P. 1
GENETİK II

GENETİK II

|Views: 17|Likes:
Yayınlayan: epigeneticisa

More info:

Published by: epigeneticisa on Feb 09, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PPT, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

08/02/2013

pdf

text

original

GENETĠK II

CROSSĠNG - OVER

BAĞLANTI VE REOMBĠNASYON
 

1 BAĞLANTININ (LĠNKAGE) KEġFĠ Yirminci yüzyılın ilk yıllarında W. Bateson ve R.C. Punnett bezelyede kalıtım araĢtırmasında iki gen üzerinde çalıĢtılar. Bunlardan biri çiçek rengini (P, mor ve p, kırmızı) diğeri ise polen Ģeklini (L,uzun ve l, yuvarlak) etkiliyordu. Mor çiçekli uzun polene sahip (PPLL) bir saf hat ile kırmızı çiçekli yuvarlak polenli (ppll) bir saf hattı melezleyerek elde ettikleri F₁ dihibritini (PpLl) kendilediklerinde tablo 5.1 de gösterilen açılımı elde ettiler.

Bateson ve Punnet’in Denemesi

  

F₂ deki açılım beklenen 9:3:3:1 oranlarından dikat çekici bir Ģekilde sapma göstermiĢti. Burada iki fenotipik sınıfın diğer ikisinden daha büyük değerlere sahip oldukları görülüyordu. Muhtemel bir açıklama olarak Bateson ve Punnet F₁‟in normal Mendel dağılımına nazaran daha fazla PL ve pl gametlerini ürettiğini düĢünmüĢtür.

Bu gametlerin orijinal saf hatların gametik tipleri olmaları nedeniyle araĢtırıcılar, dominant alleller (P ile L) ve resesif alleller (p ile l) arasındaki fiziksel yaklaĢımın veya birbirine bağlanmasının (coupling), onların F₁ deki bağımsız dağılımını önlediğini belirtmiĢlerdir. Fakat bu olayın oluĢum mekanizmasını açıklayamamıĢlardı.

Bateson ve Punnettin hipotezleri ispatlamak amacıyla Thomas Hunt Morganın meyve sineğinde (Drosophyla) yaptığı çalıĢmaları beklemek zorundaydılar. Morgan meyve sineğinde iki gen ile yaptığı çalıĢmada benzer bir Ģekilde Mendelin ikinci kuralından sapmalar tespit etmiĢti.

 

Bu genlerden biri göz rengini (pr, mor ve pr+, normal) ve diğeri ise kanat uzunluğunu (vg, dumura uğramıĢ ve vg+, uzun ) etkiliyordu. Her iki genin yabani tip allelleri ( vg+ ve pr +) dominanttırlar. Morgan ( mutant tip ) vgvgprpr meyve sinekleri ile yabani tip vg+vg+ pr+pr+ meyve sineklerini melezlemiĢ ve elde ettiği duble heterozigot (vgvg+ rprp+) F₁ meyve sineğini vgvgrprp genotipine sahip bir sinek ile test melezlemesine almıĢ ve F₂ deki sınıflar aĢağıdaki gibi olmuĢtur:

Morgan’ın Test Melezi
 

pr+vg+ prvg

1339 pr+vg 151 1195 prvg+ 154

(toplam:2839)

  

Burada da görüldüğü gibi normal bir test melezinden beklenen 1:1:1:1 oranından büyük bir sapma vardır. Yine en büyük sınıf iki homozigot anaç tarafından üretilen gamet sınıfıdır (pr+vg+ ve prvg). Ayrıca dikkati çeken diğer bir husus ise anaç ve aynı Ģekilde anaç tipi olmayan gametlerin kendi aralarında 1:1 oranına sahip oluĢlarıdır.

 

 

Burada test melezlemesinin avantajları açıkça ortaya çıkmaktadır. Test edici meyve sineğinin yalnızca resesif allelleri vermesi sonucu, dölün fenotipi direkt olarak diğer anacın gametik bağıĢını ortaya çıkarır. Böylece, araĢtırıcı yalnızca bir mayoz üzerinde yoğunlaĢma fırsatı bulur. Oysa normal kendileme olayında her iki anaçta olan mayoz bölünmelerinin aynı oranda dikkate alınmaları zorunludur.

Daha sonra Morgan bir gen açısından homozigot dominant, diğeri açısındansa homozigot resesif anaçları alarak melezlemiĢ ve elde ettiği F₁ i yine test melezlemesine tabi tutmuĢtur.

Anaç (P) pr+pr+ vgvg X prprvg+ vg+ ↓ F1 pr+pr vg+vg x prprvgvg

F₁ melezini pr+pr vg+vg x prprvgvg test melezlemesine almıĢ ve sonuçta aĢağıdaki dağılımı bulmuĢtur. pr+vg+ 157 pr+vg 965 prvg 146 prvg+ 1067  Bu sonuçların da beklenen 1:1:1:1 oranından büyük bir sapma gösterdiği görülmektedir.

  

Ancak bu melezlemede büyük değere sahip sınıflar bir dominant bir resesif alleli olan sınıf olmuĢtur. Fakat yine bu sınıfların anaçlar tarafından F₁ e bağıĢlanan gametler olduğu dikkatten kaçmamalıdır. Bateson ve Punnett önceki örnekteki durumu -couplin (bağlanma veya cis), -ikinci örnekteki olayı ise repulsiyon (birbirini itme veya trans) olarak adlandırmıĢlardır. Çünkü bu durum onlara allelik olmayan dominant allelllerin birbirlerini ittikleri Ģeklinde görülmüĢtü.

 

Gerçekte coupling (cis) veya repulsiyon (trans) olaylarının gerçek yüzü neydi? Bu durumu açıklamak için Morgan iki genotipi de idare eden genlerin aynı homolog kromozom çifti üzerinde bulunduklarını önermiĢtir. Böylece birinci örnekte olduğu gibi, anacın birinden pr ve vg alındığı zaman bunlar fiziksel olarak aynı kromozom üzerinde bulunmaktaydı. Benzer Ģekil pr+ ve vg+ ise diğer anacın homolog kromozomu üzerinde bulunmaktaydı (ġekil 5.1).

Bu hipotez aynı zamanda repulsiyon için de geçerlidir. Bu durumda anaçlardan biri pr+ ve vg allellerine sahipken, diğeri ise pr ve vg+ allellerine sahiptir. Dolayısıyla repulsiyon da aslında bir dominant ve bir resesif allelin birbirine bağlanması olayından baĢka bir Ģey değildir. Bu hipotez neden anaçların allelli kombinasyonlarının beraber hareket ettiklerini açıklar. O halde anaç tipi olmayan kombinasyonların oluĢumu nasıl açıklanabilirdi?

Morgan mayoz sırasında homolog kromozomların eĢleĢmesi anında, kromozomların bazen krossigover diye adlandırılan olay sayesinde parçalar değiĢtiğini önermiĢtir. ġekil 5.2 bu fiziksel parça değiĢiminin Ģematik gösterimidir. Allellerin iki kromozom üzerindeki orijinal dizilimleri anaç kombinasyonları olarak adlandırılır. Krossingover sonucu oluĢan yeni kombinasyonlar ise krossingover ürünleri veya rekombinantlar olarak adlandırılırlar.

Morgan ın homolog kromozomlar arasındaki parça değiĢimi hipotezi baĢlangıçta zoraki bir açıklama gibi görülebilir. Mayoz bölünme esnasında duplike olmuĢ homolog kromozomların (Tetrad) birbirleriyle eĢleĢdikleri ve sonuçta kardeĢ olmayan iki kromatidin birbirlerinin üstünden geçtikleri belirtilmiĢti.

Bağlantı (Linkage)

ġekil 5.3 te gösterildiği gibi birbirinin üstünden geçerek çaprazlamasına oluĢan bu yapı kiazma olarak adlandırılmıĢtır. Morgan a göre mayozda kiazma oluĢumu krossing-overin fiziksel kanıtıydı. Genlerin aynı kromozom çifti üzerinde yerleĢmeleri bağlantı (linkage) olarak adlandırılır. Böylece aynı kromozom çifti üzerinde bulunan iki gen bağlantılı olarak farzedilir. Spesifik allellerin bağlantılı oldukları düĢünmekte uygundur.

Mesaj: aynı kromozom çifti üzerinde birbirine yakın olarak bulunan genler bağımsız olarak dağılmazlar.

Örneğin eğer (A) alleli (b) ye bağlantılı ise, (a) alleli de zorunlu olarak (B) ye bağlantılıdır. Bu terimler arasında bize genleri birbirine bağlayan fiziksel bir varlığı ima etmektedir. Bu da kromozomun kendisidir.

Coupling ve Repulsion

Bu açıklamaların ıĢığında altında coupling ve repulsiyon olaylarının aslında bağlantının iki değiĢik formu olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Diğer bir ifade ile, *coupling iki dominant veya iki resesif allelin birbirleriyle olan bağlantılarını ve *repulsiyon da bir dominant ve bir resesif allelin birbirleriyle olan bağlantılarını göstermektedir.

Bir duble heterozigotun coupling veya repulsiyon dizilimine sahip olup olmadığının belirlenebilmesi için, bir araĢtırıcı ya duble heterozigotu test melezlemesine tabi tutmalı veya onu üreten anaçların genotiplerini göz önüne almalıdır.

REKOMBĠNASYON

Rekombinasyon olayı mayoza ilaveten birçok farklı durumlarda görülebilir, fakat biz onu mayozla bağlantılı olarak açıklayacağız. Mayotik rekombinasyon, mayotik diploid hücreyi oluĢturan iki haploid gametden farklı bir genotipe sahip bir haploid ürün meydana getiren oluĢuma verilen isimdir. Bu meydana gelen mayotik ürüne de rekombinant adı verlir. Tanımdan da anlaĢılacağı üzere biz rekombinasyonu mayoza giren ve çıkan genotipleri karĢılaĢtırarak belirleriz.

Recombinasyon

 

Mayoza giren genotipler mayoza uğrayan diploid hücrenin genetik yapısını oluĢturan iki haploid genotipdir. Mayotik rekombinasyon haploid ve diploid yaĢam devrelerinin her ikisinin de bir parçasıdır. Fakat rekombinantların haploid devrede gözlemlenmesi daha kolay, diploid devrede ise daha koplekstir. Bunun nedeni ise haploid devrelerde rekombinantların sadece fenotiplere bakılarak tahmin edilebilmesidir (ġekil 5.4.).

 

Diploid hayat devirlerinde ise giren ve çıkan tipler gametlerdir. Bir diploid devirde rekombinantları gözleyebilmek için gametleri bilme zorunluluğumuz olduğundan safhat anaçlara sahip olmak arzulanır. Bundan baĢka direkt olarak çıkan rekominant gametleri gözlemleyemeyeceğimizden dolayı diploid bireyi test melezlemesine alarak dölde gözlemleme yapma zorunluluğu vardır (ġekil 5-4).

Eğer test melezlemesi sonucunda elde edilen dölün mayoz sonucu rekombinant bir üründen oluĢtuğu tespit edilirse, bu döl de rekombinant olarak adlandırılır.

Recombinasyon türleri

Ġki farklı rekombinasyon çeĢidi vardır ve tamamen farklı metodlarla rekombinantlar üretirler. Bunlar kromozomlar arası ve kromozom içi rekombinasyonlardır.

Kromozamlar Arası Rekombinasyon

Mendel in bağımsız dağılım kuralı kromozomlararası rekombinasyonu açıklamaktadır (ġekil 5.5.). Bu durumda bir test melezlemesi sonunda oluĢan rekombinant dölün oranı her zaman için %50 dir ve %25 lik iki farklı sınıftan oluĢur. Bu frekansla karĢılaĢtığımız zaman bilmeyiz ki iki gen birbirinden bağımsız dağılmaktadır.

 

Bu frekansların en basit yorumu bu genlerin farklı kromozomlar üzerinde olduğudur. Bunula birlikte daha sonra açıklanacağı gibi aynı kromozom üzerinde olan fakat birbirinden oldukça uzak bulunan genler de benzer bir dağılım gösterirler.

