğolların.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri gerekiyor: 'ahi/er hiçbir siyasi gücü olmayan fakat iktidar boşluğu bulunan zamanlarda karışıklıklar çıkmış şehirlerde ön sırayı alan. ahi teşkilatı üzerine ışık saçmaktadır. Mikail Bayram. Ona göre ahi. Uygurca'da ve Kaşgarlı Mahmud Lügatı'nda bu kelime 'akı' şeklinde geçmekledir. Ahilere ait mezar taşlan bu konuda yeterince kullanılmamış özgün kaynakların başında gelmektedir. çok kısa bir süre içerisinde. onüç ve oııdördüncü yüzyıllarda Anadolu'da loncalar halinde teşkilatlanmış füluvve İdeallerini uyarlayan genç erkek derneklerinin lideri için kullanılmış bir kelimedir. esnaf teşkilatı şeklinde sürekli olarak devam ettirdiği için. Bir kısmı zamanımıza ulaşabilmiş bu üzerine Arapça yazılar hakkedilmiş bu mezar taşlarında en azından ahilerin isimleri ve vefat tarihleri bize bildirilmektedir. Prof.

Alıi Sinanüddin kabir taşında. Bu taşlardan ahilerin vefat tarihleri tesbit edilebilmektedir. Görüldüğü gibi Alıi Elvan ve Alıi Şcrefddin ailesiyle ilgili mezar taşlamadaki ifadeler son derecede basit ve anlaşılırdır. Ondördüncü yüzyıla ait Ankara'da mezarlıklarında olan bir kaç alıi mezar taşı Konya müzesi eski müdürlerinden merhum Yusuf Akyıırt larafmdaıı tesbit edilmiştir. Bilinmeyen yeni ahilerin İsimleri mezar taşlan sayesinde ortaya çıkarılabilir. dokuzuncu göğün hazinelerinin anahtarcısı. Aicif Erdoğru koymakladır: 'Bu türbe şeyhlerin şeyhi. 843 yılının Ramazan ayında'. Alıi Ali oğlu Ahi Yusuf. Nizamiiddin Hezar oğlu Mccdüddin İsa oğlu Ahi Elvan Mehmed. Bu sebeple. Mezar taşları ve bir kaç Arapça vakıfname bir çok Ankaralı ahinin ismini bilmemize olanak tanımaktadır: İsmail oğlu Ahi İshak. Scyyid Şemseddin Ahi Yakup oğlu Alıi Hüsameddin Hüseyin {diğer adı: Alıi Fahrcddin). Allah ondan ve onlardan razı olsun. Alü Hüsam oğlu Hacı Alıi Murad. Hz. bu yazıtların vakit geçirilmeksizin hemen toplanılması ve değerlendirilmesi gereklidir. Ahi Arif oğlu Alıi Yusuf. Ali. Kabir kitabesine göre Hüsameddin cl-Hüseyni oğlu Alıi Mehnıed (Şerefeddin) 731 yılında vefat etmiş ve Patıma. Ankara'da Alıi Şercfeddin türbesi 731 (1330-1) İnşa edilmiştir. Nitekim. Alıi Suca. Ahi Sinanüddin. Alıi Şererüddin'in oğlu Alıi Hüseyin'in lahdi çok basit ifadeyle yazılmıştır. şehide. Alıi Sinan oğlu Alıi Çelebi. ariflerin önde geleni. on imam İçin dua edilmesini vasiyet etmiştir. Alıi Şerefeddin Mehmed oğlu Ahi Hasmı. merhume öbür dünyaya intikal etmiştir'. zamanın dostu. Akşelıir mezarlığında ahilere ait mezar taşlarını tesbit etmişti. Keykubad oğlu Hüseyin oğlu Ahi Murad. Alıi Yakup. Sene 789 (1387)\ Alıi Murad kızı Falıma hatun Iahdinde: 'Keykubad oğlu Hüseyin oğlu Ahi Murad kızı Hacı Falıma nıağfure. Ahi Hüseyin'in kızı Ayşe Hatun Iahdinde ise: 'Masume. Alü A1İ. erdemin babası. Alıi İshak oğlu Scyyid Şcmscddin Ahi Yakup. Ahi Ali. Alıi Ali oğlu Ahi Yusufun kabir taşında: 'Ahi Ali oğlu Ahi Yusuf merhum mağfur Fena aleminden Beka alemine göçmüştür. Alıi Melik. Alıi Arif. Allah 'in rahmetine gark olmuş Ahi Hüseyin kızı Aişe vefat etmiştir. Allah onu affetsin. merhum R. Niğde'de türbesi bulunan Gündoğdıt oğlu Ahi Eyyup 745( 1344) yılında vefat etmiştir. Alıi Şerefeddin Mehmed oğlu Ahi Hüseyin. Zehra. yeryüzünün hazinelerinin güvenilir kişisi. Ahilere ait bu mezar taşlan kuşkusuz son derece kıymetlidir. 833 yılının Zilkade ayı' yazılmıştır. 'Ahi Şerefeddin oğlu Ahi Hüseyin Allah onu affetsin yıl 731'. Hüsameddin oğlu Ahi Şerefüddin Mehmed. Melul Meriç. Alıi Elvan oğlu Emir Paşa'mn kabrinde: 'Ahi Elvan oğlu Emir Paşa küçük dost erkek alemine göçmüştür: Kabri iyi ve (emiz olsun. Çoban oğlu Ahi Yakup. Günü'.M. Kabir kitabesinde mevcut bütün bu bilgiler ahilerin tarihi için son derecede kıymetli birinci eldir. Hacı Alıi Murad oğlu Hacı Şemseddin Alıi 40 . Ahi Elvan kızı Seher Hatun"un kabir taşında: 'Ahi Elvan kızı Hacı Seher Hatun dünyadan kadınlar alemine göçmüştür. Hacı Ahi Hüsam. 'Ahi Sinanüddin Mülk dünyasından Ahirete göçmüştür'. Örneğin. 683 yılının Şaban ayının 24. Ahi Sinan. sa'ide. Ahi Şerefeddin Mehmed oğlu Alıi Yusuf. 702 yılı Rcbiütewel ayının gurresi' yazılıdır. doğru yolun (islam) ve bilginin imana. Hakkın ışığı Ahi Türk olarak da bilinen Urmiyeli (İran Azerbaycanı 'nda) Hasan oğlu Mehmed oğlu Hüsameddin Hasan 'indir. Ahi Arif oğlu Alıi Yusufun kabir taşında: 'Ahi Arif oğlu Ahi Yusuf sene 787 (1385)'. Onların ruhunu kutsal kılsın.

ondördüncü yüzyıl Anadolusu 'nda da ahi denilmiştir. orduda. Bu dönemde Anadolu 'da güçlü bir merkezi otorite olmadığından dolayı ahiler birkaç kamu hizmetini icra ettiler ve şehirlerde siyasi bir güç oldular. tarikatlarda ve esnaf loncalarında bulunabilir. Bu kişiye Osmanlılar kethüda. Şeyh mersairnleri yönelen bir görevliydi. Kadı veya beylerbeyinin onlar üzerine kethüda seçtiği kişileri reddettiklerine dair bir çok vesika vardır. Aynı örnek ve aynı terminoloji Osmanlı sarayında. ancak bunların çoğu 'ahi' unvanını taşımaktaydılar. ancak merkezileşme ve yetkilerin büyümesiyle devlet. Ahi fikri bir tarikat olmaktan daha ziyade sosyal bir teşkilat idi. Kethudasız bir esna/loncası bağımsız addedilmeyeceğinden dolayı hu seçim çok önem taşıyordu. Osmanlı zamanında kethüda ahinin yerini aldığında esnaf 41 . İlk zamanlarda ahiler Osmanlı devlet ve toplumunda önemli bir rol oynadılar. Bu ortaçağ toplumunda bu cemaatler mevcudiyetlerini korumak için dinî ve ahlakî mazeret aramışlardır. Ondört ve onbeşinci yüzyıllarda bu akım. Ama ne yazık ki flUuvve ahlakı zanaat loncalarında devam etti. Hükümetler kethüdalar vasıtasıyla esnaf lonca!arıyla irtibat kurar. kethüda loncaların hükümete ödeyeceği vergileri tahsil eder ve hükümete öderdi. oynadılar. Şehirlerde her zanaat kümesi seçtikleri bir ahinin başkanlığı altında fütüwe esaslarına göre teşkilatlandırılmıştı. Hakikaten merkezi hükümet esnaf loncalarının yetkilerine saygı duymada sıkıntı hissetmiştir. Böyle teşkilatlanmış bir cemaatin en önemli üyesi dış dünyayı temsil eden ve dış işlere yönelmiş olan erkektir. Ahi teşkilatın. Esnaf loncalarını devletin kurduğunu ve denetlediğini veya sosyal olarak farksız bir toplum oluşturduklarını söylemek bir abartıdır. Araplar şeyh derken. medreselerde. Bu esnaf loncası içerisinde bir küme zanaatkar ayrı bir grup kurmak istediklerinde bir kethüda seçerler ve onları bağımsız bir esnaf loncası olarak kaydedecek olan mahalli kadıya giderlerdi. Yakıdoğıı toplumumla eski zamanlardan beri ortak ideal ve alakaya sahip cemaatler kendilerini belli bir örneğe göre teşkilatlandırmışlar dır. Ahi Adil. Anadolu toplumunda hüküm süren bir etkendi. Arap topraklarında şeyhler esnaf loncalarının asıl idarecileri olmalarına rağmen. Böylece her zanaat loncasının başında bu ahlakî ve dînî yetkiyi temsil eden bir şeyh bulunmuştur. Bunlar. Ahi Mamak. Ustalar eğer isterlerse kethüdayı görevinden alırlar ve yeni birinin seçiminde hükümetin müdahelesine daima karşı koyarlardı. Hakikaten başlangıçtan beri İslam esnaf loncaları yönetici askeri ve idari sınıfa zıt olarak halkı temsil etmiştir. Esnaf loncalarında zanaatkarlar kendileri adına hükümetlerle başarılı ilişkiler kuracak ve esnaf loncası nizamlarını icra edecek kendi üyelerinden bir kişiyi kethüda olarak seçtiler. Şehirlerde ahi akımı basit bir esnaf lonca teşkilatı oldu. Halil İnalcık9in yorumu: 'Za\>iye kuran şeyhler farklı tarikatlara bağlıydılar.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahıned. Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud sadece isimlerini bildiğimiz ahilerdir. Şevh fütüvve ahlakını çok iyi bilen esnaf loncasının tecrübeli ustalarından seçiliyordu. Çıraklık ve ustalık merasimlerinde loncalarda ceza verme ve bildirmede bunlar başkanlık yapıyorlardı. 1330 'da Anadolu 'yu ziyaret etmiş olan Ibn Battııta bunların canlı bir tasvirini yapmıştır. onaltmcı yüzyıl sonlarına kadar kazandığı mahiyet üzerine Prof. ahilik adı altında. ahileri gitdikçe kendi denetimi altına aldı. Şeyhler esnaf loncalarında önemli bir rol. Anadolu ve Rumeli 'nin orta kısımlarında dinî bir önder mevkiinde kalmışlardır. Rumeli'nin yeni fethedilmiş topraklarında yüzlerce zaviye kurdular.

bunlardan başka özellikle şehirlerde mahalle. En dikkat çekici bir ömek de Kırşehir merkezdeki Ahi Evran mahallesidir. şerefli kişilerin övünüleni (tnejîum'i'l-ashab). Ankara şehri bu bakımdan son derecede ilgi çekicidir. cami gibi İslami mabetler ve idari birimler de kurdular. dilediği işi yapmakta serbest olan saygın kişi (cenab-ı menab-ı mutlak) sıfatları kullanılmıştır. Osmanlı belgelerindeki bilgiler alıilerin Anadolu ve Rumeli'nin iskanı üzerindeki rollerini aydılatmaya kafidir. Konya. Ankara. muhtemelen onüçüncü yüzyılın ortalaruıda Kırşehir merkezde bir mahalle kurulmuştur. Ahi Yadigar isimli ahiler Akşehir merkezde mahallelerini kurulmuşlardır. Alıi Reis. Ahi Celal Alıi Malımud. vakar sahibi (muvakkar). ahiler için. Ahilerin onüçüncü yüzyılın ilk yarısından itibaren Anadolu ve Rumeli'nin bir kısmmı gerçekten vatan tutmuş Türkler oldukları Osmanlı vesikalarından anlaşılmaktadır. Çünkü. Debbağlann piri olarak kabul edilen Alıi Evran adına. Halbuki. Ahi Paşa ve Ahi Mustafa isimli mahaller Niğde şehir merkezinde yer almaktaydı. en şefkatli efendi ftıudavend-i eşfak). gariblcrin sığındığı kişi (rnelce-i gureba). sadakat ve safa kaynağı (nıadenü'sıdk. Niğde gibi Orta Anadolu şehirlerinde ahilerce kurulmuş mahallelere bolca rastlamaklayız. aynı zamanda en ücra köy ve şehirlere kadar giderek kurdukları zaviyelerle buraların iskanım ve şehirleşmesini de sağlamışlardır. Çünkü biliyoruz ki bunların Anadolu ve Rumeli'de kurdukları zaviyeler henüz bir harita üzerine yerleştirilmediğinden dolayı onlann yayılma sahaları ve buralardald faaliyetleri üzerine bilgilerimiz kıttır. 'Menâhicü 'l-înşa' adlı münşeat mecmuasında onlar için övgüler yazılıdır. mescit.M. Ayrıca bir hususu belirtmek islerim: diğer şehir ve köylerdeki ahilere nazaran daha çok bilgi ve belge bulunduğundan dolayı Ankara ahileri üzerine çok şey yazılmıştır. Bunlar Anadolu şehir ve köylerinde Türkleşme ve İslamlaşmayı teşvik etmekle kalmamışlar. sahip oldukları yetkileri muhafaza etmek için devleti lonca işlerinde daha faal görev almaya davet etmeye başladılar'. Osmanlı öncesine ait kaynaklar bunların bu rolleri üzerine fazla bilgi verilmemesine karşılık. mertlerin seçkin kişisi (zübde-i erbabii'lmıirfivve). Akif Erdoğru loncalarının dini özelliği zayıfladı. Akşehir yakınında) bulunmaktaydı. Esnaf loncalarının yöneticileri. Bu mahalle şehrin en zengin ve en kalabalık bir mahallesi olarak hayatım devam ettirmiştir. Kayseri şehrinde Alıi Malımud ve Ahi İsa adım taşıyan mahalleler vardı ve bunlar mevcudiyetlerini en azından oualtmcı yüzyılın sonlarına kadar devam ettirebiİdiler. Ankara dışındaki şehirler de ahiler açısından çok önemlidir ve bu şehirlere ail belgeler incelendiğinde pek çok şehrin Anakara kadar önemli olduğu ortaya çıkacaktır. Ahilerin Anadolu şehirlerinin iskanı ve şehİrleştirİlmesİ üzerinde oyadıkîan işlev üzerinde Özellikle durmak istiyorum. onaltmcı yüzyıl sonlarına kadar en azından yedi alıi 42 . Halbuki. Kayseri. ve's-safa). cömerlerin efendisi (seyyidü'l-eshiya). Eserin 'lıitabı alıiyaıı" kısmında. Alıi Osman Karaman şehrinde. ahiler sadece zaviyeler inşa etmediler. Alıilerin şehirlerde oynadıkları ticari rol şimdiye kadar yapılan araştırmalarda daha ön plana çıkarıldığı için kırsal kesimde yaptıkları iskan faaaliyetlerİ genellikle unutulmuştur. vefa ve cömertliğin kaynağı (menba-İ cud ve'l-vefa). Belki misafirperverliklerini çoğunlukla zaviyelerinde misafirlerine gösterdikleri için bu yönleri ihmal edilmiş olabilir. Örneğin. Yine Ahi adını taşıyan bir mahalle İshaldi şehrinde (Sultandağı. Nitekim. yaradılanlann en güzeli (alısenü'l-halk).

Denizli'de Alü Sinan ve Alü Duman. Anadolu'da kurulmuş olan alü zaviyelerinin sayısı Ibn Battuta'mn belirttiğinden daha fazladır. Burada bir noktayı belirtmekte fayda vardır: aynı zaviyeler zamanla isim değiştirmiş ve zaviyeyi işleten son ahinin isnü Osmanlı kaynaklarına aksetmiştir. Diğer Anadolu şelürleri bu açıdan incelendiğinde. Bunlar şehre bağlı köylere de zamanla yayıldılar. Vakfa sahip ahi zaviyelerinin birkaçının en azından isimlerini burada vermeyi faydalı bulmaktayım. Bütün bu tutarsızlıklar belki de vakıf müessesiyle ilgili olabilir. Kastamonu'da Alü Nizanıeddİn ve Sinop'da Alü İzzeddin Çelebi ünlü seyyahımızın hafızasında kalmış olan ahi zaviyeleridir. Yme Tire'de olduğunu söylediği Alü Mehmed zaviyesinin ismine onluna yüzyıl kaynaklarında ne yazık ki rastlayamamaktayız. Ahi Elvan. Şelür merkezlerinin çoğunda ahi zaviyeleri mutlaka bulunmaktaydı. Gümüşhane'de Alü Meceddin. onaltıncı yüzyıl Osmanlı kaynaklarında Alü Hüseyin zaviyesi olarak yazılmıştır. Kütahya şehir merkezinde Ahi Armağan. Peçin'de Ahi Ali. Ahi Çelebi. Ahi Mahmud ve Ahi İsa mahalleleri Ankara şehir merkezinin önemli malıaleleri arasındaydı. Bergama'da Ahi Sinan. Ahi Tura. Erzurum'da Alıi Duman. herhangi bir tarikata bağlı olmadıklarımı göre. Niğde'de Ahi Caruk. Bu zaviyelerin 43 . Tire şehrinde Alü Sinan mahallesi bildiğimiz alü nıahallelerindendi. Örneğin. Ali Ali zaviyesinin ismi Osmanlı belgelerinde geçmemektedir. Ahi Hacı Murad. Fuat Köprülü'nün ahilerin ilk yıllanndaka batini karakterde oldukları daha sonra sünni özelliğe bürünerek Osmanlı devletinin denetimi atma girdikleri görüşü de bu meseleye eklenirse konunun daha izaha edilmeye çok muhtaç olduğu açıkça görülecektir. Ahi Kiçibey. Hele merhum Prof. Bıırsa'da Alü Şemseddin.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri mahallesi Ankara şehir merkezinde yer almaktaydı. Aynı durum Kastamonu'da olduğum söylediği Alü Nizanıeddİn zaviyesi için de geçerlidir. Şüphesiz. Ahilerin zaviye kurucu özellikleri diğer özelliklerine göre daha çok bilinmektedir. Bununla beraber Rumeli'nin köylerinde de alü zaviyelerine rastlamaktayız. Çünkü Osmanlı katipleri çoğunlukla vakfa sahip ahi zaviyeleri kayda geçirmişlerdir. Bunların köylere ne zaman yayıldıkları da araştırılması gereken ayrı bir konudur. Ibn Batluta'nm Peçin'de var olduğunu söylediği Alıi Ali zaviyesi. Erzincan'da Ahi Nizameddin. Ibn Battuta seyahatnamesini okuyanlar. Tire'de Ahi Mehmed. Öncelikle şu hususu da belirtmek gerekir: Alü zaviyeleri sadece Anadolu'da şehirlerde kurulmuş değildir. onaltıncı yüzyıl sonlarına kadar çok sayıda alü zaviyesinin kurulması ve bunların bir vakfa salüp olmaları sadece devletin_ denetiminde olmaları ve Osmanlı sultanlarının hoşgörüsüyle izah edilemez.Özellikle Osmanlı vakıf defterlerini incelediğinde küçük de olsa bir vakfa salüp olan birçok alü zaviy esiyle karşılaşılmaktadır. aynı dununun o şehirlerde de mevcut olduğu kolaylıkla gözlemlenmektedir. Ahi İzzeddin ve Alıi Mustafa isimli üç alü mahallesi onaltıncı yüzyıla kadar varlıklarım devam ettirebilmişlerdi. Örneğin Ibn Batuta seyahatnamesine onbeş civarında bir alü zaviyesinden bahsetmekte ve hatla bunların birkaçının adını zikretmem ekledir. Çünkü. Örneğin. Antalya'da Ahikızı Mescidi mahallesi. Onüçüncü yüzyılın ilk yarısından daha sonraki dönemlerde bunların sayısının daha da artmış olması tabii bir durumdur. ünlü gezginin Anadolu'yu bu zaviyelerde yatıp kalkarak geçirdiğini ve onlardan memnuniyetle sözettiğini çok iyi bilirler. Sivas'da Ahi Bıçakçı Ahmed. Vakfı olmayan alü zaviyeleri muhtemelen evakf defterlerine yazılmamıştır.

Ahi Süleyman. Alü Nalcı zaviyesi Istanos'da (Korkuteli). Alü Yunus. Ahi Süle. Alü Beklenilir. Örneğin. Ahi Babukçu Tire. Alü Armağan. Erkek şahıs isimlerinin hepsinin Türkçe oluşu bu görüşü desteklemekledir. Ahi Hasan. Güzellüsar. Ahi Yalıya. Alü Canık gibi Türkçe olup olmadığım bilmediğimiz bazı erkek ahi şahıs isimlerine vesikalarda rastlamaktayız. Menteşe civarını incelersek. Ahi Yuımsoğlu Ahi Bahşiş. Alıi Receb. Ahi Duman. Ahi Çoban. Ahi Mustafa Burdur ve İsparta yörelerinde isimlerini bildiğimiz ahi zaviyelerine sahipliler. Ahi Fekki. Ahi Güvegi. Dolayısıyla bu bölge ahilerle tanıştığı ilk yer olması bakımından önem taşımaktadır. Şehirdekilerin gelir kaynakları ise köylerdeki!ere göre biraz daha farklı olabilirdi. Bolvadin ve Afyon merkez ve bunlara bağlı köylerde yeralmış alü zaviyeleri olduğunu bilmekteyiz. Şüphesiz Alıi Naturt. Ahi Yuvaş. Ahi Yusuf oğlu Alü Mustafa ve Ahi Sivri zaviyeleri Elmalı'da bulunmaktaydı. Peçin. Aİü Arap. Alü Paşa. Alü Yunus. Demirci. Orta Anadolu şelürlerinin durumu özellikle Ankara şehri ve civarı bu hususta çok ilgi çekicidir. Ahi Ahmed. Ahi Hamza oğlu Alü ivaz. Sandıklı. Ahi İsmail. Alıi Mahmud. Alü 44 . Zaviye sahipleri tarla. Alü Süleyman. Ahi Ramazan ve Alıi Arslan zaviyeleri mevcuttu. Birgi. Alıi Sinan. Alü Şatır." • M. Kütahya şelür merkezinde Alıi Mustafa. ve Alıi Ali zaviyeleri Sanman sancağında Akhisar. Alü Osman. İsimlerini verdiğin ilk üç zaviye Balat merkezde yer almaktaydı. Alıi Mahmud. AkifRrdoğru n kurucuları ve işletenler kuşkusuz etnik ve kültür açısından Türk olan hayırsever genç erkeklerdir. Mekri (şimdiki Fethiye) gibi idari ve adli merkezler ve bunlara bağlı köylerde zaviyelerini kurmuş bulunuyorlardı. Güzelhisar dahil. Alıi Ömer. Karalüsar-ı Sahip (Afyon) ve Haınid sancaklarında da ahi zaviyeleri bulunmaktaydı: Alıi Ulubcy. Aydın sancağı dahilinde ise (İzmir dahil) yirmi adetden fazla alü zaviyesi vardı. Alü Safa. dükkan gibi gelir getirici şeylere sahiptiler ve bunlar için devlete öşür ve haraç vermekteydiler. Alü ivaz. Ahi Çomak. Alü Hasan Bey. Ahi Polad. Ahi AİL Alıi Salık. Alü İshak. Sığla sancağında ise bu zaviyelerden çok vardı. Alıi Mchmedi. Ahi Mukbil isimlerini bildiğiniz ama hayatları hakkında pek fazla birşey bilmediğimiz Mcntcşcli alülerdir. Alıi Melmıed. Ula. Alü Mahmud. Alü Ömer. Ahi Hüseyin. zaviyeleri yer alıyordu. Alıi Necmeddin. Alıi Yakup. Teke bölgesinde kurulmuş alıi zaviyelerine gelirsek: meşhur seyyah Ibıı Battuta Anadolu'yu ziyaretine bu bölgeden başlamıştı. Alıi İslam. Alü Karaoğlu Alıi Mustafa ve Alü Ahmed Şuhud. Bunlara ek olarak Alü Hacı. Alıi Sinan. Alü Hızır. Alü Keskin. Peçin merkezdeki Alıi Hüseyin zaviyesi dört eve ve bir adet ahıra sahip bulunuyordu. Alü Kayser. bahçe. Alü İne Hoca. Alü İlyas alası Alü Yusuf. Alıi Halil. Alü Hamza. Alü Ali. Alü Evran. Alıi Resul. Alü Mustafa. Alıi Eyyup. Alü baba. Alü Receb. Kirişçi baba. Ahi Hüseyin. Denizli sancağında Alıi Alaeddin. Alü Şerefiiddin. Alü baba. Kastamonu'da Ahi Şorba (sonra Şorva). Alıi Yakup. Alü Sinan. Alü Turgud. Ahi dede. Kestei. Bozdoğan ve Ayasuluğ ve bunlara bağıl köylerde mevcut olan alü zaviyeleriydi. Alü Hüseyin. Alıi Osman ve Alü Çubuğa İzmir merkezde yeralan ahi zaviyelerinin isimleriydi. Ahikızı zaviyesi Anlal'yada. Alıi Bayrambeyi. onaltıncı yüzyılda onsekizden fazla alıi zaviyesi olduğunu görürüz. ancak bunlar bu görüşümüzü etkiyecek kuvvetli deliller kesinlikle değildir. Alıi Melımed. Alü Nasuh. Alıi Sinan. Alıi Debbağ. kurulmuşlardı. bağ. Alü Türbeyi. Ahi Haliloğlu Ahi Musa. Nİf (Kemalpaşa). Alü Selçuk. Ahi Arslan ve Alü zaviyeleri bulunmaklaydı. Ahi İsmail ve Ahi Ümmel Balat ve Çine etrafında varlığını bildiğimiz vakfa salüp ahi zaviyeleriydi.

Alıi Paşa. Yunanlı tarihçi Prof. kazançlarını buraya getirir. önemli bir kısım Osmanlı öncesinde özellikle beylikler zamanında inşa edilmiştir. Ancak nazari olarak en azından kendilerine yakın bölgelerde yeralan ahi zaviyeleliyle irtibat halinde oldukları kabul edilebilir. Ahi Evran zaviyesinden bir adeniıı de Ankara'da açılmış olması manidardır. Alıi Malımud. Bu durum. Beyşehir. Ahi zaviyelerinin kurulduğu köylerin çok bir bir kısmının müslüman Türk köyleri olduğu dikkate alınırsa. İhvan. ahileri ve onların hayri faaliyetlerini kayıtsız şartsız desteklediler. Alıi Şeyh Ali. köylüler ve gayrimüslimlerle olan üşkileri üzerine de bilgilerimiz yoktur. Niğde. yiğitlik ve cömertlik kuralları üzerine kurulmuş olan bu alıi zaviyelerinde. Osmanlının denetimine girdikten sonra. Çorum. Ahi Cemal. Ahi Evran'a ait zaviyelerin Ankara. Sivas ve Kırşehri arasındaki sahada yaygınlık gösterdiğine işaret etmektedir. Seydişehir. Yolcular ve misafirler dışında. aynı zamanda kültüre! ve dini merkezlerdi. Ahi Hüsam. Arnakis bu hususta şu bilgiyi vermektedir: 'Ahi zaviyeleri mahalli dayanışma merkezleri değil. Amasya. Halta bunlardan bazıları bizzat kendileri bu zaviyelerden kurdular. Çorumlu ve Artukabad'da Alıi Evran adıyla anılan dön zaviye şüphesiz önemliydi. Rumeli'den de bir örnek vermek isterim: Ahi D inek zaviyesi Dimetoka'nm Kasaplar mahallesinde yer almaktaydı ve Sultan Yıldınm Han (I. İstinasız Osmanlı öncesinin bütün beyleri. Ahi Sadi. nazari olarak değil. bu durum. Akşehir. Ahi Malımud. Alıi Koca gibi isimler ahiler verilen unvanlar olmalıdır. Alıi Paşa. eğer görevli kişiler görevlerini ihmal ederlerse. devletçe hemen azledilirlerdi. Alıi zaviyelerin arasında sıkı fikri ve siyasi bir irtibatın olup olmadığı hakkında incelediğimiz Omanlı belgelerinde ne yazık ki bilgi bulunmamaktadır. Buraya kadar sıraladığım isimler. Bu durum kadınların en azından resmen bu teşkilat içerisinde resmen rol oyanamadığımn bir işaretidir. Alıi İsa. Ahi Baba. Ahi Segid. Osmanlı sultanlarının ahi zaviyelerini sosyal ve içtimai bir müessese olarak kabul ettiklerinin bir işareti olarak değerlendirilmelidir. Aksaray'da bulunmaktaydı. büyük beylerce kurulmuş olsa bile. Alıi Hoca Ömer. Samsun ve Tokat civarında isiiılcriııi burada zikretmeyi gerekli görmediğim otuzbeşden dalıa fazla ahi zaviyesi bulunmaktaydı. Bunların bir kısmı Osmanlılar döneminde kurulmuş ve desteklenmiş olsa bile. Anadolu şelıri ve köylerinde çok sayıda ahi zaviyenin kurulmuş olduğunu açık bir delilidir. alıilerin gayrimüslim köylülerle ne gibi bir münasebet içerisinde oldukları bilinmeyen ilgi çekici bir nokta olarak kalmaktadır. Arguma. Zira. yemek da\>etlerine katılarak grup hayatını burada 45 . Alıi Süleyman. Örneğin. Larende (Karaman). yolcular için barınak yerleriydi. Sivas. Alıi Kemah Alıi Yakup. Bu zaviye kurucularının isimleri bizim bir noktaya dikkat etmemizi önermektedir: ahi zaviye kurucularının olarak yazılan isimler aslında zaviyenin kumcusunun gerçek ismini de yansıtmamaktadır.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Elvan. akşam olunca zaviyede toplanır. Kayseri şehir merkezinde Alıi İsa ve Alıi Devletyar zaviyeleri yeralmaktaydı. Samsun. ve Ahi Selman İsimli ahi zaviyeleri Ankara ve civarında bulunmaktaydı. Osmanlı Öncesi beylerin ahi zaviyelerinin kendi topraklan üzerinde kurulması ve genişletilmesini descklediklcrini vesikalarıyla bilmekteyiz. Ahi Mesud. Ahi Çalıken. Samsun. Bununla beraber ahi zaviyelerinin iç işleyişi hakkında birtakım bilgilere sahibiz. Osmanlı belgeleri Osmanlı öncesinde kurulmuş ahi zaviyelerine atıflarda bulunmaktadır. Kardeşlik. Bayezid) bu zaviyeyi bizzat inşa ettirmişti. Ahi Polad zaviyeleri Hatunsaray. Manisa Demirci'deki Alıi İshak zaviyesine Saruhanoğlu İlyas Paşa vakıflar yapmıştı.

Mescid inşa etmiş olan ahilere gelince. futüvvet ve mürüvvet ehlinin sultanı. Muhammed neslinin övünülen kişisi. Alıi Arşları. Alıi Tura (zamanla Alü Tuğra). Hz. Alıi Şerefeddin ve Alü Yakup'un. Allah ve İslamiyetin şerefli kulu. Alıi Armağan. İslamiyet in ve mü si'umanların ışığı. alıi unvanının yazılmamış olması anlaşılmaz bir durumdur. Bu cami. Alıi Yakup. Alü Elvan Mehmed kabir taşında şöyle vasıflandırılmıştır: 'merhum. mağfur. yirmi dirhem buğday müezzinine. Ankara'da ahilere ait bir üçüncü camiden de sözetmek isterim: Ahi Yakup camii. Alıi Mustafa Kütahya merkezde. diğer bir kitabesine göre. İslam dini. Ahi Elvan'a gelince. muazzam ahi. Bıitt'm bu kitabelerin içeriği Ankara'daki Alillerin İslam dinini yayıcı ve hayırsever özelliklerine işaret etmektedir. Alıilcrin cami ve ınescidler inşa ettikleri çok bilinen bir husustur. Bu misallarin sayısı kuşkusuz çok daha artırılabilir. 1392 yılında Ahi Yakup tarafından tamir edilmiş ve bu isini almıştır. Alıi Hacı Murad Ankara'da. sene 784 (1382) '. Hacı Mecdüddin oğlu Mehmed Bey.ıkların babası (ebu esha) Ahi Hüsameddin el-Hüseyni oğlu merhum Mehmed (Ahi Şerefeddin)'. said. 1290 tarilıinde inşa edilmiştir. bu ahinin asıl adının bir kitabeye göre Hacı Elvan Mehmed Bey bin El-Hacc Mecdüddin İsa bin Nizanıüddiu Hezar olduğu anlaşılmaktadır. 46 . 1252-1296 tarihleri arasında Alıi Hüsameddin tarafından yapılmıştır. Bu cami Osmanlı belgelerinde Ahi Yakup mescidi ismiyle de anılmaktadır. Alü Melik. şehid. Allah ona rahmet eylesin. nıüslümanlar ve alüler için çalıştıklarınnı açıkça anlaşılması gerekir. cömertlerin eliaç. Sandukası üzerindeki bu yazıya göre Alıi Şerefüddin büyük ahi olup onların sultanıdır. Bir senede elli dirhem buğday imamına. Örneğin. onlar İslam dininin Anadolu ve Rumeli'de yayılması için çok gayret sarfetmişlerdir. sandukası üzerindeki yazıya göre. murtaıa. Onun için seçilmiş elkab şudur: 'merhum. Ahi Elvan ve Ahi Şerefüddin camileridir. AkifEr-doğAı devam ettirirdi. Bu hususta en dikkal çekici örnek Ankara'daki Yeşil Ahi. Ancak bu kitabede Çelebi Sultan Mehmed'in lakapları dikkatlice kitabeye hakkedildiği halde. Aynı cami. Alıi Şerefuddİn. yolculara sunulan ziyafetlerin ve yemeklerin parası zaviyenin hazinesinden ödenirdi. 1291 yılında inşa edildiği bildiğimiz bu camii. Ahiliği resmen kabul eden Selçuklu sultanlarından Mesud bin Keykavus'un saltanatı zamanında. Alü Mustafa ve Ahi İzzeddin kendi isimlerini taşıyan mescidlerini Kütahya merkezde kurmuşlardı. Ankara'nm Hacı Murat mahallesinde bulunan Yeşil Alıi camii. halen mevcut kitabesine göre. Camii 731-762 (1331-1361) yıllan arasında inşa edilmiş olmalıdır. Arslanhane camii olarak da bilinen Ankara'daki Alıi Şerefüddin camii. Çünkü. Antalya merkezde Alıi Yusuf kendi adım taşıyan bir mescid inşa etmişti. Alıi Kızı Antalya'da kendi isimlerini taşıyan birer mescid inşa ettirmişlerdi. Bilindiği üzere. Taş vakıf kitabesine göre Ahi Yakup bin Alıi Çelebi bin Ahi Sinan mescidi.M. Ancak bütün bilgilerden bu ahilerin Allah. Babasının da ahi olduğu ve Alıi Fahreddin ismiyle de maruf olduğunu hindinin üzerindeki yazıtdan anlamaktayız. Alü Ali. yardımlarıyla tamir edilmiştir. Çelebi Sultan MehmedMn sultanlığı zamanında 810 yılında (1407-8) tamir edilmiştir. said. 794 (1392) yılında Alü Suca. 2/3 (sülüseyn) buğday camiin kandil yağı için ayrılmıştır. Ahi İzzeddin. Zaviyenin tamiri. Her cemaat ahi olarak hitap edilen bir başın idaresi altında idi'. 28 Receb 751 (1350) tarilıinde vefat etmişti. Tanrfmn ve futüvvet ve mürüvvet sahibi ihvanın yardımıyla yapılmıştı. Alü Ali Mekırde. Ahi Armağan. Ankara'nın en eski camilerinden biri olmalıdır.

Diğer bir misal: Ahi Evran dervişlerinin ziraî faaliyetleridir. Vakıf paralan vakıfnamesinde yazılı şartlara aykırı harcayan ve görevini ihmal eden yöneticiler görevlerinden hemen alındılar. mukataa. bahçeler ve tarlalar açmışlar ve ziraati desteklemişlerdir. ev. Gerede'de Alü Mahmııdoğulları çiftliği. Vakıf kurmakla hem kurdukları teşkilatm devamlılığını sağlamış oldular hem de belirli bir parayı ellerinde bulundurduklarından dolayı halk içinde itibar ve nüfuz kazandılar. Örneğin. Koııyadakiler Sultan Cem ve Sultan Mustafa tarafından denetlendi. Kcmalütttabib oğlu Ahi Çelebi. Ahi Çelebi. Daday'da Alü Fethüddin bahçesi. Ankara'da Ahi Minnet çiftliği. Ahi Durmuş. Korkııteli'de Hıdıroğlu Ahi. Vakıf kuran ahilere örnek olarak. yani devletin resmi ideolojisi olan sünni inanışa aykırı faaliyetde bulunmalarına asla İzin verilmedi. Anadolu ve Rumeli'de fırsatım buldukça resmi yollardan vakıflar kurdular. Ankara'da Ahi Yeşil medresesi ondördüncü yüzyıl sonlarında Ahi Ahmed tarafından yaptırılmış olmalıdır. Böylelikle bir İstihdam imkanı da yaratmış oldular. Bu köyün Eflaki'nin eserinde adı geçen Ahi Basara tarafından kurulduğu bugün gün ışığına çıkmış bulunmaktadır. değinnen gibi gelir kaynakları üzerine vakıflarını temellendirdiler. Muhammed ve diğer müminlerin ruhuna Kur'an okunması için vakfetmişti. Şehirlerde yaşayan ve faaliyet gösteren ahiler zirai kaynaklardan daha çok dükkan. Aynca bundan çok daha önemlisi. Osmanlı sultanları fırsat buldukça ahi vakıflarım denetlemeyi her zaman istediler. arsa gibi gelir kaynakları üzerine vakıflarını inşa eltiler. Alü Şeyh adında bir köyün (karye) İdari olarak Ankara'ya bağlı olduğu malumunıuzdur. bağ. Kastanınonırdaki Ahi Şorva zaviyesinin Rebiülevvel 703 (1303) tarihli vakıfnamesinin şartlan bilinmektedir. Bütün ahiler. Ahilerin vakıf kumcu özellikleri de önemle belirtilmelidir. Bu bakımdan. yani ahi vakıflarının diğer vakıflar içerisinde işgal ettiği mevki henüz bilinmeyen konular arasındadır. Zengin vakıflara sahip olan ahiler. Ahiler çiftlikler. Bu köylerden alman kiralar zaviyenin şeyhi. çeşitli görevlilere de aylıklar bağladılar. 4T . vakfın mütevellisi ve nazırı ve müsafirler için harcanılması şart koşulmuştu. Ahi Malmıud oğlu Mustafa ve Ahi Adüşah Ankara'da vakıf kurmuş ahilerdendi. Başka bir misal: Ahi Orhab Bey oğlu Şeyh Alü Mehmed Muharrem 898 (Ekim 1492) tarihli Arapça vakıfnamesinde Adana Karaisalı kazasına bağlı olan Karakütül mezraasmın gelirlerim Hz. muhtemelen Karnini zamanında kendi adıyla bilinen camiin yanına allı oda ve bir dershane yapmış ve kendini buraya müderris tayin etmiştir. Kırşehir ve civarında yer alan yirmisekiz adet köyün malikane hisseleri Kırşehir'deki Ahi Evran zaviyesinin vakfı idi. bahçe. Köylerde yaşayanlar tarla. bağlar. Bunlar ya zaviyeleri. nakid. Alü Veliyüddin ve Ahi Ali Konya'da vakıflarını kurdular. Ahi Ali. batini faaliyetler içerisinde bulunan. Ahi Baba. Tavas'da Ahi İne Hoca çiftliği ahilerin zirai faaliyetlerine güzel bir misaldir. Ahi Sinan gibi hayırsever ve yiğit kişiler İstanbul mekezde vakıflarını kurdular. tasarruf ettikleri vakıf paralar. Gerçeği söylemek gerekirse. Alillerin yem ziraî alanlar açmış olmaları ziraat tarihi bakımından önemlidir. Osmanlı belgelerinden bu hususta çok bilgi çıkarılabilir. ya cami ve mescidleri ya da medrese ve mezarlarının korunması düşüncesiyle vakıf kurmuşlardır. Yine. En iyi örneklerden biri Konya'ya bağlı Basara isimli köydür.Anadolu 'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahilerin medrese inşa etliklerine dair güzel örnekler Ankara ve Antalya'da bulunabilir. Ayaş köyünde Ahi Bayır çiftliği.

1530 yılında Anadolu'da Ahiler Hüdavendigar ahileri Ahi Ali Ahi Alizadc Ahi evladı Ahi Aslhan Ahi Atlu Sinan Ahi Beşir Ahi Bey Ahi Cebe AIıi Çelebi Ahi Çelebi veled-i Yahşi bey Ahi Davud Ahi Dündar Ahi Evraıı Ahi FcLhüddin Ahi Gündüz Ahi Hamza Ahi Hıdır Ahi İlyas Ahi Kemal Ahi Mahmud Ahi Muhyiddin Ahi Musa evladı Ahi Mustafa Sarıthan ahileri Alü Hızır Aydın ahileri Biga ahileri Ahi Bayezid Ahi Fakı AIıi Yunus Karesi ahileri Ahi Burak Ahi Hamza Alü Mehmed AIıi Mustafa bin AIıi Ali AIıi Yunus Menteşe ahileri Ahi Ali Ahi Bayram bey Ahi Bektemür Ahi Çoban Ahi Debbağ Ahi Evren AIıi Falıma Asılbey AIıi Paşa Ahi Rüknüddin Ahi Rüstem Alü Sadır Ahi Sevindik Alıİ S uıan AIıi Tuzcu Ahi veled-i Malım ud Ahi Yusuf AIıi Ali AIıi Baba AIıi Dede AIıi Eyman Ahi Germiyan Ahi Hacı AIıi Halil Ahi Hayreddiıı AIıi İsrail Ahi İvaz AIıi Kara Alü Malım ud AIıi Muştala Ahi Osman Ahi Papuşçu AIıi Süleyman Ahi Şatır Ahi Yavaş Ahi Yegan . ahi teşkilatının tarihinin henüz yeterince aydınlatılmamış olduğunu ortaya koymaktadır. Alcif Erdoğnt Dulkadıroğlu Alaaddin Bey bu zaviyenin vakıflarına eklemeler yapmış. Somıç olarak.M. yukarıda verdiğimiz özet bilgiler. böylece vakfın zenginleşmesini sağlamıştı. Bir an evvel en azından teşkilatın Osmanlılar zamanlarında kazandığı mahiyet gün ışığına çıkarılmalıdır.

Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Ahi İslam Ahi Feki Ahi Halil Alı i Hasan Ahi Hüseyin Ahi Hoca Ahi paşa Ahi İlyns Alü İne Hoca Ahi İslam Ahi İsmail Ahi Mahmud Ahi Mehmed Hüseyin Ahi Mukbil Ahi Musa Ahi Nasuh Mi Ömer Ahi Polad Ahi Rasul Ahi Receb Ahi Safa Ahi Sali.uk Ahi Sinan Ahi Sultan Ahi Süleyman Ahi Ümmet Ahi Yalıya Ahi Yunus Teke ahileri Alıi bin Hızır Ahi Devlelhan Ahi Mustafa bin Ahi Yusuf Ahi Nalcı Ahi Sevri AhiYakub Ahi Yusuf AhiKızı Kütahya ahileri Alıi Alaüddin Alıi Ali Ahi Bayezid Alıi Bektaş Alıi Carullah Alıi Çakır Alıi Çalış Ahi Çelebi Alıi Dudu Alıi Durmuş Ahi Ece Alıi Elvan Alıi Erbasan Alıi Eşraf Ahi Güvegi Ahi Hacı Ahi Halil Ahi Hayreddin Alıi Hoca Alıi İzzeddiıı Ahi Mahmud Alıi Mehmed Alıi Murad Alıİ Mustafa Alıi Paşa Ahi Seydİ Ahi Sinan Alıi Sökmen Ahi Timur Ahi Timurtaş Alıi Tokat Ahi Yahşi Ahi Yalıya Alıi Yakub Alıi Yol beyi Ahi Yusuf Ahi Ziyaretçi Kar ah i sarıSahib ahileri Ahi Boldacı Ahi Hayran Ahi İsmail Ahi Kabil Alıİ Receb Ahi Sanı Ahi Selçuk Ahi Sinan Ahi Ümmet 49 .

M. Akif Erdoğnı Sultanönü ahileri Ahi Bereket Ahi Beyrük Ahi İdris Alıi İvaz Bamid ahileri Ahi AH Alıi Eyyub AhİHamza Ahi Hasan Ahi Hüseyin Alıi İlyas Ahi Mahmud Ahi Mehmed Ankara ahileri Alıi Adilşah Alıİ Bayezid Alıi Çelebi Ahi Çomak Ahi Muhammedi Ahi Muhyiddin Alıi Mustafa Alıi Ömer Alıi Paşa Ahi Şemseddin Alıi Türbeyi Alıi Yakub Ahi Yusuf Alıi Elvan Alıi Evran Alıi Hacı Murad Alıi Halife Ahi Hüsam Ahi İsmail Alıi Mahmud Alıi Mesud Alıi Minnet Ahi S elman Ahi Şerefüddin Ahi Tura Alıi Yakub AlüYcşil Konya ahileri Alü İlyas Ahi Ali Alıİ Murad Alü Şeyh Ah Ahi Turud Alıi Veliyyüddin Beyşehir ahileri Alıi Mesud Ahi Segid Akşehir ahileri Ahi Celal Alıi Hoca Ömer Ahi Mahmud Alıi Reis Ahi Süleyman Alü Yadigar Alıi Yakub Larende ahileri Alıi Osman Ahi Şeref Aksaray ahileri Ahi Sinan Ahi Süleyman Niğde ahileri Alû Kasım Ahi Mahmud Alıi Mustafa Alü Paşa Alü Pir Alımed Alıi Mehmed Pir Kayseri ahileri Ahi Devletyar Ahi İsa Ahi Mahmud İçel ahileri Ahi Efendi AhiOğlu .

London 1970. . cilt:l 1243-1453. A. 99. İslam Ansiklopedisi. (yayımlanmamıştır). Studies in the Economic History of the Middle Kast. cilt: 2 1453-1559. ed. 1970-1974. 558. Journal of Near Eastern Studies. AYDIN Evkaf Defteri. Van ARENDONK. no. M. ç&v.700-1. G. vol XII. KİTAP VE MAKALELER Mustafa AKDAG. .Tzpu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi (=TKGMA). Gabriel BAER.Yusuf AKYURT. Türkiye'nin iktisadi ve içtimai tarihi. Türk Asar-ı Atıka Binalarına Aid Tarihi Mecmua.571. Sami Ferliel.Bichr FARİS. C. October 1953. Ankara 19793 . s. G. M. Number: 4. ANKARA Evkaf Defteri. Türkiye'nin İktisadi ve içtimai tarihi. Ankara 1968. Ankara 1975. VII. 11-30. and CrafLsmen. no. 238. Ankara 19792 Himmet AKİN. Fütüvvet. Aydınoğulları Tarihi Hakkında Bir Araştırma. Ankara 1943-1944 (yayımlanmamıştır). s. IV. TKGMA. Ankara 19461947. Bektashi Dervishes. s. Tarih Araştırmaları Dergisi. s. 51 .Cook. Türk Asar-ı Anka Binalarına Aid Tarihi Mecmua. Türk Loncalarının Yapısı ve Bu Yapının Osmanlı Sosyal Tarihi İçin Önemi. Guilds in Middle Eastern History. VUI-XII/14-23. ARNAK1S: Futuwwa Traditions in the Ottonıan Empire Aklıis.Anadolu 'da Aliller Ve Ahi Zaviyeleri Bolu ahileri Ahi Ata Ahi Ayvad Ahi İlyas Ahi Ctineyd Alıi Eşref Ahi İbrahim Alıi İsmail Alıi Bayezid Ahi Karamanoğııllar 1 T Ahi Musa Ahi Mustafa Ahi Nusret Ahi Timurcu Kastamonu a h i l e r i A h i A l i Çankırı ahileri Ahi Bey Ahi Çelebi Ahi Durak Ahi İvaz Alıi Şeydi bin Mahınud Kocaeli ahileri Ahi Çoban Ahi Erdicik AMSavcı ^^^ Ahi Bayezid Alıi Fethüddin Ahi Mihal A h i Ş u r b a A h i Ahi Malımud KAYNAK.

Ankara 1982. VII/37-42. İstanbul 1953. . Ankara 1978. 92-185.M AkifErdoğnı Ö. leyi ala Fasl al-Ahiyya el-Fıtyan al-Turkiyya fi Kiiab alRıhla li-Ihn Battııta. Vakıf Belgeierme Göre Kayseri'de Ahi Evran ve Ahilikle İlgili Bazı Kayıtlar.AYVERDİ. Osmanlılardan Önce Anadolu'da Türkler. Ahilik Nedir.Tuhfetıi'n-Nuzzar fi Garaibi'l-Emsar ve Acaibii'l-Esfar. TOEM. ÇAYIRDAĞ. Muallim CEVDET. Tarih İncelemeleri Dergisi (=TİD). Halil EDHEM. Cilıannüma. 1/1. s. Ankara 1991. Fütüvvet Ahi Müessesesinin Menşei Meselesi. IX. Ankara 1990. İstanbul 1979. Ahi Evren Kimdir? Hayatı ve Eserleri. TKGMA. Mürsel Öztürk. Belleten. M. Fuad Köprülü Armağanı.Akif ERDOĞRU. İstanbul 1970. no. İsmet Parmaksızöğhı. EDİRNE Evkaf Defteri. 89-158. Konya 1991. X. Neşet ÇAĞATAY. Konya 1981 (ikinci baskı). Şerif Paşa çevirisi. IBN BATTUTA (Şenıseddin Ebu Abdullah Muhammed bin Abdullah bin İbrahim et-Timci Ql-Lcvati). L. İzmir 1994. 521-40. 72. Türkçesi: Yıldız Moran. Aralık 1992. İsmail Hakkı Uzunçarşıh 'ya Armağan. 591-601 (Sur les Iraces des premiers Aklıis. XV!. 1 Kanıımevvel 1332. Bir Türk Kurumu Olan Ahilik. s. Katip ÇELEBİ. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. s. Mikail BAYRAM. Ankara 1986. Ankara 1979.58-68 .H. çev. İstanbul 1145. Ankara 1952. Türk Dünyası Tarih Dergisi.48. Defter-i Evkaf-ı Liva-i Teke. s. Ankara'da Alıilere Aid İki Kitabe. BARKAN-E. Karaman Vilayeti Zaviyeleri. s.. İbn Baruta Seyahatname sinden Seçmeler. . Türk Kültürü. Claudc CAHEN. haz. s. sayı: 191. . f Ahi Evren'in Öldürülmesi ve Ölüm Tarihinin Tesbiti. Sadreddin Konevi ile Hace Nasıreddin Tusi'nin Mektuplaştıkları İddiası Üzerine. L/197. Yüzyılda Sullanönü Sancağında Ahiler ve Ahi Zaviyeleri. 312-15. Şeyh Evhadii'd-din Hami d el-Kirmanı ve Evhadiyye Tarikatı. -. s. Halime DOĞRU.81 "deki yazısının Türkçe çevirisi). Tarih Enstitüsü Dergisi. 562. . . TİD.Ahi Evren ve Ahi Teşkilatı 'tun Kurulusu. Tarih Dergisi. 12. Konya 1993. İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri 953 (1546) Tarihli. . İzmir 1995. İlk Ahiler Hakkında. M. İstanbul 1982.s. İstanbul 1932.

no. çev. 246-271 Türkçe Tercümesi TM. 341-47. Hoca Ahmed Yesevi'nin Rum Eyaletindeki Zaviye Kurucuları Üzerindeki Etkileri. Ankara 1942. Vakıflar Dergisi II. Mehmet Kanar. 53-4. R. Fütüvvet ve Ahiliğin Doğuşu. Acles du sixieme congres intemational lenu â Aix-en-Provence du ler au 4 juület 1992. 141-212. 215-6. s. Bahaeddin Ögel"e Armağan. no. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanesi. tlıc reigıı of Murad III with regard to tbe Mufassal Defters. TKGMA. KİRŞE!İRİ Mufassal Defteri. Akşehir Mezartaşlan. 255-270 M. s. s. 273-82. 7. Anadolu'da İslamiyet. Ragıp Hulusi. Ahi Şerafeddin Canıii. Paris 1995. Ahi Şerafeddin Türbesi. Türkiyat Mecmuası. Nisan 1990. H. Tlıe Ottoman Empire. 554 ve 555. TKGMA. Milletlerarası Hoca Ahmet Yesevi Sempozyumu Bildirileri (26-29 Mayıs 1993). Dr. 560. 2 1 Malbakh. M. İzinir 1998. . Osmanlı Devletinin Kurulusu. İstanbul 1988. 425. s.Melul MERİÇ.sous la responsabilitc de Daııiel PANZAC. Derviş MAHMUD Mesnevihan. İktisat Fakültesi Mecmuası. Hemedanlı Celaleddin MUHAMMED. ss. 65. 76-154. Louis MASSIGNOK Sınıf. no. haz. 809-813. Londra 1972. yay. BABINGER. 527-8. II. Semavi EYİCE. İstanbul 1988. 15/ l-4r İstanbul 1955. I. s. 151-171. Sevakıbu'l-Menakıb. s. s. Yazma Eserler. TDVİA. TDVİA.Fuad KÖPRÜLÜ -F. 555-56. Eİ . . 43H Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defleri (937/ 1530). Halil İNALCIK. 139. İslam Ansiklopedisi. 532. İstanbul 1988. Prof. Zilkade 998/EyliH 1590. Yılmaz KURT. ZS. no. TKGMA. s. Ankara 1993. 531-32. s. Türk Dünyası Araştırmaları. Burgazi ve Tütüvvet-Name'si. 575. 1. KASTAMONU Evkaf Defleri. KÜTAHYA Evkaf Deften. 434-35. Alıi Baba. I. s. s. V. Ankara 1995. .Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri Some Observations on tlıe urban populalion of Karaman province in . S. F. KARAHÎSAR-ı Sahip Evkaf Defteri. çev. GIESE. TKGMA. ss. Kitabelerimiz. 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri (937/1530). no. Hisloire economigue el Sociale de l'empire oüoman el de la Turguie (1326-1960). Ziya KAZICI. Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar. Abdülbaki GÖLPINARLI. s. TDVİA. Ankara 19814. Baki KUNTER. _ Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı (1522-1584). İstanbul 1996. Das Problem der Entstelmng des osmanischen Reiches. Kayseri 1993. Alımet KALA. Ankara 198S3.Fuad KÖPRÜLÜ.

SARUHAN Evkaf Defteri TKGMA. s. 603-40. L/198. 323-24. Mürsel ÖZTÜRK. 1. TAESCHNER. II. Birincikanun 19447 s. 159-74. s. s. İstanbul 1985. TİD. Mıırad I. Tarih Vesikaları. İle Emir Süleyman'a Ail İki Vakfiye. Hakkı TARIM. I. Hacı Bektaş-ı Veli. 77. Ahi Evran Vakfiyyesi ve Vakıflarına Dair. 1948. . Almıcd TEVHİD. Ahilik ve Esnaf: Konferanslar ve Seminer. Aklıi. Kırşehir 1938. Osmanlı Devrinde Ahi Evraıı Zaviyesinin Husussiyetine Dair Bazı Mülahazalar ve Vesikalar. s. TOEM.M. Kırşehir'in Dikkatimizi Çeken Sarf al Abideleri. s. 569. 544. . 54 2 . Tarihte Kırşehri-Gülşehri. Ahi Evran. 530-31. 156. 1. C. Ahi Evran Zaviyesi. no. 241-44. İslanbul 1955. L Leiden 1960. s. s. TTK Belleten. XI/44. TTK Belleten. 387 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-Î Karaman ve Rum Defteri (937/ 1530). 325-41. IV/19-24. 15/1-4. Kırşehir Tarihi Üzerinde Araştırmalar. Cedid Vakıflar. 1200-4. . s. İktisat Fakültesi Mecmuası. Tahsin ÖZ. RUBEN. İzmir 1996. Semahat Yüksel 1972.Yılmaz ÖNGE. SIĞLA Evkaf Defteri. 222. çev. 1. Vakıflar Dergisi. İlhan ŞAHİN. 1/4. Fikret Işıltan. I Nisan 1329. s. I. El2. Aklıi Evvran. İstanbul 1988. Çev. Kırşehir de Ahi Evran Zaviyesinin Mütevellisine ait bir Berat. 1956. İslamda fûtu w et teşkilatının doğuşu meselesi ve tarihi ana çizgileri. M. TTK Belleten XXXV1/142. TKGMA. thn Bahtta 'va Göre Anadolu 'mm Sosyal-Kültüre! ve İktisadî Hayatı île Ahilik. Yapılar. 321-323. . TDVÎA. s. s. Leiden 1960. Ankara 1993.77110. TKGMA: no. İstanbul 1988. Ankara 1994. AkifErdoğru 438 Numara/ı Mııhasebe-i Vilayeî-i Anadolu Deften (937/ 1530). Ankara 1996. 3-32. Ankara 1987. El . A. El2. . W. no. s. 1947. . Franz. çev. XVI. MetinlerTartışmalar. 324-5. Türklük Araştırmaları Dergisi. s. Ahmet ŞÎMŞİRGİL. 1. Mehmet ŞEKER. TKGMA? no. s. TDVİA. Menteşe Evkaf Defteri. İslam Ortaçağında Futuvva (Fütüvvel Teşkilatı). ŞEYH Ahi Mehmed bin Ahi Orhan Bey'in Muharrem 898/ Ekim 1492 Tarihli Arapça VAKIFNAMESİ. İstanbul 1986. Yüzyılda Amasya Şehri. 93-6. 111. Aklıi Baba. XI.885894. 529-30. Leiden 1960. Ankara'da Ahiler Hükümeti. Abidin İtil.

Ali Sainı ÜLGER Kırşehir'de Türk Eserleri. s. M. 236-7. Ankara 1946. F.Anadolu'da Ahiler Ve Ahi Zaviyeleri TÜRK Ansiklopedisi Ahiler. 189-271. Fatih Devrinde Karaman Evaleti Vakıfları Fihristi. s. Türkltik 55 . Çetin VARLIK. 25660. şehri ve Eserleri. 1942. 3. Ankara 1958. Nafiz UZLUK.Yüzyılda Kütahya Araştırmaları Dergisi. s. II. Vakıflar Dergisi. XVI. 1. İstanbul 1988.

Menteşe. II. Çine'de hüküm süren Menteşe Beyliğinin toprakları I. Balat.A. Sultanhisar (Nyssa). Yazımızın konusunu teşkil eden Menteşe Bey ailesine ait vakıflarla ilgili olarak kullandığımız defterler hakkında kısaca bilgi vermenin uygun olacağı kanaatindeyiz. Aydın (Tralles). ss. Muğla. MENTEŞE BEY AİLESİNE AİT VAKIFLARIN OSMANLİLAR ZAMANINDAKİ DURUMU (XVI. Yrd. Muğla. Murad son vermiş (1424) ve toprakları Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Bundan böyle B.O. Meğri. XIII. . Ankara 1995. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayını. Mazon ve Bozöyük gibi hemen bütün kaza ve köylerde mevcut olan cami. medrese. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu-Tahrir Tasnifi 166 numarada kayıtlı 1530 Yılma Ait İcmâl-Muhasebe Defteri1. Karasi. 166 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri. 148 sahifeden oluşan deflerde Menteşe Sancağının Balat. ancak Ankara Savaşi'ndan sonra Timur tarafından yine kendilerine iade edilmiştir. zaviye. Aydın. Teke ve Alâiye livaları mevcut olup. Beyliğe. Numara 27. Yansında kurulmuştur. İzmir 2000.. Bayczid zamanında Osmanlı idaresine geçmiş. Peçin. Kanunî Sultan Süleyman'ın tahta çıkışının onuncu yılında düzenlenmiştir. Beyliğin kurucusu.O. 1. (937/1530). Yüzyılın II. Dizin ve Tıpkı Basım. 1261 yılında bölgeyi sahilden itibaren ele geçiren Menteşe Bey dir. Pümaz. Köyceğiz. Bu defter.. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. bugünkü Muğla yöresinde. 166. TD.A. YÜZYIL) Mehmet ERSAN* Menteşe Beyliği. tıbkı basım olarak da neşredilmiştir. Çepni. Samhan. Meğri (Fethiye).Türk Düfivası incelemeleri Dergisi Sayı IV. mescit. türbe ve çeşmelerle bunlara tahsis edilen vakıflar yer almaktadır. TD. 338. Tavas. Milas. tanzim şekli olarak diğer icmallerden. Föke-Feke (Finike).. Menteşe Beyliği evkafıyla ilgili defterler arasında 970/1562-63 yılında tanzim edilmiş olan Menteşe Sancağı Evkaf Defteri Başbakanlık Osmanlı Arşivi TapuTahrir Tasnifinde 338 numarada kayıtlı olup3. Bundan böyle B. 57-63. İçerisinde Hüdavendigâr. köylerin nüfuslarının da veriliyor olması nedeniyle ayrılmaktadır. 2. Biga. Peçin. Doç. Kanunî Sultan Süleyman'ın sultanlığının son döneminde kaleme alınmıştır. Dr.

2 imaret. daha sonra ayrılarak. Selahaddin Bey. KK.Mehmet Ersan 3. Yahşi Bey.i Bey'in Eski Çine'de. Şekil ve Resimler). Kirman Bey ve Zervan Bey. 156 numarada kayıtlı bulunan Sığla Livası Defteri kullanılmıştır. 1 kervansaray. Defter içerisinde Peçin. Yüzyıla ait. Tztnİr 1995. evahir-i Muharremü'lharam sene 991 ( 14-23. Muhtemelen 1573 yılında Sığla Sancağına dahil edilen5 Balat'taki vakıflara ail Menleşe Evkaf Defterlerinde bilgi bulunmadığından. KK 156. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi. buradaki vakıflar ile ilgili olarak 1583 yılında kaleme alınan ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi. Datça'da. 991(1583) yılında. Tavas. Pürnaz. 4. 1583 ) tarihini taşımaktadır7 Kaynaklarımızı teşkil eden evkaf defterlerinde Menteşe Beyliği'nde vakıf tesis eden hanedan üyeleri olarak. 85. Bıı defter.la. 1 Mevlevihane. s. 4 medrese. 1 türbe. Basılmamış Doktora Tezi). Feridun Emocen " Aydın". Sığla Saneağı'nın teşkil edildiği ve o esnada henüz Menleşe Sancağımdan ayrılmamış bulunan Çine ve Balat kazalarının da. Ahmed Gazi Bey. Menteşe oğullarının bina ettiği eserlerden yalnızca 2 cami. Bundan böyle TKGM. 3 zaviye. Remzi Duran. 11. Muğla. İbrahim Bey'in oğlu Musa Bey. tanzim edilmiştir. Sözü edilen bu hanedan mensuplarının imar faaliyetlerinde bulundukları. bir takını eserler vücuda getirdikleri ve hayır kurumlan bina etliklerine şüphe yoktur. Bu eserlere banisi İlyas Bey olan Peçin'deki Yelli (Kepez) Medrese ile Kızılhan'i ve banisi Orhan Bey oğlu İbrahim Bey olan Balat'taki Tiyatro Hanı ile Pireli Han'ı da ilave e ün ek gerekir. Mclmıcd Bey ve Ahmcd Bey*in adları görülmektedir. yeni sancağa dâhil edilmelerinin ardından yapılan tahrirlerini İçermekte olup. İbrahim Bey. Ahmed Bey'in oğlu Leys (Üveys) Bey ile Leys Bey'in oğlu İlyas Bey'in evkaf kaydına rastla namamı şiir*. Köyceğiz. Menteşe Beyliği Mimarisi I-II (Metin. Meğri ve Mazoıı kaza ve nahiyelerine ait vakıflar yeral maktadır. tlyas Bey. Beyliğin kurucusu Menteşe Bey. Hanedana mensup olmakla birlikte. evvela Aydın Sancağı'ndan dört kadılığın ayrılarak. IV. Said Bey. Mesud Bey'in oğulları Orhan Bey. ( Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslâm Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı. Bozöyük. İlyas Bey'in Balal'ta cami inşâ ettirdikleri bilinmektedir. İbrahim Bey. Mesela Orhan Bey'in. Peçin "de. TD. Şecere için bkz. incelediğimiz evkaf defterlerinde. 569. Ahmed Ga/. s. İstanbul 1991. 1 ınescîd'in vakıf kayıtları bulunmaktadır. 236. 4 5 5 7 Bundan böyle TKGM. vr. 569 Numarada kayıtlı defter4. KK 156. XVI. TKGM. Selman Paşa. 58 . Menteşe Bey'in oğullan Mesud Bey. Yine Eski Çine'de bulunan İbrahim ve Hızır Bey Türbesi ile Peçin'de bulunan Orhan Bey Türbesi Menteşe Bcyliğrnc ait eserler olup evkaf kaydına rasllaııamamıştır. Orhan Bey oğlu İbrahim Bey'in Muğla'da. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. Hızirşah'm.

A. Cemaat ve reayalar ise 154 hane olup. ıu Duran.O. . söz konusu köylerde 665 hane.008 akça olarak gösterilmektedir. Orhan Bey camü'niıı hemen kuzeyinde9. TD.771 akça olup. 1 scrhane. Duran. 2 kıt'a hevchane ile muhtelif bağ-bahçc ve köylerin hâsılları oluşturmakladır. 492-493. B. 9 nefer. s. 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlere göre 614 hane. 7 gebran.833 akça olarak kaydedilirken13.139. 41-46.. 3 inıamhatip. s.Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Durumu (XVI. Menleşcoğıılları hanedan ailesinin evkafında loplam 12 köy bulunmakladır.468 . Bozcaöyük karyesi. çavdar ve susam gibi zirai ürünler dikkati çekmektedir. cemaat ve reayalar da 142 hane. 530 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlarda. Hoca Bedreddin Mahallesi'nde. 5 hamam. Ancak bu imaretin bugün kalıntısı bulunmamaktadır12. masrafı ise 54. 1 muhassıl. Söz konusu evkafın.468. toplam gelir 39. 2 harim. Milas yağhanesinden yılda 6 batman olmak üzere toplam geliri 70. kendi adım taşıyan imaretidir. toplam hâsılı 13. 1 pir. TD. 4 ortak bulunmaktadır. 1 sahib-i berat. Duran. masrafı ise 56. Yine Ahmed Gazi Bey tarafından yaptırılan ve Cemaziyelahir 780 (Ekim 1378)'de tamamlanan Milas'taki Ahmed Gazi (Ulu) Cami.. 2 mücerred. Peçin'de bulunan Ahmed Gazi Medresesi. s. yıllık 900 akçalık zemin. Peçin Ovası Reayası cemaati ve Meğri'ye tabi Gebran cemaati ile Karaova karyesinin gelirleri yanında muhtelif araziler. 1 Ahmed Gazi'nin Peçiırde bulunan Medrese ve İmaret ile Milas'da bulunan Camü'niıı evkafı. kalenin güneyinde. 18 değirmen. > ) II 12 13 M Duran . yulaf. 1 salıib-i berat. mesafedeki Peçin'de. 1562 yılına ait defterdeki kayıtlarda. Ahmed Gazi'nin Peçin'de bulunan ve gelir tahsis ettiği eserlerin den birisi de. 3 muhassıl. s. 3 imaın-hatip bulunan bu köylerin. 1 serhane. s. B. 2 hamam. 2 dükkan. bu hâsıl içerisinde başta buğday olmak üzere arpa. 777/1375-76 yıllarında Ahmed Gazi Bey tarafından inşa ettirilmiştir10. 200 akça nakit para. 206. Yüzyıl) Bu vakıfların gelir kaynaklarım genel olarak muhtelif araziler. 2 dükkan. 285. 338. 197. Balavca Deresi kenarında.O. 166.A. s. Genel olarak verilen bu bilgilerden sonra evkaf defterlerinde yer alan kayıtların verdiği malumat ölçüsünde vakıfları tek tek ele alarak söz konusu dönemdeki durumlarını ortaya koymak mümkündür. bugünkü Milas Müzesi'nin karşısında bulunmaktadır11.647 akça olarak gösterilmektedir14. Muğla ili Milas ilçesine 5 km. 1530 yılında tanzim olunan defterde hasılı 65. Milas ve Balat yağhanesinden yıllık 13 batman yağ.

Karanlar (veya Murtadlar). 1530 yılında tanzim edilen defterde evkafın geliri 9 köy. Varvil Tuzlasından yılda 1 müd tuz olmak üzere. B. Çukurcalı. gideri ise 35. v.476 akça. s. B. Aynı deftere göre evkafın masrafı 65. Duran. 338. XV. Binanın tamamlanma tarihi kesin olarak tespit edilememekle beraber. KK.O. İlyas Bey Camii'uiıı hemen kuzeyinde. Vakf-ı Mevlevihane-i Ahmed Gazi Balat'la bulunan Ahmed Gazi Mevlevi hanesine. TD.. 1-7. otlak ve çiftliklerin yanısıra kıst-ı haman. 285-286. B. Duran.800 akça). 156. 2 harım. 1562 ve 1583'de tanzim edilen defterlere göre Bafa (Mersendükapu).919 akçadır. Papazlık ve Çerçin köyleri ile Bafa köyünde 2.O. • 3. 223-224. TD. s. 1 hamam. s. 214. TKGM. 5-12. 1 değirmen.öyük ve Esenılus'a tabi olan Karaova köyleri vakfedilmiştir.O.Mehmet Ersan 1583 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre hasılı 73. Evkaf-ı İmaret ve Medresi-i İlyas bey Balal'da. s. yıllık toplam 4. 166. kısmen cami ile irtibatlı olarak inşa edİIen !6 İlyas Bey medresesinin yapımına 1404'de başlanmışlar.A. s. 511-512. İlyas Bey'in Balat'taki imaretinin ise yapı kalıntıları tespit edilememektedir1*.000 akçadır Ahmed Gazi zamanında Çalıcı İvaz yermiş diye kayd olunun Afşar köyünden bir hisse köhne 15 16 17 18 10 20 21 TKGM. TD. muhtelif bağ ve bahçe. 84a.485 akçadırL\ Bu durumda evkafın gelirlerinde bir artış gözlenmektedir. 166. Amanlar ve buraya bağlı Bayramalam ve Çullahlar ile Alacalar ve ona bağlı Mandalyat. TD. 900 akçalık zemin. 26 kıt'a zemin olup yıllık geliri 49. 75b-81b.919 akçadır10.928 akça olan evkafa Bo/. bahçe. 1530 yılında tanzim edilen deftere göre. Varvil tuzlasından yılda 6 müdd tuz (1. yüzyılın ilk çeyreğinde tamamlandığını söylemek mümkündür17. vakfın gelirlerinde bir azalma olduğunu göstermektedir . Çerçin köyünde 1 cemaatin gelirleri vakfedilmiştir. 17 değirmen. 512-513. 569. Ancak.A. KK. Değirmenderesi.816 akça. Peçin kazasına tabi Karaca Ayıd adlı mevkide bulunan çeltik tarlasının gelirinin yarısından oluşan evkafın yıllık hâsılı 54. 60 . 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlerde bulunan "Defter-i Atik'de Varvil Tuzlasrndan tahsis edilen yıllık 6 müd tuz ile Balal Yağhanesi"nden tahis edilen yıllık 3 batman yağın artık alınmadığı ve vakfa ait çeltik tarlasının da ekilemez duruma gelmiş olduğu" ifadeleri20. s. 2. Ayrıca muhtelif bağ. Balat yağhanesinden yılda 3 batman yağ. Karaviran. Kızılkilise. 1562 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerdeki kayıtlara göre Balata bağlı Afşar köyünün gelirleri. gideri ise 35. bir değirmenden günlük 1 akça. İlisuluk. Afşar köyünün gelirleri İle 1 parça zeminden oluşan 980 akça 21 vakfedilmiştir ..A. TD. Duran. s.

Menteşe Bey Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Dununu (XVI. Yüzyıl) defterde kayıtlıdır22. Değirmenin harap oluşu, Varvil Tuzlası'ndaıı tuzun almamayışı ve diğer gelirlerin tahsil edilemeyişi sebebiyle gelirlerin azaldığı anlaşılmaktadır. 4. Vakf-ı Cami-i İbrahim bey Balal'da, antik Milet tiyatrosunun doğusunda, İbrahim Bey Hamamı'nın hemen yakınında bulunan Cami. İbrahim Bey'in. Menteşe Beyliğrnin başında "Ulu Bey" olarak bulunduğu 1337-1358 yılları arasında inşa edilmiş olmalıdır". 1530 yılında tanzim edilen defterde, vakfın hasılı 52 dönüm arazinin geliri olan 810 akça olarak gösterilirken24, 1562 ve 1583 yıllarında tanzim edilen defterlerde muhtelif bağ-bahçe ve 2 değirmen (değirmenlerden biri harap), keşti-i Kayyelü, 2 kıf a hevehânenin gelirinden oluşan yıllık 4,080 akça kayıtlıdır25. 5. Vakf-ı Zaviye-i İlyas Bey Milas civarında bulunan zaviyeye İlyas Bey, 1562 yılında tanzim edilen deftere göre muhtelif araziler, Milas yağ hanesinden iki batman yağ olmak üzere yıllık 200 akçalık gelir tahsis etmiştir 6 . Vakfın gelirinde 1530 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerdeki kayıtlara göre bir değişiklik görülmemektedir27. 1583'deki defterde Hamza adlı bir şahsın tasarrufunda olduğu kayıtlıdır28. 6. Vakf-ı Zâviye-i İlyas Bey 1530 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirleri 1 çiftlik, 1 değirmen, 1 parça zeminden oluşan 1.200 akça29 iken, 1562 yılında tanzim edilen defterde 1 çiftlik, 3.5 müdlük yer, 1 değirmenin gelirlerinden oluşan yıllık 1.720 akçaya ulaştığı görülmektedir30, 1583 yılında tanzim edilen defterde, Cafer b. Turali tasarrufunda bulunan vakfın gelirinde bir değişiklik yoktur31. 7. Vakf-ı Türbe-i Menteşe Bey Fethiye'de Akıncı İlkokulu "mm hemen yakınında. Tekke Gül Camü'nin 32 doğusunda bulunan Menteşe Bey Türbesi, Ahmed Gazi Bey tarafından Meğri'de XIV. yüzyılın ikinci yarısında, 1360-1391 yılları arasında yaptırılan medreseyle aynı 33 dönemde inşa edilmiş olmalıdır . B.O.A. TD. 338, s. 13-14,; TKGM. KK. TD. 156. v. 81b-82a. Duran, s. 128. 24 B.O.A.. TD. 166, s. 513. 25 B.O.A. TD. 338, s. 15; TKGM. KK. TD. 156, v. 82b. 26 B.O.A. TD. 338, s. 59. 21 BOA.. TD. 166, s. 520; TKGM. KK. TD. 569, s. 20. 38 TKGM. KK. TD. 569, s. 20. 29 B.O.A., TD. 166, s. 550. 30 B.O.A. TD. 33$. s. 115. 31 TKGM. KK. TD. 569, s. 72. 32 Duran, s. 179. 33 Duran,*. 182-183.
u n

Mehmet Ersan

Menteşe Bey türbesine, 1530 ve 1562 yıllarında tanzim edilen defterlere göre toplam geliri 400 akça olan 5.5 müdlük 17 pare yer vakfedilmiş olup, Hamza Fakih 35 tasarrufunda bulunmaktadır . 1583 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirinde bir 36 değişiklik görülmüyor . 8. Vakf-ı Medrese-i Ahmed Gazi Yeri tespit edilememiştir. Ancak, Fethiye (Meğri)'de Menteşe Bey Türbesinin güneyinde, türbeye bitişik eski duvar kalıntıları tespit edilen bir yapı kalıntısı bulunmaktadır. Fethiye'de bundan daha eskiye giden bir yapı veya kalıntısı bulunmadığından bu kalıntıum bu medreseye ait olduğu düşünülebilir37. Meğri nahiyesinde bulunan medreseye, 1530 yılında tanzim edilen deftere göre toplam geliri 3.500 akça olan araziler tahsis edilmiş38, 1562 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre ise toplam geliri 5,500 akça olan ve çeltik ile meyve bahçelerinden oluşan muhtelif araziler vakfedilmiştir39. 1583 yılında tanzim edilen defterde de yıllık gelir 5.450 akça olarak gösterilmektedir40. 9. Vakf-ı Kervansaray-ı Mehmed Bey Meğri nahiyesine bağlı Alıhora köyünde bulunan kervansarayın vakıf kaydına. 1530 yılında tanzim edilen defterde rastlayamadık. 1562 yılında tanzim edilen defterde 200 akça nakit vakfedildiği41 ve 1583 yılında tanzim edilen defterde de aynı değerin mevcut olduğu görülmektedir42. 10. Vakf-ı Medrese-i İlyas Bey Peçin'de, Menteşe Beyliği yerleşimini güneyden çevreleyen büyük surların dışında, merkeze yaklaşık 1.5 km. mesafede bulunan 43 medresenin inşa tarihine ışık tutacak yazılı bir belge mevcut değildir44. Ancak yapının XIV. yüzyılın ortalarına tarihlenmesi uygun görülüyor45. 1530 yılında tanzim edilen defterde vakfın gelirleri muhtelif arazi ve Muğla'da bulunan 1 değirmenin gelirlerinden oluşan toplam 4.500 akça iken 46 , 1562 yılında
34 35

34

3ü 37
38 39 40 41 42 43 44 45 46

B. O.A..TD.l 66 . s. 570. B.O.A. TD. 338, s. 130. TKGM. KK. TD . 569, s. 89. Duran , s. 286. B.O.A.. TD. 166, s. 569. B.O.A. TD. 338, s. 126. TKCM. KK. TD. 569, s. 85. B.O.A. TD. 338. s 139. TKGM. KK. TD. 569, s. 98. Duran. s. 208. Duran. s. 211. Duran. s. 213. B.O.A., TD. 166. s. 495.

62

Menteşe Bev Ailesine Ait Vakıfların Osmanlılar Zamanındaki Durumu (XVI. Yüzyıl) tanzim edilen deftere göre, yıllık geliri 1500 akça olan 4.5 çiftlik yeri, Muğla'da 1 hamamın gelirlerinden oluşan 4.125 akçadır47. 1583 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlarda da 4.125 akça olarak görülmektedir48. 11. Vakf-ı Zâviye-i Mehmed Bey Nefs-i Leyııe'dcki Bozöyük nahiyesinde bulunan zâviye'ye, 1530 ve 1562 yılında tanzim edilen defterlere göre hasılı 400 akça olan arazi ve zeytinlik vakfedilmiştir49. 1583 yılında tanzim edilen deftere göre yine hasılı 400 akça olan 6 pare yer, 1 bağçe, toplanı 1.5 çiftlik miktarı yer vakfedil mistir Talib oğlu Salih tasarrufunda dır 50 . 12. Vakf-ı Mescid-i AhmedBey Peçin'de bulunan mescide, 1562 yılında tanzim edilen defterdeki kayıtlara göre Acısu (Aytemur) köyü ile muhtelif arazi, bağ-bahçe vakfedilmiştir. Toplam gelir olarak 3.550, masraf ise 2.880 akça kaydedilmiştir51. 1530 ve 1583 yılında tanzim edilen defterlerde de verilen değerler aynıdır*1 . Sonuç olarak toplam geliri 149.459 akçaya ulaşan söz konusu vakıfların gelirlerinden en fazla payın medrese, imaret ve camilere (138.989 akça) tahsis edildiği görülmektedir. Bunları 4.000 akça ile mevlevihâne, 2.320 akça ile zaviye, 3.550 akça ile mescid, 400 akça ile türbe ve 200 akça ile kervansaray takip etmektedir. Bununla birlikte, tahsis edilen bu gelirlerin bir kısmı artık tahsil edilemediği İçin XVI. yüzyılda vakıf gelirlerinde bir azalma olduğu gözlenmekte ve vakıf tesis edilen binalarında harap olduğu görülmektedir. Bu durum hemen aynı bölgede bulunan Aydııioğıılları Beyliği ile mukayese olunduğunda bir benzerlik arzettiği de görülür53

47

BOA. TD. 338, s. 53. *8 TKGM. KK. TD. 569, s. 14. 49 B.O.A. TD. 338. s. 70. 50 TKGM. KK. TD. 569, s. 34. 51 B.O.A. TD. 338, s. 48. 52 B.O.A., TD. 166, s. 493; TKGM. KK. TD. 569. s. 9. 5i Mehmet Ersan " Aydmoğullan Ailesine Ait Durumu' 1 CİEPO XBT da sunulan tebliğ.

Vakıfların

XV-XVI.

Yüzyıllardaki 63

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss. 65-74.

ÇALDIRAN SAVAŞI ESNASINDAKİ OSMANLI-SAFEVÎ MÜCADELESİNDE MEMLÛKDEVLETİ'NİN TUTUMU

Cüneyt KANAT* Osmanlıların Memlûk Devleti*ni mağlup ederek Mısır'ı 1517'de fethetmeleri, bu devletin İslam ülkelerindeki yayılması tarihinin en büyük bölümünü oluşturur ve üç yıldan daha kısa sürede gerçekleşmiştir. Osmanlılar'm Doğudaki ve Güneydeki yayılma alam olan iki Müslüman devletten birisi, kendilerinin son verdiği sünnî Memluk Türk Devleti, diğeri ise. yeni kurulmuş olan Safevî Devleti idi ki, Osmanlılar Çaldıran'da müthiş bir darbe vurmuş olmasına rağmen o yaşamayı sürdürebilmiş ve Osmanlı Devleti'nin Doğu sınırı boyunca yüzyıllarca değişmez bir tehlike kaynağı olarak kalmıştır. Osmanlılar, Memlûk Devletine son verdikten sonra, çok kısa bir sürede Mısır. Hicaz. Suriye, Irak ve Doğu Anadolu ile Kuzey Batı İran'ı topraklarına katabildiler. Ek bir çabayla da Kızıl Deniz ve Basra Körfezinde de hakimiyetlerini kurmaya çalıştılar. Bu fetihler ayrıca onların bir çok değişik etki ve ııüfuzlannm Kuzey Afrika ülkelerine yayılmasını sağladı1. İşte böylesine önemli hadiselerin ortaya çıkmasına zemin lıazırlayaıı Mısır'ın fethinden az önce, Osmanlılar ile Safevîler Çaldıran Savaşı (1514) ile kozlarım paylaşmışlardı. Çaldıran savaşında mücadele eden bu iki devlet, yani Osmanlılar ile Safeviler, aslında Memlûk Devleti'nin varlığını tehdit eden ciddi birer tehlike idiler. Bu sebeple onların birbirleriyle mücadele etmesi ve güç kaybederek yıpranmaları, Memlûk Devleti'nin geleceği açısından iyi bir gelişme gibi gözüküyordu. Ancak bu İki güçlü devletin mücadelesinden istifade edebilmek akıllıca bir siyasetin uygulanabilmesi ile mümkün olabilirdi. Bu hadiselerden yaklaşık bir asır Önce Memlûk tahtında oturan Berkuk. Osmanlı Devleti ile olan ilişkilerinde çok dikkatli olmuş ve bu devlet ile İslâm 1 Dünyası nın liderliğini yapma mücadelesi vermiş olmasına rağmen, Timur tehlikesi sebebiyle ilişkilerinde esnekliğe azami derecede özen göstermişti. Özellikle Berkuk'un şu sözleri O'ııun siyasi dehasmı ve geleceği görmedeki kabiliyetini açıkça ortaya koymaktadır; u Ben Timur'dan korkmuyorum, çünkü O'na karşı herkes bana yardım ediyor, ancak İbn Osmaııdan korkuyorum." Berklik'un bu korkusunda ne kadar haklı olduğu yaklaşık olarak birbuçuk asır soma Osmanlı Devleti'nin Memlûkler'e son

*
1

Yrd. Doç. Dr., Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Davıd A valem, "The End of Ihe Mamlûk Sııltanatc", Studıa Islamica, S. LXV. Paris, s. 126.

Cüneyt Kanat vermesiyle ortaya çıkmış oldu . Berkuk'un yukarıdaki sözü söylemesinden bir asır sonra İran'dan Safevîler Devleti ortaya çıkıyor ve bu kez belki de Safevîler in hükümdarı Şah İsmail, yıllar önce Timur'un cmıadığı rolü üstlenmeye hazırlanıyordu. Ancak bu esnadaki şanların Timur, Yıldırım Bayezid ve Berklik zamamndakinden çok daha farklı olduğu gelişen olaylar ile zaman içersinde ortaya çıkacaktı. Memlûk Devleti ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkiler II. Bayezid devrine dek ufak tefek sürtüşmeler bir kenara bırakılırsa genellikle iyi olmuş ve hatta Timur'un Suriye'yi tehdit ettiği sırada, Yıldırım Bayezid ve Toktamış ile Timur'a karşı bir iltifak girişiminde bile bulunulmuştu3. Ancak bu dostça münasebetler özellikle 1485' den 1490'a kadar beş sene devam eden savaşlar ile sona ermiştir. Bu esnada iki devlet arasında yapılan barış ise, bazı küçük problemler gözardı edilirse yaklaşık onbeş sene devam etmişti4. Daha sonra II. Bayezid'ın yerine tahta Yavuz Sullan Selim geçmiş ve bu sırada Memlûk Sultan'ı olan Kansuh el-Gûrî O'nunla iyi ilişkiler kurmak istediğinden O : nun tahta çıkışını tebrik için değerli hediyeler ile birlikte Emir Âlıûr Sânî olan, Emir Aktay et-Tavîl'i elçi olarak göndermiştir5. Bu elçi, Yavuz Sultan Selim tarafından huzura kabul edilmiş ve çok iltifat görmüştür6. Ancak her iki tarafın da samimi olmadığı fakat siyasetleri gereği sürdünneye gayret etlikleri bu iyi gibi gözüken ilişkiler Çaldıran Savaşı'mn hemen ardından Dulkadir Bey'i Alâuddevle meselesi ile ilgili olarak tekrar bozulacaktır7. Muhakkak ki durumun bu noktaya gelmesinden önceki, yani Çaldıran Savaşı arefesindeki Memlûk-Osmanh münasebetlerini bu savaş esnasındaki Memlûk Devleti'nin tavrını daha iyi anlayabilmek İçin ayrıntılı olarak ele alacağız. Buna ek olarak özellikle Dulkadir Bey'i Alâuddevle'nin Çaldıran Savaşı Öncesinde Osmanlılar'ı bir kenara bırakıp.. Safcvî ve Memlûkler ile birlikte hareket edip mümkün olduğu kadar da bunu el altından yapmaya çalışmasının8 yarattığı karışıklığı ortaya koymak zorundayız. Aynı şekilde Memlûk Devletini ciddi anlamda tehdit eden ve en az Osmanlılar kadar tehlikeli olan Safevîler'in durumunu da göz ardı edemeyiz.
2

Cüneyt Kanat. Memlûk-Thnurlu Münasebetleri (1382-1447), Bayılmamış Doktora Tezi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 1996, s. 233. 3 Takiy ed-Dîn Ahmed b. Âli el- Makrîzî, Kilâb es- Suluk l.i- Ma'ıifet Düvel el- Mutûk, 1U-2, nşr. Saîd Abdulfettah Âsur, Kahire 1971, s. 813; İbıı Hacer el-'Askalânî, İnha' el-Gımır biEbnâ' el-'Umr. El, nşr. Muhammet! 'Abd el-Muîd Han, 2. Baskı, Beyrut 1986, s. 199-200; Nâsıreddîn Muhainmed b. Abdurrahîm b. el-Furât, Târih İhn el-Furât, DC-2, nşr. Koslantin Zcrîg-Neclâ Izzeddm, Beyrut 1938. s. 381-382; Rbu'l-Mehâsîn Yusuf b. Tagriberdi, enNııcfmı ez-Zâhîre fî Mulfık Mısr ve 'l-Kahire, XII, nşr. Dar el-K.utub el-Mîsriyye, b. y. ve t. y., s. 796. 4 İsmail Hakkı Uzunçarşıh, Osmanlı Tarihi, 4. Baskı, Ankara 1983, s. 187-195. 5 îbn lyâs, Bedâi' ez-Zuhûrjî Vekâi' ed-Duhûr, IV, nşr. Muhammed Mustafa, Kahire 1984, s. 324. " Sdâlıaüm Tansel, Yavuz Sultan Selim, Ankara 1969. s. 168-169. 7 Cclâl-zâde Mustafa, Selim-Nâme, Haz. Ahmet Uğur-Mustafa Çuhadar, Ankara 1990, s. 397: W. W. ClilTord, ''Some Observations on Ihe Course of Mamluk-Safevi Relatioııs (15021516/908-922) II". Der İslam, Band 70 Heft 2, Berün-New York 1993. s. 27]. $ îbn Zünbül, Ahi ret el-Memâlîk, nşr. Abdulmena'm Âmir. b. y. ve t. y., a 19; Refet Yinaııç. Dulkadir Beyliği, Ankara 1989, s. 96. 66

2

Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-Safev'i Mücadelesinde Memlûk Devleti 'nîn Tutumu

Akkoyunlu Devleti'ni ortadan kaldırarak Azerbaycan, Irak-ı Acem, Irak-i Arap ve İran'ı ele geçirip Ceyhun nehrine kadar sınırlarım genişleten Şah İsmail, 1510'da Özbeklerde karşı da galip geldikten sonra iyice güçlenmişti. Böylece artık O, Memlûkler 9 için de çekinilmesi gereken bir düşman idi . Çünkü Şah İsmail, Batrdaki verimli topraklar üzerindeki Memlûk hakimiyetine karşı tarihi İran muhalefetini yeniden canlandıracak ve İlhanlılar ile Timurlular'ın yerini almaya çalışarak bu ideoloji ile kendisine yeni bir hız katacaktı. İran'da başarılı bir devlet kurma ile geçen on yıllık sürede cesaretlenen Safevî tehlikesi, 1512 yılında sadece Anadolu'da değil, Suriye. Hicaz ve hatta Mısırın kendisinde bile Memlûk otoritesine karşı koymaya hazır bir Iıal almıştı10. Bu noktaya gelmeden bir süre önce. daha II. Bayezid hükümdar iken 1507 yılında Osmanlı'nın doğu sınırlarındaki Safevî tacizine karşı, Osmanlılar büyük bir orduyu Ankara'da toplarken, diğer taraftan Şehzade Korkut başkanlığındaki bir heyeti de Memlûk Devleti'ne göndererek Şah İsmail'e karşı birlikte hareket etme isteklerini ilettiler. Bu istek Kuzey Halep'teki Safevî baskısını rahatlatmak için Memlûk Sultanı elGûrî tarafından uygun görüldü. Bundan yalnızca bir kaç ay sonra Osmanlı elçileri tCalıire'yc tekrar gelerek Şalı İsmail'e Karşı ittifak kulisini devanı ettirdiler. Yine bu esnada Suriye'den gelen haberde Şah İsmail'in askerlerinin Fırat'ı geçerek, Memlûk Devleti topraklarının yakınlarına kadar ulaştığı ve bunun üzerine Alâuddevle'nin, Türkmenleri toplayarak onların üzerine yürüyüp harb ettiği bildiriliyordu11. Bu hadiseden bir kaç yıl sonra 916 yılı Cemadi el-Ûla ayında (Ağustos/EyIüI-1510) Bire naibinden Sullan'a gelen haberde; O'mın Şalı İsmail'e mensup bir grup nisam yakaladığı ve onların elinde Şalı İsmail'den bazı Frenk krallanna yazılmış bir mektup olduğu ve bu Mektupta da Şalı İsmail'in bu krallara, onlann denizden kendisinin ise karadan olmak şartıyla Memlûk Devleti üzerine yürümeyi teklif ettiği bildiriliyordu12. Bu son gelişme, yani Safevîler'in Batılı deniz güçleri ile ittifak kurma isteğini ifade eden gizli mektubun Memlûkler tarafından ele geçirilmesi, Yavuz Sultan Selinvden önce Memlûkler ile Osmanlılar arasında yapılan ittifakın ana sebebi oldu. Memlûk Devleti, kendi istihbarat birimlerinin müdahalesi ile ortaya çıkan bu durumdan sonra, Osmanlıların uzun zamandır devam eden ikili işbirliği davetini kabul elli. Hatta bir Memlûk elçisi kısa bir süre sonra İstanbul'a giderek, Osmanlılar'dan geleceğe dönük, Safevîlefe karşı destek lafep etti. Îstanbul-Kahire eksenindeki bugüne kadar olan ilk kayda değer gelişme ise 1511 Haziranında Memlûk-Osmanh ortak askeri operasyonunun Fırat'ın Batı kıyısındaki Safevî müfrezesini sürmesi ile ortaya çıktı. İşte bu stratejik gelişim, Şalı İsmail'e karşı 1514 yılında kesin tavrını koyan yeni Osmanlı 13 sultanı Yavuz Selim tarafından da muhafaza edilmeye çalışıldı . Ve bundan sonra da Osmanlı, Safevî ve bazen de Dulkadirli elçilerinin Kahire'ye olan yoğun trafiği başladı. Şimdi bu gelişmeleri sırasıyla ve mümkün olduğu kadar özetleyerek vermeye çalışalım.

9

İ H. Uzunçarşılı, a.g.e., s. 258-259. W, W. Clifforcl, "Some Observations on ihe Course of Mamluk-Safevi Relalions (15021516/908-922) I", Der İslam, Band 70 Hefl2, Berlin-New York 1993, s. 247. 11 İbnİyâs, Bedâi'ez-Zuhûr, IV, s. 118-119,122; W. W. Clifford, cıg.m. II, s. 268-269. 12 İbn İyâs, Bedâ'i ez-Zuhûr, IV, s. 191; David Ayalon, cLg.m., s. 131. Vi W. W. Clifibrd. a,g.m II, s. 169-170. 67
10

Cüneyt Kanat

Safevî hükümdarı Şalı İsmail ile Memlûk Devleti arasındaki münasebet genellikle istikrarsız bir şekilde devam ediyordu. Daha 917 yılı Rebi'ül-Evvel ayının 18'inde (15 Haziran 1511 ) Şah İsmail'in elçisi Kahire'ye gelmiş ve O'nun mektubu İle içinde bir mushaf ve seccadenin de bulunduğu çeşitli hediyeler sunmuş olmasına rağmen bir yıl sonra 918 yılı Muharrem ayında (Marl/Nisan-1512) Halep naibinden alınan haberden, Safevî Öncü birliklerinin Bire civarında görüldüğü ve Bire askerlerinden bir grubun bu askerler ile karşılaştığı öğreniliyor ve Memlûk Sultanı'nın da bu habere çok cam sıkılıyordu14. Yine aynı tarihlerde Alâuddevle'nin elçisinin Kahİre'ye gelerek Sullan'a çeşitli hediyeler takdim etmesi de dikkat çekicidir15. 918 yılı Rebi'ül-Âhir ayının 12'sinde (27 Haziran 1512) yaklaşık iki yıl önce Şah İsmail" e elçi olarak gönderilmiş olan Tem ur Bey el-Hindî Kahire'ye geri döndü. O yolculuğu esnasında yanındaki adamlarından bir kısmını ve atlarını kaybetmiş, bu yüzden büyük sıkıntılar çekmişti. Temur Bey'den öğrenildiğine göre; Şalı İsmail O'na fazla itibar etmeyip ikramda bulunmayarak, kendisini yalnızca bir kez huzura kabul' etmiş ve Sultan'ın gönderdiği cevabî mektubu Temur Bey'e vermeyip kendi elçisi ile göndermişti. Temur Bey Siryakos Hankahı'na geldiği zaman Sultan'a haber göndererek yanında Şah İsmail'in elçisinin de olduğunu bildirdi. Sultan elçiyi karşılamak üzere. Muhtesib olan ez-Zeynî Berckat b. Musa'yı görevlendirdi. Daha sonra Şah İsmail'in elçisi, Kanı Bey es-Sullâk'ın evine yerleştirildi. İki gün sonra ayın 14'ünde (29 Haziran) Sultan elçiyi kabul etti ve bu esnada elçi kırk tane hamalın taşıdığı çeşitli hediyeleri Sultaıva sundu. Elçi ile birlikte Şalı İsmail'in iki Emir'i de Sultan'ın huzurunda idi ve o sırada Safevî hükümdarının mektubu Kansuh el-GûrTye verildi. Mektup hemen orada okundu, ancak içindeki hoş olmayan sözler ile bazı çiğ laflar Sultan'ın canını sıktı. Daha sonra elçi ve yanındakiler ikametgâhlarına döndü. 918 yılı Cemâdi el-Ûla ayının SMnde (22 Temmuz 1512) Sultan Şah İsmail'in elçilerini tekrar kabul ederek onlara hila't giydirdi ve cevabî mektubunu da verdi. Bu mektupta Sultan Şalı İsmail'e O'nun kullandığı üsluptan daha sert bir üslup ile cevap veriyordu. Çünkü Memlûk Sultam'na göre Şah İsmail bunu hem elçisine kötü davranmak hem de yazdığı mektupla fazlasıyla haketmişti. Böylece Sultan ile Şah İsmail arasında bir gerginlik de başlamış oluyordu. Bu elçilerin geri dönüşünden bir yıl sonra Halep naibinden gelen haberde; Şah İsmail'in, düşmanlarından bazı Tatar Melikleri ile savaştığı, otuz bin askerinin Öldüğü ve kendisinin de yaralanarak ortadan kaybolduğu ve nerede olduğunun bilinmediği 16 öğrenilmiş ve Sultan bu habere çok sevinmişti . Doğruluk derecesi şüpheli olan bu son haberin bizim için önemi ise; bu habere Memlûk Sultanı Kansuh el- Gûrî'nin çok sevinmiş olmasıdır. Yani Çaldıran savaşı öncesinde Şah İsmail'in yıpranması Sultanı memnun etmişti. Gerçekten Osmanlılar ile Safeviler'in karşı karşıya gelmesinden önce Safcviler ile Memlûkler arasında teati edilen Yukarıda bahsedilen tarihte gelen elçi ayrıca güzel görünümlü bir sandığı Sultan%a takdim etmiş ve bu sandığın içinden Özbek Han'ın başı çıkmıştı. Yine İlin İyâs'ın ifade ettiği üzere Şah İsmail'in gönderdiği mektupta bazı tehditkâr beyitler vardı. Bu sebeple de Safevî elçisi ağırlandığı evden dışarıya fazlaca çıkarılmamış ve her hangi birisiyle görüşmesi de yasaklanmıştı. İbıı İyâs. Bettâ'i ez-Zuhkr, IV. s. 219, 220, 221, 230. 15 tbn İyâs, Bet/â 'i ez-ZuhÛr, IV, s. 252. 16 tbn İyâs, Bedâ'i ez-Zuhâr, IV, s. 265-266, 271, 311. 68
14

Çünkü her iki devlette yani hem Osmanlılar hem de Safeviler kendileri için tehlikeliydi ve bu savaştan galip çıkacak olan devletin kendi üzerlerine yürüme ihtimali de mevcut idi.Gûrî büyük emirlerine haber salarak onları toplantıya davet etti.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-SafevîMücadelesinde Memlûk Devleti'nin Tutumu elçilik heyetleri herhangi bir gelişine kaydedememişler ve iki devlet arasındaki ilişkiler 17 soğuk olarak kalmıştı . s.. özellikle gönderdiği son elçilik heyetiyle Osmanlılara karşı açacağı savaşa iştirak etmesi İçin Memlûk Sullanı'na bir teklifte bulunmuştu.. Uzun Hasan ile olan mücadelesinde Memlûk desteğini almak için bir kenara bırakıp düzeltme yoluna gitti. Hem Memlûk Sultanı hem de Emirler alınacak olan kararın kendi devletlerinin geleceği için ne kadar önemli olduğunun farkında idiler. ayın 16'smda Memlûk Sultanı Kansuh el. açıkça Şah İsmail üzerine yürüyeceğini söyleyerek birlikte hareket edip Safevilere karşı ittifak yapmayı öneriyordu. Alınması gereken karar kolay bir karar değildi. s. Ancak el Gûri belki de İslam alemi ile kendi halkının tepkisinden çekindiği için Osmanlılara karşı mücadele eden Safeviler ile birlikle hareket edip savaşmayı reddetti18. Clifford. Bu teklif ile. W. tarafsız 17 ls 19 S. Bayezid ve çok kısa bir süre için I. s.g. y. Osmanlı hükümdarı. m. W. Mehmet benzer bir şekilde Kahire ile olan kavgasını. 69 .g. Memlûk Sultanı Kansuh el. Clifford. artık Memlûk Devleti gelinen bu noktada bir karar vermek zorundaydı. t. Şah İsmail tarafından ortaya çıkarılan tehlike karşısında Memlûkler ile işbirliği yoluna başvurmak zorunda kaldılar. II. el-Memdlikfib/hsr. Bu arada Memlûkler ise sık sık Anadolu'daki İran yayılmasına karşı olan direnişleri organize edip destekliyorlar ve bu Osmanlı başvurularını da dikkatlice karşılıyorlardı1'"1. II. Enver Zaglame.g.. Çok ilginçtir ki bu değişmeyen yazgı sonucunda II.Gûri'yc gönderdiği mektupta. a. Meclis bütün bunlan değerlendirdikten sonra şu karara vardı: Hazırlanacak olan bir Memlûk ordusu Haleb'e gönderilecek ve bu ordu Haleb'te durarak Osmanlılar ile Safeviler arasında cereyan eden mücadelenin ne şekilde sonuçlanacağını bekleyecek ve Memlûk ordusu bu savaşa katılmayıp bunlardan herhangi birisi kendilerine saldırmayıp müdahalede bulunmadığı takdirde. a. 113. Kahire. Tansel. W. özellikle Alâüddevle vasıtasıyla el altından Safeviler lehine bazı girişimlerde bulunacaktır. 920 yılı Rebi'ül Ahir ayının 14'ünde (9 Haziran 1514) daha önce Osmanlı Devletine elçi olarak gönderilmiş olan Emir Akbay et. Osmanlılar devamlı Kahire ile yakınlaşmaya çalışıyorlardı. s. Akşam saatlerine kadar devam eden toplantıda Selim ile Şalı İsmail arasındaki savaşta taraf olunup olunmaması ve asker gönderilip gönderilmemesi uzun uzun görüşülüp tartışıldı.e. Bununla birlikte ne zaman doğudan bir tehlike yeniden ortaya çıksa. Gerçi Şah İsmail muhtemelen. 920 yılı Rebi'ül Evvel ayının 23'ünde ( 18 Mayıs 1514) Kahire'ye geldi.Gûrî her ne kadar resmen Safeviler yanında yer almayı reddetmiş ise de.?n. 1470'te II.Tavîl'in de geri dönmesi ve ondan alman bilgilerin de değerlendirilmesinden iki gün sonra. a. Osmanlı ve Metniûkler'in Anadolu üzerindeki kavgalarının artması. 276. az sonra anlatacağımız üzere. 84. Şah İsmail üzerine yürümeye karar veren Yavuz Sultan Selim'in Memlûk Devletine gönderdiği elçi. W. b. Selim. İşte bu sebepten 1390 yılında Bayezid Timur'a karşı Memlûk yardımım almak için Güneydoğudaki arzularını bir kenara koydu. Kansııh el. doğuda doğrudan bir İran tehlikesinin olmaması ile alakalıydı. 272.

muhtemelen Osmanlı ve Memlûk devletleri arasındaki bir ittifak ihtimalinden kuşkulandığı için casusları vasıtasıyla bu 20 20 21 22 2:) İbn İyâs. 70 . Devlet el-Memûlîk el-Çerâkise. Bu törenlerin ardından büyük bir ziyafet verildi ve Sultan elçiye hila't giydirerek ona geri dönme izni verdi. Nikolay îvanof. Bedâ'i ez-Zuhâı. Ancak bu sırada Kansuh el. TV. İbn İyâs.Gûrî. Şehzade Ahmed'in oğullarından Süleyman ve Alâeddin'in Memlûklere sığındıklarında. o sırada yeni bir Osmanlı elçisi gelmiş. s. Beyrut 1988. Kabil'e 1960. Ayrıca onun yanma hem ona refakat etsin hem de haberlerin doğruluğunu araştırsın diye Devadâr Aynal Bay'ı verdi. el. 381. s. s. Böylece Yavuz Sultan Selim Memlûk Devletim Safeviler karşısında yanma alamamış. 375-376. Her şeye rağmen bir müddet Kahire'de kalan bu şahıs bir süre sonra Sultan'm çeşitli ihsanlarına nail olmuş ve izin isteyerek oradan ayrılmıştı. ama en azından onun tarafsızlığını sağlayarak kendisini iki ateş arasında kalmaktan kurtarmıştı. O'nun büyük Emirlerin üstünde ve kendi yanında bir yerde oturmasma izin vermiştir.Feth el-Omıânî LVU Kıtâr el-Arabiyye. Ancak yolda eline geçen hediye ve paraların yansım arkadaşına vermeyi reddedince arkadaşı geriye Sultan'm yanına dönmüş ve o şalısın Osmanlı elçisi olmadığını ve tam tersine Şalı İsmail'in yamnda ikamet eden bir kişi olup Şalı İsmail'in onu casus olarak Mısır'da ne olup bittiğim öğrensin diye gönderdiğini itiraf etmiştir. Sultan da bu uyarıyı dikkate alarak elçiyi alıkoydu23. Haleb'e gidip Osmanlılar İle Safevîler arasındaki durumu izlemek ve o bölgeyi kontrol allında tutmak üzere görevlendirdi22. 372-373. Buna göre. Yusuf Ataullah. 378. 920 yılı Cemâdî el. Daha sonra. s. Bu durumun ortaya çıkması üzerine Sultan hemen emir vererek onu yolda yakalatmış ve hapse koydurmuştur. Hatta 920 yılı Recep ayının 6'snıda (27 Ağustos 1514) düzenlenen askeri oyunların izlenmesi esnasında. IV. Bedâ'i ez-Zuhâr. IV. Arapça t e r c ü m e . Salihiyye'de iken bohçasını çaldırmış ve dunundan haberdar edilen Sultan'm emriyle bu bohça tekrar bulunup kendisine verilmiş somada elçi Sultan'm huzuruna çıkmıştı. Bedâ 'i ez-Zuhâr. 3 8 1 . Görüldüğü üzere Şah İsmail. 174. Aynı günlerde Kahire'de ilginç bir olay cereyan etti ki biz bu hadiseden Şalı İsmail'in boş durmayıp Memlûk Devleti'nde olup bitenlerden haberdar olmaya çalıştığını anlıyoruz. s. Gönderilen elçiye verilen mektup ile alınan karar da Osmanlı Sultanına 21 bildiriliyordu . 392.Cilneyl Kanat kalacaktı . İbn İyâs. İ b r a h i m Ali Tarhan. 59. Emirler tarafından uyarıldı. Memlûk Sultanının bunlara çok yakınlık göstermesini bile sineye çekerek sabırlı davranmasını bilmiş ve muhtemelen her şeyin bir zamanı ve sırası olduğunu düşünmüştür. IV.Ûlâ ayının 13'ünde (6 Temmuz 1514) Sultan daha önce alman karar gereği büyük bir orduyu. Selim bu sırada çok politik davranarak. Bu kararın alınmasından sonra ayın 22'sinde (17 Haziran) Memlûk sultanı Osmanlı elçisine hila't giydirerek geri dönmesi için izin verdi. İbn İ y â s : Bedâ 'i ez-Zuhâr. ise aynı ayın 27'sinde Yavuz Sultan Selim tarafından bir elçi daha geldi ve bu elçi gelirken yamnda 25 hamalın taşıdığı değerli armağanlar getirmişti. Memlûk Sultanı da Selim'in bu elçisine çok itibar edip ikramda bulunmuştu. s. Selim'in yanında bulunan elçisi Aynal Bay geri dönmeden elçinin gitmesine izin verilmemesi söylendi. Ancak Sultan onu daha önce gelen Osmanlı elçisinin yanına gönderince birinci gelen elçi bu şahsın Osmanlı elçisi olmadığım söylemişti. Osmanlı elçisinin geriye gönderilmesinden sonra.

îu İbn Zflnbül. 95-96.e. daha Trabzon valisi iken mücadele etmeye başladığı Safevîlere karşı bir sefer yapmaya karar verdi. s. s.g. IV. Bedâ 'i ez-Zuhâr. aslında çıkarları gereği Memlûk Devleti ile olan dostluğunu ilerletmiş ve çoğunlukla onların yanında yer almıştır27. 36 Hoca Sadettin Efendi.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanlı-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti"nin Tutumu durumdan haberdar olmak istemiştir . s. Jilçileriıı Kahire'ye geliş tarihi ise Refet Yinanç tarafından 1511 olarak verilmektedir.e. Muhakkak ki Alauddevle ile Şalı İsmail arasındaki bu dostluğun tesisinde Yavuz Sultan SelinTin. Bir müddet sonra başlanılan hazırlıklar tamamlanınca 20 Mart 1514 Pazartesi günü Edirne'den yola çılaldı. a. Yavuz Sultan Selim Dulkadir Beg'i Alauddevle'ye. 95-96. Bir süre sonra ise Yavuz Sultan Selim'e daha Önce elçi olarak gönderilen Emir Aynal Bay'm geri gelmesi üzerine. Eskişehir 1992. 396. İbn lyâs yukarıda bahsedilen hırkanın Uzun Masan'dan Şah İsmail'e geçtiğim söylemektedir. İşte o tarihten beri ikili bir politika takip etmeye çalışan Alauddevle. s. Bu durum üzerine Selim. 385. s. Bayezid'in yanına sığınmış. s. İsmet Parmaksjzoğlu. Selim'in yanından gelen Emir Aynal'dan ise. Alauddevle ile Şalı İsmail arasında artık dostluk tesis edildiğini ve bunun daha sonra bir ittifaka dönüştüğünü göstermektedir28. 96. s. s. Ahiret el-Memâlfk.. İstanbul 1968. kelamına itibar edip ikramlarda bulunduğu öğrenildi.. a.e. a. Dulkadir Beg'İnin yeğeni Şahsuvar oğlu Ali Bey'i himaye etmesinin büyük payı vardı. her şeye rağmen bir mektup göndererek onu Şalı İsmail üzerine yaptığı sefere davet etti. Refet Yinanç. 28 İbn İyâs. Ancak Alauddevle yaşlılığını bahane ederek bu teklifi reddetti26. IV. TacU't-Tevârih IV. M... Osmanlı Sultanı II. J7 Celâl-zâdc Mustafa." 22. Kansuh el Gûrî'ye 24 15 24 İbn lyâs.g. İşte bütün bu sebepler dolay ısı ile Osmanlılardan yüz çeviren Alauddevle Çaldıran seferi esnasında Osmanlılar ile birlikte hareket etmemiş ve özellikle Memlûk Sultanı Kansuh el Gıırî'den aldığı talimat İle Osmanlı kuvvetlerine yiyecek ve hayvan yemi satışını yasaklayarak Yavuz Sultan Selim'i zor durumda bırakmıştı. İbn İyâs. Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim tahta çıktıktan sonra. 38.e. s. Tarih Dergisi. s. Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkmasından sonra da Trakya'da Çirmen Sancak Beyliğine tayin edilmişti29. Osmanlı elçisine değerli hediyeler verilerek kendisi geri dönmek üzere yolcu edildi. a. 71 . Bedâ 'i ez-Zuhâr.. a. Refet Yinanç. S.e. Selim-Nâme. S. C. "Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim'İB İran Seferi". Haz. 31. Burada Selini'in askerlerinin çokluğu ve kuvveti ile İlgili bazı böbürlenme emareleri vardı ancak Sulan bunları dikkate almadı25. s. 110-113. 19. Bunlara ek olarak olayların gelişimine baktığımızda.g. daha 1512 yılında Alauddevle'nin Kahire'ye elçisi vasıtasıyla gönderdiği hediyeler arasında Şalı İsmail'e ait olup onun tarafından Dulkadir Beg'ine hediye edilmiş olan bir hırkanın bulunması. Bundan başka Memlûk kuvvetleri de Osmanlılar'm erzak taşıyan deve kollarını vurmuştu3". 42. S. Refet Yinanç. Çünkü Alauddevle'nin Şahruh'u veliaht tayin etmesine kızan Ali Bey. 392-393. s. Dulkadir Beg'İnin bu teklifi reddetmesi gayet tabii idi. 181182. Bkz. 96. Osmanlı Sullanrmn kendisini çok iyi karşıladığı. 5960. XVII. Ayrıca Osmanlı Sultam* mn Emir Aynal ile gönderdiği mektup okundu.. Refet Yinanç.g. Tansel. Bedâ'i ez-Zuhûr. Tanscl. 252. Şehabeddin Tekindağ. Çünkü zaman içerisinde Osmanlılardan uzaklaşmış ve Yavuz Sultan Selinfin tahta çıkışını dahi tebrik etmemişti. 394-395.g. a. s.e.g. IV. Osmanlı ordusu Çubuk ovasına geldiğinde.

55-60. IV. Bütün bu camilere. 11. Ancak her şeye rağmen sevinmiş gözükmekten de kendisini alamamıştır. C. ag.. 96. Ayrıca fakirlere ziyafetler verildi. a. Memlûkler bu bilginin doğru olduğunu bir türlü kabul etmek istemiyorlardı ve belki de Timur'un Bayezid karşısında kazandığı Ankara savaşı Memlûkler anısında Safeviler'in galip geleceğine dair düşünceler akla getirmişti35. 34 ibn lyâs. Selim-Nâme. Savaşın sona ermesinden yaklaşık olarak bir hafta sonra. s.. ibn el-As. E/. Çünkü Kahire'ye. Osmanlı Ordularının Safevilere karşı galip geldiğine dair belli aralıklarla üç kez haber gelmiş olmasına rağmen. A/. 31 S. Retet Yinanç. İmam el-Lcys bin Saîd'in makamında birçok halim indirildi. Alauddevle'nin emirlerine itaat etmediğini söylüyor ve gücünüz yeli yorsa siz ona engel olun ve kendisini katledin diyordu. M.. s. Clifford. 35 W." Bu haberin ardından yaklaşık iki hafta sonra. indirilen hatimlerden dolayı Sultan tarafından paralar gönderildi.e. a. Şehabeddin Tekindag.e. Ancak bu ihtimallerden her ikisi de gerçekleşmedi ve Osmanlılar ile Safevîler ( 2 Recep 92Ü) 23 Ağustos 1514 Çarşamba günü savaşa tutuştular ve aynı gün neticelenen savaştan Osmanlılar büyük bir zafer kazanarak çıktılar33. Memlûk Sultanı bu haberlerden ilk ikisine bir türlü inanmak istememiştir.g. s. 72 32 .m. 393.g. Cclâl-zade Mustafa. s. onları kendisinin arkasında Sivas ve çevresinde kalmak üzere bırakmıştı.m. Diğer bir sebep ise. İlk gelen haberle ilgili bilgiler ibn İyas'ta aynen şu şekildedir "920 yılı Recep aynını 1 (Tunda (31 Ağustos 1514) halk arasında Osmanlı Sultanı Sclim'in Şah İsmail'i hezimete uğrattığı ve Erzincan ile Tebriz'i ele geçirdiği haberi yayıldı. Almıed bin Tolun. J1 tbıı ZünbtÜ.g. Aynı şekilde.her ve Kahire'de bulunan bütün camilerde hatim indirildi. 271. Fakat Sultan böyle bir haberin yayılmış olmasına sevindi ve bütün camilerde bu sebeple Kuran-ı Kerimler okunup hatun indirilmesini emretti. 920 yılı Şaban aynım dördünde (25 Eylül 1514) tekrar bir habercinin gelerek Selim'in Şalı İsmail'i hezimete uğrattığı ve Diyarbekir ile Tebriz'i ele geçirip Şah İsmail'i bir demir kafes içerisine koyarak ülkede dolaştırdığı haberini getirdiğini ancak yine Memlûk Sultanının bu bilgiye İtibar etmeyip inanmadığım görüyoruz34. Kahire'de cereyan etmeye başlayan hadiseler ise çok ilginçtir. Bedâ'i ez-Zuhûr./re/ el-Meınâlîk. Muhtemelen Yavuz Sultan Selim bütün bu olup biteni hissettiği ve Memlûk Sultanının tarafsızlığından yüzde yüz emin olmadığı için. W. s. Osmanlı Sultanının böyle bir ihtiyat kuvvetini bu bölgede bırakmasının sebeplerinden birisi Memlûk Ordusunun kendi ordusunu arkadan vurma tehlikesiydi. Tansel. s. s. Ancak Sultan bu habere güvenmedi ve tâki doğruluğu tespit edilinceye dek tereddüt içinde kaldı ve davul çaldırmadı. Bunun üzerine İmam cş-Şâfîi'nİn makamında 70. a. 368. Sivas'ta iken ordusundan 40 bin kişiyi ayırmış ve İskender Paşa oğlu komutasında. Memlûk Sultanı ise ona verdiği cevapta.n hiç vakit kaybetmeyerek gizlice bîr elçisi vasıtasıyla Alauddevle'ye gönderdiği bir mektupla ise yaptıklarından dolayı ona teşekkür ediyor ve kendisini Sclim'e karşı savaşmak üzere kışkırtıyordu31.Cüneyt Kanat mektup yazarak Alauddevle'ııin yaptıklarım ona bildirmişti. OsmanhSafevî çatışması sırasında Anadolu'da çıkabilecek muhtemel bir isyanın önlenmesine yönelik bir ledbir olmasıydı32. Ancak Kansuh el Gûrî bunun ardmd?. 396. Anlaşılan o ki. 19. 59-60.

Gerçekten bundan önceki Memlûk Sultanlarının. 37 73 . İstanbul'un fethine ve özellikle Sultan Kayıtbay'ın. Çünkü artık Çaldıran Savaşı'ndan sonra Alauddevle meselesini de halleden ve onun başını Kahire'ye gönderen Yavuz Sultan Selim'in önünde kendisinin Suriye ve Mısır'a yürümesine engel olacak hiçbir tali kuvvet kalmamışta. II. Tanscl. Çünkü savaşmaya hazırlanan bu güçlerden her ikisi de Memlûk Devleti için büyük tehlike oluşturmaktaydı. "Bu esnada Memlûk Sultam. Çaldıran savaşı öncesinde Osmanlı Devletî İle Memlûk Devleti arasındaki samimi olmayan yakınlaşmanın şeklen olduğunu her iki devletin hükümdarı da gayet iyi biliyordu. Bu hadiselerin görgü şahidi olan ibıı İyas ise eserinde. Bedâ 'i ez-ZuhÛr. İbn lyâs. iug. 398. Bu anıda Memlûk Devleti ile Safeviler'in arasının da iyi olmamasına rağmen Kansuh el Gûrf nin Alauddevle'yi kullanarak el altından onlar lehine tavır alması ama tarafsız gibi gözükmesi Memlııkler'in çıkarlarına daha uygun düşüyordu.'" diyerek Sullan'm tavrı karşısındaki hayretini dile getirmiştir. IV.e.Çaldıran Savaşı Esnasındaki Osmanh-Safevî Mücadelesinde Memlûk Devleti 'nirt Tulumu Özellikle ikinci gelen haberdeki demir kafes ile ilgili söylentiler Ankara Savaşı ile Çaldıran Savaşı arasında kurulan ilişkinin İşaretidir. Bu sebeple de muhtemelen Memlûkler. kendisi ile aynı mezhebten olan Osmanlıların galibiyetine sevinmiş gibi gözükerek belki de halkın baskısı ile çeşitli camilerde hatim indirilmesi emrini vermişti. bunun sebebi de anlaşılamadı. Bu sebeple de Yavuz'un Şah * Ibn tyâs. Ancak bir süre sonra 920 yılı Ramazan ayının üçünde (22 Ekim 1514) gelen haberciden Çaldıran Savaşı ile ilgili kesin ve teferruatlı bilgiler alındığında bu haberin doğnı olduğu kabul edilmiş ve bunun sonucunda Memlûk Sultam davul çaldırmadığı gibi Memlûk Emirleri de Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim'in haşmetinden ve şiddetinden rahatsız olarak bundan sonra onun tarafından Memlûk Devleti taraflarına doğru ne olacağını merak etmeye başladılar36. Ancak yazımızın en başında da ifade elliğimiz üzere şartlar bu kez çok ama çok farklıydı. s. Anc. 113-114. Bedâ'i ez-ZuhÛr. kendileri için büyük birer tehlike olan bu devletlerden galip geleni de bundan böyle korkulur olmaktan çıkacaktı.. Mehmet'in Uzun Hasan'ı bozguna uğrattığında gösterdiği tepkiyi ve samimi sevinci hatırlarsak. Memlûk Sultam Kansuh el Gûri tarafsız gibi gözüküp el altından desteklediği Safevilerin mağlup olduğuna dair gelen haberlere inanmak istemiyor olsa da. Bu elçi daha sonra 920 yılı Şevval ayının 20'sinde (8 Aralık 1514) geri dönmek üzere yola çıkmıştı.ık olaylar beklenildiği gibi gelişmedi ve Osmanlılar. Osmanlılar ile Safeviler'in bu mücadele esnasında birbirlerini ciddi anlamda oyalayıp yıpratacağma inanmakta idiler. Aynı ayın 29'unda ise Sultan Selim'in elçisi Kahire'ye gelerek hem kazanılan zaferi haber vermiş hem de Osmanlı Sultam'nın mektubunu ve fetihnamesini Kansuh el Gıirî'ye takdim etmişti.Sultan da elçiye lıila'l giydirmiş. ve ona çeşitli hediyeler vermişti. Eğer bu düşünceleri gerçekleşmiş olsa idi. Safcvilcr'i bir gün içinde hezimete uğratarak bu mücadeleden daha da güçlenmiş olarak çıktılar30. JS S. IV. Selim'in bu zaferinden dolayı kalede davul çaldırmadı ve yine Kahire'ııin süslenmesi emrini vermedi. Ayrıca onun bu haberlerin doğru olmadığını düşünerek bu esnada kendisini bu şekilde teselli etmiş olması da mümkündür. Kansuh el Gûri'nin tavrım ibıı İyus'ın yadırgamasını garip karşılaınamaüyız37. Osmanlılar'in Avrupa'da sağladığı başarılara. s. 404. s.

i:Mısır Memlûkleri". . 258. Çünkü Kansuh el Gûrî Memlûk Devleti'nin bekâsının Osmanlılar ile Safeviler 39 arasındaki mücadelenin seyrine bağlı olduğunu çok iyi biliyordu . VI.Cüneyt Kanal İsmail'e karşı kazandığı zaferi duyan Memlûk Sultanı ve Emirleri artık sıranın kendilerine geleceğinden endişe ederek çok üzüldüler ve Sultan bu üzüntüsüne bağlı olarak davul çaldırmayıp Kahire'yi de süsletmeyerek memnuniyetsizliğini açığa vurdu. 33 74 Kazını Yaşar Kopraman. Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi. İstanbul 19S9.s. izlediği siyaset ile üç yıl gibi kısa bir süre sonra Memlûk Devleti'ne son vererek bütün Suriye ve Mısır'ı Osmanlı topraklarına katmıştı. Gerçeklen de bu hadisenin üzerinden yalnızca üç yıl geçtikten soma Memlûk Sultanı ile Emirlerinin korktuğu şey başlarına gelmiş ve Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim.

1251) yıllarında tutulmaya başlanan ve Tanzimat'ın hemen öncesine denk gelen bu "Vakıf Muhasebe Defterleri " dikkatli bir nazar ile incelenirse hakikaten vakıf tarihimiz. ve XVI. Yüzyıllarda tutulan bu defterlerin XIX. Son yıllarda Özellikle Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki tasnif çalışmaları ile yeni kaynak gruplarından haberdar olan tarihçiler bir yandan bu belgelerden faydalanırken bir yandan da çıkabilecek yeni kaynak gruplarını merak etmektedirler I Osmanh tarihinin önemli bir kaynak grubunu vakfiyeler ve vakıflar ile ilgili kayıtlar oluşturmaktadır ki bunların önemli bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bulunmaktadır. Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Sivas. . bir kısmı da Tapu kadastro Genel Müdürlüğü arşivlerinde bulunmaktadır. Yüzyıl için muadili denebilecek yine eyalet yahut sancaklar bazında tutulan defterlerin var olduğu son zamanlarda yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır.. Defterler. Osmanlı ülkesinde bulunan vakıfların mal varlıkları ile bunların gelirlerinin kullanımı konusunda ayrıntılı bilgiler sunmakladır. Yüzyıllara kadar uzanan "evkaf7 defterleridir. OSMANLI SOSYO-EKONOMIK TARİHİNİN KAYNAKLARINDAN VAKIF MUHASEBE DEFTERLERİ* Galip EKEN" Tarihçiler açısından Osmanlı tatili! belki de en bol kaynağa sahip bir çalışma alanıdır. medeniyet ve iktisat tarihimiz açısmdaıı son derece önemli bilgileri içerdiği anlaşılacaktır. Bu duaıın başlangıçla kaynak sıkıntısı çekmemek açısından bir avantaj olarak görülse bile bu kaynakların tasnif edilerek tarihçilerin hizmetine sunııhnamasından dolayı bazı sakıncalarının olabileceği de söylenebilir. Bununla birlikle vakıflar ile ilgili asıl kayıtlar XV. Bu tür defterlerin bir kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğü. Millî Türkoloji Kongresine tebliğ olarak sunulmuştur. ve XVT. Öle yandan yine vakıflarla ilgili pek çok belgenin özel şahısların elinde bulunduğunu biliyoruz.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Sayı IV. Ancak daha sonraki donemler için de şüphesiz bu tarz defterler tutulmuş olmalıydı. İzmir 2000. ss. Doç. Dr. 1835 (H. 75-82. Bu inceleme 25-27 Eylül 1998 tarihinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen X. kültür . Yrd. Bu defterlerden Osmanlı Devletine bağlı ülkelerden hemen hepsi için bulmak mümkün olacağı sanılmakladır. XV.

Ankara. Amasya'ya ait olanı ise 73 numaralıdır. yüzyıla ait evkaf defterleri üzerine başta Ömer Lütfî Barkan olmak üzere son zamanlarda tahrir defteri ağırlıklı şehir tarihi incelemesi yapan araştırmacılar 1 çalışmışlardır . 1970. Emecen. Bu noktada Ömer Demirel. 1985 (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi)."1 "Hiç şüphesiz aynı tarifi ve mânıyeuc 'ülger "Anaböm'Osmanıı şehirleri için de bu defterlerden tutulmuş olmalıdır. Sivas. 1991. 1576) Tarihlî Defter-i Evkafı Rııma Göre Tokat Merkez Kazası Vakıf Kayıtları. Sivas'a ait olanı ise Sivas Kongre Müzesi'sinde iken Şer'iyye Sicilleri içerisinde numarasız defterler serisi içerisinde idi. 1989. Tokat'a ise Galip Eken çalışmaktadır. 984 (h4. Sicillerin dikkatli bir nazarla incelenmesi ve öte yandan vilayetlerimizdeki vakıf müdürlüklerinin arşivleri bu gaye ile taranması sonucu ortaya çıkartılabileceği kuvvetle muhtemeldir. Bu defterlerin tutuluş şekli bakımnıdan bazı farklılıklarının olduğu gözlenmektedir. Tokat ve Amasya'ya ya ait olan Vakıf Muhasebe Defterleri Milli Kütüphane'deki "Şer'iyye Sicilleri " katalogları içinde bulunmaktadır4. İstanbul. Ömer Lüttı Barkan. Yazı stili de sicil yazılarının aynıdır. ancak şu anda Millî Kütüplıane'de ve Sivas Şer'yye Sicilleri içerisinde olduğu anlaşılan defterin şu an için numarasını bilemiyoruz. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sivas Şehir Hayatında Vakıfların Rolü (1700-1850). Ferudun M. Fatma Üstek. . Ankara. adlı doktora çalışmasında bu defterde önemli oranda faydalandığı görülmektedir. s. Ancak burada üzerinde duracağımız Tanzimat dönemine ait olduğunu ifade ettiğimiz vakıf muhasebe defterleri üzerine hemen hemen hiç çalışma yapılmamıştır.Galip Eken XVI. Mesela Tokat'a ait defterdeki her bir kayıtın yan tarafına hangi vakfa ait olduğuna dair der kenarların düşüldüğü görülürken Amasya'ya ait defterde bu durum söz konusu değildir. İstanbul Vakıftan Tahrir Defteri 953 (1546) Tarihli. Ankara. XVI Asırda Manisa Kazası. Amasya'ya Adnan Gürbüz. Tokal ve Amasya sancaklarının Vakıf muhasebe defterleri tespit edilebilmiştir. Bu defterlerden Sivas'a ait olanı üzerinde Ömer Demirel. Buradan lıareketle muhtemelen bu defterler de mahkeme katipleri tarafından tutulmuştur. Ekrem Hakkı Ayverdi. Örnek teşkil etmesi açısından Tokat defterinin ilk belgesinin der 1 2 4 Bu konuda bkz. H. Çoğunun Şeriyye Sicilleri içinde bulunabileceği sanılan bu defterlerin diğer şehirlere ait olanları. Şu ana kadar sadece Eyalet-i Rum'a bağlı Sivas. DEFTERİN TANITIMI: D$ Görünüş Yukarıda da belirtildiği gibi dış görünüş itibariyle Şer'iyye Sicili defterleri tarzında tutulmuştur. (Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi). şehir tarihi çalışmalarında bu kaynakların kullanımına örnek olarak bkz.. Tokat'a ait Vakıf Muhasebe Defteri Milli kütüphane Şeri'yye Sicilleri Katoloğu 53 numaralıdır. 86-109. DEFTERLERİN TESPİTİ : Bu defterlerin öncelikle tespitinin yapılması gerekmektedir.