Kromozom Ġçi Rekombinasyon

Krossingover kromozom içi rekombinasyonlar üretir. Krossigover homolog kromozomların iki kardeĢ olmayan kromatidi arasında gerçekleĢir. Dogal olarak belirli iki gen arasında bütün mayozlarda krossingover olmaz, fakat olduğunda ise mayozun ürünlerinin yarısı rekombinanttır (ġekil 5.6). genler arasında krossingover olmadan gerçekleĢen mayoz ise sadece bu genlerin anaç genotiplerini üretir.

Kromozom içi rekomibinasyonun iĢareti rekombinant frekansının yüzde 50‟den az olmasıdır (ġekil 5.7). buna örnek olarak daha önce verdiğimiz Morgan‟ın verileni kullanabiliriz. Burada rekombinant frekansı (151+154)/2839=%10.7‟dir. görüldüğü gibi bu %50 den oldukça düĢüktür. Acaba %50den fazla rekombinasyon frekansını yakalamak mümkün müdür? Buna cevap bu tip frekansların bu güne kadar hiç tesbit edilemediğidir.

Mesaj: % 50den düĢük rekombinant frekansı genlerin bağlantılı olduğunu gösterir. Rekombinant frekansı %50 olduğunda ise genlerin bağlantılı olmadıkları veya farklı kromozomlar üzerinde bulundukları söylenebilir.

X (CĠNSĠYET) KROMOZOMU ÜZERĠNDEKĠ GENLERĠN BAĞLANTISI
 

krossingoverin sonuçları nelerdir? Hatırlanması gereken Ģey, gnsanlar, hayvanlar veya Drosophyla‟da diĢilerin X-kromozomu üzerindeki genler açısından hemizygous olan erkek döller meydana getirmeleridir. Yani erkek döldeki X-kromozomu doğrudan anneden geldiği için genler, sadece bir kopya olarak bulunurlar (hemizygous) ve dölün fenotipini belirleyici rol oynarlar.

Cinsiyet Kromozomu üzerindeki Genlerin Bağlantısı

Bu durumu Drosophyla‟da yapacağımız bir örnek melezleme de gösterebiliriz. Bu melezde (y) sarı ve (y+) kahverengi gövde rengini; (w) beyaz ve w+) kırmızı göz rengini simgelemektedir.


F₂ dei erkek döller yalnızca Y-kromozomunu F₁ deki erkek anaçlardan temin ettikleri için, bu sınıflar F₁ diĢilerinin mayoz ürünleridir. Bu durumun, test melezlemesi yapma ihtiyacını ortadan kaldırdığına dikkat edilmelidir. Çünkü, aynı test melezlemesinde olduğu gibi yalnızca bir anacın mayozunu takip ederek sonuca ulaĢabiliriz. Bu örnekteki toplam rekombinasyon oranı (43+22)/4513= %1,4 dür.

5.4. BAĞLANTI HARĠTALARI

Drosophyla‟da yukarıda incelediğimiz iki örnekten elde edilen rekombinasyon oranları oldukça farklı idi; %10.7 ve %1.4. dolayısıyla bağlantılı olan farklı genler arasındaki

krossigover miktarları farklılık
göstermektedirler.

Morgan çalıĢmalarını artırdıkça rekombinant döl oranlarında çalıĢılan bağlı genlere göre değiĢmeler olduğunu görmüĢ ve hatta bu oranların bu genler arasındaki fiziksel uzaklıklara karĢılık geldiklerini düĢünmüĢtür. Morgan, bu konuyu araĢtırması için öğrencisi Alfred Sturtevant‟ı görevlendirmiĢtir.

O anda bir lisans öğrencisi olan Sturtevand, bir gece genler arasındaki iliĢkileri tanımlayan ve halen de kullanılan genetik haritalama metodu geliĢmiĢtir. Sturtevand bu olayı Ģöyle atarmıĢtır: “1911 yılının sonlarında Morgan ile bir konuĢmamızda, daha önce kendisi tarafından genlerin uzaklık farklılıkları olarak belirtilen bağlantı Ģiddetindeki farklılıkların, genlerin bir kromozomun linear kesiti üzerindeki diziliĢini belirleme imkanı tanıdığının farkına vardım eve gittim ve yapmak zorunda olduğum ev ödevini de bırakarak, gecenin büyük bir kısmını ilk kromozom haritasını yapmak için harcadım.”

Sturtevand‟ın yaklaĢımına örnek olarak bir test melezinin sonuçları olan aĢağıdaki değerleri kullanalım

Bu melezleme 400 adet diĢi gameti temsil etmektedir ve bunların 44 adedi (% 11) rekombinanttır. Sturtevand rekombinant yüzlerinin bir genetik haritası veya bağlantı haritası üzerinde bulunan iki gen arasındaki lincar uzaklığın kantitatif indeksi olarak kullanılabilceğini önermiĢtir.

Buradaki ana fikir oldukça basittir. Sabit uzaklıta bulunan iki gen düĢünelim. Farzedelim eĢleĢmiĢ homologlarda tesadüfi krossingoverlar meydana geliyor. Mayoz bölünmelerin bazısında kardeĢ olmayan kromatidler arasında, bu genlerin arasındaki kromozom bölgesinde Ģansa bağlı olarak rossover meydana gelebilir. Böylece rekombinant döller üretilir.

Diğer mayoz bölünmelerde ise herhangi bir krossover olayı olmadığı için sonuçta anaç fenotipleri görülür. Sturtevand bu olayın farkına vararak kaba bir oransal yaklaĢım önermiĢtir: bağlı genler arasındaki uzaklık arttıkça bu bölgede kardeĢ olmayan kromatidler arasındaki krossingover oranı da artacaktır ve böylece daha fazla rekombinant üretilmiĢ olacaktır.

Böylece rekombinantların frekansınını saptanması ile genler arasındaki harita uzaklığının bir ölçüsü belirlenmiĢ olacaktır. Gerçekten de bir genetik harita ünitesi (mu:map unit) genler arasındaki uzaklık olarak tanımlanabilir. Burada kastedilen 100 mayoz ürününden birinin rekombinant olması durumudur. Yani 0.01 lik bir rekombinant frekansı (RF) 1 harita ünitesi olarak kabul edilir. Harita ünitesi genellikle Thomas Hunt Morgan‟ın hatırasına centiMorgan (cM) olarak kullanılır.

Harita uzaklığının ölçülmesinin bir sonucu olarak eğer A ile B geni arasındaki uzaklık 5 cM (=5 mu) ve A ile Carasındaki uzaklık 3 Cm ise B ile C arasındaki uzaklık ya 8 cM ya da 2 cM olmak zorundadır (ġekil 5.8). sturtevand bu durumun böyle olması gerektiğini bulmuĢ ve göstermiĢtir.


Bir genin harita ve kromozom üzerinde bulunduğu nokta veya yer, gen lokusu olarak adlandırılır. Örneğin, sarı çiçek rengini (D) veren genin lokusu ile yuvarlak polen tanesi (R) veren genin lokusu 16 mu (=16 c M) uzaklıkta ise biz bunu diyagramatik olarak D 16 c M R veya d 16 c M r ġeklinde gösterebiliriz.

Genler arasındaki uzaklık harita ünitesi olarak verildiğinde biz farklı sınıflardaki döllerin frekansını tahmin edebiliriz. Mesela yukarıda verilen örnekteki DR/dr diĢi heterozigotun test melezlemesi sonucu %16 rekombinant elde edilmiĢse, bu rekombinantların % 8 i DR/dr ve %8i de Dr/dr olduğu hemen tahmin edilebilecektir. DiĢi heterozigotun genotipi Dr/ d R olsaydı, test melezlemesinden elde edilecek %16 lık rekombinantın ise % 8 i dr/dr ve %8 i de DR/dr olacaktı.

Bir bağlantı haritası üzerindeki uzaklığın bir kromozom boyunca fiziksel uzaklığa eĢit olduğu üzerinde kuvvetli bir ihtimal vardır. Morgan ile Sturtevant da bunu ifade etmiĢlerdir. Fakat dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta bu sonuca yalın bir genetik analiz sonucu ulaĢıldığı ve kromozomların varlığı bilinmeseydi dahi genetik (bağlantı) haritalarının yapılabilecek olduğudur. Ġlave olarak, rekombinasyon frekanslarından hesaplanan genetik uzaklıkların, kromozomlar üzerindeki genler arası gerçek fiziksel uzaklıkları yansıtıp yansıtmadığı kesin olarak söylenemez. Ancak bağlantı haritalarının geliĢiminde kalıtımda kromozom teorisinin çok önemli bir rol oynadığı unutulmamalıdır

ÜÇ NOKTA GERĠ MELEZLEME

ġu ana kadar duble heterozigot melezler ve duble resesif test melezlerindeki bağlantıyı inceledik. Bu kopleks iĢlemin bir ileri düzeyi bir triple heterozigotun triple resesif test edici genotip ile melezlenmesidir. Bağlantı analizinde standart yaklaĢımı gösteren bu çeĢit meleze üç-nota geri melez adı verilir. Bu melezleme Ģeklini bir örnek üzerinde inceleyelim.

Drosophyla‟da yabani tip olmayan alleller sc (kısa tüyler), ec(kaba göz yüzeyi) ve vg (kısa kanat)‟ye sahip bir birey ile yabani fenotipe sahip bir birey melezlenerek triple heterozigot (scse+ecec+vgvg+) birey elde edilmiĢtir. Bu genotipe sahip birey triple resesif test edici sinekle melezlenince 1008 adet döl elde edilmiĢtir. Bu döllerin sınıflara ayrılmıĢ hali aĢağıdaki gibidir:

 

scecvg 235 sc+ec+vg+ 241

scecvg+ 243 sc+ec+vg 233

scec+vg 12 sc+ecvg+ 14

scec+vg+ 14 sc+ecvg 16

böyle bir melezlemede doğla olarak beklenen oran 1:1:1:1:1:1:1:1:1 dir ve ilk bakıĢta bu orandan büyük oranda bir sapma olduğu görülmektedir. Yapılması gereken önemli bir nokta elde edilen bir verinin belli bir yapısı olup olmadığına bakmaktır.

Daha sonra genler iĢerli gruplar halinde düĢünülerek rekombinasyon frekansları hesaplanır. Ġlk olarak sc ve ec lokuslarını değerlendirmeye alalım ve hangi gametik genotiplerin rekombinant olduğunu belirleyelim. Heterozigotun scec ve sc+ec+ gametleri tarafından üretildiğni bildiğimiz için, mayozun rekombinant ürünleri scec+ ve sc+ec olmak zorundadır.

Drosophyla‟da yabani tip olmayan alleller sc (kısa tüyler), ec(kaba göz yüzeyi) ve vg (kısa kanat)‟ye sahip bir birey ile yabani fenotipe sahip bir birey melezlenerek triple heterozigot (scse+ecec+vgvg+) birey elde edilmiĢtir. Bu genotipe sahip birey triple resesif test edici sinekle melezlenince 1008 adet döl elde edilmiĢtir. Bu döllerin sınıflara ayrılmıĢ hali aĢağıdaki gibidir:

. Dolayısıyla yukarıdaki verilere baktığımızda 12+14+14+16=56 adet bu tip rekombinant olduğunu görürüz. Böylece rekombinasyon frekansı RF=(56/1008)×100=%5.5 olarak bulunur (5.5 mu veya 5.5 c M). Bu durum bize bu genlerin (veya lokusların birbirine bağlantılı olduklarını ve aralarındaki uzaklığın 5.5 c M olduğunu göstermektedir.

ġimdi de sc ve vg lokuslarını inceleyelim. Benzer Ģekilde rekombinant ürünler scvg+ ve sc+vg dir. Rekombinasyon frekansı bu lokuslar arasında hesaplanmalıdır. Yukarıdaki verilere göre 243+233+14+16=506 adet rekombinant ürün vardır. Böylece rekombinasyon frekansı RF=(506/1008)×100=%50.1 olarak hesaplanır. RF %50 ye yakın olduğu için sc ve vg genlerinin bağlantılı olmadıkları ve belki de farklı kromozomlar üzerinde oldukları sonucuna varırız.

. Benzer durumun ec ve vg lokusları arasında da geçerli olduğu ve rekombinasyon frekansının %50 ye yakın olduğu görülmektedir. Bu durumda bağlantı iliĢkisine göre gen haritasını aĢağıdaki Ģekilde çizebiliriz:
Sc 5.5 mu eg vg

 

Diğer bir çalıĢmada ise yabani tip olmayan alleller olarak v (vermilion gözler), cv (çapraz damarsız kanatlı), ct (kesik kanatlı) kullanılmıĢtır. Bu kez anaç böcekler v+v+ cvcv ctct ve vv cv+cv+ct+ct+ genotipine sahiptirler ve F₁ triple heterozigottur. Yapılan test melezlemesi sonucunda aĢağıdaki sınıflar elde edilmiĢtir:
vcv+ct+ 58 vcvct+ v+cvct 590 v+cv+ct 45 40 vcvct v+cv+ct+ 89 94 vcv+ct v+cvct+ 3 5


bu örnekte de yine rekombinant gametlerin belirlenmesi gerekmektedir. Bu örneğimizde anaç tipi genotipler v+cvce ve vcv+ct+‟dır. Bu bilgiler ıĢığında v ve cv lokuslarını düĢündüğümüzde rekombinantlar v cv ve v+ cv+ genotipine sahiptirler.

Dolayısıyla bu lokusların rekombinasyon frekansları RF=(45+43+89+94)/1448×100=%18.5‟TĠR. v ve ct lokuslarının rekombinantları v ct ve c+ct+‟dır ve rekombinasyon frekansları RF=(89+94+3+5+)/1448=%13.2‟dir. cv ve ct lokuslarının rekombinantları ise cv ct+ct‟dir ve RF=(45+40+3+5)/1448=%6.4‟tür.

 

görüldüğü gibi bu üç lokus birbirine bağlıdır, çünkü Rf değeri %50 den oldukça küçüktür.v ve cv lokusları en büyük RF‟ye sahip oldukları için bu iki gen birbirinden uzak noktada olmalı ve ct lokusu da ikisi arasında yer almalıdır. Dolayısıyla gen haritası aĢağıdaki gibi olmalıdır: v ct cv 13.2 c M 6.4 c M

Burada dikkati çeken bazı noktalar vardır. Birincisi, haritamızda gen sırasının örneğin baĢında belirttiğimiz sıradan farklı olduğudur. BaĢlangıçta verilen sıra tamamen tesadüfi olup, gerçek gen diziliĢi ancak hesaplamalar sonunda tespit edilmiĢtir. Ġkincisi, ct lokusunun v ve cv lokusları arasında olduğu kesindir. Ancak genlerin soldan sağa yazılırken v ve cv lokusları arasında olduğu kesindir. Ancak genlerin soldan sağa yazılırken v ile baĢlaması bizim takdirimiz sonucu olmuĢtur

Bu sıralama pekala cv lokusu ile de baĢlatılabilirdi. Üçüncü nokta ise, haritadan da görüldüğü gibi v-ct ile ct-cv lousları arasındaki uzaklık toplamı (13.2+6.4)=19.6 c M „dır. Bu değer v-cv için hesaplanan 18.5 c M değerinden farklıdır. Bu neden böyle olmuĢtur? Bu sorunun cevabı v ve cv lokusları arasındaki RF nin hesaplanmasında en seyrek iki sınıfın analizinde yatmaktadır.

Haritamızdan da anlaĢılacağı üzere en seyrek görülen iki açılım vcv+ct(=3) ve v+cvct+(=5) aslında duble rekombinasyon sonucu oluĢmuĢlardır. Yani bu bölgede iki ardıĢık krossingover söz konusudur (Ģekil 5.9). oysa biz v- cv lokusları için RF yi hesaplarken bu iki sınıfı hesaplamaya katmamıĢtık. Bu durum bizi v-cv lokusları arasındaki uzaklığı noksan hesaplama hatasına düĢürmüĢtür

. Biz yalnızca bu iki en seyrek sınıfı hesaba katmak zorunda değil, aynı zamanda bu sınıflar iki krossover olayı sonucu ortaya çıktığı için hesaplamada bunları iki kere dikkate almak zorunda idik. Bütün bu bilgiler dahilinde v-cv lokusları arasıdaki uzaklık (45+40+89+94+3+3+5+5)=(284/1448)×100= %19.6=19.6 c M olacaktır ki, bu da c-ct ile ctcv arasındaki uzaklıklar toplamına eĢittir.

5.6. MÜDAHALE

Duble krossingoverin saptanması komĢu kromozom bölgelerindeki krossingoverlerin birbirinden bağımsız olarak mı meydana geldikleri, yoksa birbirlerini bir Ģekilde etkilemiĢ olabilecekleri sorusunu akla getirmektedir. Bu sorunun cevabı genellikle evettir ve müdahale olarak adlandırılmaktadır.

Müdahale olayı bir önceki örneğimizdeki değerler kullanılarak gösterilebilir. Eğer iki bölgedeki krossingoverler bağımsız ise, ürün kuralına göre duble rekombinantların frekansı komĢu bölgelerdeki rekombinant frekanslarının çarpımına eĢit olmalıdır. Bu durumda v ve ct RF değeri 0.132 ile ct ve cv RF değeri 0.064 olduğundan dolayı beklenen duble krossingover frekansı 0.132×0.064=0.0084(%0,84) olmalıydı.

Dolayısıyla 0.0084×1448=12 duble rekombinant gözlenmeliydi. Oysa sadece 8 adet duble rekombinant saptanmıĢtır. Eğer duble rekombinantlardaki bu noksanlık sürekli gözlendiyse bu bize iki bölgenin bağımsız olmadığını göstermektedir. Yani bir müdahale veya negatif bir etkileĢim söz konusudur. Dolayısıyla müdahale, bir krossingoverin komĢu bölgedeki diğer bir krossingoverin oluĢum ihtimalini azaltması olayıdır.

Müdahale miktarının belirlenmesi için ilk olarak rastlantı katsayısı (r.k) denen değerin hesaplanması gereklidir. Bu değer gözlenen duble rekombinantların beklenen sayıya oranlanmasıdır. Bu değerin 1‟den çıkarılması sonucu müdahale yüzdesi hesaplanmıĢ olur. Müdühüle (M)=1-r.k.=1-

 

Bir önceki örneğimizde müdahale oranı M =18/12=4/12=1/3 veya %33 olarak hesaplanacaktır. Bazı kromozom bölgelerinde hiç duble rekombinant gözlemlenmeyebilir. Bu durumda r.k.=0 ve M=1 olur ki, bu %100‟lük bir müdahale anlamına gelir. Çoğunlukla kromozom lokuslarının haritalanmasında karĢılaĢılan müdahale değerleri genellikle 0 ile 1 arasındadır. Bazı istisnai durumlarda ise gözlenen duble rekombinant bekleneni aĢar ve negatif müdahale değerleri verilir.

Rekombinasyon analizi ağırlıklı olarak üç nokta geri melezleme analizine ve onların geniĢletilmiĢ versiyonlarına dayanır. Dolayısıyla bu analizin adım adım özetinin verilmesi uygun olacaktır. Bir önceki örneğimizdeki v, ct, ve cv lokuslarının değerini kullanarak yapılan rekombinasyon analizini özetleyelim:

   


1-Her gen çifti için rekombinasyon frekansları hesaplanır. v-cv=%18.5, cv-ct=%6.4, ct-=%13.2 2-Genlerin bağlantı durumları bir bağlantı haritası üzerinde gösterilir. v ct cv 13.2ccM 6.4cM 3-Duble rekombinant sınıfları belirlenir.

   


4- Müdahale olayının olmadığı durumda beklenen duble rekombinantların sayı ve frekansının ne olduğu hesaplanır. Beklenen frekans =0.132×0.064=0.0084 Beklenen sayı= 0.0084×1448=12 5-Müdahale değeri hesaplanır. Gözlenen duble rekombinant sayısı=8 Beklenen duble rekombinant sayısı=12 M=1-8/12=0.33 veya %33

ĠNSANLARDA BAĞLANTI VE GEN HARĠTALAMASI

Ġnsanlarda planlanmıĢ genetik melezlemelerin mümkün olmaması ve herhangi bir eĢleĢmenin sonucu elde edilecek olan çocuk (döl) sayısının az olması bağlantı analizlerini oldukça zorlaĢtırmaktadır. Dolayısıyla geliĢmiĢ biyokimyasal tekniklerin uygulanmaya baĢlanmasına kadar, insanlarda bağlantı analizleri soy ağacı analizlerine dayanmak zorundaydı.

Böylece bir çoğu X kromozomu üzerinde bulunan genler arasındaki bağlantı iliĢkileri belirlenmiĢtir. X kromozomu üzerinde bulunan genlerin belirlediği özellikler, karakteristik soy ağaçlarının oluĢumu ile sonuçlandığından bu tip genleri belirlemek daha kolay olmuĢtur.

X kromozomları arasındaki rekombinasyon sadece diĢilerde gerçekleĢtiğinden (erkeklerde sadece bir X kromozomu olduğu unutulmamalıdır), potansiyel rekombinant gametler doğrudan erkek çocuklarda tanımlanabilmektedir.

Diğer bir ifadeyle, eğer anne bilinen gametik tipler açısından duble heterozigot ise ve genetik çalıĢma yapılabilecek sayıda erkek ve kız çocukları olmuĢsa rekombinasyon frekansını hesaplamak mümkün olacaktır.

Ġnsanlarda bağlantı analizine bir örnek olarak ġekil 5.10 da gösterilen ve X-bağlantılı karakterlerden olan renk körlüğü © ve hemofili hastalığı (h) ile ilgili pedigri verilebilir. ġekildeki pedigride bu iki hastalık açısından duble heterozigot (coupling Ģeklinde) olan bir annenin (sağlıklı ancak taĢıyıcı, H C/hc), sağlıklı bir erkekle (H C/Y) veya her iki hastalıktan etkilenecek (h c/Y) Ģeklinde annelerin rekombinasyona uğramamıĢ gamet aldıkları görülmektedir

Oysa altıncı erkek çocuğun annesinden rekombinant bir gamet alması sonucu (H c) bu çocuğun sadece renk körlüğü hastalığına sahip olduğu belirlenmiĢtir. Dolayısıyla bu pedigrideki rekombinasyon frekansı 1/6=0.167‟dir.

Genetikçiler pedigri analizi yöntemi ile otozomal genler arasındaki bağlantı durumlarını da anlamak için yoğun çaba sarf etmiĢlerdir. Kapsamlı soy ağaçlarının varlığında birbirleriyle sıkı bağlantılı otozomal iki genin birlikte hareket ettiklerini göstermek mümkündür. Örneğin bu yaklaĢımla Rh antijenlerini kodlayan genler ile, eliptositoz (oval eritrosit Ģekli) olarak ifade edilen fenotiple sorumlu olan gen arasındaki bağlantının ve az sayıdaki diğer bazı gen çiftleri arasındaki bağlantıların varlığı saptanmıĢtır.

1960‟lı yıllarda geliĢtirilen somatik-hücre hibridizasyonu tekniği ile insan genlerinin spesifik kromozomlara haritalanmaları gerçekleĢtirilebilmiĢtir. Bu teknikte farklı iki türün kromozomları Sendai virüsü gibi birleĢtirici bir ajan yardımıyla laboratuar koĢullarında hibrit bir hücre oluĢturularak bir araya getirilir. Ortak bir sitoplazma içinde iki farklı türün çekirdeğinin bir araya getirilerek oluĢturulan hücreye heterokaryon adı verilmektedir. Somatik hücre hibridizasyonu tekniği ile örneğin, insan ve fare hücrelerini birleĢtirmek ve birleĢen hücreleri normal atasal hücrelerden ayırmak mümkündür.

Heterokaryonlar in-vitro kültüre alındıklarında, iki çekirdek birleĢerek sinkaryon (synkaryon) adı verilen bir yapı oluĢtururlar. Daha sonra kültürleme iĢlemine devam edeildiğinde bir türün kromozomlarının her kültür generasyonunda azaldığı ve sonunda birkaç kromozomunun kaldığı gözlemlenmiĢtir. Ġnsan-fare sinkaryonunda da insan kromozomlarının her kültür generasyonunda azalmıĢ ve birkaç generasyonunda azalmıĢ ve birkaç generasyon sonra faker kromozomlarının tamamı ile sadece birkaç insan kromozomunu içeren farklı sinkaryonlar elde edilmiĢtir.