Amasya defterinde her bir kayıt için her hangi bir tarilı düşülmediği. İslam Hukukunda Ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi. 1986.e. Ali Akyıldız. Nazif Öztürk. Nazif Öztürk. Vakıfların idaresi ve bu arada gelir ve giderlerinin hesabı başta vakfın mütevellileri olmak üzere taşrada bulunan "Mu'acceâat Nazırları" veya "Mu'accelât Müdirlerİ'nce birlikte yürülüldüklerine şahit oluyoruz.g. Bkz. Tanzimat Dönemi osmanh Merkez Teşkilatında Reform.." şeklinde kayıtların tutulduğu müşahede edilmekledir. Tokat defterinin ilk kayıtlarının allında "es-Seyyid Hüseyin el-Mevlevî" ." (Tokat s. Türk Yenileşme Tarihi Çerçevesinde Vakıf Müessesesi. 1836 yılında Haremeyn vakıflarmm idaresi ile meşgul olmak üzere önce Haremeyn-i Şerifeyn Evkafı Nezâreti kıınılduysa da daha sonra bu nezaretin. 146-160.. sadece vakfın gelir ve giderlerine esas teşkil eden yıllar Rumî tarihe göre belirtildiği gözlenmektedir. Bazı kayıtlarda da varidat muhasebe ve masarifalın tahkik Bu konuda bkz." gibi kayıtlardan defterin tutulduğu sırada iş başında bulunan kadı ve mu'accelâl nazırının ismi verilirken. İstanbul. 1988.. 13. Vakfın evkaf nezâretine yahut haremeyn evkafına ait olduğu belirtildikten hemen sonra vakfın bulunduğu mahal tanımlanmaktadır. Mahmud döneminde 1826 yılında kurulan "Nezaret-i Evkâf-ı Hümayûn"a devredilmişti.. Örneğin "Nezâret-i evkâf-ı hümâyûn-ı mülükâne mülhak evkâfdan olup . esSeyyid Ebııbckir Nâzır-ı Mu'accelâl . Ve bu arada taşrada vakıf idaresinde sorumlu olmak üzere Muaccelat Nazırları yahut Muaccelat Müdürlüklerinin kurulduğu anlaşılmaktadır... Ankara.medine-i Amasya'da vaki Mevlevihane . C. Amasya defterinde benzeri kayıtlara rastlanmamaktadır. Ahmet Akgündüz. İstanbul..284..g." (Tokat Defteri s. Ahmet Akgündüz. Muhteviyatı Osmanlı devletinde vakıfların idaresi genel itibarıyla II. Haremeyn vakıfları ise Evkaf Nezaretinin kurulduğu sırada eskiden olduğu gibi yine Darüssaâde ağalarının elinde bulunuyordu. a.Osmanlı Sosya-Ekonamik Târihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri kenarı olarak "Eskici Kuritoğlu menziline câri olan ma'i lezizin mütevellisi ve evkaf tarafından verilen lemessük kaydı" m görmekteyiz. a.e. n . s..l). Bahaeddin Yediyıldız. 1993.. Mesela ". Bu durum ise defterlerdeki kayıtlarda "Haremeyn-i şerifeyn nezâretinde olan evkâfdan medine-i Tokat'da vâki' Çakır Salar vakfının 254 senesine mahsuben vücûda gelen öşr-i mahsulatı nıarifct-i şer' ve mu'accelât nazırı atufetlü el-Hac Surııri Efendi ma:rifetiyle bi't-tahkik ..7) şeklinde görülmekle.medine-i Tokat'ta vâki' Marul suyu vakfında. "Vakıf İslam Ansiklopedisi. 77-80. her belgenin hemen hemen aynı ya da yakın başlıklarla başladığı görülmektedir. Yine Tokat defterindeki her kayıtın altında verilen tarihler Meri tarihe göre verilmiş iken. 2) gibi. 103. 1995. s.. 282. 81.6 Elimizdeki defterler 1835 yılından itibaren tutulmuş olup. bir başka örnek: "..284. s. Evkaf Nezâretinin bir şubesi haline geldiği görülür5... Ankara. K. s. ayrıca bkz. s."(Amasya Defteri s." tarzında ya da vakıf eğer Haremeyn vakfı ise bu kez "Haremeyn-i muhteremeyn hazine-i celilesine tâbi evkâfdan..

fiğ? yulaf.51 ve 52 senelerine mahsuben . Bunlardan gayr-ı menkullerin kiraya verilerek yıllık icarlarından faydalamldığı gibi paralar da gelir getirmek amacıyla borca verilmekteydi. Bununla birlikte gelirlar arasında burçak.Galip Eken * edilip masrafların ödemesi yapıldıktan sonra baki hasılatın ''mütevelli. Bu babdan da oldukça kıymetli bilgiler bulunmaktadır. duhan ve kahve masrafı ile nakliye masrafının giderleri olduğu anlaşılmaktadır.. Bundan sonra gelir yerleri ile birlikte vakfa bağlı gelir kaynaklan kaydedilmektedir. Amasya defterinde bu gelirlerin öşrü verilmektedir. yanın. "'aşar karye-i Kerbansaray temam malikâne der nahiye-i Güldiken vakf-ı mezbur hasıl hınta keyl.. Yalnız burada üzerinde durulması gereken başka bir nokta vakfa bağlı köylerin gelirleri Tokat defterinde olduğu gibi verilirken. mercimek . yahut rab' malikâne dununu da net olarak belirtildikten sonra kaç keyl hububat ve bunlardan kaç kuruşluk gelir elde edildiği kayl edilmiştir.. Ya da Tokat merkezdeki bir vakfın iradı arasında Artukabad yahut Turhal gibi Tokat sancağının kazalarına bağlı köylerinin bulunduğu görülmektedir. Mesela Amasya'daki Ahi İmadüddin ve Ahi Mulıyiddin vakıfları ile ilgili kaydın içinde ".. Tokat deflerinde yukarıda zikredilen kayıtların hemen altında vakfın gelir ve giderlerinin 1252-1253 gibi bir ya da iki yıllık bir sürecin belirtilip altına Meri tarih Arapça olarak gün ay ve yıl itibariyle düşürülürken. Gelirlerin kaydedilmesinin akabinde "cem'an yekûn" dönemin para birimi olan kuruş ile verilmektedir. Ayrıca bu hububatın ölçü birimi olarak keyl yahut kilenin hemen altında ""müd" ün de bir ölçü birimi olarak kullanıldığı görülmektedir. Mesela Tokat'ta el-Hac Mehmed bin 78 .2).:' kaydının dışında başkaca bir tarih düşülmemiştir.uk ettirilip bunun. para gibi diğer kıymet ifade eden menkul ve gayr-ı menkuller de bulunmaktaydı. Şa'ir(arpa) olduğu görülür. Ayrıca köylerin bağlı olduğu nahiye kaza gibi idarî birimlerde belirtilmektedir. toplanı varidattan düşüldüğü görülmektedir. Pek tabii olarak vakıf mallan sadece tarlalardan ibaret olmayıp han hamam. Tokat defterinde köylerin isimlerin hemen yanı başında bağlı olduğu idarî birim ile birlikte toprağın tam.2). Köy gelirlerine bakıldığında bunların daha ziyade hınta(buğday). Yine Amasya Mevlevihanesİne ait muhasebe kaydında buraya ait vakfın "mütevellisi olan Şeyh Mehmed Efendi ile 254 senesi martı ihtidasından şubatı gayetine değin muhasebe defteridir ki ber vech-i ati zikr ve beyan olunur" İbaresi bulunmaktadır (Amasya s. Amasya defterinde sadece ilgili vakıfla alakalı tutulan muhasebenin bir yıllık yahut iki yıllık süreci belirtilmektedir. Vakıfların en önemli gelir kaynaklarının başında da hiç şüphesiz vakıf köyleri ve buralardan elde edilen hububat gözükmektedir. Vakfın yekun gelirleri ortaya çıkartıldıktan sonra öncelikle Evkâf-ı Hümâyûn için öşür Laliakk. Bunun hemen akabinde masraf kalemleri olarak görülen giderlere gelince genel itibariyle "şilindik". soğan gibi değişik ürünler de bulunmaktadır. dükkan.." gibi. zaviyedar ve mürtezika "gibi görevliler arasında pay edilmesi belirtilmektedir (Tokat Defteri s. 158: Amasya defteri s. Amasya'da bulunan bir vakfın gelir kaynakları içinde Sivas'ın bir köyünün gelirleri de bulunabilmektedir.

Yine bu gelirler vasıtasıyla vakfın camii mescid. ölçü ve para birimimizdeki değişim İle. çehkân. Vakfın arda kalan gelirleri ihtiyaç halinde vakfedilen camii.(Tokat Defteri sayfa 153) Gelirler net olarak ortaya konduktan sonra "Minlıe'l-ilıracât" adı altında masârifat kısmına geçilmekte burada ise harcamalar yine açık bir şekilde ortaya konmakladır. eksilme yahut vakfın kendine yetmeyecek hale gelmesini ortaya koymasının Ötesinde. XV. tabbah gibi görevlilerin ücretleri ödendikten sonra baki hasılat mütevelli ve evlad-ı vâkıfa tahsis edildiği gözlenmektedir7. medrese gibi hizmet binalarının bakım ve onarımına sarf edilmektedir. raesdd.Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri Hamza vakurun. zaviye gibi hizmet binalarında vazife yapan imam. para gelirlerinin harcama istikametlerinin oram da açıkça ortaya konacaktır. Sonuç olarak Tanzimat dönemine ait olan bu defterler eğer Osmanlı geneli İçin yapılmışsa bir defa XIX. cüzhaıı. yine aynı vakfın "akarı içinde Cedid mahallesinde bulunan "menzil''den mezkur yıllar için 15'şer kuruşları 30 kuruş icar geliri elde edildiği anlaşılmaktadır. Yüzyıldan ve hatta Selçukludan itibaren ihdas edilen vakıfların devamlılıkları konusunda esaslı bir bilgiye salıip olurken diğer yandan da variıklanna şalüt olunan vakıfların gelir ve gider dağılımları da çok net olarak görülecektir. 79 . ferraş. Gelirlerdeki artma. Dolayısıyla ilk olarak. müezzin. çerağdar. Asırda var olan vakıfların eski tabirle '"bilemamiha" ortaya konmasına vesile olacaktır. gelir kalemleri içinde Cami-i Kebir "nezdinde" ki Han'ın bulunduğu ve 1252 ve 1253 yılları için 150'şer kuruştan 300 kuruş. hattat. Bu tür kayıtlara deUerin pek çok sayfasında rastlanacağından defter numaraları verilme gereği duyulmamıştır. hafız. İncelediğimiz her iki defterde de yekûnattan muntazaman ''tertib-i maaş ve harc-ı muhasebe masrafı" düşül inektedir. Bu da vakıf tarilıimiz açısından olduğu kadar iktisat tarihimiz açısından da ayrı bir önemi haiz olsa gerektir.

(mezkur) temam malikâne der. (mezkur) Berâ-yı mahsul "aşâr-ı vakfın.liva-i mezbur Hınta kile fî 55 müd 17.5 kuruş (Cem'aıı Yekûn) 1400 kuruş Şa'ir ve saire kile fi 25 müd 17.karye-i Seviye(?) ve Bayracık Alani(?) der.5 kuruş Minhe'l-İhracât berâ-yı mesârif-i şıhne ve ber-nıu'tad-ı ücret-i nakliye ve maaş 395 kuruş nıaaş-ı muharrer bâ-a'şâr-ı hums-ı mahsul ba!de?l-mesaiifü'l-mu'tâde 200 kuruş harc-ı ımıhasebe-i aklâm 25 kuruş aklâm-ı hazine 25 kuruş müdir-i mu'accelât 50 kıınış 645 kumş Mizan 1400 kuruş irâd 645 kuruş mesârifat 755 kumş Fazla-i vakf-ı mezbur bi-cihet-i şart-ı vâkıf ve ber-mûceb-i vakfiye-i şerife me'mul-behâ c\'lâd-ı vâkıfdan batn-ı e^'\'ele meşruta bulumııuş olduğundan ekber evlâdı vâkıfdan mumâ-ileyh Muhyiddin Halife'ye teslim kılınmış olduğu şerh virildi .nalıiye-i Argun der.5 437.Galip Eken EKLER Amasya Defterinden Bir Örnek: Sayfa 179. Nezâret-i evkâf-ı hümâyûna mülhak evkâfdan mediııe-i Amasya'da ka'iıı Ali Çelebi ibn-i merhum Mücyyed Çelebi Vakf-i Şerifinin bâ-berâtı-ı "âlî mütevellisi olan Seyyid Muhyiddin Halife ile ikiyüz elli dört senesi martı ibtidâsmdan şubatı gayetine değin varidat ve mesârifat vaki' muhasebesi defteridir ki ber-vech-i atî beyan Mahsul-i îrad-ı vakf-ı şerif m.5 962.

5 .5 . Nezârel-i cvkâf-ı Humâyûn-ı mülüklıâneye mülhak evkâfdan medine-i Tokad'da vakiî Ahî Muhyiddin evkafının elli iki senesinde zira'at ve işbu elli üç senesinde vücûda gelen öşr-i mahsulât ma'rifet-i şer' ve Muaccelât Nâzın 'atufetlû Ebııbekir Ağa ma'rifeü ve mütevelli-yi vakf ma'rifeliyle bil-tahkîk zahire ilırâc olunarak terkîm olunan varidat ve mesârifâtı defteridir ki ber-vech-i atî zikr olunur hurrire fi yevmü'l-hâmis işrîn şehr-i zilkâde-i şerife sene selâse ve hamsın ve mieteyn ve elf Karye-i Sahır tâbi'î kazâ-i Artukâbâd te'mâm mâlikâne-İ vakf-ı mezbûr Hınta rub/156 Kuruş 1672. (Der-kenâr) Ahi Muhiddin vakfı defteri .5 Kuruş 225 Mezra'î Kasel (?) tâbi'î nahiye-i mezkûr mâlikâne-i vakf-ı mezbûr Hınla nıb/30 Kuruş 206 Şa'ir rub/25 Kuruş 78.880 4782.500 3589.5 Şa'ir rub/148 Kuruş 462.5 Şa : ir rub/64.5 Yekûn 6269.5 Komanal an muzâfat-ı Tokad te'mâm Karye-i Seyideli tâbi'î nâhiye-i mâlİkâne-i vakf-ı mezbûr Hmta rub/74 Kuruş 508.579.673 408975 .627 5642.Osmanlı Sosyo-Ekonomik Tarihinin Kaynaklarından Vakıf Muhasebe Defterleri Tokat Defterinden Bir Örnek: Sayfa 151.5 Karye-i Berkirıcek tâbi'î kazâ-ı mezbûr te'mâm mâlikâne-i vakf-ı mezbûr Hınta nıb/471 Kuruş 3238 Şa'ir rub/153 Kuruş 478.5 ..5 .5 Hisse-i tevliyet an-hasılal-ı mezra-i öşr ve öşr-i mahsulât 81 Ber-ınutad-ı Kadîm hakim Efendilere virile gelen bera-yı muhasebe Zehâyir-i mezkûrun Tokad'a nakliye mesârifİ Karyelerin ta'şirine me'nıur şıhnelerine ve mesânflerine virilen Öşr-i mahsul an caııib-İ evkâf-ı Hümâyûn . . .

.82 .Galip Eken 3010 1505 Hisse-i evlâdiyet msf-ı mahsûl ber-mûceb-ı şart-ı vâkıf Vâkıf-ı nuıuınâileyhin sene-i nıerkûmeye mahsuben altı bin ikiyiiz alînıış dokuz buçuk kuruş varidatından ber-vech-i muharrer masânfatı hisse-i evlâdiyet ve tevliyeti fiir u nihâde bakî bin beşyüz beş kuruş dalü fî ber-mûceb amel-i kadîm dokuz cihet itibâr olunarak ba-beravât beş nefer elıl-i nıürtezika meyanelerinde taksim olunmuşdur.

Gregoryen Ermeni Ortodoks Patrikliği gibi üst kuruluşlarının da bulunduğu ibadethaneleri bunun bir delili olarak ileri sürebiliriz. Nüfus Yapılan Son yıllarda Osmanlı toplumunun çeşitli yönlerinin incelendiği araştırmalarda artık Osmanlıların İmparatorluk bünyesine kattıkları bölgelerde karşılaştıkları gayr-i Bu yazı 25-28 Eylül 1998 tarihinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen X. Ermeni Katolik Kilisesi. Musevilerin sinagog ve havraları dışında. bu çok çeşitli gayr-i muslini unsurları dikkatle muhafaza ettiği. Katolik Kilisesi. Osmanlı ülkesinde.Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Faküllcsi Tarih Bölümü. Klasik dönem Osmanlı toplumunda.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Savı IV. Osmanlı toplumunda devletin gayr-i müslimlerle olan ilişkilerini nüfus yapılan ve ekonomik durumları olarak iki kategoride incelemek mümkündür. Hnsüyanların.. Milli Türkoloji Kongresine sunulan tebliğin geliştirilmiş şeklîdir. . Protestan Hrıstiyan Kilisesi. Keldanî-Nesturî Kiliseleri. asla asiınile yoluna gitmediği. ss. ibadetlerin yerine getirilmesi. Doç. Osmanlı Devleti rnin. Gregoryen Ermeni Ortodoks Kilisesi. XV-XVL YÜZYILLARDA OSMANLI ANADOLU TOPLUMUNDA G AYRI MÜSLİMLERİN DURUMU: AMASYA ÖRNEĞİ* Adnan GÜRBÜZ Giriş Geniş bir coğrafya üzerinde kurulu olan Osmanlı İmparatorluğu'nda Hristiyanlar başta olmak üzere bir çok dine mensup topluluğun yaşadığı tarihî bir olgudur. Süryani Ortodoks Kilisesi. gerekli müesseselerin kurulması gibi alanlarda tam bir inanç ve vicdan hürriyetinin sergilendiği de bilinmektedir. devletin çöküşünden sonra bu unsurların aslî özelliklerinden hiç bir şey kaybetmeksizin tarih sahnesine zinde bir şekilde çıkmalarından da açıkça anlaşılabilir. Osmanlı medeniyetini oluşturan temel öğelerden birinin de din olduğu gerçeğinden hareketle. Grek Ortodoks Kilisesi. Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi. Dr. Rum Ortodoks Kilisesi. Yrd. İzmir 2000. 83-90.

s.68 olarak ortaya çıkmaktadır. 1523 yılı tahrir defterinde 1005 müslüman haneye karşılık 6012 gayr-i müslim hane görünmektedir. Lîs. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 1514'lü yıllar civarında Osmanlı hâkimiyetine giren Mardin şehrinde. /. s. Osmanlı Devleti 'tide Gayr-i Müslim Teb 'anın Yönelimi. 1990 toplam nefer yaşamaktadır. 24-51. 1520 yılı tahrir defterinde 48'i müslüman ve 4'ii gayr-i müslim olmak üzere 52 mahalleden müteşekkildir. İstanbul 1981. 1520 yılı tahrir deflerinde Amasya şehrinde 60 mahallede. Yaluıdiyan ve Zimmiyan taifelerinin üç yerleşme yerini de dalıil edersek. Slanford J. gayr-i müslimler 6202 hane. gayr-i müslimler 8432 hane olarak görünmektedir. İstanbul 1990. gayr-i müslim mahalleleri olarak addedebileceğimiz yerleşme sayısı 12'yi bulmaktadır. Mesela. 353-354. s. bunların hiç birinde nıüslümanlarla gayr-i nıusliınler karışık olarak otumıuyorlardi4. 1486 yılını ihtiva eden tahrir deUerinde Trabzon şelmnde müslüman hane 258. Yavuz Ercan. ve XVI. 24-25 Mayıs 1996. Başbakanlık Osmanlı Arşivi(BOA). Bu dununda şehrin nüfus yekünü müslümanlarda %14. 137-142. İnceleme konumuz olan Amasya şehrine gelindiğinde: Amasya şehri. 118. Cook. 9(1978). 'The Otloman Census System and Popuiation". Heath W. s. Internaüonal Journal ofMiddle East Studies. 88. Yüzyıllarda Gayrimüslimlerin Hukuki. Demet ve Heath Lowry. Gayr-i müslim nüfusun yaşadığı mahallelere. Ö.Lütfi Barkan. Bu toplam nefer nüfusun %78'ini 1555 nefer nüfusla müslümanlar teşkil ederken. 163-171. 86. ed. 43. Yüzyılda Mardin Sancağı. geri kalan %22'lik kısım 435 nefer nüfusla Ermeni. 103. 1119-1150. XVI. Shaw. çev. İçtimai ve İktisadi Durumu". XLVÜ7188(1983).Adnan GUrbîlz müslim nüfusu kılıç zoruyla ve hemen müslünıan olmaya zorlamadıkları ortaya çıkmış 1 bulunmaktadır . Tapu Deften 387. Uluslararası İstanbul'un Fethi Sempozyumu. Trabzon Şehrinin İslâmlaşma ve Türkleşmesi 1461-1583. 84 . 325-338. 'Tetiliten Sonraki Osmanlı Millet Sistemi Üzerine Bazı Düşünceler". Şehrin nüfusu. Lowry. Beş köyün de dahil olduğu 12 mahalle gayr-i müstimler tarafından kurulmuş olup. M. Kelkis ve Ağalık gayr-i müslim köyleri ile şehir içinde cemaat halinde yaşayan Nasriyye. bkz. bkz. -'Türkiye'de XV. 1526 yılı tahrir defterinde müslümanlar 4610 hane. "Research on the Ottoman Fiscal Surveys". London 1970. müslümanlar 5511 hane. Nejat Göyünç. s.A. s. gayr-i müslimler 4616 hane. İstanbul 1997. gayr-i müslim hane 901 iken. 1518 yılından 1540 yılma müslümanların nüfus artış oram %34'de kalırken. 1540 yılı tahrir defterinde ise. fethi müteakip düzenlenen tahrir defterinde gayr-i müslim nüfusun zamanla daha büyük bir çoğunluğu teşkil ettiği. buna karşılık müslümanların aynı artış oranına ulaşamadıkları görülmektedir3. gayr-i müslimlerde %8S. 1518 yılı tahrir defterinde müslümanlar 3594 hane. Şehirde. Belleten. Ankara 1991. Yine mesela. Yahudi ve Rumlardan 1 2 3 4 Mesela bkz.32. Gilfcs Veinstem. 93. şehrin çok yakınında bulunan Dragobid. Bilal Eryilmaz. s. Osmanlı idaresine girmesinin üzerinden altmış yıllık bir süre geçmiş olmasına rağmen 1520'li villamı Trabzon Sancağı'nda nüfusun hâlâ yüzde 2 seksenbeşlik kesiminin gayr-i müslim olarak görünmesi manidardır . Studies in the Economic Histoıy the Middte Ecm. Ziyâre. s. gayr-i müslimlerin nüfus artış oranı %56 olarak gerçekleşmiştir.

Trabzon and Erzurum". Kübcüğez Mahallesi 35'den 109 nefer nüfusa.orlaya BOA. iki mahallel50 neferin. 72 neferle Şamlular ve gayr-i müslim olmak üzere 73 neferle Savadİye mahalleleri takip etmektedir. 14'ünün 20 neferin üzerinde nüfusa sahip oldukları görülürken. bkz. müslümanlarda 2551 nefer nüfusla %64 oranında iken. şehrin dışında müslüman ve gayr-i miislimlerin kanşık olarak bulundukları Dragobid. Ziyâre. Amasya. s. 466480. Amasya. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü. Tapu Defteri 26. 11 neferle Hızır Beğ mahalleleridir. 1520 yılından 1576 yılma ortalama mahalle başına düşen nefer nüfus sayısı müslüman mahallelerde 52. Gayr-i müslimler arasında ise. 1 a. Karaman. Trabzon ve Erzurum şehirlerinin merkez alınarak Anadolu'nun nüfus durumunun incelendiği bir araştırmada. gayr-i müslim mahalle başına ise 36 nefer olarak ortaya çıkmaktadır. Şeyh Çelebi Mahallesi 7 nefere. sadece 2 mahalle 80'in üzerinde nefer nüfus barındırıyordu.] 4b. Müslüman mahalleleri gibi küçülen bir başka gayr-i ! XVI. Bu oran müslüman mahalle başına 32 nefer. 4042. Jenniııgs. s. "Urban Population İn Analolia in the Sixteenth Centııry: A Slııdy of Kayseri. Kuyud-ı Kadime ArşivifKKA). kalanı da H'nstiyandır . 9 neferle Alaca Mescid. gayr-i müslimlerde 775 nefer nüfusla %78 oranında gerçekleşmiştir. Buna göre. Bu oran. Amasya şehrinin en büyük mahalleleri. Türkiye Yahudileri.. 7 nelerle Avkuniye. onu sırasıyla 91 neferle Sofular. Bu mahallelerden 39'unun 40. Kclkis ve Ağalık köyleridir. TD 2. Gayr-i müslim olmak üzere 8 neferle zimmi taifesinin birarada yaşadıkları birim yapılanması da nüfus yoğunluğu itibariyle en küçük birimi oluşturmaktadır. bkz. Şehir içinde Dere Mescid Mahallesi 94 nefer nüfustan 152 nefer nüfusa. Amasya şehrinin en küçük mahalleleri ise. gayr-i müslimlerc ait olan Savadiye Mahallesi de 73 nefer nüfustan 129 nefer nüfusa ulaşmışlardır. adı geçen şehirlerden sadece Amasya'da' Yahudi nüfusun yaşadığı belirtilmekledir. ortalama mahalle basma 33 nefer nüfus düşmektedir. 45 . Mehmed Paşa Mahallesi 64'den 105 nefer nüfusa artış gösteren büyük mahalleler olarak görülürken. 7(1976). Bu Yahudi nüfusun büyük bir ihtimalle 1492-1496 İspanya ve Portekiz sürgünü Yahudiler olduğu düşünülebilir. Öte yandan 24 mahalle 40'm ve 7 mahalle de 20'nin altında nefer nüfusa sahiptiler. Amasya şehrinin nüfusu 1520 tahririnden 1576 yılı tahririne kadar %67 oranında artış göstermek suretiyle 3326 nefer nüfusa ulaşmıştır. Yahudiler 73 nefer nüfustan 63 nefer nüfusa düşmek suretiyle %14 oranında azalmışlardır6. Roııald C. 435 : 5 nefer nüfusun 73 ü Yalıudi. Gayr-i miislimlerin %17 si ki. Moshe Sevilla-Sharon. s. Hnstiyanlar %97 oranında artarak 362 nefer nüfustan 712 nefer nüfusa artış göstermiş. s. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gnyr-ı Müslimleriıt Durumu: Amasya örneği meydana gelen gayr-i müslimler teşkil etmektedir. Bir arada yaşayan Yahudi cemaati de 73 nefer nüfusla büyük mahalle yapılanması içinde görünmektedir. Lîs . 21-57. 10'ar neferle Küba ve Mevlâna Sofu. Küba Mahallesi 13 nefere düşen en küçük müslüman mahalleler olmuşlardır. Amas> a şehrinde mahalleler nüfus oranlaması itibariyle küçük birim yapılanması halinde olup. 7 mahalle 100"ün ve 11 mahalle de 80'in üzerindedir. gayr-i müslim mahallelerde ise 60 nefer olmak suretiyle bir artış göstermişlerdir. Uüernalional Journal of Middle east Sludies. İstanbul 1993.W-XVI. Amasya şehrinin en büyük mahallesi 94 nefer nüfusa sahip Dere Mescid iken. yüzyılda Kayseri. Karaman.

Tahrir defterlerinden takip edebildiğimiz kadarıyla Kanunî devrinin ilk başlarında. müslümanların artış oram %64 olmuştur. Şah Çelebi ve Hızır Bey mahallelerinin sonradan kurulmaları ile şehirdeki mahalle sayısı 53 olarak karşımıza çıkmaktadır. Yahudiler %14 oranında bir azalma göstermişledir. 1576 yılında 6 mahallede birden müslümanlarla gayr-i müslimlerin bir arada yaşadıkları görülmektedir. Bunun sonucu olarak şehir nüfusunun yaklaşık %43 oranında bir artış gösterdiği Görülmektedir7.Adnan Gürbüz müslim mahallesi de 21'den 16'ya düşen Nasriyye cemaatinin bir arada yaşadığı yerleşme birimi olmuştur. 1576 tahririnde diğer bir dikkat çekici durum da 1520 tahririnde sadece gayr-i müslimlerin oturdukları şehrin mahallelerinden sayılan Dragobid ve Ziyare köylerinde müslümanlarla gayr-i müslimlerin karışık olarak bir arada oturuyor olmalarıdır. Şehirde. Buna göre Dragobid 109 nefer nüfusa sahip olup bunun 4'ü müslüman-105'i gayr-i müslim. Gayr-i müslim nüfusun içinde Hnsliyanlar %97 oranında artarken. Buna şehir yakınındaki 5 gayr-i müslim kö}ü de ilave edilse bile mahalle sayısının 1520 tahririne göre 60 : tan 58'e düştüğü görülür. 1520 yılında talimini olarak 5907'si müslüman ve 211 Ti de gayr-i müslim olmak üzere 8018 kişinin yaşamakta iken. 42 müslüman-2 gayr-i müslim. Şehir mahallelerinin dörtte birinde sadece gayr-i müslimler bulunmakla beraber. Ziyare ise. 339 nefer nüfusa sahip olup. 7 XV-XVI. 1576 yılına gelindiğinde ise. 101'i müslüman-238'i de gayr-i müslimler oluşturmaktadır. Eski Kethüda 34 nefer nüfus. yüzyıl boyunca müslümanlara göre daha fazla çoğaldıkları görülmektedir. Mescid-i Çeribaşı Mahmud Bey 44 nefer nüfus. Şehirdeki 7 gayr-i müslim mahallesinden 2'si cemaat ve biri de taife şeklinde yerleşmiş bulunmaktadır. 8907"si müslüman ve 2571 'i de gayr-i müslim olmak üzere 11478 kişinin yaşadığı anlaşılmaktadır. Bunun sonucunda gayr-i müslim nüfusun kendi İçinde artış oranı %22'den %23'e yükselmiştir. Şehrin hemen yakınında bulunan 5 gayr-i müslim köyün de ilave edilmesiyle şehirde 60 mahallenin varlığı ortaya çıkmaktadır. 26 müslüman-2 gayr-i müslim. Müeyyedzâde ve Alaca Mescid mahallelerinin Yakutiye Mahallesi ile. Bu mahalleler. Yörgüç Paşa Mahallesi'nin Gök Medrese Mahallesi ile birleşmeleri sonucu üç mahallenin eksilmesi ve Avkuniye Mahallesi ile 8 nefer nüfusa sahip zinımi taifesinin bir arada yaşadığı yerleşme biriminin ortadan kalkmalarına karşılık. yüzyıllar boyunca Osmanlı Anadolu'sunun çeşitli şehirlerinde ortaya çıkan tahminî nüfus oranlan karşılaştınldığında Amasya'nın nüfus itibariyle önde gelen şehirler arasında yer 86 . 1576 yılında ise. 25 müslüınan-9 gayr-i müslim. çoğunluğu her zaman müslümanlar oluşturmaktaydılar. Amasya şehrindeki gayr-i müslimlerin XVI. gayr-i müslimlerin her ne kadar az da olsa müslümanlarla karışık halde bir arada oturmaları dikkat çekicidir. Dede Kasını 28 nefer nüfus. Bununla birlikte. Bayezid Paşa 59 nefer nüfus. Hrısliyanlarm artış oranı toplam şehir nüfusu içinde %19'dan %22'ye çıkmıştır. Şehirde. 1520 yılında müslümanlarla gayr-i müslimlerin karışık olarak bir arada yaşadıkları mahalle yokken. 58 müslüman-1 gayr-i müslim. Amasya şehrinde 48'i müslüman ve 7'si gayr-i müslim olmak üzere 55 mahalle bulunmaktadır. Gayr-i müslim nüfusun artış onun %78 iken.

daha önceki bilgi birikimleriyle İranlı tüccarların yerim alarak Osmanlı ipek ticaretine hakim olmalarına yol açmıştır . Osmanln ekonomisi kendi ke&dme. Adnan Gürbüz. Ankara 1950. mallarını müsadere ettirmesi ve İran ipek yolunu kapattırması ile başlayıp gelişen olaylar sonunda. A srm İkinci Yarısında Tokat Şehri". "XV. "XV-XVII..Akif Erdoğru. Hsat Uras. Ermenilerin. Üstelik. yüzyıl boyunca genel nüfusun İnzla arttığmı ve bu artışa gayr-i müslim unıısıırun da büyük miktarda katkıda bulunduklarını göstermektedir.. Yüzyıllarda Kayseri Zimmileri".UK10 jien 3500ü civarında bir nüfusa. Bunlardan bilhassa Ermenilerin Osmanlı coğrafyası üzerinde her noktada ipek ticaretinde başarılı oldukları görülmektedir.XV-XVÎ.. s. ^etaa bâr &'û'ra«Kİ& W\W#. tir . İlhan Şahin-F eridim Emecen. 95. Rum ve Musevî topluluğu buldular. Kayseri 1997. Bilhassa 1492-1496 yılları İspanya ve Portekiz sürgünü Musevilere Osmanlı idaresinin kucak açması. 71. Vakıflar Dergisi. WXV-XVL Yüzyıllarda Sivas Şehrinde İdari ve Ekonomik Yapı1". Bu topluluğunun ekonomik hayatın bütün önemli iş kollarında üst seviyeden bir faaliyet içinde bulundukları bilinmekledir. Ermenilerin ticaretteki bu yeteneklerinden yararlanmak islediklerinden dolayı onlara kendi bölgelerinde dinî özerklik sağlamışlardır8. bir takım göçler dolayısıyla da gerçekleştiğini bilmemiz gerekiyor. İstanbul'un fcÜıedilmesinden sonra cemaatiyle birlikte İstanbul'a getirilmek sureliyle yerleştirilmiştir. bkz. 41-51. 89. s. 7500'den 14000 civarında bir nüfusa ortalama %50 artış göstermek suretiyle sahip bulundukları görülmektedir. XXVI(1997). Osmanlı coğrafyasında cereyan eden ipek ticareti ve buna gayr-i müslim unsurun katkısı konusunda geniş bilgi için bkz. Şeyhülislam İbn Kemal Sempozyumu. Halil İnalcık. sıkı bir denetini altında \TiTO\tQTiYiekledVi. Tarihte Ermeniler ve Enneııi Meselesi.. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Müslim terin Durumu: Amasya Örneği Sonuç olarak. Osmanlı nüfus sayımlarının ortaya koyduğu gerçek. Yavuz Selim'in savaş sebebiyle Anadolu'da faaliyet gösteren İranlı tüccarları hapsettirip.T5fîOUl±în . yüzyıla gelinceye kadar büyük çaplı değişiklikler görülmemektedir. Osmanlılar.1. "Osmanlı Pamuklu Pazarı. dünya ticaret yollan da XVII. Osmanlılar Anadolu'yu idareleri altına aldıklarında bu coğrafya üzerinde her tarafa dağılmış çok miktarda Ermeni. Ankara 1986. bkz. Hindistan ve 87 .15(10 jıi. Tokat.1. XVI. Tarih Boyunca Kayseri Sempozyumu Bildirileri. M. Gayri müslim unsurun bu çok düzenli ekonomik hayat içindeki yerine gelince.vaunda JJUMUIÛıSV -Kijvsfiri. s. klasik dönem Osmanlı toplum yapısı üzerinde gerçekleştirilen talırir defterlerine dayalı araştırmalarda. Diğer yandan Ermenilerin ekonomik dummlannı ve geleceklerini etkileyen çok önemli bir olay da Osmanlı-İran mücadelesi olmuştur.MJI-ÜÎUI Jîwa>: . s. ülke sınırlan içinde yerleşmelerini ve yaşamalarını kolaylaştıracak tedbirleri alıp bu yolda idari düzenlemeler yapılması. Bu katkının sadece doğal artış yoluyla olmadığı. Ekonomik Durumları XV-XVI. insanseverliğin ve başka inançta olanlara saygı göstermenin tarih içinde ilk ve bu boyutta belki son örneğini oluşturmuştur. yüzyıllar boyunca Osmanlı ekonomik hayalında XVII. yüzyılın sonuna kadar Osmanlı Devleti'nin kontrolündedir. İmparatorluğun ilk başşehri olan Bursa'da bulunan Ermeni Patrikliği. Osmanlı'nın salıip olduğu geniş coğrafya üzerinde gerçekleşen iç ve dış ticareti devlet.dwğwMİsö& dolayı bu denetimin sağlanması da kolaylaşmaktadır.

Doğu Anadolu'da süren Osm anlı-İran savaşı dolayısıyla çok sayıda ErmenPnin daha emniyetli iç bölgelere. Bu iş kolları bilhassa inşaat ve gemi yapımı sektöründe yoğunluk kazanmıştır. İstanbul 1990. 75-76: Coşkun C. 73-79. Osmanlı jmpamtorhtğu Toplum ve Ekonomi.Adnan Gürbüz Ermeniler. s. madencilikten baharat ticaretine kadar her türlü ekonomik faaliyetin içinde bulundukları anlaşılmaktadır1!. I. 259-318. bilhassa İstanbul. 115: Osmanlı İmparatorluğu"nda sermaye birikimi ve bu sermayenin hangi alanlarda kullanıldığı hususunda bkz..İhsaıı Bağış. 71(1991). İslam Dünyasında ve Batıda İş Ortaklıkları Tarihi. . bsk. Bağdat gümrük mukataası ise. s. Osmanlı topraklarında belirli bir kaç bölgede. Şehnaz Layıkel. Mesela.5 milyon akçeye Ermeni İskender'e. Murat Çizakça. s. s. s. "Osmanlı Devleti'nde Ermenilerin Himayesi". Rumların büyük ölçüde istihdam edildikleri diğer bir devlet teşebbüsü de "Tersanc-i Amire"dir. 13 İdris Bostan. BOA. 113-117. bkz. 76-111. bilhassa imparatorluğun Önemli giriş noktalarında mesela Erzurum ve Bağdat'ta ipek ve gümrük nıukataalarmı ele geçirmelerini sağlamıştır10. Maliyeden Müdevver Defler 4397. s. Selanik gibi büyük şehirlerin yanısıra Mardin. s. 1553-1557 yıllan arasında imparatorluk çapında bir devlet teşebbüsü olan Süleymaniye Camii inşaatında çeşitli mesleklerden toplam 3523 ustanın çalıştığını ve bunların 18 Urunun büyük çoğunluğunun Rum olmak üzere Hnsliyan lebaya mensup bulundukları bilinmektediru. 10 Bağdat ipek gümrük mukataası 1645 yılı için 9. yine aynı miktara Ermeni Şato'ya 1633 yılı için açık artımla yoluyla tevcih edilmişlerdi. Bu üstünlüklerinin diğer bir sebebi de. Osmanlı Ticretiiıde Gayr-i Müslimler. 34. Barkan. istanbul 1993. Ermenilerden farklı olarak diğer bir gayr-i muslini unsur olan Rumların da belirli bazı iş kollarında Ön plana çıktıklarım görüyoruz. Osmanlı Bahriye Teşkilatı. R. Ankara 1992. XV1-XV11. s. Osmanlı toplumunda. 1550-1583 yılları arasında ise %1781 oranında artış göstermiştir. s. "Urban Population in Anatotİa". Duralı Yılmaz. Nakit sermayeye hakimiyetleri kısa zamanda Osmanlı iltizam sistemi içine girmelerine yol açmış. çev. Ankara 1972. İstanbul 1999. Aktan. Şevket Pamuk. Ermenilerin Osmanlı topraklarında hamam işletmeciliğinden kumaş boyacılığına. bilhassa Kayseri'ye göç edip yerleştikleri de bilinmektedir. Osnıanh-Türkiye İktisadî Tarihi }500-1914. Türk Dünyası Araştıimaları. bkz. 12 Ömer L. Yüzyılda Tersane-i Amire. 123: 9829. 1645'ü yıllarda İstanbul tersanelerinde gemi yapımı işinde çalışan ustaların büyük çoğunluğunun Rum olduklan ve bunlanıı günlük ücretlerinin 12-16 akçe arasında değişen iyi bir gelire sahip bulundukları görülmektedir13. Süleymaniye Camii ve İmareti İnşaatı. s. Bursa. 145-149. Ermenilerin sayısı 1523-1554 yıllan arasında %421. "Milel-i selâse" denilen Ermeniler ve Rumlardan başka Osmanlı Anadolu'sunda yaşayan diğer bir gayr-i muslini unsur olan Musevilerin. 172-174. Ankara 1983. 6(1985). s. İngiltere: Pazar Rekabetinde Emek maliyetinin Rolü". " Geniş bilgi için bkz. İlini ve Sanal. 43-45. 2. İsfahan'dan başlayıp Akdeniz'e kadar uzanan bölgede son derece faal bir ticaret ağı meydana getirmişlerdir. 88 . Jermings. •'Osmanlı İltizam Sistemi". eski ipek yolu üzerinde hemen her önemli durakta yerleşmiş bulunan soydaşlarından nakit sermeye sağlayabilme özelliklerine sahip bulunmalarıydı. A. yüzyıllarda gemi sektöründe çalışan ustaların aldıkları ücretlerin Akdeniz dünyası içinde Osmanlı ile diğer ülkeler arasındaki bir mukayesesi için bkz. XVII.

16 Vİalü SaYıülıoğnı. "1600-1615 Yıllan Arasında Ankara İktisadi Tarihine Ait Araştırmalar". s. s. fi sene 8000 akçe" şeklinde geçen kayıttan anlaşıldığına göre şehir merkezinde yaşayan gayr-i müslim unsurdan şarap üretimi ve tüketimi ile ilgili yıllık 8000 akçe bâc alınmaktadır. Amasya şehrinde yaşayan gayr-i müslim topluluğunun ekonomik yapı içindeki durumlarına baktığımızda. bozahane mukatasının da 500 akçelik vergi geliri bulunduğu ve Avram adlı bir Musevî'ye 1580 yılı için iltizama verildiği görülüyor14. Osmanlı idaresi tarafından bilhassa Selanik'e yerleştirildikleri ve yeniçeriler için çuha dokumakla mükellef tutuldukları bilinmektedir16. Türkiye Yahudileri. Tapu Defleri 26. 15 14 . 2-3(1974). yine. O dönemde İspanya yünlü dokuma sanayii Avrupa'nın en ileri dokuma tekniğine sahipli. 145-163. Çizakea. s.. Yüzyıllarda Osmanlı Anadolu Toplumunda Gayr-ı Milslimlerin Dununu: Amasya Örneği Tokat ve Amasya şehirlerinde küçük nüfuslar halinde yaşadıkları bilinmektedir . BOA. 1520 yılı tahrir defterinde Amasya şehrinin padişah ve mirliva hasları arasında paylaştırılmış olan vergi gelirleri toplamında 33000 akçelik yer işgal eden •'mizan-1 harir" mukataasmııı Musevî Joachün'e 1540 yılı için tevcih edildiği belgelerden izlenebiliyor1". yüzyılın başında 28000 zira'ya kadar çıkarılmıştır17. 25. s. 283-285. haneden gelen hararın batmanından bir akçe ve hamr için gelen üzüm hamimden üçer akçe alınur. 47. "Hamr 14 M. XVI. SahiJlioglu. Ankara 1975. bu miktar XVII. 42.. Sharon. 1576 yılı tahrir defterinde aynı mizân-ı harir mukataasımn yıllık vergi gelirinin 45000 akçeye yükseldiği. s. yüzyılın başında Selanik Musevileri. ''Yeniçeri Çuhası ve ü. 96000 zira'(arşın) çuha dokumakla mükellefken. 56. Ermenilerden daha geniş ölçüde Osmanlı ticareti içinde mııkataa sistemine girdikleri ve önemli paylar elde ettikleri anlaşılıyor. 18 BOA. Bu kayda ilaveten Rum Eyaleti kanunnamesinde. Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Dergisi. Maliyeden Mildevver Defter 75X9. Türkiye İktisat Tarihi Semineri Metinler/Tartışmalar. İş Ortaklıkları Tarihi. Musevilerin. ^Maliyeden Mildevver Defter 6818. 34-59. M. Bunların da ekonomik yönden. s. şarap üretimi ve tüketimi ile ilgili 1576 tahririnde. s. Osmanlı ticarî potansiyeli içinde yer aldıkları ve daha çok yünlü dokuma sanayii sektöründe uğraş verdikleri görülmektedir. "Bâc-i hamr-ı gebrân ve yahudiyân-ı nefs-i şehr. s. 4088. Mesela. 417. H. Selanik şehrinin 1478 yılı tahrir defterinde Museviler'in kayıtlı olmadıklarına bakılırsa bunların yukarıda bahsi geçen İspanya sürgünü Sephardim Musevileri olduğu anlaşılıyor. 17 H. Maliyeden Mildevver Defter 6229. Yünlü dokuma sanayii sektöründe ihtisas derecesinde bilgi birikimine sahip olan Musevilerin. Tapu Defteri 387. Ankara'da sof cenderesi ve boyahane mukataasmııı 1592 yılı için 1100000 akçeye Mayer adlı bir Musevî'ye tevcih edildiği görülmektedir15. 137. s. "Yeniçeri Çuhası". s. Halep gümrüğü nıukataasınm bir müslümaıı ile ortaklaşa olmak üzere Musevî sermayedar Yalıya'ya 1619 yılı için 1380000 akçeye tevcih edildiği. Bayezid'in Son Yıllarında Yenicen Çuhası Muhasebesi". 19 KKA. s. Özer Ergeni. İmılaL "Osmanlı Pamuklu Pazan". 415. s.AT'-XVI. 128-130. Şehirde gayr-i müslim nüfus çok fazla olmamasına rağmen. Sephardim Musevileri sürgün sonucu Selanik'e bu ileri tekniği getirmek suretiyle Osmanlı sanayiinin gelişmesine büyük oranda katkıda bulunmuşlar ve Osmanlı ordusunun büyük bir bölümünün giyim İşim bu sayede çözümlemişlerdir.

gücile kefere üzerine bırakmaya ve menapoliya dutmak istiyecek keferenin fıçıların mühürliyeler ve iki ay menapoliya için yıllık hangi ayın ihtiyar idcrlcrse ol aylarda satalar" şeklindeki hüküm. Gayr-i muslini unsur. 90 . Sonuç Osmanlı topraklarında yaşayan ve "Milel-i selase'1 denilen belli başlı üç gayr-i müslim unsurdan Ermeni. s. 20 gayr-i müslim reayanın ticari faaliyetleri ile ilgili bir fikir vermektedir .Adnan Gürbüz hasılı olan yerlerde sipahi iki ay menapoliya dutub hanımı sata. Belleten. Yavuz Ercan. 371-391. KKA. Osmanlı'nın XVT. 2Ü 21 KKA. LV/213(1991). Tapu Defteri 26. gerek cizyelerini ödeyerek ve gerekse açık artırma yoluyla devlet teşebbüsü nıukalaa ve iltizam ihalelerine girerek devlet hazinesine büyük gelirler sağlamışlardır. s. Gayr-i müslim unsurun bunun karşılığında sadece cizye vergisi ve ticarette nıüslümanlardan %î oranında daha fazla ödedikleri gümrük vergisi mükellefiyetleri bulunuyordu. Rum ve Yahudilerin. büyük bir imparatorluğun koruyuculuğu altında Osmanlı ekonomisiyle bütünleşmek suretiyle devletin en çok ihtiyaç duyduğu sermaye sahibi bir konuma yükseldiklerini görüyoruz. s. yüzyılda gerçekleştirdiği gayr-i müslimlere yönelik istihdam siyasetinin bugün dahi bir çok gelişmiş ülkeye örnek oluşturabileceği düşünülebilir. Bu ekonomik bütünleşmenin iki taraf için de faydalı sonuçlar doğurduğu görülmektedir. ''Osmanlı İmparatorluğu "uda Gayrimüslimlerin Ödedikleri Vergiler ve Bu Vergilerin Doğurduğu Sosyal Sonuçlar". Osmanlı Devleti'nde yaşayan gayr-İ müslim unsurun ödemiş oldukları vergiler ve mükellefiyetleri hususunda geniş bilgi için bkz.. Amasya şehrinde 1576 yılı itibariyle yaşayan 775 nefer nüfusa sahip gayr-i nıüslimlerden alman ve "İspençeir adı altında geçen baş ya da cizye vergisinin miktarı da 8000 akçe olarak görünmektedir31. 18a. 4b. Tapu Deften 14. serbestçe ticaret yaparak zenginleşirken.

kısaca temas edilmiş olan yaya ve müsellem ocaklarının Anadolu Eyâleti bünyesinde en yaygın olduğu alanlardan birisinin de Uşak kaza dâiresi olduğunu göstermektedir.. s. 142-143. 91-157. Yrd. Aşağıda zikredilecek olan ilgili tahrir defterleri. Osmanlı İmparatorluğu 'nda YayaMiisellem-Taya Teşkilatı (XV-XVJ. kapıkulu askerinin yaygınlaşması sonucunda geri hizmete çekilerek. mîrîye veya vakfa tahsis edilmiş olup. zamanla. Asırda Manisa Kazası. memur oldukları vazife itibariyle aynı statüyü hâiz olmuşlardır2. Doğru. mufassal limar ya da evkaf lahrir defterlerine kaydedilmiş bulunan arazi ve nüfusla kıyaslandığında da. Feridun M. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi. Bunlar. sözkonusu potansiyelin ortaya konulması suretiyle. oldukça önemli bİT yaya ve müsellem potansiyelini bünyesinde barındırdığı anlaşılmaktadır. iküıcilerin sefere atlı olarak iştiraki ve nisbeten daha geniş imkânlara sahip olmaları dışında. Yayımlanmamış Doçentlik Tezi). YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE VE MÜSELLEM TEŞKİLÂTI Turan GÖKÇE' Giriş Osmanlı Devleti'nin kuruluş devri askerî örgütünde son derece önemli bir yer işgal eden yaya ve müsellem teşkilatı. Tafsilat için bkz. Osmanlı Devleti Teşkilatında Kapıkulu Ocakları I Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı. XVI. emir vâkî olduğunda muharip bir güç olarak fiilen sefere katılan yaya ve müsellemler. "Yaya ve Müsellemlerde Toprak Tasarrufu". Ankara 1989.C. 1-5. s.F. Doç. 1. 1-8.. geçmişi Selçuklu devrine kadar uzanmakla beraber. önemli mîrî hizmetlerin ifâsına memur edilmişlerdir. XVI. tasarruflarında bulunan çiftliklere mukabil. İşte bu çalışmada.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV. ss. yaya-müsellem ve yamafdm&mı müteşekkil ocakk\r halinde teşkilatlanmak suretiyle. Orhan Gazi döneminde (1324-1362) kurulmuştur1. s. Asırda Yaya ve Müsellem Ocakları (Toprak Tasarrufu. Dr. 8-50. özellikle Yeniçeri Ocağı'nin kurulması ile birlikte. Halime Doğru. Ankara 1984. Bu durum.Ü. XV-XVI. XV. Aynı Müellif. s. II. Vergi Muafiyetleri ve /fizme/). İstanbul 1990. Başlangıçta. Uşak kazasının piyade ve müsellem defterlerinde kayıtlı. E.D. ocak nizâmının bozulmasıyla. asrın sonlarında teşkilâtın lağvına kadar devam etmiştir3. bütün Anadolu ve Rumeli sathına yayılmışlardır./lym eser. Ankara 1966. Yüzyılda Sultanömi Sancağı).Ü. Emecen. s. Kaynağım büyük ölçüde yörükler ile Türk köylülerinin oluşturduğu yaya ve müsellemler. Hakkı Uzunçarşılı. Atatürk Konferansları Vm'( 1975-1976).T. Nitekim.(A. kendilerine tahsis edilmiş olan çiftliklerde. İzmir 2000. Muzaffer Arıkan. Ankara 1983. . 175-201.

Türklük Araşhrmalan Dergisi 2 (İstanbul 1986). Besim Darkot. 548-549. "XVI. İslâm Ansiklopedisi. 73-74. Bunlardan ilki. Buna göre: mezkûr asırlarda Kula kazası dâhilinde bulunan Eşme hâriç olmak üzere. Memâlik-i Osmâniyenin Tarih ve Coğrafya Lügati. kaza statüsünde bir idâri birim olarak düzenlenmiştir5. 144-148. 13. Mustafa Çetin Varlık. Uşak kazasına tabî olan nahiyeler s. XVI. yüzyılda Uşak kazasının idarî laksimâtı ve kısa bir değerlendirme İçin bkz. Ali Cevad. güneyde Lâzıkıyye (Denizli) ve Honaz. s. Ancak. IV. emîn tâyin olunan 4 5 " 7 B Bkz. Erzurum 1985. s. İkincisi. •"Aynı madde". Germiyan-oğıdlan Tarihi (1300-1429). 201-239. Mustafa bin Hayreddin'in emânetinde kâtib Mustafa bin Mehmed tarafından tahrir edilmiş olup. Darkot. Bağlı bulunduğu sancağın orta kesiminde yer alan Kaza. Osmanlı piyade ve müsellem teşkilâtının Uşak kaza dairesindeki küçük bir kesiti ortaya konulacaktır. XVI. Uşak Tarihi. doğuda ise Karahisâr-ı Sâhib sancağı ile mahdud bir alanı kaplamaktadır. Banaz. Yayımlanmamış Doçentlik Tezi). Şeraseddin Sami. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Tapu Tahrir Defterleri (=BOA. s. "Uşak". batıda Selendi ve Kula. Karahallı. H. klasik Osmanlı idarî taksimatına göre. 210-265 arasında kaydedilmiştir. TTK Belleten LU/202 (Nisan 1988). buna geçmeden önce. piyade teşkilâtı İtibariyle Karahisâr-ı Sâhib Yaya SancağYna tabî olan kaza çiftliklerinin de kaydedilmiş bulunduğu üç mufassal piyade tahrir defteri bulunmaktadır7. Gediz ve Simav. "XVI. Kaynaklar 1. Aynı müellif. 1306. Piyade Defterleri Aşağıda ayrıca işaret olunacağı üzere. s.TD)-237. Ankara 1974. kuzeyde aynı sancağa tabî Altıntaş. istanbul 197]. Mustafa Çetin Varlık. 952 (1545) yılında tamamlanmıştır". güney-batıda Şeyhlii (Çivril) kazaları. Bir başka ifadeyle.MAD}-4) Uşak kazası piyadeleri bulunmamaktadır. 92 . Yüzyıl Osmanlı İdarî Teşkilâtında Kütahya". Tafsilat için bkz. Yüzyılda Kütahya Sancağı (Atatürk Üniversitesi. 1953 yılında yapılan idarî düzenleme İle Kütahya'dan ayrılmak suretiyle teşkil edilmiş olan bugünkü Uşak ilinin esâsım oluşturan ve 1429'da Germiyan-ili'nin ilhâkıyla. Sivaslı ve Ulubey ilçelerinin işgal ettiği alandan ibaret olan kaza dâiresi. İstanbul 1306. 74.Turan Gökçe * Uşak kazasının sâdece bir yönü aydınlatılmaya çalışılacaktır. Ona Anadolu'yu Batı Anadolu'ya bağlayan iç-Batı Anadolu eşiği üzerinde oldukça önemli bir yer işgal etmektedir1. 3155. Yüzyılda Kütahya Sancağı'nda Yerleşme ve Vergi Nüfusu". nihâî olarak Osmanlı hâkimiyetine girmiş olan Uşak4. a. konumuza zemin teşkil eden kaza dâiresi ve esas kaynağımızı oluşturan piyade ve müsellem tahrir defterleri hakkında kısa bilgi vermek yararlı olacaktır. Dersaadet 1313. Aynı müellif. Anadolu eyâletine tabî Kütahya sancağına bağlı. KâmûsU'l-Âlâm. Kânûnî döneminde. s. 13. İkinci kısmnıda Karamsar müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu defter toplam 351 sâhifeden ibaret olup. 284-288. 20-23. s. I. bugünkü Uşak ilinin merkez ilçe. Haşim Tümer. s. Karahisâr-ı sâhib yaya sancağına âit 859/1455 tarihli en eski defterde (Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mâliyeden Mf-ldevver Deflerler (=BOA.

sâhifeler arasında kaydedilmiştir1 J. asra âit müsellem defterlerinden ilki 927/1520152Harihlidir. Tapu Tahrir Defleri (=TKGM. Uşak kazası 27b-29a. Uşak kazası 51-57. Bunlardan en eskisi. Divan kâtiplerinden Muhanmıed tarafından 988/1580 yılında tamamlanmış olan son defter17 ise toplam 164 sâhife olup. Yüzyıllarda Ufak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Karahisâr-ı Sâhib kadısı Mevlânâ" Mehıncd tarafından 967 (1559-1560) tarihinde tamamlanmıştır9. Uşak müsellemleri 155-193. toplanı 155 sahife olup. 78-82. A^a/frm Cevdet Yazmalan-0. 84b-105b varakları arasında yer almaktadır. 2.TD-242. Uşak kazası 249-299 arasında kaydedilmiştir13. sâhifeler arasında kayıtlıdır.TD-5/7. sâhifeler arasında kaydedilmiştir. toplam 278 sâhifc olup. timar ve zeamete tahsis edilmiş olan mcnsüh yaya ve müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu mensûh piyade 15 ve müsellem defteri .262-318. Mustafa bin Hayreddin'in emânetinde. 344 sâhifeden ibaret olan defterde. Yine aynı şekilde. Uşak müsellemleri defterin 54-60. Rumeli defter kâtiplerinden Mustafa tarafından tahrir edilmiş olan ikinci defler. Müsellem Defterleri Müsellem teşkilâtı itibariyle Kütahya sancağına bağlı olan Uşak kazası müsellemlerinin de kaydedilmiş bulunduğu toplanı yedi mufassal müsellem tahrir defteri bulunmaktadır. gurre-i Muharrem 862 /19-29 Aralık 1457 tarihli olup. Sabık Kütahya kadısı Süleyman bin Ahmcd'in eminliğiııde 968/1560-61 tarihinde kaydedilmiş olan üçüncü defter15. sâhifeleri arasında yer almaktadır. Uşak kazası 132-164 arasında kaydedilmiş bulunmaktadır. Muallim Cevdet Yazmalan-0. 11 İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı.XV'XVI. 952/1545 tarilıli olup. Uşak kazası 123-155 arasında bulunmaktadır.. 10 m .TD-103. Aynı dönenul*. 17 BOA TD-589.TD-574. 1489 tarihlidir12. 15 BOA. yüzyıla ûit olan ikincisi Şaban 894/Temmu/. 12 İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. evâil-i Rebîülâhır 979/23 Ağustos-1 Eylül 1571 tarihinde tamamlanmış olan dördüncü defterlâ 196 sâhifeden ibarettir. tarihsiz olmakla beraber.TD-328. ahkâm-ı mâliye kâtiplerinden Kâtip Ahmed marifetiyle 987 (1579) yılmda tamamlanmıştır10.72. BOA. ' 14 BOA. 18 Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadîme Arşivi. 1582-1583 yıllarında tanzim edilmiş 9 BOA TD-320. sâhifeler arasında yer almaktadır. Toplam 353 sâhifeden ibaret olan defterde Uşak kazası 72-76 ve 250-306. Karalıisâr-ı Sâhib müsellemlerinin de yazılmış olduğu üçüncü defter ise.93. s.. loplara 168 sahiledir14. XVI. Piyade ve müsellem teşkilâtının lağvedilmesi üzerine.n:>)~/58. Kütahya livasının iimar ve evkaf talırirlenni de gerçekleştirmiş olaıı Dergâh-ı Âlî müteferrikalarından Mehmed RâhimTnin emânetinde.KKA. 16 BOA. Yine XV. Uşak müsellemleri 132-168. 13 BOA. Defler-i Hâkânî kâtiplerinden Kâtib Kasım tarafından. Yine ikinci kısımda Karahisâr-ı Sâlıib müsellemlerinin kaydedilmiş olduğu defler. Aynı defterin aynı arşivde mükerrer nüshası bulunmaktadır: BOA-TD-574m.

94 . Ankara. 38-39. " N a h i y e " . asırdaki durumu gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. O s m a n l ı taşra teşkilâtında en yaygın idarî ünitelerden birisi olarak "nahiye" h a k k ı n d a bkz. XVI. yüzyıldaki durumu aksettiren deftere göre Karahisar-ı Sâhib yaya sancağına bağlı olarak 10 nahiye kaydedilmiştir'. ilgili defterlerden anlaşıldığı kadarıyla. "Osmanlı Taşra Teşkilâtında Karahisâr-ı Sâlüb Saııcağf um îdârî Yapısı". her biri nahiye25 addedilen ayrı üniteler halinde kaydedilmiş 19 20 22 23 24 25 Sancak tevcih defterlerinde (Topkapı Şurayı Müzesi Arşivi. Anadolu eyâletine tabî 12 yaya sancağından19 birisi olan Karahisar-ı Sâhib sancağına bağlı olarak teşkilâtlanmıştır20. Uşak piyadeleri. Bunlar içerisinde Uşak piyadelerine rastlanmaması ve söz konusu asra ait başka bir defterin de bulunmaması dolayısıyla.. 76-88. Uşak yaya teşkilâtının XV. Avın eser. Sosyal Bilimler Dergisi W\ (Afyon Nisan-2000). s.?7. lb-261b) nıensûlı piyade çiftlikleri kaydedilmiştir.Ü. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mâliyeden Müdevver Defterler (=QOA. Nejat. Sultanönü. Elçi. Karesi. 1455 yılnıda tanzim edilmiş olup. Kayırhisan. Feridun M.MAD)-563 (M. kaynaklar arasında zikredilmiş olan 154522. BOA. İdarî Taksimat Giriş kısmında da işaret olunduğu üzere. Giçi Sincanlıı. s. Sipahi sancağı itibariyle Kütahya'ya bağlı kaza statüsünde bir idarî birim olan Uşak. Biga. 37-39. XVI.TD-574. I. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi). Sandıklu. XVI.Turan Gökçe olmalıdır. Fatih döneminde. Göyiinç. s. Buna göre. A X # . İslâm Ansiklopedisi IX. Hüdavendigar.. Ankara 1993. BOA. Barçınhı. s. Yüzyılda Mardin Sancağı. Toplam 353 varakdan ibaret olan defterin ilk bölümünde (v. sancak piyadeleri. Ankara 1991. yüzyılda sancağın genel idâri yapısı çerçevesinde. Sincanlu. 65-66. Feridun Emeeen-İlhan Şahin. 131-132. yüzyıldaki dunımunu yeterince aydınlatma imkânı bulunmamaktadır. s. "Osmanlı Taşra Teşkilâtının Kaynaklarından 957-958 (1550-1551) Tarihli Sancak Tevcih Defteri T. ikinci kısımda ise Kütahya mensûh müsellem çiftlikleri yazılmış olup. kaza dâiresi itibariyle hem-hudud olduğu. 110. 137-138. Uşak müsellemleri 307a-318a ve 349b-35Ob varakları Uşak müsellemlerine tahsis edilmiş bulunmaktadır.ro-2. Şııhııd. "Şeyhlü ve Uşak" ile "Banaz" dan oluşan iki nahiyeye bağlı olarak. Tutman Dağı. s. Metin Kuntt Sancaktan Eyalete 1550-1650 Arasında Osmanlı Ümerası ve İl İdaresi. TTK Belgeler XIX/23 (Ankara 1998). Buna mukabil. Menteşe. Aydın.) kaydedilmiş bulunan Anadolu yaya sancakları şunlardır: Kütahya. 155923 ve 157924 tarihli defterler. Mustafa Karazeybek. Tayyİb GÖkbİlgİn. Çöla. istanbul 1978.TD-320. II. M. Karahisar-ı Sâhib. Asırda Kara Hisar-ı Sahib Sancağı (A. 86b-140b ve 160b-167a varaklan arasında kaydedilmiştir. 100-115. Piyade Teşkilâtı 1. BOA. piyade teşkilâtı bakımından oldukça farklı bir dunun arzetmektedir. Bolu. Karahisar~ı Sâhib sancağının genel idarî taksimatı hakkında ayrıca bkz. yaya ve müsellem sancak teşkilâtına da değinilmiştir: XVI. Uşak kazası meıısûh yaya çiftlikleri. BOA. Defter (=TSMA. Eınecen. 1568-1574)'den ııkl. liamid. XV.MAD-4: Karahisar (Şehrâhâd). Üçler Bulduk tarafından hazırlanmış olan doktora tezinde.D)-5'246 (Mİ527).

Şııhııd. Burada dikkati çeken önemli hususlardan biri de. 21a-27a. diğerleri ise "ikinci'" ve "üçüncü" olarak belirtilecektir. Ulugobek. Osmanlı idâri taksimatında geçerli olan umûmî kaideye uygun olarak. Uşak ve Uşak-ı diğer nalı i yeler in den ibarettir26. Oynaş. bizzat kazaya isim teşkil eden aynı ad allında birkaç ayrı nahiye olarak kaydedilmiş olmasıdır. Yalak. Uşşak. Karahisar. defterlerde kaydediliş sırasına göre aynen aktarılmış olan nahiye isimlerinden de anlaşılacağı üzere. Banaz. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı bulunan 31 idâri birim oluşturmuşlardır. sadece kendisine tâbi olan nahiyeler değil. Şeyhlü. 95 . Sandıkht-ı dîger. Uşak kaza dâiresinde bulunan piyade çiftliklerinin nahiyelere taksiminde de. Sultauönü sancağındaki aynı dunun için bkz. Elçi. BOA. Dulmcmdağı. Elçi. Aym eser. BOA. 2. 57-74. 55-57. Yalak. Kayirhisar. kaza dairesindeki her bir idarî ünitede kaydedilmiş olan çiftlik adedi ile yaya-yamak ve sair unsurlardan müteşekkil nüfus durumunu bir icmal tablo üzerinde ifade etmek gerekirse. Uşşak-1 diğer nahiyeleri kaydedilmiştir.XV~XV1. Mirliva hâssrna tabî olarak. Sandıklu. ser-piyâde olarak kaydedilmiş olan Uşak. Kızı/taş. Homa. Şeyhlü'ye tabî iskân yerlerinde bulunduğundan. Kayırhisar. hem çiftliklerin murâkebesi hem de hizmet vâkî olduğunda yaya-başınm sevk ve idaresinde kolayca toplanılarak hizmete eşilmesi kaygısıyla. Banaz. araştırına alanımızı teşkil eden Uşak kaza dâiresinde bulunan piyade çiftlikleri biri mirliva hâssı.7P-574. Banaz. Piyade Çiftlikleri ve Nüfus Durumu İlgili piyade defterlerinde yer alan kayıtlanıl aktarılmasıyla hazırlanmış olup. s. Sincanlu. Geyikler. Büyük çoğunluğu sipahi sancağı İtibariyle de Karahisâr-ı Sâhib'c tabî olan üniteler yanında. Sandıkht-ı diğer. Yalak. BOA. diğer dördü de ser-piyâde olmak üzere. Karahisâr-ı Sâhib hududunda yer alan nahiyelerdir. 4Ter nahiye olarak kaydedilmiş olan Kayırhisar ve Sandıkla ile 3 nahiye olarak yazılmış bulunan Uşak bunun en tipik örneklerini teşkil etmektedirler. s. 56-71. Bunlar. Ulusincanlıt.TD-320. Şeyh i ü ve Uşak ile Ulugobek: ser-piyâdegâna tabî olarak Kayırhisar. Çöla.7D-2J7. Barçınlıı. klasik Osmanlı idâri taksimatına göre kaza addedilen bîr idâri ünitenin. konumuzun dışında kalmaktadır38. Yukarıda. Aynı adla. Kayırhisar. Mirliva hâssına dâhil olan Şeyhlü ve Uşak başlığı altında kaydedilmiş olan çiftliklerin tamamı Uşak kaza dâiresi hâricinde. Doğru. Barçınlu. Uşak. coğrafî bütünlüğün dikkate alındığı anlaşılmaktadır37. Homa ve Geyikler Kütahya sancağına bağlı. her biri nahiye addedilen toplam 5 ünite hâlinde teşkilâtlanmıştır. Aynı isim altında kaydedilmiş olan üç ünitenin ayırdcdilebilmcsi için. v. ek olarak verilmiş olan listelerden çıkarılan toplu sonuçlan değerlendirmek suretiyle Uşak yaya çiftliklerinin genel durumunu netleştirmek mümkündür Öncelikle. mirliva hâssına tahsis edilmiş olan Ulugobek (bugünkü Ulubey). H. Uşşak. Sandıkla. ilki (1). s. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır. aşağıda yapılacak olan değerlendirmelerde.

*i : . Uşak piyadelerinin îfa etmiş oldukları mîrî hizmetlere mukabil tasarruf ettikleri ocak tâbir .266 4. 1559'da Ulugöbek'de aynı durumun muhafaza edildiği görülmektedir. üçüncü Uşak'da 9 köyde 28 olmak üzere.n: 20 20 1 4 4 9 ı 16 14 7 34 54 180 II 363 1. diğer mufassal defterlerde de tesadüf edilebilen raiyyet köyü olmakla beraber. 1545'de Ulugöbek nahiyesinde 3 köyde 9.4 56 162 66 123 124 :531 4. üçüncü Uşak'da ise 11 köyde 28 olmak üzere.Turan Gökçe XV-XVL YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ VE NÜFUS DURUMU Kf'-v Adedi Nclik Adedi Taıilı Nahiye i'eri'iı YHVIIY. Uşak-ı diğer olarak kaydedilmiş bulunan üçüncü Uşak'da ise 10 köyde 29 çiftlik olmak üzere.. sadece yaya ve müsellem defterlerinde 96 . ikinci Uşak'da 14 köyde 26. I 17 4 4 il •••113 1.1(51 7X1 1. Banaz'da 13 köyde 18.. 95 1 2 2 21 7 4 2 4 3 1 11 1> 1 3 11 1 25 ... 1545'den 1579'a kadar geçen zaman içerisinde. Çiftliklerin tabî olduğu iskân yerlerinin büyük çoğunluğu.:.. Gerçek durumu tam olarak yansıtmayan 1559 tarihli rakamlar bir yana. Bununla birlikte. listelerdeki şahıs isimleri ile mâruf olan çiftlikler dikkate alındığında.33! 5. ..35 . toplam 46 köyde 115 çiftlik tespit edilebilmiştir. :. aşağıda ayrıca işaret olunacağı üzere.. olunan çiftlik sayısının 122'den 113 e düşmüş olması dikkati çekmektedir. 29 16 10 7 İS 7A : .:. ziraî ya da yaya-yamak kapasitesi itibariyle yeterliliğini yitiren çiftliklerin mevkufa kaydedilmiş olması önemli rol oynamıştır. ocağm kumcusu yayanın ismim almış olan çiftliklerin sayısının oldukça fazla olduğu dikkati çekmektedir. ikinci Uşak!da 14 köyde 26. Bunda. •:IB.•> - 145 62 136 145 52t 4 110 411 177.!. Banaz'da 14 köyde 20. 209 368 LAM 65 21S 121 204 2MI 41 7 . 301 422' m<> 75 243 116 1S9 237 4 6 24 - - 32 134 44 96 153 .519 709 1.121 1579 9 U1uj>öbek 6 32 Jşak(l) 13 İS Biiııaz 14 26 Uşak (2) 11 28 Uşak (3) roplani=. Buna göre.ıin Müiıus.4'23 1S45 Ulugöbek Uşak(l) 3aııaz Uşak (2) Uşak (3) 3 y 34 21 . Uşak (l)'da 6 köyde 32. zeamet veya tımara tahsis edilmiş olması dolayısıyla. Ulugöbek ve Uşak (l)'daki durumun muhafaza edilmiş olduğu 1579'da diğer nâhiyelerdcki köy ve çiftlik sayılarında küçük bazı değişiklikler görülmektedir.ı. toplam 49 köyde 122 çiftlik tespit edilmiştir.280 153 İSn 65.263 \ . BanazMa 14 köyde 21. S 14 16 10 -40 3 25 2L> • 122 ' • 403. Uşak (l)'da 6 köyde 34.22« 422 1.ı..sîık- SuK"" Im. :•: 47. aynı zamanda has. Çürümüş olan kısımlarındaki kayıtlar İtibariyle eksik olduğu için icmal tabloya yansıtılmamış olan ikinci deftere göre.:4:.4<>4 330/ 1:233 531 903 1. Kayiıağmı yÖrük-Türkmen teşekkülleri ile Türk köylülerinin oluşturduğu söz konusu piyade çiftliklerinin önemli bir kısmı öz Türkçe isim tcşımaktadır.2!1'> ıa 627 1.»S\ Rt. ikinci Uşak'da 16 köyde 29.: ••73:.Ma-Mİ lûl VS- Di- Gâ- M lirde Tahminî Nüfus.104 "1. Keza. kaza genelinde toplam 47 köyde 113 çiftlik tespit edilmektedir.•#».269 Aşağıda verilmiş olan listelerden de ayrıntılı bir şekilde takip edilebileceği üzere.:#<&:.121 269 5.: 4 1 3 •:.ii.

Karlık ve Bıılkas ile birlikte. Aynı eser. pîr-malûl ve şâir unsurların da dâhil edilmesiyle. 201'i (% 24. Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlunmamış Doktora Tezi). Fâtih. 301'i (% 21.08) ser-piyâde olan Uşak (l)'da. Alımed Akgündüz. 7-15 nefer arasında yoğunlaştığı görülmektedir.72) Ulugöbek. Nitekim. 177:si (% 12. 282-83. tahminî 4. Doğru. tahminî32 4. Vehbi Günay. LisleIII-V). ikinci Uşak'da Marnakayası ve İslüce. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve XJii. toplam nüfusun % 54. Nâ-resîde. U.92) Uşak (1).XV-XVI.62-65. Hisarözü karyeleri.69) de üçüncü Uşak'da kaydedilmiştir.18) ikinci Uşak.50 nisbetinde bir azalma göstererek. değişik bölgelerle İlgili tetkikler de. 403'ü (% 27. Bâyezid Devri Kanunnâmeleri istanbul 1990. hepsi XVI. Keza. 243'ü (% 28./.94) Uşak (1). M. 422'si (% 29. birer piyade köyü olma özelliği taşımaktadır. 1579'da Uşak piyade çiftliklerinin toplam nüfusu % 4. 176. çiftliklerin nüfusunun 5-34 nefer arasında değişmekle beraber.95) Banaz. elimizde bulunan ilgili kanunnâme hükümleri ile XV ve XVI. Yüzyılın İkinci Yansının Kimi Kanun/an. "nefer x T. Bkz. Eymirsevinç. Bunun 75'i (% 8. s. Osmanlı Kanunnâmeleri ve Huhıld Tahlilleri 2. Bunların 65'i (% 8. s.73) ikinci Uşak'da. bunu teyid etmektedir31. 31-32. Arıkan. tablolarda verilen tahminî nüfusun ilk sütununda verilmiş olanı. 1.Ü. Bünyesinde barındırdığı çiftlikler itibariyle yaya ve müsellem köyü konumunda bulunan Uşak (1) nahiyesine tabî Güğüm. her ocakta 6-7 nefer yaya-yamak bulunmasını âmir olduğu görülmektedir.. Gerçek nüfusa d âh* bir fikir verebilmek İçin. İzmir 1999. Kitap II. Aşağıda verilmiş olan listelerden de ayrıntılı bir şekilde takip edilebileceği üzere. XV-XVL Yüzyıllarda Bergama Kazası (E. "Kânunnâme-i Âl-i Osman*'. 368'i (% 24. üçüncü Uşak'da Müstecâb. s. 176: F. Arıkan. "Ayın makale". Mclımed Arif. toplam 1. 41 l'i (% 28.45) Banaz. Selim Kanunnâmesi (1512-1520) ve XVI.65 vd. TOPMİlâvesi (İstanbul 1329). Selanıi Pulaha-Yaşar Yücel. ikinci sütünde! verilmiş olanı da "hâne x 5 + nâ-resîde/mttcerred/ sagir" formülüne göre hesaplanmıştır. s. 116'sı (% M.263-5.144. Bkz. Bâyezİd ve Yavuz Sultan Selim dönemlerine ait kânunnâmelerdeki ilgili hükümlerin30.488 nefer tespit edilmiştir.421 nefere düşmüştür. Bunun 110'u (% 7. 1545 rakamları İtibariyle.46. Aynı eser. Baııaz'a lâbî Kuştiımır ve İne. 1579'da bu sayı % 6. 1545*de Uşak piyade çiftliklerinde bu minval üzere. Ankara 1988. 209'tı (% 14. "Aynı makale".267 gerçek nüfusa tekabül eden. yüzyıllardaki fiili durumu yansıtan tahrir defterleri.36rsını teşkil eden 809 neferini yaya-yamak yazılmış olanlar teşkil etmektedir. s.84) de üçüncü Uşak'da bulunmakladır. 12Tİ (% 14. Eksik olduğu için gerçeği ifade etmekten uzak olan 1559 tarihli rakamlar bir yana. Çarık.21) ikinci Uşak. asra tarihli olan defterlere göre: Uşak piyade çiftlikleri 5-14 yaya-yamakdan oluşmaktadır. Kuruluşuna yakın zamanlarda bir piyade ocağı 1 yaya ile 1 yamakdan ibaret küçük bir ünite olarak öngörülmüş olmakla beraber29.13) mirliva lıâssı olan Ulugöbek'de. 310-325 (Ekler.03) Ulugöbek. 204'ü (% 25. Bunun 121'i (% 8.4643.30'luk bir artışla 860'a yükselmiştir. s. s.74) Ulugöbek. 218'i "(% 26. H.228 civarında bir gerçek nüfusa tekabül eden.25) Uşak (1). s. Emecen. .seileni Teşkilâtı veya yalnız piyade defterlerinde kaydedilmiş bulunan köyler de mevcuttur.04) Banaz'da. bunun zaman içerisinde önemli ölçüde değişmiş olduğunu göstermektedir. 387'si (% 26) de üçüncü Uşak'da kaydedilmiştir.

41) de üçüncü Uşak'da olmak üzere 529 olarak tespit edilmiştir. 176-177. ilgili listelerin yayayamak sütununda kaydedilmiş bulunan yaya-yamak nüfusun bir kısmını "eşer-yaya"\nr oluşturmaktadır. 237'si (% 27. henüz hizmete eşecek. Keza. eksik olması sebebiyle genel değerlendim!eve alınmayan nâ-resîde sayısı 1579'da % 13. hem de yamaklar için kullanılmış olduğunu ifâde etmek müııikündür33. s. s.55'ini teşkil etmektedir. 1545'de Ulugöbek nahiyesine tabî çiftliklerdeki yayaların çoğunun tabî oldukları Ulugöbek ve Emekse karyelerinde yazılmış olmakla beraber. Uşak (1) nahiyesine tabî Kızılhisar köyü hudutları dahilindeki İslıak çiftliği yayasının Şeytüü kazasına tâbi Ömer karyesinde bulunduğuna dâir kayıt da bir başka örnek teşkil 35 etmekledir . kaza piyadeleri yaya-yamak nüfusunun 1545'de "122 nefer ile % 15. Osman karyesine bağlı Göbek çiftliği yayası nm Uşak'a tabî Tekye köyünde yazılmış olması3*. Uşak piyadelerinin de dâhil olduğu her üç defterde de yaşları ile birlikte "nâ-resîde" kaydedilmiş olanların toplam sayısı 1545'dc 4Ti (% 7. hem yayalar. 136'sı (% 25. s. BOA. 145 'i (% 27. 189'u (% 21. çiftliği muayyen sayıda yamak ile birlikte tasarruf etmekle ve bunun karşılığında yükümlü olduğu vazifeyi nöbetleşe yerine getirmektedirler. genellikle çiftlik dışında bir iskân yerinde bulunduğu anlaşılmakladır. aynı tarihte.TD-237. diğerleri yamak konumundadır. tabloda ayrıca verilmemiştir. Anadolu piyade ocak nizamına göre. 145'i (% 27. kaza dâhilinde çiftlik civarında.48) Banaz.08'ini. Defter kayıtlarına göre. çiftliğin tabî olduğu. "ıAym makale". 75-78.41) Uşak (1).13'ünti oluşturmakladırlar.23 Tafsilat içüı bkz. Bunların meskûn olduğu köyler. Uşak piyadelerine ait her (iç defterde de bu fiilî durumun oldukça yaygın bir şekilde tatbik edilmiş olduğu görülmektedir. çiftliklerde yaya yazılmış olanların. Anadolu'da yaya kavramının genel anlamda.TD-237. umumiyetle listelerde de belirtilmiş olan. Bir başka ifadeyle. 1559'daki durumu listelerde verilmiş olmakla beraber. Arıkan. Bu itibarla. Sözgelimi. çiftliklerde kayıtlı nüfusun önemli bir kısmını da. o yıl nöbeti gelip sefere ve şâir hizmete eşen yaya.Turan Gökçe 13. M. doğrudan yaya ve yamak yazılmış olanlar dışında. .75) Ulugöbek.72) Banaz. her çiftlik defterlere "yaya" ya da "eşeryaya" olarak kaydedilmiş bulunan bir kişi üzerine kaydedilmiştir. yani yamak kaydedilecek yaşa gelmemiş olmaları dolayısıyla "nâ-resîde" statüsünde yazılmış olanlar teşkil etmektedir. her ocakta yaya kaydedilmiş olan birisinin bulunmasına rağmen. BOA. Devlete karşı söz konusu yaya yükümlü tutulmakla beraber. Bu minval üzere yaya kaydedilmiş olanlar. Bu rakam aynı tarihle kazanın toplam yaya-yamak nüfusunun % 35. Ek olarak verilmiş olan listelerden ve genel durumu yansıtmak için hazırlanmış olan tablodan da dikkat çekeceği üzere. hem de her iki tarihte de bunların sayılarının çiftlik sayılarına eşit olması sebebiyle. iskân yerleri almakla birlikte. bu konuda Önemli bir fikir vermektedir.70) ikinci Uşak. 1579'da ise 113 nefer İle % 13. Hem yukarıda işaret edilmiş olan dunun.97) ikinci Uşak. 1545 ve 1579 tarihlerinde Uşak piyade çiftliklerinde tespit edilmiş olup. 62'si (% 11. hatta kaza hâricinde her hangi bir köy de olabilmektedir.55) üçiincü Uşak ünitesinde kaydedilmiştir. 210.

29) 9 yaş grubunda bulunmaktadır. 1545'de 11-16.81) 1: 12'si (% 2.59). 25'i (%5. Nâresîde kaydedilmiş olanların yaş gruplarına dağılımında. 44'ü (% 9. 290. yaş gruplarına dağılımım bir tablo üzerinde değerlendirmek gerekirse. özellikle 1579 tarihli defterde sıklıkla tesadüf edilmektedir: BOA. 136 145 529:. .41) 6.. 1 2 2 4 n . 305-306. • 1 ()() • 8 14 2 6 13 2.17 8 17 13 23 15 76 M.21 (> i 2 8 5 S 2 13 1 6 11 •33 y 1 7 4 9 7 28' V2 * 1 ' 10 3 1 11 \2 13 2 T 14 15 Toplam 1545 Uşak Banaz Uşak Uşak Toplaw= % Ulugöbek Uşak Banaz Uşak Uçak Tophııi)= % in 20 19 75.-'J 2 13 7 4 12 1 4 1 2 2 J» 1. 283.21 'ini oluşturan 98'i 5. % 6. 459 a düşmüştür.1 S - «.272-273. Tarih 2 7 İS rı 22 21 73: 1J. toplam rakamın %66.42'sini teşkil eden 99'u 10.35'ini teşkil etmektedirler.7Ö) 3.92) 1.41) 8.70 8 26 9 18 37 2 12 2 - - - 3 3 4 5 İS 5 41 87: LS. 34 " 18 :ı:' (1. şöyle bir sonuç ortaya çıkmakladır. 99 . 292.• -AT.45 i 9 17 4 1 27 11 21 17 77 13 5 5 10 •33" 7. 6'sı da (1. 1579'da ise 10-12 yaşlarmda bulunanlara genellikle "yarayınca/yaradukda eşer" kaydmının düşülmüş olduğu dikkati çekmektedir30. daha ziyade 1-5 yaş arasında yoğunlaşmış olduğu anlaşılmaktadır. 1545 tarihli defterde kaydedilmiş olan 529 nâ-resîdenin 1-16 arasında değişen yaş gruplarına dağılmış olmakla beraber. % 21. Geri kalan % 27.97) Ulugöbek.41 II IS - 6 8 3 6 9 •32 'ı')! 3 20 23 30 1579 n 6 8 fi 5 6 • 31:..58) Banaz. Bu dununda. Geri kalan 33'ü (% 7. kazanın toplam yaya-yamak nüfusunun % 32.^1 38. Nalı iv*: 1 9 11 3 13 14 50 «. 1545 ve 1579 tarihli defterlerde nâ-resîde kaydedilmiş olanların şâir hususiyetlerine işaret etmeden önce. hizmete eşme Belirli yaşlarda bulunan nâ-resîdderlü ilgili olarak düşülmüş olan bu tür notlara. Genel durumunu ifade etmeye çalıştığımız. 153'ü (% 33.7-J.75 i. 13'ü (% 2.96. Mezkûr tarihle. 96'sı (% 20. 14. d .7 fi 3 1 i. 134'ii (% 29. 153 2? 12 - 462 ]00 Tablodan. kesüı olmamakla beraber. . 144 62 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı nisbetinde azalarak.14 21.XV-XVI. Söz konusu 1-5 yaş gruplarında bulunanlar. UŞAK KAZAST PİYADE ÇİFTLİKLERİNDE "NA-REŞIDE" KAYDEDİLMİŞ OLANLARIN YAŞ «" SUPLARINA DAĞILIMI ."(i 1 4 9 1.30'unu teşkil eden bu zümrenin 32'si (% 6.59'unu teşkil eden 146'sı 6-10.711 42.91) ikinci Uşak. 32'si (% 6.Sf-3 7 13 9 4 4 8 3 2 1 (İ 6 27 5 26 1 4 2 5 - • .TD-574mt s.33) de üçüncü Uşak'ta kaydedilmiştir.83'üne tekabül eden 87'si de 2 yaş grubunda yer almaktadır. • • • • > • : • 35 <)!)• - :32 : 134 .19) Uşak (1). 25'i (%5.-. 04'ünü oluşturan 32'si ise 11-16 yaş gruplarmda bulunmaktadır.14) 4. %18. 31'i (% 6. bir önceki tarihe göre önemli ölçüde bir farklılaşmamı! görüldüğü 1579'da ise 1-12 arasında değişen yaşlarda bulunan 462 neferin % 21.

Milgarb karyesi Eynebegi çiftliğinde 10. 4'ü de yine aynı sancak hudutları dahilinde olan Yalak derbendine muhafız tâyin edilmişlerdir31. hem de yeni yapılan talırirde bulunamayanlar ayrıntılı olarak tespit edilmiştir.13'üne tekabül etmekledir. Diğer taraftan.TD-237. diğer sütununda belirtilmiş olan. toplam neferin sadece % 1. 230.90'ina. 3'ii de üçüncü Uşak nahiyesinde olmak üzere. üçüncü Uşak'da Eymirscvinç karyesi Karesi çiftliğinde 2. F. iki önemli zümreyi teşkil etmektedirler.20'sini teşkil eden 18 muhassıl kaydedilmiştir. Sayıları az olmakla beraber. 31 -32. Bu cümleden olarak. aynı sütunda verilmiş olanlardan 5'inin şerif. muhassıl ve imam yazılmış olanlar da yaya çiftlikleri nüfusu içerisinde tesadüf edilen. l'iniıı de tımar-eri olarak kaydedilmiş olduğunu da belirtmek gerekir. 9'u da Uşak-ı diğer olarak belirtilmiş olan üçüncü Uşak nahiyesinde olmak üzere. Bununla birlikte. Ocak halkından olmakla beraber. Yüzyıllarda lAzıhyye (Denizli) Kazası (E. toplam 8 imam tespit edilmiştir. toplanı 23 nefer doğrudan "derbend muhafızı" olarak kaydedilmiştir. V. s. Bu da. s. Pulaha-Y. Yücel. İzmir 1994. çiftliklerde tespit edilerek deftere kaydedilmiş olan mevcut yaya-yamak ve sair unsurlardan oluşan nüfus dışında. Uşak (l)'a tabî Kızılcasögüd karyesi İlyas çiftliğinde 2. l'i de yine üçüncü Uşak ünitesinde olmak üzere. 1579'da ise % 5. "sagîr" olarak kaydedilmiş olan. l'inin derviş. 283-284. Sosya! Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi). Bunlardan 19'u Kütahya sancağı. 222-223. Kmecen. Yine aynı tarihte. Akkilise karyesi Güçlüoğlu çiftliğinde 1 olmak üzere.144-145. Anadolu'nun diğer bazı yerlerindeki dunun iuin bkz. tahrir esnasında bulunamadığı için gâib yazılanlar. Karlık karyesi Hüsrev/Yuvaca Eşref çiftliğinde 4. '"atik" ve "cedid" olarak iki kalemde belirtmek suretiyle. Tahrir işlemi sırasında. Gcdus nahiyesinde bulunan Kızılca. her iki tarihte de 73 nefer tespit edilmiştir. Turan Gökçe. 329-330. bu cümleden olarak.61 "ini teşkil eden zümreye de İşaret etmek gerekir. 100 . Aynı eser. s. 257. s. Piyade çiftliklerinde kaydedilmiş olup aşağıdaki listelere ve bunlardan hareketle düzenlenmiş olan genel tabloya yansımış olan unsurlardan birisi de pîr-malâl kaydedilmiş olanların teşkil etliği zümredir. 1545'de. Aynı eser. 39 BÖA. Al7/ ve XIII. dolayısıyla kânunnâmelerdeki "yayanın bir ve iki hidmete kabil oğlanları olsa anlar dahi yamak yazıl uh növbetlerinde ve Klarnetlerinde o/a/ar'' hükmü 7 fehvasınca yamak yazılma yaş tabanının. muhassıl sayısı 4'e düşmüştür. 1579'da 17 neferin önemli bir kısmının derbend muhafızı olarak kaydedilmiş olduğu görülmektedir.Turan Gökçe yükümlülüğünün başlangıç. hem önceki tahrirde. 1545'de 1 'i Ulugöbek. 212. 1545'de 15-16 iken. "gâib" ve "mürde" olanlar da sarahatle kaydedilmiş bulunmaktadır. Ü. l'i Banaz. sadece 1545 tarihli defterde nâ-resîdelerdeıı ayrı. 4'ü Uşak (1). Aynı tez. topa m yaya-yamak nüfusun 1545'de % 4. 1579Tda 12'ye düşmüş olduğunu ifade etmek mümkündür38. 1579'da 4'ü Uşak (1). 1579'da ise 2'si Uşak (1). Ek olarak verilmiş olan listelerde aynen aktarılmış 37 38 S. toplanı nüfusun % 1. Listelerde ve yukarıda verilmiş olan tabloda. ikinci Uşak'da Gökkaya karyesi Çakır çiftliğinde 4. s. 1545'de 35. l'i Banaz. 1545'de hiç bîr imam kaydına tesadüf edilememekle beraber. Gtinay.

1579 da tespit edilenlerin tamamı ise yeni tahrirde tespit edilmiş anlamında. büyüklüğü verim kabiliyetine göre değişen. 3'ü 150. l ' i 310. l ' i 190. U. 320'si de milrde-i cedid olarak kaydedilmiştir. 2() yc düşmüş olması oldukça dikkat çekicidir. genel durumu yansıtan tabloda tek kalemde kaydedilmiş olan. Anadolu eyâleti yaya ve müsellem kanunnâmesinde yer alan hükme göre 4 '. Söz konusu değişiklikle. Hizmetleri mukabili piyadelere "yayalık . "Çiftlik". l ' i 170. 50\si de gâib-i cedid olarak yazılmıştır. 1545'de tespit edilmiş olan 654 neferin 334'ü miirde-i atik.80) 70. bir bütün piyade çiftliği. Emecen. önceleri yarı askerî bir statüyü hâiz olan yayalar. l'i 90. "eyii yerde yetmiş veya seksen dönüm. I 3. 5'i (% 14. "Aynı makale". Uşak ! piyadelerinin toplanı gâib sayısının. konumuzu teşkil eden Uşak piyade çiftlikleri dönüm miktarının genellikle mezkûr ölçüler civarında yoğunlaşmış olmakla beraber. Aynı eser. başlangıçta günde bir akça "ulufe" ve "avânz-ı dîvân iye" den muafiyet karşılığında sefere memur edilmiş olan yay alamı statüleri. 145. s. gâib-i cedid olarak kaydedilmiştir. 1545 de 95 iken. 3'ü 180. bir çiftlik 42 yerdir. Bununla birlikte. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı olmakla beraber. l ' i 100 : l ' i 140. 31. Yeniçeri ocağının kum İmasından sonra Önemli bir değişikliğe mâruz kalmıştır. s. s. "Ciltlik".XV-XVI. A. 180-181. 1579'da tamamı cedid olarak yazılmış olan mürde sayısı 531 nefer olarak tespit edilmiştir. Halil İnalcık. Bkz. 1545'de lespit edilmiş . Genel anlamda ciltlik hakkında bkz. olanların 45'i gâib-i alık. orta hallü yerde yüz dönüm. 6'sı (% 17. 101 . Ömer Lütfi Barkan. 160. Çiftliklerin İktisadî Durumu ve Toprak Tasarrufu İlgili araştırmalarda ortaya konulmuş olduğu üzere. geçmiş ocak ahvâdma işaret etmesi bakımından ayrı bir ehemmiyeti hâiz olan "mürde'' miktarmm daha büyük rakamlara baliğ olduğu görülmektedir. özellikle zamîmclcri ile birlikte kaydedilmiş bulunan önemli bir kısmının. ayrıca "avânz-ı dîvâniyye ve tekâlif-i örfıyye" den muaf tutulmuşlardır.44)'ü 180. Ankan. 32-33. Bu cümleden olarak. 4'ü {% 11. aşağıda verilmiş olan listelerden de takip edilebileceği üzere.76) 200. l ' i 170. EP. 5'i (% 23.64) 100. 3'ü 80. yine atik ve cedid olarak iki kalemde verilmiş olan mürde kayıtlan da oldukça önemlidir. l ' i 90: Uşak (l)'daki 34 çiftlikden l'i 60. Mevcut yamak sayısının daha sıhhatli bir biçimde tespiti düşüncesiyle40.70) 120. 392-397. l ' i 100. Uim bir "askeıf statü kazanabilmişlerdir 4 1 . 3'ü 140.94 nisbetinde r azalarak. Akgündüz. banş zamanı buralarda zirâatla meşgul olmuşlar. Bu cümleden olarak. 2 s i 70. Aynı eser. F. İslâm Ansiklopedisi.yer'den tahsis edilmiş olan arazi. alçak yerde yüz otuz ve yüz elli dönüm" den ibarettir. genellikle. Banaz'daki 21 çiftlikten 2'si 50. 1545'de Ulugöbek'dcki 9 çiftlikden 4'ü (% 44. l ' i 330. 1579'da %78. M. s. Kısaca ifâde etmek gerekirse. tasarruflarında bulunan çiftliklerin muafiyetle kendilerine tevcihi ile birlikte. İÜ. üst sınırı teşkil eden 150 dönümün üzerinde bir yere sahip olduğu görülmektedir. Özellikle Ölmüş olan. l ' i 250. ulufe bedeli olarak kendilerine arazi tahsis edilmiş olan yayalar. ancak bu gelişmelerle birlikte.

26 çiftliğin (% 89. 6'sı (% 20. 2'si 200. 13"ü (%38.440 4.950 33.400 3. YÜZYILDA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİNİN TOPLAM DÖNÜM MİKTARI VE HÂSILI Tarih Nâlıiyu UİLigöbck 1545 1579 Uşak (I) Batı az Uşak (2) Uşak (3) ToplamUlugöbek Uşak(1) Ban az Uşak (2) Uşak (3) Toplam^ Çiftlik Adedi 9 34 21 29 29 122 9 32 18 26 28 • : • 1 1 3 Dünüm Miktarı 1.42) 50-150. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Ti 500. Ulugöbek'dc olduğu gibi.74 21. 2'si 130.268 : : 100 7. Uşak kaza dâiresinde.13 36.257 7. l*i 180. Tİ 310.750 4. 4'ü (% 13.%) 80-150.11Ü 2.920 9.79) 80.11 31.320 5.Turan Gökçe 2'si 150.510 6.357'dir. l'i 190. 4'ü (% 13. ınîrlivâ hâssına tahsis edilmiş olan Ulu göbek'teki çiftliklerden sadece 2'sİ 70-150 dönüm arasında .81 Hâsıl 2.82 22. Bunun % 7.357 " % 7.57) 150 dönümün üzerinde kaydedilmiştir. 2 si 90. l'i 330. 2"si 140.63 23. 1545 ve 1579 tarihlerindeki sayısı. çiftlik dönüm miktarı itibariyle Uşak piyâdelirinin arzettiğİ bu özellik. 7'si (% 77.68) 150. Keza. l"i 250.76) 50-150. her bir idâri üniteyi ayrı ayrı belirtmek üzere. 2'si 140.23)"ü 150 dönümden fazladır.141 20.Ol 100 8. üçüncü Uşak nahiyesinde de çiftliklerin 20'si (% 68.79) 250.020 2. Banaz'daki çiftliklerin 15'i (% 71. üçüncü Uşak'daki 29 ! çiftlikden 4'ü (% 13. XVI. teşkilâtın lağvına kadar ciddî bir değişiklik göstermeksizin muhafaza edilmiştir. toplam dönüm miktarı ve hâsılı bir tablo üzerinde değerlendirmek gerekirse.77) ise 150 dönümün üzerinde bir yer işgal etmektedir. İkinci Uşak'daki 29 çiftlikden Ti 100. l'i 380. 2'si 190. Bu bakımdan. l'i 270. Dönüm miktarı itibariyle genel olarak değerlendirilmiş olan Uşak piyade çiftliklerinin. 260 4. 9'u da ( % 31.330 • • 23.S3 24.65) 150 dönümün üzerinde bir yer işgal ettiği görülmektedir.45 100 .93 35.09 11. oldukça farklı bir görünüm arz eden ikinci Uşak Ma ise sadece 3 çiffîlik (% 10. Ek olarak verilmiş olan listelerden de takip edilebileceği üzere. 3'ü 180. Uşak (l)'da 21 "i (% 61.810 5. 3'ü 300I'i 320. 4'ü (% 13.70 20. 1545'de tespit edilmiş olan 122 çiftliğin toplam dönüm miktarı 23.34) 100-150 dönüm iken.74 32. 100 Tablodan da takip edilebileceği üzere.880 % 7.43 1. 6'sı (% 28. nahiyeler arasında önemli farklılıklar gösterdiğini de ortaya koymaktadır.570 6. Bu rakamlar. l'i 450.76 13. Vi 370.0) 14. Nitekim.62 22. Uşak piyade çiftliklyerinin dönüm miktarının.74'ünü teşkil 102 .787 8.340 7. 2'si 200. l'i de 1.710 29.87 11. l'i 370.680 2.79) 100. İM 200. l'i 340.500 dönüm yerden ibarettir.17 25.03) 150 dönümden fazladır.370 S.0! 21.79) 350.870 10. l'i 380. Vi 700.

7.50 nispetinde azalarak 1579'da 29. büyük çoğunluğu teşkil ettiği anlaşılan hububat dışında.09) Uşak (1)'.81) da Üçüncü Uşak ünitesinde bulunmaktadır. Bununla birlikte.870'i (% 14. s.01) Uşak (1).87) Uşak (1). "fmrâb" olarak kaydedilmiş olan diğeri ise aynı nahiyeye bağlı Karabolu karyesi.93) Banaz.TD-237.62) ikinci Uşak.63) Ulugöbck'de. Çiftlik hâsılları.s.74) Banaz.020 akça olarak tespit edilmiştir. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı eden 1. ikinci Uşak nahiyesi. 10.70) ikinci Uşak. 311.810'u mîrlivâ hâssıiıa. Uşak piyade çiftliklerinin toplam hâsılı 1545'de 33.83) Ulugöbek.570'i (% 32.11) Banaz. talısis edilmiş olan Ukıgöbek nahiyesinde bulunmaktadır. s. 9.340?ı (% 7. bir önceki tarihle harâb olmakla beraber. 1579"da % 13. % 9.257'si (% 11. 1559'daki durum genel değerlendirmeye dâhil edilememiştir. Emekse köyüne tabî Yaya Hoca çiftliğinde bulunmaktadır50.320'si (% 35. ihya 46 47 edilmiş olan mezkûr Mihnıad ve Nusret çiftliklerinde bulunan değirmenlerdir. Aradan geçen zaman içerisinde. 30 akçahk resimle kaydedilmiş olan.110'u (% 21.43) de üçüncü Uşak nahiyesinde yer almaktadır.680'i (% 23. 1579'da çiftliklerde olup.TD-574m. Bu cümleden olarak. 6.268'e düşmüş olan toplam dönüm miktarının 1.TD-574m. Eymirscvinç karyesi İlyas ve Bağbaşı karyesi Evran çiftliğinde kaydedilmiştir. 293.TD-574m. 4. Altı ay yürüyen.370'i hâssa tahsis edilmiş olan Ulugöbek nahiyesinde olup.45) da üçüncü Uşak ünitelerinde kaydedilmiştir. 4. Nusret44.75ü'si (% 8.17'sini teşkil eden 2. 8. Bunun 8. 309. s.787'si (% 11.260'ı (% 25. İlgili defterin eksik olması sebebiyle. s.TD-574m.76) Uşak (1).920'si (% 13. Aradan geçen zaman zarfında. söz konusu değirmenlerin tamamının 60 akça "resm-i âsiyâb" ile bütün yıl faal olduğu anlaşılmakladır.XV-XVI. Ser-piyâde olarak kaydedilmiş olan geri kalan miktarın 5.TD-574m. 103 .710lı (% 22. 2. s 239. 1545'de tespit edilmiş olan iki değinilenden bütün yıl çalışması dolayısıyla 60 akça "resm-i âsiyâlra tâbi olan biri. 3. ikisi 4a 49 de üçüncü Uşak.82) ikinci Uşak.TD-237. Mihmad4' çiftliğinde bulunmakladır. BOA. Bunun % 7. BOA.51 (Tu (% 31. genellikle "hâsıl-ı go/lâl" veya "hâsıl-ı 'ani 'i-gaiie ve gaynhtı" ifadeleriyle tek kalemde kaydedilmiş olduğundan. Bunlardan ikisi.291.950'si {% 21. BOA. 5. 2.400'ü (% 24. Diğeri ise Ulugöbek nahiyesi. bakisi Ser-pİyâde olarak kaydedilmiş olan dört nahiyeye dağılmış bulunmaktadır. BOA. s. 4. 81. 237. şâir ziraî mahsûllerin üretimiyle ilgili tafsilata inme imkânı bulunmamaktadır. BOA. genel olarak Osmanlı kır kesiminde olduğu gibi.440'ı (% 36. BOA.13) Banaz. 44 45 4fi 47 BOA.880 akçaya düşmüş olan hâsılın 2. çiftlik adedi ve dönüm miktarında da görülen düşüşe paralel olarak.330'u (% 22.22 nisbetinde azalarak 20. 7.01) ikinci Uşak. piyade çiftliklerinde de tesadüf edilebilen tek küçük çaplı sınaî teşekkül olan değirmenlerin resİmlcriylc birlikte ayrıca kaydedilmiş olduğu görülmekledir. Evran çiflliğiııdcki hâriç.141 'i (% 20. 6.04) de üçüncü Uşak nahiyesine aittir. yayaların tasarrufunda bulunan değinilen sayısı 4'c çıkmıştır.

268. bazı çiftliklere 51 "zamîme" adı altında ilâveler yapılmış olmasıdır . 1579"da yine aynı çiftlikle birlikte Mihmad çiftliğine (BO A. Mahmud çiftliğine Karlık köyünde Alice. Kürt'de Kara İshak çiftliğine Halil çiftliği. ziyâde yerlerden zayıf ocaklara zamîme yazılmak suretiyle ihya edilmesi hususunda gereğinin yapılması emredilmiştir ( 23 Muharrem 986/1 Nisan 1578 tarihli hüküm: BOA. 104 1 . Bu cümleden olarak. üçüncü Uşak'da Bâyezid. 211). 1545sde üçüncü Uşak'da Karesi (BOA. Dîvân-ı Hümâyun kâtiplerinden yaya ve müsellem muharriri Hamza'ya hitaben yazılmış olan bir hükümde. 258). toplam 5 çiftliğe zamîme tahsis edilmiştir: hepsi nıevkufatdan olmak üzere. 283-284. s. 54 Tafsilat için bkz.TD-237. Çarık Maki Bâyezid çiftliğine AkkiliseMe Karesi çiftliği (2 eşer). saz ve çayır olması gibi nedenlerle "bl-hâsı!" olarak. s. üçüncü Uşaknda İbrahim (BOATD574m.TD-237. 1545 ve 1579 tarihli defterlerde bu husus gayet açık bir şekilde kavdedilıniş bulunmaktadır. Dumlupmar'da Çullu çiftliğine Dutluca'da İsrail ve İbrahim çiftlikleri zamnıolımmustur. çoğu mevkufatdan olmak üzere toplam 8 çiftliğe zamîme kaydedilmiştir. M. 67/146. s. Hacılar'da İldutan çiftliğine Kuzviran'da İshak çiftliği. 316) çiftliklerinin zamaneye ihtiyâcının "6/Wı«\w/"olmalarından kaynaklandığı belirtilmiştir. Çakır. Yahşi çiftliğine Banaz nahiyesi Çukurviran köyünde Çubuğa. Arıkuu. 253-254. 279. Bu cümleden olarak. 257 ). 52 Mesela. Üçüncü Uşak nahiyesinde ise 5 çiftliğe zamîme yazılmıştır. Eynebegi çiftliğine Bana/. s. Güçlüoğlu (BOA. 1579'da Uşak (!)'da Köse Halil.TD-574m.'a tabî Emiraziz köyünde Mesud çiftliği zamnıol un muştur. ikinci Uşak"da Hamza Balı. Uşak (1) nahiyesinde. İnebegi.77. Emeksc'deki Hamza Bâlî çiftliğine Taşluca'da Haydar çiftliği. ikinci Uşak nahiyesinde 3 çiftliğe zamime yazılmıştır. Ilyas çiftliğine . Söz konusu gerekçelerle yapılan zamîmelerin.TD-374m. 1579"da Uşak (l)'da Yunus. Küsürce çiftliğine Bağluca'da Karaca Uruz çiftliği.7D-2J7. Banaz nahiyesinde. Çullu. Güçlüoğlu (BOA. 1545'de Ulugöbek nahiyesinde Göbek çiftliğine nıevkufatdan Orhan çiftliği zammolunmuştıır. Bu cümleden olarak. s. çiftliğin zamanla kanunî ölçülere göre küçülmüş olması veya ocak nüfusunun 52 artması üzerine yetersiz hale gelmesi ile su baskını. Uşak (l)'da Mürsel (BOA.). Gökkaya'da Yahya çiftliğine Oğulca bin Hasan çiftliği. Yunus çiftliğine Karlık köyünde Yamanbegi. üçüncü Uşak'da Bayezid. Scndcl çiftliğine Melikşah çiftliği. 311) çiftliklerine zamîme yazılmasının gerekçesi de "ziyâde oldukları sebepdeıı" şeklinde belirtilmiştir. Yalısı. Enûrazîz'de Bayrambegi çiftliğine Oğlakalannıda Murad çiftliği. ocak ziyâdeleri ile nıevkufata kaydedilmiş olan çiftliklerden yazılmış olduğu anlaşılmaktadır. en fazla zikredilen sebeplerdir54. Bağluca'daki Balladır çiftliğine Gerdeme'do İrice çiftliği zaıumolunmuştur. Ayrukavak'da Osman çiftliğine Almaca çiftliği. Kabaağaç'da Hızır çiftliğine Gündoğmuş çiftliği. zîrâî kabiliyetini yitirmesi33. aynı minval üzere. s. Eksik olan 1559 tarihli defter dışında. s. "Ayın makale". Kuzviran'da Aslıhan çiftliğine İnebegi çiftliği. 269. Banaz'da Jldutan. 53 1545'de Ulugöbek'de Göbek. Mlirsel çiftliğine Akdere. 1545"de Uşak (l)'da Yunus. 309. Esasen bütün yaya sancaklarında yaygın bir şekilde tatbik edilmiş olduğıı anlaşılan bu uygulamayı gerektiren durumlar arasında. ihtiyâca binâen.Turan Gökçe Defter kayıtlarına göre. Yahşı. 316).MD-34. 182-185.. "yeri az olduğıı erilden" zamîme yazıldığı kaydedilmiştir. Uşak piyade çiftliklerinin tasarrufu ile ilgili olarak belirtilmesi gereken önemli noktalardan birisi de.. 306.

s. Banaz'da İshak-Okcu Osman. İşte. Uşak (l)'da yine 5 çiftliğe zamîıne yazılmıştır. Banaz'da zaınînıc yazılan çiftlik sayısı 6'ya düşmüştür. 198-201. Bunlar. Çullu ve Osman çiftlikleri ile Kuzviran'da mcvkufat-ı köhneden İncbegi çiftliğinin zammolunduğu İslıâk-ı diğer çiftliklerinden ibarettir. zaınîmc yazılan çiftlik sayısı değişmeyen üçüncü Uşak nahiyesinde de. 105 . Uşak (l)'de Sevindik-İlyas.XV-XI/L Yüzyıllarda Uşak Kozası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı çiftliği. bütün bu ve benzeri uygulamalarla kendini gösteren gayretlere rağmen. zamanla. Eklerde verilmiş olan listelerde işaret edilmiş olan numaralardan da takip edilebileceği üzere. Hasan-Cııllâh Ali çiftlikleri bu minval üzere kaydedilmişlerdir. Kızılcasögüd'de Hüseyin çiftliğinin zaimnolunduğu Hasan. Turbegİ-Hızır. Savcı-Mi lunad. Ulugöbek : de Göbek çiftliğine mevkufaîdan Hızır çiftliği zammolunmuştur. nıukataaya verilen ve geliri mevkufçular tarafından toplanarak hazineye aktarılmış olan bu çiftlikler. Akkilise'deki Güçlüoğlıı çiftliğine Sarucaoğlu çiftliği (2 eşer) zammolımmuştur. Banaz nahiyesi Gökkaya karyesinde Hızır çiftliği ile bir görülmek üzere kaydedilmiş olan Begtemür çiftliğinin ilâvesi müstesna. mevkufa kaydedilmek suretiyle. Eildutan-Resııl. Bunlann dışında. Ulugobek'de Yaya Enıtir-Kınk Halil. üçüncü Uşak'da Ali-Hasanbegoğlu. aynı tarihte. eşkin karşılığında sancak beyleri veya yayabaşılarına tahsis edilmeye başlandığı anlaşılmaktadır. Önceleri. "Aynı makale". Bunlar. bazı çiftlikler de. Tavus Ali-İbrâhim. doğrudan droğnıya "'bîr görü/üb iki eskim vermek" üzere kaydedilmişlerdir. Ankan. Yuvaca Eşref-Aydemür. aynı şekilde kaydedilmiş olan Bâyezid. işaret olunması gereken önemli noktalardan birisi de iş gücüne yapılan takviyelerdir. Yahşı-Şeyh Zekeryâ. Yunus ve İııebegi çiftliklerinin dışında. UzıınYurtbegi. ikinci Uşak'da NıısretKöse Yusuf. 1579 tarihli deftere göre. Sendel. Uşak piyadelerinin yazılı bulunduğu her üç defter kayıtlanılın tedkikiyle. nüfusu azalmış olan çiftliklere. M. aynı idâri ünitede veya diğer nahiyelerde bulunan ocak halkından "hâliyâ virtten" kaydılyla birlikte yamak ilâvesi yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Uşak piyade çiftlikleri üzerinde dururken işaret edilmesi gereken önemli noktalardım birisi de. çok yaygın bir biçimde. 1579 tarihli defterde durumun aynen muhafaza edilmiş olduğu görülmektedir. Yaya-yamak nüfusu bu minval üzere diğer çiftliklerden aktarılan yamaklarla tekmil olunan çiftlik sayısı oldukça fazladır. Oğlakalanı'ndaki Murad çiftliği beJirti] iniş tir. İkinci Uşak nahiyesinde zamîme yazılmış olan 3 çiftliğin durumu aynen devam etmiştir. Piyade ve müsellem teşkilâtı bünyesinde tatbik edilen Osmanlı toprak nizâmına göre. aynı şekilde kaydedilmiş olan Miirsel. Nihayet. çiftliğe yapılan ilâvelerin dışında. Yahya. Kızılhisarda mevkııfat-ı cedidden Melik çiftliğinin zanımolunduğu Köse Halil çiftliklerinden ibarettir. Kısaca temas edilmiş olan. Karesi ve Güçlüoğlıı çiftlikleri ile Banaz'a tabî Susıızviran'da Çubuğa çiftliğinin zammolduğu. aynı şekilde kaydedilmiş olan İldulan. muhtelif sebeplerle. Çakır. Karesi çiftliğine Sevinç çiftliği. bunların Önemli bir kısmının bu yolla umara dâhil edilmiş ve kısmen reâyâ eline geçmiş olduğunu da belirtmek gerekir 55 . ZckeryâHüseyin. Milmıad-Bâlîeşref. Keza. yeniden canlandırılmak suretiyle işler hâle getirilemeyen harap çiftlikler mevkuf kaydedilmiştir. böyle bir Bkz.

Uşak piyadelerinin de kayıtlı bulunduğu bir defter mevcut olmadığı için. 64 BOA. 82.TD-237.TD-574m. 317. 234-235. 03 BOA. 4. Kczâ. nısfı da Ulaş'da Ummâl çiftliğine zamîme yazılmıştır. 249. Uşak kaza dairesindeki mevkuf çiftlik sayısı. SU BOA.7D-237. 15'i atik 16 çiftlikten 7'si diğer çiftliklere zamîme yazılırken. ö! BOA. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinden 730 neferden ibaret olan bir nöbellisinin. 106 57 56 . Orhan çiftliği de Osman karyesindeki Göbek çiftliğine zammolunmuştur. "mevkufat-ı atik'' olarak da 7 çiftlik kaydedilmiştir". Bunlardan Ulugöbek'te bulunan 3 çiftlikten 2'si zamîme yazılmıştır61. Karahisâr-ı Sâhib sancağı kadılarına. BOA.TD-574m. Üçüncü Uşak'da tespit edilmiş olan 2'si cedid. Uşak Piyfidelerinin Tâyin Edilmiş Oldukları Mîrî Hizmetler Eksiksiz ortaya koyabilme imkânı bulunmamakla beraber.Turan Gökçe gelişmeye maruz kalmış olan çiftliklerdir.TD-237. 278/812-a. mühimme defterlerindeki ilgili kayıtlardan hareketle. 1545'de Uşak kaza dâiresinde.TD-237.TD-237. 286-287. Bunlardan 4'ü yukarıda belirtilmiş olan çiftliklerin bazılarına zamîme yazsılmış. 276-277. 2si de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir. Uşak yayalannm da dalıil olduğu Karahisâr-ı Sâhib piyadelerinin tâyin edilmiş oldukları hizmetleri kısmen de olsa tespit etmek mümkündür. 1579'da 69"a çıkmıştır. Bununla ilgili olarak tespit edilmiş olan 26 Cemâziyelevvel 967/23 Şubat 66 1560 tarihli hükümden . 301-302. 58 BOA. Bunlardan l l ' i diğer toprak ihtiyacı olan çiftliklere zamnıolunmuş. ikinci Uşak nahiyesindeki 19 çiftlikten sadece 5'i 6J . s. Uşak (1) nahiyesinde "mevkufat-ı cedid" olarak 2.TD-574m. Bu cümleden olarak. 4'ünün yaya-başı uhdesinde bulunduğu anlaşılmaktadır"1". s. 59 BOA. 3 ! ü cedid. "zad u zevâde"lcn ile birlikte Bilecik madeninde demir top yuvalağı hizmetine tayin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır.TD-574m. mevkuf çiftliklerin de XV. Ulugöbek'de "el-mevkûf-ı köhne" olarak 3 çiftlik kaydedilmiştir56. Bunlardan. 62 BQA. Banaz'da bulunan 31 çiftlikten sadece 9'u ihtiyacı olan diğer çiftliklere zammolunmuştur63. üçüncü Uşak'da bulunan 6 çiftlikten de l'i zamîme yazılmıştır65. Banaz'da ise. l'i de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir. bu minval üzere mevkufa kaydedilmiş olan toplam 67 çiftlik tespit edilmektedir. 66 Bir sureti Karahisâr-ı Sâhib piyadeleri begi Mehmed Beg'e yazılan hüküm: Başbakanlık Osmanlı Arşivi Mühimine Defteri (=BOA. 65 BOA. s. s. 26"sı atik olmak üzere toplanı 29 çiftlik mevkufa kaydedilmiştir58. 79. 265. yüzyıldaki durumu meçhul kalmaktadır. Uşak (l)'ta bulunan 16 çiftlikten 6'sı zamîme olarak başka çiftliklere.MD)-3. 8 : i atik toplam 10 mevkuf çiftlikten 3 'ü başka çiftliklere zammolumnuşmr60. 4'ü de yaya-başı hâssma tahsis edilmiştir63. 224-225. İkinci Uşak nahiyesinde tespit edilen l'i cedid. s. s. s.TD-574m. s. s. s. Bayındır çiftliğinin nısfı Yaya Halil. Bilecik madenine tayin ohman nöbetti bazı yayaların görevi ihmâline dâir 17 Zilhicce BOA.

dc. Taran Gökçe.XV-XVJ. Ayasofya'nın tamiri hizmetidir75. BOA. Mühimine defterlerinde yer alan bazı hükümler. hazırlanan top yuvalağını yalıya indirme hizmetini ifâ etmek üzere. Karahisar sancağı piyadeleri beyine hitaben yazılmış olan hükümden anlaşıldığı kadarıyla*'9. 658/1447. Keza. s. s. sancak piyadelerinin bir ııöbetlisinin. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 972/16 Temmuz 156567 ve Bilecik madeninde hizmet eden müsellem ve piyade beylerine. tekrar Bilecik madeni hizmetinememur edilmişlerdir. İ82/347. s. sancağın bir nöbetli piyadesinin "Ayasofya-i kebîr hareminin laihirT ve yapılacak olan zaviye hizmetine tâyinini âmir olan 19 Muharrem 990/13 Şubat 1582 tarihli hüküm76. Karahisâr-ı Sâhib piyadelerinin de. Karahisar-ı Sâhib piyade beyine hitaben kaleme alınmış olan bir hükümden de74. BOA. diğer yaya sancaklarında da 77 olduğu gibi . Yine. 84/203.MD-22. s. BOAMD-23. Karahisar yayalarının tâyin edilmiş oldukları en son Mzmetin de yine Ayasorya ile ilgili olduğunu göstermektedir. zaman zaman tâyin edilmiş oldukları hizmetlerin ifâsında ihmâl göstererek. Karahisar-ı Sâhib yayalarının Mamûriyc kalesi tamiri hizmetinde istihdam edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. 328/751. s. Bkz.MD-6. 24 Şevval 984/14 Ocak 1577.MD-29. 23 Muharrem 972/31 Ağustos 1564 tarihli bir hükümden72. 202/560. sancak yayalarının bir ııöbetlisinin Tcrsânc-i Âmire hizmetine tâyin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır. s. bu hizmete layin edilmiş olan yaya ve müsellemlerin eksik gelmesi üzerine. ciddî aksamalara yol açtıklarım ortaya koymaktadır. Karahisar-1 Sâhib piyadeleri beyine. hizmetin aksaması ile ilgili 24 Zilhicce 972/23 Temmuz 1565 tarihli hüküm". Uşak piyadeleri de dâhil olmak üzere. s. BOA. Karahisar-i Sâhib piyadeleri beyine hüküm: BOA. 11 Şevval 981/3 Şubat 1574 tarihli hükümle73.MO-22. 642/1412. 263/555. s. 1572 yılında sancağın bir ve ikinci nöbellileri yaya-başılan. Ali Paşa'ya teslim edilmesini âmir bulunmaktadır. 116/242. BOA. mukaddemleri ve altışar aylık zad ıs zevâdeleriyle.MD-6.MD-26. 185/448. 17 Şaban 967/15 Mayıs 1560 tarihli. Aynı tez. 107 . aynı madende yuvalak hizmetine memur edilmiş olduklarını göstermektedir. 342-344.183/350. bir sureti Karahisar piyadeleri beyine yazılmış olan diğer bir hüküm 7I de. s. Keza. Anadolu vilâyeti kadılarına yazılmış 67 fıS «9 70 71 72 73 74 75 76 77 BOAMD-ö. Karahisar-ı Sâhib yayalarının tâyin edilmiş oldukları görevlerden birisi de. 5 Rebî'ülevvcl 980/16 Temmuz 1572 tarihli bir hüküm70. 22 Zilhicce 979/6 Mayıs 1572 tarihli hüküm: BOAMD-16. BOA. Karahisar piyadelerinin 1565nde tekrar aynı hizmetle istilıdam edilmiş olduklarını göstermektedir. 43/86. sancak yayalarının 730 neferden İbaret olan bir ve iki nöbektİllerinin 14 Zilkade 980/18 Mart 1573'de lekrar. 21 Cemâziyelevvel 982/8 Eylül 1574"de.MD-46. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinin bir nöbetlisi. Karahisar-ı Sâhib piyadeleri beyine hüküm: BOA. Tobhâne-i Âmire hizmetine memur edilmişlerdir.

köprücü. teftiş olunup. 82 BOA. sipâhi-zâdc ve muhassıl yazdırarak. Sancak dâhilinde yaya-başıları ve yayalardan "ehl-i berât" olanların. önemli aksamaların yaşandığına işaret etmektedir. şâir sancaklarda olan piyadelere muaf olduklarını bildirmcleriylc.MD-3. Karahisar-ı Sâhib yayaları beyine yazılan hüküm81. s. mühimine defterlerinde yer alan bazı hükümler de. Karahisar yayaları beyi Hüseyin'in ifâdelerine binâen. bütünüyle Anadolu piyadelerinde olduğu gibi. ödememekte direndiklerini gösteren 21 Şevval 966/27 Temmuz 1559 tarihli. memur edilmiş oldukları mîrî hizmetin aksamasına yol açtıklarından şikayetle. Karahisar-ı Sâhib piyadelerinin. toplanmış olan yayaların dağılmalarına ve gitmemekle direnmelerine sebep olmak süreliyle. Daha da çoğaltılabilecek olan bu hükümler.MD-6. aynı hizmete lâyin edilmiş olan piyade ve müsellemlerin noksan götürülmüş olmasından dolayı. 64/150. Diğer taraftan. bu hususlarda suiistimali görülenlerin tespit edilerek. 80 BOA.MD-24. çiftliklerinin yazılmasının ferman olunması üzerine. aynı hizmete lâyin olunan nöbetli bazı yayaların ilaat etmedikleri ve bazı sipahilerin de yayaların çıkarılmasına manî olduklarım ortaya koymaktadır. 108 79 . teftiş olunmasını âmir hüküm84. 23 Zilhicce 972/23 Temmuz 1565 tarihinde. 25/68. Bilecik mâdeninde lıiznıel eden müsellem ve piyade beylerine yazılmış olan bir hüküm deKU.MD-3. kısa bir süre sonra.MD-3. 83 BOA. Uşak yayaları da dâhil olmak üzere.â. aynı şekilde. Ke/. 'H BOA. bir başka önemli probleme işaret etmektedir. 642/1412. piyade olmakla beraber. s. s. bütün Anadolu yayaları arasında önemli bir probleme yol açmış olduklarını göstermektedir. 81 BOA. Nitekim. 658/1447. câmî meremmeteisi. 84 BOA. Karalıisar yaya sancağı beyi Mehmed'in "tarîh-i salât. yerlerine "gâib : ' kimseleri. s. cürm İl cinayet ve resm-i anlsâne la leb olunması üzerine. 152/409. hizmetten kaçmaya çalıştıklarını ortaya koymaktadır. ehl-i berat. sancak dâhilinde bazı piyadelerin. Keza. Uşak kadısına hilâben. Karamsar-! Sâhib piyadeleri beyi Hasan'a yazılan bir hükümde82. 17 Zilhicce 972/16 Temmuz 1565 tarihli.Turan Gökçe olan bir hüküm 78 . BOA. 25 Safer 982/16 Haziran 1574 tarihli. Bilecik mâdeni hizmetine tayin edilmiş olan Karalıisar piyadelerinin. 3 Safer 982/25 Mayıs 1574 larihli. "ehl-i berât olduk" diyerek. seyyid ve sâdullah yazılmış olanların teftişi emrolunmaktadır. 376/1116. yeni tahrirde bir vesileyle derbendei. bazılarının da kendilerini derbendei. s. halkın Cuma namazında olduğu sırada. ve şârik-i hanır" olup. bazılarının da başka ocağa kaydolunarak hizmetten kaçmaları üzerine.MD-26. bizzat yaya sancak beylerinin ortaya koydukları problemlere dâir kayıtlara da tesadüf edilebilmektedir. nıescid civarında bulunan evinde kurduğu mecliste "fısk u fücur'' üzere olduğuna işaretle. 270/718. s. doğancı. Karahisar-ı Sâhib sancağı kadılarına yazılmış olan hükümM3dc. yayaların muayyen bazı yollara baş vurarak. s. 12 Muharrem 967/14 Ekim 1559 tarihinde sâdır olan. köprücü. bunun tipik bir örneğini teşkil etmekledir. nöbetlerinde hizmete gönderilmelerini âmir bulunmaktadır.MD-6. Yaya ve yamakların suiistimali dışında. Karahisâr-ı Sâhib sancağı kadılarına yazılmış olan bir hüküm79 .

F. s. Kütahya ve esas konumuzu teşkil eden Uşak da dâhil olmak üzere. İzmir 1988. neshedilerek. bir taraftan hemen yukarıda temas edilmiş olan suiistimallerin önü almaınayacak kadar yaygınlaşması. 164/394. XVI. s. ifa etmiş oldukları lıizınetlere mukabil sahip oldukları her türlü muafiyetten arındırılmak suretiyle normal raiyyet statüsüne indirilmişlerdir. şehir ve kasaba gibi. zeamet ve tımara tahsis edilmiş olan Karahisar-ı Sâhib piyade çiftliklerinde kayıtlı yaya ve yamaklar. s. s. 283-337. 1600-1700". 19 Muharrem 990/13 Şubat 1582'dc tâyin edilmiş oldukları Ayasofya'nın tamiri hizmeti87. Zeki Ankan. diğer taraftan da Osmanlı askerî sisteminde kendini gösteren değişimin etkisiyle"" tüm fonksiyonlarını yitirmesi sonucunda. 50-54. Yaya ve Müsellem Teşkilâtının Kaldırılması ve Mensûh Piyade Çiftlikleri Kuruluşu ile birlikte. bir sureti Kütahya ve Karahisar-ı Sâhib sancaklarında piyade ve müsellem tahrîrine memur edilmiş olan. asrın son çeyreğine girildiğinde. "'Militan' and Fiscal Transformatipn in the Ottomaıı Empire. 164/359. Tafsilat için bkz. yaya ve müsellem teşkilâtının bütünüyle ref i ile yaya ve müsellemlerin reâyâ yazılmasını âmir bulunmaktadır. Devlet açısından halledilmesi gereken ciddî bir problem hâline gelmiştir. Ek olarak verilmiş olan mensâh piyade ve müsellem çiftlikleri ile ilgili listelere esas olan Karalıisar-ı Sâhib sancağı mensâiı piyade ve müsellem defteri tariiısiz olmakla beraber. Aynı eser. Bu süreüe mensûh piyade ve müsellem deflerine Söz konusu değişini için bkz. 97. ulûfeli ve ateşli silah kullanabilecek asker sayısını artırma yoluna giderek. Özellikle. Yukarıda da işaret olunduğu üzere. 109 . en Önemli eyâlet askeri konumunda bulunan tımarlı sipahileri geri hizmete çekmeye başlaması. 396 vd. yukarıda işaret edilmiş olunan değişimin gereği olarak. Diğer taraftan. s. XVI. 5. mezkûr tarihte. BO AMD-46. XVXVI. Eınecen. tabiatıyla. teşkilâtın lağvında önemli rol oynamıştır. Yüzyıllarda Hamil Sancağı. Nitekim. teşkilâtın lağvı sürecini hızlandırmıştır86. aynı tarihli. BOA. Doğru. çiftliklerin bulunduğu yerlerin dışında. Halil İnalcık. 328/751.XJ—XVJ. çiftiiklerdeki yaya-yamak sayısının azalmasıyla. Ayrıca bkz. Dergâh-ı Âli müteferrikalarından Bâlîye 89 yazılmış olan hüküm . H. Karahisar yayalarının memur edildiği son görev olmuştur. Karalıisar-ı Sâhib sancağı yaya ve müsellemlerinin reâyâ kaydedilmek üzere. geri hizmete çekildikten sonra da bazı mîrî hizmetlerin ifâsında önemli rol oynamış olan piyadeler. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Tesiri lâfı zikrolunan tarihlerde ne ölçüde zaafa uğramış olduğunu göstermesi bakımından oldukça Önemlidir. sair iskân yerlerinde meskûn olmaya başlamaları gibi gelişmelerle ocak nizâmının iyice bozulmuş olması. piyade ve müsellemlerin temel fonksiyonlarım lamamiyle yitirmelerine yol açmıştır. Bu da.MD-47. Özellikle mühimine defterlerinde yer alan bâzı kayıtlar. bundan yaklaşık dört ay sonra. Devlet'in. 29 Cemâziyelevvel 990/21 Haziran 1582 tarihinde sâdır olan hükümler518. Aynı eser.MD-47. ref olunduğunu ortaya koymaktadır. asrın sonlarına doğru. 152. mevcut kayıtlara göre. yaya ve yamakların. Söz konusu hüküm doğrultusunda. s. Bu cümleden olarak. önceleri muharip bir güç olarak. BOA. haymana taifesinden yamak kaydedilmesi. Archivum Ottomanicum VI (1980). teşkilâtın kaldırıldığı tarihi yaklaşık olarak tespit etmemize imkân vermektedir.

Kütahya sancağında. UŞAK KAZASI MENSÛH PİYADE ÇİFTLİKLERİNİN GENEL DURUMU ıl§i Uşak Banaz 49 28 • mm*.669'u Banaz'a tabî olmak üzere.7 9 5 . 33'ii mevkuf olmak üzere.Turan Gökçe kaydedilmiş olan Uşak yayalarının durumu. Tayyib Gökbilgin). 46.536'sı Uşak. 252. Ayrıca. şöyle bir tablo ortaya çıkmaktadır. 8'i seyyid-şerif. 25'i sipâhî. 14'ü de pîr-ına'lûl kaydedilmiştir.372 1. 100'ii (% 52. M. 53.256'sı doğrudan Uşak. Bunun 795'i (% 55. 87 tiraar bulunmaktadır. 11 Ti (% 7. öşür ve resme lâbî olarak deftere kaydedilenlerin sayısı. Uşak mensûh piyade çiftliklerinin toplam hâsılı.536 1. 1. genel bir değerlendirme yapmak gerekirse. 21 'i sipâhi-zâde.73) de muaf olarak kaydedilmiştir.435. 110 .205 akça olarak tespit edilmiştir.86) mücerred.• 53. raiyyet statüsünde.40) bennâk. istanbul 1979.059 Tablodan ve aşağıda verilmiş olan listeden de anlaşılacağı üzere. Bu cümleden olarak. 179'u da Banaz'a tabî olmak üzere. . tahminî 4. • : . Uşak piyadelerinin tasarrufunda bulunan toplam 190 çiftlik neshedilerek. $ Ali 52 & • • • : • Toplam^ : • 77:": : 30&20S: . Bu çiftlikler üzerinde tespit edilmiş olup.305-5.305 4. Raiyyet statüsüne indirilen yaya-yamak nüfus içerisinde.164 5.:.1. sadece iki nahiyeye tabî olarak kaydedilmiştir.63) de timara kaydedilmiştir. mensûh çiftliklerin tahsis edilmiş olduğu 78 zeamet.256 Muaf i Tahminî Nüros 1 1 •.435 neferdir. Uşak piyade ve müsellem çiftliklerinin de dâhil edilmiş olduğu.669 179 689 106 .059 gerçek nüfusa tekabül eden 1.36) zeamete. piyade teşkilâtı itibariyle 5 nahiyeye taksim edilmiş olan Uşak piyadeleri. mensûh piyade defterinde özel statülerine binâen muaf kaydedilmiş olanlardan 7'si imam. Ayn Ali Efendi'ye göre90. ek olarak verilmiş olan listede ayrıntılarıyla takdim edilmiş olmakla beraber. 144 47 191: 252. 529'u (% 36.: 90 21 111 3. nesholuııdııktan sonra. Kızılcasöğüd'deki Balladır çiftliğinde "'an-nesl-i Aydın Baba" ifadesiyle kaydedilmiş bulunan İÜ nefer ile Uşak kazasıyla ilgili kısmın sonunda kayıtlı 12 nefer köprücü de muaf yazılanlar içerisinde önemli bir yer tutmakladır. s. 90 Kavânîn-i Âl-i Osman der Hulâsa-i Mezâmîn-i Defter-i Dîvân (Nşr. Tİ kayyımı. toplam 306. Bunlardan 90!ı (% 47.768 50] 4. Uşak ve Banaz olmak üzere. titnar ve zeamete tahsis edilmiştir.

yüzyıl boyunca değişmemiştir. YÜZYILLARDA UŞAK KAZAST MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ VE NÜFUS DURUMU tarih Nahiye. Aym eser.D-5246 (M. Bkz. Uşak müsellemlerinin taksim edilmiş olduğu idarî ünite sayısı dörde çıkmıştır. Livâ-i Bolu ve Kastamonu ve Ankara ve Kankırı. "XVI. Kütahya müsellemleri ile ilgili en eski kayıtları ihtiva eden 145792 ve 1489y3 tarihli defterlere göre. Uşak Jl ıı göbek 1457 3anaz PöiJlanış: 2M5 69 132 • .MAD-563 (M.Mu. İ. Şahin. 2 İS 95 10 ıs 75 . Müsellem Çiftlikleri ve Nüfus Durumu Kaynaklar kısmında tavsif edilmiş olan müsellem defterlerinde yer alan kayıtların aktarılmasıyla hazırlanmış olup. XV-XVI. .Nâ. 131S 137. s. Idârî Taksimat Sancak tevcih defterlerinden anlaşıldığı kadarıyla.1 4 4 23 19 10 6 44 y 35 •. Metin Kunt. Livâ-i Teke ve Alâiye. 111 .) kaydedilmiş btıjıınan diğer Anadolu müsellem sancakları şunlardır: Livâ-i Aydın ve Sanıhan ve Menteşe ve Karesi ve Biga ve Hiidâvendigar ve Kocaili ve Sultatıönü. Buna göre.1. Müsellem Teşkilâtı 1. XVI. 1568-1574)'den nkl.M(l. Anadolu müsellemleri. BOA. cur. I . Bu durum. M. "Aynı makale". ser-asker kaydedilmiş olan Uşak ile ona tâbi olarak yazılmış bulunan Ulugöbek ve Banaz nahiyelerinden ibarettir. îstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı. 11 47.33-: M •129: '•'•-:<••'• Gâ.Derlik Sefer en sel. başlarında bulunan ser-askere bağlı bulunan üç üniteye taksim edilmiştir. F. .Yi».hassıl JCIİEİ Ma*. Adetli ÇiftDiMii. 207-208. Uşak kaza dâiresinde bulunan müsellem çiftlikleri. 1527). • . 2. Uşak müsellemleri de dalül olmak üzere. . Bunlar. • ' • • . müsellem teşkilâtının lağvına kadar.nıak resi-. Mustafa Çetin Varlık. Muallim Cevdet Yazmalan-0. sipahi ve yaya sancak teşkilâtından oldukça farklı bir idarî taksimata tabî tutulmuştur.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı İÜ. Muallim Cevdet Yazmalan-0. • % • : . Yüzeni Osmanlı İdari Teşkilatında Kütahya". Öncelikle. s.jvıurib de Tatnnflıî: Nüfus : •. İt red İM vs. ek olarak verilmiş olan listelerden çıkarılan toplu sonuçları değerlendirmek suretiyle Uşak müsellem çiftliklerinin genel durumunu netleştirmek mümkündür. İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı.: • . • • • . "elviye-î miisellemân-ı Anadolu" birbirine yakın olan muhtelif livaların biraraya getirilmesiyle oluştunılan 4 sancağa taksim edilmiştir. Sancak tevcih defterlerinde (JSMA. Emecen-İ. kaza dairesindeki her bir idâri ünitede kaydedilmiş bulunan çiftlik adedi ile müsellem-yamak ve şâir unsurlardan müteşekkil nüfus durumunu bir icmal tablo üzerinde ifade etmek daha uygun olacaktır.93.ğer Adedi letıı fi . 64-65. Aynı birimlerin muhafaza edilmiş olduğu XVI.: . Esas konumuzu teşkil eden Uşak müsellemleri de bunlardan ''Livâ-i Müsellemân-ı Kütahya ve Karahisâr-ı Sâhib ve Hamid" sancağına bağlı olarak teşkilâtlanmıştır91.. 115 220 810.72. s. yüzyılda Yavı nahiyesinin de ilâvesiyle.