Buradaki temel mantık farklı sinkaryonlarda bulunan veya kaybolan kromozomlar ile izlenen gen ürünü arasında bağlantı kurmaktır. Yani, diyelim farklı insan kromozomlarını içeren üç adet sinkaryonda ortak insanlar kromozomu 17 nolu kromozom ve diğer kromozomların hepsi birbirinden farklı ise ve timidin kinaz (thymidine kinase, Tk)

Enzimini kodlayan gen takip ediliyorsa, bu besin ortamında yetiĢtirilirler. Ancak timidin kinaz üretebilen hücreler bu besi ortamında yaĢayabileceğinden ve yaĢayan hücrelerdeki ortak kromozom 17 nolu kromozom olduğundan, timidin kinaz geninin bu kromozom üzerinde olduğuna hükmedilir.

Bu araĢtırma tekniği birçok açıdan geliĢtirilerek kullanılabilir. Örneğin bazı hücreler belirli kromozomlarda delesyona uğramıĢ parçalar içerebilirler. 17 nolu insan kromozomunun uzun koluna sahip olmayan hibrit hücreler timidin kinaz genini taĢıyamayacaklarından (Tk-), Tk geninin 17 nolu kromozomunun uzun kolu üzerinde olduğu belirlenmiĢ olur.

. Bu iĢleme delesyon haritalanması adı verilmektedir. Birçok genin eĢ zamanlı gözlendiği durumda, genlerin bağlantı durumları protein ürünlerinin birlikte oluĢması veya yok oluĢu belirlenerek saptanabilir. Bu yöntemler kullanılarak X kromozomu ve somatik kromozomlar üzerine birçok önemli insan genlerinin haritalanması gerçekleĢitirilmiĢtir (ġekil 5.11

Ġnsanlarda bağlantı yani gen haritalarının oluĢturulması rekombinant DNA teknolojisini içeren çağdaĢ teknoloji ve Ġnsan Genom Projesi sayesinde en ileri noktasına taĢınmıĢtır. Tamamlanmak üzere olan bu proje sayesinde daha önce klasik yolla haritalanmıĢ olan genlerin üzerinde bulundukları kromozomlar ve aralarındaki uzaklıklar büyük oranda belirlenmiĢtir.

5.8. HARĠTA UZAKLIĞI ĠLE FĠZĠKSEL UZAKLIK ARASINDAKĠ ĠLĠġKĠ

Genetik melezleme yoluyla iki gen arasında hesaplanan harita uzaklığı çoğu zaman genleri birbirinden ayıran gerçek fiziksel uzaklığa veya DNA uzunluğuna karĢılık gelmektedir. Bu konuda önemli bir istisna herhangi bir rekombinasyonun olmadığı ve büyük bir uzunlukta DNA içeren sentromer bölgesidir. Aynı zamanda, rekombinasyonun kromozomun belli bölgelerinde toplandığı ve kromozom boyunca rastgele gerçekleĢmediği de göz ardı edilmemelidir.

Ġnsanlarda HLA genlerinin genetik harita ve fiziksel harita değerleri ġekil 5.12 de verilmekte olup, hesaplanan harita uzaklıkları ve DNA daki kilobaz sayıları (fiziksel uzaklık) gösterilmektedir. Örneğin, Bve C genleri fiziksel olarak birbirine çok yakın ve 0.1 c M uzaklıktadırlar. Diğer yandan, DP ve DR genleri fiziksel olarak C ve A dan daha yakın olmalarına rağmen harita uzaklıkları daha büyüktür. Bu durum DP ve DR arasında beklenenden daha fazla rekombinasyon olduğuna iĢaret etmektedir.

MUTASYON

Özel farklılık gösteren organizmalar olmaksızın (Genetik varyantlar) genetik analizler yapılamaz. Genetik varyantların kökeninde ise; organizmaların bir kalıtsal durumdan, diğer kalıtsal duruma geçmede doğal bir eğilime sahip olmaları yatar. Bu tür kalıtsal değiĢimlere MUTASYON deninir

  

Mutasyon; değiĢikliğe uğramıĢ bir gen ile ortaya çıkan fenotipik değiĢimdir. DeğiĢikliğe uğramıĢ hücre veya organizmaya MUTANT denir.( beyaz gözlü Drosophilia) Fenotipik varyabilite, karakterleri kontrol eden genleri inceleme imkanı verir. Bu yüzden mutasyonlar genetik çalıĢmaların temelini oluĢturur.

  

Mutasyonlar doğal evrim veya belli etkilerle yapay olarak ortaya çıkabilir. Mutasyon oluĢturan her türlü etkene MUTAGEN denir. Mutasyonlar: Gen mutasyonjarı, Kromozom mutasyonları, Genom mutasyonları ve Ekstranükleik mutasyonlar olmak üzere dört gruba ayrılırlar.

Gen Mutasyonu

Gen mutasyonunda; bir genin bir allel Ģeklinden baĢka bir allel Ģekline dönüĢmesidir. Böyle bir değiĢiklilik tek bir gen içinde oluĢtuğu ve bir kromozom bölgesine ait olduğu için GEN Mutasyonu veya NOKTA Mutasyonu olarak isimlendirilir.

Kromozom Mutasyonu

Varyabilitenin diğer bir Ģekli olan kromozom mutasyonunda; kromozomun parçalarının, bütün kromozomun veya kromozomların bütün setlerinin değiĢmesi söz konusudur. Kromozom mutasyonlarının etkileri; kromozomların ve onlar üzerindeki genlerin yeni düzenlemelerinden dolayıdır.

Bu arada bazı kromozomların kırılmasıyla meydana gelen kromozom mutasyonlarında, kırılma noktasındaki kopmalar ve genetik bilginin bozulmasıyla gen mutasyonlarına neden olabilir.

Genom Mutasyonları


 

Genom mutasyonları kromozom setlerinin veya setlerin parçalarının eklenmesi veya kaybına bağlı olarak kromozom sayısındaki değiĢimleri içerir. Ekstranüklek mutasyonlar stoplazmanın kompenenti olan DNA, Plastid ve Mitokondrilerde meydana gelir. Bu organlarda meydana gelen değiĢimler , gelecek nesillere yumurta hücreleriyle aktarılırlar. Stoplazmik- genetik erkek kısırlığı bu tip mutasyona örnektir.

GEN MUTASYONLARI
 

Bir gen seviyesinde meydana gelen mutasyonlardır. Gen mutasyonları : - Baz eĢlerinin birbirinin yerine geçmesi, -Ters dönmesi, - Bir veya daha fazla baz eĢlerinin eklenmesi - veya çıkmasını kapsayan DNA diziliĢindeki değiĢmeler sonucu oluĢur.

  

Bir gen mutasyonla değiĢikliğe uğrayana kadar dikkati çekmez. Mutasyonlar genetik bilimi için çok önemlidir. Gen mutasyonları bir çok allelin kaynağıdır ve populasyonlarda meydana gelen varyabilitenin çoğunun temelini teĢkil eder.

Genetik değiĢim; - kısırlığa neden olabilir. (male veya stoplazmik sterilite) - öldürücü olabilir. (morfolojik, fizyolojik veya biyokimyasal letalite) - veya istenen karakterde yeni bir oluĢuma sebep olabilir.

Genlerde meydana gelen değiĢmeler organizmalarda önemli sonuçlara neden olabilir ve bu genlerin görevlerini yapmaları mümkün olmayabilir. OluĢan farklı organizmalar yeni çevreye ve yeni durumlara adaptasyon göstermezse evrimi gerçekleĢmez. Gen mutasyonları genellikle kimyasal mutagenler kullanılmasıyla meydana gelir.

Refens noktası (Nirengi)

 

DeğiĢim incelenirken sabit bir haraket noktasına, bir referens noktasına (Nirengi), bir standarta ihtiyaç vardır. Genetikte normal tip standartı meydana getirir. Normal tip doğada bulunan veya labratuvar ırkında bulunan formdur.

Ġleri ve Ters Mutasyonlar
 

Standart allelden farklı bir allele doğru olan değiĢime ĠLERĠ MUTASYON; Daha önceden değiĢmiĢ bir allelden geriye standart allele doğru olan değiĢime de TERS MUTASYON adı verilir.

   

u ve v A a a A D d d D A ve a‟ nın allel genler, u ve v‟nin sırasıyla ileri ve ters mutasyon hızlarını gösterdiği kabul edilirse her iki tarafa doğru mutasyon hızları eĢit değildir. Genellikle u ≥ v dir. dominant D. resesif a

Spontan ve Suni Mutasyonlar

Mutasyonların oluĢumunda iki temel iĢlem: 1-Spontan mutasyonlar 2-Suni mutasyonlar

Spontan Mutasyonlar
   

Kendiliğinden meydana gelir. Hiçbir özel etki mutasyon oluĢumunda etkili değildir, Genlerin nükleotid diziliĢlerindeki tesadüfi değiĢmeler olarak kabul edilir. Mevcut genlerin parçası olan nitrojen bazlarının yapısını değiĢtiren kimyasal iĢlemlerle bağlantılıdır.

Sebepleri:

1-DNA kopyalama hataları: a) DNA kopyalama mekanizmasının neden olduğu mutasyonlar,yanlıĢ DNA sentezi sonucu meydana gelir. b) DNA bazlarının neden olduğu kopyalamadaki hatalar: A-C benzeri kötü bir baz eĢleĢmesi meydana gelir. DNA tekrar kopyalandığında AT‟nin yerine GC geçer. Bu transition mutasyonudur.

 

 

2-Kopyalama Esnasında OluĢan Çerçeve Kayması (Frameshift) mutasyonları: Bazen DNA kopyalaması,bir kodlama bölgesinin ortasında bir bazın eklenmesi veya çıkarılmasıyla sonuçlanır. Dolayısıyla o parçanın okunmasındaki çeviri değiĢir. Bu mutasyonlar, mtasyon noktasından mRNA‟nın ucuna kadar her kodonu değiĢtirdiği için çok Ģiddetlidir.


Kimyasal DeğiĢmeler: Sponton mutasyonları meydana getiren en yaygın kimyasal olaylar; temel bazların depurinasyon ve deaminasyonudur. Depurinasyonda bir purin ( adenin yada guanin) ve deoxyriboz arasındaki zincir kırıldığı zaman DNA dan ayrılır. Deaminasyon bir bazdan amino grubunun ayrılmasıdır.

SUNĠ MUTASYONLAR

Sponton olayların aksine herhangi bir suni faktörün (mutagen) etkisiyle ortaya çıkan mutasyonlardır. Spontan mutasyonların oranı çok düĢük olduğu için araĢtırıcılar genellikle mutagen‟leri kullanırlar. Radyasyon ve Kimyasal olmak üzere iki tip mutagen vardır.

Radyasyon

Ultraviole ( UV), gama, X-ıĢını ve Kozmik ıĢınlar doğada bulunan ve en yaygın Ģekilde kullanılan mutagenik ıĢınlardır. Radyasyon; dokuya geçmesinde iyon üretip üretmediğine bağlı olarak iyonize ve iyonize olmıyan diye ikiye ayrılır. X-ıĢınları ve gama ıĢınları iyon üretirken UV üretmez.

Bu radyasyon tiplerinin enerjileri büyük ölçüde farklıdır ve bu yüzden meydana getirdikleri DNA zararıda farklıdır. Radyasyona maruz kalan moleküllerin atomlarından elektron atılır. Böylece sabit molekül ve atomlar; serbest radikallere ve reaktif iyonlara dönüĢürler.


 

X-ıĢınları,gama ıĢınları ve kozmik ıĢınlar:
UV ıĢınından daha kısa dalga boyuna sahiptirler ve gözle görülebilen ıĢınlardan daha fazla enerjiktirler. Bu yüzden dokuların içine güçlü Ģekilde girer ve yol boyunca karĢılaĢtığı moleküllerin iyonize olmasına neden olur. Gama ıĢınları; X-ıĢınlarından daha yüksek enerjiye sahiptir.


 

UV ıĢınının; X- ıĢınından daha düĢük enerjideki dalga boylarına sahip olduğu için dokuya girme gücü sınırlıdır. Bu yüzden iyon üretmez. UV ıĢığı yararlı bir mutagen olarak kullanılabilir ancak yüksek dozlarda hücreleri öldürebilir. Bazı uygulamalarda sterilize aracı olarak kullanılır.