54) Uşak.1 5 3 Jlu.Turan Gökçe Uşak . 1 . - •M.IO 192 51 2Ü 71 26 26S 225 <J20_..039 :4. oldukça dikkat çekicidir.348 3.: 20.224 l.1.<İO3 4.12 1 12 • . 1457:de Uşak kaza dâiresinde bulunan üç nahiyede toplanı 20 köyde 33 müsellem çiftliği tespit edilmiştir. Ancak. ' 20 11 20 4 27 4 3 S 52 6 13 32 .91 Jlu göbek üaııaz 6 S •'151 454 15 Yavı 1 17 I1. . 4 1 4 3 • : $ : • .. Bunlardan 18'i (% 54.605.' 22» 4(J8 18 İÜ ıs • 9Î • 5 3 8 •150• 8 6 . :.. 5'i (% 15.191 46' Toplanış 20 -İS İN 4-RO İS Uşak 10 5 Jlugöbek 3 .15) de Ulııgöbek nâlıiyesinde kaydedilmiştir.460 14 I 17 48 1.330 168 261} 354 507 915 1. I3'ü (% 35.41) Yavı.257 2. 37: . - 1580 :'%%&'• • .735 3. 56 3ail!H 6 8 MS • 305 14 Yavı 1 17 : . 4'ü (% 10.'20-S 279 297 450 426 1. bünyesinde barındırdığı çiftlikler ile tipik bir müsellem köyü hüviyetini hâiz olan Yavı karyesinde bulunan çiftliklerin oluşturduğu aynı adlı nahiye ile birlikte.557 24. . Bunun 18'i (% 37..1.. kaza dairesindeki müsellem teşkilâtının istikrârını göstermesi bakımından.531 1.- 2. söz konusu çiftlik sayısı ve nahiyelere dağılımının XVI. 16S 185 23 44 3S 4 57 7CI 11 196 21D 28 465 5fi3 .447 1. has. kaynağım büyük ölçüde yörük-Türkmen teşekkülleri ile Türk köylülerinin teşkil etmesi ve genellikle kurucularının ismiyle mâruf olmaları dolayısıyla. •'722 • 131 15 fi 260 687 1. .485 I. Köy sayısının değişmemiş olduğu 1489'da çiftlik sayısı 37'ye çıkmıştır.3.S07 347 273 453 623 1. 8 3anaz 6 S Yavı 17 527 14 1 20 Top]«m= . söz konusu iskân yerlerinin büyük çoğunluğu.573 4. aynı zamanda mufassal tahrir defterlerinde de bulunan reâyâ köyleridir. yüzyıl boyunca hiçbir değişiklik arzetıneden ayniyle muhafaza edilmiş olması. müsellem çiftlik adlannm ekseriyetini de öz Türkçe isimler oluşturmaktadır. 1580'de Banaz'daki ocak miktarının 9'a çıkması hâricinde.30) Banaz.zdı 45: 334 İÜ İS Jşak İS .:: • 123 7 22 1 44 1 :18i»."•.467 1.LI3 1 1.: : 16 1 S 3 • . Uşak müsellem çiftliklerinin kaydedilmiş olduğu.:" I4'' 4 2 • $ " ' • 2 • '6 . 8'i (% 16.• - • 1 %$••'-• L4 1 2 0 '26 21 . sâdece 112 . 363 14 28i.£.66) Banaz. sı Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden de ayrıntılarıyla takip edilebileceği üzere. 10'u (% 30.3 32-5 3S4 536 1.354 .1 3 17 4<î S 2 4 : 2 S 2 12 4 ::4 4 1 13 T 20 24 7 13 34 7« 17 7 3 21 : 48' : 1 3 22 y 9 40 14fı 45 3.279 1. i (% 10.aübek .1 . Bunun 2()"si (% 54.:• : 1571 s 1 1 .5) Uşak. Piyade ocaklarıyla ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere.Jlunöbck 14X9 3a naz T»)>laii)= Jşak Jlııeöbek 1520 3anaz Vavı Ti>i)laj]i= I5U.111 45 20 10 İS 4Ö5 İS Jşak .333 .41) de Ulugöbek nahiyesinde bulunmaktadır.3 S 0 1.3 166 434 I8S 44 71 i 9$ 501 331 71 91 377 «701 :ÎI5 54 84 352 SOS 251 46 65 [OH • •:•:••. 152O'dc 48 çiftlik tespit edilmiştir.44U 1. 48 i.81) de Ulugöbek'te tespit edilmiştir. • . •• -20. 6 9 154 4S9 15 Yavı 1 17 -4<iT o p l a m » : . ' •••3- •450 . . 17"si (% 35. 222 84 1 46 5 İV 76 67 219 •M* • •173' : * î : •: • 303 162 5 26 59 1 105 32 1 287 143 7 754.362 1.05) Uşak.752 270 336 614 462 1.395 L 1. rOPİam'sS :v :: :.28.439 3. Sipahi vakıf ve piyade tahrir defterlerinde bulunmayan.) 162 67 16 39 99 323 14S 7G9 : 365 .. zeamet veya timara tahsis edilmiş olması dolayısıyla. • - - - - - 1545 1560 1 2 3 fi 2 12 1 i • . 5 .13) Banaz.••.1 3 Jlugöbek : sı 123.153 L0U2 1.670 3.S53 .• • :':2Ü:': J4&İ • • S 1 3 : •45i' Jşak 10 18 •455 ıs 3 5 . . 90S Bana?. • 463. .

aynı yılın tespitlerine dayanan cedid mürde sayısında görülen. Önceki defterlerde tespit edilememiş olan Yavı hâriç olmak Üzere.XV-XVI. 118*i (% 14. Cevdet Türkay. 44 : ü (% 27.70) Bana?. daimî bir iskân yerine dönüşmek suretiyle. olağan üstü sayılabilecek artış.111 nefere yükselmiş ofan müsellem-yamak sayısının 46O'ı (% 41. aynı zamanda raiyyet köyü olanlarla birlikte.65) Banaz. 3.201 neferin tespit edilmiş olması da bunu teyid etmektedir.64) Uşak.279 civarında bir gerçek nüfusu ifade eden. 56'si (% 6. Keza. 334'ü (% 41. s. 1457'de Uşak müsellem çiftliklerinde bu minval üzere. yaklaşık 687-1. yaya-müsellem ya da yalnız müsellem köyü konumunda bulunan iskân yerleri de mevcuttur. Bunun 527'si (% 43. Göçürdük ve Yurtbegi. XV. tahminî 486-800 gerçek nüfusa tekabül eden 162 nefer tespit edilmiştir.88) da Ulugöbek'te olmak üzere. yaklaşık 30 yıllık bir zaman zarfında.35'lik bir artışla. özellikle % 42.79) Ulugöbek'te olmak üzere. Aşağıda verilmiş olan listelerden de tafsilatıyla takip edilebileceği üzere.40) Yavı. 1.30'hık bir düşüşle.74) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir.333-3. 408'i (% 36. 128'i (% 10. asrın ikinci yansında ortalama 3-8 müseüem-yamaktan oluşan çiftliklerdeki nüfusun. 81'i (% 6. Yavı nahiyesinin de mevcut olduğu 1520'de % 385. İstanbul 1979. yalnız müsellem defterlerinde kaydedilmiş bulunan iskân yerleridir. 1560'da Uşak müsellem nüfusunun % 32.88) Yavı.603-4. 23'ü (% 14. nisbelen daha fazla imkânlara sahip olup. Daha önce de işaret olunduğu üzere. Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı imparatorluğunda Oymak Aşiret ve Cemaatler. Nitekim. Yavı. hem yaya hem de müsellem köyü olan Kızılhisar'in dışında. zamanla daha geniş çaplı. bu düşüşün Bkz.37) Ulugöbek çiftliklerinde meskûn bulunmaktadır.16) Banaz.19) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir. diğer üç nahiyenin nüfusunda görülen %184. Tablodan da takip edilebileceği gibi. neferen 5-34 arasında değiştiği göriilinektedir. 52'si (% 22. varlığım aynı adla bugüne kadar devanı ettirmiş bulunan en tipik müsellem köyü özelliğini taşmıaktadrr. bunun zamanla önemli ölçüde değişmiş olduğunu göstermektedir.113 gerçek nüfusa lekâbül eden 229 nefer kaydedilmiştir. Uşak merkez ilçeye bağlı bir köy olarak.51) Yavı. bütün idâri birimlerde görülen düşüş. Giriş kısmında da işaret edilmiş olduğu üzere.50) Banaz.27'lik artış dikkati çekmektedir.12 oranıyla Yavı nahiyesinde daha ciddî boyutlarda yaşanmıştır. 1545'de sadece % 8'lik bir artışla. Bunun 95'i (% 58. Yaklaşık on beş yıllık aradan sonra.72) Uşak. 15Ü'si (% 13. nâ-resîde.08) Uşak. 150'si (% 65.15 gibi büyük bir artışla. pîr-ma'lûl ve şâir unsurlar da dâhil olmak üzere. atlı olarak sefere iştirak etmeleri dışında. vazîfe itibariyle yayalarla aynı statüyü hâiz olan müsellemler de başlangıçla 1 müsellem ve 1 yanıak'dan oluşan ocaklar hâlinde teşkilâtlanmış olmakla beraber.50) Uşak. 3. aynı adlı çiftliğe bağlı olarak teşekkül etmiş bir müsellem köyü olarak kaydedilmiş bulunan Yurtbegi karyesi de diğer önemli bir Örneği oluşuırnıaktadır.153 gerçek nüfusa tekabül eden 1. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı piyade ve müsellem defterlerinde tesadüf edilebilmesi dolayısıyla. Aşağıda ayrıca üzerinde durulacak olan.71) Uşak.51) Banaz. 813 nefer olarak tespit edilmiş olması da oldukça dikkat çekicidir. 93'ü (% 8. 465'i (% 38. Kaynağım aynı adlı yÖrük-Türkmen teşekkülünün oluşturduğııU4 ve aynı zamanda ait olduğu İdarî üniteye de isim teşkil eden Yavı köyü. 27'si (% 11. 305'i (% 37. somaki tarihlere ait kanunnâmeler ve fiilî durumu yansıtan defterler. 1489'da % 41. 113 . 765.

hem de yaya ve müsellem ocakları nüfusunun önemli oranda artış eğiliminde olduğu on beş yıllık zaman zarfında % 56.83) pîr-ma'lûl yazılmıştır.201 neferin 45'i (% 3. 463'ü (% 38.94) mücerred. yaklaşık 3. yüzyıl defterlerinden tespit edilmiş olan rakamların göstermiş olduğu bu dağılım. salgın hastalık ve benzeri âfetler sonucu yaşanmış olması muhtemel ölümlerin etkili olmuş olabileceğini düşündürmektedir. %79. Uşak müsellem çiftliklerinde tespit edilmiş olan nüfusun esâsını.54) muhassıl.191 neferin 495'i (% 41. 91'i (% 7. 8'i ise mücerred statüsünde yazılmıştır. söz konusu hizmetleri "be-nevbef tâbir olunan nöbetleşe yerine getirmektedirler. 3'ti (% 0.41) derbendei. bu minval üzere müsellem veya yamak kaydedilmiş olanlar teşkil etmekledir.573-4.74) müsellem.639-4.447 civarında bir gerçek nüfusa tekabül eden 1. Uşak müsellem nüfusunun 1571'de % 46. henüz hizmete eşemeyecek yaşta olmaları dolayısıyla ''nâ-resîde". 66'sı (% 5. 12si (% 1. 363 ! ü (% 30. Nitekim. 1751 (% 21. Geri : kalan 2 nefer ise pîr-ma'Iûl kaydedilmiştir.66) Banaz.57) Uşak.72) de pır-malûl kaydedilmiştir. 1545'te tespit edilmiş olan 1.52) Uşak.64) de Ulugöbek'te kaydedilmiştir. Geri kalan 601 neferin 503'ü (% 45. Uşak müsellem çiftliklerinde tespit edilmiş olup toplam rakamlarla ifade edilmiş olan nüfusun terkibine gelince.34) pîr-ma'lûl olarak kaydedilmiştir. diğer faktörlerle birlikte. 1. Bu itibarla. tekrar 1545 yılı rakamlarına yakın bir seviyeye ulaşmış olduğu görülmektedir. 5'İ (% 0.08) Yavı.53) müsellem. 6'sı (% 0. 1457:de tespit edilen 162 neferin 31'ini (% 19. 1571'de tespit edilmiş olan 1.62'sini teşkil eden 129'unuyamaklar oluşturmaktadır. yukarıda da yayalarla ilgili olarak işaret edilmiş olduğu üzere. 620'si (% 51. Bunları Banaz ve Ulugöbek nahiyeleri takip etmektedir. 1545'de 270 olarak tespit edilmiş olan cedid mürde sayısının. 189'u yamak. geri hizmete çekildikten sonra da ifâ ettikleri mîrî hizmetlere mukabil kendilerine tahsis edilmiş olan çiftlikleri diğer yamaklarla müşterek tasarruf eden müsellemler. 9O'ı (% 7. 14'ü (% 1. l'i muhassıl.213'e ulaşmış olan neferin 489'u (% 40. 1560'da müsellem ocakları nüfusunda görülen düşüşte.111 neferin 45'i (% 4. l'i mücerred. Ocakların lağvedilmesinden yaklaşık iki yıl önce. Başlangıçta muharip bir güç olarak katıldıkları sefer. 754'ü"(% 63.Turan Gökçe îzahı bakımından büyük önem taşunaktadır.47) derbendei. 465'i (% 41.05) müsellem. 1560'da 813 neferin 45'i (% 5..62) yamak. tahmini 3.sı (% 2. 454'ü (% 38.55) nâ-resîde. diğerleri yamak konumunda bulunmaktadır.47) nâresîde. 1580'de sadece %1.85) yamak yazılmıştır.99) derbendei.. 12si (% 0.30) yamak. 2'si muhassıl. 46'sı (% 3.191 neferin 46'sı (% 3.50) pîr114 .41) da Ulugöbek nahiyesinde tespit edilmiştir. 26. 14'ü (% 1.49'luk bir artış göstererek.17) mücerred. 154'ü (% 12. her müsellem çiftliği defterlere "müsellem" ya da "eşkün" olarak yazılmış olan bir kişi üzerine kaydedilmiştir.27).13) müsellemler.605 gerçek nüfusu ifade eden. 151!i (% 12. Uşak müsellem çiftliklerinin bulunduğu dört nahiyenin eksiksiz kaydedilmiş olduğu XVI. Mezkûr tarihte tespit edilmiş olan.38'Iik bir artışla 619'a yükselmiş olması.69) Banaz.78) yamak.27) nâ-resîde.86) müsellem. bünyesinde barındırdığı çiftlik ve müsellem-yamak nüfus potansiyeli itibariyle Uşak ve Yavı nahiyelerinin önemli bir yer tuttuğunu ortaya koymaktadır. 6'sı (% 0. 608'i (% 74. İşte. bir müsellem ocağında kayıtlı muayyen sayıda yamaktan sırasıyla hizmete eşen biri müsellem. Çiftlîklerdeki nüfusun daha tafsilatlı bir şekilde kaydedilmiş olduğu 1520'de. 480'i (% 39.24) mnhassıl. 1489 da kaydedilmiş olan 229 neferin 32'si müsellem. 1.84'lük bir artışla.31) Yavı. hem genel nüfusun.

3 • • \. • 1.' -Î:TS 22 3 10 26 61 12. yüzyıla ait defterlerde nâ-resîde yazılmış olan her hangi bir nüfusa tesadüf edilememekle beraber. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı maiül yazılmıştır.39) yamak. 157Tde tekrar % 109.K. 1545'de % 7.173 100 & • • .83.79) müsellem.57 14 1 - •.50 i '•iri. UŞAK KAZASİ MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNDE "NÂ-RESÎDE" KAYDEDİLMİŞ OLANLARIN YAŞ GRUPLARINA DAĞILIMI z Uşak Ulu göbek 1520 3 a naz Ya vı Toplam^ % Jşak Ulugöbek Baıuız i'avı rııplam^ %• -. hizmete eşecek yaşa gelmemiş olmaları dolayısıyla "nâ-resîde"statüsünde kaydedilmiş olanlar teşkil etmektedir.XV-XV1. yaklaşık on beş yıllık zaman zarfında görülen % 62.C 13 1 10 9 • 33. . toplam sayıları 1520'de 503 iken.1 17 2 5 14 38. ı . 7_M 1 3 5 a M - - ' 1ÎJ2 2J0 503 100 V)l 20 26 225 463 100 84 5 :i7 63+4* 17 1 2 29 49 1058 İR 1545 1 6 2R 53 11.JÎ1 5 1 1 • 1 5 • 5 • 2 1 2 1 2 1 •4 1 3 1 4 !>*• 1 1)21 - 2 7 i. nâhiyelerdeki yoğunluğunu da göz önünde bulundurmak suretiyle.1R .»:. 'CM - 41 11 14 49 •115 2ÎJÎO 2S 3 1 31 16 5 5 İS • •44 • :W 3..09) nâ-resîde. bulundukları yaşları ile birlikte kaydedilmiş bulunan nâ-resîde 1 erin şâir hususiyetlerine temas etmeden önce. : * : .57: .77 12 2 5 15 34. s - » 4 23 8 5 31 • f>7 ü y 2 6 7.91 ••24- : 24.63 'Uik bir düşüş sonucunda 173 nefer olarak tespit edilmiş olması da dikkat çekicidir. 15 i 3 16 35.•sı 19 1 2 21 43 *w 4 1 4 :. Yukarıdaki tablodan ve genel olarak işaret edilmiş olan bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere..!» . 365'i (% 30. . 'M. C. çiftliklerde kayıtlı nüfusun önemli bir kısmını.•1.*„. = .•„. H 21 1 fi 2<) 57 iMi ı 27 4 3 31 *>?•• m 12 1 3 16 32: «. Nihayet.n17.••.7.S7 7.sı 2 1 13.. Keza. 185 38 70 ..«.82'lik bir artışla 363'e yükselmiş olan nâ-resîde sayısı 1580'de 359 nefer olarak tespit edilmiştir. Yukarıda da genel nüfusa nisbetleri ile birlikte işaret edilmiş olduğu üzere.UÎ 15 1 3 12 1 13 ıu - 13 1 7 6 1 6 - 1 - - 1 1 '••î r ^ - 1 ••«•:•:• • • •.51 r: 0.73 13 5 1 5 7 Î. henüz yamak yazılarak.İT7 OM 1560 Jşak UlıiHöbek 3anaz İ" avı 15 2 2 • . yüzyılda gerçekleştirilmiş olan tahrirlerin tamamında ayrı bir kategori olarak kaydedilmiş olduğu görülmektedir.2» • 11 5 10 •2S-I. genel bir fikir vermesi bakımından yararlı olacaktır.: 5.59 1.:i3': -13. XVI. ı. doğrudan müsellem veya yamak yazılmış olanlar dışında.213 neferin 46'sı (% 3.. 769'u (% 63..95 oranında azalarak 463'e düşmüştür. 11 2 5 16 34' «. 1580'de yazılmış olan 1. Defterlerde.' S.07• : . yaş gruplarına dağılımım bir tablo üzerinde değerlendirmek.30) de pîrma'lûl olarak kaydedilmiştir. Müsellemlerin muharip karakterini muhafaza etmiş olduğu anlaşılan XV.S.w 115 .. 28'i (% 2.20 18 1 3 18 40 7 - 17 1 15 33:-: •7.:• .

yaş gruplarına dağılımında. 4. M 1580 23 1 2 21 47 i:.'42'si (% 11.57) de 14 yaşında kaydedilmiştir.92) 12.32) 9.12) 8. v Tablodan da lâkip edilebileceği üzere.75) 7. 1520 ve 1560'da 14.83) 7.51) 6.20) 7. müsellem-yamak nüfus yanında.60)2.. Çiftliklerde. 3*ü(%1. 13 1 6 20 5.76) 3.95) 10.87) 5. 47'si (% 12.04) 11. 63'ü(% 13. 4()'ı (% 8.19) 10. 152Ü'de tespit edilmiş olan ve yaşlan 3-14 arasında değişen 503 nâresîdenin 115'i (% 22.94) 8. 13 2 10 20 '45 ' 113.s7 7 2 5 2 2 19 54 6 18 45 123 6 . 35'i (% 9.74) 5. başka bir ifâdeyle. bunların yaş tavanları. l'İ (% 0. 45 i (% 12.62) 8. 9'u (% 5.2'si(% 1. 173'e düşmüş olan ve yaşları 1-14 arasında değişen nâ-resîdelcrin 3l'i (% 17.77) 6.09) 6.2 1157 !) u.8i 3 1 2 fi I.Turan Gökçe 1571 Uşak Ulugöbek Banaz Yavı Toplam= % Uşak Uîugöbek Banaz Yavı Toplu m= '/(.31) 4. 28'i (% 16.• — 13 1 1) : 33 ( 18 3 7 14 42 11.58) 1. 6'sı (% 1. 18'i (% 3. 1571!de 12.27 - 3(O : 100 ı . 61'i (% 12.Î2 - - ı . 297si (% 5.87) 4. 2 1 5 20 2 - - 1 10 - - 8 2.83) 4.57) 3. 65'i (% 14. 1545'de 16.50 - 1 2 4 1 1 1 7 7 1 - - - - 162 24+2* 143 303 İ 00 Î62 n. Yukarıda da işaret edilmiş olduğu üzere. 3 1 4 • V Ü.91) 6. 8'i (% 2. defterlerde.27) de 13 yaş grubunda kaydedilmiştir. 67'si (% 13.14. fiilen hizmetle mükellef tutulma ameliyesinin yaş tabanıdır.63) 8. 4'ü (% 1.09) 8. talırirler arasında önemli farklılıklar görülmektedir. 43'ü (% 9. 34'ü (% 6.^7 16 4 19 14 3 3 21 41 I 6 3 2S 55 I5.18) 1.v2 S.99) de lavanı teşkil eden 14 yaş grubunda bulunmaktadır. 33'ü (% 6.15) 5.12) 9. nâ-resîde statüsünde kaydedilmiş olanlarla ilgili olarak. Aynı stalü ile ilgili yaş tavanının en düşük olduğu 157Tde tespit edilmiş olan 363 neferin 55'i (% 15. 32'si (% 8. 49'u (% 10. 13'ü (% 7.46) 12. 26'sı (%15.04) ise 10-16 yaş gruplarında bulunmaktadır.•> 3. 38*i (% 7. 1580"de tespit edilmiş olan ve yaşlan 1-13 arasında değişen 365 nâ-resîdenin 123'ü (% 33.15) 12. 33'ü (% 7.28) 7.91) 3. 36'sı (% 9. 5'i (% 0.|. Nitekim.w 12 2 12 29 7. 14'ü (% 3.86) 3.64) 7. 53'ü (% İl". 14'ü (% 3.03) 5. 1580'de ise 13 yaşın üzerinde bulunan çocuklar nâ-resîde statüsünden çıkarılarak yamak sütlüsünde kaydedilmişlerdir. 33'ü (% 9. ıs 22 11 17 3 5 1 U 2 4 7 33 *.57) 13.85) 9.50) 10.87) 2. ayrıca belirtilmesi gereken önemli hususlardan birisi de. 8'i (% 4.'..11 3a 2 9 16 39 148 1 U.64) 1. 57'si (% 12.69) 5.55) 11. 24'ü (% 13.. 1545:de 1-16 yaş arasında kaydedilmiş olan 463 nelerin yoımlıık sırasına göre. T si (% 1.*•> * Yaşı belirtilmemiş.M 7 1 1 • 1 4 •. 14'ü (% 3.57) 2. 3'ü (% 0. Tablo üzerinde ifade edilmiş olan rakamlardan da anlaşılacağı üzere. kalan 28'i (% 6. söz konusu nâ-resîde tavan yaş gruplarında bulunanlarla ilgili kayıtlar arasında tesadüf edilen "yarayınca/yaradukda eşer" ifâdeleri 116 . l'i (% 0.02) 2. 44'ü {% 8.32) 4. 41 i (% 11.44) 3.73) 10. 35'i (% 6. 1560'da Uşak çiftliklerin deki müsellem-yamak nüfusuna paralel olarak. 24'ü (% 13. müsellem çiftliklerinde nâ-resîde kaydedilmiş olanların. 33'ü (% 9. 7 S . 19'u (% 3.91) 6.56) 9. 9'u (% 2. yamak yazılmak suretiyle. 29'u (% 7. 42'si (%11.29) 4.82) de 11 yaş grubunda bulunmakladır. 32^si (% 6.

7D-5/İ. Nitekim. bekar olan kimseleri belirtmek için kullanılmış olduğunu ifade etmek mümkündür. Bkz. 1545'de 46. ve 4'ü Ulugöbek'de olmak üzere. toplam nüfusun % 1. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı de bunu leyid etmektedir95. Kanunnâmelerle tâyin edilmiş olan nizâma göre. Mü seli em-yamak veya nâ-resîde statüsünde bulunanlar dışında. s. Bu cümleden olarak. askeri olup.XV-XVl. Aynı eser. piyadelerde olduğu gibi. piyade ocaklarında da olduğu gibi. buradan hareketle. 23'ü Uşak. kanunnâmelerde yer alan "yamak mücerred oba yigirmi beş akça harçlık virür" hükmü 98 . 1545 ve 156O'da 12.5 96 93 BOA. yukarıda işaret edilmiş olan yaş tavanının üzerinde olup. fiilen hizmete eşmekle mükellef tutulduklarını ifâde etmek mümkündür. 1545"de 3. Bununla birlikle. Dumlupmar'da Güçlü Hüseyin . görülmektedir. Belleten XXÜÎ/92 (Ankara 1959). bununla ilgili önemli bir fikir vermektedir. Uşak müselemlernıde de nâ-resîde yazılma tavanını. 168. 586-588. 11'i Bana/. s. Doğru. Piyade çiftliklerinde olduğu gibi. Ayrıca işaret edilmesi gereken nüfus gruplarından birisi de 1489 tarihli defter müstesna. Halil İnalcık. diğer önemli bir zümreyi de 152ü'de 6. farklı bölgelerdeki yaya ve müsellem çiftlikleri ile ilgili bazı araştırmalarda da nâresîdelerle birlikte ayrıca kaydedilmiş olaıı mücerredlerle ilgili rakamlar verilmekle beraber. zamanla değişmekle beraber. 46. Üçler Bulduk. Bu durumda. 1545'de Çukurviran'da Gögüoğlu çiftliğinden 1 nefer Kızılca. 7 ! si Yavı. 117 . 28'i yavı.. Mezkûr tarihte. 164-165. l58O'dc2S nefer tespit edilmiştir. 1560'da 2. bütün defterlerde kaydedilmiş olup. Banaz nahiyesinde. 1560'da 14. müsellem çiftliklerinde tesadüf edilen farklı kategorilerden birisi de "sagîr" kaydedilmiş olanlardır. 132. 152O'de 26. aşağıdaki listelerde ve yukarıda verilmiş olan icmal tabloda. bâzı çiftliklerde "derbender statüsünde kaydedilmiş olanlara da ayrrıca işaret etmek gerekir. 164. 17lvd. 1571'de 1 nefer olarak tespit edilmiş olan muhassıllar teşkil etmektedir. Nitekim. bekâr olup. ortalama 13-14 yaşlarınının teşkil etmiş olduğunu. 1571 "de 6. her hangi bir açıklama getirilmediği görülmektedir: Bkz. Raiyyet statüsünde bulunanlardan. 223. pır-ma 'lûl sütununda tek kalemde belirtilmiş olan yaşlı ve mariz kimselerdir. Sadece 1571 tarihli defterde. 5'i Uşak. s. 136. Aynı tez. bu cümleden olarak. Kânımnâme-i Âl-İ Osman (M. Keza. s.). yamak vazîfesi görmekle beraber.17'sini teşkil eden 14 nefer sagîr tespit edilmiştir. H. 152O"de Uşak çiftliklerinde kayıtlı nüfusu teşkil eden kategorilerden birisini de "tniicerred" kaydedilmiş olanların oluşturduğu.Ârif nşr. toplam 66 nefer tespit edilmiştir. lam olarak açıklığa kavuşturmak mümkün olmamaktadır97. "Osmanlılarda Raiyyet Rüsumu". s. Bu cümleden olarak. 1457'de '2. muaf durumda bulunan müsellem çiftliklerinde kayıtlı olanlarla ilgili olaıak ifâde etmiş olduğu statüyü. l'i Banaz ve l'i Ulugöbek'te olmak üzere. mücerred resmi adı allında bir vergiye tabî olanları belirtmek için kullanılan96 bu tâbirle diğerlerinden ayırdedilmiş olan bir kategorinin. Az sayıda olmakla beraber. nâ-resîde yazılmış olanlardan. şartlara bağh olarak. bunun üzerinde bulunanların ise yamak yazılarak. 1571'de ise 5 nefer tespit edilmiştir. sadece defter kayıtlarından hareketle.

s. 176-177. 1489:da sâdece Banaz nahiyesinde 4 nefer gâib kaydedilmiştir. 43'ü cedid 78. yayalarla ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere. ulûfeli asker konumunda olan müsellemler. 1545'de 35'i atik. 139. 140. özellikle cedid mürde sayısının 628?e çıkmış olması oldukça manidar görünmektedir. 3. "Atik" ve "cedid' olarak. Güçlü Hüseyin çiftliğinden muhafız kaydedilmiş olan 6 nefer de Yalak derbendine tâyin edilmiştir101. 118 100 . 1580'de ise 149'u atik. muharip bir güç olarak iştirak ettikleri sefer. sonradan kendi iradeleriyle Yalak derbendine yazıldıkları anlaşılmaktadır: BOA.Turan Gökçe çiftliğinden 10. 102 BOA.TD-328.TD-328. 3'ü cedid 48 gâib tespit edilmiş iken. 2'si cedid 4. 1560'da 2517i atik. s. Bir bakıma ocaklardaki geçmiş yaya-yamak nüfusu ifâde eden mürde başlığı altında 1489'da 40 nefer kaydedilmiştir. 1560'da tespit edilmiş olan. 1520'de 189'u atik. bu sayının 1571'de sadece 2'si atik. geri hizmete çekildikten sonra da ifâ ile 99 BOA. müsellem çiftliklerinde de. devamlı arliş gösteren müsellem çiftlikleri nüfusunun 1545'e nisbetle 1560'da % 32. müsellem çiftliklerinde de tahrir sırasında tespit edilerek deftere kaydedilmiş olan müsellem-yamak ve şâir unsurlardan oluşan mevcut nüfus ile birlikte. 1545'de 231'i atik. 101 Bunlardan 3'ünün. 177'si cedid 805. çiftliklerde farklı statülerde kaydedilmiş olup. Banaz'da bir köprü hizmetine "kÖptiictT tâyin edilmiş oldukları anlaşılmaktadır100. 1560'da 45'i atik. sâhib-i berat ve sipâhi-zâde olanlar Önemli bir yer tutmakladır. 1571'de 628'i atik. 1520'de 6'sı cedid. 270'i cedid 501. evvelden Kızılca derbendinde hizmet etmelerine rağmen. Bu cümleden olarak. 151-153. bu hüviyetini yitirip. iki kategoride belirtilmiş olan söz konusu gâib ve mürde kayıtlan. 1571'de yine 102 ayıu çiftlikten aynı derbende 5 nefer muhafız kaydedilmiştir .TD-242. Yukarıda. Müsellem Çiftliklerinde İktisadî Durum ve Toprak Tasarrufu Önceleri. Bunlann dışında. 619'u cedid 870. listelerde ve tabloda diğer sütununda verilmiş olanlar içerisinde. Kayıcık'da Elvan çiftliğinden 1 nefer Yalak derbendine muhafız tâyin edilmiştir". "gâib" ve "mürde" olanlar da isınen kaydedilmiş bulunmakladır. 1580'de ise hepsi cedid 3'e düşmüş olması. Piyade çiftliklerinde olduğu gibi. 411'i cedid 560 olarak tespit edilmiştir. müsellem-yamak nüfus ile ilgili olarak da işaret edilmiş olduğu üzere.30'Iuk bir düşüş göstermesinin izahı balonundan. daha sonra kendi iradeleriyle feragat ederek.). çiftlik nüfusunun daha sıhhatli bir biçimde tespiti ve geçmiş ocak halkına ışık tutması bakımından oldukça önemlidir. tıpkı yayalarda olduğu gibi. piyade çiftliklerinde olduğu gibi103. özellikle Yeniçeri ocağının kurulmasından sonra. BO A. s. 1560'da mezkûr Gögüoğlu çiftliğinden derbend muhafızı kaydedilmiş olan 6 neferin.7IJ-5/İ. 445'i cedid olmak üzere 434'e çıkmış olan bu sayı. 1570'lerden itibaren daha sıkı bir denetimin işletilmiş olduğuna işârel etmektedir. Yukarıda ilgili kısım. Uşak piyade çiftliklerinde 1545'de 95 neler gâib tespit edilmiş olmasına rağmen bu sayı 1579'da 20'ye düşmüştür (Bkz. 14'ü atik 20.

s.11 'ini teşkil eden 32'sinin 150. listelerden de takip edilebileceği üzere. ilgili kanunnâme hükümlerinde bu dununun gayet açık bir şekilde ifâde edilmiş olduğu görülmektedir1"5. Yücel." Böyle bir statüyü haiz olan çiftliklerde kayıtlı müsellemler ve yamaklar. 260. A. Dönüm miktarı itibariyle genel olarak değerlendirilmiş olan Uşak müsellem çiftliklerinin sair hususiyetlerine geçmeden önce. Oldukça farklı bir statüyü hâiz olan Rumeli ve Teke-ili müsellemleri dışmda. /. "Aynı makale". çiftlik dönüm miktarlarının 100-450 arasında değiştiği görülmektedir. Nitekim. 2'sinin (% 4. Keza. müşterek mutasarrıf olup. 2'sinin 250. yayalarda da olduğu gibi. s. Kânunnâme-i Âİ4 Osman (M. 550 ve 700 dönüm olarak kaydedilmiştir. Uşak müsellem çiftliklerinin kapladığı alanın piyade çiftliklerinden daha büyük olduğu anlaşılmaktadır. 187.21) 150. "Aynı makale'1. 90.34) 400 dönümden ibarettir. daha ziyâde 100-300 dönüm arasında yoğunlaştığı görülmektedir. Nitekim. İ19 . 110. 1560. Arif nşr). Aynı eser. her bir İdâri üniteyi ayrı ayrı belirtmek suretiyle. 5'inin (% 11. s.52) 600.. 2'si (% 4. toprak tasarrufu bakımından Anadolu yayalanyla hemen hemen aynı statüyü hâizdirler104. 1560'da. Nitekim. 1520. Selim Kanunnâmesi. M. S.44) 200. Sefer veya hizmete müsellem olarak eşmeleri hasebiyle. 1545'de kayda değer bir değişiklik olmamakla beraber. 180.. s. kendilerine lahsis edilmiş olan çiftlikleri tasarruf etmekte idiler. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı yükümlü tutuldukları mîrî hizmet karşılığında. at ve sâîr teçhizatın masraflarının yayalara oranla daha yüksek olduğu göz Önünde bulunâunûduğanda. MJîekJjn. dönüm miktarı ve hâsılım bir icmal tablo üzerinde ifâde etmek gerekirse. s. 1571 ve 1580 tarihlerinde de çiftliklerin dönüm miktarı itibariyle arzcttikleri bu özelliğin büyük ölçüde muhafaza edilmiş olduğunu da belirtmek gerekir. devlete karşı yükümlülüklerini "benevbef tâbir olunan nöbetleşe yerine getirmekle idiler106. Ayrıca bkz. 1545.86) 100. ek olarak verilmiş olan listelerden hareketle. 5'i 200. 160. Ve bir ocakda müsellemin kânûn-ı kadîm üzerine birer çiftlik yerleri vardır ot çiftlikde vûkî' olan gallâtdan ve bağdan ve hağçeden ve değirmenden kimesneye 'öşr ve rüsum virmez ve ol yer satılmak ve tapuya virilmek caiz değildir ve koyunları 'âdetine ve bakî rüsumlarına kimesne dahi etmez. Tinin 130. I30r 154. yüzyılda Uşak'ta bulunan müsellem çiftliklerinin dönüm miktarının 90-700 dönüm arasında değişmekle beraber. Akgündüz. 5'i 250. mezkûr tarihte Yavı nahiyesinde birlikle yazılmış olan iki çiftlik ile birlikte tespit edilmiş olan 45 çiftliğin % 71. XVI. 45.11) 100. 520. şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır: u 104 105 106 M. Arıkan.XV-XVI. Pulaha-Y. bu dunun nonna} karşûanmâhâtr. 5'i 300. 5'i (% 10. 31-32. konumuzu teşkil eden Uşak müsellemleri de dâhil olmak üzere. 190. 35O: 430. "müseHemiik yer" olarak. 1571 ve 1580 tarihlerindeki toplam sayısı. Tinin de 450 dönümden ibaret olması oldukça dikkat çekicidir. Diğer 14 çiftlik ise. Arıkan. Anadolu müsellemleri. 62-65. 330. 152O'de 46 çiftlikten 7'si (% 15. I'inin 110. Tinin 300. Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden de tafsilatıyla takip edilebileceği üzere.. 188. 3'ü (% 6. ocakların alan ölçüleriyle birlikte kaydedilmiş olduğu defterlere göre.

'".280 10.690 15.730 100 100 : 10. '".524 Ulugöbek 1.000 16.•• : i f l a O O ••:>.85 3.71 i 0.12 Î5.• 11. 1".630 Yavı Triplai mi=^^. 18 5 8 17 Dünüm Miktarı • • .360 9..43 9.490 Ban az 1. yüzyıla âit defterlerde bütün çifktlikler. YÜZYILDA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNİN TOPLAM DÖNÜM MİKTARI VE HÂSILI :• Tarih NâUİye Çiftlik Adedi 20 4 13 : -.330 7..860 2.53 9.530 8.46 12.954 dönüm nıüsellemlik yerden elde edilen 120 . genel dununu yansıtmaktan uzak kalmıştır.^it.150 Yavı 17 2.52 11.890 2.81 1.79 4.700 38.690 38.024 ••"••48" 18 2-960 Uşak Ukı göbek 5 750 Banaz 8 1.54 12..:.270 9 17 2. l o o . Uşak 18 2.'^:1 •.49 4.68 M.440 Töplam= 14.965 1.16 38.92 1.. Aşağıda ek olarak verilmiş olan listelerden ve bunlardan hareketle hazırlanmış olan.16 40.79 32.39 34.06 12..:'.V 37 "•".05 1. XVI."•.910 Ulugöbek 750 5 Banaz i.78 42.26 16.""'" T.000 14.07 4. 1489 tarihli deflerde de iki nahiyedeki çiftliklerin sâdece dönüm miktarının yazılmış olması dolayısıyla.57 31.500 % 1489 1520 1545 1560 1571 1580 Uşak Ulugöbek Ban az Toplam= • :: " '' Uşak 4.700 Yavı 17 6.860 Ulugöbek 5 750 Banaz 8 1.:..92 100 İ00-" • • 1 5 .954 Uşak 18 4.00 4.•.. yukarıdaki icmal tablodan da takip edilebileceği üzere.450 Yavı 4..84 38. •.250 100 .12 34.190 : • : Toplarn^:.40 34.43 4.444 Ulugöbck 1.880 TbptottîPi-"--1-1:-':^:^::.85 490 34.520 5. 37.:'"1 "''" : • ^ g .65 37. 1 1457 tarihli defterde kaydedilmiş olan çiflliklerin dönüm miktarı ve hâsılları kaydedilmemiş olduğu için tabloya da yansımamıştır.-• 4 8 Uşak 18 2. dönüm miktarı ve hâsıllar] ile birlikte kaydedilmiş olduğu için. kaza genelindeki durumu eksiksiz tespit ve zaman içerisindeki gelişimini takip etmek mümkün olmaktadır.99 1.305 1.000 15.90 9.64 45.39 37.:: '. Hâsıl 4.•::.34 1.550 5..150 Yavı 17 2. Buna göre.550 550 : 5.^g|^Siİ mmmm i e : ^ h ^ 5 6 Ü ^ :•:. .500 T£72tf : İW m43.-.69 4. 8 7 5 41..490 :-Toplairı=!:. 152O'def nahiyelere dağılımı ve nisbetleri tablo üzerinde belirtilmiş olan 48 çiftlikten müteşekkil 11.Turan Gökçe XVI. ••.41 15.".100 6.650 16365 5.52 37. Keza.56 100 100 37.440 5 Bıuıaz 8 1. .#W. labloya aktarmakla beraber.1 T.

s. 16. altı ay faal olduğu anlaşılan bir değirmenin mevcut olduğunu da belirtmek gerekir.7D-32S. 1545:dc toplanı çiftlik dönüm miktânmn % 17.640 dönüm. 115 BOA. 152.131.TD-242. '1580'de Ulugöbek nahiyesinde Kara Yahşi111 çiftliğine Âşık Aydın çiftliği.31'lik bir artışla 14. Mezkûr tarihte Uşak müsellem çiftliklerinin dönüm ve hâsıl miktarında görülen bıı önemli düşüşle. Yavı nahiyesinde de Hacı Müstecab çiftliği114 iki eşkün vermekle mükellef tutulmuştur. 1545'de Uşak'da aynı minval üzere kaydedilmiş bulunan Küçük Yusuf115 çiftliğinden BOA.720 akça hâsıl. yetiştirilen ziraî mahsûllere dâir ayrıntıya inilememektedİr. Ulugöbek nahiyesinde Kara Yalısı çiftliğine mensûh vakıf olan Aşık Aydın çiftliği10". 165.TD-242.254. Yavi ve Uşak nâhiyelerindeki düşüşün etkili olduğunu ifade etmek gerekir. Bu ölçüde önemli bir değişikliğin görülmediği 1571'de 7.100 akça hâsıl tespit edilmiştir. s.59'kik düşüşle 10.73Mük düşüşle 7. yerlerinin "bî-hâsıF* olması sebebiyle.S.7D-İ0İ. s.700'e gerilemiş olmasıdır.TD-242. Nitekim. yamak sayısı itibariyle ziyâde olmakla beraber. Bununla ilgili olarak. 1545'de yerleri az olduğundan. s. Yavı nahiyesindeki Hacı Müstecab çiftliğine. s. Yüzyıllarda Uşak"Kazâsı Piyade ve Müsellem Teşkilâtı. 154. 11. 110 BOA.024'e çıkmış olmasına rağmen. 148.190'a. 1520'de Uşak nahiyesinde Saray kaidesindeki Milımadbegoğlu çiftliği ile bir görülmek üzere yazılmış olan Küçük Yusuf m. Kürt karyesine tabî Kürt Süleyman çiftliğinde107. !ı4 BOA. piyade çiftliklerinde yaygın olarak görülen zamîme uygulamasına ihtiyaç duyan müsellem çiftliklerinin oldukça nâdir olduğu görülmektedir.99 nisbetinde azalarak. Simav çeri-başılığında mevkuf olan İlyasoğlu çiftliğinin zamîme verilmiş olduğu anlaşılmaktadır1 lL>.TD-589. 111 BOA. 15.TD-242. Bununla birlikte. s.875'e düşmüş olması oldukça dikkat çekicidir.s. asıl işaret edilmesi gereken önemli noktalardan birisi de 1560'da çiftlik dönüm miktarının % 48.365 akça hâsıl kaydedilmiştir.TD-103. 295. hâsılın % 2. bunun tabiî bir sonucu olarak da toplam hâsılın % 32. 147. sâdece 156()'da Uşak nahiyesi. 108 107 121 . Banaz nahiyesinde Tursun çiftliğine ise aynı nahiyeden Bekir Fakih çiftliği109 zamîme kaydedilmiştir. 112 BOA. Piyade ocaklarında olduğu gibi: müsellem çiftliklerinde de hububat üretiminin hâkimiyetine bağlı olarak.7D-589. 113 BOA. toplam gelirin genellikle "hâsü-ı gallât" şeklinde tek kalemde kaydedilmiş olması dolayısıyla. Banaz'da Bekir Fakih 113 çiftliğine Çubuğa çiftliği zamîme kaydedilmiştir.560 dönüm. s. ayrılmaya rızâ göstermeyen veya bir görülmek üzere kaydedilmiş bulunan çiftlikler. defter kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla. BOA. 109 BOA. 10. 1580'de ise 7. Çiftliklerin dönüm miktarı itibariyle arzeimiş olduğu söz konusu hususiyetlerine bağlı olarak. fazlalıklarına ınukâbil iki veya daha fazla eşkün vermekle mükellef tutulmuşlardır. 134.XV-XVI. Özellikle Ulugöbek. Diğer taraftan.

130 BOA. 122 BOA. Kırık Hasan 138 .TD-328. BOA. 140.TD-328.TD-328. 1520!de olduğu gibi. bir önceki tarihte iki eşmek üzere kaydedilmiş olan Hacı Müslecab117 çiftliği İse yerlerinin bî-hâsıl olması sebebiyle. 151-152. • 135 BOA. s. s. 141.TD-328. s. 164.TD-511. 186. Uşak'da Mihmadbegoğlu çiftliği ile bir görülen Küçük Yusuf129.TD-589. Simav çeri-başıhğında mevkuf olan İlyasoğlu çiftliğinin zanıîme verilmesine karşılık. 132 BOA. R.7D-J«P.TD-589. s. 127 BOA. Yayla116 çiftliği de ziyâde olduğu sebepten iki eşmek üzere kaydolunmuştur. s.TD-242. 159. 134.7Ü-JS9.Turan Gökçe başka.TD-589. 141. Yavı nahiyesinde ise ziyâde oldukları sebepten İtpınarı136. 160.145-146. s. Dügüncüoğhı ljl . 124. Nitekim. Kavacık132 ve Kürt Süleyman133 çiftlikleri iki. s. 118 BOA. Mihmadbegoğlu çiftliği ile bir görülüp.TD-328.TD-589. 126 BOA.I54-155. s. Yine aym nahiyeden Küçük Yusuf çiftliği120. 148. 123 BOA. Uşak nahiyesinden Bıyıkoğlu Çakır m iki. 119 BOA. ziyâde oldukları sebeplen Bıyıkoğlu Çakır130. 133 BOA. 165. Yayla çiftliği119 üç eşmek üzere yazılmıştır. s. 136 BOA. s. BOA. 125. s. Esenli 137 . 131 BOA.TD-328. 124 BOA.TD-589.TD-589. s. 1580'de gerek yamak. 1560'da bunun dana da yaygınlaştığı görülmektedir. s. iki eşmek üzere yazılmış olan Kavacık çiftliğinin126 ilavesiyle birlikte 4. Yavı nâlıiyesinden Hacı Müstecab çiftliği121 ile Çullu 122 .TD-511.TD-511. Aym tarihte. 120 BOA. 121 BOA. 128 BOA. 140 BOA. 149-150. Yavı nâlıiyesinden de Esenli çiftliğinin127 ilâvesiyle 5 çiftliğin aynı minval üzere kaydedilmiş oldukları görülmekledir128. 160.TD-589. 188. Hacı Müstecab139 ve Gedik140 çiftlikleri 2. s. 183. 1571'de Uşak nahiyesinde. 185-186. yine aynı şekilde yazılmıştır. Yavı nahiyesinde. s. 160. 158. 139 BOA. iki eşmekle mükellef tutulmuştur. Kırık Hasan 124 ve Gedik12'' çiftlikleri ikişer eşmek üzere kaydedilmişlerdir. s.TD-589. s. 125 BOA. &. s.s.129-130. 134 BOA.TD-589.^. Baııaz'da Bekir Fakih müsellemleri ile bir görülen Barınak İlyas 135 çiftliği de iki eşkün vermek üzere kaydedilmiştir.141.TD-242. îtpman 1 2 3 .7D-32S. s. 193. 122 117 m . gerekse çiftlik ziyâdesinin artmasıyla. 137.TD-328. 134. 138 BOA. s.TD-589. l 2 '' BOA. s. Yayla154 çiftliği ise üç eşmekle mükellef tutulmuştur. 137 BOA. 135.

154. atik Bekir Fakilı çiftliği yanında.TV-/OS. 159-160.TD-242. s. 90. 1571 tarihli defterde Banaz nahiyesinde aynı şekilde kaydedilmiş olan iki çiftliğe rağmen 151 .TD-328. Nicoara Beldiceanu. 145 BOA. 152.s. Ulugöbek nahiyesinde Kara Yalısı146 çiftliği de "cebelü eşmek" 147 üzere kaydedilmiştir. 143 Bir tür zırh olan "'bilriime" ve "hunime eşme*' mükellefiyeti hakkında bkz. s. 146. 142 14 141 Zırhlı bir askerî mükellefiyet olan "cebelii eşme" ite ilgili olarak bkz.TD-242. muhtelif sebeplerle boşalmış ve tekrar mâmur hâle getirilme imkânı kalmamış olan çiftliklerin mevkufa yazılması kâmın gereğidir. s. Mehmet Ali Kıhçhay). 146 BOA. 263. s.TD-242. BOA. 179. cedid yazılan Çubuğa çiftliğinin de mevkufa kaydedilmiş olduğu görülmektedir149.7D-5i7. N.163. • 148 BOA. (Çev. 155. 158O'de ise mevkuf iken. 150 BOA.s. 144 143 Nitekim. tamir olunarak faal hâle getirilmiş olan Bekir Fakih çftliğiı53hâriç tutulursa. s.TD-328.TD-328. s. Uşak kazasında üç mevkuf müsellem çiftliği tespit edilmiştir. üzerlerine düşen nıükellefiyetleriyle ilgili olarak. Yüzyıldan XII. ayrıca işaret olunması gereken özelliklerden birisi de 14 bazı müsellemlerin "kendi ihtiyârlanyla hürüme eşmeye mültezim" olmalarıdır .TD-589. 1560'da Banaz nahiyesinde. s. s. BOA. müsellem çiftliklerinden. 154. s. Mevkufa kaydedilen az sayıda çiftliğin de "evlâd-ı müsellem ile" tamir olunarak faal hâle getirilmesi. Gökçe murad çiftliği ile bir görülen 142 Hurşid çiftliği de iki eşmek üzere kaydedilmiştir. 151 BOATD-5//. IW\ BOA. s. BOA.TD-328. Aynı eser. 1545 ve 1560 tarihlerinde bürümc eşmeye mültezim oldukları görülmektedir.TD-589. daha önce mevkuf kaydedilmiş olan Gökçe Murad çiftliğinin. Uşak'da Kürt Süleyman . 193. faal hâle getirilmiş olduğu anlaşılmaktadır152. Yavı nahiyesinde. Yavı nahiyesinde. 136. s. Piyade kısmında da işaret edilmiş olduğu üzere. s. önceki defterlerde tesadüf edilememekle beraber. daha önce Mürşid çiftliğine zamîme yazılmış olan Gökçe Murad çiftliği de. s.TD-589. 153 BOA. Beldiceanu. 152 BOA. Nitekim.TD-103.TD-242. 142. 149 123 . 1545!de sâdece Banaz'da Bekir Fakilı çiftliği148 mevküf-ı atik olarak kaydedilmiştir. BOA.TD-328. BOA. s. Uşak piyade çiftliklerinin aksine. 131. "evlâd-ı müsellem ile ta'mîr" olunarak. Ankara 1985. 288. listelerde kaydedilmiş olan faal çiftlikler dışında. XIV. mezkûr tarihte. Uşak müsellem 141 BOA. s. sâdece bu çiftliğe zamîme yazılmış olan Çubuğa çiftliğinin mevkuf yazılmış olduğu görülmekledir. 179. Yüzyıla Osmanlı Devleti'nde Tımar. 87-89. s. 1545 ve 1560'da. m BOA. bu minval üzere harâb olup mevkuf kaydedilenlerin sayısı oldukça düşüktür. BOA. Uşak müsellemlerinin mutasarrıf oldukları çiftliklere mukabil. söz konusu çiftliğin zamîmeye ihtiyâcı kalmamış olması sebiyle mevkufa yazılmasıyla150.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Çullu çiftliği ise üç eşmeye memur edilmişlerdir. Yavı'da İtpınarı çiftlikleri müsellemlerinin 1520.

BOA. yamak ihtiyacı duyan çiftliklere de aynı ocağın "evlâd-ı müsellemlerinden7' veya diğer çiftliklerin "hâric-ez-deftef olanlarından "lıâliyâ virilen"' kaydı altında. BOA.TD-103.TD-103. Ulugöbek nahiyesinde Çubuğa çiftliğinde165 3.276. s. Banaz nahiyesinde Barınak İlyas çiftliğinde1"7 2. Ulugöbek'de 2. BOA. Emür çiftliğinde160 2.TD-103.s.TD-103. BOA. BOA.TD-103. Banaz'da 3. s. 257. BOA. Kanunnâmeler deki ilgili hükümlere göre 155 . Yeri az olan çiftliklere yapılan bu tür ilâveler yanında. 255. Uşak'da 9. s. BOA.TD-103. BOA. Nuh çiftliğinde158 2. 280. 45. s. Gazi çiftliğinde169 7. BOA. 260. s. 274. 124-126.TD-103. müsellemlerin.s. s.TD-103. 253. Sipâhî yerinden bağ tasarruf etmeleri hâlinde ise "onar akça resm" vermek durumunda bırakılmışlardır..7D-. 281 vd.s. 141. müsellemlik yer dışında sipahi yerinde zirâatla meşgul olmaları hâlinde. 272-273. " 'öşürlerin ve iki dönüme bir akça yer resmin" ödemekle mükellef tutulmuş oldukları anlaşılmaktadır. 124 . 278. 251. Yavı nahiyesinde Çullu çiftliğinde171 2.TD-511. 155-157. BOA. 150.s.282. aynı defterde. 159 vd.TD~W3. Cıngıloğlu çiftliğinde166 8. Yenice çiftliğinde162 12. BOA. Yavı'da 2 olmak üzere toplam 16 çiftlikte bu minval üzere. Yurtbegi çiftliğinde159 3. 287. Bkz. BOA. Yurlbegi çiftliğinde164 1. her bir çiftlikte. Kara Halil çiftliğinde163 1. iş gücü takviyesi yapıldığı anlaşılmaktadır. s.TD-103. s. Konumuzu teşkil eden müselemlerin de yazılı bulunduğu 152ü tarihli defterde tesadüf edilen ilgili kayıtlar. Uşak müsellem çiftliklerinde bulunan yamaklardan bir kısııımm da bu minval üzere toprak tasarruf ettiklerini göstermektedir. s.3TM03. s. Uşak nahiyesinde Karacaahmed çiftliğinde137 3. Ârifnşr). "mezbürûn müsellemler ki karye-i mezbûreden dutdukları yerün 'Öşrün ve resmin ve bağçe ve bağın 'öşrün veya haracın karye-i mezbûreye mutasarrıf olana vireler ber-mûceb-i emr-i hümâyûn"156 kaydının düşülmüş olması da bunu teyîd etmektedir. Kavacık çiftliğinde'61 2. önemli bir kısmının mevkuf yazılmış olan piyade çiftliklerinden ayıran önemkli özelliklerden birisi olarak görünmektedir. BOA. 143.TD-242. 251-252 vd. Dursun çiftliğinde170 2. defterlerde sıklıkla tesadüf edilen ilgili kayıtlardan154. s. 259. s. Nitekim. BOA. 252.Turan Gökçe' çiftliklerini. Kâmınnâme-i Âl-i Osman (M. s.7D-/0J.TD-103. Bu cümleden olarak. BOA.7ZM0J.TD-103. s.262. Bâlibeg çiftliğinde'01* 1.. BOA. s. 277. Aynı defter kayıtlarına göre. BOA.05. 128. sipânî toprağından yer tasarruf edenler ismen kaydedildikten sonra. s.TD-103. s. Esenli 154 155 156 157 15B 150 160 161 162 163 164 165 Mı 167 168 m t7() 171 BOA. 145.21Q.TD-328. yer tasarruf edildiği anlaşılmaktadır. BOA. BOA. 147. 150.

s. s. kısmen de olsa mühimme defterlerindeki ilgili kayıtlardan hareketle tespit etmek mümkündür. Uşak Müsellemlerinin Tâyin Edilmiş Oldukları Mîrî Hizmetler Ynkarıda işaret edilmiş olduğu üzere. piyadelerde olduğu gibi. 174 Kütahya müsellemleri beyi Kasım Bey'e hüküm: &OAMD-3. Kütahya sancağı kadılarına hüküm: BOA. 145/395. Aym tarihli bir diğer hükümde179 de ocakları mahsûllü olan müsellem taifesinin subaşılara para verip. 178 Kütahya müsellemleri beyine hüküm: BOA. Kütahya sancağı kadılarına hitaben sâdır olan bir diğer hüküm 175 . s. derbendci. inatla hizmet yerine gitmemiş olduklarını göstermektedir.MD-26. öşür ve 1-130 akça arasında değişen resim vermek suretiyle. 22 Ramazan 979/7 Şubat 1572176 ve 21 Safer 980/3 Temmuz 1572177 tarihli hükümlerden de. Son olarak. diğerlerinin müsellemlik vazifesine tâyin edilmelerini âmir bulunmaktadır. Hacı Müstecab çiftliğinde173 2 neferin. 177 Kütahya sancağı müsellemleri beyine hüküm: BOAMD-19. 175 BOAMD-3.TD-16. tahrir esnasında kendilerini raiyyet. 185/448. 186/451. s. köprücü ve bürüıııe kaydeUirmeleriyle. Bu hükümler aynı zamanda. Kütahya 172 173 BOA.XV-XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade. hizmete varmadıkları belirtilerek. Uşak müsellemlerinin de dâhil olduğu Kütahya müsellemlerinin. 278/812-f. teşkilâtın lağvına kadar tâyin edilmiş oldukları mîrî hizmetleri. sancağın elliciler ile 831 neferden ibaret olan bir nöbetlisi 22 Rebnilâhır 982/11 Ağustos 1574 tarihinde aym hizmet çerçevesinde. 148/388. 346/1019. 180/378. daha sonra aynı hizmete tâyin edilmiş olan Kütahya sancağı müsellemlerinin bir kısmının. ve Müsellem Teşkilâtı çiftliğinde172 1. gurre-i Şaban 967/27 Nisan-6 Mayıs 1560 tarihinde. Saruhan ellicileri ile birlikte yine aym mâden hizmetine tâyin edilmişlerdir. bunların cezalandırılmaları istenmiştir. köprücü ve derbendci olanlar hâriç. BOA. 290. 125 . demir top yuvalağı hizmetinin aksamasına yol açtıkları anlaşılmaktadır. s. s. 28 Zilhicce 981/20 Nisan 1574 tarihli bir hüküm' 80 . 181 BOA. sipahi yerinden toprak tasarruf ettikleri anlaşılmaktadır.MD-21. Tespit edilebilen en eski tarihli kayda göre174. 4. Kütahya müsellemlerinin. sipâhi-zâde. s. s. bazı çiftliklerde doğrudan derbendci ve köprücü yazılmış olan yamakların dışında. Kütahya müsellemlerinin bir ve ikinci nöbetlileri olan 831 nefer. Kütahya sancağı müsellemleri beyine yazılan bir diğer hükme göre 181 .MD-2İ. geri hizmete çekildikten sonra. yine Saruhan ellicileri ile birlikte aynı hizmete memur edilmiş olduklarını göstermektedir. s. 295. 258/505. Keza. 14 Zilkade 980/18 Mart 1573 tarihli hükme göre 178 .TD-103. 179 Yörük ve müsellem taifesi olduğu yerlerin kadılarına hüküm: BOA. s. Kütahya müsellemlerinin 735 neferden ibaret olan bir nöbetlisi 26 Cemâziyelevvel 967/23 Şubat 1560 tarihinde Bilecik mâdeninde top yuvalağı hizmetine tâyin olunmuştur. 180 Manisa ve Nif ve Mendahorya kadılarına hüküm: BOAMD-24. Yaklaşık iki ay sonra. lop yuvalağrnı iskeleye indirme görevine tâyin edilmişlerdir.TD-103. söz konusu mâden hizmetinde istihdamı emredilmiş olan müsellemlerden bir kısmının.

244 83.. Müsellem Teşkilâtının Kaldırılması ve Mensûlı Müsellem Çiftlikleri Daha önce. 1577 yılında sancak müsellemlerinin 831 nefer olan ikinci nöbeti ilerinin. Burada.MD-. bir diğer örneği teşkil etmektedir184. 5. Kütahya müsellemleri. 3 Cemâziyelevvel 982/21 Ağustos 1574'de sâdır olan 183 bir hüküm .Turan Gökçe müsellemleri beyine yazılan iki hüküm . ellicilerle birlikte aynı mâden hizmetinde istihdam edilmiş olduklarını göstermektedir. bir yıl sonraki nöbetlisinin istihdam edilmiş oldukları "mathah-ı âmire" binası hizmeti bunlardan birisidir. 169/454. 126 . burada ayrıca üzerinde durulmayacaktır. timar ve zeamete tahsis edilmiş.• •. s.i 15 3 6 34 5 8 5. timar ve zeamete tahsis edilmiş olan Kütahya sancağı mensûh müsellem çiftlikleri ve raiyyet statüsüne indirilmiş olan müsellem-yamak nüfus da aynı minval üzere tahrir edilerek. çiftlikler sipâlü yerine dâhil edilerek. raiyyet kaydolunmuşlardır. üzerlerinde kayıtlı müsellem-yamak! ar da îfâ ettikleri hizmetlere mukabil sahip oldukları her türlü muafiyetlerden arındırılmak suretiyle. Kütahya müsellemlerinin bir nöbet tisinin. daha farklı mîrî hizmetlere de tâyin olunmuştur. nâdir de olsa. Sözgelimi. 216/620.ÎÖ. Müsellem teşkilâtının.: . 363/858. : N ü f u s . aşağıda ek olarak verilmiş olan listede tafsilatıyla ifâde edilmiştir. piyade teşkilâtı ile ilgili kısımda. müsellemlerin acele gönderilmeleri istenilen. Bemıâk Mucurred Muaf Talırnîiiî Nüfus 1 Uşak ma'a Yavı n Ulugöbek Ban az !'Töplanri¥.944 19. 182 : İdiîşî Biriln Köy Adedi Çiftlik Adedi Dönüm Miktîîn Hfisd Ntftren 742 76 113 • . İstanbul'da Ayasofya'nnı meremmeli hizmeti de bu çerçevede. Kaynaklarda tavsif edilmiş olan bu defterde yer alan Uşak mensûlı müsellem çiftlikleri ile İlgili kayıtlar. 1582'de "umûmen yaya ve müsellem teşkilâtının re fi" ne dâir yeterli bilgi verilmiş olduğundan. UŞAK KAZASI MENSÛH MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİNİN GENEL DURUMU ••• ••. piyade teşkilâtı ile birlikte lağvedilmesi üzerine gerçekleştirilmiş olan mensûh piyade ve müsellem tahririyle. IS4 Kütahya müsellemleri beyine hüküm: BOA. Kütahya müsellemleri beyine hüküm: J&OAMD-26.MD-26.578 304 453 28 Rebîttlevvel 985/15 Haziran 1577 ve 21 Rebîülâhır 985/8 Temmuz 1577 tarihli hükümler: BOA.150 13.584 759 1. deftere kay dolu nnıııştur. sâdece mensûh çiftlikler ile üzerinde meskûn nüfusun genel durumunu yansıtan toplam rakamları bir icmal tablo üzerinde değerlendirmek yeterli olacaktır. s.. 1 Şaban 982/16 Kasım 1574 tarihinde memur edilmiş oldukları. 317/912.719 398 48 69 283 19 28 61 9 16 2. s.226 228 339 2. bunun dışında. Uşak kazası da dâhil olmak üzere. Keza. « .•••.

13) deBanaz nahiyesinde kaydedilmiş olan söz konusu 931 neferin 515 : i ( % 55.63) Ulugöbek. İlgili tahrir defterlerine göre.793-3.16) Ulugöbek.23) da muaf statüsünde kaydedilmiştir.944'ü (% 11.153 olduğu anlaşılan ve hepsi zeamet ve timara tahsis edilmiş olan çiftliklerin hâsıl yekunu.89) Ulugöbek. ve Müsellem Teşkilâtı Tablodan da anlaşılacağı üzere. ma Tül ve benzeri sebeplerle mariz olanlar teşkil eünekledir.62) ve 7 imam (% 8.421. Sonuç XV-XVI. lahmînî 2. mezkûr kaza dâiresinde oldukça önemli bir piyade ve müsellem potansiyelinin mevcut olduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır.34) Uşak ve Yavı. 34'ü (% 72. daha önce de işaret edilmiş olan "nefer X 3" formülünden hareketle.464-5.228 gerçek nüfusa tekabül eden 1.13) da muaf zümre içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. yaklaşık 4.719'u (% 16.421 nefer olarak tespit edilmiştir. nahiye addedilen toplam beş idarî üniteye taksim edilmiş olan Uşak piyadeleri. Bunlann nüfusu. 24 köyde.44) mücerred. 5"i (% 10.213'den 93Te gerilemiş olan toplam nüfusun yaklaşık % 23.28) Uşak ve Yavı. tek ünite olarak kaydedilmiş olması dolayısıyla. 86'sı (% 9. Anadolu'daki küçük bir kesitini açıklığa kavuşturmayı amaçlayan bu çalışma. üç nahiye hâlinde yazılmış olan Uşak kaza dâiresinde. teşkilâtın lağvından önceki son tahrir verilerini yansıtan 1580 yılı rakamlarıyla mukayese edildiğinde.31) bennâk.83'ünü teşkil eden 42'si pîr.XV'XVL Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade. bir başka ifâdeyle.584'ü (% 71. mirliva hâssma tahsis edilmiş olan Ulugöbek ile birlikte. 1579!da ise 860"ı yaya-yamak. 76'sı (% 8. daha önce verilmiş olan 1580 yılı rakamlarıyla karşılaştırıldığında. 19. Bu rakamlar. ser-piyâdeye bağlı. 10 sipâhî (% 11.02) Banaz'a tabî toplam 47 mensûh çiftlik kaydedilmiştir.23) Uşak ve Yavı.24 nisbetinde bir düşüş kaydetmiş olduğunu da belirtmek gerekir. 8'i (% 17.793 civânnda bir gerçek nüfusa tekabül ettiğini ifâde etmek mümkündür. 1545'de "yaya _yerz"nden tahsis edilmiş olan 49 köyde 22.247 akça olarak tespit edilmiştir. Muaf kaydedilmiş olanların % 48. 742'si (% 80. kayıtlı nefer itibariyle 1. 113'ü(% 12. yüzyıllarda Uşak kazâsınm bir yönünü. Toplam dönüm miktarının 7. 1582-83 yıllarındaki dununu yansıtan bu rakamlar. lahmînî 4. Bu da tahminî 2. 13. 127 . kuruluş devrinin karakteristik askerî müesseselirenden biri olan Osmanlı yaya ve müsellem teşkilâtının. 330'u (% 35. Yavı nahiyesinin "Nâhiye-i Uşak ma'a nâhiye-i Ya\>r başlığı altında. Ayrıca. Sâdece bir fikir vermek için.269 gerçek nüfusu ifâde eden 1. hâsılların çok büyük bir artış göstermiş olduğu dikkati çekmektedir. yukarıda verilmiş olan icmal tablodaki. çiftlik sayısı ile dönüm miktarının birbirine yakın olmasına rağmen.81) Banaz'a âit olmak üzere. 1545'de 809'u yaya-yamak olmak üzere. 117.335 civarında bir gerçek nüfusa tekabül etmektedir. 1579'da ise 47 köyde 113 çiftlik üzerinde kaydedilmiş bulunmaktadır. askerî olmaktan çıkarılarak raiyyet statüsüne indirilmiş olan müsellem-yamak nüfusun toplam 931 nefer olduğu anlaşılmakladır. Söz konusu mensûh çiftliklerle beraber. 83.263-5. söz konusu 931 neferin.

bütünüyla Anadolu yaya ve müsellem teşkilâlmın refi ile birlikte raiyyet yazılarak. 1574'de 20.024.190.954. 1520'de 11.268 olarak tespit edilmiştir. 1580'de ise 1. 1545'de 15. hepsi "ser-asker"e bağlı olmak üzere. Bununla birlikle.Turan Gökçe Mükellef tutuldukları mîrî hizmetlere mukabil. Bu çiftliklerden hâsıl olan toplam gelir ise. zamanla köy niteliğinde birer yerleşim birimine dönüşmek suretiyle varlıklarım devam ettirmiş olmaları.880 akça tutmaktadır.yen"'olarak. 1571'de 1. muayyen zamanlarda.1579'da29.560 olarak tespit edilmiştir. 1579'da nüfusta görülen artışla. bunların iskân tarihi bakımından da oldukça önemli olduğunu göstermektedir. 1580'de 7. Ulugöbek. Mutasarrıf oldukları çiftliklerin toplam dönüm miktarı. Uşak müsellemlerinin. Sipahi sancağında olduğu gibi. 1560'da 10. 1571'de 7. çeşitli mîrî hizmetlerde istihdam edilmiş olan Uşak piyadeleri. Uşak.640. 20 köyde "müsellemlik yer" den tahsis edilmiş olan 48 çiftlik üzerinde kaydedilmişlerdir. 1545'de 33. raiyyet statüsünde kaydedilmişlerdir. 1560'da 813"e düşmüştür.700. 1560"da 7.213 nefer olarak tespit edilmiştir. birer köy-altı iskân yeri olma özelliğini taşıyan yaya ve müsellem çiftliklerinden bir kısmının. 1545'de 1. Bunlardan hâsıl olan gelir ise 1520'de 16. 1545'de 14. aynı zamanda. 1520'de 1.191. dört nahiyeye taksim edilmiştir.111. Geri hizmete çekildikten sonra. Bunlar. Başta Bilecik mâdeni olmak üzere. değişik mîrî hizmetlere tâyin edilmiş olan Uşak müsellemleri de 1582'de ref olunarak. 1571'de 11. Piyadelerde olduğu gibi. Çiftlikleri de '*raiyyet .201 iken. XV. Kütahya'ya bağlı olarak teşkilatlanmış olan Uşak müsellemleri.357.720.020. Bilecik mâdeninde top yuvalağı başta olmak üzere. 1582 yılında. XVI.100 akça olarak hesab edilmiştir. zeamet ve timara verilmiştir. Yavi ve Yurtbegi örneklerinde olduğu gibi. yüzyıl defterlerine göre. 128 . yüzyılın eksik defterlerinde 162-229 nefer arasmda değişen nüfusu. Banaz ve Yavı'dan oluşan. alam 100-150 dönüm arasında yoğunlaşan çiftliklerin toplam dönüm miktarı 1545'de 23. çiftlikleri zeamet ve timara verilmiştir. 1580'de 10.875.365. Sonuç olarak. kendilerine tahsis edilmiş olan.

237'YE GÖRE 1545'DE UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK(Hâssa-i Mîrmîrân-ı Kıualıisâr-ı Sâbib) Dünüm 'Hâsıl Nefere n Pîr ViiyuNa. T-" - lön 400 200 5 6 4 36 1 4 3 41 1 18 •U80. Köy Yaya Küçük Selcen Göbek Yaya İsmail Y.Ma.1 .1 ? -' . • - 2 .1 Kızılhisar 1 1 2 İ : - - - 1 5- 1 Kızılcasögüd 2 1 1 1 2 - -3 . - 8 T Orta A 3 4 3 129 . i • k d 3 7 6 8 1 5 8 6 4 6 5 7 8 S5 1 İskân Yeri Çiftlik MiU-dt: Al fc • 1 • İ(1 Yaya Güvendik $cvh Hızır ölugöbek Kırık Ilalil Yaya E n ı ü r (1) (1) 350 180 İSO 3S0 250 250 350 250 150 10 15 6 13 12 20 16 16 13 4 4 2 1 4.XV-XVT.290 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı EKLER A PİYADE ÇİFTLİKLERİ I BOA. 121 .1 - 22 1 - r 2 - 2' C 7 4 9 6 8 1 .2. .ıya Hoca ? çiftlik : 170 130 100 90 350 İSO 1 3 1 1 1 1 7 1 - 1 - 1 2 2 2 ı 2.TD.Diğer <>aii> Yakassi! lûl resîde At ıııak vs. i to 7 2 2 1 1 '. NAHİYE-İ UŞAK (Ser-piyâde) Ishak Yiğit Sevindik (2) Tunrul Mürsel Turacı? Tlyas (2) Mihmad (3) Bahâdır İbrahim Di«er îbraiıün Yaya Halil Hasan Köse Halil Yunus Bâlîeşler (3) Yahşi 160 100 200 120 120 140 200 100 190 100 150 90 70 120 İSO 100 200 250 190 250 190 210 250 450 210 200 190 200 180 200 170 220 180 350 11 7 7 12 10 5 16 7 12 11 \6 11 13 9 23 7 17 7 6 6 6 . •fi 4 Osman Emekse 3.Sagjr Mu.1 6 5 6 4 6 3 2 1 4 4 7 1 4 4 11 3 5 5 12 1 8 1 - 1 3 - 1 2 dm • • 1 : ' • - • •4-. 2 .

V 4 ir. 1 4 1 1 1 - . 17 [9 15 :» 77 NAHIYE-İBANAZ Balarbulduk Emirabiid Susuz Aynı kavak Emir Aziz Kün Gökkaya Dutluca Kuzviran Hoca Ahine d Tegmür Hisarbcgi Errıîn İ İd u tan Osman Biivvamlu Bayram begi Kara Îshak Timur Yalıya Hisarbegj Çakır 100 70 50 180 140 100 160 8 7 4 15 6 10 6 5 5 4 . 3 •i ' ^ 1 1 T K O [40 200 180 2.1 23 ') 8 7 14 290 470 - - - K fi Bulkas? ^Köy.Turan Gökçe Şeyh Zekeryâ Yalısı İbrahim Arslan Uruz Turası Zckcrya (5) Hıdır Yahşi Hüseyin (5) Yahşi YurLcu Seııdel Mahnuuİ Hüsrev/Yuvaca Eşref Eymür Eynchegi 34 ÇiÛlik 150 60 180 170 130 280 S .:" : - 1 1 • • 5 500 150 400 14 13 8 15 14 16 5 7 7 7 4 Îshak (1) îshak Oruç Gazi Dunılıı pınar Cullu Kızılca Okçu Osman İne? Yahya Ku^limur Culiah 63 250 70 İSO fil 70 2 - 4 ^ 1 6 1 7 190 250 150 150 170 7 7 5 4 2 1 1 - - 4 70 84 1 1 3 1 3 1 6 2 130 .1 6 .1 3 ] 1 3 3. 310 40 2 10 d m 5.T 310 150 12 11 9 8 12 1 1 1 1 1 2 3 260 190 320 120 so 1511 50 370 2 2 3 3 3 4 8 7 6 1 - 1 1 1 4 ] - 4 dm 1.1 51 4 1 2 9 - G 6 4 6 6 S 4 .1. 250 300 250 430 6 7 .1 6 2 - - - • 1 1 2 2 2 5 - 100 230 220 290 190 290 290 250 250 410 8 Güğüm 15 S 11) 9 2 2 1 1 7 6 5 - 4 • 9 - 2 i 100 140 120 s 5 6 10 S ] I 2 2 i 7 3- ö 5 6 - - 1 200 140 330 5 2 17 Karhk 31 7 7 11 12 6 6 6 70 120 250 100 150 100 190 370 150 1 1 2 11 2 14 4 dm I 1 3 4 0 ? ı 1 1 4 4 1 1 .1 4 2. - .I1U S 2tYU 40? 21S 14.

320 zn- 4 ]3 14 75 NAHİYE-İ UŞAK Sevinç Ali (lj Hasanhegoğlu (1) 80 140 150 80 90 160 220 240 100 180 180 12 11 7 9 10 11 7 6 6 4 6 > 4 5 i 5 3 I 1 1 .I 14 16 35 NAHİYE-I UŞAK Kınık Ululıeg Sunkur Karalı olu Almaçtık Dutluca Kürtcik Ulaş AkgeçiHi Kayalu Emeksö Manıakayası Iluca Lâl Bağlıma K-ü-jlcasögud 16 Köy Kınık İshak Nusret(l) Bekir Mîsâr'ir Savcı (2) Mihmad (2) Köse Yusuf fi) Görele Siilcymanoğlu İdrıs Kerem Yalısı Tiişgıın Belfis? Musa Bekir Sendel Timur Yunus Isâ Beti EyiK Gazi ] Derk emiş Hamza Bfılî Atgezdüren Kara Halil Eyncbegi Orhan Bahâdır Adil 29 Çiftlik 270 250 200 200 140 İMİ) 300 300 27Ü 250 2S0 250 350 400 440 350 250 750 370 550 300 400 4S0 400 170 290 310 340 500 300 490 350 260 570 100 HI.-S 7 0 9 ?n. - 7 3 1 ! 14 ') 4 - 3 1 1 2 1 1 1 1 ] 7.f'ivtın.fi 4 : > 1 -î 2 1 4 4 1 1 11 22 12 15 8 10 15 14 S 7 11 7 36 17 14 7 fi 15 9 368 1 1 1 1 1 .1 Eymir.İ7İ) 10 13 18 10 6 6 7 5 6 S 7 6 6 7 7 6 G 6 2 7 10 4 2 0 7 9 4 3 15 4 9 2 3 6 :ı - 2 1 1 .1 8 8 R 5 10 7 18 !) 6 5 8 7 204 5 1 7 1 . ~P 9 .1 ı • .3 3 • :. • fi 3 • n 2 1 2 1 1 2 V3.•#-• Müstecab 1 2 .1 - 4 4 4: . 4 I - .XV-XV1. 1 1 ) 4 '* 4 1 1 • 1 t 1 2 2 • ! s 14 15 15 10 1 1 - - 1 1 - 190 350 330 300 180 700 300 500 250 350 350 350 100 14U 320 190 37li ı 4 4-.O 6 3 4 . 2 250 38IJ ı: 4 300 180 450 2Ştl 7 . :-$-'-. > . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâh Kayıcık 14 Köy Güvendik 21 Cinlik 70 2. Yayla Mustafa Temiirhan 1 J 131 .•.7*7 15Ü 4.4 S.

kili.• Nv. - Oâih iti M îirde L'rd \l.î(] Koy 2yCifilik dm=Derbeud muhafızı .mı 101 vs.Si.Turan Gökçe Bayezİd Hızır (4) Sende] Eşşek Alımcd Ilvas Resul Karesi Bildulan (2) Resul (2) Mı ki loğ i u? Güçlüoğlu Evran (3) israil Mustafa Turbcgi (4) Tavus Ali (5) İvaz Hasan (61 Cüllah Ali (6) Mümin Yurtbegi (3) ibrahim (5) 13 Cı 250 2S0 300 MÜ 34 17 11 9 14 5 7 7 / 5 5 6 15 11 2 2 1 1 1 2 3 1 1 1 1 0 J80 190 150 150 130 3SÜ 6 7 4 6 ı5 6 . 1 10 1 4 4 2 ! 2 1 1 1 I 1 t) Uk-r • 1 ' - 4 5 2 .>k îsk.- Eymirsevİnç 80 340 150 200 140 200 1500 150 150 100 170 640 250 270 200 7 15 5 7 7 8 11 6 Ak.lıassıj MÜ uı. • 76 24 132 . - 4 .\-<] id ?5ıı 3Ü:J 180 180 150 90 •} 250 1 11 11 y 10 1 7 7 1 4 4 • 1 2 7 3 19." 2 'i •ı •> - -4 - 4 6 •> [Jlugöbek 250 250 180 ) 400 2f'fl 3sman 3 m ekse s 9 7 7 ? 9 9 • 55 1 - - i 4 - 6 .ik f.TD-320'YE GÖRE 1560'DA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK (Hüssa-i Mîrnıîrân-i Karahisâr-ı Sâhib) " DÜ.10 5 - ')"•? ti BOA.m Yeri Çifllik Yavii Güvendik Şevh Hızır Kırık Halil Yaya Rmür Yaya Küçük Sülcen Göbek Yaya İsmail Yaya Iloaı 3 Koy .1 1 1 1 1 - - s 1 - Hİsaiözü Orta Sorkun Göçeri - 1 1 4 3 [ 4 4 3 5 4 S : 1 100 100 100 150 İSO 160 (> ')> M e 7 - n s 21li :.9 7ü. Bağbaşı 250 1000 250 i 40 180 G 8 7 6 10 8 2 5 145 • i şair ] Sffif ..4SCI 13 14 - • 1 ! L 1 ti - 1 1.h'it Vilm.9 Çiftlik ııliıi] Hüsıl ri'Şİtli1 Pir İ." VilVIt-' IV.1 2 - Çarık - 300 250 390 120 ? 11 11 7 15 10 11 32 7 15 15 15 20 17 13 19 İG !> I 5 ö 4 4 2 4 S 5 3 2 4 7 ^ 80 •> - 1 3 1 - 1 .6 7 ti 1 > -1 1 - •' 350 İSO j .

1 a n 18 1 55 N AHİYE-I BAN AZ Bakırbulduk Susuz Eymirâbâd'.1 7 7 Karlık 200 100 4 7 1 15 1 I. 1 2 T 1 1 - 2 1 130 270 6 10 7 Bul kas? Mahnıud Eşref / Yuvaca Eşref A yıl emir Eyııebegi n çiftlik 1 4 - 7 150 290 470 •> 7 s dm - . •? • 5 '•? 133 .1. > i' 2 11 100 250 150 7 7 / 6 7 S > - 140 70 63 50 200 • ) 150 120 250 7 14 <) 12 15 17 • 1 7 2 1 2 2 1 - 6 B 7 - - 1 ? 1 7 6 3 • • ? : 7 7 1 7 1 7 •••?• .2 1.• •W 7 1 • - '? 1 ? - i 1 • 4 Kızılhisar 101) 120 120 130 210 190 5 12 fi 1 3 3 - 1 7 2 1 1 4 6 n • 200 210 • ı 9 • ) KiziJcisoguJ 100 ? 100 ISO 6 1 2 7 1 - 1 ? 31 •i. 1 6 ? 1 ' 7 50 3.1 180 170 6 1 3 11 3 4 1 Güğüm 320 100 7 7 6 7 14 4 eo • > 6 •> 7 5 9 '> 12 7 6 7 7 7 5 2 7 _1 7 1 - 1 S i 7 - 7 2 2 ? 100 IV) 0 120 250 - 1.' Hacılar Kızılca Dutluca Gökkaya Hoca Ahmed Beplemür Emin Hisarbcpi İkiuum Okçu Osman Ishak Hisarbegi Çakır Yahşi 100 70 180 140 1 8 4 7 7 6 4 7 7 7 - - o 7 - 7 1 7 3 9 - 1 .5 210 10 > 2 7 7 ) 4 • . 7 7 7 7 • ••? ISO 350 7 200 } 7 12 6 4 3 7 7 150 7 170 120 •> 7 16 7 8 7 G 7 3 ? Ğ 7 3 1 7 ? 7 7 1 1 ? 1 ı 7 • ) ' - 7 3 ? 2 7 77' 7 ') . 7 7 12 dm : ! 1 6 Köy . •4: 6 1 ) 140 ! 150 70 120 200 100 150 250 1 11 7 21 8 5 ? .290 5. 2 7 - Ona T • ! 270 170 7 7 230 15 9 5 "2 •> 2 4 > ' 1 * • a 1 7 •> •> ? ? 7 7 7 7 7 - ? • 7 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı NÂHİYE-İ UŞAK (Ser-piyâdc) tahak Sevindik Yieil Mürsel TunnıJ Bahâdır Mihnıad Turacı Balı eş Fer Yahşi İbrahim Diğer İhnınim Halil Hasan Köse Halil Yunus Şeyh Zekerya İbrahim Arşla n Yahya Uruz Turası Zekerya Hüseyin Hızır Yahşi Yurtçu S e ııde İ ICO •> 250 7 190 9 7 7 2 1 1 4 K 6 6 7 - 7 - 7 - 7 : • • - •?.1.3 70 211 148 •46 .XV-XVI. 7 . .

570 . 7 1 7 7 - 1 Sorkun : ] : 3.5 10 1 04 134 .300 300 7 250 13 7 11 9 7 8 6 ? a 6 7 7 fi 6 7 2 7 3 7 7 7 • ] 7 7 3 tim 7 • 1 7 1 •)• 4 i • 4 3 7 2 4.\_ Turan Gökçe 84 ISO 70 J70 250 7 il 7 2 Kuştinıur Dıı mi ıı pınar Kayıcık Kürt Ey ne Ayrukavak Kuzviıan Culhh Çuliu Güvendik Kara İshak Timur Yahşi Osman Bayramlu Ishak-ı diğer Oruçüûzi 20 ÇifıJik 2 1 1 150 2(50 130 7 300 8 S 150 80 7 200 13 ? 8 6 7 8 6 7 7 2 - 1 i - î 1 3 3 1 •ı i ö 4 - 1 ! 7 1 7 7 5 5 7 7 ? 1 - 6 6 180 250 7 l.51 33 - .İl .197 1. 4 > i 12 7 Kürecik Akgeçilü E m ekse Manıakayasi IIUCII 13 9 i 1 •> 350 7 370 7 7 4 •) 7 500 T 7 7 7 7 - 7 24 • ) 2 7 ? - ? 7 Ğ 7 6 1 1 7 7 •7 1 380 300 7 LSI Kıztlcasögüd 430 350 7 14 .S)37' 250 400 •> 2 1 • > -40 2 5 6' 4' - 7 7 4 7 6 7 153 5 •' 5 7 ?' 7 14 Köy 3.• Bağlııca Ulaş Kayalu 14 Köy. ! 5 2 •I 7 - 7 - 7 - 300 500 Dutluca 250 ı 350 370 550 300 7 480 400 6 y 9 7 5 7 8 7 8 9 7 18 1 2 1 7 2 - 2 1 7 7 1 'i 1 3 - 1 • S.250 • 104 3 2 13 37 NAHTYE-I UŞAK Kınık Ulugöbek Hasan İshuk Nusret Bekir Misafir Savcı Köse Yusuf Mihnıâd Küs üre e Süleyman oğlu kiriş Kerem Yahşi Taggıın Melfis? Musa Bekir Sende! Timur Isa Beg Hamza Bâli Alpezdüren Kara Halil Eyııebtijîî 270 250 7 200 140 7 350 190 t 3 EK) 180 7 . 3 7 •3' 6 •> 250 7 400 - • 7 1 7 7 • Karabolu Almacık 350 î 7 6 î - ? 1 1 1 • 7 11 5 '?. Âdil Orhan Bahâdır Yunus Dirkemiş 26 Çiftlik: e 7 150 450 100 190 280 570 170 340 7. 350 250 7 9 8 7 9 7 7 1 ? - 7 ? - - 5 4 >..130 S 11 9 7 1 6 8 8 7 7 - 7 - 5 •>• 10 6 ? 1 ? ! 7 4 2 2 - - 1 '7 ' - - - 3 6 i il 4 1 1 - 5. ••) .

' S 7 ? 7 S 7 7 8 ? . 7 10 7 4 T' Ö 7 . • 28ÇiflIik :m . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı NAHIYE-I UŞAK Sevinç Ali Hasanbegoğlu Yayla Bâyuzid Hızır Semte! Minnetoğlıı Mustafa Temürhaıı Hşşek Ahmed Ilyas Resul Karesi Bin di naıı? Resul Güı.1 î 3 ? - 1 - 7 • 7 1 4 1 - - 1 1 1 11 7 1 7 1 i 1 6 t .010 If) 14 (J 213 • 8 '.' 60 ? 150 7 : 180 220 •ı 11 7 •ı Müsleıriib 100 '? 250 7 7 10 } 6 7 ? 6 7 6 7 - 6: 9 2 6 > 7 } 1 ? 7 1 7 . .1 10 .2 2 4 69.î 7 4 7 3 4 7. 1 4" - Eymiısevinç Akkilise 240 300 ? 420 120 7 400 7 290 '1 - - 7 ? 7 7 7 7 7 3 7 •ı 7 7 1 7 2 7 T > 2 7 • ) ı: •-• "7 7 1 7 7 7 7 1 1 4 3 7 (5 .XV-XVl.1 > 7 7 İSO İSO 7 7 - 7 • > 7 •i - ':' 7 7 90 90 150 150 7 250 80 i 230 ? 200 7 200 7 S 6 ]2 11 ? 6 16 1 e 6 S 6 7 6 7 •) 2 4 2 7 9 • . - - - 'i - - } T 7 1 ? 7 - 3 1 1 :3 7 7 7 4 Çarık ? 7 7 7 9: 3' 3' 7 .!)• 3 135 .lüoğlıı Evraıı İsrail Bağbaşı Mustafa Türbeni Tavus Ali 80 140 '.1 34 7 İfi ) 15 7 7 •j 14 T 4 1 4 7 .470 250 140 1 10 11 • ? 150 160 İSO 4.T 7 7 '? ? 1 250 •/ 15 7 ivaz Hisar özü Orta Sı>rkuıı Göçeri Hasan Cüllah Ali Mümin ibrahim Yurtbcgi 9 Koy • 150 150 7 100 100 100 2.

.ıSO 250 250 250 250 150 150 400 260 IX'ren 10 14 S 14 10 YÎI- i.1. . : . :. . - / ' - • - - 1 - 1 1 1 - - - Güğüm - 6..Ü.' 4 • ıs 16 y 13 - 1 1 • 3m. İliam ja. 574 / 574m'YE GÖRE 1575>'DA UŞAK KAZASI PİYADE ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ ULUGOBEK (Hâssa-i Mîrlîvâ-i Karahisâr-ı Sîîhib) İskan Vi... • 3 - A. Dönüm .-i'i ÇiCllik Yaya Güvendik Şeyh Hızır Kırık Halil/ üsmıkcı Yaya Enıür Yaya Küçük jSclcaiı Göbek YitVii İsmail Yaya ]KK:II J--Ciil.. 72 16. U.vSO 180 180 170 150 100 "XI 350 ISO M fısıl .ızılhisar Kii^lcasögüı] m Orta 8 7 6 9 1 7 6 6 S 7 9 S y 7 12 S 7 7 e 1 2 2 . • )iğer Gâib Miirde 1 ' 9 8 I0 8 8 in - 1 " Ulugöbek .••••• . . 180 200 120 120 200 130 100 140 100 120 100 150 90 170 220 150 150 160 17(1 60 250 280 110 130 45iı 200 210 250 ISO 190 200 180 370 360 150 2S0 130 320 100 7 12 11 6 14 10 (7 7 12 11 15 22 11 12 26 13 VJ 15 ') K..TD.. * • : .uk • • . - m?.-Vlik t'eti Atik iıl id 2• 4 11 f\ / 4 7 > II.-K) • A.„.-/ •i .* ..cr Ihralıiııı HHIII MiLSüll Köse Halil Yunus Şcylı Zekcr\'« İbrahim Arşla ıı Yahya . NAHİYE-İ UŞAK(Ser-piyâde) İs hak Sevindik Miirsel Tuıırul flvas Baluîdır Mirmıud Turacj Balıeşler Yahşi İbrahim Diı. i '•1 - 1 2 - - - - 1 -••- 6 1 2 ~ • - - - 1 - 2 1 4 1 1 1 1 İ • - ..4 S - •':"-.k.ssıl İVI.:. 1%:-.. •••-••:• 136 .349-.: . 2.: :.'Iiû! MuPir 3 5 1 5 2 6 7 3 vs.Turan Gökçe III BOA.1 2 2 3 2 5 a 1 4 13 :> 10 6 1 1 - • •*•• t-.

4p:0. • - - - Karabolu - .:.. - 16 - 1 - .. Hacılar Ey mir Aziz Kızılca Dutluca 0okkaya Kuştimıır Dıımlıı pınar Kayıcık fîyne Ayrukavak Ku KVİrajı r.:ı .• 2 NAHIYE-İ UŞAK Kınık Ulutföbek Masan Asi ıhan N'usrel? Bekir Misafir Savcı Köse Yusuf Milımâd Küsürce 270 250 270 200 140 180 350 30 330 300 300 270 250 250 250 400 350 460 10 35 10 16 12 9 10 7 13 6 9 8 S 7 7 7 S 6 4 5 1 7 5 2 3 7 - •2 - 1 1 1 - Sorkun - ' .92Û 11 7 y s 7 17 11 7 11 28 9 9 9 5 7 11 8 7 177 6 7 5 7 5 6 7 7 8 6 / 7 5 7 7 .:. NÂHİVE-İBANAZ Bakırbııldıık Susu 7.i Kov H»ca Ahmed BöHtemür İn 11 iki Lan 'l'imur Bayramb(ü£İ Okçu Osman Asi ıha» Uisarbegi Çakır Yalısı Cellat Çıı Hu Güvendik Yahşi Osman Bayramlıı Asl)lıaıı-ı dİgcr Omç-üâzi 100 70 80 140 KO 150 70 63 50 200 150 84 İSO 70 70 200 18(1 250 70 180 140 180 250 130 24U 150 150 120 250 320 170 250 150 150 300 250 400 140 J.1 1 .XV-XV1.. 137 .:ı ..- - • »:• 3 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı 10 [4 Karlık \ 'm/ Turası Z^kerya Hüseyin Hıdır Yahşi Yaiışı Yörük Mahmud Eşref / Yuvaca Eşref Aydemir liyıifiıegi 32 CİElliir •' v.D \ 1 2 1 4 3 1 1 - 1 .. 150 10 Ü 140 140 i 20 200 240 1 5 7 8 6 7 230 29 ü 250 23U 25U 200 lu 9 <J s 2 6 0 - 1te.f\ .- - 1 1 ?•• 3 •4 - 2 1 2 y 1+1 - • * • : 150 70 200 100 150 33U L 8 6 T 21 9 11 17 16 36 - 100 270 150 2yo 47 0 6 6 10 7 15 3 5 - - 4 • 5 -7 Bulkas'.4 . 2 1 .1.- 2 3 2T • 4 :5 ]_• 5 6 il e- 1 11 a .T.7. ? 7 U 2' 2 3 \ 5:.1 4 3 1 1 .1 1 • 1 1 ı 1 2 I .' fi Köy h=hatib 9 11 - 1 4 1 ~F :: A.13 .

::.se Evran İsrail Muştala Turbegi Tavus Ali ivaz Hasan Cellat Ali Mümin İbrahim 220 240 100 250 250 150 170 180 240 300 250 420 !2U 160 430 290 200 250 1000 7 9 1 4 5 11 3 2 6 3 9 S 2 1 4 2 1 1 4 2 2 - 2 1 • : ' & • 1 ^ .: •••. so 18(1 16 7 11 13 35 !<! 0 14 9 20 15 9 7 15 12 31 18 22 15 19 14 13 11 14 12 14 7 6 7 Miistecab Hasanlı ogoğlu Yayla Bâyczid Hızır Çarık Sende] Minnetoglu Mustafa ]7.16 • ıa 8 7 6 1 • - m ...P.! NAHİYE-I UŞAK Sevi [iv Ali 140 150 S O 130 15iı 150 90 150 150 170 250 80 80 130 150 200 140 200 531 150 150 100 100 100 .•:?•:-.ı 1 3 4 6 138 .4.:İOl::.Turan Gökçe Almaeık Süleyman oğlu Evres? Kerem Yalısı Taşgıuı Belkıs? Musa Yem? Sen del Timur Isa Beg HamzaBâlî Algezdüreıı Kara Halil Eynebegi Orhan Bahâdır Yunus 300 180 700 300 500 250 350 350 350 140 370 250 3 SI) 350 150 750 370 550 300 400 480 400 230 500 300 430 350 280 57D 17li Duduca Kürecik Akecçilü Emek s e Mamakavası Eslüce Lâl S 8 15 6 13 7 13 15 10 8 28 ][) b 1 5 1 5 1 4 7 4 - - 1 4 8 6 5 7 6 7 7 G 7 13 7 y 5 7 8 7 1 - - 4 • - - - - 1 2 1 1 1 1 - - .şşek Alımed liva s Ey mi rs e vinç Resul Karesi Bindinan? Resul Genç lii oğlu Akkili.8 7 2 1 2 7 9 Mİ 6 S S 7 7 6 7 17 10 8 10 9 11 . . i 9 7 12 3 9 3 6 3 5 5 1 - Bağbaşı 1 - - - y 1 1 1 - 9 - Htsarözü Orta Sorkun Göçeri 250 140 180 150 160 7 8 8 7 7 1 ..ı - 1 10 ^ 8 4 4 2 1 - • - - 41 .". 3 .1 300 İSO ıs - - 7 - S i 4 3 Bağluca Ulaş 450 100 10 11 11 X - - - • :İl"4--kö^!:::. 1 •9 - 9 . 2 - - r - - 2 1 4 1 2 2 1 1 - 1 dm .

500 2.567 2. 21 .T0-158'E GÖRE UŞAK KAZASI MENSÛH PİYADE ÇİFTLİKLERİ :.d. 11 8 • 12 9 ".57 8 3 1 1 - ..18 • " — " ..600 2.28.965 2.000 999 2.106 2.803 2. .. • 9. 5 - 139 .KÖY: .12: 13 ıo .600 2. 24 .200 1.500 200 600 2.706 300 250 3.386 2.259 2.M 14 13 • 6 6 5 4 10 10 10 7 6 S 6 8 6 7 6 17 7 5 7 6 Ğ - 8 5 7 6 10 11 14 4 4 3 2 4 3 7 8 17 6 1 5 1 4 5 2 3 6 3 3 2 7 2 S - • - - - 3 1 1 - - 2 2 3 1 - 170 203 1.XV-XVI. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Oğlakalam Murad M a çr e m şah YııvacıhırV İ1. Seril 1 17 12 ." 180 80 4..KKA. • 1 1 - - îamfakih (M) Kiirtcik S ende1 Feımu' 3S1Î Eşref Yahşi Halil .899 2.326 3.219 2. O f t H k " .184 2.452 1.000 2.639 • Pîr Ma'lnl Di vinç )İğM NtflTtlI Ik'imük Milccr m u m . lıuisıl -mi zâdc.213 2.İ4I: 250 16 16 422 12 S 2.2 T •15 .kûıı Yeri S ojiti d JÜgüm Çiftlik nehoca Scyh Zckcryâ brâhim \ ısl an srâıl 'avus Aii "urbegi ivran vlustafa vaz -lasanbegoğhı Dünüm 150 50 ]Ğ0 Ilâsıi 1.500 3. 3ria Yunus Ilır ahim Jıgırr Tb rahim 16 •9" •.İO-.850 2.200 2. 16 .312 2..500 200 150 147 150 161 140 82 80 100 190 50 700 300 500 250 350 200 350 100 200 91 100 120 150 10Ü 150 230 30 103 1 2 3 1 Bağbaşı - Vlüstecâh Sorkun Mckilise A' Vay la Sevine VI L mi ıı i Güçlünğltı Karesi i e r e m Yahşi Taşgun 3eliş 1 - 1 - - - Dutluca vlûsâ Bekir Bayıambegi (M) 6 1.Mıı. Karakeçili! Vlamak "illiah Ali - - •^•İ2-::".200 2.11 10 .700 2. 10.500 2. 22 .- -" ıao 0:710- 25 11 - IV TKGM.600 2.SÛ0 2.Mpûllî Sipîihi Kevvid Vs.Iasan Köse Halil 12 7. 7 5 5 6 10 4 7 9 7 7 6 3 - Mû n..300 2.345 1.

-10_j • < ) • • ' - Karlık -9 • "12 1 1 - - 12 • • • : i 4 • • . 1 1 2 143 350 250 100 90 180 İSO i 70 150 80 177 81 90 n - :--9:V 9.l-5'":" 1 : 1 :: .547 2.760 600 2.10-:-.634 2.530 409 2.300 2.„ . .500 2." K:-: •:•$. • • : • • - - S • 140 ..000 2.••?•! 4 3 7 6 2 îyuıiratfvİEiç Okcuonıer (M) Karesi 150 100 .400 2. 9 8 5 7 7 6 6 4 6 4 7 4 S 1 7 4 3 1 4 2 5 3 6 6 2 7 1 4 12 7 8 3 3 3 3 16 7 9 4 4 2 1 1 - - 1 i.• .200 2. V • .542 2. : 3 ökçe -• 1 J 4 1 2 1 - 1 - • ••.798 2.410 2. - . .j • 8' : i . " "10 8 • -.359 400 3.: 1 3 : .000 500 3.-•_:.000 2. - 5 6 8 5 15 5 6 11 7 8 7 9 8 10 5 10 6 8 12 6 10 • •: .15.300 150 150 2.335 2. • • Ulugöbck Şeyh 1 lızır Kırık Halil Yaya Umur Orhan (M) îayram (M) îîiyıntlir (M) 3smau Yaya Kliçük Bildi nâu? lesîil îcsûl-i diğer Mustafa lyas îşşek Ahnıed Aydın (M) Sevinç i i 300 2.022 ı& . : - 1 - : • - • ' • .000 2.4 : - 14 24 • .434 2. .•.598 2.550 2.. ' 7 • • .v.331) 2.00U 560 490 300 300 2. i 00 2.-> 1 Kızılhisar 15.556 2. • 1. Yuvaca Eşref Turası Hızır Yuılcu Uruz Sckcrya Üüseyin Mahmud Sendel (M) Sevindik shak tfürsel Tınını] YiğitYahya Yakfib -Iızır(M) Femürhan PeiTiürhaıı Yurt be gi 200 150 152 100 100 102 81 150 İ40 140 200 120 200 180 120 120 138 60 150 100 90 100 100 150 İSO 2. JO .••6--. 9 .'. .d.220 2.560 •-.566 1. • . 1 4 .14 28: ••'•••".200 3.Turan Gökçe Yahşi Mi (M) V'ahşı-ı Dıger Hüsrcv ıı.666 2. - - • I 1 - 11 1 »." • " - • dİlgarb <Sfirviranı brâhjm Aydemür nebegı Cara Dâvııd Yaya Güvendik shak Ü elce n Göbek 21 ' .220 1. .

) . . . • 7 4 5 •: 4 Hafiluca İne Gazi İne Gâzî-ı diğer Be^irFükih (M) Abciııl (M) Turbegi (M) Bahâdır Orhan Karaçalınız 6'J7 46 80 <o . • . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Küse. " " • • : 4 2 1 2 3 6 6 4 7 1 2 4 17 6 1 7 3 10 3 3 1 - - - - 3 - - - 4 2 - • - • • : • • - : . . • _ • • • 2 6 - - - - Kj^ılcasögüd H. - • • . : • 1 - • 200 100 250 150 25 200 200 140 İSO 350 300 İSO SÛ _ . - 1 - .V'usııf Göl ece Mihmâd Karaholu 350 3. : 12 •ıı "?• " ~ • .XV-XVI.535 592 215 215 • Hisarözü Kayalu Çaıakalaıı Emekse Manıakayası 16 7 12 11 IA 2 - - - 1 - 5 R 14 8 5 5 10 - 11 ı 3 1 1 4 5 2 4 6 - 1 -I 7 • . . ! s.500 500 150 1.400 2. . • .000 2. 4 4 6 5 6 - 9-' 9 12 '• . - . 400 2 210 2 21 1 1.200 778 410 300 1. .İce Vuvacı Akdepe Ali Mahmûd (M) Hüseyin (M) Haydar (M) Isa Beg Yunus Af ab (M) Alice (M) M ur a d Eynebegi Hasan SOıznncı Halil (M) Deltkuşlu (M") Durabda] • - - - .510 150 .500 2. • • .300 2.2OU 2 -1^2 "32 3 131 3 060 2 ->2O 2M3 2 33. - 2. - .600 2.0S5 1..0X4 400 350 300 273 273 132 133 2. - " : - ' • * - ' .035 300 1 2 2 2 26 d 234 252 ""Sy 1 6 '7 • 5 5 7 - - - - • Nıısrcı S un kur Bcglu Misafir Savcı Kara Halil Stıleymnnoğlu İtlıis oğlu Mıkıluğlu Bâyc/itl Hızır Sondiîl Hasmı D ırk em iş Isce Ha niza BSIİ Yaya İsmail Yaya Hoca Atgczdürcn Çal al tu Ilyas Bahâdır Mîhnıâd Adil 10 13 1* •j 7 7 7 4 11 uca Almaçtık 3 0S5 2 2OG 2 201) 2 207 Ifc 6 10 7 34 6 \6 5 6 1 - - - - - - - - - - Çarık 80 165 148 150 68 100 250 350 148 254 100 200 130 100 250 40 40 41 5S 100 70 120 140 100 250 300 270 100 - 2 mn 2. Taslu Akgegilii Ulaş Çukurca Oğl akalanı [.âl Kınık .SerSbâd 141 .

- 1 3 6 9 4 K. 11 • ~ • .226 2. • Emiraziz Susııy. D utluca Dumlu pınar 6 6 10 5 6 7 • 2 1 2 1 2 - •7 - " .200 250 400 2. • • .4OU .256 ' 49 Koy 6 13 2i NAHIYE-I BANAZ 11 doğan Baktrbuklıık İl doğan Huca Alime d Bcgtemür Onıçgâzi Aşık Beg Bâyczid İshak İshale-ı diğer İbrahim (M) Halil (M) Laıuk (M) İsmail (M) Polad (M) Hoca (M) Batak Hüseyin (M) 140 100 70 2. . 12 : .M) Karagiivcnılîk Süleyman Oğulbegi 144 Çiftlik 215 150 80 150 80 80 150 150 150 215 300 340 1. _ . • • • : .000 34S 2.645 2.300 2. • 2 7 10 10 9 (*) 20 - 1 - - İĞ 15 10 1. • • .066 500 450 400 2.420 2.066 2.600 2.Turan Gökçe Karacahisar • 7 Çerde me Eymir Aziz Mjıremşsh Mor uca Sıvaslu Sazak Sügüdlü ÇaL irice (M) Mesud (M) Yuvacıliir Mûsâ Bayındır (M) Daraca (..320 300 2. V . . > '..290 300 • - e : - - 11 .333 519 2. .• : " • : " Oturak .90 200 70 78 70 50 200 80 150 34 80 63 180 80 70 70 80 •• Kuz viran 2 6 7 4 - 4 5 5 - - - - - - - .200 600 2. ••: '. ayıcık Kuştiımır Doğancık Kal'a Güvendi k Ciillah Kurd (M) Aydın (M) Yahşi Hisarbegt Çakır Oyumken Bayramlıca i Suyu uca Hasan'? Enıin Okcıt İshak Yaya israil Çııllıı Milımâd ve Yaylaca Temiir Okçu Osman Yahşi Halil .400 2. • ' . .600 2. • . • 5 - : : - i " . •) 5 6 5 4 6 6 1 1 - - 1 2 - - Gökkaya 10 ıe 13 11 . • > • . \ L " . > • • - 2> . .150 120 250 350 310 300 300 200 2.. • 3 3 6 5 1 477 - - 27 - - - - .100 2.. 7 .6 6 .-'.S86 370 3.• 9 no . . " . .f i . v .000 2.618 2. • •' 5.000 557 250 2.•9-:- 1 - - - 1 - 2 - - - - - - - - - Kızılca îne Kel anin '•7 •': 142 .

t:*. ı\k\kui 143 . "4.400 2. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Kürt •} KÎıM lshak Manastır Oynıkavak Çukurviraa Ovacık Oği akala ııı Kabaaüaç Fil ÜS i 26 Kilv Rteoglu (M) Şeyh .200 500 300 450 400 250 250 10 7 -. Osman Bayramlu Çubuğa(M) Sâliheddm(M) Murad Gündoğmuş (M) Harı (M) Ilyas Köse (M) Afifi fil il..XV-XVl. '• 1 |1 / t •- (M.I - - 2. 1 70 150 İ 80 70 160 170 - 400 200 250 - 6 4 - - - - - 1 :.:. 4 3 - - - - - - - - - - -" - - - '' S'S- 2 1 * + • •'•.

Turan Gökçe MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ r MC.Yltıb. - - 1 i - - - - - - - 2 . Malûl UÎY«e Göçürdük Göçeri Kızılhisar A. NAHİYE-İ ULUGOBEK Tulluca Emekse Dümerek Sivasî A Koy Yunus Çubuğa Bıyıklu Kara Yahşi Cıngılojlhı 5'ÇiflIik • fi 5 7 1 1 1 I 4 5 4 6 4 19 - - 23 NAHİYE-İ BANAZ Kuzviran Gökkaya Doğan Barınak Ilyas 3 8 1 1 2 7 - - .TD-0.vşar Y'urtbegi Kürt Balıalanı Yi re piren Saray 10 Köy 5 7 5 95 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 I 1 1 1 18 5 4 5 3 5 5 3 3 3 5 4 3 4 4 5 4 6 4 75 Durbe IKI .93'E GÖRE 1457'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK İskan Yeri fCâfırviranı Çiftlik Kanıca Ahmcd Nuh Yurtbegi Küçük Yusuf 3ıyık oğlu Çakır il Masan Bmür Yenice Dügüııcüoğlu Kava ak Kara Halil Yayla Yurtbegi Kürt Süleyman Kara Bayczkl Sâlıib Mihnıadbegoğlu Sarıcakavak 18 Çiiitlik 6 6 6 4 6 7 4 4 4 6 fi 4 5 5 6 MİLsolll'lli Yanın k Mu- Pir.

' 400 300 300 200 500 200 300 250 200 600 200 400 600 100 i. 3 .72'YE GÖRE 1489'DA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İUŞAK İskan Yeri Cinlik Karaca Alımed Nuh Yurıbegi Küçük Yusuf 3ıyık oğlu Çakn İt Hasan Emür Yenice 3ügüncüoğlu Kavauk Kara Halil Yayla Yurtbegi Kürl Süleyman Kara Bayezid Sasa Mihmadbegoğlu Sancakavak Kara Yahşi Kesmik ve Dûndur 20 ÇifUik Hâsıl Nı-- Müsellem nıak 5 7 5 S 4 6 6 6 8 S Vii- Mii- Mııliiisüil Malûl bÎTâ- üer.-.:. bi'iıtl - Kâfirviraıu CJÖÇCI" Cızı] hisar ^vşar Yuribcpi Kür! 3 £i halanı Yiregiren S ar av Jümerek Yavı UKöy. 123 7-:- _ • _.XV-XVI.:.Diğtr Münk' Gâib Muh.• 1 .. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Çukurviran Çorumpınar Dumlupınar Gögüoğlu Bâlibeg Güçlü Hüseyin Dursun Çubuğa Gazi Elvan Bekû" Fakih .. . ... 0 .SKı 7 10 ne - 1 1 6 9 5 7 S 7 9 9 6 5 1 1 1 1 1 1 1 1 2 1 1 1 1 - - - - 1 1 - 1 1 1 1 1 1 5 4 8 7 7 5 5 5 8 6 1 1 1 2 1 7 1 - - - - 9 9 8 6 6 7 10 7 2 1 1 1 1 - 1 1 1 1 1 - 150 20".C i l t l i k 35 7 - - n MC.-r-L.... .:. ... .-:-L 145 .. . 5 6 7 3 1 1 1 1 1 1 1 9 Kayıeık 4 5 44 • 2 4 5 6 2 3 4 - - - - 6-Köy..TD-0. .

s 146 . : ..5İ.: • : .. ...:: 1 1 1 I i 1 - 5 5 3 3 5 3 7 - : .• .bi'iı ger İskan Yeri Çiftlik d iûl l>îv Mu Sn s h.aa. Gâib Atik Mîiı-dc Atik Cedit! 4 4 4 6 1 3 2 3 4 4 1 FCâfîrviranı 3öçürdük Saraca Alımed Nuh Yurtbeiit •Cücük Yusuf Bıyık oğlu Çakır 11 Hasan ümür İSO 100 150 150 250 110 160 350 190 150 250 270 22(1 281) 26 22 İS 17 21 14 20 1 1 1 1 1 ] 1 12 11+2* >i+4 6+1 5+1 10 5 13 - 9 9 S 9 8 6 1 T - 1 - - - - 1 4 5 .: : • : : > : « : : ...55âNAHIVE-İBANAZ Kuzviran Gökkaya Çukurviran Çoruinpmar Doğan Barınak llyas Gögüoğlu Bâlibe» Güçlü Hüseyin Dursun* Çubuğa Yolma Boladoğlu Harman A1İ Gazi Elvan Bekir Fakih 13:Çittak.> * 1 _ _ - _ 2 4 3 9 _ îffcaiftUfc. • : : : - - - - - - - - - - - - - - - - - - 1 2 1 2 3 - 1 3 - - - - Kayıcık 1 - 5 - - - - - - - - - - - 9 : 4 • •6 Köy.-.- Dumlupınar • " • • : : 6 6 4 4 9 6 3 7 6 . : • ••••• TI T BOA. :>44 • _ : • : • : • .•-. • • • • : :.TD-103'E GÖRE 1S2O'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİVE-İUŞAK Hâsıl nilm f'cıv» selküt! mali Bettor- Mfl.Turan Gökçe NAHİYE! ULUGOBEK Dutluca Emckse Sivâsî Yunus Çubuğa Bıvıklu Cinmloöhı 100 100 100 250 7 6 8 6 1 1 1 1 6 5 6 ...

. . 5 6+1 9+1 1 2 1 - - 1 ^ 4 1 4 - 3 6 2sn 30(1 1 - 4 10 250 550 154 60 ıı 4.. \ 7 <ı() • ı su • 10 Köy..1 S 2 7 3 8 44 2 + 11 5 • S NAHIYE-I YAVl Ya^lupmar Süleyman şah Mûsâoğlu Gtizeloğlu ve Göçbejîi Çullu Tipi narı 600 400 100 700 450 170 550 220 800 500 170 IÖ0 23 23 31 24 44 1 1 1 10 15 12 13 3+3 (1 ! 1 1 - 1 1 6 ...İ2J .S 6 1 4 .u:a kavak İSO 300 400 250 350 450 390 35(1 350 600 31 19 27 13 36 27 28 1 1 1 1 1 1 1 13 7 >) 10 13 9 ı > 7 9 11 15 '3+2 12+4 -j 2 - - - 1 1 - 4 4 3 7 9 3 300 200 20+1 15+2 14+?. . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Göçeri Cmlhisar A.vşar Yurlbe^i Kürt 3alıalam Yiıreairun 5:ıray Yenice...1 1 23 ''• 10 •u 1 1 1 - 1 6 ?A 3 Koy 5 2Î..£U$k...ı 8 7 5+1 11 + 2 12+2 10+2 H+-İ •) 1 1 2 2 - - 1 1 ] 1 3 9 S 1 5 4 1 1 1 1 1 1 5 7 - 3 4 .4 yo • • 350 mı .. düğüncü oğlu Cavacık Kara Halil Yayla Yurlbcgi İürt Süleyman Cara Bavezid Sâhib İVUlunaılbegoğlu San..1 2 330 100 15') 1 -45() 200 2'JO 22 23 25 17 15ü 7 10 10 6 57 .180 500 425 55(! 17 17 24 27 4'JIS I 1 1 1 5 - - 1 İd - 10 16S 13+2 1*5 .) 150 300 281) 350 300 370 430 ıe 13 12 T") 1 1 7 .XV-XVI.1 10 IS 9 22+3 27+5 8+1 13+] 1S+4 13+1 6 1 7 5 7 200 1 1 Yavi 200 no 100 Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlanbegi soo 1Ü0 54 22 25 36 30 1 1 1 1 17 19 12 10 13 14 1 1 - - 2 4 4 S 9 6 7 8 2 11 3 - 520 450 1 1 4 147 . ıs - 4 NAHIYE-I ULUGOBEK Dutluca Emekse Dünıerck Yunus Çubuğa Bıyık! u Kara Yahşi CmtMİojUıı S OKl'k 300 350 250 430 1150 1.580 500 2K0 1 Jv>! 1 14 20 18 13 1 I 1 i 1 9 10 S 7 4 9 7+2 8+1 HH-I - - - - - 1 4 4 6 4 1 S 2 7 .. .l&. +23.İ NAHÎYE-TBANAZ Kuzviran Gökkaya Çukur viran Çoru rapınar Durulup ınar Kayıcık 6 Köy Doğan Barınak İlyas Göğü oğlu Bâlibeji Güçlü Hüseyin Dursun G3zi lîlvan « Çildik 150 190 180 20'.

. fi 5LI l'J 1 1 12 17 196 14+] 23+5 1 2 - - 1 4 46 46"' 2 10 14 210 ..21 2 • 5 5 7 11 3 4 4 10 - - - I 2 1 s 1 .TD-242'YE GÖRE 1545'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK HıMa101 Muti ân e K J I ' J Q Ahmed 150 100 350 3:i 1 ]•> IV IIİİsıİ İskan Yeri ÇifÜik nüm Nı. .1 !4 s 1 5 - 3 6 5 7 3 1 - 2 1 - 1 - 2 2 4 y 4 2 10 1 280 250 i 1 K 9 14 - 350 390 350 350 600 380 50(1 425 550 .•. . 0 61 *+.+23 .- Mli- YıLma!< Nâ- VI.» ' -465 ..•S7İ stl- r e si de h a s - ^C M (irde Atik reci id Alık Codid ı.K ö y :•:-. ...•.ı 11 û 3 - 1 - Kâlirvİranı Göçütdük 3 üçeri Kızılhisar A.•2-:...•.vşar Yurtbegi Kürt 3a halanı Yiretiiren 5arn v İ O : .•-..Turan Gökçe Eİacı Müsleeab Yayaoğlu Kmgi ve Kazancı Mahmııd rlurşid ve Gökçe Murad Gedik T Köy [7Çıftiîk 250 700 200 300 90 4.:23ü.- NAHIYE-I ULUGOBEK Dutluca Eraeksc Yunus Çubuğa Bıyık] ıı 300 300 250 350 350 3S0 10 İS 11 1 6 3 6 1 1 - 4 2 3 - 1 1 10 S 2 1 ..1 6 7 1 13 12 5 ') <) ••yi-* 5 3 .4i>0 350 43 28 1 1 22 10 17+1 13+3 2 - 1 - s 4 13 8 500 450 İSO 5. 2 u • 13 .iş . 25 30 1 1 1 Nlilımaıibeg-oğlu Sum fa kavuk m-ÇİTtUb: : . . 550 154 600 11 28 70 27 19 26 34 2 fi 1 1 1 1 1 13 14 10 17 34 12 10 14 1 I 2 1 • - 9 3S 13 8 M İ fi 11 - 1 1 2 1 .1 1 7 148 . ^ - .- Nuh Yunbesi Küçük Yusuf Bıvık oplıı Çakır İl Masan imiir Yenice Düğüncü oğlu Kavatık Kara Halil Yunhegi Yayla Kürt Süleyman Kara Bayezid Sim 170 150 150 110 160 150 300 400 300 250 200 300 250 130 250 250 270 22! 27 16 İS 26 10 14 25 1 1 1 1 1 1 15 7 7 8 7 7 15 2 2 - 1 1 3 1 .*.-93." 5 2 1 .=mücerred BOA...

. 11 1 1 1 1 1 8 4 S 2 2 41 128 n s.-. • . m 7 .70 İÜ 1 s 13 S G 1 _"l 200 290 2..XV-XV1. ...-.1 250 500 17 12 1 " 5 24 4S 1 1 15 29 5 14 1 3 3 - 3 2 3 fi 5 7 12 527 M i J8 7S 120 1.•. Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilât) Kanı Yahşi Cıııgıloğlu .1 111 Gazi Ka vıcık 6 Köy Elvan SÇitllık " 460 100 150 1.20 1 1 - - 5 7 Dinilerek 3 Köy.. 1 7 O W i k •.eloğlu Çullu Itpınarı Bscıılî Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlaııboei Hacı Müsticah Yayaoğlu Emgi ve Kazancı Malınıud Ilurşid ve Gökco Murad Gedik L...49 . 27 NAHİYE-İ BANAZ Kuzviraıı Gökkaya Çukurviran Çonımpmar Dumlupıııar Dursun Doğan Barnıak İİyas Göğü oğlu Bâlilıcjî GLIÇİU Hüseyin 150 190 İSO 300 2S0 11 11 B 23 26 1 1 6 2 3 8 2 1 1 4 - 3 8 7 :ı 4 5 2 2 3 350 300 370 •460 1 1 1 \T~ 7 11 200 270 3 d 11 3 1 9 - m - - - 8 3 1 i . 1 1 12 15 •..' 71 26 3 3D H~ NAH1YE-IYAVI Yağlupınar Sü ley mandal) Mûsâoğlu Gö/.-Ş:l.Siv- ri 4 .1 2 1 1 3 I 1 1 1 2 7 1 ! 3 4 6 5 S 170 550 220 31 33 72 62 46 \\) 1 1 1 1 1 1 1 1 I 2 1 12 39 34 24 S 23 l'J 18 7 ! 2 1 2 1 4 1 S 13 son 50 U 7 17 S 10 5 7 3 170 ICO 450 Yavİ 51 41 36 26 25 21 15 14 2 2 - - 1 8 'î 1 6 .7.JJÇiiilik 430 160 500 2H0 20 22 ::-.Küy.. 1.. fi A 40 300 450 180 60li 400 !0[i 700 130 12(1 fiOO 100 100 500 200 70(1 700 400 17 21 I 1 11 15 20 19 30 27 İS y ..

im.1 Göçür dük 3öçeri ECızılhİsar Avşar Yurtlıegi Kürt Bal lalanı Yirepiien Saray 10 Köy 200 550 250 220 250 250 200 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 18 1 - 1 1 1 •) 5 7 2 9 10 1 3 3 4 4 10 6 7 5 8 4 - 4 19 9 11 10+1 - 1 - - 52 26 20 17 18 18 335 10 12 40 13 11 11 11 11 222 - - 6 4 1 1 1 1 - 6 6 Ü4+İ 1 - - - 5 1 7 15 23 16 ?.Mıı.s.1 6 7 150 .sc Dümerek Yunus Çubuğa Bıvıklu Kara Yahşi Cıngıloğlıı 150 150 150 150 150 200 200 200 200 200 S 11 10 15 12 1 1 1 1 1 7 10 7 11 11 •?Mk 2 3 - - - 4 3 7 7 10 2 14 6 10 12 1 2 iÜ-::.: NAHIYE-I BANAZ Kuzvicaiı Gokkaya Çukur viran Çoru m pınar Dumlupınar Doğan Bamıak Ilyas Gögîioğlıı BSlibeg Güçlü Hüseyin Durdun 150 150 150 150 150 150 200 200 200 200 200 200 14 7 17 \3 19 10 1 1 1 1 1 1 9 6 10 9 12 '1 4 3 - 6 6 1 1 - 5 2 2 j 4 7 3 15 . '••MŞ9y.Ma. M*.><jki Aiik Cttlkl 3 6 - •tanıca Ahmet! Kâfîrvİranı Nuh Yurtbegi Küçük Yusuf 3ıvık oğlu Çakır it Hasan ümür Y I nice L)Ü göncü oğlu i^avacık Kara Halil Yurtbegi Yavla K.jt-iid er lûl Vtulı sıl l>î.27.. .2K0 s 17 - Ur.ün Süleyman Kara Bayezid Sâsa Milimadbcgoğlıı Sarucakuvak İS Çiftlik 150 100 150 150 250 110 150 150 150 150 150 150 450 150 150 150 100 150 350 190 200 7 350 220 200 250 200 200 200 14 Iö S 10 19 9 9 16 19 ..TD-328'E GÖRE 1560'DA UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İ UŞAK DRııüm [•lâ-ul Vffcn'iı İskitn Yeri Çiftlik Müwlk'm Yumak Nâ. 245' NAHIYE-IULUGOBEK Tutluca Emck.Turan Gökçe V BOA.'.i'ivnîüîdf iî! s.) W) 4.. . ..11 11 11 1 1 1 13 10 7 7 18 7 7 11 12 11 - - 4 - 1 - - I 1 - 10 14 10 11 12 5 8 15 9 18 4 17 29 1. ıı e Gâıb Mürtie Atik.

. - .XV-XVI.Köy • 17. NAHIYE-IYAVİ Yağlupınar Süleymanşah MCısâoglu Güzeloglu Çullu Tipi narı Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan OglanbeRİ Hacı Mîisleoalı Yayaoğlu Eragi ve Kazancı Mahnıud Hurşid ve Gökçe Murad Gedik 1 ..HI 200 300 .3. : . Nâ.. 9 26 27 1 1 9 11 23 7 7 - - 14 10 11 12 13 3 4 - 1 - 1 1 1 24 21 1 4 1 1 - - . 61.Yditl Atik i') - fCâfırviranı Göçürdük 100 150 150 150 110 150 150 150 iyo 200 250 350 220 200 200 200 ıs 2(5 15 17 1 1 14 14 3 - 10+1* 5 3+1 10 1 - 1 1 Kızı İh isar Enıür 3ügü neti oğlu üavacık 34 { ..Î0 20 1 1 13 35 27 2:y 6 6 67 ! 2 3 7 KİK 11 26 14 i 4 !8 W BOA..1.1(1 200 150 100 300 220 200 170 200 220 S00 200 15 13 14 22 32 42 1 1 1 1 1 1 1 10 12 11 13 24 4 1 - - - - - - - s 7 7 S 7 2 A M 1" 11 IX 1 - 2 2 1 1 - 3 4 12 4 19 14 7 49 2 1 - 17 S İd 170 400 22 20 21 1 ] 2 1 1 - 150 250 150 200 150 200 15 21 1 1 9 13 11 s '1 2 - 4 17 12 27 28 7 2S 11 15 7 13 1 1 150 200 2. : • % • .7-6 17.MitYamak resitk' İİISSll İtil CIHİ «e er Muiı Gûil) Mttrdt Div ı-ııc i ara ta Ahmed Kııh YurtbcgL Küçük Yusuf 3ıyik oğlu Çakır İt HîiNan 150 35U Atik .TD-511'E GÖRE 1571'0E UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-FUŞAK Dünüm Hâsı! Nı-ftTlMl MiiSPI- Iskan Veri çiftlik k'in.11.QAUk 150 150 100 150 1. Gazi Elvan Ş Çiftlik 100 15(1 200 2 0 fi 23 1 1 13 8 7 2 - 1 12 • HfS - 7 12 8 S ..7 .'İ. Yiizyıllaıria Uşak Kazcisı Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Kıı vıcık 6 Köy .1 S 2 10 9 18 151 .

:: 1 •4 NÂHİYE-İ ULÜGÖBEK Dutluca Enıekse Dümeıek :3"Küy Yunus Çubuğa Bıvıklu Kara Yalısı Cıngıloğlu f> ciniifc 15(1 150 150 150 150 20Û 200 200 200 200 l.V+5:. 150 150 150 450 150 150 150 !00 151} 250 200 200 550 250 220 250 250 200 -i. 5 Sı) 24 18 IS 69 48 36 29 31 3S I 1 1 1 1 1 1 1 I İM 14 12 15 41 19 15 21 17 19 8+1 - 4 25+1 1 1 - :«ı 20 1 - 1 - - - 7 13 lû+1 - - 15 4 17 27 13 7 15 23 15 242 4 2 12 S .ik 6Kn\ Doğan Yarık İlyas Göğü oğlu Bâlibei! Güçlü Hüseyin Dursun Gfızî Elvan 8 Çiftlik 150 150 150 150 150 150 100 150 1.:.avn. :.l - - - - 1 1 - 2 14 0 10 12 44 4 3 3 m NAHIYE-I BANAZ Kuzviran Cîökkaya Çukurviran Çoru m pınar Dumktpmar Is.v-jar Yurihegi Kürt Baha lam Yiro.niren Saray Yenice.VU 1.11 1 3 73 . 10 Köy.1li 200 200 200 200 200 2(10 10 17 28 İS 200 290 33 12 21 12 15i 1 1 1 1 1 1 I 1 9 11 20 13 14 11 16 11 Î'D 5 7 4 12+1 - - - - 4 7 .1 15 :ı A - 5 - 7 12 61 4 4 7 1 1 S 23 NAHIYE-I YAVI Yağlupmar Sülevmanşah M üs â oğlu Yörükoğlu Çullu İtpınarı IİSNM1İİ 15n 150 100 150 130 20U Yavi Kirlü Halil Kırık Masan Oğlan Lıegi Hacı Müstecab 15ü 100 300 150 500 220 200 170 200 220 300 200 170 400 200 500 IS İS 23 27 34 5'J 30 17 51 23 29 1 1 1 I 1 1 1 1 1 ! 1 14 13 15 15 22 37 19 11 32 Ifi 20 3 4 fi+l 10+1 - - - - - 2 [g+i - 10 1 5 18 6 6 - 12 4 19 14 47 27 2S 7 28 22 15 1 2 1 S 13 6 7 3 7 S 152 .(4.f'. Kara Halil Yurıbcjy Yayla Kürt Süleyman Kant Bayezki Sâhib Mİlunadlıegoğlu S anıca kavak IS.Turan Gökçe Göçeri A.IO S 15 14 25 29 üt 1 1 1 1 1 5 7 10 12 12 13 5') 4 1 12 9+1 2ft.1.

lS. - - - il 29 5 7 - 5f":0 'Î.ıs 230 .-102....I» Yeri Çifllik Dünüm na«ı [öven Mil3Cİ- Yumak loııı Moreşide ıaSsıl S: MaIEll Divâne )t-rh Dicıvd ğer Muh Câi lı Mik l.-T :.Cİfllİt. .::. 150 İ00 350 190 200 250 350 250 25(ı 2H0 200 200 200 550 250 220 250 250 200 25 28 1 1 1 1 1 1 1 1 ] 13 13 11 12 10 9 ') 13 21 20 1! 12 41 21 13 14 13 15 11 12 S 5 10 3 - - 2 150 İSO 17 İS 3 3 4 2 4 16 7 7 9 6 5 8 9 10 7 7 21 11 250 110 150 150 i 50 150 150 150 400 150 150 !50 100 15D 32 11 11 20 32 26 17 20 66 49 25 26 26 31 1 1 - 1 .- ıs Mi +7 1 2 71 - vn BOA.1 - 11 - 17 12 S 14 - 1 3 İD 4J&J . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı Yayaoğlu Emgi vo Kazancı Mahmud Ihırşkl ve üökce Muratl Gedik Gökçe Munul 1 Köy 17 Çiftlik 150 2U0 17 1 11 - - İS 3 1511 200 220 31lf) 33 4'J 26 454 1 1 15 26 21 2S7 17 2Ü* 2.SKO 4 3'. 4 61 190 NAHIYE-IULUGOBEK Dul kıça Emekse Yunus Çuhuğa Bıvıklıı 150 150 150 200 200 200 14 16 İ4 1 1 1 11 14 13 2 1 - - - • - 4 4 - - - - 7 4 - - 153 . i ren Mirav 10'Köy •.:•••."1 daraca Ahmeıl Câ lir viranı Suh Yunbe.. • - 1 6 7 5 4 6 23 23 11 10 H 12 - 3 1 • 1 1 1 1 1 1 1 1 1 - 1 1 4 1 1 2 12 . Yenice D ü ş ü n t ü oğlu Kavacik Kara Halil Yuıılıeııi Yayla Kün Süleyman Kara Bayezid Sahih Mihmadlıegoğkı SariK-akavak .TD-589'A GÖRE 1580'DE UŞAK KAZASI MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ NÂHİYE-İUŞAK TS1I.XV-XVI.480..Vıhıl Miinle A ilk Cedld .ei GöçÜRİük £üçiik Yusuf Bıyık oğlu Çakır İl Hasan îmiir Göçeri Kızılhisar 'Vvşar Yurt beni <ün 3alıal.!'i 1 J . .mı Y ire ı..