  

UV uygulamalarında dozun belli bir seviyede değiĢimi ile nokta mutasyonlarının oluĢumu arasında pozitif bir korelasyon vardır. Radyasyon dozları eklemelidir. Süre ile motasyon frekansı arasında bir iliĢki vardır. Akut kısa bir atımı, Kronik doz zaman içinde alınır ve mutasyon frekansı daha düĢüktür.

Kimyasal Mutagenler:
 

Günlük olarak çevremizde olan pek çok madde mutagendir. Sigara, pestisitler, herbisitler, gıda koruyucuları,endüstriyel kimyasal atıklar bu grupta yer alırlar. Kimyasal myagenler :Baz analogları, bazdeğiĢtiricileri ve baz ekleyici- çıkarıcılar olmak üzere 3 gruba ayrılırlar.

Baz analogları
   

DNA yapısında purin ve primidin bazlarından baĢka daha bir çok azotlu baz vardır. Bunlardan çoğu hücrede bulunur veya oluĢturulur. Diğerleri sentetik olarak elde edilir. Sentetik bazların bir kısmı hücredeki bazların analogudur.

Yapıları birbirine çok benzer ve hücrede ikisi beraber bulundukları zaman doğal bileĢiğe antagonist çalıĢırlar. Sentetik baz çoğu zaman doğal bazın yerine metabolize olur ve duplikasyon sırasında DNA yapısına katılır.

  

Analoglar içinde en çok 5-Bromurasi (5BU), 5-Brom-deoxiuridin(BrdU) Adenin analogu olan 2 Amino-purin(AP) kullanılır.

Baz değiĢtirici Mutagenler

Bazı kimyasal maddeler genin yapısına doğrudan katılmak yerine, genin kimyasal yapısını değiĢtirici etki yaparlar. Bu Ģekilde çalıĢan 3 çeĢit mutagen vardır: -Deamin edici ajan -Hidroksile edici ajan -Ve alkali edici ajan


Nitroz asit(HNO2 ): Bu madde amino grubu taĢıyan bazları deaminasyona uğratarak mutasyona neden olur. Hidroksilamin(NH2OH): DNA ya bir OH grubu ekleyerek sitozin ile reaksiyona girer. AlkillenmiĢ maddeler: Bir çok alkali gruplara sahiptir. Bunlar pürin ve pirimidin köklerindeki fosfat gruplarını alkile ederek DNA ile reksiyona girerler.

Baz ekleyici-çıkarıcılar (intercalating agents)

Akridin boyaları gibi belli moleküller DNA replikasyonu sırasında çift sarmalın bir veya her iki zincirindeki bitiĢik bazların arasına girer ve zincirde kaymalara neden olurlar. Sonuçta genin bir parçasının okunmasını değiĢtirerek çerçeve kayması (frameshift) mutasyonlarını oluĢtururlar.Bu grupa giren diğer mutagenle: proflavin, ethidium bromid, dioxin ve ICR-70

Somatik- Cinsiyet Hücreleri Mutasyonun KarĢılaĢtırlması
 

Somatik Mutasyonlar EĢeysel Mutasyon

Mutant tipler
    

Morfolojik mutasyonlar Letal mutasyonlar ġartlı mutasyonlar Biyokimyasal mutasyonlar Eksik fonksiyonlu mutasyonlar Fonksiyon artıĢlı mutasyonlar

Mutasyonların Belirlenmesi
     

Özel lokus testi (Mısır ve telgraf çiçeği) Bakteri funguslarda belirlenmesi Drosophliada (CIB) ile belirlenmesi BirleĢik X (XXY) kromozomu iĢlemi Mutasyonların Bitkilerde Belirlenmesi( opec2, lisin oranı yüksek kısır) Mutasyonların Ġnsanlarda Belirlenmesi (Soy ağacı)

 

Mutasyonlar Ne Kadar Yaygındır Mutasyon ve Kanser.

KROMOZOM MUTASYONLARI
  

Kromozom mutasyonları ikiye ayrılır: I- Kromozom yapısı mutasyonları. II- Kromozom sayısı mutasyonları...

KROMOZOM YAPISI MUTASYONLARI
 

Kromozom yapısındaki değiĢmeler: Kromozom parçalarının -yeniden düzenlenmesi, -Tek kromozomların sayısı veya -Kromozom gruplarının sayısında meydana gelen değiĢmelerdir.

Gen mutasyonunda olduğu gibi, kromozom mutasyonu terimi; iĢlem ve ürünün her ikisine uygulandığında, genomik düzenlemeler kromozom mutasyonları olarak isimlendirilebilir.

   

Bazı kromozom mutasyonları Mikroskobik deneyle Genetik analizle Her ikisiyle saptanabilir.

 

gen mutasyonları kromozom üzerinde mikroskopla asla belirlenemez; gen mutasyonu taĢıyan kromozom ile yabani alleli taĢıyan kromozom mikroskop altında aynı görünüĢe sahiptirler. Kromozom mutasyonları hücre ve organizmanın yapısında anormalliklere sebep olur.

 

Bunun iki nedeni vardır: 1- Kromozom mutasyonları gen sayısında veya genlerin konumunda anormalliklere neden olabilir. 2 –Kromozom mutasyonu kromozom kırılmasına yol açarsa kromozomun fonksiyonunda bozulmaya yol açabilir.

   

Kromozom mutasyonları biyolojinin bir çok dalında çok önemlidir. 1- AraĢtırmalarda belli sorulara cevap verecek Ģekilde genlerin özel düzenlemesine imkan sağlar. 2- Uygulama seviyesinde özellikle tıpta, bitki ve hayvan ıslahında önemlidir. Sonuçta kromozom mutasyonları evrim aĢamalarının parçası olarak genomların Ģekillenmesinde araç olmaktadır.


Normal ve anormal kromozom setlerini ve onların genetik özelliklerini çalıĢmak SĠTOGENETĠK olarak adlandırılır. Sitogenetik ve genetik birbirini tamamlayan iki alt daldır. Sitogenetikçiler; normal genomu standart veya yabani tip olarak kullanırlar.

Bir sitogenetikçi, meydana gelen değiĢimleri belirlemeden önce genomun normal özelliklerin ve sınırlarına aĢina olmalıdır. Bu yüzden kromozomların topoğrafyasını iyi bilmesi gerekir.

Kromozomların yapısal özellikleri
 

Kromozom Büyüklüğü: Tek bir genomun kromozom büyüklüklerinde farklılıklar olabilir. Ġnsan genomunda I. Kromozomdan 22. kromozoma kadar büyüklük açısında 3-4 kat farklılık vardır. Sitogenetikçi sadece büyüklüğüyle tek kromozomları belirlemede zorlanabilir, fakat benzer büyüklüktekileri gruplandırabilir.

Sentromerin yeri
 

Sentromer iğ iplikçiklerinin bağlandığı yerdir. Sentromerlerin yerlerine göre kromozomlar telosentrik, akrosentrik ve metasentrik olarak sınıflandırılır. Sentromerin yeri sadece kol oranını değil, aynı zamanda anafazda kromozomların karĢı kutuplara çekilmesi esnasında kromozomların Ģekillerini de belirler.

   

Bu anafaz Ģekilleri Bir çobuk Ģeklinden Bir J bir V ye dönüĢebilir.


Lepidoptera takımında iğ iplikleri bütün kromozom boyunca bağlandıkları için sentromerler belirgin değildir. Böyle bir kromozom kırıldığı zaman her iki parçada kutuplara çekilir. Tek sentromerli bir kromozomda kırılma, sentromeri olmadığı için kutuplara taĢınamayan bir parça meydana getirir. Böyle parçalara Asentrik kromozom denir.

Belli organizmaların sentromerlerinin ve kromozom uçlarının (Telomer) moleküler yapısı günümüzde artık bilinmektedir. Morfolojik olarak farklı olmasına rağmen Telomerler çok özel bir moleküler yapıya sahiptirler. Bu da normal kromozom iĢleyiĢi bakımından önemli olmaktadır.

Nüklear organizatörler (NOR)
  

Nükleoli, r-RNA‟yı içeren hücre içi organellerdir. Farklı organizmalar kromozom seti baĢına değiĢen sayıda çekirdekçik içermektedir. Bir çok tür iki nükleoli‟ye sahiptir.

Nükleoli, bir kromozom setinde çok özel pozisyona sahip olan ve nükleolar organizatörler (NOR) olarak adlandırılan, kromozomların ikincil boğumlarının yanında bulunur. Bunlar; r-RNA‟yı kodlayan genleri içerir. NOR‟ın pozisyonu sentromerinkine benzer Ģekilde sitogenetik analiz açısından birer iĢarettir

Kromomerler

 

Kromomerler mitoz ve mayozun profazı esnasında kromozom boyunca bulunan boncuk bezeri yapılardır. Homolog kromozomlar, homolog kromomer setine sahip olma eğilimindedirler. Bu yapılar markör olarak yararlı olmalarına rağmen moleküler yapıları bilinmemektedir.

Heterokromatin

 

Kromozomlar Feulgen boyası gibi kimyasallarla boyandığında farklı bölgeler farklı Ģekilde boyanır. Yoğun boyanan bölgeler heterokromatin, zayıf boyanan veya boyanmayan bölgeler ise ökromatin olarak isimlendirilirler. Heterokromatin ya kalıcı yada fakültatiftir. Ökromatinle birlikte sitogenetik markerlardır.

Kromozom bantları
  

Bantların yerleri ve büyüklükleri kromozomlara özeldir. Sık kullanılan bantlardan bazıları C,G,N,R ve Q bantlarıdır. Bütün kromozomal markerlar sayesinde sitogenetikçiler bütün türlerde kromozomların hepsini ayırtedebilirler. ġekil 10.3 buğday idiogramı, 10.4 mısır kromozom haritası

Kromozom markerları sadece kromozomların özellklerini belirlemede değil, kromozom mutasyonlarını belirlemek içinde kullanılırlar. Kromozom yapısındaki mutasyon kaynaklı değiĢmeler kromozomun yeniden düzenlenmesi diye bilinir. Bunlar markerlardaki değiĢmelerle bilinir.

 

Yapısal kromozom mutasyonlarında kromozomların iki özelliği önemlidir. 1- Profaz I de kromozomların homolog bölgeleri güçlü bir eĢleĢme eğilimine sahiptirler. 2-Yapısal değiĢmeler genelde kırılmaları kapsar ve kırılan uçlar çok reaktiftir. Diğer uçlarla birleĢme eğilimindedirler. Telomerler değildir.

KROMOZOM YAPISINDAKĠ DEĞĠġĠKLĠK TĠPLERĠ
Bir kromozomun yeniden düzenlenmesi herhangi bir doku hücresinde meydana gelebilir.  Ve sonuçta normal grup, yeni grupla birlikte heterozigot bir karyotip oluĢturur.  Somatik dokuda meydana gelen yeniden düzenlemeler bir hücrede veya hücrelerin somatik bir sektöründe fenotipik etkilere sahip olabilir.

Bu düzenlemeler üreme dokusunda meydana gelirse heterozigot gametleri ortaya çıkarabilir. Orijinal yeni düzenlemeler gametlerin bir kısmına girebilir ve alıĢılmıĢın dıĢında tipler meydana gelir. ( Atay 85)

Yeniden düzenlenmiĢ gametlerin karĢı cinsin normal gametleriyle bir araya gelmesi muhtemeldir. Böylece zigot ve bu zigottan meydana gelecek F1 lerin bütün hücreleri heterozigot olacaktır. Böylece düzenlemenin fenotipik etkisi oldukça belirgin olabilir.

Kromozom Yapısı DeğiĢimleri (Kromozom Mutasyonları) Genetik bilgide değiĢimlere neden olan olaylar kromozomların yapılarındaki değiĢmeler sonucunda da meydana gelir. Bu olaylarda kromozom sayısı aynı kalır fakat kromozomlarda bazı parçaların kaybolması, fazlalaĢması veya yer değiĢtirmesi yoluyla kalıtsal materyal değiĢime uğrar.

Kromozom kırıklarına yol açan etkenlere Radiomimetik Etkenler denir (x, gamma ıĢınları, UV ıĢık, çeĢitli kimyasal maddeler vb) Kromatid tipi kırılmalarda, bir kromozomun yalnız bir kromatidinde kırılma olur. Kopan parça sağlam olan kardeĢ kromatidin yanında ve ona çok yakın olarak kalır.