.too 2. ---- •: : - NAHİYE-IYAVI Yağlıı pınar Sülevmanşah Mûsâoğlu Güz el oğlu ÇUÜLI 150 150 100 Yavi Tip man Esenli Kirlü Halil Kırık Hasan Oğlan begi Hacı Miistcoab Yayaoğlıı Emgi ve Kazancı Mhhmucl THırşid ve Gökcc Murad Cietîik Cîökcc Murad 17 Çiftlik 150 130 200 150 100 300 150 250 150 220 200 170 200 220 800 25 20 24 28 Sİ 1 1 1 1 1 ] 200 170 400 62 34 19 36 1 1 1 1 1 1 16 12 lû 15 47 37 23 12 33 17 24 12 8 7 7 11 33 24 10 4 2 4 10 - - - - - 1 I 5 3 5 6 1 3 4 e n 13 20 10 4 17 7 4 5 1 2 - ^ 200 250 200 22 35 21 r > a :ı 150 200 220 3Û0 500 22 45 15 •im 1 1 1 15 15 31 13 323 6 - - - - 5 7 11 12 S . 490.00 fi 22 24 'Ki I 1 13 7 6 1 1 i - . • - . 20 /..Çiftlik:.Turan Gökçe 1 Kara Yahşi \ D\m>a-*V \ 150 ISO 200 200 1.. 39. 150 150 150 150 150 150 100 150 1211 t . .270 200 200 200 200 ıs 21 200 200 200 290 2 UD 15 14 23 15 25 17 19 1 1 1 1 1 1 ! 1 1 16 14 12 10 11 12 14 10 12 1 .fı3ü 13 1 14K "1 K ö y • • • - - •58. 148 s 99 .l3 -\ Ki 5 3kuj 5 Çildik 750 5 (')? 16 1 NAHİYE-IBANAZ Kuzvirau Gokkaya Çukur vi [an Çorumpınar Dumlupınar Doğan Bamıak Ilyas Göğü oğlu Bâlibcf! Güçlü Hüseyin Dursun Gazi Blvaıı Bekir İçkili •Q .4Ş' 1 -ö-Köy.: . 154 .1 1 4 7 2 1 4 4 7 7 2 3 - - - 10 2 9 4 l'l 1 1 2 - 5 S S n - Kayıcık •A.

155 .380 6. . 2.39.400 3.299 2. : : • .ır jüçcrı Siirueakavak Yayla 3 asa imür l Hasan 3ıvıkoglu Çakır <üçük Yusuf <ürl Sük'yınai] N'uh Türbesi Kanıcaahıned Aslılıatı Beşiroğlu 3ügimaloğlu kavacık Yenice Karabayeziıî Kanı l-Iiilil 34-Çîölik 3.600 17 3.406 3.7 . Yüzyıllarda Uşak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı TKGM.933 3.::::: İskân Yeri Çirilik Ditnllm Hâsıl .ii'ik Hasan Gedik Çullu Vayaoğlu Emgi ve Kırağı Mahmud Bsenli - 30 30 58 15 n s - - - - - - Saray Vurbepi Yircgiren Göçünlük Küıt Câfırvıranı barlık "jökceüzü <iKilKis.KKA. .&&.000 .5S.500 20.-.984 3.-283 ıs.533 4.XV-XVI.. i ^ihmiidbegoğlu Iacı Müstecab ip inan Yağlupıtıarı Güzeloçlıı OğlaııLıegi lurşid ve Gökçe Muratl 150 100 250 150 150 150 150 150 100 100 300 200 200 150 150 150 400 150 150 110 250 150 100 150 150 80 100 150 300 :o4 150 150 2.Mıı..600 7 2.'J98 2.000 •10 1.")1İ Scııııâk MÜ ÜT İ. :o 1.'sipahi rwl zade naııı İ1HSsil e vs.332 26 4.700 2.Ş Köy 5.200 9 1.ö 18 21 2U 25 .020 16 615 • a 3.28' 20 [0 21 "14 - - - - - 3 âlî al anı - - 1 - Î.100 3. 21 • 11 13 18 20 8 4 11 4 15 4 25 16 26 8 19 17 37 9 4 7 7 4 19 S 6 7 17 15 9 13 9 6 10 12 27 5 11 8 12 10 12 5 3 12 30 4 7 9 18 11 2 2 5 2 16 5 3 6 10 3 S 5 4 1 1 1 - • - 2 2 1 - - 2 1 1 1 2 2 2 1 1 i 1 2 1 1 3 2 4 1 - Yavı Sükvmaıışalı vlösâoğlu Zirlü Halil s.832 42 3.s-.215 1 1 1 1 .132 2. • .38-1 3.244.516 19 24 31 5İ J.327 11 J 2.656 2. : : • : . • vin : \ Mu-U'ıl So.yyulŞeril' şevh 1 1 1 2 i 1 2 3 1 1 2 1 İl* )ÎV. Diğer Yol he JI i Saray Yol be I.TD-158'E GÖRE UŞAK KAZASI MENSÛH MÜSELLEM ÇİFTLİKLERİ .200 13-.000 1.T - 1 - - - - - - - - - t î 650 715 7K) 650 3. 83.

i'.059 2.Köy U. • • 1 J 158 .506 2.664 1.60O 2.: • 21 " 6 . 1419 17 8 • 15! P I? 2 10 9 S 9 6 12 60 5•5 5 3 1 4 < ) 2 2 2 'S - - - - - - - - - 2 2 - - - - - - 3 1 ] 2 I - 1 ! 4 / .n CuîRİioğlıı 8 Çiftlik 150 150 150 150 100 150 150 150 1.600 19.Turan Gökçe ULUGOBEK Dutluca üıııekstı Dü inere k Yunus pulluya Bıvıklu Cıngıloğlıı Kara Yahşi SÇİIdik i 50 150 150 159 150 759 2 3 2 3 194 100 yııo 4110 14 14 14 12 9 9 8 II) 4fc 2 4 4 4 !9 - - - 2 T5M m 15 7(3 1 4 ! 5 1 2 Î.719 ı i7.452 2.440 2.79S 2.::Kaz3':!röjİ!iL:': Barmak îlvas Güçlü Hüseyin Dursun Doğan GÛ2Î Elvan Balibe.3.1.'M4 1 3 BANAZ Gokkaya Duınlııpuiür Kuz vira ıı Kavıcık HcıtZLim|jjjıai Çukurviran (5 -Köy .150 2.

XV-XVL Yüzyıltanîa b'şak Kazası Piyade ve Müsellem Teşkilâtı \ XV-XVI.* ^ r . YÜZYILLARDA UŞAK KAZASI PİYADE VE MÜSELLEM KÖYLERİ İŞARETLER © Pıyaüe NJ/uveMo-kf ı Q] Müsdluııı Nalım1 Merkep • PıvJüe Kdyu • Müwltem Kovu .\|cırsu!ıır t N ÖLÇEK . 1 : 5 M I H C IM1 157 .

II. vezirlik rütbesi ihsan olunmuştur. V"H% d<s babasmuA &timûmd<M. derya mevsimi geçtikten sonra Kırım tarafına gidip başarı sağlayamadan eli boğ döndüğü. on sekiz yaşındaki oğlu Mikdad'a da aynı rütbe verildiği gibi. Sicill-i üsınânî. 151-İ54.. s. Dersaadet 1309. C. Tarih-i Cevdet. "Djamklı Hadjdji Ali Pasclıa" E12. Ahmed Vasıf Efendi. Caniklioğulları ile Çapanoğullan arasında vuku bulan bu kavgalar sürecinde devlet. 1768'de Osmanlı Rus harbine katılmış ve 1769 senesinde Hotin tarafına gönderilmiştir. CAJNÎK MUHASSILI VEZİR ELHAC ALİ PAŞA'NIN 1779 TARİHLİ MUHALLEFÂT DEFTERLERİ Cahit TELCİ* Canik ınuhassıh Ali Paşa1. III. Özcan Meri. Özcan Mert "Caııikli ilacı Ali Paşa Ailesi'. tekrar Canik'e dönmüştür. C. devleti hoşnut etmemişti. Mehmed Süreyya. hâkim oldukları coğrafyaya bir anlamda sıkıştırılmışlar idi. VE. Daha sonra Kırım Seraskerliğine getirilmesi Aynı bölgede bulunan Çapan Oğhı Mustafa Bey"in de kıskaçlığına sebep oldu. 1772 senesinde Amasya sancağı kendisine malikâne olarak verilen Ali PaşaTya.m. E. Hacı Ali Paşa'nın Kırım seferine çıkması ve oradan eli boş dönmesi. Dcrgâh-ı Ali kapucı başı hır mdan Fatsalı Ahmed Ağa'nın oğlu olarak 113? (1720-21) senesinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Çapan oğullan. Daha sonra Canik tarafına gelmiştir. 277. 548. ve ayrıca yazdığı birçok mektupta başarısızlığım gizlemeğe gayret maksadıyla tahammül edilemeyecek sözler söylemekte olduğu ve Çapanoğullannı rakib kabul ederek ya Çapanoğlunu idam edersiniz ya da ben fecrine gidip izale ederim dediğinden bahisle. kendisinin Kırım seraskeri tayin edildiği fakal O. Yay. Mücteba İlgürel. Ü. s. kendisine vezârel ihsan olunduğu ve şimdiye kadar hiç kimse için uygulanmadığı halde. C. Hacı Ali Paşa'dan din ve devlete bir fayda olur niyetiyle.\ soıua. .. İstanbul 1978» s. Bemard Levis. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü. Babasının bölgede yapuğı zulümier yüzünden.m. 151. Zaten o tarihe kadar Caııikli Hacı Ali Paşa ailesine bölgede verilen görevler ile. onunla beraber 1741 senesinde. Ankara'ya sürtümüş. Çapanoğulları tarafında yer almıştır. Eylül 177ıJ"da İstanbul'dan Çapanoğlu Mustafa Bey'e gönderilen bir fermanda.TDl'. ÎA. 548. ss 159-182. Dr. Bir de üstüne Ali Paşa'nın. Bu sebepler ile. Dersaadet 1309. izmir 2000. yazdığı mektuplarında kendi kabahatlerini kapatmaya matuf ifadeler kullanması da merkezi idareyi rahatsız etmiş idi. s. 145.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Ahmed Cevdet. Mehtısinii'l-âsâr ve Hahâikil'l-Ahbâr. a.g.

C.IL S.x. Hafız Hüseyin Ayvansaratî.Cahil Telci bu asinin yakalanarak idam olması ve başının İstanbul'a gönderilmesi Mustafa Bey'den 3 islenmektedir . Yine hemen aynı dönemin bir ıslahatçısı olan Penah Efendi de "Nizam her ne güne olur ise kati ve nefy ve müsadere İle mutlak olmaz san 'at ile olur" demek suretiyle bu uygulamayı kınar. 8. Aziz Berktir "Mora ihtilali Tarihçesi veya Penah Elendi Mecmuası 1769'" Tarih Vesikaları. muharebeye girişmemiş ve Bafra'daki kendi konağını yakmış. 15 Şaban 1199 ( 23 Haziran 1785 ) tarihinde Erzurum'da ölmüş ve orada defn edilmiştir15. Vâsıf. Zerinin Yüksel (ty). Türklerin şeîıîr dışında büyük yazlık malikâneler yapmıyor olduklarını ifade ederken bunun sebebini kişinin zenginliğinin ortaya yıkması tehlikesi olarak ifade eder. s.sinde Örf ve Adetler. mâlî bir Icdbir İmline getirilmek sureti ile. Ancak bu işlem XVHX Yüzyılla beraber. servetine el koyabilmek maksadıyla adı zengine çıkmış bazı kişiler7 muhtelif sebeplerle devlet yönetiminden uzaklaştırılarak cezalandırılmakta ve mallarına da el konulmakta idi*. Yüzyıl Türkiye. Muhallefât ve Müsadere: Osmanlı yönetimi başından beri muhtelif sebeplerle devlet yönetiminden uzaklaştırılan ldşilcrin geride bıraktıklan menkul ve gayrı menkullerini zaptetmekte idi. Muhallcfâlın kaydedildiği mufassal 3 4 5 6 7 8 BOA. D'Ohsson. Mahallinde satılan eşya ve satış fi atları daha sonra ayrıca bir deftere kaydedilir ve yine İstanbul'a gönderilerek hazineye giren ya da İstanbul'da satılanlar da ayrıca defterlere kaydedilirlerdi. yerli rayiçten satılması istenilenler işaretlenir. s.158: Aşağıda 10 numaralı dipnotla gösterilen eserinde Ata. XVTIT. İstanbul'a getirilmesi istenilen eşya ile mahallinde. 162.223.204) 16Û . Böylece. İstanbul 1978.37. îsmail Hakkı Uzunçarşıh "Çaptın Oğulları" TTICBelleten. muhallefâtı zabtedilecek olan kişinin emval ve eşyası ile alacakları ve borçlarının görevlendirilen memurlar vasıtasıyla mahallinde sayılarak defterlere geçirilmesi işlemi ile başlamaktadır. 278. Bunun üzerine Mustafa Bey birkaç bin kişilik kuvvetle hareket ederek Bafra tarafına yönelmiş. s.V.1X. zerre kadar kabahati yok iken sadece " servet-i bisyârına tama" en şehid" edilerek muhalleîatmm aimmasmı tenkid eder (s. 659-673.49697.S. Kdremid ayanı Mürid-zâde Mehmet! Ağa'nm. sfıistimîU edilmiştir'" ifadesiyle anlatır bkz: " Müsadere'' İslam Ansiklopedisi. Cavid Baysan.MD. çcv. yanma maiyeti ve 4 hazinelerinin bir kısım ile oğlu Battal Hüseyin'i de alarak Kının tarafına firar etmiştir . Keınel Beydilli 'İgnatius Mouradgea D1 Ohsson" T.D. XXXVIII /15Ü. Kitabın bu çevirisi hakkındaki tenkiti için. İA . Daha sonra bu defterler merkeze getirilerek. Fahri Çetin Derin. Vefâyât-ı Selâtin ve Meşâhir-i Rical Haz.3. maliyede meydana gelen sıkıntılara da bir çare olarak addedilmiştir. 157. yüzyıl müsadere işlemini "hazine müzayakasına karşı. Hacı Ali Paşa'nm az miktardaki öncü kuvvellcriıü bozmuştur. Müsadere işlemi. Hacı Ali Paşa'nın asıl kuvvetleri Mustafa Bey'in askerlerinden fazla olduğu halde O. Daha sonra afv edilerek yeniden vezâret payesi verilen Ali Paşa.m. VHI. 18. Bunun üzerine devlet firarilerin unvanlarını geri alarak mallarını da müsadere etmiş idi".

devrin kaynaklarında yansımasına dair örnekler için. üç suret halinde hazırlandığı ifade edilmektedir ki biz iki surelini tesbit edebildik12. ıra. Metinden ve aşağıda verdiğimiz tablolardan da anlaşılacağı üzere. Müsadere Olayı ve Terekenin İncelenmesi" TTK. bizim burada bahsedeceğimiz Ali Paşa ile aynı bölgeye. muhallelatdan bazı yerlere verdikleri karşılığında.sâni. Ali Paşa kaçarken konağım yakarak kaçlığı için bu yangın mahalli de ahali yardımıyla kazılarak. mahallinde bir devlet görevlisine verilen unsurlar varsa. özellikle hayvanat ve zahirenin önemli bir kısmını yağma hımıştır. Yavuz Cezar " Bir Ayanın Muhallefâtı. işlemin önemli noktalarından idi. Müsadere usulünün devrin kaynaklarında zaman zaman şiddetle tenkid edildiğini görmekteyiz".BŞM. Çapanoğlu Mustafa Bey'in de bu müsadere işleminde görev aldıklarını anlıyoruz.BŞMA932. 15 BOAD.4932 numarada bulunmaktadır. onların teslim senedi erinin biri biriyle denk olması. 13) '' Muhallefât ve müsadere işleminin tatbikatında dikkat çeken hususları ve bir muhali e taun miri için zabt edilmesi sürecini.12. s.. 10 Tuyyar-zâde Mehmed Ata. 41-78. Bazı muhali el at tamı zabtının.204. Bu defter üzerinde. Bizim tcsbil edebildiğimiz kadarıyla toplam üç defter halinde müsadere edilen muhalleıatın büyük kısmını. D. Tarih-iAta. ve muhtemelen önemli bir kısmını da beraberinde götürmüştür.. D. 13695. Ali Paşanın kendi konağını yakarak kaçması ile muhallefât m zabt edilmesi arasında geçen zaman içerisinde halk. Bunun dışında D II 1 3 ve D1II14 olarak kısalttığımız iki küçük defler daha bulunmaktadır. Malımud devrinde yasaklanan müsadere.BŞMMHF. emvali de mirî tarafından zabt edilmiştir. bazı malların kendi zimmetinde kaldığı durumlar da ortaya çıkmakta idi. 13 BOA. Neüccde: II. 13694. Muhallefât m zabtı ile görevlendirilen kişiler (memur-1 zabl-ı emval) dergâlı-ı âli kapucıbaşısı Mehmed ile kâtib Abdi Efendi'dir15. ı | BOA.Oğlu Hüseyin. Dersaadcl 1293 Muharrem/1291 K. ss. Ali Paşa'nın Muhalld'âtı Ali Paşa'nm 1779 senesinde Kırım tarafına kaçmasından sonra. muhaliefatı zabt ile görevlendirilen kişinin. sened almaması/alamaması sebebiyle. Samsun civarına ait başka bir muhallefal örneğinde inceleyen biç çalışma için bk/. bizim D 1 olarak kısalttığımız defter içermektedir11. XLI/161. 161 . Tanzimat Fermanıyla kaldırılmıştır10.Cam'kMııhassüt Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli hfııhallefât Defterleri deflerler ile bu füruht defterlerindeki mallar ve de şayet. D. Havza ve Köprü Kazalar Ayanı Kör İsmail.3. C.1. paşaya ait. Belleten. 12 Defterin ikinci sureti BOA. D. devlet tarafından bütün unvan ve dirlikleri geri alınırken.BŞMMHF. muhallefâtdan. hesap olunduğu zaman mufassal muhallefât defleri ile füruht defterleri ve senedlcrinin toplamının denk çıkması. Aynı zamanda. Cahit Telci *' Aydın Muhassılı Abdullah Paşa ve 1148/1735 Senesinde Zabt Edilen Muhallefât]" Tarih İncelemeleri Dergisi XVI ( Baskıda ). 13693. S. Zaman zaman bu konuda problemlerin ortaya çıktığı. yangından kalanlar da zabt edilmiştir (D I. Ancak yukarıda ifade edildiği gibi Ali Paşa kaçarken hazinelerinden bir kısmını. 14 BOA.BŞMMHF.

içerisinde muhtelif hayvan've zahirclcriyle beraber sayılan çiftlikler olmak üzere toplam 165 kalem unsur yer almakladır." Rakamlar toplandığında 295 . defter içerisinde yer alan unsurların miktarına göre inceleyeceğiz.g. kıymet olarak kaydedilmemiş oldukları için. burada da mulıallefâtı.643 w - Mal ve eşyanın dökümünden de görüleceği üzere deflerde. 16 daha önce başka bir muhallefât ile ilgili çalışmamızda yaptığımız gibi.428 çıkmaktadır. ancak bazı tahminler yürütülebilir.Bunun sebebi. sadece miktar olarak belirtilmiş. D I KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ Türü Altın ve akça Mücevher eşya Kumaş. Paşanın serveti diğer malların maddi kıymetleri belli Cahil Telci " a.giıriış) . teşbih. Bu sebeple. altın olarak kaydedilen kalemlerin dışındaki unsurlar.Cahit Telci Muhallfatın büyük bir kısmının İçerisinde yer aldığı defterde. kumaş eşya ve giyecek Muhtelif cins kürkler Saat Kıymetli taşlarla süslü eşya Nargil. 5 tanesi. 775 gııruş kıymclindcki kaltak bargirlerini buraya almamamızdır 162 1 .m. muhallefâün lamaminm kıymeti konusunda kesin bir şey söyleyebilmek mümkün olmayıp. ayna Mutvak eşyası Silah Bayrak-sancak-mehler Kitap At takınılan At Çiftlik Diğerleri TOPLAM Defter içinde kaç kere zikredildiği û 6 51 17 1 3 6 8 13 18 1 9 5 5 16 165 Kıymeti (•.'' 294.

bu 7 hayvanm lamamı kısrak olarak kabul edilmiştir.Catıik Muhassılı Vezir Elhac Ali Paşa'nuı 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri olmamakla beraber.020 1. minder. devri içerisinde hiç de küçümsenemeyecek bir meblağdır ki müverrih Vasıf da paşanın emvalinin zabtından bahsederken servetiyle ilgili olarak "nüküd-ı bî-hadd ü 18 payân"' tanımlamasını kullanır . Kumaş olarak 1 top Trabzon bezi bulunmaktadır. birer tane. s. yaklaşık 300. birer tane de pişlov ve piştov kuburu bulunmaktadır. 1655-56 'da Türkiye. "sığır ve kısrak1' olarak kayıtlı bulunup. bu bile başlı başına bir servet oluşturmaktadır.840 170 40 20 765 80 8.550 civarında da canlı hayvan bulunmaktadır ki.' Türü Kısrak Tay Bargir Merkeb Ester Kara sığır öküz Kara sığır dana Kara sığır inek Camus öküz. 7 tanesi. Çev. Yine tablodan görüleceği üzere mulallefat içerisinde. Bu yüzyılın genel bir özelliği olarak kürke rağbeti Ali Paşa'da da gömıek mümkündür ki bu defter içerisinde 17 başlık altında. sadece para olarak.740 1. kılıç ve hançer. Ancak aşağıda görüleceği gibi bu miktar diğer defterde daha fazladır. şeşber. Jean Thevenot. orta halli olanların bile samur bir kürke sahip olmak İçin seve seve dört veya beş yüz kuruş sarf edebildiklerini söyler. Muhalleiat içerisinde en önemli yekûn kumaş ve kumaştan mamul giyim ve ev eşyalarıdır.27S. Bunun dışında muhtelif türlerde giyim eşyaları ile seccade. toplam 27 tane mııhteli f cins kürkünün yer aldığını görüyoruz19. Türklerin kürke olan tutkularından bahisle. Nuray Yıldız. XVII. 83. İstanbul 1978. yastık gibi ev eşyalarım söylemek mümkündür. lfı 19 Talimim bedel (gunış) 20 20 5 5 5 15 10 10 20 :. Dil deki 6 kürkle beraber toplam 33 kürkü bulunmaktadır. Silahlar beklenilen kadar değildir. büyük çoğunluğu koyun ve keçi olmak üzere 7. gaddare. Bu meyanda birer aded topuz. 'Tallmırîr Toplam kıymet (Guruş'! 9.000 kuruş kıymelindedir. ÇİFTLİKLERDE MEVCUT CANLI HAYVANLAR VE TAHMİNİ BEDELLERİ "• Aded. Meünde. mızrak. 11 tane Trabzon işi fişeklik.940 ~~4TP' 92 34 8 4 51 8 874 97 20 Vâsıf S. 21 tüfek. Bu servet. 163 . Yüzyılın ikinci yansında Osmanlı ülkesinde seyahat eden Thevenot.

satışın yapıldığı yer.000 guruş civarında olabilir.550 hayvanın.621 7. Elimizdeki camus ve inek fiaünın üzerine. bir öküz fiatı civarında hesab etlik. böylesi bir fiat yaklaşımında bulunduk. iklim gibi bir çok değişkene bağlıdır. hayvanın kilosu. Burada 3 aded camusıın beheri 15 gnmştan toplam 45 gunış ve 33 tane kara sığırın da beheri 10 guruşlan toplanı 330 guruş ettiğine dair bir bilgi bulunmaktadır. alıcının ve satıcının o andaki vaziyeti. gösterişi. Tay ve kısrak fıatım da ortalama olarak. s. sağlık dununu. üçte bir artı ilave ederek öküz fiatı ve inek Kalının yarısından az olarak da koyun ve keçi fıaluıı düşündük.Cahit Telci Camııs ineği Cam us düge Canı us dana Malak Koyun -keçi TOPLAM 217 57 3 24 5.614 4 Aslında defterlerden sadece bir tanesinde hayvan flatlanyla ilgili bilgi bulunmaktadır"1. Gerçi şunu burada önemle vurgulamak gerekir ki eşyalarda da olduğu gibi bilhassa canlı hayvan fıatları konusunda kesin bir şeyler söyleyerek mali bir yekûn çıkartmak mümkün değildir. 50. 2.255 855 45 360 22.BŞMMHFA3695.624 320 • :i Kalan 552 000 472 80 40 - - - 200 160 noo BOA. Aynı zamanda Ali Paşa'nın nıulıallefâlıııdakj bu iki fıatuı Pazar fiatı olmadığı da muhakkaktır.541 15 15 15 15 3. Böylece Ali Paşa'nın muhalicfâlı içerisinde bulunan yaklaşık 7.484 49. o anda oluşan bir fiat ile karşı karşıya bulunduğumuz için. diğer canlı hayvanların takriben bedelleri ne kadar olabilir düşüncesinden hareketle. Fakat biz aynı muhallefat içerisinde. tahminen bedeli. Bunların fiatları. 164 .176 320 472 160 Keyi-i Istanbulî Yağmalanan 1. ÇİFTLİKLERDE MEVCUT ÜRÜNLER Çiftlik Adı Türü Asıl En giz Hinta Şair Mısır Buğdayı Uzunkoz Hint a Kabluca Şair Kaldalipa Şair 2. D.

kcre.. Bu zahire. kahve tepsisi. buhurdan. Ayrıca da birer tane Selanik seccadesi ile Bağdat. ^ v i n ç t i . kahve sinisi.. 6 madde halinde. s.. Bu zahire dışında daha henüz döğülmemiş olan bir miktar daha zahire bulunmaktadır ki hakiki miktarlarını bilememekteyiz. içinde . toplam 6 başlık halinde ve 6 adet olarak kaydedilmişlerdir. defterde 3 tepe hınta ve birer tepe de şair ve kabluca olarak belirtilmiştir 2 .kaç.. ibrik. zarf gibi eşyalardan müteşekkildir. Haleb.... zerdeva. Kürkler de muhtelif türde olup semmur.Can i k Mukassi h Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli Muhallejat Defterleri Kanlıcak Kelene Şair KKK) 3. Şam. . 1 kalkan ile 1 tane de yatağan bıçağından oluşmaktadır. Silahlar.&il$^Idiği. 1 3693.. Tosya. .matara ile gümüş gülabdan..5. bu döneme ait bir çok muhallefâtda tesadüf edilen mercan bir teşbih de bulunmaktadır. Ankara'nın muhtelif cins kumaşlarından toplam 11 top kumaş mevcuttur.. 2 tüfek kuburu. kaplan kürkleri olarak tavsif edilmiş... Ancak bölgesel anlamda Önemli bir güç olan Ali Paşa'nm aslında daha fazla silahının olduğu da muhakkaktır. . Defter içerisinde...v| 7 6 7 6 1 - 4 31 Tablodan da görüleceği üzere bu defter içerisinde mevcut eşyalar arasında kumaş ve kumaş eşyalar ilk sırada yer almakladır. D İT KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ Türü Kumaş ve kumaş eşya Muhtelif cins kürkler Mutvak eşyası Silah At lakımı Diğerleri TOPLAM Defter. Metinlerden de anlaşılacağı üzere kumaş türleri imparatorluk coğrafyasının muhtelif yerlerine ait olup. muhtelif cins 9 tüfek. Mutvak eşyaları ise bakır leğen. abası ve 20 tane de Fransız çukası toplam 7 başlık altında kaydedilmiştir.000 - 000 Tablodan da görüldüğü üzere paşanın firarı ile muhallefatm zabtı arasında geçen zaman içerisinde mevcut tahılın önemli bir kısmı yağmalanın ıştır. 165 . vaşak.

166 .erinc.5 yazılımş} Bu defter Ali Paşa'nm ımıhallefâtı içerisinde tüm kaydedilenlerin kıymetlerinin de verildiği yegâne defterdir.5 guruş'tan 6 adet şilte ( 39 guruş ). Ancak deflerde çok şey kayıtlı değildir. 436 keyl kabluca ve 122 keyl de mısır bulunmaktadır. Yine bu defter içerisinde 828 keyl hınta.000 guruş kıymetinde bir meblağ ile karşılaşmaktayız. 868 keyl alef.5 guruş'tan 7 tane yorgan ( 3L5 gıınış ) dır. Ancak kaçtığmda servetinden önemli bir kısmını beraberinde götürdüğü de muhakkaktır. nakit ve canlı hayvan varlığı olarak. 3 guruş'tan 2 tane baş yaşlığı ( 6 guruş ) ve 4. beheri 13 guruş'tan 2 tane orta kilimi (26 guruş ). Sonuç olarak Ali Paşa'nm. Kumaş eşyalar bu defterde de en çok yer bulan unsurlardır. Bunlar beheri 15 guruş'tan 3 adet camus ( 45 guruş) ve beheri U) guruş'tan 33 tane büyük ve küçük kara sığır (330 guruş ) dır. defterlere akseden kısmının 400. Defter içerisinde silah olarak ise sadece 1 tane ve 40 guruş değerinde Banyakâri piştov bulunmaktadır ki bu tür silahı da dönemin birçok muhalleıatuıda görmek mümkündür. beheri 6. Toplam 7 başlık altında 49 tane kıunaş eşya kaydedilmiştir. muhallefâtınm bütününü değerlendirecek olursak. Defter içerisinde iki kalem halinde toplam 36 tane canlı hayvan kayıtlıdır. yaklaşık 350. servetinin.000 guruş civarında bir yekûn tuttuğunu söylemek mümkündür.5 - 1 """"" Kumaş ve kumaş eşya Mutvak eşyası Si lalı Kitap Canlı hayvan TOPLAM ıon 40 11 375 668. ayrıca diğer eşyalar ve defterde kayıtlı 5 çiftliği de ilave edersek.•••••••- DefKr'lçirıâte-^aç"" İçere ::fâym^İ(güitl^ zikredildiği 7 1 1 1 2 12 192. belıeri 6.5 guruş'tan 4 tane köhne mak'ad (26 grınış ) . beheri 4 guruş'tan 4 tane minder (16 guruş).5 (743. ki bu çiftliklerin de vasıf ve bedelleri belli olmadığı için değerleri konusunda bir şey söylemek mümkün değildir. beheri 2 guruş'tan 48 gıımş eden 24 tane köhne kadife yastık. Bunlar. Bunun ü/.Cahit Telci D m KISALTMALI DEFTERDEKİ UNSURLARIN DÖKÜMÜ T ü r ü ' " '• ' • ••••••.

500.000 80. fiy: 2.473 85. guruş: 2) 3) Kapan ile vezn olunan beyaz akça torba aded: 49 fiy: miııh.] guruş hesabıyla mir-i mumaileyh tarafından teslim olunan fındık altımı aded: 895. torba aded:32.500 / tobramn biri safi para olnıağla yüz gunts ziyadesi vardır ] 167 .Canik K'luhassth Vezir Elhac Ali Paşa 'ınrı 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri D. 13693 ( D i ) Bundan mukaddem Canik muhassılı iken firar eden Elhac Ali Paşa'nın bi : lcümle cmvâl ve eşya ve nükûd ve zinmıât ve gulâm ve cevâri ve hayvanât ve sair cins mal illa' olunur her nesi var ise t[z"|ahîre îhrâc ve memlıûr ve mümzâ defteri der alizeye irsal ohınmak babında sâdır olan emr-i âlişân mûcebince fırari-i müşyârünileyh makam olan Canik Sancağfnda vaki Bafra kasabasında kâin alik sarayına bade'l-vusûl taraf-ı lıazrct-i vcliü"n-niâinânclerinden tayin buyrulan divân kâtibi Elhâc Abdi Efendi ve dergâh-ı âli kapucıbaşılarıııdaıı hıısûs-ı mezbûra memur Çapar-zâde Mustafa Beğ ve sabıka Kırını defterdarı olub Bafra kasabasında mevcud Mustafa Ağa ve şâir bi'1-cümJc ahâli marifetleri ve marifel-i çakeri ve marifet-i şer' ile hâne-i nıezbûrun harem bağçesi derûnunda kârgîr malızen-kâşan de mevcud olan uükûd ve cşyâ-yı şâire ve Canik Sancağı'nda vâki çiftlikâü ve derûnlarmda olan hayvanâtı ve bazan bir miktar malttır ile bazı alıâli-i kuraya verdiği hayvanât ve sâirenin müfredat defteridir. gıınış: 4) Tâdâd olunur İken bazı denkler derûnunda zuhur eden malüut altını guruş: 5) Firari-i müşarünileyhin iç çııkadan Halil Ağa yed'inde bulunan • fındık ahunu mukaddem Çapar-zâde Mustafa Beğ alız cdüb [.100" 122. Müşarünileyhin Bafra kasabasında kâin atik hanesi derûnunda kârgîr mahzende mevcud bulunan 1) Cümle marifetiyle tadâd olunan beyaz akça.BŞM. guruş: Hazine bağıyla bnlıınub feth olunmaksızın hâli üzere terk olunan torba adcd: 44 .580 3....MHF. be hesâb-ı guruş: 3.

775 YEKUN GURUŞ : 295.. aded: 13) Müşarünileyhin muhlerik hanesi cümle marifetiyle hafr olundukta hurda ve külçe zuhur eden sîm... aded: 26) Sîm beyaz kalemkâr l. aded: 19) Etrafı gayet hurda incilü müdevver ve müşebbek küpe. re's ..] kutu.. kıyye 14) Sîm matla' sade ve kalemkâr nargü seri 15) Simlice mukavva nargil seri 16) Sîmli fağfur nargil seri 17) Sîm matla ve su hanesi sîm beyaz ve lale avizeli yedi müdevver yaftalaranuıda kuş resm vaz' sîmsiz. küsur guruş : 428 7) Firari-i müşarünileyhin Fatsa kasabasında mevcud imhasından kal' eltirdikten sonra Piiiııci-zâde Ellıac Hasan Ağa'ya füruht edüb balıasıyçün alız eylediği temessük kıt'a 8) Üçer yapraklı sîın beyaz çelenk aded: 9) Ortasında bir lûlî ve bir ziinıriidi bir yapraklı matla' çelenk..| badem resmli ayine. aded: 10) Nulıas. aded: 168 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 700 8 1 1 1 4..190. 1. aded: 22) Sîm beyaz. aded: 21) Şişhane sîm beyaz su tası.428r Kese-i Rumî: 590. aded: 24) Sîm zencirli ve nişanlarında ikişer nıercanh teşbih. aded: 25) Hurda Ia'l taş ile müzeyyen on yedi müşebbek kitabeli [. fiy beher batman: 40..Cahil Telci 6) Vilayet tarafından müşarünileyltin firarından sonra bazı kesâna ber kazıyye-i emanet verilüb badehu furuht olunan bargİrân-ı kaltak.]. gunış: 11) Ortasında ve kenarlannda beşer zümrüd ve dört la'l ile müzeyyen 12) Beş yapraklı sîm inalla' çelenk.140 Batman : 1. aded: 23) Sîm beyaz [. aded. 31 fıy beher re's: 25 guruş. çift: 20) Sîm matla gayet hurda firuze taşlı kefere nisası takımı? . kıyye: 7. 18) Sîm beyaz kalemkâr gülabdan.761 * 1 227 1 .] sîm islelaıi.

aded: 32) Mâi ve kırmızı ve beyaz taşlı müşebbek altun zarf. aded: 48) Sîm matla' [. aded: 38) Sîm şeşber. aded: 40) Simlice şikesi gaddare. aded: 37) Sîm topuz... aded: 33) ALü mahallinde minekârî jüllü müşebbek altun zarf. % 1 1.. aded: 1 35) Sîm matla' çifte peçeli beyaz püsküllü kalemkâr yalnız sinebend 1 36) İshakbcğ-zâde'nin lalası yedinde bulunan sîm beyaz pul avizeli sade başlık. çift: 46) Temür rikab-ı çatkım. % $ % 30 ı • 1 3 1 3 1 1 1 1 X I 1 39) Sîm matla' donanmalı ve kabzalı ağaç ve şir-mâhi gaddare.Canikkiuhassûı Vezir Elhac Ali Paşa 'um 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri 27) Altı sıra pul resin sîm zencirli reaya nisalarına mahsus altunboğaz avizesi: Müşarünileyhin iç oğlanı baş çavuşu yedinde olub kadı efendiye Teslim eylediği. çift: 29) Baş çavuş çcvgânı simleri 30) Sîm beyaz mükemmel çavuş çcvgânı. aded 34) Kema'yar sîm matla1 düz yaftalı birer zencirli kırmızı püsküllü sinebenâ ma 'a başlık?. aded: 41) Sîm beyaz rikab-ı esb çift: birbirine uymaz: I. aded: Müşarünileyhin kahveci yamağı Mehmed yedinde kahin teslim Eylediği: 31) Yalnız altmış sagîr ve hurda elmas Üe müzeyyen müşebbek ahun zarf. 28) Matla iki başlı çavuş kuşağı. çift: 47) Kâm aheni. çift: 1 2 . . aded: 44) Pirinç rikab çift: 45) Temür rikab-ı esb.] kaştan bütün kaplama kalemkâri ve şükııleli sarı dibah resen? Kıt'a: 49) Pirinç üzerine câbeca altım kakmalı rikâb-ı esb tek: 1. aded: 6 . kem a'yar sîm matla': 1 42) Birer yanlan beyaz sîm kaplama temiir rikab çift: 43) Pirinç at başlığı.

aded: 67) Deıırrenleri altım kakmalı ve sîmli kargı mızrak. kıt'a: 58) Mor çuka üzerine iki nîm müdevver güllerinin ortalarında minakârî sîm malla' kalemkâr müseccem kebîr kabara ve saçak mahallinde sîm beyaz. aded: 1 . adcd: 70) Nefti çuka üzerine serapâzerdûz köhne seccade. aded: 55) Surmai kadife üzerine kezâlik kabaralı. 4. aded: 69) Beyaz sanda! Yörük bayrağı. aded: 63) Sîm matla sancak alemi ve tahtında yine sîm matla bir toplu bilezik 64) Üç halkalı sîm beyaz alem çubuğu ? topu. aded: 61) Sîm matla' şişhane fota ? sancağa avise [silik | Mushaf-ı şerif..] kıt'a: 51) Köhne kaltak aded. aded: 54) Gezi çuka üzerine sîm matla beyaz kabaralı.aded: 71) Trabzonkâri kılabdarüıca fişenklik. kıt'a: 59) Köhne sagîr şam haşesi. cild: 62) Sîm beyaz sancak bayrağı tepeliği. . aded: 68) Sancak bayrağı. taylara mahsus: 2 52) Mor çuka üzerine serapa matla' kabaralı sagîr Midillü haşesi. aded. aded: 56) Mor çuka üzerine etrafı şerid resiın ve sîm matla" kabaralı haşe. zencire avize sîm beyaz müdevver pullu sagîr haşe. 1 4 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 I 1 % 2 1 1 % 1 1 1 % 66) Altım kakmalı ve sîmli revgani ve çâr kuşe demren mızrak. kıt'a: 60) Türkmânî çul sepet . aded: Bafra sakinlerinden Deh Hüseyin yed'İnde bulunan Bafra sakinlerinden Kürekli Abdullah yed'İnde bulunan Öküzoglu Hasan yed'İnde bulunan 72) Kundağı bütün sîm matla ve bazen mercan ile müzeyyen ve 170 1 f.Cahit Telci 50) Sîm matla' önü nim ve orhanesi ? bütün kaplama kalemkâr ve kırmızı kadifeli [. adcd: 53) Mor çuka üzerine sîm matla kabara Iıaşe. kıt'a: 57) Mor çuka üzerine üç sagîr üç kebîr gül resm sîm beyaz kabaralı haşe. 65) Sîm beyaz resm [silik ]kabaraJı şenr sofrası..

aded: 80) Sarı ve fıstıkî ve yeşil çukaya kaplı Rumili semmur paçası çiftlik kuntıış kürk.. aded: Aktekye karyesinden gelen kürklerin miktarı 89) Kermesud kaplı nâfe kürk. aded: 91) Kapsız koline sincab kürk. aded 81) Yeşil çukaya kaplı Anadolu nâfesi hırdevatı kürk.] ve nişan mahalli altuıı kakmalı hâre demirli şişhane tüfenk. aded: 76) Kölme piştov.. aded: 79) Gezi çukaya kaplı sırt seımtıur erkân kürkü. aded: • 2 1 1 87) Yeşil çukaya kaplı vaşak köhne nimten kürk.Canikhiııhassıh Vezir Elhac Ali Paşa'mn 1779 Tarihti Muhalle/ât Defterleri on dokuz sîm matla' [. aded: 1 1 1 5 1 1 1 1 1 6 1 I î 1 1 1 1 İ 1 İ İ 1 1 171 . aded: 73) Kundağı şir-nıâi ve sîm matla ve beyaz kabaralı ve nişangâh mahalli 74) Altım kakmalı hâre demirli şişhane tüfenk Bafralı Deli Hüneyin yed'inde bulunan İshak Beğ-zâde yed'inde bulunan Abdullah yed' inde bulunan Akgö/oğlu Hasan yed*inde bulunan Kürekcibaşı yed'inde bulunan Bafralı Saraç Ali yed'inde bulunan Suııguroğlu Osman yed'inde bulunan 75) Kaval nefer tüfenki. çift: 78) Serasere kaplı sırt semmıır ve zavat ? kürkü. aded: 82) [. aded... aded: 77) Mor çuka üzerine beyaz kabaralı piştov kuburu.] çukaya kaplı beyaz tavşan kuntıış kürk. aded: 90) Çukaya kaplı hırvani kölme kürk. 85) Gezi atlasa kaplı zerlıeva? paçası ııimtcn müst'aracl kürk. aded: 84) Penbe kermesuda kaplı müstamel kakımı biniş kürk. aded: 83) Mâi-İ şaliye kaplı vaşak koline yemin ? kürk. aded: 86) Gezi ve siyah kermesuda kaplı öııi ? siyah sincab biniş kürk. aded: 88) Yeşil çukaya kaplı bol yenli Anadolu nâfesi sagîr kürk.

mai:27. aded: 102) Kabala çukası 12. aded: 97) Gezi sof kerrake. aded: 104) S i yalı aüas entari.1 1 İ 1 :| t I 1 1 . aded: Bafra kasabasına tâbi Aktekye karyesinden gelen 112) Havlı. aded: 17. aded: İ 1 1 3 % % 1 4 1 53 1 t üs 4 Bafra kasabasına tâbi Sağlar nâm karye yolunda bir seis yed'inde buldum Deyu Alemdaryed'iyle teslim olunan 106) Balçık ve kabza ve kını bütün sîm matla' kılıç. aded: 98) Altım harclı?beşer şemseli beyaz şali kenake. aded: 100) Derzibaşı yed'inde bulunan çiftilekapu biniş. adcd: 93) Cüd kafa kuntuş kürk aded: 94) Müstamel kaplan postu. aded: 96) Bir zeııbil derununda sarayda nıcdfûn bulunan Çifılikkapu taklidi biniş. aded: 105) Zerdûzkâri köhne boğça. adcd: 107) Kabzası ve kını sîm inatla' hançer.2 I . mâi-i Fransız: 14. aded: 115) Köhne enmri. aded: 110) Müstamel şükufeli entari. adcd: 114) Köhne çuka cübbe. 99) Beyaz hareli cevizi sof kerrake. aded: 108) Sîm köhne saat. aded: Sunkur oğlu Osman yed'inde bulunub teslim olunan 109) Mercan teşbih. aded: 3. aded: 101) Müstamel gözi kürk kabı.Cahil Telci Biniş Seyis yed'inde bulunan 92) Semmur kuntuş kürk.aded: 111) Köhne çakşur. sade: 2 95) Elvan şali kerrake. aded: 103) Battal Beğ-zâde Tayyar Beğ'ingulamı yed'inde bulunan yalnız ağızlığı sîm beyaz kara kaplı ? kaliça. aded.. aded: 113) Destmâl sini.

adcd: 117) Kapak. aded: 132) Çuka yelek. aded: 139) Koline şayak yastık. adcd: .. aded: 124) Şeritli ve yeşil püsküllü [. aded: 137) Müstamel kılabdanlı kadife yasdık.] aded: 134) Trabzon bezi. aed: 133) Destar [.. aded: 130) Yapağı memlu minder. aded: 143) Kaba suma . aded: 121) Pebe memlıı çubuklu kııtnı köşe şiltesi ve me'a şükûfeli mor puşide 122) Penbe memlu gezi şükûfeli köşe şiltesi.] mak'ad. aded: 140) Müsuıme! ve köhne Selanik kiçesi.. aded: 128) Yapağı memlu gayet köhne kadife yasdık. top: 135) Koline atlas boğça : aded: 136) Yorgan me'a çarşeb. aded: 127) Köhne Türkmen Kilimi. aded: 123) Beyaz üzerine şükûfe İşleme mak'ad. aded: 131) Surmfn çuka yol dolaması.. adcd: 125) Köhne al mak'ad. aded: 126) Çiftlik kaftanı.3 142) Surna. adcd: 138) Müstamel çuka mak'ad. aded: Müşarünileyhin ÇaLıcı Mehterbaşısı yed'inde bulunan 141) Nakkare. 8 % . aded: 120) Taraklı sandal mtist'amel yorgan yüzü.CanikMuhassdı Vezir lilhac Ali Paşa 'nın 1779 Tarihti Mııhallefât Defterleri 116) Tencere. çift: 138) Yapağı memlu şayak yasdık. aded: Müsla'mel Köhne 119) Müsta'mel sagîr kilim. aded: 118) Elvan cezâir ihramı Cedid ve şeridli. aded: 1 7 Î0 : 2 1 4 3 4 $' • 1 1 1 %• 1 4 t 5 3 % 1 2 4 1 1 |$! 10.

Cahit Telci 144) Kaba çevre. aded: 2.. aded: 150) Talim düdüğü. aded: 149) Surna ve çevre lülesi. aded: 152) Sîmli nây. aded: 146) Zil. şikestl bulunan Bağdad Kulası dinıekle arif lenk esb.. aded: 148) Kaba lülesi. 10 1 1 i 1 155) İbtida Bafra kasabasına vürudumuzda müşarünileyhin esblerinden 174 . aded: 147) Kamış göl. re's: Akçakanad Kula esb 158) Yine müşarünileyhin kendüye mahsus esblerinden Çapar-zâde Beğ'in firarından sonra bulunan Bolu Dorusu dinıekle arif doru Esb. aded: 153) [.]santur. aded: 151) Kemik surna ağızlığı. re's: 156) Yine fırari-i müşarünileyhin esblerinden iç çukadarı. re's 159) Yine Çapar-zâde Beğ'in adamlarından Sunkur oğlu Osman yed'İyle gelen al esb. 60 %. aded: 154) Pirinç boru ve ağızlığı.ı E n g i z [ Firari-i müşarünileyhin oğlu merhum (silik) zade İsmail Beğ'e işbu çiftlik pederimden müntakil deyu ahali haber verirler. aded: 145) Boru.] 22 1 1 1 1 157) Mumaileyh Çapar-zâde Beğ'in Çorumlu Mehmed yed'inde bulunan 5 9 f 22 40. re's: 160) Müşarünileyh hîn-i firarında vilayet marifetiyle bazı kurraya ber veçh-i emanet verilen bargir (Çapar-zâde Mustafa Beğ'in hîn-i vürudunda yağmaya gittiğini haber verdiler ) nı's: 161) Ç i f t I i k â t . yed'inde bulunub mukaddem Çapar-zâde Mustafa Beğ'inahz etmekle badehu tarafımıza teslim olunan perişan tabir olunur kara esb.

CanikMuhassüı Vezir Elhac Ali Paşa'nm 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri Çiftlik-i mezbûr derumında olan hayvanât l l l l l l l a .! 20 82 24 10 6 13 82 24 10 çift 6 33 10 Keyl-i 2..624 162) Çiftlik- i Uzunkoz ÇiftJik-i mezbûr Kethüdası FeyzuUah zabtında olan hayvanât •Türü Camus öküzü Kara Sığır Öküz Kara Sığır İneği Bargir Ağnam ve Keçi Kebe.••çm. aded: Kilim. • Tok 1 - j 2 100 175 . •• Camııs ineği Malak Cam us Öküzü Kara sığır öküzü Kara sığır ineği Yine çiftlîk-i mezbûr hademelerinden Ebce Mehmed zabtında olan ki sak Hınta Şair Mısır Buğdayı Ru-:S 'Fuplaün :•.. aded: 2 .176 320 472 320 000 istanbul! 552 000 472 1.

||f ||İfİ. yed'inde olduğunu cümle ahali haber verirler.Cahil Telci Evâni-i Nühas Tencere.. aded: 200 80 40 163)Çifîlik-i Kaldalipa Çiftlik-i mezbûr derununda olan Hayvanât •T'ürii . aded: Taba ? ve sallan ve şâir nühas. j To[>? a IıI 10 1 18 160 10 Camus ineği Camus öküzü Kara sığır Şair. aded: Kabluca tepesi. keyl-i İstanbıılî 13 160 1 5 000 164) Çiftlik-i Kaniıc ak \ Çiftlİk-i mezbûr firarı Ali Paşa-zâde İshak Beğ'in üveği oğlu Abdurralıman Ağa-zâde Hasan Beğ'in kendi pederinden nıüntakil olduğuna binaen müşarünileyh vaz-ı yed etmeyüb . Keyl-i İslanbulî Döğülmemiş zehairin mikdarı Hınta tepesi. aded: Mevcud der anbar-ı çiftlik Şair.. Keyl-i İstanbulî Hınta. aded: Şair tepesi. Keyl-i İstanbulî Kabluca. 1 176 .ifgg|îi..

:.>.i 1 .. ||| 1 8 13 7 K e l e r iç 1 - [Çiftlik-i nıezbûr firari Ali Paşanın [silikj Abdıırrahman Ağa'mn lıadcmelerinden ve [silik] ser çukadârân-ı lıazret-i şelıriyâri [silik] hazretleri biraderi Halid Ağa benimdir [silik] olduğunu müş'ir yedimde senedim vardır lakin fîrari-i müşarünileyh cebren zabt eyledi deyu ihbar ve senedini ihraz eder.:....:..000 3..Cam'k Mııhassth Vezir Elhac Ali Paşa 'um 1779 Tatihli Muhalle/ât Defterleri Çiftlik-i mezbûr kethüdası Süleyman zabtında olan hayvanât: I^TÜM'I • • î Kü 's • •:-: • • Ciüiıus öküzü Kara sığır öküzü Kara sığır ineği Camus ineği Sığır ve kebîr kısrak 165) Ç i f t l i k . | pi.: r ^-. - 12 3 5 000 177 .ijn.] Çiftlüi-i mezbûr hademelerinden Evkatlı Hasan zabtında olan: ı I P• • Canıus ıncğı Canıus danası ? Kara sığır Bafra kasabası anbannda mevcud bulunan şâir. keyl-i İstanbulî 12 3 5 3.... : ...:.:... w: ^ ..000 Toplotn .

Cahil Telci YEKUN Türü Rırs t c k ] - Çift Tayin ata giden Yağmaya giden Canıus Öküzü Camus ineği Cam us dügesi 284 57 34 19 6 30 - 1 76 4 7 174 - Kara sığır öküzü Kara sığır ineği 284 Kara sığır tanesi 8 Ganem ve keçi Esb Kısrak Tay Bargir Ester sayası Merkeb sayası :: 1 - 210 4 230 92 10 4 3 35 26 8 8 Wi:i::^!llllllll 1 il 3.044 40 792 verilen 3.844 00 000 746 200 40 792 Hm ta Şair Kabluca Mısır Buğdayı [Bafra kasabasında ve etraf kurada asâkir kesir olduğundan hınta ve şâirin kemâl kıüeli olmağla medâr-ı masarifimiz içlin (bir kelime okunamadı) mezkûr zehairi bazan tanzim ettirdiğine şerh verildi.192 2.J Türü Saiıan ve tencere ve şâir evân-i nühas ' Ası yâ b 178 AdeJ 61 f f .938 4.

31 1 214 237 100 Sabıka Canik muhassılı iken firar eden El-lıac Ali Paşa'nın nükud ve eşya ve çiflükât ve hayvanaübâlâda serd ve beyân olunduğu üzere olub lâkin lâyinâl verilen deyu işaret olunarak aşağı? Verilen dergâh-ı ali Kapucıbaşılanndan Çavuşbaşı-ı Esbak Melımed Ağa Hazretleri Bafra kasabasına vünıdundan sonra Çapar-zâde Mustafa Beğ kullarının asâkirinc badehu bahalarını eda eylemek şartıyla verilen hayvanât olub kasabaya bir. Bcnde-i Melımed Ser...] Koyun ve kı\ı Kısrak Kara sığır Camus 5. [bir kelime okunamadı] talisi 1 olunmayub lakin bazen sülük oldukta müşarünileyh lıin-İ firarında Çapar-zâde Mustafa'nın asâkir-i vefire ile girdiği esnada hayvanât-ı mezkûrun ekserisi yağmaya gittiğini haber verirler. geldiğine binaen bir re"sinin bahasını alız edemeyüb mîr-i mümâileyrı zimmetinde kaldığı muhat-ı ? ilm-i âlileri buyruldukta ol bâbda enir ü ferman devletlü inâtetlü ve merhametlü efendim sultanım hazretlerinindir..Canik Muhassılt Vezir Elhac Ati Paşa 'tını 1779 Tarihli Muhalle/at Defterleri Kebe Kilim 1 1 Firan-i müşarünileyhin malı olmak üzere Cânik sancağı'n d a vaki kura ahalilerinde ağnam ve keçi ve hayvanât-ı şâire: [ Hayvanât-ı mezkûrun bu larafla fiinıhtu nıurad olıınub ancak talibi olmadığına binâen defter-i müfredat mucebince yerlü yerinden.bevvâbîn-i dergâlı-i âli memur-ı zabt-ı emvâl-i mezkûr 179 .

buhurdan 8) Siın kahve tepsisi 9) Sim kahve ibriği 10) Sim Yatağan bıçağı 11) Nühas matla' leğen me'a ibrik 12) Nülıas matla'malara 13) Sim su tası 14) Sim zarf 15) Sim raht me'a resme Oğluna verdiği 16) Sim karalı kalkan 17) Mercan teşbih 18) Müstamel semnmr paçası kuntuş kürk 19) Müstamel semrmır paçası beden kürk 20) Zerdeva paçası müstamel biniş kürk 21) Atlasa kaplı vaşak biniş kürk 22) Zerdeve kürk tulum 180 3 4 2 1 2 1 2 î I î I 1 2 % 3 1 1 I 1 1 1 1 1 . çift 5) Sim kaplı vezne ? 6) Sim kaplı En'amkisesi 7) Sim gülabdan me'a.BŞM.Cahit Telci D. 13694 (Dil) Sabıka Canik mulıassılı iken firar eden El-Hac Ali Paşa'nın Kethüdası Abdullah Kethüdanın Samsun'da kâin hanesinde mevcud bulunub bâ enır-i şerif-i âlişâıı cânib-i ıniriyçün zabl ve marilel-i şer'le tahrîr olunan bi'l-cümle cvâni ve sîm ve şâir eşyasından aynı der aliyyeye nakl olunacak lüfenk ve evâni-i sîm ve sâirenin defleridir.MHF. Aded 1) Sim Kaplu Şeşhânc tüfenk 2) Sim pladinli şeşhâne lüfenk 3) Siın pladinli kaval tüfenk 4) Simli piştov kuburları.

top: 26) Tosya şalisi. 20 İ î 1 Vech-i mcşrulı üzere bâlâda mezkûr olan sim ve kürk ve eşyayı saire sâdır olan emr-i âlişân mucebince aynı der alizeye irsal olunmak üzere olınağla işbu mahalle şerh verildi Mühür D. top: 25) Haleb çiçeklisi. top: 27) Ankara şalisi. cild: 2) Banyakârî Piştov 1 1 - 11 40 İki aded Oda döşemeleri 3) Kadife köhne yasdık 24 4) Şilte 6 5) OrVaYiYıim 2 48 2 6.BŞM.5 Yi 39 1İ ısı .CanikMuMssıh Vezir Elhac Ali Paşa'mn 1779 Tarihli Muhalle/ât Defterleri 23) Pulad kolçak 24) Şam gezisi. top: 28) Ninı Fransız çukasi 29) Selanik seccadesi 30) Kaplan postu 31) Köhne Bağdad abası # 1 4 3 2 2 . 1) Şifa-i şerif. 13695 (Dili) Sabıka Caııik muhassılı iken firar eden Elhac Ali Paşa Kethüdası Abdullah Ağa'ıım Samsun'da kâin hanesinde mevcud bulunup bâ emr-i şerif-i âliğân cânib-i mirîyçün zabt ve ma'rifel-i şer'le lalırir ve defter olunan bi'1-cümle emval ve eşyasından aynen der aliyyeye nakl olunacaktan maada bi'1-müzâyede fürulıt olunan ecnâs zeâir ve hayvanât ve sâirenin müfredat defteridir.MHF.

178 YEKUN GURUŞ CEM'AN YEKUN 954 Para: 18 1.700 10.Cahit 7elci 6) Minder 7) Camus: ru's: 8) Kara sığır kebîr ve sagu\ru's 9) Salıan ve tencere ve sâîr evânHniihas. Mühür .5 743.5 ECNAS Z E HA İR Hınta Alet' Kabluca Mısır YEKUN Key[-ı istanbul 828 436 122 Fiy 25 12 12 15 Para 20.5 3 4.697. kıyye 10) Köhne mâi çuka mak'ad 11) Baş yasdiğı 12) Müstamel yorsan YEKUN •4 4 15 10 16 45 330 3 33 İÜ .830 38.5 Para:18 Vcch-i meşriih üzere bâlâda zikr olunan eşya ve ecnâs zchâire vaz' olunan fiy mûcebince bi'1-müzâyede fürulıt ve iktiza eden bahaları alız ve kabz olunmağla işbu mahalle şerh verildi. 4 2 7 6.5 100 26 6 31.232 1.416 5.

Şayet bu kanaat doğru ise eserin öneminin oldukça artacağı şüphesizdir. Dönemi. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeniçağ Tarihi Anabilımdalı.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Başka nüshasını tespit edemediğimiz bu eser. Zira bu durumda Matrakçı Nasuh'un bu zamana kadar bilinmeyen bir çalışması ortaya çıkmış olacakf ayrıca parça parça yazdığı mufassal Utana' el-Tevârîfı adlı eserini kısaltıp daha sade bir üslûpla kaleme aldığı yolundaki kanaatleri kuvvetlendirecek ve Rüstem Paşa'ya izafe edilen bu tür çalışmasının ikinci bir telifi olarak karşımıza çıkacaktır. bir kısım da yayınlanmıştır. . Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Revan Ktb. müellifinin kimliği dışında muhteva itibariyle de dikkate şayandır. diğer eserlerle yaptığımız karşılaştırmalar neticesinde ünlü tarihçi ve nakkaş Matrakçı Nasııh'a ait olabileceği ihtimali belirmiştir. İzmir 2000. Mustafa Kanızeybek. diğer Tevârîh-i Âl-i Osman'lara gösterilen ilgi bu esere gösterilmemiş ve gözardı edilmiştir. Bu eser üzerinde tarafımızdan yapılan inceleme için bkz.s nr. İstanbul 1994. Afyon Kocatepe Üniversitesi Târîh-i Ahi Osman. üzerinde çalıştığımız Târîh-i Âl-i Osman1 ile ilgili olarak herhangi bir inceleme yapılmamış. 183-198. Ancak. diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlara nazaran daha geniş ve bilhassa Kanunî dönemi itibariyle diğerlerinden daha teferruatlı ve orijinal bilgilerle anlatan eser. ss. Târîh-i Âl-i Osman. Osmanlı ailesinin Anadolu'ya gelerek Osmanlı Beyliği'ni kurması ile başlayıp: Kânfmî'nin II. KANUNİ DÖNEMİNDE YAZILMIŞ BİR T A R Î H . 1549) yılma kadarki döneın içinde meydana gelen olaylar ele alınmıştır. TSMK. Tarih Uzmanı. Kânımı Sultan Süleyman zamanında Tevârîh-i Âl-i Osman geleneğine uygun tarzda sade bir dil ve üslupla yazılmıştır. İran seferinin H.İ ÂL-İ OSMAN Mustafa KARAZEYBEK' Osmanlı tarihinin ilk dönemleri için en önemli kaynaklardan olan Tevârîh-i Âli Osmanlar üzerine zamanımıza kadar muhtelif çalışmalar yapılmış.956 (M. Anonim olarak bilinen eserin. Eserde. 1099.

âyet-i kerîmeler. Her salıife 9. Nitekim v. Sahifelerdc metnin etrafı kırmızı mürekkeple çizilmiştir. metnin sol alt köşesine bir sonraki sahifenin metninin ilk kelimesi yazılırdı ki buna "reddâde" denilirdi. İlk sahifenin renkli müzelüıeb ser-levhasi vardır ve bunun İçinde eserin ismi olan 'Târîh-i Âl-i Osman" yazılıdır. Bu usûl herhangi bir şekilde sahifeleriiı karışması halinde sahileleri düzenlemek maksadıyla kullanılmakta idi. diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlara nazaran daha teferruatlı bir şekilde nakletmektedir. Fazla olmamakla beraber bazı sahifclerin kenarlarında metne ilaveler yapılmıştır. Arkasından Osman Gâzî'nüı Vilâyet-i Rûm'a geliş sebeplerini zikretmektedir. A. 28 cm. bazıları hem mürekkep hem de yazı karakteri olarak farklıdır. miklepli kahverengi deri ciltli.99a'da Fâtih'in vefalından sonra yerine geçen Sultan Bayezid'i tahldaiı indirmek düşüncesiyle Cem Sultan'ın Mısır'dan tekrar Anadolu'ya gelmesi olaylarına geçilmektedir. Fâtih dönemi hadiselerinde daha önce de söylediğimiz gibi eksiklik bulunmakladır. etbâ1 ve ashabına saiât ü selâm getirdikden sonra "Sultan Süleyman Şah Han bin Sultan Selim Han'ın" ecdâdından ı'Vilâyet-i Rûm'a11 gelen Osman Gâzî'nin atalarından ve nerelerde yaşadıklarından kısaca bahsetmektedir. 17. rakamla yazılı tarihler kırmızı mürekkeple yazılmışın".)'ya.956 (M. Metinde varak 98b ile varak 99a arasında konularda kopukluk olduğu görülmektedir. Baştan sona kadar mürekkep ve yazı sitilinde hiçbir farklılık yoktur. Eserin. Eserin başında ve sonunda beşer salıife boşluk vardır. Târîh-i Âl-i Osman'ın içine aldığı bu geniş zaman diliminde. yazıldığı dönem ve kaynaklarının tespiti hususlarındaki değerlendirmelerimiz ile diğer bazı Tevârîh-i Âl-i Osmanlarla yaptığımız mukayeseleri ihtiva etmekledir. Bu ilavelerin bir kısmı metnin yazı ve mürekkebine uyarken. başı ve sonu tam olmakla birlikte muhtevası incelendiğinde Fatih dönemi hadiselerinin anlatıldığı kısımda eksiklik olduğu anlaşılmaktadır. Metinde bulunan bütün başlıklar. Her varakta "reddâde" 2 mevcut tur.a. yapraklar aharlı kağıt olup eserin tümü sağlamdır. 98b'nin Reddâde: Osmanlılar zamanında vücuda getirilen birçok yazma eserde. eninde. Kanunî Sultan Süleyman'ın II.İran seferinin sonlarında H.v. müellifi. Eserde baştan sona kadar bütün yaprakların ikinci sahifelerinin alt kısmında '"reddâde" bulunmaktadır. varakların ikinci sah itelerinin sonunda. uzunluğunda 27 satırdan oluşmakladır. Ancak 99a'nm başlangıcı "sultan" kelimesi ile başlamaktadır. Bu iki olay arasındaki dönemle ilgili olarak herhangi bir bilgi bulunmamakladır. Târîh-i  l i Osman'ın Fizikî Özellikleri ve Muhtevası Eser.98b'dc Fâtih'in İran üzerine sefere çıkma kararı vererek yaptığı sefer hazırlıkları anlatılırken: v. Siyah mürekkeple nesih hattıyla yazılmış 209 varakdan müteşekkildir. boyunda. 184 . önce Allâhu Teâlâ'ya hamd ve Rasûlü Muhammed Mustafâ (s. muhtevası.Mustafa Karazeybek Bu çalışmamız.5 cin. Târîh-i Âl-i Osman'ın fizikî özellikleri. Eserin muhtevasında. 1549) yılında Serasker Ahmed Paşa'mn Gürcüler üzerine sefere gönderilmesi hâdiselerine kadarki Osmanlı tarihine ait olayları nisbelen sade bir dil ve üslupla. Daha sonra Osman Gâzî dönemi ile Osmanlı tarihini anlatmaya başlayarak. 98b'nin altında bulunan "reddâde" "ol" kelimesidir.8 cm.

B.. 379. başka kaynaklardan faydalanarak kaleme aldığı bölümleri sürekli olarak "râvîlerden" naklettiğini belirtmektedir. Yine bu konu içerisinde Ayasofya'nın inşasından da bahsedilmektedir. istanbul Arkeoloji Müzesi Ktb. 185 3 . Eserde. bir sonraki sahifenin başında bir anda başka bir konunun ortasından devam etmesi ve 98b'nin sonundaki "reddâde"nin de bir sonraki sahi Penin ilk kelimesi ile birbirini tutmaması. s. 77b) kadar devanı etmekte ve bundan sonra bir daha kullanılmamaktadır. 1547) senesinde Osmanlı Devleti ile Almanya ve Avusturya devletleri arasında yapılan sulh antlaşması bahsine(v. v..(A%.. Belleten.biz girii Sultan Mehemmed Hân hikâyesine gelelim" (v. (Nisan 1965).) denilerek Fâtih dönemi hadiselerinde kalındığı yerden devam edilmektedir. aradaki dönemin de eserde mevcut iken daha sonra herhangi bir sebepten aradan çıkarak kaybolduğunu göstermektedir. Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmanlar tarzında kaleme alınmış olup. Târîh-i Âl-i Osman'ın Müellifinin Tespiti Târîh-i Âl-i Osman. Arkasından İslâm tarihine kısa bir girişten sonra Müslümanların tarih boyunca İstanbul'u fethetmek için yaptıkları seferler sıra ile anlatılarak hâdiseler Fâtih'in İstanbul'u fethetmesine kadar getirilmektedir. Âl-i Osman'ın sonuna kadar devam etmektedir. İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nde bulunan ve Hüseyin Gazi Yurdaydın tarafından Matrakçı Nasuh'a ait olduğu tespit edilen Süleyman nâme3 ile Târîh-i Âl-i Osman'ın ilgili bölümleri her yönü ile birbirine benzemektedir. 81b. Siileymannâme. Târîh-i Âl-i Osman'ın müellifi eserini vücuda getirirken. Özellikle ünlü tarihçi Matrakçı Nasuh'un Osmanlı tarihine dair yazmış olduğu eserlerle yaptığımız mukayeseler sırasında ortaya çıkan benzerlikler müellifin tespitinde bize yol gösterici olmuştur. Eserde "râvî" ibaresinin kullanılması.88a.Kaniim Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman sonunda anlatılan konu bitmeden. nr. XX1X/114. Kanunî Sultan Süleyman dönemi hadiselerinde H. "Matrakçı Nasuh'un Hayalı ve Eserleri ile İlgili Yeni Bilgiler". Daha sonra ". Osmanlı tarihi ile fazla alakalı olmamakla birlikte İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşa edilmesi hakkında geniş bir bölüm de mevcuttur. Hüseyin Gazi Yurdaydın.. Nitekim. Ancak diğer Tevârîh-i Âl-i Osmanlarla. anonimlerin özelliklerini taşımaktadır. Târîh-i Âl-İ Osman ile Matrakçı Nasuh'un S (i! ey mannâme'si arasındaki benzerlik. aynı konunun anlatıldığı kısımdan4 itibaren başlamaktadır.954 (M. Eserin muhtevasında müellifi hakkında açık olarak verilmiş bilgi yoktur. 329-354. Müşâhadelerine dayanarak yazdığım düşündüğümüz bölümlerde ise bu ifadeyi kullanmadığı görülmektedir. 4 Matrakçı Nasuh. Her iki eserde sözkonusu antlaşma bahsinde başlayan benzerlik Târîh-i.) başlığı altında garip rivayetlerle gayet uzun bir şekilde İstanbul'un tarihi anlatılmaya başlanmaktadır. Varak numaralarında eksiklik olmaması ve yazmanın cildinde bozukluk görülmemesi bu sahifelerin çok önceden kaybolduğu düşüncesini akla getirmekledir. Fâtih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethi anlatılırken "Der-beyân-ı hikûyet-i ibtidâ-i imâret-i şehr-i Kostanüniyye"(y.

Gazi Yurdaydm. Bununla birlikte Osmanlılara kadar olan dönemi içine alan üç cilt yazmanın mevcut olmasına rağmen IV. Diğer larafdan MenzUnâme'dcki bilgiler özetlenerek ve ifadeler sadeleştirilerek Târîh-i Âl-i Osman'a aktanlmıştırfi. Başından sonuna kadar konu başlıklarının tespitinde. Târîh-i Âl-i Osman ile Menzilnâtne'nin mukaddimeleri karşılaştırıldığında her iki eserin girişlerindeki ifadelerin benzerliği aynı kalemden çıktığı kanaatini uyandırmaktadır. Süleymannâme ve Menzilnâme ile Târîh-i Âl-i Osman arasındaki benzerlikler Matrakçı Nasuh'un Mectna' el-Tevârîh'inin Osmanlı tarihini içine alan son cildini akla getirmektedir. 5 6 7 Nasûhü's-Silâhî (Matrakçı). H. olayları anla üş tarzında ve kullanılan ifadelerde değişiklik yoktur. eserin yine Matrakçı Nasuh'a ait Beyâıı-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han isimli eserle^ karşılaştırılması sırasında da Süleymannâme ile yapılan karşılaştırma sonuçlarına benzer bulgular elde edilmiştir. anlatış tarzı ve kullandığı ifadelerin eserin diğer bölümleri ile de pek farklılık göstermemesi ve tamamı itibarıyla birbirine uyması. (ııeşr. 186 . Bu yönüyle eserin tümünün tek bir şahıs tarafından kaleme alındığı anlaşılmaktadır. Târîh-i Âl-i Osman'ın Matrakçı Nasuh'a ait olabileceği düşüncesini kuvvetlendirmektedir.. : Târîh-i ÂN Osman'ın Matrakçı Nasuh'un eseri ile benzerlik gösteren bölümlerinin dili. İki eser arasındaki benzerlikler için eserlerin mukayesesi bahsine bakınız. s. Turdaydın). Hatta. Ayrıca. Matrakçı Nasuh'un eserindeki aynı bölümlerle. Ankara 1976. 2-6. Diğer bir husus ise eserin dili ve üslubunda ortaya çıkmaktadır. sonlarına doğru ifadenin biraz daha ağırlaşması dışında başı ile sonu arasında herhangi bir farklılık göstermemektedir. hadiseleri anlatırken konuya uygun olarak bazen şiir bazen de âyet-i kerimeler koyma hususu Târîh-i Âl-i Osman'da da görülmektedir. Beyâtı-ı Menûzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han. Târîh-i. Öncelikle. G. Matrakçı'nm bütün eserlerinde ortak özellik olarak görülen. cilt olarak nitelenebilecek Osmanlı devrinin bütün olaylarını içine alan bir cildin tespit edilemediğim. ancak bu devrenin muhtelif bölümlerine ait birtakım yazma nüshaların mevcudiyetine İşaret etmektedir7. onun Taberî'nin ünlü eserini Arapça aslından Mecma' el-Tevârîh adı ile Türkçe'ye çevirdiğini ve Taberî Tarihi'ımı bittiği yerden devam ederek 958/1551 yılına kadar getirdiğini belirtmektedir. Menzilnâme'de farklı yerlerde zikredilen âyet-i kerîmelerden on biri Târîh-i Âl-i Osman'da benzer konular anlatılırken zikredilmiştir. Târîh-i Âl-i Osman'ın Matrakçı Nasuh'a ait olabileceği düşüncesini akla getirmekledir. konunun özünü değiştirmeyecek bazı ufak farklılıklar haricinde kelimesi kelimesine birbirini tutması. Âl-i Osman nisbeten sâde bir dil ve ifade tarzıyla kaleme alınmış olup. Matrakçı Nasuh üzerine geniş bir araştırma yapan H.Mustafa Karazeybek Müellifin bizzat kendi müşaha deleri ne dayanarak kaleme aldığı kanaatini uyandıran eserin bu son kısmının. Aynı Eser.

Yurtlaydın. manzum ve ağdalı ifadelerden büyük ölçüde arındırılarak halkın anlayabileceği sade bir dille ve aynı zamanda bilgilerin özetlenerek muhtasar şekilde aktarıldığı yeni bir versiyonudur. Müellif. G. Bununla beraber dönemin yaklaşık olarak tespitinde bize yardımcı olacak bazı ipuçları mevcuttur. Bunların yanında. Eyle olduğu takdirce dokuzyüz Matrakçı. Matrakçı Nasuh'un parça parça kaleme aldığı Osmanlı tarihine dair eserlerinin. s. Oğuz Han'ın evlâd ve ensâbmdan başlayarak Selçuklular. 349-353. İkinci bir husus ise. Ayasofya'mn binası harcına üç yüz sübeke altım hare olunup ve her sübekenin kıymeti içim üç yüz bin altım bahâ vaz' olunmuşdur. eserde Ayasofya'nm yapılması vakaları anlatılırken kullanılan bîr ifade bize daha doğru tahmin yapma imkanı vermektedir.. Bu tarz.. Diğer bir deyişle Târîh-i Âl-i Osman. Tcvârîh-i Âl-i Osnıanlarm halk için yazılmış elmaları mantığına da uygun düşmektedir. Kanunî döneminden itibaren bu ifadeleri kullanmayı terketmesi. Gazi Yurdaydın. müellifin Kanunî dönemine kadar her konu başlığından sonra verdiği bilgileri râvîlerden veya ehl-i tevârîhden naklettiğini sürekli olarak belirtirken. Beyân-ıMenûziL s. Ccngizoğulları. Nasuh'uıı Rüstem Paşa'nın teşvikleriyle Mecma' elTevârîKi ihtisar etmek süreliyle sade bir dille ikinci bir versiyon olarak Cami' elTevârîh'i kaleme aldığını ve Nasuh'ım Cami' el-Tevârîh!m girişinde Taberî Tarihi'nin tercümesinin ardından birtakım tarihî eserlerden faydalanarak yazmaya devam ettiğini.I). 187 . Müellifin. "Aynı Makale". Târîh-i Âl-İ Osman'ın ithaf kısmındaki ifadelerden Kânımı Sultan Süleyman'ın o dönemde hayatla bulunduğu anlaşılmaktadır. Ayasüfya'nm yapımı için harcanan altın miktarından bahsederken şöyle demektedir: ". H. bu eserin büyük ihtimalle Cami' el-Tevârîh'in Osmanlı tarihine ilişkin bölümü olabileceğini göstermektedir.Kaniim Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Âl-i Osman Ayrıca H. C. bizim üzerinde çalıştığımız Târîh-i Âl-i Osnuın'm genel özellikleri ve Nasuh'ım eserleri ile yaptığımız mukayeseler sonucunda ortaya çıkan benzerlikler. Târîh-i Al-i Osman'ın Yazıldığı Dönemin Tespiti Eserin kaleme alındığı tarih ve dönem hakkında yazılmış herhangi bir yazı bulunmadığı gibi. 21-25. eseri yazma gayesini belirtirken "es-Sultân bin es-Sultân bin es-Stdtân Süleyman Şah Han bin Sultan Bâyezid Han"m ve ecdadının yaptıklarını ortaya koyacağını ifade etmesi (v. Osmanlılar ve son olarak da 957/1550 yılma kadar yaşadığı zamanın hükümdan Kanunî devrinin tarihini yazdığını söylediğinden bahsederek bunun Osmanlı tarihi bölümünün Rüslenı Paşa'ya izafe edilen eser olduğunu vurgulamaktadır8. Ancak bu konuda daha detaylı bir çalışma yapma ihtiyacı olduğunu da belirtmeliyiz. bu konuda muhtevasında da net bir bilgi mevcut değildir. eseri Kânımı döneminde kaleme aldığını düşündürmektedir. Onun beyanları çerçevesinde sözkonusu nüshanın benzerliklerinin bir tesadüf eseri olamayacağı düşünülebilir. müellifin kendi müşahadelerine dayandığını düşündürmektedir ki bu da müellifin Kânûnî döneminde yaşadığına delalet etmektedir. Bu arada özellikle şunu ifade edebiliriz ki.

954 (M. kendinden önceki dönemler için mevcut muhtelif eserleri kullanmış ve kendi dönemini müşaha deleri ne dayanarak ilave etmiştir Müellif. 188 ."(v. D. 1584'de 85 akçeye çıktığı bilinmektedir9. İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü. aynı zamanda Matrakçı Nasuh'un Süleymannâmesi'nin Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nde bulunan nüshası ile birbirine benzeyen kısmıdır. Asrın Sonlarına Kadar Osmanlı Para Tarihi Üzerinde Bir Deneme. onun başkalarından naklettiği olaylar ile kendi nıüşahadelerine dayanarak yazdığı bölümleri birbirinden ayırmak düşüncesinden kaynaklandığını akla getirmekledir. Kânûnî'nin tahta çıkışı ile ilgili kısa bir bölümdür. İstanbul 1958. Halil Salıillioğlu. Müellifin bu bölümde "râvV ibaresini kullanmakta titizlik göstermesi. Ancak eserini vücuda getirirken: başka kaynaklardan faydalanarak kaleme aldığı bölümleri sürekli olarak "râvîlerdcn 1 naklettiğim belirtmiştir. s. ikinci bölüm ise Kânûnî'nin cülusundan sonuna kadardır. ol zamanın ahunu veznde eğer bit zamanın altunu gibi kıyâs olunur ise zikr olunan üç yüz sübeke altıma kıymet takdir olunan elli dört bin kene yüz bin akçe olur. İlk bölüm.Mustafa Kavazeybek kene yüzbin altım hare olunmuşdur dirler. eserin en geniş zaman dilimi olarak 1560 ile 1584 yıllan arasında kaleme alınmış olması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bu bölümde "râvT ibaresi de bir daha kesinlikle kullanılmamaktadır. Bu kısımda istisnasız her konu başlığından sonra "Râvîler şöyle rivayet ederler ki". Zikr olan hesâb üzre şimdiki hâlde bir allunıın ktvnıeti ki altmış akçe olmuşdur. Diğer bir ifade ile müellifin yaşadığı dönem öncesi ve idrâk ettiği dönemdir. Kum hışımdan XVII. Müellif. Başlangıçtan Kânûnî'nin cülusuna kadarki bölüm müellifin kendisinden önce kaleme alınmış muhtelif kaynaklardan yararlanarak yazdığı bölümdür. "Ehl-i tevârîh şöyle rivayet ederler ki'\ " Rivâyetde gehnişdir ki". 1563'de 60 akçe olduğu ve bu tarihden I584'e kadar resmî kurun 60 akçe olarak kaldığı. müellifin eseri kaleme aldığı dönemde bir altının kıymetinin altmış akçe olduğu görülmekledir. Buradan itibaren H. Eserin bundan sonraki kısmı ise olayların en teferruatlı şekilde anlatıldığı ve diğer eserlerde bulunmayan geniş bilgiler ihtiva eden. Bu bilgiler ışığında. kullandığı kaynakların isimlerini vermemektedir.1547) senesine kadar birkaç konu hariç yine "râvr ibaresiyle konular nakledilmektedir. Târîh-i Âl-i Osman'ın Kaynakları Târîh-i Âl-i Osman'ın kaynaklanın tespit ederken eseri iki bölümde incelemek gerekmektedir. altının fiyatının 60 akçeye yeni çıktığı anlaşılmaktadır ki bu itibarla yaklaşık bir tahmin ile eserin 1560 yıllarında kaleme alındığı düşünülebilir. "Râviyân-ı tevârîh şöyle rivayet ederler ki" gibi İfadeler kullanarak konuya girmekledir. Basılmamış Doktora Tezi. Buradaki ifadelerde.. Ancak "şimdiki hâlde bir ahunun kıymeti ki altmış akçe olmuşdur" ifadesinden. 78a). Müellifin "ravf ibaresi kullanmadan zikrettiği ilk konu.l 66 ve tablo 9. baştan Kânûnî Sultan Süleyman'ın tahta çıkışma kadar. Bir altının (Sultanî ve Flori) rayicinin 1560'da 58-60 akçe.

Faik Reşit Unat ve Mehnıed A. Ankara 1987. İstanbul 1992. (Haz. Köymeıı). I-II. Atsız). Şimdiki halde ana "Mezâr-ı Türk" dirler. Necdet Öztürk). Aşağıda örnek olarak verilen metinler karşılaştırıldığında bunu görebilmekteyiz. Şchîd oldı. Akıbet andan göçüp Haleb'e çıkdılar. onlardan aktardığı bilgileri diğer muhtelif eserlerle takviye ederek genişletmiştir. 12 Hadîdî. geçmek istedi. Amasiyye tarafı kim Rûmîlerdür. zîrâ kim dâyimâ meyli gazaya idi. Bu eserler arasında Âşıkpaşazûde Tarihi1". Süleyman Şah dahi memleketinden kopup Erzincan'a geldi. Halk üşdi. ol aradan vilâyet-i Rûm'a gelmeğe niyyet eyledi. N. Rûm vilâyetinden hayli vilâyetler aldılar. Tevârîh-i ÂN Osman. Mehmed Neşri.la-lb) "Hâmân şehrin Cengiz Han harâb itmişdi. İstanbul 1991." Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman (s. ol sebebden Süleyman Şah bahâdır elli bin mikdân Türkmân evi ile Erzincan yolundan vüâyet-i Rûm'a kadem basıtp Amasya tarafına geîüp ol etraflarda altı yıl mikdân küjfâr-ı meîâ 'inler ile gazalar idüp nice yerler feth itdikden sonra âkıbelü'1-ömr dönüp Halcb vilâyetine çıkup Ca'ber nâm kal'a önüne gelüp âb-ı Fırat'dan güzer itmek içiin bir yere uğrayup geçmek isteyicek ittifak kazâ-i kudret ol sunun güzer itmek içün uğraduğu yirin kenarı yâr ve amîk olmağın bindüğü atıyla suya batııp lıükmu'Ilâlı ile suyu öte geçmedin dâr-ı fenadan saray-i bekaya göçüp ol arada cism-i pâkin âb-ı Fırat'dan çıkanıp hâk-i zemine defn idüp Fırat'a Mezar-ı Türk diyü nâm virdiler ki henüz ol nâmla meşhurdur. Erzincan'dan Rûm vilâyetine girdiler. gelüp öninc kondılar. 89) "Mânân şehrinün pâdişâhı Süleyman Şalı idi kim Osman'ım dedesidür. Târîh-iÂl-i Osman (v. Süleyman Şah alile Furat ırmağına boğildı. Yol iz bilmezler göçmel yörükleridi.Kanunî Döneminde Yazılmış Bir Târîh-iÂÎ-i Osman Müellif genel olarak Anonimleri taslak olarak almış. ol tarafdan çok gazalar ildiler. ırmakdan çıkardılar. Ve hem işildî kim Rûm vilâyetinde gazalar olur. Kitâb-ı Cihan-nümâ. Öni hoz yar İmiş. İrmağı geçmek dilediler. pâdişâhları Osman Gâzî'nin dedesi Süleyman Şâh'dı." iu Aşık Paşaoğlu Tarihi. Fırat ırmağı suyu önlerine geldi. (Haz. 01 Ca'ber kalasınım Öninde defn ildiler. Ca'ber kal'ası dirler bir kal'a vardur. Gafilin Fırat ırmağına uğradılar. Neşrî'nin Kitâb-ı Cihan-nümâ's\n ve Hadîdî'nin Tevârîh-i Âl-i Osman'ım12 sayabiliriz. Süleyman Şah atın depli. 11 189 . Eceli andayidi. Âl-i Selçuk ve Âl-i Abbâs tefrika olmağın Süleyman Şah dahi Mâhân şehrinden kopup Rûm vilâyetine gelmeğe niyet itdi. (Haz.

öglentirler Dilerler kim ol aradan göçeler Furat ırmağını asra geçeler Geçit bulup bular cûy-ı Furat'a Seherden kim süvâr oldilar ata Süleymân-şâh hemân-dem depdi atı Ki ya'nî alile geçe Furat'ı Öni yarİmiş uçdı nâ-gehânî Kaza irüp ayırdı atdan anı Getürler şahı CaLber-karası'na Be-resm-i şer'i korlar anda sine Yapup bir türbeyi bünyâd iderler Ana şimdi Mezâr-ı Türk dirler Gaza kasdına Göçerler ol aralardan yegâne Haleb'den yana olurlar revâne İrerler çün Haleb nâhiyyesine Furât ırmağı. Etrafları fethettiler'. Elli bin kadar göçer Türkmen ve Tatar evini onun yanma verdiler. Nihat Azanıat tarafından Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman(Giese neşri)'m kaynaklanndan oldukları tespit edilen Yahşi Fakih'in 190 . göçer evlilerin ulularındandi. Ca'ber-kal'ası'na Süleymân-şâh konar bir sebzezâra İrüp leşger tolar hep ol diyara Burumla birlikte eserde. Süleymanşah dahi kabul etli." Hadîdî'nin Tevârîh-i Al-i Osman'ı (s. Geldiler. 22-24) Süleynıân-şâh o kavtnün hânı imiş Göçer-evlülerün sultam imiş Dil ü candan gazaya niyyet eyler Okur akıllan cem'iyyet eyler 0 yer Türkmau evi yigirmi bin var Kimi Türkmanidi kimisi Tâtâr 01 göçerler iderler İnip iderler Cihanı ehl-i küfre teııg iderler Amâsiyye nevâhîsinde çok yer Birez eylediler vakt olmadın feth serhadd-i Rûm'a ceng aradan ki cem' Rûm'a olup azm Geh idüp kûh u sahrânun şikârın Gehî seyrân ider cûyun kenarın Birez gün ol arada eglenürler Seferdür danışurlar. Erzurum'dan Erzincan'a indiler. Rûm (=Anadolu) ülkesinde altı yıl durdular. Erzincan'dan Rûm (-Anadolu) ülkesine girdiler. 13) "Süleymanşah Gaziyi ileri çekdiler ki o. "Varın.Mustafa Karazeybek Aşık Paşaoğlu Tarihi (s. Rûm'da (=Anadoln'da) gaza edin" dediler.

1) "Şükr-i sipâs ve ftanul u M-kıyâs ol hâlik-i cinn ü inâs ya'nî hazret-i Hudâ-yı te'âlâ cellet-âlâ'uhû ve ammet ni'amâ'uhûya olsun kim nev'-i beşeri âlemi ademden fezâ-yi vücûda getüriip teklîf-i a'mâl-i ferâyiz-i ibâdâl-ı sâliha ile mükellef eylemeğin sebeb-i kat'-ı derece-i âliye Vi Menzilnâme (Giriş kısmı. Süleymaniye Ktb. s. Süleymuniye Ktb. Anonim. Menzilnâme'deki bilgiler Târth-İ Âl-i Osman'a aktarılırken. XIVXVTH. Târîh-i Âl-i Osman'ın Bazı Osmanlı Tarihleriyle Mukayesesi a) Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han \)Târîh-i Âl'i Osman'ın ilk sahifesi ile Menzilnâme'nin ilk sahifesi karşılaştırıldığında eserlerin girişinin ifade tarzları aşağıda verdiğimiz örnekte de görüldüğü gibi birbirine benzemektedir.1547) senesinde Osmanlı Devleti ile Almanya ve Avusturya devletleri arasında yapılan sulh antlaşması bahsinden(v. İran seferi ile ilgili bilgiler Matrakçı Nasııh'un Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han İsimli eserine dayanmaktadır. Târîh-i Âl-i Osman'ın bu son kısmı. Tevârîh-i İbüdâ-i Şehr-i İstanbul ma'a Ayasofya-i Kebîr.. E. 2057/2. Musa Balıkesirli'nin Târîh-i Ayasofya isimli eserinde14 ve Ali el-Arabî tlyas'ın Tevârîh-i Ihüdâ-i Şehr-î İstanbul ma 'a Ayasofya-i Kebîr isimli eserinde1'"1 benzer bilgiler bulunmakladır. âyet-i kerîme. Ali el-Arabî İlyas. Esad Efendi. Tâıih'İ Âl'İ Osman'daki 1. metin içerisindeki şiir. Ayrıca bu konularla ilgili olarak Âlî'nin Künlıü'I-Ahbâr'mda. s. 19] .se neşri). Yusuf b.177b. Matrakçı'mn eserinin tekrar kaleme alınmış şekli olarak görünmektedir.Kâmım Döneminde Yazılmış Bir Târîh-i Al-i Osman Menâkıbnâme 'si. 211-213) "Hamd <u> sipâs-ı bî-kıyâs u lâo l k â d i r u muta<âı v e kayyftm _cellet kudretuhu ve tabet y e z â i hikmetuhıı.) eserin sonuna kadar olan bölüm ise daha önce belirttiğimiz gibi Matrakçı Nasuh'un İstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphânesi'nde bulunan Süleymannûmesi'ndz aynı konunun anlatıldığı kısımdan itibaren büyük ölçüde aynıdır. İstanbul ve Ayasofya'nm tarihi hakkında değişik eserlerde bulunan bilgilerin aynı kaynaklara dayandığım göstermektedir. (Haz. konunun özüne taalluk etmeyen bazı kısımlar atlanarak ufak bazı cümle farklılıkları ile Târîh-i Âl-i Osman'a alınmıştır. S'ükymannâme'deki bilgiler. nr. Yusufb. Yazma Bağışlar ıır. Nihat Azamat). Târihî Takvimler ve Ahmedî'nin Dâsitân-ı Tevârîh-i Mülûk-i Âl-i 13 Osman'ından da faydalanılmış olması kuvvetle muhtemeldir.954 (M. Târîh-i Âl-i Osman (v.hazretine olsun kim iktizây-ı ezelî ve <te'vîd-i> takdîr-i lem-yezelîsinden rûy-ı zenıîni tîre ve M 15 Anonim Tevârîh-i Al-İ Osman (Gie. Târîh-i Ayasofya. İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nııı inşası hakkındaki bilgiler ise. 1803/4. Musa Balıkesirli. teferruat atlanarak konular özetlenmiş ve ifadeler sadeleştirilmiştir. Târth-i Âl-i Osman'da H.. Tevârîh-i Âl-i Osman'daki bilgiler ile büyük bir benzerlik göstermektedir. istanbul 1992. övgü ve yerme ifadelerinden büyük ölçüde arındırılmış. Bu durum.

" 'ayn-i berînî hîre iden zulmet-i deycûr ve şerr u şürî-i nıâdde-i âsumân-ı saltanat-ı cihâna mâh.. övgü ve yerme ifadelerinden büyük ölçüde arındırılarak sade bir dille Târîh-iÂl-i Osman'a aktarılmıştır. 154. Menzilnâme'de Kânûnî'nin 1534'de I. Aynı Eser.. 212. vücûd-ı pâdişâh-ı kişver-penâh ve kevâkib-i mevâkib-i leşker ve sipâhile giderdi ve vüfûr-ı 'inâyet-i karniye ve kemâl-i kudret-i şâmilesinden cihet-i kaf-ı mevâdd-ı küfr u zalâl ve def <u> ref'-i dâire-i fesâd u cidal . [ I ^ J I Denizde yürüyen dağlar gibi gemilerfO'nım varlığının delîlidiı-. s. habîh-i <hudâ> hazret-i Muhammed Mustafâ üzerine olsun kim .. v. 185b. tâyife-i usât ve zümre-i tağâta arsa-i arasâîda şefa'at-i bî-gâyeti mebzuldür ve dahi âl-i et. hazret-i sultânü'l-guzât ve'Imücâhidin kâtilü'l-keferetü ve'l-müşrikîn ve kâmi'ü'z-zanâthk ve'1-mülhidîn sultânü'lherreyn ve'l-hahreyn burhânü'l-ınaşrıkîn ve'1-mağrîbîn hâdimü'l-haremeyni'şşertfeyn mâlikü'l-memâlik alcl-itlâk valiyü'l. v. 227. İran seferine hareketinde İstanbul'dan Üsküdar'a geçmek için iskeleye indiği sırada gemilerin denizdeki görünüşlerini tasviri ve gemiler ile denizden geçmesi anlatılırken iki kere zikrettiği âyet-i kerîme16. hadiseleri anlatırken konuya uygun olarak bazen şiir bazen de ayet-i kerîmeler koyma hususu Târîh-i Âl-i Osman'da da görülmektedir. Matrakçı. âyet-i kerîme.. 198b.. Beyân-ı Menâzil. 3) Matrakçı'nın bütün eserlerinde ortak özellik olarak görülen.]". s.. 266..vilâyet bi'l-irs ve'I-isühkâk a'nî halîfete-i haiîfeüllâhi'l. 220. 113b.22i-222). 24 (Matrakçı. 206a. Beyân-t MerıâzH. metin içerisindeki şiir.hu'ı ve ashâb u eşyâ't üzerlerine otsun ki lıerbiri muktedâ-yı şer'-i şerîf mütebeyyin ve pîşvâ-yi dîn-i münîf metindir rıdvânullâhi te'âlâ aleyhim ecma'în ve ba'demâ talırîr-i în-aklâm ve bâ'is-i tasdîr-i erkâm-ı anber-i fam oldur kini. Hatta Menzılnâme'de farklı yerlerde zikredilen âyet-i kerimelerden on biri Târîh-i Âl-i Osman'da benzer konular anlatılırken zikredilmiştir.Mustafa Karazeybek kılmışdır vüfûr-ı teslîmât-ı zâkiyât ol server-i kâyinât ve mefhar-ı mevcudat şefî'i usât fi yevnı-i .. 178b.. 192 . 31a. sultânü'lberreyn ve 'l-hahreyn hâdimü 7haremeynVş-şerîfeyn pâdişâh-ı cihan hüsrev-i devr-i zaman melâz-ı ehli îmân Sultân bin Sultân Sultân Süleyman Hân bin Sultan Selim Hân hin Sultân Bâyezid Hân ... Krş.. 180a. ol server-i kâinat meflıar-i mevcudat . 203b.ırasât Rasûl-i Huda ya'nî Muhammed Mustafâ sallallâhtı aleyhi vesellem hazretlerinin üzerine olsun ki. üzerine olsun kim . 269. Meselâ.. 265. 184a. 252. 178a." 2) Nisbelen ağır bir ifade tarzi ile yazılmış olan Menzilnâme'Ğoki bilgiler. Târîh-i Âl-i Osman. Rahman. 258. İran seferi için Üsküdar'a geçmek üzere iskeleye inip kadırgalara binmesi anlatılırken de zikredilmektedir17.. ve dahi âl <u> ashâb-ı erbâb-ı hidâyet . Aynı âyetlerin zikredilmesi hakkında aynca bkz.meliki'1-mennân essuîtân bin es-sultân hin es-sultân Süleyman Han hin Sultan Selim Han bin Sultan Bâyezid Han . Târîh-i Âl-i Osman'da Kânûnî'nin 1548'de II.

İran seferi sırasında Şah Tahmas'ın oğlu İsmail Mirza'nrn sulh maksadıyla padişaha gönderilmek ü/. Târîh-İ. 206a. v. Menzünâme'de yarım samfede anlatılan bir husus Târîh-i ÂI-i Osman'da bir-iki satırda ifade edilmektedir. Âl-i Osman. İran seferi sırasında Şâh'nı sulh için gönderdiği elçilere verilen cevapta Şâh'ın kurtuluş çâresi ifade edilirken zikredilen âyet-i kerîme.ş. 149b) sııltân-ı serasker İbralûm Paşa hazretleri dahi mahrûsa-i İstanbul'dan bîlıadd ve bîpâyân asakir-i bî-girân ile vilâyet-i Anadolu'ya geçüp diyâr-ı Arab'a çıkup ve şehr-i Haleb'e kışlamak ıçun girüp karâr eylediler. Beyt: L^U^ 'Ü3JJL* j>*-kJl j L^ljb üy. 213-214) •'Makarr-ı hilâfet-i cihânbâni ve mesned-i hükflmet-i fermân-revânî ve pây-gâh-ı bülcııd ü refi' ve tahtgâh-ı ercümend ü ineııî' canibinden.y .." b) Matrakçı Nasuh'un SüleymannâmesVnin İstiinbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi'nıle Bulunan Nüshası Matrakçı.KârıûnîDöneminde Yazılmış Bir Târîh-İ Âl-i Osman Yine Menzilnâme'dt I.265.»yıl I İcâbiyle umûr-ı (merhûnun) zuhûnna ve emr-i mu'zamun husCıline pîşvâ ve rehniimâ olan kâim-i makâm-ı hüsrev-i sâhibkırân ve İeşker-keş-i Süleymân-ı zaman (Vezîr-i a'zam ve Rıunili beylerbeyisi İbrahim Paşa) 'ızz ıı şevket ve nusret u sancak tavk-ı 'azamet u bayrak ııbhet ıı 'izzet ve dergâh-ı sipihr-i ihlişâm ve bârgah-ı gerdûn kıyamdan nice biri bahâdırân-ı sipâh u dilîrân-ı fursat-nigâh ve şîrân-ı peleng-i ceng ve mübârizân-ı neberd-âhcng suvâr-ı ceng-sâz "askeriyle mukaddimâ irsal olııuıb semt-i İmtisâlile kûs-ı (irtihâli) cihet-i intikâle çâlub dahi teveccüh-i hümâyûn-ı zafer-rehber-i meymûıı ile sene (tokuz-yüz kırk rebî'ü'l-âhirinün onunda) mecma'-ı şerâyi'-i Muhammediyye ve menba'-ı mezâhib-i İslâmİyye ve mevzi'-i mesâkin-i sultâniyye ve râsihu'l-eyvâniyye ve kadîmu'1-esasiyye ve azîmu'ş-şâniyye ve etrafı ehâsin-i inehâsin-i (bahrle) ve eknafı tezâyin-i mezâyin-i nehıile müzeyyen olan medîne-i rnetîne-i Kostantıniyye'den (teveccüh idüb) kat'-ı nıenâzil ve (tayy-ı merâlıil ile) serhadd-i vilâyet-i 'Arab ve mahrûse-i ma'mûre-i Haleb canibine varub subh-İ devlet-i kümurânî ve ahter-i sa'âdeti dü~cihânî ile vusul bulıcak evân-ı şedâyid-i şiddet-i şitâ ve zamân-ı savlet-i burûdel-i hiddet-i hevâ (cvânî) karîb olmağın 'asker-i zafer-relıberile kışlaımıası lâzım (bel mühim) olduğu eclden (mumaileyh) mahrüse-i (mezbûrda) ve medîne-i (meşhurda) kışlayup andan sonra . Menzilnâme'âs Irakeyn Seferi teferruatlı olarak anlatılırken Târîh-i Âl-i Osman'&d aynı bilgiler özetlenmiştir. Aşağıda verdiğimiz örnek bunu açık bir şekilde göstermektedir. Târîh-i Âl-i Osman (v.ere Van Beğlcrbeğisi İskender Paşa'ya gönderdiği mektubundan bahsedilirken de1K zikredilmektedir. Beyân-ı Menâzil.. Menzilnâme (s. 4) Diğer bir husus. Kr. Târîh-i Âl-i Osman'da 11. s. Bu dimim hem konunun özetlenmesinden hem de kullanılan ifade tarzımn sadeleştirilnıesİnden kaynaklanmaktadır. 193 .

.'iij>rj \. basit cümle farklılıkları ile Târîh-i. Âl-i Osman'a alınmıştır. 95a) Târîh-i Âl-İ Osman (v. Bu iki eser arasındaki ilişki de eserlerin tümü üzerinde değildir..Târîh-i Al-İ Osman'ı diğer Osmanlı tarihleri ile yaptığımız karşılaştırmalarda aralarında net olarak irtibat kurabildiğimiz eserlerden birisi de Matrakçı'nın sözkoimsu eseri olmuştur. Her iki eser arasındaki benzerlik. Olayların anlatımında ise Matrakçi'mn eserindeki konunun Özünü etkilemeyen bazı kısımlar atılarak.fi'âli ve sipehsâlâr-ı nekbet-âmâli Frandoş nâm ki hemîşe ol bed-nihâdın gümrâh-ı tuyürları saydgâh-ı gazada sıığûr-ı kârzâr-ı ecnâd ile buluşu gelüp gülşen-i vilâyetlerine ve kişver-i memleketlerine yâğî ayağın basdurmazlardı." tahkir olan sâyir kefere-i fecereden kendülerin add idüp elçüşiyle dergâh-ı âlem-penâh ve bârgâh-ı sa'âdet destgâha otuz bin sikke temâmü'l-ayâr ahun gönderüp istid'â-yı emân taleb eyledi" Süleymannâme (v. 81b-82a) "Haber-i mütâ'abet-kerden serdâr-ı vilâyet-i Alaman ve cizye firistâden be-dergâhı Süleymân-ı zemân . Osman'da başlık konulmadan anlatılmaktadır. Târîh-i Âl-i Osman (v. Kalb-i salîb-i bednihâdlarma nassâl-i sihâm-ı ehl-i islâm'dan nı'h ıı hirâs müstevli olup hemati dem padişâlı-ı memleket-küşânın yümn-i himmetleri berekâttnda dürr-i muvafakati feth ü derîçe-i muhalefeti fesli idüp musâlahat-ı hâl selamete yakindur diyü tav'an bel rav'an itâ'at-şi'ârın izhâr u sadâkat-ihtisâsın aşikâr idüp jjji-lv> *-*jJo t\f.öte cânibde ol ceyş ve bed-kîş ve salâbet ve mehabet' endîş ile meşhur olan Alaman vilâyetlerinin kral-ı bed-fi'âl Frandoş nâm olan bed-encâmın kalb ve salîb-i bed-nihâdlarına nassâl-i sihâm-ı ehl-i İslâm'dan rıı'b u hirâs müstevli olup heman dem pâdişâh-ı memleket-küşânın yümn-i himetleri berekâttnda tav'an bel rav'an itâ'at-şi'ârın izhâr idüp y>.zilleti ile ı kefere ve fecereden kendülerin add idüp elçüsile dergâh-ı tılempenâha otuz bin sikke temâmü'layâr altını gönderüp istİd'â-yt emân taleb eyledikde.954 (M... Eserin bu kısmı.." zillet ile tahkir olan sâyir Süleymannâme (v. H.. Janj t ^. Bu iki eserde başlıklar ufak bazı farklılıklar haricinde kelimesi kelimesine aynıdır.. Söylediğimiz hususlar aşağıda verdiğimiz metinler karşılaştırıldığında açık bir şekkilde ortaya çıkmaktadır. Nadiren bazı olaylar Matrakçı'da başlık altında anlatılırken aynı konu Târîh-i Âl-i. 177b-178a) "Haber-i mütâ'abetkerden serdâr-ı vilâyet-i Alaman ve cizye firistâden be-dergâh-ı hazret-i Süleymân-ı zemân . Matrakçı1 nın eserinin büyük ölçüde tekrarı mahiyetinde yeniden kaleme alınmış şekli olarak görünmektedir. 184a-184b) .1547) senesi olaylarından başlamakla ve bu durum Târîh-i Âl-i Osman'ın sonuna kadar devam etmektedir.öte cânibde vüfûr-ı aded ve huzûr-ı uded ve ceyş-i bed-ktş-i salâbet ve mehâbetendiş ile meşhur olan Alaman vilâyetinin kralt bed.

Eserin başından. Matrakçı Nasuh'un eserleri bir tarafa bırakılacak olursa.i Anonim Osman (s. diğer eserler içerisinde en fazla irtibat kurabildiğimiz Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmanlar olmuştur. İran seferine kadarki dönemde II. 13a) Sultan Orhan Kal'a-i İznik'i feth idüp ve kendüye taht idüp oturup karâr eyledi." c) Anonim Tevârîh-i Al~i Osman(Giese neşri) Târîh-i Âl-i Osman'ın diğer eserler ile mukayeselerine gelince. Kayıtmaz. Anonimlerle yapılan karşılaştırmada.. Târîh-İ Âl-i Osman'ın müellifinin Anonim Tevârîh-i Âl-i Osman'ları taslak olarak kullandığı anlaşılmaktadır.. Verdiğimiz kısa örnekler de bunu göstermektedir.17) "Andan Tevârih-i sonra Al-i Orhan 195 . Kânûnî'nin II." Târih-i Âl-i Osman (v.i-südde-i sidre-i esâs Sene sitte ve hamsın ve tis'a mi'e Saferinin yirmisinde sâbıkâ sılk-İ beyâna getirilen ahvâl muhakkak ve makâl-i musaddak üzre Elkas Mirza safka-İ ahd ve sadâkati teedîd ve peymân ile kavâ'id-i ubûdiyyetini te'kîd ve teşlıîd itmek içün sultân-ı zıHu'llâhî hazretlerinin âsitân-ı gerdûn.iktidarına seferinin ibtidâsı ile hatimesin vuku 'u üzre ale't-tafsîl iftitâh idüp rlâmitmişdi.'7 "Haber-i cenk-kerden-i ümerâ-i şâh-ı bed-ahvâl ve inhizâınyâften an-tâyife-i nekbet-âmâl Bu cânibden sultân-ı selâtîni'7-islâm asâkir-i süreyyâintizâm kasaba-i Hoy'dan azimet idüp gider iken düşman-ı makhûnın Karadere canibinden kaçup giden ümerâ-i kalîle ve küberâ-i zcYİlesinden Bedirhan ve Abdullah Flan ve Hüseyin Caa ve Kayıtmaz ve Muzjıffer ve Hacı ve. ve Muzaffer ve Hacı Beğ ve .. Anonimi erdeki bilgiler bazı ifade farklılıkları ile Târîh-i Âl-i Osman'a alınmıştır.Kânûnî Döneminde Yazılmış Bir Târih-i Âi-i Osman "Der-beyân-ı haber-i cenk-kerden-i ümerâ-i şâh-ı gümrâh ve inhizâtn-yâften an-tâyife-i gcç-râh Bu cânibden hazret-i sultân-ı selâttn-i cihan ferman-Termây-ı heft-aklâın cânib-i Tebriz'e teveccüh idüp kasaba-i Hoy'dan azîmet-i hümâyûnla göçüp gider iken adüvvi-i mağrurun mukaddema zikr olunduğu üzre Karadere canibinden girîz idüp şâh-ı bed-hâh tarafına giden ümerâ-i Ba\\e.?'' Süleymannâme (v.i Elkas <\ç. Târîh-i Al-i Osman (v. . 122b) "Haber-i pîşkeş-i firistâden.^m4en Bedirkan ve Abdullah. Ban. Whs/t\\w. ve... 197a) "Der-beyân-ı pîşkeş-i firistâden-i Elkas be-südde-i sidre-i esâs Ve pâdişâh-ı âlem-penâh mahrûsa-i Haleh'de iken girü sene 956 dokuzyüz ellialtı Saferinin yirmisinde Elkas Mirza ahd-i sadâkati teedîd ve peymân ve kavâid-i ubûdiyyeti te'kîd itmek içün pâdişâh-ı zıllu'llâh hazretlerinin âsitâne-i sa! âdetine seferinin ibtidâsîle intihasın vııkû'u üzre bundan evvel arz eylemiş idi.Murat dönemi hariç Anonİm'in bilgileri ile büyük benzerlik içerisindedir.. Konuların anlatılış sırası ve olayların seyri birbiri ile aynıdır..

. Bunun yanında Târîh-i Âl-i Osman. Andan Mûsâ Çelebi Bursa'ya vardı." Anonim Tevarîh-i Osman (s..51) Al-i ". îsâ ve Mûsâ Karesi İli'ndc birbirin kovagitdi. Yenice'ye ve Göynük'e ve Mutıırnı'ya havale olmuşdı ve Buruşa sancağın oğh Murad Gazî'ye virdi. e nazaran daha fazla konu içermekledir.. Andan Emir Süleyman Bursa'ya geldi.Murad'm öldürülmesi ve yerine Yıldırım Bayczıd'in geçmesi hadiseleri Anonim'de kısaca geçilirken aynı konular Târîh-i Âl-i Osman'da uzun bir şekilde anlatılmaktadır. Bergama ve Edirne'nin fetihleri hakkında Anonim'de sadece "nevâhîleri ile fethedildi" denilirken. Yine birçok yerin fethi Anonim'de sadece fcthcdildikleri belirtilerek geçilirken Târîh-i Âl-i Osman'da nasıl fethedildikten ayrı ayrı nakledilmektedir." Târîh-iAl-i Osman (v. Meselâ.. Bu konularda her iki eserdeki bilgiler birbirine benzemektedir.Mustafa Karazeybek Oğlu Süleyman Şâh'a İzniknıid sancağın virüp Taraklu Yenicesi ve Göynük ve Mudurnu vilâyetlerine lıavâle eyledi ve bir oğlu dahi ki Murad Han Gâzî'dir ana Buruşa sancağın virüp ...... 80) âhirü'1-emr Süleyman Peygamber ol kız puta tapduğı ccilden Süleyman Hak tarafın koyup ol kıza gönül virdüği ecilden akıbet bunca vak'alara uğradı. Karaman'a eitdi. 50. îsâ Çelebi karındaşı Mûsâ Çelebi ile bir nice zemân cenk eylediler âhirü'1-emr Mûsâ Çelebi gâlib olup karındaşı îsâ Çelebi'i ortadan göLüriip andan kendüsü Burusa'ya gelüp oturup birkaç gün karâr i dince değin ki Mır Süleyman ki Yıldırım Hân'ın ulu oğludur. özellikle II." Bunun yanında umumiyetle konular Anonim'de kısa ve özet. Anonim'de birkaç cümle ile bahsedilen bazı hadiseler Târîh-i Al-i Osman'da ayrı başlıklar altında zikredilmektedir. Meselâ: Bursa'nın fethi. âhirü'1-emr ol kızın temâmet ahvâlinden haberdâr olup kendü sarayında olan hâtûnu pula lapdıığu sebebden hatemi nübüvvet elinden gidüp ve ol kıza ol mertebe mâyil olduğundan ötürü kendüyc bunca akabeler vakf olup tâc [ıı] tahl elden 196 Anonim Tevarîh-i Âl-i Osman (s..." İznikmid'i oğlu Süleyman Paşa'ya virdi. asker cem' idüp Buruşa üzerine hücum idicek Mûsâ Çelebi Mîr Süleyman'a mukabil olamayup Burusa'dan çıkup kaçup Karaman vilâyetine gidüp. 67a) ".. Ahirü'lenır Mûsâ îsâ'yı bulup aradan götürdi. Tacından tahtından . Osman Gazi'nin vefatı.. Târîh-i Âl-i Osman'da daha teferruatlıdır. İran seferi hazırlıklarından eserin sonuna kadarki bülümü Anonimler ile mukayese edilemiyecek kadar geniş ve teferruatlıdır. Fâtih Sultan Mehmed döneminde Târîh-i Âl-i Osman'da bulunan İstanbul'un tarihi ve Ayasorya'nın inşası bahsi Anonim'de de vardır. Târîh-i Âl-i Osman'da nasıl fethedil dikleri ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Târîh-i Âl-i Osman (v. l.. 40b) ". Târîh-i Al-i Osman'ın müellifinin müşahadelcrine dayanarak kaleme aldığım düşündüğümüz konular. Andan Mûsâ Çelebi kaçdı. Balıkesir. Anonim.

Diğer dönemler hakkında verilen bilgiler ise farklıdır. 18) "." âvâre olup bir dîv sihr idüp Süleyman'un tahtına geçüp hükm-i hükümet idüp kırk gün tamâm Süleyman tahtından ayrılup avarelik çekdi. Süleyman Şâh bahâdır cllibin mikdârı Türkmân evi ile Erzincan yolundan vilâyet-i Rûm'a kadem basup.. İstanbul 1332. 01 feterâtda Rum vilâyetine azm ve niyyet-i cezm idüp doğru Erzincan'a gelüp Erzincan'dan Rum vilâyetine ki Amasya tarafıdır gelüp anda haylî zaman gaza ildi. 197 Lütjî Paşa Tarihi (s. Âlî Bey). (ııeşr. Haleb'den Ca'ber kal'asına revânc olup ve Fırat suyun geçmek kasdın eyledi... Kaza ve kader şu üslûb üzerine carî oldu kim sâyir halkdan Ögedin kendü uğrayup önü hod yâr imiş atıyla bile belürsüz . İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşası hakkında her iki eserde bulunan bilgilerin aynı kaynaklardan alındığı anlaşılmaktadır.. Andan girü Haleb'e çıkdı. Tevârîh-i Âl-i Osman. Âşıkpaşazâde. müelliflerin aynı kaynaklan kultanmalarındandır.." Bu konularda eserler aralarındaki iark. ittifak kazâ-i kudret ol sunun güzer itmek içün uğraduğu yirin kenarı yâr ve araîk olmağın bindüğü atıyla suya batup fenadan saray-ı bekaya göçüp. (neşr.. Kanaatimizce iki eser arasındaki benzerliklerin sebebi. Süleyman Şalı kim Osman'ın dedesidir. Âlî Bey). d) Lütfı Paşa Tarihi Târih-i Âl-i Osman'ın başından fetret devrine kadarki dönemle Fatih dönemindeki İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nm inşası bahsi İle Kânûnî Sultan Süleyman'ın saltanatının ilk dönemleri hakkındaki bilgiler ve anlatış tarzları birbirine yalandır." e) Âşıkpaşazâde Tarih?® Târîh-i Âl-i Osman ile Âşıkpaşazâde Tarihi arasında olaylar zinciri ve ihtiva ettikleri bilgiler açısından benzerlikler bulunmaktadır. Lütfı Paşa Tarilıi'm göre dalıa geniş bilgi vermektedir. özellikle Târîh4 kl'İ Osman'ın son kısmında müellifin kendi müşahadelerine dayanarak yazdığım düşündüğümüz kısımlardaki bilgiler Lütfı Paşa Tarihinden çok daha mufassaldır.. Ancak Târîh-i Âl-i Osman...KânûnîDöneminde Yazılmış Bir TâHh-İ Al-i Osman gidüp kırk gün temam şeytân-ı recîm emri ile o dîv-İ sakîm talıt-ı Süleyman'da mukAm olup ve Süleymanlık idüp ve kendü bu kadar zaman âvâre ve sergerdân olduğuna. 1 a-1 b) ". Târîh-i ÂI-i Osman (v. Her iki eserde bazı farklı konu ve rivayetler mevcul olmakla birlikte Osmanlıların ilk • dönemlerine ait birçok konu Lütti Pa^a. daha önceki konularda olduğu gibi Anonim'deki bilgilere nazaran Târîh-i Âl-i Osman'ın daha fazla bilgi ihtiva etmesidir. Tevârîh-i At-i Osman. Amasya tarafına gelüp ol etraflarda altı yıl mikdârı kiiffâr-ı ınelâ'înler ile gazalar İdüp nice yerler feth itdikden sonra âkıbetü'1-ömr dönüp Halcb vilâyetine çıkup Ca'ber nâm kal'a önüne gelüp âb-i Fırat'dan güzer itmek içün bir yere uğrayup geçmek İsteyince.. istanbul 1341.

bahâdır er idi ve hem Osman Şalı Gâzî'nin sâbıkdan cmekdar yoldaşlarından idi." Netice olarak Târth-i Âl-i Osman. Yaklaşık olarak 1560 tarihlerinde yazılmış olan eser.Samsa Çavuş geldü eydür..Mustafa. Bilgilerin birbirlerine benzemesinin sebebi. bu vilâyeti bana ver kim bunlar yine yâgî olmuşlar. ayağ üzre durup Osman Şah Gâzî hizmetine baş koyup yir-yurl idiıımek içtin birkaç pare köy laleb iıdikde. Matrakçı Nasuh tarafından Mecmaü'ilevârîh'in değişik bir versiyonu şeklinde kaleme alınan Câmi'fi'f. Bu bilgiler Nasuh'un yazdığı tahmin edilen ve kendisinin de yazdığını ifade ettiği ancak günümüze kadar tespit edilememiş müstakil bir Osmanlı Tarihinin varlığını ortaya koymaktadır... zısm virmezinı. 5b) ". Osman Şalı Gâzî dahi kabul idüp kal'a-i Lefke civarında Yenişehir suyu kenarında bir kal'acık varidi ol hisarcuka tâbi1 olan il [ü] vilâyeti mezkûr Samsa Çavuş'a ihsan eylediler. Matrakçı'nın daha önce Osmanlı tarihine dair yazdığı muhtelif eserleri özetleyerek halkın anlayabileceği sade bir dille yeniden kaleme aldığı tek ciltlik farklı bir eseridir. vilâyetin ba . Târîh-i Al-i Osman (v. lefke yanında dere ağzında Yenişehir suyunun kenarında bir hisarcık vardı anı Samsa Çavuş'a virdi. 24) ". Ancak anlatış ve ifade tarzları farklıdır.-ievârth'\n Osmanlı tarihine hasredilen ikinci cildi olmalıdır. Tâniı-i Âl-i Osman'ın müellifinin Âşıkpaşazâde'yı kaynak olarak kullanması ve Osmanlıların ilk dönemlerine ait kaynakların kısıtlı olması nedeniyle kaynakların müellifler tarafından müştereken kullanılmasından olmalıdır.Samsa Çavuş dimekle meşhur bir künesne varidi.. zîrâ bunlun vilâyetinden çıkarmazam. Karazeybek hakkında verdikleri bilgiler birbirine benzemektedir.. Osman Gâzî eydür.." Aşıkpaşazada Tarihi (s.. 198 .. Tûnh-i Âl-i Osmari&ak İstanbul'un tarihi ve Ayasofya'nın inşası konuları iseÂştkpaşazâck^'de mevcut değildir.

Öte yandan.O İstanbul'a gelişinden. Adana'dan hareketle 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelen M. İstanbul 1983. s. Mustafa Kemal Pasa bu sırada İngilizlerle de temasta bulunmaktan geri kalmamıştı.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. İstanbul 1955. Sina Aksin. tereddüde yer bırakmamak. Bk. ülkenin içinde bulunduğu kötü şartlardan kurtulabilmesi için siyasî yollardan çözüm aramanın faydalı olacağına inanıyordu.. Hatla . s.97.99. Bu dönemdeki faaliyetlerini bilahare Falih Rıfkı'ya anlatan M. Meclis-i Meb'usân eski reisi Ahmet Rıza Beyle temas kurmayı düşündüğü gibi: dönemin önde gelen asker-devlet adamlarından Ahmet İzzet Paşa ile de temasa geçmek niyetinde idi. bu faaliyetleri sırasında ayrıca tttihad ve Terakki Cemiyeti yetkilileri ile yakınlaşmayı.. ya da mebus olarak meclise girmek arzusunda idi. Kemal Paşa: "' Ağır ve kafi bir kararın doğruluğuna inanmak için vaziyeti her köşesinde mütalaa etmek. istanbul'daki faaliyetlerinde esas olarak hükümet kurmak. Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra.Ordu) Kafaları Müfettişliği idi. 18 Kasım 1918Me Vakil'de yayımlanan mülakatında. Genelkurmay ATAŞE Başkanlığı. s.l. M. O. Geniş bilgi için bk.. Atcailrk'iin Bana Anlattıkları. Falih Rıfkı Alay. İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele.16 Mayıs 1919) İstanbul'da kaldığım'1 belirtmişti. s*. (1961). M. Kemal'in bu düşüncelerini uygulamaya kayması mümkün olmadı. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri (ASD. olmazsa kurulacak hükümete Harbiye Nazın olmak. basın yoluyla İngilizler'den yana bir tavır sergileyerek onların şüphelerinden uzak durmayı planlar ve 17 Kasım 1918Me Minberde .1 Dr. Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi. s.Kemal Paşa. Bk. MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN M ÜFETTİŞLİK GÖREV BÖLGESİNDEN GERİ ÇAĞRILMASINA NEDEN OLAN GELİŞMELER Zekeriya TÜRKMEN' GİRİŞ Mütareke Döneminde kumlan askerî müfettişlikler içerisinde şüphesiz en önemlisi IX. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. gerekse ülkenin kurtarılmasında büyük rol oynayacak olan Mustafa Kemal (ATATÜRK) Paşa'run emrinde bulunmasından dolayı son derece önemli idi. 125-133. İngilizler'in Osmanlı Milleti'ne gösterdiği iyi niyet ve dostluktan uzun uzun bahsetti. İzmir 2000. Kemal Paşa. 1919 yılı Nisan ayma kadar geçen beş aylık süre içinde çeşitli temaslarda bulundu. Bu müfettişlik gerek Anadolu'daki ordunun yeniden teşkilâtlanması hususunda. Jaeschke. Ordu (in. c.). O. başka ihtimal kalmadığına inanmak için mütareke esnasmdadört-beş ay (13 Kasım 1918 .m. 199-208..

). 29 Kasıl ve 20 Aralık 1918 tarihlerinde padişah ile görüşme fırsatını buldu. Tek Adam. nr:99/55. s. Başbakanlık Osmanlı Arşivi.Zekeriya Türkmen M. c. Kemal Paşa. Harbiye Giden nr:342765. Mesela David Fromkm batılı gözü ile olaylara yaklaşarak.. Kemal İngiliz casusu Rahip Frew'le temas kurdu.87 vd. bundan sonra. Ds: 164. Kemal Paşa'mn yukarıda izah edilmeye çalışılan tasarı ve düşünceleri çok ince düşünülmüş fikirlerdi. Kemal'in görevi. Aynı eser. O.. 200 . Jaeschke.5-41. Keza. Dahiliye Şifre Kalemi (DH. Babıali Evrak Odası (BOA. BEO. Milli Mücadele Senelerinde Teşkilat-ı Mahsusa. S.BEO. Bk. Samsun ve çevresindeki eşkıyalık hareketlerini engellemek. Kemal'in müfettişlik için Samsun -yolculuğunu bir yerde XX. Bu arada belirtmek gerekirse. İstanbul'da kaldığı süre içinde bir kaç kez (15 Kasım. IX.BOA. Süreyya Aydemir. bu laktiklerinin bir süre sonra ortaya çıkan gelişmelere bakılırsa zararım değil.Aynı gün Harbiye Nazın (Milli Savunma Bakam) Şakir Paşa tarafından sadaret makamına.BEO. "Millî Mücadelede M. BOA.I. Sy:14. Bk. Müfettişlik talimatnamesine göre. ATAŞE Arşivi: 1 -1.). Dosya Usulü İrade Tasnifi (DUİT. saray ve çevresiyle olan ilişkilerinde de dikkatli davranıyordu. Ordunun iaşe ve ikmâli için vilayetlerle yazışma başlatıldı6. 9 Ağustos 1919 tarihinde de yaverlik rütbesi kaldırıldı. s. (Çev. M. Bk. Ordu Kıt'aâtı Müfettişliğine tayin olundu4. istanbul 1994. Harbiye Terliat.372. Hüsamettin Ertürk. M. Kemal Paşa'nın ordu müfettişi olarak Anadolu'ya gönderilmesi uygun görüldü3. bu sırada İstanbul'da yönetimin karşı olduğu şeylere kendisinin de karşı olduğunu gösteriyor ve siyasî taktikler sergiliyordu. Tevcihat nr: 67/5. diğer taraftan Çanakkale'deki başarısından dolayı herkesçe tanınmış bir generaldi. Bu konu daha sonra yapılan araştırmalarda da ele alınmıştır.88 vd. Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATAŞE) Kütüphanesi. sonra da Anadolu'nun çeşitli yerlerinde beliren kuva-yı milliye veya şuraları ortadan kaldırmak.. Kemal Paşa. (Kasım 1. Harbiye Giden nr: 340052. (1969). s. bir süre Padişah Vahdettin1 üı yaverliğini yapmış". Bk. kendisi.97. İtilaf Devletlerinin istekleri dışında bir harekette bulunmamak.M. Mirliva Mustafa Kemal Paşa ile Sultan Vahdettin arasında padişahın şelızadelik döneminde Almanya seyahati vesilesiyle bir yakınlık kurulduğunu Teşkilat-ı Mahsusa'nın lideri olan Hüsamettin Erlürk de eserinde izah eder. BOA. Kemal ile İlgili Bilinmeyen Belgeler". onların şikayet ettikleri olayları önlenmekti.).. Nitekim.404. 2 3 4 5 6 bu sırada M. faydasını gördü. nr: 68/11. Kemal Paşa'nın lehine olduğunu ifade eder. Gnkur. Bk.. Mehmet Harmancı). İstanbul'da bulunduğu süre zarfında politika gereği.ŞFR). Barışa Son Veren Barış. M. İşte bu durumu çok iyi değerlendiren M. BOA. F: 1. M. BOA. Kemal Paşa 23 Eylül 1918 tarihli irade ile yaveran-ı hazret-i şehriyarîlige getirildi. 30 Nisan 1335 (1919) tarihinde IX. Hüsamettin Ertürk. ayrıca bk.. Kemal Paşa. Daktilo Metin. yapılan bu tayin hakkında bilgi verildi5. bu sırada bütün gelişmelerin M. s. s.968). İngilizlerle münasebetlerde bulunmaktan çekinmiyor. s. ün. Belgelerle Türk Tarihi Dergisi (B'ITD. yüzyılın en büyük politik yolculuğu olduğunu belirtir. Kls:l 1. Kur. Aym eser. Midhat Sertoğlu.. İstanbul'da sürdürülen uzun temasların sonunda M. Harbiye Giden nr: 343882.

orada. bu tür saldırıların hükümetçe ASD. İzmir'in işgal haberini aldı ve hükümet erkânını da büyük bir telaş içerisinde buldu. Gn. Kemal Paşa'nınmaiyetinde ili. M. F:22. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yay. Fethi Tevetoğlu.Ds: 164.I. Harp Tarihi Vesikaları Dergisi (HTVD. Miralay Mehmet Arif. Kemal Paşa aynı yoldaki telgrafları Harbiye Nezaretine de göndermişti. Kemal Paşa. vesika nr:68. Samsun'daki işgal hadisesi ile İzmir'in işgaline karşı duyulan tepkiyi 20 Mayıs tarihli iki ayrı telgrafı ile sadarete bildirdi". Paşa. Yüzbaşı Ali Şevket (Öndersev). Kastamonu. Erkân-ı Harp Kaymakamı Mehmet Arif Bey (Ayıcı). İkdam nr: 7998.I. Ankara 1970. Aynı Eser. c. Belge nr:25. ve 20. zaman zaman görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı görülüyordu. Havza'ya geçişinden sonraki günlerde görüş ayrılıkları daha da arttı. Bk. Yüzbaşı Mustafa Vasfı (Süsoy).. M. Ankara. Ertesi gün (16 Mayıs) yapılan selamlık resmine Bahriye Nazın Avni ve Erkûıı-ı Harbiye-i Umumiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Cevat Paşa ile birlikte tkatıldıktan sonra7. 201 . Birinci sınıf kâtip Faik (Aybars). Topçu Binbaşı Kemal (Doğan) Bey. Erzurum. Bk. s. Bk.saat 16. Müfettişlik kurmay başkanı Manastırlı Kâzım (Dirik Pastı) Bey. Sy:4. s.19 Mayıs 1919. s. bu konuda valilerin kendisine yardımcı olmaları gereğini hatırlatmakta İdi10.32.. Yüzbaşı İsmail Hakkı (Ede). Jaeschkc.303.00'da Bandırma Vapuruna binerek maiyeti i k \ Samsun'a hareket etti9. 17Mayıs 1335. Erkân-ı Harp Binbaşısı Hüsrev (Gerede) Bey. telgrafında. Trabzon. Jaeschkc. Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi. Samsun'da bir kaç gün kalacağını. s. Kemal Paşa. memleketteki asayişsizlik ve eşkıyalığın sebepleri hakkında gerekli bilgiyi toplamaya çalışacağını. Teğmen Muzaffer (Kılıç). ATAŞE Arşivi: 1-1.Mustafa Kemal Paşa 'tun Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağnlmasma Neden Olan Gelişmeler Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a Hareketi ve Bölgedeki Faaliyetleri İngilizlerin Endişeleri 15 Mayıs 1919 gtinıi vedalaşmak için Babıâli'ye giden M. (1953). Atatürk'le Samsun'a Çıkanlar. Paşa ilk iş olarak mıntıkasında bulunan Sivas. Erkân-ı Harp Miralayı.. s. Diyarbekir vilayetleri ile Erzincan müstakil mutasarrıflığı ve 15. s. Üsteğmen Arif Hikmet (Gerçekçi).15. 16. Kolordu Komutam Erkân-ı Harp Miralayı Re'let (Bele Paşa) Bey. c. Alemdar nr:86-l 396. müfettişlik ile hükümet arasındaki yazışmaların gayet normal devam ettiği fakat. Van.25. Yüzbaşı Mümtaz (Tünay). Kemal'in Samsun'da bulunduğu 24 Mayıs tarihine kadar. Kurtuluş Savaşı île İlgili İngiliz Belgeleri. 16 Mayıs 1335. Dördüncü sim I" kâtip Memduh (Atasev) Beyler bulunuyordu. Kur. Yüzbaşı Cevat Abbas (Gürer). Tabip Binbaşı Refik (Saydam) Bey. Mamüretilaziz (Elazığ).). Yusuf Hikıncl Bayur. Üsteğmen Hayati. . Atatürk'le İlgili Arşiv Belgeleri. Mustafa Kemal Paşa'nın maiyetinde şunlar bulunuyordu: M.117. Ankara 1982. Atatürk. bîr kısım kaynaklarda selamlık görüşmesinin 15 Mayıs'ta yapıldığı belirtilmektedir. Tabip Miralay İbrahim Talî (Öngören) Bey. Bu emrinde. c. M.I.. M. -öğleden sonra. Kemal Paşa üç günlük bir yolculuktan sonra 19 Mayıs 1919*da Samsun'a vardı. Üsteğmen Abdullah (Kunt). Kls:ll. Kolordu komutanlıklarına iki numaralı emrini yayınladı.

BÜA. Öte yandan. Dahiliye nr:343451. (1953)vesikanr:69. niçin Sivas'a doğru hareket etmekte olduğunu merak ettiğini belirterek bu konunun açıklanmasını istedi*3. General.9. Öte yandan M. IX. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. vesika nr. s. ATAŞE Arşivi: 1-1.Zekeriya Türkmen önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını ve kendisinin de bunlardan haberdar 1 f edilmesini istedi \ İstanbul'da ise. ülkedeki asayişsizlik. Samsun'da bulunan İngiliz istihbarat subayları ise. Kemal Paşa'nın geniş bir subay kadrosu ile Samsun'a gitmesinden ve orada millî galeyana neden olmasından dolayı n İngilizler in kuşkusu giderek arllı. Milne. ayrıca bk.267-269. asayişsizlik hakkında 21. Ordu dağıldığı halde ona bağlı birlikler için bir müfettişin geniş bir kurmay heyetiyle gönderilmesinin asıl amacının ne olduğunu öğrenmek istedi. sükûn ve asayişin her hangi bir şekilde bozulmasını önlemek amacıyla bu ordu müfettişliğinin kurulduğunu ve doğu vilayetlerinde görev yapacağını belirtmekte idi' 5 . Jaescbke. İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiserliğine ordu müfettişinin çalışmaları hakkında devamlı raporlar veriyorlardı. IX. Yüzbaşı Hurst. M. Erkân-ı Harbiyc-i Umumiye Reisi Cevat Paşa'nın imzası olan bu belgede IX.IV.Cevat Paşa'mn İngilizlerce verdiği bu cevaba bakılırsa M. Kemal'in Anadolu'da görevlendirilmesinin ilk nedeninin Galthorpe'ıın 21 Nisan 1919 tarihli notası olduğunu vurguladıktan sonra. Şimşir. F:29. 71. 19 Mayıs 1919 günü Harbiye Nazırına gönderdiği şifrede duydukları kuşkulan anlattı. s. 77. HTVD. Kemal Paşa'mn Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi tarafından korunduğu anlaşılmakta idi. Sy:5.I. s.l 5.Bu raporlarda jandarmanın takviye edilmesini istedi. Sy:4. Kemal Paşa da. Gn. Kls:11.Ordu) Müfettişliğinin benzeri olduğu ve belirli bir merkezi olmadığı açıklandı.. ayrıca bu hey'elin.BEO.. HTVD-. c. 22 ve 24 Mayıs 18 tarihlerinde beş ayrıntılı rapor gönderdi . Ordu Müfettişliğinin Konya'da kumlan Yıldırım Kıt'aatı (II. Sadrazam Damat Ferit ise.269-270. 202 . İlk cevap Harbiye Nezareti tarafından verildi.4-5. Sy:l. Ankara 1992. İngiliz İşgal Kuvvetleri Karadeniz Ordusu Komutanı General Münc. Kemal. yukarıdaki bu İngiliz tepkisine karşı Osmanlı hükümeti iki ayrı cevap verdi. Nitekim. vesikanr:16.Ds:l 64.. nr:12. bölgede her hangi bir asayişsizlik olayına yer vermemek14.Nitekim M. s.Jaeschke. "Millî Mücadelede Ata'nın Bilinmeyen Bir Telgraf]". ayın zamanda Hariciye Nazın sıfatı ile 25 Mayıs'la Milnc'e verdiği cevapta. Yüzbaşı Hursftan Amiral Calthorpe'a gönderilen bu mufassal rapor için bk. Kemal'in bölgeye varışı ve teftiş gezileri hakkında önemli bilgiler aktarıyordu10. 21 Mayıs tarihli raporunda Samsun yöresindeki çete faaliyetlerinden ve şehre Rusya'dan 500 Rum'un getirilip yerleştirildiğinden bahsettikten sonra. ASD. Harbiye Nazın Şevket Turgut Paşa da 26 Mayıs tarihli cevabî telgrafında bunu 12 13 14 15 16 17 IK Mithat Sertoglu. sürgü kolu ve top kamalarının toplanıp belirlenen yerlere gönderilmesini sağlamak. BTTD. Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri. Bilal N. Sy:I. Ordu Kıt'aalı Müfettişi M. HTVD. Kur. Müfettişlikten beklenen görevlerin ise şunlar olduğu belirtiliyordu: Geniş bir bölgeye dağılnuş olan birliklerin genel durumlarım yerinde incelemek. bölgedeki tüfek. İngiliz Belgelerinde Atatürk. c. M. sadarete gönderdiği raporlarında İngiliz faaliyetleri hakkında 17 bilgiler vermekte idi .

BEO. Nitekim bu istekler.. Sadrazama ve hükümete baskı yaparak Önlemler alınmasını isledi.Bu sırada Paris'e barış görüşmelerine giden Sadrazam. ^ BOA. halkın tepkisinin İtilaf Devletleri tarafından dikkate alınmak mecburiyetinde olduğu. Ds:l 64.s. Kemal Atatürk. s.000 civarına indirilmek durumunda idi. bu durumun İtilaf temsilcilerine kabul ettirilmesini de islemekte idi 21 . Kemal. 3 Haziran 1919 günü M. hükümet başkanlığına.. 203 . Osmanlı murahhaslarının 1 Haziran'da Paris Barış Konferansına çağrıldığının. İngilizlerin kuşkularım daha da arttırdı. Harbiye Giden nr: 343 181.DH.nr:215. Kemal Paşa önemli bir girişimde bulundu. Nutuk. bu konferanstan kısa bir süre önce 26 Mayıs 19 20 21 19 11 BOA. c. vesika nr: 78.l..Halbuki mütareke hükümleri gereği jandarma sayısı 43. Sy. hükümete güven duyulmadığım belirtiyordu.Mustafa Kemal Paşa 'nın Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler yapacağına dair söz verdi . icap eden mahallerde ahaliye hüsn-i suretle ifnamı tenün-i maksada hadim olacağına binâen."23 Mustafa Kemal Paşa'mn Müfettişlik Bölgesinden Geri Çağrılması M. Kemal Paşa'mn Samsun'a gidişinden sonra İngilizler kendisinden şüphelenmeye başladılar. Öte yandan. hükümet tarafından bildirilmesi üzerine müfettişlik mıntıkasındaki kumandan ve valilere "'kişiye özel" olarak bir telgraf çekti. BOA. Bu telgrafında. Harbiye Giden nr:343181. 28 Mayıs 1919 tarihli Hey'et-i Vükelâ toplantısında etraflıca görüşüldü ve uygun bulunarak22.4.Bu yazışmalar sırasında M.132.27-29. Kemal Paşa'ya şifre edildi. 24 HTVD. Nitekim.82.. Kemal'in ordu müfettişliğine atanmasına başından beri karşı çıkan Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi'yi bıraktı. jandarmanın arttırılması hususunaşu açıklamayı getirmekte idi: " Devletin halen muhtaç olduğu jandarmaya kayd keyfiyetinin de bir vaztfe-i vataniyye ifâsından ibaret olduğunun. M.ATASE Arşivi:] -1. Aynca Canik livasında asayişin sağlanabilmesi için de. Ayrıca Yuııanhlar'm İzmir'i işgal ettikleri bir zamanda milletin istekleri ile Paris Konferansına gidecek hey'etin istekleri arasında bir uygunluk bulunması gerekiyordu24. HTVD. İngilizler. Hey'et-i Vükelâca kararlaştırılmış ve Harbiye ve Dahiliye Nezaretleri'ne tebligat yapıhmşlır. BOA.MVM. halktan bir kaç bin askerin silah altına alınmasını teklif eden Paso. M. Kemal'in müfettişlik mıntıkasındaki tutumu. Damat Ferit şifrelelgrafında.000 kişi olarak gösterildiğini ve 20 kendi teklifinin de buna uygun olduğunu belirtmekte idi . Gn-Kur. Kemal'in geri çağrılması yolunda hükümete baskı yapmaya başladı.Sy:4.ŞFR. Bu durumdan yararlanmak isteyen İngilizler hemen devreye girerek M. nr:99/385. işgal olayları karşısında pasif davranan hükümete halk hoş bakmıyordu. F:48-l. aynı vesikalar. Klsıll.BEO. ülkede asayişin sağlanabilmesi için devletçe jandarma sayısının 75. Bu sırada memleketin çeşitli yerlerinden gelen telgraflar. yapılan miting ve sairenin hedefine ulaştığı belirtiliyordu. cihet-i mülkiyye ve askeriyye tarafından ana göre Icdâbir ve tcşebbüsât-ı laziıneniıı ifasıyla icabı miktar jandarmanın kayd ve istihdamı esbabının istikmâli... alman karar aynı gün Damat Ferit tarafından M.

Nutuk. Anadolu'daki hareketin ardında Harbiye Nezaretinin bulunduğu bir gerçekti. Milne'in bu eniri yanında Galthorpe da 8 Haziran (1919) tarihinde Osmanlı Harbiye Nezaretine gönderdiği şifre telgrafta. tezahürâl-ı milliyeyi men' ve tevkif için nefsimde ve hiç kimsede kudret ve takat göremeyeceğim gibi. vesikanın İngilizce metni için bk. (1953).I. s.. Ayrıca askerî yönden bir faaliyette bulunmasına da gerek yoktu29. F:2. 10. emrindeki subaylarla birlikte Anadolu'da dolaşması huzursuzluk yaratacak nitelikte idi. "'İtilaf Devletleri milletimizin hukuk ve istiklaline riayetkar kalmadıkça ve millet ve devletin tamami-i masuniyetinden emin bulunmadıkça. Mustafa Kemal'in Görevden Alınması Yolunda İngiliz'lerin Çabaları. 8 Haziran'da Sadrazam ve Dahiliye Nazın Vekili Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ile bir görüştü. s. Kemal'in 3 Haziran'da Havza'dan Harbiye Nezaretine gönderdiği telgraf. M. Anadolu'daki milliyetçi hareketin bir ittihatçılık hareketi olarak yorumlanması konusunda Sabri Efendi ile hem 26 Tayyip Gökbilgin. Ds:53-1. Sy:l. (1957).. Şunu da belirtmek gerekirse.15-23.DH. 29 HTVD. c. c. Kemal'in "telgraJhalencri âdeta tekeline almış olduğunu'' ifade ediyordu28. İtilaf Devletleri istekleri doğrultusunda hareket etmek durumunda kalan hükümete bir başkaldırı niteliğinde idi. s. Kemal Atatürk. Kemal Paşa'mn geriye çağrılmasını istedi30. M.95-119. Bu maksatla İngiliz Askerî Ataşesi Deedes. Samsun mıntıkasından iç kesimlere gitmek için hazırlanan M. Hükümetin Tutumu Bu sırada İngiliz istihbaratından Yüzbaşı Hurst ise. M. 6 Haziran 1919'da Harbiye Nezaretine verdiği notada M. s..L s. Aynı eser. Kanal bu telgrafında.KMS. Deedes. Bu görüşmede Sabri Efendi. Merzifon'dan Amiral Galthorpe'a gönderdiği şifre telgrafta.I.26. Sy:19. 204 27 . İngiltere 26 himayesini teklif ediyordu . Ordu Müfettişinin faaliyetleri birer birer sıralıyor. Milli Mücadele Başlarken. M.. nr:43. İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığını harekete geçirdi. Kemal'in geri çağrılması yolunda istekte bulundukları için İngilizler'e teşekkür dahi etti.. Sina Aksin. HTVD. 28 Bilal Şimşir. vesika nr:95. ne mülkiye memuru ve ne de hükümet tasavvur edemiyorum27 diyordu. hükümetin sırtını dayadLğı Hürriyet ve İtilaf Fırkası adma konuşan Sadık Bey. o günün kritik şartları içinde tanınmış bir Türk generalinin. s.Hursl'tan gelen bu raporlar. Aynı eser. vesika nr: 17. Bilal Şimşir. İngiliz Belgelerinde Atatürk. General Milne. Kemal Paşa ile maiyetinin derhal İstanbul'a çağrılmasını istemişti. III.339-340. Sy:5. Sadrazam vekiline göre. vesika nr:494.Zekeriya Türkmen 1919'da toplanan Saltanat Şurasında. hemen herkes millî bağımsızlığın korunması ve 25 millet adına alınacak kararların bir millî şuraya verilmesi gereği istendiği halde . İngiliz komutana göre. bu yüzden çıkacak olay ve gelişmeler karşısında sorumluluk kabul edecek ne kumandan. HTVD.. 30 BOA.

ordu müfettişi unvanına sahiptir. Bu nota üzerine Sadrazam (Damat Ferit). Ayrıca bk. İngilizler'in isteğini kabul eden Meclis-i Vükela (Bakanlar Kurulu) kararma uyarak M. 33 HTVD.Mustafa Kemal Paşa 'mn Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler fikir idi.. 76-1.Kur.M.. çelişkili tavırlar sergiliyordu. hükümetin sivil kanadının M.iran'da.b.HTVD. Paşa tarafından Sadrazam ve hükümete gönderilen telgraflarda İngilizlere karşı önlemler alınması isteniyordu. Binaenaleyh şikayetin önünü almak. İngiliz Generali bu sırada İngiliz Muhipler Cemiyetinin kurucuları arasında yer 31 alan Sait Molla ile de bu konuda görüşmekte idi . Bu gelişmelerin olduğu esnada. Kemal. Kemal Paşa da bunlardan biridir. hem de hükümetin mütareke hükümleri gereği mes'ul olduğu asayiş ve inzibatı teinin etmek amacıyla hükümetin kararı ile ülke üç ayrı müfettişlik mıntıkasına taksim edilmiş. Kemal Paşa ile hükümet arasında ilk kovalamaca ve sinir savaşı başlamış oldu.11-14. Milne'in notasına Harbiye Nazırının cevap verdiğini söyleyerek hataya düşmüştür. M. Cevat Paşa'nm cevabından da anlaşıldığına göre. F:76. her mıntıkaya da bir müfettiş tayin olunmuştur. Nitekim Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa. çağrılma gerekçelerim sorduktan sonra. Hususiyle o sıralarda silahların toplanmadığı ve nakledilmediği hakkında bir çok şikayetler de vardı. vesika nr:20. Kemal'in İstanbul'a hemen dönmesi yolundaki çalışmaları karşısında. vesika nr: 18-a. s. M. Kemal'in başkente dönmesi hakkında hiç bir açıklamada bulunmuyordu. Halbuki cevabı veren imzasından da anlaşıldığı üzere Cevat Paşa'dır. Bu gelişmeler olurken Havza'da bulunan M.Sy:l. Ancak barış kadrosu olduğundan ordu komutanı değil... kömür ve benzin sıkıntısından dolayı gecikeceğim ileri sürerek34. Kemal gönderdiği telgrafta. Kls:l 1. Aynı eser..c. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa.. " elindeki istimbotlardan biri ile hemen İstanbul'a dönmesini" istedi33. Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri. Krş. Böyle bir müfettişin vilayetleri dolaşmasının halkı rahatsız mı. Sy:l (1952). askerî kanada bakılırsa. gerçek nedeni öğrenebilmek için de Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Cevat Paşa'ya 31 32 Bilal Şimşir. Gn. 34 HTVD. Damat Ferit ile İngiliz siyasî mümessili Ryan görüşüp anlaşmışlardı. her hangi bir itiraza maruz kalmamıştır. Talep ve tasvip buyurduğunuz şekilde Yakup Şevki Paşa'mn yerine tayin edilmiştir. siyasî mümessil ile görüşmüş ve bir müfettiş gönderileceğini söylemiş. vesika nr:I9. İngilizler'in kararlı tutumları karşısında şaşkına dönen Osmanlı hükümeti. Şevket Turgut Paşa.Sy:l. buradaki faaliyetlerinden dolayı. Gotthard Jaeschke. 76-2. 125. Hükümetin sivil kanadı İngiliz görüş ve istekleri doğrultusunda bir politika izlerken. farklı bir görüş içinde bulundukları anlaşılır. bu görevlendirmede yani müfettişlik mes'elesinde İngiliz temsilcilerinin arzusu da dikkate alınmış. Kemal Paşa'mn IX.. Ordu Kıt1 alan müfettişliğine tayininde en etkili sebeplerden biri İngiltere Devleti mümessilinin Bâbıâliye verdiği bir nota olmuştur. İşte bundan dolayı M.Öte yandan. öte yandan. yoksa teskin mi edeceğinin takdirini memleketin lecıtibeli bir asker evlâdı ve mes'ul nazırı olarak acizlerine tcrkcdilmesiiü rica eder ve sekiz aydan bu yana devam eden bir mütarekeden soma artık Türkler ve Müslümanlara lütfen güven duymanızı rica ederim."32. Ds: 164. İngilizlerin kuşkularını daha da arttırmakta idi. 205 .ATASE Arşivi: 1-1. s. Milne'nin notasına 8 Haziran tarihinde şu cevabı verdi: "M.. Kemal'den 8 Haz.

IV.1. Kemal'in görevine Meclis-i Vükela karan ile son verileceği belirtiliyor. Bk. s. ayrıca bütün mülkiye memurlarının. 206 ."•'-" ZekeriyaTürfcfnen başvuruyordu. M.29.. millet ve padişahına bağlılık ve fedakârlıkla hizmet kabiliyetinde olanları ortadan kaldırmak istiyorlardı. M. Ta ki. Kemal'in azlini geciktirmek yanında bir faydası da. mümkün olduğunca zaman kazanmak ve karargâhını memleket dahiline sokmak amacında olduğunu ifade etmişti40. "3H.DH. hükümetin İngiliz istekleri karşısında boyun eğdiğini görünce. Şayet kendisi başkente dönecek olursa. Bu yazışmalar devam ederken..KMS. ASD. memuriyet-i âcizânemden istifa ederek kemâgân Anadolu'da ve sine-i milletle kalacağını ve ve/... Ankara 1964. Kemal bilahere telgrafında şu açıklamalarda bulunuyordu: ". Kemal'e aynı tarihte (11 Haziran) gönderdiği telgrafında. devletin istiklalini.44. Kemal'e göre. F:2." diye açıklamakta idi . Kemal Paşa'nm görevinden azledilmesi an meselesi haline geldi. s. Yakup Şevki Paşa. kendisini Padişah 39 Vahdetlin'e millî direnişin sözcüsü olarak tanıtmak oldu .Sy:L. kumandan ve memurlarm düşüncelerine nüfuz ettiğinden milletin baştan aşağıya uyanık bulunduğunu. nr:43. M. M.15-17. Bu telgrafında sık sık saltanat makamına bağlılığını vurgulamakla birlikte. Ah" İhsan.C. Kemal Paşa arasında zamanla giderek şiddetlenen yeni bir yazışma dönemi başladı ve bu tam bir ay sürdü.. bütün bu gelişmeleri anlatmış ve "milletin hukuk ve istiklalini tayin uğrunda millet ile beraber çalışmaktan" yana olduğunu belirtmişti. M. M.. Böylece hükümet ile müfettişlik unvan ve yetkilerini bırakmak istemeyen M. Hariciye Nezareti Vekâletinden Dahiliye Nezaretine yazılan bir tezkireden anlaşıldığına göre. Ayrıca kendisinin.âif-i vataniyyeme bu kere daha sarih hatvelerle devam edeceğim. vesikanv:22. BOA. Bu sırada 35 36 37 38 39 40 ATTB. İngilizlerin kesin ve ısrarlı istekleri karşısında. O. İstiklal Harbimiz. Ayın eser. Ds:53-1. bir telgrafla padişaha müracaat etti.346. Fethi Bey vb.Kolordıı komutam Kâzım Karabekİr Paşa'ya gönderdiği şifre telgrafta ise. c. "İstanbul'a 36 davetiniz hükümetin kararı sonucudur. Diğer taraftan Harbiye Nazın Şevket Turgut Paşa da M. Sina Aksin de bu görüştedir. Kemal Paşa'nın bu telgrafı gayet uzun yazılmış bir şikayetname idi. bundan haberdar edilmeleri gereği üzerinde duruluyordu37. s. Eğer icbar edilirscm. Ona göre hükümet. Bu telgrafın M. devlet. Kemal Paşa 11 Haziran tarihinde Erzurum'da bulunan 15. M. Nitekim Cevat Paşa. kumandan arkadaşları gibi İngilizler tarafından tutuklmıa cağından kuşkulanıyordu. K â z ı m Karabekir. İstanbul'da bulunan korkakların ahlâkından yararlanmasım bilen yabancılar. HTVD. millet mazhar-ı istiklâl ve saltanat ve hilafet-i muazzama-i hümâyûnları masun-ı indiras olsun. kendisini aldatarak merkeze çekmek istiyordu. 11 Haziran tarihli cevabında. Anadolu'daki millet. saltanat ve hilafet haklarım korumak için güçlü bir azim ve imanla donanmış olduğunu belirtiyordu. s.. Öte yandan bu sırada yayınlanmış olan padişah'ın son hatt-ı hümâyûnu. milletin azmim arttırmıştı. Kemal Paşa'ya gizlice mes'elenin gerçek nedeni şöyle açıkladı: "Sizin gibi kıymetli bir generalin Anadolu illerinde dolaşması kamuoyunda iyi bir etki uyandıracağından bahisle 35 İstanbul'a çağrılmanızı İngilizler istedi" .

M.5 ay kadar süren görevleri esnasmda millî hareketin Anadolu'da yayılıp dal budak salmasında önemli bir görevi yerine getirmişti. Mine! Bâb İlelMihrap.Mustafa Kemal Paşa 'mn Müfettişlik Görev Bölgesinden Geri Çağrılmasına Neden Olan Gelişmeler Şevket Turgut Paşa. 156-159. olanları kabul et şeklinde idi.Sy:l. s. 3-3. s.Anadolu'da o şiddetli müdahale. diğer yandan hükümetin beceriksizliği yüzünden lağv edildi. Bunun üzerine M. Geri planda İtilaf Devletleri temsilciliklerinin baskılan ve özellikle ordu müfettişlerinin Anadolu'da kuva-yı milliye hareketini örgütlemeleri. Kemal'e "İstanbul'a davetiniz hükümetin 41 karandır.. bit nedenle "Lkuva-yı milliye" adıyla birlikler hazırlamanın felaketlere neden olacağım ileri sürmekte idi 42 . Posta ve Telgraf Müdüriyetine gönderdiği 20 Haziran tarihlî yifrede bu gelişmelerden dolayı hükümeti protesto elli. Bütün bunlardan da anlaşıldığı üzere. işgallerden dolayı duyulan üzünlü ne kadar büyük olursa olsun. Bütün bu gelişmeler olurken. Ayın eser. Karabekir. 1919 tarihinde İstanbul hükümeti ile Anadolu arasındaki ilişkiler tamamen kopacak ve Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu Türkü kendi basma Millî Mücadele hareketini yürütmek için harekete geçecekti. Aynı eser. bu çağnnın hükümet tarafından yapıldığını tekrarlıyordu. ekonomik krizden dolayı müfettişlik teşkilatına son verildiğini açıklarsa da. Kemal Paşa'nm hareketi ordu mensuplarınca kalben destekleniyordu. 160-161. 15 Haziran'da M. Bir müddet sonra da 7/8 Temmuz. s. Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa. vesika nr:22. Refik Halit Bey'in ifadesiyle.48vd. hükümet." M. Refik Halit Karay.. bu defa Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin telgraflarının işleme konmasını yasakladı. ayrıca geniş bilgi için bk. Ankara 1997. 207 . İstanbul'da bu acele mukabele. halkı işgal ve ilhaklara karşı uyandırmaya çalışmaları büyük ümitler bağlanan bu yapılanmalım sona ermesinin nedenleri arasında idi.. Ordu müfettişlikleri. Refik Halit Karay. baskısı ve tazyiki. Mareşal Ahmet izzet Paşa (Askeri ve Siyasi Hayati). Dahilîye Nazın Ali Kemal ise. Metin Ayışıâı.. s. bu aşamada hükümetin ne Yunanlılarla. adeta bu işten yani M. Gerçi Osmanlı hükümeti..204205. Kemal Paşa." ifadelerini içeren telgrafını tekrar göndermişti . Paşa'nın telgrafında isteksizce bir çağrı ifadesi gizli idi. 16 Haziran tarihinde bütün posta teşkilatına yayınladığı genelgesinde. bu demeklerin telgraflarının kabul edilmemesini tebliğ etli. İstanbul 1992. Bunların başına tayin olunan genç ve dinamik komutanların. t. AH Kemal'in bu dönemde politikası kuva-yı milliye karşıtı-bir yerde lıaince-ve bekle gör. ne de başkalarıyla savaşabilecek bir gücü olmadığım.. bu pek inandırıcı değildi. Kemal ile bağların kopmasına zemin hazırladı43. SONUÇ Osmanlı ordusunun tasfiyesinin düşünüldüğü bir sırada teşkil edilmiş olan ve olağanüstü bir dönem olması itibarıyla geniş yetkilerle donatılmış bulunan ordu müfettişlikleri İngiliz propagandası.. Kemal Paşa'nm İstanbul'a çağrılması hususundan nezaretinin sorumlu tutulmasını istercesine.Posta ve Telgraf Müdürü Refik Halit (Karay) Bey. memleketin içinde bulunduğu HTVD.

fakat bu defa Anadolu merkezli . (M. 208 . Yöresel mücadeleler kısa bir süre sonra da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde topvekun "Millî Mücadele" hareketine dönüştü. . Mütareke Döneminde Ordu ve Yeniden Yapılanma (1918-1920). 44 Milli. . İşte bu dönemde halk.yapılanmanın içerisine girdi . Mücadele yıllarmda ordunun yeniden yapılanması hakkında geniş bilgi için bk. Zekeriya Türkmen.. İstanbul'un orduyu ayakta tutma fonksiyonunu yitirmesinin ardından Anadolu'da giderek dallanıp budaklanan bir hareketle ordu yeniden.Zekeriya Türkmen durum ve diğer gelişmeleri. düşmana karşı mukavemet duygusunun oluşmasında önemli roller üstlendiğini ifade etmek gerekir. Damat Ferit hükümetin ecziyet ve beceriksizliği. İstanbul 1996.Ü. . Anadolu'da Kuva-yı Milliyeci komutanlar etrafında birleşerek yöresel mücadeleleri başlattı. Nitekim. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi).44 . bu teşekküllerin Anadolu'da birlik ve beraberlik ruhunu sağlayarak. olayların gidişatını çok iyi tahlil etmeleri sonucu. İtilaf Devletlerinin etkisinden kurtulamaması Anadolu'da halkın başının çaresine bakması için yeni bir politikanın belirlemesini gündeme getirdi.

Ekrem. Özbek. 1-2. Orta Asya'da yaşayan Uygur. Doç. Celal Bayar Üniversitesi. sayı: 12. "Eski Türklerde Takvim". Neşet Çağatay.I. Ankara 1999. Ankara 1997.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. s. Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. On iki Hayvanlı Türk Takvimi üzerine Türkiye'de doktora yapan İranlı Ebulfez Nebeyî. yani Nevruz'dur. yenigün olarak da kullanılmıştır.1 Türk Dünyasının ortak kültür unsuru olan Nevruz. s. Kaşgarîı Mahmud. Kırgız gibi Türk topluluklar ile Anadolu ve Balkan Türkleri'nin ve iranlıların "yemgün" ve yılbaşı olarak kabul ettikleri gündür. M. 8. baharın başlangıcı. Fen-Edebiyat Fakültesi. 209-218.s.. . Reşat Genç.503-508.33Û.Abdülhah Çay.3 Türklere ait bu kaynaklara göre. . Nuraniye. Ergenekondan çıkış. Çay. Türkler bugüne "yenigün" demektedirler. Divan-U Lûgat-it Türk. Bunlardan ünlü Fransız Sinoloğu Abel Remusat (1788-1832). İzmir Aydın Vilayet Matbası. s.2 Takviın-İ Celali* de sene başı ve ilk bahar başlangıcı olan bu gün. Nevruz Yard. sayı:12.6 Nevruzlu. Kamus-ı Tfirki. Divaıı-ü Lûgat-it Türk'te. Nevruz Köyü.1474-1475. s. Türklerde yılbaşı ve baharın başlangıcı Mart ayıdır. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'nde yılbaşı 21 Mart. Türklerin kendi buluşudur ve Çin'e M.'' Yine Batılı Türkolog ve Sinologlar. "Türk Tarihinde ve Kültüründe Nevruz" Anayurttan Atavurda Türk Dünyası. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'ııin Türklere özgü ve onların icadı olduğunu söylemişlerdir. Kazak.73. bir başka Fransız Türkolog ve sinoloğu Edouard Chavannes (1865-1918). "Kim ne derse desin her yönü ile Türk düşüncesine uygun olan bu takvim. Ankara 1939. Anayurttan Atayurda Türk Dünyası. ss. ss.. Nevruz'dur. On iki Hayvanlı Türk Takvimi'nin başlangıcının 21 Mart tarihi ve Nevruz günü olduğunu çok net ve açık bir şekilde belirtmiştir. Azeri. İzmir 2000.'Tl ygurlarda Nevruz Kutlamaları" Anayurttan Atayurda Türk Dünyası. NEVRUZ Türk Ergenekon Bayramı. Dr.55. Türk Dünyasında en eski dönemlerden beri Nevruz. s. Şemseddin Sami.. en eski dönemlerden bugüne kadar yaşayagelnüştir.48 yılında Türkler tarafından sokulmuştur'5 demektedir.baskı. Rumi takvime göre 9 Mart'a tesadüf etmekte ve Nevruz olarak kabul edilmektedir. Ankara 1997. sayı: 12. (çev:Besirn ALalay). NEVRUZ VE OSMANLI DA YAŞATILD1ĞINA DAİR Muzaffer TEPEKAYA Nevruz.Erkin H. c. A.e.69.347.g. Ankara 1997. Dersaadet 1317.'Bu takvim Türklerin biricik buluşudur" derken. yılbaşı. Türkmen. s.

Ekrem. A.g. 16 Nuraniye-Erkin H.m.17 7 Remzi Duran. Islamiyeiten Önce Türk Kültür Tarihi ve İslama Giriş (Türk Kültürü El-Kitabı II. 12 Nuraniye-Erkin H. Ankara 1989. s. Wang-yen-te'niıı anlattıklarına göre ilkbaharda toplu olarak civardaki mabetlere gitmekte idiler. Atabeg Nevruz. A. " Crenç.rn. 10 M.65. Buna ilaveten Nevruz Çiçeği tabii özelliğini. 21 Mart tarihinde hazır yemeklerle kıra çıktıklarını.£.Binc ait Altun Yış mezarlarında bulunan (Pazınk V.g.m. 840 yılında Turan bölgesine göç eden Uygurlar. s. Milattan yüzlerce ytl önceleri.8 Tarihten bugüne gelen seyir içerisinde peynir veya kımız tulumunda.'5 Uygurlar da diğer Türk toplulukları gibi yeni yıl kutlamalarını Mart ayında düzenlemişlerdir. Çin Elçisi Watıg-yen-ie'nin Uygur Seyahainatnesi.l. önemli ve anlamlı bir molif 7 olarak.137.Kurgan). Nevmzay. s.'1 Ts-ma-chian'ın yazdığı Shih-ehi adlı kitabın "Hım Tezkeresi" bölümünde "Her yılın birinci ayı olan (yılbaşı) mart ayında Hunların bütün beyleri Chan-yü ordugahına toplanıp kendi adetlerine göre çeşitli kutlamalar ve ibadetlerde bulundukları"13 yazılıdır. 210 . 9 Duran. bu bahar şenliklerinin o günden bugüne değişmeden gelen âdet ve gelenekler olduğunu öğreniyoruz. Türk Ergenekon Bayramı NEVRUZ..2..75. 13 Nuraniye-Erkin H.Muzaffer Tepekaya Yaylası gibi yer isimleri. s. ss. s.m.10 Çin kaynaklarında Hunların.g. mitolojik ve folklorik bir özellik kazanmış ve Uygur Türklerinin vazgeçilmez adetleri arasına girmiştir. A. "Türk Süsleme Sanatlarının Ortak Motifi Nevruz Çiçeği" Ege Üniversitesi Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi. A. Yine Çin kaynaklarında Göklürkleriıı otların yeşermesini yani balları yeni yılın başlangıcı olarak kabul ettikleri belirtilmektedir.75 15 Özkan İzgi..m. Ergenekon'dan çıkış gününde demir döverek çeşitli kutlamalar yapılırdı. Hoca Ahmed Yesevi Türbesi'ndc.Ö. Nevruz Han gibi şahıs ! isimleri ve baharın simgesi Nevruz Çiçeği de bitki ismi olarak Türk Kültür Tarihi ndc yerini almıştır. B Emel Esin. s. Bu gelenek dalıa sonra dinî. Nevruz.Ekrem. Ankara 1985. s. A.cild 1/b'den Ayrı Basım) İstanbul 1978.Ekrem. s.76.51. bahar şenlikleri yaptıklarını.74. A.m.Abdülhalûk Çay. İzmir 1998. Bu da Çin kaynaklarında yer alan "Göktürkler her yıl Atalar mağarasında Göktann ve Yersu'Iara kurbanlar vererek kutlama törenleri yapar" yolundaki görüş ile aynıdır.9 Nevruz geleneği Orta Asya Türk topluluklarında çok eski tarihlere kadar inmektedir. A.137-140.332. s.13 Ergeııekon efsanesine göre her yılbaşında.10 Çağdaş Uygur resminde Uygurların Nevruz kutlamalarını temsil eden tablolar yapılmıştır. 125-173. 1 Nuraniye-Erkin H.m.Ekrem. Kagnılı boylarının kullanıldığı kağnının üstüne gerilen renkli keçelerden müteşekkil çadır örtüsünde yer almıştır. Duran. halı kilim motiflerinde. giyim kuşam ve ev eşyalarında Nevruz Çiçeği motifini görebiliyoruz. ss. Nevruz Çiçeği motifi M.g.14 Belgelerde Nevruz geleneklerinin Uygurlar da da varlığına şalüt oluyoruz.g. sayı:2.g. Türk süsleme sanatlarında yaklaşık üç bin yıldır sürdürmektedir.

g. 26 Bedri Noyan.24 Nevruz . 35 Zeynelabidin Makas. Ankara 1946. 21 Reşit Ahmeti Arat. Türk edebiyatında Türk şairleriıün şiirlerinde Nevruz'un yılda bir defa geldiği vurgulanmış ve yılbaşı gününe işaret edilmiştir.27 Altı yüzyıllık Divan Edebiyatının mahsulü olan gazel.9-52. Fransız seyyah Gabriel Bonvalot. "Her gün açar gönlünü zevk-i visalün yetıleden. EsirYurt Orta Asya 'dan (terci Reşat Uzman). A. 23 Gabriel Bonvalot. s.. birçok şairimizin divanlarında dinî-Tasavvufî Türk edebiyatında28 konu ve motif olarak yer almıştır. Babur'un Hatıratı.m. yüzyıllarda Nevruz geleneğinin yaşadığının delilidir. 53 19 Nizamü'1-Mülk. istanbul 1987.g.e. "Nevruz Erkanı".Nevruz ve.nı.8.26 Divan edebiyatı şairleri ise. Osmanlı da Yaratıldığına Dair XI. 18 Nizamü'1-Mülk.yüzyılda meşhur Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk. 211 1 . s.53.32 Tüm bunlar 14 ve 15.27.g.2.>'üzyıl Edebiyatında Nevruz ve Nevruziyeler". caize almak için Nevruz dolayısıyla devlet büyüklerine Nevruziyeler sunarlardı. İl.g. A. 24 Bonvalot. Duran. 117. izmir 1983.2. 27 Çay. Bektaşilerde Nevruziyeler dergah bahçelerinde.Ekrem. 1881-1882 yıllarında Orta Asya'yı dolaşmış ve seyahat hatıralarını bir eserde toplamıştır. Prof.. " Mahmut Tezcan.Harun Tolasan Özel Sayısı.m. ss.Dr. Türk şiirinde.g. " Nuraniye-Erkin H. s. 114.23 Gün olarak yılbaşı bayramından bahsederken.910) 1505 yılı ile İlgili hatıralda Ramazan bayramı ile Nevruz bayranmıın 1-2 gün gibi bir müddetle birleşmesinden bahsedilmektedir.s.g. 20 Genç. s.11'1 El Bîrûnî. Türk Kültürü Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni (Sempozyumu) Bildirileri (Ankara 20-22 Mart 1995) Ankara 1995. A. s.21 Ali Şîr Nevarde eserlerinde Nevnız adı verilen musiki makamlarından ve Nevnız'da okunan şiirlerden söz eder. "XIV-XV. A. Vekayî.99. gibi şiir türlerinde. 28 Abdurrahman Güzel. s.72.g. Ankara 1982. kırlarda okunmaktadır. .Türk edebiyatında.m.m. A. s.20 Babumâme'de (H.162. Fuzuli'nin. 136-140. Türk musikisinde ve Türk sanatında konu ve motif olarak her devirde kullanılmıştır. ilkbaharın yaklaşmakta olduğu zamanı belirtmektedir. sayı:12. A. Siyaselnamesinde Nevruz'un yılbaşı olduğunu18 ve Türkler arasında yaygın olarak kutlandığını belirtir.'.Bu eserde Ramazan ve Kurban bayramları gibi bayramlar yanında yılbaşı bayramı da yapılmakta olduğundan bahsedilmektedir.. s. s.. Ege Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. TUrk Milli Kültüründe Nevruz. (Haz: Mehmet Altay KÖymen).450. • ss. Ankara 1997. Siyaset name. Gerçi güller açmağa her yılda bir nevruz olur. aynı yüzyılda Nevruz'un canlı bir şekilde Türkler arasında yaratıldığından söz etmiştir. kaside vb. II. A. s.e. "Türk Coşkusunun Simgesi NEVRUZ ' Anayurttan Aîayurda Türk Dünyası.76. İstanbul 1976.25 Türk edebiyatında Nevruz münasebetiyle yazılan şiirlere Ncvruziye adı verilmektedir. Genç..

Dedİn:geçsİn kış bulurum ben taze Nevruz 'darı seni"?2 29 30 31 Müjgan Cunbıır.37-42.80. Bâbur Divanı. "Yüzi nevrim vaslı lychnı Babûr ganimet tut ki imindin yahşi bolmas bolsayüz nevruzu bayramlar" ?Q Kuzey Azerbaycan Türlderinden Şair Bal aş AzeroğlıTmm.Çağrfa£ Kuzey Azerbaycan Şiiri Antolojisi. s.g. "Nevruz bayramıdır. "Ey gönülgül devridür vakt-i nev-i Nevruzdur Can bağışlar âdeme bu dem dem-i firuzdur.29 • •' -• Türk Dünyası edebiyatında da Nevruzu konu alan şiirlere sıklıkla rastlamak mümkündür. Nefı'nin. Ankara 1995.e. Yara teslim olup geri çekilmek" 31 XIX. Ankara 1984. Bâbıır Şah'in.448-449.Murad'in. Olmazsa her eyyamda ger âlem-i nevruz " Sultan IV. "Yılda bir ahır bu dem-i ferhunde aceb mi. BilalYücel. İrfan Ü n v c r Nasrattmoğlu. ilk bahar gelir. " beyitleri Nevruzla ilgili güzel örneklerdir. A.Muzaffer Tepekaya Nev'î Efendi'nin.baskı. s. ona ar gelir.129. yüzyıl başlarında yaşayan meşhur Türkmen şairi Mahdum Gulu'nun. ss. Fakat ele bil ki. 212 . "Nevruz kim bu bezm içine yılda bir gelir Hürmetsiz itdi anı da hu köhne rüzgar". 8. Kışın el-ayağı yığışır demek. "'Klasik Edebiyatımızda N e v r u z " Türk Kültüründe Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni {Sempozyum) Bildirileri (Ankara 20-22 Marti 995).Ankıanl995. Çay. s. "Olmadı bende nasibin istedim güzden seni..

Ankara 1988. Aynı şekilde Sarartan 32 33 w 35 v 3S 39 Orazpulat Eke Baharlı: "'Nevruz-Yeni Yıl".34 Osmanlı Sarayında Müneccimbaşılann en önemli görevleri her yıl takvim tertip edip Nevruz sabahı padişaha.. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. Vezir ve müfli ve vükelâ cem ve yevm-i meşhûd oldı. Tophane önünde müceddeden bina olunan kalyon Nevruzdan sonra tamam olup deryaya indirdiler. Osmanlılarda Nevruz geleneği hemen her dönemde görülmüştür.65-66.36 Bunların karşılığında padişah ve sadrazam"Nevruziye'' adı verilen bir takım hediyeler dağıtırlardı. Manisa 1981. Çağatay Uluçay.. Müjgaıı Cunbur. Naima Tarihinde Veziri Azam İbşir Mustafa Paşa'nın IV.haz: Sadık Tural-Elmas Kılıç) Ankara 1996.Ravzalu'l Hüseyin fi Hulâsati Ahbâri'l-Hâfîkayn.Mora Seferi için taşradaki askerlerin Edirne Salmışında Nevruz-ı Finize'de Ordu-yı Hümayuna ilhak olmaları islenmektedir3'1.DVN). (Yay.baskı.159. oğlu Bayezid (II. Harem //. ö. Bayat.33 Sultan I. Gerek sarayda gerekse halk arasında Nevruz coşkuyla kutlanmıştır.37 Nevruz kutlamaları Osmanlı Devleü'nde bir Türk halk geleneği olarak devanı ettiği gibi. sadrazama ve diğer devlet ricaline düzenledikleri bu takvimi "Nevruz Pişkesi" olarak sunmalarıydı. Dönemin Baş Defterdarı Atıf Efendi H.1739"dan itibaren maaşların ve vazifelerin Muharrem ayından başlamayıp Mart ayından başlamasına karar vermiştir. "Cumadiye V ulanın On ikinci sebl günü ba 'de 'l-gump şems evvel-i hamele tahvil idup Nevruz oldu .e.Bayezid. Mart 1995. istanbul 1283. Manisa fviesirBayramı ve Darüşşifası. Osmanlı döneminde Nevruz kutlamaları örnek teşkil etmesi bakımından.Mehmed'e sunduğu Nevruziye ile birlikte sadarete tayini dolayısıyla verilen bilgiler ilgi çekicidir. Ankara 1985. 2. Hicri Tarihleri Miladi Tarihe Çevirme Kılavuzu.1152/M. Osmanlı Devleti'nin Saray Teşkilatı. İsmail Hakkı Uzunçarşıh. s.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair dizeleri bu örneklerden birkaçıdır." Bu bilgiler göstermekledir..VI. s.g. Ankara 1988. Naima Tavih-İ Naima. 122-123. Ali Haydar Bayat. 158.122. C.m. 1431-1512).33 Yine Nevruziye denen çeşitli baharattan yapılmış macunlar.Mahmud döneminde nevruzun tarih tespitinde kullanıldığı görülmektedir. Cunbur. A.a nevruz dolayısıyla bir tebrtkname göndermiştir. padişah ailesine ve büyüklere sunulurdu.Vezir kanun üzere Nevruziyye pişkeşi ile sadâret pişkeşİni cem idüp birden irsal eyledi. Nevruz sabahları yeni yıl takviminin sunuluşu da bir Osmanlı saray âdeti olarak yerleşerek sürmüştür.baskı. Matbaa-i Amire. Nevruz ve Renkler. s. A.. s. s. s. s. Anayurttan Atayurda Türk Dünyası. Gülbahar Valde Sultan.21. 3. s. "Bir Osmanlı Müneccimbaşının NevnızTebrikleri".. s. 685/39 213 .g.21. 4.42.baskı. Faik Reşit Unat.371372. Nevruzun Osmanlı saray hayalının bir parçası olduğunu Osmanlı Devleti'nde her büyük savaş için sefer hazırlıkları yapılırken taşradaki askerlerin çağrılarak Ordıı-yı Hümayun'un da toplanma zamana olarak da Nevruz günü beîirlenmişlir.baskı. sayı:8. Divan Kalemi (A.

s. 19."43 İfadelerini kullanmaktadır. Edime salmışına gelmeleri" istenmiştir. 1593-1606. 214 . s.yüzyılda Osmaııb ülkesinde Nevruz geleneği canlı bir şekilde devam etmiştir.49-50 Ahmed Cevdet Paşa. Namık Kuma fin Şiirleri. VVien 1988. I Hem hurrem-i îdi/. Bunun ilk örneğine meşhur tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'mn Tarih-i Ccvdeti'nde rastlıyoruz.e. İstanbul 1957. Ankara 1951.2580. O gün ise nevruzdu.1 13/1 Akdes Nimet Kural. Avusturya 42 Seferi'nde de aynı şekilde askerler Nevruz günü toplanmak üzere çağrılmışlardır. s. yine hem mükrem-i nevruz.256 Crulİne Finkel.s.176.81-82. Zulmel-i gamla seçilmez geceden gündüzü Böyle eyyam-ı gamın böyle olur nevruzu Deyimiyle kar yağar seri fırtına olmakla o gün Abdullah efendi Üsküdar'a geçemedi. Pnıt Seferi ve Barışı 1123 (1711). Nitekim 1821 yılında Müneccimbaşı Rakım Efendi ile Anadolu Kazaskeri Payelİ Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi birlikte Bab-ı Ali'ye gidip sadrazamın huzuruna kabul olunmuşlar.Yeniçeri isyanlarım anlatırken. Şeyhülislam Durrİzade Abdullah Efendi yerinden kıpırdamıyor. Prut Seferi'nde "Harp ilanından sonra vilayeti erdeki askere 41 Nevruz yani 21 Mart tarihinde. s. Fındıklı'da akrabasından birinin evinde kaldı. 40 41 2 43 44 45 Manisa Seriyye Sicilleri. Hem îd-i safa sür yürü hem âlem-i nevruz. Ertesi gün karşıya geçerek sürgün yerine gilli. Onlara kahve. Olsam iki yüzden nola şekker çeş-i buse.Üçdal Neşriyat. Tarih-i Cevdet. A#. İstanbul 1993. NEVRUZ 4 5 Bayramı getürdü şeref-ı makdem-i nevruz.Türk Edebiyatında Nevruz geleneğinin Osmanlı'da sürdüğünü gösteren en güzel delillerden biridir. atiyyeler sunulmuştur.367.S.. Müneccimbaşılar padişah ve sadrazama Nevruz takvimini sunarken yanlarında Nevruziye adı verilen macunlarım takdim eden hekimbaşılar da bulunmaktadır. "Bu olayda Sadrazam Hurşit Paşa eşkiyayı bastırmağa uğraşırken. C. gülsuyu ve buhur ikramından sonra hil'atler giydirilmiş. c.Muzaffer Tepekaya Sancaği'ndan Mora Seferi içki Nevruz-ı Firuze'de yani 21 MarTta toplanmak üzere 40 asker çağrılmaktadır. Bu durumuna bakılarak 10 Rebiülâhir 1229 (21 Mart 1814) Çarşamba günü görevinden ıızaklaş tırıldı. biri takvimini.44 Yine Yakınçağda vatan şairimiz Namık Kemal'in Nevruz adlı şiiri.V. The Aılministration of Warfare:Tlıe Otlaman MU'ttaıy Chantpaigus İn Hungaty. ufacık bir ilgi göstermiyordu. öbürü de Nevruz macununu sunmuştur. At köhne libâs-ı gamı teedîd-i sürüret. Ahmet Cevdet Paşa. Uzunçarşılı. Arpalığı olan Manisa'ya sürüldü.

g. Yıldız Sadaret Hususi Maruzat (Y..** Konu Hariciye Nezareti tarafından Sadârete bildirilmiş. 106. Nitekim : Aydın Vilayeti H. s. Babam Sultan Abdülhamil (Hatıralarım).g. Namık gibi hem teşne-i câm-ı ccm-i nevruz. Mabeyn-i Hümâyûn "a getirilen bu hediyeler yanında bizzat Hükümdara takdim edilmek üzere Nevruz şekerinin üzerinde İran Şahı'nın resmi bulunan küçük İran alımlarıyla Sultan Il. tüllerle bağlı güzel kâseler içinde Hanedan azasına.Abdüİhamid'in adının yazıldığı Nevruz şekerleri sunulurdu. s. Nâmık Kemal . "Nevruz bahann ilk günü olduğundan bir gün önceden Eczahane-i Hümayun'da hazırlammş Nevruz macunu denilen üzerine altın tozu dökülmüş kırmızı renkte Nevruz şekeri hazırlanır. Gönlüm gibi hamyâze keş-i bûse-i îdim. Bin îd-i sürür olsa eğer tev'em-i nevruz. 106. Nevruz un Mart dokuzuna tesadüf ettiği ve Mesir ilamıyla kutlandığı geniş bir şekilde Ayşe Osmanoğlu.ı Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Nevruz törenleriyle ilgili olarak Sultan n.A. Nevruz münasebetiyle İran Şahı İstanbul'daki elçilik kanalıyla Osmanlı Hükümdarına hediyeler sunmuştur. bendegâna dağıtılırdı"46 diye bahsetmektedir.baskı. 200/110-1 BaşbakanhkOsmanlı Arşivi. Uşşâka zanıân-ı keseni îd-i safadır. 200/110-3.AHus). Başbakanlık Osmanlı Arşivi.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair İd-İ ramazan oldu bugün hemdem-i nevruz.45 Sadrazam 50 Mehnıcd Kamil Paşa da padişaha iletmiştir..47 Ay m dönemde Tahran Sefaretinden Osmanlı Hariciye Nezaretine gelen 21 Mart 1303 (1886) tarihli telgrafnamede Nevruz münasebetiyle İran Şalu'na Avrupa hükümdarlarında» lebriknameler geldiği bildirilmektedir. A. Her tavrı televvünde velîkin dem-i nevruz.275. Bunun üzerine Sultan Il.A.Hus. 200/110-2. Tebrik edelim bir melı-i lıurşîd cemâle.e. mevki sahiplerine. Nevruz kutlama millî millî lan millî bir gelenek olmaktan öteye geçerek milletlerarası bir boyut kazanmıştır. Y.Abdülhamit tk İran Şahı'na Nevruz münasebetiyle tebrikname göndermiştir.Abdüllıamifin kızı Ayşe Osmanoğlu hatıralarında. vükelâya. Osmanoğlu. Bir tıfl-ı yetînı-i elemiz etmeyiz ikbâl. Y. 3. İstanbul 1986. kumaş tablolar içinde kıymetli porselenler ve süslü kutular içinde macun ve İran usulü çeşitli şekerlerdir.e. Bu hediyeler. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. 1304 (1887) tarihli salnamenin Sanman Sancağı kısmında. Nevmz başkent İstanbul'da kutlandığı gibi taşrada da kutlanmaktadır. 215 .A. İdin şerefi oldu yine munzam-i nevruz. Çüy. s.Hus.

ûdül-kahar. kının tartar.330-332. kişniş. anason. Maııisa Sancağı merkezinde H. karabiber. zencefil. hiyarşenbe. iksir. meyan balı. Bundan sonra şehrin şimdiki mevki'inde haneler inşâsına başlanub alıîran Halunîye cami'i şerifi dahî bina kılınmış ise de emr-i nakil bir suret-i matlubede sürat peyda edemediğine mebni bu bubda bir çare teharri edilmiş ve bu sırada Hamiliye caınri şerifîndeki tülhânede icray-ı tdababetle meşgul bulunan ve dersâ'detde defin-i hâk-i ıtırnâk ve Merkez Efendi nâmıyla şölıretyâb olajı şeylı Mûsâ Muslihiddin kuddise sırra hazretlerinin re'y ve tensibleri ile tıbb-ı kadim ahkâmına tcvfıgan bir ma'cun tertib ve bunun küçük küçük kağıtlara sarılarak her sene nevruzda sâlifü'z-zikr Sultan cami'i şerifinin kubbesinden halka saçılması ve bu sebeble bir cemi'yet akd idüerek oraların git gide şenlendirilmesi tasvib edilmişdir. Karanfil. zaTeran. Bu babda ba'zı malumat i'tası münasib görülmüştür. yeni bahar. Bu macunlardan münasib miktarının her sene hâk-i pây-ı şevket-i ihtivayı hazretİ padişahiye ve vükelây-ı fihâm hazeratına takdim-i dahi de'bi kadimden olub ancak bu suret beş on seneden beri terk edilmiş ve halbuki Sultan-u nıüşârun ileyha ınisillü lıanedan-ı saltanat-ı seniyyeden olan bir muhaddere-i mulueremenin ve şeyh-i nıüşârun ileyh gibi bir zât-ı mukaddesin tasvib ve tertib kerdeleri olan de'bi müstahsenin unutulup gitme nezd-i sâmTi hazret-i velâyetpenâlıide münasib görülmeyerek malıallindcn âdet-i kadimesi veehle ma'cunlar celb ve dcrsâ'dete takdim olunmağa başlamıştır. mürr-ü safî esmâri. Mâhımat-ı tarihiyeye nazaran Mağnisa şelıri kadiıneu şimdiki mevkinin şarki cihetindeki dağ üzerinde müessis ohıb halbuki orası pek sarp ve taşlık bir mahal olduğuna ve cennetmekân Kânûnî Sultan Süleyman Han Hazretlerinin zaman-ı saltanatlarında kesb-i vüsat itmeğe başladığına mebııi şehrin hâl-ı haznndaki mevki'ne ııakli lüzumu tahakkuk eylemiş ve bu lüzum üzerine dağın altında en evvel hakân-ı müşânıııileyli hazretlerinin vaİdeleri Hafize Sultan hazretleri tarafından elhâletü hazihî mevcud ve ma'mur olan "Sultan" Camii" şerifi ile ittisalindeki medreseler bina ve bir de bimârhâne te'sis ve inşâ olunmuştur.Muzaffer Tepekaya anlatılmaktadır. s 5l 216 . O vakitten beri bu veehle her sene cemiyet akd İdilmekdc ve cami'i şerifin kubbesi üzerinden halka kâğıtlara sarılı macunlar saçılmakdadır.1887 tarihinde Mesir adıyla kuüanan Nevruz törenlerini anlatan belgeyi aynen veriyoruz: "Mağnisa mn Mesiri Her sene Mart'm dokuzuna müsadif olan nevruzda Mağnisa'da "Mesir" namıyla bir cemiyet olduğu ve yevra-i mezkûrde oraya her taraftan külliyetli lıalk toplandığı malumdur. Mesirde Mağnisa "ya hariçten henıan kırk bin nüfus ahâli gelir ve Magnisa'nm seksen bin neferden ibaret halkıyla birleşerek yüzyirmi bin kişilik azîm bir cemiyet akd edilir. hindistan cevizi. hardal. kalem-i Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. kolonga. çöp çini. ss. havlıcan. sakız. kebabiye. çivid. Bu ma'cuıılann teııâvülündc halkça bir itikâd-ı umumî olub bu da ına'cunu eki eden zâta senesi içinde yılan tasallut idemeyeceğinden ibaret ve ma'cun dahi âtide gösterileceği üzre kırk türlü edviyc-i nebâliyeden mürekkeptir. tarçın. Ma'cunun lerkibâü edviye-i atiyeden ibarettir.1304/M.

A. zerdeçay. T/İrk Kültüründe Nevruz Uluslar arası Bilgi Şöleni (Sempozyumu) Bildirileri (Ankara 20-22 Mart 1995). Tören Alaâddin Tcpesi'nde toplanan halk ve resmi zevatın katılımı ile gerçekleşmiştir. tarçın çiçeği. 2 Nisan 1330.330-332. kara halil. Tanıtı..e. san halil. Törende millî kıyafetler giymiş bir heyet Ergenekon adında bir beste seslendirmişlerdir. kimyon. Hindistan Çiçeği. sayı:254'e ilave.Nevruz ve Osmanlı da Yaratıldığına Dair bârid.57 Nevruz kutlamalarının bir başka örneğini de Konya'da çıkan Türk Sözü gazetesinden öğreniyoruz.58 Nevruzla ilgili ilk araştırmalar II. C. s.285. limon tuzu. sinameki. 2 Nisan 1330.g. Mclımeî Serhat Yılmaz. portakal kabuğu. Yeni Gün: Mart 9". Ömer Seyfeddin.286. (Mart 1997) Köroğlu Gazetesi. kakule. "Konya'da 1918 Yılı Ergenekon Bayramı71.. tiryak. Saim Sakaoğhr nun araştırmaları sonucu ortaya çıkan Nevraz törenleri 21 Mart 1918'de Konya Valiliği ve Konya Türk Ocağı Başkam tarafından organize edilmiştir.2 Nisan 1331. Daha sonra öğrenciler şiirler okumuş ve günün mana ve ehemmiyetini anlatan konuşmalar yapılmıştır. topalak kökü. ÇsytA.55 CL Türk Gücü Cenûyeü Kastamonu Şubesi'nin Köroğlu gazetesi vasıtasıyla daveti üzerine. 217 . sayı:254.2X8-293. Çay. 24 Man 1918.16.Meşmtiyet döneminde yapılmıştır. ta eski cengaver ve kadirşinas ecdadını istihlaf ederek nasıl ki islamiyetin hadimi ve Osmanlılığın müessis ve hamisi olmuş iseler bugünkü Türkler de o necabet-i fıtriye saîkasiyle senelerden beri bünyesine sâri olan zaafıyeti teşhis ederek eslâfına hayr-ül halef olmak azmine koyulmuşlardır54 denilmektedir. a. s.5-7. Duygu.3-4.89-90. Köroğlu Gazetesi. razyane (rezene). "Kastamonu'da Bir Nevruz Kutlaması". "Bizzat Saltanat-ı Osmaniye'de Türkler. ÖmerSeyfeddin Mart Dokuzu veya Nevruz olarak bilinen bu millî gelenekle İlgili olarak 18 Mart 1914'de bir makale neşretmiş59 ve bugünün Türk gençliğinin millî 53 54 55 56 57 ss 59 Aydın Vilayeti 1304 tarihli salnamesi. dâr-ı fülfül. ss.g. yani 1331 Mart'ında Ergenekon Bayramı adı altında Nevruz kutlamaları yapılmıştır. Bu kutlamalarda. s. ravend. Ankara 1995. Saim Sakaoğlu.e.A. 26 Mart 1331.56 Aynı şekilde ertesi yıl. Sayı:305-306.. ss. sayı:6. Köroğlu Gazetesi. Kastamonu'da halk ve resmi zevatın katılımıyla Nevruz. Çay. s. Yine aynı gazetenin Türk Gücü Kastamonu şubesinin müracaatı üzerine çıkardığı ilavesinde Nevruzdun Türklerin en eski bayramı olduğu ve Ergenekon'dan çıkışı simgelediği vurgulanarak Nevruzu yaşatmak için tüm Kastamonuluları Nevruz törenlerine davet eder. çörek otu. vanilya. Türk Sözü Gazetesi. yani Ergenekoırdan çıkış günü coşkuyla kutlanmıştır.e. 'Türklerin Milli Bayramı. şeker"52 Kastamonu'da çıkan Köroğlu gazetesinin 2 Nisan 1330 (1914) tarihli nüshasında Millı Bir Bayram" başlığı altında manşetten verilen Nevruz kutlaması anlatılmaktadır."Gazetenin verdiği bilgiden anlaşıldığına göre Nevruz kutlamasmıTtirk Gücü Cenûyeti Kastamonu şubesi tertip etmiştir. (18 Mart 1914).g.

saray çevresinde olduğu gibi Manisa.g. Kastamonu ve Konya merkezlerinde de coşkulu bir şekilde Nevruz kutlamaları tertip edilmektedir. II.Muzaffer Tepekaya bayramı olduğunu vurgulamıştır. Nevruz bayramı kutlamaları yaygınlaştırılmış ve iktidarda 61 bulunan İltihatve Terakki Partisi bu bayramı devlet töreni haline getirmiştir. Meşrutiyetle birlikte Türk Ocaklarının öncülüğünde Ergenekon. R. 60 Öıner Seyfeddin. A.e. Nevruz kutlama geleneği Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. s.2H5.4.g. 218 .. Özellikle 1914'den sonra ülke genelinde dalıa çok kutlanmaya başlanan Nevruz ve Ergenekon ! Bayramı. İttilıal ve Terakki nin bu dönemde uyguladığı Türkçülük politikasının bir neticesidir. 61 Çay. Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti'nhı. A.m.

Chung Hua Shu Chü. Ou Yang Hsiu. D olayı siyi a onun politika ile ilgili zengin deneyimleri T'ung Tien'i tamamlamasında büyük katkıları olmuştur. Zamanın saray başbakanı Tu You bu eserin yazandır. tuz ve demir işyeriyle ilgili yönetim işlerini de iyice Öğrenmiştir. Ü. Liu Chıh'mn '. sayıca çok daha fazla tarih belgelerini kullanarak.Tu You sözkonusu Arş. bu eseri incelemiş ve adıgeçen eserin yetersiz olduğu sonucuna vararak. Hsin T'ang Shı (Yeni T'ang Hanedanı yıllığı). daha genç yaşındayken "Chİn Kııan" ve "Wai Kııan1' gibi önemli rütbelere yükselmiş ve bu arada Ling Nan ve Hnaî Naıı bölgelerinin üst düzey askeri komutanlığını da yapmıştır. ss. ayın zamanda bir Çin tarih külliyatıdır. İzmir 2000. ÇİN KAYNAKLARINDAN T'UNG TİEN VE BUNUN TÜRK TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMİ Eyüp SARITAŞ* T'ung Tieıı klasik Çin tarih kitapları arasında önemli bir yer tutan özel tarih kitabıdır. Yüksek makamlara sahip olmuş bir aileye mensup olan Tu You. Çin hükümdarı Hsüen Tzung'ım saltanat döneminin (742-756) siyaseti.5089. Te Tzung. Hsün Tzung ve Hsien Tzung gibi Çin hükümdarları zamanında Çin'in önde gelen siyasetçisi. para. Tu You'nırn diğer adı Chiin Hsiang'dır. s. 200 bölümden oluşan yeni bir tarih kitabı yazmıştır.Chcng Tien:' adlı eseri temel alarak yazılan T'ııııg Tien hacim ve içerik açısından oldukça büyüktür2. T'ung Tien'i imparatora sunduğunda ondan büyük Övgüler almıştır. a.. bölüm 166. K'ai Yüen saltanat döneminin (713-741) son yıllarında tarihçi Liu Cluh çeşitli tarih belgelerinden faydalanarak 35 bölümden oluşan "Chenğ Tien" adını verdiği bir tarih kitabı yazmıştı. s. Yeni T'ang Hanedanı Yıllığrnın (Hsin T'ang Shu) 147. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü. politika alanındaki yükseliş ve düşüşleri tam anlamıyla kavramış. Görv.c. tahıl.' Tu You kaymakam yardımcılığından başbakanlığa kadar yükselmiş. Beijing.. . Tu You.Türk Di'tnvası incelemeleri Dergisi Savı IV. maliyecisi ve tarihçisi olarak da tanınır. 1986.. toplum hayatı. bölümünde Tu Younun biyografisi bulunmaktadır. İşte.g. 734-812 yılları arasında yaşamıştır. E.5089. Ou Yang Hsiu-Sung Ch'i. Yeni T'ang Hanedanı Yıllığmdaki Tu You'nun biyografi sindeki kayda göre. dini törenleri ve askerlik sistemi gibi kurumlan ile loponomi ve Asya kıtasında yaşayan çeşitli kabilelere ait bilgiler içeren T'ung tien. Tu You yüksek bir makamda bulunmasına rağmen devamlı olarak kitap okurdu. cilt xvı. 219-223.

Memur Seçme Sistemi-6 bölüm. Chung Kuo Ch'ing Nien Ch'u Pan Shıh. "Han Sim". 6. Bu yüzden eserinde bu konuya daha fazla ağırlık vermiştir. Meng Clı'ing Yüen. 2. Yönetim Birimleri-14 bölüm.s. Chung Kııo Ku Tai Shılı Ch 'ang Shıh (Eslci Çin Tarihi Hakkında Genel Bilgiler). "Wei Shu" ve "Sui Shu" gibi resmi Çin yıllıklarından : faydalanmış. Bu nokta onun ne kadar bilgili olduğunu göstermektedir4. 7. Beijing. Tu You ekonomi tarihine çok önem vermiştir. bunun yanında "Sui Kııan Hsü Lü'\ "Sııi Ch'ao Yi Li". 2. Tung Tien. 3. 1979. Kitapta bu tür konulara ağırlık verilmesinin bir diğer nedeni de. 1991. Dolayısıyla T'ung Tien'de en çok. Tu You'ya göre. "Chin Shu". "Ta T'ang Yİ Li' . cilt 1. Yiyecekler-20 bölüm. s. "Nan Ch'i Shu". bu sayede Çin tarihinin çeşitli dönemlerinin sistem ve kurumlarının araştırılması için uygun bir ortam oluşmuştur. S. 9. Törenler-100 bölüm. Tu You kitabını yazarken "Shıh Chi". Tu You. yazarının aynı zamanda iyi bir maliyeci olmasındandır. T'ung Tien'in tamamlanması İle Çin'de biyografi yazarlığı ve tarihi olayları kaydetme konusunda Çin tarihçiliğinde yeni bir ekol başlatılmış oldu. Hsi 'An. "T'ai Tzung Clıcng Yao" ve "T'ang Liu Tien" gibi klasik eserlere de müracaat etmiştir. "Bei Ch'i Shu". Toplam 208 bölümden oluşan T'ung Tien'de konular 9 büyük kısma ayrılmıştır: 1. 4. Chung Hua Shu Cim. Müzik-7 bölüm Askerlik-15 bölüm Cezalar-8 bölüm. Ona göre bir ülkede banş ve sükuneti sağlamak için halkm yiyecek ve giyecek ilıtiyacımn lam olarak sağlanması gerekmektedir. Shaanhsi JenMin Chiao Yü Ch'u Pan Shıh. T'ung Tien'in etkisiyle Çin kaynaklan arasında önemli bir yer tutan "T'ung Chılf ve "Wen Hsien T'ung K'ao" adlı eserler birbiri arkasından yazılmış. Halkm yiyecek ve giyecek gibi ihtiyaçları yeterince karşılandığı sürece onların medeni olmaları ancak mümkün olabilir5. . '"K'ai Yüen Li". Şuurları Koruma-16 bölüm.206. 1993. ı • : ! Bu 9 bölüm de kendi aralanııda küçük bölümlere ayrılmıştır. 9 Bölümün düzenlenme sistemi Tu You'nun siyasi fikrini de ortaya koymaktadır.Eyüp Sarîtaş kitabını yazmak için 30 yıldan fazla bir süre harcayarak eserini 801 yılında 3 tamamlamıştır . "Sung Shu". çeşitli dönemlerin ekonomik durumlarını anlatan bölümler için özel bölümler ayrılmıştır. . 5. Cnang Ta K'e -Wang Hsü Kuang. Chung kııo Li Shth W en Hsien I işiten (Çin Tarihi Belgeler Bilimi).Beijing. Bölümler açıklanırken çeşitli devirlerdeki durumları hakkında da bilgi verilmektedir. s. ülke yönetimi bakımından en çok önemli olan ekonomik durumdur. Bu yüzden yazar sözkonusu eserinde ekonomik konulara büyük yer vermiştir. 168. Meslekler-22 bölüm.

Ö. Sung Hanedanı (960-1279) tarihçilerinden Cheng Ch'iao ile Ma Tuan Lin. Bu nedenle klasik Çin tarihi araştırmaları açısmdan T'"ng Tien çok değerli bir kaynaktır. Öyle ki astronomi. Chung Kuo Li Shıh (Çin Ansiklopedisi-Çin tarihi cildi).229) ve Üç Devlet (220-280) döneminden itibaren alü hanedanlık boyunca. Bir kısmı belgeler de kontrol edilmeden esere alınmıştır. Yukarıda adıgeçen belgeler T'ang hanedanı tarihini araştırmak isteyenler için ana kaynaktırlar. Eserin hacminin dörtte birinden fazlası TMang Hanedanı ile ilgilidir. Örneğin askerlik sanatı ile ilgili kayıtlar bölümünde strateji tc taktik. Günümüzde mevcut en eski T'ung Tien nüshası Kuzey Sung dönemine (960-1127) ait nüsha Japonya Kraliyet Kitaplığında saklıdır.S. T'ung Tien'de yer alan siyasi sistem. Ming (1378-1644) ve Clı'ing (1644-1911) hanedanlan döneminde T'ung Tien'in baskıları yapılmıştır. H a n (M. T'ung Chıh ve Wen Hsien T'ung K'ao) deyimi kullanılmaya başlanmıştır. Bunlar arasında Clı'ing döneminde basılan '"Chiu T'ang Pen" adını taşıyan nüshası en çok kullanılandır. Sung. Diğer taraftan T'ung Tien sınır bölgelerinde yerleşik milletler ve diğer dış ülkelerin durumlarını aydınlatmaya ağırlık verilirken. Chung Kuo Ta Pai K'e Ch'üetı Sluı. Bu nüsha 1981 yılında yeniden basılmıştır6. Chung Kuo Ta Pai K'e Ch'üen Slıu Ch'u Pan Sluh. T'ung Tien çok fazla sayıda tarihi belge içermektedir.Çin Kaynaklarından T"ımg Tıen Ve Bunun Türk Tarihi Açısından önemi T'ung Tien ile diğer eski tarih kayıtlan aynı değildir. Beijin" 1994. Bu kitapların da yazılmasıyla T'ung Tien de dahil olmak üzere "San T'ung (Üç T'ımg: T'ung Tien. Clrin (M. s. Bazı önemli belgeler ise kullanılmamıştır. Fakat bu belgeler tasedüfen seçildiği için kullanılırken çok dikkatli olmak gerekmekledir. ekonomik oluşumlar ve yönetim birimlerinin kuruluşları gibi konular çok eski çağlardan itibaren ayrıntılı bir şekilde Tang hanedanı imparatoru Hsücn Tzung'ıın saltanat yıllarına (742-756) kadar Özetlenmiştir.Ö. yaklaşık 900 tanhi belge T'ung Tien'den derlenmiştir.207). savaş hilesi ve savaş yöntemlerine ilişkin konulara dikkat çekilmiş. Öyle ki bu belgelerin pek çoğu bugün elimizde değildir. hukuk. Bu yönüyle de Kök Türk devri araştırıcıları için çok büyük bir önem arzetmektedir.221-M. T'ung Tien'i temel alarak "T'ung Chılı" ve "Wen Hsien T'ung K'ao" adlı ünlü eserlerini yazmışlardır. Bunun yanında memur ve unvan kayıtlan ve ticari belgelerle.Ö.206-M. yönetim birimlerinin kanunları ve T'ien Pao saltanat yıllanın içeren (742-756) istatistik kayıtlarının hepsi birinci elden tarih belgeleridir. Beş Element ve Budizm gibi konular diğer tarih kayıtlarına nazaran belli bir sistem dahilinde kaydedilmiştir. Yüeıı (1272-1368). T'UNG TIEN' TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ BÖLÜMLER Wu Feng-Tsung T'ai Pen. savunma sistemleri ve teknikleri konusu ihmal edilerek herhangi bir kayıt verilmemiştir. özel şaluslara hitaben yazılan imparator fermanları. Çin dışında. Kore'de basılan nüshası da kayda değer niteliktedir. askerlik sistemi ile ilgili konulara Önem verilmemiştir. 722-723 221 .

Eyüp Sarttaş

Türklerin en eski devirlerini oluşturan Hun döneminden başlayarak kök Türkler, Uygurlar ve bir kısım Kök Türk hakimiyeti altında bulunan bazı Batı Türkistan şehir devletleri baklanda pek çok kaydı bu eserde bulmak mümkündür. Sözkonusu eser, Çin'in resmi yıllıkları arasında yer almamasına rağmen İslmiyetten önce Türk tarihinin çeşitli devirlerine dair oldukça ayrıntılı bilgiler içermektedir. Toplanı 5 büyük ciltten oluşan T'ung tien'deki Türklerle ilgili tarih kayıtları beşinci ciltte yer almaktadır. Bu kayıtlar Hımlar, Kök türkler ve Batı Tiirkistan-Uygurlar olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır.. a) Hunlar: Bu eserdeki Hun tarihi ile ilgili kayıtlar 194.-195. bölümlerde yer alır. Hunlar kısım, onların ataları olduğu kabul edilen Tilerle başlatılmaktadır.Huni ar o dönemde Çin'in kuzeyinde yaşadıkları için. T'ung Tien Hun bölümünü "'Kuzey Tiler 1" başlığı ile başlatmaktadır. Bu bölüm eserin 5302-5332. sayfalan arasındadır. 195. bölümde ise Kuzey Ti'ler 11 kısmında, Hunlar 11 (5333-5346) sayfalar) ve Güney Hunlan hakkında kayıtlar vardır (5347-5464). 197. bölümde yaklaşık 3 sayfa Kao ChVlarla ilgili bilgiler bulunmaktadır (5398-5400).

'

Aynı bölümün 5401-5431. sayfaları arasındaki Kök türkler 1, 198. bölümde kök Türkler 11 (5432-5461), 199. bölümdeki Kök Türkler 111 ise 5442-5463. sayfalar arasındadır. Bu kitaptaki Hunlar ve Kök Türkler ile ilgili kayıtlar oldukça aymıtılıdır. Kitabın bazı yerlerinde diğer Çin kaynaklarına atıflar yapılarak açıklamalar eklenmiştir. Şüphesiz, bu açıklama kısımları her bölümün sonundadır ve sonraki çağdaş tarihçiler tarafından, araştırmacılara kolaylık olması için eklenmiştir. Atıfta bulunulan tarih kitapları sadece resmi Çin yıllıkları olmayıp, bazı özel tarih kitapları da yer almaktadır. 199. bölümde ayrıca T'ien Le'lar (Tölesler), Hsüeh Yen T'uo'lar (Sir Tarduşlar), ve Pu Ku, T'ung Po, Pa Ye Kırlar (Bayırktılar). Hu Hsüeh ve A Ttiehler gibi Töles boylan ile ilgili kısa da olsa. kayıtlar bulunmaktadır. 200. bölümde bir Hun boyu olan Hsİ'ler, Pa Hsi Mi'ler (Basmıllar). Uygurlar, Ku Li Han ve Chich Ku'lar (kırgızlar) gibi Türk boyları tanıtılmaktadır. Yeni ve Eski T'ang Hanedanı Yıllıklarında Uygurlarla ilgili kayıtlar oldukça geniş olmasına rağmen, T'ung Tien'de Uygurlara sadece bir sayfa kaydın ayrılmış olması dikkat çekicidir. Diğer taraftan Pu Ku'lar, A Polar, Basmıllar ve Ku Li Hanlar ile ilgili T'ung Tien'de özel kısımlar yer alırken, bu boylar hakkında Eski ve Yeni T'ang Hanedam Yıllıklarındaki bilgiler özel bölümler halinde olmayıp, dağınık bir şekilde bulunmaktadır. Ülkemizde Orta Asya Türk tarihi ile meşgul olup da kaynak dili Çince olan tarihçiler, Çİn kaynaklarındaki Türk tarihine ilişkin kayıtların sadece kendilerini ilgilendiren kısımlarım kullanarak araştırmalarını yapmaktadırlar. Oysa. gerek resmi Çin yıllıklarında ve gerekse özel Çin tarih kitaplarında Orta Asya Türklerinin siyasi ve kültür tarihlerine dair oldukça fazla miktarda kayıt bulunmaktadır. Üstelik bunların hiç 222

Çin Kaynaklarından T'uug Tıeıı Ve Bunun Türk Tarihi Açısından Önemi

birisi sistematik bir biçimde dilimize çevriyip, diğer Türk tarihçi ve araştırıcıların istifadelerine henüz sunıılmamışür. Burada çalışma konusu yaptığımız T'ımg Ticn'de yer alan Türk tarihinin çeşitli devirlerini kapsayan kısımlarının çevrilmesi kültür tarihimiz açısından son derece faydalı olacaktır. Bu sayede T'ımg Ti en'de yer alan Türk tarihi ile ilgili bilgiler, resmi Çin yihklanndaki ve diğer dillerde yazılmış kayıtlarla karşılaştırma olanağı ortaya çıkacaktır. Böylelikle Orta Asya Türk tarihçiliği alanında önemli bir görev yerine getirilmiş olacaktır.

223

Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV, İzmir 2000, ss.225-256.

MAKRIZI'NIN KITAB ES- SULÜK'UNDAKJ OSMANLILAR İLE İLGİLİ KAYITLAR

Cüneyt KANAT*

Şüphesiz Osmanlı dönemine ait, Türkçe olarak yazılmış olan yerli kaynakların dışında, yabancı dilde yazılmış birçok değerli ve önemli bilgileri ilıtiva eden kaynaklar mevcuttur. Yabancı dilde yazılmış olan bu kaynaklar arasında, Arapça olanlar da büyük önem taşmıaktadrr. Ancak, özellikle Anadolu'daki Türk tarihi ile ilgili kayıtların bulunduğu bu kaynakların büyük bölümü, Türkçe'ye çevrilmemiş ve araştırmacıların istifadesine sunulamamıştır. Osmanlı Devleti hakkında Memlûk kaynaklarında çeşitli bilgiler ve kayıtlar bulunmaktadır. İşte bu kayıtlar günümüz tarihçileri için her zaman kullanışlı ve orijinal olma özelliğim korumuştur. Bu kayakların büyük bir bölümü, içinde bulunduğumuz yüzyıl içerisinde neşredilmiştir. Bunların en önemlilerinden birisi de, içinde bulunduğumuz yüzyılda neşredilmiş olan, Makrîzî'nin Kitâb es-Sulük liMa'rilel Düvel el-Mulûk isimli eseridir1. Arapça olarak yazılmış olan bu dönemdeki kaynaklar içerisinde bulunan kendi tarihimizle ilgili bilgiler, tarihçiler tarafından zaman zaman bölümler halinde, bazen de bir kaynağın tamamen taranıp tüm kayıtların ayıklanarak tercüme edilmesi şeklinde, Arapça bilmeyen tarihçilerin de istifadesine sunulmuştur. Bizim bu çalışmadan amacımız da; Makrîzî'nin Kitâb es-Sulûk:unda Yrd. Doç. Dr, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Eserin kullandığımız baskılan şunlardır; Takiy ed-Dîn Ahmed b. Ali el-Makrîzî, Kilâb esSulûk li-Ma'rifet Düve! el-Mıılâk, C. 141. neşr; Muhammed Mustafa Ziyade, Kahire C. 1-1/2 1956, C. 1-3 1970 ikinci baskı, C. II-1/2 1941, C. II-3 1958, C. 111-IV, neşr; Saîd Abdültettah •Aşûr, Kahire 1971-72. Özellikle Memlûk devri Arapça kaynaklarında bulunan Anadolu ve Osmanlılar ile ilgili kayıtlanıl bir kısmı bazı araştırmacılar tarafından Türkçe'ye kazandırılmıştır. Bu türden şu ana kadar yapılmış olan çalışmalar ise şunlardır; Şevkiye İnalcık, "İbn-i Hacer'de Osmanlılara Dair Haberler", Ankara Üniversitesi Dil ve Tanh-Coğrafya Fakültesi Dergisi, C. VI. S. 3, Ankara 1948, ss. 189-195; Aynı yazar aynı makale II, C. VI, S. 4, ss. 349-359; Aynı yazar aynı makale III, C. VI, S. 5, ss. 517-529; Kazım Yaşar Kopraman. el- 'Aytıt'nin 'Ikâu'U Cuman 'ında XV. Yüzyıla Ait Anadolu Tarihi İle İlgili Kayıtlar, basılmamış doktora tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 1971; Kazım Yaşar Kopraman, "Ikdu'l-Cumâıvda Karanı an -Oğullarına Dair Kayıtlar", Prof. Dr. İsmail Aka Armağanı, izmir 1999, ss. 43-54. Bunların dışında bizim yüksek lisans tezi olarak yaptığımız bir çalışmamız var ki, biz bu yazıyı o çalışmanın bir bölümünü tekrar gözden geçirip kullanarak hazırladık. Bkz. Cüneyt Kanat, Makrİzı'nin Kitâb es-Sulûk'unda Osmanlılar, Karamanoğıılları ve Batı

Cüneyt Kanat

bulunan ve taraflınızdan Türkçe'ye çevrilmiş olan Osmanlılar ile ilgili kayıtların, bilim adanılan tarafından kolaylıkla kullanılabilmesini sağlamaktır. Makrîzî'nin bir Memlûk tarihçisi olması ve bahsedilen eserinde özellikle Memlûk Devleti tarihini yazmak istemesi sebebiyle, eserindeki meselelerin büyük bir bölümünü Memlûk Devleti'ni yakından ilgilendiren olaylar meydana getirmekledir. Ancak muhakkak ki bu devletin komşularıyla olan ilişkilerine de büyük ölçüde yer verilmiştir. Özellikle Osmanlı Devleti:ııin Ankara savaşından sonra fetret devrini atlatıp güçlü bir devlet olmaya başlaması ile, iki devlet arasındaki ilişkiler artmış ve Makrîzî de eserinde bu hadiselere yer vermiştir. Fakat bunların yanısıra müellif. Osmanlı Devleti'ni ilgilendiren bazı önemli olayları da göz ardı etmemiştir ki bunlara en güzel ömek ayrıntılı olarak anlattığı Ankara savaşı olmalıdır. 766 (1364-1365) yılında Kahirede doğup 27 Ramazan 845 (9 Şubat 1442) tarihinde veıal eden Makrîzî'nin3 en önemli eserlerinden birisi olan Kitâb es-SulÛk, Mısır'ın Arap fethinden kendi zamanına kadar olan ve Mısır'da kurulmuş olan iki devlet yani; Eyyûbîler ve M emlâkler devletlerinin tarihini ihtiva eder. Bahsedilen eserden bizim Türkçe'ye çevirdiğimiz kayıtlar ise, hem müellifin yaşadığı döneme ait olması hem de Osmanlı Devleti'nİn erken dönemine tekabül etmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kullandığımız metinlerin Türkçe'ye çevirisi esnasında bazen güçlüklerle karşılaştık. Bunun en önemli sebeplerinden birisi ise eserin bundan altı yüzyıl önceki Arapça ile yazılmış olmasıydı. Bu sebeple cümleler içersinde bazen ortaya çıkan kopuklukları [ ] kare parantez içerisinde yaptığımız ilaveler ile tamamlamaya çalıştık. Yine Türkçe'ye girmiş ve halen kullanılan ıstılahları da aynen yazdık ve Arapça asıllarım da ( ) normal parantez İçerisinde verdik. Ayrıca metinler içerisinde geçen, özellikle Türkçe isimlerin okunmasında zorluklarla karşılaştık. Bunun sebeplerinden en önemlisi de herhalde eserin müellifi olan Makrîzî'nin Türkçe bilmemesi ve Türkçe isimleri zaman zaman farklı şekillerde yazması idî. Bahsedilen ve çözmekte sıkıntı çektiğimiz bazı isimlerin okunuşunda emin olamadığmıız zaman ise ismin arkasına koyduğumuz soru işaretiyle (?) bunu belirtmeyi uygun gördük. Müellifin kullandığımız eserinde hadiseler yıl yıl ve yıllar da ay ay olmak kaydıyla anlatılmaktadır. Bu sebeple biz de yaptığmuz çevirilerde bu kronolojik sırayı koruduk ve metinleri aynı şekilde sırası ile vermeye çalıştık. Buna bağlı olarak ekte verdiğimiz Arapça metinleri de aynı sıraya göre dizdik.

Anadolu Beylikleri ile ilgili Kayıtlar, basılmamış yüksek lisans tezi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir 1991. 3 Memlûk Devri müelliflerinden olan Makrîzî'nin hayatı ve eserleri ile ilgili geniş bilgi için bkz; Muhammed Mustafa Ziyâde, "Makrîzî ve Çağdaşları", çev. Cüneyt Kanat, Tarih İncelemeleri Dergisi. S. VIÜ, İzmir 1993, s. 221-227; Saîd Abdulfettah 'Aşur: "Edva' Cedide ala elMuverrih Ahmed b. Ali el-MakrM ve KitâbStihi", Âlem el-Fikr, Kuveyt 1983. S. II. s. 455457. 226

Makrhî'nûı Kitâb es- Sıılûk'undaia Osmanlılar İle ilgili Kayalar C. ili, s. 574, y. 760h./1358-59 . Osmanlı sultanı İbn Osman'ın elçileri geldi ve Mevred el-Cebs yoluyla büyük meydana indirildiler, C. m, s. 749, y. 793h./1390-91. Haberci geldi ve Osmanlı sultanı Hondgâr Ebu Yezid7 b. Osman'ın KayserTye geldiğini ve orayı aldığını bildirdi. C. IH, s. 763, y. 794h./1391-92. Bu ayda (Rebi!ül-Ewel=Ocak-Şubal 1392)8 Emîr Hasan el-Gecgenî(?), Hondgâr Bayezid b. Osman için |lıazırlanmış olan] armağan ile birlikte Anadolu (Rûmf memleketine gitti. C. IH, s. 790, y. 795h./l392-93. Bu ayda (Zilkâ'de=Eylül-Ekiın 1393) Osmanlı sultanı Bayezid Beg 10 b. Murad Beg b. Osman'ın elçileri Emir Hüsaıneddîn Hasan el-Gecgenî ile beraber geldiler, Yanlarında içlerinden birisi beyaz bir Atmaca olan değerli hediyeler vardı. Elçiler İbn Osman'ın hastalığının tedavisi için Kahire tabiblerinden birinin hazırlanmasını istediler ve tabib Şemseddîn Mııhanımed b. Muhammed es-Sagîr tayin edildi. Yolculuğa hazırlandı ve O'na İbn Osman'ın ihtiyaç duyduğu ilaçlar verildi.
5 6 4

Daha önce 1 noiu notta verilmiş olan kullandığımı/ eserin tam künyesi bundan böyle aynen veya kısaltılmış olarak tekrar edilmeyip, yalnızca aynı eserden alınıp çevrilmiş olan metinlerin cildi: C, sayfası: s ve yılı: y olarak kısaltılmış şekliyle birbirinden bağımsız olan her metnin başında verilecektir. Makrîzî, eserinde Osmanlı sultanlarından bahsederken genellikle ya Bursa Melîki ya da Rûm Meliki veya Rûm Hâkimi tabirlerini kullanıyor. Biz metinler arasında bütünlüğün sanlaımıası için bundan böyle bu ifadelerin, geçtiği yerde Osmanlı sultanı tabirini kullanacağız. Naşir metinde kelimeyi cebs olarak okumuş, ancak kelimeyle ilgili verdiği notta bu kelimenin başka yazmalarda ceyş olarak geçtiğim de belirtmiştir, Bkz. Makrîzî, Sulak, C. III, s. 357, not 3. Bayezid isim Makrîzî tarafından değişik yerlerde "Yezid" olarak yazılıp kullanılmıştır. Müellif, genellikle paragraf başlarında veya yeni bir meseleyi anlatmaya başlarken, "bu yılda'" yada "bu ayda" diye söze başlıyor, ay ve yılı belirtmiyor. Ancak, biz daha önceki sahifelerden kastedilen ayı bulup parantez içerisinde gösteriyoruz. Makrîzî, eserinde Anadolu ile ilgili bahislerde ''Rûm" kelimesini kullanmış ve bununla Anadolu'yu kastetmiştir. Bu sebeple bundan böyle bu kelimenin geçtiği yerlerde Anadolu tabirini kullanacağız. Rûm ifadesi ile Anadolu'nun kastedilmeği diğer Memlûk devri müelliflerinde de görülür. Bkz. Mustafa Çuhadar, "tbıı Tagribirduım Hayatı ve Eserleri", Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 3, Kayseri 1989. s. 364. Müellif zaman zaman "Beg" unvanını y ile yazılmış şekliyle "Beyk" olarak bazen de y kullanmadan "Beg" biçiminde yazmıştır. Biz yine metinlerde bütünlük olması için bundan böyle bu kelime geçtiğinde "Beg" olarak yazacağız. 227

CUneyt Kanat

C. III, s. 813, y. 796h./1393-94. Bu ayda (Cemâdi'cl-EweI=Marl-Nisaiı 1394) Osmanlı sultanı İbn Osman'ın elçileri Kahire'ye geldi. C. m, s. 817, y. 796h./1393-94. Sultan'a [yani Memlûk Hükümdarı Berkûk'a] yardım için ikiyüz bin11 hazırlamış olan İbn Osman'ın elçileri geldi. İbn Osman'a güvcnebilmesi için gelecek olan cevabı beklemektedir. C. III, s. 865: y. 798h./1395-96. Osmanlı sultanı Hondgâr Ebû Bayezid b. Mıırad Beg b. Osman'ın elçisi Hanefî fakih Sefer Şah, Cemâdi'el-Evvel (=Şubat -Mart 1396) ayında Kahire'de vefat etti. C. III, s. 873-74, y. 799/1396-97. Ayın oııdokuzunda (Rebi'ül-Ewel=21 Aralık 1396) Anadolu memleketinden Tolu miıı Ali Şalı geldi. Hondgâr İbn Osman'a bir mektup ile gitmişti. O1nun elAkiros12 muharebesini ye bu muharebede zafer ve ganimetler elde ettiğini, sayısız canlıları öldürdüğünü, Şemseddîn Mııhammed b. el-Cezerî'nin13 İbn Osman'a ulaştığını ve sultanın kendisine mulıleşem ikramlarda bulunarak gündelik yüzelli altın dirhem bağladığım haber verdi. O'nunla ilgili haber şöyle idi; Kahire'den kaçtığı zaman İbn Osman'a katılmak istediği için İskenderiye'den gemiye binip üç günde Antakya'ya vardı. O, Dimaşk'ta Anadolu halkından olan ve Hacı Mü'min diye tanınan bir adama dersler okutmuştu. Bu kişi sonra İbn Osman'ın en büyük dostlarından biri oldu. Antakya valisi O'na ikramda bulundu ve İbn Osman'ın Anadolu'da bulunan ve Pay-ı tahtı olan Bursa'ya gönderdi. Bursa halkı O'nu karşıladı ve İbn Osman'ın huzuruna çıktı. [Sultan] O'na zikredilen ücreti verdi, dokuz tane at ile köle ve cariyeler sundu ve ikramda bulundu. Bundan sonra O, büyüklerden sayıldı.

1

1

1

228

Burada bahsedilen ikiyüz biııin ne olduğu, ytıni para mı yoksa asker mi olduğu beliülmemiş, yalnızca rakam verilmiştir. Burada geçen isim. el-Ekros veya cl-Akiros olarak okunabilir. İ. Hakkı Uzunçarşılı, "Balıkesir'in pek yakınında eski adı Akiros veya Akiraus olan bir şehir bulunmuştur" demekte ve kelimeyi bu şekilde yazmaktadır. Bkz Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, Ankara 1984. s. 97. Arapça metnin aslında, bahsedilen şahsın ismi yazılırken muhtemelen baskı hatası olarak Cezeri deki Cim hailinin noktası düşmüştür.

Makrîzî'nin Kitâh es- Sulûk'ıtndaki Osmanlılar İte İlgili Kayıtlar

Yine vezir Taceddîıı Abdurrahim b. Ebu Şakir'in Dimaşk'tan kaçtığı ve 14 Beyrut'tan İbn Osman'ın yanma gittiği , [sultanın] O'na ikramda bulunduğu ve günlük elli dirhem bağladığı haberi geldi. C. III, s. 879, y. 799İ1./1396-97. Bu ayın yirmiüçünde (Şaban=22 Mayıs 1397) Osmanlı sultam İbn Osman'ın elçileri Bulak' 5 sahiline geldiler. Onları hacib, Sultan'ın atlan ile bu allara binsinler ve kendileri için hazırlanan eve gidebilsinler diye karşıladı. Ayın yedisinde (Ramazan=4 Haziran) tbn Osman'm elçileri kendileriyle gönderilen armağanları [Sultan'a] verdiler. C. III, s. 906, y. 800h,/1397-98. Bu ayda (Zilka'de=Temmuz-Ağuslos 1398) Sivas hâkimi Kadı Burlıaneddîn ile Türkmenler'den İbn Bozdoğan'ın evlatlarının muharebe ettikleri haberi geldi. Yapılan savaşta Kadı Burlıaneddîn öldürüldü, yerine oğlu geçti ve Türkmenlerin Sivas'ta oturmalarını yasakladı. Babası İle ilgili haberler şöyleydi; Osman b. Kara Yülük etTürkmanî O'na muhalefet etti ve O'na her zaman verdiği armağanları göndermedi. Kadı Burhaneddîn ise O'nu önemsemedi. Çünkü. O önemli emirlerden değildi. Kara Yülük, Amasya ile Erzincan'a gelip giderdi. Bir gün Sivas'ın yakınından bir yaylaya gidiyordu. Oradan geçerken Kadı Burhaneddîn'İn de orada olduğunu duyunca bu dunundan çok rahatsız oldu ve acale ile atına binerek askerlerinin başına geçip O'nu yakalamak üzere harekete geçti. Gece olurken Kara Yülük maiyeti ile O'na saldırdı ve Kadı Burhaneddîn'İ eliyle yakaladı, sonra da öldürdü ve Sivas'ı kuşattı. Sivas halkı da buna şiddetle savaşarak karşı koydu ve bu durumu Bayezid b. Osman'a, onlara [yardıma] gelsin diye yazdılar. [Osmanlı sultanı da] onlara doğru yola koyuldu. Kara Yülük bunun üzerine Azerbaycan'da bulunan Timurlenk'in yanına gitti ve orada O'nun maiyyetinde kaldı. C.III, s. 965, y. 801h./1398-99. Bu ayda (Şewâl=Haziran-Temmuz) Osmanlı sultanı Bayezid b. Osman'ın Şam memleketinden geçmek üzere hareket ettiği ve Acem ülkesi hakimi Timurlenk'in Hind memleketlerini ele geçirdiği haberi geldi.
16

Burada gitti anlamındaki fiil muhtemelen yanlış olarak sat ile yazılmıştır, ancak biz onu sin ile yazılmış kabul edip öyle tercüme ettik. Bulak, Kahirede Nü kıyısındaki gezinti yerlerinden birisidir. Bkz. Kazım Yaşar Kopraman,
Mısır Memlükleri Tarihi, Ankara 1989, s. 221. Burada Şam isminden kastedilen yer; O dönemdeki Suriye bölgesidir. Bugünkü Şam şehri ise daha Önce geçmiş olduğu üzere Dimaşk ismiyle anılmıştır.

229

s. 47. Makrîzî de kullandığımız eserinde bu ismi zaman zaman Abustan veya Ablustayn olarak yazıyor. Kazım Yaşar Kopraman. kadılar ve devletin üsl yöneticileri ayın onbeşinde (18 Ağustos) sultanın sarayına çağrıldılar. Bunu üzerine. C. III.1. 223. İbn Osman'ın Malatya'ya gittiği orayı kuşattığı ve orada ez-Zâhiriyye [Memlûklarından]20 Çomak'm 21 bulunduğu. asırdan itibaren.Cüneyt Kanal C. Süryani Milıail'in Ablastayn. III. C. 801İ1. Orada bulunanlar O'na karşı savaşmak üzere ittifak edip dağıldılar. s./1398-99. Yine İbn Osman ile ilgili olarak gelen haberler şunlardı: Sivas hâkimi Kadı Burhaneddîn katledildiği zaman Sivas lıalkı Bayezid b. / A. Abu'lFarae'm Ablastin. Selçuklular tarihine dair eserler yazan müelliiler ile XIV. Halil Yinanç. Yükût Hamavi'nin AbİLislayn. 'Aynî'nin ve diğer Memlûk müverrihlerinin Ablustayn. s. y. ve XV. '"Elbistan". M. Osman'ı yardıma çağırdı ve O Urfah Mathieu ve diğer Ermeni müverrihlerin Ablusta. 230 17 . yani eİ-Meîîk ez-Zâhir Rerkûk'un satın alıp azad ettiği memlûklar.. J5\V ayoir ^ühtcc^/tgusrtîff-^ılâi' iSfff £krair el-Tayyar. . 31 Çomak isminin okunuşuyla ilgili olarak bkz. 802h. Osmanlı sultanı İbn Osman'ın kardeşini18 asker ile gönderdiğini ve O'mm Malatya ile Elbistan'ı aldığını./1399-1400. C. Bkz. Sııltan'nı Suriye birliklerine. Bkz. IV. asırlardaki kan müverrihlerinin Abustan şekil ve telaffuzu ile yazdıkları bu ismin XVI. 801h. y. s. s. 1950./1398-99. Fakat bazan doğru şekliyle Elbistan olarak da yazmıştır. araştırılması için posta (berîd) atıyla gitti ve ayın yirmisinde (Zilhicce-23 Ağustos 1399) Dimaşk'a girdi. İbn Osman'ın memleketine sefer hazırlığının emri çıkarılıp ilan edildi ve sonra Sudun et-Tayyâr Haleb'e doğru yöneldi. [Zilhicee'nİn] onüçünde (-16 Ağustos 1399) Osmanlı sultanı İbıı Osman'ın Elbistan'ı (Ablastin)17 aldığı ve sonra Suriye bölgesine doğru yürümeye niyetlendiği haberi geldi. Bu kişi Yüzler Emîri rütbesinde olup üç tane Tablhane Emîri ile çok sayıda Onlar Emîri kendisine yardımcı olurdu. Saııvaget. Onlara. III. Sûlî'nin O'ndan kaçtığını ve Zilka'denin yirmisekizinde (=1 Ağustos) şehir teslim alındıktan sonra da Darende'yi kuşattığım içeren nâmeler okundu. 972. 18 Metinde Osmanlı sultanının kardeşi diye verilen isim lam olarak okunamamış ve böyle bir şahıs lesbil edilememişlir. Mısır Memlüklcri Tarihi. 20 Ez-Zâhiriyye Memlûkları. Emirler. 979. 238. "Noms et Sunıems de Mamelouks". ayrıca Suriye'deki aşiretler arasında fitne ve harplerin olduğu ve binlerce insanın katledildiği haberleri geldi. s. 971. y. 19 Sultanın veya büyük emirlerin ahularından sorumlu olan görevlidir. 34. Journal Asiatiq_ue. Sadaka b. Daha sonra Sultan'm memlûkları bu haberlerin doğruluğunu inkar edip "bu bizi Kahirc'dcn çıkarmak için bir hiledir" dediler ve haberin doğruluğunu araştırmak üzere Emîr Ahur'y Sudun et-Tayyûfı görevlendirdiler. İbn İyâs hariç diğer bütün müellifler tarafından Ablistan veya Elbistan şeklinde yazıldığı görülmektedir.

y. s. Ancak sonra [insanlarını Hiudislanda fesatlıkla ilgili olarak yaptıkları kendisine bildirildiğinde Hindistan'a döndü ve Allah'ta O'nu onlara karşı muzaffer kıldı. III. şeyhler. Kara Yusuf b. s.UI. C.] O Rahbe'de elçilerini katledenlerden intikam almak istiyordu. Bunun üzerine Erzincan hâkiminin oğlu Tuhr. M. İstanbul 1961. Bayezıd'ın halkının büyük bir bölümünü katlettiği. 803h. Berkuk Devrinde Memlûk Sultanlığı. 1069. [Muharremin] dokuzunda (=31 Aralık) İbn Osman'ın elçileri geldi. Memlûk Devleti'nde kendisinin de mensup olduğu Çerkezler'i iş başına getirmeğe muvaffak olan Berkûk"un741 (=1340-1341) yılında doğduğu kabul edilmektedir. C. on parça yünden örülmüş elbise. İlk sultanlığı ise 1382 yılı başlarında olmuştur. 231 . s.803h. 13eıkûk"un ölüm tarihi olarak da 801 yılı Şevvali'nin 15./1400-01. Osman'ın terbiyesizliği anlatılınca O'na bir ders vermeye niyetlendi. Ayın (Receb=Şubal-Mart 1401) sonunda İbn Osman'ın Anadolu memleketinden Kay seriye ulaştığı haberi geldi. 1027. kadılar ve eınîrler için olan beraberindeki mektupla geldi. Sivas'ı aldı.cri şeyler olan on parça gümüş vardı. İkinci sultanlığı da 1390 yılında gerçekleşmiştir. Cuma gecesi (=20 Hazmın Î399) kabul edilir.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar da süratle çok sayıdaki askeriyle birlikte oraya gitti. C. On köle. y. Bu armağanların içerisinde. III. Kara Muhammed'in./1400-01. Daha sonra ise delikanlı olan Bayezid b. s. Anadolu memleketinden Bursa yönünde olduğu haberi berîd yoluyla geldi. 803U. 803İ1. 41-42. 111. İbn Osman O'ııun malını aldı ve haremindeki kadınları kendi devlet adamlarına verdi. [Mımarrcivün ] altısında (=27 Ağustos) Timurlenk'in Dimaşk'tan Sivas'a indiği ve Sivas'ı alarak Süleyman b. Şchabeddîn Tekindağ. getirdikleri mektuplara cevaplar yazıldı ve geri gönderildiler. on at. C./1400-01. y. 1056.MakrîzVnin Kitâb es. [Mektubun içeriği şuydu. Bu ayda (Rebi'ül-Ewel=Ekim-Kasım 1400) önceki yıl Irak'a da gelmiş olan Timur'un elçisi. fakat yine muhtelif yerlerde aynı isim Süleyman olarak ta geçmektedir. Daha geniş bilgi için bkz. Timurlenk'e kaçlı. gümüş kadehler ile aralarmda tabaklar ve bunun ben/. Ayrıca emirler için de çok sayıda armağanlar 22 2İ Makrîzî burada Süleyman ismini Seltnan şeklinde yazmıştır. y. C. 1031. Orada oğlu Selnıan'ı22 bırakıp Erzincan'a gitti. Ez-Zâhir [Berkûk'ım[23 ölümü O'na bildirildiğinde ise geri döndü ve Kerec'e saldırdı. Bu ayda (Zillıicce-Temmuz-Ağustos 1401) Osmanlı sultam İbn Osman'ın elçileri armağanlar ile geldiler./1400-01. Sivas'ta ve memleketinin diğer yerlerinde duyduklarınızı yaptı. sonra memleketine döndü. s.

Fakat oraya geldiğinde askerleri darmadağınık. Bu hadise özet olarak şöyleydi. C. Bu haber İbn Osman'a bildirildiğinde hemen harekete geçerek birlikleri ile yola çıktı ve sekiz gün sonra oraya ulaştı. Doğu Meliki zatim Timur Kerkim (Güregen) ile Osmanlı sultam Hondgâr Bayezid b. s. Bayezid ise O'nun kendisinden korktuğunu zannetti. Arapça bir kelime olup. Atlı askerlerinin adedi yediyüzbine. bunlar yaklaşık yüzbin askerdi. Bkz. yaya askerlerinin adedi ise üçyüzbine ulaşıyordu. ben senden yalnızca Osmanlı memleketindeki babanın ve dedenin topraklan ile yetinmeni isliyorum ve benim amacım Anadolu Emir i Sultan Ebu Saîd'in zamanındaki Emir Eretııa'nm topraklarını almaktır". s. 805h71402-03. alları ise telef olmuştu. Günün son saatlerinde Timurlenk bir tuzak hazırladı. Tatbikat gününde ortaya çıkan izdihamdan yinnibeş asker ayaklar altında ezilerek öldü. I. ordunun sağ tarafındaki kuvvetlere verilen isimdir. İbn Osman da askerlerini Akşehir -yani beyaz şelür. "Sen Allah yolunda cihad yapan bir insansın..kentinde istihdam etti. İsmet Kayaoğhı. Bunun üzerine Emîr Süleyman yaklaşık yüzbin askeriyle birlikte payitaht olan Bursa'ya doğru kaçtı. 1091-1092. Bayezid b. İslam Medeniyeti Tarihi. Ankara 1980. 265. Timurlenk O'nu kandırmak İçin şöyle bir haber gönderdi. İslam Kurumlan Tarihi. O sırada Timurlenk de yüksek bir yerden askerlerini düzenleyerek kontrol ediyordu. Kalb Arapça bir kelimedir ve ordunun ortasındaki yani merkezdeki ana kuvvetlere verilen isimdir. O [Timur] Irak'tan Anadolu memleketine doğru gitti. Timurlenk'in kendisini aldattığım anladığı zaman O'nun yakınına kadar gitti. Daha sonra ayın yirmisinde (=1 Ağustos) O'ndan gelen mektup okundu. III. Kendisi de çok yorgun düşmüştü.Cüneyt Kanat bulunmaklaydı. Corci Zeydan. oraya ulaştığında Timurlenk O'nun ve askerlerinin yorgunluktan bitkin bk halde olduğunu öğrendiği zaman O'nımla savaşmamak için hiç bir sebep göremedi ve Muharrem ayının birinci gününde (1 Ağustos Salı) alma binerek savaşmak üzere harekete geçti ve ayın beşinde Pazar günü (=5 Ağustos Cumartesi) sabahın İlk saatlerinden akşam saatlerine dek iki ordu harp etti. İbn Osman. Murad b. İstanbul 1976. [Bayezıd] yaklaşık olarak onbeş gün sonra O'nımla karşılaşmayı istediği için gitti. 57. Osman'ın vakıası bu ayda (Mulıarrem=Ağuslos-Eylül) idi. benim istediğim seninle savaşmak değil. Emîr Süleyman b. y. Timurlenk Bayezid'm arkasından ve O'nun farkedemiyeceği bir yoldan Anadolu memleketinde sekiz gün yolculuk yaptıktan sonra Amûriyye'ye -bu gün orası için Engüriyye denirulaştı ve orayı kuşatarak ateşe verdi. İbn Osman'ın bulunduğu yeri ve beraberindekileri çember içine aldılar ve O'nu esir ederek Timurlenk'in huzuruna 24 25 Meymene. s. Bkz. Timurlenk de O'nu yanıltıp geri çekildi. Anlatılanlara göre her iki ordudan da seksen bin kişi Öldürülünceye dek aynı yerde savaşıldı ve bu esnada Timıırlenk'in askerlerine karşı galip olan taraf Osmanlılar idi. böylece Meyınene ortaya çıktı ve Kalb'in üstüne doğru yöneldi. ibn Osman. Timurlenk'in askerleri. namuslarına el uzatıp her yeri harap etliği haberi kendisine gelinceye dek de bu aldatmacayı hissetmedi. Buna aldanan İbn Osman barış yapmaya meyletti ve Timurlenk'in Kemah'a gidip oramn ahalisini katlettiği. Osman'ın askerlerinin büyük bir bölümü çarpışma esnasında kırıldı ve askerlerinin geriye kalan 24 25 üçte biriyle babasına katıldı. C. 232 .

Anadolu Beylikleri. Orhan b. al-Manhal al-Sâtl. Osmanlı Tarihi. s. 20. 357. yay yapan bir kirişçinin yanında çırak olduğunu yazıyorlar. İbn Osman Timur'a getirildiği zaman O'nu ayakta tuttu ve azarladı. T. 353. bir lakabın da Sultan Çelebi veya Çelebi sultan olduğu anlaşılmaktadır (bu hususta bkz. Zilka'de ayında (=Mayıs-Haziran 1403) Timurlenk'in yanında esir olduğu halde vefaı etti. sonra da ilgililere teslim etti. Osmanlı sultanı Hondgâr Bayezid b. 89 ve Sına at al-lnşâ: Bibi. 233 . Bu sırada kardeşlen Güreşçi 2 5 Bursa'da oturuyordu. var.Makrîzî'nin Kitûb es-"Sulûk'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar getirdiler. s. Bu sırada îbn Osman'ın askerleri bölünmüş ve tamamen parçalanmıştı. İ. 818-819 vekayü arasında ve Phrantz. 1) Kirişçi. 1189. Osman Bizans (KostanUniyyc) topraklarına geçti. 26 Makrîzî taralından muhtelif yerlerde zaman zaman Kirişçi. nşr. Tarih. H. Uzunçarşıh. Uzunçarşıh. 1109.T. 249 ve al-Nucûm al-Zâhira.es. Biz bu iki tür okunuş şeklinden. y.). Makrîzî genellikle kef harfinin üzerine ötre koyarak Güreşçi biçiminde yazdığından ve metinler arasında bütünlüğü sağlamak için Güreşci'yi tercih ediyor ve o şekliyle kullanıyoruz. 111. C. tır. Bonnlab. İslâm Ansiklopedisi Mehmed I. Murad b. Nuruosmaiıiye Kulüp. Sonra Süleyman O'mı kuşattı. Zehchî Zeyli. s. kardeşi Musa Çelebi ile yaptığı savaşta. Yukanda geçen Kirişçi veya Güreşçi olarak okunmaya müsait olan kelime î. 20 not. Bu altı ay boyunca böyle devam eüi. s. 50. el-Enıîr Orhan b. s. 128'de •Sultan Çelebi diye ma'ruf ve Kirişçi lakabı iîe mülekkab Mehmed bey' iki unvan ile beraber ve Makrîzî. Ayasofya nüshası. 3376'da 813-814. el-Emîr Osman. bazen de Muhammed Güreşçi olarak verilen isimden Emîr Süleyman ve Musa Çeİebi'nİn kardeşi Mehmet Çelebi kastedilmektedir. H. I. s. 550 ve Vaciz al-Kalâm. Nr. Bkz. 85). 8051ı71402-03. Sonradan bir çok garp müverrihleri de Çelebi Mehmed "i Kiri lakabı ile zikretmişlerdir. y. 142. nr. s. s .K. Arap müverrihleri hükümdar olmadan evvel kiriş ile boğulmak istenmiş olduğunu ve Bizans tarihçileri de kardeşlerinden korkarak. Arapça yazm. C. 350)". Timurlenk'in askerleri onlardan hiçbirini sağ bırakmayacaktı. Tahrir defteri. O'nu hezimete uğrattı. Türkçe trc. 4439. Bütün bunların yanışını Uzıınoarşılı.. Bu lakabın doğrusunun onun mücadeleleri dolayısı ile "Güreşçi" demek olduğu ve yukarıda gösterildiği gibi. "Arap ve Bizans tarihçileri Çelebi Melımed'e Kirişçi lakabını vermektedirler (İbn Tagribirdi. Musa Eflak'a kaçtı.. Uzunçarşıh tarafından Anadolu beylikleri isimli kitabında (s. Maddesinde Kirişçi veya Güreşçi lakabı ile ilgili olarak aynen şu bilgileri vermektedir. 453. nr. Emîr Süleyman b. Bayczid b. s. Ankara 1982. Bu ayda (Cemadi'el-Evvel=Eylül) Emîr Süleyman b. İnsanlara çeşitli işkenceler yaparak onları esir ettiler ve öldürdüler. Bursayı'da yaktılar. 3429. s. Osman. Ragıb Hulusi. Nat. 813h t /1410-ll. Neşri. C . Köprülü Kutup. I V .. (Gibbons. HondgâT Bayezid b. s. H.. el-Emîr Murad b. Eğer gece olmasaydı. Timur'un taraftarları Anadolu memleketine dağılarak her tarafı yağmaladılar. İ. 26. Bkz. Timur mağlup olan orduyu takip etmeleri için askerlerini gönderdi ve sonra O'na yaklaşık olarak ûçbin yaralı getirildi. Ertesi günü. diğer taraftan başka bir eserinde yine Makrîzî'den yaptığı alıntılarda Güreşçi olarak okunmuştur.. nr.

813İ1. Bayezid b. IV./1410-ll. C. s.IV. kardeşi Musa Çelebi'y e Bizans (Kostantıniyye) topraklarında yenildi. 8l4h. rv. Karaman hâkimi cl-Emîr Nâsıreddîn Muhanımcd b./1411-12. İbn Karamarnn. C. Bu yılda Emîr Musa b.] C. 162. 27 Burada her zaman Osman'dan önce Orhan diye geçen isim herhalde basım hatası sonucunda Azman olarak yazılmıştır./1410-11./1411-12.s. Osman öldürüldü. 179. 813Ü. IV. 159./l41l-l2. 234 . Kardeşi Musa Anadolu ülkesine (el-Cezire er-Rûmiyye) ve civarına lıakim oldu. Osman'ın. Osmancık ile kardeşi Musa Çelebi arasında anlaşmazlık çıktı ve Muhammed Güreşçi. y. Osman İstanbul'u (Kostantıniyye) kuşattı ve oradan bir çok memleketi feth ederek bol miktarda ganimet ele geçirdi ve Hıristiyan birliğini bozdu. 171. IV. Bu ayda (Zilka'de=Şubat-Mart) Osmanlı sultanının elçileri Haleb'e geldi.Cüneyt Kanat * C. Orhan b. IV. el-Emîr Alaaddin b. kardeşi Süleyman'ı katlettiği ve bütün topraklarını aldığı sonra da diğer kardeşi Güreşci'nin üzejine doğru yürümeye niyetlendiği haberi geldi. C. -Bursa hâkimi olan. Enıîr Süleyman b. Bayezid b. cl-Emîr Bayezid b.s. s. s. Bayezid b. C. Karaman ve Ucat sahibi el-Emîr Musa Çelebi b. y. kardeşi Çelebiyi [Musa Çelebi] Eflak ülkesinde muhasara ettiği ve yine kardeşi Mııhamnıed Gürcşci'nin [Meluned Çelebi] Anadolu memleketine oğlu Murat'ı vali tayin ettiği. 200 r y./1410-11. s. Murad Han İbn Orhan (Azman)27 b. Murad b. Osman'ın. 814h. 814h./l4ll-12. E mır Süleyman b. Bu ayda (Şaban=Kasım-Aralık) Güreşçi b. y.y. 173. y. C. 813h. Mulıammed b. 190. y.Musa Çelebi b. Osmancık [idi. IV. 814h. İbn Genniyatvm memleketini muhasara ederek yaktığı ve İbn Dulkadir'in de Elbistan da ziraatı men ettiği haberleri geldi. Osman Rumca'da Bursa denilen Yeşil Köy'e ve civarına hakim oldu. s.

Bu yılda Mustafa b. I. Karaman Bursa şehrine saldırdı ve orayı yakarak kalesini kuşattı ve hatta az kalsın ele geçirecekti. T. 815h.y. 2 Versak. Karaman'i [ele geçirmek] istediği için Bizans (Kostanüm'yye) topraklarından dönmüştü./1415-16. s. Osmancık idi. Osman'ın aldığı haberi geldi.-818h. Osman'ın Konya hâkimi Muhammed b. Osmanlı Tarihi./1413-14. IV.fflakrîzî'mn Kitâb es. esir âldı ve (tir çok şey] ele geçirdi./1412-13. C. 818h. 310. IV. 815h. C. Mulıammed Beg Güreşçi b. s. IV. IY7 s. s. 299. Oğuzlar.818 ve 819 senelerinde (1414-1416) (Nur-ı Osmaniye nüshası ve Osman Turan neşri olan ve T. s. Faruk Sümer.IV.275. Karaman seferinin TSFuoimî takvimlerde 817. Anadolu Memlekcti'niıı geri kalan kısmının sultanı el-Emîr Musa Çelebi b. Osman İstanbul'dan Eflak'a geçti ve Muhammed Güreşçi bundan rahatsız oldu. K. 235 . İstanbul. y. 353. Hondgâr Bayezid b. İbn Karaman ise [bu sırada] el-Versak2B topraklarına sığındı ve kendini orada savundu20. kitabında Karaman sererini anlatırken yukarıdaki bölümü Makrîzî'den aynen alıp tercüme ederek kullanmıştır. 8I6İ1. Türk oymaklarından birisinin ismidir. Uzunçarşılı. Bunun üzerine Karamanoğullan devletinin idarecileri ('Ayan) de O'na kaçmıştı. O. Emîr Muhammed Beg b. oraları yaktı. s. C. Osmaırm kendisine karşı olduklarım gördü. 818İ1. Bu yılda Emîr Muhammed b. Orhan b./1415-16. Osman Hristiyanlar'm ülkesine girdi. Sonra döndüğünde İstanbul hâkimiyle |Manuel İL Palaiologos].Sutûk'ımdaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. Osmanlı sultanı Muhammed Güreşçi b. t./1412-13. 253. Emirler de O'mı destekledi. IV. Ayrıca. Bu yılda Enıîr Musa b. y.y. Orhan b. O "mı yendiği ve İbn Karaman'm elinde yalnızca Konyamn kaldığı. 204 y. Murad Han b. 339. C. Osman kardeşi Musa'yı katlettikten sonra Bursa'ya sahip oldu. Karaman ile savaştığı. fi 14. 20 ve 56) olduğunun görüldüğünü belitmiştir. C. Yine ayın yılda Emîr Muluıınmed b. geri kalan topraklarının çoğunu ise Muhammed Güreşçi b. 1980. tarafından bastırılan takvim s. C. H. Uzunearşıh. kardeşi Muhammed b. Bayezid Hondgâr b. Osmancık idi. [Fakat] Emîr Musa'ma katledildiği kendisine bildirildiğinde memleketine gitti. s./1415-16. Bkz. s. Murad Han b.y. [Böylece] onların arasında büyük harpler oldu. Bkz.

I. H. 820İ1. Bayezid b. Osman'ın armağanları geldi. Erzincan hâkimi Pir Ömer'in ve İbn Ramazan'm elçisi vardı. î. a. y. 384-385. Şehabeddin Takindağ. Uzunçarşılı. Hıristiyanlar [îbn Osman'ın] oniki gemisini ele geçirdiler ve Müslümanlardan dörtbin kişi öldürdüler. 236 31 311 . hal-ıı fasl ederdi. s./1417-18. başkadılar. Bkz. Sultanla konuştu ve O'na Osmanlı sultam Süleyman b. Bayezid b. C. Osman. 819h. Bu ayın dördünde (Safer=23 Mart) Sultan [Şeyh el-Mahmüdi] Kahire dışından. Bu ayda (Şaban=Eylül-Ekim) Bursa hâkimi Süleyman b. [Muhammed b. Bu ayda (Şevval-Kasım-Aralık) Osmanlı sultanı Muhammed Güreşçi b. yani. aralarında kendi ismine hutbe okutacağı ve para bastıracağına dair anlaşma oluncaya dek kuşatma altında tuttu ve daha sonra serbest bıraktı31. Karaman'm elçileri arasında bulunan kadı] Muslihîddîn'i emretti. C. O'nun elçisi misafir evine (Dâr ed-Diyâfe) yerleştirildi. Kastamonu Hâkimi İsfcndiyar b. y. Osman'ın mektubunu takdim etti. mezhebi ile alakalı davaları ru'yet etmek suretiyle.g. IV. Bkz. 375. s./141fi-l7. C. İsfendiyâr Kastamonu'ya döndüğünde./1417-18. Fakat veziri Hondsalar Ali kendisi için inşa edilen camide Onun ismine hutbe okunmasına muvafakat etmedi. geri kalan camilerde ise Muhammed Güreşçi adına hutbe okundu ki bu durum -yani aynı anda aynı şehirde iki sultan adına hutbe okutulması . Osman'ın elçisi. (Kudâl cl-Kudâl)32 ve içinde bulunduğumuz yılda gelen elçiler.e.4O3. 819h. Böylece o camide İsfendiyâr adına hutbe okundu. 2 Fâümîler ile Eyyûbîler'iıı bir çok teşkilatına varis olan Meırdûklerde en yüksek dinî sıfata sahip olan ve şer'i kaza ile hukuki işlere bakan Kadı cl-Kudât. 369. 820İ1. Bayezid b. aslında bir yarını ada olan Sinob'u burada Siııob adası olarak ifade etmiştir. JV. y. Bayezid ile savaşmak üzere harekele geçti ve O'nu Sinop adasında30. s./1416-17.çok garip idi. Muhammed Güreşçi adına hutbe okuttu. geri kalan askerler ile Suriye'ye doğnı yola çıktı. Kara Yusuf un elçisi./1416-17. 147. s. 8l9h. Osmanlı Tarihi.. Makrîzî. Bu yılda İbn Osman ile Hıristiyanlar arasında büyük harpler oldu. Süleyman b. y. IV. Sonra armağanları kabul edildi ve O'na armağan lıazırlaninası için emir çıkarıldı. O'da geldi.S. IV. O'nunla birlikte halife. Dâr el-Adl'de örfî kazaya memur Bacibler'in yatımda. s. C. IV.Cüneyt Kanat C. y. C. 357. eserinin Candar Beyleri ile münasebet bölümünde yukarıdaki metni Makrızî'den çevirerek kullanmış ve bu muharebe ile ilgili Osmanlı tarihlerinde herhangi bir bilgiye rastlanmadığını belirtmiştir. Sultan. s. 366.

Osman'ın elçileri ve hediyeleri takdim edildiler. Kendisinden sonraki Osmanlı sultanı ise oğlu Koçkar isminin okunuşuyla ilgili bfcz. Erriîr Kockâr33 el-Kerdemî. Zelzelenin şiddetinden Erzincan (Erzcnkan) şehrinin yansı ve çok sayıda insan helak oldu. s. Avrupalılar'in Osmanlı sultanı İbn Osman İle savaşmak için bir araya geldiklerinin haberi geldi. Anadolu memleketinde güneşin tutulduğu günde [meydana gelen] şiddetli zelzele ile ilgili haberler geldi. IV.g. 823lı. s. Devlet adamlarının. s. Orhan b. Muhammed Güreşçi b. 823h./1420. Bu ayın yirmi seki zinde (Safer=15 Mart) Dâr el-Adi'deki Eyvan'da huzura kabul gerçekleşti ve Osmanlı sultanı Mııhammcd Güreçci b./1420. 524. 599. Götüreceği mektup İbn Karaman'm yakalanması ve tutuklanması [ile ilgili mevzuları] içeriyordu. Osman idi. 548. İbn Osman'ın elçilerinin. s. Bursa'da vefat etti. 237 . Bu yılda Osmanlı sultanı îbn Osman. 52. C./1421. C. IV. Ayrıca hiçbirisi sağ kalmayacak şekilde bir çok canlı da yok oldu. İbn Osman da Bursa'da yeni bir saray ve bir kaç dükkan inşa ettirmişti. J. kadıların. 820h. emirlerin. Sauvaget a./1420. s. y. IV. Avrupa (Frenk) ülkelerinden olan Giril (Akıituş) ve Venedik'te (el-Bundıikıyye) veba salgını o kadar yayıldı ki iki [şehir] boşaldı. s./1421. Fakat bunlar ve çevresindekiler de yıkıldı..y. Osmanlı sultanı. y. IV. Osmanlı sultam İbn Osman'a gitmek üzere elçi olarak hazırlandı. C. y. Murad b. 823h. 824İ1.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C.s. 522. y. [Sultan] bu ayın yedisinde (Rcbi'ül-Ewel= 23 Mart) Peşembeyi Cuma'ya bağlayan gecede adet olduğu üzere peygamberin doğum yıldönümü do)ayısı ile tören düzenledi. 431. C. 822h. 824İ1. y.ın. Konya'ya saldırdı ve Muhammed b. C./1419. Karaman'ı kuşattı. y. 490. lV./1417-18. Fakat Onu ve askerlerim neredeyse yok edecek çok şiddetli bir sel felaketine inanız kaldıkları için şehri terk etti. IV. Osman. Bayezid b.. Yine Bizans (Kostanüniyye) binalarından bir çoğu yıkıldı. Osmanlı sultanı Gıyaseddîn Ebıf 1-Feth Muhammed Güreşçi b.Makrîzi 'nin Kilâb es. İbn FenarTnin hazır bulunduğu muazzam bir geceydi. IV. C.519. s. Hondgâr Bayezid b. ilim adamlarının.

IV. Ancak her nasılsa yukarıda tercüme ederek verdiğimiz istanbul'un kuşatılması ile ilgili bölümü gözden kaçırmış ve yukarıdaki notta da belirttiği gibi bizim U1rihlerimi7. Tam bu sırada Muhammed Beg b. Çarpışmalar günlerce. 389-390. Bkz. Bayezıd Hondgâr oldu. Bizim yukanda verdiğimiz metin ise Uzımçarşılı'mn Rûm ve ecnebi tarihlerinden faydalanarak yazdığuu söylediği bölümle bazı küçük ayrıntılar hariç olmak kaydıyla büyük oranda benzerlik göstermektedir. [Bunun üzerine] kardeşi Murad 35 Arap alfabesinde ç harfi olmadığı için bu isini Makrîzî tarafından Şelebi şeklinde yazılmıştır. 634./ı421-22. 625. Bu metinle ilgili olarak bizim için önemli olan Uzunçarşılrnm aynı saylanın 2 numaralı notunda yazdıklarıdır. H. Bu kalelerden birisi Anadolu ülkesi Müslüman]arına diğeri de Hırisüyanlara ait idi. Bu ayda (Zilhicce=Kasun-Aralık) Bursa şeluiıün yakınında iki kale halkı arasında çarpışmalar oldu. y. Sonra şelıre yiyecek girmesini tamamen menetti. Bu da Receb ayında C=Temnmz-Ağustos) idi. İ. İ: H. Karamanın memleketinde olan kardeşi Mustafa geldi. 826h. Osmanlı Tarihî isimli eserinde Makıizî'nin Kitâb es-Sulûk'unu kaynak olarak kullanmış ve zaman zaman alınlılar yapmıştır. Yaklaşık bir ay daha orada kaldı ve [daha sonra] askerlerinin kendisine muhalefet etmesinden dolayı aciz duruma düştü35. Sonra Murad"n askerleri O"a muhalefet etti ve onlar yüzellibiu kişiden azala azala yaklaşık yirmibiu kişi kaldılar. C. y. Murad b." Uzunçarşılı. Bu ayda (RebiHil-Ahir^Mart-Nisan) Mustafa b. Murad tarafından kuşatılmasını anlattın yukarıdaki metin. IV. Uzmıçarşılı. Müslümanlar bir sabah uyandıklarında Hıristiyan kalesindeki bütün insanlann ve hayvanlaruı helali olduğunu gördüler ve kaledeki herşeyi kolaylıkla teslim aldılar. "İstanbul'un II. Murad tarafından yapılan bu muhasarası hakkında bizim larihlerimİzdeki bilgi. Rcceb ayında (=Haziran-Temmuz) Bursa'dan İstanbul'a -yani Kostantmiyye'ye. Osman. s. hatta bazı geceler bile sürdü ve bazen Hıristiyan kalesinden gelen bağnşmalar Müslümanların yüreklerini hoplatacak şekildeydi. IV. Küçük Mustafa Çelebi vakıası içinde yarım satırdan ibarel olup bu hususta Rûm ve ve ecnebi tarihlerinde malumat vardır. Ramazan ayının üçünde Cuma günü (=21 Ağustos Cuma 1422) günü olan çarpışma dışında herhangi bir olay olmadı. Osman İstanbul'dan İznik'e geçti ve orayı bir müddet kuşattıktan sonra ele geçirdi. İstanbul'un 1). C. 825hV 1421-22. s. Uzunçarşılı tarafından eserinin ''İstanbul'un Muhasarası" isimli bölümünde ayrıntılı oUtrak biraz farklı bir şekilde anlatılmaktadır. 825h. C.gitmek üzere yola çıkıp Şaban ayının ilk günü (=21 Temmuz 1422) oraya ulaştı ve oradaki ağaçların büyük bir bölümünü kesti. C. y. Mustafa İstanbul'a iltica etti. Murad.de ayrıntılı bilgi olmadığından Rûm ve ecnebi tarihlerinden faydalanmıştır. I./1422-23. Muhammed Güreşçi b. 625-626. s. 238 .Cüneyt Kanat Hongâr Murad Çelebi (Şelebi)34 Muhammed Güreşçi b. s. Osmanlı Tarihi. Bu çarpışma şehir halkı ile hücum edenler arasında çok şiddetli bir şekilde sürdü.

O'nunla savaştı ve savaşı kazanarak [Mustafa'yı] öldürdü. Bunlarda en büyüğü Süleyman olmak üzere Muhammed. buraya gelmelerinden dolayı törenler tertip etti. Sonra Bursa'ya döndü. . Muhammed Güreşçi b. 833h. Murad b.Makrîzî '}iüı Kitdb es.Sülük 'undaki Osmanlı lar İle İlgili Kayıtlar askerleriyle O'mm üzerine yürüdü. IV. Güreşçi Muhammed b. not. 656.ii Edime ve Gelibolu'ya yerleşti. 827h. [Bu yıl] Osmanlı sultanı Murad b. Süleyman. - Bu ayın yirmidokuzunda (Cemadi"el-Alür=25 Nisan) Bursa'daki Osmanlı sultanı Murad Bcg b. İsa ve Musa'dır. askerlerine. Süleyman'dan sonra. 776. C. Bursa'ya yerleşmiş olan kardeşi Muhammed Güreşci'yle savaştı ve bu savaşta Musa öldürüldü. [Bunun sonucunda] kardeşi Musa Süleyman'ın üzerine yürüdü ve O'nunla savaştı. y.Böylece bu meseleden kurtulmuş oldu. Osmanlı Melikleri [şehzadeleri] ile ilgili haberler geldi. Süleyman öldürüldü. Bu ayda (Şcwal=Tcmmuz> Ağustos) Anadolu ülkesinden Bursa hükümdarı Murad b. C. IV. Bıı ayın yirmialtısmda (Muharrem=30 Aralık) Bursa hükümdarı Murad b. Anadolu ülkesinden Bursa şetırinde veba salgınının kötü bir şekilde olduğu ve hergün ölenlerin sayısının binbeşyüz kişiyi aşüğı haberi geldi. y. 747-748. C. babasının memleketine sahip çıktı./1427-28. Osman geride dört erkek evlat bırakmıştı. s./1426-27. s. Güreşçi b. Sultan. Osman idi. Kardeşi İsa ise Bursa şehrinde ikamet etti. O'ıılan karşılamalarını emrederek. Ankeros36 -Hıristiyan Rûmlar'dan bir grup. s. 880. Bayezıd b./1429-30.836h. 36 Bu kelime muhtemelen daha önce geçen Akiros isminin faiklı şekilde yazımış şeklidir. IV. y. Osman'ın elçileri armağanlar ile birlikte geldi. y. C. IV. Muhammed Güreşçi ölünceye dek Osmanlı sultanı olarak kaldı ve O'ndan sonra yerine oğlu Murad Beg b. Osman'ın. Bu kelimenin okunuşu ile ilgili olanık bkz. Muhammed b. y.TV. s. 239 . Bayezıd' m elçileri mektup ve armağanlar ile birlikte geldiler. Musa Edirne topraklarına hâkim oldu. 830İ1. Muhammed Güreşçi geçti./U32-33. daha sonra savaştılar ve İsa öldürüldü. 821-822.muharebesi için asker topladığı ve savaştığı sonra askerlerinden bir çoğunun öldürüldüğü ve hezimete uğradığı haberi geldi. s. 12. Süleyman sultan oldu ve İstanbul (Kostantmiyye) topraklannda. Osmanlı sultanı Hondgâr Bayezid b. 831İ1. C./1423-24.

Cııki O'nunla birlikte olan her şeyi ganimet olarak aldı ve döndü. 839İ1. [Bu cariye) Orhan'dan bu çocuğu ve diğerini [Dünyaya gelirdi]. 957. O'nunla ilgili haber şöyle idi. Osman'a gitmek istediği için ona doğru yöneldi. [Sonra] asker göndererek İbn Karaman ile diğerlerine İskender'e karşı savaşılması ve O'nıın oradan uzaklaştırılması için mektup yazdı. Osman ve kız kardeşi Şehzade ve bereberindekiler kayboldular. IV. Sullan |Barsbay'ın] oğlu el-Cemâlî'nin hizmetinde bulunan Süleymandı. IV. Muhanımed Güreşçi b. Sultan onlara ihsanda bulundu ve Haleb kalesine yerleştirdi. C. Muhammed Güreşçi b. Bu [haber Murad'a] çok dokundu ve hediyelerin geri gönderilmesi için emir verdi. Bu ayda (Rebrül-Evvel=Eylül-Ekim) Anadolu memleketinden Bursa şehrinde veba salgınının arttığı. Sultan onları sonra Kahire'ye gönderdi. İskender b. Sullan otuzallı [yani 836İ1. 997-998. 8401ı71436-37. Sonra sultanın huzuruna çıkarıldılar. C. [Ve sonra] bu köle ismi Süleyman ve kardeşi Şehzade olan bu İki çocuğu ve annelerini alarak Haleb şehrine kaçtı. Bu ayın beşinci günü. y. y. Hapishanedeyken O'nun hizmetinde bulunan kölelerinden birisinin ismi Doğan'di. Fakat sonra Ahmet Cuki'ye (?). Neticede Erkoç ile İskender arasında tartışmalar olduğu için Erkoç Murad'a mektup yazıp ülkesindeki tahribatı ve hırsızlıkları O'na bildirmek zorunda kaldı./1432-1433] senesinde Haleb'e gelinceye kadar orada ikamet eltiler. Tokat'a ulaştığında oranın hâkimi Erkoç. s. Osman b. Muhammed b. onlardan kaçtı. (Rebi'ül-Ewcl-]7 Eylül Pazartesi) Kal'al ül-Cebel'de ikamet ediyor olan Süleyman b. Orhan b. Orhan ölünceye dek bu çocukları sır olarak sakladı. Murad b. y. Güreçci b. hayvanlar ve onbin dinar gönderdi. Anadolu memleketinin Müslüman hükümdarı. Onlara elbise . Erden Ali b. 839h. s. 959. köleler. İskender. Osmanlı sultam Murad b. IV. Köle. Güreşçi. Tskender ve beraberindekiler İse Tokat'a çok kötü muamele yaparak orayı harab ederek her şeyi çaldılar. Bursa ve Gelibolu hâkimi Hondgâr Murad b. Anadolu memleketinden Bursa ve diğer yerlerin sahibi olan Osmanlı sultanı Murad b. Kara Yusuf Akşehir'e indi. Bu. s. İskender'in kendisiyle birlikte olduğunu bilsin diye gizlice haber gönderdi. Süleyman b. 991. Bunun üzerine [Osmanlı sultanı] O'na çok sayıda elbiseler. 840. Osman idi. kardeşi Orhan Beg'i yakaladı ve gözlerine mil çekerek O'nu bir müddet hapsetti. Akşelıir valisi O'nun hizmetine girdi. Yıldırım Bayezıd b. Bunun üzerine İskender hiç bir şeyin farkına varmadı ve askerlerin ani baskım İle [karşılaştı]. TV./1435-36. cariyeler.h. y.Cüneyt Kanat C. O gizlice hapishaneye [Orhan] için tebdîl-i kıyafet içinde bir cariye soktu. [Kahire'de] onlan Kal'at ül-Cebel'de bulunan Kaat'es-Sâhib olarak bilinen yere yerleştirdi. C. şehirde ve civarında yaklaşık dört ay devam ettiği haberi geldi./1436-37. Sonuçta İskender Fırat ülkelerine doğru giderek. s. Ancak beraberindeki bir grupla kaçabildi. Pazar'ı Pazartesiye bağlayan gecede./1435-36. Orhan Beg b. İskender'in geldiğini öğrensin diye Murad'a durumu bildirdi.

s. Süleyman doğduktan sonra babasımn kölesi Onnıı kaçırarak [Memlûk] sultanı el-Eşrcf Barsbay'a gitti. y. Onların Kahirc'ye inmesini yasaklamadı. s. Süleyman b. Barsbay daha sonra O'nu serbest bıraktı ve kız kardeşi Şehzade ile evlendi. s. IV. IV.Makrîzî 'nirı Kitâb es. oniki gemi inşa ettirdiği ve Osmanlı sultanı Murad b. Osman'ın yüz gemi inşa ettirdiği haberi geldi. Anadolu sahillerine ve Suriye sahillerine gitmek için. Osman'ın elçisi armağanlar ile geldi. 840h. 841İ1. 1064. XVII. Orhan'a oğlu el-Cemâlî'ye hizmet etme görevini verdi. Murad b. Dedesi Muhammed Güreşçi Anadolu memleketinin hükümdarı idî. 241 .IV. [Hatta] istediği zaman sultanın oğlunun evinde yatabiliyordu. S.Suluk 'ımdaki Osmanlılar île ilgili Kayıtlar verdi ve Kahire'de yürürlükte olan dirhemden her ay yirmiiki bin dirhem tahsis etti. 1112. IV. Ankara 1953. "Memlûk Sultanları Yunma İltica Etmiş Olan Osmanlı Hanedanına Mensup Şehzadeler'. Muhammed Güreşçi b. Barsbay O'na iyi davrandı ve O n u büyüttü. C. î. Uzunçarşılı. Mııhammed Güreşçi. 843h. 522-529. Amcası Osmanlı sultanı Murad b. El-Emîr Süleyman b. Bu ayın onaltısmda (Zilka'de=19 Nisan) Osmanlı sultanı Hondgâr Murad b. 68./1437-38. [Bu sırada] Sultan. Bu ayda (Ramazan-Şubat-Marl) İskenderiyeden. Kalalon taifesinin. C. Bu ayda (Cemâdi'el-Ewel=Kasım-Arahk) Osmanlı sultanı Muhamıned Güreşçi b.s. C. Belleten C./1438-39. Osman'ın elçisi geldi. Osman [bu yılda] öldü. s. babası Orhan Beg'i tutuklatıp O'nu ölünceye dek hapsetmişti. 1189. C./1436-37. lOOl. Bayezıd b. Mııhammed Güreşçi b. y. 842İ1. Sonra babasımn kölesi Anadolu memleketine gitmek istediği İçin O'nu kaçırdı. Bayezıd b./1439-40. H. Fakat Barsbay tarafından yakalandı ve hapsedildi. î7 Yukarıda aııUıtılan mesele ile ilgili geniş bilgi için bkz. [Bu durum Süleyman ve beraberindekileri 37 kayboluncaya kadar [devam etli] . Böylece sultanın oğlu ala bindiğinde O da O'nunla biniyordu ve Süleyman'ın gözetimi altında oluyordu. y. Orhan Beg b.y.