Kromozom tipi kırılmalarda ise bir kromozomun her iki kromatidi aynı noktada kırılır, iki kırık uç meydana gelir ve kromozom biri sentromerli (sentrik) diğeri sentromersiz (asentrik) olmak üzere iki parçaya ayrılır.

Kırılmayı üç farklı olay izleyebilir; 1.Kırık uçların yeniden birleĢmeden kalmasıdır. Bu durumda sentromersiz olan parça sonuçta kaybolur. 2. Kırık uçların yeniden birbirine bağlanmasıdır, böylece kromozom eski yapısını kazanır yani hiçbir değiĢiklik olmaz.

3. Kırılmalarla oluĢan kromozom parçalarının bir veya iki ucuna aynı veya farklı kromozoma ait bir parçanın bağlanmasıdır.

Birçok araĢtırıcıya göre kırılmalar rastgele meydana gelmezler, yani kromozomlar üzerinde bazı bölgelerin kırılmaya karĢı duyarlılıkları diğer bölgelere göre daha fazladır.

Kromozomlar ayrıca, genellikle tek kromatid halinde oldukları zaman yani metabolik evrede daha kolay kırılırlar. Yeniden yapıĢma olmaması durumunda meydana gelen sentromerli ve sentromersiz parçalar mitoz ilerlerken uzunlamasına yarılır ve her biri iki kromatid meydana getirir.

Daha sonra her parçadaki iki kromatidin kırık uçları birbiriyle birleĢebilir. Bu olaya kardeĢ kromatidlerin birleĢmesi denir. KardeĢ kromatidleri birleĢmiĢ olan parçalar sentromerli ise sonunda iki sentromerli (disentrik) bir kromatid, sentromersiz ise U Ģeklinde sentromersiz bir kromatid meydana gelir.

Disentrik kromatid olayı izleyen anafazda sentromerlerden birinin bir kutuba, diğerinin öbür kutuba çekilmesiyle iki kutup arasında bir köprü olarak gerilir; bu tip köprüler mitozun daha sonraki aĢamalarında ya fazla gerilme nedeniyle koparlar ya da bölme çeper oluĢumuyla kesilirler. Sentromersiz olan parçalar ise daha sonra kromatin tanecikleri halini alırlar ve sitoplazma içinde kaybolurlar.

Delesyon
 

Kromozomların parça kaybetmesi olayıdır. Kromozomun bir ucundan bir parçanın kopup kaybolmasını bazı araĢtırıcılar, Defisiyens, kopup kaybolan parçanın aradaki herhangi bir bölgeden olması durumunda da Delesyon olarak adlandırmaktadır. Buna göre defisiyenste kromozomun tek bir noktasında, delesyonda ise iki noktada kırılma meydana gelmektedir.

Kromozomun hangi bölgesinden olursa olsun parça ve bunun sonucunda genlerin kaybolması olayı için genellikle sadece Delesyon deyimi de kullanılmaktadır. Delesyon oluĢumuna yol açacak olay, bir kromozomun kendi üzerinde dönüp ilmek oluĢturmasıyla baĢlayabilir.

Delesyon bir baĢka Ģekilde, -özellikle sinapsis evresinde birbiriyle temasta olan iki kromozomun kesiĢme noktasında kırılmalar olması ve - meydana gelen parçaların farklı kromozomlara yapıĢmasıyla oluĢabilir.

   

Yeniden yapıĢma sonucunda; -kromozomlardan birinde bazı genler eksilir yani delesyon meydana gelir. -Diğerinde ise bu genler fazla sayıda bulunur Bu durum ise duplikasyon adı verilen baĢka bir kromozom yapı değiĢikliğidir.

Delesyonlu kromozom mayoz sırasında normal homoloğu ile eĢleĢtiği zaman her iki kromozomda birbirinin homoloğu olan kısımlar eĢleĢir ve normal kromozomun delesyonlu parçanın karĢılığı olan bölgesi dıĢarı doğru bir çıkıntı yapar.

Ġki homolog kromozomdan sadece birinin delesyonlu olmasına heterozigot delesyon, her ikisinin de aynı bölge için delesyonlu olmasına ise homozigot delesyon adı verilir. Homozigot delesyon durumunda o parçada taĢınan genler homolog kromozomların her ikisinde de bulunmadığı için canlı genellikle yaĢayamaz.

Heterozigot durumda ise -kaybolan kromozom parçası büyük ise yine ölüme yol açabilir, -küçük ise canlının fenotipinde değiĢmeler meydana getirir.

Delesyon meydana gelirken oluĢan kromozom parçası ve onun meydana getirdiği delesyon halkası sentromerli ise hücrede varlığını devam ettirir. Dominant allelin kaybolması nedeniyle resesif bir allelin fenotipte kendini belli etmesi olayına yalancı dominantlık adı verilir.

 

Ġnsanda da, bazı kromozomlardaki delesyonların yol açtığı çeĢitli sendromlar bilinmektedir. Kronik miyelositik lösemili hastalarda 22. kromozomun uzun kolunda büyük bir delesyon vardır (Philedelphia kromozomu). Bu hastaların bazılarında ise kopan parça diğer bir kromozoma yapıĢmıĢtır.

 

5. Kromozomun kısa kolundaki delesyon ise “cri du chat” sendromuna yol açar. Bu tip doğumlarda, çocuklar gırtlak yapılarındaki kusur nedeniyle kedi sesine benzer Ģekilde ağlarlar.

Duplikasyonlar

Duplikasyon:Bir kromozomun herhangi bir parçası fazla sayıda gen taĢımasına duplikasyon denir. Bu olayda delesyonun tersine bir parça çoğalması vardır.

Herskowitz‟ e göre; bir kromozomda iki noktada kırılmaların olması ve oluĢan kırık uçların onu izleyen replikasyon sonuna kadar yapıĢmamasıdır. Replikasyondan sonra bu uçlar yeniden birleĢirken kırık parçaların yanlıĢlıkla farklı kromozomlara yapıĢmasıyla yavru kromozomlardan birinde aynı parça birden fazla bulunabilir.

  

BaĢka bir kromozoma eklenen parça, o kromozomda aynı genlerin bulunduğu bölgeye veya farklı bağlantı gruplarına bağlanabilir. Ayrıca, bu parça benzeriyle aynı veya ters yönde yerleĢim gösterebilir. Duplikasyonların canlılar üzerinde zararlı etkileri çok fazla değildir. Genellikle ölüme yol açmazlar, fakat canlıların fenotipinde çeĢitli değiĢiklikler ve anormallikler meydana getirirler

Ġnversiyon
   

Bir kromozomun içinden kopan bir parçanın dönerek koptuğu yere ters yönde yeniden yapıĢmasına denir. Ġnversiyon sonucunda kromozomdaki genlerin diziliĢ sırasında değiĢme olur. Delseyonda olduğu gibi bir kromozomun ilmek oluĢturduğu yerden kırılmasıyla baĢlayabilir. Fakat kopan kromozom parçası ters dönerek eski yerine yapıĢır.

 

 

Ġnversiyon da homozigot veya heterozigot olabilir. Koptuğu yere ters dönerek yapıĢan kromozom parçası sentromeri içeriyorsa perisentrik, içermiyorsa parasentrik inversiyondan söz edilir. Ġnversiyonlar homozigot halde çoğu kez öldürücüdür, heterozigot durumda ise fenotipte yeni karakterlerin belirmesine ve verimlilikte azalmaya yol açar.

Mayoz sırasında perisentrik inversiyon ilmeğinin içinde krossingoverın yer alması sonucu delesyonlu ve duplikasyonlu kromatidler meydana gelir. Parasentrik ilmeğin içinde krossingoverın meydana gelmesi de disentrik ve asentrik kromatidlerin oluĢumuna yol açar. Disentrik kromatid anafazda iki kutup arasında bir köprü gibi gerilir ve sonraki aĢamada kopar.

Asentrik kromatid parçası ise sentromeri olmadığından kutuba çekilmeyip hücrenin ortalarında bir yerde kalır ve daha sonra da kaybolur. Mikroskop altında anafazda, bir kromozom köprüsü ve ona yakın bir yerde duran sentromersiz bir kromatid parçasının görülmesi heterozigot inversiyona iĢarettir. Aslında heterozigot inversiyon bazı hallerde krossingover oluĢumunu baskılamaz ama krossingover sonucu oluĢan kusurlu ürünlerin yok olmasına neden olur.

Defisiyens, Delesyon ve Ġnversiyon

Duplikasyon ve Translokasyon

Translokasyonlar
 

 

Homolog olmayan kromozomlar arasında kromozom parçalarının yer değiĢtirmesine denir. Translokasyona yol açan kromozom parçası yer değiĢimleri çeĢitli Ģekillerde -tek taraflı veya -karĢılıklı olabilir. Bunların bir grubu basit translokasyon olarak adlandırılır.


Bu tipte, bir kromozomda tek bir noktada kırılma olur ve parçalardan biri bir baĢka kromozomun ucuna yapıĢır. Bir diğer tip ise, interkalar translokasyon olarak bilinir. Bu durumda kromozomların birinde iki yerde, bir baĢkasında ise tek noktada kırılma olur ve aradan çıkan parça tek noktada kırığın olduğu kromozomun o bölgesine eklenir.

 

KarĢılıklı translokasyon ise en fazla rastlanan ve en iyi araĢtırılmıĢ olanıdır. Bu tipte, iki ayrı kromozomda birer kırılma olur ve kopan parçalar birbirinin yerine geçerler, yani homolog olmayan iki kromozom arasında parça alıĢveriĢi olur.


 

Bazen homolog olmayan kromozomlarda sentromere yakın yerlerde kırılma ve onu izleyen parça değiĢimi meydana gelebilir. Bir büyük ve bir de çok küçük kromozom ortaya çıkar. Küçük kromozom dölde kaybolabilir. Böylece baĢlangıçtaki iki akrosentrik kromozomdan tek bir metasentrik kromozom meydana gelir.

 

KarĢılıklı translokasyon homozigot veya heterozigot olabilir.

 

Heterozigot translokasyon sitolojik olarak saptanabilir. Bu tipte iki farklı homolog çifte ait kromozomlardan birer tanesi translokasyona uğrar. Bunlar artık orjinal kromozomların tam homoloğu değildir.

 

Kısmen biri ve kısmen de diğeriyle homoloji gösterirler. Bunun sonucu olarak kromozom eĢleĢmesi sırasında translokasyon noktasında dik açı yapacak bir biçim alırlar ve ancak bu Ģekilde translokasyonlu kromozomların farklı parçaları orjinal kromozomdaki normal homologları ile eĢleĢebilir.

EĢleĢen bu dört kromozom bir haç Ģeklini andırdığından bu yapıya translokasyon haçı adı da verilir Mikroskop altında böyle bir kromozom haçının görülmesi heterozigot translokasyonun iĢareti sayılır.

Ġnsanda daha çok basit translokasyonların varlığı saptanmıĢtır.

Down sendromunun nedenlerinden biri de 21. kromozomun D grubundan bir kromozoma (özellikle 14. kromozoma) eklenmesidir.

Sonuç olarak; farklı mekanizmalarla meydana gelen kromozom yapı değiĢmelerinde bazen -genlerin kopya sayılarında azalma veya çoğalmayla bazen de -yeni bağlantı gruplarının oluĢmasıyla, ama hemen hepsinde kendini gösteren - yer durumu etkisiyle canlıların fenotipinde değiĢmeler ortaya çıkar.

Mutasyon Islahı

Biyolojik sistemlerin mutasyon analizine ek olarak genetikçiler mutasyonu baĢka amaçlarla da kullanabilirler. Üstün vasıflı bir kültür bitkisi elde edebilmenin yolu; - melezleme yapmak ve arzu edilen vasıflara sahip bireyleri -açılan generasyonlarda seçmektir.

 

Bu yaklaĢım; mevcut olan genetik varyasyonun doğal kullanımını içerir. Seleksiyon için varyasyonu elde etmenin diğer yolu; bireyi her hangi bir mutagenle muamele etmektir. Bu yolla genetik varyasyon arttırılabilir.

  

Mutasyonda : Anterler mutasyona uğratılabilir ve bunlar daha sonra tozlamada kullanılabilir. Dominant mutasyonlar sonraki generasyonda izlenirken resesifler kendileme ile daha ileri safhalarda ortaya çıkar.

  

Alternatif olarak mutasyonda tohumlar kullanılabilir. Embriyoda bulunan bir hücre mutasyona uğrayabilir Bu hücre somatik veya eĢeysel bir dokuda yer alabilir. Somatik dokuda dominant mutasyon hemen görülür, ileri safhalarda kaybolur.

EĢeysel hücre mutasyonları ise uygun yöntemlerle seçilir.

Kromozom sayısındaki DeğiĢmeler

Genom Mutasyonları EĢeyli üreme gösteren canlılarda gametlerde bulunan kromozomlara takım veya genom adı verilir ve sayıları “n” sembolü ile gösterilir. ÇeĢitli tipleri olan ve her birine farklı adlar verilen kromozom sayısı değiĢmeleri baĢlıca iki gruba ayrılır.

 

Kromozom Sayısındaki DeğiĢmeler: I- Euploidy (Öploidi) Autoploidi (Autopoliploidy) Alloploidi (Allopoliploidy)

II- Aneuploidy (Anöploidi) -Nullisomikler (2n-2) -Monosomikler (2n-1) -Trisomikler (2n+1 -Tetrasomikler (2n+2)

  

1.Öploidi Kromozom takım sayısındaki değiĢmelerdir. Bir takımdaki kromozomların sayısının hepsinin birden tam katlar halinde yükselmesi veya organizmada sadece tek takım kromozom bulunması biçiminde olabilir.

Çeşitli öploidi çeşitleri (her harf bir kromozomu işaret etmektedir)

 

1.a) Monoploidi Normalde diploid olan hayvan veya bitki türlerinde ender olarak bazı bireylerin hücrelerinde sadece bir takım yani n sayıda kromozom bulunur. Bu olaya monoploidi, böyle bireylere de monoploid adı verilir. Bu olay ilk kez 1924‟de Datura (Datura stramonium) bitkisinde gösterilmiĢtir.

Datura stramonium

 

Bitkilerden Sorghum, Triticum, Hordeum ve diğer bazılarında da monoploid bireylere rastlanır. Hayvanlarda ise bazı böcek türlerinde monoploidi normal olarak bulunur. Örneğin bal arılarında diĢiler diploid erkekler ise monoplioddir.

  

Monoploidler genellikle döllenmemiĢ yumurtanın geliĢmesiyle oluĢurlar. Monoploidler ait oldukları türün diploid bireylerine genelde benzerler. Fakat onlardan daha küçüktürler.

 

Bunlarda her kromozomdan sadece bir tane taĢındığı için bütün genler de tek kopya halinde bulunurlar. Yani, her monoploid sahip olduğu genlerin hepsi için hemizigottur. Bunun sonucu olarak resesif genler de etkilerini fenotipte belli ederler.

Monoploidlerde mayoz bölünme sırasında kromozom eĢleĢmesi olmadığından kromozomların kutuplara çekiliĢleri düzensizdir, sonuçta da dengesiz eĢey hücreleri meydana gelir. Bu durum monoploid bireyin kısır olmasına yol açar.

  

Modern bitki ıslahında monoploidlerden önemli ölçüde yararlanılmaktadır. Böyle bitkiler yapay olarak polenlerin geliĢimiyle de elde edilebilirler.(Anter kültürleri) Örneğin, düĢük sıcaklık etkisiyle polen embriyoid haline geçebilir bundan da monoploid bitki elde edilebilir. Bitki ıslahında monoploidlerin kullanımı sırasında tarım açısından elveriĢli karakterler saptanabilir.

Doku kültürü yöntemleriyle monoploid bitki elde edilmesi


1.b) Poliploidi Poliploidi bir takımdaki kromozom sayısının hepsinin birden ikiden fazla kata yükselmesidir. Bu olay sonunda 3n, 4n, 5n ve daha yüksek katsayılı kromozomlara sahip bireyler meydana gelir. Bu bireyler sırasıyla triploid, tetraploid, pentaploid vb. adlar alırlar.

 

Poliploidiye hayvanlarda çok sık rastlanmaz. Çünkü dölde poliploid bireylerin oluĢumuna yol açacak birden fazla takım (örneğin 2n) taĢıyan gametler verebilecek bireylerin bir arada bulunma olasılığı çok düĢüktür.

Ġnsanda da poliploidi ender bir olaydır. Ġnsanda genellikle düĢüklere yada ölü doğumlara neden olmaktadır. Çok ender olarak canlı doğanlar (69, XXX) saptanmıĢtır.

  

Buna karĢılık poliploidi bitkilerde oldukça sık görülür. Doğada birçok bitki cinsine ait türler bir poliploidi serisi oluĢtururlar. Bu durumda, serinin en alt basamağındaki haploid kromozom sayısına temel kromozom sayısı adı verilir ve “x” harfi ile gösterilir.

Örneğin bir cinste 2x, 3x, 4x sayıda kromozomlara sahip türler varsa bu sayıların her biri, o türün bireylerindeki somatik kromozom sayısının; yani 2n‟in karĢılığıdır. Eğer bir poliploidin somatik hücrelerinde 6x bulunuyorsa ve x=12 ise bu bireyin kromozom sayısı 2n=6x=72 olur.

 

Poliploid bitkiler tarımda çok kullanılır. Kültüre alınmıĢ bitkilerin birçoğu (elma, muz, arpa, buğday, kahve, pamuk, patates, tütün, Ģeker kamıĢı vb.) poliploiddir. Poliploidlerin ortaya çıkıĢı birkaç yolla mümkün olabilmektedir.

1. Mayozda kromozom sayısının yarıya inmesinin önlenmesi ile somatik hücrelerdeki kadar genoma sahip gametlerin oluĢumu. Bu durum eĢey hücreleri meydana gelirken C-mayoz oluĢumuyla veya hücrelerin nukleuslarının kaynaĢmasıyla sağlanabilir.


Kromozomlar I. Anafazda yarı yarıya zıt kutuplara çekilecekken, aynı nukleus içinde kalırlar (restitüsyon nukleusu). Bir restitüsyon nukleusu II. mayoz bölünmeyi geçirerek iki hücre (diyad) meydana getirir. Normalde beklenen dört hücre (tetrad) yerine meydana gelen diyadın hücrelerinden her biri tetradınkinden büyük olmakta ve onun iki katı sayıda kromozom taĢımaktadır.

 

2. Zigotun ilk mitoz bölünmeleri sırasında kromatidlerin farklı kutuplara çekilmesinin veya enine çeper oluĢumunun engellenmesiyle hücrelerin (veya nukleusların) kaynaĢması. Böylece embriyo geliĢimi sırasında bireyin kromozom sayısı iki katına yükselebilir. Bu olaya kromozom ikileĢmesi adı da verilir ve kısaca “x2” iĢareti ile gösterilir.

Yüksek sıcaklık veya bazı kimyasal (kolĢisin) maddeler mitotik iğ üzerinde etkili olur ve bir süre onun çalıĢmasını önlerler. Bu uygulama sırasında mitoz bölünmenin metafazında sentromerlerin yarılmasıyla kromatidler birbirinden ayrılır. Fakat iğ mekanizması çalıĢmadığı için kromatidler farklı kutuplara çekilemez ve mitoz sonucunda ana hücredekinin iki katı kromozoma sahip bir hücre meydana gelir (C mitoz).

3. Bir yumurta hücresinin birden fazla sperm tarafından döllenmesi sonucunda da poliploid bireyler meydana gelebilir. Poliploid bireyler sahip oldukları kromozom takımlarının kökenine göre iki gruba ayrılır.

A)Otopoliploidi (Otoploidi)

Bir poliploidin sahip olduğu kromozom takımlarının hepsi aynı türe aitse olaya otopoliploidi adı verilir. (AAAA) Bu durumda poliploidi aynı türün bireyleri arasında meydana gelmiĢtir.

Avtopoliploidi fertler. a-Zigotun ilk bölünmesi esnasında kromozomların kutuplara çekilmesi engellenmiĢtir. b-Gametlerin teĢekkülünde mayoz bölünmeye mâni olunmuĢtur.

  

Ototetraploidilerde verimli eĢey hücreleri medya gelme Ģansı pek fazla değildir. Çünkü bunlarda her kromozom çeĢidinden dört tane bulunur. Mayoz profazındaki kromozom eĢleĢmesi sırasında dört kromozom birbiriyle yarıĢır ve çeĢitli olasılıklar ortaya çıkabilir.

Homolog kromozomlar ikiĢer ikiĢer eĢleĢerek normal bivalentleri meydana getirebilir veya univalent, trivalent ve hatta kuadrivalent oluĢabilir.

Ototetraploidlerde mayozda eşleşme olasılıkları.

Döl verme olasılıkları düĢük olmakla birlikte bazen doğada özellikle bitkiler arasında kendiliğinden meydana gelmiĢ otoploidiye rastlanmaktadır. Otoploidler arasında ototriploidilere de oldukça sık rastlanmaktadır.

 

Örneğin, mayozun normal olmaması nedeniyle oluĢan bir diploid gametin aynı türe ait bir haploid gamet tarafından döllenmesi sonucu bir ototriploid ortaya çıkaracaktır.( Suni olarakta oluĢturulabilir) Ototriploid organizmaların döllerde devam etme Ģansları ototetraploidlere göre daha azdır. Çünkü kromozom takımlarının tek katlar halinde arttığı bu bireylerde ileri derecede kısırlık görülür.

Ototriploidlerde mayozda eşleşme olasılıkları.

  

Muzun yenen çeĢitleri ototriploiddir. Bazı kıymetli karpuz, elma ve armut çeĢitleride ototriploiddir. (Çekirdeksiz) Triploid elmalar diploid olanlara göre daha iri, daha dayanıklı ve C vitamini bakımında daha zengindir. Endüstri için özel triploid oluĢturulabilir

Kromozom sayısındaki artıĢın az olduğu poliploidi durumlarında bitkiler diploid formlara göre daha iridir; -çiçekleri, -yaprakları ve -meyvaları bakımından adeta bir dev yapı gösterir.

Hayvanlarda ototriploidi, gonozomlarla otozomlar arasındaki dengeyi bozduğundan kısırlığa veya intersekslerin meydana gelmesine neden olmaktadır.

Allopoliploid (Alloploidi) i
 

Bir poliploidin sahip olduğu genomlar birden fazla türe aitse olaya allopoliploidi denir. Allopoliploidide baĢlangıçta farklı türlere ait kromozom takımlarının bir organizmada bir araya geldikten sonra tam katlar halinde artıĢı söz konusudur. Buna göre, allopoliploidi bireylerin ortaya çıkması için önce farklı türlere ait bireylerin birleĢerek tür melezlerinin meydana gelmesi gereklidir.

Tür Melezi Farklı türlere (temel karakterleri bakımından birbirine çok benzerlik gösteren ve kendi aralarında eĢleĢerek verimli döller meydana getirebilen bireylerin toplamı) ait bireylerin eĢleĢmesiyle meydana gelen melezlere tür melezi denir.

Tür melezleri bazen kısmen, çoğu kez de tamamen kısırdır. Kısırlık çeĢitli nedenlerden ileri gelir: 1. Ġki farklı türün genleri arasındaki uyuĢmazlık: Bunun sonucu olarak tür melezlerinde eĢey organları kusurlu geliĢir veya mayoz bölünmede karıĢıklıklar meydana gelir.

2. Ġki farklı türün kromozomları arasında uyuĢmazlık; a) Kromozom sayısı bakımından uyuĢmazlık: Çaprazlanan iki türe ait kromozomların oldukça fazla homoloji gösterdiklerini, fakat sayı bakımından farklı oldukları durumlardır. Örneğin, bir türün genomunda A=7, diğerinkinde ise B=14 kromozom bulunsun.

Bu iki türün çaprazlanmasından meydana gelen tür melezi AB genomlarına sahip olur ve mayoz sırasında A genomunun ve B genomunun 7‟Ģer kromozomu normal eĢleĢir fakat B genomunun diğer 7 kromozomu univalent halinde kalır.

Bu univalentlerin kutuplara çekilmeleri tamamen rastgele olacağından değiĢik sayılarda (7+0, 7+1, 7+2,……….7+6 vb.) kromozom taĢıyan gametler meydana gelir.

b) Kromozom yapısı bakımından uyuĢmazlık: Genellikle türlerdeki kromozomlar çeĢitli yapısal değiĢmelerle birbirinden farklılaĢmıĢtır. Çaprazlanan farklı türlerin bireylerinin kromozom sayıları aynı bile olsa kromozomlar arasında homoloji bulunmadığından tür melezinde normal kromozom eĢleĢmesi olamaz.(Arpa ve Çavdar) Bu da mayozda karıĢıklığa, dengesiz gametlerin meydana gelmesine ve sonuçta kısırlığa yol açar.