79öh. C. MJJ\ ÜUx. III. 817. s. 793h.Cüneyt Kanat EK C. 796h./1393-94. III.I C. 813. s. 790. C. 763. 794h713yi-92. 574. 795fı. III. s. 242 . ./1392-93./1393-94. y. 749.Ü ^ P ^ l J--j SJAUİI J i ./1390-91. y. III. y. s. y. s. III. y.\ C. u . 760h. s./l 358-59. y. ffl. C.

799/1396-97.i ! ^ C. 798hJ1395-96.JİJ L ı _ i . 873-74. 799h. 879./I396-97. lM j J .Sulûk'iındaki Osmaııhlar İte İlgili Kayıtlar C. s. C III. y. J 3 . IH. -i .ji Ji 1 •A-.Maktîzf'nin Kitâh es. y. s. y. 865. s.X îyl *. III. 243 .

s./1397-98. s. 80Ih7I39S-99. 1 C."i-* ^s ı_î*.'Jj  £? â iUstL 244 .i. s. ÖJ HÂJI ^I j>_ji-£. y. 971. Ijbîl ülSJj\ ^ JtpJjj y\ JNJT öt -b. 800h. . C. O] *U»ı j l T U ^j I 4. J>\—si!. I '.Cüneyt Kanat C.J ^ I J J İP ÂL» IjU S I J l i • . 965.Jt » s AJJ O ilı j . y.-.. S01hyi398-99. III. 906..1* ^jJU. -JÜT/!! illiljî L. III. III. -UP A . y.

972. . ! ./1399-İ400. 8(>3h. 979./1400-01.Makrizi'nin Kiiâh es. l- C. • ^ Û ^J* -* ^ İ <• l i l C. *İJİ ı» Jüli . s. y. 802h./1400-01.-\ C. III. s.si—ül v a ^JNJ JI L* -^IJJ \—I Jiil II 245 . III. y. III. • 1./1398-99.J .. »_. 1031.-1. y. 1027. t- r • -* • - — ^ • » ı . 803lı. . s.I ı_. jilliÜO^ «xLi . .-^ .ie. y. j l ı lirf .J • iiıl J. 801h. III. s.Suluk 'undaki Osmanlılar île İlgili Kayıtlar C.

y.J. y. 805h.Cüneyt Kanat C.6 .803h. 1091-1092. 803h.)\ C. C./1400-01. III. y. 1069./l 402-03. III. s. s.III. . 1056. -_. s./l 400-01. -u>.c. jî AJLIIJI ^ ili ı_^!ı ÜU « ı î !>• Jl—uÜ .iLi — t-1- 24.

* .JJ • • <~^ A i^ J J I Jİ • : İİA * . U^'ı^ . l ^ ^ ! 1 * «. i . t— " ^ 4_i : İÜ>' .._.?. .Sulûk'ttndaki Osmanlılar İle. * . İlgili Kayıtlar »l! İJLc !j^..-. J >N1 L kj I ti.f ^ jO\ >T J j *J\J I'JJ -U>.JJ c-Lill '^J .t LÎ* . L'JJİs : « ^ j l i -• î-b Jjf J j .b/laknzî'mn Kitâh es.Sjjjl JJÎI I Ü*il r - -^ <—'fi 247 .. l*.. ı_-»~l i l p J J ^ T L J J *» . * J ' J ^ I ..î-b-î *.iîjî İ Ü / JI j^p /JIJ *^r 1 lj .ir O*'s .I Ü . i l •. JJ i r ı ^ U . .i_. ^P .J I i l i .*&î »jJl li J lliijj — i j y J»jJl li J — J J s ^ l jî JJ . t *^i a-U>. i Ü / j : ^1 JI jL_-!l Jjî /.J. • « J «I J <ı j ..• • . a 5 L_p c—" / tiJ .rL_* kijıki.• Js^i.U ti\£ ~=±* AJI S J ^ L P J J L i j\c"fi JJI illâ iLi UwU*i .'T\I Jjl •. I s jUJI LJ Jiîj . .1 ^Sj '\~*> .^ OÎIJ" • . * . .

-1 ^ 248 . i.s. 162./1410-ll. 805h. VJ C. y./1410-U. 813h./1402-03. 159.s. s. J JÎ J l-* J J . s.j C. ^ı. C.-: •-=' C. y.IV. y. 8I3h. y. IV. y. C. 814h71411-12. 142. s. 173. 813tk/I410-ll. IV. s. «13h71410-U. y.Cüneyt Kanal C IH. 171. 1109. IV.IV.

s.i . s. y. y. 814hJ14U-12. s. y. 253.il J^ 1 j j . IV.y. y. IV. 190. 200. ^ ^ C.816hyi413-I4. IV. 275. . L£ jLaJ. IV.Makvîzt'nm Kitâb es. C. 179. s. 204. 814H71411-I2. 815h7t4I2-13. j .Suluk 'undaki Osmanlılar île İlgili Kayıtlar C IV. ] ^ ^ r C IV. y. s. 814h71411-12. s. 815hJ1412-I3. C. ^'1 fJ . ii J 249 . ı j tJj-^T f^ c*} C.

339.818hV1415-16. 819hJ1416-17. L İ j i ^ J / • * .— 1 ^ J j 250 . C..Cilneyi Kana! C IV. 818h71415-İ6. _J -l*j. s. y. 299. s. 819lu/14 İti-17.^ ^ „. 369. . IV. ı _-'l -=-V S> —' J* S :J-'1! C. IV.: jı . y. ^ j I_=-UJ j\U j . s. s. 818h. -i —Tj -J C I V . J. 3lü. IV.* . -u>. 366. s. C.j l j ./1415-16. . y. y. y.

-J jj-\ 5 I./14I9. y. s.822h.Sıılûk'uııdaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. 403. s. P/. IV. y. I * J I P -şıy sj^3^ JHI «» * C/) *y. 431. C. 384-385. y.y.Makrîzî'nin Kitûb es. H2QhJ14l7-l8. 490. s. ı—. 251 . 820h. IV. . S20h7î4I7-18.s.y.IV. SUsiil âl^i j üJJ^l *—uj ı fU. s.j C. "-^'^ V*J -W- C. .375.ll C./1417-l8./14I6-17. IV.819h.

l j . 824h.Cüneyt Kanat C. IV. 524./1420. y. y. y. C.rV. C.823h. /. IV./ 1420. y./142Û. s. j 252 . ^ s .y. 824h71421. 823h. J./1421.s.UÜ JIOJ J'j^Ni i . IV. 522. C.519. 548. 599. s. . IV. s. s.^ C.. 823h.

v t*' J ^J -* ~ 253 . 827h.Makrtzf 'nin Kitdb es. lı I J ^ I . s. 625-626. s.Suluk 'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar C. s. y. IV. _ I J. y. »— C. 656. 826hJ1422-23. *J ^' . 634. IV. 825h71421-22İ C IV..' t ' I l^N^ı i M i ' . 825hJI 421-22. IV. . C. s. 625. y. 1423-24. y.

IV../l 426-27. s. *J. IV. C. 776. y./1429-30. s./1432-33. C. y. 821-822. 880. »ıJİil ^i t ^ j ^JtJ : jic-j . s. IV. IV. 3 . s. y. 830h.^ t -•* C. 8391)71435-36. C. 937. j l T U 254 .83Sı. 833h. 83lhJl427-28. 747-748. s.. y. IV. y.Cüneyt Kanat C.

^-^ûi a V C f.i »Uİ.J U İ . IV. 959. ı ^ İ J • J U ^S J I f.JH C.Suluk'undaki Osmanlılar İle İlgili Kayıtlar J^U «J-ıJI^ ıiiv^" ^ «il ^ i T ' ^NjU.I ö . 997-998. 840h71436-37. 839h71435-36. illi C.jy ' : * . y. 840. r j j ! l J^ILI ı^O1.ö .h71436-37. -'JsJ\ iL) J .Makrîzî'nin Kiîâb es. s. y. C. s. s. IV. 991. IV. y.i !jı 1 2İ5 .î ı ^ (^J* öî^ O'.

843tıJ 1439-40. y.Cüneyt Kanat ^" [ J 1 ~~r^~ OilıUl f-^' {^~ V jy-1 rULl =JJJ 4>o^ J l o ^ j ' C. -jjiı j»-ı^j -t—=Jı C. s. 1064. IV. IV. IV. s. 842h. 256 . U12./I437-38. 840hJ1436-37. s. y. s. 1189. 84Ih. C. V ->* C./1438-39. 1001. y. IV. . y.

. Merkezileşme ve Batılılaşma doğrultusunda atılan adımlar gayrimüslimlerin aksine Müslüman topluluklarda hemen bir ayrılıkçı hareketi doğurmamış. Osmanlı devlet adanılan. 257-275. Türkler dışındaki Müslüman halklanıı milliyetçi hareketlerini engelleme çabaları da işe yaramamış. MÜSLÜMAN UNSURLARDA MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Osmanlı İmparatorluğıındaki Türk olmayan Müslüman toplulukların çoğunun. idari-askeri yapının çözülmesi ve ülke dışından gelen ideolojik etkiler nedeniyle bir milliyetçi hareketin İçinde oldukları görülmektedir. Kamu Yönelimi Bölümü . Oysa Batılı devletler yeniden sağlamlaştırdı klan kapitülasyonlardan hemen yararlanarak. İslâmi duygularla destekleyerek. Muğla Üniversitesi. ss. Halifelik kurumu ve İslâmın "bütünleştirici" etkisi milliyetçi hareketlerin gücünü azaltmıştır. geleneksel olarak özerk gayrimüslim cemaatlerin devlete bağlılıklarını artıracağım umut etmişlerdir. bu tavizin. OSMANLI DEVLETİ'NDE MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Turgay UZUN* 1839 Gülhane Hatl-ı Hümayıımı ile başlayan Tanzimat'la birlikte İmparatorluk içinde yaşayan gayrimüslim ve Müslümanlar eşil haklara sahip olmuşlardır.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Sayı IV. Hıristiyan tüccarları himayelerine alıp vergi bağışıklığı ve yürürlükteki Osmanlı yasalarından korunma güvencesi sağlamışlardır. İzmir 2000. bir Osmanlı kimliğini yaratma projesinde çok az başarılı olmuştur. toplumsal ve idari yapıdaki birinci sınıf rollerine karşın. özellikle Arap ve Arnavut ulusal topluluklarında görüldüğü gibi. İmparatorluğun birliğini. Tanzimatın özellikle vergi alanındaki merkczilcştirici önlemleri. İİBF. İslâm ümmetçiliği. Dr. Hıristiyan nüfusun yoğun olduğu Balkan yarımadasında toplumsal huzursuzlukların ve milliyetçi hareketlerin nedenlerinden biri olmuştur.

Ortaylı. Jön Türkler ve Araplar Osmanlıcılık. Özellikle misyonerlik faaliyetleri Müslüman Arapların Hıristiyanlüşünlmasma değil. 1983. Müslüman Araplar devletin adli yönetiminde geleneksel bir yere sahip olmuş olsalar da. Erken Arap Milliyetçiliği ve İslamcılık (1908-19Î8).' Osmanlı Devleti ! nin iktisadi ve askeri alanda gerilemesi ve Batılı devletlerin etkileriyle on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından sonra Vahiıabi hareketi.3 Önceleri Osmanlı Devleti içerisinde aynı ümmet toplumuna bağlı olarak yaşayan Müslüman unsurlar. Tanzimat la birlikte yasal sistemin giderek laikleştirilmesi ulemanın rolünü de zayıflatmıştır.s. Hasan Kayalı. Tanzitnaltan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi.. Tarih Vakfı Yurt Yayınlan. Arap milliyetçi hareketi bazen yoğun bir anli-Türk teması doğrultusunda gelişine göstermiştir. bu sürecin başlangıcı daha eskilere gitmektedir. Arab Enicdlecîuah and the West Tlıe Fonnative Years. Cilt:4. devletin zayıflaması ve bağımsızlıkçı düşüncelerin yaygınlaşması sonucu bu ümmet bağı yerini ulus bilincine bırakmış. 1998. Başdeflerdarlar arasında bir. Örneğin. İletişim Yayınları. sadece üç sadrazamın Arap kökenli olma olasılığı vardır.2!. Abdurralmıan El Kevakibû Rıfat El Tahtavi.m.3 Osmanlı Toplumundu Araplar Arap topluluğu. Hİsham Sharabi. 258 . için bkz. Araplarda ilk milliyetçi hareketler Suriye'de yaşayan Araplar arasında dalıa çok kültürel ve edebi faaliyetler şeklinde başlamıştır. Muhaımned Abdulı gibi aydınlar Arap milliyetçiliğinin oluşumunda önemli rol oynamışlardır. Baltimor.g. Osmanlı imparatorluğu içinde büyük bir nüfusa sahip olmasına karşın. İstanbul. 1960. s. ulusal bilinçlerinin uyandırılmasma yönelik olarak uygulanmıştır. Diğer yandan Hıristiyan Arapların da milliyetçi hareket içinde önemli rolü olduğu görülmektedir. devlet bürokrasisinde çok daha az oranda yer almıştır. reisülküitaplar arasında ise dört Arap vardır. 78 Türk ve 31 Arnavut sadrazama karşılık.lÛ33 Araplar arasıntlak Hıristiyan misyonerlerinin faaliyetleri. bu dini hiyerarşinin dalıa üst kademelerinde yine İstanbul'da yetiştirilmiş ve yüksek idari mevkilere bağlı insanlar görev yapmış. Mehmet Ali Paşa İsyanı ve benzeri hareketler ideolojik bütünlüğün sarsılmasına yol açmıştır. istanbul. Kaptan-ı Derya'lar içinde Arap olan yoktur. Arap aydınlan Batıdan öğrendikleri milliyetçi düşünceleri gençlere aktararak bu yönde bir harekelin doğmasında önemli rol oynamışlardır. s. 4 Ancak Osmanlı bürokratik yapısı 1 2 3 İlher Ortaylı. Arapça konuşanların bir ulusu oluşturmaları ve bu ulusun bağımsız ve birleşmiş olması gerekliği ancak yirminci yüzyılda anlaşılır hale gelmiş ve siyasal güç kazanmış olmasına rağmen.Turgay Uzun ARAP BAĞIMSIZLIK HAREKETİNİN GELİŞİMİ Osmanlı Devleti'nde Müslüman unsurlar içinde on dokuzuncu yüzyıldan itibaren oluşan milliyetçi bağımsızlık hareketleri içinde ilk hareket ve milliyetçi bilinçlenme ilk önce Araplarda ortaya çıkmıştır. "Osmanlı İmparatorkığu'nda Arap Milliyetçiliği".1033-34. a. 215 Osmanlı sadrazamından hiçbiri Arap kökenli değildir.

Arabistan'daki Valmabi Krallığı ve Mehmet Ah Paşa'mn kısa egemenliği Arapların bağımsızlıkçı ve milliyetçi hareketler içine girmelerinde etkili olmuştur. İslâm öncesinde de Arapların bir çeşit ırkçı duygulanımları olduğu görül inektedir.5.22. însan Yayınları.c. Suriye'nin. Çev. Antonius. Arap aydınları arasında da özellikle İmparatorluğun son döneminde kendi geleceklerinin ne olacağı ya da ne olması gerektiğine yönelik tartışmaların yaşandığı görülmektedir. Arap bölgelerinin başkente uzaklığı ve özellikle aşiret bölgelerinde özerk yönetimlerin devanı etmesi gibi tarihsel nedenlere dayandırmaktadır. 19 yüzyılın ortalarından Birinci Dünya Savaşına. Bununla beraber.6. 1993s.. tımar sisteminin Arap toprakları feth edildiğinde. Arap vilayetlerinin İmparatorluğa daha geç katılmış olması.g. Osmanlı Devleti İçinde yaşayan Arapların peygamber ile aynı soydan gelmeleri ve Kur'an'la aynı dili konuşmaları onlara doğal bir ayrıcalık vermiştir. Albert Hourant. padişahı destekleyerek Müslüman unsurun egemenliğini sürdürmek ve hiç bir fark gözetmeksizin bütün tebaaya eşit haklar tanıyan bîr anayasal monarşiyi kurmak arasında değişiklik göstermiştir.Osmanlı Devleri 'tide Milliyetçilik Hareketleri içinde etnik grupların temsili noktasında bir kayırmanın veya bir ön yargının varlığından söz etmek güçtür. Bu noktaya kadar Arapların eylemleri. Arap milliyetçiliğinin aşamalı gelişimini.6 Arap Milliyetçiliğimle İdeulujik Etkiler Arap milliyetçiliği konusunda yazılmış temel eserlerden olan George Antoniııs'un "Arap Uyanışı" (The Arab A\vekining) adlı eserinde. 5 6 Kayalı. on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Türkler ve Araplar arasında farklılık bilincinin geliştiği görülmektedir. s.e. Çağdaş Arap Düşüncesi. 1916 yılındaki Arap isyanıyla doruğa ulaşmasına. Bu etkenlerinde etkisi ile İmparatorluğun Balkanlardaki tebaası arasında milliyetçiliğin yayılmasıyla. Araplarda mevcut bulunan kavmiyet bilinci. açık bir Arap milliyetçiliği on dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar siyasal hedefleri olan önemli bir hareket olarak ortaya çıkmamıştır. Bu doğrultuda Arap milliyetçiliğini savunan çeşitli dergi ve gazetelerle birlikte bu amacı savunan örgütlerin kurulma süreci yaşanmıştır. a. Arap milliyetçiliğinin başlangıcı on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısı olarak ele alınmaktadır. istanbul. Osmanlı egemenliğinden kurtularak kendi topraklarında bağımsız bir ülke yaratmaktır. yavaş yavaş işlemez hale gelmiş olmasından dolayı seçkinlerin imparatorlukla bütünleşme yollarından birinin fiilen kapanmış olması.:Latif Boyacı-Hüseyin Yılmaz. bağımsızlığı için çalışan örgütlerin ortak amacı.5 Araplar her zaman için istisnaî bir şekilde dillerinin bilincinde olmuşlar ve onunla gurur duymuşlardır. s. Kayalı da bu doğrultuda Arapların bürokrasi İçinde az sayıda temsil edilmesini.287. Kayalı. Nitekim çok değişik etnik gruplardan olan çok sayıda üst düzey kaimi görevlisi devlet örgütü içinde yer alabilmiştir. Mısır'ın ve Lübnan'ın. fl. hatta daha sonrasına kadar götürmektedir. 259 .

Abdurrahman Kavvakebi gibi Arap aydınlarının tarih yorumlan 8 Genç Osmanlı hareketi ve Jön Türk hareketinin çoğu zaman birbiri yerine kullanılan terimler olduğu görülmektedir.e. böylece Abdülhamid'e karşı gelişen Überal hareketin daha sonraki evresiyle kesişmiştir.g. îslâmi fikirleri farklı bir modernleşmeci tarzda vurgulamaya başlamışlardır. Muhalif aydınların Avrupa başkentlerinde.9 Abdülhainid'in iktidara gelmesi ve muhalefete karşı baskıcı bir politika izlemesi. liberal düşüncelerin İslâmla bağdaşabileceği düşüncesine daha sistematik olarak yaklaşmışlardır.ancak memleketimiz Suriye'dir" demektedir. Suriye'nin entegrasyonunun başanh olabilmesinin bir anayasal düzenlemeye bağlı olduğuna inanmamıştır. pek çok gazetecinin Avrupa ve Mısıra gitmesine neden olmuştur.Turgay Uzun On dokuzuncu yüzyılın sonlarında ise bazı Arap aydınlar. a. liberal-nıeşruü bir rejim isteği ancak Padişahın gücünün azaltılması ile mümkün olabilecektir. Sııriyeciligin ilk ve en inanmış taraftarlarından biri olan Bustani. Arap kentlerinde milliyetçi hareket. Muhalefetin. 9 Kayalı. diğer bütün muhalif gruplarda olduğu gibi Arap'lar da yeni bir yapılanmaya gidilmesine yol açmıştır. Halifeliğin ve "din kardeşliğinin" birleştirici etkisinin azalması özellikle Arap milliyetçi hareketinin belirli bir ivme kazanmasına yol açtığı söylenebilir. Padişah'ın özellikle yayın hayatı üzerinde sürdürdüğü sansür ve sürgün politikası. Rıfat Tahtavi. Osmanlı vatanı içinde birlik çağrısı yaparken "Osmanlı bizim vatanımızdır. Londra'da örgütlenmeleri ve muhalif yayınlar çıkarmaları Abdülhamid iktidarına karşı olan Genç Osmanlı hareketi ile başlayan ve Jön Türklerle devam eden muhalefetin güçlenmesini sağlamıştır.10 Butrus el Bustani. dönemsel olarak Abdülhamid döneminden önceki bir hareketi ifade etmesine karşın Jön Türk Hareketi Abdülhamid ile aynı dönemi paylaşır. Muhalefetin Padişahın halifelik makamına olan salüpliğini çürütme stratejisi bir anlamda dinsel bağlılıklarla engellenmeye çalışılan Müslüman ayrılıkçı hareketin de işine yaramıştır.25. a.. 10 Kayalı. Paris'te. &A%. Bu nedenle Padişahın sahip olduğu Halifelik makamı muhalefetin önündeki en büyük engel olarak ortaya çıkmıştır.Abduh'un İslâmi modernizmi (Selcfiyyc).e. ekonomik ve siyasal sıkıntılara tepki olarak gelişmiştir. 1875'de Bustanî halkasından Hıristiyan Araplar gizli bir dernek kurarak. Bu akımın önde gelenlerinden Muhamıned Abdıılı ve pek çoğu ulemadan olan taraftan. Genç Osmanlı8 düşüncesini besleyen benzer toplumsal. Selefi modemizm. s. Bunlara başta gelen örnek olarak gösterilebilecek olan Suriye'nin bağımsızlığını savunan bir Arap milliyetçisi Butrus el-Bustanî ve onun çıkardığı dergi "ez-Zinan".g. Ancak Genç Osmanlı hareketi gerek dönemsel gerekse de düşünse] açıdan Jön Türk harekelinden farklılık gösterir Genç Osmanlılar. Tanzimat sonrası dönemde Mısır ve Suriye'de gelişerek Abdülhamid döneminin siyasal ve toplumsal rahatsızlıklarına karşı çıkmış.. Suriye'nin Lübnan'la birlikte özerkliğini ve Arapça'nın resmi dil olarak kabul edilmesini istemişlerdir. gerek örgütsel gerekse entelektüel anlamda bir gelişme dönemine girmiştir. 260 .

aynı Yahudilikte olduğu gibi İslâm'ı Araplara has bir "ulusal din" haline getirerek. Suriye ve İrak'ın büyük şehirlerinde kurulan devlet okullarında eğitim alarak yabancı dil Öğrenmeleri ve yeni düşüncelerle tanışmaları önemli bir etken olarak sayılabilir. milliyetçi idealleri önünde engel olarak gördükleri evrensel İslâm anlayışım aşma amacında oldukları söylenebilir.81. Universilİy of IHinoİs Press. 261 . Arap milliyetçiliğinin aslında İslâm anlamına geldiğini ve peygamberinde bir Arap milliyetçisi olduğunu söylemiştir. Şali el Husrî ve Abd-el Rahman el-Baz/. milliyetçilik ve islâm'ı bağdaştırma çabası içine girdikleri de görülmektedir. Bazı Arap milliyetçilerinin. Özellikle Abdüllıanıid yönetimi döneminde Arap gençlerinin. Bunun nedeni olarak İslâm'ın evrenselci ve ulusal-üstü bir niteliğe salûp olması ile Halifelik kurumunun birleştirici özelliğinin hala etkin olabilmesi gösterilebilir. s.13 Bu tip ideologların. ancak göreli de olsa-diğer bölgelerde 11 n 13 Ortaylı. Hliııois. Ernesi Dawsı. 174..301-302. İslâm'ın bu evrenselci niteliğine karşın. Diğer yandan radikal bir Arap milliyetçisi olan Michel Eflak. yazdığı eserlerde vurgulamış. s.g. a. Diğer bir Suriyeli Arap olan Manınî Buluş Nuceym. Devlet tarafından Arap vilayetlerinde Arap gençlerine Osmanlılık düşüncesini aşılamak için verilen eğitim milliyetçi uyanışı Önleyememiş. Bu okullardan mezun olan gençler. a. Daha önceki yazılarına göre Türk karşıtlığım daha çok vurgulamakla ve Türklerin Arapları "mahvettiğini" söylemektedir. Azıırî'ye göre Arap ulusu. Houratıi. Suriye'nin hepsinin bir gün bütünüyle bağımsız olacağını. s. 1905'de Paris'te yazdığı "Le Revcil de la Nation Arabe" adlı kitapta Arapların farklı bir ulus olduğunu ve Hıristiyan veya Müslüman Araplar arasındaki ayrılığın dış güçler tarafından çıkarıldığını söyleyerek tüm Araplar arasında bir birlik kurmaya çalışmıştır. Arap ulusal bilincinin yükselmesinde. 12 Hıristiyan Araplar arasında partikülarisl milliyetçi düşüncenin Müslüman Araplara göre daha fazla yayıldığı ve taraftar bulduğu görülmektedir. İslâm ve milliyetçiliği birleştirmiş ve Arap kimliğine sahip olma ile Müslüman olma arasında doğrudan bir ilişki kurmuşlardır. Yine Suriye milliyetçisi olan Necip Azuri bu akım içinde önemli bir yere sahiptir.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri tamamen anti-Türk ve ırkçılığa dayanan bir Arap milliyetçiliği olarak kendisini 11 göstermiştir.. 1861'de ilk Arap gazetecilerinden olan Halil cl-Huri. Bağımsızlık yanlısı milliyetçi bir Arap aydın grubun oluşması ve bu düşünceyi savunan örgütlerin çatısı altında birleşmeleri Osmanlı Devleli'nde Arap milliyetçi hareketinin güçlenmesinde önemli bir etki yapmıştır. "Harabat-ı Suriyye" adlı eserinde Suriye halkının farklılığım ortaya koyan bir kitap yazmıştır.m. devlet bürokrasisi içinde değişik mevkilerde görev almış ve farklı etnik kökene salıip kişilerle bir arada yaşamaları sonucunda Arap kimliğine salıip olma ve farklı bir etnik kimliğe salıip olma duygusu güçlenmiştir.az gibi milliyetçi düşünce adamları.e. 1973.g. Türklerden bağımsız olmalıdır. From Ottomanistn lo Arab'ısın.

İstanbul. Türkiye'de Siyasi Partiler. Cemiyel-ül İha el Osmani (Kahire 1909). Cemiyet-i İslahiye (Beyrut 1912). Suriye Osmanlı Cemiyeti. Meşrutiyet Dönemi Türk Milliyetçiliğinin Gelişmesinde Arap Milliyetçiliğinin Rolü" 'fiirk Yurdu Dergisi. Milliyetçi Arap örgütleri ve bunlara ilişkin belgeler hakkında bkz. Milliyetçi Arap Örgütlerinin Kuruluşu Fikri alanda olduğu gibi örgütsel alanda da Arap milliyetçi hareketi bu dönemde önemli gelişme içerisindedir. 623-634. Arap bölgelerinde Osmanlı eğitimi almış bir bürokrat kadronun yerleşmesini sağlamıştır. Türk milliyetçiliği düşüncesinin ortaya çıkması ve gelişmesinde. Tarık Zafer Tutıaya. İha el Arabi (Al Îkha-İstanbul 1908). Arap milliyetçiliği ve Araplann bağımsız bir devlete salıip olması sürecinin başlarında çoğunluğu Suriyeli Araplardan oluşan bir grup 1912'de Osmanlı İdari Adem-i Merkeziyet Partİsi'rıi kurmuşlardır. Müslümanların ayrılıkçı hareketlerini engelleyememesi üzerine Türkçülük.Sayı:32. Cilt:l[). bu kongrede Arapların idari ve siyasal Özerkliğini Öngören öneriler kabul edilerek Osmanlı yönetimine bildirilmiştir. Araplann bağımsızlık istediği ve bunun da ancak güç kullanarak mümkün olabileceği görüşü ağırlık kazanmıştır. El Fatat (Beyrut 1912). s. s. Nitekim daha sonra bu eğitimli kadrolar yeni Arap devletlerinin kurulmasında önemli roller üstlenmişlerdir. Özeli ilde 1908 sonrası dönemde. Cemiyet-ül Kahtaniye (İstanbul 1909). Özellikle İttihat ve Terakki dönemi sonlarına doğru bu birlikten yana olan görüşlerin giderek güç kaybettiği ve Türk karşıtı. Bu görüşleri savunanlar Osmanlı Devleti'nin taraf olduğu savaşın Araplar lehine sonuçlanmasının ancak Türklerin yenilgisi sonucu ortaya çıkabileceğini ve özellikle 14 13 Zekeriya Kurşun. 1998. İmparatorluğun kurtanlması ve dinsel bağlılık temelinde bir birlik kurulması düşüncesini savunan Arap aydınlanılın da bulunmasına rağmen. El Ahd (İstanbul 1913) bu örgütlerin başta gelenleridir. yeni ve güçlü bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır. El ttühad-ül Lübnani ( Kahire 1909). El "la 15 Merkeziye (Kahire 1912). Nisan 1990.14 Osmanlıcı ve Pan-İslâmist politikaların.Turgay Uzun olduğu gibi.bir Osmanlılık anlayışını yerleştirmiş. Müslüman un sur tan n ve özelde Araplann milliyetçi hareketlere girişmelerinin de rolü olmuştur. Arap milliyetçiliğini gizli veya açık şekilde amaç edinmiş ve Osmanlı Devletinden ayrılarak ayrı bir Arap Devleti kurma yönünde faaliyet gösteren bir çok örgüt kurulmuştur. iletişim Yayınlan. (Paris 1908). Ciltli. El Müntcdi-ül Edebi (İstanbul İ 909). 262 . Osmanlı Devleti İçindeki Türk olmayan Müslüman halkları birbirine bağlayan din unsurunun ve Halifenin otoritesinin giderek zayıflayarak etnik farklılıkların ön plana çıkması Arap ulusal harekeline belirli bir ivme kazandırmıştır. O dönemde iktidarı elinde bulunduran İttihat ve Terakki yönetiminin bu önerilere cevabı Arapları tatmin etmeyince. Bununla beraber.l5. Arap siyasal birliğinin kurulmasını amaçlayan eylemlerin yoğunluk kazandığı söylenebilir. "I. Dahil sonra bu partiye katılmış bir grup 1913 yılında Paris'te bir Arap kongresi düzenlemiş. Arap ulusal hareketinin oluşmasında Abdülhamid döneminde ortaya çıkan Türkçü akuîitn da bir itici güç oluşturduğu söylenebilir.

Osmanlı Devleti'nin yenilgisinden sonra yine kendi topraklarının sömürge haline getirilmesine ve yüzyıllardır Arapların yaşadığı topraklarda. İngiliz himayesine karşı çıkmaları. Arnavut halk arasında bağımsızlık noktasında bir görüş birliği olmamasına ve bu halkın Hıristiyan ve Müslüman Arnavutlar olarak ikiye ayrılmasına rağmen. Bu süreç içinde İngiliz ve Fransızlarla Osmanlı Devleti'ne karşı birleşen Arap milliyetçileri. Osmanlı İmparatorluğu'ndan en son ayrılan Arnavutluk. 1908 devrimi sonrasında. Bu arada Mekke Şerifi de Türk egemenliğine karşı birleşen Arap milliyetçisi örgütlerle birlik olarak Osmanlı Devleti'ne isyan etliğini açıklayarak Hicaz'ın bağımsızlığını ilan etmiş ve bir Arap Ordusu kurmuştur. 263 . Bunların ortak endişesi bağımsızlık sonrası kurulacak Arap Devletinin hükümdarının kim olacağı yönündedir. Lübnan ve Filistin'in İngiliz ve Fransızlar tarafından işgal edilmesi ile birlikte bu bölgelerde bir işgal yönetimi kurulmuştur. İmparatorluk içinde Müslüman Türk ve Araplardan sonra geniş bir etnik topluluğu oluşturan Müslüman Anıavutlann Osmanlı Devleti içinde önemli ve etkin bir topluluk olduğu görülmekledir. Bu gruplar da Fransa ve İngiltere yanlıları olarak iki gruba ayrılmışlardır. kendilerine olan olumsuz etkisi uzun yıllar sürecek bir Yahudi Devleti'nin kuruluşuna zemin hazırlamışlardır. Ancak Lübnan Araplarının. hatta işgal ordularına katılıp Türk askerleriyle savaşmaktan çekinmemişlerdir. 1908'den 1913'e kadar milliyetçi Arnavut harekeli sürekli olarak eylem yapan aktif bir hareket görünümündedir. yirminci yüzyılın başlarında hala ortaçağ geleneklerini ve yaşam şartlanni devam ettiren bir ülkedir. ARNAVUT ULUSAL HAREKETİ Müslüman unsurların milliyetçilik hareketine bir diğer örnek de Arnavut ulusal hareketidir. İngiliz ve Fransızlar kendi çıkarları için Arap milliyetçiliğim bir araç olarak kullanmışlardır. Filistin topraklanın satın almak için gelen Yahudi zenginlerine "bu topraklan kendi kanımızla aldık. özellikle kutsal sayılan şehirlerin bile Hıristiyan devletlerin işgali altına girmesine göz yummuşlar. Bu süreç içinde Mekke Şerifinin ailesinin yönelim düşüncesi öne çıkmış ve Adeuı-i Merkeziye! Partisi'nin görüşlerine uygun olarak eyaletlerin federasyonundan oluşan ve bağımsız bir Irak ve Hicaz ile bir tür gevşek ilişki içinde olan bir Suriye kurma düşüncesi güç kazanmıştır. Sonuç olarak Arap milliyetçi hareketi kendi devletlerini kurma amacına ulaşlıysa da birleşik bir Arap devleti kurma düşüncesi gerçekleşmemiştir. Osmanlı yönetimi altında yaşamak istemeyen ve Müslüman Türklerin kendilerini ezdiğini söyleyen Araplar. tarihsel hasımlan olan Yahudilere bir vatan oluşturulma snıa tanık olmuşlardır. Mekke Şerifi'ne güvenmemeleri nedeniyle.Osmanlı Devleti'ndeKdilîiyetçilikHareketleri Fransa ve İngiltere'nin Arap siyasal birliğinin kurulmasında kendilerine yardımcı olacaklarını düşünmüşlerdir. Osmanlı Padişahı Abdülhamid'iıı. ancak aldığımız bedele size verebiliriz" sözlerinin üzerinden çok geçmeden Araplar. Suriye. yaşadıkları topraklanıl. lam bağımsız bir Lübnan kurma filerini öne çıkarmış ve bir çok Lübnanlı Hıristiyan Fransız ordusuna katılmıştır. Arnavutluk bağımsızlık hareketi. Bu bölgelerde işgal güçlerinin denetiminde Arapların da yönetime katılması sağlandıysa da.

s. onların çıkarlarım zorba komşularına karşı konıyamayabileceğine ilişkin korkuların ortaya çıkmasına yol açmıştır.e. Arnavut denekleri.. 18 Tunaya. Top Hal. yeni ve önemli bir etki oluşlurmuşlıır. I Büyük çoğunluğu Müslüman olan Arnavutların yaşadıkları toprakların güneyinde geniş bir Ortodoks azınlık. bağımsızlığını kazanan Yunan Devletinin güneye. Osmanlı Yöneliminde Arnavutluk ve Arnavut Uhtsçııhtğıtının Gelişimi. Osmanlı İmparatorluğunun. 264 16 . 19 Poulton.g. a. 1908 Jön Türk devrimine kadar. Boyut Yayınlan.e. Arnavutluk bağımsızlık sürecinde. küçük ve entelektüel çevreyle sınırlı kalmasına ve kitlesel olmamasına rağmen bu hareket. Bu derneğin görünen amacı.81. dernekleşme tarihi içinde en etkin ve en tanınmış demektir. İstanbul. 1905'de ise. İttihat ve Tcrakki'nin Makedonya da'ki bazı üyeleri ile Arnavut Devrimci Komiteleri'ndeki benzerleri arasında ilişki kurulmuştur. Ancak gerçekte bu örgüt ayrılıkçı Arnavut hareketinin eylem organı olmuş ve 1909 isyanında da aktif rol oynamıştır. London. Hurst&Company.. l7 Arnavut milliyetçi aydınlarının açtığı okullarda bağımsız Arnavut devletinin kurulması gerektiği düşüncesi yayılmaya çalışılmış. Bu Örgütler içinde Başkim Cemiyeti.. bu eğitim ve bilinçlendirme süreci yerini daha sonra. Arnavutça'yı yaygınlaştırarak ve Sırbistan ile Yunanistan ve belki de Bulgaristan arasında bölünme tehdidine karşı savaşarak Arnavut ulusal bilincini güçlendirmeyi amaçlayan "Prizren Lİgası"nı kurmuştur. çok sayıda Arnavut kasabasında Osmanlı yönetimine karşı bir ayaklanma düzenlemek için Arnavut devrimci komiteleri oluşturulmuştur. 1997. 1899'da Hacı Molla Zeka tarafından kurulmuştur. 82. Bu arada Mithat Frasheri ıy Selanik'te tüm Arnavut halkma devrimi destek çağrısı yapmaktadır. milliyetçi örgütlerin önemli yeri bulunmaktadır. yeni vergi konulması sonrasında ivme kazanmıştır.Turgay Uzun Meşnıtiyet'in eşitlikçi politikasını yeterli bulmamış.g. Arnavutların genelde İmparatorluğa sadık oldukları kabul edilmiş. Arnavutlar içinden çok sayıda yüksek rütbeli subay yetişmiştir.564. "millî dil olan Osmanlıca ve Arnavutça'nın öğretilmesi ve yaygın la şt in İma sı dır.. Grey Wolf and Crescenî. l8 Siyasal amaçlı ilk Arnavut gerilla hareketi (Bulgar devrimci gruplarının faaliyetlerine karşı direniş). 1997. Nuray Bozbora. daha dağlık ve aşiretlerin yaşadığı kuzeyde ise 16 daha küçük bir Katolik azınlık bulunmaktadır.e. 1880'lerin başlarında Naim Frasheri gibi aydınların öncülüğünde güney Arnavutlukta. Sırp devletinin kuzeye yayılması Müslüman Arnavut cemaati arasında. a. a. s. Arnavutça eğitim yapan bir çok okul açmışlar. Osmanlı Dönemi Arnavutluğun toplumsal yapısı ve ayrılıkçı hareketler hakkında geniş bilgi için bkz.g. Arnavutların çevresinde oluşan gelişmeler onları da etkilemiş. Kürt dernekleriyle beraber İstanbul'da ilk kumlan örgütler olmuşlardır. 1878'de bir grup Arnavut aydını. Üsküp'teki İttihat Terakki şubesi genellikle Arnavutlardan oluşmaktadır. 17 Hugh Poulton. eylem sürecine bırakmıştır.

a. Birinci Dünya Savaşı sırasında ABD Başkanı Wilson Arnavut ulusunun koruyucusu olmuş ve 1924 yılında ilan edilen cumhuriyet^ Başkan Zogu'nun krallığım ilan etmesiyle monarşiye dönüşmüştür. Padişahın ortamı yumuşatmak için "Kosova Sahrasında namaz kılması yeterli olmamış. başta Arap ulusal hareketi olmak üzere. Batılı devletlerin ayrılıkçı Müslümanların hareketlerini ideolojik ve lojistik anlamda desteklemesi. "millet" anlayışına dayanmaktadır.. 265 . İmparatorluğun dağılmasını önleyecek bir seçenek olarak görülen İslamcılık. Bu seçeneğin güçlenmesi ve örgütlenmesi sürecinde. 1912 yılında iki Arnavut derebeyi İsa Bolalin ve Yakovalı Bayram Sur ve arkadaşları Sait Paşa hükümetine isteklerini saptayan sert bir bildiri vermişlerdir. Bn yıllarda hükümet isyanı bastırmak üzere Şevket Turgut ve Cavit Paşa'lan göreviendirmiştir. bu niteliğini kaybetmiş. isyancıların silahlan toplanmıştır. s.g. Yem hükümet isyancıların şartlarını kabul ederek Arnavutluk sorunun çözüldüğünü ilan etmiş. Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde eğilim gören Müslüman gençlerin milliyetçi düşüncelerle ülkelerine dönmeleri ve düşünceleri yaymaları.g. İttihat Terakki hükümeti devrilmiş ve yerine Gazi Ahmet Muhtar Paşa hükümeti kurulmuştur. Müslüman unsurlarda milliyetçi hareketlerin güçlenmesini sağlamıştır.562. bir ulusal hareketin oluşmasına yol açmıştır. Arap ve diğer Müslüman kentlerinde kendini hissettirmesiyle başlayan çözüm arayışları sonucu.Osmanlı Devleti 'tule. Bireylerin toplumdaki Tunaya. 2Ü Bu sırada İstanbul'da hükümet darbesi olmuş. Müslüman unsurlarda milliyetçi hareketin oluşmasında. diğer Müslüman unsurlardaki ulusal hareketlerin oluşumunda elkisi olduğu söylenebilir. yerini Türk milliyetçiliği ideolojisine bırakmıştır. GAYRİMÜSLİMLERDE MİLLİYETÇİLİK HAREKETLERİ Osmanlı Deyleti'nin gayrimüslimlerle ilgili politikası. Batı'dan gelen milliyetçi düşüncelerin önemli payı olduğu söylenebilir. n Arap ve Arnavut ulusal harekeüerinin ortaya koyduğu gibi. Osmanlı toplumu "Müslüman" ve "gayrimüslim" olmak üzere iki ana gruptan oluşmuştur. Ayaklanma hızla bastırılmış. Millet anlayışı toplumların birbirleriyle olan ilişkilerini belirleyebildiği gibi. sıkıyönetimi kaldırmış ve genel af çıkarılmıştır. Bunalım süresince Arnavutlar bir kaç kez bağımsızlık ilan etmiştir. milliyetçilik ve ulusal devlet kurma düşüncesi.e. Diğer yandan İmparator!uğun çözülme sürecine girmesiyle birlikte ortaya çıkan ekonomik ve siyasal bozulmanın. Müslüman topluluklarda milliyetçi hareketlerin orlaya çıkmasıyla. Milliyetçilik Hareketlen Osmanlı Devlcti'ne karşı geniş çaplı ilk başkaldırı harekeli 1910 yılı Nisanmda başlamış ve Malisöricr (Malisya bölgesinin Kalolİk Arnavutları) tarafından bir yıl sonra tekrar alevlendİrÜmiştir. a.e. Bu etkenler kadar olmasa da. devletle olan ilişkilerini de belirlemektedir. Jön Türk devrimi sonrası güçlenen Türkçülük düşüncesinin.562. Tunaya. s. güçlü bir seçenek olarak kendini göstermiştir..

kendi aralarındaki uyuşmazlıkların kendi dinsel otoritelerince çözümlenebilmesi. Din farklılığı kriterine göre idari ve ruhani anlamda örgütlenen gayrimüslim topluluk Osmanlı Devleü'nde iki temel toplumsal yapıdan ikincisini oluşturmaktadır. Bu öğrenciler ülkeye geri döndüklerinde. 150. n Zengin Rum ailelerinin çocukları devlet yapısı içinde önemli mevkileri neredeyse tamamen doldurmuşlardır. 1856-64 yıllan arasında 38'i Müslüman 23'ü gayrimüslim 61 kişi gönderilmiştir. 1992. her dinsel toplumun rubam başkanı ile devlet tarafından görevlendirilecek bir memurun . Osmanlı Devletinde yaşayan gayrimüslim azınlıkların sahip olduğu haklar açısından 1856 Islalıat Fermanı yeni haklar ve özgürlükler getirmesi bakımından önemli bir başlangıcı temsil etmektedir. bunun taşra yönetim birimleri olan vilayet. Osmanlı toplumu inanç temelinde çeşitli milletlere ayrılmıştır.. "Osmanlı Bilim ve Eğitim Anlayışı". Avrupa'da eğitim gören zengin azınlık çocukları oralarda yeni filizlenen ve moda olan milliyetçi fikirlerle ülkeye dönmüşler ve bu fikirleri kendi cemaatlerine anlatmaya başlamışlardır.123. değişik Nazırlıklar. Büyükelçilikler. Osmanlı yönetim yapısı üzerinde de önemli etkiler yapmıştır. Bu fermanla beraber. Ankara.Turgay Uzun statülerini ve devletle olan ilişkilerim belirleyen ya din ya da mezhep olmuştur. 8'i gayrimüslimdir. Toplumsal Yapı İçerisinde Gayrimüslimler Osmanlı Devleü'nde gayrimüslim aznılıklarm hem siyasal hem de ekonomik açıdan güçlenmesi. Tanzimat'ın ilanına kadar Avrupa'ya gayrimüslim öğrenci gönderilmemesine karşın. 1856 yılının sonuna kadar Fransa'ya toplam 56 Öğrenci gönderilmiştir. gayrimüslim azınlıkların kültürel seviyelerinin yükselmesi. Rumların. 1856 Islahat Fermam. Ferman halkın yönetime katılmasını teşvik ederken. Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınlan. Yılında Tanzimat. 266 . tüm vatandaşları ilgilendiren sorunlarda düzenlenen toplantılara (Mcclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye) katılabilmeleri gibi hususlarda yeni özgürlükler tanınmıştır. s. liva ve nahiye düzeyinde gerçekleşmesini belirtmesi bakımından Avrupa ülkelerine gönderilen 11 kişilik gruptan sadece ikisi Müslüman gerisi gayrimüslimdir. gayrimüslim vatandaşların kamu lüzmetlerine. Tazimatın ilanıyla. başta Sadrazamlık olmak üzere. Ekmeleddin İnsanoğlu. Süryanilerin kültürel düzeylerinin yükselmesini ve kendilerini diğerlerinden ayıran cemaat bilinçlerinin gelişmesi sonucunu doğurmuştur. Silahlı Kuvvetler ve eğilim kurumlarında görev almışlardır. sivil ve askeri okullara girebilmeleri. Ermenilerin. Bütün bu cemaatlerin Osmanlı öncesi varolan bağımsızlık hatıraları tekrar canlanmış. 1847-1856 yılları arasında gönderilen 32 kişinin 24'ü Müslüman. Bunlardan birisi fen öğrenimi diğerleri tıp öğrenimi yapmak üzere gönderilmiştir. 184-0'da Avrupa'ya öğrenime gönderilen ilk grubun çoğunluğunu gayrimüslimlerin oluşturması dikkat çekicidir. Avrupa'da eğitim almaları ve yabancı dil bilmeleri onların devlet kademelerinde yer almasını kolaylaştırmıştır.

bu arada milliyetçilik de gayrimüslim halkları etkilemeye devam etmiştir. Örneğin Ermeni Divan-ı Hümayun tercümanlarından Salılıak Abro Efendi Osmanlıcasmın zenginliği ve yaptığı telif ve tercümelerde İktisat bilimine ait bulduğu Türkçe karşılıklarıyla tanınmaktadır. Niteliği ve Muğla İli Yerel Yönetimlerinin Uygulamada Karşılaştıkları Şortlular. Millet sislenü. On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde eğitim reformu geçiren Museviler de bu dönemden itibaren Babıali bürokrasisinin önemli mevkilerinde görülmeye başlamışlardır. farklılığı ve çeşitliliği yok etmek değil.g. farklılıkları bütünlük içinde korumak amacıyla oluşturulmuş olmasına rağmen. İstanbul Rum Patriği 1433'den bu yana bütün Ortodoks cemaatinin sivil başkanı olmuş ve on dokuzuncu yüzyıldan itibaren İstanbul'un Fener semtindeki Rumlar. Ancak Yunan ayaklanmasından somaki dönemde Fenerli Rum aristokrasisi gözden düşmüş ve Babıali'nin kadrolarına diğer gayrimüslim unsurlar ve Türkler de girmeye başlamıştır. Osmanlı Devletindeki gayrimüslim topluluklar içerisinde. Kültürel yönden çeşitlilik içinde bütünlüğü amaçlamaktadır. Türkiye'de Yerel Yönetimlerin Gelişimi. Rumlar dinsel yönetimlerini aşamalı olarak tüm Kilise örgütüne yaymışlardır. u Rumlar özellikle yabancı dil bilmelerinden dolayı bir çok üst bürokratik görevlere sahip olmuşlardır. sahip oldukları otoritelerini kaybetmeye başladıkları sırada."" 3 Osmanlı toplumsal yapısını biçimlendiren millet sisteminin. Ortodoks cemaatte "ulusal sorun"un daha canlı olduğu görülmektedir. Ancak yine de tek basma bir hoşgörü ve özgürlükler sistemi olan mîllet sistemini Osmanlı Devleti'nin parçalanmasından sonımlu tutmak yanlış olacaktır. Bu bürokratların içinde örneğin Moiz Fresko gibi îbranice harflerle "Üstad" adlı Türk dilinde gazete çıkaranlar. Devletin giderek daha fazla toprak kaybetmesi ve o güne kadar Türklerle eşit haklara salüp Müslüman halkların da ayrılıkçı hareketlere girişmeleri. 1999. Hourani. s. korumak islemektedir. din adamlarının kaybettikleri otoriteyi kendilerine aktarmayı başarmışlardır.298. İşte bu noktada bir paradoks ortaya çıkmaktadır. Osmanlı Hükümeti üzerinde büyük nüfuz sahibi olmuşlardır. gayrimüslim topluluklara idari ve dinsel haklar ve özgürlükler getirmesine karşı. bu topluluklarda diğer etkenlerle birlikle milliyetçilik akımlarının güçlenmesi noktasında elverişli bir zemin hazırlamıştır. gayrimüslim toplulukların kendi farklılıkları üzerinde yükselen bir milliyetçiliğe ve ulus devlet sürecine giden yolu açmıştır. bu toplumların ayrılıkçı hareketlerini kolaylaştıran bir unsur haline gelmiştir.Osmanlı Devleti 'tide Milliyetçilik Hareketleri önem taşımaktadır. Tanzimat reformları amaçladığı Osmanlı ulusu yaratma amacına ulaşamamış. Millet sistemi. Muğla. 2S7 . Millet sistemi gayrimüslimleri Osmanlı toplumuna entegre etmeyi amaçlayan bir sistem olduğu halde yaşanan süreç sonunda. Muğla Üniversitesi Yayını.35. Osmanlıcılık ve İslamcılığın çöküş karşısında bir engel oluşturamayacağı düşüncesini güçlendirmiştir. a. bu halkların içinden çıkan milliyetçi liderler. 23 Turgay Uzun-Bayram Coşkun. Tanzimat ile eşit hale gelen gayrimüslim halkın önderleri. a.e..

Avrupalı devletlerin etkisi hissedilmiştir. bireyleri aşarak bütün milletleri kapsar duruma gelmiş. s. Kiliselerini ve rahiplerini himaye hakkı vermiştir. Bu nedenle denilebilir ki. "Osmanlı1 Kimliği". kültürel anlamda kendilerini Osmanlı toplumu içinde ispatlamışlar.Turgay Uzun Missalidis gibi Yunanca harflerle Türkçe dergi çıkaran ve roman yazanlar (Temaşa-i Dünya). sanki kendi vatandaşları olan kişileri yabancı bir ülkenin yönetiminden kurtarmaya çalışıyormuş gibi. sahip oldukları ekonomik gücü ve toplumsal alandaki yerlerini büyük oranda kendi ulusal hareketleri doğrultusunda seferber etmişlerdir. Gayrimüslimler. Türk sanayiinin gelişmesine yardım etmek şöyle dursun. On dokuzuncu yüzyılın bu kültürel pluraüzmi. Etrafında kendilerine yabancı statüsüne sahip bazı ayrıcalıklar tanınan Osmanlı Hiristiyanları ya da Yahudilerden oluşan bir grup zımmî toplanan her Avrupa konsolosluğu bir etki merkezi olmuştur.80. bu sanayiinin oluşma durumundaki çekirdeklerini yok etmiş. Ağustos1999.g. kamu yönetimi alanında da önemli mevkilere yükselebilmişlerdir.57. Osmanlı topraklarındaki Avrupa Katolikleri. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Avrupalı devletler ülke içinde yaşayan gayrimüslimlerin koruyuculuğunu o kadar ileri düzeye götürmüşlerdir ki. ülkeyi kendi fabrika ve atölye ürünlerinin pazan durumuna getirerek Türk zanaatçılığının temellerini yıkmışlardır. onları Avrupa'yla yapılan ticarette aracılar yaparak ticari ve malî açıdan kalkındımııştır. Şeinseddİn Sami gibi hem Arnavut hem Türk milliyetçiliğinde ayrı bir yeri olan.e.25 İyi eğilim görmüş ve ekonomik yönden gelişmiş gayrimüslimler. İstanbul s.. 20 Hourani. daha doğrusu bir Osmanlı imparatorluk milliyetçisi tipindeki aydınların da ortaya çıkmasına neden olmuştur. Cogiîo Dergisi. toplumsal yaşam içinde önemli işlevlere sahip olmuşlardır. Ortodoks ve diğer Hıristiyan cemaatler on sekizinci yüzyıl boyunca refah. Avrupa koruması. Yabancı sermaye yatırımcıları. Kültürel farklılıklarım Osmanlı toplumsal yaşamına eklemleyen gayrimüslimler. kültür ve nüfus açısından gelişmiştir. yabancı sermayelim Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bu sınırsız egemenliği bu ülkenin ekonomik ve kültürel geriliğinin baş nedenlerinden birim oluşturmuştur.2Ğ Ticari ve hukuki ayrıcalıklar getiren kapitülasyonlar azınlıklarla beraber yabancıların da Osmanlı Devleti içinde daha çok yatırım yapmasını sağlamış ve bu da onları devlet içinde bağımsız bir iktisadi güç haline getirmiştir. 268 . kapitülasyonlar. hukuk dışı koruma yöntemleri geliştirmişlerdir. on altıncı yüzyıldan beri Fransa'ya. Yapı Kredi Yayınları. Diğer yandan Türk tanın ekonomisini kendi sanayileri için hammadde kaynağı durumunda tutarak feodal ilişkileri korumaya çaba göstermiş ve bu sistemin 25 llbcr Ortaylı. Sayı: 19. Ermem harfleriyle roman ve şiirler yazanlar. a. Gayrimüslimlere yönelik hiç bir askeri tehdidin olmadığı eyaletlerde bile. İmparatorluğun dağılma sürecine girmesiyle. Baronyan Agop gibi hem Ermenice hem Türkçe gazete çıkaranlara da rastlanmakladır ("Tadron" veya "Tiyatro" gazetesi). Yabancı devletlerin himayesi onlara sadece siyasal kazançla sağlamakla kalmamış.

1999. 1983. 1858'de Bosna-Hersek'in bağımsızlık hareketi başlamış. Haziııe-İ Hassa Nazırları Mikael Portakalyan Paşa ve Sakız Ohannes Paşa. Kirkor Agafyan. Bayındırlık Bakanları Bedros Hallaçyan.T.e. İzmir. Osmanlı Devletinde gayrimüslimlerin milliyetçi bağımsızlık hareketlerine yönelmeleri Osmanlı'da İslamcılık akımının ortaya çıkması ve güçlenmesi sonucunu doğurmuştur 9 ERMENİ HAREKETİNİN GELİŞİMİ Gayrimüslim azınlıkların milliyetçi hareketlerinde eylemscl ve toplumsal anlamda Ermeni hareketi daha değişik konumda bulunmaktadır.11-12. Osmanlı Devletine karşı içinde para-militer grupların yer aldığı silahlı bir bağımsızlık hareketi başlatılmıştır. "Tarih Boyunca Türk-Ermeni Kültür İlişkileri". Tarık Zafer Tunaya.530-533.g. Türk Tarihinde Ermeniler. İletişim Yayınlan.628. Şükrü Haııioglu. Osmanlı bürokratik yapı. Diğer Gayrimüslim halkların bağımsızlık hareketlerinin de silahlı bir hareket niteliği gösterdiği görülmekteyse de.s. düşünsel alandaki yeni gelişmelerin de etkisiyle bir siyasal bağımsızlık hareketine girişmişlerdir.T Bakanları Mareşal Karabet Artin Davut Paşa ve Andan Tmger Yaver Paşa.31 Ancak Tanzimat süreci ile gayrimüslim azınlıkların elde ettiği haklar Ermenilerce bağımsızlık amacıyla kullanılmış. büyük ölçüde Rusya'nın desteğiyle ortaya çıkmış ve başarıya ulaşmış. iktisadi alanda da gelişmiş bir topluluk oluşturmuşlar. İstanbul 1985.. Maliye Bakam ve Hazine-i Hassa Nazın. İstanbul. Dokuz Eylüî Üniversitesi Yayınlan. s. Ermeni harekelinin diğer hareketlerden ayıran nokta.57-67 . yoğun olarak bağımsızlık amacına yönelik askeri yöntemin kullanılmış olmasıdır.sı idinde bir çok Ermeni üst düzey kamu görevlerine kadar yükselebilmişlerdir. Doğan Yayınlan. a. Ermem ve Türkler arasındaki kültürel ilişki konusunda bkz. 1856 Islahat Fermanı'nın azınlıklara iktisadi ve Toplumsal alanda yeni haklar getinm'ş ve bunlar da milliyetçi hareketlere uygun bir hareket alam sağlamıştır. Yunan bağımsızlık süreci hakkında bfcz. s. diğer etnik unsurlarla.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Harelcetleri dayanaklarını desteklemişlerdir. Giderek ekonomik açıdan palazlanan gayrimüslim halklar. bunu 1821'de Mora'da patlak veren Yunan isyanı izlemiş ve bu hareket 1830'da Yunanistan'ın bağımsızlık ilanı ile 28 sonuçlanmıştır. Avukat Kirkor Fiuapyan. s. bağımsız Bulgar devletinin kurulmasına giden süreci başlatmış. bunlar Ermeni hareketi gibi halklar arasında topyekün bir A. özellikle Türk toplumu ile iyi ilişkiler kurmuşlar ve kültürel etkileşim içinde bulunmuşlardır. Nitekim I848'dc başlayan Bulgar isyanı. 269 27 . Ermeniler Osmanlı Devleti içinde bürokratik kadrolarda üst düzey mevkilere kadar yükselmişler30. Bunlardan bazıları şunlardır: Ayan Azası Mareşal Ohannes Kuyumcuyan. P. İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Jön Türklük (1889-1902). Şamsutdinov. Diğer yandan 1876 ve 1908 Meşrutiyet Meclislerinde çok sayıda Ermeni milletvekili de bulunmaktadır. 1897'de Girit bağımsızlığını ilan etmiştir. 1805'de Sırp bağımsızlık hareketi. Mondros'tan Lozan'a Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı Tarihi 1918-1923. Fikret Türkmen.M.

1980.300. Diğer yandan Ermeni tüccarlardan bir grup. Sayı: 1-2.000'e yaklaşmakladır 35 Ermenilerin askerlik görevinden muaf tutulmaları diğer gayrimüslim cemaatlerde olduğu gibi. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları. Türk Tarihinde Ermeniler. akt. 270 . bunun iki buçuk milyonunun altı vilayette toplandığını belir im ektedir. s. Armenia on the Road ofthe Independence.78.g.:Aydın Söer. s. 33 R. a. XX1XX.m. s. 35 Küçük. Bütün bu nedenlerden dolayı Ermeni hareketi kendisinden sonraki dönemlerde de etkisini gösteren bir sorun olma özelliğine bürünmüştür.g. devletten yetki alarak tahsildarlar cemiyeti kurmuş ve vergi toplama yetkisi almışlardır.78. akt. Ankara. a.Z. Erivan. Bacîaljan. s.g. Cilt:33.122.Turgay Uzun çatışmayı beraberinde getirmemiş ve geniş bir alana yayılmamıştır.459. Bu gruplar Osmanlı Bankası ve Şirket-i Hayriye hisselerinden bir çoğunu da elinde bulundurmaktadır. s. akt. "XIX. Bkz.G. 19S3. Ancak Anadolu'daki Ermeni nüfusun sayısı hakkında başta Türk. 1955. 37. Paris. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi.000 olarak göstermektedir.: München. s.220-226.m. Moskova.275. Turtsiyct v Period Pravleniya Mladoturok. 37 G. Los Angeles. Bu nedenle Ermeni hareketi tarihsel köklere de inen. s. Ermeniler büyük bir ekonomik güç olma yolunda ilerlemişlerdir. HovannisİLin. 3 Bu doğrultuda Sovyet Ali ev. 1914 yılından önce bütün Türkiye'deki Ermeni nüfusun iki milyondan az ancak. tüm imparatorlukta yaşayan Ermeni nüfusu 1. 1976. a. s. Ermeni ve Rum burjuvazisinin..475. akt. bir buçuk milyondan fazla olduğunu ifade etmektedir. istanbul. Vergi ve askerlik yüzünden kimliğini saklayan ve yazılmayanlarla birlikte bu sayı 1.m. Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Ermeni nüfusu 1. s. yabancı ve Ermeni kaynaklarında değişik rakamlar verilmektedir. "1915 E r m e n i Ayaklanmalarında Çarlık Rusya'sının Rolü". 1976.78.79. izmir. Turquie. Örneğin Badaljan 1870'de tüm Osmanlı topraklan içinde üç milyon Ermeni nüfusun yaşadığım. İstanbul Ermenilerinin daha çok matbaacılık ve gazete tekelini elinde bulundurdukları görülmektedir.32 Yine Ermeni bir yazar oları Hovannisian.01 l'dir. s. Mehmed Hocaoğlu. Anda Yayınlan.160. 36 Ermeniler özellikie İstanbul'da ekonomik birer güç haline gelmişlerdir. Osmanlı Toplumunda Ermeniler Anadolu'nun demografik yapısına bakıldığında Ermeni nüfusun. Artin Bezeiyan.Aliev. La. 1967. d'Asie. "" Anadoluda'ki Ermeni nüfusu en geniş şekilde incelemiş olan Vital Cuinct'e göre. Köçeoğlu Agop devlete kredi açacak düzeyde zengin Ermelilerdendir. 'Die Arıneniche Frage' aufdem Berliner Kongress atış Sowpetanninscher Sicht Südos-Forschungen. Müslümanlar birbiri ardına çıkan savaşlarda kırılırken. u 1896 tarihli Osmanlı kayıtlan ise. 18924894. Küçük. Tarihte Ermeni Mezalimi ve Ermeniler.: Küçük. 34 Vital Cuinet. 1990. Ermenilere de önemli bir avantaj sağlannş. Asırda Ermeni Nüfusu". Berlin Kongresinde Etmeni Meselesi (Ermenice). Cevdet Küçük. Tessa Hofmanıı.XXl.37 n H. büyük oranda Müslüman ballan yaşadığı yerleri kendi toprak almıı olarak kabul eden bir harekettir. özellikle imparatorluğun dış ticaretinde önemli payı olduğunu belirtmekte ve bunların İngiliz ve Fransız sermayesini de desteklediklerini ifade etmektedir. hemen hemen her vilayette az veya çok bulunduğu görülmektedir.

a. e.23. 1992. kendi cemaatlerinin ikiye bölünmüş olduğunu görmüşlerdir Bu grupların ilki Minas ve Canik adlı iki Ermeni milliyetçisinin yanında yer alanlar. diğerleri ise.e. s. Nizamname-i Ermeniyan41. Ermeni toplumunun devlet içindeki durumu bakımından değil de. Ermenilerde milliyetçilik hareketlerinin başlamasında en önemli etkenlerden birisi. yurtdışına özellikle Fransa'ya giden Enncmlerin milliyetçi düşüncelerle İstanbul'a dönmeleridir.g. İstanbul. 271 . Kendi hak ve imtiyazlarının erozyona uğradığım gören dönemin Patriği Çuhacıyan ve Keresteciyan gibi patrikler görevlerinden istifa etmişlerdir. ancak Patrikhane'nin aleyhinde bir durum yaratmıştır. Ermeniler kendi isteklerini içeren bir nizamname hazırlayarak Sadr-ı Azam Mustafa Reşit.23.. 1848'de Meclis-i Maarif oluşturulması. Türlciye'nin Siyasi Talihimle Ermeniler ve Ermeni Olayları. Bunların her Halil Metin. 1851'dcEncümen'i Dâııiş. Bu nizamname 6 bend ve 95 maddeden oluşmaktadır. diğeri cismimi olmak üzere iki meclise sahip olmuşlardır. Bu grubun amacı. İle tanımıştır. Hocaoğlu. Hoeaoğlu. s. Ermeni azınlığın kendi kendisim idare edebilecek bir duruma gelebilmesİdir. 4lJ Bu belge Ermenilerin siyasal ve toplumsal varlıkları açısından yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. toplumun lehinde.34. 1839 Gülhane Hatlı Hümayunu ikinci grubun genişlemesini sağlamış ve 1847 yılında Rum Patrikhanesi'ne. Padişah II. Patriğin yetkilerinin. Agop Gıcıkyan'm akıl hocalığını yaptığı Kevork Yeremyaıı. Mahmut Fransa elçiliğinin aracılığıyla 1830 tarihinde Ermeni Katolikl erini bir topluluk olarak kabul etmiştir. mutlak olmaktan çıkarılarak Ermeni cemaati İle bölüşülmesi noktasında. Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları. kendi cemaatlerinin işlerini yürütme yetkisi veren muhtıranın Ennenileri de kapsayacak şekilde genişletilmesi çabası bu iki grubun birleştirilmesine yol açmıştır.#. beşinci bendinde Ermeni milletvekilleri deyimi yer almıştır.. s.e. s. Hoeaoğlu. bu nedenle de aralarında bir savaşım başlamıştır. Ermenice metinde Ermenileri Teşkilat-ı Esasiyesi. 1850 yılında da Osmanlı Devleti İngiliz elçisinin baskısıyla 38 Ermeni Protestan topluluğunu da bir ferman.27. Karabet Balyan . Bu yönetmeliğin yapısı Ermenilerin bağımsızlığa hazırlanması yolunda önemli bir adım attıklarım göstermektedir. ö.. Fransız başkentinden dönen Ermeniler.. iö Ermenilerden bazıları bu gelişmeyi yeterli görmeyerek kendilerine daha çok özerklik getirecek bir düzenlemenin yapılması için çalışmaya başlamışlardır. Katolik ve Protestan mezheplerine ayrılmış. Bağos Dıdyan.g. Bu isteğin kabulü sonrası Ermenilerin kendilerini temsil edecek biri ruhani. a. Bkz. Ali ve Fuat kabinesine iletmiş ve bunun (Nizamname-i Ermeniyan) kabul edilmesini sağlamışlardır. 1854 Kırım Savaşının çıkması Ermeni milliyetçi hareketine ivme kazandırmış. Mığırdıç Cezayirliyan'm oluşturduğu gruptur.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri Ermeniler Hıristiyan olmalarına rağmen Gregoryen. İlginç olan ise bu yönetmeliğin devlet tarafından onaylanmış olmasıdır.

Tiirk-Rus Münasebetlerinin Bir Analizi.21. Ruslar. Osmanlı Devleti'ne karşı Ermenileri kullandığı görülmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları. Daha sonra Rus askeri okullarında eğilim alan bu subaylar. Padişah II. Abdülhamid'in de bunu gerekçe gösterip Anayasayı geçersiz sayarak Meclisi dağıtması bir baskı dönemini getirmiş. 1998. Ermeııilerde bu d ö n e m i n şartlarından yararlanmışlardır. Bu seçeneğin seçilmesinde Osmanlı Devleti içinde yaşayan t ü m Hıristiyanların tek bir cismani lidere bağlanma ve Ermeni Patriğinin sadece ruhani bir lider olarak kalması üıtimali de önemli rol oynamıştır. bunlara karşı alınmasını istedikleri önlemler ve destek isteklerini içeren b i r rapor sunmuştur. 42 E r m e n i N i z a m n a m e s i ile Patrikhane ve kendi cemaati arasında süregelen otorite savaşımı cemaat lehine sonuçlanmış ve Patrikhanenin kendi otoritesini yeniden kumıa yolunda. E r m e n i milliyetçileri Padişalı II. Rusların 1813 ve 1828'de İran'a ve 1828-1829'da Osmanlı Devleti'ne karşı Kafkaslarda yaptığı savaşlarda Ermeni asıllı subayların önemli etkileri olmuştur. A b d ü l h a m i d ve h ü k ü m e t e karşı silahlı mücadele y ö n t e m i n i benimseyen gizli dernekler kurarak tedhiş hareketlerine girişmişlerdir. Bulgaristan sorununun ç ö z ü m ü için 1876 yıluıda toplanan İstanbul K o n f e r a n s m d a Ermeniler İngiliz temsilci Salisbury'ye O s m a n l ı hükümetinin Ermenilere yaptığı baskılar. 272 . Türk Tarihinde Enneniler. bu ayaklanma Bulgaristan'a da sıçramıştır. İzmir. Çar Petro d ö n e m i n d e Hıristiyan Gürcü ve E r m e n i Prenslikleri d ö n e m i n d e kurduğu ilişkiler ve onların hamiliğini üstlenmesinden beri. Ermeni bağımsızlık hareketini kullanma y ö n ü n d e önemli gayretler harcadığı görülmektedir. Ermenilerin Osmanlı yönetimine karşı strateji belirleme sürecinde diğer g a y r i m ü s l i m topluluklara Osmanlı Devletine karşı silalılı bağımsızlık mücadelesi içine girdikleri ve bazılarının bu mücadeleden başarıyla çıktıkları g ö r ü l m e k t e d i r Rumeli'de Bosna-Hersek'te ayaklanma başlamış. Ermeniler ya Osmanlı yönelimine ve Türklere karşı m ü c a d e l e d e n vazgeçecek veya diğer gayrimüslim cemaatler gibi bir bağımsızlık hareketine başlayacaklardır. Bkz. İstanbul Konferansının ardından R u s y a ' n m Osmanlı Devleti'ne savaş açması. Bu konferansın d o ğ r u d a n Ermenileri ilgilendirmemesi nedeniyle E r m e n i l e r bu girişimden bir sonuç alamamışlardır. Bu tip bağımsızlık amaçlı ayaklarını alarm artması Ermeni hareketinde de bir yol ayırımına girilmesini hızlandırmıştır. Tergegusov ve Lazaryev. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınlan. M e h m e t Saray. güneye i n m e politikası içinde. No:2. Bu d ö n e m d e Rusya'nın. Müslümanlara yönelik katliamları yönetmişler ve Kafkas direnişi olarak anılan Şeyh Şamil hareketinin başlamasına neden olmuşlardır. İstanbul. Ermeni çetelerinin k u r m a y kadrolarını o l u ş t u r m u ş t u r .Turgay Uzun ikisi de ileri tarihlerde Eçmiyazin Katolikosluğuna seçileceklerdir. Bu Ermeni güçlerini örgütleyen Ermeni asıllı Rus subaylar arasında General Rütbesine yükselmiş olanlar Yermoİov. 4 3 42 43 Kamuran Gürün.164-165. 1983. {Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumu'na Sunulan Bildiri). s. "Türkiye'de Ermeni Sorununun Yaraübşı". Osmanlı Devleti'nden ayrılarak bağımsız bir Ermenistan devleti kurulması tek seçenek olarak seçilmiştir. s.

"Tervliyan". 1872'de Van'da "İttihat ve Halas Derneği" ve"Karahaç Derneği" kurulmuştur. s30.. (Türk Tarihinde Ermeniler Sempozyumuna Sunulan Bildiri).e. Zeytun. Abdülhamid. Kafkasya'da "Genç Ermenistan Demeği". s.e. Daha sonra Araratyan komitesi bağımsızlık yanlısı Ermenilere daha uygun bir zemin haline gelmiştir.4S 44 46 47 48 Recep Şahin. Bu demeklerden Araratyan. No:2. İzmir. Adana. Ancak gerçeklen bu demeklerin bağımsızlık ve özerklik amaçları da vardır. Hocaoğlu. HocaoğliL s ü. Türk Tarihimle Ermeniler.g. "Tarih Boyunca Türk Devletlerinin Ermeni Politikaları".e. Pariste "Armenia" gazetesini çıkartarak milliyetçi hareketin sözcülüğünü yapmaya başlamıştır. Patrik Varjabetyan'da bu komisyonda yer almıştır. hem dış destekçilerini Ermenilere karşı.87. Türk ve Rus Ermenileri arasında önemli bir köprü oluşturma işlevim yerine getirmekledir.g. Bu demek ve lideri Portakalyan Türk-Rus savaşında karşılıklı yardımları örgütlemiş. diğer yandan Ermenilerin yaşadıkları bölgelerdeki halkı Ermenilere karşı kullanarak bu 4d isyanları bastırmıştır. "Kilikya" adında demeklerde bu yolla milliyetçi hareketi örgütlemek İçin faaliyette bulunmaktadır. 47 1873 yılında Portakalyan adlı bir Ermeni ini Ermeni ihtilal grubunu kurarak "Asya" adlı bir gazete yayımlamaya başlamıştır. ve 1880 yılında bu demekler bir çatı altında birleşmiş ve "Ermenilerin Birleşik Demeği" adım almıştır. s. Ermenileri birbirine. Ermenilerin bu dönemdeki ilk büyük ayaklanma hareketi 4S Zeytun adlı bir kasabada ortaya çıkmıştır.g. a. 1862 yılında radikal milliyetçi Ermeniler bir ayaklanma başlatmış ve bağımsız Ermenistan'ı kurma isteklerini açıkça İlan etmişlerdir.46 Ermeni Örgütlerinin Kuruluşu ' ' ' 1870-1880 tarihleri arasında. Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınlan. 1983. "Cemiyet-i Tedrisiye". Ayaklanmayı başlatan grubun önde gelenleri İstanbul'a geldiğinde Ermeniler tarafından coşkuyla karşılanmıştır. "Araratyan".Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri İT.. 1862 yılında "Umumi Hayriye Cemiyeti" adıyla başka bir demek kurumuştur.30. 1880'de Erzurum'da "Silahlılar Derneği". 273 . "Doğulu" ve "Kilikya" demekleri kurulmuş. Bu demeğin amacı. Ayaklanma üzerine özellikle Fransa'nın baskıları ile bir komisyon kurulmuş.. girişimleri sonunda Van'da milliyetçi düşünceleri yaymak ve geliştirmek için ünlü Ermeni Kilisesini açmıştır. "Tabkutrarinaıüs". Van bölgesinde "Araratlı". s. Hükümetin Zeylun'a kaymakam tayin etmesi ayaklanmayı durduramamış. Metin. Daha sonra iç çekişmeler sonunda Fransa'ya giden Portakalyan. yeni adı Süleymanlı olan Kahramanmaraş ilinin kuzeyinde bir kasabadır. a. milliyetçi hareketin örgütlenmesinde önemli roller oynamıştır. karışıklıklar devam etmiştir. Merkezleri Muş'ta bulunan "Okul Sevenler". Portakalyan. 1879'da "Milliyetçi Kadınlar Derneği". "Cemiyci Hayriye" adlan allında kurulan gruplar.. Maraş ve çevresini imar etmektir.

sırasıyla İzmir. bu süreç içerisinde görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Ayestefanos Antlaşmasıyla bu yerlerin bağımsızlıklarına kavuşması ve Osmanlı Devletipnin içine düştüğü dunun. 274 w . özellikle kiliseler.1896 yılına kadar iki ayrı örgüt olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Örgüt. Ermeni bağımsızlık hareketine destek bulma yönünde bu iki patrik özellikle Avrupa'da etkili çalışmalar yapmışlardır. Örgütün tam adı federasyon anlamına gelen "Taşnaksııtyun" dur. Komitenin asıl adı. Bu dönemde Bosna-Hersek. Müslüman köylerine Halil Metin.g. Bu aşamadan sonra Ermenilerin bağımsızlık yönündeki faaliyetleri artmış. Bu nedenden dolayı iki örgüt . Üçüncü Türk kolordusu ile çatışmalara giren örgüt militanları.90. s. Taşnak komitesi. Türkiye Ermenilerini silahlandırarak bir bağımsızlık hareketini başlatma amacı gütmektedir. "Ermeni İhtilal Cemiyetleri İttifakıMır. Ermeni milliyetçi hareketine olumlu bir etki yaptığı söylenebilir. bu harekelin odaklarım oluşturan komitelerin önemli rolü olnıuşlur. Hınçak komiteleriyle birleşerek Rusya'dan Türkiye'ye giren çetelere yardım amacını taşımaktadır. daha sonra onun yerine gelen Nerscs Varjabetyan döneminde milliyetçi hareketin yeni bir ivme kazandığı görülmektedir. a.. milliyetçi hareketin örgütlendiği ve gençlere aktarıldığı yerler olmuştur.Turgay Uzun 1829 yılında Yunanlı kırın ayaklanma sonucunda bağımsızlıklarım kazanmalarının. Marksist ideolojiyi benimseyen Hınçaklarla. 1890 yılında Kafkasya'da kurulmuştur. Büyüyen örgüt. Türkiye'ye silahlı Ermeni güçlerini sokmak. Sırbistan ve Bulgaristan'da milliyetçi karakterde isyanların çıkması da Ermenileri bu yolda cesaretlendirmiştir. Ermenilerin bir an önce bir isyan hareketi başlatma yönündeki isteklerini artırmıştır. Ermeni milliyetçi hareketini örgütleyen iki büyük örgüt. Taşnak Komitesine bağlı güçler 1890 yılında Erzurum ve çevresinde çeşitli silahlı eylemlerde bulunmuşlar. 4"' İlk olarak Türkiye Ermenistan1! diye adlandırdıkları bölgeyi temel faaliyet alam olarak belirlemişlerdir. Halep ve diğer büyük kentlerde örgütlenmiştir. Ermeni milliyetçi hareketinin bir diğer önemli örgütü. 1887 yılında Kafkas Ermenilerinin önderliğinde Avcdİs Nazarbekian ve eşi Manan Vardaniyan tarafından Marksist ilkeler doğrultusunda kurulmuştur.e. Ermeni Komitelerinin Oluşumu Ermeni bağımsızlık hareketinde. Türkiye'de işçi sınıfının bulunmadığını ve bu nedenle de Türkiye Ermenilerinin bu harekete katılımının az olacağını söyleyen Taşnak Komitesi arasında ideolojik ve yöntemsel farklılıklar nedeniyle görüş ayrılıkları oluşmuştur. Rusya Ermenilerinin katılımıyla kurulan komite.. Bu komitelerden ilki olan Hınçak Komitesi. İngiliz hükümetinin sağladığı destek sonucu merkezini Londra'ya kaydırmış. Osmanlı Devleti sınırları içinde bağımsız Ermenistan i kurmak ve daha sonra Rus ve İran Ermenistan1 ıyla birleşerek efsanevi ideal olan "Büyük Ermenistan"ı kurmaktır. Ermeni ruhani liderlerinden Van Başpiskoposu Mıgırdıç Hrımyan. Örgütün amacı. daha sonrada İstanbul'da bir temsilcilik açmış ve tüm milliyetçi örgütler bu komiteye bağlanmıştır.

din adamlarını.. "adem-i merkeziyetçi" gibi tutarsız tanımlamalar getiriyorsa ve Ermeni toprak sahiplerini. Taşnak Komitesi. Taşnak komitesi'nin programını buradan adapte etmiştir. Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara Hükümeti bu güçlere karşı 9 haziran 1920:de Doğu Cephesini oluşturmuş ve Kazım Karabekir Paşa komutasındaki ordu.. s . Bu süreç içinde Ermeni güçlerin Rusya'dan yardım aldığı görülmektedir50 Taşnak Komitesi'iııin kumcusu olan Clıristopher Mikaelyan. Süer. Kars ve Ardahan bölgesini kuriarmıştır.34. a. Ardahan ve havalisini işgal etmişfer. kendisine ''sosyalist demokrat". 1896 yılında silahlı çeteler Türk-Rus sınırım geçmişlerdir. "sosyalist devrimci". amaçlarını gerçekleştirmek için silahlı mücadele yolunu seçtikleri ve bir terör örgütü kimliğini taşıdıkları görülmektedir Diğer yandan Taşnaklar ilk programlarında bağımsızlıktan hiç söz etmemişler ve Hmçak Parlisi'nden kesin çizgilerle ayrılmışlardır.5' Taşnak Komitesinin programından. s. Ermeni güçlerin saldırıları Birinci Dünya Savaşı sonrası mütareke döneminde özellikle Fransız ve Rus işgal güçlerinin yardımıyla dalıa da artmış ve Ermeniler Kars. Ancak Taşnak Komitesi'nin Makedon ve Bulgar milliyetçi örgütleriyle bir ittifak sağlama girişişimi başarıyla sonuçlanmış. 52 Süer. Rusya'da Ekim Devrimi sonrasında Ermenistan'ın Sovyetler içinde yer alması ile de Ermeni milliyetçi hareketi uzun bir süre için ortadan kalkmıştır. "milliyetçi".5i Taşnak komitesi bölgedeki Kürt aşirelleriyle işbirliği içinde bir ayaklanma başlatmaya çalıştıysa da bunda başarılı olamamıştır. ct-g.461.459-466. a. 51 İlociioğlu.m. Ermeni gençlerine Makedon ve Bulgar örgütleri tarafından askerî eğitim verilmesi ve askeri yardım sağlanması konusunda antlaşma yapılmıştır.Osmanlı Devleti 'nde Milliyetçilik Hareketleri yaptığı baskınlarla sürekli bir çatışma ortamı yaratmayı bir strateji haline getirmiş ve. s.e. tüzüğünde.bu yörelerde katliamlar yapmışlardır. Ermeni hareketi ve 1915 Ermeni ayaklanmalarında Rusya'nın etkisi konusunda bkz. 275 .m.g. işçi ve köylülerle beraber yapısında bunlara da yer vermekten kaçınmamıştır. Rusların gizli bir örgülü olan Norotonovlets'de uzun zaman çalışmış.g. işçi sınıfım sömürmekle suçlamışsa da. tüccarları. Ermenistan'la yapılan Günırü Antlaşması ile de ateşkes ilan edilmiş.

s. 7 Tarihlendirme için bkz. X. S. A.Ülker. Batısından denize açılan meydan. Sonradan ortadan kaldırılan havuzlu ön bahçenin görünümü için bkz. 19. 43. P. 2439-2446. 4 Kışlayla ilgili geniş bilgi için bkz. 3 Konak Meydam'mn eski durumunu gösteren kartpostal resmi için bkz. Bu farklılaşmalar arasında.3 (Ekim 1972). Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü. sosyal ve toplumsal değişimlerine paralel olarak. E. M. Türk Tarih Konresi 'nden aynbasım (Ankara 1994). Tarih Enstitüsü Dergisi. .Berktay). Bu bölge. s. 5 Hükümet Konağı için bkz. s. Konak Meydanı olarak tamnan meydanın tasarımı da. Öğretim Üyesi. Modernleşme Sürecinde Osmanlı Kentleri. İstanbul 1 997. izmir 2000. 211-212. yüzyılın İkinci yansından itibaren bu değişimlerin etkilerini dımımsayan kentlerden biri olarak önem taşır. bu * Doç. 52. bu bağlamda önemli yapılar olarak karşımıza çıkar. kentlerde oluşturulmaya başlanan idari merkezler ve bu merkezlerde inşa edilmeye başlanan hükümet konağı. T. 18. İstanbul 1996. "İzmir Sarıkışlasmm Yapım Çalışmaları". 2 T. 1867-72 yıllan arasında inşa edilen Hükümet Konağı ile önem kazanmaya başladı5. 1850'den itibaren.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV.Georgeon (Ed). 19. Atay. 192. Konak adıyla anılmaya başlandı6. İzmir 1974.Aktepe. Yüzyıl Sonunda Anadolu Kenti Mekansal Yapı Çözümlemesi. yüzyıla tarilüendirilen Yalı Camii ve bugün ayakta olmayan medresesi7 bu oluşumdan sonra. s. Baykara. (Çav. 1 Kent yapısındaki değişimler için bkz. Osmanlı Devleti fnin ekonomik. 1973. o döneme kadar uzanır. Aklüre. belediye gibi yeni yapı türleri ile çeşitli meydan tasarımlan göze çarpar. İzmir 1974. 55. Batılılaşma Sürecinde İstanbul 'da Tasanm ve Dış Mekanlarda Değişim ve Nedenleri. N.Dumont-F. İZMİR SAAT KULESİ İnci Kuyııhı ERSOY* 19. Yüzyıl İzmir Fotoğraftan. S.. Kent siluetlerine düşe)' öğe olarak katkıda bulunan saal kuleleri de. Ankara 1991. bu eyaletin merkezi olmuştur. s. Dr. 19. yüzyılda. M.Ü.. kentlerin fiziksel çehrelerinin de farklılaşmaya başladığı izlenir1.Baykara. Önündeki geniş bahçe düzenlemesiyle de dikkati çeken Hükümet Konağı "mn bulunduğu mahal. Aydın Eyaletine bağlı bir kent olan İzmir.Dcncl. "Osmanlı Devri İzmir Camileri Hakkında Ön Bilgi". Osmanlı'nın prestij yapısı olan Sankışla 1827-28 yıllarında tamamlandığı dönemde. ss. Ankara 1982. Osmanlı'dan Cumhuriyete İzmir Palmlan.. Ç. Ankara 1978. İzmir Şehri ve Tarihi. bu alanda herhangi bir meydan yoktu4. S. 277-287. diğer üç yönden de Sankışla' Hükümet Konağı ve depo yapılarıyla çevrelenmişti3. s. İzmir Şehri ve Tarihi.Çadırcı. Tanzimat Döneminde Anadolu Kentleri'nin Sosyal ve Ekonomik Yapılan. İzmir 1998.

s.5. Raymond Pere'nİn. Sanat Dünyamız.23. 11. Ülker. 11 N. K.Alay. "E. İzmir Tarihi. 10. 'Topkapı Sarayı Müzesi Suat Seksiyonu".Raymond olduğu anlaşılmaktadır16.Çiğ. s. Yapımn inşaat nazarlığını. İzmir 1998. Ankara 1994. s. S. 7 (t990 ). H.si'nde çıkan bu haber için bkz.g. S. bir maketinin yaptırıldığı ve maketin inşaat komisyonu üyesi Belediye Reisi Eşref Paşa ve Kamil Paşa'nın oğlu Said Paşa eliyle gönderilmesi konusunda 10 Mart 1307/23 MarL 1901 tarihli bir emir müsveddesi bulunmaktadır14. Giiltekin. "'İzmir Saat Kulesi". yüksekliğindeki 4 katlı kuruluşun kaidesi. İzmir 1978. s. 24. Yapının inşası sırasında. Anadolu Saca Kuleleri. Ülker. a. s.12 (Ocak 1978). 194. 10 Saat kuleleri hakkında toplu ve geniş bilgi için bkz. Sanat Dfinyannz. Her katı kendi içinde bir bütünlük gösteren Saat Kulesi. Yapı hem maketin yazıtında. yıldönümü kutlamaları nedeniyle. bazı İevantenlere ev planları çizdiği ve bugünkü Alman Konsolosluğu binasının da mimarı olduğu belirtilmektedir. Atay. Bkz. haç biçimli bir platform üzerinde yükselir. s.Raymond'ıın. 60. 19. İzmir için simgesel bir değer taşıyan ve kent 10 siluetine düşey bir öğe olarak katkıda bulunan Saat Kulesi inşa ettirildi . 1). sekizgen planlı olup çokgenin köşeleri merdivenlerle ulaşılan birer su yapısı olarak tasarlanmıştır (Res. Ç. a. a. Oryantalist eğilimli yapıların kentteki en anıtsal örneğidir (Res. eski sadrazamlardan İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa'mn oğlu bahriye mirlivası Said Paşa'mn yaptığı12 ve bir inşaat komisyonu kurulduğu13 anlaşılmaktadır. Tarih İçinde İzmir.İnci Kııvııhı Ersoy alan içinde kaldı . ag. kulenin mimarının İzmirli S. 183. 42. "Saat Kulesi".e. s.e. Raynıond Pere olarak verilmektedir17.. Maketin üzerindeki Fransızca ya/. Ancak..Sonat. Ahenk Gazete.e. inşaatı devam eden Saat Kulesi'nin yeri bu şekilde belirtilmiştir. s. Yüzyıl İzmir Fotoğraftan. 25 m. hem de yukarıda zikredilen emir müsveddesinde. S.37 (Temmuz 1998). 9..Acun. Abdülhamife Hediye İidüen Gümüş Maketler'". yapı İzmir'de inşa edilen Şadırvanh Saat Kulesi olarak tanımlanmıştır. Bkz. N. 278 9 . 1-2) 8 a Konak Meydatıfnm 1910 yıllarındaki görünümü için bkz. H. yapının mimarının M. Bugün Topkapı Sarayı'nda bulunan ve Saat Kulesi ile aynı özellikleri taşıyan 1902 tarihli maketin sanatçısı. Ç. .g. 1901 yılında inşa ettirilmiş olan Saat Kulesi11. 133.. G. Konak Meydamlım denize bakan tarafında yer alan ve Sultan II. İstanbullu Kuyumcu Zingulli Usta'dırL\ 90 cm. Atay.g. s. değerli taşlar ve altın yaldızla süslenmiştir. 2415 İstanbul Beyoğlu'ndaki kuyumcu atelyelerinde yapılan maketle ilgili bilgi için bkz. 17 M. 11 Acun. Kemal Paşa Evrakı. 13 Yapının İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa oğlu Said Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa "dan oluşan bir komisyon tarafından yaptırıldığı konusunda bilgi için bkz. s. Ç. 14 Başbakanlık Arşivi. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. İzmir 1952.e. Ayrıca bkz. yüksekliğindeki som gümüşten yapılmış makel. s. İzmir'deki Alman Konsolosluk binasını da inşa eden mimar olduğu belirtilmektedir. Saat Kulesrnin görünümünün bulunduğu bir kartpostalda. Hükümet-i Seniyye ve Kışla-yı Hümayun Meydanı olarak da 0 adlandırılan bu alana temel kimliğini kazandıran ve genellikle neo-klasik üslnp özellikleri yansıtan bu yapılardan sonra..Acun. Bir gazete haberinde. 12 H. 86/13 1210 numarada kayıtlı yapının maketi ile ilgili belgenin iranskripsİyonu için bkz.ıtlan. Lak: S.

üst kesimlerinde birer ay ve yıldız motifi bulunan bitkisel arabeskler görülür.3). Yüzyıl İzmir 19 21 IB Fotoğrafları.4). cephelerde dört kemer açıklığının oluşturduğu at nalı formlu. Alt bölüme göre daha alçak ve dar tutulmuş olan ikinci kat. Ortasında birer fıskiye bulunan havuzların üç tarafında da. Yapının ilk inşasında. Taştan yapılmış ok ucu biçimli birer alemle biten kubbelerin dış yüzeyleri de. a. 42. halk arasında Havuzlu Anıt olarak da isimlendirilmiştir.15 Haziran 1927 yılında çıkarılan "Millî ve Resmi Binalarda Bulunan Tuğra ve Medhiyelerin Kaldırılması" hakkındaki 1057 sayılı kanundan sonra arma ve tuğraların çıkarıldığı bilinmektedir. Kemerleri taşıyan silindirik sütunlar. 20 . birer yalak yerleştirilmiş ve bu ayaklara havuzdan birer lüleyle suyun akması sağlanmıştır1 y. birer açıklık ve bu açıklıkların önüne de konsollarla taşman ve mükebbireleri anımsatan birer küçük süs balkonu inşa edilmiştir. Baldakenin kubbeleri. Üst kesimde de.m. Kemer köşelikleri bitkisel kıvrık dallar ve palınet motifleriyle bezenmiştir. diğerleri birer yalancı açıklık şeklindedir ve önlerini kapatan duvar yüzeyi bitkisel arabesk bezemelerle süslenmiştir. Kemer köşeliklerinde. süs balkonlarıyla aynı hizada yuvarlak madalyon İçine birer ay-yıldız motifi işlenmiştir.Fıskiyelerden bazıları günümüze ulaşamamıştır. orijinalinde çift renkli taşla örülmüşken. Yapının eksenlerde yer alan kapıları. saçak üzerinde yer alan palmetlerle birlikte cephe süslemesinin ana unsurlarını oluşturur.Saat Kulesi'nİn eski durumunu gösteren kartpostal resmi için bkz. Osmanlı Arması ve II. 13. Bu nedenle de. köşelerde dar sekiz kenarlı bir plan tasannu gösteren gövdenin yüzeyleri baklava motifleri içme yerleştirilmiş beş kollu yıldızlarla dolgulandnılmıştır (Res. l-3) ı s . N. Yine sekizgen plan gösteren ve gövdenin etrafım bir galeri şeklinde çevreleyen bu bölüm. . .Yapının çizimleri.İzmir Saat Kulesi (Şek. Geniş kenarlarının ortasına. onarımlar sonucunda tek renkli taşla inşa edilerek bugünkü görünümlerim almışlardır". üç dilimli kemerlerle hareketi en dirilmişür (Res. Ankara Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nden alınmıştır. Köşelerdeki baldakenler ile eksenlcrdcki açıklıkların kemer köşeliklerindeki Oryantalist bitkisel motifler. sivri at nalı kemerli birer açıklık şeklinde olup sekizgenin köşelerine yerleştirilmiş birer ayakla baldaken kuruluş gösterir. Bu açıklıklardan güneybatıdaki hariç. Galerinin üzerinden yükselen ve eksenlerde geniş. sütunçeier üzerine oturan dilimli kemerli.4). Kemer köşelikleri bitkisel arabesklerle dolgulandırılnuştır.. Bilgi için bkz. Sivri at nalı kemerler. alt bölümde olduğu gibi silmcli bir saçak ve üzerindeki taştan palmet dizisiyle son bulut.Ülker. içlerinde birer palmet bulunan baklava motifleriyle bezenmiştir. ay-yıldız motiflerinin yerinde. köşelerde iki. s. Üzeri birer kubbeyle Örtülmüş baldaken tarzında inşa edilmiş bu kuruluşların alt kesimine dikdörtgen biçimli birer havuz yerleştirilmiştir (Res.g. . Alt kat cepheleri silmcli bir saçak ve onun üstünde yer alan ajurlu palmet şeridiyle son bulur. deniz cephesi hariç diğer cephelerde. Moresk başlıklara sahiptir. 19. . Abdülhamit'in tuğrasının bulunduğu bilinmektedir21. cephelere yerleştirilen ve alttan Morcsk başlıklı silindirik sütunlarla desteklenen birer at nalı kemerle taşınmaktadır. s. İki tarafında yer alan düşey dikdörtgen pano yüzeyleri geometrik motifler ve aralarındaki palmet motifleriyle bezenmiştir.

280 23 .13. S. 26 Tarihlendinîıe için bkz. Cephelerin tamamı yine taşa oyulmuş bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiştir. saatlerin bulunduğu bölüme ulaşım.4-5 (Ağustos 1973-74). kaynağı KaJıire'deki Fatimi ve Memluk yapılarıyla. Çorakkapı. üst bölümde. Keçeciler ve Kemer Polis Karakolları Örnekleriyle İzmir'de Oryantalist Eğilimli Yapılar" başlıklı bildirimiz. Bkz. Bu karakteriyle de. kemer köşeliklerindeki ve cephelerdeki bitkisel ve geometrik motifler. Endülüs'teki yapılarda aranabilecek biçimlerin eklektik anlayışta ele almışım göstermektedir. Kuruluş özellikleri ile bezemenin bütünleşerek ahenkli bir etki bıraktığı yapıda gerek form gerek kullanılan biçimler. Tarih Enstitüsü Dergisi. Uluslararası Türk Sanalları Kongresi nde bildiri olarak sunulmuştur. Ancak. "izmir Saat Kulesi".5). 14. Oryantalist üslubun İzmir'deki en Önemli temsilcisidir. adı geçen kongre metinleri arasında yayınlanacaktır. MAktepe. 1974 yılındaki depremle yıkılanbu bölüm.g.. yuvarlak ve sivri at nalı kemerlerle. "Osmanlı Devri Camileri Hakkında Ön Bilgi". 26. a. baskı da. İslaini karakterin ön plana çıkmasına neden olmuştur. İzmir'deki Oryantalist eğilimli yapıların ilginç örneklerindendir7. diğer Baülı üslup özellikleriyle biramda kullanılmıştır. s.Acun. 11. İ. Alman İmparatoru II. Çorakkapı (Basmahane). 24 18 Haziran 190! ve 18 Eylül 1901 tarihli Ahenk gazetelerinde çıkan haberler için bkz. Bir alemle son bulan kubbeyle örtülü baldakendeki saçak üstü süslemesi. s. 25 Yapıyla ilgili geniş bilgi için bkz. "İzmir Mektcb-i Sultanisi (Mithat Paşa Endüstri Meslek Lisesi Binası).Kuyulu. 27 İzmir'deki Oryantalist eğilimli yapılan konu alan bir araştırmamız. Ülker. Geniş cephelerinde. 1976 yılında onarılmıştır. Tamamen düzgün kesme taşla inşa edilmiş yapının. bir alt bölümdekiyle aynı karakteri taşır. N. s.inci Kıtyıtlu Ersoy Gövdeden. N. bu yapılarda Oryantalist özellikler.e. "Kemeraltı. IV. Ülker. Uluslararası Türk Kültürü Kongresi (3-7 Kasım 1997 Ankara). dilimli kemerler: kat cephelerini soıüandıran silmeler üzerindeki palmet ve mazgal dizileri: dışa taşlan üst bölüme geçişi sağlanyan üç sıra mukarnas dizisi: cephe yüzeylerinin danteliınsi ağ gibi baklava motifleri içine yerleştirilmiş beş kollu yıldızlarla dolgulandırılması. Kuzey Afrika ve Endülüs yapı ayrıntılarıyla îslami Revivalizm diyebileceğimiz bir yaklaşımla ele alınmış Saat Kulesi H. diğer bölümlerde olduğu gibi sekizgen bir baldaken şeklindedir23. istanbul 1974. 'İzmir Saat Kutesi". zemin kattaki odadan başlayarak yükselen bir merdivenle sağlanmaktadır. 1893 tarihinden sonra inşa edilen Salepçioğlu Camii26 ile Vali Rahmi Bey Dönemi'nde 19131918 tadilleri arasına larihlenen Kemeraltı. 136. Sütunlardan 40 ianesi Marsilya'dan getirtilmiş24 yapıda. s. Moresk sülün başlıkları. köşelerindeki havuz ve kumalar mermerden yapılmıştır. 1881-83 tarihli Mekteb-i Sultani (Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi)25. dışa taşkın üst bölüme geçiş üç mukarnas sırasıyla sağlanmıştır (Res. Ağustos 1999'da Hollanda'nın Utrecht kentinde düzenlenen A7. Saat Kulesi. Dışa taşkın saçak ve üstünde yer alan mazgallardan soma daralarak yükselen kule. Keçeciler (Aııafartalar) ve Kemer (Yenişehir) karakolları gibi yapılar. Wilhem tarafından hediye 22 edilmiş birer saat yer almaktadır .

Türkiye genelinde de Oryantalist üslubun en anıtsal temsilcilerinden biridir. daha çok Baü Oryantalizmini hatırlatan tarzıyla. sadece İzmir'in değil.İzmir Saat Kulesi ise. 281 .

İnci Kuyulu Ersoy O 1 2 5m Plan Şek.İzmir Saat Kulesi . 1 .

İzmir Saat Kulesi • 0 .İzmir Saat Kulesi . 2 .. -r- O I 2 5m Doğu-Baıı Cephesi Şek.

İnci Kuyıdu Ersoy O 1 2 5m A-A «.eşiti Şek.İzmir Saat Kulesi 284 . 3 .

1 .İzmir Saat Kulesi lı " • Res. 2 .İzmir Saat Kulesi 285 .İzmir Saat Kulesi Res.

İzmir Saat Kulesi 286 . J- 1 ? Res.İnci Kııyulu Ersoy Res. 3 . 4 .İzmir Saal Kulesi • «=***.

5 .izmir Saat Kulesi 287 .İzmir Saat Kulesi Res.İzmir Saat Kulesi Res. 6 .

Bunun esasım rica. Oğuz Han. Bir "Uluğ Kurultay" toplar. İstanbul 1997. Altın bir otağ kurar. Leveııd. Vasiyet konusunda Hunlar devrine kadar çıkan Oğuz-nâme'de ilk bilgilere rastlıyoruz. İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi. kendi yolunu devam ettirenlere) ölütn öncesi yazılı veya sözlü olarak bıraktığı nasihat"1. Ü. s. Konu olarak seçtiğimiz "vasiyet geleneği'". dostları sevindirdim. "didaktik şiir" ve yüzlerce ahlâk kitabı birer vasiyet niteliğindedir. TÜRK KÜLTÜRÜNDE VASİYET GELENEĞİ Hasan KOKSAL' Vasiyet: "Birini (ana-babamn. Ümmet Çağında Ahlâk Kitablarıımz. malını ölüm sonrasına bağlayarak bir şahsa teberru yoluyla temlik (mülk kazandırma) etmesini ifade eden bir ıerim"2dir. üstadın. Kazan 1990. 32. 4. vasiyet konusuna geçiyoruz. "Ey oğullarım! Çok savaştım. Halk eğitiminde ve sosyal huzurun sağlanmasında geleneklerin önemli bir fonksiyonunun bulunduğu herkesçe kabul edilen bir gerçektir. Gök-Tanrı 'va borcumu ödedim. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. 440. "Kişinin. Konumuzu dağıtmamak için bu bir biriyle iç içe bulunan didaktik mahiyetteki bir başka çalışmada ele almayı düşünüyor. C. ss. artık yaşlandım. Üç büyük oğlu Boz-oklar sağda. Agâh Sun.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. İslâmda İnanç. üç küçük oğlu üç-oklar solda oturur. Yard.) bir başkasına (çocuklarına. dilek. İzmir 2000. . 91. Modern Edebiyal'taki Vecize (Maxime)ler aynı amaçlı ürünlerdir.289-299. : Aslında dilimizde yaşayan binlerce "ata sözü". "kıssa". s. Düşmanları ağlattım. Mesela ilpend-name. idarecinin vs. Ankara 1988. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1963. talebelerine. ibret alınacak fikir teşkil eder. akrabalarına. aileden devlete kadar uzanan kurumlarda görülen bir uygulamadır. Türk Dil Kurumu Yayınları: 234. " der.Dr. Edebiyat Bilimi Sözligi. Binlerce hayvan keserek büyük bir toy yapar.Doç. bir neslin tecrübesini diğer bir nesle ulaştırma. E. Bunlarda ahlaki öğütler yer alır3. s. altı oğlu ile birlikte dünyayı fethedip cihangir olduktan sonra ana yurduna (yurt-i asli) döner.' adı altında kaleme alınmış manzum ve mensur bir çok eser vardır.

cemâat ile Tavgag-Yeke. Uygurlara ait hukukun çeşitli alanlarındaki hukukî ilişkileri düzenleyen belgeler arasında vasiyetnamelere de rastlıyoruz. Ahmet.Hasan Koksal Yurdunu oğulları arasında böler.g. şehzadelere birer gümüş yastık. Melik Şah'ı yerime tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. başka bir kimse ile evlenmeden. gibi konularda yerleşik kültür hukukunun gelişmiş olduğu görülmekledir6. a. Türk Mitolojisi /. kimi mirasçı olarak kabul ettiğini ve terekesinde kimlerin hakkı olamayacağını gösteriyor. Yusuf Has Hacib'in Kutad-gu Bilig'i) özellikle dikkati çeken eserlerdir. Oğullarım Kosang ile Esen-Kaya üvey annemiz bizimdir. İmlâsı altında yazdım. Bu tamga benimdi. "evlat edinme" vs. Bahaddin. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını: 388. halk ve yakınlarımdan Asana. Tavgaç-Keke'nindir. Ked-Kaya Tukung. Bu belgede vasiyeti yapan. iç hazineye bir at vermek yoluyla ağır cezaya çarptırılsınlar ve sözleri geçmesin. s. Türk Hukuk Tarihi."5. Dr. Ankara 1971. Ben Kaysın sorup yazdım. Türk Devlet Geleneği. Aydın. onlar huzurunda verdim. Türk Tarih Kurumu Basımevi. yüzyıllarda siyaselnâmeler ve ahlâk-görgü kurallarından bahseden didaktik mahiyetteki kitaplar (Nizamü'ül-mülk'ün Siyasetnâme'si. Üçok-Mumucu. Töreye ve birliğe bağlı kalmalarım vasiyet eder4. Ögel. alacağız diye. İslâmiyet öncesi Türklerde yerleşik medeniyete geçildikten sonra "velayet hakkı". Bu tamga ben Asaııa'mndır. Ayrıca üvey oğullarının. Eğer alacağız diye dava ederlerse. Ankara 1976. Türkler bir yandan doğuda yerleşirlerken. Tanık Kara-toym.e. XT-XIII. s. s. gerek savaş. 29-34. Üçok. Ben vasiyetnameyi Sııtz'a. analıkları ile evlenmelerine vasiyetname ile engel olunabileceği anlaşılmaktadır. Bu tamga ben. Prof. evimi yönetip oğlum Altmış-Kaya'nııı eğitimi ile uğraşsın. işe karışmasınlar. 211. Anadolu kapısını Türklere açan sultan Alparslan'ın Roinenos Diogenes ile Malazgirt Meydan Muharebesinle çıkmadan yapmış olduğu şu vasiyet-hitâbe bu geleneğin devlet katında sıkı bir şekilde uygulandığım göstermektedir: "Ey askerlerim! Eğer şehid olursam. "trampa". "faizle ve kefaletle borç alma". Tanen. diğer yandan da batıda Müslümanlarla ilişki kurmuşlardır. Ok-yay ilişkilerine göre Üç-oklar'ın bozoklar'a tabiiyetini bildirir. "yarıcılık". İkici başta olmak üzere. s. Milli Eğilim Bakanlığı Eğitim Dizisi: 30 İstanbul 1997. 32. Tükele ve Kimtsü başta olmak üzere. bu beyaz elbise kefenim olsun. Dr.. büyük orduya (?) bir altın yastık. 5 6 290 . Tanık İnge. Doç. Zaferi kazanırsak önümüzde çok hayırlı günler olacaktır7. 206. "Küskü yılının sekizinci ayının on sekizinci gününde ben Tüşimi Ağırca hastalandığımdan ve hastalığımın gittikçe fenalasaçağını düşünerek ben karım Silang'a şu yazıyı bıraktım: '"Benim ölümünden sonra. Coşkun-Mıımcu. O zaman ruhum göklere çıkacaktır. gerekse barış yoluyla İslâmiyet Türkler arsında yayılmaya başlamıştır.

VI. Kâzım Yaşar. İstanbul 1984. Bana karşı gel. 491. İstanbul 1989. İstanbul.. Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi. ona karşı gelme! Bana karşı gelirsen üzülür. Asya-Avrupa-Afrika kıtalarındaki pek çok devlete 600 yıldan g-fazla adil bir ölçüde davranarak. Terazisi dirhem şaşmaz. 1071 Malazgirt Zaferi'nden hemen sonra Merv'den Doğu Anadolu'ya gelip yerleşen bir Türk grubunun. gözlerim sana bakmaz. a. Mısır Memlûkta teri. s. s. Şeyh Edebali'yi kırma. hasta yatağında ümerânın büyüklerini toplayarak kendisinden sonra oğlu Seyfeddin Ebu Bekr'i sultan yapmalarını vasiyet etmiş ve onlar da bu vasiyete uymuşlardır11"1. Osman. Turan. Beni fcır. Turan. Selçuklu dönemine ait diğer bir vasiyetname Sultan Alaeddin Keykubad'a aittir. s.g. çeviren: Dr. Selçuklular Zamanımla Türkiye Tarihi. ona memleket meseleleri hakkında vasiyetler yapacağım" demiş. Özaydın. 1237 yılında bir ziyafet sofrasında zehirlendiği anlaşılmış ve Celaleddin Karatay'a: "Benim işim sona erdi. 71. Bahar Yay. Oğuzlar'm 24 boyundan bir olan Kayı aşiretinin reisleri Ertıığrul Gâzi'nüı. oğlu Orhan Gâi'ye sundukları vasiyetleri ve Osman Gâzi'nuı kayın babası şeyh Edebali'nin vasiyetleri bu türün devlet geleneğinde ciddiyetle uygulandığım.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği Malazgirt Meydan Muharebesi'nde esir aldığı ve yaptığı antlaşmadan sonra serbest bıraktığı Rotnenos Diogenes'in tahttan indirildiği ve gözlerine mil çekildiğini haber alan Alparslan. Bu vasiyetnameleri aşağıya alıyoruz: ERTUĞRUL GÂZİ'NİN VASİYETNAMESİ: "Bak oğul. el-Kâmil Fi't Târîh Tercümesi. Kopraman.. kendimden ümidim kalmadı. A. Osman. oğlu osnıan Gâzi'ye. en-Nasır Muhammed daha Önce veliaht tayin ettiği oğlu Amık'un 1340 yılında vefat etmesi üzerine. 2. ona karşı gelirsen. "Bundan böyle arslan yavruları olunu?. fakat az sonra konuşma melekesini kaybetmiştir9. C. Cilt:U). . 188489. yeryüzünde. Baskı. Osman Gâzfnin. s. tbnü'1-Esir. O bizim boyumuzun ışığıdır. Baksa da görmez olur. 389. Vasiyet konusunda bir başka örnek de Memlûk Devleti Sultan'ı en-Nasır Muhammed'in hasta iken verdiği vasiyettir. bu dununa çok üzülmüş.. Kemaleddin Kâinyar'ı çağır. onların dil ve dinlerini devlet güvencesi alıma alarak örnek davranışlar gösterdiklerini görmekteyiz.e. beylere ve askerlere şu vasiyethitabe'de bulunmuştur. incinirim. gece-gündüz kartal gibi uçunuz ve Rumlara merhamet etmeyiniz"8.

Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Ötüken. Zalim olma! Alemi adaletle şenlendir ve ALLAH İçin cihadı terk etmeyerek beni şad el. Sabah rüzgarında sa\'rulur gidersin. akıllısın. 11 Bürün. Vecdi. Şeriat (din) işleri nizam bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan. Sana da bunlar yaraşır. senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. şafak vaktinde doğar. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik da 'vasi değildir. 292 . ALLAH'm dinini yaymaktır. Bilmediğini Şeriat (İslâm) ulemasından sorup anlayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasınl Askerine in 'ami. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.Hasan Koksa! SözümüzEdebali için değil. ikbal ve hilm göster! Askerine ve malına gurur getirip. kelâmlısın. Bunları nerede. nasıl kullanacağım bilmezsen. görünmeyenler. 14. Avun oğlum. Nasıl Öldüler. Bütün fethedilmemiş sırlar. Ama. insan ihsanın kıılcağızıdır. kuvvetlisin. Güçlüsün. ona rağbet. Ulemaya rivayet eyle ki. s. senceğiz içindir. Daima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi ALIAH-û Teala 'ya emanet ediyorum"11. Daima sabırlı. Bu dediklerimi vasiyet .say. Şeriat (Kur 'an) ehlinden uzaklaşma! Bizim mesleğimiz ALLAH yoludur. ihsanı eksik etmeyesin ki. bilinmeyenler. İstanbul 1981.. " ERTUĞRUL GAZİ OSMAN GÂZİ'NİN VASİYETNAMESİ: Bak oğul! ALALH-û Teâla'mn emirlerine muhalif bir İs işlemeyesin. OSMAN GAZİ ŞEYH EDEBALİ'NİN VASİYETNAMESİ: -'Oğul! İnsanlar vardır. Ancak. sebatlı ve irâdene sahip olasın.'. avun. Ve maksadımız. akşam ezanında ölürler.

büyüklerle beraberdir.. Sarı Saltuk'un ölüsü yıkanıp tabuta konduktan sonra. 293 . Üç kişiye acı: Cahiller arasındaki âlime. Saltuknâme. Bu dünyada İnancını. San Salıuk'un vasiyeti üzerinde ihtilafa düşerler. Yüce. Bereket. olun bana birer eşj Altıma da bir davak. atın iyisine doru. Açık sözlü ol. Sarı Saltıık gâ/ilere kendisi için on iki tabut yaptırmalarını vasiyet eder. Kırgızların milli destanı Manas'ta da aynı gelenekle karşılaşıyoruz. s. 377-378. Kemal. kaybedersen. tabut kendiliğinden. San Saltuk'un böylece tekkede bekleyen her bir tabutta ayrı ayrı görülecektir. Sarı Saltuk tabutun içinden bir na'ra alarak vasiyetinin dışına çıkmamalarını İster' 13 . Hatırlı iken itibarım kaybedene. Sarı Saltıık ölümün yaklaştığını anlayınca abdeslini alır ve kefenini giyerek çerağınm yanma gelir. yeşilken çorak olur. atanı say.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği Ananı. Zenginken fakir düşene. Gaziler. Anakara 1987. Sarı Saltuk'a bir yahudi hile ile bir zehirli su içirir ve arkasından gönderdiği bir fedai ile hançerletir. Her sözü üstüne alma. Aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Yay. Umuma ki yüksekte yer tutanlar. çöllere dönersin. Kültür ve Turizm Bak.:832. Haklı olduğunda mücadeleden korkma. Gördün söyleme. Bilesin. Ocak 2000. kalkar muhabbetin itibar olmaz. hazır olsun. Bu tartışma esnasında. Sevildiğin yere sık gidip gelme. yiğidin iyisine deli derler. ev Bakav! 12 13 Semerkant Dergisi. "ı ŞEYH EDEBALİ İslamî Türk destanı olan Saltıık-nâme'de de vasiyet geleneği ile karşılaşıyoruz. hiç bir kimsenin yardımı olmadan musallaya doğru yürür. Manas hasta yatarken kırk yiğidini çağırır ve onların huzurunda Vezir Bakay'a vasiyetini bildirir: Ey benim kardeşlerim Abeke ile Kölfişf Vasiyetimi yapın. bildin bilme.. Bu tabutların her birisi Eski Baba'daki Sarı Saltuk tekkesinde bir gün bekletildikten sonra na'şını almaya çevreden gelen beylere verilecektir.

ey Bakay! Ölmek üzereyim ben. Eşsiz muhakeme ve zarafeti burada da kendini göstermişti. Hasan Rıza Soyak. Atatürk'ün bizzat kaleme aldığı vasiyetnamesi şekil ve muhteva olarak şöyledir: VASİYETNAME: Ankara 28 (A:A)-Atatürk'ün bugün açılan vasiyetnamesi aşağıdadır: "Dolmabahçe 8. Mesela. oldukça anlamlı bir tarih vesikasıdır. bir maddede kendilerine ayaklık bağlanmasını vasiyet ettiği hanımlardan beşinin soyadı yazılı idi. Nıtkut ve hisse senetleri şimdiki iş Bankası tarafından nemalandırılacaktır. İstanbul 1968.. çekin şimdi.. kökü çok eskilere dayanan bir gelenektir. 505. ailesinin soyadını kullanmıyordu.. cümleleri mânalarına hiç halel gelmeden kısaltıyor ve sadeleştiriyordu. malik olduğum bütün nukııt ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayri menkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi 'ne âtideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum: î. s. hem de bazı kelimeleri değiştiriyor. 531. Atatürk'ün Vasiyeti. a.g.. s. bunu görünce diğerlerinin soyadlarını yazmadı" 16 . yalnız Bayan Afet'in soyadı yoktu. o.hazır olsun. gelin şimdi.e. hak ve ödevler arsında denge kurulması hedeflenmiştir. ey Bakay! Yakup oğlu genç Manas böylece göçüp gitti! Bay 'in tek oğlu Bakay. 14 :5 16 Ögel. Ögel. kamu düzenin sağlanması.e.. henüz başka bir ad da almamıştı. Bu tarihî açıklamalardan anlaşıldığı gibi Türk toplumunda vasiyet. Şimdi.. Günümüz toplumunda. çok sakindi. s. Mazhar. vasiyet konusunda bir takım ölçü ve kayıtlar getirilerek yakınların korunması.g. a.. 294 . Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Önder Atatürk'ün vasiyetnamesi.Hasan Koksal Maiyetimle herkes. anılarında diyor ki: ". baktı Han göçüp gitti! Onun cenazesini kamışa koydu gitti! Bir dağ gibi Manas 'ı mezara koydu gitti/u Aynı destanda Yakup Han'ın vasiyetnamesini de hazırlayan yine Vezir Bakay'dır 15 .1938 Pazartesi. 125.9. vasiyetin günümüzde uygulanan şekillerine bakalım. çok ince düşünüyordu. ey Bakay! Başımla ayağımı. Hem yazıyor. Levendoğlu.

Her seneki nemadan bana nisbetleri şerefi mahfuz kaldıkça yaşadıkları müddetçe Makbule'ye ayda 1000.Bir gün sonra emrettiği saatte noter geldi. Sabiha Gökçen'e 600. s. Ülkii'ye 200 lira ve Ruhîye ile Nebiye 'ye 100'er Ura verilecektir. Tarih Coğrafya Dünyası. 6. Bizi görünce hafifçe kımıldadı. 249. oturduk. yeni kurulacak bir yuvanın ayakta kalması ve mutluluğu için her türlü tedbiri önceden aldığı gibi. 3. Boynuna gene koyu vişne renginde ipek bir eşarp bağlamıştı. 17 18 Olcay Gazetesi. İstanbul 'daki noter mevcudu ve o sene yeni çıkan noterlik kanunu üzerine konuştuk. Soyak Hasan Rıza.l. üzerinden bir yük kalkmış gibi ferahlamış. Zaten bizimde yapacak işlerimiz vardı. 295 .Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği 2. "Buyursunla" dedi. Bunda Dr. Kendisi yataktan çıkmış. kendileri ölmeden önce düşündükleri yolun devam etmesi için varislerine -özellikle mali konularda. Çıkarken pembeteşmişti"1*. 10 Kasım 1939. traş olmuş. yıkanmış. s. Alt katta bir odava girdik. yatak odasına girdik. Kendisine haber verdim. 'Bu benim vasiyetimdir. Sabiha Gökçen 'e bir evde alınabilecek ayrıca para verilecektir. Her sene nemadan mütebaki miktar varı yarıya Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir. Trabzon 29 2.bulunacakları tasamı Har hakkında İsteklerde bulunurlar. Neşet. Biraz vakit kazanmamı istedi. Ömer İrde/p ve ben şahit oluyorduk.. K. "Atatürk Vasiyetnamesini Nasıl Hazırlamıştı?". sigara içiyordu. muhtaç oldukları yardım yapılacaktır. Sayı:9-10. Denize nazır pencerelerin önüne koydurduğu bir şezlongun üzerine oturmuş. Tam karşısına koydurduğu sandalyelerde üçümüze de ver gösterdi. 5. Teşrin (Kasım) 1938. bir zabıt yazdık. baktım. Derhal kalkıp odadan çıktık. diyerek notere verdi. Getirilen kahvelerin içilmesini bekledi. Atatürk 'ten haber gelince üst kata çıktık. Sayı:2024.. Çoğu kez yazılı hale getirilen bu beyanlar. hukuki bir belge sayılmakla birlikte. Bu vasiyetnamenin notere teslim edilişini Hasan Rıza Soy ak şöyle anlatmaktadır: ". İsmet İnönü'nün yüksek tahsillerini İkmal için. ipek ve robdöşambr giymiş.ATATÜRK" 1 . Hatırımda kaldığına göre noterle. sonra önündeki sigara masasının üzerine koyduğu kapalı zarfı aldı. edebî bir kıymete de sahiptirler. Makbule 'tiin yaşadığı müddetçe Çankaya 'daki oturduğu ev de emrinde kalacaktır. 4. Afet'e 800. icap ettiği zaman kanuni muamelesini yaparsınız'. yüzü Özellikle ebeveynler.

a. Hatta Hz. s. Fukahanın değerlendirilmesine göre. İşaret Bilimsel Araştırma Dizİsi/9. Hz. Erzurum 1989. "Mirasçılarda taksim.. Veda haccı sırasında şiddetli bir hastalığa tutulan öleceği zannıyla malının tamamını hayır hizmetlerine vakfetmek isteyen Sa'd bin Ebu Vakkas'a izin vermemiş. Vasiyette bulunmanın dinî hükmü.g. s." Diye buyurduğu rivayet edilmiştir 3 .e.g. a. Yalnız İslâm Hukukıfnda bu serbestlik sınırsız değildir. s. Hz. Nisa. kural olarak nıendup (şeriatça yapılması uygun görülen) ve müstehap (beğenilen) olmakla birlikte belli şartlarda farz.. Ancak tereke (ölen kimsenin miras olarak bıraktığı her şey) üzerindeki hakların sıralanmasında vasiyetlerin. Kur'an'da vsiyetin caiz olduğu genel bir ifadeyle duyurulmaktadır. Peygamber. mekrun 1 20 21 22 23 24 25 Aklan. Ayetleri.e. a.g. 71. 79.g. Aktan. bu malı Ölüme bağlı bir tasarrufa konu edebilme hakkı ve irade hürriyetinin tabîî bir sonucudur. vasiyetin müessese olarak tslâm hukukunda caiz olduğu açıklanmaktadır. Maide. miras bırakanın herhangi bir kimse ile miras mukavelesi yapması mümkün değildir. kişinin miras olarak bıraktığı malların ancak üçte birini vasiyet edebilir. a. bir kimsenin sahip olduğu malın aynını veya menfaatini bağış şeklinde ölüme bağlı olarak temlik edebilir. . ölenin borcu ödenip vasiyeti yerine getirildikten "Ey iman edenler! Sizden birinize ölüm hali geldiği zaman vasiyet vaktinde içinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tu/un "u.VI06. Aktan. ancak inalının üçte birini vasiyet etmesine müsaade etmiştir22. s. ölüme bağlı tasarruflar içinde vasiyetler önemli bir yer tutar..e. Mukayeseli İslâm Miras Hukuku. borçların ödenmesinden sonra yer aldığı bilinmektedir20. böyle bir müessese kabul edilmemiştir". Bu hususta mezhepler arsında birlik vardır 21 .Hasan Koksal Edebî metinlere geçmeden önce İslâm Miras Hukukıfnda "Ölüme Bağlı Tasarruflar" başlığı altında ele aldığımız ivvasiyet"i izaha çalışalım: Kişinin kendi malında hayatta iken dilediği gibi tasarrufla bulunması gibi. Peygamber de müslümanları vasiyette bulunmaya.e. Peygamber'in. . • Aklan. 7 1 . sağlığında yapamadığı bazı hayır ve iyilikleri vasiyet yoluyla olsun yerine getirmeye teşvik etmiştir. 4/11-12. 7 1 . Hanefi mezhebine göre vasiyet. İslâm Miras Hukukıf nda.. Aktan. 72. s. "Bir müslümanın vasiyet edebileceği bir şeyi varsa. Hamza. sonradır"22. vasiyetnamesi yanında yazılı olmadığı halde iki gece geçirmelidir. İslâm Miras Hukuku'nda.

"Vasiyet" Maddesi.g. Mesela oğlu sağ olan baba.. îslâmiyette gayri meşru bir iş ve faaliyet için vasiyette bulunma caiz olmadığı gibi bu tür vasiyetlerin yerine getirilmesi de caiz değildir. Bilgiyi aktaran: Emiroğlu.. çok sevdiği bu tatlıyı yer ve hoşuna gider. geç duyulduğu için öldükten sonra Devlet Klasik Türk Müziği Korosu tarafından "Reşat Aysu'yu Anma Programlında yerine getirilmiştir32. kütüphane. a. vasiyette bulunanın hısımı olabilir. çeşme. 440-442. Vasiyette bulunan kimse ölmeden önce vasiyetten vazgeçebilir. o gün kalburabastı tatlısı yapmıştır.. 74. 26 27 28 29 30 31 52 İslâmda İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi. ölmeden önce şu vasiyeti yapmıştır: "Kendi beste/ediğim cenaze marşım. Başka bir söyleyişle mirasçıya vasiyet olmaz. gibi bütün insanlara yararlı yatırımları sağlığında yaptırma fırsatı bulamayanların bu yönde vasiyette bulunması müstchap görülmüştür. Aynı yer.e. O an Yusuf Naİkeseir e vasiyette bulunur: "Öldüğüm zaman.. Sami. s. Yine ünlü bestekâr Reşat Aysu. Aktan. bîr müslümanın sağlığında ödemesi gerektiği fakat ödeyemediği malî karakterdeki dinî ve medenî borçlarının. Sadi Hoşses. Yani kişi yaptığı vasiyetine bağlı kalmak zorunda değildir 9 . Mesela vakıf. Sami. Cilt:4.. ölümden sonra ödenmesini ve hak sahiplerinin haklarının verilmesini vasiyet etmesi ise vaciptir 7 . İzmir Klasik Türk Müziği Korosu Viyola Sanatçısı. Emiroğlu. Geride kalanların bu vasiyeti yerine getirmeleri hem dinî hem de hukukî bir borçtur. 297 . ancak mirasçısı olamaz. Lehine vasiyet edilen kimse. mezarlığa gelen cemaate yetecek kadar kalburabastı tatlısı yaptır ve onlara yedir. Buna karşılık. Aklan. Müzik dünyasının yakından tanıdığı merhum Sadi Hoşses bir gün. Eğer kendisini mirastan mahrum edebilecek başka bir mirasçı bulunuyorsa böyle bir mirasçıya vasiyet caizdir. Bu durum dikkate alınınca vasiyetin bırakılan mallara taallukunun ölümden sonra gerçekleşeceği sonucu ortaya çıkmaktadır.e. Yapılan bir vasiyetin hukuken geçerli olması için vasiyette bulunanın akit ehliyetine sahip bulunması. 72.g. Yusuf Nalkesen'in hanımı. s. Bu vasiyet. vasiyet yapılanın vasiyeti kabul ettiğini belirtmesi gerekir2". okul. hastane. s. Vasiyetin yerine getirilmesi mirasın paylaşılmasından önce gelir.. yetim torununa vasiyette bulunabilir^1. camii. bestekâr Yusuf Nalkeseıvin evine gider. İstanbul? 1997. Sadi Hoşses öldüğünde Yusuf Nalkesen bu vasiyeti yerine getirir31.Türk Kültüründe Vasiyet Geleneği (yapılması şeriatça hoş görülmeyen) hatta haram hükmü de olabilir25. cenazemde çalınsın. Aynı yer. Şerbetini de benim mezarımın toprağına dök". a.

Şair şahin Çandır. Ben gidersem sazım sen kal dünyada Gizli sır/arımı aşikar etme Lâl olsun dillerin. Allah rızası için. . "Bu vasiyet de yerine getirilmiştir33. alegori san'atının da tipik örneğini teşkil etmektedir. ömürlerinin son döneminde kendilerinden arzuları sorulur. sonunda bir kabirde. Her yolun başlangıcı.Hasan Koksal Çeşitli meslek gruplarından olup da toplum tarafından sevilen-sayılan şahsiyetler ilgi odağı oldukları için. bir fatiha okuyun! Yalçın BENLİ CAN Baba: Dr. Cemalettib Alptekin (1928-1992) Oğul: Tahsin Eren Alptekin (1960-1981) Türk San'at müziğinin paşası diye namlandınlmış Zeki Müren'in vasiyeti ilginçtir: "Ben öldükten . Mustafa Kandırah benim mezarımın başında klarnet çalsın.. Öğrenilen bu istek yerine getirilir. Röntgen Mütehassısı Dr. Ccmalettin Alptekin. Sami Emiroğlu ve aile efradına: "Ben öldüğüm zaman. Gizli dertlerimi sana anlattım Çalıştım sesini sesime kattım Bebe gibi kollarımda yaylattım Hayali hatır et. beni unutma. benim oğlumla aynı mezara gömüm ve mezar taşıma da şu dörtlüğü yazın: Baba oğlu kavuştuk. geçerken biraz durun. Sen petek misali Veysel de arı înlesir beraber yapardık balı Emiroğlu. orada bulunan Şair Yalçın Banricaıı. söyleme yâda Garip bülbül gibi âhuzar etme. Bu toprak yığınından. sonuymuş başka yolun.sonra. Sami. Sanatçı Engin Çır. Büyük Ozan Aşık Veysel'in sazına vasiyeti..

Türk Kiiltüriinde Vasiyet Geleneği Ben bir insan oğlu san bir dut. Bu gelenekler. sen ustanı unutma. bizleri büyük bir devlet olduğumuz sonucuna götürür. toplulukların tarih sahnesine çıktıkları andan bugüne kadar geçirdikleri hayal serüvenlerini. dalı Ben babamı. mitolojilerini ve inançlarını kayıtlara geçirmemiş bir çok yönleriyle ve bir bütün halinde muhafaza etmeyi sağlamıştır. 299 . Elemanları bakımından çeşitlilik arzeden kültürümüzü bir bütün olarak ele alıp değerlendirmek.

X1TI. İran ve Harezm ile Mısır ve Suriye arasında geçit durumunda olması doğudan gelen bitmez tükenmez bir trafiğe yol açmış. İşte yazımızın konusu da Pir Sultan Abdal'ın hayatını konu alan ve onun ölümüyle ilgili bilgilerin de yer aldığı "Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikayesi" de böyle bir anlatıdır ve dönemin siyasi ve sosyal durumundan pekçok şeyi aksettirmekledir.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı IV.. tarihi. E. hükümetin merkeze uzaktaki yerlerin denetimini ve halk üzerindeki etkisini zayıflatmıştır. İzmir 2000. bu sınıflar arasındaki çeşitli çatışmaların. bir asır boyunca devam eden Moğol istilâsı ise bu trafiğin bir insan seli halini almasını sağlamıştır. Yüzyılda Anadolu coğrafi. ss: 18-90) idari ve askeri kudretin bozulması birtakım isyanların. kültürel ve ekonomik bakımdan oldukça ilginç bir tablo görünümündeydi. Zaten sınıflaşmanın Temelini de bu çatışma. anlaşmazlıkların da olması demektir. İran ve Doç. Ü. ss:413-414: Köprülü I. s:200) Taht kavgaları. hatla Pir Sultan Abdal gibi bir dönem Türk Edebiyatına damgasını vurmuş şairin hayatı çevresinde bir halk hikâyesi teşekkül etmesinden daha tabi bir şey olamaz. Orta Asya. (Gülpınarlı 1. O yüzden hikâye üzerinde incelemeye başlamadan önce hikâyenin kahramanı olan Pir Sultan'm yaşadığı dönem ve o döneme gelinceye kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun genel durumu hakkında kısa bir bilgi vermeyi uygun buluyoruz. "PİR SULTAN VE HIZIR PAŞA" HİKAYESİ Nerin KÖSE* *Bir toplumda farklı sınıfların varlığı. (Öz. çelişki ve anlaşmazlıklar oluşturmaktadır. bir başka ifadeyle bu tür hareketlerin farklı sınıflan bünyesinde barındıran toplumlarda görülmesi bu durumun toplumların ihtiyaçlarına göre ortaya çıkan ve şekillenen. ss. eşkıyalık hareketleri ya da başka türden olayların doğduğu ortamın niteliğini taşıması. Dr.dan itibaren farklı sınıfların görülmeye başlamasıyla teşekkül elliği kabul edilen halk hikâyelerimiz (Boratav II ss. siyasi. çelişkilerin. O sebeple ortaya çıkan çeşitli ayaklanmalar. onların arzu ve beklentileriyle kültürel yapıların da ortaya çıkaran anlat türlerine de aksetmesine yol açacaktır. savaşlar vb.301-318. Bu sebeple Türk toplumunda XV.76-77) de de bu tür olayların tespit edilmesinden. Selçuk Devleü'nin askeri ve iktisadi durumunu daha çok Moğollar'ın bu acımasız saldırılan sarsmış. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi . toprak idaresinde rüşvetin Önlenememesi. yy. özellikle topraklarını kaybeden beylerin başkaldısına da zemin hazırlamış.

Bir başka ifadeyle kıtlık ve açlık. " Zümre Edebiyatları" dediğimiz "kendi inanç şekilleri doğrultusunda ibadeti öngören. Haydariler.aşi Halk Edebiyatı *Melâmi-Hamzavi Hlk Edebiyatı olarak üç gnıpta inceleyebileceğimiz Türk Edebiyatının bu sahasında (Gölpınırlı II. ss:413-414). Anadolu'da her türlü inanç şeklinin yerleşip yeşermesine elverişli bir durum yaratmış. Ss:359-375. Boratav:ss:5()-51). Gölpınarhl. esnaf teşkilâtlarında ahilerin. kaynağı Yesevi'nin Hikmet'lerine dayanan ve Yunus'un coşkun lizmiyle beslenerek tekkelerde şeyhlerin. gerekse ekseriyetinin içinde bulundukları çevre bakımından Alevi Bektaşi şairlerle paralel bir özellik göstermelerinin (Köprülü II. S:414J. Bu durum XIV ve daha sonraki yüzyıllarda da devam etmiş. S:36O). Çünkü Sünni ya da değil (Rum Abdalları. Mesela 1240'ta güçlükle bastırılan Babailer İsyanı İle 1278'te Konya'yı zaptederek adına hutbe okutan ve şehzade olduğunu iddia eden Cimri İsyanı bize. isyanlar taht ve toprak kavgaları. bu zümrenin erkân ve usûllerini içeren nutukların. Tanrı ile inceden inceye 302 . Anlaşılacağı üzere bu karışık dunun halk ve İdareciler arasında şu ya da bu sebeple sivrilmiş pek çok kimsenin bu gruplar aracılığıyla kuvvetlenme. mezhep ve inançları temsil eden ve çoğu gezginci olan bu kimselerin gelişiyle İslâm dini büyük bir toleransın hakim olduğu geniş bir düşünce akımı halini almıştır (Köprülü I. Alp Erenler vb. nutuk. nefeslerin söylenip çalındığı yeni bir edebiyat türü ortaya çıkmıştır (Köprülü 1 ss:337357). yy. Yunus'u kaynak edinmiş olmasına rağmen kullandıktan terimlerin Alevi ve Bektaşilik'in erkân ve usulünü yansıtması. müslüman inanç ve ibadetlerine karşı tevil ve kınamada bulunmaları.) lerin kendi inançlarıyla örülü olup kutsal tanıdıklarının ınenkabelerini anlatması. *Tasavvufî Halk Edebiyatı. Saz şairlerinin bazılarının da bu inanç tarzım temsil ettileri düşünülecek olursa bu yakınlığın ve önemin sebebi daha iyi anlaşılmış olur. sınır boylarında alp-erenlerin ve diğer çeşitli grupların aracılığıyla farklı şekillerde yorumlanıp hızla yayılmaya başlamıştır. Anadolu'sımdaki yeni ve ilginç bir dini havanın haberini de vermektedir (Gölpınırlı II. ss: 184-187) yanışına tasavvufu kaynak edinmeleri (Gölpmarlı I. ilâhilerin. *Alevi-Bekt. hesaplarına son derece uygundur. Gölpmarlı II. bozulan ekonomiyi düzeltmek için konulan ağır vergiler ve dunundan İstifade etmek isleyenlerin yağmaları vb. Camiler. Kalenderiler. devriye vb. tasavvuftaki "Varlık Birliği" yerine "Ali ve Ehl-i Beyt Sevgisi"nin ön plâna geçmesi. Âşıkların gerek şiir türleri ve konuları. Selçuklu Devleti'ndeki idari ve askeri çöküntü ile XIII. ss:361-362) halk edebiyatımıza bu iki sınıfının benzer ya da aynı ürünleri yaratmalarına yol açmıştır.Nerİn Köse Türkistan'dan pekçok sufinin Anadolu'ya gelip çoğu Batıni karakter taşıyan çeşit çeşit tarikat ve mezhep crbabıyla birlikte yarattıkları yeni hava ile hükümetin etkisi daha da azalmıştır. ss:2OQ-255. şiir (nefes. İslamiyet. A Icvi-Bcklaşi Edebiyatı. önemli bir yer işgal eder. kuvvetlerini konuna vb.) bütün yeni tarikat.

Düşüncelerinden vazgeçmediği. ss:30-54. Köroğlu. Kısacası herşey onun şiirlerinde kendilerine yer edinmişlerdir. hayvanlar. hatta kendisiyle aynı adı taşıyan beş şair daha ortaya çıkmıştır. Aslanoğlu. Şiirlerinde bu inancı yaymaya çalışmasına. Pir Sultan hayatı boyunca Alevilik'in en güçlü savunucularından olmuş: bütün nefeslerinde bu inanca ait erkân ve usûlleri. bir müddetten beri farklı bir yörede oturmasına 303 . kahvelerde saz çalıp söyleyerek sürdürmekledir. bazı olayların etrafında efsaneler teşekkül etmiştir. Gölpınarh 1. en lirik şairi kuşkusuz Pir Sultan'dır. ss:43-53: Ural. sık ağaçlı ormanlar. Gölpınarh 1. Özellikle III. Hz. ss:60-64). Ayrıca Dede Korkut'tan Kaygusuz'a. Ahmet zamanında Sivas valiliğinde bulunmuş olan Hızır Paşa ile olan münasebeti şiirlere konu olmuş. dünya ve ölüm. bu uğurda hayatından olmasına rağmen tasavvuf. Nitekim ölümü ve ölüm sebebi. Hızır Paşa ile olan ilişkileri. Kısacası Tasavvuf Halk Edebiyatı için Yunus ne ise. hükümetin yıllar boyu Alevilcr'e baskı uygulaması hatla öldürtülmesi (Aslanoğlu. Yunus'taıı Hayati'ye kadar pekçok ustanın etkisi açıkça görülen Pir Sultan Dadaloğlu. odur.418-419. ss:417-423. ss:417418): diğer Pir Sultan Abdallar ise sanki kendi başlarından geçmiş gibi bu olayı anlatan şiirler söylemişlerdir (Aslanoğlu. ss:417-418) onun halk tarafından ne kadar sevildiğini. ss: 111-142) bile onu bu yolundan alıkoyamamıştır. Bu sebeple Pir Sultan'ın olmayan ancak onun gibi gösterilen pek çok nefes tesbil edilmiştir (Aslanoğlu. Hikâyenin musannifi Ali İzzet İlci aslen Sivas'ın Su Şehri köyünden olup 63 yaşındadır ve âşıklığını. çiçekler. bu yolda bir kitap olabilecek hacimde rivayetler ortaya çıkmıştır. Kerem. Bunların sonunda Pir Sultan'ın hayatı dcstanlaşmış. Murat döneminde Sivas valisi olan Hızır Paşa'nm ayrı ve önemli bir yeri vardır. Kul Mustafa. ss:120-142. deyiş söylencesi vb. Gölpınarh. Ali'ye ve Şah İsmali'c bağlılıklarını dile getirmiş (Aslanoğlu. ss. ss:48-53. Gevheri gibi diğer Alevi şairlerini etkilemekte gecikmemiştir (Gölpınarh I. île ilgili hususlarda anlatılanlar (Aslanoğlu. Ss:58-66). ss:67-68). yaşayışı ve hayatı. Alevi-Bektaşi Edebiyatı için de Pir Sultan. bir ermiş gibi kabul edildiğini göstermektedir. Aslanoğlu. Sefil Ali. Beklentileri. Pir Sultan'ın hayatında III. İşte makalemizin konusu olan "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi" de bunlardan biri olup mahalli bir saz şairinin tasnif elliği halk hikâyesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Deniş Ali. Hem kendi. ss:362-37I). pek önemli bir yere sahip değildir. üstelik vazgeçmeye niyelli olmadığını açıkça söylemekten çekinmediği için onun tarafından hapse attırılmış ve idam edilmiş (Ural. Alcvi-Bektaşi Edebiyalı'mn en önemli siması. İran'a ve Erdebil Dergâhına candan bağlılığının görülmesiyle bu cdcbiyal Tasavvuf! Halk Edcbiyalı'ndan hemen ayrılır (Gölpınarh II. Alevi olan ve "kul" lakabıyla bunu açıkça ortaya koyan. ss:67-86). yol vermeyen dağlar tepeler. hem de daha sonraki çağların Alevi şairleri Pir Sulum tarzında söylemeye çalışmışlar. 5 yıldan beri İzmir'in Torbalı ilçesinde yaşayan Ali İzzet İlci "Kul İzzet" mahlasım kullanmaktadır. uzun yıllar adı geçen olayın geçtiği çevrede yaşayan Ali İzzet İlci. insan sevgisi vb."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi alay edilmesi. bağlar bahçeler.

lti varyanttaki iki türkü hariç) Kul İzzet'İn. Önce vakayı anlatan nesir kısmım düzenlemiş: uygtm yerlerine de (1 no.Nerin Köse rağmen hafızasından silinmeyen "Pir Sultan'ııı ölümü" meselesini bir halk hikâyesi haline getirmiştir. Nitekim hikâyede 3'ü lek dörtlük 11 türküden: . ss: 127-128) bu lükayesindeki türkülerinde bile Pir Sullan'm etkisi açıkça görülmektedir. Çıldırlı Âşık Şenlik'in "Salman Bey Hikâyesi'ni tasnifini hatırlatan (Boratav.

ilk dörtlüğünün son iki mısraı aynı olan: Hak yonunu eğri tuttun. 158 no. Erkân içinde yoluz biz (Aslanoğlu."Pir Sultan Ve Hızır Paşa " Hikayesi Muhaııınıed Ali'dir var mıdır aynı Pirimi sevenler çeker mi kaygu. Mahşerde toplanır biltamam kamu Ol Nebi Muhammed Pirim Ali'dir dörtlüğünde: Gelstin ikrarına beli diyenler Anladım derdim Muhammed Ali'dir İsmim anınca salâal vernler Meşrebim virdim Muhammed Ali'dir (Aslanoğlu. Hızır Paşa bizi berdar etmeden. s:164. 121 no.lu deyiş) misralanyla başlayan deyişin. Evvel rı/. Açılın kapılar Şah'a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar Şah'a gidelim diye başlayan ve ilk dötlüğü aynı olan türküsünde de: 305 . s:231. s: 197.lu deyiş) mısralarıyla başlayan deyişinin. Yiyemezsin demendim mi? Diye başlayan 4 dörtlükten ibaret türküsünde: Güzel âşık çevrimizi Çekemezsin demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır Yiyemezsin demedim mi? (Aslanoğlu.a demedim mi? Bu bir rıza lokmasıdır.lu deyiş)diye başlayan deyişini: Ey bana kimsin diyen Evvel Allah'tanız bir Nâmıma Haydar derler Âli Abadanız biz şeklinde baylayan 2 dörtlükten ibaret türküsünde: Gel güzelim kaçma benden Yad değiliz bülbülüz biz Biz yol ehli kardaşlarız . 85 no.

3G6 .lu deyiş) deyişinin açık tesirini görmemek mümkün değildir. ss.lu varyantta Cemile olarak geçmektedir) yedi yıldır evli olmalarına rağmen çocukları olmamıştır. Ali'ye olan bağlılığını konu eden ilk dörtlükle. kendisini sevenlerin ve halkın Hızır Paşa'ya karşı duygulan. Pir Sultan ile Hızır Paşa arasındaki ilişkileri anlatan olaylarla ilgili olup. Dizdaroğlu. 47 no. hepside Pir Sultan'a aittir. S. Pir Sultan'ın ağzından söylenen türkülerde gayet açık bir şekilde görülmektedir.. Gerçeği istersen kâtip böyle yaz Hem gece hem sabah Şah'adır niyaz İnşallah yıkılır şu kanlı Sivas Kâtip ahvalimi Şah'a böyle yaz dörtlüğüyle başlayan diğer türkü ise tamamen Pir Sultan'a aittir (Öztelli.13ü-132. git zaman Cemile Hatun'un uzun saçlı. isterse devriye vb. Hikâyenin her iki varyalındaki türkülerin hepsi de (1 no.lu varyanttaki Öyle bir zamane geldi ki devran Zalimler sultandır Hak agâh olsun Elimde zincir var dilimde efgân Halimi işiten dil mahzun olsun dörtlüğüyle başlayan ve 2 bentten ibaret olan türkü. (Dizdaroğlu. Gel zaman. sofralar kurdurur. müjdeciye de bir ak koç hediye eder. sevincini ve tasasını. badem tenli bir oğlu olur. Gelelim anlatının konusuna. Kul İzzet'in kendisine. Edebiyatımızın en çok sevilen şiir türü ve saz şairlerimizin ister nefes. 18.. ss:68-84) da ortaya koyan bu dimim Hz. ss:189-223.lu varyanttaki tek dörtlük hariç) koşma düzeninde söylenmiştir. Kul Fam sevincinden ne yapacağını bilemez.Nerin Köse Gönül çıkmak ister Şah'ııı köşküne Can boyanmak ister Ali Müşküne Pirim Ali on'ki imam aşkına Açılın kapılar Şah'a gidelim (Aslanoğlu. özeti kısaca şöyledir: "Horasan erenlerinden Kul Fam ve eşi Bahar Çiçek'in (1 no. ss: 102-122) Zaten türkülerimi/. olsun bütün şiirlerinde kullandıkları bir biçim olduğunu (Elçin. ister nutuk. yani tulum ve tepkisini gösteren en güzel i İade yoludur. Hikâyenin adından da anlaşılacağı üzere vaka.lu varyantta ise 3 iürkü ile iki dörtlük vardır ve Mukammed Ali'dir var mıdır ayn diye başlayan ilk dörtlük hariç. Günlerden birgün yavrularını arayan ancak bir türlü bulamayan bir kazın "yetiş Allah" diyerek dileğine-kavuştuğunu gören Kul Fanı evine dönünce olanları karışma anlatır ve sabaha kadar "kendilerine bir evlât vermesi için Allah'a dua ederler. 1 no. toplumun herhangi bir olay karşısındaki yergisini.) 2 no.

Hızır Paşa söylenileni yapar ve : Pir Sıütan'ın dedikleri aynen gerçekleşir. seninkelerse yiyecekler" teklifini yapar. Duyduklarına çok sinirlenen paşa ona kuk değnek vurdurup ellerini zincirletir ve katırına ters bindirerek Banaz'a yollar. haram yediler" cevabını almaca "o halde iki helâl. iki haram yemek pişirir.aman İstanbul'da tahsilini tamamlayan ve Sivas'a vali tayin edilen Hızır Bana/. beline."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi Bir hikmet gösterene kadar adı konulmayan çocuk kısa zamanda "dört kapı. Giderek nefesinin ve sazının kerameti her yere yayılan Haydar babasının evini dergâh edinir ve etrafı müridleriyle dolar. seni affedeyim. Gel zaman git /. Köyü'nden haracını alamayınca Pir Sultan'ı ayağına çağınr. Pir Sultan bu davete cevap vermezse de eli-kolu zincirlenir ve sürüye sürüye konağa getirilir. Ancak Pir Sultan'in Yıkılın kapılar Şah'a gidelim redifli deyişi. onun sonunu hazırlar ve Hızır Paşa. kırk makamın sırrına vakıf olur ve yedi yaşında iken de erenler sohbetine girer. yoksa asarım" der. Bunlar yetmezmiş gibi Hızır "İstanbul'a gidip mederese okuyarak Sivas'ta adaletin temsilicisi olmayı düşündüğünü" belirtmiştir. Durum çok ağırına giden Pir Sultan. taşar. hikâyeler anlatırlar. Hızır Paşa'dan hesap soran ve ondan "Banazlılar bana itaat etmedi. bir daha da görünmez. Bunu gören Hızır Paşa daha da hiddetlenir ve Pir Sultan'a "içinde şah kelimesi geçmeyen bir şiir söyle. destursuz dergâha gelen müridini ise Pir Haydar'm "Sarı Kadı" ve "Kara Kadı" adlı köpekleri bile sevmezler.07 . Bu arada amca kızı Balım Sultan'Ia evlenen Pir Haydar haktan ağır vergiler alan ve onlara zulmeden Sivas Valisi Ayvaz Paşa'nın huzuruna çıkarak "yaptıkılarının ulanç verici olduğunu" söyler . Bugün Banaz halkı "onun ölmediği" konusunda efsaneler. Usta ozan da sazı ile birlikte oradan gider. Bunların içinde Tokat'tan gelen Hızır isimli abdestsiz namaza duran. Bunu gören Hızır Pir Sultan'a "Sivas'a girmesinin yasak olduğunu" ifade eder ve onu kovar. Göreceksiniz benim illerim yemeyecekler. Haydar ona "yol verir" ve "eline. 3. Orada Banaz'ın usta âşığı Kul Himmet'in ulu kişisi Seyid Necmettin'in önünde söylediği bir dörtlükle hikmetini gösterir ve Kul Fahı oğluna Haydar adını koyar. Uzun süre ilden ile dolaşan Pir Sultan vatan hasretine dayanamayıp geri geldiğinde Banaz'da taş taş üstünde kalmamıştır. halkın gözü önünde asılır. Hızır'ın olayı bilmezden gelmesi üzerine hiddetlenir ve "yaptıklarının kötü olduğunu" söyler. sahip olmasını" söyler.

"Dört kapı. Kalafat. Ali kimdir?" sorusuna karşılık söylediği: 308 . *Yine hikâyede yedi yıllık evli olmasına rağmen çocuğu olmayan Kul Fakı'nın gamlı gönlünü avutmak için çıktığı çayırda yavrularını arayan ancak "medet Allah. Bunun üzerine meclîste oturanlardan Seyid Necmeddin adlı yaşlı ortalığı yatıştırır. "Bahar". *Herşeyden önce Pir Sııllan'ın annesinin adı Bahar Çiçek. Sânı ulvi Allah. Babasına "âşığın söylediklerinin manâsını " soran oğlan ondan "muhabbetten oğul" cevabını alınca "Böyle sohbet olmaz. medet Allah" dedikten sonra onları bulabilen bir anne kazı gördükten sonra "Allah deyince işler olmaz. Günlerden birgün erenler sohbetine ayak basan oğlan orada Kul Himmet adlı bir âşığın (1 no. Seyİd Necmeddin'dir) çalıp söylediğini görür. *Hikâye kahramanının adının konması ile ilgili kısımlarının da Dede Korkut Hikâyeleri'ylc paralelliği söz konusudur." şeklinde geçer) Dede Korkut'taki Allah Allah dinleyince işler anmaz. saçı kesilmemiştir. s:73) soy lamasını hatırlatmaktadır.lu varyantta "Aliah'dan ân iş olmaz. hem de gerçek hayattan pekçok unsuru bünyesinde barındıracağı. l-2):si sebebiyle uğuruna. kadir Tanrı virmeyince er bayımaz (Ergin. gücüne inandığı yada korktuğu varlık veya canlıları ad olarak koyma meselesinde aramak gerektiğine inanıyoruz.. demek yeterli" diye cevap verir. Bun duyan Kul Himmet: "Bahey Kul Fakı! Ne zamandan beri adı olmayan çocukar meclise gelip olur olmaz sözlerle ayıplar kılar?! diye kızar. "Çiçek". O sebeple hem anlatı geleneğinden. s:2()7. kul islemeyince Allah vermez" diye söylenmesi (1 no. Âlemi âlem eden üç harf ile boş noktadır. meclisteki 1 erin: "Muhammed kimdir.. Nitekim kul Fakı'nm oğlu yedi yaşma gelmesine rağmen adı konmamış. bize Dede Korkut'takî Bamsı Beyrek'in beşîkkertme nişanlısı Banu Çiçek (Ergin.lu varyantta bu. Ancak "Gökçe Çiçek". yy âşıklarından ve Alevi-Beklaşi Edebiyat'in önderi Pir Sultan'ın hayat hikâyesi olup. mahalli bir saz şairi tarafından halk Hikâyesi haline getirilmiştir. "San Çiçek" gibi isimlerin bu gün Anadolu'da hala yaşıyor olması bu durumun kaynağını Dede Korkut'un hikayedeki izlerinden biri olarak değerlendirmekten ziyade ilk insanın çevresini tanıma döneminde olduğu gibi dünden bugüne gelen çizginin hemen her aşamasında süjeyi objede görme (Yöntem ss.. kırk makamın sırrım" söyleyen oğlanın.Netin Köse Anlaşılacağı üzere "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi". Bunca söze ne hacet? "Ademi "adem eden üç harf ile beş noktadır. s:122)i hatırlatmaktadır. (İnan. tabidir ve bunların basında da Dede Korkut gelmektedir. s: 11). Çünkü bir hüner göstermemiştir. XVI. Kul istemeyenice Mevlâ vermez.

Nitekim Kara Göne "kara buga derisinden bişiğinim yapugı olan. seğirdişi ceylân gibi. azameti arslan gibi şeklinde (1 no. hem de roman döneminin özelliklerini taşıyan hikâye kahramanlarının göçebe. tamlamalarla dolu. içinde bulundukları sosyal yapının ihtiyacı olan ürünle beraber doğup gelişmeleri meselesidir. açığı tutanda kara taşı kül eyleyen. Gerek hikâyenin musannifi olan Kul İzzel'in. Dede Korkut kalıra inanlarından Dirsc Han'ın oğlunun "Boğaç" adını alması Bayındır Han'ın "taşa boynuzuyla vıırsa un gibi öğüten" boğasını yumnığuyla yere serdikten (Ergin. anlatımda bol sıfatlı ve zarflı. s:71. önden bakınca höyük. bir başka ifadeyle anlatı kahramanlarının. s:174) şeklinde tarif edilir. toplumun ihtiyacım da belirleyen bu durum epik ürünlerde fiziki güce yönelik bir Özellik göstermekte iken Alevî-Bektaşî bir âşığın hayatım anlatan hikâyede ise "çok küçük yaşta tarikatının sırlarına vakıf olma" şeklinde bir keramete dönüşmüştür. Ancak değişen şu ki "bir hüner göstermeyince çocuğa ad koymama" geleneği tarih boyunca şekil değiştirmiş. ss:81-83)."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi Muhammed Ali'dir var mıdır ayrı Pirini sevenler düşer mi sayrı Mahşerde toplanır biltamam kamu Ol nebi Muhammed şalımı Ali'dir ' dörtlüğü onların "hû" çekmelerine sebep olur. ss:118-121) sonra Dede Korkul'un gelip soylaması ile söz konusu olur.Iu varyant) veya (Yandan bakınca höyük. aşk badesini içip deryaya daldı. * * * • • "Pir SulUuı ve Hızır Paşa Hikâycsi"nde Alevi-Bektaşi Edebiyatı'na ait terimlerin ve özelliklerin çokluğu. daha doğrusu Dede Korkut'ıın söz konusu hikâyedeki izlerine bağlanmayı uygun buluyoruz. kara bıyığın yidi yirden ensesinde düğen (Ergin. Gerek Bcyrek'in. Kam püre'nin oğlunun "Beyrek" adını alması ise Evnük Kalcsi'nin kâfirlerini yendikten (Ergin. seğirdince geyik gibi (2 no. gerekse Boğaç'ın ancak onbeş yaşında adlarının konması ise "ol zamanda bir oğlan baş kesmese. hareketli bir hayattan yerleşik ve durgun bir hayat tarzına geçişin anlatı türlerindeki izlerine uyar tarzda tarif edilmesi.İn varyant) verilmesinin sebebini bu açıklamaya. Bu sebeple incelediğimiz hikâyenin kahramanı Pir Sultan'ın da Dede Korkut kahramanlarına benzer şekilde "yandan bakınca kayık. olağandan İri ve abartılı. gerekse hikâye kahramanı Pir Sullau'm Alevî olmaları sebebiyle gayet tabi olan bu durumu şimdi teker teker gösterelim: ' 309 . kan dökmese ad komazlar idi" (Ergin: s: 118) geleneğinde yatmaktadır. secilerle dolu bir üslubun kullanılmasıdır. *Epiko-romanesk dönemin ürünlerindeki en önemli özelliklerinden biri. İlk örneğinin Dede Korkut Hikâyeleri'nde gördüğümüz (Boratav I. artık adını koymalı" derler ve oğlanı Haydar diye çağırmaya başlarlar. Durumdan çok memnu oldukları için de Kul Fakı'ya "oğlun hünerini gösterdi. hemen dikkati çekmekledir. 112) hem epik. Ergin s. önden bakınca kayık.

XVI-XV.lu varyantta ise: "Evvel hû diyelim. anlatının girişinde. s: 163) Pir Sultan'da "pir" ve "sultan" terimlerinin birlikte görülmesi babası Fakı'nin adına "kul" eklenmesi de tamamen bu edebiyatın geleneklerinden biri olmasındandır. Ali demine bir daha hû!". pirimiz sultanımız hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli demine bir hû" şeklinde tesbil etliğimiz ve bir Bektaşi Gülbanki olan kısımda da bu durum. "abdal". r Şairlerinden Ka\ gusuz-Abdal örneklerinde olduğu gibi (Gölpmarlı II. kılıcımız kahrımız düşmana ziyan.lu varyalta ikinci mısra "Pirini seven düşer mi sayrı" diye geçmektedir) Mahşerde toplanır bulamanı kamu Ol nebi Muhammed Pirim Ali'dir.lu varyantla ise "Böyle işte erenler. Allah Allah eyvallah. Biz de Ali sırıma. Hû! "olarak geçmekte. özellikle 2 no. Her iki varyantta da Pir Sultan'ın erenler sohbetine ayak baslığında ineciistekİlerin (1 no. 2 no. *Hz. 310 . Muhammed'e olandan daha fazla olduğunu gayet açık olarak ortaya koymaktadır. hem de bu sevginin ve bağlılığın Hz. Ali sevgisi. "pir". Kerem-i Ali.lu varyantta bu soruyu Seyid Necmeddin sorar) "Nebin kim.Nerin Köse *Alevi-Bektaşi şairlerinin hepsi kendilerine "kul". Muhammed aşkına bir hû diyelim. pirin kimdir" sorusuna cevap olarak söylediği: Muhammed Ali'dir var mıdır aynı Pirini sevenler çeker mi kaygu (2 no. yy. kem dilden arınalım. 2 no. halk hikâyelerine başlarken söylenmesi âdet olan "dua" kısmında. hû'ya nazar gılalını. Olmayalım zalime yakın. S:366). 1 no. Âmin diyelim. Allah Allah ayvallah: Nur-ı Nebi. Haktan geri tüm insanın mlııma şad olsun bu dua. âmin. mazluma ümit gibi doğsun güneş. s:XHI 1) no. kulluğumuz Allah'a ayan. buna karşılık "Allah scvgisi"'nin daha geri plâna itilmesidir (Gölpınarlı II. *AIevi-Bcklaşi nefeslerinin özelliklerinden biri "AIİ ve Ehl-i Beyt sevgisi" nin ön plâna geçmesi.lu varyantta "işte böyle pirin ahvali. ona olan candan bağlılık.lu varyantta Pİr Sultan'ın Hızır Paşa'ya "Kadılarının haram yiyecekten yemeleri" üzerine söylediği: Muhamnıcd dinidir bizim dinimiz Tarikat altında geçer yolumuz Cibrii-i Emindir hem rehberimiz Biz müminiz hürsidimiz Ali'dir. hû'ya nazar gılalım. "miskin" gibi adlar verirler: Pir SuItarTııı müridi Kul Himmet. dörtlüğünü de hesaba katlığımız bu dunun hem Ali sevgisinin büyüklüğünü. Kercm-i Ali. Nitekim halk hikâyelerimizde anlatının sona erdiğini gösleren dua bölümü (Türkmen. dörtlüğü ile. pirimiz hünkârımız Hacı Bektaş-i Veli demine hû".lu varyantla "Evvel hû diyelim. hikâyenin bitiş kısmında da kendisini göstermekledir. apaçık ortadadır. Zalime kılıç gibi. nûr ile sağmalını. Pir-i Nebi. "deniş".

Bu durumu. içinde "Şah" kelimesi geçmesin" sözü üzerine söylediği. daha sonra onu taklit eden bütün şairlerin bu konuları kendi tarikat esaslarına göre yeniden işlemeleriyle tekkelere taşınmıştır (Köprülü 11.Iu varyant) dörtlüğüyle başlayan nefesinde bu durum. île ilgili bilgilerin yer aldığı şiirleri sadece bu konuda bilgi sahibi olanların ya da Beklaşilik'e intisap etmiş kimselerin anlayabilmesi ise. "bir azim şiir söyle ki. Hızır Paşa bizi berdar etmeden."Pir Sultan Ve Hızır Paşa " Hikayesi *Hz. ss:300-327). Erdebil dergâhına ve îran'a duydukları candan bağlılık ile Osmanlılara duyulan nefret (Gölpmarlı 11. tamamen bu şiirlerin çeşitli remizlerle örülü olmasından ileri gelmektedir (Gölpmarlı II. gerekse hayatıyla ilgili menkıbelerinin tekkelere girmesinin çeşitli veli veya dervişlerle ilgili olarak anlatılmasının Anadolu Türk-îslâm kültür ve medeniyetinin kurulmasında büyük bir rolü olanlardan biri olan Yunus'la ilgili iki menkıbenin (Kaplan. Açılın kapılar Şah'a gidelim Siyaset günleri gelip çatmadan Yıkılın kapılar Şah'a gidelim (1 no. incelediğimiz hikâyenin her iki varyantında da tesbit edebiliyoruz. ss:365366). ve 01 nebi Muhammed pirim Ali'dir diyerek de mürşidini. Ayrıca: "Âlemi "alem eden üç harf ile beş noktadır. (Gölpmarlı II. bu sebeple yerleşmek için izin istedikleri halde kabul edilmemeleri sebebiyle Erdebil'c geri dönen laraftarlarımmı Şah İsmail'e. 371-375. Alevi veya Beklaşiler "Ayn-ı Cem'leri sırasında sorulan" dört kapı". -** Bilindiği üzere zümre halk edebiyatlarının hepsinin kaynağı da. S:36f>) Pir Sultan'm.. Yunns'tıır. ss:357-362) İlk ya da geri plânda olsun "varlık birliği". "aşk ve gönül" vb. Nitekim Pir Sultan yedi yaşında erenler meclisine ayale bastığında çoktan "dört kapı kırk makanTın sırrına ermiştir. ss:12O-131) hikâyede Pir Sultan'a izale edilmesinin 311 . çok açıktır. yy. *Bu edebiyatının bir başka Özelliği ise bazı şiirlerinin "erkân" dan bahsclınesidir. Ali'ye ve Ehl-i Beyl'c olan büyük sevgi ve buna karşı olanlara duyulan 1 nefret yani "tevellâ" ve "teberra" Alevi Bektaşi Edebiyatı nın önemli bir başka yanıdır. Ademi âdem eden üç harf ile boş noktadır. Yunus'ıın gerek söyleyiş tarzının ve söylediklerinin. "Fenâfillâh". diyerek aşk ve âdem p>l in sırrım bildiğini. Köprülü II. Saftıvi Hanedanına. Özellikle XV1-XVII. rehberini söyleyip artık kemale erdiğini ortaya koymuştur. "kavs-i nüzul ve kavs-i urûc". bütün kavram ve inanışlar Anadolu'da Yunus'un şiirlerinde vücut bulmuş. kırda Erdebil'i merkez edinerek Anadolu'da Safcviyc ve Erdebiliyye tarikatını yaymak isteyen Ali lara fi arlarının Anadolu'ya gelip propaganda yapmaları. "esma". Ss:357-362. Hızır Paşa'nın kendisine. "kırk makam" vb.

Babası gapısın dergâh edinmiş. iki kadısının ise hakanı yemeği seçip yemeleri üzerine sinirlenen Hızır Paşa âşıktan 1 no. Ben olsaydım: Ete kemiğe burundum. bu âşık neyden bahseder? diye sorduğunda Muhabbetten bahseder oğul. taşınış. Köprülü II. senin dergâhına odunun eğrisi bile geremez. ss: 177-178) bu durum hikâyesinin her iki varyantına da aynı şekilde aksetmiştir. Âdemi âdem eden üç harf ile boş noktadır.lu varyantta Seyid Necmeddin." şeklinde açıkladığı bilinen rivayet (Kabaklı. Hemi de doğru odun. ss:21-22. budur. Dergâhına müridler dolmuş.İu varyantta ise "Ey pir Seni bir yolla 312 ." olarak kendini göstermiş. gerekse şiir türleri. * • * .lu varyantta ise Kul Himmet adını taşımaktadırlar) erenler meclisinde çalıp söyleyen ozanları beğenmeyerek babasına: -Baba... Alevi-Kizılbaş toplulukların bulunduğu bölgelerde uzun yıllar hem tekke şairleri. âşık tarzında deyişler söylemesinin sebebi buradan kaynaklanmakta olup (Boratav II.lu varyantında ". Gel zaman git zaman oğlanın namı cihanı dulmuş. Boralav IV. Çünkü kırsal kesimlerde.. Bana bir azîm şiir söyle ki içinde şah ismi geçmesin.. odun taşımışlar dergâha. birbirine son derce benzer özellik gösterirler. olur biterdi (Kabaklı. *"Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi"nde âşıklık geleneğiyle ilgili özelliklere de rastlamaktayız.Nevin Köse sebebi. Pir Sultan'ııı da bir Kızılbaş şairi olmasına rağlen yaratmalarında âşıklık geleneğini içinde kalması. 2 no. "Hacı Bektaş'tan himmet alamayıp Taptuk Emre'nin dergâhına giderek odun taşımaya başlayan ve hizmet ettiği kırk yıl içinde bir tek eğri odun taşımaya başlayan ve hizmet ettiği kırk yıl içinde bir tek eğri odun getinnevişi üzerine -Dağda eğri odun kalmadı mı hey Yunus? diye soran şeyhine: -Eğri odun çok ama. s:24) Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi'nin 1 no. Yunus'la Mevlâna arasında geçtiği söylenen "Mevlâna Mesnevi'sini Yunus'a okutmuş ve nasıl bulduğunu sormuş-Yunus: -Fevkalâde ama çok yazmışsın. Kul Fahi oğlunun adını Haydar koymuş. cevabım alınca: -Baba böyle muhabbet sohbeti olur mu? Bunca söze ne hacet? deyip çaldığı: "Alemi "âlem eden üç harf ile beş noktadır. 2 no. ss: 38-39) diye söylenen rivayet ise incelediğimiz hikâyenin her iki varyantında Pir Sultan'm (1 no. Dolayısıyla gerek dil ve üslûp. deyişinde yerini almıştır. Anıma büyüklük bizde kalsın. Nitekim elleri zincirlenerek huzura çıkarıan Pir Sultan'ın köpeklerinin helâl yemeği.lu varyantla "Ey koca pir! Büyü yaptın. ss:340-343. Eğer o isim geçti ise seni darda asarım". kadılarımı yoldan şaşırttın. Yunus diye göründüm derdim. hem de halk şairlerimiz ayrı topluluğa seslenmişlerdir. Nitekim. demiş.

.lu varyantın sonunda Dede Korkut'un "İç Oğuza Taş Oğuz Âsi Olup Beyrek Öldügi Boy.. Her iki varyant da (daha önce sözünü ettiğimiz üreze) aslında bir Bektaşi Gülbankı olan "dua" kısmıyla başlar. HÛ!" olarak görülen bu kısım 2 no. Ali sevgisini öne çıkaran ve Hz. Hakdan geri tüm insanın ruhuna şad olsun bu dua. Biz de Ali sırrına. Muhammed'i geri plâna iter tarzda (Gölpınarlı II."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi affederim. mazluma ümit gibi doğsun güneş. ss:49-5l]rna uyarak anlatılmıştır. 2 no.. kabul olsun. Açılın kapılar ŞAH'a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Yıkılın kapılar ŞAH'a gidelim .. hak hikâyelerimizin bu ilk örneğine yakın bir şekilde "işte böyle pirin ahvali.lu varyantta: Hızır Paşa bizi berdar etmeden. "asıl hikâye" dediğimiz anlatı kahramanımı macerası ile devam eder ve nihayet gene "dua" dediğimiz biliş kısmı ile sona erer. gerekse yapı ve motif yönünden benzerliklerine.lu varyantla Alevi-Bektaşi Edebiyatın en önemli yanı olan Hz. s:366) "İşte böyle erenler. "leb-değmez" olarak bilinmektedir. Ailenin tanımı: a)Zaman: Sultan Süleyman zamanı b)Yer:Banaz/Sivas 313 : -ı . Muhammed aşkına bir hû diyelim hû!" şeklinde tesbit edilmiştir. Ancak 1 no. [Türkmen (II) ss: 87-88]. Safavi Hanedanına ve o hanedanın temsilcisi Şah İsmail'e olan bağlılığı (Gölpınarlı İL s:366) ifade eden "koşma tarzında bir güzellemedir ve âşık tarzında bu şekil. Alevi-Beklaşi Edebiyatı'mn belirgin vasıflarından olan" İran'a. biş kelime dua kıldık. s:251) şekline benzeyen tarzda. Zalime kılıç gibi. Bana bir şiir söyle ki. Olmayalım zalime yakın.lu varyantta ise: Şu görülen yayla ne güzel yayla Bir dem süremedim giderim böyle Pirim ben gidiyom sen himmet eyle Açılın kapılar ŞAH'a gidelim diye başlayan "Şah'a gidelim" redifli deyişi. Amin diyelim âmin. Hazırlık Bölümü A." nda gördüğümüz ". s:XHl: Baratav (Tl). * Herşeyden önce "Pir Sultan ve Hızır Paşa Hikâyesi" halk hikâyelerinin geleneksel üslubu [Türkmen (I). âmin amin diyenler didar görsün. ** Gelelim anlatının halk hikâyeleri ile gerek üslûp. içinde şah adı olmasın" demesi üzerine Pir Sultan'm 1 no. yığırdırsın dürişdürsün günahınızı Muhammed Mustafaya bağışlasın hanım hey (Ergin. Hikâyenin yapısında gördüğümüz: I.

çalıp söylemeyi" öğrenir. "Sivas'a girmesini yasak ederek sürgüne gönderir. durumun daha da kötüleşmesine sebep olur. Pir Sultan'ın haklı çıkması üzerine çok kızar ve ondan "içinde Şah adı geçmeyen bir türkü isteyince de yerine"Şa!ıla bağlılığını dile getiren bir nefes" söylemesi üzerine onu aslınr.Dergâhta müridiik yapan ve pek makbul tutulmayan Hızır. Ellerini zincirleterek zorla saraya getirttiği . C)Ad koyma:Erenler sohbetinde yapılan bir imtihandan sonra adı babası larafındaıı Haydar konulur. babasının evini dergâh haline getirir: orada hastalan ncfesiyle. B. Pir Sultan Hızır'a "tuttuğu yolun yanlış olduğunu" ağır bir dille söyleyince olanlar olur ve eski müridi Hızır Paşa. c)Sosyal statü belli değjl d)Çocuksuzluk:Knl Fam ile eşi Bahar Çiçek'in. A. Günün birinde Banaz'a geri dönen Pir Sultan." III. Ancak Pir Sulum. anıca kızıyla evlenir. kendi kendine "dört kapı.Bu durumdan rahatsız olan Pir Sultan. dertliyi sazıyla iyeleştirmeye başlar. Hızır Paşa'ya bunun böyle olmadığım ispat eder.Merin Küse. F. Macera Bölümü: A. çocuğunun olması için dua eder. Banaz'ın vergisini vermesi üzerine Pir Sullan'ı huzuruna çağırır. Devlete verdikleri ise.Pir Sultan. H. Ancak Hızır Paşa.Kendisinden hesap soran ve onun Banazlılar'a iftira ettiğini duyan Pir Sultan. köyünde taş taş üstünde kalmadığını görünce Hızır Paşa'nın huzuruna çıkar B. C. B)Eğitim:7 yaşına kadar. karşı gelenin malına da el koyar. Pir Sultan'daıı "İstanbul'a gidip medrese tahsili yapmak ye halkın bu durumuna çer bulmak" niyetiyle izin İsler ve gider. Görüldüğü üzere anlatı. hatunun 40 yaşına gelmesine rağmen çocukları yoktur. C.Pirini unu t muş görünen Hızır. 40 makam sırrına erer. Kahramanın Tanınu: a)Doğum:Dıia edişlerinden 9 ay sonra bir oğullan olur. B. II. Sonuç Bölümü. E. G. halka ağır vergiler yükler. Ayvaz'ın huzuruna giderse de bu olay.Zamamın Sivas Valisi Ayvaz Paşa. D. halk hikâyelerinin yapısına (Köse. elde ettiklerinin çok az bir kısmıdır.Pir Sultan. ss:2Ü-60) genel bir benzerlik yanında Hazırlık Bölümü ile de tam bir 314 . valinin bu isteğine uymaz. e)Çare arama:Her iki varyantta da baba Kul Fanı.Hızır. günün birinde Sivas'a vali olur ve Ayvaz Paşa'yı aratmayacak kötülüklere meydan verir.

imparatorluğun topraklarını "has". Çalışmamızın başından beri de belirtmeye çalıştığımız üzere bu anlatı yaşadığı bilinen bir âşığın XVI. Mehmet'in oğlu I. Öz. ve o dönemde cereyan etmiş olayların görülmesi. sözüyle dile getirmeyi.lu varyant) şeklinde bir giriş formalitesiyle başlamasının sebebini ise Sivas tarihinde valilik yapan iki Hızır Paşa'dan birinin ve ilkinin Kanuni Sultan Süleyman devri vezirlerinden olması (Öz ss:290-204: 1 Aslanoğlu. toprakların idaresi zorlaşmıştı.lu varyant) Ayvaz Paşa'ya. ss:417-418.. kutsal bir görev olarak görmektedir. Özlelli. s. gibi hıısııllar halk hikâyelerimizin bünyesine ve anlatı tekniğine büyük bir uygunluk ortaya koymaktadır.. yy'ın başarında Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları genişlemiş.. Araştırmacılar olayın III. Alevi bir şair olmasıyla da ilgilidir. s:34) ise hikâyenin realist yanını güçlendiren hususlardan sadece bir tanesidir. Kısacası Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikâyesi. gayet tabidir."Pir Sultan Ve Hızır Paşa" Hikayesi paralellik göstermektedir.. ss:33-37) ya da III." (2 no. Ahmet zamanında Sivas Valiliğinde bulunması (Gölpinarlı H.lu varyant). yy. "zeamet" ve "tımar" olmak üzer üç sınıfa ayırıp idarelerini de. Bu sebeple hikâyede Pir Sultan'la aynı çağda yaşamış kimselerin. Nitekim hikâyeye zemin teşkil eden "Pir Sultan'ın Hızır Paşa tarafından astınlması "meselesinde önemli rolleri olan Hızır Paşa'nin T..21) nın halk zihnindeki akislerinde aramak gerektiğine inanıyoruz. 315 . olayın gerçekte de cereyan ettiği yöre olan Banaz'da geçmesi ise anlatının realisl yanıyla beraber anlatıcının Sivaslı ve Pir Sultan âşığı.m sonu ile XVII. "halktan on aldığım devlete bir diye söyleyen (1 no." (1 no. ss: 128-133) ile Kanuni nin Doğu Seferi'ne giderken Sivas'ta bİrgün kalması (Aslanoğlu. nefeslerinin pekçoğunda onun tarzını sürdürerek bu üzücü olaylara karşı tavrını saziyhı. Pir Sultan'm mucizevi doğumu. XVI. yy saz şairlerinden Pir Sultan'm yarı nıeııkabevi hayatını anlatmaktadır. gönüller ferah İken. Hikâyenin. Ahmet (Öztelli. Ayrıca hikâyede anne Ballar Çiçek'iıı (1 no.. merkezin özellikle uç bölgelere ulaşmasında aracılar koymasına. ss:44-45. ss:26-45). ss:43-48) geçmişte olduğu konusunda çeşitli fikirler ileri sürmelerine rağmen hikâyelenin "Sultan Süleyman Şah iken.. * Gelelim hikâyelerde adı geçen "zulmün kalesi" (2 no. Âhir zamanda Sultan Süleyman devrinde. s:667.lu varyant). Murat zamanlarında (Aslaııoglu. ona bir ad verilmesi için hem uygun bir zamanın hem de olağanüstü bir işi başarmasının beklenmesi vb. kendilerine her yılki gelirin 1/10'unu vermesini şart koştukları toprak beylerine bırakmışlardı (Özkaya. Büyük bir ihtimalle âşık Kul İzzet.Bayrak. * Hikâyenin her iki varyantında da vakanın Kanuni Sultan Süleyman zamanında geçtiğinden bahsedilmektedir. . Bu durum.lu varyantta Cemile olarak geçmektedir) kırk yaşına gelmesine rağmen bir çocuk doğuramamış olması ve ailesinin bu durumdan duyduğu üzüntü yanında bir evlâda kavuşmak için çare arayışları. Pir Sultan'ın efsanevi hayat hikâyelerinin geleneksel şekil ve üslûbuna uygun tarzda tasnif edilip anlatılmasıyla teşekkül etmiş klâsik bir halk hikâyesidir.

başka bir ifadeyle "Pir Sultan Abdal'ın hayat hikâyesinin usta bir el tarafından klâsik bir halk hikâyesi haline getirildiği" şeklinde olmalıdır. açlık ve kıtlık. Arslanoğlu. ünlü Alevî şairi Pir Sultan Abdal'ın gerçek hayalıyla birlikte içinde yaşadığı dönenun tarihi yönünü de aksettirdiği". Hacı Ahmet oğlu Ömer. s:S9-139) hatıra getirdikten ve böylece bu dönemde devletin genel bir görünümünü çizdikten sonra hikâyedeki Ayvaz Paşa'nın kimliği ile ilgili kısma geçebiliriz. Bu konuda söylenecek son sözün "Pir Sultan Abdal ve Hızır Paşa Hikâyesinin. Her iki varyantta da Hızır Paşa. ss: 19-22) Bütün bunların sonucunda da merkeze karşı ayaklanmalar. halk canından bezmişti. işi doruk noktasına çıkarmıştı (Öz.S7-89) toplumda büyük bir huzursuzluğun doğmasına. Abaza Mehmet Paşa.•Netin Köse Ancak saraydaki aşırı israfın ve debdebenin yol açtığı ekonomik bozukluklar (Öz. anlaşılabilir. Yeniçeri Ayaklanmaları. Dağlar Delisi Süleyman. ss. Yadigâroğlu olayları Anadolu'nun sosyal ve ekonomik yapısını ortaya koymaktadır(Öz. Avusturya ve Lehistan üzerine yaptığı savaşlarla bunların halkın üzerindeki olumsuz etkilerini. Özkaya. Köroğlu. zulüm ve saygunkuia büyük bir huzursuzluk kaynağı olan "Yadigâroğlu (Öz. bunun da içki-fuhuş hatta homoseksüellik gibi çarpıklıklara yol açması. * Hikâyenin her iki varyantında da dikkatimizi çeken bir başka husus ise Pir Sultan'ın doğduğunda ona "Haydar" adı verilmesi meselesidir. Deli İlâhi Bey. gerekse toplu olarak sürdürülen ayaklanmalar. ss:18-77. Boynu İnceli Bey. başkaldırmalar başta İstanbul olmak üzere hemen bütün Anadolu'yu kasıp kavurmuş. ss:83-89) ve gerek ferdi. Alevi ve şiîlece Kutsal bir gelenek olarak kabul edilegelmiştir. Köroğlu için Ayvaz ne ise. devlet İçinde devlet olmaya çalışan toprak ağalarını ve eşkiyalan (Öz. Deli Hasan başta olmak üzere 1600'dan sonra görülen Tavil Halil. Karayagıç. Hatta İzmir'de imbat rüzgârına bile "Haydar" denildiği düşünülecek olursa söz konusu geleneğin izlerinin nerelere kadar uzandığı. s: 108) "Vardar Ali Paşa" (Öz. eğitim görmek üzere İstanbul'a gidişinden önce Ayvaz. ss:89-9O. s:96) ile karışmış. bu huzursuzluğun akisleriydi. Büyük bir ihtimalle halkın zihniyetinde Sivas iline yaptıkları baskı. ss. Bilindiği üzere Haydar. gelişinden sonra da Hızır Paşa olarak adlandırılmaktadır. s: 106) olaylarının kahramanlarıyla büyük bir Osmanlı düşmanı kabul edilen Köroğlu (Öz. ünlü Safevi hükümdarı Şah İsmail'in babasının adıdır. ss:90-115. Kara Haydaroğııl. Tavil Ahmet. Bu yüzden şiîlerin piri sayılan bu ünlü hükümdarın babasının adım koymak. ss: 12-13). s:708. yanında ekseriyeti savaşlarda ganimet olarak getirilen hanım sultanlarla cariyelerin destekledikleri taht kavgalarının (Ö/. kaçınılmazdı. Mert. Düzmece Mustafa. Bütün bunlara Osmanlı İmparatoruğu'nun Çaldıran Savaşından hariç İran. Gürcü Abdünnebi. s:6). Özkaya.78-82.. Sivas'ı kasıp kavuran eşkıyaların da Osmanlı devleti için aynı değerde olduğu düşünülmüş olmalıdır. Özellikle ekonomik bozukluğun ortaya çıkardığı sınıflararası eşitsizlik. Varvar Ali Paşa. Celâli İsyanları (Öz. Özkaya. 3İ6 . Nitekim Tl.

ÖZ. 1984. İbrahim. İstanbul:Erman Yay. Ankara. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı.19%2. BORATAV. İstanbul :Ötüken Yayınlan. s:207. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. İstanbul:Gerçek Yayınevi: 100 Soruda Dizisi: 13 (Beşinci Baskı) (IVVl>/c Edebiyatı Türk Dili Dergisi. Yayın No: 14. S:207. Baki.* "Pir Suttan Ve Hızır Paşa " Hikayesi KAYNAKÇA: GÖLPINARLI. Türk Tarih Kurumu Yayınlan :169 (3. Yunus Emre. TÜRKMEN. 1982. P. Toker Genel Dizisi:39. 100 Büyük Edip 100 Büyük Şair:2. Halk Ozanları Dizisi:3. Osmanlı'da Alevî Ayaklanmaları. 1976. İstanbul:Ant Yayınlan. Ankara: Akçağ Yayınları: 123.) "Halk Şiirinde Az Kullanılan Mazım Şekilleri ve Türleri" (Türk Halk Edebiyatı ve Folkumda Yeni Görüşler II. Abdülbaki (I). (JllJÎOO Soruda Türk Halk Edebiyatı 1988. (U). Ahmet. Înceleme-Metin1995. (II). KAPLAN. Hikmet. URAL. Baskı). (I. Kaynak Eserler: 14. Giriş-Metin-Faksimile 1994. Fuat (I) Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıf/an. Dede Korkut Kitabı. Mehmet. (II. Türk Edebiyat Üzerinde Araştırmalar 3. KÖPRÜLÜ. Halk Hikayeciliği. Fikret. O. İstanbul Toker Yayınlan. 1969. Ankara:Diyanet işleri Başkanlığı Yayınları No: 118 (6.Edebiyat Araştırmaları I. Türk Dili Dergisi. KABAKLI. Ankara:Türk Dil Kurumu Yayınlan:494 Türk Dil Kurumu Halk Kitapları. Pir Sultan Abdal. S:207. 1992. YaymNo:186. Naili İstanbul:Adam Yayınlan (ll)Halk Hikayeleri İstanbul: Adanı Yayınları. Ankara: Atatürk Kültür. Türk Dil Kurumu Yaymları:283 Çeşitli Konular Dizisi:7. 1987]. Kültür Eserleri Dizisi:52 [1966. Baskı) DİZDAROĞLU. Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı.) Âşık Garip Hikâyesi. Evi: Pir Sultan Abdallar. Haz: Feyzi Hahcı 1985: Konya) ss: 84-91. Muharrem. Türk Dili Dergisi. Halk Şiirlerinde Türler. Orhan. 1978. ASLANOĞLU. (DFolklor ve ve Edebiyat II. Tip Tahlilleri: "Veli Tipi" 1985-İstanbul:Dergâh Yayınları:21/3. I.Halk Edebiyatımızda Zümre Edebiyatları. Pir Sultan Abdal. 1989. Türk Edebiyatı-tncel eme: 3 /3 317 . Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı. ERGİN. 1988.

KALAFAT. "Türk Halk Hikâyelerinde Yapı" 1996. 1983 İstanbul:Özgür Yayın Dağılım (Beşinci Baskı) ÖZKAYA. Özcan XVII. XVIII. 318 . 1996 Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları: 1857 HAGEM Yayınları /233. Halk Edebiyat Dizisi:4. Ankara: MERT. YÖNTEM Ali Canip. Pir Sultan Abdal. Nerin. ve XIX.in İlk Yansında Yeril Aiilerin Ayanhklart. İstanbul: Milli Eğitim vekaleti. Gelenek-Görenek-İnançlar. Ele Geçirişleri ve Büyük Hanedanlıkları Kuruluşu-1978. İNAN Abdülkadir. Araştırmalar 1. Yaşar İslamiyet ve Türk Halk İnançları. Yaşamı ve Bütün Şiirleri. 1980. 1930 . Ankara:MiIii Folklor Yayınlan:8. yy. Yücel. Ankara. Epope (Epepee) [Edebi Nevilerle Mesleklere Dair Malumat). Devlet Matbaası. Cahit.larda Çapanoğlulları.. ÖZTELLİ. Yy.Netin Köse KÖSE. Tarih 'te ve Bugün Şamanizm Materyaller ve Araştırmalar 1954: Ankara TTK Yayınları'ndan VII seri no: 24 TTK Basını Evi.

Zeki Velidi Togan. A. Osmanlıların Kaşgar hükümdarı Atalık Gazi Yakup Bey Bedevlet'e gösterdikleri ilgi bunun en güzel örneğidir. 1. s. Bu nedenlerle Orta Asya Osmanlıların öncelikli hedefi olmamıştır. Uygurların Moğollarla birlikte Anadoluya gelip umumivali gibi önemli görevlerde bulundukları. yüzyıllarda ise Seyid olarak kabul edilen Hocalar iş başında idiler. Osmanlılar'm iki büyük ideali vardı. Yakup Bey kurmuş olduğu bu devletin tanınması için 1870'te Osmanlı sultanı ve dönemin İslam halifesi Sultan Abdul'aziz Yrd. Ancak bu Osmanlıların Orta Asya ile hiç ilgilenmediği anlamına gelme/. ve 18. Doç. Osmanlı döneminde Fatih Sultan Melunel'in fermanlarını Uygurca yazdırdığı. Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu ilk dönemlerde Orta Asyada Timur Bcy'in kurduğu güçlü bir devlet bulunuyordu. Osmanlı Devrinde Türk Ordusu. Birisi. Yani 19. Burada o kadar eskiye gitmeden.Türk Dünyası incelemeleri Dergisi Savı IV. Enderim Kitabevi. ve 20. Ü. Dr. Osmanlı Döneminde Tiiık-Uygur İlişkileri Osmanlıların Orta Asyadan daha ziyade Batıya özen gösterdikleri bir gerçektir. hatta Kayseri. Osmanlılar soydaş ve dindaşlarına ellerinden gelen yardımı esirgememişlerdir. İzmir 2000. s. 19. 381 Prof. Umumi Türk Tarihine Giriş. Dr. Doğu Türkistan da müslümanlığı kabul ederek Türkleşmiş olan Moğol kökenli hükümdarlar tarafından idare ediliyordu. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. Orta Asya Türkleri Rus ve Çin tehdidine mam/. 385 . 1994. yüzyılda da devam eden bu ilişkiler üzerinde duracağız. Dr. ss. Fatih'in sarayında Uygurca'nın öğrenildiği bilinmektedir1. Kuça. yüzyılda Batı Türkistan Ruslar. Türklüğü dünyanın hakim milleti olarak yaşatmak. İstanbul. 1864 . E.319-324. mevcut belgeler ışığında... kaldıklarında ise. Bilindiği üzere. OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRK-UYGUR İLİŞKİLERİ ÜZERİNE(1861-1934) Alimcan İNAYET Anadolu Türkleri ile Uygur Türklerinin siyasi ve kültür ilişkileri Osmanlı öncesine kadar gider. Prof. Doğu Türkistan Çinliler tarafından işgal edilinceye kadar Orta Asya Türkleri kendi kendilerini idare ediyorlardı. Urumçi ve Tuıfandaki yerel beylikleri oıladan kaldırıp merkezi Kaşgar olmak üzere bağımsız bir devlet kurmaya muvaffak olmuştu. Konya ve Karaman gibi bölgelere yerleştikleri. 17. sayı 375. diğeri de hak tanıdığı din olan islam için savaşıp Tanrının gaza vazifesini yerine getirmekti2. Türk KilliürU. Halil İnalcık. 1981.1869 yılları arasında Yakup Bey Hoten. Halil İnalcık'a göre.

418-419 Ahmet Kemal İlkul.Alimcan İnayet Han'a bir heyet göndererek kendinin İslam halifesine tabi olduğunu bildirmiş ve Doğu 3 Türkistan'ın bağımsız İslam devleti olarak tanınmasını istemiştir . yüzyıldan Önce Doğu Türkistandaki Çinli müslümanlar( Döngcnlcr ) suni ( İmam Safi ) mezhebine mensup idiler. Kaşgar Tarihi. Yakup Bey camilerde Halife Sultan Abdul'aziz Han adına 4 hutbe okutmuş ve parayı da Sultan Abdul'aziz Han'ın ismiyle bastırmıştır . Bugün de Çinli müslünıaıüar bu zatın mezarım ziyaret etmektedirler7 Osmanlıların Doğu Türkistan müslünıan Türklerine olan ilgisi bununla kalmamış. Yusuf Gedikli. Osmanlı Devleti ayrıca Yakup Bey'e Hindistan üzerinden top. Urumçi. süvan ve topçu muallimleri Çerkez Yusuf. bir medris ve bir cami yaptırmıştır. bundan dolayı hapse atılmış ve 192O'de Türkiye'ye dönebilmişür^. e. Ahmet Kemal İlkul'un Doğu Türkistanda gerçekleştirmiş olduğu eğitim reformu Uygur milli eğitim tarihinde yeni sayfa açmıştır. Doğu Türkistan'ın Urumçi. İsmail Aka. Bavudun Bay gibi kişilerin Osmanlı devletinden davet edip 3 4 5 6 7 8 Mehmet Emüı Buğra. Hazırlayan: Dr. 336 a. O dönemde bu kişinin etki alanı o kadar genişlemiştir ki. hatla Ningşia'dan pek çok Çinli nıüslüman bu zata gelip mürit olmuştur. ss. Vehpi Günay: Cahit Teki. s. Bundan çok memnun olan Sultan Abdul'aziz Han Yakup Bey'e " emir'ül müslimin" unvanını lütfetmiştir. Bununla ilgili şöyle bir kayıl bulunmaktadır: 18. s. Bu zal burada çok sayıda Çinli müslümaııı mürit olarak kabul etmiş ve onları gizli olarak şii mezhebine yönlendirmiştir6. Şincang Helk Neşriyatı. Sancı ve Pokang gibi şehirlerinden. 4İ 7 Şincang Tarih K4ateriyaUiri(25). 1914 yılında Osmanlı paşalarından Talat Paşa Rodoslu Habibzadc Ahmet Kemal İlkul'u Uygur Türklerinin eğitimi için Doğu Türkistan'a göndermiştir. 1861 yılında Osmanlılardan da Gulam Mesum( Malısum ) Han admda bir zat Yerkent'e gelerek şehrin güneybatısındaki Tirebağ Güze denen yerde tekke yaptınrp Çinli müslümanlan müritliğe kabıü etmiş ve onların tamamının tekrar sürü mezhebine dönmelerini sağlamıştır. Çin-Türkistan Hatıraları. Bunun üzerine. 1880 ve 1910 yıllarında iki defa Atuş'ta Hüseyin Bay. 1780 yılında İranlı Magrup Şah admda bir şahıs Yerkent'e gelip şehirden beş kilometre uzağındaki Mıyşa köyüne yerleşmiş ve burada beş dönümlük bir arazi satın alarak bir tekke. Kırıkkale. Hazırlayanlar: Prof. g. s. s. İsmail Hakkı Efendi. 1988. Bu olaydan önce de Osmanlılar İranlıların Doğu Türkistan müslumanlarım etkileri altına almaya yönelik çalışmalarına kayıtsız kalmamışlardı. Dr. Bunun üzerine. 296 Şincang Tarih Materiya!liri (25). Ahmet Kemal îlkııl Doğu Türkistan'a gönderilmeden Önce de orada şuurlu Uygur Türklerinin Osmanlı devletinden davet ettikleri öğretmenler görev yapmışlardı. 1997.. 1998. Ötükıaı. onun faaliyetlerini oğlu Ömer Han Hoca devam ettirmiştir. Öğretmen olarak Kaşgar'a gelen İlkul burada Darülnıuallimin-i İttihat admda bir öğretmen okulu açmış. tüfek ve askeri eğitim için piyade. 336 Mchıned Atif. 17 320 . 5. Zaman Bey'ı göndermiştir5. Şerhi Türkistan Tarihi. Gulam Meşum han Hoca 1911 yılında vefat etmiş.

Mesut Sabri Baykuzu 1904 . Osmanlıların çok yakından ilgilendikleri Doğu Türkistan Türkleri de bunca ilgiye duyarsız kalmamışlardır. Doğu Türkistan Türklerinin de Osmanlılara olan manevi bağlarını gösteren belgelerdir. ss. Yani Osmanlıların Doğu Türkistan milli eğitiminin geliştirilmesinde çok önemli rolü olmuştur. Yusuf Gedikli. W. 1990. a. Yaııg Zeııgxin döneminde İli'de Türkiyeliler çoktu. Osmanlı paşalarından Enver Paşa tarafından kurulan Umur-ı Şarkiye( Doğu İşleri ) teşkilatının 1914 tarihinde Adil Hikmet Bey. İklil Kurban. Kuşcubaşı Selim Sami Bey. bir Çin müslümanı ( Kulcalı ) Mekleb-i Sultani binasındaki Alman "Saleb-i ahmer"( Kızılhaç) hastanesinde yaralılara hizmet etmiştir u . öğrencilerine Türkiye şarkısı söyletmiştir11. 1998. s. Osmanlı devletinin bu ağır günlerinde Doğu Türkistan Türkleri de işgal altında bulunmalarına rağmen İstanbul'a yardım göndermişlerdir. 82 12 Andrew D. 1900'h yılların başlangıcında Kulca'da. Bilindiği gibi. Pekin.. Mesut Sabri Baykırzu bu kişilerle birlikte okul açmış. Milletler Neşriyatı. Kaşgar 15 müslünıanlarmdan Hilal-i Ahmer (Kızılay) yararına beş bin sum para gelmiştir . 144145 İU Şnıcang Tarih Materiyaltiri(25). 13 24 H Fatih Kerimi. Türk Tarih Kurumu Basımevi.g. s. e. Mesela. Hazırlayan: Dr. 113 321 . 55 15 a. Ankara. Ayrıca okulda cimnastik. Orenburg. e. askeri eğitim de verilmiştir . 372-373 11 Dr. 460 13 Ati il Hikmet Bey. ss. Hüseyin Bey ve İbralıim(Haklıer) Bey olmak üzere beş kişiyi Orta Asya Türklerini eğitme ve örgütleme amacıyla bölgeye göndermesi daha da dikkat çekicidir. Dr. Tatar gazeteci yazan Fatih Kerimi'nin 1913'tc Orenbıırg'da basılan "İstanbul Mektupları11 adlı kitabına göre.1915 yıllan arasında İstaııbulda eğitim görmüş ve 1947'de Doğu Türkistan'ın cumhurbaşkanı olmuştur12. puttop(futbol) gibi spor 9 faaliyetlerinin yanısıra. Ömür Dastanhn (Hatıralar 1). Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Seyfettin Azizi. Yine aynı kitaba göre. Ötüken. Uygur Türkleri bir taraftan Osmanlılardan öğretmen isterlerken. Şarki Türkistan Cumhunyeli( 1944-1949).Osmanlı devleti Balkan savaşından yenik çıkınca İstanbul yaralı asker ve Balkanlardan göç eden insanlarla dolmuştu. 2. Bu gençler İstanbul'da eğilimini tamamladıktan sonra Kulca'da okul açıp 100 kişiyi yetiştirmişlerdir"1. bir taraftan da çocuklarını eğitim için İstanbul'a göndermekleydiler. matematik. tarih ve coğrafya gibi dersleri okutmuşlardır. Bunlar Osmanlıların Doğu Türkistan Türklerine olan ilgisini. Bu kişiler Hindistan üzerinden Doğu Türkistan'a ve diğer Orta Asya ülkelerine ulaşmış ve oralarda faaliyet göstermişlerdir13. 1992. İklil Kurban'm naklettiği Burhan Şehidi'ye ait bir bilgiye göre_. s. ss. Hüseyin Emrullah(Barkan) Bey. 1913.. İstanbul Mektupları. bazı zengin kimseler kendi çocuklarım ve yakınlarını tahsil için İstanbul'a göndermişlerdir. g.Osmanlı Ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine(1861-1934) getirdikleri öğretmenler okul açmış ve bu okulda dil. s. Asya 'da Beş Türk. Forbes. edebiyat.

Kemal Kaya Efendi'nin Ma'yı Doğu Türkistan'a girmeye teşebbüs etmesinin asıl amacı.W. s. 1991. D.^ Alimccm İnayet Anadolu Türkleriyle Doğu Türkistan Türkleri arasındaki ilişkiler cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Almanya. e. Forbes. e. g. e. a. o. s. Ayrıca Sovyetler Birliğinden gelen Selİvaldican. W. büyük ihtimalle Doğu Tükistan'da bağımsız bir müslüman Türk devletinin kurulma sürecine hız kazandırmaktı.Türkiye Basımevi. 203 21 Andrew. D. e. Ancak Rus engeli nedeniyle Türkiye Doğu Türkistan'a maddi yardımda bulunamamıştır. Belıram Efendi ve Sofizade gibi kişilerle birlikle Doğu Türkistan Türk İslam Cumhuriyetinin hükümet ve ordu teşkilatının düzenlenmesine yardım etmişlerdir18. Adı geçen şahıslar Kasım 1933'te Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetine müsteşar olarak Kaşgar'a gönderilmişlerdir16.306 19 Seyfettin Azizi. 1929 .. g. 95-98 322 . 202 ll Zeki Validi Togan. s. Forbes. g. İran.. Bu kişiler Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetinin başbakanı Sabit Damolla ile birlikte iş gördüler ve Şarki Türkistan hareketine bir şekil vermek islediler17. İstanbul. W. Forbes. ve Ltd. Bilindiği gibi. Bu devletin hükümet ve ordu teşkilatının oluşturulmasında Türkiycden giden İzmirli Dr. 306 20 Andrew. Ma Zlıongying Kemal Kaya Efeııdi'nin tavsiyesiyle Doğu Türkistan'a girmiştir22. s. Daha da ilginç olan odur ki . Şti. Doğu Türkislanda kurulmuş olan bu yeni devletle ilgili haberler Türk basınında sevgiyle karşılanmış ve geniş yer almıştır . Forbes. Ancak böyle bir amaçla Doğu Türkistan'a sokulan Ma Zlıongying ordusu Uygur Türklerinin bağımsızlık mücadelesinde büyük bir baş belası olmuştur. g. Amerika. İstanbul. Mustafa Kentli Ali Bey ve Harbiyeden Mahmud Nedim beylerin büyük rolü vardır. Doğu Türkistanda Çin yönelimine karşı başlayan ayaklanmalar sonucunda 12 Kasım 1933 tarihinde Kaşgarda "Şarki Türkistan İslam Cumhuriyeti" adı altında bir devlet kurulmuştu. 305 . W. g. ss. Sullanbek. Mahmud Nedim beyler Doğu Türkistan'a gitmeden önce de Urumçi'de iki İstanbullu Türk bıılıınyordu. D. s. Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'ııiıı dönemin Ankara hükümetine gönderdiği bir mesajında " Yeni bağımsızlığa kavuşmuş Doğu Türkistan'ın mavi bayrağından sevgili Türkiye'nin al bayrağına selam olsun" ifadesi kullanılmıştır21.. 1940. ss. Bayrak Yayıncıhk-Malbaacılık San. 203 22 Andrevv. Uygur Türkleri Diktatör Şeng Şısey ordusuyla savaşacak yerde Ma'nın ordusuyla savaşmak zorunda Aııdrew D.. Bu kişiler 1931 yılında Kansu'ya giderek Çinli müslüman komutanı Ma Zhongying ile tanışmış ve bunlardan Kemal Kaya Efendi Ma Zhongyin'in genel kurmay başkanı olmuştur.1940 Seneleri Arasında Türkistan Vaziyeti. a. Fransa ve İtalya gibi ülkelere göndermiş ve bu ülkelerden Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetini tanımalarını ve yardım etmelerini istemiştir1 y. İngiltere. İzmirli Dr. Çeviren: Enver Can. Yeni kumlan bağımsız Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti hükümeti Dışişleri bakanı Kasını Hacı'yı devlet mektubuyla birlikle Türkiye cumhuriyeti başta olmak üzere Afganistan. Mustafa Kentli Ali Bey. Japonya. Doğu Türkistan Harp Beyleri. a. a.. 24 18 Seffettin Azizi. e.

Mehmet Emin Tevfik Efendi okulda çok iyi okur.. Bir gün bir toplantıda konuşmaya davet edilir. g. W. orada orta tahsilini bitirdikten sonra yüksek tahsil görmeye çalışır. O 6 ay içerisinde dönemin ihtiyacı İçin 60 öğretmen öğretmen yetiştirmiş. Japonya onu Ma Zhongying'e askeri müsteşar olarak göndermiştir23. Azizi'ye göre. 330 Seyfettin Azizi. g. a. a.399 323 . Kemal Kaya Efendi'nin Ma Zhongying'in Doğu Türkis tanda gerçekleştirdiği katliamlarda yer alıp almadığı hakkında bilgi bulumu a m aktadır. Kemal Kaya Efendinin kimliği hakkında farklı görüşler mevcuttur. s. bir yıl sonra lokanta sahibi onu bir yöneticiyle tanıştırır. Kemal Kaya Efendi Japonya'nın casusudur24. Forbes'in anılan kitabına göre. Yani. Seyfettin Azizi'nin hatıralarındaki bilgiye göre. 1934 yılında Şeng Şısey hükümetinin başkan yardımcısı olan Hoca Niyaz Hacı'nın meşhur komutanı Malmıut Şıcang(Albay) başta Macidİn Efendi olmak üzere Türkiyeden gelen 12 kişiyle eğitim seferberliğini başlatmıştır26. Kemal Kaya Efendi'nin Sovyet ajanı olduğu hakkında söylentiler bulunmaktadır. fakat Mehmet Emin Efendi konuşma yerine tamburunu çalıp şarkı söyler. Onların içerisinde yer alan Mehmet Emin Tevflk Efendi'nin ilginç hikayesi bulunmaktadır. e. s. e. sonra Kara Deıüz'e gelip bir Türk gemiciyle tanışarak onunla birlikte Türkiyeye gelir. 397 . çağdaş Uygur eğitiminin başlatılmasına öncülük etmiştir. ancak geçim sıkıntısı nedeniyle eğitimini devam ettiremez. 330 Seyfettin Azizi. 24 köyde 24 okul açmıştır. g.. ss. Kemal Kaya Efendi Türkiyedeki devrimden sonra Japonya'ya kaçmış. Bu sırada yavaş yavaş Türk sanatçılarıyla da tanışır. e. o. Kalabalık onu coşkulu bir şekilde alkışlar. Türkiyede epey zorlanır. gençler birliği teşkilatı onu bir kaç kişiyle Doğu Türkistan'a gönderir27. g. Mehmet Emin Tevfik Efendi Doğu Türkistan'a döndükten sonra yukarıda sözünü ettiğimiz gibi. Doğu Türkistan'da ayaklanmalar başladıktan sonra o memleketine dönmek ister. ondan sonra Mehmet Emin Tevfik Efendi Uygur sanatçısı diye tanınır. Aııdrew D.Osmanlı Ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri Üzerine(1861-1934) kalmışlardır. e. a. o yöneticinin yardımıyla bir okula girer.. Böylece Mehmet Emin Tevfik Efendi bir lokantada Kaşgardan beraberinde getirdiği tamburu çalıp şarkı söyleyerek geçimini sağlar. sonra Gençler Birliği teşkilatına ve faaliy eterine aktif biçimde katılır ve belirli çevre edinir. a.. 341 Seyfettin Azizi. Cumhuriyet döneminde de Tiirk-Uygur ilişkileri eğitim alanında devanı etmiştir. s. ancak sonra bir lokanta sahibi onun tambur çaldığını görünce lokantasında tambur çalmasını ister. O aslen Uygur olup gençken bilim aşkıyla önce Taşkent'e gelip çalışarak okur. 396 -397 Seyfettin Azizi... g. O ayrıca 23 Seyfettin Azizi. Daha sonra o Şeng Şıseyİn eline geçmiş ve hapishanede vefat etmiştir2'. e. Bu kişilerin çağdaş Uygur eğitiminde oynadıkları rolü bugün de Uygur Türkleri tarafından şükranla anılmaktadır. Ancak onun 1934'te Sovyet taraftarı birlikler tarafından yakalanıp Urumçiye gönderildiği hakkındaki bilgi yukarıdaki söylentiyi yalanlamaktadır. ss.

Alimcan İnayet öğrencilerden oluşan bir izci gnıbu kurmuştur *. g. Üstelik söz konusu ilişkiler Büyük Atatürk'ün dönemine rastlamaktadır. s. Bu da aynı zamanda Atatürk'ün ne denli ileri görüşlü büyük önder olduğunu göstermektedir. Sonuç itibariyle. a.. Dr. bütün bunlar Türk-Uygur ilişkilerinin Osmanlı döneminde olduğu gibi. 2 Seyfettin Azizi. 4Ü4 324 . e. Bu izci grubunun yapısı Türkİyedekiyle aynıdır. cumhuriyet döneminde de sıcak bir şekilde devam ettiğini gösterir. Mustafa Kentli Ali Bey ve Harbiyeden Mahnıud Nedim Beylerin Doğu Türkistan'a Atatürk'ün bilgisi haricinde gitmiş olmaları mümkün değildir.

Azerbaycan'a düzenlenen harekfıt. s.Lilcrary Criticisın in Azcrbaijan. Ankara.325-337. 1 (14. özellikle XVI. Nitekim bıı politikasından dolayıdır ki. içinde 3 bulundukları tarihî şartlarla yakından ilgilidir. Edebî çalışmaların. sen!" I şeklindeki ifadelerle yansıyan Azerbaycan halkının gerçek duygulan." İşte bu ilgidir ki. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretini Görevlisi. Zira Prof. 1993T s. Azerbaycan Edebiyatnun yaşayan en büyük tenkitçilerinden Prof. s. o yıllarda tek Dr. Bu hadiselerin son örneği ise yüzyılımızın ilk yansında yaşanmış. edebî sahaya: "Ba$qasım islemeni de.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı II \ İzmir 2000. ey Türk. 2. Dr. Fahrettin. Kamal. o yıllarda yazılmış bazı edebî eserlerin dikkatli bir şekilde incelenmesi durumunda birçok tarihî gerçeğin gün yüzüne çıkacağını ifade etmekledir. çabuk sen gel. meseleye farklı bir bakış açısı getirmeyi zarurî kılmaktadır. 1970. Osmanlılar uı Kafkas Ellerini Fethi (1453-1590). M.. "kolleklifleştirmc" politikası gereği Örtbas edilmiş bazı gerçeklerin aydınlanmasına yardımcı olmaktadır. özellikle İran ve Rusya'nın yayılmacı siyasetine karşı Kafkas Elleri'ne düzenlemiş olduğu seferlerin bir çoğunu bölgede yaşayan ve kendi yönetimi altına girmek isteyen Türk.H. allı yüzyıllık mevcudiyeti sırasında çok geniş bir coğrafyaya hükmetmiş. Prof. Prof. A New Look at Soviet Works".251-266 TALIBZADE. Azerhaijan. içinde bulunduğu ağır şartlara rağmen. İstanbul. Nitekim yukanda da ifade ettiğimiz gibi. bugün için bizlere yeni ufuklar açmakta. özellikle Sovyet devri olarak bilinen yıllarda. Osmanlı. E. Mehmet. tarihî hadiselerin aydınlatılmasında önemli bir malzeme teşkil ettiği bilim dünyamızın malûmudur. Spring. oldukça farklı yorumlanmış. Ancak bu hadise. Müslüman. ŞİİRE YANSIYAN TARİH Ali EROL* Araştırmalar göstermektedir ki. Nesillerin Ruhu. 1996. hakim olduğu topraklarda sergilediği adalet anlayışı ve hoşgörüsü ile gönülleri feth etmiştir. . büyük bir soykırımla karşı karşıya olan Azerî kardeşlerinin çağrısına koşmayı bir görev bilerek 1913'de Bakü'yc girmiştir. Kemal Talıbzade bir makalesinde2. Ü. hatta bazen de Hıristiyan topluluklann yardım talepleri üzerine gerçekleştirmiştir1. KAPLAN. Dr. Dr. Benzerî mesajları. S. "Tnmsilions. gerek siyasî ve gerekse idarî teşkilatlanması bakımından döneminin en büyük güçleri arasına girmiş olan Osmanlı Devleti. Osmanlı'nın Azerbaycan'ı işgal ettiği yönündeki yorumlara karşı. Hareket Yayınları. Türk Ta-rih Kurumu Yayınlan. KTRZIOĞLU. Mehmet Kaplanan da ifade ettiği gibi: ''Edebiyat tarihin içine gömülü bir vakradır ve en mücerret edebiyatlar dahi." Dr. yy'da gerek askerî. bir işgal hareketi olarak gösterilmeye çalışılmıştır.

1993. Safevî Devleli'nin izlediği politikayı. Feryat Matbaası. Salman Mümtaz. 5 ERCÎLASUN. Ankara. Ağaçerüer. girilen lüzumsuz rekabet neticesinde zamanla Şii-Sünnî çatışmasına dönüşerek Türk toplumu adına gerek ekonomik. 326 . Akhunlar. birçok kez İran üzerine seferler düzenlemiş. bu devletin ileriki yıllarda bilhassa dinî sebeplere dayalı olarak izleyeceği yanlış politikalar. ''Vatanın Yanık Sesi" ve "İntizar Karşısında" adlarım taşıyan bu şiirlerin4 işaret ettiği tarihî hadiselere geçmeden önce. etkileri günümüze kadar ulaşacak olan önemli siyasî hadiselerin başladığı bir dönem olmuştur. s. Prof. Kamal Talıbzade'nin özel arşivinden temin ettiğimiz bu şiirler. San Uygurlar ve Sabirlcr'e ev sahipliği yapacak olan bölgede. bölgedeki Türk varlığı açısından oldukça derin bir tarihî geçmişe sahiptir. XVI. II. bu yıllarda bölgenin birçok sahasına Türkmen boylan yerleştirilmiştir5. yy'da bölgeye akın eden ilk Türk boyu İskitler olmuştur. Bizanslılar ile Sasâniler arasında patlak verecek olan kanlı çalışmalara sahne olmuş. Yaklaşık üç yüzyıl sonra İskender'in istilâsına manız kalan Azerbaycan. Meherruned Eminoğlu. Osmanlı ile İran arasında yıllarca sürecek olan kardeş kavgalarına yol açmıştır. Yeni Türk Cumhuriyetleri Tarihi. Dr. 17. yıllarca saklandığı özel arşivden çıkarılamayan bazı şiirler.S 48 yılından başlayarak Batı Hunlular'ın akınına uğramıştır. 1996. gerek siyasî. özellikle XVI. s. Bu manada MÖ VII. Anadolu'nun birliği açısından tehlike addeden Osmanlı Devleti. Azerbaycan. ardından Akkoyunlular (1340-1515) devletleri kurulmuş. 4 Abdulla Şaik'in oğlu oları Prof. Selçuklulardan sonra XII. bölge üzerindeki hassasiyetini ortaya koymuştur. Türk Tarih Kurumu Yayınlan. An-kara.ıineMakateler-İncelemeler. Ahmet Bican. söz konusu duyguların en üst noktada lenısil edildiği çalışmalar olarak değerlendirilmeyi beklemekledir. Osmanlı'nın. Osmanlı ve İran adına. Prof.M Erol güvence olarak Osmanlı'yı gören Ahmet Cevat. M. Osmanlı-Azerbaycan münasebetlerini hatırlamakta fayda görüyoruz.yy'dan itibaren uğruna yoğun bir hakimiyet mücadelesi içine gireceği Azerbaycan. gibi birçok şairin çalışmalarında da bulmak mümkündür. 6 SARAY. yüzyıl. yy'lar arasında sırasıyla Moğol. özellikle Göktürkler döneminde Türk nüfusu açısından büyük bir artış yaşanmıştır. yy'dan itibaren Bulgar Türkleri. Şaik'in basılmış hiçbir eserinde yer a] m anı aktadır. Akçağ Basım. Türk Dünyası Üze. 152-153. ve XIV. "Tarih İçinde Azerbaycan'a Bakış".'dan itibaren yoğunlaşan bu mücadelelerden Çaldıran Savaşı (1514) Osmanlı lehine sonuçlanmış. Dr. yy. XVI. Hemen ifade etmek gerekir ki. Sultan Tuğrul Bey"in bölge üzerine yaptığı sayısız akınlardan sonra Selçuklu sultanı Alparslan 1076 yılında Azerbaycan'ın hemen tamamım kontrol altına almıştır. defalarca Azerbaycan'a girerek. Mehmet. Harezm ve Timurlıüar'ın idaresine geçecek olan Azerbaycan'da önce Kara koyunlular (1380-1468). Dr. Akkoyunlular Devleti'nin hemen ardından Şah İsmail önderliğinde Safevî Devleti (1501-1732) kurulmuş. ve gerekse kültürel anlamda önemli tahribata yol açacak olan bu olumsuz gelişmelerden en fazla etkilenenler ise tabiî olarak Azeriler olmuştur 6 . Ancak sonraki yüzyıllarda Araplar'ııı hakimiyeti altına girecek olan Azerbaycan'ın bir Türk ülkesi haline getirilmesi ise Selçuklular dönemine rastlar. Ancak yukarıdaki mısramın sahibi Abdulla Saik tarafından 1918"de kaleme alınmış olmakla birlikte.

. Kırım Hanı Mehmet Giray ve kardeşleri Gazi Giray ile Adil Giray'in da yardımlan ile Osmanlı'nın bölgedeki mevcudiyetini pekiştirmiş. 1. Bir süre sonra özellikle Tebriz'de yoğunlaşan Şii propagandalarının sebep olduğu iç karışıklıklar isyanlara yol açmış. Ancak stratejik açıdan son derece Önem taşıyan Azerbaycan için asıl tehlike bu yıllardan sonra kendim göstermeye başlamıştır. 158 CAFEROĞLll Ahmet. Kuzey ve Güney Azerbaycan'ı tamamen hakimiyet altına almıştır. Şirvan. Lala Mustafa Paşa komutasındaki birlikler. ancak onların düşmana karşı birleşme gayretleri bir sonuç vermemiştir. Seki Ham Hacı Çelebi gibi ileri görüşlü devlet adamlarının dikkatlerinden kaçmamış. Ancak bir süre sonra bu bölgeler tekrar Safevîlerin kontrolü altına geçmiştir. 1585 'tc Tebriz'e girerek. Ahmet'in yaptığı seferler sonucunda Batı Azerbaycan. ardından Kafkaslar'a girerek Şirvan'ın Kuzey bölgesini işgal etmiştir. Türk Dünyası El Kitabı. başta Kübalı Felh Ali Han. Azerbaycan'ın. II Osman. Şalı Abbas yönetimindeki birlikler Azerbaycan'ı tekrar Fars toprağı haline getirmişlerdir. Ankara. Nitekim ilk olarak Cevat Han'ın başarılı savunmasına karşı Gence elden çıkmış (1804). ardından Azerbaycan Tilrk Edebiyatı (Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi) C. Ahmet. Makbul İbrahim Paşa'nm emrindeki birlikleri ile önce Tebriz'i (1534). "Azerbaycan Edebiyatı". Ankara. İran'da cereyan eden iç karışıklığı. Şah İsmail'in ölümüyle birlikte Sünnî müslünıanlar üzerindeki baskıların artması üzerine.Şiire Yansıyan Tarih Safevî hükümdarı Şah İsmail 'i bozguna uğratan Yavuz Sultan Selim. Gence ve Tebriz'de bazı başarılar elde edilmişse de nihaî sonuca ulaşılamamıştır. ardından bütün Azerbaycan'ı hakimiyet altına almıştır. Bu sırada durumu fark eden Osmanlı'nın müdahalesiyle planlarını bir süre askıya. s. bu kez Kanunî Sultan Süleyman İran üzerine yürümüş. Erivan. Ne var ki. Azerî'lerin ise küçük devletçiklere ayrılmış olmasını fırsat bilerek 1804'ten itibaren Azerbaycan'ı işgal etmeye başlamıştır. Ancak XVII. İlk kez IX. almış. İrandaki iç kanşıklıklar ve saltanat çekişmeleri sırasında doğan otonte boşluğu. Gerçi bu tehlike. yy' da Kuzey Azerbaycan'daki Türk ve Müslüman'lar üzerine sefer 8 düzenlemiş olan Rusya . 1104. sonraki yıllarda Osmanlı-İran çekişmesinden de faydalanarak 1556'da Astrahanı ele geçirmiş. Azerbaycan. yy'in başlarından itibaren Anadolu'da baş gösteren Celâli isyanlarının sebep olduğu iç kanşıklık. Şirvan ve Derbent'e kadar olan bölgeyi ele geçirmiştir. sonuçta. 327 . Nahçıvan. 1976. Tiflis.I. bölge üzerindeki emellerinden asla vazgeçmeyecek olan İran için bulunmaz bir fırsat olmuş. s. 1578-1588 yıllan arasında yoğunlaşan çatışmalar sonucunda Şirvan Valisi Özdcmiroğhı Osman Paşa. ancak Osmanlı'nm yorgunluğunu. 1993. Murat ve III. birkaç yıl sonra tekrar îranlılar'ın eline geçmiştir. bu kopukluk ise Azeriler1 in düşmanlarına. ve Dağıstan hanlıklarının Osmanlı'dan yardun talep etmeleri üzerine İran'a karşı yeni bir harekât düzenlenmiş. Türk Kültürünü Araşür-ma Enstitüsü. Zira Afşar Türkleri'nden olan Nadir Han'ın öldürülmesi (1747) ile birlikte Safevî Devleti'nin Farsçı bir politikaya yönelmesi. İran egemenliğinden çıkarak irili ufaklı hanlıklara aynlmasına yol açmış. Ayyıldız Matbaası. IV. Tiflis. özellikle de Osmanlı ve İran'ın zayıflığından faydalanarak Doğu'ya açılmaya çalışan Rusya'ya karşı zayıf düşmelerine 7 sebep olmuştur. tCülliir Bakanlığı Yayınlan. Tebriz ve Güney Azerbaycan'ı ele geçirmiştir. bu basan da kalıcı olamamış. Bu tarihten sonra.

gerekse kültürel anlamda büyük talıribal olduğu fikrini empoze etme- 9 BAYKARA. Türk Kültürü. 1840'lardan sonra bütün hanlıkları "Tirikaspiski Oblast'" adı altında bir il haline getirmiş. Başlangıç itibarıyla. Azerbaycan için gerek siyasî. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyet'ini yıkmak için düzenlenen siyasî entrikalar üzerine zamanın Dışişleri Bakanı Mchmed Hacmski'nin. Osmanlı Devleü'nin bölge üzerindeki politikasmı ortaya koyan hadiselerden yalnızca birkaçıdır.Ali Erol Derbend. üzerlerindeki dinî ve siyasî baskıların artması üzerine Şirvan. Ankara. Hüseyin. ele geçirmiş olduğu hanlıkların idarî sistemine karışmaz bir tavır sergileyen Rusya. Nıı:19. Gence Hanı Salıverdi Han. 17-25' 328 . 1918'de Azerbaycan'daki millî iradenin çağrısı üzerine bölgeye 7 birlik gönderen Osmanlı'yı "işgalci '. bölgeye yapılan seferler bir işgal hareketi olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Nuri Paşa komutasında Bakü'ye giren Türk askerlerini alkışlayan fikir ve sanat adamlarım "dahilî düşman*' sıfatı ile suçlamış. Tiflis ve Dağıstan hanlıklarının. yapılan yardım çağrılarına bir cevap niteliği taşımaktadır. bu lavnıı ileriki yıllarda da sürdürülmüş olması. Osmanlı'nın. s. tarihî gerçeklerden yüz çevrilerek. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü. Bu dimim Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanacağı 1918 yılma kadar devam etmiştir. gerek iktisadî. İstanbul Hükûmeti'ne başvurarak kendilerine destek olunmasını istemesi. yy'da. Baku. Osmanlı'mıı İran ve Kafkaslar'a yapmış olduğu seferlerin temel sebeplerinden birisi. asimilasyon çalışmalarının yoğunlaştığı Sovyet devri yıllarında kaleme alınmış olan bazı kaynaklarca farklı yorumlanmış. Mayıs 1964. Hele hele yüzyılımızın hemen başlarında. Ne var ki. ve Şirvan Hanı Memned Han'ın içinde bulundukları müşkül durum kar-şısında lek kurtuluş olarak Osmanlı'yı görerek yardım talebinde bulunmuş olmaları. Ancak asıl düşündürücü olan. Zaten daha önce de vurguladığnnız gibi bu seferlerin bir çoğu. İran'ın ise Rusya'ya boyun eğmek zorunda kalması sonucunda yapılan Gülistan (1813) ve Türkmençay (1828) anlaşmaları ile Araş Nehri sınır olmak üzere Rusya ve İran arasmda paylaşılmıştır. mevcudiyeti için tehlike teşkil eden dış mihraklara engel olmak ve bölgedeki kardeşlerinin zaman zaman ihlal edilen haklanın güvence altına almak düşüncesidir. ortak tarihî geçmişe sahip olan bir milletin torunları olmanın verdiği güvenceyle kendisine yapılmış olan bu çağrılara uzattığı yardım eli. Bu kısa hatırlatmadan sonra hemen ifade etmek gerekir ki. İşte bu tavır ki. ardından "Bakü: Gence ve Erivan İlleri" ile "Dağıstan ve Zokatala Mahalleri" adî altında bir genel valilik yönetimine alınıştır. Karabağ. Nahcivan ve Revan hanlıkları bir bir Rus'ların pençesine düşmüştür9. Böylece Azerbaycan toprakları. Lenıkeran. Osmanlı'nın işgallere müdahele edememesi. Şekİ. Şirvan. Nitekim 16. Yıl 2.yy'da ise Seki Ham Hacı Çelebi. söz konusu hadise ile birlikte perçinlenen bağımsızlık günlerinin. bu tarihî vakıanın en somut delili olarak karşımıza çıkmakladır. ""Çarlık Rıısyasının Azerbaycan'da Yaptığı İstilâ Savaşları". XVTIT. hadiselerin rejime münhasır yaklaşımlarla yeniden yorumlanmış olmasıdır. Küba. Özellikle 1930 ve 19401ı yıllarda Marksist-Lenınisl aydınlarca yazılmış olan birçok eserde benzeri değerlendirmelere rastlamak mümkündür.

katkılarından dolayı bu karalama kampanyasından nasibini almakta gecikmemiştir. "Azerbaycan Millî Demokratik Cumhuriyeti Devrinde Edebiyat 1918-1920 (Aktaran. 30. çalışanlar üzerinde büyük tahribata yol açmaya başlamıştır. Ancak resmî kurumlarca imzalanmış olan bu anlaşma. Aynı yıllarda Azerbaycan'ın tabiî kaynakları. Azerbaycan. Zira Köprülüzade M. s. başta petrol olmak üzere diğer sanayi merkezlerinde çalışan işçilerle. Bakı. 1967. Hüseyin Cavid. Gençlik Basımevi. BAYKARA. kapitalist dünyanın bölgeye olan ilgisini artırmış. özellikle Türk ve Müslüman topluluklara karşı katı bir politika uygulamaya başlamıştır. ülkedeki siyasî ve özellikle de iktisadî gelişmelere bağlı olarak giderek farklı bir görünüm kazanmıştır. Aynı amaç doğrullusunda. Ahmet Ccvad. meselenin sadece hukukî kısmını teşkil eder. unutturulmaya ya da karalanmaya çalışılmıştır". Eyhj]-Ekiml991. geleceğe yönelik planları gereği. Mars Ticaret ve Sanayii AŞ.: B. özellikle kültür ve sanat adamlarının gayretleriyle XIX. Azerbaycan Sovet Sosialist Respublikası Elmler Akademiyası Neşriyyat. üniversitelerin açıldığı yıllar adeta yok sayılmış. " "• XIX. bölgenin verimli topraklarına da Rus köylülerini yerleştirerek Azerîler'i tamamen pasifize etmeyi amaçlamış. Osmanlı Devleti'nin 1918 yılında Azerbaycan'a askerî birlik göndermiş olması herşevden önce iki ülke arasında dalıa önceden imzalanmış olan bir anlaşmanın gereğidir. bu anlaşmanın beslendiği temel kaynaklardır. yıllar önce. MEMMEDOV. Şurası muhakkak ki. Hüseyin.12 İşle başlangıç itibarıyla sıradan tepkiler olarak değerlendirilen bu isyanlar ki . Allıan. Azerbaycan İstiklâl Mücadelesi Tarihi. millî değerlerin yüceltilerek modern devlet olma yolunda önemli mesafelerin katedildiği. Ankara. ellerindeki toprakların yabancı sermayeye peşkeş çekildiğini fark Azerbaycan Sovet Edebiyyatı Tarixi. Atsız Gökdıığ. Elm Metbecsi. Bugün için çok iyi bilinmektedir ki. Pek tabiî olarak tarihin ilk Türk cumhuriyeti olan Azerbaycan Demokaratik Cumhuriyeti'nin kurulması için elinden geleni esirgemeyen Osmanlı Devleti de. bağımsızlık hareketine olan. Savaşlardaki maddî kayıplarının faturasmı yöre halkına yükleyen. iç ve dış sermaye sahiplerinin girdikleri çıkar çatışmaları. c. Mehmed Emin Resulzade. İstanbul. aslında. İşte bütün bu gelişmeler karşısında. s. Yusuf Vezir Çcnıenzemiıüi ve Abdulla Saik gibi nice kültür elçisi. Hatırlanacağı üzere Rusya.I. Çar Hükümeti'ne karşı girişilen başkaldırının sembolü olarak geniş kitleleri harekete geçirmiş. gönül birliğinin resmiyete yansıtılmasından başka bir şey değildir. Oysa burada asıl dikkatlere sunulması gereken husus.5.89 329 10 . Azerbaycan'da günden güne artan bir katılımla daha da güçlenecek olan millî mücadele hareketinin çekirdeğini teşkil etmiştir.Fuad'm "Teceddüd Devri" adım verdiği bu yıllarda.)'".Şiire Yansıyan Tarih ye çalışmıştır . "1917-1920-ci İllerde Edebiyyat". o yıllarda Osmanlı ile Azerbaycan arasında alman bu birliktelik karan.s. yy'ın ikinci yansından itibaren teşekkül etmeye başlayan. yy'm sonlarına doğru kendini gösteren ve tamamen bir halk hareketi olan bu ilk kıpırdanmalar. 1975. iki ülke arasında günden güne filizlenip yeşerecek olan kardeşlik duygularının temellerini çoktan atmışlardır.. Alibey Hüseyinzade. ancak uygulamaya gösterilen tepkiler zaman içerisinde "Kaçaklar Hareketi'1 olarak bilinen isyanlara yol açmıştır. onlara ağır vergiler getiren rejim. 1828 Türkmençay anlaşmasının hemen ardından Kuzey Azerbaycan'ı peyderpey ele geçirmiş.

s. a. XIX. diğer taraftan Namık Kemal Mchnıed Akif. hareketi durdurmak için aldığı sert tedbirlere rağmen bir sonuç elde edemeyen Rus Çarı II. 44. dilini. Yıl: 312. Dikkatler. 1960. Azerbaycan'da Füyuzat (1906). Mclımed Fuad. Millî menfaatleri korumayı ve yüceltmeyi amaçlayan bu çalışmalar kültürel faaliyetlerle pekiştirilir. temel hak ve hürriyetler konusunda yeni düzenlemeler getirileceği vaadiyle 17 Ekim 1905 tarihinde "Hürriyet Manifestosu1' adı altında bir bildiri yayınlar. Bu amaçla 1906'da bilhassa Ermenilere karşı aktif bir bir mücadele içine girecek olan "Difaî". Benzerî amaçlarla 1890'lardan itibaren başlatılmış olan dernek çalışmaları. "Azerî Edcbiyaü'nın Tekâmülü". 1904'te kurulan "Himmet" grubunun yoğun propagandaları kısa /. GAZANFEROöLU. Ankara. 330 .T baycan Sovet Sosialist Ehnler Akademiyası Ncşriyyat. Kasım-Aralık 1996. halkının beklentilerini yakından tanıyan Alibey Hüseyinzade. 1901 'de "Sosyal Demokrat Demeğrnin kurulması ile birlikle daha aktif bir hal alır. "Prof. 19O5'tc Japonlarla girdiği savaşı kaybetmesi ile uğradığı zaafiyet bu anlamda kendileri için Önemli bir fırsat olur. 3 Haziran 1907'dc. Mchmed Emin Yurdakul gibi millî şuur sahibi Osmanlı şairlerinin eserlerini ülkelerine taşırlar. Bu amaçla. siyasî gelişmelere bağlı olarak bir süre sonra "millet" kavramı çerçevesinde sürdürürler.Ali Erol eden köylüler örgütlenmeye başlarlar. Bu gelişmeler üzerine. "Dövrün Tarixî Medenî Xülasesi (1900-1917-ci İller) cT Azer. üzerlerindeki yoğun baskıdan dolayı uzun zamandır sessiz bir bekleyiş içinde olan Azerî aydınlar harekete geçerler. İrşad ( 1907) Terakki ( 1908). ardından 1911 'de "Rusya Müslümanları İttifakı77 ve aynı yıl. Ahmedbey Ağaoğlu gibi idealist mütefekkirler. İstanbul'da yayınlanmakta olan İkdam (1896). 1961.amanda geniş kitleleri harekete geçirir. KÖPRÜLÜZADE. dil ve edebiyat olmak üzere birçok sahada millî bir tavır içine girilir. Nikola. önce İslâmî bir söylemle girdikleri birlik çağrısını. gibi dergilerde de iki ülke arasındaki or13 14 15 Azerbaycan Edebiyyatı Tarixi. Verilen mücadeleyi siyasî arenaya taşıma düşüncesi ile örgütlenme çalışmaları başlatılır. yy'm ikinci yansından itibaren Rusya üzerinden gelen Batılı fikirlerden çok. Yusuf Vezir ÇemenzeminlL Ahmed Ağaoğlu. Ancak kısa bir süre sonra bu manifestonun Kafkas toplumhırmı birbirine düşürerek zayıflatmayı amaçlayan bir aldatmacadan başka bir şey olmadığı anlaşılacak13. Osmanlı'ya 1 çevrilir ^. 147. Hüseyin Cavid. edebiyatını. bilhassa Türk ve Müslüman topluluklar adına o karanlık günler daha ağır bir şekilde yeniden başlayacaktır. İstanbul. bir önceki dönemden farklı olarak. Hürriyet Manifeslosu'nun hemen ardından. Ülkesinin tarihini. Hayat (1907). Bakı. meclisin kapatılması ile birlikle. Yıllardır yaşanmakta olan çok yönlü istilâya son vermek amacıyla başta eğitim. ülke çapında birbiri ardınca mitingler düzenlenir.. Mehmet Emin Resulzade. c. İstanbul'daki siyasî ve kültürel gelişmeler yakın takibe aluıır. Açıksöz (1915)" gibi yayın'organlarında millet kavramı etraflı bir şekilde ele alınırken. Rusya'nın. Azerîler'in verdiği mücadeleyi farklı zaman ve zeminlerde günümüze kadar taşıyacak olan ""Türk Adem-i Merkeziyyet Müsavat Partisi" kurulur14. İki ülke arasında birtakım siyasî hesaplar neticesi koparılmış olan kültürel bağlan yeniden ve daha güçlü bir biçimde tesis etme çalışmaları başlatılır. s. Alibey Hüseyinzade gibi ilim ve sanat adanılan İstanbul'a gelerek kültürel çalışmalara iştirak ederler. İslâm Ansiklope-disi. "Azerbaycan'ın Son Dönem istiklâl Mücadelesi Tarihi ve Halk Cephesinuı Kwru\\ışn'\ Azerbavcan. Ord. Sırat-ı Müstakim (1908). 360. Millî Eğilim Bakanlığı. Türk Yurdu (1911).H. Fazıl.

iki ülkenin tarihî bağlarına yönelmişlerdir. "17 Edebiyat ve toplum arasındaki İlişkinin ne olduğundan çok. Samed Mansur. Arap dünyasındaki siyasî kargaşa ve iran'daki başarısızlıkla sonuçlanan meşrûtiyet girişimleri gibi sebeplerden dolayı yerini Türkçülük düşüncesine terk etmeye başlamıştır. örf. Türkiye Büyükelçisi Yusuf Vezir Çcmenzeminli. fikirde. 1970. özellikle Sovyet devri olarak bilmen yıllarda yasaklanmış. İbrahim Dadaş. 1918e kadar verilecek olan millî mücadelenin fikri temellerini teşkil edecek olan bu gelişmeler. Bu ara. Bütün bu çalışmalar kısa sürede meyvesini verir ve Azerbaycan. düşmana karşı birlikte hareket etme şuuruna taşımıştır. 331 . işte birlik" şuan kabul görür. Bundan dolayı aynı yıllardaki kültürel çalışmaların büyük bölümü. Ebu'l Halik Cenneti.. müteşekkil. s. Şair Hüseyin Câvid. Özellikle 1928'den sonraki mevcut rejim tarafından organize edilen alternatif bir edebiyat yanıtına çabalarının ezici baskısıyla karşı karşıya kalmış. Akdeniz Ki-tabevi. yeniden başlatılan kültürel alış verişe katkıda bulunmak için hummalı bir çalışma içine girerler16. ne olması gerekliği konusunda ön yargılara sahip olan böyle bir anlayış"5 şüphesiz ki kendisine muhalif düşen fikirlere yaşama hakkı tanıyamazdı ve tanımamıştır da. Azerbaycan millî marşının yazan Ahmed Cevad. s. adet ve an'aneler. İşte Azerbaycan'da. din âlimi Mir Mehemmed Kerimağa.Şiire Yansıyan Tarih tak değerler işlenir. bütün şii 'urlu av çıngardı tere/inden berekete getirilen vahid. Doç. birçok aydın bir şekilde pasivize edilmiştir. basım. münîezem. başlangıçta bütün İslâm alemi için tek kurtuluş yolu olduğu düşünülen İslamcılık fikri. kısa sürede Azerbaycan'daki kültürel çalışmalara da yansımış. 18 NVELLEK. 17 LENİN. Bakü'de bulunan ve Şark'm ilk konservatuarı olma özelliğine sahip okulun kurucusu Hediye Hanım Kcyibova. toplumu bütünüyle kuşatan her hadisede olduğu gibi halkın sesi olan sanat adamlarının eserlerine aksetmekte gecikmemiştir. gerek siyasî. saluıe sanatçısı Ulvi 10 GÖMEÇ . naşir ve edebiyat tenkitçisi Seyyid Hüseyin. Ilyic V\\oâexcars EdebiyyatHaqqında. yok sayılmıştır. Edebiyyat isi.47. VARREN. kurulmak istenen yeni düzeni geniş kitlelere ulaştırmaktan öte bir amaç peşinde olamaz: "Edebıyyat işi. 2. "Dilde. Bakı. Bıı arada Türkiye'de. s. Kömen Yayınları. Türk Cumhuriyetleri Tarihi. aynı millete mensup olan iki ülke insanları arasındaki kardeşlik duygularını daha da kuvvetlendirmiş. Konya. Gaspıralı İsmail'in. Pek tabiî olarak bu şuur. İzmir. Ali Abbas Müznib gibi şair ve yazarlar Türk tarihinin şanlı sayfalarına dönerek millî kimlik kavramı üzerine yoğunlaşmışlar. höyük sosial-demokrat mexanizminin tekerciyi ve vinteiyi olmalıdır. "kolektifleştirme" adı altında yürütülen icraatlarla yok edilmeye çalışılmış. aynı duygularla Azerbaycan'a giden gönüllü öğretmenler. Saadettin. bütün fehle sinfmin. Rene-A. 74. Ancak tarihî birer vesika olarak değerlendirilebilecek olan bu çalışmaların büyük bir bölümü. Marksizm ve Leninizm ideolojisine ters düşen çalışmalar yasaklanmış. 1993. Çünkü Marksist ideolojiye göre edebiyat.l22-123. Özellikle Millî Edebiyat akımının tesiri ile daha da güçlenen bu düşünce. Azer Neşriyyat. tıp öğretmeni Medine Hanım Kıyasbeyli. gerekse kültürel anlamda Osmanlı lesiri altına girmeye başlar. onları. 1997. Dr. ümum-proletar işinin bir hissesi. Mikâyıl Müşfik. Ağadacbış Münirî. Edebiyat Teorisi (Çeviren: Ömer Faruk Huyugüzel). birleşmiş sosial-demokrat pariiya işinin terkib hissesi olmalıdır. daha önce de belirttiğimiz gibi.

Osmanlı'dan beklentilerim dile getiren bu iki şiir. söz konusu şiirleri. şair. Kasım. çağdaş değerler arkasmda kalmaması ve en azından geleceğe hazırlanması için siyasî meselelerde ihtiyat gösterip eğitime yönelmişlerdir. Azerbaycan edebî hayatına çok daha önce girmiş olan ve bütün birikimlerini kendi insanlanna hizmet yolunda seferber etmiş olan birçok yazann daha dikkatli davranmasını gerekli kılmıştır.L'minli. Ankara. (Azerbaycan Yurt Bilgisi Tetkikleri II). aynı ihtiyat çerçevesinde. Aralarında Abdulla Saik. Celil Memmedkulu/ade.Ati Erol Receb gibi yüzlerce ilim ve sanat adamı. 1932.29. Türk Topluluktan Edebiyatı I. Azerbaycan edebiyatının önde gelen isimlerinden Şaik'e ait olan ve o dönemde Azerî halkının Osmanlı'ya bakış açısını. Halkın sesi olan birçok şair gibi Saik'in mısraılarına da bütün açıklığı ile yansımış olan bu tarihî hakikatleri görmek için. Azerî Edebiyatı 'nda İstiklâl Mücadelesi İzleri. Oysa ki Azerbaycan'da yaşanan siyasî ve sosyal gelişmeler karşısında halkın gösterdiği tepkinin edebî ifadesi olan bu şiirler samimi olarak değerlendirildiğinde görülecektir ki. Ecdâd Yayınları. s. Nu: 281. Menşevik. bazıları ise ülkeyi terkelmek pahasına bildikleri yolda yürümeye devam etmişlerdir15: "Kuşkusuz ki Sovyet hakimiyetinin aleyhine ulanlar ciddî saldırıya maruz kaldı ve onların bir kısmı muhacerete gitti. İstanbul. tarihe ışık tutacak nitelikteki tespitlerini reddetmek zorunda kalmışlardır. Prof. Bu uygulamalar.s. Azerî halkının duygulanın yansıttıkları bazı eserlerim' geri çekmek.. o yıllardaki siyasî ve sosyal hadiseler ışığında tahlil etmek yeterli olacaktır: Bilhassa meşrutiyetin ilanından sonra Türkiye'deki Türkçülük hareketlerinin kısa sürede Azerbaycan'ı da etkisi altına almasını21 özellikle Rusya açısından tehlikeli gören KASIMZADE. Dr. Osmanlı Devleti'nin de diğer işgalci güçlerden farkı yoklu. 138. feryat içinde olan Azerî kardeşlerin çağrılarına cevap vermektir. Osmanlı'nın 1918 yılında Baku "ye düzenlediği askerî harekatın temel amacı bölgeyi işgal etmek değil. Yusuf Vezir Çemen/. EylülEkiml991. Ankara. hapis ya da idam gibi cezalara çarptırılmışlardır. CAFEROGLU. Kızıl Ordu Bakü'ye girdikten sonra yasaklanmış. iki ayrı devlet" gerçeğini gündeme taşıyan bu çalışmalar. 1994. Çünkü "Bir millet. ve Mehemmed Said Ordubadî gibi isimlerin de bulunduğu bu yazarlar. öteden beri Osmanlı ile Azerbaycan arasında sun'î bir set oluşturmaya çalışan Rus rejiminin çıkarlarına ters düşmüştür.. s. İngiliz ve Almanlar'a karşı çaresiz kalımları bir anda Osmanlı'ya ithafen yazdığı "Vatanın Yanık Sesi" ve "'İntizar Karşısında" adlı şiirlerini saklamak zorunda kalan Abdulla Saik gibi. 30 21 332 . Samir. yeni rejimi benimseyerek çalışmalarım sürdürmüşler. Cafer Cabbarlı.. sürgün. Bir kısmı mecbur olup yeni hükümetle barıştı ve diğer bir kısmı ise hapishanelerde. KÂZJMOĞLU. Zira o yıllarda Azerbaycan üzerinde hak iddia eden Rusya için. Ali Nazmi. Azerbaycan Türk Külîürit Dergisi. "Muhaciret ve Muasır Azerbaycan Edebiyyatı'mn Bazı Meseleleri". Prof. Taşnaksütun. sürgünlerde çürütülüp öldürüldü''20.. Dr. Ahmed. Tıpkı Bolşevik. Sovyet hükümetinin mevcul tutumuna doğrudan mukavemet etmeyen ve şartlar gereği temkini elden bırakmayanlar ise. Süleyman Sani Ahımdov. Azerbaycan'ın. Abdurrahim Hakverdili. bazıları.40. Mars Ticaret ve Sanayii AŞ. bu eserlerini yayınlama imkânı bulamamıştır. Aynı yıllarda mevcut şartlar altında birçok aydın kalemini bırakırken. Burhaneddin Matbaası..

toplumu adına gerçek bir kurtuluş olarak yorumlamıştır22. mazisi zaferlerle dolu olan bir milletin asla esaret altına alınamayacağını haykıran TALİBZADE Abdulla Şaik: "Muselman XÜIUIÎI Efendilere!". Başlangıç itibarıyla ülkedeki birçok aydın gibi Abdulla Saik de. Azerbaycan siyasî hayatında önemli bir yeri olan bu ihtilâl ile elde edileceğine inanmış. Küba. Zaten bu yüzdendir ki. Açıq Söz Metbeesi. "Fevral Burjuva İnkılâbı" olarak bilinen 1917 ihtilâlinin mahiyetini yeteri kadar anlayamamış. Dilican. Ne var ki. işgalin hemen ardından Osmanlı. 1905*ten Sonra Azerilerle Ermeniler sürekli çatışma içinde olmuşlardır. tam bir hayâl kırıklığı ile sonuçlanır. önce Güney Kafkasya Federal Demokratik Cumhuriyeti adı altında Ermeni ve Gürcülerle birlikte bir federasyon içine giren Azerbaycan. ülkedeki birçok aydın gibi Abdulla Şaik'in de tepkilerine neden olmuş. Karabağ bölgeleri Ermeniler'e taksim edilmiştir. bu ihtilâli. GöycegÖl gibi bölgelere yerleştirmeye başlamış. bütün Azeriler gibi onun için de yeni bir ümit ışığı olur. Şaik'in büyük ümitlerle sahiplendiği bu gelişme de. Bolşevikler "in eşitlik vaadiyle iktidan ele geçirdikten sonra uyguladıkları hilekâr politika. İşte 1918'de Millî Şu'ra Hükümeti'nİn Azerbaycan'ın bağımsızlığım ilan etmesinin hemen ardından Bolşeviklerin Ermeni militanları da arkalarına alarak başta Baku olmak üzere Şamahı. Ancak bu olumsuz psikoloji fazla uzun sürmez. Ancak: Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etmiş olması. Bu çalışmalarda. aşağıdaki mısraılarla edebî sahadaya taşınmıştır. Yazar. Lengİran gibi bölgelerde halka büyük eziyetler vermeye başlaması ve Çar zulmünden sonra bu kez böyle bir saldırıya maruz kalan Azeriler'in içine düştükleri çaresizlik. Revan (Erivan). üzerinde oynanan oyunların son bulmasını sağlayamamıştır. böylece Feth Ali Han başkanlığında tarihin ilk Türk cumhuriyetinin temelleri atılmış olur. yazıları ile onu destekleme yoluna gitmiş. yine 1905 İhülâli'nin hemen ardından içine düştüğü bunalıma sürükler. İran ve Irak Suriya ve Lübnan'dan getirdiği Ermeniler*i Zenge/.. Üstelik bu harekâtın önemli bir gücünü de Ermeniler oluşturmaktadır. 28 Mayıs 1918'de bağımsızlığını kazanır. Baku'nun Rusya açısından önemini bilen Bolşevikler ise halka karşı çoktan sindirme harekâtını başlatmışlardır. hâdiseyi olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiştir. Dünya savaşı yıllarında artarak sürdürülmüş. Azeri . uzun zamandır büyük bir hasretle beklediği hürriyetin. ilk intibaları çerçevesinde. Cumhuriyetin merkezi henüz Gence'dcdir ve Baku. Nitekim yoğun çalışmalar sonucunda. Açıq Söz Qeze!i. Zira 1 Mayıs 1917'dc Moskova'da toplanan "Rusya Müslümanları Kongresi"nde Mehmet Emin Rcsulzadc ve Ali Merdaiı Topçubaşı'nın Bolşeviklere karşı verdikleri başarılı mücadele.ur. bu tepki. Bu uygulama özellikle I.Şiire Yansıyan Tarih Bolşevikler. ona sahip çıkmış. kısa bir süre sonra boş olduğıı görülecek olaiı vaatleri ile halkın desteğini de arkalarına alarak 3 Aralık 1917'de gerçekleştirdikleri ihtilâl ile iktidarı ele geçirmişlerdir. 8 Aprel 1917. tıpkı yıllar öncesinde olduğu gibi. yöredeki Ermeni nüfusunu hayli artırmıştır. 333 . onu. Bakı. Zira Çarlık Rıısyası. mahallî Sovyet hükümetinin kontrolü altındadır.

İleriki mısraılarda bu manzara. yüreğinde iman ve sevgi taşıyan. ırmaklar coşarken. bülbüllerin şakıdığı. Ancak bu sevinçli ruh hali. Alp. Evlad. şairin hayal aleminden kurtulup yaşanmakta olan gerçeklere dönmesiyle yerini derin bir hüzne bırakır. ayak bastığı yerlere feyz ve rahmet saçan. Azerî halkı son derece ağır şartlar altında yine kendisini tutsak etmek isteyen güçlerle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Yalçın kayaların..le. Abdulla Saik. Şair. bütün umutlarını Türkiye'deki kardeşlerine bağlayen Azerî halkının öz duygularını bulmak mümkündür. O gün. Bu coşku.Ali Erol bir şairin temsilciliğinde. Üreyim de sevgi saçan ateşle. diyerdim her ağrıma. Sevincimden gözlerim dolu yasla. Yıllardır süren hasret son bulmuştur. yok edilmeye çalışılan bir milletin feryadı ile karşılaşırız. A/tun ordu feraqında saç yoldum. Oralardan eksimiya bu yerler? Yolunuzda benefseler saçmışam. Taşıdığı fikir ve çizilen çerçeve açısından şiirin ikinci bölümünü oluşturan sonraki mısraılarda. deve basdım hepsini bağrıma. Çünkü yukarıda ana hatlarıyla da olsa ortaya koy-duğumuz gibi. korku nedir bilmeyen "kahraman erler" bir yıldırım hızıyla esarete mahkum edilmek istenilen kardeşlerinin yardıma koşmuşlardır. "Altaylar gibi demir yürekli bir nesil" benzetmesi ile tasvir ettiği Türk 334 . kır çiçeklerlerinin Türk bayrağını öpmek için birbirleri ile yarıştıkları dile getirilir. Büyük bir inançla yapılan bu çağrı amacına ulaşmış. qehreman erler? Sizler üçün qoîlarımı açmışam. Taleyİme kûsdüm. tabiatın bile bu vuslat anmdaıı etkilendiği. büyük bir duygu seli içerisinde tasvir edilir. önce mensubu bulunduğu Türk milletinin şanlı larihine yönelerek trans halinde o yılları yeniden yaşar. yukarıda izalıa çalıştığımız menfur saldırıların cereyan ettiği tarihlerde kaleme aldığı "Vatanın Yanık Sesi" adlı çalışmasında. engin denizlerin onu nasıl selamladıklanın. Ana gelhmde çırpınan sefqei. Bağırdım: ây iqid. o şa:şaalı yıllar geride kalmış. Tek başına böyle bir mücadeleyi kazanabilmesi ise mümkün gözükmemektedir. Bu coşkunluk zaten dolu olan şairi sevinç göz yaşlarına boğar: Sefasınız.. ağaçların "kavuşan kollan" alkışladıkları. dilekler kabul olmuş. Türk ordusunun "Alimi Ordu" türküsü söyleyerek dünyanın dört bir tarafına yaptığı akınlar] hayal eder. yıllardır göz yaşları İçinde karlı dağların başından Altaylar'a bakarak kendilerine uzatılacak dosl elinin hasretiyle yanıp tutuşan şairin patlamasına yol açar: " Men uzagdan seyr edince kesretle. canhıraşâne bir şekilde. Himalay ve Karpat dağlarım şenlendiren kudretini büyük bir coşkunlukla tasvir eder. sarardım soldum.

xençer saplanmış. milletinin o eski kudretini. 1917 İhtilâl i'nden sonra ülkesi üzerinde oynanan oyunları. •'VatamnYanık Sesi ' adlı şiiri ile ülkesine yapılan tecavüzü milletinin asla kabul edemeyeceğini vurgulayan şair. Neden şimdi feryadıma qayqusuz? Damarlarda deyişdi mi eski qan? Neden şimdi bu halıma saygısız. daha doğrusu büyük problemler yaşıyor olsa da en azından kendi bayrağını dalgaUuıdımakta olan tek Türk Devleti ise. Her yanına neşter. Elxanlann ahfadı! Ananız bax. Osmanlı Devleti'nden beklenilen yardım. aynı yıl kaleme aldığı. xırpalanmış. 335 1 . Özellikle son zamanlarda baskılar giderek artmış. Azerbaycan halkının duygularım temsilen kaleme alınanan bu şiirde de sitemlerin artarak sürdüğünü. çok daha açık ifadelerle dile getirilir. Ömür şiişem daşa deymiş. Sızlar. sürüklenir yerlerde. Kudret sahibi. binbir türlü eziyete maruz bırakılmışlardır: Necin böyle gecikdin? Sensiz qelbîm qırıq. ancak bilinen sebeplerden dolayı yine eserleri arasında gösteremediği bir diğer şiirinde de benzerî duygular içindedir. birlik ve beraberlik içerisinde kazandığı zaferleri hatırladıkça kahrolur. "İntizar Karşısında" adım taşıyan söz konusu eserde. Zira o günün şartları itibarıyla Kafkas Elleri'ndcki diğer Türk topluluklarının durumu Azerbaycaıvınkinden pek farklı değildir. vatanın öksüz. Osmanlı Devleti'dir. bu şikayetler. ağlar. zefer daşıyan Oğuzların. Çünkü artık tahammül kalmamıştır. Ey aelbinde iman. Rusya'nın sinsi planlan doğrultusunda Bolşevik ve Ermenilerin yürüttüğü kıyımı kabullenemeyen şair. Zira bu saldırı sadece Azeriler'e değil. xırpalanmı. kurtarıcılarını beklerlerken büyük acılar çekmişler. biraz da boşalmak ve rahatlamak için yapılan bu çağrılar. çeynenmiş. Oğuzların torunları olan bütün Türk alemine yapılmış bir saldırıdır: Şimdi siz eyAltaylan andıran Demir iirekli bir neslin avladı. iman? Yeri gelmişken hemen ifade etmeliyiz ki. bağrı qan. ardından sitem dolu sözlere dönüşür. Düşmüş de pek tehîükeli bir derde. şairi yaşamakta olduğu bunalımdan uzaklaştırmaya yetmez.ş Ne var ki. sönük. Qelbınizdc söndümü sevgi. Bu psikoloji önce bir burukluğa.Şiire Yamıyan Tarih milletine seslenir. heyettim parçalanmış. genel manada bütün Türk alemine karşı sarfedilen bu sitem yüklü sözlerin esas muhatabı Osmanlı'dır. bir an önce harekete geçilmesi konusunda sabırsız bir tavır sergilendiğini görürüz. yetim ve dulları.

Azerbaycan Hükümeti Hariciye Vekili Mehmet Hacinski Mehmet Emin Resulzade'nin de desteği ile. Şu vetenin öksüzleri. dulları. Açyollan. eh. sen gel. Alhan. Azerbaycan. SARAY. polad olsa da onlar Üreyinde şö 'lenen metin qızğın ateşle Yakanları. dolumsanmış ürekler hiç şad olmaz. Sel gelmesen güneş doğmaz.)". devletin temel yapısı Türk milliyetçiliği ideolojisi üzerine MEMMEDOV. yakar bütün qayğı vurmuş elleri. Heç gelmed'm! O sen. Eylül-E-kim 1991. alçaq düşmenlere qol gücünü hep göster. İstanbul Hükümeti yapılan bu çağrıya cevap niteliğinde Dilican ve Kars üzerinden Gence'ye birlik göndermiş. Burakmıyor? Daş. Sen gelmesen. Türk Tarih Kurumu. yorgun telleri. Beklemeqdenyoruldum. ve o sırada Kafkas-İslâm orduları komutanı olan Nuri Paşa ile Mürsel Paşa 2 Temimi//da Baku'yu muhasara altına almışlar. Yakılar da. ez. erir. Türk ordusunun Bakü'ye girişi halk taralından büyük bir sevinçle 24 karşılanmış ve bu sevinç Ahmed Ceval. Bir başka ifade ile: "Azerbaycan halkı tam bir ümitsizlik içinde iken yüzünü büyük kardeşi Osmanlı Türkü 'ne çevirip yardım dilemiş. 336 . çabuk sen gel. çabuk gel ki. işte gâc qaldin. çeğne. sönük baxtuva nur saçılmaz. Sen gelmesen. s. boğ. Ankara. Yolunuzu beklemeqden benizleri sararmış. Osmanlı Devleti'nin de kendisine sahip çıkması ile elde ettiği bağımsızlığını yaşadığı bu iki yıllık süre içerisinde büyük fedakârlıklarla siyasî.9. xerabaya dönen qelb ahad olmaz. xırpala. 41. güler ürekleri gem almış. Mehemmed Eminoğlu Salman Mümtaz gibi birçok şair tarafından coşkuyla işlenmiştir Azerbaycan.ey Türk. "Azerbaycan Millî Demokratik Cumhuriyeti Devrinde Edebiyat 1918-] 920 (Aktaran: B. Bu dönem İçerisinde eğilime büyük önem verilmiş. söndür. neden? Yollarına daşnn qalanmış? Ya azgın quldurlar. Yeni Türk Cmnhuriyeileri Tarihi. qelbim seni pek ister. Gözyaşıyla mlamış hep keçdiyiniz yolları. Nitekim aynı tarihlerde millî şuur sahibi birçok şair tarafından da hararetle işlenen bu duygular yetkilileri harakete geçirmiş. Başqasını istemem de. Kain. iktisadî ve kültürel alanlarda geniş reform harekeli erini başarıyla uygula mıştır.Ali Erol Qırık bîr saz kimi sızlar qanh. s. ümicl gülüm açılmaz. Atsız Gökdağ. Prof. kardeş sesinin güçlü sadasmı işittniştir3. 4 Haziran 1918de yapılan anlaşma gereği Türkiye'den yardım istemiştir. Dodaqlanm gülmez. Dr. 1996. Türk fırkası üe birlikte 15 Eylül 1918'de şehre girnüşlerdir. demir ya. Mars Ticaret ve Sanayii A Ş. Mehmet. Ankara. gelinleri. ardından Karpatlardan gelen 15.

Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü. Ankara. s. 9.bir anlamda Şaik'in ideallerinin de gerçeğe dönüştüğü yıllar olmuştur: Ulu.Şiire Yansıyan Tarih bina edilmiştir. hür iradenin kullanılmaya başlandığı ve millî benliğe dönüş anlamında önemli adımların atıldığı bu dönem uzun ömürlü olamamıştır. Başta Azerbaycan olmak üzere bölgedeki hemen bütün Türk topluluklarının yoğun bir asimilasyonla karşı karşıya kaldığı bu devir Sovyetler Birliği "nin dağıldığı 1991"in Ağustos ayına kadar devam etmiştir. "Sosialist İnqilâbı Areiesinde Edebiyyai (1917-1920)''." '. yerine. 1918 yılında Osmanlı ile Azerbaycan arasında sergilenen dayanışmanın temelleri. Ahmet. tarilıi ve coğrafyası müfredattan çıkarılmıştır. 'Tarihin İlk Tilrk Cumhuriyeti Azerbaycan^ Türk Kültürü. iki yıl kadar soma teşkilatlanmasını tamamlamış ve böylece 1918 yılında başlayan millî bağımsızlık hareketi son bulmuş. s. Bakü'de Azerbaycan halkının ilk millî üniversitesi açılmış (1919). Artıqyem ruh ile canlanırdım. Nıı: 19. 28 Nisan 1920 yılında. Azeriler kendi kaderleriyle başbaşa kalmışlardır. bu hükümet. Azerbaycan'daki komünist sempatizanların açtığı yoldan Bakü'ye. kendi kadrolarım yetiştirmek amacıyla dış ülkelere öğrenci göndermiş25. Dünya Savaşı sonucunda imzalanan Mondros Mütarekesi gereği Azerbaycan'ı boşaltmak zorunda kalmasıyla. 15. CAHîROĞLU. Fakat millî değerlerin yüceltildiği. JVüıyısl 964. iktidarı devirerek. Size akjtş. kültürel sahadaki birikimler sayesinde tarihî birer vakıa olarak günümüze kadar ulaştırılmıştır. Osmanlı Devleti'ııin I. Azerbaycan Eckhiyyah Tarixi. Çıraq kimi panl-parıl yanırdım. başta di! olmak üzere Anadolu ile Azerbaycan toplumunu birbirine bağlayan kültürel birlikteliği yok etme çalışmaları. Azerbaycan siyasî ve kültür larilüne "Sovyet Devri" adı ile geçecek olan yeni bir devrin başlangıcı olmuştur. Halk ruhunun ön plana alındığı aynı yıllarda. verilen hapis ve ölüm cezaları bu hakikatleri değiştirememiş. Yıllar süren esaretin son bulması ile kazanılan bu yeni ruh hali . millî hükümet. ancak ülkedeki Ermeni ve Bolşevik militanların yürüttüğü terör durmamıştır. yıllar öncesinden kurulmuş olan gönül bağım yıkmaya yetmemiştir. uğranılan haksızlıklar sürgünler.HL Qızil ŞerqMelbeesi". 1957. ihtilâl komitesi önderlerinden Neriman Nerimanov'un başkanlığında geçici bir hükümet kimmiş. İzlenilen inkâr politikası. Gerçi 12 Ocak 192U yılında Azerbaycan'ın bağımsızlığı Paris'te ger-çekleştirilen toplantıda büyük devletlerce kabul edilmiş. aynı yıllar. aynca aynı şuur içerisinde 13 Ağustos 1919'da Rus edebiyatı. c. 337 . Prof Dr.giren Kızıl Ordu. bütün engellemelere rağmen. fegel ruhsuz bir ülkeydim men. Bakı. Sovyet rejiminin bu süre içerisinde Azerbaycan'ı millî kimliğinden uzaklaştırmak İçin uyguladığı istibdat başarılı olamamış. alqış deyirdinı menden.

Ancak Hisarcılar'da tarih ve mazi Fikri. Gültekİn Sâinanoğlu. kendi kültürünü tanımama. köklerimizin uzandığı bir mekân ve güç alınacak bir kaynak olarak ele alınır. HİSAR ŞAİRLERİNDE TARİH VE MAZİ FİKRİ Hıfzı TOZ 16 Maıt 1950 tarihinde Ankara'da çıkartılan Hisar dergisi etrafında bir araya gelen Munis Faik Ozansoy. Onun için de Hisarcılar. Bir önceki neslin (Garipçilcr'in) bu değerlerden uzaklaşması. Mehmet Çınarlı. şairlerin şiirlerinde kaynaşmış halde. kültürel buhran ve çeşitli bunalımların yaşanması olarak kendisini gösteriyordu. var olan birçok şeye karşı çıkıyorlar ve mevcudun birçok yönünü red veya inkâr ediyorlardı. İzmir 2000. tarihten ve geleneklerden uzaklaşmayı 'soysuzlaşmak' olarak gören Hisarcılar. Millî bir edebiyat yaratma düşüncesinde olan Hisarcılar. Zira bu uzaklaşma. Yalıya Bcnekay. Türk kültürünün dünyada seçkin bir yere sahip olduğunu söylerler. . Bu unsurlar adeta şairlerin kültürel tavırlarına da etki eder ve bu kavramlar. Tarih ve maziye yaklaşmayı millî Dr. Hisar şairlerinin önünde acı bir tecrübe olarak duruyordu. Hasan İzzet Aralat adlı genç şairler. Necati Karaer. ss. Ü. E. Hisarcılar'ın sanat eserlerinde tarih ve mazinin yanı sıra millî kültürümüz. Yenilcr'in) sanat ve edebiyat ardayışlanna tepki gösterirler. geleneklerimiz ve folklorumuz de ağırlıklı olarak işlenir. bin yıllık bir kültür tarihi olarak tezalıür eder ve mazi onlara göre saplamp kalınacak bir yer olmaktan ziyade. tarihe bakış açılan ile Millî Edebiyat'ın maziye ve tarihe bakışı içinde olmuşlar ve adeta Millî Edebiyat'm yeniden canlandırdması görevini üstlenmişlerdir. Fikret Sezgin. ona daha yakın olunması gerektiği düşüncesi içinde olurlar. 339-348. Garipçiler'de tarih ve mazi fikrinden uzaklaşma söz konusuyken. kendilerinden bir önceki edebî hareket olan Garipçilerin (T. Millî tarihimizi işlemişler ve Türk tarihini başından sonuna kadar şiirlerine konu edinmişlerdir. Fehmi Özçelik. iç içe girmiş olarak bulunur. Bu reddin veya inkârın içinde tarih ve ınazi de önemli bir yer tutmaklaydı.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Savı W. Zira Garipçİler. tarihe ve maziye yakınlaşma ve saygı görülür . O. Hisarcılar'da bu uzaklaşmalım aksine. İlhan Geçer. M. mazi ve tarihten uzak olmak yerine. Millî kültürden. Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü.

Onlara göre tarih. kendine dönüş için büyük tekne: Malazgirt" sözleriyle de İslâmiyet sonrası Türk tarilıi çağrıştırılır. milletlerin hafızasıdır. Millî rengi. hem de İslâmiyet sonrası Türk tarihini bulmak mümkündür. kötülemek veya geçmiş kült ürürü gerçek değerlerini inkâr etmek •İlericilik' değildir. soysuzlaşıp züppeleşmeden cevherlerini ortaya koymalarını. Bunu aşağıda verilen şiirlerde görebiliri/. Hisar topluluğunun önde gelen şairlerinden Mehmet Çınarlı. yenilik yaratmak çok zordur. Kül Tigin". bu fikre ulaşmanın yolunu da güzel ve millî olmakla çizdikleri görülür. s. millî kaynaklara yönelmenin mecburiyeti ve bunun da yenilikle birlikte olması gerektiği üzerinde durur. Şiirde geçen "Tiyan-Şan Kadır-Gan Dağlan". Genç şair ve yazarların zararlı akımlara kapılmadan. "Malazgirt" adlı şiirde "Tanndağı". bizim dilimizdir. "Osman Balur Han". Önce millî sanatın gelenekleri içinde yoğrulmak. yeni tadlar getirmelerini bekleriz. millî havayı kaybetmeden gelişmesini isteriz. ilerlemeğe yön verecek ve çağdaş medeniyet seviyesinde yerini tayin edecek olan millî kültürdür"'. 6. yenilik fikri içinde olan Hisarcılar'in. bir anlamda. Hisar Dergisi. "Orkun Anıllarr' gibi kelime ve mısralarla İslâmiyet öncesi Türk tarihi. "Bilge Kağan. Bu görüşünü de Çınarlı: "•Edebiyatımızın millî rengi. yine tarih ve maziye ait birtakım unsurları bulabiliriz. s. Tarilıin Hisarcılarda iki yönlü olduğunu görürüz. "dini bütün bir millet"'. tarihe özellikle eğilmişler ve tarüü şiirlerinde kullanmak suretiyle. 12. kültürsüzlük ve kendini bilmezliktir. Bu cümleden hareketle. gurur kaynağıdır ve şiirlerde de işlenmesi gereken bir konudur. bunun ilericilik sayılamayacağım. Yalnız bu millîlik. millet hafızasının diri kalmasını sağlamışlardır. "Bilge Kağan. "Türklüğün hamurunu yeniden mayalamış"tır. alttan yer delinmedi. "Kerkük". Nu: 41. millî sanala yeni sesler.". Tarih. Bunun şuurunda olan Hisarcılar.Hıfzı Toz kaynaklara yönelmek olarak gören Hisarcılar. Nu: 26. Asıl ilericilik. Onların şiirlerinde hem İslâmiyet öncesi Türk tarihini. bu kaynaklara yönelmenin bir mecburiyet olduğunun da altını çizerler. . derler. "Üstten bu gök çökmedi. Kül Tigin ve bütün töresiyle"." 1 2 Mehmet Önder. "şehir. Mehmet Çımırlı: "Bir Mucize mi Bekleniyor?1". "Kulağına okunan ezanla adı konmuş". Şiire göre Malazgirt. "Türkistan". Mayıs 1967. "Bizim Türkümü/" adlı şiirde ise. Ondan çıkarılacak dersler vardır ve onu paylaşmak. "Yüzyıllardım beridir Altaylardan Tuna'ya Bizim lürkülcrimizdir söylenen Konuşulan dil. asıl ilericiliğin millî kültüre bağlı olarak yapılması gerektiğini vurgulayarak: "Geçmişle bağları kopanp. sonra yeniliği arayıp bulmak gerek"2 sözleriyle ortaya koyar. Şubat 1966. onu hor görmek. millî havayı kaybetmeden yeni olmak. estetik kaygı içinde kalınarak millî rengi ve millî havayı kaybetmeyecek şekilde ve sanatın geleneklerine göre eser vemıek şeklinde olmalıdır düşüncesini taşırlar. millet olmanın gereğidir. Bundan uzaklaşmanın bir tehlike olduğuna dikkat çekerek. "Millî Kültürden Yana". Hisarcılar'm dönemlerindeki sanatçılardan farklılık gösterdikleri önemli noktalardan biri de tarihe bakış açılarıdır. Hisar Dergisi.