Renner ve Müntzing (1930) genetik uyuĢmazlığın kısırlık meydana getirmek üzere etkili olduğu evreye göre, tür melezlerinde kısırlığı iki kısma ayırmıĢlardır. Genetik uyuĢmazlığın diploid dokular üzerine etki yaparak eĢey organlarının kusurlu geliĢmesine ve görevlerini yapamamalarına neden olduğu tipi diplontik kısırlık olarak adlandırmıĢlardır.(Sporphytic sterility)

Haplontik kısırlık olarak tanımladıkları tipte ise genetik uyuĢmazlığın gametlere yada gametofite etki ettiğini kabul etmiĢlerdir. (Gametophytic sterility)

Genellikle kısır olan tür melezleri bazen verimli ve sabit hale geçerler, yani karakterlerini koruyarak dölden döle devam ederler. Bu da ancak tür melezlerindeki kromozom sayılarının tam katlar halinde yükselerek allopoliploid duruma geçmeleri ile gerçekleĢebilir.

Bir tür melezinde kromozom sayısının yükselmesi çeĢitli yollarla olabilir: 1. Örneğin, AA genomunu taĢıyan bir türe ait birey BB genomuna sahip bir baĢka türe ait birey tarafından döllenecek olursa meydana gelen tür melezi AB genomunu taĢır.

Bu melez A ve B takımları arasında homoloji bulunmaması nedeniyle kısmen yada tamamen kısır olacaktır.

Allopoliploid fertler. a-Zigotun ilk bölünmesi esnasında kromozomların kutuplara çekilmesi engellenmiĢtir. b-Gametlerin teĢekkülünde mayoz bölünmeye mâni olunmuĢtur.

Ama eğer kendiliğinden veya özel bir uygulama sonucu AB zigotunun ilk bölünmeleri sırasında kromozom sayısı iki katına çıkarılırsa allotetrapoliploid (AABB) bir birey oluĢur. Allotetrapoliploidilere amfidiploid de denilmektedir.

Allopoliploid fertler. a-Zigotun ilk bölünmesi esnasında kromozomların kutuplara çekilmesi engellenmiĢtir. b-Gametlerin teĢekkülünde mayoz bölünmeye mâni olunmuĢtur.

 

Allopoliploid bireylerde farklı takımlara ait kromozomlarının her birinin sadece bir homoloğu vardır. Bu nedenle mayoz sırasında normal eĢleĢmeler yaparak bivalentleri oluĢtururlar. Bazen allopoliploid tür melezleri doğada kendiliğinden meydana gelir.

Böyle melezlerin herhangi bir yolla allopoliploid duruma geçmesi hem tür melezlerinin verimli hale geçmesine yol açar hem de yeni türlerin oluĢumuna neden olur. Bu bakımdan poliploidinin evrime önemli katkısı vardır.

Allopoliploidilerin meydana gelişine yol açabilecek değişik yollar

Ekmeklik buğday (Triticum aestevum) bu Ģekilde meydana gelmiĢ poliploid türlere iyi bir örnek oluĢturur. Bir allopoliploid olan T.aestevum‟da üç ayrı genom (AABBDD) bulunur.

Yapılan sitolojik çalıĢmalar bu genomlardan ikisinin (A ve B) bir tetraploid olan T. dicoccum‟da üçüncüsünün (D) ise diploid ve yakın akraba bir cins olan Aegilops‟da bulunduğunu ortaya koymuĢtur. Tür melezlerinden poliploid yoluyla yeni türler meydana geliĢine ait diğer bir örneği Nicotiana tabacum (tütün) oluĢturur.

Alloheksaploid yapay buğdayın (Triticum aestevum spelta) elde ediliş şeması.

Genome: Meiosis bölünme sırasında kromozom davranıĢları ve hibridizasyon denemelerinin sonuçlarıyla ilgili gözlemler, çayır türlerinde genetik materyalin tamamı, birbirinden belirgin olarak farklı gruplara ayrılabilmektedirler. Bu grupların her birsine farklı bir isim verilebilmektedir. A, B,C veya D gibi

 


  

Triticum içinde 5 genome belirlenmiĢtir. Am : Yabani kaplıcada mevcut. T. Monococcum Au : T. Urartu da mevcut B : Bütün tetraploid buğdaylarda mevcut. Bunun kaynağının Ae. Speltoides olduğu zannedilmektedir. G : T.timopheevi de mevcut. T. speltoides‟e benzer. D : Ae.squarrosa‟da bulunmaktadır.

    

Am :
Au : BAu :

T. monococcum
T. urartu T.turgidum

GAu : T. timopheevi AuBD :T. aestivum

A.sylindrica T.tauschii

T.urartu

A. ovata

T.tauschii

A.speltoides

T.dicoccoides

T. dicoccum

T. durum

T. polonicum

T. turanicum

T.turgidum var. plenianum

T.speltaT A.speltoides

T. spelta

T. aestivum T. compactum

Yapay olarak elde edilmiĢ ve tarımda geniĢ çapta kullanım potansiyeline sahip bir örnek de Triticale,Triticum (buğday 2n=4x= 28 veya 2n=6x=42) ile Scale (çavdar 2n=2x=14) arasında elde edilmiĢ hexaploid veya octaploid bir amfidiploiddir. Bu bitkide buğdayın yüksek verim özelliğiyle çavdarın dayanıklılığı bir araya gelmiĢtir.

Poliploidi, bazen bir bireyin somatik hücrelerinde de meydana gelir ve o zaman endopoliploidi (endoploidi) olarak adlandırılır. Endopoliploidi endomitoz adı verilen olayın sonucudur.

FarklılaĢmıĢ ve bölünme yeteneği kaybolmuĢ hücrelerde bazen nukleus zarı kaybolmadığı halde kromozomların mitozda olduğu gibi boyuna bölünerek sayılarını iki veya daha fazla kata yükselttikleri bilinmektedir.

Fakat bu olay sırasında iğ oluĢumu ve sitokinez meydana gelmez, bunun sonucunda sayısı artan kromozomlar aynı hücre nukleusu içinde kalırlar. Bu olay ilk kez Geitler tarafından izlenmiĢ ve olaya endomitoz adı verilmiĢtir.

Endomitozla oluĢan yavru kromozomlar bazen birbirinden ayrılarak bağımsız kromozomlar halini alır, o zaman buna polisomati‟de denir. Eğer yavru kromozomlar birbirinden ayrılmaz ve çok sayıda kromatidden ibaret dev kromozomları meydana getirirlerse o zaman politeni‟den söz edilir. Politeni dipter larvalarının tükürük bezi hücrelerinde çok sık görülür.

 

Endopoliploidinin tam tersi bir olay somatik redüksiyon‟dur. Bazen bölünme halindeki hücrelerde sitokinez çok hızlı olur fakat kromozom duplikasyonu (iki katına çıkma) onu aynı hızla izleyemez. O zaman hücrede bulunan kromozomlar iki yavru hücreye paylaĢtırılır.

 

Böylece kromozom sayısı normaldakinden az olan yavru hücreler meydana gelir. Endomitoz gibi somatik redüksiyon da somatik hücrelerde kromozom sayısı değiĢmelerine yol açar.

Anöploidi
  

Bir takımdaki kromozomlardan birinin veya birkaçının sayısının değiĢmesi olayıdır. Bu olay mayoz veya mitozdaki anormallikler sonucu ortaya çıkar. Anöploid bir birey çoğu kez haploid sayıdan fazla veya eksik sayıda kromozom taĢıyan eĢey hücrelerinin (anöploid gametlerin) döllenmeye katılmasıyla meydana gelir.

 

Böyle gametler, mayoz sırasındaki bir hata sonucu oluĢurlar. Normal olarak her bivalentteki iki kromozomun 1. anafazda birbirinden ayrılıp zıt kutuplara çekilmesi gerekirken bazen bir bivalentin iki kromozomu birbirinden ayrılmayıp birlikte aynı kutba gider. Bu olaya kromozomların ayrılmaması (nondisjuction) adı verilir.

Anöploidinin çeĢitli tipleri vardır; Monosomi: Diploid bir bireyde tek bir kromozomun eksik olması durumudur. Böyle bir birey, mayoz sırasında kromozomların ayrılmaması nedeniyle oluĢmuĢ ve bir kromozomu eksik olan (n-1) bir gametle normal (n) bir gametin birleĢmesi sonucu meydana gelir ve kromozom sayısı 2n-1 olur. Monosomik poliploidler yaĢayabilirler. (Chineese spring)

Nullisomi: Bir organizmada bir kromozomun homoloğu ile birlikte eksik olması yani bir kromozom çeĢidinin hiç bulunmamasıdır. Bu tip diploid bireyler 2n-2 formülü ile gösterilirler. Nullisomik bireyler aynı çeĢit kromozomu kaybetmiĢ iki anöploid (n-1) gametin birleĢmesiyle meydana gelir.

Polisomi: Bir takımdaki kromozomlardan birinin veya birkaçının sayısının artması olayıdır. Polisomi artan kromozom sayısına göre trisomi, tetrasomi vb. adlar alır.

Trisomi: Bir diploidde bir kromozomun fazla bulunmasıdır. Böyle bireylerin kromozom sayıları 2n+1 formülü ile gösterilir. Eğer iki ayrı kromozom çeĢidinden birer kromozom fazla bulunuyorsa buna çift trisomi denir ve formülü 2n+1+1 biçimini alır.

X+1

x

x+1

x+1

2x+1 2n+1

2x+1+1 2n+1+1

Trisomik bireyler bir kromozom çeĢidine ait iki homoloğu birden taĢıyan bir anöploid (n+1) gametle normal (n) bir gametin birleĢmesiyle meydana gelir. Trisomik bitkiler genellikle diploidlere göre daha zayıf ve verimleri daha düĢüktür.

Çünkü 3 adet bulunan kromozomlar mayozda eĢleĢme sırasında trivalent yaparlar ve genellikle bunların ikisi bir kutuba biri de diğer kutuba gider, sonuçta n ve n+1 kromozomlu gametler meydana gelir. Ġnsanda en çok rastlanan trisomi örneklerinden biri, kadında yumurta oluĢumunda 21. kromozom çiftinin mayozda ayrılmamasıyla meydana gelir.

Bu yolla oluĢan gametlerle normal haploid gametlerin döllenmesinden 47 kromozomlu olan ve 21. kromozomu 3 adet olarak taĢıyan (triplo-21) çocuklar doğar. Triplo-21 ilk kez 1866‟da Down tarafından gösterilmiĢ olan bir sendromun (Down sendromu veya Mongolizm) nedenlerinden biridir.

Down sendromunun bir diğer nedeni, fazla 21. kromozomun diğer bir otozoma, özellikle D grubundan bir kromozoma yapıĢmasıyla meydana gelen bir translokasyondur.

 

Böyle çocuklar doğdukları zaman kolaylıkla tanınabilirler. Çünkü göz kapakları Mongol tipinde (epikantik), elleri büyük, ağızları açık, damakları dardır. Büyüme sırasında zeka geliĢimleri geri kalır, bu çocuklardaki zeka geriliğine mongol tipi idiotluk da denir.

Edward sendromu (triplo-18): Bu tip çocuklarda çok sayıda yapısal bozukluk görülür. Genellikle doğumdan 3- 4 ay sonra ölürler, bazıları ise yaklaĢık 2 yaĢına kadar yaĢamaktadır. Patan sendromu (triplo-13): 13. kromozoma ait trisomiden kaynaklanır.

Tetrasomi Diploid bir bireyde takımdaki kromozomlardan birinin dört tane bulunmasıdır, tetrasomik bireyler 2n+2 formülüyle gösterilir. Anöploidi olayına poliploidilerde de rastlanmaktadır. Bunlarda takımlardaki kromozomlardan bir veya birkaçındaki artıĢ hiperploidi, azalma ise hipoploidi olarak adlandırılır.

x+1

x+1

2x+2 2n+2

KANTĠTATĠF GENETĠK
 

Bitki boyu Tane rengi

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->