Şiirde tekrarlanan "Bir bozkurt" sözüyle dün. ardında şehit. bin yıllara değil ki Mahşer'e. Bunlar: Ova taşlan. yamnda gazi. Selçuklar Aynı dili konuşan. Bahse konu olan bir diğer şiir de "Bar Başlarken" adım taşır. Tanrıdağfndan belki. binler. Tarihe yolcu etmiş nice bin civanmerdi Atmın terkisinde. çadır altmda uzar. destanlar döneminden günümüze kadar bir bülün lyaliııde şiirde işlenir. Bunlar: Oğuz Türkleri. binlerce Alpaslan'ın. Önünde yüz yıllara. nice büyük ustanın 341 . Üstten bu gök çökmedi. Bu baş-gözediş var ya. Sinan*da kubbe. Peçenckler. hem İslâm öncesi. hem de İslâm sonrası olarak karşımıza çıkar. Şiirde 'Bar' oyunu ile tarih arasında bir bağ kurulur ve Bar'm tarihteki yerine dikkat çekilir. Ve hepsi. Yani şiirde hem İslâm öncesi Türk tarihine. alttan yer delinmedi Kendine dönüş için büyük tekne: Malazgirt Türklüğün hamurunu yeniden mayalamış. "Çekirdek" adlı şiirde de Türk larilıi. Kulağına okunan ezanla adı komnuş Fatih Sultan Mehmet'in. hem de İslâm sonrası Türk larilüne atıflar vardır. "Bir ay yıldızlı Türk bayrağı resmi çizer" sözleriyle bugün kastedilir. kemer. Bir başka deyişle Türk tarihi. Yahya Kemal'de beyit. Hisar şairlerinden örnek olarak aldığımız şu şiirlerde Hisarcilar'm tarihe ve maziye bakışlarım görmek mümkündür: MALAZGİRT O ki.Hisar Şâirlerinde Tarih VeMazi Fikri gibi kelime ve mısralarda da gerek İslâm öncesi ve gerekse İslâm sonrası tarihe ve maziye uzanma söz konusudur. gündoğumda bir özlemle uyanmış. Yunus Emre'nin ilki. at koşturan dini-bütün bir millet Ki ömrü al sırtında. en doğıı'nun Türkleri kadar yiğit. aynı soydan çocuklar Ki hepsi. Anadolu'ya ötedenberi tanış: Asya'dan Aktoprağa düşen cemre'nin ilki. Binler.

Kağan. Kerkük'te kurşunlar ansızın bizi vurur Sürüklenir sokaklarda başsız cesetlerimiz Zulüm bir hançer gibi içimize olurur Bir mağara devrinden arta kalan insanlar Kerkük'te kan kusturur. Gültekin Sâmanoğlu BİZİM TÜRKÜMÜZ Bizim türkümüzde gurbet var artık Hasret var. Basmış kanlı çizmeler toprağına bir defa Çiğnenmiş kara kalpaklar.. Uzar gider bir sesizlik İçinde Bir uçtan bir uca Türkistan topraklan Beyaz altın dediğimiz pamuk tarlalarına Çöreklenir yedi başlı bir kızıl yılan Baş kaldırsa esarete yeni bir Osman Batur Han Bebekler bile vurulur beşiklerinde Kana boyanır Türkistan. Dağı. ırmağı: yanıyla. Kül Tigin ve bütün löresiyle Orkun Aıııtlan'nın yıllar süren düşü bu. toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan Kadır-Gan Dağlan"na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar.Hıfzı Toz Vc nice kalıramamn yüzüsuyıma hürmet: Bilge .. yürek var. yöresiyle Asya'nın Avrupa'ya doğni yürüyüşü bu.. temiz duvaklar Susmuş minarelerinde mübarek ezan Prangaya -vurulmuş bir malikimi gibi çaresiz Boynu bükük Lürkülerde güzeliiim Azerbaycan. gölü.. 342 .

bir atar damar gibi Davullar. öksüz kubbeler Minareler. Yüzyıllardan bendir Altaylardaıı Tuna'ya Bizim türküler imizdir söylenen Konuşulan dil. Balkanlarda büyük.. Bizim türkümüzde gurbet var artık Hasret var.. toprak var balam Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar Tiyan-Şan. Yavuz Bülent Bakiler 343 . kervansaraylar Bizi söyler anlatır Mimar Sinan'dan beri Üsküp'te. Yine bir dağ gibi.. Kadır-Gan Dağları1 na dek uzar Kim demiş vatanımız Edirne'den Kars'a kadar. Mazi Fikri Bir kanlı ağıt söylenir şimdi Kırım'da Biz duyarız Kırım'ın öldüren feryadını Bir büyük destanla birlikle yemden yazacağız Kın m topraklarına Kırım Türkünün adını. Renk renk nakış nakış uzayan toprak değildir Kilünlerimîzdir. yürek var. zurnalar ve serhat türküleri. şadırvanlar. bizim dilimizidir.Hisar Şâirlerinde Tarih Ve. Estergon'da. kalpağımızdan.. bir dev gibi doğrulacağız Yeni bir ruh doğacak toprağımızdan Tanıyacak bizi dünya yeniden heyecanla Burma bıyığımızdan.

dil şakrak olur Mendiller ellerde bayrak olur Biz oynarken. Bu oyunda boydan-boya vaian var! Seyrine gelenlere selâma dur Millet için deli gönül. o davula bir daha vur! Yalıya Akengin ÇEKİRDEK Sularıma ilk ışık yeli değdiğinde Uyanının.Hıfzı Toz BAR BAŞLARKEN Seyrine gelenlere selâma dur Millet için deli gönül bizde bulunur Savaşı düğün eden davul bizde bulunur Vur kardeşim. kara toprak ak olur Bu davulu yeryüzüne ben dinlettim Bar tuttum dağlarla omuz omuza Kara bahtı güldürmeye yemin ettim. şan yaza yaza! Bizden öğrendi fırtınayı KopTar. Zigana'lar Çoruh gibi kükrer bizde damarlar Türk'ün göz-bebeklerinde en güzel bahar. bizde bulunur Savaşı düğün eden davul. bizde bulunur Vur kardeşim. Tarihe destan. karşımda başı karlı dağlar 344 . o davula bir daha vur! Boz-bulanık akan seller durulur Yürek coşar.

Hisar Şâirlerimle Tariiı Ve Mazi Fikri Yitik yıldız kokulan gelir burnuma. soyun.. Kuş emerken asmadaki üzüm ışığını. 345 . Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar . Ay gelip bacaya yaslandığında.Nerelisin. Türk/ Alma-Alalı Balacan/ Taşa ve kuma/ Tahtaya kağıda/ Havaya ve suya/ Akçakavakların döşlerine/ Tavşanların dişlerine/ Pınarların taşlarına/ Atının eyerine/ Evinin ak keçesine/ Bir kılıç/ Bİr kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldızh Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini somu il aştırır/ Eker toprağına çekirdeğim. Kerpiç duvarların yüreği güm güm atar. adın ne yiğit? . Kutsal bir kopuzdur bana akşamlar. Adım Balacan'dır aga. Buhara kumaşı gibi ezgiler dokurum. adın ne yiğit? Der Türküm. Derim.. adım Bahadırhan'dıraga.Kırım Türküyüm. Türk/ Kırımlı Bahadırhan/ Görünen ve görünmeyen her yere/ Görünen ve görünmeyen herşeye/ Mezarsız şehitlerin ruhlarına/ Tutsak ölenlerin iskeletlerine/ Sürgünlerin kaderlerine/ Tarihin sabnna/ Sabrın sabununa/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt Bir ay-yildızlı Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle Somutlaşürır/ Eker toprağına çekirdeğim. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar. Donanırım tepeden tırnağa can.. nerelisin soyun. Alma-Atah. Düşüme bir Türkmen yiğidi damlar..

soyun. adım İslâm'dır aga. aynı ezanlarla vakti meşale yapar.Kıbrıslıyım. yağarsın kar kar. Düşüme tutsak bir Türkmen yiğidi damlar.Nerelisin.Hıfzı Tuz .. batıda. .Ben Kerkük Türküyüm. Bir dağdan bir dağa uçuranım atımı.. Davullar vurmaya başlamasın mı. Karşıma bir Türkmen yiğidi damlar.. 346 . Adım Sinan'dır aga. adın ne yiğit? . adın ne yiğit? . soyun. kuzeyde ve güneyde Aynı ses. Türk/ Kıbrıslı Aslan/ Araba karoserlerine/ Balıkların Pullarına/ Karıncaların dillerine/ Gelinlerin tellerine/ Ağlara/ Trollere/ Tüfek demirlerine/ Kışla kapılarına/ Gebe takvimlere/ Yeşile/ Maviye/ Boz'a/ Kendi kanıyla/ Sevdasının dumanıyla/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurl/ Bir ay-yıldızlı Türk bayrağı çizer/ Soyut düşlerini Böyle somullaştırır/ Eker toprağına çekirdeğini/ Doğuda. Adım Aslan'dır aga.Nerelisin.Nerelisin. Türküm.. Oralarda kardeşlerimin tümü tutsak. Türk/ Kerküklü İslâm/ Petrol kokularına/ Umut dokularına göçebe kuşların kanallarına/ Yufka ekmeğin üstüne/ Ceylan gözlere/ Postacıların çantalarına/ Telefon direklerine/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldı/lı Türk bayrağı resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle somutlaşürır/ Eker toprağına çekirdeğini. Türküm. soyun. .. Çalkalanırsın deniz gibi.DeliormanJıyım. a dm ne yiğit? ..

Hisar Şâirlerinde Tarih Ve Mazi Fih-i Türk/Deliormanlı Sinan/ Gözaltındaki camilerin secde Susuzluğuna/ Çobanların korkusuzluğuna/ Prangalara Telörgülere/ TFR komyhonların plakalarına/ Karakol Binalarına/ Uzaklara giden trenlere/ Bulutlan yırlan Uçaklara/ İçinde susturduğu sese/ Duruşmaya çağıran Davetiyelere/ Var'daki yok'a/ Yoktaki var'a/ Hürriyet Yollarım kesen duvarlara/ Mısır koçanlarına/ Tütün Yapraklarına/ Güreşçilerin kispetlerine/ Bir kılıç/ Bir kitap/ Bir bozkurt/ Bir ay-yıldızli Türk bayrağı Resmi çizer/ Soyut düşlerini böyle somutlaştınr/ Eker toprağına çekirdeğini. kardeş çığlıklar dolar. Sulanma ilk ışık yeli değdiğinde Uyanırım. Dinim İslâm. Adım Bahattin. Ruhum bir kartal gibi uzaklarda döner dolanır. Türküm/ Elbistanlı Bahattin'im/ Uzatıyorum ellerimi Çoğaltarak/ Bayrak bayrak/ Bir elimde Balacan'm eli/ Bir elimde Bahadırluın'ın eli/ Bir elimde İslâm'ın/ Bir elimde Aslan'ın/ Bir elimde Sinan'm eli/ Bir elimde kalem/ Besmeleyle Hümanizm bezirganlarının ticaret karnelerine/ Devrim kolcularının Düdüklerine/ Bal'a soğan suyu katan/ Temelli tabutunda temelsiz Yatanların taslarına tabaklarına/ Kedilerin sivri tırnaklarına/ Güvercinlerin ak tüylerine/ Hızımı ışığına /Bakıra/ Çeliğe/ İpeğe Ve selüloza/ Düşmanın şahdamanna dayayacağım jilete/ Putları Kıracağım baltaya/ Kalk borusuna/ İlk yardım çantasına/ Savaş plânlarına/ Ülkü antolojilerine/B İr kılıç/ Bir kitap/ Birbozkurt/ 347 . Düşüme yaralı vatanlar. Elbistanlryım. Türküm. karşımda başı karlı dağlar. imzam kan grubum gibi belli benim.

..Hıfzı Toz Bir ay-yıldızh Türk bayrağı resmi/ Ve erozyondan kurtulmuş yeni birTiirkive haritası çiziyorum/ Ekiyomm toprağıma çekirdeğimi/ Ekiyoruz topraklarımıza Çekirdeklerimizi. Bahatün Karakoç 348 .

Bekfaşî-Alevî şairleri ve Nefesleri. pek çok hususta olduğu gibi vatandaşı oldukları devlet hakkındaki düşüncelerinin de açık ve net olarak anlaşılmasını zorlaştı nnaktadır. Antolojilerin bu temel özelliği.3~S9-359. bağlılık duygusunu aksettiren. Bununla birlikte. Maarif Kitaphanesi Yayınlan. Türk. Dünyası Araştırmaları Enstitüsü .506 . henüz ha/. s. bu zümreye mensup şâirlerin. ss. bu şiirlerin muhteva olarak aynı oldukları rahatlıkla ifade edilebilir. "Bektaşîlikten bahseden şiirlerinden Üç tane sunuyoruz. Seçicilerin bu tavrı Alevî-Bcktaşî şâirlerin çeşitli konular hakkındaki düşüncelerinin kapalı kalması gibi bir sonuç doğurmuştur. Hayreti. 1 Turgut Koca."1 diyerek şiir metinlerini verir. şâirlerin hayat lan hakkında verilen bilgilerle alınan bazı şiirlerden. Farklı şiirlere yer verilmiş olsa bile. antolojilere dahil edilen şiirlerin «enel karekt eristiğin i aksettirmesi bakımından Önemlidir. Ncsîınî.ırlanamanııştır.Meselâ1. İst. bu kaynaklar arasında ilk strayı da. yani tenkitli metinlerine sahip değiliz. Alevî-Bektaşî şâirlerin Osmanlı devleti hakkındaki • Ege Üniversitesi. Muhamnıed-Alî "bir"liğîni vurgulayan. Hacı Bcktaş Velî'nin yanında diğer bazı mutasavvıfları da yücelten metinler oldukları. bunların dışındaki temaları işleyen şiirlere pek yer verilmediği. Turgut Koca. Alınan şiirlerin HakMuhamrned-Alî.Türk Dünyası -İncelemeleri Dergisi Savı IV. hazırladığı antolojide Cevabî adlı Bektaşî şâirin hayalı hakkındaki bilgileri özetler. Bu cümle. Hatırlanacağı üzere. birkaç kaynağa dayanılarak yapılmakta. Bu sebeple antolojilerin ve var olan tenkitli "dîvârT'lann yanında muhtelif kişiler tarafından hazırlanmış Takat ilmî kimlikten uzak "dîvâıf'larla. ALEVÎ. "Halk edebiyatı** dairesinde olan ve Alevî-Bektaşî anlayışını lam anlamıyla aksettiren şâirlerin "dîvârrlanmıı ilmî neşriyatlarına.BEKTAŞÎ ŞİİRİNDE OSMANLI DEVLETİ Mehmet TEMİZK AN* Alevî-Bektaşî edebiyatıyla ilgili değerlendirmeler. çeşitli dergilerde yayınlanmış şiirleri de "kaynak metinler" olarak kullanmak durumundayız. 1990. Kaynak metinler arasında ilk sırayı aldığını söylediğimiz antolojiler ise hemen hemen aynı şiirleri ihtiva etmekledirler. Alî olmak üzere on iki imamı metheden ve bu imamlara karşı beslenen sevgiyi. Uzman. bu zümre edebiyatıyla ile ilgili olarak hazırlanmış olan antolojiler almakladır. Fuzûlî. Hatayı ve Usûlî gibi tamamen veya kısmen "Dîvân edebiyatı" dairesine mensup birkaç önemli şahsiyetin "dîvân"ları hariç. İzmir 2000. Alevi-Bekuışî şâirlerinin bütün şiirlerini ihtiva eden "dîvân" lan nın ilmî metinleri. daha ilk bakışta dikkati çekmektedir.başta Hz.

1996: s. patlak veren isyanlara işlirak etmiş olmalarıyla. İst. "Toplumsal Bir Başkaldırının İdeolojisi: Alevîlik-Beklaşîlik" gibi eser adları. gerekse Yeniçeri teşkilatı hakkındaki hayır duasının tarilıi olarak doğru olup olmadığı tartışılabilir. Babinger. fakat doğru olmasa bile.e. Her şeyden önce "farklı dinî anlayış" ortaklığına sahip olan kesimlerin. Kaynaklarda Bektaşî şairlerin hayatları hakkında bilgi verilirken. Anadolu 'da islâmiyet. Hâkim olan kanaat. Köprülü. 291 F. 65 Turgut Koca. Osmanlı'nın egemenliği altındaki topraklar üzerinde zaman zaman bir takım isyan teşebbüslerinin olduğu ve Alevî-Bektaşî anlayışnıa sahip insanların da bu teşebbüslere iştirak ettiği bilinmektedir. geniş halk kitleleri tarafından o şekilde kabul edilmiş olması önemlidir. Bu tespiti yaptıktan sonra bu iştirakin yegâne sebebinin "farklı dinî anlayış" olup olmadığını anlayabilmek için bu insanların kuruluşundan yıkılışına kadar devletle olan karşılıklı ilişkilerini gözden geçirmeye başlayabiliriz: Alevî-Bektaşî zümreye mensup olan herkesin gönülden bağlı olduğu ulu kişi hatırlanacağı üzere Hacı Bektaş Velî'dir. Birkaç kitap ismi bile bu kanaatin ne kadar yaygın olduğunu göstermeye yeterlidir: "Kalender Ayaklanması". oldukça zengin bir edebiyata mâlik bu zümrenin devletle olan münâsebetleriyle. insan Yayınlan.. yukarıdaki rivayete olan inancın mahsulünden başka bir şey değildir. pek çok şairin bu ocağa mensup olduğu ve önemli mevkilerde bulunduğu ifade 2 3 4 a. Yeniçeri ocağı devletin resmî bir kurumudur..c. devletin baskîlarma manız kaldıkları ve bu durumun tabîî bir neticesi olarak zaman zaman isyan teşebbüslerinde bulundukları veya isyanlara yoğun bir şekilde iştirak ettikleri yönündedir. 42 350 . "'Osmanlılarda Alevî Ayaklanmaları". bu hâkim kanaatin sonuçlarından başka bir şey değildir."2 şeklinde dua ettiği zikredilmektedir. Tarikata adını veren ve bütün Alevî-Bektaşî şairler üzerinde büyük bir tesiri bulunan bu zâtın Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gâzî ile olan münâsebetleri hakkında eski Bektaşî menakıbnamelerinde bir takım rivayetlerin bulunduğu bilinmektedir. Alevî-Bektaşî zümrelerin Osmanlı devletiyle kavgalı oldukları. Acaba bu hâkim kanaatin doğruluk derecesi nedir? Bnmuı tespiti. Hacı Bektaş Velî'nin gerek Osman Gâzî ile olan münâsebetlerinin. Aynı şekilde Yeniçeri ocağının ilk kuruluşunda da bu şalısın hayır duada bulunduğu rivayet edilmektedir3. s. a. F. s. "Anadolu'da Alevî Katliamları'1. Abdal adlı bir Bektaşî şâirinin "Şecaatla nazar kılmış yeniçer kullarına ol Seza oldı ana anın üçün fursat-ı kübrâ" 4 şeklindeki ifadesi.g.g.Mehmet Temizkan * kanaall eriyle birlikte devletin de bu kişilere ve bu kişilerin şahsında bu zümreye karşı takındığı tavrı lespit etmek mümkün olmaktadır. Bektaşî tarikâüyle de âdeta özdeşleşmiştir. Velî'nin Osman Gâzî'ye hitaben "Sonun önünden gür gelsin. şiirlerinde dile getirdikleri devlet hakkındaki düşüncelerinin gözden geçirilmesiyle mümkün olacaktır. sırf "dinî anlayıştan sebebiyle isyan etmek zorunda kalmış olmalarım birbirinden ayn düşünmek ve değerlendirmek gerektiğini kabul etmek mecburiyetindeyiz.

yüz bin de sipâh Yüz bini de darplı. yani Büyük Baba Efendi idi .. Alevî-Bektaşî meşrepteki bir kişinin Sünnîliğin temsilcisi olarak görülen Osmanlı hükümdarına. çallı geliyor Mü'minler Hû çeker.283 Cahit Özteüi. Cezayir'de yaşayan Yeniçeri şaâirlerindendir". 24 Turgl Koca.. Milliyet Yayınları.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleri edilmektedir. Kaynaklardaki ifadelerden bazıları şöyledir: Teslim Abdal: Yeniçeri ocağının Halîfe Babası. a.e. LsL. Bu şiir de dikkatimizi çeken önemli bir nokta. 1976. Uyan Padişahın. yüz bin de cam Yüz bin de kolu kolçaklı geliyor 0 5 Kul Himmcl: Yeniçeri ocağından emekli olmuştur7. Gedâ Muslî: Yeniçeri ocağına mensuptur. devletin birer memuru. s. Bu Bektaşî şâir Kanunî Sultan Süleyman ile birlikle Bağdat seferine bi/. hep canlar canı Bunca S ül ey manlar dünyada hanı Yüz bin nutku vardır.e. Ali ile birlikte on iki imamın yardım elliğini söylemiş olmasıdır.g. s.163 351 . Daha açık bir ifadeyle bu kişiler. birer kumandanıdırlar.Alevî. hem de devletin bu kişilere olan bağlılığı ve itimadı hakkında bir fikir vermektedir. münafık erir Mîf minin muradın ol Hüdâ verir Yüz bin de zırh geymiş sipahi gelir Yüz bini de Bedir Hanlı geliyor Teslim Abdal der ki. s. Üstelik Bağdat şelıri bu tarihlerde şiî bir devletin hakimiyeti altında bulunmaktadır: Ar/ulaımş gelir koca Bağdad'ı Şalı Süleyman başı telli geliyor Yardımcısı olan on iki imam Önü sıra serdâr Ali geliyor Yüz bini birden der Allâhım Allah Yüz bini der Lâilahe-illaJlah Yüz bin kalan var. Hz. Bu durum bize hem bu kişilerin devlete. 5 6 7 a.zm kmılınıs ve bu seferle ilgili güzel bir şiirde söylemiştir.g.

Âlıû: Yeniçeridir. s. Bektaşüerin en büyük iki dergahından biri Abdal Musa acunadır. Fâtih tarafından uzun süre sarayda barındırılmış. Abdal Musa: Anadolu Alevîliğinin temel taşlarından biridir. 11 a. C. a.g. C. Bcktaşîler. 61. Balım Sultan: Dimetoka'daki Kızıl Deh Sultan (Seyyid Ali Sultan) dergâhında posl-nîşîn İken 1499 yılında ikinci Bayezid'm çağrısı üzerine İstanbul'a gelmiş ve tekrar Dimcloka'ya dönmemiştir15. IIs. s.g. C. Murad'ın dikkatini 1 çekmiş ve onun hanendeleri arasına girmiştir *.. Bu durum mezkûr zümreye mensup olan kişilerin ordu içindeki varlıklarının Yeniçeri ocağı ile sınırlı kalmadığım göstermesi bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Ank. II. Abdal Musa'yla ilgili olarak Aşıkpaşazâde "Orhan devri geldi. Yanya fatihi Arslan Paşa "yi savaşlarda korumuşlardır. 1. gününü ve yılını bir gün seferden dönmekte olan II. bu ocaktan olmayıp orduda görev yapan Bektaşî şâirler de bulunmaktadır.g.g.. 1988. 147.Mehmet Temizkaıı Sânî: Yeniçeridir. sonraları sipahi ocağına geçerek oradan emekli olmuştur . gazalar etti.. CIH s. Fâtih'in İstanbul'u alacağını yıllar önce bilmiş. fakat daha sonra çeşitli sebeplerle saraydan uzaklaştırılmıştır. Aşık: Yeniçeri ocağında yetişmiş bir ozan olduğu sanılmaktadır12.g. Yeniçeri ocağına mensup olmaları dolayısıyla devlete hizmet eden Bektaşî şâirlerin yanında.s.e.n.s.î'nin oğlu olduğuna inanırlar. . Alevi-Bektaşî Şiirleri Antolojisi. Fütuhat erlerindendir13.g. . Bunların bir kısmıyla ilgili olarak yaptıkları işler ve katıldıkları seferler hakkında daha da detaylı bilgiler sunulmakladır.e. a. Sersem Ali Baba: Kanuni tarafından Anadolu'da Celali isyanları ve özellikle Kalender Çelebi isyanı patlak verdiği sırada işleri yatıştırmak için Hacı Bektaş'a dönmesi ferman olunmuş ve o da bu emri yerine getirmiştir16. . güzel lürkü söylemesi sebebiyle IV. Kilidbahir 10 kalesi kumandanlığı yapmıştır . 13 Turgut Koca. s.g.e. Hacı Bektaş Velî'nin amcası Haydar Ata'nın oğlu Hasan Ga/. 16 10 a.41 3 a. Yeniçeridir. 145 14 İsmail Özınen." ve Tacü't-Tevârîh "Orhan Gâzî ile Bursa fethinde bulunmuştur.C.e. 10 a. Hiisrev: Sancak beylerinden Karagöz Bey'in oğludur.e. Mehmed'e müjdelemiş. Kültür Bakanlığı Yayınlan. .v demekledir14. 83 S 352 .e. Dervişlerine hitaben "Horasan erlerinin cümle 9 8 İsmail Öznıen.575. s 549. 203 15 a. ayını. C.TTT.g.e. Bunlardan bazıları da şöyledir: Serezli Pir Su İtim: Kesriydi Kasım Baba ve Koniçalı Hüseyin Babalar ile Yanya fethinde bulunmuştur.e.s.. Otman Baba: Keramet sahibi bir zâttır. 12 a.

şelül düşmüş ve cenaze namazında bizzat Kanuni Sultan Süleyman da hazır 18 bulunmuştur. Kıldı meşhûr-ı Arab fetlı-i Acem tarihini Geldi Burc-i Evliya'ya pâd-şâh-i nâm-dâr Ruşen etti adiden her gûşesinde bir çerâğ Carî etti feyzden her mülküne bir cûybâr Pâd-şâh-i bahrüber Sultân Süleymân-ı Velî Server-i sâhîb-nazar Şâh-en-şâh-i şefkat-şiâr Âlemin vasfın Süleyman mülkü derlerse n'ola Çun Süleyman'dan Süleyman'a kalıptır yâd-gâr20 Kul Mustafa: Bektaşî bir şair olduğu bildirilen Kul Mustafa IV. Gül Baba: Fâtih Sultan Mehıned. a. Süheyl Beken.. Müjgan Cumhur. . Murad'in Bağdat seferine katılmış ve Bağdat'ı Osmanlılardan alan Bağdat şahı Şalı Abbas'a hitaben şu türküyü söylemiştir: Gaziler keskin tîğ ahp eline Dökerler kanını Irak çölüne Ser veririz imamların yoluna Şâh ne akü ettin aldın Bağdat'ı Mustafa eydür.g.e. Bu kasidelerden birinde.BeMaşî Şiirinde Osmanlı Devleti alemin baş tacı.g. Dr. Ank.s. Doç. Dr. 52-54 353 . Şedit Yüksel. karaların ve denizlerin hükümdarı gibi vasıflarla methetmiştir. 1997. O'nu salılar şahı.e.Alevi. Kanuni Sultan Süleyman'a Bağdat'a girişinde beş kaside yazmıştır.s. gel etme inadın 17 18 19 20 . Fuzûlî: Bektaşî edebiyatının yedi büyük şairinden biri olan Fuzûlî. s. Kanuni Sultan Süleyman'ı Hz. 109 a. s. 345 a. II.5O5 Prof.e. Fuzulî Divanı. Kanuni ile birlikte Budin kuşatmasında bulunmuş. Bayezıd. Akçağ Yayınlan. Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanlarında yaşamıştır. Hayalî Bev: Karnini Sultan Süleyman devrinde sancak beyliği yapmıştır19. Misali mahlasryla şiirler yazmıştır . Oğuz dilinin de cümle dillerin atası ve desteklerinin de Oğuz dili 7 konuşana olduğu" nu söylediği Cemal Kutay tarafından bildirilmektedir' . Süleyman'a benzetmiş. Kenan Akyüz.g.

21 22 23 24 25 26 27 Cahit Oztclli. yeni Türk devletinin kurulmasını "Maksat yerini buldu.c. s.e.. C. eski Türk an'ailelerini daha fazla yaşatan Bektaşiler için. Kâzım Baba: Topçu subayı olarak Balkanlarda görevlerde bulunmuş.e.g. C. Yeni devletin kurulması için verilen mücadelelere aktif olarak katılan Alevî-Bcklaşî şairlerle ilgili bazı kayıtlar da şu şekildedir: Cemaleddin Celebi: Birinci Dünya Savaşı'nda. Devlete bağlılık fikrinin Türk kimliğinin en eski unsurlarından biri olduğu düşünülürse.clim bizim illeri şimdi Elhamdülillah maksat yerini buldu Seslendi mahabbet telleri şimdi20 Yed i har i": Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Rus savaşlarına katılmıştır27. a. İlk devirlerinden son devirlerine kadar devletin yanında ve hizmetinde buluımıuş olan Bektaşî şairlerin bu tutumu. 37 İsmail Ö z m c n . s.g.1V. Yeşil Ordu (Mücâhidin Alayı) yu oluşturarak doğu illerini Ruslardan kurtarmak için Erzurum'a değin gitmiştir.e. /.g.e.." şeklinde ifâde etmiştir: Vakit tornam oldu.. Atatürk'ün desteklenmesi için ülke çapında çalışmalar yapmıştır25.aleıı aksi bir tutumun düşünülmesi bile imkan dahilinde değildir. 539 a. s. Edib Harabı: Deniz Levazım Binbaşılığı yapmıştır24.g.e. yani Türkiye Cumlıuriyeti'nin kuruluş yıllarında da devam etmiştir. a.IV. 560 a. s. s. Yurdun çeşitli cephelerinde düşmanla savaşmış. Kurtuluş Savaşında Atatürk ile yakın ilişki içinde bulunmuş. yeni devletin. 73 354 . çileler doldu Gel gc/.g.. Âşık Sıtkı Baba: Kurtuluş Savaşma katılmıştır. C.e. Sâdık Baba: Deniz subaylığından emekli olmuştur23. s. Kurtuluş hareketinde "mim mim" grubunda çalışmıştır2*.g. 568 a. a. a.V.. Amasya toplantısına katılmış. kanadın Şâh ne akıl eltin aldın Bağdad'ı 21 Şevki: Manastır Askeri Lisesi'ni ve Harbokulıınu bitirerk piyade subayı olmuş.g. 663 İsmail Özmen.Mehmet Teınizkan Niee kerre kendi kendin sınadın Sultan Murâd kırar kolun. Kaynaklarda Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Şavaşı'na aktif olarak katıldığı ve Atatürk'ün yanında yer aldığı zikredilen şairlerin sayısı hiç de az değildir. s. 1897 Yunan savaşma katılmış ve 1908 yılında Bulgar koınilacıleri tarafından şehit edilmiştir 2 . 419 Turgut Koca.

548 tsmuil Özmtaı.'Bâde"nin atak ve cevval olan Şâh İsmail'i "Beng"in ise mütevekkil ve hareketsiz olan Osmanlı Hükümdarı İkinci Bayezıd'ı temsil etliği söylenmektedir31. tst. C. önemli devlel hizmetlerinde ve mevkilerinde bulunmalarına maııi olmamıştır. Osmanlı idaresinin iltifatına mazhar olan pek çok Alevî-Bektaşî şâir yanında. Mehdi. f s. Yezid ise Osmanlı'dır: Hey Yczid yanma kalır mı sandm Nice intikamlar alınsa gerek Mehdî çıkar ise nic'olur halin Heybetli kösleri çahnsa gerek Gazi Mehdî bir gün Urum'a çıkar Yezîd kalasmı hem burcun yıkar 28 29 311 31 32 a. . Aynı şekilde Fuzulî'nin de "Beng ü Bâdc" adlı mesnevisini. Şah Kalender. Zikredilen örneklerden de anlaşılacağı üzere. Çaldıran savaşından sonra İstanbul'a götürülmüş ve sanatına orada devam etmiştir. Zaten Alevî-Bektaşî edebiyatıyla ilgili kaynaklarda bu dunırm açık açık ifade edilmektedir.I. Aşağıdaki şiir.U37 a. 2] 5 a. Hatta Şalı İsmail'in sohbet arkadaşlarından olan ve Şah İsmail'e duyduğu saygıdan dolayı "Şahî" mahlasım alan şair. s.g. Pir Ali: Şalı Kalender ayaklanmasına katıldığı ve onunla görüştüğü. bu ayaklanmanın başında da Kalender Çelebi bulunmuştur32.ii. Osmanlı'nın maddî ve manevî iltifatına mazhar olmasını da engellememiştir. Bununla alakalı birkaç Örnek şöyledir. Yani Kalender Çelebi'nin idamı inancıyla alakalı olamayıp. Resimli Türk Edebiyatı 7«n7)/MiIli Eğitim Basımevi. Şâh İsmail'in Özbek hükümdarı Şcybek Han'ı yenmesi üzerine yazdığı bilinmekte. Mehdi77 kelimeleriyle andığı kişinin Şah Kalender olduğu belirtilmektedir.g. Kalender Çelebi: Kanuni Sultan Süleyman tarafından çıkarılan ağır bir toprak vergisi yüzünden bazı Türkmen gruplan ayaklanmış. Ancak Fuzulî'nin bu anlayışı Bağdat'a giren Osmanlı hükümdarına kasideler yazmasını da. ekonomik bir kaygıdan kaynaklanan bir ayaklanmaya başkanlık etmesi ile alakalıdır.s.Alevî. H.e. Daha açık bir ifadeyle "dinî anlayış" belirleyici bir faktör olmamıştır.. Latifi tezkiresinde kendisinden övgüyle söz edildiği belirtilmektedir30.1971. s s. Ancak devletin gazabına uğramaları "farklı dinî anlayış"lan sebebiyle değil devlete karşı takındıkları tavır sebebiyle olmuştur. gazabına uğrayan şairlerin de bulunduğu bilinmekledir.g.e.. c.e. ulusal kuvvetlerde 29 görev almıştır .191 Nihal Sami Bunadı.g.23-24 355 . şâirlerin Alevî-Bektaşî meşrepte olmaları.e.Bektaşi Şiirinde Osmanlı Devletî Selman Cemali Baba: Kurtuluş savaşmda Denizli'ye gelmiş. şâirin duygularını çok açık olarak aksettinnektedir. Osmanlı hükümdarlarının taltiflerine engel teşkil etmemiş. "Şalı.

1 9 7 1 .e.Mehmet Temizkan Sanma ki Osmanlı yanına kalır TanrTnnı aslanı Şah oğlu gelir Darb ile elinden tahtını alır Harabende erkan sürülse gerek33 Şu iki beyit de aynı şairindir: Osmanlı oğluna gücümüz yetmez Bize ölüklerin Ye/idler etmez.31 Cahit Öztelli.g.g. s. Bektaşî Gülleri. Osmanlı bu dünya sana da kalmaz Zannetme bu kanı Şahoğlu almaz34 Kul Nesimi: İran Safavî şahlannea Anadolu üzerinde egemenliği sağlamalı yolunda sürdürülen siyasal çabalara katılmış ve bu yüzden de kovuşturmalara uğramıştır35. Milliyet Yay.17 a. 1985. İst. hatırlanacağı üzere sık sık el değişLirmiş bir şehirdir. Pir Sultan Abdal: Zamanın çok önemli bir merkezi olan Bağdat. s. Özgür Yay. Pir Sulum Abda!.g. Bazen Osmanlılarla bazen de Safavîlerin hakimiyetine geçmiştir. X L V Cahit Özlclli.356 37 .e. Bu şehir önce Kanuni Sultan Süleyman taralından Osmanlı topraklarına katılmış.s.18 a. Dördüncü Murad devrinde ise bir defa daha Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Cm. s. İst. düşmanı Anadolu topraklarına davet elliği şu şiiri söylemiştir: 33 34 35 36 a. s. Cahil Öztelli de bu iki şâir-dervişin şiirlerinden hareketle "Şeyh BedrcUhrin anıldığı ve vatlığı yer olan Serez'de gizli bir toplantı yaptıklarının anlaşıldığım" söyleyerek ayaklanma hazırlığı içinde olduldarım teyit etmektedir3''..e. DedcmoAlu: Safavîler yaranna bir takım e}rIemlerde bulunuş ve tutuklanarak 37 cezalandı n 1 nuştır . Bu hadise üzerine meşhur Alevî-Bektaşî ozam Pir Sultan Abdal Şalı Tahmasb'a sitemlerde bulunup Osmanlı'ya hakaretler savurduğu ve Osmanlı'yı "Yezîd" olarak adlandırarak. Genç Osman'ın öldürülmesinden sonraki karışıklıklar sırasında tekrar Safavilerin eline geçmiş.. Al i oğlu: Müridi Dcdcınoğhı ile birlikte bir ayaklanma hazırlığı sırasında tutuklanıp yargılanmıştır..

1826 yılındaki Yeniçeri ocağının kapatılması olmuştur.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleti Güzel Şah'ım çok yerlerden görünür Aslı nedir. s. Milliyet Yuy. Yeniçeriye karşı büyük ve genel bir nefret uyandırmış. İst. tarihî bilgi ve belgelerle ortadadır. Ancak. larihî bir belge niteliğindedir. Genç Osman'ın ağzından yazılan bu ağıtta imam Hasan ile İmam Hüseyin'in Genç Osman'ın yoldaşları olduğu söylenmekledir. niye verdin Bağdad'ı Akı 1 edemedik senin sırrına da Güzel Şah'ım niye verdin Bağdadi Çeksen de askerini gelsen İdi Hacı Bektaş Ham'na konsan idi Kırsan ol Yezîd'i olmaz mı idi Ah Hünkar"im niye verdin B a ğ d a d i Bektaşî şairlerin çok fazla al indi klan hadise. Uvan Padişahım. eski ve lıakikî kimliklerinden ne kadar uzaklaşmış bulunduklarını göstermektedir: Gâzîyim.g. Bu iki imama bağlılığın en temel vasıf olduğu Bektaşîlikle âdeta özdeşleşmiş olan Yeniçeri ocağının Genç Osman'ı halletmiş olması.e.s30 357 . 27 a. 1976.Alevî. bizzat Yeniçeri ocağı men su pl arım n kapatılma hadisesini davetkâr faaliyetlerde bulundukları. Hüseyin düriir yoldaşım Şehit oldum bana zulüm değildir. Bu ocağın kapatılmasını tartışmak.g. dünyada ettim savaşım Ahir son demimde döktüler yaşım İmam Hasan. bu ruh hali ile yazılan bir destanda Yeniçeri ocağının piri sayılan Hacı Bektaş Veli'ninbile. Genç Osman'ı boğmaları. 418 Cahit Öztclli: A. s. Dördüncü Murad'm nnısalıibi Musa Çelebi'yi parçalayarak öldünneleri akla ilk gelen Örneklerdir. konumuzun dışındadır.39 Sultan Osman'ın öldürülmesi bütün imparatorlukta..e. artık Yeniçerilerden yüz çevirdiği tasvir edilmiştir.. Kendisi de bir Yeniçeri olan Kul Mustafa'nın Yeniçeriler tarafından hallledilen Genç Osman için yazdığı ağıt.40 3B 3 * 411 Caldl Özlclli.

c.714. 358 .IV.) Okuyup zikrettik biz yarın adın Sundu ağzımıza lezzetin tadın Biz bin yüz kırk beşin yedik tokadın Bize bundan gayrı sille olur mu 42 Osmanlı devletinin uygulamalarına karşı çıkan Bektaşî şâirler olduğu gibi. yâ Ali Sürgün edip her dervişi öldürdü Yetiş Allah. Açık olarak görülmektedir ki. bu ithamların sebebi. Mesela Dervîş Ruhullah adlı Bektaşî şâir. bu ocağın kapatılması. yâ Mııhammed.c. Alevî-Bektaşî şâirlerin tepkisine ve bu vesileyle devlcle ağır ithamlarda bulunmalarına sebep olmuştur. ayaklanmalara ve ayaklanmalara önderlik edenlere karşı tedbirler alırken son derece hassas davrandığLkendi halinde olan vatandaşlarmı 41 3 a. yâ Muhanuned. mütâreke döneminde. yâ Ali Sene bin iki yüz kırk iki aman Dünyada bu fesat olmuştur ayan Simden sonra sürülmez oldu erkan Yetiş Allah. a. yâ Muhanrmed. 115-116 İsmi I Ozmen. ı. s. Hakkı adlı bir Bektaşî şairin aşağıdaki şiiri devlete bu vesileyle yapılan ithamın ağırlığını gözler önüne sermektedir: Kavm-i Yczid Yezidliğin bildirdi Yetiş Allah. yâ Muhanuned.g. a.e. kesinlikle dinî değildir. s. yâ Ali Türbelerin yıkıldığın gördüler Yezidler ferah edip güldüler Her dervişi bir diyara sürdüler Yetiş Allah.g... Kurtuluş Savaşı aleyhtarlığı yapan şâirler de olmuştur.427 Turgut Koca. yâ Ali41 Rızâ adlı bir başka şairin şu dörtlüğü de aynı ruh halinin ifadesidir: (Üçüncü mısradaki tarih yanlış olup 1242(1826) kastedilmiş olmalıdır. Osmanlı idaresinin. zaferden sonra Yunanistan'a kaçmış ve orada ölmüştür43.g. s. Ulusal Kurtuluş Savaşı aleyhinde bulunmuş.Mehmet Teınizkan Bu lıadiselere rağmen.

sebep olan kişilerin kanun yoluyla mahkeme edilerek gerçeğin meydana çıkarılması ama bu bahane île kendi halinde olanın kanuna aykırı olarak incitilmekten sakınılması" ferman olunmaktadır44. Cahit Öztelli'nin "Başbakanlık Arşivi Mühimine defteri No: 81) Sayfa: 19 Hüküm: 49" dan sadel eştirerek aktardığı bir padişah hükmünde "Tanrı yolundan sapan. Sonuç olarak Alevî-Bektaşî zümrelerin sesi durumunda olan (emsil etlikleri kesimin duygu ve düşüncelerini mısralanna döken Betası şâirlerin genellikle Osmanlı devletine sadık. Bununla birlikte devletle kavgalı oUuı. nice müslümanlanıı baştan çıkmasına. devletin aleyhindeki faaliyetlere iştirak eden halla başka bir devlet adına faaliyetlerde bulunan Bektaşî şâirler de olmuştur. yukarıdaki dörtlük kadar meşhur olmamakla birlikte. 359 . Bektaşi Şairleri.. sefere çıkan hükümdar veya beylere methiyeler düzen kişiler olarak görüldüklerini söylemek mümkündür.g. devletin başarısı İçin çırpınan.. İstanbul 1930. seferlere katılan.. Hatifi adlı başka bir Bektaşî şairin şu ifadesi de. CL s 16 Sadelün Nüzhet (Ergün).e.Alevî.. İst. Kızılbaş başlığı giyinip Şalı mıüıibleri olduklarmı söyleyen. s. şeriat dışı birçok kötü işler işleyen.. hem Alevî-Bektaşî zümrelerin hem de temsilcileri olan Bektaşî şâirlerin devlet hakkındaki hakim kanaatlerini yansıtmaktan uzak olduğu rahatlıkla söylenebilir. 45-46 İsmail Özinen: a. bu zümrenin Osmanlı hanedanı hakkındaki farklı bir kanaatini yansıtması bakımından kaydedilmeye değer bir dörtlüktür: Ba-emr-i âli-i meşihat-penâh Vâlî-i vilâyet erişti nâ-gâh Payidar eylesin Hazreti Allah Hânedân-ı pâk-i Al-i Osmaru46 Cahil Ölelli. Kısaca söylemek gerekirse.Bektaşî Şiirinde Osmanlı Devleli incitmemeye özen gösterdiği gözden uzak tutulmamalıdır. kendisine hizmet edenleri de mükafatlandırmıştın ceza veya mükafatın ölçüsü "dinî anlayış" olmayıp "takınılan tavır" olmuştur. tamamen ekonomik bir şikayetin mahsûlü olduğu anlaşılan ve âdeta bayrak I aştırıl maya çalışılan Şalvarı şallak Osmanlı Eğeri kaltak Osmanlı Ekende yok biçende yok Yiyende ortak Osmanb45 şeklindeki dörtlüğün. 1971. Bu tespiti yaptıktan sonra. Milliyet Yay. 176. Osmanlı devleti de devlet olmanın bir gereği olarak bu kişileri kovuşturma ve cezalandırma yoluna gitmiştir. s.. Pir Sultan Abdal. aleyhindeki faaliyetlere katılanları cezalandırmış.

. 361-374.) . Ü. Gobİ bölgesinde siyasi otoritesim kurmuş. Bu tür eş seçme yöntemi Bozkır Bölgesi özelliğini yansıtmakladır". Kızın peşinden 1 Arş. Tan» devrinde yaşamış olüiı tarihçi Li Yanshou taralından yazılmıştır. 386-618 yılkın arasını kapsayan dönemin olaylarını anlatır. Çin ve dünya tarihini geniş çapta etkilemişlerdir. ss. . Çünkü göçebe ekonomisi oldukça dağınıktı. (Çevirenin notu. genç kızlarla erkeklerin normal zamanlarda günlük hayatta karşılaşma olanağı ve uygun yer bulmak zorluğu vardı. Çeviren: Eyüp Sarıtaş* Göktürkler eski çağlarda Çin'in kuzeyinde yaşamış göçebe bir millettir. COKTURKLERDE GELENEKLER VE DİNİ İNANÇLAR Yazan: Prof. 742 yılında ise Baü Göktürklerden Aşina Xin'in siyasi gücünü kaybetmesiyle Çin'de ve Oita Asya'da yaklaşık olarak 200 yıllık aküf siyasi tarihi sona ermiştir. onların toplum sistemiyle ilgili olarak gelenek ve din açısından konuya yaklaşmayı amaçlamaktadır. 1. 13u kitap. Bu çalışına. E. Eğer erkek herhangi bir kızı beğenirse. Göçebe hayatı sürekli yer değiştirmeyi gerektirdiğinden. Göktürklerin en üst yöncüci tabakası Aşina Ailesi idi. 552 yılında yine Aşma Ailesine mensup Turnen.. VI.Lin Gan . Çin kaynağı Bei Surdaki 1 "Göktürk Kayıtları" bölümünde konu İle ilgili şu bilgiler bulunmaktadır: "Cenaze töreni yapılacağı zaman genç erkekler ve kızlar en gü/. Gör. daha sonra Gobi Çölü. evine döndükten sonra bir yakınını kızın evine göndererek onu istetir.el elbiselerim giyerler ve cenaze yerine gelerek orada karşılaşırlar. GELENEKLER Göktürklerde evlilik geleneği ile ilgili olarak. Göktürkler.Dr.nün güney ve kuzey kesimi ile Orta Asya bölgesine doğru genişlemişlerdir. İzmir 3000. genelde cenaze törenlerinde eş seçme uygulaması görülmektedir. Edebiyal Fakültesi Tarih Bölümü. Kız tarafı genellikle bu isteği geri çevirmez.Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. yüzyılda Doğu Türkistan'ın kuzeydoğusunda siyasi bir güç olarak yükselmeye bağlamışlar.

bu nedenle bu tür evliliğin Göktürkler arasında sadece bir çeşit evlilik geleneği olmayıp. Göktürklerde bir gelenek daha vardı ki o şu idi: "Baba. (Ç. cenaze törenleri eş seçmek için en uygun yer şekline dönüşmüştür. Yine buna benzer bir örnek Sui S hu5 adlı Çin kaynağının Göktürkler bölümümde yer alan bir kayda göre Ni Li Kağan ölünce. Han-Tang dönemleri arasında hunisi daima Önemini korumuştur. Aynı şekilde amca öldükten sonra. Doğu Türkistan'daki Turfan şehri . büyük oğlu Te Lechuan "Şad" olarak onun yerini almış. sonra sırasıyla Qi Minin oğlu Shı Bi Kağan.2 Bu Örnek bi/. Buna bir örnek verecek olursak: Çinli prenses Sui Yicheng.N. Bo Ya uzaun süre bu isteğe direnmiş. "Kabile reisleri kendilerinden sonraki kuşaktan olanlarla evle nem czl er" kuralım gözönüne alırsak. Göktürkler kısmı 1. Shı Bin'in kardeşi Chu Luo Kağan. Bu tür geleneğin ortaya çıkış nedenlerinden birisi. yeğeni onun sağ kalan karısıyla evlenirdi. sonunda bu geleneğe uymak zorunda kalmıştır. eski Türklerde (Göktürkler) evlilik sisteminin belli bir sınır dahinindc zorlama karakterinde olduğunu.) Bu eser ünlü Çinli Bııdst rahip Xuan Zaııg'm hayatını anlatır. Bu kağanın annesi Qiang Shı kocasının kardeşi Bo Shı Tegin ile evlenmiştir. Bei Shrda yer alan bir kayda göre.) Çin'in Resmi 24 Tarihinden birisini oluşturan tarih kitabıdır. Anlaşılacağı üzere. Hunlar. (Ç. Gaochang devletinin kurulduğu bölgede yer almaktadır. daha sonra ise Chu Luo'nıın kardeşi Jic Li ile evlenmiştir. aynı zamanda bir tür evlilik sistemi oluşturduğunu görürüz. Bu gelenek VU.N. Tang devrinde yaşamış olan Wei Zhı tarafından yazılan bu eser. ilkel toplumlarda göriilen grup evliliğinin kuşaklar boyunca aktarılarak Du You. ölenin oğlu. Bu gibi üvey anne ve kardeş karısıyla evlenme geleneği sadece Göktürklerde değil. Sadece kabile reisleri kendilerinden bir sonraki kuşağa mensup olanlarla evlenemezlerdİ. özellikle Batı Göktürk toplumunda oldukça yaygın olarak görünmüştür. Bei Slu'daki "Batı Bölgeleri" adlı bölüme göre. Çinli Budist rahip Hııi Li'nin yazdığı "Da Tang Sı En Sı San Zang Fa Shı Zhuan" * adlı eserin ikinci bölümündeki bir kayda göre Tong Yabgu Kağaırın büyük oğlu Da Du Şad öldükten sonra.Eyüp Santaş giderek evlenme isteğini bizzat iletine imkanı da kolay olmadığından. bölüm 197. amca ve kardeş Öldükten sonra.ki Bo YaTmn üvey annesi Göktürk kağanının kızı idi. erkek kardeşi veya (kardeşinin oğlu) üvey annesi ile veya kardeşinin karısı ile evlenirdi. 85 bölümden oluşur.N. Tong Di cm. bunu takiben de üvey annesiyle evlenmiştir.Bu da kardeşin karısıyla evlenme geleneğine bir Örnek teşkil etmektedir. Wusunlar ve Juan-Juanlar gibi Çin'in kuzey bölgesinde yaşamış diğer göçebe milletlerde de görülür. Orta Asya'nın Önemli bir geçit bölgesinde kurulmuş eski bir devletin adıdır.ile evlenmesini istemişlerdir. önce Göktürk Kağanı Qi Min ile evlenmiş. oğlu Da Man tahta geçmiş ve "Nİjüe Chulııo Kağan" unvanını almıştır. Gao Chang3 hükümdarı Qü Jian ölünce oğlu Bo Ya babasının yerine tabla çıkmış ve Göktürkler kendi gelenekleri uyarınca Bo Ya'nm üvey annesi . bu tür evlilik belli bir zorlama karakterine sahip bir sistemdir.) 362 . fakat baskılara daha fazla dayanamayarak . Yüzyılın başına kadar devam etmiş. Göktürklerde bu tür evlilikler halk arasında ve yöneticiler arasında birlikte devam etmiştir. 581 yılından 618 yılma kadar cilan tarihi olayları anlatır. (Ç.e göstermektedir ki.

Ayrıca bununla dul kadının. Balballar üzerine ölünün resmi ve hayatta iken geçirdiği savaşları sembolize eden . Tarih kayıtlarına göre. gömme zamanı geldiğinde gömülerek işlem tamamlanır. Gömme işi tamamlandıktan sonra. Bu tören. mezarın önüne taştan yapılmış Balballar konur. Kan ile karışık göz yaşı dökerler. ölünün sağlığında kullandığı eşyaları ile bindiği alı bir araya getirilerek ölü ile birlikte yakılır. sonbahar ya da kışın ölmüşse yeşilliğin bol olduğu günler beklenir. ölümden sonra sağ kalanla evliliğin devanı ettirilmesi geleneği (sistemi) tatbik edilmiştir Böylece dul kadının kendi klanından ayrılması. (Öldürülen her bir kişi için bir balbal konurdu. oğulları. ölünün hayatta iken öldürdüğü insan sayısına göre belirlenirdi. Geriye kalan külleri toplanarak. tekrar evlenerek başka bir klana gitmesi önlenmiş oluyordu. yüzyılda tarih sahnesine çıktıkları sırada. Dolay ısı ile balbal sayısı bazen HH)'leri. Bu hareket yedi kez tekrarlanır. İçlerinden birisi çadırın Önüne gelip yüzünü bıçakla çizerek yas tutmaya başlar.dul anne ve dul yengeyi aynı klan içinde alıkoymak amacıyla. Her ne kadar bıı gibi evlilik adetlerinin dayandığı tarihi şartlar (grup evliliği ve klan içi evlilik) ortadan kalkmış veya geçerliliğini günden güne kaybetmiş ise de yeni şartlar (aileler ve sülaleler) tekrar eski adetlerin yerini almış ve bu tür geleneği desteklemiştir. torunları ve kadm-erkek bütün akrabalarının her biri at ve koyun keserler. Bunun arkasından belli bir tarih lesbit edilerek. Balbalların sayısı. Bunu takiben akrabaları. Bunun arkasından çukur kazılmaya başlanır ve ceset tabutla birlikte gömülür. klanın gücü ve nüfusu korunmuş oluyordu. bir balbalın üzerine asılırdı. bir ailenin veya bir kabilenin çalışan insan gücünün ve aile-kabilenin üretim gücünü arttıran ekonomik fonksiyona dönüşmüştür. yaprakların sararıp düşmesi. Göktürklerde ölü gömme törenleri şöyle yapılırdı: Ölü önce çadırda bekletilir. dul kalan üvey. ata binerek çadırın etrafında yedi kez dolaşırlar. Göktürkler VI. şahsi mülkiyete ait evlerin (ailelerin) loplımıda başlattığı ekonomik fonksiyon giderek klanın fonksiyonunu geride bırakmıştır. Göktürk toplumu. İlkel Toplum döneminden çıktıkları sürenin çok uzun süre olmaması uedeııiyle.) Kurban töreninde kesilen atın başı. bir diğer neden de klanlarda görülen dış evlilik sistemini varlığıdır. Ölünün gömüldüğü gün. Baba veya küçük-büyük kardeş öldükten sonra.Göktürklerde Gelenekler Ve Dinî İnançlar süregelnıesi. Bu dönemde dul-îivey anne ve dul kardeş karsının klanda alıkonulması ve çeşitli geleneksel uygu I a malamı kuşaklar boyunca devam ettirilmesi geleneği ve klan nüfusunun konulması. Üvey anne ve kardeş karısıyla evlenme adetleri buna bariz bir bir örnek leşkil etmektedir. Wusunlars Juan-juanlar ve Göktürkler arasında kuşaklar boyunca devam ettirilen bu evlilik geleneğinin sebebini oluşturmuştur. bunları ölü çadırının önüne sergileyerek. İlkel klan sisteminden Köle Toplumu sistemine girmişlerdir. İşte bu dunun. ilkel dönemin her türlü gelenekleri babadan oğula aktanlagelnıişür. cesedi gömmek için. ölünün yakıldığı gün düzenlenen törenin aynısıdır. Eğer. hatta lüOÜ'leri bulurdu. Hunlar. kesilen hayvanları ölüye kurban olarak sunarlar.. ölünün yakınları yeni bir tören düzenleyerek ata binip bıçakla yüzlerini çizerler ve ağlayarak yas tutarlar. ölen kişi ilkbahar ya da yazın ölmüşse. Daha sonra toplumların liretim gücünün artmasıyla özel mülkiyet sistemi gelişmiş.

Göktürkler her yılın Mayıs ve Ağustos aylarında bir araya gelerek ilahlara kurbanlar sunarlar ve her yıl önemli bir devlet görevlisini öldürerek. saçlarını onlar gibi ayırmayı. "Chang Shan Hükümdarı" anlamındadır. (Göktürklerin alaları kurdu toteın olarak tanırlardı. Taııg devrinde kurulmuş küçük bir devlettir. ölmüş alalarının bılunduğu mağaraya kurban olarak sunarlardı. çok iyi Türkçe bilir ve Türk elbiseleri giyer.) Askerlerini çcşilli rütbelere ayırır.. bu gelenek sadece ölü gömme törenlerinde değil. Bununla ilgili Göktürk Kitabelerinde kayıtlar mevcuttur. Kırgızlar hep beni düşman olarak görürlermiş.10 Bundan başka Sui Shırdaki Batı Göktürkler bölümü. Göktürkler Bölümü 1. Buradaki kayıtlara göre. onun bu özellikleri.Eyüp Sarıtaş 6 " şekiller çizilerdi. beş kişiden meydana gelen aile kurmayı ve keçe çadır kurup onlara nasıl kullanılacağını öğretir." Cheng Qian Kağan ölmüş gibi hareket ederek çevresindekilere yüksek sesle ağlamalarını.. Anıtın dört tarafına da kağanın savaş manzarası resmedilmiştir. yüzlerini bıçakla çizmelerini ve ata binerek çadırın etrafında dolanıp yas tutmalarının emrederdi". Xin Tang Shu'nun11 Tai Zong'un oğulları ile ilgili bölümünde bulunan kayıl şöyledir: "Chang Shamvang12 Cheııg Qiaıı. Çin imparatoru Tai Zong. 7 8 J "' Jiu Tang Shu .Babam Birinci Kırgız Kağanım öldürerek başını Balbal olarak dikmiş'" Bir diğer kayıt: "Amcam Bilge Kağan öldükten sonra (Kitabelerin yazan Yollııg Tegin'dir) Kırgız Kağanının başım Bilge Kağan1 m mezarına balbal olarak dikmiş. "Chang Shaıı Wang". döneminin Göktürk geleneğini yansıtması açısmdam çok önemlidir. her birliğin kendi flaması vardır. onların gelenekleriyle ilgili bilgiler vermekledir. Bu kaynak ile ilgili Xin Tang Shu ve Jiu Tang Shu gibi hanedan kayıtlarında bilgiler vardır.. Bol miktarda koyun etinin yendiği ziyafetlerde herkes kendi kullandığı bıçağı ile etini kesip yer. kağanın kendi milletinin geleneklerine göre cesedinin yakılmasını ve Ba Irmağı'mn8 üzerinde bulunan köprünün doğusuna bırakılmasını emretmiştir. bölüm 197. Bilge Kağan Kilabcsmdeki kayıt şöyledir: "Kuzeyde Baz Kağan. Bu kayıt. " Kuzey Song döneminde tarihçi Ou Yangxiu yazmıştır. ı " Chang Shaıı.'' Küİliğin Kağan öldükten sonra (Bilge Kağan'm kardeşi) adına kitabe yazılmış ve üzerine resmi kazınmıştır. 634 yılında Jie Li Kağan öldükten sonra.. 364 . Birlikte çalışacağı insanları Türklere benzeyenler arasından seçer ve onlara koyun derisinden yapılmış elbiseler giymeyi. Çadırların önünde kurt başlı bayrak dalgalanır.. kırkyedi defa savaşmış Gök Taun dilediği için babam bütün bu ülkelere sahip olmuş... onların kağanlanıım esir etmiş. Zhoıı Shu ve Sui Shu "nun Göktürkler Bölümü. Çin'in şimdiki Shaanxİ eyaleti şuurları içinde kalmaklador.. her ne kadar Chang Qian"in kendini beğenmiş gibi bir tarzda tasvir else de. böylece büyük bir ülke ve kudrete 7 sahip olmuş.. düşman imiş. Kağanlar yay şeklinde inşa edilmiş büyük çadır evlerde otururlar. Şimdiki Hebci eyaletinin Zhengdian geliri civarıdır. Türk gelenekleri içinde bıçak ile yüz çizine adeti mutlaka yaygın olmalı ki. Onların hepsine diz çöktürmüş. Bütün bunlara karşı babam Gıı Dulu Kağan çarpışmış. Tong Dİan. 25 bölümden oludan bu kilap Tung devrinin olaylarını anlatır.

N. onun güvenini kazanmış ve kendisine "Shı Yüshı" rütbesini vermiştir (Ç.N. adıgeçen generaller kulaklarını kesip yüzlerini çizmişler ve Cheng Sı'ya "Shuai" ı y rütbesinin verilmesini istemişlerdir. Sui imparatoru Wen Di 20 . Ayrıca Göktürkler savaşta ölmeyi şeref sayıp.N. Göktürkler erkekleri kumar oynamayı severler.N. kadınları ise tüyden yapılmış bir oyun aracı ile oynamaktan hoşlanırlar ve sarhoş oluncaya kadar kımız içerler ve karşılıklı şarkı söylerlerdi.) Tai Puqing. 365 . (Ç N.). hasta yatağında ölmekten utanç duyarlardı. Tang devrinde yaşamış ve çeşitli görevlerde bulunmuş bir devlet adamıdır. Buna bir Örnek verecek olursak: Xin Tang Snu'daki Lai Chuif un"1 biyograrîsindeki kayda göre Göktürk lideri (Kaynakta yanlış olarak 'Tibet" şeklinde geçmektedir. Göktürkler Bölümü.Göktürklerde Gelenekler Ke Dini İnançlar insanları yolculuklarına uğurlama törenleri için de geçerliydi.)Lai Chuıı Aşina Jue Sıluo'nun yanında çok iyi raksedip şarkı söyleyen rakkase kızların bulunduğunu duymuş ve çeşitli entrikalarla onlan elde etmeyi planlamıştı. Sui Hanedanını kuran hükümdardır. bunun üzerine. Ming ve Cı'dan oluşan dört eyaleti birleştirip kendi idaresi altına almak istemiş.N. Türk kağanlarının tahta çıkma Guo Yuanzhen ile ilgili Xİn Tang Shn'âa. Xiang. 705-706 yıllarında Anxi Genel Valisi iken Çin hükümdarı tarafından "Tai Pu l5 Qing" olarak tayin edildi.N. 757 yılında ölen An Lushan'm annesi Türk idi (Ç. Örneğin Xin Tang Shu'da 13 bulunan Çinli devlel adamı Guo Yuanzhen'ın biyografi sindeki kayıt şöyledir. emrindeki generallere gizlice Çin sarayında "Zhong Shı" ı s olarak görev yapan Sun Zhıgu'nun yanma gitmelerini emretmiş. 5X1-618 yılları arasında tahtla kalmıştır (Ç. (Ç. (Ç. bazı Türkler mensupları yüzlerini 1 bıçakla çizerek ağlamışlar ve eski valilerini uğurlamışlardır' . Türkler bu geleneği bir konu ile ilgili davacı olduklarında da (şikayetçi olduklarında) uygularlardı.).) 710 yılında Doğu Türkistan'da kurulan tarihi öneme sahip Çin'e bağlı Genel Valilik idi.) Tang devrinde yaşamış (651-697) bir devlel adamıdır.). Çin'de duvkt tarafından büyük bir tören düzenlendiği ya da imparator saraydan çıktığı zaman. Bir diğer Örnek de Sui Shu'nıın Göktürkler bölümünde bulunmaktadır. Anxi'den ayrıldığında. İmparatorun hediye vermekteki bir diğer amacı ise. Daha sonra bu gelenek Çin'in iç bölgelerine de yayılmıştır. geniş bilgi bulunmakdadır. Çin Sarayı tarafından elçilik görevlerini yürütenlere bu isim verilirdi (Ç.). 599 yılında Du lan Kağan Çin sınırlarına saldırmış." 775 yılında An Lushan'ın 17 enirinde eski bir general olan Tian Chengsı.). Bunu üzerine 10'dan fazla kabile başkanı kendisinden davacı olduklarım göstermek için kulaklarını kesmişler ve böylece sorun çözülmüştür. Wei. kendisine karşı böylesine sadıkane bir hareketi övmüş ve kumar oynaması için Du Suliu'ya değerli mücevherler vermiştir. Bazı Çinliler herhangi bir isteğini anlatmak için bu geleneğe baş vurmuşlardır. kardeşi Du Sııliu ise ağabeyinin seferine katılmayıp karısını terketmiş ve Tu Li ile birlikte Çin'e gitmiştir. Generalden daha yüksek olan bir rütbedir (Ç. Du Suliuyu karısından ayrıldığı için teselli etmekti21. Sui Shıı.N.. onun arabasını kullanmakla görevli olanların taşıdığı unvandır. Çin imparatoriçesi Wu Zetian'e istihbarat haberleri getirdiği içn. "Guo 14 Yuanzhen. Bu düşünce tarzı Hunlarda da hemen hemen aynı idi.

Daha sonra kağanı bir ata bindirip ipekli kumaşla boğazını sıkmaya başlarlar. yeni kağanın çadırına gelirler ve onu keçenin üzerine çıkarıp havaya kaldırırlar.N. Erkin'den sonra ise kardeşi Tuo Bo Kağan tahta geçmiştir. vasiyeti gereği yerini kardeşi Chu Luo almıştır. Bu kayda göre GöktÜrklerin devlet kurmalarından itibaren kağanların tahta çıkma töreleri "'Babadan Sonra Oğul'" şeklinde görülmektedir. Ben seni kağan olarak kabul etmeye hazırım". Linghe Delen (583-666) tarafından yazılan Zhou Shu. Bunun üzerine Chu Luo. Yapılan anıştırmalara göre GöktÜrklerin ilk kağanı İli Kağan23 ( AshıNa Tümen) öldükten sonra oğlu Ke Luo. Toplam 50 bölümdür (Ç. Nestoryanizm ve Budizm gibi dinlere inanmışlardır. 366 . vasiyeti üzerine yerine kardeşi Yabgu Chu Lııo geçmiştir.). Bıı atalarımızın töresine uygun değildir. Göktürk kağanlarının tahta çıkma töreleri "Babadan Sonra Oğul" ve "Ağabeyden Sonra Kardeş'" olmak üzere iki tür uygulama görülmüştür. "Kağan tahta çıktığı ilk günlerde. Bu şekilde dokuz kez dolanırlar.N. Diğer taraftan tarihi gerçeklere göre sözkonusu uygulama tam olarak bu şekilde gerçekleşmemiştir. Çünkü sıradan bir insan asil tabakaya mensup birinin yerini alırsa iki farklı mevkiye salûp insanlar arasında saygı ve itibar kalmaz. Buradan anlaşılmaktadır ki. Bu arada kağanlarının yeteneklerinin lüç bir zaman sona ermemesi dilekte bulunurlar ve onu serbest bıraktıktan sonra sorarlar: "Sen kaç yıl kağanlık yapabilirsin?" Çok zor ve sıkıntılı bir psikolojik durumda bulurum kağan tahta bulunacağı süreyi kesin olarak belirleyemez. İlkel Klan Toplumundan gelen bir ilkel dönem dinidir. Her seferinde ona. Şamanizm. ağabeyinin oğlu Yong Yülü'ye şöyle demiştir: "Biz Göktürklerde Mu Gan Kağan'dan 32 beri ağabeyin yerine kardeş tahta çıkar. Yong Yülü ise "Yabgu" olmuştur. Yong Yülü bu öneriyi bir çok kez geri çevirmiş ve sonuçta Chu Luo "Yabgu Kağan" unvanı ile tahta çıkmıştır.).ibadel eder gibi saygı gösterirler.Eyüp Sarıtaş * töreleri İle İlgili olarak Sui Slııfnım Göktürkler kısmında az da olsa kayıt bulunmaktadır. o anda söylediği her hangi bir rakam dikkate alınır ve böylece ne kadar süre tahtta kalacağı belirlenmiş olur.). Zhou dönemi (Kuzey Zhou dönemi: 557581) olaylarını anlatır. devletin ileri gelen yöneticileri. ll. Bu yüzden tahtan senin çıkman gerekir. ağabey öldükten sonra kardeşin tahta çıkma geleneği başlamıştır.Tuo Bo'dan sonra oğlu Sha Bolüe onun yerini almış. Fakat Mu Gan Kağan'dan itibaren. 552-553 yılları arasında tahtta kalmıştır (Ç. Ateşperesllik. Türkler tarih sahnesinde göründükten sonra.N. Kağanların tahta çıkış törenleriyle ilgili olarak Zhou Shu'daki 24 Göktürkler bölümünde oldukça ayrıntılı kayıt bulmak mümkündür.DTN Göktürkler Şamanizm. her ne kadar Sosyal Tabaka Toplumu (Kölelik Sistemi 11 23 24 Bunun Kagan'ın oğludur (553-572) (Ç. 587 yılında Sha Benjiie ölünce. Ke Luo'dan sonra kardeşi Erkin (Mu Gan Kağan). Sha Bulüeden sonra ise.

toplar ve Gök Tann'ya kurbanlar sunar. s. Şamanlar insanları tedavi edip kölü ruhları kovarken yüksek sesle büyü yaparlar.1997. c) Üçüncü kal ise Cehennem olup yeryüzünün alt tabakasını teşkil eder.). Kağan her yıl devletin ileri gelenlerini toplayarak.Gökttirklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar Toplumu) dönemine geçmiş olsalar da. İnsanlarla ilahlar arasındaki ilişkinin kurulmasından ve kötü ruhların ortadan kaldırılmasından Şamanlar sorumludur. Orada bulunan topluluk Zemarkhos'un etrafını çevirmiş ve onu da aralarına almışlardır. Kötü ruhların hepsi oradadır. Klanlık Sistemi döneminden kalan uygulama ve alışkanlıkları nesilden nesile aktarılarak devam etmiş.) Şamanlar adil. Göktürkler "? Batı Göktürk kağanıdır. neşe ile ve çılgınca durmaksızın danseden insanlardır. 20 Zhang Xiııglang. Diğer taraftan her yılın Mayıs ayının onuncu günü halkım ırmak kenarına. Çin-Baıı İlişkileri Tarihî Belgelen.). Zemarkhos'un da iki ateş arasından geçmesini istemişlerdi. Diğer taraftan neşe ile dansederek maddi bakımdan ruhları temsil ettiklerine de inanırlar. Göktürklerin Şamanizm dinine mensup olduklarının diğer kanıtlan da şunlardır: Güneşe verdikleri önem. Du Jin 27 Dağf nııı 500 li2B batısında üzerinde bitki ya da ağaç bulunmayan yüksek bir dağ vardır. onları kutsal olarak kabul etmeleri ve Yer ve Gök Tanrılarına tapmaları. cilt iv. 387 . Ataları için kurban kesmeleri. "Bo Dcnguing:: adı verilen bu dağ Çin'de yer tanrısı olarak bilinirdi. evreni üç kısma ayırmaktadır: a) Cennet: Burası dünyanın üst tarafında yer ahr ve bütün ilahlar burada kalmaktadır. Bir kısmı da ellerinde kuvvetli ateşler ve tütsülerle daire çizip dönerlerken kendinden geçmiş bir manzara oluşturuyorlardı. Zhonghua Kitabevi: Pekin. Büyü yapma işi sona erdikten sonra Göktürkler. bu nedenle Şamanistik inançlar toplumda oldukça yaygınlık kazanmıştır. Turnen Kağanlığını kurduğunda otağı. Turnen Kagan'm kardeşidir (Ç. orada bulunuyordu. VI.) Türkler kötü ruhları kovmak ve şanssızlıklara ve felaketlere engel olmak için dini törenleriyle meşgul idiler. Batı dillerinde yazılmış tarih kaynaklarının bildirdiğine göre.5 kurye eşittir (Ç. Kağan çadırım lerketmeden önce güneşi selamlar. 285-286. Kötü ruhları kovma töreni bittikten sonra Zemarkhos ve beraberindekiler yollarına devam etmek için Türk ülkesinden ayrılmışlardır. İki ateş arasından geçilince Türkler kötü ruhlardan tamamen arındıklarına inanırlardı. 28 Çin uzaklık sisteminde 1 li Ü. yüzyılın ortalarında İstemi Kağan25 tahta çıktığı sıralarda Doğu Roına'dan Balı Göktürklere elçi olarak gönderilen Zenıarklıos.N.26 Bu kayıt Göktürklerin Şamanizm inancını bütün açıklığı ile ortaya koymaktadır. Çin tarih kitabı Zhou Shu'da ki Göktürkler bölümünde konu ile ilgili bilgiler bulunmaktadır: '"Kağanın çadırmm kapısı doğuya doğru açılır. Orta Asya'dan geçerken Soğdiana topraklarına ulaştığında (Kağanın otağına kadar varmamıştır. 27 Bu dağ Orhun Nehri "ııin yukarı mecrasmdaki Kang Ai Daği'nın kuzeydoğusunda bulunan dağa verilen isimdir. b) Yeryüzü: Dünyanın orta katıdır ve insanlık orada bulunmakladır. mağarada atalan için kurban kesme törenleri düzenler. Şamanizm inancı.Ayin yapanların bazıları da davul çalıyorlardı.N. (Kadın Samanlara "Wu Da You" adı verilirdi.

MS.Eyüp Sarıtaş Gök'e taparlar ve ona saygı gösterirlerdi. 368 . aydınlık ile karanlık gibi zıt güçler birbirleriyle mücadele halindedirler. aydınlığın canlı timsali olduğundan kutsal olarak kabul edilir ve ona saygı gösterilir. MÖ. Tann irade ettiği için.31 Ateşperesllik dininin menşei Eski İran ve Orta Asya'ya dayanmaktadır. aynı zamanda yönetici tabakasına mensup olanlar arasında da kehanetten anlayanlar olmuştur. yüzyıllarda Zerdüşt tarafından ortaya atılıp yayıldığı için bu inanç sistemine "Zerdüşlük Dini" adı da verilir. sonunda sorunu çözmek ve ikna olmak için fal sorularını sormuştur. Şamsımın iyi olmadığını İlahlar da biliyor.VI. Bu konu Bilge Kağan Anıtında da dile getirilmiştir: "Tanrıya benzer. Benim bu durumu unutmuş olmam çok kötü. Göktürkler Bölümü 1*. I a.).e. Muhtemelen. Bu sorunu ben kendim çözeceğim". daha sonra ise varlıklarını Sui devletinin ayakta katması sayesinde sürdürebildiler. Ateş ile iyi. Bu örneklerin hepsi İlkel Dönem dinleriyle hemen hemen aynıdır. 518 yılı civarında bu din Çüı'c girmiştir. Göktürkler Bölümü. VI. Shaanxi eyaleünin şimdiki başkenti Xi'an'ın bulunduğy yerde idi (Ç. Chu Luo Kağan ise bunun üzerine şunları söylemiştir: "Alalarını daha önce ülkelerini kaybettiler. Tanrıda olmuş Türk Bilge Kağan.g. düşmanımız ise koyuna benzermiş".yüzyıldan itibaren bir dönem boyunca İran'ın devlet dini haline gelmiş (bu nedenle bu dine Ateşperesttik adı verilir. Ünlü Çinli Budist Keşiş Hııi Li tarafmdan kaleme alınan " Da Tang Si En San Zang Fa Shı Zhuaıı" adlı kitabın ikinci Q 31 32 Çin'in Shaaim eyaletinin kuzey kesiminde bulunuyordu. Sözkonusu inanca göre kainatta iyi ile kötülük. Göktürkler arasında fala (kehanete) inanan insanların sayısı çok olmakla kalmamış. Şimdiki Taiyuan şehrinin olduğu yerdir (Ç. Göktürk Devletini yeniden kuran Kulluk Kağan için şunları söylemektedir: "Gök Tanrı güç bağışladığı için babam (Kutluk Kağan) Kağan'in ordusu kurda.VII. 620 yılında Chu Luo Kağan. Yaklaşık MÖ. Kut'uin olduğu için kağan oldum". 631 yılında Çin'in o dönemdeki başkenti Chang Anda 3 2 "İran Tapmağı'" adında bir mabet inşa edilmiştir.). etrafındaki insanlar şansının kötüye gidebileceğini söyleyerek onu uyarmışlardır.30 Kağan her ne kadar inandığı fal sonucunu alamadı ise de.N. Göktürklerin Aleşperestlik dinine ne zaman inanmaya başladıkları kesin olarak bilinmemektedir. Bu nedenle tarih kitapları Sı Mo'nun fala bakmaktan ve kendisine bununla ilgili sorular sorulmasından hoşlandığım yazmaktadırlar. Bing Zhou'ya 29 saldırarak ele geçirmiş ve Yang Chengdao'yu buraya yerleştirmiş.N.-MÖ. AleşpereslIİk. Bu dinin en önemli ayinlerinin odak noktasını ateş oluşturur.). Xin Tang Shu. Bu dinin akideleri Eski İran'da "Avesta" adlı eserde bulunmaktadır. Örneğin Aşina Sı Mo bunlardan bilişidir. İyi ya da kötü şansla ilgili kehanette bulunmak da Şamanizm inancının bir özelliğidir.

Keçeden çeşitli şekillerde parçalar kesip deriden yapılmış bir torbaya koyarlar ve bunu bir direğe asarlar. Şimdiki Semerkant civarında bulunan Kang ülkesi. Kin Tang Shu. Göktürklerinbu din ili olan ilgilerinden kaynaklanmaktadır. Nesi oryan İzm. Xi"Anfdaki Beilin Müzesinde sergilenmektedir. Müritleri Pcrs İmparatorluğuna kaçarak onların desteğini kazanmışlardır. Pers hükümdarı Ka Sa'nın. Kang Ülkesi ile ilgili kısım. Xuan Zang Semerkanfta bulunurken. yine ünlü bir diğer keşiş ve seyyah Xuan Zang'ın 33 Orta Asya'da Göktürk]erin ateşe saygı gösterdiklerini.*Xiyang Zazu" adlı eserin dördüncü bölümünde de bu konu ile ilgili kayıt vardır "Göktürklerin Ateş ilahları vardır. Fransız bilimadamt Edward Chavannes tarafından yazılan "Batı Göktürk Tarihi Belgeleri"30 adlı eserin 219.Göktürklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar bölümünde. Bu askerlerin bazılarının alnında haç işareti bulunuyordu. Direğin kımıldayan yerlerine reçine sürerler. sayfasında Batı dillerinde yayınlanan eserler. Bu anıt 1625 yılında ortaya çıkarılmış olup. Nestoryanizm. Hıristiyanlığın bir koludur. Bundan başka. Bunun üzerine Balınım'm emrinde bulunan bir kısmı Türk asıllı asker isyan etmiştir. oluracaklan zaman yere bir keçe serdiklerini gördüğünü kaydettiğini yazmakladır. Orta Asya'dan geçerken Göktürk ülkesine de uğramış ve seyahat notlarında Türk. aleşe saygı gösterdiklerini ve ona taptıklarını görmüştür. Taııg döneminde Duan Shıcheng tarafından yazılan . Bir rivayete göre 591 yılında Doğu Roma imparatoru. Tann'nm annesi olduğu geleneksel inancını kabul etmediği İçin. Bu eser Feng Chengjun. Nestorius aslında İstanbul'da Baş Piskopos idi.tarafından Çinceye tercüme edilmiş ve 1958 yılında Çin'de yayınlanmışür Ç. tarihi açısından son derece önemli olan bilgiler vermiştir. Batı Göktürklerden bir kızla evlenmiş. Doğu Roma imparatoru tarafından dinden afaroz edilerek kendisine askeri bir rütbe verilmiştir. J4Semerkant halkının Ateşperesti ile dinine inanmamalarının sebebi.N. Nestorius'un (384-440) görüşlerinin bir kısım Hıristiyanın kabul etmesiyle "Neslorius Mezhebi" adı verilmiştir. Tapmakları yoktur.). Sııi Hanedanı döneminde hükümdar Qıı Muzhi.Bıı malzemelere göre. Bu torbaya yılın her mevsimi boyunca dua ederler. Balı Bölgeleri Bölümü. 1 369 .). de kullanılmiştır. bu vesile ile "Nestoryanizmin Büyük Çin'de Yayılışının Övgüsü" adlı bir abide de diktirilmiştir3*. Bu din Taııg devrinde Çin'de de yayılmış. Bahram'a saldırması için askeri destek göndermiştir. Meryem'in. NestoryanlarıV. ağacın ateş unsuru olması sebebiyle ona saygı alameti olarak ıızerine olurmayıp. Türklerin iki iane mabetleri olmasına rağmen rahipleri yoktu. Pers M M 35 3û Xıum Zang Budizm ile ilgili kutsal metinleri elde etmek üzere 629 yılında Chang An dan Hindistan'a gilıniş. hükümdar ve halkın Bııdizme inanmayıp. Başka yerlerden gelip bu mabetlerde konaklayan rahipleri Semerkant halkı ateşle kovalayarak kendi mabetlerinde kalmalarına izin vermezlerdi. 561 yılında şimdiki Kazakistan'ın güneydoğu bölgesindeki Kang ülkesinde yaşayan Türkler arasında yayılmıştır. 645 yılında Çin'e dönen seyyalim yazdığı seyahatname Da Tang Xiyii Ji adını taşımaktadır Ç. yüzyılın son yıllarında kendi bağımsız dinlerini kurmuşlardır. bu yüzden onlara tabi olmuştu.N.

To Ba Kağan'm kendisi de Budizm dinine girerek. . Huayan ve Slıi Songlü gibi Budist ı ne tinlerim ıı getirilmesini istemiştir. ancak alnında haç işareti bulunan askerleri Doğu Roma'ya göndermiştir. Rahip. Budizm giderek Orta Hindistan'dan güney ve batı bölgelerine doğru yayılmıştır. yukarıda sözü edilen abidedeki A Lııobcn.Eyüp Santaş hükümdarı Ka Sa isyan eden asi Türkleri fillerle ezmiş. 653 yılında. Niepan. bu dini o kadar benimsemiştir ki. Bu keşiş Qi'ler tarafından Türklerin bulunduğu bölgeye kaçırılmıştı. onların Budizm inancında olmasındandır" diyerek her sonucun arkasında mutlaka bir sebebin yattığına işaret etmiştir. eskiden Doğu Soğd ülkesinde bulaşıcı hastalıklar başgösterdiği zaman. Bu dinin inanema göre. 37 38 Bati Türkistan'da kurulmuş küçük şehir devletidir. Kağan. To Ba Kağana : "Qi ülkesinin zengin ve kuvvetli olmasının sebebi.N. Nepal sınırları içinde kalmaktadır (Ç. Kore ve Japonya gibi ülkelere yayıldığında ise genel olarak "Kuzeyden Yayılan Budizm" ya da "Mahayana Budizmi" adı verilmiştir. Budizm. Bu yüzden ahularında haç işareti olan Türk askerleri. Vlll. Sui Shu'nun"Göktürk Kayıtlan" bölümündeki kayda göre bu tarihi olay To Ba Kağan (572-581) döneminde gerçekleşmiştir. Güneyden Xi Lan (Sri Lanka) ve Birmanya gibi ülkelere girmiş ve genel olarak "Güneyden Yayılan Budizm'" ya da *. *MÖ.Hinayana BudiznıT'adı verilmiştir.Ö. Bııdi/.Ö. Chavanncs ise bu konuda şunları yazmaktadır: "Bu esere göre.V1. Özbekistan'ın Semcrkant şehrinin olduğu yerde idi. Budizm. insanlar her ne kadar eşit ise de. Fakat yaşayanlarm acı çekmeleri kaçınılmazdır. Acılardan kurtulmanın tek çaresi ölümdür. yüzyıllar arasında Eski Hint yarımadasında bulunan Jiabi Luovvei38 ülkesinin hükümdarının oğlu Sakyamuni tarafından kurulmuştur.).N. M Ö . Askerlerin verdiği cevaba göre. Adıgeçen kaynaktaki bilgi şöyledir: "Qi döneminde (479-502) Hui Lin adında bir keşiş vardı. yüzyılda Asoka'nm itikatı ve bunun benimsenmesinden dolayı. Hıristiyan din adamları hastalığın yayılmasını önlemek için onların alnına haç işareti yaparlarmış. Yüe Çi hükümdarı Yü Cun'un Sanskriçe yazılmış olan "Fu Tujing" adlı kutsal metinler ile ilgili anlattıklarım Çince olarak kaleme almıştır.-M. Kuzeyden Çin'e girdikten sonra. 2 yılında Çin sarayında sekreter olarak çalışan Jing Fu.min Çin'e ilk olarak girişi M. Hükümdar bu esirlere alınlarında bulunan haç işaretinin sebebini sormıışlur. Yüzyılın ortalarında Orta Asya Arap istilası döneminde ortadan kaldırılmıştır (Ç. Budist tapmağına gitmiş ve kulenin etrafında dolaşmıştır. daha çocuk yaşlarında bu işareti taşımaya başlarlarmış. isteyen herkes Buda olabilir. "Keşke Qİ ülkesinde doğsaydım" bile demiştir. Nitekim Türkler arasında Hıristiyanlar da bulunduğu için. 111. Türklerin Budizm inancını ilk olarak kabul etmelerine gelince. Türk kağanı da bunun üzerine Qi ülkesine bir elçi göndererek Jingming. Nestoryanizm dinini Çin'e getirmiştir" şeklindeki kaydı doğru olarak kabun etmekte bir sakınca yoktur.V. Nesturilik 59 L yılından 30 yıl önce Kangjifdeki37 Türkler arasında yayılmıştı.

N.) Tong Yabgu Kağanı Öldükten sonra Batı Göktürk yönetici tabakasının Budizm inancını terkettikleri. Bu dönemde onun gibi başka bir insan daha yoktu. (Bu olay 622 yılından önceye aittir.komşu ülkelerin dillerini biliyordu. Fakat. Bu olayı hemen etrafındakilere ve askerlerine anlatarak yola devam etmekten vazgeçmiş ve bazı adamlarını. onlara lıergün 20 kişiye yetecek kadar ihtiyaç maddeleri (yiyecek-içecek ve hayvan yemleri dahil) verilmiştir.) Onlar daha sonra tekrar Budist inancına dönmüşlerdir.). o gece Sı Yabgu Kağan rüyasında Budizmin ünlü keşişi Pisha Mentiaıvi görmüştür.N. kağanın yola devam etme emrinin ulaşmadığı bir kısım asker ilerleyerek Budist mabetlerine ulaşmışlar ve onları yağmalayarak yıkmışlardır. Tianzhu40 ülkesindendir. Bu yüzden Budizm inancını kabul etmeyi düşünüyorlardı. Burası şimdi "Gaııdhara" olarak bilinir (Ç. Kağan büyük bir şaşkınlık içinde uyanmış ve vicdan azabı duymuştur. Dinglingler ve Gaoche'ları işaret etmektedir (Ç. Eski Hindistan' verilen isimdir (Ç. yazdığı "Da Tang Xiyü Ji" adlı eserin birinci bölümünde bu ol ayı-ayrıntılı olmasa da. Kuzey Qi imparatorunun emrinde çalışan Sin Qing. (Bu dini tartışmalarım içeriği bilinmemektedir.). "D'î' sözcüğü. Tong Yabgu Kağan.. Sabah akşam demeden daima kendileriyle ilgilcnilmişür. Bu seyahatnamedeki konu ilgili kayıt şöyledir: "Son zamanlarda Göktürk Yabgu Kağan'ın oğlu Sı Yabgu Kağaıı'm bütün kabilesi ve ordusuna liderlik ederek Budist mabetlere saldırmayı ve içindeki değerli eşyaları yağmalamayı düşünmüş. Toplam 50 bölümden oluşur (Ç.. ""Nie Panjing" adlı Budist metilini Çince'den Göktiirkçeye çevirerek kağana sunmuştur. Hui Chao adlı ünlü Budist rahip"Bcş Tianzhıı Ülkesine Seyahat"' adını verdiği seyahat notlarında bu konu ile ilgili şunları kaydetmekledir: "Jiantuo 42 ülkesinde bulunan hükümdar ve askerler genel olarak 3y 40 41 42 Kuzey Hanedanlığı (386-550) tarihini anlatan tarih kitabıdır. yola çıktıktan kısa bir süre sonra dinlenmek için mola verilmiş. Dolayısıyla içlerinde Taoist din adamı ve sıradan insanlar bulunan 10 kişilik bir ekip kuzeye doğm yönelerek Tong Yabgu Kağaıı'm kaldığı otağa varnuşlar ve kağamn Budizme karşı sempati duymasını sağlamışlardır. Rahip Xııan Zang. Pisha Yabgu'ya şöyle demiştir: ''Senin ne gücün var ki Budist mabetlere saldırmaya cesaret ediyorsun?" Bunun arkasından uzun bir mızrağı kağamn göğsüne saplayıp.9. Bu olayın meydana geldiği yıllarda (574-567) To Ba Kağan tahtta idi. hızla allarına binerek Budist rahipleri davet etmelerini emretmiş ve onlara bu teşebbüsünden dolayı itarafta bulunarak af dilemiştir. Tan» devrinde yaşamış olan U Baiyao (565-648) taralından yazılmıştır. Kuzey Di'liler'11 çok cesaretli olmalarına rağmen pek medeni değillerdi. kendisi de bu dine inanmaya başlamıştır. Bu ekibe çok itibar edilmiş olmalı ki. Çince olarak yazılmış "Meşhur Keşişlerin Hayat Hikayeleri" adlı eserin ikinci cildinin üçüncü bölümündeki kayıt şöyledir: "Boluo Poluo Miluo. 10 kişiden oluşmalarına rağmen. sırtındım çıkarmıştır.)- 37* ..N.anlatmaktadır.Göklürklerde Gelenekler Ve Dini İnançlar Bei Qi Slnı adlı tarih kitabının "Jüe Lu Qiang Kabilesi Kayıtlan bölümünde yer alan bilgilere göre bu dönemde yaşayan Liıı Shıqing. yaptıkları sert tartışmalardan anlaşılmaktadır. bu din elçilerine çok önem vererek.N.

Bunlara Örnek verecek olursak. Buralarada belirli sayıda Göktürk prensleri tarafından yaptırılan mabetler vardı ki. Suo Tarkan adında büyük bir liderleri. Taııg döneminde 'TancaraparişaıT adı verilmektedir (Ç. Bu hükümdar Türk olmasına rağmen Budizmin kumcusuna. Budist rahip ve seyyahtır.50 Son olarak da "Tong Diaıı51 43 44 45 46 47 AK 49 50 51 Eski çağlarda Çin'in kuzey ve batı bölgelerinde yaşayan Çinli olmayan milletlere verilen isimdir. prens. Xianbei kabilesin dendir. Diğer adı Keşmir'dir (Ç.*5 Hükümdar günlük hayatla kullandığı eşyalarını. Cimsar Uygar devleti. Budizmin Mahayana mezhebine mensupturlar. Özellikle Türk asıllı kabileler ve Ç i n ' e komşu bölgelerde yaşayan-çeşitli millerlerle ilgili değerli bilgiler içermektedir (Ç. Hükümdar ve kraliçe. eski Hindistan'a verilen isimdir. Çok sayıdaki mabetleri Budist keşişlerle doludur. daha önce adıgeçen "Batı Göktürk Tarihi Belgeleri" adlı eserinin "Wıı Kong'un411 Seyahat Notlan" kısmında önemli bilgiler bulunmaktadır (176-177. kraliçe ise fil ve atlarım başkalarına sadaka olarak verirlerdi.). 759-764 yıllan arasında Jiashı Miluo ve Gandhara49 ülkesinde bulunduğu sırada Budizme yakın ilgi duyarak mabetleri ziyaret etmiştir.Eyüp Sarıtaş Ttirktür.N. Amıı Nehri'nin yukarı mecrasının güneydoğusunda bulunmaktaydı.. Budist eserlere ve Budist rütbelerine çok değer vererek inanmaktadır. 372 .N.).... hükümdar gibi hareket ederek her sene bir defa tören düzenler. Afganistan.. liderler ayrı ayrı mabetler inşa ettirmişi erdir. Burasının yerlileri "'Hu" menşelidir ve liderleri Türk olmalarına rağmen inanç açısından Budizmin üç önemli unsuruna gönülden inanmaktadırlar.).N. Hindistan'daki Kast sisteminde en yüksek sınıfa mensup olanlara verilen isimdir Ç. Adıgeçen hükümdar her yıl iki kez lıer kesimden insanın katıldığı tören düzenlerdi.. Hindistan'a giünek üzere 751 yılında yola çıkmış. Doğu Türkistan.. 766 yılında yazılmaya başlanıp. 790 yılında Çin başkenti Chang An'a döJimüştür. Hükümdarın evlatları da aynı yolu İzleyerek. 801 yılında bitirilen bu eserde toplanı 200 bölüm vardır. Yerliler Hu43 kökenlidir. Gaııdhara." Aynı eserdeki bir başka kayıt: Buradan batıya doğru Jibin46 ülkesine yedi günde varılır Daha sonra Xiebu47 ülkesi gelir.. Bu devletin bulunduğu yer tan olarak Pakistan'ın Peşaver kenti ile Afganistan'ın doğu kesimi idi (Ç. Chavanııes'm .). bunlar 100 yıl öncesine kadar korunmuş.N. Bunların içinde BraJunanlar44 da bulunmaktadır. ayrı ayrı mabetler inşa ettirmişler ve fakirlere sadaka olarak yiyecekler dağıtmışlardır.N.N. Ye Li Tegiıı Mebedi Göktürk prensi tarafından.). sayısız maktardaki alim ve gümüş eşya hin sadaka olarak dağıtırdı Bundan başka E. Sayfalar) Wu Kong. Göktürk gücünün yadigarları olarak ayakta kalmıştır.. " H u " sözcüğü aynı zamanda "Yabancı" anlamında da kullanılmıştır Ç.). Çin tarihçisi Du You (735-812) tarafından yazılan ve Tang döneminin tarihi olaylarım anlatan önemli ansiklopedik bir eserdir. Jislıı Miluo'daki Hatun Mabedi Göktürk kağanının karısı tarafından. Altay Dağlan ve Moğolistan'dan geçip. Kuça. Tang döneminde Afganistan'ın kuzeydoğusunda kurulmuş olan eski bir devlet ismidir. Gandhara'daki Tegin Sa Mabedi Göktürk prensi tarafından yaptırılmıştır. Bu kayıl ile yukarıda adıgeçen Hui C h a o ' n u n eserindeki kayıtlar birbirini tutmaktadır.

Doğu Göktürkler zamanında da Budizme inananlar vardı. Çinliler gibi şehirler inşa ettirip oralarda olıınırsak. Orta Asya'nın diğer devletlerinin yardımım temm etmek üzere 751 yılında seyahate çıkmış. Bu din özellikle Orta Asya'da dağınık olarak yaşayan Balı Göktürkler tarafından rağbet görmüştür. fakat veziri Tonyukuk buna şöyle itiraz etmiştir: "Bu olmamalı. Jiaohe bugünkü Doğu Türkistan'daki Turtan şehrinin bulunduğu yerde idi. fakat yönetici tabakası tarafından benimsenmediği için otoritesini tam olarak kabul etiirememiştir. Gördüklerini Seyahat Notlan adlı eserinde toplamıştır. Doğu ve Batı GökUirklerde yaygınlaşmasının yanında. Göklürklerin dini inanışları oldukça karmaşıktır.Gökfûrklerâe Gelmekler Ve Dini İnançlar adlı eserin 193. Kıyıdan karşı tarafa geçmek için ırmak suyunun buz tutmasını beklerlerdi. ordusu ile Göktürkler arasında San Irmak sınır olarak belirlenmişti. Başarılarımız yaşayış tamınızdan ileri gelir. Göktürkler 11. uzun ve maceralı geçen bir seyahatten sonra 762 yılında başkent Chang Aiva dönmüştür.).73 . Jiao He'ııın54 prensesinin2'5 oturduğu yerde inşa edilen "Du Yün Tapınağı günümüzde hala ayaktadır". a. Bunun üzerine Bilge Kağan niyetinden vazgeçmiştir". Bununla İlgili tarih kaydı şöyledir: "Bilge Kağan da şehirler ve mabetler inşa etticrmeyi düşünmüş. burada bazı şehir kalmülan görmüştür.N. Duvarları yıkılmış evlerde dağınık olarak yaşayanlar buraları terkedip gilmişlerdir. Doğu Göktürklerin Atcşperestliğe ve Ncsloryaniznıe inandıklarına dair tarih kitaplarında 52 53 54 55 56 57 38 Tong Dian'in yazarı Du You'nmı sülalesine mensup olan Du Huang Çin başbakanı Gao Xianzhı'mn emrinde kiktik rütbeli bir subayken.N. Tong Dkın. Suiye. akınlar yaparız. Daha önce Su Faııg. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevkeder. Göktürklerin nüfusu Çinlilerin yüzde biri bile değildir. mutlaka tapmakta dini tören düzenleyip şanslarının iyi gitmesi için dua etmeliydiler. Batı Göktürk kağanı Aşina Xİn'in karışıdır. 716 yılı. Çinli filozofların da belirttikleri gibi (Lao Zı) fiziki güç kullanmadan zafer elde etmenin yolu bizim yapımıza uygun değildir". Tarih kayıtlarına göre. Sarı Irmak'm kuzey kesimidir. eski törelerimizi değiştirmiş oluruz. Kırgıziıtan sınırları içinde bulunan Tokmak'm bulunduğu yerde idi (Ç. Bölüm 198. Bu nehrin kuzey kıyısında Foyün Tapmağı vardı. Eğer bir defa yenilgiye uğrarsak çöküntümüz kaçınılmaz olur. lÜ. Kitabında yer yer Türklerle ilgili bilgiler de bulunmaktadır (Ç. Arapların Orta Asya'yı istilaları üzerine onunla birlikte.Ay kaydı) 3.g. Mo Chu Kağan öldükten soma. Bölümünde yer alaıı Yin Du hıian'm 52 Seyahat Notlan kısmındaki kayıt şöyledir: "Sııİye53 şehrinde 748 yılında Beiting Genel Valisi olarak görev yapan Wang Zheng. Göktürkler Çinlilerin bulundukları yere saldırmadan önce. 708 yılının Mart ayında Zherıg Renyuan. Zayıf isek bozkırlara çekilir. Alcşpcrestlik ve Ncsturilik dinleri de Batı Göktürkler taralından kabul edilmiştir."1 Yukarıdaki kayıtları özetleyecek olursak. Hebei'de56 San Shouxiang şelııini inşa ettirmiştir. Klan Toplumundan kalan Şamanizm. Ancak.e..(Tang Xuan Zong.). yerine Bilge Kağan geçmiş. Bölüm 21 l. Çin ordusu ne kadar fazla okursa olsun bize zarar veremezler. mücadele ederiz. Bunu arkasından savaşa hazırlık amacıyla allarına yem verirler ve orduyu beslemeye başlarlardı.'" Bu olay Mo Chu Kağan dönimine aittir 694-716).

üstelik Çin'in iç bölgelerinden Doğu Göktürk Kağanlığı içlerine kadar yayılmıştır. 374 . Budizm ise Doğu ve Batı Göktürk yönetici tabakası arasında oldukça önemli ölçüde taraftar bulmuş. ya da Çin kültüründen etkilenmediği söylenemez. Fakat Jiaohe prensesinin Suiye'de yaptırdığı mabet ve Batı Göktürkler arasında yayılışının Çin'in iç bölgeleriyle ilgisinin olmadığı. Budizm Batı Göktürklere Tiaıı Zhuldan ve Orla Asya ülkelerinden gelmiştir.Eyüp Santaş herhangi bir kayda rastlayanııyoruz.

Bir taraftan da her bir Balkan ülkesinde arkeoloji. ülkemizde özellikle son yıllarda Balkanlarla ilgili münferici çalışmaların önemli ölçüde artmış olmasına rağmen. başlangıçtan itibaren bu oluşum ile yakından ilgilenmiş. Prof Dr Şafak Ural ve Prof. Bölge ile ilgili çalışmaların yapıldığı her ülkeden katılıma açık olmakla beraber. Hoca'nın genç yaşta vefatı dolayısıyla kendi ilmî çizgisinde yetiştirdiği ender iliın adamlarından birisi olun Prof. Bükreş'te yapılan ilk toplantıdan İtibaren. bizzat çalışmalar içerisinde yer almıştır. Cengiz Orhımht Hatıra Sayısı. Prof. Dr. Yayın kurulunu teşkil eden Prof. istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi. Cengiz ORHONLU'mm aziz hâtırasına ithaf edilmiş olan bu yeni sayının tanıtılmasını bir vazife addettik. örgütte temsil ve yönetim açısından Balkanlı milletlere öncelik tanınmıştır. Prof. Emecen. 16 yıl gibi uzun bir süre yayımlanamamış olması. bir vefakarlık ve kadirşinaslık örneği olarak. derginin 12. Bu düşüncelerle. Dr. 4-5 1975-1976. Bükreş'teki toplantıdan üç yıl sonra 1%6'da başlayan faaliyetlerin sonucu olarak 1969'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne bağlı. Dr. "Güney-Doğu A vnıpa üzerinde çalışan Türk ve yabancı âlimlerin bütün ilmî tedkiklerine açık" olarak yılda bir sayı çıkıntısı plânlanan derginin ilk sayısı müstesna (1972). ''Sıınııf'u takiben. Türkiye'de doğrudan akademik düzeyde Balkan araştırmalarına tahsis edilmiş olan ilk ve tek süreli yayın organı olarak. Celâl Özdoğan'ın gayretleriyle çıkmış olduğu anlaşılan bu sayı. edebiyat ve folklor gibi bütün beşerî bilimleri kapsayan tetkiklerin neşredildiği hir Balfam Araştırmaları Dergisi yayımlanmaya haşlanmıştır. diğerleri ancak iki yılda bir. bunları bir anıda ilim âlemine takdim eden böyle bir yayın organına büyük ihtiyaç duyulmakta idi. Feridun M. 6-7 1977-1978. kısa adı AIESEE olan Assacialion Internationale des Etııdes dit Sud-Est Europeen örgütünün kurulması ile oldukça önemli bir noktaya ulaşmıştır. 8-9 1979-1980. söz konusu çalışmalar doğrultusunda ortaya konulmuş olan en önemli gelişmelerden birisi.375-378. Dr. sayısı ile yeniden çıkmış olması. 1963'de Bükreş'te toplanan Balkan milletlerini temsil eden delegelerin almış oldukları müşterek karar doğrultusunda. Dr Yusuf Halaçoğlu'nuıı . İstanbul 1998. İlk kongresini I968"de Sofya'da yapmış olan Örgüt. Zîrâ. Gtlney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-199$) Prof. İzmir 2000. Dr. Hem coğrafi konumuna bağlı olarak halihazırdaki stratejik önemi hem de yaklaşık 500 yıllık bir Osmanlı mîrâsmın üzerine yüklemiş olduğu târihî misyonun gereği. çok genç yaşta (48) 1976 yılında vefatına kadar. Bununla birlikte. sonraki kongrelerin üç yılda bir farklı Balkan ülkelerinde yapılmasını kararlaştırmıştır. İlhan Şahin. İlk sayısında. Türkiye de Türk Tarih Kurumu'uca teşkil edilmiş olan millî komite vasıtasıyla. ss. 10-11 1981-1982).Türk Dfmvası İncelemeleri Dergisi Sayı IV. Dr. XIV+393 shf Balkan araştırmaları. Ancak. iki sayı bir arada yayımlanabilıniştir (2-3 1973-1974. merkezi Edirne'de bulunan bir Güney-Doğıı Avrupa Araştırmaları Enstitüsü'nün kurulması ve ilmî yayın organı olarak GUneyDoğıı Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin çıkarılmış olmasıdır. Faik Reşit Unat ve Halil İnalcık gibi delegelerle. bu alanda ümitlerin tekrar yeşermesine İmkân vermiştir. tarih. Ali İhsan Gencer. etnografya. sanat tarilü. bu sahada çalışanları büyük bir ümitsizliğe sevketmiştir. geç de olsaı aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun yetin işbeşinci yılı olan 1998\le. şu anda bir merkez olarak faaliyetlerini devanı ettiren enstitünün kurucularından ve onun yayın organı olan derginin çıkmasında en fazla emeği geçenlerden birisi olarak rahmetli Prof.

Blaje Ristovski. 125-140). 159-171). 117-123). Gyorgi Gyorgiyev. 1-22). Fahamettin Başar. Abdülkadir Özcan. "AtatUrk ve Makedonya" (43-49). "İzmir 'de İlk Buharlı Un Fabrikası "(s. "'Fransız Diplomasi Temsilcilerinin Raporlarına Dayanan TürkMakedon İlişkileri" (s. 2\i tercüme olmak üzere. "Pelersburg'da Makedon Bilim-Edebiyat Dostluk Derneği ve Türkiye'nin Bütünlüğü Karşısındaki Tutumu" (s. Maral Setıbi (Çeviren: Mualla Uydu). "Çt'rmen Savaşı 'mn Balkan Tarihindeki Yeri" (s. 51-55). "Kıbrıs 'ta Bir Genç Türkler Gazetesi: F'eryaf (s. Kütükoğlıı. AkifErdoğru. Mübahat S. Buyana P. "Balkan ve Birinci Dünya Savaşları Arasındaki Dönemde Osmalı Devleti-Rusya İlişkileri" (s. "Büyük Güçler ve Türkiye'nin Makedonya Devletinin Kurulması ve Birleşmesi ile İlgili Olan Girişimleri (1944-1960f\s. ''Osmanlı Döneminde Bir Tuna Liman Kenti: İbrayil (Brailaf (s. 237-257). 101-115). Özcan Meri. Branko Panov. Mihai Maxim.Turan Gökçe "Hocam Cengiz Orhanlu" başlığı altında kaleme almış olduğu kısa fakat önemli mesajlar içeren hâtıralarla yüklü yazısı ile başlamaktadır (s. MüctebaUgürel/'İl Erleri Hakkında" (s. Ziyneti Barlas. "Makedon Miizik Folklorunda Oryenîal Özellikler" (s. 269-275). "Buda (Bildin) Vilayeti 'nin İlk Timar Sahipleri" (s.). "Melekİbrahim Paşa" (s. 277-290). "Konstantitı Dayanov ile Osmanlılar Arasında Derebeylik İlişkileri" (s. Geza David. "Aziz KHmenî ve Naum'un Kutsallığının Makedonya'da Türk Ahalisi Arasında Yayılması" (s. "Pirlepe 'nin İlk Osmanlı Tahrirleri7 (s. Hikmet Öksüz. Bunun dışında dergide yerli ve çoğu Balkan memleketlerinden olan yabancı bilim adamları tarafından kaleme alınmış olan 26'sı telif. Gottfricd Hagen. "SicM-i Ahval Defterleri 'ni Tamamlayan Arşiv Kayıtlan" (s. Zeki Arikan-Abdullah Martal. Aleksaııdar Atamısovski. "Atatürk Dönemi Türk-Amavut İlişkileri" (s. İsmail E. Feridun M. 209-219). "Altay Toponomisinde Meflnımlan" (s. 221-235). Margarita Peşevska. 173187). Hamdı Hasan. "Makedonya Türk Çocuk Edebiyatının İlk Eseri" (s. "Üsküp Medresesi 'nde Hocalık Yapmış Osmanlı Âlimleri" (s. 291-303). toplam 28 makale yayımlanmıştır. 205-208). Sabahattin Özel. "Makedonya Cumhuriyeti Anayasasına Göre Milliyetlerin Durum ve Hakları" (s. 63-70) M. "Katip Çelebi and Tûrîh-i HimU Garbı' (s. 259-268). 141 157). 189-203). 95-99). 376 "Batı" ve "Kuzey" . "Yunanisbtan'ın Doğu Ege Politikası ile Osmanlı Devleti'nin Adalardaki Halkla İlişkileri ve Yardımları (1913-1919) (23-36). 37-42). Erimsal. "Youssef Eche and His Contribuîion to the History of İslamic Libraıies" (83-87). Nelkova (Çeviren: Erol Tufan).Xl-XITI. Alî Arslan. "Osmanlı Döneminde Kıbrıs Şekerhaııeleri (1571-1607)" (s. 71-82). Lazav Lazarov. Ahmet Suphi Furat. 89-94). 57-61). Emecen.

14401478 yılları arasında Marko devri Phiepe'sinin sosyal ve ekonomik gelişimini ortaya koyan ilk Osmanlı tahrirlerini ele almış olduğu yazısı oldukça Önemlidir. Osmanlı-Yunan münasebetleri ile ilgili olarak dikkati çekmektedir. Cengiz Orhonlu'ya ithal* edilmiş olması sebebiyle çerçeve. 357-361). "Kamını"nin Viizerâsı'ndan Koca Kasım Paşa'ya Dair" (s. Feridun M. "Osmanlı-Yunan Sınır Anlaşmazlığı Sırasında Yapılan Bir Dahili istikraz Teşebbüsü" (s. 1899'da Genç Türkler tarafından çıkarılmış olan Feryat gazetesini ele almıştır. 161-166. XIV. Arnavutluk ile ilgili tek yazıdır. 363392). 1571-1607 döneminde Kıbrıs şekerlıanelerini değerlendirmiş. "XVI. makalelerin çok büyük çoğunluğu Güney-Doğu Avrupa ile ilgili olmakla beraber. Tadashi Suzuki. diğerinde ise Özcan Mert Kıbrıs basın tarihinden. Cengiz Orhonlu Hatıra Sayısı. Bunlardan. sonraki sayılarda korunmak üzere biraz aşılmıştır. Dergide yer alan yazıların önemli bir kısmının Makedonya. yüzyılın İkinci yansında Makedonya'nın ünlü derebeylerindeıı birisi olan Konslantin Deyanov ile Osmanlı hükümdarı I. İlhan Şahin ise daha önce (20-25 Ekim 1991) Kiev'de Karadeniz'in ekonomik ve sosyal tarihi ile ilgili sempozyuma "Demographic and Socİal Profile ofAkketınan in the XVhh Ceniıııy" başlığı ile sunulan ve sonradan basılmış olan (Annals ol" Japan Associaüon for Middle East Studics XI (1996). Türkiye'nin Makedonya Devleti'nin kurulması ve birleşmesi ile ilgili teşebbüslerimi dair incelemesi Önemli yer tutmaktadır. İlhan Şahin. Keza. bu sayının Prof. Lefkoşe şer'iye sicillerinde bulunan ilgili kayıtlardan hareketle. M. Ahmet ŞimşirgiTin Osmanlıların Orta •377 . Arzu Terzi. arşiv kaynaklarına dayanarak. Aleksandar Ataııasovski. ''Osmanlı İdaresinde Uyvar'm Hazine Defterleri ve Bir Bütçe Örneği" (s. Yüzyılda Akkirman 'in Demografik ve Sosyal Durumu" (s.Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi 12 (1982-1998) Prof. Ahmet Suphi Furafm başlangıçtan Kanunî zamanına kadar olan dönemde Üsküp medreselerinde hocalık yapmış Osmanlı alimllerine dair yazısı dışında.Akif Erdoğru.) tebliğin Türkçe metninden ibaret olan makalesinde. Ali Arslan'm. tahrir defterlerinden hareketle 1525'e kadar küçük bir kasaba hüviyetini haiz olmakla beraber. 311-318). diplomatik tarih. Kıbrıs'la ilgili olarak dergide yer alan iki makaleden birisinde. Dr. Muzaffer Tufan. Bunlardan Milisi! Maxim. İhrayîl şehrinin sosyal ve ekonomik durumunu ortaya koymuştur. Dergide dikkati çeken bir diğer yazı grubu da klasik dönemde bazı Osmanlı Balkan şehirleri ile ilgili makalelerdir. Dr. 1913-1919 döneminde işgal edilmiş olan Ege adalarına yönelik Osman.!] politikasını değerlendirmiş olduğu yazısı ve Arzu T. sunuşta da belirtilmiş olduğu üzere. Hikmet Öksüz'ün Atatürk döneminde Türk-Arnavut ilişkilerini değerlendirmiş olduğu makalesi. 319-323). Emecen'in. folklor ve edebiyat ile ilgilidir. 1995 Haziran'mda Makedonya-Pirlepe'de yapılmış olan "Kral Marka Sempozyumu"nâ sunmuş olduğu tebliğinin gözden geçirilmiş hali olarak. s. Başlıklardan da anlaşılacağı gibi. Murad arasındaki yakın ilişkileri değerlendirmiştir. Makedonya İle ilgili makalelerin tamamı yakın dönemlerde siyasi. ile ilgili olduğu görülmektedir. "Makedonya Arnavutları ve Türkleri "Case Study": Gostivar" (s. Osmanlı döneminde Tuna üzerinde bulunan liman kentlerinden birisi olarak. Ahmet Şimşirgil. 325-355). Terzi'nin 1877-1878 Osmanlı-Rus harbi sonrasında gelişen Osmanlı-Yunan hudut ihtilâli sırasında bir dahilî istikraz teşebbüsüne dair makalesi. Margarita Peşevska'mn Fransız diplomatik temsilcilerinin raporlarına dayanarak kaleme almış olduğu TürkMakedon ilişkileri ve Lazar Lazarov'un 1944-1960 yıllan arasında büyük güçlerin müdaheleleri ile birlikte. 1570"e gelindiğinde önemli bir şehir konumuna yükselmiş olan Akk'mnan'm demografik ve sosyal durumunu değerlendirmiştir.

özellikle Celâli ve Suhte isyanlarının yaygın olduğu dönemlerde ön plâna çıkmış olan. Budîn savunmasında sergilemiş olduğu kahramanlık dan dolayı devrin hükümdarı IV. Turan GÖKÇE 378 . Mücteba İtgürd'in. yıllardır üzeri küllenmiş olan bir potansiyelin tekrar canlandığım görmek. doğrudan askeri örgüt içerisinde yer almamakla beraber. Abdülkadir Özcan'm ""rindmeşrepliğinden ve zekav•etinden dolayı" kendisine izafe edilmiş olan "Şeytan" lakabı.Mehmed tarafından "Melek" e çevrilmiş olan İbrahim Paşa''ı\m biyografisi ile Tadashi Suzukfnin Kânûnî'nin tayin etmiş üldıığu ilk vezir olan Koca Kasım Paşa'ya dâir tespitleri ihtiva eden yazısına da işaret etmek gerekir. böyle bir tamıma yazısının sınırlarını aşmamak için ancak bazılarına ayrıca temas edilebilmiş olan makalelerin teşkil etliği oldukça zengin bir muhteva ile çıkmış olan bu sayısıyla. Kütükoğlu'nun. Bunun yanında.Turan Gökçe Avrupa'nın en ileri ucunda teşkil etmiş oldukları Uyvar eyaleti hazinesine ait 14 Şubat 1668-28 Ağustos 1669 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan bir bütçe örneğinin yayımlamış olduğu makalesi de önemli bir yer tutmaktadır. Sonuç olarak. Osmanlı taşra teşkilâtında önemli bir yer işgal eden il-erierini değerlendirmiş olduğu makalesi de ihmal edilmiş bir noktayı açıklığa kavuşturmuş olması bakımından önemlidir. daha önce (Ekim 1993) MümVde düzenlenen Biyografi seminerine sunulmuş olan bildirinin gözden geçirilmiş lıali olan. 1982-1998 yılları arasında yayım hayatına ara vermiş ohnası sebebiyle ilgili ilim âleminin gündeminden düşme noktasına gelmiş olan Güney-Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi'nin. Ayrıca. Bu sayıya mahsus olmak üzere. oldukça ümit verici bir gelişmedir. memurin dosyalarında yer alan müteferrik arşiv kayıtlarına dair yazısı oldukça önemlidir. Güney-Doğu Avrupa çerçevesinin dışına taşmakla beraber yayımlanmış bulunan makalelerden Mübahat S. hepsini ismen belirtmiş olmakla beraber. Sicill-i Ahval Deftfrleri'ni tamamlayan.

zenginler tarafından finanse edilen gençlerin başla Rusya olmak üzere Avrupa'da eğitim görmeleri anlatılmaktadır "'Bulgar Basını" (s. Osmanlı Devletİ'nden ayrılma sürecini ve Osmanlı Devleti'nİn çöküşünü Bulgaristan örneğinde incelemektedir.379-382. neticede bağımsız Bulgaristan'nı ortaya çıkarılması ile sonuçlanarak Panslaviznr in bir zaferi olmuştur. 11-16) kısmında. Ülke dahilindeki dinî ve etnik gruplar. XVIII. 26-29) alt başlıklı kısımda evvelce Bulgar dilindeki kitapların azlığı. XIX. Zira "'Şark Meselesi'" Osmanlı Devleti'nİn Avrupalı güçler tarafından parçalanmasını ve imha edilmesini ifade etmekledir. "Giriş" (s. ss. "Bulgar Okulları" (s. 1847'de gazete çıkarılması için Hükümet tarafından izin verilmesiyle Bulgar gazete ve dergilerinin sayısının artması. Türk yönetiminin zayi flaması. burada yerleşerek devletlerini kurmaları. 1835 yılında başlayan eğitim reformu ve okullaşma ile etnik kültüre bağlı eğitimin yaygınlaşma süreci. çöküşü hızlandıran en önemli sebeplerden birisini teşkil etmiştir. Bulgar meselesini.s. Osmanlı Eyûlcti'mlen Üçüncü Bulgar Çarlığına. "Şark Meselesinin bir parçası olarak değerlendirmek gerekmektedir. Tarihî kökeni oldukça eskilere dayanan ve Avrupalılar tarafından bir terim olarak ilk kez 1815 Viyana Kongresrnde kullanılmış olan "Şark Meselesinin özünü. Bulgarların Türk kökeni. mahallî idarecilerin yolsuzlukları gibi sebeplerle yaşanan olumsuzluklar ve düzenin bozulması konularına kısaca değinilerek bir giriş yapılmıştır. yüzyıl m ikinci yarısında yoğunlaşan bu türden faaliyetler ile Bulgar liili. 1996. Suplar ve Bizanslılar ile olan mücadeleleri. zamanla matbaa sayısının ve basın yayın faaliyetlerinin artması. kitaplan. XTX. Osmanlı döneminde Bulgaristan sahasının Türkleşmesi ve İslâmlaşması. "deneme mahiyetinde olan bu çalışma" olarak nitelendirdiği bu eserinde Bulgaristan'ın XIX. eşkıyalık ve yolsuzluk vb. yüzyıl boyunca karşılaştığı meseleleri. Avrupa'nın da desteğiyle ballıca kâbus ve lelâket haline gelmişlerdir.s. Fener Patrikhanesi'nin asimilasyon siyaseti. faktörler sayesinde Bulgarlık bilincinin uyanmaya başlamasına değinilmektedir. Türklerin Avrupa ve Anadolu'dan çıkarılması düşüncesi oluşturmuştur. Tuna havzasına gelme süreçleri. 49.s. Mahir Aydın.Türk Dünvası incelemeleri Dergisi Savı IV. Bu cümleden olarak. 17-35) adlı bölümün "ilk Kıvılcımlar" (s. basını . Bulgarların ekonomik faaliyetlerinin artması ve Rumların yanında ortakçı konumunda dış ticaret vasıtasıyla ufuklamuiı genişlemesi ile Bulgar zenginler simlinin ortaya çıkması. 23-26) alt başlıklı kısımda Fener Patrikhanesi kontrolündeki kilise ve manastırlara bağlı dinî bilgilerin öğretildiği okullann yanı sua yeni okullarnı açılması. Osmanlı Devletfni en çok uğraştıran konulardan biri de Bulgar meselesidir ki. bu sürecin tabiî neticesi olarak Bulgar milliyetçilerinin yetiştirilmesi. yüzyıldan itibaren ise Rus ve Avusturya harpleri sebebiyle bölgenin harap olması. "Aydınlanma Dönemi'" (s. Kitabevi Yayınlan Nu. yüzyıl Osmanlı Devleti için çöküşünün hızlandığı bir dönem olmuştur. İstanbul. Slavlaşmalan ve daha sonra Osmanlı hâkimiyetine girmeleri.229 s.s. İzmir 2000. eğitimi. Bu yüzyıl bir başka ifade ile. Yazar. Aynı zamanda Bulgar meselesi. Osmanlı Devleti'nİn parçalanma dönemidir.s. 17-22) alt başlıklı kısmında Fener Patrikhanesi"nin Bulgarları asimile etme siyaseti ve çabalan neticesinde oluşan reaksiyon gibi dinî faktörlerin yanında.

Ayrıca bu yeni düzenin olumsuz yanı olarak. 50-56) alt başhkh kısmında Panslavizm düşüncesinin ortaya çıkışı. "Vidin Ayaklanması" (s. bu beratla birlikle Bulgar Eksarhrnrn yönetimi altına verilen bölge ile ileride kurulacak Bulgaristan'ın sınırlanılın dinî bakımdan da çizilmiş olduğu gibi konular işlenmektedir. "Bulgar Misyonerleri" (s. "Niş Ayaklanması" (s.s. 80-124) adlı bu bölümde 2 Mayıs 1876 tarihinde çıkarılan ve Nisan Ayaklanması.s. 380 .Bülent Akyay ile millî bilince sahip bir Bulgar kitlesinin ortaya çıktığı ve bu uyanışın bir Bulgar milletini yarattığı belirtilmektedir. devlet ile halk arasında "gospodar" adı verilen ağalar sınıfının sebep olduğu feodal anarşi ve vergi memurlannm yolsuzlukları konularına değinilmiştir. diğer bir deyişle sonuç alamamaları ki bu durumda Bulgar halkının da bekledikleri seviyeye henüz ulaşamamış olması ve kendilerine bekledikleri ilgiyi göstermemiş olmalarının yarattığı hayal kırıklığı üzerinde durulmaktadır.s. 36-49) adlı bolümde isyanların öncelikle yerel idare bozukluklarından kaynaklandığı vurgulanmaktadır. "Komiteci Bulgarlar" (s. 38-42) alt başlıktı kısımda fazla vergi alındığı iddiasıyla 1841 yılında başlamış ve başarısızlıkla neticelenmiş olan Niş Ayaklamnası'ndan bahsedilmektedir. "Toprak Ağalığı" (s.s.s. 50-79) adlı bölümün "Tanslavist Ruslar'" (s. 65-70) alt başlıklı kısımda 1868 yılında Bulgar komitecilerinin düzenleyip başım çektiği ayaklanma ve başarısızlığa uğrayışı. bu idarî nizamın Bulgarlara bir valan bilinci kazandırdığı da belirtilmektedir.s. 56-59) alt başlıklı kısımda Panslavizm siyaseti doğrultusunda seçilmiş Bulgar gençlerinin Ruslar tarafından eğitil meleri yle ortaya çıkan Bulgar komitecilerin faaliyetleri ve uğradıkları başarısızlıkları. 59-65) alt başlıklı kısımda Bulgaristan'daki huzursuzluk ve sıkıntıları bir nebze olsun yatıştırmak ve düzene koymak amacıyla idari anlamda yeni bir düzen olan "Tuna Vilâyeitmn kurulması ve bu vilâyetin Bulgaristan'in ilk çekirdeğini teşkil etmesi konusu anlatılmaktadır..s. 70-79) alt başlıklı bu kısımda ise milletleşme sürecine girmiş bulunan Bulgarların bağımsız bir kiliseye olan ihtiyaçları ve Hükümet tarafından 11 Mart 1870 tarihinde Bulgar Kilisesi'nin bağımsızlığını ilân eden "Eksarhlık Beraii"mn yayınlanması ile bu ana kadar yaşanmış süreç ve gelişmeler. Filibe Ayaklanması veya 1876 Ayaklanması olarak da adlandırılan. 30-35) alt başlıklı bu kısımda ise Rus Panslavistleri'nin yardım ve himayelerinde. "Himaye Dönemi" (s. "Dinî Bağımsızlık'' (s. 45-49) alt başlıklı bu kısımda ise zengin toprak ağalanılın Bulgar ahaliye tahakkümü. "Yerel Ayaklanmalar Dönemi"' (s. gelişimi. arkasında çok güçlü Panslavist bir desteğin bulunduğu son Bulgar isyanı üzerinde durulmaktadır. seçilen Bulgar gençlerinin Rus okullarında yetiştirilerek Bulgaristan'a gönderilmeleri ve ardından okullarda Öğretmenlik yaparak bir '''ihtilâl gençliği" yetiştirmek idealiyle misyonerlik faaliyetlerinde bulunmaları ve Rusya'nın eğitim yoluyla "kaleyi içten fethetmesi" konusu üzerinde durulmakladır. bu sonuç üzerine dışanda ülke dışında düzenlenen komite faaliyetleri ile bölgede çıkarılacak ayaklanmaların başarılı olamayacağı sonucuna varmaları anlatılmaktadır. "İlk Yapılanma" (s.s.s.s. "Komite Ayaklanması" (s.s. "Panslavist Ayaklanma Dönemi" (s. siyasallaşması. Panslavistlerin ülküleri doğrultusunda Balkanlarda ve özellikle Bulgaristan coğrafyasındaki faaliyetleri ve Türk idaresinin bütün olup bitenler karşısındaki aciz kalışı hakkında bilgi verilmektedir. 42-45) alt başlıklı kısımda 1849 yılında Bulgarların devlet görevlileri ve Türk ahaliden müşteki olmaları sebebiyle çıkan ve başarısızlıkla biten ayaklanma anlatılmaktadır.s.

neticede İngiltere'nin sözde Bulgar katliamını kabul etmesi. "Son Fırtına" (s. meclis kurularak bir anayasa hazırlanması ile meşnıtî Bulgar Prensliği'nin kurulması. belirlenen tarihten önce isyan başladığından ortak hareket edilemediği ve bu yüzden her bir köyün kendi muhitinde etkinleşme çabalan ve umulandan daha az köyün ayaklanmaya iştiraki.s.16 Nisan 1879 tarihleri arasında Ruslarca yönetilmesi. konulardan bahsedilmektedir. "Yanın Birleşme" (s. 100-107) alt başlıklı kısımda Türk Hükûmeti'nin nihayet ayaklamnanm önemini kavrayarak bölgeye asker şevkine başlayarak isyanı bastırma gayretleri ile Balak köyündeki ayaklanmamı! bastırılma örneği üzerinde durulmuş. Şark Meselesİ'ni istediği gibi çözmesi. Bulgarların Türklere uyguladıkları mezâlim vb.s.s. Rus elçisi İgnatiyef in Bâb-ı Alî üzerindeki baskıları ve isyan planı gibi konularla ilgili bilgiler verilmektedir. 1875 Osmanlı malî iflâsının Avrupa'daki olumsuz etkileri. "'Bulgaristan Bulgarlanndır"1 (s. bu yeni devleti teşkilâtlandırma çalışmaları. 121-124) alt başlıklı bu kısımda ise 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşi'mn Panslavizm'in zaferi olduğu. 381 ^ . geçmiş başarısızlıklardan ders alarak Bulgaristan içinde teşkilâtlanarak hazırlık yapmaları. Osmanlı Devleti'nin ise Berlin AııÜaşması'nm kendisine tanıdığı müdahale hakkını kullanmayarak bu gelişmeyi kabullen. savaşın fecaati. 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos Antlasmasfnm Panslavizm'in zaferi olduğu. ülkedeki liberal ve muhafazakâr grupların çekişmeleri üzerinde durulmaktadır.s. fakat İngiltere'nin bu konuda göstermiş olduğu muhalefet. Berlin Memorandumu"mm hazırlanması. il "Panslavist işbirliği" (s. Ignatyef İn baskılarıyla Türk Hükûmeti'nin bir müdahale için gecikmesinin de Türk ve Bulgar köylüleri karşı karşıya getirdiği belirtilmektedir. ayaklamnanm plânlanandan 10 gün önce başlaması ve gelişmesi. Bulgar ayaklanmasının Türkler aleyhine büyük bir kampanyaya dönüştürülmesi. İngiltere'nin isteği üzerine istanbul Konferansı "nm tertiplenmesi fakat Bâb-ı Âlî'nin burada alman kararlan reddi ve bunun üzerine Rusya'nın Avrupa nâmuıa cezalandırma savaşına girişmesi konulan incelenmektedir. Türk Hükûmeti'nin yetersiz kalması. 135-142) alt başlıklı kısımda Doğu Rumeli Vilâyeti'nin kurulması ve teşkilâtlandırılmasına yönelik faaliyetler.s.s. ardından gelen Rusların ültimatomu.Osmanlı Eyâleti 'tiden Üçüncü Bulgar Çarlığına. Bulgarların uyguladığı vahşet. 125-177) adlı bölümün "Üç Parçalı Bulgaristan" (s.s. "Yol Ayrımı" (s. komitecilerin geçici bir Bulgar Hükümeti kurması. 80-90) alt başlıklı kısımda önceki isyanların tümünün başarısızlığa uğramış bulunması üzerine insiyatifi Pansîavist Rusların üstlenmesi ve Si Petersburg'un yönlendirmeleri. Bulgaristan'ın iç siyasetine ait uygulamalar ve hadiseler. 107-120) alt başlıklı kısımda bu son ayaklanmanın da başarısızlığa uğramasıyla birlikte Rusya'nın Bulgar meselesini uluslararası platforma çekme ve Osmanh Devleti'ıü bu platformda yalnız bırakma çabalan. lâkin İngiltere ve Avusturya'nın karşı çıkmasıyla 13 Temmuz 1878'de imzalanmış Berlin Antlaşması ile Doğu Rumeli'nin özerk hale getirilmesi ve burasının 13 Temmuz 1878 .s. bu meyânda Selanik'teki Saatli Camii hadisesi. bu arada Rus Büyükelçisi İgnatiyef in asilere zaman kazandırma yolundaki faaliyetleri anlatılmaktadır. Rusya'nın Karadağ ve Sırbistan'ı Osmanlı Devleti'ne karşı savaşa sürmesi fakat bu devletlerin yenilmeleri. 90-100) alt başlıklı kısımda Türk Hükümeti'nin gelişmeler karşısındaki ilgisiz tutumu ve tedbirlere başvurmayarak adeta savsaklanması. "Ya İhtilâl Ya Savaş" (s.mesi: 1885 yılı sonlarında Bulgarların Sırplarla çatışmaları ve nihayet ! Şubat 1886 tarihli antlaşma ile Osmanh Devleti'nin birleşmeyi resmen tanıdığı anlatılmaktadır. değişen siyasî dengelerin yarattığı müsait ortam üzerine 18 Eylül 1885 tarihinde Bulgaristan taralından ilhak edilmesi. 125-135) alt başlıklı kısmında. Bulgarların katledildiğine dair Avrupa kamuoyu nezdinde aleyhte kampanyalar düzenlenmesi. "Prenslik Dönemi" (s.

s. yüzyılda Bulgaristan sahası üzerinde çalışan ve bu konuda büyük bir bilgi birikimine sahip bulunan yazarın ortaya koyduğu çalışmaları neticesinde Balkan tarihine önemli katkılarda bulunduğu görülmektedir. 2 Numaralı ekte 15 Mayıs 1893 Bulgar Anayasası maddeler halinde verilmiş. XIX. 1905 sonrası Avusturya ile yakınlaşma.s. Türk Tarihi ve Balkan araştırmalarına katkıda bulunan tarihçinin gelecek çalışmalarını ilim dünyası beklemektedir. Kitabuı sonunda ise "İndeks" (s. Bülent AKYAY 382 . 5 Ekim 1908'de bağımsızlığın ilânı. bazı bilgiler. siyasî partiler ve politikaları. 3 numaralı ekte 12 Mayıs 1292 tarihli ayaklanma hakkında bir telgrafın metni ve tıpkıbasımı. 152-177) alt başlıklı kısnnda ülke dahilindeki siyasî gelişmeler.s. 15 Nisan 1909'da Osmanlı Devleti ile Bulgaristan'ın bir antlaşma imzalamasıyla fiilî bağımsızlığın hukuken de tanınmış olması ve III.Bul eni Akyay "Makedonya Ütopyası" (s. ayrıca bu bölge üzerindeki Yunan ve Sırpların emel ve faaliyetleri ile Rusya ve Avusturya'nın da niyetleri neticesinde meselenin uluslararası boyutu. gazeteler vb.s. "Kaynaklar'1 (s. Türkçe'yi resmiyetten kaldırması. 199-204) kısmında yazar kullandığı kaynaklar ve eserleri zikretmiştir. eğitim. Avusturya ve Rusya'nın müştereken hazırladıkları retonn programı mahiyetindeki Mürzteg Programı hakkında bilgiler verilmektedir. Osmanlı Devleti'nin durumu sadece protesto etmesi.s. Bulgaristan hakkında nüfus. Berlin Antlaşması ile kurulmuş bul iman Bulgaristan Komiserliği ve faaliyetleri. "Mahir Aydın'm Biyografisi" (s.s. haricî ve siyasî faaliyetler. 4 numaralı ekte ise Bulgar Kilise Beratı'na yer verilmiştir. "Üçüncü Bulgar Çarlığfna" (s. Eser Bulgar halkının milletleşme sürecim açıklamaya ve böylece bağımsız bir Bulgaristan kurulması meselesine genel anlamda bir giriş mahiyeti taşımaktadır. 142-152) alt başlıklı kısımda Bulgaristan için Doğu Rumeli ile birleşmesinden somu sıranın Ayastefanos ile kazanılıp Berlin ile kaybedilmiş olan Makedonya'ya gelmesi. ancak buranın kozmopolit yapısının durumu zorlaştırması takat kurdukları komitelerle seslerini duyurmaya çalışmaları. 205-208) adlı bu kısımda yazar çok kısa bir .şekilde kendi biyografisini verdikten sonra yayınlarının ve bildirilerinin de bir listesini eklemiştir. 183-198) kısmında yer alan 1 numaralı ekte 16 Nisan 1879 Bulgar Anayasası. "Ekler" (s. Bulgar Çarlığı'nm ortaya çıkışı konulan üzerinde durulmaktadır. 209-229) ve ardından Burgaz limanı ve Bulgar komiteci ve devlet adamlarını tasvir eden beş adet karakalem resim yer almaktadır. komiteler ve amaçları hakkında bilgiler. 1892 Filibe Sergisi. Bulgaristan'ın kendi parasını tedavüle sokması.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful